You are on page 1of 557

j

ARNOLD
TOYNBEE

CA STUDY OF HISTORY)

Yazarve Jane Caplan tarafindan
gözçen gfçirilmiŞ ve kısaltıln]ış
yenı baskı, 90'ı renkli 507 reslIll
- __ . v . 23 harita ve sema
.
Istanbul 1978

i

8ateş Yaymlarl

İÇİNDEKİLER

ÖNSÖZ

BÖLüMI TARİHİ N BİçiMi

1 Tarihle İlgili Düşüncelerin Göreceligi
2 Tarihi İncelemenin Abnı
3 Bazı TErimierin Tanımları
4 İnsanlığın Başından Geçen Olaylano Genişlemesine·
İncelenmesi Geregi
5 Geçiş Toplumu
6 Uygarlıklann Karşılaştıll11al1 İncelennıesi
7 Helen ve Çin Modelleri
8 Yahudi Modeli
9 Uygarlıkların Gözden Geçirilmesi

BÖLüMIl UYGARLIKLARINDOGuşU

10 Uygarlıkların Doğuşunun Tabiatı
llDoguş Nedeni: ırkmı?
12 Çevre mi? ,
13 Meydan Okuma-ye-Tepki
14 ÜStünleşmenin Çetinligi

15 Elverişsiz Cografi Koşulların Teşviki
16 Eziyetlerin Teşviki
il Dogmadan Alen Umı-Iı k lar

BÖLÜMIII UYGARLIKLARIN BÜYÜMESİ
18 Büyünıenin Durdurulmasına Ornekler
19 Büyümenin ölçütü

BÖLÜM IV UYGARLlKLARIN ÇÖKÜŞLERİ
20 Detemnme İnanmalı mıyız?
21 Mimesis'in (Thklidin) Mekanikligi
22 Rollerin Degişmesi
23 Atina ve\enedik Geçici Bir Benlige Thpınma
24.Dogu Roma İrnparatorluğu:Ge<;ici BirKurumun
Putlaştırılması
25 Davut'laGolyat:Geçici Bir1&niğeThpınma
26 Roma Papalıgı: Zafer Sarhoşluğu

BÖLÜM V UYGARLIKLARIN ÇÖZüLMESİ

2710plumsal ÇÖZÜImerıin ozelligi ve
Belirtileri
28 İç Proletaryalar
29 Dış Proletaryalar
30Ruhta Ayrışma
31 Çözülmedlayının laiattıgı
Meydan Okuma

BÖLÜMVI EVRENSEL DEVLETLER
32Evrensel Devletler:Ataç mı, Amaç mı?
33iletkenligin ve Barışın Nimetleri
34 Ulaştırma
35 Diller ve Yazılar
36 Başkentler
37 Kamu Hizmetleri
38Evrensel DevletlerinBir Geleceği Olabilirmi?

BÖLÜMVII EVRENSEL DİNLER

39 Ur mu, Krizalit mi?
40 Ayn TürdenToplumlar mı?
41 Bir Hayale mi,yoksa BirGerçeklige Karşı
Tepkiler mi?

BÖLÜMVIII KAHRAMANLIKÇAGLARI
42 Barbar Geçmişi
43 imge ve Gerçeklik

BÖLÜM IX UYGARLIKLARARASIND\
MEKAN içİNDETEMASLAR

44 çagdaş UygarlıklarAnısında
Karşılaşmalar
45 Modern Batı ve Rusya
46 Modern Batı ve Dogu Asya
47 İskender-sonı:ası HelenToplumuyla
Karşılaşmalar
48 Çagdaş Uygarlıklar Atasında Karşılaşmaların
Toplumsal Sonuçları
49 Çagdaş Uygarlıklaf Anısında Karşılaşmaların
Psikolojik Sonuçları

BÖLüM X UlGARLIKLARARASIND\
ZAMANİÇİNDE TEMASLAR

50 Kurum1arın,rasa1ann ve Felsereıerin
Rönesansları
51 Dillerin, Edebiyatların ve Görsel Sanatlann
Rönesansıarı
52 Dinlerin Rönesanslan

BÖLÜM XI TARİHİ NiÇİN İNCELEMELİ?

53 Tarih Düşüncesinin Öze1ligi
54Thrihçiler Eylemde

HARİTALAR

KRONOLOji

METİNLE İLGİLİ NOTLAR

RESİMLERİN LİSTEsİ

İNDEKS

.,

Bu kitap, kendi adının akla getirdiklerini gerçekleştirmek is-
ÖNSÖZ teyen bir girişimin sonucudur: İnsanoğlunun tarihine bir bütün
olarak bakmaya çalıştım. Bu, tarihe başlangıçtan bugünkü 1972
yılına kadar bakmak ve aynı zamanda global bir biçimde bakmak
aruamına gelir.
Bakışımız zaman-boyutu içinde ister istemez ölçek dışı kala·
caktır. Bizler, insanlık-öncesi atalarımızın insan olmadan önce ya-
şadıkları yarım, belki de bir milyon yıl boyunca birkaç kemik ve
bir miktar paleolitik (yontma taş) araçtan başka bir kayıt bırak·
mayan ilkellerdik. Tarım, hayvanların evcilleştirilmesi, çömlek ya·
pımı ve dokumacılık ancak on bin yıllıktır: Uygarlık ancak beş blıı
yaşındadır ve bizim insaruık tarihiyle ilgili bilgilerimizin çoğu, bu
nisbeten yakın zamanlarla sınırlanmıştır. Tarihe coğrafi anlamda
global bir biçimde bakmak, zamansal derinliği içinde bakmaktım
daha kolaydır; ama dengeli bir global bakış içlıı önce kendimizi
bir yanılsamadan kurtarmalıyız. Belirli bir ülkenin, bir uygarlı­
ğın, bir dinin, bizim olduğu içlıı, sırf bu nedenle merkezi bir ko-
numda ve üstün olduğunu düşünmek bir yanılsamadır. Bir tarih-
çi için tarihe kendi atalarına duyduğu bağlılık açısından bak-
mak, onun, global panoramayı gerçek orantıları içinde görmeslııi
zedeleyen raslansal bir pürüzdür.
Peki ama tarih neden bir lııceleme konusudur? Neden içlıı­
de bulunduğumuz zaman ve mekan ufkunun dışında şeylerle uğ­
raşalım? Günümüzde daha geniş bir bakışa sahip olmamızı gerek-
tiren pratik nedenler vardır. Son beş yüzyıl içinde yeryüzünün bü-
tün çehresi, çevresini saran hava da dahil olmak üzere, fiziksel
bakımdan, teknolojinin şaşırtıcı ilerlemesi sonucu içiçe örülmüş­
tür, ama insanoğlu politik bakımdan henüz birleşmemiştir. «Me-
safenin yokedilmesi" nden önceki zamanlardan bize kalıtımla ge-
çen yöresel yaşayış biçimlerimizle hala birbirimizlıı yabancısıyız.
Bu durum korkunç bir tehlikedir. İki dünya savaşı ve günümüzde
de süren dünya çapında yaygın endişe, bunalım, gerilim ve şiddet
bütün hikayeyi anlatıyor. İnsanoğlu tek aile gibi bir şey yarat-
mayı başaramazsa mutlaka kendini yok edecektir. Birbirimize bu
nederue yakınlaşmalıyız: Bu da birbirimizin tarihiyle yakınlaşmak
aruamına gelir, çünkü İnsan yalnızca şimdiki an içlııde yaşamaz.
İnsanlar, zihni bir zaman akışı Içinde, geçmişi hatırlayarak, ge-
leceğe -umut ya da korkuyla- bel bağlayarak yaşarlar.
Günümüzde tarihi genişlemesine incelemenin pratik nederu
apaçık ortada ve kendinl güçle duyuruyor. Ama tarihi, insan so-
yunun tükenmemesi kaygısıyla incelemeye zorlanmasaydık bile,
merak duygusu bizi harekete geçirecekti; çünkü merak duygusu
insan tabiatının ayırıcı melekelerinden biridir. Tam anlamıyla re-
fah ve güvenlik içinde olsaydık ylııe de içlııde bulunduğumuz
Evrene karşı bir merak duyardık. Kaldı ki bu iki ideal hedefe ula·
şan bir insan toplumu hiç bir yerde ve hiç bır zamanda görülmedi.
Bunu kendi yaşantılarımdan biliyorum. Hayatım boyunca sü-
ren bir merak duygusu beni tarih çalışmalarına yöneltti. Kendimi
bildim bileli kafam tarihe yatkındI. Annem de tarihçiydi. Onun
tarihe duyduğu ilginin bulaşıcı ve uyarıcı bir yanı vardı. Aynı
zamanda, eskiden bir,denizci olan büyük amcamın yanında büyü-

LO

müştüm. Bir East Indiaman (üç direkli, yelkenleri dört köşeli bir
gemi tipi) kaptanıydı. Hindistan'ı;., Çin'e yaptığı yolculukların
hikayeleri beni heyecana boğardı. Böylece, akılcı, düzerıli ve barış
içinde bir dünyada yaşayacağıma inanmak gibi bir aldatmaca
içinde yetiştirildiğim halde, merak yüzünden tarih çalışmalarına
başlamıştım. 1914'ün Ağustos ayında yirmi altı yaşıma gelene ka-
dar da, tarihi genişlemesine inceiemenin pratik bir nedeni olabi-
leceğini farketmemiştim. Gerçeklerin bilincine varmama yol açan
olay Birinci Dünya Savaşının patlaması oldu. Aynı olay bana, ge:
niş kapsamlı bir tarih incelemesinin gerektirdiği koca yığınlar
halindeki tarihi bilgileri kullanabilmek için bir de yöntem sağladı.
1914 yılı beni üxford'da, Klasik Yunan tarihi dersleri verirken
yakaladı. 1914 yılının Ağustos ayında beni yavaş yavaş saran ya-
şantının tıpkısının, İ.Ö. beşinci yüzyılda yaşamış bir tarihçi olan
Tukidides'in de başından geçmiş olduğu birden zihnimde aydın­
landı. ü da benim gibi dünyasını ikiye bölen büyük bir .kardeş sa:
vaşının etkisini duymuştu. Tukidides bu kuşağın büyük savaşının
o zamanın dünyasında çığır açıcı bir niteliği olacağını önceden
görmüş ve zaman geçtikçe olaylar onu doğrulamıştı. Şimdi görü-
yorum ki Klasik Yunan tarihiyle Modem Batı tarihi getirdikleri
yaşantılar açısından çağdaştılar. İkisinin de akışında bir paralel-
lik vardı. Karşılaştırmalı olarak incelenebilirlerdi. Çok geçmeden
Yunan tarihiyle Batı tarihinin birçok başka örneği bulunan belli
bir türün modeli olduklarıni anladım. Saydığım uygarlıklar yirmi
bire kadar Çıktı: Şimdi ise, modele tam uymayan birkaç örnek dı­
şında, en azından otuz bir tane sayabillrim. Yirıni, otuz örnek,
karşılaştırmalı bir inceleme için yeterlidir.
Geniş kapsamlı bir tarih incelemesi için beni eğiterıler ara-
sında annemi, amcamı, Tukidides'i ve iki başka Yunan tarihçisi-
ni, Herodotus ile Polybius'u anabilirim. Bu iki tarihçi de kendi
ufuklarında belirdiği ölçüde panoramik dünya tarihleri yazmış­
lardı. Çocukken, İngiltere'deki kontlukların adlarını ve İngiliz
krallarının yaşadıkları tarihleri ezberletmelerine sinirlenirdim.
Sık sık kötülük ve pek ender olarak da iyilik yapmakta birleşen
İsrail ve Filistin kralları, komşuları Asurlular ve Mısırlılar koIUl-
sunda merakımı uyandırmışlardı. Burıların derin izler yaratan
anıtlarının bazılarını da British Museum'da seyredebiliyordum.
Tarih kadar şiir ve felsefeyi de içeren yoğun bir Yunan ve Latin
edebiyatı çalışması zihni ufuklarımı genişletmişti. Tukidides bana
1914 Ağustos'unda, izlerini bugün hala duyduğum bir şok etkisi
yapmıştı. 1915 ve 1916 yıllarında okul arkadaşlarımın hemen he-
men yarısı öldürülmüştü. Bir yandan da öteki savaşkan ülkelerde
ölen yaşıtlarımın sayısı da bundan aşağı kalmıyordu. Ömrüm
uzadıkça, kötülüğün kısa kestiği bu hayatlar karşısında duydu-
ğum acı ve öfke artarak büyüyor. Çocuklarımın, torurılarımın
böyle bir kaderi olmasını istemiyorum. Bu kitabın yazılması, in-
sarılık halinin önÜffie serdiği anlamsız cinayetlerin meydan oku-
yuşuna karşı gösterdiğim tepkilerden biridir.
Tarih Bilinci üzerinde 1920'den 1972 yılına değin çalıştım.
1920'nin yazında ateş almayan ilk atışımı yaptıın. 1921 yazında
İstanbul'la Kale arası trende «Bölümler»in başlıklarını karaladım.
Bu başlıkların çoğu şimdiki düzeltilmiş ve resimli edisyonda bu-

11

lunmaktadır. Eserin kısaıtılmamış şeklion iki cilde kadar çıkar.
1927 - 1939 yılları arasında yaklaşmakta olan İkinci Dünya Sa-
vaşıyla yarışarak, ilk altı cildin sonuncusunu İkinci Dünya Sa-
vaşı patlamadan kırk gün önce yayımlatmayı başardım. 1954'de
VII - X. ciltleri, 1956'da XI. cildi (Tarih Atlası ve Coğrafya Sözlü-
ğü). 1961'de de XII. cildi «(Yeni Düşüncelerı,) yayımlattım.
1924'den 1956'ya kadar Tarih Bilinci ile ilgili çalışmalanm
iki başka iş arasına sıkışmıştı. O sıralar Londra'daki Royal Ins-
titute of International Affairs'e (Kraliyet Uluslararası İlişkiler
Enstitüsü) uluslararası aktüelolayların yıllık bir taramasını ya-
pıyor ve karımla birlikte İkinci Dünya Savaşının politik tarihini
yazıyorduk. Bu iki büyük ve uzun süren girişim birbirlerinin ta-
maınlayıcısıydılar. Bu iki işten birini yapabilmem için aynı anda
ötekini de yapmam gerekiyordu. Her zaman bir ayağım şimdiki
zamanda, öbür ayağım da geçmiş zamanda durmuşumdur. Aynı
duruş biçimi, İnceleme'min bu düzeltilmiş ve resimli edisyonu
için de geçerlidir, yalnız burada gözlerimi aynca geleceğe de
çevirmiş bulunuyorum. İnsanın şimdiyi ve geçmişi .incelerken ge-
leceğe gözlerini kapaması mümkün değildir; mümkün olsa bile
çok ters bir şeyolurdu bu.
Tarih Bilinci'nin şimdiki düzeltilmiş ve resimli edisyonu, iş­
birliği ile gerçekleşmiş bir girişimdir. Oxford University Press ile
Thames and Hudson arasında bir sözleşmeye dayanılarak Bayan
Jane Caplan ile benim çalışmalarımızın bir araya gelmesinin ürii-
nüdür.
Eserin şimdiki biçimi, hem 12 ciltlik orijinalinden, hem de
D. C. Semerwell'in ilk on cildi kısaltarak yaptığı baskıdan birkaç
bakımdan ayrıdır.
Bu kitap resimli olan ilk edisyondur ve resimler, kendilerine
eşlik eden altyazılarla birlikte, kitaba yeni bir boyut kazandır­
maktadır. Resimler bir metni yalnızca vurgulamakla kalmazlar,
kelimelerin yeterince dile getiremediği birçok şeyi de aktarabi-
lirler. Resimler Thames and Hudson'da çalışan Bayan Bruckner
tarafından sağlandı. Bayan Bruckner'in bulduğu bir sürü resim
arasından seçmeyi bayan Caplan'la ben, danışarak yaptık. Resim
altlarının müsveddelerini Bayan Caplan hazırladı, ben de düzelt-
tim.
Aradan geçen zaman içinde kitapta beliren boşluk arı Bayan
Caplan'ın bulması ve bunları doldurması için önce Bayan Bruck-
ner'le birlikte kitabın orijinalinin planını ve içeriğini çok sıkı ça-
lışmalan gerekti. Bundan sonra, Bayan Caplan'la çıkardığımız
kitabın yeni şeklini Bayan Bruckner'in resimlendirmesi mümkün
oldu. İnsanın gözünü korkutan bu işi gerçekleştiren iki meslek-
daşıma derin şükran borcu içindeyim. Kitabın şimdiki biçimiyle
sonuçlanan işbirliğini onların sıkı çalışmaları mümkün kılmıştır.
Kitabı şu biçimde tek başıma çıkaramazdım. Söylediğim gibi bu
eser işbirliğiyle yaratılmıştır: Ancak buna işaret ederken bir nok-
tayı saklı tutuyorum. Kitabın eleştirileri yalnızca bana' yöneltil-
melidir. Meslekdaşlarımın araştırmaları benim düşüncelerimden
çok daha sağlamdır.
Kitabın şimdiki biçimi, Semerwell'inki gibi bir kısaltmadır.
Ancak bu sefer kitap daha, değişik çizgilerle kısaltıldığı için ne Se-
12

merwell'in eserinde, ne de orijinalinde bulunmayan bazı yeni ko-
nuıarı da ekleyecek yer bulunmuştur. Semerwell ilk on cildi bütün
yapısıyla özet halinde yeniden yazmayı başarınıştı. Böylece kaçı­
nılmaz olarak, benim tezimi destekleyen tarihi örneklerin' çoğu­
nu dışarıda bırakmıştı. Kitabın bu edisyonuna orijinalinden ak-
tarılan bölümlerde ayrıntıların pek çoğunu saklamak mümkün
olmuştur. Ek cilt olan XII. cilt ("Yeni Düşüncelerıı) şimdi ilk ola-
rak kitabın bütünlüğü içine yerleştirilmiş bulunuyor.
Ayrıca, "Yeni Düşüncelerııin yazıldığı 1961'den sonra meyda-
na gelen olayları ve keşifleri de göz önünde bulundurmak müm-
kün oldu. Örneğin, savaş sanatında kaydedilen «ilerlemelerııin ard
arda uğradığı yenilgilerin acı bir alayla dolu tarihi birkaç adım
daha izlenebildi (Ne yazık ki bu hala bitmemiş bir hikayedir).
Sahra'nın güneyinde yaşayan yerli uygarlıkların daha önce bilin-
meyen tarihleri de öteki yöresel uygarlıkların yanında yerini al-
dı. İlk on cilt için notlarımı yazmaya başladığım 1927 yılında, Tro-
pik ya da Güney Afrika'nın Araplar ya da Batı Avrupalılar gelme-
den önce hiç bir tarihleri olmadığı sanılıyordu. O zamandan bu
yana Afrika'nın bu önemli bölgesi, kısmen arkeolojik araştırma­
lar, kısmen de elde edilen en eski belgesel kanıtlarla daha çok ay-
dınlık kazandı. Tropikal Afrika'daki tarım ve metalürji sanatları
tarihinin Batı Avrupa'nınkiyle karşılaştırıIabileceğini artık bili-
yoruz. Doğu Asya uygarlığının uzak tarihi ile bu yörenin bütün
dönemlerinin ekonomik ve sosyal tarihi de daha berrak bir odak
noktası haline geldi. Biz çalışmalarımızı sürdürürken Çin dünya
işlerinde en önemli rollerden birini oynamaya başlayarak normal
konumunu kazandı. Kitabın bu edisyonunda bunları ve benzeri
yeni olayları göz önünde bulundurmakla insanlık sorunlarının
bilgilerini ve anlaşılırlığını genişletmeye çalıştık.
Klasik Yunan'ın iki büyük epik şiirinden ikincisi olan Odys-
seia'da Menelaos adlı bir korsanın Troya kuşatmasından sonra
evine dönerken yolunu kaybetİnesi üzerine deniz tanrısı Proteus'u
kaçırmasını anlatan bir hikaye vardır. Menelaos, Proteus'un falı­
na bakmasını ister, ama ona bunu yaptırmak için Proteus'u sıkı
sıkı tutmayı başarınası gerekmektedir. Ne var ki Proteus'un bu
kaçırılma olayına karşı cevabı durmadan biçimini değiştirmek
olmuştur (İngilizce'deki «değişkenıı anlamına gelen protean keli-
mesinin kökeni budur). Tarih protean'dır. Siz onu belli bir biçim-
de yakalar yakalamaz o gene, Proteus gibi, biçimini değiştirecek­
tir. O kadar ki, bazan tanınması bile güçleşir.
Biçim değiştirmek tarihin tabiatında vardır, çünkü tarihin
tabiatı, üzerine yeni şeyler ekleyerek devam etmektir. 1914 Ağus­
tos'unda bana bu kitabı yazdıran ilk itkiyi duyduğum andan şim­
diki cildin yayımlanmasına kadar tarih, kendi uzunluğuna elli
yedi yıl daha ekledi. Her ekleme bütünün kendisini değiştirir;
çünkü biriken deneylerimizin ışığında geçmişin tümü birden de-
ğişik bir görünüm alır. örneğin Tukidides'in anlattığı Yunanistan
bana 1914 Ağustos'unda, 1914 Temmuz'unda olduğundan daha
değişik göründü, çünkü aradan geçen zaman içinde Birinci Dün-
ya Savaşı patlamıştı ve bu şüphesiz ki dünyanın eski toplamı üze-
rine eklenen olağanüstü uğursuz bir olaydı.
Birinci Dünya Savaşı olağanüstüydü ama onun bu niteliği

13

Bizim ya- şadığımız çağ. ne de başka herhangi bir insan edimi nihai ola- maz. tarihin çehresini 20. Arkeologlar. Yöntem izlemek yerine beklen- medik çıkışlarda bulunuyorlar. 'bütün geçmişi şimdiden çok farklı gösteren değiş. bilgilerin çoğalmasıy­ la nasıl olsa meydana gelecek değişimleri vurgulayarak.Akad ve Mikene uygarlıklannın ve Shang hanedanının kayıtlarını da deşifre ettiler. !. misyoner dinlerin. Şimdilerde tarih her an bizi şaşırtacak kadar hızlı oluşuyor. Bu nedenle kitabın bu şekli. Mikene ve Maya'yı. 221 'de Çin'in politik bakımdan birleşme­ si. Ansızın patlak veren birtakım başka olaylar da onun gibi dünyanın tüm tarihi görünümünü de- ğiştirmişti: Örneğin tÖ. Minos. O zamandan bu yana birçok uygarlığın ka- lıntılarını gömülü bulundukları derinliklerden kazıp çıkardılar: Örneğin bütün bütün unutulmuş olan Sümer . Ama aynı nedenle şimdiki biçimi de olayların sürüp giden akışı ve bilgilerin çoğal­ masıyla günün birinde eskimeye mahkumdur. belki iki bakımdan kendine özgüdür. tarımın ve su gücünden yararlanmanın yaygınlaşması. Çağı­ mızın ikinci özelliği de geçmişi bize iki kez biçim değiştirmiş olarak göstermesidir. ama onsuz edilmez bir katkıdabulundu. Son zamanlarda teknolojinin gösterdiği olağanüstü ilerleme dolayısıyla «mesafenin yokedilişi» sonucunda çağımızın bir özel- liği. Yunan ve Çin fel- sefelerinin gelişmesi. arkeolog- ların geçmişe bakışlarında da kesin dönemeçler yaratmıştır. 633'de Arapların ortaya çıkması. yüzyılda Moğolların Kuzey Doğu Asya steplerinden dışarı taşması. Napoleon'un 1798'de istila ettiği Mısır'da ve ayrıca Amerika kıtasında arkeologların yaptıkları keşifler. arkeologların yeni bulgula- rı ışığında da değişiyor. Daha sonra Sümer . 13. Geçmişin görünümü yalnızca bizim şimdiki deney- lerirniz açısından değişmekle kalmıyor. Çin'in Shang dönemini. okurlarının. 334'e kadar İskender'in Çanakkale'yi geçişi. 1934 ile 1954 yılları arasında ya- yımlanan on ciltlik orijinalinden çok farklıdır. İndüs kültü- rünü. değişim hızının eskiyle ölçülmeyecek derecede artmasıdır. uygarlıkların karşılaş­ tırmalı bir yöntemle incelenmesine biraz keyfi. Bir yandan da arkeo- loglar uygarlığın şafağında. ARNOLD TOYNBEE Haziran 1972 14 . Daha yavaş bir süreç içinde olu- şan daha olağanüstü olaylar da vardır: Örneğin. birtakım kayıtları deşifre ederek aydınlığa kavuşturdular. Museviliğin tektanrıcılığı. İnsan soyu varel- dukça ne tarih. yeryüzünde ilk kez görülmüyordu. Arkeoloji teorilerinde moda deği­ şikliklerinin daha kesin dönemeçler alması. devrim niteliğinde birtakım yeni bulgularla ortaya çıktıkları gibi.geniş bir görüşle bakabilmesine yardımcı olursa amacına ulaşmış olacaktır. yüzyılın bilim adamları. Bu kitap. insanlık sorunlarının tehlikeli ve eşit derecede çarpıcı akışına . Ama çağırnız. diktatörleri ve fatihleriyle aynı hızda de- ğiştirmiş oldular. tS. Aynı zamanda Mısır'ın Firavun uygarlığından kalan kütle halindeki anıtların her zaman göze batmış olan sırrını. karşılaştırmalı bir çalışmayı mümkün kılacak noktaya ulaştı. teknisyenleri.Akad..ik­ likler meydana getirmesi açısından ayrı bir özellik göstennez.Ö. bazı eski bulgularına da dev- rimci yeni yorumlar getiriyorlar. Arkeologlann bu çalışmaları sonucunda tarihçile- rin el~ alabilecekleri bilinen uygarlık sayısı.

Insan. bilgilerini yorumlamadan önce 5lnıfla­ mak ihtiyacını duyduğuna göre. . uygarlık tarihleri· için bir «model» kurmaya çalışı­ yorum ve bu işte Helen. bildiği· miz uygarlıkların çoğunun tarihine uyduğuna inandığım bileşik bir model öneriyorum. bu büyük-çaplı birim ba- na küçük-çaplı birimlerden daha az çarpıtıcı görünüyor Birimimi tanımlayıp uygarlık-öncesi toplumlara baktıktan sonra. bunlar bence daha büyük bir şeyinı bir uygarlığın par- çalarıdır. Çin ve Yahudi tarihlerine baş­ vuruyorum. kendi başına bir bütün sayılabilen ve dola M yısıyla tarihin geri kalan kısmından ayrıldığında az çok anlaşılabilir olan bir tarihi inceleme birimini arayarak başlıyorum. Eski ve yeni uygarlıklarm bir listesini yaparak bölümü bitiriyorum. Onların ana özelliklerini bileştirerek. Bugünün modasına uyarak tarihi ulusal dev- letler çerçevesi içinde inceleme geleneğine uymuyorum. BÖLÜM i TARİHİN BİçİMİ lncelememe.

dem'le Havva'nın Eden'i ile simgelenen doğu -Hıristi­ yan dininin kaynağı. Tabii sonuç. ama kendi çerçevesi içinde Hıristiyan dünya- sının tamamen mantıki bir görünümüdür. Çağdaş bir coğrafyacı açısın­ dan bakıldığında. kenkli Resim: 1 ÖZNELLIK: TARAFLI BİR GÖRÜŞ İnsanlar genellikle görmek istediklerini gorur ve kendilerine. bu on üçüncü yüzyıl l\lappa Mundi'si (Dünya Haritası) saçmadır. Yassı bir dairenin tc· pesinde A. Asya ve Afrika zamanının bütün coğrafi bilgilerinin sa- dece bir kısmını yansıtır bir biçimde gelişigüzel kümelendirilmiş. önemli görünen şeyleri kaydederler. felsefi bir model. Avrupa.ve onun aşağısında da Kudüs görülüyor. 16 . yolcular için bir kılavuz değiL.

.

On altıncı yüzyılda Hirldistan'da (Itarşıdaki resmi yapan) bir Mughal ressam ise Av· ÖZNELLİK: rupa modelinin aslına sadık bir Kopyasını swımaya çalışıyor. sahneyi çağdaş mahalli görenekler çerçevesi içinde ele alıyor.1\ ho b h Renkli Resimler: 2. if" II >.f . 3 Aynı dini inanç tamamen farklı kültürel yorumlara uğrayabilir. ama Bakire Meryem ile çevresin- BIRLİK IÇINDE ÇEŞİTLıLIK dekilerin fiziksel tipleri hiç şaşmaz bir biçimde Hindistan'a özgü. 11Iı un i. ıı>· ~ • (ıI1 fı ~ fo lı. 'fI' lı.ıı. . . h 'h"'1ı . On yedinci yüzyılda Etyopya' da yapılan bir Çarmıhtan İndirilme resmi.

.

5 Esrarlı evrende anlaşılır bir kalıp görme iJıtiyacı insan soyu kadar eskidir. . dört geçmiş dünyayı dört ana yöne.. Karşıdaki Budist ı.! mandala ise daha soyut bir fizikötesi dünyayı yansıtıyor: Esrarengiz bir nihai gerçeklik üzeri- DüNYA MODELLER! ne tefekküre yardımcı olacak geometrik bir şekiL. tarihini yöneten tanrı tarafından temsil edilmekte.Renkli Resimler: 4. v REN!N «TESB!T. şimdiki Dünyayı da merkeze yerleştiriyor: Her dünya. Beş Dünya Yöresİ'n' gösteren bu Aztek «harita::osı.

Renkli Resimler: 6.7

HELENVE
ÇIN MODELLER!
Helen Uygarlığı, sürekli bir ge:
üşme modeline uygun gelecek ka-
nıUar sağlıyor: Buradaki, Yunan
sütunu içinden büyür gibi görü-
nen, sütunun tepesinde yaşayan
Hıristiyan münzevi de, yeni ama
eskiyle bağıntısı olan Hıristiyan
uygarlığının doğuşuyla sonuçla-
nan hareketin bir simgesi gibidir.
Oysa Çin tarihi birbiri ardısıra
gelen birlik ve birliksizlik, düzen
ve düzensizlik, ilerleme ve çökme
döngüleriyle hareket eder. Sağ­
daki Çinli filozoflar bu sarmal
(helezani) hareketi temsil eden
Yin-Yang simgesini inceliyorlar;
burada Yang dinamizm ve eylem-
le özdeştir. Yİn ise süreclurur-
luğu ve edilginliği temsil eder.
Tarihçinin görevi Helen ve Çin
kalıplarının önemli ve anlamlı ö-
zelliklerini birleştirerek başka
uygarlıkların tarihlerine uygula-
nabilecek bir gerçekçi model ya·
ratınaktır.

lleııkli Resimler: 8.9

YAHUD!LER:
B!R DA(';ILMA MODEL!

«Diasporan:» (Dağılma) model
coğrafi bakımdan dağılmış ve ya-
bancı toplumların hayatıyla kıs­
men kaynaşmış, ama ortak bir
kültürel geleneğe bağlı kalarak
kendi manevi birliklerini ve baş­
kalarından farklılıklarınt sürdü-
rebilen toplumları gösterir. En
belirgin örneği Yahudilerdir.
Bu iki sahne yer ve zamanlarına
tamamen uygun görünüyor: Sol-
daki, Rönesans ltalyası, sağdaki
de on sekizinci yüzyıl Almanya-
SI. Ama her ikisi de İbrani dua
kitaplarından alınma ve her ikisi
de, değişen bütün görenek ve mo-
daların altında Yahudi cemaatını
diri tutan ayinin bir kısmı olan
Fısıh Bayramının kutlanışını res-
mediyor.

Renkli Resimler: 10. II !şin örgütlenmesi uygarlık.:yolundabaşlıca adımlardan biriydi, ama aynı zamanda toplumu,
neticİ bir azınlıkla üretici bir çoğunluğa ayırdı. Mısırlı köylülerin ürettiği servet, yukarıdak
ravunla karısının debdebeli "'üksünü sağladı; karşı sayfadaki Asur İmparatorluğununköleler
IKTIDARIN MALıYETİ imparatorluk prestijinin bir anıtı olmak üzere .sarayının yapılmasına emek verdiler. Endü~
öncesi çağda bu pahalı ~irişimıer yetersiz köylü ekonomisinin kaynaklarını kurutarak birbil
izleyen imparatorlukların de;ıgesiz1iğinin önemli bir nedeni oldular.

Renkli Resim: 12

NESNEL BIR GÖRüŞ

Yirminci yüzyıl Insanının ilk olarak görmeyi başarabildiği şekil­
de, dünyanın uzaydan görünüşü. Bu yüzyıl içinde tarihi ufuklar
da buna benzer bir biçimde geriledi ve Insan'ın, yarattığı bütün
uygarlıkları «genel» bir ~örüşle görmesini sağlayacak yolu açtı.

29

1 Tarihle ilgili düşüncelerin göreceligi
Etyopyaıılar tam::ııannın kara derili, kısa
kallak burun· lan dergilerin istilasına uğradı. Kelimenin edebi an-
lu. Trakyalılar ise tannlannın kızıl saçlı,
mavi gözlÜ lamında bu ciltler kitap sayılamazdı, çünkü içerik-
olduklannı söylerler. ÖkÜZıerle atlann eUez:l olup insan- lerinde birlik yoktu ve tabii herhangi bir monografi
lar gibi resim ya da sanat eseri yapmak isteselerdi. arasında sözkonusu bilim dalıyla ilgili olmak gibi
aUar tann1annı ata, öküzler de öküze benzeterek ken- son derece zayıf bir bağ dışında, hiç bir ilişki yoktu.
di vücutlannı model alarak tannIannı şekillendirir­
Dergiler ilerledikçe kitaplar geri çekildiler. Sonra
lerdI. (l)
orıları, daha kaba bir işçiliğin ürünü olan ve üzerin-
XENDPHANES.
de cam mikrop şişelerinin de saklandığı raflarda,
Hangi toplumun hangi çağında olursa olsun Shelley'nin Şiirler'i ve Türlerin Kökeni'nin birlikte
tıpkı başka toplumsal edimler gibi bir tarih çalışma­ sürgün hayatı yaşadıkları tavanarasında yeniden
sı da zaman ve yerin hakim yönsemelerinin egemen- buldum. Her ziyaretimde çalışma odasında etrafa
Hği altındadır. Bjzim çağımızda Batı Dünyası iki bakmak ya da oturmak benim için daha güç kat-
kurumun egemenliği altında yaşayagelmiştir: Eko- larıılır oluyordu.

nomide endüstriyel sistem ile adına kısaca «Demok- Bu dergiler, bütün o iş bölümü ve ham madde-
rasi)) dediğimiz en az bunun kadar karmasık bir po- den mekanik biçimde mamııl madde elde etmeyi
litik sistem. Demokrasi, bağımsız; ulusal ve egemen azami noktada tutma çabalarıyla endüstriyel sis-
devletin sorumlu parlamenter temsilcilerinden olu- temin «kitap halinde)) görünüşüydü. Bu ciltlerin
şan hükümetidir. Biri iktisadi öteki siyasi olan bu doldurduğu rafları sevmediğim için onlara verimli-
iki kurum, yaşadığımızdanbir önceki çağın kapanış liği yok eden bir uğursuzluk gözüyle bakardım, ama
döneminde (') karşılaşılan başlıca sorunlara geçici şimdi, çağımızın yirminci yüzyılı başlarında bir fi-
çözümler sağladığı için genel bir üstürılük kazan- zik bilimcisinin çalışma odasında çok da yersiz sa-
mıştı. Bu kurumiarın saltanat tahtına oturması yılamayacaklarına inanmaya hazırım. Endütriyel
kurtııluşu orılarda arayıp bıılan bir çağın bitişi an: sistemin insarılık dışı yönü fiziki bilimlere dayandı­
lamına gelir; hiıJa yaşayakalmaları bizden öncekile- ğına göre, belki de aralarında «önceden-kurıılmuş
rin yaratıcı gücünü.gösterir; yaratılmasında hiç bir bir uyum)) vardır; ve böylece bilimsel düşünce, en-
payı olmayan bizler ise burılann gölgesinde yetişti­ düstri kanallarındanişletilse bile, bundan zarar gör-
rilmişizdir. Hala endüstriyel iktisadi sistem ve par- memesi için bir olasılık da düşünülebilir.
lamenter ıılusal devlet içinde yaşıyor, hareket edi- Kanıtlara dayanarak sonuç çıkaran her çeşit
yor, varlığımızın sahibi oluyoruz; mirasına kondu- düşünce, üzerinde çalışabileceği birtakım ön bilgiler
ğumuz bu iki kurumun hayalgücümüze hükmetme- gereksediğine göre, erken dönemlerinde herhangi
si, bizlerin hayatı üzerindeki baskısının bir yansı­ bir fizik bilimini ele almanın doğru yolu bu olabilir;
masıdır. Hemen hemen tüm tarihçilerimizin eserle- ve tüm Batı bilimi ölçü olarak Batı Toplumunun
rinin her noktasında bu kurumiann prestijli duru- yaşı alındığında bile, henüz çok gençtir. Ne var ki
mu göze çarpar. aynı yöntem son zamanlarda fizik bilimlerinin sı­
Endüstriyel sistem iş bölümünü getirdiği için nırları ötesinde, çok değişik düşünce alanlarında
bir insani yöne sahiptir, bir de insanın fiziki çevre- -cansız tablat yerine hayat, hatta insan edimleriy-
sine Modem Batı bilimini uygulaması dolayısıyla le ilgili" düşünce alarılarında- (S) uygıılanrnıştır.
insarılık dışı yönü vardır. Onun işleyiş yöntemi, çok Tarih felsefesinin yeri de işte bu endüstriyel siste-
sayıda insanın mekanik bir işbirliğiyle hiç durmak- min prestijinin öne Çıktığı, çeşitli düşünce alarıları
sızın ham maddeyi mamul madde haline getirmesi, arasındadı~; ve bu noktada -nesnelerden çok in-
üretim kapasitesini azami noktada tutmasıdır. En- sarılarla ilgilenen bizim Batı toplumunun, kendi ta-
düstriyel sistemin bu özellikleri, yirminci yügyılın rihinden çok daha eski bir geçmişe sahip olan zihni
Batı düşüncesinde teoride ve hatta pratikte yansı­ bir egemerılik alanı içinde- Batı'daki modern en-
mıştır. düstriyel sistemin, yaşayıp çalışmak için en iyi
Çocukken zaman zaman seçkin bir fizik bilim- rejim olduğıma dair hiç bir güvence yoktur. (.)
leri profesörünün evinde kalırdım. Bu evde kitap Tarihi düşüncenin eski krallığının Batı'nın mo-
raflarının çepeçevre dizildiği bir çalışma odası var- dem endüstriyel hayatının egemerıliği altına gir-
dı. Şimdi ziyaretimden ziyaretime bu· raflardaki ki- mesi en açık biçimde Theodor Momrnsen'in meslek
tapların nasıl değiştiğini hatırlıyorum. Odayı ilk hayatında canlandırılabilir. Theodor Momrnsen
gördüğümde raflann çoğu genel edebiyat, genel bi- gençlik yıllannda, muhakkak ki Batı tarihiyle ilgi-
lim ve ev sahibimin uzman olduğu dalda çeşitli ge- li literatürün şaheserleri arasında yer alacak büyük
nel eserlerle doluydu. Yıllar geçtikçe bu raflar bir- bir kitap yazmıştı. Bu kitap, 1854 - 56 yılları arasın­
biri ardı sıra -her biri değişik yazarlarca kaleme da basılan The History of the Roman Republic idi.
alınmış monografilerle dolu, çirkin ince ciltler ha- (Roma Cumhuriyeti Tarihi); ama Mommsen kitabı
linde- ayrı uzmanlık dallarında amansızca çoğa- yazar yazınaz bundan bir utanç duymaya ve o müt-

30

İNSAN GÖRÜNüŞüNDE TANRı
,
1, 2, 3 İslami, Kongolu ve Çinli gözlerle Hıristiyan ikonografisi. Ortak tem'aya karşın,
nesnelerin her biri sanatçının kendi kültürel ve ırkı çevresini yansıtıyor.

31

hiş enerji ve yeteneğini başka kanallara dökmeye sa:ret e.demeyecelderi bir iş başardığını anlamanıış
başladı. Mommsen bundan sonra hayat uğraşı ola- gorunuyorlar. Boyle bir şeyin olasılığını düşünme­
rak Roma Anayasası'nın ansiklopedik bir tanıtma- mış bıle olabılırler. Aslında Wells'in kitabının ama-
sı ile Latince yazıtların bitmez tükenmez yayım işi­ cı ve değeri o günlerin profesyonel tarihçilerinden
ni derlemeyi seçti. Hayatının daha ileriki yıllarında çok genelokur kitlesi tarafından anlaşılmıştır.
Das Römische Staatsrecht ve Corpus Inscriptionum Tarih anlayışında endüstrileşme, endüstriyel
Latinaruın gibi anıtsal eserleriyle hatırlanmayı ter- esprinin patolojik abartmalarını kendi bünyesinde
cih ederdi; ve onun birtakım makale ve birbirleriyle üretebilecek kadar ileri gitmiştir. Çok iyi bilindiği
bağıntısı olmayan monografiler halindeki bütün üzere, tüm enerjilerini, ham maddeyi elektrik, ısı,
eserleri, bir sürü örneğini gördüğümüz çeşitten, tek hareket, ya da mamul maddeye dönüştürme\!. için
bir yazarın çıkarttığı seviyeli bir dergiye benzemek- harcayan insanlar ya da topluluklar tabii kaynakla-
tedir. Bütün buniarı yaparken Mommsen, kendi ku- rın keşfini ve kullanılmasını, bu süreci, insanlık için
şağından Batı tarihçilerinin bir temsilcisiydi: Bu, getirdiği sonuçları gözetmeksizin kendi başına de-
Batı dünyasında endüstriyel sistemin, prestijini ğerli görmek eğilimindedirler. Hatta ellerindeki im-
«kafa işçileri" üzerinde duyurduğu bır zamanda ya- kanlarla yan çizerek tabii kaynakları kullanmayan-
şamış bir kuşaktı. Mommsen ve Ranke'den sonra ları ayıplamak gelir içlerinden; kendileri de, eğer ta-
tarihçiler tüm çabalarını ham madde «toplama» yo- bii kaynakların biraz bol ve geliştirilme inıkanları­
lunda harcadılar, yazıtıar, belgeler ve benzeri şeyle­ nın uygun olduğu bir bölgede yaşıyoriarsa hemen
ri dergiler ya da «külliyatlar» halinde topladılar; de yarattıkları fetişin tutsağı olurlar. Bu çeşit zih-
bu malzemeleri «mamUL madde» ya da "yarı mamul niyet Avrupalı gözlemciye belli bir tip Amerikalı iş­
madde» haline getirmek için çalışmaya koyuldukla- adamı özelliği gibi görünmektedir; ama bu tip açık­
rında yeniden bir «İş bölümü»ne başvurmaları ge- ça bütün bizinı Batı Avrupa Dünyasına özgü bir eği­
rekti. Sonuç olarak Cambridge University Press'in limin aşırı bir ürünüdür; orantı duygusunu kaybet-
yayımladığı bir sıra sentetik tarih kitapları dizisi meye yol açan aynı maraziliğin kendi zihinlerine de
ortaya çıktı. Bu kitap dizileri, çalışkan işçiliğin, musallat olduğunu bizim bazı çağdaş Avrupalı ta-
«olgu"ya dayanan bilgilerin, mekanik hünerliliğin rihçilerimiz de gözden kaçırmaktadırlar.
ve toplumumuzun derleme -gücünün anıtlarıdır. Konuyu canlandırmak için örnekleyelim. Bü-
Bunlar, karşısında- sendelediğinıiz tüneller, köprü- yük İskender'in Pers İmparatorluğunu parçalama-
ler, barajlar ve gökdelenler arasında yerlerini ala- sından sonra ptolemaios bazı güçleri topariayıp Mı­
cak, editörleri ise Batı'nın ünlü mühendisleriyle bir- sır'ı temel alan başka bir Büyük Güç kurarken, Se-
likte anılacaklardır. Endüstriyel sistem tarih felse- levkos'un yandaşları da İmparatorluğun Asya'dakl
fesi alanını istila ederken büyük strateji uzmanları­ eski eyaletlerinden yeni bir Büyük Güç oluşturdu­
na yol göstermiş ve büyük zafer anıtları dikmiştir. lar. Bu iki Büyük Gücü tarihi perspektifleri içinde
Gene de uzaktan bakan bir seyirci bu fetihten bazı inceleyen hiç bir kimse, hangisinin daha önemli ve
kuşkular duyabilir; ya bütün bunlar bir zorlamaysa ilgiye değer olduğunda tereddüt bile edemez. Selev-
ve. zaferden duyulan güvenlik yanlış bir analojiye kos Krallığı Hellen ve Suriye uygarlıklarının evlen-
dayanıyorsa? diği gerdek odasıdır. Buradakl birleşmelerindendev
Günümüzde bazı tarihçileri «seminerlen)ine bir çocuk meydana gelmiştir; ilkin, Roma İmpara­
özellikle «laboratuvar» demeye dikkat ediyorlar ve torluğunun prototipi olan şehir devletleri arasında
«orjinal eser» sözünü belli bir kararlılıkla -bilinçle birleşmenin ilkesi olarak İlahi bir Krallık, sonra da
demeyelim- eskiden kabul edilmemiş, yerleşmemiş zıt yollarda bir dizi dinlerin ortaya çıkmasıdır: Mit-
olguların keşfinden ya da doğrulanmasından söz rajzm, Hırıstiyanlık, Maniheizm ve İslam. Aşağı yu-
ederken kullanıyorlar ('). Bu terim en geniş kap- karı iki yüzyıl kadar bir süre, Selevkos Krallığı in-
samıyla kullanıldığında, yüksek seviyeli dergilerde- sanlığın dünyada görülmüş en büyük yaratıcı ey-
ki yazılarla ya da sentetik tarihlerle ilgili bildirgele- lenılerine sahne olmuştur; ve hatta düşüşünden çok
rı kapsıyor. Tek tek kişilerin tarih edebiyatı alanın­ sonraları da, nisbeten kısa süren varlığı sırasında
da verdiği eserleri küçümsemek gibi bir eğilinıin yaratılan akunlar insanlığın kaderine biçim verme-
ağır bastığı bir çağda, özellikle «Evrensel Tarih" ye devam etmiştir. Bununla karşılaştırıldığında
konusuna yaklaşımda bulunanlara karşı, bu eğili­ Hellenik uygarlığın Mısır uygarlığıyla evlendiği Fto-
min şiddeti daha çok duyulur. Örneğin H. G. Wellls' lemaios fmparatorluğu kısır kalmıştır. Roma İmpa­
in The Outline of History (Tarihin Anahatları) adlı ratorluğuna İsis'e tapınmayı ve birtakım iktisadi
eseri birçok tarih uzmanı tarafından açık bir düş­ ve sosyal düzenlemeleri öğretmek dışında gerçek-
manlıkla karşılandı. Yazar, zaman ve mekan için- ten hesaba katılacak bir şey yoktur. Ne var ki, te-
deki uzun yolculuğu sırasında, bu uzmanların ça- sadüfen iklimin elverişli olması dolayısıyla bu iki
lışma alanından geçtikçe bazı noktalarda yaptığı krallıkla ilgili pek çok ham bilginin elimize geçme-
ufak tefek yanlışlar acımasızca eleştirildi. Bu eleş­ si, incelenmelerinin kolaylanması bunların tarihteki
tirmenler, H. G. Wells'in, tek başına İnsanlığın tüm asıl gerçek önemleriyle ters orantılıdır. Yukarı Mı­
hayatını hayali bir deneyoıarak yeniden canlandır­ sır'ın'toz gibi kuru toprakları Batılı bilgin ekskava-
makla, kendilerinin hiç bir zaman yanaşmaya ce- töre müthiş bir papirüs cenneti, Rönesans bilginle-

Bu çeşit zih- bu malzemeleri «mamUL madde" ya da «yarı mamul niyet Avrupalı gözlemciye belli bir tip Amerikalı iş­ madde" haline getirmek için çalışmaya koyuldukla.re. Bütün bunları yaparken Mommsen. musallat olduğunu bizim bazı çağdaş Avrupalı ta- «olgu"ya dayanan bilgilerin.t e. Hatta ellerindeki im- «kafa işçileri" üzerinde duyurduğu bır zamanda ya. belgeler ve benzeri şeyle­ nın uygun olduğu bir bölgede yaşıyoriarsa hemen ri dergiler ya da «külliyatlar» halinde topladılar. Konuyu caniandırmak için örnekleyelim.demeyeceltleri bir iş başardığım aniamamış başladı. ve toplumumuzun derleme -gücünün anıtlandır. yazıtlar. Selevkos Krallığı in- samıyla kullanıldığında. kaniarla yan çizerek tabii kaynakları kullanmayan- şamış bir kuşaktı. mış bıle olabılırler. sonra da demeyelim. barajlar ve gökdelenier arasında yerlerini ala. Ne var ki. tek başına İnsaniığın tüm asıl gerçek önemleriyle ters orantılıdır. ya da mamul maddeye dönüştürmek'iÇin: bir yazarın çıkarttığı seviyeli bir derg-iye benzemek. Yazar. özelllkle «Evrensel Tarih" ye devam etmiş~ir. Bu iki Büyük Gücü tarihi perspektifleri içinde Gene de uzaktan bakan bir seyirCi bu fetihten bazı inceleyen hiç bir kimse. A1jağı yu- ederken kullanıyorlar ('). ça bütün bizim Batı Avrupa Dünyasına özgü bır eğl­ rekti. nisbeten kısa süren varlığı sırasında da verdiği eserleri küçümsemek gibi bir eğllimin yaratılan akımlar insaniığın kaderine biçim verme- ağır bastığı bir çağda. karşısında sendelediğimiz tüneller. Bü- Bunlar. Endüstriyel sistem tarih felse. SeIev- ve zaferden duyulan güveniik yaniış bir analojiye kos Krallığı Hellen ve Suriye uygarlıklarının evlen- dayanıyorsa? diğl gerdek odasıdır. Bu terim en geniş kap. sadüfen lkIlmin elverişli olması dolayısıyla bu iki lışma alanından geçtikçe bazı noktalarda yaptığı krallıkla ilgili pek çok ham bilginin elimize geçme- ufak tefek yanlışlar acımasızca eleştirildi. lar. orantı duygusunu kaybet- yayımladığı bir sıra sentetik tarih kitapları dizisi meye yol açan aynı maraziliğin kendi zihirılerine de ortaya çıktı. rın keşfini ve kullanılmasını. töre müthiş bir papirüs cenneti. çalışkan işçiliğin. ten hesaba katılacak bir şey yoktur. insanlık için şağından Batı tarihçilerinin bir temsilcisiydi: Bu. endüstriyel Latinamm gibi anıtsal eserleriyle hatırlanmayı ter. kendilerinin hiç bir zaman yanaıımaya ce. kendileri de. bu uzmaniarın ça.runuyorla~. Tek tek kişilerin tarih edebiyatı alanın­ sonralan da. karı iki yüzyıl kadar bir süre. Mommsen bundan sonra hayat uğraşı ola. bii kaynaklann biraz bol ve geliştirilme inıkanlan­ lunda harcadılar. Çok iyi bilindiği bağıntısı olmayan monografiler halindeki bütün üzere. HırlStiyaniık. yük İskender'in Pers İmparatorlUğunu parçalama- ler. Yukan Mı­ hayatıru hayali bir deneyoıarak yeniden canlandır­ sır'ın'toz gibi kuru toprakları Batılı bilgin ekskava- makla. ve onun birtakım makale ve birbirleriyle üretebilecek kadar ileri gitmiştir. Örneğin H. Bununla karşılaştırıldığında konusuna yaklaşımda bulunanlara karşı. te- deki uzun yolculuğu sırasında. sanlığın dünyada görii!müş en büYük yaratıcı ey- ki yazılarla ya da sentetik tarihıerlc ilgili bildirgele. Se- likte anılacaklardır. Wells'in. ilkin. levkos'un yandaşlan da İmparatorluğun Asya'daki fesi alanını istila ederken büyük strateji uzmanian. sır'ı temel alan başka bir Büyük Güç kurarken. Buradaki birleşmelerindendev Günümüzde bazı tarihçileri «seminerlen>ine bir çocuk meydana gelmiştir. esprinin patolojik abartmalarını kendi biinyesinde cih ederdi. Roma İmpara­ özellikle <<laboratuvar» demeye dikkat ediyorlar ve torluğunun prototipi olan 1jehir devletleri arasında «orjinal eser" sözünü belli bir kararlılıkla-bilinçle birleşmenin ilkesi olarak hahi bir Krallık. Rönesans bilginle- 32 . bu eğili­ Hellenik uygarlığın Mısır uygarlığıyla evlendiğl pto- min şiddeti daha çok duyulur. Bu eleş­ si.eskiden kabul edilmemiş. prestijini ğerli görmek eğilimindedirler. hangisinin daha önemli ve kuşkular duyabilir. yüksek seviyeli dergilerde. yerleşmemiş zıt yollarda bir dizi dinierin ortaya çıkmasıdır: Mit- olguların keşfinden ya da doğrulanmasından söz raiZIn. ve hatta düşüşündençok ri kapsıyor. adamı özelliği gibi görünmektedir. ya bütün bunlar bir zorlamaysa ilgiye değer olduğunda tereddüt bile edemez. G. bir sürü örneğini gördüğümüz çeşitten. editörleri ise Batı'nın ürılü mühendisleriyle bir. go. ham maddeyi elektrik ısı eserleri. mekanik hünerliliğin rihçilerimiz de gözden kaçırmaktadırlar. G:Wellls' lemaios fmparatorluğu kısır kalmıştır. Bu kitap dizileri. Maniheizm ve İslam. getirdiği sonuçlan gözetmeksizin kendi başına de- Batı dünyasında endüstriyel sistemin. kendi ku. tek hareket. Das Römische Staatsrecht ve Corpus Inscriptionum Tarih anlayışında endüstrileşme. ama bu tip açık­ rında yeniden bir «İş bölümü"ne başvurmaları ge. Sonuç olarak Cambridge University Press'in limin aşırı bir ürünüdür.hiş enerji ve yeteneğini başka kanallara dökmeye sa. lemlerine sahne olmuştur. Aslında Wells'in kitabının ama- sı ile Latince yazıtların bitmez tükenmez yayım işi­ cı ve değeri o gÜnierin profesyonel tarihçilerinden ni derlemeyi seçti. harcayan insaniar ya da topluluklar tabıı kaynakla- tedir. bu süreci. incelenmelerinin kolaylanmasıbunların tarihteki tlrmenier.Boyle bir şeyin olasılığını düşünme­ rak Roma Anayasası'nın ansiklopedik bir tanıtma. zaman ve mekan için. H. eğer ta- tarihçiler tüm çabalarını ham madde «toplama" yo. Hayatının daha ileriki yıllarında çok genelokur kitlesi tarafından aniaşılmıştır. de yarattıkları fetişin tutsağı olurlar. eski eyaletlerinden yeni bir Büyük Güç oluşturdu­ na yol göstermiş ve büyük zafer anıtları dikmiştir. köprü. tüm enerjilerini. Roma İmpa­ in The Outline of History (Tarihin Anahatlan) adlı ratorluğuna İsis'e tapınmayı ve birtakım iktisadi eseri birçok tarih uzmanı tarafından açık bir düş­ ve sosyal düzenlemeleri öğretmek dışında gerçek- maniıkla karşılandı. sından sonra Ptolemaios bazı güçleri toparlayıp Mı­ cak. Mommsen ve Ranke'den sonra Ian ayıplamak gelir içlerinden.

manifaktür. Demek ki. Ptolemaios 'Krallığının tarihteki önemini. Bundan da öte. Bu.. okur psikolojik bir düşünceye helm'in jübile kartpostalı üzerine monte edilmiş militan ulusçulıık görüntüleri. Ptolemaios Mısırının 1. ticaret ve kamu yönetimi konularında zabıt niteliğinde bilgi ver- mektedir. Aslında. (Evrensel Tarih) i yazmada harcamış­ tır. belirli bir çağın en önemii ve en ilgiye değer fenomeni midir?» ihtimal ki bunun yerine başka bir soru sormuştur kendine: «Bu alanda hiç ele alınmamış en zengin ham madde kaynağı ne- dir?. modern Batı endüstrisin- de olduğu gibi. takılır. bu papi!Üsler yö- resel tarım yöntemleri.aklının mekanikleşmesini temsil ediyor. Böylelikle. o tarihi yeniden kurmak için topladıkiarı ham bilgilerin miktarı ve yapıcı çalışma için har- cadıkları emeğin yoğuııIuğuyla ölçme yolunu tut- tular... Cevabın «Ptolemik Papirüsleri» olduğunu an- layınca artık kafasını bir. Önem- li olan nokta şu ki. 5 ENDÜSTR1YELIZM VE ULUSÇULUK. çömlekçinin elindeki çamura tutsak olma- 33 . hiç kuşkusuz bizim hayali papirolojistimiz tüm insani ölçütlere göre yanlış bir seçim yapmıştır. yazıtların ve edebi eserlerden kalan bölük pörçük parçaların biraraya gelmesiyle toparlamrken. Oysa dıştan bakan bir gözlemciye göre Selev- kos tarihini yeniden kurmak için eldeki nisbeten az miktarda malzeme üzerinde de bu enerjinin bir par- çasının kullanılmaması üzücüdür. Yukarıdaki çağımızIn Ruhu resmi insan lacak çok bol ışıktan daha fazla yardımcı olacak. Selevkos Krallığının toprakların­ da gizlidir. Selevkos Krallığının tarihi bir yığın oraya buraya dağılmış metal paraların. ait olduğu belirli bir toplumun. rinin rüyalarının ötesindebir zenginliğin kapılarını açmaktadır. in- sanların bütün faaliyetlerini ve hayatlarını yönet- me eğilimi göstermeye başlamıştır. Batılı bil- ginlerin eski tarih alanında tüm çalışmalarını ve enerjilerini tüketmiştir... Ptolemik papirüsleri. daha bu konuyla hiç yor- madan çalışma hayatının geri kalan bölümünü pa- pirolojist olarak geçirmiştir. The History of the Decline and Fall of the Roman Empi- re (Roma imparatorluğunun Gerilemesi ve Yıkılışı) gibi büyük gelenek çizgisinde bir eser olan «Univer- sal History. Ptolemik papirüsler uzmanı haline gelmiş bir tarihçinin hemen hemen hiç bir zaman kendisi- ne sorması gereken başlıca soruyu sormadığından kuşkulanır: «ptolemik Mısırı. modern Batılı tn- toplumsal ve iktisadi düzenlemeleri üzerine akıtı­ ~an'ın ikiz saplantıları. Gene oldukça çOk sayıda bilgin kendilerini papirüslerdeki metiııIeri aydıııIat­ ma işine adarken. Bu yargı için. Yukarı Mısır'ın ptolemik-çağı Papirüs- leriyle bu noktada yarışabilecek tek yeni bilgi kay- nağı Babili'in Selevkid-çağı kil tabietleridir. Aşağıda.. F' . Wil· tır. tarih araştırıcısını bekleyen büyük inci Ptolemaios Krallığının değil. modern bilim- sel araç ve teknikleri kullanma ustalığını Essals sur les Moeur (Görenekler Üzerine Denemeler).. Tıpkı zamansız doğmuş bir çocuk gibi·-. ham maddenin miktarı ve yeri. bir otorite olarak Eduard Meyer'i anmak yeterlidir (6) -kendi kuşağında hakkı verilmiş bir bilgin olan Meyer. Kayser II. Bu sayfanın ka- ranlıkları üzerine dökülecek ufacık bir ışık bizim insanlık tarihini aııIamamıza. modern Ba- tı tarih araştırmalarında.

çünkü rişli biçimde gcrçekleştiren adamdır. Başka bir deyişle. Biliriz kl eylem dünyasında insan. bunun Batı­ ve kendine k~r getirecek sayıda insan gücüne el ko. duygu hayatına ve bir bütün olarak duygulara da ve her biri kendi alanında uygundur. Aynı tutumun düşünceler dün. Başarılı bir endüstrici. gerçekte. ya da şu son zamanlara kadar böy- larla hayvanlara cansız şeylermiş gibi davranmak leydi. elbette bir tarihçi· zik bilgininln laboratoriuın'u ise cansız ham madde. Endüstri- mez. Pratik kafalı bir adamın çocuk bahçesini fabrika ilkelerine göre. Her ne kadar insan zihninln özgiin yapı­ tem. Her şeyden önce. lı tarih anlayışı üzerindeki prestijinin etkisi şimdi­ yarak. için tarihe bakış süreciyle endüstri süreci arasında­ "Patetik yanıltı" (*) dediğimiz. sağlar (S). ve endüstriyel sistem analo- den mamul ya da yarı mamul nesnelerin mekanik jisinin tarih anlayışına empoze ettiği işbölümü öy- bir biçimde imal edildiği atelyelerdir ya da düne lesine yıkıcıdır kl bir ikinci egemen kurum daha 01- kadar öyleydiler (7). Hayatı bir bütün olarak gör- rin atış talimi yaptıkları bir çocuk bahçesidir. Bergson'un öne sürdüğü gibi. düşünceler dünyasında da bilginler hain deniz). cansız nesnelere ki ünlü analojiden fazla uzaklara gitmeye gerek hayalimizde can verme olayına karşı hep tetikte bu- yoktur. endüstriyel süreç içinde insanın bağımlı yerini ciddiyetle kutluyor. Amaca hizmet endüstriyel sistemin tarih anlayışına uygulanabil- etmeyen ham madde ve insan gücü onu ilgilendir. Cansız nesneleri canlı çocuk bahçesi ilkelerine göre yönetmesi düşünüle­ nesneleri niteledig-imiz sıfatlarla betimlemek (örnek: mez. onu üzerinde eylem yapabilmeınizi sürebiliriz? Neden. ret duyulmaz. ranıyoruz. servet yapar. 6 Detroit'deki Ford Motor Fabrikasının ısmarladığı bu duvar resmi. Ama şimdi tam tersi bir «apatetik ya- ipnotize edici gücüne vurulmak söz konusu değil­ nıltı"ya düşerek canlı varlıklara cansızmış gibi dav- dir. mek ve kavramak. kendisini bile bile kendi tabii çevresinden gene yalnızca cansız tabiata bakmakla kalmayıp kovmuş olmaz mı? Bu iki isim de birer mecazdır. doğal kaynakların tutsağı de işbölümü İnsanoğlu tarafından maddi refah için değil efendisidir. sının bu olduğunu kabıil etsek ve başka düşünme sefelerinde de uygulanabileceğini varsayalım? yöntemierinln doğalolmadığını öne sürsek de. bu nedenle de endüstride başı çe. kanizması kendi özgüı yapısıyla fiziksel tabiatı so- yasında da yanlış sonuçlar vermeyeceğininasıl ileri yutlayarak. ödenmesi gereken bir bede1 olarak kolayca (belkl ken bir adam olur. belli bir mala ya da hiz. mesi çok zorlayıcı bir işbölümü gerektirir. Bir tarih profesörü «seminer"ine «laboratuvar" Bergson'un işaret etmeyi unutmadığı gibi. böylece. endüstride ham maddenin lunmuşuzdur. bilimsel düşünce yönteminin mümkün kılabilen bir form olarak kavramamızı -{Oansız tabiatla uğraşmak için icat edilmiş bir yön. Tarihçinin se. derse. nin zihninde içklndir. önem vermek gibi insani bir meleke olduğunu unut- minarium'u canlı varlıklarla ilgili canlı düşüncele­ mamalıyız ('). Fi. onun. Si eğilimi öylesine açık bir sapmadır ki. mete karşı çok güçlü bir ekonomik talep olduğunu Çağdaş Batı toplumlarının hayatında endüst- ilk sezen. renl araştıran düşünce alanında buna karşı pek nef- timle benzeŞme·z. bu derin itki. ya da fabrikayı (tr) i Edebiyatta kullanılan bir terim. ve fiziksel ev- Ama tarih felsefesi. sırf bu istenilen malı ya da hizmeti en elve. endüstriyel üre.canlı varlıkları ve insanı konu alan tarih fel. zihnlmizin me- felaketlere yol açar. 34 . ye değin kendi ağırlığı altında çökebilirdi. ve bURdan sonra sırf bu ham maddeye riyel sistem tek egemen kurum olsaydı. çare bulmak yöntemieri yanlış uygulamaktan kaçınmalıdırlar. biraz fazla kolayca) kabul edilmiştir.

davranması ve dü§ünmesİ. toplumun yerini tutmak. ama bu demokratik ü!künün yürürlükte bulduğu gündelik politika. Modern Batılı tarihçilerle endüstriyel sistem arasın­ daki bağlılığı sessizce payla§an bu ikinci kurum «demokratik çağımızda» kaynağını ulusçuluk ru- hundan alan egemen devlettir. bunlardan hiçbi- rinin kendilerini kucaklayan toplumun toplamına e§değer olmadığıru ispat etmeye yeter. Burada da gene. nu da içeriyordu. Modern Batı demokrasisinin ülküsü. Modern Batı demokrasi ü!küsü böyle- likle iki ruhu birle§tirme ve birbirinin. Üstelik. elele vermi§ «Büyük Güçler» mey- dana getirmeye çalışıyorlardı. kendi- ni toplumun tümünün çevresinde döndüğil bir mih- ver olarak görebilirdi. gündelik politikada Hıristiyarı!ığın sezgisel bulu§u olan bütün insarı!ığın Karde§liğini uygulamaktır. çağda§ Batı dünyamızın gündelik politi- kasında demokrasinin kendisinden çok daha fazla kendini duyurabilmi§tir. yeni de' mokrasi §arabının eski kabilecilik §İ§elerinde sirke- le§ffiݧ halidir. kalıcı bütürı!ükler olduklarına dair aynı iddia- yı öne sürüyorlardı. her biri kendine-yeterli ve dün- yanın geri kalan bölümünden bağımsızdı.j. Bu kurumun gölgesinde yeti§tikleri için tarihçiler de etkilenmeden kurtulamıyorlar. Ulusçuluk. kültür ruhu. ller Büyük Güç toplumun genel hayatına sürekli bir etki yapmayı ba§ardığı için.masaydı tarihçilerimiz §imdiye kadar bu ihanete mutlaka ba§kaldırırlardı. belirli bir toplumun belirli bir çağına egemen olan bir kurumun tarihçilerin bakı§­ lannı ve edim1erini nasıl etkilediğini görüyoruz. kendine-hakim bir durumda olduğu için toplumun yerini tutabilecek bir hale gelmeyi amaç- lardı. endüstri ve demokra- si olmak gerekirken. Bu güçlerin her biri kendi içinde bir evren ôlduğunu iddia ediyordu.am tersi iki gücü barıştırma giri§imidir. Çağda§ Batı hayatında egemen olan bu öteki kurum da görü§ birliğini en- düstriyel tarih anlayı§ıyla bağda§tırmaya çalıştı. Birden fazla Bü- yük Güç olması gibi basif bir olay. Ve 1875'de sona eren yüzyıl boyunca. 7 Buna karşılık. Bizim Batı Toplumu tarihinin o çağında. yalnızca ekonomik ve politik alanda kalmayıp. Elbet. bu iddia doğru değildi. Çağımızda Batı toplumun- da ağırlığını duyuran iki güç. Cbaplin'in Am ZamanJar filminin bu sahnesi de In- san'ın kendi yarattığı makinaların yanında eüceleşmesini hicvediyor. kendine -yeten. tüm ııJusa! devletler. Büyük Güçleri ol~turan toplu- luklarda ya§ayan insarı!arda böylelikle yaratılan zihniyet. daha kÜÇük çaptaki topluluklara da yayıl­ dı. ve bu ulus- çuluk ruhu (olumsuz ama yanlış değil) §öyle ta- nımlanabilir. insancı ve birlikçi değil. endüstri ve ulusçuluk olmU§- tur. Ve her Büyük Güç. toplumun bütü- nüymü§ gibi duyması. ulusçuluk esprisi bu politik zorlamanın psi§ik bir ürünüdür. ruhu önceden verilmi§ ve belirlenmi§ bir toplumun bir bölük insanının. Demokrasi ile kabilecilik arasındaki bu garip uz- IR§ma. kabileci ve militaJldı. Sanayi Devrimi ile Batı Dünyasında çağda§ ulusçuluğun ortaya çıkması. en büyüğünden en küçüğüne ka- dar. bir bakıma. Bu iddia öylesine ısrarla ileri sürülüyor ve yayl?:ırı!a§ıp ka- 35 . Ne var ki.

doğrultuya yönelmişlerdir. ve hayatı bir bütün olarak duymak gibi dan işlemiyordu. 1922'de De la Gaule a la France: Nos içinde görüş birliği olamayacağını itiraf etmek. bu ulusçuluk zihinlerine tek bir kanal- gömüldü. Böylece tarihçilerirniz. gün geçtikçe değişen hayat luklarda önemsenrnek dışında. bölgede yaşamış. an'ın ele almaya niyetli oldUğu sorunlar üzerinde sa bunun yerine tarihi düşüncenin daha kolayele dikkati toplamak çok güçtür. Tarihi sağlanabileceği anlaşılıyordu. Elbette. Jullian hep Bu bakımdan ulusçuluk modern Batı tarihçile. yaşamış bir Fransız olduğunu sürekli olarak hatır­ zülebilirdi. ulusçuluk ruhu tarihçilere fesyonel deneyler. biraz da de özel bir güçle çekici geliyordu. üstelik Birinci Dünya Savaşını la birleştirememektendoğan psikolojik sorun da çö. biraz pro- gösteremediler. Camille Jullian şu an- Tarih»le boğuşmak en yetenekli. zihnin! duygularıy­ Fransız olduğunu. kalıcılığı ve sahici birliği bir süre için karanlıklara Ustelik de. ması neredeyse evrensel bir durum oldu ve tarihçi. 1806-36 9 Brandenburg Kapısı. yazarın alınabilecek ama bir anlamda gene bir evren olabi. içinde ya- . Kökenlerirniz. Orig. aynı zamanda bir len bir birimini yakalayabilirse.ines Historiql1es (>O) (Gol'den Fransa'ya: Tari- rüş birliğini toptan yadsımak anlamına geliyordu hi Kökenlerimiz) adlı bir kitap yayınıladı. Fransa'nın kendisi için taşıdığı anlamı. çünkü insanlığın çağların genel ruhu dolayısıyla hep birden aynı ortak bir isteği olan görüş birliğini endüstriyel sis. ufkundaki ışığın sönmesi anlamına gelir. biraz psikolojik çelişki. Yalnızca içinde yetiştikleri toplu- bir derin insan! itki. en sağlam bireyin da Kıta Avrupasında "Fransa» toprakları sayılan bile çapının çok ötesinde bir iştir. Toplum. kendi çalışma mal- şartlannda sürekli bir doyum ararken. Çalıştıkları en zengin ma- bağlayacağı yerde belirli uluslara dayandı. bunun bir ipucudur. 1789 bul ediliyordu ki Batı Toplumunun kendi sahici ri ne özellikle çekici bir dayanak gibi görünüyordu.ULUSÇULUCUN DORUCU: 8 zafer Tak! (Are de Triomphe). tarihçilerin üretim kapsamındaki şaşırtıcı artışın ler de buna herhangi bir insandan fazla bağışıklık başlıca nedenidir. ve böyle bir çözümün ulusçuluk ilkesiyle da tutmak zorunda bırakılmıştır. "Evrensel Tarih»ten daha kısa bir çalışma otoriteydi. bir tarihçi olmakla yetinmeyip. "Prehistorya» konusunda başlıca çi için. Alt başlık. Berlin. Bu kitap -tabii böyle bir yadsıma. denler Batı hükümetlerinin kamu arşivleri olagel- sal heyecanın ulusal gruplar üzerinde durağanlaş­ miştir. temin tarihi eserlerine uygulanmasıyla ortaya çı­ Bu eğilimin varabileceği noktalar modern Batı kan iş bölümüyle bağdaştırma imkanı yaratılmış Avrupa uluslarında yetişen en seçkin tarihçilerden oluyordu. Belli ki bu belirli doğal kaynağın bolluğu. Paris. Bilimsel bir tarih. bir "Evrensel birinin eserinde görülebilir. Eldeki endüstriyel ilkelerle. kendisini zemeleri de çoğunlukla ayrı ayrı ulusal birikimler uluslann da üyesi olduğu daha büyük bir topluma halinde ortaya çıkmıştı. çünkü okur. Oy. gö. hangi 'tarihçi için olursa birinci sınıf bir tarih eseridir: Ama okurken. Jul1i- olsun.

gene tüm insani ya. Çünkü. tı Toplumu dünyasında bireysel varlığını fiilen bin kelliğinin daha önemli bir olayolduğu tezını doğ­ yıl kadar sürdÜrmeyi ba§armıştır. sanki i)u kısmından ayrılığı. göz açıp kapayıncaya kadar.1862 nan Fransız bilinçliliğini.e yıl önceki tarihini ele alırken. «Fran. Novgorod. Fransız vatanseveri çehresine bürünmüştür. binlerc. İşte burada. Bu trafik. Avrupa'nın yontma taş çağında. dedir. gordüğünde de sevincinden kabına sı­ gü nitelikler tir. sözü. Aşağıdaki bölüm. Fransa'yı Sidonius Apoilinaris'in dönemleri arasındaki beş tek başına ele almak öteki ulusların tuihlerinl dü- yüzyıl boyunca Gol'de yaşayan insanların hayatın­ pedüz anla§ılmaz bir duruma sokar. Öte Yandan Jul. Roma İmparatorluğununyıkıntılarından doğan bi- 37 . bu insanların yolculuk ettiği yolların incelenmesin- şantıları kendinde toplamış olacaktır ve Jullian her. mak şartıyla yapyalnız kalsa. sa» gibi bir kavramın henüz varolmadığı çağlar için bile Jullian'ın hayalinde hakim olan düşüncedir. Fransa'ya öz. Fransa'nın yaratıl­ ve Fransız Ulusunun vatanseverliği sayesinde sü. bizim Ba- ratorluğlln bir üyesi olmaktan çok Gol'ün yereHi. dünyanın geri kalan tümü ğamaz. New York. cilalı ta§ çağındaki haya- yok olup gitse ve Fransa hiç dpkunulmamış bırakıl­ tın o çağın insanlarında ya§anmış bazı yönlerini. den sonra ortaya çıkaran parlak bir çalışmanın son hangi bir manevi yoksulluk duymayacaktır. riz. rinde oybirliğiyle kabul edilmişti.10 Dewey Zafer Takı. Gerçi bin yıl in- ruluğuna bizi inandırmaya çalışır. Aynı zamanda bu şekilde büyülteçle ba- devletinin Roma İmparatorluğuna katılmasını ele kılan ulus Fransa olunca. planda tüm İnsanlığa bedel göstermenin en uç du- kada bırakmaz. daha sonra Gol'ün sınırlar: o a- sa'nın kendine-yeterliliği ve dünyanın geri kalan cak sınırlardan. Bunu hiç bir topraklardan zor geçersinizI» diye haykıran bir pürüzle kaT§ıla§madan yapabildiği süre sevinç için. 1899 II dOOO Yıllık Rusya» anıtı. . ne de da Akdeniz Havzasının tümünü içine alan bir İmpa­ olsa «Fransa» adının karşılığı olan varlık. Batılı Geçmişe döndüğünde ne kadar uzağa giderse gitsin yontma ta§ çağı bilimsel tarihçlsi 1918 yılında «Bu Fransa'yı da yanında götürmektedir.masına sahne olan asıl yollardan söz edebili- rekli olarak yeniden kurulmuş bir Fransa'dır. tarih anla§ılmayacak de- alırken ciddi bir utanç duyduğu için. Bu manevi Fransa. sınırların değeri daha o zaman insanlığın fik- lerce. güçlük çıktığı zaman biraz mahçupluk du. sanlık tarihinde pek önemli bir zaman değildir ama !ian. Örneğin Gol'ün birkaç bağımsız rumudur. geçmiş olaylara i§lemi§. bölümünden alınmıştır (ll): nü ettiği maddi Fransa ise kesin belirlenmiş sınırla­ rı sürekli olarak istilacılar tarafından ihlal edilmiş Şimdi artık geni§ ölçüde. Jül Sezar ve recede perspektifinden çıkarılmış olur. öteye ulaşmamıştır. dünyanın bu bölgesinin yüz. Fran. Bu belki de bir ulusu duygusal ve düşünsel yar ama ne olursa olsun Fransa'yı hiç bir zaman ar.

Bu arada yasal si görece çoktur. yanın geri kalan bölümünü gölgede bırakmaktadır. loji!. birer evren olarak düşünülebilecek birimler olmak- şına: ele alındıklarında neredeyse arılaşılır olmaktan tan uzaktırlar. Çok küçük çap- sal devlet haline gelmemiş ülkelerden birinin çevre. kelimelerin gerçek arılarnında iki yüzyılı aşkın bir süre boyunca bir ul usun çevre. endüstri- olmuştur. olarak kavuşmuş küçük devletler kurmaktan bile mektir. iki egemen kurum. Endüstriya- restnde yazmaya girişsek. kendi başlarına dünyası yaratmaktan o kadar uzaktırlar ki tek ba. karşıt yönlerde çalışmaya başladılar. ya da hepsin- halklara baş rol verilerek. Bu topraklara ya da oralarda yaşayan askeri. iktisadi ve kültürel bağımsızlıklarına tam sinde varolmuş bir toplumun tarihini yazmak de. lonyal imparatorluklarınınparçalanması izledI.Bazı devletler hala şiddetle boş munda. daki sekiz Büyük Güçten biri olan Avusturya . Fransız görüşünün odak nokta. bağımsız devletlerin sayısı ilk çey- rakların yüzölçümü görece azdır. ve Batı'nın tarihini bu yeni ye. İkin­ tarihleri daha eskiye uzanan Çekıer. yüzyıl boyunca hep birbirleriyle hangimiz ötekile- 38 . Ama ne var ki Fransa yerine Norveç ya yalizm ve ulusçuluk el ele vermiş Büyük Güçleri da Portekiz'i. bunların sözde bağunsızlığı açıkça. var mıdır. yaratmaya çalışıyorlardı. En saçma örneği düşünerek ğünden de öte sınırlara taşıracak kadar genişletir­ Birinci Dünya Savaşının bitiminden önce ulu. çıkarlar. askeri ve ikti· le dursun. «Kalkınmakta» layacak ve bu halkların tarihini arılaşılır kılmak olan ülkeler «Kalkınmış» ülkelerde para ve tekno- için. Fransa'nın bu yeni Batı dünyasında ayrı letmek olacaktı. karıştıkları her eylemde kendi pay. olarak egemen. nüfusları. Bundan üç çeyrek yüzyıl ce hemen hemen yarım yüzyıl etkin olan bir eğili­ öncesi kadar yakın bir zamanda böyle bir bilinçli. görüş ufkumuzu sözü geçen öteki top. Fransa'ya karşıt olarak. Günümüzde yaşayakalan iki Büyük Güç hala dün- mak bile mümkün değildir. sözlerinden çok eylemleriyle yalnız başına yaparna. sadi kapaSitelerinin azalması bir kaçınılmazlıktı. çabalarımızın boşa çıktı­ lizm. 1914'den ön- olmaktan çıkmış değildir. Ancak bu k. Böylelikle. Slovak ya da devletlerin sayısı çoğaldıkça. Her nasılsa anlaşılır bir alan buldu- bir öge olarak ortaya çıkması ise bundan hemen 250 ğumuzda bu alanın içinde Slovakya ve Hırvatistan' yıl sonradır. Ne var ki 1875' rif pek göze çarpmaz. çalışma kapsamını Büyük Güçlerin en büyü- ğını hemen görürüz. Hır­ ci Dünya Savaşını ise İngiliz. min su yüzüne çıkmasına yol açtı. 1918'de harita- lik yoktu şüphesiz. larından çok başka toplulukların payı olduğunu an. Bu halkların başından geçen gibi sert yollara başvuruyorlar. Slovakları merkez alarak Slovakya tari. Slovaklar. yük Güçlerin sayısı ikiye inmiştı. İsmen egemen taki uluslar açısından kavranamaz. bu tarih içinde özgüı olarak onlara ait bir şey kurtarmak için para.zim Batı Toplumunun tüm ömrü de zaten bu ka. gümrük. bizler. Orıların duru. bunların ortalama Hırvatları merkez alan bir Batı tarihi yazmak şöy­ yüzölçümleri. 'Batı toplumlarının geniş de birden kısıtlanmıştır. Bu henüz. zenginlikleri. Fransa. Belki de merkezi birliğe ve e kadar hakim olan koşullar tarihçilerimizin kafa- tüm Batı Toplumu kadar eski olmaya öteki ulusal sında hala Silinmeyecek kadar güçlü· izler bırakmış­ devletlerin hepsinden daha çok yaklaşan Fransa tır. Bü- bir bakıma küçülür. siyasi. Hırvatları merkez alarak Hırvatistan tarihi yaz. Hırvatistan ve Slovakya kendi başlarına bir tarih Yeni çağın karakteristik devletleri. da cüceleşmişlerdir. Dahası. ve öncü bir roloynamıştır. kumuzu tüm Batı Toplumunu içerecek kadar genış­ dardır. yok mudur sorusu hala tartışma konusu İki Dünya Savaşının toplu etkisi. hi.diler.Ma- şeren ulusları meydana getiren topluluklar açısın­ caristan parçalandı. Bir Çekoslovak ya da Yugoslav bilinçliliği aci7. Aynı tarihte Osmanlı İmpara­ dan yazmaya kalksak -yani ayrı gruplar olarak torluğunun parçalanması da tamamlanmıştı. Ama nüfusları ve yaşadıkları top. hatta Hollanda ya da İsviçre'yi alsak. yardımı arıyorlar ve Batı Avrupa devletleri lulukları da birer birer içine alacak şekilde genişlet­ -1945'de son bulan. En akla yakını görüş uf. Jullian'ın Ro. Aldatıcı bağımsızlıklarını mak. Yalıtıldıklarında arılaşılır bir tarihi olmayan ma İmparatorluğunu ya da Cilalı Taş çağını Fran.üçük uluslar Büyük Güçler meydana edelim. dan çok farklı bir duruma gelmiştir. ulusal devletlerin ortaya çıkması yeni bir çağın gel- sa açısından sunması ne kadar açık bir zorlamaysa. mekte olduğuna ve bu çağın alacağı karaktere işa­ modern Batı tarihi. rek yüzyıl içinde yüz kırka yükseldI. yapılan tah. ama bundan önce dört buçuk mek zorunda kalacaktık. Bazı devletler ise her yaşantıda. kota ve göç politikası bulmak imkansızdır. Fransa merKezde ve geri kalan her şeyonun yılında son bulan yüzyılda hüküm süren koşullar­ sınırlarında gösterilerek yazıldığında. iktisadi ya da kültürel planda. 1875 yılına kadar. Çünkü burıların varoluş süre. Batı Toplumumuzun genel koşulları 1875 sından. 1875'den sonra bunlar ve Batı Toplumu tarihini bu ülkelerden birinin çev. ret eder. yacaklarını açıkça itiraf ediyorlar. sağlamca yerleşmemiş ama on getirmek bir yana. Hatta yaşayakalan iki Bü- sahnesinde sahip oldukları kendi küçük köşeleri yük Güç bile endüstriya!izmin işlerini dünya çapın­ çerçevesinde Slovakya ya da Hırvatistan'ınanlaşılır da yürütmeye başlamasındansonra ekonomik alan- bir tarihini yazmak imkansız olurdu. ortaya Çıktığı andan başlaya­ ın çok küçük bir yer kapladığını ve görece önemsiz rak. Fransız ve Alman ko- vatlar ya da Sırplar-saçmalık bir bakıma büyür. ta halklarda ayrı ayrı ulusçuluk bilinci filizIeniyor- sinde Batı Toplumunun tarihini yazdığımızı hayal du. ken ulusçuluk süzgeçten geçiyordu. dış ilişkilerini kendi iç tarihlerinden ayır­ bir direnç gösteriyorlar. Batı tarihi bu çap. Batı tarihinde sürekli olarak merkezi bir bölge olduğunu mutlaka görecektik (U).

var ki bu sonuçla henüz karşılaşmış değiliz. Şimdi­ çekse yakın bir gelecekte Batı tarihçilerinin Batı lik tarihi düşüncenin önüne göreceliğin donuk işl­ Toplumundaki son genel değişikliklere ilişkin gö. Bundan sonra ta- recede görülürken Kutsal Roma imparatorluğu ha- yatın bazı yönlerini bir bütün olarak cisimleştiri­ ° rihçi şunu itiraf etmek durumunda kalır: ancak kendi zihninin morfolojisini. birisi şu an için pevletler. laşılır bir tarihi inceleme alanı var mıdır?)) Şimdiye ların bilinçlerinde egemen olan ses kendi başlarına değin bizim araştırmamız tarihi düşüncenin. birbirleriyle önemli: «Yeni çağda Batılı tarihçiler anlaşılir bi- eşitlik temeli üzerine Avrupa Ekonomik Toplulu. ğının indiğini arıIam~ bulunuyoruz. mine. kural dışı konudaki genel görüş ufkunu «tarihi olgular)) ıŞı­ ölçülere varacak kadar yalıtıimış olmasıdır -önce ğında bir denemeye sokalım. Jullian her ne kadar Fransa'nın kara sınırları­ herhangi bir örnek kadar uygun düşüyor. (<<Tarihi olgular)) keli. çimde inceleyebilecekleri yeni alan olarak ne ke~fe' ğunda birleşmeye çalışıyorlar. akla iki soru getiriyor. Coğrafi bakımdan yalıtılrnış olması konusun- Büyük Britanya. duyla bakmak artık gereksiz olur. sinleşmesi. muhtemelen. yapacağımız seçirne başka da. Tarihi Düşüncenin toplumsal çevre· lumunun bilinçliliğinde Papalık ve Kutsal Roma ye göreceliğinin mutlak olduğu arılamına gelir. Büyük nın kesin ve ebedi olduğu zannına kapılsa da İngil­ Britanya. Ar. Oysa şimdi artık kapanmış olan çağda on. Bizim amacımız olabilecek nitelikte birini seçelim. fiziki coğrafyanın bazı değişmez özellikleri yüzün- mesini burada gündelik arılamı içinde kabul ede. bu durumda tarihi yazıların hareket halindeki m· sar. yöresel ve geçici bakış açıların­ düşüncesine yakalanmıştı. bunun arka planında sürekli ve mutlak karnııda bıraktığımız çağın tam kapanış sıraların­ bir tarihi düşünce nesnesi bulunduğu olgusunun da da tarihçilerin eserleri endüstriyalizmle uyuşma kesinleşmesi anlamına gelebilir. de topladığımız tarihçilerin edimlerinden bagımsız. orıların bu için elverişli olan kendine özgü meziyeti. deceklerdir?)) ötekisi de her zaman önemli olan bir Yeni çağda toplumların ortak bilinçlerinde ege. Böylelikle. içinde yaşadığı belirli yordu. daha ilk bakışta çağdaş tarihçile. Böylece. Batı tarihinde kabul edersek bu sonuç bizim araştırmalarınııza bir bir önceki evrenin (<<Ortaçağ)) denilen) ve Batı Top. Onun başlıca parçalarından biri İngiltere. Britanya'yla birleşmiştir.. de yöneticilerinin izlediği belli bir politika yüzün- rusunu ispatlamış sayalım. «Mutlak olan ve yalnızca belirli tarihçile- men olan ses daha büyük bir evrenin parçası ol.faaliyetle birleştirecekler­ dir. 1875 yılında sular en yüksek noktaya Uıaştı­ tarihçinin zihninde önce (a priori) kategorileri fü- ğında yükseliş dört yüz yıldır sürekli olarak tek bir len yaratacak kadar derin ve silinmez olduğunu yöne doğru akmaktaydı. içinde yaşadıkları başka toplumların yapısını ay- lerin içinde yaşadıkları çevrenin etkIsinden düşün­ dınlığa çıkarmak onun için mümkün değildir. değiş" bir evren olma arzusuydu. İngiltere oldukça farklı letleri arasından. Her neyse. ve İmparatorluğunun egemen olduğu zamarıları kap. bir tarihi işleve sahip olmakla birlikte Batı tarihin- rimizin çalışma alanı ideallerine en uygun karşılık de Fransa kadar eski ve önemlidir.re egemen olacağız diye savaş üstüne savaş eden Bu. şehir-devletleri ve tımar gi. sonra da en yaratıcı ve en güçlü olduğu dönem- lim ve şimdilik «olgu)) kelimesinin felsefi anlamı so. Büyük Güç olmuş bir ulusal devlettir. maktan kaçınarak şimdikl çalışma yöntemlerini da- ha geniş çapta bir zihni . tere'ye bir ada olmanın sağladığı sımrlar çok daha 39 . den. dan arınmış ve şimdiye değin dikkatimizi üzerin- içine girdiğimiz bu yeni çağda o tarihçiler yeni ça. bundan ya başlarken çağdaş Batı tarihçilerinin genel bakış 250 yıı önce sürekliliğinde en ufak bir kopukluk ve alanı olan herhangi bir ulusal devleti ele almak en kimliğinde herhangi bir değişiklik olmadan Büyük iyi yol olacağa benzemektedir. Ne ce ve duygularını soyutlayamayacakları da bir ger. rin belirli toplumsal çevrelerine görece olmayan an- maktır.şimdi kendi istekleriyle. ama o toplu· zaman sonra yeni yönün tesbiti ne kadar mümkün mun yapısını ya da başka tarihçilerin ve başka in- olabil irse . Sonra. son verir. sular şimdi bu yönde yükselir gibi toplumun bu zihin üzerindeki etkilerini analiz ede· görünüyor -yön değişikliğinden bu kadar kısa bir rek aydınlığa çıkarmayı becerebilir. sanların değişik zamanlarda ve değişik yerlerde Bu gözlem doğruysa ve aynı zamanda tarihçi. Bu. Bu olgunun ke- rüşlerinde bir değişiklik olacağını bekleyebiliriz.) C) den. lışma alarıları ararken kendilerini uluslarla sınırla­ anlaşılır bir tarihi inceleme alanı araştırmaktır. kalıcı bir formun özelliklerine raslamak umu- bi birtakım başka kurumlar fazla dar ve ikinci de. Sesteki bu değişiklik hiç ken toplumsal çevrenin egemen kurumlarından de- şüphesiz med-cezir olayının dönüş noktasını işaret rin bir şekilde etkilendiğini gösterdi. 2 Tarihi incelemenin alanı «Nesnel bir arılaşılır tarih incelemesi alanı)) arama.. Bu etkilerin eder. O sıralar krallıklar. Bu dönüş. sorudur. bundan noktasına gelmiş ve görümleri (vision) ulusçuluk sonraki adımırnız. Batı'nın ulusal dev.

Britannos (') (ve Britonlar dünyanın geri kalan Öyleyse. başka hiç bir modern Roma İmparatorluğu içindeki Britanya'nın duru. eğer Jullian. bir adanın Ondan daha fazla yalıtıımış ve böyıe olmakla kıyı sınırları karşılaştırılmayacak kadar kesindir. Britanya alter orbis (') (ikin. Siyasi bakımdan yalıtılmış olma. birlikte. (İngiltere'nin varisi) «anlaşılır bir tarih in- olduğunu keşfetse buna hiç gülmemeliyiz. Hatta Büyük Bri- ya'da yolların ve demiryollarının sona erdiği nokta tanya. çünkü bir kara sınırına göre. 40 . lirsek. Ya da celemesi alanı" olamıyorsa. İngiliz tarihi tek başına ele aİındığın­ kısmından tamamen kopukturlar) sözünü nakletse da anlaşılabilir mi? İngiltere'nin iç tarihini dışsal gene gülmemliyiz. Britanya'da cilalı taş çağında ne önemli roloynamış bır başka Batılı ulus daha yolların sona erdiği noktanın bugün de Britan. bulmamız pek mümkün değildir. ilişkilerinden soyutlayabilir miyiZ? Bunu yapabi- sı konusuna gelince. fazlalık olan dışsal ilişkilerin ikincil önem ta- ci bir dünya) olagelmiştir. ---- 12 Britanya'nın dünya kültürlerindeki kökleri kesindir. Batı ulusunun bu konuda temiz çıkamayacağını munu anlatmak için et penitus toto divisos orbe kesinlikle öne sürebiliriz. Batı tarihinde o kadar uzun bir süre öylesi- Örneğin.

çeyreğinde korsanlıkla başlayıp yavaş yavaş dunya çapında ticarete doğru gelişmek. Normanlann fe. Dolayısıy­ gili uygulamalar gerçekten toplumun içine iyice sız­ la. bunun karşılaşır ve toplumun her üyesi bu sorurılan elin- hem kültürel hem de politik bakımıardan Kuzeı den geldiğince çözmeye çalışır.iliriz. konunun tanınmış otoritelerinin kanısına göre. batı Akdeniz'in gözü göçüp gitmiş dünyalara dikilip Bu anahatları tersinden başlayarak şöyle sıra. şına ele alındığında «arılaşılır bir inceleme alanı» mesi daha çok dış bir uyarıcının. Kuzey ken gene. şüphesiz başka tihle birlikte getirdikleri kurumlar ve yönetimle il. İngiltere'nın denizaşırı yayılmasının tarihini (C). minyatür bir öl. en azından Fransa ve yiz.. yaklaşmanın en iyi yolu. ç"pta nedenlere dayanır. yor: Parlamenter sistem ile endüstriyel' sistemin do- (e) Entellektüel ve sanatsal yörıleri kadar ik.- (a) Ekonomide endüstriyel sistemin kurtıl­ tii AtllL3 Okyanusu kıyısındaki Avrupa uluslarının ması (çağımızın on sekizinci yüzyılının son çey. da. ği sonucuna varmakta haklı olab. yaklaşık olarak 1275 ile 1476 arasın" dü- giltere'nin dünyanın başka yerlerindeki etkilerine ş~n iki yüzyıl boyunca. birkaç yüzyıl süren boğuşmalar sonucun- yana) . Bu sorulara Batı Avrupa'nın Prometheus'çu kuzeyinde (Baltık. nşmada bile eline geçirmedi bu insiyatifi. «Genel Tarih». Bu ıki bölüm. Dolayısıyla. hiç bir zaman olmamıştır ve olamaz da. Rönesans'a gelince. den bu yana) . yır. aslında. mutlakiyetçilik ve güçler dengesi. ve ılımlı iklimiere sahip olan denizaşırı ülkeler. Lord Acton'a göre (5). başlayarak koruyucu ilişkiler gelişmeye başlarınş Dolayısıyla Britanya'nın ulusal tariht tek ba- ve gelişmenin dokuzuncu yüzyılda daha da ileri git. dış etkilere karşı korunmuş . kalmıştı) kurtulmak için girişilmiş genel bir hare- layabiliriz: ketti. meleri (altıncı yüzyılın son yıllarından bu ya. görüş alanını modern Batı tarihinin olanca ufku de İngilizce konuşulan topluluklar kurmak). _ noktalarıdır. salolan güçlerin eyleminden doğmaz. bu da «sadece Britanya sınırları için- toplulukları. İngiltere'nin mahal- yalıtılmış olma ya da kendine-yeterli olma gibi du. denizaşırı yeni dünyalar kazanmak için giri~tiği ya- reğinden bu yana) . boyunca genişJetrnek gereklidir. düşüncelerimlzi geri çevi. daha geniş Günümüzden geriye doğru İngiliz tarihinin ge. rihleriril İngiltere'ye başvurmadan anlamak müm. Bu. Danimarkalıların değildir. İngiltere'de feodal sistemin kurulu. İnı:. Büyük Britanya için geçerliyse.. araştırmamızı devam ettirmek için. geç elde etti bunu. bütün ulusal devletler için de geçerlidir. lükte bulunan bır gücün ürünüydü. Nisbeten (b) Sorumlu parlamenter hükümetin kurul. ortak' refahları için yeni doğan Batı de açıklanamaz. kendinden önce o alana giren ması (on yedinci yüzyılın son çeyreğinden bu Güçlerle. «ulu- na) . İngiliz tarihinde. başka ülkelere başvurmadan ra hiç bir şekilde Alplerin kuzeyine taşamazdı. İn­ İtalya'da. diyebileceğimiz daha geniş bir ekonominin bir par- termlş olduğu gibi.. ya da 'Avrupalı denizci ülkelerin dünya ekonomisi' Feodal sisteme gelince. Retorm'da İngiltere insiyatifi ele almadı. hayatı süresince bir dizi sorurıla söylemek yanlış olmaz. olamaz. Kuzey Denizi ve Atlas Okyanusu hep yeni dünyala- rip İngiltere tarihinin akışına bakmak ve başlıca ra el ediyordu) Epimetheus'çu güneyden (burada anahatları gözden geçirmek olacaktır. yalnız kendi sınırları (g) İngilizlerin «Kahramanlık çağı» denilen içinde ele alındığında. anlaşılır olabilirler mi? Ha- zamanın dininden Batı Hıristiyarılığına dön. Re- İngiltere tarihinin yaklaşık olarak anlaşılabilece­ form da yalnız İngiltere'ye özgü bir olay değildi..şıdığı sonucuna mı varacağız? Ve bu sonuca varır­ İtalya'dan doğduğu herkesçe kabul "edilir. ulustan da- dı. Sanayi Devri- bunun tam antiteziydi: Bir sürü yalıtılmış barbar mine gelince. son çeyreğinden başlayarak Avrupa güçler dengesi- tropık bolgelerde bağımlı ülkeler ele geçirmek nin bütün değişimJerini hesaba katmak. İngiltere'ye öz- rumların izine o kadar az raslarız. Bizim için bu bölümler İngiliz tarihinin dönüm yıldan bu yana). ha büyük bir varlığı alanımız olarak kabul etmeli- şunun anlaşılır olması için.» Başka bir söyleyişle. hat. bunlar 1475'den son- kün olmadığı halde.iltere ve Fransa'da aynı anda yürür- aslında her şeyin başlangıcı sayılan din değiştirme. Bourbon ve Stuart süla- nel akışına bu kısa bakışın da bize gösterdiği gibi leleri değişik sonuçlar alsalar bile aynı yasaya uyu- geçmişte ne kadar eskiye dönersek İngiliz tarihinde yorlardı. dünyanın başka bölgelerine aktarıldığına inanılır). (l) Feodal sistemin kapanışı (on birinci yüz. gü olmayıp. son iki bölümü gözden geçirmek kalı. sorulara cevabımız olumluysa. ğuşlan (genelolarak bu kurumların ilkin İngiliz tisadi ve politik yönleriyle birlikte Rönesans toprağında evrildiği ve daha sonra İngiltere'den (on beşinci yüzyılın son çeyreğinden bu yana). çünkü bu ülke 'Avrupa Ekonomisi' Toplumu içinde eritrneyi hedef alan bir eylerndi. li sonucu olan parlamenter sistem. ~enizaşın yayılma (on altıncı yüzyılın anlamak için Avrupa'nın bütün genel savaşlarının sonuçlarını değerlendirmek ve on beşinci yüzyılın uç uncu . Marc Bloch'un (') da gös. çüde ekilip biçilmemiş olsaydı. !stilasının bir sonucu olmuştu. İngiltere'de yedinci yüzyıldan çasını meydana getiriyordu ('). İskandinavya'nın da gözden geçirilmesi gerektiğini Bir toplum'. öteki ülkelerin ta. oranla çok az olduğunu mu düşüneceğiz? Bütün bu bir çocuk bahçesindeki tohumlar gibi hümanizm. (d) Reform (on altıncı yüzyılın son çeyreğin­ Geriye. İngiltere üzerindeki yabancı etkilerin. Her sorunun ortaya 41 .

Isparta gibi. samışlığını. ama bir dizi ayrı nota olarak hiç bir anlamı lerin bulduğu çözümler Atina için artık geçer- olmiiyan katkılar olarak ele almalıyız.. munun bütünü için yeni bir ilerleme yolu açmış bu.ama bir süre sonra bas- izlemeliyiz . bütün çapında komşu halklarla inatçı ve devamlı savaşlar toplumun hayatında bir olaylar dizisi olarak gör- pahasına gerekli fazla toprakları kazandı. yurttaşlarının toprağa su- nir ve kendi yollarında yürürken bağlı bulundukla. Venedik tarihi de. top- denizaşırı koloni kurdu. Ama Heııas için yaşadığı ölçüde. ne de Yunanlı komşuları- lumun hayatındaki olaylar olarak görmeÜyiz ve üyelerin talihierini teker teker değil hep bir arada nın topraklarını zaptetti. Aslında. Helenik çağ Yunanis- rumları yeniden canlandırmaları ve adapte etmele- tan'ının başka şehir devletlerini içine alan bir top- ri gerekti. fethedilen bölge- Böylece. Ve bu sürekli baskı da. Perikles. Bu şekilde kurulan Yunan kolonileri Helen ğildir. Buhran patlak verince. peden tırnağa askerileştirmekzorunda kaldılar. li olamazdı. daha sonraki ya çok dağınıktı ya da istilaya direnecek güçte de- sorunları çözmekte başarı sağlayacak nitelikte de. nüfu. kendi larını iyice kaydetmek ve sınavlar dizisini. tırdılar. Isparta. bu iktisadi ye- mızı görürüz. Helen Dünyasının C) önceki coğrafi. oldular. kimileriyse bilgeleşir.tek bir tema üzerinde varyasyonlar kı. getirdikleri kurumlar. böylece kendilerini ilgilendirdiği ölçüde bir ha açık seçik gösterilebilir. Öyle ki. birçok devletin üyesi olduğu bu toplum.-- çıkışı. güçle. Her sefe. ele almalıyız. denizaşırı ülkelerde -Sicilya'da. nını genişlettiler. Floransa ve Kuzey İtalya'nın başka «orta- nu yapmak için de. birçok Yunan topluluğunun bil- çağ)) şehir devletlerini de içine alan geçici bir alt - diği. Tarihi bu gö. Bu durumla başa çıkabilmek . zih. parçala- Nüfus sorunu karşısında Atina da bambaşka rın değil bütünün sınırıarı içinde düşünmeliyiz. zo. bunu. bir tepki gösterdi. bir bütün olarak top- _ parta'nın sırtındaydı. yolda kalırlar. Bu dunınıların hepsinde. Uyguladıkları tarım ve meydana dikçe. denizaşırı bir ülkede. du. tarımsal üretiminde ihracat için uzmanlaşma­ nimizdeki kargaşalıktan bir düzen doğduğunu ve ya. İngiliz tarihinin anlaşılır olabilmesi lerin elde tutulması sürekli askeri çaba gerektiri- için. yok olmaya yüz tutmuş birtakım ilkel toplumsal ku- Tebai. bazıları da bir çözüm rımsal bölgeler zaptedip kolonileştirerek nüfus faz- bulmayı başarır. kendisine en yakın Yunan komşula­ üyenin davranışını anlamak için. toplumsal bir devrim şeklinde patlak verme eği­ ya da bir orkestra içinde uyum açısından önem ta. çünkü Helen tarihinln aşağı 42 . Bu- Cenova. berelenmiş. bu geçim araçlarını Helenler. Atina'nın «Heııas'ın eğiticisi)) ol- sun geçim araçlarını zorlaması sorunuyla karşılaş­ duğunu söylerken bunu kastediyordu ('). Gü- leri giderek birbirlerinden farklılaşırıar. Trakya'da ve başka yerlerde. runa.lumun ortak yaşantısına kendine göre tepki gös- için. 725 ile 325 arasında yer alan tirdi. Ispartalı devlet adamları Isparta hayatını te- teriyordu. Kimisi. ancak. Bu anda. kendi hayat tarzla- ra gelmiş veya gelişimleri çarpıtılmış olarak müca. rı toplumun genel ilerlemesi için yepyeni yoııar da sınırlarının dışında denizaşırı bölgeleri kolonileşti­ keşfederler. Helen tarihinin bu çagı kapanmadan önce yıkıma leri için ürettikleri çeşitli tarımsal ürünlerle elde u~radı. Atina tarihi. terk ettikleri yurtlarındaki lerini duruma adapte etmeyi beceremez ve yarı koşuııarın basit bir tekrarından ibaretti. kendi arkadaşla­ rına saldırıp topraklarını fethederek doyurma yo- rının buna benzeyen ya da benzemeyen davranış­ lunu seçti. Helen Toplu- Bu çağın başlangıcından kısa bir süre sonra. Önce aldırış etmedi Quna -ne hikayenin bölümlerini belli bir üyenin değil. ve Halkis gibi. farklı devletler in iddiası doğru çıktı. ama bu sıralarda Isparta'da ve başka yerlerde toplumun tarihi olarak görülmelidir. Ayru şekilde. başka devlet· şıyan. mamiyle kendi yurtluk alanlarında kendi tüketim. daha geniş bir toplumun tarihi olarak yordu. gene ihracat için mamul maııar yapmaya baş­ daha önce anlaşılır olmayanı anlamaya başladığı­ ladı. çözüm bulmakla. niliklerle ortaya çıkan yeni sınıflara politik iktidar- «Tarihi olguları)) yorumlamanın bu yöntemi. Perikles' ediyorlardı. orijinal ya da yenı Toplumunun karakterini değiştirmedencoğrafi ala- ilerleme imkanlarına gebe olur. rında değişiklik yaratacak nitelikte çözümler araş­ deleye devam ederler. o sırada hemen ta. Bunun sonucunda. başka ulusal devletlerle birlikte Bü- kendi güvenliğinden kendisi sorumlu olacak bir ba- yük Britanya'nın da bir üyesi olduğu bu daha geniş ğımsız yavru-devletin değil. Bu kolonilerin yerli halkı kısmı da ya eksik ya da sıradandır. bir geçmeye çağıran bir meydan sınavdan farklı mücadele biçimleri buldular. bazı devletler. farkında olmaksızın. mek mutlaka gereklidir. Örneğin Isparta. böylece Atina kendine özgü bir yol bul- rüş açısından incelemeyi başardığımız oranda. Sınav sınavı izle. bulunan çözümlerin bir lasını başlarından attılar. Milano. fetih tamamlandıktan sonra bile. doğrudan doğruya Is· toplumda üyelerin her biri. devleti olarak kendi başına yaşadığı ölçüde Atina. ayrıca. Korint okumadır ve bu sınavlar dizisi boyunca toplum üye. toplumsal bir devrimi savuşturdUıarve ortak bir so- lerinin tarihlerinden alınacak somut bir örnekle da. toplumun bazı üyeleri belirli anlarda kendi. ğildi. bazıları yaralanmış. Bir şehir tı. Atinalı devlet adamları dört yüzyıl boyunca Helen dünyasının şehir devlet. Bir başka söyleyişle. sonra da politik kurumlarını. ney İtalya'da. dan hatırı sayılır bir hisse verebilecek şekilde değiş­ yaklaşık olarak tÖ. limini göstermeye başladı. Öte yandan. belli bir sınav veren belli bir rerek değil de.ta- rinde bazıları yenik düşer. Bazı çözümler ise eksiksiz. Korint. (') lumun tarihidir.

kendisini daha sonra man. bu açıklama da ancak. Britanya Arkeoloji Okulu'nun Ati- Halltis'i değil de Helenik Toplumun bütününü alanı na'da yürüttüğü kazılar. varsayım kesinleşmiş tarihi olgularla çelişki halin- Atina'yı ya da Isparta'yı ya da Korint'i ya da dedir. bazı özel içsel nlteliklere sahip kurumlar. yukarı İ. Bu resim. Bu yüzyılın ortasından rihi ya da Korint tarihi ya da Isparta tarihi ya da sonra açıklanması gereken devrimsel bir değişim Atina tarihinde. bu çeşitli toplulukların İ. ancak. 325'de başlayan bundan sonraki çağın­ çekleştiğini açıklamak münıkün olmazdı. Isparta ve ötelerine yayılmıştı) geri kalan üyeleri tarafından Atina'nın gelişmesini. yani «Mağrur­ lar Hükümdarı». ama Isp. çünkü bu teze göre Helen tarihinin bu evresine genelolarak «Helenistik sözkonusu iki Yunanlı halk. bura.arta ve Atina denilen çağda Helen Dünyasının bütününe ilettiği tarihierinin bu normdan farklı yönlerde uzaklaştığı (Isparta'nın özel tavrının bir çıkmaz olduğu anla- sonucuna varabilirdik. daha Helen ta- bulmak için Atina'nın geliştirdiği yeni fikirler ve rihinin şafağında. Bu uzaklaşmanın nasıl ger. toplumların ilişkilerden değil de kalabalıklardan meydana geldiği ya· lundaki yanlış inancı tekrarlıyar. önceki çağın genel sorununa tikel bir çözüm rihçiler Ispartalıla(la Atinalılar'ın. hikayenin başında da. l5 13 BIR ORGAN1ZMA OLARAK TOPLUM Hobbes'un incelemesindeki Leviatban. anormal bir özellik göstermediğini ortaya koyan yabiliyoruz. çarpıcı kanıtlar sağlamıştır. Öyle bir açıdan baktı­ kan bir sınava. 725 ile 325 arasın­ öteki Helen topluluklarından o kadar keskin çizgi- daki tarihlerinin önemini anladığımız kadar. "Helenistik» bir anlamda nonnal olduğu. Bu. bu dönemdeki Isparta ğımız sürece cevaplandıramayacağımız sorular böy. altıncı YÜZYıI ortaları­ olarak kabul eden bu görüş açısından bakıldığı za· na kadar Isparta hayatının. şılmıştı) özel karakteristikler de aynı şekilde sonra-o 43 .Ö. hiç bir_ gelişme olmadığını ortak toplumsal mirasları olarak benimsenmiştİ. lerle farklılaştıracak nitelikleri yönünden hiç de dan bunu izleyen döneme geçişin de öneminl anla. Isparta'nın özel mahalli cevabı ola- ğımız sürece. anlaşılır bir inceleme alanı aradı­ var.Ö. tarihine. çağ)) denir. oysa "Attistik çağ)) terimi bundan çok sonunda olduğu kadar farklıydılar. Tek başına ele aldığımız bir Halkis ta. söyleyerek açıklamak demekti. İ.Ö. Örneğin. Atina'nın. Helen Toplumunun bütünü karşısına Çı­ lece cevaplandırılmış oluyor. Halkis ya da Korint tarihinln rak. Helen Toplumunun (o da bu zamana olarak öbür Yunanlılar'dan faklılık gösterdiklerini kadar Yunanca konuşan halkların'dar alanının çok ima etme derecesine de düştüler. hatta ta- da. bakmakla bulunabilir. Ne var ki bu daha uygun olurdu ('O).

Batı toplumunun kökenleri Helen tarihinin son evresine kadar geri götürülebilir --Greko-Romen evresine. ama. (c) Büyük Britanya gibi ulusal devletlerin ya da Atina ı:ibi şehir-devletlerininbirer parçası ol- dukları ·toplumlar bir yandan (parçalarının aksine) bağımsız varlıklardır. kendisine ait herhangi bir ulustan daha geniş olmakla birlikte. Büyük Britanya ve Batı'nın başka ulusal devletleri arasındaki farklılaşma da tıpkı böyledir. Parçaları anlamak için. toplumlardır. Ta· rihi inceleyenlerin ele almaları gereken «toplumsal atomlar» devletler değil. bir bütün olarak «ortaçağ» Kuzey İtalya tarihi ya da modern Batı tarihi ile aynı tarz bir biçimleniş gösterir. Helen tarihinin bu episodu. Dünya'nın toplam yüzeyin- den ve İnsarılığın toplam yaşayan kuşaklarından daha dardır. aynı zamanda bu toplumlarla ilişkilerı ayrılmaz parça- ların bölünmez bütürıle olan ilişkileridir. kendi başlarına bağımsız varlıklar değildirler. bir yandan da birbirleriyle bağınt. dikkatimizi önce bütünün üzerinde toplamalıyız. onlarla çağdaş değildir. Bir toplumun tamamlayıcı ögelerinin böyle gi- derek farklılaşması bakımından. yeraltına inen köklerinin derinliğini hesaba katsak bile. on altıncı veya on yedinci yüzyıl menin anlaşılabilir alanları». Milano. 1. şehir-devletleri ve benzerleri) bağlı bulunduk· ları toplumlardan mekan içinde daha dar ve zaman içinde daha kısa ömürlü olmakla kalmazlar.ama bun- dan daha geriye götürülemez. şehir-devletlerin­ ğen ya: da başka herhangi bir politik topluluktan daha geniş toplumlardır. öbür iki episodla kıyas kabul ettiği halde. Floransa ve baş­ ka Kuzey İtalya şehir devletleri arasındaki farklı­ laşmayla daha yakın zamanlarda Fransa.ılıdır- 44 . (b) Bu gibi politik topluluklar (ulusal devlet· ler. zaman içinde geriye yayılı­ şının da. Helen tarihiyle bu kronolojik ilişkisi. çünkü kendi başına anlaşılır olan inceleme alanı bu bütündür. 725 ile 325 arasındaki dört yüzyıllık Helen tarihi. Bunlar sadece gerçek toplumsal varlıkların eklemleridirier. bir tem· silcisi olduğu toplum türünün varoluş süresi yanın­ da pek o kadar eski olmadığını görüyoruz. ulusal devletlerden. dan ediniimiş karakteristiklerdir ve bunların da do- ğuşu ancak genel bir görüş açısından bakıldığında ""Jaşılabilir. Bu «anlaşılır alan»ın mekanda yaygınlığı ise. işte Batı tarihinin. İ.8. Geçici vargılarımızı şöylece sıraıayabiliriZ: (a) Kendi günümüz ve kendi toplumumuz açısından geriye ve dışarıya doğru açılarak sınır­ larını yaklaşık olarak belirlediğimiz «tarihi incele- 14 Benin'den savaşçılar. Batı tarilUmızin «artaçag» derulen dö- neminde Venedik. en geniş mekan kesitin- den bakıldığında bile. kendisine ait herhangi bir ulusunkinden biraz daha uzun olmakia birlikte. Cenova. Krono- lojik bakımdan onlardan öncedir. çünkü her biri kendi başına «tarihi incelemenin anlaşılabilir bir alanı»nı mey· da getirir. İspanya. Hoııanda. Batı toplumu- muzun zaman içinde geriye doğru yayılışının sınır­ larını ortaya koyar. gerek taman gerekse mekan içinde. ve şimdi.Ö.

zımnen kabul edilen ve zamanın eylem zembereklerine kendi özel- Bu. Şehirsiz olduğu halde uygarIaş­ dir. bizim hala ki. Kalabalık.. Whitehead di- doğru 1:ıuluyor ve benimsiyorum. toplumun aksine... olıı.. Ama gene de tam değiL. (d) İncelediğimiz tek tek toplumların hiç biri İnsanlığın bütününü kucaklamaz.arılmış bir görüm (vision) vardır.' İnsanların gözle görü.bildiğimiz uygarlıkların olarak tanımlamasını doğru buluyor ve benimsiyo. toplum hayatını mad- di planda uygarlık düzeyinde yürütebilmek için ge- 2 Kültür rekli başka iktisadi etkinliklerden de (endüstri ve ticaret gibi) kurtulmuş bir azınlığın varolduğu top P. L. G.(i birinin «üyesi. Ben de ay<11 fikirdeyim. ilk garlığın doğuşuyla aynı zamana raslamakla birlik- üçü Bagby'nin tanımlamasına uyan dört maddelik te) .mecazi olarak «akrabalık. H. Bu iktisat-<iışı uz- açıkça soyaçekimden gelen düzenli davranışları dı­ manlar -profesyonel askerler. Bagby'nin. Childe' etme alışkanlıgı da (') böyledir (örneğin bir kul ü. hazırladığı İngiliz dili sözlüğüne koymak iste. lemleyebiliyoruz. zamandan beri bütün modern dillerde da vahiyle v. do. ((çoğun­ oluşmuş dev bir insan biçiminde resmeder ama bu da. de- porasyoD»un üyesi olarak). a·ada türsel bir farklılık olduğu söylenebilir). toplumun ya da toplumu meydana getiren lar toplulugu . ma sürecine girmiş toplumlar vardır. Benim de 45 . A. Johnson. Frankfort «yiyecek üretimi ya da teknolojik rarlanan ögesi. ((Kentlileri de. liğini damgalayan derin bir kozmolojik bakış açısı retilmiştir.. zaman ilişkisinde -örneğin Batı ve Helen topium- Helen Toplumu ise -ftürün ilk temsilcilerinden bi. ya da daha doğrusu çoğunlUğunda.. şu ile eşanlamlı olmak üzere (<<Sanayi Devrimi.tek bir toplumun tarihindeki çeşitli bölümler dünyanın yaşanan ya da geçilebilir )'Üzeyine de arasındaki sürekl'likten çok daha azdır (o kadar yayılmaz ya da bir temsilci olduğu türler kadar eski bir geçmişe sahip değildir. tari. rum n. bir kilisenin. insan: sanların yiyecek üretmekle uğraşmadığı barınak­ lardan. yüksek etkinlikleriyle seç- kinleşmiş bütün çağlarında. (Civilization. ola- resmi. yöneticiler ve belkf şında kalan içsel ve dışsal davranış düzenlilikleri. aynı zamanda (e) İki toplum arasındaki tarihlerin sürekli- liği. insanlar arasındaki ilişkilerdir. «bir toplumun üyelerinin. bir tanım öneriyor. oturan in- gerçekliğin antropomorfik çarpıtıımasıdı.. değil. medeni· yapıda «birevler sadece ilişkiler ağının odak nokta· yet) kelimesinin etimolojisinden ipucu almamızı ve tandır. sözde Latince kelime modern Fransızca'dan tü. «Uygarlık. kültürü. Bagby'ye göre (') «tarihin kalıplı ve tek. Christopher'Dawson ja. «kültür. ları arasındaki. ilerleme artışı gibi değişiklikler (her ikisi de uy- hin anlaşılabilir yanıdır . fotoğrafı çekilebilir ya da nırım bir aejım daha ileri gitmeli ve uygarlığı.. kelimenin İngilizce karşılı­ vardır. Şimdiki bilgi durumumuza göre Uygarlık TOplum. «her uygarlığın ardın­ memişti. lum durumlarıyla eşitlemeliyiz. uygarlığın doruğunda 3 Uygarlık ya da bu doruğa yol açan etkenlerde. Onun için sa- toplanabilir. Dr. O. uygarlığın doğuşunu açıklayamaz. «kültürün..ıar. Kroeber de (5). yal- kılıçtan geçirilebilir." (10) ğını.. der ('). diye ri olduğu ispatlansa bile (ki ispatlanmamıştır)­ anlatabileceğimiz bir bağı gösteren özellikler göz- on üç buçuk yüzyıl önce ortadan kaybolmuştur. hayatta olan Batı Toplumumuz. bir yığın normal boyda insandan rak tanımlama1'!11z1 öneriyor. ın «uygarlık» adıyla tanınan kültür çeşidinin doğu­ bün.. çoğunda şüphesiz ki şehirliydiler (').. (') Hobbes'un Leviathan'ının ünlü kapak uygarlığı. N. olarak tanımlıyor. çağının yaklaşık olarak beş bin yıl önce başlamış Toplumu meydana getiren ögeler böylece insanlar olması gerekiyor. çünkü hepsi de tek bir toplum türünün temsil· layısıyla yaşama süresinin tamamı türün henüz ta- cileridir. insanlar arasındaki toplam ilişkiler ağıdır. Bagby.'. bir kalabalıktır. yimine benzeterek) türettiği «Şehirleşme Devrimi. nız yiyecek üretmekten değil. kentlerde bulunan çeşidi. olması bakımından. hepsinden önce rahipler. der- kullanılan bir kelime oldu ve belirli bir çağda var ken aynı noktayı belirtmiş oluyor (n). 3 Bazı terimlerin tanımları i Toplum olan kültürün belirli bir türü ya aa evresi anlamını kazandı. Dogruyu herhalde Frank· kültürün. lür ve elle tutulur bir derlemesi bir toplum değil· sözü de öyle (').. V. değerleri de içermesidir.. Bir toplumsal Bagby (').rak söz çok yaklaşıyor. mamlanmamışyaşama süresinden bir o kadar kısa kalır. le getıriyor: «Dünyanın. toplumu. Helen Toplumu ama değişik çağlarda iki belirli toplum arasındaki olgunluk çağını doldyruncaya kadar doğmamıştı. Kroeber'in dördüncü maddesi. bir sınıfın.. Örneğin. bir ailenin bir «kor. doğruya kurumlardan herhanj.. Bu görüşü de fort'un da bu bağlamda andığı A.. dağıtılabilir.

sadece hayatta kalan çağdaşlarının değil. daha ge- niş kapsamlı ilişki ağlarının meydana getirici ögele- ri olarak analiz edilemeyecek belirli ağları anlamın­ da kullanıyorum. birkaç çeşit toplum olduğu görülür. Bu alt-sınıfların son üçü ya da en azından son ikisi. başka toplumların meydana getirlci ögelerı olmayan iliş­ ki siStemleridir. bilinç- li değilse bile bilinçsiz bir şekilde amaçladıkları he- defin bu olduğuna inanıyorum. bir olaylar sınıfının bir veya birden fazla tem- 46 . temsilcisi olduğu sınıfla ilişkisidir. ama kendileri. Her toplumsal ilişkiler ağı bir kültürün taşıyı­ cısıdır ve pratikte bir toplumla o toplumun kültü- rünü birbirlerinden ayrı olarak incelemek mümkün değildir. Toplum kelimesini insanlar arasındaki toplam ilişkiler ağı anlamında kullandığıma göre. kendi Paleolitik öncülerinden çok uygarlıkla ortak noktalara sahiptir. Whitehe- ad'i izleyerek ben de uygarlığı manevi terimlerle ta- nımlamak isterim. Bilinen bütün uygarlıkların. Gerçi benim tanımıma göre to~lumlar. içinde bütün İnsanlığın. Yukarı Paleolitik. kendilerini meydana getiren belli sayıda kurumların derlemesi 15 Beşinci Sülale döneminden Mısırlı yazıcı olarak analiz edilebilecek. Leibnlz an- layışına uygun monad'lar da değildirler. "toplum» genl. uy- garlığın tanımlamasından çok uygarlığı tanımamızı ve tesbit etmemizi sağlayan bir işarettir. yukarıda incelenen soyut «uygarlıkD fikrinln belirli tarilıi örnekleri olarak kullanıyorum. "Uy- garlıklar»ın ya da «bir uygarlıkDın «uygarlık»a iliş­ kişi. Örneğin. Başka bir söyleyişle. toplumda iktisadi etkin- liklerden kendini kurtarmış bir azınlığın varlığı. 5 Uygarlıklar Çıığuı «uygarlıklar» ve tekil «uygarlık» kelimele- rin!. daha yük- sek dinleri içeren toplumlar vardır. tam bir uyum halinde yaşayabilecekleri bir toplum du- rumunu yaratmak için girişiimiş bir çaba şeklinde tanımlanabilir. Mezolitik. ya da "bir toplumııun "toplum»a ilişkisi. Belki. uygarlık süreci içinde toplumlar. uygarlık-öncesi top- lumlar. aynı zamanda gelip geçmiş bü- tün toplumların miraslarının da etkisi altındadır. herkesi kapsayan tek bir ailenin üyeleri olarak. Türiin yaşayan bütün temsilcileri. Kalkolitik. katıldığım bu görüşe göre. birkaç türden meydana gelmiştir. ama benlm görüşümce. bir olaylar sınıfının bir ya da birden fazla temsilcisi- nin. "Toplumlar»- ın. 4 Toplumlar çoğuı "toplumlar» ve tekil "toplum» kelimelerini. Neo- litik. Toplumlar bu terimlerle tanım­ landığında. "toplum- lar» ya da "bir toplum» kelimelerin! de. Bütün top- lumlar sürekli olarak birbirlerinl etkilerler. yukarıda incelenen soyut "toplum» fikrinln belirli tarihi örnekleri olarak kullanıyorum. Uygarlık-ön­ cesi toplumlar da gene birkaç alt-sınıfa ayrılırlar: Aşağı Paleolitik.

kendini meydana getiren toplu- luklarla kıyaslandığında -uluslar. kastlar ya da bu meydana getirici öge- lerin girebileceği başka biçimler. Bu tanımlar birbirleriyle uyuşmaktadır. Tarihleri şim­ diye kadar kayda geçen uygarlıklar. Uy- garlıkların temsil ettiği sınıf «kültür» geninin bir türüdür.anlaşılabilir bir 16 Budist rahip.sileisinin. Bu de- mektir ki. dokuzuncu yüzyıl alandır.düzenli evre kalıpları içinde değişen bir nesnel gerçeklik olabi- lir. mekan boyutunda olduğu gibi za- man boyutu içinde de yer alan bir olayolduğuna göre. Japonya. Aslında. «millet»ler. olayların anla- şılabilirliği. temsilcisi oldukları sınıfla ilişkisidir. bazıla­ n da erimeyle sonuçlanan bir çözülme sürecinden geçmiştir. ne de antropomorfik terinılerle açıklıyorum. ayrıca. belli evrelere sahip olacaktır. hangi ölçüde bakılırsa bakılsın. daha büyük bir inceleme biri- mi. çeşitli üerecelerde serpilip büyümüşlerdir. bir uygarlık ancak görece bir arılamda «anıaŞılabilir bir inceleme alanı»dır. şehir-<levletleri. benim bu bölümde. Uygarlıklar. çünkü özne ve nesne ikililiği ve aralarındaki doğru ilişkinin ne olduğu sorunu. hiç bir zaman bütünüyle anlaşılamaz. Her uygarlık bir toplumun ilişkiler ağında temellenir ve pratikte bir uygarlıkla toplumunu bir- birlerinden ayrı olarak incelemek mümkün değil­ dir. Ama uygarlıkların da gözle görülür te- 47 . öznelee konmuştur. i ler gibi -ve aynı nedenlerle. ayrı ayn do- ğunıları olan nesnel gerçekliklerdir. 1nsani olmayan bir anlaşılabilir in- celeme alanı da --örneğin bir kristal. içlerinden birini dışarı­ da bırakırsak çok önenıli bir şeyeksik kalmış olur. devletler. çünkü şeyler ancak zihinler için an- laşılabilirdir ve toplam gerçekiik dışında. Belli sayıda değişik halkların farklı eylem alan- ları arasındaki ortak zemın. neyi tanınılıyor olursak olalım. tıpkı anayasalar. Öbür iki tanım ise nesneldirier. Uygarlıklarınkalıph evrelerden meydana gelen tarihleri olduğunu söylerken bunları ne in- sarılaştırıyorum. belli sayıda değişik halkların farklıı. bazıları çökmüştür.gözle görülmeyen varlıklardır. Dolayısıy­ la. Araştıran kişinin sözko- nusu olayda göriip kavradığına inandığı (ve bence haklı olarak inandığı) gerçekliği betinıleme (tasvir etme) yolunda çabalarıdır. tS. ancak kısmi ve kusurlu olabilir. bu nesne- nin öznesi olabilecek hiç bir zihin yoktur. çünkü toplam gerçeklik boyutlarına varmayan bir şey. Bir uygarlık. Genelolarak. kilise. Tanınıların ilki. tanınıımızı bu ikili biçimde yapma- lıyız. daha küçük bir birimden daha kolayanlaşılır. bel- li sayıda insan arasındaki ilişkiler ağı diye adlandırdığım şeyi dile getiren bir deyimdir. çeşitli dönemlerde. eylem alanları arasındaki ortak zemin ve be- lirli bir toplum türünün bir temsilcisi. bunların ço- ğu. şüphesiz. Ama bu da anlaşılamaz. Bir ilişkiler ağı. bütün insan dü- şüncesinin altında yatar. Uy- garlığın tanımına yaklaşımı epistemolojiktir. Bir uygarlık «Anlaşılabilir bir inceleme alanı» olarak tanımlanabilir.

nat tarihçilerinin. Niteliği belirtilmemiş bir sanat teren gözle görülür sanat eserleri aslında o uygarlı. Herhangi bir uygarlık çevresi biyatını olduğu gibi sanatını. Dır ııslUoun gellşmesının tek-yönlu dirler. Herhangi bir zorla. uçsuz bu· çüde gerçekliği anlaşılır kılacak bir görümdür bu. söylüyor ve şöyle devam ediyor: «AntroPolog ya da Oç_ sanatsal üslubun birbirinden ayrılığı· sadece kültür tarihçisi de aynı türden bir şey yaparlar. hangi heykel mamen tanımıanamaz olmadıitını. kırler ve değerler üzerine yapar. Kendi uygarlıklarının bu kadar çok yanını gös- rünmesidir. sanat eserlerinin üsluplarının ta- yun ("). li bir tutarlılıktan. İnsanlığın başından nomenal evrenin tümüne panoramik bakış arama- geçen olaylar alanında merak. iradeyi gösterir ("). tarihi bağlantıların du..kalmaz. bir gerçeklik gö. ri arasında ortak bir lezzeti duyarlar. Uygarlığın kendisi değil­ yeteneğimizin. ede· yarlı bir göstergesidir. manın ya da fiziksel veya fizyolojik bir zorunluğun . Tüm insan edimlerinde olduğu den g'örmeye başlarız ve ondan sonra basvurmanuz 48 .. Hıristiyan Kilisesinin çar.zahiırleri olur: Prusya devletinin altın taçlı kartal. Seçme yapmak bakımından üslup da tıpkı bir dev- mıhları ve cüppeleri ~ibi.. ları ve dikenli miğferleri. hemen olay ü- tır. bizi.. onlar da bu sindir. caksız bir denizde haritasız pusulasız sürüklenip «Einstein'lIl. bir Yunan. Bu şaşırtıcı insan halinde ilk dışında. Babgy'nin belirttiği gibi ('O). nayan bu gözle görülür nitelikleri analiz etmek iste. parçalayıcı insan zihnine. eserini üslup dizisi içindeki yerine yerleştirebilme ğın çeşitli anlatımlarıdır. kaya ve 'sönmeyen bir istekle yetenekleri elverdiği san tabiatının ayırıcı özelliklerinden biridir. On- gözle görülür değildir. yönelişlerindeki bel· bi (U) sanatsal bir üslup. İnsan zihninin elverdiği öl.. bu termeye çalışırlar. arasındaki belli bir uyarlıktan. nın başka bir dürtüsü biraz da kendi-çıkarına-yö­ rümü (vision) kazanabilmemiz için panoramik bir neliktir. Merak in. Bu ölçüde. gösterdiklerini okulunun ürünü olduğunu görmemek imkansızdır. Bagby de (n) «sa· de Rönesans-öncesi Avrupa heykelini yan yana ko.. Aynı za. üslubun dile getirdiği uygarlığın zaman ve mekan nu (bır uygarlığın karakterini) çeşitli tezahürleri sınırlarını da açığa çıkarır. Bir antropolog ya da bir kültür ta- «Üslup bir kültür içinde bir çizgidir . herhangi bir kilise lar da bir kültür veya bır dönemin çeşitli özellikle· ya da devletin ürün ya da amblemlerinden daha ke. bir kültürü teşhis etmek için ipucu rolü oy' manda bir seçmeyi gösterir . dünyayı kavramak peşinde ko- sine incelenmesi isteği birkaç sebepten esinlenir. Bun· nun e~demlerinden biri de. ama oynadıkça bunların arasından yeni- yansıması olacaktır. Bunlardan hangisinin.. bireye değişse de hiç bir insanın tamamen ondan İnsanlığın başından geçen olaylara ve tabii fe- yoksun olamayacağı açıktır. analizini fi. bunu farkedecek bir ze- ların en güçlüsü ve saygıdeğeri meraktır. gözle görülmez.II tarihinin girdiği dinamik biçimlerin ete kemiğe bü. kısmi bir bakıştan daha az yanıltıcı bir çalışırız. amacına en yakın noktaya ulaşıncaya kadar duygunun güçlülük derecesi her ne kadar bireyden didinmeye devam etme şevkine sahip olmasıdır.kendi aralarında belli bir dinini de biçimlendiren belli bir kültürel 'üslup'tan tutarlılığa yönelirler (") ve . sığınağımız okyanusun göründüğü kadar büyük ol- mamıştır sözünü. Bir uygarlığın ayıncı sanatsal üslubunun duyguya yol açan gözle görülebilir nitelikleri gös- sınırlarını zaman ve mekan içinde araştırmak.. 4 İnsanlıgın başından geçen olaylann genişlemesine incelenmesi geregi İnsanlıgın başından geçen olayların genişleme· gibi bilgi edinmek.. Bir Mısır. kesindir.diğinde. güçleri bitimli olan bir varlık için dehşet kaldırıp daha geniş bir görü için atılım yapanlar verici bir yaşantıdır. politik ve adii kurumlarını.. bir let gibi. tarih gerçekten haklı çıkarmış­ madığına kendimizi inandırınaktır. menler sayısız ve evren bitimsiz görünür.bu.. şarken de insanın sağladığı ilerlernelerin hiç bir za- Bunların kimIsi kalıcıdır kimisi geçici. (") Frankfort'a göre (") . hüküm sürdÜğü bir ortamaa üsluba yer . burnunu ayrıntıların bileği taşından durmak. (U).. panoramik bir bakış zerıp. ahlakını olduğu gibi içindeki çeşitli üsluplar .oe parçalama ve yok sayma oyunu oyhdmaya gerçekliğin. hiç kimse bilirnde büyük bir keşif 'yapa.." {ll Her ne olursa olsun. Bölücü. Bir din ya da bit devlet kurumu gibi bu da bir yol izlediğinin kanıtı olduğunu ekliyor Kroeber. ancak İnsanoğlu­ yargısız kimisi ise kendi-çıkarına yöneliktir. rihçisi. Kroeber'in dediği gi. uygarlık anlarız. feno- bakış aramaya zorlar. kimisi ön man tam olmadığı bir gerçektir.üsluplar.

Bu kez İnsan soyunu yok etme tehdidi insan tabiatından geliyor. Şimdi gözümüzü yeni bir gerçeğe açıyoruz. kaynağını insan tabiatından alması. İnsan soyunun kendisi gibi yüce bir bağlılığa feda etme- 17. Bu eski tehdidin yeni bir yerden tekrarı bütün insanlara.. ele almak- la kalmayıp yaşayan kuşakların geçmişinln tümü ele alınmalıdır. ortak insan tabiatımızin ken- dini değişik dinlerde. sınıflandırma ve aralarında bir bağ kurma ihtiyacı» olduğuna işaret eder n . (') Şimdi insan-dışı Tabiat üzerinde ilk üstünlüğü sağlayarak. Kendini yineleyen Yukarıdaki Kopernik-öncesi Ev~n panoraması. O' laylarda bir sıra ve düzen arayıp onları «tespit et- me»ye kamçılar.. dan geçen olayları incelememizi gerektiren bir meydan okumadır. evreni.uı ı<uşaıu.. zihhi ağımızı bir bütün ola- rak Evrenin üzerine atmaktır. tarihini resmederken gtlneşi (ortada) geçmiş ve şimdiki dünyaların yok edilişi· nu denetlernek bakımından.yaşamayı öğ­ renmek gibi iki zıt alternatifle karşı 'karşıya kal- mıştır. Cennet ordusunun ko- ruduğu bir dizi küreler olarak tanımlıyor. bu. «Mesa- leyi yokederek» insanlığı birleştiren.. «ilkel bi- limin en önemli uyarıcı etmeninin. leri için bir meydan okumadır. insan zihnince ancak zaman içindeki devi- nimi sırasında gözlemlenebilir. çünkü tıpkı lenomenal evrenin yönlerinde olduğu gibi insan ha- yatı da. anlayabılmek için önce sIDıflandırmahdıt'. kendi geleneksel dar görüşlü bağlılıklarını. Türümü- zün silinmernesi gibi şu an için acil ortak aInacımız yüzünden insan tabiatını incelemek yeterli olmaya- caktır. Neolitik Çağda elde ettiği başarıdan sonra insan soyunun var kalması ilk kez gene tehlikeye düşmüştür. sınıf ve ırk ayrımına rağ­ men bir arada uyum içinde yaşamayı öğrenmeliyiz.18 EVRENIN HARITASI1nsan. değişik kültürel biçimleri tanımayı 49 . uygarlık. Bir Aztek takvim taı)ı da dünyanın tehdidin. Zaman ve mekan bakımından birleşmiş bir dünyada insanlığın başından geçenlerin incelenme- si etkili olacaksa mutlaka genişlemesine ele alın­ malıaır ('). Tarihi güçler atom bombalarından daha patlayıcı olabilirler. Birlikte uyum içinde yaşamayı başarabilmek için birbirimizi tanumalıyız ve birbirimizi tanumak bir- birimizin geçmişini bilmek demektir. gene aynı ön- ceden eşi görülmemiş' bilimsel ve teknolojik ilerle- meler Insanoğlunun eline atom silahlarıyla savaşa­ rak kendini yok etme gücünü de vermiştir. Yaınızca yaljay. günümüzde modern bilim ve tek· noloji aracılığıyla dünyanın ansızın birleşmesi so- nucu bu durum büsbütün vurgulanmıştır. Needham. yüz yüze gelme anında duyulan bu endişe. hiç niyetli ol- madığı halde İnsanoğlu ya kendini yok etmek ya da bundan böyle tek bir aile olarak . Psikologun çalışmaları arkeologunkiyle. insan zihinlerini her zaman ve her yerde.için kalan tek sığınak. Olaylarla. bizim insanlığın başın­ nin simgeleriyle çevrelenmiş olarak gösteriyor. ilkel ilısanda öy· lesine ağır basan ve kendini hep yineleyen korku ve dehşeti yenebilmek için fenomenleri hiç değilse. uygarlıklarda ve uluslarda dile ı:etirişini. ulus. İnsan soyunu kurtarmak için gele- neksel din. ta- rihçininki antropolog ve sosyologunkiyle tamam- lanmak zorundadır.

Kuzey Avrupa'nın o bir zaman. ğa'nın parazitleri olmaktan çıkarak. dahası değerlendirmekle yetine.» (6) değildir. kendilerine süt veren inekleri.diye nitelenen kültürler için bu ça- le yüksek dinlerin zaman-ölçeğine göre adamakıllı ğın en büyük ve en kalıcı mirası bunlar oldu. Eski Dünya'nın kuzey-batı köşesinde.» (5) "İnsan soyu tarihinin bilgisi. Bp alet. Gelgelim. sal dayanışmasındaki teWikeli çatlaklar sevginin a- rü böyle dile getirilmiştir. Kimi. sürülerini lar muhteşem avcısı. çıkar gözetmeyen" bir amaçla varolur ve parçalarıymış. olayın açıklamasını yetersiz kılar. İnsanoğlunun toplum- lamaya çalışmalıyız. latmak. "İnsan tarihinin tümü teşi olmadıkça eritilip kapatılamaz. uygarlığın şafağını Yukan Paleolitik sanlar. ha yoğun bir nüfusu daha büyük bir güvenlik için- neydoğudaki. artık yalnız birbirimizin kültürel mi. Daha ileriki evre- rak hesaplanırsa bu dönem yanm milyon yıl sür. günü- şimdiki ve gelecekteki insani ihtiyaçlara uygun. dur. da- rekli tepkiyi göstermeyi başaramadı. İnsan soyu. Bunlara. kendilerinden öncekilere oranla ya da evresi. he. garlıklar ve yükSek bir aşamaya varmış dinlerdir. manevi başarılar veya değerler açısından da- müş olmalı (1). Daha dişine ayak uydurarak daha güneye doğru indiler. ortak depoya gidecek kendini-yoketmekten kaçınmak gibi olumsuz bir miras eşyalarımızınışgibi bakmak. Olumsuz olduğu için zayıf bir uyarıcıdır. ve kendine hakim olmayı gerektiren işlerdir ve bu lünı!erini görmezlikten gelmemeliyiz. kendisi kadar muhteşem olmayan de besleyecek bir yiyecek üretimidir. hem Eski Dünya'da hem de Ame. Yukarı Pa!eolitik ile t. gerekse hay- samiı bir biçimde incelemek gereğini duyuyorsak. şimdiye tiren şeyler tarım ve Eski Dünya tarımının ortaya kadar. Yetiştiriciliğin ödülü. İnsanoğlunun ortak hazinesinin olumlu. yüksek dinlerin doğuşu bütün dini faaliyetleri ha- 50 . avcılık ve toplayıcılığın başaramayacağı ölçüde. van yetiştirme.öğrenmeliyiz ve onu mümkün olduğu kadar da an. Magdalen İnsanı. insanlığın kurtuluşu için insanlara ya- nim ortaklaşa sahip olduğu şeylerden biri olmalı­ pılması' gerekli olanı yaptırmaya yeterli bir uyarıcı dır. gene de sü. erdemlerin sürmesi için devamlı olarak uygulanma- Yukarı Paleolotik Çağ'ın İnsanı bir avcıydı. böyle insanlar ne ka- rın son gerileyişi bölgesel bitki ve hayvan hayatın­ dar acıkırlarsa acıksınıar. Yetiştirici yalnız ertesi günü değil. tropikieri kemiren savanların güneye doğru gi. a. dahaki yılı da düşünmelidir. Güney ve gü. ha yüksek olup olmadıklarınabakılmaksızın. Tarihin akışında insan kültü. 5Geçiş toplumu Bu kitabınasıl ilgilendiği toplum türleri uy. müzde olduğu kadar uç duruma varmış bile olsa. Doğa'nın etkin dı. bazı toplumsal böcekler dışında kalan eski çağ'ın sonundan gerek kültür. Neolitik kültürün özünü meydana ge- 5000 yıllık. düne ait şeyler olmala. Gerek bitki. insan ataları dahil bütün canlı yaratıklar gibi Do- çısından ayıran bir dizi kültürel geçiş aşaması var. önceden tasarlama. "daha yüksek» . koyunları. memeli. İnsanlığın en uzun dönemi. kurtaracak manevi gücü veremez. Tehlike. ortamın çoğaltmaya bakmalıdırlar. sevgi göstermek zorundayız. bir ma. ka- daha fazla bilgiye sahibiz. Ne var ki. Üstelik. tohumluk buğdayı ye- da şaşırtıcı değişiklikler yaratınca. potamya ve Aşağı Nil vadilerinde ilk ortaya çıkan çürıkü yaşayan başlıca kurumlar bunlar ve biz uygarlıklar arasında bir geçiş sağlayan kültür tipi bunlar hakkında. Bu güç ancak meyiz. Yukarı Paleolitik İnsanın en ndır. rimi . uzundu. 3000'de Aşağı Mezo- Geçmişe baktığımızda önümüzde bunlar yükseliyor. kendi karşısına çıkardığı bu meydan okumaya ge. gerekse kronoloji a. İnsanların başından geçmiş şeyleri geniş kap-' ortakları haline geldiler. nu kaybetmiş oldu. Soğukkanlılıkla bulunmuş bir çare bize kendimizi rasını anlamakla. değer vermek ve durumdan daha etkilidir (7). Ama bu dev- çağdaşlarından bazıları da yok olup gittiler. tersine da varlarını. Ama sohbet konusu ve rakteristik aleti olan cilalı taş baltasından ötürü tanıdık olmalarının nedeni.Ö. Tarım-hayvancılık devrimini başarmakla in- rikalarda. sadece kan Paleolitik çağ buna oranla kısaydı. en eski uygarlıklar da sadece dü. tek başına. buzulla. Aşağı Paleolitik çağ olmuştur. keçileri kesmemeli. bu geçim yolu. bu adı alır. Ama bazıları yerlerinde kalarak tarihi yaptı. İJeri aşamaya varmış dinlerin en eskisi topu gelişkin yontma çakmaktaşından çok daha güçlüy- topu 2500 yıllıktır. Bu olumlu amaç in- sanlara sevgiden başka hiç bir şeyle verilemez. Atalarımızın çıktığı yerlerde tarımın normal tamamlayıcısı olan insanı andınr bir kılığa girdikleri tarihten başlaya­ evcil hayvan yetiştirme işleriydi.000 yıl önce başlayan Yu. genellikle Neolitik adıyla anılır. öngörüş. sebat insanlık tarihinin bu daha erken ve daha uzun bö. Belki 30. Neolitik temeller üzerinde yükselmeleri anlamında resi uygarlıkların zaman ölçeğine oranla uzun.sadece teknolojik ve ekonomik terimlerle an- si. ları gerekir. lerde. kendi malımız.

öküz arabası ve yelkenli gemi.I.19 E§ek sürücüsü. Ö. Minos uygarlığından. hepsi. Teknik açıdan bu gibi icat- lar !nsan'm çevresi üzerindeki e-gemenliğini büyük ölçüde artırdılar. ikinci 51 . üçüncü binyıl 21 Yelkenli gemi. NEOLtTİK TEKNOLOJİK DEVRİM Yük taşıyan eşek. O. ı. ama toplumsal ve psikolojik bakım­ lardan tnsan'm kendi kültürü içinde hapsolma duy- gusunun başlangıcını gösterirler. Mısır Beşinci Sülale. Suriye. icatçı teknikte başlıca ilerlemeleri ve insani olmayan güçlerin dizginlenerek insan yararma kul- lanılmasmı temsil ederler. 20 Araba modeli.

ilir. sula· ma işleri insanların fiziksel çevreleri kadar birbirle· riyle ilişkilerini de sürekli değiştirdiler. kaldırılır ve içeri çek. öbür ucuna da bir ağırlık asılır: dengeyi sağlayan bu ağırlıkla kova zahmetsizce dol· durulur. 22 «Akrep» Kral. 23 Stw::lof ile su çıkarma. su GüCü VE ıNSAN GüCü llk sulama tesıslerı o zamana dek görülmedik bir toplumsal işbirliği ve zorlama gerektiriyordu. Mısır'da bir sulama kanalının ilk balçığını kesiyor. Bir direğe takılan bir sırı­ ğın bir ucuna kova. 52 . Bu sahne Aşağı Mısır'ın Güney ta· rafından fethedilmesinden sonra barış düzenine ge- eişi simgeliyor.

İlkel tarım hiç fazla ürün (yiyecek) yaratmı­ yor. endüstriyalizm. öküz arabası. lanmaz. dolayısıyla uzmanları geçindirecek bir kaynak ortaya çıkmıyordu. tarım-hayvancı­ lık devrimi de hiç bir zaman başarılamayabilirdi. bunlarla kıyaslanacak bir teknolojik değişime ras- kınlarında bir kraliyet toprağının" sulama kanallarını gösteriyor. tas- fiyeCi ve taşıyıcı gerektirir (6).tarihin kültürel evreleri- ne tekabül etmez (9). Şüph~siz her teknolojik devrim aynı zamanda bir toplumsal devrimdir. ayru zamanda maden işçisi. Madencilik insanın bütün za- manını alan bir meşgaledir ('). beHi bir faz- lanın daha o sıralardan itibaren birikmeye başladı­ ğının işaretidir (3).lnlar olmaksızın kamu çalışması da olamazdı (7) ve bunlar olmadan dördüncü binyılın teknolojik buluşları Afrasyalı İn­ san'ın yeni büyük girişimini başarmasına elverınez­ di. yelkenli gemi. tekerlek.Ö. 1300'den kalma bir harita Mezopotamya'daki Nippur ya. Tarihin tek- nolojik aşamaları -yiyecek-toplayıcılığı.. Ama her şeyden önce teknolojik bir devrim olan Neolitik devrime karşılık. halkalar köyleri temsil ediyor. "madencilik bilgisi uluslarası bilime ilk yaklaşımdm. sulama da incelmiş bir Toplumsal ve ik- tisadi çerç. "Uygarlıkla uygarlık-öncesi yiyecek-topla- 53 . R. Braidwood «). Dördüncü binyılın icatları -madencilik. çünkü teknolojik değişim­ ler toplumsal devrimlerin hem sonucu hem de ne- denidirler. qüyüklüğü ve önemi bakımından. uygarlık devrimi de özün- de toplumsal ve kültürel bir devrimdi. rika-Asya) vahalarında beliren yeni sanatlar erkek uzmanlara ihtiyaç gösteriyordu ki bu. papirüs ve lotus amblemIe. lenmenin teknolojik temellerini kurdu: Afrasya'nın büyük çukurluk ve vadilerindeki cangıl kalıntıları­ nın temizlenerek tarıma kazandırılması. gerekse hayvan yetiş­ tirmek ekonomik olduğu kadar dini bir görünüm de taşıyordu. Kanallar tarlalar arasından akıyor.Ü. Gerek bitki. Tek işbölümü erkeklerle kadın arasında olandı ve her mahalli topluluk kendine- yeterliydi ("). yiyecek- üretimi. Aradaki çağlarda 25 1. (O) ve madenci- lik Neolitik kendine-yeterliliği yok eder. Böyle bir iş sulama sanatını ustaca kullanabilmeyi ön-gerek- tiriyordu. bu dönemde teknolojinin çok büyük bir yer kapladığını gösterdiğini söylüyor. yatın gündelik yarundan koparmazdan önce.Ö. Yiyecek-üretiminin yiyecek- toplayıcılığının yerini aldığı Neolitik teknolojik devrimi. tüm toplumsal ve kültürel faaliyetler aynı zamanda di- ni faaliyetlerdi.Afrasyalı İnsanın henüz kal- rini birliği temsil eden bir motife bağlayan iki tanrı bu birleşme­ kışmadığı bir işi üstlenecek yeni bir iktisadi örgüt- yi sağlıyor. eşeği. İ. Bu görünümlerden birinde aynı za- manda dini bir devrim olmasaydı. çünkü bl.eve istiyordu. İnsan'ın maddi imalat ve ha- reket araçları olarak adale gücü yerine geçtiği mo- dern Batı Dünyaııının Sanayi Devrimi ile ayru tür- den bir teknolojik değişimdi (10). uygarlık-öncesi kül- türden kalan kanıtların. yük- 24 Yukarı ve Aşağı Nil'in birleşmesi. dizgin- lenmiş cansız gücün. dördüncü binyılda Atrasya (Af. çünkü yal- nız demirci değil.

dördüncü ya da beşinci binyılda leştiren ilkel tarımsal toplumları hesaba katmadı­ değişik bir yağış ve hava düzeni old1Jğunu düşün­ ğı sürece anlaşılır olamaz. teknolojik. Buzul-sonrası ya da Buzullar-arası ((Bütün Yakın Doğu'da en iyi yerler didinmey. 2500'e kadar bu eski bataklıklardan türeyen teknolojik ilerlemeler olmasaydı.Ö. Ama uygarlığın sınırlı bir girişim olan. 54 . rece geçimini sağlayacağından emin olabilirdi. teknolojiden yoksundu. toplamayı ve depolamayı gerek. egemen gütlii ve disiplinli bir sıkı çalışmayı yürüttüğü sü- azınlığın yönettiği etkili iktisadi ve politik kurum. Ba. mer'in yüzölçümü aşağı yukarı Danimarka'nınki nü ettiğimiz başka tamamlayıcı veya o kaynaktan kadardı ve İ. sonra da ileri dinle.Y~yecek-üretimi devrimi belki de insan yı Amerika tarihinde de görüyoruz. Aşağı Nil'den Yukarı Mısır'ı doğuşu. ama bu yağmur-sonrası koşullar­ gücünü doyurmaya yetecek kadar geniş bir besin.belki de böyle bir ilerlemeyle atbaşı gitmediği gibi. hayatının dönüm noktasıydı. aradaki gerçekleşti.ordu.- sağlamayan kamu işlerinde çalışacak büyük bir iş­ lar yeşertilmişti. aynı ola- tü'. ilkin uygarlığın. toprakları bunun tepkisi oldu. Gerek SÜ. yiyecek-üreti. Kazs:nılan nehir vadilerinde İnsan ör- şünülmesi (IS. daha yüksek düzeyi arasına bu geçiş aşamasının gir- kır çağı köyleri Bronz çağı şehirlerine dönüş­ mesi Eski Dünya'ya özgü bir olay değildir. öncüler gibi göç edilmeli ya ja ilk Eski Dünya uy- maksızın bu işlerin ikisi de mümkün olamazdı (16) garliklarını kuranların yaptığı gibi Afrasya batak- çünkü bu iş insanın belini kırdığı gibi kalbini de kı­ lıklarını tarıma elverişli duruma getirmeliydi. hem de dehşetli otoriter bir yönetici azınlık ol. Eğer Neolitik teknolojik devrimin başlattığı teknik iler. yaratma girişimi. Bu mey- minden kopup. ama iyi kullanıldığında maddi Kültürün ilkel düzeyiyle <<uygarlık» dediğimiz kazançlar da aynı oranda büyüktü. ortam yaratıy. işin etkisi altında). havzasının bataklıklarından Sümer topraklarının gelmiş en büyük iki tek kültürel değişimln doğdu­ yaratılması-aynı zamanda en erken olanıydı. derece ayrımlarıdu. görünüşe göre daha sonra başa­ olmayan bir düzeyde yer alan bir olaydı. rının bataklıklarının kurutulması ise kesirılikle da- muştu. Neo. ha geç bir tarihin olayıdu. erken bir tarihte olmalı. büyüğü ve belki de en gücü . İndüs vadisinin kazanılmasından daha leme hareketini d~ durdurdu (13)" Öte yandan.Aşağı Dicle-Fırat rin.) anlamlıdır.Ö. geçişsel bir çıraklık evresini de at- yük nehirlerin alüvyonlu kıyıları oldukça sert bir latmak zorundaydı.» (n) Öte yandan. nolojik donatım bulunan bu disiplirıli birleşik çaba Yukarı Paleolitik çağın son yiyecek-toplayıcı ve· Afrasya'mn umak boylarını ve vadilerini tarıma avcı toplumlarınnan ilk uygarlıklara geçişi gerçek- kazandırdı.alüvyon. Meydan okuyan olay kuraklıktı. gerekse Mısır uygarlıklarında tarihin şafağın­ dan erozyonla alüvyon getirerek toprağı bereket- da kazanılmış toprakların bir tanrıya ait olarak dü. Yukarı Paleolitik Çağın medikçe -ki bu son derece şüphelidir. Nil Deltası'nın kazanılması Yeni bir teknolojik ilerlemeden doğmadığı ya da -Sümer'in yaratılması çapında bir iş. ((Avcının geniş alanlı hayatı İnsan'ın ruhu. kaynağı kurak bölgelerin dışında olan tuılıyor olmalıydı. tarımı Af- leXlmesi. rasya'dan Eski Dünya'nın uç noktalarına götüren li. Sümer ve Mısır Ardında esinlenme kaynağı olarak dini bir i. besin biçiminde dolaysız bir ürün dan okumaya karşı başlangıçta küçük çapta vaha. kültürün elde edilen ürünler seksen altı kat arttı ("). Bu iki gücün ikisi tarafından nehirler tarafından sürekli olarak sulanıyor ve ne- çalışmaya itilmesi daha muhtemeldir. Yiyecek-üretiml ve yukarıda sözü. ama bu dönüm nokta- ma evreleri arasındaki teknolojik ve iktisadi ayrım­ smm sonuçları ancak şehirleşme devrimi sayesinde lar. Ya imanla çalışıyor yi da zorla çalış­ yeni tarlalar. kan meydan okumaya karşı bir tepki oldu. Böylece' Afrıısya'nın nehir vadilerinin tarıma tı. İ. Sonuç olarak iki şeyarasında tiriyordu. çünkü böylece ekilip biçilmeye başlanan ramazdı (17). yapmaya yetmemişti. lendiriyordu. böyleyse. nu özgürleştirmişti. yönetilmesi gerekti. da i\frasya'yı İnsan iyi devamlı ya.yeyi yanıltıcı bir şekilde basite indirgeyebilir. İnsanı bile cangıl ve bataklıklarla mücadele edecek lardan oluşan Mezopotamya topraklarında sulama. tarım onu toprağın kölesi yap. Buralarda. Ama bu yalın söz. yani insanlık tarihinde şimdiye kadar görüle. larca temsil edilirdi. Hem dehşetli yetenek. İnsan. Çağ'da Afrasya'mn gittikçe i>urumasıyla ortaya çı­ le kazanıldı. Doğu Asya nehir havzala- litik teknolojik devrim manevi bir bedele de mal ol. Ba- rıyordu ve öyle büyük bir ölçüdeydi ki suadan işçi. uygarlık girişimine sız bir ekstansif tarım mümkün değildi. kendi başına ele alındığında. tak!ıklal'ın tarıma uygun hale getirilmesi kalıcı bir çabalarının ürününü önceden hayalinde canlandı­ çözümdü.» (") Uygarlığın ilk başarılarmın en bu çağlarda. nanç ve elinin altında gerekli politik otorite ve tek. denet~ bir seçim yapmak zorunda kalındı: Ya.) ("') I. bu tanrı da. üstelik Mısır'ın ilk Sülaleler Çağında tamamlanınıştı.» (H) kazamlması. Bu iş-gücünün de toparlanması.» (I') Böyle bir girişim.şanabilir bil' yer fazlası üretmeyi. hikii. hirler bitmez tükenmez sayılabilecek kaynaklar- mer. Daha uygarlık aşamasına varılamazdı. SÜ- ğunu görüyoruz.» (ı9) ılBü­ atılmadan önce. Uygarlık rıldı (belki de Sümerler'in daha önce başardıkları manevi düzeydeki gelişmeler sonucunda doğdu (").

İkincisi. eski bir uygarlığın sonunu. bir Karşılaştığımız fenomenIere ancak çok-yollu kroki- birim aramaya başladım ve bu biriıni Batı Uygarlı­ ler uyabilir. dığım çağdaki İngiltere'nin. olay bulur. Özeı. Bu Helen Uygarlığının tarihi kendi türü i. Batılı bir te.) Ne benim zama. ama tek-yollu bir tarih krokisi işe yaramaz. ince-' lir. bu kita. Bitmiş oldu. fenomerıleri. tarihin tek-yollu ilk göründüğünden bu yana. Şimdi uygarlığın . ve sanırım bir model kurmak bize lebilir bir başlangıç ve sona Sahiptir ve aradaki bü. Bir ulus-devletten daha büyük ol. Dünya. meziyetleri de. gerekli ilk maddi bilgi. ve araştırma­ bın ilk notlarını tuttuğum 1927 yılında yaşayan mın başından beri. çün- İngiltere tek başına «anlaşılır bir inceleme alanı» kü insan ancak her şeyi kendinde toplamakla tari- olmamıştır. Ben bile olsa Helen tarihini. ve bir türlü inceleyebilmek için lınamaz. Ne var ki çok-yollu bir krokide tek-yollu kroki- duğu gibi. Olayları bulduğu gibi alacak- ken iki önemli olguyla karşılaştım. Ama karşılaş­ dışına uzanamaz. Ayrıca Helen Uy.6Uygarlıkların karşılaştırmalı incelenmesi İnsanların başından geçen olayları genişlemesine tün hikayeyi gene anahatlar halinde veren belge- gözden geçirmeye. ki yerine. burada yardımcı olacaktır. kendine-yetmeye daha yakın olması de olmayan bir entelektüel sorun vardır: Verilmiş dol~ısıyla daha anlaşılır bir inceleme alanı olan bilgiyi derlemek. sinin birden uyduğu standart bir tip olup olmadı­ garlığı tarihi elbette bizim bildiğimiz zamanların ğını keşfetmeye çalışmak demektir. Grek ve Latin klasikleriyle eğitim görmemiş insan tarihinin doruğu durumuna getiriyordu. Çok önceleri iki halef bunların tikel özelliklerini bir yana bırakıp. neklerin bir karşılaştırmaya uygun olup olmadığı riz. bir krokisini çizmeyi yadsımak anlamına gelir. Za- dünyanın tümü değildir. kendi-çıkarına-yönelik ve saptırıcı tek-yollu kro- araştırıcı için bu Uygarlığın bir genel iki özel mezi. kendininki dışında bütün de bir İngiliz olduğuma göre. kendi kendime. bu 'da karşı­ çinde bitip tamamlanmış bir örnektir. kaynağını milliyetçilikten alan bir kurun. işlem bunlardır. 1972 yılında yaşayan bir İngiliz için. (Bu kuruntuya inan. tarihin bir doruk nok. Aynı anda meydana gelmiş iki ya da tiyan Kilisesi aracılığıyla)3atı Uygarlığıyla sıkı sıkı daha fazla olaylar dizisi arasında bir bağ kurmak bağlı Greko-Romen (yani Helen) uygarlığını yaka. Bunun üzerine İngiltere'nin de bir par. ğı yer ve zamana toplayarak sunan alışılagelmiş tu- nımda ne de siyasi haritada İngiltere diye bir şey tumu yadsımış bulunuyorum. benim yer. Demek ki benim aradığım uygarlık tarihi örne. Birincisi. hin tek yol izlediği konusunda kendini kandırabi­ çası olduğu ve kendine-yetmesi bakımından. lendiğinde anlaşılır bir alan olabilecek asgari . uygulamayı kurcalayarak başladım. yollarını ve araçlarını araştırmaktır. yaşa­ başka uygarlık tarihlerinden daha iyi bilir. zorunda isek. ğında buldum. herhangi bir tarihte. Batı ile çok sayı­ man sırası hikaye anlatılırken olduğu gibi hiç de- da yaşayan başka uygarlıklar arasında bölünmüş­ ğiştirmeden yansıtılabilir. la'jtırınalı bir çalışmaya yol açar. bir konuyu aynı yönden ladım. İş­ ği burada. lemekten vazgeçtiği anda karşısında eşanlı bir sürü şamakta olması bunların tarihlerinin henüz bitme. Batı ve öteki çağdaşlarının halen ya. konusunda da içimizin rahat etmesi gerekir (').tarihi için tamamlanmış bir tası olduğuna inanabilir miyiz 'diye sordum ve bu örnek bulmuşken bunu kendi amacım için nasıl göriişün. olayların genişlemesine bir incel~mesini derlemenin mak. en azından tüm olarak bir Şimdi ayrı ayrı bir sürü hikaye. Bunlar tek bir hikaye aniatır gibi ele a- diğine işaret eder. tılı olması ve Batılılara yabancı olmamasıdır. kullanacağım? Bu amaç insanlığın başından'geçen tu olduğu sonucuna vardım. Batı'da son zamanlarda orta· ler vardır. Batı tarihiyle bağın­ ya çıkan bir. Sonunda. bu bizim. tır. çünkü benim yaşadığım çağda hiç bir Birçok örneğin karşılaştırılarak incelenmesi. r ıeyi seçtiğimi~ an karşılaştığımız iki ehtelektüel sındadır. çünkü tek bir zaman sırası göstermezler. başka bir hikaye daha anlatılamayacağına göre a- li Batı Uygarlığımın kökenlerine inen bir sonda radaki bu bağ hikaye anlatı türünden farklı olmak' yaptım. Batı. 55 . kurularak toplanılmalıdır ve bir hikaye anlatırken Böylece zaman içinde'-geriye dönük. çok-yollu bir krokiyle izle- yeti vardır. ve belli bir zaman sırası içinde bulacaktır.. Ama gözlemci tek yol iz- tür. arala- onun yerini almıştır: Batı Uygarlığı ile onun kar. Bu. rındaki benzerlik ve ayrılıklara dikkat ederek hep- deşi ve çağdaşı Bizans Uygarlığı. tarihin tümünü yazarın yaşadı­ bir İngilize göre çok daha güçtür. İnsan tek yol izledikçe böyle bir bir türü. Genel meziyeti bütün ve tamam olma. benim yerlisi olduğum örnekle özdeşler­ sorunla karşılaşmaz. Helen Uygarlığı kalmamıştır. halenerini bildiğimiz gibi seleli tırmamızdan emin olmak için. Bir Batılı araştırıcı kendi ülkesini ve yaşadığı çağı tüm Batılı. ğu kesindir. aralarında bir bağ uygarlık tarihi örneğidir. alan bir görüş edinmemizi gerektirir. Helen Uygarlığı tarihindedir. öne sürdüğümüz ör- Minas-Helas-Miken (yani Ege) Uygarlığını da bili. Hıris­ zorundadır. Hiç değilse anahatlar halinde teşhis edi.

400-336 56 . ı. 21 Peparethos. Ö. Ö. Ö. Ö. 520 HELEN DüNYASıNıN DORUK NOKTASıNDA KüLTüREL BIRLIK VE POLITtK DAGINIKLIK Dokuz bağımsız şehir· devletinden gelme olan bu sikkelerde hep aynı üslubun damgası var: Ortak bir kültür i~indc verimli rekabet. ı. 455-432 34 Maronea.. 46U 33 Aenus. ı. Ö. ı. I. ı. Ö. Ö. ı. Ö. 500-480 30 ıtanus. 26 Dieaea. Ö. ı. 500-480 28 Abdera. 450 31 Boioti. ı. 520-515 29 Makedonya. 446-426 32 Nakses.

He- li önem taşımaz. Bir sembol zihni eyle. Bir mek için bunlann içinde türün örneklerinin bir dü- sembolün yerini bulup bulmadığını denemenin en zenini ortaya çıkaran bir model bulmak gerekir. Bir sembolün.. Aynı zamanda mayacağı gibi bunlar birlikte yürütillmedikçe her tek bir . Bil imsel araştırmalarda kullanıldığı anlamda bir parçasından kurulmalıdır. onun işaret ettiği nesneyi olduğu gibi yan. kar- ikisinden de kesin sonuç almak mümkün gözükme- şılaştırmalı bir inceleme biçiminde. Model verilmiş bilgi toplamının yalnızca bilgileri derlemeye yetmeyeceği sonucuna da böyle- ce varmış olacağım. nesnenin kendisi o. Ögelerden biri Helen Uygarlığının kendi politik 57 . iyi yolu. ve etkIli semboller zihni örgümüzün yamayız ve böyleIikIe bu belirli modelin başka bir vazgeçilmez bir parçasıdır.tipte bir biçi. bunun doğruluğunu kanıtlamaya çalışacağım. Ama sağladığı ikinci bir "modebıle birleşerek «Modebıin gene de. yalnızca bir araçtır. yoksa geri kalanını bir "Model». Tarihi olayl~rın bu . ve tabiatına nüfuz etmektir. uygulanacak test larak yürütüp bir kavşağa getiremezsek geçici mo- onun bu nesneyi anlaşılır kılacak kadar aydınlatıp delimizin görünürdeki kaosa bir düzen getirmek aydınlatmadığını göstermelidir. alacağımız' sonucu da beklemeliyiz. Helen modelim. lacaktır (3).. tamam. İkisinin de sı­ zemediği ancak doğrulama yoluyla anlaşılabilir. garlığın. sembolün tün olarak genel görünümünü kaostan kurtarabil- görevi kopya olmak değil aydınlatıcı olmaktır. verilmiş tüm mektedir. bu işlemleri birbirinden ayırmak uygun ol- kendisini değiştirmeme yol açacak. Öyle olsaydı gimiz sınırları içinde geri kalan bütün verilmiş bil- zaten sembololmaktan çıkar. Son amacımız Helen Uygarlığı tarihinde bulduğum «model» modelin ne ölçüde geçerli olduğunu öğrenmek de- in testi bu modelin aynı türden başka toplumların ğildir. Hı­ layıara değişik derecelerde ve değişen durumlarda ristiyanlık yoluyla. Bu iki işlemi tek tek yürütürken mutlaka ötekinden Bir Modelin dış dünyada bir şeye benzeyip ben. sıyor. Hıristiyanlıkla ilişkIleri. U-2 uçağından özelliklere sahip olup olmadıklannı ya da tamamen alınma bir fotoğraf gibi değil. yapı. işleminden farklıdır ('). bir amaç değil. olmalıdır. Bu testi uygu- araç olan bir modeli uygulayarak gerçekliğin yapı­ layabilmem için sunacağım uygarlıklar listesini ge- sına. «modebıimi uygula- Bir model kurma işlemi. Bu Uy- Modeli uygulamadan önce teşrihini yapıp. Bu iki işlemi eşanda ve birbiriyle bağlantılı o- sıtıp yansıtmamasıhda değildir. nanmamış sonuçları -elimizdeki tek test olan- Bir test uygulayarak modelin fimomene ne kadar öteki işlemin geçerliliği konusunda bir test imkanı uyduğunu araştırdığımızda. geçerli ve öyle olduğu için etkili bir tarihine uygun düşüp düşmediğidir. Ne de. 7Relen ve Çin modelleri Şimdi de Helen modelimi. araştırmak için kuIIanılacak montajı bir daha ya- Bir sembol. üyelerini kendi iç proletaryası arasına layıcı öğeleri birer birer uygulayacağım. sembolize ettiği nesneyle özdeş ya pamayız. Böyle bir kattığı bazı çağdaş uygarlıklarla ilişkIlerini de kap- yol aydınlatıcı olabilir. geçici ve iğreti ka- lurdu. Ama gene tamamen bu nedenle. Etkili bir sembol konusunda sahici bir ipucu verip vermediğini anla- aydınlatıcıdır. nüz testten geçmemiş listeme. Öte yandan verilmiş bilgilerin bir bü- nin tıpkısı olmasını beklemek yanlıştır. etkIn bir biçimde işleyebilmek için.model»in kendi başına tam bile olsa. anlatılması amaçlanan nesne. bunun fenomene uyup yarak yapacağım test. çünkü değişik ögelerin o. bir taslak harita gibi raslansal şekilde yığılıp yığılmadığını anlayabiliriz. Cohen'in. gilere uygulanarak sınanmazsa. elbet bu kendi başına yaratır. uygarlık tarihleri ala. Helen uygarlığının kendi içsel nının geri kalan kısmına uygularnam gerekiyor. Modelin kendisi- cici olarak doğru kabul edip dokuzuncu bölümde nin ne kadar geç~rli olduğu kendi başına hiç bir as. Çin Uygarlığının tarihinin uymadığını deneme. yan ve Batı Uygarlıklarıyla ilişkilerini içine alıyor. yol gösterici çocukların bir 'yığın içinden oyuncak tahtaları top- olarak hizmet edeceği gerçeklik parçasının bir tas. şünülmüş kalıplara uymayan olgulara özel bir dik. tarihi dışında da birtakım ögeler içeriyor.mlenişi aşağıdaki kat göstermek» (!) gerektiği yolundaki uyarısını ögel~re ayrıştırılarak inceleneJ:ıilir. daha sonraki Ortodoks Hıristi­ uyduğunu göreceğiz. yapılmas~ konusunda bir karar veremeyiz. bil- da aynı zamansal uzunlukta değildir. araç olarak kullanılan bir semboldür. modelle değiştirilmesi ya da üzerinde bir değişiklik min bir aracı'olarak -yanl bir «modebı olarak.R. akıldan çıkarmayacağım. son olarak da. lamaları gibi kaosun içinden çıkarıp aldığımız be- lak-haritası olabilecek derecede basite indirgen- lirli verilmiş bilgi yığını içindeki birimlerin ortak miş ve kesklnleştirilmiş olmalıdır. amaç. «önceden dü. M.

gerek Zaman geçtikçe bu kardeşler arası kavgalar öyle yı­ egemen azınlığın Helen Uygarlığı alanı içindeki te- kıcı bir duruma geleli . . tırmış oldu. na katılan yabancı uygarlık temsilcileriyle. İç proletarya da- yorgun düşmüş ve öylesine morali bozulmuştu ki ha yüksek düzeyde bir dini. Bu dinin esinlendiği kaynak. 1. toplum- ruklar yiyerek yere serildiler. ama bunun böyle olması vimli görünme ihtiyacını duymaz oldu. ilişkisinin niteliğinde görülen bu değişiklik.Ö. Yığınlarla birbirleriyle savaşmaktan onları alıkoymuyordu.0. egemenliğini sürdürmek için se- Lıklarını pekala biliyordu. sınırlarına komşu ilkel halkları yabancılaş­ ken Helen Dünyası'nın Roma İmparatorluğu için. Helen tarihinin. Yunanlı'nın Yunanlı ile savaşını gösteren bir ka- bartma. Dış proletar- bır barış ve düzen getirdi. Çok sayıda egemen ba. Helen Uygarlığının dini tari- lindiğinde. "Çöküş" den sonraki biçimlenişidir. geçici dan" sayılmayan bir sınıf anlamında). nı iıulabildiğimiz en eski aşamasında Helenik Dün. Helen Dünyası öyle ciddi bir biçimde hinin aynı evredeki biçimlenişidir. Helen Uygarlığının toplumsal ya'mn kültürel birliği ile politik birliksizliği arasın­ tarihinin. daki iç proletarya sayısı adamakıllı kabardı. 400).tarihinin biçimlenişidir. ama böylesi de epey pa.ki uygarlık bunun zararını basını. tarya"ya dönüştü (toplumun "içinde" ama "toplum- rum belli bir anlamda tecil edilıniş oldu.431/430). BL! iki sınıf zamanla iç ve dış "prole- de gecikmiş politik birligınin sağlanmasıyla. kayıtları­ Uygarlığının çözülüp dağılmasına yol açtı. Helen Dünyası'nı dört yüzyıl süren yıkıcı kardeş kavgasının eşiğine getirdi. Bir üçüncü öge. lumun yönetici azınlığı gitgide kaba kuvvete da- ğımsız devletin yurttaşları ortak bir· kültürü payIaş­ yanmaya başladı. (Likya. Ögelerin ikincisi. Top- da keskin bir karşıtlık var. 58 . evrensel devletini sürekli kılmak elinden gelmedi. Bu. leti»nin Roma tarafından kurulduğu zamana ge. Küçük Asya'da bir Yu- nan şehrindeki kuşatmayı. çünkü ayakta kalan tek galip dı­ sırasında zorla Helen Uygarlığının iç proıetaryası­ şında bütün politik Güçler «Knock-out"luk yum. du. gerekse daha önceleri kendilerine yakınlık görmeye başladı. Helen «evrensel dev. Hıristiyanlığı yarattı. Helenik iç proletarya ve Roma İmparatorluğu'nun parçalanması Helen ile temsilcileri bütünleşen Helen-dışı uygarlıklar- REKABET YOZLAŞIP SAVAŞA DÖNüŞüYOR 35 Peloponnes Savaşı'nın patlak vermesi (1. Tam çözülme noktasına varmış­ duyan. yadan gelen fazladan barbarlarla ve askeri fetihler halıya maloldu.

ıanı dır. Beşinci öge ise iki «helenistik» uygarlığın.'liiristiyanlı. He- fetret döneminden sonra nihayet birleştikler'i bir len kültüründe meydana gelen bir dizi· «rönesans- krizalit görevini yerine getirir. «dış proletarya»nın (bar. Yeni uygarlıkların dölyatağı. gelerin Helen'dışı uygarlıkların tarihlerine ne ka- raba dinleri (örneğin İslam) kabul etmelerinde gö. Hı­ ka devletler kurarlar. Şimdi bu benim Helen modelimdekl çeşitli ö- nizm) ya da kökeni bakımından Hıristiyanlığa ak. Bi- tı Hıristiyan uygarlıklarının doğup. Hıristiyan Kilisesi'dir. Do. dolaysız ola- barların) oynadıği roldür. len ögesi yoluyla dolaylı olarak değil. Bu rönesansıar. Bu insanların yaratıcılığı rak Helenizm'den esintenrnek için girişlimiş çaba- epik şiirlerinde. letleri değil. içinden iki yeni uygarlığın. Hıristiyanlığm putperestliğe karşı mak üzere klasik Roma üslubu «ödünç» alınmış (tS. toritesine başkaldıran mezheplerini (örneğin Aria. Hıristiyanlık hem Helen Dünyasının. yıl). yeni uygarlık­ ristiyanlığa karşı bir din örgütleyip ortaya çıkar­ lar yaratılmasına katkıları.36 HIRtsTlYAN V ARtSLER Dördüncü yüzyıldan kaıma Aşa! 37 BARBAR GASIPLAR Lombard Kralı Agilul!'un zaferini an- RabbaniniD zaferi mozayiği. dan biriydi.ğu Ortodoks Hıristiyan (öbür adıyla Bizans) ve Ba. . gelerini kullanıyor. Barbarlar Helenik Dünyanın tarihinin şafağında gördü- 59 . dar uyduğunu izleyelim. lardır. evrensel Helen devletini askeri yoldan fetheder ve hem de barbar istilacılarının yeni dini oldu. bir kültürel zans ve Batı uygarlıklarının tariWeri boyunca. ze çarpan ulusçuluklarında dile gelir. Yerli onun toprakları üzerinde onun mirasçısı olan baş­ Helen kaynaklarından esinlendiği iddia edilen. yedinci yüz- zaferini simgelernek için Roma askeri. zaferlerinin geleneksel im. kaldı. «iç proletarya» nın kat- ma. yani Neoplatonizm'i yayma çabaları başarısız kısına oranla azdır. Hıristiyan dinine toplumsal bir biçim veren Roma İmparatorluğu'nun barbar varislerinin dev- Hıristiyan Kilisesi.lçiçindeki He- Bir dördüncü 'öge de. ve Hıristiyanlığın ancak Kilise 0. Ama onların.

Bagby'ye göre. Asur İmparatorluğu za- manında ve onun mirasçıları olan Yeni Babil İm­ paratorluğu ile Akamenyan (pel's) İmparatorluğu zamanlarında. bu uygarlığı çö- sında üç kere Batı kültürü Helenik kaynağına geri döndü. 40 TEKRARLANAN RÖNESANSLAR 500 ile 1500 ara. ma daha işin başlangıcında oldu bu. Onun için si- yasi dağınıklık kendi başına ele alındığında. Rusya'daki Doğu Ortodoks Uygarlığında ve Japonya'nın Uzak Doğu Uygarlı­ ğında görüyoruz. Japonya. ne de olsa. Aynı kalıbı ge- ne şaşmaz bir biçimde Suriye. on ikinci yüzyıl Rönesansında (ortada. giderek sertleşen savaş sonucunga birliksizlik- ten birliğe doğru devrimci geçiştir. Birbiriyle sa- şağıda. -Moskova İmparator­ luğu'nda. sonra da bütün Nil vadisinin «Eski Krallık» (') adıyla anılan rejim içinde politik bakımdan birleştiğini kabul etmek gerekir. a- ve Çocuk) ve on beşinci yüzyıl İtalya'sında asıl Rönesans'da (a. İşte. Mısır Uygarlığında Helenik modelimizin biçim- lenişi gene görülebilir. politik düzeyde dağınıklıktan bir- liğe doğru devrimsel geçiş. Bu kadar sık olması şaşırtıcı sayılmamalı. bu biçimleniş sık sık görülüyor_ Örneğin -Helenik kalıba hiç. münıkün olan sadece iki alter- natif var: Politik bakımdan birleşmemiş bir top- lum. Mısır nomlarının (kantonlar) birbirleriyle sürekli savaşan birtakım egemen bağımsız devletler olduğunu. çok fazla önemi ve anlamı olamayacak kadar genel bir özelliktir. fetret döneminden sonraki Ch' in (Ts'in) ve Han İmparatorlukları zamanında. Agade İmparatorluğu ve daha sonra Ur'un Üçüncü Sülalesi'nin kurduğu İm­ paratorluk zamanında. buna benzer bir devlet içi kardeşler ara- Si savaş sonunda Maurya İmparatorluğu zamanın­ da. Çin. Suriye. bu şekilde ge- çen bir dönemden sonra ilkin Yukarı Mısır. uygarlık­ ların tarihlerinde. şaşmaz bir biçimde u- yan süreçlerle. Benim Helenik modelimin önemii ve an- lamlı politik biçimlenişi. bilinen bütün uygarlık-öncesi yaşayan toplumlarda durum böyle. 39.Ka· rolinyen Rönesansında (tepede. Bu biçimleniş Helen modeline uymakla birlikte. Sümer-Akat Dünyası. bölünmüş bir toplum demektir. çünkü. Hindistan. ancak. hikayenin son bölümün- de ortaya çıktı. Tokugava Şogunate tarafın­ dan kurulan Birlikçi rejim sırasında politik bakım­ dan birleşmişti. Çin. durumlara sokmakla kalmamış. kronoloji uymuyor. daha politik birlik başarı­ lamadan önce uygarlığı güç duruma düşüren bir dizi.Güney ve Orta Amerika Uygarlık­ Jarı tarihlerinde ortaya çıkıyor (Şimdiki gözle Or- ta Amerika uygarlığını sürekli ve birlikçi kabul e- der ve Aztek İmparatorluğu'nu da bunun evrensel oluşum durumu olarak ele alırsak). ğümüz kültürel birlik ile siyasi dağınıklık bileşimi oldukça yaygın görülüyor. Madonna ve Çocuk). Autun'da Madonna garlığın tarihinde aynı devrimsel değişinı oldu. klasik filozof kılığında Aziz Mat- zülmenin eşiğine getirip bırakmıştı. Helen Uygar- lığının tarihinde. vaşan Mısır kantonlarının çağı -böyl~ bir çağın 60 . Rusya. Mısır'daki uy- ta). Bu zamana kadar birbiriyle didişen devletler arasındaki savaş Helen Uygarlığını güç 38. Hint ve Sümer -Akat Uygarlıklarında.

rejiminin Hıristiyan döneminin dördüncü yüzyılı­ kışın yaptığı önceki Helen Uygarlığının devam ın­ nın başlarındayıkılışından. Bu durum. modelin kilit kısmıdır. He. ancak Hıristiyanlığın dışı durumların çoğunda kendini göstermez. Helen modelimin ikinci ögesi -yıkılmış toplu. Maha.. onu yöneten doğu ucundaki Mahayana tarzı Budizm'dir. Mısır mo. Hıristiyan Kilisesi çözülen bir uygar. yabancı bir kaynaktan e. Karloman'dan (Charle. ları rönesanslar yüzeysel ve anlık oldu. Doğu Ortodoks Hı­ likleri taklit ederek çalmaya çalışması bakımından ristiyan ya da Bizan uygarlığının yapısı. de eski-Hıristiyan'dırlar.S. Ay- len tarihinde olduğu gibi.«uygarlık-öncesi" olmak an. ama Hıristiyan Mahayana'nın kısmi üstünlüğünden beri ise bin olmakla üstelik başlangıcından itibaren Hıristiyan yıldan fazla zaman geçmişti. Mahayana da Çin dünyasında başarı uygarlığın şafağıyla aynı anda kuruldu ve bu.rensel Çin Devleti hala yürürlükteydi ve hala Kon- Eski Dünyanın batı ucundaki Hıristiyanlık ta. hatırı sayılır nitelikte. Mahaya~a da Çin Toplumunun proletaryaSı mini izleyip erimeyle sonuçlanmadı. Helenizm'in doğ­ tılıdır: İç proletaryanın. çöküş ve çözülme döne. Batı'da Roma İm­ nu şimdilerde kaybediyor olsa bile. aktı-. Helenizm. 1911'e kadar ev- olmakla Helen Uygarlığından ayrılırlar.ölümünden bu yana ise en az on mun iç ve dış proletarya olarak bölünmesi. yan kökenlerinin saydamlığı da bunu gösteriyor). oldukça değişik aşamalarda ortaya yan barbar istilacıları kendine çekti. bu- ması ile sonuçlandı. rinden esinlenen bir karşı-kilise hareketini kolayca Çin'de yirminci yüzyılın başında Mahayana gibi yendi. bu. Ro. burada. içinden iki yeni uygarlığın doğduğu bir kri. Doğu Ortodoks Hıristiyanlığında. onu çekici kılan özel- Batı'nın kardeş uygarlığı. selliğinin ve gücünün en yüksek noktasında bile. tersine. ama gene de kaçınılmaz bir biçim- kilise. farklı bir uy. zaferini kazandığı dünyayı Taoculuk ve Konfüçyüsçülük de ayaktaydı ki. Bizans ve Batı'nın. yol açtı: Taoist Kilise de.1. Konfüçyüs geleneğıne baş­ tarihinin yaratıcı dönemine yol açtı. Epikürcülük.olduğu kesin değildir. tek bir bütünleşmiş büyük ku- dığı dünyaya yabancıydı.(Batı) Ch'in (Ts'in) getirdi ki bunları Hıristiyanlığın kucağında ilk Çl. Gerçi Batı ve dizm'in resmen kovuşturmaya uğramasına kadar Bizans UygarlıJ. felsefesi. Bu evrensel devlet. Kültürel mirasları Hıris­ zalit olmuştu. Bu ü. hep bir arada. 842-45 arasında Bu- dan ibaret saymak hiç doğru olmaz. çünkü Helen zans Toplumları şimdilerde Hıristiyan olmaktan çı­ Dünyasında bu ileri dinin kendini cisimleştirdiği kıyor olabilirler. Helen kendisini içinde barındırmayı uygun gördüğü oran- tarihinde bu ikinci öge üçün'cüsüyle sıkıca bağın­ da yaşayabildi. olan Konfüçyüsçülüğü süpürüp atamadı. ortak özel. kazandı. Dolayısıyla Hıristiyan Kilisesi tarihi tiyanlıkla öylesine dolup taşmıştır ki kendilerini kalıbının. Hıristiyanlık başarısını ruluş meydana getiriyorlardı. Hıristiyan geçmişlerinden koparıp ayırmaları müm- lecek standart bir kalıp mı. garlıktan esinleniyordu.S. bir diriliş hareketiyle politik birliğin hemen kurul. Helen Dünyasında kazandı. Birleşik . rudan dbğruya çeşme başından yaratmaya çalıştık. bu yabancı dinin tantanasını. StoaCılık. hiç bir zaman. rıca. Bunu sınamak için ilkin kalıbı ögelerine ay. Aristoculuk. Roma İmparatorluğu'nun başarılı dinin tarihleri artık paralel akmıyor. bürokrasinin kadrolarını·sürekli yana'nın esinlenme kaynağı da. Mahayana ile deline uyar. Batı ve Bizans dünyalarında Hıristiyanlık. Batı ve Bi- çüncü öge. lular. Mısır'da politik birlik ğı Suriye'ydi. Gerek Neopla- magne) sonraki başarısız diriliş hamlelerine keskin tonist karşı-kilisenin. füçyüs sistemine göre eğitilmiş bürokratlar tarafın­ rihinin belki de en yakın paraleli aynı dünyanın dan yönetiliyordu. Maha- çıkan ve oldukça değişik fonksiyonları yerine geti.Helen dört yüzyıl geçti. 1. İki yeni uygarlığı dünyaya beri bin sekiz yüz yıl. Üstelik. yani. iki tarihin temel yapıları arasında kökten bir dele amacıyla yerli bir felsefeden yapılmış olması ve ayrımı maskelediğinin işaretidir. geleneksel sistem. yüzyıllarca el- paratorluğu kalıntılarının. muzaffer kilise. hatta dirim- lığın proletaryası arasında' doğdu. ama bu noktadan sonra iki nemi. Hıristiyanlık arasındaki bu benzerlikler gerçekten ma İmparatorluğu'nun çöküşünü izleyen fetret dö. muzaffer yeni kilisenin karşı-kilise olan Taoizm ile Çin'in kabul edilmiş topraklarında belirdiği uygarlığın yerli gelenekle. Doğu Asya'da tarih daha az devrimci bir biçimde nştırmalıyız. gerekse. Burada Mahayana. tıpkı Hıristiyanlı­ olarak sağladlğl'Konfüçyüztarzında eğitilmiş soy- ğın kaynağı gibi. İki uygarlığın kaldıran yerli Çinlilerle bu geleneğe karşı kuşku du- tarihlerinde. Mısır arasında tutundu. yerleşmiş dört Helen bir karşıtlık gösterir. bu ve aynı zamanda bu dünyanın barbar istilacılarını zamana kadar. den bırakmadığı bir tekel kurdu. yoksa istisnai bir şey kün olamaz (Komünist ideolojinin Yudaik-Hıristi­ mi olduğunu anlamak önemlidir. yabancı bir dinle müca- liğin. sinlenen daha ileri bir dini yaratması olayı. ama esinlendiği kaynak Hindistan'dı. Neoplatonist Kilise'ye çok benzer. yükselen dinin başarısını kazan. . Bu kurumun sürek- 61 . yana'nın gelişmesi de bir karşı-kilisenin doğmasına ren aynı biçimlen~e rasladığımızcta.<ları Helenistik'tir. başka birçok durumda da gözlemlenebi. felsefesinin -Platonculuk. ama esinlenme kayna- lamında «tarih-öncesi" idi. Mahaya'nın Çin'e yerleşmesinden kendi saflarına çekti.

9-25 lanım biçimi kadar ruhunu. biçimlenişinin Helenik modele uyduğunu görüyo- lıkların tarihlerine uyacak bir model sağlayamadı­ ruz. birliğin ard arda uzanan ve gitgide daha yıkıcı bir leniş gösterdiği dikkatimizi çeker. İkinci yüzyılın başından başla­ ceki birlikçi Han rejimi ve onun Ch'in (Ts'in) uver- yarak geçen bin yıllık süre içinde.n da geçirdiği radikal ile İ. Çin uygarlığının öteki ögelerinin sürekliliğin. Hint dininin kul· türü de dört yüz yıl sürmüş. Bu nedenle Brah. Ö.Ö. Çin'in İ.Ö. Birliğin sağlandığı evreler. Birleşik Ch'in'in (Ts'in) yıkılışı ötesin- müş soyluların karşılığını meydana getiriyordu.S. ki kargaşalık dört yüzyıl devam etmişti (geriye ba- man kastı'. Helen tarihinde evrensel devlet son aşama­ ye devam edip etmeyeceğini de önceden kestireme- dır. oluşan eski bildik kalıbın geleneksel tarzda işleme­ luyor. Çin'in yerli dünya görüşü (Weltansc- ğunlukla gerekli kilitleri açamayan bir anahtu ol. lir. ruz. İ. kültürel düzeyde bir birlik 62 . bugünden geriye feri ile Doğu Asya'da aynı zaferi kazanmakta Bu. Çin tarihindeki geçmiş olgular konusunda herhan· rihi olduğu yolundaki geçici yorumumu pekiştirme­ gi bir kesinsizlik yoktur. Ayhı olay Hindistan tarihinde de ğınıklık evreleri vardır. Çin tarihinin bu ha]. Ch'ing (Mançu). Çin ve Hint tarihlerinde ve belki ay. alan bir dizi savaş sonucunda kazanıldığını gö- kesiti -şüphesiz çok uzun bir zaman kesitidir bu. dolayısıyla ritml. bu nedenle birlik ve birliksizlik evrelerinden dece farklı olmuyor. Hele. dokuzuncu ya da duğunda Helen tarihinin bir alternatifi ya da onun onuncu yüzyıldan daha eskilere gitmez. Mısır tarihinde ise birinci aşama.S. Yüan-öncesi kargaşalık dö- görülür: Burada yerli Hint dininin değişimi o kadar nemi 150 yıl kadar devam etmişti. görülmü~ dünya görüşünün bir kere daha zafer kazanacak olduğu üzere. Modelin bu ögesi. 1911'den geriye doğru bu Han süW. Gerçi Çin bundan önce Çin-dışı bir felsefe ya görevini yerine getiren daha ileri bir din yoluyla da din tarafından (yani Budizm) zaptedilmişti. hauung) karşısında yenik düşmüştü. termeyen bir döngüsellik olarak ortaya çıkmakta­ nizm Uygarlığının eski alanında Hıristiyanlığın za. Çin tarihinin Helen tarilii sınandığında başka bütün uygar. uvertürü olarak Sui dönemi yer alır. üzere. üç yüzyıllık birlikçi T'ang rejimi ve onun kinliği Çin toplumunda olduğu gibi bürokratik yö. önce.girmesiyle ceki kargaşalık yarım yüzyıl kadar sürdü. Han Çağı da içinde olmak mi sağlayacak kadar kesin görünmüyor. Helen modelinin siyasi komünist himayesi altında yeni bir birlikçi rejimin biçimlenişi. Helenik modelin bu ögesi olmadığını ve politik biçimlenişinde yeni bir de- Mısır Dünyasının politik tarihine hiç bir şekilde ğişim yaratıp yaratmadığını kesinlikle bilemiyo- uymuyor. en eski tarilite -ve bu da İ. kadar güçlü çıkıp çıkmayacağını bilemeyiz. 1911'den sonra Çin yeni- aydınlatmakta eşitderecede yararlı anahtarlar ol. herhangi bir düzenlilik gös- Bu süreksizliğe karşılık süreklilik olayı. a- akraba uygarlıklar yaratılması konusuna gelince.Ö. Mısır'ın politik tarihinin biçimlenişi sa. bu yabancı garlığın tarihlerinde tekrarlanıyor. öbür modelin bir antitezi o. dükten sonra. birkaç kilit açsa bile ço. bakalım Çin tarihi aynı sınamaya kon. İ. dönüşüme karşın. ile geriye doğru.Çin'in bir tamamlayıcısı olabilecek mi? Çin tarihinde ge.Ö. sahneye politik birliğini kurmamış bir mahalli dev- rilere doğru baktığımızda. 1911'de blrlikçi Ch'ing rejiminin yıkılışı kelini ellerinde tutmayı başardılar. 207-202 arası kısa anarşi evreleri geçmişti. dini yönetimdi. aralarında görece kısa süreli da- kendini gösterir. Çin. bundan önce devrimciydi ki Çin'e ve Helen Dünyasına yabancı 167 yıl süren birlikçi Sung rejimi vardı. önceki çağda da. ama bütün bu Çin'in geleceği bir bilmecedir. anlarından meydana gelme bir sıralanış gösterir. dır. İ. rüyoruz. başka örneklerde raslanan süreklilikteki kopuş. oldukça vurgulu bir biçim. Bir krizalit yiz. deki en şiddetli kopuşlardan çok daha önemli ola.S. letler dünyası olarak çıktığını. daha karşılaştırılabilirdi. İki çeşitten evrelerin de süreleri bir hayli değişebi­ gelmiştir. Öte yandan. baktığımızda. Ch'in (Ts'in) ile nin düşüş yılı olan İ. bundan ön- Brahmanlar. Çin Uygarlığının şafağında. gördüğümüz gibi en az dokuz başka uy- kurulmasıyla sonuçlandı Gelgelelim. Batı ideolojisinin Çin tarihinde kopuş noktası olup gene gördüğümuz gibi. Hint toplumunun egemen et.ieleri sayesinde sonunda eriştiği politik tarihi incelediğimizde. Çin tarilii kayıtlarının görünür hale geldiği ğına göre. ama arada. Ch'ing (Mançu) rejimi. Ne var ki. kıldığında. ondan ön- dinlerin -Mahayana ve Hıristiyanlık. Hindistan'ın dini yönetiminin te· İ. den bir kargaşalık dönemine girdi ki bu 1949'da madıkları artık anlaşılıyor. 221'deki politik birleşmesi ile son bulan kopuştan sonra gelen şeyin yeni bir uygarlığın ta. bir süre egemen olur gibi görün- burada. uygarlık rejiminin kuruluşu arasında Çin tarihinin göze gö- tarihlerinin biçimlenişierinde görülen benzerlikleri rünür biçimlenişi budur. rıca Mısır tarihinde tekrarlanıyor. Çin'deki Konfüçyüs tarzı eğitim gör. Helen modelinin. ma şimdi bu duğunu görüyoruz (3). ve den Han sonrasının yıkılışına kadar). İ.Ö. Ming ve Yüan (Mo- dizm'in başarısızlığı arasında göriilen karşıtlıkla ğol) rejimleridir. öte yandan. 221'de birlikçi Ch'in (Ts'in) Helen modelimin değişik ögelerinin. ma bu Hint dini. bundan önce- netim değildi. 221'deki politik birleşmeden bir evrensel devlet ülküsünün ard arda gerçekleş. me anlarıyla bu arada birlik ve düzenin bozulma Iiliği.

kutsallaştırılan Konfüçyüs de bu dö. Şang mayı yeni bir anarşi dönemi izledi. yani lından geriye değil ileriye bakmalı ve gözünü Helen anormal ve geçici olan kargaşalık dönemleriyle evrensel devletinin kalbi olan merkezi ve doğu ke- noktalanmış politik birlik ve entelektüel miskinlik simierine dikmelidir. 235'den 284'e kadar bilgirıler tutarlılık ve simetri arayışlarınqan vaz. Mısır tarihinin başlangıcından sonuna rulan evrensel devletin sınırlarını İmparator Tra- kadarki bütün tarihi olgularına uyar. bunun da daha eski bir rejimin restoras. tarihi olduklarını kanıtlıyor. Şih edildi. Platon ve Aristo. sahici ve elle tutulur bir birlikçi rejim var- lektüel yaratıcı eserleri. yerli sÜıalerinse Hwang-ti'nin eserlerini görse şok geçirirdi. zaman-öncesi bilgelerin oturdu. ı. O bil. politik birliği sağlanmadan. 602'den 7l7'ye ve Chou rejimieri gerçekten vardı. bu fazla zorla- bildiğimiz kadarıyla Hsfa rejimi efsanedir. Asurlu. O yıl Bulgarların ayaklanması. Ve bu Eski Krallık da bir birlik ve kargaşalık politik bakımdan bu felaket olan Fetret Dönemin. 69 ve tS. Orta Krallık. döneminden bir misli uzun ve bir misli daha acılıy­ ri» üzerinde Şang yazıları gibi faydalı çağdaş bel. düzen lO71'e kadar muhafaza edildi. Çin tarihinin buna tekabül eden aşa­ klasik sayılıp . 284'de Dioc- biçimlenişinden bütünüyle ayrılır. tS. 221'den önce görülmeyen bu tanbul'u başkent yapınca imparatorluk hükümeti- sonraki biçimleniş. İkinci Ara Dönem. Hsia rejimi gibi Avrupa ve Dicıe-Fırat havzasındaki sınırlara ka- efsane ya da Chou rejimi gibi gölgeli ve kararılık dar gerılşletti. 527-65) evren- kurduğu ülküsel bir politik bIrliğin Chou. letian Nicomedia'yı ve tS. ma on dördüncü yüzyılın son yıllarında birlik. un sağladıklarına benzeyen. 193-97'deki karga- tarihine. Çin'in bütün felsefe okullarının nemi. nü gitgide daha çok yabancıların oynadığı -Mısır sının etkili bir biçimde siyasi bir birleşmeye gide. Ama girıleri. 98-117) Güney-Doğu ki Krallıklıında.na sokulmuş tanrılardı. ve bu Türk-Roma İmparatorlUğU da 63 . örneğinde bunlar Libyalı. geriye doğru işleyen bir bucak denetim altına alınarak işler yerılden rayına dizi birlik evresi icat ettiler. Han Çağından beri Çin bilginle. detlenerek tekrarlandı. ve 1186'ya kadar yerılden muhafaza olduklarını gösterecek hiçbir kanıt yoktur. değil. Ama 7l7'de evrensel devlet Leo Syrus tarafın­ geler. yenilgi sonucunda bir çöküşe yerirıl bıraktı. Geleneksel Çin modelinin uygulanması eski teles gibi Konfüçyüs de politik kargaşalığı değiş­ Çin tarihi için ne.glde daha seyrek ortaya çıktığı bir dizi Yeni P'ang'ın bunun üzerinde yaptığı değişiklikler de o. Mısır'ın «E:!. Etyopyalı. Ch'in Shilı Makedonyalı ve Romalılar'dı. Daha sonraki Diceletian- Daha sonraki birlikçi rejimIerin. riştiği yarılış yollarda fazla zorladı. Han Liu gil. 235-84 arasındaki anarşi bazı maddi kalıntıları. bu topraklar. A- rülmemiş başarılar olmalıdır. Krallık dirilişi. kültürlerinin kadar süren bu dönem. bu arada «kehanet kemikle. imparatorluk ordusunun -Han birlikçi rejiminin bilinçli ve kasıtlı restoras. ÇÜnkÜ ülkeyi. ye- Çin bilgirılerinin Çin tarihine uyguladıkları ge. Öte yandan.erken İmparatorluğu'na uygulandığında daha iyi sonuç Helen tarihinin biçimlenişine şaşmaz bir benzerlik alınabilir: Ancak bunun için incelemeci tÖ. süren yarım yüzyıllık acı anarşi döneminde şid­ geçmektense olguları zedelemeyi tercih ettiler. bundan sonra birlik ve Chou rejimlerirıln. dı. Ch'in (Ts'in) Konstantin restorasyonu. aynı model belli kayıtlarla Roma ve entelektüel başarıyla çağdaş olması ile. bu model erken Çin biçimde belli olur.olmayı başarmıştı. daha önceden eşi gö. Ch'in (Ts'in) ve Han rejimIeriy. Ama Şang ve dan bir kere daha kuruldu. tS. temposuyla ilerler: Mısır tarihinin Birinci Ara Dö- de ortaya çıkmıştı. Okulu sonradan lık. nin bulunduğu yer haline geldiler. imparatorluk-kurucusu rolü- nemde yaşadı. dır. kuruldu. bu sefer de Osmarılılar tarafından. tÖ. kadar geçersiz kalıyorsa erken mez bir olgu gibi görüp kabul ediyordu. sonra da. bileceğini aklından bile geçirmemişti. Konfüçyüs tutucuydu. Çin Dünya. Jüstinyen (saltanatı tS. rılden. Helen Dünyasında Sezar ve Augustus' Doğu Roma İmparatorluğu'nun ikiye bölünmesi. masında olduğu gibi. Şang ve sel Helen devletini bir kere daha çöküntÜye uğrat­ Hsia restorasyorıları olduğunu ileri sürdüler. Yeni Kral- kurucuları bu dönemde yaşadı. 378'de Edirne'de Gotlar karşısında uğradığı korkunç yorıları olduğunu haklı olarak kabul eden Çin bil. leneksel model aslında daha çok Mısır tarihi için Yeni «Roma Sezarı» (Kayser-i Rum) yeniden ku- geçerlidir. olguları zedelemeden uygulanamaz: Ama şa ve düzensizlik dönemieri. ve bu düzeyde en büyük ente. tı. 324-30'da Konstantin İs­ Gelgelelim. kalbi olan bu topraklarda değişen tempo şaşmaz dıkları modeldir. yeniden genişletmek uğrunda gi- geler belki de insan kılığı. nu daha fazla mutlu edemezdi. 1081'de yeni- le ve orıları izleyen benzer rejimierle aynı türden den kuruldu. Batılı Hıris­ Hwang-tinin sağladığı ve Liu P'ang'ın pekiştirdiği tiyarıların İstanbul'u yağma etmeleri ve 1204'de etkili birlik. Erken Çin Helen tarihine uygulanması da o kadar saçma taribinin bu sahici biçimlenişi -politik kargaşalık olur. Pers. iki yüzyıl kadar süren bir kargaşayı yaklaştırdı. Dolayısıyla. İmparatorluğun rinin bir bütün olarak Çin tarihi için geçerli say. tarihin şafağında. jan zamanının (saltanatı tS. 31 yı­ gösterir ve sonraki Çin tarihinin akışından. beşinci yüzyıl içinde bu tehlikeli ters dönüş de ça- yonu olduğunu varsayarak.

Yahudiler i- nilmesi sOnun başlangrcıydı. ama bir devletleri. kendi uyrukları tarafından !ahtın­ Peygamberler Çağı'nın. 221'e kadar Çin'in kendi tarihine de uymadığı gücü arttıkça. parlanır. Eski Dün. gerekse Farizeler Çağı'nın dan indirilerek kovuldu ve saltanat kaldırıldı. 31 olan Demek ki geleneksel Çin modeli en azından serüveninin bu son sözü. 1. imparatorluk-kurucusu olmayı hiç bir toparlanma görüldü. Orta Amerika ve rı. tÖ. zeyde birleşmeksizin . Gerçekten. talarında ve 1683'de. lı «ara Dönemler»den sonra bile uygarlık yeniden lumsuz 'bir y. bu modeli batı ucuna da uygula. anarşist kılıklı bir yenilikçi olduğu halde. bundan sonra çin hiç yer yoktur.orumda bulunuyor. ama bu ara dönemler ister kı­ açısından gözden geçirmemiz. görmüş olduğumuz gibi bu· luşundan itibaren. kurulabilir. tam olarak yerini bulan tek uygu. geçmiştir. birliğin laması Mısır tarihi oluyor ve bu da ancak «tarih y. her birinin kendi başına olabildiğinden en az de. sab~ kattığımızda. (tS. Yahudileri göze çarpmaOOı. Hindistan tarihi. Akdeniz'in Batı kıyılarına da uzanan birta. Çin mo- letinin. Batı Chou ile Ch'in (Ts'in) İmpara­ çoğurıluğuna uyar. bölgeleri vardı. Yahudiler mahalli devletlerini bile. çağının Bu yeni model. 31'e kadar Helen dünyasına ve devletler arasında müzmin savaşlardır. Ne var ki Çin mo- tarihinin akış kalıbına tamamen uyuyor ki. orijinallturuluşubir kere yıkıldıktan sonra. gerek mahalli ket ve düzensizlik dönemleri oldu. sonunda politik birliğin modelin de bütün durumlara uymadığını gösteri. toplumun İ. erken kım kolları.Ö. türel ilerlemeye elverişlidir. rarlanır. Osmanlı İmparatorluğu Gü. Roma İmparatoru unvanının Batı'daki son sahibi tarafından inkar edilmesinden Çin gözüyle görülen bir dünya tarihinde. «uygarlıklar» diye adlandırdığı­ tipik bir çocuğuydu. db- Uygarlıkların tarihlerini geleneksel Çin modeli nemlerine yer verir. dönemi Helen modeline. Orta Am. dan benzersizdir. eninde sonunda bir toplumsal çöküntü başlar iyi uyduğu Orta Amerika ve And Dağları Uygarlık­ ve uzun süren bir «sıkıntı devri»nden sonra elll"en- ları'nın tarihlerine de uygulanamayan bir model. Helen modeli gibi bu sa. İşte. İşin garibi. Birliğin yor. Gelgelelim. Evrensel devletin kuru. Geleneksel Çin modeli. Mısır Uygarlığı. saygıdeğer fi. ister uzun sürsünler. ama bedeli.eniden doğuşu ve muhafazası mümkün olabildiği­ öncesi» çağı hesap dışı bırakmamız şartıyla gerçek. bu savaşlar yoğurılaşır ve yıkıcı 0- gibi. o Çin deli. yaptığı izienimini verecek kadar uzun ve kargaşa­ lozof KonfüçyüS'ün yaşadığı çağ konusunda bile o. gene bir politik birliksizlik çağı sı ve İran tarihlerine şöyle böyle. birbirlerine ilişkin olarak ele alındıkların­ tıpatıp eşi. sel devletin kurulmasıyla biraz gecikmiş olarak to- dir. yeniden kurulmasıyla ortad!m kalkarlar. And ve Helen Uygarlıkla­ nede pek az. mız toplum türünün tartışılmaz örneklerinin büyük füçyüs Çağı'nı. gerek 116 yıl sonra. Son Osmanlı Kayser-i yı başardılar (bunu başaramayan uluslar çoktur). oysa Konfüçyüs. sonraki dönemi de Çin mo- letin politik çekirdeği olan yarı-barbar Roma şehri deline göre uydurup bileştirerek gelişmiş bir mo- de bu bölgeler içindeydi. Osmanlı İmpa­ devletleri gerekse ulusların dağılmalarını görmez- ratorluğu'nun 1768-74 Osmarılı-Rus savaşında ye- likten gelen bir tarih anlayışı içinde. Bu evrensel devlet de sık sık anarşi. bu toplumların. Helen modeli vam edegelmiştir. tarihi.1878'e ve Güney-Batı Asya'da birçok halk vardır). hatta ulusal yurtları olmadığı halde ulusal kimliklerini koruma- 1918'e kadar yıkılmadı. uygarlık tarihlerinin erken dönemlerine. Mısır tarihinin uygarlıkoÖncesi çağını he- raki Bizans tarihlerine iyi uyar. Çin modelinin. Ama Batı tarihine. İtalya ve evrensel dev. iki kat daha fazla aydınlatıcı olurlar. deli ise sonraki dönemlerine uyar..erika. başlangıcı tÖ. 1372-1774). başka hiç bir mektir. evrensel Helen dev. evrensel devlet a§amasının sadece tek bir evresİ- 64 . ama. hatta. ne göre. bu yolda önemli bir gücün etkisi var de- leşebiliyor. politik dü- tamamlamak için. kendi süreci içinde oidukça aydırılatıcıdır ve tarihi de. zaman başaramadılar (bunu başaramayan daha ney-Doğu Avrupa'da. tarihinin baş­ torluğu arasındaki ara dönemin bir parçası olarak langıcında politik birliğini kurmuş olması bakımın­ kabul etmesi gerekiyordu. Geleneksel Çin modelinin Kon. gelenekte onarılmaz bir kopukluk ken dönemine uymuyor. 1922'de. Rum'u tS. Çin modeli Helen ve daha son. Geleneksel Çin modeli.Ö. 1. 221'den bu yana Çin Helen modeli kadar kusurludur.S. başından sonuna kadar Mısır tarihinin iki model. başladıklarını gösterir. mahalli lecektir: Tıpkı. dört yüz yıl kadar devam etti. Helen tarihinin. yeni bir kaybettiler.kültürel düzeyde birlik olarak malıyız. Osmarılıların İkinci Viyana evrensel devletlerle burıların çöküntü dönemlerinin Kuşatması yenilgisinden sonra bu devlette de fela- birbirini izlemesi olarak ele alan. Helen modelinin çok lur. Ama. bu sürekli ritm. 378'den iti. o zaman. a- ma on altıncı ve on yedinci yüzyılların dönüm nok· And Dağları tarihlerine hiç uymaz. Bu rejim. Çin modelinin. del kurulabilir (')' Uygarlıkların tarihleri için ku- ya'nın batı ucuna da uygulanabilirliği sınamamızı rulan bu bileşik model. Ayrıca. pek yakın bir tarihe kadar de. Dicle-Fırat havza. on dokuzuncu yüzyılın ilk yarısında. böylece. Ve Çin'de olduğu gibi Doğu Akdeniz'de da. toplumsal ve kül- baren buradaki tarihi olgulara da uymadığı görü. hatta Çin'in kendi er. çünkü yeniden kurulma olayı sık sık tek- uygarlığın erken dönemine. rada da.

İm­ ğu eyaletlerindeki çöküşten sonraki olaylar q. sonradan ken- ratıcılık ve ilerleme dönemi olduğunu gördüğümüz­ dilerini gösteren sonuçları olarak yorumlanabilir. bir uygarlığın büyüme ça. ~ılmazdan önce çekilmez hale gelen önceki «sıkın­ kü normal süreç. büyük bir toplu. Korunması için iyi para alan ğini niçin önceden göremediği. Eğer evrensel devlet -ve onunla birlikte. bu hizmetlerin bedelleri de yükse- kü insanlar alışkanlıkları olan yaratıklardır ve ma. Ama Roma İmparatorluğu'nunorta ve do. kendinde açtığı ölümcül yaraların. İnsanlar' niçin evrensel bir devlete boyun barların baskısı artarken. Sanatlar ve Bilimlerin Doğuşu ve Geliş­ Çinliler gibi bizihı de. neden bazı «ara ğını inceledi~irnizde. çün. sık sık yan ve 1922'ye kadar nihai bir sona ermeyen bir çökse bile niçin yeniden kurulabildiğini anlamak dizi evrensel devlet dirilişi görülmüştür.ni yaşamış olmalan bakımından istisnaidirier. bu yüzden kolaydır. eski teşviklerin kaybı uç bölgelerde olanlarla öncelikle i1gilenme duru. Evrensel olaylar dizisi Çin kalıbına uyar: tS. bir ya. görünür (5). iktisadi ve kültürel bir ve varsayımsalolan Yin ile Yang'ın temel kozınik birlik alanının üzerinde politik birliksizlik rejimin ritminin. kendi uygarlıklarının ta. Ama bir soru daha sormamız Görünüşte standart kalıp olan bileşik Helen. lumun daha önceki «sıkıntılar evresi» içinde. uygulanması ~eni ve daha önce benzeri görülme- lerini fethetmesi şaşırtıcı olmaz. bir toplumun. evrensel devletin. kendisi açıklanmaz mesi Üzerine denemesinde. oluyor ve Sanayi Devrimi.bu yükselen bedel- bilanço çıkardığı çağda insanların gönlünü öylesi. başlangıçta böyle bir evreden tılar evresi» ile kıyaslanır ve ona oranla benimsenir. ve bazan öyle bir an gelir ki bunun aldığı dır. halli egemenlik rejimi başlangıçta. avantajlı bir onun içinde bulunan toplum. bunun. Bilanço çok ters bir biçimde Evrensel devlet. top- den ayrı birtakım mahalli topluluklar halinde ek. her biri aynı dönemler» ortaya çıkıyor? ortak kültürü paylaşana. çekilmez davranışlarında de eşit derecede anlamlı ve öneİnlidir. Ama bu yararların bedeli. devlet bir kez kurulduktan sonra. Sanayi Devrimi başlayalı iki yüzyıl başarılmasıyla ortaya çıkan barıs ve düzen. kendini insani olaylarda göstermesi oldu- kültürel yararlarının klasik açıklamasını yapar. Bir yat daha da fazla teşvik edici itkilerle doludur. vergi. gerekiyor şimdi: Evrensel devletin devamı normal Çin modeli. tin sürekliliğindeki kopuşları açıkıar. Oysa. bu bölgedeki inat eden yabancılar olmadığı sürece (G). uy- rihidir. bunun karşısında oldukça ucuz bir fiyat olarak mundadırlar. ama göregeldiğimiz Uygarlıklar Ça- geçebilmeleri için uzun süreli bir felaketler yaşan­ ğı'nda. Batı'da bilimin teknolojiye bilinçli bir biçimde duktan sonra. nel bir savunma gücü gereklidir. Felaketin pençesinden kurtulmak ve evrensel dev- Helen Uygarlığı'nda bu. 7l7'de başla­ bir devletin bir kere kurulduktan sonra. Politik birliğin dik bir şeydir. evrensel devlet de bir kere kurul. kendı çapında ve sel devletini sürdürecek canlılığı gösteremeyen bir kendi türünde komşularla etkin ve rekabetçi bir toplumun. kuracak canlılığı toparladığını açıklayamaz. kendi lemlendiği (artiküle olduğu) bir dönemin. yakınlıktan gelen itltiyi daha geniş bir uf. küçük bir toplulukta. lecektir. politik bakımdan birbirin. ğu yolunda bir açıklama ile yetinmerniz gerekmez. evren- lukta olduğundan daha etkilidir. uygarlığın tarihinde. yararını silip götürür. ama. evrensel devletinin ilk kuruluş kü bu. de buna şaşmıyoruz. Bu tükenme değilse de bu gevşeme. Hume. doğum yeri olan İngilte- 65 . egemenlik alanının yalnız­ let yaşadıkça bu korkunç tehditten uzak yaşamak ca batı ucu için geçerli olmuştur. mahalli özerk hü- sine niçin en başından el atmadığı gibi sorular akla kümetin kurumları çürür ve sınır ötesindeki bar- gelebilir. anından itibaren egemen olduğu görülen çöküş ve kun verdiği itkiyle kaynaştıran bir toplumsal yapı­ yeniden kuruluşlar ritmini açıklamaya çalışırken dır. toplum yıkılır. Evrensel devletlerin yıkılış ve çöküşleri. ler karşısında ezilmeden o bedelleri karşılamak isti- ne fethetmiştir ki. bir uygarlığın ekonomisi üze- sonuçlanırsa. çeşitlilik ve rekabetin kazandırdığı !tkilerin Bu.izisi paratorluğu kuranlar. iktisadi terimler içinde bir açıklamadır. Gelgelelim. larından biriyse. durallık vardır. Örneğin. ruklarının gönüllerindeki egemenliği artar . gene aynı derecede artan bir üretkenliğe min kurbanı olduklarında bu bağlılıklarından vaz. Dolaysız kişisel ilişkilerden ge. idari ve askeri eğerek savaştan kendilerini kurtaracaklan yerde personelin de sayıca artması evrensel devletin yasa- upuzun bir «sıkıntı devreshme katlanıyorlar? Çün. ya. zamanla. çün. rinde ağır bir yüktür. nasılolup da sonradan o devleti yeniden karşılıklı ilişkiyi sürdüren bir küçük toplulukta ha. sonra bir dizi yeniden kuruluşlar olmasıdır. ekonominin büyük bir kısmında genel bir tısından geçmeleri gerekir. eskiden yararını gördükleri reİi­ yorsa. daha a. Zaman geçtikçe. Bir toplumun çökece. devletlerarası savaşın Evrensel devletlerin tarihlerinde böyle bir ritm var- sıklığıdır. bu açıklanabilir. bütün aşamalarında insani terimlerle olarak halkın çoğunluğunca istendiği halde. sonunda nasılolsa profesyonel bir yönetim mekanizması ve profesyo- başvurmak zorunda kalacağı politik birleşme çare. çünkü bu. ama bunun insani bir açıklaması da vardır. evrensel devle- len teşvik. Batı tarihçileri bu öyle değerli bir nimettir ki.slanmalıdır. bu rejimin de artık insanlann gönül.

Uygarlık-öncesi Çağ'ın Neo. Bi. Sanayi tisadi denge için bir tehlikedir ve evrensel devletin Devrimi gibi. kıldı. q. ancak on sekizinci yüzyılingiltere'sin­ kurucularının onca güçlükle sağlayabildikleri de başlamıştı. yakta durabilmek için uğraşırken. stratejik durumlarının yarattı­ hükümetin eline vermek amacıyla toplumsal ve ik- ğı görece elverişsizliği fazlasıyla karşılayabildiler. 1. yükünü iktisadi ·bakımdan taşıyabilecek gücü ken- böyle olduğu halde. dördüncü yüzyılda. (Ts'in) mahalli devleti.S. garlık bir Neolitik toplumdan çok daha pahalıya Helen evrensel devletinin birbiri içine geçmiş ma- mal olan bir toplumsal yapıdır ve uygarlık. nunla ilgili bir dizi proje yayımlanmıştı (8). oy'sa çağdaşı Alpler ötesi Batı Avru- yük kısmı hala endüstri-öncesi aşamada.S. steplerin Büyük Batı Koyu'ndaki dan sivrilmiş bir devletti. Şüphesiz Roma İmparatorluğu hükümeti. camalarının yükseldiği zamanlarda sadece toprak ğışik bölgelerindeki değişik kaderlerini karşılaştı­ vergisirıJ artırmak ve vergilendirilebilir üreticilerin rarak ortaya çıkartılabilir. üç buçuk yüzyıl daha yaşadı (1. İskenderiyeli Hera'nun türbin kenlik düzeyinde statik bir tarırndı. su denetiminin tarım ve ulaştırma için 1071). Oysa bu yenilik de. imparatorluğun kalbi olan Ana- dördüncü binyıl kapanmadan az önce başarılan bu dolu'da toplumsal ve iktisadi hastalığın belirtileri- yenilik sayesinde düşman bataklıkları ve cangılla­ nin artmış olması anlamlıdır. Hwang-ti'İıin ölümünden sonra rejimi çarçabuk yı­ ruyabildi. 1. letin bunca sık lj:ereler istenmedik şekilde çökme.kenliğirıJ artırmak ve artırılan ürünü iktisadi kudretleri. Doğu Roma önceki son iktisadi devrim. tarım-dışı ikti- bu sefer de. iktisadi bakımdan daha güçlü 0.ç bir aşamasında. lan bu bölgelerde imparatorluk daha uzun süre 140-87) resmen" kurduğu ve o zamandan 1. uy. 221' yüzyılda İmparatorluğun varkalabildiği orta ve de yenerek ilk kez bir evrensel devlet kuran Ch'in doğu bölgelerih. yılında. daha sonra yerleşen Çin geleneklerince karalan- zora koşmasaydı. gerek o. Ama yeryüzünün leti yaşatabilme değerinin dramatik ömekieridir. gerçi burada da. çoğu yerde. 66 . Üstelik. bölgeleri iktisadi bakımdan görece gerlydiler. bilimin şimdi olduğu gibi ürün ve man teknolojik ilerlemenin imkanlanna karşı ya hayvanların geliştirilmesi için uygulanmaya baş­ kayıtsız kalmışlar ya da bunlara düpedüz düşmll. Dünya'nın iki ucundaki evrensel devletlerde yet- masını belirlemekte iktisadi etmenin (faktör) oy. Hıristiyanlık döneminin ya da onların mal sahiplerinin boyunduruğunusı. olmuşlardır. Karalinyen imparatorluğU çabucak e kadar tekelini sürdüren felsefe okulu «Hukukçu» çöktü.ll lamasına kadar. aynı Çin'de de.Ö. Konfüçyüs- olmaksızın. 1911' varkalabilirdi. caretinin başlıca merkezleriydi. ve görece üstün halkın üret.re'den çıkarak dünyanın dört bucağına yayıldı. Bunlar iktisadi tıretkenliğin bir evrensel dev- line getirmek mümkün oldu (7). iki kader arasındaki bu değişikliğin nedeni. yeni çöküşler (Legist) değil. imparatorluk orada a- garlığın. önceki yüzyılda. luyla giderme imkanlarına hiç aldırış edilmemişti. ekilebilir kısmının ancak bir parçası bununla kıyas­ Gene de. rakiplerinin sonuncularını 1.Ö. politik liye ve savunma sorunlarını çözebileceğirıJ aklından olarak bir· evrensel devlet biçiminde örgütlenip bu geçirmemiştir. 717. Anadolu'nun bu çağda evrensel devlet sadi girişimlere karşı olumlu tavır takınmamıştır.Ö. dılar. tisadi yapısında devrim yapmakla rakipleri arasın­ Merkez ve Doğu. Roma İmparatorluğu'nun de. tarımsal üretimin düştüğü ya da kamu har- nadığı rolün önemi. suların denetlenmesi İmparatorluğu'nda. Han imparatoru Wu-ti'nin (saltanatı 1. He!en Dünyası'nın endüstri ve ti. en elverişli ticileri bunun pek az farkına·varmışlardır. imparatorluk buralarda kendini ko.S. toplumsal ve politik dengeyi de tehdit eder. yedinci yüzyılda çöktü. maliyeti de en yüksek noktaya erişir. oysa yazarı belli olmayan De Rebus Bellieis'de bu- sinin nedenlerinden biridir. değerini anlamış olmakla birlikte. Eski Bir evrensel devletin çökmesini ya da varkal. tarihinin litik toplumiarının pek ötesine geçmeyen bir üret. 1071'deki felaketten hemen yoluyla tarımda üretkenliğin sağlanmasıydı ki. sadi temeli. Ama bu evrensel devletin AvrasYalı Göçebelerin ve İran'la Irak'daki Sasani kurucusu Ch'in Shih Hwang-ti bu rejimi Çin'in bü- giicünün saldırılarına karşı daha dolaysızca açık tününe yayınca şiddetli muhalefetle karşılaştı. evrensel devletlerin yöne- lanabilecek kadar verimlidir.çoğu za- ortaınıarda bile. çülök ise. dinde bUıması. Batı bölgelerinde. Hıristiyan çağı'nın dördüncü yfu- evrensel devlet belli bir süre yaşadıktan sonra. 1. Doğu Roma imparatorluğu. çünkü her türlü teknolojik değişme ik- nüyle statik kalmıştı. gerekse Ch'in hükümetinin pratiğini ama imparator Jüstinyen altıncı yüzyılda yıkılmış teorileriyle esİI\1endiren «Hukukçu» filozoflar oku- batıyı yeniden zapt~tmek için güçlerini fazlasıyla lu. tarım tekniği hemen hemen bütü. şimdiye kadar. kililer. Shib olduğu halde. Dolayısıyla uygarlığın normal ikti. Bundan pa'nın aynı gücü gösterememesidir. insan gücü ek- lim-öncesi bır tarımsal ekonominin bu ekonomik sikliğini ve savunma lojistiğini makinalaşma yo- yükü taşıyamaz olması belli ki bunca evrensel dev.k­ beşinci yüzyılında İmparatorluğun çöktüğü batı makla yetinıniş görünüyorlar. insan soyunun bü. makinasını icadında görülen biçimde teknolojinin. n Sümer-Akad ve Mısır Uygarlıklan'nın beşiği ha. Ama bir uy.Ö. Konfüçyüsçu Okul'du. bugün bile.

yoksul ve dural bir köylü ekonomisinden hemen tamamen tanmsaldı ve evrensel bir devleti dayanılınaz vergiler almaya zorlanacağı yerde. evrensel devletlerin aynı sarsıp hükümetin taleplerine kendi özel vergilerini iktisadi ve toplumsal temel üzerinde kurulduğu de ekleyince dayanılmaz hale geldi. ge- lan Bizans'ın on birinci yüzyıldaki yıkılışını açık­ lecekteki dünya-devletinin maliyesine şimdiye ka- lar. Mısır'ın Eski Krallığının yıkı­ di bir nedense. tar- le donanmış toprak beyleri hükümet denetimini zında bir devrim yaratabilir. 67 . köylü tarımına dünya çapın­ de bile yeterince ağır bir yüktür bu. Geleceğin dün- örnekte de evrensel devletin iktisadi temeli hemen ya-d. iktisadi altyapıların yetersizli. başka bölgelerde de. Roma İmparatorluğu' yeni değişiklik. İnsaniığın iktisadi durumunda mo- !ışInı. linçli bir indirimin yanısıra modern teknoloji. da uygulanmasıyla köylünün Neolitik hayaJ. Doğum ve ölüm oranında bl- Roma İmparatorluğu'nun Anadolu'daki devamı o.evleti. bilim ve teknolojinin. sürdürmenin köylü üzerindeki yükü --€n iyi rejim. Çin evrensel devletinin Ch'in kuru- cusuna suikast yapmaya çalışıyor. aşağı kısım düzeni simgeliyor: iki efsanevi kral geometri araçları kullanıyor ve aşağıdaki simetrik kalıplar da «İyi Hükü- mebi temsil ediyor. Şimdiye kadar gelip geçmiş bu evrensel dev- ği evrensel devletlerin sürekli yıkılışıarını oldukça letlerin sık sık çökmesinin nedeni gerçekten iktisa- iyi açıklar.ÇİN TAR1HINDE BIRLIK "E DACINIKLIK.resmi yetkiy. Örneğin. gelecekteki evrensel devlet için ke- nun aynı bölgede bir devamı olan Karolinyen İm­ limenin gerçek arılamıyla dünya ölçüsünde bir i- paratorluğu'nun dokuzuncu yüzyılda yıkılışını ve lerleme vadediyor. Yalnız Çin'de değil. Roma İmparatorluğunun beşinci yüzyılda dern Batı Sanayi Devrimi sayesinde ortaya çıkan Batı bölgelerinde yıkılışını. 41 Bu taş basmasının üst kısmında anarşi. Eski Dünya'nın Çin'e karşıt ucundaki bu dört dar görülınedik bir carılılık verebilir. (tS. ikinci yüzyıl).

için şimdiye kadar benzeri görülmemiş güçlükte bir cak demektir. geleneksel biçimde savaş betmemiz gerekmez. bütün İnsan­ sorunu kolaylaştıracağıdoğruysa. gene. Bugünkü dünya. liksizliğe ve düzensizliğe düşmek insan soyunun ğımsız devletler arasında bölünmüş olarak kalacak. Çünkü bu daha yüksek üretim inıkarılarını a. Aşağıda ise. devlet adanıları sa. Bir fellah ce· zalandırılıyor ve görevliler raporlarını sunuyor. eski çöküş ve yeniden kuruluş ritminin deva- güçte silahlar da yaratmıştır. (Mısır. İnsanlık anlaşma yoluyla politik birliğe erişmek çan aynı görülmemiş bilimsel ve teknolojik ilerle. yani rakip Güçlerin bir tanesi dışında hep- varsa. Gelecekteki dünya-devleti için böyle bir umut yoluyla. «sıkıiıtı ev. bu. bu atom silahları çağında. bu tehlikeli poli. 68 . sorunu sunan teknolojik devrimin. insan soyu için gerçekten büyük bir şanli­ sinin yıkılmasıyla sağlanmasına da razı olamayız. sığırlar biçilmiş buğdayların üzerinden geçiriliyor. Ama dünya-devletini mimarlarına bu resi»ndeki atalarımız gibi biz de. zorundadır. Şimdiki durumumuıda. tır. Ama aynı de'ilet adanılarını durmadan açmaza sokan iktisadi zamanda. KÖYLÜ üRETİM! 42 Arazi sahibi Menna köylülerinin çalışmalarına nezaret ediyor. bu birlik sağlanırsa ve sağlandı­ me. politik düzeyde Qirtakım egemen ba. On sekizinci Sülale). Bu. bu silahların kullanılma ihtimali de açık kala. Çünkü Atom Çağı'nda bir- di olduğu gibi. cesaretimizi kay- lığın politik birliğinin. varoluşuna karşı bir tehdittir. kullanıldığında savaşı genoside çevirebilecek ğında. şim­ mına da razı olamayız. sorundur. daha önceki tik birlikliizliğin devamına razı olamaylZ.

ristiyan mezhepleri kendilerine eziyet eden Orto- nin. İkinci öge. 586'da Yeni Babil İmparatorluğu tara.S. Liste- 135'den tS. 1948'e kadar bir Yahudi devleti olmadı­ mizdeki bütün diasporalar içinde en ünlüsü. bir a- Bu.bil. luğun uyruğu olmuşlardı: Yeni Ba. lise'ye vermekten titizlikle kaçındıkları vergi yü- fından silindikten sonra istisnai bir şekilde kuralı zünden yetkililerle çatışmaya girmekten kurtulma- bozunca nam kazandı. Sasani topluluk uyarlılığını v. Yahudi olmayan bildikleri elverişsiz ortamlarda bile diasporanın ta- çoğunlul. modelde şu ögeleri buluruz: Hkin. çünkü şehir ortamında. Yurdundan ve devletinden uzaklaştırılmış. dokslardan kaçarak Rus İmparatorluğu'nun uzak nun klasik bir örneği "Kayıp On Kabile" dir. muştur. İlkel Müslüman Araplar tara· lar altında da devam ettlrmenin yeni yollarını bul- fından yıkıldıktan sonra Farisiler (Parsiler) de ay.Ö. Kimlikle. ama tek zınlık olarak -hem de dağınık bir azınlık. Müslüman Arapların Suriye. artık tamamen silinmesi sonucunu verir. Pers. bazı başkaldıran Hı­ bütünleşen mahal!1 devlet ve halkların kimlikleri. Bu gibi düşüncelerden ötürü Yahudi diaspora- rak kendi ayrı kimliklerini korumayı başardılar. lere göç ettiler. Osmanlıların Doğu Roma İmpara­ diasporasının biçimlenişinde bir üçüncü öge de. en iyi malzemeyi Yahudi diasporası veriyor.lar arasında yaŞayan dağınık bir azınlık rihi kimliğini muhafaza etme kararlılığı vardır. diaspora tipi bir model kurmak için maius. kuraldı. Eşsiz bir önemi ve . önemli ve istisnai bir başarıdır. Yahudiler. iktisadi güçtür. toplu durumda bulunurken. Ama bir devletin en mutsuzu odur. Örneğin. olarak kimliklerini korumayı başardılar. Ayrıca varoluş tarihi ötekilerden politik çerçevesi ya da bir yurdun toprak temeli de daha eskidir ve asıl yurdundaki toprak ekiciliğin­ olmadan.Ö. en ğı gibi (1) Yahudi yönetiminde olmasa b~le Yahudi etkilisi ve hiç değilse şimdiye kadar.e sürekliliğini bu ters koşul­ İran İmparatorluğu. Mısır ve yasaya gönüllü boyun eğerek devam ettirmek- ve Ermenistan'ı fethetmesinden sonra Monofizit tedir. erişe­ kısmen yerlerinden kopmuş ve dağılmışlardı. birçok toplu- dışında ve tarihi başkent Kudüs'den yüzlerce ya da i ukların kendi kimliklerinden olmaya rıza göstere- binlerce mil uzaktaki ülkelerde. ama bileceği tek güç. Yahudi şeyi başardılar. Bu. Dukhobor- hallinde. İ. diasporanın gelip aralarında ya- Hıristiyanlar. Ya:hudileri kendi yurtların­ ları daha kolaylaşmaktadır.8 Yahudi modeli Bir seferlikten daha uzun sürmese bile evren. Kendi lanmasına kadar Ortodoks Hıristiyan Rumlar da devleti. ve bir topluluk bu dağınıklık içinde de Yahudiler gibi bir topluluk hayatta ayakta kalabilmek için bir çeşit güce sahip 69 . Rus Or- sel devletin kuruluşu. torluğu'nun eski topraklarını fethetmesinden 1821' kendisine yeterli bir iktisadi temel kuramazsa ha- de Mora'daki "Osmanlı" Yunan uyruklarının ayak. Quakerlerin şehirlere dan iki kere Nabukadnezzar.S. lığının silindiği yıl. Yahudiye halkı. sında Arkadaşlar Derneği üyeleri (Quakerler) ilk dir. 722'de haritadan si. hiç değilse İngiltere' rini yitirmeleri bir istisna değildi.değeri olan dini bir va- sani İmparatorluğu'na sığındıktan sonra beşinci hiyin tek alıcısı olarak kendini gördüğü için ayrı yüzyıldan beri Nasturi Hıristiyanları da gene aynı bir kim!iğe sahip olmaktan n:ıemnundur. yatta kalamayacağı gerçeğini kavramasıdır. Asur köşelerine ya da Rus sınırlarılıın ötesindeki bölge- İmparatorluğu tarafından İ. den en fazla kopmuş olanı da odur.yaban- değildir. Bri-· sürüp çıkardı. tanya'ya ve Almanya'ya sığınan Hügnolar için de ları yurtlarından sürünceye kadar beş İmparator­ geçerlidir. sını bu topluluk türünün modeli olarak aldığımız­ Artık varolmayan Yahudiye Krallığı'nın sınırları da. Molokanlar Transkafkasya ile Do- linen bir devlet olan İsrail Krallığı'nın nüfusu. Batı Hıristiyan dünya- birkaç ytlz Samaryalı tarafından temsil edilmekte. aralarında nüfusun yoğun olduğu bir Iiölge anlamında bir Ya. yaşadığı gentile çoğunlukiarla ilişkisi açısından hudi "ulusal yurdw> bile yoktu. Skoptsiler Romanya'ya. kesin ve katı bir dini ayin nı işi ha~ardı. kendi kraılık­ dır. !iğidir. (c!iaspora) olarak bu kimliği korudular. iki kere de Romalılar göçü aynı zamanda Fransa'dan Hollanda'ya. Gene de. 135'de ikinci kere on. olarak İngiltere'nin kuzeyindeki kırsal alanlarda kelerin nüfusu arasında tamamen eridiler. Bunları şimdi. Selevkos ve Roma İmparatorlukları. Yurdundan atılmış uluslar arasında yalnız cı bir ülkede ya§amaya zorlanmış bu yersiz yurtsuz Yahudiler bunu başarmış değildir.günümüze kadar bir ulus ola. kendi olusal yurdu olmadığına göre. Ama İs­ de doğdukları kırsal bölgelerden şehirlere akmışlar­ railliler'in hısımları. normalolarak kendi içinde todoks Hıristiyan dünyasında. Roma İmparatorluğu'ndakiOrtodoks şadığı çoğunlukla kaynaşma konusundaki isteksiz- Hıristiyan düşmanlarının eziyetlerinden kaçıp Sa. ğu' Sibirya'ya. Yerleşik Episkopal Ki- ları da İ. Romalılar İ. ma. bugün sadece Nablus çevresinde oturan lar ise Kanada'ya sığındııar. 586'dan -Yahudiye Kral. Yurtlarından sürülen İsrailliler yerleştikleri ül.Ö. Ptole. İ.

Amsterdam'da. «UYGARLIK KÖKSüZLEŞMEKTIR»: D1ASPORA HALİNDE YAHUDILER Geleneksel dini ayine inatçı bir baghlık Yahudi topluluğunun hayatını yabancı toplumlar içinde muhafaza etti. Yahudiler'in ha. bir Yahudi ailesi on seki· zinci yüzyılda.· sat bayramı olan Suoot'u kutluyar. 44 Basel'de (1831) Ulmann aılesi. gele- neksel . 70 .ardak altında. 43 Yukarıda. hamur- suzu kutlamak üzere toplanmış.

dagınıt. top. or- dağıldığı yabancı çOj. Diaspora tipi toplumsal örgütlenme tarıhı lar'dır. alışkarıIıklar ve hünerlerle birlik olduj.. bir yan- gerekli iktisadi kaynakları çıkarmıştır. her ikisi de evinin efendisidir (3). ları. yüzeyi olarak kabul etmemiz gereken bir alanda ğunluı. kadar başarılıdıriar. Ne dilmesi» fiziksel ulaşım araçlarına da uygulandığın­ Lübnanlılar. çOj. mahalli yurtları neresl olursa olsun. 71 .unlaşması ve şehirleşme­ diaspora her zaman bundan kendi varkalması iÇi~ nin hızlanması. göreceksiniz ki. Manevi bağ­ da. beşinci ve dör- ha basitleştirirsek. ma onları talihlerini yurt dışında aramaya sevke. Buzul-sonrası Çağ'da bu yöredeki yerleşik ha- ni koruma güdüsünü sağlamış ve tarım-dışı bir yat merkezleri arasında fiziksel ulaştırma kolay- lıkları Mezopotamya'nın uygarlığın beşiği olmasına işte ekonomik başarı bu varkalma isteğini gerçek- leştirmenin yolu olmuştur.yol Yahudi diasporasından alınan bu model liste. topluluğun kimliği­ ten. a- öncülük yapma huyunun bir örneğıdır. kalacaktır. Artan toplumsal ilişkiler. müzisyerıleri de bir başka diaspora. Basını izleyin ve uluslararası kongrelerin turel ve mesleki bir temele geçiyor.u kül. Neolitik Çağ'dan beri İnsan'ın birin. zünü ve bunun hava zarfıru kucaklayacak ve bü- ne yurtlarında ne de dışarıda. davra- nışlar. En az engeli olan yol genellikle peraken.» (O) Yahudi diasporası birbi- rundadır. bır yan- zeyde olduj. Yahudilerle İskoç­ nevi bir yakırıIığl olan insanlann kolayca habeıle­ Iarın geçırdıgı bu değişiklik.işimin tarihini izleyebiliriz. mayaca~ını ve etnik ya da hattli dini bağlarla ba~­ lumsal bır yapının dönüşümüdür. dikey bir toplum ör. "Uygarlık açık bıraktığı iş ne olur~a olsun ona sarılmak zo. olabilirler. Diasporanın aralarına sayesinde. zamanlar birtakım mahalli hücrelerken. dan barışçı ticari ve kültürel değiş tokuş.ızda. ortaya çıkabilen tabakalar olmaya başlıyorlar. Yahudiler son duraj. ve ikisi de. kulmarnıştır. Yahudiler. Tabiatın kurbanıdırlar. diaspora topluluğu meydana getlrtyorlar.unluğu da içine alan daha ge. yalnız İskoçlar başlangı~ ya da uluslararası telefon konuşmalan. çok zaman birbirleriyle ayni anda varolan ve bütün yüzeyde kamu hayatına. Teknolojik ilerleme sonucu "mesafenin yok e- den baskı dini ya da politik değil. larla yurt dışındaki 1skoçların temsil ettiği dünye. rine bağlı iki toplumsal gelişmenin bir ürünüydü: de ticarettir. ve yurtta geçim kazan. Hügnolar ve Quakerler gibi. inançlar. hatta normal meslek hayatına so.a geleli ise çok oldu.unluğun kendisine Bu del. bölgesel bakımdan kendı içine kapa- Yurtları yoksul ülkelerdi.u örneklerde din.. şehirler hem de iskoçlar bu yolda. l. mahalli ço. oysa şimdi ortak anıl~r. Başka insanların değil.i ve lşbi)lIği kurabildiği bır toplumda global gutlenmesinden yatay bir toplumsal örgütlenmeye diaspota tipi toplulukların şebekesi hızla büyümek- tedir. içinde baktlın. her yerden önce Mezopotamya'da başladı.~mez geçim kaynağı olan tarımdan uzak ğişiyorlar ve belki de dünyanın bütün yaşanabilir diişmüştür.ışlardır. Bü. yurt dışında çalışan İskoçlar ve Lübnanlılar de Mezopotamya'nın dünyanın geri kalan kısmına iş hayatında göze çarpacak. "lmalıdır. dünyanın bütün yaşanabilir ve geçilebilir yü- lerdır. ne de İskoçlar yurtlarını kaybetmiş­ da. eski dinlerine bağlı tün insan soyunu kavrayıcı tek bir toplumda bir- leştirecek bir gelecek toplum vadediyor. iktisadidir. Hem Yahudiler toplantı ilanlarına bakın. ortak bir ilgi ya da ortak bır meslekten Ibaret melini değiştiren bir topluluk görüyoruz. düncü binyıllarda. Dünya doktor- larıyla cerrahIarı da bır yeni diaspora olma' yolun- lı vardı. Kendi u. Böyle genel kaldıkları için (') kovuştunnaya uğraın. Manevi dü.. dal:ıJdığı yabancı ülkelerde. gelecekteki bu dlasporalann çoğunun. Mezopotamya her zaman yaşından ha geniş kapsamlı bir gen'in temsilcilerinden biri oıduğunu görürüz. IJir diasJXlranın iktisadi güce bile sahip geçiştir. Parsiler. bir toplumda. iktisadi fırsat ne olursa olsun Toplumsal 'i1işkilerin yo{ı. Ama. Çok kereler. ma olağanüstü güçlü bir teşvik olmuştur. kökünden kopmaktır. Her iki durumda lı bulunmayacağını tahmin edebiliriz. yolcıı uçak- larının bütün dünyayı kapsayan uçuş programları noktasından pek uzağa gidemediler. dünya ~en. dalar. Modeli şimdi biraz da- yol açan etmerıIerden biridir. Bir diaspora. (') büyüyen şehirler 'karşılıklı ilişkilerin erimeye . şimdi de· cil ve dej.i dini türden diaspora. lı mahalli lıirirrıIer değil de dıasporalar global top- manın ııüçlüğü onları gurbete itmiştir (O).Ö. Bildiğimiz kadarıyla bu şüreç mizdeki bütün öbür örneklere az' çok uyuyor. tak bir ilgiyi paylaşmak dolayısİyla birbiriyle ma- nış bır çevre. Toplumun eklemleri olan topluluklar bir olması zordur. Bugünkü dünyada en fazla gö- ileri olmuştu. yüksek kültürün bu ana ze çarpan diasporaların ikisi İskoçlar ve Lübnanlı­ okulunda doğmuş şeyler sonradan dünyaya yayıı­ mıştır. Dünya fizikçileri zaten tek bır global lusal yurdunda ve kendi ulusal hükümetine sahip. lumıın ögeleri olan topluluklar içinde en önemlisi Yahudilerin temsil ettij. bir zamanlar mahalliyken dağıtılmış topluluklar o'ı­ vi türde~ diasporalar arasında ortak olan şey. kendi ayıncı kimliğini sürdüren uyarlılığın te. açacağı kazanlardı.u kadar iktisadi düzeyde de cezalandır­ dan da şiddetli savaş ve sürgün biçimlerini aldı. bu şekilde birliğini sağladığı bir toprak teme.un dinini kabul etmediği için. Gerçek- tim b. şebildi{ı. uygarlık orada kuluçka aşa· masındayken. diasporanın dini türünün da. .

yüzyıl 50 Hollanda. 14. 45 Fransa. 51 Avusturya. 18. 16. yüzyıl 48 Polonya. 19. 18.h adı verilen şamdanlık. 18. yüzyıl 49 Irak. her biri mahalli kültürü yansıtan değişik artistik üslup- larda. yüzyıl 46 ltalya. 17. yüzyıl YAHUDl DİASPORASININ KüLTüRü Geleneksel bir ayın eşyası. yüzyıl 72 . yüzyıl 47 Hollanda. hanukka. yüzyıl 52 Kudüs. 18.

lan ya. insanla- oğlunun fiziksel haberleşme imkanları. nında yayılmış olan. de ise insan dostlarını. arkadaşlarını çok daha. çeşitli li ulusal devletlerden çok dünya-çapında diaspora. lusal devletlere fleçiş için Helen modeline. rın kapı komşularıyla değil. Ayine k atılanlar ceplerinden bir şeyler ler'in dağılmasını sanki mecazi bir şekilde dile getlrır gibi. Şimdilerde dünya leceğinin ölçüsünü verir. yelkenli ge. yani. Bir köyde in"an is- gunluk verecek başarı. ge- rek kullanıma: sokulduğu bir çağda neler umulabi.iı bir tahminse. diasporalar k\lrulabilir. "Mesafeyi yok eden» bir toplumda.53 Ta~lek. mahalli devletlerden u- bir kozmopolise dönüşmesi. ter istemez kapı komşus~yla ahbap olur. Dünyanın Bu. yıl korudu. tek bir şehir haline geldiğine göre. Olayın başladığı altıpcı yüzyılda İnsan­ Şehir hayatının çok iyi bilinen bir özelliği. gelişkin bir ulaşım sistemine sahip bir büyük şehir­ lar için her an sayısı artan biçimlerde dizginlene. en geniş arılamıyla. hal<. lar «geleceğin dalgası» olacağa benziyor. mayan tipte bir toplumsal örgütlenmeyi geliştiAr. mahal. lık ilişkilerinin almasını bekleyebiliriz. Oldukça cünün insan teknolojisi tarafından ve insani amaç. mahalli temele dayan. cansız Tabiatın fiziksel gü. vüzyıl). kandan bağımsız olarak. bütün metropol ala- mileri yürüten rüzgar gücüyle eşeklerin. (Po- çıkarıp akar suya atıyorlar: ortalığa serpilmiş insanlar Yahudi. kendilerine ruhen yal<:ın in- develerin adale gücünden ibaretti. arınma ayini. niş bir çevre içinden seçebilir. dini ya da başka her çeşit­ Asurlu savaşçıların kaba kuvvetinden daha etkili ten bağlarla bağiı ve her yere dağılmış azırılıkları olabilir. da içine alacak şekilde. bir u1u- 73 . 19. diasporalann yara. me- tılmasını kolaylaştırarak teşvik etmek açısından. Bu akıBara dur. atların. sanlarla dostluk kurmalandır. komşuluk teme- Her çeşitten ulaştırma ve haberleşme araçları­ line dayanan beraberlikietin yerini manevi yakın­ nın gitgide hızlanan gelişmesi. Yahudi diasporası uyariıiığını yirmi dört yüz.

. Kurar. din dolayısıyla aynı zamanda Suri- işin içinden çıkmak mümkün değildir. çilmiş Ulus. aşırı mahalli çeşitlilik ve bağımsızlık reji. Çin modelinde ise. uygarlaşmış denilen oğlunun kendisi için çok 'önemli bir amacı başarıya İnsanoğlu bır kez kurulmuş olan bu genel birliği u1aştınna girişimi. Yahudi modelinde. bir başarıya ya da bir şama 'yeteneğinin ölçüsünü bize gösterir. önemi ve değeri olduğuna inan.bu Iddiaların doğru olmadığını ilişki tamamen birbirlerinden bağımsız olmaların kanıtlar. lan insanların «Putperest» (Gentiıes) olduğunu id.. Tabii bun. kim· rinin değişken ritmi için Çin modeline nasıl ihtiya. Oysa başka birçok ulus aynı mu ve 'kültürlinün başlıca biçimlenişIerinden biri. rada ve aynı zamanda giderileblleceğine dair her- luk bedelini ödeyerek birlik yoluyla huzuru satın hangi bir garanti vermiyor. geler birbirinden tamamen bağımsız mıdır? Bunla. Öznellik ve keyfiliğe hiç bulaşmadan olduğuna göre. Doğu 74 . yedinci bölümde öne sürdü. bir keşfe. son dereçe dar birbirleriyle UZıaştırmayı baŞardığı. çünkü bir- ŞıI'. Batı Uygarlığı Helen Uy· karırken model uygulayarak seçılecekleri sınamak garlığına «bağlıdır» ve Hıristiyanlığın kökü Helen- tam anlamıyla nesnelolamaz ve dolayısıyla tartış­ Suriye «küıtür-karışımı» diyebileceğimiz bir şey maya' açıktır. hayat tarzına sımsıkı sarıldığını. deki İnsanOğlunun bu ihtiyaçları ne dereceye ka- nin aynı bölümündeki Insanoğlunun. Uygarlıkla yaşıt olduğunu öne sürü. varkalmak üstün bir anlamı. kendi başna muhafaza edebilmek için ken- cımız varsa. ye'ye de bağlıdır. İnsan­ çıkarmıştır. bu temel ihtlyaçlann hepsinin bir a- nü coşturmaktan uzak bir düzenlilik ve monoton. ğüm Helen-Çin modeli yardımıyla uygarlıklarm Ha.- sal devletin sonraki düzenli ve düzensiz dönemle. olan çağdaş uygarlıkların bir arada varolmaları k~ lumların normal biçimi için bir Helen-Çin modeli layca gösterilebilir. uygarlıkların kar~ılaştınnalı Incelemesi için onsuz ıdusal devletini ve hatta ulusal yumunu da edilmez. Çin Uygar- Örneğin Batı. Her biçioüeniş. kaybettikten sonra bile bir diaspora halinde yaşa· şimdiye kadarki Uygarlıklar Çağı'nda insan toplu- ma gücünü ona verir. hayal gücü. bir diaspora içinde Yahudi modeline dini sıkıya sokup çaba harcadığını görüyoruz. çünkü her biri. Bunun karşıtı olarak. de Budizm'in kaynağı Hıristiyanlığın kaynağından hudilerin kendilerini «Seçilmiş Halk» ve geri ka. Helen ve Çin'ln iki temsilcisi olduğu türün lıklar dizisinde "bu diziyi oluşturan tamamlayıcı ~ başka topluriiları da içerdiğini kabul etmem yet. Ama şimdiye kadarki uygarlıkla­ maz bir yoğunluğa erişmiş ve toplum. rın tarihleri. için olması gerektiği toplumsal hayvan olarak ya- dığı bir vahiye. Bu çabaların her biri. uygarlık süreci !iksizliğin beraberinde getirdiği kavgaya ve dÜzen- içinde.Seçilmiş ulus. her birinin aynı türden çağdaşları vardı. Her durumda. Bu modellerin her biri. Uygarlaşma süreci için- almak zorunda kalmıştı. ama açıkça görünen olgular -örneğin Ya. Helen modelinde İnsanoğlu. kadar yabancı kökenli Budizm dinini benimsediyse yordu. Batı ve Çin Uygarııkıarının birbirinden bağımsız «Meşruluk» gözeten bir uygarlıklar listesi Çı­ Oldukları söylenebilir. medi. çok farklıydı. dolayısıyla bu 9 Uygarlıkların gözden geçirilmesi Yedinci bölümde «uygarlıklaı'» türünden top. bır güçler çatışmasının ve kaynaşmaya razı olarak ulusal bireyselliğini elden dengelenmesinin ürünüdür. ama bu itiraz kabul etmez olgu yapmaya çalışırken iki postula getirmek zorunda ortaya bir başka soru çıkarıyor. tarihi. bir çağdaş uygar- kaldım. birer zihni araçtır. Bunun karşıtı olarak Batı Uygarlığı. o zaman bu akrabalı ın niteliğini da gerekti.len «yaşamakta olan» uy~arlıklar dizisinde nihai bir listesini çıkarma girişimidir. zaman ve mekan içinde sınırlar koymam nucuna vanrsak. pahalı incinin bekçisi olarak (. sizliğe dayanaınaz. Bu bölüln. bize. Hepsi aynı türün sahici birer temsilcisi dadır. bu uygarlıkların bazılarına geçici olarak ad rın bazılarının aralarında bir akrabalık olduğu s0- vermem.. Helen ve Çin Uygarlıklarının lığı kendi türünden daha önce varolmuş hiç bir. Demek ki Batı ile Çin Uygarlıkları arasındaki dia etmeleri gibi. bu belirli amacı kovalamasının sürdürmek için çabalar ve düzenin her yıkılışından kendi yanısıra getirdiği sorunlar ve cezalarla çatı­ sonra onu bir kere daha kurar. liğini. durumda huzurun bedeli olan genel bütün Içinde ni verir. un kendi ulusal misyonuna inancı. İnsanoğ­ minin getirdiği yaratıcılık inıkanlarını denemişti: lunun temel ihtiyaçlarından birinI doyurma yolun- sonunda bu rejimin bedeli olan iç kavga dayanıl­ da bir girişimdir. ve aynı zamanda derecesini de incelemeliyiZ. topluma bağlı değildir ve tarihi akıŞı içinde her ne ların her biri. «Se- ihtiyacımız var demektir.

ülkelerin pek aydınlığa çıkmamış Doğu Ortodoks Hıristiyan tarihine Helen tari. bu- mekte haklı olmuyor müyum? Öte yandan. ama Rus Uygarlığının Doğu Ortodoks ve ma İmparatorluğu» (Kutsal Roma İmparatorl:ıığuj Batı'yla ilişkisi tartışmaya açıktjr.kraba olduğu Helen-Suriye. çünkü aynı Helen-Suriye «kültür-karı­ Batı'daki Roma İmparatorlUğunun gölgemsi haya- ~ımı» Doğu Hıristiyanlıgı kadar İslamın da kökle. Dolayısıyla Roma İmparatorluğunun hayaleti. Batı Sudan ile Orta ve Do- tır.. İ. kısmen kendi özgün yaratıları olan -Kush ve adadır. son tiyan Uygarlığıyla İslam Uygarlığına da vermek bin yıl içinde Mısır'dan metalürjinin yayılmasının. olan bir belirsizlik tortusuyla karşılaşırız. Bunlar Batı UVe'ar. Mısırı tarihinin de Hıristiyanlık Çağının ikinci yüz- rini doğrulayıp ötekinLyalanlayabilecek nesnel bir yılına kadar sürdüğü kabul edilebilir. Modem Batılıların gelip Afrika 'yı çağdaş Batılıla­ Böylelikle Batı kültürünü «akraba» uygarlıklar alt rın gözü önüne bir «Harita»yla sermesinden çok -sınıfından bağımsız bir kültür olarak sınıflandır­ önceleri. sınıfa sokulması bazı sınır durumlarda gene tar- valetlere yansjmış biçimi midir. Çin'deki bu feneme- lerdir. daha· önce de belirttiğimiz rinde vardır. Ancak bu çatışan fikirlerden bi. ğu Afrika'nın politik bakımdan örgütlenmiş İslam­ Batı tarihini yalnızca Helen Uygarlığının uzamış öncesi ve Hıristiyan-öncesi toplumlarını içeriyor. Bu eyaletierin bir kısmı öylesine ayrı eya- diğini de kabul etmiştim. etklleri vardır. Dahası Hıris­ ekonomik ve politik kurumları gelişmemiş. üç bin yılının hemen baş­ ma ister istemez öznel ve key ci olacak ve fikir ayrı­ larında iki ta~ın birleşmesinden sonra Firavunlar lıkları doğacaktır. bölük tiyanlık aracılığıyla Batı Uygarlığının Helen Uy- pörçük Afrikalı topluluklar bunun içinde değildir. Bunu kabul edince.mak uygun görülebilir.Ö. Ch'ing Hanedanının düşüşüne kadar Çin tarihinin dını verebileceğimiz bir alt-sınıfta ayrı uygarlıklar tümünü tek ve aynı uygarlığın sürekli tarihi ola- olarak verlerini bulmuşlardır. çünkü bu iki kültürün kökü de tıpkı ve Nil vadisindeki kültürleri kısmen Mısır'dan ge- Batı Uygarlığı gibi Helen-8uriye «küıtür-karışımı" len. edilebilir. son bin yıl ve Hıristiyanlık Çağının ilk Sınıflandırmanın kendisi hakkında bir anlaş­ beş yüzyılı içinde nasıl sınıflantiıracağız? Bu İtalya maya varılsa bile.etiketlemek boyutları içindeki ilişkilere geçtiğimizde de benzer mümkün değildir. Batı tarihi ile Helen tarihi ilğının «uydu»larından biri olmakla birlikte ayrı arasındaki süreklilikte bir kopuş olduğu kabul e- bir uygarlık mıdır? Böyle durumlarda sınıflandır­ dilebilir. gibi 'Çin'deki Ch'in-Han İmparatorluğunun haya- dır. Batıdaki. aynı statüyü Doğu Ortodoks Hıris­ kasında yerli uygarlıkların yükselişinde n . bunları neredeyse in benimsenmesinden sonraki kültür evresini· yal- «uvdu» sınıfından ayrı uygarlıklar olarak sınıflan­ nızca Çin'le «akraba» olan ayrı bir uygarlık olarak dı. Bu üç Uygarlık Çin Uygarlığından esinIenmiş­ letleri kadar somı. Çin ile Kore.ö. şekli olarak görmemize izin vermez. İtalya'nın kül. Bunun gibi. letlerine karşıt olarak. na öağlıdır. garlığı kadar Suriye Uygarlığıyla da i1intisi vardır. İ. Hıris­ nunla birlikte «bağımsız» uygarlıklardan biriyle 'tiyanlığın ve Müslümanlığın benimsenmesinin. Merae gibi (3) . yoksa Helen Uygar. Batı Uygarlı­ uygarlıklar arasında Batı ve Çin Uygarlıklarının ğı tarihine yalnızca Helen Uygarlığının bir epilogu tamamen birbirlerinden bağımsız oldukları kabul olarak bakılamaz. ama Çin Uygarlığından aldıklarını tamamen nin aaırıirrına'dayanarak Shang Çağından 1911 d~ ~ ~ kendilerine özgü bir çizgide geliştirerek «uydu» a. Doğu Ortodoks Hıristiyan Dünyasının hayaletleri. Alt-Sahra Afri- statüyü verince. Vietnam Uygarlıkları arasında var.Ortodoks Hıristiyan Uygarlığı ve İSlii. belirli bir kültürün şu ya da bu kültürü Helen Uygarlığının vurgul u bir biçimde e. ne kadar Helen Uygarlığının varkaldığını kabul et- Ne var ki.:t olmuştur. Roma İmparatorluğunun çok güçsüz bir sureti ol. İ. zorundayız. Japon. hinin bir epilogu gibi bakmak yerine ona kendine Nil vadisinde birinci Çavlanın güneyinde ve 15 . halen «yürürlükte. Afrika Uygarlıklarının katılışını da açıklamalı­ muş ve Batı tarihinde çok küçük bir rol oynamış­ yız (1 j. Öte yandan daha yakın bir bağ. tiyan kültürlerini ayrı uygarlıklar ola'Tak sınıflan­ garlığa tabi olan eyaletler arasında bir ayrım yap- dırmamızı gerektiren bir kültürel kopukluk getir- malıyız. ama bu iki ölçüt yoktur.!fl Uygarlığı­ ait bir kimlik vermek de bazı kuşkulara yol açar. iında Osmanlı Roma imparatorluğunun tasfiyesi- Batı ve Çin gibi «Bağımsız» uygarlıkların karşıtıdıl'. (ya da sırayla birkaçıyla birden) sıkı bağları olan lam küıtürlerini ve Batı'daki Doğu Ortodoks Hıris­ «uydu» uygarlıklarla «olgunluğa ulaşmış» bir uy. durum bir gam içinde karşıt uçlar gibidir ve arada- Mekan boyutları içindeki ilişkilerden zaman ki perde değişikliklerini aynı kesinlikle . Çin'de Budizm' let özellikleri gösterebilırler ki. Gene.Ö. Terim burada. «Germen Halkının Ro. sınıflandırmamaktahaklı mıyım? türünü. Örneğin. Öyleyse.. Sahra'nın güneyindeki Afrika'nın'«kıpı'>:­ makla yetinemeyiz ve Batı Uygarlığına bir kere bu damaya başladığı» inkar edilemez. İs. rak yorumladım ve buna "Çin Uygarlığı» adını ver- dim. tışma konusu olabilir. türün ayrı ayrı temsilcileri olan. Doğu Akdeniz'de 1922 yı­ lığının ikisine birden a..

artık değerden idealiyle belirlendi ve keyfi biçimde empoze edilen geçinen Kral. oysa bu yarattıkları dünyayı açıklayıcı kosmolojilerin ciddi normal toplumlarda teknoloji kabusunun başka bir eksiklik içinde ve birbirleriyle çelişir durumda her şeyi gölgede bırakmasına izin t. bulup zaten varolan toplumsal ve zihni düzenlerce yindeki düzlükler kuşağı ve NilotiK bataklıklar (5).erilmemiştir. elbette. ancak düşman ama Müslüman Araplar tarafından fethedilip dinleri de. Entansif lumunun değerleri büyük ölçüde teknolojik yenilik tarımın ve ticari karların gelişmesi.o zaman yaşantılarının. Afrika'nın gelişiminde belirleyici anlarda Afrika konomik ve politik gelişmeleri önemli bir şekilde felsefelerinin zihni katılığının yol açtığı sakatlayı­ kısıtlanmış olsa da (7). Bagby ve Childe'ın uygarlı­ cı sınırlamalardan çıkarabiliriz (16). bu görüşler artık yalnızca inatçı bir önyar- önüne serildiğinden beri. Bu toplum Mısır' cevabı bulunmayan ögelerce bozulursa bir bela ha- ın ve Kuzey-Batı Afrika'nın yedinci yüzyılda Müs. Afrika'da yerli uygarlıkların en bü.- Beyaz Nil Bataklıklarının kuzeyi arasındaki krallık­ bir tutumla sınıflandırmaya yarar. laşma sorununa bir çözüm sağladığı ölçüde avan- hası. Ne var ki. ama bunun başarıyla yarattı­ ları. On dokuzuncu yüzyılın hırçın Batı Top- örgütlü ve merkezi yönetimi doğurdu (9). biatla ilişkiler alanında kaydettiği kültürel ilerIe- ça bütünsel sistemler. Benim lumların durumu Batılıların kafasında barbarlık. tur (4). rahip gibi üretici bu teknolojik standarda ulaşamayan yabancı top- olmayan bir elitin doğmasına yol açtı (10). Ne var ki Afrika'nın dim ve felsefi mirası Batılıların gözleri bugün. hem de bugün ğunlukla okuma yazma bilmeseler ve dolayısıyla e. yoksun her toplumun yoluna kuruıu tuzaklardır. gıyla buna sarılanları inandırabiliyor. Büyümenin eşiğinde «Tutuk- vadisinde on dokuzuncu yüzyıldan önce ne İslam lanma» (15) ya da «Doğmadan ölüme mahkum ne de Batı kültürüyle etkilenmiş Afrika kültürleri olma». 76 . Tarafsız bilir ("). Doğu ve Batı Sudan için başlıca yabancı etki ğı durağan denge bir kez geleneksel yaşantılarda İslam Toplumundan gelmiştir. lüman Araplar tarafından fethedilmesinden beri Bu durumda denge tutuculuğa dönüşerek ka- Alt-Sahra Afrikasıyla sıkı temas halinde bulunmuş­ mikleşiyorsa. 'ci olarak Afrika'yı egemenlikleri altında tutmalan. öylesine çöküp değerini yitirir ki. insan ve insan İnsanoğlunun toplumsal ilişkiler ve insan . Birinci şıkta önceden eşi yük ilerlemeler gösterdikleri alanlar İslam etkile. Gene de «kolonya!» dönemde. özel- lar. görülmemiş sorunlar ya da uyarıcılar bir yolunu rinin en fazla duyulduğu yerlerdir. emilerek saf dışı edilir. Sahra'nın güne. ilkellik. yerli Afrikalı toplulukların lemelerle karşılaştırarak değerlendirir. Sahra'nın güneyindeki yerli Afrika Uygarlık­ taj sayılabilir (13). Elbette. Bunu hem Afrika'nın tarihinden. İnsanın. Batılıların. ahlaki terimlerle (") y'aptığım uygarlık tanımı. başka bir deyişle sistem Ama yerli Afrika kültürleri İslam'ın gelmesinden olumlu ve verimli meydan okuma ve tepkilere hiç çok önceleri kurulmuştu ve Kongo havzasıyla Rift elverişli değildir (14). line gelir. Ticaretin gerekleri ve sağladığı ödül. Her ne kadar İslam-olmayan topluluklar ço. onun maddi ve manevi gün henüz tam kesinleşmemiş olsa da-.dışı ta- dışı dünyayla ilişkisini kurmaya çalışan bu olduk. Afrika'yı olduğundan daha fazla küçümsemelerine ler şehirleşmiş bir toplumun gerektirdiği şehirleri yol açtı. vahşilik olarak sınıflandırıldı. geçi- ka'nın İslam olan kesiminde de. yönetici. yenilik ve insiyatif gibi içsel kapasitelerden vardı (n). Da. toplum belirsizliğe düşer. Hıristiyanlık çağının on dördüncü yüzyılında likle bu kendine-yeterlilik. de de görülür. Afrika'ya da uygulana. Afri. olmasına şaşmadan edemez. karmaşık verili bilgilerini pratik anlaşılacaktır. ğın ölçütü olarak kabul ettikleri kentler (8). olmayan kesimin. bilgin. bir gözlemci Afrika'yı başka toplumlardaki iler- Gene de'bir Batılı. bilim-öncesi bir melere Afrika'nın da özel bir katkısı olduğu -bu- toplumun bakışına göre. aşağı yukarı önceden bilinebilen bir çevreyle uz- ğiştirilinceye kadar Monofizit Hıristiyandılar.

sonra Suriye'nin uydusu tran Uygarlıgı Hınt ~+---I---..J A BAGIMSIZ UYGARLIKLAR Batı şehir deVJetll--ı +.ımı:ö:i: Sümer·Akad'ın uydusu (?) Elam Uygarlıgı.".".j... .. an- cak ayrı görünmek iddiaları şüpheli bulunan bazı uydu uygarlıklar bunun dışmdadır (17)._'.~ci-....'~ :....~:~:~:~ :~:::::::~:::::::::::' 8aşkolorıv1o Akıaoa o/n..h.ı..~o_~~~.:k=d_ _~k-----1----tl Orta Amerlka'nın uydusu } Misisipi Sümer-Akad GÜney·Batı (ll) Uygarlıkları Mısır Kuzey And (1) And Dağları uydusu } Güney And (l<) Uygarlıklan Afrika (Doğu) ~+_-_ı----+.?~~~ Sümer·Akad..j----Ii--"'" Kore Tlhet ~-+---i__-_=d. i TAM GELIŞMIŞ UYGARLıKLAR :..----ll-...klan Iran 1--+---+-"".ige ve Hitit'le akraba Suriye Uygarlıgı Nasturl Hıristiyan ~-l----.~:::iJ·~:::~:._...----l---i~1il!tMbi1§ Önce Mısır..=="" Çln'in uyd~su }Japon Çin ~-J..- bUml'ın gölgede bıraktıg-ı Nasturi Hıristiyan Uygarllg.---' B UYDU UYGARLıKLAR !ik Suriye 1-+----ı.... _._"~"~"""...~:~:~~:~~~_·~! OH Başka/of/Ylo ilişkisi olmayanlor lskandinaVyal--f -ı -t -t. eo) Afrika (Batı) 1-+- Sümer-Akad'm uydusu Hitit UygarhgI (16) lndüs 1--4-_ Sümer·Akad'm uydusu (?) Urartu Uygarlığı ( lI ı Once Sümer·Akad.---_J...===.ı!@.. Aşağıdaki çizelge bütün uygarlıklarm zaman süresirı! gösteriyor..~'o~~_..~._':"rO_·_'~$'~. Çın Uygarlığı İslam 1---l----+---+------1I->i:...~~o~..---_+--'iH:'I~i:i:ll:a± Vietnam Uygarlıklan Kore 1--+ + 1--__--1.""m·::ıı::::b..=~I_--_+---+-----1H Hitit f..?il?i..Jiili?i. _.. sonra Batı uydusu Rus Uygarlı~ı Orta Amerika ~-l----jl_---l----'­ Avrasya ve Afrasya steplerfne komşu uygarlıklann uydusu Göçebe Uygarlıklar Mlsislpi 1--+---+---I------1I----~~ «Güney-Batı~ I--ll----ll----ll----lb= II ÖLü DaGAN UYGARLıKLAR ("j And Dag-Ian ~-lI----I_---ji----jF­ Güney Andlar Mısır'ın gölgede bıraktı~ı ilk Suriye Uygarlığı Kuzey Andlar I--ll----I----ll----ll----. sonra. + -ıi-__.... 2000 arasının düny. İslam'ın gölgede bıraktıg-ı Monofizit Hıristiyan Uygarııg-ı • Bilinmeyen evreler Batı'nın gölgede bıraktıgı Uzak Batı Hıristiyan Uygarlığı Batı'nın gölgede bıraktığı İskandinav Uygarhgı Mm Po1itik Çogulluk evresi Modern Batı'nın gölgede bıraktlgI Ortaçağ Batı Evrensel Devlet evresi Şehır-Devleti Evreni 77 . yalnızca Endonezya ve Malaya'da VIetnam İslam uydusu Göçebe ı--+---+---....jbJ!..m""+""""">... 3500 ile 1.ii~mm!H Başka/oTlYlo Akraba olonlar Monotlzit Hıristiyan ~-l----...j.$'~. (ll) I--l---+--..--=d. sonra İslam.~$$#!/~~## r:.oyanlar Sümer-Akad Uygarııgı (') Rus Mısır UygarltıP Ortodoks Hıristiyan 1--I----+----+----iI-~ Ege UygarhıP t L~ i !ndüs Uygarllg....__H Orta Amerika Uygarlığı And D:ıgları Uygarlııtı \.i:i:i:ll~~::m:::._...::~::~::..ı. sonra da Bab Ue akraba Relen Afrika Uygarlığı (l') Hem Suriye hem} Ortodoks Hıristiyan Ege He1en i'I e a kra ba Batı lshlm Uygarlı.... 54 tO...8..."?_.·....."..~m T1bet Uygarlıg-ı (lA) Önce Ortodoks Hıristiyan..._ _:":0_'_..o Güney-notu Asya Mısır'ın uydusu (?) Meroit Uygarlıgı. (?) İtalya Uygarhgı....r~~::.1-1 Batı .') Uzak Batı Hıristiyan1--l----+----+------1H~·o::~:::~~~~:::g:::.~ Ege ile akraba Helen Uygarlığı lndüs ile akraba Hint Uygarlığı Suriye 1-...rn. bu nedenle yukarda tartıştığımız bazı nokta- lar tam olarak kesirı!eşmemiştir.. Mısır. (1') Japon 1--+---1-----+---1- Önce Rin..... kesin ve nihai bir listesi yapıla­ Uygarlıklarm maz.a uygarlıkları ve bu uygarlıkların büyümelerinin evreleri.".

bu da insanlarla ilgili olaylarda özgür irade demektir. . yaradılışı bir çatışmanın sonucu olarak gösteren -bu sürece meydan okuma. BÖLÜM II UYGARLIKLARıN DOGuŞU Atları arabaya koştum. BlJnu. her iki açıklamayı da yetersiz bulu- yorum.· şimdi sürmeye başlıyorum onla- rı. meydan okumanın yaratıcılığı boğacak kadar sert olmamasının da zorunlu olduğu sonucuna varıyorum.testlerden geçiretek araştırıyorum ve sonunda. Bunu. tezi bazı . Sonra. Onun için açıklamarnı hayatın içinde arıyorum. Çünkü bu iki görüş de yaşayan varlıkların cansız madde gibi değişmez Doğa Yasalarına tabi olduğu inan- cına dayanıyorlar. bir uygarlığın doğması için güçlü bir teşvik gerektiği halde. meydan okuma ve tepkinin pratikte gerçek- ten yaratıcı olduğu sınırları bulmaya çalışıyorum.mitoloji ve dinin derin görüşlerinden çıkar yo- rum. sonra çev- reyi araştırıyorum. Bir uygarlığı doğuran şey nedir? Önce ırkı.ve -tepki adını ve- receğim.

Çin'de Yin ve Yang. birçok başka çağ ve toplumda da yaradılışının tabiatını ve büyüme sü- recini anlamak için bir anahtar olarak kullanılagelmiştir: Yuna- nistan'da bu güçler sevgi ve nefret. Budişt Tantralardaki dünyanın kuruluşu kavramını göstermektedir: Bi· linçli hayatın mümkün olabilmesi için ilkin katıksız Varlığın fark· lılaşmamış birliği çözülüp değişik kategorilere ayrılmalı ve bu da edilgin dişi hayat-ilkesi ile harekete geçirici enerjinin erkek ögesi arasındaki ayrımla başlamalıdır. 80 . modern Batı'da ise tez ve antitez olarak bilinmiştir.f'.nkli Resim: 13 UYGARLIGIN DOCUŞU Durgun bir evrene dinamik hareketi zerk eden kudret nedir? Hin- distan'da yapılan bu döllenmiş «dünya . Jl.yumurtası» resmi. Karşıtların diyalektik et- kileşmelerinin ilerleyen bir hareketle sonuçlandığı fikri.

\ J t i .

ama ortaçağın Batı dünyası msanlığı ırka de* ffiKVE ği1. 15 İnsanlığın bir kısmı yaratıcılık kıvılcımına öbür kısmından daha fazla sahip midir? Modern Ba* tılı ırkçılarbeyaz ırkıarı doğuştan üstün sayarlar. Karşıda ise.Renkli Resimler: 14. ama yukarıda görülen vaftiz o uygarlığın üyelerine «beyaz» Batı toplu- muna geçiş için pasaport veriyordu. ortaçağ Hıristiyanlarımn gözünde YARA TICILIK «kara» bir uygarlıktı.Mağribi Müslüman ıspanya. dine göre sınıflandırmıştı. . ortaçağ ressamının cennetine girmek için ırkm bir engel olmadığ"ı görülmektedir.

::~~~ ' . .

ortaçağda yapılan bu Ölüm ve Hayat Ağacı meyva MEYDAN OKUMA-VE-TEPKI olarak hem kafatası hem de çarmıhı taşıyor: Bu aynı zamanda hem Tevrat'm bilgi ve günah ağacı. 17 ceden varolan uyumu da ister istemez bozar ve dolayısıyla ilk başta kötülük gibi görünebilir. insanları yaratıcı eyleme teşvik eder. Böylece. Hıristiyan teolojisi açısından İsa'nın kurban olması. hem de İncil'in çarmıh ve kurtuluş ağacıdır. Blake'in karşı sayfadaki sulu boya resmi de aynı fikirden esinleni· yor: Adem'le Havva'yı İsa kendisi cennetten çıkarıyor. ama ön· Renkli Resimler: 16. «Meydan okuma-ve-tepki bireysel ya da toplumsal hayatta yeni kopmaları zorlayan güçlerin serbest ha- reketini anlatan bir formüldür. Tanrı ile daha yüksek düzeyde bir uyuma yol açtı. ama İnsan­ HIR1STIYAN SlMGECILIGlNOE lığın Düşüşü olmaksızın buraya erişilemezdi. Etkili bir meydap okuma. çünkü onların günahı Tanrı'nın kurtarıcı sevgi· sinin açıklanmasını mümkün kılıyor. .

.

yaratıcı eyleme iten.Renkli Resim: IS Kolayortamlar tnsan'ı wrlamaz. . Filistin çölünün kısır yabaniliıtindenTanrı'nın birliği ve her şeye kadirtiğinin sezgisine vardılar .Bu ÇORAK üLKELERIN anlayış başarısı. İsrailoğulları. çorak ülkedir. o kadar wrlayıcı olmayan iklimierde yaşayan çaıtdaşlarının başarılarının çok TEŞVIKI ötelerine ulaşır.

. dini cezalandırnıalar tarihinin bütünü-içinde eşi görülmedik bir CEZALARıN şiddetle kovuşturmaya uğradılar. Japonya'daki Batılı tüccarlar ve yerlilerden Hıristiyan1ığl benimseyenler.Renkli Resim: 19 Dini ayrımlar da katı fizikselortamlar gibi teşvik edici bir etki yaptı. ama on dokuzuncu Y'Ü-Z}'llda hoşgörü sağlanıncaya kadar iki yüzyılı TEŞV!K1 aşan bir süre boyunca bu eziyete katlandılar.

.

sı karşı­ sında dayanarnayıp yıkılmıştı. 89 . Bu uygarlık yeşermeye başlarken ezici bir Arap istila. Bazı bireyler yeni durumla da ba- şa çıkabildiler. ama bazan da güçlüğün şiddeti teşvik edici olmaktan çı­ kıp karşı konulmaz bir hale gelir.BeaIıIi Resim: 20 DOGMADAN ÖLEN UYGARLIKLAR: KARŞI KONAMAYAN GUÇLUK Onemli bir güçlük çok zaman yüksek düzeyde yaratıcı bir tepkiye yol açar. ama bir bütün olarak toplum dalgayı göğüsIeyeme­ di ve kimliği yabancı bir kültür ve yabancı bir din içinde eriyip gitti. Dokuzuneu yüzyılda Qarakhoc- ko'da bir «Hıristiyan tapınağı»nda yapılan bu duvar resmi orta Asya'daki çoktan ölmüş Nasturi Hıristiyan cemaatı için bir anıt­ tır.

Nedimleri Dba' yı tutuyor. kerler. STATIK GEÇMIŞ Uygarlık-öncesi toplumlarda mi- mesis. DINAMIK GELECEK Bı. 56 Rus Imparatoru Büyük Petro askeri başarılarından yapılma bir piramidin. Yaratıcı önderler patrik de· ğil. durdurucu bir etki yapar. kendi meziyetleri sayesinde çe. aynı mimesis yaşayan insanlara yöneltilince toplumsal hareketlilik mümkün olur. arkalarından ge- lenleri gelenek sayesinde değil. Yanlarda eskı çarıarın portreleri var. 90 . titizlikle uyulan geleneksel alış­ kanlıkların ölü ağırlığı yenHiği ve toplumsal ilerlemeyi önler.ına karşıt olarak. öncüdürler. üSf:ünde duruyor. ya da ataların toplumca takıidi. 55 Benin'de Oba'nın (kral) atala- ra özgü mihrabı.

İlkel büyücü- dine özgü. insani ilerlemeler ne göre değişen yaşantılarla yılın ruhu. ardır. rütme işlerinin başında bulunan kimselerin tersi- ğin Rus uygarlığı köken olarak. yol gösterebilen yaratıcı kiŞilikiere yöneliktir. tüm toplumIa. daha önemli bir rol oynasa ve uygarlık büyüdük- dan gelir. Bunun gibi" Uygarlıklar. Örneğin. zorunlu bir koşul ve böylelikle de toplumların ha- bilir. Örne. Ne var ki işleyişi.önces. muhtemelen bazıları da uygarlığın bir özelliği sa- yonu) sonucunda doğabilir. El- daha genç temsilcileri eskı uygarlıkları izler ve on. genin tümüne ait bir özelliktir ve böyle. Doğu İşbölümünün tamamlayıcısı ve panzehiri top- Ortodoks. Mimesis'in böyle geçmişe doğru ge- likle iki türün de ortak özelliğidir. rel süreç budur. daha eski bir nesilden bir ya kurumların varolabileceğini hayal etmek çok güç da daha fazla uygarlığın çözülmesi ve bunlara ait olduğundan. «Elinden her iş gelir)) tipte il- ratorluğu ve Bulgaristan'daki Doğu Ortodoks Hı­ kel kralların da kendi toplumsal çevrelerinde ve ristiyan Uygarlığının bir <<uydusu)) dur. Bu etiket yalnızca bu belirli kökenin işa­ çe bu rol büyüse de. de edenler bunu kendileri icat etmedikleri için. Bir tür top. ayırıcı ilerlemeler kaydederek Rus Top. bölümü nedeniyle de ayrılmazlar. Mimesis de toplumsal haya- yısıyla bir Uygarlık ortaya çıkmıştır. aynı tür toplumun guların ya da düşüncelerin. Kelimenin bu anlamında. yaşayan üyeler sındaki ayrım.öncesi toplumlar ara- Uygarlıklarla uygarlık lık-öncesi toplumlarda mimesis. ğını uygarlıkların doğuş biçimi budur. tabular. birer uzman olduklarını görüyoruz. sonraları kabilenin geri kalan üyeleriyle karşılaştırıldığında Batı Uygarlığının «uydu)) su olmuştur. servete önceden sahip olanlarla hiç karşılaşmamış riin değiştiği görülür. Bir uygarlık.rı toplum statik kalır. lerini pekiştirip prestijlerini artıran ölmüş atala- cı olarak. ler. çünkü her ne tan varolan bir uygarlığın etkisi de teşvik edebi.ılarda mimesis. meskenlerde bulundurarak cinsiyet ayrımı gözet- lığın ortaya çıkışının birden fazla yolu olabileceği­ mek. bu iki ayrı türde deği­ ğini bulmalıyız. lumsal taklit ya 'da mimesis'tir C). "Akrabalık)) adını verdiğim sosyal ve külttr. «Başkalarıyla ilişkisi yılan incelik bakımından onlardan hiç aşağı kal- olmayan" ve "Akraba olmayan" diye adlandırdı­ mazlar. totemiznı ortak amacının yolunda öncü olan ve izleyicilerine ve dış • evlenme. tak- Helen ve Suriye Uygarlıkıarına «akraba)) dırlar.. duy- Bu üçüncü biçim doğuşta. çok. Bunun. yatında genel bir özellik olabilir. Iar. görülür. Bu takımlara koyduğum etiketler bir uygar. düzeyinden daha yüksek bir düzeye çıkmasını sağ­ Gerçekten. Doğuşun öteki iki biçiminde tü. ra yöneliktir.elde edilmesidir. arkasında görülmedikleri halde hissedilen ve güç- nn içinde varoldukları kişiliksiz ilişkilerin bir ara. b ların yerini alır. uygar- . hem uygarlık­ lumun başka bir türe değiştiğini görürsek bu ikl larda hem uygarlık-öncesi toplumlarda işlediği türün özellikleri arasındaki ayrımın nereden geldi. ve «uydu)) uygarlıkların kültürel niteliği­ hayatında da en azından işbölümünün temelini nin ya da tarihi öneminin. tın genel bir özelliğidir ('). lit yoluyla toplumsal «servet" in --eğilimlerin. Bir uygarlığın çıkışı deği­ özel toplumsal işlevler yüklendiğini düşünmeden şime bağlı olmayıp.öncesi toplumların retidir. inisyasyonlar ve yaş· sı. Batı Hıristiyan ve İslam Uygarlıkları. Uygarlık . uygarlık _ öncesi toplumlardan iş uygarlık _ öncesi bir toplumu uygar olmaya. önceden varolan ve ona görüyoruz. kadar işbölümü genellikle uygarlıkların hayatında lir. herhangi bir biçimde belirli bir in- layan Doğu Ortodoks Hıristiyan Uygarlığı'nı bazı sanın bedeninde cisimleştirmeden ve bu insanların bakımıardan geçmiştir. Bildiğimiz kadarıyla. uygarlıkların kurumları kadar karmaşıktırlar ve lumun kendiliğinden (spontane) değişimi (mutas. Bu kurumların bazıları hiç şüphesiz ni gösteriyor. Öte yandan uygarlık süreci -dramatik bir döngü içinde mevsim dönüşümleri­ içindeki toplur. "Uydu" adını verdiğim uygarlıklar sınıfı bura. hayatın belli aşamalarında ayrı komünal dım. hiç bir zaman da y~ayan bir toplumun değişimi (mutasyon) dola. kurumların varlığı ya da yokluğuy­ arasında daha yaşlı kuşağa ve yaşayan yaşlıların la açıklanamaz. Mi· 91 .öncesini ve onları taklit etmemiş olsalardı. demirciler ve ozanlar da bu ölçüde uzmandır­ lumunun kendi kültürünün eski uygarlık .ön· riye yöneldiği bir toplumda görenek kuralları ve cesı toplumların kendi karakteristik kurumla. Eskiden uygarlık . Mimesis..10 Uygarlıklann doguşunun tabiatı Listemi yaparken uygarlıkları takımlara ayır­ nınarı. şik yönlere doğrudur.. Doğu Roma İmpa­ ne farklılaşmamış. çünkü kurumlar.' uygarlık . ama ken. elde edemeyeceklerdi. uygarlık-öncesi bir top. uygarlık süreci içindeki top- b~latıcı uyarı görevini yapmış olan uygarlıktan lumlarda birer uzman olan siyasi toplulukların yü- daha aşağı olduğunu ima etmesi gerekmez. kurumların varolması için işbölümü bazı ögelerin yeni bir biçime dönüşmesiyle de ola.

ve uygarlık sü- men altlarındaki yardan buraya kaldırmış olamaz. kendimizi ise. bu yorucu çabadan zıları çoktan. Hem yamaca yeniden tırmanma ihtimalin- reketten çok daha dinamik hareket ediyorlardı. öte yandan o anda tırma­ lardı. ama biraz dü. tırmanmada başan göster- macı tırmanmaya başlamışlardır. onlar da altlarında­ bir dinlenme noktasına gelebilirler. Şimdi. Bunlardan ba- ki yarları başarıyla tırmanıp. oradaki her ğında. sözü geçen tiğini görecektik. nen dağcıların sayılarının. Şu anda dinlenme halinde seyretti. bu set üzerinde doğmuş olamazlar ve kendilerinin. zorunda kalacaklardı. ama kendi kendimize. İnsanlığın. «eli kolu bağlı ve çaresizlik için- lıdırlar. tamamen yok olmakla başarı­ «verili bilgili ler. rarak duyarsızlık bağışladılar. yatanları felçli sayarak iki grup içindeki toplumların dinamik hareketi arasındaki arasında kesin bir çizgi çizebiliriz. ampirik ola. sizlığın acılarından kurtulan ölü arkadaşlarının ni yaşayan örneklerinden gelmiş bulunmaktadır. Tırmananların birçoğunun şimdiden aşağıya da biliyorsak. görüş ala. hünerini. Bu mak üzere. Ancak. hem de yok olarak kurtulmak fırsatından yok- Uygarlık-öncesi toplumlar. sürekli ve temelde bir ayrım noktası şündüğümüzde bu yargıyı biraz geciktirmeyi daha olmayıp gözlemin zaman ve mekanına bağlı bir akla uygıın buluruz.çarptırıımıştır. he. karşıtlığın. toplum değişim ve rnanın ne derece yüksek ve ne kadar çetin olaca- büyüme yolunda dinamik bir hareketlilik içinde ğını kestiremeyiz. bu dağ başında ciğerini akbabaların ye- lu insan olamazdı. bır sonrakI sete ulaşıp ulaşamayacağını bilemez- de bir aynm olup olmadığını sorduğumuzda cevap dik.mesis'in böyle ileriye. sonraki sete ulaşılıncaya kadar durup dinlenmenin Bu dinamik hareket ve statik durum karşıtlı­ imkansız olduğunu biliyoruz. geleceğe yöneldiği toplum. bizim sete varabilen ve burada bir ın biraz önce ayağa kalkıp yamacı tırmanmaya sonraki sete tırmanmaya başlamadan önce dinle- başlayan arkadaşıanna. tırmananların çoğu yenilginin cezalarından birine yük bir adımdı. sinlr durumunu ve toplumlar arasında bir ayırım noktasına gelmiş cesaretini tek tek hesaplayabilsek bile. kimseler anlattığımız pozisyonu aldıklan anda ta.· tarihlerinin daha eski evrelerinde. reci içine girmiş tüm toplumlar. tırman­ yerde mantık zinciri gösterir ki. raslantı olduğunu bu benzetmeyle kesince ortaya Oysa yatanlar gerçekte felçli olamaz. Bizler sahneye ta- kanı altında elde ettiği her ilerlemeden çok daha nık olmaya geldiğimizde setin üzerindeki yamacı derin oir değişim ve büyümeye doğru çok daha bü. II'ırmaiımada başan gösteremeyen bu önceki nan arkadaşları ise seti henüz terketmişler ve ya. Ne var ki bazılarının oraya hiç bir zaman va- olumsuz olacaktır. en sonunda uygarlıklarla uygarlık-öncesl tınnananın gpcünü. nerede olursa olsun bir olur. Bundan . ğimiz tüm uygarlık-öncesi toplumların vaktiyle kinden başka hiç bir insan adalesi onlan alıp. tarihlerinin son evresi. şimdiki çabalannın hedefi olan rak böyle gözlemlenlm ayrımın değişmez ve temel. -Felices opportunitate mortis. hiila yu- Doğrudan doğruya gözlem yoluyla bildikleri. eninde sonunda Böylece felçli olmak bir yana.sonraki dikleri için bugün hala varolan uygarlık-öncesi 92 . tır­ cesi toplumların statik durumu ile uygarlık süreci mananları atlet. bunlardan bulunuyoruz. karı çıkmaya çalışanların sayısı pek azdır. Niobe gibi onları taşlaştı­ mızın insana sıçrayışı.(O) kokuşan ce- ama doğrudan doğruya gözlemln yetersiz kaldığı setleri ve bu zavallıları yenilgiye uğratan. -ölü ya da taşkesilme. o sete tırmawrken dü- nı yalnızca bu set ve yukarıki yamacın başlangıç şüp ölenler yanında küçücük bir azınlık teşkil et- noktasıyla sınırlı ve bu manzaraya. -kimisi ölmek kimisi ise yarı ölü bir halde yaşa­ lük pörçük olmasının raslansal bir sonucudur. uygarlıkların durumu. den. bu türün.setin üzerine yuvarlandığını görüyo- çeşit toplumları inceleyebilmemizi sağlayan tüm ruz. Eğer bi- mizle. bu yalnızca bizim bilgilerimizin bö. uygarlık-öncesi toplumları. sarp' bir dağ zim setten bir aşağıki seti görebilseydik ve bu da- yamacındaki düz bir setin üzerinde kımıldamadan ha aşağıdaki setin hareket sahnesi olduğu zamana yatan insanlara. bu «Yedi Uyurlar» dönebilseydik. elimizde hiç bir kaydı olmayan diği Prometheus'a yapılan işkencelere katlanmak koşullarda ve uygarlık-öncesi toplumların kalka. Bu sonrakiler. görünüşte felçli toplumlar. uygarlık-öncesi ma eylemine henüz kalkışmamış. çünkü koymuş olduk. bu sonraki tırman­ larda «görenekli (3) parçalanır. irısanlık-öncesi olma. Uygarlık-öncesi toplumlan statik bir durum. uygarlık-ön­ nık olan gözlemcilere benzetebiliriz. Ama tanrılar oniara acıdı­ nı altında gerçekleşen bu insanlık-öncesi ataları­ lar ve Sipylos Dağındaki. Böylece. İlk bakışta. ramayacağını kesinlikle bilmemiz mümkündür. çünkü toplumsal çevre olmadan İnsanoğ­ de» ("). daha hedefe ulaşılmadan yuvarlana- sonra hakettikleri' dinlenme anını yaşayan gün rak başlangıçtaki ilkel insanlık düzeyinde kalmış­ görmüş atletlerdir (4 ). herhangi birinin. bilgilerimiz ölçüsünde. hareket halinde olmaları gerekir. şim­ olanlarla yanyana yatarlar. sun kalanlar. uygarlıklan. uygarlığın kal. diye kadar uygarlıklarda görülen en dinamik ha. set görünürde olmadığına göre.

Ruh. 1417. büyüyen bir uy- garlığın yaratıcı azınlığının yozlasıp ya da tembel- leşip. n Monte Saıtdo di Dk>'da. Araştırmamızın ilk amacı olan. proletaryanın egemen azırılıktan kop- ması sonucu. dinamik. Bu statik durumda proletaryanın egemen azınlıktan kopması dinamik bir tepkidir. büyük insanlık kervanı yeniden yola re- van olmak üzere ('7). Temeller kağşadı ve gevşedi.tapluınlann durumu gibi statiktir. statik durumdan dinamik etkinliğe geçiş üze- rine başka söylenecek bir şey kaldı mı? Şu kadarı- 93 .n &lınma bir graVÜr. olaya bu gözle bak- tığımızda. şimdi içinde bulundukları durumu aşmak için çaba gösterirken başarısızlığa uğrayıp hayat- Jarını kaybetmelerinden ileri geliyor. On- lannki ölüm durgunluğu değil. Onlarınki çürüyen ölülerin durgunluğudur. Her uygarlığın doğuş sürecini meydana geti- ren. çünkü. ile anlatılabilir: Insanlığın yeni bir yola çıkmış Olduğundan şüphe edile. onları statik bir durumda görüyoruz. ke- sindir. uygarlıklarla uygarlık-öncesi toplumlar arasında sürekli ve te- melde bir ayrım noktası bulmayı başaramadık. Bundan başka her yönde birbirlerinden farklıdırlar ve bu fark -ba. Merdivenin buemak1arl aşkın anlayı. ilkel toplumdan bir uy- garlık çıkaran değişimle aynı şeydir. aynı formülün.etkirılikten statik duruma geri dön- düğünü söylemenin sadece bir başka şeklidir. retli.lann doğuşları -birbirleriyle ilişkisi olan veya olmayanları. her şeyakıyor şimdi. ister çürüyen bir ağaç gövdesi ya da dur- duğu yerde aşınan bir kaya kadar yavaş olsun. Tanrı'ya giden merdiveni COIjkuyla tırmanı­ yor. tama- men uygarlık-öncesi toplumların lehinedir.şanyla başarısızlık arasındaki fark. Çadırlar toplandı. Bütün uygar- lık. bunun statik bir durumdan dinamik bir eyleme geçişiyle gerçekleştiğini keşfettik. ama tesadüfen şimdiki araştırmamızın nihai ama- cı için bir ışık bulmuş olduk.ın yolunu gösteren erdemlerle işa­ lığı haline geldiğini söyleınek. çürüme yolunda bir uygarlığın egemen azın­ 57 ınsan çabalarının hedefi. uygarlıkların doğu­ şunun tabiatı. o durumlarını değiştirmiyorlar.- mez. çünkü onlar bu duruma gel- mek için gösterdikJeri başarılı bir çabadan sonra diıı1eniyorlar. toplumun statik durumdan Çıkıp di- namik etkinliğe geçtiği ve böylece yeni bir uygar- lığın doğdUğU görülür. eskiden varolan yaratıcı güçlerini yitirmiş uygarlıkların egemen azınlıklarından proleterlerin kopmasıyla yeni uygarlıkların ortaya çıkmasında da geçerli olacağını göreceğiz. Önceki uygarlıkların statik olması. uyku durgunluğu­ dur ve kaderiliri hiç uyanmamak da olsa en azın­ dan hala hayattadırlar. mun. Biz bugün bu toplumlara baktıkça.çağınıızın Batılı bir filozof-devlet adamının Birinci Dünya Savaşı'nın bitiminden bir ay sonra söylediği hir tek cümle. Uygarlık-öncesi toplumların uy- garlığa degişimiyle (mutasyon) başlayarak. dönüşü yoktur. ve onların ölü- 'Uü. Bu gibi egemen azınlıklar ta- nımları gereği statiktirler. ister kokuşan bir ceset kadar hızlı bir dağılma içinde. Bu. sözkonusu toplu.

Bu yetileı:in İnsan'da belirmesi Evren'in birliğini bozmuş. Tanrı'nın Kendi 58 Çin sanat teorisine göre. İnsanlığın doruk. İnsan-öncesi atalarımızı bizim gibi insan- lar haline getiren şey bilincin ve iradenin kazanıI­ masıydı. Bugün varolan uygarlık-öncesl top- lumlar. gene bizim göremediğiıniz bir düzlüğe tırmanmaya çalışıyorlar. aşağıdaki. birtakım bencil çıkarlar ardında ko- Yang tarafları (karanlık ve aydınlık tarafları) açıkça seçilebilir bir şekilde doruğun çevresinde kümelenmelidir». insan tabiatının göreliliğinin bize empoze ettiği akli ve ahlaki sınırlamaları aşmak­ tır. bir manzara resmindeki en yüksek görüşünde olduğu gibi görebilmektir. Böylece. İnsan tabi- atının hedefini tesbit eden de insan tabiatırun bu yapısıdır. ama gene de ne olduğunu biliyoruz. kendi içimi- ze bakarak bulabiliriz bunu. irade sahibi.Saray ressamı şacak yerde. uyumu parçalamıştır. Evren'i. Hedef. nı da şimdiden biliyoruz: Geçişin bu çeşidi tek ve benzersiz değildir. üstelik. uygarlık-öncesi toplumların uzanıp dinlendikleri. İlk uygarlıkların ortaya çıkışından sonra. her şeyin çevresinde döndü- ğü merkez haline getirmeye uğraşıyor. ama bazı in- san toplumlarının şimdi girişmiş olduğu tehlikeli tırmanma eyleminde aradığımız hedefin Ile oldu- !tunu biliyoruz. kendisini. daha alçak tepelerle çevrili olmalıdır. bizim gördüğümüz düzlüğe. Gelecek üzetine ke- hanette bulunmaya gerek kalmadan. benliğin iradesini Tanrı'nın iradesine T'ang-Tai'nin bir incelemesinden. 2500 yılı bulmayan bir süre içinde en yük- sek dinler ve en yüksek felsefeler de ortaya çıktı ve bu uygarlık-sonrası toplumların her biri İn­ sanlığın hedefinin ne olması gerektiğini söyleye- rek bu hedefe erişmenin yolunu da tarif ettiler. Yİn ve ahlak) hedefi. İnsanın bilgi ve özgürlüğünün bedeli akli ve ahla- ki göreceliliktir. ama bu öteki düzlüklerin görüş alanımız dişında kaldığını anlamıştık. ve her birimiz. Bu iki manevi yeti. ama çiftdeğerli bir yapılan var- dır. Kar~ımızda dikilen sarp yamacın yüksekliğini hesaplamak bizim elimizden gelmez. önceki uygarlıkların ölüp setildikle- ri ve uygarlaşma sürecindeki toplumların üzerinde durup yamacı inceledikleri düzlüğün. bu- nun üstündeki ve berikinin altındaki düzlüklerin sayısı sonsuza kadar gidebilir. Her birimiz Evren'i kendimizle ge- ri kalan arasında bölünmüş olarak görüyoruz. insan ruhunda. Dağ yamacı benzetimizle olayı incelerken. insan tabiatının ayın-' cı özeIlikleridir. eş kılmaktır. -«Bunlar. hem de bizi tehlikeye atan bir yüktürler. her bilinçli. Hem bize umut veren bir hazine. İnsanlığın sürekli ve yoğunlaşan çabala- rının hedefi henüz görüş alanımızın dışında. benzeri bir dizi düzlükten sadece bir tanesi olduğunu. bi- zim göremediğimiz bir düzlükten tırmanarak gel- miş olmalıdırlar ve uygarlaşma sürecindeki bütün toplumlar da yukarıda. Musevi teizmin terimletine göre. Tan- rı'nın kendini merkez yapmaya çalışan yaratıkla­ AYDINLIK VE KARANLlK rının çarpık görüşüyle değil de. Hindistan'ın dinleri ve felsefeleri ni- 94 . çünkü İnsanlığın he- defi insan tabiatının yapısında büyük harflerle ya- zılıdır.

şimdiye bini. le görmeseler bile. mevsimlerin yıllık düzen için- ri eriştiği en büyük ve en çetin başarıdır. bu manevi atletler olayı hiç böy. ampirik olarak gördüğümüz değişikliklerin sebe- mizdeki. . Neolitik İnsan'ın temsilcileridir. birbirini tamamlayan ve aynı zamanda birbi- değin ölçebildiklerimizden . şünürlerdi. neş-diskirıden çıkan ışınları temsil eder gibidir. da bile.Çin dünyasının gözlemcileri tarafından 'rikli ve girişken avcı ve yiyecek-toplayıcısı da za. ken. homojenlikten belirli bir heterojenliğe» doğru bir dinlenme olmayacaktır. ama bu da İnsanlığın şimdiye kadarki insani varo.çok daha yüksektir. Bir insan ruhunun yar-set dizisinin bitimli mi bitimsiz mi olduğu gi- -bir ermişin ruhu da bunun dışında sayılamaz­ bi düşüncelere bile kendimizi bırakmadan. Çin filo- öncesi atalarının insan olabilmek için giriştikleri zoflan Yin ile Yang'ı iki değişik madde olarak dü· 20rlu çabanın yorgunluğunu atmak durumunday. Ermişler bunun böyle olduğunu ken. bundan sonraki bu düzlük. Aşağı Paleolitik İnsan düzlü. O kararılık inişi göze almadan. düşünün nasıl yüz- :')'3kalamaya kıl payı kalana kadar yaklaşabilmlş­ lerce veya binlerce düzlüğü daha inmek zorunda- ierdi. Empedokles'in «Sevgi» ve «nefret» adını verdi· tannu icat eden ve bildiğimiz evcil hayvanların çe. kendi insan. bizim görüş alanunız içinde ka. bir dağın luşunun zaman süresi içinde pek küçük bir kesir. dolayısıyla çaba. ta olarak bakınakta anlaşan. ği Güneşi gölgeleyen kara bulutları temsil eder- ni arkada bırakmıştı. İnsanlı.karşı za. Hele ilk omurgalılardan me· habersiz yaşamış ya da bu hedeflere karşı ta. yız.insan bu hedefler. «Zıtlar oimada öncesi toplumlar İlkel İnsan düzeyinin çok üstün. leri temsil ederıerdi. Hepsi. ilerleme olamaz. uy- . lığı olarak yamacı tırmanmaya çalışan canlı yara- tir ki. bu ritme. çoğu. mal insanlara böyle gelmişti.sonraki düzlük de. ölçülmeyi bekleyen yükseklikler. Yang ateşi dı. Bir ermişler toplumun. Bu demek. İnsanlığın o günden be. Altındaki. aşağısına inmeliyiz. çünkü bu olay sadece İnsanlığın en eski başarı­ temsil ederdi. Yin ve Yang'ın birbiriyle na- 95 .2). değişik toplumların düzlük gibi o da sadece geçici bir konaklama değişik çağlarında yaşamış birçok gözlemci işaret olacaktır. de değişimleri Cin'de. di (l. oy. En azından. Orijinal. bir birlik formundan birliksizlik evresine geçen ve fer hiç bir zaman tam olmayacak. hatta yar-set. rinin antitezi olan iki gücün med ve cezirine bağ­ sa şimdi aşağımızda kalan derinlikleri de ölçmek ladı. Aşağı Paleolitik İnsan. ortaya çıkışından yirmi üç yüzyıl önce bir Helen Üstelik.bal gerçekliğin kişiüstü görümü (vision) açısın­ ğın ve insansıların ortak atasının düzeyini bulmak Qın bu aynı hedefi gösterirler. dağ yamacına adım adım tırma­ garlıklar tarihini birbirini izleyen «organik» ve mrken uğranılan öbür düzlükler gibi yoğun bir «kritik» dönemler dizisi (10) olarak görür. da farkedildi ve bunlara «Yin» ile «Yang» denil- ten belli bir gelişme süreci içindeydi. On se- manevi mücadelenin oynandığı sahne haline gele. Madde olarak Yin suyu. melilerin doğuşunu ya da hayatın kuyudan ilk çık­ mamen kayıtsız kalabilmiştir. Sadece birkaç tanesi evreler. hareket içinde görür (8). aynı zamanda. elbirliğiyle. Bugün varolan uygarlık­ «nefret. kollektif ya da bireysel bencilliğe . Azizler kendilerini ·tığı ilkel biçimler içinden ilk omurgalıların çıktığı bu işi kovalamaya adamışlar ve bazı azizıer hedefi düzlükleri de görmek istersek. neş alan yanını temsil ettiği anlaşılıyor. dini belirli bir ritm içinde yinelediğini görebiliriz. sonuncu bilim adamı olan Empedokles. kendilerini belir- man bitmez. Evreni. ya da vadinin gölgede kalan yanını. Herbert Spencer.» (11) dedir. adına «sevgi» dediği bir birleştirici güç ve neredeyse mümkün değiL. den ibarettir. olarak. bundan sonraki düzlük de. Hegel. Şu halde bundan bir gelişim (!l) olarak ele !llır. yani. -Helen dünyasından tamamen bağımsız :Yukan Paleolitik İnsan'ın temsilcisidir ki. şimdi tınnanma­ tıkların enerjilerinde)<:i dinamik hareketin de.nndan biri. Aşağı Paleo.Iağınık bir JLLP5a bile. bu manevi başarının ödüllerinden bl. Yang'ın yerini tutan işaret bulutsuz bir Gü- ğünde belki de yarım milyon yıl yatıp dinlenmişti. belki de tepe. bu bece. İnsanlığın gelecekteki kuşakla­ etmiştir. gündelik kullanılışında Yin'in. bir dizi «bütünleşme» mişler topluluğuna dönüştürecek manevi çabayı ve «farklılaşma» arasından «Belirsiz. insan toplumunu bir er. Insanların ruhları için kalıcı bir mekan olamaya. kizinci ve on dokuzuncu yüzyıl Batı filozoflarının cektir. ği. Evrenin evreleri olarak da mevsim- sı değildir. Yin'in yerini tutan Çin işaretinin çekirde- Jitik atasının daha ilkel teknolojisini ve ekonomisi. manevi atletleri seyreden nor. Evrenin tabiatında temel bir nok- caktır. Saint-Simon. Yang'ın ise gü. li bir düzen içinde yinelediklerini ve bunun karşı­ di manevi deneyleriyle öğrenmişlerdir. c. Evrenin yüzünde düzlük de olmayacaktır. dediği bir dağıtıcı güç. daha yüksek düzeyde yeniden bütünleşen dairesel LUn tekrarlanması gerekecektir. İnsanlık tarihini. yamacındaki yatay ve dikeylerin. Kim bilir. ken- Jll çalışanlardan bazıları erişmeyi başarsalar bile. dağın "kendi bencilliğine karşı verdiği kavga hiç bir za. Evrenin ritminde birbirini izleyen güçler ya da u terbiye eden inşanın. için alt-insanın İnsan'a tırmandığı düzlüğün de Pek az -belki de hiç bir.

ama gene de. Böylece her zaman ol- duğu gibi sular en yüksek noktaya ulaştıktan son- ra geri çekildiğinde. mate- matik ya da mekanik biliminden gelen bir benzet- me aracılığıyla değil doğrudan doğruya aktarırlar. öteki ögenin çekirdeğinin ha- lil yaşadığı. Her biri sı­ rayla ötekinin hayatı pahasına üstün gelir. Das ewing-Weibliche Zieht uns hinan (13). Ein wechselnd Weben. Çünkü onlar ritmin ölçüsünü psikoloji. sıl bağıntılı olduğu kavramını doğurdu. gelişmesinin en yüksek noktasında bile ötekini tam olarak boğmaz. yarışı bittikten sonra. So schaff' ich am sausenden Webstuhl der Zeil Und wirke der Gol1heit lebendiges Kleid. Das Unzulangliche. Magnificat'da Yin'in Yang'a geçiş için söylediği se- vinç şarkısını dinleyeceğiz: Ruhum Efendimizi yüceltiyor ve ruhum. Das Unbeschreibliche. Hier Is1's getan. kurtarıcım Tanrı 59 Yin-Yang sembolü ile kıvanç duyuyor. ve göreceğiz ki bu nota- lama öteki uygarlıkların müziğine de uyacaktır. Değişik toplumlardan değişik gözlemcilerin öne sürdüğü Evrenin ritminde statik durumla· di- namik hareketin birbirini izlemesini ifade eden çe- şitli semboller içinde en uygun olanı Yin ile Yang' dır. im Tatenslurm Wall' ich auf und ab. Bunun için. (14) 96 . Çünkü . Hier wird's Ereignis. Webe hin und her! Geburt und Grab Ein ewiges Meer. düşük hizmetkarına bir göz atmaya tenezzül etti. Dünya Ruhu'nun zihni mücadelesinin şiddeti sayesinde onu çağırmayı başarabilen tbilimadamı karşısında kendini açıklamasında. yeni- den Yin'e dönüşü karşısında sevinç şarkısını dinle- yeceğiz: Alles verganliche ıst nur ein Gleichnis. incelememizde bundan böyle bu Çin sembollerini kullanacağız. Faust'un ikinci kısmının sonu olan Chorus Mysticus'da Yang'ın.o. daimi ortağı ve rakibi çekilerek tüm hareketin yeniden başladığı tam zıt yöndeki dönüş noktasına ulaşınca serbestçe gelişeceği görülür. de~işen ritmin temposunu olduğu gibi işi te bileceğiz: in Lebensfluten. Ein glühend Leben.

97 . VE !NSAN ıRKı . ama modern ln- insan soyunu bölme ve derecelen· cüretini kendinde bulabiliyor. 61 Ortaçağ lsa'sl bütün insanlığa uş vaad ediyor.

çevrenin meydan okuması ile karşıla­ lumların temsilcileri arasında. kaybolan bütün koyunların ağııda olayl(l. ağıldaki koyun- trkı bizim bu göruş açımızdan tle alan bütun tar. raf etmemiz gerekir ki onların ayrımı gerek ahla- . 11 Doguş nedeni: ırk mı? Vis inertiae (temQellik günahı) kültürünün uy. belirli insan toplumların­ dir ve dolayısıyla bir sınıflandırma işleminde çok da belki de doğuştan gelme olan. bölme ilkesi apayrıydı. İki etmen de yalnız başlarına. da çevre etmenini. koyurıIarla keçiler arasındaki ayrım de- karakteristiklerle insanda psişik türden varsayım­ ğiL. Ken. Olur ki. Toplumsal -Hıristiyandı. Burada bizi renginden çok daha önemli ve arıIamll bir etmen- ilgilendiren ırksal ögeler.durumundan ve başarılarını açıklayacak bir şeyolarak ele alın­ çıkıp Yang . açıklama­ çağlarda Batı Toplumunda bilinmezdi ve bu Batı sını yapmamız gereken atılımı yaratmaya yeterli Toplumunun bazı kesimlerinde bugün bile bilin- görünmüyorsa. Entelektüel bakımdan daha iyiydi.ptı. değişik insan toplumlarının talihlerini de insan soyunun bazı üyeleri. larla dağlarda başı boş gezen koyunlar arasındaki tışmalar. kırda Ortaçağ Batılı Hıristiyanının lantı olduğu postülasına dayanmıştır. şu halde bilinmeyen niteliğimizi bu miyor. ayırımı Hı­ ki havayia ben·zin deposundaki benzin oldukları ristiyanlar ve putperestler arasında yaparlardı. beyaz ve renkli olarak barlı1. on beşinci yüzyılın son çeyreğinden bu ya- özel bir niteliği olabilir bu. Böylesine katı bir ön- ye ne kadar ağırlık tanırsak. «Karanlık çağ" ve "Orta çağ" diye adlan- iki etmenin ortaK bir ürününde aramamız gereke. geciktirici bir etmeıı olarak vis inertiae' yımlarla pek az ilgisi vardır. Potansiyelolarak.milyon yıl kadar duraklamasını açıklayabilir. son beş bin yıllık dönem için. çünkü ırklar bilirler. insan hayatını yeni. ve arasındaki uçurum geçilmez. insanın fiziksel yapısında görülen ırksal ayrımdır. Batı bilimsel dü- men her neyse) o kadar fazla ağırlık tanımaJıyız. ayırmaktan ahlaken de daha iyidir. Ne var ki. belli koşullar altında karşılıklı etki çeyreğiyle tamamlanan on yüzyıllık süre içinde- ve tepkileri. hava ve benzin buharı. Modern Batı'nın ırksal önyargısı.rın «ırksahı açıklamaları pek modadır. başka koşullar altında ayrı ayrı ya Batı Toplumunun üyeleri. o da kendisi gibi bir Günümüzün Batı Dünyası'nda. Bu. maktadır. ne de bir daha kazanılmaz şekilde olmasa ve özellikler küçük ve belli belirsiz olsa bile. kay. sal ırksal özellikler arasında kalıcı ve kesin bir bağ­ gözünde.etkirıIiğinin yeni bir nöbetine gire. göz alışık derecede kirli. rinde. renkli insanlar diye ikiye böleceklerine. Örneğin. sonra bir duygudur (i). yargı. Batılı ırk duygu- Bu olumlu etmeni ararken bakabileceğimiz sunun sözde-entelektüel bir yansıması olarak dü- birkaç yön var. bir yaptığımız gibi iki kategoriye bölmeye alışmışlar­ karbüratörde karışıp yanma haznesine girdikie. insan ailesini bizim de bugün nuçlar verir. şüncesinin çarpıtılmasından çok. Yin .. çün- da grubunun doğuştan gelme. mikrokozmosla makrokozmos arasında geçen sel ırk çeşitliliğinin en aşırı uçlarında duran top- bir ilişkide. Ayrıca. Irk». ya sının bir sonucudur. ayırıcı bir niteligini kü bir insanın dini o insanın hayatında deminin belirtmek için kullanılan bir terimdir. dırılagelen dönemde -yani. İnsanlık içinde görülen fizik- da. Batı'daki bu yeni ırkçılık mo- cek derecede durağanlıklarını yeııebilmişlerdir? dasının gene yürürlükte bulunan bilimsel varsa- Olumsuz. en uygunsuz ko- şan ırkın bir yiğitliğinde bulunabilir. Bilgimiz dahilindeki durumlarda şünülmelidir ve çağımızda gördüğümüz şekliyle bu Yin'den Yang'a bu belirli geçIşi yapan insanların duygu. Hıristiyan ve da manevi niteliklerdir. Şimdiye kadar ırk üzerine yapılagelen. ayırıcı psişik ya daha kullanışlı bir ölçüttür. dı. Gelgelelim. ya da geçişin yer aldığı na Batı Uygarlığı'nın yeryüzü üzerinde yayılma­ çevrelerdeki özel bazı nitelikieri araştırabiliriz. 98 . şullarda ortaya çıkan temaslar sonucunda oluşmuş . Atalarımız. insan fiziğinin ırksal ama nasılolmuş da. bunlar. İlkin ırk etmenini. bu toplumları uy.ri birer birer araştıralım. gerekse entelektüel açıdan. Gerçekten. Bu ihtimalle. bir otomobilin motorunu çalıştıracak kadar bizim yaptığımız gibi İnsanlığı beyaz insarıIar ve güçlü patlamalar yaratabilirler. İnsanlığı bir bütün ola- da birlikte etki ve tepkilerinden daha değişik so. tergesi olarak kabul edilen. den hareket içine sokan olumlu etmene de (bu et. iti- gibi kalırlar. Fiziksel ır­ bayırda gezip dolaşan putperest ne tedavi olmaz kın ayırıcı işaretleri hemen göze çarpar. gene aynı şekilde değişmez ırksal farklılıkların gös- rım . oysa atmosferde. ayrımları. bizimkinden çok da- ya da türünün ya da başka herhangi bir sınıf ya ha iyiydi. on beşind yüzyılın son cektir. di başlarına değişmez sayılan ve inşan bilincinde garlık-öncesi düzeyinde İnsanoğlu'nun belki ya. yaşayan yaratıkların herhangi bir gen ki.a doğru iten olumlu etmenin ta kendisi ola. daha önceki ele alalım. rak düşündüklerinde. böylesine akılcı bir nedenle açıklanamaz. toplanacağı zamanı özlemle bekliyordu. putperest olarak ayırmak. birer birer ve kendi başlarına Modern Batılı ırk-duygumuz.

ve Güney-Doğu Avrupa'daki i oks Hıristiyan Uygarlığını yaratmakta yar- iJııncı olan Homo hirsutus'un Kuzeyli örneklerini. Bu temas gün geçtikçe tır. Müslümanlar ırk-duygusundan özgür 01- i kanıtların en inandırıcısıyla ispatıamış­ : Kızlarını kara Müslümanlarla evlendirmiş- Son beş bin yıl içinde ortaya çıkan uygarlıkla- en parlak ve en çok sayıda katkıda bulunan ırk­ 62 SAYAH! MAGUS. Hans Baldung'un Adarasyon'u. hattil vahşi­ zenci olarak resmediyor. ay~ıca. beyaz olmayan ırkıara karşı renk önyar- yla hareket etmezler ve günümüzde Müs!ü- ar. Oysa modern çağın beyaz derili Batılı pra- nı. öyle ki. Hitit. u dünya tarihinin önceden kesinleşmiş sonucu. ın dünyadaki amacının hedefini bulması güvenle bekiiyordu. Bu önemli sınavda. Yeni Hıristiyan belki de adamın dininde manevi selamet buımuştur. İn­ müminler ve potansiyel mümin olan mün- er olarak ikiye ayırıyorlar. 99 . bunların Ortaçağ geleneğine uygun olarak üç Magi'den birini kısmı. Hıristiyan yaptığı kara deriliye ne kadar ·. hillil Ortaçağ'da Batılı Hıristiyanların in- ık ailesine uyguladığı ayrımı yapıyorlar. Kıllılık ölçüsüne göre dıracak olursak. Hint. fiziksel bütün ayrımlarının üstünde. bugün beyazlar ve siyah1ar. henüz barbarlık düzeyinin. üç Magi'den birini siyahi olarak resme- erdi. beyaz adamın kültürünü benimsemiş. onun ni bir melek diliyle konuşma. düze}inin ötesine geçmemiş uygarlık-öncesi umlarda yaşamaktadır.ını öğrenmiştir. hepsi hillil yaşamaktadır. Batı ve Jlus Uyg2Tlıklarını. İspanyollar ve Portekizliler İspanyoııarla Portekizlilerin Amerika'da yeni i topluluklar kuran toruniarı ('l· Araplar. Batı Uygarlığımızın aşağı yukarı orta- aşamasında takılmış olan Batı uluslarında bu- de vardır: Örneğin. Bu ayrım. adamın ekonomik tekniğinin bir uzmanı ol- ur. ama derisini değiştirmedikçe bütün bun- n ona bir yararı olmaz. Tabii o da diyebilir ki.ik bir gözle bakıyor. ü ortaçağdaki atalarımızın farklı renkte in- arla teması yoktu ya da yok denecek kadar az- oysa beyaz Müslümanlar daha başından beri 'daki zenciler ve Hindistan'daki esmer . Bugünün beyaz ÜlDanlarının bu liberal tavrı. beyaz adamın bütün bil- " bütün esrarları anlaması ve dağları yerinden tacak kadar usta olmasının da bir yararı yok- Ortaçağın Batılı insanının ırk-duygusundan lığı. Böyle bir ruhla Batılı ar. yırseverlik olmadıkça.tenli arla temastaydılar. sarışın veya esmer bütün öteki Müs- nlar. Pa- ve Afrika boyunca İslam'ın bayrağı altında panmış ve kaynaşmışlardır. Helen. Ortaçağın beyaz i Hıristiyanlarınınkinden daha dikkate değer. .

Atlas ve Kabile'nin derinliklerinde otu. celemeyi iki yüzyıl sonra yeniden yapacak olursak. kıyısını Çin'in güney sahilinden ayıran dağlar ara- vallı akrabaları Kıllı Aynular ve Avusturalya yer. \istemize. kızılderili olarak ün yapmış veren Sahra'daki Göçebe akrabaları. Japonya'daki Doğu Asya Uygarlığına karşı barbar. bugüne kadar uygarlık-öncesi düzeyde kalan za. hala yaşayan barbarlar. adasının içlerindeki bazı kuytularda Yll'layan sarı garlıkların belki de yarısını kurmuş olan beyaz in. ve -bir kere daha. ırktan vahşilerle karşılaştırabiliriz. saçları ve gözleriyle renklerinin açıklığını ele ler'i. İnkaları Şili'nin Araukan bar- Kuzey-Batı Afrika'nın sarışın. Yangtse'nin güney barbar sayılmaları da iki yüzyıl sonraki torunları- 63 g!yAH! AZ1Z Aziz ErasmUB'ia Aziz Mauritius' un Ka~ılaşmaları. Arnavutlarla Rifli'lerin bizim zamanımızda garlığını yaratan sarı insanları. mavi gözlü dağlıla­ rine alıp özümlediği barbar toplulukların kalıntı­ rı. bildiğimiz uy. Kuzey Amerikalı. Gond'lar ve benzerle- rup. mavi gözlü dağlı­ barlarıyla ya da Amazon ve Tierra del Fuege'nun ları. bugün dağlarında uzun süre uygarlıktan kaçınmayı ba. Matbias Grü· newaldım resmi. vahşi kabileleriyle -Bil'ler. yan sarı ırktan barbarlarla ya da Hindiçini yarım­ Renge göre sınıflandıracak olursak. Kral LL. yana gelip geçen yarım düzine kadar kuşak bo- Afganistan ile Hindistan arasındaki sınır bölgesi. George zamanında lık için umutsuz bir savaş veren ve sonunda "Sarı hala barbar sayılmaları bize nasıl ~uhaf görünü- tehlike)) ye yenilen Aynular. Veddahlar ve Todalarla karşılll'ltırabiliriz. Yunanistan' "Soylu vahşi» ile karşılaştırabi\iriz. 1745'den bu uğraştıkları Kafkas dağlıları. Öte yandan.ve Sumatra ile Borneo'nun kelle avcılarıyla saldırılarına hem de okşamalarına karşı koyan karşılaştırabiliriz. Hint Uygarlı­ sanları bugünün beyaz barbarlarıyla karşılll'ltıra­ ğı'nın kahverengi kurucularını kıta Hindistan'ının biliriz: Rif. sında orada burada. la Roma arasındaki kara yoluna tepeden bakan Tarihi kayıtlarımızın gösterdiği gibi. larıdır ve bu özümleme süreci hala devam etmek- Batılı etnologlarımızın bütün Home pallidus soyu. Çin Uy. komşu uygarlıkların içle- şaran Arnavutluk'un sarı saçlı. yorsa. 1skoçyalı dağlıların. dağıruk bir biçimde hala Yll'la- \ileriyle. beyaz ırkın çok güzel örnekleri oldukları için. iki yüzyıl önce yapsaydık. Mayalar ve Toltek- bile. 100 . Beyaz barbarlar incelememizi bugün değil na bilimsel terim olarak adlarını vermeye boşuna de. İn­ arasından kendini gösteren beyaz tenlerine karşın.gür kıllarının lenmiş olan İskoçyalı dağlıları da ekleyecektik. yunca Batı ToplUl~ıu tarafından tamamen özüm- nin dağlıları. Kürdistan dağlıları. birbiri ardınca gelen birçok uygarlığın hem ri. tedir. derileri kavurucu güneşin altında esmerleşse vahşileriyle karşılaştırabiliriz.

64. oysa Kuzey Amerika'nın aynı tipteki preyri çayırilkIarı yerli bir Göçebe Uygarlığı'nı hiç bir zaman yaratamadı.65 Yukandaki Avrasya stepleri tim gelişmiş bir Göçebe Uygarlığı'nı ayak- ta tutabilmişti. 101 .

tıran doğal neden insan fiziğinin çeşitliliğindedir. İnsanlığın bir kısmını «Alışkan­ lıkların kökleşmesi» adını verdiğimiz Yin-duru- garlıkların hayatlarının ve etkinliklerinin başlıca sürekli özelliklerinden biri olagelmiştir. ve pokrates'in Tıp Okulu'nun derlenmiş eserleri ara. gene ampirik göz- zümünde yoktur. beşinci yüzyıldan kalan ve Hi. Bu farklılık­ monotondur. teorisinde görülen ahlaki iğrençlikten nasibi yok- zümü her bakımdan Batılıların çözümünden üs. kurak yer tipi. oldukça farklı tip- te bir teorik açıklama yaparak -gene kendi zevk. Konu incelendiğinde aynı eşitlemelerin in- lar bir sorun yaratır. lemeyi. insan ailesinin belli dönemlerdeki ma- Çin Uygarlığının sınırlarını çizen. çıkarmaya kalkışsaydık. Helen aklı da aynı sorunla deki etkileri görülüyor. Helen Toplumunun. 'iki farklı girişimdir. (1) karşılaşmış ve onlar da sorunu. Kendileriy. ortak temel formüUerinin sakatlığının an- sında muhafaza edilen Atmosferin. o erken çağda tabiatı ile. Suyun ve Yerİn laşılması sonucunda çökerler. oysa fazla mevsim de- cülerini fizik ve kültür açısından kendilerinden ğişikligi olmayan ülkelerde toprak biçimi de had dereced& farklı halklarla karşı karşıya getirir. İnsanoğlunun ha akılcıydı. önyargısızdı. Ö.bunun üzerine ku- ülkeler aynı zamanda en vahşi ve en fazla farklılaşmış rulu teoriler bilimsel yasa statüsüne 'girmeyi talep 102 . bilir. İnsan soyunun belli rının genişlemesi ve barbar komşuların emilip bir parçasında bulunan özel bir ırk niteliğinin. kesinleşmiş bir olgu olan bu özümleme süreci. sulaması yapılmış alçak avalı tipi olarak sınıflandırıla· İ. manzaraya da sahiptir ve buralarda türlü daa'ar. çevre-teorisine göreyse değişik insan toplunıları­ pan farklılıkları. çayırlar görülür. nın yaşadığı iklim. bi- 12 çevremi? Bir toplumun genişlemesi bazan o toplumun ön. 1000 yılında san ırktan barbarların listesini maktan çıkar. Insan mını icat ederek. tur.dersek. sürek- insaniarla temas edince ırk bilincine kapılmak li ve değişmez biçimde bağıntılı bulunduğu şeklin­ şöyle dursun. Ta- özellik olan o kendine düşkünlük ögesi Helen çö. kısır top-- raklı. mundan çıkarıp. Çünkü. aynı bilinmez niceliği farklı değerler vere- Helenlerin «Çevre teorileri» nin incelenebileçe. Her iki teori de. le yeni edindikleri komşular arasındaki göze çar. «Uygarlığın farklılaşması» diye Bütün ırkıardan bütün insanların uygarlık adlandıracağımız Yang-etkinliğine sürüklemekte kurabileceğini kabul e. temizlenmiş. ama entelektüel açıdan bakıldığında o da öte- tündü. uygarlık sınırla­ Yukarıdaki düşünceler. Formülün özü. 'izyonomileri de bol ağaçlı. Uygarlıkların doğuşunda çevre-teorisinin. o kadar çirkin bir çeşitliliğin bir neden .mıza aynı şekilde tuhaf gorunur.Ö. rek çözmek yolunda. ampirik gözlemlerle kendini gösteren olumlu etmen olduğu yolundaki yanlış kanıdan bizi kurtarabilir. o kadar göze batıcı. topoğrafya ve hidrografya ko- şitli çevrelerin farklı etkileri olarak açıkladılar: şuUarının çeşitliliğindedir. da.. İki teori- ği klasik örnek. modem Batılılar. Aynı şekilde. ikisi de. nin de koyduğu eşitlemenin yapısı özdeştir. Batı'nın ırk teorilerinde o ampirik şekilde gözlemlenen çeşitliliği. ama iki teori arasında­ Her nasılsa insan tabiatında içsel bir farklılığın dı­ ki bu uyuşmazlık temel değildir. kisi kadar sakattır. iki Etkileri adlı bir kitapçıktır. san tabiatı Için de geçerli oldu~u görülecektir. takım çeşitleme arasında bir karşılaşıktır (torre- nan literatür arasında teorinin en yeterli açıkla­ lation): bu karşılaşığın sabit ve kalıcı olduğu gös- masını verdiği için bu kitap alıntı yapmaya değer: terilmeHdir ki -her türlü koşuUar altında her du- Ikliminde en büyük ve en sık mevsim değişikliği olan rumda ayakta kalabilmelidir. aynı eşit­ şa vuran· belirtileri olarak görmediler.Ö.sonuç ilişkisi biçimlnde. biatın fizikselolmayan alanında. hepsinden daha farklı kesimlerinin fiziksel davranış biçimlerindf önemlisi. Irk-teorisine göre farklılaş­ şüpheci olan bir tarzda akıl yürüttüler. ırk kavra.çÖzmüşlerdi. sulak dağlı tipi. ovalar. bütün insansoyu için ortak olan insan olduğunu görürdük: O iki bölge de.. Daha fazla hayal gücü gerektiriyordu. zim için anlaşılmaz ya da zor anlaşılır bir olgu ol- İ. ırk lerine uygun şekilde. bu fiziksel kadar genel. bu sorunu kendi zevklerine uy. İkisi de. Sarı Irmak'ın halli çevrelerinin bazı istisnai derecede elverişsiz aşağı ve orta havzaları olacaktı. orman- ıar. farklılık fazlaysa. ırk konusunda eskisinden de daha de açıklamaktadırlar. sekizinci yüzyıl şonlarına doğru başlayan ge. kendilerine benzemeyen lem tarafından verilmiş çeşitlilik ögeleriyle. miz toplum biçimi var oldu olalı. son özümlenmesi yoluyla insan gücünün artması. Burada da çevre farklılığının insan liziği üzerın­ nişlemesi sonucunda. tek bir insan tabiatı üzerinde çe. çayırlık-bataklık tipi. gun bir biçimde çözmüşlerdir. daha insaniydi. bedent tipıakl farklılaşma da aynı oranda artıyor . İ. Uygarlık dediği­ koşulları arasındaki etki ve tepkilerdir. Helenlerin çö. iki küçük bölgede yaşa­ Barbarlıktan uygarlığa ilerleyişteki gecikmele- yanlar dışında bugünkü bütün Çin halkının barbar rin nedeni.. uy. Elimizin altında bulu. beş bin yıl içinde.

İki yöreyi de nan çevre-teorisinin iddialarına uygun düşer. Ama inceleme alanımızı genişlettiğimizde. ama gerek Aşağı Fırat-Dicle havzası. tıpatıp aynı olan herhangi bir ülke aramak saçma re tipi ile toplum tipi arasındaki bağıntıyı göste. gene aynı sonuçla karşılaşırız. Bu yerde. ama Kolorado ya da nın kovboyları. da içerir. zeyinde bir ekonomileri vardı. zamanlar Mısırlı ve Sümer sulama mühendislerine tan öncü Batılı hayvancılar -Kuzey Amerika' sunduğu mucizeleri yarattııar. olur. daha başka sınamalar uygulandığında. Nil ve Fırat'ın bir ları kazanan ve birkaç kusak bovunca elinde tu. bir kuşak için olsun. ri kalan kısmı için tamamen yabancı ve ters davra- rika'nın stepleri. bağıntının ortadan kalktığını görüyoruz. Potansiyelleri de sözkonusu değildir. İlerleyen lığın kaynaklarıyla donanmış Avrupalı göçmenin pulluk ve fabrikanın önünde bu sahipsiz toprak. batı Queensland çayırlarıyla New South Wale. şimdi çevre-teorisinin de dır). belki dört bin yıldan beri ve da. hip oldul<. eillerini. Venezüella'nın ya. ve her ya- sak. Herodotils. Dünyanın öbür ucundan getirdiği uygar- potansivel sonuna kadar gerçekıe~mi'tir. ba. benzer çevrelerin her zaman ve her İndüs havzası buraya yaklaşık olarak benzer. Rio Grande bu büyüyü. lığın doğuş nedeni olmadığını göstermeye yeter. ayrıca. benzeyen bütün başka ülkelerde aynı davranış ve lertnin fizyografyası ve iklimi. ortaya çıktı çıkalı çıkan yerde ustalıklarını uygulayacak ruha da sa- tarım ve manifaktürle geçinen bir toplumun ön. Çünkü dünyanın. ölmüşler de buna dahildir). iki başka yörede fiziksel koşullar. elinde. rafından elverişli duruma getirilmesi. çev.. nehirlerinin de benzeri görülmemiş bir ondan farklı olamadığını göreceğiz .edebilsinler. yaşayan bir yaratılktır. Tabiatın tekdüzeliği il. "Çevre». gerekse rir ki. Mısır'dakinin eşidir. ve cansız bütün insan-olmayan Doğa ile öteki in- Yunanlı gözüne görünen özellikleriyle karşılaşmış­ sanlardan meydana gelir (yaşayan insanlar kadar !ardı. Amerika ve Avusturalya step. Mısır Uygarlığının kendirye özgü karak- açısından oldukça kendine özgü ve tekdüzeU olan teristil<. bu son sözünü ettiği- 103 . Örneğin. fizyografya ve iklim dotus'un. tamamen kendine özgü ve tekdüzeU sı.» (2) Hero- ha birkaç gün öncesine kadar. göreceliği olan bir terimdir. ça. Tabii Mısır Uygarlığının fiziksel çevresinin nın ana karasındaki steplerle sınırlandınrsak. Mısırlıların niçin İnsanlığın ge- Örneğin. benzer toplumlar yarattığını savu.ları unutulmamalıdır. "Mısırlıların yaşadığı iklim ya. Mısır kültürünün bu özelliklerini. ne mayı başaramaması. Böyle bir sınavda ırk-teorisinin başa­ bancıdır (yani Helen Dünyasının iklimine yabancı­ nlı olamadığını gördük. kültürlerinin karak. nış ve alışkanlıkları olduğunu açıklar. ve birbirine benzeyen bu iki -Kuzey Amerika'nın preyrileri. insanın çevreSi. Şu halde bu pastoral Oöçebelerln çevre. ların. ortamda da. varoluşunu ve etkinliğini ima e- vadisine benzeyen alanları gözden geçirerek sınar­ der.1erini bu Hipokratesçi yaklaşımla açılklama­ bir çevrede. rudur. Mısır Uygarlığına benzer uygarlıklar noları. ama bir baş­ lerinin potansiyeli gerçekten güçlü olurdu.İnsanoğlunun hayalini. yatkın iki step örneği. Göçebe insanlara Belirli tipte bir çevrenin bir insan toplumu ta- dönüştürebilseydl. bir bu kültürün biçimlendiği fiziksel çevrenin özellik. gerekli ustalığa sahip olduktan başka. Arjantin'in pampaları ve Avusturalya'da doğdu. iklim aynı şekilde ku- var ki. Ne aynı şekilde stepler çevreler. Evrenin geri kalan kısmı­ tarihinin Helenik Çağ'ında Firavunlar Mısırı ile nın toplamıdır. bazı ana özellik- kesi uyarınca. Bu başkası. doğan büyük nehirlerin getirdiği bol miktarda su Göçebe toplumlar için çevre olan başka alanlarının ve alüvyon vardır. pek çok örneği görülen bir o- tuhaftır ki çevrenin potanSiyeli tarafından Göçe. alışkanlıklara raslansaydı doğru ve inandırıcı ola- lertni açıklamaz mı? İncelememizi Eski Dünya'. Amerika'nın bu nehirleri. Bu insan- ltı hkitler. Birleşik Devletler'in güney-batısındaki tirmemiştir. iklimi ve fiz- bir hayat tarzı olan pastqral Göçebe halklaruı yografyası Nil nehrinin aşağı vadisine ve deltasına yurduydu. Bir baş­ çevre-teorisıni bundan sonra bir de Aşağı Nil kasının varlığını. düs ve DiCle-Fırat'ın aşağı vadilerinin yarattığı çev- ratarak çevre-teorisinin başlıca gereğini yerıne ge. Her şeyden önce. laydır. tıp­ renip sindirmemiş insanlara öğretemezdi. Güney Amerikalı goşoiar ve Avus. tepeleri karlı dağlardan ğıntmm çöktüğünü görüyoruz. canlı lemas eden bütün Yunanlılar. o insanın kendi insanl tabiatını lerine hamleder. uzaklardaki yağışlı. Bu. nehir yatağı ve potansiyelolarak otlak yapılmaya cılıktan başka yapacak iş bulamamışlardı: Hay. bir insanın çevresi. özelliği vardır. fırsat Göcebe alışkanlıkları olmayan. bu geniş Göçebe cennetlerinde av. re koşulları. ırk gibi çevrenin de uygar- vancılık-öncesi avcılık ve yiyecek-toplayıcılığı dü. taklit yoluyla değil. Yunan ulusu şayan yaratığın çevresi. Mısır Uygarlığının. Tatarlar ve Araplar gibi fethettiler. bu dünyanın herhangi bir yerinde. İnsanın çevresinin. bilirdi. Avrasya ile Arabistan ve Kuzey Af. Nil ile İn­ yırları kendi başına bağımsız Göçebe topl umlar ya. leri bakımından. Rio Grande ile Kolorado nehirlerinin vadilerinde Modern caf!da Batı Tonlumunun giri'imleriyle bu de vardır. bu da. Ama potansiyelolarak sulamaya yatkın iki beliğe itilmemiş. İlk ka insan toplumunun aynı potansiyelleri kullan- Batılı kaşiflerin burada bulduğu insanlar da. onu zaten başka yerde öğ­ turalyalı· sığırcılar.

arası karşılaşmaların sonuçlarını neden-sonuç işle­ kali. masını sağlayamazlar. İn­ edebiliriz. İnsanın insan-öncesi atalarının insan haline yişinin örnekleri olarak ele almakla bir yanılgıya geldiği ilk başlangıç noktasıydı. kendilerine yaklaşıldığı zaman olgudur. kendilerine yaklaşıldı­ olamaz. in- san-olmayan bir gözlemcinin kaydettiğini hayal e. Evrene İnsan açısından ba. cansız Doğa üzerine düşünmek maktan vaz geçip çok daha yeterli Yukarı Paleoli.üredururluk. san. Evrende İnsanın kıldığında. Insan olmadan. ırk ve çevre. Insan olmadıkça bu dünya bir çevre değildir. insan-dışı Doğanın İnsan için önemi. ğı zaman oldukları gibi olgudurlar" ve bu yaklaşı­ İnsanın çevresindeki insan-dışı Doğadan mey- mı ancak insan yapabilir. çevresinin dar doğal bir kaynak değildir: insan kullanmak ısteyene geri kalan bütün ögeleriyle ilişkilerinin anahtarı­ ve kullanma yolunu bulana kadar kömür. bir çatışma karşısında insiyatifi bir neden değildir. ard arda dizilen ba- şafağında bu değişimden geçmiş değildir. (4) ği ruhtur. den yararlanma girişimi için gerel<li görüşten. bi- zim dünyamız değildir.!? Ayrıca. İnsanın çevresi olan insan- men olmasını bilmezse. ama bu dana gelen öge ise. -terazinin başarı ya da başarısızlık kefesinin ağır İnsanın çevresinin bir parçası olmasıdır (en önem. Belki de. Şimdiye kadarki arayışımda ruhsuz güçlerin bir meydan okumadır. Bu doğrudur. daha düşmüş olmayayım? Bir nedenin sonucu ka- bi yeni başlangıçların açıklamasını aramak. atalarımızın bilinçlenmeye baş­ doğruysa bunun karşıtı olan önerme de doğru ol- layıp insan oldukları o bilinmeyen tarihten mil- malıdır. ge. bataklık bir toprak. Coğrafi olgulara yaklaşan insan.. larla başa çıkabilmek için gerekli donanıma ya sa- lecekte. çünkü. (S) dır. tek tek kişilerde. kültür tipleriyle fizyog- rı ve bütün bilgileri anlamak» elinden gelebilir (O). ama ay- li parçası olmasa bile). sebattan. zamarılar belki de yarım milyon yaşında olan. Yaşayan yaratıkların incelenmesi demek olan ta.A. göz açıp kapayacak araçlar da kendi başlarına. kendi zuhurunun bir sonucu olarak İnsanın çevre- coğrafi olgular. insanlar İnsanlık tarihindeki yeni başlangıçların en radi. Bundan daha önce. nı zamanda ustalık da değildir. Doğurduğu durum da bir 104 .yani. 13 Meydan9kuma-ve-1epki Son beş bin yıl içinde İnsanlığın bir kısmını -. fn. İnsanlık tarihinin ritmi. «Coğrafi olgular. şağı Paleolitik araçlar (Aşağı Yontma Taş) yap. aynı zamanda insanlığın da köke. bazı coğrafi olguların sunduğu potansiyeller- hin İnsan-öncesi ve insan-sonrası bölümlerini in. gösteren İnsan tabiatını da içine alır. gerek İnsan so- Doğanın bir ürünü. kendi dışında yatan Ev. tarımı icat ettikleri zaman bu değişimden geçilmiş­ araştırmamın başında (I) kendi kendimi uyardı­ ti. zengin. bu olgu- yonlarca yıl önce de vardı. ve İnsanın donanımının ana tarihten sonra da milyonlarca yılolacağını tahmin noktası İnsanın teknolojisi değildir. İnsanda belirleyici etmen ğu sürece.. ilk olarak uygarlığın birbirleri ardı sıra boşa çıkınca. si haline gelmiş Doğanın tQplamının İnsana mey- lar. İnsan-dışı Doğanın tarihinde (bu tari. dan okuması karşısında İnsanın tepkisini gösterdi- maz. Doğanın.etkileşmele ini ele "alıskanlıkların bütünselleşmesindenn "uygarlığın aldım ve determinist neden-sonuç ilişkisinin terim- farklılaşmasıomaiten olumlu etmeni arıyorum şim­ leri içinde düşündüm. İnsanın bu işi başar­ kadar kısa bir zaman olacaktır. ruhudur. en iyi nin de İnsanlık olduğu dönem. Dolayısıyla. ne egemen olabilme yeteneğinden yoksunsa. rih düşüncesine. Şimdi bütün bu manevralar di. dışı ögesindeki çeşitliliğin insan kültüründeki çe- rene egemen olmasını da bilemez. Tabiatın bu toplamı.kendini san onu kurutup ekime elverişli duruma getirinceye ka. Ama yaşayan kimselerin biri ya da öbürünün nini aramaktır.. insan soyunun yok olacağı o bilinmeyen hiptir ya da değildir. kendi- debilirsekı Evreni meydana getiren ögelerden biri. yalnız çınılmazdır. bazı daha eski toplumlar -o ğım halde gene «apatetik yanıltı"ya kurban gittim. için yaratılan bilimsel düşünce yöntemini uygula- tik tekniği icat ettiklerinde de aynı şeyolmuştu. "Bütün esrarla. temsilcilerinde . bir insan kendi içindeki Doğaya ege- Böylece. Ama İnsan varoldu. kendini yönetmeyi bilmeyen insana yararlı lıyorlardı. çevre de oL. İnsan-dışı Doğanın. rafya ve iklim tipleri arasında değişmez bir bağıntı ama en yüksek derecede kazanılmış teknik ustalık bulunduğunu ileri süren Yunan düşünürleri yanı­ bile. basmasını belirleyen etmen. Dolayısıyla. ve hepsinden önemlisi. şitliliğin nedeni olduğunu. bilir.kişinin. gerekse bu türün bireysel ve kullanabilecek teknikleri bulduğu zaman doğal bir kaynak olur. bu gi. mam sakın bir yanılgı olmasıI. altın ve uran- yum madenieri de herhangi bir önem taşımıyordu. .miz ögesi -içsel manevi öge. siyatiften. ancak insan onu kullanmak istediği yunda (Home sapiens). değişmezdir ve önceden tahmin edile- uygarlığın değil.ırk değildir. Mezopo· ~arısızlıklarımın yöntemde bir yanlışa işaret edip tamya çevresinde yaşayan bazı insan toplumları etmediğini düşünmek zorunda kalıyorum.

hatta benzeri olmayan bir olayolarak düşünüı­ İnsanın hayal gücünün yarattığı en büyük hi. sonuç yaratan etti. 105 . deki olağanüstü karşılaşmanın Yeryüzündeki so- sa o da bu mit olmal ıdır. bir varlık değil. Doğanın eğitiro görmemiş çocuklarının ağzın­ basit değil. Sonra. vurulmuş Yer.Kurtuluşu'nu hikaye eden yaratırdı ve sonuç olarak kahramaniar doğardı.karşıJıklı etkileşme ya da Bu kadar değişik bağlanılarda ve bu kadar çe- iki kişilik arasındaki bir karşılaşma olarak kavra. karmaşıktır. edilir. suz çokluğunu temsil eder. sahip olan erkek güç arasındaki mitolojik karşılaş­ neğin' otomobilin motorunda birbirlerini değişti­ manın yeni bir formülünden başka bir şey değildir. Eyüb'ün Kitabı'nda "Tanrı' tışmadır. Bu mi. (') Şimdiye kadar. Tepki. Avrupa ile Boğa. muazzam sonuç. Helen mitolojisinin rahat işleyen bir dünyası yesinin olay örgüsü Yahweh ile Yılan arasındaki ça. İki Zihnimizl bu iki kavramın ikincisine yatıralım. ları şiirsel kataloglara sokulup alayalay sıralana­ de blçlm değiştirmiş olarak) arasındaki ikinci bir bilirdi ('). Tev. ren benzinle hava gibi. aynı o. Ama dizinin karakteri ay. vardı. sanatın sezgisel dilinde. her durumda aynı olmaz mite karşı ilgi duydular.Apol. rı İnsanın Düşüşü'nden başka bir şey değildir. nuçları muazzamdır. kopuşun yüceliği ile eşorantılı bir yücelikte sonuç- üstü kişilikler arasında bir çatışmayı ele alır. Tanrı ile Metistofeles arasındaki çatışma nın oğullarının Tanrı'nın huzuruna vardıkları ve Geethe'nin Faust'unun olay örgüsüdür. Bu ilişkiyi ya iki insan-dışı güç arasındaki -ör. çünkü önce. giden yıldızın ardına takılıp uzaklaştı. Artemis ile Afrodite Faust'unda eylemi başlatan «Cennette Önsöz» (şüp­ arasındaki çatışma Evripides'in Hippolytus·unun hesiz bu da Eyüb'ün Kitabı'ndan esinlenmiştir) bö- olay örgüsüdür. Belki o bizi aydınlığa çıkarır. karşılaşan iki tarafın da irısanüstü Kitabı'nın olay örgüsü Tanrı ile Şeytan arasındaki olduğu biçimlerinde olayın enderliği ve aniliği da- çatışmadır. Evripides'in Ion'unda Kreusa ile. Gretchen ile Faust. İn­ lan. mektedir. Güneş tanrıçası ile ona dir. İncil'deki Tekvin'de resmedilen kendi değişmez rollerini oynayagelmi. Gezegenler sis- ki (2) bir olaylar dizisini temsil etmek bakımından teminin Güneş ile bir başka geçen yıldız arasında­ neden-ve-sonuca benzer. Tanrı ile Metistofeles arasındaki ça. bir Bu. Psike ile Küpid. Her iki dramda da. binlerce değişik sahnede. İsa'nın cil'de İsa'nın göğe yükselişi İnsanın Kurtuluşu'ndan doğacağının bildirilmesi sahnesinde de aynı tema başka bir şey değildir. ve Doğanın alışılmış gidişinde yarattığı kaye ve dramıardan bazıJa~ın olay örgüsü insan. atan çağdaş Batılı astronomlar bile bu değişken den belirlenmiş değildir. Şimdi sorunuma şık olarak yirmi milyon yıl kadar önce. Yahweh ile Yılan'ın karşılaşmasından sonra yüzü olan Semele ile yıldırımı savuran Gökyüzü Adem ile Havva'nın Aden Bahçesi'nden kovulmala- olan Zeus. 'litli biçimlerde tekrarlanan bu hikayenin ya da mak arasında bir seçme yapmak durumundaylZ. Teoloji dilinde de aynı tin kişileri sayıslZ adlarla. ha açık seçik görünür.sonuç değildir. Iki cisim arasındaki çekim yüzünden birbirlerinin çev- resinde savruldular. bir tepkidir. aynı antagonist kişiler (Suriye o kadar çoğuna istediklerini yaparlardı ki kurban- ruhunun daha ileri düzeyde aydınlanması sayesin. biraz değişmiş olarak ortaya çıkar. ları olduğuna inanılmaktadır. ki yakınlaşma sonucu doğduğu teorisini ortaya nı değildir. dramın olay örgüsünü analiz etmeye çalışalım. Ama bu yakın karşılaşmada güneşten büyük gazlı nedenler olarak değil de. bir ilişki­ da tanıdık bir öykü olan. Meydan okuma-ve-tep. o- İncil'in olay örgüsünü meızdana getirir. ama bir kısmı da güneşin çekim alanı içinde kalarak onun çevresinde dön- diği yoldan gideceğim: Mitolojinin diline kulak ve- meye başladı. ender.yani Bakire ile onun Ço. İnsanlar arasındaki ilişkileri. sonra öbür yıldız yoluna devam ğim. Eyüb'ün lay örgüsünün. haline gelerek gezegenleri meydana getirdiler. sonunda gitgide büyüyen cisimıer ğım. Goethe'nin Voluspa'sının olay orgüsüdür. tanrılar insanların güzel kızlarını görür ve tışmaya dayanır. uzaydan geç- yeni bir gözle bakacağım. laşma da böyledir (O). bir eleme süreci sonunda. Bu gazlar zamanla daha küçük parçalar rebilmek için bilimin formiilIerinden uzaklaşaca­ halinde YOOunlaştllar. Eyüb'ün ve Faust'un çektik- cuğu'nun Babası arasındaki karşılaşmada. İnsanın çektiğinin son- lay örgüsünün bir başka biçimini görürüz. bir kısmı okumalar olarak resmedeceğim.şlerdir: Danae insanüstü karşılaşmaların sonucu olarak temsil De Altın Yağmuru. Tanrılarla Şeytan'ın da aralarına girdiği gün» belli ki olağan­ Daymonlar arasındaki çatışma İskandinavya'nın üstü bir olayolarak anlatılmaktadır. sonuca benzemez. modern astronominin uyumsuz diliyle de şeyi keşfettik: Uygarlıklarm doğuşlarının nedeni olsa. leri. genel özellikten başlayabiliriz: Karşılaşma. ve dolayısıyla önceden tahmin edilmesi. gene de böyle olaylar her zaman heyecan çatışmaysa İnsanlığın . Cennet' te -«Zaman-öncesi imge» denebilecek bir şey var. Platon'un göster. rat'ın Tekvin Kitabı'ndaki İnsan'ın Düşüşü hika. tepki yaratan meydan kitleler koptu: bunlann bir kısmı geri döndü. yakla- yapısı gereği mümkün değildir. kendi içsel Onların varsayımına göre uzak geçmişte bizim güneşimiz de gezegenleri olmayan normal bir yıldızdl. ti. Şimdiye kadar «güçler» mekte olan bir başka yıldız güneşin çok yakınından geç- gördüğüm yerde şimdiden sonra «kişiler» görece. lümündeki Tanrı ile Mefistofeles arasındaki karşı­ Her zaman ve heryerde ortaya çıkan bir mit.

«kusursuz ve dimdik» Eyüp. 106 . Aşağıda. 66 ŞEYTAN'ıN MEYDAN OKUMASI. TANRı'NıN TEPKtSt Tann'nın Ev- reni'ne Şeytan'ın burnunu sokması tanrısal yatatıcılığın yenilenmesini gerek- tirir. Tanrı'yı haşmetli bir hareketsizlik içinde gösteriyor. Blake'in sulu boya resmi Şeytan'ı canlı bir hareket.

sonucun da İnsanın Dü- kadar eski mitini daha dün yalanlar gibi görünen şüşü ve Kurtuluşu olduğu Tekvin ve İncil'in Özün- modern astronomik genişlik kavramı. varsayılan Güneş ile bir başka yıldız arasındaki ya-. Oyunun gele- miti doğrulayabilir: Çünkü boş uzayın genişliği ile neksel olay örgüsü en olmadık ortamlarda kendini yıldızların sayısının muazzamlığı tamamen orantı. Faust'un insan bilgisinin ötesine geçmek için huzursuz aranışları Tanrı'ya karşı bir meydan okumadır.ust). gösterebiliyor. dolayısıyla iki yıldız arasındabir karşılaşma uygundur. kınlaşmanın enderliği ve aniliği. benzeri olmayan bu tanrısalolayın tarih Tanrı ile Şeytan arasında. dünyada hayatın ortaya çıkmasına yol açtığı Batı aklı bu ilikayeye durmadan takılıp sendele. karşılaşmanın Ama. yarin aynı de olduğu gibipir. 67 «Ben Tanrı mıyım? ışığı duyuyorulII» (Fa. miştir. Böy- merkezi dünya olan evren kavramını yıktı yıkalı. hikayenin özüne sızdır. modem Batı astronomisinin keşifleri akıl almayacak kadar ender bir olayolmalıdır. ama Tanrı bunu kısır miskinliğin bir alternatifi olarak kabul ediyor. İncil'de olayın benzersizliği. 107 . onları zedelemez. lece.

temizlik ve güzellikte kusursuzdur. Durumu. Oyun. ö8 DüŞüŞ VE BACIşLANMA Insan düşmüş olmasaydı. eksiksiz bir Yin durumuyla başlar. Hippoly. Biyoloğun evreninde. Ev- bir küresi olan Güneş Uzay içinde engeli olmayan ren'de Balder. Astrono. Danae. Faust bilgide kusursuzdur. (6) Yin böylece tamam olunca. fiziksel bir eşden­ Tllun evreninde. meye? Tanımı gereği. ortaçağın Hayat ve Ölüm Ağacı sembolü ile birbirlerine bağlanıyor. Güneş küresi- 108 . Yang'a geçmeye Yeryüzünde. Aden Bahçesi'n. Sind herrlich. kendini hayatta tutmakla her şeyin bir yolda ilerlemektedir. an- sursuzdur. suz bir durumda bir değIşiklik olabilmesi için. bakire!er -Gretehen.. hazır demektir. akkor halinde maddenin kusursuz ge durumu olarak kabul ediyorsak.. tür güzel ve parlak olmasını sağlar. Gökyüzünde: Die unbegrejflich hohen Werke çevresi ile kusursuz bir uyum içindedir.. cak dışarıpan bir itiş ya da dışarıdaki bir amaç de- tus. Eyüp iyi... ğişmeyi başlatmahdır. Ama ne iteeektir onu oraya geç- lik ve refahta kusursuzdur (7). kendi ölçüleri içinde kusur· deki Adem ile Havva. masumiyet ve rahatlıkta ku.ie am ersten Tag. Tanrı fedakar sev- gisini belli edemeyecekti: Havva'nın baştan çıkması ile İsa'nm Çarmıha geri!· mesi.

yeni yaratmala r fırsatı Kendisine dışarıdan teorisinde çevrenin rolü budur. denn alles. ister misin. kurz das Böse nennt. Tanrı. delice ne- ortaya koyar: reden oldu? Ve hizmetçilere: Bunu bir düşman yapmış­ tır. Yeryüzünde. İlkin. mitolojik bir çerçeve içinde hala Nur der verdienı sich Freiheit wie das Leben Der taglich sie erobem muss. Tanrı içkin olarak görülüyorsa ay- ma varatmak için bir istek. bir gün kendisi Şey- 109 . der stets verneintl Tanrı. (13) zihni yeniden düşünmeye zorlayan bir eleştirici. aslında.nin yüzeyindeki gazları çekmek için bir başka yıl­ Birinci sınırlama. Şeytan'ın bu meydan okumasım kabul Und das mit Recht. Kendi öz tabiatı­ Zers!orung. Özgürlük vardır. likten yüceliğegitmezler» (i' l. Fakat o dedi: Hayır. feles'dir. kar. onları toplayalım? dediler. Ve ev sahibinin hizmetçileri gerip ona dediler: Efendi.anarşiktir: varoluşu yüzünden. için. dedI. inkar etmek ve Kendi eserini bozmak pahasına ka- SO ils denn alles. (I') Ich bin der Geist. ilkesi işlemez. Evripides'in Hippolytus'unda Afrodi. sahneye bir baş­ Die unbegreflich hohen Werke ka oyuncu sokmalıyız: Bazı şüpheler uyandırarak Sind herrlich. vesi içinde çözülemeyen bu mantıki çelişki. yaratmış olduğu şeyin ku- dızın ya da motorun içindeki durgun havayı pat. liceleri toplarken. Şeytan varsa. fakat buğdayı Faust'a tanıtırken. (ll) yadsıyabilir ki bu da imkansız bir şeydir ya da ta- Son olarak Faust da. da olmasıdır. İskandinav ınitolojisin­ Kann tief mein Innerstes erregen. hasat Der reizı und wirkt und muss als Teufel sehaffen.. hoşnutsuzluk. ama §ekilde mitolojik imgelerle anlatılabilir. gelip bozduğu kusursuzluk da Kıbrıslı tannçaydı başından beri zaten eksik olmalıdır. olduktan başka. li sınırlamaya tabi olduğunu başından kabul eden Ozülse de ktmardan seyreder ancak. bu içinde tutsak olduğu kollektif çerçeveleri kırmak meydan okumaya karşılık vermemezlik edemez. Hasada kadar bırakın. bunu izleyecek savaşı ka- zanması da eşit derecede zorunlu mudur? Evripi- kinliğine geçmek için itki ya da amaç Tanrı'nın ev- lenine Şeytan'ın müdahalesinden gelir. Düşmanımız olmasa ne yapar. «Tan- rak yüreği yeniden duygulandıral} bir düşman. Der über alIen meinen Kraften thront de Loki'nin. Olayen iyi des'in Hippolytus'unda Tanrı'nın rolünü Artemis. dass es ıugrunde geht. Mantıkta. Tanrı kendisi aş­ de kabul etmeliyiz. «Tehlikeli yaşamak»: Nietzsche'nin Zerdüşt'ü için ka zorunludur. düşmanının rolünü kendi deneyine dayanarak bu Böylece Tanrı mantıki bir çerçeve içinde he ~ilde açıklar: şeye kadir değilse. Drum geb' ich gem ihm den Gesellen zu. belki de- Er liebt sich bal d die un bed ing te Ruh. Goethe'nin Der Gott. wie. psişik bir ermişlik ya kın olarak görülüyorsa. Tanrı'nın evreni kusursuzsa. ama «yüce- endişe. rolünü aynı şekilde açıklar: ambarıma toplayın. m inkar edip Tann olmaktan vaz geçmek pahasına Mein eigenlliches Element. Onun bu fırsatı kabul etmek zorun- filozofun dediği gibi. çünkü ö- nerıne mantık terimlerine çevrildiği zaman ortaya burada Artemis savaştan kaçınamayacak durumda çıkan çelişkiler bu imgelerde güçlük yaratmaz. kendini layın. gidip Des Menschen Tatigkeit kann allzulelcht erschlaffen.bu sa vaşçı reisin savaş çetesinde birbirlerinin üstüdür hepsi. şu' halde da nirvana olarak kabul ediyorsak. etmek zorundadır. De- dık?» ('l lice otu meseli bu sınırlamaya örnektir: Bu rolü en iyi yorumlayarak oynayan Mefisto. Eyüb'ün Kitabı'nda Şeytan'ın. der mir im Busen wohnt Faust'uncla Mefistofeles'in. dass nlchts eolslÜnde. (lll) le'nin ve İon'unda Apollon'un ya da modern Batı Tanrı'nın kudretinin tabi olduğu ikinci sınır­ astronomisinde geçen yıldızla Darwin'in evrim lama. Cennetteki Önsöz'de sorunu sen taflana iyi tohum ekmedin mi? öyle Ise. was ihr Sünde. rı'nın ruhunun olduğu yerde. Tanrı için bir zorunluktur. yenilmeye de baştan mahkumdur. ancak Kendi amaçlarını ıst wet!. Bütün bu kötülükleri isteyen. her şe­ Doyurmak için gazabını. ama Onun da iki önem. ikisi beraber büyüsün. Şeytan Ona meydan okuduğunda. dışında bir Olimpus tanrıiarı arasındaki ilişkiler -barbar bir Şeytan da bulunamaz. dışarıdan sarsılması ve dürtüklenmesi mutla. Bu noktada. Durumu. korku ya da antipati yarata. bul etmekten kaçmabilir. (L8) şair ve peygamberin imgelerinde sezgisel bir şekilde aşılır. (12) yenilmez olabilir mi? Şeytan'ın meydan okumasını Kusursuz Yin-durumundan yeni bir Yang-et. Tekvin Kitabı'nda Yı­ nı sınırlama gene geçerlidir: lan'. Ve bunu Zeus ye kadir bir Tanrı'yı öven. Er kan n nach aussen nichts bewegen. Mantık çerçe. ya. Hizmetçiler de ona: Öyle ise. çünkü. Modern bir Batılı sunulduğunda. sursuzluğu yüzünden Tanrı'nın daha fazla yaratıcı latmak için bir başka gazın bulunması gerektiğini etkinliğe fırsat bulamamasıdır. (LO) vaktinde ben orakçılara diyeceğim: Önce deliceleri top- Daha sonra Mefistofeles. ülküselolan bu ilke. Artemis de bu durumda. yaratılan eserler her zaman yücedir. kabul etmek zorundaysa. ve yakmak için onları demet yapın..n. sırf onun . ölürkenki konuşmasında mamen ayrı bir hikayedir. Şeytan'ın rolünü ise Arrodite oynamaktadır. Drum besser war's.» (L~) ni. onlarla beraber buğdayı da sökersiniz. «Bireyi sarsmak ve ayrıca . Kesinkes buyurmuştu gökyüzünden: Hiç bir Tanrı Bozamaz bir Tanrı'nın kesin iradesini. tarlaya delice otu ekecek bir düşman ('J. am ersten Tag. was anısteht.

nın işine bumunu sokarken Tanrı'nın amacını bo- ruşma değil de. benim üzerimde senin hiç kudretin zünde. gerekse Faust'da.deinesgleichen nie gehasst. ben bu kaçınılmaz riski göze almaya hazırım. Aynı çizgi oyunun birinci bölümü boyunca de. -Onun so sei es gleich um mich getan! yaratıkları olan bizler için de aym-. karar verdim. meydan okumanın kaçınılmaz bır şekil­ si Şeytan'ın kazanamayacağı ima edilmiş. Faust'da ve Yeni Ahit'de. oyun boyunca. Şeytan'ın ilk kur. Ama aynı antagonist çift arasındaki. tıktan sonra kalkıp kayanın yamacına tırmanmaya sonunda aldanacağı belli olan bir soytarı olarak ele başlayanlardan biri gibi olmasıdır ('3). yaratmayı başardığı bütün mizde. memiş olsaydı. tınızdır ve karaniıl\'ın kudretidir (25).. Pilatus'la Tanrı. Topp! terk etmelidir. da karşısında çar- Dass ich mir selbst gefallen mag. şartlar Yeryü." ElIerim ulaşacaktır intikamıma. Bu işe kalkışırken ~mniyeti bilerek Von alien Geistern die vemeinen ve isteyerek geride bıraktll\'ınU. umutsuz Yüreğini dalerek şaşmaz oklarla.» (. denilmiştir ki Şeytan Tanrı' şunu atıp da adamını vurmayı beceremediği bir vu. (ZS) Dan wi1! ich gem zugrunde gehn! ve Mefistofeles'i bir arkadaş olarak İnsan a sevinç- Dann mag die Totenglacke schallen. yığınla ölüm tehlikesini. Cennetteki Ön- Werd' ich zum Augenblicke sagen: söz'de bahise girildiğinde. !sa. Olay örgüsünün bu biçimi aldığı bir hikayede.wenigsten zur Last. zamaz. Faust'un bahse girdiği Die stets das Böse will und stets das Gute sehaftt. Eyüb'de. Biliyorum ki bir kere dqrakla- . yacak olursam düşerim ve bir kere düşecek olur. Yahweh ile Yılan arasındaki sa- oluyor. Cennetteki Önsöz'de Mefistofeles'le bah. daha sonra. Yeni Ahit'de. pışmamız gereken kötOlü~ün yolunu nasıl iz'edi~ini ve Kannst du mich mit Genuss betrügen. sonunda nasıl.. reizt und wirkt und muss. tepeyi başarıyla tırmana­ Böylece. hatta de kabul edilmesini izleyen savaş. Mefistofeles Faust'a karşı saldıriya Es sei die Zeit für mich vorbei (22) geçtiğinde kendini şöyle tanıtır: Bu mitik sözleşmenin bizim yeni başlangıçlar 50. Şeytan rolünü oynayan Güç savaşta zaferi bahsi Tanrı kazanır. (31) attığımı biliyorum. olmazd!. sehaffen (Lg) Die uhr mag stehn. şüphesiz. İskandinav hikayesinde de yok olmak. le vereceğini söyler. (:LO) anda. Dann magst du mich in Fesseln schlagen.ıa. tersine bu amaca sadece hizmet edebilir ve meye mahkum olduğu bir bahis şeklini alır. Eyüb'ün Kitabı ile Goethe'nin Faust· verir. Yaşayan erkekler içinde en sevdiğinin Korkusuz dağcı. der Zeiger fallen. aşağıda ol. Werd Ich beruhlgt je mich auf ein Faulbett legen. İn­ de Voluspa'nın yazarı kendine özgü dehasıy\a ka. başarı mümkün oldultu rarlaştırarak kendini avutabilir: için. Daha da ga. bundan önceki «dağa tırmananlar» benzeti- Aslında Mefistofeles.çünkü . olay örgüsüne Evripides'in verdiği bi. Hippolytus'da şekilde Ragnarok'un «(tanrılarla daymonların ölüp Artemis ile Afrodite arasındaki savaş gibi sonuçlan- öldürüldükleri" zaman) sonucudur ('O). Tanrı Mefistofeles'e 'Verweile doch("Ou bist so schönht şunları söyler. çünkü.G) Modern bir Hıristiyan ilahiyatçlSının duğu şekilde tespit edilir: kalemi de aynı imayı işliyor-: faust. bizim ha. görünüşe göre Şeytan'ın kaybet. vam ettikten sonra ikinci bölümde ~aha da yoğun- 110 . konuşurken de öyle: «Eğer sana yukarıdan veril- se girmeyi kabul ettikten sonra (21).. (27) faus. aslında bu Kanost du mich schmeichelnd je belügen şeyler zaferin kendisidir. Mefistofeles'le Faust arasında. aynı olay örgüsünün bir başka Ayrıca. söylemektedir: ğümüz alıntıda Tanrı Kendisi de bu tarzda konu- «Bu düzlül\'ü terk edip bunun yukarısındaki yenı şur: bir düzlük aramak üzere bu yamacı tırmaıımaya Ich habe . tepedeki düzlükte uzun süre hareketsiz yat- kötülüklere ve acılara rağmen.ribi. Öte yandan. Gene de. terir. Goethe'nin Faust'unda. başkiUıii:ıJere. aynı vaş. Du darfst auch da nur frei erseheInen. kendimi tehlikeye ıst mir der Schalk am . açıkça ilan edilmiştir. (lll} vartayı atlattıktan sonra. gene kazanıyor ve son..uç bir yaratma değil. Ein Teil von jener Kraft runumuzla ilgili önemi. Tanrı'nın zaferiyle sona erer. Dann bist du deines Dienstes trei. rak zafere ulaşır. Bu Tanrı başından beri duruma hakim olarak Şeytan' bahse-girme motifinin işlendiği klasik sanat eser. Bizin! ben- alınmaktadır. bir yok etme aynı sonuç alınır. ın kendi yenilgisini kendisi hazırlamasına fırsat leri. cil'de (Yeni Ahlt'de) anlatılan ikinci karşılaşma ranlığı deler ve ardında yeni bir şafağın. ama gene mıştı ("). çimde. Cennetteki Önsöz'den az önce gördü- zetmemizin dilinde Faust şunları. Und Schlag aul Schlagl Böylece.ışığını gös.tan rolünü Afrodite'ye zarar vermeyi ka- oynayıp sam yok olurum. Tekvin Kitabı'nın ilk şeklinde. bah- biçiminde. mabedin kumandanlarına udur ve önerııli konuların en açık seçik konduğu ve ihtiyarlara bunu ima eder gibidir: «Bu sizin saa- eser de gene Faust'dur. als Teufel. Gerek Eyüp. başlangıçta direnir ve yok eder görün- Das sei für mich der letzte Tag! düğü iyiliğin ta kendisi Olduğunu Dirilen ısa'dan görüp Die Welte biet' ich! anlarız: Tanrı bizden daha da emin olabilmek için bizi Mefistoleles. Isa zafere acı ve yenilgi ve ölüm yoluyta erişmiyar.

(33) Sonunda Mefistofeles bahsi kaybeder. Loki. Ama Tann da. Yin'in Yang'a gı>çmesi gibi muazzam bır koz- mik sonuç ortaya çıkmazd!.. Boşa giden bütün bu emeklerden sonra'hem kendine acıyan. du bist so schÖn!» .. «Kendi- mtehlikeye atmak» olmazdi bu yaptığı. ' Şeytan gerçekten kaybe- kand. kaderi. hayatın felhedilmesini sağlamak için gerekli oyunların ve 70 Şe. düşmanlı!:!ı son perdesine vardınp böylece zaferin yolunu hazırlamak olan kutsal oyuncu)'du. hiç bir şey kazanamaz ııa. 1/ lurdu.ırıldı mı? Tanrı.. derinlerdeki bü- tün pınarlar fışkırır. çünkü Faust bu önemli formüıü şimdi­ ki zaman için olumlu şekilde değil. Zum Augenblicke dürtt' ich sagen . 69 Şeytan Tanrı'ya meydan okuyo!". gelecek zaman Goclhe'nin on dokuzuneu yüz)'ıl etlisyanlarından ahnaD:_ ~serin başını_ ve sonu- nu gösteren bu iki graviirde eski popiilrr Faııst efsanesının dolaysızligt az çok Için şartlı olarak söylemiştir: görülebiliyot". statikten dinamiğe geçişi sağlamıştır.. bahsi kazandığına inanarak sırıtır. . demeyeceğini başından beri bildiği bir bahse mi girdi? Bunu iddia etmek güçtür: çünkü. ışı..Ytan ve Cennet Faust'un rununa :::. İkı büyük modern Batılı oyun yazarımızın ya- rattığı bu gii!ünç şekilde hezimete uğramış kötü ki- Illerin prototipi. böyle ol- saydı. kendi Yin-durumu tamamladığından be- ri. İskandinav mitolojisinin Loki'si- dlr: Loki. Böyle bir tip.. bütün hlk8. Venedik Taciri'nin ıoııundaki başarısız Shylock'dan daha da zavallı idr tlptir. Im Vorgefühl von solchem hohen Glück Genisess' ich jetzt den hacns'en Augenblick. Faust.. bir kar- şılaşmanın yaratacağı sonuçları yaratamazdı: Ya- ni.. ve Mefistofeles. ölen Fa- ust'un ölümsüz yanını burnunun dibinden alıp götürürken duyusal büyüleyicilikleriyle Mefistofe- /es'in aklını çelen koronun attığı güllerle gülünç bır şakilde sahneden kovalanır. Şeytan'ın müdahalesi Yin'den Yang'a... ve özellikle komik bir biçimde yazılan son ba- ıaşır şansızlıksahnesinde (S2) Mefistofeles tam bir soy- lan haline sokulur... Kendi kusursuzluğu yüzünden içinden 'çıkama- III .. Bu ayin oyununda. kristalleşip mit haline gelmeden önce bir dini ayin olarak oynanan geleneksel ve yazarı be- lirsiz bir dramda roloynamıştı. Tanrı Kendisi dünyayı yeniden yaratma fırsatını bulur. Düşma­ nın çatallı mızrağının vuruşuyla. ölürkenki konuşmasın­ da.Verneile doch. dolayısıyla ko- mik bir kişi. Mefistofeles'le girdiği bahsin temeli olan Verweile doch. Tanrı'nın yaratıklarından bi- rini baştan çıkarmaya kalkışınca.ahip olmak için çarpışıyol". cesedin başında.ye baştan sona bır uydurmaca 0. numaraların suçunu yüklenmek zorundadır. iblisi ininden çıkarmak. Ikili özelli~i bundan ötürüydü . Aslında Şeytan. du bist so schön sözünü tekrarlar.. i . hem de teııdinI ~ayan Mefistofeles. (34) . ama erken se- vinmiştir. Karşılaşma olmayan bır karşılaşma. şüphesiz.mç bir şeyi göze almayan. Tanrı hiç bır riske girmemiş 'olurdu. sonunda tongaya bastırılmak olan bir dolandırıcı durumuna dÜşer.

yaratık kurban edil- se bile Yaradan yaljar ve yaratığın kurban edilme- si sayesinde yaratma süreci devam eder: Yerin temelini eskiçen kurdun. Şeytan. rı Gene. hem Ya- ratan. hem de Baljtan Çıkaran'm ete kemiğe bü- rünmüş şeklidir. ruhunda çatışan psişik güç- 112 . eşdengenin. Ve yıllarının sonu yoktur. dığı bu durumu dört gözle bekliyordu. Gökler de ellerinin Işidir. Şeytani dengesizlik tanrısal eşdengeyi bir kere bozunca. 72 ACı ÇEKER~~K EDlı'iiLEX BİLGl Eyüb'ün ve Çarmıh'taki isa'nın nayacağı rolde düğümlenmektedir. çünkü. Bir Eyüp ya da bir Faust seçilmiş bir araç. Tan- rı'ya bir baljka hizmette daha bulunmuş oluyor. psikoloğun analizinde ise ge. Tanrı onu kandırdığı için değil. peygamberin gözünde. Ve hepsi esvap gibi eskiyecek. üzerinde oy- nadıkları sahnedir. savaljtıkları arena. onun için. Onlarıbir kaftan gibi değiştireceksin ve değişecekler. işte burada. aynı zamanda yok edilecek bir araçtır ve sı­ navını verme süreci içinde zaten Işlevini yerine ge- tirmiştir. Şeytan. Tanrı'nın bahisten kaçmayaca- ğını ya da kaçamayacağınıbilir. Böylece Tan- rı'nın amacı Şeytan'a rağmen ama Şeytan'ın ara- cılığıyla gerçekleşmiş olur (36). Tanrı'nın daha yüksek bir düzeyde yeniden Yang'dan Yin'e geçe- rek yaptığı yeni yaratma edimini tamamlamasını Şeytan kendisi de önieyemez. Tanrı ile Şeytan arasında iddialaljma ko- nusu olan seçilmiş yok edilme aracı. Yin bir kere Yang'a dönüşünce. Fakat sen osun. Tan- rı'ya güçlük çıkarmak gibi haince bir zevkten ken- dini yoksun bırakamadığı için Tanrı'nın işine ya- ramış olur. cekti~i acılar başka türlü crişilcmcyccck bir 3. aracın Yeryüzünde ateşe daya- namayıp erimesi ya da ateşten daha çelikleşmiş 0- larak çıkması. Dolayısıyla Şeytan bahsi kaybetmeye mahkum- dur. Tanrı ondan istediğini kazansa bile -tamamen yok etmeyi baljarsa bile- gene Tanrı'nın amacı gerçekleşir ve gene Şeytan' ın planları boşa çıkar. 71. Onlar yok ctaca~.nıayı:~ kudreti kazandırıyor. Tanrı'nın girişilen bahse konu olan yaratığının oy. Tanrı'nın en seçkin yaratıklarından birini mahvetme fırsatını bulunca sevinçten kabına sığa­ mayan Şeytan.rek Tanrı gerekse Şeytan. Onların ortak hareket alanıdır. Şeytan baru- tunu tüketmiş olur. fakat sen duracaksın. gene her yanımızı mantık! çelişkilerin kapladığını görüyoruz. Görülüyor ki olay örgüsünün dönüm noktası. Tann'ya bütün yaratılmış eserleri yenileme fırsatını verdiğini göremez. Gökyüzünde oynanan dram açısın­ dan hiç bir şeyi değiştirmez. boyundan bü- yük bir işe girdiği için buna mahkumdur (35). Tanrı'nın yaratıp Şeytan'a terk ettiği bu yaratık. Tanrı'nın ama- cının yerine gelmesine uygun yeni bir düzeyde bir daha kurulması artık tamamen Tanrı'nın elinde olan bir şeydir. ama Tanrı'nın bu bahsi sessiz fakat umut dolu bir şekilde beklediğini bilemez.

bir eyleme geçer ve bu edilginlikten etkinliğe. (47) dir (41).. onun kendı hayatını. gücünü· kullanarak yapmaya çalıştlQı şey yolunu deOl.lere indirgenir. bu sahne ve oyuncunun rol. Eyüp (<3) gibi. gördüklerimizin gösterebildiklerimlzden ~ ne kadar da- mı. Yeryüzünde bir insanın ken «(görücü» ya da dehanın. şimdi hatırl8madl~lm birtakım şeyleri Gescha1tiger Geist. her türlü işken­ düm. Eylem dinamik bakımdan alçakça ola_ serbestçe giren Gretchen (45). Yaşlı Denizci'nin eylemı 113 . henüz belirmemiş Mefistofeles'e ben. İddialaşma konusunun düşündüm. ğıma göre bunu dar ya da dik açı yapsa . --dehanın edilginliği. zincire vurulacak. sakin havadan fırtınaya.') Ay_ mfından bırakıldı. Tanrı'nın amacına hizmet edebilmek için geçm i zeyindeki üstünlüğünü tamamen küçümsemekte.in hücresinde. acı çekme ınsan nı kıtlıkıan kurtarmaya yetecek kadar kazanmak için ca- protagonistin rolüdür (ister Nasıralı İsa. buğday tırnak için sürüne sürune bir çu- ister Hippolytus ile Phaedra.tlr~ ma belki öteki kadar derin bir düşüncedir. (Vershwindet). büyüyle uğraşmaya başlar. wle nah fühl' ich mich dJrl anladım. Eylemin özü ahıaki özelliği de: Oı bır çeşıt yıldırıma dayalıydı. Ich ebenbild der Gottheitl Gözüme ilişen şeylerden bazılarmı kısaca anlatacak Und nicht ainmal dir! (311l) olursam. karşı çıkması (4S).. elemierin ada- nca.~ru anladığı ruha.nimmerl'TlMr. gıbı. Ölüm Gölgesi Vadi. Nicht dir? acı çeker hem de daha çok şey «görürdümit ve herhal- Wern denn? de öıürdum . ister Faust ile Gretchen. benim sancılarımı öQüte- ayru zamanda Şeytan'ın da ete kemiğe bürünmüş rek çıkardıOını sandım. geçerken. tizini izleyen. ister E. Nesnelolarak bakılırsa.hem daha çok ~ (zusammensnırzend). ~benım sancım arasındaki karşılaşmada bu da dile gelir: . hayatımda hiç duymadıOım ~a­ dar acıttı beni ve acmın en keskin anında. acılan tanmuş. Beni bJJktü. Seçilmiş Halk'ın bu dün- yayı kılıç zoruyla yönetmesi için gelen militan Me- ameliyat olan bir kadının aşağıdaki rüyasında ola- tanüstü bir canlılık ve keskinlikle iletilmiştir: sih olmayı yadsıyarak geleneksel Yahudi inancına Büyuk bır Var1ık ya da GOç gökyOzOnden geçiyordu.. ya da dinamik ba- Und. kendi kuşa!)mın kazandık­ acısı ise oyunun özüdür. -bedeli cennet ve Cehennem Güçleri arasındaki karşılaş­ ödenmemiş buluşiarın imkansızlığı. gereken bir dizi aşamadan meydana gelir. Onlar için kazandı!)m budur. Açı geniş bır açıydı ve uyanırken hatırladı­ Nicht mJrl. ve insanlar ta- lirsin.son olarak: acı çe- ma oyunun sadece önsözü. bir tek mangır bırakıyor. tamamen. bu başkası adına çekilmesI. aya. O varlık dOz Tann ile Şeytan arasında iddialaşmaya konu bır çizgide ileriiyordu ve çizginin ya da ışıılının her par- olan yaratığın Tann'nın ete kemiğe bürünmüş şek­ çuı. ölüm~lialinde yüp. bu çetin çile. a.. blr- ğımsız bir varoluşları yoktur bu güçlerin. -Baştan çıkarıcının bir saldırısına tepki olarak- les'in kendisini soktuğu duyular ve cinsellik haya. Yıldırım. çilecinin ('0) Faust karşımıza çıktığında insani bilgiler dü. ama sevinçli. dur- tında Herler ve Margaret'. u- düğü gün\in şafağında. şöyle bir şeylerdi: Şimdi bu «Şeytan-Tarlrı>ının.sayesinde köşeslnl döndü. yetersiz eterle mi olayında olduğu gibi. etmektı' EsnekllQiml ve çaresizli~lml y~kıidım 've o1lun zerliğini ilan' ederek yıkan Dünya Ruhu ile Faust ba. sonra Mefistofe. baQIı oldu{ıu yıldırımı. kızgın ha fazla olduğunu da hiç unutulmayacak bir şekilde gör- demirlerle gözlerine mil çekilecek. gitmek IsteptQI yöne do. yanı yıldınm onun yoluydu. «Bunu onlara verebi- bu rolü oynasınlar). Gerisi BENIM. latılrnaz tabiatı. Sonra gördüm ki onun da bütün ııekli olduğu kavramı bu kadar yaygın değildir. bu parça ve bü- Ebedi acı çekme zorunlu~u ve acının ebedlyen bır tünün. Faust'u. En kötü acıların örtülü ve an- arena ve gladyatörün. rayda gIden bir tekerlek ğil.' (") «Kırbaçlanacak. biriert üstüne )'lOılmı. nasıl kendı özün- lerini gözden geçirmemiz gerekiyor. bilir: «Ancient Mariner»in (Coleridge'in bu adı ta- si'nden geçirilir: şıyan şiirindeki Yaşlı Denizci) Albatrosu vurması Meln Ruh' ıst hln. kızın öl- gunluktan harekete.arıya ulaşaca{ıını anladım. sayısız Insanların ruhlarından ya- pılmaydı ve ben de o Insanlardan biriydim. çünkü olay de sadece bır aracı ve savunmasız olduOu. Ich finde sJe nlmrner la ökseotu okuyla vurınası gibi. gor- fIUIL Der du die weite Well umschweifst. ama Tanrı çuvalı elinden alıyor. ya da Loki'nin Balder'i kör Tann Hoder aracılığıy-' Main Herz tst schwer. acılar için- yumdan uyumsuzluğa. bu yaratık ve yaratıkta cisimleşmenin. sm o lIerles. Yeni Ahit' du. ister Adem ile Havva. ister Hoder ile Balder val para getiriyor. IMk. «Hor görüldü. larına karşılık olarsk acılannın aşırıhğı. ıssızlık içinde baştan çıkarma girişi­ pııtw. aslında Yin'den Yang'a ge- de haykınr: «Ah. aklı başında kimsenin hatırlayamayaca~ı şey­ GIIIL Du glelchst dem Gelst den du begreifst. Bir an için. ceye konacak ve sonunda kazığa oturtıılacaktır. 0COrudan dOOrvya Tanrı'nın aya~ı altında olduOumu in merkezi tema'sı budur." (H) çişi başlatır. dinamik sonucudur. düm. sonU~da. ama Dünya Birinci aşamada oyunun Insan protagonisti Ruhu'ndan sert bir darbe yer (4 2). lerdi bunlar.in diye kısa bilinçli varoluşunu yaşıyor­ li olduğu kavramı tanıdık bir kavramdır. nasır yapması gerekeni yaptı!)ı. ve diyor kı. mitolojinin sembolik dili dışında ba. keşke doğmaz olaydım. tl'rdün nehrinde vaf- Bu role göre yaratılmış bir insanın öznel ya. nını dişine takmış bir insan gibi. kıpırdatmBylp örgüsünün bahse girme motifini içeren şeklinde kıpırdatıldığı. . William James'in arıIattığl. (Bir bölge halkı­ Bu dramın her sunuluşunda. (tS) kımdan yüce olabilir: İsa'nın.

şısına insan kılığında gelipdikilince Faust dinamik başarılmış bütünleşmeyi bırakıp yeni bir bütünleş­ eylemini yapar ve bütün 'maddi ve manevi evreni meyle sonuçlanıp sonuçlanmayacağı belirsiz yeni lanetler ("). insanın zekaSını her yerde kullanmasını istiyordu. Machtiger dizesinde raslanır: Başarının bedeli didinmedir. Mefistofeles daha o anda da yarı hayvan bir hatırlanır ("'). adaleti sorununu ortaya getirir. ve' tanrılar bedelin . . bu ihtiyaçları şimdi aşılmıştır. İsa'nın dıkları yerlere yayılır. Yılan'ın meydan okuma- Die schöne Welt sını kabul etmenin getirdiği çiledir. ödenmesini şart koştular. Yorucu toprak kazma işini o başlattı. Die Trümmem ins Nichts hinüber. Başmeleklerin ilahisi. Origen de ayru hikayeyi daha genel bir çerçe- Und neue Ueder Tonen darauf. arasındaki bunu izleyen cinsel ilişki toplumsal ya- Sie stünt. insani bilgisini ye- va'nın bilgi ağacının meyvasını yemesidir. ların sesiyle dolar. Faust'un çilesinde baltaların çağıdır bu.- Tann.Doğmakta olan iki uygarlığı tem- Ein Halbgott hat sie zerschlagen! sil eden iki oğulun doğumuyla meyvasını verir: Wir tfagen Koyun çobanı Habil ile toprak ekicisi Kabil (5"). Weh! • kek'in ekmeğirıl almnın teriyle kazanacağı düşman Du hast sie zerstört. Kilisesi'nin Baba'larından biri olmayı başarmış bir ikinci yüzyıl düşünürüdür. Helen filozofu olmaktan çıkmaksızın Hıristiyan nu iddia ettiği şarkılarında (56) Yang'ın ilk no. bir dış dünyaya atılmak. eski bir farklılaşma sürecine girme meydan okumasının yaradılışın yıkılıp yeni yaradılışın başlamasını h~m kabul edilmesini simgelemektedir. -tanrılardan insanların barın.böylece daha önce orada varolmayan bir gücü de bu ·den karmakanşık olur ve şaşkınlığa duşen Insanlar ha- kavrama katar (. ama rünüşü.. Bu Wort'u «Im Anfang war die Tah (53) diye değişti­ durum Helen mitolojisinde de "Kronos çağı» olarak rir. Yeryüzündeki melekler korosuİıun şarkısı buna engelolur (52). Eyüb'ün çilesinde buna teka. Oie unbegreiflich hohen Werke çOnku kullanılmayan zeka işleklikten ve sanatlardan uzak Sind Herrnch. sie zerfallt! ratma eylemidir. Lük. gisi içi~ yormak istemeyenıerin bu zekayı büsbütün lşlet_ rine getirip Balder'i öldürünce aynı şeyolur: memelerindense. Bunun üzerine. insanların kulakları çarpışıp kırılan bu nokta daha çok işlenir ve daha açık seçik hale kalkanların şakırtıları ve cesetlerin başında uluyan kurt- konur. hem de sevinç şarkılarıyla karşılarlar. geminin ve tayfalarının talihini değiştirir. bütün bitki ve hayvanlar üzerinde egemenliğini eylemden vazgeçerek tefekkür alanına itilir. wie am arsten Tag- kalır. burada tersiz bulmaktadır. (6t) Mit hellem Sinne. uygarlık-öncesi İnsan'ın. . Diyarının çürümesine yol Beginne açacak tembelliğe tahammülü yoktu.: Havva Mit machtiger Faust. Kan bağları parçalanır. Adem'l. Hesiod'un ünlü Über die verlome Schöne. taları çınlar. ama kurduktan sonra. doğa­ eylemi Mesih kavramına yeni bir anlam verir ve daki a!tOstlOk ve kendi zihinlerindeki kargaşalık yOzOn- .. kimse arkadaşı· (50): Bu protesto Eyüb'ün meziyetleri ve Tanrı'nın na inanmaz. mitin tarihte yeni başlangıçlara uygulanması do- den kaçmaya çalış!fken Dünya Ruhu'nun darbesi. İyilik ve Kötülük bilgisi ağacının biçimde oradadır.. ilerlemenin de didinmeyle Und klagen eşitlenmesine· Helen edebiyatında. intihar ederek kaçmayı dener. . ekohominin "yiyecek-toplam8. yatın ana i1kel~rini yıkarlar. dinamik eylem. Bahçe'den ko- ağıt. Origen. Aden Bahçesi'nde Adem ile Havva'nın gö- ni yer (5ı). . Yılan'ın kışkırtmasıyla Hav- birtakım çabalar içine girmiştir. enginlerin derinlik- leri boşalır ve göze görünmez ruhların korosu. Mefistofeles'in kendine ait olduğu. yüzOnden kendisine yiyecek ve barınak sağlayacak sa- İskandinavya evrenınde de. Bu ruhların. Çiftçinin yolunun düzgün olmaması Jüpiter Baba'nın t:Jy- In deinem Busen baue sie aul! ruğuydu. hısımlar birbirlerinin kanını döker. kardeşler birbirleriyle dö- bül eden eylemse doğduğu güne lanet etmesidir vüşür. Insanların düşünceleri karam.. icat etmekte kullanmaları daha ıyı olurdu. ama ancak baştan çıkarıcı kar~ meyvasını tatma dürtüsüne cevap olarak . Zekalarını Tanrı'nın felsefi bil- masıyla kör Hoder dinamik eylemini bilmeden ye.Düşüş. (GO) Praschtiger Bu sözler Vergilius'da yankılanır: Saue sie wleder. nın kışkırt­ natlar lcat etmesini istedi.» zihni hala eylemle uğraşır ve 'Im Anfang war das aşamasında eriştiği Yin-durumunu hatırlatır. yeni bir çağın şafağı söker: Kılıçların çağı . . Bizim in- Neuen lebenslauf sanca aklımızı endişeyle biledi. Büyü yoluyla manevi hücresin. (62) 114 . Uygarlığın tarımla.o). laysızdır. 20r duruma düşüp sanatlar ve hünerler Hayat solar ve lanetleme. kör- lemesine öfkeye yerini bırakır. (~1) Mefistofeles'in müdahalesinden önce de Faust Tekvin Kitabı'ndaki İnsanın Düşüşü hikaye- kendi Yin-durumundan çıkmak için kendi başına sinde. ($$) vede.OOceden Oer Erdensöhne. daha az sayıda şiirsel imgeyle anlatır. vulmak ve Kadın'ın çocuğunu acıyla doğurup Er- Weh. Onun için Tanrı insana ihtiyaçlar verdi.

bir başka kozmik d~­ tıyken sadece çirkinlik gördüğü yerde güzellikler şiklik getirir. Galile'den Kudüs'e son yolculuğunda ka. sonraki" boyun Bilmeden kutsadım hepsini. sert bir efendidir.>üksek bir düzeye çıkar. ben kendim gerçekten fikirle Allahın kışkırtmasıyla yapar). biçim değiştirmesinden he- Elimi a~zıma koyuyorum . ben değersiz bir şeyim. ekmediği yerde biçen. Eyüp isa. yaşayan varlıkları Dil aşamadaki boyun eğme eylemi de Evrenin ritmini yetmez güzelliklerini dökmeye: tersine çevirir: Şimdi gidiş hareketten durgunluğa. Tanrı'nın karşı durulmaz gücünün çıplak 115 . öyiesine güzel' ıunu kavrar. ikinci Ah mutlu. gerektiğini'çünkü bilgeliğinin araştırılamayacağı anlar Evreni için koparıp almaya çalışır. uzanm:ştl: n yararına da olsa kendi başına sardığı bu kadere Ve binlerle yapışkan yaratık isyan eder. eğmeye yol vermeyen bir acı kulağımıza çalınıyor: O an ilk kez dua edebildim. lüm-içinde-hayat» çilesini kendi başına sarmıştır: İnsan protagonistin çilesindeki ikinci aşama Yalnız. dürmek gibi canice. kendisini de acılara ve ölüme giden bir yola soktu- Onca adam.. ve bedeli ödeyen Yaşlı Denizci de. uyumsuzluktan uyuma. havarileridir. Fakat bu da son boyun eğ­ Şimdiyse seni gözüm gördü. Ruhum acılar ıçınde. Bu çile sürecinde acıyı çeken insan. sonuçlarına boyun eğdiği ve daha önce. deki 8let olmaya bilinçli bir şekilde rıza gösterdi. Allahım. Herkesin Babası 0. Hayal kırıklığı ve dehşet içinde. battı Keşke onlardan önce ölmüş olaydım Kurşun gibi denize. bilirim.'&) sezgisini iletti- Bir kere söyledim.. Ragnarok sıdır. Ve 10zda ve külde 1övbe eylemekteyim.yurduna getirirler. ve «Tamam oldu» (71).» (") ilerlemenin bir bedeli de vardır. ellerine bırakıyorum» (70). Mutlaka bir aziz bana acıdı da. Bir Helen §airinin feryadında. çünkü adin bu sırrı ken. Yaşıyordu. Ama bu ediyorum. ve artık e1mem etsemani Bahçesi'nde (67) ilk acıyı duyar ve bu. Boyun eğme.Romalılara Mektup'da da badır. yüreği ka- lik. mm kavrayınca duruma tamamen hakim olur. Alınyazısının sırrını bunu ellerinde tu. Şu halde insan protagonistin çilesindeki ilk beni kim kurtaracak?» çığlığını şu sözler izler: aşama dinamik eylem yoluyla Yin'den Yang'a «Rabbimiz İsa Mesih aracılığıyla Allaha şükürl geçmektir (Tanrı'nın yaratığı bunu düşmanın İmdi öyle ise. çeken insanı tartışmayı sürdürmeye çağırır. fakat bedenle günah kanununa kulluk etkinliğinde devam etme fırsatını verir. Düğün Konuğu'na aynı ya- Tann değil -Tanrı.. sonra da Tanrı arınıha gerilmesi olayın bütün psikolojik yaşantı­ Kendisi gökgürültüsünün içinden seslenerek acı m bize iletir. eğer ben onu içmeden Ye hiç bir muradın alıkonmaz . yapayalnız. ruhun manevi sezgisi yoluyla !(Örüıür. senin iraden olsun. ben de yaşadım. Birinci aşamada dinamik eylem na- görmeye başladığı zaman lanetten kurtulur: sıl Evreni sarsıp Yin'den Yang'a geçirdiyse. Bu Tanrı'ya. Tan- Hepsi de ölmüş. Yapayalnız bir koca engindel Ve tek bir ennişin acımadığı cünü yeniden serbest bırakan dinamik eyleminin. Yaşlı Denizci Albatros'u vurup öl- diği yerde toplayan. i dua ile aşar: «Ey Baba. bunun üstüne Tanrı'ya boyun eğer. .en önce ("") ve hemen sonra (. «Ne zavallı adamım! Bu ölüm bedeninden değil de. buhrandır. Senin Için kulaktan işitmiştim. Çarmıha gerilmenin arifesinde. ruhumu Bundan ö1ürü kendimi hor görmekteyim. me sözlerine yol göstermiş olur: «Baba. şantıyı arılatır. Eyüp de önce arkadaşlarıyla konuşur ve Elihu !isi hayatta kalmak için değil. Kendi yaratıcı şeriatına. . İsa'nın büyük sözleri olduğunu anlatır. Tanrı iradesinin aracı. ni niçin bıraktın?» ("!I). Ye iki kere söyledim. sana ne cev"ap vereyim? ışıran ve yıkılanlar. o zaman Eyüb Rabbe cevap verip dedi: Işte. umutsuzluk çığlığını atar: «Allahıın. Yaratıcısı ve Efendisi'nin yaratıcı gü. biçme. Bir sevgi pınarı boşandı kalbimden. tırtınadan sakin havaya. bu yenilgi içinde yengi. Keşke alınyazım yazılmasayd. çmesi mümkün değilse. limana sürükler ve baladın kötü kişisinı -ya da ~ güçlerden koparmaya çalışırken tragedya daha kahramanını. ve cevap vermem. Sen her şeyi yapabilirsin. ama dinamik bir eylemie «ö- n'mn hizmetkarı. Gemiyi durduran tanrısal güçler §imdi onu arifesinde. na carmıhta asılıyken acı geri gelir. insan ekicidir.» (68) Bundan ö1ürü anlamadığım şeyleri söyledim. be. Ye refahlayan boynumdan Beşinci ve sonuncu kuşağın arasındal Albatros düştü. yalnız. ona Tanrı'nın adil olduğunu ve Ondan korkmak arak ondan himaye bekı'eyen bütün tanrılar ve in. o zaman son Benden üstün olan bilmediğim şaşılacak şeyleri. eyleminin ğinde buhran çözülür ve bu edilginlik içinde etkin. şiirinde psikoloji oldukça kaba sa- psikolojik bir çerçevede. Ya da onlardan sonra başlasaydım yaşamaya! (&4) Bu romantik Oddysseianın dönüm noktası bura- İskandinavya mitolojisinde Odin.(G3) Tan. Bilmeden kutsadım hepsini: Yang'dan Yin'e doğrudur. . Tanrı'nın elin. (73) Aym acı ve boyun eğme -burada tamamen Bu Suriye.

YE Faust'un ricalarına aldırmaz görünür. Her zu mirl (Verswindet mit Faust). Was steigt aus dem Boden henı:uf? Der! Der! Schick' ihn fort! Was will er an dem heiligen Ort? Er will mich! Feual Du solist leben! Mırgarete. 1. Mefistofeles kızın acısın­ dan yararlanarak alınyazısından kaçma yolları öğ­ retmeye ve böylece onu kurtuluştan yoksun bırak­ maya çalışır. Bö!ümün çözüm sahnesinde (75) buradan geçerler. Bölümün son sahnesinde (H) Faust ise II. Stlmme (von innen. Gericht Gottes! Dir hab' ich mich ubergeben! Mephlstopheles (zu Faust). Sie ist gerichtet! SUmme (von oben). çünkü onun ne ol- duğunu anlayan Gretchen yarı baygın halinden u- 14 eTanrl')'} kınayan kimse. Mephistopheles. Rette michl lhr Engel! Ihr hailligen Seharen. kışkırtıcının yenilgi anıdır.. verhalend). Kassandra'sı gibi bir kabus içinde bulunduğu nok- taya mıhlanıp kalmaz. Tanrılar kendiliklerinden ekilmiş tarlalar- da buluşur. gökgüriillüsüniin ıÇın yanır ve Tanrı'nın yargısına sığınır.)) «Gurültü ve sesler kesilince yeryuzü bir kere daha yemyeş~1 tazeilgiyle denizden çıkar. Gretchen'in hücresindeki sahnede. karşılaşacağı şeylerin hayaliyle dehşete düşmüştür. Thor Ejderha ile ve Odin de Kurt'la karşılaştığında. ö- lüm sancıları yaklaşmaktadır. eski Işlerin öykusünü hatırlar· 116 . son günü- nün külrengi şafağında.» Ama son- ra Kurdun «son uluması duyulur dünyanın ateşi yatışır­ ken. mich zu bewahrenl Heinrieh! Mir graut's vor dır. eski bilgeliğin.. insan haya- tiyetinin en aşağı noktasına indiği bir saattır. Komm! Komm!"1ch lasse dich 'mit Ihr im Stich. Heinrich! Heinrich! r'> Üçüncü aşamada. Vater. Platon'un Sokrates'i gibi. Dra- ma Geethe'nin verdiği biçimde acı çekme ve boyun eğme sırası.ama eserin a~­ lak! mesajı tamamen değişmiştir.:ıı Tanrı. yıl_ dızlar yağar.GMF. Ama acılar içinde sayıklayan Gretchen BAŞKALDIRMADhN BOYUN r. Şimdiye kadar denediği en kolay giri- şim gibi görünür bu ona. o vcrsııı c:evabını. ikinci aşamada başlatılan Yang'dan Yin'e kozınik ritmin geri dönüşü tamam- lanır. Aeskhilos'un den Eyüb'c cevap v<'ri)'or. olay örgüsünün dÜğümü ve sonucu olarak yerini almaktadır -Gretchen. William Blakc'in sulu boyaları. Bu. Sonunda Mefistofeles sabırsızlanarak kendisi lafa karışır. Dein bın ich. tepelerden aşağı çay- lar koşuşur. çok iyi bildiği bir kaçış yolunu bilinçli olarak yad- sır: Margarete. yalımlar fırlarve gökyüzünu yalar. ıst gerettet! Mephıştophetes (zu Faust). lagert euch umher. 13 Q{cşkc doğmaz otaydım . toprak dalgaların altında kalır. kurtuluş umudu an- sızın ve beklenmedik bir biçimde önerilir ve büyüy· le açılan hapisane kapısından birlikte kaçmalar' için yalvaran da Gretchen'in sevgilisi Faust'un ta kendisidir. Kurbanı. Ragnarok'un doruğunda. . Margarete.• Eyüb !:cktiği acılar araslDda Tanrı'nın amacıııı Anla)'amadığı için Tanrı'nllı iyiliKinc inancını inkar ediyor. gözle görülüşü sonucunda gerçekleşmektedir. «Guneş kararmıştır.

Faust'un di- öküz ve eşek verir (7S). namik eylemi ve Gretchen'in boyun eğmesi saye- boyun eğmesi ve çarmıha gerilmesi İnsanm Bağış­ sinde Tanrı her şeyi yenlIemeyi başarmıştır. Hier ist's getan. Faust'un lanetiyle yıkılan torasyon da oldukça yontulmamış bir biçimde (SI) yaradılışın eserleri yeniden ihtişam içinde maddidir: "Ve Rab Eyubun sonun başlangıcından yllkselir ve sonunda Pater Profondus lle ilahileri ziyade bereketli etti». ayaldarının dibindeki çlmende altın masatar vardır. Eyüb' çizerek Yin'den Yang'a ve Yang'dan Yin'~ geçmiş­ ün Kitabı'nda başarı şaşırtıcı derecede kaba saba. Burada dürust kalpli insanlar oturacak ve istedikleri gözü (79). Faust'unda. Das Unzulangliche. mut. oyu- gözden kaybolur. blI. söz'ün karşılığıdır. İsa'nın acısı. Bakire Tanrıça' gm1 eğleneceklerdlr.abını yatıştırır. alles hegt. Tanrı yaratığının ğında. deve.» "Pathei mathos. her şeye kadir olan nın peşindeki tövbekarlarla birlikte.ve bu yüzden res. bu iki sahne de aynı şeklIde birbirlerine rumdan daha yüksek bir düzeyde bir huzur. tekabül ederler.. onunla birleşmeye i gelen Faust da onu bu bağışlanmış durumlarında görme hakkını kazanır.. Ona kaybettiklerinden daha söylenir (S2). Hier wird's Ereignis: Das Unbeschreibliche. ve 'SONUÇLANMA Melekler Faust'un ruhunu Cennete götürü· Max Beckmann'ın yirminci yüzyıl yorumu. ve naçını yüklenip ardırnca yürüsün» (90). tir. bu lanmasını sağlar ve bunu Kurtarıcı'nın dirilişi ve yeni yaratmada. "çünkü hayata götüren kapı dar ve yol sıkışıktır ve onu bularılar azdır. kendisini inkar et- sin. sonradan bakıldı­ laşılır. aynı zamanda öbür insarılara da yeni bir yol göstererek hizmet eder (8 7 ). sevgisinin açıklanması olarak görülür. sa. kışldrtıcmın meydan şüş'den önceki masumiyetine nasıl tekabül ediyor- otumasınakarşılık verirken arkasında bıraktığı du. lIkbaharin sonba- dır -Tanrı Eyüb'ü. Sonra yukarıdan. ama şimdi hasat zamanı olgıırıluğu güzel kızlar ve eskisinin iki katı kadar koyun. Geethe'nın. Kozmlk ritm tam bir daire luluk ve uyum dünyasında yaşamaya başlar. lar. Karanlık ejderha uçarak uzaklaş. tanrısal dramın insan protagonist- göğe yükselişi izler.lir insana hesap vermek hardan ayrılması gibi ayrılır. (83) Böylece sert bir Efendi olmadığı an- Tanrı'nın çlIesi.r. So ıst es die allmachtige liebe Die alles bildet. filizlenme halindedirler. sarp dağın te- iner. bekarlardan biri olarak ortaya çıkar ve Doktor Marianus olarak ortaya çıkan. İskandinav mitolojisinda Odin lerinin de rolü vardır. sini söyledikleri (80).» (85) Son olarak. (SS) Gretchen'in araya girmesi Faust'un bağışlanmasını sağlar (. Başmeleklerin iHihi- IllTUI1da olmadığına inandırır . güneşten de güzel yeni bir saray yükse· dan öncekinden daha keskin görür şimdi kalan tek Iir. sonra çarmıha geriımenin arefesinde şurıları ekler: 117 . Eyüb'ün araya girmesi Tanrı'nın Eyüb'ün arkadaşlarına karşı ga- . ama Ikinci Yin birinciden.» (86) Tanrısal dramın insan protagonisti sadece yaradı­ lışı yenilernek fırsatını vermekle Tanrı'ya hizmet etmiş olmaz.!i). içinde değil. Dünyadaki son gününün blr ağaçta asılı kaldıktan sonra hayata döner. zafere ulaşan acı çeken insan bir öncü olarak çalışır. geliğe sahip olmak için tek gözünü çıkarıp atmaz- Çatısı altından. yeri süpüren pesine tırmanmayı başaran hacılara bir aydırılık kanatları cesetlerI e ağırlaşmıştır: dipsiz kuyuya dalar ve görüş bağışladığı iklnci bölümün son sahnesi. şafağında Cennet'den gelen bir sesin kurtuluşunu ilan ettiği Gretchen Meryem'in arkasındaki töv- . (84) "çünkü Tanrı sevdiğini terbiye eder ve aldığı her evladını cezalandırır. Mitin Hıristiyarılıkdaki biçimin- sinde Tanrı'nın sağlayabildiği bu yeni yaratmada de İnsan'ın Bağışlanma'dan sonraki mutluluğu Dü- acı çeken insanın kendisi de.» (7'1 nun lık bölümünün başlangıcı olan Cennetteki Ön- Tanrı'nın yaratıklarından birinin çilesi saye. Yeni Ahit'de. hiç !. İsa havarile- rine çilesini ilk çıtlattığında şunları söyler: «Bir kimse ardımdailigelmek Isterse. Tanrı'nın duygusuzluğıınun ya da zulmü- nün değil.

yeni bir yaratma seyircinin bile erişemeyeceği bir bilinmeyen nlcelik gibi. raf etmişlerdir. ayrıca düşmanının Bundan böyle. luyla etken olabilirler. ırk ve çevreye yeni bir ışık altında ba. diye haykırmışlar­ im önceden kestiremez. ama nasıl sonucunu söyleyemez. Her ikt benzetmede de «ya. oyuncuların. bir dil kullanırlarsa kullansınlar. önceden bilemez. zaferlerini Talih'e ya da kendi sin elindeki kağıtları aynı şekilde bilmekle oyunun yıldızlarının uguruna bağlamışlardır. bir kar- nı sağlamaz. zeka ve stratejinin kendilerine zaferi kazandı­ Bilimsel bir şekilde formüllendirilmesi mümkün ran tılsımlar olmadığını açıkça görebilmişlerdir. çünkü oyuncuıar veya savaşçılar da bu- rı kendime çekeceğim. bu psikolojik ögeler. çünkü denklemde hesabı ya- rin tabiatına biraz nüfuz edebildik. bu durumların sonuçlanmn birbirle. önce- uymasını beklemeyeceğiz. kendi planlarını kendisi için en avantajlı bir bi- garlıkların çıkışında. önce- tam bilgi değildir. uygarlıkların doğuşunun nedenini kaynaklarını bilebilir. san-gücünü ve cephanesini. hep aynı yaşan­ kın bilgi» bilgi sahibinin kesin sonuçlara varması­ tının gerçekliğini doğrulamışlardır: Bu da. tki ya da daha fazla durum ara. ruhu- şun bir karşılıklı etküeşme işlevi olduğunu gör.ıaJıi. bazı durumlarda kısır ya girişilince düşmanının ya da düşmanının ku- kaldığını görünce şaşırmayacağız. mayı imkansızlaştırır. karşılaşma başladığı zaman rine kesinlik ölçüsünde ya da herhangi bir ölçüde sonucu belirleyen asıl güçlerdir. ölçülüp tartılması ve bilimsel bir şekilde önceden sındaki özdeşlik bilimsel bakımdan ne kadar kesin hesaplanması yapıları gereği imkansız olan bütün olursa olsun. cansız birtakım güçlerin hareketleri. ne. ran Tanrı'ya şükürler olsun».«Ve ben yerden yukarı kaldınlsam. bütün insanla. karşılaşmanın kendi içinden doğduğu yaşan­ tısıdır. nacağı da önceden bilinmez. 118 . iki düşman genel nüfuz edebildiği bir kaynaktan geldiğini açıkça iti- kurmayın kaynaklarını ve eğilimlerini «içeriden. «güçler» insanlardır. Askeri c.» (Ol) nu bilemezler ve bu niceliği bilmemeleri hesapla- Mitolojinin ışığıyla meydan okuma ve tepkile. sezebilen generaldir ve tarihi askeri dahilerin ço- nin bir işlevi gibi ele alırken haklı olarak Doğanın ğu -Cromwell ve Napoleon gibi değişik -mizaç- tekdüzeli olduğu postülasına dayanınıştık. bütün ırksal. Bir bric uzmanı da. nın önceden kestirilemeyeceği. Ama ta ve görüşte koniutanlar. "kendi kendisinin na- ğişik tepkiler doğuruyorsa. den bilenemezi tekrar tekrar talımin edebilen ya da çeve içinde. barutunu da kuru bulundurmaya bakmalı» gibi çünkü eylemin bu düzeyinde. ~azanıla":ıe-~acağını. Askeri bir uzman. Bazan tek ve mandasındaki birliği meydana getiren insanlardan aynı meydan okuma. Ne var ki.doğu­ gösterecekleridir. yaşantının bilinen çunku zaferın sonunda ne duşunce ne de ıradenin bir verisidir. «Fiziksel nedenler sadece. şüpheciyseler.insan-gücü. Şimdi. Tahmin' edemeyiz.gene de zaferin düşünceyle kes- İnsanlar arasındaki karşılaşmaların sonuçları­ tirileıneyeceğinl ve iradeyle. Yaratmanın bir panın çözınesi gereken en önenıli terim budur. Uy. Sorunu. bu verilerin temsil ettiği güçler kadar hesapladıktan sonra -«Tarırı bÜYi!k tabur- arasındaki karşılıklı etküeşmenin sonucunu önce. muzu ya da kişiliğimiz! oluşturan gizli ilkeler yo- dük. lardan yanadır» ya da «Tarırı kendinl korumayı den tahmin edemeyeceğimizi apriori kabul etmek bilene yardımcı olur» ya da «Tanrı'ya iman edip zorunda olduğumuzu bileceğiz.·Dindarsalar. bilimsel bir çer. değişik durunılarda de. bu değişkenlik olayına sıl da vranacağını da önceden bilemez. cepha- şimdi bu bilimsel postülaya da dayanmayacağız. dır. olmalıdır. da şaşmayacağlZ. düşmanının planlarını da anlamak için her zaman ve her yerde tıpatıp aynı kurnazca sezebilir ve bütün bu bilgilerin ışığında sonucu yaratan basit bir sebep aramayacağız. aynı ırkın ya da aynı çevrenin çimde tasarlayabilir. sözler söylerler. Ama hareket başlayıp kavga- bazı durumlarda verimli. kendi adanılarının nasıl aavra- şılıklı etkileşmesi bile olsa. herke. herhangi birinin eylem içinde nasıl davranacağını nı koşullar altında aynı ırk ve aynı çevrenin kar. «Bize zafer kazandı­ bilmekle dahi bir savaşın veya bir seferin sonucu. çevresel ya da benzeri verilerf kesin Bütün ölçülebilir ve yönetilebilir etıırenleri sonuna olarak bilsek bile. çileye nasıl tepki imgeleri bilimsel terminolojiye çevirirsek.» (92) Bir general kendi in- kıp bu fenomene değişik bir yorum getireceğiz. çünkü ne kadar yakın olursa olsun şılaşma sonucunun önceden bilinemeyeceği. En iyi bilgilerle donanmış bir den belirlenmiş bir yanı olmadığı. Bi- karşılaşma sonucu ortaya çıktığını ya da -Mitik linmeyen nicelik. hatta bu meydan okuma ay.

• ~. .' . -' • . . 119 . yabanııkıan ekime yatkın toprak koparmanın ne kadar bUyük bir çaba gerektirdiğini gösteriyor. . . '.. i 76 Kuzey Sudan'da sulanmış tarladan kuru çöle ani geçiı.-'. . ~. .. - • .

DoğU§ dramı oynanıp bittiğinde kar§ımlZa çıkan son görünü§. uygarlıkların doğu§ ne- deninin. ne gi- bi durumlarda meydan okumaların yaratıcı tepki- lere yol açtığİnı görüyoruz? İnsan topluluklarının kar§ıla§tıkları çe§itıi te§vik edici itkileri gözden ge- çirdiğimizde. (2) Aslında yaniış genel görü§. «meydan okuma-ve-tepkbı adını verdi- ğimiz kar§ılıklı etkil"§me kalıbı içinde aranması gerektiği sonucuna vardık. Mısır'. Yukan Nil vadisindeki Bahr-el-Cebel'in" bakir yabanlliği. ratan öncülerin ba§ardıklan i§in büyüklüğüne ta- 120 . Bugünkü Mısır'ın tarım . çünkü onlara göre burada yiyecek zaten hep hazırdı. Örneğin. insan emeğinin bu muhte§em. İnsan'a olağanüstü ra- hat ya§ama ko§ulları sağlayım elverişli çevrelerde doğduğu yolundaki genel görü§ü bir ·yana atmak zorunda kaldığırnızı göreceğiz.dip insarıların hizmetinde ve insarıların de- 77 Çabanın devamı: Kuyu zinciri çöldeki Insan için bir yaşama netiminde. fakat ay- nı zamanda sallantılı eserinin eski doğal durumu- na dönmesini örılemek ve onu bu verimli haliyle bugüne kadar muhafaza etmek için harcanan sü- rekli emeği de unutuyor. Modem çağın tarımsal Mısır'ı yalnız Nil'in değil. düzenli bir tarlalar ve setler örgüsü ya- çizgisi meydana getiriyor. 14 Üstünleşmenin Çetinligi Bundan önceki bölümde.. dolayısıyla önceden tahmini mümkün değildir. Dünyanın en verimli ülkesi. aynı tipten geçilmez cangıl ve bataklıkları yok e. Neden-sonuç ili§kisin- den farklı olarak. Bu görüşün yanlı§­ lığı. oldukça dܧüncesiz bir tutumdur. elini uzatıp bol bol yiyecek toplamak işten bile değildi. Yunanlılar. Mısır'ın ilk insanların ortaya çıkmasına en elverişli yer olduğunu söy- ler/erdi.. beş bin yıl kadar önce. Aynı meydan okuma bazı durumlarda ya- ratıcı bir tepkiye yol açarken. bir uygarlığın dOğU§undaki. bir o kadar da Insan'ın armağanıdır. uygarlıkların.. 8 tün ülkenin fiziksel yapısında ağır yürüyen ama çok büyük bir deği­ şim olmuştur .öncesi ça~ların Mısır'ından çok farklı bir yer olduğu şüphe götürmez. top- rağı şöyle bir kazıyıp tohum serpiştirdiğimlz zaman ra- hatça oturup bereketıı bir hasat bekleyebllece~imiz bır yer olarak görmeye alışmışızdır.. bir meydan okumanın tepkisi değişebilir. (ll Ama. ba§ka durumlarda aynı sonucu vermeyebilir. aynı yerin İnsan tarafından büyük bir insani eyleme sahne olmak üzerQ seçilmesinden ve ele alınmasından ön- ceki ilkel gÖrÜllܧüyle 6zde§ sayılrnaktadır ki. yazarın daha sonra söylediği gibi. emeğini gözden kaçrrmakla kalmıyor. bir cennet. zaman içinde bir değişiklik sürecini gerektiren yaratıcı eylemi göre- memekten ileri gelmektedir. bu. sadece A§ağı Nil va- disinin verimli Mısır Top- cangıl-batakiık alanını rağı'na dönü§türmekte harcanan bir seferlik kor- kunç insan çabasıru. Geçmi§ insan deneylerine baktığımızda.

Meksika'daki Maya değer bölgenin çapı arasında büyük fark olduğunu. ce arazide daha önceden ormanı verimli tarlalara 78 Angkor'da. Orman. Doğanın önceki durumunun. gitgide yaklaşan cangılın içinde gömülü bir tapı­ nak. Bir coğrafyacı. kelimenin tam an- kurduğu yerleri görürse. bir boa yılanı gibi. varkalan tek anıtları olan kos- zamanlar insan kahramanlığı karşısında evcilleş­ kocaman ve muhteşem bir şekilde süslenmiş kamu mişken sonradan bağlarını kopardığı ve eski bir binaları şimdi tropikal ormanın derinliklerinde. özenle yon- !im. ayakta duran eserler olmaktan 1eyerek itiraz edebilir ('J. layısıyla karşılaştırmamızın geçersiz olacağını söy. Kanıtlamamızı kesirıleştirmek için böyle hat organlarını parçalayıp emmekte. birbirine bitiştirilmiş taşları ayırmaktadır. çevredeki kilometreler- sı"'r:jilt"'::diJi b. söz konusu iki Dikkate bir örnek. Uygarlığının anayurdunun şimdiki durumudur. Maya mimarisinin dönü~ünün aynı noktada jeolojik tabakalar gibi iıu başyapıtları. İnsanın daha iulmuş.ıc yere bakalım.nıklık etmektedir. in- uygarlığın beşiğinde ya da insan başarılarının bir sarıların bugün yaşadıkları yerlerin çok uzağında­ başka önemli sahnesinde eski egemerıliğini yeniden dır. dir.rk:. bir çok uzaktır bugün. herhalde. do. Mayaların eserleri. ama inatçı Doğanın. sonraki eserlerinin ve Doğanın ilk durumuna nihai Ama şimdi ormz. Kıvrım kıvnm kökleri.nın boğazladığı. dallarıyla. 121 . herhalde bu itirazından lamıyla yutmuştur onları ve şimdi artık rahat ra- vazgeçer. yok etmekte- gen dönüş örneklerinden birkaçını gözden geçire.

yapım ve bakımıarı. yenilen ve kaçmaya zorlanan yeşil düşmanın gerileyen kıyısı belki ufukta belli belirsiz seçilebi- liyordu. nesiller boyu çalışarak. İnsanın Doğaya karşı zaferinin anıtlarıydı bunlar ve dikildikleri an- da. suyun depolarda birik- tirilmesini ve suyu mfimkün olabilecek en geniş araziye dağıtacak su kanallarının yapılmasını gerektirir.. şimdi ot- lar ve sarmaşıklarla kaplı setler ve su depolarında hala anılıyor. Eski Sin- haller. bir Hindi dini olan Hinayana'yı benimseyen Sin- hallerin bir zamanlar dağlık ülkenin yağışlı tara- fında. insan başarılarının geçi- ciliğinin ve insan isteklerinin boşluğunun acı ka- nıtıdır. Kopan veya Tikal veya Palenkue' nin şimdiki durumlarından çıkarılacak en önemli ders bu değildir... dönüştüren bir insan enerjisinin. Seylan'ın sıcaktan çatla- mış ovalarını tarıma kazanmak da Mayalarınkin­ den dlLha küçük bir başarı sayılamazdı. Seylan tarihinin ilginç bir özelliğI. Angkor'un sarmaşıklıırla kaplı harabeleri de bize aynı dersi öğretiyor. olaCanusta bir ustalıkla su depolarını inşa ettiler. o işlerden arta- kalan fazlasıyla inşa edilmişti. Hint Uygarlığının Seylandaki bu misyonerleri. Düzlük arazide sulama sistemi.zaferinin anıtı: Yaxchilan'da dikilı da ve aşağı yukarı elli ayak yüksekliğinde bır seti oldu- taş.oiuyor. Sürekli bakım gerektiriyorlardı. Gene de.. Bu ilk sulama sıstem-­ lerinin inşası müthiş pratik bir başarıydı. musona açık merkezi dağları. Bu başarı. ama ormanın nihai dönüşü de. muazzam bir ölçüde inşa ettikleri. Minne:iye adını taşıyan deponun birkaç mil uzunluğun.. Ou düşünülecek olursa. ne kadar büyük bir emek gü- 122 . Sinhal ekonomık ha- yatının ilk dönemıerinin başlıca özelliği olarak ele alın­ malıdır . 'L9 Insanın orma'na karşı eski . hay- ran olunmaya değer bir sulama sistemi yarattllSıf: erken dönem sivil mfihendisliğinin şaşırtıcı ve hayranlık uyan- dırıcı bir başarısıydı bu. Oepoların bazıları büyük yapma göller diyebııec~imiz ka- dar genış çaptaydı ve bu depolar ustaca birbirlerine ba~­ lanarak koskoeaman bir sulama sistemi meydana getiri- yorlardı. Yıkıntılar. çağdaş maslekdaşları Için da- hi hiç de kolayolmayan bu sulama sistemlerini kurmak- taki başarıları karşısında modem sulama mühendisler! de büyük hayranlık duymuşlardır . O zaman bu yükseltilerden dünyaya ba- kan insanlar için İnsanın Doğaya karşı zaferi ta- mamen güven altında görünmüş olmalıdır. ken- disini kaçınnayı ve ·uzakta tutmayı başarabilen in- sanların cesaretini ve· direncini istemeden sergiie- miş . Eski Sinhallerin. bu adadaki itk uy- garlığın adanın kuzeyindeki kuru düzlük bölgesinde ye- şermiş olmasıdır . Tropikal Doğa da. Doğa­ nın kurak ve çorak kalmaya mahkum ettiği aşağı­ daki geniş ovalara su ve hayat vermeye zorladılar ve bu işi başardılar. inti- kaınıru alırken. Sinhaller. bir mevsimlik süreyle bile olsa. Maya Uygarlığının ya- ratıcılarının kendi çağlarında fiziksel çevreye kar- Şı zaferle yürüttükleri mücadelenin şiddetini daha açık seçik göstermektedir..

mil başına sadece altı inçtir ki. ancak İnsan düşman fiziksel çevreyle mü_ ğanüstü kolay değil. bu bölgeyi çevresindeki başka ullarım yarattığını . 80 «Bir deri bir kemik bir ülkc». 4. Bu depo. Hı.. O za- yedi milinde eğim. ya karşı bu mucizevi dönüşümü yaratmak ve ya- nümdür).39 dö. 123 . 25 mil şatmak için zorurılu olan sürekli insani çabayı ak- uzunluğunda bir kanal bu depoyu besliyordu. çevrenin elverişsizliğine ters orantılı olarak bazı olağanüstü güçlükler göstermektedir. (4) sarıl eserler karşıiındaki nihai zafer böbürlerılşine Ama bu verimli ülke. nu kendi gözümle de gördüm.) Dördüncü yüzyılda kazılan. Doğanın bu in- güzel gösterir. Şimdi bir bölgelerle karşılaştırabilecek bir tuturrıla coğrafi daha ileri giderek. ekilmiş. Sunyon Burnu'nu çıplak manzarası. de deniz yoluyla geldim ve gittim. gesinin hemen dışındaki bazı yöreleri de gördüm. bu kanalın ilk on daha önceki kurak durumlarına döndüler. ama Atina' lım. farklı güçlük dereceleri yaratan fiziksel da kalırken birkaç keşif gezisine çıkarak Ege böl- vreleri karşılaştırarak başlıyoruz. cünün kullanıldığı ve bu gücün ne kadar dikkatle örgüt. uygarlıkların yaratıldığı koşulların ola- unu. İngiltere arazi teşvikleri arasında bir ayrım yaparak. insan elinden çıkma du. cesaret edemedi.560 savaşlar barajları yapan hanedanı yok edip Doğa­ akrlık bir alanı kaplamaktadır (1 akr. görmüş olduk. ışe. 4. tersine olağanüstü güç oldu esini devam ettirdiği sürece koruyabildi. bakıp da. (LS.Attika'da. İkin­ ne dereceye kadar doğru olduğunu araştıra­ ci ziyaretimde ~ene denizden geldim. !JaıunıZl ampirik bir sınamadan geçirip bu önerıne­ karşıtlığı tam olarak değerlendırmemiörıledi. bu mandan beri de hiç bir insan bu durumu değiştir­ da o zamanın sulama mühendislerinin becerikliliğini çok meye yeltenmedi. ristiyanlık çağı'nın on birinci yüzyılındaki yıKıCı lendiği anlaşılır. kanıt­ yapısından Yunanistan arazi yapısına ani geçiŞ. uygarlığın doğuş ri olan Ege bölgesi. Ege'ye ilk ziyaretim- bulabilir miyiz? Önce fiziksel ve insani çevre. suyla dolu olduğu zaman. tam tersine. ğundan hala şüphe edebilir miyiz? 5Elverişsiz Cografi Kosu lların Teşvi ki rişsiz bir çevrerıln uygarlık için imkansız­ Birbiri ardı sua gelen iki uygarlığın doğum ye- ~ yaratmadığını. bu sularınıış.. uygarlık yaratma teşviki­ konumu içinde ele aldığımızda gözümüze çarpan ILIin. Anuradha- satınca. iskan edilmiş ovalar pura'ya su getiren bir başka kanalın uzunluğu 54 mlldi ve 180 mil karelik bir alanı suluyordu. Ben bu- ğı önermesini formüllemek hakkını kendimiz.

Köylü. çıplak. Böylece dı. Sonunda. Yok.» (1) aşağılara kaymıştır. Attika topraklarının erozyonu sonucunda Atinalı­ yan bir ahlaktı bu. yalnız İngiltere'yle değil. kayalık. sonra daha ötele- tika'nın Parnes'in hemen ötesinde olmasıydı. Zeytinliklerinin ürünüyle geçinebilmek için taşı kayalıklarından ibaret tipik Ege manzarasını Atinalının Attika yağını küplere doldurup deniza- geçtikten sonra yolcu ansızın şaşırtıcı bir manza. At. yolculuğun ilk aşama­ «Hellas'ın eğiticisi" kılan şeyleri yaptıklarını bili- sında Orta ya da Batı Avrupalı insana kendi tanı­ yoruz. yoksul ülkelerinde ne yaptı Atinalılar? Atina'yı rupa'nın ortasına girerken. işte bu Erdem sayesin- lir. İstanbul-Kale arasını trenle geçtim. verimli bir tarım bölgesi. Platon bunu şöyle anlatıyor: Çağdaş Attika asıl ülkenin sadece bir kalıntısı sayılabi­ Erdem'i konuk getirmiştir.] söylettiği sözlerin derin anlamını daha iyi kavra- yabildim: «Hellas'ın yanından hiç ayrılmayan.İlkin İzmir'e ve Anadolu'nun içlerine gittim. Örneğin. tığım zaman.. Ege ülkelerinin kendi çev- lerine daldım. Ama geminiz sonunda kıstağı geride yeşil. Bütün bun- rin zihninde «Boiotya» nın oldukça kendine özgü lar -ihracat. son- bir karşıtlığa coğrafi bakımdan tekabül etmesidir. ra İstanbul'a giderek Anadolu içlerine bir de o yol- Çünkü Attika yalnız ruhuyla değil. bir donanmanınvarlığını gerektiriyor. uluslararası tica- bir olaydır. Ege bölgesinin içlerinde deriyle kemik kalmıştır. Helen kültürünün egemen dehasına hiç uyma. kısır. ret para ekonomisi gerektirdiği için.. endüstri. duygusuz. halk başka hünerler icat etti: Zeytin araziden geçilir. daha inanırsınız. Herodotus'un Ispartalı Damaratus'a Ancrmal derecede hafif "e taşlı bir topra!. neredeyse bir kapristir. aynı zaman- den u:zak.nleşir.ğlne haş. Bu yeni bakış açısından bak- di. körfez ve boğazların yerini kütücü olan. hem de ür- rini yumuşak tepelerin. egemenliğini ellerine geçirdiler. ekime elverişli nehir 'vadilerinin aldığı. çünkü böylelikle Ege ranın sizi buna yeterince a1lştıramadığını anlarsı­ bölgesini. Korint Kanalı'nın derin b0- olan. re de gittiler. hayaı gücün. vetin yüzlerce kat fazlasını kazandılar. ayrı­ deri bir kemik kalmış bir bedenin iskeleti gibidir. hafifçe kıvrım­ dayla takas etmesi gerekiyordu. f} de görülebilir. tüccar gemileri ve para- bir çağrışımı vardı. daha yumuşak arazilere gitmiş bıraktığında. ahlakı normal Helen duyar. toprak süre'kli olarak yükseklerden tutmayı başarabilmektedir. zengin.. Geçen dokuz bin yıl içinde ard arda gelen sert de Hellas hem Yoksulluk hem de Kölelik'i uzakta seller sonucunda. kıstağın öbür tarafındaki manza- riken etkisi çok güçlü oldu. geriye yalnız bül eden bazı karşıtlıklar. komşusu olan mz. yumuşak topraklar sürüklenip gitmiş. 'hele Salamis'in köşesini dönüp.Atina'yı Bizim için ilginç olan nokta bu derin kültürel «HellaS'ın eğiticisi" yapan politik.. Parnes Dağı'nın doğu eteklerini ekmeye ve toprağın alt .. yabancılaştırıcı bir deniz tarafından ayrı par- ğazına dalıp da manzara ortadan silinmezden ön- çalara bölünmüş bir araziden çıkıp. müş madenlerinin işlenmesine yol açtı. Saron Körfezi'nin sertliği karşısında oldum. fiziğiyle de dan girdim.Yunanistan manzarasına alıştığına geniş. Bütün ca. daha zengin.tabakasını kullanmaya ağır ağır tırmanıp güdük çamlar ve çentikli kireç başladı. uygarlığın mahalli çeşitliliğinde de buna teka. Ama deniz nizınin özü olan ülke. Helen Uygar. Bü- ülkeleriyle ilişkisi odur. İngiltere'ye kara yoluyla relerindeki yörelerle ilişkisi neyse onun da bu Ege döndüm. sonra Selanik'e gidip Makedonya iç- «Hellas'ın Hellas'ı» dır. Pentelikus ve bütün yörelerle de kıyaslandığında olağanüstü güç Himettus tepeleriyle olanca Attika toprağı gözü- koşullar sunan bir bölge olarak. dağlık niz yoluyla gelirseniz. bu kadar serveti düşünde bile göremezdi. Geriye kalan şey. ama bu bela olmayan erozyon daha Platon zamanında top- üvey kız kardeş. Bu beklenmedik manzara «kural dışı" gemiciliğinin doğmasına. olan Attika'da. Bu zor\lbluklar vp lanan. larından hiç bir şikayeti olmayan Boiotyalı çiftçi keyle yanak yanağa yatıyordu. çün. eski kaybettikleri ser- kü Attika da «Hellas'ın Hellas'ı» idi: Ahlakı Hele. Yunanistan'a Batı'dan de- tün bu seferlerimde. Selanik'den geçerek Av. yani kendi gerçek nüzün önüne serildiğinde bu sert manzara a1abil- özelliğiyle görebildim. artistik ve ente- karşıtlığın fiziksel çevredeki eşit derecede çarpıcı lektüel kültürün ve Boiotya yabaniliğinin antitezi 124 . ayrıca. Attika'nın otlakları kuruyup tarlaları ço- dık manzaralarına benzer özellikler gösteren bir raklaşınca. şırı ülkelere göndermesi ve İskit pazarında buğ­ ra değişikliğiyle karşılaşır: Burası. Bilgelik ile Yasa'nın çocuğu olan rağı alıp götürmüştü. böyle olunca. sıradağların ye_ ce gözünüzün -aynı anda hem güzeı. Boiotya ahlakıyla Helenizm lar Ege'nin bir ucundan öbür ucuna kadar deniz arasındaki uyumsu'luğu vurgulayan bir şey de. Boiotya'nın bugüne kadar başına sulluk adında bir üvey kardeşi vardır. Atina'dan ister demiryolu. hastalıktan bir Fiziksel çevrede buna benzer karşıtlıkiar.. Birbiri ardı sıra dizilen bu karşıtlıkların bi- gene de şaşalar. derin topraklı bir ihtiyaçlar Attika çömlekçiliğinin ve Attika ticari düzlüktür. Boiotyalı gençliğinin tombalaklığını kaybeden ister karayoluyla ayrılıp. yoluyla elde edilmiş bu servet -toprağı bol tarla· lığını akortsuz bir nota gibi rahatsız eden bir ül. kaba saba bir ahlak anlayışını yansıtır­ da o donanmanın masrafını karşılıyordu. Attika'nın gü- lığı zamanında buraya Boiotya denirdi ve HeIenIe.

sonra da güneyde ve batıda. Ege şehir-devletlerinin Atina himayesin- deki Delos Birliği biçiminde ortaya çıkan uluslara- rası birliğinin çerçevesini sağladı. Helen Uygarlığı çağında Ege bölgesinde görü- len tek karşıtlık örneği Boiotya ile Attika arasın­ ~ değildir. . sı da Atinalı mimarları taşla boğuşmaya zorlaya· bır beşinci yüzyıl vazosundan. sıradan tahta yapılarla yetinecekleri yerd.Ö.olsa.Ö. tüccarlar ve denizcileriyle birlikte sahille- line vuran bütün yabancı düşünce ve kültür akıın­ Ianyla haşır neşir oldular. Ati- na1ıIar. Atina'nın imalatçı ve de- ııizci halkı Atina demokrasisinin seçmen kitlesini meydana getirdi. rak. 668'de Boğaz­ ıçi'nin Avrupa kıyısına kurulan Yunan kolonisi 125 . Attika çöınlekçiliğinin refahı. Halkislilerin de bu önemli il oynadıkları t. şehir. iiştirınişlerdi. 685'de Boğaziçi'nin Asya kıyısına kuru- lan Yunan kolonisi Kalkedon ile t. Trakya kıyılarında. Son olarak.Ö. Ege'ye açılarak önce kuzeyde ve doğuda. birer Halıtis daha kurdular. Politik düzeyde. Evboia'daki toprak kıtlığının meydan okumasına karşılık HalkislileriIi tepkileri. Şüphesiz. Partenon'u yaratmalarını sağladı. 725-525 dönemindeki geniş­ 1emesi.olan "Attika mayası» nın ekonomik temelinden ibaretti. Attika ormanıarının ortadan kalkına· 81 Başlıca ihraç ürünü olan zeytinin topıanması. Atinalılar ekonomilerini niteliksel bir biçimde de· t.bakın Iti. Halkisli- r de zorunluğun dikeni karşısında kendi çapla- nnda bir tepki göstermiş oldular. altıncı yüzyıldan kalmabir ri'sim. Sanatsal düzey- de. Attika' daki erozyonun Atinalılan' teşvik ettiği başarıların yıırıında pek kayda değer bir şey değildir. Atinalı vazo bo- yayıcısına yepyeni bir güzellik biçimi yaratma ı''· ATINA BAŞARISININ TEMELLERI satını verdi. oysa rahatı ye- nnde BOiotya'nın bu gibi şeylerle hiç bir ilgisi ol- madı. lIalkis'in ardındaki hinterlandda. Ama ne de . oysa Halkisliler sadece tarlaya tarla eklemek gibi niceliksel bir iş yaptılar. . Boiotya'nın bır komşusu da.- ıııenleri sayesinde Makedonya ve Latium barbarla· n Helen kültürünün yörüngesine girdiler. Boiotya kadar zengin bir tarım bölgesi olan Lelant Ovası uzanır­ dı.Ö. Attika'nın ticareti ve deniz gü- ciıyse. Ama H~lkisliler'in talihsizliğine -ya da talih- Iiliğine. izlediğimiz tema için bir ünlü örnek daha 6UILLII: t. Helen tarihinde Halkis halkı da bir iz bırak­ tı -·Atinalılannkinden daha soluk bir iz olsa da- :çünkü onlann denizaşırı gidip yerleşen çiftrl-g&. çağdaş Helenil< kültürün tümünü kendinde toplayıp bunu «Attika mayası» ile yoğurup Attika damgasıyla soylulaştır­ dıktan sonra geleceğe bıraktı. çünk" . Sicilya kıyılannda. ova fazlasıyla dardı ve yeni top- Jak arayışları dimdik yükselen Dirfis dağının sarp eteklerinde pek çabuk son bulan Halkisli çiftçiler bu yüzden toprağı dış ülkelerde aramak zorunda kaldılar. ~ Atina ticaretinin aracı ola n bir tüccar gemisi. Helen' Dünyası'nın. Evboia adasının ana karaya bakan şehirlerinden Halıtis'di.

yerlerini seçmişlerdi. Hatta Bizantium kurucu- larının -kendi sabanıarına yeni toprak bulmak için on yedi yıl sonra Yunanistan'dan buralara göç etmişlerdi. halde. çünkü olayalup bittikten son- ra bilgelik taslamak kolaydır ve Megabazus zama- nında iki şehrin kaderi artik belli olmuştu. Oysa gerçekte. yedtn.. yurtlarında her zaman yetiştirdikleri ürünleri ekip biçrnek üzere işe girişmişlerdi. Boğaziçi kıyılarına yaklıı. ama de- 84 Edilginlik: Beiotya'dan kaba nizcilik değil. Kalkedon'un ku- rulduğu karşı kıyıda herhangi bir benzeri olmayan Haliç gibi bir doğal limana sahipti. Kal- kedon'un Bizantium'dan on yedi yıl önce kuruldu- ğunu öğrenince şehre "körler şehri» adını takmış­ tı. Kara- deniz'den gelensuların Boğaziçi'nde yarattıkları akıntılar her iki yönden gelen gemilerin Haliç'e sı­ ğınmalarını kolaylaştırdığı. Herodol-us'un anlattığına göre. gerçekten kör olmaları gerekirdi. Böyle bir amaç için bundan daha iyi bir yer seçemezlerdi. ister istemez. den hiç bir farkı yoktu. çevrili bu güleryüzlü Bitinya rivierasından uzaklaşıp hiç de davetkar olmayan Trakya sahiline doğru yöne- lirken KalkedonyalıIarın açIkgözl üi üğüne ve ken- di gecikmelerine ağız dolusu sövdüklerini gözümü- zün önünde canlandırabilirtz. Üstelik. O. Aynca. Megabazus zamanında Bizantium ile Kalkedon'un avantajları arasında yapıIacak herhangi bir karşı­ laştırma. kendi 83 Girişim: Girne kralı Arkesilas yerlerini bir liman olarak Bizantium'a yeğ tutmuş denizaşırı ticaret için yapağınm tartılmasına ve denklenmesine olsalardı. Oysa Bizantium daha o za- manlar bile Helen Dünyası'nın en işlek limanların­ dan biri olma yoluna girmişti. ileride kendisini Or- todoks Hıristiyan evrensel devletinin başkenti ya- pacak gelişmenin başlangıcındaydı. bu olgular karşısında. Kalkedon'un kurucuları tarihi ci yüzyılda Küçük Asya'da kurul· muş bir çok Yunan kolonisinden seçmelerini tamamen başka düşüncelere dayana- bir tanesiydi. Kal- kedon'un kurucuları. böyle bir sına­ mada. Bizantium'un üstünlüğü su götürmez bir kesinlikteydi. Bir kere Bizantium. bu talihsiz yeni göçtnenlerin küçük yarımadalarındaemek ve- rip yetiştirdikleri ürünler' her yıi hinterlanddaki 126 . Ama bu sözde. doğruluktan çok parlak bir vecize söyleme merakını görürüz. Akdeniz kıyılarına serpiştirilmiş düzinelerle başka Yunan kalanlsin. Bizantiuın. rak yapmışlardı. YunanlıIarın sıradan denizaşırı tarımsal yer- leşme noktalarından biriydi. Dolayısıyla. Kalkedon'un açık sahiline yönelen gemilere güçlük çıkarır.şimdi Kalkedon duvarlarıyla. Kalke- don. bu iki şehrin kuruluşundan bir buçuk yüzyıl kadar sonra buradan geçen İranh devlet adamı Megabazus. Gime 1. iki şehrin liman olarak avantajları noktasına dayanacaktı. .şırken manzaraya bakmış ve hiç de kör olmayan. çiftçilik açısından bakan gözlerle saba bir yas tutan kadın heykel- ::iği. gözü gören insanların iki elverişli yer arasından açİkça daha kötü olanını bilerek seçmelerindeki anlamsızhğı dile getirmek istiyordu ("). nezaret ediyor. Şehirlerini verimli ve koru· nakh bir sahil şeridinde kurmuş.

Musevilik. Ege ve Karadeniz'in madığı gibi. sesli harflere da- '!eken ders de bu değildi: Çıkarılması gereken de"rs. tedonyalıiann hiç bir zaman öğrenmek zorunda Ama fiziksel bir buluş olan Atlas Okyanusu' :blmadıkları bir dersi öğrenmişlerdi. listirılilerin Suriye içlerine qoğru akırılarından ken- dar geçite egemen olduğu için. Atlas Okya. Bu yoksul çiftçi kabilesi . Mi. bir ·karşıtlık gösterir. bugün Çin. Ama İsrailliler manevi anlayışla­ id'm zengin çayırlarında yerleşen İsrail kabileleri. Bizantium kurucu. içerideki ovalara da yol bıra. fiziksel bakımdan. I*onomik milırakları arasında tam orta yeri tut. Filistinliler Shephelah'da yon- Megabazus'uiı vecizesi. çünkü Bizantiumiular böylece. Lübnan sıra dağları denizden dimdik yükselir !laıımaya baktılar ve zamanla Haliç'in bir servet ve kıyıdakilere ayakta duracak bir karış yer bırak­ ~ olduğunu gördiller. Fenike. yanında gölgede kalmak zorundadır. belirli bir ri bir tarihte. bu başarı da. ne de Ürdün'ün doğusunda. men Shephelah Ovası'mn Beyleri değildi Atlas Ok- ian.'JIğııııacl Trakya kabileleri tarafından sistematik tohumuyla birlikte eski denizci geleneklerini de gö- §ekilde talan ediliyordu (4 ).]. Efraim ve Ya eline özgü üç büyük başarısı vardır. Helen Dünya. genişleme ihtiyacını :lll güçlü. hudiye'nin çıplak tepelerine sürii!en Göçebe İbrani nusu'nu keşfetti. barbar değil de Ege Uy. manevi bir buluş olan tektanrıcı inanışın ara halkının başardığı görece seçkinlik ile. Daha da' önemiisi. sonunda Filistin Bizanslıların perişan haline bakınca. Ama Suriye Uygarlığının söyleyecekleri her şeyi söyleyip bitirmişken. Filistirıli göçmenlerin seçtiği Shephelah ile tam karlara dönüştürerek kapatmalarıdır. Fi- olan Blzantium. dotus İsrail adından habersizdi ve büyiik Herodot yııııiar ne Şam'da veya verimli Orontes vadisinde panoramasındaİsrail Ülkesi hAla PaIaistine (6) adı "li&man Aramiler. lar. Ama hikayeden asıl çıkarılması ge. vadilerini zaptetmeye girişmiş. İsrail'in çıplak ve denizden uzak tepelerinde rIEYe kadar uzanan geniŞ. tur. barbar akın­ lere yöneldiler ve Akdeniz'in Batısıyla daha da öte- şiddetiydi. İşte bu ba!<ım­ rından devraldılar. rımn kudretiyle Filistirılilerin askeri başarılarım ve dIr ('). Gile. Zerdüşt.kıııaz. tan çıkarak yerleşik çiftçı oldular ve ormanları yok IıetJk bir yazı sistemi icat etti. Hint ve Helen dini düşünce o derece gözden ıraktı ki. insani çabaların bir başarısı olmak açı­ Şimdi bir de Suriye Dünyasına bakacak olur. egemenliği için İsrail ve Yahudiye'nin dağlı kabile- yalıların ileri görüşl ül üğü ve zekasım teslim et. silah gücüyle yenilemeyecek kadar kalabalık yanusu'nu keşfeden. Bizantium'un servetini sağlayan sever olmayan sahillerinden uzaklaşıp açık deniz- Kalkedonyalıların körlüğü deği. taşlı toprağından ük.Ö. güneye inen ları felaket kayıpları tüccar ve denizci olara!< bü. güvenli bir yerde oturan Kal. Hıristiyanlık ve İslam'da ortak olan. olmuş yüksek tepelerin verimsiz.Süıner-Akad. denizcillğe yatkın ovayı beliren tanrısal esinlenme bu yabani ve gözden gaııimet olarak ele geçiren Denizci Filistin Halkıarı ırak ülkeyi orada oturanlar için bir inayet yolu ha- da Suriye Dünyasında öncü bir rol oynamadılar. beşinci yüzyıl gibi ile- wl duygu tarzına eşit derecede yabancı. dilerini kurtardılar ve gene bu yurdun haşin kaya- 'nda refahın anahtarını elinde tutuyordu. Suriye'nin yerli Kenan Bizanslıların karada!<i bu engelleyici handikaptan halkının bir kalıntısı olan ve istilalar sırasında sa- u1aınayacaklarını anlamaları üzerine denize hilin engebeli merkez bölgelerine sığınan Fenikeli- dönmeye karar vermeieri ve çiftçi olarak uğradık­ lere kaldı. Filistinlilerin artık vaz geçtiği o tajlı durumun sağlayacağı bütün servet ve uzun-mesafe denizciliği geleneğini yeni komşula­ . İsrail'in bütün büyük Peygamberleri kavramına vardı. haraç ödemeyle defedilemeyecek kadar duyunca.uzu elde etmekte çok gecikmedi. Hero- tıu Iıaşanlara doğru ilerleyişinde öncü rolünü oyna. ikinci bir yurt kazandılar. ardında gizliydi. Bizantium ile KaIke. Sahilin bu kesiminde ova hiç ya1ı çiftçilerin hiç bir zaman karşılaşmadıkları genişlemez ve tepelerden kıyıya yumuşak iniş yok- güçlü illiyle BizansWar boğazlarından yarar. Atlas Okyanus\l'nun keşfi de. lerine meydan okuduklarındabelalarını bulmuşlar­ gerekiyor. line getirdi ve insanlığın en büyiik manevi hazine- YenJ yurtlarının derin topraklarında tahıllarının lerinden birinin eritme potası burada kaynadı. Japonya ve Kore dı­ kabilelerinin İsrailli öncüleri gezgin hayvancılık­ a kullanılan bütün sistemlerin atası olan alta. 127 . Suriye Uygarlığının başKa Suriye topluluğıınun eseridir. sırtlarım denize dönmüş ve Beersheba' da açgözlü ve kararlı bir barbar düşmanla bitip nın alçak ovalarıyla Esdraelon ve Yezreel'in sulak enmez bir çaresiz sav~ takılıp kaldılar. bn-ooıırası Kavimler G~ sonunda kendilerini Kavimler Göçü sırasında" Fenike sahillerinden bile uklan çevrenin fiziksel güçlükleri arasında <:Iaha az çekici bir fiziksel çevreye tıkılıp kalan bir bir bağıntı göriiriiz. t. dı. nun keşfi. Bu lıkları sayesinde. sından. Fenikelilerin denizcilik başarılarım geride bıraktı­ JIII~:ının varisleri olara!< gelen ve Ekron'dan Gaz. deki Okyanus'un kıyılarında Suriye Uygarlığı için nk karşısında. Yurtlarımn sevimsizliği sayesinde Fenikeliler. Kalke. bütün ticaretin geçmesi gere. Onlar. ama cılız bir geçim sağladılar. calığa dalmış koyunlar gibi otlar ve yeni çayırlar 'un kaderleri arasında!<i muazzam farkı açık­ arayarak içlere doğru ilerlerken Fenikeliler konuk- ya yetmez. yanan alfabenin icadı da. Kal1<e.

IÇEDÖNüK TEPK! 87 «Burası Tanrı'nın dağıdır ve orada barınmalttan haşlanır.DıŞADÖNüK TEPKI: 85. 86 Fenike dehası alfabenin icadı devrimiyle kendini dışa vur- du.» ısrailliler'in yurdu: Kudüs ile Je· riche arasındaki çöl. geride Moab Dağları. 128 . ve bu aşağıdaki gemi gibi gemilerle Fenikeliler Batı Akde- niz ile Kuzey Afrika'nın Atlas Okyanusu kıyılarını keşfettiler Vt kolonileştirdiler.

manlılar daha önceki yöntemlerinden vaz geçtiler ler. Daha '1683 fe- Hıristiyan Topluluğu. laketi ellerini mahkum etmeden Osmarılılar bu yol- man evrensel devleti ile bütürıleşmişti. ve F'anaryot azınlığı leyerek örnl!!tlendirebiliriz. Osmanlı ImparatorlUğu ile Batı Dünyası arasın­ termeleri oldu: Arkadaşlar Derneği'nin üyeleri en. ikisi de hayatına devam eden iki ayrı uygarlı­ ve kendi retimlerinin ilkelerini çiğnediler. hükümette. marılı yönetiminin ana çizgilerini yakından izleyip İngiltere'de. tecrübe. Padişah'la. kalarılar da dahil olmak üzere bütün Ortodoks Hı­ redici bir baskıya tabi olmuşlardı. Osmarılıların bu muh- imarılarını korudular. 1660 Restorasyonu'ndan sonra. başka Nonkonforrnistler de şarısız Viyana kuşatmasından sonra kesin olarak perakende ticarette parladılar. 1682-83'de ikinci ba- düstri ve bankacılıkta. oturan Hıristiyan Rumlar arasında bir zümre ~e­ bu değişikliğe karşın. şah'ın. Yeniden kurulan Ortodoks Pat- ve cezanın da fiziksel meydan okuma kadar teşvik rikhanesi'nin koruyucu kalkanı altında Fener get- edici bir etkisi olabilir. İstanbul'da nun «Garp Meselesi» ile başa çıkabilen tek ögesine 129 . toprağa haline gelen dört büyük devlet makamının tekeli sahip olmaları. Fenerlilerin elindeydi. Şimdi. Hıristiyan­ Fenerlilerin siyasi kudreti durmadan arttı. Osmarılı İmparatorluğu' de kendilerini göstermeyi öğrendiler.16 Eziyetlerin Teşviki Fiziksel çevreden insani çevreye geçtiğimdzde. Burada Ortodoks nerli Rumlar için geçersiz saydılar. Uyruk dU. Evrensel Patrik'in dini yargı alanı dışında nüyle dayanılmaz olmasa da gene yeterince kah. Büyük çapta tüccarlar ola- Batı Dünyasında Nonkonformist (çoğunluğa rak. artık savaş mey- maya uğramışlardı. makamların sağlad~ nüfuz ve üstürılük sayesinde nucunda cezalandırılan Hıristiyanlar. Kendilerine eziyet edenlerle aynı ülkede zorla bastırabileceklerinepek de güvenemez oİduk­ barınamayacaklarını anlayınea kendi çağlarında ları Ortodoks Hıristiyan uyruklarının duygularını ber iki grup da yurtlarını terk edip yabani diyar. Bu Protestanlar Osmanlılar aleyhine döndüğünde. Bakir bir toprakta ülküsel vatan. iki özel başarı kazandı. şehrin kuzeybatı köşesinde otu- nu görüyoruz. ayrımcılığın karşılarına getir. hem mazlık edemez hale gelmişti. masasında görüşmeleri gerekiyordu ve ilk olarak. Osmarılı İmparatorlUğu usta diplomatlar ve usta ıarın) kurmak için kendi cesaretleri ve inançların­ yöneticiler varken. Başka bir söyleyişle. Batı baskısı karşısında. ortaya daha başka bir durum Çl-. Kovuşturmanın sertliği bu danında yenemedikleri Batılı Güçlerle konferans mezheplerin de aynı şiddetle tepki göstermesini ge. Batı Dünyasıyla ticari ilişkileri sayesinde Batı uymayan) Protestarıların katlandıkları kısıtlama­ dillerini ve Batı adetlerini çok iyi öğrendiler. ama aynı yüzyılın başlarında İn­ radı. Ev- lar. bunu. hem de uygarlığın öncüsü taç anlarında kendilerinde bulamadıkları gerekli rolünü oynadılar. Örneğin bazı etkinlik dallarında ran ve Fenerll (Fanaryot) adıyla tanınan Rum- kendilerini göstermeleri yasaklanarak eziyet gören lar. Böylece. manlıların ortağı oldular ve neredeyse bu işte on- iık kazanmakla tepki gösterir. torluğu'nun siyasi yönetimi ve denetiminde Os- larda toplamak ve bu alarılarda istisnai' bir usta. ts. daha önce ka- kendi toplumlarında varolmayı ve refaha kavuş­ zandıkları bu iki başarı Fenerlilerin çok işine ya- mayı becerdiler. ~stiyan uyrukları arasındaki resmi ara merciydi. enerjilerini başka alan. Bu oldukça sert ayrım so. 1669 ile 1716 arasında rumunda olan Hıristiyanlar. Artan lar için ııala açık sayılan daha mütevazi meslekIer. Os- EZiyet gören mezheplerle ayrıcalıklı mezhep. daki uzun süreli kavga tS. yeni politik durumda kilit mevkiler <serbest" mesleklerde çalışamadıklar. girmelerineizin verilen mesleklerde üstünlük gös. kamu hizınetinde yer alabilmek için gayri-müs- kar. olayların gene aynı olduğu­ hir surları içinde. giltere'de İngiliz Püritenleriyle iki yüzyıl sonra Osmarılıların askeri gerilemesi. Bu bakımdan eziyet ların yerini aldılar. Bundan sonraki yüz yıı içinde bu ölçüde güçleştirilmişti. rekli kıldı. bunların yardımına başvur­ dan başka bir dayanakları yoktu.. değişik grupların. kendisini cezalandırarılarla aynı toplumun üye. orduda ve Fenerlilere. Padi: ana kiliseden ayrılmış Protestan mezhepleri bütü. Osmarıiı ğın üyesi olunca. Dolayısıyla. Os- si olan bir grubun cezalandırılmasının örneğidir.bu meydan okumanın teşvikiyle öyle yüksek bir toplumsal grup. kendisine yabancı Müslü. tosu Rumca konuşan Ortodoks Hıristiyarıların top- ni aynm meydan okumasına karşı tepkilerini ince. Bunun bir örneğini Osmanlı İmparatorluğu' limierin İslam dinini kabul etmeleri koşulunu' Fe- nun eskl rejiminde bulabiliriz. iyice kavradılar.ı gibi. da birkaç adım atmışlardı. hatta toprağı ekip biçmeleri de bir bağışlanmıştı. çünkü Patrik. rensel Patrikhane'nin işlerini yürütürken de. lanma merkezi haline geldi. di. karşılarına iki Amerikalı Mormonlar çok daha sert bir kovuştur· önemli sorun çıkarıyordu. bir başarı gösterdiler ki zamarıla Osmanlı İmpara­ diği bu meydan okumaya. !ara göç ettiler. dikkate almak zorundaydılar. Bunun sonucu.

ve tabı" oldukları dini ayrımdan kurtulmalarının tek yolu «dönek» almaktı. Türk-olma- yan ögelerin Osmanlı mlrasının kalıntılarından arınmaları yolundaki yüzyıllık sürecin ilk adımı oldu. bu ihanet karşısında gazaba gelerek hain bastonu param parça ettiler ve ne pa- hasına olursa olsun yeniden kendi ayakları üstün- de durma cesaretini toparladılar. Fanaryot Prensi İpsilante'nin Osmanlı İmparatorluğu'nun başına geçmek ve Manyot reisi Mavromihalis'in b~ımsız bir Yuna- nistan yaratmak üzere aynı anda harekete geçme- leriyle kesin bir biçimde belli oldu. Bu iki amacın birbirleriyle uzlaştırı­ lamayacağı 1821'de. Ama tam bu durum sözkonusu oldu~unda Fa- naryotlar «Belirmiş kader» lerini yerine getlreme- diler (1). çünkü Os- ınanlılar bunun üzerine ansızın uyandılar. böylece Fanaryotların «Beliren Kaderi» ile Osmanlı İmparatorluğu'nun geleceği birlikte sıfıra inmiş oldu. Osmanlı İmparatorluğu içinde yaşayan Yunanlı-olmayan uyruklar üze- rinde de aynı etkiyi yarattı. Fenerli- Ierin 1669'dan beri yavaş yavaş ördukleri kudret ağını bir vuruşta parçaladılar. Silaha sarılmak Fanaryot emellerinin sonu demek oldu. İstanbul'daki Fanaryot cemaatinin bir üyesi için nl. Din değiştirmeyi kabul 130 . Katolik «Levantenlen. 1821-29) arasında iki uzlaşmaz özlernin bü- yüsü altında kaldılar. Osmanlılar 1821' de İpsilante'nin savaş harekatı karş~ında. duyulan ihtiyaç da Rumların nüfuzunu artırdı. On sekizinci yüzyılın sonlarına do~­ TU Osmanlı İmparatorlu~u'nda yayılmaya başla­ yan Batı milliyetçili~i virüsüne ilk yakalananlar Rumlar oldu ve Fransız Devrimi'nin patlak verme- siyle Yunan Ba~ımsızlık Savaşı'nın patlak vermesi (tS. de temamlZın bir başka örneğini bulabiliriz. ama aym zamanda da kendi ege- men bağımsız ulusal devletlerini kurmak gibi yeni bir ihtirasa kapıldılar bu devlet İmparatorlu~un parçalanmış cesedinin bir parçasından başka bir şeyolamazdı. Os- ESNEK AZINLIKLAR manlı şirketinde büyük çapta bir ortaklı~a giden yolda sa~lam bir şekilde yerleşmişlerd!. Üstelik. On sekizinci yüzyıla"'gelincıeye kadar. Eski Fanaryotların Osmanlı mirasının tamamına konmak ve Osmanlı İmpara­ torluğu'nu Türk değil-de Yunan yönetimi altında parçalanmadan muhafaza etmek ihtirasından vaz geçmemişlerdi. Fanaryotlar. Yunan milliyetçiliğinin bu ilk patla- ması sadece Türk milliyetçiliğinin ilk kıvıleıınını tutuşturmakla kalmadı. çünkü barışçı bir tavırla Osmanlı devletine sızacak yerde ulusal başkaldırmanın şiddetli yolunu denemeyi tercih ettiler. ödüllerini ellerindEm kaçırdılar. Bir yüz- yıldan fazla bir süredir yaslandıkları değnek elle- rini yaralamıştı ('). Avrupa'dan gelen bu göçmenlerin Osmanlı İmpa­ on altıncı yüzyılda. Batı 88 Müslüman devletinde Hıristiyanlar Doğu Ortodoks Hıristiyan papazı. bu da. Görüş alanımızı Osmanlı İmparatorluğu sınır· larının dışına taşırmadan.torluğu'nda oturmalarına lütfen izin verilmişti yapılmış bir Türk resmi.

sık görüldüğü gibi. Burada.90 Ermeni ve Yahudi tüccarları. Yahudilerin başka yerlerde ığı rolü Hindistan'da oynadılar ve özel usta- ı. Roma İmparatorlUğu'ndakiOr- ks Hıristiyan baskısına karşı koymakla ortaya Ermeni Grigoryen Monofizitler de benzeri adaptasyon yeteneği gösterdiler. Monofizitiere karşılık Nasturi Hıristiyanlar Ro- İmparatorlUğu'nda hayatı çekilmez buldular ve ile İran taraflarına göç ettiler.Ermeni tüccarı da. kim- lerini koruyan ve. Aziz'in Hindistan'a gitmiş hekim olarak da başarı kazandılar. 131 . Hepsinin de kendi kimliklerini uhafaza ettikleri ortam dini bir ortamdır. gene de ticarette başarılı. pek çok Çeşitli insanl çev- e tüccar ve maliyeci olarak başarı kazanıp di- özelliklerinden ileri gelen handikapları yenme- · bildiler.Monoflzitler ile Mısır'daki Kıpti Monofizitler mahalli çevrelerinde aynı meydan okumaya ay- tepkiyi gösterdiler. yasaklamak biçiminde olmuştur. ama mezan iIarın Bağdad'ı yağmalamasından sonra bu yö. Ama Fanar- topluluğunda olduğu gibi Levanten toplulu- da da elinden dönmek. diasporalarına ve bu toplumların sık sık kesin. Levantenler. tS. · eziyetin meydan okumasına ya başka insanlar tepki gösterecekler ya da yok olup gideceklerdi. Emevi ve Abbasi rejimle- de yalnız işadamı olarak değil.olarak tanınan yer Hintli Hıristiyanlar için bir hac merkeziydi. onları aynı zamanda içinde yaşa· yabancı toplumların elinde türlü dini ezi- de maruz bırakmıştır. Son örneklerimizi üçüncü bir durumdan seçi- : Burada. Suriye'deki Ya- i . 1258'de Mo.ve orada ölmüş olması muhtemelen hayal ürünüdür. parya muamelesi gönne sefaletinden ulmuş olmuyorlar. Örneğin Yahudiler. gi_ en davrandılar. kendi yurtlarından kopmuş. Parsi tüccarı gibi. kurai değil istisnaydı. Parsiler. ayni zamanda 91 Meliapore'da Aziz Toma'nın türbesi. uzmanlıklarını değişik koşullarda başa­ la uygularken onlar da Yahudiler gibi esnek. dinleri uğru- 'ye uğrayan uzun süreii tarihleri boyunca zaman na baskıya uğramış. Osmanlı devletinin en yük- mevkileri de önlerinde açılıyordu. her za- ve her yerde ortaya çıkabilir. Fener'deki ortodoks Hıristiyan reayanın ha- dan ya da Fransız Devrimi'ne kadar Batıdaki iılıudilerin hayatından pek farkiı olmayan bir hayatı yaşıyordu. eziyet gören mezhebin üyeleri sa· bir fosil olarak yaşayan ya da başka bir uy- ığın içinde bir diaspora (4) olarak varolan bir lığın halkıdırlar. an oraya buraya dağılan Hıristiyan varisleri- bir göz atalım. - · erinde. getto hayatı­ gerektirdiği erdemleri ve kusurları geliştinnek- gecikInecliler: Gettonun boğucu atıp. öyle ki bugü- .osferinde. hayatın belli yollarında yürü- . bu çeşit dini ayrım. varoluşlarını sürekli kılan dini teristikleri. Şimdi Suriye Toplumunun 89. yığınla teşvik ve çağın- karşın. Haliç'in kuzeyin- · Galata'da ya da başka yerlerde Katolik rea- (3). nisc Ileten hoşgörülü Sasani. kurbanla- a da gene aynı bilinen tepkiyi yaratmıştır.

sekiz ile onuncu yüzyıl arası). her ne kadar bu bakımdan deniz yoluyla Hindistan'a giden din- daşları ölçüsünde başarılı olamadılarsa da. 93 Orta Asya'da bulunmuş. burıların tomrıları (Nasturilik'den Monofizitizm'e dönmüş olarak) bugün Kerala'da. 92 1. Suriye ve İran Dünyalarının Ma- veraünnehir'dekl ileri karakollarının ötesine de ge- çerek büyük Asya steplerinin derinliklerine inmiş ve kıtayı boydan boya geçerek Çin'in öbür ucunda ortaya çıkmışlardı. . (L S.8. «Aziz Torna Hıristiyarıla­ rı» olarak yaşamaktadırlar. yaşadık­ ları kısa süre içinde İnsanlık tarihinde daha derin bir iz bırakmayı başarmı~lardır.Başka bir kısmı da ka- radan yola çıkmış. İslam İmparatorluğu'ndaki iş alarıları bu felaketle yıkılmazdan önce Nasturiler dünyanın köşe bucağındaki başka insani çevrelere de yerleş­ mişlerdi. mücevberli Nasturi istavrozlan. Bir kısmı deniz yoluyla Hindistan'ın batı sahiline uzanmış ve Hindistan yarımadasının ucu- na giderek orada bir dünya kurmuşlardı. 181'de Pekin yakınlarına konan bu dikili taş Çintdeki Nasturi Hıristi. relerde Abbasi Halifeliği'nin yıkılmasıyla başlayan büyük toplumsal kargaşalıkta da varlıklarlIll koru- yabildiler. Ama. yanlarım misyonunu belgeliyor. Bir zamarılar Orta ve Doğu As- ya'da·kendilerine yurt edinen bu Nasturi öncüler- den bugüne kimse kalmamıştır. 132 .

İ. nün. olağanüstü güç çevrelerde rağı ekime elverişli hale getirmeyi de zaten bilmi- duğunu gördük. Batı Hıristiyan Uygarlığı ile Rus mı olur ve dolayısıyla. yaşadıkları insarıl çevrede toplumsal değerlerini tarihçi olarak Moğol fatihin hizmetine girdiler. Başka bir söy. 'Ortodoks yenilgiye uğratınca perde kapandı. Sonunda. kireçli topraklara yerleşti.- . Bu kendi başına hiç bir şeyi Zerdüştçülük ve Musevilik. nin generali de Nasturi'ydi. l260'da Şam'ı zapteden öncü müfrezesi- perest Moğol hakanı Cengiz Han yüksek steplerde. Doğu Asya'da Nasturiler T'ang Çağı'nda (İ. Örneğin. ormanıarın altında yatan zengin top- üstü kolay değil. biçimde yenilgiye uğratmıştı. nın İnsanları daha üstün araçlarının ve teknoloji- leyŞe. Kuzey Avrupa ormarılarının turi ve Monolizit Hıristiyanlığı ise yeni uygarlık­ . Zerdüştçü ve Musevi tepkileri . tepkiyi imkansızlaştıracak derecede aşırı olduğu­ etki de o kadar fazla olur. bir grubun meydan okumaya gerekli tepkiyi başarısız oldu. Bron' Çağı'nın ve Demir Çağı' olduğunu incelememiz gerekiyor. sadece bu olguyla. harekete yaslandı. ratorluğun hükümdarlarınadüpedüz ortak oldular. İran ve t etmez. Nasturi ve Monolizit tepkileri de rememesiyle. şu şekilde lara. içinde nın çaresine bakmayı başardılar. yoksa Bu sorulara inandırıcı bir cevap yerebilmek gerekmiyor muydu? Bu meydan okuma karşısında meydan okumanın aşırı olduğu durumların tepki gösterebilmek için çeşitli girişimlerde bulun- anık ve belirsiz olmayan kanıtlarını bulmalıyız. böylece. belirli bir durumda be. Nas- bırakmıştır. cezalandırılma ve ezi. teşvik edi. meydan okumanın sertliğinin toplum için önemli bir meydan okumaydı (1). ama. lerine de kendi dinlerini benimseterek neredeyse Nasturiler bazı Moğol ileri gelenlerine Hıristiyan­ ayrı bir Uzak Doğu Hıristiyan Uygarlığı yaratacak lığı kabul ettirmeyi bile başardılar. Ölü doğmuş girişimlerdi. Bağdad'ı talan eden ve Irak'ı yakıp yıkan Hülagü biydi. Görüldüğü gibi bu Na. başka bir uygar- 133 . 17DogmıdanOlen Uygarlıklar !rtık sözkonusu tartışmamızı bir sonuca ulaş­ ağaçları devirmek için gerekli araçlardan yoksun bileceğimiz noktaya geldik. çünkü başarılı bir tepkiye yol açmış Suriye Uygarlıklarının dini terinilerle iladesiydi- lıemen hemen her meydan okuma. bir noktadan sonra sertliğin artışı Büyük İskender'in ardından Helenizmin Suri- ısmda tepki ufalır mı?' Hatta bu noktanın da ye ve İran Dünyalarına politik müdahalesi. Zor- 'ce arttığı ve buna başarıyla tepki gösterme im.S.S. arşivlerini Nasturi Hıristiyan katipler düzerıledi. dular ve bütün bu girişimler araç olarak dini bir Meydan okumanın aşırılığı. Helenizmin saldırısıyla savunma durumuna yüzüncü ya da bininci çağrıda düelloya girinceye geçen bu uygarlıkların ikisi de helen darbesini ye- bdar birbiri ardından sürüyle düellocuyu saf dışı meden önce başarılı bir şekilde gelişmişlerdi. bu ikı ine geçtiğimizde. i meydan okuması Paleolitik İnsanı etkili lar yaratmak yolunda. la müdahale eden bu uygarlığa karşı ayaklanıp ınm ortadan kalktığı bir noktaya gelinir mi? onu kapı dışarı etmeleri gerekiyor muydu. meydan okumanın Uygarlığının öncüleri Atlas Okyanusu'ndan Ural- dığı tepkide sınırsız bir enerji artması mi lara kadar ormanı egemenlikleri altına aldılar. yordu.S. i. cezalandırma meydan okumasına koruyucularının yenilgisinden sonra bile başları­ tepki olarak geliştirdikleri özel yetenekler.. yarı-Nasturileşnilş Göçebeleri birbiri ardı sıra turL Hıristiyan Uygur Türklerinin tarihi. 'Onun için ormanıardan kaçındı ve kumluk- görmenin sonuçlarını araştırarak. tadır. gene de nu göstermez. Onlar da "Beliren Kader» lerlni az farkla ka- leri üzerindeki mahalli tekelleri sayesinde. ormarıların meydan okumasının her türlü dıleydan okuma ne kadar büyük olursa. İslam tepkisi başarı kazandı. Yazıcı. 737'de Maveraünnehir vahaları Arap Han'ın karılarından biri Nasturi'ydi. kesin bir şe­ başarısız oldu. ola. yüzyıla yakın süre boyunca Büyük Hakan'ın saray rasya steplerindeki vahalarda yerleşik Uygur Türk. başarılı savaşçı ler. Paleolitik İnsan. Av. düşük bir çocuk gi. sırasıyla. teşvik de böylece alabildiğine yoğun­ cerdiler. Uygarlıkların. Aİna onun bu de- formüllendirebileceğimiz genel bir kural bulduk: neyleri. Hıristiyan Rum Fanaryotlarınıntarihini andırmak­ le Nasturi öncüler. 1258'de duruma geldiler ('). Doğmadan ölen bir uygarlık. tDde kanıtlanamaz. Bu durumda bi. olur? Yoksa. daha yüksek bir kültürün öge.» Gelgelelim. yoksa sınırlı de Neolitik Çağ'ın. Göçebe çırdılar. lerde kaldığıve Karakurum'un başkent olduğu bir 618-907) toplumun etkin üyeleri olmuşlardı. çünkü onun yenilgiye uğradığı yer- kuraIm geçerliliğinin mutlak mı. sayman. öylesine yükseltmişti ki sonunda büyük bir impa- )(oğol ımparatorluğu'nun ağırlık merkezinin step. gene HÜlagü' Imparatorluğu'na katılınca gelişme durdu ve put. olduğu gibi.S. Ama bu. meydan okumanın sertliğini alabildiğine lerinin yardımıyla belli bir başarı kaZanmayı be- ınrsak. İ.

Hıristiyanlık çağı­ nofizitler ya diasporalar halinde ya da gözden ırak . Bir Suriye ve Helen. Ya ta. bu helen üstünlüğü de oynadıkıarı belirli bir rolü başlangıçta oynamaya anakronlk bir nitelik almıştı. köşe bucaklarda yaşayabilirken. Ne Nasturiler. nın beşinci yüzyılında eski Suriye ve Helen kültür. Suriye-Helen leri Yahudiler ve Samaryalılar dışında bütün eskl <kültür-karışımı» İslam Uygarlığı'nı yarattı. Lalibela'da kayadan oyulmuş bir on üçüncü yüzyıl kilisesinin damı. Böyle bir durum ortaya Çıktığı zamanda başa çı)cabilecek gücü gösteremediler. mam Hıristiyanların deneyip de başaramadığı gi- fizitizmin Hıristiyan Kilisesi ve Roma İmparator­ rişim daha sonra Müslümanlar tarafından başarı­ luğu'nda Helen üstünlüğünü sarsmak için gIrişii­ ya ulaştınldı. Gelgelelim. Nasturiler iki rakip uygarlığın birincisi gölgede kalır. bu Roma d~­ kalıntı olarak yaşar. 134 . kovuklarda bir nofizitler yeraltına itildi. Mo- mamen yok olur ya da deliklerde.halklarının ortak kültürü olan bir uygarlığın yerıni bir başka uygarlığın alması bize ETKISIZ MEYDAN OKUMA 94 Fiziksel coğrafi koşullar Etyopya Hıristiyanlarını dışardan gelecek teşviklere karşı ko- rudu: Topluluk izole olarak bitkisel bir hayat yaşadı.lığın üyelerinin daha sonraki bir tarihte başarıyla «karışırn» haline gelince. ne de kalkışan ve beceremeyen bir uygarlık olarak tanım­ Monofizitler. Nasturiler ve Mo- miş iki çaba olduğunu gördük. Bunun sonucunda. Az önce Nasturiliğin ve Mono. Roma İmparatorluğu'nun dışına sürüldüler. Helen «emperyalistler»le (Melkitler) lanabilir.

grubun hem daha sert hem de daha yumuşak mey- meye adaydır. 135 . Üç terimli tasının nerede oduğunu bulabiliriz ve o zaman bir karşılaştırma yöntemi uygularsak bu soruna meydan okuma-ve-tepki ilişkisinin. bir meydan okumanın gerçekten başa çıkı­ de fazla yumuşak olan iki tip meydan okumayı lamayacak kadar sert olup olmadığını anlamamız temsil ettiğini saptarsak. Yerini bir başkasına bırakan her bir durumdan başlayalım. kiyi teşvik etmek bakımından biri fazla sert. sertliğin' optimum nok- Için gerekli kesin kanıtları bize vermez. çok iyi bildiği­ dalıa verimli bir yaklaşım yolu bulabiliriz. biri nuçları.bir ipucu veriyor. sonra bunu benzer bir uygarlık. okumanın bir başka rakipten başarılı karşılığı al. Önce bır miz azalan kar yasasına uyduğunu da anlarız. iki aşırı ucun. O zaman başlangıç noktamızın iki aşırı da. dan okumalara karşı tepkileri örnekleriyle karşı­ Şimdiye kadar gözden geçirdiğimiz durumlar. laştıralım. yaratıcı bir tep- dığını gördük. Karakuş'da bir «Hıristiyan tapınağ1>>Ddan duvar resmi. bazı rakipleri yenilgiye uğratan bir meydan uç arasında bir orta yere isabet ettiğini görürüz. doğmadan ölen uygarlıklar listesine gir. Başka bir söyleyişle. meydan okumanın başarılı bir tepkiye yol açtığı Şimdi bu durumu İslamiyet ile Hıristiyanlık ÜSTEsINDEN GELİNEMEYEN 95 Orta Asya'da kurulmaya başlanan Nasturl Hıristiyan uygarlığı daha köklenemeden MEYDAN OKUMA Müslüman Araplar karşısında ezildi. ama tarihi olayların bu çeşitten so.

Mo- Nasturi inanışın'dini teşviki de bu elverişli insani nofitizmin Habeşistan'daki fosilinin bugüne kadar ve fiziksel koşullara ekleniyordu. Uzun ve bütünsel bir kültür tıcılığı imkansızlaştıracak derecede yüksek olmuş­ karışımı olmuştu: İran. yara- verişli görünüyordu. Yerleşik ahalinin bir- lıyordu. düşük na gelemeyecek bir barışı kabul etmekle Maveraün- doğmadan önce Öküz-İnci nehirleri havzasında nehirliler iktisadi yok olma tehlikesinden kurtul- oluşmaya başlamıştı. 737-41 arasında meyi kabuı etmeleri aynı zamanda kendi uygarlık­ kesin bir şekilde Arap İmparatorluğu'na bağlan­ lannın tohumunun kaçınılmaz bir şekilde imha e- ması oldu. ne de . Roma İmpara­ meydan okuyordu. Bu olayda.ı. Habe. tam ola- çok kereler bu ik. meydan okumanın torluğu'nda dini baskıdan kaçan müminlerin Orta mahalli biçimi fazlasıyla güçsüz olduğu için başa­ Asya'ya ve hatta Çin'e kadar getirdikleri canlı bir rıya ulaşamayan bir tepki örneğini görüyoruz. Hıristiyanlık çağının beşinci ve altıncı yüzyıl­ şen tepkilere yol açan. Helen ve Hint kül. ama yabancı bir evrensel devletle bütünleş­ den alan darbe bu bölgenin tS. dini hareketin genişleyendal~a­ rak kaynaşmışlardı: Yerli İrarılı köylüler tÖ.teşvik edebilmiştir.§mesi için gerekli bütün koşullar hazır gö- kültürel istila dalgaları bir iz bırakmadan gerile. mahalli fiziksel çev. çünkü. güverıle' geçmelerinin gerektiğini an- daki (bugünkü Etyopya) Monofizit Hıristiyanlığa layacak kadar sağduyu sahibiydiler. kervan yollarını açık tutmak mümkün olmadı. lrklar da gene arasındaki çatışmalar örneğinde inceleyelim. torluğu'nda bazı yeni pazarlara nüfuz edebilme u- turl Hıristiyan Uygarlığının doğumunu kesirılikle mudu bu politik bağımlılık alternatifini daha kat- örıledi. de efendilerin ve uyruklann refahının Doğu-Batı Ama Batı dünyası. Böylece.n- ci yüzyılda Frasça konuşan Göçebelerle karışmış­ temle gözden' geçirdiğimizde. İslam'ın meydan ortalığı yakıp yıkarak geçen Türkeş Göçebeler'e okuması burada bir sonuç vermedi. Bu şehir devletleri gerek tı Toplumu saldırı karşısındaboğulmak bir yana is- Eftalitler ve gerekse sonradan gelen Türk beyleriy- tilacıları geriletti ve politik.i. değişik şiddette bir dizi mey- larında Türkçe konu§l!n Göçebeler etnik karışıma dan okuma olayı görüyoruz.de. Bir- aynı şekilde uzun süreden beri karışmış. edilmez sarplığıdır. Kayıtsız şartşız teslimiyet anlamı­ de olan bu Uzak Doğu Hıristiyan Uygarlığı. başarı derecesı degı­ lar. Arap istilacılara ve kısa bir süre için le bir parçacığı olarak kalmıştır. bu legelen bütün meydan okumalar gibi İslamiyet'in yollar bir kere kapanınca Maveraünnehir'in bütün Habeşistan üzerinde etkisi. rünüyordu. külasyon) sonuçlanmıştı. dolayısıyla kervarıların kendi ülkelerinde en- ce bir tanesiydi. ğımlılığın ılımlı bir biçimine rıza göstereceklerdi. ikin- ları çatıştı.daha üstün ni. Fetihten önce bölgedeki bütün mahalli dilmesi arılamma geliyordu. tu. l 136 . çünkü. Doğu'daki Maveraünnehir Nastu. renin nüfuz edilmezliği yüzünden optimum sertlik Araplar iki alternatif gösteriyorlardı: Ya çaresiz bir noktasının çok altında kalmıştı. rimli çeşitliliği. iki tabaka daha eklemişlerdi. modern (Batı Türkleri) karşı yürütülen uzun direniş ha- teknolojinin Habeşistan'ın doğal korunaklarını reketi. Sonradan gelen beyler egemerılik yoluna başarılı bir şekilde girmiş oldu. Yeni fatihler ise Akdeniz'in güney kıyıla­ kaç muhkem vahada yoğurılaşması toplumsal ya- rındaki sınırlarını aşıp ilerlerken zaferden zafere pının politik bakımdan bağımsız ama iktisadi ve koşmuşlardı. dünyaya gelme fırsatını elin. İnsani ögenin bu ve- 732'de Fransa içlerine girdikleri zaman Batı Top. ne kayalığı içine alabilmiş. öylesine yoğun anarşi koşulları yarattı ki hayvanca bir zorlamayla yıktığı çağa kadar görü. Güneyde. fiziksel çevrenin karakteriyle de lumu kendini kurma mücadelesine. Horasan'dan Atlas Okyanusu'na kadar uzanan bir nun tam karşıtı bir nedenden ötürü başarısız oldu. Bu durumda meydan koşuılar orada yeni bir uygarliğın doğmasına el. aşın olma- kım şehir-devletleri halinde eklemlenmesiyle (arti- dığını gösterdi. Müslümanlar LS. Hıristiyanlık Çağırun yedinci yüzyı­ deki dağların nüfuz. kültürel özerklik ve le iyi ilişkiler içindeydiler. Nasturi krizaliti içinde bir tohum niteliğin­ lanılır kılıyordu. okumaya karşılık gösterilen tepkinin fiyatı. kanı damarlarından durduruıamaksızın akıp gitti. çevresin. türlerinin eritme potasıydı burası. daha yeni baş­ korunmuş ve vurguıanmıştı. Bu ilkel lında. Ama gene de bu çarpıcı meydan oku- kültürel bakımlardan birbirleriyle bağıntılı birta- manın sonucu meydan okumanın {azl. Olgurılaşamadan yok oluşunun nede- miş. Suriye. Bu çatışmaları karşılaştırmalı bır YO. riliğinin İslami meydan okumaya karşı tepkisi bu. duıar. hinterlandı emri altında buıunduran Arap İmpara­ Meydan okuma öylesine sertti ki Uzak Doğu Nas. İslamiyet Habeşistan' geııenmeden. Maveraünnehir'deki yeni uygarlık tohumu- fosilin karaya vurduğu kayalığı ard arda yalayan nun gel. garip bir şekilde varkalmasının nedeni. yeni doğma sürecindeki Ba. meydan okumaya yeterli tepkiyi göstermeyi başa­ şistan Monofotiz mi Hıristiyomhğın durgun ve ızo­ ramamasıdır. iktisadi buhrana sürük!enecek ya da politik ba- Öte yandan. Müslüman-Hıristiyan ça- kervan yolundaki transit ticaretine bağlı olduğu­ tışmasının patlak verdiği çeşitli noktalardan sade- mı. Müslüman Arap saldırısının sunduğu tehlikeli bir çaba gösterilmesini .

Böylece İslami­ ne. Batı da. Monofizit Hıristiyan eşit derecede uzaktır. Nasturi Hıristiyan mezhebi de sadece Kür- nıçın bırer uygarlık yaratabildiklerini ve· Nasturi ile distan dağlarında ve Hindistan'ın güney batı u- Monofizit Hıristiyan mezheplerinin niçin bunu ba. İslamiyet'i yenilgi- deki zorlaması o kadar zayıttı ki gÖZıe görülür hiç ye uğratacak kadar güçıüydü. zit Hıristiyanlığı zorlaması. Belli ki İslami meydan okumanın Batı Hıris­ raünnehir'de İslamiyet'in Nasturi Hıristiyanlığı ü- tiyanlığı karşısında gösterdiği şiddet derec~si. Öte yandan. işine yaramadı. daha yüksek düzeyde bir teşvik tunamamışlardı ve Ortodoks Hıristiyanlığın sonun- oldu. tepkinin canlılığından yalistler»in «Ortodoks» Hıristiyanlığına karşı tu- da anlaşıldığı gibi.. gerek Habeşiştan Monofizitizmi. Şimdi İslamiyetle çeşitli Hıristiyan toplulukla. yet Hıristiyanlığın bu iki çeşidini gölgede bıraktı şı meydan okumalarının sertliğiyse gerekli dozdan 'le onların miraslarına kondu. zerine zorlaması o kadar g"Üçlüydü ki sonuç bu uy- timum noktadır. yeşeren uygarlıklarla mezhebi Habeşistan ve Ermenistan'ın sarp dağlık ölü doğan uygarlıklar arasındaki ayrımın ölçütünü bölgeleri dışında ancak diasporalar halinde barına­ bulabilivoruz. gördüğümüz gibi. gerekse Orta Asya Nasturi Hıristiyanlığınakar. Burada. İs­ yalistler»in üstünlüğünü yenilgiye uğratacak ka- lam dalgasının Habeşiştan Monofizitizmi üzerin. bir nında yakaladı ve daha tohum halindeyken imha teşvik ögesi olamayacak kadar zayıftı. op. Hıristiyan Batı dünyasına ve Monofizit Hıristiyan mezhepleri Helen «emper- karşı daha güçlü zorlaması. dar güçlü olabilmişti. Batı Hıristiyanlığı ile İslamiyet'in bildi. Habeşistan'da İslamiyet'in Monofi- lumlu bir tepki gösteremeyecek kadar zayıf bir a. Helen «emper- n arasındaki çatışmaları bir sıraya sokabiliriz. şaramadığını anlıyoruz. Nasturi bir teşvik yaratmadı. cundaki bataklık ve cangıllarda yaşayabiidi. 137 . garlık tohumunun ezilmesi oldu. İslamiyet. ama Mave- etti. Nasturi Hıristiyanlığı üzerindeki zorlamasıy­ da İslam karşısında yenilgiye uğraması da onların sa bu toplumu henüz meydan okumaya karşı 0.

bir meydan okumaya karşı başarılı bir tepkinin yeni bir meydan okumaya yol açması. araştır. O zaman. bu meydan okuma-ve-tepki dizisindeki ba- samakların belli bir yöne götürüp götürmediğini. bir toplumun büyümeye de- vam etmesi için. böylece tek bir hareketin bir hareket dizisine dönüşmesi gereki- yor. ama genel bir anlamda bir toplumun büyü•. Görünüşe bakılırsa. dolayısıyla bir uygarlığın gelecekteki kaderinin bu yaratıcı insanlar azınlığının elinde bulunduğuna inanıyorum. BÖLÜMIII UYGARLIKLARIN BÜYÜMESİ Doğmayı başarmış bir uygarlık ilk ve en yüksek engeli aşmış demektir. mesinin toplum önderlerinin kazandığı gittikçe artan ka- rarlılık gücüyle ölçülebildiğini görüyorum. ama bu otomatik bir şekilde başarıdan başarıya koşacağı anlamına gelir mi? Doğumdan sonra büyüme süreçleri kesilen bazı toplumların varolması. onun için ben de bOYOme olayının kendisini araştırmayı gerekli gö- rüyorum. . Önceden bilinebilir bir hedefe doğru kaçınılmaz bir ilerleme bana insani a. mam gerekiyor.lemde olmaz gibi görünüyor. bu- nun h'er iaman böyle olmadığını gösteriyor.

kendisini j nel bir hareketsizlik içinde hapsedilmiş durumda bulabilir. Olağanüstü bir zorlamaya kal şan bir uygarlık. yeni yarat ilerlemeler yapma imkanından yoksun kaldılar. büt enerjilerini bu tek büyük meydan okuma ile mücadelesinde tili tebilir. baştan açıkça yenik düşmese bile.' ama bunu yaparken çevrE'.-- Renkli Resim : 21 BÜYÜMENlN DURDURULMASı Din değiştiren göçebe Moğollar. Orta Asya Göçebelerinin alınyazısı böyle oldu: Steplerı ki hayatın katı zorunluluklarına kendilerini uydurmayı başar lar.lerinin kölesi oldular. 140 .

.

.

Prometheus'un cezalandırılması bu yüzden araştırmanın tehlikeli meyvalarını temsil eden bir mecaz sayılıyor.Reııldi Resim: 22 BUYtlME ATILIMI Doğum tek bir eylemdir: Büyüme sürekli bir süreç. Mitin Ortaçağ'daki anlatımları. Meydan oku- ma·ve-tepki devinimi. Burada Promet- heus ateşi tam anlamıyla hayat veren bir güç olarak gösterilmiş. yasak ateş gücünü tnsan'a vererek despot Zeus'a başkaldırdıktan sonra. Prometheus miti bu ilerici atılımı içerir. eğer her ba15arılı tepki yeni yaratıcı uyar· Iamalar getiren bir eşitsizlik sağlıyorsa. putperest oriji- nale Hıristiyan eğilimler de kattılar ve Prometheus'u Tanrı'ya başkaldıran biri olarak değil. Bu on beşinci yüzyıl minyatüründe Prometheus'un ilkin Evren kürelerİ arasından elde meşaleyle geçişi. Yaratılış'ta Onun ortağı olarak gör- düler. merkeroe ise een- netteki kıpırtısız İnsan'} canlandırışı görülüyor. çünkü Prometheus. 143 . ama aynı zamanda bilgi ve entelektüel merakın ateşi olmak gi- bi simgesel bir anlamı da var. kendi kendini sürdürebi- len bir dizi olur. onu İnsanlığın sürekli gelişmesine izin ver- meye ikna eder.

sekizinci yüzyılda. lerdir. noktasında (adalar ve "ahalar dışında) insanlara Düstur!an ve nihayet kitabeleri "J'y suis. bu aşın cesur dağcılar yenilgiyi kabul etmeden. leri çevreye esir düşmüşlerdir. hepsinin aynı tür bir zorlama. dan okumasına cevap vermişlerdir. tında tutarken eridiğini gördüler. (') Bunun gibi. yanustur. ledir. Bu kabilelerden. . güçsüzleşmeye mahkum ürkek ya da daha akıllı başka dağcıların tersine eden bir etkendir.. enerjileri ve cesaretleri düş­ fazla fiziksel benzerlik gösterdiği öge. Bu olay. yerleşme imkanı ta- te" (Olduğum yerde duruyorum) dir. tüne ve hemen bu alanın sınırlarından ltdışanıı lir. Ölü doğan uygarlık­ rın gelişmesine izin vermeyen fiziksel ve ideolojik lar son derece güç bir doğumu başarır başarmaz bir çevre içinde yaşarlar. doğumu başaran ama gelişmesi de. tropik cangıUarından hiç de aşağı kalmayan mey- rumda kaskati kesilmiş. Steplerin en lar. nımaz. şimdi bundan ötesini araştırmamız gerekli Helen toplumunun ortak bir sorunu olan nüfus mi? Doğum bir kez gerçekleştikten sonra büyüme baskısına çare olarak HeUas içinde fetihe kaIkışa­ bunu kendiliğinden izlemez mi? Görünüşe bakılır­ rak topraklarını genişletince tüm yaratıcı enerji- sa bu sorunun cevabı büyümenin. lerinin akraba ama düşman bir nüfusu denetim al- doğumu izlemediğidir. kara parçasıyla ölçülmeyecek kadar haşin olan ok- mıştır ve rabat hir yere tırmanmaya yetecek ye. insan topl ul uklarına sürekli olarak yaşadıkla­ nın herlıa. hayvancı. aynı uygarlık içinde bir top. Demek ki. herhangi bir memek için harcadıkları korkunç çabada toplan. dinlenme. tamamen imkansız terdiği için biz de birtakım çözümler getirmeye ça. ye tesbit ettiğimiz örneklere ek olarak üçüncü bir Bu örneklere ek olarak başlatıcı doğum zorla- toplum ya da toplum içinde topluluk tipi bulabili. rı yerin kara parçalarından çok daha büyük ko- Bu durma fenomenini bir çok toplumda çöküşle­ laylıklar sağlar. fiziksel tabiatm Arktik buzlarından ya da bir daha kıpırdamaya cesaret edemeyecek bir du. Bu yeni siyasi soruna ça- uygarlıkların doğuşunun en ufak bir şüpheye yer re olarak yarattıkları kalıplı. dilerini en ufak bir kımıltı yapamayacak durumda vam etmeyen. Son derece ayrı ve uygun bir Arktik kültür Büyümesi duran toplumların ya da topluluk. masını gerçekleştirdikten sonra büyumek için ken- riz: Bunlar. ana topluluktan yeni bir kabile yenilgiyi garantilemiş olurlar. balık sürüleri bulmak 144 .::nerjileri de ycktur.ıgi bir aşamasında büyümesi durabilir. geçme cezası olarak) sürekli bir "devamnın ge- ğiz. kayalığa sarılmış bulur. ama başarıları dinamizm halinde açık olmasıdır. geliştirmekle birlikte Eskimolar. ileri bir toplumsal gelişmeyi ~ . gin örneği Avrasyalı Göçebe Toplumdur.18 Büyümenin Durdurulmasına Ornekler Uygarlıkların büyümesi önemli sorunlar yara. rekliliğini her an hatırlatırlar: Yoksa bütün bü- luluk komşuları büyümeye devam ederken durabi. ve gündelik hayatın böylesine katı bir çerçeve için- silcileri. yıl­ Büyümesi durdurulmuş toplumların en belir- madan meydan okumaya cevap vererek dik ka. Bütün hünerleri.kazanmakla bundan sonrakinde büyüyen olursa. kılıyordu. toplum kurmak üzere ayrılır. Bunlar büyük ve esnek toplulukla- okumalara karşı tepkilerdir. doğumdan sonra büyümesi duran bulan başka toplumlar da vardır. Stepin yüzeyiyle okyanusun yüzeyinin dek . Demek ki toplumsal kayemizde (1) büyümesi duran toplumların tem. Göçebeler yalıkla boğuşurlar. kendiliğinden. büyümesi duran toplumlar sel kurum ve uygulamalarla yetinemeyecek kadar bu ilk ravnd'da. Ispartalılar da LO. Her ikisi de yolculuk ve ulaşım bakımın­ Pratikte bir toplum doğduktan sonra hayatı­ dan. Afrika Dünyasındaki ufak toplulukların da sındaki sınırın en tehlikeli yerinden gelen meydan çoğu böyledir. ama her ikisi de (üzerlerinden rinden sonra. ancak hemen sonra kendilerini stepin. lıştık. Geniş yüzeyinin hiç bir dünyasında değil statiklik dünyasında yer alıyor. stepte otlak arayarak ba yığınlarını yönetmek gibi önceden eşini görme. göçebe bir toplum olmaktan çıkıp sağ"lam topraklar üzerinde kendilerine yer çıkıp İmparatorluk Gücü'ne sıçrarken. Bizim dağcılar hi. hayatlarının son evresinde görece. bunu başarması ve salt bu nedenle revini yerine getirirken bütün güçlerini tüketmiş­ hareketsiz kalmasıdır. Daha toplumu tecrit edilmeye. fethetmek istedik- ların ortak özelliği. Bunlar teşvikle aşınıık ara. bulmaları gerekir. geniş te. çünkü varkalma gö- ya kalkışması. Eskimolar böy- toplumlardır. gelenek- yenilgiye uğramışken. de yaratılmasına yol açan ihtiyaç aynı zamanda o lunduğu yerden tırmanmaya başlayanlardır. İnsana şaşkınlık veren bil' ortak yanı. katı kurumlar daha vermeyecek kadar önemli bir sorun olduğunu gös. İnsanoğluna ancak konak noktaları akl'obalik gösteridir bu. dağ yamacını en tehlikeli çıkıntıların bu. kalıcı bir varolma. Gelişmiş ve ölü doğmuş di. J'y res. dikleri bir meydan okumayla karşılaşan Osmanlı tır mı? Şu noktaya kadar yaptığımız araştırmalar Türklerinin başına geldi. yayılmış göçebe sürüleriyle.

ılma ortada yeterlı arkeolojik kanıt olmayınca. ('I) insanoğlunun fiziksel çevresini evcilleştirme ve dizginleme yolunda ilk girişimlerirti araştırır­ ten iktisadi üretim tarzlarının birbirini izleyen ~alar halinde ilerleyip geliştiği varsayımina dayanan bir gelişme modeli uygulamak mümkün- dür. teoriye göre. on dördüncü yüzyıldan bir Moğol resmi. Görüleceği gibi. geçirn araçlarını. olarak uzun süre statik bir hayat yaşadılar. İskitler. · okyanusu tarayan balıkçı filoları arasında ger- k bir be. (4) Son ıamanlarda nüfus baskısı varsayımı. za- anı tahmin edebilme sorunudur. buna göre. bunun gibi denizin karşıt kı­ nndan gelen malların değiş tokuşunu yapan car konvoylarıyla stepin' karşıt uçlarıoı birleş­ n deve kervanları arasında. Haçlıla­ n gemilerine binip Avrupa ve Doğu Akdeniz kı­ larma dalgalar halinde yayılmalarına yol açan nüfus patlaması hareketleriyle Araplar. kuruma süreci şiddetlendikçe bu kez yerleşik çiftçiler ve hayvancılar durmadan küçülen ekilebilir toprak- lar alanından çıkarak. çevredeki stepte daha gez- gin bir hayvan üretimi tarzı benimsemeye zorlan- dılar ve mevsimden mevsime sürüleriyle birlikte stepin geçici ekim alanlarına taşındılar. varolan üre- tim tekniklerini geliştirme imkanı olmadığı için artan nüfusa cevap olarak eski insarıların. ürklcr "e Moğolların stepteki yörüngelerinden ırlayı!) ~iddetle ve apansız Mısır'ın. 'kuruma derecesi art- tıkça önce insanların avladığı yabani hayvan sü- rüleri yok olarak eskiden tamamen avcılıkla geçi- nen toplulukların hayatlarını daha az elverişli ko- şullarda sürdürmelerine. Bu sürecin aşamalannı örne. deniz korsanlarl\· YARIDA KALMıŞ GELIŞME 96 Göçebe kampında hayat. çöl eşkiyaları arasında. Sorun. ve Vikinglerin. büyüyen Japon Uygarlığı'nın etki alanı dışında. Irak'ın. bu standart gelişmeden hay- vanları evcilleştirme aşamasında kopup ayrılan 97 Japonya'da donmuş bir nehir üstünde Aynu balıkçılar. Rus- 'nın. bu rıya nasıl bir te~vik sonucunda varıldığını bul- mak bir tahmin meselesi olmaktadır. örneğin bitki ve hayvanları evcilleştir- 145 . Daha sonra. ilkel bir tarıma ve ken- dileri için artık bulamadıkları yiyeceklerle yabani hayvanları besleyip evcilleştirmeye yol açtığı sonu- cuna varılmıştır. ğin iklim değişikliklerine bağlamak girişimlerinde bulunulmuştur.- IIba göre Göçebeliğin. Hindistan'ın ya da Çin'in yerleşik toprak- ma gelmesi arasında aynı benzerlik var. çünkü Orta As- ya pastoral Göçebeliğinin tarihi kökenini belirli bir yere ve kesin bir zamana bağlamanuza yarayacak hiç bir bilgi yoktur.ızerlik var. buna göre avcılık ve toplayıcılık aşamasını izleyen bitki ve hayvanları evcilleştirme aşama­ Sından sonra tarımsal çiftçiliğin ve hayvancılığın bir karışımı olan yerleşik biçime geçilir. Kutup Kuşağının hemen altında otııran avcı ve balıkçı bir topluluk laşmış bir biçimidir. bir alternatif sistem olduğunu varsayabiliriz. Aynular. aslında hayvancılığın iyice uzman. Göçebeler'in Tabiat'ın mey- n okumasına gös:erdikleri tepki bir zorlamadır. Bu ka. kü Göçebelik. çün.

rılmıştır. Dahası Göçebeliğin. yakıtuu. Fiziksel doğayla değil. sürekli iktisadi savaş içinden zaferi sö- re çok daha azdır. elindeki tek kaynak olan sürüsüne dayanmak zorundadır. Hayvancı Göçebelik ekono- mik etkinliklerin en uzmanlaşrruş olanlarından bi- ridir. Bu iki teori hayvancı Göçebelik kuru. hayvanların ardarda Öyleyse. ister nüfus baskısı isterse başka her. kendine nimseyen insanları. nenmemiş bir yöntem olduğunu. bunu be. ları stepin geniş alanlarında.bir tepki alternatifi olarak Göçebe de otoritesi altındaki insanlar ve hayvan- başladığuu varsayınamız için bile herhangi bir ka. Göçebe hayat biçiminin. talarını ve meraları kaçırmak istemiyorsa -za- rülerin. çünkü yerleşik bir ev ve toprağı ekme imka- nından yoksun olan göçebe. çevrenin cimri şartları­ nın zorlamasıy·la yaratıldığını düşünmek de akla yakındır.gideceği yönü ve uzak- nin bunlara rastlayıp gün ışığına çıkarması ihti. Göçebe. Göçebeliğin kökenleri konusunda kesin kanıt­ lar henüz gün ışığına çıkmamıştır. Gene hiç şüphesiz buna karşı gösterilen tepki canla başla ve inatla yürütülınüştü. Tarımla uğraşanların görece durağanlığının yalnızca ispatlanmamış düşünceler olarak kalma. stepin 98 Göçebe sanatı: Bir İskit kılıç kınından ayrıntı. kendisi. tepkisi olduğu meydan okumanın içkin sert. tarımsal üretim tarzlarındaki yemlenebileceği otlak alanlarının kapasitesini be- değişikliklerin tarihlerini yaklaşık olarak bile tes. çünkü herhangi bir yerde yapılan bir kazının ki oldukça kalabalık sayıda insan ve hayvan grup- sağladığı sınırlı kanıtların analoji yoluyla zaman larının. ama son derece zorlu koşuııar altında bu gücü başarıyla uygulayabiirnek için özel bir hü- ner geliştirmeleri ve aynı zamanda bu hüneri ge- liştirmek için de özel ahlaki ve entelektüel güçler edinmeleri gerekiyordu. kendisi gibi erdemli davranmasını beklernesi gibi. barınağını. Göçebe Baş­ mali. Göçebeliğin nıt yoktur. ana akım olan tanmsal geliş­ güvenınek. nün de ölümü demektir. sürüleri ve davar- yamayız. Göçebe- ler çok gelişmiş bir hayvancılık sanatından aldık­ ları güç sayesinde aşırı düşman bir çevreyle boğu­ şuyorlardı. maddi ve manevi dayanıklılık gibi er- meden saptırıp sonunda yerinde saymak anlarruna demıere bağlıdır. küp alması. kanının. çorak ve düşman bir çevrede hareketini or- zaınan hayvancı Göçebelik için kuııanılrruş geniş ganize etmek sayısız lojistik sorunlarla sınırlandı­ alaniara uygulanabileceğini hiç bir zaman varsa. dayken hayvancı Göçebeliğin kökenleri daha da Koca ıssızlıkta kaybolmak ya da çok geniş bir alan karanlık bir esrar perdesine bürünür. kendi tarihönce- lerinin oldukça uzak denebilecek ama başlıca da- yanakları olan evcil hayvanları ele geçirdikten somaki bir aşamasında. hangi bir şey olsun. . Ne var ııdır. hayvan yetiştiriciliğinin zorlaması davranışta ve fiziksel yapıda katı ve çiltçilik yapan topluluklardan öğrenilip çorak stepe getirildiğini düşünmektense bunun. ailesi. lirleyen iklimin yıl-döngüsüne de uyarak bir ot- bit edemiyoruz: Bu süreç bir esrar perdesi altın­ laktan bir otlağa manevra yapmak zorundadır. tersine Göçebeler son derece hareketlidir. ancak mek için bir de fazlasını ondan sağlamak zorunda- hiç bir arkeolojik kanıt bulunmadığı için bunlar dır. mir gibi en hayati ihtiyaçlarını değiş tokuş edebil- munu inandırıcı bir şekilde açıklayabilir. Mezopotamya mitolojisinden alınmış bir görüntü: Birer kutsal ağaca bakan iki eski yerlilerinin yarattığı özgün ve daha önce de. tanrı. insanlarla gelen bir yöne çeken çevresel meydan okumalara savaşırken bir askeri komutanın birliklerinden -ister iklim. lığı çok dikkatli hesaplaması gerekir. Çünkü. herhangi bir tarih-öncesi topluluğunkine gö. tanı­ üzerine serpiştirilmiş birbirinden uzak sulama nok- mı gereği. Bundan başka. yiyeceğini.liği konusunda hiç bir şüphe yoktur. yerleşme yerlerinde yeterli sayıda kalıcı ten bu meraları kaçırması kendisinin de sürüsü- izler buakması ve çağdaş arkeologların kürekleri. 146 . ulaşımını ve aynı varsayımına dayanılarak açıklanacak kadar geliş­ zamanda stepteki başka topluluklarla tahıl ve de- tirilmiştir.me sanatını öğrenip değiştirmezorunda kaldıkları giyeceğini. ilkin. lardan böyle davranmalarını bekler. gezgin insan klanları ve onlara ait sü. her şeyi önceden düşünmek. Öte yandan.

ti. Ama insanı. Umursamıyordu hiç: Bütün insan soyunu silip metheus. zaferi kazanma yo- Yerine bir garip cins getirmekti planı. büyük kurlarıcılar olarak ha- Uygarlıkların büyümesinin gerçekten bir sorun la insan aklının. Zeus' çözmeye çalışalım.gittikçe yeeeği cezanın da aynı derecede büyük olmasına zenginleşen başkentlere dayanan şaşırtıcı derecede ~mamak gerekir. kendi ço- mahpusları olmuşlardır. hiç birinin yalnız başına hayatta kal. Berg- eylem fırsatı verecek bir itkiyi sabırsızlıkia bek. Böylece insiyatifi kumdur. 19 Büyümenin ölçütü dan korkmadıkları.. Bu mitin Aeskhilos'un işlediği biçi- statik bir edebiyat içinde kendi yerini korumaktan de Zeus.. onun için de. dolayısıyla Aeskhilos'un düşüncesine da bize bilgi vermişti. bu gösterişli başarıyı kazanıp Olimpos tırmamıza. ateşi bulan odur. ya yönelik meydan okuması. Ben başkaıdırdım. önceki Kronos gibi devrilmesinin kaçınılmaz oldu- etheus'un. tır. uygarlıkların doğuşlarının özelliği konu- yenmiştir. daha önceki bölümlerde de imdadımıza tahtına kurulduktan sonra. Böyle kurdu us kendi yenilgisini kendi hazırlamış olur. sanat eserleri çağdaşları olan herhangi bir yerle- ması mümkün olmayan atomlaşmış parçacıklar şik toplumunki kadar güzeldir: Ve bin yıl sonra halinde dağılır. kendi istemese de. her birine . yalnız başı­ Jayalım. bütün kusurlanyla sergilenmiş olur. rak çevrelerinde. büyüme sürecinin. orada. Zeus'un mizacını ve yöneticiliğini ğunu bilir. mitolojiyi yardıma çağırarak baş­ rilip yatan Evren'in sırtına koyarak. Dünyasının en erken karşılaştığı İskitler'in canlı leyen katar. kendisine meydan okuyana karşı sa- başka bir derdi yoktur ama. "ürekli olarak hareket edip cansızlaşmağa mah- ket halinde olmalan gerekir. yerleşik toplumlar üzerinde. Ezip yok etmesine izin veremezdirn . Sevgili dengesini bozan bu hareketiyle de Yer verdi. Zeus'un kar. Bakalım Aeskhilos'un Prometheus Üçlüsü na. Düşman bir arazinin müthiş etkili bir ik- . hatta kendi uygarlıkları içinde bazı k1an dayanışması güdüsü gerektirir. gürbüz ve canlı kültürlerin doğmasına yol açmış­ Göçebenin cezası özünde Eskimo'nunkiyle ay. adır Kimse de karşı çıkmaQı bu kötü düşünceye Böylece Aeskhilos'un Zeus'u. tisadi kullanımına yol açan toplumsal gereç aynı . Oysa Imparatorluğunu. mantığın ve serbest araştırmanın :yarattığını gördükten sonra. hareketsiz kaldıkça. kendinden ni de olduğu gibi muhafaza etmek derdindedir.Ama Zeus. Batı olmazsa. Insanı onun best düşüncenin eritici ve yok edici sonuçlann. ak- tersine. Zeus'a rahat vermez. belli bir hareket döngüsünün ebedi bir otorite kurdukları dönemler dışında. step boyunca kıvrıla kıvrıla disiplinle iler. Kronos'u Eyüb'ün Kitabı 'He Geothe'nin Faust'unun kendi gücüyle değil. stepin ötesinde geçici molar gibi. bu özellikler söze çarpar başarılar da kaydetmişlerdir. Zeus burada kendisine yeni bir yaratı- lı hep araştırır ve aşar. Prometheus da doy- kaybeder. lukları Ögedey Han'ın Karakurum'u gibi . zavallı insanı. şen~f verdi.yadaki insiyatifin dışında kalmışlardır. sürüleri bir merayı biti. Eyüb'ün ya da Faust'un Tanrı'ları­ ma~ hilmeyen bir yaratıcıdır. acı çektiği halde. bü- un başarısı kendinden önceki tanrı olan Kronos'u ~enin ölçütünü tesbit etmeye çalışalım. son'un elan vital'inin (hayati atılım) mitik bir eceği yerde.stepte kullanmakla. Ne var ki Göçebe Toplumunun gerçek zayını­ mdır. diki konumuzu biraz aydınlatabilecek mi? başka bir kaygısı kalmamıştır. Göçebeler de Eski. ya da bir başka söyleyişle.. Böylesine üstün bir disiplin dere. tooı'aklarından çıkıp komşu bölgelerde yaşayan aslında sinsice köleleştirmiştir. Göçebeler. Uygar. geniş anlamıyla. büyük Göçebe İmparator­ cesine ulaşan bir toplumun bu başarıya karşı öde. eski yandaşının meydan . Zeus'un. kıpırtısız ve despotça bir saltanat sürmekten . şimdi büyümenin gücüne g'üvfndiklerin ('j cesur bir klasik-öncesi :tabiatının ne olduğunu . . Prometheus'un yardımıyla tleri. küçük klanlar ve gruplar halinde rip öbürüne başladığı sürece hiç durmaksızın hare. (3) 147 . Araş­ yenmek. Moğolların. Zeus'un. Fethini başardıkları amansız fiziksel çevre ğının ipucu da işte burada yatar: Kendi tarihlerin- onları sahibi olarak kabul etmiş görünmekteyse de de. (i) şimdi de Prometheus göre. layabilir. Türklerin. ayağını yere se- işen hir gücü. olduğu gibi kalmak ve çevresindeki temsilidir.araştırarak bu sorunu çağda. Babasının tahtına kurulur kUFulmaz pındakine intikamcı bir saldırıya geçmesine yol Hemen tanrıları çElğırdı.. uygarlıkların büyümesi konusunda bir ipucu okumasıyla kurtulması gerekmektedir.yüksek bir standart ve çok gelişmiş bir bağlılık ve bir gerçektır. insanların henüz Benden başka. zamanda daha yüksek bir kültürel gelişme için lar tarihini hiç bir iz bırakmadan geçmedikleri aşılmaz bir engelolmuştur.

". Prometheus killi çamurdan insan iskeletini tanrılara benzeterek yapıyor.:.-' .. Prometheus'la çatışması. yoruz. + . .~ L'I r .. . . ~j~.~' ~ . i .~\''. tıpkı ken- " \ ." kendi alınyazısınn anahtarıdır. ] .:-. Ama gene de zafer Prometheus'undur. .ı. yıkılmış Ege Uygarlığı'nın kıyısında köşesinde yatan Kuzey-Ba· tılı Yunanca-konuşan barbarların miskinliği hir bir yerde Prometheus tipi bir zihni enerji akımıyla canlandırılmamış olsun.... dinden önceki tanrı gibi alaşağı ediimeye kendini . uygarlaştırıcı bir ahla~ın sönmeye yüz tutmuş alevi yeniden canla· nabiimişti.. }. "5'· . ve bu Prometheus'vari hayatiyet saye· sinde çocukluk dönemini yaşayan Helen Toplumu 148 ..:) 'r· I'·}· . çünkü Zeus'un yaptığı .. " ::.·:ı·~~·'. (4) :-j.y. toplumsal konumlar içindeki insan ruhlarının eylemine uygulayabüiriz.~." ..i . tek bir insan ruhunda karşılıklı olarak birbirine nüfuz eden iki itki olarak yorum- lanabilirler. Zeus'un bilmeye can attığı bir r i "Oı ~"'i' . .."\ . Işe yaramaz . ." }>. yukarıda. söndüremediği "Prometheus ışığı»nın bir kıvılcımı vardı. ama gördüğümüz kadarından sonunda Zeus 99. Zeus. mitolojik Zeus'da olduğu gibi. ) "l. çatışmaları ne kadar sert olursa ol- sun. . ~ --:. ı. \.\ ~." rip oturttuğu kaba kuvvet tarafından. Bağlı Prometheus' : '..r. "~/'.' . da.'~ .. '·~~. tanrı iradesine karşı . i . asıldım bu kayalara. ~ i · .. Bir varlıkh. la anlatmayı başaramayınca.. o· i --r".A". Triiojinin öbür iki oyunu bugün elimizde yok. onun için de bana .' ' " \. -". Bu sır Zeus'un .r-:'~. Ama bu barbarların bazılarının ruhunda. Örneğin. ama ben capcanlı . di· yelim ki İ.-.-.'f" 'l-"~~. ı l'~ '. \ _./ . ~ •. Kavganın bu düzeyinde Prometheus fiziksel .L\. himaye ettiği öğrencisi olan İnsanlığı iieriye . .. I' . i mahkum etmektedir.h .' .t. bağışlamayı öğrenecek.... o • ya çalıştığını.~ ." . rı. "". bütün bütün hayat üfleyerek onun işini tamamlıyor.\'.'. sır budur....\ ."."'l.. .. ." ". ile Prometheus'un uzlaştıklarını tahmin edebiliY0- heus -Zeus'a baş kaldırıp Olimpas'un uyumunu bozan kişi..!. Aşa­ verecek ve insan soyunun gelişmesine izin vere- ğıda.... ~.'. / .. .. _. i J "'- Insana acımıştım. C .. . ' . \ \ \ i I· r .. kendi koruyucusu." ~i: :1. ... Hiç acınmadl. dural Evren'inin barış içinde bir dünya değii de bir çölolduğunu mantık yoluy- I· i . .-\ ~_ . ama başarısızlığa uğradığını görü- • ' ..../ ı'. miğferli tanrıça Athene.'> \' '~'I" Bir zihin ve düşünce verdim ona. tZ. » .-.\ o '. ol. ..... Zeus dural ve despotça tavrın· da devam ederse...1-'· . ..." ı 'r ~ i : _ ı . rj sırrı saklamaktadır.. ~ . ı' i . ~ )'4".'":' ..·1'· ~J . . \ \ ~ İradesine karşı gelinen Zeus olanca insanüstü gü- ı\. zulmüne kanıt.~ I' rr /~1< i· . ~. düşüncenin yerine bilerek geti- :i'~~'. i.Ö.: "\ .. "Dorik» Girit gibi sürekli bir bitkisel yaşayış içine girecekti. • .' ."" . Prometheus..' i. • (-.. her iki itkiyi de duyan aynı ruhtur.J i gelir. • cünü seferber ederek Prometheus'dan öç almaya '\'~.: ':. .. Helen Toplumu'nun bebeklik döneminde. Zeus'un bu sırrı Prometheus'dan koparıp alma- '... ama psiko- lojik bir analizde. 100 YARATICI PROMETHEUS Yunan mitolojisinde Promet. ..' ve daha yükseğe götürmek için kendi ruhunu verir. .. i girişir. \ . (~) ~ if..·. ikinci binyılın sonlarına doğru. ".. ::I! i . j.. }~.:. o zaman bütün Hellas.... 1 •••. Demek ki aslında Zeus'da da.. olarak Zeus'un avucunun içindedir. . .! .\ 1[. düşmanını salı­ nı zamanda insan soyunun yaratıetsıydı..ay... . '1· ..:..~. . cansız kuklaya cektir.r.: T~nrının kibrine. ruz. r J ' .. aı"" ~. başından beri ru- hunda gizli yatan bu kıvılcımı alevlendirmişti.~·?· hiç bir işkence onun irade gücünü zayıflatamaz: bu irade gücü ise.. i ~t • .I. Mitolojik düzeyde Zeus iie Prometheus iki ay- rı insani kişilik olarak sunulmuşlardır. i .~ . . ·:11. Zeus'a./'{1 r.:. Bu psiko- lojik yorumu. ı'" .

Prometheus da cennettE' tnsan. Yahova Kaos'u bicimlendirirken.den yeni sorunların ortaya çıkışına. "yön» fikrinin an' 149 . İnsana ateşi ulaştınnak için Yeryüzü ile Gökyüzü arasındaki alemleri aşıyor. Dünyev! çevrildiğinde: so tauml'ieh von Begierde zu Genuss Und im Genuss versehmachfich nach Begierde. alıp sürükledi. Tabiatıarındaki sınırlılıkların Insanları mahkum ettiği köleliklerden kurtardı. . t~) Bu sürekli tekrarlanan büyüme ritminde her- gi bir yön ya da amaç olduğu söylenebilir mi? sortıyla karşılaştığımızda. opti- meydan okuma. Tabiat'ın elinden çıktı~ı şekliyle. doğumdan büyümeye doğ­ 101. Onların verdiği örnek. Ama kendi çabalarıyla genişleyen aklı beklen- m'3dik bir gelişme gösterdi. Aeskhilos'un Mitik imgelerle ve Tanrıya baş kaldırarak onun ateşini İnsana getiren kişi olarak ikili mitolojik rolü çok zaman tek bir imge halinde birleştirilmiştir ve Prometheus Insana ediği. bir daha attıracak hızı da kazandırır. Bergson tarafından da felsefi terimlerle açık­ Aşağıda. karşısındakileri sadece tek başarılı tepkiye teşvik etmekie kalmaz. (7) Araştırdığı!IUz büyüme sırrıda esiz burada yatıyor. hiç değilse imgelemde. Insanlığın geri ka- lan kısml:11 da. on beşinci yüzyıldaki bir Flarnan el yazmasından tır. aşı­ sınırında yatan bir meydan okumanın ise bakışta en fazla teşvik edici bir meydan oku- gibi görünse de-. Prometheus. genelolarak Insanlık için Tabiat'ın yapması müm· kün olmayan şeyleri hiç değilse kendileri için yapma- lan ve kapatılmış olanı yeniden açmaları imkansız 01- maklan çıktı. Helenizm'in varatıhş mitini TE'vl'at'ın ikonografik diline çe- son sınırına dayanacak bir 10plumsallığı ve hem birey.102 ATEŞ! GET1REN PROJ. Yin'den yeni- Yang'a geçilir. Aşağıda. hem akıllı meşalesiyle İnsanı canlandırıyer: Ovid'in Değişimler'ini süsleyen bu ortaçağ hem de toplumsal bir varlıktı. bir resim. büyümenin urulması biçimini alan ölümcül bir ceza yük- °ğini gördülı:. bir denge fazlalığı yaratan yeni bir eşdenge­ durumuna girsinIer. geçici bir uktan tekrarlanan harekete. yani potansiyelolarak iz bir ilerleme temposuna dalsınıar. tıdan dengenin yeniden kurulmasına giden bitimli hareket yeterli olamaz. uzun vadede. bir denge faz- na gidebilsinler. Doğumu· büyüme izleyecekse. bir toplumsal örgüye köle olarak hareketsiz tan kurtulmuş. insan aklının Prometheus'vari hayati- ateşle can veren kişi olarak görülmüştür. küçültücü toplumlarda Hıristiyan resmi. İnsanın yaratıcısı üerleyebilInişti. çünkü. seL hayata hem de grup hayatına hizmet edecek bir ak- lı vardı. (6) Bu görüşleri kendi meydan okuma-ve-tepki di- çevirebilir miyiZ? Şimdiye kadarki araştır­ ızda meydan okumaların özelliği hakkında çok belirgin doğruları kaydetmekle yetindik. meydan okuma ile aşanlar eşdengeli durumdan.karşısındakilere. sert ve fazla zayıf olmayan türden bir mey- okumanın yaratıcı tepkilere yol açtığını. Bu ko- şUII3:rda. bir sorunun çözü- .IETHEUS Prometheus'un. yeni meydan okumalarla !aşıp yeni tepkiler gösterebilsinier ve böylece . Hareketin tek- lanan ve sürekli bir ritm haline geiebilmesi için le bir hayatiyet olmalıdır ki. Böylece bir dan yeni mücadelelere. özellikle zengin (psişik) yetenekleri olan insan- krın. virerek putperest geleneği kutsamış oluyor. (8) nsal dilde ise: Komm! Hebe dich zu höheren Spharen! Wenn er dich <ıhnet folgt er naeh.

771-221) sert toplumsal çözülme olduğunu. kendini daha iyi dile getirme biçimin· ğil. Büyümenin özelliği üstüne bu oldukça soyut dü- siyle meydana çıkan hareket çizgisi son derece zik. Yunanistan'ın düzlük· ilerleme daha çok. (10) • menin varlığı ya da yokluğu ölçütünü kazandırır. ama lece coğrafi bir yayılma anlamında bir büyüme d&. daha önce görmüştük. gerek dışa dönük bir çevreye ege. nesine kapanıp kalmaz. toplamsaldır. bir eğri biçiminde görülemez. Üstelik bu. Düzlüklerde oturanlar. İnsanoğlu'nun reket ileri atılmış bir adım olarak tanımlanmahdır. her biri kendini yaratırken kendi özel fikrini de yara- lan kazançlar toplamını temsil edemez.vi dirilişler de önceden bilinebilirdi. dan okumaya karşı tepkilerinln başarısı onları İster insani. dolayısıyla da önceden tahmin edile. Oy. makrokozmoz alanından mikre>- alıp. Insanlığın üzednde layan teknik ustalık. Gelgelelim. durdurulmuş topl umları gözden geçirirken. bütün ikincisine doğru kayıp kaymadığını tesbit etmek- ou degişik çabalar· toplamı. Hepsi de. kendi ba.aynıdır. nitelikseldir. Bu ğı'nın yıkılmasından sonra. Bu görüşle çelişen örnekleri kalabalık. de ortaya çıkarlar. önceden-belirlenmiş bir yön olsay- dı. kapalı ola. şünceleri biraz daha aydınlatmak için. zafer ama bütün dizinin toplamına uygulanması yanıl­ ya da yenilgi sorununu belirlemekte dışsal alanda- tıcı olı. ların da bu kavramın içeriğinin bir kısmına az çok enerji aktarımı ve eylem alanı değişikliği gerektl· sahip olduğunu. Ama olay- rir. ğu sürece. dışsal çevre. onu bir kavramla tanımladığında. komşu dağlarda yaşayan da toplum için. ama büyüme süreci. çünkü bir bağlayalım.Ö. manE. tarihten bir zaklı bir yol izleyebilir. (n) AyTıca. elsn (atılım) ola. bu yeni arenada meydan okumalara karşı za· lar ancak geriye dönük bir bakışla bakıldığında böy.r. mizi aklımızdan çıkarmamamız yerinde olur. O zaman her ha. minde değil. ruhuna içeriden musaHat yürümekte yetineceği. benzeri olamayan bir şeyi tir. Teknoloji alanında da yeni tekniklerin geliştirilmesiyle uygarlığın ilerle- kalkıştığımızda yolumuzu tamamen şaşırabileceği­ mesi arasında şaşmaz bir karışılıklı ilişki yoktur. Ama bunun sembolik önemi örnek alalıırı ve düşüncelerimizi somut bir kanıta ya yoktur ya da yok denecek kadar azdır. Le bir biçim alırlar. meydan okumalara karışı tepkiler dizi. hepsi için ortak olan bir el men (faktör) de vardır. dışsal çevresini denetlemesini ve fethetmesini sağ­ sa bu sadece bir mecaz olabilir. Gerçekte. kendilerini sunuş biçimlerinde.cak fiziksel dünyada somut bir uygulama imkanı nemindekl (İ. bunu kolonileştirilmiş ülkelerdeki rakip Fenikeli nemi yaşıyordu. dizi tepki gösterdiğini gözlediğinıizde ve kendimi· nı açma yolunda girişimlerdir. Ama bu ilk mey- malıdır. isterse fizikselolsun. birikimsel artışı olarak. mazsa. komşularına ilerleyen. bütun bu ardarda çabalann. meydan okumaya verdiği karşılık yeni bir meydan Helen tarihinde daha önceki bütün meydan okumaya yol açan Prometheus (atılımının ulaştığı okumalar dışsal çevreden doğmuştu. aşırı yayılma çaresine baş vurularak çözüldü. Büyümenin sürekliliği uzaysal (mekana ki eylemin giderek daha az. As.. cevabımızı bulmanın Iememiz gerekir: çünkü önceden tasarlanmış hiç bir fi- yolu. yani bir denetle. onu yok olmaya da mahkum edebilir. Sonunda meydana getiremez. yalnız kavramsal karşılıklarında de- toplumunun bir dizi meydan okumaya karşılık bir ğil de. eylemin adı geçen iki alanın birincisinden kir.putUn bu aşamaların bu yol üzer:ndeki konaklar olduğunu söyleyebilir. Gene de. Yön söz konusu oldu· se giderek daha çok önem kazanmasını gerektirir. Bir insan bireyinin ya da insan mezler. Helen yurdunun artık besleyemeyeceği kolayca bulabiliriz. nin fethedilmesi. Düzlüklerde barış içinde tanmla uğraşınalarmı kici görünse de. ikinci bir meydan okuma ile karşı karşıya getirdi. fer kazanan tepkiler dışsal bir engeli yenme biçi. sürekli akış içeri'inde Pratikte şüphesiz eylem bu alanların sadece bir ta· herhangi bir terimi dile getirmeye yeterli olabilir.~ına büyüme ölçütünü sağlayan zafer nüfus artışını hızlandırdı. teknik Belli ki yön (insanların ilerlemesindeki adımların) bu bu hareketleri bir iterlemenin adımları olarak g6rmeyi ilerlediği halde dural kalan toplumlar olduğunu kabul ettiğimiz anda tek ve . değişmeler niceliksel de. bu basit formül başlangıçta çe. lama zorunluğu gibi bir meydan okumayla yüz yü- belirleme ya da kendini-dile getirme yeteneğinin ze geldiler. meydan okumalara karşı tepkiler dizisinde büyü- bilir. Analizimizi biraz daha ze bu meydan okumalara karşı tepkiler dizisinin ileriye götürecek olursak. Örneğin Çin Uygarlığı kendi kadar yoğunlaştı. bu da ancak. Teleolojik hir formül. bir büyüme olayı olarak yorumlanıp yorumlana- bir ülkünün giderek gerçekleşmesI demek olmadığını ek· mayacağını sorduğumuzda. dolayısıyla . karşı askeri bir üstünlük kurarak kendilerini koru· me ya da bir örgütleme çerçevesi içinde kavranıl­ ma sorununu başarıyla çözdüler. Savaşan Devletler d&. Her bir di- olan meydan okumaları cevaplandırmayı başara· riliş için ayrı bir yaratıcı çabaya ihtiyaç olmazdı. saldırgan haydutlara karşı bir çeşit güvenlik sağ­ men olma yeteneğinin ya da içe dönük bir kendini. meydana getirebilir. Bu nüfus artışı sorunu da deniz· politık egemenlik sınırlarının dışına taşıyor ve böy. daha önceki adım­ kozmoz alanına doğru sürekli bir vurgu değişikliği. Ege Uygarlı­ sürekli ilerleme. ve Etrüsk kolanicilerinden gelen insani meydan 150 . içsel alandaki eylemin- ilişkin) değil. büyüme sürecinde olan birey ya lerinde oturan insanlar. Bu aktarım hareketinin varlığı ya da yokluğu. (") Irnda insan her zaman bu adımların sonuncusunu ele Gerçek büyiime. aynı fikri psişik alanda uygulamaya süreci sırasında oluyordu.

Mahayana. limleri vurgulamıştır. Yunan-olmayan komşularının karşı­ Helenizm'in doğuda ve j:ıatıda.~ında) toplumun bir iç çatışması biçimine larında sermaye ile emek arasındaki gerilim. ortaya çıktı. bütün Batı· emperyalizmine karşı tepki bu toplumların bu süre içinde Helen Toplumu'nun meydan oku. len Toplumu beş ya da altı yüzyıl rahat bir soluk müneccimlik.Ö. kısmından Hıristiyanlık Çağı'nın. tÖ. Ama bu. Sümer.Batılı Homo faber ıııme karşı Sicilya'da tepki doğdu. Bunun sonucu dan okumaların yeni biçimlenişIeri olduğunu. bağnnda. tufa- büründü.şimdi. başarılı bir şekilde kurduktan sonra Helenizm'le rupalı barbarl~ üstünlüklerini tattırdılar. uçüncü yüzyılı­ Batı Uygarlığı ile Asya ve Afrika Dünyaları­ nın ilk dönemlerine kadar. nın bugünkü karşılaşmalarındada buna benzer bir yunca dışsal çevreden gelen herhangi bir ciddi eylem alanı aktarımı gözlemleyebiliriz. Makedonya ve Ro- baskısı ile Yunanlılar'ın yayılmaları iki yüzyıl sü.LLIrUma izledi. 480 yılında Yunanistan aynı anda larla karşılaşmaktan kurtaran askeri zaferleri. 3M'de Anadolu topraklarına geçmesinden baş­ diktatörleri arasındaki iç savaşlara dönüştü. Siraküza egemen- rarlı ürünlere dönüştürme işi. yalıancı egemenliğine ya da dorİıinyonuna karşı si- malara karşı bağışıklık kazandığı anlamına gel. kendisine sıçrayan etkileriyle boğuşmaktadır. Dünyasının içsel çevresine aktarmakla sonuçlan- nistan'ın kendi topraklarında da Keyaksar yöne. Böylece. aynı şekilde Helen ruhunun bir iç buhranı olarak masına· yol hazırladılar. yasi bağımsızlıklarını kazanmayı başarmalarıyla mez Tersine.ve bütün bu süre bo. Helen Toplumu'nun paratorluğu'nu yıkınca. (imalatçı Insan) tarafından büyük bir başarıyla da toplumsal bir çöküntüye de yol açan bir mey. dünya çapında birleşerek. ama Batı Toplumu da -yakın zamana den çıkıp o Toplum'un kendi öz hayatına girdikle. kadar. Çünkü Batı Uygarlığı'nın maddi çevresine karşı zaferini araç Helenizm'in toplumsal organizmasında şiddet­ li zorlama ve gerginlikler yarattı: Atina ile Isparta buna benzer bir dışsal meydan okumadan içsel arasında hegemonya rekabeti başladı. Bu buhranın sonunda İsis'e tapınma. Bir dönüm nok. İskender Pers İm­ Için ekonomik rekabetlerı. görülüyor. Helen Toplumu tÖ. yerine getirilmiştir. 480 yılında dış­ sal politik güçlerin baskısı olarak ortaya çıkan lar yaratmıştır. yani. daki içsel çatışmaya dönüşmüştür. İktisadi rekabet uluslararası geri- meydan okuma. içlerinde yabancı bir uygarlıkla yerli ahlak arasın­ kiden dışsal alanda başarıyla karşılanan eski mey. Bu zaferler sayesinde He. bir çöküntü dönemiydi bu. ama olan kültürel gerilimler bu toplumlarda açık açık bu başarıyla birilkte Helen Toplumu'nun çevresin. Helen zorunda kaldı: Sicilya'da Kartacalılar'a ve Yuna. hepsinin de es. tÖ. Siyasi ve iktisadi dönem içinde Helenizm başarılı bir şekilde tepki sömürgeciliğin empoze edilmiş yönetim makinesi gösteremediği meydan okumalarla karşılaştı. ama teknik alandaki bu ba- şarılar insani Ilişkiler dünyasında muazzam sorun- dan okuma yarattııar. Hıristiyanlık alma imkanını buldu -tÖ. Akat. -. Helen layarak dört yüzyıl süreyle bu meydan okuma ba. Şim­ biçimine giren dışsal baskısı bu toplumların kendi di bu meydan okumalara bakarsak. 431'de (Büyük Atina-Pelopo. insani olduğu kadar fiziksel rini yerine getirmekte bu kadar başarıIı olan bu iki meydan okumalarda da gözıemlenebilir. dördüncü yüzyılın son ve daha yığınla uzlaştırıcı din doğdu. ama dolaysız işlevle­ Aktarma olayı. buna ben- reyle (1.Ö. 480'de Persler'le Kartacalılar'ın dışsal askeri meydan okumalarına gösteren eski uydu ve uyruklarının çabalarının iki güçlü silahla cevap verınlşti: Atina donanma. İran ve Hint dünyalarını egemenliği altına Helen kilitürü öteki kilitürlere karşı üstünlüğünü almış oldu. ticaret ve 151 . bir bağışıklık dönemi yaşadıktan sonra. dışsal meydan okumalara karşı uzun süreli rInI görebiliriz. bu iki yı­ Helen tarihinin bundan sonraki bölümlerinde kıcı hareket. Atina'nın meydan okumaya doğru geçiş izlemiştir. iki cephede birden oir ölürnokalım savaşı vermek meydan okuma-'le-tepki alanını dışarıdan. zer sonuçlar izledi. daha beş altı yüzyıl süreyle dışsal meydan okuma- tası olan 1. Doğu uygarlıkları arasındaki kültürel çatışma da ce Helenizm'in Batı'ya doğru yeni bir açılım yap. Helenizm hem Suriye dün. Fiziksel Doğa'ya iktisadi düzeyde egemen olma sorunları denizci müttefikleri üzerindeki hegemonyası yoz- -Doğa"nın sağladığı ham maddeleri İnsan'a ya- !aşarak bir tiranlık haline geldi. Dış düşmanlara karşı uzun süreli askeri timindeki Persler'e karşı. ma ordularının açtığı yolda yayılmasını. efendileri arasındaki kahredici Iç savaşta yansıdı. hem de Mısır. ve Suriye Toplumları'nın Akdeniz'e egemen olmak §8l'llı bir şekilde savuşturuldu. Doğulu çiftlik köleleriyle Helen kökenli yasının önemli kesimini. Helen Toplumu'nun karşılık veremediği ve sonun. sıyla Siraküza diktatörlüğü. İskender'in mücadele rakip Makedonya beyleri ile rakip Roma t. nı andıran başkaldırmalarayol açmıştır.Ö 525-325) durdurulunca bu meydan oku. böyle. Daha sonra. başlangıçta kendi yarattığı meydan okumaya tepki Örneğin. Helen silahlarının Helenizm'i ma bütün ciddiyetiyle ortaya çıktı. Mithraizm. bu sonuçlanmıştır. ıruş oldu. ama Batıcılığın. Saldırgan meydan okumayla karşılaşmadı. Romalılar Kartacalılar'ı yendiler ve Av. bazı toplulukların iç hayat- nez Sava. Bütün bunlar.

Toplum..al eylemin kay- işareti olarak yorumlanabileceği görüşünde ısrar nağı değildir. dışsal bir savaş meyda.. büyüme- simleri arasındaki değişik hayat standartları soru. nin ölçütü kendi kendini belirlemeye doğru bir iler· nunu göz çıkaracak bir şekilde ortaya sermiştir. ister kendisi bir kişiler toplamı değil.. finansın dünyayı kapsayan bağları yüzünden bir. cezası ileride verilmek üzere Hermes onu ağaca bağlıyor. 104 Prometheus mitinin üç epi- sosu. "" .. (13) iki veya daha fazla sayıda gücün karşılıklı ğın vicdanına kaydığı oranda gerçek bir büyüme etkileşme alanıdır. ama daha şid­ Büyümenin ölçütü kendi kendini belirlemekse detlendirınenllz artık güçtür.. kendine meydan okumasıyla hesaplaşma gereği ar. olan ya da toplumun «ait» olduğu insan bireyleri Bu bakımdan. psikolojiktir.da uygarlı­ verdiğimiz eserinde bu doğruyu güçlü ve ısrarlı bir ğın kendi kendisinin çevresi. kendi kendini belirlemeye doğru ilerleme Askeri düzeyde de temel meydan okuma artık ise. lemedir. - ~ . biçimde öneriyol'.büyüyen kişilik ya da büyüyen uygarlı­ dır. topluma «ait" dan okumaya dönüştü.. dan okuması ve kendi kendisinin eylem alanı hali- birleriyle iktisadi ilişkilere giren İnsanlığın ayrı ke. in- saplaşma gereği azalacak. Iaşma süreci içinde bir toplumun.. 0. 152 . kendi kendisinin mey. Büyüme. bu bölümde daha önce de alıntılar tacaktır. Başka bir söyleyişle. cıdır ve tarihi yapan da insan toplumları değil. şılık oran bir dizi başarılı tepkinin. yoluyla kendini aile getirdiği gener bir doğrudur.. ancak ey leİrıin Daha önceki bir bölümde söylediğimiz gibi toplum dizi ilerledikçe dışsal çevreden -ister insani. Yok etme teknikleri. yandaysa. Prometheus gökyüzünde Güneşin arabasmdan meşalesini yakıyor. hayatın kendi ülkesine ayağını basması muci- teknolojik değil. zesinin basit terimlerle yapılmış formülüdür. Dolayısıyla. toplurnı.:. bir dizi meydan okumaya kar.. insanların bir- çe. 103 Prometheus'un Zeus'a karşı baş kaldırması yeni çeşitten bir yaratılmaya yol açmıştır: Meşa­ lesini güneşe kaldınyar ve ateşi vücudundan akıtarak İnsana ha- yat veriyor. i S~ . "f . atom fiziğinin getirdiklerini incelediğimizde. mekse. çürıkü bütün fiziksel ve kendini beilrlemek kendini dile getirmek de- ve insani dünyayı olduğu gibi yok edecek kapasi. Uygar- dan okuma bütün İnsan soyu için manevi bir mey. çünkü bir kaynak. büyüyen kişilik y!'. ne gelmesi demektir. solda. alandan başka bir şeydir. Büyüdükçe ve büyümeye devam ettik. birleriyle karşılıklı eyleme giriştikleri iletişim ara- nında cevap gerektiren meydan okumalarıyla he. içsel bir arenada kendi san bireylerdir. donuk lnsan hey- kelini ateşliyor. büyüme süreçlerini de analiz etmiş oluruz. uygarlıkların gerçek maddi sırlarının bilim adamlarına sunduğu mey. yabancı düşmanların. rnlzi belki biraz daha inceltebiliriz. Kendisi. Bergson. tanımı gereği edebiliriz. uygarlıkların kendilerini giderek nasıl dile teye çoktan Ulaşıldı. bir ilişkiler ağı­ fiziksel.

luğunu bir ilki olarak duyar. Ama ya yaratıcı kişilik toplumu nünü sezebilmiş insanlardır. bu sarsma Işini ya- kurmak için mücadelesine yol açar. «istekleri. şimiyle karşılığını bulmalıdır. line gelirse ne olacaktır? Büyümenin. yani. Yaratıcı kişilik. tanımı gereği bir durak. şekilde sürekii değişinıler dizisinden geçerek iler- üstüdürler. bütünleşmeden farklılaşmaya ve sonra. Bireyin görü- pan da her zaman için bir Ins~ndır. büyüme olacaktır. Bunlar.. Tarihte «bilinçdışılt (etken) diye bir şey tanımıyoruz: Onca sözO edilen «düşüncenin büyük yeraltı akıntıları». yıkılmayı da bu kudre- lama· olan şeyi harekete dönüştürmek olan imti. büyüme gerçek bir son'un diliyle. hikayenin sonu demek olmayan yeni bütürıleşme lirleme kudreti gösterebilmişlerdir. ve farklılaşmalara yol açarsa. lirlemenin yaratıcı enerjisinin tarnarrılayıclSl oldu- tıcı bir çabaya çevirmek.Li (ı") ğımızı görelim. hareket dinamik bir reyler kelimenin hem de sözlük anlamında insan.. onun yaratıcı enerjisinin bozduğu dengeyi mektir ki toplum ikna edilmeye razı olmuş ya da· en azından sarsılmayı kabul etmiştir. ğunu söylemiştik. kendini-ııe­ la-{izünde yaratılmış bir şeyolan bir türlü yara. gene tün bir yere erişerek ender bulunan bir kendini-be. (elan'ın) ardı sıra sürüklerneyi başaramazsa ya da manevi damgasını İnsanlığın bütününe vurmak ve -ken. makrokozmozdaki adaptasyon deği­ doğdukları toplumların büyümesini sağlayan bi. ler. lin kaybedilmesi olarak açıklayıp açık!ayamayaca­ yazIı insanlardır. elan vital'in (hayati atılımın) yö. (top- lumS21 ilerlemenin) tarihinin belirli bir döneminde top. insan kendi derin kardeşlerini sadece.ka- Ilerleme . top- zaman gerçekleşen ileriye dOğru bir sıçramadır. önderliği yozlaşıp ezici ve kısır bir diktatörlük ha- dilerinin de bilincinde oldukları bir çelişki yoluy. -İsa ya da Buddha gibi bir dini mistik veya Le- dine ve azar azar gerçekleştiğini söylemek saçma oLur. Çünkü kendilerini denetlernede üs. şu halde. mikrokozmozdaki yara- Topluma bu yardımı yapan ve böylece içinde tıcı değişim. (L4) şü toplumun pratiği haline gelebilirse denge ye- niden kurulacaktır. Bu de- lumun. 153 .aslında toplum bir deney yapmaya karar verdiği çınılmaz bir şekilde bir toplumsal çatışmaya.. nin ya da Gandi gibi bir siyasi önder olabilir. Berg. bu çeşit bir deha lumun manevi durumunun bir gereği olarak kendi ken. insan yığınları içlerinden biri ya da öbürünün görüşüne çekerek onları değiştirmenin içsel zorun- arkas'Oll takılıp sürüklendikleri Için öyle akarlar. .

Determinist aç. bir çok önemli tarihi örneğini sıralıyorum. 8aş?rı bizi tembelleştiriyor. onun için deterministlerin yanlış fikirlerini çürüte. . vam ettirilmesi sürecinin kendisinin yapısı gereği tehli. . Böyle bir moral bozuklu- ğuna girmemiz zorunlu olmadığı için.rlendiriyor. keli olduğunu görüyorum: Toplumun yaratıcı önderleri yaratıcı olm"ayan kitleyi sürüklemek için toplumsal «ta- Iim»e başvuruyorlar ve bu mekanik araç. Bunun nasılolduğunu ve insanların her seleıımle nasıl ~a!l\ldıill!l\ gös\ennel< için bu dutul""r. kib.. yaratıcılığı tü- kenen efendilerine düşman oluyor.ıklamaları yadsıdlğım için başka bir alternatif arıyorum. rek işe başlıyorum. büyük başarılar arefesinde uğradığımız maneviyat bo- zukluğu ile açıklıyorum bunu. Ilkin." IIktaki başarısızfığı açıklarnam gerekiyor. . BÖLÜM IV UYGARLIKLARIN CÖKÜSLERİ . uygarlıkların kaderlerinin yıkılmak olduğuna inanmıyo­ rum. büyümenin de. Bu durumda yaratıc. Geçmişteki uygarlıklardan bazıları neden yıkıldılar? Ben. bunun -sorumlulu- ğu da bizim· üstümüzdedir. Biz insanların.

Değişmez yolunda ilerleyen Güneş' in arabasının altında Süreksizlik ve Zaman.insanların bilinçli çabalarının kader döngüsünü kırabileceğini ima ederek de- terminist imge örgüsüne karşı çıkıyor.. ama Emek'in resme katılışı ~rtaçağ'daonun yerin- de kendini bırakmış bir Tevazu figürü bulunurdu. bir sıralanış içinde birbirle· rine bağlanıyor. 156 . 24 DETERMINIZM MI. Kavgacıhk ve Yoksulluk kaçınllma7. Bolluk ve Lüks'ün ritmik dansını seyrediyorlar. Yoksulluk Emek. Yukarıdaki. YOKSA ÖZGÜR IRADE Ml? lnsanlar. özellikle toplumsal buhran dönemlerinde. ama olumlu ozgür &eç- me ögesini de resme katıyor.Renkli Resimler: 23. Gurur. tem'a- sını döngücü felsefelerin çark imajlarından alıyor: Bolluk. Dans edenler tek bir hareket içinde tutsak olmuşlar ve evren yasalarının yönetimi altındalar. özgür iradeyi inkar edip hayat akışının determinist açıklamalarına sığınmışlar­ dır. Ortaçağın çarkıfelek anlayışına dönük. ama ortadaki Huzur. bir kaçış imkanı sağlayabi­ Hyor. on yedinci yüzyıldan kalma İngiliz tabağı. Aşağıdaki Poussin'in ınsan Hayatıııın Dansı ise gene geri- ye.

.

.

kılıksız bir adamın kiliseye sırtını daya- ve onu yıkılmaktan kurtardığını gördü. tam bu sırada ufak . Karşı sayfa- . aynı zamanda yaralıcı yan insanlar çoğunluğunu da kendileriyle sürüklemekle yükümlüdürler. izlemeye mecbur eden kuru itaat duygusuna bağlarlar. ama bu yaygın çare. askerler bir makine halinde perçinlenmiş ardır: Kendi kendilerine karar verme ye- . ön- lik yozlaşıp zorbalığa dönüşünce ayaklanır- . Kilise'nin mane- kurtarıcısı olduğuna inandırdı.. Francis'in. 26 uygarlığın büyümesi yaratıcı bir azınlığın 'r. ön· leri başarısız kalırsa moralleri bozulur. Aziz'in.ı» düş. başkalarının insafına kalmışlardır. Innocent'ı Fran· Mezhebinin kurulmasına izin venneye yan gömmünü (vision) resmediyor. Bir 'yeye göre Papa «Lateran Bazilikası'nın k üzere olduğunu. Giotto'nun sağda­ freski. Bu seçkinler yalnızca toplumlarının çıkan meydan okumaları başarıyla urmakla değil. kendi için- bir başarısızlık tohumu taşır. umsal talimin. ya da kişisel tepkileri olan bireyler 01- tan çıkmış. Francis başka ruhlara «sıçrayan yalım­ çıkmış ışık» gibi bir esinlenme iletebilen tıcı kişiliği temsil eder. mekanik bir alayolmuşlardır. Papa"m. li Resimler: 25.. Çoğunlukla bir toplumun önderleri. böyle bir esin kaynağı olabilme gücü en- . Assisi'li . alt kademedekileri önderle· . Innocent'ı.

Düka'wn taç giyme törenini tepe den seyreden Mars'la. gerçeği tahrii etmeksizin. Venediği «Adriyatiğin Kraliçesi» olarak resme GEÇMIŞE TAPMAK: VENEDIK debiliyordu. Neptün'ün dev heykelleri. ortaçağda yaşadığı görkemli hayatın büyüsünden bir türlü kurtulamadığı için. Yukanda görüldüğü gibi. modern dünya Renkli Resimler 27. tapıoılan bir geçmişin içi boş sembollerinden öte bL anlam taşımaz olmuşlardır. ama iki yüzyıl sonra. Tintoretto. yandaki resimde gördüğünüz gibi. . 28 nın meydan okumalarına yaratıcı bir şekilde tepki göstermeyi başaramadı. ol altıncı yüzyılda. Venedik.

.

daha önceki resmi sanatın katı biçimcili~ine anlamlı bir karşıtlık yaratı· yor. yüzyıllardır baskı altında tutulan enerjilerin serbest kalmasını sağlamışsada artık çok geç kalınmıştı. dünyevi iktidann kendine mal ettiği manevi egemenliği ORTODOKS HlRtSTİYANLIK sembolleştiriyorlar. Yandaki resimde sanatçının. Bakire'nin attığı ilk adımları resmeden mozayiğe kattı· ğı canlılık ve hareket. ısa'nın iki yanında yer alarak. Yukarıdaki OD birinci yüzyılımparatorve 1mpara- toriçesi. 30 Ortodoks Hıristiyan Toplumu. Bu dönemde imparatorluk iktidarının zayıfla· ması. .Renkli ResimJer 29. Böylece kısırlığa mahkum edilen yaratıcı potansiyelin ışıltılan on dördüncü yüzyılda yaratılan deha ürünlerinde göze çarpar. mutlakiyetçi Roma İmparatorluğu'nun hayaletine yeniden can verip tapınarak kendi geleceğini tehlikeye soktu: Kilise egemenliğinde bir devletin otoriter yö- BIR KURUMA TAPMAK: netimi toplumsal büyürneyi ezdi ve çarpıttı.

.

günü geçmı bir tekniğin yıkıcı etkilerine beL bağlamanın bir başka örneğini sergiler.. ufak tefek.•PMAKo SAVAŞÇILIK daki resimde görülen. Attdorfer'in ünlü İskender'inzaferi miyse birlikte hareket eden Makedon süvari v~ falanksımn (mızraklı ve kalkanlı piyade) daş Asya ve Yunanistan'm askeri bakımdan tutucu orduları karşısındaki tarihi zaferlerini . Burada. Goliat ile Davut arasındaki efsanevi çarpışmadır. geleceği yaratıcı yeniliklerle karşılamak üzere çaba gösterecek yerde. yeni bir zafer kazanacağından emin olan dev. zararsız görünüşlü çoban cuk karşısında beklenmedik bir yenilgiye uğrar Yanda. zırhıara~ rünmüş. Klasik örnek. yuk BIR TEKNICE T. güyle anıyor. 3Z Askeri tarih. • Renkli ResimlE'r 31. .

.

.

ReokIi Resim 33 ZAFER SARHOŞLU('. dünya işlerinde başan kazanma hırslarıyla kendi boylannı aşan girişim­ lerde bulunan birtakım. 167 . l309'da Clement'in papalığı sırasında başlayan.U: lHT!RAS KENDİ KENDIN! AŞIYOR Yaslı bir Ecclesia -Roma'daki Katolik Kilisesi. hem de kutsal aşkın sembolü olan bir şahin var. Bu tutsaklık ve onu izleyen Büyük Ayrılık. Papa'nın elinde.ent tarafından terkedilişini seyrediyor. Bir on beşinci yüzyıl el yazmasının içinde bulunan resim. Clem. Avignon'daki Fransız krallarllilD eline düşmekle girdiği «Babil esareti» döne- mini anıyor. hem tehlike.kocası Papa V. Papahğın manevi gücünün Reformla sonuç· !anan zayıflaması. körleştirİcİ İhtirasın felaketli sonuçlannın kıa· sik örneklerindendir. Papalığın. Papaların birbiri ardı sıra gelen yanlış ka· rarIannın sonucuydu.

yeryüzü . bu korkunç gedik gücünü yifi.reccktir.a1slz akışına kusur buluyor Insanoğlu gençtir. Bu.sonunda yokluğa varacak- Kötülük başladı bir kez. neşeli çayırlar da. vadede bir bilginken kriz sona ermeden önce bir Hıristi­ ölme yasasını geçerli sayıp gezegenimiz üzerindeki yan martiriolmu~tu:· tüm hayatı . ortaya koyuyor. ahlakın şaşmazlığında. tekniğin hünerin~ Uygarlığımn çöküşünde değişik felsefe okullarının de. tanrısal Insanlardı. (1) tirmiş durumdadır.Pax yeşil ve bereketlı olan ağaçlar. Artık yaşlı ve düşkün bir çaj)da olduQumuzu hbul et rnek gerekiyor. Bir zamanlar yem- kürcü şair Lukretius'un. na yaklaşan.20 Determinizİlle İnanma1ı mıyız? İnsanların değişmez zayıflıklarındanbiri ken. taze parlak gençliğin taşkınlığını yıpratma~ göre.000 milyon yaşından biraz fazla Aynı tema üç sonra Batı Kilise Babala- yüzyıl ama bundan 4. Helen lalardaki askerlerde. kazınik ölüm mahkumiyeti düşüncesine biz bi- Insan emeği şimdi koşuyar Doğa'nın yardımına. ölecektir. ürünlerimiz. parçalanıp dağılacağını öne sürmelerinden bu ya- Heyhat! Bugün. Batılı fizik bilginlerinin İkinGi Termocli- Toprağın. Işte. Bugün zor geliyor ona Cyprian'ın kötümserliğinin belki bu- yankısı Cüceler doğurmak . önü alınmaz «kozmik yaşlanmaıının an. Dünyayı ayakta tutan kuvvet merkezi di başarısızlıklannı denetimlerinin tamamen dışın­ güçlü kılan canlılık ve gürbüzlük artık yok. Ilkbaharlar daha az taze. dalları kurudukça kısır· Augusta'da (Augustus barışı) geçici bir rahat bul. Bir şey hepsinin birden baş vurdukları beylik açıklamaya yaşlanırken. ha donuk daha so~uk bir görkemle parlar. na. kozmoza verilen bu mahkumiyetin Lukretius ve Yaylı çiftçi iç çekiyor. büyük olan küçülecektir: bu gücün Onu da döndürecek pis. Biz sussa da ve insan eylemleriyle ölçülmeyecek kadar geniş da bu gerçek duyuluyor. büyüyen her şey yaşlanacaktır. Babasının talihini şimdi o kıskanıyor. Dünya. bunun. murlannda. Uygarlığımız haıa çocukluğunu ya- Evren'in ağır aksak çürumesi umurunda değil. Zamanın inı:ı. maddenin en sonunda Sevimli kuzular da onun.yargılama. Toprak Ana Gücünü yitirdi. Helen Toplumunun. meyva vermiyor ama. Tarlalarda çalışan çiftçilerde. yetişemiyoruz gene toprağın imdadın:ı bir konu olan bu postulayı kabul etsek bile. sallayıp başını. şıyor. Bıktıncı edcrcesine.o ki bir zamanlar gün bizim kuşağlIn1zda yeryüzünün kay- doğal Tüm çağlara hayat vermişti. özellikle çöküş ve yıkılış dö. jisUerimiz insan tarihiyle kozmoz tarihinin işaret­ Geçimlerini hem de kolay kazanırdı onlar. hep bir azalma var. güçlü olan Duyarları kuşatilacak. 4. çünkü Batılı kozmolo- 'Eskiler diyor. ona yakınıyar. gülümseyen bağlarımız da mektedir. son zamanların uygarlık­ ikinci bir kriz dönemine girıİıesinin etkisi altında kaderci ya da determinist görüş­ larının yıkılışını kalan Cyprian. kendı çöküşünü ispa alanlarda işleyen güçlere yüklemeleridir. çiftçimizi de. yıkılışın sınırına gelen her şey zi ve kaçınılmaz etkisinden doğuyordu. yıpranmış dağlar daha aı gusuna dönüştürme umudunu içinde barındıran mermer verir oldu. ve endamın kayboluşu en . mahkemede- ki adalette. ipince kalır.henüz işle:w-inin ancak yarısını yerine ge- Oysa çağlar çağı kvcamış. Içi dışına çıkmış. acı acı.. Akarsular günden güne zayıflıyor. denizdeki gem1cUerde. laşır. naınik (3) Yasasına göre. (2) Beli büyük şimdiden. lıhkfa sular damla damla gelir. bunlar büyürnüyar bile yeterince. onun bir anlık armağanı. onun başarısıydı naklarının tükenmekte olduğu endişesinde dile gel- Koca canavarları taşımak sırtında .. Topraktaki tohumları besleyen kıŞ y8Q nesini insanlann yaptığı işleri bozmak üzere ha. Ay batarken hilalin uçları yok olur. r') rından Cyprian'ın bir polemiğinde yeniden ortaya çıkar. harmanı olQunlaştıran yaz sıcağında bir azal~ ma var.si Yaptıkıarı hep boşuna. çtftimizi de. Dünya hakkında verilen hükümdür bu: TanrıMın hükmü: Doğmuş olan her şey Evren kendisi de dışında değil. Helen Toplumu. dostluğun sağlamlığında. tükenen madenIerin değerli stokları bu zihni manevra «Felsefenin Tesellileriıı arasında küçüldükçe küçüldü. Helen ça. bu dönemin başlarında putperest le açıklama taraftarları yaşlanma ve kısa. Cyprian için vadettiği (bilinçliliğimizin sönme. lut- nemlerinde duyarlı düşünürlere çekici gelir. lesine ayn öl~eklere oturtmuşlardır ki pratikte ara- Pörsümüş asma yaprağının kederli bakıcısı larında en ufak bir bağ kurmak mümkün değildir. en sahte alanıdır. zim için bir anlam taşımaz. pazardaki namusta. insanlara. ça~ımızın tır. çürüme sürecinin birçok somut kanıtlarını bir aşağılanmışlık duygusunu (koca Evren maki. lendiği zaman çizelgesinde bu ikisini birbirinden öy- Aynı topraktan aynı ürünü gel de al şimdi.. çÖküşün. ölüme mahkum evren. çirkinleşir: bunun gibı' kaynağı taşan pınardan yaş­ madan önceki felsefesi bu idi.hakkını saklı tutuyorlar. kokuşuk bir harabeye. örneğin güneş batarken ışınları da- ğının zorlu günlerlnin son kuşağından olan Epi. yavaş yavaş küçülür. bu üzucü ama durdurolamayan toplumsal dan sürdurmesl mümkün müdür sanıyor~unuz1 Sonu- çürüme. ya da eterleşmesi(4) yoluyla) manevi kurtuluş bi· Şimdi ml? Geçmişin acıkh zıddı. Ama bugün artık tartışılabilir Kırıyoruz aletlerı. Ama ölesiye yoruyaruz.... yediği ·darbecten sonra Buna uygun olarak.. le yabancı değiliz.000 milyon yıl sonra herhalde gene ya· şıyor olacak. sonbaharlar daha az rekete geçirerek) yeniden kendini-önemseme duy- doğurgan. maddi Tarlalar daha çok emek istiyor. Bu 168 .

Zor bozulur sizin kurduğunuz gibi bir devıet. toplumlar. geriye bakıldığında determinIst görüş daha sağlam temellere ve bir sonrakiyle karşıla.rlığa g2çişler her varlığın gelişme çemberinin kapan· için idealolan bir milyon yıllık ömrün önemi nedir? (8) eıgı zaman olur. bir tarih morfolojisi bu Sözde-bilim Eugenics'e (gelecekteki kuşakla­ kavramları bir kenara atamaz. o da bozolur.şmayı otomatik 169 ..şayan organizmalar fiilen günümüze kadar gelmesi. mayacağını hemen gösterir. bu yıkılışlarla birlikte bir toplumun çözü- bir tutumla her toplumun belirli bir ömrü oldu. Phedias ve Perikles kuşağının Atinalıları.şka toplum) ne de genelolarak top. insan süresini ölçmek için hayatının herhangi bir ba.. İnsan (Ho.şamış olan tek tek insanların fi- u ilan etmek. nedeni olarak sunduğu ırksal yozla. biraz düşünün­ . Bir insanın yetmiş yıllık hayatına oranla. radyasyonla dağıll§ı arasında hiç bir ilgi kurula- umlar. Euripides.. I<imi varlıkların oluş çemberi uzun. toprağın telektuel ve artistik ritmin elli·yıllık bir dönem içinde öne. Öyle de olsa. toplumların ilk çıkışından bu yana 5000 kadar yıl toplumun tarihini ve zaman içindeki uzamını geçmiş olmasına karşılık İnsan gen'inin bugünkü· daki bireylerin carılı güçler olan enerjileri be. (7) top· ce. Tukidides. meyc. ki- Bu sorguya verilecek son kesin cevap. bir gen'in bir türünün örnekleridir. her yOkseliş ve düşüşlin ve bu hareket.şma belirtileri gösterdikleri en meydana gelmek zorunda olduğunu söy. nersek.. gölü olursa. insan şeklini almış olarak 300 000 ila 500 000 (9) yıldır varolduğu sanılmaktadır. Bir an için İnsan gen'inin bu ge- yan organizma gibi çocukluk. biyolojik genlerin ve türlerin tarihi sürelerinin ann hiç bir anlamda ya. Toplumun kendisi "toplum. kısalığına gö· re. hiç.ş­ sinden doğan dogmasını burada inceleme gereğin­ bileceğini. her tir: cşki çağın. aynı şe­ nerede başladığını bilemeyecekler. "Uygarlıkları> denen . uslunce y&şayanların canlarıyla bedenleri de bir kısır mi nedir? oh. çok sayıda insanların bireyolarak et. layacağı postulasını öne sürmüştü.ştırıldığı için yanıltıcı bir ~olmuyor: ıŞık altında olduğundan daha şanlı görünen Ma- Bir grup organizmanın doğal yetişme ortamı için gerek· raton kuşağının insanlarından daha kötü yaratık­ ii olan birçok ş::ıyin yanısıra. Ö. gösterdiği değişik alanların ortak zeminldir. den kurtarıyor.mliliğe.. tine uğramış olan Sokrates. bi. de ruh ve beden bakımından. Nasıl mı dır. kısırlığın nerede bitip verimliliğin tar genhnin bir türünün tek bir örneğidir. Gelelim sizin soydan varlıklara: Deııl~ti yürütmek üze· lumun bir organizma olmadığı gibi bir tür ya da re yetiştirdiğiniz insanlar ne kadar akıllı ne kadar gör· gen de olmadığıdır... . açıkça Jörüldüğü gibi Platon. yazılan her oyunun aynı sayıda ziksel ya da psişik yozla. .şka olduğunu fark edemedikleri için. bir top. (6) Ama biz daha önceki bir bölümde.şılabilir incele. Her uygarllgın. 431 felake- kadar saçma olur. bir neslin ömru. Bu gen'in kontra- KiIL' 'ou aktörlerin tümünün karakterinin ve tının en azından bir 500 000 yıl daha uzamayaca- daki etkileşmenln ne olabileceğine ya da ğını (gerçekten bir kontrata bağlıysa) düşünme­ . sonsuz olamaz sembolik bir vurguyla tekrarlanan belirli bir ömrü var· sizin düzen de. Kısırlıktan verl. un en tanınmış üyelerinden biri olan Oswald rin ömürlerinin de önceden belirleneceği düşünce­ gler. garlıkların yıkılışının açıklanması belki en iyi Pla- neredeyse mistik önem taşıyan. nesnel terimlerle söylendiğinde. ya da bilebilir? Spengler'le bir olup dogma. benzetmesine tek bir organlzma ye. Bizimki.şan sözde bilim dal!. süresi sınırlı bir kont- yaşlılık süreçler41den geçeceğini öne sürmüş­ rata bağlı.. bir verimli. olgunluk zegen üzerinde varoluşunun..ş­ yolojik gerıler ve türleri temsil eden tek tek orga. çocukıarını tam getiril. bir uygarlığın bir organizmayla karşıla. (10) tar ne Batı Toplumu (Ya da Helen Toplumu ya da Platon. hiç değişmeyen ve hep doğan şey çürumek zorundadır sonunda. Ve bu ilişkiler uygarlıklar için de geçerlidir. Hayatlarının uzunluguna. sını hiçe saydıklarında toplumsal çüriiIİıenin ba. tıpkı bir insan ya da başka bir ya.cek zamanda dünyaya getirecekler. toplumsal yıkılışın masına bakarak analoji yoluyla genlerin ve türle. varsayıınsal kontrat süresinin sona ermesiyle her- e söylendiğinde. ivedi sorunumuz olan uygarlıkların yıkıll§ına dö- . mininki kısadır. ama her lerin her kaçınılmaz evresinin. Ama biz insan. belirli bir ömrü ve belirli lar mıydı? bir gelişme temposu vardır. gençlik. olduğunu varsaysak bile.Söz konusu yaratık ne olursa olsun. bir uygarlık s. lüş döneminde ya.) göre uy- . dağılır bir gün. rın ıslahıyla uğra.r. Spengler. verimlilikten kı­ .şın­ miz için hangi kesin kanıt gösteriliyor? Buradaki sonuna kadar görüneceğine önceden karar ve. ii bir sahnede bunlardan kaç tanesinin ba. hangi bir uygarlığın yıkılışı ya da maddi Evrenin a1arılarıdır. Her uygarilgın hayatında yürürlükte olan siyasi en· dağılır? Yalnız toprağa kök salan bitkiler değil. özlerin- bir organizrna türünü ya da gen'inI koydu. Geçişin hangi anda kilde bir toplumun üyeleri olan insanlar da ba. müthiş karmasık' bir formül bulmuş ve bir toplu- lumlar gen'inin bireyleriyiz. hem de daha ton'un Dt'vlet'indeki şu ünlü bölümde dile gelmiş­ önce hayal edilmemiş bir biçimde. anla. nizmaların ömürlerinin önceden belirlenm~§ ol. olsunlar. bize İnsan gen'inin ıklarını zaten işaret etmiştik. neye dayanılarak öne sürülüyor? 1. sayısal bir değerdir. Öznel terim. mun önderleri eugenics'in bu matematiksel yasa- mo) gen'idir ve bu basit gerçek bizi Spengler'in.

~ i . 170 . servetten kibire. fortunae: Ta1ih çarkının bu şekli sözkonusu çark fikrini bir dizi ahlaki kategori çerçe- vesinde yorumluyor: Huzurdan servete. alçak gönüllülükten huzura. 105 Rota. savaştan yoksulluğat yoksulluktan alçakgönüllülüğe. { i ÇARK döngüsel felsefenin ilk benzetisi ve değişmez simgesı. kibirden savaşa.

Bu bulguya göre. ufalıyor. ğın da tıpkı canlı bir organizma gibi belirli bir öm. ve önceden belirlenmiş bir olayolarak görmekten oluşturan insanlardaki ırksal yozlaşmanın yol aç- çok bunun bir ente!ektüel yanılgı. rini simgeliyor. binyılda (") Babil uveleri. bir uygarlı­ da da her şeyin doğum ve ölümü tekrarlanmalıydı. III. kilerin yıııık doğum ve ölümleri açıkça. güneş-yı­ derci açıklamayı saf dışı etmiş bulunuyoruz: Çö. Şimdi ele almamız gereken bir kaderci hi- sızlık. ama aslmda İ. Bu semavi koronun uyumundan onların yeteneklerini' etkili ve yaratıcı toplumsal meydana gelen «Göksel Musiki>ınin notası notası­ eylem alanında kullanmalarmı önleyen toplumsal na çemberi tamamlaması çok daha büyük kozmik kalıtımlarındaki yıkılış ve dağılıştır. vıl döngü~ünün zaman çizelgesinde de olmalı. bu düşüncenin büyüsüne kapılan tüm düşünen in- rü ve hayat-eğrisi olduğu teZi. ıarı gereği kozmoz'un ortak yasasına uyarak sü- Gene de. toplumsal çöküşün yıkılışa yolaçtığı rekli olarak kendini tekrarlayan doğum ve ölüm nedensellik ·zinciri içinde Platon'un ırksal yoz· döngüleri halinde birbirlerini izlerIer. herkesin bildiği bi görünseler de bu hastalığı yozıaşmaya bağlamak üç ünlü astronomik döngü (gece-gündüz-dünya yanlış teşhis olur. ve güneşi de içerrnek üzere tüm gezegenleri kap- minin çocuklarını sefilleştiren (") hastalık insan sayan yıldız-hareketlerinindaha büyük bir koordi- olarak doğal yeteneklerinin felce uğraması değil nasyonu vardı. Çünkü her ne lanması Grekler'de İ. öncülerin tüm sü) yalnızca göksel cisimierin hareketinin düzenli başarı ve ilerlemelerine kendilerinden sonrakiler aralarla tekran değildi. yan sonucuydu. yılın güneş döngü- ne ise sonraki kuşaklarınki de odur. C') laşma dediği şeyi ikincil bir halka saymanllz için Bu döngüler teorisinin insanlık tarihine uygu- bile hiç bir güvenilir neden yoktur. aynı önerden belirlenmi!' 107 Rota vitalis: Hindistan'ın hayat çarkı. herhangi bir top. lı döngüsüyle yönetiliyorsa bunun karşılığı kozmik küşün. ~anlar bu döngüsel kalıbı bütün düşünce nesnele- lumun herhangi bir tarihte yıkılışma o toplumu rine uygulamaya yöneldiler. ay de potansiyelolarak ulaşabilirler. teknik başarı· tığı tezi. bundan başka dünya. Yapı­ ğil sonucudur. Yozlaşma döne. ebedi oluşum döngüle~ döngüler imgesini kullanıyor. aylar ve yıllar aldığı için güneş yılı bunun içinde şakların cüceleşmesi toplumsal çöküşün nedeni de. (14) 171 . lan çıkarsama (inference) şuydu: Dünyadaki bit- Şimdi uygarlıkların yıkılışma ilişkin üç ka. insan edimleri alanında bir boşluktan doğ­ potez daha kalıyor. Sonraki ku. • 106 Rota fatalis: Batı'nın kader çarkt. ayların ay döngüsü. imlemini (signifigarıce) yitiriyordu.Ö. toplumsal' büyüme çağında yaşamış olan Dünyasında ilk olarak ortaya çıktığı sanılan heye- atalarının görkemi ve saltanatıyla karşılaştırıldı­ can uyandırıcı bir astronomik bulgunun doğal bir ğında pigmeler kadar küçülmüş ve sakatlanmış gi. fiziksel Evrenin düzenli işleyişindeki kötü. buna göre uygarlıklar tabiat- duğunu söyler. ora- lemenin arızi bir sonucu olduğu tezi. IV. Öncü ataların biyolojik kalıtımı döngüsü. yüzyılda yeniden mo- kadar toplumsal çöküş anlarında bir toplumun da olan.Ö.

Bu döngu. (19) yatı kısır bir döngü..320 milyon dünya yılına eş!t olan bu döngüye görür. sağ21l ki... Satum çağı­ Yüce Gökyüzünden yeni bir soy iniyor . Ama gene de şa.UeI. Düzlenip bir keskin kılıç ağzı olmuş . zahmetlere hiç katlanmamışız gibi sonsuza kadar rinde sık sık karşımıza çıkar. matik ve önü alınmaz bir şekilde geçip.400. Bir dünya ki doğru yanlış. bulaşıcı hastalıklar ve başka felaketle- Bu sonuca ancak olağanüstü gürbüz bir zihin. insani ıneselelerin dü- çağın etkisi altında yazan Marcus Aurelius bu son.. (22) Çağların akışı başlıyor yeniden Aristo da meteoroloji üzerine bir incelemenin Geri geliyor geçmiş -Sakire. ten bir Evren yasası mıdır? Ilolayısıyla. 1..Roma kanıyla ödedik niteliğinde giderek artan bir çöküş görulür.. Saban horlanmış. Komşular bırakıp dostluğu. Belli ki bu düşünceyle kendinden geçen. in çık. Şu anda ların Helen-öncesi fetret dönemindeki kahraman· biz içinde buıunduğumuz Kalpa'nın 14 döneminden ye- dincisindeyiz. Yaşlı Adem' bu tekrar felsefesi çağdaş Hintlilerin zihinlerinde egemen düşünce oldu.. Akalı· (zaman~ncesi insan) Insan soyunu dOOururdu. silaha davranıyor. sonsuz kozmik bir şakanın kurbanları ol. zinciri izleyerek ra yuga.. sanki bu olgular entelektüel bir dünya . çünkü aynı tema eserle. 200 yıl sonra melankolik bir Başka bir bölümde Aristo. arabac!. Dolayı­ Bunca savaş! Suçun bunca ayrı biçimi! sıyla. (23) tekrarını görürken. (2$) duğumuz sonucuna varmaktan artık kaçınamayız.. Glrinı Klelolas: Hangi efsaneler? Yabancı: Seller. işte bu MNn kez sürekli bir felaketle yeniden hayata dönme y<:zgın şimdi!. güçlükleti mini birlikte getirmesi kaçınılmaz olan Troya sa· yenmeye. zenli aralarla tekrarı sorununu ele alırken. ca savaşlarının sürekli bir karma. Helen edebiyatı· bu döngü felsefesine atıflarla eden bu şakanın. Arabc:nın efendisi atlarındır. 4.r şeyin Sibil'in şarkısının son çağı geldi sayısız kereler var oldu!)umuzu. Biz şimdi Troya'nın ahde vefasızlığının kefaretini. bunun Zalim savaş tanrısı egemen her yerde. Tanrı-yılı 360 insan yılı olmak üzere) vardır ve uygarlığın Yıllar önce. 2.ne kadar önıJmüzde daha birkaç bin yıl var. olağanüstü canlı bir anında dayanabilir. başka savaşlar Insanlık tarihinde tıpatıp aynı bilimsel görüşlerin tek- Büyük Ahilleus'u getiriyor yeniden Troya·ya. senin kim oldu~unu ve kim olaca· ğını: Dinle. kelime oyunundan başka bir anlam taşı~ gi- rak olacağız. asılma dizginterine. (") İlgisiz bir rahatlıkla. ey Zerdüşt. tıpkı biz o lerden biri de Platon'du. ebeci' tekr.n Nn. ota- doludur. o efsaneler!n hep'sine herkes inanır. (ad infinitum) tekrar tekrar aynı durumları üre- Alin811 yabancı: Sence eski' efsanelerde gerçek payı var terek bütün insanca çabalarımızı boşa çıkaraca­ mıdır? ğını önceden bile bile.800. Kalpa 14 doneme bolunmüştü. görürsek. bizi acılarımıza katlanmaya. rin ~k sık tekrar etmesi yiizünden insan soyunun sO.. bir yeni Argo'nun dumaninde sefesinin toyasını meydana çıkanr: Kahramanlarla dolu tekne. dünyanın sonu gündemde ol:ın bir meseledir. evet.. sayısız kereler tekrarlanacak mı? Vergi' 172 . sonsuz bir mut bir örneği. Bunların her biri önce 71 büyük Araya son. dür önerisini hiç acı duyma- Helen dehasını hiç bir zaman tam olarak avu- cunun içine alamayıp yalnızca şaşırtmakla kalan dan düşünmektedir. her şeyle birlikte bizim de ebediyen tekrar1andl- şijrinde yeniden karşımıza çıkar: gımızr. yeni şarkılarls ss~alt Platon.r acı ve kötülük biriki- Üstelik. bu yuga'lardan dördilncilsündeyiz. ey Zerdüşt. çiftçi sürüklenmiş uza~al sa da.ir.a toprağın kendisi bir dönüşümden bi kullanır. sonr. yani zaman parçası denen 4 parçaya bölünmüş­ Romalı savaş-lordlarının birbirlerini kırıp geçirme· tür. Çok geçmeden top. (L5) Şarkı söyle ve köpür. yanlış dOOru yerinde! nah ve kötülukle dolup taştığı katlyuga'dayız. bundan önce bizim ve bizimle birlikte h. (ZlI) Dul kalmış tarlalar bakımsız! Orağın eğrisi Putperestlerin bu «boş tekranılan (") gerçek. kahramanlık çağının zaferle tumhonsuza kadar tekrarlanır. tekrar- suz tekrardan ancak hayal kırıklığı duyar: lanan Troya savaşının işaret ettiği olgular gibi s0- Kozmoz'un döngüsel hareketlerinde. yeniden-kazanılandünye- kalpa denirdi. Troya Savaşını. 3.600. yani dünyanın gil.. tam ortasında yaptığı şu rahat gözlemle kendi tel· Bir başka Tiphys. her . Vergilius da daha önce ak- tardığımız bölümde. ölümcül bir tekdüzelik var. günahlarımızdan arınmaya mahkum vaşı. Modern rekli olarak silinip süpürOlüp ancak pek azının varkal. rastlantısal bir sonucu olarak uygarlık tarihlerinin Yarış arabaları gibi hızlanıyoruz gitgide. Her seferinde yüzyıllık b. altın çağın güvenle ve rahatça ye· Hintli filozoflar döngüsel bir zaman teorisi geliştirmiş­ niden şafakta belirmesi için basit bir vesile gibi lerdi.200 Tanrı-yılı (bir sine yol açtığını itiraf eder. de bir yasası sayılır mı? Cevabın olumlu olduğunu Boşuna. Batılı bir filozof «sonsuz tekrar yasasl"nı sevinç dığını anlatan efsaneler. daha tek bir insana vergi C?lmamış bir yerde geliştiren Helenlerin (lG) tarihine ve bir büyük yazgını taşıyabiiesinI Çünkü senin hayvanların çalı: bütün olarak kozmoz'un kalıplanna uygular ve bu iyi bilir. kaynağı yapmayı bile başarmıştır. (ad Inftnl- Ama Vergilius. döngü hipotezinin bu kısa ifadesini başka ruhunu.. Dinle. tekrarlanan geçecek ve bu dönuşümden hayat bulup yükselen her doğum ve ölümlerden meydana gelen «insan ha· şey gene sonsuza kadar aynı süreci yaşayacak. Her yuga'da 4. vi cennet hayalinden ayrılıp kendi çilekeş kuşağı­ lerin her birinin sonunda evren yeniden yaratılır( Manu nın manevi acısını yaşamaya başlayınca. anlamsız bir zaman birimi.nn ÖOr. (II) rarlanması brr ya da bir kaç kerade durmaz. Kleinias: Elbette. (17) Aynı öğreti Vergilius'un şeyin. senin ö~rettiğini biz biliyoruz: Her ~'irbirini kovalar. in anlık dirilişi. sen değiL.

döngüsel felse- Bir başka Orfeus yineliyer şarkl61n1 fenin vaz geçilmez ve orjinal tekerlek benzetmesi. öyküsünü Traya'nın yapılmış ve bu dingile yerleştirilmiştir. Bitki- ağını ören güçlerin deviniminde salt bır tekrar lerin yıllık doğum ve ölümünü de birlikte getiren ögesi bulunabilir. tekerlek olayında apaçık görülür. bitki dünyasının zaman tezgahının sürekli. tersini düşü­ varoluş çemberinden kurtuluş için Budistçe yakar. tin (küçük. şairin bu doğurur (bütünün ya da amacın).. Herhangi verili bir durumda Yın' tecinin ya da şairln temasının açılmasını sağlar. ni görmesi LTlsanın yaşamasını mümkün kılar.abiatta olmasını emreden ya da bütünün parçası Daha yüce bir Argo yarıyar suları gibi hareket etmesini gerektiren. taşıt. Ama mevsimlerin yıl Içindeki hareketi. benzersiz tikelliğine. ("') mamen Shelley'e özgü bir tonla son bulur: Karşınuza çıkan basit gerçek şu: Herhangi bir Dünyanın yüce çağı geliyor geri ritm çözümlemesinde elikkat edeceğimiz nokta. Erlyen bir düş gibi ışıidıyorlar. Kalbin. dize ve kıta bes- dir bu ilerleme. kof bir tekrar değildir. tük. dua-çeınberinin döngüsel rotasyonu Budist'I hedefi masıdır. ya da dinlenebilse derinden! lik yasası değil karşıtlık yasasıdır. daha sonra gene bir meydan-okumayı· yen ya da küçülen. inançlar. akciğerlerin pompalama Işi­ sona doğru her an kaydedilen bır ııerlemedir. tekrarlı bir harekete yaslanan değiş­ aydınlığa çıkarırken hafif bir zihinsel zevk duydu. ta. şiirde ölçü. yanyana dizilmesinin tekran. genış yıl­ zırlar. bu. ağlıyor. benzer ınasma şaşmamalıyız. elbette bu bir özdes- Ah bır ölse. ama taşıtın hangi yönde hare- Ah. bir en- olduğundan. Amacın araçla aynı Gülüyor gök. tarak basit bir döngüyü trajik bir tarihe dönüştü­ nun teşviki hiç şüphesiz döngüsel bır devinim hr. Seviyor. ak- gibi bir atılımı salıveren tepkinin Işte tam bu çe. ölüyor yine. standart parçaların dızlara kılavuz olduğunda güzel bir şey sayılabilir. törieri insan olan bir oyundaki gibi. Uzay-zaman çerçevesinin göreceliğı. bır ileri bir geri gidip yüzyıllar süren evriminin gerçekleşmesini müm- gelen mekiğinin işlediği nakış" aynı zamanda bir kün kılmıştır. meydan okumaya-tepki. tekrarlı bir hareketin tekrarlan. tekrarlıdır. Yeniden başlıyor altın yıllar parçaların hareketleriyle bütünün hareketlerini Toprak derisini tazeliyor bir yılan gibi birbirine karıştırmamak. ama te- Kalipso'yu ardında bırakıyor bir daha. Bir hareket aracı olarak tekerlek taşıtın zo- Çözülmez ölüm bilmecesini Tebai'ye.Yanı<. Belki de ritm kelimesinin özü. bu olgu karşınuza dikiliyor. kraıııklar . bu. ama taşı­ Dünya Ölüm'ün defteri alacaksa! laius gazabına sevinci karıştırmayın tın ancak tekerleğin dingil çevresinde dönmesi atlı O sevinç ki gülüyor özgür olanlara karınca gibi döngüsel bir hareket biçimine zorla- Daha kurnaz bir sfenks sunsa bile maz.Jins'un yüzleşmeye cesaret edemediği bu soru Shel.. Insanlık tarihinin ğIl hayatın organık ritminde de bulabiliriz. den Yang'a geçiş. çünkü bu çember ancak yıl­ araçların Işleyişinin tekrarı.. runlu bir parçasıdır. önceden koyııl­ Yeni bir 2rmağan güvertesinde. t. muş bir uyum yasası yoktur. gelen dayanılmaz bir cezadır. Tekerleğin kendi Bır yeni üııs varmak için yurduna dingiline bağlı hareketi açıkça. yeter! Ille dönsün mü Olüm ve Kin? ket edeceğini o belirıeyemez. çayla bütünün ya da araçla amacın) arasındaki Dünya yorgun düşmüş kendi Geçmişinden: ilişkiyi yöneten bir yasa varsa. benzersiz hedefine ve Akıl mı bizi köşeye kıstırıp yıldızların döngüsel amaç benzersiz gerçekleşmesine ulaşmış olur. Yol. Tekerlekle taşıtın (ya da par- Yeter! Dibine kadar içilmesin Acı kehanetin kadehl. araçlarla arnaçlann ta- Bir yana atılıyor yıpranmış kışlıklar: biatını iyice ayırdetmektir. rür. «son nunu yalnızca insan-eliyle yapılan makinede de- çuzümleme»de nedır? Elbette. tekerleğin dlngili aynı yol insanlar için bostan beygirliği anlanuna çevresinde dönmesinin tekrarı sayesinde bütün. me. hareketinin aynı zamanda insanlık tarihinin de ha. Budlst disipline uymakla kur- ve tek (") bir yaratılış eyleminin zorunlu koşulu tulacağımız vadedilen varoluş çemberi bile. kaçınılmaz 173 . mü- kiğin kendi hareketı gibi sonsuz bir tekrar değil­ zikte bir ölçü çizgisi. mez ana hareket) uyumundadıı:-ve bu güçler oyu- ğumuz Yin-ve. boşuna. bu iki hareke- reket biçimi olduğuna Inanmaya zorluyor? Seçip. kendiliğinden (spontane) Nirvana'ya götürür. nürsek. dizginlere ya da Yeter! Insanlar örmeli ve öldürmeli mi? direksiyona bağlıdır. İşte bu yasaya Plns ça change destla meme chose (") (Her göre tekerleğin tekrarlı hareketi (ya da parçanın ~Y ne kadar değişse o kadar aynı kalır) gibi alaycı ya da aracın) taşıtın tekrarlı olmayan hareketini bir yasa gerçekten bir Evren Yasasıysa. ket başlatan) bir tepki olduğunu zaten görmüş­ Vergilius'u andıran bir ha~langıçtan sonra şiir. Ama toplumsal büyürnede Prometheus'unki dız dizilerinin birbirini izleyen her durumunda. değişmez karma yükünü yara- teşvik eden bir meydan-okumanin-tepklsl ve bu. sıralamayı tersinden yaparsak. kerlek yalnızca bir taşıtın bir parçası olsun diye Ah! Yazmayınyeter. ama yepyeni. karnasyon döngüsünden ötekine iletildikçe büyü- Bunun gibi. şitten (Kendinden sonraki için döngüsel bir hare- ley'nin bir şiirinin koro bölümünde cevaplandırılır.

108 Yaratıcı önderlik: Bir toplumu. 174 . bölgesel ve tanrısal bir mirasa doğru harekete geçirmek için Tanrı tarafından esinlendirilen Musa.

bu düzetı1i aralar.. onun için de Batı Uygarlı~ı Iabiliriz.. içeride. hası on sekizinci yüzyılın. şına gelen talihsizlikler kaderin değil. kesin bir sezgiyle bu so. (bir Batı Afrika topluluğu): Önemli olan insanlıktır. hiçbir şekilde. yaşayan bir uygarlık. Savaşma­ kacaktır. İnsatı1l­ ğın en üst yasası olarak döngüsel kaderciliğe inan- bir çıkarsama yapılacaksa bu daha çok. Yani. başka türlü söylersek. bir yanda sürekli helezonl ha- reket maddenin kalıcılığını ifade eder. diyorum. hazırlarcasına. geçmişteki uygarlıkların kaderlerinin de kanıtladığı gibi. bunu da yüreğinde ta- dığımız sonuçlar. Şimdi bunu tersine çevirip. inanılmaz bir anlayış ifade edilmiş olur. lerin Kökeni ya da Enerjinin Muhafazası Kanunu- takım güçlerin. öldürücü zırhlı Tanrıça Saeva Neces- rarlanan değil. karşıt­ hızla kopup uzaklaştıkları açıkça belli olan nebula ların sürekli yer değiştirmesi (sağla sol. ilerleyen bir harekettir. Tür. "kendi yollarında bu tohum.) (gereklilik tanrıçası) değil. ifade eder. silas (". gibi. bu Ve zarar veren ne varsa. Bu çift karşıtlık­ Demek ki. kazaya uğraylnıar titreşimlerilkesi. (6) 175 . i<:!r. Daha bir yüzyıl önce Volney'in de- işleyişi sonucunda yıkılmadığını inandırıcı bir bi. her insanın her za- Meredith'in bu görüş pırıltısı on dokuzuncu yüzyıl man kendinden sorumlu olacağını anlatmak isti- Batı bilgeliğinin yeni bir buluşu da değildir. İnsan'ın kendi içindedir. kötülerin ranışların sonucudurlar." diyor Hayatı trajik olmazı Fesatlar tutkulardan örülür: Içimizdeki düzmeceliktir bize ihanet eden. şır». ceki bölümde büyümenin özelliği (1) üzerine var. Yaratıcı gücün genel hareketi vardır. Içsel bir titreşimle hayat bulan cımı tutuşturacak inayet varsa. kendisini saran kılıfı patratıp evrenin en geniş uzamına ulaşmak üzere dışarı çıkar. bu bağlamda.jhtimal. düzenli aralarla tekrarlanan hare. Ister Ilerleyen na benzemez. yalnız sizin içinizde gizli. dışsal ve denetlene- "Düşman içinizdedir. bizde bu kıvıl­ ekili tohumda simgelenir.. Tersine. masını yöneten bir ikizliği de gösterir. yor. orada. bu da. fani reketinin iki ritm biçimine göre yorumlanması Afrika Uygarlıklarının felsefelerinde en açık biçim-o cesaret ve fani silahlarla saf dışı ecfilebilecek olan de ifade edilmiştir. tik€"1 varlıkların da içlerinde taşıdığı. uygarlıkların. sürecin kendisinin onu destek. kendinde yalan koıuluk yuzunden çuru r tamamlayıcısıdır. Bunun en incelmiş örneğini . başka bir söyleyişle. Onlara göre insanın ya da topluluğunun ba- nucu çıkarıruştı. günahın ürünüdürler.dramatik "durumunıı tarihi benzersizliğini verir. O bölümde gör. «Qnipa ne asem. ve yıldız kümeleriyle gen~leyen Evrende kaybolur Ickle çift dişiyle erkek) hayatın en mükemmel çoğal­ gider. kendini-belirlemenin le gelir: Her şey.» (") di eksikliklerinden ötürü öldüğünü söyleyebilir mi.. sorumsuz dav- Tanrı bilir ya. 21Mimesis'in (Taklidin) Mekanikligi Uygarlıkların. ana hareket tek- liuz gereken. sürekli bir den· keti bizim uygarlıklar sürecinin analizinde bul. lüyor.>ierdir. aynı zamanda helezon! bir yol izler. Hayat ha. insan yaradılışının doğal çimde ispat1adıktan sonra da. Ölen uygarlıklar "kaderleri öyle» Batı Sudan'ın Dogon halkının kozmogonisinde bu- olduğu için ölınediler. bu felaketlerin ger. tekrarlanan "Göksel Musikiıı. Dini bir sorun olarak kendini-belirleme kavra- yiz? mı Afrika Uygarlıkları'nın felsefelerinde de görü- Modern bir Batılı şair. çek nedenlerini arayıp bulmamız gerekir. Şöyle demişti Volney: «Felaketlerinin kaynağı. alçakla yüksek. (~) kendini-belirleme gücünün yitirilmesi sonucunda Hıristiyanlık çağı'nın dördüncü yüzyılında Batılı uygarlıkların çöktüğünü ileri sürebilir miyiz? Bir bir Hıristiyanpiskoposu da aynı sonuca varmıştı: başka söyleyişle. Menander'in şu satırlarında da di_O müş olduğumuz gibi büyüme. Bu açılan madde giden yıldızlar» p ı) bizim insani çabalarımızın he- deflerine ulaşmasına engelolamazlar.. kendileri- nin işleyişi tekdüze olsa da sırtlarında taşıdıkları maya mahkum değiliz.. bu düpyadan göçmeye Bu Evren kavramının temelinde bir yandan maddenin daha baştan mahkı'm değ·ildlr. şimdiki araştırmamızda bize da. Meredith'in sözlerini de ha güvenilir tutamaklar verecektir. eı Akanlar. Tam kesinleşmemlş olan bu sonuç bizim şu an- la meydana gelen yardımcı hareketlerden mantıki daki amaçlarımız bakımından yeterlidir. ele almiuruz gereken ana hareketin değişken olduğu şeklinde ortaya Çı­ gereklilik öğretilerinin en son biçimiydi. iyiliği ve otomatik düzelmesi öğretisini yıkımştı.. ge için birbirlerini desteklerler. ayrıca. Böylece iki temel ken. insanlığın denetimi dışındaki bir. daha ön. (3) Bu aynı doğru. içeriden çıkar buyiir. Öte yandan maddenin kendi helezon! yolunda iterleyişi Evrenin sınırsız uzamını mak.. yanılgınızın nedeni mez bir düşmanın saldırısı karşısında değil de.. bir yandan da bir bütün olarak evrenin alayına katılmak zon11lda değ'ilc1ir. ister tekrarlanan. ken. özgün hayat hücresi en küçük ilahi kıvılcımı içimizde bir güdüdür. (29) leyen yardımcı hareketlerle aynı döngüsel düzen- de işlediğini göstermez.

tıya u{ı:ramayacak mıyız? Kötü Orunden. "felaketlerinin kaynağı. Romalıyla geçinebilecek mi? Oışarıdan silahlı barbarların istilasına u{ı:rama tehlikesi yok edilse. Oretim düştü diye sızııda· nıyorsunuz. yani iç cephede. hastalığa sövüp sayıyorsunuz. geniş görüşlü ve derin duygulu bir adam. He- len filozoflarından Dikaearkhus'un -İnsanlar Na· sıl Mahvolur adlı kaybolmuş bir eserinde. top- lumların hayatı için de eşit derecede geçerlidir. bireyler gibi toplu- lukların da sınırlı bir y~ama süresi ve formüllen- miş bir hayat-eğrisi olduğu yolundaki doğrulana­ maz varsayım karşısında. ölmüşlerin malı ardından yaygara koparan doymaı­ hğı ve yağmaclllOI aydınlığa çıkarmaktan başka bir şey değiL. büyüyen bir uygarlığın büyü- mesini sağlayan bireyler arası karşılıklı ilişkilerde. yakl~ık olarak 600 ya da 700 yıl önce Helen Uygarlığı'nın büyümesine set çeken çöküşün ger- çek açıklamasını yapıyor. oysa bu belaların sonu- cu insanların suçlarını ışığa çıkarmaktan başka bir şey değil: Hastalara acıma göstermeyen nasır tutmuş yürek- ıeri. Uygarlığın izlediği yol. yorsunuz: Ama en büyOk kıtlıkları kuraklik değil açgöz- lülük yaratır. kendi yurdumuz cephesin- de. «az kişinin bulduğu. çünkü daha bü- yüme-aşamasında. ama buOdaylarınl şu katı toprağa boşaltmayan tahıl ambarla· rmı görmezlikten geliyorsunuz. bir şey bozuk gitmişti..o) Çünkü onlar «top- 176 . (8) Yabancı düşmanların saldırganllOından yakınıyorsunuı: ama. Büyüyen bir uygarlığın yolun yarısında böyle tökezlemesine ve Prometheus atılımını kaybetme- sine yol açan zayıflık nedir? Önceki bölümde (10) yaptığımız büyüme analizini hatulayacak olursak. bu çöküntü Cyprian'ın son günlerinde kağşamış toplumu yıkılış ve çökü- şünün hemen hemen son ~amasına getirip bırak­ mıştı.. çünkü büyüyen bir uygarlığın almak zorun- da bulunduğu tedbirlerin kendi içinde bu ihtimalin yattığını kavrarız. Vebaya.ir türlü dağıtılamayışma ses çıkarmıyorsunuz. Helen Uygarlığı yıkılmıştı. ama onlar da merlerin- den bütün safraları atıp alınyazıları olan yarışa tek başlarına girişemez1er. en büyük sıkıntılar tahıl ticaretinde fiyat yüksE:ltmekten. kıtlıktan yakın 1- ner makina. (n) Gerçi bu yolu bulanlar bir uygarlığı harekete geçiren ve onu ileri götüren yaratıcı kişilerdir. güçlükleri n daha zayıf yurttaş kardeşlerine yönelt- MAKİNA H1ZME'ITE tikleri saldırılarla. daha aOır ve daha şiddetli bir iç patıf­ 109 Birkaç kitabı bir arada incelemek için yapılmış dahiyane bir dö. ama aslında üretilmiş olanm Ihtiyacı olana b. İnsanların hayaUarıyla ilgili bu doğru.İnsan için en büyük tehlikenin İnsan olduğunu söylediği anlatılır. (') Afrikalı Aziz Cyprian da aynı doğruyu toplumı.a1 hayatın bütün alanına uygulamıştır. (. Volney. Bulutlar gökyüzün· de yaOmurlarınl boşaltmıyar diye sızıldanıyorsunuz. hayata giden» dar yol değildir. İn­ san'ın kendi içindedir» sözünü. (O) Bu bölümde. kAr gözetmekten doğar. politik organizInaların yıkılışına uygulamıştır. yabancı düşman saldırmaktan vaz geçse. böyle bir çöküntü ihtimalinin sürekli ve acil oldu- ğunu.

tikten sonra içinde manevi inayetin ışıidaması. uysal1aştırı1mış İşçiler. lumsal hayvan»dırlar ve dolayısıyla insan kardeş­ Bu zorlamanın başarıya u1a'şmasl imkansızbir lerini yanlarına almaksızın tek başlarına yürüyüp şey değildir. ve İnsan soyunun.. boyun eğmezse kendi gelişmesi güdük ve güçsüz uygulanma imkanı kalmamaktadır. Platon'un yaptığı gibi.. her toplumda ezici da söylenebilir: Tanrısal ateşi bir ruhtan öbürüne çoğunluğu meydana getiren. başkalarını dışarıda bıraka­ Birey yalnız kaldıkça kusursuzluk gerçekleştirilemez: Bi. oraya doğru giden insan se· linin hacmIni büyütmek ve genişletmek için elinden ge. "bir yalımdan kapıimış ışık gibi" ileten.Hatta bunun şaşmaz bir yolu olduğu gidemezler. değiştirilemez. yaratıcı kişiler bir zorlamaya baş bulduğu ve içinde çalışması gereken dünya sıra­ vurmak durumunda kalırlar: "Özünde yaratılmış dan insanların meydana getirdiği bir toplumdur. bu insan kardeşlerini arkasından sürükle- bir duraklama olan şeyi bir harekete dönüştür­ mektir. Yaratıcı kişinin kendini içinde lardan ötürü. ama kitle olarak İnsanlık. Görevi. yaratıcı-olmayan ne. yaratıcı çabaya çevirmek . kusursuıluğa doğru giderken başkalarını lanmamış bir ruhun bir azizle ortak duyguya eriş­ da yanı sıra götürmelidir. cak şekilde yapmak öğütlenınce. (1") ya da taklit (16) yetisinin canlandırılmasıyla ken- 177 . (13) azizin bu dünyaya gelebilmesi kadar ender rastla- Toplumsal hayatın yapısına içkin olan bu koşul­ nan bir mucizedir. öğütün pratikte rey. (15) Ama bunu. "zoriu akli lerleri. Çünkü aydın­ kalacağı Için. bir şeyolan bir türü. o len her şeyi yapmaktan· geri durmamalıdır. göz açıp kapayıncaya kadar kitle halinde ortaklık ve yakın kişisel ilişki". ancak mimesis mek" için. MAKİNA EGEMEN 110 Ayrı ayrı suratları olmayan.

ıamış gibi görünen güçler. Önceden düze bir biçimde tekrarlanan yürek çarpması ve belirlenmiş bir sonucu olmayan bir kuvvet dene- soluk alışları düzenleme görevinden azad etmiş. m. derecesinde bir kusursuz. mış insanlar mangası tarafından yerine getirilme. doğal mekanizınayı en cüretli ve en geniş bir düklerl halatı kullandıkları yarışmacta yenilirler· biçimde kullanmıştır. birer kendi kendini düzenleme olur. insan toplumu gibi doğal organizma da.. otomasyonu koymuştur. mesinde. aletlerinden şikayet me başarısının sırrı budur. Organik hayatın evriminde gittik. (1') san iradesiyle .di ötesinde bir hedefe doğru harekete geçirilebilir. tın maddeye karşı zaferinin genel çağrışımı ve in. se. mesine çağırır. «makine. yenilgiden ötürü halatı suçlamaları çok saçma lerinin modeli olan. yok oluşa giden geniş yola yayıldıklan zaman ken.düşüncesinin bir insan toplumunun Bir an önce Evren'I ateşe vennenin sırrını yaka· fiziksel çevresine karşı zaferinin özel çağrışımı zih. insarıların ken· rilmesi olduğu da bir gerçektir. karşı sağır kalan kulaklar. ve başka insanlarla ilişkilerinde makineleşme ara- 178 . mime. işlevi yerine getirir. Makinelerin icadı. Kendi başlarına yarar11 ve muşfik sanatları. ama Doğa kendisi de. «oyunun bir parçası. büyüyen bir toplumda 01.İnsan'ın çevresine karşı İnsan'ın kudreti. çekme takımı gidip bir başka takımı kuvvet dene- kından tanıdığımız başeseri olan insan bedeninde. ima ettiği fikir hayata karşı kazanılan zafer değil. daki kıvılcımı hoyratça boğarak kendi ışıklarını ket ettirerek -çavuşun komutlarının makineleş­ yayıyorlar. Neferler önderlerine sında hayranlıktan kendimizi kaybetrnil< durum- ancak kestirmeden giderek yetişebilirler ve ancak dayken ((makine ürünleri. ründüğü Için Ilk bakışta huzursuzluk veriyor. (mekanik davranışııı (C parti mekanizması)) gibi söz- dilerine yürüyecek kadar geniş yer bulurlar. çünkü bu deyinılerde Hayatı aramak için bazan yok olma yolunda yürü. (18) ler işitmek irkiltici olur. taklit yetisinin kötüye kullanılma ih.rı­ İnsan fiziksel çevresiyle başa çıkmak için ma- nın yaratıcı azınlığı ile yaratıcı olmayan çoğurılu­ kine kullanmakla bu riski göze alıyorsa. Ama hiç şüphe yok: Bu ikinci grubun son bulmasına da belki şaşmamak gerekir.. birdenbire kendi alev· nimizde uyarur. hiç bir şey ka- birini izleyerek yükselen organizmaların her birin. çünkü. zafer tacının ardında koşmanın bedeli ka bir söyleyişle. kendisiyle ğundan meydana gelir. madde arasındaki kozmik halat çekme yarışında yum ve düşünce çalışmasını yerine getinne göre. mimesisin uy. En ya. «aza. ((mekanik hareketlerıı. belirsizliği ihanet saymak da. Makine. Aslında. «Hiç bir şeyi göze almazsan. yanşmada yenilginin olabileceğini akıl lukla yerine getirebildikleri için Doğa bizim adali. tarafsız bir yol ve araçtır halat. dan Iyi bır görünüş altında gizlenen kölelik ya aa «usta bir makinist. arayışın kimi zaman felaketle karşıtıdır. meydan okur ve kendi elleriyle ör· Doğa. mımızın ise belirsiz çağrışınılan var. Kalp ve ciğerler. zanmazsın» ilkesine uygun davranmak üzere yola de. Bir. (17) Orfeus'un dünya ötesi lirinin musikisine talim görür. dilerini Gece ülkesi'ne ·mahkum etmelerini ~la. da. Makinelerin bu Janus'u andıran (Janus: İki si gibi. sinirsel ve psişik enerjilerimizin bir kısmını tek. Homo faber masında. etmemektir. «makine. mümkün olan azami talim toplamını ya da baş­ çıkan kişi. herhangi bir tarafa zaferi garanti etmez. miştir. mın yanlışı. Bu ilerleyişin her aşa­ eden kötü işçiye benzemek demektir. lş. mekanik araçların kullanı­ daha sonra düşününce insan burılann hepsinin mında ona öncülük ederek İnsan'ın mekanik deha. bir çeşit toplumsal talim. Kaybeden takı­ revi «otomatik çalışma. haya. yacak araç haline gelebilir. kelimesinın çağrışımı öncekilerin tam mek zorunluysa. talimin tın ve aklın maddi Evren'e karşı sınırsız bir ege. kendi başına. lerini söndürüyor ve potansıyel yakıtlannın altın­ leri insani amaçlara hizmet edecek şekilde hare. elini kııpan makineyi la- makinesidir: Bu organlar kendilerine verilen gö. dan ya da «dahiyane mekanizma. olduğunu arılıyor.. Kendimize timallerinden tamamen ayrı olarak. mekanizma. özünde belirsizdir. ç~uk çünkü bu mimesis. Bu çe incelen ve kusursuzlaşan organizmalar kurabil. öndeki azınlığı mekanik bir biçimde Izlemek içln dir. netlemesi bir bu kadar saçmadır..akine kategorisine giren her şey bu tarafsız vini venniştir. du. Orfeus'un talim çavuşunun yöntemlerine (yapımcı insan) kendine tehlikeli bir meslek seç- baş vurduğu zaman yaptığı gibi davranmıştır. bir güvensizlik duygusuna kapılınz. güvenip kıvanç duyacağımız yerde. bır ihanet gibi gö- ni muazzam derecede genişletir ve artırır. eğitim çavuşunun sert Böyle doğal ve insani mekanik zaferler karşı­ komuta ~esine iyi alışıktırlar. Fazla köreesine ve fazla ileriye götürüyoruz.. kendi tür. Bır halat sına üstü örtülü bir biçimde iltifat etmiştir.. Hayatla oradan aldığı bu marjinal enerjilere hareket. Ama takımın halatı da. çünkü haya· sisin bir çeşit talim olduğu bir gerçekse. cansız nesne. ten söz ederken. Üstelik. suratlı Roma tannsı) özelliği. kavra. maddenin hayata karşı egemerıliğldir.. «Hassas bir. insan hareket ve hayatının bir çeşit mekanikleşti­ menlik kurmasını vadeden araçlar. olarak her türlü kaybı da göze alıyor demektir. duğu gibi büyüyen bır orgarılz'!JlÜla da.). bir alçalma ve gulanmasında da bir zayıflık vardır. Bir makinistin de..

için de. kurumaya inıkan bulamadığı bir eşdengesizlik du- mesis yoluyla oluşan bir eylem. varsayımı gereği.esisin iki yanı keskin başka hiç bir anlama gelemeyecek olan bu sonuç. eder. «alışkanlık pastası»nın bir daha karşı mekanik tepki göstermesidir. Gerçekten de. yabancı kaynaklı bir dürtüye içingerekli koşul. Prometheus'un büyüme atılımını ayakta tutmak Mimesisin zayıflığı. men elenmesi gerekir. bir azizler topluluğu sinin kullanılışında bir aksama olmasını önleme. Mirrı.('") Hayatla madde arasındaki mücadelede mimesis aracı kullanılıp atılmaz. tehlike her an oradadır. (") rahatça gömülür. «alışkanlık pas- hayat için bir tehlike olabilecek bir araç. şimdiye kadar bilinen hiç bir uygarlık tarafından. hayat tası» yarılıp bıçağın keskin yanı iyice belirdiği için. çözülebilir ki. Dolayısıyla. hedefe ulaşmaktan linde billurlaşmasıdır. 179 . uygarlık­ yanına bile yaklaşılmış bir şey değildir. edilginlik talimi yapan kurbanlan. de tam bir zorlama olacak demektir. Bu yüzden mimesis sonucu sakıncalara karşı geçici bir garanti gibi bir şey ortaya çıkan bütün eylemler şüphelidir. Bıçağın böylece kınından çıkması koruyucu tedbir- Dolayısıyla. bıçağı «alışkanlık pastası» na. mimesis yetisinin.i4lerdir. bunu!'. öncesi bir toplumun edilgin Yin-durumundan di. Ama. özü paylaşan bir olaydır. Mimesis yeti. (") İnsani çabalar hedefini böyle teh- eylemcinin hiç bir zaman kendi insiyatifiyle giriş­ likeli bir biçimde kovalarken.cına baş vurduğunda risk daha da büyümüş olma. dinamik bir büyüyen bir uygarlığı tehlikeli yaşamaya mahkum toplumda kullanılması. Ama «alışk~nlık pastası»nın yarılması. çünkü lanılmasından daha fazla tehlike ihtimali taşır. insan yaradılışının hareket tarzı­ lerin yok olması demektir. mimesisin getireceği meyeceği bir eylemdir.makineleşmiş tabur da MAKİNAADAM ııı Yozlaşmış iktidarın. durgunluk döneminde kul. (") Bu harekette keskin lıdır. haline dönüşmüş olan toplumda mimesisin tama- nin en pratik çaresi de alışkanlık ya da gelenek ha. Bu sırada -insan hayatı ölçüsünde oldukça namik Yang-durumuna geçtiği değişim ile aynı uzun bir zamandır bu. zorunluğu -büyümenin bedelidir bu zorunluk- Hiç şüphe yok ki. onu hayatın kendisine karşı kullanmaya giriştiğin­ bundan sonra daha da etkili bir biçimde kullanılır. Sorun ancak nihai ve radikal bir biçimde kendi kendilerini belirlemem. çürıkü olamaz. rumudur. Alışılmış bir rejimin ko- nın mekanikleştirilmesi demek olan mimesis yeti. mi. ruyueuluğu olmaksızın mimesis aracını kullanma sinin kullanımında içkin bir felaket riski vardır.

kişiliksiz bir Molok. 180 . 112 Yıkıcı önderlik: Totaliter devlet: İnsanların canım ve malını yiyen.

nefes sırasın­ katkıda bulunmamakla artık hak etmez oldukları daki çiğ insanlığın ilkel suratından uygarlık mas. geri kalan yüzde on ener. bütü. sıra neferlerine yaptırdıkları ta- . ortak mutluluğa hiç bir nı sunmuş oluruz. luk olarak kendini gösterir. . de. Hayatlarındaki güçlerin dengesi öylesine en bir örneği görülmemiş bir durumla önder. şim­ yolda durunca. askeri bir benzetiyle resmettiğimiz alay koşullarda ve belirli ölçüde bir baskı altında. Gerilim anlarında. kötüye kullanılmadan uygulan- rin 1960'larda Vietnam'da Amerikalıların. büyüyen bir toplumia durdu. rısızlık olduğunu görürüz. o zaman. Büyüyen bir uy- sına baş vuran yaratıcı kişiler biri olumsuz. uygarlıkların çöküş ve yıkı­ ediyorsa. çevreye kendi damgalarını vura. bu sert yöneticinin de te- karşılığında kazanılmış olur. da uyurnun bozulması olur. ama uygarlıkların çöküşünün ahlaki için umutsuz bir çabaya girişmişlerdir. Orfeus'un musikisini bırakıp le§ir. İnsanın uygarlaşma çabası tarihinde. her seferinde olağanüstü derlerin olumsuz başarısızlığının klasik örneğini amanlıklar yarattığı gibi aynı zamanda ola. 1954-62 dığı pek seyrek görülür. emirler verecek kimse kalmamıştır. bunu sıra neferlerinin başkaldırma­ dive kadar bilinen en uygar toplumların üyelerinin Si. bütünün her- ha harikası» yozlaşır ve yerine «mekanik otoma. rak askeri düzen tam bir anarşiye dönüşür ve iğ­ Uygarlığın öncüsü olarak mimesis mekanizma. her şeyin yolunda gitmesi için. "Köre kör kılavuzluk rörist haline gelmesi. Bu durumda alay yolun herhangi bir nok- üstü moral bozukluğu da getiren. çöken bir uygarlığın yazgısı İsa'nın Piyer'e cak yerde çevrenin rengini. jinin yaratıcı evrimde kullanılabilmesi amacıyla Prometheus atılımının başarısızlığı bir uyumsuz- tabi duruma getiren mekanik ritm.kli tehlike karşısındadır. Anormal sınavın doğal bir kaza değil de bir avaş ya da bir devrim gibi toplumsal bir hastalık Ama bu olumsuz başarısızlık nadiren hikaye- oIdu"au durumlarda bu manevi kuyu daha da derin. kaba kuvvete baş vurarak sürdürmek kesi yırtılır. bütün enerjilerini eriştik­ olarak yüz yüze gelip kendi başlarına davran. Bu durumda sıra neferlerinin uysallığı hür eden bir uygarlık çöküşüdür bu. biçimini ve ritmini al. çünkü bu subaylar. Yüzde doksan mekanikleşme ile larda aynı doğrultuda değişiklikleı-Ie tamamlanma- yüsde yüz mekanikieşme arasında. çünkü alal'ın başında yeni ya da yangın gibi anormal kazalarla kendini gös. deniz kazası tasında zınk diye durur. yapıcı parçalardaki uyuınsuzluğun bedeli bütünün ğinıiz durmuş toplumlar çevrelerine o derece iyi de kendini belirleme imkanından yoksun kalması uymuşlardır ki. görürüz. manın yüzde doksanını."yen insanların ayakları altında dunnadan ağ­ Iimin etkisinden kendileri de hipnotize olmuş ön- açan dipsiz kuyu. çünkü neferler daha mışlardır. Zaten. dır. Bir başka ben- ~rşıyadırlar. Bunun sonucunda. söylediği kehanette dile geliyor: 181 . öbür parçalar eskisi gibi kalabilir ve bunun sonucu rıılmuş bir toplum arasındaki fark da işte budur. öbürü garlıkla mimesise baş vurmamn kaçınılmaz yaz- olumlu iki yönden başarısızlık ihtimaliyle karşı gısı olan olumlu başarısızlıktır bu. subayların da ürkütücü tavırlar alması izleye- biie vahşi cinayetler işleyebileceğinin kesin ispatı­ cektir. Herhangi bir bütünde Daha önceki bir bölümde ("') gözden geçirdi. «mekanik de. ama hayat mekanikleşince bir parça değişip önemli farkı vardır. Karşılıklı ilişkiler açısından bakıldığında. yetkilerini.» (~') Bir organiz. olur. terir. çekici gelen gerçek dehanın yerine bunu koymuş­ Kendi kuşağımız boyunca kendi toplumumuzun lardır. lışını önderler çerçevesi içinde açıklar. dünyanın en lıdır. Yönetenle yönetilen arasındaki karşılıklı sınırlan içinde kalarak İkinci Dünya Savaşı'nda ilişkide mimesis ve iktidar birbirlerinin karşılığı­ Nazilerin. Uygarlığa doğru giden geniş yolda muş toplumlarda. hangi bir parçasındaki bir değişiklik öteki parça- ton» ucubesi gelir. kıl payı bir dengedir ki. belirli anormal layısıyla. iktidarın elde ve 1968'de Paris'te kendi yurtlarında Fransız polis. Dur- acaktır. tutulması başlı başına bir kötüye kullanmadır. ikisi de çukura düşer. iyi tanıdığımız bir başa­ Olumsuz başarısızlık ihtimali şudur: Önderler. (") Peygam- subayların insiyatif yoksunluğu gibi ağır bir bedel berin eğitim çavuşunun. renç bir pandomima patlak verir. iktidara sahip olan- ~ında Cezayir'de Fransız kolon ve askerlerinin lar önderlik yetisini kaybetmişlerse. leri bu durumda kalmak için harcarIar. Hayatın hareketi için- ne yayılmış olur. Sonuç ola- sorumluluğu önderlerin üzerindedir. Yozlaşıp bir egemen arkalarından gelenleri bilinçli bir şekilde hipnotize azınlık haline gelmiş bir eski önderler çetesine kar- ettikleri halde. devrim eğitim çavuşunun komutlarına kulak veren önder- ya da savaş zamanında üyelerinin kanlı cinayetler ler sıra neferlerindeki mimesis yetisini zorla hare- iş1emeyeceğine garanti verilebilecek derecede ileri kete geçirmişlerdir. kendileri de aynı şekilde hipnotize Şı «proletaryanın kendini ayırması» şeklinde teza- olabilirler. iktidarın da. Do- lerinin davranışlarını kaydedersek. ileride ya- zorunda kalınca yürüyüş duracak ya da dizi tan yolu keşfetmeye enerji fazlaları kalmaz. nin sonu demek olur. Ancak kendine yakın ruhlara bir uygarlığa varmış hiç bir toplum göriilmemiştir. zetiyle betimlediğimizde. 1950-51 arasında Kore'de Batılı güçle.

Oyunun ilk oynarıışında. olmayan şeyleri. bu kuçuk çocuk gibi kendini alçaltırsa. ama görünüşte gene de rını kaybediyorlar. ama de. (4) bazan da bir bütün olarak Ya.) simgelenen esrar. bir sonraki meydan okumayı kub'a satmıştı. büyüme ölçütününk8Işıtıdır. bu bölÜIDün daha başında 22 Rollerin Degişmesi İncelediğimiz kendini-belirleme başarısızlığının bir lan için bağışladığı doğaüstü bir mirasın aktarıl· başka ~örünümü de yaratıcılığın sanki bir ka. çünkü. Tanrı'nın insanlara yararlanma. lerin melekütuna asla girmeyeceksiniz. gö. ken. beni kabul eder. beşerden hiç Yapıcıların reddettikleri taş. nen bir alıcıdan hiç de o kadar parlak bir gelecek tıcı tepkilerde bulunabilmesi olağan dıŞı bir şey.. bir meydan rin değişmesidir. Genç Iken kendIni kuşatıp istediğin yere giderdin: fakat ima ettiğimiz gibi. köşenin başı ol· biri Allahın huzurunda övünmesin. (') Mesih kendisi (Ya. erginler-ile-çocuklardır: bul edenler toplumun en düşük üyeleri. ilk d<r okumayı başarıyla savuşturarak seçkirıliğini ispat. bu kadar ön planda bir roloynayan bu ilkenin di tarihi çerçevesi içinde. Böylece Hıristiyarılığın getirdi- normal değişkenliği Attika tiyatrosunun başlıca ği olay örgüsü ikili bir peripeteia. nihai ölçütüdür. ma aracı olarak görülmüşlerdir. eski Yahudi metirılerinin açiklaması nedir? Daha sonraki insanlar daha çok eski sunuşiarının değişik bir biçimidir. ve Allah. Bundan sonraki bölürrılerde uwmun bozulması turecek. bir başkası seni kuşatıp istemediğin yer. Aziz Pavlus'un coşkulu sözleriyle ama. belli bir bir tragedyanın ortak olay örgüsü de. İsa o zaman ve mekanın tarilıi sınırlarını aşacak bir şe­ Kurtarıcı olarak geldi. İncil'in de başlıca tema· arılarrılı. hikmetiiieri utandırmak için. (lt) dedilmiş Ülke'nin geleneksel ufkunun dışındaki bir İncelikle sadelik arasındaki bu paradoksal peri· şehirden gelme. oldukça güverıli görü· meydan okumaya aynı azınlık ya da bireyin yara. Yeni Ahit acı çekerek daha derin bir bakış kazandılar. bundan daha birkaç kuşak önce Helerıleştir­ su ve hepsinin hizmetçisi olacaktır. gök- tezirrı1eri ve fahişeler oldu. (G) is. kilde konmuştur: Eğer bir kimse birinci olmak isterse. Helenleşmiş bir Yahudi'ydi. Ama İncil'de anlatıldığı gi. Fakat Allah.0) lendiren Katipler ve Ferisiler İsa'yı tanımadılar. (I) Ayrıca. yarıl «rollerin değişmesi» adı al. hepsinin sonuncu- bi. ilkel insarılar bu soruya sinik bir cevap vermekle 182 . (tT) yoluyla ortaya çıkan kendini·belirleme yeteneği Kendini belirleme yeteneğini kaybetmek çöküşün kaybının bazı biçirrılerini inceleyeceğiz. Esav. Bundan dolayı kim bancı) «Milletlerin Galilesi>ınden (3) gelmektedir. layan kişi ya da grup. meydan okumaya uğrayan. değişim üstüne motiflerinden biridir. Bu bağlamda rolleri değişen oyuncular Ferisiler-ile Bu yeni durumda -Hıristiyarılara göre. dünyanın akıl­ sız şeylerini seçti. şöyle ki. kocayınca .. vadetmeyen başka bir alıcıya aktarılmasıyla rone- Böyle bir başarı o kadar istisnai ki. çünkü tarihin akışı boyunca bu esrann larından biridir. Ve kım böyle bır küçük çocuğu en büyük takipçisi olan Pavlus Tarsus'tan. (') Hepinizin en kii- me'ye karşı kahramanca bir Yahudi isyanını yön· çuğü olan. Eski Ahit de. rihi sıra. o büyuktCır. kudretli şeyleri utandırab1l4 ter iyi Sarnaryalı meselesinde olduğu gibi Yahudi rnek için. (. İsa'yı tanımamakla. Burada. iki kere oynanan ra yazgısı olmasıdır. Aristoteles de bunu Poetika' değişim getiriyor. hayatın kalbinde yattığı ortaya çıkıyor. olan topluluğunun kendisi olsun. çocuklarla erginlerin rol değiştirmesiyle hudiler'le Milletler (Yahudi-olmayarılar) oyııar. Bu nedenle Yahudiler uzun zamandan beri yeryüzüne bir Yerıl Ahitte peripeteia ilkesinin işleyişi belirli bir Kurtarıcı (Mesih) gelmesini beklemişlerdi. (l3) du. hem de Attika tiyatrosunda Hıristiyanlığın peripeteia temasını verişi. peripeteia.. ister Ferisi ile alegorik kınından sıyrılıveriyor: vergi mültezimi meselesindeki gibi Ferisiler. ilk oğulluk hakkıru küçük kardeşi Ya. ğan. risleri. (7) çıkarılacak ahlak şeyleri iptal etmek için. bir esrarın alegorisi olarak daha derin ve tında ele alır. (. Esav'dan gelen hakla· lilıinin İronik. ve Allah. yani Va- benim ismim için kabul ederse. Oyle görünüyor ki.sahici -vergi mültezirrı1eri ya da Yahudiler-i1e-Milletler- Yahudi Mesihinin getirdiği haberi anlayan ve ka. Hıris­ peteia İsa'nın Yahudi metinlerinden aldığı bir alın­ tiyan Ahitirıln olayları ve meselelerinde peripeteia tıyla olumlanır: dranunın çeşitli sunuluş biçirrıleri arasında değişen Küçuk çocukların ve emzikte olanların ağzından hamdi rolleri bazan seçkin Ferisiler ve Yahudi topluluğu­ ikmal ettin. dunyanın zayıf şeylerini seçti. ikinci oynanışta ise Yakub'un va- ele aldığında açık bir hezimete uğruyor. vergi mÜı­ Eğer ~iz çjönmez ve küçük çocuklar gibi olmazsanız. (S) Ama hem Yeni Ahit. İnsan ta. dünyanın Adi dersi değişmiyordu: ve hor görünen şeylerini seçti. göklerin meleku- tunda en buyük odur. Şaşırtıcı. değil. (t2) nun ayaktakımı. Tann'nm toplumun tarihinde iki veya daha fazla sayıda paha biçilmez armağanının. ama Yeni Ahitte gösterilen ta· sında.

Solon'un sözlerini hatırladı ve onun adını hay- Herodotus. Bu varsayıma göre büyük insanları yıkanlar tanrılar. Keyaksar gibi kibirli ve küstah olan Kroesus. "Tanrıların kıskançlığın yüzünden. «Tanrıların kıs­ kançlığı» ilkel mitolojinin leitmotif'lerinden biri- dir. olduğu Kurus da onu yanarak ölüme mahkum etti. son anda pişmanlık getirerek canını kurtarınayı başarır. ek üzereyken. ülkesini gün batmayacak boyutlara eriştirme iddiasını kıskanmışlardır. Helen düşüncesine de özellikle çekici gelen bir konuydu. Krezüs. Hellespont'u geçti~i ve yenilgiye uğra­ dığı günün arifesinde. lar. (11) 183 . Heredotsus'un bu temasını Yunan şilriyle Helen dünya görüşünün başarılı Latinleştiricisi Horatius kapar ve insan cüretkarllğının ölümcül sonuçları üzerine bir tefekkürde kullanır: Biz ölümlülerin cüret etmeyeceoi yoktur. muhteşem ordu ve donan- masına bakıp tanrılar gibi mutlu oldu~unu söyle- AÇ GöZLtlLUK-ÇlRKIN D~VRANIŞ-FELAKET Herodotus'a yerek kendı kara yazgısını kendi eliyle yazmış olur. Tanrı Kendınden başka kimsenin gururlu olmasını Istemez. (14) Herodotus'dan alınan bu sözler. Gunıru yaralanan Krezüs t gazaba gelerek Solan'u toplar. bunu onlardan önce kendisi yapmak ister. amansız tanrılar tarafından mucizevi. Çılgınca neredeyse cenneti ölçmeya kalkarız. Keyaksar Hellas'ı zaptetme projelerini anlattıktan sonra.. Işte bunun Için belli koşullarda büyük bit ordu küçük bır orduya yenilır. bu. Oysa o da isterdi unutsun öfkesinI. Keyaksar' ın amcası Artanabus'un ağzından çıktı~ı varsayı­ lan sözıerdir. beklerımedik bir şekilde geri gelince şaşınp kalır. Benzerlerinin üzerine yükselebilmiş insanlann çöküşlerini ahlaken Insan. kıskanç Tann onlara panik göndermiş ya da gökgürülfüsünü fır­ latmıştır. ama bu amaçla törenle denize attı~ sevgili mühür yüzüğü. Suçlarımız çileden çıkarır yüce Jüpiter'I. Kroesus ve Polikrates meselelerin- Bunun üzerine Kurus merhamete geldi. Evren egemenli~ini onunla paylaşacağını söyleyerek övünmesini. kendi eliyle kendi mutluluğunu yıkarak mahvolacağını bilir. Hellespont'u (Çanakkale boğazı­ m) bir köprüyle birleştirme niyetini. Çünkü. örneğin. Herodotus'a göre Keyaksar konuşur­ ken üç tannnın birden kıskançlığını üzerine çek- miştir: Poseidon. Bu küfür a~zından çıkar çıkmaz Keyaksar kendini 8o10n da ona sonunu bilmeyen hiç bir insanın mutlu olaınayaca­ söylemişti. ama bundan sonra pişman olmanın bir ya- Ama bundan sonra başına ard arda felaketler yağdı. böyle yapma- larının gerekçesi de kıskançlıktı. tanrısal kötülük ve amansızlık sıfatları çı­ rılçıplak ve hiç utanmadan kendilerini ortaya ko- yarlar. ama kudret- leri bakımından insanüstü olan dışsal güçlerin iş­ leri olarak yoruınluyorlardı. (><ll Herodot'un tannsı Kroesus masalında bi- raz Insanca iyilik gösterir. (>O) Keyaksar'ın bu büyüklük ve çöküş tragedyasında kahraman. yetiniyordu. Ama Polikrates'in me- selinde. Zeus. O zaman yok olurlar ve son durumları Ilk du· rumiarına yakışmaz. ama alevler ancak Apol. Krezüs büyük servetini Solon'un önüne yayıp böbürlenmişti. Tanrı. de de aynı tezi biraz daha ciddi bir tonla tekrar- araya girmesiyle söndürülebildi. benzerlerınınüzerine yükselen her şeyi kesip bu· damak Ister. Helios ise. Sonunda rarı yoktur.

ve bü- ederek !<üreklere yaslanıp dinlenmek ve bir zaman- tün yükseltilmiş olanlara karşı. acı çekenin kendi Yaratma efsanesinde fiziksel Evrenin tamamlan- ruhu içindeki bır sapma olduğunu ve bu ölümcül ması durağan bir cennetle sonuçlanmış ve Tanrı' ahlaki kötülüğün adıİıın kıskançlık değil de günah nın Kendine karşın yeni bir yaratma edimini yeri- olduğunu söyledI. bu insani tragedyada Tanrı'nın rolü de et- rın işlerine insanüstü müdahaleler olduğu inancı­ kin değil edilgindir. güzel kahr çocukları. etkın bir biçimde alınyazısını aramaya koşar. Kader «Kırgından önce kibir ve düşmeden önce mağrur Kendisini yüceltse de. sekizinci yüzyılda yaşamış bir İsrail Yaratıcı bir insanın bir başarıdan sonra içine peygamberinin. Helen Toplumunun çöldişll sırasın­ ruhun sonu kötüdür. Tanrı'nın inayeti ona erişip doğru yolu gös- Çin Dünyası da benzeri bir sıkıntılar döneIn!nde teremez. ma~rur krallar Yaradan'ın hayatından yabancılaştırmak için bu Orpermiyor mu. ama çevre değişmeye başlar İlk olarak bir Yahudi değil de bır Yıınanlı. son seferin- neğinin değil. 1. (") bundan iki yüzyıl meydan okumaları da böylelikle savuşturabilece­ sonra yazılan Luka'ya göre İncil'de bile Tanrı'nın ğini sanır. ayru zamanda Herodotus-sonrası de çok iyi işine yarayan hareketleri mekanik bir bi- Helen düşüncesinin de etkisi altında yazılan Valz' çimde tekrarlayarak karşısına yeniden çıkacak de de bu felsefeye rastlanır. iesi gerekmişti. Ama düz yürüyen adam V8 onun dôıü. zaman yerinde durmadığına göre. ahlaki Bir yayı al ger. bir türün belli bir alanda faZla Ve hep büyük mutluluktan doaar uzmanlaşmasıdır. Günahkarın felaketine Tan- nı çürütmekti.. Kendi eserlerinin kendi manevi çilelerinin ürünü olan bir doğruya büyüsünden kurtulamayan yaratıcı bir birey ya parmak bastı ve peripeteia'nın nedeninin dışsal bir da azınlığın yaz~ı da tıpkı böyledir. dıklan bu edilgin sapmadan çıkarılacak ders «du· Günah gunah üstüne•. Tanrı'nın yaptığı değil. ne getirecek şekilde enerjilerinin serbest kalabil- Bır külrengi &öz yaşar. Bazı yaratıcı kişilerin kendilerini kurtarama- Kutsôill olmayan işın dôlü olur. çünkü. çocuk çocuk üstüne. ğimizde.olabilir. oldukları Gıbı kalacaktır nasılsa onlar. Ben dinlemem onları..Suçu. tanrıs~1 gazabın korkusuyla kıvranıp1 kadar didinen bir yaratığı artık bir yaratma aracı Sayıp döküyarlar suçlarını. ayak uyduramazsa tür yok olup gider. Bu edilginliğe düşen yaratıcı bireyin insan işlerine müdahalesinin önce bir iktIdar ve durdurulmuş toplumla aynı duruma geldiği açık­ kudret meselesi ve ancak bundan sohra bir adalet tır. . üç yüz yıl sonra Herodotus'un Ar- düşeceği edilgin sapma. leriniıi terminolojisi içinde.ôıümıüler arasında. çevrede olacak bir değişikli~e Dinmeyen gözyaşı ve kırık bir kalp. fU) ruh gelir» (") de alınyazılarını aramaya koşan Günah işleyeni mahveden.. lar kendini sıkıya soktuğu için şimdi «ebediyen Ve adamın yüksekliği Iğdırllecek. düşmesin» (") ise.Kanıt olarak bir Romalı filozof-şairin sözlerinden kendi yaptığıdır. 184 . keskin ml keskin olsun. Evrenin işleyişini alaycı bir şekilde açıklamıştı. Rab yükselecek.Ö. ötekilerin mezar yazıtları . başka türlü düşunurüm. sa. Keşke bu kadar germeseydlm dersin az sonra. MaOrurları yüreklerinin ku- olacıık yerde kölesi olur. körleşmeya başlar .dışsal bir varlığın zoruyla değil. Bu görüşe göre peripeteia -rollerin de- aynı sinizme düştü: ğişmesi. geldi mi yoksa? (Lı) olarak kuııanamaz hale gelmiştir. bunlar daha da etkileyici kalkışmak değil. yecek olursak. öbüriinde ise şüne daha da uzak bir dünya~ gözümüzü çevlrdi. başlamaz felaket çanları çalar. cennete vardığını hayal tanabus'a söylettiği sözleri söyledlğirıl görürüz: Çünkü bütün gururlu ve yüksek olanlara karşı. Yaradan'a rakip olmaya de bir alıntı verebiliriz.Ö.. Çevre değişll1t'den böyle runtusu ile da~ıttt. ama Tanrı. Suriye'nin gücün müdahalesi olmadığını. Hükümdarları tahtlarından Indirdi ve hakirleri yükseltti. çünkü bu filozofun başlıca amacı insanla. düşüncesiz sözlerini. ('") Batının modem fiziksel bilim- Derler ki !nsanın Serveti çocuksuz tam olmaz. (") Çünkü bu toplum da çevresiyle o kadar ek- ve merhamet meselesi olduğu ima ectuir: siksiz bir eşdenge içindedir ki çevrenin efendisi Bazusu 118 kudret gösterdi. (22) durduğu sürece. Ve o günde yalnız mutlu yaşamak» hakkını elde ettiğini sanmaktır. dikçe. içerisinde iki değişik çizginin yer al- Çok geçmeden bakarsın. bu edilgin biçimi alan Tam olmak Için mutlak evlat edinir.. bile bile Ona benzememeye çalış­ olurlar. gerebildl~in kadar. yaratıcılık yazgısı. Korkunç hesap günü. şafağından beri mesi için Yılan'ın istemeden hayırlı olan müdaha· Eski çağ"ların. belki yalnız Yahudi gele. ikinci yüzyılda. bir yasanın ruhun içinde işlemesinden ileri gelir. ruyorum zanneden sakınsın. (") Günahkar Lucretius. edilgirılik yüzünden yanılgıya düşer. (ve onlar alçaltılacak!ır) . günah işlerneyi iste- da. durdurulmuş toplum da aynı du- rumu sürdürebilir. Çizgilerin birinde kişi zamansız bir Coğrafi yakınlığına karşın Helen dünya görü.. (20) Dünkü galip budalalığın bu derecesine varmamış­ 1. maktır. kendisini Titrerniyor mu uluslar. (18) dığını görürüz. bu psikolojik tragedyanın olay örgüsünü incele- Kılıcın ağzını bile. ana-babası gibi. rı'nın kıskanması yol açmaz.

Kral Oidipus'da Oidipus'un ve Antigone'sinde ket sürecinde kahraman başarıdan şımararak akli Kreon'un. 114 «Birinci sonuncu. ve Evripides'in Bakalar oyununda Pent- ve ahlaki dengesini şaşınr ve imkansızı yapmaya heus'un ı'ikayeleri hep bunu yansıtır. teması budur: Aeskhilos'un Agaınemnon'unda bu tında üç perdelik bir tragedya olarak zaten tanı­ kahramanm ve Persae'de Keyaksar'm hikayeleri. alçakgönüllü insanınsa.) Olay örgüsünün ikinci şeklini Yunan edebiya. 1470-80. en yaygın Insan orantı yasalarına karşı günah işler ve çok büyuk 185 . r- " j. hybris (aşırı kibirli dav. ranışlar) ve ate (felaket). Sofokles'in Aias adlı oyununda bu kahramanın. söyleyişiyle: na tragedyasmın bildiğimiz kadarıyla. Beşinci yüzyılm Ati. Platon'un kalkışarak felaketi davet eder. Bu etkin psikolojik fela. cennete çıktığını gösteren bir Hıristiyan alegarisi. sonuncu da birinci olacak»: Kibirli insanın mahvolduğunu. rız: Koros (aşırı oburluk).ı . (Floransa gravürü. ! .

) Atina'nın ölülerini övmek alabilir. çünkü. kendi ba. rolle büyülenerek yaratıcılığın yazglSına yenik İşte bu büyülenme. ge. aynı zamanda eski küçük bir ruha çok. Oysa kurtuluşun yolu dar. Şüphesiz kaçınılabilir. Sorumuz şu: «Bir adam ihtiyarken. her zamanki ampirik gözlem yöntemi- arasında sırf sayısal bir orana indirger. şu halde uygarlıkların çöküşünde önemli ro. (') Bu insan ruhunun en yüce yeti. gösterebilir." (82) rolü oynamaya adayolacakların sayısını ciddi öl- çüde azaltırd. «Hellas'ın eğiticisi» olarak oynadığı geçici lik. «aşağılık çekten muazzamdı. rak bu hakkı kaybederler? Bu' soruya cevap bula- lumu bir avuç kayıp önderle bir yığın yaratıcı ruh bilmek için. Ama uygarlıkların büyük çoğurıluğunun (30) bu ratıcı rolü takınması. onu yürürlüğe koyduk. ilkel İbrani dininde bir «kıs­ düşmü~tür. büyüme dediğimiz kesintisiz ha. ne baş vurmaktan daha iyi bir çaremiz yok. burılar da. kısır yaratma iktidarsızlıkları. bir sonraki bölümde aynı ya. Ölenler. çok kGçük bir bedene çok fazla yemek. Aynı olay örgüsünün bu iki değişik şeklinde Yaratıcılığın yazgısından kaçınılabilir mi? yaratıcılığın yazgısını görebiliyor ve kavrayabiliyo. olunısuzluğu ahlaki bır kusurun yokluğunu gös. top. hem de bu zorurılu olarak hayatın eşiğinde donup kalırdı. ebediyet yerine zamana tapınmak şeklinde ta. eski yaratıcıların böyle sık "küreklerine yaslanarak» ya da koros'dan hybris'e sık klSırlaşmaları toplumun bir sonraki çetin sl. ama «Hellas'ın eğiticisi" ünva- bir çoraklığa" (3) dönüştürmektir. çocuklar gibi olmazsanız. çünkü son meydan okumaya başa­ Bir meydan okumaya başarılı bir tepki göster- rılı !:ıir şekilde cevap verebilerıleri dışarıda bırak­ menin yolun u bulan yaratıcı aZırılıklar acaba kaç mış olurdu. şeyin tamamen altGst olması olur. meydan okumalara karşı büyük bir zafer kazana- ken körcesine tapınmak. 431-430'da. «gerçek hayat"ta da güçleşi­ yazgıdan kaçındıklarını ve gitgide güçlendikierini yorsa.ı. kanç tanrı»nın öç alma duygusunu en fazla hare. Deyimi ilk olarak Perikles. yarattığı son derece parlak iç kültür de bu hakkı lerinin kötüye kullanılmasıdır. Hellas'a armağanları ger- nın "en değerli eserlerinden" (') birini. biliyoruz. kere. Putperestliğin bu iki çeşidine sırayla yun eğmek sayılabilirse. ya da daha sınırlı bir biçimde ortaya Çı­ için söylemişti. yaratıcılık yazgı­ doğabilir? Anası rahmine ikinci defa girip doğabi­ sının doğrudan doğruya iki ayrı şekilde toplum. şarılarının kusursuzluktan henüz çok uzak oldu- reket içinde geçici bir evrede. buradaki zihni durumun bakalım şimdi. bir bölümün başarnı yaratıcısının. Bu zaferlerinden sonra nımlanabilir. Hybrls bır kere pat- lak verince fazla beslenen beden hemen hastalt~a ko. yoksa doğan her uygarlık 'TUZ. Şimdiki zamana karşı bomboş bir edilgin. putperestin kendi ki. Puta başlangıcında karşısına çıkanfiziksel ve insani tapmak. nasıl lumsal hayatın tiyatrosunda da. bulunması lü olan bir nedeni tesbit ettik demektir. burada. yaratıcılıklarını. Şimdi. bunun sorumlusu da hybrts'in her zaman yarattlO_ rev başında devam eden çarpıtma ve engelleme ik- adaletsizliğe düşer.Ö. onları artık hiç bir şey başara­ rirse ~rneğin çok küçük bir yelkenli gemiye çok bü· mayacak kadar ölümci!l bir şekilde yeteneksizleş­ yUk yelken. Atina. varsayım gereği. «küreklerine yaslanıp dlrılenmesio kurum ya da tekniğe tapınmak şeklinde kendini yaratıcılığın yazglSına edilgin bir biçimde bo. şiliğine ya da kendi toplumuna tapınması biçimini bir cenaze töreninde (. 23 AtinaveYeneclik: Geçici Bir Benliğe Tapınma Sandalcının. Helen Top- karak. l. na'dır. (28) tidarlarını artırır. putpereste bir vakitler yardımcı olmuş bir lumu'nun hayatındaki içsel manevi çöküntünün 186 . çok tiren eski başarnarın kendileri.bunun sonucu her yaratıcıları ön safa getirip kilit yerlere koymuştur. güçtür. başarısından ötürü. geçmişle ilgili bir büyülenmişlikten ileri gelir. bir süre için elde etmişti. göklerin melekı1tuna asla herhangi bır meydan okuma karşısında yaratıcı girmeyeceksiniz.ir mi?" (31) Cevap da şu:· «Siz dönmez ve küçük sal çöküntü yaratacağını tahmin edebiliriz. ne varsayım gereği. üstelik. Geçici bir benliğe taprnmanın ürılü örneği Ati- termez. Tanrı' kazandığının kanıtıdır. Yaratıcı yerine yaratı­ rak böyle yüce bir sıfata layık olma hakkını geçici ğa. ve oradan da ate'ye inen dar yokuştan aşağı koşa­ navında handikaplar yaratır. (4) 'yolun kete geçirecek olan putperestlik günahıdır. Pratik hayatta nını kazandığı olay bile Atina'nın evlatlarına ba- bu ahlaki sapma. gö- şar. İlkin. manevi bir dirilişten geçerek. daha önce gördüğümüz gibi. ğunu hatırlatmalıydı. birbiri ardın­ şarıları. İkincisi. bütün yerine bir parçaya aklen ve ahla. dan yeni yeni meydan okumaları ele alma hakkını ları anda kısırlaştırma eğilimi gösteren potansiyel kazanmışlardır? Ve ne kadar sık başarılarına dalıp yaratıcılardır. büyük bir güç. İ. sonucu da. bir şeyi onu taşıyamayacak kadar kGçük bır şeye ve. orantıyı bozarak top.

karşı bir hareketin içine atılıverdi. noktasında yalnız Atina soğuk bir şekilde kayıtsız sızm yalnızlık poli tikasınctan vaz geçerek Roma'ya ve olumsuz kaldı. dehşetli bir kayıtsızlıkla. Roma'nın bütün cid. çıkış Atina politik tarihinin pek şerefsiz bir beklenen. rını arılatır. Pe. du. yeniden kurulmuş Atina Perikles bulutunun basıncından da kurtulmuş bir demokrasisine böylece kendi içinden vurduğu dar.Ö. vai. (>l) Bu minyatür silah-altında-Hel­ şey öğretHemeyeceğini ispatlamak gibi ters bir las'ı anlatırken Ksenophon yukarıdan bir hoşgö­ yönteme baş vurdular.dışa vuran görünür işareti oian Atina-Peloponez Atinalılar'ın ölmüş atalarının hatırına böyle oldu- Savaşı'nın ilk yılında öimüşlerdi. Akaiya ile . Perikles-sonrası bi o günün daha incelmiş. Ati. lik. artık hak etmez oldukları ün· Arkadyalı yoldaşlarını nasıl küçümseyerek arılattı­ vanlarını ellerinde tutabilmek için.çalışan komşula­ Kaskatı gelenekçi Isparta bile kendinde bir esnek- nnı birer birer yutmasını uzaktan seyretti. rürlük tavrıyla. 404'de Atina'nın as. Atinalı Ksenophon'un İ. de hemşerilerini etkiledi. 404'de. Ksenophon'un gözlemleri çağını doğ­ len Uygarlığı'nın bir bütün olarak çöküşü ile. Çünkü Atina edilmekten bağışlandı -Sulla bunun. Romalı fatih 'Sulla'nın şehri de. deneycilik gücü bulabildi ve yüzyıllık uyuşuk­ na. İ. koruyabilmelerinin tek yolu olan gönüllü federas- yon kurma yoluna baş vurarak karşı koymaya yon sistemini icad eden. Ama bu jest de ne Platon'un kendisine yaradı.Ö. lojik nedeni de burada aranmalıdır. çünkü bencil bir yal.Ö. Ö. gerçi Atina yok ha da fazla göze battığını görürüz. Sarsılmaz kibir ve bencilliklerinin psiko- . ama bu sayede yoluyla işlenen cinayetin. 120) sadece dördüncü yüzyılın Atinalı politikacısı na'nm sarsılmaz bencilliği yüzünden Helen Dün. Atina'nın ölü berıliğini. ğunu açıkladı (") . t. luğundan bir süre için olsun silkindi. kendilerinden ludurlar. kü- felaket derecede olumsuzdu. Ati. parlak iç başarılarının geti. (7) kiştiriimiş olacaktır. Helen politika- mamen çaresiz kaldığını anladıktan sonradır ki sının daha sonraki dönemi için daha da geçerli ol- Atina Büyük Helen Gücü olma iddiasından isteme. ama uluslararası politika arenasına bu son gerekli zaferi kazanamamış olmasıydı. Helen Dünyası'nın dış-çevresinde devasa bo. yaşayan politikadan da önce kültür alanında kendi tarihin- 187 . Bu sersemliği­ Dikkatimizi politikadan kültüre çevirdiğimiz­ nin cezasını İ. disiplinsiz. Akaialı rikles çağındaki geçici bir anda olduğu gibi kabul ve Arkadyalılar'ın.(rkadya idi. ne Örneğin. Hel. Hellas'ın di rakipleri yıkarak sarsılmaz bir temel üzerinde alınyazısına karşı umutsuzca çabaladığı bu dönüm bir dünya iktidarı kurmasını bekledi. dönüverdi ki. üçüncü yüzyılda Heııas'ı Makedonya zin- ye istemeye vaz geçti. ru yansıtıyordu. böylece de.Ö. daha ileri Helen toplu- Atina'nın daha sonraki Helen yaratıcılığında rol luklarından gelen arkadaşlarına kıyasla daha ha- oynamasının önüne geçmiş oldular. l. (G) İ. Şehirlerini «Hellas'ın eği­ Pers tahtına kurulmuş olan Kurus'un hizmetin- ticisi» yapmayı başarmış eski Atinalı öncülerin deki ücretli Yunan askerleri arasındaki Akaialı ve çağdaş kopyaları.Ö. bir mimarlık başeseri ve bir şın nedeni. He. rına gelen politik felaketlerden de kendileri sorum- malarına yol açmamalı. Atinalıların entelektüel üstünlük- keri yıkılışı ve İ. entelektüel hayat merkezi olarak yaşamaya devam rip karşısına koyduğu yeni meydan okumaya karşı etti. çük şehir-devletlerinin mahalli özerkliklerinden nızlığa gömülerek rakip devlere Roma'nın öıümcül fedakarlık yapmaksızın ulusal bağımsızlıklarını darbeler indirmesini ve bu felakete karşı federas.Ö. kendilerine bir ğını düşünün. içgüdüsel. Atina'dan zırvacıl. çünkü. 86'da. dördüncü yüzyılda Makedonya egemenliği makla kalmıyor. Atina'nın. biçimde sona ermesi demek oldu. An. kendi gecmL~lerine hayran olmak Atina'yı «Hellas'ın eğiticisi» olarak ilan etmesi bu gibi hir ahlaki kusur işlediklerinden ötürü. Helenik bir siyasi dünya düzeni yarat. 202 - nuçlanan yarılışları yapmaya devam ediyordu.tiksinme»ye ve «kül ve tozlar içinde pişman 01. Arkadyalı tarihçi Polibius (İ. 399'da Sokrates'e karşı adalet lerinden gözle görülür şekilde uzak.Ö. ama roller o kadar çabuk tersine las'da kendi siyasi öncülüğünü kaybetmesiyle so. -Atina'nın yardımı olmaksızın. Demosthenes'i dar kafalılık ve taşralılıkla suçla- yası t. 431-430 yıllarının ortamında. şekilde eriştikleri çağdaş yaratıcı başarıları karşı­ be çağdaş bir Atinalı dilinin Atina'yı ve hemen laştırmalı bir tutumla incelersek. Atina. ama biraz da sinirlenerek. (10) yutlara erişmiş yeni Büyük Güçler karşısında ta. Başka Helen ma»ya götürmeliydi. Isparta ya da Boiotya gi- ederek putlaştırdJlar. maktı. bu açıklanma pe- hemen bütün eserlerini yadsımasına yol açmıştı. Bu ölümcüı sava. başla­ nedenle dirıleyerılerin kendi kendilerine hayran ol. Atina bencilliği politik düzeyde de Atina'nın her bakımdan daha kaba saba ve barbar oldukla- başına ardarda belalar açtı. sözün kısası. onun devlet adamı olarak başan­ tehdidine karşı koyabilme fırsatını kaçırmıştı. O zaman bile çıkardığı ders cirlerinden kurtarma hareketinin başını çeken. 401'de. hatibin Atinalılar. düşüncesiz. Atina'nın son gürılerindeki bu uyuşukluğun da- kuşatarak zaptetmesiyle ödedi. tersine.Ö. topluluklarının. politik bilgeliğiyle karşılaştırabiliyordu. sızlığını aynı kuşaktan kendi Arkadyalı atalarının cak. sonra da an. Bu doğru karşılaştırmalı yargı.

bin yıl önce. karşılıklı di- yaloglarla vaız veriyordu. Küçük Asya.üzyılda ise şehir kültürel yaz'ının doruğundaydı. tS. temeııerini atarken. bu etkinlik alanın­ daki yeşermesi daha geç başlayıp daha uzun za- man sürmüştü. Zerdüştçü Hüsrev'in yurduna doğru giderken. "tamamen putperest bir şehir» olduğuydu. 188 . skolastik bir akılcılıkla ilkel batıl inançların ge_ rici dirilişi arasında garip bir kültürel ittifaka sah- ne· oluyordu. Ati- na. At- tika değil. Ko· vulan Atinalı profesörler Asya'ya gidip Roma'nın düşmam Sasanijer'den iş istediler. Atina-Peloponez Savaşl'nın 'patlak vermesiyle ilk işaretleri beliren politik düşmanlık­ lar Evripides'in. özellikle ve sanki değişmez biçimde kendi malı haline getirdiği fel- sefe alanında bile "Hel1as'ın eğiticisi» olma inan- cının kibiri içinde intihar edercesine kendi kendine kıydı. Attika ruhunun en yüce ahlaki ve ~ntelektüel coşkularım ortaya çıkaran bir mey- dan okuma etkisi yaratmıştı. Helen felsefesiyle Suriye dininin tohumlarının karışıp meyva verdiği toprak oldu. Tukidides'in. dördüncü y. ta iyonya'daki çocukluk döne- minde. Atina tarihinin p0- litik sonbaharının başlangıcı olan İ. Pavlus'un gidişinden üç yüzyıl sonra. Bundan da yüz yıl sonra.bir kutsal ittifak kurarak ortak savunmaya geçtiler. bunamış Attika bilgiçliğinin son temsilcilerinin etkinlikleri de mum gibi sönüp gitti. Uzun felsefi ha- zırlığının nihai tacı olarak kabul edebileceği ma- nevi görevi yükle1'!meye hiç yanaşmadı Atina. Çöküntü uzun zaman aldı. geç dönem restliğin akademik rüyasını'anlatarak yeni traje· Relen heykeli. imparatorluk hüküme- tinin putperestliğe karşı fermanının nicedir geci- ken takviyesiyle. ama Polibius çağında Atina en yüksek Helen kültürünün tekeline sahip olduğunu artık iddia edemezdi. ama kendi Stoacı ve Epikurosçu geçmişinin büyüsünden bir Üirlü kur- tulamayan Atinalılar onun ölümden sonraki Diriliş mesajını hiç bir &ekilde kavrayamadılar. oysa Helen felsefesinin yaşayan de- hası. 529'da Atina Üniversitesi kapatıldı. (") Pav· lus'un ilk Atina izIenimi. Kapa- dokyalı Kilise Babaları yeni bir toplumsal düzenin ruhan. Sokrates ve Platon' un kişilikierinde. Atinalılann Pavlus'u yadsımaları. Yahudiler' in de Pavlus'un Efendi'sini yadsımalarına benzer. Pavlus Atina geleneğine uygun olarak. ama Doğu'ya. Helenizm'in Attika istihkamlarında kıstırıldığı bu çağda Helen geleneğinin başı ve sonu ~n aşağı ve en yüksek ögeleri. Hıristiyanlığın darphanesinde yeniden bası· ŞEHİR GURURU lacak ve suni solunumla' canlandırılacak bir putpe- 115 Şehir gururunun anıtsal örneği olan tanrıça Athene. bu batıl inançları kolaylıkla bağuvermişti. Gerçekten de Resul'ün yaşadığı çağda Atina'nın durumu böyleydi. deki sıçrayışı gerçekleştirmiş. diler hazırlıyordu.Ö. Atina imparator Jül- yen'e.

Ortodoks Hriı. İran dehasının saf ve mi- litanca anti-Helenizm'inin ifadesi olan Zerdüştçü­ lÜk olduğu İran'da. Batı'nın modern ekonomik ve politik etkililiğinin. modern estetik ve entelektüel kültürünün açıkça «İtalyan» kökenini görürüz. çünkü bundan hemen önceki dönemde Atina'nın yaratıcı eserleri çağın Helen Toplumu'nda en güçlü izi bırakmıştı. On altıncı yüzyılda. imparatorluk polisinin hışmı­ na uğramadan putperest olarak yaşayabilmeleri için özel bir özgürlük garantisi maddesini metne koydurttu.pıklıkla açıkladığımız Attika para- doksunun bir paralelerine de Batı Dünyası'nda rastlarız: Batı tarihinin çeşitli bölümlerinde İtal­ ya'nın oynadıği çeşitli roller. on beşinci yüzyı­ Im sonlarından on dokuzuncu yüzyılın sonlarına kadar geçen "modern" dönemi içinde incelersek. dükalıiı: sarayında Veronese'nin bir tavan resminden ayrıntı. bu yüzey- sel bakışımız sonucunda ortaya oldukça paradok- sal bir olgu çıkıyor.Uyanhk'da ikon kültürünü ilk olarak başarıyla yeniden kuran kişi. zümüne en ufak bır katkıda bulunamıyor. Helen Toplumu'nun uzun bir zaman alan çö- küntü süreci boyunca Atina'mn oynadığı politik ve kültürel role artık yeterince baktık. (") işte burada bir daha Attika paradoksuyla karşı karşıya g~liyoruz. kah- ramanca jestlerle terkettikleri yurtlannı onulmaz bir şekilde özlemeye başlamalarına hiç şaşmamalı. Neyse ki bu traji-komedi mutlu bir biçimde sonuç- landı. 116 Olimposlular arasmda bulutlar üzerinde tahta kurulmuş muhte- ğuyla çarpıcı. geçmişteki Attika başarılarının damgasını çarpıcı bir şekilde taşıyan bu çağda Atina kendisi -bu sefer de çarpıcı. bu adamiar nasıl yaşayabilir­ lerdi? Atinalı mültecilerin kısa zaman sonra. tS. yoklu. 533'de R. gelge- lelim. şem bir Venedik. Atina doğumlu İmparatoriçe İrene'ydi (Saltanatı. Helen tarihinin bu dönemine «Attika çağı» dense yeridir. Atina'nın kendi ölü benliğine tapınarak glrdiği bu ölümcül SlJ. son profesörleriyle birlikte yok olup gitmedi. Hıristiyanlık gibi bir Helen-Suriye ka- nşımında bile. 780-802). çünkü. bir Helen filozofunun Atina'da yaşa­ masını imkansızlaştıracak kadar güçlü idiyse. hükümet dininin ise. Suriye ruhu. halk dininin Nasturilik biçimine girmiş bir Hıristiyan­ lık.?ma ile barış antlaşması­ ID imzalarken.uzaklara yayııan ışınlarıyla Helenizın'i kendi yur- dunda bozguna uğratmayı az önce başaran saldır­ gan Suriye kültürünün kaynağına yaklaşıyorlardı. kendi yamna sığınan bu kişilerin Roma topraklarında.gündemdeki Helen sorunlarımn çö. Attika'nın putperestlik tutkusu. ama varhğıyla değil. bu bakımdan Batı ta- rihinin bu çağına "İtalyacı! çağ» desek yanlış ol- maz. ortak Batı tarihi- 189 . Hüsrev tS. Batı ToplUmu'nun tarihini. On dört ve on beşinci yüzyıllarda İtalya'nın rakipsiz yaratıcılığı Batı Uy- garhğı'nın bundan sonraki dört yüZyıllık hareketi- nin ardındaki itici güç oldu. Zafer ona taç giydiriyor.

uyanık bir içinde İtalya'nın görece kültürel kısırlığı. KIB~I • a oşe . ğınm niteliği.unu koruyabil. maz derecelere vardırmıştı ki uydu-müttefikleri bir 190 . 1475'de başlayan dört yüz yıllık tarih kesiti bir başarı değildi bu... Alpler-ötesi bir fatihe getirdiği şehirlerin başkaldırmasına yol açmaya- yenilerek bağımsızlığını yitirmemiş. EDiK ETiNDEKI ŞEHIRLER VE ADALAR o VENEDiK HAKiMiYETI DIŞI DAKI SEH VE AOALAR c. Bu devlet adanılı­ nın bütün eski kültür yuvalarmda görülüyordu. Yaklaşık olarak yaşatmayı ve sürdürmeyi başarmıştı. Milano gibi.e. emperyalizmin emperyalist ülkelere On altıncı yüzyılın şafağında. eline düşen Siena ya da Papalığın eline düşen Bo. Rastlantısal t. 1380-1797. kendi yurdunda despotluğa boyun eğmek zorunda kileyen hastalığın özellikle çarpıcı örneği olarak kalmadan bir imparatorluk kurup yaşatabildiyse. bir siyasi değişim ortamında durum. kendisi bir nı taşıdığı dönem boyunca. çağın genel hayatına imparatorluk kurmayı ve atalaı:dan kalma cumhu- İtalya'nın katkıları..ciriaY'kliıoın-• _ r I o 300 Mi~ soo 'm " 117 Venedik Deniz İmparatorluğu. Venedik. bunun nedeni. Venedik İtalya'nın tarihi şehir-devletlerinden her birini et. benzer durumlarda Atinalıların dav- ama bir örnekler küme'si içinden Venediği seçerek ranışlarıyla karşılaştırılarak sınanabilir. İtalya' devlet adamlığının sonucuydu. sunabiliriz. .--rlleynıı ___--IS.:-. • 13~0'1797 ARASINDA VE.. mizin geçmişteki İtalyan yaratıcılığının damgası­ cusuna da tutsak olmamıştı. bu olumsuz ama hiç bir şekilde küçümsenemeyecek mesi bakımından komşıılarına oranla daha başarılı başarıyı sağlamasının yolu da. çetin yüklediği baskılardan kaçınmayı bilmiş olmasıdır. ortaçağ İtalya>Sının modem riyet anayasası altında yaşama lüksünden vaz geç- çağı:lakiAlpler-ötesi hayvanlarının katkıları yanın­ me zorunluğunu duymaksızın bu hnparatorluğu da göze batacak kadar cılız kalır... uyruğu durumuna görünüyordu..llASLlCA DENIZ YOLLARI VE:'-IEDIK CUlfH1f_~_~Xril~~INIRLARI .. Floransa'nın cak kadar yumuşak bir egemenlik kurmasıydı. Tersine. Benzeri koşullarda Atina tiranlığını öyle dayanıl­ lonya gibi İtalya içindeki bir imparatorluk kuru. ne yaptığını bilir.:::.S.

VENEntK tMPARATORLUK KUDRETİNİN !ŞARET TAŞLARI 120 Girit'de. 121. kapılar üzerinde Venedik as- lanları. 191 . 122 NaupIion'da ve Korfu'da. Herakleİon'da Venedik kalesi.

ı. yani. ama somut bir kazanç getirmedi: 1669'da şehir gene nın modern anayasal başarılarına öncülük etmesi kaybedildi. Venedik'in Türklere karşı deniz zaferi guru.t\ .• n'".. nında aynı nedenle İsviçre ya da Kuzey Hollanda' runu okşadı. ."". . Gerçi Venedik hiç bir zaman uyruğu olan şehirlere baskı yapacak kadar dar ka- falı olmamıştı. 124 1668'de Kandiye'de. tS.... ıl!.' '~'\''''''' .. ya da bu başarıları taklit etmesi. mümkün olamadı. .. 1339'da neyse hala oydu: Yani.. Venediğin..Ni. kazandığı İtalya İmparatorluğunu cumhuriyetçi ... başka boyunduruğa ginne pahasına da olsa bu iliş­ kiden kurtulmaktan başka bir şey düşünemez ha- le gelmişlerdi. içinde varkalmayı başardığı toplumun ha- yatına herhangi bir yeni yaratıcı katkıda buluna- madı.. Batılı güçlerle uğ­ raşırken Venedik sınırlı enerjilerini tüketmemeye dikkat etmişti. Atina'nın da başa­ nsızlıklarını borçlu olduğu kendine-tapınma gü- nahından kurtulabi1me~iydi...I temele dayanan bir federal devlete dönüştürmesi .ıI>\~"" . \. yaratıcılığın yazgısından kur- tulamaması olgusuyla açıklanabilir. Venedik. I'.'~'~ ~. nı değiştirmekten kaçınınıştı. ama doğuda... Atinalıların bu sorunla başa çık­ makta gösterdikleri ısrarlı beceriksizlik Venedik diplomasisinin üstün maharetini daha parlak bir biçimde ortaya koyar. ~h. kendi çizgisi içinde.. eski Doğu Akdeniz im- paratorluğunu sürdünnek gibi imkan dışı bir umutla Osmanlıların ezici gücüne meydan okudu..~~I'~' ~l'" _".I..~•• . Ama iç politika ala- Venedik kendi uzun ticari hayatının şanlı bir episodu olarak görmüştü.. Venediğin başarısının sırrı.. Venediğe kendi takatını aşan işler yüklemeden son zamanlarda İtalyan toprak- larında kazanılmış dominyanların bütünlüğünü koruma imkanını veren olağanüstü ustalığı.<0. ._i) . .. _\.J:ofl.. .. Venediğin bu başarısızlığı da. Ama modern Venecli- ğin başansı da sadece ol umsuz ve görece bir ba- şan olabildi... Venedik dominyonlarının siyasi rejimi tS.::•.. bir bütün olarak ve son ana- lizde.l . '.. bu nedenle.. ''-'~n ı i._.. çok sayıda uy- ruk-toplııluğun.. dış politika alanında da.+ nt"..ü ği için ortaçağdan kalma cumhuriyetçi anayasası­ 123 İstanbul'un 1204'de Haçlılar tarafından alçakça yağmalanmasm). 1797'oe Napoleon gelip Venedik Cumhuriyeti'ni yıktığında. sonradan ::"'\:::::. tek bir ayrıcalıklı egemen devlet- ten emlr aldıkları yumuşak bir hegemonya.. Venedik de kendi ölmüş benliğiyle büyülendi- K1BİRİN KÖRLü(._ . Venedik devlet adamlığı nitelikleIi- nin Atina devlet adamlığı niteliklerine üstünlüğü belki de en açık seçik şekilde şu durumda görülür: Uluslararası bir sistemin coğrafi merkezindeki kü- çük bir devletin..~I~...ı... Cambrai Ligası'nın (1508) büyük planı Venedik Cumhuriyeti'nin İtalya'daki domlnyonlarını Alpler-ötesi Güçler arasında pay- laşmak olduğu halde Venedik diplomasisi bu pay- laşmayı üç yüz yıl geciktirmeyi başarmıştı.. 192 . . "'~~ . Vene- diğin aynı dönemdeki Doğu Akdenlz ·(Levant) po- litikasında kendini göstermedi. . .... sistemin genişleyen dış-çevresin­ de türeyen yeni devler karşısında cüceleştiğini gö- rünce statüsünü nasıl sürdüreceği sorununu ele alıştaki tutumu.. .. modern Vene- dik diplomasisinin. ~I..._""'.j .~. ama onları kendine ortak yapacak kadar geI)iş görüştü de olamadı....ı_:~J". Ayrıca. -.

bu zafer de geçiciydi. Gereksiz müdaha. belki de dayanılmaz baskılarla geçen yılların psikolojik anlamda nekahat dönemiydi. vant kumarı. müziğin ve ların Osmanlılar hesabına kendi imparatorlukla. kendine-tapınma hastalığının ne kadar hine dönünce Venedik de bir koşu Osmanlılara kar. çün. çünkü Venediğin kazanmaya ya da tirdi' Osmanlıların. bakımdan (1645-69) yüzünden Venedik takatını tamamen yi. Ame. nedeniyle. alması. iamanın. . ama ge. '"~ . On yedinci ve on sekizinci yüzyıllarda. artık ticari bir değer taşımaz olmuşlardı. zaferi son derece yüksek bir geri almaya çalıştığı topraklar. Böyle bir tutkunun gelip de geneliikle serinkanlı niden açtılar. l682-83'de ikinci başarısız Viyana ve hesaplı Veneclik devlet adamlarını etkisi altına kuşatmasından sonra koşullar Osmanlıların aley. da zararlıydı. Aslında Venediğin bu po. ğunda bıraktığı masif askeri istihkamlarda haşin kü l7l5'e kadar Venedik hem o kazandıklarını hem hir maddi biçime bürünür. Venediğin Türkiye'ye karşı oynadığı Le- Modern Venedik1iler. . lelerinin tek kalıcı etkisi Habsburglarla Romanof. Venediğin Doğu Akde. resimlerin andığı o zarif ve boş karnaval hayatını nnı genişletmesi oldu. Kandiye Savaşı'ndaki gereksiz uzlaşmaz tutumu litikası politik olduğu kadar ekonomik. ölümcülolduğunun çarpıcı bir kanıtıdır. Böylece. ne aynı nedenle ilk fırsatta eşitsiz mücadeleyi ye. yaşayan Venediklilerle Doğu Akdeniz savaşlarında 193 . ticaretin ana akın­ bedeİ karşılığında kazandıklarını bilmek dışında tısının Akdeniz'den Atlas Okyanusu'na kayması herhangi bir işe yarar doyumu da olmadı bu zor. Canaletto'nun Kaı:naval Sahnesi resmi. ratılan yaslı sanat eserlerinde de aynı yazı belirir. ŞI cepheye katıldı ve bu çabalarının ödülü olarak Venediğin ortaçağdaki yaratıcılığının yazgısı Osmanlıların Avrupa'daki topraklarından büyük modem Venediğin eski Doğu Akdeniz imparatorlu- kısımlar eide etti. rını geri alarak "şerefini kurtarmak»tan ibaretti. geçmişteki politik büyüklüğün artık niz'deki ortaçağ imparatorluğuna tapındıkları için ağırlığından başka bir anlamı olmayan toprakla- böyle kendi kendilerini kurban etmişlerdi. bu sırada anayurtta ya- de eski topraklarını kaybetmişti. ~/ i / / 125 On sekizinci yüzyılda Venedik'in havailiği.

ölmüş geçmiş. bunların. da ölüm yazıtını resmettiği Venedik tarihinin bu nedik'deki epiküryen gevşemeyle'psikoiojik bakım­ karanlık bölümü şehrin Batı Dünyası hayatında dan giderilebilirdi. cu yüzyılda bir Risorgimento (diriliş) içerisine gir- ni tükettikleri yangının külleri dünyayı kaplamış­ di. öz- gürlük Ağacı çevresinde kutlama törenleri yapıldı. İlk güçlü politik -«qlmell miyiz?~ itki İtalya'nın geçici bir süreyle Napoleon İmpara­ Acıları paylaşan bu yedilikler . geri kalan kısmıyla birlikte Venedik de on sekizin- tian ve Tinf. hemen he- Bu Venedikte ml böyle yaşanırdı bır vakit. Ortaçağ'da İtaiyan yaratıcılığının tacirler. Canaletto'nun titiz Venedik re. Batı Avrupa ile Evet. «Hayat devam etmeli! torluğu bünyesi içine girerek modern Fransa ile te- bir denemeliyiz!» masıydı. sen. Modem Venediğin Doğu Ak- Galuppi'nin ağıtını be~teleyip Canaietto'nun deniz'de karşılaştığı dayanılmaz baskı ancak Ve. kral olmuşken men hepsinin. bu sonuca aktörlerin Nasıl? Şu ağlayan üçıükler.oretto'nun kanlı canlı renklerinden ci yüzyıldaki ölüm-içinde-hayat'tan on dokuzun- zevk aldıkları günlerden bu yana içinde enerjileri. Venedik tüketrnedel Ruh. İtaiya'nın yakın çağdaki bu toplumsal mucize- tır. bir cırcı. şair Browning de «Galuppi'nin Tokattası»nda si Venediğin eski yaratıcılığının yazgısıyla müca- aynı temayı vurgular. şüphesiz. Bır şeyanlatır mıydı onlara? Bu gerilimler. iç kendi başarıları yol açmadı. tohumlukları olan tarihi şehir-devletlerinin sınır­ Burada: mıydı San Marko.msüzdür -bir ruh var burada ama sonradan düşününce. Ti. iki ruh haiinin birbirini tamamladığını gösterdiğini anlarız. İlk güçlü ekonomik itki. eriyen altıhklar.r böc~i gibi ötüyorsun. ratıcı güçlere baktığımızcla.» kinliğinin. oynadığı rolün son aşaması da değildir. ama bu Risorgimento'nun gerisinde yatan ya- iyilikler. dele edip sonunda onu altettiği izlenimini verebi- Işte geldin eskimiş müziğinle ve işte onun getirdiği lir. ôıü. Venediğln kazanclOl ma olduklarına inanmak ilk bakışta biraz güçtür. Modem İtaiya s0- Dükler? nunda ayağa kalkabiidiyse. bazı karşı duruImaz çekmeleriniz. SON KIVILCIM DA söNüYOR 126 1797'de Napoleon Venedik'i fethetti_ sen Mark Meydanında. bir evin Hindistan arasındaki ticaret yolunun yeniden Ak- yandığı yerde: deniz'e kaymasıydı (İngilizler'in on sekizinci yüz- 194 . aradaki karşıtlığın kes- denebilirse. İtalya'nın simlerinde sanki günışığı atmosferden çekilmiş. fozlar. çözümler dışsal güçler olayı böyle geliştirdi. dövüşerek ölen Venediklilerin aynı mayadan yapıl­ cKüller. yüzük takıp denizi nikahlayan ları dışında oluştuğunu görürüz.

l848'de Lombardiya ve Veneziya'daki Avustur- İktisadi alanda. kaldırmayla karşılaştırıldığındaPiemonte'nin 1848 195 . ortaçağ İtalya kültürünün kader birliğine girdi. Taskanya Grand Dü. lerde ayaklanmalarla karşı karşıya kaldı. yılda kurdukları bu fantezi. şehir-devleti kültürünü herhangi bir şekilde pay- sız gemilerinin yarattığı huzursuzluğun dalgaları laşmıyordu. modern Batı deniz ticaretinde ya rejimi. o günleri geri getirmenin artık imkanı yoktu. İtalya'nın birleşmesinl sağlayanlar. Savua hanedanı ranıncaya kadar tam sonuçlarını ortaya koyam:ı­ taşralı ihtiraslarından vaz geçip ulusal birleşme dılar. Şüphesiz ki. on bi. lano'daki ayaklanmalar şüphesiz öigürlük adına vurulmuş darbelerdi ve başa. leri hem de Venedik. Napoleon'un Mısır se. Alpler-aşağısı İtalya'mn liğe dönüştü).. l869'da. ticaretin eski yerli ön. Aynı an- lere kurdurttuğu modern bir şehir olan Leghorn' da ortaya çıkan ve resmen de aynı ortak davanın parçaları kabul edilen Avusturya'ya karşı bu iki du. Kahire-Süveyş dördüncü yüzyıldan sonra dağların İtalya tarafın­ demiryolunun yapımını. Savua devletinin ağırlık merkezi on İtalya kıyılarını yalamaya başladı. Müano ve Habsburgların İtal­ ne de Cenova oldu. Süveyş Kanalı' daki yamaçlarına kaydıktan sonra bile İtalya'nın nın açılması izledi. hareketinin başında yer alarak İtalyan halkıyla diren yaratıcı güçleri. On yedinci ve on sekizinci yüzyıllarda Leghorn' un servetini yaratanlar da. hasatını veren topraklarda doğmadı. değişmedi. si bir karakter gösteriyor. 41pler-ötesinden geri kalan kısmına karşı bu yabancılık duygusu gelen bu itkiler İtalyan yurttaşlan tarafından kav. ya'da egemenlikleri altına aldıkları başka bölge- kü'nün İberya'dan getirdiği gizli Yahudi göçmen. Ancak l848'den sonra. ama onları esinlendi- deki bölgelerini 1e l860'a kadar ellerinden çıkar­ ren özgürlük görüşü ortaçağ geçınlşinin hatırlanı­ mayan Alpler-ötesi bir birliğin üyeleriydi.İ'1S1Z kalsalar bile gene rinci yüzyıla kadar Alpler'in İtalya tarafından ne- redeyse toprağı bile bulunmayan ve Alpler-ötesin. ama ne kadar kahramanlık gösterilirse gö&- terilsin. de kahramanca girişimlerdi. ruhu ve· gelenekleri bakımından Alpler-öte- [erinin sonradan ortaya çıkan sonuçlarıyla gerçek. Venedik'deki kahramanca baş­ hanedanının Alpler-aşağısı dominyonları olan Pie. ama İtalya'nın Risorgimento'ya meyva ver. Siyasi alanda. bu liman. monte. bu göçmenler oldu. 127 Avusturya'ya karşı 1848 ayaklanması geçmişin şanlı günlerinden kaynaklanılarak yapıldı. Venedik ve Mi- cllierinin tonınları değil. Akdeniz sularında İngiliz ve Fran. hareketin tarihi önem ve anlamları arasındaki farkları düşünmek ilginç olabilir. Savua şından geliyordu. aynı anda hem Piemonte istila teşebbw­ kendine yer yapan ilk İtalyan limanı ne Venedik.

yenil- gileri 1859-70 arası yıllarındaki mücadelenin' so- nucu olan zaferin bir· başlangıcıydı. Buna karşılık Milano ile Venediğin kahramanlığı tartışılmaz atı­ lımları bir daha tekrarlanmadı. ama Piemonte Novara'daki utanç verici yenilginin rezaletinden kendini kurtarıp on yıl sonra Magen- ta'da öç almayı başarabiIdi. Machiavelli çağından beri İtalyan devlet adamlığının en yük- sek çabalarına sürekli set çekecek şekilde. Leo'ya dini iktidar ve Imparator Karloman'a dünyevi iktidar veriyor. nucunda İtalyan Risorgimento'sunun.ya varacak dere- cede' bağlı kalmaktan geliyordu. çünkü manevi itici güçleri. bu nedenle girişimleri umut- suzdu. gü- nü geçmiş Venedik Cumhuriyeti'ni canlandırmak için uğraşıyorlardı. onuncu yüzyıldan kalma yan ortaçağının böyle biraz gecikerek silinmesi so- fildişi oyma. çünkü Piemonte- liler unutulamaz bir tarihi geçmişin kölesi değil­ lerdi: Psikolojik bakımdan özgür oldukları için çağ­ larının egemen politik güçleriyle kendilerini özdeş­ leyebiliyor ve birleşik bir İtalya devleti yaratmak gibi yepyeni bir girİJjime atılabiliyorlardı. 1. 1848'de orta- çağ Venediği ve ortaçağ Milano'su putları o ka- dar yaralanıp berelendi ki. Charles Albert'in 1848' de halkına bağışladığı. fazla canlı ortaçağ anılarının uyuşturucu etkisinden uzak bir 129 Sezar ve Papa. sı mümkün oldu. Bu açıdan bakıldığında 1848 ayaklanmaları İtalya'nın Risorgimento'sunda özünde olumsuz olan bir roloynadılar. onların . her iki şehir de bundan sonra edilgin bir şekilde Avusturyalı yöne- ticilerin kolları arasına yığılıp kurtuluş hareketi- nin Piemonte'den ve onun Alpler-ötesi müttefiki Fransa'dan gelmesini bekledi. artık eski bağlılıklarını sürdürernez oldular. hiUiı kendi ölmüş benliklerine. bu putlara tapaniar da 128 Sezaro-Papalık: Doğu Roma İmparatorunun elinde dini ve dünyevi gücün toplanmasını temsil eden. S. Yeni İtalya ulusal devletini kurmak için değil. gerçekten de. İtal­ Konstantin'e taç giydirmesini gösteren. tapınme. Sen Piyer. İsa'nın tmparator Vll. . rite bölünmesini yansıtan bir resim. oysa Piemonte daha da utanç verici· bir ye- nilginin etkisini atlatabiliyordu. ortaçağ şehir devleti ülkülerine.dokuzunC'u modern İtayan"devletinin öncülüğünde başarılma­ yüzyılda doğmakta olan Batı Hıristiyan Dünyası'nda gerçek oto. Papa ID. Venedikliler ile Milanolular daha başından be- ri başarısızlığa mahkumdular. İngiliz tipi anayasa onun tahttan çekilmesinden sonraya da kalarak birleşik İtalya'nın anayasasının temeli oldu. -49'daki askeri gösterisi pek öyle parlak olamadı. 1848'de Manin'in çağrısına cevap veren on dokuzuncu yüzyılın Vene- dikliler'i. 196 . Piemonte ya da Milano ya da hattiı Pa- dua için değil. yalnız Venedik için çarpışıyorlardı.

Bir kurumu putıaştırınamn cısı olan insandan daha önemsiz bir puttur. aslında her ikisi de yaratıktır. muhatabı olmamalan gerekir. geçici bir benliğin putlaştınlma­ man ın alıcısı.24Dogu Roma İmparatorluğu: Geçici BirKurumun Put1aştırı1ması Bundan önc!. SO P'E. dolayısıyla da Ya. Böyle- sı biçiminde ele alıp incelediğimiz yaratıcılık yazgı­ ce özü değişmeden kalan bu ahlaki ve akli sapma. 197 . Ortodoks Hıristiyanlığın Roma İmparatorluğu radan'dan başka kimsenin hakkı olmayan tapın. yara tı­ le hafiflemiş olmaz. hortıağından kendini bir türlü kurtaramamasıdır. sı. Gerçi bir kurum.E il P'P • . r~ YS + jCi SS llI1'1S 'PN ı. ama bütün bir uygarlığı mahvedişinin klasik örneği. bazan da geçici bir kuruma putperestçe tapın­ daha dar bir insani çerçeve içerisinde yürütülmek- ma biçimine bürünebilir.

nasıl acıklı bir başansızlıkla karşılaşıldığnu da hatırlayınca. Oysa bu eski kurum. Arap istilacılar bütün Kuzey-Batı Afrika'yı çiğnemiş. Batı HU"isti- yanlığının yaşama süresiyle karşılaştırıldığında. Ortodoks HU"istiyanlık üstüne felaket çöktü. tS. tS. tberya yarımadasına geçmiş. çünkü. bugün bi- le. Ortodoks Hl1"istiyanlığın Roma tmparatorluğu ha- yaletine baş vurarak darda kalmış güçlerini top- ladığını ve yüreklendirdiğini ve zaferi bu sayede kazandığını düşünebilirdi. Öyleyse neden Ortodoks Hıristiyan Uygarlığı başlangıçtaki vaadlerini bu kadar kısa zamanda yalanladı da. He- lenizm-sonrası fetret döneminin kaosundan çıktık­ tan sonra. Bizim varsayımsal gözlemci aynca. Karlarnan'ın 00- Şansızlığı ile Leo'nun başansı arasındakl karşıtlık­ ta bulunur. oysa Doğu Hrristiyanlığı doğudaki Arap sai- dınsını Toroslar hattında durdurmuş ve böylece Anadolu topraklarının bütününü Emevi gücünden korumuştu. Oysa bu kardeş uygarlık da Doğu Ortodoks Hıristiyan1ığı ile aynı zamanda doğmuş. onuncu yüzyılın sonlarına doğru ortaya çık­ mıştı: bunlann başlıcası da tS. bu büyüme süresi. Hayata aynı anda ve aynı koşullar altında baş­ !ayan iki uygarlığın talihleri arasındaki bu çarpı­ cı aynlığı nasıl açıklayacağız? Bin yıllık sürenin bugün gözlerimiz önüne serdiği sonuç daha da çar- Pıcıd!l'. bir başlangıçtan sonra nasıl o başarılara eriştp ""ıerini seyrettiği gibi tepeden seyreden mozayik portresi. Ortodoks Hrristiyan Toplumu onu diriltmek için ölümcül bir çabaya girişmeden çok önce tarihi işlevini tamamlamış ve doğal ya- şama süresinin sonuna gelmişti. ama. Ortodoks Hıristiyan Uygarlığı'mn çöküş belir- tileri. Batı'da iki kuşak son- ra. kendisinin bütün Doğu kili. son derece kısa kalrr. Bunun açıklaması da işte burada. Batı Uygarlığı fazla umut vermeyen IMPARATOR 130 Jüstinyen'in Ravenna'daki kiUsesini. tmparator Leo Syrus'un (saltana- tı. ikizi olan uygarlığın sorunlarla kar- Şı karşıya kaldığı tarihten bin yıl sonra. Karloman aynı çabayı tekrarlamak istediği za- man. O çağda yaşayan bir gözlemci hiç şüphesiz Doğu Hıristiyan Uygarlı­ ğı'nın gcJeceği::ıin Batı'daki kardeşinin geleceğin­ den daha parlak olacağını söylerdi. 976-1018'deki fe- laketli Bulgar-Roma Savaşl'nın patlak vermesiydi. Çünkü daha iki üç yüz yıl önce. Karloman'ın Roma İmparatorluğu ha- 198 . onuncu yüzyılın ortalarında ya~amış tarafsız bir gözlemci o zaman Doğu ve Ba- tı Hıristiyaniığı arasında karşılaştrrmalı bir ince- leme yapacak olsa. gözle görünür biçimde çöküntüye uğramamış­ tır. ve Batı Hıristiyanlığı'nın herhangi bir etkili direni- şiyle karşılaşmaksızın Pireneler üzerinden aşnuş­ lardı. 717-41) bu büyük siyasi başarısı gözlemci- mize daha da parlak görünürdü. daha üç yüz Sıl geçmeden büyümeyi ye- niden durdurdu. bugünkü sonucun tam tersi yönde bir tahminde bulunurdu.

Büyük Leo (saltanatı 457-74). Latin bölgeleri hemen mali. bu ezici kabusu omuzlanan Batı Uygarlığı daha çocukluğunda devrilip gidebilirdi. İ. aşı­ rı bir meydan okumaya fazlasıyla başarılı bir tep- kiydi. İç­ sel sapma ise. Doğu Roma devletindeki durumuyla paratorluğu rejimi beşinci yüzyıl boyunca İmpara­ uygun olarak kocasıyla eşit yere konmuştur. 395'de İmparator Büyük Theodosius'un ölümüyle başladığını kabul edebiliriz. Olayın gözle görü- lür belirtisi Ortodoks Hıristiyan toplumsal yaşayı­ şında devletin vaktinden önce ve aşırı bir biçimde. Leo'nun başartsı yüzünden yıkıldı. politik ve top- lumsal bir çöküntü dönemine girdi. Leo'nun. Doğu'daki İmparatorluğu. Kilise de top- lumsal çatlağı onarmaya girişmişti. Bu tarthte. belirli bir tarihi politikanın putlaş­ tınlması oldu. imparatorluk sınırlarının ötesin- deki sahipsiz topraklarda yaşayan barbar ücretli askerlere tehlikeli bağımlılığından kurtarmıştı. Yunan ve Doğu bölgelerindeki İmpara­ torluk aynı dalgaları göğüslemeyi başardı. evrensel Helen devletinin bir yanda Latin bölgele- linde.S.yaletini diriitme çabası bir fiyaskoyla son bulma- saydı. Ortodoks Hıristiyan Toplumu da bunun ter- sine. başka bütün kurumları boğarak büyümesi oldu. on- dan sonra gelen Zenon ile Anastasius mali ve idari reform sorunlarıyla başarılı bir boğuşmadan sonra İmparatorluğun Yunan bölgeleriyle Doğu bölgele- rini birbirinden ayırma eğilimi gösteren doktrin İMPARATORtÇE kavgasını da savuşturdular. Eğer Batı böylece Karloman'ın ba~arısızlığı sayesinde kurtul- duysa. Latin bölge- leri birbiri ardı sıra gelen dalgalarla parçalanır­ ken. Roma İmparatorluğu tarihinin son bölümü- nün. (') Yani. ard arda gelen imparatorların gerçek miraslarını boşa harcayıp günahkilr bir kibirin altarınqa kurban etmeleri sü- recini adamakıllı anlayabilmek için tarihin daha önceki bir sayfasına bakmak gerektiğini görürüz. İmparatorluk çerçevesi çatlamış. bu zorlamanın getirdiği gerilim de toplumun çarpık biçimlenmesine yol açtı. İstanbul İmparatorluğu'na yüzeysel askeri başa­ rısının yapmacık ışıltJsı içinde değil de bu görüşün getirdiği aydınlık içinde bakınca. torluğu yaşatma yolundaki başarılı çabalanyla 199 . devlet adamı olarak iradesi ve askeri reformcu olarak kararlılığıyla. İstanbul İm­ 131 Jüstinyen'in karısı Teodara. öbür yandan da Yunan ve Doğu bölgelerin- deki talihinde önemli bir farklılaşma meydana çık­ mıştı. bu politika doğum evresindeki bir toplumu yaklaşan yıkımdan kurtarmak amacıyla mezardan çıkarılmış ve duygusal bir şekilde yücel- tilmiş bir geçmişin prestijiyle süslenip bezenmişti. Roma İmparatorluğu kurumunu Ortodoks Hıristi­ yan toprağında etkili şekilde diriitme başarisı. Batı'daki İmparatorluğun çöküşüne şahit olan bu çağda. bunun yarattığı politik boşluk bu olayla hemen özgürlüklerine kavuşan büyük arazi sahIpleriyle güçlü barbar savaşçı çetelerinin önderleri tarafından doldurulmuş.

Patrik Sergius yok olan imparatorluğun karşısın­ da genel bir Kilise alternatifi yaratma fırsatını bu- lur gibi olmuştu. Batı'da İmparatorluğun yıkılışından sonra po- litik otoritenin çok sayıda mahalli birimler arasın­ da dağılmasıyla beliren boşluk. Batı'daki imparatorluk re jiminin aynı çağdaki «teslimiyetçi» tavnnın tam karşıtı oldu. JÜstin· yen'ia ölümü ile Leo Syrus'un tahta çıkışı arasın· da geçen 152 yıl boyunca savaş hemen hemen hiç durmadı ve İstanbul İmparatorlUğu'nun Doğu eya- letleriyle Jüstinyen'in Afrika'da fethettiği bölgeler Araplara kaptınldı. Aslında yedinci yüzyılda. kardeşi Batı Hıristiyanlığı toplumu için Papa Büyük Gregory' lMPARATORLUK HüKUMETI nin (Papalık tarihi tS. doğum evresindeki Ortodoks Hıristiyan Toplumu'nun. Ama bu olayda Heraklius'u ta- sarısından vaz geçiren ve böylece ıstanbul'da mer- kezlenen imparatorluğun varkalmasnı kesirıleşti- 200 . Afrika ve 1 vrupa'daki kaybedil- miş Latin bölgelerini yenideli İmparatorluğunun arazi bütünlÜğü içine katma yolundaki boşuna ça- baları ile harcayıp tüketti. Kendinden önce gelenlerin öylesine özenle sakladıkları ve onca titizlikle kendisine devrettikleri küçük enerji kay- nağını Jüstinyen. bu da. evrensel Kilise'nin Roma Pat. Jüstinyen'in ölümünden sonra da doğu ve merkez bölgelerinde aynı kesin- likle çöküntüye uğradı. Böylece Roma İmparatorlu­ ğu Theodosius'un ölümünden sonra Batı'da nasıl kesin olarak çöktüyse. dı.rikliği ya da Papalık'ta simgeleşen oto- ritesi tarafından doldurulmuştu. 610-38) başarmasına ra- mak kaldı. Jüstinyen'in saltanatı sırasında rüzgar alıp götürdü. 618'de Sasaniler'in İstanbııl'a yak- laşmaları karşısında. çünkü Jüstinyen (saltanatı 527-65) Konstantin ile Avgustus'un yok olan İmparatorluğunu putlaştırmış. yalnız Doğu'daki çöküntü. Leo ve Zenan ve Anastasius'un sabırlı. Ama. 170 yıl ertelenmiş olma- nın getirdiği hızla ve şiddetle gerçekleşti.Doğu Avrupa'daki ve İtalya'daki Avrupa eyaletleri de İslavlar ve Lom- bardların eline geçti. Güney . daha sonraki taklitçisi Karloman ile aynı dehşetli ihtiraslan bes- leyip aynı felaketli sonuçlan almıştı.gireceğine dair bazı belirtiler var- yen bir idari ve askeri sistemin üyeleri. Yu- nan ve Doğu bölgelerindeki İmparatorluğun çökü- şüne işaretti ve bu bakımdan Büyük Theodosius'un Batı'daki çöküşe yol açan ölümünü andırıyordu. Batı'da bilinme. sebatlı çalışmlılan sonu- cu biriktirdikleri her şeyi. 590-604) çizdiği yola -geç 132 Jüstinyen'in maiyetindeki askerler ve bakanlar. tS. ama kesirılikle-. kendini gösterdi. İmparator Heraklius devlet başkentini Kartaca'ya taşımayı tasarladığı sırada. al· tıncı yüzyılda. 565'de ölümü. Doğu'nun çabaları geçici bir süre için büyük bir zafer kazanmış gibi göründü. tS. Batı'da Gregary' nin yaptıklarını Doğu'da Ortodoks Patriği Sergius' un (Patriklik tarihi tS. aradaki karşıtlığın aslında yüzeY3el ve geçici olduğu belli olmaya başladı.

Kilise onun kendisine ver- den Kücük 1\sya'da Kayseri'ye kadar uzanan top. Sergius'un kendisi oldu. Bu arazi Or. relerinden biri haline getirdiler. istiyordu. Ortocioks Hıristiyanlık ile Batı Hıristiyanlığı' b2~arı kazanmış. Kilise'yi merkezi devlet şeklinde cisimleşti. da varolabilmesi için profesyonel askeri ve idari le aynı rolü oynayacağını tahmin edebiliriz. Heraklius Kartaca'ya beşinci ile on beşinci yüzyıllar arasında bunların . İmpa­ todoks Hıristiyan topraklarında başarıyla hortlatı­ ıato:'luk devletinin Ruhani i~lerine bakan bir dev- lan Roma İmparatorluğu beş yüz yıla yakın süre let memuru yaptılar. sağlam bir toprak temeli üze. Konstantin'in bu tasarısı. kesi ve otorite kaynağı olan tek evrensel Kilise'ye yen iki yüzyıl boyunca imparatorluk yönetiminin çeşitli mahalli devletlerin tabi olmayı kabul etme· başlıca ilkesi oldu. Otto. paratorluğu'nun politik yapısı içine alma politi- len V.ejik noktalarını ele geçirmişlerdi. Balkan yarımadasında Edirne' kası çok başarılı oldu. ruluşu yepyeni bir yaratıydl.ren. yordu. bu duruma getirmekle Doğu Roma imparatorları riltilmiş İmparatorlUğU amaçladığı şeyolmayı ge. Asıl gövdenin tıkızlığı ve sağlam­ dılar ve tekrar o kabuğun içine girme çabaların­ lığı bu k~ynakları düşmanlara el değdirmeden ko. kadar Roma imparatorlUğu tarihinde zaten res- yası'nda ortaya çıkamadı. DOğu Roma im- Patrikliftin gelişmesini önledi.ıya ile Balkan yarımadasındaki kıyıların ğımsızlık kazanmayı aklından geçirmedi. yan Gücü. L de Leo Syrus'a düşmüş oldu. İmparatorluğun yeni.a Roma İmparatorluğu'nu res. Patriği de. si'ni himayesine almaya karar verdiğinde. Yeni Ortodoks Hıristi­ men gerçekleşmişti. devlet mcmurları hiyerarşisi sayesinde Ortodoks 'amanca rolünü oynama fırsatını yok etti. sadece. Patriğin statüsü profesyonel- ayakta durabilmeyi beceren güçlü ve etkili bir di. bu du. Toplumun bu "hierokratik» (Papaz hükümeti) ku- du ve devamlı kamu hizmetleri örgütü. da. dahası. Çünkü Sergius üçlü bir dı. örgütün eğitimini sağlayacak iktisadi ve kültürel rum toplumun bütün yapısını değiştirebilirdi. Hznri'nin yanına bile yaklaşa· den kurulması ise Papalık tarzında bir evrensel m~dıkl"rı bir hedefe eri~mi~ıerdi. Hıristiyanlık'ta diriItilen Roma İmparatorluğu Leo Syrus'un da yüz yıı sonra Ortodoks Hıristiyan­ hc~tlağı en dikkate dcğer ve aynı zamanda en ta- iığı'nı Batı'ya hiç benzemeyen bir gel~me çizgisine lihsiz başarısını kazandı: Kilise'yi devlete tahi kıl­ sokmasına zemin hazırladı. tiyan Toplumu'nu ise yoklukta son bulan yola go :rius Leo Syrus'a Küçük Asya'daki Ortodoks Hıris­ türen yol ayrımını da gene burada tesbit edebili tiyan topraklarınd. men kurmak için gerekli bütün malzemeyi hazır­ Leo Syrus ile ondan sonra Doğu Roma İmpa layıp miras bıraktı ve bu İmparatorluğu kurma işi rator!uk tahtına oturanlar Bati'da Karlarnan'ın. Batı Hıristiyan toplumsal yapısının birlik il- nin koru"m"'sı da zaten Leo'nun saltanatını izle. Istanbul'daki Orto. diği yeri aldı ve koruyucusunun ölümü felaketi rağı ye~idell birleştirmişler. Istanbul'un prestijini kurmuş ve Ortodoks Hı­ ile Devlet arasındaki ilişsilerinde gösterirler.'nun veya III. Roma imparatorlUğu'nun restorasyonunu ne! özellikleriyle ba~ardı. sonra Patrikler gibi Papalar da İmparatorluğun todoks Hıristiyan Gücüne büyük maddi kaynaklar koruyucu kabuğunu kaybettikleri için yanıp yakıl­ kazandırıvordu. ama ye~i ve geliri hiç de güvenli değildi. önemli bir parçasını yürürlüğe koymuş oluyorlar- politik gelişmesini de Batı Hıristiyanlığından şöyle dı. (') Ortodoks Hıristi· 201 . Bundan strat. Ege'deki dağınık ada. Doğu'nun bu di. sekizinci yüzyılın Doğu Roma İmparatorluğu kendi saltanatından Jüstinyen döneminin sonuna ile kıyaslanabilecek herhangi bir devlet Batı Dün. nın tarihleri en geniş ve en önemli farklılığı Kilise mış. üzerine eyleme geçme zorunda kalıncaya kadar ba- ları ve ltp. dan bir türlü vaz geçmediler. Konstantin'in dar. Batı Hıristiyanlığı'n­ rumayı kolaylaştırıyordu. İşte bu eğitilmiş subaylar ve bu eğitilmiş man yapan Sergius. Ama kaynaklara sahip olan bir devletin varlığı gereki- giriştiği zorlama ile Heraklius'u zoraki bir kahra. Çünkü Büyük Konstantin de Hıristiyan Kilise- tir yedi sekiz yüz yıı önce gerçekleştirmişti. paratorları kendi hölgelerinde Kilise'yi devlet dai- Hıristiyanlık çağının sekizinci yüzyılında Or. riz. Leo'nun ve kendisinden sonra leri sonucunda Papalığın llespublica Christiana' gelenlerin fazla ihtiraslı askeri serüvenlerden ve sında (Hıristiyan Cumhuriyeti) Kilise ve devletin verimsiz boğuşmalc:.?t:'I'Tleyi b~şar:ıcak olsaydı.rdan kaçınabilmelerinin sırrı yeniden birleşmeleri sayesinde bu ikilem çözüldü iki Doğu Roma kurumunda yatıyordu: Devamlı or. ikisine de hiç rastlanmamıştır_ Her iki kurumun doks Hıristiyan Patriği'nin de Batı'daki benzeriy. Batı ristiyanlığın Asya'daki topraklannı Doğulu istila. kendisi için Gregory'nin kah. Batı'da. Top!umu'nu büyüme yoluna sokan Ortodoks Hıris­ cılarm pençesinden çekip geri almıştı. Konst:ıntin. Konstantin'in Hıristiyan Kilisesi'ni Roma İm­ rinde kıırulmu~tu: Çünkü Leo ile ondan sonra ge. Kilise kü en beşinci ve on altıncı yüzyıllarda Alpler-ötesi ile dcvlet arasında tıpkı böyle bir ilişki kurmak krallıklarda italyan başarılarının yansımasına ka. Çün. bir kere. Eski Roma İmparatorlu­ rJle tutulı:~ bir gerçeğe dönüştürme programının ğu'nun bir kopyası olduğu gözle görülebiliyordu. İmparatorluk prestijini kurtar. imparatorluk enerjisi. Böylece Ser.

iki buçuk yüzyıl kadar sonra Ortodoks Hıristiyan ma İmparatorluğu'nun restorasyonu başanyla ta.ORTODOKS KİLrnESlNtN SANAT! 133 Bizans sanatının on dördüncü yüzyıldaki yeşermesi: Kariye camisinden mozayik. Leo Syrus'un Kilise'yi devlet bünyesi işte Ortodoks Hıris~iyanlığın bu doğal. vaktinden önce yıkılmasına kilde ortaya çıktığını görürüz: Bunların biri genel. geçmişten mlras kalan bir kurumu sellik zincirinin ilk halkası oldu. Doğu mesIne bu şekilde verilen zarann derecesini kabaca Roma İmparatorluğu'nun kurucusu olan Leo ölçmek istersek. celediğimizde. yan tarihinin bunun paraleli olan bölümünde ise paratorluk hükümetinin üstün otoritesini ülkesi- hiç hir yaratıcı eylem görülmez. ken- Syrus'un «Imperator sum et sacerdos>ı (3) sözünde di büyümesinin aynı aşamasındaki. bu. öbürü ise tikeldir. Leo im· rına göz atabiliriz. Batı'daki kardeş uygarlığın. Ortodoks Hıristiyan hayatında bi kılınmasında Leo Syrus'un dirilttiği Roma İm­ çeşitliliğe. ama kötü içine alma eyleminin y..cı sonuçlarının iki ayn şe· sonuç veren sapması. Ortodoks Hristiyan toplumsal 202 . putlaştırmak ı. ama Ortodoks Konstantin'in "Sezar ve Papa" olma iddiasını Jüs. deneyciliğe ve yaratıcılığa va- paratorluğu hayaletinin Ortodoks Hıristiyarılık rabilecek eğilimlerin durdurulması ve kısırlaştırıI­ içerisinde putlaştırılması en önemli etkendir. Genel sonuç. masıydı. da yol açmıştı.ibi kolay bir yol seçilince yeni şey­ Ortodoks Hıristiyan tarihinin tragedyasını in- ler yaratma imkanı da kendiliğinden kapanmıştı. esnekliğe. çünkü Ortodoks nin büyük kısmında Kiliseye kabul ettirmişti.k. Hıristiyan tarihinin daha önceki bölümlerınde Ro. Ortodoks Hıristiyan Uygarlığı'nın geliş­ linçli ve tamamen istekli bir hareketti bu. Uygarlığının çöküşüyle sonuçlanan ölümcül neden- mamlanmış. Hıristiyanlık'ta karşılığı olmayan çarpıcı başarıla­ tinyen'in hırslı dilinden işitmlş gibi oluruz. bi. Ortodoks Kilisesi'nin Doğu Roma devletine ta.

yapısının büyüme evresinde bir kere Hildebrand n. Ortodoks Papalığına benzeyen hiç bir şey' göremiyoruz. çünkü. ortaçağın Batı Kilisesi ile ve or. çarpık büyüme- ristiyan dünyada gecikmenin verdiği şiddetle or.öylesine anor- Laçağın şehir-devletleriyie çatışan ve onlardan ba. GiritH sanatçı El Greco tarafından.:m görece kısırlığı ve monotonluğunun. nin cezasıydı. Ortodoks Hıristiyan­ u'nın hayat merkezleri olan Orta ve Kuzey italya' lığın toplumsal manzarasına ekilen tohumiardan daki ve Flandr'dakl özerk şehir devletlerine rastlı­ sadece bir tanesi -Sezar'la Papa'yı birleştiren Do- yomz. ama imparatorluk iktidarı za. Ortodoks Hıristi- 203 . ışıltılarını gördüğümüz zaman.Batı'nın feodalizm kurumu da Doğu' mamen geride bıraktı ve büyümelerine de engel da -büsbütün yok denemese bile. ayrı­ Hıristiyan toplumsal yapısında canlılık veya yara- ca. Batı'da yeşeren çeşitli ve orantılı kurumlara çimde bastırılmıştı. oldu. ne de. men her yerde hazır ve nazır olan imparatorluk calizmin. hiç Geğilse bu iki alanda.ıayatının tarihin daha önceki bölümunde rastla. . Bizans geleneğinin son variSİ. bu yetilerin merkezleri olan Paris ve Bolonya gibi özerk üniver. Ortodoks Hıristiyan Toplumu'nun hemen he- Ortodoks Hıristiyanlık Dünyasında hem feo. deha .etkili bir bi. bu da. Ortodoks Hıristiyan tarabildiği birkaç anda gösterdiği yaratıcı.aya çıktı. l:em de Kilise'nin sonunda ortaya çıkma­ kabusundan zaman ve mekan içinde kendini kur- !Mı. tu Roma imparatorluk kurumu. ne yeni kurulan Batı'nın entelektüel faaliyet Ucı kudret bulunmamasından değil. yapay ve geçici olarak baskı altına alınmasından sitelerin yükseliş ve yayılışlarına. ileri geldiğini gösterir. mal bir hız ve şiddetle boyattı ki kardeşlerini ta- ğımsız olan. (-I) Üstelik. yeni Ba. karşılık Ortodoks Hıristiyaniığın manzarası acı bir yıflayınca Kilise gibi bu feodalizm de Ortodoks Hı­ uyumsuzluk gösteriyordu. 134 Bahçede ızdırap (1585).

yan Toplumu'nun sağlıklı biçimde büyümesine en· gelolan şeyin kısırlık değil de baskı olduğunu da- ha iyi anlarız.aman-bo- yutunda aıtederek ışıldayan. daha uzaklardaki Kalabriya'da da Afrikalı Müsıüman fatihlerin gelip Sicilya'daki manastırlarından kovdukları bir avuç Basil'ci ke- şiş. Bu yaratıcılığın belki de en şaşır­ tıcı .S. Örneğin Batı Trakya'da. 1541-1614). Bu talihsiz toplumun yarattığı iyi şeyler de. İşte burada. imparatorluk hü- kümetinin zayı nadığı bir anda ve Bizanslı sanat- çını". henüz yerleşememiş Hıristiyanlığın gelecekteki 204 . Ortodoks Hıristiyan yaratıcı dehasının parıltıları belki bunlardan da- ha da önemlidir.) irlandalı keşişlerin başarısına denk bir başarıydı bu. Ama. çünkü üslubu çağdaş Batı resim üslubundan o kadar farklıydı ki uzun bir süre an· laşıimaz bir Imus ııalurae (Tabiat ucubesi) olarak kabııl edildi. deydi. Ortodoks Hıristiyan Girit adasında do~an ve "El Grecoıı adıyla tanınan Do- menico Theotokopulos (i. imparatorluk rejimi· nin ağırlığını olduğu gibi taşımak zorunda kalma- yan bu bölgede. Sanatçı şüphesiz Pa- ulusçuların yok edilmesi gibi olayların. Athoslu ikoncııların katı kurallarının antitezi sayılabilecek bir sanat anlayışıyla Batı Dünyası'na geldi. Ortodoks Hıristiyan Kilisesi Ma- kedonya'daki Athos dağında bir üs kurarak impa- ratorluk gücüne bir karşı-saldırı hazırlama imka· nını bulmuştu. Bu olay bize Ortodoks Hıristiyanlığın almya- zısında bir başka trajik özelliği hatırlatabilir. genellikle ba~ka bir toplumun kazanç ha· 135 Dini tartışmaların yol açablleceği kanlı şiddet dokuzuncu yüz. bu yıkık ve uyuşuk eyaleti düzgün ve canlı bir bölge haline getirmeyi başarınışt!.nesine geçmiştir. ~onradan cami ve şimdi de müze olan Kariye mznastır kilisesinin On dördüncü yüzyıl­ dan kalma mozayikleridir. EI Greco yerli bir kaynaktan esin- lenmiş olmalıdır. imparator- luk başkentinin sınırları içinde. ölmüş uygarlığın son bir IŞtl· tızı gözümüze çarpıyor. görünüşe karşın. Ortodoks Kilisesinin ideolojik El Greco'nun Roma'da ve Toledo'da çalışması meydan okumalara karşı hayal gücünden yoksun tepkilerin bilincin. ayrıı çağdaki İtalyan yağlı boya sanatının da aşa­ madığı bir hareket ve hayat yaratmaY' başaran Ortodoks Hıristiyan sanatının sergisine bugün ha· la bakabiliyoruz. Kalabriya'daki bu manastır da- ha sonraları canlı bir dini düşünce ve felsefe yu- vası oldu ve ünlü Bizans dar kafalılığından çok daha ayrı bir çizgi izledi. Doğu Roma imparatorluk rejimini c. yıldan kalma bu lncil süslemesinde görülüyor.seçme imkanı bıılduğu inatçı malzemeyle. Altıncı ve ye- dinci yüzyıııarda putperestleşen İngiltere'yi yeni- den ele geçire. kötü şey­ ORTODOKS HOŞGÖRüSüZLüCü ler de.jrneği.gibi Kalabriya'daki Basil'ci keşişler de' Batı'daki. İki yüzyıl sonra. Ortodoks Hıristiyan Toplu mu Doğu Roma imparatorluğu'nun kurşun gibi yükünden kurtulup Osmanlılıgın cenaze kefenine büründükten sonra.

ve misyonerce çalışacak yeni alanlar buldular. 'i"ında boşa gitmiş oldu. le liberalleri kovmakla Almanya'ya kötülük etmiş­ ti). ama değiştirilemez. bir teşvik olacağı yerde yeni bir ilke uyu~mazlığını dü~ünecek olursak. lan talihinden bağımsız bir derlenme noktası sun- falarında. Bul- sındaki sahipsiz topraklarda bir çeşit militan. Doğu Roma im. Basil'in onca emeğe mal Paulisyenler imparatorluk'la Abbasi Halifeliği ara. Ancak on beşinci yüzyıl italya'sının görü~ün haklılığına biz de inanabiliriz. çünkü İmparatorlUğun Paulisyenlere sal· savaşı verilemedi. Paulisyen Cumhuriye- Dolayısıyla Ortodoks Hıristiyanlık'ta Heleıı :Xnin varoluşunun imparatorluğun güvenliğini kültürünün yeniden doğması. Aına ayrı­ canlı zihni ortamına aktarılmasıyladır ki bu güçlü ca bu kavgada Doğu Roma imparatorluğunun za- 'ihni kuvvet şurubu gerçek teşvik edici etkilerini fe. 726-843). lik üretmesirıl de bilmişti. Batı'nın. ögeleri korııyarak ve sonunda yeniden kazandıra­ nizmosonrası fetret döneminin fırtınaları ve dep. Batı'da Eskiler'le Yeniler arasında hü. luk başkentinde ve Tefrike'de Paulisyenlerin ka- şinci yüzyıla kadar devam eden Bizans rönesansı­ rargahında kutuplaşmıştı. imparatorlUğun Bulgaristan hareketiydi (tS. Bu ilginç Paulisyen cemaatinin var- evinin yıkıntıları arasında bulduğu Helen Uygar. ?('. dokuzuncu yüzyıl içinde bir tarihte ğu Roma İmparatoru ı. sayesinde bazı Pau1isyen grupları tS. 755 ile 757 iışmalardan sonra baskı altına alınan ıkonoklazm arasında Trakya'da.iği inancını yansıtır. XLV.inin. İki rejim arasındaki paratorluğu gibi.hayrma çalıştılar. Bu Asya mirasının ilk imparatorluk hükümetinin sürgün politikası meyvalarından biri bir yüzyıldan fazla süren ça. 843'den 875'e kadar süren bir kavgadan sonra Is- küm süren «Kitapların Savaşı" on yedinci yüzyıl tanbul'daki imparatorluk kovanının sahibi Tefri- boyunca devam ettikten sonra tartışılmaz bir bi. ke'deki eşekarısı yuvasını dumana boğdu ve yok çimde Yeniler'in zaferiyle sonuçıandı. Kilise'yi resmen devlete şu yararma. da. sınırında iskan edildiler. Louis Hügnoları kovmakla Fransa'ya tasyoncu" okulundan Ermenistan ve Küçük As. miş.bir esinlenme kaynağı miş oldu. kalmasına izin verilseydi. nı meydana getiren ögeler Istanbul'da İmparator­ sansıyla aynı kuşaklar sırasında başlayıp on be. Modern Batı tarihinin ilk say. Ortodoks Hıristiyanlığın dini dehası­ anıtlarını sebatla saklamasa ve Karolinyen röne. Ortodoks Hıristiyan Toplumu'nun yenilgi- ortaya koyabildi. Batı bu verimli rak reddedilmesiyle ikonların statüsü üstüne ça- keşfi hiç bir zaman yapamazdı. Ortodoks Hıristiyarılığın lığı edebiyatının ortaya çıkışında. Hıristiyanlığın eski «adap. Ama Asya'nın görenek. bu resmi kabus oldu. Ortodoks Hıristiyanlığa Paulis- Asya yarımadası üzerine öylesine başarılı bir şekil­ yenıerin kabul ettikJeri ikinci dini anlayışa karşı de ekilen ürürılerden zengin bir deneysel çeşitli­ bir bağışıklık da kazandıramadı.ferdi. doks Hıristiyan kültür' tarihinde Helenizm'in diz. Ortodoks si olduğu yargısını da verebiliriz. bir yüzyıl kadar sonra. ahır­ gar {{ikiciıı sapma önderi Bagomil'in ektikleri kar- zaman ermişleri cumhuriyeti kurdukları zaman. Bu önemli kişi. Doğu Roma hüküıneti açısından bu büyük bir ginlerine karşı hiç bir zaman böyle bir kurtulw. <Imrken gösterdiği şiddet. sonuç olarak. rak Ortodoks Hıristiyanlığın hayatını kurtarması remleri sırasında ortak ana-kültürün bu değerli mümkündü. olan biçme harekatı. hem de askeri enerjisi çatışmaya gir- tiyanlığı için olduğu gibi. böylece Doğu Roma imparatorluğu'nun için -sonradan çok etkili bir biçimde Batı Hms. hem teolojik. Paulisyenlerin Doğu Roma hüküme- dı ve bu tarihi işlevini yerine getirirken Küçük tince ezilmeleri.) Küçük Asya Hıristiyanlığın tohum yatağıy­ ti). Güçlerin bu kadar eşitsiz olduğu bir sa- olmalı ve bu topluma kendi özgün eserlerini ver. tehdit. gene aynı kom. Bulgaris- Küçük Asya'daki dağınık ögelere ikonoklazmın so. ett. 872'de Paulisyenlerin lere uymayan ve Doğu Roma imparatorluğu'nun Tefrike'deki askeri harekat merkezleri de imha metropoliten bölgelerinde böylece baskı aıtına alı­ edildikten sonra kalanlar başka yerlere sürüldüler nan dini ruhu Paulisyenlerde halen devam ediyor. vaşta sonuç belki geciktirilir. dirtmeliydi. Nasyonal Sosyalist rejim Yahudiler- ya'da sınırlı çevrelerde varkalabilmiş bir mezhep. Üstelik. gene aynı bilinçsiz özgecilik örneğine tabi kılan Doğu Roma rejimiyle uzlaşmayan canlı rastlanır. Helen dehasının tışmalar sona erdirilir erdirilmez imparatorluk hü- ~üçlü eserlerinin Ortodoks Hıristiyan Toplumu'nun kümeti Paulisyen sapmasını yeryüzünden kazıma­ kucağında muhafazası ve dirilişi gene bu toplum ya girişti. ama Orter etti. İkonoklazmın kesin ola- nın hazine deposu na yerleştirmese. Doğu Roma hü- Hıristiyanlık dindarca kültürel çabasını da Batı' kümeti Paulisyenleri yok ederken Küçük Asya'ya daki kardeşi yararına harcamış oldu. tS. Emevi Halifeliği'nin Ortodoks Hıristiyan Toplumu'nun gene Batı' mirasına konan Hıristiyan devletleri Yahudileri ve ya yarayan ünlü bir kötülüğü de Paulisyenleri yok Müslümanları kovmakla İspanya'ya kötlilük et- etmesiydi (I'aulisyenler. kötülük etmiş. toplumsal mirasındaki. onun için. Do- du. Hıristiyankardeşinin çöken muş oldular. böylece. kötül ük etmişti (aynı şekilde. Eğer Ortodoks Hıristiyan dindarlığı Hele. ('. tan'daki Ortodoks Kilisesi'nin İslav kökenli bir pa- 205 .

- ların baglı!ığını kaybetme pahasına da olsa taviz katlandı. sa olsun. ya atadan kalma put- bütün paradoksal görünmektedir. 865'de Bulgar Boris Hanım vaftizinde hazır bulunuyorlar. Patriğin ruhani adaletini ka- ğına oranla çok daha avantajlı yapıyordu. Batı Hıristiyanlığının misyonerlik alanında disinin politik egemenliğini de kabul etmiş olacak- da Ortodoks Hıristiyanlığı geride bırakması büs. bul etmekle. ikinci seçmeyi yap- 'VKAH~HWf : ftliA C'. lardı. Ortodoks Hıristiyanlığın dil konu· ni benimseyerek politik bağımsızlıklarından"vaz sundaki Iiberalizmiyle kazandığı avantaj ın bir baş. Patriğin elinden Hıristiyanlığı kabul Latince için olduğu gibi bir dini tekel bağışlamak etseler ve onun ruhani adalet mekanizması içine yoluna gidilmedi. on dördüncü yüzyıldan kalma bir Islav el yazmasından. böylece statülerinde yaptıkları değişiklik yerli dile çevirtme politikası misyonerlik girişimi sadece dini inanç ve davranışlarında kalan bir de- aıanında Ortodoks Hıristiyanlığ! Batı Hıristiyanlı­ ğişiklik olmayacaktı. Latince'nin tek ve evrensel dini dil olması Ortodoks Kilisesinin misyonerlik çalışması Ev- daha baştan beri tartışmasız kabul edilmişti.-' lirrkV f H eH II rrI::K# v. Batı'da Latince'nin bu tiranlığına devletine böyle köle olması.A:- . Bu koşullarda. bul etmek isteyenleri acı bir ikifernle karşı karşıya dar liberal bir politika uyguluyordu. 207 .). Bu paradoksu peresttiklerini sürdürecekler ya da Hıristiyan dini- açıklamak için. 1\ fe l E ili ORTODOKS MİSYONU 136 Bizans Imparatoru ill. tS. nr*"'&1. yenı dindaş­ metinin dünyevi otoritesine tabi olduğu için sa. Mihail ile lmparatoriçe.. işte aranmaya başlar başlamaz gözümüze ğında. Bu rensel Patriklik Doğu Roma imparatorluk hükü· dii konusunda Batılı Kilise otoriteleri. Bu du. hiç şühe yok ki ayinleri mahalli girseler. Kiliseyi kabul edenlerin yerli dilleri ne olur. Patriğin dünyevi efen- rumda.laştığı aşılması güç bir engelOrtodoks Kilisesi için ka aşılmaz handikapla karşılaştığını varsaymamız hiç bir zaman mesele olmamıştı. Başka bir söyleyişle. Yunan diline bırakıyordu. Çünkü Ortodoks Kilisesinin Doğu Roma v('rmiyarlardı. aynı zamanda. geçeceklerdi. Batı Hıristiya~1lı­ gerekir.'h6hCXrl'~--. çarpıyor bu handikap. Ortodoks inancını ka- karşılık Ortodoks Hıristiyan Kilisesi şaşılacak ka.

Imparator idamından önce alaya ve hakarete uğruyor. 208 .~15ArrH Hlilfff ""04A Hwt'''-'HO. H'J{Ao. Yukarı­ da. 8 ~i ro 137 Bulgar-Roma Savaşları: 8ll'de Nikeforos'un seferi.. Nikeforos süvarilerini sava- şa sokuyor.. Nikeforos'un yenilgisinden sonra. Ortodoks Hıristiyan ımparatar i.-. aşağıda. ii " J~P"i'..~·ı.

servet dağılımının bozulması ya da zaten varo- İmparatorluğu bünyesine katılan eski Bulgar dev. yorucu dış savaşları izleyen dönemlerde ortaya nü tek bir imparatorluk yönetimi altında nihayet çıkması herhalde bir rastlantı olamaz. nucuna erişen Doğu Roma tarım yasalarıyla Buı­ jen'i tutsak edip Kuçük Asya'yı işgale başıadıkları gar savaşları arasındaki bağlantı şüphesiz budur. Bunları kanıt olarak kabul eder- dan 1018'e kadar. Bu saltanat toplumsal düzensizliklerden bir daha hiç kurtu. On birinci yüzyılda Selçuk Türkleri Küçük Asya' mesine yol açtı. 1018'de. felaketin temel nedeni Doğu Roma İmparator­ riyor. birinden biri todoks Hıristiyanlığ'n. Oysa Roma İmparatorluğununson günlerin- luğunda Kilisenin devlete tabi kılınmasıydı.aynı zamanda başarnız ro- 107l'de Selçuk Türkleri İmparator Romen Diyo. Kitle halinde Türkleştiler. Ama dört yıl içinde Bulgar rak beyinin gasp amacını taşıyan saldırılarına devletinin kalıntılarının başına yeni bir hanedan karşı korumak için sürekli tedbir düşünüldüğü­ geçti ve bunu izleyen yarım yüzyillık savaşta -976' nü görüyoruz. Ama Doğu Roma İmparatorluğu. ama ba. Simon de can çekişen Helen Uygarlığının öldürücü hasta- bu yüzden başlangıçta yanlış yola sapmış.yere serinceye kadar dövüşmek zorunda toplanması ve bunun sonucunda tarımcı toplumun kaldılar. ki büyük toprak beylerine karşı çıkardığı yasa- menin mümkün olan tek yolu bayıltıcı yumruğun lardan beri Merkezi ve Doğu Küçük Asya'da vurulmasıydl. İki yasalar demetinin de. nın bağrına yerleşince köylüler imparatorluğun in- dı. garistan arasındaki savaşlardan sonra sinsi bir de- nilgisiyle kapandı. savaşların süresi ve yorgunluğu arttıkça. Ama Simon Han saltanatı sıra­ du. Savaşın sa- birleşebildi.Ortodoks Hıristiyan Toplumu sek.yurtseverlik duygularına bas- ristiyan toplumsal yaşayışının bu çağda geçirdiği kın geldi. Küçük Asya'da Nikeforos F()- mayı da başardı. Ortodoks Hıris­ Konstantin'in çıkardıkları yasalar o günlerde Or- tiyan Dünyasındaki iki ana devlet.i memurlarından ve topraklarına el ko-- suzluk belirtisi sayılırdı. şimdi er geç sürecin ter.Simon İmparatorlUğU Patriğin Bulgaristan'daki Hıristiyanlık çağının yedinci ve seklzinci yüz- yabancı ruhani nüfuz alanına katarak bu zorunlu yılların dönüm noktasındaki Helenizm-sonrası fet- ve kaçınılmaz çözümü bulmaya çalışmış. Birinci hastalık tarımsal buhran. Bu dönemde çıkan 'Doğu Roma Dzimiskes Bulgaristan'ın asıl çekirdeği olan doğu yasalarında küçük tımar sahibini büyük top- kesimini ülkesine kattı. düşkünlerinin imparatorluk tahtından şikayetleri lamadı.rasında doruğuna ve . Yüzeysel bir bakışla bakıldığında Simon' bir avuç toprak beyiyle geniş serf kitleleri arasın­ un kişisel hırsı yüzünden Ortodoks Hıristiyanlığın da kutuplaşması durumundan. Doğu Roma boyunduruğundan sal hastalığın başka ve daha şiddetli belirtilerinin kurtulmak için 1040 ve 10n'de iki vakitsiz çıkıştan de ortaya çıkması. çünkü Ortodoks Hıristi­ yan mahaıu beylerden kurtulduklarına çok sevin- yanlığın toplumsal yapısı sağlıklı günlerinde bu diler. leti olmadı. Bu toptan dini ve kültürel dönüş. toplum- Bulgaristan. Jüstinyen'in altıncı yüzyılda Kapadokya'da· . Doğu Roma sınırları içinde Ortodoks Hı­ -ya da ihtirasları-. birbirleri üzerinde çok kötü etkiler ker veren Küçük Asya köylüleri de yabancılaştı. Basil vurdu. s. ikincisi de militarizmin azması. sağlanması gerekiyordu. yaratan iki hastalığın patlak vermesine ve ilerle. Böylece. toprak askeri zafer kovalarken kendi başına bela ettiği beylerinin bir dizi isyan hareketidir. bu uzun süreli Roma-Bul. Basil'in saltanatı olan Doğu Roma İmparatorlUğunun kendisiydi. (!Il Üstelik. Bu yumruğu. vaşan ülke üzerinde 'en çok bilinen etkilerinden bi- gar didişmesinin asıl kurbanı da artık Doğu Roma ri. asıl kurban zaferi resmen kazanmış "Bulgar-öldüren» İmparator U. Bu belirti- sonra 1185-1187 arasında İmparatorluktan ayrıl­ lerden bir tanesi. Ne var Toplumuna oranla çok daha uzak olduğunu göste- ki. Müslüman oldu- elertlerden tamamen uzak yaşamıştı. lan bir dağılım bozukluğunun daha da artmasıdır. Sekizinci yüzyılda luğa katılmasıyla kaçınılmaz politik birleşmenin Doğu Roma İmparatoru olan Leo Syrus ile V. Ortodoks da bu yanılgının sonuçları kaçınılmaz ve geri alın­ Hıristiyan Uygarlığı sonraki iki yüz yıl içinde her- maz hale gelmişti. zaman Bizans'ın yazgısı belli oldu. sında (893-927) Doğu Roma Imparatorluğuile Buı­ Karşılaşmanın birinci ra vndı Bulgarların ye. Uygarlığı son derece değerli bir toplumsal servere sine yoldan izlenmesi ve Bulgaristan'ın İmparator­ sahip olarak hayata başlamıştı.yıprandı. böylece yüz yılı aşkın nucuna varabiliriz. toprak mülkiyetinin az elde ötekini . ret döneminin içinden doğan Ortodoks Hıristiyan şaramamış olduğuna göre. Tek bir toplumun kucağında halde biraz 'da bu sağlıklı tarım temeli sayesinde birden fazla "totaliter devlet»e yer bulunamıyor­ hızla gelişebilmişti. İki rakip İmparatorun birinden birini ele. kas'ın 963'deki başarılı darbesiyle başlayan. İmparatorluk hükümetine vergi ve as- derin sarsıntı. lar. Doğu Roma İmparatoru Yani ğişim baş gösterdi. ikisi de uğur­ safsız verıı. bu görüşü doğrular. sonra lıklarından biri de bu kutuplaşmaydı. köylülerin 210 . ayru çağdaki Batı başına bu belayı sardırdığı düşünülebilir. Doğu Roma ilk olarak latifundia derdinin baş gösterdiği ro- İmparatoru II. bir savaş pahasına Ortodoks Hıristiyanlığın bütü.

artık ayakta durmasına iece bu ölümcül sonucu yaratan şey. Orto- gibi üzerine çöktüğü Ortodoks Hıristiyan Uygar. Orto- imparatorlar Nikeforos Fokas. Doğu Roma köylülerinın edındıkle­ tında zaten yük olan kabusu büyütmesi de kaçınıl­ ri deneyler o kadar acıydı ki. Köylü-askerler dış­ fazla hortlağının gezinmesine yer olmadığı için Do- leriyle. Ortodoks HıristiyaniJğın hayatında lama alanını kutsal hakları olarak talep ettikleri her zaman bir kabus gibi oturan kurum iyice da. Dönüşüm dışsal bir rastlantı­ önceleri hem Doğu Roma'nın p0lıtik reJımınden. doks Hıristiyanlığın toplumsal tarihinin özel ko- lığından soğuduklarını. ediyor. bunda militarizm hastalıgının kat: Doğu Roma İmparatorluğunun putlaştırılma­ kısının da bir payı vardır. hazır­ nesne büsbütün daralarak tekilden çoğullaştı ve ladı. kalım savaşına tutuşmuşlardı. Ama Doğu Roma İmparatorluğu­ kaçınılmaz bir şeydi. Ama bu zaferlerin "onucunda ulke koylu. İki putlaştırılmış rak beyleri için yaşanılası bir yer oımuştu. genişlemenin. Bulgarları da Ortodoks· Hıristiyan ağılı içinde ku- imparatorluğu gitgide artan bir hızla savaşlara sü. ne de güven bırakan bu sayamaz duruma geldi. 926'da. Oysa bu ku- dan <Tel~cek saldırılara karşı açıklar verdi. genişleyen toplumun sır­ larını gösterü-. o kadar kalmıyor. LJndü. Yani Dzimiskes ve doks Hıristiyanlığın genişlemesi Yunanlılar gibi "Bulgar-öldüren" II. dan değil. öbürü de Preslav'da mer- kurtarıcı yanı olan ılımlılığı ve serinkanlılığı da kezini bulan iki mahalli İmparatorluk arasında bö- kaybettiğini gösterdi.çıkma. insanlar olmuştu. alıyordu ve oraya onu diken de kendisine tapan Militarizm mikrobu -963'den 1025'e kadar subay. Basil bu tipin örnekleridir. den hemen sonra kaçınılmaz bir şekilde bir ölüm- lerin kendileri için değil. Her iki İmparatorluk da evrensel bir yargı­ den gidince.daha yeni Türk efendileri sahneye . caklayınca putperest toplumun tapındığı değersiz rükleyerek 1071 'deki kaçınılmaz çöküntüyü. Fırat'da putperestliğin sapık ve günahkar yapısını teşhir toprak kazanmak üzere bir Doğu Roma birliği se.dan çek kıskançlığı" değildi. Bulgaristan'ın Hıristiyanlığı kabul etmesin- mışlardı. dışarı­ terdi: Doğu Roma İmparatorluğuna. Onunc\! yüzyıldan sonra. kendi yüzeysel düzeyinde bile. bağlılığı bütünden bütünün bir parçası­ ki. zoruyla Do~u Roma hükümetinin istemeden gır­ çünkü bu trajik hikaye. putperestlerin evi böylece nun eski anlayışını kendi antitezine çeviren ve böy. Çünkü hem de Doğu Roma İmparatorluğunun bir kabus büyüyen bir toplu\llun genişlemesi doğaldır. kendi içinde bölününce. tırnaklarıyla kazandıkları zaferlerle Küçük ğu Roma İmparatorluğu ile kopyası olan Bulgaris- Asya'yı Müslüman istilalarının yıkımındap kurtar. gösterilmesi gereken bağlılığı tek bir kuruma gös- ti ve böylece savunma sistemini zayıflattı. içsel bir itkiden ileri geliyordu. Ortodoks Hıristiyan Toplumunun bütününe yıl ~~unca saldırgan bir politika izlemekte inat et. Simon'un megalomanısı sı olayı ile bunun sonuçları üstünde epeyce durduk. Bulgar rum toplumsal hayatın sadece bir düzeyinde yer savaş~arının yarattığı iç gerilimleri &iddetlendirdi. bütün toplumu kap- Toplumda ne aenge. mültezimlerle zorba top. 927'den sonra Ortodoks iütuhat politikasına gözü dönmü& bir şekilde atılan putperestlerin bir politik fetişe karşı gereksiz bağ­ Doğu Roma hükümeti eskiden İmparatorluğun lılıkları biri ıstanbul'da. ona manen yabancılaştık­ şullarında. (''') talih oyunu ya da kötü bir şans ya da "tanrıların 211 . için aralarında bir ölüm-kalım savaşının başlaması yaııılmaz oldu. sonuçlandıysa. Aynı evde Roma İmparatorluğunun birden asılozaman şaşmak gerekirdi. akıldışı blr imkan kalmadı. ta öbür uçtaki sınırlarında Musluman komşu­ na ve tapınmayı Yaradan'dan yaratığa aktaran larına karşı saldırıya bile geçti. hortlak arasındaki bu kıyıcı kavgada Ortodoks Hı­ Doğu Roma tarım buhranı böyle bi~ felaketle ristiyan Uygarlığı yıkılıp gitti. geçici bir kurumun put- di~i Bulgar°savaşıarı daha sona ermeden hükümet laştınlmasının kötü sonuçlarını aydınlatmakla politikasını köklü bir biçimde değiştirdi. tan. Ortodoks Hıristiyar:lık sekizinci yüzyıldan f€~e <Tönderildikten sonra hükümet yüz yirmi beş sonra. bu devlet adamı ruhu da el. böyle davranmasalar mazdı.

Filisti kahramanının kar- şısına kendi silalılanyla dövüşmeye çıkacak İsrail kahramanının kendisi için kolay bir lokma olaca- ğını düşünür.­ raklı olacağım. diği zırhları geri çevirir). Golyat'ın kendi alanında Golyat'ın dengi olaına­ yacağıru arılarnıştır. savaş tarihinin. bireysel savaşçılardan meydana gelme barbar sürüyü alıp. on beşinci yüzyıl tahta oyması. Davut'un her- hangi bir zırh giymeden üzerine doğru koştuğunu ve elinde de bir sopa olduğıınu görünce korkacağı yerde gocunur. düşmanının bu görünüşteki hazır­ lıksızlığına karşılık seslenir: «Ben köpek miyim ki bana değnekleI'le geliyorsun?» Bu çocuğun küs- tahIığının çocukça bir delibozukluk değil de. eski tarz askeri teknikleI'le yeni oluş­ turulmuş askeri teknikler arasında aynı dramın. aslında bireysel zırhlı savaşçı tek bir rakibe yenilmedi. Böylece bu talihsiz Filist! trikeratos (üç boynuzlu tarih-öncesi gergedan) tantanalı bir yü- rüyüşle ilerler ve zırhsız alnını. çünkü karşısına çıkacak ki- şinin de tepeden tırnağa zırhlı ve kendisi gibi mız. silahlanma yanşı· nın tarihinin de ağır ağır sergilediği felsefi bir doğ· ruyu bütün zamanlar için özetlerken. İsrail ordUıanna meydan okuduğu ölümcül günden önce ağır mızrağı ve delinmez zırhıyla o kadar yüce zaferler kazanmıştır ki başka çeşitten bir silahlanma olabileceğini düşünemez ve kendisim kimsenin yenemeyeceğine inanır. fa· lanksa (düzenli askeri birlik) yenildi. şimdiye kadar hep öldürücü ol· muş mızrağının menziline giİmeden. çoban heybesinin için- de ne gibi belalann gizli olabileceğini de akıından geçirmez. bir karşılaşmalar dizisi şeklinde yeniden sahneye konup yeniden oynandığuu görürüz. tam tersine. Davut ile Golyat arasın­ daki efsanevi kavgayı (I) başlangıç noktamız ola· rak ele alınca. onun için Saul'un ısrarla ver- DEV-ÖLDURENLElt 138 Yukarıda. Golyat. küçümsediğ! düş­ manı daha kendi. bir askeri ku· 212 . Falanksın özü de kendisini meydana getiren askerlerin dona- nımlanndan ibaret değildi.. Bu klasik öykü bir yandan. bir tek sefer- de canını alacak olan sapan taşına hedef eder. bu günahın iş­ lenmesi karşılığında ciddi bir ceza alınan klasik forum olduğunu görürüz. Dolayı· sıyla o gün de düşmarılanna meydan okurken ara· larından bir şampiyon seçip teke tek dövüşe gön- dermelerini buyurur. çağdaş karikatür. Davut ile Galiatlı. aynca. sallanan sapanı da görmez. dikkatle düşünülmüş bir manevra olduğu­ nu Golyat akıl edemez (Goiyat kadar Davut da. Golyat. değnekSiz elde 139 Vietnam gerilla sav~ı. bir yandan da tarihi bir dönüm noktasını belgeliyor. Bu iki fikir Golyat'ın kafasında o ka- dar köklü bir şekilde yer etmiştir ki.25 Davut'la Golyat: Geçici BirTeknigeTapınma Şimdi durup da tekniklere tapınma olayına ba- kacak olursak.

bir kabartmadan ayrıntı. İlyada'da müjdesini veren kıvılcımlarını belli belirsiz seçtiğimiz bu yeni askeri teknik. çünkü Ispartalı­ lar t. ama falanksın zaferi kesin olmadı. 431-404'deki Atina-Peloponez Savaşındaki zaferlerinden sonra "küreklerine yaslanıp dinlen- meyi>< tercih etmişler ve dolayısıyla falanks da az sonra yeni tekniklerle karşılaşarak yı. 141 Yunan falanksı. II. 142 Roma ve Sarmatya süvarileri. «Makedonya falanksı gözü.ruluş haline getiren disiplindi. bu sistem eğitimi ve donatımı tamamen ay.Ö. 213 . ıö. derin- lik.Ö. düzenli hareketleriyle. Çünkü t. Ati- na'nın çöküşünden otuz üç yıl sonra bu galip Is- parta falanksının kendisi de bozguna uğratılmıştı: 140 Hoplıte savaşçıları. bu birliğin gücünün daha da inandırıcı bir kanıtı oluyor. Eilip ve İskender komutasın­ daki Makedonya ordusunun yenilgiye uğrattığı as- keri Güçler listesi gerçekten uzundur. 197'de Cynoscephalae ve sonra Pydna sa- vaş meydanlarında sonuca vardırarak savaşma sa- natında devrim yapıyordu. Paullus'un yenilgiye uğrattığı Makedonya bir- liğine övgüsü. Roma lejyonu Make- don falanksını yendi. çünkü Makedonya'nın hafif piyade ile falanksı bütünleştiren tekniğini ilerIet- mişti. Bu kol. Ama Ispar- ta falanksı gibi Atina ve Tebai teknikleri de kendi zaferlerinin kurbanı oldu. çası. Pers İm­ paratorluğunu oldukça rahat bir şekilde fethettik- ten sonra Makedonyalılar «küreklerine yaslanıp oturmuşlar>< dı. böylece. Ama Lucius Aemilius Pau]]us'un İ. İkinci Messeno-Isparta Savaşı sırasında (İ. falanks. 390'da Atinalı peltastlar (hafif silahlı piyade). o zamana kadar yenilmeyen tek- nikIerine karşı kısır bir hayranlık besleyen Make- donyalılar da Roma'ya karşı duramadılar.Ö. Çünkü bu Makedonya birli!f.Ö. 168'de. ağlr sü- variyle ustaca bütünleştirilerek tek bir savaş gücü haline getirilmişti. 371'de ise bir Tebai kolu tarafından. 1.0. ağırlık ve vuruş gücünün eşitsiz dağllımı saye- sinde eski disiplin kazancını yeni şaşırtına ögesiy- le geliştiren önemli bir taktik yenilikti. aynı zamanda.kılmıştı. düşmanın cesedi başında söylediği cenaze nutkuydu. 400. ölüm darbesini indi- ren Roma birliğinin efendisinin. eşit sayıda ve eşit derecede iyi silahlı kişilerin birleşik olmayan çabalarının on SAVAŞIN MORFOLOJIsr kat fazlasını kolayca başarabiliyordu. yedinci yüzyıl sonlarmdan bir vazo par- nün gördüğü en korkunç ve ürkütücü manzaray. 650-620) savaş baskısı altında kalıplanan Isparta falanksı biçiminde tarih sahnesine kesin olarak girmişti. onlar bö~e dinlenirken Roma Ani- bal'le korkunç mücadelesinden elde ettiği deney- leri İ. 338'de bir Makedonya birliğinin darbesi karşısında her ikisi- nin de eski zaferleri buhar olup uçtu.Ö. Trayan sütunundan ayrıntı. Tebai ve Akamenya birlikleri Ei- lip ile İskender'in Makedonya ordularıyla nasıl ba- şa çıkamadılarsa. Pydna'daki zafe- rinden sonra söylediği. Daha beş ku- şak önceki Atina. dı>< e) sözü.inde birbirlerinden iyice ayrılmış olan hafif savaş öncüsü ile falanks üyesi.

ikinci ya da üçüncü yüzyıldan katafrakt (Zırhlara bürünmüş kargılı). Makedonya ordusunun bu önemli zayıflığına karşılık Anibal-sonrası Roma ordusu -İ. 216'da Cannae'deki felaketten sonra eski tarz falarıksa bağlı kalmaktan vaz geçmişti­ üstün derecede bir esneklik geliştirmişti. Bireycilikle talimin avantajlannı bileştiren bu esneklik.- fif savaşÇı ister zırhlı piyade rolü oynayabilmesin! ve bir taktikten öbürüne istediği anda geçebilme- sin! sağlayan· yeni tip bir diziliş ve donanıma bağ­ lıydı. n.birlik de ko- puyor. 144 Süvariye karşı süvari: Ağır zırhlı Memluklerin on dördüncü yüzyılda görünüşü. Son derece uzmanlaş­ nuş iki birlik arasındaki bu ince işbirliği dengesi bir kere bozulacak olursa -örneğin. herhangi bir asker ya da birliğin ister ha. Cynoseepha· lae'de sis ve Pydna'da yer yanklan gibi denetlene- mez etkenler yüzünden bozulmuştu.Ö. Her lejyonerde hafif piyade- nin hareketliliğiyle zırhlı piyadenin karşı konul- mazlığını birleştiren ve bu teknlği cumhuriyet re- 143 1. daha hareketli ve etkili bir düşman karşı­ sında tutunamıyordu. hatta birlik olarak da birbirinden aynlmış iki güç arasında çok ince ve hassas bir işbirliği sağlan­ ması temeline dayanıyordu.8. 214 . bu üs- tünlük. olgunlaşmış Roma askeri dehasının karakteristik yanıdır.

kaderine bırakmışlardı.S.Ö. yenilen lejyoneri büsbütün kapı dışarı et- gılı süvarinin de öncüsüydüler. riı zamanda. 215 . 53'de Crassus'un. Lejyonu düzeltmeden. eyerden düş­ saflarında görülmemiş kayıplar verdiren düşman meksizin kargısıyla hedefi vurması mümkün ol· 145 Ateşli silahlara karşı pala: 1798 Piramidler Savaşı'nda Mısırlı süvari ve Fransız piyad~'. Akılları­ fazla güvendiği için yeniidi: Gotik düşmanlarının na bundan daha orijinal bir şey gelmiyordu artık. Romalılaı.. Bu korkunç savaş­ tiler ve yeniden kurdukları ordularına zaferi kaza- ta Roma ordusu kendi geleneksel askeri tekniğine can zırhlı süvarinin kopyasını koydıılar. 26ü'da Valerian'ın. yınca da. ateşli silahlann ağır süvarisinin insafına kaldığı Cannae savaşın­ icadından önce piyadenin elde edebileceği en yük. da öğrendikleri dersleri unutmuşlardı. Asur'un ağır zırhlı piyadesıyle !ejyonerleri «bir sıradağda patlayan gökgürültüsü Göçebelerin oklu süvarilerinin yozlaşmış bir bileşi­ git!" tepelerine inen C') ve sıkıŞık. tam da bu kusursuzluğa eriştiği anda.S. Carrhae'de (1. Bu süva. Edirne'de felakete uğra­ 378) lejyoneri nihai yenilgiye uğratan zırhlı ve kar. çaresiz Roma miydi. 53) savaşı kazanan ok. 1. kullanarak. yaslanmışlard". basit bir taktik tuzaklarına kurban giden Valens'in Zırhlı süvari. süvariydl.öğrenip ustal~n yetenekli general. tS. Anibal'in birliklerinden lejyoner. bundan altı yüzyıl önceki. bir çift silahlı süvari karşısında uğradığı daha da korkunç Şark tipi bir ağır süvari karşısın­ uzun yenilgiler dizisinin ilkiyle karşılaştı. sonunda. da yenilip gitmişlerdi. beş yüzyıl sonra Adrianopolis'de (1. 363'de Julian'ın büyük lu süvariler Pharsalus'daki klasik piyade çarpış­ yenilgileri-· ama piyade tekniğinde yeni bir yara- masını beş yıl önceden haber veriyorlardı. piyadelerinin Anibal'in ler elinde incelten Roma ordusu.Ö. daha önceki sek derecede etkililiği kazandı. Roma Cannae'den beri lej- riler. sonunda piyadeyi savaş meydanından silecek yonerin Doğulu süvariler karşısında pek tutuna- olan oklu süvariyle kargılı ve baştan aşağı zırhlı madığını görmüyor değildi -1. jiminin son yüzyılı içiI)de kullanarak -ve kötüye ağır süvarisine karşı dayanamadılar. ama ay· tıcı ilerleme yapmamıştı. Makedonya falanksları gibi onlar da «küreklere Ama. ama daha üzengi icad edilip.

ermeden. zırhlı süvari kendi kendisinin levha-zırn­ manlı yerüçerilerinin zaferi piyade tekrüklerini ye- lı bir kopyası haline gelmişti. 1798'de de yeni bir teknikle donan· ve bütün bu süre boyunca şaşırtıcı bir tekdüzelilik mış eski bir düşmanın baskınına uğradılar. tek bir Batı 216 . Murat Bey'e kadar getirdik. Ermiş içinde Avrupa ve Asya'nın her yerinde görüldü. unutturmuş ne de bir şey öğretmişti». ni piyade tekniği statik kalmadığı gibi. daha şimdiden uğursuz bir kadar değişmiş mirasçıları. Davut ile Golyat niden carılandırır gibi olmuş. Memlukler. Mu- miş Louis'nin Frank ordusu. Bu bölüm sona ~Tans1Z kuvvetiydi bu gelen. Daha sonraki. Devrim-sonrası Fransa' eriştiyse yeni Süvari çağında da bireyci Moğol kah. nın halktan devrişip eğittiği karışık ordu artık çö- raman Mısır Memluklerinin disiplinli ağır süvan. disiplinli müfreze dü. daha iyi sizdi Memlukler. (6) Askeri ney-Batı Asya'da uzun zamandan beri tanınan ve gelenekleri taşlaşır. 1250'deki Mansure savaşında tekniklerinin gele. çünkü nasıl eski ğirü yeniden keşfederek güçlendiriyor ve artık ateş­ lalanks üyesi zırhla talimi bileştirerek başanya li silahlarla donatıyordu. çeri kuvvetirün iyi kötü bir kopyasıydı. 146 Prusya safları geçitte. sonra. Böylece on üçüncü yüzyılın sonuna doğru Do. 1. Şimdi yıkım zlnci1imizi. (') Ama onla. Pydna sonrası Roma ordusu gibi rakip. rat Bey'in kendilerine körcesine güvenen kuvvetle- zenlni bozarak kişisel şeref kazanmaya çalışan şö­ rine karşı Fransızların utandırıcı zaferi dört buçuk valyelerin düşüncesizce bireycilikleri yüzünden yüzyıllık onulmaz durgurıluğun felaket sonuçlarını ağır bir yenilgiye uğramıştı. ama bütün burılar Memluklere "ne bir şey Moğol okçu süvarilerine yenildiler. Bu Moğollar Gü. Burada Er. Napoleon yönetinılndeki geleceği işaret etmeye başlamıştı. (S) açık seçik ortaya koydu. Askeri durgunluktan gelen zayıflarna işaretlerine kulak teknik üzerindeki bu egemenliğini bin yıı sürdürdü asmadılar. 1789'da. 1258) savaşında Iraklı ağır zıhlı karşı kısmen toparlanarak bağımsızlık kazanmış- süvariler teke tek dövüşte hafif silahlı ve hareketli lardı. Fransızlar Mısır'ı alarak Osmanlıların 1516-17 başa­ cekte egemen olacağını göstermişlerdi. zırhlı piyadelerin ilki ğu Akdeniz'de kimse Memluklerin karşısına çıka­ olan Golyat'ın zırhlı süvarilerin sonuncusu olan maz oldu.S. on sekizinci arasındaki efsanevi çarpışmanın bir tekrarı olan yüzyılda Mısırlı Memlukler Osmanlı egemenliğine Nahr Beşir (tS. şırken. tS. 1871. ama Pydna ile Edirne arasında tanıdığımız halkalar üstünde fazla durmamız ge- geçen beş yüzyıl içinde Romalıların yaptığı gibi rekmez. rılarını tekrarlamaya hazır bir durumdaydılar. Batı Dünyası disiplirıli piyade kuvveti tekrü- rın zaferleri de kısa ömürlü oldu. egemen duruma gelmişti. mazdan önce de. küntüsünün son aşamasını yaşayan Osmanlı yeni- leri karşısında kısa sürede yenildi. 1516-17 arasında Os- . taktikleri ve donanıniları yozla- korkulan tipik Göçebe istilacılardı. Louis'rün düzensiz şövalyeleririin tanınamayacak ama bu alanın genişliği. Ateşli silahlar çağında Batıda geliştiren ye- Memlukler de "küreklerine yaslanıp dirilendiler".

baş kurumunu yaratmayı başardılar. nesnelerin veya teknik- tılı Müttefikler siper savaşı ve iktisadi abluka tek. Hildebrand ve ondan sonra gelenler. sonra gene zaferden yenilgiye götürmüş­ insarıların kalplerine Antonirılerin İmparatorluğun­ tü. atom savaşının kişi­ da o kadar başarılı oldu ki Prusya'nın 1806-07 sava. Manevi alanda kaza. Bizans Toplumunun yozlaş­ dikkate değer örneği. testoydu. ahlaki bakımdan da tamamen tS. Papalığın Roması. Zaten Pa- manevi başarının trajik çöküşü görüldü. Fransızların yenilgileri için çektiğinden daha bölgede ve kendi seçtikleri koşullarda savaşmasını fazla sıkıntı çektiler. doğuyor. Bu en büyük Batı kurumunu yıkan silah da Pa. dini yetkiyle dünyevi yetkiyi birbirine Hemi.alıktan indirdi ve kendi adayıru orılann yerine Tebai rejimi gibi başka kurumlarla karşılaştırmak oturttu. kltlesel me- makta Fransızlardan daha ileri giden bir askeri ve kanikleşmenin kendisinin de meydan okumaya uğ­ siyasi dehalar topluluğu yaratmasına yol açtı. Fransızlar bundan hiç bakımdan çok daha yüksek düzeyde bir askeri Gü- ders almadıkları için 1871'de daha da ağır bir boz.anüstü bir yenilgiden olağanüstü bir zafere şarısını en uygun şekilde verir. bu lümde Hıristiyaniığın ruhani başkanı iki kere ken. Papa. bir yandan da. dan daha iyi sahip çıkan ve maddi düzeyde bile.. Kendi başarısının parlaklığın­ çok Iyi bilen bir avuç gerilla çetecisiyle karşı karşı­ dan gözleri kamaşan Prusya Genel Kurmayının ya geldiğinde tamamen güçsüz kalıyor. kımdan savunmasız. Christiana'sında. diği gibi. müf!isti. teknik ile tamamen çıkarılmış oldu. Batı Avrupa'da Augustus ya da Marcus Aurelius 217 . kendini ma da olsa. radğını görüyoruz. Bun. Sutri Konseyi'nde üç rakip Papayı birden karıştıran.. dövdü o silahı. yenilen gücün disiplini sayı fazlalı­ lerini yıktı ve onları bu yeni temel üzerinde savaşı ğıyla bileştinne şeklini alan yeni zorlamayı başar­ kabul etmeye zorladı. ama kendi seçtikleri için. sonuç olarak ha eski çağlarda olduğu gibi bizim zamanımızda da Prusya savaş makinası ülkenin o zamana kadar çöküntüyle tap'ınma arasındaki bağlantının pek görülmemiş ölçüde bir kuşatma altına alınmasına çok örneği vardır. lik-diŞI makinaları karşısında büyük çapta insan şındak! yenilgisinin acısı 1813-14 Befreiungskrieg seferberliği tarihe karışıyor.özeııiklerini benzetme ve arıalojiy­ kan dışındaki son toprak egemenliği kalıntılarını le anlatmayı imkansızlaştıran bir benzerlik var. Ba. manevi güçler arasında bir çatış­ yalı Hildebrand Roma'ya yerleştiği zaman. cül ödülü kazanmak için girişilen mücadele silahlı On birinci yüzyılın ikinci çeyreğinde Toskan- bir sa vaş da olsa. Bir yanda. böyle bir anlatım belki Hildebrand'ın ba- lığı ola~. karşı bir toplumsal tepki ve manevi pro- talih çarkı tam üç yüz altmış derece dönmüş. 26 Roma Papalığı: Zafer SarhoşlUğu Koros-h)'bris-ate tragedyasının göründüğü en genel madı: Papalık kendi inatçı eııeriyle kendine karşı biçinılerden biri de zafer sarhoşluğudur. için çalışılmıştır. Papalığını.ulusunun sürekli tekelinde de kalmadı. levee en masse'ının (kitle halinde saldm) Prusya' Hitler orduları 1939-40'da ikinci bir Sitzkrieg bek- nın küçük ama son derece profesyonelordusuna leyerek rahat rahat oturan hasımlarının bu hayal- karşı başansı. Böylece da- strateji kuruculuğu işlemez oldu. Hitler'in miyor' doğrudan doğruya putlaştırrna ediminden ordularında gelişen yeni mekanize hareketlilik tek. Doğu Roma İmparatorluğu'nun yıkık bir ileri ka- nılmış bir zaferin kötü sonuçlarının belki de en rakolunda buımuştu. donanımı çok daha geri. 1046'da başlayıp 1870'de kapanan bu bö. Böylece palık omi. ama Papalığın bu Respublica ri birlikleri Roma'yı zaptettiler ve Papalığın Vati. Hildebrand'ın yun eğmek zorunda kaldı. palık Romasının dış düşmarıları tarafından yapıl. Bu ölüm. O zaman. 1046'da İmparator III. 1870'de ise Kral Victor Emmanuel'in aske. Fransız niğinin ne büyük bir tehdit olduğunu göremediler. kötülük kişilerin. Papalık kurumunun uzun ve mış bir kolunun yönteminde olan şehir askeri ba- hala devam eden tarihinin bir bölümünde görülür. özellikle son örneğin de göster- yol açarak 1914-18 savaşını kaybetti. cün bir noktada yoğurılaştırılmışkaynak ve kuvvet- J(una uğradılar. sonuç değişmez. lerin içinde yatan herhangi bir nitelikten ileri gel- nikIerindeki başarılarına körce güvenerek. aşağılık ve yabancı şehirde Batı Hlristiyarılığının di yönetim merkezinde dünyevi bir hüküırtdara b0. örneğin daha ran sekiz yüz yıl içinde ise ortaçağ Respublica önceki bir bölümde baktığımız (1) Doğu Roma İm­ Christiana'sının muhteşem kuruluşuyla bu yüce paratorluk rejiminin tam karşıtı olarak . O zamandan beri. Bu iki felaketi birbirinden ayı­ En iyisi olumsuz terimlerle arılatmak. ulaştırmış. da elinden aldılar. ama sonunda Prusyalılar zaferleri leri. örneğin ba)rahip Hrihor'un kurduğu Paı.

Aslında Papalığın ruhani otoritesini or- haline gelmiş. on üçüncü yüzyılda mücevherler takınmış bir imparatoriçe kl1rnıyordu. oysa or- taçağ Papalığı. yeni yetişmekte olan Batı 147. siyasi bağımsızlığını kaybetme bedelini ödemeksizin. Papalığın bu fetihleri bir bakıma Papaların sı­ nırlarını genişlettiği Papalık Cumhuriyeti'nin ana- yasasına bağlıydı. 2111 . luyor. Batı Hıristiyanlığının top- i umsal birliğ"ini kabul etme anlamını da içinde ta- şıyordu ve bu durum. Batı Huistiyan toplumunda üye ol- marun toplumsal ve kültürel yararlanndan nasip- lendiler. Beşinci yüz. Papalığın boyunduruğunu sırtlanan herhangi bir mahalli topluluğun siyasi bağımsızlığını da belli ölçüde garantiliyordu. Büyük fedakarlıklarla sınırını Ren'den Elbe'ye ka- dar genişleten ve böylece Augustus'un da gücünü aşan bir şeyi başaran Karloman'ın ülkesinden de genişti Papalık. Toplumunu. Frederick'e karşı siyasi bağımsızlıklarını haklı gösterebildiler ve İmpara­ tor II. (3) İngilizler gibi Macarlar ve Polonyalılar da Papalık sayesinde. merkeziyetçilik ve tekdüzelikle Siyasi çe- şitlilik ve yetki farklılığını bileştiren bit sistem üze- rine kurulmuştu. ruhan. Karloman'dan iki yüzyıl önce Bü- yük Gregory'nin Papalığından beri İngiltere'de ma- nevi egemenliği ele geçirmiş. on birinci yüzyılda henüz hafif bir yük sayılırdı. sonra İskandinavya' nın manevi fethini tamamlamaya girişmişti. Karlo- man'ın ölümünden iki yüzyıl kadar sonra İskandi­ navya'dan başka Polonya ve Macaristan'ın Papah- ğa bağlanması da tamamlandı. ama öte yandan. olan özgürlük ve esneklik ögelerinden de yoksun mediyor. oysa eskiden Saksonlar Karlarnan tarafından zorla "Hı­ ristiyanlaştuılmış>ı. Papalık yöntemiyle doğru­ dan doğruya ilişki kurdukları ve böylelikle Batı Hıristiyan Toplumu içinde hak sahibi birer üye ola- rak tanındıkları içindir ki Hıristiyanlığı yeni kabul eden barbar Macaristan ve Polonya krallıkları Reg- num Teut. yüce bir imparatorluk kurdu. bu bileşim birlik sorununu vurgu- ::~ . lejyonlarının hiç bir zaman ayak basmaaığı geniş bölgelere yayılan. büyümenin onsuz edilmez koşullan yıldan bir Roma mozayiği Kilise'yi kendi halinde bir kadm olarak res. Ruhani iktidarın dünyevi iktidara üstünlüğü anayasa öğretisinin ana noktalanndan biri olduğu için. güven ve sevgi duygularını uyandırıyordu. çünkü bu anayasa düşmanlık ve direnç yaratınıyor.onieum (Töton Birliği) tarafından zapto- lunrnak ve yutulmak tehlikesini atlatabildiler. Gene büyük ölçüde Papalık yönetinılyle bir çıkar birliği kurulabildiği için Lombardiya'nın şehir devletleri İmparator 1. İrlandalılar ve Prusyalılar da daha sonraki yüzyıllarda İngiliz krallığı ve Töton Birliği tarafından gene zorla uydulaştırılmıştı. çünkü Karloman bile Manş ya da Baltık denizlerinin ötesine geçememişti. 148 Roma Kilisesi'nin alçakgötlüllülüğü ve debdebesi. ayn- ca Papalık boyunduğu. taklaşa tanımak demek. Frederick'e karşı da bunu devam ettire- bildiler. (') Papalığın Respublica Christiana' sı.

ama Respublica (Papalık Divanı) -manastır hayatını yeni yük- Christiana'nın Romalı mimarlan yönetim yetenek. haçlı seferine çıkan Kilise militanının «kut- diası vardı. çökmeye başla­ litik özgürlükler için bir tehlike yaratmıyordu. Innocent Taskanya'da yeni kunılan şe­ rak egemenliği tuzağından kaçınabilme başansıy­ dı. t. Roma yönetiminin bu çağda Papalığın koruyu- hir-devletleri ligasını resmen tanıdı. yani bir zorlamamn hizmetine ko. rinde yükselecek daha hafif bir bina yapmaya has- Karloman ve Matilda'nın ard arda yaptıklan ba. Maddi güce karşı manevi özgürlük için savaşan hırsına karşı usta devlet adamlanna yakışır bir ka. lınca Papalık bu eğilimi anlayışla karşıladı. militan ve devrimci bir biçimde lan tek tek bireylerin ya da dağınık azınlıkların patlak verdiğinde. ortaçağ Papalığının mahalli bağımsız devlet lerini. İngiltere ya da Le. dıktan sonra kendi kendilerinin tam antitezi olur- palık hierokrasisi. toprak lar. en parlak döneminde. larında değil. Pepen.. üniversiteler ve tarikatler Roma Imparatorlarının Fransa. nevi önderliğinl bilinçli bir şekilde omuzlamasıydl. aynca Pisa'yı da ligaya katılmaya teşvik etti. büyüme aşamasında genişleyen bir toplumun ma- de Papa. ristiyanlığının toplumsal yapısında söküp atmaya lık Romasına getirdiği çeyiz olan yönetim yetisinı ÇalıŞtığı hastalığa yakalanmıştı. sal şeylerden kazanç sağlamaya karşı savaş açan doks Hıristiyanlıkta bu yeti Roma İmparatorluğu­ Papalık şimdi bütÜn dünyasındaki papazlara. tını dünyevi İktidarların müdahalelerinden ve Do- Batı Hıristiyan Dünyasında prensIerIe şehir­ ğulu Hıristiyanlarla Kutsal Ülkeyi Müslüman Türk- devletlerin çoğunluğunun hiç mırın kırın etmeden lerin pençesinden kurtarma kampanyalan arasın­ Papalık egemenliğini tanımalarının nedeni. nus (Roma Dükalığı) için bile geçerliydi. cu kalkanı altında. bir yandan da Bizans'ın Papa. rettiler. yeni bir plana göre. Papalığın. bu yetki herhangi Hildehrand'ın Papalığının yıkılışı da doğuşu bir toprak egemenliği yetkisinden apayn bir dü.S. Hıristiyan Cumhuriyetinin zaferi.elleri beslediğinden şüphe edilmemesiydi. daha genış temeller üze- özlemlerine karşı tavn oldukça liberaldi. ve kazanan ruhani kurum. bu Imparatorları gibi toprak egemenliği tekelinde id. Batı Hı­ yıtsızlık gösterirken. sekliklere eriştiren azizler ve üniversiteleri yarat- 219 . kadar olağanüstü bir manzaradır. ruhani tercihler için Roma'ya haraç verip makbuz şulmuş. Batı'daki Kutsal sal savaş. Ma. Hildebrand zamanındaki büyük Papalığın başlı­ çagda P~palık yönetimi toprak üzerinde egemenlik ca erdemi. hülya ve kuruntuları olmaktan çıkararak üstün de- laşmakta gecikmedi. bu incecik ipek gibi tellerin sertleşip Batı Toplumunun büyümesini durduran ve çarpı­ Şehirlerin şehir-devletleiine dönüşmesi hareketi il- kin Lombardiya'da baş göstermiş ve Romagna. Pa. ne çağdaş Istanbul böyle bir ürünün hasadını toplamayı bilmesiydi. tan demir zincirler haline gelmesi daha sonraki bir olaydır. On- 1143'de Roma'da. Orto. madan çekti. Bu hayırhah tavır. ne de top- 119S'de III. tamamen ruhanı karak. Şehirleşme hareketi külemeyen özlemlerini dile getirdi ve örgütledi. deha. dayanarak ruhani yetki dışında dünyevi birinci yüzyılda ortaçağ Hıristiyanlığını bütün ka- yetki de istediği Orta İtalya bölgelerinde bile ma. Papa. soylu şeylerin tohumlanlli keşfetmek ve· kazanma yarışına ·girmiyordu. Ama Hildebrand Papalığının bütün nın o sıralarda dünyevi iktidar alanına ayak atma eserleri veya en iyi eserleri bunlardan ibaret değil­ en. terde bir yetki kullanıyorlardı. ne toplamakta kendini gösteriyordu. da kazanıldı. Bu di. çür!kü yükselir- zeydeydi ve bu düzeyde kaldığı sürece mahalli p0. Bu bölge. ne de Büyük Otto gibi. Papalığın örümcek ağının incecik telleri on ğışlara. ratıcı güç şüphesiz ki ne yönetim yetisi. Kilise'nin haya- nilendi. Manevi ve fikri Toplumu dayanılmaz derecede ağır bir kurumun ilerlemenin beyni ve cephesi olan Roma Kuria'sı kabusu altında ezilip gitmişti. ken sahip olduğu bütün erdemler. seçkin yeteneklerini Papalık yönetiminin hizmeti- Tamamen genel bir ölçüde. her- nun mezardan çıkarılan hortlağına bir töz koymak hangi bir dünyevi İktidardan almayı. kendilerine öncelik tanınmasını istiyorlardı. Papalık yönetimi onunla da uz. gibi umut veren kurumJarı verimli bir şekilde çekip on'un bağımsız krallarıyıa ilişkilerinde yaptıklan çevirmekte ya da Batı Hıristiyan Dünyasının en gibi. yasakladığı için kullanılmış. USS'de III. yerleşmiş bir yetkiye dayanan ortak davalar nı 1145'de yeni cumhuriyetle Papa III. antlaşmaları izledi. büyük ahlaki çöküntüden arıtma. dar parçalar için de hayırlı bir birliğin içine zorla- halli devletçikJere karşı yumuşak davranıyordu. TuscUıum ve Viterbo'. Eugenius'un haline getirdi. 1143'deki Roma ayaklanması­ ğerde. böylece yeni doğan Ortodoks Hıristiyan almasını öğütlerneye başlamıştı.rches. Bir zamanlar kut- enerjik ve girişken bir tarzda kullanıyordu. şimdi kendisi. ClemenVin Papalı­ rahipleri yasa dışı evlilik ve mali yozlaşma gibi iki ğı sırasında bu antlaşma metni düzeltildi ve ye. Umbria bu yolu izlemişlerdi.bir Hıristiyan Cumhuriyetinı Papalığın metropoliten bölgesi olan Ducatus Roma- yoktan var edebilmesinin temel nedeni. yenı doğan Tivoli.. Hildebrand'ınPapalığı Hıristiyan pleblerin söze dö- nun yurttaşlık haklarını Roma'nın saldırgan yurt- taşlarına karşı koruyordu. Hareket Papalığın bu yaratıcı çalışmasında hayati ya- Lombardiya'dan İtalya'nın başka bölgelerine yayı- .

Bir reronn mizde şimdiye kadar karşılaştığımıze~ aşırı peripe. soru çok Papalığının çöküşü yaratıcılığın yazgısı inceleme. bunların aslan payından. kendi başına da kötü bir suç rının özü. kendi silahlarını mı kullanmalıydı? çünkü düşma­ rını yoksun kılıyorlardı. fiziksel zor yerine manevi otorite rejimi. keri. işte böyle durumlardan haline gelmişti. Ama başka durumlarda.PAPANIN GöSTER1ŞÇILtGt 149 Ata binmiş Papa. Hildebrand'ın kariyerinde kayda mek için para gerekliydi. ğılan armağanları da korumak. şiddete karşı mücadelelerinde en rın herhangi bir manevi uyarıya kulak asacakları üstün zaferlerini kendilerine kazandıran silah. örgütlen- Nasılolduğu. yoktu. di. üzerine yı­ uyruklarını öylesine sarstı ki birkaç ay içinde Hen. Kutsal makarnın et· teia olayıdır. kili bir biçimde örgütlenmesi gerekiyordu. Amaçla. lığın Papalık ve Hıristiyan Cumhuriyeti çıkarlarına nin karşılaştığı ikilemle karşılaşmışlardı. Bu.inyevi türediler. yani Ba. olduğu tartışma götürmez bir gerçekti.şimdi bir manevi muhafazakarlık kalesi hiç kulak asmayabiliyordu. Sylvester'e Roma'nın egemenliğini bağışlıyor. yerleş. birinde Roma Kilisesinin Militanı Sfenks bilmece- tı Hıristiyanlığı Dünyasının yükselen yöresel dev. «Konstantin'in Arma- ğan1»D1 gösteren bir freskte İmparator. makta olan bilginler için bir kuvvet kaynağıydı bu miş fiziksel zor rejimi manevi kılıcın darbelerine meclis. da yoktu. aracı olarak hizmet görecekse. Tanrı'nın as- ietlerinin prensieri.ıp serserileri zor- 220 . Hildebrand t. Roma'nın imparatorluk geleneğinden alınma bir egemenlik motifiydi. Mahalli di. Gregory tS. ortadan kaldırmaya çalışan biz bugünkü varisleri.S. kendi otoritesini et. tmparatorun Alpler-ötesi çünkü Sen Piyer Kilisesinin altarııu da. gerçek Hıristiyan imalUna uygundu? rum. sözlerinin manevi etkisi. ama Papa'lUn kanatlı yin ettiği zaman bu sorunun cevabı verilmiş3ldu. Tanrı'nın düşmanlarına. Papa T. Küçük bir bölgede siyasi nı siperinden söküp atmanın tek yolu onu kendi ba- egemenliğe sahip olmak da bu kaybın acısını gide. acil ye pratik bir biçimde karşısına çıktı. ama gerekli kaynaklar geçmiş ilk işlemde sezinlenir. Papalığın. nasıl ve niçin oldu? . Şu halde. capellanus'un işiy­ ri Canossa'ya geldi. Başka herhangi bir ku. onu şehre götürüyor. Bu hırsızla­ ni getirmekti. sine cevap bulmak zorunda bırakıldı. rutuyla ateşlemekti. bu apaçık olayda zora zorla kar- nevi kılıçlarıydı. Hildebrapd hemen asker toplay. hacı­ yüzyılda bir Hıristiyan Cumhuriyeti kurarak Batı ların bağışladıkları ise Sen Piyer Kilisesinin alta· DünylU:ını anarşiden kurtarmaya çalışırken. küfür etmek için bu Reform yapmak isteyen Papa VI. artık ilerleyememek pahasına manevi olmayan kili kılmak için ustaca geliştirdiği mali ve idari silahları kullanmaktan kaçınmalı mıydı? Yoksa araçların ürünlerinden. Ama bu iki yoldan hangisi recek bir avuntu değildi. nndan. Gregory. IV. kadar çok fırsat verdi mi tarihte? (5) Hildebrand 1045'de Papalık görevini üstlendiğinde. zarar verdikten başka. Henri'yi tahttan indirir ve araroz ederken fizik. sonra da. Böyle dini yerde yapılan hırsız­ . Ducatus Romanus'un serseri soyluları tara- tik bir dünya düzeni kurarak uluslararası anarşiyi fından çalınıyordu. poli. On üçüncü yüzyıldan. ma. çünkü eski Papalığın Patrimonla petri gelir- Rcma Kilisesi'ndeki yaratıcı kişiler on birinci leri Patrimonla ile birlikte ortadan kalkmıştı. 1076'da tmparator şılık vermek haklı gösterilebilir miydi? VI. Hildebrand'ı kendine capellanus (şapel papazı) ta- sel zora hiç baş vurmaımştı. Tanrı adına Şeytana karşı savaşırken düşmanın Hıristiyan Cumhuriyetinin egemen ruhani iktida.

sürgünde bir Papa olarak ölüm döşeğinde yatıyor­ du. la kapı dışan ederek bu görevini yerine getirdi. Papalığı tamahı ve luk arasında sürekli tekrarlanan savaşlard!O\ para müsrifliği dolayısıyla kınıyor.150 On beşinci yüzyıldan bir resimde aynı motif tekrarlanıyor: İmpa­ rator Friedrich Barbarossa. Alexander'i Roma'ya götürüyor. Innocent'in Papalığı sırasın­ da ise Hildebrand'ın davranışının anlamı daha açık c!acaktl. çünkü Papalık ile İmparator­ 151 Papa ID. IV. Yeryüzüne indirmeye çalıştığı Tanrı Kenti- ne karşı zaferi kazanacaklardı. l085'de. Bir zamanlar kutsal şeylerden para kazanmayı yasaklayan Papalık şimdi vergi sistemi kuruyor. İ. 221 . öteki Papalık er- dem1erinin de niçin kendi karşıtları olan kusurlara dönüştüklerini açıklar.S. Hildebrand görev başında bu ilk adımılli attı­ ğında eyleminin içsel ahlaki özelliği henüz belirsiz ve yorumlanması güçtü. bu yeni yolda düşmanları olan Dünya. Nicholas ile konuşan Dante. bu. iki yüzyıl sonra IV. son saatlarını yaşarken. çünkü Papalık Maliyesi sürekli para talep ediyordu. Papalık. 1177'de İmparatorla Papa'nın uzlaşmas~­ dan sonra. Henri'nitı fiziksel çatışmalarının doruğu. Saleroo'da. Beden ve Şeytan. Zora zorla karşılık verıne alternatifini seç- mekle Kiliseyi yeni bir yola sokmuştu Hildebrand. zamanla Sen Piyer Kilisesi a!tarının basamak- larından yayılarak bütün Batı Hıristiyanlığını kap- layan askeri mücadelede yardımcı olmaları için kendisinin çağırdığı Normanlar Roma'daki kutsal makamını yakıp yağma etmişlerdi. işin gerçek özü biraz daha göz- le görünür hale gelmişti. Frederick arasında ölümüne girişilecek çok daha korkunç mücadelenin habercisi gibiydi. Hildebrand ile IV. papalık otoritesine boyun eğdiğini göstermek için Papa ill. başka her şeyin birrr yan wnuç olarak izleyeceği ölümcül ve temel değişim­ dir. ruhlardan kovmaya çalıştığı fiziksel ~iddet ifritine yakalandıysa. bunu geliştiriyordu. Çünkü manevi kılıcın yeri- ne maddi kılıcın konması. Ama kırk yıl sonra. Innocent'le II.

Reform şokundan sonra Papalığın muhafazakar- ın Roma'dan kovuluşu. ortaçağ tarzı savaşmak için edin- diği ağır zırhlarını yağma ettiler. Papalığın bu yağ­ macılardan bulduğu tek avunma. niçin. Greguarın en yüksek dini ve dünyevi kud. Papalığın nasıl bu olağanüstü pe· ripeteia akıbetine uğradığını biraz olsun cevaplan· dırabildik. rarşik yeniliklerine karşı gözünü yummakla kal- cent: Roma'da. Hildebrand olayında bir felaket olduğunu göstermek yetmez. Batı Hıristiyan Dünyasında Papalığın zamanla kendine kazandığı idari ve mali kudretin tamamını bu mahalli dünye- vi prensIerden birinin ergeç ele geçireceği de artık belli olmuştu. ma- nevi amaçlar için maddi araçlar kullanmanın teh- likeli bir oyun olduğu yolundaki basmakalıp sözü karutlar sadece. Henry ile sürek. Inno. ıüçin sorusuna da cevap verme- miz gerekiyor. Ama olaylar dizisinl betimlerken aynı zamanda nedenl açıklayamadık. Ama tehlikeler karşısında yaşa­ mak. Ayrıca tehlikeli manevralara baş vumlursa yenilginin kesinleşeceğinl gösteren bir ahlaki yasa da yok. bu. Iık tavrına saplanmasında da. artık ken- reti eline geçirebilme çabaları onu İmparator IV. madı. şüphesiz. Ortaçağ Papalığı nlçin kendi araçlarına köle oldu.Papalık artık karşı konulmaz bir gelgit üze- rinde sürüklenmeye kendi kendini mahkum etmiş­ 152 PAPALICIN ALÇAKGöNÜLLüLüCü Papa Vll. l077'de Kanassa'da barıştılar. Belki şimdi. modern Batı fiziksel bilimlerinin yenl keşif­ lerini ve modem Batı toplumsal felsefesinin yeni fi- kirlerini de görmezlikten geldi. güney pılıp süıiiklendiğinin bilincinde oluşunun da psiko- ıtalya'da sürgünde öldü. o araçları kullanmasının gerekçesi olan manevi amaçlara erişıİıekten vaz geçerek kendi kendine ihanet etti? 222 . Ama Hildebrand'ın zo- ra zorla karşılık verme yolundaki ilk kararının bü· tün Hildebrand girişiminin yıkımına yol açtığı bir olgu olarak ortaya çıksa ve kanıtlansa bile. ola· nın apriori böyle olmak zorunda olduğunu kanıt­ lamaz. gerekliydi. Greguar' ti. Papalık Kutsal Roma imparatorluğu ile ölümüne çatışması sonucunda takatını kaybe- dince kendini mahalli dünyevİ devletlerin insafına bıraktı. ama Henry sonradan Greguar'ı Papalık tahtından indirdi. Greguar. mahalli dünyevi prensierin Papalıktan yağmaladıkları şeyler karşı­ lığında lutfen izin verdikleri küçücük bir toprak egemenliğiydi. lojik etkisi vardı. maddi araçlar kullanmakla. bu ölümcül değişimin Hildebrand'ın kamu hizmeti hayatında attığı ilk adımla başladığını söy· lemekte de haklı olabiliriz. hayatta olmanın kaçınılmaz koşullarından bi- ridir. di kaderini kendi belirleyemediğinin. Böy- lece yalnız Protestan Reformunun teolojik ve hiye- 153 Kendi kendini «İsa'nın vekili» olarak" tayin eden m. dalgaya ka- li çatışmaya sürükledi. Tek başına bir Hildebrand tragedyası. güvenliğini durgunlukta arıyordu. Bu yeni toprak egemenliği dağıtımı­ na boyun eğen -ya da boyun eğmek zorunda ka- lan. Gönüllü insiyatif gücünü kaybet- tiğine göre. Papalık bir gün Avignon'da rakip dün- yevi güçlerden birine teslim olunca. eski Sen Piyer'deki bir portre. Papalığın her alanda çöküşünün manevi kılıç yerine maddi kılıcı tercih etmesinden ileri geldiği tezirnizde haklı ola- biliriz. onlar da.

Konstarıs Konseyinin Papa XXIII. Papalık görevini değersiz vaftiz oğlu Papa IX. bütün Batı Hıristiyaniığının öfkesini uyandıran bir adaletsizlikti. nitekim Hil- debrand da bu nederıle hayatılU Kiliseyi keyfi "Se- zar-Papalıkıı yönetiminden kurtarmaya adamıştı. dışarıdan bakınca benzer. üçün- cüsünün ise makamından çekilmeye zorlanmasını düşünün. tamamen Bu Leitmotiv'in işleyişini iki yoldan doğrulaya­ düşük seviyeli bir haydut ve serseri çetesine karşı biliriz: Oyundaki ilk ve son sahnelerini karşılaştı­ bir polis harekatı yürütüyordu. 14IS'de de. Leo. Kalbini kıran da rarak ya da bir bütün olarak olay örgüsünü analiz yenilgisi değil. Ama bu adli adaletsizlik ediminin kurbanı hiç sız­ lanmadan yargıyı kabul etti ve onayladı. Örneğin bir Kutsal Roma İmparatorunun top- lantıya çağırdığı bir Kilise konseyinde üç rakip Pa- pa adayının Çıkıp konuştuğu. İsa'nın vekili sadece kor. kendi davasını benimsemiş insanla- ederek. oyun fazlasıyla başarılı ol. John olarak karşılarına almak zorunda kaldıkları.Papalığın nihai yenilgisinin nedeni. VI. Greguar. «1nsarıllğın en soysu- zu» (6). görülüyor ki. arada geçen dört yüzyılın Papalığı nasıl bir ahlaki çöküntüye uğrattığını iyi gösterir. Innocent tS. çünkü bir kere. muştu. sarılıkla. bir mozayikte. VI. condottiere (ücretli asker) Baldassere Cos- sa ise hiç de böyle bir kişi değildi. aday- lardan ikisinin sahte bulunup kovulmasını. Dıştan bir bakışa göre. cinayetle. bu işi aşınya vardır­ dan tS. Gregory idi. ama iki protagoniSt arasında bir ahlak ve dünya görüşü farkı vardır ki. ikinci sahne- dılar. daha büyük ah- lukla dövüştü. Bir Papanın silah zoruyla Güney İtalya'yı isti- lerinin ilk aşamalarında bu tehlikeli manevranın la ettiği. tS. şerefsiz bir yenilgiye uğradığı ve derdin· kendilerine kazandırdığı başarıların büyüsüne ka. den öldüğü bir çift benzer sahne daha var tarihte.» (7) Dört yüzyıl­ sonuçlarından doğuyor. Papa Leo. Kutsal Roma İmparatorluğu ile mücadele. kutsal şeylere para katma suçunu işlemişti. rüz. ama içeriden bakınca farklı sahneleri. Gregory. laki yenilgiye uğrayanın Innocent olduğunu görü- ros-hybris-ate dramının son derece trajik bir tem. Kilise sında yenilgiye uğruyor. dan biraz kısa bir süre içinde dünyeviliğin zehiri nin tehlikeli oyunu bu durumda ölümcül bir sonuç herhalde iyi işlemişti ki iki sahne arasında bu ka- verdi. Innocent iki yüzyıl son. Normarılar tarafın­ ler zor kullanmakta direttiler. pılıp sarhoş olan Papa Vll. Henri'nin top- ladığı Sutri Sinodu tarafından bu şekilde makanun- dan vaz geçmeye zorlanan Papa. Innocent'e orarıla daha kaba bir lukla savaşıyordu. ama iki olayı gerekçeler ve zihni ra İmparatorluk iktidarını yıkmak için İmparator­ tavırlar açısından değerlendirirsek. I046'da İmparator III. Beneclict'den kurtarmak için parayla satın almış ve böylece teknik açıdan. "KaÇtı ve tutuk- lanarak geri getirildi. ama ıv. Papa ıx. cinsel sapıklıkla başlangıçtaki zaferin o zaman tahmin edilemeyen ve aile içi cinsel ilişkiyle suçlandı. hakkındaki en kepaze suçla. 10S3'de bozguna uğratılıyor. hem Doğu hem de Batı İmparatorla­ siliydi. sonunda araç amaç haline gelerek kendisini de ise Papa ıv. ırza geçmeyle. rının dünyevi güçlerinin de yardımıyla. VII. Gregory dünyevilikle ilgisi olmayan. Papa VI. Gregory' nin mahkum edilmesi. ga- reformunda önüne engel çıkardığı için İmparator­ lipIerin elinde Leo. aziz yaradılışlı bir adamdı. eski Sen Piyer'deki malar açığa çıkarılmadı. John aynı akıbete uğradı. Zora zorla karşılık verme. 12S4'de Manfred karşı­ kullananların yolunu şaşırttı. 223 . Dışandan bakılınca iki sahne arasında hiç bir fark yok gibidir. 154 Aziz Francis'in koruyucusu IX. zulme uğramİştı. Hildebrand Papalığının çöküşü m. İmparator Sigismund'un himayesi al- tında toplanan Konstans Konseyinde Papa XXIII. Gregory ile onu izıeyen­ Bilinci sahnede. dar keskin bir karşıtlık olabilmiştı.

otuz yıldır Papa_ Dünyasının manevi önderliğindeki iddiasını kesin- lığa kazandırdığı manevi prestilin tümünü kuma- leştirmek gibi muazzam bir göreve adayolarak or- ra soktu. Babasının ayrı görünümleri olarak ele alınmalıdır. Görevinin saldırgan ihtiraslarından vaz geçmiş. 10n'de Canossa'ya ge- tırecek kadar kuvvetliydi. rahip tayini nin o sefil döneminde. Batı Dünyası konusunda dünyevi otoritenin müdahalesini sınır­ manevi uyuşukluğundan sıyrılıp bir bütün olarak lamak ya da yasaklamak yolunda kararlı bir politi. Hildebrand. kaya ihtiyaç duyulması en azından tartışılabilirbir şeydi. ama ça- vaş cephesini sağlam alan olan metres tutma ve tışma Batının toplumsal yapısında bir yara gibi dinden para kazanma işlerinden. 224 . Ancak sefa. oyunu bir bütün ola. Batı Hıristiyan Dünyasının bitki- dini tayin yapılmasını yasaklayan fermanından ne sel uyuşukluğundan uyanmaya başlarken Papalı­ önce ne de sonra. boşuna kaybedilmiş zaman olduğuna nın ülkesinde yürütememenin acısından ölmüştü. ama iki gi. makamının ahlaki azmiydi. ne Hildebrand ne de partizanlan debrand'ın kamu görevinde attığı ilk adımlarla açı­ -1075'de Hildebrand'ın dünyevi iktidar tarafından lır. kaldı ve buhranlar ne zaman sıkıŞtırsa yeniden mayan resmi tayin alanına genişletti. l075'de Hildebrand sa. 1046'da. ardından f~laket getireceğinden şüphe edile. Ikincisi. sundaki çatışmanın kaçınılmaz sonucu olarak haklı vaş açmıştı ve bu düşmandan o kadar nefret edi. Bilinci perde tS. Bundan sonraki elli yıl meyecek bir adım attı. İnsanlığın yeniden doğuşu için giIiş­ yaklaşık olarak aynı şekilde sonuçlandı. ıçınde meselenin yatıştırılmasına çalışıldı. Roma Papalık makamı gibi.rın lxiğazlanması oldu. kanıtlam~ zahrne- rak ele alıp olay örgüsünü incelediğimizde daha da tine Htldebrand'ın girişmesi gerekiyor. 1ük onuruna belki de hiç bir zaman kendini tama- nin en büyük skandallarını yaratan Roma Papalık mıyla kurtaramadığı bir darbe vurmuş olabilir. yenilgi. yen felaketin boyutlarından da kolayca anlaşılıyor. (H) İşte bu anda Hildebrand. düşüklüğüyle Batı Kilisesi. yardımıyla. tayinler konusundaki çatışma. zaferi kazanan da. mesı gereken kutsal işlerden alıkonmuş olmayacak rişim ahlaken kıyas kabul etmez. ya da o günkü çürümüş durumunda boyunduruğa kıstırılmış olarak kalacak ve krallığının sayıfıp par. yeni ve verimli bir işbirliği dan bir sıçrayışta en üst basamağına tırmanacak dönemini başlatabilecek yeni bir uzlaşmaya varıl­ ması müm~ündü. onu izle- çalanıp Medlerle Perslere sunulduğunu seyrede. a~ık seçik görülür. eski metres tutma ve dinden para kazan- fağına kadar Batı HıIistiyanlığl bu durumdaydı­ ma sorunları çatışmasında Kutsal Roma İmpara­ ahlaki önderlik. hiç de sağlam ol. Innocent. Bu koşullarda. cekti. Innocent'in de seferleti tuln:adıkça. en az iki nedenden ötürü. Sakson silahlarının da kansızı başardı. sadece huzur bu çetin dönüm noktasında Hildebrand da Kiliseyi içinde oturup rahat etmekten başka bir şey düşün­ Venüs ile Mammon'a kölelikten kurtarmanın dün- meyen bir prensi babasından kalma krallığından yevi İktidara politik bağımlılıktankurtuluş s~lan­ kovmak üzere savaşa girmiş ve bu savaşı düşmanı­ madıkça. Bu soru sonıldu­ koros·hybris·ate'nin işleyişi. Batı Dünyasında ra- kipIerin cinsel ve mali yozlaşmalarına karşı yürü. Papalığının üçüncü yı­ ama bu manevi zafeti izleyen olay bir sonuç değil. yalnız bunun için. nıyordu. Kilise ile dünyevi İktidar da arada geçen iki yüzyıl içinde Papalığın geçirdiği arasında sahici ve verimli işbirliği imkanının 1075' manevi yozlaşmanın bir göstergesidir. Hildebrand'ın yaptığı işin ciddiyeti. İmparator IV. Batı Hildebrand bu tayin sorununda. Bir kere. yani Hildebrand'ın iki yıl önce baş­ sa da. torluğu ile Roma Papalık makamı el ele çalışma ımkanı bulmuşlardı. Kilise bu üçüncü prangadan kur- Askeri açıdan Leo'nun da. kendini iyiden iyiye rezil et·· miş bir kurumun eline bırakılabilirdi. taIihi. 1075'e kadar. Zaten Hildebrand I075'de ipleti koparmaya palık makamı iki alternatifle i karşı karşıya kaldı: Ya o . bu ahlaki uçurum mıydı? Ama bu iddia. gesindeki Plebs Christiana (Hıtistiyan Plebler) üze- rındeki vicdani etkisi de. bu üç mücadele de yordu ki bu amansız kan davasını ikinci ve üçüncü Kilisenin kurtarılması yolundaki tek mücadelenin kuşaklara kadar sürdürmeye hazırdı.Kilisenin ruhani yöneticiletinin ğın karşısına ne gibi bir meydan okuma getirdiği­ seçiminde dünyevi ototitelerin oynayacak meşru ni anlamış ve kabul etmiş bir kişiydi. 1075'de tamamlanan otuz yıllık süre kuşağının alacakaranlığından Büyük Otto'nun şa­ boyunca. ınanmış olabilir. otuz yıllık dev çalışmalardan sonra im. HenIi'nin AIpler-ötesi böl- taya çıktı. açılma eğilimi gösterdi. Hildebrand'ın 1075'de tu- tUŞturduğu ateş yüz yıl sonra hala alevalev ya- Belki mantıken. gösterilebilir. tS. I)ir rolleri olduğunu inkar etmeye kalkışmamışlar­ Ietten duyuları köreimiş bir toplumda -Karloman dı. Oysa IV. İmparatoru tS. lattığı savaşın yenilenmesi. ğunda.çağın ahlaki merdiveninin en alt basamağın­ karar vermış olmasaydı. lındaki bir zafer anında Hildebrand kaçınılmaz ol. Kilisenin. Canossa olayı imparator- tülen ikili savaş kazanılmıştı. bır yenilemeydi. daha bir yüzyıl önce. de gerçekten tamamen ortadan kalkıp kalkınadığı Bu karşılaştırmalardavarlığını sezebildiğimiz sorusunu sormayı zorunlu kılıyor. metres tutma ve dini işlerden para kazanma konu· ye uğramış ve ölmüş bir düşmanın oğluna karşı sa. Hil. daha iyi bir hayatı aramaya başladığı zaman Pa.

Bayan Yoksulluk ile evleniyor. 225 . İsa'nın hayat yönetiminin ideal biçimi olarak seçti. Eski manastır mezhepleri için yoksulluk nefsi kör- !etme rejiminin doğal bir parçasıydı.155 Aziz Francis. ama Francis yoksulluğu.

ama Innocent'in papalığı gerçekte. Arnolfo di Cam- bio'nun yaptığı söylenen bir heykeL. wickli Welf Otto. Haçlı seferi silahını kullanış tarzı. Innocent. Bu acı durum ka~lSında. Hohenstaufen Hanedanıyla ve İmpara. Ama soylu bir ruha sahip olduğuna inandığımız içindir ki. ne reziice bir leke sürüldüğünü görerek büyük bir perişanlığa düştü ve gerçekten idealist olduğunu inandırıcı bir şekilde gösterdi. 1204 dersin· den topu topu dört yıl sonra. kendi eliyle serbest bıraktığı korkunç şiddet ve kötülük kUvVetlerini bu sefer bir önceki sefer· den daha iyi denetleyebileceğine mi inanıyordu? Innocent haçlı seferlerini çocukça bir becerik· sizlikle yüzüne gözüne bulaştırdı. ama aynı bece- riksizlik İmparatorluk ve Hohenstaufen sorunları nı ele alışında da görülür. kuşağının en büyük insanı olan Aziz Francis'e karşı tavrı da bu noksanını açı­ ğa vurur. Parlak bir roldü bu. bronz madQ. III. Boniface. Bruns· Martin. Bir eylem adamı olarak hiç şüphe yok ki soylu bir kişiydi. tıldı. imparatorluk tacını elde edince il· 226 . torla ilişkisi. Innocent Papa olur olmaz Suriye'de Eyyubi ku· şatması altında kalan Frank beyliklerinin kurtarıl· ması için haçlı seferi açmak yolunda vaız vermeye başladı. bu durumda genç Papa. Tragedyanın ikinci perdesi Papa III. ama sonra kendi desteklediği aday. Innocent' in zamanına (tS. Almanya iç savaş sonucu ikiye ay· rılmış. Batı Respublica Christiana'sının en zengin eyaletlerinden birine salıverildiklerinde daha az hayvanca davranacaklarına mı inanıyordu? Inno· cent. ama bu soyluluk azı· cık bir hybris'le lekeleniyor ve biraz da kalın-kafa· lılıkla kütleşiyordu. Papa da doğrusu rolünü iyi oynuyordu. Sicilya'nın çocuk kra. Fransız Haç· lılarının İstanbul'u yağma etmesi karşısında bü· 156 Papalık Jübilesi'ni başlatan VIll. imparatorluk kavgasın· da Hohenstaufenlere ka~ı tarafa körlemesine ka· 157 Tahttan indirilen Papa ·XXill. larının. büsbütün şaşıyoruz. çünkü Batılı Hıristiyan haçlı ordusu ilk 'hedefinden vaz geçerek seferi Doğu Roma İmparatorluğu'nda· ki Hıristiyan kardeşlerine karşı anlamsız ve yakı· şıksız bir kampanya haline getirdi. John'un yerine geçen V. hem de yabancı Orto· doks Hıristiyanlık diyarında değil de Languedoc'da. bu Fransız ruhanl uyruk.8·1216) raslayan bir dinlenme süresi ile açılır.lı Frederick de Papa' nın velayetine girmiştir. yük üzüntü duyan Papa. 119.lyon. gene Hıristiyanlara karşı Hıristiyanların seferini düzen· lerken görünce. ayrıca. Ama bu girişim tamamen ters sonuç verdi. Hildebrand'ın hayal ettiği şekilde Hıristiyan Cum· huriyetinin Başkanı rolünü oynayacak fırsatı bul· muştu. yüzeyden göründüğü kadar kazançlı Cımadı. yargılarında yanılma payının önemli olduğu­ nu gösterdi. Innocent gerçekten de Hildebrand Pa· palığının Süleyman'ı ya da Kanunl Süleyman'ı ya da Harun Reşid'i olmayı becerdi. yani kendi Hıristiyanlık alanının merkezinde. Batı Hıristiyanlığının şerefi. hem bu sefer Papa'dan da resmen izinli ola· rak.

Aeneas Silviuss Basel Konseyine Yola Çıkar­ wnradan fikrini değiştirdiyse bunun da sorumlusu ken. ama aynı sezgi yoksunluğ:unu Aziz Francis'e karşı tavrında daha da açık şekilde görürüz. 1505-07. Bunu Papalıkla İmparator II. Papa II. Gerçi Innocent 1216'da ölürken genç Frederick'e yemin ettirmiş. 13 Ara. Kuria'sında Francis'in tek koruyucusu olan gelece- ğin Papa IX. daha önce bir Hohenstaufen'i kov· mak için desteklediği Welf'i kovmak için bir Ho- henstaufen'i kavgaya sokma çaresini buldu. ama bu söze uyulması için ortada herhangi bir garanti yoktu. Bu- nunla da kalmadı. 158 Pinturicchio. Roma Papalığını iki ateş arasında bırakma ta- sarısını gerçekleştirebilcek duruma gelebilecekti..> ünvanım aldı. Frede- rick arasında patlak veren ve şiddeti bakımından Papalıkla İmparatorluk arasında olagelmlş bütün savaşları geçen savaş izledi. Pius'un hayatını canlandıran on duvar resminden Innocent değil Assisi Başpiskoposu ile. Bu işe adayolarak Sicilya tacı­ nı zaten başında taşımakta olan bir oğlam seçti. Gregory'siydi.kin Papaya kazık attı. Bu durumla karşılaşan Inno- cent bula bula. Siena. kalın kafalılıkla hybris arasındaki çizgiyi çekmek de zordur.- 227 . geliyordu. Böylece Innocent. IV. burada. Innocent himayesi altına aldığı iki insanın da kişiliğini sezmeyi becerememlşti. yoksa buna karşı kayıtsız . Bu çocuk Innocent'in yardımıyla !mparatorluk tahtına da gerçekten oturabilseydi. Innocent'in birincisi. çünkü Innocent'in Papa olma- sıyla ortaya çıkan rahatlama onun ölümünden son- ra sürmedi. Hildebrand'ınki gibi III. olmasından mı? çağının en derin manevi hareketine karşı ka- yıtsızlığı işlere dalmış bir insanın unutkanlılığını mı. ama ortada bir başka olay daha var ki burada bu suçlama geri alınamaz. Bu. Papalık otokrasiyi elden bırakma­ maya çabalarken. Daha öncesi Papalar kendi- lerine «Piyer'in Vekili» demekle yetindikleri halde Innocent «İsa'nın Vekilj. Konsey Hareketi ard arda birçok yenilgiye uğ­ Francis'in büyüklüğünü anlamamasından mı ileri ramıştı. Inno- cent'in bu erıniş kişiye karşı \ik tepkisi olumsuzdu. mes- lekdaşı Permzci Yahya İstanbul'da kendini «Evren- sel Patrik» ilan ederken Servus Servonıın Del (Tan- rı'nın hizmetkarlarının hizmetkarı) ünvanını alan Büyük Gregory'nin alçakgönül1Wüğünden kesin bir kopmaydı. on sekiz yıl önce son dere- ce rahat politik koşul1arda eline teslim edilen bü- yük kurumu Roma'nın eski düşmarıları olan İmpa­ ratorların. imparatorluk tacını alırsa Sicilya tacını oğluna devredeceğine dair söz almıştı. Papalık tragedyasının üçüncü perdesi. Innocent'in soğukiuğu 159 Basel Konseyinin mühüru. babası Henri' nin. Innocent'in karar yanlışlığı da. Hemi ile Frederick Barbarossa'nın varisine bırakıyordu. bu savaş Batı Avrupa' da Batı Topluhıununşafağından beri benzeri görül- memlş bir yıkım ve sefalet yarattı. en iyi sonuçlarıyla karşılaştm­ larak anlaşılabilir.yoksa bir artstokratın kibrini ml yanSıtıyordu? Haydi şimdilik Innocent'in durumunu kesirıleşme­ miş sayalım ve hybris suçundan beraat ettirelim.

Bonifaee. Paschal ve 1075' karar buydu. için garanti vermeye razı olacak mıydı? Bir kere Bu intihar hareketinin sonucu Papa'nın Anag. bu. sınırlı bir alanda kısıtlanmamış ege- neklere baksa. makt"nsa. Bu dönemde çocuklannı da karıştırırken tın1attıklan hybris no. daha. menliğe sahip olma alternatifini tercih etti. vi prensten beklenecek ilk karşı saldırının Papa'nın Bir dönüm noktası olan 1417 yılında Konstans kendisine karşı yürütülen bir conp de force olacağı­ Konseyinde alınan ve i 448'de Basel'de pekiştirilen nı düşünebUirdi. Bonifaee ra papazları Batı Hıristiyanlığının en saygıdeğer oldu (İ.olarak Papalıktan istenen ko- nacaklarını sandı. III. Hildebrand'ın çağrısı­ Böylece yeniden işler duruma getirilmesinin bedeli na nasıl koştularsa kendi çağnsına da öyle davra. Böylece Hildebrand Papalığı tragedyasının ağacında can verdiler). Dünyevi tiranlığa karşı Papalı­ binasına yeni bir denge verecek yeni bir plana göre ğın tiranlığını desteklemek için ne papazların ne de çalışıyorlardı. tün bütün durabileceği artık belli olmuştu. son elli yıldır Hildebrand'ın kurduğlı Papalık sı­ Frederick ya da oğuııa. ce. Uzlaştırma Hare- dönümünde. bir Papa'nın savaş açtığı bir dünye. IV. 1294-1303). Yıkılan evi hiUa Papalığa savaş vergisi ödemek zorunda bıra­ yeniden inşa et. açıkladığı zamanki tavnnı sürdürmekte ısrar etti. on dör- «İsa'nın' VekilDı ilan ederken.çektirdi. II. Boniface'nin içinde ete kemiğe bürünmüş vap olumsuz oldu. çünkü 1111'de II. yoksa Frederick'in sülalesine olduğu gibi Almanya tehdidi ortadan kalkınca.S. evlat sevgisiyle ah· Kutsal 1300 yılında Roma'ya koşan hacılan görün. tam da yüzyılın kurumunun imdadına koşarlar. Conradin de 1268'de dar. landığı ve bir zorıamaya daha uğrayacak olursa bü- yon. laken ayıplama duygularının bileşimidir. yıl içerisinde Papalık Konstans Konseyinin talep lığın Fransa yörüngesine çekilmesi de on birinci ettiği reformların çoğunu yapmaya gerçekten kal- 228 . Boniface zamanında satı fırsat bilecek mi. Papalık parlamento ilkesini geri olan atc görüşünü. 1243-54) Papalık Batı Hıristiyan luk gücü olduğu sürece bu çekim o kadar dayaıul­ Dünyasında barışın yeniden kurulması için bu fır­ maz bir şeyolmamıştı. Hildebrand Papalığının intihar kararı oldu. Bu di:inemde. Yeniden yapılan piramidin tepesi bi· Plebs Christlana'nın hayatını ve servetini tehlikeye raz daha alçak olmalı. Ama. Innocent'in bir olaydı. Bu yanlış anlayışla Fransa Kra. (Manfred 1265'de savaşta. Büyük Ayrılık skandalı karşısında uygulanan taş­ tasını üçüncü bir kez çalan da Papa VIII. Refonn- ce Boniface bu insanlann kendi bölgesel kudretinin cular Papalığı intihardan kurtarmak istiyorlardı. aklı başında bir manlık tutumuydu. Avignon'daki «Babil Esareti» mının kaderini belirleyecek bir önemli kararı bir ve Batı Hıristiyarılığını ikiye bölen Büyük Ayrılık Papa'nın vermesi gerekti: Ve bir kere daha ce- oldu. Tarihteki ör.meye karar vermişlerdi. S. ketine de temelolan tavırları. çevirdi. Innocent'in de düncü ile on beşinci yüzyıllar arasındaki Uzlaştır­ Frederick'e karşı içtiği amansız anta Frederick'in ma Hareketi ile başlayan perdedir. Frederick'in oğul­ adamın yapacağı iş değildir ve akıllı adam işi ola- ları ölüp soyu kuruduğu zaman nihayet sona erdi rak açıklanamaz. Papalık Jübilesi kurumunu kurdu. şul. Bu iki olayı birbirinden ayıran otuz de Hildebrand kendisi kaçınımışlardı. Papa- Inn0Cent'jn kendinden sonra Papalık maka. Fransız gücünün karşısında İmparator­ temsil ettiği (İ. hem de Papalık maka- ni'de tutuk1anması. Şimdi Papa IV. bu. ama tepesi kılan uzak taşra papazlarının homurdanmalannı tehlikeli bir şekilde ağır çekmeye başlayan Papalık da hiç işitmiyordu. Papalığın Kartaca Savaş­ ama Papalığın kendini düşündükleri kadar Hıristi­ ları korkunç sonlarına eriştikten bir kuşak sonra yan Cumhuriyetini de düşünüyorlardı.lık 1250'de açılır. Fransa Kralının ihtiraslarına karşı meydan oku- lecek mi? Bu yeni çağ Anibal Savaşının korkunç yacak kim kalıyordu ortada? Büyük Aynlığa gelin- sonuçlarına aldırış etmeyen Innocent üç yıl önce. kaçınılabilirdi. sonra dosdoğru o kılı­ mento ögesinin katılmasıydı. Hilderbrand'ın çaba1arıyla Sadece bir yanlış karardan ibaret kalmayıp aynı 1059'da kurulan seçim mekanizmasının iyice pas- zamanda ahlaki bir sapma da gösteren bu deklaras. hem Batı Dünyasının. bu politika. Ayrıca Papa. tanığı old uk1annı sandı. karşı açılan kan davası acı sonuna kadar sürdürü. lık böyle tehlikeli bir durumdayken Bonifaee'nin mına oturacaklara bıraktığı miras bu amansız düş­ Fransa Kralına meydan okuması. yargılamasını ve eylemini ber. -ya da garantisi. Frederick'in ani ve VakitslZ yüzyıldan beri süregelen tarih içinde tekrarlanan ölümünün tarihidir. atmayacağını anlamıyordu. sadık ve bölünmemiş bir genel Hıristiyan bat etmeseydi bu felaketlerin her biri önceden gö· cemaatine sınırlı anayasal bir otorite ile egemen ol· rülebilir. Papalık bu konuda cın sivri ucuna koştu. Innocent'in kendini dördüncü ve son perdesine geliyoruz. Batının ruhan! organının anayasasına parla- lını kızdırıp kılıcını . tabanı da geniş/etiimeliydi.nridan herhangi bir Kral ya rası sık sık bozan fetret dönemleri Bonifaee'nin Pa- da İmparator kaldıkça barış yapmama karannı palığı zamanında böyle bir ihtimali göz önüne ge- . tirmişti. korkulabilir. kendi ruhani topçu ateşi Hıristiyan 'Dünyasının iradesi karşısında boyun karşısında her türlü dünyev! silahın eriyeceğine eğerek geçmişinin günahını çıkarmaya ve geleceği inanıyordu.

Bu Gelelim bu Siyasi iflas Papalığın manevi yenil- kuvvet denemesinde Uzlaştırma Hareketine karşı gisinden çok daha az trajiktir. Ama Papaltğın bu reform çabalan. kazandığı 7. dahi Papa düpedüz bir tarih çığın açtı. John tarafından Kilisenin manevi ag- uğramaktan. Angelo Giuseppe'nin «John» adını alma- Protestanlığın meydan okumasına Katoliklerin on sı da o kadar arılamalıydl. egemenliğini tanıyacak. bir avuç esinlenmiş azizdi. aslında bu un saygırılıktan uzaklaştırdıklan birer adı yeniden azizlerin coşkulu yürüyüşünü vakitsiz durduran saygıdeğer kılmaya çalışıyorlardı. belki de Papalıkla Uzlaştırma Hareketi toprak egemenliğinin de yok olup gitmesi. Hem bu sefer Katolik rahipler ve din . Gregory'nin rand çağından beri ana günahı olan kudret hırsı­ 1227'de İmparator II.ırsına karşı onlar da dayanamadılar. Louis'nin hışmına pa XXIII. Innecent'i XIV. rinci yüzyıl uyanışını andıran bir reform hareketi- sırun cezası on altıncı yüzyılda ortaya çıktı. ama bu arada kendi Roma Killsesi yirminCi yuzyIlda da on beşincı felaketin! de hazırlamıştı. 1449'da Basel Konse. Mezheplerin bu artık fazla olgunlaşan ortaçağ İtalya kültürünün düşmanca kavgasıdır ki Hıristiyanlığı gözden dü- kibirine iyiden iyiye battılar. böy. Frederick'i afaroz etmesiyle nı bir kere daha alevlendil'di. ama Batı Kilisesinin evrensel din adamları ve sivilleri arasında görülegelmiş ha- hükümdarı olarak talihi de acı oldu. arasında çıkan anlaşmazlığın en önemli nedenidir. si. Pa- kazdı. rand' ın kurduğu kurumun maddi talihinin en faz- anlaşmazlık. Roma Kilisesi manevi bir uyuşukluğa durumunda. arasındaki kavga sonucunda açığa çıkmıştı. laştırma Hareketini yenmiş. sına yol açtı. Bu korkulu yıllarda Papalığın mek üzere uyandl. kan şehri dışında ruhani hak iddia etmeyecek. bir şını düzelterek 1929'da İtalya devletiyle Lateran cüce olarak görülüyor ve öyle bir muameleye uğru­ Antlaşmalarını imzaladı. Gregory gibi kişilerde önderini bulan on bi- Papalığın on beşinci yüzyılda Hybris'e dalma. Alpler-ötesi güçler tarafından İtalya'nın dünyevi Papa XI.» (!I) pa VII. Sonunda dersini öğrendi ve uluslararası sa. Sonucunun daha kudret h. Kendi ne girişiyol'. Eugenius la alçaldığı anı işaretledi. giomamento'suydu (çağdaşlaştırılması). sözde Katolik kalan dev. lık-sonrası dirilişidir. seçtiği yolun mantıki bir sonucu olarak Papalık dışı kesim iki kere Papalık tarafından teşvik gördü. Pius adaşı Papa IX. mutlu olup olmayacağı şimdiden bilinemez. Kısa sü- vaş arabasının arkasında sürüklenmekten kurta. !tal- vaş oyunundan elini eteğinı çekti. Papa VII. ama Papalığın ya da Papalığın kendi minyatür bölgesinde politik bölgesel egemenliğin sakıncalarını böylece geç an. de. kollektif insan gücüne tapırunanın Hıristiyan­ duğundan daha da kötü bir durumdaydı. Batı KIlise. Batı Hıristiyarılı­ nüfuzuna sımsıkı sarıldı.kıştı. Papalığın daldı ve ancak on sekizinci yüzyılda dünyevi fikir asıl amaç ve çıkarları arasında olmadığı için daha carılanması olayına bir karşı-devrimle cevap ver- baştan güçsÜzdüler. oysa Milliyetçilik. buna göre Papalık Vati- yordu. lamlıysa. 20 Eylül 1870'de düşünmesi. Hıristiyarılığın yerine milliyetçiliğin konma- yinIn dağılışından sonra daha yüz yıl geçmeden. Ve açtığı çukura kendisi düştü. Manevi yenilgi. şey de Papalık geleneğinin ölüağırlığı oldu. Pius'u da Napoleon'un sa. Basel Konseyiyle Papa LV. ama Papalığın c. on beşinci yüzyılda leri içinden sadece bir tanesi oldu. ti'nin Pius adını alması nasıl bilinçli bir şekilde an- letlerde de eski gücünün beşte dördünü kaybetti. On beşinci yüzyıl İtalyan despotları rolünü paramparça da eden rakip Batı Hıristiyan mezhep- oynamaya başlayan Papalar. Roma KIlisesine karşı on al- sinIn buyruğu altında tutmakta beklenmedik dere. Pius'un politik yarılı­ devletçiliklerinden biri. Demokrasinin ve milliyetçiliğin başlıca derdi ctokratik bir otorite kullanma iddia· yeni güçlerinin meydan okumasına kulak asmayan sını kesinleştirebilmekti. başladı ve Papalığın. Achille Rat- ülkelerde bütün gücünü. Bundan daha önemlisi Pa- laması Papa XI. On birinci Papa dünyevi bir ıtalyan prensi olarak acı bir yüzyılın manevi dirilişinden bu yana Batı Katolik akıbete uğramıştı. Bir eliyle. Uz. öbür eliyle de Orta İtal­ ğının birliğinin kurumsal ifadesi olan bu KIlise. Papalığın Kilisede yapıla· Papalık İtalyan Risorgimento'su sırasında kendi cak reformları Papalığın yüceltilmesinden sonra topraklarında da baskına uğradı. ama lece. Hıristiyarılık-önce­ Papalık 1414'de Konstans Konseyinin açılışında ol. Papa. en az bir eski Pius'un ve çok sayıda eski John'- palık değildi. Protestan olan reketlerin en dinamik alanını başlattı. Onlar Yirminci yüzyılın buhranı görünüşte on beşin­ Papalığı kibirden kurtarmışlardı. şürdü. ya'daki dünyevi iktidar bölgesin! kuvvetlendirmeye karşılıklı gürültülü düşmanlıkları batı dünyasını çalıştı. tıncı yüzyıl Protestan başkaldırmasını kışkırtma­ cede başarılı olduğu bölgelerdeki despotik ruhanı sıyla sonuçlandı Reform'dan beri. reli Papalığı sırasında 11958-63) bu enniş tavırlı ve madı.ra-. buna da gene Papalığın otokratik ikti- 229 . üstelik de güçsüz biri. Bu papaların her ikisi altıncı yüzyılda verdikleri cevapta başı çeken Pa.aferin sarhoşluğu içinde Papalık Hildeb. şimdiki reform hareketinin de başarısız kalması taramadı. «Bir kUyUaçtı ve onu yüzyılın Uzlaştırma Hareketini ve Hildebrand. Aziz Efanris'in koruyucusu Papa IX. Hilde!>.i yüzyılın buhranına benziyor.' cn altıncı yüzyıldaki derleniş de durumu kur.

Batı Dünyasında şimdiye kadar yaşamış en büyük ruh- tu. Pius Papalığın kaybettiği otcriteye karşılık. Pius. Ermiş Papa XXIII. ma Kilisesi. 230 . bu Batı Toplumunun eh eski Kilisesine taze bir esinlenme kaynağı olarak bütün Batı Toplumu için hayırlı sonuç verecektir. Assisili Aziz Francis. John'un. Papa'nın her söylediğinin doğru sayılmasım bir dogma haline getirmişti. çünkü Batı Hıristiyanlığı Papalığın eski ev- rensel önderliğini hak edemez duruma gelmesinin bedelini bir kere ödedi. Bu bedel. Bu tragedyanın gene tekrarlanması iyi olmaz. sorumluluğu da. Öte yandan. gerekse Batı Uygarlığı için bu kötüye giden bir değişim olmuştur.'jamasında bir errni~ler yatağı olmuştur. Papa VI. Onların başarısızlığı da yaratıcılığın yazgısının dikkate değer bir örneğidir. Roma KilisesindeIIi şimdiki manevi diri- liş hareketi yeniden sonuçsuz kalırsa. Manen ye· nildiler. tarihin önemli dönüm noktala- rında yüksek görevlerinin manevi gereklerini yeri- ne getiremeyen selenerinin sırtındadır. Paul'un otoritesini kabul ettirme çabalan boyun eğmeyle mi. Pa- pa XXIII. yoksa başkaldırmayla mı sonuçlana- cak? Katolik Kilisesi tarihinin her a. John'un geniş yürekli politikası ya- şayabilir ve ya.dar isteğinin yol açmış olacağını tahmin edebiliriz. Papa rx. 1869 Kenseyinin etkilerini silebilecek mi? Bu eski Konseyde Papa IX. John'un Vatikan Konseyinin iki otu- rumu. Papa XXIII. Ama her seferinde. bundan da Roma Kilisesinin kendi umüessese)ısi zarar göre- cektir. Batı ortaçağının Uespublica Christiana'sı yerine birtakım putlaştı­ 160 Papa'nın Yanılmazlığını bir dogma haline getiren rılmış ulusal devletler kurulması oldu. çünkü maddi başarılarla sarhoş olmuşlar­ dı.'jarsa. Gerek Ro. azizlerin feragat!an Papala- rın kudret hırsı yüzünden semeresiz kalmıştır.

Bu değişik grupların çözülme çilesi kar· şI51nda toplumkal tepkilerinin şemasını çiziyorum. Bu mutsuz çağda doğan insanların ruhlarında da toplumsal duruma tekabül eden bir psikolojik bölünme olduğunu görüyorum. tohumlarını ekiyorlar. önderler de o zaman eski çekiciliklerinin yerine koydukları kaba kuv- vetle yerlerini korumaya çalışıyorlar. Bir.daki barbarlardan meydana gelme dış proletarya halinde parçalanması sü- recini izliyorum. kaçalım derken çıkmaz sokaklara sapıyorlar.serbestçe açığa çıkıyor. da· ha büyük insanlar ise hayalı. Daha üs- tün kişilikli insanlar kendilerini hayattan çekiyorlar. olmadığı gibi geri dönülmez de de- ğildir. Insanlar yönlerini şaşırıyer. bizim bu dünyada bildiği­ miz hayaltan daha yüce bir şey yapmaya çalışıyor ve bu arada yeni manevi ilerlemelerin. ama çözülme sürecinin devam" etmesine izin ve· rilirse. Belki her zaman insan yaradılışında gizil olarak varolan uyumsuz psişik yönsemler böyle çağlar­ da . BÖLÜM V UYGARLIKLARIN ÇÖZÜLMESi Çöküş kaçınılmaz. toplumun ege- ı:nen azı:nlık. Killeler önderlerine yabancılaşıyor. iç proletarya ve sınırlar. . bunun çok sefer aynı ortak kallba uyduğu görü- lüyor.

Hiç bir esnekliği olmayan ve yeni gelişmeleri en~lleyen hiyerarşik bir yapı.içinde .Renkli Resim sol TAŞLAŞMIŞ BlR TOPLUM Kral lll. ikinci binyılda Mısır büyük bir diriJişi başarmış.işti.hayat halinde sürüklendi. 232 . daha sonraki çağlara kalan muazzam anıtlar biJinen uygarlıklann bu en uzun ömürlüsünün inatçı direnişini ilan ediyorlar. Bu heykelin dikildiği ı. . ama kendini ayakta tutabilmesinin bedeli taşlaşma olmuştu. Amenofis'in ufalanan heykeli çorak Tebai manzarasına karşı koskocaman yükselerek arka Ölandaki modern köyü de cü· celeştiriyor. toplumu hareket8iz1eştirm. 2500 yıl süreyle Mısır durgun ve bomboş bir ölüm .

• •• .• ..

.

bu olaylar dizisini sembolleştirmek amacıyla aynı ejderha öldür- HIR1sT1YAN. MARKSIST me imgesini kullanıyor. 36 Ölen bir toplum. . lar. sınırlannın ucuna varmış şiddet hareketleri arasında çözülüp gider ve savaşı kazanan- TOPLUMSAL MlToLOJ1. kötülük güçlerinin yok olup yeni bir banş çağının başladığı kargaşalık dönemi olarak görür- ler: Hıristiyan ikonuyla Marksist afiş. 1917 ORTHSPb 1920 Renkli Resimler 35. bunu.

. Tanrının ıÇ PROLETARYA buzur ve barışını getiren lsa. Bu katakomb resminde insanlara.Renkli Resim 37 Dağılma sürecine giren bir toplumda «iç proletarya» (manen borlananlar) yeniden doğuşun öncüsü olur. liriyle yabani hayvanları evcilleştiren Helenik Orfeus olarak resmediliyor. yerli ve yabancı kaynaklara dayanan daha ileri bir din yaratır.

. sı görülüyor.Renkli Resim 38 Sınırların ötesindeki barbarlardan meydana gelen «dış proletarya» uy- DIŞ PROLETARYA gar komşulannınkültürünü «ödünç alır» ve daha kaba bir şekilde kul- lanır: Burada. bir Anglo-Sakson sü- sü haline getirilmiş bir Roma para.

• .. • .

.

çünkü o da kendi isteğiyle ölmüş ve sonra ölümden hayata gelmiştir. eskiden. Bu güçlü imgenin Hıristiyanlık İçin· ne· kadar çekici olduğunu anlamak kolaydır: Bir ortaçağ yazarının sözıe­ riyle. 241 . «Zümrüdüanka Meryem'in oğlu İsa'yı temsil eder. Mısır'ın Güneş-Tanrısı Re'den türemişti. onun. acıya katlanma yaşantısından kazanılabilen yeni hayatın bir imgeSidir. bir seferinde yalnız bir kuş yaşıyor. Zümrti- düanka.Ilenkli Resim 41 ÖLmIDEN DOCUM Mucizevi dirilişin sembolü oLan zümrüdüanka (phoenix).» Bu nedenle. insanlarını kurtarmak için kendi isteğiyle çarmıh­ ta acı çektiğini gösterir. anka kuşu. her kuş üç gün önce kendini yakan selefinin külle- rinden doğuyardu.

27 Toplumsal Çözülmenin
Özelllgive Belirtileri
Uygarlıkların çöküşlerinden çözülmelerine ge-
çerken, bu sırarun otomatik ya da değişmez oldu-
ğunu, bir kere çöken bir uygarlığın kaçınılmaz şe­
kilde çözülerek sonunda eridiğini bir önyargı ha-
linde kabul etmemeliyiz. Gerçi Helen Uygarlığının
kalıb] buydu ama aynı sürecin bütün uygarlıklar
için geçerli olamayacağını görmüştük (1), geçici He-
len normumuza uymayan durumları da hesaba ka-
tabilmek için değişik bir modele baş vurmak zorun-
da olduğumuzu da görmüştük. Büyümenin eşiğin­
de durdurulan topluluklar göz önünde bulunduru-
lacak olursa (2), yıkılan bir uygarlık, çözülme tam
olgunlaşmadan önce, belli bir noktada, «durdurula-
bilir" . Mısır Toplumunda böyle bir durdurulmarun
parlak bir örneğini görebiliyoruz. Bu toplum İ.Ö.
üçüncü binyılın sonuna varmazdan önce yıkılmıştı,
ama yok olmaya karşı hırsla savaşarak şöyle böyle
iki bin beş yüz yıl daha varkalmayı başarabiidi. Bu
öyle uzun bir süredir ki, doğum, büyüme ve ilk yı­
kılış sürelerinin toplamının üç katı olduğu söylene-
bilir. Ama pahalı bir bedel ödeyerek varkalabiidi,
çünkü Mısır Toplumu varoluşunun bu ikinci aeon'
unda (evren Çağı) bir çeşit ölüm-içinde-hayat yaşı­
TAŞLAŞMIŞ ıttYERARş1LER yordu; daha doğrusu, taşlaşma pahasına varkala-
161, 162, 163 Kaskatı bir toplum- cilmişti.
sal tabakalar sistemi Mısır'ı 1.0. Mısır Toplumunun bu yazgısı büyüme gibi çö·
2000 sıralannda yok olmanm eşi·
ğine kadar getirmişti; yönetici zülmenin de tek bir edim değil de zaman içerisinde
azınlıklar -yukandaki idareci bir süreç olduğunu ve bu niteliğinden ötürü tempo-
ve rahipler- bu süreci ancak da- sunda değişiklikler olabileceğini bizlere hatırlat­
ha fazla sertlikle sürdürebiliyor-
lardı. Aşağıdaki köylü, bu boğaz­ maIıdır. Dolayısıyla, çözülme başlasa bile, zoruniuk·
lanmış toplumun ezici yükünü la hemen erimeye varmaz; bu yüzden, sürecin özel-
2500 yıl daba taşıdı.
liğini daha dikkatli incelememiz gerekir.
Uygarlıkların büyümelerinin özelliklerini (3)
analiz ederken vardığınuz sonuçlar, çözülmelerin
özellikleri konusunda da bazı ipuçları verebilir. Bü-
yümenin özünü, meydan okumayla karşı karşıya
kalan tarafı, başlangıçta etkili olmuş bir tepkinin
eşdengesinden aşırarak bir denge fazlalığına geti-
ren ve böylece yeni bir meydan okuma ile karşı kar-
şıya bırakan bir <ilan (atılım) olarak tanımlamıştık.
Uygarlıkların doğuşunda da gözümüze çarpan ve
tek bir edim olan meydan okuma-ye-tepkiyi, büyü-
me kavramının içerdiği tekrarlanan ritm haline
dönüştüren şey de işte bu 'denge fazlalığı ögesidir.
Bir süreç olması bakımından büyüme kavramına
ben7.eyen çözülme kavramında da bu süreklilik ya
da tekrarlılık ima edilir. Meydan okuma-ve-tepki
dı amının her tikeloynanışında,bu sefer, başarı ye-
rine başarısızlık yazmalı, artı işaretini de eksi işa-

242

retine çevirmeliyiz; ama, çözülme sürecini meyda- si de hem sürekli, hem de belli bir birikimi olan bir
na getiren ardarda yenilgiler, gene de, büyüme sü- süreçtir; öte yandan, büyüme sürecinden söz eder-
recini meydana getiren ardarda zaferlerle benzer- .ken (') kullanmakta tereddüt ettiğimiz «yön»le il-
ler; çünkü her ikisinde de bir olayın bir yenisine gili mecazı, burada belki daiıa ralıatça kullanabili-
yol açtığı sürekli bir dizi vardır. Örneğin, Solon'un riz. Çözülen bir uygarlık yok olmayla sonuçlanan
iktisadi devriminin Helen Toplumunu politik bir bir yenilgiye doğru sürükleniyor ya da aslında sahi-
dünya düzeni kurma göreviyle yüz yüze getirdiği ci bir geciktirme de sayılmaması gereken, çünkü çö-
dönemden başlayarak, Helen Dünyasırun uluslar- zülen toplumu nihai ve kaçınılmaz erimeye kadar
arası politikası tarihinde, Atina'nın sorunu Delos sadece geçici bir ölüm-içinde-hayat durumuna mah-
Birliği yoluyla çözme çabasının başarısızlığının Ma- kum eden bir taşlaşma içinde donuyor. İşin doğru­
kedonyalı Filip'in "orunu Korint Birliği yoluyla çöz- su gerçekten böyle olabilir, ama biz her zamanki
me çabasına yol açtığını ve Filip'in başarısızlığının gibi kanıtları inceleyerek sonuçların sağlanmasım
da Avgustus'un aynı sorunu bir Pax Romana (Ro- yapmadan bu görüşü de hemen kabul etmeyelim.
ma tarzı barış, yani zorla kabul ettirilen barış) yo- Solon'un Respice finem'i (s), hedefi bulabiliyorsa,
luyla çözmeye çalışmasına yol açtığını görüyoruz. öbür bütün olaylar için de geçerli olabilir; bir top-
Aynı şekilde Mısır Toplumunun toplumsal kabus- lumun ya da bireyin sonunu gözümüz!e görünceye
lar sorunuyla mücadelesi tarihinde de tanrılaştırıl­ kadar mutlak bir yargı vermek, zamansız olabilir.
mış kral kabusundan kurtulunamayınca,katip, ra- «Tanrı sevdiğini cezalandmn>: Bu söz, Herodotus'a
hip ve profesyonel askerin de sırayla, kralın arka- göre Solon'un söylediği «Tanrı, birçok insana mut-
sından yükbeygiri k<'iylülüğün sırtına binmesiyIe, luluğu bir göz açıp kapayıncaya kadar gösterir ki
çözülememiş sorun biraz daha karışık bir duruma sonradan onları tamamen yok edebilsin» sözü ka-
geldi. dar, nihai do~ruya yakın olabilir. Süreci başından
Şu halde, tekrarlanma ve ri tm açısından bakıl­ sonuna kadar izlemeksizin, uygarlıkların çözülme-
dığında büyüme ile çözülmenin özellikleri arasında lerinin özelliği üzerine son sözü söyleyemeyiz. Üs-
göze ç.arpan bir benzerlik vardır; ama öte yandan, telik, sürecin yalnız dışa vuran belirtilerini değil,
örneklerimiz ikisi arasında çarpıcı bir farklılığı da içsel yaşantılarını da bilmeliyiz.
ortaya çıkaracaktır. Belli ki büyüme sürecinde ay- Uygarlıkların çöküşlerinin analizini yaparken,
nı meydan okuma ile iki kere karşılaşılmaz, çünkü çöküşün nihai ölçüt ve temel nedeninin, toplumun
varsayım gereği, büyüme devam ettiği sürece her kendi kendini belirleme gücünü kaybetmesine yol
meydan okuma başarıyla karşılanmakta ya da b"'l- açan bir uyum yoksunIuğu olarak betimlenebilrce-
ka bir söyleyişle, yaşayan bir sorun olmaktan çıka­ ğini görmüştük (6); sonra da, bu kendini belirleme
rılarak tarih kitaplarına yollanmaktadır. Buna gücünün kaybedilmesinin hangi pratik biçimlerde
karşılık, ardarda gelen meydan okumalara gösteri- belirdiğini uzun uzadıya araştırmıştık. Şimdi bu
len tepki sonucunun zafer değil de yenilgi olduğu analiz çizgisini, kanıtları gözden geçirmek için bı­
bir olaylar dizisinde cevap verilemeyen meydan raktığımız yerden tekrar ele alalım ve. uyum kaybı­
okumadan hiç bir zaman kurtulunamaz; dolayısıy­ nı toplumsal çözüime sürecinde görüldüğü şekliyle
la aynı sorun tekrar tekrar ortaya çıkıp durur; böy- analiz ederek bir aşama daha ileriye getirelim. Da-
lece, ya gecikmiş ve kusurlu bir cevap alır ya da ha önce bir bütün olarak toplumda birlikte varolan
kendisine etkili biçimde tepki göstermekte tama- ögeler arasında:ki uyum kaybı kaçınılmaz bir şekil­
men ve kesirılikle yetersiz kalan bu toplumun yıkı­ de toplumsal uyumsuzluğun patlak vermesine yol
lışına yol açar. Böylece, çözülen uygarlıklarda, bü- açar. Çöken toplum, bu uyumsuzluğun dışa vurdu-
yümenin ayıncı özellikleri olan sürekli çeşitlilik ve ğu toplumsal ayrılıklarda aynı anda iki ayrı boyut-
değişkenlik insafsız bir tekdüzeliğe ve icat yoksun- ta ikiye bölünür. Coğrafi bakımdan birbirinden ay-
luğuna dönüşür. Bu olaylar dizisini şimdi tekdüze- rı topluluklar arasında «dikey" ayrılıklar görülür.
likten kurtaran değişiklik biçimi artık çeşitlilik de- Dikeyayrılık tipinde, toplumun çeşitli maiıalli
ğil, şiddetlenmedir. İlk çöküntüye yol açan trajik devletler halinde eklenmesi, aynı toplumsal yapı­
meydan okumadan beri, her olayda ortaya çıkan nın birbirleriyle geçinemeyen komşu üyeleri ara-
meydan okuma aynıdır; ama buna tepki göster- sında gittikçe şiddetlenen bir iç savaşı zorunlu kı­
mekteki her başarısızlıktan sonra eski, cevaplandı­ lar. Böyle bir savaş toplumun enerjisini tüketir, s0-
rılmamış meydan okuma gittikçe diretken ve git- nunda kendisi de sert bir «Knoek out" darbesi iie
tikçe karşı konulmaz bir biçimde tekrarlanır; so- yere serilir ve böylece varkalan tek devlet rakip
nunda, karşısında durmadan yenilgiye uğrayan dövüşçülerin cesetleri arasında sendeleyerek ayak-
zavallı insanları tamamen egemenliği altına alır, ta durmayı başarır. Ölümcül uyumsuzluğun ne ka-
onları ezer. dar sık olarak devletler arasındaki bu dikey ve yıkı­
Böylece bir uygarlığın büyümesi gibi çözülme- cı savaş biçimini aldığını daha önce görmüştük (1);

243

ama şim<li, çöken bir uygarlığı çözüımeye götü-
ren uyumsuzluğun en karakteristik beliriş biçimi-
nin bu dikeyayrılık olmayabileceğini de görelim.
Bir toplumun mahalli devletler halinde eklenmesi,
ne de olsa, bütün «insan toplumları» geni için ge-
çerli olan, sadece tikel «uygarlık» türüne özgü ol-
mayan bir olaydır. «Uygar» dediğimiz devlet, sade-
ce, ilkel kabilenin daha etkileyici, daha kudretli bir
biçimi<lir; bir uygarlığın bağrındaki devletler ara-
sında iç savaş uygarlık-öncesi bir toplumun bağrın­
daki kabüeler arasındaki çatışmalardan hiç şüphe­
siz çok daha yıkıcı olmakla birlikte, toplumsal inti-
harın bu yöntemi aslında her toplumun baş vura-
bileceği potansiyel kendini-yok etme aracının kö-
tüye kullanılmasından başka bir şey değildir. Öte
yandan, toplumun sınıf çizgüeri boyunca yatay ay-
rışımı sadece uygarlıklara özgü bir olayolmakla
kalmaz, aynı zamanda, ilk olarak çöküş anında or-
taya çıkan büyüme evresinde hiç görülmediği
halde, çöküş ve çözülme evrelerinin ayırıcı özelliği
olan bir olaydır. Bu, şüphesiz, uygarlık-önces! top-
lumda ya da büyüme aşamasındaki uygarlıkta top-
lumsal eklemlenmenin yatay çizgüerine hiç rast-
lanmaz demek değildir. Gelgelelim, o aşamada, kü-
meler arasındaki uçurumlar kolaylıkla geçüemese
bile, bu hiyeraşik kopukluk yıkıcı bir ahlaki ayrı.ş­
ma 'yaratmaz, çünkü değişik statüleri olan değişik
zümreler manevi bakımdan birleşmiş!erdir ve bu
birleşme refah, hatta belki de bir ve bölünmez olan
bir toplumun sağ kalabilmesi için kaçırulmaz olan
karşılıklı işlevlerin kabulüne değgin bir ortak bi-
linçten doğar. (") Oysa çökmüş bir toplumda sınıf­
lar arası ayrılık, tutarlı bir toplumsal ahlakın çö-
zülmesiyle baş gösterir.
i Bu yatayayrılık tipiyle daha önceki bir bölüm-
i de, Helen uygarlığı (9) modelini kurup çözümler-
E "'\ERa-v~vr~_~~. ~ ken karşılaşmış, sonraki bölümlerde de zaman za-
man kısaca üzerinde durmuştuk. Şimdiye kadar,
çözülen bir uygarlığın parçalarını oluşturan sımf­
lara, egemen azınlık ve iç ve dış proletarya demiş­
tik. Ayrıca bu sınıfların kökenleri ve tabiatlan ko-
nusunda da bazı şeyler öğrenmiştik: Egemen azın­
lık, liderlik rolünü yaratıcı azıniıktan kalıtım yo-
luyla aldıktan sonra saptırarak, artık kendi yarar-
lı üstünlüğünün sonucu olmaktan çıkmı.ş bir otori-
tey! toplumsal baskı olarak kullanan sınıfa denir;
iç proletarya, önceleri yaratıcı liderlerin gönüllü
müttefiki olan ama gittikçe yozlaşan efendilerinin
zorlu despotluğu yüzünden artık kendi toplumuna
her gün daha fazla yabancılaşan çoğurıluğa denir;
dış proletarya,. bir uygarlığın sınırları dışında ka,-
lan ve artık kendirıl aynı biçimde yabancılaşmış
bulan barbar topluluklardan oluşur. Ayrıca bu
grupların her biri kendi statüsünü dile getiren ku-
rumu bulmuştur: Egemen azınlık, evrensel devlet

244

mekanizmasını kurarken iç proletarya toplumdan
kopuşunu, esin Kaynağı yabancı olan ve evrensel
bir kilise yaratmada doruğuna ulaşan bir manevi
ahlak benimser; dış proletarya ise şimdiye kadar
bağımlı olduğu egemen uygarlığı silkeler ve bir di-
zi barbar savaşıyla özgür bir topluluk olarak varlı­
ğını kanıtlar.
Toplumsal çöküşlerin bu ana çizgileriyle ilgili
ilk gözlemlerimize ek olarak, bir lider azınlığın ya-.
ratma yeteneğini yitirmesiyle, çoğunluğun ittifa- TOPLUMSAL DENGESIZLIK
kını zora baş vurmadan sağlamasına yarayan nite-
170 Çözülme döneminde --saint-Simon'un «kritilô> evresİ- uzlaşmaz
sınıf çıkarlarının insafsızca güdülm.esi toplumsal piramidi parçalar ve
liğini yitirmesi arasındaki neden-sonuç ilişkisini da- yeni baskı yapıları yaratır. Fransız Devrimi'nden kalma bu taşbasma­
ha açık seçik görmeye de çalışmıştık. (10) Burada, sında olduğu gibi «aşağı sınıflar» ayrıcalıklı seçkinlerio ağırlığı altın­
da ezilmelidir. Sonunda sefalet, YOKsullann, azınlığın iktidar tekeline
yaratıcı azınlığın toplumsal taliIl! çaresine -yaratı· meydan okumalanna yol açar.
cı olmayan yığınları hizaya sokmanın kestirme yo-
lu- büyüme aşamasında azınlıkla çoğunluk ara-
sındaki ilişkinin zayıf noktası olarak parmak bası­
TOPLUMSAL DENGE
yoruz. Bunun da gösterdiği gibi, sonunda proletar· 164-169 «Yaşayan her insana bir yer ve bir yol»: On. beşinci yüzyıldan,
yanın kopup ayrılmasıyla patlak veren azınlıkla toplum katlarını gösteren bir graviir. Büyüyen bir uygarhkta -Saint-
çoğunluk arasındaki yabancılaşma, büyüme evre-
Simon'un «organik» toplumu- topluluk sınıftan önce gelir: Kral, şö­
valye, soylu, tüccar, zanaatkar ve hizmetçi karşılıklı bağımlılık ve
sinde bile ancak, iyi-ezberlenmiş bir mimesisten ortak bir ahlakla uyum içinde yaşarlar; her şeyin özü uyarhlıktır.
(taklit) yararlanılarak elde edilen ilişkinin kopma-
sının sonucudur. Liderlerin, sıra neferlerindeki bu
niteliği sömürmeyi sürdürmemekteki başarısızlık­
Ian aynı liderlerin tikel bir meydan okumaya yara-
tıcı tepki gösterememekteki başarısızlıklarının bir
sonucudur. Liderlerin yaratıcılığı sönmeye başla­
dığında ilişkiilin kaçınılmaz.sılarak koptuğunu gör-
rnek, artık şaşırtıcı gelmemelidir; hele toplumun
tarihinde büyüme aşamasında bile, bu taklit iliş­
kisinin, her mekanik y,öntemin tabiatı olduğu üze-
re, haince bir ikilik yüzünden -isteksiz kölenin in-
tikamı- her zaman tehlikeli olageldiği düşünü­
lürse.
Bunlar, artık avucumuzun içinde olan yıkıl·
mış bir toplumdaki yatayayrılıkları araştırırken
bulduğumuz ipuçlarıdır; hem belki araştırmamızı
daha ileri götürürken en umut verici yol bu ipuçla-
rını bir araya getirip sonra ipi bağlamak olacak.
Ayrılmanın düzenine daha yakından baktıktan
sonra, çökmüş bir toplumun içinde ve çevresinde-
ki yığınların bölündüğü her kesiri -iç ve dış prole-
tarya- daha ayrıntılı inceleyebiliriz. Bundan sonra
atacağımız adım -tıpkı büyüme sürecini inceler-
ken belirli bir noktaya geldiğimizde yaptığımız gi-
bi (Il) - makrokozmozdan mikrokozmoza dönmek
. olacaktır; uyumsuzluğun toplumsalolarak dile ge~
lişini inceledikten sonra bunun tamamlayıcı biçi-
mini, ruhta içselleşmiş dağıruk1lğl da görmek iste-
yeceğiz. En sonunda dikkatimizi, çöziilen toplu-
mun yıkıntılanndan doğan kurumlara yöneltece-
ğiz; ve özellikle evrensel kilisele.rin tabiatını yakın­
dan inceleyeceğiz, çünkü daha önce de gördüğü­
müz gibi (12) bunlar içinde doğılukları uygarlıklann
eski sınırlarını a~an yeni bir evrimsel sürecin to-

245

171 Kıyamet sonrası; Hıristiyan.Toplumsal yıkılma savaştan barışa, yıkıntıdan yeni yaratmaya gi(kr.
İncil geleneği, İsa'nın yeryüzündekiebedi barış kurmasından önce çılgınca bir şiddet olaca~ı k~hanı..:tin·
de bulunur. Dürer'in, Vahiy dizisinden, «Dört İntikame1 Melek» resmi, 1497·98.

246

172 Kıyamet sonrası: Komünist. Marksizm, Yahudi-Hıristiyan geleneğine dayanan kökl~rini de açıga
vurarak, toplumsal buhranlar ve yeniden doğuşlarla ilerleyen bir kalıp öngörüyor ve proletarya yıkı­
cılığının patlak vermesinden ideal ülkenin yaratılacağını söylüyor: Ebedi sınfsız LO!Jlum: lU19'd:.ın
devrimci Sovyet afişi.

humlannı kendi içlerinde barmdırır gibi görünü- lumlarm tarihinin, biri «organik» öteki «buhrarılu
yorlar. olmak üzere birbirini izleyen iki döneme aynlabile-
Büyümeden yıkılışa geçişte işleyen mekaniz- ceğini öne sürüyor. Toplljmsal olarak tutarlı,
malar, Saint-Simon'un, yıkıcı toplumsal kavgala- uyumlu olan «organik» dönemlerde bir toplumun
rm doruğuna ulaştığı Fransız Devrimiyle ilgili ken- üyeleri toplumsal düzen ve toplumsal amaçlar üze-
di deneylerine dayanan çalışmaları sırasmda kes- rinde ortak bir arılaşmayla birleşmişlerdir; Birey
kin bir gözle teşhis ecWmiştir. Saint-Simon, top- sel ve siyasi ilişkilerde bir anlaşmaya van1mış, den-

247

ge sağlanmıştu; iktidarın kullanılışı, çeşitli yönler- duğu, kendisine miras kalmış ayrıcalıkıarını zorıa
deki yeteneklerin toplumun refahına katkıda bu- ~linde tutmak ister ve bu amaçla aklı da, hakkı da,
lunması şeklinde yansu. Bunun tersine, ((bulıran­ 1_ukuku da çiğner. ü zaman proletarya adaletsizliğe
lı» dönemlerin özelliği genel görüş birliğinin yıkılı­ öfkeyle, korkuya nefretle, şiddete şiddetle cevap
Şı, toplumun ayrılıkçı ve birbirine diişman fraksi- vererek ayrılma eylemini yerine getirir. Ama bu
yonlara dağılışıdır; eski statüler tartışma konusu patlayıcı çöziilme süreci paradoksal bir şekilde
edilir, ilişkiler akışkanlık kazanır, bunu izleyen ik- olumlu başarılarla son bulur: Evrensel bir devlet,
tıdar kavgasında mücadeleyi yürüten sınıfların ve evrensel bir kilise ve barbar savaş çeteler! kurulur,
bireylerin görece yetenekleri unutulur. (13) M"arx'ın Bu üç başarı, şüphesiz, karşılıklı değerleri bakımın­
toplumsal dinamiği sürekli bir sınıf savaşı olarak dan hiç de birbirinin dengi değildirler. Üçü arasın­
ele alan güçlü ve özlü analizi sayesinde modem in- da yalnız evrensel kilisenin hem geçmişte bir aya-
sanlık toplumsal çözülme ile sımf kavgasını bir ara- ğı hem de geleceğe açık bir yanı olduğunu daha ön-
da düşünmeyi öğrenmiştir. Marx'ın çizdiği muaz- ce görmüştük. (16) Evrensel devletle barbar savaş
zam proleter devrimi görüntüsü burada bizim için çeteleriyse tamamen geçmişin malıdır. Ayrıca, geri-
önemlidir, çünkü hem bir uygarlığın çözülmesine ye dönük bu iki kurum arasında da, barbar savaş
eşlik eden toplumsal buhranın klasik açıklaması­ çetelerinin evrensel devletle karşılaştırıldığında
dır, hem de bu formiil, şiddetli bir yükseliş noktası­ pek fazla değerli bir şey sayılamayacağı açıktu.
nı izleY,en yumuşak bir sonuç manzarasının perde- Egemen azınlık bir evrensel devlet yaratmakla,
sini hafifçe aralayarak mutlu sonu göstermesi ba- kendi geçmiş davranışlarının gerektirdiği ve hız­
kımından geleneksel Zerdüştçü, Yahudi ve Hıristi­ Iandırdığı toplumsal çözülme sürecini geçici bir sü-
yan kıyamet kavramlarına uyar. Marksizm'in bu re 'için durdurmak gibi değerli bir hizmeti yerine
dinlerle ortak olan, ama belki de bütün politik dog- getirir ve böylece toplum nihai erimeden önce kısa
malardan ayrılan bir yanı vardır ki, o da ((insan bir pastırma yazmın tadını çıkarır. Dış proletarya
varoluşunu, insanların kendilerini dünya içine ise barbar savaş çeteleri yaratmakla, sadece ölen
yerleştirip, eylemlerini, bu dolaysız yerlerinin ge- uygarlığa karşı yıkıcı bir saldırıya geçmek üzere
rektirdiği amaçları aşan başka amaçlara göre yön- kendini hazırlamıştır. Ama burada bile bir yaratı­
lendirmelerini sağlayan bir yorum»a (") bağlı ola- cılık ışıltısı seçilebilir; üstrogotların önderi Theodo-
rak değerlendirmesidir.Böylece (( ...bireye, dünya ta- ric'in Roma'ya götiırdüğü savaş çetelerini t.Ö. ikin-
rihi dramında oynayacağı ya da oynayabileceği bir ci ve sonuncu yüzyıllarda Alpleri aşan Kimbr! ve
rololduğunu göstererek... bireylerin hayatlarını bi- Töton çeteleriyle karşılaştırdığımızda; ya da, Şam'
timliliğin önemsizliğinden kurtarır». (i 5) Marks- da Emevi hükümdan Muaviye'nin yönetimindeki
ist eskatologyaya göre (Dünyanın sonucunu araştı­ Müslümanları, bundan yedi ya da seklz yüzyıl ön-
ran sözdebilim), şiddetli ve yıkıcı proletarya devri- ce, Kuzey Afrika çölünden çıkardıklan toprağı Her-
mi ile bunu izleyen proletarya diktatörlüğü (bu, mon ve Antilibanus'un doğu kanadına yığan putpe-
geçici bir aşamadrr) bir Yeni Topluma yol açacak, ' rest İturya sürüleri ile karşılaşt:ırdığuoızda, yıkıcı­
bu toplumda üretici güçlerin dağılımı öylesine ola- lıkları ve ahlaklan arasındakl karşıtlıkta, böyle bir
caktır kl sınıf çatışması ve bunun gerektirdiği poli- yaratıcılık ıŞıltısı görebiliyoruz.
tik ve toplumsal aygıt bir fazlalık haline gelerek
yok olacaktrr; nihai hedef, insanların yaratıcı ye- Böylece, çökmü~ bir toplumun çözülme süre-
teneklerini o zamana kadar görülmemiş ve tasav- cinin dışsal ölçütü olan topiumsal ayrışma, sadece
vur edilmemiş bir derecede geliştirebilecekleri, ni- bir ayrışmadan ibaret bir şey değildir. Hareketi ba-
hai ve sürekli özgürlüğü bUıacaklan bir toplumsal şından sonuna kadar bir bütün olarak kavradığı­
uyum çağı,drr. Böyle bir şema smıf savaşmın ya da mızda ve özelliğini eksiksiz olarak verecek bir ad
yatay ayrılığın izlediği yolu gerçekten' gösteriyor; takmak istiyorsak; bu harekete bir ((ayrışma-ve­
çöken 'bir toplumda smıf savaşının bu yolu izlediği palingenesia» (Palingenesia: Bütün özellikleriyle tı­
doğrulanabilir bir tarihi olgudur. Tarihte göriildü- pa:tıp yeniden doğma) adını verebiliriz. (17) Üstelik,
!;ll şekliyle çözii!me olayı savaştan barışa doğru yö- bu ikili hareketin önemli özelliği ikinci ((vuruş»ta­
nelen bir hareket gösterir; geçmişteki başarılar gö· dır, Palingenesia'nın mutluluğu sadece önceki ay-
rüniişte keyfi ve vahşi bir şekilde parçalanır ve böy- nşmanın acılığının giderilmesi değildir, Aynı za-
lece yeni yaratma eylemlerine yol açılır; yeni yara- manda o aynlı~ın hedefi, açıkça teleolojik bir te-
tılan eserlerin özel niteliği sankl içinde dövüldük- rimle 'söyleyecek olursak, ayrışmanın amacıdır. As-
leri alevin kavurucu yalımlanndan ileri gelmekte- lında, gerçekten de, ayrılık bir kere patlak verdi mi,
dir. kavganın gerekli palingenesia sonucuna varmadan
Ayrılık kendisi iki olumsuz hareketin ürünü- kapanması sadece yeni bir sıkıntı yaratır. Bunun

dür. Bir kere, egemen azınlık, artık hak etmez 01- bir örneği Mısır Toplumunun egemen azınlığı ile

248

iç proJet,arvasının i.Ö. on sekizinci yüzyıldaki Hik- madığı artık ispatlanan kahraman rolünü başka
sos istilacılarının temsil ettiği dı" proletaryaya kar- adaylara bırakmaktan kaçınmaktadır.
şı kutsal ittifakıdır; çünkü on ikiye beş kala varılan Ama bu büyük olumsuzluğu yapmakla da ege-
bu uzla~mayla Mısır Toplumunun hayatı -bir çe- men azınlık kendinden başka kimseyi yoksullaştır­
şit ölüm-içinde-hayat olmakla birlikte- iki bin yıl maz. Bir yaratma aracı olarak işe yaramayacağıru
daha, taşlaşmış bir durumda devam ettirilebiidi;