You are on page 1of 201

CLIFFORD GEERTZ Gerein Ardndan

CLIFFORD GEERTZ Antioch Koleji ve Harvard niversitesi'nde eitimini tamamL


dktan sonra Califomia ve Chicago niversitelerinde almtr. Halen Princcto
niversitesi lleri almalar Enstits'nde grevli olan Geertz'in The Rdigion of]a\
(1960) ve Islam Obsaved (1968) gibi saha almasna dayal kitaplar ve The lnter
retation of Cultures ( 1973) ve Local Knowledge (1983) gibi teorik yazlann birara)
getirdii kitaplan vardr. Fikirleri yalnzca antropoloji alannda deil tm sosyal b
!imlerde etkili olan Geertz, Gneydou Asya ve Kuzey Afrika'da saha aratnnala
yapm, din, pazar ilikileri, iktisadi gelime, geleneksel siyasi yaplar, ky ve aile h
yat zerine almtr. Geertz, kltrel antropolojinin, insanlann yaamlarna a
lam ereveleri dahilinde yaklamasnda son derece etkili olmu bir isimdir.

After the Fact


1995 Harvard University Press Onk Ajans Ltd.

iletiim Yaynlan 764 Aratrma-inceleme Dizisi 118


ISBN 975-470-940-8
2001 iletiim Yaynclk A. .
1. BASKI 2001, stanbul (1000 adet)

EDlTR Kaya Akyldz


DlZt KAPAK TASARIMI mit Kvan
KAPAK Utku lomlu
KAPAK FlLMt Diacan Grafik
UYGULAMA Hsn Abbas
DZELTl Serap Yeen
MONTA] ahin Eyilmez
BASKI ve CtLT Sena Ofset

tletiim Yaynlar
Klodfarer Cad. iletiim Han No. 7 Caalolu 34400 lstanbul
Tel: 212.516 22 60-61-62 Fax: 212.516 12 58
e-mail: iletisim@iletisim.com.tr web: www.iletisim.com.tr
CLIFFORD GEERTZ

Gerein
Ardndan
Bir Antropoloun Gznden
lki slam lkesinin Son Krk Yl
After the Fact
Two countries, four decades, one anthropologist

EVlREN Ula Trkmen

v t m
Karen'e
iindekiler

BiRiNCi BLM
ehirler ..................... . ............. ......... 9

iKiNCi BLM
ll<eler .. ... . . . . ...... . . ...... . . . . . . . . . . . . . . . . . 31

NC BLM
Kltrler .... ........... 55
DRDNC BLM
Hegemonyalar. . . . . . . . 81

BEiNCi BLM
Disiplinler . . . . . . . . . . . 117

ALTINCI BLM
Moderniteler... . .... 163

7
BiRiNCi BLM
ehirler

Diyelim ki, biri Gneydou Asya'da yol zerinde bir dne


me, dieri Kuzey Afrika'da bir u ehir ve geit noktas iki
ehirde olan bitenlerle yaklak krk yl ilgilendikten sonra,
bu olan bitenlerin ne ekilde deitiiyle ilgili bireyler syle
mek istediniz. O zaman ve bu zaman, nceyi ve sonray kar
latrabilir, hayatn eskiden ne olduunu ve imdi ne hale
geldiini anlatabilirsiniz. Bir anlat, bir eyin nasl baka bir
eye neden olduunun hikayesini yazabilirsiniz; "ve sonra . . .
ve sonra" . Dizinler icat edip eilimleri tanmlayabilirsiniz; da
ha ok bireyselcilik, daha az dindarlk, artan refah, azalan ah
lak. Bir biyografi retebilir, bugnn alevleri arasndan, tek
rar yaamaya alarak, gemie dnp bakabilirsiniz. D
nemler belirleyip -geleneksel, modern, postmodern; feoda
lizm, kolonyalizm, bamszlk- her ey iin bir ama koyutla
yabilirsiniz ; gszleen devlet, demir kafes. * Kurumlarn
dnmlerini ve deiim iindeki yaplar betimleyebilirsi
niz; aile, pazar, devlet daireleri, okul. Hatta bir model kurabi-

(*) Yazar, burada nl Alman toplumbilimcisi Max Weber'in "Brokrasinin De


mir Kafesi" tanmna atfta bulunuyor. Weber, bu tanm rasyonel toplumla
birlikte giderek anan brokratiklemenin her noktaya nfuz etmesini betim
lemede kullanyordu - e.n.

9
lir, bir sre tasarlayabilir, bir teori ortaya atabilir, grafikler i
zebilirsiniz.
Problem u ki, ilk bata bir insann hayal edebileceinden
ok daha fazlas, daha kopuk olarak deiti. Tabii ki ehirler,
ou ynden yzeysel, baz ynlerden ise derinden deitiler.
Fakat antropolog da benzer ekilde deiti. Antropoloun
iinde alt disiplin, disiplinin iinde varolduu entelektel
ortam ve dayand ahlaki temeller de yle. lki ehrin dahil ol
duu lke ve iki lkenin dahil olduu dnya da deiti. Nere
deyse herkesin hayattan elde edebilecekleri ile ilgili dnce
leri deiti. Yani Heraklit'in nc dereceden kuvveti, hatta
daha beteri. Kk ve hemen kavranabilenden byk ve soyu
ta her ey -almann znesi ve evresindeki dnya ve her iki
sini de evreleyen daha geni dnya- deitiinde, tam olarak
neyin, nasl deitiini belirlemek amacyla zerinde durulabi
lecek nokta yok gibi grnr.
Aslnda Heraklityen imaj yanltr, en azndan yanltcdr.
Zaman, bu eit zaman, ksmen kiisel ksmen ise hazrlayc,
ksmen (her ne demekse) felsefi, kollaryla birlee birlee bir
denizde veya elalede sonlanmaya giden kocaman bir nehir
gibi deil de, dne kvrla, burada birleip bir sre birlikte yol
aldktan sonra urada ayrlan irili u fakl dereler gibi akar.
Uzun ve ksa devirler ve srelerle, bir armoni analizcisinin
birbirinden ayrmas iin birbirinin zerine eklenmi komp
leks dalgalar gibi de hareket etmez. nsann kar karya ol
duu tarih ya da biyografi deil bir tarihler karmaas, bir bi
yografiler yumadr. Genelde bir eit dzen vardr, ama bu
bir rzgarn ya da bir pazar yerinin dzenidir; hibir ey met
rik deildir.
O zaman, girdaplar, akmlar ve deiken bantlarla tatmin
olmak zorundayz; bir dalan, bir toplanan bulutlar gibi. An
latlacak genel bir hikaye ya da sahip olunacak sinoptik bir fo
toraf yoktur. Ya da eer varsa, onlarn orta yerine Fabrice'in
Waterloo'da yapt gibi dalan biri, ne zamannda ne de daha
sonra, onlar kuracak durumdadr. Eer notlar tutar ve hayatta
kalrsak, bizim kurabileceimiz, olmu gibi grnenlerin bir-
10
birine balanmlnn sonradan uydurma muhasebesidir;
gerein ardndan biraraya getirilmi ekiller.
Dnyann kaza eseri gereklemi dramlarn kartrrken
karlalan eitli malzemeleri kullanarak bilinenlerle ilgili
mantkl sonular elde etmeye alldnda gerekten olan
larla ilgili bu gzlemi ifade etmek beraberinde bir sr endie
verici soruyu da getirir. Nesnellie ne oldu? Doru yolda ol
duumuzdan nasl emin olacaz? Btn o bilim nereye gitti?
Belki de, sadece, btn anlay (ve tabii ki, eer beynin ve bu
haliyle bilincin aadan yukarya blnm modelleri do
ruysa) hayat tam da bu ekilde srklyordur. Sadece olayla
rn arasnda dolamak, sonra da nasl birbirleriyle ilintili ol
duklaryla ilgili hesaplar yapmak, benzer ekilde bilgi ve illz
yonu oluturur. Hesaplar, halihazrdaki nosyonlardan, eldeki
kltrel malzemeden biraraya getirilir. Ama her malzemede
olduu gibi, bu malzemeler de greve uygun hale getirilir; de
er eklenir, eksiltilmez. Eer nesnellik, doruluk ve bilim art
sa, bu , onlar var veya yok eden dayatmalardan bamszlarm
gibi davranarak elde edilemez.
Bu halde, ehirlerimde, mesleimde, dnyamda ve kendimde
meydana gelen deiikliklere dair muhasebemi yapmak iin,
ana hatlar belli anlatya, lme, hatrata ve yapsal ilerlemeye
ve de kesinlikle grafiklere, her ne kadar bunlarn da kullanm
alanlar olsa da (modeller ve teoriler gibi), ereveleri belirleme
ve konular tanmlamada ihtiyacm yoktur. zel olaylar ve z
gn durumlarn -urada bir alaka, burada bir gelime- eylerin
nasl olageldii, olduu ve olabileceiyle ilgili bir fikir edinebil
mek iin, nasl bir sr gerek ve bir dolu yorumla birbirine te
ellenebileceini gstermem gerekir. Mit, eer yanl hatrlam
yorsam Northtrop Frye'n dedii gibi, "ne oldu"yu deil, "ne
olur"u anlatr. Bilim ve tabii ki sosyal bilim, ok benzerdir; ta
nmlarnn daha salam bir zemin ve tutarl bir dnce iddias
ve bazen belli bir serinkanllk abas hari.

11
Endonezya'da, Merkezi Java'nm dousundaki dev Brantas ne
hir dzlnde ayn bir merkez olan Gneydou Asya ehri Pa
re'ye 1952'de gittim. Be yllk dank ve aralkl atmalardan
sonra Hollanda krallnn egemenlii Endonezya Cumhuriye
tine devretmesinin zerinden iki yldan az bir zaman gemiti.
Dnyann artk sahibi olmayan bu ksmn Amerikan sosyal bi
limine amak iin Harvard'dan gnderilen bir mezun renci
takmnn yesiydim. O zamanki eim dahil on kiiydik ve Rot
terdam'dan Cakarta'ya gemiyle haftada (Cebelitank, Svey,
Kolomb, Singapur; sahip olduklar romantizmi byk oranda
kaybetmi isimler) , tam da yeni devletin tarihindeki darbe giri
iminden bir gn sonra vardk. Sokaklarda tanklar dolayordu,
bakentin politika salonlar sylentiler, umutlar, kmlm umut
lar ve yeni komplo hayalleriyle capcanlyd.
Fez'in otuz kilometre gneyindeki Orta Atlas dalarnn
ayaklar dibindeki Kuzey Afrika ehri Sefrou'ya ilk defa
1963'te, belki de farkl bir kolektif alma ortam kurabilirim
dncesiyle gittim. (O zaman Chicago niversitesi'nde,
rencileri daha nce benim yerletirildiim gibi yerletiren bir
doenttim.) Fransz smrgesinin son bulmasndan yaklak
alt yl sonrayd; Franszlarn srgn ettii Madagaskar'dan
dnerek milliyeti hareketin bana geen ve insanlar bam
szla tayan karizmatik kral-kahraman V. M uhammed,
nemsiz olmas gereken bir burun ameliyatndan sonra l
mt. Olu otuz iki yandaki il. Hasan, sert bir askeri tip ve
bir eit spor araba merakls playboy, Fasl Prens Hal, tahta
oturuvermiti. Bazen kontrolszlyle korkutan toplu yasn
ortasnda -o zaman yaadm ngiltere'den bir eit antropolo
ji zirvesinden ani bir drt ile geldiim- Rabat'n politikadan
konuulan kafelerinde, eski kraln lmyle ilgili pheler,
yenisinin gcyle ilgili endieler ve bu gc test edecek ilk ki
inin kim olacayla ilgili speklasyonlar mmldanlyordu.
Btn kritik eylerin tam da dn olduu ve yarn olmak zere
olduu bir antrakta bu ekilde bir giri, ok ge gelmi ve ok
erken varmlk gibi bir hisse neden olur; benim durumumda,
daha sonra hi kurtulamadm bir his. Pare veya Sefrou'da,
12
1952, 1958, 1963, 1964, 1966, 1969, 197 1 , 1972, 1976 veya
1986'da hep doru zaman deil de, doru zamanlar arasnda, bir
ekilde iinden geilen bir trblans ve belli belirsiz ekillenen
bir bakasnn arasnda bir duraklamaym gibiydi. Deiim, y
le grnyor ki, geerken izlenecek bir geit treni deil.

Ellilerin banda Pare1 paspal, dnml olarak scak ve a


murlu, yaklak yirmi bin kiilik (birka bini inli) bir kavak
ehri ve hinterlandn hangi amalarla ve nasl tanmladnza
bal olarak yz bin ve eyrek milyon arasnda deien saylar
da kyl iin blgesel bir merkezdi. llk ve daha sonra ortaya
kaca gibi son tam anlamyla ak parlamenter seimden
sonra ehir, evresindeki krsal alanla birlikte politik atma
larn gittike ykselen grltsnn iine dt. Her biri
mutlak iktidar ele geirmeye ve kanunla, olmazsa gle dier
lerinin iini bitirmeye kararl ya da en azndan yle grnen
drt byk parti, kamu hayatn basklyorlard ve yine daha
sonra ortaya kaca gibi, lm tarlalarnn girii yazlyordu.
Bu partilerden ikisi dinci, yani slamcyd; biri ilerici ve refor
mist, dieri geleneki ve yeniden douu olma iddiasndayd,
ama aralarndaki fark her eyden ok kltreldi. Dier ikisi,
yerel inanlarla bezenmi ve kat lslam'n her ekline derinden
kar olmalarna ramen, grnte de olsa seklerdiler: En-
Pare almas, aada da akland gibi, bir grup projesiydi. Bu projenin
kaynak olduu almalann balcalan unlardr: G. Dewey, Peasant Marketing
in Java (New York, 1962); D. R. Fagg, "Authority and Social Structure: A Study
in Javanese Bureaucracy" (Doktora tezi, Harvard University, 1958); C. Geertz,
The Religion of]ava (Glencoe, Ill., 1960); C. Geertz, Pedd!ers and Princes (Chi
cago, 1963); C. Geertz, The Social History of an Indonesian Town (Cambridge,
Mass., 1965); C. Geertz, The ]avanese Family: A Study of Kinship and Socializa
tion (New York, 1961 ) ; R. Jay, Religion and Politics in Rural Central Java, Cul
tural Report Series, #12 (New Haven, 1963); R. Jay, ]avanese Villagers: Social
Relations in Rural Modjokuto (Cambridge, Mass., 1969); E. ]. Ryan, "The Value
System of a Chinese Community in Java," (Doktora tezi, Harvard University,
1961). ehir zerine daha eski, bamsz bir alma iin bkz. R !. Wahono,
"'Kamar Bola' and 'Waringin': Continuity and Change in a javanese Town and
lts Surroundings" (Doktora tezi, Australian National University, Canberra,
1984). Pare'nin de ait olduu blgenin yakn tarihli bir almas iin bkz. H.
Dick,]. ]. Fox ve ]. Mackie, der. , Balanced Development: East ]ava and the New
Order ( Oxford, 1993).
13
donezya'nn kurucusu Bakan Sukamo'nun parlak olduu ka
dar dzensiz fikirlerine sadk olduunu iddia eden ve kendine
Milliyeti Parti diyen bir parti ve zamannda in-Sovyet blo
unun dndakilerin en by olan Komnist Parti.
Seimler ben ayrldktan tam bir yl sonra, 1955'te yapld.2
197l'de geri dndmde (bu arada Fas ve Bali'ye de ura
mtm) lm tarlalar gelmi ve gitmi, ulusal rejim sivilden
askeriye dnm, varolan politika da yar resmi bir sivil dini
savunan yar resmi bir emsiye partisince domine edilmiti.
Pare fiziki olarak hala eskiden olduu gibiydi. Doal arta ne
redeyse denk d gle bymemiti de. Ayn insanlar, (kom
nistler olmasa ve daha az Sukamocu olsa da) ayn gruplar, ay
n brolar ibandaydlar ve ou ilerini ayn resmi ve stat
temelli hak ve mlkiyet dnceleriyle yrtyorlard. Gn
lk hayat, ideologlarn sessiz veya susturulmu olmalar dn
da pek de farkl deildi. Yeil Devrim kontrol yava yava ele
alrken, ekonomide farkl olan ya da bir ekilde farkl grnen
hava deneyimin rengindeydi. Yola getirilmi bir yerdi.
1955 seimlerinde komnistler ehir oylarnn yaklak
drtte n, yeniliki Mslmanlar da ky oylarnn yakla
k drtte n aldlar. Sukarnocular ve geleneki Msl
manlar geriye kalan oylarn ounu bltler, ama bu iki
grubun kkleri hem kentte hem de krsalda daha etkili kesim
lerde olduu iin g asndan deerlendirildiinde durum
oy saysnn gsterdiinden daha dengeliydi. Fakat yeteri ka
dar dengesizdi ve onyln sonuna yaklaldka denge daha
byk hzla bozuldu. Bir anda ne kadar byk bir kumar oy
nadklarn ve gsterinin sonunun ne kadar yakn olduunu
farkeden, hem kazanan hem de kaybeden taraflar iin kt
bir srprizle, seim sonular "kllarla politik mcadele"
kavramnn domasna neden oldu. Kyn zerine 1965'te
"biz" ve "onlar" belirleyen kan banyosuna kadar dalmaya
cak bir "ya biz ya onlar" manyakl kt.

2 Seimlerle ilgili olarak bkz. H. Feith, The lndonesian Elections of 1955 Othaca,
1957). Genel anlamda tek parti rejimiyle ilgili olarak bkz. H. Feith, The Decline
of Constitutional Democracy in lndonesia Othaca, 1962).
14
Korkunun ve aptal cesaretinin bu lgn karm , ben
1958'de Bali'de alrken bir haftalna uradmda da Pa
re'de yaygnd. (O zaman bu karm henz rya adasna ula
mamt, ama daha sonra daha da ar bir ekilde geldi ve daha
kanl sonular oldu.) lkenin genelinde, 1955 seimlerinde
ana partiler arasndaki denge makuld. Sukamocular ve gele
neki Mslmanlar oylarn bete birinden ok az fazlasn al
dlar, yeniliki Mslmanlar ve komnistler ok az azn. Po
pler radikalizm ve popler yeniden douuluk, romantik
demokrasinin sa ve solu arasnda polarize haliyle olduu ka
dar, tutkularnn acmaszlyla da Pare atipikti. Fakat, sadece
istatistiksel "temsilcilii" genelleme iin bir taban olarak g
renler ve byk apl yarglarn sadece byk apl aratrma
lardan kacan dnenlere iyi bir ders, bu onyl boyunca
olacaklar iin iyi birer gstergeydiler: milli felaketin ncl.
Seimlerden sonra, zellikle 1959'da, kendi muhabbetli sy
leyiiyle llahi Komedya'daki Dante3 gibi her ynden liberalizm,
maceraclk, hizipilik, bakaldr ve ok partili sistem eytan
larnca saldr altndaki Sukamo demokrasiyi neredeyse askya
aldktan sonra, Pare'de terr politikas inanlmaz bir hzla
kontrol eline ald. galciler eski Hollanda plantasyonlarna
daldlar ve kendilerini atmak isteyen hkmete iddetle kar
koydular; sonu rehin traktrler, havada uuan oraklar ve pa
nik iinde alan ateti. Mslman genler paramiliter eitim
merkezleri atlar, bu merkezlere daha sonra komnist genler
saldrd. ryen toprak reformu yasalarnn sinirlendirdii
ortak* iftiler, altklar topraklarn kendilerine ait oldu
unu ilan ettiler ve yasal sahiplerine meydan okudular. Yeni
liki Mslman partisi yasakland ve dinciler saa kaydlar;
Sukamo'nun milliyetilerden desteini ekmesi sekleristleri
sola kaydrd. Gittike kalabalklaan ve saldrganlaan toplu
gsteriler olaan hale geldi. Barp aran militan toplulukla
r devlet dairelerine yrdler. Devlet memurlar evlerine s-

3 Alntnn kayna ] . D. Legge, Sukarno: A Po1itica1 Biography (New York,


1972). s. 4.
(*) Bakasnn tarlasnda rne ortak olmak kaydyla alan kimse - e . n.

15
ndlar. Dini okullara saldrld. Solcu gazetelerin datclar
nn brolar yamaland. Her tarafta, insanlar emperyalist
eytanlar ve ruhsuz kafirleri yok etmeye aran "yabanc aji
tatrler" tredi. Silahlar datld. Listeler yapld. Mektuplar
gnderildi.
Panik ve arlk bylece birbirlerini glendirerek ve kaybe
denlerin gerekten kaybedecei, kazananlarn da gerekten
kazanaca inancn derinletirerek byd. Katliamlar en so
nunda baladnda,4 birok popler kriz gibi -klk sarayn
ele geirilmesi, Bastil'deki frtnalar- yazlan bir hikayeye son
sz grnmndeydiler. Eer Milliyeti Parti'nin yerel lideri
olarak solun sizi enlikli bir infaz iin mimlediini, hem de
byk ve bol odal evinizi daha sonra Kremlinleri olarak kul
lanacaklarn bilirseniz veya eer bir komnist ifti birliinin
bakan olarak kendinizi boynuzlar ve kuyrukla hilalin ucuna
aslm olarak duvarlarda grrseniz, iddetin gerek patlama
s yeni bir eyin olmas gibi deil de, bir tamamlanma, sonlan
ma gibi gelir. Katliamlarn hep szedilen son oyun zellii; ba
zlarnn bovermilik bazlarnn ilgisizlik dedii, kurban hali
ne gelenlerin kendilerini kurban haline getirenlere teslim edi
lerindeki hazrlk ve ritellere yakr skunet, her ikisi de iti
ci gten ok fail olan kltrel tavr ve ordunun gcnden
ok, on yllk ideolojik kutuplamann neredeyse herkesi, g
rlebilecek son eyin, o da eer olursa, dengenin hangi ynde
bozulaca olduuna inandrm olmasyd.
Bu yn tabii ki sa oldu. 1965 Eyll'nn sonunda, hala iyi
anlalmam kark ve vahi bir olay olan Cakarta'daki saray

4 Katliamlarla ilgili en iyi deerlendirme byk ihtimalle hala ]. Hughes, Indone


sian Upheaval'dr (New York, 1967). Tabii ki ldrmelerin nedenleri ve boyut
lar ile ilgili ok tartma oldu . Robert Cribb, der. , The Indonesian Ki llings ,
1965-66 (Clayton, Australia, 1990), s. 12, 78.000'den iki milyona kadar dei
en 39 tahmini zetler. Pare'nin yer ald Dou Java'yla ilgili olarak bkz. ss.
63-99, zellikle s. 83 ve 169- 1 76, zellikle s. 1 73. Pare'yle ilgili saysal veri iin
bkz. Wahono, Continuity and Change. Olaylara zamannda verdiim tepkiler
iin bkz. C. Geertz, "Are the Javanese Mad?" Encounter 26 ( 1 966): 86-88, H.
Leuthy tarafndan yazlan ve aslnda yle olduklarn iddia eden bir yazya ya
nt; H. Leuthy, "Indonesia Confronted," Encounter 25 ( 1 965): 80-89 ve 26
(1966): 75-83; Leuthy'nin bana cevab, 26 ( 1966): 88-90.

16
muhafzlar darbesinin baarszl, rneklerinin bir yerden
baka bir yere, Java'dan Bali'ye, batdan douya yaylmasyla
bir dizi kk apl tekrara neden oldu. Her yerde, balang
ta, neler olacana dair bir belirsizlik vard. Sonra da, genellik
le saatlerle llen srelerde neler olaca belli olurdu, zaten
hep ayn eyler olurdu. Sonra da katliamlar gelirdi, bir sre
sonra da bu katliamlar ordu tarafndan bastrlrd. Her blge
deki ihtilan, rpnmann tamam en fazla iki ya da hafta
sryor (Bali'de benim yaadm kyde bir gece srd ; bir
gecede otuz aile evlerinde diri diri yakld), sonra bastrlyor
veya kendiliinden diniyor ve daha sonra tekrarlanmak zere
douya hareket ediyordu, be ay sonra belki eyrek milyon
belki de eyrek milyon lme ulamak zere.
Cinayetler Pare'ye, babas benim 1952'de birlikte altm
bir reformist lider olan bir din retmeninin, meslektam Ro
bert Jay'in alt kye oradaki kyl birlikleri militanlarnn
saldrya hazrland sylentisi zerine bir ziyaret yapmas ve
orada baklanarak ldrlmesiyle ulat. Arkadalar bir son
raki gece bu kydeki birok evi atee vererek yant verdiler ve
san sola saldrlar balad , btn blgede olay olay kovala
d. Alveri durumlar ve gnn vahetinin bir gazete veya TV
zeti yerine, az nce bahsettiim ve daha nce de lm ve
mallarna el koyma iin iaretlendiini sylediim Milliyeti
Parti liderinden -197l'de emekli olmu, cesaretini yitirmi- "o
zamanlar neler olduunun" bir muhasebesini alalm (sadece
psikiyatristlerin o garip "Ah, yle mi?" ve "Niye bunu syledi
niz?"lerinden oluan acele sorularm hi yazmyorum).

Bindokuzyzaltmbe burada da her yerde olduu kadar k


tyd. Cinayetlerin byk ounluunu Mslmanlar iledi.
Komnistlerle Mslmanlar arasnda ksa bir savan olduu
ve ordunun yardmyla Mslmanlarn ksa srede kazand
Plosok Khlaten [igallerin gerekletii blgeye yakn bir ky]
dnda, Komnistler tamamen teslim oluyor, aka kumpas
larn itiraf ediyor, sonra da Mslmanlarn onlar iin daha
nceden kazd mezarlarn banda hibir diren gsterme-

17
den ldrlyorlard (komnistler de iler istedikleri gibi gi
derse gerekir diye Mslmanlar iin mezar kazmlard.)
Bu, burada hayat boyunca yaam benim gibi bir Javal
iin bile garip bir tepkiydi. Ak ki, komnistler yle dn
mlerdi; "Eer lrsem, bu bir son olur. Her ey 'biter', 'ta
mamlanr', 'temizlenir', 'sona erer' [beresi. Ama eer tutukla
nrsam, ac ekerim. Yiyecek olmaz. Hapse atlrm." Bu yz
den "son"u sadece kabul ettiler [puputan] .
Burada herkes ok korkmutu. Bir komnist liderin kafas
parti merkezinin giriine aslmt. Bir bakasnnki azna si
gara konulmu halde evinin nndeki kk kprye asl
mt. Sulama kanallarnda her sabah kollar ve bacaklar ve
torsolar yzyordu. Penisler telefon direklerine ivilenmiti.
ldrlenlerin ou boazlar kesilerek veya bambu mzrak
larla ldrlyorlard.
Bir kyn btn halk ordu tarafndan devlet dairesinin
nndeki meydana bir sr gibi toplanyorlard. Sonra da ki
min eylemci olduunu kimin olmadn gstermeleri syle
niyordu. Eylemciler de eve gtrp ldrmeleri iin insanlara
geri veriliyor veya daha sk olarak komu kyn kurbanlary
la dei toku ediliyorlard. Bu ileri kolaylatryordu, nk
kap komunuzu deil, sizin kap komunuzu ldren bir
bakasnn kap komusunu ldryordunuz.
Bir ara, kye Sekoto'lu [din retmeninin ldrld
ky] solcularn saldraca sylentisi kt. Kedri'den [blge
nin merkezi] tanklar geldi, btn gece ate edildi ve sabah
Sekoto'da yaayan neredeyse herkes lmt. Gerekten eh
re saldrp resmi grevlileri ldrmeyi planlayp planlamadk
lar soruldu. Evet cevabn verdiler ve ayrntlar anlattlar. Li
derlerinden beini ehir merkezinde ordu idam etti, dierleri
nin onlar kylerine gtrp ldren kyllerce icabna ba
klmak zere gitmelerine izin verildi.
Btn bunlar sadece yaklak bir ay srd, ama bu kor
kun bir bir ayd. Sokaklarda kimse yoktu. Erkekler kadar ka
dnlar da ldrld, ama birka dkkann yamalanmasna
ramen hibir inliye zarar gelmedi. Onlar olaylara katlma-

18
dlar, mesele Javallarn arasndayd. nemli komnist lider
lerin ou o zaman Pareli deildi, nk parti kadrolarn
devlet memurlar gibi birka ayda bir bir ehirden dierine
naklediyordu. En nemli liderlerden biri -Guntur adnda bir
adam- kendini ast, ama dierleri daha zor farkedileceklerini
dndkleri byk ehirlere katlar. Yerli doktorlar kom
nistlerin yaralarn tedavi etmiyorlard, nk ederlerse ld
rlmekle tehdit ediliyorlard. Kk kardeim kiinin bl
ge ofisinde idam ediliini grd, birok insan izlemek iin
oradayd ve bir hafta boyunca uyuyamad. Balangta iler iki
trl de gidebilirdi. lki taraf da kar taraf nce ldrmeye
alyordu, komnistler Mslmanlarn galip geldiini g
rnce sadece teslim oldular. Katliamlar bir kere baladnda
soldan hibir diren gelmedi. Darbe zamannda Cakarta'da
genel grevlilerin ldrlmesine sinirlenen ordu, Mslman
larn, en azndan ksa bir sre iin, istediklerini yapmalarna
izin verdi, sonra da olaylar durdurdu ve insanlar tutuklayp
Buru'ya [Dou Endonezya'da bir hapishane adas] veya baka
yerlere gndermeye balad.
Kurbanlarn yaknlar ve arkadalar arasnda hala ok kt
duygular hakim. Ama antikomnizm artk o kadar gl ki
bir ey sylemeye cesaret edemiyorlar; sadece saklyorlar, b
tn iyijavallar gibi. Ben kendim her zaman olduum gibi an
tikomnistim. Ama gerek nefret, cinayet ilemeler ve maktul
olmalar, Mslman militanlar ve komnist militanlar arasn
da bir meseleydi. Benim gibi Sukarno'cular, sonuta, sadece
yoldan geenlerdi. Sukarno'nun kendisi gibi.

Nasl 197 l'de, olaylardan alt yl sonra, btn bu olanlar sa


dece kt bir hatraysa, 21 yl sonra 1986'da hatra bile deil
lerdi ve politikann neler getirebileceine rnek olarak gerekti
inde hatrlatlyorlard. Komnist olarak yaftalananlar ve on
larn destekileri (semenlerin yzde onikisi, ehrin yaklak
yzde bei) oy kullanamyor ve kamu grevinde alamyor
lard, ama bunun dnda pek de rahatsz edilmiyorlard. Be
nim 1953-54'te yaadm ev de dahil, komnistlerin evlerini

19
gsteren ypranm haritalar hala folklor rnleri gibi kyler
deki devlet dairelerinin duvarlarnda aslyd. Yal Mslman
militanlar, kendilerinin hem gen hem de yal hallerini bilen
yabanclar hatrlattnda , baz baz ne kadar pis bir sona yak
latklarn anlatyorlard. Ama ehir genelde, stnden uzun
zaman nce baka bir iklimde korkun bir frtna geen bir
akarsu gibiydi.
Frtnadan ncesini de bilenler iin blge, birikmi politik
enerjisini, dalan ticaret enerjileriyle deitirmi gibiydi. Ja
va'nn bu ksmnda yetmilerin sonuna doru uygulama
problemlerinin stesinden gelinmesiyle etkili olmaya bala
yan Yeil devrimin balantlar ve yaklak ayn zamanda ken
dine, bir ilerleme makinesi olarak kendini kavrayna uygun
bir ilevsel stil bulmasyla yerleen askeri dzen, kasaba yaa
mnn bir zamanlar politiklemesine neden olduu kadar, ya
ylmac ve obsesif bir ekilde ticarilemesine neden oldu.
Alveri -bol eitli, karmak, neredeyse srekli ve toplu
mun her seviyesine ve kesine ulaan, her lt ve uzam
zerinde ileyen alveri- neredeyse herkesin baskn ura
olarak kyamet gnne hazrlanmann yerini ald. Artk ser
maye girii ihtiyac nedeniyle pazara itilen bir kyl tarm,
resmi olarak homojenletirilmi bir politik yaam ve bu ikisi
nin hi de salam zeminde olmadyla ilgili sallantl bir his,
dev kalabalk ve daha ok idare edilen bir pazarn grnts
n getirmiti.
Bu hali bir son nokta, bir dnmn sonu, bir sre, artk
gvenliinin salanmas ve geniletilmesi gereken bir gelime
olarak grme yatknl ok byktr ve nlenmelidir. Byk
bir krizden sonra bir srf megullk hali ortaya ktnda, b
tn bunlar yaayan ve baka ekilde tahayyl etme olana
olanlar arasnda olmasa da benim gibi nce-sonra gzlemcileri
arasnda, her eyin en sonunda yoluna girdii duygusu kendi
liinden ortaya kar. Anlatlan hikayeler doal olarak giri,
gelime ve sonuca sahiptir, eylerin ilek ynnden ok, bir
insann onlarla ilgili parantez iindeki deneyimleriyle akk
bir form. Parantezi kaldrmak, bilgi olabileceini dnd-
20
nz eyi nasl elde ettiinizi ve niye byle dndnz o
anda yanl yorumlamak olacaktr.

Altmlarn banda, o zamanlar belki de bin yanda olan Sef


rou'da her eyin hatlannn kalsiyum yla belirlenmi gibi
durduu Fas iin bile srad olan bir keskinlik hala vard. O
zaman otuz, bugn yirmi kilometre uzaktaki Fez'den kuzeyde
kk bir ykseltinin zerinden ehre doru yaklatnzda
kendinizi birinin (Foucauld) "l'Oasis enchanteresse" , [byle
yici vaha) bir dierinin (Wharton) "Atlas'a doru inatla dikil
mi al kuleleriyle kk, hantal ve duvarl bir ehir" diye
tanmladklar ehirle karlaan bir dizi maceracy5 -16. yz
ylda Leo Africanus, 19. yzylda rahip Foucauld, Birinci Dn
ya Sava srasnda Edith Wharton- hayran brakan manzaray
la kar karya bulurdunuz. Her biri bir sonrakinin iinde ka
lan ehir, vaha, dalar; her biri dierlerinden kalemle izilmi
gibi keskin izgilerle ayrlm tebeir beyaz, zeytin yeili, ta
kahverengisi, zenli bir dzenleme hissi verirdi. Alan ve yerle
im de ayn dzeyde tasarlanm grnrd.
ehrin iine inmenin ilk etkisi ise, bir yabanc iin, bu ber
raklk, denge ve uyum hissinin toptan, ani ve sadece rahatsz
bir sre iin yle grnse de, kalc zlyd. Ne 196 1'de
yirmi binlerde olan nfus ne de alann dalm hibir ekilde
homojen ve basit deildi. Dar sokaklar, geni caddeler, kalaba
lk pazarlarda Berberiler, Araplar, Yahudiler, tccarlar, ehrin

5 johannes Leo Africanus, Description de l'Afrique, 2 cilt. (Paris, 1 956); Vicomte


de Foucauld, La reconnaissance au Maroc, 2 cilt. (Paris, 1888), !.cilt, s. 37;
Edith Whanon, In Morocco (New York, 1984), s. 96. Seforu'yla ilgili benim ve
meslektalarmn yazlar iin bkz., inter alia, T. Dichter, "The Problem of How
to Act on an Undefined Stage: An Exploration of Culture, Change, and Indivi
dual Consciousness in the Moroccan Town of Sefrou, with a Focus on Three
Modern Schools" (Doktora tezi , University of Chicago, 1976); C. Geertz, H.
Geertz ve L. Rosen, Meaning and Order in Moroccan Society: Three Essays in
Cultural Analysis (Cambridge, 1979); P. Rabinow, Symbolic Domination: Cultu
ral Form and Historical Change in Morocco (Chicago, 1975); P. Rabinow, Rejlec
tions on Fieldwork (Berkeley, 1977); L. Rosen, "The Structure of Social Groups
in a Moroccan City" (Doktora tezi, University of Chicago, 1968); L. Rosen,
Bargainingfor Reality: The Construction of Social Relations in a Muslim Commu
nity (Chicago, 1 984); L. Rosen, The Anthropology of]ustice (Cambridge, 1 989).
21
ileri gelenleri, kabile mensuplar, zanaatkarlar, hala birka
Fransz smrgesi, retmenler ve yneticiler akard. ehrin
bir ksm labirent, bir ksm mazgal, bir ksm da birbirine do
laan krsal yollar yuma gibiydi. Camiler, parklar, gzelce
rlm duvarlar, kervansaraylar, hamamlar, kiretandan f
rnlar, elaleler, karolu sebiller, mazgall pencereler, tenis kort
lar, i baheler, sinemalar, ato-evler, okullar, koyun allar,
siyah adrlar ve kaldrm kahveleri vard ve her yerde acele
konumalarn sesi, ou da erkek. Beau Geste'ten yaplma bir
Fransz kalesi btn bunlara tepeden bakyordu, En Tribu'dan
bir Mslman tapna bir baka tepeden. Kuleli ana giri ka
psnn yaknnda bir mezarlk, yzme havuzu, otobs termi
nali, ya presi, ak hava mimberi , hamal istasyonu , bir dene
me bahesi, bowling alan, eski bir cezaevi , bir de ayevi vard.
Yarm mil tede Yahudilerin mitsel rabbi'lerine mum yaktkla
r bir maaza yer alyordu.
Pek ok kere olduu gibi, byle ilk izlenimler, belki ilk ol
duklarndan, belki de zerinde allan teoriler veya tek tek
belirlenmi gereklerden ok izlenimler olduklarndan, daha
sonra tamamen unutulmak yerine eletirilen , gelitirilen, ii
doldurulan, zerinde dnlen ve daha kesin deneyimlerde
test edilen bir alglamalar ve anlaylar kmesi, Jamesc bir v
zltlar ve imalar grlts oluturuyordu . Bu ikili imaj , uzak
tan grnen berraklk ve yakndan grnen karmaa, benim
Sefrou ve evresindeki blgede (Onlarca "fraksiyon, kabile,
evre ve konfederasyona" ayrlm yetmi veya seksen bin kii
daha) altm yirmibe ylda dalmad gibi, her eyin y
rmesini salayann ne olduuna dair anlaymn da temelini
oluturdu: lbni Haldun'un tandk bulaca klasik bir ehir ya
amyla kesilmi izgilerin arasnda yuvarlanp giden , iip e
itlenen krsal yaam arasnda, miras alnm bir gerilim. Spek
takler hibir eyin olmad ve tarmsal, merkezi olmayan ve
gayet geleneksel bir yerde kontrol dzenli olarak, dikkatsizce
elden gidiyordu.
1963'te bu sre balamt , ama belli belirsiz bir ekilde.
Eski, duvarl ehir, zerinde gzclk yapan uydu "casbah"
22
ve merkezde kilitlenmi Yahudi "mellah"yla hala manzarada
basknd. Fransz ynetiminde hemen duvarlarn dna birka
"yerel blge" ve dz sokaklar kurulmutu; Protektora* zama
nnda kk bir villa alan, glgelik aalan ve yzme havuz
laryla ortaya kvermiti ve anayolun zerinde vitrinli birka
dkkan belirmiti. Ama buras hala o temel, ders kitabvari
Medine'ydi: sulanan zeytin aalan evresinde kurulmu, ta
mamen ehirli ve uzun sredir burada olan Araplarla, tama
men ehirli ve bir ihtimal daha uzun sredir -bazlar Exo
dus'tan beri burada olduklarn iddia ediyorlard- burada olan
Yahudiler (saylan be alt binden bine dmt) arasnda
blnm bir labirent-kale.
1986'da eski ehir, evresinde her ynde dalm yeni yer
leim yerleriyle cceye dnmt. Franszlar ve Yahudiler
(Araplar onlara belirsiz bir ironiyle "kafalarmz ve cepleri
miz" diyorlard) ayrlmlard, ama nfus katma kmt,
ou da krsal doumlu Berberilerdi. Yetikin halkn belki de
yzde sekseni burada yirmi yldan az , te ikisi de on yldan
az yaamt. Yerleim alan drt katma kmt. Zeytin aala
rnn yans binalarn altnda yokolmutu, kalanlar da yava ya
va azalyordu. Ayn yer olduuna inanmak ok zordu .
Benim ve meslektalarmn almalarmzn ilk evrelerinde
bu yerin isel karmakl, azck da olsa bir gelenekler, snf
lar ve kurumlar kmesi iinde mantkl dzeyde sunuluyor
mu gibi grnyordu. Nfusu geni, az ok belirgin gruplara
blmek mmknd ve hayat, tam olarak bir plana gre olma
sa da , bir ekilde seilebilir izgiler boyunca ilerliyordu. Kkl
bir elit, smrgenin ok ncesinden beri sosyal, ekonomik ve
dini gc elinde tutan bir avu "eski Sefrou" Arap ailesi vard.
(Nfusun belki de yzde ikisi, vaha alannn yzde ellisini
kontrol ediyordu, krsalda da malvarlklan vard.) Neredeyse
tamam belli bir sre iin baka yerlerden getirilmi, byk
oranda kurallar uygulamak, izinleri karmak, kontratlarda
ahit olmak ve insanlar tutuklamaktan oluan devletin gn-
(*) Bir lkenin bir dier lkeyi ya da blgeyi ilhak etmeksizin hakimiyetinde tut
tuu durum. Metinde Fransa'nn Fas'taki kontrol iin kullanlmtr - e.n.

23
lk grevlerini yerine getiren az sayda asil ynetici vard.
Kylerden g eden az sayda insan, terkedilmi Yahudi blge
sine yerlemilerdi. (Yahudiler kendiliklerinden duvarn dna
tanmlard.) Yerleim blgeleri ayrk, ticaret molekler, pa
zarlar zellemiti. Halkn byk ounluu , Yahudiler de da
hil olmak zere, pazar ticaretiyle genellikle karmak biimler
de ilgileniyorlard, ehirde domulard ve anadilleri Arapay
d. Yarm dzine cami, iki veya sinagog, bir eriat mahke
mesi, bir de Katolik kilisesi vard. Btn karmaasyla , tama
men allabilir grnyordu.
Bir sre de yle gitti. Kk, yreye kk salm bir g elitiy
le daha da kk, asker destekli ve merkezi otoriteye direkt ola
rak bal caid [lider) , paa, eyh ve kad topluluu arasndaki
uzun sredir varolan denge, politikay pek basit bir "kim kim
dir" oyunu haline getirmiti. Bamszln, Sefrou'nun evresin
de belli miktarda gerilla aktivitesine de neden olarak elde edil
mesinden sonra bir tarafta Mslman ve poplist, br tarafta
Marksist ve poplist politik kkrtmalar bu dengeyi ve temsil
ettii emir-komuta stili devleti tehdit ettiler, ama zellikle 11.
Hasan yerini salamlatrdktan sonra statko hzla yeniden
saland. Altmlarda ve yetmilerin ounda Sefrou, Fas stili bir
klasik Medine, Atlas'a gs geren byl bir vaha, "kk bir
Fez" gibi grnmekle kalmyor, yle davranyordu da.
Yapya gre davranan profesyonellemi zihniyet iin ehir
ksmlar ve altksmlara ok kolay blnyordu. Bir yerleim
sistemi vard: her birinin bir ad, kaps, bakam, ortak frn,
ortak emesi, ortak hamam ve ortak ibadet yeri olan ve eski
ailelerden birinin bakanlk yapt, baskn olduu ve adnn
verildii adacklara blnm on blge. Bir ekonomik sistem
vard: eski ehrin merkezindeki byk caminin etrafnda top
lanm ve onu neredeyse grntden silen veya duvarlarn d
nda haftalk, iftimsi pazarlara dalm bir ticaret ve elii
sektr; vahada kk apl, ou ortak zeytin ve buday
yetitiricilerinden oluan bir tarm sektr. Tarm dahil nde
gelen ticari sektrler loncalara blnm, loncalar lonca efle
rine balanmt, lonca efleri de bir eit ticari hakime kar
24
sorumluydular. Dini bir sistem vard: camiler, Kuran kurslar ,
tasavvufi tarikatlar, devlet grevlileri v e din adamlarndan olu
an bir memurlar snf, eriat mahkemesi, ticari retimin ve
tarmn ounun ait olduu dini temelli bir toprak taksim sis
temi ve bunlarn hepsinin Yahudi benzerleri. Bir medeni sis
tem vard: her zamanki ataerkil, patrilokal, ataerkil durumlar,
youn cinsel ayrm, ayarlanm evlilikler, balk paras, mira
sn bllmesi, hzl boanma. Bir politik sistem vard: hk
met daireleri, belediye konseyi, eitli kurullar, eitli kurulu
lar, eitli polisler. Bu yer sadece monograflar iin yaratlma
mt, kendi kendini kitap blmlerine de ayrmt.
1986 itibariyle, gittike hzlanan deiimlerle birlikte artk
pek de byle deildi. Tabii ki balangtaki yerleik dzen g
rnts bile okul sralarnda duyulan hikayeler gibiydi ve ora
daki iimizin ilk evreleri temel olarak durumun byle olduu
nu gstermekten oluuyordu; blgelerin ok-ekilli olduu,
"loncalarn" gerekte lonca olmad, ""lonca eflerinin" ger
ekte ef olmad ve "Pazar hakimi"nin kendine sahip arayan
bir nvan olduu; akrabalk ilikilerinin pratikte teoriden
farkl yrd; kadnlarn snrlardan ve erkeklerin arasn
dan gemelerinin yollar olduu; g dalmnn onun iin
dizilen raylarn dndan da gittii ve tarikatlarn hepsinin g
rndkleri gibi olmadklarm gstermek. Ama artk gzleri e
killere ve tutarlla kilitlenmi en metodik antropolog iin bi
le byle bir hikaye anlatmak mmkn deildir. Blmler par
alardr ve btn bir toplamdr; karlatrmal etnografyann
byk kategorileri mulak ve bozuk grnr.
Bu duruma nasl gelindiini anlamaya alrken, insan ig
dsel olarak kritik olana deil -belirleyici bir olay ayrdetmek
zordur- etkileyici istatistiklere bavurur.6 Birok adaymz var:
nfus art (25 ylda %200), Mslmanlk ( 1960'da %80 Ms-

6 Bu deerler in ou iin bkz. H. Benhalima, "Sefrou: De la tradition des Dir a


l'integration economique moderne: Etude de geographie urbaine" (tez, Mont
pellier, 1977). 1970 nfus saym deerlerini Muhammed Benyakhlef'e borlu
yum. ehir u sralar 70.000'e yaklam olabilir ve bykehir yaplmtr (L
Rosen, kiisel konuma).

25
lman, 1986'da % 100) , "okuyamama" oran ( 1960'da yetikin
lerin drtte biri okuryazar, 1986'da onda biri) , "duvarlarn yr
tlmas" ( 191 2'den beri gerekleen gn %90' son yirmi yl
da) , arsa fiyatlarnda patlama ( 1960'la 1970 arasnda % 1000).
Ama tek bana en ok ey ifade edeni herhalde Sefrou blge
sindeki kyl nfusun kentli nfusa orandr (Sefrou'nun 10
kilometrekare ile en byk ehir olduu 2000 kilometrekare
alan): 1960'da bire drt, 1986'da bire bir. Terkedilen kyler,
ar ehirleme, topraktan ka, tarmsal kapitalizm , parlak
klarn ekicilii: adn ne koyarsanz koyun ve neye balar
sanz balayn, Sefrou'nun igali ar, acmasz, hzl ve ok ga
rip bireyler olmadka, geri evrilemezdir.
Ayn zamanda organizasyonu bozulmutur ve bu sadece i
gal edenler iin deil herkes iin geerlidir. ehir kendilerine
"Gerek Sefrouiler" diyen ve imdiyi gemi olmad iin sev
meyen eski yerleiklerle, imdiyi gelecek olmad iin sevme
yen yeni g edenler arasnda blnmtr ve blnm ol
duu grnmektedir. Eski yerleikler ehrin dev, ekilsiz bir
kye dntn ve dnyalarnn kuatldn dnrler.
Gmenler de ehri ilgilerine kaytsz, varlklarna dman bir
deimez ve geilmez kanun ncelikleri a olarak grrler.
Bir g atmas, bir g sava ve belki de hepsinden nemli
si bir kltr atmas: tutunmaya alan bir ehirli toplum,
ieriye girmeye alan bir ky ounluu.
Bunun bir gzlemci iin nemi (sadece ve en bata bir gz
lemci iin olmasa da) anlk karmaayla glgelenen berraklk
ve tasarmdr. rm ve duraan eski ehir, yeni ehrin or
tasnda ada gibi kalmtr, pazarlar dank ve odaksz hale gel
mitir, politik hayat hem daha paral hem de daha ynelim
sizdir, din tanmn kaybetmi ve enerj i kazanmtr, kadnlar
artk ie gidiyorlardr. nsann srekli sral resimler toplad
ve tam da resimleri yle byle sraya koyduu anda resimle
rin daldklar hissi; henz canl (ve yeleri onu korumak
iin canlandka baz ynlerden gittike daha da canlanan) bir
kent geleneiyle bu gelenein kategorilerini aan bir kent ha
yat arasndaki gerilimin yaygn , bariz ekilde zlemez ve
26
kronik olduu hissi ve ne olursa olsun artk kimsenin Fez yo
lundaki ykseltiden grlen o kalemle izilmi gibi duran
manzaray, hatta 1960'lardaki blm balklarn gremeyece
i hissi insan, deiimin gzlemcisi, analizcisi, hakimi ve va
kanvisi kadar nesnesi haline de getirir. Artk etnografik bilgi
nin duruma bal anndalklarmdan, ele alnmaya allan d
nce ve durumlardan kamak, zamana bal snrlardan ka
maktan kolay deildir ve yleymi gibi davranmak ok daha
aldatcdr.

Gerekler ite byle. Ya da en azndan, ben yle sylyorum.


Bende ya da okuyucularmda beliren phelerin bu ve benzeri'
muhasebelerin dayand ampirik temellerle sadece ksmen il
gisi vardr. Antropolojik kantn temel donelerinin olduklar
ekliyle (mekanik veya fizyoloji gibi daha drst ilerin taklit
lerini ayr tutarsak) , byle phelerin dile getirili ekli tam da
budur ve ou zaman, susturulabildikleri dzeyde susturulur
lar. Dipnotlar yardmc olurlar, aslnn ayns metinler daha da
yardmc olurlar, ayrntlar etkiler, saylar normalde gn kur
tarr. Ama, en azndan antropolojide, pek de ie yaramazlar:
zorunlu tabii ki, ama yetersiz , sylenmek istenen de deil as
lnda. Problem -doruluk, nesnellik, gerek, gvence- baka
yerde yatar ve metodun becerilerine de kapaldr.
Bu, ksmen byk ve nemli idealliklerin ne anlamda aln
dnda yatar. ("Nesnelliin" neyi nlemesini bekleriz : tutku,
grecelik, sezgicilik, nyarg? Doruluk neyi ister: hassaslk,
sadakat, ikna edicilik, zgnlk?) Ama, daha eletirel olursak,
gelitirmeleri beklenen diskurun ileyilerinde yatar. Nasl
oluyor da, her eyden sonra, gzatlm deneyimler ve yar a
hit olunmu olaylarla balayarak, bir insan, bazen yapt gibi,
oluturulmu, anlatlm ve yazlm gereklerle bitirebiliyor?
yle grnyor ki, ana olarak, yol boyunca bir ekilde birle
tirilen zet figrlerle: olaylarn nasl balandyla ilgili geliti
rilmi grntler. Pare'yi politik agon [arena] olarak sermeye
27
ve Sefrou'yu manevi manzara olarak resmetmeye karar ver
mek, ki bunlar birer karardr, benim tanmlarmn tanmlad
dnyay gzler nne serer. Varolann yannda, gerein ne ol
duu ve bizim ondan ne kadar anladmz (polarize edilmi
fark, koreografa dzenlenmi vahet, obsesif meguliyet; mo
dellenmi ekil, gmen akn, sosyal bulanklk) kanlmaz
olarak gerekle ilgili konutuklarmzda aa kar.
Soru udur: Gerekle ilgili konumalarmz kaynan nere
den alr? Yine, tercih edilen cevap, gzlerimiz ardna kadar
ak, ilgilerimiz bir kenara ayrlmken ve metodlarmz ie
kotuumuzda nmzde ne buluyorsak o olduudur. Her
ey kendisidir ve baka bir ey deildir; agon'lar agon'dur,
manzaralar manzaradr. Kavraylar -inanlar, grler, uyarla
malar, kararlar- icat edilebilir, bakalarndan dn alnabilir,
teorilerden karsanabilirler, hatta onlara ryalarda ve iirlerde
rastlanabilir. Ama kullanlmalarna onay veren meselelerin du
ru biimidir. nemli olan byle anlatmaktr.
Yani, yle sanyorum; kesinlikle tersini savunmay denemek
istemem. Fakat meselelere byle bakmann (kafada birletiri
len fikirler, hayatta yerine konan eyler ve bunlarn ikincisinin
birinciyi yontmas) antropolojik almada bilgiye nasl ulal
dn anlamaya yardmc olup olmayaca phelidir. Pare'nin
gerekten mcadeleler silsilesi veya Sefrou'nun gerekten da
lan bir ekil olup olmadn sormak biraz da gnein ger
ekten bir patlama veya beynin gerekten bir bilgisayar olup
olmadn sormak gibidir. Sorun u: Bunu syleyerek neyi
sylemek istiyorsunuz? Sizi nereye gtryor? Baka benzet
meler de vardr -gne bir frndr, Sefrou bir ay bahesidir;
Pare bir danstr, beyin bir kastr. Benimkileri ne karan ne?
Onlar neren veya yanl yaplmamlarsa nermeyen, on
lardan kan daha te figrlerdir; dier meselelerin deerlen
dirilmeleriyle kesierek ngrlerini genileten ve durularn
derinletiren daha ileri deerlendirmelere yol ama yetenekle
ri. Her zaman olan baka bireylere, baka bir gzatlm dene
yime, baka bir yar ahit olunmu olaya gvenebiliriz. Gve
nemeyeceimiz ey ise, olduunda hakknda syleyecek ie
28
yarar bir eyimiz olup olmayacadr. Gerekleri tketmemiz
tehlikesi yok; iaretleri tketmemiz ya da en azndan eskileri
nin zerimizde lp gitmesi ise muhtemel. Bilincin gerein
peisra gelen, ex post, hayat takipisi doas -nce olay, sonra
formlasyon- antropolojide genellikle, srekli bir olan bitenle
birlikte gidebilen sylem kurma abas olarak ortaya kar.
Sylem sistemleri, olup bitenin kantlarla bezenmi halde
argmanlar ve iddialar eklinde sunulabilecei temsil yaplar
kurmak, sahiden olanlar anlatmak iddiasndaki antropologla
rn, ki oumuzun byle bir iddias vardr, amaladklar ey
dir. Ve de kar durduklar. Kahinlerin malik olduu, phe ve
itirazlarn doru olarak yneltildii de gerein verili biim
leri deil, byle sistemler, yaplar, iaret konfigrasyonlar,
syleyi yntemleridir. Benim iki ehirle ilgili hikayem fark
belirlemeye ynelik deildir; bu fark yorumlayc almada
kullanmaya yneliktir. imdi dorudan basklarndan kurtul
mu halde balamam gereken yerden, yerel olaylardan balar
ken istediim, byle olaylar aan ve evreleyen meselelerle il
gili bir konuma biimi gelitirmek ve sonra da tekrar zerle
rine kapanmaktr -yllar ncesinden orta yerine beceriksizce
dtm girdap ve akntlardan, daha nce de sylediim gi
bi, bir anlam karabilecek temelden farkl bir dil szmek.
Bir etnograf iin mesele bir eyin bir bakasna, onun bir
ncsne, sonra da kim bilir neye yol amasndan ibarettir.
Pare ve Sefrou'nun tesi, berisi, evresi, bu iki ehrin nnde
durmak, zerinde umak, onlara balanan ve evresinde do
lamaktan gereksiz bilgiden daha fazlasn bekleyen her proje
de yeri olmas gereken dev bir -onlara ne demeliyim? alma
lar? Epistemeler? Sosyal formasyonlar? Gerekler?- dizisidir.
Bu eit bir syleme balamak ne kadar zor olsa da bitirmek
daha zordur.
Herhangi bir insan, bin yllk tarihleri haftalk katliamla
ra, uluslararas atmalar yerellie balarken tek bir sebep
bulmak ve imdiki durumu anlamak maksadyla alr. Pirin
veya zeytinin ekonomisi, etnisite veya dinin politikas, dil ve
ya savan ileyileri, bir dereceye kadar, son yapya lehimlen-
29
melidir. Corafya, ticaret, sanat ve teknoloji de yle. Sonu,
kanlmaz olarak, engelleyici ve titrektir; kt kurulmutur,
tatmin edici deildir: byk bir hner. Antropolog veya h
nerlerini karmaklatrmaya, kendi stlerine kapatmamaya
alan herhangi biri, zekasyla ipini koparm manik bir mu
cittir: Richard Wilbur'un arka bahede, sakin bir havada zepli
nini monte eden Tom Swift'i.7

7 R. Wilbur, "Folk Tune," The Beautiful Changes and Other Poems iinde (New
York, 1947), s. 27.

30
iKiNCi BLM
lkeler

Dnya lkelere blnr. Kutuplar ve okyanuslar; Pasifik, Kara


yipler ve Atlantik'te birka ada, Vatikan, Kanal Blgesi, Cebeli
tark, imdilik Bat Sahili, 1997'ye kadar Hong Kong, 1999'a ka
dar Macao dnda dnya zerinde ad unun Cumhuriyeti, bu
nun Halk Cumhuriyeti, bilmemkimin Birlii, Krall, Emirlii,
Konfederasyonu, Devleti olan snrl, srekli bir yzey paras
na ait olmayan nokta yok gibidir. Bu yzey paralar ayrktrlar
(bir nokta ikisine birden ait olamaz), kategoriktirler (bir nokta
bir lkeye ya aittir ya da deildir) , belirleyicidirler (bir lkeye
ait olmayan nokta yoktur) ve artk Pakistan ve Banglade iki
ayr lke olduundan, kesintisizdirler. Kesin snrlar ierisinde
karklklar olsa da -Kuzey lrlanda ve Bat Sahra, Gney Sudan
ve Dou Timor, eski Sovyetler Birlii'ni oluturan topraklardaki
sama sapan karmaa- artk kesin bir haritamz var. Hi dei
medii anlamnda kesin deil: bugnlerde Rand McNally nere
deyse her gn yeni bir bask yapmak zorunda kalyor. Her gn
deise de, "halklarn" doldurduu ve adna "devlet" ya da
"ulus-devlet" denen "lkeler" den olumas kesin.
Tabii ki her zaman byle deildi ve dnyann ou yakn za
manda bu hale geldi. Herhangi bir tarih atlasnda bol bol gre
bileceiniz dank imparatorluklar, kltr alanlar, ticaret bir-

31
likleri, ehir devletler, ortak idare edilen lkeler, balaklklar,
smrgeler, serbest limanlar, kefedilmemi yerler, snr olma
yan krallklar, mandalar ve yar-bamsz koloniler ok deil,
daha dn kayboldular ve Antik lnds'le ilgili kitabnn adn
"Pakistan'n Be Bin Yl" koyan politika merakls ngiliz arke
olog arkasna deil, iki yanna bakyordu. Fas veya Endonez
ya'nn (ilki [Morocco) 16. yzylda bir ehir isminden, dieri
19. yzylda yaplm bir dilbilimsel snflandrmadan gelmek
tedir) 1930'lardan fazla geriye giden bir tarihi yazlamaz; bu
yerler veya adlar daha nce varolmad ya da bamsz olma
dklar iin deil, lkeler olmadklar iin. Fas hkmdarlklar,
kabileler, ehirler ve sektler, daha sonra da smrge'lerdi. Endo
nezya saraylar, kyller, limanlar ve hiyerariler, daha sonra da
indische heren di . Renkli okgenler oluturmuyorlard.
'

Her iki lkede de, ki imdi az ok lke saylrlar, oluumla


rnn grnteki sonlan, tarih bilenlerin gznde bile, ya
kn zamanda lke olduklar gereini bulandrr. Orada yaa
yan ve artk adna yurtta denen insanlarla orada yaamayan
ama turist, diplomat , iadam, gazeteci, yabanc, casus veya
antropolog olarak gelenler iin kartografik kimliin youn sisi
-koyunlar bile Fasl grnr, yanardalar bile Endonezyal gi
bidir- yerlerin kaza eseri ve isimlerin fikirler olduunu hatrla
may zorlatrr. Vatandalk, en azndan vatandalar iin, yeni
durur, ama kimlik yeni deildir; her zaman bir devletimiz ol
mamt ya da ok fazla devletimiz olmutu , ama biz, ezelden
beri olmasa da, pirin tarlalar ve Barabudur'dan, slam ve
Arap istilalarndan beri , kendimizdik.
Kltr, corafyay, politikay ve insan, eksiksiz olmasa da
yaklak olarak mutlak haritann ayrk sahalarnda bir lkeler
meselesi dzeyinde gren bu anlay gemiin bir giri, gelecein
de sonu olarak grlmesine yol aar -sabit bir konusu olan ta
rih. Zamann oku yukary gsterse ve karanlk bir gemiten da
ha az karanlk bir gelecee doru ilerleme hissi gl olsa da, bu
tam olarak "whigcilik" * deildir. eylerin imdiki hali algy ne-
(*) lngiltere'de Liberal Pani'ye verilen dier ad. Muhafazakar Pani'ye Tory, i
Partisi'ne Labour denir - e.n.

32
redeyse tamamen basklasa da, sadece imdiki zaman ne kar
mak da deildir. Daha ok zclk illzyonu diyebileceimiz bir
eydir bu. Rejim tanmnn yaylm kategorileri, Feodalizm veya
Smrgecilik, Ge Kapitalizm ve Dnya Dzeni, Neo-Monari
veya Parlamenter Militarizm arasnda dar kmaya alan bir
yerleik ylelik, derin Fasllk, isel Endonezyallk vardr.
Byle bir kavraya genellikle milliyetilik denir. Bu kesin
likle yanl deildir, fakat gruplanamayan gruplayan ve ite
hissedilen aynmlan belirsizletiren bir baka yaylm kategori
olarak, grndnden daha az kesindir. Her zcln ken
di ylelii vardr ve Fas veya Endonezya'ya neler olup bittiini
grmeye gelen hi kimse bu zclkleri birbiriyle kartrmaz
veya genel insanlkla ilgili yksek banallklar veya kendini ifa
de iin evrensel bir ihtiyala tatmin olmaz. Bir lkeye gelmek,
herhangi bir lkeye ama zellikle bu ikisinden herhangi birine
gelmek, insann derisinde hissedebilecei kadar elle tutulur ve
daha da derinde hissedebilecei kadar zc bir deneyimdir.
Zorluk bu deneyimi dile getirebilmekte, genel gre aabil
mekte yatar. zlenimcilik, develer ve minarelerin, pirin teras
lar ve glge oyunlarnn armlar, eylerin seyahat posteri
gibi grnmesine yol aar. Ampirisizm, kltrel detaylarn
saksaan zeniyle toplanmas, etnografik bir telefon defteri ya
ratr. Ve temaclk, ar duygular ve byk fikirler, tarihi ope
ralar yaratr. Ama Fas, Gney Rivyeras, bir eit posterdir,
bin ada (eer kayalar da sayarsanz ondrt bin) ve birka yz
dille Endonezya da telefon defteri ve uzun sreler boyunca
sessiz kalmayan her iki lke tarihi operalardr; bu kadar imge,
kaba ve indirgeyici olduklar kadar, bir insann artk zorunlu
olarak nerede olduunu dnmeye balad ve sonra, gere
in stne, yerlerine daha az zet, daha az harici ve daha az
ykl bireyler koymaya alt noktadr.
Aynca bir nefeste bu iki lke hakknda konumak isteyen
birinin nnde duran rahatsz edici benzerlik ve farkllklar
sorusu vardr.1 Tabii ki farkllar. Endonezya ( 1989 itibariyle)
1 World Bank, World Development Report 1991 (New York, 1 991); World Bank,
Trends in Developing Economies (Washington, D.C., 1 9 9 1 ) ; World Bank, Thc
33
Fas'n yaklak yedi kat nfusa , drt kat yzlme, drt kat
GSYlH'ye, bete ehirlemeye, iki kat byme hzna, ya
rsndan biraz az kii bana gelire, drt kat d ticarete ve iki
kat okula kaydolma oranna sahiptir. Fas Fransz ve spanyol
larca neredeyse krk yl koloni olarak igal edildi; Endonezya
ise Hollandallarca yaklak yzelli yl. Atlantik ve Sahra fr
tnalar arasnda skm Fas scak, kuru ve Afro-literal'dir; y
ln yarsnda Asya rzgarlarnn slatt, dier yarsnda da
Avustralya rzgarlarnn kuruttuu Endonezya ise lk, nemli
ve Malayo takmadalarndaki gibidir. Endonezya'da petrol var
dr, Fas'la yoktur; Fas'ta fosfat vardr, Endonezya'da yoktur. Bir
tarafta buday, zeytin, portakal ve yn, br tarafta pirin, e
ker, kahve ve kauuk. Peeler ve saronglar; atlk ve bale.
plm yzk, yatay baeme.
Fakat arpc benzerlikler de yok deildir. Her ikisi de slam
lkesidir; Fas neredeyse tamamen, Endonezya yksek oranda.
Her ikisi de, Avrupa'nn kinci Dnya Sava'nda yaad pres
tij depremlerinden -Japon igali, Vichy ibirlii- sonra uzun ve
ac milliyeti devrimlerle ortaya kmtr; Endonezya'nnki bi
raz daha halk, Fas'nki biraz daha youn. (Yine 1989 itiba
riyle) Yaklak ayn ortalama hayat sresine, retim yapsna,
nfus art hzna, demeler dengesi durumuna, enflasyona,
ihracat gelirleri- GSMH oranna ve kii bana kalori tketimi
ne sahiptirler. Her ikisi de bir binyl boyunca uygarlam, be
yzyl boyunca Bat tarafndan smrlm ve yirmibe yl
boyunca, Dnya Bankas'nn (btn bu verilerin kayna ora
sdr) dikkatle "alt orta gelir seviyesinde gelimekte olan lke"
dediklerine yaktrd ekilde, politik olarak istikrarldrlar.
Her ikisinde de asimile edilemeyen ya da en azndan imdiye
kadar asimile edilememi aznlklar vardr -birinde Yahudiler,
dierinde inliler. kisi de Marksist veya demokratik ve imdi
lik, dini olarak kkrtlm, zengin veya fakir deildir.

World Bank Atlas, 1991 (Washington, D.C., 1991). Endonezya zerinde " yz
elli yllk" Hollanda kontrol bir eit mittir: Java dnda salam kontrol ancak
son yzylda ve baz yerlerde de bu yzyln banda saland. Fas iin de benze
ri geerlidir: Atlaslarn baz ksmlan 1 920'lere kadar "dindirilememitir".

34
yleyse bir lkenin tam olarak ne olduunu sylemek, l
keyi bir gc ve ekli olan bir sosyal gereklik olarak tanmla
mak, mutlak haritann dzlem ekillerinin veya bir insann
Fas tarm ve Endonezya mutfa, Fas hallar veya Endonezya
brokrasisi hakknda konuurken sergiledii monografik ra
hatln gsterdiinden ok daha karmak bir eydir. Hem bir
fiziksel varlk, hem de soyut bir fikir -farkl ekillerde geirgen
snrlar iinde bir saha; farkl dzeylerde okunabilecek dev
bir iaret- olarak her iki ynde indirgemeye direnir: materyal
lerin nominalist dili ynnde ("Fas tarm Fas'ta yaplan ta
rmdr") veya ideal formlara ait platonist bir dil ynnde
("Endonezya mutfa iinde Endonezya ruhu olan yemekler
dir"). Her yap gibi -bir hal, bir brokrasi, bir disiplin, bir ye
mek veya profesyonel bir gezginin nereye gittiini anlatma a
balar- yapld eyden nasl yapld ve ne gibi kullanmlar
olduu kavranarak anlalabilir.

"Fas" veya "Endonezya" iin, en derin ve genel gndergeleri


olarak daha genel ve youn, ithal edilmi, ou zaman da tek
tarafl "devlet" (Arapa dawla, Endonezyaca negaraJ , "ulus"
(umma, bangsa), "anavatan" (watan, tanah air) veya "ulus-dev
let" (pek ok dilde gayet mantkl nedenlerden dolay tam kar
l yoktur) gibi terimler yerine zlm ve belirsiz "lke"
(blad, negeri) terimini semek, ilevsiz bir anlambilimsel hare
ketten daha fazlasdr. Bu, szkonusu kavramlar hakkndaki
alldk dn biimini (dengesiz rejimlerin bilgisiz insan
lar bask altnda tutmas) sorgulamak ve bir baka dnce
biimi nermektir: politikann plk olarak kullanld tari
hi manzaralar.
Bir insan Endonezya ile ilgili arpan ilk ey (en azndan Ca
karta'nn bakanlklar, ajanslar, enstitleri ve polis karakollar
arasnda dolarken beni arpan ilk ey) imdinin bir keltisi,
km kolonyalizmin saf bir rn olduu, Fas'la ilgili arpan
ilk eyse (Rabat'n Ozymandian kabartmalar ve bunlarn Yeni-
35
Arap stili taklitlerine bakarken) alavere dalavere ve ansn yar
dmyla 20. yzyla ulamay baarm bir Rnesans prenslii,
bir anakronizm olduudur. kinci olarak arpan ise (bakentle
rin ekiciliinden uzak uzun bir sre sonra) bu yarglarn yanl
olduudur. Bu da insann niye o kadar ok yerli ve yabanc ana
lizcinin ve insann kendisinin yine de bu yarglara byk gle
bal kaldn dnmesine yol aar. Bu lkeleri anlatan (Indo
nesia: The Possible Dream; Le Fellah Marocain; Defenseur du Tro
ne; Revolt in Paradise; The Commander of the Faithjul) ve Endo
nezya'y bir halk devrimini gerekletiren veya gerekletireme
yen bir lke olarak grmeyen ok az kitap vardr,2 Fas' kralnn
prizmasndan grmeyenlerin says daha da azdr. Bu yerlerin
bizim onlara baklarmzda ve onlara beslediimiz umutlarda
olduu kadar, kendilerini kendilerine ve bakalarna sunula
rnda sistematik olarak yanltan bir ey vardr.
O hikayelerine olan bu eilim -bitmemi devrimin ini k
lar, korumac monarinin manevralar ve hinlikleri- ksmen
her iki lkedeki post-kolonyal tarihin bir rndr. Uluslara
ras politikaya insafsz, bir kerelik dallar (Yeil yry, Ma
lezya gerilimi) kadar stste gelen blgesel ayaklanmalar, kr
sal bakaldrlar, baarsz suikast giriimleri, neredeyse baarl
olan darbe giriimleri (havaalan cinayetleri ve lmle sonla
nan piknikler) blgeyle ilgili neredeyse herkeste endie uyan
drd; sadece merkezin tutunup tutunamayacann deil, mer
kezin aslnda ne olduunun belirlenmesine mdahale eden ya
banclar, bununla baa kmaya alan yerliler. Eer (hep sy-
2 H. W. Jones, Indonesia: The Possible Dream (New York, 1971); R. Leveau, Le fel
lah marocain: Dtfenseur du trne (Paris, 1976); K'tut Tantri, Revolt in Paradise
(Londra, 1960) ; ]. Waterbury, The Commander of the Faithful (Londra, 1970).
Fas'a dair kralc bakn ar kuvvetli bir versiyonu iin bkz. E. Coombs-Schil
ling, Sacred Performances: Islam, Sexuality, and Sacrifice (New York, 1989); kra
ln otoritesini daha geni ve sosyolojik olarak daha gereki bir balama yerle
tiren bir alma iin bkz. A. Hammoudi, Maitre et disciple: Aux fondements cul
turds de l'autoritarisme marocain ( Paris, 1992). (Baarsz olmu) Endonezya
devrimciliinin gl bir versiyonu iin bkz. B. Anderson, Language and Po
wer: Exploring Political Cultures in Indonesia Othaca, 1990); daha dengeli bir
bak iin bkz. D. K. Emmerson, Indonesia's Elite: Political Culture and Cultural
Politics Othaca, 1976). Benim kendi grlerim iin bkz. C. Geertz , Islam Ob
served (Chicago, 1973).
36
lendii gibi) lkeyi devlet ynetiyorsa, devleti ne ynetiyor (ya
da bizim neyin ynettiini hayal etmemiz lazm) ?
Ama yarnn gazete balklarn okuma ve belki de yazma
tutkusundan daha fazlas var iin iinde. ok eyin (aslnda
her eyin) grnr politikann geici melodramlaryla -kral
kime sempati duyuyor? (ve bunun karl ne?) Devrimin
gereklemesini salayanlar nelerdir?- belirlendii nosyonu,
her eyi daha da rten, daha derin bir hatadan kaynaklanr:
gcn, ihtiam, sihir veya elektrik gibi sadece etkileriyle ta
nmlanan btnlkl, soyut bir kuvvet haline gelene kadar,
varoluunun koullarndan ve uygulamalarnn nceliklerin
den koparlmas. Elitler onu ellerinde tutarlar, kitleler ondan
yoksun braklrlar; merkezler onu toplarlar, periferiler ona di
renirler; otoriteler onu etiketlerler, nesneler ondan kaarlar.
Ama ne olduu hala gizemlidir.
Amac gc destekle ayakta tutmak olan sa, tarafndan ya
da amac gc hayata geiren odaklar olan devlet daireleri, or
dular ve iradenin kullanm yerine baka yere nakletmek olan
sol tarafndan g hakknda sorulan yegane sorular, nerede yat
t ve kime yneltildii olduu srece de yle kalacaktr. Fas'n
kabile efleri ve ky liderleri, fkhlar ve gezgin tccarlar, Pey
gamberin soyundan gelenler ve karizmatik halk kahramanlar
bulutunun onbir yzyl boyunca dev bir kiisel sadakatler, d
manlklar, komplolar ve ihanetler labirentine dnm ve En
donezya'nn geni bir halklar, topluluklar, inanlar, diller, al
kanlklar ve hayat ekilleri ynn bir ideolojik st-kltre ek
lemlemesi bize bu lkelerin doalar hakknda Leviathan hika
yelerinden veya politikann nllerinin deien kaderlerinden
daha fazlasn anlatr. Devletler edebiyatlar kadar btnlkl,
yerel temelli ve farkl ve en az onlar kadar zgndrler.
Fas bir kere mutlak kendini sunuunun tesine bakldn
da, bir monopol despotizminden ok krk krsal kesimin mik
ro-evreleri -dalar, stepler, platolar, sahiller, ller, vahalar, sra
da eteklerindeki blgeler ve alvyal dzlkler- boyunca uza
nan ve en dar ve kiisel sosyal kelerine -ailelere, komu evle
re, pazarlara, kabilelere- kadar ulaan dzensiz bir kk, daha
37
kk ve yine daha kk mikro-politikalar sahasdr, her za
man da yle olmutur. Her eyin temelinde bazen patronluk,
bazen mterilik denen ve Fasllarn edq (ayn anda sadakat,
gven, dostluk ve gerek anlamlarna geliyor) dedii kiisel ta
nklklar arasndaki aracsz, birebir, dankl ihtiya ilikileri
yatar. Daha byk balantlar, benzer ilikiler, ayn ekilde ara
csz , daha geni hareket alanlarnda kurularak elde edilir.
Manzaralardan ok adalara blnm olan Endonezya'da3
birimler, tam tersine insanlardr -suku, suku-bangsa-, birletiri
ci ortam bir genel kimlik idelojisi ve lke uluslardan olumas
beklenen yeni bir ulustur, hep de yle olmutur. Javal, Acheli,
Dyak, Dani; Mslmanlar, Hindular, Hristiyanlar, Malayllar,
inliler, Papuallar- ite bunlarn birletirilmesi gerekir. Birle
tirmek iin gereken de onlar, kader ve doalar gerei, politik
olarak birlikte olmalar gerektiine ikna edecek bir hikayedir.

Yine de farkllk hakknda konuurken ne hakknda konuu


yoruz? Kresel bir farkllamann etrafnda; yerler hakknda
bir hikaye, bir analiz dzenlemek ya da belki sadece bir hatr
latma olur bu, szn ettiimiz edq ve suku rneinde oldu
u kadar parlak ve kalc olsa da -bir arada tutulan bir lke,
birinde yaylm zel sadakat alaryla , dierinde, daha gven
siz olsa da , kltrel birliin soyut ideolojileriyle- dier ular
seilseydi, dier ztlklar kurulsayd dier olaylarn grntye
girecei ve dier sonulara varlaca phesini uyandrr. y
le de olurdu. Ve eer ztlklar doru seilip zmlemeleri
doru yaplsayd, hakettikleri dikkati ekerlerdi.
Ama bir farkla bir ikilik arasnda fark vardr. Birincisi bir kar
latrmadr ve balant kurar; ikincisi bir yarlmadr ve yaltr.

3 Endonezya'da "etnik" blnmelerle ilgili genel bir deerlendirme iin bkz. H.


Geertz; "Indonesian Cultures and Communities," R. McVey, Indonesia iinde
(New Haven, 1963), ss. 24-96. Aynca bkz. ]. L. Peacock, Indonesia: An Anthro
pological Perspective (Pacific Palisades, Calif., 1972); C. Geertz, "The lntegrati
ve Revolution: Primordial Sentiments and Civil Politics in the New States," C .
Geertz, der., Old Societies and New States iinde (New York, 1964), ss. 105-1 57;
C. Geertz, '"Ethnic Conllict': Three Altemative Terms," Common Knowledge 2,
no. 3 (1993): 54-65.

38
Fas ve Endonezya'nn benzemeyen ynleri onlar kesin tiplere,
doadaki trlerin sosyolojik karlklarna ayrmaz; bu ynler
karlkl ereveler izerek, berraklatrarak birbirleri zerin
den yansrlar. Ya da bana yle yapyorlarm gibi grnyorlar.
Endonezya'yla ilgili, altmlarn ortasndaki olaylarla sarsldk
tan sonra, Fas'ta almann daha cesurca olacana karar verdi
imde, hemen Endonezya'ya gitseydim renmi olacamdan
daha fazla ey rendim. Fas'la ilgili de, olaylar yetmilerde tek
rar durulduunda, Endonezya'ya hi de endiesiz olmayarak
geri dndmde, kendimi, bir baka uygarln orta yerinde, o
zaman Kuzey Afrika'da bulduum zaman yaptm gibi snrla
yarak renmi olacamdan fazla ey rendim. Toplumlar, ta
rihler, kltrler, devletler arasnda gidip gelmek, nce bir yn
den sonra baka bir ynden bakmak; bu lkeler hakkndaki g
rm byle kurdum. Bu yzden byle sunmak doal ve d
rste grnyor. Kart durumlar kar karya.
yleyse, elimizdeki durumda eyleri ileriye ve geriye doru
grme hakkn verili kabul edersek, bu iki lke gibi ge oluan
ama erken beliren lkeler, neredeyse bin yldr yerler olan
("En uzak Bat", "Rzgarlarn altndaki topraklar" ) , ama en
ok birka yzyldr merkezi ya da yan-merkezi devletler
("Al-Makzan" , "Le Protectorat du Maroc" , "Al-Mamlakat Al
Magribiya" , "Mataram" , "Oost Indie" , "Republik Indonesia")
olan bu yerler, nasl oluyor da zamann dilimlere blnm
dorusu boyunca onlar nerede keserseniz kesin, o kestiiniz
noktadan daha nce olanlar hatrlatan ve tamamlayan, daha
sonra olacaklar da balatan ve ngren kesin bir karakter gs
teriyorlar? Niye bu kadar ok ve bu kadar keskin ve derin de
iimden sonra bile -hanedann devrilmesi, ticaret patlamalar,
yabanclarn istilalar, teknoloj ik dnmler, inanlardaki de
iiklikler,- bir ekilde, gelimeye, moderniteye ve gelenein
ktlenmesine dnk en zgrlk ve modern kafal yurtta
n, ne kadar ldrtc olsa da (neden, tanrm, neden hi de
imiyoruz) grmeden edemedii kalc zellikler sergilerler?
Bu eit bir eye, boluklar ok bilgili insanlar ve uzman bi
lim adamlarnca sonsuz ayrntlarla rlm tarihlerinin de-
39
vamll yeterli bir neden olarak grnen daha iyi belgelen
mi lkelerde -ngiltere, I. Ve il. Elizabeth; Japonya, Tokugawa
ve bugn- bolca rastlarz. Bu duruma gerein daha przl
olduu daha kt dokmanlanm lkelerde de rastlamak, da
ha farkl bir ey olduunu gsterir.
Devamllk, varolduu derecede, olayn, farkl ekilde yo
rumlanabilecek durumlarn imkansz bir zincirinin veya zn,
zamanda akan belirli bir iselliin devamll deildir. Politik
hedeflerin devamlldr: Fas'ta olduklar yere kk salm kii
sel sadakatlerden devlete benzer bir ey yaratmak: Endonez
ya'da ayn devleti farkl ve dman kolektif kimliklerden kur
mak. Yandalarn toplayan Almoravid'lerin ve Almohad'larn
Sahara ncesinin palmiyeliklerinden ve anti-Atlas'n dar vadi
lerinden kuzeye, Atlantik dzlklerine, Akdeniz'e ve End
ls'e kmalarndan (onbirinci yzyln ba ve onikinci yzy
ln sonu) veya Majapahit'in oturduu yer olan kuzeydou ja
va'nm iplik yuma gibi nehirlerinden Asya'nn altda biri ze
rinde ruhani liderlik iddia etmesinden ( 1300'ler) beri her iki
lke de aralklarla yaylan blgeciliin sahas olmutur. Ne za
man ve nereye baktnz farketmez. Fas'ta greceiniz ilerle
yen, gerileyen, yerinde sayan blgesel kaynakl hareketler; En
donezya'da greceiniz ise byyen , klen, savunmaya ge
en kltrel olarak ayrk topluluklardr. Kalan ya da uzun s
reden sonra kalm olan, bu lkelerin olduklar ey deildir.
Hala bu lkeler amalarn kesitii toprak paralardrlar. Ka
lan, kar durduklar eydir: farkllk, dalma durumu ve ara
csz mutabakatln kalcldr - bir durumda bireylere, ka
rakterin gcne, dierinde biz'lie, benzerliin gcne.

Fas ve Endonezya'nn politik soyaalarmn herhangi bir yeri


ne bakarak ou empatik ve neredeyse tamam erkek kiilikler
arasnda bir oyun olan edq politikasyla, kendilerini daha b
yk btnlerde eritme abalarna eitli ekillerde yant veren
halklar arasnda bir oyun olan suku politikas arasndaki bu
40
kartl grebilirsiniz -her eyin dmanlk ve datma oldu
u , Avrupa dzeninin yerletirilmesinden nceki dnemde;
baka bir lkenin snrlaryla btn btne erevelenmi bl
gelerdeki modernite ve rka dayal hiyerarinin, en azndan
ykselmekte olanlara ve en azndan bir sre iin doru, doal,
ak ve kalc grnd, Protektora veya Hollanda Dou
Hindistan idaresinin aldatc baarl zamanlarnda veya yerle
rine planlamalarn, yatrm politikalarnn, yardm paketleri
nin ve modern devletin hava yollarnn konduu zaman.
1520, 1925 ve 1986'da makine farkldr, kullanma sunulduu
alanlarn en azndan bir ksm da yle. Ama, g veren duygu
lar farkl deildir ya da ayn oranda farkl deildir.

Fas'ta 1 5 20'de (geleneksel olarak deerlendirilecek kadar


uzak, bugne ata olarak kabul edilebilecek kadar yakn bir
balang noktas) Fez'de, ehrin iinde dini kiilikler arasnda
sekter blnmelerle, ehrin dnda da zincirleme reaksiyon
halini alan macerac kopularla alt kazlm, lmekte olan bir
kabile hanedanl vard. Dalarn arasna skm gneyde,
Sudan'la yaplan karavan ve kle ticareti zerinde kontrolleri
ni salam ve kendilerini Peygamberin miraslar, Azizler ve
Yeniden Kurucular ilan eden liderleri kuzeye, ilk nce Mara
ke'e, son olarak Fez'e, oradan da kendi hyanet ve dleri
ne hareket eden bir Sufi hareketi toplanmaktayd. Denizden
beslenen Portekizli (ve Cenoval) tccarlar Atlantik sahili bo
yunca karanlk spanyol garnizonlarna akl kalmlard; s
panyol (ve Cenoval) olanlar da, biraz daha kapal yrelerde,
Akdeniz boyunca akl kalmlard. Hepsi birbirine, sonra da
baka bir yerel kuklaya bal Osmanl paral askerleri de dou
dan, Cezayir tarafndan bastryorlard. Dinci bir ehir devlet,
ou zaman etkisiz olarak, kuzeydeki tepelerden Hristiyanla
rn zerine gidiyordu. Kutsallk zrhna brnm silahl
mnzeviler, mehur marabut'lar, Atlas'lar, Rif, stepler ve yk
sek platolara serpitirilmi kale haline gelmi tapnaklarndan
saldryorlard. Ve dou n-Sahra'da, bir zamanlar Kahire'yi
T imbuktu'ya balayan efsanevi pazar Sijilmassa'nn ykntlar
41
arasnda, bir buuk yzyl sonra imdiki monari Suriye kay
nakl Alevilii douracak belirsiz alkantlar balamt.
Califomia benzeri bir sszlkta dalar, ller, orak toprak
lar ve denizlerle kurulmu, en fazla bin kilometre uzunlukta
ve yars kadar genilikte bir lkede, fazla balantsz olmayan
mikro-evre konusundaki zenginliine ramen (bu yn de
California'ya benzer) bu derece politik danklk,4 Fas iin bi
le, biraz fazladr. Ama ok da fazla deil. 17. yzyln ortas,
18. yzyln sonu ve 20.'nin ba pek de farkl grnmez - sa
dece silahlar deiir. Hedeflerine ynelik ibirlikleri kuran ve
sadece ksmi, anlk ve dengesiz zaferler kazanan buyurganlar
bulutunun, kyl ve kentli, dinci ve askeri, tccar ve babadan
asil, mektepli ve alayl, yerleik ve gezgin resmi tematiktir. Ve
sadece gemie ait deildir.
O zaman Meknes'te (ilk kaleleri) bulunan Alawi hanedan
nn profesyonel ordu gibi grnen bireyler kurmaya balad
18. yzyln balarnda veya en sonunda Fez'in diplomasisi ii
ne girdii ve dzgn bir ynetici kadro gibi grnen bireyler
kurmaya balad 19. yzyln ortalarnda bile gcn temeli
hala kiisel, krlgan, duruma bal ve danktr. Aralarnda
ngiliz ve Franszlarn gittike artt, kanuna uygunluk, mer
keziyetilik ve emir-komuta zinciri a yabanclar iin bu do
al dzenin Douya zg bozuluu, bir eit Moorcu* rme
ve ilere karmak (zaten her trl karyorlard) ve her eyi
doru yola koymak iin mkemmel bir nedendi.
Bunu yapmak zaten balbana bir problemdi. 1900 ile yir
milerin ortalar arasnda, Protektora'nn Fransz veya spanyol
versiyonlarnn nemli bir askeri g olarak belirmesinden n
ce, o atst romantii, "bir imparatorluu bir cumhuriyete tes
lim eden adam" ,5 nce General, sonra da Mareal olan Lyautey

4 Bkz. W D. Swearingen, Moroccan Mirages: Agrarian Dreams and Deaptions,


1 912-1986 (Princeton, 1987), s. 59.
(*) Berberi ve Arap kaynakl Marib tarafnda 18. yzylda ortaya km tarikat -
e.n.
5 Cmle, Prenses Marthe Bibesco'dan, A. Maurois, Lyautey'de alntlanmtr
(New York, 1931), epigra f ve s. 258.

42
komutasnda -Figuig'in evresindeki lde, Khenifra'nn arka
sndaki dalarda, Casablanca sahillerinin arkasnda, Marake'in
nndeki dzlklerde ve en grlmeye deer olanlar iki Fez
kuatmasnda ve Abdelkrim'deki Riffian ayaklanmasnda- kan
l, dzensiz, yumruk yumrua onlarca sava (eer atmalar
da katarsak yzlerce) yapld. O zaman bile Presence europeenne
genel olarak sadece buydu: kendilerine ait balantlaryla kendi
kendilerine reyen ve atanm otoriteye ve kiisel olmayan
devlete inanmak iin hibir nedeni olmayan kiilikler arasnda
daha az Lyautey'ler, bir baka muhtemel kiilikler kmesi.
Rabat'taki kk tepenin stne yerlemi, sosyal olarak ha
vada ve yabanc bir hkmdarln vekiliymi gibi La Residen
ce denen Protektora'nn ksal (resmi olarak 19 12'de kurulsa
ve 1956'da sona erse bile, 20'lerin bandan nce kontrol elin
de deildi ve 40'larn ortasnda Vichy ve mttefik istilalaryla
izleyici konumuna dmt) kadar yapayl, neden olduu
Fas toplumunun krlgan kiiselciliinden uzaklamalarn ye
rel, ksmi, yzeysel ve ksa mrl olduu anlamna geliyor
du. Bu, ayn zamanda, birok koloninin aksine -Hindistan,
Msr, Endonezya, Meksika- donmu ve geleneki arkaik g
cn direniine kar kurulmad ve ideolojilerin srkledii
sosyal hareketlerin ykseliiyle , ayn zamanda alt kazlmaya
baland anlamna geliyordu. 20'ler ve 30'larn benzer rn
leri, ilerletici emperyalizm ve poplist milliyetilik birlikte
geldiler, birlikte kk saldlar ve birlikte g kaybettiler. Hem
Protektora'nn hem de Protektora'ya kar durmak iin ortaya
kan kitle tabanl politik organizasyonlarn paralan onla
rn kurulmasyla balamtr. Her ikisi de ksa sreler iin ve
seilen kitlelerin arasnda ykselen deerler olarak, hibir za
man tam anlamyla oturmadlar.
Lyautey 1925'te Marabut'larn sonuncusu veya milliyetilerin
ilki olan Abdelkrim'i datm olarak en sonunda ayrldnda
arkasnda, kendisinin de syledii gibi, gerekletirilmi bir g
rev ve kurtarlm bir durum brakmt. lyi sulanan kuzey ve
merkez dzlklerinde, Lyautey'in le Maroc utile [Yararl Fas]
dedii yerlerde ok byk boyutlu, dnemine gre yksek d-
43
zeyde zellemi, sermaye-youn Fransz iftlikleri kurulmutu
(zamann en iyisi olmallar) ve bu iftliklerin sahibi olan zen
gin smrgelerle Lyautey'in yerletirdii inanlmaz fazla sayda
ki mis-en-valeur [olduundan deerli) Avrupal grevli (Hin
distan' bask altnda tutmak iin gereken ngiliz memuru say
snn kat) arasndaki ittifak6 kendini lkeye balam ve l
keyi iyi ynetilen, iyi dzenlenmi, iyi anlalan ve iyi smr
len iyi bir mala dntrm gibi grnyordu. Ama bu, o g
revlilerden biri olan jacques Berque'in de syledii gibi,7 bir fa
ux ap ogee ydi [sahte doruk] . Bu ittifak, takip eden on yl iinde
'

kazayla sallanm, yirmi yl iinde kelepeye vurulmu, otuz yl


iinde de oyunun uzatma dakikalarna gelmiti.
Oyun sona erdiinde ve uzatmalar farkl , dnya-ekonomisi
gibi bir hal aldnda ortaya kan politik dzen ne kutsal me
tinlere zg bir doruluk , ahlak birlii ve dini uyan hayal
eden milliyeti hareketin lslamc kanadnn ngrd Arap
Mslman tek partili devlet, ne de merkezi planlama, teknik
devrim ve rive gauche [sol kanat] modemite hayalleri kuran la
ik kanadn ngrd halk cumhuriyetiydi. Ortaya kan d
zen, edq oyununun yeniden douuydu (daha dorusu deva
m, nk zaten hi gitmemiti): aracsz ve karlkl baml
lk ilikileri. Aslnda her iki kanat da kendileri byle yaplan
mlard - yerel st hedeflerin birletirdii ve paralad, yerel
kiiliklerin ykselie gemi koalisyonlar. eitli gelenekiler,
kabile caid'leri [lider] ve tarikat eyhleri de bu ekilde Lyaute
izmi baka yollardan devam ettirmeye alyorlard.
Alawi kralnn bu figrler karmaasnda tekrar en gl fi
gr halini almas kanlmaz deildi. Eer V. Muhammed sr
gne gnderilmese ve bamszlk mcadelesinin sonlarna
doru Franszlar tarafndan tekrar geri getirilmese kesinlikle
daha sk bir muhalefetle karlard. Monari-maninin V. Mu
hammed'le birlikte lmesiyle de bu ayrcalk artk greceli bir
meseleden fazla bir ey deildi. Monarinin tekrar kurulma-

6 D. Porch, Tht Conquest of Morocco (New York; 1983). s. 298.


7 ]. Berque, Lt Maghrtb entre deux gutrres (Paris, 1962), ss. 225ff.

44
sndan ok -zaten ok uzaa da gitmemiti, sadece Residen
ce'n duvarlar iine hapsedilmiti- kral kendinden ncekilerin
her zaman yaptklarn -yandalar toplamak, dmanlar bul
mak ve savaa girmek- baka yollardan, baka amalara yne
lik ve daha az para amal bir ortamda da olsa, yapma zgrl
ne kavumutu.
II. Hasan'n bunu gerekletirme, balantlar an en geni
haline getirirken bu edq politikasnda kendine bir yer bulma
abalar8 ok insafsz olmutu. stedii duruma gelebilmesi
iin dayanacak bir duvar, ok az ie yarasalar ve sadece kulla
nlabilecekleri zaman kullanlsalar da ne hanedann tarihi, ne
babasnn zaferleri, ne de unvannn karizmas yoktu ve tek
yapabilecei ilikilerini; doktrinler, yaplar ve kitlelerle deil,
insanlar, durumlar ve kendisine sadk olanlarla ilikilerini d
zenleyebilmek iin srekli olarak almakt.
Ellilerde, hala tahtn varisi prens olduu sralarda eski s
panyol blgesinin yerinden olmu ileri gelenleri ve lkenin
dousundan, kuzeyinden ve gneyinden bir dizi asi kabile re
isi vard. Altmlarda, tahta geiinden sonra, eitli milliyeti
kahramanlar vard. Yetmilerde halk kkrtan askerler vard.
Seksenlerde yine askerler, ehirli entelekteller ve Mslman
kktendinciler vard. Kral srekli olarak, yerini korumaktan
ok, krala balln anlamalarla saland bir sahada, yerini
kurmaya abalad. En yakn dmanlarnn ve ordu ynetim
kadrosunun 197l'de kendisine dzenlenen suikast giriimin
de ibirlii sulamasyla idam edilmesinden sonra (sylentiye
gre kral bu ii kendi elleriyle yapmt) , byk ihtimalle en
kt durumda olduu zamanda, "Bundan byle," diyordu l
kesine,9 "kimseye gvenmeyeceim." Ama tabii, ihanet edil
mi de olsa, herkes gibi gvendi. Ve imdi, altmn gemi
ken, eer sahibine bir para g kullanma yetkisini bile kazan
drmayan monari devam edecekse, babasnn yapt gibi her

8 !. W. Zartman, "King Hassan's New Morocco," ss. 1-33, !. W. Zartman, der., Tle
Political Ecnnomy of Morocco i inde (New York, 1987).
9 H. D. Nelson, der., Morocco: A Counry Sudy'de alnt, 4. bask (Washington,
D.C.: U.S. Govt. Printing Office, 1978), s. 79.

45
eyi sfrdan (ou maddi ynlerden daha iyi bir noktadan, o
u ahlaki ynlerden daha kt bir noktadan) kurmak zorunda
olan oluna saltanatn retiyor. edq egemendir.

1520'de Endonezya ve evresinde, bazs eski, ou yeni, hepsi


btn gleriyle genilemeye alan, ]ava'nn kuzey sahilindeki
ticaret devletleri, bir bir resmi lslam'a dnyorlard. Silahl tc
car gemisini icat etmi10 ve Malacca'y da ele geirmi Portekiz
liler, "krallar ve baharatlarla dolu adalarna" 1 1 kar durmak
zere Maluccas'a ulamlard. Zengin ve sava bir Mslman
sultanlk, Sumatra'nm bat ucu Aceh'te kurulmutu. Henz sla
mi ve Makassadar olmayan denizci bir devlet, Gney Cele
bes'ten yava yava dar kyordu. Baka yerlerde, java'mn i
lerinde lmekte olan Endonezyal krallklar -genellikle dendii
gibi Hindu-Budist krallklar- ve korunakl Gney Bali'de de ita
atsiz olanlar vard. Gney Malaya'da, Kuzey Celebes'te, Kuzey
ve Dou Borneo'da ve Gney Filipinler'de, ou Mslman ne
hir az ticaret kasabalar vard. Sumatra'nn ilerinde, Bor
neo'da, Celebeste ve takmadann dousundaki pek uranma
yan adalarda ou paganist byc kabileler vard. Keskin fark
llklarla, derin arlklarla ayrlm, kimi denize, riske, d
manla, paraya ve etnik karmaaya doru ekilmi, kimi de
kendini ormanlarda, dalarda veya korunakl nehir kylarnda
savunmaya ekmi yerlerden oluan dank bir toplam.
O zaman, burada da 16. yzyl, takmadada Avrupa'nn gc
nn dorua ulamasndan nceki son yzyl, birok ynden or
taaa ait olanla modern olan arasndaki menteedir. Bu d
nemde lke byk oranda Mslman olmutur. Bu zamanda
yabanclar -Araplar, Hintler, inliler, Portekizliler, spanyollar-

10 ]. Law, "On the Methods of Long-distance Control: Vessels, Navigation and


the Portuguese Route to India," ]. Law; der., Power, Action and Belief: A New
Sociology of Knowledge? iinde (Londra, 1986), ss. 234-263.
1 1 "Moluccalar" veya daha kesin olarak "Maluku" terimi Arapa "krallarn adala
n" anlamna gelen Jazirat el-Mulk'ten gelir. Bomeo, Celebes ve Moluccalar
gibi yerler iin, aklk amacyla, Endonezyaca adlar yerine Bat terimlerini
kullandm. Btn bu gelimeyle ilgili olarak bkz. A. Reid, Southeast Asia in the
Age of Commerce, 1 450-1680, cilt 1 (New Haven, 1988).
46
gittike artan saylarla, Malacca boazndan batya, Java deni
zinden doudaki okyanus ceplerine -Banda, Timor, Arafura
uzanan deniz sokann kysna dizilmi liman ehirlerine ak
maya baladlar. Ve bu zamanda, her biri kabile efliinden yk
selen yerel sultanlar ve racalarca ynetilen (tabii ne kadar yne
tilebilirlerse) bu ehirler blgede hakimiyet iin birbirleriyle sa
vamaya baladlar: batda Aceh, Malacca ve Johore, merkezde
Banten, Cheribon, Demak, Jepara, Tuban ve Gresik; douda Ter
nate, Tidere, Ambon ve Makassar. Byk bir ticari pazar (bu pa
zar tabii ki takmadann snrlarn am ve anakarayla Filipin
lere ulamt) hem insanlar birbirine balyordu, hem de bu
balanty kurarken, balantszlklarn dramatikletiriyordu.
Ama artk uzun mesafeli, denizar mal ticareti 16. yzylla,
birdenbire ykselen insanlarn ve marabut'larn Fas'la snrl ol
duundan daha snrl deil. Hollandal bir tarihinin12 mehur
deyiinde syledii gibi, bu ekildeki ticaret Endonezya'da iklim
gibi "tarihi bir sabittir". Takmadann byk bir ksmnn Hint
lemesinde, belki de 5. yzyldan beri byk rol oynamtr. 17.
yzylda bu ticaret, biber, hindistancevizi, karanfil ve tropik
aa arayndaki, zamannn en byk irketi olan Dutch East
India Company'nin organize ettii plantasyon kolonilerini (e
ker, kahve, ttn, kauuk, ay) kendine ekti. Bu ticaret, artk
ihra mallarnn ou endstriyel (petrol, odun, boksit, inko)
olsa, uluslararas bir hal alsa ve Cakarta'dan ynetiliyor olsa da,
hala devam ediyor13 ve ulusal gelirin bete biri olarak birok
meselenin orta yerinde. Ama varlnn sabitliinden daha belir
gin olan bir ey etkisinin sabitlii, yahut kalcl: lkenin her
durumda youn blgeselliini glendirmek.
12 ]. C . van Leur, lndonesian Trade and Society, Essays in Asian Social and Econo
mic History (The Hague, 1955). "En byk irket"le ilgili olarak bkz. K. Gla
mann, Dutch Asiatic Trade, 1 620-1 740 (The Hague, 1 958), s. l . Erken Gney
dou Asya ticaretiyle ilgili olarak bkz. M. A. P. Meilink-Roelofsz, Asian Trade
and European lnfluence in the lndonesian Archipelago between 1500 and about
1 630 (The Hague, 1962); B. Schrieke, Indonesian Sociological Studies, 1 . blm
(The Hague, 1955); A. Reid, Southeast Asia in the Age of Commerce.
13 GSMH'nin ihra oran World Bank, World Development Report, 1988, tablo 1
ve ll'den ve World Bank, Trends in Developing Economies, 1 992'den hesaplan
mtr (Washington, D.C., 1992).

47
Ticaretin kozmopolitletirici etkisi, bu blgesellii ortadan
kaldrmad bilakis glendirdi. Bugn Java kkenliler lkenin
nfusunun yaklak yansn oluturuyorlar ve geri kalan nfus
yedi veya sekiz byke gruba ve yzlerce kk gruba bln
m durumda - takmadann tarihinin byk ksm boyunca va
rolmu gibi grnen bir ekirdek ve evre yaps.
Endonezya medeniyetinin parlts -Barabudur, batik, game
lan mzii, glge oyunlar- Java'da ortaya kt. 16. yzyl tica
ret pazar, en karl ykler baka yerlerden gelmise de, kuzey
sahilinde yerlemiti. Hollandallar merkezlerini, ilk nce ir
ketlerininkini, sonra da kolonilerininkini oraya kurmulard.
Milliyetiliin ykselii ve Hollandallara kar ayaklanma b
yk oranda orada gereklemiti. Bugn de Java ve Javallar,
devletin bu gerei gizleme ynndeki gl abalarna ve Ja
val olmayanlarn da bu gerei deitirme ynndeki yerine
gre iddetli abalarna ramen, lkenin ulusal hayatnn etra
fnda dnd eksenler. ''Java" ve "Seberang" arasnda Javal
larn yapt karlatrma ("kar karya" , "yzyze" , "ters")
daha karmak bir yapnn an basitletirilmesi olduu kadar,
kstl bir gr de olabilir; klie snflandrmalar genellikle y
ledir. Ama grnn etkili ksmn yakalyor: halk snflan
drmalar genellikle bu konuda baarldr.
Endonezyal milliyetiler bu durumu her zaman kolonicili
in bir miras, eski bir birliin zenle yrtlen bl-ynet tak
tii uyarnca paralara aynlmas olarak grmlerdir. Ama du
rum daha ok eski bir blnmlk zerinde yrtlen bir
letir-idare et ticari emperyalizminin etkisidir. Franszlar Fas'
ne kadar eyhlere blerek "pasifize" etmek zorundaydysa,
Hollandallar da ayn oranda Dou Hindistan'n halklarn bi
raraya getirmek zorundayd, bir seri ok ac ve bazen uzun et
nik savalara girmek zorunda kalsa da: 1 7 . yzylda Ambonlu
lara, Ternatenlere Gavanlara kar; 17., 18. ve 19. yzylda Ja
vallara kar; 1 830'1arda Minangkabau'ya kar; 1 8 73'ten
1904'e kadar Achelilere kar; bu yzyln ilk onylnda da Bu
giler, Balinliler, Torajallar ve daha birok kk gruba kar.
Hollandallar, yaklak 200 yl sren bir srete takmaday
48
kendi hegemonyalar altnda birletirirken, Javallarn hakim
olduu rekabeti bir eitlilii, Javallarn gl olduu hiye
rarik bir eitlilie dntrdler.
192S'te Hollanda'nn Dou Hindistan fau.x apogee'sine ula
tnda, bu "Java ve dierleri" eklindeki etnik tanmlama yeri
ne oturmutu. Sadece ttn ve kauuk retiminin youn ol
duu (alanlarn ounun da anlamal Javal iiler olduu)
kuzeydou Sumatra Java'ya, Hollandal varlnn, Hollandal
ilgisinin ve iinde yaayan iftiler, askerler ve sivil grevlile
rin indische14 dedii bilardo, whist [kat oyunu] , vantilatrler
ve rijsttafel'den [bir Endonezya yemei] oluan hayat biimi
nin bir merkezi olarak yaklayordular. Her biri sekiz ya da
dokuz hektar (ekilebilir alann onda biri) ileyen, toplam
4000 Avrupal ve Hint, hasatn en youn olduu zamanlarda
da yaklak eyrek milyon Javal altran ve her biri yine
belki de zamann en gelimi rnekleri olan iki yz eker fab
rikas, 15 art Hollandallara ait, yerlilerin altrld onlarca
kahve ve ay plantasyonuyla, Java ile takmadann geri kalan
arasndaki kltrel, politik ve demografik orantszlk ok b
yk, ar ve grnte kalcyd.
Milliyetilik de, nde gelen bir iki figr Bat Sumatra'dan
g etmi Minangkabaular olsa da (ki onlar da bamszl ta
kip eden iktidar mcadelesinde kaybettiler) , sava alann Ja
va'da, kazananlarn da ounlukla Java'llar arasnda buldu.
Onlarn da efi, tabii ki, yirmilerde ajitatr olarak ortaya kan
retmen ocuu, Hollandallarca Buhran zamannda (aslnda
ksa bir sre) az da olsa durdurulabilen, igal zamannda Ja
pon desteiyle tekrar ortaya kan ve takip eden devrimle
cumhuriyetin kahraman-bakan olan Sukarno. Bu noktada,
bamszla yeteri kadar uzun sre, 15 ya da 20 yl szabilen
ve politik sylemin kavramlarn -poplizm, mcadele, birlik

14 E. Breon de Nij5, Tempoe Doeloe (Am5terdam, 1973); W E. Wertheim, Indone


sian Society in Transition (The Hague, 1959), 55. l 731T.
15 ekerle ilgili deerler G. C. Ailen ve A. G. Donnithome, Westem Enteprise in
lndonesia and Malaya'dan (New York, 1957) , 55. 84ff. Kahve iin bkz. 55. 89ff;
ay iin (ounlukla Bat Java) , 55. l OOff.

49
ve devrim- belirleyen bir kitle hareketi, bir kitle lideri ve kitle
sel bir duygu var; her ne kadar yanl anlalsalar da, kimileri
saflatrldklann, kimileri de kirlendiklerini dnse de, hem
hareket hem de lideri sahneyi terketmi haldeyken (insan bu
duygu hakknda o kadar emin olamyor) varolmaya devam
eden kavramlar.
1965'in katliamlar da, tabii ki, bir Java, daha dorusu bir
Java-ii olayd;16 "Java" ve "Seberang" birarada tutmas bekle
nen slamc, Javanist, vatandala vurgu yapan veya poplist
sembolik tabanlar zerinde geen, halklar arasnda deil bir
halkn iindeki atma. O zamandan beri cumhuriyetin tarihi,
hem Endonezyallarca, hem de onlar izleyen yabanc gzlem
cilerce ikiye ayrlyor; Sukarno'nun ynetiminde romantik
milliyetilik ve sola kayla geen ve felaketle sonlanan "Eski
Dzen" ile Suharto'nun ynetiminde ordu basks ve iletmeye
dayal ynetimle geen ve grn4te kalcla sahip "Yeni D
zen" . lki liderin arasndaki stil, ton, politika ve teknik farkna,
getirdikleri rejimlerin verimlilik ve ruhlar arasndaki ztla
ramen, aradaki devamllk, her ikisinin partizanlarnn itiraf
edeceinden ok daha fazla.
Devamllk da yine bir politik grevin devamlldr; bu du
rumda politik grev, tarihin daha byk nedenselliklerinin -ti
caret ve kolonyal basknn yannda din (tslam, Katolik ve Pro
testan Hristiyanlk, Hinduizm, Budizm) , gelime (eitim, sa
lk, iletiim, ehirleme) ve ideoloji (milliyetilik, Marksizm,
liberalizm , gelenekilik)- zerlerinde dzensiz olarak dald
eitli halklarn tek bir dzende toplanmas. Devletin kalbinde
suku politikasnn, halklarn birbiriyle, hepsinin Java'yla, Ja
va'nn da kendisiyle barmasnn olacan garantileyen , sade
ce basite gruplarn, kltrlerin, dillerin, rklarn ve sosyal ya
plarn okluu deil, farkllklarnn -byklk, merkezilik,
yerleim, zenginlik ve dny<l gr- derinliidir. Sukar
no'nun retorik, karizma ve devrimin mistiiyle yapmaya al-

16 Tabii ki Bali ve Kuzey Sumatra'mn belli kesimlerinde de katliamlar oldu. Su


kamo l 970'de btn gcn kaybetmi olarak ld. Suharto, ynetimi resmi
olarak Mart 1 966'da devrald.

50
tn, Suharto askerler, teknokrasi ve devrimin ritellerle kut
lanmasyla yapmaya alt -kltrel farkllk, onur, dmanlk
ve arln blcln nlemek.
Suharto daha baarl olmu olabilir: en azndan imdiye ka
dar o kadar da dramatik bir ekilde baarsz olmad. Ama bu
nu ideolojik enstrmanlar ve zorlayc kurumlar, hrs, ikna ve
tehdidin yerine aldatmaca ile koyarak yapt. Sukamo'nun b
yk oranda hitabete dayal ve derininde Javanistik "Be Nok
ta" doktrini Pancasila'nn resmi olarak dzenlenmi ve daya
tlm bir sivil din eklinde yeniden yaplandrlmas ve ordu
nun (imdi belki de %80'i javaldr) ok amal bir politik ara
ca dnttlmesi , Suharto'nun, yine imdilik, rakiplerinin
sadece ngrebildii bir eyi gerekletirmesini salamtr: Ja
vanizmin Java'nn tesine yaylmas, farklarn mphemlemesi
ve gr farkllnn engellenmesi. Artk yetmiini gemi
olan Suharto da kousunda biti izgisine ok yaklat. Sonra
gelenin kim (ya da ne) olaca kesin deil. Ama her kim (ya
da her ne) gelirse gelsin, yine de dengesiz bir halklar toplulu
uyla karlaaca kesin.

Her trl politika tartmadr. Ve iktidar bu tartmann ayr


trd sralamadr: bu kadar geneldir. Genel olmayansa tart
mann doas veya sralamann eklidir.
Tabii ki Fas politikasnda veya herhangi baka bir politikada
grup kartlklarnn rolnn olduu ve Endonezya politika
snda veya herhangi bir baka politikada kiisel ballklarn
rolnn olduu dorudur. Deiken olan ise bu meselelerin
ve neredeyse her yerde u ekilde veya bu ekilde ortaya kan
dierlerinin (zenginlik, soyun temizlii, eitim, ans, ekicilik,
inan, silahlara sahip olma), herhangi bir zel durumda sahip
olduklar nemdir: belirginlikleri, merkezilikleri, eylemsizlik
leri, arlklar. Bu, her oyuncunun ksa srede farkna vard
gibi, hesaplamas ok zor bir meseledir, belki de bu yzden
oyuncular deil nedenleyiciler ve izleyiciler olan biz sosyal bi-
51
timciler, lktidar, Devlet, Bask ve Otorite'nin -izleyici gereki
liinin vurmal-yuvarlayc kelimeleri- soyut temsillerini ver
meyi bu kadar seviyoruz.
eylere bu ekilde mantkszl dlayan, zel olandan genel
olan karan ve zeli detay; illstrasyon, arka plan veya nitelik
olarak bir kenara ayran bu yaklamn problemi, tam da ke
fetmemiz gereken fark karsnda bizi aresiz brakmasdr. Bu
fark ya bir soyut alt-tipler sistemi iinde eritiriz, ki bu siste
min hi sonu yokmu gibi grnr, (Endonezya'nn yeni d
zenine, 17 dier birok eyin yannda, brokratik, militarist,
post-kolonyal, komprador, baskc, gelimeci, neo-geleneki
ve neo-kapitalist devlet denmitir) ya daha derin, paylalan
bir formun yerel ve yzeysel renklendirilii olarak grrz
(Fasl veya Arap veya lslami ve Ortadoulu veya Oryantal
"otoriteryanizm") veya sadece bir grlt olarak gzard ede
riz - okunabilir bir sinyali olan harici bir parazit. Bu meseleleri
basitletirir. Ama aklatrdn pek syleyemeyiz.
Bir insann, iinde vcut bulduu hayatn zellikleri arasn
dan politikay ayrmayarak dorudanl, eminlii veya bili
min bakyla dedii fiyat, ki byle bir fiyat vardr, mmkn
hale gelen analizin nefesiyle karlanr, hatta daha fazlasyla.
Fas politikasnn radikal kiiselcilii politikann tesinde Fas
yaamnn her ynne szar - pazarlara, kanunlara, akrabalk
ilikilerine, dine. Yahut, rahatlkla iddia edilebilir ki, yaamn
bu ynlerinin kiisellikleri politikaya szar. Ayn ey, Endonez
yallarn grup farkllklar ve ulusal birlii biraraya getirme a
balar iin de geerlidir. Gc ad "bask" olan soyut, deime
yen bir iliki kuran bir eit zelliksiz, evrensel kuvvet olarak
betimlemek, politikann hem dokusunun hem de ulat nok
talarn alglanmasn engellemek ve bize byk baln kk
bal yediinden, gszlerin duvarn nnde dizildiinden,
gcn rmeye meyilli olduundan ve ii ile efendinin va
rolmak iin birbirlerine ihtiya duyduklarndan (teorinin l
tsz banallklar) fazla syleyecek bir ey brakmaz.
17 Endonezya'nn yeni dzeninin eitli farkl snflandrnalan iin bkz. R. Robi
son, Indonesia: I1e Rise of Capita1 (Winchester, Mass. , 1986), ss. 105-130.

52
Bir lkenin politikas, lkenin iinde her yerde yatar, sadece
araclyla politikann az ok odakland ve belli dzeyde or
ganize olduu kurumlarda, bu monari veya u cumhuriyette
deil. Ve deise de, liderlerin, politikalarn, hatta rejimlerin
deil, lkenin deitii hzda deiir. Bu , modern Fas veya
modern Endonezya gibi bar ar ve dnmle bu kadar
dolu bir ortamda, renmesi zor bir derstir. Ama eer insan bu
kadar bartnn neyle ilgili olduunu anlamak istiyorsa
renmek zorundadr. Bu, kendini Orta Fas'la dank bir ehir
de youn bir edq ballklar a ortasnda veya Orta java'da
sarslm bir baka ehirde suku sembolleri ile evrelenmi bu
lan antropolog iin baz ynlerden daha kolay, baz ynlerden
daha zordur.

53
NC BLM
Kltrler

Bir zamanlar, ok da nce deil, Bat'nm kendinden, ne oldu


undan ve ne olmadndan ok daha emin olduu zamanlarda
kltr kavram1 sk bir tasarma ve keskin snrlara sahipti. llk
olarak, kresel ve devrimci yanyla, rasyonel, tarihsel, ilerleme
ci, kendini adam Batyla, batl, duraan, arkaik, sihirli Bat-ol
mayan birbirinden ayryordu. Daha sonralarysa etik , politik
ve mit edilir ki bilimsel birok nedenden dolay bu, fazla kaba
ve fazla dmdz grnd; dnyann baka taraflarn tanmla
mada daha kesin ve daha kutlamaya benzer bir ynteme ihti
ya duyuldu ve kavram u anda bizim de aina olduumuz "bir
halkn yaam biimi" eklini ald. Adalarn, kabilelerin, toplu
luklarn, uluslarn, uygarlklarn . . . hatta snflarn, dinlerin, et
nik gruplarn, aznlklarn, genlerin (Gney Afrika'da rklarn,
Hindistan'da mezheplerin) kltrleri vard: bireyleri yapma
sluplar, her biri farkl ve karakteristik. nsani bilimlerde her
gl fikirde olduu gibi, bu fikir de dile getirilir getirilmez
saldrya urad; dile getirili ne kadar aksa saldr da o kadar
youn olur. Kltrel ema fikrinin kendisi ile ilgili sorular ya-

1 Kresel, evrimci gr iin bkz. G. Stocking, Victorian Anthropo!ogy (New


York, 1987); hayat yolu paradigmas iin bkz. C. Kluckhohn, Mirror for Man:
The Relation ofAnthropology to Modern Life (New York, 1949).
55
d, hala da yayor. Yaam biimlerinin tutarllklaryla, hangi
dzeyde birleik btnler oluturduklaryla ilgili sorular. Bir
kabilede, bir toplulukta veya hatta bir ailede ortak inanlarn,
pratiklerin, alkanlklarn, duygularn hangi dzeyde paylal
dyla, homoj enlikleriyle ilgili sorular. Ayrklkla, bir klt
rn, szgelimi Hispanik kltrnn bitip, bir dierinin, szge
limi Amerindian (Kzlderili) kltrnn balad yeri belirle
menin mmknat ile ilgili sorular. Devamllk ve deiim, nes
nellik ve kant, determinizm ve grecelik, benzersizlik ve ge
nelleme, tanmlama ve aklama, konsenss ve atma, teki
lik ve denklik ile ilgili sorular - ve sadece, bir yerli veya yaban
cnn btn bir yaam biimi gibi dev bir eyi kavramasnn ve
bunu szlerle anlatmasnn mmknat zerine sorular. Antro
poloji ve bir ekilde kltrleri alanlar, kopukluk, taraf tut
ma, sanr ve pratik olmama sulamalar arasnda ilerlerler.
Ama ilerlerler. Bir insan dikkatini sosyal varoluun sert ol
duu kabul edilen gerekleri; retim aralarn kimin kontrol
ettii, silahlarn, gazetelerin veya dosyalarn kimin elinde ol
duu zerinde ne kadar younlatrrsa younlatrsn, bu va
roluun yumuak olduu kabul edilen gerekleri; insanlarn
insan yaamnn aslnda ne ile ilgili olduunu hayal ettii, bir
insann nasl yaamas gerektiine inandklar, neyin inanc te
mellendirdii, cezay yasal kld, umudu devam ettirdii ve
ya kayplarn hesabn verdii, kafamzn iinde kalabalklary
la, g, istek, hesap ve ilgi ile ilgili basit resimlerimizi bozarlar.
Herkes, her durumda ve her yerde, Endonezyal bilim adam2
Taufik Abdullah'n ok ho bir ekilde bir nosyon oluumu ta
rihi dedii eyin bir paras olmak zere, duyularla dolu bir
dnyada yayormu gibi grnr. Bir insan kesinlie, akn,
Olimpos'un tanrlarna yarar kesinliklere eilimiyle veya sa
dece bir vakay kovalamann endiesiyle, bu gibi gerekleri g
zard edebilir, rtebilir veya zerine vurgu yapmadan dile geti
rebilir. Ama bu gerekler byle yapldnda yokolmazlar.
"Kltr" kavramnn ("kltrler" , "kltrel yaplar" . . . ) zayf-
2 T. Abdullah, "Islam and the Fonnation of Tradition in Indonesia: A Comparati
ve Perspective," ltinerario 13, no. 1 (1989): 1 8.

56
lklar neler olursa olsun, kltrn zerine den, onlara ra
men varolmaktr. Tonlara kar sarlk, ister istekli ister do
utan ve ne kadar kavgac olursa olsun, ie yaramaz.
Ellilerin banda iime baladmda antropolojik pratiin
"orada bir yerlerde bir kltr var ve senin iin ne olduunu
gelip bize anlatmak" kavran yeni yeni sorgulanmaya bal
yordu, o da alann dndan. Yaklak on yl sonra Kuzey Afri
ka'ya getiimde pheler biraz daha glenmiti ve ok daha
fazlas ieridendi ama yine de alann genel zihinsel yapsna
gerekten ar hibir ey olmamt. Hem aratrma hem de
yazm paradigmalarmz hala, kompleks toplumlarda -Meksi
ka, Japonya, spanya- gerekletirilen birka "topluluk al
masnn"3 (Tepotzlan, Suya Mura, ksa bir sre sonra Akala de
la Sierra) yannda, birok "halk almasndan"4 (Navajolar,
Nuerler, Trobrianderler, tfugaolar, Todalar, Talensi, Kwaikutl,
Tikopia) oluuyordu. zerinde in, Hint, Ortadou, Roma
Avrupa, Germen-Avrupa, neredeyse her muhtemel medeniye
tin etkisinin olduu Java'yla ve Berberi ve Arap, A frikal ve
Akdenizli, kavgac kabileci ve duvarlarn arasna skm e
hirli Fas'la yzyze gelince, kk bir kaykla denize alm
olma hissi anlalr dzeyde aniydi.
Yine de, baka yerlerde ileri baka trl yrttklerini,
farkl dndklerini, Amerika Birleik Devletleri'nden, ken
dimden ve birbirlerinden farkl dndklerini farketmek faz
la zaman almad. Kltr, inan ve davran soyutlanabilir bir
ablonda ekillendiren muazzam ve nedensel bir kuvvet ola
rak kavramann -ki buna pasta ba gr denir- ne byle
meseleleri aratrmada ne de insann bu meseleler zerinde
dndkten sonra elde ettiini iddia ettii eyleri anlatmada

3 R. Redfield, Tepotzlan, a Mexican Village: A Study of Folk Life (Chicago, 1 930);


]. Embree, Suya Mura, a }apanese Village (Chicago, 1964) ; ]. Pitt-Rivers, I1e
People of the Sierra (Londra, 1954).
4 C. Kluckhohn ve D. Leighton, The Navaho (New York, 1 962), gzden geiril
mi yeni basm, L. H. Wales ve R. Kluckhohn; E. E. Evans- Pritchard, I1e Nuer
(Oxford, 1940); B. Malinowski, I1e Argonauts of the Westen Pacific (New York,
1920); R. E. Barton, Ifugao Law ( 1 9 19; Berkeley, 1969); W Rivers, I1e Todas
(1 906; Oosterhout, 1967); R. Firth, We, I1e Tikopia (Londra, 1936).

57
pek de kullanl olmadn farketmek ise biraz daha uzun
srd. ok daha az oranda kas gcne dayanan, ok daha faz
la oranda tepkici bir eye ihtiya vardr; sorgulayc, alayc, ta
kipi bir eye; ipularna, belirsizliklere, beklenmedik durum
lara ve noksanlklara daha duyarl bir eye.
Btn bunlar daha da az programl hale getirmek iin, "bu
rada neler oluyor?" eklindeki tepkici kltrel analize, kendi
durumumdan, sktrlm ve rnekleyici, ileride de sylemek
durumunda kalacaklarma ncl sadece bir rnek vereyim.
Bir insann Endonezya ya da Fas gibi bir lkeyi ya da orada
ki bir ehri almaya balarken yapaca ilk ey, eitli ekil
lerde yararl eitli kitaplar okumaktan baka, dili renmeye
balamaktr. Bu bile kendi iinde, daha arazi mlkiyeti, evlilik
kurallar veya ritel sembolizm sistemlerine yaklamadan, in
sann kendini, ne kadar dengesiz bir biimde olsa da, her e
yin orta yerinde hayal etmesi iin, ne kadar rastgele olsa da,
yeteri kadar varsaym ortaya atar. Aslnda tam olarak, erkek
egemen imgelemin sunaca gibi, bir kltrn iine girmezsi
niz. Siz onun yolunda durursunuz, o da sizin zerinize gelir
ve sizi kendisine katar.
Endonezyaca almaya sahaya gitmeden yaklak bir yl n
ce baladm. (Yale'den gnderilen ve Harvard'da alan bir
Endonezyalnn "bilgi verdii" bir Malayo-Polinezya dilbilim
cisinin -daha dorusu artlarda iki tanesinin- ynettii bir grup
meslektamla birlikte "iitsel/konusa!" almalard bunlar. )
Malaycann bir trevi olan Endonezyaca lkenin milli dili,
ama o zamanlar Pare'de konuulan dil benzer ama Endonezya
cayla aralarnda mesela Franszca ve ltalyanca arasndaki ka
dar fark olan javacayd ve hala yle. Bu yzden, lkeye var
dktan sonra da karm ve ben yedi aymz eski java saray ehri
jogcakarta'da bu dili alarak geirdik. Otel odamza birbiri
ardna gelmek zere yerli niversite rencileriyle anlatk ve
dilbilimcimizin hazrlad programa uyduk - yani eitmenle
rimiz, daha nce ngilizceye evirilmi Endonezyaca cmleleri
javacaya evirip tekrar bize okudular.
Arapaya gelince, ilgim (daha gl bir kelime kullanamam),
58
Chicago'da eitim grevlisiyken, bir "klasik Arapa" -daha do
rusu modem standart Arapa- dersi almamla balad; bu dersle
ri de Fez'de yaam Fasl bir lisans rencisi ile "iitsel/konu
sa!" gnlk Fas dili (baz Berberler hari Sefrou'da asl konuu
lan dil) almalar ile destekledik. (Eski Harvard cmleleri ha
yallerinde bile gremeyecekleri gsterili yaplara evirildiler ve
ok da gzel oldular.) Daha sonra Rabat'ta karmla alt ay daha,
jogcakarta'da yaptmz gibi yerli niversite rencileriyle sa
bahtan akama kadar altk; Chicago'ya dndmzde de
bizimle alacak bir baka Fasl renci bulduk. Antropolojik
metinlerde, akademik bir teebbs olarak, cebirin tepesine
kar gibi veya Roma lmparatorluu'nun tarihini pataklar gibi an
latlan, tabii eer anlatlrsa, aslnda, sonuta -sre biz yerimi
ze, ilk karlamalarn gerekletii yere vardmzda da devam
ettiinden, dil derslerinden kolayca anlalr, inanlr ve dolay
syla tehdit edici olmayann setik- gerekte onlarca insan ie
ren ok tarafl ve ok dilli (Flemenke ve Franszca, kolonyal
diller de dahildiler) bir sosyal etkileimdi.
Her ikisi de gayet hayret edilecek eyler olan Javacamn deix'i
veya Arapann morfolojisi gibi tamamen dilbilimsel meseleler
le ok da yakndan alakas olmayan bir sr ey ilk defa, bu
ok kere tekrarlanm ve prefabrike cmlelerle yaptmz de
i tokularda farknda olunmann kysna getirildiler. Ama
burada sadece iki byle eyden bahsetmek ve bu iki eyi dolay
l ve biraz da paradoksal ekilde balamak istiyorum: Javacada
stat belirtmeye ve Arapada cinsiyet belirtmeye yaplan vurgu.
Daha dorusu Javallar ve Fasllarca yaplan vurgu. nk,
Benjamin Whorf her ne demek istiyorsa,5 anlama yol aan dil
biimleri deil, Ludwig Wittgenstein'n dedii gibi, bu biimle
rin bir eyi dnmek iin kullanmdr -yani bu durumda ki
me itaat edildii ve cinsiyet farknn ne kadar nemli olduu.

5 B. L Whorf, Language, Thought, and Reality Selected Writings, der. ]. B. Carroll


(Cambridge, Mass., 1956); L Wittgenstein, Philosophical lnvestigations (New
York, 1953): "Her iaret kendisi lym gibi grnr. Ona can veren nedir? -
Kullanmda can bulur. Orada ona hayat m flenir? -Yoksa kullanm m onun
hayatdr?" para. 452, s. 1 28e .

59
Tabii ki insan, her halkta stat ayrmnn ve cinsiyet tarifi
nin dikkat harcanacak meseleler olduunu varsayar. tlgi ekici
ve deiken olan ise bu dikkatin doas, ald ekiller ve yo
unluudur. Elimizdeki iki durumda bu adan yalnzca kes
kin bir farkla deil tam da ztla yakn bir eyle kar karya
olduumu ilk defa, javaca alrken eitmenlerim stat belirt
mede yaptm hatalar (hata yapacak o kadar ok frsat var
ki) titizlik ve srarla dzeltirken cinsiyetle ilgili hatalar az ok
hogrnce ve javallar gibi niversite rencisi olan ve hi de
geleneki olmayan Fasa eitmenlerim cinsiyetle ilgili bir tek
hatann (yine hata yapmak iin bir sr frsat) bile dzeltilme
den gemesine izin vermezken stat belirtmenin olduu kada
ryla bile hi ilgilenmiyormu gibi grnnce farkettim. java
cada mevkiyi doru tutturduktan sonra cinsiyetin doru olup
olmad farketmez (zaten ou zaman szlkte ntrdler) ,
yahut pek de farketmez. Fasada cinsiyetleri kartrmak nere
deyse tehlikeli gibiydi; javaca eitmenlerim gibi tamam erkek
olan Fasl eitmenleri endielendiriyordu bu. Ama mevki ne
redeyse hi gznnde bulundurulmuyordu.
Diller bu halleriyle6 dnya hakkndaki baz eyleri farketme
ve bu baz eyler konusunda daha fazla yaygara yapma konu-

6 Javaca morfolojik olarak basittir, deimeyen kklere az ok kurall bir ekilde


uygulanan sadece birka ek vardr ve cinsiyet iin ekim olmad gibi zaman,
say veya hal iin de yoktur. Fakat birincil anlamlarna -"ev", "arzu", "pirin",
"sen" - ek olarak bir stat anlam tayan kelimeler o kadar oktur ki konuanla
hitap edilen arasndaki (ya da konuanla bahsedilen kii arasndaki) ilikinin
cmlenin btnnde ok iyi ayarlanm bir ekilde ifade edilmedii bir cmle
sylemek neredeyse imkanszdr. Fas Arapas morfolojik olarak srad sayla
bilecek derecede karmak ve kuralszdr. Zaman ve saydan isimlemi fiiller
ve niteleyici sfatlara her ey iin genellikle birden fazla ekim vardr. Fiiller,
isimler, zamirler ve sfatlar cinsiyet iin, eril ve diil olmak zere iki trl eki
lirler ve yine bu ekimler kullanlmadan bir cmle sylemek neredeyse imkan
szdr. Stat belirteleri, benim grebildiim kadaryla, baz insanlar belli du
rumlarda konumalarn snflandnlm kelimeler kullanarak resmiletirseler
de zamirler iin bile yoktur. Kraln kendisi dmdz bir "o"dur (huwa); bir Ja
val iin, onun hakknda (yukarya hitap eden) ntr bir zamirle (piyambaki
pun) bahsetmenin bir Fasl iin olaca kadar aykr bir durum. Javacayla ilgili
olarak bkz. W Keeler, ]avanese: A Culura! Approach (Atina, Ohio, 1984); Fas
Arapasyla ilgili olarak bkz. R. S. Harrell, A Shor Referencc Grammar of Moroc
can Arabic (Washington, D.C., 1962).
60
sundaki bu apayr eilimleri desteklerler. Qavacann cinsiyet
iin hibir ekimi yoktur ama gramatik olarak ok kk
farklarla ayrlm, hiyerarik konuma ktklerine blnm
tr. Fas Arapasnn konumann neredeyse her ksm iin
cinsiyet ekimi vardr, ama hibir stat formu yoktur. ) Ama
bu burada anlatmak iin fazla karmak ve fazla teknik bir ko
nudur. Kltrel analizin ne olduu ve ne olmad ve insann
nasl kendini neredeyse refleksmi gibi bu ii yaparken buldu
u ile ilgili bu gsteride nemli olan, bu zt deneyimlerin zt
lklaryla dnyada Fasl veya Javal varolma yollar ile ilgili ne
gibi yarglara neden olduklar ve daha nemli ne gibi mesele
lerin gr alanna girdiidir.
Yine de durum Javallarn kafasnn sayg gsteren jestlerle
megul olmas7 veya Fasllarn nfuslarnn erkek ve dii yar
lar arasnda varolusal bir duvar8 kurmas kadar basit deildir.
Dilleri bilmeyen ve rehber kitap bilgisinden fazlasna sahip ol
mayan gezgin ziyareti, ba emeleri ve yumuatlm sesleri,
sadece gzleri akta brakan peeleri ve saklanan eleri farke
decektir; Akdeniz'deki cinsel ayrmclar gibi, Gneydou As
ya'da hayatn eitsizliki ynleri bu blgeyi tanmlamaya al
an neredeyse herkes tarafndan, bazen baka her eyi arka
plana atacak kadar vurgulanmtr. Aslnda, bu kadar kolay
farkedilen meselelerin, bir eit kolay ana tema uydurmay ol
duu kadar, ablonlatrmay zendirme eilimi, kltr kavra
mnn ya da daha kesin olursak, bu kavramn halklarla ilgili
konumalarda antropolojik kullanmnn -megaloman Kwaki-

7 L. H. Palmier, Social Status and Power in ]ava (Londra, 1960); C. Geertz, The
Religion of]ava (Glencoe, Ill., 1960), 3. blm; ]. Siegel, Solo in the New Order;
Language and Hierarchy in an Indonesian City (Princeton, 1986).
8 H. Geertz, "The Meaning of Family Tie5," C. Geertz vd., Meaning and Order in
Moroccan Society iinde (Cambridge, 1978), 55. 31 5-379; L. Ro5en, "The Nego
tiation of Reality: Male-Female Relations in Sefrou, Morocco," L. Beck ve N .
Keddie, der., Women in the Muslim World iinde (Cambridge, Mas5., 1 979), ss .
561 -584; M. E. Coomb5-Schilling, Sacred Peiformances: Islam, Sexuality, and
Sacrifce (New York, 1989); E Memi55i, Beyond the Veil (New York, 1975); A.
Hammoudi, La victime et ses masques: Essai sur le sacrifce et la mascarade au
Maghreb (Pari5, 1988); A. Hammoudi, Matre et disciple: Aux fondements cultu
rels de l'autoritarisme marocain (Pari5, kacak).
61
utllar, sadk Nuerler, disiplinli Japonlar, kendilerini ailelerine
hapsetmi Gney talyallar- sorgulanmasna yol aan eyler
den biridir.
nsan artan ve Javallarn stat, Fasllarn da cinsiyet be
lirtmedeki srarlar (bir halkn genel varsaymlarnn da ulat
tozlu keler, tesadf eseri karlalan bir yabancya dil
retmek dnda kltrn baz zellikleri, yle grnyor ki,
gerekten her yerdeler) konusunda dnmeye zorlayan ey,
ak ztlklar deil de, daha ok, antropolojik olarak retilmi
balantlardr. Sonuta bu ztlktan rahatsz olan, beni mutlu
lukla bir tek doruya dzelten eitmenlerim deil, bendim; ve
durumlar -karlkl yorum, retorikle balanm bamsz
farklar- birlikte deerlendirmek, birbirleri zerinden yorumla
mak sizi, neredeyse, eksik terim hakknda merak duymaya
zorlar. Javallarn cinsiyet farklar konusunda umursamaz ol
madklar, ki insan bunu ksa sre sonra anlar (gnlk dilde
kk ocuklara "penis" ve "vajina" denir) ve Fasllarn stat
ve itibara duyarsz olmadklar, ki bu daha belirgindir (devlet
dairelerine bavuruda bulunanlarn dalkavukluklar sanat r
ndr) , farkedilince, bir yerde cinsel farklar ev ii stat farkla
r olarak anlalr ve ifade edilirken, dierinde de prestijdeki
eitsizliklerin cinsiyetin aalayc betimlemelerinde eritildii
fikri neredeyse kendiliinden ortaya kar.
Etrafnza bu gzle bakmaya veya kulak kabartmaya bir kez
balarsanz, yeni bir parack bulan bir fiziki gibi ya da yeni
bir etimoloji bulan bir filolog gibi, her yerde "kant" (ya da
"aksi ynde kant") grmeye balarsnz. "Kltr" oksesli
hatta ahenksiz hale gelir.
En azndan eski geleneklere gre, baz ailelerde de hala Ja
val kocalarn eleriyle daha aa statdenmi gibi, kadnlarn
da kocalaryla daha yukar statdenmi gibi konumalar; en
sestin duygusal bir sutan, yaknlk derecelerinin kartrlma
sndan ok bir stat hatas, seviyeler arasnda uyumsuz bir ka
rm olarak alglanmas; soyaalarnn androjen tanrlarla
balayp , kopyalanan ikizler yoluyla, birbirinin ei olmayan
ikizlerin iftlemesi yoluyla insanlarn, sonra kardelerin, bi-
62
rinci ve ikinci kuzenlerin varolmas - btn bu gerekler ve
ky kurullarnn oluumundan glge oyunu figrlerine birok
ey, cinsel kimliin sosyal hiyerarinin bir yansmas olarak va
rolduu bir dnyay iaret ederler.
Fasl Mslmanlarn, en azndan geleneksel olarak ve baz
yerlerde hala Fasl Yahudileri ve ou zaman dier yabancla
r da -Tunuslular, Msrllar, bayanlarla oturtulan ziyareti
antropologlar- kadn olarak grmeleri (Alt Gn Savalar
yaklarken eitmenlerimden biri "Msrllar kazanamazlar"
demiti, "Yahudiler kazanrsa herkes kadnlara kaybettikleri
ni syleyecek, eer Yahudileri yenerlerse herkes tek yaptkla
rnn bir avu kadn pataklamak olduunu syleyecek) ; mo
narinin erkek egemen sembollere boulmu olmas, hem ti
caret hem de politikann syleminin devaml bir taciz ve di
reni, flrt ve fetih yan olmas - btn bu gerekler ve aziz
liin kavranndan hakaretlerin mecazlarna birok ey,
mevki ve yerin cinsellikle ykl olduu bir dnyay iaret
ederler.
Ne var ki, bu ters evrilmi, bask kuran ve basklanan tem
sili bile ie yaramaz. Zira insann Fas' mercek olarak kullanp
Java'ya baktnda veya tam tersini yaptnda kefettii; yerel
kmelerde toplanm soyutlanabilir, kolayca ifade edilebilir te
malarla (cinsiyet, stat, cesaret, lmllk. . . ), farkl melodilerle
dizilmi ayn notalarla karlamaddr. Karlalan, zerin
de srar ve ret, kutlama ve ikayet, otorite ve direncin srekli
olarak hareket ettii, ou aka belirtilmemi olan karmak
ve elikili betimleyici eylem sahalardr. Ustalkla biraraya ge
tirildiinde, bu sahalar birbirlerine k tutabilirler, ama ne bir
birlerinin varyantlardrlar ne de her ikisini de aan bir sper
sahann ifadesidirler.
Ve her ey iin durum budur, (ilerin ortasna hzl girme
min ortaya kard baz klieleri sayarsam) ortasna atld
nz halkn neyle ilgilendiini anlamaya alrken yzyze gel
diiniz Fasl itaatsizlii, Javal ykcl, Javal formalitesi, Fas
l faydacl, Fasl terslii, Javal konukanl, Javal sabr,
Fasl acelecilii. Karlatrlamayacak olan karlatryorsu-
63
nuz; ne kadar mantksz olsa da yararl, hatta eer ansnz tu
tarsa bilgilendirici bir giriim.

Btn bunlar bir kenara ayrr ve rnei sonlandrrsak, tabii


ki bu gibi dnya tarihine ait yerlerde kltrn ileyii ile ilgili
yeterli bir muhasebenin kiisel etkileimler ve dolaysz gz
lemler -dinlemek, grmek, bakmak ve ziyaret etmek- ile ku
rulmas (her ne kadar bazen, tersi doruymu gibi davranlsa
da) pek de mmkn deildir. Her iki lke ve bu lkelerdeki
her iki ehir, dolaysz olarak sergilediklerinden corafi olarak
ok daha geni ve tarihi olarak ok daha derin yaam biimle
rinde ieriktirler. Fas (veya Orta Atlas veya Sefrou) kltr
hakknda veya Endonezya (veya Java veya Pare) kltr hak
knda, ilk durumda "Akdeniz " , "Orta-Dou", "Afrika" , "Arap
lar", "Fransa" ve "slam" , ikinci durumda da "Okyanusya",
"Asya", "Hindu-Budizm" , "Malaylar" , "Hollandallar" ve yine,
biraz farkl bir vurguyla da olsa, "slam" gibi tarifi ve balant
kurmas zor, kapsllenmesi imkansz mega-kimliklere bavur
madan, mantkl olarak konuulamaz. Bu zeminler olmadan
figr diye bir ey yoktur ve nnzde grdnz eyin uzak
taki bir ateten veya sokakta bir bartan fazla anlam yoktur.
Yine de, byk ile kk arasndaki; manzaray erevele
yen, anlk, genel ve tarihi olarak sabit grnen arka plan me
seleleri ile yle grnmeyen yerel olaylar arasndaki bu iliki
nin nasl idare edilecei ak olmaktan uzaktr. zellikle kin
ci Dnya Sava'ndan sonra antropologlarn kabile mikrokoz
moslarndan, ehirleri, ilkeleri, makineleri ve dokmanlar
olan toplumlara hareket etmeleri ya da en azndan yle hayal
etmeleri, ileri onlar iin artan dzeylerde zorlatrmtr. Bol
tereddt ve az saylmayacak miktarda kaytarmalar olmutur.
Odaklanm resimlere rast gelmek zorlamtr, rast gelinenler
de kaba ve ematik kmtr.
Endonezya ve Fas'n yzyllardr (birinde onalt, dierinde
oniki yzyl) srekli olarak etkileen, yer yer kaynaan iki fark
l dnya uygarlnn -biri kabaca ndus'tan balyor ve daha da
kabaca Moluccas ve Yeni Gine'de bitiyor, dieri de yaklak
64
Oxus'ta balyor ve hep kabul edildii zere, Bat Sahra'da biti
yor- corafi periferide olmas onlarla ilgili birincil nemde bir
gerektir. Kalbi baka yerde olan dev kltrel ktalarn ularn
da yer almalar, halklarnn, her ne kadar kendi gnlk sknt
laryla urasalar ve d etkiler konusunda phe duysalar da,
her zaman farknda olduklar bir eydir. Her zaman tedeki, en
u Hindistan ve en uzak Bat olmulardr ve her zaman bunu
unutturacak kltrel aralara, Hint efsanelerine ve Arap iirle
rine, Budist tapnaklarna ve Pers bahelerine, Hollanda mobil
yalarna ve Fransz cafelerine sahip olmulardr.
Nosyon oluumunun tarihi dolaysyla bugnde yaar ve
kendini bu pazarda veya u cenazede, bu vaaz veya u glge
oyununda, ideolojik ayrm ve politik iddette, ehir yaps ve
nfus hareketinde ve dil reniminde ortaya koyduu haliyle
kltr, bu gerein iaretlerini kendisiyle birlikte her yere ta
r. Bir hayat biimini veya en azndan bir dereceye kadar baz
ynlerini anlamak ve insanlar gerekten de anladnza ikna
etmek bireyler anlatan paralarn biraraya getirilmesinden ve
ya genel anlatlarn st ste konmasndan daha fazla ey ge
rektirir. Figr ve zemini, kaan frsat ve uzun hikayeyi birara
ya getirmeyi gerektirir.

Endonezya ve Pare'de, Fas ve Sefrou'da, kltrel olarak, bu


yerlerde olumayan, sadece kkeni deil kurallar da baka bir
yerde olan ok ey olduunun farkna abuk varlr. Zenginle
rin nasl davranmas ve fakirlere nasl davranlmas gerektiiy
le, dnyann nasl olutuuyla , dorunun yanltan nasl ayr
lacayla (tabii eer yaplabilirse) , ldkten sonra insanlara ne
olduuyla, neyin ekici neyin itici, neyin etkileyici neyin abar
tl olduuyla, bir insan neyin etkiledii neyin etkilemediiyle
ilgili grlerin yerinin dank olmayan ve snrlar belli bir
ekilde tayin edilmesi zordur. Ama belki de bu gibi hatrlatc
larn, yine zellikle iki yere birden bakmaya alan biri iin,
en dorudan olan, oynayan karakterlerdir -yeteri kadar dik-
65
kat ekici olsalar da bireyler deil, oyundaki kiiler- uygun e
kilde isimlendirilmi, sa ba yaplm ve hatta bazen, yle
gelir ki, konumalannn byk ksm daha nce yazlm ola
rak ellerine verilmi kimseler.
nsanlar, insanlar olarak, her yerde phesiz yksek oranda
benzerdirler. Onlara, Msrllar, Budistler veya Trke konu
anlar yerine insanlar derken buna gvenirsiniz. Ama oyna
dklan roller, oynayabilecekleri roller, yle deildir. Endonez
ya'da, topra ileyen ve bunun cefasn eken (tabii ki tama
men ayn cefalar deil) insanlar olsa da -bunlara tani'ler denir
fellahlar yoktur. Fas'la, kendini yanndakilere dini liderler ola
rak tantan ve bu durumda ortaya kan zorluklar yaayan
(tam olarak ayn zorluklar deil) insanlar varsa da -bunlara da
seyid veya marabut denir- guru'lar yoktur. Her iki yerde de or
taya kan kiilikler bile -hajj rnein veya sultan, bugnlerde
de "ke yazan" , "solcu", " finansr" ve "medya kiilikleri" -
bir ekilde farkl bireylere denk gelir, klasik olmayan evreler
den geen klasik karakterler.
Neyin merkez neyin kenar olduunun sadece bakann ne ol
duuna deil, baklann ne olduuna bal olduu , baklann
ne olduu gereinin de vahi denecek dzeyde deiken oldu
u gerei de, olaylarn mevzu bahis karakterlerin katlmyla
ad geen sreler zerindeki almn takip etmeye alan bir
ziyareti iin ileri daha da zorlatnr. Sefrou Fez'e doru bakar.
Fez de Fas'n ehirli tarafna, Rabat'a, Kazablanka'ya, Mara
ke'e, Tetuan'a ve tesine bakar. ehirlemi Fas kuzeye, Mad
rid'e, Paris'e ve biraz daha zt hislerle, pan-Akdenizletirilmi
Marsilya'ya olduu kadar Dou'ya, Kahire'ye, Tahran'a ve geri
kalanlara doru bakar. Pare java'nn merkezindeki yksek kl
trn avlulanna, bu blgelere doru bakar. Bu avlularda Endo
nezya'nn burada zetlenmesi gerekiyorken daha ok retildii
Cakarta'ya doru bakar. Cakarta Gney Asya ve Kuzey Avru
pa'ya doru bakar. Ve hepsi, tabii ki, modern dnyann nemli
g merkezlerine doru bakar: Washington, Tokyo , Moskova
ve New York. Bu kltrel tedekilerin uzakta duraca ok ey
var. . . vard. .. ve grnr gelecekte de olmaya devam edecek.
66
Hem Fasllarn hem de Endonezyallarn ve ou artk Fasl
veya Endonezyal olan Arap milliyetilerinin, Hintologlarn,
lslam alimlerinin, Oryantalistlerin ve etnograflarn aras, bu
durumla ilgili ne yaplabilecei konusunda ak olmutur: sa
dece inanlar, bilimler, sanatlar, kanunlar ve baka yerlerde
dzlm ahlaklarla etkileimlerine deil, bu etkileimlerin
kark oulluuna nasl baklaca. Bazlar bir "yerli deha"
veya bir "temel madde"nin -Fas'ta Afra-Berberi, Endonezya'da
Malayo-Polinezyal- dardan alnanlar nemsiz klacak ka
dar gl olduunu, o kadar ok yabanc ssn, altta gizli asl
otantiklii ortaya karmak zere kolayca karlverdiini id
dia etmilerdir. Ama byle iddialarn geersizlii, hem etnog
rafik-tarihi aratrma, hem de, daha da derinden olarak, ken
dileri de "yerli" olmayan kolonyallerin bu iddialar yerleik
elitlerin sahip olduu zeminin altn oymak iin (Fas'la "Ber
beri"ye kar "Arap", Endonezya'da "ky"e kar "saray/ehir")
kullanmalaryla ciddi biimde ortaya konmutur. Daha genel
grnen yantlar daha ok ya oulluk gereini kabul edip
buna bir ekilde yerli, orada yetimi grnm vermek ya da
oulluu en aza indirip meselenin kalbi olarak bir ierie n
celik vermek olmutur. Veya, tabii ki ve daha ok ikisi birden.
Bu belirsizliin stesinden net bir ekilde gelmek iin ele al
nabilecek ok rnek vardr. Ama, en iyisi, en azndan, herkesin
zerine bir gr olduu iin imdi evrensel tarihin resmi bir
kategorisi olarak ortaya kan lslam'dr (artk her ne ise). Sade
ce Mslman bilin, iddia ve blnmlkteki ykseli her iki
lkede dini mesele ve kiilikleri olaylarn ortasna itmekle kal
mam, bir zamanlar sadece birka uzman, kanun ve trenada
m veya tarikatlarn geliimiyle snrl olan akademik ilgi, Hu
meyni, Kaddafi, Sedat'n ldrlmesi, Lbnan'n yklmas ve
Kuveyt'in igal edilmesinden sonra, resmen patlamtr.
Aslnda ilgi, Fas ve Endonezya gznne alnrsa, fenome
nin kendisinden bile daha hzl gelimi olabilir. Bu lkelerden
biri veya her ikisinin lslam'n enerjileriyle gittike evrelenip
evrelenmediini bilmiyorum ama (zerinde en azndan be
nim birok farkl dncem olan bir konu) , lkelerin kltr-
67
lerinin rencileri, yerli ve yabanc, Mslman ve gayri Ms
lim, kesinlikle yle. Fazla deil birka yl nce modemitenin
andrd eski gelenek olarak gzard edilen Kuran, eriat,
Ayetler ve Tasavvuf, artk neredeyse her eyi aklamak iin
kullanlyorlar.

lki durumdan Endonezya ve yine zellikle Java, ilk bakta da


ha karmak grnr. lslam takmadaya adm adm, basamak
basamak, az ok barl olarak lran, Gujerat ve Malabar sahili
zerinden, yaklak 14. yzyldan itibaren, yaklak bin yllk
Hindu, Budist ve Hindu-Budist varlndan sonra gelmitir;9
eitli eski Malezya topluluklarndan oluan bir koleksiyona
grne gre yerlemi, kendisi hi de basit olmayan bir var
lk. Bu varln Endonezya kltr dokusundaki yerini ve ne
mini belirlemek, sonuta, zerinde ok tartlm, nazik bir
konu olagelmitir.
Tartanlar da, yin e , hem bilim adamlar hem de bilim
adamlarnn grnte alt insanlar olmutur (hala da y
ledir) . lki sylem izgisi, biri daha sonra daha ak bir ekilde
birletirmek zere eyleri ayrmaya profesyonelce adanmla
rn, dieri de, varlklar itibariyle, ayr veya birleik, eylerin
iinde yaamak zorunda olanlarnki, gittike daha ok birbir
lerini andrmaya, hatta birbirleri haline gelmeye meyletmiler
dir. Ortak zamanlarn ortak anlay.
Kolonyal dnemde, zellikle kolonyal dnemin pan-lsla
mizm, Reformizm ve Mslman kitle rgtlerinin Hollandal-

9 Endonezya'nn slamlamasnn hala bitinlkl bir almas yoktur. zetler


ve speklasyonlar iin bkz. M. Ricklefs, "Six Centuries of lslamization in Java,"
N. Levtzion, der., Conversion to Islam iinde (Londra, 1979), ss. 100-128; G.
Drewes, "New Light on the Coming of Islam to Indonesia," Bijdragerr tot de
Taal-, Land-, en Volkenkunde 124 ( 1 968): 433-59; A. Johns, "Sufism as a Cate
gory in Indonesian Literature and History," ]oumal of Southeast Asian History 2
(1961): 10-23. "Hindu" dnemle ilgili olarak bkz. G. Coedes, The Indianized
States of Southeast Asia (Honolulu, 1958). Hindu-ncesi dnemle ilgili dok
manlar hala az ve zellemitir. zetler iin bkz. K. C. Chang, "Major Prob
lems in the Culture History of Southeast Asia," Bulletin of the lnstitute of Ethno
logy: Academica Sinica 13 (1992): 1-23; W Solheim ll, "The 'New Look' of So
utheast Asian Prehistory;" )oumal of the Siam Society 60 ( 1972): 1 -20.

68
lan "lslam"n kitabi olmaktan ok davransa! bir kavrayn
edinmeleri gerektiine ikna ettii biti zamanlarnda genel g
r takmada ve zellikle Java zerindeki lslam etkisinin y
zeysel olduu ynndeydi. ou Javalnn hakknda gayet bu
lank ve ilkel bir kavray olduu (yle syleniyordu) Pey
gamberin nan (ad da byle syleniyordu) ada ve derinden
Hintlemi kltr zerine "bir tl gibi" rtlmt . Bir
"din"di ve kendini bu dine adayanlar gerekten de vard,
adanmlklar da gerekten glyd. Ama hala uysal, yayl
m ve birok inanc birletirmi -dogmaya kapal, atmaya
ters- olan toplumun maddesine ok derinden ilememiti. De
facto bir Tanr ve Sezar ayrm, sadece beklendii zere Hol
landa tarafnda deil, birka istisnayla, fanatik ve asabiyetle
ayrk tanmlaryla, Java tarafnda da yerleti. Mslman eitim
ve ibadet biimleri "ruhani" ve dolaysyla "kiisel" , "zel" ,
"ie dnk" ve "bu dnyaya ait olmayan" olarak bir keye
ayrldlar ve bu formlarla uralmas az ok kendi hallerine
braklarak korundu. Fakat lslam adna kolektif hareketler
"sekler" ve dolaysyla "politik" , "kamusal" , "harici" ve "bu
dnyaya ait" olmalar nedeniyle korunmadlar ve dikkatle g
zard edilerek zenle geriye ekildiler, manevi ve sosyal mese
lelerle kstlandlar.
Milliyetiliin ykselmesiyle btn bunlar deiti. Fanatik
ler militanlar haline geldiler, ayrlklar da ibirlikiler oldu
lar. Ve zafer kazanmasyla (bu noktada ben, hafza ve inanla
yklenmemi halde sahnenin ortasna dtm) milliyetilik
geldii gibi ortadan kayboldu. Manevi ve politik olan tekrar,
bir de vurgu kazanarak, biraraya geldi ve "lslam " , grltl ve
organize bir ekilde, yeni toplumun ruhunu tanmlamaya al
an gler arasnda bir g olarak yerini ald. 1952'de ben Pa
re'ye gittiimde , zgr Endonezya'nn ne eit bir lke olaca
na ilikin slamc ve Endonezya milliyetisi , poplist ve eli
tist, gelenekselci ve seklerist kavraylar, davalarn -sabit, ay
rk, kskan ve kararl- etrafnda kemiklemiti.
Bu dnemde "lslam", bir durutan ok bir hareket (ya da
daha kesin olursak nemsiz olmayan i ayrlklar nedeniyle
69
bir hareketler topluluu) grnts veriyordu ve toplumun
baz kesimlerinde, zellikle ticari kesimde ve lkenin baz bl
gelerinde, zellikle sahil blgelerinde, topluma daha ok n
fuz etmiti; kendini de baka yerlerde kurulmu ve baka e
killerde gerekleen rakip hareketler zerindeki gcn gve
ne almak zerine kurmutu. lslam' pee veya eriat kurallar
yerine, dier inanlar arasnda '?nlardan hi de az kesin olma
yan bir inan olarak gren oulcu ve tartma konusu olmu
bir gr, bu nedenle hem endiesi gittike artan bana hem de
grebildiim kadaryla benim konutuum daha da rahatsz
olan oyundaki kiiler'e -gurular ve ulema, devlet memurlar ve
parti grevlileri, amansz genler ve kadn aktivistler- kesin ve
mutlak geliyordu. Btn bunlarla ilgili yazdm kitaba 10 ]a
va'da Dinler adn vermek istedim. Fakat, grne gre et
nografik snflar, doal etiketler ve programlanm dinleyicile
re inanm biri olan yaync, bunu da kabul etmedi, kitap da
uygun olarak dzeltilmi ve anlattnn tam da karsnda bir
adla, ]ava nn Dini adyla kt.
'

Yine de, be yl sonra olaylar kitab tamama erdirdi. 1 965


ayaklanmalar ve ardndan askerlerin getirdii barla, Endo
nezya kltrnde ve daha kritik olarak Java kltrnde "ls
lam"n kavran deimeye balad. Dini temelli politik hare
ketlerin yasaklanmas ve cinayetlerin sonucu olarak halk ara
snda da gzden dmesiyle artk byle hareketleri tayama
yan Mslman varl bir kere daha bir durular kmesi haline
geldi. Tek fark artk bu varln artan dzeylerde, ilk nce bu
varl tayanlar, daha sonra da bu varl tayanlar takip
edenler tarafndan, yzeysel veya sekter bir tavrla deil de, te
melli, geni ierikli ve derine kk salm olarak sunulmasyd:
aslnda, Java'nn ve dolaysyla, daha ziyade, Endonezya'nn tek
dini. "Endonezyallama" olarak bilinen ey11 artk balamt.
10 C. Geertz, The Religion of]ava (Glencoe, lll., 1960).
11 R. Liddle, Politics and Culture in Indonesia (Ann Arbor, 1988), ss. 12ff. Bu g
r bir btn olarak yutan ve Mekke kratonlar [d faktrlerden etkilenme
yen] ve Sufi teokrasileri ile ilgili referanslarn yapld kitap iin bkz. M. Wo
odward, Islam in Java: Nonnative Piety and Mysticism in the Sultanate of Yogya
karta (Tucson, 1989).
70
"Endonezyallama" (oradaki ad indigenisasi, pek de yerel
bir terim deil) ile kastedilen, inanlarn eitlilii, bu inanla
r gerekletirme ekillerinin farkll ve "Yeni Dzen" devle
tinin prizme kar tahammlszlnn Kuran ortodoksisi
nin nne koyduu problemlerle, aka Hristiyan, pagan,
Endonezyal, inli veya inansz olmas nedeniyle asimile
edilmesi mmkn olmayanlar hari, her eyi "slami" olarak
tanmlayarak baedilmesidir. zellikle, halkn daha adanm
ve itaatkar kesimiyle daha eklektik ve deneyci kesimi arasn
daki gerilimi, neyin Mslman olduu, neyin Mslman ol
mad arasndaki snr tekrar izerek -neyin itaat saylaca,
neyin adanmlk olarak kabul edileceini tekrar tanmlaya
rak- azaltmaya alr.
Mslman kategorilerinin en geni kapsaml, ok yzl ve
kt tanmlanm olan Sufizmin "her duruma uygun bir dog
matik sistem" olarak sunulmas ve yksek ve alak, gemi ve
imdi, trensel ve edebi her yerde bulunmas, dini lmllk ve
geni tabanl camiye doru bu harekette nemli rol oynamtr.
Geleneksel Java metinlerinin yerel Mslman anlatlar olarak
tekrar okunmas, slami eitimin, slami liderlik biimlerinin,
hatta bir lye kadar slami hayat biimlerinin resmiletiril
mesi ve aratrmaclarca Java krallklarnn "sufi teokrasileri" ,
Java saraylarnn "Mekke'nin analoglar" olarak snflandrlma
s da yle. Sentetik temeller zerine rtlm ortodoks tller
deil. Rakipleriyle mcadele eden sekter kollar da deil. Daha
ok, yerel dille ifadeye allan evrensellik. Yerli formlarn s
nrsz cokunluu arasndan parlamaya alan ruhani teklik.
Bu, yerelciliin, program veya yorum olarak, oulculuk ve
ayrlkln karlatndan daha az meydan okumayla kar
karya kald anlamna gelmez. Reformistler, gelenekselciler,
seklaristler, senkretikler ve J ava'ya mahsus bir karakter olan
ahli kabatinan 12 (en az kt evirisi sanrm "meta subjekti
vistler" olur) hepsi hala srarl ve inanmtrlar ve Ortado
u'dan gelen ok dalgalaryla devletin lkenin tamamna Javal
12 Bkz. Geenz. Religion ofJava, 3. blm; Liddle, Politics and Culture in Indone
sia, ss. 1 4ff.
71
bir sivil dini empoze etmesi, resmi azmsanmayacak derecede
karmaklatrmtr. Aslnda insan srf bir sr nerilmi for
ml olduundan, slam'n Endonezya veya Java kltrndeki
yerine dair muhasebelerden birini tercih etmek iin bir zemin
olmad sonucuna varmak durumunda da deildir. Belki de
kurulmasna katkda bulunduumdan byle dnyorum,
ama sadece deil, bence oulcu, ayrlklar alan gr sade
ce 19SO'lerde deil, ayn zamanda 1920'lerde ve 1980'lerde de
gce sahipti (hatta belki de serbest pazar otoritesinin elikile
rinin yerlemeye balad 1990'larda da) ; sonuta ne kaplama
olarak slam ne de her yerde mevcut slam baarl olacaktr.
Ama yine de belki. Sona ermekten ok uzak olan bir hikaye
(sonuta 600 yl nedir ki?) henz balad. Nosyon oluumu
nun tarihi, kltrn her ynnde olduu gibi bu ynnde de
-slam'n hikayesi de genel bir dokumadan bir yama rnei
olarak ok iyi durur-13 belirsiz ve karmak bir sretir. Yerli
olan ithal edilenden, kemie kadar ilemi olan sadece deriye
yapm olandan, lmekte olan yeni doandan ayrmak, kod
lanm kurallar ve sistemli bir plan adna ok da ey olmadan
gerekletirilen srekli bir itir. imdi ne syleyeceinizi d
ndnz bir anlk bolukta, ayn dzeyde iten gelen bir
drtyle, baknz bir baka dokumann bir baka yamasna
evirdiiniz zaman sona erer ancak.

Benim sosyal bilimlerde geni apl karlatrmal analizler so


nucu vardm bir tavr olan karlatm durumlardan hibiri
ni bir dierinin indirgenmi versiyonu olarak grmemek -mese
la, lspanya'da Hollanda'nn kalvinizmi yoktu, in'de de Japon
ya'nn feodalizmi- benim yaptm gibi slam'a nce Kuzey Afri
ka'da, hemen sonra da Gneydou Asya'da bakarsanz, uygula
mas zellikle zor bir tavrdr. "Kayp" gibi grnen eyler, ger
ekten de eksik olan eksikler, baya baya zerinize atlarlar.
tk elde, 8. yzyln sonlarna doru imdi Fas'n merkezi

13 Fas ve Endonezya'da lslam'n daha geni apl bir karlatrmas iin bkz. C.
Geenz, lslam Observed: Religious Development in Morocco and lndonesia (New
Haven, 1968).

72
olan yere vardklarnda lslam'n tayclarn14 bin yllk Endo
nezya uygarlyla karlatrlabilecek hibir ey beklemiyor
du. Tepelere serpitirilmi birka Berberi beylii ve sahil bo
yunca baz geit limanlar vard. Ama, tpk kendinden nceki
Fenikeliler gibi bu kadar batda pek de gl yerleemeyen Ro
ma uygarl, arkasnda birka mozaik, birka yer ismi ve bir
avu da yer isimleri kadar eskiye ait Hristiyan brakarak uzun
zaman nce kaybolmutu. Bu Arap maceraclarda -ou ya ya
mac ya da mlteciydi- yollar zerinde onlar manen etkileye
cek bir Iran ya da Hindistan da olmadndan kltrel olarak
bir deiim olmamt ve aylarla llebilecek bir srede Akde
niz'in gney sahilleri zerinden yollarn katetmilerdi.
lkinci olarak, ksmen de bir sonu olarak, burada, hem im
di hem de bilinen gemite, Endonezya'daki, dini veya yan di
ni ideolojiler etrafna toplanm gruplamalarn karmyla
karlatrlabilecek bir ey yoktur. Nfus iindeki yeri hibir
zaman yzde bir veya ikiyi gememi kendi iine kapal Yahu
dileri ayr tutarsak,15 nemli sayda yerli gayri Mslim de yok
tur. slamlatrma pratiinin etnik veya yresel dengesizlikleri
nin, tam olarak lslami ya da sadece Arap olann ne olduu yo
lundaki ilginin veya yerel pratiin ortodoksluuyla ilgili endi
enin nnde de hibir ey yoktur. Ve belki de en nemlisi,
yurttaln ve inancn paylam arasnda denklik vardr. Ulu
sal kimlik ve dini ballk bir madalyonun yzleri gibidirler.
Burada, insanlar en geni politik ballklarnn ve en derin
manevi ballklarnn uzlaabilir olduuna ikna etmek iin
inceltilmi resmi bir sivil dine ihtiya yok.
Ama bu kulaa artk Henry James'in Hawthome Amerikas
na "ne Epsom, ne de Ascot. ..16 ne katedraller, ne de kiliseler"
bak gibi gelmeye balad. Fas lslam'yla ilgili kritik olan, En-

14 Fas'n Araplar tarafndan igali denen ey hala speklatif ve kt belgelenmi


tir. Ksa zetler iin bkz. Morocco: A Country Study (Washington, D.C., 1 978)
4. bask, ss. 17ff.; N. Barbour, Morocco (Londra, 1965). Roma vb. iin bkz. ] .
Ahun-Nasr, A History of the Maghrib (Cambridge, 1 9 7 1 ) , 55 . 1 3ff.
15 S. Deshen, The Mellah Society, ]ewish Community Life in Sherifian Morocco
(Chicago, 1989).
1 6 H. James, Hawthome (New York, 1870), 55. 42-43.

73
donezya'da ok grlen cemaati dnce akmlar halini pek
almamas, tarihinde de pek almam olmas demek deildir.
Kritik olan, neredeyse her zaman ve her yerde taknd, radi
kal bireyci, "roln oynayan adamlar" halidir (tabii ki kadn
lar, skunet ve eve sadakat iin bir kenara ayrlmlardr).
Olumlu bir tanmlamayla, Fas'ta lslam kiilerce, ok zgr,
byk ve orta boy, orta boy ve kk din adamlarndan olu
an dev, hareketli bir kalabalk sayesinde ayakta kalr; alimler
ve hakimler, peygamberin soyundan olanlar ve popler, kariz
matik kiilikler, tarikat liderleri ve haclar, imamlar ve Kuran
hocalar, cami grevlileri, toprak sahipleri, noterler, kanun ko
yucular, vaizler ve pazar ahlaknn denetleyicileri. Alimler, ka
dlar, erifler, derviler, eyhler, haclar, imamlar, fkhlar, ta
lebeler, nadirler, mftler, adeller, hatipler, muhtasplar - tp
k, srekli olarak planlarn ve ittifaklarn yenileyen, dzensiz
figrlerden oluan dzensiz bir a olan toplumun kendisi gibi.
Bu zamandan zamana, yerden yere, dnemden dneme
akan karakterler oyununda, alimler ve daha az bilincinde ola
rak da olsa karakterlerin kendileri, bazlar daha ok, bazlar
daha az nemli, ama hepsi dini konumlarnn nlerine koydu
undan en fazlasn karmak derdiyle, meseleleri dzenlemek
iin izgi olarak kullanmak zere ehirliye kar kyl, eitim
liye kar halktan, karizmatie kar miras devralm gibi, her
biri en az lbni Haldun kadar eski kltrel krklar17 bulup izo-

17 Bkz. inter alia, A. Bel, La religion musulmane en Berb'rie (Paris, 1938); Geenz,
Islam Observed; R. Montagne, Les Berberes et le Makhzen dans le sud du Maroc
(Paris, 1930); A. Hammoudi, "Segmentarite, stratification sociales, pouvoir et
saintete," Hesperis-Tamuda 1 6 (1974): 147-180; A. Hammoudi, "Saintee, po
uvoir, et societe," Annales: Economies, socitt's, civilisations 35 ( 1 980): 615-
649; ]. Berque, Ultmas Jondateurs, insurg's du Maghreb (Paris, 1978). D. Eic
kelman, Knowledge and Power in Morocco: The Education of a Twentieth Cen
tury Notable (Princeton, 1985); D. Eickelman, Moroccan Islam: Tradition and
Society in a Pilgrimage Center (Ausin, 1976). lbn Haldun'la ilgili olarak bkz.
The Muqaddimah, ev. E. Rosenthal, 3 cilt. (Londra, 1958). Fas'n genel politik
yapsnda "dini kiilikler"in ileyii ile ilgili yakn tarihli tanmalar iin bkz.
Hammoudi, Maitre et disciple; H. Elboudrari, La "Maison du Cautionnement":
Les shurfa d'Ouezzane de la saintet' d la puissance, ttude d'anthropologie religi
euse et politique (Maroc, XVIIe XXe s.) (Doktora tezi, Ecole des Hautes Etudes
en Sciences Sociales, Paris, 1984).

74
le etmeye almlardr. Ne hiyerarik yaplarla ne de ideolo
jik kamplarla blnm, ne devlet kurumlarna ne de famille
d'esprit'lere ait olan herhangi bir tandk tipler takmyla her
hangi bir nokta ve herhangi bir corafi yerde karlaldnda
ihtiya duyulan, slami kiiliklerin lslam'nn sosyal hayatn
genel karmaasna nasl girdiini grmektir.
Bu genel karmaa, daha nce de sylediim gibi, sadece bir
el skmaya dayanan ittifaklardan -bunlar da radikal anlamda
sekler ve pragmatiktirler ve akn kayglardan bamszdrlar
oluan deiken sistemlerin biraraya gelmesi ve dalmasndan
oluur. Bu srecin katlmclar olarak dini figrlerin ekledik
leri ya da daha kesin anlamda iine kaynattklar gergin, srar
l, hatta saldrgan bir ahlaki miza, ilkenin stratejik olann te
sine geen rengidir. Birok ynden gayet dnyevi olan bu top
lumda Mslman ballnn basks olmadan gerekten
nem arzeden hibir ey gereklemez ya da benim grebildi
im kadaryla gereklememitir, nk ounun da kabul et
tii gibi, grevi bu basklarn gevememesini salamak olan
alimler, eyhler, erifler, marabutlarm ve benzerlerinin katlm
olmadan nemli hibir ey gereklemez ya da benim grebil
diim kadaryla, imdiye kadar gereklememitir.
Sosyal mcadelenin iinde bir birey, devlet veya lkenin na
sl mmin olacayla ilgili nosyonlardan herhangi birinin ta
kipisi dini kiiliklerin varlyla dinen yklenmesine her tr
l kesiimde ve durumda rastlanabilir. Bir insan tam anlamy
la Mslman yapann ne olduu konusundaki grlerin su
reti tabii ki deiir, deimeye de devam edecektir. Bu grle
rin, kendilerine mahal bulmak iin abalayan tutkulu insanla
rn fiilleri ve alakalar ile yaylmas, klientalizm gibi, daha kal
c grnmektedir.
Bize imdi bir gei dnemi olarak grnen18 16. yzylda,

18 Onaltnc yzyldaki gelimelerle ilgili yakn tarihli grler iin bkz. M. Gar
cia-Arenal, "Mahd, Murdbit, Sharrf : Lvt'nement de la dynastie Sa'dienne,"
Studia lslamica 71 ( 1 990): 77- 1 14 ; M. Garcia-Arenal, "Saintett' et pouvoir
dynastique au Maroc: La rt'sistance de Fes aux Sa'diens," Annales: Economies,
socittts, civilisations 4 ( 1 990): 1019-1042; A. Bouchareb, "Les const'quences
75
Fas modern halini almaya baladnda , ayrk ve kart dini fi
grler arasndaki rekabet o kadar mhimdir ki btn toplumu
srklyor gibi grnr. Sosyal peygamberler olarak vecd ha
lindeki kyllerin ortaya k; zellikle ehirlerde tarikat
eyhleri arasnda artan atmalar; monarik otoritenin kurucu
prensibi olarak Muhammed'in soyundan olmann tekrar orta
ya atlmas; kendine "mehdi" veya "imam" (Mslman usul
mesihlik) diyen insanlarn hi yoktan ortaya kmas; bir de
alimler ve hukukular, "eriatn Dostlar" tarafndan bu tr
patlamalara gsterilen tepkiyle metne bal ortodokside gste
rilen srar - btn bunlar dini manzaray, iinde Alawilerin,
Smrgecilerin ve bugnn Fas'nn olutuu kesin fikirler
den oluan yapy ekillendirir.
Endonezya'da olduu gibi ve benzer nedenlerle -ah'n d
, militerliin ykselii- btn bu sre hem yerliler hem
de yabanclar tarafndan bilimsel incelemeye tabi tutuluyor.
Eski fikirler -Hristiyan mdahalesinin Fas milliyetiliinin
geliimine etkisi; devletin tarafnda yer alan yerleik dzlk
lerle devletin karsnda yer alan dal kabileler arasndaki po
litik kopukluk; Kraln yar halife rol; tarikatlarn , sessiz-reak
siyoner rol- Fas tarihinde slam inancnn arl gibi, tekrar
iddetli tartmalarn konusudurlar. Fakat bu tartmalarn
(zaten "yerlici" bir yn alma eilimindeler) veya lslam'n g
cyle ilgili deerlendirmelerin (artk kimse ikincil veya yzey
sel olduunu dnmyor) sonucu ne olursa olsun, karakter
lerin dini, ahsi ballklar gibi, hala ok belirgin.

Sanrm bu her saha antropolounun sahip olduu bir dene


yimdir, ben de o kadar ok yaadm ki bu deneyimi, artk bu
meslein bir sembol olduunu dnmeye baladm; aratr
mann devam esnasnda, sizin gibi keskin grl, olan biten
den habersiz, krallara uyan, her eye inanmaya hazr birinin
socio-culturelles de la conquete iberique du littoral marocain," Actas del Colo
quio de la Peninsula lberica con el Magreb (Madrid, 1988).
76
ortaya kmasn beklermi gibi grnen, sadece sorulara cevap
vermeyip size doru sorulan da sorduran insanlara rastgelmek:
kendilerinin, kyleri veya kasabalarnn, lkelerinin, dinleri
nin, akrabalk ilikileri sistemlerinin, dillerinin, gemilerinin,
pirin ekme veya ticaret veya dokuma yntemlerinin, mzikle
rinin, cinselliklerinin, politikalarnn, kendi i yaamlarnn,
"aslnda" , "znde" -gerekte- ne olduuyla ilgili anlatacak hi
kayeleri, aacak grleri, aktaracak imgeleri, tartacak teori
leri olan insanlar. "Sampeyan, kula ngomongi" der Javallar -
"Sen, benim konutuum" (fiil etken deil edilgendir;19 vurucu
bir g); "suf! Nql-lek" der Fasllar - "Dinle, sana diyorum"
(havas buyurgandr, neredeyse Kuran' andrr.)
Antropologlar byle insanlara farkl tepkiler gsterirler ve
ayn antropolog da farkl zamanlarda farkl tepkiler gsterir.
Bazen yakanza yapm gibi grnrler, bizim sylemeyi sev
diimiz ekliyle kendi hesabmza grebilmemiz iin, onlardan
kamamz zorunludur. Bazen de ans eseri kefedilen ham tec
rbe rezervleri gibidirler: byk bilgi kaynaklar byk antro
pologlar yaratr. Ama tepkiniz ne olursa ve ne kadar dengesiz
olursa olsun, bu tepki sonunda gerekleir ya da en azndan
"sen, benim konutuum" , "dinle, sana diyorum" duruunun
kendi duruum olduunu farkettikten sonra bana yle geliyor.
Benim de anlatacak hikayelerim, aacak grlerim, aktaracak
imgelerim, tartacak teorilerim var ve onlar oturup dinleme
ye kim raz olursa ona anlatmaya hazrm. Bir kltr ya da
burada benim yaptm gibi amacna uygun olarak dzenlen
mi ve kesilip biilmi, seilmi paralar tanmlamak, garip
bir nesneyi, hiperuzayda bir dm aklamak deildir. Bir
yerlerde, birilerini baz eylere bakmaya sevketmektir; benim
kitaplarla, seyahatlerle, tanklklarla ve diyaloglarla bakmaya
sevkedildiim gibi: bir ilgi yaratmaktr.
Bir yaam biimini tanmlamann, onu iyi ayarlanm belli
bir eit n altnda gstermek olduu nosyonu, baya olsa

19 Javacada "-i-" fiil soneki iin bkz. Keeler, ]avanese: A Cultural Approach, ss.
l 26ff. Fasann emir kipi iin bkz. Harrell, A Short Reference Grammar of Mo
roccan Arabic, ss. 1 75-176.
77
da yeteri kadar zararsz grnr. Ama baz zorlu imalar var
dr, en zorlusu da herhalde n ve ayarnn tanmn tanmla
d eyden -slami cinsiyet, konuma ekli, rtbe- deil de ta
nmn kendisinden kaynaklanmasdr. eyler, phesiz olduk
lar eydirler: baka ne olabilirlerdi ki? Ama bizim zerinde
hareket ettiimiz onlara dair muhasebelerdir, bize bilgi veren
lerin, meslektalarmzn, bizden nce gelenlerin ve bizim mu
hasebelerimiz ve bu muhasebeler de yap'drlar. Hikayeler
hakknda hikayeler, grler hakknda grler.
Bu fikrin, kltrel tanmlamann ikinci el, ekillendirilmi
bilgi olduu fikrinin, niye baz insanlar rahatsz ettiini tam
olarak anlayabilmi deilim. Belki bunun insann yazd ya
da syledii eyin ikna edicilii hakknda mesuliyet kabul et
mesi zorunluluuyla ilgisi vardr, tabii byle bir zorunluluu
kabul ederse, nk sonuta bu mesuliyeti "gereklik", "do
a" , "dnya" veya bir baka mulak ve hacimli temiz bilgi de
posuna yklemeden yazm veya sylemitir. Belki de insann
bir eyi sahilde parlarken bulmak yerine kendisinin biraraya
getirdiini belirtmesinin o eyin gereklik ve hakikat iddias
nn altn boaltaca korkusudur. Ama bir sandalye kltrel
(tarihi, sosyal. ..) olarak kurulur, sadece kendilerinin olmayan
insanlarn nosyonlarla ykl insanlarn davranlarnn r
ndr, ama yine de ona oturabilirsiniz, iyi veya kt yaplm
olabilir ve en azndan imdilik, sudan veya -bunu idealizmden
kurtulamayanlar iin sylyorum- dnceden varedilemez
ler. Veya belki gereklerin yapld (zaten etimolojisi de -fac
tum, factus, facere- bizi kukulandrmaldr) gereinin kabul
edilmesinin,20 insan zahmetli ve sarmal bir i olan, syledii
eyi nasl olup da sylediinin izleini karmaya zorlamasn
dandr; ben bu ie kendi durumumda, buradan baladm. Ban
kada saklanabilecek bulgularn dmdz sunumu bile aslnda
daha dorudan, rahatlatc grnr; bilginin olmas gerektii
hali. Tek problem ise bu iin kendisinin biraz romantizm ol
masdr, en kabas da deil.
20 Bkz. B. Latour, Science in Action: How to Follow Scientists and Engineers thro
ugh Society (Cambridge, Mass., 1987).
78
lki yarlm ehir, iki yan dzenli lke, iki hayat biimi k
mesi ve aklp duran uaklar yapan tekrar tekrar ortaya kan
bir antropolog, keskin sonulara yol amazlar. Yol atklar
ey, ge takdir edilmi karmaa ve kaosun anlamada ara ola
rak kullanmlarnn retici bir rnei, ok ge gelmenin ve
ok erken ayrlmann, unutulan deneyimin ksmi grnmleri
arkasnda iten bir gezgin gibi srklenmenin deeridir, en
azndan byle umuyorum.

79
DRDNC BLM
Hegemonyalar

nsann aklna klasik etnografyalarn ounda bulunan antro


poloun "kendi" yerlileri arasnda fotoraf geliyor. Genellik
le resmin merkezindedir, ou zaman, ama zorunlu olarak
deil, dierlerinden daha uzundur, evresindekiler, neredeyse
her zaman hepsi erkek, etrafnda toplanmlardr ve dimdik
kameraya bakarlar; o ya beyaz bir elbise ya da bir eit kamp
niformas giymitir, ou zaman banda bir kolonyal
apka vardr. evresindekiler ise basit yerli giysileri giymi
lerdir, bazen de ellerinde silahlar vardr; yine genellikle arka
planda, uzak olmay, izolasyonu, kendine yeterlii art
ran bir eit manzara, orman, l, krk dkk kulbeler, bel
ki de birka inek veya kei. eitlemeler de vardr: etnograf
ya lambasnn nda not alyor, bir baheyi apalayan ada
m sorguluyor, bir musluu paylayor, bir kulbede dinleni
yor; veya bazen sadece kamerann arkasnda grnr ekilde
grnt dndaki etnografa bir mzrak veya bir sukaba
uzatan bir zenci ( "istediin bu mu? " ) . Byle bir resmin olma
d durumlarda da, tema bir ekilde bir nszle, bir dipnot
la, bir ekle aktarlrd; az ok bize benzeyen bir adam veya
bazen bir kadn, sadece daha cesur, tecrit edilmi, uzakta ,
bizden sadece farkl olmayan, ama bizden kopuk olan, ziya-

81
ret edilen , gzlemlenen , rapor edilen insanlarn arasnda.
Dnyann ular. 1
Antropoloun bu dnyann kenarndaki, zvanadan km
kalabalktan uzak yalnz kaif eklinde sunumuna artk pek
rastlanmyor. Sadece biraz abartl olmasndan deil, artk "il
keller" ile ilgili fikirlerimiz daha az ilkel ve "uygarlk" ile ilgili
emin olduklarmzdan daha az eminiz: "Dang'ler arasnda"
tecrit nosyonunun kendisi bugnlerde pek uygulanabilir de
il. imdinin grltsnn duyulmad ok az yer kald (hat
ta artk altn arayclar Amazon'u, Yeni Gineliler de politik par
tileri kefettiinden hi kalmam bile olabilir) ve antropolog
larn ou da bu grltnn yerel armoniyi boduu yerlerde
-Hindistan, Japonya, Bolivya, Msr. . . Endonezya . . . Fas- al
yorlar. Birka misyoner, bir gezgin blge memuru, acayip ssz
ada sakini -kendi sahalarnn efendileri- dnda yalnz alan
da kalmad. Ormanlar (veya ller) , sosyologlar ve filologlar,
ekonomistler ve tarihiler, mzikologlar, tarmbilimciler, psi
kiyatristler ve turistlerle dolu . " Ormann derinliklerinde,
uzaklardaki bir mercan adasnn stnde" imaj hep biraz ter
tiplenmiti, etnografnki dnda dier yabanc varlklarn st
kapatlmt, hem hep Hollywood veya Hong Kong'da alan
lar da olmutu. Ama, benim olmayan bir deyimi kullanrsam,
etnografik retimin sosyal koullar iin nemini abartmak
kolay deildir. Antropologlarn dnya tarihinin akna etkisi
dolayl olan toplumlara doru hareketi ve bu aka daha nce
"ilkelin peinde" iken konsantre olduumuz daha periferik
toplumlarn katlm -ikisi de kinci Dnya Sava'n takip
eden politik yer deitirmelerin sonucudur- sadece ne alt
mz veya nasl altmz deitirmedi. inde varolduu
muz ortam deitirdi.
Manetlerin ulaabileceinden daha uzak bir yerde deil de,
kkle byk arasndaki bir krk hattnda duran bir antro
polog olmann ne olduunu aktarmak iin fotoraflar yetersiz
dir. Resmini ekecek bir ey yoktur. nszler ve ekler de ye-
1 Antropoloun etnografik metinlerde sunumu problemi ile ilgili olarak bkz. C.
Geertz, Works and Lives: The Anthropo!ogist as Author (Stanford, 1988).

82
tersizdir. Merkezi olan ulara iterler. htiya duyulan veya bir
ekilde ie yarayacak olan, tablolar, anekdotlar, meseller, hika
yelerdir: anlatcs iinde olan kk anlatlar.

1957 Kasm'nn sonu, afak vakti,2 saat drtbuuk veya be.


Ben ve eim Gneybat Bali'de, geleneksel olarak den, mo
dern olarak ykselen bir Brahmana ailesiyle birlikte yayoruz.
Bir zamanlar yerel mahkemeye memur, krallarn ve efendilerin
din adamlar olarak atanmlar ama artk ne yksek dzeyli
bir grevleri ne de byle bir greve getirilme anslar var. Aile
nin eskiden olsayd genliini din adaml eitimi iin harca
yacak olan babas gezgin bir berber, evrede de beceriksiz bir
berber olarak biliniyor. Erkek ocuklar devlet memuru olmak
zere okula gidiyorlar, ama ileride otel iletecekler. Kz ocuk
lar da okula gidiyorlar, ama daha nce Bali'nin hi grmedii
bir ey olmak iin: profesyonel gsteri danslar. (On yl son
ra onlar Chicago'da bir salonda yaklak bin kiinin izledii
bir gsteride greceim, menajerleri de kurnaz biri olarak bili
nen babalar.)
Kk avluya elli ya da altm adamn dolduunu farkede
rek uyanyoruz. Sessiz ve hareketsiz sadece bekliyorlar, dz
gnce sralanmlar, pirin teraslarnda almak zere giyin
miler. En ktsnden korkarak yataktan kyorum. Sula
ma? Protesto? Saldr? Gergin zamanlar yayoruz. Yeni Gine
meselesine sinirlenen Sukarno Hollandallar lkeden toptan
kovmaya hazrlanyor. l sava Sumatra'y ve Celebes'i tehdit
ediyor. Avrupal bir doktoru Balili yardmcs bahe apasyla
ldrm. ou yabanc ayrlm ya da on yllardr orada olan
ve Bir Baliliyle evli olan ressamlara olduu gibi, ayrlmaya zor
lanm. Ama bu adamlar buraya neyin getirdiini hayal ede-

2 inde yaadmz kasabayla ilgili olarak bkz. C. Geenz, Peddlers and Princes
(Chicago, 1963); C. Geenz, Negara: The Theatre State in Nineteenth Century Bali
(Princeton, 1980); C. Geertz, Bali: Interpretation d'une culture (Paris, 1983); ].
Boon, The Anthropological Romance of Bali, 1597-1 972 (Cambridge, 1977).

83
miyorum. Sulama kanallarnda, ky pazarlarnda, buz fabrika
larnda ve di doldurma ritellerinde alma yapmz. Kavga
ve phe iin pek iyi bir malzeme deil.
Dar ktmda, insanlar "sen sor", "hayr sen sor" diye f
sldamaya, birbirlerini ileri itmeye balyorlar. Sonunda yal
bir adam bana doru yarm bir adm atyor. taat jestleriyle,
neredeyse duyamayacam kadar alak bir sesle "Ltfen bizi
affedin 'babamz' " diyor (ben otuzbir yandaym, o elli ile
seksen arasnda) "Ama size bir soru sormak istiyoruz. RRI
(devletin radyosu) Ruslarn gkyzne bir ay koyduunu
sylyor. Ama RRI devletin, biz de emin olamyoruz. Doru
mu bu? " Ben de "Evet, koydular" diyorum (benim kaynam
gvenimin tam olduu BBC dnya servisi - ne zaman ka
mam gerektiini sylemesi iin de BBC'ye gveniyorum) . "u
anda tepemizde dnyor". Aralarndan bazlar kafalarn sal
lyor ve dierlerine "Eer bir Amerikal Ruslar hakknda bunu
sylyorsa o zaman dorudur" diyorlar; yal adam byk bir
zenle ayrlmak iin izin isteyip beni rahatsz etmeye cesaret
ettii iin tekrar zr diledikten sonra kalabalk sabahn sisi
ne tekrar geri dnyor. Ampirizm i banda. Profesyonelce
ortaya karlan kltrler aras iletiim. Gerek zamanl Souk
Sava.

Yedi yl sonra, 1964'te, bir etnografn verecei en kritik karar


vermeye, nereye dkkan aacama karar vermeye alarak
Fas'n iinde arabayla umutsuzca dolayorum. Aslnda daha
nce bir tandk araclyla Sefrou'da karar klmm, ama yi
ne de olanca hzmla yol alyorum - otuzbe gnde yirmibir
ehir. Paa nazik, ocuklarm grece rahata yaayabilirler ve
Berberiler, Yahudiler, zeytinler ve surlar var. Ama yine de emin
olmak iin gzme ilgin grnen yarm dzine yere bir bak
mak istiyorum. Ve bir de, sanrm, bu seimi bilimsel bir yn
temle yaptma daha sonra bakalarn ikna edebilmek iin
kendimi ikna etmek zere. nce bir aratrma yaparsnz, son
ra bir rnek alrsnz, en sonunda da olaslklar ve olas neti
celer arasnda Baysevari bir ihtiyatla bir seim yaparsnz.
84
Kasr-el Kebir, son ziyaret ettiim yer, aslnda gerekte bir
aday deil. Atlantik kysndan elli kilometre ieride, l 956'ya
kadar Protektora'nn spanyol ksmnn snrlar olan yerin ie
risinde; ok byk ve amurlu taknlarn grld bu yay
van ve itici ehir fazla byk, fazla salksz ve benim gelenek
sel zevklerime gre, Tangiers'in yamal atmosferine fazla ya
kn. Ama, acayip ekilde Hooverms olan kulesiyle Stanford
niversitesi'nin kk lekli bir rneine benzeyen eski,
rmekte olan kk bir spanyol kalesinin etrafnda kurulu
bu ehir 16. yzylda Fasllarn Portekiz igalini pskrtt ,
bir Osmanl igalinin cesaretini krd ve nl bir liderini
kaybettii mehur bir savaa3 sahne olmutu; bir de zellikle
ilk gittiimde ou su altnda olduundan konuacak ie yarar
birilerini bulamadm iin ilgimi ekti.
Bu sefer buluyorum. Ad Hasan Bin Ali, bu yerin paas ve
Vladimir Nabokov'a benziyor (burada her ey bana baka bir
eyleri hatrlatyor) ama eski Fas'n en renkli karakterlerinden
birinin, "Emily, Wazan erifesi" nin torunu kyor. Emily
1873'te lkedeki en gl tarikatlardan birinin eyhiyle (adam
ellilerindeymi) evlenen bir ngiliz kadn.4 (Tangiers'de m
zikli bir elencede karlamlar; eyh onunla evlenebilmek
iin ona yasal varislerini zaten kazandrm olan iki karsndan
boanm; her ikisinin de ailelerinin kar kt evliliklerinde
geleneksel olarak limanda demirli bir gemideki ngiliz deniz
cileri selamlamak iin kullanlan altndan eritlerle ssl be
yaz yzl kestane bir at, Tangiers'deki her ortaelilikten zel
kyafetli korumalar, Sultan'n temsilcisi olarak Fas gmrk
mdr ve kocasnn eteklerini pmek iin Emily'yi kabaca
iten Moorcu kalabalklar varm.)
Her yerde evleri bulunan tarikat 1 7 . yzylda Bat Rifte p
he eken, kapal bir da kasabas olan Wezzan'da kurulmu,5

3 Bununla ilgili olarak bkz. L Valrnsi, Fab!es de la memoire: La g!orieuse batai!le


des trois rois (Paris, 1992).
4 Emily; Shareefa of Wazan, My Life Story (Londra, 19 12).
5 Wezzan'la (ou zaman Ouezzane, Ouazzan, hatta Wazan eklinde yazlr) ve
Wazzaniyya'yla (Tayyibiyya) ilgili olarak bkz. E. Aubin, Morocco of To-Day

85
hala da bu kasabann ruhuna ve hayatna hakim. yeleri, ken
dilerini Peygamberin iktidardaki hanedandan daha yakn ak
rabas olarak gryorlar ve hanedanla ilikileri, nazike sy
lersek, karmak. Emily ou zaman "Madame de Wazan" sfa
tyla Avrupal konsller, lkesinden uzakta yaayan entelijan
siya ve Alman prensesleriyle evrili olduu Tangiers'de yaad,
kendini entrikalarla evrili hissettii Wezzan'a da arada srada
seyahat etti (haksz da saylmazd; bir keresinde neredeyse ze
hirleniyordu) . Kocasnn ocuklarnn ikisi byk oranda iki
yznden delirdiler, dieri de babasndan nce ld. Zamanla
evlilikleri aksad (eyh mallarn satt, bir hizmetiyle evlendi,
ailesini ihmal etti), ama Emily ona iki ocuk verdi ve pek de
gzel olmayan bir biimde sonuna kadar onunla kald. Bu iki
ocuktan birinin de ikizleri oldu. kizlerden biri ocukken l
d. imdi benim karmda duransa dieri, iman , bodur ve
neredeyse hareketsiz - altm yanda ve bitik grnyor.
Kasr'da, altm yl ncesinin Hispanik-Fasl stiliyle den
mi ve Tunus, Msr, Lbnan , srail, Irak ve Krfez blgesin
den ilgin eyalarla bir mze gibi doldurulmu dev, karanlk,
eski psk-soylu bir komutan evinde, tek bana yayor. Sor
duum iin, politik kariyeri hakknda konumaya balyor
(kendine has, garip bir ngilizce konuuyor) . 1942'de Port
Lyautey/Kenitra'da igalci Amerikallar ve monari arasndaki

(I:ondra, 1906), ss. 36-392. Emily'nin zamannda blgenin karakterinin ve


eyh ailesinin bir tann azndan canl bir tasviri iin bkz. W B. Harris, The
Morocco that Was (Edinburgh ve Londra, 1 92 1 ) , ss. 273-284. Tarikatn dini-po
litik bir tarihi iin bkz. H. Elboudrari, "La 'Maison du Cautionnemen': Les
shurfa d'Ouezzane de la saintete a la puissance, etude d'anthropologie religieu
se et politique (Maroc, XVIIe- XXe s.)" (Doktora tezi, Ecole des Hautes Etudes
en Sciences Sociales, Paris, 1984). Tarikatn kurucu "azizi" iin ayrca bkz. H.
Elboudrari "Quand !es saints font !es villes: Lecture anthropologique de la pra
tique d'un saint marocain du XVIIeme siecle," Annales: Economies, societes, ci
vilizations 3 ( 1 985): 489-508; H. Elboudrari, "Allegeance, ordre et constance:
I:ethique d'un saint fondateur maghrebin," H. Elboudrari, der., Modes de trans
mission et la culture religieuse en Islam iinde (Kahire, 1992), ss. 26 1 -280. Bir
ara orada almay ben de dndm. Medine'de pek isabetli olmasalar da ta
lara maruz kaldktan sonra almasam daha iyi olur diye dndm. Bir mes
lektam, john Napora, 1 980'lerde orada ama dokumaclann arasnda alt:
eyh hari eriflerden hibiri onunla konumam.

86
arabulucuyrnu.6 V. Muhammed'in Madagaskar'a 1952'de sr
gnnden sonra kendisine sadk kalan birka stdzey grev
liden biriymi ve Fez'de evine hapsedilmi. Bamszlktan beri
her biri daha tara olan -dmanlar var- ya da drt kasaba
da Paalk yapm. Ama bir anda konudan kopuyor ve hibir
alakas yokken, aralksz iki saatlik bir monoloa (eski bir
uak tarafndan hazrlanan ihtiaml yiyecek tabaklar gidip
geliyor) , bykannesinin tarihini tersten zetleyen veya belki
de parodisini karan garip bir hikayeye dalyor.
Port Layutey'deyken Amerikal bir donanma yzbasnn
kansna ak olmu. Franszlar bu ilikiyi onaylamamlar (as
lnda onaylamadklar ve zayflatmak istedikleri, politik bede
lini kendilerinin dedikleri mesaj tama greviymi) ve Ame
rikallara yzbayla karsn memleketlerine geri gndermele
ri iin bask yapmlar. Ama bu, daha sonra kraln srgne
gnderilmesi gibi -kendi benzetmesi- ie yaramam. Kadn
kocasn terketmi (beinci kocas falanm, bu yzden onu
pek de etkilememi) ve Hasan'a dnm. Hasan'n tpk dedesi
gibi halihazrda bir kars ve ocuu olmasna ramen dede
sinden farkl olarak Hasan karsndan boanmam ve Ameri
kaly ikinci ei olarak alm.
Ne yazk ki kadn uslanmaz bir alkolik km ve krizler ge
irmeye balam. Ama Hasan ak yznden kr olmu. Onu
tokatlamasna, ldrmekle tehdit etmesine, gnlerce baka er
keklerle kaybolmasna ramen onunla kalm. Fakat Fez'de
bir gece otellerini bir Yahudiyle gstere gstere terkedip ertesi
sabah ayn adamla yine gstere gstere geri dnmesi barda
taran damla olmu. Hasan ona her eyi kabul edebileceini
ama bir erif onuru tadn ve byle bir hakareti kabul ede
meyeceini syleyip onu kovmu. "Koruyucusu" dedii birisi ,
sanrm bir akraba, bunun zerine Amerika'dan gelmi. Uzun,

6 Kenitra'da "Amerikan dnemi" ile ilgili olarak bkz. L. B. Blair, Westem Window
in the Arab World (Austin, 1970). O zamanlar Fas'taki Birleik Devletler poitik
askeri ilikiler sorumlusu olduu ve Hasan"dan hi bahsetmedii iin oradaki
roln sunuu (ve Bamszlktaki roln sunuu, nk birok tarihi onun
adn anmyor bile) biraz temkinli deerlendirilmeli.

87
dinler ve kltrleraras bir yasal mcadele balam ve byk
bir skandal patlak vermi. Ama sonunda boanmlar ve kadn
Boston'a -baka nereye olabilirdi ki?- dnm. Bamszlktan
sonra tekrar birlemeleri iin yalvaran mektuplar yazm .
Ama, onu hala sevmesine ve hep de sevecek olmasna ramen,
bunu artk Fas'ta birden fazla ee sahip olunamayacan sy
leyerek geri evirmi. (Aslnda sosyal nedenlerden sahip olu
namazd. Kanunen o zaman da mmknd, tabii ki hala da
mmkn.) Bunun zerine metresi olarak dnmeyi nermi.
Hayr demi Hasan, bu zaman ve ada artk insanlarm bunu
kabul edemezler. Kadn artk neredeyse tamamen mahvolmu
durumdaym. Ondan en son haber aldnda ya bir akl hasta
nesinde ya da bir genelevdeymi. Hangisi olduundan ya da
ikisi arasnda ne kadar fark olduundan emin deil.
Vieux Maroc, spanyolca, Franszca, ngilizce ve sras gelmi
ken Amerikan emperyalizmi, bamszlk, milliyetilik ve ]eune
Maroc, sosyal ve cinsel kozmopolitizm, dini ve politik dar g
rllk, erkek narsisizmi, Ortadou stili, kadn maceras, Av
rupa-Amerikan stilini, konusu az ana fikri daha da az byle bir
hikayenin iinde biraraya getiren kltr, insan, -sylenenin ne
olduundan veya nasl olup da belirsiz bir rotaya tepeden in
mi bir ofre u anda anlatldndan emin olmadan- ok
nemli ok miktarda eyin sylendii hissine sevk ediyor ya da
en azndan benim iin yle oldu. Gemi ve imdi. Dou ve
Bat. Ben ve teki. Tutku ve Tahaakm. Hofmannsthal'n syle-

dii gibi, "afak" derken ne kadar ey dediimiz.7

imdi yer deitirmeme -Sumatra'ya gitmeme-, zamanda geri


ye - 1958'e- gitmeme ve gerilimi -sivil savaa- ykseltmeme
izin verin. Eim ve ben adann gvenliksiz Bat sahilinde k
k, korunaksz bir liman ehri olan Padang'dayz; eim ar
sarlk hastas, hatta bir ara lmcl olduunu dnyoruz;
ben biraz daha az ar hastaym, stma, dizanteri ve doktoru
mun syledii kadaryla yanl ilalarn neden olduu miyo-
7 Hugo von Hofmannsthal, "Twilight of the Outward Life," ev. P. Viereck, S.
Rodman, der., One Hundred Modem Poems iinde (New York, 1951), ss. 3 1 -32.

88
bum var. Buraya gl bir Mslman dini (Padang'n bakenti
olduu Minangkabau) ve gl bir Hristiyan dinini (buradan
sonra gitmeyi dndmz Kuzey Celebes'te Minahassa)
Hindu Bali (oradan yeni geldik) ile karlatrmann bize En
donezya ruhunun karmaasnn daha derin bir anlayn sa
layaca teorisiyle geldik.
Belki de salayabilirdi, ama zaman doru deildi. Bizim geli
imizden bir gn sonra bir yla yakn zamandr kaynayan ama,
kanlmaz olan her eyde olduu gibi, herkesin hibir zaman
olmayacan varsayd ("Bir yolunu bulurlar; her zaman bu
lurlar") yerel bir ayaklanma8 en sonunda patlak verdi. Daha da
kts , Padang asilerin ss. Asilerin hkmeti bizim kald
mz otele yerlemi; askeri karargahsa yolun hemen aasn
da. Merkezi hkmetin sava gemileri, okyanus muhafzlar
gibi , limann dnda demirlemiler. O aralar zamannn ou
nu orada geiren hasta Sukamo Tokyo'da, lke onun dn
n beklerken frtna ncesi sessizlik hakim. Beklenen, bulank
szlerle birok eyi gizleyecei ve arpmann nlenecei.
(Asilerin tek istedii bakanlar kurulunun deitirilmesi ve
tanr biliyor ki Sukarno bunu yeteri kadar ok kere yapt.) Ak
ama geri dnyor ve uaktan iner inmez bu beklentiyi bitiren
bir konuma yapyor. Ben de konumay bir dzine kadar ate
soluyan Minangkabauluyla birlikte radyodan dinliyorum
(zerinde ngilizce "Sonuna kadar Hseyin'leyiz" yazan bir
pankartla geldiler. Bir konumamzda meseleye pek de doru
yaklamadklarn sylyorum.) Kendinden emin, ak, dos
doru ve hepsinden nemlisi kararl: bir dmandan bahsedi
yor, kuatma ilan ediyor, saldryla tehdit ediyor. Minangkaba-

8 Hem Bat Sumatra hem de Kuzey Celebes'te merkezi olan ayaklanmann -PRRI
P.ermesta- btnlkl bir tarihi bildiim kadanyla yok. Olayn Celebes ksm
ile ilgili bir deerlendirme iin bkz. B. 5. Harvey, Pennesta: Half a Rebellion {lt
haca, 1977). Amerikan eliliinden grnenler iin o zamanki elinin (her ne
kadar ayaklanma baladktan ksa bir sre sonra varsa da) hatralarna baknz:
H. P. Jones, Indonesia: The Possible Dream (New York, 1971), zellikle ss. 67-
85, 1 1 3-146. Aynca bkz. D. Lev, The Transition to Guided Democracy: Indonesi
an Poliics, 1957-59 {lthaca, 1966). Ayaklanma srasnda yazlan bir gazete ra
poru iin bkz. W A. Hanna, Bung Karno Indonesia, Part VII: The Rebel Cause,
October 9, 1 959 (New York, 1961).
89
ulular hasta grnyorlar; gerek zerlerine kyor. Ertesi
sabah sava gemileri limana girmek isteyen baz yabanc gemi
leri durduruyorlar ve limanda olanlarn da kmalarna izin
vermiyorlar, makineli silahlar ve toplarla korunan otelin ve sa
hil eridinin nne kum torbalar diziliyor ve birka hava sal
drs alarm duyuluyor. yle grnyor ki mahsur kaldk.
Sonraki iki ay kt yazlm bir macera filmi gibiydi -Pa
dang'daki durum daha da ktleince bir da kasabasna ka
; bu kasaba hkmete bombalanmaya baladnda da
merkezi Sumatra'nn geni tropik ormanlar zerinden uakla
yolculuk. . . havadan bombalanm yollar, oradan oraya kaan
mlteciler, havaya uurulmu kprler. . . hala yryecek ka
dar hasta olan eimin tbbi yardm alabilecei asilerin kontro
lndeki bir petrol sahasna; kampn sabah sessizce inen para
tlerce ele geirilmesi- bu olayn detaylarndan bahsetmeye
gerek yok. Garip olan (o zaman da garip grnen) ise grn
e gre en temelinden Endonezyal olan bu deneyimin nasl
olup da her noktasnda Amerika Birleik Devletleri'nin arpk
varlyla sarl olduuydu. Baz eylerden ne kadar uzaklar
sanz uzaklan, yle grnyor ki, tpk borlar, utanlar, ba
arszlk ve ocuklar gibi her zaman oradadrlar.
Birleik Devletlerin dolayl ve farketmesi zor, dank bir e
kilde, "orada" olmasnn sebeplerinden biri, herkes gibi benim
de grdm gibi btn bu olaylarda, az saylamayacak d
zeyde ima edilmesiydi. Ayaklanma ve ayaklanmann bastrl
mas (sonuta ayaklanma ezilmiti) Endonezyal rakiplerin or
taya kard, Endonezya'nn kavramlaryla hakl gsterilen,
Endonezyal aralarla gerekletirilen, Endonezya'ya ait vaka
lard; ama Amerika'nn bulank sularda balk avlamas -sonu
ta bunlar antikomnizm armlar yapan hibir tartmay
ok uzak, hibir atmay ok kk grmeyen john Foster
Dulles'n gnleriydi- . . . nasl sylesem . . . nemli bir etkendi.
Asilere Amerikan silah yardmyla ilgili sylentiler vard, CIA
entrikaclarnn etrafta entrikalar evirdii syleniyordu , Dul
les asi hkmeti tanmakla ilgili ancak kendisinin yapabilece
i aklamalar yapyordu. Birka tekil hadise de -Sumatra'da
90
bir havaalan yaknna den Michigan retimi silahlar, Dou
Endonezya'da Amerikal bir pilotun kulland asilere ait bir
bombardman uann drlmesi, Chiang'n Tayvan'ndan
lkeye kaak sokulan eitli Amerikan mallar- Cakarta'daki
Amerikan eliliinin aklamalar, yalanlamalar, zrler ve g
ven tazelemelerle megul olmasna neden oluyordu. Tam o za
man asilerin blgesinde olmak, ne kadar zorunluluktan olsa
da, bir Amerikal iin hi de masum bir ey deildi. Baz dava
lara siz kendiniz katlrsnz; bazlar da gelip sizi bulurlar. O
renciler kim bilir benim ne olduumu dnyorlard.
Biz oraya gittiimizde Padang'da bir Amerikal vard -Birle
ik Devletler Enformasyon servisinin ktphanelerinden biri
nin mdr- ama ksa sre sonra kat veya tahliye edildi (gi
diiyle ilgili belirsizlik vard; tek bildii bizim onunla gideme
yeceimizdi) ; giderken de yepyeni arabasn ormana saklad ve
bizden ayrlrken arabay da karmamz istedi. Bunu nasl ya
pacamz konusunda bir nerisi yoktu, ama zaten pek iyi
saklanmamt araba: kamak iin kullanmaya niyetlendii
mizde yerinde bulamadk. Ayrlmasndan ksa sre sonra bir
dzine kadar Amerikan medya tipi ortaya kt ve birka gn
otelde kamp kurdular. (Kafam o kadar karmt ki ilerinden
birine CBS'in ne anlama geldiini sordum.) Ama "hibir ey
olmad" ve ormanlarda saklanmakta olan asi liderlerinden
hibiriyle gremedikleri iin ksa srede skldlar ve geldik
leri gibi gizemli bir yoldan -yollar barikatlarla doluydu- Ca
karta'ya geri dndler. (Yardmsever antropolog olarak onlara
ayaklanan toplumla -dnyada hem Mslman hem de anaer
kil olan ender toplumlardan biri- ilgili bireyler anlatmaya a
ltm ama ilgilenmediler.) ABD'de annem dilerini aram.
Ona bizden bir haber alamadklar iin ldmz tahmin
ettiklerini sylemiler.
Yine de evden kokular gelmeye devam ediyordu . Pa
dang'dan da kasabasna katmzda, oraya !kinci Dnya Sa
va'nda bir tanesiyle seyahat ettiimden beri grmediim e
itten adet Mitchell bombardman uayla yaplan, pek de
etkili olmayan ilk hava saldrsnn ortasnda vardk. Oradan
91
katmz petrol kamp Endonezya hkmetiyle kira anla
mas yapm bir Amerikan irketi olan Caltex'e iletiliyordu ,
ama tabii ki kimsenin kamptan kamad gibi onlar da kam
pa ulaamyordu. Ormann iinde, nfusunun ou her eit
Endonezyalyla ilgili grleri bulank olan Teksasl iilerden
oluan ve evresi dehete dm asi birliklerince (maymun
lara havan topu atp duruyorlard) sarlm bir Orta Amerikan
banliys (bungalovlar, bazlar yapay olarak sulanan -inana
biliyor musunuz?- baheler, kvrlan sokaklar, country mzi
inin alnd bir spermarket, ayn mziin alnd bir
kantin ve cimnastik salonu ve bizim hedefimiz olan modern
klinik). Petroln tekrar akmas ve kendilerinin olmas konu
sunda kararl merkezi hkmet en sonunda havadan saldrp
kamp ele geirdikten sonra inmesine izin verilen ilk sivil
uak9 Caltex'in Endonezya genel mdrn tayordu. Uak
ertesi gn ikinci mdr almak iin Cakarta'ya dnerken biz
de iindeydik.
Ama Amerika'dan gelen, zerine adres yazlmam bu posta
kartlarndan en artcs -hala stma yznden grdm bir
hayal olmadndan bile emin deilim- daha erken, biz Pa
dang'dayken geldi. lkinci Dnya Sava'ndan kalma bir Alman
olan doktorumuz ve otuzlarn sonunda Hitler'den kam yal
bir Alman kadn olan otel sahibimiz (ikisi ok iyi arkadatlar;
gece ge saatlere kadar sarho sarho eski Avrupa stne sohbet
ederlerdi) dnda btn yabanclar uzun sre nce ayrlmlar
d. Olas ve gerekten de birka gn sonra balayan top atein
den korkan insanlar kylerine ekildikleri iin ehir bombotu.
Eyalarmz -birka para elbise, bir sr saha notu- toplarken,
birka metre ilerideki ormandan kamuflaj elbisesi iinde bir
Amerikalnn kp gelmesiyle akna dndk. Bize doru geldi
ve Singapur'un Amerikan konsolosunun yardmcs olduunu
syledi. Orada ne yapt, nasl geldii ve bizi nasl bulduuyla

9 O kadar erken aynlabilmemizin ve aslnda ayrlmak zorunda da kalmamzn


sebebi, igalci kuvvetlerin Javal komutannn daha nce Jogcakarta'da tand
m biri olmas ve ben ve eimin Javaca konutuumuzu ve askerleriyle birlik
te kaldmz farkederek oradan ayrlmamz istemesiydi:

92
ilgili hibir ey sylemedi. Syledii ise, kendisine, iinde bu
lunduumuz duruma kendi elimizle dtmzn (biz de
baka trl dnmyorduk) ve Birleik Devletler hkmeti
nin hibir sorumluluk kabul etmediinin (biz de kabul etmesi
ni beklemiyorduk) bize bildirmesinin emredildiiydi. Sonra ge
ri dnd ve ormann iinde kayboldu. Bir Byk G, geldi ve
gitti. Amerikan yzylndan imdilik bu kadar.

Biraz daha farkl bir Amerika'yla (Ronald Reagan'n Amerika


s) , ok daha farkl bir yerde (Marake'te bir otel) ok sonrala
r bir zamanda ( 1985 k) bir karlamam da politik melod
ramdan ok sosyal komediydi. Biraz Anthony Powell , bol
miktarda Andre Malraux. Ama, biraz farkl ynlerden olsa da,
ayn derecede unutulmayacak gibiydi.
Aspen lnsani Bilimler Enstits ve Fas-Amerikan Dernei ,
daha nce hibir alakam olmayan iki kurum tarafndan d
zenlenen, bakanln birka ay ncesine kadar Senato D
llikiler Komitesi bakanln yrten ama tekrar seilemeyen
Charles H. Percy'nin ve Fas Dileri Bakan Ekselanslar Ab
dllatif Filali'nin yapt, konusu "Fas: Dn, Bugn ve Yarn"
olan bir konferansa davet edildim.10 Otuz kadar katlmc ara
snda Citibank'n bakan yardmcs, Fas bankasnn bakan
yardmcs, Johson and Johnson International'n bakan yar
dmcs, Amerika'nn Senegal eski bykelisi, Jimmy Car
ter'n imdi Birleik Devletler-Japon dernei bakan olan Fas
bykelisi, halihazrdaki Fas bykelimiz, Birleik Devletler
Enformasyon Servisi bakan, Wyoming'den Kentucky Sr
irketi adl esrarengiz bir kurulutan bir grevli, M anhat
tan'dan Golightly-Harbridge lnc. adl daha da esrarengiz bir

1 O ierii bu konferansla tamamen akan ikinci bir konferans ayn yln may
snda Queenstown, Maryland'deki Wye plantasyonunda yapld ve Marake'te
ki katlmclara ek olarak Long lsland niversitesi'nin rektr, Sears World
Trade'in bakam ve Fas'n ABD bykelisi katld. Benim konferansla ilgili
bunlar hatrlamama konferansn raponr Duke niversitesi'nden Dr. Bruce
Lawrence'n baslmam bildiri zetlerinin byk yardm oldu, ama tabii ki
konferans ne ieriinden ne de tonundan o sorumluydu. Benimle birlikte ka
tlmc yaklak yarm dzine Fasl ve Amerikal akademisyen vard.

93
kuruluun bakan, Rabat'taki Kraliyet Kolejinin Mdr,
New York'taki Pace niversitesi'nin rektr, Washington'daki
Capitol Bank'n ayn zamanda eski bir senatr olan bakan
yardmcs, "Uluslararas Finans Enstits"nn yneticisi (bir
Fransz) , "Association Internationale Futuribles"in bakan
(bir Fasl) , Neiman Vakfnn yakn zamana kadar Washington
Pos t'un editr olan kratr, New York Times n dileri yo
'

rumcusu , Kazablanka'daki Fas gmrkler dairesinin genel


mdr, yine Kazablanka'daki Islamic Conference Trade Cen
ter'n mdr , Fas planlama bakanlnn genel sekreteri, AB
Volvo, Gothenburg, lsve'in ynetim kurulu bakan, bu sefer
Arap kkenli olan bir tane daha eski senatr, bize srekli ha
trlatt zere Fas doumlu eski bir Fransz dileri bakan,
Fas babakan ve "Rotschild Inc., New York, New York"tan M.
le Baron Guy de Rotschild vard. yle grnyordu ki ben bu
dnyada tesadfen bulunuyordum.
Be gn boyunca -bir gn finans politikalar, bir gn tekno
loji, bir gn "politik ve sosyal srelerin etkileimi," vesaire
sabah ve akam, genellikle ngilizce, yeri gelince Franszca ve
sadece bir veya iki kez Arapa yaplan konumalar, fikirlerden
daha nemli eyler hakknda olan toplantyla aslnda ilgisizdi
ler. Grevda bir manevrayla koridorlar deerlendirmeye ko
yulan Senatr Percy dnda byk figrlerin hepsi konferans
ta ara sra grndler ve dikkatlerini ehrin eitli yerlerinde
yaplan zenli le ve akam yemeklerinde younlatrdlar,
bazlar bir kere bile gelmedi. (Fas babakan sadece bir kere,
kimsenin beklemedii bir zamanda, o da gayet uygun olarak
"politik ve sosyal srelerin etkileimi" gnnn leden son
rasnda ve daha da uygun olarak benim Fas devletinde g
ilikilerinin kiisellii, akkanl ve geliigzellii ile ilgili
konumamn ortasnda, peinde yirmi hizmetiyle geldi. Ba
bakan odann etrafnda dolap herkesin elini evkle skarken
ben herkes gibi aptallam bir durumda sadece oturup bekle
dim. Sonra Fas-Amerikan dostluuyla ilgili -Franszca- ksa
bir konuma yapt , tekrar herkesin elini skt ve peinde
adamlaryla kp gitti. Daha sonra ben konumam bitirmeye
94
altm. Ama dinleyicilerimi kaybetmitim: nlerinde olup bi
teni tekrar anlatmaya gerek yok.)
Yine de gerekletirilen tartmalar ounlukla Birinci Dn
ya tleri ve nc Dnya zrlerinin dei tokuuydu.
Kendi karlar asndan kesinlikle hakl olan Amerikallar
Fasllara radikal Reaganomi -kurallarn gevetilmesi, piyasa,
kamu harcamalarnn kslmas, vergilerde kesinti, yabanc ya
trmlara kar dostluk, gerekilik ve kiiliin gc- dayatt
lar. Savunmaya gemi ve faydalanlm Fasllarsa hassasiyetle
ri -kolonyal gemi, petrol krizi, paralarnn deerinin dme
si, EEC'nin ticarette uygulad ayrmclk, fakirlik, aymazlk,
hava koullar ve Arapann glkleri- iin hogr dayatt
lar. Fransz taraf ierik olarak Amerikallara, retorik olarak
Fasllara yaknd; parmak ucunda ho bir dn gibi. Yorgun
luk, biraz gelecek iin gndem oluturulmas (bol bol gndem
oluturulmas) ve bir miktar ahlaki rahatszlk dnda pek de
bir ey olmad.
Daha dorusu , oturumlarda olmad: eylere eklini veren ,
oturumlar evreleyen youn ve girift sosyal ileyilerdi. Fasl
temsilciler, ounun bir Amerika yacs ve bir eit ykselme
merakls olarak grd bakanlarna, davetli olmayan ateli
bir Fasl feministin gruba katlmasna izin verdii iin sinir
lenmilerdi - bu da senatr Percy'nin "onlarn" (yani Faslla
rn) grubunda sadece bir kadn olduundan ikayet eden ei
nin emriyle olmutu. ("Bizimkinde" , ou katlmcnn eini
de getirmesine ramen , hi kadn yoktu.) Amerikan grubu sa
dece ayn uakta nemli kiilerin birinci snf, daha az nemli
lerin ekonomik snf umasndan ve nemlilerin yarm mil
uzakta daha ahane bir otele yerletirilmesinden deil, daha
ok, eski bir bykeli olan gruptaki tek siyahn ait olduu
elitlere dahil edilmek yerine hem uakta hem de otelde dier
kitleye katlmasyd. Havuzun etrafnda stsz dolaan ve
gen Fransz erkeklere masaj yapp onlara masaj yaptran gen
Fransz kadnlarn varl Amerikallar, zellikle de kadnlar
sinirlendirmiti (Fasllarn tepkisinin ne olduundan emin de
ilim -onlar bu konuda konuturamadm- ama neo-kolonya-
95
lizmin utan verici olmayan bu kadar parlak bir rneini zor
bulurlar.) Ama btn hadiseyi renklendiren ve sonunda yar
onayla cevaplandnda tela ve dzensizlie srkleyen; kon
ferans boyunca havada asl duran ve konferansn sonuna ka
dar cevaplanmayan ama hem baar hem de gurur cevabna
bal olduu iin hep tartlan o soruydu - Kral tarafndan
dinlenme onuruna eriecek miydik?
Kabul edileceimiz haberi son anda, odalarmzda, dnmek
zere eyalarmz toplarken geldi. Bir saat iinde bizi, Kraln
lkenin arlk merkezinin, Kral da Sahra'nn iine girmiken,
gneye doru kaymasnn ifadesi olarak yaptrd saraya g
trmek zere otobsler gelecekti. (Aslnda Marake'te bulun
masnn ana sebebi bu ehri Rabat'n yannda sembolik bir
ikinci bakent olarak ilan etmesinin onuncu yln kutlamakt;
Rabat'tan, o yl iinde gelen btn elileri, on tane kadar, iti
matlarn belirtmeleri iin armt. Biz sonradan dnl
mtk.)
Fakat bir aksaklk kt. nlerindeki bir saati yemek iin de
liler gibi hazrlanarak geiren Amerikal ve Fasl kadnlara
(Fasl olanlarn ou, katlmclarn eleri, ilk defa ortaya k
yordu) , otobse bindikten sonra ve Fasl grubun bahtsz baka
nnn onlara verdii gvencenin aksine, kabul edilemeyecekleri
bildirildi. Fasllarn grup bakanlarna, Amerikallarn da krala,
lslam'a, Araplara, "bu kanl lkeye" ve Ortadou'ya ynelik
sylenmeleri arasnda ve Amerikal erkeklerin gidip gitmeme
leri konusunda biraz dnmelerinden sonra, ki bu pek de
uzun srmedi, kadnlar otobsten indiler. (Lese Majeste burada
geersiz bir ey deildir: kral geri evirir, ama geri evirilmez,
hele koltuunu kaybetmi senatrler tarafndan asla). Geride
kalanlarmz, sinirli olduklar kadar hayal krkl iindeki ka
dnlar otelin garajnda brakarak, saraya doru yola ktk.
Komedi ise henz bitmemiti. Bir neo-Fasl Arap gecesi iin
saraya girdikten sonra dev kaplar, biz uzun, sk bir sra olu
turmu hizmetkarlarn arasndan ieri doru yrrken (eliler
de dar doru yrrken) arkamzdan kapand. Dinleyiciler,
ortasndaki bir meyva dann dnda bo olan dev bir salona
96
toplanmlard. Bu halleriyle dinleyiciler yeterince sradand
lar. Her birimiz yorgun ama nazik grnen krala tantldk ve
kraln etrafnda yaklak bir saat onunla ve birbirimizle, bizim
iyi niyetimiz ve onun bizim iyi niyetimizi takdiri dnda hi
bir ey hakknda konumadan ayakta bekledik, sonra da ayn
kapdan hizmetkarlar arasnda ayrldk. Darda , biri yalnz,
dieri fkeden kpren iki kii, solgun bir adam olan Ameri
ka'nn Fas bykelisi ve sahneye yeni km bir figr, (hi
de solgun bir adam olmayan) Amerika'nn Birlemi Milletler
Bykelisi General Vernon Waters ile karlatk. Walters
uakla New York'tan yeni gelmiti, sanrm geli nedeni de bu
toplantyd. Ua gecikmiti ve ikisi tam kaplar bizim arka
mzdan kapanrken saraya varmlard. Emir kulu olan muha
fzlar kapy amay reddetmilerdi ve bu sekin misafirler n
avluda beklemek zorunda kalmlard ve tpk kadnlar gibi
partiyi karmlard. Uluslar arasndaki ilikiler, tabii bu du
rum sadece bundan ibaretse, yle grnyor ki, krallar ve el
iler arasnda etnograflar ve konsoloslar arasnda ilediinden
daha az ilgin ilemiyor. Diplomaside de, birok eyde olduu
gibi, saha avantaj geerli.

Yine zamanda geriye, 1971 yazma; mekanda br tarafa, Su


matra'nn kuzey-kuzeybat ucuna, Aceh adl bir yere.11 Genel
namyla Endonezya'nn en ateli slamc blgesi -"Mekke'nin
Verandas"-. 1873'ten 1903'e Hollandallara en uzun ve en ac

11 Aceh'te blgesel politikann l 953'e kadar ksa bir zeti iin bkz. E. Morris,
"Social Revolution and the Islamic Vision," A. Kahin, der., Regional Dynamics
of he Indonesian Revolution: Unity from Diversity iinde (Honolulu, 1985), ss.
82- 1 10. Kolonyal savala ilgili olarak bkz. P. van't Veer, De Atjeh-oorlog (Ams
terdam, 1969); C. Snouck-Hurgronje, The Achenese, 2 cilt. (leiden, 1906); ve
]. Siegel, The Rope of God (Berke ley ve los Angeles, 1969), bu son kitapta ay
nca 1950 ve l 960'daki gelimelerle ilgili bir deerlendirme de vardr. (ikinci
tarihle ilgili olarak aynca bkz. B. Dahm, History of Indonesia in the Twentieth
Century, londra, 1971, ss. 167-168). Devrim srasndaki olaylarla ilgili olarak
bkz. A. Reid, The Blood of the People (Oxford, 1979), zellikle 2, 4 ve 7. b
lmler. Doksanlardaki ayaklanma, uyuturucu kaakl, Java kart bir his
ve merkezi askeri idareye kar bir direniin belirsiz bir karm gibi grn
yor: bkz. Endonezya Haber Servisi, Lanham-Seabrook, Md., rapor no. 270,
271, 272, Kasm 27, 29, Aralk 1, 1 992.

97
kolonyal savalarn yaatt; yeni Cumhuriyet'e de 1950'lerde
ksmen etnik, ksmen dini nedenlerle bakaldrd ve doksan
larda hala arasra ve geliigzel harekete geen devlet otorite
sine kar iddetli direnilerin blgesi olmaya devam ettii iin
en haylaz; bu nedenle beyaz, Batl ve (bu yzden) tahminen
Hristiyan olan bir yabanc iin iinde hareket etmesi en kolay
toplum deil.
Oraya benim iin yeni olan ve bir daha stlenmediim bir
grevle gitmitim: Amerika'nn en zengin olmasa da zengin,
ama kesinlikle en aktif ve nl hayr kurumu tarafndan, para
snn ne kadarn nasl ve kim iin harcamas gerektiini ner
mek zere, teknik danman 12 olarak tutulmutum. Ford Vak
f, Endonezya'daki sosyal bilimler aratrmalarnn (yani hem
pahal hem de baars tartlr bir yntem olan insanlar
Amerika'ya getirmek yerine, Endonezya'da, Endonezyallar ta
rafndan, Endonezya stne yaplan almalar destekleyerek)
seviyesini ykseltmek istiyordu, ben de lkede seyahat ederek
neler yaplabileceini belirlemek zere grevlendirildim. Bir
ka ay iinde Sumatra'da, Java'da, Bali'de ve Celebes'te ciddiyet
ve gerekilik dzeyleri deien bir dzine kadar niversiteyi
ziyaret ettim; daha sonra da Vermont'a dndm ve saha ara
trmaclarnn pratik eitimi iin bir dizi kk ve ayrk blge
sel aratrma istasyonunun kurulmasn neren bir rapor yaz
dm. neri, brokratik, byk projeler lkesi Endonezya'da
pek kabul edilecek bir fikir olmamasna ramen kabul edil-

12 ABD'ye dndkten sonra yaptm plana gre Cakarta'nn dnda ve ou da


Java'nn dnda umut vaat eden yerlere drt veya be aratrma istasyonu ku
rulmas ve her birine bir yllna tecrbeli bir Batl (yani Amerikal, Avrupal
veya Avustralyal) akademisyen ve bir de kdemli bir Endonezyal akademis
yenin birlikte alarak her sene takmadann dier blgelerinden gnderilen
yarm dzine kadar kdemsiz Endonezyal akademisyeni ampirik aratrma
yapmak zere ynlendirmelerini neriyordu. Endonezyal bir komitenin de
netiminde sonuta yanl hatrlamyorsam dn tane kuruldu ve yirmi yllk
bir sre boyunca bugn artk Endonezya'da etkileyici bir sosyal bilimler top
luluunun oluturulmasnda byk rol oynadlar. 1 980'lerin sonundan itiba
ren yerel niversite kurumlar artk onlarn grevini yerine getirebildii iin
datlmaya baladlar. Benim raporumun asl iin bkz. C. Geenz, "Social Sci
ence Policy in a New State: A Programme for he Stimulaion of he Social Sci
ences in Indonesia," Mineroa 12 ( 1 974): 365-38 1 .

98
mekle ve pratik olarak uygulanmakla kalmad, istasyonlar da
gelime gsterdi; btn bunlara ok armtm.
Ortalkta, toplayacak adetler arayan bir etnograf deil de pa
ra datmaya alan yabanc bir yardm uzman olarak dola
mak, sizin insanlara, insanlann size ve sizin kendinize yakla
mnz deitiriyor. Bu , Java , Bali ve hatta Celebes'ten farkl
olarak, saldrganl, banazl, gericilii ve yabanc korkusu
ile tannan ve endstriyel yerlerden gelen muhtemel yardmse
verlere pek alkn olmayan Aceh gibi bir yer iin zellikle ge
erli. Bu, masumlar arasndaki bir ilikiydi. Acehliler benimle
ne yapacaklarn bilmiyorlard. Hibirimiz de Harvard veya
Chicago'dan dnce ithal etmenin btnnde iyi bir fikir
olup olmadn bilmiyorduk.
nsan ne yapacan bilmedii zaman, tabii ki, her eyi ya
par. Kendimi telal bir sosyal devinimin iinde buldum. imdi
Gney Vietnam olan yerden gelen kansnn memleketinin te
pelerini zlememesi iin 1 7. yzylda yaam bir sultann
yaptrd beyaz, betondan bir tepeye gtrldm. Aralarnda
generallerin de olduu yzlerce Hollandalnn yatt dev bir
mezarlk grdm. atan sembollerin -trbanl kafalar ve
yrtmal etekler, ilahiler ve popler mzik, Mslman din
adanlan ve yabanc konuklar- havay inanlmaz bir ekilde
gerdii bir dne gittim. Ekonomi blmne tarmsal geli
meyle, hukuk fakltesine de geleneksel hukukla ilgili bir ko
numa yaptm; sonradan Mslman olmu inanlmaz evkli
bir Avustralyal, daha dorusu Tanzanyal tarafndan (Acehli
lerin gevek olduunu dnyordu) devlet destekli lslam
eitiminin yapld devlet destekli birka okula gtrldm;
ksa sre sonra Endonezya'nn en mehur skandalyla iflas
edecek olan devlet petrol tekelinin niversite iin ina ettirdii
yeni, klimal ktphaneyi tefti ettim; ve blgenin modernist
ama heyecann kaybetmi valisiyle doduu ve emekliliinde
gidecei kyne seyahat ettim, Cakarta'dan gelmi, yurtdn
da eitim alm bir grup teknokratn be yllk bir plan kar
d bir blgesel kalknma toplantsna katldm; merkezi h
kmetin bakentte yaptrd yakn dou stili dev bir camiyi

99
grdm, sahildeki bir kobra plantasyonuna uradm, adann
ucuna kurulmu kaaklar cennetine yasal olmayan bir seya
hat yaptm ve yenilenmi bir sultan saraynda benim adma
verilen, konumalar ve dostluk beyanlaryla tam bir veda ye
meine katldm.
Btn bunlar bir haftada oldu. Yzeysellik bunaltcyd. Sa
ha antropolojisinin normalde ihtiya duyduu ve size ulamak
iin hibir nedeni olmayan bir avu insana gerekten ulama
uramdan bile daha ok bunaltcyd ve kalan enerjimi de
gnlk hayatta, orada olduklarn bildiim ve bir resmi el s
kmadan dierine giderken sokaklarda ve alanlarda grd
m Acehlilefin birbirleri iin manevi gereklikler olarak va
rolduklar hayata kamak iin harcadm.
Bu kan vesilesi Endonezya'nn, zerine ziyadesiyle yaz
dm 13 geleneksel dini eitim veren yatl okullar pesant
ren'lere olan ilgim sayesinde ortaya kt. Bu okullar, bir cami
nin etrafnda toplanm basit yatakhanelerde , daha dorusu
barakalarda kalan ve her gn, genellikle bir hac olan cami so
rumlusu eitmenlerin denetiminde birka saat eitli dini me
tinleri -Kuran, hadisler, kendini adama ile ilgili metinler- al
an, ou zaman ilkgenliklerinde veya yirmilerinde bir grup
genten oluur. renciler az ok kendi isteklerine gre gelip
giderler, kendi yiyeceklerini elde eder ve hazrlarlar, kendileri
ne bakmak iin yarm gn alrlar ve eitimleri bitince ky
lerine geri dnerler, bazen de kendi pesantrenlerini kurarlar.
Son yllarda bu yapy "modernize etmek" , rastgeleliklerini
azaltmak ve resmi eitim sistemine balamak iin baya aba
harcanmtr. Ama hala gldr, hibir yerde de derin ls
lam'n retici ekirdei, inancn yapld temeller olduklar
Aceh'teki kadar gl deildir.
Bu okullarda bazlarn ziyaret etmem ynnde bazen tehdi
te varan -pesantren yoksa para da yok- srarm nihayet, ziyare
timin sonuna doru , pazar yerinde rastladm gen ve ok

13 C. Geertz, The Religion ofJava (Glencoe, ili., 1960), 2. blm; C. Geertz, "Mo
demization in a Muslim Society: The Indonesian Case," R. N. Bellah, der., Re
ligion and Progress in Modern Asia iinde (New York, 1966), ss. 93-108.
1 00
inanl bir teoloji rencisiyle bir gnlne okullar ziyaret
etmem iin izin verilmesini salad. tanesine urayabildim.
Bir tanesine bir devlet okulu bititirilmiti. (rencilerden biri
"Kandrlmamak iin okullara gidiyoruz. Kandrmamak iin
de pesantrene gidiyoruz" demiti.) !kincisi pek gelimemiti;
bir camiye taklan bir iki kyl. Ama ncs esaslyd; ya
lar onikiyle krkyedi arasnda deien, Aceh'in drt bir yann
dan iki yz renci; dini ilimlerin en st seviyelerine14 -fkh,
tefsir, usul, tasavvuf- ulaan dereceli ve gelikin bir mfredat;
Aceh'e zg adr stili byk ve gzel bir cami; kendisinden
nceki bykbabas ve byk-bykbabas gibi hem bir sufi
hem de metin alimi olarak nl, sabit ve kendi kendine yeterli
pesantren dnyasna eitimle ilgili Bat kaynakl dncelerin
veya baka herhangi bir eyin girmesini nlemek iin kurul
mu bir hareketin de lideri olan bir retmen.
Bu okulun kapal, ie dnk grntsne ramen gvensiz
ce deil, aksine scak karlandm. Bunu ksmen, bu okulda
bir sre okumu olan ve imdi bir lsla.m entelekteli olarak
kendisinden ok ey beklenen refakatime borluydum. Ama
daha ok mehur bir Amerikal profesrn (refakatim yle
olduumu tahmin etmiti) "gerek" slam grlecekse geline
cek yerin buras olduunu farketmesindendi. Gerekten de
renciler hemen Amerikal ziyaretiyle, yine ok dosta dav
ranan retmenleri arasnda bir tartma ayarlamak, bylece
"Bat" bilimiyle "Mslman" bilimini kaptrmak iin hare
ketlendiler.
Camide toplandk, retmenleriyle -herkes ona stat diyor
du , biz de yle diyelim- bir daire oluturmu renciler, orta
daki aklkta da ayakta duran ben. Niye geldiimi aklayarak
sze baladm. nce, genellikle ABD'de devletle Mslmanlar
arasndaki ilikiyle ilgili genel sorular geldi, sonra da tartma
balad. stat bana Amerikal astronotlarn gerekten aya indi
ine inanp inanmadm sordu. (Aya seyahatin ikinci yld-

14 Fk h slami "hukuk"tur; tefsir zellikle de Kuran stne "yorum"dur, usl az


ok "temel prensipler"dir, zellikle tevhid, Allah'n teklii; tasawuf da "mistik
reti ve pratik"tir.

1 01
nmyd ve Aceh'in gazeteleri konuyla ilgili ateli tartma
larla doluydu.) nandm, ama Acehlilerin ounun inanma
dn anladm syledim; bu da grltl glmelere ne
den oldu. stat hibir Mslmann Peygamber'den gelen bir
gelenek, yani Nuh tufanyla ilgili bir hadis yznden buna
inanamayacan syledi. Peygamberin dnyayla ay arasnda
dev bir okyanus olduunu, tufann kaynann da bu okyanus
olduunu syledii aktarlr. Eer Amerikallar gerekten de
aya gitselerdi bu okyanusta bir delik aarlard, bu da Nuh'unki
gibi hepimizin boulaca bir tufana yol aard.
Buna ne diyeceimi bilemedim ve yapabildiim kadaryla
Bat biliminin ayn ne olduu, kayna ve niye parladyla il
gili aklamasn anlattm. Verilebilecek cevaplarn en iyisi de
il, ama orada ve o anda hadislerin geerliliini sorgulamaz
sam iyi olacan hissettim. Bana sonradan, Acehli veya baka
bir yerden eitimli herhangi bir Mslman gibi kendisinin de
Amerikallarn aya gittiine inandn, ama, akayla kark,
neredeyse dalga geerek, belki de okyanusun kenarndan do
latklarn syledi.
stat bunlardan hi etkilenmemi ve rahatsz olmamt. Yi
ne gayet sakin bir ekilde (hem gerekten renmeye alan,
hem de, benim de kendimi hissettiimi sandm gibi, zaten
bilen biri gibi konuuyordu) , astronotlarn gerekten aya git
mi olamayacan, nk Peygamberin yanlmasnn imkan
sz olduunu syledi. Aslnda olann, Kuran'da Nimrod'un ba
na gelenlerle ilgili anlatlanlara benzediini dnyordu.
Nimrod bir ateistti.15 Tanr'y ldrmek iin ge kmt.
(Meselenin aslm farkederek, hem bir Tanr olmadna inan
dn, hem de onu ldrmek iin ge mi ktn sordum ve
rencilerden takdir belirten glmeler aldm.) Nimrod sila-

15 Aslnda Nimrod'un ad Kuran'da aka gemez ama lbrahim'le tartmalar ile


ilgili olarak baz imalar vardr ve birka tefsirci, mesela Tabari ondan bahse
der. Aynca Mslman edebiyatnda da bu ok atma hikayesi de dahil birka hi
kaye vardr, bu hikayenin sonunda da Tanr'y ldrmekle vndkten sonra
aniden yalanr ve bir sivrisinein sokmasyla lr. Bkz. "Namrud," H. A. R.
Gibb ve]. H. Kramers, Shorter Encyclopacdia of Is lam iinde (Leiden ve Lond
ra, 1961), ss. 437-438.

1 02
hn atelemi (aslnda okunu, ama buras ayrnt) . Tanr mer
miyi yakalam, zerine kan srm ve Nimrod'a geri atm.
Nimrod sonra dnyaya geri dnm ve bakn, Tanry ldr
dm, o da lmlym, demi. Ama aslnda Tanrnn snrsz
gcnn ve sanrm espri anlaynn kurban olmu. Astro
notlara da ayns olmu. Btn kalpleriyle ayda olduklarna
inanmlar, ama aslnda orada deillermi. Btn abalarnn
boa kmasn istemeyen Tanr sahte bir ay yapm ve stne
inmeleri iin bir kenara koymu.
Bu argmana kar ne syleyeceimi bilemedim, belki de en
iyisinin bir dahaki sefere bir Mslmann gitmesi olduunu
syledim ve daldk. lkenin kalbinin kalbine bir yolculuk
yapmtm. Bat Douyla karlat, Akl nanla arpt, Mo
dernite Gelenekle yz yze geldi . . . hikaye hikayeyi iteledi: an
latlarn arpmas. Hibir ey yerinden oynamad. Grebile
ceiniz hibir ey.

Fez'i en son grdmde, ilk grdmden eyrek asr sonra


-her ikisinde de Sefrou'ya ilerleyiimi engelleyen bir katlar
ve brokratlar labirenti olarak- grnn kesin olarak, en
sonunda kaybediyor gibiydi. Tabii ki yzyllardr grnn
ilk nce kaybedip sonra tekrar kazanyordu. Fez'i 1 9 1 7'de bir
ka gnlne gren uzak, yukardan bakan ama muhteem
gzlemci Edith Wharton'dan alnt yaparsak, "Fez . . . Fas'n en
eski ehridir. . . 16 ama yine de Fez iin, sabit gibi grnen ekli
srekli kp eski hatlarn stnden yenilendiinden, Fas'n
dier ehirleri iin olduu gibi, yann olmadn syleyebili
riz . . . Bu nemsizlikler lkesinde ina etme tutkusu varolan ya
plarn topraa dnmesine izin veren kaygszlkla mttefik gi
bidir." Sorun, ya da belki bu bir ilerlemedir, bu sefer tekrar bi
raraya getirilmiyordu. Tekrar tasavvur ediliyordu.
Yetmilerin sonunda, ou yal ve sinirli olan turistlerin yo-

16 Edith Whanon, In Morocco ( 1920; Londra ve New York, 1984), ss. 75-76, 77.
Herkes byle dnmyor: Sefrou'lular Fez'in kurucusu olduu varsaylan ki
iden, 1. ldris'ten (doru olduunu sandklan) u alnty yaparlar: "Sefrou
ehrini Fez ky iin terkediyorum."

1 03
ku aa ve sonra yukar (Fez'in ekli ana andrr) dar, ka
labalk, insanlar, mallar, ykntlar ve hayvanlarla dolu sokak
larn iinde, eski ehrin kalbindeki nl camiler ve pazar yer
lerine ulamak iin bir veya iki saat yrmek zorunda kalma
larn nlemek iin tasarlanan bir yol yaplmt. Ama yerel
muhalefet ve sylendiine gre, Fez iin bile ok kaan yol
suzluklar, yolun aslen planland gibi btn ehri katetmesini
nlemi, yar yolda kalmasna neden olmutu. Tur otobsleri,
taksiler, kamyonlar, motorsikletler ve envai eit ara anan
dibindeki merkeze akarlar ve devaml bir sinirli trafik aknts
yaratarak, girdikleri gibi kmak iin abalayp dururlar - ehir
sakinlerinin dediiyle, ehrin gbeinde byk bir yara. eh
rin zengin orta snf ve hatta artk ii snf sakinleri tarafn
dan, ehrin evresinde biimsizce yaylan merkezsiz semtler
iin terki byk boyutlara varmtr. Bu Fas iin, Sefru'da daha
nce grdmz klasik ehirliliin kyle, genel hale gel
mitir. Ama Fez sadece "Fas'n en eski ehri" deil, ayn za
manda en kskan ve kendine en nem vereni olduundan,
deiimler, kendilerini Fez'in dengi olmayan uygarlnn o
cuklar olarak grenler iin17 zellikle ardr: sradanla do
ru bir d.
Baka rezaletler de var. Eski ehrin kuzeydou kys boyun
ca , kyden g edenlerin yurtdnda alan akrabalarnn
gnderdii paralarla kurduu, ehir ynetiminin uygun cephe
ler zorunlu klarak Fezimsi hale getirmeye alt yeni gelii
gzel yerleim yerleri var. Gneye doru , kraln sekin yabanc
misafirlerini arlamak iin yaptrd yeni bir sarayn etrafnda
toplanm, kraln, sahiplerinin ou zaten kendi mterileri ol
duundan pek uyulmasa da, yenilerinin yaplmasn yasakla
yan fermanlar yaynlamasna neden olacak kadar gsterili
(blgede yaayanlar bir malikaneye Amerikan pembe dizisin
den ilhamla "El-Dallas" , bir dierine de Msrl zevk dknn-

17 Fez'e romantik bir bak iin bkz. T. Burckhardt, Fez: City of Islam (Cambrid
ge, 1 992). ehri restore etmeyi amalayan UNESCO'nun sponsorluundaki
abalar iin ("Fez'i yeniden kurmalyz. O evrensel bir ehir.") ] . Martin , "Fez,
Preserving a City ," Aramca World, Mays-Haziran 1993, ss. 20-27.

1 04
den ilhamla "El-Faruk" diyorlar) , byk ve renkli evleriyle no
uveau riche bir yerleim var. Douda, ak bir arazinin ortasn
da, Kral Fahd'n ehre geldiinde kalmak zere yaptrd uak
pisti ve bana sylendiine gre, duvarlarla evrili haremiyle be
yaz, dev bir Suudi saray var. Protektora'dan beri sakin ve ho
bir otel olan eski, gzel bir paa kona, kuskus ve kaftanl,
lks bir turist tuzana evrilmi. ehrin en grmeye deer ala
nnn, en nl hanedannn harap ant mezarlarnn stne,
devlet eliyle Amerikan usul modem, daha da byk bir otel
yaplm. (Bu sonuncusu , imdilik, kendisi de bir harabe;
1990'daki ii ayaklanmalarnda yaklm.)
Nostaljik olanla ilgili kederlenecek daha ok ey var (hibir
zellii olmayan bir ordu kampndan oyulmu arpc bir ni
versite, kimin yapt belli olmayan evlerle kapl bir zamanlar
orman olan yamalar, emeli bahelerde kamp kurmu fakir
ler ve eski ehrin terkedilmi mozaikli aile apartmanlar) ve
nostaljik olan kendisi iin kederlenilmesinden yorulacakm
gibi grnmyor. Ama hala, en azndan imdilik ve bir derece
ye kadar, yeni tasavvur edilen ehrin zihinde bir kenara itilebi
lecei ve yeniden kurulan bir ehir iin ngrlenlerin ulal
maz olmadnn dnlebilecei birka yer var. Bunlardan
bazlar, tabii ki, temelden geleneksel - byk camiler, birka
tekke, bir iki elii pazar. Dierleriyse daha yakn bir gemiin
rn: kolonyalizmin yapt ve burada politik olarak radikal
olduu kadar tutucu olan milliyetiliin devrald Fez. Mese
la, 1985'in sonunda Japonya'nn Fas bykelisinin yllk bu
lumalarnda anciens t'!eves'lere [ eski sekinlere] Fez'in denge
sinin, karakterinin ve mirasnn korunmasnn zorunluluuyla
ilgili bir konuma yapt College Moulay idris var.
College Moulay idris (Peygamberin soyundan ia savala
rndan sonra Arabistana geden bir adam,18 Fez'in kurucusu
olduuna inanlyor) , Fas'n durumunda Fransz ve Mslman
uygarlnn yksek dzeyleri arasnda arabuluculuk yapacak,
seilmi, eitimli, okuluna sadk (ve tabii ki hepsi erkek) , Bat
18 Fez'in kuruluu ve bunda Moulay Idris'in varsaylan rol iin bkz. ]. Brignon
vd., Histoire du Maroc (Paris, 1967), ss. 63-64.

1 05
eitimli bir "yerliler" snf oluturmak iin bir elit akademi,
baz kolonyal blgelerde -Gold Coast'ta Achimota, Kalkta,
Madras ve Bombay'daki Bakanlk Kolejleri- kurulmu benzer
kurumlardan biri. Dierlerinde olduu gibi baarsz deildi,
ama, yine dierlerinde olduu gibi, arabuluculuklar okullar
tasarlayanlarn akllarnda olandan ok daha farklyd. Colle
ge, bir yazarn deyimiyle "Fas politik elitinin Eton'u" haline
geldi: 19 Fas'n geleneki nde gelenlerinin ocuklarn yz ya
da iki yz hevesli milliyetiye dntrmek iin bir zemin.
Bugn, Araplam ve biraz da demokratiklemi de olsa, sos
yal olarak avantajl olanlarn kalesi olmaya devam ediyor, ama
eski mezunlar hala ehirde birbirine bal ve gl bir grup:
kendi taktklar isimle "Fassi squared" .
Eski ehrin "burjuva" olan, hala da az ok yle kalan yerle
imlerinden birinin kapsnda yer alan College, kakma tavan,
tahta oyma i mekanlar, kapal bahesi, kiremit emeleri, en
der kitaplar ktphanesi ve klimal toplant salonuyla zarif bir
"neo-Maribi" bina. Elinin konumas sadece davetli olanla
rn katlabilecei, (Fez niversitesi'nde Edebiyat Fakltesi
Rektr olan mezunlar dernei bakannn l tfuyla ben de
oradaydm) yaklak drt yz kiinin katld tout Fes [Fezli
ler arasnda] bir toplantyd.
Rektr tarafndan Arapa tantldktan sonra kusursuz bir
Franszcayla konuan Japon bykeli, geleneksel kltrel
dengenin korunmasnn zorluundan ve zorunluluundan
bahsetti. Japonya tarihi boyunca inanlmaz deiimler geir-
19 Bu kolejden mezun olan tannm milliyeti liderlerin bir listesi iin bkz. ].
Waterbury, The Commander of the Faithful (Londra, 1970), s. 1 0 1 . 1 9 1 2'de ku
rulan Moulay idris, Layautey rejiminin kurduu Franko-Mslman kolejler
den sadece biri ama en nemlisiydi; dier kolejler Kazablanka ( 1 9 1 4) , Mara
ke (19 14), Rahat (1921) ve Meknes'teydi (1 929). Bunlardan sadece Rabat'ta
ki, Moulay Youssef, nemi itibariyle Moulay ldris'e rakip olabilirdi ( 1 9 1 7'de
Fez'de 1 50, Rabat'ta 96 renci vard ve Protektora g kaybettike kaytlar
artsa da bu her zaman ok kk bir elit oldu) . ] . Halstead, Rebirth of a Nati
on, The Origins and Rise of Moroccan Nationalism (Cambridge, Mass., 1 967),
ss. 105-109. Ulusal politik elitin kurulmasnda Moulay idris ve dier kolejle
rin ve mezun derneklerinin rolyle ilgili istatistiksel bilgi iin bkz. R. Leveau,
Le fellah Marocain: Dtfrnsrur du tr6ne (Paris, 1976), ss. 1 7 1 , 183, 184, 221-
222, 186-190.

1 06
miti. Ama, hepsine ramen, kiiliinin kaynaklarn koru
mutu. Japonya stndeki in etkisi, Kyoto tomurcuklanma
s, Tokugawa sentezi, Bat'nn mdahalesi, Meiji restorasyonu,
militaristlerin zaferi ve son krk yln ekonomik dinamizmi, iyi
gnde ve kt gnde eitimin gc ve gelenein balaycl
arasndaki dengenin korunmasnn deerini sergiliyordu.
Aslnda Fez ve Kyoto arasnda ok gl paralellikler oldu
unu syledi. Her ikisi de monarik sadakatle halk demokrasi
sini birletiriyordu. Her ikisi de ok gelenekiydiler ve gl
Bat etkisine maruz kalmlard. Her ikisi de yaam biimlerini
nemli dzeyde deitirirken ruhlarn bozulmadan korumu
lard. Her ikisi de uluslarnn uygarlnn beiiydiler. !kinci
Dnya Sava srasnda bile Amerikal entelekteller Kyo
to'nun bombalanmasn engelleyerek kendileri gibi din ve sa
natn, tarih ve bilimin deerini bilen, devamlla ve tarihi ey
lere nem veren insanlarn en zor koullar altnda bile olumlu
ve insancl bir etkilerinin olabileceini gstermilerdi. Japon
ya'nn militarist maceralarn neden olduu ykmdan sfr nok
tasndan tekrar ayaa kalkmas, ne kr gelenekiliin ne de at
gzlkl modernizmin salkl bir toplum ve byk bir uygar
lk kurmada yeterli olmadnn kantyd. Aralarnda bir den
ge olmaldr, Moulay Idris'in renci ve mezunlarnn, Fez'i,
Fas'n Kyoto'.sunu ayakta tutmak iin bulmaya altklar tr
den bir denge, diyerek szn bitirdi.
Japon kltrcl ve Asya, Amerika, Avrupa ve Marip'in
manevi etkileimi olan Fas kltrcl , tekrar kurulan ge
mi ve tekrar tasavvur edilen , paralanan ihtiam ve bomba
lanmam tarihi imgelerin yamuru badndrcyd, ironi
stne ironi. ronilerden bir tanesini, en yanstclardan birini,
sanrm sadece bykeli ve ben farkettik (konumadan nce
ki resepsiyonda muhabbet ederken kendisi hatrlatt). Konu
mas, tamamen tesadf eseri, tam da Pearl Harbour saldrs
nn yldnmne denk gelmiti.

1 07
Etnografn gen . . . orta yal . . . yal bir adam olarak bu gibi
anekdotlarla yaplm portreleri neyi sergiler? Kendisi veya
"alt" insanlarla ilgili ok eyi deil, drt bin sayfa aceley
le alnm saha notu ve dank hatralardan oluan engin bir
birikimden kolayca karlabilecek farkl hikayeler, gayet farkl
izlenimler yaratmak iin zenle dzenlenebilir. Sergiledikleri,
yirminci yzyln ikinci yarsnda "nc Dnya"da (terimin
kendisi bile artk bir dnemin parasdr) Amerikal bir antro
polog olmann, zamanlarn bir iareti olmann ne demek oldu
unu bilmek demek olduudur.
imdinin tarihinin manete kan olaylar, durumun mevcut
ynn gsteren olaylar, kendilerini daha derin ve kalc oldu
una inandklar eylere adayan antropoloj ik incelemelerde
ok ender grnr. Ama, artk dnya daha da iie gemi ol
duundan, bu gibi olaylar kede tutmak gittike zorlayor.
Eer bir de olaylar merkezine yakn olan veya olaylara dahil
olan bir lkeden -Svey, Vietnam, Domuzlar Krfezi , Lu
mumba'nn lm, 6 Gn Savalar- geliyorsanz, ister istemez
sadece bu olaylara bal kalmyor, ayn zamanda onlarn vekili
oluyorsunuz. Gze pek arpmayan yerlerde bir sper gcn
vatanda olmann birok avantaj vardr, ama bunlarn arasn
da kltrel grnmezlik yoktur.
Esienhower'n "Kore'ye gideceim" dedii ve Faruk'un M
sr'a kat 1952'den Challenger'n patlad, emobil'in yan
d 1986'ya kadar, nce Endonezya'da, sonra Fas'ta, sonra da
her ikisinde alrken, genelde "Bat"nn zelde ABD'nin gn
lk ilikilerime u veya bu ekilde karmad bir zaman ol
mamtr; ruh halimden bahsetmiyorum bile. Rast gelen her
hangi bir ziyaretinin farkl ekillerde karlat bamsz bi
rimler olarak Fas ve Endonezya arasnda bulmaya altm
karlatrma, benim sunduumdan ok daha karmaktr.
imdiye kadar geride tuttuum nc bir bileen vardr: beni
bu iki lkeye doru iten byk dnya.
Onlar da bana doru iten dnya: Bamszlklarndan itiba
ren - 1950'de Endonezya, 1956'da Fas- her iki lke de bu b
yk dnyaya katlmak iin kararl bir mcadeleye girmiler-
1 08
dir. Asya ve Afrika'nn bamszlamasnn krklarn sonu ve
seksenlerin ba arasnda harekete geirdii ticaret aklar,
kltrel ilikiler ve global g dengelerindeki yeni dzenle
melere yneltilen btn endieli ilgiye ramen , nemleri he
nz gerektii kadar farkedilmemitir. Eer hala sadece insan
lar ve mevkilerin karlmasndan baka eyler de devrim olarak
kabul ediliyorsa, bu bir devrimdir. Sadece kesin haritay tek
rar yapmakla kalmad, harita edilen eyle -bir lkenin ne ol
duuyla- ilgili anlaymz deitirdi. 1950'de BM'nin ou
Batl olan 58 yesi20 vard. 1980'de ise ou Batl olmayan
158 yesi vard.
Endonezya ve Fas'n, ilkinin biraz empatike, dierininse
biraz temkinle kendi adlarna uluslararas sahneye aktrler
olarak girmeleri de bu zamana, Ho, Nehru, Nkrumah, Mossa
degh ve Sukarno'nun dnemiyle Mobutu, Markos, lndira Gan
di, Humeyni ve Sedat'n dnemi arasna rastlar; vatandalar
na, en edilgen ve uzakta olanlarna bile, oralarda neler olup
bittiine ve neyin kaybedileceine dair bir bilin veren bir va
ziyet. Dnyada olup bitenler, lkesi dnyadaki yerini salam
latrmaya alan birine, lkesi dnyadaki yerini bulmaya a
lan birine grndnden daha farkl grnyordu .
Yerini bulmaya alan bir lke iin, karlat problemler
neredeyse tamamen blgesel, hatta b lgeler altyd ; ama
problemlerle yzletii balamlar en derininden globaldiler.
Sper g gerilimleri, sper g manevralar, sper g kriz
leri neredeyse her yeri kaplam, yresel elikileri daha b
yk meselelerin iinde kapsam , ama yreselliklerine hibir
ey olmamt. Bir elde Kore sava, Japonya'nn yeniden diri
lii ve Vietnam sava, dier elde Cezayir sava, lslami yeni
den dou ve Arap-srail atmas, ulusal menfaatin takibi -
Endonezya'nn 1963'te Bat Yeni Gine'yi veya 19 75'te Dou

20 1980 deeri gibi The Concise Co!umbia Encyclopedia, ikinci baskdan hesap
lanmtr (New York, 1989), s. 852. Bugn ( 1993) yzlm 260 kilometre
kare olan St. Kitts ve Nevis'ten 1 7 milyon kilometrekare olan Rus federasyo
nuna (ya da eer demografik verileri tercih ediyorsanz nfusu 4 7.000 olan St.
Kitts'ten bir milyar ksur olan in'e) 182 yesi vardr (Eritre'nin de katlma
syla 183 olacak).

1 09
Timor'u ele geirmesi, Fas'n 1963'te Cezayir'le snr mnaka
alar veya 197 1'de Sahra'nn iine yrmesi- iin uygun or
tam yaratt.
"Dilerine" katlmlarnn bu iki lkeyi hayli farkl politik
semtlere oturtan blgesellii ve bu semtleri birletiren kresel
balam sanrm en iyi ellilerde, altmlarda ve yetmilerde Do
u ve Gneydou Asya'da Endonezya'nn etrafnda ve iinde,
Kuzey Afrika ve Ortadou'da Fas'n etrafnda ve iinde vuku
bulan, dnya haberlerinde aktarlmaya layk olaylarn dmdz
sralanmasyla21 iletilir (s. 1 1 1 'deki tabloya baknz).

2 1 Cezayir'le snr savalar ile ilgili olarak bkz. Morocco: A Country Study (Was
hington, D.C., 1978), s. 256; Fasl gr iin bkz. A. Ouardighi, Le Maroc de
la mart de Mohammed V il la Guerre des Sables (Rahat, t.y.). Amerikan sleriyle
ilgili olarak bkz. 1. W Zartman, Morocco: Problems of a New Power (New York,
1964), ss. 23-60; Blair, Westem Window in the Arab World. Ben Barka olayyla
ilgili olarak bkz. G. Perrault, Notre ami le Roi (Paris, 1 990), ss. 93-108. ki
darbeyle ilgili olarak, age., ss. 1 1 7-140, 1 5 1 - 1 73. Polisario, Sahra sava vb. ile
ilgili olarak bkz. ]. Damis, Conjlict in Northwest Africa: The Westem Sahara
Dispute (Stanford, 1983); T. Hodges, Westem Sahara: The Roots of a Desert War
(Westport, Conn., 1983). Endonezya: Bandung konferansyla ilgili olarak bkz.
G. McT. Kahin, The Asian-African Conference, Bandung, Indonesia, April 1 955
Othaca, 1956) ; ]. D. Legge, Sukamo, A Political Biography (New York, 1972),
ss. 262-266. Blgesel ayaklanmayla ilgili olarak bkz. Harvey, Permesta. Bat Ye
ni Gine kriziyle ilgili olarak bkz. ]. A. C. Mackie, Konfrontasi: The Indonesia
Ma!aysia Dispute, 1 963-66 (Londra, 1974), ss. 98-103. "Malezya'yla ztlama"
ile ilgili olarak bkz. age., passim. Darbeyle ilgli yukarda 1. Blmde verilen il
gili notlara baknz. Sukamo yllarnda Endonezya'nn d politikasnn eski
bir dileri bakan tarafndan yaplan deerlendirmesi iin bkz. ide Anak Gde
Agung, Twenty Years Indonesian Foreign Policy, 1 945-65 (The Hague, 1973 ) .
Timor meselesiyle ilgili polemiklerden uzak bir kitap bulmak zordur, ama ].
Dunn, Timor: A People Betrayed (Auckland, 1983) olaylarn gidiinin genel bir
taslan sunar.
japonya'yla ilgili olarak bkz. Y. Tsurumi, "Japanese Investments in Indone
sia: Ownership, Technology Transfer and Political Conflict," G. E Papanek,
der., The Indonesian Ecnnomy iinde (New York, 1980), ss. 295-323. i g
yle ilgili olarak bkz. T. Gerholm ve Y. G. Lithman, der., The New Is!amic
Presence in Westem Europe (Londra, 1988); L. Tahla vd., Maghrtbins en France:
Emigrts ou immigrts? (Paris, 1983); petrolle ilgili olarak bkz. I. P.almer, The
lndonesian Economy Since 1 965 (Londra, 1978), ss. 137- 1 5 1 . Yeil devrimle il
gili olarak bkz. L. A. Mears ve S. Moeljono, "Food Policy" A. Booth ve P.
McCawley, The lndonesian Economy during the Soeharto Era iinde (Londra,
1981), ss. 23-6 1 ; S. Pearson vd., Rice Po!icy in lndonesia Othaca, 1991). Bu d
nem boyunca Souk Sava atmosferinin bir hatrlatmas iin bkz. E. l nglis,
The Cruel Peace (New York, 1991).
110
Kronoloji: 1950-1979

Tarih Dou ve Gneydou Asya Ortadou ve Kuzey Afrika


1950-53 Kore Sava
1954 Dienbienphu; SEATO kuruldu
1954-62 Cezayir sava ve bamszlk
1955 Bandung Konferans
1956 Svey Krizi; Tunus'un
bamszl

1957 Malaya'nn bamszl

1958 Sumatra ve Celebes'te Libya'da petrol bulundu


blgesel ayaklanma
1960 Moritanya'nn bamszl
1961 Vietnam'a ak ABD
mdahalesinin balangc
1961-62 Bat Yeni Gine krizi
1963 Malezya Federasyonunun
kuruluu
1963-66 Malezya ile "karlama"
1963-70 Fas-Cezayir snr atmalar
1964 Tonkin Krfezi bar; Amerikallar Fas'la
in ilk atom bombasn 1950'den beri bulunan
patlatt eski Fransz slerini boalttlar

1965-66 Baarsz darbe giriimi, Ben Barka olay


katliamlar, rejim deiiklii
1966 in'de kltrel devrim balyor
1967 Gneydou Asya Devletleri Alt Gn sava
Birlii (ASEAN) kuruldu
1969 Libya'da Kaddafi l. ldris'i
devirdi

1971 Vietnam sava sona erdi llk baarsz darbe giriimi


(Skhirat)
1972 Nixon in'de; Markos ikinci baarsz darbe giriimi
Filipinler'de sk ynetim
ilan etti
1973 Polisario kuruldu;
Yom Kipur/Ramazan sava

111
Tarih Dou ve Gneydou Asya Onadou ve Kuzey Afrika

1975 Endonezya'nn Dou Timor'u


igali

1976 Mao ve Chou ldler; lspanyollar Bali Sahra'y Fas ve


Kamboya'da Kzl Moritanya'ya braktlar;
Kmerlerin cinayetleri Sahra sava balad
balad
1977 SEATO dald; Deng in'de
reformlara balad

1979 Kamboya'da Kzl Kmerlerin lran'da ah dt ve Humeyni


yerini Vietnam rejimi ald baa geti; Moritanya Sahra
savandan ekildi

Tek tek olaylardan ok yaylm gereklikler olduklarndan


byle bir tabloda ksaca verilmeyecek meseleler de vardr. Ja
ponya'nn dmdz ykselii ve kendine gelen Avrupa'ya youn
ii g, petroln tehlikeli sihri ve beyaz devrimin belirsiz et
kisi. Ve her iki durumda da gerekliklerin en belirleyicisi var ya
da vard: Souk Sava. Ama bu iki ematik kronolojiye en dik
katsiz bak bile, arpan glerin dnya apndaki mnakaa
snda birer para olsalar da (ou durumda marjinal birer par
a) , iki lkenin bu mnakaada ok ayrk noktalarda oldukla
rm ortaya koyar. Uluslararas varlklar da, ehirleri, dilleri,
politikalar ve dini stilleri kadar, aikar biimde farkldr.
Hem Arap dnyasnn iinde olan hem de bu dnyann Af
rika kysnda yer alan (ayn anda hem Arap Birlii hem de Af
rika'nn Birlii rgtlerinin yesidir) , ayn zamanda kltrel
olarak Fransa'ya ve lspanya'ya bal olan Fas, aidiyetlikleriyle
ilgili radikal derecede farkl iddialara konu olmutur. 1967 ve
1973'te aktif olarak atmalara katlmayacak kadar ge varma
y baarmlarsa da, Arap-srail savalarna, altmlarn banda
da Kongo-Zaire i savan kontrol altna almak iin kurulan
BM gcne birlik gndermitir. Uzun bamszlk mcadelesi
ni gl biimde destekledii komusu Cezayir'le aralarndaki
iyi belirlenmemi snr yznden silahl atmaya varan ar
mnakaalar yaamtr. Saltanata muhalif olan politikaclarn
112
en nde geleninin Paris'te Fransz polisler ve Fasl askerler ta
rafndan bir suikastle ldrlmesiyle iileri Fransa'ya tam
tr. spanya'nn Franko'nun lmnden sonra Bat Sahra'dan
ekilmesiyle blge zerinde hakimiyetini ilan edip milliyeti
Sahrallarla btn komularndan izole olmasna neden olan
byk apl bir savaa girmi, Bat'ya ve Ortadou'nun petrol
zengini lkelerine gittike daha baml hale gelmi tir.
1980'ler itibariyle, bir sr dman kazanm ve rast geldii
gibi davranan, lkenin -Mitterand'n Fransa's , Fahd'n Su
udi Arabistan' ve Reagan'n ABD'si- mterisi bir devlettir.
Kta Asya's, Avustralya ve Bat Pasifik'in kavanda, etnik
adan kark olduu kadar kltrel adan alacal bir coraf
yada yer alan Endonezya, kendini komularnn ulusal aidiyet
leriyle ilgili taleplerinden ok, dnyada at koturan neredeyse
her trl ideolojinin arasnda kaybetmitir: Sovyet ve in ko
mnizmi; radikal ve lml slamclk; nc Dnya milliyet
ilii; Japon neo-merkantilizmi. Fas gibi meselelerini hallet
mek iin az zaman vard. Ve yine Fas gibi, bunu yaparken id
dete bavurmamazlk edemedi.
1965'e kadar, nc Dnya devriminin kahramanl evresi
nin aaal kahramanlarndan biri olan romantik ve yaygarac
Sukamo tarafndan idare edilen Endonezya'nn uluslararas po
litikaya girii, daha hesapl ve sakin II. Hasan'n ynetimindeki
Fas'tan ok daha alkantl oldu. Daha 1955'te, bamszln
kazanlmasndan be yl sonra, Sukamo Bandung'da ilk Afrika
Asya konferansn toplayp 29 lkenin temsilcilerini bira raya
getirerek -aralarnda Chou ve Nehru, Nasr ve U Nu, Sihanouk
ve Muhammed Ali de vard- nc Dnya'nn liderliine oy
nuyordu. Rejimin geri kalan da daha az heyecanl deildi. Bat
Yeni Gine'yi ilhak etmek iin bir kampanya yrtlyordu
(Hollanda iletmelerinin devralnmas, askeri mdahalenin
sahte manevra ve tehditleri, Robert Kennedy ve Ellsworth Bun
ker'n arabuluculuuyla gelen haan). Malezya'nn oluumuna,
"yeni bir ekle girmi ngiliz kolonyalizmine" kar muhalefet
vard - bu oluumu "ezme" tehditleri, Gvenlik Konseyi'nde
sandalyesi varken BM'den ekilme, Cakarta'daki ngiliz elilii-
113
nin yamalanmas. Ve bir de "Ynlendirilen Demokrasi" , En
donezya Komnist Partisi'nin neredeyse ounlua varan yk
selii ve her ikisini ykan halk ayaklanmas.
Suharto'nun 1966'da Sukarno'nun yerini almasndan sonra
oynanan oyunun sesi ksld. Malezya problemi sona erdi. En
donezya BM'ye geri dnd, katliamlarda kaybolmayan veya
srgne gnderilmeyen Komnist liderler idam edildiler veya
hapsedildiler, sakin Gneydou Asya Devletleri Birlii blgesel
diplomasinin arac olarak grltc Afrika-Asya hareketinin
yerini ald, Hollanda'yla yeniden dosta ilikiler kuruldu, ya
banc yardm ve yatrmlar tekrar akmaya balad. Ama 197S'te
ortam tekrar gerginleti. Portekiz'in Lizbon'daki darbeden son
ra Timor adasnn dou yarsndaki mini-kolonisinden ekilme
si bu blgede bir yerel milliyetilik patlamasna yol at. Endo
nezya ordusu da bu noktada, patlamay bastrmak iin blgeyi
igal etti. Bunu zellikle nc Dnya ve Demir Perde lkele
rinden geni apl bir protesto ve geri ekilme talep eden bir
BM bildirgesi izledi. Amerika, Japonya ve Bat Avrupa'nn deste
iyle hava frtnaya evirdi ve 1980'de lke, Souk Savata her
ne kadar resmi bir tarafszlk sergilese de, Sukarno ynetiminde
ne kadar Dou'ya meyilliyse artk o kadar Bat'ya meyilliydi.

Belirtmek istediim noktay ifade etmem iin daha fazla deta


ya inmeye gerek yok. Byle zamanlarda, byle yerlerde saha
aratrmas yannzda getirdiiniz kltrel bagajdan , ekliniz
ve ballnz olmadan yabanc bir yaam ekline girmek ze
re kurtulma meselesi deildir. Varlnz ayn anda iki hikaye
de birden yaama meselesidir.
Bu hikayelerden biri, antropoloun kendini yerel sahneye
garip ama zararsz, nemsiz bir aktr, dzenli gerekleri ara
yan iten bir gzlemci olarak izdrd, tandk hikayedir.
Dieriyse daha az tannan, ender anlatlan, antropoloun dn
ya politikasnn akntlar ve ters akntlar -dar veya geni, ka
lc veya akkan hegemonyalar iin yaplan mcadele- arasn
da indirgenmi ve zellemi bir karakteri salama urann
hikayesidir.
1 14
Hegemonyalar iin yaplan mcadelenin krlmalar, benim
kk hikayemin de gstermeye alt gibi Endonezya ve
Fas kadar iddial ve kendini nemseyen, ara sra da azimli l
kelerde her yerdedir. Sputnik'ler, yabanc sler, diplomatik
maceralar, uluslararas konferanslar, yardm misyonlar ve kl
trel dei tokular antropoloun Bali ve Aceh'te, Marake'te
veya Orta Atlas'ta nnde bulduu eyin dnda deildirler;
ieriinin bir parasdrlar. Kendinizi kozmopolit dertlerden
izole etmeye ve ilgilerinizi hava bile geirmeyen balamlarda
snrlamaya kalkabilirsiniz. Ama dertler sizi takip ederler.
Balamlar infilak eder.

115
BEiNCi BLM
Disiplinler

ok da hacimli olmayan, ama yeterince geni olan szlm1


"disiplin" kelimesi iin yedi tanm veriyor: ( 1 ) zel bir karak
ter veya davran biimi ortaya karmas beklenen eitim (2)
Bu eitim sonucu ortaya kan kontroll davran biimi (3)
taat salamay amalayan sistemli yntem: askeri disiplin (4)
Kurallara ve otoriteye uyma stne kurulu dzen (5) Eitme
yi veya dzeltmeyi amalayan ceza (6) Kurallar ve yntemler
btn; bir kilise veya manastrn ynetilmesinde kullanlan
lar gibi (7) Bir bilgi veya retim dal. lki de fiil anlam ('Ta
lim ve kontrol ile eitme; kurallara uymay veya o toriteyi ka
bul etmeyi retme" ve " cezalandrma") ve bir neri var:
" eanlamllar iin bkz : retmek, cezalandrmak . " Oxford
English Dictionary'de 21 tanm ( 1 5 isim, 6 fiil) ve her zaman
ki gibi bol alnt var, bu alntlarn en arpcs da Troilus ve
Cress ida dan olan: "Tanr seni bir reticiden korusun ve Di
'

siplin senden uzak olsun."


Michel Foucault'nun retorik kulelerini ironileri ve apraz
The American Heritage Dictionary of he English Language (New York, 1969), s.
378. The Compact Edition of he Oxford English Dictionary, vol. I (Oxford,
1971), ss. 415-417. "Disiplin"in Michel Foucault'nun almalarnn ounda
hissedilebilen ceza ve pedagojiyle ilgili anlam oyunlaryla ilgili zellikle bkz.
Discipline and Punish (New York, 1978).
117
aksiyonlar zerine kurduu anlamlaryla disiplin fikri antro
polojiye pek de uymaz. En bata, geni ve gene, vahice arzulu
("nsann ncelemesi") , zel ve geliigzel, garip ekilde obse
sif (ergenlik trenleri, hediye deiimleri, akrabalk terminolo
jisi) olduundan, hem kendisinin hem de dndakilerin g
znde bulank bir imaj olmutur. Ne yntemi ne de konusu
antropolojiyi tam olarak tanmlamaya yeter (ilki iin "etnogra
fi" nerilmitir, ikincisi iin de ilkel toplum. Ama biri akla
mas beklenen eyin kendisi kadar danktr, dieri de yanl
anlalmtr). Sahip olduu teoriler de baka yerlerden -Marx,
Freud, Saussure veya Darwin- dn alnmtr, zaten ok faz
la teorisi de yoktur. "Bilimsel bir gelenek" nosyonu da pek ie
yaramaz: karlatrmal mitografiden etnobotaniye aratrma
lar inanlmaz derecede ayrktrlar.
Antropoloji ya da sosyal veya kltrel antropoloji, insann
kendine "itaat salamay amalayan sistemli bir yntem" veya
formel bir "talim ve kontrol ile eitim" ile alad bir eyden
ok , yldan yla aslnda antropolojinin ne olduunu bulmaya
alrken pratik olarak rendii bir eydir. Tabii ki retilir,
hatta bazen uy;.lacak bir sr kural ve sayg duyulacak bir s
r otoriteyle acmaszca; kitap eletirilerinden kadro kararlar
na kendi "dzeltmeyi amalayan ceza" uygulama yntemleri
vardr. Ama "zel bir karakter veya davran biimi"nin, "ahla
ki ve zihinsel ilerleme"den bahsetmiyorum bile, ortaya kaca
kesin deildir. Bulank imaj hakedilmitir; bazlar bu ger
ei deitirmek iin ne kadar urarsa urasn, kesin snr
larn ve ne yaplacayla ilgili tanml bir hedefin yokluu his
sedilir. Bu belki bir skandaldr, belki de bir g. Ama her iki
durumda da alan bir zetle tanmlama giriimleri, zel bir
mazaret bulma egzersizi olarak kalrlar.
Bu durum byle giriimlerin devaml olarak yaplmasn en
gellemez - eylerin dankl insanlar cesaretlendirir. Btn
sosyal bilimler arasnda antropoloji herhalde kendini ne oldu
uyla ilgili en ok sorgulayan ve kulaa "bir bilim dah"nn ta
nmndan ok dnya grleri ve inan bildirileri gibi gelen
cevaplara en ok varandr. Akademik dnyada, daha nce
118
mantkl bir ekilde ayrlm olanlar -tarih, felsefe, bilim, sa
natlar- birbirine kartran son yllardaki deiimle, antropolog
olduunuzu sylyorsanz ne yapyor olmanz gerektiiyle il
gili net, gereklere dayal bir aklama yapmak daha da zorla
mtr. Bu alanla ilgili szlklerde artk ilk madde "antropolo
jinin krizi . . . " eklindedir.
Yine de bu kriz bir optik illzyon olabilir - "antropoloji"yi,
entelektel kariyerlerin gevek bir toplam olarak tanmlamak
yerine, "ngilizce" veya "dilbilim" veya "entomoloji" gibi, bir
eylerin incelenmesi olarak tanmlama abasnn bir sonucu.
Bu disiplinsiz disiplinin iinde ancak bu kadar ok sayda ken
dini tanmlamaya alan meslek olabilirdi. En azndan benim
iin durum budur. Antropolog benim ne dzenli ne de karak
teristik olan, ksa zaman aralklarnda programlanm, ok be
lirsizce hedeflenmi profesyonel yaammn izleinde buluna
bilir. Burada da mesele ad hoc ve ex post'tur. Ne yaptnz
yaptktan sonra grrsnz (tabii eer grebilirseniz) .
Soru daha da zorlar, nk "antropoloji", nasl kavrarsa
nz kavrayn, sabit olmaktan ok uzak bir teebbstr. 1950'de
ngilizce ve felsefe lisansm bitirdikten sonra dnyaya daha
bal bireyler ararken iine ilk daldmda neydi; 1960'ta , ar
tk uygun bir unvana sahipken ve "literatr"e katkda bulun
maya baladmda neydi; 1970'de hretli diye bilinen bir ku
rumda profesrken bu katklarm tartlmaya ve deerlendi
rilmeye balandn grdmde neydi; 1980'de her yerde
alnt yaplan katklarm paralanrken, rtlmeye allr
ken, dzeltilirken, arptlrken, kutlanrken, ktlenirken
neydi - kesinlikle ayn ey deildi. Dier alanlar da deiir ta
bii ki, bazlar daha da hzl ve temelden; ama ok az antropo
loji kadar takip edilmesi zor bir ekilde deiir.
Antropoloj inin ne "olduunu" -antropolojik dncenin
olumasnda veya oturmasnda ok az pay olan ders kitaplar
na braklabilecek bir manevrayla kubak, toptan bir bakla
deil de, antropolojinin vaatleri ve heves krclklar arasnda
kararl haclarndan birinin (ama ne kadar kararl?) ilerleyii
perspektifinden- sylemede iki yaklam ie yarar gibi gr-
119
nr: ( 1 ) disiplindeki entelektel kaymalarn, insann kendini
iinde yakalanm bulduu haliyle bir muhasebesi, (2) bazla
rnn antropolojik retimin biimi [ model diyecekleri, ama
benim (yine) demeyeceim, alma koullarndaki kaymala
rn benzer bir tanmlamas. Bu ikisi ("retim biimleri" kavra
ynn hayal edecei gibi olmasa da) girift ekilde birbirine
bal olsa da, birlikte tartlmaldrlar. Teori ve pratik, idealist
lerin sand gibi sebep ve sonu deildirler. Materyalistlerin
sand gibi sonu ve sebep de deildirler. Bir meslekteki ta
kiplerdirler. 2

19SO'de Harvard Sosyal tlikiler Blm, dneminin tam bir


rneiydi: sanldnn aksine, entelektel maya ve yenilikle
ykl ve hepsinden nemlisi, en azndan sosyal bilimler a
sndan, artk her eyin salam bir ekilde biraraya geldii d
ncesinin hakim olduu bir dnem. Amerikan Sosyoloji Ce
miyetine bakan olarak hitap ettii konumasnda Talcott
Parsons3 iki kk ocuunun evlerinin etrafnda uygun adm
yrrken "Sosyoloji Balamak zere Dedi Hoparlrl Adam"
diye bardklarn anlatyordu. Gerekten de bir sre iin y
leymi gibi grnd.
Genel itibariyle, yeni bir devrin doduu hissi, imdi, ufuk
larn yarm yzyllk gerilemesinden sonra grndnden
ok daha gl bir sava sonras canlanma refleksiydi. G.I. Bili
kuann lisans rencilerinin genelde olduundan daha ya
l , daha az ekillendirilmi, konudan ayrlmamaya daha bir
merakl, sbvanse edilmi rencileri (ben de onlardan biriy
dim) lisansst snflarna gelmeye baladlar; bu da onlara ye
ni bir ciddiyet yklemiti. ou sava bir eit planlama, is-
2 Bu blmn geri kalannda tanlan eylerin gayriresml bir muhasebesi iin
bkz. Richard Handler, "An lnterview with Clifford Geertz," Current Anthropo
logy 32 ( 1 991): 603-6 13.
3 T. Parsons, "The Prospects of Sociological Theory," Essays in Sociological The
ory iinde, gzden geirilmi bask (Glencoe, Ill., 1 954), ss. 348-369; alnt s.
349'da.

1 20
tihbarat veya propaganda almasnda geirmi profesrler,
uluslarna hizmet ederken kazandklar gerek hayat deneyimi
ile silahlanm bir ekilde kendi programlarn tekrar takip
edebilecekleri iin ok mutlu ve heyecanlydlar. Amerika Bir
leik Devletleri'nin bir dnya gc, daha dorusu Sovyetler
Birlii dahil Avrupa'y tekrar ayaa kaldran, nc Dnya'y
geliimin rayna oturtan tek dnya gc olarak ortaya k ,
eitim ve aratrmann merkezinin de bu tarafa doru kayaca
n gsteriyor gibiydi. Ve tabii, o zaman zengindik; herkesten
ok daha zengin. Eer gerekletirilmesi mantkl herhangi bir
ey dnyorduysanz , paray bir yerlerden -Ulusal Bilim
Vakf, Donanma Aratrma Brosu veya Ulusal Ruh Sal
Enstitleri, Ford veya Rand veya Rockefeller veya Sosyal Bi
limler Aratrma Konseyi- bulabilirdiniz
Sosyal tlikiler blm,4 l 946'da, alannda lkenin ileri ge
lenlerinden olan, o zamanki tanmlaryla alanlarndan tatmin
olmayan ve sosyal bilimlerde daha btnlkl bir yaklam ya
ratmak iin eyleri tekrar dzenlemeye merakl bir avu profe
sr tarafndan, biraz da muhalefete ramen kuruldu. Drt alt
alan vard; Sosyoloji, Sosyal Psikoloji, Klinik Psikoloji ve Sos
yal Antropoloji. renciler bu drt alandan birine kabul edili
yorlard ve kabul edildikleri alanda kariyer yapmalar bekleni
yordu, ama dier alt alanlarda da baz dersler alp snavlara gir
meleri zorunluydu. Asilerin bulduu bir silahlanma arsyla,5
"Sosyal Bilimler iin ortak bir dile doru" nidasyla biraraya
gelen grup, kelimenin tam anlamyla disiplinlerarasyd. Yirmi-

4 Kuruculann bata gelenleri sosyolog (ve blmn ilk bakan) Talcott Parsons
(d. 1902), sosyal psikolog Gordon Allpon (d. 1897), klinik psikolog Henry A.
Murray (d. 1893), antropolog Clyde Kluckhohn (d. 1905) ve sosyolog Samuel
Stouffer'd (d. 1900). Blme (o zamanki eim Hildred Geertz gibi) 19SO'de
kabul edildim ve doktoram (yine eim gibi) 1 956'da aldm. Ayrca sahadan
dndkten sonra orada bir yl ( 1956-57) hocalk da yaptm.
5 T. Parsons vd. , "Toward a Common Language for the Areas of the Social Scien
ces," baslmam memorandum. Blmn genel program daha sonra T. Par
sons ve E. Shils, der., Toward a General Theory of Action'da (Cambridge, Mass.,
1951) daha kapsaml bir ekilde belirlendi. Psikoloji ve Antropoloji Blmleri
varlklarn devam ettirdiler; Sosyoloji blmyse tamamen yeni blmn ii
ne ekildi.

1 21
be yl srd, bunun onbei gerek anlamda zgnd. Ondan
sonraysa, her zaman olduu gibi, her ey normale dnd.
Yine de, bu, hep bir azdan sosyal bilimdi; o zamana kadar
kilerden ve o zamandan sonrakilerden ok daha inat ve g
venli. Blmn bakan ve ruhunun lideri olan Parsons'n ha
reket verdii, muazzam derecede mimari bir yaps olan bir
"genel sosyal hareket teorisi" projesi vard - kendisinin bazen
Newton sisteminin sosyolojik dengi, sosyal atomu ayrtrma
abas olarak bahsettii, kutulardan ve oklardan oluan dev
bir sistem. Kendini psikanalitik anlay bilimsel bir yntemle
sistemletirmeye ve test etmeye adam, biraz Jungcu, biraz
Freudcu ama tam anlamyla eklektik Henry Murray'in ynetti
i psikoloji klinii vard. Antropolog Clyde Kluckhohn'un y
nettii, Sovyet niyetlerine nfuz etme ve bu niyetleri boa
karma gayesiyle sosyal bilimsel teknikleri (mltecilerle gr
me, ierik analizi) kullanan Rusya Aratrmalar Merkezi6 var
d. Metodolog Samuel Stouffer'in ynettii, istatistiksel lle
ri ve aratrma tekniklerini mkemmelletirmeye alan Sos
yal llikiler Laboratuvar vard. Yine Kluckhohn'un ynettii,
Amerika'nn Gneybatsndaki be bitiik kltrn deerleri
nin karlatrmal, uzun sreli bir aratrmasna girien Ra
mah projesi vard. Sosyal psikolog jerome Bruner'in evresin
de bir grup daha sonra bilisel psikoloji olacak eyi henz ge
litirmeye balamken, sosyolog George Homans'n evresin
de bir baka grup kk-grup almalar yapyor, birok alan
da uzman olan yal Pitirim Sorokin evresinde bir bakas
kendisinin tarihsel evrim zerine geni apl ve pek teatral fi
kirlerini daha aratrlabilir bir ekle sokmaya alyordu.
Sosyal bilimlerle daha nceki alakas bte politikalar ile il
gili birka ders, Freud ve Spinoza'y biraraya getirmeye alan
bir lisans tezi ve Ruth Benedict'in Pattems of Culture'mm edebi
bir okumasyla snrl biri iin bunlarn hepsi biraz fazlayd.
Sadece geveke ilikili, hatta bazlar birbiriyle gayet ciddi d
zeyde gerilimli imkanlardan oluan bu labirentte yolunu bul-
6 Merkez tam olarak blmn bir paras deildi ama o zaman blmn hakimi
yeti altndayd ve onunla bir biliniyordu.

1 22
mak her ne kadar heyecanl olsa da (gerekten de inanlmaz
heyecanlyd) tehlikeli bir iti. Dnecek bu kadar ok yn, be
lirlenmi bu kadar az yol ve kendine ait bu kadar az deneyim
le kk kararlar bile, u seminere gitmek, u konuya saldr
mak, bu profesrle almak, ok nemliydi - muazzam, ciddi,
mthi ve belirsiz bir eye geri evrilemeyecek bir adanmlk.
Bu labirent veya girdap veya beyhude adillik yolunda, antro
poloun kendini yolda tutabilmesini salayan bir ey vard:
iinde derhal beliren ve devaml glenen saha almas yap
mak zorunda olduu bilinci. Dierlerinden, safi akademisyen
lerden farkl olarak, bizim nmzde bir test, gitmemiz gere
ken bir yer, katlmamz gereken bir tren vard. Bu doruluk
annn (benimki iki buuk sene srd) muhtemellii zihinleri
mizi mthi younlatryor, bir eye ya da bir yere yaklat
mzla ilgili gl bir his veriyordu. Sorun nereye olduuydu
ve bilincimizi -en azndan benimkini- srekli megul ediyor
du. Bizim Trobriands'mz, Nuerland'mz , Tepotzlan'mz ne
resi olacakt? Aslnda ok daha nemli olan bir soruysa oraya
vardmzda ne yapacamzd (insan her zaman bireyler d
nebilirdi, o kadar henz allmamt).
Ama bu noktada da ilerleme amaldan ok tesadfiydi.
Camridge'e gittiim gn7 bir profesr, nazik olmaya alarak
ama beceremeyerek, nerede alacam sormutu. Bunun bir
mesele olduunun o zamanlar pek farknda olmadm iin,
gerek dncelerimi tamamen saklayarak, Latin Amerika ce
vabn verdim. Neyse ki konuyu kapatt, aksi ikimiz iin de
ok rahatszlk verici olurdu. Ama, bunun bir sonucu olarak,
sonraki yaklak bir seneyi iinde baz Kzlderililerin yaad-

7 Burada ve blmn geri kalan boyunca, "ben" yerine aslnda "biz" demem ge
rekir, nk o zamanki eim Hildred Geertz'n alakas benimkiyle byk oran
da benzerdi. Fakat grlerimi, alglarm, davranlarm vesaireyi onunlarm
gibi sunmak istemediim iin ou yerde birinci tekil ahs kullandm, ama
nlenemez olduu ve durumla ilgisi olan baka birinin sesini sahiplenmede bir
sorun olmad yerlerde "biz" adna konutum. Bu zor bir "metin kurma" me
selesidir, tatmin edici dzeyde zdm de sanmyorum. Bu sre boyunca
duygusal veya entelektel olarak hibir zaman yalnz olmadm ve Hildred
Geerz'a olan borcumun ben bahsetmesem de ok byk olduunu sylemem
yeter sanrm.

1 23
n anladm Brezilya hakknda belirsizce dnerek ve bu
soru ortaya atldnda (zaten zellikle renciler arasnda b
yk sklkla atlyordu) Brezilya cevabn vererek geirdim.
llk ylmn sonunda Kluckhohn be kltr projesinde bir
aratrma devi verdi;8 kltrlerin hepsinde ortak olduu d
nlen problemlere -kuraklk, lm, alkolizm- verdikleri
tepkilerdeki (o zamanlar kltrlerden failler olarak bahsedili
yordu) farkllklar aratracaktm (Gneydouya gerekten
gitmedim, sadece Cambridge'de saklanan saha notlar ve ra
porlardan altm) . Bu alma daha gl bir ihtimal ortaya
kard, ama bu ihtimal endstriyel sosyal bilim yan yzn
den pek de houma gitmemiti: ok sayda farkl konuda ok
sayda farkl yntemle alan, hepsi de gayet yakndan Har
vard'daki irket merkezi tarafndan ynetilen , her eit alan
dan onlarca aratrmac. O zamanlar, "benim halkm" sendro
mu olarak da bilinen bilinmezin ortasnda yalnzlk ideali hala
ok canlyd ve "benzin istasyonu antropolojisi" veya "saha a
lmasndan ok ayr almas" ile ilgili kk drc m
rldanmalar iitebilirdiniz. Her neyse, malum soru, yazn so
nunda bir baka profesrn, ben kaygszca Navajo'larn yas
tutma biimlerini Zuni'lerinkinden, bu ikisini de Morman, Te
xan ve spanyol Amerikallarnkinden, kendimi daha nce hi
o kadar bir cenazeye gitmi gibi hissetmemi bir ekilde ayr
maya alrken, Peabody Mzesi'ndeki odaya girmesiyle tek
rar ortaya kt. yle dedi (ok az sz kullanan, dorudan bir
adamd): "Endonezya'ya gitmek zere bir takm oluturuyo
ruz. Dinle ve akrabalkla ilgili birilerine ihtiyacmz var. Sen ve
ein gitmek ister misiniz? " Endonezya'nn sadece nerede oldu
unu bilerek, ondan da pek emin olmayarak, "Evet, isteriz"
cevabn verdim. Eve gidip eime olanlar anlattm ve benim
bizi neyin iine soktuumu kefetmeye koyulduk.
8 ilk bata Ramah Projesi, sonra da Rimrock Projesi denen be kltrler (Navajo,
Zuni, spanyol Amerikal, Mormon, ve "Texan") projesiyle ilgili olarak bkz. E.
M. Alber ve E. Z. Vogt, der., The Peop!e of Rimrock (Cambridge, Mass., 1 966).
Benim katkm baslmam bir almayd; "Death, Drought, and Alcoholism in
Five Southwestern Cultures," Harvard niversitesi'ndeki Peabody Mzesi k
tphanesinde dosyada.

1 24
Bizi iine soktuum ey Sosyal llikiler fikrinin tam bir res
mi ve damgasyd: izole edilmi bir kabile kltrnn deil,
devrim sanclar eken ikibin yllk bir medeniyetin allma
sn amalayan iyi finanse edilmi, multidisipliner, uzun srel
bir takm projesi.9 Takmn dokuz yesinden alts, bir sosyo
log, antropolog, bir sosyal psikolog ve bir klinik psikolog
Sosyal llikiler blmndendiler; geriye kalan kiiden ikisi,
Sosyal llikiler blmnn bir anlamda koptuu yerleik Ant
ropoloji blmndendiler, dieriyse Uzakdou almalarn
dan bir in tarihisiydi. Grubun ortak amac, byle bir ama
cn olmas gerektii genelde varsayldysa da, belirsizdi. Blge
de nasl ileyecei, nasl organize olaca, neye odaklanaca
da belirsizdi. Java'ya gidecektik, daha nceden seildii belli
bir yere yerleecektik ve birka yl nce jogcakarta'da kurulan,
Java iin bir devrim niteliindeki Gadjah Mada niversite
si'nden o meslektalarla "kltr" n eitli ynleri -aile, din,
ky hayau, sosyal katmanlar, pazar, inliler- zerine ala
caktk. Sonra da birbirimizle konuup ve belki de saha notlar
mz paylap (bu hi olmad) geri dnecek ve doktora tezleri
mizi yazacaktk.
Ama hedefler, en azndan gnll olarak belirtilecek hedefler
olmasa da, varsaymlar vard. Antropolojinin "ilkeller" zerine
dier eyleri neredeyse dlayan odan brakp modem tarihin
aknda geni apl toplumlar aratrmaya balamas gerektii
dncesi vard. Ayrca entelektel izolasyonu, kltrel tekili-

9 Takmn yeleri Alice Dewey (antropolog), Donald Fagg (sosyolog), Clifford


Geertz (antropolog), Hildred Geertz (antropolog), Robert Jay (antropolog) ,
John Rodriguez (sosyal psikolog), Edward Ryan (antropolog) , Thomas Plaut
(klinik psikolog) ve Lea Williams'd (tarihi). Sadece Dewey, Fagg, Clifford ve
Hildred Geertz, Jay ve Ryan bu projede sahada altlar. Antropoloji bl
mnden bu projenin dzenlenmesini ve planlamasn yapan profesr olan Do
uglas Oliver biz sahaya gitmek zere yola kmadan nce ayrld; yerini Ya
le'den bir dilbilimci olan Rufus Hendon ald. Projenin finansman Ford Vakf
tarafndan saland.
10 Adn Majapahit'in mehur babakanndan alan Gadjah (ya da imdi yazlaca
haliyle Gajah) Mada'nn kk, Jogcakana'nn Cumhuriyetilerin bakenti ol
duu Devrim zamanlanndadr. O zamandan beri ok byd ve yeni bir kam
pse tanda, ama o zaman hala sultann saraynn iindeydi, garip bir ekilde
dzenlenmiti ve ynnn ne olduundan emin deildi.

1 25
i, aklszca ampirizmi ve yalnz gezgin yaklamn terkedip,
iinden insan ilikilerinin idaresi iin pratik bir teknolojinin
kaca, aratrmacnn, toplumun genelletirilmi bir biliminin
kurulmas iin azimli bir abayla dier daha kavramlam di
siplinlerle (psikoloji, ekonomi, sosyoloji, siyaset bilimi) birlikte
almas gerektii dncesi vard. Ve bir de byle bir bilim
iin zeminin, Birinci Dnya Sava'yla biten "uzun 19. yzyl"n

byk sosyal bilimcileri -Marx, Freud, Weber, Pareto, Simmel,
Durkheim, belki biraz ge de kalsa Malinowski- tarafndan ku
rulduu dncesi vard. Tek ihtiya duyulan sistemletirme, fi
nansman ve yntemin mkemmelletirilmesiydi. Bunlarla ve
kararllkla, mantkl derecede yakn zamanda, fizikle olmasa da
fizyolojiyle karlatnlabilecek bir eyimiz olacakt.
Bu tabii ki gereklemedi ve benim grme gre gerek
lemeye imdi o zaman olduundan daha yakn deil. Proje ge
litike baansnn ta kendisi (benim grmde ve benim kri
terlerime gre gayet baanlyd) bu balamda "bilim"in anlam
nn Harvey ve Pasteur iin anlamyla -makinelerin tasarlanmas
ve tedaviler bulunmas- ayn olduu beklentisinin altn kazd.
Anlamnn aslnda ne olabilecei, bilgi, bilme ve bilginin kulla
nmyla ilgili baka ne trl kavraylann oyuna sokulabilecei,
yine de mulakt. Daha az mulak hale getirmek, almalan
mn gerek rotas boyunca, bu amac takip ettiim gerek ko
ullar altnda, benim tek amacm oldu; hala da yle.

Bireysel aratrma aktivitelerimizi projeyi tasarlayanlarn ak


lnda olan ortaklaa almada birletirmek yerine en gevek
ve meslekta anlamda bir "takm" oluturmaya karar verecek
kadar birbirimizi tanmamz gibi bir yan etkisi olan bir yllk
ortaklaa bir Endonezya almasndan sonra, Rotterdam ze
rinden Cakarta'ya haftalk bir deniz yolculuuna ktk.
Endonezyal i arkadalanmzla bulumak zere ierilere do
ru bir gnlk tren yolculuundan sonra bir eit srprizle kar
latk: hem bizden hem de projeden phe duyuyorlard -
kabiliyetimizden ve niyetlerimizden phe ediyorlard, planla
nmza karydlar.
1 26
llk ortaya kan problem , 1 1 projenin yneticisinin , beni az
ve z konuarak davet eden profesrn , yola kmamzdan
hemen nce bize katlamayacan belirtmesiydi: proj eden sa
lk sorunlar nedeniyle ekiliyordu. Bir nceki yl, Endonezya
tarafndaki e-yneticiler olan profesrle12 -bir geleneksel
hukuk uzman, bir tarm ekonomisti ve bir dilbilimci- birlikte
aratrma iin dzenlemeleri yapmak zere Jogcakarta'ya git
miti, ama neler olup bittiiyle ilgili bir ey anlatmad. Bu ne
denle jogcakarta'ya vardmzda sadece lidersiz, buradaki
profesrlerin iliki kurduu ve grne gre gvendii kii
den yoksun deildik, ayn zamanda zerinde anlalan dzen
lemeleri beenmeyecek kadar kibirli bir avu karmakark,
garip ve deneyimsiz lisansst rencisiydik.
Gerekten de, dzenlemeleri almaya elverisiz bulduk.
Plan , bizim jogcakarta'nm kuzeyinde imdi bo olan bir Hol
landa otelinin olduu dalk bir blgeye gitmemizdi. Orada,
rahatlk ve gvenlik iinde, profesrlerin seecei be ya da al
t deil de, ortaya kt gibi, 1 5 veya 20 , 20 veya 30 (say hi
bir zaman net olmad) Endonezyal renciyle birlikte yaaya
caktk. Grne gre jogcakarta'dan hafta sonlar gelecek
olan profesrlerin nezaretinde evre krsalndan insanlar a
racaktk - ya da daha dorusu, kimin uygun olacan bilen
yerel yetkililer bizim iin aracaklard. Bu insanlarla hazr
lanm bir konular program erevesinde u veya bu mesele
hakknda mlakat yapacaktk (bylece birbirlerini dzeltip or
tak bir gre varabileceklerdi). Sonra da bulgularmz stne
bir rapor hazrlayp ayrlacaktk. Volkenkunde'den Hollandal
hocalar ve onlarn imdi bizim hocamz olan yerli asistanlar

1 1 Burada ve dier yerlerde o zaman olan olaylan o zamanki duygularmla renk


lendirerek, imdi de biraz sakince de olsa fazla deitirmeden hatrlayarak ver
diim anlalmaldr. Gruptaki dierleri olanlan belki de farkl ekilde anlatr
lard.
12 Endonezya tarafndan olan profesrler geleneksel hukuk uzman olan Djojo
digoeno, tarm iktisats Iso Reksohadipradja ve dilbilimci Prihoetomo'ydu.
Metinde bahsedilen gerilimlere ramen sonraki yllarda Profesr Djojodigo
eno ile ok scak ve destekleyici ilikilerim oldu ve Profesr lso Reksohadip
radja her zaman, zor dnemlerde bile, kiisel olarak ok anlayl ve yardmse
verdi. Profesr Prihoetomo hastayd ve fazla rol olmad.

127
byle almlard. yleyse, bizim hocalarmzn 20 yl nce
durduu yerde duran bizler, orada ie yaramak zere bulunan
raklarla ayn ekilde alacaktk.
Bizim nosyonlarmza ve bizi Java'ya gnderen hocalarm
zn nosyonlarna kolonyal etnolojinin kolonyal apka prose
drlerinin bu srad reenkamasyonundan daha ters bir sos
yal aratrma resmi dnmek zor olurdu. Biri istekli, kendin
den emin ve ultra modem, dieri nostaljik, savunmac ve artk
mr bitmi iki akademik zihniyet arasnda yakalanmtk:
burasnn 195 l'deki Endonezya ve bizim de Amerikallar ol
mamz nedeniyle ayn zamanda manevi ve politik bir krlma
da olan epistemik bir krlmann iki paradigmas arasnda ka
lakalmtk. Bu krlmann iinde yolumuzu bulmaya al
mak, ki uzun srse ve yaralanm duygulara neden olsa da bu
nu baardk, eitici bir deneyimdi: "Saha"ya teoriler, yntem
ler, projeler ve aratrmaclar gibi aratrma sahalarnn da bu
lunmaktan ok yapldn ve yapann da bu saydm eyler
olduunu aka gsteren bir giri.
Endonezyallar ve bizi ayran ey nereye gideceimizden
ok (merkezi java'nn havann pirin yetitiremeyecek kadar
souk olduu ender yerlerinden, krsaln ounun silahl bir
solcu asiler etesi tarafndan kontrol edildii ve ge kolonya
lizmin mehur bir yadigarnn baskn olduu bu blge ok e
kici olmasa da) bu "gidi" in nasl olacayd. Kendi lkelerin
de artk tabi olmamak, hzla kendi rencilerini yetitirmek
ynndeki kararllklar, gerek niyetlerimizle ilgili sorular
(onlar devlet tarafndan finanse edilmediimize bir trl
inandramadk) ve lkeye beklenmedik bir olay olmadan, hat
ta kimse bizim oraya gittiimizi bile bilmeden girip kmamz
yolundaki arzular gznne alnrsa, Endonezyallar doal
olarak tamamen kontrolleri altnda bir durum istiyorlard -
antropolojik bir beyaz oda. Bizim kendimizi gelimi, "tekno
lojinin zirvesi" bir sosyal bilimin valyeleri olarak grmemiz,
almamzdan sadece bizim deil deneklerimizin de yararla
naca varsaymmz, bize emrivaki devredilen Endonezyal
rencilerin eitimleri (ve gerek fonksiyonlar) ile ilgili ku-
1 28
kularmz, yapmak istediimiz eyin altmz insanlarla z
gr, yakn ve uzun sreli, dardan gzlemlere ve devletin ala
kasna kapal ilikiler gerektirdii yolundaki inancmz gz
nne alnrsa, doal olarak tamamen kontrol d bir ortam is
tiyorduk - Java'da Trobriand'lar.
Bu kltrler aras dramaya, direngen Batyla hep sabretmi
Dounun bulumasna imdi baknca arpc olan, o zamandan
beri etnografik aratrmann manevi sorunsal13 olarak grlen
eyi, kendi kendinin farknda olmayan, neredeyse parodi yo
luyla ne kadar canl yansttyd. Bu sorunsal farkl yollarla,
farkl fke ve hakllk dzeylerinde ortaya atlmtr: bize, onla
r alma' hakkn ne veriyor? Kendimiz tekilerden bahsede

rek onlarn hakkn yerinden edip bu hakka el koymuyor mu


yuz? tekilerin bir temsili herhangi bir ekilde g ve hakimi
yet oyunlarndan bamsz m? Kimin kimi gelip yazdna m
gelip dayanyor? Kolonyalizm ld m? Hatta lml m?
Bu konularn (zerinde pek de dnmediimiz o gnlerde
etikten ok metodolojik sylemlerle, dosta mnasebetin k
k sorunlar olarak kursak da) ve ilikilerimizde neden ol
duklar ykc gerilimlerin ok youn olarak farknda olsak da,
dm Gordiyon usul zmeye karar verdik. Drdmz,
sosyal ilikiler blmnden antropolog ve bir sosyolog,
Ford'un projeye tahsis ettii ofrl arabaya dolutuk ve hi
kimsenin izni olmadan bir yer aramak zere douya yneldik.
Drt veya be muhtemel blgeyi gezdikten sonra Pare'de karar
kldk. Yaklak olarak aradmz byklkteydi, eitli bir
nfusu ve kark bir ekonomisi vard ve en nemlisi, blge
den sorumlu devlet grevlisi enerjik, bilgili, kendine ok g
venli, srad bir adamd. Bir kyde polis olarak greve bala
yan, kolonyal sivil hizmetin yerel kanadnda ykselirken ayn
zamanda gl ve etkin bir Sukarno milliyetisi haline gelen

13 Tartmalarla ilgili olarak bkz. ]. Clifford, The Predicament of Culture: Twenti


eth-Century Ethnography, Literature, and Art (Cambridge, Mass., 1989) ; ]. Clif
ford ve G. Marcus, der., Writing Culture: The Poetics and Politics of Ethnography
(Berkeley, 1986); G. Marcus ve M. Fischer, Anthropology as Cultural Critique:
An Experimental Moment in the Human Sciences (Chicago, 1986); C. Geertz,
Works and Lives: The Anthropologist as Author (Stanford, 1988).
1 29
bu Pareli adam bizim oraya gitmemizi de ok istiyordu. Ayrca
Pare jogcakarta'ya 200 km uzaktayd: kimsenin gidip geleme
yecei kadar uzak ve kimsenin gidip gelmek istemeyecei ka
dar kyl.
Sradaki, neredeyse hakaret etmek ve sinirlendirmek zere
tasarlanm bir bamszlk bildirgesi. Ama, yaptmz ey ne
deniyle endieyle dolu bir ekilde Jogcakarta'ya dnp profe
srlere projenin yakndaki tepe istasyonunun serin yeillii
yerine uzaktaki Pare'nin toz ve sca iinde gerekletirilmesi
gerektiini dndmz sylediimizde, tepkileri hem f
keli deildi; hem de, en azndan yle grnyordu ki, ferahla
mlard. Grne gre onlar da o ana kadar (bu ksm yakla
k yedi ay ald ve bu daha yolun yarsyd) bizden ve bizim
sorumluluumuzdan kurtulma konusunda, bizim onlardan
kurtulma konusunda endieli olduumuz kadar endieliydiler;
kendilerini en bandan byle kark bir ie soktuklar iin
zntlydler. Projedeki resmi rolleri neredeyse varln
kaybetti, bizimle kiisel etkileimleri belirgin bir ekilde daha
rahat, hatta scak bir hal ald ve e-renci, toplu mlakat ve
ortaklaa rapor verme kavramlar basite buharlat. Ne prob
lem tam anlamyla zlm ne de aramzdaki atmann ya
ralar sarlmt. Daha sonra da zldn ve sarldn
sanmyorum. Ama en azndan gergin ve sinirli bir kilitlenme
den belirsiz bir arala getik.
Tam o anda durduumuz yerde projenin bitip bitmedii be
lirsizdi. Kayp liderimizin yerini almas iin atanan adamn,
Endonezyaca retmenlerimizden biri olan Yale'den gen bir
dilbilimcinin gelip durumun kurtarlp kurtarlamayacana,
ki bu ok zor grnyordu , karar vermesini bekliyorduk. Ayn
zamanda javaca altk, bolca Jogjavaca rendik ve eer biz
den ayrlmamz istenirse, ki ben yakn zamanda bunun olma
sn bekliyordum, kabul edilebilir bir tez uydurabileceimizi
umarak Java kltr zerine aratrmalarmza baladk. Zor
zamanlard - bir dnya hem nmzde alyor ve hem de eli
mizden kayp gidiyordu. Ama sonuta bahtmz ald: bir he
diye ya da Tanrnn bir ltfu. Pare'ye vardmzda (en sonun-
1 30
da varabilmitik: Cakarta'da kltr bakan bahtsz yeni yneti
cimizi karsna alp kstahlk, gvensizlik ve dnyann dei
tii, Tanrnn belas beyazlarn bunu anlamas gerektii gere
i zerine saatlik bir sylev ekmiti) "kltrn iine" za
ten gayet derine dalmtk, hatta derinlii boyumuzu gemiti.
Bundan daha nemlisi, sadece yarm bilinli olarak ve ger
ekten istediimizin ne olduu konusunda pek de fikrimiz ol
madan, hem bizi Endonezya'ya gnderen iirilmi beklenti
lerden hem de oraya vardmzda iimizde doan klm
beklentilerden kurtulmay becerdik. Harvard'm bangr bangr
hoparlr -ok uzaktan ses veriyordu, Gadjah Mada'mn sama
kolonyal apkas da daha yakn deildi. Blge valisi -bir ad
(benim zihnimde de bir bst) hakediyor: Raden Mas Soemo
mihardjo- szleri kadar iyiydi. Bize yanlarnda yaamamz iin
yerli aileler buldu. Bizi tanmak istediimiz ve tanmak iste
yeceimizi bilecek akla sahip olmadmz herkesle tantrd.
Herkese bizim oraya geldiimizi nk, artk Endonezya ba
msz olduundan, Amerikallarn, kolonyal arptmalardan
zgr bir ekilde, Endonezya'nn insanlarnn nasl olduklarn
bilmek istediklerini, bunu renmek iin de, tabii ki, Pare'den
daha iyi bir yer olmadn ilan etti. (Bir demiryolu iisinin
ailesinin yanma yerletikten sonra bir komu bana unu sor
du: "Ka kii geldiniz? lki bin kii olduunuzu duydum.") Ve
en nemlisi, bunlarn hepsini yaptktan sonra bizi yalnz b
rakt. Geri kalan sre, yaklak iki yl, tam olarak tarih olmasa
da, antropolojiydi. te en sonunda "saha" daydk.

Kendinizi tarihletirmek, gemiinizi dnemlere blmek, yap


mas ok rahatszlk verici bir eydir. Sadece bariz bir sebep
olan balangtan ilerledike sona yaklatnzdan deil, ayr
ca bu ii yapmann bir sr yolu olduu iin rahatszlk verici
dir; bu yollardan herhangi biri keyfi, sadece anlatm kolayl
saladndan seilmi gibi grnr. Eer tek derdiniz neler
grdnz ve yaadnz anlatmaksa bu seim pek de
131
nemli deildir. Hi kimse normalde grevi bir illzyonu ye
rinde tutmak olan otobiyografi yazarken yeminli deildir. Ama
eer derdiniz deneyimlerinizi bireyleri temsil eden birimlere
blp bir disiplinin hareketini takip etmekse, bu seim daha
can skcdr. En azndan birimleri hakl karmanz , sembolle
rin neyi sembolize ettiini sylemeniz beklenir.
Bu durum l 960'lara yaklaldka daha vahim hal alr. tk
elde herkesin zerinde anlat bir nokta (tabii ki bu , bu nok
tay doru klmaz) , altmlarn, en azndan Amerika Birleik
Devletleri'nde , ellilerden tamamen farkl olduudur - tam an
lamyla farkl bir ey Elliler kaygsz ve rahatt, altmlar yarl
mt; elliler terziden km gibiydi, altmlar pasaklyd; elli
ler terbiyeliydi, altmlar kavgacyd; elliler sessizdi, altmlar
irretti. Vietnam, insan haklan hareketi, kar-kltr Ameri
kan kairos'uydular: gelecein deitii nokta.
Eer kutlad dnemin bir rn olan bu hikaye grn
teki deeriyle alnrsa, Eisenhower dnemini deerlendirmek
ten Kennedy-Johnson dnemini deerlendirmeye doru hare
ket ederken her eyi hikayenin kavramlaryla grme eilimi
zellikle gldr. Ama sz konusu olan antropoloji veya ge
nel anlamda sosyal bilimler olunca bu pek de iyi ilemez.
Evet, her ey deiti, hem de nemli derecede. Ama genel iti
bariyle toplumun her yerindeki heyecanlardan ok savatan
hemen sonraki yllarda renilen ve unutulan eylere bal
yollardan deiti. Teslimiyet ve kmelenmeden ok (bunlar
daha sonra ortaya kmtr) bir tekrar dnme ve pekitir
me, genel bir ynn belirlenmesi hakimdi.14
Altmlar, l 960'n sonbaharnda biimlendirilmemi bir do
ent olarak vardm, 1970 baharnda ok iyi biimlendirilmi
bir profesr olarak ayrldm Chicago niversitesi'nde geir
dim: tam on yl. Dnemin patrtlanndan hi de uzak bir yer

14 Son otuz ylda antropolojik dncedeki gelimelerin, burada tutturduum


epizodik ve tecrbeye dayal "disipliner topluluklar" yaklamna baz yerler
de paralel baz yerlerde dik fikirler tarihi yaklamyla yazlm, iten bir mu
hasebesi iin bkz. S. Ortner, "Theory in Anthropology since the Sixties," Com
parative Studies in Society and History 26 ( 1 984): 126- 1 66.

1 32
deildi. Gayri resmi seminerler, yryler, grevler olmutu;
ynetim binas igal edilmi, profesrlere saldrlmt. Kam
psn dnda Kara Panterler vurulmu, Chicago Yedilisi mah
kemeye karlm, hippiler Merchandise Mart' yamalamaya
kalkm ve Demokratlarn kongresinde patlama olmutu. Ba
z yerlerin, Berkeley, Columbia, Cornell, Kent State'in daha
ar zamanlar olmu olabilir ve dier olaylar, Kba fze krizi,
Kennedy ye King suikastleri, Watts ayaklanmalar, Lyndon
johnson'n d , kesinlikle uzun vadede daha nemliydi.
Ama dzensizliin nfuzu ve eitlilii hibir yerde daha de
rinden sergilenmemitir. Eer btn dnya izliyor olsayd,
bakmak iin ok iyi bir yerdi.
Bunlarn hepsi niversitelilerin zihninde tabii ki nemli yer
igal ediyordu. nsanlar tartyorlard, gsteriler ve konuma
lar yapyorlard, gruplar oluturuyorlard, gazetelere mektup
lar yazyorlard veya Kanada'ya kayorlard ve bir imza kam
panyasnda imza atmam kimse yok gibiydi. Sava kart pro
testolar, bir dereceye kadar insan haklar hareketi, daha az ola
rak kar kltr retim yelerinin ve rencilerin zamanlar
n ve enerj ilerini alyordu. Ama ounlukla, eylerin akn
bozduklar ve sivillik yaplarn dattklar zaman bile ders
programnn dnda kalyorlard. niversitenin derine ilemi
ve ok sekin entelektel tonu, yar-Arnoldyen ideolojisi, yar
Burkecu ahlak, pek deimedi. "Altmlar" ortal evrelemi
ve ruh halini renklendirmiti; ama sadece aralklarla ve sonra
da geici olarak i yaamnn ileyiini igal etmiti.
O yaam , dediim gibi, iyi yerlemiti. En azndan Robert
Maynard Hutchins'in otuzlar ve krklarda ortal garip ciddi
yet ve kendini pazarlama birleimiyle kkrtt ve belki de,
ilk rektr William Rainey Harper'n yzyln banda Alman
bamsz akademisyen fikrini sunmasndan beri, okulun Ame
rikan akademik dnyasnda rastlanmayan bir younluu ve
odaklanml vard. Ne olursa olsun drst, amal, kendine
saygl ve hararetliydi.
Ve maceracyd. niversiteye, bir kere daha, sosyal bilimler
de vahice multi-disipliner bir deneyin paras olarak geldim:
1 33
Yeni Uluslarn Karlatrmal almas Komitesi. Chica
go'nun akademik almalarn, zellikle Hutchins'in snrla
mak, atlatmak hatta sadece genel olarak sinirlendirmek istedi
i blmler dnda srdrlmesini salayan "komite sistemi"
zaten nlyd, baz yerlerde de kt nlyd. En iyi bilinen
rnekler, ekonomi tarihisi John Nef tarafndan, biraz da ken
di parasyla kurulan Sosyal Dnce Komitesi ve felsefeci Ric
hard McKeon tarafndan dzenlenen Fikirler ve Ynetimler
programyd, ama niversiteye dalm baka rnekler de var
d. Yeni Uluslar Komitesi Chicago'dan iki profesr, sosyolog
Edward Shils (Harvard'daki Sosyal tlikiler projesine de dar
dan katlmt) ve siyaset bilimci David Apter (o da daha nce
Princeton'da almt) tarafndan 1958-59'da Palo Alto'da
Sosyal Bilimler lleri Aratrmalar Merkezi'nde -yine yakn za
manda kurulmu bir multi-disipliner giriim- bulunduklar s
rada kurulmutu. O sralar ben de, Bali'deki saha almamdan
dndkten sonra orada olduumdan, fikirlerini harekete ge
irmelerine benim de katlmam istediler; Berkeley'de bir yl
harcadktan sonra yle yaptm.
Komite, kendine zg bir ekilde de olsa, dneminin bir ya
ratyd. Ama Avrupa emperyalizminin 1945 sonras k
ne odaklanan komite lke ii keyifsizlie deil de, darya,
dnyann geneline doru ynelmiti. 1960'larin banda he
men hemen hepsi Asya ve Amerika'da, hemen hemen hepsi is
tikrarsz , fakir ve kararl neredeyse elli yeni devletin kurulma
s, elli tane daha kurulacann da kesin olmas, yepyeni bir
alma alan salyor gibi grnyordu - karlatrmal al
malarn benzerlik ve farkllklar zebilecei ve bylece akll
politikalar iin bir rehber oluturabilecei bir alan. Shils, ko
mitenin ilk bakan, iyilikseverliin phe uyandrd ve g
vene zor rastlanld u zamanlarda komitenin ruhunu yaka
lamadaki titizlii utandrc gelen kurulu yazsnda 15 "Yeni
devletlerin gereki, sempatik bir ekilde allmas" diyordu:

15 E. Shils, "On the Comparative Study of the New States," C. Geertz, der., Old
Societies and Ne:w States, The Quest for Modernity in Asia and Africa iinde
(New York, 1963), s. 8.

1 34
Yeni devletlerin gereki, sempatik bir ekilde allmas on
lara kar politikalarmz daha anlayl, daha ayrdedici ve
daha yardmc klabilir. stesinden gelmemiz gereken kt
cl hatalar olduu kadar, datmamz gereken iyicil hatalar
vardr. yi niyetli birok insann yeni devletleri yzlemeye
zorladklar mitolojiyi datrken iyilikseverlii korumay dili
yoruz. Yeni devletlerin ve hareketin subjektif ve evresel be
lirleyenlerinin ayrdedici bir portresi bizi ve politikalar belir
lemesi gerekenleri geliimin nndeki engeller konusunda
olduu kadar, bu geliimin takip edecei muhtemel yollar ko
nusunda daha etkin bir hayal gcne sahip klabilir. Yeni l
kelerdeki hayatn "verilmiler"inin ve yneticilerinin kapasi
telerinin izin verdii ihtimallerin berrak bir aklamasnn
destekledii daha gl bir gerekilikle kt maksatlar da -
en azndan bir dereceye kadar- yoketmeyi umuyoruz.
Bizim uyguladmz sosyal aratrma yntemi, deneyimin
disiplinli bir uzantsdr. Kullandmz kategoriler, kendi top
lumlarmz incelerken kullandklarmzla ayndrlar ve insan
ln ortak deerlerini kaynak kabul ederler. Bu kategorilerin
aratrmada srekli uygulanmalar ve aratrmalarn sonula
rnn etkili fikir evrelerinde yaylmas, umut ediyoruz ki ya
pc politikalarn oluturulmas iin gerekli ortak deer hissi
ni besleyen mekanizmalar hzlandracaktr.
Bununla beraber, bizim abamz, bu ahlaki etkileri vaazet
me, nasihat verme, maniplasyon yoluyla elde etmeyi ama
lamamaktadr. Bunu aydnlanma yoluyla gerekletirmeyi
umuyoruz. Bizim setiimiz aydnlanma arac, modern sosyal
bilimin en iyi geleneklerinin nezaretinde gerekletirilen sis
temli aratrmadr.

Bu mthi ii gerekletirecek komite on kadar yeden


oluuyordu16 (yelikler zamanla biraz deime gsterdi). !kisi

16 Komitenin ekirdek yeleri E. Shils (sosyoloji, Hindistan); D. Apter (siyaset


bilimi, Gana ve Uganda) ; L. A. Fallers (antropoloji, Uganda ve Trkiye) ; M.
Marriott (antropoloji, Hindistan); M. Janowitz (sosyoloji; ordunun karlatr
mal almas); L. Binder (siyaset bilimi, Pakistan, lran ve Msr); M. Nash
(antropoloji, Guatemala, Burma ve Malezya); H. Johnson (ekonomi, d tica-

1 35
sosyolog, siyaset bilimci, bei antropologdu, ayrca bir ik
tisat, bir avukat, bir de eitim profesr vard. Hemen he
men hepsi dnyann u ya da bu yerinde, zellikle Bat ve Do
u Afrika, Hindistan ve Gneydou Asya'da saha almas
yapmt. Carnegie irketinin finanse ettii komitenin kendi
brolar ve idari personeli vard, haftalk seminerler ve konfe
ranslar dzenliyor, tezler destekliyor, dardan aratrma g
revlileri davet ediyordu ve zaman iinde ok sayda yayn
karmt. Belki de Shils'in Amerika'nn nc Dnya politi
kalarn gerekilik, aydnlanmlk ve sempatik hayal gcne
evirme umutlar tamamen olmasa da bir derece gereklemi
ti. (sonuta, iinde yaadmz, Katanga'nn, Tonkin krfezi
nin, Kemir'in ve Biafra'nn zamanlaryd) . Ama ne olursa ol
sun, bir okuldan daha az ama bir konuma dkkanndan da
ha fazlas olan bir akademik topluluk oluturulmutu.
Benim ilerime gelince, grevim hem komitenin geni he
defleriyle hem de erevesi belli hedeflerimle birleen bir ara
trma program gelitirmekti. Bu Chicago'daki varlmn ikin
ci blmn, bir blok tede, iki kat yukarda, entellektel an
lamda da ok farkl bir dnyann iinde kalan ksmn da -
Antropoloji Blm- ieriyordu.
niversitedeki ilk be ylmda tamamen komitenin bte
sinden geindim; ikinci be yldaysa Ulusal Ruh Sal Ensti
ts'nden bir aratrma bursuyla geiniyordum ve az ok iste
diimi yapmakta zgrdm, keke istediim eyin ne olduu
nu bulabilseydim. Ama btn bu sre boyunca, ayn zaman
da, antropoloji blmnde bir grevim vard ve kendimi, ne
redeyse annda, bu blmdeki daha rahatsz meslektalarmla,
daha sonra, etnografinin tamamen yeniden tanmlanmasna

ret ve gelime) ; C. A. Anderson (eitim, karlatrmal eitim); M. Rheinstein


(hukuk, karlatrmal hukuk); R. LeVine (antropoloji, Nijerya, Kenya) ; A.
Zolberg (siyaset bilimi, Fildii Sahili) ve bendim. Ben hari herkes kendi bir
ok blmlerinin tam zamanl yeliklerine devam ettiler. Resmi olarak Antro
poloji blmnn yesi olsam da, bir sre sonra nce sekreteri sonra da ba
kan olduum komiteye, ilk be yl boyunca btn zamanm ve enerjimi ay
rabiliyordum. Komitenin ileyiiyle ilgili genel bir tanm iin Apter'n Old So
cieties and New States'e yazd girie baknz.
1 36
ynelik an derecede etkili (ve an derecede tartma konu
su) bir aba haline gelecek bir eye derinden karm (sanrm
doru kelime yakalanm olmal) buldum. "Sembolik Antro
poloji" olarak bilinen bu yeniden tanmlama (farkl bir yerler
de bakalar tarafndan layk grlen, benim ise, alann temel
den bir eletirisi yerine sadece "ekonomik antropoloji" , "poli
tik antopoloji" veya "din antropolojisi" gibi bir zelleme veya
alt alan artrd iin pek sevmediim bir isim) , anlamn
sistemli bir almasn, anlam aralarn ve anlamn anlal
masn aratrma ve analizin tam merkezine oturtuyordu: ant
ropolojiden ya da kltrel antropolojiden hermenotik bir di
siplin yaratmak.
Tabii ki o zamanlar biz bu ismi vermezdik, nk bu terim
ve hareket ABD'de ok az tannyordu , tannd yerlerde de
Avrupal, edebi veya en kts , felsefi olduundan phe edi
liyordu. Ama olduu ey tam da buydu. Ders programnn
toptan yeniden yaplandrlmas ve doktora adaylarna onlar
dan beklediimiz eylerin kazandrlmasn amalayan yeni bir
zorunlu giri dersleri kmesinin yerletirilmesi srecinde, fa
klte kendini, antropolojide devralnm geleneklerin snrla
rnn tesine, daha genel entelektel akmlarn bir deerlen
dirmesine srlm buldu 17 takip eden yllarda, dilbilimsel,
-

17 Antropoloji blmnn neredeyse btn yeleri birka yl dzenli ve resmi


bir ekilde devam eden bu tartmalara aktif olarak katldlar. Benim etkile
imlerimin en srekli ve youn olduu insanlar her ikisi de benimle ayn ta
rihlerde az ok tesadf eseri Berkeley'den Chicago'ya gelen Lloyd Fallers ve
David Schneider; Robert Redfield'm rencisi bir filozof olan Milton Singer ve
Chicago'ya Comell'den gelen Victor Tumer'd. Btn bu giriim, hepsi de bir
ara neyi ortala saldklanm merak etmi olabilecek ok iyi niyetli bir kdemli
retim yesi grubunca, zellikle Fred Eggan, Sol Tax, Robert Braidwood ve
Norrnan McQuown tarafndan ynetildi ve en ok katlanlar arasnda McKim
Marriott, Manning Nash, Robert McC. Adams, Clark Howell ve daha sonra
Melford Spiro ve Nur Yalman vard. Hayatm boyunc::e ahit olduum en yarar
l ve destekleyici ve ayn zamanda uyarc akademik ortamd; renciler de s
rad bir enerjiyle ykl gibiydiler. Sosyal bilimlerde "hermentik" ve "yo
rumlayc" hareketle ilgili bkz. P Rabinow ve W. M. Sullivan, der., Interpretive
Social Science (Berkeley, 1979); P. Rabinow ve W M. Sullivan, der., Interpretive
Social Science: A Second Look (Berkeley, 1987); iin antropolojik boyutuyla il
gili olarak bkz. ]. L. Dolgin, D. S. Kemnitzer ve D. M. Schneider, der., Symbo
lic Anthropo!ogy: A Reader in the Study of Symbols and Meanings (New York,
1 37
aklayc, sosyal inac, yeni tarihselci, retoriki veya semiyo
tik "dneme" gibi balklar altnda toplanan akmlar, btn
sosyal bilimlerde gittike glenecekti. phesiz , dnceleri
mizin ou , gelimemi ve el yordamyla bulunmutu. Kesin
likle, dncelerimizin ok az mnakaalara bulamamt.
Ama, "anlama doru hareket" gerek bir devrim olduunu ka
ntlad: geni apl, kalc, alkantl ve nemli.

Nasl olursa olsun, kendi adma ben btn bunlarla btn za


manm ve enerjimi alan, ama Harvard'dan sonra hi de ya
banc olmayan bir meguliyete takldm: bu eitli bileenleri -
komitenin yeni bir alma alanyla ilgili vizyonu, etnografla
rn profesyonel grevleriyle ilgili yeni kavraylar ve benim
dncenin tarihteki rolne dair beeri bilimler ve gzel sa
natlar gemiimden hayalet gibi tadm ilgim- nasl pratikte
uygulanabilir bir ampirik aratrma pogramnda birletirebile
ceim. Bir kez daha, sadece saha almasnn basklar bir d
nceler karmaasn dzene sokabilecek tek ey gibi grn
yordu. Uzakta ve farkl bir yerlere gidip orada bir sre kalarak
insan kafasn toplayabilirdi. Ya da belki daha kesin bir deyi
le, toplanmasn salayabilirdi.
Ne var ki mevcut baz problemler vard. Endonezya'da alt
mlar Avrupa ve Amerika'da olduundan daha da patlaycyd
ve bu dnemin tam ortasnda katliamlar balad. lkisi de be
yan altnda iki ocukla oraya geri dnmek kt bir neriydi.
Bu riski alsam veya tek bama gitsem de (sahada tek bama
bir aydan fazla almadm, dayanabileceimi de sanmyor
dum) hkmetin, yani ordunun ihtiya duyduum zgrlkle
ortalkta dolamama izin vermesi, verse de insanlarn benimle
rahata konumas olas deildi. Harvard'da bocaladm ilk

1977); aynca bkz. M. Singer "Semiotic Anhropology: A Memoir." Encyclope


dia of Language and Linguistics iinde (Edinburgh. 1994). Benim grlerimin
en anlalabilir ifadesi herhalde C. Geerz, The Interpretation of Cultures: Selec
ted Essays'dedir(New York, 1973), zellikle de"kalm tasvir"le ilgili olan ilk
blm ve Balililerin horoz dvleriyle ilgili olan son blm. Ayrca bkz.
"Blurred Genres: The Refguration of Social Thought" C. Geerz, Loca! Know
ledge: Further Essays in Interpretive Anthropology iinde (New York, 1983).
1 38
yllarda da dtm, hallerim arasnda en acnas hale d
mtm: halk olmayan bir antropolog.
Ve o yllarda olduu gibi, bir sre, gerekten gidersem ne
yapacam hi dnmeden nereye gideceimi hayal ederek
ortalkta dolatm. Bir sre Bengal'i dndm. Belki de sn
rn Hindistan tarafnda Mslman aznln olduu bir Hindu
ehri, o zamanlar Dou Pakistan olan tarafnda da Hindu azn
ln olduu bir Mslman ehri bulabilirdim; ikili bir kar
latrma iin dengeli bir tezat - benim iin eylerle uramann
artk igdsel bir yolu. Ama, birka ay Bengalce alacak ka
dar ileri gitsem de, kendi iinde doru ilerleyen bu gergin, ha
raretli blge, kmekte olan java'dan o sralarda daha makul
bir seenek deildi, ben de bir sre sonra vazgetim. Rahatsz
ve belirsiz bir sre boyunca, Endonezya hakknda geriye do
ru bakp yazarak ve her eit yer hakknda -Filipinler, Uganda ,
Surinam, Bosna, Madagaskar- ileriye doru bakp dnerek
srklendim.
Btn bu belirsizlik ve kararszlk, bir kere daha, hi beklen
meyen bir yolla, hi tahmin edilmeyen bir olaslkla, birdenbi
re zld. 1963'n yaznda, ngilizlerin "sosyal antropoloji"
dedii eyle Amerikallarn "kltrel antropoloji" dedii ey
arasnda varl hissedilen, "sembolik anropoloji"nin (tekrarl
yorum, antropolojinin yeni bir dal deil, antropolojinin ne ol
duuyla ilgili yeni bir fikir) douunun da derinletirdiine
inanlan nemli bir fark azaltmak zere tasarlanm bir eit
zirve konferans18 Cambridge niversitesi'nde yapld. Anglo
Amerikan zihinlerin bu yanl zirvesinin, temelde, ampirik
Anglo tarafnda maddi, "deniz kabuu kadar gerek" sosyal
ilikiler ve kurumlara yaplan vurguya kar tarihselci Ameri
kan tarafnda geleneklerin ve dnce biimlerinin "eritler ve
yamalar" yn ztlna dayanan doas, artk bu meseleler

18 Toplantnn ad Sosyal Antropolojide Yeni Yaklamlar Konferans'yd ve


Manchester niversitesi'nden Profesr Max Gluckman ve Chicago niversite
si'nden Fred Eggan tarafndan dzenlenmiti. Sonular cilt halinde basld:
M. Banton, der., The Relevance of Models for Social Anthropology, Political
Systems and the Distribution of Power; Anthropological Approaches to the Study
of Religion ve The Social Anthropology of Complex Societies (New York, 1966).
139
(ounlukla) daha basite kavrandndan nem sergilemekte
dir. Benim iin de bu tartma iki tarafn kararl, mevzilenmi
ve ar konukan savunucularnn hayal ettiinden ok daha
nemsizdi. Her eye ramen, hissedilir derecede ateli ve aka
demik fikir propagandasnn zellikle byk itibarlar sz ko
nusu olduunda olabilecei ekilde engelleyiciydi, zaten kon
ferans da bunu ama denemesi olarak planlanmt.
Bunda ne kadar baarl olduu bakalar tarafndan deer
lendirilebilir; tarihiler belki de, eski mnakaalarn tutkun
luklarnda kilitlenmi olanlar. Kendi adma konferans, ayn
anda hem biraz heyecan verici, dntrc bir olay; birey
lerde toptan ama dereceli bir deiimin habercisi, hem de ga
rip bir ekilde grnebilir bir hareket retmede ksr buldum,
sanrm katlmclarn ou iin de her eyin merkezinde olma
hissi getikten sonra ayn ey geerlidir. Ne olursa olsun, top
lantnn benim zerimdeki etkisi, dershanelerden, toplant
odalarndan ve buralarda bulunan eitten insanlardan sahaya
kama konusundaki umutsuzluumu iyice aa karmak ol
du. Toplant srasnda, u veya bu pub'da verilen aralardan bi
rinde iimdeki "imdi nereye? " endiesini gen ve ar sosyal
lememi bir ngiliz katlmcya -ne yazk ki adn hatrlayama
dm- dktm ve o da "Fas'a gitmelisin: gvenli, kuru, ak,
gzel, Fransz okullar var, yemekler gzel ve Mslman". Bu
argmann mantksal gc, bilimsel nedenlemeden yoksun ol
sa da kar konulmazd, benim iin konferans o an sona erdi,
Chicago'ya dnmek yerine uakla Fas'a gittim. Haftalarca l
kenin iinde arabayla dolaarak resmi grevlilerle konutum,
ehir kaplarna, minarelere ve dar geitlere baktm, annda ve
hibir plan veya rasyonel neden olmadan -gerekten gzeldi
ve gerekten Mslmand- uzun sreli, birden fazla aratrma
cnn katlaca bir alma dzenlemeye karar verdim. Java
Projesi II.
Ne var ki, devam filmlerinin, zellikle baka insanlar tara
fndan, baka zamanlarda, baka amalarla yapldklar zaman,
yoldan kma ve orijinalleriyle dalga geme gibi bir yanlar
vardr. Ben 1963'te Fas'n krsal zerinde uarken (dou orta
1 40
Java'nn iinden getiim o vahim yolculuu hatrlatmyor de
ildi) hem ellilerin apres guerre [sava sonras] mutluluu b
yk oranda buharlamt hem de ellilerde teori ve tekniklerin
yava ama kanlmaz biraraya gelii gibi grnen ey, altm
larda artk ayn derecede yava ama ayn derecede kanlmaz
ayrmalar gibi grnyordu. Bunun, en azndan benim iin,
kendine zg bir canlandrcl vard, nk her zaman sos
yal hayat anlamann kesin bir noktaya, "Doru", "Gereklik",
"Varlk" veya "Dnya"ya doru bir ilerleyii deil, gerekler ve
fikirlerin aralksz yaplmasn ve yeniden yaplmasn icap et
tirdiine inanmmdr. Ama bu deiim aratrma planlamas
nn artk dmdz bir sre -hedefi koy, prosedr belirle, kay
naklar sala- olmad anlamna geliyordu. On s 'engage, puit
on voit, iine atla ve neler olduunu izle, daha geerli gibi g
rnyordu.
Java formatnda iki kritik deiiklik eyann doasnca, me
hur "antropolojik retimin maddi koullar"nca dayatlyor gi
biydi. Birincisi, Java projesinde mevcut olan hatta zorla ykle
nen geni apl finansman ve idari destein yokluunda dokuz
veya on insann ezamanl, birka koldan saldrs mmkn
grnmyordu, zellikle ben, aratrmaclar arasnda bir ara
trmac olmak yerine, tam zamanl bir proje yneticisi, finans
man salayc ve aratrma planlaycs olmay empatiyle red
dettiimde. Baka insanlarn iinde yaamas iin evler yap
mak ekici gelmemiti. Bireyleri harekete geirmeyi , ama bu
bireylerin sonra da kendiliinden ilerlemesini istiyordum.
!kincisi, daha nce olduum ve daha sonra da olacam hal
de, bu anda multidisipliner bir blmn paras deildim; i
arkadalarm , benim on yl nce yaptm gibi bir tez ve bu
tezi retmek iin bir saha arayan antropoloji doktora renci
leri arasndan semek durumunda kalacaktm. (Yeni Uluslarn
Karlatrmal almas Komitesi, hepsinin standart blm
lerde almalarnn ana oda olan grevleri bulunan yeleri
itibariyle disiplinlerarasyd, ama rencisi, aratrma progra
m ve saha almalarn destekleyecek kaynaklar yoktu .)
Oluturduum grubun sadece antropologlardan olumas, Java
141
projesinden nemli bir ayrlma ifade etmiyordu, nk bu
projeye katlanlardan Pare'ye varanlarn hepsi, klk deitir
mi bir antropolog olan sosyolog hari, aslnda antropologdu
lar - klinik psikolog, sosyal psikolog, tarihi vesaire eitli se
beplerle eitli noktalarda dklmlerdi. Ama bu, eer en
azndan benim aklmda Pare'nin dengi olan Sefrou'daki al
mamz antropolojinin yerleik programlarndan syrlacak, da
ha geni bakl, profesyonel kimlikte deilse de zihinlerimiz
de multidisipliner olacaksa, alma grubunun antropologlarla
snrl kalmasn bir ekilde ayarlamam gerektii anlamna ge
liyordu.
Sahaya birok elin birden inmesinin hem pratik hem de en
telektel yan etkileri olduunu gznne alnca (geriye ba
karsak, Pare almas Gadjah Mada'yla ayrlmamzla balan
gtaki takmn nemli bir ksm kopsa da, biraz fazla kon
santre ve fazla youndu - daha az tannmann baz avantajlar
vard) bir zincir-halka yaklam denemeye karar verdim. Ben
ve eim Sefrou'ya yaklak bir yllna gidecektik, sonra da,
bizim uyum salamasna yardm etme amacyla bir iki ay bir
likte kalacamz bir doktora rencisi bir yllna gelecekti;
renci Chicago'ya dnmeden bir iki ay nce biz yine Sef
rou'ya bir yllna geri dnecektik ve bu byle devam edecek
ti. Bu plan genelde uyguland19 ve genelde iyi iledi. Ben ve
19 Bu projeden kan almalarn bir listesi iin L blmde 5. dipnota baknz.
Doktora aratrmaclar 1966-67'de sahada olan ve zellikle sosyal organizas
yon ile yerel hukuk sistemi zerine alan Lawrence Rosen; 1968-69'da saha
da olan ve kasabadan birka mil uzakta benim de daha nce biraz altm
bir ky alan Paul Rabinow ve 1969-7l 'de sahada olan ve eitim sistemi
zerine alan Thomas Dichter'd. Profesyonel bir fotoraf olan Paul
Hyman l 969'da bizimle birka hafta geirdi. Btn bunlarn zamanlamas
mkemmel deildi ve kimsenin orada olmad veya benim, eimin ve ren
cilerin hep birlikte orada olduu zamanlar oldu. Hem Rosen hem de ben kye
ara sra, -ben 1972, 1976 ve 1986'da, o ise 1969, 1978 ve 1 99 l'de- eitli se
beplerle geri dndk. O zamanlar Chicago'da lisansst rencisi olan Dale
Eickelman Fas'ta Sefrou'ya en azndan genel olarak benzeyen bir baka kasa
bay, Boujad' alt ve bizim projemizle resmi olmasa da mesleki ve entelek
tel bir balants vard. D. Eickelman, Moroccan Islam: Tradition and Society
in a Pilgrimage Center (Austin, 1976); D. Eickelman, Knowledge and Power in
Morocco: The Education of a Twentieth-Century Notable (Princeton, 1986). Be
nim ve eimin aratrmalar Ulusal Ruh Sal Enstitsnden (NIMH) kariyer

1 42
eim, birbirini takip eden doktora rencisiyle birlikte, bi
zim ikametlerimiz onlarnkilerin arasnda ve onlarnkilerin
ucunu kapatr bir biimde, 1965 ve 1971 arasnda Sefrou'yu
az ok "ele aldk".
Sonuta, Harvard ve Chicago'nun akademik tonlarna (Sos
yoloji Balamak zere; Anlam nemlidir) ve altmlar ve yet
milerin genel havasnn (Amerikan Yzyl; Btn Gen
Adamlar Nereye Gitti?) farkllklarna ramen, biri endstriyel
izgiler boyunca sosyal aratrmay mantkl klma denemesi
olan, dieri daha bir el ii yama olan iki projenin pratikte ok
farkl ileyip ilemediini bilmiyorum. "Saha"nn kendisi g
l bir disipline edici kuvvettir: dayatc, talepkar, hatta zorlay
c; en azndan bu iki durumda yleydi. Benzer her g gibi, ol
duundan nemsiz grnebilir veya baka bir ekilde n ka
patlabilir ve her iki durumda da baz insanlarca bu yaplm
tr. Ama, tabii eer her iki durumda da baz insanlarn yapt
gibi toptan terkedilmeyecekse, sahadan kalamaz. Bunun iin
fazla srarcdr.

Deneyen her antropoloun bildii gibi, glk, bu disiplinin


doasnn tam olarak ne olduunu, hatta tam olarak nereden
geldiini aktarmann hemen hemen imkansz olmasdr. Baz
larmz analojileri denerler. (Benim favorim , ie yaradn
dnmesem de, bir satran oyunudur; insann ilk nce yer
letii, birlikte alacak insanlar bulduu vb. geleneksel
mevki hamleleriyle al oyunu; her ynde sondalarn yol
land, sondalar yerlerine oturduktan ve bilgi gndermeye
baladktan sonra birbirleriyle ilikilendirildii, standartlat
rlmas daha zor orta oyun; minimalist son oyunun daha sert,
daha formel sona erdirme hamleleri.) Dierleri nasl yaadk
lar, ne yedikleri, nasl saha notu tuttuklar, kimlerle mlakat
yaptklaryla ilgili uzun, skc ve tamamen yetersiz tanmla-

bursuyla destekleniyordu; doktora rencilerinin de NIMH'den aratrma bur


su ve baka baz burslar vard; hem Rosen hem de Rabinow almalarnn bir
ksmm ben l 970'te oraya gittikten sonra Princeton ileri almalar Enstit
s'nde yazdlar.

143
malar yaparlar; hatta belki envanterler, programlar, soru liste
leri eklerler. Yakn zamanda saha almas deneyimlerini oto
biyografi eklinde sunan almalar olmutur (bunlardan biri
de Fas proj esinden kmtr) ,20 hakettikleri ilgiyi de grm
lerdir. Ama bir ekilde, saha aratrmasnn bir sorgulama bi
imi olarak ne olduuyla ilgili dzenli bir muhasebeden ok,
derin dnce ve kendi iine dne, aslnda youn olarak
kamusal olan bir aktivitenin garip bir ekilde iselletirilmesi
ne yol amlardr. "llerleme kaydetmek"le ilgili bireyler ge
veleyen psikanalistler gibi, alyorken ne olduunu dile ge
tirecek dilden yoksunuz. Kayp bir sylem varm gibi gr
nyor.
Bakalarnn olduu kadar benim muhasebelerimde de orta
ya kan resim, bana artk adn hatrlamadm eski bir Red
Skelton filmini hatrlatt. Skelton olan ocuklan iin macera
hikayeleri yazan adi bir yazardr. Odada volta atarken sekrete
re dikte ettirmektedir; "Sper ocuk adrda mahsur kalmt.
evresi daireler izen kzlderililerle doluydu. adrn etrafn
daki otlar atee verilmiti. Hi mermisi kalmamt. Btn yi
yecei tkenmiti. Gece yaklayordu. Sper ocuk adrndan
nasl kacakt? 22. Blmn sonu". Skelton bir ara verip d
ncelerini dzenliyor. Sonra: "23. Blm. Sper ocuk adr
dan ktktan sonra . . . "

Ben Chicago'dan ayrldktan, Fas proj esi kurulup yrmeye


baladktan sonra , kendimi o zamana kadar grdm en
standart d ve zor akademik ortamda buldum: Princeton,
New Jersey'deki tleri Aratrmalar Enstits . 1930'da New jer
sey'li alveri merkezi sahibi bir ailenin balaryla kurulan
blmn amac, kurucusu ve ilk yneticisi hayrsever giriim-

20 P. Rabinow, Reflections on Fieldwork in Morocco (Berkeley, 1 977). Bu eit a


lma ile ilgili benim baz yorumlarm iin bkz. 4. blm, "1-Witnessing: Mali
nowski's Children," C. Geenz, Works and Lives: The Anthropologist as Author
iinde (Stanford, 1988).

1 44
ci ve her ie yarar adam21 Abraham Flexner tarafndan Ameri
ka'nn Oxford'un All Souls'una ve Paris'in College de Fran
ce'na yant ve faist Avrupa'dan kaan alannn nde gelen bi
lim adamlar ve akademisyenler iin bir snak olmak olarak
belirlenmiti. O zamanlar altmlarnn ortasnda olan ve arka
snda bir dizi galibiyet ve malubiyet brakm olan Flexner,
kk fikirler ve glgeli grlerle ilgilenmiyordu:

llerleme ve yksek eitim iin bir okul veya enstitnn fazla


gecikmeden almasyla ok byk katkda bulunabilir [diye

21 A. Flexner, Universities: American, English, Gaman (Oxford, 1930), ss. 2 1 3-


2 1 4 ; B. M. Stern, "A History of the lnstitute for Advanced Study, 1 930-
1950,"de alnt 2 cilt, baslmam, 1964. Stem'in Enstitnn ilk yirmi ylnda
ki kiisel ekimeler, finansal atmalar ve kurumsal bozulmalarla ilgili canl
ve gayet ar anlatsnn yazlmasn isteyen kurumun nc bakan ] . Ro
bert Oppenheimer'd. Fakat kitap ortaya ktnda Oppenheimer bas lmasna
izin vermemeye karar verdi, grne gre kitapta bahsedilen insanlarn ou
hala hayatta olduu iin, ama byk ihtimalle aslnda Enstit mensuplar ve
mtevelliler artk gerei kamuya anlatma dncesini normalde yle insanla
rn yaptnn aksine benimsemedikleri iin. O zamandan beri varl gizli ol
masa da yar yeraltdr.
Flexner'n College de France'a yapt gndermelerle ilgili olarak, age., s.
93: "Enstit College de France'nkine benzer bir politika izlemelidir, yani za
man zaman bir alan veya beklenmeyen bir insan iin yeni bir krs yaratarak
frsatlardan yararlanmaldr. Ayn ekilde, Enstit konular veya unvanlarla il
gilenmedii iin, grevini yerine getirmi krsler kapatlabilir. Bu alardan
College de France'n uyarc etkisinin deerinin llemez olduu ortaya k
mtr. Her ynden nc olmutur...
Ali Souls'la ilgili olarak, age., s. 90: "Zaman iinde binalar [zgr ve forma
litesiz] ilikiyi kolaylatracak ekilde dzenlenebilir ve kavranabilir. . . Benim
aklmda Oxford'da bizim Enstitde yapmaya altmz gibi lisans rencisi
nin olmad ve ileri rencilerin ve daha yal yelerin hem kiisel almalar
hem de ibirlii asndan ideal artlarda yaad All Souls Koleji'nde yzyl
lar iinde ortaya kan ortam var. Bunu hi kimse planlamamt. Byle oldu
nk akademisyenler kendi balarna almalar iin brakldlar... Eer Ens
tity canlandran renmenin ruhu olursa insanlar birlikte konuur ve bir
likte alrlar, nk birlikte yaarlar, birlikte elenirler, ayn sosyal seviyede
birlikte olurlar ve ortak bir amac paylarlar. " Enstit balangta doktora de
receleri vermek zere kurulsa da, bu ama tamamen doktora sonras, derece
vermeyen bir program iin terkedildi. Enstitnn ilerin neredeyse sadece bi
lim tarafyla ilgilenen ve orada yaplan ilerin ieriiyle snrl bir tarihi iin
bkz. Ed Regis, Who Got Einstein Office? Eccentricity and Genius at the Institute
for Advanced Study (Reading, Mass., 1987) ; kar. A. Borel, "The School of
Mathematics at the lnstitute for Advanced Study," A Century of Mathematics in
America iinde (Providence, 1989), 3. blm, ss. 1 1 9- 147.
1 45
yazyordu Enstitnn kurulmasndan bir yl nce] ... Bu ku
rulu, akademisyenlerden oluan zgr bir topluluk olmaldr
- zgn, nk entelektel amalarn peindeki yetikin in
sanlar kendi hedeflerini kendi istedikleri ekilde takip etmeye
braklmaldrlar. Ynetim hafif ve masrafsz olmaldr. Bilim
adamlar ve akademisyenler ynetimine katlmaldrlar; ba
kan temelden gelmelidir. "Organizasyon" kelimesi yasaklan
maldr. Kurum, kakla beslenmeye ihtiyac olmayan ve bun
dan nefret eden aydn ve yetenekli kiilere ak olmaldr... Ba
sit bir ortam -kitaplar, laboratuvarlar, hepsinden nemlisi s
knet ve yetikin olmayan rencilerin veya gnlk dertlerin
neden olduu dikkat dalmalarnn yokluu salanmaldr.
Kurum iinde ve alanlarn zel yaamlarnda hayatlarnn
devam iin kaynaklar salanmaldr. Amerika'da byle bir
niversite -yksek eitim ve aratrmaya ayrlm bir kurum,
bir pozisyon- yoktur. Her yerde lisans eitimi ve memuriyetin
grevleri, niversitelerin varolu nedenleri olan ciddi hedefle
re ulalmasn engellemektedir.
Eer bu ynde modern bir Amerikan niversitesi kurulsa
ne beklenebilirdi? En bilgili akademisyenler ve bilim adamla
r faklte yesi olmak zere arlrlard; en hevesli renci
ler laboratuvar ve seminerlerine davet edilirlerdi. Kk olur
du ... ama itici kuvveti boyutuyla karlatrlamayacak derece
de byk olurd. Bir mercek gibi, imdi dank olan nlar
odaklard.

Elitizmin yknn ok gayri merulatrc bir g olduu


u gnlerde bu eit konumaya kamu sahasnda rastlamak
zor. Artk kimse faklte hizmetleri ve gerek dnyadan kopuk
hayatla ilgili bu kadar yukardan ve kesinlikle bu kadar d
rste konumuyor. Ama bu konuma sadece Enstity kuran
bak ifade etmekle kalmyor, ayn zamanda yneticiler, fakl
te yeleri ve mtevellilerce tekrar tekrar ortaya konan ve o
gnden bugne Enstitye can vermeye devam eden ruhu ya
da ideolojiyi ifade ediyor.
Ya da en azdan yle olmas gerekiyor. En bandan itibaren,

1 46
akademinin mutlak halinin, zihinlerin zihinler ve tutkuyla bu
lutuu ve nefisle umursamazln olmad bir yerin tasviri
nin idealletirilmi doas sorulara maruz kald. Flexner ilk
danmanlarndan biri ve baka ne olduunu bilmiyorum
ama,22 kesinlikle ak szl bir insan olan Felix Frankfurter'e
Enstitnn "akademisyenler iin bir cennet" olacan yazd
nda, Frankfurter yle cevap vermiti:

Enstity "akademisyenler iin bir cennet" olarak dnme


nin fazla evkli retoriinin ok da yararl bir ey olduunu
dnmyorum. Bir kere, cennetin doal tarihi ok da cesaret
verici bir ncel deildir. Grne gre bir tek insan iin m
kemmel bir yerdi, fakat iki kii iin bile lmcld ya da da
ha dorusu iin iine ylan girince en az iki kii iin ve ylan
insanolunun ilk ve en yakn yoldalarndan biri gibi grn
yor... Bence insani bireyler hedeflemeliyiz, nk insanlarla
urayoruz, meleklerle deil.

Frankfurter'in bir kahin (ve bir eski danman) unvanlarn


haketmesi fazla uzun srmedi. Flexner'in basit bir ortamda
sakince muhabbet eden akn alimleri, Hermann Weyl, john
Von Neuman, Erwin Panofsky, Kurt Godel ve en mehuru ta
bii ki Albert Einstein (kendisinin Princeton ile ilgili gr,
Belika Kraliesine yazd bir mektuba23 gre, " uzun ubuk
larn zerinde ortalkta dolaan elimsiz yar-tanrlardan olu
an sakin ve tren haval bir ky" olduuydu) gibi erken d
nem ziyaretilerin kuvvetlendirdii bu resmin yannda, ger
ek dnyadan ayrlm byle bir aydnlanm insanlar toplu
luunun birbirlerine srtnnce ortaya karmas beklenecek
22 Stem, "History of the Institute ," s. 2 19. Frankfurter yle devam ediyor:
"Hangi hakla Harvard Hukuk Fakltesi'nin kendine ekebileceinden veya,
diyelim ki Yargtay'da imdi gzleyebileceinizden daha fazla yetenek ve taraf
szlk bileimi umut ettiinizi bilmiyorum ... sizi temin ederim ki bu kurum
lardan hibiri cennet olduklar varsaymyla ynetilemezlerdi. Her ikisinde de
kiisel etkileimler byk rol oynarlar; her ikisinde de kiisel duyarllklar ki
isel farkllklar nedeniyle isteksizdir."
23 Einstein'n mektubu L Y. Jones, Jr., "Bad Days on Mount Olynpus: The Big
Shoot-out at the Institute for Advanced Study," Atlantic Monthly'de alnt, Ni
san 1974, ss. 27-53, s. 39.

1 47
trden yksek derecede kiisellemi bir akademik politika
belirdi.
Flexner ksa srede anlad ki, aslnda daha da nceden anla
mas gerekirdi, konu olgunlamamlk olunca renciler aka
demisyenlerin yanndan bile geemezdi. Sadece kaidesinden
inmek zorunda kalmad, ayrca, fakltenin sk bir muhalefe
tiyle, baheden tam anlamyla kovuldu , istifa etmek zorunda
kald. Benim olan benimdir, senin olansa tartlr minvalinde
bir dizi iddetli kavga kronik dzensizlie yol at -atamalarla
ilgili kavgalar, Enstitnn iinde blmlerin nasl oluturula
cayla ilgili kavgalar (Politik Ekonominin altndaki bir blm
tamamen kapatld; "bilimler", hi de acsz olmayan bir ekil
de Matematik ve Dou Bilimlerine blnd; nsani almalar
blm, Tarih almalan blmne dntrld, tabii "d
nmek" zihinlerde dolambal bir deiim iin doru keli
meyse) ve tabii ki, imdi olduu gibi o zaman da yan tannlara
az gelen, aklanamayacak kadar da ok olan maalarla ilgili
kavgalar. retim yeleri ve yneticiler, yneticiler ve mte
velliler, retim yeleri ve mtevelliler arasnda ve enstitnn
kurulmasn salayan ve artk kendisi ve kzkardeinin Flex
ner'n onlar desteklememeleri iin ikna ettii tp okulunu
destekleselerdi daha m iyi olacan dnmeye balayan ha
yrseverle dier herkes arasndaki gerilim yaylmaya balam
t. nc ynetici Robert Oppenheimer'n kendini l 950'ler
de iinde bulduu ulusal souk sava ihtilaflan, zellikle en
bata gelen dman Atom Enerjisi Komisyonu bakan Lewis
Strauss mtevelli heyetinde olduu ve kendisini ynetici ol
mak zere davet ettii iin, entelektel hayatn ldrmaktan
ok uzak olan bir kalabalk olarak grntsn haksz kar
yordu. Et in arcadia ego:* Flexner'in odaklanmasn istedii
nlar bariz bir ekilde birbirine girmiti.
Btn bu i savalar. benim ilgilendiim kadaryla, ben
1970'de, Enstityle ilgili hibir bilgim olmadan ve meslekta
larmdan hibiriyle daha nce tanmadan Enstitnn bir ba-
(*) "Ve Arkadya'da ben": Arkadya, insann, mutluluk getiren ilkel ya da tanrsal
bir eyle yanyana olduu Cennet Bahesi gibi bir yerdir - e.n.

1 48
ka yeni blmnn -Sosyal Bilimler- ilk profesr olmak ze
re geldiimde artk tarih ncesiydi. Ama ksa sre sonra ortaya
kt ki, eer tarih dnyann herhangi bir yerinde bir girise,
krizlerini amak yerine tekrar yaayan, kltrn Tibetlileri
bile kskandracak bir sadakatle tekrar reten Enstit bu her
hangi yerlerden biriydi. O zamanki ynetici ve bu blmn
kurulmas nerisini ortaya atan iktisat Cari Kaysen'di; ken
disi de henz birka yl nce atanmt ve abalar da faklte
nin byk bir ksmnca ftursuzca denebilecek dmanlk,
geri kalannca da fturlu dmanlkla karlanmt. zellikle
enrage [lgn] bir matematiki Kaysen'e "Sosyal bilimler sizin
Vietnam'nz olacak" demiti. Benim de kaza eseri bir savaa
katldm hayretle renen matematiki bana da "Sizinki bir
Pirus zaferi olacak" demiti. (Ayn zamanda tiers etat'yla* ilgili
Abbe Sieyes'den alnt yapt. Alakay pek anlayamadm, hala
da anlayabilmi deilim, ama sava benzetmelerinden holan
d akt.) Pek de rahat bir balang deildi yani.
Ama sradakinin yannda hibir eydi bu: "Bellah Olay".
Sosyal bilimcilerden bu i iin oluturulmu bir komite tara
fndan atandmda, henz bir blm yoktu ama be ya da alt
tek senelik ziyaretinin katld, Kaysen'in brosundan yne
tilen bir "ncl" program vard. llk iki yl boyunca, ksa sre
sonra ar gergin ve gittike artan derecede takntl olduunu
anladm bir toplulukta -sosyal bilimler konusunda pheci,
benim hakkmda tereddtl ve Kaysen konusunda tam anla
myla paranoyak- ayaklarmn stne kalkabilmek iin abala
dm. Kurumlamaya doru ilerlemek iin, 1972 sonbaharnda,
Kaysen'in de desteiyle, ikinci profesr olarak, iyi bir sosyolog
olan Robert Bellah' aday gsterdim. California niversitesi,
Berkeley'de Ford Sosyoloji Profesr olan Bellah, Japonya,
karlatrmal din ve byk apl sosyal deiim alanlarnda
uzmand. Ben 1950'de Harvard'dayken o da Sosyal llikiler b
lmnde renciydi ve birlikte hi almam olsak ve aralar
da da birbirimizi hi grmesek de, almalarnn derinlii ve,
() Devrim ncesi Fransas'nda ruhbanlar, aristokratlar dnda kalan ve burjuva
lar, iiler, kyller ve zanaatkarlardan oluan nc snf - e.n.

1 49
sosyal bilimlerde pek yaygn olmayan bir ey, ahlaki ciddiye
tiyle etkilenmitim.
Ne var ki, bu adaylkla kyamet koptu. Neredeyse iki yl bo
yunca Enstitnn iinde sren mnakaa o kadar iddetliydi
ki, kt niyetli belagat konusunda gelimi bir yetenei olan
baz profesrlerin, arzal bir terbiye anlaynn ve basnla ye
ralt balantlarnn da yardmyla, Enstit , en azndan akade
mi iin, byk boyutlu bir mehur vaka haline geldi -gerek
ten de bir "olay" . Yokedilmesi grne gre imkansz "cen
net" imgesi bamza bela olmak zere geri dnmt24 ve -ay
rcaln creti Schadenfreude'dur [bakalarnn zararna gl
me] - kendimizi bir dizi alayc balkla kar karya bulduk:
"Cennette Sknt" , "Fildii Kulede Frtna" , "Olymposta im
ekler" , "Yalnz Bilginler Bahesi" , "Einstein'n Dolat Bah
elerde . . . Diyalog Hi de Sokratik Deil" , "Fildii Kulede l
Sava" , "Einstein gibi Davranmak Zor" ve "Olympos Danda
Kt Gnler" (en sonuncusunun yazs yle balyordu: "Ta
km genellikle dahilerden oluuyordu ve erifi kasabadan kov
maya altlar. Baaramadlar ama eski Entelekteller Otelini
,
24 1. L. Horowitz, "Trouble in Paradise: The lnstitute far Advanced Study " Chan
ge 5 ( 1 979): 44-49; "Trouble in Paradise," The Economist, 7 Haziran, 1975, ss.
40, 43; "lvory Tower Tempest," Time, 19 Mart, 1973, s. 48; "Thunderbolts on
Olympus," Newsweek, 19 Mart, 1973, s. 60; W. K. Stuckley, "The Garden of
the Lonely Wise: A Profile of the lnstitute far Advanced Studies {sici," Science
Digest, ubat 1975, ss. 28-37; "in the Groves Where Einsein Toiled: Scholars
Battle, and the Dialog lsn't Socratic," National Observer, 1 7 Mart, 1973; ] .
Conway, "Infighting i n the Ivory Tower: The Institute fa r Advanced Studies
{sic} is an academic paradise. So why can't its faclty seem to get along?" (bu
yaznn yannda birbirlerinin kafasna kitaplarla vuran kel ve bykl adamlann
olduu bir karikatr vard), Parade!The Phi!ade!phia Inqu irer, 5 Mays, 1974,
ss. 20-26; D. Shapley, "Institute far Advanced Study: Einstein Is a Hard Act to
Follow," Science, 1 79 (1973): 1209-12 l l ; Jones, "Bad Days on Mount Olym
pus." Dier yazlann arasnda unlar vardr: W Chapman, "The Batle of Prin
ceton, 1973," Washington Pos t , 1 1 Mart, 1973; 1. Shenker'in 1973 baharnda
New York Times'da yazd zellikle yanl bir haber dizisi; T. Parsons, "Robert
Bellah and the Princeton lnstitute far Advanced Study," Commonwealth, Nisan
1973; ve Regis, Who Got Einstein Offce? tik blmn bal "Platonik Cen
net"tir. Fakat son blm ok farkl bir ifadeyle balar: "Oyuncaklar lkesinde
Bebekler." Bu deerlendirmeler arasnda Jones'unki en dolu ve bilgilendirici
olandr; Horowitz'inki sosyal bilimlerin doas ve Enstitdeki yerlerini en
ok tartandr. Shapley, Parsons ve Regis de ie yarardrlar.

1 50
vurduklar kesin"). Taknlk arttka, basit bir mesele olarak
balayan ey, erefin can cehenneme, adalet yerin dibine bat
sn, srf mantkszlk haline geldi. Olduu kadaryla Komite ta
mamen kt; Enstitnn kendisi de onunla birlikte kmeye
tehlikeli derecede yaklat.
Bana, Bellah'm deerini belirlemek iin bir abadan ok top
lu bir sinir krizi gibi grnen takip eden olaylarn en berbat
detaylarn hatrlamann gerei yok. O zamann gazeteleri aka
demik patolojilere merakl olanlar iin orada duruyor, ben de
hi de tarafsz bir tank deilim. Btn bu straplarn -en ac
olarak, zellikle ar acmaszlkla kar karya kald iin,
Bellah'm straplar; en derin olarak, kendisine ieriden yap
lan saldrlar hoyrat, grltl ve hepsinden te, insafsz oldu
u iin, Kaysen'in straplar; ve en dolayl olarak, kastm ol
madan btn bunlara neden olduum iin ve bence gayet
mantkl olarak, bir ekilde stesinden gelmem beklendii
iin, benim straplarn- sonucunun fakltenin ounun mu
halefetine karn Bellah'n atanmas ama biraz da kiisel traje
disinin sonucu olarak Berkeley'deki grevine geri dnmesi,
Sosyal Bilimler blmnn resmi olarak mtevelli heyeti tara
fndan oluturulmas ve taciz edilmekten bunalan Kaysen'in
Enstity terketmesi olduunu sylemek yeter. Bu, sonuta
ortaya ktna gre her ey kaybedilmedii iin, bilgili mes
lektamn bahsettii bir Pirus zaferi deildi. Ama kendimi bi
raz kuatlm hissettim.
Kuatma takip eden yllarda hibir zaman tam anlamylc
kalkmad. (Neredeyse yirmi yl sonra, Bellah olay, bu sefe
basnn ilgisi neyse ki olmadan, blme bir baka atama aday
lyla balantl olarak, hemen hemen tekrar yaand.) zgr
ln fiyat hala ebedi ihtiyat; Harvard'm ellilerdeki mit dolu
iyimserlii ve Chicago'nun altmlardaki aray iindeki sami
miyeti, artk, sadece baka bir varolua dair hatralar. Ama,
ksmen sadece terkedip uzun takma bacaklarla yryenleri
huzur iinde brakmay reddetmemin, ksmen retim yeleri
ve mtevelli heyeti arasndaki birka sempatik ve akl banda
kiinin destei ve bence en nemlisi Enstit Nietzsche gibi
1 51
uurumun dibine bakt, uurum da geri bakt iin, artk
resmi olarak kurulan blm25 byd ve her eye ramen ba
arya ulat. l 974'te iktisat Albert Hirschman ikinci profesr
olarak atand; l 980'de siyaset teorisyeni Michael Walzer n
c , 1985'te sosyal tarihi joan Scott drdnc profesr olarak
atandlar.
Ne var ki, bir blm kurmak iin profesr atamaktan daha
fazlas gereklidir. Bu Enstit gibi bir yerde kalc bir fakltenin
mant, tabii olduu kadaryla, yetenekli olduuna inanlan
yirmi ya da yirmi be kiiye istedikleri konuda istedikleri e
kilde alma hakk vermekten ok, iinde matematik veya fi
zik veya tarih . . . veya sosyal bilimlerin byyp geliebilecei
bir entelektel ortam kurup devamn salamakta yatar. Her
sene u veya bu eit bir projede almak zere Enstitye ge
len 150 kadar aratrma grevlisi ( 1S-20'si sosyal bilimlere) ,
en azndan bence, meselenin kalbinde yatar. Eer Flexner'in
itici gcn bytlmesi, ayrk nlarn odaklanmas fikirleri
gerekleecekse, bu, onlar sayesinde olacaktr. retim yeleri
inisiyatif gelitirebilirler. Hedefler belirleyebilir ve yetenekleri
cesaretlendirebilirler. Yeni ynler kefedebilirler. Kendi bala
rna verimli klmalar ise ok zordur.
Enstitye kalc olarak arlan bizlerin , kiisel tutkularm
zn takibi dnda gerekletirmek iin orada olduumuz g
revle ilgili byle bir manzara karsnda, zerinde karar veril
mesi gereken birka mesele vardr. Bunlardan ak ara en
nemlisi, kk, ok da temsil edici olmayan, mtevaz kay-

25 Hirschman l 985'te emekli oldu ama hala aktif. Belirttiim gibi, blmn
1 990-9l'de zaten varolan alanlardan baka bir alana yeni bir profesr atama
giriimi Bellah olayndakine benzer bir patlamayla hsrana urad. Hepsi dok
torasn yapm olan yeler bavurular arasndan kalc yeler tarafndan sei
liyor. ou (sosyal bilimler blmnde hepsi), birka yllk ya da alt aylk
grevler olsa da bir yllna geliyorlar. yeler eitli ekillerde destekleniyor
lar - Enstit fonlan, dandan balar veya kendi kaynaklanyla. Sosyal Bilim
lerden dier akademisyenlerin genel yaklamyla ilgili bir fikre sahip olmak
iin bkz. inter alia, A. O. Hirschman, The Passions and the Interests: Political
Arguments for Capitalism before Its Triumph (Princeton, 1977); J. Scott, Gender
and the Politics of History (New York, 1 988); M. Walzer, Spheres of justice
(New York, 1983).

1 52
naklara sahip bir almayla, zenginletirilmesi beklenen mt
hi fikirler ve aktiviteler orbas -Uluslararas Sosyal Bilim
arasndaki ilikinin nasl kurulacadr. By kn iin
de yeniden retmek, btn disiplinleri btn ksmlaryla ka
baca bile olsa yanstmak imkanszdr. Ortada ok fazla ey var.
Kendini dnyaya sosyal bilim olarak sunan alanlar, almalar,
projeler ve benzerleri toplamnn iinde zel bir saha, a, stil,
duru -buna tam olarak ne denmesi gerektii konusunda emin
deilim: bir tavr, belki ya da belki de bir vizyon- kurmak zo
runludur. Ama, ayn zamanda, eer yaplan iin serseri bir y
ne kaymas, izole edilmi, balantsz ve kendine tapan bir ye
rel gsteri haline gelmesi istenmiyorsa , olup bitenlere -genel
hareketler, genel problemler, genel baarlar- balanmas gere
kir. Blme can veren ve eklini belirleyen, bu ikilem, birey
lere varacak kadar farkl ve kendisinden te bir etkisi olacak
kadar balantl bir istikametin nasl belirlenecei, orbaya na
sl katkda bulunulabileceidir. Daha nce varolan eylerin or
tasna , daha nce varolmayan her ey gibi ina edilmitir.
Seilen yn genel itibariyle yine "yorumlayc"yd -benim
Harvard ve Chicago'da gelimemin eitli evrelerinde rastlad
m ve o zamandan beri de takip ettiim, blm kadrosunun
dier elemanlarnn da baka disiplinlerde, baka formlarda,
baka baka balamlarda, baka sonularyla rastlad trden
bir ey. Her ey konusunda gr birlii iinde deiliz ve fark
l ilgilerimiz, nmzde de farkl problemler var; ama hepimi
zin sosyal bilimleri doa bilimlerinin kalbna dkmek ve ok
fazla eyi aklayan genel emalar hakknda phelerimiz var.
Daha ok onlar gerekletiren insanlarn gznde sosyal dav
ranlarn neminin ve bu davranlar nemli klan inan ve
kurumlara odaklanm aratrma eklinde bir kavrayn pe
indeydik. Dil ve tarihin iinde yaama yeteneklerine sahip
olan insanolu tutkular ve muhakeme kadar, niyetler, gr
ler, hatralar, umutlar ve ruh hallerine de sahiptir ve bunlarn
ne yaptklar ve niye yaptklaryla ilikisi oktur. Sosyal ve
kltrel hayatlarn sadece, kapal nedensellik sistemleri iin
de belirlenmii objektif deikenlere, gler, mekanizmalar ve
1 53
itkilere dayanarak anlama abas, baardan ok uzak grn
mektedir.
Her halkarda biz, yllar boyunca blmde bu dorultuda
altk. Hala neyin delil, bilgi, aklama, kant olduuyla ilgili
miras alnm fikirlere byk orarn'a bal olan temel sosyal
bilimlerle ok da fazla ztla dmedik. Temel sosyal bilimleri
sorgulayan, apraz bir aya dtk: ihtiyatl, rahatsz ve uz
lamaz. Bu kadar garip bir yerde bu kadar anormal bir yk
iin herhalde uygun bir duru.

Kuatlm dkkan n ticaretimizin sosyal bilimlerin byk


yryyle balantsn kurma problemi, gemi yirmi ylda
bu bilimlerde biriken felsefi huzursuzluun yetmiler ve sek
senlerde kendilerinin neyle ilgili olduklar, yryn nereye
doru olduuyla ilgili bilinlerini sarsacak kadar glenmesiy
le daha da arlat. Sorun sadece yaplan iin btnln
kaybetmesi deildi. Hibir zaman -Durkheim, Weber, Mars
hall, Simmel- bu kadar btnlkl olmamt. Birdenbire mu
halif seslerin varlyla da sarslm deildi. Polemiki duru -
Marx, Freud, Malinowski, Pareto- her zaman varolmutu. So
run, sosyal bilimler fikrinin neredeyse Comte'tan beri dayan
d temellerin kaymas, gszlemesi, sallanmasyd. Post
yapsalc, post-modern, post-hmanist ada, dnlerin ve
metinlerin, buharlam znenin ve ina edilmi gerein a
nda genel anlamda kltr vuran oral ve epistemolojik ba
dnmesi, sosyal bilimleri zellikle gl bir ekilde vurmutu.
Btn bunlarn hikayesi,26 farkl ekillrde ve farkl ana fi-

26 Bu temalardan bazlarnn karakteristik bir sunumu iin bkz. ]. Clifford, "On


Ethnographic Authority," Representations 1 ( 1 983): 1 1 8-146; ]. Clifford, The
Predicament of Culture: Twentieth Century Ethnography, Literature, and Art
(Cambridge, Mass. ; 1988) ; ]. Clifford ve G . Marcus, der. , Writing Culture: The
Poetics and Politics of Etbnography (Berkeley; 1 986); G. Marcus ve M. Fischer,
Antbropology as Cultural Critique: An Experimental Moment in the Human Sci
ences (Chicago, 1986); D. Hymes, der., Reinventing Anthropology (New York,
1969); Tala! Asad, der., Anthropology and the Colonial Encounter (New York,
1973) ; ]. Boon, Other Tribes, Other Scribes: Symbolic Anthropology in the Com
parative Study of Cultures, Histories, Religions, and Texts (Cambridge, 1982); ] .
Fabian, Time and the Other: How Anthropology Makes lts Object (New York,

1 54
kirlerle Nietzsche veya Benjamin'den Kuhn veya Derrida'ya
kadar nl isimlerden farkl seimlere vurgu yaparak zaten
ok kereler anlatlmtr ve kapsllenmi bir zet iin fazla
mkldr, aynca hala da hareket halindedir. Ama, bir kere
daha benim iine dtm ya da benim zerime den ant
ropoloji iindeki ifadesi, artk birbirini tekrar ifadesi olacak
kadar iie gemi bir avu radikal endienin etrafnda odak
lanm yeteri dzeyde belirgin bir ekil almtr: bakalar ad
na konumann meruiyetiyle ilgili bir tasa, bakalarnn alg
lannda Bat varsaymlarnn arptc etkisiyle ilgili bir tasa
ve bakalarnn tasvirinde dil ve otoritenin belirsiz varlyla
ilgili bir tasa. Toptan alndnda, bazlarna -ama ok ey
reten garip ifti zerinde hala alan bana deil- fark zerine
talim edilen karlatrmal etnografi fikrinin ta kendisinin al
tn kazyor gibi grnyordu.
Bakalar adna konumayla ilgili rahatszlk, kinci Dnya
Sava sonras toplu dekolonizasyonun antropologlarda yol
at ie bakn sonucudur. Klasik saha almalarnn o
unun, beyaz ve Batl olmann kendi iinde net bir ayrcalk
tad ve istekli veya isteksiz bir su ortakln ierdii ko
lonyal veya yar kolonyal blgelerde yaplm olmas, politik
olarak baskn olann bask kurduklarnn inan ve arzular
zerine konuma hakkyla ilgili sorulara neden oldu. Etnog
rafinin tarihi, gszlerin iglerinin ve kaynaklarnn daha
dmdz emperyalistlerce sahiplenilmesi gibi, seslerinin de
gllerce sahiplenilmesidir ya da yle sylenegeldi; ve bu,
yine yle syleniyor ki, modern dnyada bu seslerin krss
roln kendi kendini atayarak (ve kendi kendini kutlayarak)

1983); R. Rosaldo, Culture and Truth: The Remaking of Social Analysis (Boston,
1989); M. Manganaro, der. , Modemist Anthropology: From Fieldwork to Text
(Princeton, 1990); R. G. Fox, der., Recapturing Anthropology: Worling in tbe
Present (Santa Fe, 1 99 1 ) ; R. Borofsky, der., Assessing Cultural Anthropology
(Honolulu, 1994). Bu konulardan bazlaryla ilgili benim grlerim iin bkz.
Geertz, Works and Lives; C. Geertz, "The Uses of Diversity," Tanner Lectures,
cilt. 7 (Salt Lake City, 1986), ss. 253-275; C. Geertz, "Loca! Knowledge and
lts Limits': Some Obiter Dicta," Yale ]oumal of Criticism 5 (1992): 129-135 ve
tabii btn bu yeniden ina, yeniden icat ve yeniden kavrama iinde, elinizde
ki alma.

1 55
oynamaya pek yakmyor. Kkenlerinde ibirliki, yaptkla
rnda ibirliki -bakalarna vantrologluk yaparak, kelimeleri
ni alarak.
kinci kayg, ou Amerikal, ngiliz, Alman, Fransz ve he
men hemen hepsi Bat'da eitim grm antropologlarn, ba
ka insanlar "kendi kavramlaryla" grmek zere kendi kltr
lerinden edindikleri grlerden kurtulmadaki yetersizlikle
riyle ilgili olan, epistemolojik bir anahtarla ifade edilen dier
seslerin nn kapatmakla ilgili bir kaygdr sadece. Eer ha
yatta kendi yolumuzu bulmada gvendiimiz anlam ereve
leri, her trl algmza renk verecek kadar iimize kaznmsa,
bakalarnn ne hissettii ya da ne dnd ya da yaptyla
ilgili muhasebelerimizin, teorilerimizden bahsetmiyorum bile,
sadece yklemeden ibaret olduunu grmek zordur. Ykleme
ve sistematik arptma: "oryantalizm" , "kltrel hegemonya",
"sembolik tahakkm"- etnografinin bilgi iddias, her yerde ah
laki bir glgenin iine saklanr, gcn bir izi olarak tekrar ta
nmlanr.
Btn bu phe ve meta-phe, sosyal bilimlerin, antropo
loji veya baka bir tanesinin syleminin politik olarak ykl,
kontrol ve stnlk iddialar ima eder grlmesiyle tamamla
nr ve grne gre kanlmaz hale gelir. Dilin, "gereklik
olarak" gereklii (artk her ne ise) olmasa da en azndan her
kesin pratikte karlat -isimlendirdii, resmettii, snflan
drd ve lt- haliyle gereklii ina etme kapasitesi, ki
min kimi ve hangi kavramlarla tanmlad sorusunu nemli
klar. Dilin (veya iaret sistemlerinin) arac olmad dnyaya
bakma ansmz yoksa, asl sorun dilin ne eit bir dil olduu
dur. Tasvir etmek gtr. Bakalarnn temsili, onlarnn mani
ple edilmelerinden kolayca ayrlamaz.
Eer bu endielere teslim olunup antropoloji imkansz veya
daha kts baskc ilan edilmeyecekse (bazlar tam da bunu
yapyorlar) , bunlar gznne almadan sadece bastrmak ye
tersizdir. "Gerek antropolojiye geri dnelim"ci gelenekiler
arasnda yaygn olan bu tr meselelerle uramann sadece
modann bir rn olduu ve ksa sre sonra dalaca gr-
1 56
yanltr - kendisi bir modadr, ypranm ve demodedir.
Antropoloji ve genel anlamda sosyal bilim, zellikle bugn
antropolojiyi k dnemlerinde ayakta tutan ve ynlendiren
"biz tanmlarz, onlar tanmlanrlar" varsaymlar sorgulanr
ken, ok zor bir alma alandr, zor ve rahatsz. Antropoloji
nin ne olduu, amalarnn neler olmas gerektii, mantk da
hilinde neyi baarmay umabilecei, bir insann niye antropo
loji alabilecei ile ilgili nosyonlarmzda geni apl yenilie
ihtiya vardr. Yazdmz eyle zerine yazdmz ey, diyelim
Fas veya Endonezya arasndaki iliki, artk bir haritayla henz
haritas yaplmam, uzak bir yer arasndaki ilikiyle veya bir
resimle yeni kefedilmi, egzotik bir hayvan arasndaki ilikiy
le inanlr bir ekilde karlatrlamyorsa, neyle karlatrla
bilir? nanlr bir hikaye anlatmakla m? ller bir model kur
makla m? Yabanc bir dili evirmekle mi? Gizemli bir metni
anlamakla m? Anlaml bir diyalog kurmakla m? Bir alanda
arkeolojik kaz yapmakla m? Ahlaki bir amac takip etmekle
mi? Bir politik tartmay tekrar kurmakla m? retici bir il
lzyonu sahnelemekle mi? Btn bu olaslklar ve daha fazlas
nerilmi ve kart da nerilmitir; kesin olan tek eyse oyu
nun deitiidir.
Yine de, bir kez daha, grn ve tavrdaki, antropologlarn
neyle uratklar ve ne elde etmeyi beklemeleri gerektiiyle il
gili anlaylarndaki bu dnmler, teorik tartmann saf di
yal.ektiinin srkledii, her halkarda antropolojide o kadar
da byk rol oynamayacak srf kavramsal deiimler deildir
ler. Aratrmann gerekletirildii somut koullardaki dei
ikliklerin srkledii, antropolojinin pratikte uygulannda
ki deiimlerdirler. Artk eskiden olduklar ey olmayan sade
ce fikirler deildir. Dnya da yledir.
Kolonyalizmin sonu ya da eski efendi ve eski kullarn zihin
lerinde hala glgeler kalsa da resmi sonu, klasik etnografik
muhasebelerin, etnografn eylerin daha geni apl emasn
daki ayrcalkl pozisyonundan etkilendiinin farkedilmesin
den daha fazlasna neden olmutur. Artk ema deimi ve
ayrcalk ortadan kalkmken (o eit bir ayrcalk en azndan) ,
1 57
alma sahalarna giriimizden ve sahalarda yaayan birlikte
altmz insanlarn karsnda duruumuzdan dier aratr
ma alanlaryla ilikimize ve ilgilerimizin toptan programna
kadar her eyde geni apl bir deiime neden olmutur. Bu
gn ne korunakl ne de bir kenara atlm yerlerde, tedeki ve
kuatlm blgeleri -"mantk ve ahlak" ve kraliyet ticaretine
yapabilecekleri katklarla ilgili deerlendirmelerin konusudur
lar onlar- kendi balarna brakarak almyorsunuz. Her tr
l sktrma, talep, phe ve rakibin ortasnda, youn olarak
tartlan yerlerde alyoruz.
alma koullarndan deitii en kolay hissedileni, sahaya
giriteki kolaylktr. ah dneminde saha almas patlad;
Humeyni zamannda neredeyse ortadan kalkt. Endonezya bir
evet bir hayr, sonra bir daha evet demitir; Fas, etnograflar
iin Arap dnyasnn geri kalanndan ayrk bir cennet olmu
tur. Tanzanya ve Tayland u anda aratrmac dolu; Etiyopya
ve Burma'da ise pek yok. Papua tehlikeli; Sri Lanka daha da
kt. Ama giri grece kolayken bile (hibir yerde, zellikle
artk Genel Vali ve ileri gemie ait bir ey olduundan, gi
ri tam anlamyla kolay deildir) , insann altklaryla ilikisi
titizlik gerektirir ve idare etmesi zor bir hale gelmitir. Ricac
konumdaki bir ziyareti olarak27 bamsz bir lkede o lke
nin sahibi olan insanlarla ilgilendiinizde ve benim hi bama
gelmedi ama, bir kralln ynetiminin himayesi ve politik ko
rumas altndayken, kiisel ilikiler ok farkl iler. Ekonomik
eitsizlikten uluslararas askeri dengeye kadar her eyden kay
naklanabilecek yeni asimetriler olabilir, ama keyfi , sabit ve
salam bir ekilde ift tarafl olan eskileri zaten ilemektedir.
Ayrca bu daha abuk ortaya kan meselelerin yannda et
nografik almann koullarnda birka tane daha deiim
vardr. Birincisi, bu eit alma baka alanlardan akademis
yenlerin olmad ya da yakn olmad yerlerde artk neredey
se hi yaplmaz: tarihiler, iktisatlar, filologlar, siyaset bilim-

27 Bu meselelerle ilgili daha ayrntl deerlendirmeler ve rnekler iin bkz. C.


Geertz, "Thinking as a Moral Act: Ethical Dirnensions of Anhropological Fi
eld Work " , Antioch Revicw 27 (1968): 1 34-159.

1 58
ciler, sosyologlar, psikologlar, sanat merakllar, sinemaclar,
mzikologlar, hatta ara sra bir iki felsefeci. Ve tabii ki gazete
ciler her yerdedirler. Etnograflarn, srf byle eyleri almak
iin yle yerlere giden neredeyse yegane insanlar olduklar
iin, ocuk yetitirme ve ticaretten kozmoloji ve ev yapmna
aratrdklar her alann entelektel efendileri olduklar gnler
ok geride kald. imdi ok geni bir alan yelpazesinden her
eit uzmann eletirel bak altnda, hatta bazen onlarla ibir
lii halinde alyoruz. (Aslnda bizden gittike artan sayda
insan Bat toplumlarnda, hatta kendilerininkinde alyor;
baz meseleleri basitletiren, bazlarn da zorlatran bir ma
nevra.)
!kincisi, artk etnograflarn ou Batl deil. Bazlar ulusla
raras dzeyde baarl nemli bir yerli antropologlar grubu
genelde varolmasnn yannda -Endonezya ve Fas iin de ge
erlidir bu- Bat'da da bu meslek artk Avrupal ve Amerikalla
rn tekelinde deil. Afrika, Asya, Latin Amerika, aynca Kzl
derili kkenli bireyler saflara katldlar. Komu disiplinlerin
eletirel bak kendi iimizden daha da tarayc benzer bir ba
kla destekleniyor.
Ve en son olarak, saymz28 hzla artt. Ben 19SO'de lisanss
t almasna baladmda Amerikan Antropoloji Derne
i'nin iki bin yesi vard; 1992'deyse bu say on binin stn
deydi ve bir sonu varm gibi de grnmyordu. Eer birileri
yaplan yaynlarn saysn ve kapsanan konular da lseydi,
ki ben byle bir eyin yapldn duymadm, tezat daha da
dikkat ekici grnrd. Bir zamanlar kendini dnml
olarak bir kabileyle, bir i koluyla veya bir sosyal kulple kar
latran bir esnaf birlii olan antropoloji, daha ok niyet ve
kolayln bir arada tuttuu birbirinden farkl akademisyenler
den oluan yaylm bir topluluk.

28 Deerler iin bkz. Borofsky, Assessing, s. 13. Bu tartmann dier yerlerinde


olduu gibi "antropoloji" ve "kltrel (veya sosyal) antropoloji"nin varsaylan
birleimi resmi biraz bozuyor. Ama kltrel antropoloji ak arayla en hzl
byyen bileen olduundan onu darda tutmak sadece ztl derinletirir.

1 59
Enstitde harcadm yirmi yl, dolaysyla, bir yerlere gitmek
zere aletlerimi toplamak veya yapacak karlatrmal birey
ler bulmaktan ok (halihazrda sahalanm vard ve projelerim
devam ediyordu , sonsuza dek devam eden bir sarka devini
mi) mevcut ilgilerimin -anlam, anlama ve yaam ekilleri ko
nusunda- gittike belirsizleen bir entelektel alanda yerini
bulmakla ilgiliydi. Tabii ki belirsizlik antropolojiyle snrl de
ildir ve u veya bu ekilde sosyal bilimlerde geneldir. (lktisat
bile kaynamaya balad, hatta sanat tarihi bile.) !imden, her
sene bir kerede on be ya da yirmi kii olmak zere neredeyse
drt yz kiinin getii dzensiz okulumuz, karmaay gzle
mek ve karmaann iinde ayakta durma yollar denemek iin
mkemmel bir yer olduunu kantlad. u gnlerde, sizi olu
turandan ok farkl bir dnyada varolmay renmek, aradaki
dengeyi kurarak inanabileceiniz ve cmlelerinizi yazarken az
ok birlikte yaayabileceiniz aratrmay takip etmek iin bir
koul gibi. Memnuniyeti zorlatrmak iin zenle tasarlanm
ihtilaflarn kesiimine yerlemenin bunu yapmann ok iyi bir
yolu olduu ortaya kyor.

air Theodore Roethke, gitmem gereken yere giderek reni


yorum,29 diye yazm, her ne kadar bunu baka bir eyle ilgili
yazm olsa da. Antropolog olmak, hukuk, tp veya uaklarn
uurulmas gibi. Zaten orada olan, derecelendirilmi ve ksm
lara blnm, birilerini ekile uygun ekillerden birine sok
may bekleyen bir meslee mensup olmak deildir, en azndan
benim iin yle deildi. Benim, programlar, projeler, komiteler
ve enstitler arasnda, antropoloji blmlerine sadece ara sra
urayarak yaptm gezinti, itiraf ediyorum ki biraz standart
ddr; herkesin ekici bulmayaca bir reete. Ama artk ta
kip etmekten ok biraraya getirilen, sonuca erdirilirken birle
tirilen bir kariyer resmi ok da allmadk deil.
29 T. Roethke, "The Waking," Words for the Wind: Collected Verse of Theodore Ro
ethke iinde (New York, 1958), s. 124. Hakknda konutuu ey tabii ki akt.
1 60
Neyin beklediini hi bilmeden, ileri doru olmasa da yol
aldka, sahnelerin iine dtnz sralamas, almalarn
zn biimini belirlemede, onlara ekil vermede ve dzene sok
mada:, teorik tartmalardan, metodolojik beyanlardan, temel
metinlerden ve hatta bu aralar bizimle ok birlikte olan sol ve
sadan, entelektel kanatlara gl ballklardan ok daha et
kilidir. Bunlar nemlidir (belki de baz insanlar iin benim
iin olduundan daha nemlidir) ama entelektel izleinizi en
gl ekilde ynlendiren nnzde bulduunuz eydir - ap
res guerre [sava sonras] Harvard'da eklektik bir "haydi ie
koyulalm" heveslisi topluluu; bamszlk sonras Endonez
ya'da iddete doru hzla yol alan gergin ve ideolojinin srk
ledii bir toplum; altmlarn Chicago'sunda politik kargaann
ortasnda uzun mesafe nedenleyicilerinden oluan lml bir
grup; tekrar doan Fas'ta sosyolojik bulanklk ve kltrel
kendini sorgulamann kuatt antik bir cemiyet; manikrlen
mi Princeton'da dikkatle korunan bir zellemi aratrma
odas. Dncelerden ok mnasebetler ve onlar hatrlatan
haller arasnda yol alrsnz.
Bu, btn bu iin sadece bir kazalar fasl olduu anlamna
gelmez. Bilimsel olduu dnlen eylerin bulunmasna ve
insanlarn gerekten yle olduklarna inandrlmasna adanm
bilimsel bir kariyeri yanstma iddiasndaki byle bir gr,
kendi kendini de etkileyen, kendine ait arptmalara sahiptir.
nk sadece oraya buraya arpa arpa ortalkta dolamak,
nemli grnen eyleri edilgen bir ekilde not almak, bu ka
dar titizlik gerektiren bir grev iin yeterli deildir (yoksa ye
terli midir?). Btn bu gitme gelme ve oraya buraya arpma
srecinde tabii ki ortaya srekli olarak ulalmaya allan
ynlendirici amalar, alkanlkla uygulanan allm baz ye
tiler, tekrar tekrar tatbik edilen baz kesin standartlar, neyin
bilinip neyin bilinemeyecei, neyin ileyip neyin ilemeyecei,
neyin nemli olup neyin nemli olmadyla ilgili baz yerle
mi yarglar kacaktr. nsann yapageldii eyi kendi inan ve
niyetleri hari -"sadece yle oldu"- dnyadaki neredeyse her
eyin bir sonucu olarak aklamak hi tutarl deildir, kendini
1 61
resmin iine koyar taklidi yaparak resmin dnda tutmann
bir yoludur.
Birok dalda, tek ve bamsz bir bilimsel metoda ve bunun
la balantl gerein sorgulama srelerini radikal olarak ob
jektifletirerek elde edilebilecei nosyonuna olan inancn inie
gemesiyle, bilime inceleyen tarafndan gelenle incelenen tara
fndan geleni ayrmak gittike zorlamtr. Ne olursa olsun,
antropolojide ve benim durumumda, ikisinin de bilimle alaka
s olduunu varsayarsak, birbirinden ayrlmaz her eit yerde
ayaklarnn stnde durma ve bu yerlerin de kendilerini be
nim zerime bastrmalar deneyimleri , profesyonel imzamn
altnda varolan her eyi ortaya karm gibi grnyor. Asln
da, imzay ortaya karan bu deneyimler.

1 62
ALTINCI BLM
Moderniteler

Bat tarihinin hakim kategorileri,1 dnyalarmz dndren ke


limeler -Antika, Ortaa, Rnesans, Reform, Aydnlanma,
Romantizm- bu yzylda, zellikle de Birinci Dnya Sava
'ndan beri, daha az mutlak olmayan bir bakasnca takip
edilmitir: Modernite. Modern, bazlarmzn olduunu d
nd, bazlarmzn umutsuzca olmay istedii , dierleri
nin de olmaktan umudunu kestii, piman olduu, olmaya
kar olduu , olmaktan korktuu veya, imdi, amay diledii
eydir. Evrensel sfatmzdr. Modern sanat, modern bilim,
modern felsefe, modern toplum, modern politika, modern
teknoloji, modem tarih, modem kltr, modem tp, modem
seks, modem din, modem zihniyet, modern kadnlar ve mo
dern sava vardr. Modemite veya yokluu, ekonomileri, re
jimleri, halklar ve ahlaklar birbirinden ayrr, zamanmzn

"Modern" kelimesinin ngilizce'de ortaya kyla ilgili olarak, Tle American


Heritage Dictionary of le Englisl Language da (3. bask, Bostan, 1 992) verilen
'

kelime tarihine baknz. Modernle ilgili modern deerlendirmeler tabii ki bol


dur: felsefede yakn tarihli bir deerlendinne iin bkz. C. Taylar, Sources of le
Self: Tie Maling of tle Modem Identity ( Cambridge, Mass., l 989); psikolojide
l. Sass, Madness and Modernism: Insaniy in tle Ligl of Art, Litcrature, and Tlo
ugl (New York, 1992); antropolojide M. Manganaro , der., Modcrnist Antlro110-
1ogy: From Fieldwork o Tx (Princeton, 1990).
1 63
takviminde genel olarak yerlerini belirler.
Kkeninde bir Bat kelimesi ve bir Bat nosyonu olsa da (ilk
defa 16. yzylda ge Latincedeki "imdi varolan" , "bu zamana
ait" anlamlaryla kullanlm) , modernite fikri btn dnyann
ortak mal haline gelmi, modernite kavramnn, insanlar be
ense de beenmese de, byk oranda yerine oturduuna ina
nlan Avrupa ve Amerika'dan ok, en sonunda vardna veya
eitli karanlk sebeplerden dolay hala varamadna inanlan
Asya, Afrika ve Latin Amerika'da, moderniteye deer veriliyor
ve modernite zerine dnlyor. Her ne ise , varl veya
yokluuyla, elde dilmesi veya edilememesiyle, bir kurtulu ve
ya bir yk olarak her yeri kaplyor. Her ne ise.
Olabilecei eylerden biri bir sre, sabit ve kendi iinde bir
btn olan geleneksel bir hayat eklini uyum salayan ve s
rekli deien, riskli bir hayat ekline dntren bir hadiseler
dizisidir, sosyal bilimlerde de bu haliyle, modernleme olarak
belirir. Weber, Durkheim, Marx, hatta Adam Smith, hepsi, Bat
toplumuna (ve onlarn zamannda sadece Bat toplumuna) ka
pitalizm, endstriyel ve bilimsel devrimler ve dnyann geri
kalannn kefi ve ele geirilmesiyle salanan enerjiye tutkun
dular. u andaki yaay eklimiz isel bir dinamii, belirlen
mi bir yn ve sabit bir formu olan ok byk bir tarih! iler
lemede bir evredir. Onlar bu dinamiin, ynn ve formun ne
olduu konusunda ayn fikirde deildiler. Onlar takip edenler
de. Biz de deiliz. Ama modernlemenin (ve onun amac ve
rn olan modernitenin) idrak edilmesi eit dzeylerde ol
mayan genel bir fenomen olduu, yakn zamana kadar pek de
sorgulanmamt.
Klasik haliyle kolonyal sistem, refah salayan mlklerden
rnlerin tand refah toplayan metropoller, lkinci Dnya
Sava srasnda ve sonrasnda dalmaya baladnda, endst
ri, bilim ve benzerlerinin yerletii lkelerle yerleemedii l
keler arasndaki ilikinin daha ileriye dnk bir ekilde ifade
edilmesi gerekti. Bunun iin de, eitsizliklerini umut dolu bir
tabirle belirtme telandaki eski efendiler ve eski tebaalara ay
n anda elverili grnen modernleme fikri zellikle uygun
1 64
grnyordu. Modernlemi olan ilerlemi (gelimi, dina
mik, yeniliki, zengin, baskn) lkelerle modernlememi ya
da henz modernlememi geri kalm (gelimemi, statik, fa
kir, dar grl, bask altndaki) lkeler vard ve zekann ka
rarl uygulamasnn kesinlikle kazandraca bu rekabet, ikin
ciyi birinciye dntryor olarak grlyordu. Kresel ba
lantlarn tm yaps bu terimlerle tekrar forml haline getiril
di - "aray kapatma" , dnyay hzlandrma abas.
Bu eit gelimeciliin yaylmas neredeyse btn "yeni
uluslar"da hzl ve kuvvetli oldu - Fas ve Endonezya'da kesin
likle yle.2 (Bamszlk ncesi konumalarndan birinde Su
karno "Bu lkenin ihtiyac olan , bugne ait olmaktr" diye
haykryordu. V Muhammed'in tahtna tekrar kavutuktan
sonra ilk yapt eylerden biri, bir toprak slah treninde
traktr srmek oldu.) Ve endstrilemi lkelerin bu yeni
uluslara ynelik politika retmekle grevli evrelerinde de ay
ns geerliydi. (Truman'n greve balarken yapt "Drdn
c Nokta" konumas sadece al salvosuydu , bunu AID, Ba
r Gc, Dnya Bankas ve Snr Tanmayan Doktorlar takip
etti.) Yakn zamana kadar "arkaik" , "kabileci" , "basit" , "te
baa " , "halk" veya "ilkel" olan milletler birden "gelimekte
olan" lkeler oldular.
Nereden gelitikleri, olumsuz olarak tanmlanm genel bir
durum olarak alnyordu - okuma yazma bilmeme, hastalk,
fakirlik, edilgenlik, batllk, zalimlik, gszlk. Nereye doru
gelitikleri ise yine ayn dzeyde genel bir durum, yukarda
bahsedilen eylerin, namevcut olmasalar da nemli derecede
kld gelimi dnya, Avrupa, ABD, bazlar iin Sovyet-

2 Sukamo, Surat-surat dari Endeh, K. Goenadi ve H. M. Nasution, der., Di Rende


ra Kevolusi iinde (Cakarta, 1959), s. 340 (Endonezya merakllar iin kelime
nin Endonezyacas keuptodatean'dr). W D. Swearingen, Moroccan Mirages: Ag
rarian Dreams and Deceptions, 1 9 1 2- 1 986 (Princeton, 1987), s. 1 5 1 . "Modern
leme" forml tabii ki her iki lkede de bamszlktan sonra birdenbire orta
ya kmad, ama ge kolonyalizmin liberal propagandasnn nde gelen temala
rndan biriydi. Endonezya'daki gelimesi iin bkz. ]. S. Fumivall, Nether!ands
India (Cambridge, 1 944), zellikle 7-13. blmler; Fas iin bkz., A. Ayache, Le
Maroc (Paris, 1956), zellikle 2-4. blmler.
1 65
ler Birlii, sonralan Japonya olarak grlyordu. Sosyal ilerle
me sabit, dorusal ve evrenseldi; her yer iin geerli bir yol.
Sovyetler son halin doasyla ilgili, Bat icap eden mekanizma
larla ilgili, gelimekte olan lkeler de nlerindeki engellerle il
gili belirli bir gre sahipti, ama altta yatan tasvir aynyd: bi
rilerinin somutlatrd haliyle birok girii ama bir tek, o da
"Modernite" tabelal bir k olan bir otobana dair bir tasvir.
Pratikte meselenin basit olmas, yolun daha bozuk ve daha
tek ynl olmas, sadece ar evklileri -ulusal kurtulu, ky
l devrimi veya sonsuz byme iin ekonomik byme te
orisyenleri- artt. artc ve bir o kadar da dzeni bozucu
olan, modernitenin belirli bir hedeften ok, ne ayn anda erii
lebilen ne de sistematik olarak balantl, ne iyi tanmlanm
ne de net olarak ekici olan olaslklarn savat ok geni ve
deiken bir saha olduunun ortaya kmasyd. "Modern ol
mak" sadece aray kapatmak veya evreleri amak Bat'Y1 taklit
etmek veya rasyonel olmak deildi. Kendini an kurduu
hayallere amak ve sonra da onlar gerekletirmekti. Bir yolu
takip etmek deil, bir yol bulmak.
"Yeni uluslar", "gelimekte olan milletler" , "azgelimi lke
ler" , " nc Dnya devletleri" , "gelimekte olan lkeler" ,
bazlar dierlerinden daha ok ama hepsi bir derecede, karak
terlerini tekrar ekillendirmek iin bireylerin hemen yaplma
s gerektiinin dnda hibir eyin ak olmad garip bir du
ruma dtler. Yaplmas gerekenin byk bir ksm bariz bir
ekilde ekonomikti. Altyap kurulmal , tarm yenilenmeli, en
dstrileme balamal, ticaret desteklenmeliydi. Ama bir sre
sonra, maddi ilerlemenin bir sabit kararllk, gvenilir saylar
ve uygun teoriyi bulma sorunu olduuna en derinden inanan
insanlar olan iktisatlarn bile ou politik ekillerin, sosyal
kurumlarn , dini inanlarn, ahlaki pratiklerin, hatta psikoloji
lerin bile deitirilmesi gerektiini grdler. Zor bir i - apra
k, belirsiz, ar ve huzursuz edici.
Endonezya ve Fas gibi lkelerle benim gibi kendini tek der
di kader olmu ve garip ve dolayl bir ekilde kaderinde hap
solmu bulan dardan insanlar, elliler, altmlar, yetmiler ve
1 66
seksenlerde bu iin glgesinin altnda yaadlar ve ilerlemeye
ynelik hareketlerin birletirici bir g haline geldii u gn
lerde de yaamaya devam ediyorlar.
Bu glgenin dokusunu, bu buhranl lkelerin hayatlarnn
doas zerindeki evet-ve-hayr, hayr-ve-evet etkisini aktar
mak zordur. Her eyin bir an nce yaplmas gerektii dn
cesi; eer gemi pe atlabilir ve emperyalizm uzak tutulabi
lirse her eyin mmkn olduu dncesi. Zamann su iler
cesine harcand , frsatlarn su ilercesine arur edildii,
kaynaklarn su ilercesine yanl kullanld dncesi; dn
yann kaplarnn en sonunda ald ve insann ocuklarnn
ve ocuklarnn ocuklarnn kendisinin sahip olduundan
ok daha farkl hayat imkanlarna sahip olaca dncesi.
Deiimin zgrletirdii ve fiyatnn karlanamaz olduu; s
radan insann en sonunda tarihin sahnesine girdii ve yabanc
despotlarn yerini yerlilerinin ald; yaplmas gerekenin Ba
t'ya yetimek olduu, yaplmas gerekenin siper kazp tutun
mak olduu dncesi. Hareket etmenin hi kprdamadan
durmak kadar tehlikeli olduu dncesi.
Kendini bu kadar mulak ve dengesiz bir durumla -yani du
rumun iinde yakalanm ou sradan, ounun zenginlik ve
ya g adna veya her ikisinin elde edilebilmesi, adna hibir
eyi olmayan insanlarla- ilikilendirmek, hem ahlaken hem de
pratik olarak zor bir itir, zellikle eer insan, kim olduuna,
nereden geldiine ve neyle ilgilendiine baklrsa tam anlamy
la modernse ve buna ek olarak (belki de bunun sonucu ola
rak) Bat'daki mevcut hayat dzeninin gerekten herkesin ge
leceinin alaca ekil olduundan phe duyuyorsa. "Geli
mekte olan lkeler"de bu gelecek iin o kadar umudun ve bu
gelecein bu gnden daha kt olacayla ilgili o kadar endie
nin, ayrca gemiin feodal ve baskc olarak o kadar reddiyle,
bu redle gemiin zerafetinin ve zaferlerinin kurban edilmesi
ne duyulan o kadar pimanln birarada varolmas, "gelimi"
olduu varsaylan, bu nedenle de onlarn arad hayata sahip
olan biri iin, genel anlamda topluma veya tek tek bireylere ne
olduuna kar alnacak duruu bilmeyi zorlatryor.
1 67
"Modemite" blnmez bir ey olarak varolmayabilir. "Mo
dernizasyon" baka meselelere uygulandnda ok farkl an
lamlara gelebilir. "Modem hayat" herkese ayn oranda ekici
gelmeyebilir. Bu yine de bu kavramlarn, Endonezya veya Fas
gibi "ileri" ve "geri" arasnda bir yerlerde dolap duran lke
lerin alglanmas, tartlmas, analiz edilmesi ve yarglanma
snda geerli terimleri belirlemesini engellemez. Belli eit
akademisyenlerin, zellikle de iktisatlar ve siyaset bilimcile
rin bu problemle ilgili skntlan, bu problem yznden strap
eken dierlerinden, tarihilerden mesela ya da antropologlar
dan daha azdr, ama her iki tarafta da istisnalar vardr - sosyal
gerekliin sonsuz karmaklnn rasyonel ilerlemeyi engel
leyen d grltler olmadn anlayan iktisatlar, geni in
san kitlelerine ilerini nasl dzenlemeleri gerektiini ret
meye ok hevesli antropologlar. Her halkarda bu kaygan ka
tegorilerden kamann yolu yoktur. N eden olduklan bln
mlkten de.
"Modem" ve "geleneksel" grntlerin metaforik bir ekil
de bititirilmesi -arka planda bir hayal gibi ge ykselen cam
ve elikten gkdelenlerle pirin teraslarnda sallanarak yr
yen hantal mandalar, youn havaalanlarnn kys boyunca
ar ar ilerleyen ykl develer; salarnda iekler, earplar
ve saronglarla dev iplik makinalarm altran zarif gen kz
lar, trban, jellaba ve gne gzl takarak BMW kullanan
kt grnl yal adamlar- bu blnmln standart
mecaz haline gelmitir. Emerging Indonesia balkl bir kita
bn3 kapanda palmiye aalan zerinden gnein douu
nun, kafalannda kyl apkalanyla pirin eken eilmi kadn
lar, bir Bali treninde yaklan tahta bir at ve temiz, bozulma
m tropik gkyzne siyah dumanlar saan bir sv azot tesi
sinin fotoraflar vard. Le Maroc aujourd'hui balkl bir baka
snda da srasyla Marake Medinesi'nde renklere boulmu
boyaclar ars, bir Marake otelinin bahesindeki Hollywo
od ii yzme havuzu, tepesi karla kapl dalann nnde cce
3 D. Wilhelm, Emcrging Indoncsia (Londra, 1980). J. Hureau, Le Maroc aujo
urd'hui, 3. bask (Paris, 1974 ).
1 68
gibi kalan amurdan evlerden olumu kra bir ky ve Akde
niz sahilinde bir Berberi yerleiminde zenginlere hitap eden
bir sahil restorannn, teraslar, kayklar ve renkli emsiyelerin
fotoraf vard.
Rabat'n ana caddesinde kraln mmkn olan her eit elbi
se iinde ve durumda fotoraflarn satan bir dkkan var (ya
da 1986'da vard) : geleneksel tepeden trnaa beyaz elbise
iinde namaz klarken; ceket ve poturla ata binerken; ayan
da lastik botlar, elinde balk sepeti ve kafasnda kattan imal
edilmi apkasyla balk tutarken; askeri elbiseler, kovboy ap
kas, elinde polo sopasyla, Bat usul takm elbise ve kravatla
poz verirken; (kendisi de snk grnmeyen) Papa'nn yann
da ak bir limuzinden zerinde damasko kumandan gibi
grnen ok moda bir jellaba'yla halk selamlarken. Suhar
to;nun yar resmi bir biyografisi pepee sayfalarda onu elinde
apa, banda kyl apkas amurlu bir pirin tarlasnn orta
snda dururken; banda panama apkas, zerinde de bir ti
rt golf sahasnn ortasnda sopasn sallarken; bir Bali tre
ninde zerinde bir sarong ve kafasnda bir earp, belinde de
ok byk bir kris, karsyla yanyana otururken; takm elbise
ve kravatla, ayn ekilde giyinmi Hubert Humphrey'nin ya
nnda dnya basnn selamlarken fotoraflarn veriyor. Il.
Hasan'n hatralar4 iki epigrafla balyor: biri Kuran'dan, biri
Makyavel'den. Otobiyografisinin al ksmnda5 (dier sayfa
larn hemen hemen hepsinde "gelime" kelimesi geiyor) Su
harto Roma'da FAO'dan bir dl aln anlatyor: "Altm yl
dan fazla bir zaman nce amurun iinde oyun oynayan, uzak

4 King Hassan II of Morocco, The Challenge (Londra, 1978); asl basm Le Def
(Paris, 1977). Epigraflar unlardr: Kuran'dan olan: "Kendini Tanr'ya yakn
tutan insan doru yola sokulacaktr. Kendinizi hep birlikte Tanr'ya yaklatrn;
blnmeyin", Makyavel'den olan: "Eer bir Prense kar komplo kurmak teh
likeli, pheli ve lgnca bir maceraysa, iki Prense kar komplo kurmak ie
yaramaz ve aklszcadr."
5 Soeharto, Soeharto: My Thoughts, Words, and Deeds (Cakarta, 1989), s. 4, oriji
nal basm Soeharto: Pikiran, Ucapan, dan Tindakan Saya (Cakarta, 1989); (yan
l sayfa numarasyla da olsa) M. R. ]. Vatikiotis, Indonesian Politics under Su
harto: Order, Development and PressureJor Change'de kaynak gsteriliyor (Lond
ra, 1993), s. 9.

1 69
bir kyde basit kyl hayat yaayan birinin , dnyann drt
bir yanndan uzmanlara bir konuma yapmak iin podyuma
ktn hayal edin . . . "
Hayal edin. Baklan her yerde grlen geleneksel-modern,
modern-geleneksel ikonlar, yar gemi bir tarihle yar varl
m bir gelecein ne o-ne de o, hem o-hem o betimlemeleri,
mevcut durumu zetlemek, gereklii imdi gerekten olduu
haliyle hatrlatmak zere toplanyor. Bu gereklk ve durum
hakknda daha nce yazarken "zselcilik" ve "devircilik" dedi
im,6 kendini tanmlamak iin "Yeni Hayat Biimi"ne (l
yakma trenleri ve namaz giysileri, pirin teraslar ve elii pa
zaralar) bakmakla "an Ruhu"na (azot tesisleri ve hava
alanlar, gkdelenler ve golf sahalar) bakmak arasndaki geri
lim Endonezya ve Fas'ta ve benim grebildiim kadaryla ,
hepsi Asya ve Afrika'da olmayan daha birok lkede o kadar
yaygndr ki gnlk hayatn hemen hemen her ynne renk
verir. Moderniteye olan ihtiya zerinde gr birlii olabilir;
ald ekillerle ilgiliyse sadece tereddt vardr.

"an Ruhu" , tabii ki, tanmlamas zor bir eydir, byk ihti
malle hi varolmadndan ya da daha byk ihtimalle ok
fazla suretle ok fazla varolduu iin. Maddi meselelerde en
azndan ne olduunu bildiimizi dnyoruz - endstrile
mi glerin saflarna katlmak, zenginlemek, daha salkl
olmak, daha yetenekli olmak, daha silahl olmak. Herkesin bir
sonraki Asya ejderi olmann kysnda olduunu dnd
Endonezya, fark fazla olmasa7 ve Fas srf lkenin boyutu k-

6 Bkz. C. Geertz, "After the Revolution: The Fate of Nationalism in the ]\JP . . ':::
tes," The lnterpretation of Cultures iinde (New York, l 91.>J, ss. 234-254, zel
likle 240-241 . "The Year of Living Culturally," New Republic'te (21 Kasm,
1991) Bu gerilimi, ABD'de gerekletirilen Endonezya Sanat Festivali ile ba
lantl olarak deerlendirdim.
7 l 989'da Endonezya'nn tahmini kii bana geliri 94 milyon dolar GSYIH ze
rinden 600 dolardan biraz fazlayd; Fas'nki 22 milyon dolar GSYIH zerinden
1000 dolardan biraz az. Fas'n 1 985-89 reel GSYIH art yaklak yzde beti,

1 70
k olduundan nemsenmese de, herhalde bunda Fas'tan bi
raz daha fazla yol ald. Ama politika, sanat, din, sosyal hayatta,
maddi meselelerin mulak ekilde dayand kark ve dei
ken pratiklerde, hangi ynn ileri olduu konusunda ok da
ha kararszz.
Bu bahislerde (sanki bilim, teknoloji, ekonomi yle deil
mi gibi "kltrel" denir) bireyler elde etme umudu her yer
de bireyler kaybetme korkusuyla glgelenir. .Bat'da (zellikle
herkesin temel vakas ABD'de) ekil bulduu haliyle modern
hayata atfedilen her trl fenalk, seklerizm, metalama,
rme, bencillik, ahlakszlk, kkszlk, deerin kaynaklarn
dan gelen yabanclama, yakn tehditler olarak kerler veya
ker gibi grnrler, yenilgi riski en az rahatlama umudu ka
dar gerektir. Sorun sadece ilerlemenin ya da yokluunun l
lmesinin I COR'lar, Gini katsaylar ve kii bana gelirin en
azndan ulusal boyutta hesaplanabildii alanlardakinden daha
zor olmas deildir; sorun politik aklk veya baskclk, sos
yal canllk veya zayflk, estetik g veya boluk, manevi de
rinlik veya yzeysellik gibi eylerin nasl lleceinin (her
zaman bunu deneyecek insanlar olsa da) ok bulank olmas
dr. Bunlarn ne olduunu yalnzca zgn, somut ve gerek
rnekleriyle8 karlanca anlarsnz - yerleim yerlerinden
uzak bir Endonezya medresesinde artc bir dini vodvil veya
kt kurulmu bir Fas Medine'sinde tuhaf mimari politikalar
gibi rnekler.

tpk Endonezya gibi. World Bank, Trends in Developing Econornies (Washing


ton D.C., 1991), ss. 278-284, 372-377. Son zamanlarda Endonezya'nn by
. mesi hzland ama kii bana geliri hala 600 dolar, Msr'nkiyle neredeyse ay
n. "Wealth in ts Grasp: A Survey of ndonesia,'' T1e Econornist, 17 Nisan,
1993, s. 3. Nfus sralamasnda Endonezya drdimc sradadr, beincilikten
SSCB'nin dalmasyla ykselmitir. Fas (yaklak) otuzbeincidir. World Deve
loprnent Report, 1992 (New York, 1992), tablo 1.
8 Takip eden malzemenin bir ksm farkl biimlerde daha nce yaymlanmtr.
C. Geertz, "'Popular Art' and theJavanese Tradition," Indonesia, Ekim 1 990, ss.
77-94; ve "Toutes Directions: Reading the Signs in an Urban Sprawl,'' IntGmati
onal]ournal of Middle Eastem Studies 2 1 ( 1 989): 321-335.
171
Arapa "renmek" , "almak" anlamndaki darasa'dan ge
len "medrese"9 Endonezya'da Bat standartlarnda eitim ve
ren dini (yani lslami) bir okuldur. Hem "pesantren"den, daha
nce Aceh maceramla balantl olarak anlattm geleneki,
gevek uzantlar olan cami okullaryla ve artk herkesin bir
ka yllna da olsa devam ettii tamamen sekler, sk kont
rol edilen devlet denetimindeki "sekolah"lardan farkldr.
Bol miktarda hem dini hem sekler eitim, dzenli ve snfla
ra ayrlm bir programla basit bir ilkokuldan ortaokula, hatta
daha stne veya teknik olarak zellemi bir okula kadar
her ey olabilir. Bu haliyle Mslman reformizmi, moderniz
mi, ilerlemecilii, yeniden douu, rnesans veya yenilenme
si gibi farkl isimler verilen eyin en n hatt olmutur. Son
krk ylda kurumun hem ekil ve ieriinde hem de Endonez
ya toplumundaki rolnde ok ey deiti, ama bu deimedi.
Medrese hala lslam'n dilinin modern dnyann kar dillerini
ilk karlad yer.
Bu durumda kar dil gerekten ve az sonra da greceimiz
gibi, mecazi olarak, lngilizce'ydi. 1983'te benim ilgilenmem
den yl nce, Pare'den birka mil tede Singgahan adnda
kk bir kyde -dindarl ve o dindarln iinde moder
nist-reformist, "kutsal kitap" 1 0 eilimlerinin gc ve ortakl-

9 Endonezya'daki dini okul tipleriyle ilgili olarak bkz. C. Geertz, The Religion of
]ava (Glencoe, Ill., 1960), 2. blm ve "Modemization in a Muslim Society:
The Indonesian Case," R. N. Bellah, der., Religion and Progress in Modern Asia
(New York, 1966), ss. 93-108. Ayrca bkz. M. Junus, Sedjarah Pendidikan ls
lam di lndonesia (Cakarta, 1960) ve K. D. Steenbrink, "Pesantren, Madrasah,
Sekolah, recent ontwikkelingen in indonische islamonderricht" (tez, Catholic
University of Nijmigen, Hollanda, 1974). Son yllarda pesantren sistemindeki
reformlar baz pesantrenleri medrese yapsna yaklatrdlar (bkz. Direktori Pe
santren, I, P3M, Cakarta, 1985) ve devlet okullarnda gayet basit (ve resmi) di
ni eitim verilmeye balanmtr.
10 Reformcu lslam'n bir ismi olarak "kitabiyatlk" iin bkz. C. Geertz, lslam
Observed: Religious Development in Morocco and lndonesia (New Haven, 1 968),
3. blm. Politik lslam'n politik olarak tekrar desteklenmesiyle ortaya kan
eitli dini-politik hareketlere -"kktendincilik", "btnlemecilik" , "gelenek
ilik", "arclk", "radikalizm", "Salafizm", "Humeynizm", "literalizm", "ls
lamclk" vb.- ne ad verilecei sorunu snr gibi oldu. Oryantasyonlann eit
lilii nedeniyle hibir genel terim tam olarak uymaz, ama bana yle grn
yor ki "kitabiyatlk" hem genel gidiatn ynn daha iyi tanmlyor hem de

1 72
yla tannan bir cemiyet (daha nce anlattm, 1965 ayak
lanmalarnda kasabaya bir saldr planladklarn itiraf eden
"komnistler"in bazlar mezarba infaz iin Singgahan'a tes
lim edilmilerdi)- bir medrese kurulmutu. Medresenin kuru
cusu, Mhd. Kalend, kyn yerlisi deildi. Aslnda Javal bile
deildi. Kalimantanlyd (yani Borneolu ) . Java'ya gelip en
azndan bir zamanlar Endonezya'nn en nl ve yeniliki
medresesine, orta dou Java'da Modiun yaknlarnda Gontor
adnda bir yere kaydolmak iin yeterli para biriktirene kadar
orada kereste ormanlarnda ufak tefek ilerde alarak gein
miti. Orada be alt yl altktan sonra kaynaklarn tket
mi ve mstesna olduunu duyduu Mhd. Yazid'i onun ra
olmak zere bulmak iin yz kilometre doudaki Pare blge
sine doru yola kt.
Yazid'in benim Pare'deki ilk gnlerimden yakn bir arkada
m -bu sz bizi rahatsz etmeden nce dediimiz gibi anahtar
bir bilgi kayna [informant] - olduu ortaya kt. (Yabanc el
ilikler Mslman entelektellere ilgi duymaya baladktan
sonra Hindistan, Ortadou ve ABD'ye seyahat etmiti.) Sayg
duyulan bir alim ve antikolonyal milliyeti politikann lslamc
kanadnn nemli ahsiyetlerinden biri olan, o daha ocukken
len babasnn izinden giden Yazid, ailesinin yaad kyde
kk, gayr resmi, sakin ve pastoral bir cami okulu -pesant
ren- iletiyordu. Kalend ben ayrldktan uzun sre sonra, be
nim peinde olduumdan daha farkl bir bilginin veya bilgiyle
daha farkl bir ilikinin peinde yanna vardnda Yazid onu
da kanatlarnn altna almt, ksa sre sonra da Kalend de bu
kk ve sk dini politik an bir parasyd.
Kalend kyn efinin kzyla, Yazid'in byk yeeniyle ev
lenmiti. Yeni kaynpederinin yneticisi olduu kyde kaynak
olarak kaynpederinin parasn ve blgeden birka baka ileri
gelenin balarn kullanarak birka daire ve toplant baraka
larndan oluan bir medrese kurdu. lerin dini ksmyla ilgi-

oundan daha az ykl. Bu problemin gayet anlalr bir ekilde "slamclk"


zerinde karar klan bir deerlendirmesi iin bkz. E. Burgat ve W Dowell, The
Islamic Movement in North Africa (Austin, 1993), ss. 8-4 1 .

1 73
lenmeleri iin Yazid ve rencileriyle anlat. Sekler ksm
olarak da youn ngilizce eitimi vermeye balad.
Bu ikinci ksmn temeli (kendisi neredeyse hi ngilizce bil
miyordu ve iin dorusu daha da az Javaca biliyordu) ABD'de
retilen ve yardm kurumlarmzn kollar tarafndan bedava
datlan prefabrike, basit bir eitim program olan "Temel n
gilizce Dersleri"ne dayanyordu. Resmi grevlerine ek olarak
kendisine almalar iin devlet okullarndan, maalarnn az
l gznne alndnda bunu mutlulukla yapan ngilizce
retmenleri tuttu ve ksa srede java'nn dousunun drt bir
yanndan yars erkek yars kz neredeyse 80 rencisi olmu
tu. Ayda be dolar dyorlard; bu hayatta kalmak iin ticaret
veya gndz ilerinde alan veya evden para dilenen insan
lar iin nemli bir miktard. (Derslerin ou akam st, gece
nin erken saatlerinde veya hafta sonu yaplyordu.) Dahas
rencilerin en azndan nemli saylabilecek bir ksm iyi dzey
de ngilizce rendi, birka tanesi de ok iyi. in dini ksmn
deerlendirmek benim iin biraz daha zor. Ama Yazid iyi bir
alim ve yetenekli bir retmenden daha fazlas, ruhani bir var
lkt. Onunla karlatm ilk gndeki gibi, evresindeki at
mosfer sakin ve ihtimaml bir mtefekkir inanla doluydu.
l 986'nn Idul Fitri'sinde, ramazann sonundaki byk bay
ramda, medrese ngilizce derslerini baaryla tamamlayanlar
iin yaplan nc geleneksel "mezuniyet treni"ni gerek
letirdi. Tren kyn efinin n bahesindeki kk kamps
te veya drt yz kiinin -mezunlarn yaknlar, okulun ha
mileri, yerel cemaatten destekiler- katlmyla yapld. Elbise
lerine baklrsa (kadnlar sk rtnm, erkeklerse siyah ce
ket, beyaz gmlekli ve siyah deniz ar model apka takm) ,
hemen hemen hepsi, bazen dini olarak tek oda varm gibi
sunulan ama hi de yle olmayan bir toplumun dinine daha
derinden bal, kendinin daha bilincinde Mslman ksmnn
yeleriydiler.
Ben dahil katlmclar, Yazid ve Kalend'in arasnda merkezde
ve n tarafta , bir jeneratrle zayfa aydnlatlm, doum,
snnet, evlilik trenlerinde glge oyunlarnda olduu gibi
1 74
hindistan cevizi yapraklaryla sslenmi kk, ksa srede
dzenlenivermi tahta bir sahnenin nnde katlanabilir kol
tuklarda oturuyordu. Sahnenin bir tarafnda zerinde bulunan
pille alan mikrofondan (ngilizce) "Protokol" denen iki k
zn gecenin programm, biri ngilizce dieri de onun hemen
ardndan Endonezyaca sunduu ve dzenledii bir podyum
vard. Sahnenin arkasna neredeyse hep ehir veya kasabalarda
devletle ilgili bir durumda aslan trden pahal grnml,
zerinde gm harflerle ngilizce Singgahan, Pelem Temel
ngilizce Kursu nc Eski renciler Toplants" yazan par
lak krmz bir pankart vard, ama ne yazk ki "Toplant" yanl
yazlmt. Sahnede "Prortokol"n kar tarafnda iler geciki
yormu gibi grnnce kulaklar sar edecek ykseklikte ses
le Amerikan popler mzii alan ve yine pille alan bir teyp
kurulmutu. Toplant -hindistan cevizi yapraklar, katlanan
sandalyeler, Mslman elbiseleri, "Protokol", rock-and-roll,
dini bayram ve mkemmel olmayan, ehir ii bir pankart- da
ha balamadan zerinde kesinlikle okkltrl, tezat dolu bir
hava tayordu.
Tren (devam ettike birletirilen, tuhaf bir prdksiyona bu
isim verilmeliyse eer) akam sekizden gece biri geeye kadar
be satten fazla srd. Al safhalar tamamen dini:ydi. Kat
lan tek resmi grevli olan, orada olmaktan da biraz kayg du
yan blge ofisinin ba Arapa bir dua okuttu. Bunu Kuran'n
en banda yer alan, slam'daki yeri Hristiyanlarn Lord's Pra
yer'yla -ayinlerle ilgili herkesin bildii tek ey- ayn olan Fati
ha'nn topluca okunmas takip etti. Bundan sonra da Ku
ran'dan ok uzun bir pasaj , zenle ve sanatla, nce ok ar
rtnm, hemen hemen peeli bir kz tarafndan Arapa,
sonra standart siyah apka ve pantolon giymi bir olan tara
fndan Endonezyaca, en son da benzer biimde giyinmi ama
ayaklarnda beyaz spor ayakkab, boynunda da cafcafl bir kra
vat olan bir olan tarafndan ngilizce ilahi eklinde sylendi.
Bu ksm mezun olan ve daha nce mezun olmu iki snftan
birer temsilcinin sunduu , yine biri Arapa, biri Endonezyaca,
biri de ngilizce, hepsi de dini ierikli, uygun hitap ve konu-
1 75
ma tarzlaryla hogeldiniz konumas sonlandrd. renci
gsterileri artk balamt ve kurulu pratiin zaten biraz eil
mi olan ainal birdenbire, tamamen ve grlmeye deer bir
ekilde kt.
Yalar yedi veya sekizden fazla olmayan kk ocuk
sahnede bitiverdiler. Pandomimciydiler, yzleri beyaza bo
yanmt ama onun dnda kolsuz gmlekleri ve ortlarnn
dnda baka kostmleri yoktu, sessiz ve ifadesizdiler. Yere
kimine kar gelir gibi grnen, ikence edercesine yava e
kimle, tamamen vcut hareketleriyle bir sokak kavgasn can
landrmaya baladlar. Birbirlerine dizleriyle vurdular, birbir
lerinin klarn tekmelediler, bacakaralarna vurdular, burun
veya gzlerine yumruk attlar, birbirlerini yerlere attlar, el
melediler, tokatladlar, on dakika kadar sonra da sahnenin or
tasnda bir yn halinde yere ykldlar; tane bez bebek.
Veya tane snk balon; drdnc bir ocuk belirdi ve yer
de yatanlar derece derece, vcutlarndaki her ksm ayr ayr
iirerek ayaa kaldrd, sonra da bir yerlerden zerinde
"Mutlu Idul Fitri" yazan bir pankart ap sahneyi geldikleri
gibi aceleyle terkettiler.
Btn bunlarn anlam, sadece benim iin deil izleyicilerin
geneli iin belirsizdi. Btn gece artan bir endieyle yapacak
lar gibi, birbirlerine neler olduuyla ilgili varsaymlar ve kar
varsaymlar fsldyorlard. Benim aklma bir Three Stooges*
filmini canlandrdklar dnda tek gelen, ngilizcenin konu
ulmasna -ya da konuulamamasna veya henz konuulama
masna- gnderilen sessiz , arsz ve ironik bir selam olduuy
du, bu fikrimde hakl olduum bir sonraki, bu sefer en azn
dan anons edilen gsteriyle ortaya kt: kendilerine "Sokak
ocuklar" diyen ve yine pandomimci olan alt veya yedi veya
belki ondokuz veya yirmi, yetenekleri daha da grlmeye de
er gen adam.
Bu grubun gsterisi bir saatten fazla srd. Ana figr, ar
ehirli Cakarta frlamas stilinde giyinmi -geni apka, geni

(*) komik karakterin hikayesinin anlatld filmler serisi - e.n.

1 76
yakal parlak pembe takm elbise, ift renkli ayakkab, bariz
bir saat, uyumsuz bir kravat- yz beyaza boyanm ve ayna
gzlkl bir adamd. Sahneye hayali bir ipi ekerek, trupun
dier elemanlarn glgelerden bir bir srkleyerek girdi. Her
biri farkl bir ekilde hareket ediyordu - robot gibi hareket
eden bir mekanik adam, kaslarak yryen bir pezevenk, zp
layp duran bir deli, kollan sarkk bir bez bebek, herhalde e
cinsel olmas gereken bir adam, sahneye ktktan sonra ana
figrn ellerini rpmasyla azlan ald ve ana figr ak
azlarna yanan bir sigara koydu. kinci kez ellerini rparak
sigaray kol uzaklnda tutmalarn salad, sonra da onlar
eitli garip pozisyonlarda donmu bir ekilde brakarak arka
sn dnd ve dakikalarca, yine sessizce, onlarla dalga geerek
ve sataarak hareketsizliklerini bozmaya alt. En sonunda,
hepsini, bu arada garip drtklemeler ve iteklemelerle aala
yarak, bir deste halinde balad, tam da bu anda hepsi birden
ngilizce ark sylemeye baladlar:

Tiyatroya gittim
ok ilginti
Ama ben elenemedim
nmde insanlar vard
Arkamda insanlar vard
ok sinirlendim.

Bu ksa arky popler ark stillerinin garip parodilerinden


oluan bir seri halinde defalarca sylediler: dangdut ve kron
cong denen Endonezya stilleri, Bob Dylan, hard rock, country,
Elvis olabilecek bir stil ve benim ayrdedemediim birka tane
daha. Bunu bitirdikten sonra bir kitaptan delice aresizlik ve
yksek baarszlkla ngilizce renmeye alan rencinin
pandomimiyle kapattlar ve hayret dolu fsltlarla akn alk
lar arasnda sahneden indiler.
Artk ok rahatsz olan izleyiciler bu gsteriyle yeteri kadar
sinirlenmemise, kim olduumuz (ben ve birka inli hari)
ve neyi kutladmz gznne alndnda ok srad bir
olay sradayd.
1 77
Gayet masum bir ekilde, daha nce bir dua okutan blge
ofisinden adamn olundan ok kt bir gitar solosu ve gr
ne gre iiri de kendisi yazm olan gen bir kz tarafndan
dramatik ve ac eken bir tonla okunan ("Merak etme/Seni se
viyorum") ok gzyaartc, ngilizce bir iirle, "Anneme Me
saj"la balad. Ama bu, artk her ne ise, biter bitmez sahneye
ar cafcafl, delice uyumsuz pop arkcs kyafetleri giymi
gen kz -sanrm onalt veya onyedi yandaydlar- grl
tyle ktlar. ok ksa etekler giymi, ok ar makyaj yapm
ve yine gne gzlkleriyle, kat kat imitasyon mcevher tak
mlard; styenleri de taarcasna doldurulmutu. O kadar tu
haftlar ki ilk bata klk deitirmi erkekler olduklarn d
ndm. Bu fahie taklitileri kala hareketleri, yan yan bak
lar, etek sallamalar ve ye ye lklarnn elik ettii (ngilizce,
ama pek de anlalr olmayan bir ngilizce) bir rock arks pa
rodisi sundular. Bu, olduka sapkn bir gecenin kesinlikle en
sapkn gsterisiydi ve Yezid, Kalend ve ben dahil btn izleyi
ciler gsteriyi hayret ve aknlk dolu skunetle izledik. B
tn bunlarn ne olduunu sorduumda biri ince bir gl, di
eriyse cinai bir bakla yant verdi.
Bu yaratklar ayrldktan sonra sahneye, sanrm program
dahilinde olmadan ve kesinlikle hi hazrlk yapmam, ren
ci gibi giyinmi ve parlak sar bir dosya tayan gen bir adam
kt. Sahnede delice koturmaya, hayali eyler grr gibi ha
vada bireyler kovalamaya ve anlalmaz bir ngilizceyle ilgi
siz, sama sapan eyler sylemeye balad. Sadece "deli gibi
davranmad", gerekten de deli olduu ortaya kana kadar
abartl bir dikkatle dosyadakileri alt, suratn buruturdu,
sayfalar yrtp ortala sat ve garip sesler karp garip ekil
lere girdi. Birka renci ve retmen, hatta izleyicilerden bir
ka kii sahneden ayrlmaya ikna etmek zere konumak iin
-Endonezyaca- sahneye ktlar, ama sinirli bir ekilde kar
koydu. Gece boyunca biriken toplu sinir artk kontrolden k
mak zereydi; kalabalktan korkmu insanlar barmaya ba
ladlar. Ama bir sre sonra, uzun bir sre sonra, adam sonun
da yatt ve zayf ve ackl, ama hala anlamsz bir lngilizceyle
1 78
bireyler mrldanarak karanla doru gtrlmesine izin ver
di, ortam da biraz sakinleti.
Elencenin son ksm (artk gece yarsn geiyordu) hem i
leri az ok yoluna soktu hem de farkedilir dzeyde slami bir
eyleri tekrar sahneye kard. Yezid mkemmel bir lngilizcey
le zarif bir vaaz verdi. (Bu dili konurken onu ilk defa dinli
yordum. Daha ok Endonezyaca , ara sra da Javaca konuur
duk; Arapa da sadece belli durumlarda.) "Btn insanlar bilir
ki sizi bir erkekle bir diiden yarattk ve birbirinizi bilesiniz
diye milletler ve kabilelere ayrdk" diyen Kuran suresi ve il
min in'de olsa bile bulunmasn syleyen hadisle balayp
dinler, milletler, renkler ve diller arasnda hogr diledi.
Ben orada olmaktan dolay memnuniyetimi, medresenin ge
lecekteki baarsyla ilgili umutlarm ifade ettiim doalama
bir konuma yaptktan sonra (Endo nezyaca bilmeyen bir
Amerika Yerlileri uzman olan eim de birka kelime iin kr
sye karld, evirmenliini de ben yaptm) . Kalend geceyi
politik Endonezyacayla yapt, belirsiz bir ekilde o gece gr
dklerimizin nemine de deinen ok uzun ve ok ateli bir
konumayla kapatt:

Eer ngilizce bilirseniz modernleip slam' n kural ve i dealle


rini unutacanz, yerleik dini aabileceinizi dnmemeli
siniz. ngilizce renmenin amac insann kendi servetini ar
trmas deil, Allah'a hizmet etmektir. lngilizce lslam iin bir
"tohum"dur ve lslam'n altn kazmak iin kullanlmamaldr.
Bat'dan korkmuyorum! Bat y selamlyorum! Ama dini duy
'

gular kaybetmekten korkuyorum.

Sinirle ve bararak yaplan bu konumadan ve Arapa son


bir duadan sonra "Protokol" -"lyi geceler" . . . "Slamet Madem"
geceyi bitirdi ve biz de sylene sylene daldk.
Btn bunlarn, az nce sylenenlerin ve sylenmeyenlerin
kim tarafndan kime, ne amala sylendiinin, Marceau'nun
Bip'inden Ionesco'nun "Dil Dersi"ne , Lucky'nin Godot'daki
konumasna, ritelizmle bir tutulan bu snr ihlalleri geiti
nin "anlam" olduka belirsizdir. (Katlmclarnn herhangi
1 79
birinin bunlardan herhangi birini, brakn ahit olmay, duy
duundan bile pheliyim; muhtemel istisnalar olarak televiz
yonda grm olabilecekleri Marceau veya Marceau taklitile
riyle -ip ok tandkt- daha nce de bahsettiim, artk Sibirya
l avclarla Afrikal pigmelerin bile grd Three Stooges' ay
r tutuyorum.)
Katlmclar ve izleyicilerden hi kimse onlar ya utandran
ya da sinirlendiren hadise hakknda konumak istemese de
yle grnyordu ki her eye neden olan en modem haliyle
hayatla balant kurma arzusuyla gl, priten lslam'n esas
itkilerini koruma kararll arasndaki gerilimdi. Gece, nere
deyse hepsi dil ve dilin konuulmas (yar konuulmas, konu
ulamamas) ile ilintili bir ahlak dersleri, taklitler, dengesizlik
ler, ironiler, fkeler ve tezatlar dizisiydi. Geilemez izgiler
kastedilmeyerek geildi, mantkszlklar ar trnaklar iinde
sergilendi, kodlar kart, retorikler birbirine girdi ve okulun
kendini adad projenin tamamn , byk dinler arasnda dil
sel olarak kendinin en bilincinde olan olan lslam'n etkisini
bir dnya dilini renerek dnyaya yaymak, sorulara maruz
kald. (Bu Pare'de iinde Javallarn hibir rolnn olmad
grdm greceim tek halka ak gsteriydi, tabii ki kafala
rndaki karmaay dzenlemeye ve fkelerini kontrol altnda
tutmaya alan ve son bir ironi olarak, herhalde hibiri ngi
lizce bilmeyen fsldaan izleyicilerin arasndakiler hari.)
Baka ne elde edilmise, dini modemitenin aksaklklar, b
yk bir zenle dile getirildi. Sylemin aporia'lar -"qua, qua,
qua"- artk her yerdeler.

Dansa, jestlere, pozlara ve nezakete boulmu kinestetik Java


iin vcut hareketi ne demekse, ssleme, doku, tasarm ve de
kora boulmu mimari Fas iin yaplm evrenin grn1 1
-ehirler, binalar, alanlar, odalar ve odalarn denilii- odur.

1 1 Fas mimarisi ve genel olarak ehir yerleimi ve zellikle Fransz planlama stil
lerinin etkisi ile ilgili olarak bkz. G. Wright, The Politics of Design in French Co
lonial Urbanism (Chicago, 1991), 3. blm; P. Rabinow, French Modem: Norms
and Forms of tbe Social Environment (Cambridge, Mass., 1989), 9 blm.

1 80
Hayatn iinde eklini ald fiziksel ortamdaki ekiller, kaplar
ve duvarlar, emeler ve hallar, divanlar ve minareler, zeminler
ve kaligrafiyle yazlm tabelalar, o hayat ifade eder, ona sert ve
grnr bir manevi yzey salarlar. Bu ekillerle oynamak, do
laysyla, java'nn koreografik grameriyle oynamak gibi, ilk ba
ta grnenden daha ciddi ifade ekilleri ortaya karr.
1986 ubat'nn sonlarna doru , 11. Hasan'n Fas tahtna
knn 25. Ylyla Sahra'nn iine Yeil Yry balatnn
onuncu ylnn (yry aslnda 1975 Kasm'nda yaplmt,
ama Ta Giyme gnnde bu kilometre ta durum iin tren
sel olarak birletirilmiti) birleik kutlamalarndan bir veya iki
hafta nce Sefrou'nun yeni seilmi belediye konseyi, hibir
uyar veya aklama yapmadan, ok acayip bir kararname ya
ynlad. Bundan byle, ehirdeki btn evlerin rengi bej , Fran
szca metne gre ereme, Arapasna gre qehwi olacakt: boya
belirtilen yerlerden temin edilebilirdi. Bu kararnameye itaat,
herkesin bekledii gibi, tam olmaktan ok uzakt ve ehir her
eyden ok beyaz, beyaz olmad yerlerde de pastel kald.
Ama hikimsenin (en azndan benim) beklemedii gibi, karar
nameye, ehrin belli yerlerinde ve belli kesimler tarafndan,
annda ve tamamen uyuldu. Evlerin bazlar tasarm aheseri
olan, parlak renklere boyanm renk renk nyzleri, o gn
iinde boz bir homojenlie boyandlar.
Kendi iinde abes olan ve etkisinin kalcl ok pheli
olan bu olayn arkasnda, uzun ve abes olmaktan ok uzak bir
hikaye var. ehrin deien ekli, sosyal bileimi, kendisi ve hin
terland, ekonomik temeli, ynetici eliti ve ulusal g arasnda
ki deien ilikiler ve en nemlisi sakinlerinin nezdinde citadi
nite'nin Ctngilizceye ok biimsiz bir ekilde evrilen , ama
Arapa'ya mudaniyya, "bir ehrin iinde ve o ehre ait olan Me
dine" olarak kolayca evrilen bu Franszca kelimenin)12 gerek-
12 Citadinitt kavramyla ilgili olarak bkz. M. Naciri, "Regards sur l'evolution de
la citadinite au Maroc," Symposium franco-britannique sur La ville arabo-musu!
mane iinde (Londra, 1984), ss. 37-59, bu almaya ok ey borluyum. Ayr
ca bkz. M. Naciri, "Les politiques urbaines: Instruments de pouvoir ou outils
de developpement?" J. Metral ve G. Mutin, der., Etudes sur le monde arabe, no.
1 , Lyon, ss. 13-42; M. Naciri, "Politique urbaine et 'politiques' de l'habitat au

1 81
te ne anlama geldiiyle ilgili anlay, sert ve oktarafl bir tart
mada skmt - mnasip bir lsliimi ehrin, "bir 'din' yerinin"
u gnlerde nasl olmas, nasl bir his vermesi, nasl grnmesi
gerektiiyle ilgili bir tartma.
Son yllarda ou Batl akademik evrelerde, o eyin kendisi
kendini en sonunda mazgallara, kavaklara, dkkan vitrinleri
ne, antlara ve byk bulvarlara teslim etmi gibi grnrken,
"lsliimi ehir" nosyonuyla ilgili ok miktarda akademik tart
ma 13 oldu. yle bir ey var m? Eer varsa, neresinin lsliimi ol
duunu syleyebilir miyiz? Eer yle bir ey varsa ve neresinin
lsliimi olduunu syleyebiliyorsak, dini karakterinin pratik i
leyiinde rol var m? lslam dnyasnda ehir yaamnn tek
tipliinin abartlmas, bu yaamn tasvirlerinin idealletirilmi
lii. bu ehirleri arka planda Avrupal deneyimleriyle grme
eilimi ve basmakalp, tarihten kopuk bir sosyal g olarak "ls
liim" kavram ar saldrlara maruz kaldlar. Fikrin ta kendisi
artk zerine bir soru iareti kaynatlm olarak geliyor.
Tabii ki bu sorgular ve eletirilerle ilgili, sylenmi eyler
kadar olmasa da , sylenecek ok ey var. Kuzey Afrika ve Or
tadou ehirleri stne yaplan akademik almalarda kesin-
Maroc: Incertitudes d'une strategie," age., ss. 71-98; M. Naciri ve M. Amcur,
"I:urbanisation clandestine au Maroc: Un champ d'action pour !es classes mo
yenncs," nevue Tiers Mode 26 ( 1985): 80-92.
13 eitli alanlardan eitli griler iin bkz. ]. L. Abu-Lughod, "The lslamic
City-1 listoric Myth, Islamic Essence, and Contemporary Relevance," lnterati
oal ]oral of Middle East Studies 19 (1987): 155-176; ]. Bisson ve j .-E Troin,
der., Preset et avenir des n'dias (de Marrakecl d Alep) (Tours, 1 982); A. Bo
uhdiba ve D. Chevallier, der., La villc arabe dans l'Jslan (Paris, 1982) ; K.
Brown, "The Uses of a Concept: The Muslim City'" P Solc vd., Middle Eastcr
Cities in Comparative Perspective (Londra, 1986), ss. 60-68; D. Eickelman, ''Is
There an Islamic City? The Making of a Quarter in a Moroccan Town," lnter
natioal ]oral of Middle East Stdies 5 ( 1 974): 274-294; B. S. llakin, Arabic
lslamic Cities (Londra, 1986); R. Holod, der. , Toward an Arclitccture in tle Sri
rit of lslam (Philadelphia. 1978); A. l lourani ve S. M. Stem, der. , Tle ls!amic
City (Philadelphia, 1970); A. Y. Saqqaf, der., Tle Middle East City: Aciet Tra
ditions Confront a Modem World (New York, 1987); R. B. Serjeant, der., Tle ls
!amic City (Paris, 1980); L. C. Brown, der. , From Madina to Metropnlis (Prince
ton, 1973); 1. Lapidus, der., Middle Easter Cities, Ancient, lslamic, and Co
tempo ary Midd!e Eastem Urbanism: A Symposim (Berkeley, 1 969), zellikle
2. blm. Tarihi bir deerlendirme iin: 1. l.apidus, Muslin Cities in tbe Latc
Middle Ages lCambridge, Mass., 1 967).

1 82
Jikle bol miktarda kurulmu kabuslar, aslnda hi varolmayan,
hayal mahsul varlklar var. Ama, ayn dzeyde kesinlikle, bu
almalarda, srf imdi tutulmayan bir baktan, metinci bilim
adamlarnn o nefret edilen " oryantalizmi"nden 14 kaynan
alyor diye bir kenara atlamayacak bol miktarda zgn keif
var. Her halkarda, akademik dilde lslami ehir fikrinin yeri
ne olursa olsun, bu fikir birok sradan Mslmann zihninde
hala capcanl. Aslnda , lslam dnyasnda ehirlerin ve kasaba
larn geirdii muazzam dnmle daha da canlanyor. "eh
rin nasl olmas gerektii fikri", modern ehir hayatnda bu
fikrin grlmesi zorlatka daha canl ve kavrayc oluyor,
varlnn koullar rdke ve yokolduka bir hayal ve bir
hatra olarak daha da deer kazanyor.
Artk Ortadou'nun tamamnda dnyaya, her ne kadar eski
olsa da , tarihi olarak tutarl bir yz sunan bir ehir veya kasa
ba bulmak ok zor. Bu , tabii ki, Asya ve .Afrika iin de bir de
receye kadar geerli, Bat ehirlerinin de sadece birka kalc
bir kimlie sahipmi taklidi yapyor. Ama bu Arap-lslami e
hirler iin zellikle geerli. Fas'n ehirleri, Sefrou iin kesin
likle yle, nk yeni ehir formlar eskilerini yutmaktan, ye
nilemekten, onlarn yerine gemekten ok, eski ehirlerin ev
resinde byyor, onlar az ok bozulmam brakyorlar. "Eski
Medine'ler" , "Yeni Medine'ler" ,15 "Yeni ehirler" , "kendi ken-

14 Oryantalizmin eletirisi iin bkz. E. Said, Orientalism (New York, 1978).


15 Fas ehirlerinin yapsal oluumu ile ilgili olarak bkz., inler alia, M. Naciri, "Sa
l': Etude de geographie urbaine," Revue de Geographie du Maroc 3-4 (1963):
13-82; ]. Abu-Lughod, Rahat: Urban Apartheid in Morocco (Princeton, 1980); K.
Brown , The People of Salt: Tadition and Change in a Moroccan City, 1 820- 1 930
(Cambridge, Mass., 1976); D. Eickelman, Moroccan lslam: fradition and Socicty
in a Pilgrimage Center (Ausin, 1976) ; ] . Berquc, "Medinas, villesneuvcs et bi
donvilles," Le Cahiers de Tnisie, 21-22, ss. 5-42; R. Le1ourneau, Fes avant le
protectorat: Etude economiquc et sociale d'une ville de l'occident musulman ( Ca
sablanca, 1949). Sefrou'yla ilgili olarak bkz. L. Rosen, "Social Identity and Po
ints of Attachment: Approaches to Social Organization," C. Geertz, 1 1. Geertz
ve L. Roscn. Meaning and Ordcr in Moroccan Society: Three Essays in Cltal
Analysis iinde (Cambridge, 1 979), ss. 19-122; i l. Chafai, "Naissancc et de\'e
loppement d'une municipalite marocaine sous le Protectorat Franais: Sefrou,
1 9 1 2-1 956" (tez, University of Paris-1 , 1985). M. Yakhlef, "Tatawwur adawat
al-syasat al-mahalliyya bi madna ufru, awakhir al-qarn 19-1956" (tez, Edebi-

1 83
dine ortaya kan . . . gizli. . . periferik. .. yerleimler" , tpk birka
defa stste yerleim yeri olarak kullanlm bir arkeolojik sa
hann eitli katmanlarndan kan buluntularn, karlatr
mal bir inceleme iin yatay olarak yaylmas gibi, ayn anda
hep birlikte yerlerindedirler. ehrin ehresi, bu trden her
ehrenin olduu gibi eitli olmakla kalmaz ayrktr, bir sah
neler kmesidir. Binalar ve kurumlar, nyzler ve ideolojiler,
sokak alar ve kamu hizmetleri ile ilgili bir tartma olan lsla
mi ehirlerle ilgili kamusal tartma, farkl hayat ekillerinden
doan, farkl ynlere iaret eden farkl dzenlemelerden olu
an byle bir manzarann iinde gerekleir.
Btn bu meseleler Sefrou'nun tarihinde, zellikle de daha
nce de ksaca anlattm gibi yakn tarihinde biraraya gelir:
ehrin ehresinin bozulmas; kalc bir norm olarak lslami e
hir fikrine olan ilgi; bozulma balamnda byle bir fikri tanm
lamann zorluu; bu fikrin ve onunla birlikte lslam'n tehlike
de olduu hissi; btn bunlarn ehrin deien fiziksel gr
nmnn "iine okunmas" 1 6 (ya da Richard Wollheim'n
yat Fakltesi, Mohammed al-Khamis niversitesi, Rahat, 1986). Bu son al
mann yazan, Mhd. Yakhlef, Sefrou'da Sosyalist Parti bakan ve 1976-1983
arasnda ehrin belediye konseyinin bakanyd. ehirden yaklak on kilomet
re uzaktaki Arapa konuulan bir kyde doan Yakhlef, ehre yetmilerin ba
nda retmen olarak gelmiti. Sefrou'yu daha nceki ziyaretlerimde onu tan
myordum. (O belediye konseyi bakanyken ve ben Princeton'dayken bir
mektup yazarak benden ehirle ilgili kitabmzn, Meaning and Order'n bir
kopyasn istemi ve Sefrou okullarndan birinde ngilizce retmeni olan
Fransz eine kitab evirtmiti.) Ama burada anlatlan olaylan aratrmamda
inanlmaz yardm oldu, sadece kendisi uraarak deil, ama, konseyin ban
dayken onun hakknda her trl ktl dileyenler tarafndan bile ok sayg
grd iin, beni politik aynnn her iki tarafnda bilgili insanlarla tantra
rak. Sosyalistlerin yenilgisinden sonra, hem gvenlik nedenleriyle hem de
Fez'deki devlet niversitesinde retmenlie devam ederken Rabat'taki Mhd. V
niversitesi'nde tarih derecesini bitirmek iin Fez'e tand. Tabii ki, bazlarna
itiraz edeceinden emin olduum yorum ve tanmlanmdan kesinlikle sorumlu
deildir -Pare'de Mhd. Yazid'in durumunda olduu gibi, o da baz yarglanma
kesinlikle katlmazd- ama bir toplumun onu sadece bir sorgulama nesnesi ola
rak deil ayn zamanda bir umut ve belirsizlik nesnesi olarak gren bir insana
nasl baktyla ilgili ok ey rendim.
16 R. Wollheim, Painting as Art (Princeton, 1987). Wollheim'n terimi, tabii ki
aslnda Wittgenstein'm genel anlamda mantkl olmann "olarak grme" ola
rak kavrannn grsel sanatlara bir uyarlamasdr. L. Wittgenstein, Philosop
hical Investigations (New York, 1953), ss. l 93ff.

1 84
cmlesini uyarlarsak "iine grlmesi") . Evlerin renklerini be
lirlemeye ynelik devlet mdahaleleri, tpk mezuniyet gn
pandomimleri gibi geici olaylardr. Ama, alanlarn sslemele
ri, tasarmlar ve hususiyetlerinin zel bir beliginliinin oldu
u yerlerde, 17 onlar da birok tema yakalarlar.
19l l'de, Protektora'nm arefesinde, Sefrou ehri on hektarlk
bir alan kaplyor, alt bin kiiye ev sahiplii yapyor ve pasaj ve
kmaz sokaklaryla duvarl eski ehir, madina qadima; l
merkezde, sttekini iterek kan bir di gibi byyen skm
Yahudi semti, mellah; hemen stnde kk, yine duvarl bir
hisar. On yl sonra, 1922'de, Protektora'nm yerine salam bir
ekilde oturmas ve ehrin resmi bir belediyeye kavumasn
dan sonra, yzlm 13 katna karak 130 hektar olmu, es
ki ksmlarna duvarlarn hemen dna zgara planyla kurul
mu yeni bir Arap semti ve hisar stndeki tepelere baheleri,
maisons ve kvrml sokaklaryla bir Fransz banliys eklen
miti. 1944'te, Protektora'nn sonuna doru, belediye snrlar
bu sefer 380 hektara (nfus artk yirmi bine yaklayordu) ge
niletildi, yeni eklenen alanlar da birka tane daha "yeni Me
dine" semti ve birka da neo-Maribi ehir alanyd. Snrlar
1982'de yeni ve neredeyse kaza eseri seilen ve ilk seim kam
panyasn, pek de umudu olmadan, yaknda yapmak zorunda
kalacak olan Sosyalist bir belediye ynetimi, politik yrnge
sine nceki on ylda inanlmaz bir hzla byyen ve Sosyalist
lerin oylarn kendilerini ait grdkleri "kendi kendine ortaya
kan", "gizli" , "periferik" yerleimleri de almak zere birden
bire ve youn, bir miktar vahi muhalefete karn, ehrin res
mi bykln katndan fazla artrp 1 200 hektara ka
rana kadar. Bu, belediyenin tekrar tanmlanmas yoluyla ger
ekletirilen bir devrimdi (veya bir devrim teebbsyd, n
k sonuta baarl olamad) .
ehrin kltrel soyaac, yetmi yl iinde geniliinin adm
adm 1 20 katma (nfusun da dokuz katma) knda grle-

17 lslam ve lslaml sanatta (ve daha genel olarak sanatta) sslemenin yeriyle ilgili
derin bir inceleme iin bkz. O. Grabar, The Mediation of Ornament (Princeton,
1992).

1 85
bilir. Birbiri ardna mdahaleci hayat ekilleri, Fransz, Fran
ko-Fasl , Fas kyls (genelinin dili Berberi, kltr de pasto
ral) , ehrin alanlarndan birini ya da dierini kapmak iin geli
yorlar, kendilerini ehrin yerinde sabitlenmi, ken bir ema
net olan Arap ve Yahudi-Arap Medine ekirdeinin evresine
datyorlar. Bu hayat ekillerinin bazlar -Fransz, Yahudi-,
daha nce de bahsettiim gibi, byk oranda Marsilya ve Ku
ds' e tanmlar. Ama 1976'da Sosyalistler baa getikten (ve
zellikle de yedi yl sonra yerleim blgelerini ehrin gvde
siyle birletirerek bata kalmaya altktan) sonra, yzyllardr
orada yaayan ailelerin ocuklar olan (ya da yle olduklarn
iddia eden) daha nce "eski" veya "gerek" veya "hakiki" Sef
roulular dediim insanlarla, yakn zamanda ehrin evresinde
toplanan "yeni" veya "dardan" veya "yabanc" Sefroulular
arasndaki ayrm, sosyal, ekonomik ve politik ztlamann ana
ekseni haline geldi. "Eskiden ehir krsal yerdi" demiti yal
bir Sefroulu skntl bir ekilde, "Artk krsal ehri yiyor".
"Eski" ("gerek" ... "hakiki" . . . ) Sefroulular, ounlukla tc
car, profesyonel, arazi sahibi veya devlet memurular - bazen
de hepsi birden; be kuruu olmayan zenginden timsah zengi
ne her snftan mensuplar olsa da, allmadk derecede sk
ehir eliti (yeleri bir listeye sacak kadar az olan kk, sk
bir grup) onlarn arasndan seilir, grne gre de hep byle
olmutur. Bamszlk zamannda Mslman, Yahudi ve Fran
sz nfusun te birini tekil eden bu grup, bugn ehirli
Mslman - krsall Mslman nfusun neredeyse te birini
tekil ediyor. Artk ou eski ehir merkezinin dnda yayor.
Orta direk -kk dkkan sahipleri, kk memurlar, tamirci
ler ve benzeri- l 940'lardan itibaren, surlarn dnda onlar
ikamet ettirmek iin kurulmu "yeni Medine" semtlerine ta
ndlar ve ehir merkezinde geriye sadece fakirler (ve gele
neksel pazarlar) 18 kald. Yllardr olduu gibi ayrk aile sokak
larna, dnyann grltsne kapal kendilerine zel mahalle-

18 Sefrou'nun eski pazarlarnn bir tasviri iin bkz. C. Geenz, "Suq: The Bazaar
Economy in Sefrou," C. Geertz, i l . Geertz ve L. Rosen, Meaning and Ordcr
inde, ss. 1 23-3 13.

1 86
!ere demir atm elit, eski Medine'yi terketmekte yava kald;
ama 1960'larda byk oran yedi veya sekiz aileye mensup
yelerinin hemen hepsi artk daha nce Franszlarn kulland
banliy evlerine tanmlard. Ayn Franszlardan belediye
ynetimini de miras almlar, ekonomik vaziyetlerini glen
dirmi ve babalarnn Protektora ynetimiyle notables indige
nes [yerli nde gelenler] olarak ilikilendirmeleri gibi kendile
rini monariyle "kraln adamlar" olarak ilikilendirmilerdi.
Bamszlk mcadelesi srasnda, hakimiyetleri ou reformcu
Mslman parti lstiklal'den olan hzla ykselen milliyeti li
derlerin gcyle yle bir sarslmt; ama kendi stnln
tekrar kuran monari, ayn zamanda onlarnkini de kurunca
yeniden yerine oturdu.19 1963 belediye seimlerinde artk yer
lerine geri dnmlerdi - ayn adamlar, ayn karlar, ayn kay
naklar ve mudaniyya'nn ayn ekilde kavran: Arap-lslam
ehircilii.
Yetmilerde ve seksenlerde ehre akan ve hala akmaya de
vam eden yeni ("dardan" . . . "yabanc") Sefroulular, daha n
ce de bahsettiim gibi, halihazrda genilemi yeni Medine'nin
kylar boyunca , kayalk veya yama olduu iin yerleilme
mi yerlere ve gittike daha ok, eski Sefroulular da gittike
daha ok rahatsz ederek, huerta'lara ( "meyve bahesi"nin ls
panyolcas) -ehrin estetik erevesini oluturan, yzyllardr
"vaha" saadetinin sembol olan zeytin baheleri- yerletiler.
Kyden g edenlerin sahil boyundaki artk birbiriyle birle
mi ehirlerde -Kazablanka, Rahat-Sal:\ Tangiers, Safi- yaptk
lar gibi pasakl ve geici bidoville'lere [varo] , birbirine yas
lanm " teneke kutular" ve gecekondulardan oluan yoksul
semtlere de yerlemediler. Yaknda sattklar iftliklerin geliri
ve daha nemlisi, Avrupa'da alan yaknlarn maddi yardm
laryla grlmek ve kalc olmak zere tasarlanm kat , al

19 Genel olarak Fas'ta Bamszlk srasnda ve Bamszlk sonrasnda "ileri ge


lenlerin silinmesi ve hayatta kalmas" ile ilgili olarak bkz. R. Lcvcau, Le Jeli al
marocair, dcjerscr d trone (Paris, 1976), zellikle 1. blm. Kolonyal d
nemde Sefrou eliti ile ilgili olarak bkz. Yakhlcf, "Tatawwur adawat al-siyasat
al-mahalliyya bi madina ufru, awakhir al-qarn 1 9- 1 956"; Chafai, "Naissancc
et developpement d'une municipalite marocaine sous le Protectorat Franais.

1 87
kapl ve tatan, ehirdekilere benzer evler yaptlar veya yaptr
dlar. ehre yerlemeleri, bir nedenle, sosyal bileimden daha
fazlasn deitirdi. Daha nceki mdahalelerin dokunamad
(veya sadece nemsiz dzeyde dokunduu) havasn, tavrn,
yzn, grnn deitirdi. Bir zamanlar bir "cennet bah
esi"nin iinde "yontulmu bir prlanta" olan ehir artk her
yana yaylm, dzensiz , prlantadan baka her eye benzeyen
bir bourg'du [kent] - ehirdeki herkesin bir ekilde biliyormu
gibi grnd tatsz bir Franszca kelime.
ehrin kabilelerin akntsndaki bir ehirsel salamlktan bir
binalar, insanlar ve kurumlar kavgasna bu dnm, politik
ifadede de kendini kanlmaz olarak gsterecekti, popler po
litikaya direnen gelenekselci bir monaride bile. Kyl nfu
sun kentli nfusa oran radikal bir biimde deiince, ehirde
ev ve arazi fiyatlan frlaynca, evlerin ounluunun suyu, ka
nalizasyonu, elektrii veya yolu olmaynca, isiz insanlarn
(popler deyimle "duvara kar duranlar") orannn katlana
rak artt bir ekonomiye yurtdndan byk miktarda para
geliyorsa yerleik g yaps ne kadar zamandr yerinde olursa
olsun, ne kadar sk dokunmu olursa olsun ve merkezi otori
te tarafndan ne kadar gle desteklenirse desteklensin, bir e
it gerginlie maruz kalacaktr.
Bu gerginliin boyutlar, yapnn tam anlamyla atlad
1976 belediye meclisi seimlerinde bir anda belirgin hale gel
di. Geleneksel elitin, Lyautey'i 19 13'teki kuruluundan beri te
keli altnda tutan temsilcileri bir anda konseydeki btn yerle
rini kaybettiler ve daha nce bir aktr olarak grlmeyen Fas
Sosyalist Partisi, kendisi dahil herkesi aknlk iinde braka
rak sandalyelerin drtte n ald. Mecazi olarak "vesayet"
denen bir sistemin iinde brokrasi ve polisin kontrolyle her
ynden sarlm konseyin kendi bana hareket etme kapasite
si snrl olsa da, srf dier btn paralar merkezden atanan
bir yerel ynetimde neme sahip halk tarafndan seilmi tek
organ olduu iin, yerel kkl g dengelerinin ana ifadesiydi.
Bu konseyden, onu geleneksel olarak dolduran insanlarn o
cuklarnn ve torunlarnn dramatik bir ekilde karlmas,
1 88
byk sonular olan toplu bir hakaret, Sefrou'da bir eit
Prag Bahar balatt: beklenmedik bir ekilde alan bir kap
nn artan gerilim, ar d bask ve nemli miktarda uygulama
l iddetle, acmaszca ve yle grnyor ki, kesinlikle tekrar
kapatld yedi yllk bir dnem.
Bu garip interregnumun ardnda, paternalist bir sistemde bu
halk an mmkn klan monarinin Protektora'dan miras al
d ve daha da mkemmelletirdii belediye seimlerini bir
eit kamuoyu yoklamas olarak kullanma pratii yatyordu.
Seimler genellikle dikkatle kontrol edilir, ama politik gerek
leri gr alanna sokmak iin grece zgrlk tannr. Saha
nasl uzanyor? Kiminle ilgilenilmeli? Bir dahaki sefere bu stra
tejik zgrlk ortadan kalkar ve baka blgeler daha az elleri
kollar bal oy atmaya hak kazanr. 1976'da kamuoyu yokla
mas demokrasisini yaama sras Sefrou'dayd; 1983'te bir d
nem bitmi, deney sona ermiti. Eski Sefrou eliti kitle halinde
grevlerine yeniden yerletirildiler. Tek bir sosyalist bile tekrar
seilmedi, parti yerel bir g olarak kt, tutuklanmaktan ve
ya daha ktsnden korkan nemli liderler ehri terkettiler.
Ama, her ne kadar ksa olsa da sosyalist ara dnem Sef
rou'nun tam olarak nasl bir ehir olmas gerektii sorusunu
iyice belirginletirdi. Eski Sefrou elitinin yerinden olmas, eh
rin ve dolaysyla oy verme hakkyla belediye hizmetlerine ta
lebin snrlarnn yeni Sefrou yerleimlerini de kapsamak ze
re genilemesi ve konseyin merkezi ynetim aralarna kar
hareket zgrln geniletme -"vesayet"i gszletirme
yolundaki istekli abas sadece geleneksel ncelikler ve gele
neksel dlamalar an tehdit etmedi. Ayn zamanda, bu nce
lik ve dlamalarn iinde tanmland slami ehir fikrini de
tehdit etti. Yerel bir sosyal devrim yapmaya, byk oranda ba
aramadklar ve durumun doas iinde baaramamaya mah
kum olduklar bir ie koyulan Sosyalistler, az ok tesadfen de
olsa (nk zevkleri gznne alndnda onlar da gelenek
selciydiler) kltrel bir devrimin balangcn gerekletirdiler.
Maddi ekonomiyi bulduklar gibi braktlar. Sembolik ekono
miyi, ehrin alannn ekliniyse derinden dntrdler.
1 89
Sosyalist kesintinin kesintiye uratt, deiim balangcn
dan ok nce ehri avcuna alan ve bitiinden sonra da ayn e
kilde devam eden ynleri deildi. Bu ynlerin nasl temsil
edildiini, alglandn ve anlaldn kesintiye uratt. Yeni
Sefrou nfusuna, geleneksel bir "vesayet" devletinde h i de
nemli olmayan yasal anlamdan ok, yle bir devlette zellik
le de Mslmansa ok nemli olan manevi anlamda oy hakk
vererek Sosyalistler yeni Sefroulularn ehrin vcudu iine
alnma, manzaras iinde izilme kararlln glendirdiler.
Ama ayn zamanda ve en azndan ayn dzeyde gl olarak,
eski Sefroulularn bu iine alnma ve iinde izilmenin dayan
d kriterleri, bir yanda yaam stili kriterlerini, dier yanda
tavrla ilgili kriterleri belirleme kararlln da glendirdi. B u
kararllklarn atmas -mudaniyya'nn gstergeleri artk n e ?
sosyal mcadelenin merkezine yerleti ve orada kald.
II. Hasan, krallnn eyrek yzylnn ve Sahra komutan
olarak onuncu ylnn daha nce de bahsettiim ifte kutlama
snda Marake'teki yeni sarayndan Fasl mimarlar ve ehir
planlamaclar birliine, kralc gazete20 Le Matin du Salara'nn
"mimari ve ehircilik zerine gerek bir ders" diye tanmlad
, radyodan ve televizyondan canl yaynlanan bir konuma
yapt.
Majesteleri dedi ki , Fas, tarihi boyunca her byk dnemde
mimari zgllkle iaretlenmitir. ldrisi, Almoravid, Almohad,
Sa'adi ve Alawi bina ve antlar hemen farkedilir. Her hanedan
devrini stiliyle damgalamtr (bu hanedanlarn ilki yan-mittir;
sekizinci yzylda balar ve lslam'n geldii ve Fez'in kuruldu
u dnem olduu farzolunur. Sonuncusu, Hasan'n ait olduu
hanedandr ve onyedinci yzylda ortaya kmtr) . Fakat,
imdi bir d vardr. Artk ehirlerimizin kylarnda her e
it kt tasarlanm ve kt yaplm bina geliigzel dikil-

20 "Pour un salon du batiment de l 'urbanisme et de l'architecture," Le Matin du


Sahara, 1 Mart, 1986 (benim evirim). Bu kraln konumasnn metni deil,
ama bir gazetecinin konumadan sonra Kazablanka'da gerekletirilen mimari
bir sergiyle ilgili yazsnda yapt yorumun bir paras (kayna gznne
alnca az ok resmi saylr). Dolaysyla benim zetim alntnn alnts oldu ve
konuann asln dinleyen Sefroululardan aldm bilgilerle doluydu.

1 90
mektedir. Fas slami ehrinin klasik formu , kltrel bykl
mzn iei, sradan, yabanc bir yavanln iinde kaybol
maktadr.
Mesela, dedi, Sefrou'yu aln. Yakn zamana kadar Orta At
las'n ayak ucunda baheleri, surlar, camileriyle kk, ho
bir yerdi - Otantik Fas geleneinin gzel bir ifadesi (ehre m
cevher de dedi). imdiyse ekilsiz ve irkin (Arapa konusa
da laide kelimesini kulland) hale gelmiti. 2000 ylna kadar
iskan kapasitemizi iki katna karmak durumundayz ve "Fas
llar iin Fasl olan" ina etmeliyiz. almalarmza milli bir
karakter vermeliyiz. Modernleirken gzel ve otantik olan ko
rumal, Fas mimarisinin ve ehir formunun ayn anda hem
Mslman hem de Maribi olan manevi kimliini (Sefrou'nun
grne gre yapamad gibi) muhafaza etmeliyiz, Le Ma
t i n'in eer birileri ana noktay karmay becermise anlatmak
,

iin yaznn sonunda belirttii gibi: "Buradan anlalyor ki,


saltanat tarihimizin en parlak ve retken dnemlerinden biri
olan Majesteleri 11. Hasan, geride, politik ve ekonomik olarak
parlak olduu kadar, modem ve otantik olarak Fasl, zgn bir
mimari iz, tek kelimeyle21 mimari bir iz brakmak istiyor" .

2 1 A.g.e. Mslman dnyasnda politik liderlerin mimari ve ehir planlamay


modern dnyada zgn lslam bilincinin korunmas iin kritik nemde ve
"ani bolluk", "ina faaliyetlerinde beklenmeyen bir art", "ehircilik olmadan
ehirleme" ve "ehir hayatnn kyllemesi" ile tehdit edilir olarak grmele
ri ok genel bir durumdur: rnein bkz. Ekselanslar Aa Han, "Opening Re
marks," l lolod, Toward an Arcliecre iinde, ss. vii-ix ve Hassan Bin Tala!,
rdn Prensi, " lntroduction," Saqqaf, Tle Middle Eas City iinde, ss. ix-xiii,
bu alntlar da oradan alnmtr. Hasan'a gelince, Sefrou'ya yapt kaba ve
gsteri merakls sulamas aada yaptm "Saray Tutkusu" balkl alnt
nn da (The Economis, 14 Nisan 1990, s. 52) gsterdii gibi biraz bo kayor:

Kral llasan'n Agadir'deki yeni sara)1nn al 3 Mart'ta yapld. Sarayn


ii sedir aac oymalar, altn yapraklar, mermer ve mozaikle dekore edil
mi. Odalardan birinde 1 1 tonluk kristal bir Venedik avizesi var. Saray
alan iinde golf sahas (birinin sadece dokuz delii var) var: kral golfe
ok merakl. Kraliyet saray sylendiine gre 360 milyon dolara malol
mu. Bu kraln onuncu saray.
Kral Agadir'deki saraydan yapt ilk konumasnda "Devlet," dedi,
"btn harcamalarn azaltmaldr". Fasl yurttalarn nlerinde bekleyen
zor gnlerle ilgili uyard. lkenin ihracat ve bte aklar gittike art
yor. Ayn zamanda kraln Sahra'daki Tafilalt vahasnda, mensubu olduu

1 91
Kraln Sefrou'yu btn ilkenin nnde Fasl olmayan, sla
mi olmayan ehir hastalnn bariz bir rnei olarak ayran
kk "dersi" , zellikle de hemen peinden Fez'deki yerel va
liden ta giyme gnne kadar "bireyler yaplmas"n isteyen
resmi bir azar ve bir emir geldii iin, henz seilmi olan Sef
rou ehir konseyini, beklenecei gibi ar bir ekilde sarst.
Ama, aslnda, sadece ehirde zaten yolunu alm bir kltrel
yzleme srecini kaynama noktasna getirdi.
Sosyalistlerin dneminde eski Sefroulularn ehrin fiziksel
dnmyle ilgili mitsizlik ve endieleri mthi boyutlara
ulamt ve sk sk tekrarlanan ikayetler, snfsal ierlemeler
ve bir bakla kesilebilecek kalnlkta estetik nostaljiye yol a
yordu . Ayrca kurumlar ve msait bir slami ehri grnm
n tekrar yaratmak amacndaki bilinli bir abann balang
larn da beraberinde getirdi.
Bir zamanlar ok gl olan ama zamanla neredeyse hi
kullanlmaz hale gelen, dini kural koyucu, ahlak polisi ve pi-

Alawit hanedannn memleketinde kurulacak olan 1 1 . sarayn da parasn


da demek zorunda. 12. saraynn Akdeniz sahilindeki Nador'da kurul
mas planlanyor. Agadir'den baka Rahat ( tane), Meknes, Fez, Mara
ke, Kazablanka, Tangiers ve Ifrane'da da saraylar var.
Niye bu kadar ok? Resmi grevliler kraln Fas' "eerinden" ynetti
ini sylyorlar. Avrupa'da artk soyu tkenmi trden bir hkmdar
olan Kral Hasan krallnn her yerinde hkmederken grlmek istiyor.
Kraln maiyeti yzlerce kii ve hepsini barndrmak iin saraylar lazm.
Bu durum ok az Faslnn umrunda. ou sadece kral olmayan, ayn
zamanda "inanllarn Komutan" olan bir insan martmaktan memnun
olduklarn sylyorlar. Sesini karanlar sadece kktendinci slamclar.
Birka yl nce, yasad ilan edilen Al Adi wa Hihsane ("Adalet ve Re
fah") partisinin lideri eyh Abdesalam Yassine kraln arlklarna 104
sayfalk bir ak mektupla saldrd. eyh Yassine imdi Sale ehrinde ev
hapsinde. Ocak aynda partisi datld. Geen ay taraftarlarndan 2l'i
yargland.
Kazablanka'da dev il. Hasan camii, 400 milyon dolar aan bir mali
yetle bitmek zere. Mermer kapl salonu 20.000 kiinin ibadet edebilece
i byklkte. Yakn zamanda eyh Yasin yle dedi: "Dnyann en b
yk camii olduunu sylyorlar. Bu gzel. Bir gn orada namaz klma
mza izin verileceini mit ediyoruz."

Sefrou'da camiyle ilgili anlatlan popler fkra camiye giden ama kalabalk y
znden ieri giremeyen iki kiiyle ilgili. Biri ikayet etmeleri gerektiini syl
yor; dieri de "Sakn yapma!" diyor, "sonra bir tane daha yapar! "

1 92
yasa dzenleyiciden oluan geleneksel muhtasb makam,
1982'de bu eski muhafz tekrar greve getiren iddetli mca
deleler srasnda politik varlna tekrar kavutu. Bu greve
atanan eski, geleneki (ve bir Alawi erifi olarak kraln uzak
tan akrabas olan) lider, derhal Sosyalistleri "ateistler" olarak
imledi. Ad 11. Hasan koyulan ar byk, klasik stilde bir ca
mi devlet tarafndan surlarn hemen dnda ina edildi ve eh
rin resmi camisi olarak Medine'deki (yeniden denen) eski
byk caminin yerini ald, muhtasb da imam' ve kdtib'i, na
maz nderi ve cuma vaizi olarak atand. Dier klasik Msl
man makamlar -dini mlklerin dzenleyicisi olan nzr; dini
hakim olan kad; noter olan adel. semt efi olan mukkadem. es
naf birlii bakan olan amn- gerek bir slami ehrin olmazsa
olmaz vasflar olarak tekrar vurgulandlar. Umumi hamamlar,
umumi frnlar, mahalle mescitleri, Pazar yeri sebilleri ve dier
geleneksel ehir kurumlar yenilendiler ve imanlarn, meta
netlerini ve devam eden nemlerini ifade etmeye merakl ileri
gelenler arasnda gstere gstere zel cami yaptrma salgn
balad.
Bu kltrel yahut dini-kltrel yeniden douuluun
(nemli bir ksm da sadece kozmetikti) eski Sefrou tarafnda
ortaya kmasyla ayn sralarda yeni Sefrou tarafnda, hem
benzer hem de baya farkl bir sz daarc kullanan bir kar
iddia gerekleiyordu. Sosyalistlerin kendilerine yapt kur
la, hzla artan saylaryla ve ho karlanmayan ve gzard edi
len barbar igalciler olarak muamele grdkleri hissiyle besle
nen yeni Sefroulularn kendilerini gerek ehir insanlar (me
deni) olarak sunular, marjinlerden ehirli toplumda tama
men ierilmeye hareket etme kararllklar gittike daha da yo
unlat. (Yeni Sefroulularn krsaldan kente hareketlerini be
lirtmek iin kullandklar kelime kendilerini paspal mlteciler
gibi gsteren eski Sefroulularn bir baka tatsz Franszca keli
mesi olan exode rural deil, Arapa g ve tabii ki glerin
dnyay en ok deitireni, Peygamberin Mekke'den Medi
ne'ye slam an balatan g anlamna gelen hicret'tir.) Bu
kararllk, hicretlerini tamamlama kararll, mimari bir de-
1 93
yimle de vurgulanarak ifade edilmektedir - bir camiler, evler
ve en nemlisi ve en artcs, cepheler retoriiyle.
Cepheler artcdr veya bu durumda karmzda olan
maddelemi anlam seviyesinde belki de artc deildir, n
k defalarca sylendii gibi, klasik Medine evleri radikal bir
ekilde ie dnktr. 22 nsanlarn getii yollar ve sokaklara
tektip ve (baz durumlarda basite sslenmi kapy bir kenara
ayrrsak) ar boyun emi bir yz sunarlar: beyaza boyal
duvarlar ve gz seviyesinin ok stnde kk, zgaral pen
cereler. Statlerin sergilendii yerlerse i avlular, baheler ve
kabul salonlar, kadnlarn desenlik dokumalarla bezeli odala
r, mozaikli emeler ve hallarla kapl ay salonlar. Dardan
zengin bir adamn eviyle fakir adamnkini ayrdetmek zordur;
ierdeyse dekorasyonlar, mobilyalar ve alanlar kullanmlar
arasnda bir alla bir saray arasndaki kadar fark vardr. Bu
Sefrou iin kesinlikle geerlidir; sadece sokaklarn dar geit
lerle geliigzel delinmi duvarlar gibi grnd eski ehir
de, asl Medine'de deil, insann bir binaya girerken (en azn
dan yabancysa) bir mcevher kutusuyla m yoksa bir maa
rayla m karlaacan bilemedii surlarn hemen dnda, ye
ni Medine semtlerinde de byledir. Yeni Sefroulularn hzla o
alan yerleimlerinde tamamen tersine evirdii de ehir beti
minin bu belki de en ykl, kesinlikle en mahrem alandr. e
hir evleri, en azndan dekoratif manada, tersyz edilmitir.
Bahsettiim gibi, yeni Sefroulularn yapt evler ounluk-

22 Klasik Medine evi (dar) stne bir deerlendirme iin bkz. Hakim, Arabic-Is
!amic Cities, ss. 95-96. Genelde Tunus'la ilgilenen Hakim byle evler iin
"lslilmi ve etik art" belirliyor: gizlilik, birbirine yaslanma ve biltin'e kar za
hir. En sonuncusuyla ilgili olarak unlar sylyor: "lslilm'daki en nemli de
erlerden biri Zahir'in Batn'na (kendi veya eyin d grn) yaplan vur
gudur. rnein, i gzellik ve iyilik vurgulanr ve kibir yerilir. Avlulu ev ve
dzenlenii bu ilkenin uygulanmas iin idealdir. Bu nedenle d duvarlann
basit ve plak tutulduunu ve nispeten az aklk olduunu gryoruz. Alan
lann en merkezlsi ve nemlisi olan avluysa, sadece evde yaayanlar ve ara sra
yaknlaryla arkadalan tarafndan kullanlsa da yksek sanatsal deerde ss
lenmi ve denmitir -tabii evin sahibinin maddi durumu elveriyorsa." Bu
model iin tabii ki baka baz geleneksel sebepler var: etkili bir gvenlik siste
minin yokluunda zenginlii dman gzlerden korumak ve dini ve sivil eit
lie bir vurgu.

1 94
la, tatan ve betondan kat, genellikle de byk binalardr ve
"gayrimeru" ve bu nedenle frsat yerleimleri nedeniyle pa
tikalar ve toprak yollar boyunca geliigzel dizilmilerdir. o
unun ii arpc derecede plaktr. Aslnda genellikle hemen
hemen hoturlar - iinde sadece bir yatak veya yalnz bir masa
ve birka sandalye olan geni boluklar. ounun sahiplerinin
sermayesi yapnn kendisinde ve zerinde kurulduu an pa
hal arsada gmlmtr ve su, elektrik gibi hizmetlerin yok
luu yaplabilecekleri snrlar: burada akisli havuzlar ve arka
sndan aydnlatmal divanlar yoktur. Gsteri iin gerekletii
yer d duvarlardr. Bu evlerin neredeyse tamam cafcafl bir
ekilde birbirine karm cesur, asli renklerle -krmzlar, sar
lar, yeiller, maviler ve hatta bazen morlar, oranjlar ve pembe
ler- boyanmtr (ya da en azndan kararnameye kadar yley
di) . ou, bazlar hallardan, kumalardan, mleklerden ve
deri ilemelerinden alnm geleneksel motiflere dayanan fi
grlerle bazlar geleneksel sihirli resimlerle (Fatma'nn eli,
falc figrleri, Allah'n ad, hatta zenli kaligrafiyle yazlm fa
tiha suresinin tamam), bazlar, Berberi kadnlar arasnda e
hirlilerin peesinin yerini alan yz dvmelerinden tretilmi
kabile iaretleriyle, genellikle batan aa, karmak bir ekil
de sslenirdi.23 Dierleriyse, insanlarn sylediklerine gre r
yalarnda grdkleri orijinal icatlard.
Bu aaal cepheler (drt duvarl olduklar iin belki de zarf
demek daha doru olur) iin kullanlan ortak terim, uzun za
mandr Fasl kabilelerin at ve gsterileri iin de kullanlan
Franszca fantasia'dr - bu gsteriler gibi cepheler de bireysel
gcn sergilenmesidirler. Cepheler, onlar reten yeni Sefro
ulular dahil herkesin farkettii gibi beyanatlar, iddialar, ilanlar,
argmanlar, taleplerdirler. Benzer bir ekilde, cephelerin mede-

23 Fas'ta krsal yrelerde kadnlar ounlukla peesizdirler; ehirli kadnlar, en


azndan Sefrou gibi geleneki yerlerde, evlendikten sonra hem dine ballkla
rnn hem de ehirliliklerinin bir gstergesi olarak pee takarlar. Ev cepheleri
ni bu daha byk, ok ince sembolik "yzler" sistemi iine yerletirme fikri
ekicidir, ama mesele karmaktr. Fas'ta daha genel anlamda "pee" ile ilgili
olarak bkz. E Memissi, Beyond the Veil: Male-Fanale Dynamics in a Modem
Muslim Society, gzden geirilmi bask, (Bloomington, lnd., 1987).
1 95
ni beje boyanmasn emreden kararname de, ta giyme gnn
den nce abucak, grnr "bireyler yapma"ya tepkisinden
daha fazlasyd. Bilinli bir gstergeler politikas haline gelen
eyin dahilinde bir hareket, daha dorusu bir kar hareketti.
Evlerini tersyz ederek yeni Sefroulular Sefrou'nun tamam
n tersyz etmekle; kendini gsteren periferilerini snrland
rlm ekirdeinden ok tanmlayc zellii yapmakla tehdit
ettiler. Eski Sefroulularn mudaniyya'ya saldrlar olarak cep
helere ynelik estetik ve manevi tepkileri, baa kabilecekleri
ni hissettikleri igalcilerin maddi talepleriyle ilgili kayglarn
dan daha tutkuluydu. Sosyalistlerin ehre g edenlerin ehir
toplumuna dahil edilme taleplerini onlar yasal olarak beledi
ye snrlarna katarak karladklar noktada, konseyin ileri ge
lenleri (ve ou zaman daha nemli olan konseyin evresinde
ki ileri gelenler) , onlarn, artk bir ekilde dahil edildiklerin
den, ehre yakr ehirliler gibi grnmelerini ve umutlar oy
du ki, yle davranmalarn salamaya altlar.
Netice bir eit fedakarlkt. Yeni Sefroulularn ou, (eski
elitin naha tutucu yelerinin onlarn olmasn istedii gibi)
buldozerde ezilmesi gereken yasad igalciler olarak deil de
belli hizmetlere layk yurttalar olarak ak bir ekilde tann
malarnn karlnda evlerini boyadlar (periferideki evler
neredeyse bir gecede renk deitirdi) . Ama bu fedakarlk, tabii
bu doru kelimeyse, atmay pek de bitirmedi. Sadece mese
lelerin ehir kylarnda birikmi yabanclar arasnda deil de,
ehrin iindeki eitli karlarn arasndaym gibi sunulduu
yeni bir tartma dzlemine tad. rnein iki yl sonra ehrin
en byk, en hzl byyen ve en enerjik periferik yerleimi
nin sakinlerinden biri tarafndan yazlan ve Arapa bir gazete
de baslan u arpc mektubu ele alalm:24

24 "Discrimination among the Inhabitants of the Quarter Bni Saffar in Getting


Drinkable Water," Al-'Alam, 15 ubat, 1988. Al-'A lam, Sosyalistlerin Sefrou'da
yenilmesinden sonra ana yerel muhalefet olarak tekrar ortaya kan kitabiyat
slam parti lstiqlal'in yayn organ. Dr. Abderrahmane El Moudden'e bu
mektuba dikkatimi ektii ve adal dilini evirmeme yardmc olduu iin
kran borluyum.

1 96
Sefrou'da en hayret verici eylerden biri, Orta Atlas'nn he
men ucunda olmasna ramen ime suyunun ktldr. Bu
gerek, gzlem yapan kiiyi aknlk iinde bir dolu soruyu
cevaplamak durumunda brakan paradokslardan biridir. . .
Burada bu mektubun, Bni Seffar semtinde yaayan aileler
adna atmz konusuna ulayoruz; bu insanlar ime suyu
problemiyle ilgilenilmesini ve yaklak 2500 insann ihtiyac
nn karlanmasn rica ediyorlar.
Bu semtin, sakinlerinin sabahn erken saatlerinde cmertli
inden birka damla olsun koparmak iin bana kotuklar
bir tek kayna var.
Burada uzun sralardan, uzun beklemelerden, srada bekle
yen insanlar arasnda kan kavgalardan bahsetmiyoruz . . .
Sakinlerin istedii, ime suyuna erime imkannn ayrm
yaplmadan herkese verilmesidir; bunu datmdan sorumlu
insanlarn belirli taraflar [ partileri, gruplar] kayrdn gr
dmz iin sylyoruz. Bu, su elde etme nceliini baz sa
kinlere verip bazlarna vermemelerinden ak bir ekilde or
taya kmaktadr.
Semtin sakinleri, seim kampanyalarndan bol bol sz ve
ren [Sosyalistlere kar] belediye konseyi yelerinden, bu ay
rmcl brakmalarn ve btn sakinleri eit grmelerini, u
grupla bu grubu ayr tutmamalarn, genelin karlarnn
nda hizmet etmelerini diliyorlar.
Bu aciz insanlarn istedii insan haklarnn en basitinden
fazlas deil; sadece susuzluklarn dindirecek biraz su, bunu
elde ettikten sonra da kimseyi rahatsz [ tehdit] etmeyecekler,
sadece su istiyorlar . . ! ?
.

Bir ehrin yzn veya bir evin cephesini deitirmek, en


azndan burada, iinde yaayanlarn onu nasl grdn ve
anladn deitirmek ve onu grrken, anlarken ve iinde
yaarken kullanmaya altklar kltrel varsaymlar bask al
tna almaktr. Auden'in mehur dizesi25 "yeni bir mimari stil,
bir yrek deiiklii" edebi bir fantaziden daha fazlasdr. Sef-

25 "Petition," 11c Collcctcd Poctry of W H. Auden iinde (New York, 1945).

1 97
rou'da slami ehre ne olduu, Pare'de slami eitime ne oldu
u gibi, hem bu iki yerde hem de baka yerlerde "slam"a ne
olduudur. Tanmm kaybetmekte ve enerji kazanmaktadr.

Gemile ne yaplacan bilmek zordur. Bu fantaziyi ne kadar


kurarsanz kurun veya hatrlarken ne kadar ar nostalji hisse
derseniz hissedin, iinde yaayamazsnz. Her ne kadar gste
rici, nerici veya tehlike habercisi olsa dahi ondan gelecei
ngremezsiniz; gereklemesi yakn eyler sk sk olmaz, ipu
cu vermeyen eyler sk sk gerekleir. Bence, tarihten, sosyal
olaylara evrensel olarak uygulanabilecek kanunlar, llebilir
sonular belirleyen demir zorunluluklar karamazsnz, bu
nu yapmay amalayan teebbsler nafile olduklar kadar bit
mez grnse de. inde, mutat varoluun belirsizliklerini ze
cek ve umumi davrann paradokslarn dindirecek ebedi ger
eklikler de bulamazsnz ya da yine ben bulamam; dorusu,
ana senaryolar yoktur. le yararm gibi grnd tek ey
(belki de birincil olarak, srf insanlarn neler atlattn takdir
etmenin yannda) insann evresinde neler olduunu biraz da
ha az anlamszca alglamak, gerekte olanlardan grntye gi
renlere biraz daha bilinlice tepki vermektir. Gemile ilgili
klielerden hepsi, nsz olduu, bir kova kl olduu, baka
bir lke olduu, gemi bile olmad, eer hatrlamazsanz
tekrarlamaya mahkum olduunuz, cennete doru geri geri gi
derken nmzde biriken enkaz olduu arasndan ie yarar
geree en ok yaklaan Kierkegaard'n "Hayat ileri doru ya
anr ama geriye doru anlalr"dr.
Pare veya Sefrou'ya, Endonezya veya Fas'a, Antropoloji veya
slam'a, dnyada refah ve gcn dalmnn byk resmine
veya inanlarn imdi nasl yaadmzla uzlatrmaya veya
politikay daha az arkaik bir ekilde yeniden kurmaya alan
yerli entelektellerin hayatta kalma ansna ne olaca belir
sizdir: olaylarn gidiine gre belirlenmeyi bekler. Ama bu,
sessizlik yanls grn kolayc gnl avutmas bile, doru
1 98
olmayabilir. Gelmekte olan eyi, en sonunda vardnda de
vam etmekte olan anlatlarda yeni blmler -eklentiler, ba
lantlar, aklamalar ve hala yan anlatlm olan yar anlatlm
hikayelerin yeniden ele alnmas- olarak kesinlikle anlatacaz.
Medrese mezuniyetinin dil komedisinde veya boya emrinin
ehirsel retoriinde ok farkl alar, geriyi, ileriyi, yanlar,
aprazlar iaret eden oklar zaman iinde kendilerini en azn
dan bir yne doru toplayacaklar. Modemitenin izini henz
izilmeden takip edemeyebilirsiniz; ama bir kere izildikten
sonra, tutturduu yolla ilgili, yanl veya kullanl olmak du
rumunda olmayan, yeterli aklamalarmz olacaktr. Olanlar
ve olacaklar arasnda kesin bir iliki olmayabilir, ama her ne
olursa olsun, takip etmek ve farketmek zorunda olduumuz
dan, mantkl dzeyde hassas bir iliki phesiz ngreceiz.
Yazlmadan nce bir metni okuyamazsnz. Yazldktan sonra
da (gzard etmek veya ezmekten baka) fazla bir ey yapa
mazsnz.
Jerome Bruner'in kk ho kitab Acts of Meaning'de -be
nim Kuds-Harvard Dersleri serisindeki kitabma bir ncl
bir dipnota atlm, geleneksel mesellerin youn zekasyla bu
noktay anlatan bir Hint hikayesine26 bir referans vard. Hika
ye "Sanskrit edebiyatndaki en mehur drama" olan Kalida
sa'nn Sakuntala'sndan; Bruner'in dikkatini de, kendisi baka
bir ile urarken srailli bir akademisyen ekmi. Bir bilge
hemen nnde ayakta duran bir filin nnde yere bada kur
mutur. Bilge "Bu bir fil deildir" demektedir. Fil dnp uzak
lamaya baladktan sonradr ki bilgenin zihninde orada bir fil
olup olamayacayla ilgili bir phe doar. Sonunda, fil tama
men ortadan kaybolduktan sonra, bilge koca hayvann arka
snda brakt ayak izlerine bakar ve kesin bir ekilde "Burada
bir fil vard" diye karar verir.
En azndan benim iin (burada bahsettiimiz de "biz"iz)
antropoloji, etnografik antropoloji buna benzer: zihnimde b
raktklar ayak izlerinden gzden kaan, gayet havai ve artk

26 ]. Bruner, Acts of Meaning (Cambridge, Mass., 1990), s. 1 50.

199
oktan ortadan kaybolmu filleri yeniden kurmaya almak.
"Gerein ardndan" ikili bir kelime oyunu, birebir anlamn
stnde iki mecazi dntr. Birebir anlam dzleminde, ger
ekler aramak anlamna gelir, benim, tabii ki, "gerekte" yap
tm ey. tk dnte, ex-post yorum, antropologlarn uzla
maya mahkum olduu, ileri doru yaanan, geriye doru anla
nan olaylarn anlalabilecei ana yol (belki de tek yol). lkinci
(ve daha da problemli) dnte ampirik gerekliin post-pozi
tivist eletirisi, "gerek" sznn kendisini ok hassas bir me
sele yapan gerekliin ve bilginin basit tekabl teorilerinden
uzaklama anlamna gelir. Bu kadar farkl insanlar arasnda,
bu kadar deiik zamanlar zerinde yaplan bu kadar belirsiz
bir srekte gven veya sona erme hissi, hatta ardnda oluna
nn ne olduunun bilindiiyle ilgili bir his yoktur. Ama bir ha
yat sarfetmenin mkemmel, ilgin, mitsiz, ie yarar ve e
lenceli bir yoludur.

200
lifford Geertz, Islamiyet zerine yapt incelemeler

c
vesilesiyle Anglo-Sakson akademi dnyasnda ok

tannm bir isim. Antropolojinin stadlarndan sa

ylyor. Gerein Ardndan , Geertz'in, lslamiyet'in

eitli yerelliklerde nasl yaandn, tecrbe edil

diini, dntn ele ald pek ok mukayeseli almasndan

farkl bir eser. Bir bakma, btn bu almalardan szlen bir muha

sebe. slamiyet zerine alan bir antropoloun kendi bilimsel dene

yimleri v e iinde yer ald disiplinle hesaplamas. Bat'da sosyal bi

limlerin zerindeki halenin neleri rttne dair bir sorgulama . . .

" Hikaye" , Geertz'in skc bir bilimsel toplantda birilerinin nerisi

zerine Fas'a gitmeye karar vermesiyle ba lyor. Haftalarca arabayla

gezerek Fas' tanmaya almasn, "gzlem" amacyla girdii ilikile

ri , mesela Endonezya'da katld okul msameresini, sonra mesela

Fas Kral'nn verdii davetin "ar" havasn, muhtelif bilimadam

"tuhaflklarn" , bu arada akademi ii iktidar mcadelelerini, tatl ve

ayn zamanda edebi bir dille anlatyor stad.

Gerein A rd n dan, sadece "hikaye" deil ama . . . "Yeni" antropoloji

nin, sosyalbilimsel bulgular " h ikaye etmesinin" bir rnei demek

belki daha doru. Zira "bulgu" ve "bilgi"den yana da zengin bir kitap

bu . Geertz'in, iki ayr dnemini gzledii Fas v e Endonezya'daki sos

yal deiim hakknda, dolaysyla Islam ve modernleme deneyimi

hakknda deerlendirmelerini i eriyor. Bununla birlikte, bilimin, bil

ginin, nesnelliin, "doru"nun/hakikatin, gerein anlam gibi, sosyal

bilimlerin ontoloj i.siyle ilgili meselelere ilikin tartmalar da.

rnmmiil
i LETiiM 764

ARATIRMA
iNCELEME 1 1 8
9 789754 709407