You are on page 1of 285

A ,

..

Adem'in
Dili

A.

ADEMiN DiLi
NSAN LSANI NASIL YARATII
LSAN NSANI NASIL YARATII
Derek Bickerton
eviren: Mehmet Doan

A BOGAZiC

'
V'

INiVERS TESi
YAYINEV

Derek Bickerton

Adam's Tongue
How Humans Made Language, How Language Made Humans
lD Derek Bickerton, 2009
Adem 'in Dili
nsan Lisan Nasl Yaratt, Lisan nsan Nasl Yaratt
CO BTEK A.. 2010. Tm haklar sakldr.
BTEK Boazii Eitim Turizm Teknopark Uygulama ve
Dan. Hiz. San. Tic. A..
Boazii niversitesi Gney Kamps, 7. Lojman,

3. Kat, P.K. 34342, Bebek-Beikta/stanbul


Telefon: 0212 359 46 30

Ynetim Yeri:
Boazii niversitesi Yaynevi
Boazii niversitesi Uaksavar Kamps
Garanti Kltr Merkezi, 2/3A, Arka Giri
Etiler/stanbul
bupress(ajboun.edu.tr
www.bupress.org
Telefon ve faks: (90) 212 257 87 27
Sertifika No: 10821

Bu kitabn yayn haklan Kay Telif ve Lisans Haklan Ajans araclyla alnmtr.
Genel Yayn Ynetmeni: Murat Glsoy
Kapak Tasarm: Kerem Yein
Yayma Hazrlayan: Nvart Ta
Baskya Hazrlayan: Ergun Kocabyk
Bask: G.M. Matbaaclk ve Ticaret A..

100. Yl Mal. Matbaaclar Sitesi, 1. Cadde, No: 88


Baclar/stanbul
Telefon: (0212) 629 00 24
Sertifika No: 12358
Birinci Bask: Eyll 2012
kinci Bask: Nisan 2013

Boazii University Library Cataloging in Publication Data


Derek, Bickerton.
Adem'in dili. insan lisan nasl yaratt lisan insan nasl yaratt / Derek Bickerton;
eviren Mehmet Doan.

208 p.

23

cm.

lncludes index.
ISBN

!.

978-605-42:8-88-0

Language

1. Doan, Mehmet.

P!Ofl'J

an

languages.

2.

Human evolution.

3.

Psycholinguistics

indekiler
GR, 7
1. SORUNUN BOYUTU, 20
2. MHENDS GB DNMEK, 43
3. ARKI SYLEYEN KUYRUKSUZ MAYMUNLAR MI?, 62
4. GEVEZE KUYRUKSUZ MAYMUNLAR MI?, 80
5. NLER HER EY DEGLDR (ONLAR YEGANEDR), 100
6. KEND NLERNDE ATALARIMIZ, 117
7. EY TEMBEL K, GT KARINCALARA BAK, 137
8. BYK PATLAMA, 156
9. CHOMSKY'DEN GELEN MEYDAN OKUMA, 180
10. AKLiMiZi TOPARLAMAK, 204
11. PALAMUT FDANA DNYOR, 224
12. FDAN MEEYE DNYOR, 245

Kaynaka, 263
Teekkr, 279
Dizin, 281

GiRi

Bunu evinizde deneyebilirsiniz.


zel ina edilmi bir dzenek, gvenlik tertibat ya da tbbi yar
dm falan istemez.
Dnce deneyi denen eyden bahsediyorum. Dnce deney
leri bilim iin ok gereklidir. Dnce deneyleri olmasayd, izafiyet
kuramna asla ulaamazdk. Eer Einstein k nna binmenin na
sl bir ey olduunu ya da biri hareketli asansrde tekisi darda
duran iki gangster birbirine ate ettiinde ne olacan hayal etmemi
olsayd , hala Newton evrenine skp kalm olurduk.
Burada szn edeceim dnce deneyi epey basit. Bir an iin,
siz dahil kimsenin lisan olmadn hayal edin.
Dikkat edin, aslnda konumaktan deil, lisandan bahsediyo
rum.
Baz insanlar iin bu kelimeler e anlamldr. Ne zaman insan ev
rimi hakknda yeni yazlm bir kitabn dizin ksmn ap "lisan: bak
nz konuma" maddesini grsem, iimi bir sknt basar. "Seni aptal,
konumay gremezsin," diye barmak gelir iimden, "konumay
duyarsn." Bir anlam kastetmeden konumak da mmkn; pek ok
papaan anlamsz anlamsz konuur. Konumak, lisann aralarn
dan sadece biri. aret dili de bu manada bir ara. (Amerikan aret
Dili gibi sarlar iin oluturulmu iaret dillerinden bahsediyorum,
iitme sorunu olmayan insanlarn doalama el kol hareketlerinden
deil. 1 ) Lisan, kelimelerin ve iaretlerin anlamlarn belirler, bunlar
dan anlaml btnler oluturur, bylece sohbetler, muhabbetler, de
neme yazlar, epik iirler ortaya kar. Hatta bunun tesine geer
lisan; dncelerinizi gerekten anlaml klan, fikirlerinizden yapsal
bir btn ina eden eydir o. (Bundan pheniz varsa ya da zorlama
bir fikir olduunu dnyorsanz, elinizdeki kitab sonuna kadar
okuyun yeter.) mgeler halinde dndnz sandnzda bile,
bu imgelerden anlaml btnler oluturan, onlar dzensiz, karman
orman bir bulama olmaktan kurtaran ey yine lisandr.
Lisan olmasayd, zerine hi kafa yormadan her gn yaptnz

1 Frishberg 1987, Torigoe ve Takei 2002.

8 Ademin Dili

eyleri nasl yapardnz bir dnn. Mektup yazmak (e-posta ya da


bildiimiz mektup) . Telefona cevap vermek. Sevdiklerinizle konu
mak. Yeni satn aldnz zamazingonun montaj talimatlarn uygu
lamak. Yol tabelalarn okumak (kabul, bunlardan bazlar resimli
simgeler, fakat bu gibi simgelerin anlam effaf deildir; zerine ap
raz izgi ekilmi bir eyin resminin, yapmamanz gereken bir eyi
simgelediini lisan araclyla renmeniz gerekir) . Her trl oyunu
oynamak (yazl ya da szl kurallar lisan araclyla renirsiniz) .
Alveri yapmak (lisan olmakszn konserve kutularnn zerindeki
etiketleri okuyamazdnz; aslnda alveri yapacak dkkanlar olsa
bile, okunacak etiketler olmazd) . e ge kaldnz iin patrona anla
tacanz bahanenin provasn yapmak. Bu liste byle uzar gider. So
nuna geldiinizde bulacanz ey u : Sizi insan yapan her ey, teki
trlerin elinden gelmeyip de sizin yapabildiiniz saysz ey, esasen
lisana dayanr.
nsan insan yapan , lisandr.
Belki de, insan insan yapan yegane ey lisandr.

Ayn zamanda lisan, bilimdeki en byk sorundur.


Ayn fikirde deil misiniz yoksa? O halde , bilimde en byk so
run sizce ne? Hayatn nasl balad m? Evrenin nasl olutuu mu?
Evrenin baka bir kesinde zeki hayat biimlerinin olup olmad
m? Lisanmz olmasayd, bu sorular soramazdk bile. Lisana nasl
kavutuumuz sorusu, mantken, bilimle ilgili tm sorulardan nce
gelir, nk lisan olmasayd, bilimsel sorular da olmazd . Bu sorular
nasl sorabildiimizi anlamakszn, o sorulara vereceimiz yantlarn
bir geerlilii olup olmadn nasl bilebiliriz?
Zamann balangcndan itibaren insanlar, insan olmann ne
anlama geldiini merak etmitir. Aklnza gelebilecek her trl ya
nt nerilmitir, hatta aklnza gelmeyecek yantlar dahi ileri srl
mtr. Platon , insanlar tysz iki ayakllar olarak tanmlamt;
Diyojen, tyleri yolunmu bir tavukla bu sav rtt . Trleri ilk kez
snflandrm olan sveli botaniki Carl Linnaeus 1758 ylnda bize
bilge insan anlamna gelen Homa sapiens adn vermitir; sonrasn
da, insan evriminin ok dall bir evrim aac olduu gn yzne k
tka, kendimizi Neandertallerden ve "ilk" Hama sapiens1erden (hem
bizim hem de Neandertallerin atalan olduklar dnlyor) ayrmak
zorunda kaldk ve Hamo sapiens sapiens olduk: yani bilgelerin bilge
si. (Etrafnza bir bakn ve bu tanm doru buluyor musunuz bana

( ;,, . \,

syleyin). l n tcrnettc Hritannica ansiklopedisinin "insanolu" madde


sine bakarsanz, u tanm grrsnz:2 "Kltr sahibi primat; teki
byk kuyruksuz maymunlara hem anatomisi bakmndan benziyor
hem de onlarla akraba, ancak olduka gelimi beyni ve bunun so
n ucunda ortaya km konuma yetisi ve soyut akl yrtme beceri
siyle kuyruksuz maymunlardan ayrlr." "Bunun sonucunda" diyor,
yle mi gerekten? Bu ifade, "Gne doudan ykselir," cmlesi gibi
mantkl grnen o szlerden biri; ta ki kendinize u soruyu sorana
kadar: Gerekten yle mi?
Yz elli yl nce Darwin, Bri.tannica'nn bu meseleyi tersten or
taya koyduunu biliyordu; lisan (konuma yetisini deil !) ve soyut
dnceyi insana kazandran ey "olduka gelimi beyni" deildi.
Aksine, soyut dnme kabiliyetini ve gelimi beyni bize lisan ka
zandrmt. "z-bilin, soyutlama becerisi vesaire gibi belirli gle
rin insana zg olduu iddia edilecekse, bu yetilerin, baka gelimi
dnsel melekelerden kazara domu yetiler olmas, sz konusu
melekelerin de son derece gelimi bir lisann mtemadiyen kullan
mndan domu olmas gayet muhtemeldir."3
Bu gr benimseyen kmad. Byk byk dedelerimizin
kuyruksuz maymun olmas zaten yeterince berbatt; aramzdaki
yegane fark bizim konumamz onlarn konumamas olsa iler iyice
sarpa sarard. Harika beyinlerimizin ve zihinlerimizin . . . bir ekilde
gelitiini, kendi balarna zekiletiklerini, sonra srsne bereket
icat ve fikir, edebiyat ve bilim, yani bilgelerin bilgesi olduumuzu ka
ntlayacak her trl vr zvr rettiklerini varsaymak, zsaygmz
pohpohlayan bir dnme tarzyd. Bylece, insan olarak bizi ayrca
lkl klan eylerin bilincimiz, z-farkndalmz, ngr yetimiz, ge
mi olaylar deerlendirebilmemiz, hayal gcmz, mantk yrtme
ve planlama kabiliyetimiz vesaire olduunu dinleyip durduk. Bu mu
cizevi yeteneklerin nasl evrimletii konusunda tek kelime bile edil
medi. Oysa bu yaklam lisan, lisann nasl evrimletiini ve bizim
iin ne tr iler baardn irdelemeye itebilirdi bizi. Fakat lisann,
harika beyinlerimizin onca rnnden biri olduu inanc, herkese
kabul edilmese bile , lisann kkeninin yaltlm bir sorun olarak ele
alnmasna yetecek kadar yaygnd; bu meseleyi, evrimden, hatta in
san evriminden ayrmak ve daha ivedi bir sorunla ba edilmiyorsa
bununla bo vakitlerde ilgilenmek gayet mmknd.
2 www . britannica.com/Ebchecked/topic/275376/humanbeing.
3 Darwin 1871, s. 330.

10 Ademin Dili

Lisann kkeni zerine yazp izenler, dil evriminin insan evrimi


nin bir paras olduu ve ancak insan evriminin bir paras olarak
deerlendirildii zaman bir anlam olduu gereini genellikle gr
mezden gelir; bu gerei kitap boyunca vurgulayacam.
Lisann evrimi konusunun bir ucundan tutmaktan insanlar
yldran baka bir etken de bunun ok zorlu bir sorun olmasdr.
Kimileri, zmsz bir sorun olduunu sylemitir. Psikolog Eric
Lenneberg'in4 1 967 ylnda yaymlad kitab Biological Foundations
ofLanguage [Lisann Biyoloj ik Temelleri], ekseriyetle harika bir kitap
tr. Bylesi bir bal olan kitabn bir yerlerinde, sz konusu temel
lerin nasl kurulduuna, biyoloj ik evrim deirmeninin byle esiz bir
rn nasl ttne dair bir ipucu ya da en azndan bir tahmin
olmasn beklersiniz herhalde. Fakat avucunuzu yalarsnz; Lenne
berg, bu meselenin asla zlemeyecei neticesine varr (bilimde her
zaman iin gz kara bir hamledir bu) . ki dil evrimi aratrmac
s bile, yakn gemite kaleme alm olduklar makalelerinde, dilin
kkeni meselesini "bilimdeki en zorlu sorun" olarak betimlemitir. 5
Lisan ardnda fosil brakmaz. Bu konuda deney yapamazsnz (en
azndan etik kurallarna uygun deneyler yapamazsnz) . Lisan, tek
bireyden oluan bir poplasyondur, tamamyla emsalsiz bir vasftr.
Tm bilim adamlarnn rkt bir durumdur bu, nk karla
trmal yntemlerin kullanlamayaca anlamna gelir; oysa benzeen
fakat hafif farkllk gsteren olgular kyaslamak, bilimdeki en verimli
yntemlerden birini tekil eder.
Lisann nasl evrimletiini aklamaya ynelik giriimlerin,
farkl farkl dzinelerce istikamete sapmas o kadar da artc sa
ylmamal; son yllarda bu giriimlerin says gitgide artyor. Ayrca,
bu aklamalarn, sorunun tam kalbinden uzak durmas da artc
deil. Lisana kavumadan nce atalarmzn ne gibi becerilere ve ye
teneklere sahip olduu hakknda ya da lisann ortaya kn hangi
seilim basklarnn zorlad konusunda saysz anlat okuyabilirsi
niz; lisan bir kez ortaya ktktan sonra nasl gelitii konusunda
nispeten az sayda ve ounlukla stnkr anlatlar okuyabilirsi
niz. Ancak, bir zamanlar "sihirli an" dediim konu hakknda ok az
yaz bulursunuz, bunlar da son derece mulak olur; "sihirli an"dan
kastm, atalarmzn, teki trlere en az yarm milyar yl hizmet etmi
olan iletiim sisteminden ilk defa koptuu andr.
4 Lenneberg 1967.
5 Christiansen ve Kirby

200J.

( ;,,,.,,

1 1

Lisa111 ws l cvrimlctii znde o kadar da zorlu bir sorun sayl


maz.

Bu sorunun zmn zorlatran iki etken sz konusudur. Asbu ikisinin lisanla pek ilgisi yok, fakat sorunun gerekten ne
olduu (ve ne olmad) konusunda ak bir fikrimiz olsun istiyorsak,
bu etkenlerin stesinden gelmemiz art. Etkenlerden biri, genelde
evrimin , dolaysyla da zelde insan evriminin, geen yzyldaki yeni
Darvinci mutabakat tarafndan nasl sunulduuyla ilgili. Buna biraz
sonra deineceim. nce , pek ok kiiye ya da belki ounlua daha
nemli ve ivedi gelen bir meseleyi ele almak istiyorum: bizzat insan
trnn stats.
Lisann evrimiyle bunun ne ilgisi var?
Haklsnz, hi ilgisi yok. Ancak, lisann evrimi meselesi ister
istemez kltr savalarnn6 iine ekilmitir, yani eyann olduu
gibi kalmasn isteyenlerle deiimin mevcut hzyla yetinemeyenler
arasndaki, zme kavuturulmam epik mcadelenin iine ekil
mitir bu mesele .
Geen yzyla kadar, "insann evrendeki yeri"ne dair yerleik
grten rahatsz olan pek kimse yoktu. Bir yars kuyruksuz may
munlarla bir yars meleklerle zdeletirilen insan tr , bu ikisi ara
snda bir yere oturtuluyordu. lmsz bir ruhla donatlm olduu
(hayvanlarn aksine) , sonsuz hayata yazgl olduu (hayvanlarn ak
sine) , trnn tek rnei olarak yce bir stats bulunduu, Kadiri
mutlakn zene bezene yaratt sevgilisi olduu dnlyordu.
Aynca, tpk gnein ay parlaklyla bomas gibi, bu yce varln
fikri (ve manevi) glerinin alelade hayvanlarn kabiliyetlerini glgede
braktn sylemeye gerek bile yok.
Darwin'in gr yaygnlk kazandka, insann statsne dair
yukarda bahsettiim dnce, gcn yitirmeye balad. nsanla
ilikin yava yava baka bir gr belirmeye balad; insan, kuyruk
suz maymun tr olarak kabul ediliyor, doal seilim deirmeni ta
rafndan tm teki trler gibi tld syleniyor, teki trlerden
daha deerli olmad belirtiliyor ve insan baka trlerden ok farkl
klan gerekten nemli bir eyin bulunmad anlatlyordu.
En bata bu gr , insanlar stn sayan dnceyi dzelt
mek asndan faydal olmutu. Fakat bu iki gr ksa sre iinde
1 nda

'' Kltr savalar: atan kltrel deerleri, yani muhafazkar deerler ile li
beral deerlerin atmasn temel alan siyasi atmalar iin Amerikallarn
kulland mecazi anlatm -ev. notu.

12 Ademin Dili

topyekn bir savaa tututu. Savata verilen ilk kayp her zaman
hakikattir; hemen yan bandaki tabuttaysa nesnellik ya t a r.
Belirli bir gndem sz konusuydu (bu batl samalkt an kurtu
lun!) . Bir dogma da mevcuttu (evrim her yerde ve her zaman ok
yava ve kademeli bir sretir) . Aklc bilimsel tarafta ise (teki taraf
takilere gre bu , tanrsz maddeciliktir) , gndem ve dogma birleip
tek bir programa vcut verdiler. nsanlarla teki trler arasnda olup,
insann stn olduunu gsteriyor diye yorumlanabilecek her trl
farkll yadsmak zorunlu olmutu. Daha nce bu ekilde yorum
lanm olan her ey, atasal trlerdeki ve akraba trlerdeki minik de
iikliklerin bir neticesi olarak yeniden yorumlanmalyd; bu trlerin
gemii, salt insana zg addedilen herhangi bir yetinin "nclle
riyle," "srama tahtalaryla," dolup tamak zorundayd. Sreksizlik
diyebileceimiz hibir ey olamazd. Bir avu oyunbozan, lisan konu
sunda bir nebze sreksizlie gnlszce imkan tanyordu , fakat bu
meselede bile, lisanszlktan lisana ncler sayesinde, srama tah
talaryla, geri dn olmayan bir snn amadan falan bir ekilde
geildiine geni kesimlerce inanlyordu.
Bunun dnda kalan her ey tabuydu; iyiden iyiye dman ola
rak alglanan kiilerin, yani insann esiz bir yaratc eylemle orta
ya ktna hala inananlarn gnln rahatlatacak her ey, hatta
mulak aklamalar tabu saylyordu. Baka bir yerde yazdm gibi,7
lisan ile lisanszlk arasnda bir kesintinin olduunu varsaymak, po
litik doruculuk cetvelinde, Yahudi soykrmn yadsmak ile kresel
snmay reddetmek arasnda bir yere denk gelir. Buna ramen, gz
kara bir aratrmac lsnn yazd gibi, "tm hayvanlar iinde,
ate yakp teker yapanlar, birbirlerinin hastalklarn tehis edenler,
simgelerle iletiim kuranlar, haritalarla yol bulanlar, lkleri uruna
hayatlarn tehlikeye atanlar, birbirleriyle ibirlii yapanlar, dnyay
varsaymsal nedenler balamnda aklayanlar, kurallar ineyen
yabanclar cezalandranlar, olas senaryolar hayal edenler ve tm
bunlar birbirine retenler sadece insanlardr."8 ok daha fazlas da
saylabilir; Derek Penn ve meslektalarnn derledii liste, insanlarn
baarabildii ama teki trlerin hibir yesinin yanna bile yaklaa
mad ilerin ancak minik bir ksm.
nsanlar ile teki hayvanlar arasndaki uurum bize anlatld
kadar kkse, tm teki hayvanlarn pek iine yaramayan ama bize
7 Bickerton 2008.
8 Penn ve dierleri 2008.

( ;,,, ...

1 .1

ok faydas dokunan o ufak farkllk ne olabilir acaba? Grdm


kadaryla, insanlarla teki trler arasnda bir devamllk olduunu
savunanlar, unu, brakn kabul etmeyi, fark etmemitir bile : Bu uu
nm ne zaman asgariye inse, insanlann trl trl belirgin yetileri hi
olmad kadar esrarengizleir.
O halde, mutlak gce sahip bir tanry ya da gizemli bir Akll
Tasarmcy kabul etmemiz mi gerekir?
Elbette hayr. Evrime dair bulgular yle bol, yle gl ki: Bir
ekilde, bir yerde tamamen normal evrimsel sreler, bu fark, artk
her neyse, ite onu ortaya karmtr. imdiye kadar epey tembellik
ettik. Gstermemiz gereken zeni, abay gstermedik. Bir dogma u
runa, nesnellii bamzdan defettik. Sreksizlik vardr, stelik lisan
la da snrl deildir; insan zihninin tm vehelerine uzanr. lk olarak
bunun mevcudiyetini kabul etmemiz gerekiyor. Sonra da evrimin bu
sreksizlii nasl retebildiini anlamalyz.
Doada bazen ufak bir deiiklik baka bir faza geilmesine yol
aabilir. Isda birka santigrat derecelik bir d, sv suyu buza
dntrr. Birka derecelik bir artla su, buhara dnr. Buhar,
buz ve su tamamen farkl davranlar sergilerler, yine de aralarndaki
hudut, deyim yerindeyse sadece nicelik meselesidir.
Canl varlklara da gz atabiliriz, mesela bceklerde uu konu
suna bakalm . Kimse bceklerin uma yetisini nasl gelitirdiinden
emin deil .9 nceleri su iinde yzerken kullandklar solungalar,
havada szlmelerini salayacak kadar genilettiler mi acaba? V
cutlarn soutma amacyla gelitirdikleri titreimli yaplar belki de
gnn birinde ilerinden birini havaya ykseltti? Artk ne olmusa,
ilk uular birka saniye srm olmal, ancak bir bariyer alm,
yeni ve snrsz olaslklar sunan, btnyle yepyeni bir alemin kap
lar almt. te size bir sreksizlik rnei.
nsan zihnine gcn veren unsur, uma yetisinin zihindeki
muadiliydi .
Penn ve alma arkadalar tek deil iki sreksizlik olduunu
varsaymt: Lisan zelindeki sreksizlik ile idrak yetisinde sz ko
nusu olan daha genel bir sreksizlik. lkinin ikinci sreksizlie nasl
sebep olduunu anlayamamlard. kinci sreksizliin ilkini nasl
dourduunu da gstermemilerdi. Kara kuyruksuz maymunlarnn
normalde ilgi ekmeyecek tek bir soyunda, bu boyutta iki evrimsel
sreksizliin ortaya kmasnn adamakll imkanszlyla yzleme4

Pringle 1975, Sane 2003.

14 Ademin Dili

yi baaramamlard.
Hi mantkl deil. Bir tanesi yeterince kt olurdu zaten. Bu
kitapta ilk defa olarak, size sadece lisann nasl evrimletiini deil,
ayn zamanda insan zihnini nasl evrimletirdiini de gstereceim.
Fakat bu deiimler neden gerekleti?
Eer n-insanlar yarm milyar yl boyunca teki trlere gayet
gzel hizmet etmi iletiim kalplarndan ayrlmsa, bir nevi ihtiya
onlar zorlam olmal; byle kkl neticeler dourduuna gre ok
gl bir gereksinim olmal bu. Belki de gelitirdikleri yeni bir davra
n tr, nceki iletiim sistemlerinin tesinde bir yolla iletiim kur
malarn gerektirdi. Fakat yirminci yzyln yeni-Darvinci mutabakat
bu tr bir gelimeyi gz ard etmi gibi duruyor.
ada evrim biyolojisinin nde gelen ahsiyetlerinden George
Williams'a gre, "uyarlanm (adaptasyon) daima bakmszdr; 10 orga
nizmalar kendi evre artlarna uyum gsterir, evre ise organizmaya
uyum gstermez. " Grnte, bu ifade tartmasz doru gibi geliyor;
evremiz, yani kayalar, aalar, rzgar, yamur, gn falan nasl
olur da sana bana uyum salayabilir? Fakat Williams 'n bu gr
nn sonularndan biri, ki evrimciler arasnda oka kabul grr,
evrimin tek ynl bir yola dntdr. "Uyarlanm" kavram sanki
organizmalarn olumlu bir ey yaptn artrr, fakat asl anlam
bu deil. Uyarlanm, biz de dahil tm hayvanlarn kendi kaderlerinin
znesi olmad, daha ziyade, otomatikman rastgele genetik rekombi
nasyonlar ve tesadfi mutasyonlar yaratan varlklar olduklar ve ev
renin bunlar arasndan bazlarn setii anlamna gelir. Doal seilim
budur. Hayvann fiili davranlarnn hibir etkisi ya da kayda deer
neticesi yoktur. Bu tarz bir evrim grnn mantk snrna, Richard
Dawkins 'in "gen bencildir, 11 genler her eydir," yaklamyla ulald.
Evrim, yukarda betimlediim gibi gereklemise, insann ev
rim srecinde lisan tetiklemi olan zel, esiz bir davrann izini
aratrmaya gerek yok. Bulamayz. Atalarmz iftlemi, genlerini
birletirip durmu, tuhaf mutasyonlar balarndan atm olmal, ta
ki bir gn piyangoyu tutturup yakaladklar bir gen kombinasyonu,
lisan, en azndan basit bir biimini mmkn klana dek. Lisan yetisi
kazandklar andan itibaren, Franszlarn embarras du choix dedii
durum olumutur, yani yeni seeneklere boulmulardr; lisann ie

10 Williams 1992.
11 Dawkins 1976.

( ;,, :..

1 '.)

yarayabilecegi o kadar ok alan vard ki. 12 Avlanma, alet yapm, top

l u msal ilikiler, ayinler, dedikodu, iktidar iin entrika evirmek, kar


cinsi cezbetmek, ocuklar denetim altnda tutmak. . . Tm bunlar ve

daha fazlas, lisann asl ilevi olarak ileri srlmtr. Nihayetinde,


bu etkinlikleri teki primatlar da gerekletiriyordu . Biz de primat
genleri tayan primatlar olduumuza gre, stelik davranlar gen
ler belirlediine gre, lisann nasl baladn renmek istiyorsak,
en yakn akrabalarmz, yani byk kuyruksuz maymunlar (atalar
mzn aksine bunlar hala sa ve aratrma iin gayet uygunlar) dn
da bir yere bakmamzn anlam yok.
En az bir papaan trnn kuyruksuz maymunlar kadar li
san potansiyeli tadn gstermi olan Irene Pepperberg, bu tu
tumu, lisann evrimini "primat merkezci" yaklamla ele almak diye
nitelemitir. 1 3
Williams 'n szne biraz daha yakndan bakalm. "Organizmalar
kendi evre artlarna uyum gsterir." Dikkat edin, evre artlarna
deil, kendi evre artlarna demi. Bir btn olarak evre, seilim
uygulamaz. (Alaska'daki hava artlar , Hawaii ispinozlarn ilgilen
dirmez.) Trler ancak hemen kendi etraflarndaki evre artlarndan
etkilenir. Fakat ayn evre, onu mesken tutmu trler tarafndan
deitirilir, hem de bazen kkl bir ekilde. 1 4 Keiler ormanlar yok
eder. Solucanlar topra zenginletirir. Kunduzlar vadileri su altnda
brakr. Deniz kular, Nauru adasna o kadar ku dks (guano)
ymtr ki Naurulular hepsini satsayd, geride ada falan kalmazd.
O halde doal seilimde seici etken, genel, soyut bir "evre" deil, o
evrenin sakinleri tarafndan ilenmi evrenin bir parasdr. Canl
organizmalarn evrede yol at deiiklikler, ardndan o organiz
malarn yeni zelliklerini yine seilime tabi tutar; bu organizmalar da
evrede baka deiikliklere neden olur, evre de . . .
Olay anladnz m? Daimi bir geri bildirim sreci sz konusu.
O halde evrim, dncesizce kendini oaltan bencil genlerden
ibaret deil. Bu srete hayvanlarn icraatlar , yine kendi evrimlerine
klavuzluk eder. Bu, evrime dair daha kullanc-dostu bir grtr,
fakat bu gr kabul edeceksek, sebebi bu deil. Geree daha ya
kn bir gr olduu iin kabul etmeliyiz.
Biyologlarn, ni inas kuram adyla bildii bu gr son yl1 2 Johansson 2005, zellikle kinci Blm.
: Pepperberg 2005.

14 Odling-Smee ve dierleri 1996,

2003.

16 Ademin Dili

larda gelimitir; meslekten olmayanlarn bundan hala pek haberi


yok. Henz bu gr lisann evrimine uygulayan birisi km deil.
Ni inas kuramnn nelerden bahsettiini Beinci Blm'de anla
tacam. nsan evrimine dair tabloyu kkten deitirmi olduunu
bilsek imdilik bize yeter. Artk ne insan evrimi ne de insan evriminin
rn olan girift kltr, trnn tek rnei olan anomalilerdir. Ni
inas, insan evriminin itici gc, baka trlerde, muhtemelen ou
trde de i banda olan bir sre olarak grlebilir artk.
nsan kltr olsa olsa insann niidir.
Yaadmz evreyi kendimize uydurmann yolu budur; tpk
karnca yuvalarnn ya da termit tepeciklerinin karmak dnyas
nn, karncalarn ve termitlerin yaadklar evreyi kendilerine uydur
masnn bir yolu oluu gibi. Biz bunu renerek baarrz, onlar ise
igdleriyle; aman ne nemli! Bizler reniyoruz, nk lisanmz
var; lisan zaten igdnn meyvesidir, tpk termit tepecikleri gibi.
Aynca, lisann kendisi, ni inasnn deerli bir rneidir.
Bu yeni kuram, insanlarn, lisann kkenini hep yanl yerler
de aradn akla getiriyor. nceki incelemeler iki ulamdan (katego
ri) birine karlk geliyordu : Lisan, ya gkten sebepsiz yere dm
gizemli bir hediyeydi ya da bir dzine etkenden herhangi birisinin
seilimde ne karm olabilecei basit ve bariz faydal bir vasft .
zleyen sayfalarda iki tr aklamay da ele alp bunlarn yanllarn
ortaya koyacaz.
Ni inas kuramnn bak asndan lisan, atalarmzn zgl
seimlerinin ve epey zgn eylemlerinin mantkl, hatta belki ka
nlmaz sonucu olabilir. Daha ak konumak gerekirse, beyin gc
onlarnkine ancak uzaktan benzeyen trlerden hibirinin kalkma
yaca bir eyi yapmaya balam olmalar, neredeyse tm hayvan
trlerinin iletiim sistemlerini kstlayan snrlamalar bir ekilde
gemeyi baarm olmalar gerekir. Elbette, bu engeli bir kez atk
tan, yeni bir sistem kurduktan sonra, yeni bir nie, yani lisan nii
ne geebilirlerdi. lk sistem ne kadar kaba ya da ilkel olursa olsun,
tm ni inas biimlerinin yaratt ayn geri bildirim dngsne
tabidir; davranlardan genlere, genlerden davranlara, sonra tek
rar davranlardan genlere. Lisan bylece deiir, byr ve geliir, ta
ki hayatlarmzda bugn ve her gn hepimizin bildii ve kulland
(ve tamamyla doal addettii!) sonsuz karmak, sonsuz incelikli bir
ara haline gelinceye dek.

( i111.:.

1 I

Hu kitab yazmakta iki hedefim var.

lk olarak, insan olmann anlam konusunda lisann kilit e ol


d u unu ve lisann nasl evrimletiini anlamakszn kendimizi anla
may ya da aklamay dnemeyeceimizi size gstermek iin yanp
t utuuyorum. Lisann evrimi, yaklak yirmi yldr zerinde dn
dm bir konu olduu iin bunu sylyor deilim. Tam aksine. Son
yirmi yldr lisann evrimi hakknda dnyorum , nk insanl
anlamada bunun kilit unsur olduuna inanyorum; baka bir sebebi
yok. Bu ii yapmak zorunda deildim. Paraya ihtiyacm yok, zaten bu
ite para da yok. Yanmda bir srahi margaritayla havuz kenarnda
ezlonga uzanr ve gnm gn edebilirdim. Fakat sizleri ikna etmek
iin duyduum arzu, insanlarn gerekte ne olduunu bilme, anlama
tutkumu yanstyor; bu gereksinimi hayatm boyunca hissettim.
kincisi, lisan evrimi almalarn altst eden, bu almala
r elien kuramlardan, abartl iddialardan, uzlamaz grlerden
meydana gelen bir kaosa eviren pek ok kafa kartrc etkenin ba
zlarn ayklamak istiyorum. Bu etkenlerden birini daha nce be
lirtmitim: Bu alanda alan pek ok kiiyi etkilemi olan "primat
merkezci nyarg"dan bahsediyorum; bu yaklam, her eyi bir yana
brakarak byk kuyruksuz maymunlarla aramzdaki genetik yakn
la odaklanp, bizim atalarmz ile kuyruksuz maymunlarn atalan
arasndaki evresel ve ekolojik farkllktan gz ard eder.
Bunun yakn mttefiki olan baka bir etken ise, teki trlerin
iletiim sistemlerinin bir nevi hiyerari oluturduu, lisann da bu hi
yeraride en tepeye oturduu inancdr. Sanki teki trlerin iletiim
sistemleri, lisana ulamak iin gerekletirilmi baarsz giriimler
dir: Ellerinden geleni yapmlar yapmasna ama o raddeye ulaama
mlar; sadece bizler zirveye ulaacak kadar zekiymiiz. Bu yakla
ma "insan merkezci nyarg" diyebilirsiniz; insanlar bu nyargy
tadklarn pek kabul etmez ama pek ok kuram da renklendirmi
tir. Lisann u ya da bu vehesinin "nclleri" hakknda konuan 15
ya da baka trlerin iletiiminde "lisana ynelik srama tahtalar"
arayan insanlara bakn: Bu ifadeler, insan merkezci nyargnn ia
retlerindendir.
Gerekte herhangi bir trn iletiim sistemi sadece ve ancak o
trn evrimsel ihtiyalarn karlamak iin tasarlanmtr. Tm ileti
im sistemlerinde ileyen birikimli ya da "kademeli" bir temayle dair
hibir bulgu yok elimizde .
rnein, Pollick ve d e Waal 2007, Hurford 2007.

18 Ademin Dili

nc etken, lisann aslen doal seilimin hedefi olduunu


varsaymaktr. Byle bir varsaym, fazlasyla basit olurdu. Lisan ev
rimletiine ve evrim doal seilimle i grdne gre, lisan doal
seilimden gemi olmal, yle deil mi? O zaman akla u soru geliyor:
Lisan seilimde ne karan ey ne? Avclk m, alet yapm m, ocuk
bakm m, toplumsal rekabet mi, cinsellik iin yaplan gsteriilik
mi? Tm bunlar ve daha fazlas, kimi uzmanlar tarafndan seilim
basks olarak belirlenmitir. Bunlardan herhangi birini tekilere
yelemek iin makul bir neden olmay hi de artc deil; aslnda,
hepsi de bir ekilde ciddi kusurlar banndnr.
Buradaki hata, ki ilk dillerin gnmz dillerine kyasla ok ba
sit olduunu dnenler bile bu hatay yapmtr, lisana ulamann
bir hedef olabileceini dnmektir. Gerekli ufak tefek paralan bir
araya toplanp kendisini oluturana dek var olmas sz konusu bile
olamyorsa, lisan, isterse en sade ve temel biimiyle, nasl bir hedef
olabilir ki?
Lisann nasl evrimletiini sormak yerine, tm teki trlerin
kulland ve kullanm olduu iletiim sistemlerinden atalanmzn
uzaklamaya balamasna neyin yol atn sormalyz. O atalarn
yaam tarzna, neyi nasl yapmaya altklanna bakmal, sonra da
bu hayvan iletiiminde ne gibi kstlamalar vard ki bu etkinlikler
insanlar o iletiim sistemlerinden kopmaya zorlad diye sormalyz.
Tm o kafa kantnc etkenlerden saknabilirsek, lisann evrimi
tartmalarnn erevesini genelde belirleyen u iki baskn seenek
ten yakay syrabiliriz:

"Tm iletiim sistemleri bir sreklilik tekil eder."


"Lisan btnyle farkl bir iletiim sistemidir. "

Birbirleriyle elien b u grler genelde, bilimsel dayanaklardan


ziyade ideolojik dayanaklarla savunulur : nsann sradan bir tr ol
masn isteyenler ilk gr, insann zel bir tr olduunu dnn
ler ikinci gr benimser. Oysa, buradaki kartln doru olmad
n fark etmemiz art; ikinci gr gnmz iin doru olabilir, fakat
bir zamanlar kesinlikle geerli deildi , ki artk "o zaman" ne zamansa.
Atalarmzn , hayvan iletiiminin kalbn ilk olarak nasl krabildiini
ve bizden ok da uzak olmayan bir trdeki bu ilk atlmn sadece
iletiimi deil, bu iletiimi kullanan zihinleri de kkten deitirecek
bir deiim alayann nasl balattn, hi kimsenin incelemedii
kadar yakndan incelemeliyiz.

( ;,,, . .

1"

v e girift bir ykdr.


Fakat doru, tek gerek yk bu mu?
Bunun gvencesini veremem. Bilim, iman deil. Dn kesin g
rnen, yarn samalk gibi gelebilir, fakat ertesi gn yine bir ihtimal
olarak deerlendirilebilir. Bunun, bilim adamlarnn aklnn dank
o lmasyla alakas yok; sebep, srekli yeni bilgilerin elde edilmesi, bil
ginin kanlmaz olarak gereklik resmimizi deitirmesi (umalm ki
iyiletirmesi) ve iman temel alan gzlemciler olmadmza gre, ku
ramlanmz bu resme uydurmak zorunda oluumuzdur.
nsan, evrim, insan evrimi, biyoloji ve lisan hakknda mevcut
bilgilerimizi temel alarak size gvencesini verebileceim ey, kitabn
ilerleyen blmlerinde okuyacanz aklamalarn, gnmz iin
olas en dzgn ve salam aklamalar temsil ettiidir. Bildiklerimiz
deiebilir ve bilgimiz en iyisi olmaktan kabilir, fakat bu gerekle
meden nce bilgi birikimimizin byk lde deimesi gerekecek.
nk, yeni keiflerden bamsz olarak geerli kalacan dn
dm ey, lisann kaynan ararken kuyruksuz maymunlarn bu
gn yaptklarna deil, onlarn yapmayp da atalarmzn yaptklarna
bakmak fikridir.
Fakat, dedikleri gibi, grgl bir mesele bu.
Karar siz verin. Kitab yazarken aldm keyfin yarsn sizler
okurken alrsanz, bu kitap iin harcadm zahmete demi olacak.

H, z

1 SORUNUN BOYUTU

BR DOKTOR DOLITILE NEDEN YOK?


Neredeyse tm canl organizmalar bir ekilde . . . birbirleriyle iletiim
kurar.
Ate bcekleri parldar. Kurbaalar vraklar. Crcr bcekleri, e
kirgeler ve bunun gibiler, bacaklarn bacaklarna ya da kanat klf
larna srtp, o cr cr sesini kartrlar. Kularn eit eit incelikli
tleri vardr. Kurtlar ulur. Yunuslar sonar sinyali gnderir; slk
da alarlar. Kimi kertenkeleler boyunlarndaki keseleri iirir ya da
renk deitirir. Gibonlar, bir saatten uzun sren tuhaf detler yapar.
Kuyruksuz maymunlarn ve kuyruklu maymunlarn trl stratejileri
bulunur: iniltiler, lklar, el kol hareketleri, yz mimikleri. Arlar
dans eder. Karncalar kimyasallardan faydalanr. Farkl trlerin ile
tiim iin kulland yollar yle eitli ve birbirlerinden yle farkldr
ki iletiim kurma konusunda ok alengirli bir iin dndn zan
nedebilirsiniz.
Ancak kazn aya yle deil.
On yl nce Marc Hauser'in yaymlad alma, 1 hayvanlarn
iletiim sistemlerine dair hala en kapsaml ve eksiksiz incelemedir
(hayvan iletiim sistemi ya da ksaca HS diyeceim; kusura bak
mayn, ksaltmalardan tiksiniyorum ama nmzdeki blmlerde
yazmak zorunda kaldm kadar "hayvan iletiim sistemi" ifadesini
okumanz gerekseydi beni anlar, hatta affederdiniz). HS tarafndan
nakledilen bilginin ana snfa ayrldn belirlemiti: Sakalmla
ilgili sinyaller, iftlemeyle ve remeyle ilgili sinyaller, bir de ayn t
rn yeleri arasndaki bunlardan baka mnasebet trleriyle ilgili
sinyaller, ki son snfa toplumsal sinyaller diyelim. Kimi sinyalleri tek
gruba yerletirmek zor. rnein, kar taraf yattrmaya ynelik sin
yal, dmannzn kazanacak gibi olduu kavgada kullanld zaman
toplumsal sinyal gibi grnr, fakat "sakalm" sinyali snfna da
girebilir; bu sinyali vermezseniz ldrlebilirsiniz. Fakat bu snflar

Hauser 1996.

So111111111 /lH/1111

') 1

d nda kalan bir sinyal yok. Gelecei planlamak ya da gemii anm


samak yle dursun, hava dunmu, manzara ya da komunun yap
t klar hakknda konumak iin kullanlabilecek tek HS yok.
Herhangi bir hayvan , gemii anmsayabilse, yapt tm hata
lar bir kenara kaydedebilse, gelecek planlan yaparken bu hatalar
bertaraf edebilse, elbette bunun muazzam faydasn grrd. Byle
bir yeti, hayvann evrimsel zindeliini (fitness) azamiye karrd, bu
da biyoloj i dilinde hayvann daha uzun yaamas, daha fazla remesi
ve genlerini daha fazla yaymas anlamna gelir. Evrimin olay da bu:
lmeden nce kimin en fazla yavnsu olmusa o kazanr. O halde ,
neden sadece bizde lisan olduunu merak edebilirsiniz; neden em
panzelerle ene alabileceimiz, kedilerle sohbet edebileceimiz, k
peklerle atabileceimiz, tavanlarla uzun uzun konuabileceimiz,
tibet kzleriyle gevezelik edebileceimiz bir Doktor Dolittle2 dnya
snda yaamyonz da tm bu yaratklar benzer ekillerde iletiim
kunyor.
Bunun yant u : Evrim , srf o trn iine yarayacak diye zellik
gelitirmez. Evrim, sadelikten yanadr. Yeterli iin bir nebze fazlasn
yapmaz. Aynca, zerinde almak zonnda olduu ey tarafndan da
snrlanr. zerinde almak zonnda olduu ey ise, herhangi bir
anda herhangi bir trde var olan bedensel biimler ve zihinsel yete
nekler, aynca bu biimlerin ve yeteneklerin mmkn kld davra
nlardr. Tek tr iinde bu beden biimleri, yetenekler ve davranlar
o kadar byk eitlilik gsteremeyecei iin, neredeyse tm evrim
sel deiiklikler aamal ve kktr. Arada srada bir zirve noktas
na rastlamak mmkn ama genellikle doa, sramalar yapyor gibi
grnmez.
O halde, hayvanlarn iletiim iin kulland vastalar, yani bl
mn banda bahsettiim tm o panldamalar, lklar, el kol hare
ketleri falan filan, ta batan itibaren iletiim kurmak iin tasarlanma
mtr ya da nadiren iletiim iin tasarlanmlardr. Daha ziyade bu
vastalar, hayvanlarn, en bata iletiimle pek ilgisi olmayan ilerinin
daha sonra her halkarda deiiklie uramasyla, bir slup kazan
masyla, pekimesiyle ekillenmitir. Bu gr, ilk etologlann, yani
Nikolaas Tinbergen ve Konrad Lorenz gibi akademisyenlerin vard
neticeydi;3 l 950'lerden bu yana HS birimlerinin ilevine ve nemine
2 Doktor Dolittle: Hugh Lofting'in yazd ocuk kitaplar sensnn ba
karakteri; hayvanlarla konuabilen bir doktordur -ev. notu.
3Lorenz 1937, Tinbergen 1963, Krebs 1991.

22 Ademin Dili

dair yorumlar kkten deimi olsa da, nereden geldikleri konusun


daki anlaymz deimemitir.
Zaman iinde sk sk ortaya kmalaryla birlikte bu zgn dav
ranlar belirli durumlarla, dolaysyla bu durumlara uygun mesaj
trleriyle ilikili hale geldi. Bu davranlar sergileyenler, pencerenin
kapanmasn istediimizde "ltfen pencereyi kapat" deyiimiz gibi
bilinli iletiim kurmaz: HS'ler lisann ucuz bir ikamesi deildir; li
sandan btnyle farkllar. Belirli durumlara tepki verme srecinde
HS'lerden faydalanan hayvanlar, ayn duruma teki hayvanlarn
nasl tepki gstermesi gerektiine dair ipucu verir; bu gibi ipular
n doru yorumlamak, o hayvanlarn hayatta kalma ansn artrr.
Dolaysyla, memeliler kavgaya tututuu zaman, yere yapmak ve
yksek perdeden sesler karmak, saldrgan yattrma niyeti tar.
Kendi blgesini savunan tc ku trlerinde, belirli tipte ve iddette
tler, o kuun, blgeye izinsiz girenlerle arpma hevesini sergiler.
Falan filan.
Bu adan bakldnda lisan pek mmkn deilmi gibi grnr.
Lisan iin en basit ve dzayak kaynak, empanzelerin ve insanlarn
son ortak atasnn HS'inden alnm sesler olurdu. Fakat bu sesler,
empanzelerin kard seslere benziyorsa,4 bunlar deitirip veya
ritelletirip kelimelere dntrme ans dktr, ki cmlelerden
bahsetmiyorum bile. Aynca daha nmzde anlam sorunu da var.
Kendi izmeleriniz zerinde ayaa dikilecekseniz, nce izmeniz
olmal.
NEDEN TEK HAYVANLARIN KONUACAK PEK BR EY YOK
Daha kts var. Neden HS birimleri sadece sakalm sinyallerini,
iftleme sinyallerini ve toplumsal sinyalleri ieriyor. Bunun sebebi,
hayvanlarn evrimsel zindeliini nemli lde artracak sinyallerin
sadece ama sadece bu alanlara dahil olmasdr.
Sakalmla ilgili arlara bakalm . Bunlara, yrtclara kar
uyan arlar ve yiyecek bulunduunda yaplan arlar dahildir.
Yrtcya kar uyanda bulunmak, o uyary yapan hayvann hayatta
kalma ansn ykseltmez. Aslnda drr; yrtcnn dikkati o hay-

4 Michael Wilson'a gre (www.discoverchimpanzees.org/activitieslsounds


top.php), "ar trlerinin kesin saysn be l irle mek zor, ('nk bi r('ok l'<!;r
birbirine kaynar, ara biimler olu:;turur," ki keli n<'kr siiz kos old g
ci< hun grm<'yiz.

,';"""""' '''"'"'" . ).

v;111a evri l ir, by l ece hedef haline gelir. Fakat o hayvanla epey ortak

gen tayan yakn akrabalarnn hayatta kalma ans ykselir. Biyo


loglar "kapsayc evrimsel zindelik"ten bahsederken bunu kasteder.
Bir eyleri srf kendi yavru retme ansnz artsn diye yapmazsnz;
kardelerinizin ya da yakn akrabalarnzn reme ansn ykseltir
seniz de ayn amaca hizmet etmi olursunuz.
Bir zamanlar, bu uyar arlarnn btnyle otomatik olduu
dnlyordu, tpk biri gznze parman soktuunda gznz
otomatikman krpmanz gibi. Zavall hayvan, leopar grr ve ciyak
larm; ket vurabilecei bir tepki deilmi bu. Fakat aratrmaclarn
yeni bulgularna gre5 hayvanlar konuamasa da bu kadar budala
deiller. Tek balarna kalmlarsa, uyanda bulunmazlar. Yakn ak
rabalaryla birlikte deillerse, tekileri uyarma ihtimalleri der, oysa
ailelerinin yannda hi ekinmeden uyan seslerini karrlar.
Yiyecekle ilgili arlardan kast, yiyecek kefedildiini duyuran
sinyaller olmakla birlikte zaman zaman gdann niteliini ve yerini
belirten sinyalleri de kapsar. Bu ar, eer lezzetli bir lokmay tek
bana mideye indirmek yerine bakalaryla paylamak anlamna
geliyorsa, bireyin yine iine yaramaz. Fakat ayn kapsayc evrimsel
zindelik lt burada da geerli: Kardeine faydan dokunursa, ken
di genlerine , en azndan bir ksmna el vermi olursun. Dolaysyla,
sakalmla ilgili tm arlar evrimsel zindelii artrmakla dorudan
ilikilidir.
imdi de reme sinyallerine gz atalm . Bunlara, iftlemeye ha
zr olunduunun reklam edilmesi dahildir, rnein baz primatlarda
kzan diilerin cinsel organlarnn imesi ya da srf, "ben bilmem
ne trnn erkei/ diisiyim" diye duyurulmas gibi. teki uca ba
karsak, diileri etkilemek iin yaplan incelikli kur danslar ya da
girift yaratmlar (ssl ardak yuvalar gibi) bu sinyallere dahildir.
Basit sinyaller, doru trlerde doru cinsiyetlerin doru zamanda
bir araya gelmesini salamaktan fazlasna yaramaz. Akas, eer
bir zamanlar cinsiyetlerinin ve trlerinin niteliini sinyallerle bildi
ren hayvanlar bu tr sinyaller gndermeyen baka hayvanlarla yan
yana yaamsa, sinyalci hayvanlar tekilere kyasla daha sk bir
araya gelip iftlemi, nihayetinde bu trn her yesi bu sinyaller
den faydalanmaya balamtr. Daha karmak sinyaller ise uygun
bir e olduunu bildirmenin yannda, ein yksek nitelikli olduunu

Cheney ve Seyfarth 1990.

24 Ademin Dili

da gsterir. Uzun sre nce Darwin'in belirttii gibi/' diilerin tercihi,


yani diilerin en iyi damzl bulma ve genlerini gelecee yollayacak
ei kapma arzusu, evrimin en gl motorlarndan birini tekil eder.
O halde, reme sinyalleri de evrimsel zindelii dorudan etkiliyor.
Son olarak toplumsal sinyallere dnelim. Bunlar dostluk anla
mnda toplumsal olmak zorunda deil; hatta toplumsal trlerle snr
l olmak zorunda da deiller. Ayn trn yeleri arasndaki her trl
mnasebetle ilgilidirler. Tek eli yaayp , kendi blgelerini bir bana
savunan kular rneine bakalm. stilaclarn cesaretini krmak iin
yolladklar sinyaller, yavru kuyruksuz maymunlarn anneleri onlar
emzirsin diye faydaland "meme arama" gibi daha samimi sinyaller
kadar toplumsal ulama girer. Bu sinyallerin evrimsel zindelikte se
bep olduu art, sakalm ya da iftleme sinyalleri kadar dolaysz
ya da bariz olmasa da hi nemsiz deildir. Kavgaya tutumak zorun
da kalmadan rakibini pskrten hayvan olas bir yaralanmadan ya
da lmden kanm olur. teki hayvanlar kendisini tmarlamaya
tevik eden hayvan, haaratlarn bertaraf edilmesinden fazlasn elde
eder. Bu iyiliin karlksz kalmayaca dnldnde, hayvan
yakn balar kurmu , grup iinde statsn ykseltmi, cinsellie
ya da gda olanaklarna eriimi artm olur. Daha iyi yaamann an
lam, uzun yaayp kendi dln oaltmaktr; evrimsel zindeliin bu
sinyallerle de arttn gryoruz.
LSAN NEDEN BU KADAR AYKIRI?
HS1erin temel vasflarndan ikisini, yani aslen iletiime ynelik ol
mayp davranlardan trediklerini ve evrimsel zindelii dorudan
etkileyen durumlara cevap verdiklerini belirlediimize gre, lisann
biyoloji bilimleri iin yaratt sorunun muazzam boyutunu fark et
meye balayabiliriz.
nsanlar genelde sorunun znn, lisann esizlii olduunu d
nr. yle deil. nsanlara dair birok ey esizdir: iki ayak zerinde
yrmek, vcut tylerinin ortadan kaybolmas (en azndan kara me
melileri arasnda) , baparman ve iaret parmann hassas kavray,
hatta gzlerimizin ak. 7 Baka trlerin de esiz zellikleri var: Fillerin
hortumu, zrafann boynu, tavus kularnn kuyruu . Aakakanlarn
aa kabuklarn gagalamas, ngrakl ylanlarn sy duyumsamas,

6 Dawin 1871.
7 Tomasello 2007.

k:rnca aslan adl bceklerin topra kazarak tuzak kurmas gibi dav
ranlar, fillerin, zrafalarn ya da tavus kularnn fiziksel biimleri
kadar esizdir. Fakat teki trlerde bulunan esiz zelliklerin hibiri,
evrimin geri kalanndan lisan kadar yaltlm deil.
ki ayak zerinde yrmek o kadar da zel saylmaz. Bu iin
stesinden kular da geliyor. Kangurular bu beceriye yaklamtr.
Yakn akrabalarmz kuyruksuz maymunlar zaman zaman arka ayak
larnn zerine dikilir ve melerek oturur. Elimizin kavrama yetisinin
kuyruksuz maymunlarn parmaklarnn kavrama yetisinden fark, el
hakimiyetimizin eitlilik ve nicelik farkdr. Bizim zelimizde bedenin
tyszl esizdir, nk mr boyu srer; pek ok memeli tr
nn yavrusu rahimden rlplak kar, tyleri ancak sonra geliir.
Bunun yerine, insanlara zg olmayan fakat hakikaten zgn
olan bir zellii kyaslayalm: Fil hortumunu kastediyorum. Ruh
dilbilimci Steven Pinker, The Language lnstict [Dil gds) isimli ki
tabnda fil hortumunu rnek verip lisan gerekte olduundan daha
az aykr gstermeye alr. Okuyucularna sorar: "Kimi biyologlar
fil olsayd ne olurdu bir dnn;"8 dil meselesinde olduu gibi ki
mileri, hortumun evrimleemeyecek kadar esiz olduunu sylerdi,
bakalar ise hortumun hi de esiz olmadn ileri srerdi. Fakat
doal seilimle emsalsiz eylerin evrimlemesi de mmkn; dolay
syla Pinker, "lisan igdsnn ada insanlara zg olmasnn,
hortumun fillere zg olmasndan daha byk bir eliki tekil et
mediinde" srarcdr.
Bu konuda yanlyor. Fil hortumu, fillerin ve yaban farelerinin
ortak atas olan canlda burnun ve burna komu yz blgelerinin
an gelimesiyle tremitir; anatomi uzmanlar da bu yapya katlan
fiziki bileenleri eksiksiz olarak belirleyebilir. Fakat Pinker lisann
yapsna hangi bileenlerin katldndan bahsetmez. (Ayrca, davra
nla bedensel bir zellii kyaslamak zaten tuhaf deil mi?)
Burada mesele lisann esiz olmas deil, ona yakn bir benzeri
nin dahi bulunmaydr. Lisann evrimi hakknda yazan herkes gibi
Pinker da bu meseleyle boumaya kalkmaz. Evrimleen her "esiz"
zellik iin, o zelliin nclnn ne olduunu, bunu retmek iin
evrimin nasl bir aba sarf ettiini grebilirsiniz, fakat lisanda byle
bir ncle rastlayamazsnz.
Grnrde en salam olan adaya bakalm, geri tek aday bu
deil: Son ortak atann iletiim sistemi. Fakat herhangi bir HS'ten
8 Pinker 1994, s . 333.

26 Ademin Dili

yola kp lisana ulamak iin, yeni balayanlarn yerine getirmesi ge


reken iki grev var. lk olarak evrim, hammadde bulmak zorundadr;
mevcut olan kimi davranlar alnp, uygun bir ara haline getirilmek
zere eilip bklebilir. kincisi, ki bu grev katbekat zorludur, bu
yeni sistemin, evrimsel zindelii ilgilendiren mevcut artlardan kopa
rlmas gerekliliidir.
Aslnda burada tek grev iinde grev sz konusu. Yeni sis
tem, artlardan, mevcut olaylardan ve evrimsel zindelikten koparp
alnmaldr. Aklamama izin verin.
HS birimleri, yani HS1eri tekil eden tm o sesleniler, panlda
malar, el kol hareketleri belirli artlara gbekten baldr: saldrgan
tutum, iftleecek e aramak, bir yrtcnn boy gstermesi, yiyecek bir
eyler bulmak vesaire. HS birimleri, bu artlarn dnda kullanlrsa
bir anlam ifade etmez. Oysa lisan birimlerini, yani kelimeleri, el ia
retlerini bu ekilde kullanmak anlamsz deildir. Her trl artta bir
anlam ifade ederler. "Dikkat, kaplann teki zerine atlad atlayacak,"
dersem, aka yaptm anlarsnz, fakat bu kelimelerin ne anlama
geldiini de pekala bilirsiniz; zerinize gerekten bir kaplan atlamak
zere olduunda ne anlama geliyorlarsa, yine ayn anlama gelirler.
Kimi dilbilimciler ve felsefeciler hala, kelimelerin dorudan dn
yadaki tekil nesneleri imlediini anlatabilir, rnein kpekler, iskem
leler, aalar gibi; fakat kelimeler bu ie bile yaramaz, daha dorusu o
ii, zihnimizde bu nesneler iin barndrdmz kavramlar araclyla
ancak dolayl bir ekilde yaparlar. "Kpekler havlar," dediim zaman,
aslnda hangi kpeklerden bahsediyorum? Byk kpeklerden mi?
Kahverengi kpeklerden mi? Yolun aasndaki kpeklerden mi? El
bette hayr. O zaman tm kpeklerden mi? art deil. Tm kpekler
demedim ki; havlamayan bir kpek nermemi rtmez. Bu nerme
nin anlam u: "Genel kural olarak kpekler havlar" ya da "havlamak,
kpeklik mefhumunun olduka gvenilir bir gstergesidir. " Pekala,
o halde bana "kpeklii" ya da "genel kural olarak kpekleri" gste
rin . Gsteremezsiniz, nk byle yaratklar yok. Elimizde olan ey,
bir para mulak da olsa, kpeklerin neye benzediini anlatan gayet
ilevsel bir fikirdir; bizler de bu fikre atfta bulunuyoruz. Belirli bir
kpee ya da kpeklere atfta bulunmak istersek, sadece "kpek" ya
da "kpekler" diyemeyiz; "bu kpek," "oradaki u kpekler," "kuyruu
fr dnen o kpek" diye belirtmemiz gerekir. Dolaysyla, lisana ula
ma yolunda, anlaml birimlere, yani iaretlere ya da kelimelere atfta
bulunmak ii, bir ekilde somut artlardan kp, dnyadaki belirli
nesneler iin sahip olduunuz kavramlara kaymtr.

: ;"' ' " " " ' 1 11 1111 1 1 "

Faka t HS'ler, gemite kalan artlar zerine kurulu deildir. He


men imdi gerekleen artlar temel alrlar, yani HS sinyalinin el kol
sal layarak aktarld, panldamayla nakledildii ya da haykrld o
ana dayanrlar. Hibir hayvan, geen gn grdkleri yrtcy ya da su
kaynann evresini mesken tutmu yrtcy yoldalarna anmsat
mak iin yrtc uyars arsn kullanmaz. nceden uyarmak ya da
son sefer neyin ters gittiinden bahsetmek gibi bir ihtimal yoktur. HS
birimlerinin her dile getirilii, o an etrafta olan bitenle ilintilidir. Bu
nun aksine kelimeler, gzlerimizin nnde cereyan eden olaylar iin
nadiren kullanlr. Genelde olan biteni kendimiz grebiliriz, o zaman
bunun ne faydas var ki? Elimizde hfila beden dili mevcut; bir kavgay
hangi noktaya kadar trmandracamz ya da cinsel arzumuzun ne
kadar kuwetli olduu gibi eyleri ifade etmek iin eski toprak beden
dili, teki trlerde ie yarad gibi, bizde de ie yarar, hem de oun
lukla kelimelerden daha etkili olur. te yandan, kelimeler sayesinde,
imdiki zamann ve mekann epey tesine taan iler de yapabiliriz.
Uzamda ve zamanda sonsuz uzaklkta bulunan eyler, hi grmedii
miz eyler, hatta hayaletler ya da melekler gibi belki de var olmayan
eyler hakknda fikir alveriinde bulunabiliriz. Dolaysyla iletiim,
imdi olan bitenin esaretinden bir ekilde kurtulmak zorundadr.
Son olarak, evrimsel zindelikten bamsz olmak geliyor. HS bi
rimlerinin ilevinin, evrimsel zindelii artrmak olduunu grmtk;
evrimsel zindelii bir ekilde artrmayan hibir HS birimi var olamaz
bile. Kimileri, bir btn olarak lisann, evrimsel zindelii artrd tah
mininde bulunmutur. Evrimin bir safhasnda, lisan becerileri geli
mi olan atalarmz, bu becerileri yeterince gelimemi kimselerden
daha fazla dl brakm olabilir. Bu, makul bir tahmin olsa da, elimiz
de hi bulgu yok, aynca her halkarda tamamen ayn bir mesele. Konu
u ki evrimsel zindelii dorudan artrmayan hibir HS herhangi bir
artta ortaya kmaz. Oysa bu , kelimeler ve iaretler iin kesinlik
le geerli deil. Evrimsel zindelikle ilgisi olsun olmasn, kelimeler ve
iaretler herhangi bir eye atfta bulunabilir. "Yangn! " ya da "mdat!"
gibi bir iki istisnay ayn tutarsak, bir kelimenin kendisi tek bana,
herhangi bir ekilde evrimsel zindelie katkda bulunamaz. zerinde
dnnce bu istisnalar da sradan kelimelerden ok HS arlarna
benzer -artlarla ilikilenme ekilleri tpk HS sinyallerininki gibidir.
Bu dediimden phe duyuyorsanz, kalabalk bir tiyatroda "Yangn!"
diye barmay deneyin ya da acaba "ate" kelimesinin "mdat! Ate
ald!" lndaki etkisiyle "Bir k akam ho, scak bir ate gibisi
yoktur," cmlesindeki etkisi ayn m diye kendinize sorun.

28

Ademin Dili

Gelin, baka bir dnce deneyi daha yapalm. lk sistemin, HS


kalbn krmasnn ardndan on ya da daha az birime sahip olduu
zaman dnelim; buna ilk kk-lisan (proto-language) diyebiliriz.
Tek balarna ya da birlikte, bunlan kullanan kimselerin hayatta
kalma ansn ve reme becerisini artracak herhangi on adet kelime
ya da iaret hayal edin.
Elbette bu altrmada kimi kstlamalar mevcut. Kelime kullan
madan da ayn derecede iyi ifade edilebilecek eyleri sylemenin bir
anlam yok. "Scak!" ya da "Byklne bak!" gibi ifadeler saylmaz;
lisan d vastalarla bunlar yeterince iyi ifade edilebilir. Aynca ilk
kelimeler, ilk kelime olarak makul olmal; soyut kelimeler olamaz,
ancak anlamlan taklitle, parmakla vesaireyle kolaylkla gsterilebilir
cinsten kelimeler olmal. Son olarak, kelimelerin verdii mesaj , nasl
dizildiklerine bal olamaz; bu alanda alan ou insan, kelimelerin
szdiziminden nce doduu konusunda hemfikir. Kelimeleri ylesi
ne art arda dizmeye izniniz olsa da, nihai anlam, kelimelerin birbirle
rine gre nerede konumlandna bal olamaz.
Korkarm kimseye dl veremeyeceim. dl vadetmi olsaydm,
kitabn Beinci Blm 'n okumadnza yemin etmenizi isterdim
ve o yemine inanmam gerekirdi.
Bu deney neden nemli? Neden "on kelime ya da daha az"? Ne
den "yirmi," "elli" ya da "yz" deil? Diyorum ki lisann o kadar da
stne gitmeyelim; on kelimeyi bile amayan bir sz daarc ne
iinize yarard ki?
Pekala, anlatmak istediim u ki eer ilk birka kelimenin, daha
basit vastalarla elde edilemeyecek abuk ve somut getirileri olma
sayd, lisan on kelimeyi asla gemezdi, oraya kadar ulaamazd bile.
Evrimin ngrs yok. Dnmez, peki, eer lisan diyelim ki elli
ya da belki yz kelimeye karabilsek, lisanla yaplabilecek tm afili
ilere kavuurduk. Aslnda on kelime demekle cmert davranyorum.
Birinci kelimeden itibaren lisan, uyarlanma dair arln ortaya
koymal, insana bir nevi fayda salamaldr. Byle olmasayd, hi
kimse baka kelimeler icat etme derdiyle uramazd .
HTYA VE MENFAAT MESELELER
O halde evrimsel zindelikten, artlardan , imdiki zamandan ve
mekandan bamszl tek hamlede kazanmak, tabir caizse, muaz
zam bir itir; bu gezegende ilk ilkel yaam biiminin ortaya kn
dan beri geen milyar yl iinde ei benzeri grlmemi bir itir bu .

: :1 11 1 u 1 1 1 /1111111111

.. ' '

Bir dnn. Tm o zaman iinde yaam milyarlarca tr d


nn. Teki bile standart bir HS edinmeyi atlamad. Yapmalan ge
reken her eyi bu HS'le yapabildiler. HS 'lerde genel olarak, ilerleme
diyebileceiniz hibir ey olmamtr.
empanzeler kpeklerden daha karmak olduu iin, kpekler
de crcr bceklerinden daha karmak olduu iin, empanzelerin
kpeklerden daha karmak HS'lere , kpeklerin de crcr bceklerin
den daha karmak HS'lere sahip olduunu dnebilirsiniz. Tr
lerin karmaklk derecesi ile sahip olduklan HS birimlerinin says
arasnda kaba, ama ok kaba bir bant olduu doru. Balklarn b
ceklerden, memelilerin balklardan, primatlarn teki memelilerden
daha fazla HS birimine sahip olma eilimi var. Fakat bu ortalamada
byledir: Menziller rttke kullandklar farkl vastalara ramen,
sistemler kendiliinden arpc lde benzemeye balar. 9 Hepsi
ayn kstlamalan paylar: Hepsi, birbirleriyle alakasz tekil sinyal
lerden oluur ve bu sinyaller, daha karmak mesajlar oluturmak
zere birbirlerine eklenemez, belirli artlann dnda kullanlamaz,
imdiki zamann ve mevcut mekann kimi vehelerine tepki vermek
ten baka bir ey yapamaz.
Bizim dmzda tm trler bu tarz sistemlerle geinip gidiyorsa,
bunun sadece tek sebebi olabilir. teki trler lisan gelitirmedi, n
k nihayetinde, lisana gereksinimleri olmad.
"Hayr, hayr! Beyinleri yeterince byk deildi! " diyen insanlar
duyabiliyorum. Az sonra byk beyin konusuna da geleceim. im
dilik, aada saydm trlerin, lisann ok kaba biimlerini ren
me yetisi olduunun deneysel olarak kantlandn belirteyim: em
panzeler, goriller, bonobolar, orangutanlar, ie burunlu yunuslar,
Afrika gri papaanlar, deniz aslanlar; 1 0 en yakn akrabalarmzn
tm ile daha uzak akrabalanmzdan bazlan. stelik insanlarn li
san retmeye alt trlerin neredeyse hepsi aa yukar bunlar.
nsanlarn lisan retmeye alp da baarsz olduu bir rnei ben
bilmiyorum, geri kurbaalarn lisan renebilecei zerine bahse

9 Wilson 1972.
10

empanzeler: Gardner ve Gardner 1969, Terrace 1979; goriller: Patter


son ve Linden 198 1; bonobolar: Savage- Rumbaugh ve arkadalar 1986,
Savage- Rumbaugh ve Lewin 1994; orangutanlar: Miles 1990; ie burunlu
yunuslar: Herman ve arkadalar 1984, Herman ve Forestell 1985; Afrika
gri papaanlar: Pepperberg 2000; deniz aslanlar: Schusterman ve Krieger
1984.

30 Ademin Dili

girmezdim. Ciddiyete dnersek, yeterince karmak beyne ("yeterin


ce" ksm hala bir muamma) sahip tm trlerin bir nevi kk-lisan
edinebilecei sylenebilir, yleyse en nemli etken, beyin boyutu de
il ihtiyatr.
Buradan kan sonu gn gibi aikar: nsanlar lisana kavu
mutur, nk bunun iin ivedi bir ihtiya duymulardr. Dahas,
baka hibir trn byle bir ihtiyac olmamtr (en azndan, uzaktan
da olsa benzer bir karmakl olan hibir trn). Hayatta kalabil
mek iin standart HS snrlan kapsamnda yapamadklar bir ey
yapmak zorunda kalm olmallar.
nsanlar lisann nasl doduunu hep merak etmitir. Darwin'den
sonra bu meraklarn "lisan nasl evrimlemitir?" sorusuyla farkl
ekilde ifade etmeye baladlar. Fakat Darwin'den sonra bile, zaten
yaptmz eyler sayesinde lisana kavutuumuz, nk bunlar li
sanla birlikte daha rahat yapar hale geldiimiz fikri snklemi olsa
da ortadan kaybolmad; bu fikir nadiren ak ak beyan edilir, nere
deyse her zaman rtk bir ekilde sylenir. nsanlar unu dnr
gibiydi: te teki hayvanlar gryoruz, ellerinden geldiince iletiim
kurmaya gayret ediyorlar, bizim ise beynimiz daha byk ve bu ii
daha iyi beceriyoruz; hepsi bu. HS 1erin yzeysel farkllklar tayan
kisveleri altndaki youn tekdzeliini ya da artlarn ve evrimsel zin
deliin belirli zaruretleriyle HS1erin ne kadar yakndan balantl ol
duunu, dolaysyla da lisann ne kadar kkl bir deiim olduunu
pek kimse anlam gibi grnmyordu.
nsanlardan inanmalar istenen yk yleydi:
teki trlerin, hayatta kalmak iin yapmalar gereken eylere
gbekten bal kaba iletiim sistemlerini gelitirmeleri milyonlarca yl
srmtr.
Bu zamann ok minik bir kesitinde bizim trmz ok daha
karmak bir sistem gelitirmitir, yle ki zaten yaptmz ve bizim
dmzda kalan trlerin yapt ileri, br canllara kyasla daha iyi
yapar hale geldik.
Yaln bir ekilde sylemek gerekirse , evrime inanan hi kimse
bunu yemez. Bu tarz inanlarn varln srdrmesinin sebebi, na
diren bu kadar ak ifade edilmeleridir. Ancak, lisann neden ve nasl
doduuna ynelik aklamalarn byk ounluunun da temelini
olutururlar.
rnein, bundan bir nesil nce, lisann aletlerle ilgili olduu
inanc yaygnd; alet yapmyla ya da aletlerin nasl yapld n ve
kullanldn bakalarna retmekle ilgilidir dl'n iyor d . Sonra

.' ,"t 1111 1 1 1 1 / '"'t r u

.\ 1

pa zclcrin de alet ya ptn , kullandn grdk: Kovuklardan su


elde et mek iin yapraklar snger gibi kullanrlar, krdklar sopalar
termit yuvalarna sokarak termitleri oltayla balk eker gibi ekerler.

Ch ristopher Boesch, Fildii Sahili'nde empanzelerin palmiye aac


meyvesinin kabuunu krmak iin alet kullandn ve bunu yavrula
rna da rettiklerini gstermitir. 1 1 Kabul etmek gerekir ki empan
zelerin aletleri olduka basit, fakat iki milyon yl nce atalarmzn
kulland aletler de basitti. Eer kuyruksuz maymunlar lisandan
falan faydalanmakszn bu kadarn becerebiliyorsa, benzer aletleri
retmek iin neden lisan gibi devrimsel bir adma ihtiya duymu
olalm ki?
Sonrasnda, belirleyici seilim basksnn avlanma olduunu
syleyenler ortaya kt. Bu fikir asla aletlerle ilgili fikir kadar ma
kul bulunmamtr. ncelikle eldeki bulgular, ilk atalarmzn ancak
dzensiz ekilde, frsat yakaladklar zaman avlandn gsteriyor,
ayrca tavandan byk hayvanlar avlayacak silahlar yoktu . Kll
adamlarn mastodonlara mzrak frlattn grdnz o hayal r
n resimler, nispeten yakn bir gemile, muhtemelen kendi tr
mzle alakaldr; ki bizim trmz 200 . 000 yldan yal deil (son
ortak ata en az be milyon yl nce yaad; alt ya da yedi milyon yl
nce yaam olmas da olduka muhtemel12) . kincisi, pek ok tr
(kurtlar, akallar, aslanlar gibi) ibirlii yaparak avlanr ve birbirle
rine tek kelime etmeden bu iin stesinden pekala gelirler. Fakat,
empanzelerin Colobus maymunlarn avladnn gzlemlenmesi 1 3
tartmaya son noktay koymu oldu . Avlanrken sanki birbirlerine
yle diyorlard : "Bak, sen u taraftan saldr, ben teki taraftan geli
yorum, Fred de uradaki dalda avn yolunu kesecek . " Ancak, elbette
konumuyorlard. Tek kelime etmiyorlard , fakat konusalar da en
fazla bu etkinlikle avlarn yakalayp yerlerdi.
1 9901 yllara gelindiinde aletlerle ve avlanmayla ilgili grler iti
barn kaybetmiti . imdi herkes toplumsal zekadan bahsediyordu . 1 4
Geen yirmi yl iinde hayvan davranlar zerine yaplan alma
lar, primatlarn, zellikle de en yakn akrabalarmz olan byk kuy
ruksuz maymunlarn toplumsal zekasnn olduka yksek olduunu
gstermiti. Kuyruksuz maymunlar ittifaklar kuruyor, politik oyun1 1

Boesch ve Boesch 1990.


Chen ve Li 2001.
1 3 Boesch 1994 .
14
Humphrey 1976, Povinelli 1996, Worden 1998.
12

32 Ademin Dili

lar oynuyordu. En ok istenen diileri elde etmek iin birbirlerine


kar ve birlikte entrikalar eviriyorlard. Richard Byrne ve Andrew
Whiten adl aratrmaclarn "Makyavelci stratejiler" 1 5 dedii strateji
leri kullanyorlard; grup iinde statlerini ykseltme mcadelesi ve
rirken, birbirlerini kandryor, sahte uyan arlan yapyorlard, yani
kelime kullanmakszn birbirlerine fiilen yalan sylyorlard. Aslnda,
toplumsal yaamlar insanlarn toplumsal yaamndan ok da farkl
deildi. O halde, toplumsal mnasebetlerle ilgili bir etken, lisan iin
seilim basks tekil etmi olmalyd.
Giri blmnde bahsettiim primat merkezci nyarg ite bu .
Toplumsal zeka mecrasna girmi aratrmaclarn yapt ey, kuy
ruksuz maymunlara bakp bu hayvanlarn elindeki en gl kozlar
belirlemek ve atalarmzn bu kozu bir adm ileriye tadn varsay
makt. Bu savn kolaylkla tersyz edilebileceini anlamam gibiler
di. Eer kuyruksuz maymunlar toplumsal mnasebetleri idare etme
konusunda zaten bu kadar baarlysa, bir avu kelime ya da iaret
bu becerilerini nasl artrabilirdi ki? nsan topluluklarnn kuyruksuz
maymun topluluklarndan daha karmak olduunu dnp, tam
da bu aratrmaclarn ileri srd gibi, "topluluklar o kadar girift
lemiti ki bu zorluklarla baa kabilmek iin lisan gelitirmek ge
rekli oldu" mu demeliyiz? Yoksa, "bizim topluluklarmz kuyruksuz
maymunlarn topluluklarndan daha girift hale getiren etken lisan
gelitirmi olmamz" myd? kinci nermenin doru olmas en az bi
rincisi kadar muhtemel.
Her halkarda, avlanma ve aletler konularnda karlatmz
ayn sorun ister istemez burada da karmza kyor. Mevcut iletiim
vastalarna kkten aykr olan lisann, atalarmzn zaten yapmakta
olduu bir eyi yapmalarna yardmc olmak zere ortaya ktna
inanmamz isteniyor.
"Toplumsal zeka" konusu hzla eitlenip farkl biimlerine b
rnd ve bunlardan bir tanesi en azndan burada bahsedilecek ka
dar tutarldr.
Bu, Robin Dunbar'n "tmar ve dedikodu" kuramdr. h Bitleri
ayklamay kapsayan tmar, primatlar arasnda sadece temizlik deil,
ayn zamanda toplumsal etkinlik anlamna da gelir. Tmar, primatlar
arasnda ba kurulmasn salar ve primat toplumlarnn (nispeten !)
przsz ilemesini mmkn klar. Fakat zaman alan bir ilemd ir.
s Byrne ve Whiten 1988.
h Dunbar 1996.

,' ,'" ' " " ' " ' J '" ' ' " ' "

byrse, bire bir yaplmas gereken tmar


zaman alr. Bu durumda, tmar etmeniz gereken
herkesi tmarlayacak zaman bulamazsnz, nk yiyecek aramaya
da zaman ayrmalsnz. Dolaysyla Dunbar, lisann bir tmar ikame
si olarak evrimletiini ileri 3rer; ayn anda fiziken tek kiiyi tmar
edebilirsiniz, fakat szl olarak ayn anda drt kiiyi tmarlamak
mmkn. Ayrca, Dunbar'n belirttii gibi, gndelik gevezeliklerimi
zin byk ksm bir nevi szl tmardan meydana gelir; yani "insan
lar pohpohlamak" denilen eyi yaparz.
Neden tmar anlamsz, ho seslerden, baka bir deyile mzik
ten olumasn ki? nk, etkili olabilmesi iin szl tmarn ilgiyi
canl tutmas gerekir ve onun bunun hakknda yaplan dedikodudan
daha ilgin ne olabilir? Dunbar'n rencileri toplumsal muhabbetleri
incelemeye baladlar ve bu sohbetlerin byk ksmn kiisel dedi
kodularn tekil ettiini buldular. Dunbar, dolaysyla, tmar olarak
dedikodunun, lisann zgn ve en yaygn ada ilevi olduu ka
rmn yapmtr.
Dunbar'n kuram insanlara ilgi ekici ve bata makul gelmitir.
Ayn zamanda, pek ok nermenin ayana elme takan ihtiya ko
ulunu da atlatabiliyor. Eer haklysa ve grup boyutu bymse, o
zaman ilk-insanlar, yeni zm gerektiren yeni bir sorunla kar kar
ya kalmtr. Fakat atalarmzn grup boyutu gerekten bym
mdr? Bilmiyoruz (en azndan henz bilmiyoruz; bir yerde birileri bu
konuda alyor olmal) . empanzelerin ve muhtemelen atalarmzn
yaad blnen-birleen topluluklarda, yani mtemadiyen blnen
ve tekrar birleen deiken kmelenmelerde , grup boyutunun ne an
lama geldiini ya da bunun nasl lleceini bile bilmiyoruz. Ayrca
bu kuramn baka sorunlar da var; bunlara ileride deineceiz.
imdilik, bu kuramn on kelime snavndan geemediini belir
tebiliriz; bu snava acil yarar snav diyebiliriz. On kelime ya da daha
azyla yeterince dedikodu yapamazsnz. Eer kelimelerin hepsini ya
da ounu zellikle tek cazip dedikodu iin kullanrsanz, mesela "Ug,
senin beendiin kadn dn gece batan kard" demek gibi (varsa
yalm ki bu kadar az karmakl olan bir cmle kurulabiliyor ve an
lalabiliyordu, geri muhtemelen geree aykrdr) , baka dedikodu
isteyenlere ne sylersiniz? Aynsn tekrarlayp durur musunuz? Yeni
eyler sylemek, dedikodunun ruhudur. Fakat, az sayda kelimeyi ne
ekilde dizersiniz dizin, yine de anlatabileceiniz yeni dedikodularn
yelpazesi dar olacaktr. Bu ie balamak iin en azndan dzinelerce,
daha dorusu birka yz kelimeye ihtiyacnz var. Fakat, ilk birka
To p l u m sa l g ru p fazl a s yla
!:; l e m i fazl asyla

34 Ademin Dili

kelimenin muazzam bir getirisi olmazsa, bu kelime saysna ulama


nn yolu yok.
LGL KURAMIN GEMES GEREKEN SINAVLAR
Acil yarar snav, lisann kkenine dair uygun bir kuramn karla
mas gereken tek koul deil. En azndan drt tane daha var ve bun
larn ne olduunu sylemenin tam zaman:

Esizlik
Ekoloji
Gvenirlik
Bencillik

Hepsine srayla bakalm.


Esizlik bu listede yer alyor, nk lisann nasl doduuyla
ilgilenen her ciddi kuram, lisann neden insanlarda gelitiini ak
lamakla yetinmeyip teki trlerde neden ortaya kmadn da ak
lamak zarmda. Bu katlan bile yeterli deil. nsanlarda lisan sra d
bir karmakla ularken, baka trlerde lisann zerresinin, en ufak
bir balang gstergesinin bile bulunmaynn sebebi aklanmal
dr. Elbette ki esiz bir etki, esiz bir sebebi gerektirir. Fakat lisan
tetikledii sylenen etken baka trleri de etkiliyorsa, bunun doru
etken olmamas muhtemel.
Dolaysyla, normalde umut vadeder grnen kimi savlar eleniyor.
rnein, Geoffrey Miller dahil kimileri, lisann itici gcnn, dii
tercihi dediimiz seilim basks olduunu ileri srmtr; 17 Darwin
ustann kendi hakiki damgasn tayan bu denenmi ve gvenilir
seilim basks, amzda hem gzlemler hem de deneyler tarafn
dan onaylanmtr. Mesela, tavus kularnn devasa fakat btny
le ilevsiz kuyruklarnn sebebini aklamakta birebirdir. Dii tavus
kular bu kuyruklardan holanyordur nk. "Bu erkek, o ebattaki
kuyruuyla hayatta kalabiliyorsa, ateli bir para olmal, " diye d
nrler. uras kesin ki erkek tavus kuunun kuyruunu ksaltrsa
nz, artk dii tavlayamaz. 18
Ayns insanlar iin de geerli mi? Pekala, iki trl bulgu mev
cut. Bir yanda, ark sz yazar ikili Johny Burke ve Jimmy Van
Hausen'n iaret ettii gibi, ay parlarken ve kzn gzlerinde o malum
17 Miller 1997.
1 " \koc k 200 1 ,

s.

:l4 H .

i fade va rke n , "Dil bilmeniz gerekmez". te yandan , on sekizinci yz


ylda yaam ve iek hastal yznden surat mahvolmu radikal
aktivist, kt hretli hovarda John Wilkes 'e kulak verelim . 1 9 Bir ar
kada sormu: "Bu kadar irkin olmana ramen, tm o kadnlan
nasl elde ediyorsun?" Wilkes yant vermi: "Beni kadnla yarm saat
yalnz brak, konuarak yzm unutturaym . "
Fakat kim hakl olursa olsun, yantn bununla ilgisi yok (bir ke
resinde makalenin tekinde arszca belirttiim gibi, dii tercihi mefhu
mu lisanda ie yaram olsa, liselerin mnazara takm kaptanlar,
futbol takm kaptanlarna kyasla daha fazla pilici yataa atard) .
Wilkes 'in hitabet yetenei ile kk-lisan konuan ilk-insanlar kyasla
mak, elmayla armudu karlatrmak olur. Lisan bir kez yerli yerine
oturduktan sonra, en azndan zaman zaman becerikli dil erbaplar
nn reme baarsn (yani evrimsel zindeliklerini) artrabileceinden
kimse phe duymuyor. Ayns, neredeyse lisan kkenli tm ner
meler iin geerli, rnein "lisan iktidardr" nermesi gibi: ounluk
la nderler konumlarn azlarnn laf yapmasna borludur; Henry
Kissinger'n bize syledii gibi, gl adam ekici adam anlamna
geldii iin, bunlarn birden fazla ei olur.
Tm bu aklamalarda sorunlu olan nokta, bize yakn pek ok
trde bulunan ortak zellikleri ele almalardr. Saysz trde, kiminle
iftleeceini dii belirler ve en iyi olduunu dnd erkekle ift
leir. Pek ok primat trnde, muhtemelen ounda, bireyler kendi
statlerini ykseltmeye alr ve grubun teki yeleri zerinde ik
tidar kurmak iin entrika evirir. Eer bu etkenler pek ok trde i
bandaysa, neden o trlerde de lisan dourmamlar?
Dahas, bu etkenlerden hibirisi, zerinde alabilecei bir mal
zeme olmadka devreye girmez. Diilerin tercihi, iktidar aray ve
benzeri tm bu etkenler, lisan doduktan sonra elbette lisann itici
gc olmutur. Fakat lisan nasl ortaya karabilirlerdi ki? Dii tercihi
iin bir tercihin yaplabilecei ortam gerekir; bu rnekte muhtemelen
lisan kullanmyla ilgili farkl beceriler arasndan tercih yapmak sz
konusudur. ktidar ve stat peinde koanlarn elinde bu araya yar
dmc olacak bir eyler olmalyd; bir u noktas olacak kadar geni
bir lisan becerileri yelpazesinin o u noktasnda i grmeleri gerekir.
Dolaysyla bu etkenlerden hibiri, lisann fiili doumuyla ilgili deildir.
kinci koul, yani ekoloj inin anlam basite u: Lisann kkeniyle
ilgili aklamalar, atalarmzn ekolojisiyle ilgili bildiklerimize ya da
1 9 Sainsbury 2006.

36

Ademin Dili

karmlarmza ters dmemeli. Buna, fosillerden ve arkeolojik ka


ytlardan elde edilen bulgular da dahildir; bu bulgular elbette kttr ve
zaman zaman elikili gibi grnr. Fakat bulgularla ilgili bu durum,
ekoloj i koulunun inenmesi iin bahane olamaz.
Lisann evrimi alannda beni artan unsurlardan biri, genelde
bu koulun gz ard edilmesidir; en bata gelen zanllar primat mer
kezciler oluyor. Kuyruksuz maymunlar kolay ve eriilebilir bir emsal
tekil ettii iin, ayrca ONA 1armz byk oranda ortak olduu iin,
primat merkezciler, ilk-insanlarn aa yukar gnmz kuyruksuz
maymunlar gibi davrandn varsayar. Eer gnmzde kuyruksuz
maymunlarla aramzda byk farklar varsa, ki yle, gelitirdiimiz
uygarlk, temel kuyruksuz maymun doamzn zerine bir kisve giy
dirmi ve perde ekmi demektir.
Altnc Blm'de greceimiz gibi, bu iddiann gerekle yakn
dan uzaktan alakas yok. Uzak atalarmz belki kuyruksuz maymun
kuzenlerinden ok da zeki deildi, fakat tamamyla farkl evre art
larnda yaam ve besinlerini farkl yollarla elde etmilerdir. Boy
gsterdikleri her yerde zde davranlar dayatan birrnek genlere
inanmyorsanz, ki ada biyoloji bu gr kati suretle rtm
tr, ksmen aalarda yaayan, orman mesken tutmu kuyruksuz
maymunlarn, ilk-insanlarn davran kalplar iin olduka zayf bir
emsal tekil ettiini anlamanz gerekir.
Gvenirlik kouluna gelince . . .
Londra, 1 998 bahar, Lisann Evrimi konulu kinci Uluslararas
Konferans . Beni ilk artan ey, ksa sal gllemsi kafasyla ve arsz
bir Londra aksanyla sosyolog Chris Knight'n hi girizgah falan yap
madan unu sormas oldu :
"Ucuz sinyaller konusunda sizin kuramnz ne diyor?"
"Hm . . . ha" . . . Yantm grlmeye deerdi dorusu.
Afallam , gafil avlanmtm. Ucuz sinyaller mi? O da ne? Fakat
Chris neden bahsettiini biliyordu, ben de olay hemen kavradm;
sorun ite u :
Yetmili yllarda oyun kuram biyolojiye uygulanr olmutu. Her
bireyin kendi genetik baars iin mcadele ettii bir poplasyonda,
hileciler ve dalavereciler kazanl kmaz myd? Bylece, olas e ola
rak yiitliklerini abartan hayvanlar, drste davransalar elde ede
meyecekleri reme olanaklar elde edebilirdi. Dii, ald sinyallerin
gerei yansttn nasl bilebilirdi?
srailli biyolog Amotz Zahavi bir yant bulmutu . S i nya l i n sa h t e
sini retmek ne kadar zorsa, o s i n yal i n h a k i k i o l m a i h t i m a l i o lde

,' :111 " " " "

l luutu . /

y l" k s l ' k t i r . ' " 1 f l' rkC's b i r s re e t ra fta

alm satarak gezinebilir, fakat


ya da dall budakl geyik boynuzunu kalc
o l a ra k tayan hayvann gl kuvvetli yavnlarn babas olacak ka
dar dayanakl olmas makuldr. Baka bir deyile, sinyallerin gve
nilir olmas iin maliyetli olmas gerekir.
Chris gibi insanlar bu yaklamn lisan iin manasn hzlca an
layabildi. Kelimelerin azdan dklmesi fazlasyla kolay. Gndelik
konuma bu etkiyi anlatan ifadelerle dolu: "Sylemesi kolay"; "Lafla
peynir gemisi yrmez"; "Sopalar, talar kemiklerimi krabilir ama
kelimeler beni incitmez." Kelimelerin bini bir para, o zaman niye
bunlara inanalm ki? Byrne'nin ve Whiten 'n bahsettii "Makyavelci
stratejilerin ," sahnenin merkezinde olduu ve kelimeler ortaya k
madan nce bile primatlarn birbirini kandrmaya bilhassa uyum
gsterdiinin bilindii bir zamanda, bu dncenin yank bulmama
s imkanszd. Fakat kimse kelimelere inanmazsa, ilk nce onlarca,
sonra yzlerce ve on binlerce kelimeyi retme itkisi nereden gelmi
olabilirdi?
Yararllk koulu gibi, gvenirlik koulunun en nemli olduu
yer, lisann ilk safhalardr; dolaysyla, bu aamada eer ilk kelime
lerin ieriinin donluu ivedilikle ve phe uyandrmakszn ispat
lanmasyd, lisan asla kalka geemezdi. Baka ilevlerinin yan sra
bu gr, tmar ve dedikodu kuramna bir darbe daha indirmi olu
yor; bugn bile, duyduumuz dedikodularn yansna inanmyonz.
Son olarak bencillie geldik. Geen yzyln son elli ylndan iti
baren biyologlar, organizmalarn, en azndan zaman zaman "trn
menfaatine" ya da "gnbun menfaatine" uygun davrand inancn
dan, her organizmann sadece kendi menfaatine ya da olsa olsa ya
kn akrabalarnn menfaatine alt inancna kaymtr. "Gnp se
ilimcilii" olarak bilinen, trn ya da gnbun menfaatiyle ilgili bak
as abucak bilimsel tabu haline dnt; buna edeer nermeler
knand ve alaya alnd, geri son zamanlarda itibarn yeniden adm
adm kazanyor. (Modada etek boylarnn bir uzayp bir ksalmasna
benzeyen, bilimdeki bu gidi gelileri izlemek heyecanl, en azndan
fikri bakmdan insana ilham veriyor.)
Yine de bencil genleri devre d brakmak iin henz erken. "T
rn menfaatine" grnen davranlarn btnyle bencilce olduu
ortaya kabilir; belki o bencilce davran kazara trn btnne
de yaryordur. Bencil gen grn fazla zorlamak, pheli grnt a v u s k t u k u y r u un u

20

Zahavi 1975, 1 977. (Eletirel bir gr iin baknz: Maynard Smith 1 976.)

38 Ademin Dili

mesine yol aabilir, fakat bencil gen kavram, kolaylkla bir kenara
atlabilecek pek ok davran alann aydnlatmtr.
O halde her trl lisan eylemini bu bak asndan deerlendi
relim. A bireyi B bireyine bilgi veriyor. Bu eylemden nce, o bilgi ta
mamen A'ya aitti. A bundan srf kendi menfaati iin faydalanabilirdi.
Artk bu mmkn deil. O bilgiden B de yararlanabilir. A'nn bundan
kazanc ne? Eer yant "sfr"sa, hatta eksi bir getirisi varsa, rnein
A lezzetli bir lokmay B 'yle paylamak zorunda kalmsa, o zaman
A bu bilgiyi neden aktarsn ki? Eer yant, "B bu iyiliin karln
der" ise, B 'nin bu iyilii karlksz brakmayaca, hile yapmayaca
konusunda A'nn ne gibi bir gvencesi var?
Baka bir deyile, ilk lisan eylemleri, artk bunlar ne idiyse, yle
olmalyd ki dinleyen kadar (en az!) konumac da bu eylemin fayda
sn grmeliydi.
BYK BEYN SAFSATASI
Lisann evrimine dair her kuramn gemesi gereken drt snav, yani
esizlik, ekoloji, gvenirlik ve bencillik snavlarn gzden geirdii
mize gre, beyinleri bydke atalarmzn gitgide zekiletiini ve
nihayetinde lisan icat edecek kadar akllandklarn syleyen kuram
dan kurtulalm.
Yksek nitelikli pek ok bilim adam bu kuramn o ya da bu
biimine inanr. rnein Nina Jablonski, ki kendisi Penn State
niversitesi'nin antropoloji blm bakan olmann yan sra, New
York Times'a gre, "hem primatalog hem evrim biyolou hem de
paleontolog"dur; ksa sre nce verdii bir mlakatta unu demitir:
"lk insanlar, ekvator gneiyle baa kmak iin beyinlerini sout
malyd. Bu amala ilk insanlar ok sayda ter bezi evrimletirdi, bu
da beyin boyutunun artmasna olanak tand . Daha byk beyin
ler gelitirince, tasarlama kabiliyetimiz ykseldi, bylece insanlar
Afrika'dan kp etrafa yayld."2 1
Kulaa fazlasyla makul gelen bu yknn nesi yanl? Dorusu
pek ok eyi. Birincisi, sryle hayvan , ter bezleri saysn artrma
dan ekvator gnei altnda yayor. kincisi, beyin boyutunun artma
sna olanak tanmak, beyin boyutu artn zorunlu klmak anlamna
gelmez. Jablonski yle konuuyor ki sanki beyin bymeye can at
yormu da dzgn terleyememek gibi salaka bir ey yznden n

21 Jablonski 2007.

'

' " "'"'" ' " "'""'

gerekle alakas yok. Beyin, enerji bakmndan


hayvanlarn beyinleri ancak yapmalar gereken
cyc yetecek kadar byktr ve ebad bunun zerindeki beyin i
levsizdir. ncs, bildiim kadaryla hibir tr iin, beyin boyu
t u i le tasarlama yetisi arasnda bant olduu ispatlanmamtr; en
azndan insanlarn atas olan trlerde, ki bunlarn tasarlama yetisi
hakknda bilgimiz sfr. Drdncs, ktadan ktaya gitmek iin zel
b i r tasarlama yetisine gerek yok. Tm ihtiyacnz, ktalar aras bir
kara kprs ve ayaklarnz; bu ii binlerce tr yapmtr, rnein en
gze arpan Kuzey Amerika'nn plasental yrtclardr; Orta Ameri
ka yerli yerine oturduktan sonra o trler Gney Amerika'ya geip bu
ktaya zg keseli trlerin soyunu kuruttu.
Kpek beyni kurbaa beyninden byk. Kpeklerin yapabildii
i ler kurbaalarn yapabildiklerinden epey fazla. Bunun sebebinin,
byk beynin zekay artrmas olduunu dnebilirsiniz. Ancak, yir
mi be sene nce sko psikolog Euan Macphail yle bir makale yazd
ki kimse buna kar kamad, ama grmezden gelinebilirdi ve yle de
olmutur. Bu makalenin iddiasna gre, hayvanlarn yapabildikleri
eyler deil de bunlar yaparken kullandklar fiili zihinsel aralar gz
nne alndnda, sadece zeka seviyesi olduu grlr.22 Evvela,
belirli bir uyarty (stimulus) belirli bir tepkiyle badatrabilen or
ganizmalar var. Buna ilaveten, bir uyarty baka bir uyartyla ba
datran organizmalar var; tm omurgallar, hatta baz omurgaszlar
da bu snfa girer. Bir de lisana sahip insanlar var. Macphail lisann
bizi nasl zekiletirmi olduunu bilmiyordu , fakat elinizdeki kitab
sonuna kadar okursanz, siz bileceksiniz.
Her halkarda, zeka nedir? Trlerin zekalarn birbirleriyle k
yaslamadan nce , IQ 'nun aksine tm trlerde ie yarayacak geerli
bir tanmmz ve geerli bir lmz olmas gerekir. imdiye kadar
kimse bunu yapamad. Dolaysyla, eer trlerin zekalar arasnda
Macphail'in ileri srdnden daha fazla farkllk olsa bile, bir trn
baka bir trden daha zeki ya da daha aptal olduunu znel olmayan
bir arala gstermemizin yolu yok.
Bazlarnn ne srd gibi, eer lisan byk beyinli insanlarn
icadysa, iki kat esiz saylr. Lisan, kendi trnn tek rnei bir
sistem olmasna ilaveten, bilinli ve kasten yaratlan biyolojik temelli
tek davran da olurdu. Biyolojik temelli davranlar bile isteye yara
tabileceimize inanyorsanz eer, elimde satn almak isteyebileceikcs i l iy o r n u . U u n u n

c p y

m a l iyet l i d i r ;

22 Macphail 1 987.

40 Ademin Dili

niz bir iki kpr var.


Fakat esas dm noktas u. Beyinler kendi kendilerine, g
nll bymez; hayvanlar, yeni yapmaya baladklan ii daha etkin
bir ekilde gerekletirmek iin daha fazla beyin hcresine ve beyin
ii balantya ihtiya duyduu iin beyinler byr. Baka bir deyile,
beyin boyutunun art icatlarn itici gc deildir; icatlar, beyin bo
yutu artnn itici gcdr. Ni inas denilen yeni ve heyecan verici
kuram saolsun, Beinci Blm'de size bu srecin nasl ilediini
ayrntlaryla gstereceim (bu kuram, evrime bak eklimi tmden
deitirdi, umarm sizinkini de deitirir) .
Dolaysyla, beyinlerimiz daha byk ve daha iyi hale geldii iin
lisana kavumadk; nce lisan geliti, bu da bize byk ve stn
beyinlerimizi kazandrd.
O HALDE LSAN NASIL EVRMLEEBLD?
imdi unu dnyor olabilirsiniz. Pekala, lisan nasl evrimleebil
di ki? Size betimlediim tm koullar nasl yerine getirilmi olabilir?
Evrimlemediini bile dnyor olabilirsiniz. Belki Akll Tasarmc
grn savunanlar hakl; belki bize gkten gelen bir armaandr,
Zeus'un alnndan kullanma hazr bir ekilde frlamtr, insan beyni
tarafndan izah edilemez bir eydir (bazlarnn ileri srd gibi) . Bel
ki de Matri.x gibi bir yerde yayoruz ve bunlarn hepsi muazzam bir
yanlsama; gerekte lisanmz yok, sadece olduunu dnyoruz.
Sakin olun millet. Lisanmz var ve yolunda duran tm o alma
s imkansz engellere ramen evrimlemi olduu kesin.
Fakat bir meseleyi olduka sadeletirdiimi dnlebilirsiniz.
ou biyolog bunun aksini iddia ederdi ama ncl bir iletiim ara
cndan, son ortak atann bir ekilde . . . tedricen . . . deiim falan geir
mi . . . HS'inden evrimlemi olamaz. Baka bir eyden . . . evrimlemi
olmal. Tam olarak ne? Pekala . . . sylemesi zor. . . ancak bir ey ite .
On be yirmi yl nce tam olarak byle dnyordum. Dorusu
nispeten ksa zaman ncesine kadar bu dnce eklim deime
di. Nihayetinde ben, ad sreklilik elikisi olan dnceyi retmi
adamdm: 23 "Lisan, ncl bir sistemden evrimlemi olmal, ancak
ortada lisann evrimlemi olabilecei byle bir sistem yok."
O halde lisan nasl evrimleti? Eski kitaplarmda zihinsel temsil
sistemlerinden bahsetmitim; d dnyann ve iindeki her eyin ha-

23 Bickerton 1 990, s. 8 .

.'i " ' " ' " / 1111111111

r i l n l ; r o l a n bu sist emler, milyonlarca yl boyunca binlerce trde be


y i n i(.: i n d e gelimitir ta ki dnyay kelime boyutunda bilgi birimlerine
bl trecek kadar aynnt kazanana ve bu birimlere szck etiketle
ri yaptrlana dek. Bu bilgi birimleri, yani dil ncesi kavramlar, ha
zr olduunda, ilk-insanlarn yiyecek toplama stratejileriyle balantl
hale geldi; bunun nasl olduu don dzgn tanmlanm deildir.
Bir kk-lisan ortaya kar, ki ilk-insanlann HS'inden olduka farkl
ve ayrdr; bir ekilde ba vermitir ite . Bundan sonra kullanl bir
mutasyon kk-lisan lisana evirmi olmalyd .
B u fikri delikanlln gz karalna verin (nihayetinde, o za
man sadece altm drt yandaydm) . Ayrca en bata gzme o
kadar da kt grnmemiti. Language and Species [Lisan ve Tr]
isimli kitabm, bildiim kadaryla, lisann evrimi srecinin btnn
ayrntl ve derinlikli ele almaya alan ilk kitaptr. Sann, salam
bir erevemin olmayyd. Ni inas kuram henz ortada yoktu.
Bilmediim bir ey olduunda, o boluu, felsefeci Daniel Dennett'in
"uydurma" (figment) dedii ("hayal rn uydurma" demek gibi) ey
le doldunyordum. Ayrca elinizdeki kitapta yaptm yapmamtm:
nsann ve insan olmayanlarn iletiim sistemleri arasndaki hassas
ilikiyi adeta ikenceye varacak kadar aynntlanyla incelememitim
(bunun iin kusura bakmayn, ama her ciddi alma spor antren
manlarna benzer; ac yoksa kazan da yoktur) .
Yazdklarma verilen tepkiler ancak grm onaylar nitelik
liydi, bilhassa sreklilik elikisi sz konusu olduunda (biyologlar
mutasyonu yutmayacakt, elbette haksz deillerdi) . nsanlar bu s
reklilik muhabbetine inanmaktan vazgeirmeyi beklemiyordum, fa
kat beni artan ey, savlarm rtmeye bile almadan inanmaya
devam etmeleri oldu ; bilimde kr inan sandmzdan daha yaygn.
Dolaysyla, kelimenin hibir anlamyla, sreklilikiler tarafndan ak
lm elinmi deildi. Ben kendi aklm elmitim.
Biyolog gibi dnmeye alrken oldu bu . Baka alanlardan
gelen insanlar iin hi de kolay i deildir hani. Disiplinler aras a
lmalar bu kadar zor klan unsur, tm akademik disiplinlerin at
gzl gibi olmas, sizi ancak belirli istikametlere bakmaya zorla
mas ve teki bak alarna set ekmesidir. Bu gidiatn stesinden
gelmek iin, youn bilinli aba sarf etmek gerekir, ayrca baka in
sanlarn yazdklanna da gmlmek lazm.
Ni inas kuramyla karlamam bu sreci hzlandrd. Daha
nce aklm kartran pek ok nokta bu kuramla aydnlanm oldu .
Sreklilik elikisi zerinde tekrar dnmeye baladm. Diyelim ki

42 Ademin Dili

olaya mhendislik asndan baktk24 ve HS 1erin, akla yatkn bir e


kilde deitirip lisana benzer bir ey elde edebileceimiz bir taraf var
m diye sorduk. Eer varsa, bir sonraki soru, acaba bu zellik, belirli
bir ni trnn ina edilmesiyle ortaya kabilir mi olacaktr. ka
bilirse, sonraki soru u olur: nsanolunun tarihncesi dneminde
byle bir ni var olmu mudur?
Kitabn geri kalan, bu sorularn yantlaryla ilgili.

24 Hauser 1 996, s. 638-52.

2 . MHENDS GB DNMEK

ITAYI KOYMAK
Lisan mhendisi olduumuzu farzedelim. Bize, lisansz bir tre lisan
kazandrma grevi verilmi olsun.
Standart, ortalama primat HS'ine sahip bir tr zerinde al
yoruz. lk aamada bu tr tam teekkll lisana kavuturma
yacaz; bu safhaya daha sonra gememiz gerekecek, ama imdilik
HS'ten muhtemelen lisana giden yolu gsteren bir noktaya ulama
lyz. Devasa bir adm olmas art deil. Kk bir adm olsa ok ama
ok daha iyi, nk bu adm ne kadar kk olursa, evrimsel bak
asndan o kadar makul olacaktr.
Fakat balang yapmadan nce , ynmz nereye evirdiimizi
bilmek zorundayz. Lisana ve HS'lerin elinden gelmeyen hangi ii
yaptna bakmalyz.
Bu ii pek ok insan denemitir, fakat tay hep fazla yksee
koydular.
HS'leri bugn konutuumuz trde lisanlarla karlatrrlar.
Ayrca, lisann, snrlar olduka kesin izgilerle ayrlm fark
l seviyeden olumas gibi bulgulara iaret ederler. Bunlarn zerk
seviyeler olduunu sylerler; yani, ne zaman konusak bu seviyeler
etkileime girer girmesine ama hepsinin kendi kural kmesi mevcut
tur, stelik bu kural kmeleri birbirlerinden farkldr.
nce anlamsz seslerin olduu seviye var: ses bilgisi. Lisanda
kullandmz sesler znde bir anlam ifade etmez. Fakat sz konusu
anlamszlk, homurtu, ksrk, haprk gibi seslerin anlamszln
dan farkldr. Homurtuyu, ksr, hapr yan yana dizerseniz,
ne elde edersiniz? Souk algnl m? Pekala, anlaml bir ey elde
edemezsiniz. ki konuma sesi birimini yan yana dizin, elde ede
ceiniz ey bir kelime olabilir. En azndan byle bir potansiyeli olur;
kelime olup olmadn anlamak iin ikinci seviyeye kmanz gerek.
Bu seviye, anlaml ses dizilerinin seviyesidir: morfoloji. Yani ke
limeler ve kelimelere bititirdiimiz ekikler, rnein -ler, -lar ya da
-de, -da gibi kk kelimeye eklendiinde anlam kazanan ekler. Artk

44 Ademin Dili

eyaya isim takabiliriz, daha dorusu eya snftanna; "kpek" ke


limesi u ya da bu kpek anlamna gelmez, belirli bir hayvan cinsi
anlamna gelir. "mdat!" "Yardm! " gibi tek kelimelik nlemler dn
da, bu seviyede gerekten anlam tayan bir sz syleyecek durumda
deiliz. Bu yzden bir basamak yukar trmanmal, nc seviyeye
ulamalyz.
Bu seviye, anlaml ifadelerin seviyesidir: szdizimi. Kelimelerle
bir ey ima edebilirsiniz belki ama bunlar szck takm, cmlecik,
cmle olarak art arda dizmediiniz mddete fazla bir ey anlatamaz
snz. Fakat cmle kurma aamasna geldiinizde artk dze km
saylrsnz. Bununla retebilecekleriniz tam anlamyla snrszdr; pa
ragraflar, sayfalar, makaleler, kitaplar, ansiklopediler. . . Szdizimi ku
rallaryla, dnyann sonuna kadar seri ekilde lisan retebilirsiniz.
Bu giriftlik derecesini grdnze gre (meseleye sadece yze
yinden yle bir dokundum; her seviyenin kendine zg byleyici
kvrmlan bulunur) , verebileceiniz tek aklc tepki, ellerinizi iki yana
ap, fkradaki o Maine1i ifti gibi unu sylemek olur:
"Buradan oraya yol yok!"
Pekala, ilk duyduunuzda komik bir ykdr ama Maine1i ifti,
ineklerinden ald rnle zaten yetiniyordu, bir yere gitmesine gerek
yoktu. Oysa elinizdeki harita doruysa, her yerden her yere yol bulu
nur. Lisann evrimi denen bu zel kara parac iin doru harita ise
ancak imdi gzlerinizin nne serilecek.
HS1eri lisann bugnk haliyle kyaslamakta srarc olursanz,
kendinizi bir ke hazrlyorsunuz demektir. Elimizde ok daha iyi
bir model var.
KARMA DLLER MDADA YETYOR
Lisann evrimi alanna, karma diller ve melez diller aratrmalarndan
geldiim iin ok anslym. 1
Karma dil (pidgin) , birbirleriyle konumak zorunda kalan fa
kat dilleri ortak olmayan insanlarn rettii lisandr. Daha fazlasn
renmek isterseniz, Bastard Tongues [Pi Diller] balkl kitabm
okuyun. rnein insanlara ihtiyalarnz anlatmak konusunda zor
landnz ve insanlarn da size kendilerini anlatmakta zorland bir
dil konuulan yere tatile gitmiseniz, bizzat kendinizin de balang
aamasndaki bir karma dilin ncs olabileceinizi bilmeniz im-

Bickerton 2008,

Arends

ve

d ierleri 1 99 4 .

d i l i k yet e rl i . Bu ere t i a balarnzn tam teekkll bir karma dile


<vrimlcmcyiinin tek sebebi, bunu ancak sizin ve birka insann k
s t l bir sre kullanm olmasdr. Ayn toplulukta insanlarn ounu
yllar boyunca bu ile megul edebilsem, bu abalar hakiki bir karma
dil doururdu, tpk yavru kpeklerin byyp yetikin kpeklere
dnmesi gibi.
Ne yaptnz bir dnelim . Orada tantnz insanlarn li
sanndan kimi kelimeleri kullandnz, fakat bunlar sistemli ekilde
dizmediniz. Neden peki? "O lisanda nasl yapldn bilmiyordum,"
diyebilirsiniz. Oras kesin, fakat o kelimeleri kendi dilinizdeki gibi
dizmekten sizi alkoyan neydi? Yant ksmen, bu kelimelerin her an
lamda "yabanc szckler" olmasdr; bu szckler size yabancyd,
dolaysyla bu kelimeler dilinizin ucuna gbela geliyor , dudaklar
nzdan teker teker dklyordu; bir tanesini syledikten sonra teki
ni ararken arada byk boluk oluuyordu. Bunun sebebi ksmen,
en basit cmleleri bile kuracak szcklerin hepsini bilmeyiinizdi.
Elinizdekilerle idare ettiniz; aklnza gelmeyen bir kelime olduunda,
kendi lisannzdan ya da bildiiniz baka bir lisandan szck aldnz
ve konutuunuz kiinin ne kastettiinizi anlamasn ya da bilmesini
iten ie dilediniz. Hala ie yaramamsa, parmaklarnzla, el kol ha
reketlerinizle ya da mimiklerinizle anlatmaya altnz. e yarayabi
lecek herhangi bir eyden faydalanmaya altnz yani.
Siz, ben veya kim olursa olsun, lisann arifesinde ilerin nasl
yrdn sezinlemeye en fazla bu kadar yaklaabiliriz. stelik
hfila ok uzaktayz; zira jri heyetinin, "bu dava hakknda okumu ya
da duymu olabileceiniz her eyi unutun," diyen yargcn uyarsn
dikkate almas ne kadar zorsa, bir lisanmz olduunu unutmak da
bizim iin o kadar zordur. Yine de faydas dokunur. Yabanc lkede
byle bir seyahat deneyimi yaadysanz, bir an iin durun ve yaa
dklarnz dnn.
Bu konuda hakl olmadm dnenler de var. Berkeley, Cali
fomia niversitesi'nden ruh-dilbilimci Dan Slobin (bu unvan, onun
psikopat bir dilbilimci olduu anlamna gelmez; lisan ile insann
ruh hali arasndaki ilikileri inceleyen kimse demektir) , karma dil
lerin, lisann erken aamalar iin illa salam rnek oluturmadn
dnr. 2 Karma dil gelitiren insanlarn zaten en azndan bir adet
tam teekkll lisana sahip olduu gereine iaret eder, oysa lisan
yaratan ilk-insanlarn akas lisan falan yoktu.

2 Slobin 200 .

46 Ademin Dili

Kendi plnde tt zaman Dan'a byk saygm var; ken


disi, ocuklann lisan konumaya ilk nasl balad zerinde alr.
Doru, altn izdii farkllk gerek bir ayrmdr. Fakat bir sav tepe
lemek iin, sadece bir farklla iaret etmek yetmez. Bu farklln,
neden bir fark yarattn da aklamanz gerekir. ou farkllk bir
fark yaratmaz. Byk kular var, kkleri var, uan var uama
yan var, fakat ku kutur ve grdmzde onun ku olduunu
hepimiz biliriz.
Ayns, daha iyi bir szck bulamadmz iin kk-lisan dedi
imiz eyin her trl varyetesi iin de geerli (rnein Hint-Avrupa
dilleri gibi mevcut dil ailelerinin varsaylan ve be bin yldan pek de
yal olmayan gerek-lisan atalar iin kullanlan kk-dil terimiyle1
kartrlmamal) . Kk-lisan, hakiki bir lisan deil. Lisan benzeri un
surlardan meydana gelir. Sz konusu kavram 1 990 tarihli Language
and Species kitabmda tanttmdan beri bu alanda alan ou
aratrmac, bizim bildiimiz haliyle lisann ortaya kndan nce
hakiki lisan ile HS aras bir eyin geldiini ve (en azndan bu ara
trmaclardan bazlarna gre) bu ara biime benzeyen yaplarn etra
fmzda hala grlebileceini kabul etmitir; mesela karma dillerde,
beyin zrllerin ya da kk ocuklarn konumasnda ya da iaret
dillerinin eitli biimlerinin retildii kuyruksuz maymunlarn an
lattklarnda.
Bir eyin kk-lisan olarak kabul grp grmeyeceini belirlerken,
bunu konuan kiinin zaten lisan var m diye baklmaz; nemli olan,
ayn koullar iinde olsanz da olmasanz da, iletiim kuracak doru
dzgn bir lisan olmakszn iletiim kurmak zorunda kalnmasdr.
Oysa kk-lisann ierii, yani bununla aslnda neler diyebileceiniz,
kk-lisan kimin kullandna bal olarak deiir; acaba bu karma
dil konuan biri mi, Broca afazisi mi var,4 "lisan eitimi verilmi" bir
kuyruksuz maymun mu, iki yandan kk bir ocuk mu yoksa
lisann henz afan yaayan bir ilk-insan m, buna gre deiir.
Bu ierii nasl ifade edeceinize dair belirli kstlamalar ise hi
deimez; tamamen biimsel, yapsal kstlamalardr bunlar. Kim ya
da ne olduunuzdan, hatta mensubu olduunuz trden bamsz
olarak, bu kstlamalar sizi ksa, biimsiz ve birbirinden kopuk szler
seviyesine drr (zaten lisan konuuyorsanz) ya da ykseltir (he
nz lisannz yoksa) .
1 Westcott 1 976.
4 Goodglass ve Geschwind 1 976.

1\11 1 1 1 1 , " l . < 'l11 / '""' ' " ' " " '"

I '/

dil konuan bir insansanz, karma dili ina eden para


l a r herhangi bir lisandan gelen hazr kelimeler olur. Lisann ncs
bir ilk-insansanz, bunlar hazr kelimeler olmaz. Karma dil konuan
insansanz, kendi lisannzn szdizimi birimleri olur olmaz yerler
de boy gsterebilir, geri erken safhalarda bunun gereklemesi pek
muhtemel deil, nk asl lisannzdan bile alnt yapacak kadar
akc konuamazsnz. Lisann ncs bir ilk-insansanz, oradan bu
radan frlayacak szdizimi birimleri yoktur. Fakat iki durumda da
yap diyebileceiniz hibir ey mevcut deil. nc seviye bulun
maz, nk kural yoktur ve kural yoksa, szdizimi yok demektir.
kinci seviye yoktur, nk elinizde kelimeler olsa da bu kelimele
rin bir i yaps bulunmaz ve bunlar birimlerine ayramayz, mesela
anti-laik-lik5 gibi ("din ilerini devlet ilerinden ayrmann aleyhinde
olmak") ; ya da fiillerin zaman veya saylar gibi eyleri gsteren ekim
ekleri ekleyemeyiz.
Sadece bir seviye geince nereye vardmz gryorsunuz.
Fakat yine de HS seviyesine inmedik. Kk-lisanda ve lisanda,
tm HS 'lerde eksik olan ortak bir nokta bulunur.
elerin birletirilebilmesi.
K a rma

SADECE BTTR (BTTRECEK BR EY BULURSAN)


Lisanlar, szckleri falanca kurallar uyarnca birletirir, kk-lisanlar
bunu kuralsz yapar. Baka bir deyile, lisanlarda neyi neyle yan
yana getireceinize dair her trl kstlama mevcuttur; kk-lisanlar
ise kstlamaszdr. Kelimelerin art arda dizilebilecei noktada, lisan
lar neyin nce geleceini kurallara balamtr; rnein ngilizcede s
fatlar isimlerden nce gelir, Franszcada ise isimler sfatlardan nce.
(Evet, iki dilde de birtakm istisnalar var, mesela ngilizcede martial
court deil court martial ['harp divan' deil 'divan harp'] , Franszcada
chance bonne deil bonne chance [ 'ans bol ' deil 'bol ans'] denir,
fakat bunlar o lisann zne aykr istisnalar olmaktan teye gitmez.)
Karma dillerin ve kk-lisan eitlerinin bu tr kurallar olmaz. Her
eyi her eyle, istediiniz srayla bititirebilirsiniz, yeter ki bu kom
binasyon bir ekilde anlaml olsun. Fakat son tahlilde birletirebili
yorsunuzdur.

5 Yazarn bu kelimeyi rnek gstermesi tesadf deil. Zira zgn metinde ge


en "antidisestablishmentarianism" kelimesi, ayn zamanda ngilizcedeki en
uzun szcktr -ed. notu.

48 Ademin Dili

HS 1er bunu yapamaz. Bildiimiz kadaryla henz yapamazlar.


Bana kalrsa, ne kadar uzun ve ne kadar srarl ararsak arayalm,
elerini birletiren bir HS asla bulamayz. Az sonra bunun nedenini
greceiz.
letiim materyalini birletirebilen hayvanlar bulmak, HS1erin
przsz bir ekilde lisana gei yaptna inananlarn Kutsal Kase
aray gibidir; bu kimselere kat sreklilikiler diyelim. Byle bir
keif, hayvanlarda szdiziminin gerek bir ncsnn var olduu
anlamna gelirdi; kimileri szdiziminin, lisann sadece insana zg
bir paras olduuna inanr. Sonuta, gerek bir szdizimi ncs
bulunmu olsa, "lisan btnyle farkldr" diyen kalabalk hezimete
urar. Byle bir ncye ait ufack bir krnt bulmak amacyla saysz
HS'in aranp tarandn belirtmeye gerek yok.
Son baklan adaydan bahsedersem, bu arayn ne kadar are
sizletiini anlarsnz.
Diana maymunlar ve Campbell maymunlar, ayn blgeyi mes
ken tutmu iki farkl Afrika maymunu trdr. 6 Yrtclarn yakla
tn grnce iki tr de uyar lklarn basar; Diana maymunlar
hem kendi trnn uyarlarna hem de Campbell maymunlarnn
uyarlarna tepki verir. Arada tek fark var: Bazen Campbell maymun
lar, uyar seslenilerinin ortalama otuz saniye ncesinde bir "uul
tu ," yani alak perdeden ksa bir ses karr. Bu uuldama sesinin
ardndan gelen uyar seslenileri ounlukla uzaktaki bir yrtcy ya
da tehlike anlamna gelebilecek belirsiz bir olay haber verir. Diana
maymunlar, uuldamann elik ettii uyar seslenilerine nadiren
tepki verir ve genelde istiflerini bozmaz.
Bu davran, skoya'nn St. Andrews niversitesi'nden Klaus
Zuberbhler kefetmi ve deneylerle snamtr. Zuberbhler, acaba
bu davran szdizimine rnek midir meselesinde akll davranp laf
dolandrr. Burada anlalmaz olan nokta, szdizimine emsal olu
turabileceini dnenlerin kmasdr. ncelikle, iki ayn tr ilgi
lendiren bir olay, sadece tek trde gerekletii varsaylan bir hadise
iin salam bir bulgu saylmaz. kincisi, algya ilikin bir beceri, yani
sinyal dizisinin anlamn belirleme kabiliyeti, buna edeer retken
lik gerektiren bir becerinin, yani sinyalleri birletirme yetisinin var
olduuna dair bir teminat deildir. Fakat bu iki birim (uuldama ve
uyar seslenii) arasndaki ilikinin tr, bu vakay, herhangi bir sz
diziminin ncs sayamayacaz pheli bir duruma sokuyor.
" Zuberbhler 2002, 2005.

Af / j n d . t i l n J ' " " ' " " " ' '"

l'J

Zuberbhler, uultularn uyar seslenilerine "ayar yaptn"


sylyor. yle deil aslnda; uyarlarn ayarn deitirmiyorlar, onla
rn gz ard edilmesini salyorlar. "Ltfen bir sonraki kelimeyi dikka
te almayn ," anlamnda bir kelime ieren lisan biliyor musunuz? Ben
bilmiyorum . ster kelime, isterse szck takm ya da cmlecik olsun,
iki lisan birimi bir araya geldii zaman, birimlerden biri tekinin an
lamn keskinletirerek ona tam anlamyla "ayar yapar":

ngiBzce retmeni (retmenlerden herhangi biri deil) .


Amadan nce iyice alkala (atktan sonra alkalarsan zerine
srar) .
Diilerin cinsel organnn kabardn grdklerinde, erkek may
munlar onlarla iftleir (bizim gibi akllarna her estiinde deil) .
ster lisanda isterse kk-lisanda olsun , kombinasyonlarn bir
ekilde anlaml olmas zorunludur derken bahsettiim ey ite bu.
in oluru budur; bir eyi (zne) alrsnz ve hakknda bir ey syler
siniz (yklem) . Yklemlemek [zneye bir i , eylem ya da durum yk
lemek] , lisandaki en temel ve esas srelerden biridir. Szdiziminin
hayvanlarda bir ncs olmayabilir, fakat yklemlemek, szdizimi
nin kesinlikle ncsyd. Eer birimler anlam temelinde bir araya
gelemeseydi, yapsal temelde bir araya gelebildikleri aamaya asla
ulaamazlard.
Sradaki soru u : Lisan ve kk-lisan birimleri birleirken HS bi
rimleri birleemiyorsa, bunun sebebi nedir? Bu, sadece tesadf m?
Hayvanlar bizim kadar zeki olmadndan m? Yoksa bunu yapama
ylarnn ilkesel bir nedeni mi var? Dolaysyla, hayvanlar arasnda
bir szdizimi ncs aramamz zaman kayb m?
HAYVAN KELMELER M?
Eer hayvanlarn seslenileri aslnda kelimelerin ncsyse, o za
man szdizimi ncsn aramak bouna krek ekmek saylmaz.
Kat sreklilikilerin arad baka bir Kutsal Kase de budur:
Hayvan iletiiminde, gerek kelimelerin ncleri olan eyler. imdi
ye kadar bulunan en iyi adaylar, maymunlarn uyar seslenileridir,
zellikle de en ok aratrlm olan Dou Afrika vervet maymun
larnn bar arlar. Dorusu, ne zaman birisi lisann evrimi
hakknda aratrma yapsa, oraya buraya srklenen zavall vervet
maymunlarnn canna tak etmi olmal.

50 Ademin Dili

Yukarda grdmz gibi, yrtclara kar uyar sesleri karan


birden fazla maymun tr var. Vervetlerin seslenileri bunlarn o
undan daha fazla eitlilik ierir. 7 Kartallar, leoparlar, ylanlar iin
ayr ayr sesler karrlar. Bu seslenilerin, "vervetede" kartal, leopar,
ylan anlamna gelen kelimeler olduunu neden sylemeyelim ki?
nk, Birinci Blm'de iaret ettiim gibi, kelimeler atfta bu
lunduklar o varln yokluunda da dile getirilebilirken, hayvanlarn
seslenileri iin ayns geerli deil. Uyar seslenii, saldrganlar ka
rmak ya da lezzetli bir lokmay mideye indirmek zere kandrma
amal kullanlsa bile, seslenii duyan hayvanlar yrtcnn gerekten
etrafta olduunu varsayar. Aksi takdirde bu kat ie yaramaz.
Buna "anlam" demeyi tercih edebiliriz, fakat ileyii, insan lisanla
rndaki kelimelerin ileyiinden olduka farkl. Bunun farknda olan
kimileri buna "ilevsel gnderme" demeyi semitir. Bu ifade, keli
melerin belirli bir varla gnderme yaptn ve gnderme yaptklar
varlk etrafta olsa da olmasa da kelimeleri anlaml bir ekilde kulla
nabileceimizi sylemenin yoludur. Fakat leopar seslenii leoparlar
dan baka varlk iin kullanlmadndan, leoparlara dikkat ekme
etkisi vardr, dolaysyla da atfta bulunmann en temel ilevini icra
eder, yani bir eyi seip dikkatinizi ona ynlendirir.
Ancak, bu seslenilerin, atfta bulunmaktan daha nemli bir i
levi var; seslenii duyan hayvan zgl bir tepki verir. yle :
Kartal uyars: Gkyzne bak, allarn iine saklanmaya ha
zrlan.
Leopar uyars: Etrafna bakn, bir aacn dibine git ki gerekirse
hemen trmanabilesin.
Ylan uyars: Btn evrende zemine bak.
Sizce bu uyarlar, farkl farkl hayvanlarn adlar olabilir mi?
Bunlar insan diline evirmeye kalksak, eviride hayvann ad ge
meyebilir bile. Kartal uyarsna bakalm. Sizce evirisi, "Dikkat, kar
tal geliyor!" mu, yoksa "Havadan tehlike geliyor!" mu, yoksa "abuk,
hemen ilk bulduun alya saklan!" m? Bu evirinden herhangi
birisi, srf "kartal" demekten daha etkin, daha ilevseldir.
(Uyar seslenilerindeki olas mulak anlamlarn, bu rnekte bile,
bazen kelimelerde rastladmz mulaklklardan farkl olduuna dik
katinizi ekerim. Mulak kelimeler, tamamyla farkl eyler anlamna

Cheney ve Seyfarth 1 990.

l\ l l 11 / 1 . c iln J )1 1 .. 1 1 1 1 , , 1 1 J...

hem yara sebebiyle vcudun herhangi bir yerinde kan


!;> !;> kinliktir hem de bir eit kuru pastadr; "resim ," hem varlklarn
doadaki grnleriyle izimi demektir hem de vergi, har anlamna
gelir." Fakat hayvan seslenilerinin evirileri, ayn eyin eitli ola
s yorumlarn temsil eder. Bunu unutmayn; bir sonraki blmde
nemli olacak.)
Kartal uyarsna dair bu evirinin ortak noktas ne?
Bunlarn hepsi eksiksiz birer szdr; zlerinde bir btnlkleri
var.
"Kartal" kelimesinin bundan fark ne?
Onun kendi iinde bir btnl yok. Bize birey anlatr, fakat
yeterli deil. Etrafta u an bir kartal m var, yoksa dnden mi bah
sediyorsunuz ya da yarn bir kartal grme ansmz olduunu mu
sylyorsunuz? Kartallar hakknda genel bir beyanda m bulunu
yorsunuz, yoksa tek bir kartal hakknda zel bir konudan m bah
sediyorsunuz ya da sadece belli bal ku trlerini mi sayyorsunuz.
Yukardakilerin hepsi ya da hibiri ya da herhangi biri olabilir.
Neden bahsettiinizi anlayabilmem iin, kelimeyi yklemlemeniz
gerek. "Kartal" kelimesini baka bir kelimeyle ya da kelimelerle bir
araya getirmelisiniz ki bunca olas anlamdan hangisini kastettiinizi
anlayabileyim. Fakat uyar sesleniinin ne anlama geldiini anlamam
iin yklemlemeye gerek yok. Uyar sesleniinin kendisi yeterli. Ken
dimi zaten ya allarn iine ya da aalarn tepesine atarm.
Artk HS'lerdeki sinyallerin neden birlemediine bakabiliriz.
Onlar bititirmenin bir anlam yok nk. Bunlar kelime de
ildir ki belirli bir anlam oluturmak iin bir araya getirilmeleri ge
reksin. zgl koullarda verilen zgl tepkilerdir, kendi ilerinde bir
btnlkleri vardr, daha da fazlas, bu sinyalleri gemite kullanm
olanlarn evrimsel zindeliini iyiletirme kabiliyeti sergilemi tepkiler
dir. Eer o tepkiler, sahiplerine daha uzun yaam ve daha fazla dl
vermemi olsa, evrim bunlar devre d brakrd.
Olay, hayvanlarn sinyalleri birletirmeyecek kadar aptal olma
s deil. Uyarlar, sinyaller, yani iletiim iin kullandklar eyler bir
araya getirilecek ekilde tasarlanmamtr, ite o kadar. Bunlar bir
araya getirseniz bile, bir sinyal tekine "ayar" yapmaz; ayn ayr ne
anlama geliyorlarsa birlikte de o anlama gelirler. Bir sinyal tekini
g< ' l i r . " B!'zc , "

zgn metinde yazar, ngilizcede hem 'banka' hem de 'nehir kys' anlam
na gelen bank ile 'tecavz' ve 'kanola bitkisi' anlamna gelen rape szckle
rini rnek gstermitir -ed. notu.

52

Ademin Dili

hibir ekilde deitirmez ya da etkilemez.


Bu durum her zaman herkes tarafndan biliniyordu denemez.
Current Anthropology adl dergi 1 964 ylnda, o zamanlarn en nde
gelen dilbilimcilerinden Charles Hockett'n ve meslekta Robert
Ascher'n birlikte yazd "nsan Devrimi" balkl makaleyi yaymlad;q
derginin bu makale hakkndaki kanaati o kadar salamdr ki yirmi
sekiz yl sonra kelime deitirmeksizin yeniden bast. (Yaklak 1 990
ylna kadar, lisann evrimiyle ilgili aratrmalarn ilerledii yol ade
ta buz tutmutu diyebiliriz.) Hockett'e gre, ilk-insanlar yiyecein ve
tehlikenin birlikte bulunduu bir koulla karlap, yiyecek sesle
niini tehlike uyarsyla harmanladnda lisan domu . Ardndan,
anlaml birimlerin bu ilk kombinasyonu daha fazla kombinasyona
hayat vermi ve lisan doru dzgn ilemeye balam .
Hockett'in zmlemesi u gerekleri gz ard eder:
Kelimeler, ayr birimler olarak bir araya gelir; asla harmanlan
mazlar. Onlar atom gibidir, amur topu gibi deil.
Toy bir hayvan iin, harmanlanm uyan seslenileri anlamszdr.
Bu harman yorumlansa bile, nasl olur da anlama sahip olabilir?
Eer yklemleme sz konusuysa, sadece iki olaslk mevcuttur:
"Tehlikeli yiyecek"? Pek olas deil; grdmz kadaryla teh
like uyarlan en azndan, tehlikenin kaynan fazla ayrntya girme
den kabaca belirtir. Zehirli maddeler iin uyan sesleniinde bulunan
hayvan hi duymadm desem yeridir.
"Yen ilebilir tehlike"? Yok artk!
Harmanlanm seslenilerin tek anlam, "hem yiyecek hem tehli
ke var," olur. Fakat, az nce dediim gibi, bunun anlam , ayr ayr bu
seslenilerin anlamnn toplamna eittir. Dolaysyla, bu durum bizi
lisan diyebileceimiz eye bir adm bile yaklatrmaz.
Kat sreklilikilerin hayali, hayvan trlerinde kelime ncleri
ve szdizimi ncleri bulmaktr. HS1er ve lisan arasnda gerek bir
sreklilik tesis etmenin en bariz ve en kolay yolu bu olurdu . Fakat
doru yol bu deil, nk baka kelimelerle yan yana gelene kadar
kelimeler (ya da el iaretleri, ya da benzer bir lisan birimi) pek bir
anlam ifade etmezken, hayvan seslenileri (ya da dier HS birimleri)
baka seslenilerle bir araya geldiinde ilave bir anlam oluturmaz.
Dolaysyla, zihni doru drst ileyen hayvanlar, bu sinyalleri
neden birletirmek istesin ki?
Baka trlerde kelime ya da szdizimi nclleri aram::.k zaman
" Hockert ve Ascher 1 964 ,

1 99 2 .

l\1 l 1 1 1 d . c iln / ) .,. ,, , , J...

'. J. \

kaybdr, nk evrim, hayvanlarn iletiimini lisann aa bir ikame


si olarak tasarlamamtr. Hayvanlarn ar aksak lisana yaklamaya
altn fakat bunu nasl yapacaklarn bilmediini syleyemeyiz;
bu sz konusu deil. Bizler, kendi bak amza zg kstlamalar
HS1ere yaktrmakta sanki beis grmyoruz. Oysa hayvanlara gre
HS1er gayet ie yaryor. Biraz farkl bir sisteme ihtiya duyanlar,
bizim baz aykr atalanmzd (ayrca umduklarnn ok ama ok daha
fazlasn almlardr) .
Dolaysyla, evrimde gerek bir sreklilik vakasn gzler nne
sermek istiyorsak, lisanla ilgili nc yaplar aramamalyz, bunun ye
rine HS 1erde esnekliin ortaya kt bir noktann peinde komal
yz; doru seilim basksnn sapmaya yol at ve nihayetinde nce
kelimelerin sonra szdiziminin yaratld noktay aramalyz. Bunlar,
yani kelimeler ve szdizimi btnyle evrimsel yenilikler olduundan,
lisann dnda kullansz ve anlamszdr. buuk milyar yldr i
banda olan evrim bunlarn bir benzerini daha yaratmamtr; bunun
sebebi, evrimin onca sre zarfnda "lisan retmeyi becerememesi" de
ildir; sebep, lisandan btnyle farkl bir sistem yaratm olmasdr.
Lisan olmaya abalayan aksak bir yap deildir bu, aksine, kullanc
larnn ihtiyalarna kusursuz hizmet eden bir aygttr.
Lisann insan merkezci nclerini arayan primat merkezci ba
k asna sahip insanlardan bahsetmek gerekirse, iletiime tarafsz
bir bak asndan nesnel bir ekilde bakmak yerine, kafay lisanla
bozmu gibi grnyorlar; nispeten kendine zg bir trn dnya
grne saplanp kalmlar.
MDK ZAMANDAN VE MEKANDAN KURTULMAK
HS'lerin hangi noktada esnekletiini bulmak n, anlan yine de
lisanla kyaslamamz gerek; burada niyet onlar hor grmek deil,
sadece lisanla HS'lerin farkl ileyi usullerini daha iyi anlamaya a
lyoruz.
HS'lerin elinden gelmeyen fakat lisann becerebildii eylerden
biri, seslenii gerekletirdiiniz anda orada bulunmayan, yani du
yularnzla alglayabileceiniz menzilde olmayan varlklara gnderme
yapmasdr. Bir kez daha unu sormalyz: Bu kazara ortaya km
bir zellik midir yoksa ilerin bu ekilde yrmesi ilkesel bir sebebe
mi dayanr?
Belki lisan felsefecileri bunun sebebini, HS'lerde sinyallerin
simgesel deil gstergesel olmasna balar.

54

Ademin Dili

Gstergesel iaret, imledii eye dorudan iaret eder. 10 Vervet


lerde yrtc uyanlar gstergesel iaretlere dair salam rneklerdir.
Ancak, simgesel bir iaret, imledii ey binlerce kilometre uzakta ya
da binlerce yl gemite kalm olsa bile, onun yerini alabilir.
Fakat aralarndaki fark sadece belirtmi olduk; o fark aklam
saylmayz.
HS sinyallerinin neden simgesel deil de gstergesel olduunu
sorabiliriz. Fakat unu sormak daha aydnlatc olacaktr: Acaba bilgi
lendirici HS 1er mi yoksa ynlendirici HS1er mi daha nce gelmitir?
Burada temkinli ilerlemeliyiz. Tm iletiim eylemleri bir anlamda
bilgilendiricidir; bu anlamda, HS1er ve lisan hem bilgilendirici hem
de ynlendiricidir. nsan HS'inin bir paras olan beden dili bilgi
lendiricidir; yattrc kelimelerinize ramen beden dilinizden kzgn
olduunuzu anlyorsam, bilgilenmi olurum; eer fkenizi davur
mak iin beden dili kullanmam olsaydnz bu bilgiye eriemezdim.
Keza, lisanla ilgili her trl eylem ynlendirici olabilir; hava durumu
hakknda tamamen gereki bir sz, bakasyla dar kmak yerine
evde benle kalmaya sizi ikna etmek amacyla sylenebilir. Dolaysy
la, unu sylemek kolay ve doru olurdu, geri pek bilgilendirici ol
mayabilir: HS 1er hem bilgilendirici hem de ynlendiricidir, lisan da
yle. Aralanndaki fark ne o zaman?
Fark u: HS ncelikle ynlendirici sonra bilgilendiricidir, oysa
lisan ncelikle bilgilendirici sonra ynlendiricidir.
HS1er bilgilendirebilir, fakat bu bilgi sadece yan rn nitelikli
dir. Esas ilevi, benim evrimsel zindeliimi artracak ileri yapmanz
salamaktr. (Bu arada sizin evrimsel zindeliinizi de artryorsa ne
ala.) Fakat HS1er koullara tepki vermek ve teki bireyleri ynlendir
mek zere tasarlanmsa, neden imdiki zamana ve mekana mecbur
olduklarn anlayabilirsiniz. Zamanda ya da uzamda uzak olan bir
duruma tepki veremezsiniz (en azndan televizyon icat olana kadar
tepki veremezdiniz) . Yannzda olmayan birine unu bunu yaptrta
mazsnz ya da imdiki zamann haricinde bir zamanda kimseyi yn
lendiremezsiniz. Bizim bak amzla kstlama gibi grlen bir ey,
HS balamnda mantki bir zarurettir.
Fakat lisan, bilgilendirme ilevini ilk sraya koyar, ynlendirmeyi
bunun ardna yerletirir. Diyelim ki size Einstein'n izafiyet kuramn
ya da Chomsky'nin biyoloj ik temelli lisan organ kuramn anlataca
m. Size bu bilgiyi vermekteki amacm, sizi kendime hayran brak10

Peirce 1 97 8 , Deacon 1 99 7 , n c I3l m .

f\ fu l , , . 1 1 l . ( ;1,, ' '" . " " " ' ' '"

: :

n a k , h a t t a nihayetinde sizi yataa atmak da olabilirdi (geri bu e


kilde sevimeye ynlendirilebilecek kii gerekten tuhaf biri olmal) .
Fakat burada sizi bilgi vastasyla ynlendirmeye alyor olurdum,
yoksa sizi ynlendirmem esnasnda bir taraftan da bilgi veriyor sayl
mazdm.
Buradan anlyoruz ki lisan imdiki zamana ve mekana kslp
kalmak zorunda deil. Bilgi (ister ynlendirme amal kullanlsn
ister kullanlmasn) oktan gereklemi eylerle de alakal olabilir,
henz gereklememi fakat gereklemesi olas eylerle de. Hemen
gzlerinizin nnde olan bitenle de ilgili olabilir; fakat, gznzn
nnde olmayan eyler hakknda olmas daha muhtemel, nk bil
ginin nemli, belki de en nemli zellii bir yenilik barndrmasdr.
ou balamda, eski bilgi dpedz skcdr. (nsanlarn birbirine
balanmas bu konuda byk bir istisna; rnein aklarn ya da
parti yelerinin birbirine balanmas gibi; daha nce defalarca duy
duunuz szleri iermeyen bir siyaseti nutkuna hi rastladnz m?)
Bunun aksine, HS'ler ayn koullar iin ayn iaretleri tekrarlar du
rur; bu balamda yeniliin ykc etkileri olur, bir ie yaramaz. Aynca,
eer bu koullar defalarca tekrarlanmam olsayd, evrim bunlar iin
iaretler retme zahmetine asla girmezdi .
O halde, H S birimlerinin neden gstergesel, lisan birimlerinin
neden simgesel olduu anlalmtr diye dnyorum.
HS birimleri gstergeseldir, nk bakalarn ynlendirmek ze
re tasarlanmlardr. Bu bakalar, ynlendirileceklerse aye t, imdiki
zamanda ve mevcut mekanda orada olmaldrlar. Bylece bilgi alveri
i gereklese bile, bu bilgi ancak imdiki zaman ve mekan hakknda
olabilir.
Lisan birimleri simgeseldir, nk bilgi nakletmek zere tasar
lanmlardr. Bilgi gemie, imdiki zamana, gelecee, buraya, oraya,
herhangi bir yere dair olabilir. Fakat bir lde, hatta byk lde
bilginin deeri yeni olmasnda yatar; dolaysyla, bilginin imdiki za
mana ve mevcut mekana dair olmamas daha iyi.
Fakat bu kadar elbette bir eyin nasl simgesel nitelik kazand
n aklamaya hi yetmez.

RUBKON NE TARAFA DYOR?


On yl nce Terrence Deacon (o zaman Boston niversitesi'ndeydi,
imdi Berkeley'de) The Symbolic Species [Simgesel Tr] isimli, bir
ok kesimin beenisini kazanan bir kitap yaymlad. Bu kitapta,

56

Ademin Dili

insanlar teki trlerden en keskin biimde ayran zelliin, simge


yaratp kullanmak olduunu ileri srd. Kitap hakknda yazdm
deerlendirmede Deacon 'n yanldn, esas ayrt edici zelliin sz
dizimi olduunu syledim. Daha sonra bu konuyu kamuoyu nnde
iki kere tarttk (Seattle'da ve Oregon, Eugene'de) . Fakat ksa sre
nce onun hakl olduu, benim ise yanldm sonucuna vardm; en
azndan simgeler ve szdizimi meselesinde.
Dorusu, Deacon'n kitabn eletirme sebebim, hakl bir sebep
deildi. Eletirmek iin hakl sebep, ki i iten getikten sonra an
cak anladm, ima ettii vaadi yerine getirmemi olmasyd. Hayvanla
rn neden simge kullanmadn , bizim ise u anda olduumuz eye
dnebilmek iin neden simgelere ihtiya duyduumuzu anlatan
blm stne blm var kitapta. Fakat simgesel kelimelere nasl
ulatmz hakknda t yok. Simgecilie nasl geldiimiz ak: Ayin
ler araclyla. Peki, bilhassa hangi ayin? Evlilik olduuna inanr
mydnz?! ' 1
Hayr, Terry'ye hakszlk etmek istemem; tabii ki ilk kelimelerin
"Karn olarak kabul ediyor musun . . . " olduunu ileri srmyordu .
Bunun yerine nispeten salam bir sav vard, en azndan antropo
lojinin bak asndan. Erkeklerin et bulmaya gittii, kadnlarn ise
yuvaya yakn kalp sebze toplad n-insanlarda, adamn tekinin
aktrmadan geri dnp einizle iftleme ihtimali her zaman vard.
Eve getirdiiniz eti kadnnzla ve ocuklaryla paylaacanz iin,
tm abanzn, kendi zararnza olacak ekilde, sizi boynuzlatan o
adamn genlerini desteklemesi gibi byk bir tehlike mevcuttu . Do
laysyla tm bu skntlardan ve gerilimlerden, kskanlklardan ve
atmalardan kanmak iin, genelin kabul edecei bir tr balanma
seremonisi domalyd. Dorusu, u veya bu ekilde evlilik tm in
san topluluklarnda vardr (geri bunun, apknlklar azalttndan
pheliyim) .
Fakat, simgeciliin (illa kelimesiz) ayinlerden yola kp gerek
kelimelere nasl vardn aklamaya Terry'nin en ok yaklat nok
ta u iddiasdr: Bu "ayinsel j estlerin, etkinliklerin ve nesnelerin" ya
nnda "sesler" olsa da, "muhtemelen Homo erectus ortaya kana ka
dar kelimelerin bir muadili var olmamtr. " 12 Peki kelimeler nasl "var
oldu"? Bir ey, bir anlam tekil eder hale nasl gelebilir? t yok.
Yine de Terry'nin ana grnde hakl olduu kanaatindeyim;
1 1 Deacon 1 997, s. 402-407.
1 2 A.g. e. s . 407.

Mu l u n l "

a t a l a r m z n

( i l J 1 1 .. 1 1 1 1 1 1 1 t.

.l

insun olmaya balamas iin, simgecilik, amalar gere

ken bir Rubikon 11 nehri gibiydi. Ben szdizimini savunmutum, n

k anlamlar bakmndan kelimelerin kaba muadilleri olan birtakm


eyler, eitimli kuyruksuz maymunlara retilebiliyordu , maymunlar
da bu kelimeleri dizip bir nevi kk-lisan oluturabilse de (talimat al
masalar bu konuda ok da ileri gidemezlerdi) , szdizimi denebilecek
bir yapya asla kavuamadlar, geri, en azndan bir deneyde, szdi
ziminin basit unsurlar maymunlara aka retilmiti. Fakat, iki
milyon yl boyunca kk-lisan kullanmnn, kullanclarn beyninde
muazzam deiiklikler yaratmasyla szdiziminin mmkn olabile
ceini dnmeye balamtm . Eer durum bu idiyse, kuyruksuz
maymunlar, hibir zaman kavuma frsatlar olmad, onlarla ara
mzdaki o ana ayrma tabi tutmak ok samayd. Deacon'n ileri sr
d gibi, ana ayrmn, lisann hemen balangcnda ortaya ktn
dnmek ok daha mantklyd; ilk admda simgelerin ortaya k
mas, btn srecin harekete gemesini salamtr.
Kelimelerin ya da szdiziminin ncln aramak yararsz oldu
u iin, HS1erde bulunan birimlere bakmaktan baka are kalmyor;
acaba herhangi bir yerde, zel koullar altnda, simgesel birimlerin,
yani kelimelerin ya da iaret dillerindeki iaretlerin tad zellikler
den en az birini stlenmi bir HS birimi var mdr diye aranabilir.
Daha nce grdmz gibi, simgelerin en gze batan niteli
i, imdiki zamann ve mekann dnda kalan varlklara gnderme
yapabilmeleridir. Dilbilimciler bu yetiyi genelde "yerdeiim" diye
niteler. 14
O halde Marc Hauser'in HS birimlerini e blp toplumsal
sinyaller, iftleme sinyalleri ve sakalm sinyalleri diye sralamasna
yeniden gz atalm . Bu snflardan hangisinin yerdeiim yetisi ier
mesi daha olas?
lk ikisini hemen eleyebiliriz. Toplumsal sinyallerin toplumsal
olmas iin, teki grup yelerinin eylemlerini ynlendirebilmesi gere
kir; bu da ancak imdiki zamanda ve mekanda yaplabilir. Srf tr,
cinsiyeti ve/ya da kzlma dnemini gsteren sinyaller dndaki ift
leme sinyalleri, kendi reklamn yapan bireyin harika genetik yap-

Rubikon: Kuzey dou talya'da s bir nehir. Julyus Sezar'n M 49 ylnda


lejyonlanyla bu nehri amas sava ilan olarak kabul edilmiti. O olaya
atfta bulunularak, Rubikonu amak deyimi, ngilizcede dn olmayan
nokta anlamnda kullanlr -ev. notu.
14 Pearce 1 997, s. 258.
13

58 Ademin Dili

sn ifa eder; salkl tyler, akrobatlk yetenekleri, engelleri ama


kabiliyeti, rakipleri alt etme becerisi vesaire sergilenir. Bu nitelikler
ancak imdiki zamanda gzler nne serilebilir; hibir hayvan, "u
an biraz bitkin grnebilirim ama beni geen hafta grecektin , " ben
zeri bir ey diyemez.
Elimizde sakalm sinyalleri kald. Bunlar iki ana snfa ayrlyor:
Uyar arlar, yiyecek arlar. Uyar arlarn uzun uzun iledik
ve bunlarn illa yrtclarn grnmesiyle ya da grndnn var
saylmasyla balantl olduunu grdk (hem uyary yapan hem de
uyary alan bunu varsayar; uyary yapan yanlp etrafta bir yrtcnn
olduunu zannedebilir, uyary alan ise, uyaran hayvan tarafndan
aldatlsa bile yrtcnn evrede olduunu varsayar) . Yiyecekle ilgili
arlar ounlukla besin kaynann kefine verilen anlk tepkilerdir
ve bunlar hemen yakndaki grup yelerinin duymas amalanr (ia
ret sz konusuysa grmeleri) . Bunlardan hibirisi, yerdeiim yetisi
iin olas aday saylamaz.
Ancak, diyelim ki yiyecek, grubun teki yelerinden uzakta ve
bu besin kaynann kefi ile o hayvanlara bu kefin haberini iletmek
arasnda llebilir bir srenin gemesi zorunlu. Byle bir durumda
hayvanlara ait herhangi bir sinyal kullanlabilseydi, o sinyal imdiki
zamann ve mekann hapishanesinden ka ifade etmez miydi, ilk
gerek yerdeiim vakas saylmaz myd bu?
ARET TRLER
Elbette yle saylabilirdi. Fakat bunun nasl bir sinyal olmas gere
kir? imdiye kadar iki tr sinyalden bahsettim: gstergesel ve sim
gesel sinyaller. Fakat simgeler durup dururken ortaya kmaz; hibir
HS'te bulunmayan simgeler iin kk-lisann ilk aamalarnda aba
sarf edilmesi ve simgelerin bu aamalarda kazanlmas gerekir. Gs
tergeler ise aresizce imdiki zamana ve mekana mahkumdur, nk
gndermede bulunduklar eylere dorudan iaret etme zorunluluk
lar vardr.
anslyz ki nc bir sinyal snf mevcut. Yansmal sinyaller. s
Yansmal iaret, gndermede bulunduu eye bir ekilde benzer.
Gnderme yaplan eyin bir paras ya da resmi (ya da resminin p a r
as) ya da kard ses olabilir; gerek dnyadaki bir nesneyi a k l a
getiren herhangi bir sinyaldir (hatta, tpk simgeler gibi, soy u t var l k -

Armstrong

1 98 :1 .

akla getirebilir) .
Bu sinyal snfn, yansmalar, gstergeleri ve simgeleri,
Deacon' n The Symbolic Species kitabndaki yaklamndan olduka
farkl bir ekilde ele alacam. Ona gre, bu sinyaller bir hiyerari te
sis eder: 1 6 en dipte yansmalar, ortada gstergeler, en stte simgeler
yer alr. Etraflca dnmediim bir iki sefer, bu gr ben de be
nimsemitim. Fakat yerdeiimin bak asndan, burada hiyerari
falan yoktur.
lk olarak, tm kelimelerin simge olmadn aka ortaya ko
yalm.
Kelimeler yansmal olabilir. "Kedi" ya da "kpek" kelimelerinde
dorudan bu hayvanlar akla getiren hibir unsur yok. Fakat "vzlt"
ya da "tslama" gibi kelimeler, betimledikleri sesleri aklmza taklit
yoluyla getirir. Dahas, "vzlt" illa belirli bir hadisede belirli bir sese
gndermede bulunmaz, oysa HS'lerin yansmal iaretleri byledir.
Tylerin dikilmesi yansmal bir iarettir; o hayvann tam o anda ve
o yerde kzgn olduu anlamna gelir, fakat "vzlt" kelimesini ayrm
gzetmeden kullanmak mmkn; sizi u an rahatsz eden bir arnn
kard sesi bununla anlatabilirsiniz ya da arlarn , eek arlarnn ,
kn kanatllarn ya da teki bceklerin cinsine zg o sesten bahse
derken yine ayn kelimeye bavurabilirsiniz; heyecanl bir sohbete
dalm bir insan kalabal bile vzltaya benzer bir ses karr.
Kelimeler gstergesel de olabilir. "Bu" ve "u" kelimeleri, zellikle
belirli nesneleri iaret etmek iin kullanlr. Fakat maalesef ok bilgi
lendirici deiller; imlenen varlklar ancak gemi bir konumann ya
da yaznn aknda belirlenmise bunlar kullanmak mmkn, fakat
"kpekler" ya da "masalar" gibi gerek dnyevi varlklarn zgn s
nflarnn yerini akas alamazlar, oysa simgesel kelimeler bu i iin
birebirdir.
Ayrca, kelime saylan dilbilgisi eleri de var: "ki," "bir," "deil,"
"iin" vesaire. Yansmalarn, gstergelerin ve simgelerin aksine bun
lar bir eye gndermede bulunmaz; gndermede bulunan kelimeler
arasnda iliki kurmakla yetinirler. Dolaysyla, "kelimeler simgedir"
gibi basit beyanlar bizi kesmez.
Ancak, ou kelimenin simgesel olduu ve simgesel kelimeler
olmakszn lisana kavuamayacamz doru. O halde The Symbolic
Species kitabnn asla yant vermedii (hatta sormad) soruyu sora
lm; Simgesel kelimeler nereden geldi?
l a n d<:

1 6 Deacon 1 997, s. 69-79 .

60

Ademin Dili

"Vzlt" ve "tslama" kelimelerini tekrar dnn. u ifadeleri


karlatralm:
Kulamn dibinde vzldayan bir sivrisinek var.
Vzlt sesinden daha rahatsz edici bir ey olamaz.
lk cmlede imdi ve hemen orada olan belirli bir vzltdan bah
sediliyor. kinci cmlede, vzlt o an olabilir de olmayabilir de ; yllar
nce gereklemi bir olay hakkndaki ykye tepki verirken de ayn
rahatszlk dile getirilebilirdi. Simgecilikten ve kelimelerden bahse
derken insanlar keyfilik mefhumuna, yani kelimenin biimiyle anlam
arasnda herhangi bir ilikinin olmamasna fazla itibar ediyor. Ora
da bir snf aynn yapldn sezebilirsiniz; stte simgesel kelimeler
bulunur, biimine bakp anlamn tahmin edemeyeceiniz kelimeler;
altta ise ikinci snf vatandalar vardr, yani anlamlan utanmazca
paalarndan sarkan kelimeler. Fakat, tpk tm toplumsal snflarn
yelerinde ayn bedensel ilevlerin var oluu gibi, simgesel ve yans
mal kelimelerde yerdeiim kabiliyeti ortaktr. lisann nasl dodu
una gelince, yerdeiim yetisi keyfilikten ok ama ok daha nemli
bir etkendir.
Aslnda, keyfilik pek ok hayvan sinyalinin bir vasfdr. Vervet
maymunlarnn leopar uyarsna dnecek olursak, bu uyarnn zn
de leopar akla getiren ya da artran hibir ey yok.
Simgeleri, yansmalar ve gstergeleri hiyerari yerine, bir ge
nin keleri olarak gzmzde canlandrabiliriz. Bir kede gsterge
ler duruyor; hibir koulda yerdeiim kabiliyetleri olamaz. En uzak
kede simgelerin bu kabiliyeti var. Simgelere yakn kede duran
yansmalar, kullanmlarna bal olarak bu kabiliyeti ya barndrr
ya da barndrmaz. Baka hayvanlarda yansmalar bu kabiliyeti asla
gelitirmedi, fakat potansiyel olarak iinde barndryordu ve lisan
ortaya ktnda bu kabiliyet de iek at.
Dolaysyla yansmalar, atalarmzn lisana giderken takip ettii
en muhtemel yoldur.
Bylece, lisan mhendisleri olarak giritiimiz ii tamamlam
olduk. Bir HS'in, farkl amalar ve farkl vastalar barndran tama
men farkl bir yapya dnmeye balayabilecei koullar itinayla
belirledik. artlar unlardr:
Seilim basks: mesaj alacak olanlarn duyu menzili dnda ka
lan besin kaynaklan hakknda bilgi aktarma ihtiyac.

Afu l n d . < ;,,, ' '" .. n n h

h1

Olas v a s t a l a r : yansmal iaretler.

imdi akla u soru geliyor: Bunun iin evrimsel bir model bula
bilir miyiz? Tamamen insan atalarmza zg bir eyden mi bahsedi
yoruz yoksa teki trlerde bize klavuzluk edebilecek benzer bir ey
var m? Eer byle bir klavuz yoksa, sadece bu alana zg olarak,
amur tarafndan yutulmamz engelleyecek bir deney zemini olmak
szn speklasyon bataklnda debelenme tehlikesine giriyoruz de
mektir. Bizden nce pek ok kiinin bana gelmitir bu.
O halde mhendis gibi dnmeyi brakp biyolog gibi dn
meye balayalm. Kyaslama yntemi, evrimsel biyoloj inin zdr ve
lisan karlatracak bir eyin olmay ta bandan beri lisann ev
rimi alann altst etmitir. Yukarda belirttiimiz artlar ile gerekte
olan biten arasnda bir balant kurmak iin evrime ve gemite nasl
ilediine bakmann imdi tam zaman.
Geri nereden balamal?
Byk kuyruksuz maymunlar, neredeyse herkesin ilk bakt ve
ilk akla gelen yerdir. Nihayetinde onlar en yakn akrabalarmz; ge
netik yapmz hemen hemen ayn. Lisann ortaya knda bir srek
lilik sz konusuysa, bu srekliliin dzayak bir genetik temeli falan
olmal.
Pekala, nmzdeki iki blmde buna gz atacaz.

3 ARKI SYLEYEN KUYRUKSUZ

MAYMUNLAR MI?

PRMAT OLMANIN NEM


On dokuzuncu yzyln sonuna gelindiinde, dini dogmalarla krle
memi herkes biliyordu ki insan, mdahaleci bir ilahn zel ama
larla yaratt bir varlk deil, primat ailesinin bir yesidir ve bu aile
ancak empanzelere benzeyen bir canldan evrimlemi olabilir. Bu
bulgunun nemi, 1 9 54 ylnda DNA'nn ikili sarmal yaps kefedilip
gen yzyl balamadan nce btnyle anlalamad.
Keif ardna keif yaplrken, genetik bilimi, canllarla ilgili bilim
lerde baskn olmaya balad. Richard Dawkins'in Gen Bencildir kita
bnn belirlenimcilik anlay ana damar tayin etti; evresel artlara
ve evrenin etkisine bir sus pay verilmi olsa da, genetiin, evrim
de uzak ara en nemli itici gc tekil ettii konusunda mutabakat
olutu. nsanlarn ve byk kuyruksuz maymunlarn ONA 1ar ara
sndaki yakn benzerlik anlaldka, gitgide daha fazla kii, normalde
insana ait olduu (birok rnekte srf insana zg olduu) dnlen
zelliklerin ve davranlarn ounun, belki de hepsinin, kuyruksuz
maymunlara ait zelliklerin ve davranlarn uzantsndan ibaret ol
duunu varsaymaya balad. Bu gre, insan evrimiyle ilgili popler
kitaplarn balklarnda rastlanabilir: 1 plak Maymun, nc em
panze ve elbette, Konuan Maymun ve Geveze Maymun.
Irene Pepperberg'in, lisan evrimi almalarndaki "primat mer
kezci nyarg" diye betimledii durumun kkleri ite burada yatmak
tadr. Eer insan tr, sadece daha ileri bir kuyruksuz maymundan
baka bir ey deilse , o zaman lisann kkenleri ya da en azndan ya
kn ncleri empanzelerde, gorillerde ve orangutanlarda bulunmal
dr gr insanlara mantkl geliyordu. 1 960 1ardan itibaren bu tr
lerden bazlarna bir nevi lisan retme giriimleri (gelecek blmde
daha uzun deineceiz) sayesinde bu inan perinlenmitir. Her ne
kadar ou dilbilimciye gre bu deneylerin sonular en iyi ihtimalk

Morris 1 999, The Third ClimtHrzrr: l > i ; o d ' J < J 2 , 'f'l l l '
Spoke: McCro c l <J<J2 , T<1/k i11<1 ll w : l l l i '. .'OO '. .

1 The Naked Ape:


Ape Tha t

' " " " '

. .. . . , . .

., .

. .

. . . . ., . .

b<'l i rsiz s ay l s a da, "kuyruksuz maymun-lisan" aratrmaclarnn


savunduu dava, davranla ilgili baka bilim dallarndan pek ok
desteki bulmu ve son yirmi yl iinde baka bir byk kuyruksuz
maymun olan bonobonun yani pigme empanzenin gsterdii rand
manla daha da glenmitir.
Lisann nasl evrimletiine dair en basit ve yaln yk unun
gibi bir ey olur:
Be ila yedi milyon yl nce, primat soy izgisi bir kez daha b
lnd (gemite zaten iki kez dallanp nce orangutanlar sonra goril
leri meydana getirmiti) . Dallardan biri bonobolara ve empanzelere
hayat verdi; tekisi atalarmzn dalyd. Kresel oraklk yznden
ormandan kp ayrda yaamak zorunda kalan atalarmz, bes
lenmelerinde ete arlk vermeye mecburdu. Et bakmndan zengin
beslenme sayesinde beyinleri byd , dolaysyla zekalar artt. Bo
nobolarla ve empanzelerle ortak bir etken olan toplumsal rekabet
de zekalarn artrmt. Kuyruksuz maymunlar daima karlarnda
kini zekalaryla alt etmeye, grup iinde itibar kazanmaya, iftlemek
iin tercih edilen birey olmaya, yakalanan av ilk yeme hakkn elde
etmeye alr. Etin tedarik ettii zeka, bu etken sayesinde seilim
de ne kt ve faydal bir sarmal meydana gelmi oldu. Kuyruksuz
maymunlarn bu sarmala giren eski HS'i geliti ve eitlilik kazand.
Bizim amzdan belirlemenin belki de imkansz olduu bir noktada
HS przsz bir ekilde lisanla kaynat . Lisan hayat daha girift
hale getirdi ve bu zorluklarla baa kmak iin daha da giriftleti ta
ki bizler mevcut durumumuza ulaana dek.
Lisann temellerinin, kuyruksuz maymun davranlarnda sakl
olduundan phe duymak baz evreler tarafndan kfr addedilir;
hatta bu pheci kiiyi gizli yaradl diye yaftalarlar. Bu beylik d
ncenin, herhangi bir bulgu olmadna baklmakszn, hatta mev
cut bulgularn da aksi yne iaret etmesine ramen, dogma stats
kazanmas, bir inan meselesi haline getirilmesi, Steven Mithen'in,
lisann evrimi hakkndaki son kitabndan yapacamz bir alntda
akla kavuuyor: "Ancak, insan lisannn ve mziinin kkleri,
maymunlarn ya da gibonlarn repertuarnda deil de bu Afrika kuy
ruksuz maymununun repertuarnda bulunmak zonndadr. Kuyruk
lu maymun seslenilerinin bariz daha karmak olmas bir yanlsama
olmal, kuyruksuz maymun seslenilerine dair kstl bilgimizi yan
stan bir yanlsama"2 (vurgular bana ait) . Beylik bir ykye duyulan

Mithen

2005,

s. 1 1 3 .

, ,.,

: \ /1 111111 /)/i

sarslmaz inanc sergilemesinin yan sra bu cmleler, geen blmde


bahsettiim bir nyargy, yani insan merkezci anlay da kanlmaz
olarak gzler nne seriyor.
O beylik inanca katlanlarn ounun, insan merkezci dn
dklerinin farknda olmadn sanyorum; muhtemelen bu iddiay
kzgnlkla reddederler, insan sahnenin merkezine yerletirmedik
lerini, bunun yerine kuyruksuz maymunlarla ortak zelliklerimizi
vurguladklarn belirtirler. Belki yle, fakat kuynksuz maymunlar
kendimizin daha basit biimi olarak grrsek, bu canllarn, insann
kaba bir glgesi olduunu rtk bir ekilde sylemi olunz; Jane
Goodall'n in the Shadow of Man [nsann Glgesinde] adl kitabnn
bal bunu aka ortaya koyuyor.3 Kuynksuz maymunlar, ancak
onlarda insan zelliklerinin nclerini bulduumuz zaman ilgimizi
hak ediyor; onlar "neredeyse insan . " Lisan sz konusu olduunda
ise, sanki Darwin ncesi doa aratrmalarndan kalm bir varolu
zinciri var ve bu merdiven, karmakl ve zenginlii tedricen artan
iletiim sistemleri iinden yukar don kyor ta ki sonunda, en
yakn akrabalarmzn arasnda, iek ap lisana ya da en azndan
kk-lisana dnmek iin bir iki kez imdiklenmesi gereken bir ey
buluyonz. empanzelerde ve bonobolarda rastlananlara kyasla kuy
nklu maymunlarn kelimeye daha benzer seslenilere sahip olmas,
bu yaklam iin klliyen utantr.
Eer HS1er, lisana giden bir merdiven oluturmusa, lisana
en benzeyen HS1er bize en yakn trlerde olmal. Fakat yle deil,
nk HS1er, lisana ulama yolunda baarsz kalm giriimler
deildir. HS1er, bizim yaptmz ilerin kaba ve yolundan sapm
biimleri deil. Bunlar zerk sistemlerdir; buna gereksinimi olan her
trn uyumsal ihtiyalarna hizmet etmek iin varlar. Trler, ne az
ne ok, ihtiyac kadarn alr; iki balk sonra, kuynksuz maymunla
rn HS1erinin, maymunlarnkine kyasla, en azndan baz bakmlar
dan, neden daha ok deil de daha az karmak olmas gerektiinin
salam sebeplerini greceiz.
PRMAT OLMANIN YARATIIGI BAZI SORUNLAR
O beylik anlatda hatal olan ksmlara bakalm.
Bu anlatnn pek ok eitlemesine gre, toplumsal rekabetili
in younlamasyla birlikte lisan douyor; gitgide zekileen ve -

" Goodall ve von Lawick 2000.

kat c:.. olan i l k- insanlarn arasndaki bir nevi silahlanma yanndan


bahsedilir. Fakat bu yaklamda iki nemli unsur gz ard edilir.
cmpanze sonras, lisan ncesi dnemdeki atalanmzn ekolojisini
ve buna ilaveten , bu ok farkl ekolojinin tipik kuyruksuz maymun
toplumsal davranlanna kanlmaz olarak dayataca tm deiik
likleri gz ard eder. Ayrca, uzun sre nce olmas muhtemel bir
aamada atalarmzn , teki trlerde olmayan tarzda ve nispette bir
dayanma gelitirdii gereini grmezden gelir. nsanlar toplumsal
rekabete girmez demiyorum; girerler, hem de aralannda youn bir
rekabet cereyan eder. Fakat ilgintir ki ayn zamanda dayanmalar
da hayli gldr; ortak servenlere kalkrken kuvvetlerini, says
iftlerden milyonlara kadar deien gruplar halinde birletirme ye
tileri var. te yandan, kuyruksuz maymunlarda, akraba olmayan
bireylerin kurabilecei en byk dayanma grubu iki kiiliktir; o da
"gr beni, greyim seni," cinsinden bir dayanmadr. Hem ekoloj iden
hem de dayanmann kaynandan Altnc ve Sekizinci Blmlerde
bahsedeceiz.
Lisan ve zeka arasndaki balantnn doas da pheli; bu
meseleye baz blmlerde deineceiz, fakat zellikle Drdnc ve
Onuncu Blmlerde ele alacaz. lk bakta, beyindeki bu balant
ok bariz grnr. Bizler zekiyiz, lisanmz var; teki hayvanlar bizim
kadar zeki deil, lisanlar da yok. Zekann lisandan daha geni bir
ulam olduunu varsayanz. Lisan, dncelerimizi ifade etmenin bir
vastasndan ibaret olarak grdmz iin, zekann lisandan tre
diini dnmek yerine lisann zekadan tomurcuklandn dn
mek doal gelir. Toy gzlemcilere, dnyann, evrenin merkezi olmas
ve gnein, ayn, gezegenlerin hep dnyann evresinde dnmesi de
ayn ekilde doal gelmiti.
zihne, zekaya ve lisana gelince, bin yl nce insanlar nerede
idiyse biz de imdi oradayz.
Ancak, u an gei meselesine (yani lisansz durumdan, zorla
mayla da olsa lisan balangc saylabilecek bir duruma geii kaste
diyorum) odaklanmak ve eer tamamyla primat merkezci bir yakla
m benimsersek bu gei meselesinin karsna kacak sorunlardan
bazlarn incelemek istiyorum.
ou anlat bu gei meselesini bir ekilde geitirir. tinal gerek
elere dayanan hassas, aynntl bir zmlemeye gereksinim varken,
meselenin kasten hasralt edildiini grrz. Fakat lisanszlktan bir
nevi kk-lisana gei, bu meselenin can damandr; lisann evrimi iin
dnm noktas, belirleyici andr bu; elinizdeki kitabn ortasndan iti-

66 Ademin Dili

haren byk bir blm, mevcut bilgi birikimimiz dnldnde,


bu geie dair kanmca en iyi, belki de tek olas aklamaya ayrld.
Fakat nce, tipik kuyruksuz maymun HS'inden lisana giden dz bir
evrim izgisinin neden srdrlemeyeceini anlamamz gerekiyor.
zerinde almak zorunda olduumuz eyin ne olduunu g
rerek balayalm. Buna gre, bonobolarn ve empanzelerin mevcut
HS 1erini inceleyeceiz;4 insanlarla soylarnn ayrlmasndan beri kuy
ruksuz maymunlarn bu sistemlerinin bozulmadn ya da kme
diini varsayyoruz. (Elbette bu kesin byledir diyemeyiz ama aksini
dnmek iin sebep yok.) Kitabn ilk iki blmnde, asgari lisann
nelere vakf olmas gerektiini betimlediim iin, bu HS1erin geli
mesi ya da giriftlik kazanmas halinde kk-lisan diyebileceimiz bir
yapy dourmalarnn ne kadar makul olduunu deerlendirebiliriz.
LSANIN HAMMADDES?
empanze ve bonobo HS1erine dair doru dzgn en yeni akla
malardan biri, Yerkes Ulusal Primat Aratrma Merkezi'nden Amy
Pollick ve Frans de Waal'a aittir. Toplam otuz bir el kol hareketi, on
be sesleni ve tane yz ifadesi sralarlar. Bu sinyallerden el kol
hareketi ve alt sesleni sadece empanzeler tarafndan retilir, sa
dece bonobolar tarafndan retilen iki el kol hareketi ve alt sesleni
vardr. Pollick ve de Waal bu verilerden yola karak nispeten artc
bir neticeye varrlar: nsan lisannn esasen seslere deil, el kol ha
reketlerine dayandn syleyen kuramn desteklendiini belirtirler.
Bu netice artc, nk eer el kol hareketlerinin yzde sek
sen drd iki trde ortakken, seslenilerin ancak yzde yirmisi iki
trde aynysa, el kol hareketlerinin evrimsel bakmdan trde zellik
olmas yksek ihtimaldir; yani muhtemelen bu zellik, empanze
lerin ve bonobolarn ortak atasndan dorudan kaltmla alnmtr,
tr ayrm gerekletikten sonra ortaya km bir yenilik deildir.
te yandan, sesleniler iki tr arasnda daha fazla farkllk gsterdii
iin, bu iki tr birbirinden ayrldktan sonra ortaya km olmal.
Ayrca, lisan da seslere dayal bir yenilik olduu iin, tpk kuyruksuz
maymunlar gibi ilk-insanlarn da son ortak atalarndan gitgide uzak
lam olmasn, ona yaklamamalarn bekleriz; el kol hareketlerin
den daha sesli bir araca getiklerini dnrz.
Fakat lisann el kol hareketleriyle balad iddias, Pollick ile de

1 Estcs 1 99 1 , Pol l ick

ve

de Waal 200 7 .

Waa l 'in pheli tek iddias deil. Seslenilere kyasla el kol hareket
lerinin balam bakmndan daha esnek olduunu belirtirler; yani, el
kol hareketlerinin anlam, kullanldklar balama gre deiir deme
ye getiriyorlar. rnein, "nazik dokunu" olarak betimlenen hareket,
kzm bir diinin nnde, erkek tarafndan yaplrsa cinsellik da
veti olabilir, oysa yavru annesine bu ekilde dokunursa st istiyor
demektir. te yandan , "lk" seslenii, daima ve sadece, birey tehdit
ya da saldn altndaysa (iki trn de yeleri tarafndan) kullanlr.
Dolaysyla, el kol hareketlerinin, kelimelere benzer ekilde fakat
uyan seslenilerinin aksine, belirli koullara bal olmad, bylece
HS 1erin kat kstlamalarndan kaabildikleri neticesine varrlar.
Fakat uyar seslenileri en azndan anlam bakmndan tutarldr,
oysa el kol hareketlerinin tutarl bir anlam ekirdei bulunmaz; ke
limelerin aksine bu hareketler, anlamlarn tamamen kullanldklar
koullardan alr. (Elinizden geliyorsa unu dnn; diyelim ki bir
kelime var, erkek kadna sylediinde "hadi sevielim" anlamna ge
liyor, bebek annesine syledii zaman "bana st ver" anlamna geli
yor.) El kol hareketlerinin uyan arlarndan tek fark, tek koul ye
rine farkl farkl koullarla balantl olmalar ve her koulda olduka
farkl bir anlama gelmeleridir. Kelimeler bu ekilde ilemez.
Dahas, bu el kol hareketlerinin ve seslenilerin hedefleri, lisan
benzeri hedefler falan deildir. Sadece iki hedefleri bulunur. Bir tane
si duygulan davurmaktr. rnein, "yiyecek ciyaklamas" seslenii,
besinin yerini grubun teki yelerine gstermek iin pek kullanlmaz;5
bunun "anlam" "Gelin, aln! "dan ziyade, "Hm, leziz! "dir. Yukarda "na
zik dokunu" rneinde bahsettiimiz gibi ikinci hedef, grubun baka
bir yesini ynlendirmektir. Kuyruklu maymunlarn uyan seslenileri
en azndan somut bilgi verir (ya da bu ekilde yorumlanabilirler) , fa
kat bonobo ya da empanze repertuannda, evresel artlar hakknda
nesnel bilgi aktarar hibir sesleni ya da el kol hareketi yok.
Dolaysyla, byk kuyruksuz maymunlarn HS1erinin yelpaze
si, kuyruklu maymun HS 1erine kyasla daha kstl. Lisan merdiveni
yaklamna gre, bunun tersi olmalyd. Fakat bu kitabn bak a
syla tam da beklediimiz eyi gryoruz. Her trn kendi sistemi,
kendi ihtiyacn karlar. Maymunlarn yrtclara kar uyar sinyal
lerine gereksinimi var, nk kuyruksuz maymunlara kyasla ufak
tefekler, zeminde epey vakit geirmeleri gereken alanlarda yaarlar,
dolaysyla kuyruksuz maymunlara kyasla daha fazla zarar grebilir" Knmkelsven ve dierleri. 1 996.

68 Ademin Dili

ler. Sinyal ne kadar dar kapsaml olursa, sinyalin yarataca evrimsel


zindelik o lde yksek olur. Buna bal olarak, ana yrtc snflar,
yani hava yrtclar, kara yrtclar ve srngenler arasnda aynn
yaratlabilir; bylece zaman zaman n-kelimelerle kantnlabilecek ve
"lisana doru atlm bir adm" olarak yorumlanacak eyler doabilir.
te yandan byk kuyruksuz maymunlar, ou yrtcnn gz
n korkutacak kadar iri ve gldr. ounlukla sk aal ormanlk
alanlarda yaarlar; yrtclardan kamak iin her an trmanacak aa
bulabilirler (elbette goriller istisnadr; bunlar fazlasyla iri kymdr ve
kimsenin av olamayacak kadar azl grnrler) . Kuyruksuz may
munlar uyan seslenileri retmez, nk hakknda uyanlmalan ge
reken pek bir ey yoktur.
Lisann esizliinin yan sra bunun gibi gerekleri de dikkate
almak, lisann filizlenmesine yol aan unsur her ne ise, canl trle
rin pek ounda ortaya kmad, fakat insanlarn atas olup uzun
sre nce soyu tkenmi olan trlerde, empanze/ bonobo soyundan
ayrldktan sonra lisann olutuu sonucuna gtrr. Elbette bu tr
lerin hepsinin, kuyruksuz maymun atalaryla pek ok ortak noktas
olacakt . Fakat her noktalar ortak deildi; hibir suretle tm nok
talar ortakt denemez. Besin kaynaklarndaki, dolaysyla yiyecek
toplama tekniklerindeki ve teki trlerle mnasebetlerindeki nemli
farkllklar, davranlarda muazzam deiiklikler dourmutur; bun
lara, iletiim usulleri ve iletiim konular da dahil.
Fakat burada ok zen gstererek ilerlemeliyiz. Bu ayrmann
hemen ardndan neyin geldiini neredeyse hi bilmiyoruz. zerinde
alabileceklerimiz, dank ve kt kemik paralarndan ve bir avu
son derece ilkel aletten ibaret. Yunan mitolojisindeki Skilla ve Karbidis
adl deniz canavarlarnn arasndan gemileriyle geen denizciler gibi,
bu atalarmz gnmz kuyruksuz maymunlarn karbon kopyas gibi
grme tehlikesiyle cahilliimizi kolaya kamann bahanesi addetmek,
yani atalarmza dair mantktan ziyade sezgisel bir cazibeyi temel alan
bir tablo izme tehlikesi arasnda dmen krmak zorundayz.
Lisann nasl evrimletiiyle ilgili tm kuramlar arasnda belki
en cazibi, ark syleyen kuyruksuz maymun kuramdr.
NSAN MZKTEN M TRED?
Mzik ve lisan hem insan trnde evrenseldir hem de ikisi de sade
ce bu tre zgdr. kisi de, kurallarla ynetilen karmak bir yap
barndrmalar, ayrca potansiyel olarak sonsuz ve ucu ak o l m a l a r

:_;, , , '4, , .'i"l " l\ r 1 111 1 1 /.. . ,11z Mr1111111111/u, 1111 . '

f ,q

(t eki trlerin ouna ait arklarn, tlerin aksine) bakmndan


sekin bir nitelie sahiptir. Bunlarn derinlemesine bal olduunu
ve ayn kkeni paylatn bulmaktan daha ho ve k bir ey ola
bilir mi?
Bu dncenin, sezgisel cazibesine ilaveten uzun bir gemii
var. Lisann ve mziin doumlarndan itibaren derinlemesine bal
olduu fikri, en azndan Rousseau'ya ve teki Aydnlanma filozofla
rna kadar uzanr. Darwin, "ister erkek, ister kadn ister iki cinsiyet
ten de olsun, insann ceddi, karlkl sevgilerini incelikli bir lisanla
ifade etme gcne kavumadan nce muhtemelen birbirlerini m
zikal notalarla ve ritimle cezbetmeye giriti," demitir. 6 Bundan elli
yl sonra yazan Otta Jespersen'e gre, "lisan, insanolunun kurla
ma dneminde dodu; benim hayalimde azdan dklen ilk szler,
geceleri damlarda kedilerin kard ak mrltlar ile blbllerin
melodiyle akd kurlama tleri arasnda bir yerdedir."7 Rea
ding niversitesi'nden Steven Mithen'in The Singing Neanderthals
[ark Syleyen Neandertaller] isimli kitabnda bu dncenin daha
btnlkl olduu fakat ksm ksm yine ayn lde romantik bir
yapya kavutuu grlyor. Cinsellik ve "mzik-lisan"8 denen ey
arasndaki balantnn, ki Darwin'in ve Jespersen'in almalarnda
buna rastlyoruz, Mithen'in ve Geoffrey Miller'in onaylad u fikirle
uyutuuna dikkatinizi ekerim: Lisan, en azndan ksmen, cinsellii
sergileme biimi olarak domu olabilir.9
Bu grle ilgili sorun u: En yakn akrabalarmz sz konusu
olduunda, bunlarn seslenileri hem mzikten hem de nesnel gn
dermelerden yoksundur. Mzik-lisan nclne benzeyen herhangi
bir ey bulmak iin gibonlara kadar geri gitmeniz gerekir.
Gibonlar, insann yle byle yakn akrabasdr; 1 0 byk kuyruk
suz maymunlarla ortak atamzdan on iki ila yirmi milyon yl nce ay
rlmlardr. Gibonlar ark syler; ona phe yok. arklarnn sresi
bir buuk saate varabilir; ou insan arksndan uzun. Dahas, gi
bonlar det yapar; elerin birlikte seslendirdii detlerdir bunlar (b
yk kuyruksuz maymunlarn aksine gibonlar byk oranda tek eli
dir) . Bylece, kimlii belirsiz bir insan atasnn benzer ark syleme

6 Darwin

1 8 7 1 , s. 5 7 3 .
Jesperson 1 92 2 , s . 4 3 4 .
8 Mithen 2 0 0 5 .
9 Miller 1 997, 2000 .
1 0 Deputte 1 98 2 .

70

Ademin Dili

ntinlerini edindii ileri srlmtr. Mteakip bir tarihte (Mithen'e


gre ada insann ortaya kyla birlikte, yani yaklak iki yz
bin yl nce) mzik-lisan ya da Mithen'in deyiiyle "Hmmmmm ," yani
btnsel, ynlendirici, ok birimli, mzikal ve takliti sesler ikiye b
lnd ve bir tarafta mzik, bir tarafta lisan olutu.
Genelde, evrim bilimi her eyi kapsayan emsiye aklamalar
tercih eder (sucul kuynksuz maymunlar hipotezi ' ' hari; bu hipo
teze gre evrimlerinin bir aamasnda insanlarn atalar, en azndan
ksmen suda yaamtr) ; bu aklamalarn, mahallenizdeki sper
marketlerin bir tane alana ikincisi bedava tarz teklifleri gibi kar
konulmaz bir ekicilii var. Eer tek bir emsiye kuram eit eit
zellie aklama getirebiliyorsa, o kuram, her zellik iin yaplan ayr
ayr aklamalara ye tutulur. Fakat burada, eitli sebeplerden t
r emsiye kuramlarn ie yaramayaca bir vaka sz konusu.
Yukardaki gibi bir kuram, grltl ve uzun arklarn bir d
nem boyunca, mesela milyon yl akn sre sylenmesini gerektirir;
kastedilen dnem, insan atalarnn geimlerini byk oranda aasz
savanlardan, yani bugn Dou Afrika'dakilerden daha kun ve geni
savanlardan salad bir zaman dilimidir. Bu n-insanlar neden bu
koullarda sz konusu davran sergilemi olsun?
Pekala, gibonlar neden ark syler?
Gibon uzmanlar ark sylemenin birka belli bal ilevini sayar. 1 2
Bir tanesi iftler arasnda ba kunlmasdr; karlkl icra edilen uzun
ve mkerrer detlerin, eler arasndaki dayanmay artrd varsa
ylr; donsu ie yaryor gibidir, nk gibonlar, memelilerin tek eli
yaayan yzde lk dilimine dahil. Baka bir ilevi ise, blgelerinin
hudutlarn belirlemektir; plklerine izinsiz girenleri bylece uyar
m olurlar; birlikte yaayan gibon iftleri, yamur ormanlarn kesin
izgilerle belirlenmi ve sk savunulan blgelere ayrr. nc ilev,
bireylerin irtibat koparmamasdr; aa rtsnn ok youn olduu
ormanda birka metre tede duran kii resmen grnmez olur.
Fakat ekseriyetle aasz bir ayrda yaayan n-insanlar iin
arklarn ne gibi bir ilevi olabilirdi?
arknn, iftler arasnda ba kurma mekanizmas olma ihtimali
dk. nsanlarn atalar muhtemelen tek eli deildi; byk kuynk
suz maymunlar tek eli deildir, biz de deiliz, geri yleymiiz gibi
yapyonz, dolaysyla tek eliliin yaand bir ara dnem muhtemel
1 1

1 '

Morgan 1 98 2 .
G c i s c m a n n 2000.

.'..' u l. .' ,"011/1 1 1 1 1 1 /\ 1 1 1 1 1 1 1 1... . u. l\1' "1"" " ' 1 1 1 1 n I 1

go n rn yor. Fa kat diyelim ki tek eliliin yaand bir dnemden


get i k . Eer eler iki farkl aacn tepesinde birbirlerinin gr alan
dnda deilse, aralarnda ba kurmak iin trk rmaktan ok
daha etkin saysz yol bulunur.
nsanlarn atalan muhtemelen blgeci de deildi; en azndan
kk, snrlar belli blgeleri elde tutmak anlamnda. Muhtemelen
byyp blnen bir toplumsal yaplar vard, tpk gnmzdeki
kuyruksuz maymun topluluklar gibi; yani, gruplar mtemadiyen b
lnyor, yeniden yaplanyor ve baka gruplarla birleiyordu. Farkl
gruplarn ayn blgeleri atmadan, hatta temas etmeden farkl za
manlarda kullanabildii ak arazide, grltl ekilde savunulan
snrlar ne ie yarar?
Dahas, gibonlarn ve insanlarn atalarnn yaad topraklarda
temas kurmak iin sesten faydalanmak ilkinde zaruri iken, brn
de yararsz, hatta tehlikelidir. Nispeten ksa zaman ncesine kadar,
insanlar ormanda yaamazd ve atalarmz milyonlarca yl nce ta
mamen iki ayaklar zerine kalktnda, aalarda yaama kabiliyet
lerini kaybetmilerdir. te yandan gibonlar, hayatlarn btnyle
aalarda geirir, kendi boyutlarndaki primatlara nazaran olduka
esiz ve dikkat ekici bir hzla, eviklikle daldan dala atlarlar.
Gibon arklarnn uzun ve grltl oluu, tamamen bu ev
re artnn neticesidir. Ormanlar sk aalkl ama nfuslar youn
deil; etrafta iftler halinde dolarlar, ancak iki ayr ift birbiriyle
nadiren karlar. Hatta eler bile ounlukla birbirlerini gremez,
dolaysyla uzun sre grltl sesler karmasalar, aralarndaki te
mas kaybolabilir ve yanllkla baka gibonlarn blgelerine girebilir
ler. Dahas, grlt karmann cezasn falan ekmezler; aalarda
gezinen yrtclar belki onlar duyar ama aalarn tepesindeki gibon
larn peine dmeleri pek olas deil.
Fakat atalarmzdan ok daha iri ve lmcl yrtclarn hassas
duyma yetisine sahip olduu savanda, hangi frekansla olursa olsun
ark sylemek, kiinin kendi lm fermann imzalamas anlamna
gelirdi . Dahas, ou savanda aa bulunmamas ve savanlarn dz
ya da engebeli yzeyi, yamur ormanlarnn aksine hayvanlarn ok
uzak mesafelerden grlebilecei anlamna geliyordu. Bu koullar
altnda gr alan dnda olmak, hemen her zaman iitme alan
dnda olmakla birdi; barp arkadalarnzn sizi duymasn um
mann pek manas yoktu.
Atalarmz ark sylemeye daha nce balam olsa bile, bu
koullarda ark sylemeyi srdrdklerini varsaymak sama; dav-

72 Ademin Dili

ranlann ve evre artlarnn birbirleriyle hi alakas olmadn


dnyorsanz bunu varsayabilirsiniz tabii. Fakat davranlar ve
evre artlan birbirlerinden kopuk deildir; derinlemesine baldr
lar; birbirlerini anahtar ve kilit arasndaki uyum gibi ekillendirirler.
"Uyarlanm"n (adaptasyon) anlam tam da budur; Beinci Blm'e
geldiimizde uyarlanmn nasl ilediini greceiz.
Savanda yle koullar vard ki atalarmz orada yaarken, kuy
ruksuz maymun akrabalarmzdan muhtemelen daha fazla deil,
daha az ses karmtr. Gerekten byleyse , mziin ve lisann ayn
kaynaktan domu olduundan bahsedilemez. Meer ki birileri, n
insanlarn yine bu savan koullarnda yerine getirmesi gereken bir
ilev kefetmi olsun ve bu ilev ancak ark syleme vastasyla ye
rine getirilebiliyor olsun. Bu olaslk epey dk, fakat bilimde asla,
asla dememeli.
Yeri gelmiken belirtelim, mzik-lisan kuram gitgide dibe ba
tarken, olduka farkl bir istikametten bu kurama bir cankurtaran
simidi frlatld; bu destek, kuramn karlat tamamen farkl bir
sorunu zyor gibi grnyor.
Sz konusu sorun mekanikle ilintili. ark sylemekten lisana
geiin temel ileyiini ele alyor. Anlamsz bir eyin nasl olup da an
lam kazandyla ilgili bir sorundur bu; anlamla kastedilen, mziin
uyandrd mulak, genel, duygusal hassasiyetler deil, nesnelere
yaplan kesin, zgl gndermelerdir. nerilen zm, ark syleyen
kuyruksuz maymun kuramn desteklemek iin tasarlanmamt, fa
kat Mithen gibi mzik-lisan avukatlar buna hevesle sarld, nk
bu zm, tpk can simidi gibi, dalgal denizde yzeyde kalmay be
cerebiliyor. Bu zmn nasl ve neden nerildiine bakalm.
BTNSELCLGN CAZBES
Szsz arklardan yola kp bir tr kk-lisana nasl varld so
rununun, yapay bir sorun olduunu belirtelim. Yapay sorundan
kastm, aslnda uramak zorunda olmadnz, kendi kendinize icat
ettiiniz sorundur; ark syleyen kuyruksuz maymun kuramndan
vazgeildiinde bu sorun ortadan kalkar. Fakat bu sorunu zmek
istiyorsanz, ou insann gemite ngrd kk-lisandan olduka
farkl bir kk-lisan tr nermeniz gerekir.
Kk-lisan fikrini ilk ortaya koyduum zaman , 1 1 onu , gnm-

11

B i c k e rton 1 99 0 , [k!,; i n c i 11iili"m.

:..-1 1 1 l u : ;ul n J\ 1 1 11 1 1 h . 1 1 /. ff1 1 r11 1 1 1 n l 1 1 ' " '

'

l:I

z n karma dillerine benzeyen bir dil, ilk aamalarnda bulunan bir

karma dil olarak dnmtm. Kelime benzeri az sayda eden


meydana geliyordu ve bunlarn ark gibi sylenmesi ya da konua
rak dile getirilmesi hi nemli deildi; iki olaslk da muhtemeldi ve
kelimeler rastgele sralanyordu, belki de sralanmyordu , dilbilgisi
yaps denebilecek hibir ey yoktu ve iaret etmek, taklit yapmak
vesaire gibi elin ya da azn devreye girebilecei herhangi bir arala
destekleniyordu.
Kelime benzeri bu varlklar, biim bakmndan bugnn kelime
leri gibi deildir elbette. Evvela, hangi lisanda olursa olsun gnmz
kelimelerinin her biri, bir ila yaklak on iki adet epey uzmanlam
fakat kendi bana anlamsz konuma sesinden meydana gelir; ko
nutuunuz lisana bal olarak, bu seslerden her biri on bir ila yz
ksur seslik bir envanterden seilir. Bunun aksine, kk-lisan keli
meleri, szl bile olsalar, elerine ayrtrlamaz, ayrca bu kelime
ler kulamza anlamsz homurtular ya da ciyaklamalar gibi gelirdi.
Fakat bugnn kelimeleri gibi her biri, olduka kesin izgilerle belir
lenmi bir anlam yelpazesine sahip olurdu ve bu anlam, mevcut ko
ullarla dorudan ilikili olmak yerine, nispeten duraan bir nesneler
ve olaylar snfna atfta bulunurdu, stelik sz konusu nesnelerin
ve olaylarn o an sahnede bulunmasndan ya da bulunmamasndan
gayet bamsz olurdu .
Kk-lisana dair bu dnceyi benimserseniz, lisann nasl evrim
letiiyle ilgili temel sorunlar ikiye indirmi olursunuz; kelimelerin
nasl evrimletii sorunu ve dilbilgisinin, szdiziminin nasl evrimle
tii sorunu kalr. Lisanszlk durumu ile lisan arasnda ilave bir ara
safhay aklamak gibi fazladan bir sorunla kar karya kalmazs
nz; yani ark syleme meselesinden kurtulursunuz. Ayrca, ark
syleyen kuyruksuz maymun hipotezi, kelimelerin kkeni ve szdizi
minin kkeni gibi sorunlar zmek iin kln bile kprdatmamtr.
Oysa, ark sylemenin nasl evrimletiini aklam olsanz bile , bu
iki konuyu yine de akla kavuturmanz gerekir.
leri srdm trde bir kk-lisan fikri, 1 9901arda geni kabul
grmtr, her ne kadar bu fikir kelimelerin kkenini aklamyor
olsa da. Sonrasnda, Galler'in Cardiff niversitesi'nden Alison Wray,
yine ok ekici baka bir fikirle ortaya kt. 14
Wray, ark syleyen kuyruksuz maymun hipotezini onaylamyor
du, fakat ne srd fikir, ark syleyen kuyruksuz maymun hipo14 Wray 1 998, 2000, Arbib 2008.

74 Ademin Dili

tezinin destekilerinin gei sorununu zebilir gibi grnmt . Ayn


zamanda bu fikir, evrimin bilgisayar modellemesini yapanlarn ve kuy
ruksuz maymun HS'inden lisana dz bir geliim izgisi olduuna ina
nan kat sreklilikilerin iini kolaylatrmt, dolaysyla, en bandan
beri bu fikrin pek ok alcs olmutur. te ileri srd ey uydu.
Daha nce grdmz gibi, HS birimleri btnseldir. Anlam
bakmndan bu birimler, kelimelere deil szck takmlarna ya da
cmlelere tekabl eder: "Blgemden uzak dur!" "Benimle iftle ! " ya
da "Dikkat, yrtc geliyor!" gibi. Bunlar yle bir btnle sahiptir ki
tek tek "iftle" ya da "benimle" anlamna gelen ve birleince "benim
le iftle!" ifadesini oluturan bileenleri yoktur. Dahas, her trde
bu birimlerin says aa yukar sabittir ve bunlar renilmez, (bir
anlamda) doutan gelirler.
Diyelim ki insanlarn atas olan bir trde, bahsettiimiz son iki
kstlama kalkm olsun. Bu tr, HS repertuanna sonsuz sayda ek
leme yapabiliyor; btnlkl birimleri icat edebiliyor ve renebili
yor olsun; keza bu birimler de teki grup yelerinin davranlarn
ynlendirmeye hizmet edebilsin (toplumsal zekann karmaklama
snn, lisann ardndaki itici g olduu konusunda 1 990'lann ikinci
yansnda mutabakata varldn hatrlayn) . Nihayetinde btnsel
sinyaller envanteri o kadar byr ki bellek zerine ar yk bindir
meye balar. kr ki, bu gerilim tahamml snrlarn amadan
nce, baka bir gelime gerekleir.
Btnsel sinyallerin ses bakmndan karmak olduunu varsa
yalm ; baka bir deyile, birbirlerinden ayrt edilebilen pek ok ses
bltnden meydana geliyor olsunlar. Wray'n verdii rneklerden
ikisi kendi uydurmas olan btnsel seslenilerdir; "tebima," "bunu
o diiye ver" anlamna gelirken, "matapi," "bunu o diiyle payla" de
mektir. (Yaplan olduka farkl olsa da anlamlan ekseriyetle rten
iki btncl seslenii insan neden yaratr meselesi, btnsel kk
lisan yaklamnda aklanmam konulardan biridir.) Bu sesleni
lerde ma hecesinin ortak olmas tamamyla ans.
Bu ortaklk elbette tesadfi; ma ya da bu seslenilerin herhangi
bir blt kendinde bir anlam tamaz. Wray'n kendi kelimeleriyle
sylemek gerekirse: "Btn bu sesleniin anlam yine kendisidir. "
Ancak, buradaki ifte tesadf, yani iki seslenite d e ayn hecenin
olmas ve iki sesleniin de belirsiz bir dii alcya ya da potansiyel
alcya atfta bulunmas, baz zeki insanslarn (hominid) dikkatini e
kecektir. Sonrasnda ma hecesini "dii alc" yerine kullanmaya ba
larlar, benzer :ekilde derledikleri baka bltleri birletirip bir kelime

yn ina e tmeye giriirler. Lisan, bugn bilip kullandmz bileen


li yapsn byle kazanr; ayn ayn kelimelerin bir araya getirilmesiyle
cmle oluturmak byle ortaya kar. e kelimelerle balayp bun
l arla cmle kurmak yerine, cmlelerden (ya da cmlelerin anlamsal
muadillerinden) yola kp bunlar kelimelere ayrtrdk, deniyor.
Bu , epey zekice bir nerme, bilhassa da HS'ler ile lisan arasnda
tutarl bir kpr ileri srmesi bakmndan. Maalesef, pek ok itiraza
da yol ayor; bunlardan sadece birka tanesine, umarm ki en ciddi
lerine burada yer ayracaz.
BTNSEL KKLSANIN YANLII NE?
Bu btnsel seslenilerin, onlar bltlere ayrabileceiniz ekilde
yapland gibi hibir dayana bulunmayan bir varsaymda buluna
lm; mesela, "ite birim iindeki bu altbirim burada balayp urada
bitiyor," diyebiliyoruz. Aslnda mevcut hibir hayvan sesleniini bu
ekilde ele alabileceimizi sanmam; diyelim ele aldnz, bu sefer de
snrlarn nerede olduu konusunda sizinle hemfikir birini bulmanz
gerekir. Fakat srf tartma yrsn diye bir an bunun mmkn ol
duunu varsayalm.
ncelikle, ma hecesi dii alclar ilgilendiren iki btnsel ses
lenite yer alyor olsa da, dii alclarla hi alakas olmayan baka
seslenilerde de bulunabilir; 15 dolaysyla bu bir sorun. Btnsellii
savunanlar, pekala, der, bir ses/ anlam tesadf yakaladn zaman,
teki rneklerin bir hkm kalmaz, bu tesadfe yaprsn ve iinde
ma geen teki tm seslenileri grmezden gelirsin; artk ma "dii al
c" anlamna gelmektedir, ite o kadar. Peki, hadi cmert davranalm
ve bunun da doru olduunu varsayalm.
Yakn tarihli bir bulumamzda Steven Mithen'a, gerek soru
nun, btnsel bir sinyalden bltler karmak iin nce o lisan
bilme gereklilii olduunu syledim . Steve buna ok zld; benim
dalga getiimi dnd. Benim iin kkrtc denebilir belki, tarzm
bu, ama alay etmem sz konusu deil.
Btnsellik nermesi, her btnsel sinyal iin, bu btnsel sin
yal ile belli bir lisandaki (mesela ngilizce diyelim) bir cmle arasnda
sadece ama sadece bir adet edeerlik olduu varsaymna dayanr.
Eer bu edeerlik yoksa, sinyallerin gerekten neye atfta bulundu
una nasl karar verebiliriz? kinci Blm'de bahsettiimiz, vervet-

1s

Tallerman

2007, 2008.

76 Ademin Dili

lerin kartallar gelirken bavurduu uyar seslenilerine bakalm . O


zaman grdk, bu sesleni doru dzgn en az farkl ekilde ev
rilebilir: "Dikkat, kartal geliyor!"; "Havadan tehlike geliyor!"; "abuk,
hemen ilk bulduun alya saklan! " Diyelim ki bu sesleni en az iki
paraya blnebiliyor. Btnselci insanslarmz ngilizcedeki (ya da
baka bir lisandaki) edeer seslenii bir ekilde bilmedii mddete,
bu bltlere mulak bir imay nasl atfedebilir? Bu bltler "kartal"
ve "geliyor" anlamn m, yoksa "tehlike" ve "hava" anlamn m, yoksa
"al" ve "saklan" anlamn m alacak?
"Kartal uyars," hatta "kartal kelimesi gibi bir ey" olarak betim
lemeyi keyfi olarak setiimiz eyin, illa kartala atfta bulunduunu
ylesine varsayamayz. HS birimleri atfta bulunmak iin tasarlan
mamtr; teki hayvanlara birtakm eylemler yaptrmak iin tasarlan
mlardr. Bu gibi birimleri insan lisanlarna tercme etmek gerekten
olacak i deil. Lisan balamnda yaklak bir anlam ya da olas bir
ka anlam verebiliriz, fakat bunlarn altnda kesinlikle ayn anlamsal
davurumun yatt fikri dorusu temelsizdir. Ortak zeminlerinin ol
may ylesine ortaya kan bir durum deil, bir zarurettir.
Btnsel bir kk-lisann imkansz oluunun en derin nedeni,
Alison Wray'n nermesinin temelindeki byk mantkszlktr. Bir
kez daha, lisann ve hayvan iletiiminin temelde ayn cins eyler
olduu safsatas sz konusu . Sanki hayvanlar lisana ulamak iin
mcadele ediyormu da zavall aalklar buna varacak kadar zeki
deilmi ; te yandan bizler ise lisana ulaacak kadar zekiymiiz. n
sanbiimci nyarglarla mcadele ettiklerini dnen pek ok kiinin
zmnen ve muhtemelen olduka bilinsiz ekilde tad bu inan,
aslnda znde epey bir insanbiimcidir. Dolaysyla bu insanlar o
inancn gerek doasn bir an nce kavrayp bundan vazgemeli.
Btnsel bir kk-lisan var olabilse bile, gerek bir kk-lisan ola
mazd bu. Bir bakma, an gelimi bir HS'e benzerdi, yani belirli du
rumlara verilen bir tepkiler dizisi olurdu; ancak, HS olarak allmn
dnda kalrd, nk tepki verdii koullar, evrimsel zindelii nadiren
artran koullardr. Daha dorusu, ne o ne bu, bir melez olurdu; yine de
bunu, HS1erle lisan arasnda tutarl bir ara safha sayamazdk.
Btnsel kk-lisan, HS'i meydana getiren paralarn, lisan
meydana getiren paralara benzediini varsayar; ancak HS parala
rnn, sonsuz deil sonlu olduunu ve renilmediklerini, igdsel
olduklarn syler. yleyse bu paralar ak ulu ve renilebilir hale
gelir ve lisana doru dev bir adm atm olursunuz; btnselci iddia
byle devam eder. Fakat bu mmkn deil, nk HS birimleri ve

.'J u l. :;,,,,, r l\ 1 1 11 1 1 1 1' . u At" 111 1 1 1 l" " "

' '/'/

l isan bi r i ml e r i biim, ilev ve aklnza gelebilecek her ey bakmndan


tamamyla farkldr.
Dahas, ileri srdm bileenli kk-lisan trnn aksine, b
tnsel bir kk-lisan, lisann gerekletirdii en temel ilerden birini
bile yapamaz. Soru sormak ya da olumsuz ifadelerde bulunmak iin
bu kk-lisan kullanamazsnz. Bununla sohbet edemezsiniz. Yeni
bilgi nakletmek iin bundan faydalanamazsnz. HS1erle ne yapabi
liyorsanz, bununla ancak onu yapabilirsiniz; yani insanlar ynlen
dirmekten baka ie yaramaz.
Benim bahsettiim kk-lisan trne Wray'n ynelttii itiraz, bu
kk-lisann balangta kaba saba, epey mulak olmas ve insanlar
ynlendirmek amacyla kullanlamamasdr. Pekala, tam zerine bas
t; insanlar ynlendirmek bu kk-lisann ii deil. Bu i iin, eksiksiz
bir HS'imiz vard ve hfila var. lklarmz, gzyalarmz, kahkahala
rmz, fkeli ve oyuncu surat ifadelerimiz, parmakla ve/ veya kla yap
tmz hareketler bu i iin var; nasl hissettiimizi ve bakalarnn ne
yapmasn istediimizi gsteren onca beden dili sz konusu.
HS ayn, lisan ayr. HS'den yola kp lisana varmann bir yolu
varsa, HS'i neredeyse patlayacak hale gelene kadar iirmek ve ba
sn sayesinde bunun klliyen farkl bir ekil almasn ummak diye
bir yol olamaz bu. Eer bu gei baarya ulaacaksa, ancak HS'e d
bir etkenin girmesiyle mmkn olabilir, rnein akl tanesinin m
tevaz istiridyeye girdikten sonra kusursuz inciye dnmesi gibi.
KURTARILASI BEBEKLER M?
ark syleyen kuyruksuz maymun hipotezi, lisann kkeni soru
nunu, anlamsz anlamlya dntrmek zerinden zmeye a
lan tek cazip fikir deil. Bu yaklamn bir eidi, Florida State
niversitesi'nden Dean Faik tarafndan ileri srlmtr; Falk'n
yaklam anneleri ve bebeklerini kapsyordu. Bu da zekice ve g
rnte makul bir fikir, fakat anlamn ie nerede dahil olduunu
sormaya baladmzda tekliyor.
Falk'un savnn en iyi yn, ark syleyen kuyruksuz maymun
kuramnn aksine, srf insan soyuna zg gerek bir evrimsel geli
meyi temel almasdr. (Birinci Blm'de, lisann evrimine dair geerli
bir kuramn asgari koullarn sralamtk hatrlarsnz; bylesi bir
evrimsel geliim de o koullar arasndayd.) Bu gelime, beyinler b
ymeye baladktan sonra ortaya kt.
Normalde memeliler, beyinleri tam gelimi olarak doar; dana-

78 Ademin Dili

larn ya da kuzularn doumunu canl canl izleyenler, insan bebekle


rinin bir yln alan ymeye balamak gibi eyleri doumdan hemen
sonra yapmalarn nasl da hayranlkla karlar. Fakat tam gelimi
insan beyni doum kanalndan geemezdi. Dolaysyla evrim , bebek
lerini beyin geliimi tamamlanmadan douran anneleri kollamtr.
Bunun kt yan u: Doumdan itibaren birka ay boyunca bebekler
kendi balarnn aresine bakamaz ve buna ilaveten birka ay daha
annelerinin srekli ilgisine muhtatrlar. Eer anne, ayn anda ken
disi (ve bebei) iin yiyecek aramak zorundaysa, bu durum, sorun
tekil eder. 1 6 Bundan phe duyuyorsanz, mzmzlanan bir bebei
kucanzda tutarken bir taraftan brtlen toplamaya (daha da k
ts, kk karmaya) aln.
O halde anne, bebeini nasl denetim altnda tutar? Onu kuca
ndan indirmek zorundadr. Falk, bebek asklarnn erken bir icat
olduunu syleyen fikri alaya alr; buna inanyorsanz, ormanlk ala
na gidip, kendi banza doal malzemelerle bebek asks yapmaya
aln, der (savanlarda gidecek bir ormanlk alan olmadn hesa
ba katmyoruz bile) . Byk hayvanlar avlamaya baladktan sonra,
hayvan postundan asklar yapmaya balam olabilirler, fakat yeni
yeni yyen ocuk sorunu bundan ok daha nce ortaya kmtr.
Dorusu, Pliosen dneminde emekleyen ya da gezinen kk ocuk
larn balarn sokabilecei tonla bela kol geziyordu. Falk'a gre, ie
yarayacak tek ey, bir tr szl iletiim olabilirdi.
Bu balamda, etrafta yrtclar dolarken bebeklerin sessiz kal
masn salayan i rahatlatc ve teskin edici seslerin deerine, azna
zehirli brtlen atmak zere olan ufakl uyaran seslerin deerine
vesaire imdi kimse kar kamaz. Fakat bu sesler neden anlam
l kelimelere dnsn ki? Teskin edici (i rahatlatmak iin) ya da
telalandrc (uyarmak iin) , anlamsz sesler bu ekilde kalp , yine
ayn ii doru dzgn yapamaz myd?
Falk, bu meseleyi asla dorudan ele almamtr. Bunun yerine,
Behavioral and Brain Sciences [Davran ve Beyin Bilimleri] adl der
gide kuramn yaymlad zaman, unu syleyerek sorunun etrafn
dan dolam oldu: "nsans bebeklerine, annelerinin vurguya ilikin
iaretlerinin (ve el kol hareketlerinin) , annenin ses akmlarnn iin
deki belirli seslenilerin anlamlann belirlemelerine yardmc olduu
dorudur, ki ayns ilk yalarnn sonuna doru insan bebekleri iin
de geerli. . . Zamanla, insanslarda dil ncesi dneme ait ezgilerden
kelimeler ortaya km ve genele yaylm olmal" (vurgular bana ait) .
1 " Fa i k

2004.

Behavioral and Brain Sciences adl derginin, orada kan her ma


ku lenin ardna, sz konusu makalenin ilgilendirdii eitli alanlar
dan yaklak iki dzine akademisyenin yorumlarn ve bu yorumlara
makale yazarnn cevabn basmas, bilimsel dergiler arasnda nadir
rastlanan bir tutumdur. Falk'un makalesiyle ilgili yorumumda, 1 7 yu
karda alntladm metne iaret ettim; bu cmlelerin, bebek deneti
miyle ilgili anlamsz seslerden kelime temelli kk-lisana gei hakkn
da Falk'un sylemesi gereken her eyi kapsadn belirttim. Fakat,
bebekler nasl olur da "belirli seslenilerin anlamn belirleyebilir,"
meer ki bunlar dile getiren anneler bu seslenilerin anlamn biliyor
olsun? Anneler bunlarn anlamn nasl renebilmitir? Kendi anne
lerinden renmilerdir herhalde. Peki onlarn anneleri bu sesleni
lerin anlamn nasl renmitir?
Nereye doru yol aldm gryor musunuz? Doru, bunu son
suza kadar uzatabilirim. Eer Falk'un dediklerini kelimesi kelimesine
doru sayarsak, lisan, zamann balangcndan beri mevcut olmal.
Denilenleri kelimesi kelimesine kabul etmezsek, o zaman Faik ne kas
tediyor diye sormak gerekir. "Kelimeler ortaya km olmal"y m kas
tediyor? Nasl? Neden? Durup dururken bir yerlerden mi fkrdlar?
Falk'un bahsettii sesleniler, HS uyarlarnn tm zelliklerini
barndrrken, kelimelerin hibir zelliini tamaz. Evrimsel zindelii
dorudan etkilerler. Simgesel deildirler. Yerdeiime dair bir belirti
sergilemezler. Dile getirildikleri balam dnda anlamszdrlar. Bizi
lisann zerre yaknna bile getiremezler.
Bu yorumuma verdii yantta Faik, bahsettiim baka noktalar
dan dem vurmu ama lisana geiin lafn etmemitir. zel ve hayli
zgl koullarn zorlamas olmakszn, "kelimelerin ortaya kmas
nn" hi yolu yok; kuyruksuz maymunlarn syledii arklardan, an
nelerin cvldamasndan, tmardan, btnsel seslenilerin elerine
ayrlmasndan ya da yllar iinde ileri srlm dzinelerce nerme
nin hibirinden kelime tremez.
Bir dakika, diyeceksiniz. Son krk elli ylda kuyruksuz may
munlara lisan retmek iin sarf edilen abalara ne demeli? Aslnda
kuyruksuz maymunlarn lisan varsa ya da en azndan lisan edinme
becerisine sahiplerse, lisann nasl doduunu merak etmekle neden
zamanmz boa harcayalm ki?
Kuyruksuz maymunlarn szde lisan yetileri kendi bana bir
blm hak ediyor.

1 7 Bickerton 2004.

4 GEVEZE KUYRUKSUZ MAYMUNLAR MI?

RUBKON'U BERTARAF ETMEK


24 Austos 1 66 1 Cumartesi gn , st dzey brokrat, mzmin ap
kn ve gnlk yazar Samuel Pepys'i, "Kaptan Holmes'un, Gine'den
dnerken yannda getirmi olduu tuhaf varl1" 1 grmeye gtrd
ler. Peyps 'e bunun "byk bir babun" olduu sylenmiti, geri em
panze ya da goril olmas daha muhtemel; o tarihlerde Avrupallar bu
trlerden haberdar deildi. Hayvan davranlar, ekoloji, primatoloji,
ruh bilim ya da dilbilim alanlarnda hi altyaps falan olmayan Pepys ,
bilimin yz yl sonra yetiecei bir igrye sahipti: "imdiden
dilimizi epey anladna inanyorum; bana kalrsa bu hayvana ko
numak ya da iaretlemek retilebilir" (vurgular bana ait) .
Konumann retilebilecei konusunda elbette yanlm
tr. 1 940 1arn ikinci yarsnda Yerkes Ulusal Primat Aratrma
Merkezi'nden Keith ve Cathy Hayes , yllar sren uralardan son
ra empanzeleri Viki'nin sadece drt kelime retebilmesini salaya
bilmilerdir: "anne," "baba," "fincan," "yukar . "2 (Daha batan unu
syleyeyim: Hayvanlarn lisan renmesiyle ilintili olarak "kelime" te
rimini kullandm zaman , insanlarn kulland kelimeler anlamnda
bir kelimeyi kastetmiyorum ; "n-kelime" terimi daha uygun olabilir,
fakat bu terim biimsiz ve irkin olduu iin, kelime demeyi sr
dreceim ve sizden bu uyary aklnzda tutmanz rica ediyorum.)
Kuyruksuz maymunlarn ses denetimi ve fizyolojisi, konumalarna
msait deil, geri elleri, lisann mekanik ynyle baa kabilecek
beceriye sahip; Pepys de bunu fark etmiti, nk sarlarn kullan
d iaret dilinden haberdard. Sonucu aleni olmas gerekirken belli
ki yle alglanmayan bu ii deneyen ikinci bir iftin ortaya kmas
iin on sene gemesi gerekmiti ; Nevada niversitesi'nden Allen ve
Beatrice Gardner da ayn ie soyundular.
Konuyu , Gardnerlar'n r aan baarsndan saptrmak hi
istemiyorum, fakat asla belirtilmediini grdm ve belirtilmesi ge1

Pepys

2000,

'

Hays

ve

s. l 6 0 .

N i s s c n 1 97 1 .

' ;, . , ., ./., . l\1 1 11 , , J... . 1 1 /'. frfr 1 11,11 u lu ' ,,, ,

H1

rcken bir mesele var. Deneylerinde dk teknoloji kullanmlard;


dorusu bunun kt bir taraf yok, fakat bu deney gemite herhangi
bir zaman gerekletirilebilirdi anlamna geliyor, zellikle de on yedin
ci yzyln ikinci yarsnda. Nihayetinde o dnem, bilimin ve deneysel
yntemin altn ayd, bu yaklamlarn alamaya baladklar za
manlard. Pepys'in gnlne o igrsn yazmasndan bir yl nce
Londra Kraliyet Akademisi kurulmutu ("doa bilgisinin gelitirilmesi
iin") . Pepys o kuyruksuz maymunu izlerken, Robert Boyle'un, insan
bedeninin oksijeni nasl kullandn konu alan kitab mahalle kitap
larnda satlyordu. ki yl sonra ilk yanstmal teleskop icat edildi.
Bundan birka yl sonra van Leeuwenhoek bakterileri kefetti ve k
hznn ilk lmleri yapld.
Bir yzyl devirdik diyelim . imdi Aydnlanma dnemindeyiz,
dediklerine gre her eyin sorgulanabilecei bir a bu; doal ola
rak lisann kkeni de buna dahildi. Sorgulanmtr da: 1 769 ylnda
Prusya Kraliyet Bilim Akademisi bu konu hakknda yazlacak en iyi
denemeye dl vereceini duyurdu. Gelen otuz drt makalenin hepsi
de yazarlarn ezbere kaleme ald metinlerdi. Bu akademisyenlerden
hibiri, teki trlerin de en azndan renebileceini dnmemiti .
Condillac, Diderot, Maupertuis , Rousseau gibi bu konuyla amatrce
uraan Fransz filozoflar da hayvanlarn renebileceini dnme
miti; fakat kt hretli L'Homme Machine [nsan Makine] balkl
denemenin yazar de La Mettrie bir istisnadr. Sarlarn iaret dilini
bilen bir retmenin, kuyruksuz maymunlara iaret dili retebilece
ini sylemiti. Fakat ne bizzat o ne de bir bakas bu ie kalkt.
Sonra Romantiklerin dnemi geldi; "kurt-ocuklarn" ilgi grd
zamanlard. Jean Itard, Aveyronlu bir Yabani Olana lisan
retmek iin yllarn vermitir.3 Ayn abay, kuyruksuz maymunlara
iaret dili retmek iin harcasayd baarl olabilirdi diye dnmek
biraz gln. Pepys'in yz elli yl nce verdii ipucunu birileri o
zamanlar ciddiye alsa davran bilimlerinin nasl farkl bir hale gele
bileceini dnmek de ilgintir.
O halde neden kimse bu ie girimedi?
Bu sorunun yantn, Oxford'ta klasik filoloji reten Max
Mller'in kelimelerinde bulabiliriz; insanlarn primat atalarndan
bahseden Darwin'in iddias karsnda Mller, u ekilde ahkam kes
miti: "Yabaniler ile insan arasndaki byk bariyer Lisandr [vurgu
ona ait] . nsan konuur, oysa hibir yabaninin azndan tek kelime
3 Candland 1 993.

82 Ademin Dili

dklmemitir. Lisan, Rubikon nehridir ve hibir yabani bu nehri


amaya cret edemez."4 Mller elbette inanl bir Hristiyand; Hindu
dinini retmekle bir ekilde Hristiyanln altn oyduu iddialarna
fkelenen bir Lutherciydi. Mller'in kelimeleri, insan yaradlta ayr
bir yere koyan, neredeyse evrensel zihniyeti yanstyor; bu zihniyet,
Mller'in bahsettii Rubikon'un alabileceini dnmekten insan
lar alkoyar (ateist de La Mettrie gibi bir avu insan ayralm; ona
gre ruh diye bir ey yoktu) .
Bilimsel akl yz yl boyunca Darvincilie doyduktan sonra an
cak, Gardnerlar'n dnlemezi dnmesine ve "yabani" empan
ze Washoe'nun, Mller'in belirledii bariyeri amaya cret etmesine
frsat veren ortam domu oldu.
"Kuyruksuz maymun" lisan deneylerine katlm onca insann
tek bir gndeme gre hareket etmesi, bu deneylerin hem zayf hem
de gl tarafdr. Rubikon'u amay deil yok etmeyi amalayan bu
gndem olmasa, yani kuyruksuz maymunlarla insanlar arasna bir
snr izgisi ekilemeyeceini gsterme hedefi olmasa, bu giriimler
asla balamayabilirdi. Ayn zamanda, bu gndemin, devirmeye al
t dini kanaat kadar inan meselesi olmas, bu gndemi savunan
kiileri, gz kara ve abartl iddialarda bulunmaya itti. Bu da gerilim
seviyesi gitgide trmanan ve yllar sren bir dizi ihtilaf dourmutur,
dolaysyla bu deneylerin ortaya koyduu bulgularn soukkanl ve
nesnel bir ekilde deerlendirilmesine ket vurulmutur.
"NEREDEYSE NSAN" MI YOKSA TEK ATIMLIK KURUN MU?
ki taraf da iddialarn arya vardrmtr. Baz eletirmenlere gre
ark syleyen kuyruksuz maymunlar (ya da bunlarn bir nevi lek
sigram kullanmay renen ardllar; leksigram, kelimelerin keyfi ya
da btnsel temsillerinden oluur ve hayvan bu temsillere dokuna
rak ya da iaret ederek kendini ifade eder) , bilerek ya da bilmeyerek,
bir tr sahtekarlktaki komplocu roln oynamtr. Bu maymunlar,
Akll Hans'a benzetildi; yirminci yzyln banda Almanya'da yaa
m olan bu at, eiticisinin sorduu matematik sorularn ya da ba
ka trl sorular cevaplayabiliyordu. Cevap, rakam olarak istendii
srece Hans sorular yantlyordu; doru sayya varana kadar toyna
n yere vuruyor, sonra duruyordu.

' Muller

1 870.

' Pfu n s t < 1 1 .

( ; '/I '

l\ , , , , , , , 1. . . 1 1 /

" '' " ' " ' " " '' " "" ' H ,

H a s ' incelemi olan ruhbilimci Oskar Pfungst, mucizevi atn,

eiticisinin beden dilinin bilinsizce verdii ipularn yakaladn


buldu . Hans doru sayya yaklanca, eitici farknda olmadan ger
ginleiyor ve doru sayya ulatnda birdenbire geviyordu. Eitmen
deitirildiinde ya da eitmenin yantn bilmedii bir soru sormas
istendiinde, Hans hata yapmaya balyor, randman ans etkeninin
de altna dyordu . Bu ipularnn tamamen istemsiz bir ekilde
verildii, Pfungst'un kendisinin, farknda olmadan doru yant ak
ettiini anlamasndan bellidir.
lk yaplan deneylerden bazlarnn, Akll Hans sulamalar kar
snda eli kolu bal kalm olabilir, fakat Gardnerlar ve ardllar,
bilinsizce verilen ipularn bertaraf edecek teknikleri ksa srede
gelitirdi. Maalesef, deneycilerin abartl iddialarndan vazgememe
leri, kendi blgelerini koruyan kskan dilbilimcilerin ve lml deer
lendirmeleri kabul etmeye hazr tarafsz gzlemcilerin olumsuz tepki
lerini ekmitir. Rubikon'u gemeye yeltenen kibre dair baz rnekler
yledir:
"Washoe, doal insan lisann rendi . "6
"Kuyruksuz maymunlar, konumay renmek bakmndan iki
yandaki ocuklara benziyor. "7
"Koko, Amerikan aret Dili'ni kullanmay rendi; sarlarn ia
ret dilini artk biliyor. "8
Bu iddialar doru deil. ncelikle, "doal insan lisan ," en sofis
tike kuyruksuz maymunun bile asla sahip olmad iki ana bileen
ierir, nerede kald bunlar konusunda ustalamak! Bir tanesi dil
bilgisi yapsdr, yani szdizimi; belirli bir lisanda kelime dizilerinin
kabul edilebilir cmle mi kurduunu yoksa bunlarn sadece kelime
bei mi olduunu belirleyen karmak kurallardan ve ilkelerden
bahsediyorum (yeri gelmiken, rastgele herhangi bir kelime dizisinin
kuralsz bir kelime bei olma ihtimali on binlere, hatta milyonlara
birdir) . kincisi ise dilbilgisi eleridir, rnein fiillerin zaman ekim
leri, edatlar, yapm ekleri gibi; bu eler, dilbilgisi yapsnn sinyalleri
olarak hizmet eder ve dilbilgisi yapsn, zerinde bir an bile bilinli
dnmeksizin abucak ve otomatikman zmlememizi ve anlama
mz mmkn klarlar; yoksa, kabul etmek gerekir ki, normalde son
derece karmak bir sretir bu .

'' Gardner ve Gardner 1 978,

7 Miles 1 978, s . 1 1 4 .
8

Parterson 1 985, s . 1 .

s.

73.

84 Ademin Dili

Bunlar konuulan dillerde yer alp sarlarn mahrum olduu


eyler deil. aret dillerinin yaps, konuma dillerininki kadar zor
ludur ve bu yapnn gstergesi olan bir o kadar dilbilgisi esi ierir.
Bu dilbilgisi elerinin pek ou, fark edilmesi zor birtakm beden
hareketlerini ve mimikleri kapsar; iitme duyusu salam olan bir
gzlemci, parmak hareketleriyle bylenirken, bu hareketleri ve mi
mikleri karr.
Aslnda, kuyruksuz maymunlarn Amerikan aret Dilini (AD)
rendii iddias sama. Onlara, yaygn referans kelimelerine edeer
bir avu iaret retilmitir, hepsi bu . Kimi gzlemciler bu durumu
gayet isabetli bir ekilde "karma iaret dili" diye betimlemitir. Kuy
ruksuz maymunlar AD'nin yapsn asla iselletirememitir. Ara
trmaclar bunu kabul etse kendileri iin daha iyi olurdu; o zaman
kuyruksuz maymunlarn yapt ve greceimiz gibi aslnda nemli
ve artc olan bir eyi fark edebilirlerdi.
Kuyruksuz maymunlann iki ila yandaki ocuklara benzedii
nermesi bile yanltcdr. ncelikle, iki yana girdikten hemen sonra
ortalama bir ocuk ksa, yapsz kelime dizilerinden ksa fakat tam
cmlelere gei yapar. Bundan az sonra, nc ya gnlerine daha
aylar kala pek ok ocuk, farkl karmak cmle trlerini kurmaya,
eit eit edat, yardmc fiil, belirte ve dilbilgisi esi kullanmaya
balar, ki hibir kuyruksuz maymun bunlan retememitir.
Kuyruksuz maymunlarn lisana sahip olduuna ya da lisan
edinebileceine inananlar, "Bir dakika," der, "sen lisan retmekten
bahsediyorsun. Bizler lisan anlamaktan bahsediyoruz. Kuyruksuz
maymunlar, en az iki yandakiler kadar lisan anlayabilir, bunu da
ispatlayabiliriz. " "stelik," derler, "lisan anlamak, retmekten daha
zor. Nihayetinde, anlamak iin kardaki kiinin ne kastettiini be
lirlemek gerekir. Oysa retmek sz konusu olduunda, kendinin ne
kastettiini bilirsin, bunu sadece kelimelere dkersin . "
Bir dilbilimci iin bu , tuhaf b i r gr; gerein tam tersi. Bir
ey sylemeye karar verip sonra onu kelimelere dktmz fikri,
tpk gnein dnya etrafnda dnmesi fikri gibi, safdil ve eitimsiz
zihinlere bariz, rtlemez gibi gelen fakat gerek dnyada olan bi
tenle ilgisi olmayan trdeki fikirlerden biridir. Bu safa gr doru
olsayd bile, artk hangi lisanda konumaya alyorsanz o lisanda
cmleleri nasl art arda dizeceinize ve lafnz bitirmeden nce sizi
dinleyen kiiler sklarak ekip gitmesin diye bu ii nasl przsz ve
akc yapacanza dair epey zgl ve aynntl bilgiye sah i p o l u p , i i n
girdisine ktsna hakim o l m a n z gerekirdi. te y a n d a n , a l ; a k siiz

' ;, ., ., . / ' l\uJt11J.. . 1 1 .'. ''"'" " " l u " " '

H:l

cmleleri art arda dizmeyi bilmeniz art deil .


anlamlarn yeterince biliyorsanz, nerede olduunuzun
ve neler olup bittiinin farkndaysanz, saduyunuzu ve dnya hak
kndaki tatbiki bilginizi devreye sokabiliyorsanz, karnzdaki insa
nn ne kastettiini anlamak iin szdizimine ihtiyacnz kalmaz.
rnein kii, "buzdolabna git ve portakal al," dedii zaman, bu
cmlenin, egdml iki cmlecikten meydana geldiini, "-na" eki
nin yer belirttiini, "almak" fiilinin nesnesinin "portakal" olduunu
bilmeniz gerekmez. Eer cmleyi kendiniz retecekseniz, bir anlam
da bunlarn hepsini gayet bilinsiz bir seviyede zaten bilirsiniz; yani
kurallarn isimlerini deil ama bu isimlerin neyi temsil ettiini bili
yorsunuzdur. Cmleyi anlamak iin ise, drt kelimenin anlam size
yeter: "git," "buzdolab, " "al" ve "portakal . " "Git" kelimesi, baka bir
yere, "buzdolab"na doru hareket etmenizden bahsediyor; "al" keli
mesi ise, bir nesneyi, yani "portakal" elde etmenizi sylyor.
Sue Savage-Rumbaugh, Kanzi adl bonobosunu henz yrme
ye balam Alia adl kk bir kzla, buzdolab cmlesi gibi bir dizi
buyruk zerinden (doal olarak buyruklarn yapsn ve ieriini de
itirerek) kyasladnda, Kanzi yzde yetmi iki baar oran yaka
larken Alia yzde altm alt baarl olmutu.9 Fakat bu netice, bun
larn benzer bir geliim dzeyinde olduunu gerekten gsterir mi?
Kanzi sekiz yandayd ve yllarn bunun gibi talimatlar duyarak ve
gereini yerine getirerek harcamt. Yaymlanan metinlerden Alia'nn
daha nce benzer bir deneyim yaayp yaamad anlalmyor, fakat
testler baladnda aa yukar on sekiz aylk olduuna gre, bu gibi
talimatlar en fazla birka hafta duymu olabilir. Alia'nn OSU 'sunun
(Ortalama Ses Uzunluu; bir cmledeki anlaml birimlerin, yani keli
melerin ve eklerin says olarak llr) alt ay akn sren testler s
rasnda l ,9 l 'den 3 , 1 9 'a ykselmesi ama Kanzi'nin inatla l , 5 'e taklp
kalmas deneycilerin gnlszce kabul ettii bir durumdur, ayrca,
her ne kadar etkileyici grnse de bu deneyin, kuyruksuz maymun
ile ocuk arasnda bir denklik belirleyemediini gsterir.
Fakat istatistik testleri ve biimsel lmler meselenin zne
deinemez. Esas fark ieriktedir; kuyruksuz maymunlarn ve ocuk
larn nasl iletiim kurduu deil, ne hakknda iletiim kurduklar
nemli.
Kuyruksuz maymun iletiimi benmerkezcidir. Kanzi, ki onu
maymunlarn Einstein' sayabiliriz, dahil her kuyruksuz maymun bir
konusu olduunda,
Kelimelerin

Savage-Rumbaugh ve dierleri 1 993.

86 Ademin Dili

eylerden bahsettii zaman, nereye gitmek istedii, ne yapmak iste


dii (ya da sizin ne yapmanz istedii) , ne yemek istedii gibi eyleri
anlatr. Umumi meseleler sz konusu edilmez. evre artlaryla ya
da olaylarla ilgili nesnel bilgilerin alverii yaplmaz. Nihayetinde,
doal lisan olmasa da eksiksiz bir HS'e sahip olan hayvandan tam
da bu tr bir iletiim beklersiniz. Kuyruksuz maymunlarn bahsetti
i konular, yani onlarn istekleri, gereksinimleri, arzulan ve bunlar
ynlendirici bir ekilde davurmalar, daha nceki blmlerde gr
dmz gibi, HS'lerin urat, HS'lerin baa kmak zere tasar
land ilerdir.
Bu tutumu , Seth'in davranlaryla kyaslayn; Seth 'in seri yk
lemlerle ftrtlemesini Bastard Tongues balkl kitabmda betim
lemitim. Seth , Alia'nn testlere balad yatayken , yani on sekiz
aylkken, rencilerimden biri olan babas, iki arkadayla yapt bir
sohbeti kaydetmi; henz tek kelime aamasn geememi olan Seth,
bu sohbeti blme konusunda srarlym, geri kimse onu dikkate
almyormu . Maalesef elimde bu kaydn dkm yok, fakat belleim,
size ksa bir zet tattracak kadar taze:
Yetikin: Dr dr dr dr dr.
Seth: Telefon.
Yetikin: Dr dr dr. Dr dr dr dr.
Seth: Pervane.
Yetikin: Dr dr dr dr dr dr dr.
Seth : Kpecik.
Seth, sistemli bir ekilde odadaki nesnelerin adn sylyordu.
Akas bu davran, ynlendirici ve karc bir tutumdur; aslnda
yetikinlerin sohbetine katlmak istiyordu. arpc olan, bunu yap
ma eklidir: Yetikinlere bildii, tand ve isimlendirebildii her eyi
gstermeye abalyordu.
Son blmde grdmz gibi bu durum, lisann kullanm ile
HS'in kullanm arasndaki en temel farklardan birinin rnei. HS
kullanmnda, kardakini ynlendirmek nce gelir ve varsa da bilgi
kazara verilir; lisan kullanmnda ise bilgi vermek kanlmazdr; lisan
kullanm, fiili bilginin bireyden bireye aktarmn otomatikman geti
rir. Seth elbette sohbetin iine dalmak istiyordu. Geri bu ihtiyacn
dile getiri ekli, kuyruksuz maymun tarz benmerkezci bir taleple
deil, herkese nesnelerin isimlerini bildirme eklinde olmutur; by
lece insan yasasn bildiini ve dolaysyla sohbete katlma hakknn
olduunu gsteriyordu.

, . , ., . -. t\ 1 1 ''' "" . .- ,.., . . . , , , . . , , . . . ,, ' " '

O HALDE KUYRUKSUZ MAYMUNLAR


GEREKTEN NE YAPABLR?
Eer kuyruksuz maymun lisan aratrmaclar, arpc iddialarn ve
medyada giinr olmann uyandrd heyecana kaplmam olsa,
kuyruksuz maymunlarn esasen yapt iin nemini daha hzl an
layabilirdi.
ou kuyruksuz maymunun ya da hepsinin yapt en az ey,
lisann nasl domu olabileceini anlamak bakmndan epey nem
li; geri bilimsel yaznda bunlardan pek bahsedilmez. Bunlar, artan
nem sralarna gre ele alacam.
Kuyruksuz maymunlarn yapt ilk nemli i, zel ve cins isim
leri ayrt etmek olmutur.
Bizim iin bu ayrm gayet ak. Ad Rudolph olan, yuvarlak eh
reli, ksa sakall ve gzlkl bir adamla tansanz, grdnz her
yuvarlak ehreli, ksa sakall, gzlkl adama Rudolph demezsiniz.
Keza, size yeni bir meyve tii gstersem ve bunun erimoya olduu
nu sylesem, manavda ayn meyveden grdnz zaman, manava,
"bu meyveye ne diyorsunuz?" diye sormazsnz. Fakat "Rudolph" gibi
varlklarla "erimoya" gibi varlklar arasndaki ayrm, lisandan mah
rum kuyruksuz maymunlar iin neden gayet ak olsun?
Durumun byle giinyor olmas yeterince artc. "Giinyor
olmas" diyorum, nk kuyruksuz maymun lisanyla ilgili yaznda
bilhassa bu konudan bahsedildiini hatrlamyorum. Ancak, bu ya
zn etraflca okuduum halde, kuyruksuz maymunlarn eiticilerine,
baka eiticilerin adyla hitap ettii ya da diyelim ki "muz" iareti
retilmi bir kuyruksuz maymunun, eitim amacyla ona gsterilmi
olan zgn muzdan farkl bir muzu bu iaretle nitelemedii ya da
o iareti kullanmakta kafasnn kart bir vakadan bahsedildiini
grmedim. Baka bir deyile, bireyleri imleyen kelimeler ile ulamlar
imleyen kelimeler arasndaki fark sezgisel olarak kavryor gibi gii
nyorlar.
Bunun nedenini bilmiyorum; kimse bu konuyu aratrmad, fakat
bunun toplumsal tr olmakla ilgili olduunu sanyorum. Toplumsal
evrenizin yeleriyle ayr ayr tanr ve mnasebete girersiniz. Her
birine farkl yaklarsnz. Fakat her muza ayn ekilde davranrsnz.
Baka bir deyile, tm toplumsal hayvanlar, srf toplumsal olduklar
iin, bu ayrm bedavadan kazanr.
Kuyruksuz maymunlarn yapt ikinci nemli i, iaretleri ken
diliinden sraya dizmeleriydi.
Biraz sonra greceimiz zere, iaretlerin neyi imlediini kav-

88

Ademin Dili

ramalar, sk bir ekilde altrlsalar bile uzun srmtr. Fakat


iaretleri art arda dizip mesaj oluturmalar iin doru dzgn bir
eitim bile gerekmemitir. Kafalarnda bir kalplar vard, nk eit
menleri onlara bir iaretler dizisiyle hitap ediyordu ama nceden bu
dizilere dair hi talimat retmemilerdi.
Diyelim ki yaptklar kombinasyonlar iki iareti nadiren geiyor
du; bu, Kanzi'nin l , 51ik OSU 'sunu aklar. Fakat, szdizimi yolunda
eksikleri varken, baka ne beklerdiniz? Doru, bu mesajlardan baz
lar "A ve B" tarzndayd; birbirinden olduka kopuk iki iaret, ayn
dizide veriliyordu. Fakat bu dizilerden yeteri kadar, "A[B] " biimini
almt, yani "Roger gdklamak," "rmork gitmek," "yok balon" gibi
gerek cmleciklerdi; bunlar srf tesadfte aklanamaz.
Hatrlarsnz, bir eyleri birletirmek, HS kullanan hayvanlarn
yapamayaca itir. Hayvanlar aleminde bunun bir ncl yok. Peki
kuyruksuz maymunlar bunu nasl yapyordu? Atalarmzn ayn so
runla karlat yere gelene kadar bunun yantn vermeyi erteliyo
rum .
Kuyruksuz maymunlarn yapt belirgin ilerden ncs ve
en nemlisi, ancak "ii kapmak" diye betimleyebileceim eydir.
ster szl bir kelime, ister el iareti, isterse de kuyruksuz may
munun dokunmas gereken ekranda resimli bir simge olsun (ki bu
nun rnekleri gitgide artyordu), keyfi bir simgenin gerek dnyadaki
bir eyin yerine gemesi fikri, size bana gn gibi aikar gelebilir, fakat
insan dndaki trlerin yeleri iin ayns geerli deil. Kuyruksuz
maymunlarn bunu kavramas uzun srmtr. Washoe'nun ilk
iaretini renmesi ay ald. O zamanlar Duane Rumbaugh'nun
Yerkes Ulusal Primat Merkezinde altrd kuyruksuz maymun
Lana'nn "muz dilimi" ve "bonbon eker" simgelerini renmesi iin
1 . 600 deneme yaplmt. 1 Fakat bu aamay getikten sonra onlar
tutabilene akolsun. Washoe ksa sre sonra, on ya da daha az de
nemede yeni iaretler renir hale gelmiti. Lana, "daha ilk sunumda
top nesnesini doru adlandrmay baard . " Sanki kafalarnda aniden
bir ampul yanmt: "Demek ki bu aptal insanlar bana bunu yaptr
maya alyormu !"
Aslnda, kafalarnda yanan ampul benzetmesi, gerekte olan bi
tene muhtemelen olduka yakn.
Davranlardan bahsederken, d dnyada olan bitene odaklan
ma eiliminde oluruz, oysa davran icra edenin kafasnn iinde ne10 Rumbaugh 1 977.

( f ' l 'l '/ I ' /\ 11 1 1 h . 1 1 / l\1t l ll " ' ' " ' ' " ' '" ' 1 r.

lcrin gcrcklqmesi gerektiine odaklanmayz. eride bir ey tahayyl


edeceksek, genelde davran yapann "zihninden" bahsederiz, bunu
muhtemelen beyinde bir nevi perde olarak dnrz; Platon'un an
latt maarann duvarlar gibi, d olaylarnn glgesinin bu perdeye
dtn hayal ederiz. Belki de yzyllarca sren dualizm anlay
nn sersemliinden tr, kafann iinde cereyan eden saf fiziksel
hadiseleri gz ard etmeye ya da kmsemeye meyil gsteririz. Fakat
kitabn geri kalannda, dsal-fiziki ve isel-fiziki hadiseler arasndaki
daimi mnasebeti hep aklmzda tutmalyz. D dnyada olan bi
tenler, beyinde elektrokimyasal hadiseleri tetikler; aksonlar boyunca
hzla ilerleyen mesajlar gnderilir, enzimler sinapslarn te tarafna
atlar; fakat i bu kadarla snrl deil. D dnya etkileri, beynin sinir
kablosu yapsn da deitirir. Kuyruksuz maymunlara iaretlerin ilk
kez sunulmasyla, anlamlarn ilk kez kavramalar arasndaki uzun
gecikme sresi, u belitle dorudan ilikilidir:
"Birlikte sinyal gnderen sinir hcreleri, birbirlerine balanr." 1 1
Bu, Hebb Kuraldr, daha dorusu, bilisel bilimin nclerinden
Donald Hebb'in daha ayrntl fakat dogmatik nermesinin ksa ve z
biimidir; tm birinci snf nroloji rencilerinin bildii bir kuraldr.
Beynin esneklii kstldr. Esasl mimari deiiklikler gerekleti
remez, fakat pek ok odasn yeniden dzenleyebilir, bu esnada ev
idaresinde hibir aksaklk meydana gelmez. Washoe 'nun ve Lana'nn
beyinlerinde tam olarak gerekleen ey, o gne kadar zayf olan ya
da mevcut olmayan balantlarn oluturulmas ya da glendirilme
si miydi, bilmiyoruz. Bunu soran hi kmad. Ancak yllarca srecek
nroloji aratrmalar bu soruya yant bulabilirdi; kuyruksuz may
mun aratrmaclar ise nrolog bile deildi.
Fakat beynin iinde ne gereklemi olabileceini znde bili
yoruz.
Kuyruksuz maymunlara yeni iaretlerin gsterilmesi, fiziksel
nesnelerin gsterimiyle elenince, daha nce asla ayn anda sinyal
gndermemi olan belirli sinir hcreleri ayn anda sinyal gndermeye
balad (yeni deneyimler iin geerli olan durum budur) . Sz konusu
sinir hcreleri, grsel kortekste ilk iarete dorudan tepki veren hc
reler ve kuyruksuz maymunlarn rendii iareti ya da yazl simgeyi
temsil eden hcrelerdir (muhtemelen ya devimsel kortekstedirler [mo
tor korteks) ya da grsel kortekste) . (imdiye kadar kimsenin kalk
madn sandm ilgin bir aratrma mecras, u beklentiyi doru11

Hebb 1 949.

90 Ademin Dili

layabilir: Kuyruksuz maymunlar, el iaretlerinin temsillerini devimsel


kortekste, resimli simgelerin temsillerini grsel kortekste saklar.)
Ayn sinir hcrelerinin birlikte sinyal gndermeye devam etme
si iin, kuyruksuz maymunlar iaretlerin yzlercesine , binlercesine
defalarca maruz kald; gnderilen her sinyalle birlikte yeni balant
lar dal budak sald, kuvvetlendi ta ki o aydnlanmann yaanmasna
yetecek kadar glenip yaygnlaana dek. Bu nerme, ilk sunum ile
"renme" arasndaki uzun gecikmeyi aklyor. Fakat ilk birka ia
ret renilince ve bylece, ilgili beyin alanlan arasnda ilk balantlar
kurulunca, bir ablon oturmu oldu; yeni iaretler retildii zaman ,
her yeni iaret iin bu ablonu tekrarlamak kolaylamt. Ancak bu
tr bir gelime, ilk birka iaret renildikten sonra yeni iaretlerin
ve anlamlarn yz kat hzl badatrlmasn aklayabilir.
Keyfi sinyallerin d dnyadaki nesnelerle badatrlmasn
mmkn klan sinir hcreleri ebekesinin gelimesini ancak iki un
sur tetiklemi olabilir. Bunlardan bir tanesi, ki kuyruksuz maymun
lar iin geerli olmutur, baka bir trn, yani bizim ie kasten m
dahale etmemizdir. Uzak atalarmz iin geerli olmu teki etkene, X
etkeni diyebiliriz; elinizdeki kitapta bu etkeni aryoruz.
Fakat lisann pek ok zelliinden en azndan birka tanesi kuy
ruksuz maymunlara retilebiliyorsa, baka bir deyile, belki atala
rmzn da gelitirdii bir kk-lisan trn renebiliyorlarsa, neden
yaban hayatta bu becerilerinden asla kendileri iin faydalanmadlar?
YABAN HAYATA DNMEK
lk olarak, u iddiay ele alalm: "Pekala, kuyruksuz maymunlar bu
becerilerini yaban hayatta kullanyor; nasl yaptklarn anlayacak
kadar zeki deiliz sadece . "
B u iddia, primat davranlar zerine yaplan almalarn ilk yl
larnda daha geerli olabilirdi. Fakat gnmzde, eitli kuyruksuz
maymun trleri, doal yaam ortamlarnda, ayrca mmkn mertebe
doal ortama benzetilmeye allan hayvanat bahelerinde ve ara
trma merkezlerinde gzlemlenmitir. Neredeyse elli yldr pek ok
zenli ve istekli gzlemci bu hayvanlar zerinde alyor. Bu trn
davranlar tekrar tekrar betimlendi, tartld, zmlendi. Yine de
uzaktan yakndan lisana benzeyen bir davran bulan tek bir ara
trmac olmamtr. Her geen ylla birlikte, bu trlerde lisan benzeri
davran bulma ihtimali azalyor.
Bir olumsuzu ispatlayamazsnz, fakat b i l i m d f' b i r yerlere v n r-

t 11 - 1 ' ,- 1

l\ 1 1 1 1 ' " " . . . .

.... . .,. . . . . . . . . . .

nak ist iyorsanz, olas l lklar ne kadar akl elici olursa olsun , hak
knda kesinlikle hi bulgu olmayan bir eye dair olaslklar gz ard
etmeniz gerekir.
O halde kar sava gz atalm: "Eer gerekten bu yeteneklere
sahiplerse, neden yaban hayatta hi kullanmyorlar?" (u ima edi
liyor: Bu becerilerini kullanmyorlarsa, demek ki byle bir becerileri
yok; bunlar, deneylerde ortaya km yapay olgular olmal .)
Bunun gibi yorumlar, biyolojinin nasl ilediine dair ciddi bir
yanl anlamay gsterir. Bu yorumu yapmak iin, genlerde bulunan
her potansiyelin davranlar balamnda da vurulmas zorunlulu
una inanmanz gerekir. zerinde bir an bile dnmek, byle bir
inancn her trl yenilii devre d brakacan anlamaya yeter. Bu
durumda hayvanlar, hem sadece doann verdii iskambil destesiyle
oynamak hem de aresiz otomatlarmasna bu destedeki her kart
ileri srmek zorunda kalrd. Sadece bir mutasyon, yani genetik des
tede yeni bir kart yenilik dourabilirdi.
Elbette en ufak zerresine kadar programlanm kimi basit var
lklar iin yukardaki durum geerli olabilir. Fakat yuvarlak solucan
(nematod) aamasn geince, farkl bir oyuna girmi olursunuz.
Daha karmak hayvanlar deneyimlerinden bir eyler renebilir;
topyekun ve mutlak bir genetik belirlenimcilik sz konusu olsayd,
renme iini gerekletiremezlerdi. evre artlar deitii zaman,
trlerin baz yeleri hayatta kalr; genetik donanmlarnn izin verdii
fakat mecbur kalmadklar iin daha nce hi yapmam olduklar
ileri yapabildikleri iin hayatta kalrlar. Her hayvan, bir potansiyel
klfna sarnmtr; mecbur kalrlarsa, lmemek iin bir ekilde ha
yata geirebilecekleri , fakat zellikle o i iin programlanmadklar bir
potansiyelleri bulunur.
Bir sonraki blmde, genler, davranlar ve evre artlar ara
sndaki girift ilikilere uzun uzun deineceim . imdilik unu be
lirtmekle yetinelim: Washoe, Lana, Kanzi ve eitilen tm kuyruksuz
maymunlar, evre artlarnda kkl bir deiim yaamt; pek ok
evresel deiiklik gibi bu deiiklik de, farkl bir trle temas etme
leriyle birlikte olutu; bu vakada o farkl tr bizdik. Onlardan nceki
pek ok hayvan gibi kuyruksuz maymunlar da bu deiiklie uyum
salad; hayatta kalmak ve palazlanmak iin gerekli grnen davra
n cinsini, yani kk-lisan davrann retebildiler (iareti oku, muz
dilimlerini ve bonbon ekerlerini kap) .
Bu, elbette davranlarn inancndan ok uzak; geen yzy
ln ortalarnda adeta kutsal kitap haline gelen bu inanca gre, her

92 Ademin Dili

hayvan her trl davran gerekletirmesi iin koullayabilirsiniz.


John Maynard Smith'in eski rencisi olup imdilerde Macaristan
meneli bir dnce kuruluu olan Budapete Cemiyeti'yle alan
Ers Szathmary, yakn tarihli bir makalesinde, varyasyon bakmn
dan snrl deiiklikler ve seilim bakmndan snrl deiiklikler ara
snda ho bir ayrm yapmtr. 12 Potansiyel bir deiikliin varyasyon
bakmndan snrl olduunu sylemek, bu deiiklii meydana getir
mek iin gerekli olan genetik varyasyon derecesinin ve /veya trnn
sz konusu trde mevcut olmad ve makul bir zaman aralnda
ortaya kmasnn beklenmedii anlamna gelir. Seilim basks ne
kadar gl olursa olsun, varyasyon bakmndan snrl bir deiiklik
bu koulda meydana gelemez.
Fakat, bir deiikliin seilim bakmndan snrl olduunu sy
lemek, bu deiiklii dourmaya yeterli genetik alet edavatn eksiksiz
mevcut olduu (ya da kolaylkla elde edilebilecei) ve gl bir seilim
basksnn o deiiklii yaratmaya yetecei anlamna gelir.
ou canl tr iin, lisann geliimine yol aabilecek cinsteki
deiiklikler varyasyon bakmndan snrldr; bu deiiklikleri mey
dana getirecek malzeme mevcut deildir. Muhtemelen, drt byk
kuyruksuz maymun tr, yani empanzeler, bonobolar, goriller,
orangutanlar, dolaysyla da kendi atalarmz iin, bu gibi deiik
likler seilim bakmndan snrldr, bu deiikliklerin vcut bulmas
iin sadece doru seilim basks beklenmektedir.
Hemen akla u soru geliyor: Byk kuyruksuz maymunlar bu
konuda tek mi? Yoksa, lisana doru atlacak ilk admlar sadece sei
lim bakmndan snrlanm baka trler de var m?
KK-LSANA KM HAZIR?
Pek ok insan, deniz aslanlarn en zeki trler arasnda saymaz.
Fakat altml yllardan itibaren Ron Schusterman, nce California
State, sonra Santa Cruz California niversitesi bnyesinde ala
rak, deniz aslanlarnn, lisan retme yetenekleri gelitirmeseler de,
lisan anlama konusunda ustalatklarn gsterdi; kuyruksuz may
munlarn dzeyine kamasalar da onlara yaklamlard. E zaman
l olarak, Hawaii niversitesi'nde benim altm enstitden Lou
Herman, benzer deneyleri yunuslarla yapyordu. Belki de bu deney
lerin en inanlmaz, nce Arizona sonra Brandeis niversitelerinde

' -' Sza m <i d ci

ve

Szat h m {r_y 20CH.

f rene Pepperberg'in, Alex adl Afrika gri papaann, deniz aslanlar


n n , yunuslarn ve kuyruksuz maymunlarn eitimle becerdii her ii

yapmak konusunda eitmesiydi. 1 3


Alex gerekten konuuyordu (maalesef gemi zaman kullan
yorum, nk 2007 ylnn eyll aynda ld) . Ne olmu yani, di
yeceksiniz. Pek ok papaan konuur. Fakat bu papaan mantkl
konuuyordu. Ne istediini sorduunuzda, "fstk isterim!" diye ya
ntlard. Fstk yerine zm tanesi verdiinizde, size kzar, "Hayr!
Fstk isterim!" derdi. Bildii ve yerinde kulland yaklak elli szck
vard, altya kadar sayabiliyordu, yedi rengi ayrt edebiliyordu, ele
tirme testlerini yapabiliyordu ("ayn" ve "farkl" ne anlama gelir, bili
yordu) , pek ok eya arasndan yeil ve keli olan seebiliyordu.
Daha gen bir papaan olan Griffin'in lisan retme yetenei, belki de
Kanzi'nin becerisine denkti: "zm istemek," "sandalye gitmek," "ye
il kuuk," "geri gitmek sandalye" (kuyruksuz maymunlarda olduu
gibi, Griffin bu kombinasyonlar kendiliinden ve eitim almadan ku
ruyordu, fakat yine maymunlarn kombinasyonlar gibi, ancak iki
birimle kstlydlar) .
Bunlar birer numara m, yapay birer netice mi yoksa akllca ei
tilmi hayvanlarn ii mi? Sonuncuda srarc olanlar, esas meseleyi
skalyor. Byle olsa bile fark etmez. Hayvanlar, sinirsel altyaplar
nn izin vermedii hnerler konusunda eitemezsiniz. Eer sinirsel
altyaplar birtakm ileri yapmalarn mmkn klyorsa, bunun tek
sebebi , hayvann genlerinin sinirsel altyapy ina etme eklidir. Ba
ka bir deyile, hayvann eitimle yapabildii iler eer bir kk-lisan
biimine tekabl ediyorsa, o zaman o hayvan sadece seilim bakmn
dan snrlanmtr; yeterince gl bir seilim basksnn kk-lisan
retebilecei genetik varyasyon yelpazesine sahip demektir.
Bylece !rene, dudak uuklatan u soruyu sordu: nsan lisan
nn ncllerini, sadece kuyruksuz maymunlarn davranlarnda m
aramak zorundayz?
ou insan bunun bir mecburiyet olduunu varsaymt; lisa
nn , farkl trler iin ilevsel bakmdan benzer (analog) bir zellik
deil evrimsel kkeni bakmnda trde (homolog) bir zellik olduu
dnlmt.
Biyologlar ne zaman iki ya da daha fazla canl trnde otak olan
bir zellik bulsa, nce, acaba bu ilevsel bir benzerlik midir yoksa
13

Deniz aslanlar: Schusterman ve Krieger 1 984 ; yunuslar: Herman 1 986;


papaan: Pepperberg 2000.

94 Ademin Dili

evrimsel bir trdelik midir diye dnr? Evrimsel trdelik (homo


loji) , ortak atadan tr trlerin paylat bir zellik ya da vasftr.
Bazen , benzer bir zellik tayan atann yaam olduu bilinir, fa
kat bilinmiyorsa bile, yakn akraba trlerde ortak olan bir zelliin
dorudan genetik miraslarndan kaynakladn varsaymak akla yat
kndr. Ancak, zaman zaman, ok uzaktan genetik akrabal olan
hayvanlarda benzer zellikler ortaya kabilir; daha yakn akrabala
rnda sz konusu zellik bulunmaz mesela. Burada ilevsel benzerlik
(analoji) , daha makul bir aklamadr; ortak zellik, belirli bir evre
artna verilen benzer tepkiyi temsil eder. Yunuslarn, kpek balkla
rnn ve ihtiyozorlarn ortak zellii klasik bir rnektir; byk yaam
aacnda birbirlerine ok uzak dallarda bulunan bu canllarn her
biri, derin sularda hzl manevra kabiliyeti gereksinimiyle, benzer bir
srt yzgeci gelitirmitir.
Evrimsel trdelik, ilevsel benzerlikten daha yaygndr. Evrim,
elindeki malzemeyi nadiren pe atar. Darwin 'in ifadesiyle sylemek
gerekirse, evrim, "deiiklikler sayesinde treme" zerinden iler, do
laysyla, ortak atann her zellii, bu atadan tremi trlerde o ya da
u biimde muhtemelen ortaya kacaktr (yine de kesin diyemeyiz) .
Fakat ilevsel benzerlii de devre d brakamayz, en azndan, an
cak uzaktan akraba olan trlerde ayn yeti boy gsteriyorsa. rne
in, kk-lisan renme yetisi, sadece en ileri primatlarda deil, ayn
zamanda yunuslarda, deniz aslanlarnda ve papaanlarda da ortak
bir zellik.
levsel benzerlikler, benzer sorunlara bulunan benzer zmleri
temsil eder. Bunu aklnzdan karmayn; ileride ok nemli olacak.
Eer kk-lisana hazr olma zellii evrimsel trdeliin rnyse
ve bu hazr olma durumu, kuyruksuz maymunlar da papaanlar da
ieren bir yelpazeye sahipse, o zaman yaklak 300 milyon yl nce
yaam ortak bir ata aramamz lazm. Ayrca, bu atadan treyen
milyonlarca tr iinde neden ancak bir avucunun kk-kk-lisan ka
biliyeti sergilediini de aklayabilmeliyiz.
Tabii, eer gerek buysa, yani bu kadar az trn bu kabiliyeti
sergilemesi yapay bir olgu deilse.
nk, bildiim kadaryla, yedi trn dnda kalan trlere kim
se cidden "lisan retmeye" kalkmad; bu yedi tr , drt by k
kuyruksuz maymun , California deniz aslanlar , Atlas okyanusunun
ie burunlu yunuslar ve Afrika gri papaanlar tekil ed e r Y l l ar
nce, kpeine daktilo yazmasn reten talya n b i r k o n t e s l e i l gi l i
gazete haberi okumu tum; i t , bi r g n k o n t e s i n h ; l s n ; p i s l cd i l< l < '
.

( ;, '/ 'I '/.I " /\0 1 1 1/1 1 1 1'. './I/

f\1u f/11/ f l l l fl l t

f/11

'

) '. 1

bana gidip "kt kpek!" yazm (" Cane catti


o" yazm olmas daha muhtemel) . Fakat bu yknn, haber bak
m ndan kesat geen bir gnde kstah bir acemi muhabirin marifeti
olduunu sanyorum (ancak, gerekten byle bir ey olduysa, ltfen
benimle derhal temasa gein! ) .
Ciddiyete dnersek, b u yedi trle elde edilen sonularn, can
l ubelerinde ne kadar derine inildiinde alnabileceini kimse bil
miyor. Fakat bu sorunun yant ne olursa olsun, burada evrimsel
t rdelikten ziyade bir ilevsel benzerlik olma ihtimali daha yksek;
stelik bu sefer, ilevsel benzerlii tetikleyen etken, belirli bir fiziki
evre art deil, belirli bir bilisel yeti dzeyine eriilmesidir.
Bu aamada "yksek" hayvanlar hakknda konumak cazip gele
bilir, fakat buna direneceim. Darwin gnlnde kendisine u uya
ry yapar: Asla "yksek" ya da "alak" deme; 14 bu terimler genelde,
insana daha ok ya da daha az benzeyen anlamna geliyor. Ancak,
"ok" ya da "az" karmaklk hakknda konumaktan insan kendi
ni alkoyamyor: Burada nesnel ltlerimiz var, rnein gen says,
beyin hcresi says gibi. Fakat, "bilisel yeti" derken tam olarak ne
kastediyoruz?
Kk-lisan iin gerekli olan bilisel yeti dzeyinin bilhassa yk
sek olduunu sanmyorum; en azndan incelikli ve girift zihin yaps
anlamnda. Bana kalrsa, dnyay ok sayda farkl ve ayr ulamlara
blnebilir olarak duyumsamaya ynelik iitsel ve grsel yetilerle ve
farkl ulamlar ayrt eden tm zellikleri sralayp sistemli bir ekilde
istifleme iin ayrlm beyin alanyla ilgili. (Burada kavram kelimesini
deil ulam kelimesi kullanmak iin ne kadar zen gsterdiime dikkat
edin; bu ikisi arasndaki ayrma insanlar genelde dikkat etmez, fakat
Onuncu Blm'de bu ayrm nemli olacak.) Bu tr ulamlar devre
ye girdikten sonra, bunlar sinyallerle badatrmak her zaman bir
ihtimal olarak ortaya kar. Bu blmn banda sylemitim fakat
tekrar hatrlatmann tam zaman: Bylesi sinyaller gerek kelimeler
deildir, geri kelimelerle, atfta bulunma bakmndan ortak zellikle
ri vardr. Hayvanlar sz konusu olduunda, bu sinyallerin gerekten
simgesel olma zarureti kesin olmaktan uzaktr. Atfta bulunduklar
varlk gerekten ortamda olduu zaman bu sinyallerden byk ihti
malle HS arlar gibi faydalanlr. Geri bunun fark edeceini san
mam. nsan atalarna geldiimiz zaman, kelimelerin ok benzer bir
yola girmi olduunu greceimizi dnyorum; gerekten de ok
s o rn d a k t i losu n u n

14 Dawin , alnt: Mayr 1 98 2 ,

s.

367.

96 Ademin Dili

benzer bir yoldan gitmilerdir, nk yansmalardan ve gstergeler


den simgelere tek hamlede srayamazsnz.
Kuyruksuz maymunlarda ve papaanlarda grme yetisinin, yu
nuslarda duyma yetisinin gayet gelimi olduu kesin bir olgu (deniz
aslanlarn bilmiyorum) . Kk-lisan iin bunun gerekli ya da yeterli bir
koul mu olduunu, yoksa sadece bir tesadf m olduunu, daha
fazla tr ele alp bunlar Muhteem Yedilinin maruz kald eitime
tabi tutmadka bilemeyeceiz. Bu deneylerin yaplmas gerektiini
dnyorum. Gibonlara, hatta makaklara kadar gidin. ayr k
peklerini aratrn, bakalm beyin boyutunun bu ile bir alakas var
mym . Kargalar snayn, grelim bakalm , acaba papaanlar konu
an tek ku muymu . Aynca, zgn yedi tr de dahil, becerilerini icra
ederken bir ekilde bu hayvanlar beyin taramasndan geirmeliyiz,
bylece beyinlerinde olan bitenin, insanlar doal lisan ya da karma
dil kullanrken beyinlerinde olan bitenle bir ilikisi var m anlaya
biliriz. (Kulara gelince iler etrefilleebilir; zira, beyinlerinin yaps
memelilerin beyin yapsndan olduka deiiktir. ) 1 5
"Hayvanlar lisan edinebilir mi?" gibi aptalca bir soruyu sormay
brakp (ksa fakat yararsz yant hayr! olur) , "kk-lisan davran
iin ne tr bir sinir hcresi malzemesi gerekli ve yeterlidir?" gibi ye
rinde bir soru sormaya baladmzda, yeni bir aratrma alannn
kaplarn aar ve bir yerlere varabiliriz.
Lisana yaklaan herhangi bir yapnn gerektirdii n koullarn,
srf yakn akrabalarmzn eriimine ak olmad zaten aikar. Ay
rca, eitli trler eitimle bir nevi kk-lisan renebiliyorsa, demek
ki bu trlerde kk-lisan, varyasyon bakmndan deil, seilim bak
mndan snrl bir zelliktir. Baka bir deyile, lisann domas iin
zel deiiklikler, byl mutasyonlar, "lisan organlan" ya da bu ie
adanm sinir devreleri gerekli deil.
Yeterli byklkte bir beyin, yeterince geni bir ulam yelpazesi
ve en nemlisi de, doru seilim basks i grecektir.
PRO BONOBO PUBLICO (BONOBO KAMUSUNUN YARARI N)
Lisana sahip olmak iin kuyruksuz maymunlardan tremenin art
olmadn artk bildiimize gre, ayrca kk-lisana hazr olma zelli
ini ve hayli toplumsal beyni bize salamas dnda, lisana kavuma
mzda kuyruksuz maymun mirasmzn bir katk saladn dn
mek iin sebep bulunmadna gre, kuzenlerimize elveda deyip, en
"' J a rv i s

ve

M l l o 2 0 0 0 , St ricct t r r 1 9(J4 .

< ;, . , ., ./., . J\ 1 1 11, u k . " z M 1 11 n u l " m ' ) '/

grnen yerlerde lisan aramaya balayabiliriz.


ie girimeden nce, sizinle kiisel bir deneyimimi pay
l a m a k istiyorum. Bu deneyim sayesinde, neden lisann bir tek bizim
t rmzde evrimletii konusu kafamda aydnlanmt.
Bundan ksa sre nce Sue Savage-Rumbaugh beni, Des Moines'
n birka mil gneyinde kurulmu on milyon dolarlk yeni kuyruksuz
maymun aratrma tesisine davet etme nezaketini gsterdi. 16 Orada
Kanzi'yle bizzat tantm. Dikkate alnmas gereken bir ahsiyet ola
rak beni annda etkiledi. Kendi ortamnda yle sakin bir zgven ser
giliyordu ki bunu darda ancak pop yldzlarnda, siyasetilerde ve
an zenginlerde grebilirsiniz. Bu zgvenin altnda keskin bir zeka
yatyordu, hem bilge hem de kurnaz bir zeka. Onunla bilimsel bir kon
feransta tansanz, savlarnz ileri srerken dikkatli davranrdnz
(ehir merkezinde karlasanz, czdannza dikkat etmeniz gerekir) .
Kanzi, adeta bir paa gibi, bir grup bonoboya hkmediyordu; 1 7
ister en lezzetli lokma, ister e n arzulanan dii , isterse d e bakcnn
ilgisi olsun, can ne ekerse elde ediyordu. Kanzi ile Sue arasndaki
gl ba fark etmemek imkanszd. Fakat bu ba nereden domu
tu? Bu ba, samimi bir sevgi miydi , Stockholm sendromu muydu,
yoksa ikisinin bir harman myd?
Nihayetinde Kanzi ve ekibi tutsakt. Doru, bu bonobo hapisha
nesi, talihi bu kadar yaver gitmeyen hayvanlarn eziyet ektii, ila
sanayisinin Ebu Gureyb1erinin aksi ucunda yer alr; bakclar bu
hayvanlar seviyordu ve etraflarnda onlar oyalayacak trl trl ey
vard. Fakat yine de mahpustular, istedikleri yere istedikleri zaman
gitmekte zgr deildiler ve baka bir trn mutlak denetimi altnda
yayorlard. (Uzayllar sizi kendi "tesislerinden" birinde konuk etse
ve sizi "incelese," bu ii ne kadar tatl bir ekilde yapsalar da kendi
nizi nasl hissedeceinizi hayal edin.)
Bu koullar altnda bonobolar, onlardan ne beklerseniz onu
yapar; eski plantasyonlarda klelerin yapt gibi ya da benzer ko
ullarda hepimizin yapaca gibi. Ayak sryorlar, ciyaklyorlar, rol
kesiyorlard; evet efendi, tabii efendi, benden ne isterseniz onu sy
lerim. Zamann geri kalannda, kendi bonobo toplumsal yaamlarna
devam ediyorlard.
Bugnn genel geer anlayn anmsayalm: Lisan, toplumsal
zeka araclyla dodu, nk primat yaamnn gitgide artan karb a t a ya n l m g i b i
Fakat b u

1 6 www . iowagreatapes.org/index.php.
1 7 de Waal 1 988, 1 995, 1 997, Kano 1 992.

98 Ademin Dili

maklyla ve sofistikeliiyle baa klmas gerekiyordu . Bildiim


kadaryla, bu dnceyi benimsemi olan dzinelerce ya da muh
temelen imdiden yzlerce kiiden biri bile, toplumsal hayatta lisan
olmakszn zemeyeceiniz, ancak lisanla zebileceiniz zgl bir
soruna dair somut rnek vermemitir. Fakat lehlerinde hibir bulgu
nun var olmamas, moda fikirlerin yaylmasn nadiren yavalatr.
Bonobolar herkesten daha yakn incelemi olan Frans de Waal'a
gre bonobo zaten "koutu olmayan bir toplumsal rgtlenme sergi
ler" ve en az teki primatlar kadar, toplumsal mnasebetlere zaman
ve enerji harcar, ayrca "toplumsal ilikilerde devrim yaratacak kuv
vete sahip bir zihin gc" tar. Bonobolarn toplumsal yaamnn en
az, lisan ilk bulan insan atalarnn toplumsal yaam kadar, hatta
muhtemelen daha zengin ve karmak olduuna bahse varm; nede
nini Altnc Blm 'de greceiz. te bu tesislerde bonobolara, deyim
yerindeyse , lisan bedavaya veriliyordu. Lisann toplumsal zekadan
doduunu syleyen kuram doru olsayd, lisana bir heves sarlma
larn, gnlk mnasebetlerinde lisandan faydalanmalarn beklerdi
niz. Aslnda, toplumsal zekilarnn ne kadar yksek olduu dn
lnce, imdiye kadar lisan neden kendi balarna kefetmediklerini
aklamakta zorlanrz.
Koca bir hafta sonu bonobolar izledim. Lisana gerekten ilgi
duyduklarna dair tek belirti gstermediler. Sue isteyince ibirlii
yapyorlard yapmasna. Bilgisayar ekrannda yaklak yz leksig
ramdan (insan kelimeleri yerine kullanlan keyfi ve soyut simgeler)
bir iki tanesine basyorlard ; ses sentezleyicisi de bunun ngilizce mu
adilini dile getiriyordu . Sonrasnda, ellerine geen ilk frsatta kendi
oyunlarna geri dnyorlard.
Bu ziyaretle ilgili en canl anm, plastik kapl katlarla ilgili.
Bonobolar, leksigram kullanmaya ve renmeye tevik etmek iin,
Sue, bu leksigramlar kaln ve effaf plastikle kapl katlara bas
trmt ; katlarn boyutu, Randy McNally yol atlas ya da lks bir
restorann mens boyutundayd. Plastik kapl katlar, kuyruksuz
maymunlarn ortamnda oraya buraya serpitirilmiti ki bonobolar
kendiliinden bunlar kullanmak isterse her an eriebilsinler. Geri
kendilerinden istedikleri olmuyordu . Bonobolar bu leksigram kat
larn yeni ve daha zengin bir dnyann anahtar olarak grmektense,
tamamen grmezden geliyorlard; tabii, bakclar tarafndan tavlan
dklar zamanlar haricinde. Bunun dnda, ne kadar temizlenirse
temizlensin, ile boyanan ve biriken pislikten kt kokan o plast i k
szlkler, hayvanlar (biz de dahil) nnede esare t n l t n d ; t u t u l yo rsn ,

i / l\ u u h . u Mu 11 1 1 1 11/u " " '

qq

ineniyor, oradan oraya itilip kaklyorlard.


1 ionobolar leksigramlar istemiyor, onlara gereksinim duymuyorlar
d . Bonobolarn tek istedii elenmekti. Leksigramlar ise elenceleri
n e ayak ba oluyordu.
Sizin benim lisana bakmz, tamamyla trmze zgdr. Bize
gre lisan, nihai uyarlanmdr, bizim zmzdr. Lisana sahip olmak
tan holanmayacak, lisana bir kez kavutuktan sonra, ona smsk
sarlp mmkn mertebe faydalanmayacak bir tr hayal edemeyiz.
Fakat bu bak asnn sebebi, bizim biz olmamz ve lisansz bir
hayat tahayy l edemeyiimizdir. Ayn sebepten tr, bu gnlerde
bilgisayarsz, e-postasz, kelime ilemcisiz bir hayat da pek tahayyl
edemiyorum. Oysa evvelce bunlarsz yaadm; yan bamda emrime
amade daksil dururdu; Olivetti marka daktilomu tularna basa basa
andrdm, msvedde ardna msvedde yrtp yeniden yazdm, ahsi
mesajlarm el yazsyla kada dkp mektuplarm posta kutusu
na tktrdm. Bunlar yaparken, bir giriimci dehasnn ortaya kp
tm bu emek youn ileri sona erdirecek bir elektronik zamazingoyu
bana satmasn bir an bile hayal etmez, hatta dilemezdim. O zaman
lar iler byle yryordu ite .
teki trler her eyi olduu gibi kabul edip, hatrlanamayacak
kadar eski bir zamandan beri lisansz yaam ve oalmlardr. Bo
nobolar, olduka karmak toplumsal yaamlarn lisan olmakszn
gayet gzel idare ediyor; o halde neden atalarmz aynsn yapmad?
Pekala, nk pek girilmemi bir yoldan gittiler ve fark bu yarat
t. Onlarn boyutundaki ve karmaklndaki hibir hayvann daha
nce girmedii bir ekolojik niin kaplarn atlar.
o rn d ; aya k l a r a l t n d a

5 . NLER HER EY DEGLDR

(ONLAR YEGANEDR)

N NASI KURAMI
Sanrm baz insanlar, gitgide zekileen atalarmzn bir gn uyanp,
o kk zeki kafalaryla lisan doalama icat ettiklerini dnyor
hala.
Fakat sadece tek tr, karmak ve hayli gelimi lisanlar barnd
ryorsa ve baka hibir tr, yardm almad takdirde lisana benzer bir
eye sahip deilse, o zaman lisan, bizim trmzn biyolojisinin bir
ekilde paras olmal, tpk iki ayak zerinde dik yrmek gibi. Tam
olarak insan biyolojisine nasl yerlemitir . . . Peki, hepimizin yantla
maya alt son bu . Fakat bugnlerde hibir ciddi akademisyen,
lisann nihayetinde kltrel deil biyolojik bir zellik olduundan,
dolaysyla yaratlmayp bir ekilde evrimletiinden phe duymaz.
En gzelini Theodosius Dobzhansky sylemitir: "Biyolojide hi
bir ey, evrimin yla baklmadka anlam kazanmaz. " 1 Fakat tam
olarak ne tr bir evrim sz konusu?
On sene nce neredeyse herkes, "Ne aptalca bir son! Sadece
bir evrim tr var," derdi. Bu, zerinde mutabakata varlm yeni
Darvinci grt; yine nemli bir ahsiyetin, George Williams'n
szlerinde yle zetlenmitir: "Uyarlanm daima bakmszdr; or
ganizmalar evre artlarna uyum salar, tersi asla gereklemez."2
Dondur, bu grn daha incelikli bir eidini benimseyen biyo
loglar var, fakat ounlua gre, organizma gsz, evre ise kadiri
mutlakt ve bu ikisi arasnda cereyan eden her trl mnasebet tek
ynl bir yolda ilerliyordu.
Bu yaklam, ni inas kuram denen grn etkisiyle deii
yor; bu kurama gre, hayvanlar kendi evrimlerinde byk rol oynar.
Pek ok faydasnn yan sra bu kuram, hem Stephen Jay Gould'un ,
kesintili denge kuramn ileri srmesine yol aan art arda gerekle
mi hzl deiiklikleri, hem de ilk bakta yepyeni bir eymi gibi g1 Dobzhansky 1 964, s. 449 .
2 Williams 1 992 , s. 4 8 4 .

N _./, / /, . , .',;, . , , f l, 111/ / 1 1 (C 11 1 /1 1 1 \",11 1 1 1 / 1 1 )

1()1

zelliklerin (lisan pek ok rnekten sadece biri) zaman zaman


ort aya kn aklar.
Ni inas kuramn reneceksek, ie kunduzlarla balamaktan
daha iyi bir yol yok.
rli n e n

KUNDUZ MASALI (YOKSA KUYRUGU MU?)


Kunduzlar herkes bilir.
"n" denen yuvalarn, sudaki ani ykselilerin yuvalarn alp
gtrmeyecei ve ani klerin onlar ve yavnlann yrtclara ak
hale getirmeyecei yerlere ina ederler. 3 Dolaysyla, bataklklar ve
gletler, kunduzlarn gzde yaam ortamlardr. Eer yaadklar yer
de glet falan yoksa, kendilerine bir tane yaparlar. Fidanlarn ve ma
kilerin gvdelerini kemirerek aknt zerine baraj ina ederler; elde
ettikleri al rpy suyun ak yolu zerine yarlar, boluklara da
amurla yama yaparlar. Er ge salam bir baraj ortaya kar, su biri
kir ve barajn ardnda kalan topra su basar.
Kunduzlar, ekologlann kilit ta diye niteledii trlerden biridir.
Balklar, kabuklu su canllar, yosunlar, su kular gibi pek ok tre
yuva ve beslenme yeri olarak hizmet veren sulak araziler yaratrlar
(gelin grn ki biz bu arazileri onlarn ina etmesinden daha hzl
yok ediyonz) . Kunduzlar kilit ta trlerdendir, nk kunduzlar
ortamdan ekerseniz, baka pek ok tr ker, tpk kilit tan kal
drdnzda btn bir kemerin kmesi gibi. Kendileri iin bir evre
ina ederken, baka trler iin de evre oluturmulardr. Fakat tm
yaptklar bu deil. Bunu kendi balarna yapmlardr.
Doayla ilgilenen herkesi byleyen eylerden biri, trlerin ken
di yaam ortamlarna (habitatlanna) ve yaam tarzlarna anahtarn
kilide oturmas gibi uymasdr. (Yeni anahtar yaptrdnzda en ufak
uyumsuzluun onu kullanlmaz hale getirdiine ahit olmusanz, ne
demek istediimi anlarsnz.) Kunduzlar da kendi yaam ortamlarna
byle uyar. Dileri iriyan, keski gibi nesnelerdir; en sert aa kabuk
larn soymaya birebirdir. Azlarnn ekli yledir ki inedikleri aa
gvdeleri suyun altnda olsa bile, su boazlarna kap onlar bo
maz. Derilerinin altndaki bezler, kaln postlarn su geirmez hale ge
tirmek iin ya salglar. Daha hzl yzmeleri iin ayaklan perdelidir,
akcierleri abartl byktr, dolaysyla suyun altnda uzun sre a
labilirler; gz kapaklan effaftr, bylece hem gzleri konnur hem

3 Muller-Schwarze ve Sun 2003 .

1 02

Ademin Dili

de suyun altnda yeterince ak gr temin edebilirler. Kuyruklar


uzun ve dzdr, suda ilerlemelerini ve yn deitirmelerini salar,
scak gnlerde karaya ktklarnda s yayar ve kesat mevsimlere n
lem olarak ya depolar.
Birisi ya da bir ey, kunduzlar zellikle bu i iin byle tasarla
m olmal diye dnebilirsiniz elbette.
Tutucu evrim biyologlar itiraz edecektir. Genetik varyasyonlar
her trde, her an meydana gelir, derler; evre, mevcut koullara en
iyi uyanlar bu varyasyonlar arasndan seer. Dnya soursa, ka
ln krkl hayvanlar daha fazla hayatta kalr ve bunlarn dl, ince
krkl hayvanlarn dlne sayca stnlk kurar, nihayetinde hep
si kaln krkl olur. Dnya tekrar snmaya baladnda, yine ayn
olaylar yaanr ancak bu sefer tersten.
Elbette, dersiniz, fakat iklim deiikliine tepki vermek gibi ey
lerden bahsetmiyoruz burada. Hayli zellemi yaam tarzyla ilgili
devlere zg uyarlanmlar hakknda konuuyoruz. Bunlarn tesa
dfi varyasyonlardan trediini bana anlatma.
Evrim biyolou, bunu sylemiyorum, der. Srf ans sz konusu
deil. ans art zanret! evre artlarnn yaratt zaruretler, hayatta
kalmak iin baa kmanz gereken her ey. Varyasyonlar arasndan
seim yapan etken budur ve "doal seilim"den bahsederken bunu
kastediyoruz.
Fakat uyarlanmlarn bu ekilde olumas mthi uzun . . . ?
Srmez mi? Tabii ki, der evrim biyolou, fakat bu sorun deil. Evri
min fazla fazla zaman var! Dnyann tm zamanlan onun! Aslnda:
ans + Zaruret + Zaman Kusursuz Evrimsel Zindelik. te bu .
Pek ok insann bu grle tatmin olmamas hi artc sayl
maz; ne de olsa evrimci fantezilerde bahsedilen o drt ayak zerinde
ve parmak boumlarna dayanarak yryen geri zekallar deiller ke
sinlikle. Ynla insan , denklemde bir eksik olduunu hissettii iin
yaradlla ya da Akll Tasarma srklenmitir; bu evrim gr
n olduu gibi sorgulamadan kabul etmek, kadiri mutlak bir zne
ye inanmak kadar byk bir inan sramas anlamna geliyordu .
=

EVRMN EVRM
Darwin'den elli yl nce evrim hakkndaki grlerini kaleme a l m
olan Fransz doa bilimcisi Jean-Baptiste Lamarck' bir d n t> l i m . 1

Packard

1 90 1 .

N _.l 1 1, . , :.; / l l l r (t 1 1 / r \'1111 1 1 1 . , / r )

l l. I

bahsediyoruz da Lamarkl anmyoruz? n


Lamarck, hayvanlarn evrelerine uyum gstermesini aklamak
i<.;in tek bir byk evrimsel mekanizmaya bel balamt; ve sorun
u k i bu aklamann yanl olduu anlald ; en azndan onun dile
l'I irdii biimiyle hatalyd. te yandan Darwin, tm yumurtalar
ayn sepete koymamt; hacimli kitaplarnda herhangi bir evrim
kuramn, Lamarkl bile destekleyecek bir alnt illa bulursunuz.
Dolaysyla Lamarck, pek ok bakmdan zamannn tesinde olsa da,
nihayetinde kaybeden taraf olmutur.
On dokuzuncu yzylda birok insan evrimin gerekletiini d
nyor, ama evrimi neyin tetiklediini kimse bilmiyordu. Lamarck,
edinilmi zellikler kaltmla aktarlabilecei iin evrimin gerekleti
ini iddia etti; hayvanlarn yaamlarnda yapt eylerin neticeleri,
dllerine aktarlabilir diyordu. Bedenlerinin bir ksmn baka k
smlara kyasla daha ok kullanmlarsa, dllerinde bu ksm geliir
ve daha gl olurmu. Yeni bir davran benimseyip uygulamaya
koyarlarsa, diyelim ki ksa boyunlu bir hayvan st dallardaki yaprak
lara uzanmaya balarsa, o zaman bu hayvann yavrular ve yavrula
rnn yavrular, gitgide daha uzun boyunlara kavuurmu ve bakn
u ie ki , er ge zrafalar ortaya karm.
Avusturyal kei Gregor Mendel, bezelye yetitirip, bunlarn
renginin nesilden nesile deimesinin sebebinin tohum iindeki bir
eyden kaynaklandn, bitkinin yapt bir ile ilgili olmadn gs
terdiinde, bilim aleminden t kmad; Lamarck'n kuramna hala
gnlden bal insanlar vard. Geen yzyln bana kadar kimse
Mendel1e Darwin'i yan yana getirmedi; bu birlemeden genetik bilimi
domu ve gerisi, denildii gibi, tarihe mal olmutur.
Fakat zavall Lamarck'n kendisi ve fikri, tarihin tozlu sayfalarn
da kaybolmutu . Bu iten genlerin sorumlu olduunu bilirken, insan,
hayvanlarn kendi evrimlerinde etkili olduuna nasl inanabilirdi?
Elbette genler tek etken deil, geri bunu dndnz iin
mazur grlebilirsiniz. Yzyl boyunca biyoloj ide egemen olan
yeni-Darvinci mutabakata gre, hayvanlar, genlerin aralar olmak
tan ibarettir. iftleirler, rerler, hayatta kalmak iin mcadele eder
ler, fakat bunun dnda ellerinden fazla bir ey gelmez; bir genetik
varyasyon kaynadrlar ve doal seilim, mevcut koullar altnda en
uygun olan bu kaynak iinden seer. Elbette bu koullar neredeyse
daima deimektedir. Faal evre, son derece faal genler, edilgen hay
vanlar; yeni-Darvinciliin izdii tablo buydu.
Btn bu resimde, nemli bir etken atlanmtr.
N < 'd<'n D a rv i n c i l i k t c n

1 04

Ademin Dili

Zaman zaman yeni davranlar belirir. (Belirmemi olsayd, he


pimiz ilksel orba iinde yzyor olurduk . ) Bu davranlar nereden
trer? Genetik deiiklik nce, yeni davranlar sonra m geliyor? Her
zaman byle olmaz, oras kesin . ou zaman, nce davran deiir,
sonra genler bu deiiklie ayak uydurmaya alr.
rnein stten kesilmeyi ele alalm ; tm memeli yavrular bu s
rete anne stnden kesilir ve trn normal beslenme dzenine geer
(artk neyle besleniyorlarsa) . Hayvanlarda, yavrularn nasl byt
leceini anlatan yetkin bir ocuk doktoru olmadna gre, bu iin
icabna doa bakmtr. Doa bu ii yle dzenlemitir ki bebeklikle
rinin bir aamasnda memeliler st sindiremez hale gelir. Burada,
beslenme alkanln deitirmek ya da bununla mcadele etmek
sz konusu deil; bu, beslenme alkanln deitir yoksa alktan
lrsn anlamna gelir. Bu sre ortaya kmam olsa neler olabile
ceini dnrsek, bu srecin nasl meydana geldiini anlayabiliriz.
Bizim dmzdaki memeliler iin tek st kayna annedir; evcil
hayvanlar yoktur ki onlara aynca st versin. Buraya kadar sorun
yok, nk anne st bilinen en besleyici gdalardan biri. Mmkn
olsa yavrular anne st imeyi hi brakmaz. Fakat stten kesilmez
lerse, iki ey olabilir. ncelikle, anneler hzl bir ekilde gten der.
Yavrularn stten kesilmesi sayesinde yavru emzirme nbetleri ara
snda mola verebiliyorlar, bylece hem g hem de st toparlyorlar.
Fakat srekli bitkin den anne, ihtiya duyduklar ilgiyi yavrulara
gsteremez ve bunun cefasn yavrular eker.
kincisi, ksa sre ierisinde st iin rekabet eden yavrularn sa
ys ikiye kar (birden fazla yavru douran trler iin iki yavru kua
diyebiliriz) , sonra e. Artk annenin, tm yavrulara st salayacak
fiziki imkan kalmaz ve nihayetinde yavrularn hepsi yetersiz beslen
menin zararn grr. Dolaysyla, normal stten kesilme yan ge
tikten sonra yavrular laktoza direnli olsa (yani, laktozu sindirebilse
ler; bu eker molekl , yetikinlerin st sindirememesine yol aar) ,
memeden erken yalarnda kesilen yavrulara kyasla bunlar yetersiz
beslenerek byr ve salklar bozulur. Yavruyken alktan lmeseler
bile, hayatlar ksa srer ve artlarnda az yavru brakrlar. Dolaysyla,
yetikinlikte laktoz sindiremeyen hayvanlar zamanla ar basar ve ni
hayetinde bu zellii herkes edinir. Doal seilim byle iliyor.
Fakat imdi de gzlerimizi doal olmayan seilime evirelim. Mide
sorunlar yaamakszn st iebiliyorsanz, ki trmzde b y l e s i e pey
ok, o zaman aile aacnzn bir yerinde obanlur yaam cl m c k t i r .
Birka bin yl nce atalarmzdan bazl: r h : yv: nl a r vc i l lct i r w_vl '

N .. f / / :_;1 11 l ' '/l/11 (< >11/1 1 1 \'t11 1 1 1 1 / 1 1 }

l (J:,

pek ok yerde, bu hayvanlarn


re t t i k l e ri d n d a yiyecek pek fazla ey yoktu. rnein stleri; gz
ard edilemeyecek kadar zengin bir besindi, stelik, ne kadar iilirse
i i l s i n , anneler zerinde ilave skntya yol amyordu.
Dolaysyla insanlar st imeyi denemitir ve ikinci kromozomda
ortaya kan nadir bir mutasyon, bir avu yetikinde laktoz sindire
meme zelliinin gelimesini engellemitir. (Hayvanlarn evcilleti
rilmesinden nce bu mutasyonun , ou mutasyon gibi , faal ekilde
ilevsiz olacana dikkat edin. ) Bu yetikinler st iip daha salkl
hale geldiler, tpk st reklamlarnda dendii gibi . Bylece genlerini
yayma konusunda, laktoz sindiremeyen kuzenlerinin karsnda k
k bir stnlk kazandlar. Birka bin yllk srede bu kck
stnlk, genlerinizin yaylmas ve oalmas iin yeterli olur. G
nmzde, svelilerin yzde doksan sekizi ve beyaz Amerikallarn
yzde seksen sekizi laktoza direnlidir, oysa inlilerin ve Amerikan
Yerlilerinin srasyla yzde yedisi ve yzde sfr laktoza direnli. (o
ban atas olan ok az inli var ve hi Amerikan yerlisi yok.)5
Eer atalarmzdan hi kimse oban yaam tarzna gemeseydi,
bugn yetikinler iinde st iebilen ya olmazd ya da bir avu olur
du. Baka bir deyile, insanlarn kendi bana yapmaya karar verdii
bir yeniliin neticesinde ortaya km bir genetik deiikliktir bu. Ev
rim biyologlar , mutasyona elbette yaptklar bu tercih sebep olmad,
diye hatrlatacaktr; bu, tamamyla genetik bir tesadft. Belki, fakat
hayvanlar evcilletirmeseydik, bu mutasyon faal bir ekilde ykma
yol aard ve muhtemelen tr iinde elenirdi. Netice itibariyle , bu r
nekte ve bu ekilde, insanlar kendi evrimlerinde rol oynamtr.
Lamarck, mekanizma seiminde hata yapmt; evrimin motoru,
canlnn mr boyunca yaptklar deil genlerdir. Fakat, hayvanlarn
kendi evrimlerine klavuzluk etmesine dair nsezisi hedefi on ikiden
vurmutu. Evrimin motorunu altran, genler ile davran arasn
daki etkileimdir; bu motorun durmamasn salayan ise, genler ile
davran arasndaki geri bildirimlerdir. Ni inas kuramn , ite bu
nsezi dourmutur.
l a l ; c l . l l ayva la r l'Vc i l l q t i ri l d i i

N NASI KURAMI HAYATiMi NASIL DEGTRD


Barselona, 2004 yaz . Art arda iki farkl iim olduu iin bu kenttey
dim: nce, bilisel yetilerin evrimi zerine bir hafta srecek bir sem-

0 Simoon 1 969.

1 06

Ademin Dili

pozyum vard, sonra da Barselona Forum 2004'e katlacaktm; bu de


vasa kltr panayrnn amac, ehri yeni Paris , yani Bat Avrupa'nn
fikir bakenti haline getirmekti.
Sempozyumda konuacaklardan biri de filozof Daniel Dennett'ti,
muhtemelen onu Danuin 's Dangerous ldea6 [Darwin'in Tehlike
li Fikri) adl kitabndan tanyorsunuz; onunla en son iki sene nce
Budapete'de karlam, mem konusunda bir ay boyunca tart
mtk (o memlerden yanayd, ben ise memlere karydm) . teki ko
numacy tanmyordum : Marcus Feldman, Stanford'da alan bir
Avustralyalyd ve ni inas hakknda konuacakt. Bu konuyu daha
nce hi duymamtm.
"Ni inas da ne, biliyor musun?" diye Dennett'e sordum.
"Elbette," diye yantlad. Dan, her eyi sizden nce duyan o sinir
bozucu insanlardan biridir. "Ayrca nemli bir konu , " diye ekledi.
"Hadi ama," dedim. "Kunduzlar herkes bilir."
"Hayr," dedi Dennett, "bundan fazlas var. Bunu dinlemelisin
hem de prdikkat. "
Kukularm yok olmamt. Bilimde h e r o n yeni eyden dokuzu,
gelip geici fanteziler olur, dolaysyla "phecilik" kiinin doal hali
olmal. Fakat memlere duyduu anlalmaz sevda bir yana, Dan'a
byk saygm vardr; tm filozoflar iinde, bilgisayar biliminin ve ev
rim aratrmalarnn her yeni gelimesine en byk nemi o verir.
imdi foruma gelelim . Dnya bar iin bilim ne yapabilir ko
nulu bir panele katlmtm . Hibir ey, diye cevap vermitim. Sade
ce insanlarn dikkati una ekilebilir: Evrim ruhbilimcilerinin soylu
primatlar nitelemesiyle alakasz olacak ama biz insanlar, karncala
rn yaam tarzna yakn bir yaam tarz setik ve kuyruksuz may
mun doamz ile yaadmz karnca koullar arasndaki gerilimler,
muhtemelen zlemeyecek sorunlar yaratyor. Aslnda bu , ni in
asyla ilgili bir konumaym, daha dorusu, geerlilik ve tutarllk
kazanmas iin ni inas kuramna ihtiya duyan bir konumaym .
Elbette o zaman bunu fark etmemitim .
Panelin son gnnde John Odling-Smee sz ald. Oxford
niversitesi'nde alan John, Feldman gibi, ni inas kuramnn
e-kurucusundan biriydi . 7 (ncs St. Andrews niversitesi'nden
Kevin Laland'tr.) Direncimin ufalandn hissettim. John konuma
sn bitirdiinde, ona dolu dolu bir soru sordum; incelik ve beceriyle

6 Dennett 1 996.
7 Odling-Smee ve dierleri

200J.

N .. /. ""' :,;, . , , / J l l (1 ! / \ ' " f l /

1 ( )'/

ya ntlad . Pa nel s o n ra sn d a konumay srdrdk ve ikimizin de ko

naklad otelde birlikte le yemeine gittik; siyah cbbeli garsonla


rn Budist keiler gibi grnd yeni-Japon tarz ucube bir mima
risi vard burann. Gerekten heyecanlanmaya balamtm, nk
kafamda uzun sredir uumakta olan mulak fikirlerin bu kuramla
birlikte hizaya girip bir anlam ifade edebileceini gryordum.
Sonraki haftalarda saolsun John, ni inas hakknda ynla
makaleyi bana e-posta araclyla gnderdi; bunlardan bazlar ni
inasnn aleyhinde, bazlar lehindeydi. Ayrca, bu konu hakknda
yazlm ilk ve imdiye kadar tek kitab, yani Odling-Smee, Laland ve
Feldman'n birlikte kaleme aldklar Niche Constnction: The Neglected
Process in Evolution' [Ni nas: Evrimde Gz Ard Edilmi Bir S
re] hevesle okudum, ki piyasaya nceki yl kmt. Bu fikre abay
yaktm diyebilirim. Hani u alabildiine gzel, alabildiine sade olup
da neden daha nce kimsenin aklna gelmemi diye dndnz
fikirler vardr ya; bu onlardan biriydi ite .
KURAM NE DYOR
Pekala, kimseye hakszlk etmeyelim. Richard Lewontin, Conrad
Waddington ve baka biyologlar da evrimde davranlarn nemini
vurgulamtr.8 Ni inas kuramna en keskin eletirileri yneltenler
den biri haline gelen Richard Dawkins'in yazd Extended Phenotype
[Geniletilmi Fenotip] balkl kitap, sz konusu kuramn kimi yn
lerini nceden sezmitir. Dawkins, fenotip kavramna ayar yapmak
istemiti; eskiden hayvann genlerinin, beden ekli ve yetenekler
balamndaki davurumu olan fenotipin, eer varsa hayvann ortaya
kard yaratmlar da iermesini ngryordu . Baka bir deyile,
kunduzlarn ina ettii baraj , en az kunduz kuyruu kadar o hay
vann genlerinin eseridir. Fakat Dawkins'in yaklam hala yalnzca
genlere ve genlerin ne yaptna odaklanyordu; onun kelimeleriyle
syleyecek olursak, "bir hayvann davran, bu davran 'belirleyen'
genlerin hayatta kalma becerisini azamiye karma eilimindedir. "9
Ni inaclarna gre, bu sadece hikayenin ba.
Aklda tutulmas gereken temel fikir u: Hayvanlar, yaadklar
evrede kendileri deiiklik yapar ve deiiklie uram evre, hay
vandaki genetik varyasyonlar seilime maruz brakr. Bylece geri
bildirimli bir sre balar; iki ynl bu yolda hem hayvan kendi nii8 Waddington 1 969, Lewontin 983, Dawkins 1 98 2 .
9

Dawkins 1 982, s . 2 3 3 .

1 08

Ademin Dai

ni gelitirir hem de ni hayvan, ta ki hayvanla ni arasnda anahtar


kilit uyumu yakalanana dek; yle bir uyumdur ki bu, insanlar "fakat
bir tasarmc ie el atm olmal!" der. Hayvanlar, kendi genlerinin
yle edilgen aralar deildir; kendi kaderlerini tasarlamakta faal rol
oynarlar.
Peki, bu ni tam olarak ne?
Ekolojinin Temel lkeleri balkl kitabn yazar Eugene Odum'a
gre, "bir organizmann ekolojik nii, canlnn sadece nerede yaad
na deil ne yaptna da baldr. Benzetme yapmak gerekirse, biyo
loji diliyle syleyecek olursak yaam ortam organizmann 'adresi'dir,
ni ise 'meslei'dir . " 1 0 Aslnda, ni iin iki deil nemli bileenden
bahsedebiliriz:

Yaam ortam ( habitat ) : Makro (savan, yamur orman, ba


taklk, da, tundra . . . ) ve /veya mikro cinsleri (yzeye yakn
toprak katman, aa kabuu, glette yosun tabakas, yuva,
oyuk, tmsek. . . ) olabilecek belirli bir evre.
Beslenme: Belirli bir gda tipi (ot, et, bcekler, bal, mikro
organizmalar, meyve , kan . . . ya da bunlarn ve/veya baka
gdalarn kombinasyonu) .
Yntemler: Bu gday elde etmenin belirli usulleri (toplamak,
leillik, avlanmak, grup halinde avlanmak, tuzak kurmak,
elekilik, kazmak . . . ) .

Dolaysyla srtlan nii, ak savanlarda yaamaktan , et yemekten ve


leillikten ya da grup halinde avlanmaktan meydana gelir. ubuklu
balinalarn nii, ak okyanusta yaamaktan ve deniz suyunu elekten
geirerek elde edilen deniz mikroorganizmalarn mideye indirmekten
oluur. Kurbaa nii, gletlerde ya da bataklklarda yaamaktan , pu
suya yatarak yakaladklar bceklerle beslenmekten meydana gelir.
nsanlar, nilerin faal bir ekilde ina edildiini pek dnme
mitir. Nilerin hazr beklediini, hayvanlarn ylece ni iine girdi
ini dnrler ve rnein kunduzlara bu kuraln garip bir istisnas
olarak bakarlar. Kazn aya yle deil; Niche Construction [Ni nas]
kitabnn yazarlar, kendi nilerini bir dereceye kadar ekillendiren
yzlerce tr sayar. Kunduzlar, yer altnda mantar iftlikleri kuran
yaprak kesici karnca trleri ve toprak solucanlar bunlar arasnda
arpc rneklerdir.

1 0 Odum

1 9 S9 .

N .. / , ,, . , :,;, . , , , ,, ., , ,,, , , , (' "''"' \''t/U f l '" " J .

1 ( )t )

rnein t oprak solucanlarna bakalm. 1 1


Darwin toprak solucanlarna akt. Belki en ok bu organizma
zerinde almtr. Yaymlad son kitap toprak solucanlar hak
kndayd. Eer toprak solucanlar Darwin'de, Galapagos ispinozlan
nn oluturduu derinlikte bir igr oluturabilseydi, evrim biyolo
jisi ok farkl ynde geliebilirdi. Fakat toprak solucanlarnn elinden
bu gelmemitir. Toprak solucanlarnn neden zel olduunu anlamak
iin, evrim kuramnn ada, gen merkezci versiyonlar hakknda
bilgi sahibi olmanz gerekir.
Bunlara toprak solucan diyoruz ama her zaman yle deildiler.
Hayatlarna su solucan olarak balamlard. Fakat, nasl balinala
rn ve yunuslarn atalan karadan suya gemise, bu solucanlar da
ters istikamette yolculuk etmitir. Ancak, balinalarn ve yunuslarn
aksine, yeni evre artlarna dpedz uyum salamamlardr, oysa
evrim biyologlar yle olmas gerekirdi der. Bunun yerine, en azndan
ksmen, yeni evre artlarn kendilerine uydurmulardr.
zerinde dnnce mantkl gelir. Suya yapacak ok ey yok.
Fakat topra yourabilirsiniz; kazabilirsiniz, ekil verebilirsiniz, eer
uygun bir mideye sahipseniz yiyebilirsiniz bile. Bylece mstakbel
toprak solucanlar, topra deitirmeye giriti.
Bbreklerini deitirmediler. drar retim usullerini deitirme
diler. (Suda yaayan organizmalar, kara hayvanlarndan daha fazla
idrar dar atar, ounlukla fazla tuzdan kurtulmak iin . ) Bu ka
dar kkl bir geiin deitirmesini bekleyebileceiniz hibir beden
biimini ya da ilevini deitirmemilerdir. Bunun yerine, topran
kendisini dntrmlerdir. Topra yumuatp kayganlatrmak
iin byk miktarda mukus salglamaya baladlar, bylece tnel
sistemi kazp yollarn bu tnellerde bulmulardr. Sonra tnellere
ryen bitki paralan tayp bunlar inorganik maddelerle har
manladlar ve o harman yediler. "Solucan humusu" dediimiz dk
lar mineral bakmndan o kadar zengin ve dokusu o kadar ahane
dir ki karm da dahil hevesli bahe merakllar, solucan dolu metal
flarda bu hayvanlar evin pleriyle besler ve bilinen en zengin
kompostu bylece elde ederler. (Dahas, Yvonne'a gre "iinde yz
meye bayldklar, " fnn dibinde toplanan kahverengi sv, harika
bir organik gbredir.)
Fakat bir dakika, bunlar evcilletirilmi solucanlar. Yabani solu
canlar etin cevizdir, fakat o kadar da farkl deiller. zerinde fazla
1 1

Lee 1 985, Satchell 1 983 , Dawin 1 88 1 .

1 1O

Ademin Dili

bitki bitmeyen sert, sk topraa bir bahe krei saplayn, muhteme


len hi solucan grmezsiniz. Ayn krekle taneli, gevek killi topra
eelerseniz, her seferinde bir iki solucana rastlarsnz. Peki, dersiniz,
bunun sebebi, bahenin o ksmn kazp gbrelemi olmamdr. Belki,
fakat insan bahvanlardan ok nce zengin killi toprak mevcuttu,
nk solucanlar nesiller boyunca burada uram, topra ufala
m ve dklaryla zenginletirmitir. Niin ve organizmann birlikte
deitii mterek bir sreti bu ; solucanlarn etrafndaki toprak
besin asndan zenginleirken ve tnel almas kolaylarken, solu
canlar daha fazla mukus salglyor, sindirdikleri maddeler eitleni
yordu. Birbirini pekitiren bu sreler saysz solucan nesli boyunca
srd, solucanlar topraa, topra solucanlara uydurdu ve bu arada
dnyay , zengin topraktan faydalanan bcekler, bitkiler, bahvanlar
ve teki organizmalar iin daha mutlu bir yer haline getirdi.
Bu bizi, ni inas kuramnn en ihtilafl ksm olacak ksmna
getiriyor.
Kendi trnz iin tali etkileri olan eyler yapmak ayr, baka
trler iin tali etkileri olan eyler yapmak apayrdr, der eletirmenler.
zellikle de bu icraatlardan genelde kendi trnz deil de teki tr
ler faydalanyorsa.
rnein fotosenteze bakalm. Bu yolla bitkiler, gne enerji
sinden faydalanarak suyu ve karbon dioksiti, bymeleri iin gerekli
olan karbonhidratlara dntrr. Fotosentez srecinde yan rn
olarak havaya oksijen salnr. Fakat salman oksijenden esas yarar
lananlar, bitkiler deil baka canl organizmalardr; aslnda solumak
iin havaya ihtiya duyan her organizma bunun faydasn grr.
Bitkiler oksijen retmeye balamadan nce, dnya atmosferinde tek
hcreden byk, seyyar, enerji oburu yaratklar destekleyecek ka
dar oksij en yoktu. Ancak bitkiler oksij en seviyesini yksek dzeylere
kardktan sonradr ki ok hcreli yaratklar ortaya kp oalabil
di. Bitkilerin, sabit bir yerde kalp, havadan ve topraktan molekller
alp, bunlar ilemek iin gne enerjisi kullanarak ina ettii ni,
sadece kendilerinin deil, saysz baka trn de genetik geleceini
deitirmitir.
Fakat baz biyologlar, bu evrim deil, diyerek itiraz eder. Evrim,
kendilerini oaltabilen bireylerle ilgilidir. Doal olarak, ayn t re
mensup bireylerle ilgilidir. X trnde A bireyinin davran , A'nn d
lnn genlerini etkiliyorsa, bunun bir anlam vardr. Ayn genler siiz
konusudur; nesilden nesile meydana gelen varyasyonu l -cb i l i rs i n i z ,
b u varyasyonu davra n la bad n t r: bi l i rs i n i z , b i l i s<'l ii n n < ' l nd < ' ,

N .. f l l :,;, . , , 1 '1 11l/11 (t '"'" ' \'11 1 1 1 d 1 1 }

h a l l a belki ngrlerde bulunabilirsiniz. Fakat X trnde A bireyinin


davran, Y trnde B bireyinin ve B'nin dlnn genlerini etkili
yorsa, burada ortak bir zemin yok demektir. Elinizde gen gibi le
bileceiniz nesnel bir ey yoktur; etki ve tepki arasnda fiziksel bir
ba bulunmaz. ki sreci de kapsayacak tek bir kuram ileri srmek,
Dawkins'e gre, "zararldr"; 12 yani ni inasnn, nii ina eden tr
zerindeki etkilerini ve bu trn ni ina etmesinin, baka trler
zerindeki etkilerini ayn anda ele alacak bir kuram, tehlikelidir der.
kr, bu tartmaya dahil olmamz gerekmiyor, nk imdi
anlatacaklarm sadece tek tr ya da bir dizi tr ilgilendirecek; bizi
ve yakn atalarmz ele alacam. Burada sz konusu olan tek gen,
nihayetinde sizi ve beni reten genler. stelik, Odling-Smee ve mes
lektalarnn, poplasyon genetiine yaklamlarn hakl karmak
iin yararlandklar yksek matematikle boumamz da art deil.
Gerekli tek ey, u kemiksiz mesaj almaktr:
Sadece tr nii ina etmez, ni de tr ina eder.
NSANLARI NEREYE UYDURSAK
Barselona'da belli belirsiz algladm ey (tamamen anlamam iin ay
lar gemesi gerekti) , ni inas kuram olmakszn, insanlarn lisana
nasl kavutuuna dair tatminkar bir kurama ulamann imkansz
olduuydu .
Lisann evrimiyle ilgili almalarn en byk zayflklarndan
birinin, btn insan trnn evrimine dair genel bir anlatya bu
almalar dahil edememek olduunun uzun sredir farkndaydm.
Lisann evrimini konu alan fakat lisann evrimlemesi esnasnda in
san atalarnn neye benzediinden ya da neler yaptklarndan bah
setmeyen makaleler, hatta koca koca kitaplar okuyabilirdiniz. Sanki
bu yazarlar, Y diye bir gezegende X diye bir trn nasl lisana kavu
tuunu anlatyordur. Daha kts, Y gezegeninde bile kimi fiziksel
kstlamalar olacana gre, adeta bu anlatlar, Platon felsefesine uy
gun bir gk kubbede soyut varlklarn nasl lisana eriebileceinden
bahseder. Bunu tek yapan dilbilimciler deil, geri en kabahatliler
arasna girerler.
Fakat bu yaklam don olamaz. Lisan bo bir fanusta evrimle
medi. Evrimsel bir uyarlanmd, yle olmak zonndayd, tpk dik y
rmek, vcut kllarnn dklmesi ya da kavrayc baparmaklar gibi.

12 Dawkins 2004.

1 12

Ademin Dili

Aynca, atalarmz hakknda hi aydnlatc bilgimiz yok demek artk


doru olmaz. Yeterince bilmediimiz ise doru; nokta. Zaman maki
nesi ina etmediimiz ya da fosil DNA 1ardan atalarmz klonlamann
bir yolunu bulmadmz takdirde, ki bunlar dpedz hayaldir, asla
yeterli bilgiye ulaamayacaz. stelik atalarmz klonlasak bile, ya
adklar ortam klonlayamayz, dolaysyla bir soru iareti her zaman
baki kalacaktr. Fakat u an, eskiz mahiyetinde de olsa gemiimize
dair geni kapsaml bir tablo izecek kadar bilgimiz var ve bu bilgiden
faydalanarak, makul nermeleri makul olmayanlardan ayrabiliriz.
Esas eksiklii hissedilen ey, gerekler deil, bu gerekleri odaklayp,
bunlardan tutarl bir bak as oluturmann yollardr.
Ni inas kuram, sadece lisann deil, btn olarak insann da
evrimi iin bu bak asn sunuyor.
Bu, en ok insan kltr alannda barizdir. nsanlar ve kltr
leri, yaamla ilgili bilimler iin her zaman sorun tekil etmitir. O ok
ynl karmaklyla ve ona atfettiimiz merkeziliiyle insan kltr ,
doada kendi trnn tek rnei gibi durmaktadr. Bizim bilimimiz
ise, tek kiilik bir poplasyonu nasl ele alacan bilmez.
Elbette, baz hayvanlarn da kltr olduunu syleyenler var.
Kltr onlar gibi, renilmi davranlarn hayvandan hayvana ak
tarlmas balamnda tanmlarsanz, bu iddia doru olur fakat bir
nemi yoktur. rnein Japon makak maymunlarndan biri, patates
yemeden nce kumlarn ykayarak artmann yolunu renmitir;
bunu gzlemleyen teki maymunlar ayn eyi yapt ve patates yka
mak onlar arasnda bir gelenee dnt. Mesela Fildii Sahili'nin
empanzeleri palmiye aac meyvesinin kabuunu krarak aar ve
yavrularna bu iin nasl yaplacan gsterir. 13 Fakat insanlarn s
rekli artan youn gelenekleriyle, ykleriyle, sanatlaryla, eserleriyle,
bilimleriyle karlatrldnda bu "hayvan kltrleri" o kadar snrl,
o kadar oraktr ki herhangi bir kyaslama giriimi, bir nevi gndem
oluturmaya ynelik aresiz bir aba gibi grnr.
Gerekten de yle . Binlerce yldr dinler bize, insann zel bir
yaratm olduunu, doann geri kalanndan ilahi bir dokunula ayrl
dn anlatt durdu. imdi bunun doru olmadn bildiimize gre,
sarka teki uca savrulmutur. Aksi yndeki onca bulguya ramen
usular, insanlarn teki trlerden farkl olmad konusunda srar
etmeye kendilerini zorunlu hissediyor. Sahip olduumuz her zellik,
teki trlerde de olmak zorunda sanki; stelik, bu zellik bizdeki kn
11

M a k a k may m u n la r : Kawai fJ6; Fi l d i i Sa h i l i : nncsch

ve

Bwsch CJCJO.

N .. l l l

:. ;, . ,,

, ,, . ,,,111

,, ,,,,, , , \'t't/tUlt 'tlll ) .

1 1 .\

gelimi deilse, eer patates ykamak ve meyve kabuu krmak


Einstein'n denklemleriyle ya da Beethoven'n sonatlanyla boy l
emiyorsa, bizim de yzme yetimiz yunuslann yz yannda solda
sfr kalr ya da eyalarn yerini slarndan yola karak belirleme
becerimiz, ngrakl ylanlann ayn becerisiyle boy lemez demek,
adettendir. Her trn, tekilerden daha iyi yapt bir ey mevcuttur;
bizler kim oluyoruz ki en salam hnerlerimizin, baka trlerin h
nerlerinden znde daha deerli olduuna karar veriyoruz?
Tuhaftr ki ni inas kuram, empanze kltrne dair herhangi
bir iddiaya kyasla, insanlan teki trlerle daha geni ve geerli bir
balamda ilikilendirir.
nsan kltr , bir ni inas vakasdr, o kadar.
dar

GRENME GDYE KARI - GEREKTEN NEML M?


Bir zamanlar, yeterince bilgili deilken, ni inas kuram John
Odling-Smee'nin gzlerinde daha bir pnlt halindeyken, George
Williams ve benzerlerinin etkisi altnda kalarak, "teki trler evre
artlarna uyum gsterirken, bizler evre artlann kendimize uydu
ruruz, " diye yazmtm. 14 imdi eskisinden daha bilgiliyim . Pek ok
trn, hatta belki trlerin ounluunun , ellerinden geldii lde,
evre artlann kendi gereksinimlerine uydurduunu artk biliyorum.
Bazlannda bu yetenek yok. Bizim bu yeteneimiz ise hepsinden ok,
fakat yaptmz ey temelde onlann yaptyla ayn .
Bizi yazn scandan, kn souundan korusun diye iklimi
ni denetlediimiz devasa binalar ina ederiz. Aynsn termitler de
yapar. 15 Bina ettikleri tepeciklerin boyutu, inaatlannn boyutuyla
karlatnldnda, orantsal olarak bizim gkdelenlerimizden hayli
byktr. Tepeciklerin scakln eitli yollarla dzenlerler; bunlan,
kuzey-gney eksenine yerletirerek (bylece gn ortas ssna maruz
kalmay snrlam olurlar) , kaln d duvarlar ina ederek, geceleri
girileri kapatarak ve saysz iklimlendirme cihaz yerletirerek: rne
in havalandrma odacklan, soutucu rzgar kanatklan, hava ka
nallan ve bacalar gibi. Aynca tepeciklerine mantar ya da koni ekilli
yaplar ilave ederler ki yamur suyu yuvalann basmasn.
Gelitirdiimiz sofistike ziraat biimleri sayesinde, doann tek
bana verebileceinden ok daha fazla gda temin edebiliyoruz.

1 Bickerton 1 990, s. 2 3 2 .
1 5 Lscher 1 96 1 , Abe v e dierleri 2000.

1 14

Ademin Dili

Yaprak-kesen karncalar da yle. 1 6 Bu canllar, toprak altnda de


vasa iftlikler kurar; bu iftliklerden birini ina ederken, krk ila elli
tona (evet, ton!) kadar toprak tarlar. Byle bir iftlii ina etmek,
herhangi bir insan iletmesindekinden ok daha kalabalk bir igc
gerektirir (muhtemelen Wal-Mart ya da in ordusu hari) . Bu ii
ler, bitkilere trmanr, yapraklan keser, yapraklan iftlie tayp zel
odacklara indirir, hamur haline gelene kadar yapraklan iner, bu
hamurlardan bir yatak oluturur, bu yataklar kf biiminde man
tarla alar, mantar yataklarndan ayrk otlarn temizler, sonra da
olgunlaan mantarlar toplayp yuvadalanna datr.
Peki, karncalar ve termitler bu ileri igdleriyle yapyor, diye
bilirsiniz; biz ise renerek yapyoruz. Arap lnden ya da Amazon
ormanndan cahil kimseler toplayp, daha nce hibir ileri teknoloji
toplumuyla temas etmemi bu insanlar eiterek bu tarz iler yapt
rabilirsiniz. Fakat karncay ya da termiti eitip bir ey yaptrmanz
mmkn deil.
Doru, fakat konuyla ilgisi yok. gd, genlere ilemi bir dav
rantr sadece. Karncalar ve termitler, genler ile davran arasn
daki etkileim yeni karmak davranlar yaratacak ekilde etkisini
gstermeden nce, yaptklar ie ellerinde olan genlerle balamak zo
rundayd (elbette, daha basit ve kaba bir biimde) . Tpk katedralleri
ve yksek apartmanlar dikmeden ok uzun sre nce tatan ve al
rpdan geici kaba saba barnaklar yapmak zorunda olduumuz
gibi. Tpk geni arazileri kendi mahsulmzle kaplamadan ok nce,
yabani tohumlan toplayp inememiz gibi. Yoksa birinin kp da
"hey, millet, avclk ve toplayclk berbat; iftilii denememizin vakti
gelmedi mi?" diyecek hali yoktu ya.
Gerek u ki tedricen ve basbaya tesadfen tarm aamasna
ulatk; karncalar da yle. Fark u: Yeni eyler renme ve bunla
r bakalarna aktarma kabiliyetimiz sayesinde baka trlerden ok
daha hzl geliebildik (son blmlerde greceimiz zere, bu kabili
yet, lisan komuta altna almamza dayanr) ; genler ve davran ara
sndaki bitmek bilmez geri bildirim dnglerini beklemek zorunda
kalmadan kendi nilerimizi ina edebildik. Fakat bunun tesinde,
ni inas saiki ve srecin kendisi, hatta daha nce grdmz gibi
belirli neticelerinden bazlar, farkl trler arasnda benzerdir; bizler
ve termitler gibi birbirine uzak trler sz konusu olsa bile.
Aslnda, anlarn ve karncalarn alkanlklar ve eserleri, insan'" W i l s o 1 CJHO .

v.. . , f I . , .... ' I / I J 'fJll I"

,,

J n/ , l 1 ., ,, , , , , .,,,, J

1 1 :)

empanzelerin meyve kabuu krmasndan ya da


patates ykamasndan daha ok benzer. Dolaysyla,
n i i n as bizi doann geri kalanna, "hayvan kltr" zerine her
hangi bir iddiadan daha sk balar. zerinde dnld zaman,
bu gibi iddialarn peinden koan insanlarn, nceki blmlerde de
indiim insan merkezci nyargya kapldklarn anlarz.
Kltrel renme becerisi neden bu kadar itibar grr? n
k ok snrl bir oranda paylalan bir zelliktir; sadece bize en ok
benzeyen ve en yakn akrabalarmzda var. Baka bir deyile, biz
den baka hayvanlarda aresizce "kltr" bulgusu arayan kiiler, bu
hayvanlarda insan benzeri zelliklere bakmaktadr. teki trleri in
san ltleri uyarnca yarglarlar. Bununla yzleelim; bu sulamay
iddetle reddetseler de onlar, klk deitirmi insanclardr.
Ni inas kuram tarafszdr. Bizimki de dahil, trlerin etkin
liklerini btnyle nesnel ve yansz bir gzle kyaslamamz salar.
Dahas, insann ni inas zerine yaplan almalar, renilen dav
ranlardaki an gelimiliin kendisinin de bir igdye , yani lisan
igdsne dayandn gsterecektir.
nk lisan, ni inasnn balca rneidir, zgl bir niten
dodu ve gitgide daha incelikli niler kurmamz mmkn kld. Ge
netik deiiklie yol aan bir davran olarak ortaya kt ve davran
lar peinden srkleyen bir dizi genetik deiiklik olarak devam etti.
Lisan, kltrel midir yoksa biyoloj ik mi? "kisi de" demek basmakalp
bir yant olur, fakat nesiller boyu akademisyenler biyolojinin katks
ne kadar, kltrn katks ne kadar diye atrken, bugn sahip
olduumuz ekliyle bir lisan yaratmak iin biyoloj inin ve kltrn
nasl bir etkileim iine girmi olabileceini aratran ok az kii k
mtr. Ekseriyetle bunun sebebi, meseleleri daha retken bir ekilde
erevelendirecek bir altyapnn, ni inas kuram gibi bir yakla
mn var olmayyd.
Aslnda, ni inas, lisann nasl doduunu incelemek iin ok
uygun bir ereve sunar. Birinci Blm'de belirtildii gibi, bizde ne
den lisan olduunu aklamakla yetinmeyip, baka trlerde neden
lisan olmadn da aklamamz gerekiyor, dolaysyla, lisann kke
nini, teki trlerle ortak yanlarmzn yan sra farkllklarmzda da
aramalyz. Bu blmn banda, kuyruksuz maymunlarla aramzda
byk fakat sakl bir farklln olmas gerektiini sylemitim. Bu
farkllk, genetik malzemede olamaz, nk genetik yaplarmz nere
deyse zde . Bu farkn, insan atalarnn ina ettii nite ya da niler
de olmas kuvvetle muhtemel, nk bu niler, teki tm kuyruksuz
l : r i i < s na ,

maymun larn

1 1 6 Ademin Dili

maymun nilerinden ok farklyd. Dolaysyla, bize lisan kazandran


farkllk bu nilerden birinde olmal.
Kitabn geri kalannda, atalarmzn yksn ve lisana nasl
ulatklarn, ni inas kuramnn nda gzden geireceiz; o
nemli farkll bulacaz; bu srete, heyecan verici yeni eyler
reneceiz, hem de sadece lisan hakknda deil, insan olma srecinin
btn hakknda da.

6 KEND NLERNDE ATALARIMIZ

NN YARATIIGI FARK!
nc ve Drdnc Blmlerde uzun uzun bahsettiimiz en ya
kn akrabalarmz empanzelerden ve bonobolardan bizi farkl klan
ey, atalarmzn yaratt niler dizisidir. Bu dizi, en az alt farkl
ni ieriyordu: karasal hepil nii, alt kademe leil nii, st kademe
leil nii, avc-toplayc nii, hayvanclk nii ve tann nii. sterseniz,
kentsel-snai nii ekleyip sayy yediye tamamlayabilirsiniz.
Bunun aksine, bonobo-empanze soyu, ortak atamzdan ayrld
ndan beri birden fazla ni yaratamamtr. En azndan eldeki bul
gular bunu gsteriyor. te yandan, insan atalarnn grlmemi bir
lekte ve grlmemi bir hzla yeni niler ina ettiini gsteren tonla
bulgu var. Kaderimizi, teki kuyruksuz maymunlarn kaderinden bu
kadar farkl klan etken bu olmaldr.
imdi sylediim ey, ok yakn gemie kadar size anlatlan
yk deil. Oysa, deien evre artlarnn genler arasnda bir eleme
yapt, deien iklimlerin esneklii ne kard ve bu kombinasyo
nun insan atalarn zekiletirip alet yapmalarn salad, sonra bu
aletlerin gelitirildii, nk atalarmzn daha da zekiletii anlat
lrd; ite hepsi bu.
Akademik kaynaklar damtp hap haline getiren yar popler
kaynaklardan, bu evrimin mekanii hakknda genelde unu reniriz
(bu zet MSN Encarta nternet sitesinden, fakat benzerlerini her yer
de bulabilirsiniz) : "Zamanla, genetik deiiklik trn yaam tarzn
btnyle farkllatrabilir, rnein yedii eyleri, geliim biimini,
yaayabildii yeri deitirebilir. Genetik deiiklikler, organizmala
rn hayatta kalma, reme ve hayvanlarn yavru yetitirme yetilerini
iyiletirebilir. Bu srece uyarlanm denir. . . Yeni uyarlanmlar pek
ok etken ne karabilir, fakat evre artlarndaki deiikliklerin bu
ite ounlukla rol olur. Atasal insan trleri, genleri deitike yeni
evre artlanna uyum gsterdiler; anatomilerini (fiziksel beden ya
ps) , fizyolojilerini (sindirim gibi bedensel ilevler) ve davranlann

1 18

Ademin Dili

deitirdiler" (vurgular bana ait) . 1


Niler hakknda ya da atalarmzn tm bu olan biten srasnda
oynam olabilecei herhangi bir etkin rol hakknda tek kelime yok.
Atalarmz dahil hayvanlarn, genetik deiiklikler sayesinde uyum
gstermeyi beklemeksizin (artk neye uyum gstereceklerse) , ne yiye
ceklerine ya da nerede yaayacaklarna kendi adlarna karar vermi
olabileceiyle ilgili tek sz edilmez. Yeni evrelere girip zaten sahip ol
duklar genlerin yardmyla bu evreleri kendilerine uydurmu olma
ihtimalleri dile getirilmez. stelik, lisann nasl doduuna dair tek
ipucu verilmez.
Evrimin gen merkezci versiyonu, lisann nasl evrimletiini ak
layamaz. Daha aklamadn ya da henz aklayamadn kastet
miyorum; lisann evrimini ilkece aklayamaz diyorum.
Son zamanlarda FOXP2 geni zerine koparlan onca yaygaraya
ramen, imdiye kadar hi kimse "lisan geni" falan bulmad, muhte
melen de bulamayacaklar.2 En yksek ihtimal, bugnn lisannn,
birtakm pleiyotropik genlerin etkileiminden domu olmasdr, yani
geliimde farkl ilevler stlenmi bir dizi genin etkileiminden .3 Lisan
d bu ilevlerden biri ya da daha fazlas, her "lisan" genini aslen se
ilime maruz brakan ilev ya da ilevlerdir. Nihayetinde, insanlarda
gen says, yuvarlak solucan gen saysnn iki katndan az olduuna
ve doa elindeki malzemeyi nadiren pe attna gre, bunlardan pek
ou hfila ayn genlerdir; yuvarlak solucanlar bunlar hangi amala
kullanm olursa olsun, lisan iin olmad muhakkak. Biyoloj ideki
son gelimeler, genlerin en bata dnldnden daha esnek ol
duunu, eit eit netice elde edecek ekilde ktlarn deitirebil
diklerini gsterdi. nceki blmlerde, lisann douunun bir genetik
deiiklik gerektirmemesinin baz salam sebeplerini grmtk.
Lisan, ni inas kuramnn canl kantdr. Tarihncesi dnemi
mizi ni merkezci bak asndan tekrar yazarken bunun sebebini
greceiz.
BALANGITA
Maalesef, empanzelerle son ortak atamzn ne olduunu bilmiyoruz .
Dahas, bu atann neye benzediini bile bilmiyoruz.

1 encarta. msn . com/ text J 6 1 566394_1/ human evolution . h t m l .


2 Marcus v e Fisher 2003.
' Caspari 1 < J S '.2 , W i l l i; s 1 ' l '.> 7 .

l\ u l N .,. /, 1 1 1 1 l A t l l u 1 1 11 1 1 z

1 l 'I

Doa l varsaym, bu atann aa yukar bugnn kuyruksuz


maymunlarna benzedii ynnde. Bu bize basit bir aklama su
nuyor: Biz deitik, kuyruksuz maymunlar ise deimedi. Makul bir
aklama, ama bu atann neye benzedii ya da nasl yaad hakkn
da tek bulgu yok. Ayrca, empanzeler ve bonobolar arasnda keskin
davran farkllklar olduunu da biliyoruz, ki bu trler ancak iki
milyon yl nce ayrlmtr.
empanzeler saldrgandr, bonobolar barl. empanzeler o
unlukla sadece erkeklerden oluan gruplar halinde hareket eder
ken , bonobolar neredeyse daima karma gruplar halinde hareket
eder. empanzeler, yavrular katledebilir, bonobolar bunu yapmaz .
empanzeler alet kullanr, bonobolar ise onca zekalarna ramen alet
kullanmaz. Dii empanzeler ancak kztklar dnemde iftleir; dii
bonobolar her zaman iftlemeye hazrdr. Bonobolar yz yze cinsel
birlemeyi tercih eder; empanzeler kpek tarz seviir. Falan filan.
Tm bu farkllklar, ok basit bir ni ayrmndan tremi olabilir;4
blmn banda bu ni ayrmna deinmitim, belki de btn
empanze-bonobo gemiinde tek yeni ni aynn budur. Bonobo
larn yaad yerde zemin yenebilir bitkilerden geilmez; bonobolar
bir taraftan bitkileri eelerken bir taraftan attrabilir. empanzele
rin yaad yerde bu tr bitkiler yok. (Bu kadar basit ve grnte
nemsiz bir olgudan, tm bu sonularn nasl trediini bilmek is
tiyorsanz, Frans de Waal'in ya da Richard Wrangham'n eserlerini
okuyun ; byleyici almalardr, geri lisanla alakalar yok.)
O halde, son ortak atamz daha ok empanzeye mi yoksa bono
boya m benziyordu? Aslnda bu meselenin siyaset alannda tartl
dna ahit olabilirsiniz; muhafazakarlar empanze derken, liberaller
bonobo der. Elbette bu ok sama: ncelikle, atanz pazardan meyve
seer gibi seemezsiniz; ikincisi, son ortak ata hem empanzelerden
hem de bonobolardan en az bunlarn birbirleri kadar farkl olabilir.
Ayn zamanda, empanzeler ve bonobolarn derin davran ben
zerlikleri bulunur; bu davranlar onlar hem atalarmzdan hem de
bizden keskin bir ekilde aynr. Bu iki tr genellikle yamur orman
larnn i ksmlarn mesken tutar (geri baz empanzeler ormann
d kesimlerine yerleir) . Balca gdalar meyveler ve kabuklu yemi
lerdir. Dzensiz suretle avlanp et yerler (empanzeler bonobolardan
daha sk avlanr) . Asla leil deillerdir. Ayrca, youn toplumsallkla
nna ve eitilince ortaya kan yeteneklerine ramen, lisann zerresine
4 Wrangham ve Peterson 1 998; Estes 1 99 1 .

1 20

Ademin Dili

sahip deiller.
Ortak atann zamannda, ormanlar Orta Afrika'y bir utan bir
uca kaplyordu; atasal trlerin geni bir alana yayldklarn varsa
yabiliriz. Sonra, yedi ya da sekiz milyon yl nce iklim deimeye
balad;5 bu iklim deiikliinin sebebi iin paleoiklimcilerin muh
telif kuramlar bulunur, fakat burada o kuramlarla ilgilenmemiz ge
rekmiyor. Kongo havzas ve Bat Afrika ovalar ekseriyetle nemini ve
ormanlarn kaybetmedi, fakat ktann dou ksm gitgide kurudu.
Miadn doldurmu kimi aklamalarn aksine, ktann bu kesimi bir
gecede savana dnm deil. oraklama sreci milyonlarca yla
yaylmtr (yamurun artt uzun yal safhalarla blnmtr) .
Kesintisiz orman rts, orman kalntlarndan, aralkl korulardan
ve ayrlardan meydana gelen bir mozaie kademe kademe dnt.
Cennet bahesinin yitmesiyle, bu tuhaf yeni sahnede yaayabilecek
bir tr ortaya kt: australopitekus1ar, 6 yani "gney kuyruksuz may
munlar" (byle adlandnlnn sebebi, gneyle zel bir ba olmasn
dan deil, ilk kez bir Gney Afrikal, Raymon Dart tarafndan memle
ketine yakn bir yerde kefedilmesidir) .
Australopitekus 1ar iki cinsten ileri gelir, her birinin eitli nite
likleri bulunur; bunlar kimdi, ka kiiydiler, hangisi hangisiydi ve bu
olmusa hangisi, Hama ekiyle onurlandrdmz tr dourmutur
gibi sorulara dair tartmalarn sonu muhtemelen hala gelmedi. (Bo
vakitlerimde unu dnmeyi seviyorum: Bizimkine benzemeyen bir
tre mensup dnyad bir paleontolog acaba fosil kemiklerini tpk
bizim gibi mi tahlil edip ayrrd; verimsiz bir beyin jimnastii, ama
kendimizle ilgili yrttmz herhangi bir aratrmada kanlmaz
bir gizli znelliin olduunu hatrlatyor insana.)
Bu iki cins, elimsiz ve grbz diye bilinir; elimsizler, nispeten
hafif ve sskayd, grbzler ise etine dolgundu . Paleontologlann fikir
birliine vard az sayda konudan biri, grbzlerin bizimle alaka
s olmamasdr. Byk dileri, i yumru kkleri yemeye uygundu;
muhtemelen etrafta dolanp kazklarla kk kartyorlard. 7 En so
nuncusu yaklak bir milyon yl nce lmtr. Belki etrafta yumru
kk kalmamt, belki de anlan atalarmz yedi ; kim bilir?
Bizi burada ilgilendiren sadece tekiler, yani elimsizler. En
azndan atamz olma ihtimalleri var. Hepsi olmasa da bir ksm iki
5 deMenocal 1 995.
6 Dart 1 925.
1 Wol poff

l 97J, W a l k l ' r 1 'IH 1 .

l\1 1 1 l N... l 1 1 1 1 l l\ t l t t z

..

zerinde yryordu ve iki ayak zerindeki (aa yukar) dik


durularnn dourduu fizyolojik deiiklikler, lisan ortaya kt
zaman kullanl olmutur. Bunun dnda, kuyruksuz maymun ata
larndan ok da farkl deillerdi. Beyinleri biraz daha bykt, o da
belki. Ta aletler yapmyorlard, en azndan sonuncular Australopit
hecus garhi'ye kadar; bunun sebebini biraz sonra greceiz. HS'leri
muhtemelen kuyruksuz maymun HS'lerinden ok farkl deildi; an
cak, byk ihtimalle repertuarlanna yrtclara kar uyan arlar
eklemilerdir.
ayak

YEN TEHLKELER VE SONULARI


Neden? Haydi, elimsiz australopitekus'larn niine bakalm. imdi
ortaya koyacam resme byk oranda karmla ulatk, fakat iklim,
arazi ve fizyolojileri hakknda bildiklerimiz dnldnde , fazla
seenekleri olmad grlr. Mesken tuttuklar yer yer aalkl ara
zide, ormana kyasla az meyve bulunuyordu, dolaysyla kuyruksuz
maymunlardan daha hepil olmalar gerekmiti. Grbz kuzenleri
ninki kadar devasa az dileri gelitirmemi olsalar da, dilerindeki
anma izleri, dar zamanlardan geerken kk yediklerini gsteriyor.
phesiz, ku yumurtas, kertenkele, hatta trtl gibi besinleri de mi
deye indiriyorlard. (Belki bu sizi irendirebilir, fakat amzn avc
toplayclanna gre trtllar lezzetli bir yiyecektir; Gney Amerika'da
Akavayo kabilesinin bir yesi bir seferinde bana yaklak on santim
lik, sarms yeil renkli, tyl yumrularla kapl bir trtl ikram etmi,
geri evirdiim zaman baya krlmt.) Frsat bulduka kk me
melileri avladklar kesin gibi. Fakat byk memeli avlamaya kalk
madklanndan eminiz. Byk memeliler anlan avlyordu.
Pek ok insan, ilk atalarmzn avcdan ok av olmalarna pek
kafa yormaz.
Aslnda, yakn gemite km ve adn l 970 'lerde poplerleen
maa "avc adam" muhabbetinden alm, Man the Hunted [Avlanan
Adam] balkl bir kitap var.8 Maalesef kimseyi incitmemek adna
benimsedii suya sabuna dokunmayan tarz, bu kitab mahvetmitir
(yazarlar, insanlarn znde barl bir topluluk olduunu dn
yor), fakat Pliosen ve Pleistosen dnemlerinin tehlikeleri hakkn da
'
syledikleri ekseriyete doru.
Australopitekus 'lar ufak tefekti; boylan yaklak bir metre yirmi

8 Hart ve Sussman 2005.

1 2 2 Ademin Dili

santimdi, slak arlklar bile yaklak elli kilo, hatta daha azd. Yer
yer aalkl ve savan olan arazide, bugnklerden iri ve korkun,
muhtelif yrtc trlerinin tehditlerine maruz kalyorlard. Yarm dzi
ne byk kedi cinsi vard; cinsi diyorum, tr deil; her cins birka
tr ieriyordu. simleri bile insann iinde korku uyandrmaya yeter:
Vampyrictis, Machairodus, Dinofelis, Megantereon.9 Boyutu kk bir
aslan kadar olan Percrocuta dediimiz bir srtlan tr vard. Devasa
gelincik Ekorus'un omzunun yerden ykseklii yaklak altm san
timdi; bu hayvan, domuzlan ve kk atlar avlayabildii iin , ata
larmzdan bazlarnn gelincik tarafndan mideye indirilme gibi rezil
bir kaderi tatm olmas kuvvetle muhtemel. Baz atalarmzn kular
tarafndan ldrld ise kesin.
lk kefedilen australopitekus 1ardan biri, Taung ocuu, iki bu
uk milyon yl nce yandayken lm. 1 Kafatasnn arkasnda
anahtar delii ekilli bir yark bulunur; kartal saldrsna dair tipik bir
gsterge. Gzyuvalar yontulmu ve izilmi durumdadr, yani kartal ,
lezzetli birer lokma olan gz yuvarlarm karm olmal. (Umuyorum
ki kartal gzn kartrken ocuk canl deildi.)
Bir bunun gibi sahneleri gznzde canlandrn, bir de atala
rmzn toplumsal yaam gitgide zenginleirken toplumsal yaamla
baa kabilmek iin lisann doduunu anlatan imdinin revataki
senaryolarn dnn. Bu tezi savunan saysz nerme okudum
ve hi birinde, "giderek karmaklaan" toplumsal yaamn ekolojik
balam hakknda tek kelime dahi yoktu . Aktr ki bu yazarlar u
kuyruksuz maymun kalbn kullanmt; kuyruksuz maymunlardan
yola kp dorudan bize uzanan dz bir izgi ekin ve ceddimizin bu
izgide seyrettiini, ilerlerken toplumsal zekalarn keskinletirdik
lerini ve youn toplumsal yaamlarnda asla arza yaamadklarn
hayal edin.
e gereklik dahil olduu zaman bu tablo bozulur. Australo
pitekus 1ar ar yrtc basks altnda inlerken, yiyecein oraya bura
ya salm olup zar zor bulunduu bir arazide, yrtclar gzetleyip
onlardan saknmak ve yeterli gday bulmak iin uramak, fazlasyla
zamanlarn alrd. Gnmzn kuyruksuz maymunlar gibi aylaklk
edecek ne zamanlar ne de gvenli ortamlar vard ; dolu mideleriyle
ve gevemi bir ekilde bo konumuyor, entrikalar evirmiyorlard.
Girift "Makyavelci stratejiler," yani bireylerin halini vaktini dzeltmek
" Carroll 988, Turner
' " Berger ve Clark 1 lJlJ S .

1 99 7 .

l\ n t l N .. /1 1 1 n d

\ fuln 1 11111z

I ') . \

n birbi rleriyle rekabet etmesi, insan zekasnn ve lisannn loko


motifi olarak grlmtr; oysa bu stratejiler, australopitekus1ann
ncelikli amalaryla eliir: beslenmek ve hayatta kalmak.
Australopitekus niinin gerek sonular ne olabilir?
Hem akrabalar hem de akraba olmayanlar arasnda mtekabili
yetin artm olmas muhtemel. Karadan ve havadan her an gelebile
cek tehlikeler var olduunda (gz dnm srngenlerden geilme
yen nehirleri saymyorum bile) , arkadanzn arkanz kollamasn
istersiniz ve bunu yapmann en iyi yolu, onun arkasn kollamaktr.
Aklmzda tutmamz gereken model budur; yoksa insanlarn birbiri
ardndan entrika evirmesinin ve kardakinin akln okuma seviye
sinin gitgide ykselmesinin (bildiimi bildiini biliyorum . . . ) , Steven
Pinker'n ve birilerinin dedii gibi, bizi bir ekilde lisana gtrecei
falan deil.
Australopitekus1arn toplumsal yaam kuyruksuz maymun
toplumsal yaamndan sadece grup ii rekabetin ortadan kalkmas
(ve nihayetinde dayanmann domas) anlamnda daha zengin ola
bilir; teki trlerle rekabetiniz, kendi trnzn yeleriyle rekabe
tinizi ayorsa, bu durumun ortaya kmas kanlmazdr. Yiyecek
leri kolaylkla toplamann ve etrafta yrtclarn pek bulunmaynn
empanzelere ve bonobolara salad bol bo vakit ve hareket z
grl olmasa, toplumsal yaanlan o karmakln byk oranda
yitirirdi. Grup ii ballk, rekabet zararna artar. Bunu sylemekle,
grup seilimini savunmadm zellikle belirtmek isterim. Her aust
ralopitekus hala kendi iiyle megul oluyor, kendi genlerine hizmet
edip kendi genlerini koruyordu . Fakat bunu yapabilmek iin asgari
gereklilik hayatta kalmakt ve ancak grup yeleriyle dayanma iine
girmek bireyin hayatta kalmasn salayabilirdi; bu dayanma, ister
uyan seslenilerinde bulunmak, ister yrtclardan kanmak, isterse
de saldrlara direnmek biiminde olabilirdi.
Byk kuyruksuz maymun ailesine bizden de yakn olan aust
ralopitekus1arn, karmak ve rekabeti toplumsal davranlar
mmkn klacak genleri elbette vard, tabii eer bu davranlar iin
zaman ve gvenli bir ortam mevcut olsayd. Fakat, en basit varlklar
haricinde , davranlarn, genlerin buyruunda olmadn insanlar
ounlukla unutuyor. Genler, davranlar olas klar. Bu olaslk
larn vcut bulmasn ya da nereye kadar vcut bulacan artlar
belirler.
nk, ne zaman genlerle evre farkl istikametlere ynelse, ev
re kazanr. yle olmak zorunda. evre, kendi taleplerine uymayan-

1 24

Ademin Dili

lann lmesini salar, dolaysyla genleri de onlarla birlikte lr. Ha


yatta kalanlarda ise, incelikli toplumsal davranlar destekleyebilen
genler farkl bir ekilde davurulur ya da basklanr.
VERVETLER GB (AMA LK KEZ DEGL!)
Aslnda, australopitekus 1arn iine dt durum, bugnn vervet
maymunlarnn artlaryla pek ok ortak nokta barndryor.
Birka blm nce, nispeten aptal olan vervetlerin farkl yrtc
trleri iin farkl uyan seslenileri bulunduu, fakat ok daha zeki
olan bonobolann ve empanzelerin farkl uyanlar olmad gerein
den bahsetmitim, ki bazlarna kafa kartrc gelmi olabilir; ver
vetlerin, "ilevsel gndermesi" olan bu seslenilerini, bazlar "kelime
lerin ncs" olarak bile kabul eder. 1 1 Lisan merdiveni dncesini
benimsediyseniz, zekann ve lisan nclerinin bu merdivende kol kola
ykseldiini tahayyl ediyorsanz, bu durum hi mantkl deil. Fakat
ni inas kuramnn bak asndan son derece mantkl . Bu kurama
gre, "yksek" ya da "alak" tr olmanza bakmakszn, neye ihtiyac
nz varsa onu elde edersiniz. Vervetler uyan seslenilerine gereksinim
duyuyordu, nk ar bir yrtc basks altndaydlar. empanzelerin
ve bonobolann byle bir gereksinimi yoktu , nk yrtc basks al
tnda deildiler.
Gnmzde vervetlerin yerletii toprak paras, eskiden australo
pitekus 1ann mesken tuttuu araziye olduka benzer; yer yer aalk,
yer yer ayr olan bir arazidir bu. Vervetleri hem kara hem de hava yr
tclar avlyor, tpk australopitekus1an avlayan yrtclar gibi. Dolay
syla, australopitekus1ann HS1erinde birtakm yrtclara kar doru
dzgn uyan seslenilerinin bulunmu olmas kuwetle muhtemel.
Yrtc uyarlarnn, kelimelerin ncl olduunu dnenler,
bu ihtimale yapmak ve insan atalan zerindeki yrtc basksnn
lisan tetiklediini iddia etmek isteyebilir. Byleleri dikkatli olmal.
Australopitekus uyar seslenilerinin stats, vervet HS'indeki uyar
seslenilerinin statsyle tamamen ayndr. artlara dayal olmalar
ve allarda saklanmak, aalara trmanmak vesaire gibi basmakalp
tepkilerle otomatik bir balarnn bulunmas, bu seslenilerin ntr
bilgi alverii balamnda kullanlmasn engeller. (Her "kl-di:!"
dediimde en yakn aaca kamak zorunda olduunuzu dnn .)
Ancak, uyar seslenileri olumlu bir sonu d ou rm u o la bi l i r.

1 1 D i t t u s 1 984 , C h e cy v e Scyfa rt l l 'l H H , l l ; s< ' r l ' l< J H .

/\,, . 1 1 l N... l u 1 1 l \tul1 1 1 1,,1 1/.

cmpunzclcrin ve bonobolarn HS 1erini incelediimizde, top


lu msu! y a da cinsel nitelikli olmayan hibir sesleniin bulunmadn
dan bahsetmitik. Uyar seslenileri birletirilemese de, simgeciliin
ya da yerdeiimin zerresini barndrmasalar da, en azndan alcnn
ilgisini d dnyann nesnel bir zelliine ekerler; teki grup ye
lerine ynelik tavrlarn davurulmasna ya da onlar ynlendirme
giriimlerine hizmet eden toplumsal ya da cinsel nitelikli seslenile
rin aksine. Ayrca, uyan seslenileri keyfidir; "leopar uyarsnn," srf
kendiliinden leopar imgesini ya da leoparlarn yapt bir eyi akla
getirmesinin yolu yok. Demek ki kelimeler gibi davranmasalar da,
uyar seslenileri, kelimelerin iki zelliini barndryor diyebiliriz.
Drdnc Blm'de, eitimli kuyruksuz maymunlarn, su g
trmez zekalarna ramen "ii kapmasnn ," yani sinyallerin nesnel
bir gndermesi olabilecei fikrini kavramasnn uzun zaman aldn
grmtk; geri "ii bir kez kaptklarnda," yeni sinyaller ren
meleri kolaylar. Balangtaki bu yavalklarnn sebebi belki de,
HS 1erinin en azndan ilevsel bir gndermesi bile olmayan sinyal
lerden yoksun olmasdr. Bu uyar seslenilerinin kendisi ekil de
itirip kelimelere dnmemi olsa bile , bir sinyalin duygulardan,
gereksinimlerden ve arzulardan daha fazlasn ifade edebilecei d
ncesine kullanclarn altrm olabilir. Dorusu bu sesleniler,
kullanclarn kelimelere hazr hale getirmi olabilir.
ONCA KEMK, ONCA KEMK, ONCA KURU (OLMAYAN) KEMK
Binyllar tek tek devrilirken, her yer gitgide imenleti.
Ksa vadeli iklim deiiklikleri birtakm dalgalanmalara yol asa
bile , genel oraklama gidiat srd. 1 2 Ormanlar douya ve yksek
lere, Orta Afrika dalarnn Atlas okyanusu rzgarlaryla nem alan
zirvelerine ekildi. Aalk alanlar blnd ve kld, clz akarsu
lar boyunca uzanan dar koridorlara indirgendiler ya da hepten yok
oldular. Rzgarla salnan otlar her yeri kaplad; ksa sreli yamurlar
getiinde, aslan postu rengine brnyorlard. Atalarmz, bu tuhaf
yeni arazide hayatta kalmak zorundayd.
Byk ihtimalle baaramayacaklard.
Hepiller iin savan hayat etindir. Meyve ve yemi bakmndan
kttr savan. Grbz australopitekus1ar, kk kemirebilecekleri b
yk dileriyle bu hayata yine de dayanabilirdi. Bunlar haricinde, ay12

Reed 1 997.

126

Ademin Dili

rca bceklerle beslenebilecek kadar kk memeliler ve srngenler


dnda, tm savan sakinleri ya otul ya da etil olmak zorundadr.
Savanlara uyum salamak zorunda kalan baka primatlar, r
nein babunlar, otulluk rotasna girmitir. Fakat babunlarn, buna
uygun bir sindirim sistemi gelitirmek iin nnde milyonlarca yl
vard. elimsiz australopitekus 'larn ise sonsuz zaman lks yoktu .
Acil bir zm bulmalydlar yoksa yeryznden silinip gideceklerdi.
Tek yol etillikti. Tm byk kuyruksuz maymunlar zaman
zaman et tkettii iin, etillik onlarda sindirimle ilgili bir soruna
yol amad. Onun yerine bu gdann elde edilmesiyle ilgili sorunlar
kmtr. rnein, ormanda empanzeler, maymun avlamak iin
maymun bulunan aalarn etrafn sarp ka yollarn tkar. Ak
otlak arazide her yne kamak mmknken av bu ekilde nasl ks
trabilirsiniz? Australopitekus boyutlarndaki pek ok yrtc iin, en
azndan ksa mesafede stn bir hza sahip olmak bu soruna bir
zmdr. Fakat iki ayak zerinde yrmenin getirdii stnlk ne
olursa olsun, drt ayak ounlukla iki ayaktan hzldr.
Elbette , tuzak kurarak avlanmak her zaman mmkn. 1- Primat
zekas bunun iin yeterli olmal. Australopitekus 'larn, su kaynak
lar etrafnda, uzun otlar arasnda saklanarak gerektiinde saatler
ce hareketsiz pusuya yatp, hayvana tepki verme ans tanmadan
aniden saldrma frsat kolladndan eminim. Fakat diyelim bu aa
maya kadar geldiniz, peki sonra ne yaparsnz? Eer avnz tavan
boyutundaysa, boynunu krmak mmkn. Bundan byk avlarla
sorun yaarsnz. Elinizde doru drst bir etil donanm yoktur; av
boynundan yakalayacak keskin dilerle bezeli gl bir ene, bar
saklar deecek kancal peneler gibi. Ufak tefek bir geyii plak elle
ldrmeye kalkn , ne kastettiimi anlarsnz. stelik bildiimiz kada
ryla, geliimlerinin bu safhasnda atalarmzn silah falan da yoktu.
Dorusu, uzak atalarmzn avlanarak beslendiine hala inanan
kiileri alp bunlar gnmzn bir savanna yiyeceksiz ve alet ede
vatsz brakmak ve ne kadar sre hayatta kalabileceklerine bakmak
isterdim. Peki, hepten edevatsz brakmazdm; ellerine cep telefonu
verirdim, nk havlu attklarnda onlar oradan karacak kadar
yumuak kalpliyim . Hibir ie yaramasa bile, harika bir televizyon
program olurdu bu.
akay bir kenara brakrsak, geliebilecek tek avclk eidi , l :

11

C l : zn n ve H o rw i t z 200f.

1\- nd N .. / 1 1 n t 1 1 !\ f f l ft U , , 1 1 1 /.

k i p avcldr. 1

1 - I

Tak i p av c l nn,

gnmzde bir avu kalm kimi avc-toplayclar


t arafndan hfila uygulandn biliyoruz. Bu iin balangcnn ne ka
dar geriye gittiini ise bilmiyoruz. Bu ekilde avlanan bir avc , bir
hayvan seer ve peinden koturur. Elbette, ksa mesafede h ayvan
ok daha hzl koacaktr. Fakat sonsuza kadar kaamaz, oysa avc
sonsuza kadar kovalayabilir.
Bu, iki ayak zerinde yrmenin byk getirilerinden biri; hzl
olmayabilirsiniz, fakat dayanklsnzdr. Takip avclnn, doal se
ilimde aslen iki ayakllk tarafndan ne karlmas pek muhtemel
deil; takip avcln baarl bir hale dntrecek fiziki altyapya,
dayanma gcne ve kas denetimine erimek yz binlerce, belki de
milyonlarca yl alm olmal. Fakat bu zellikler bir kere yerleince ,
takip avclna maruz kalan av hayvanlar, daha nce hi kar
lamadklar bir durumla yz yze geldi. teki yrtclarn ounun
takati, ilk saldrdan sonra tkenir. Bu saldn baarya ulamazsa,
mola verirler, dinlenirler, bir sonraki saldr iin glerini toplarlar.
Av h ayvanlarnn, Energizer marka pil gibi hi durmayan bir yrtcyla
ba edecek stratej ileri yok. Er ge yar bilinsiz kendilerinden geer
ler. Elinizde onlar ldrecek hi aletiniz olmasa bile, susuzluktan ya
da yorgunluktan lmelerini bekleyebilirsiniz.
Takip avclnn sorunu, av hayvan gibi sizin de tkenebilme
nizdir. Ayrca, byk bir grubun yapaca i de deildir, nk av
lanacak tek hayvandan, stelik size saldramayacak kadar kk
olanndan, btn grubu doyuracak nispette et kmaz. Dolaysyla
darda kendi banza ya da bir iki arkadanzla birlikte, grubun
salad korumadan mahrum olarak, belki gnlerce kendinizi doru
dzgn savunacak bir imkannz olmadan kalrsnz. Daima hareket
halinde olacanz iin, bir sonraki yemeklerini bulmak iin srekli
savan gzetleyen teki yrtclarn abucak dikkatini ekersiniz.
Dolaysyla, ilkece australopitekus 1arn, takip avclna kalk
malar muhtemel olsa da, kendilerini teki etillerle eit artlara ge
tirecek, rnein mzrak gibi bir silaha kavuana dein bu teknikten
faydalanm olduklarn sanmam. Bildiimiz kadaryla, etkin mzrak
larn ortaya k ok ok yarm milyon yl ncesine uzanr, oysa
biz burada iki buuk milyon yl ncesinden bahsediyoruz. Belki sivri
kazk kullanmlardr? Hadi ama, burada Monty Python 1 5 tarz bir z1 4 Bramble ve Lieberman 2004.
15 Monty Python: Britanyal yazar grubu; gerekstc bir tarza sahiptir. Ko-

1 2 8 Ademin Dili

savunma-snf skecinden bahsetmiyonz. Ge Pliosen dnemindeki


gerek hayat konuuyonz.
O zaman elimizde tek seenek kalyor: lelerle beslenmek.
Fakat leilliin de sonnlar vard.
ki etil snf olduunu dnrz hep, avclar ve leiller; as
lanlar avlanr, srtlanlar le yer. Yanl: Srtlanlar grup halinde av
lanr, oysa ou byk kedi frsatn bulunca le yer. Yrtclarda
sportmenlik anlay yoktur; fazla aba sarf etmeden bir eyler yeme
ans yakalarlarsa, bundan faydalanrlar. Avlanmak, enerji asn
dan pahaldr; ancak evrenizde yere uzanm sizi bekleyen taze et
yoksa yapacanz bir itir.
Dolaysyla, leiller arasnda doal bir hiyerari mevcuttur. Ta
bii ki srtlanlarn , yabani kpeklerin ve benzerlerinin zerinde, en
tepede byk kediler bulunur. Fakat bir iki byk leile kar bol
sayda kk leil varsa, yemee kkler konabilir. Bunlarn al
tnda akbabalar gelir; drt ayakl leillerin geride brakt hemen
her eyin icabna bu kular bakar. Australopitekus 1ar bu hiyerariye
hangi noktadan girebilirdi?
Yeni bir servene neresinden katlrsnz? Elbette en dibinden.
Fakat akbabalar iini bitirdikten sonra geride ne kalr? Pekala,
kemikler dnda hibir ey.
Eer bir trn yeni bir ni amas gerekmise, bu Australopithe
cus garhi idi . 16 Tam ona uygun bir ni orada bekliyordu; kemiklerin
iinde diyebiliriz. nk aleti olmayan hibir trn eriemeyecei
kemik ii, yani kemik ilii, bilinen en zengin ve besleyici gdalardan
biridir. 1 7
Genelde leiller dileriyle kk, tkrldm kemikleri atlatp
paralayabilir. Byk kemikler fazlasyla kaln, fazlasyla dayankldr.
Fakat elinde tatan ekiciyle akgz bir primat, en byk kemikleri
bile ufalayabilir. Bunu ilk nce hangi australopitekus Einstein'nn
dndn asla bilemeyeceiz. Ancak, son yllarda, garhi tryle
ilgili kaz alanlarnda bulunan kemiklerin zerinde ilkel aletlerin b
rakt izler olduu kesin (hatta bir avu alet de bulunmutur) 1 8 ve bu
aletler, garhi'nin ardl Homo habilis'e ait olamayacak kadar eski.

metli skelerinden oluan programlar 1 969- 1 974 yllar arasnda BBC'cl


yaynland. Bunun dnda filmleri, kitaplar da var -ev. notu.
h Asfaw ve dierleri 2000 .
17 Cordain ve dierleri 200 1 .
1 8 Semaw ve dierleri 200 3 .

/\ ''"''

N.' '"""'' 1\ tt1lt 1 1 FllllZ . l '2 < )

Buz puleontologlar bu dunmu bir utan addeder, nk "h


nerli adam" diye nitelenen Homo habilis'in alet yapt olgusu ve bunu
ondan nce baka bir trn yapmad inanc, habilis'i insan ailesinin
tanmlanm ilk yesi saymann temelini tekil etmektedir. phesiz,
habilis aletleri, yani Oldovan sanayisi denen aletler, garhi aletlerin
den daha sofistike olabilir. En azndan uzmanlarn bize syledii bu.
Sizin ya da benim elimize bu aletlerden biri tesadfen geseydi, do
al gler tarafndan yontulup, ekil verilmi talardan muhtemelen
ayrt edemezdik; bu iki alet takm da ite bu kadar ilkel.
Geri nemli olan, garhi'nin ve habilis'in ayn zorlukla karlap ,
bununla ayn ekilde baa km olmalardr (bir tanesinin teki
nin atas olup olmamasndan bamsz olarak) . Genel primat bak
asyla, bunu abartmaya demeyeceini syleyebiliriz. Fildii Sahi
li empanzeleri, palmiye aac meyvelerinin kabuunu krmak iin
ham (fakat dikkatle seilmi) talar kullanr. levsel benzerlik mi
yoksa evrimsel trdelik mi? Kim bilir? Belki son ortak ata yemilerin
kabuunu kryordu, belki de iinde yenebilir malzeme olan sert nes
nelerle karlaan, beyni yeterince byk her hayvann kendiliinden
aklna gelebilecek bir fikirdir.
Fakat atalarmzn bak asyla, kemikleri krarak amann en
az drt byk faydas bulunur:

Bolluk: Savanda otullarn sunsune bereketti, dolaysyla


etraf kemikten geilmiyordu.
Kalclk: Canl avlarn aksine kemikler durduu yerde du
nr; asl sahibi lp gitse bile kemik uzun sre eriilebilir
halde kalr.
Rekabetin olmay: Bu gda kaynandan baka bir hayvan
faydalanamazd; dolaysyla, atalarmz sahneye girmeden
ok nce teki leiller gitmi oluyordu.
Yksek deerli rn: Kilosu kilosuna deerlendirildiinde,
savandaki hibir gda kemik iliinden daha besleyici deildi.

Bylece , nce garhi, sonra da habilis alt kademe leil oldular. u ie


bakn ki beyinleri bymeye balad . 1 9
Primat beyinleri, vcut boyutunun btnne kyasla, teki me
melilerin beyninden byktr. Bunun olmazsa olmaz koulu ise zen
gin beslenmedir. (Beyin bydkten sonra, yksek enerjili bakmn
hak etmesi iin ona yapacak bir eyler bulmak ise beynin bymesi
19 Lee ve Wolpoff 2003.

1 30 Ademin Dili

n elverili bir kouldur.) Australopitekus 'larn zamannda beyin


boyutu az ok sabitti, nk aalk arazide hepil beslenme tarz,
meyvelerle zenginletirilmi orman beslenme dzeniyle pek boy l
emez. Kemik iliinin balatt gidiat yakn gemie kadar ters
tepmedi; bu gidiat, atalarmzn beyin boyutunun tedricen katna
kmasn salad.
Fakat lisan douran etken bu deildir. Lisan devreye girdikten
sonra byk beyin gerekten de kullanl olmutur; lisann kendisi
de seilimde byk beyinleri ne karrd. "Byk beyinler zekamz
artrd, bu ekilde lisana kavutuk," yollu iddialarn hibirinde, bu
gelimelerin tam olarak nasl gerekletiini bulgularla destekleyen
herhangi bir aklama grmedim.
Lisan iin gerekli olan ey beyin, hatta zeka deildi. Sadece do
ru nie ihtiya vard.
ET, AZZ ET!
Kemik ilii zengindi zengin olmasna ama, gerekten yeterince bere
ketli deildi. Belki saysz kemik vard, gelgelelim her kemikte bulu
nan kemik ilii miktar olduka ktt. Ancak, savanda baka bir besin
kayna daha vard; bu besin, kemik ilii kadar besleyici olmasa da,
zaman zaman akllara durgunluk verecek miktarda ele geebiliyordu .
Bu besin kayna, megafauna (iri hayvanlar) !eleriydi.
imdi bunun naslna ve nedenine bakalm. ncelikle, neden
byk hayvanlar vard ki? Yant, boyut niidir. 20 Her canl varlk
takmnn tepesinde bir boyut nii bulunur, ister aalardan (seko
ya aalar) , okyanus sakinlerinden (mavi balinalar) , dinozorlardan
(sauropodlar) , isterse de memelilerden (mamutlar) bahsedelim. Her
canl takmnn iinde kalc olarak bir boyut nii bulunur, nk
etraftaki her eyden bykseniz, saldrlardan etkilenmezsiniz. Hi
bir ey sonsuz bykle eriemez; beden tasarmlarna ilemi k
stlamalar, yerekimi, gda arznn sonlu olmas ve phesiz baka
etkenler bunu engeller. Fakat her canl takmnda kimi hayvanlar
olabildiince irileir; bunun teminat doal seilimdir.
Savanda dolanan ok sayda yrtc olduundan bahsetmitim.
Silah yapabilen bir tr gelene kadar, bu korkun et sevdallarna kar
tek gerek koruma boyuttu . Dolaysyla, iki milyon yl ncesinin
savannda, etillerin etkin ve yaygn avlanmas, otc:.;u l l : r n boy u t u n -

-'" (';s 1 < J 7 < J .

J\ n l N .,./, , , n l 1\ f 1 1 1r 1 1 1 1 1 1 z

1J1

bir seilim basks oluturmutu . Aslnda b


y k ol(,'Ullarn farkl eitleri mevcuttu: mamutlar, deinotheriumlar
ile bugnk fillerin teki nclleri ve gergedanlarn, hipopotamlann
atalar . Boyutlarna ilaveten baka savunma hatlar da gelitirmiler
di: kaln, kselemsi bir post. Bu hayvanlar belki de doal yollardan
lmenin zevkini tadabilen tek canllard. ldkten sonra bile, lele
rine bir iki gn zarar verilemiyordu. Derileri yle kaln ve sertti ki,
yrtclar bu deriye di geirebilse de, derinin altnda yatan et ynna
ulaacak kadar deriyi yaramyor ya da paralayp aamyorlard.
Leiller, l etin iindeki bakterilerin eylemiyle ortaya kan ga
zn , l hayvann postunu atlatana kadar genlemesini, saa sola
koturarak ya da daha akllcas, imlere uzanp enerjilerini saklaya
rak beklemek zorundayd. Ancak bundan sonradr ki leiller, nce
lik srasna gre ziyafete katlabiliyordu .
te burada ak bir ni vard; doal bozulma sayesinde et her
kesin eriebilecei hale gelmeden nce postu kesip ete ulaacak her
hangi bir tr iin dar bir frsat penceresi akt.
Atalanmz bu niin kaplann aabilmi midir?
ndiana, Bloomington'daki Ta Devri Enstits 'nn eyneticisi
ve tarihncesi dnemin aletleri konusunda nde gelen uzmanlar
dan biri olan Nicholas Toth, bu soruyu yantlamak zere harekete
gemiti. 2 1 Toth gibi enstitnn yneticilerinden olan kars Kathy
Schick ve ortaklan Ray Dezzani'yle birlikte, Oldovan'da yaplan alet
lerle zde, akmak tandan ve donmu lavdan yongalar alp doal
sebeplerle lm bir fili dilimlemeye kalktlar.
rktc bir iti bu. "Karavan boyutunda alt tonluk bir hay
van cesedi ilk bata insann gzn korkutuyor; nereden balamak
gerekir?"22 Schick ve Toth iin muhasebesini yapt. Lei hareket et
tirmek iin ar i makinesi gerekirdi; dolaysyla, "lei olduu yer
de kesmek art." Schick ve Dezzani her halkarda kesime giriti ve
"kk lav yongas, santim kalnlnda elik grisi renkli deriyi
dilimledike ve zengin, krmz fil etinden muazzam miktarda ortaya
kardka" aknlktan kk dillerini yuttular. "Gnmzde le
iller, normalde birka gn ryene kadar l fil eti yemedii iin,
bunun gibi cesetler Erken dnem Ta a insanslarnn arada sra
da bana konan bir talih kuu olmalyd. "
Elbette, fakat neden sadece "arada srada"?
d a a r t i" w (,' k a nm

2 1 Schick ve Toth 1 993 .


22

A.g. e. ,

s.

1 66.

1 32 Ademin Dili

ounlukla ileri srlen sebep, "beslenme havzas" olarak bi


linen alanlarda ok az megafauna kalntsnn bulunmu olmas
dr. Bunun ne anlama geldiini kavramak iin, "beslenme havzas
leillii"23 ile "blgesel leillik"24 arasndaki fark anlamalyz.
ki milyon yl ncesinden de nce, n-insanlarn leillii oun
lukla beslenme havzas leilliiydi. Hem n-insanlara ait kemiklerin
ve aletlerin hem de hayvanlara ait kemiklerin, belirli mevkilerde k
melenmi ekilde bulunmas, mesela akarsularn birletii yerlerdeki
kaya kntlar gibi, atalarmzn bu mevkileri geici ya da yan-kalc
s olarak kullanp hemen evredeki alanda leillik yaptn gste
riyor. Yaklak iki milyon yl nce yeni bir strateji devreye girdi. Artk
n-insanlar geni alanlara yaylmt, eti ilemek iin beslenme hav
zasna gtrmek yerine, bulduklar yerde ya da yaknnda dilimleyip
tketiyorlard . Yaklak iki milyon yl nce bununla alakal fakat ok
daha mhim bir deiikliin daha gerekletiini az sonra greceiz.
O halde, beslenme havzalarnda byk hayvanlara ait ok az
kalntnn bulunmu olmas, bu gibi havzalar kullanm d kaldktan
sonra bu hayvanlarn lelerinin ne sklkla bulunduunu ve ilendii
ni bize anlatmaz. Megafauna leleri herhangi bir yerde boy gstermi
olabilecei iin, bunu bulmak adna btn Dou Afrika'y kazmamz
gerekir. Elbette bu sz konusu olamaz. Tek yapabileceimiz, byk
hayvan nfuslaryla ilgili gnmzn istatistik bilgilerinden yardm
alarak, atalarmzn megafauna leleriyle ne sklkta beslendiklerini
tahmin etmek.
Gnmzde Afrika fili, soyu tehlike altnda olan bir tr. 2 5 An
cak, hala yann milyon kadar Afrika fili mevcut. Bunlar, iki milyon
kilometre kareyi biraz aan bir alan kaplyor, yani ortalamada, her
drt kilometre kareye bir fil der. nsanlar bu hayvanlar dileri iin
katletmeye balamadan nce, kilometre kareye yaklak bir fil d
tn varsayabiliriz. rnein, 1 50 kilometrekarelik alanda 1 50 fil
yaard.
1 50 kilometrekarelik bir alann uzunluu on iki kilometre, ge
nilii de on iki kilometredir. Bu alann merkezinde olan bir insan
grubu, alann byk ksmn plak gzle grebilir ve herhangi bir
yerine acele etmeksizin yalnayak iki saatte ulaabilir. Dolaysyla,
23 Binford 1 985, Ulijaszek 2002 .
2 4 Binford 985, Blumenschine 1 99 1 , Larick ve Ciochon
25

Trleri Ya&atma Komisyonu, Afrika Fili

1 996.

Uzm a n la r

G r l n

s t a t raporu : da t a . i u c n . o rg/ t hcrns / ssc / sgs/ ; f g/ ;nl /; w s r .'< H r/ l t

'.2007

I .

1, , 1 1 ' 11 N .. l 1 1 u l A t 1 1l 1 1 , , , z

I .\.

byk bir hayvan ld zaman, gruptan herhangi


b i ri n i n olduka abuk bir ekilde bunu tespit etmesi akla yatkn g
rnyor.
Yabani ortamda gnmz filleri ortalama altm yetmi yl yaar.
O halde, 1 50 kilometrekarelik alanda, her sene en az iki fil lecektir.
imdiye kadar sadece fillerden bahsettik. Hipopotamlarn, gerge
danlarn atalarn ya da etrafta olabilecek baka byk hayvanlar
hesaba katmadk. Dolaysyla, "ara sra konan talih kularna," en
azndan iki ayda bir rast gelinmi olmal.
Hepsi iyi gzel de, bu lmler herhalde btn arazide eit ekil
de dalmaz, dersiniz. Belki hepsi su kaynaklarnn yaknlarna gidip
orada lyordu . stelik her halkarda, filler ayn yerde durmaz, s
rekli gezerler. Bu istatistiklere ramen, belirli bir 1 50 kilometrekare
lik alanda tek fil bile lmeden yllar geebilir.
Bu ok doru. Fakat, beslenme havzas leilliinin yerini blge
sel leillik aldktan sonra bunun bir nemi kalmamtr. Diyelim ki
insanslar megafauna srlerini takip etmeye balad, tpk yksek
rakml blgelerde insan avc-toplayclarn, mevsimsel karibu (bir ge
yikgil tr) ya da ren geyii glerini izlemesi gibi. Ya da byk grup
larn kk gruplara blndn, bylece leillik menzilinin iyice
genilediini dnn, ki leiller iaretleri okumaya baladnda
bu menzil daha da genilemitir; dk bekleri, derin ayak izleri, hat
ta daha da iyisi, gkte daire izen akbabalar gibi iaretler. O zaman,
"ara sra vuran bir piyango" olmann tesinde, megafauna leleri ata
larmzn beslenme dzeninde nemli bir yer tekil etmi olabilir.
Ancak, "olabilir" demek illa "olmutur" anlamna gelmez. Atala
rmzn bu yeni ve olduka esiz nii yaratp bundan faydalandna
dair herhangi bir bulgu var m?
bu a l a n i i n d e

KESK ZLER VE OPTMALLK


Sorunun yant evet. ki ayn fakat birbirini destekleyen bulgu kme
si, atalarmzn bunu yaptn gsteriyor.
lki, fosil kemiklerindeki kesik izleridir;26 ikincisi, optimal yiyecek
arama kuramdr. imdi bunlara srayla bakalm.
Hayvan leini keskin bir akmak ta ya da donmu lav parasy
la (ya da benzer baka bir eyle) dilimlediinizde, ister istemez hay-

26 Blumenschine 1 987, Blumenschine ve di. 1 994, Monahan 1 996, Dominguez


ve dierleri 2005.

1 34 Ademin Dili

vann kemiklerinde kesik izleri brakm olursunuz. Kemiklere zarar


vermekten ekinseniz bile o izler oluur. Kemikler birden yolunuza
kar; daha nce hindi kesmi herkes bunu bilir.
Keza, yrtclar hayvann leini inerken , ara sra dileri hay
vann kemiine denk gelir. O zamann byk kedileri keskin dilere
sahipti. Bu dilerin kemiklerde at entikler, ta aletlerin brakt
kesik izlerinden olduka farkldr.
Bazen hem hayvanlar hem de atalarmz ayn hayvan lei zerin
de almtr (muhtemelen farkl zamanlarda) . Bunun hangi srayla
gerekletiini grebilirsiniz, nk izler birbiri stne binmitir. Bu
da bize, n-insann m yoksa insan olmayan canlnn m lee daha
nce eritiini gsterir.
Bu tarz izlerin bulunduu her yerde, yaklak iki milyon yl n
cesine kadar aletlerin kesik izleri daima stteydi. Baka bir deyile,
hayvan lelerine atalarmzdan nce br hayvanlar eriiyordu. Bu
atalarmz hala balang seviyesinde leildi; le piramidinin dibinde
yer alyor, kemik iliine erimek iin kemikleri kryorlard.
Yaklak iki milyon yl ncesinden itibaren iler deiiyor. Artk
kemiklerdeki izlerin sras gitgide tersine dnyor. imdi ta aletlerin
kesik izleri altta ve hayvan srklar bunlarn zerine binmi. Atala
rmz bir ekilde leillik piramidinin tepesine trmanmay baarm .
Herkesten nce ete ulama frsat yakalyorlar. Aynca, bunu yapma
nn en muhtemel, belki de tek yolu, teki hayvanlardan nce mega
fauna lelerine erimektir; baka bir deyile, kaln postlar keserek
amalar gerekir, tpk Toth'un, Schick'in ve Dezzani'nin yapt gibi.
Kesik izleri srasnn deitii dneme dikkat edin; beslenme
havzas leilliinin yerini blgesel leilliin ald dneme yakn. Bu
deiikliklerden biri tekinin sonucunda gereklemi olabilir mi?
Sanki ikisi de daha byk bir srecin farkl veheleri gibi; atalarmz
tarafndan st kademe leillik niinin inas srecidir bu .
Bu iki milyon yl hududunu ve hududun iki tarafnda neler ol
duunu hatrlayalm. Bundan nce , beslenme havzas leillii vard
ve beslenme havzasnda byk hayvan kemikleri ya ok az olurdu ya
da hi olmazd. Doal olarak yle; srtnza bir mamut baca ykledi
inizi ve bunu ekitire ekitire yuvanza srklediinizi dnn .
Her halkarda, eer ana hedefiniz kemiklerse, nispeten kk b i r
menzille kendinizi snrlayabilirsiniz, nk kemikler boldu ve et ra ft :
dolanmyorlard.
Fakat sonra n-insanlar st kademe lei l l i k i i rn gi rd i . B
rada koullar olduka fa rklyd . A n a hedC'f, llC' z: ; ( ' l d ( ' d n s( ' i z

l\ n t l N _. /1 , , 1 1 t l

:\ r 1 1 h u 1111 1/.

1 .1:1

edin, mcgafauna !eleriydi. Bunlar herhangi bir yerde olabiliyordu ve


neredelerse oraya gitmek gerekirdi: Baka bir deyile, blgesel leil
likle beslenilmeliydi. Ne kadar geni bir alanda dolanlrsa, o nispette
le bulunabiliyordu. ou zaman leler o kadar uzakta oluyordu ki
kalntlar barnma yerlerine tamak mmkn olmuyordu . Lein bu
lunduu yerin yaknlarnda oturup eti orada tketmek gerekiyordu.
Pekala, diyebilirsiniz, neden bunca derde girsinler ki? Beslenme
havzas leillii yz binlerce yl baaryla srdrlmtr. Mamut post
larn yarmay renmi olsalar bile, bunu imdi deitirmek neden?
Bu sorunun yant, optimal yiyecek arama kuramdr.27
Optimal yiyecek arama kuram, aslen merhum Robert McArthur
(o zaman Princeton 'dayd) ve Austin, Teksas niversitesi'nden Eric
Pianka tarafndan gelitirilmitir. (Yakn tarihli fakat bununla ala
kasz bir hadisede, yaradllar Pianka'y Amerikan Gvenlik
Bakanl'na, gya insanlarn yzde doksan yok edilmelidir dedii
iin ikayet etti; Pianka ise, ar kalabalk bir gezegende yaadmz
ve mutasyona uram bir virsn bunu yapabilecei uyarsnda bu
lunduunu sylemektedir.) Bu kurama gre canl trleri, mevcut be
sinler arasndan, bu gdalar ele etmek iin harcanan enerjiye oranla
en yksek kaloriyi veren gdalar tercih edecektir. MacArthur'un ve
Pianka'nn, optimal yiyecek arama kuram hakknda ilk makaleyi
krk yl akn sre nce yazmalarndan beri, martlardan bceklere,
beyaz kuyruklu geyiklere kadar farkl trler zerinde yaplan saysz
aratrma, nispeten az ve ounlukla aklanabilir istisnalar haricin
de, bu kuram desteklemitir.
Gnmz insanlar iin, byk bir McMeal mens, akas
en az abayla elde edilen en fazla kaloriyi temsil eder (evrim, baz
yelerinin gdaya snrsz eriim salayabilecei bir tr asla tahay
yl etmemitir) . Ancak, atalarmz iin bu ii, megafauna lelerinden
elde edilen et grmtr. Le eti , besleyicilik asndan kemik ilii
kadar zengin deildi, fakat kemik iliinin aksine, bol miktarda bul
mak mmknd; karavan byklndeki canavarlarn lelerinden
kan etle gnlerce ziyafet ekebilirdiniz. stelik bunun iin ura
manz ya da hayvan avlamanz gerekmemitir. Sadece gzlerinizi ak
tutup lein yerini belirlemek yeter, bylece alnan kaloriye kyasla
harcanan enerji asgaride kalr. Uzun sre le bulamasanz bile, bes
lenebilmek iin her zaman kemikler, art yabani kemirgenler, yabani
27 Stephens ve Krebs 1 986, Schmitz 1 992, Irons ve di. 1 986, Velasco ve Millan
1 998.

1 36 Ademin Dili

kkler, yabani an kovanlar vard.


Tek sorun, risk etkeniydi.
Leillikle elde edilen megafauna eti, en elverili besin alveri
ini sadece atalarmza sunmuyordu. Optimal yiyecek arama kura
m, ayn neticeyi savan sakini her etil iin ngrr; byk kediler,
srtlanlar, akbabalar, teki leillerin hepsi ve her biri. Sz konusu
oyunu uzun zamandr oynayan bu hayvanlar, milyonlarca yldr hak
l olarak kendilerine ait grdkleri pay akl bana ge gelmi bir
primatn almasna gz m yumacakt?
Frsatn bulduklar an, ilerine omak sokan bu canllar ld
rrlerdi.
Atalarmz bu rekabetle nasl baa kabilmitir. Rakiplerinin
dileri ve penelerine kar doal savunmalar yoktu. Hayal gcn
z ne kadar zorlarsanz zorlayn, silah diyebileceiniz bir aletleri de
yoktu. Muhtemelen ellerinde olan tek ey, kalabalk olmalaryd.
Nathan Bedford Forrest, Sava komutanlar arasnda en ei
timsiz fakat en yaratc olandr;28 rnein, svari kullanmnn en
aklc yolunun, havada kl sallayarak dmana hcum etmektense
tfekli adamlar bir an nce hakim noktalara yerletirmek olduunu
ilk fark eden o olmutur. Verdii u tavsiye , ister insan dmanlara
isterse de etil le yiyicilere kar olsun, arpmada baary yakala
mak iin en gl tavsiyedir:
"Mevkiye en ok adamla ve hzl bir ekilde ula . "
Eer atalarmz lein bana yeterli kalabalkla gelmise, bir ta
raftan lei dilimleyip yerken, bir taraftan da lk atarak ve ta fr
latarak rakiplerini uzak tutabilmilerdir. Fakat bu kalabal nasl
toplayacaklard? Forrest gibi generaller emir verir ve emirlerine itaat
edileceini bilirler. Fakat lisan olmakszn, ounluu oraya nasl
ekebilirsiniz? stelik, evrimin koca gemiinde, bunun bir emsali
daha var myd?
Lisandan epey uzaklam gibiyiz, homurdandnz duyabili
yorum.
Merak etmeyin, sonraki blmde daha da uzaklaacaz .

.>x cn t t on 1 9 7 1 .

7 EY TEMBEL K, GT KARINCALARA BAK

Ey tembel ki, git kanncalara bak,


onlann yaamndan bilgelik ren.
S leyma n ' n zdeyileri 6:6 (Kitab Mukaddes)

OMURGALILARIN TESNDE
Bundan birka yl nce itibarl bilim dergisi Science, normalde lisana
pek ilgi gstermese de, Marc Hauser, Noam Chomsky ve Tecumseh
Fitch'in birlikte yazdklar "Lisan Melekesi: Nedir, Kimde Vardr, Nasl
Evrimlemitir?" balkl bir makale yaymlad. 1 Bu makale, derginin
"Bilimin Pusulas" adl blmne yerletirilmiti ve aslnda, yllardr
lisan evrimi aratrmalar batanda debelenen biz zavall cahillere
(makalenin yazarlarnn aksine) yn gstermek zere tasarlanmt.
Dokuzuncu Blm'de bu makaleyi gzden geireceiz; neden gele
cekteki aratrmalarn yol haritas falan olmadn, bilakis insanlar
yanl ynlendiren zararl bir yapt olduunu o zaman gstereceim.
Ancak, makalede yararl bir tavsiye de vard: "Sinirbilimde , mo
lekler biyolojide ve geliim biyolojisinde mevcut dnce, sinirsel
ve geliimsel ilevin pek ok ynnn trden tre pek deimediine
iaret ediyor; bu durum, karlatrmal yntemin tm omurgallara
( ve belki tesine) varacak kadar geniletilmesini tevik ediyor" (vur
gular bana ait) .2
Peki, Alexander Haig'in3 tabiriyle, yukardaki ifadeyi akla ka1 Hauser, Chomsky ve Fitch 2002.
2 A.g.e. , s . 1 572.
1 Alexander Haig ( 1 924-20 1 0 ) : Amerikan Bakanlar Richard Nixon ve Geral
Ford dnemlerinde beyaz saray kurmay bakanl yapm, Ronald Reagan
dneminde ise devlet bakan olmu kara kuvvetleri generali. Resmi komite
nnde konuurken , ngilizce dilinin teamllerine aykr olarak bu "akla
kavuturma" [caveat] tabirini kullanm, yazar burada ona gnderme yap
yor -ev. notu.

1 38 Ademin Dili

vuturaym. Noktal virglden sonra gelen ksm, bu tavsiyenin ya


rarl ksm. Noktal virglden nceki ksm, ki yazarlarn kanaatine
gre lisann kkenini omurgallarn tesinde aramamz gerektiren
etken budur, bugnlerde "evrim-geliim"4 olarak bilinen yaklamla,
yani evrim biyolojisi ile geliim biyolojisinin evliliinden doan yak
lamla ilikilidir. Evrim-geliim, dllenmi yumurtalar eek arsna,
fareye ya da insana eviren genlere bakar ve genetik srelerle ilgili
yeni ve gittike artan bilgi birikimimizin, bylesine snrl bir mal
zemeden bunca eitli yaam biiminin nasl evrimletii hakknda
neler anlatabileceini sorar. Evrim-geliimin nemli igrlerinden
biri, evrimsel trdeliin sandmzdan ok daha yaygn olduunu
sylemesidir.
Drdnc Blm'de, ilevsel benzerlik ile evrimsel trdelik ara
sndaki fark incelemitik. Hatrlayacaksnz, evrimsel trdelik, or
tak atalar tarafndan paylalan ayn zelliin iki farkl trde ortaya
kmasyd. Evrim-geliim yaklamndan nce insanlar, sadece ya
kn akraba trler iinde evrimsel trdelik arard. rnein hi kimse,
ku kanadn ve yarasa kanadn evrimsel trdeliin rnei olarak
deerlendirmemiti. Kularn ve yarasalarn ortak atasn bulmak
iin 300 milyon yl geriye gitmeniz gerekir ve bu iki soy izgisinde de
kanad olmayan pek ok tr araya girmitir. O halde kanatlar ilevsel
benzerlik eseri olmalyd, herhalde aerodinamik etkenler sonucun
da ortaya kmt; yoksa hayvann teki nasl umaya balayabilirdi?
Ayrca, iki farkl uu donanmn hazrlayan genler de birbirlerinden
farkl olmalyd, yle deil mi?
Bu konuda yanlmsanz, size salam biri elik ediyor diyebili
riz. Yirminci yzyl evrim biyolojisinin duayeni Ernst Mayr, 1 963 'te
yle yazmt : "Gen fizyolojisi hakknda rendiklerimiz, ok yakn
akrabalar dnda, evrimsel trdelie sahip genler aramann nafile
olduunu gsteriyor. Belirli bir ilevsel talep iin tek etkin zm var
sa, ok farkl gen takmlar ayn zme ulaacaktr, ne kadar farkl
yollar izleyerek o noktaya eritikleri nemli deil. 'Tm yollar Roma'ya
kar' sz nasl gnlk hayatta geerliyse, evrimde de geerli . ""
O zamanda beri genler ve nasl iledikleri konusunda ynla ey
rendik. Bilhassa biliyoruz ki evrim, evde her iini kendi yapan in
sanlar gibi, asla hibir eyi pe atmaz. Bir makine ne kadar faydasz
grnse de, ne zaman ie yarayaca hi belli olmaz. in iine biraz
" Good man ve Cough l i n 2000 , Ca rro l l 200 .

' M ayr 1 CJ( :l ,

s.

lO' l .

/.;,, '/' 1 1 J wl l\ .. . ( if l\1 1 1 1 1 n l /1 1 u / 11 1 1'

1 , \'

zck; ka t a ra k , maki neye yeni bir ekil verebilir ve yeniden kullanabi


lirsiniz; gidip yeni eyler satn almaktan bylece kurtulursunuz. Her
halkarda doada, vr zvr satn almak iin gidebileceiniz bir ev
eyas maazas yoktur.
Dolaysyla, yarasalarda ve kularda hala ayn genlerden pek
ok bulunmaktadr ve o ayn genler, yzeyde birbirine benzemeyen
kanatlarn temelini oluturan beden ksmlarnn geliimini denetler;
kularn ve yarasalarn atalar olup da umayan tm trlerde na
yaklarn geliiminde rol oynayan bu genler, kularda ve yarasalarda
kol kemikleri ile el ve parmak kemiklerinin geliimini ynlendirir. Ev
rim sanatnda buna "derin evrimsel trdelik" denir. Aslnda, derin
evrimsel trdelikler, bundan bile derine gidebilir. Fare ve sinein
ortak atasn bulmak iin, kuun ve yarasnn ortak atasndan ne
redeyse iki kat geriye gitmeniz gerekir.6 Yine de farenin ve sinein
genel vcut tasarmlarn ayn gen takmlar belirler.
nk genler ve vcut tasarmlar arasnda basit bire bir iliki
yoktur, yani ayn genler, zde, basmakalp, ayn byklkte par
alar basmaz; farkl evre artlarnda ve farkl kombinasyonlarda
genlerin davurumu da farkl olur, d grnleriyle birbirine hi
benzemeyen vcut tasarmlar ortaya karabilir, fakat bir de bakar
snz, tm bu trlerin vcut tasarmlarnda nden arkaya, yandan
yana, ieriden darya ayn temel orantlar var.
Zrafa boynu bizim boynumuzdan kimbilir ka kat uzun, ama
iki boyunda da kemik says ayn; yedi boyun kemii. Kemik uzunlu
unu ayarlayan genler, ina ettikleri hayvann vcut tasarmna gre
kemikleri uzun ya da ksa yapar. Fakat kemik saysn deitiremez
ler; bu onlarn ii deil, stelik bu deiiklii yapmak hibir genin
iiymi gibi durmuyor, ta ki tuhaf bir mutasyon ortaya kana dek.
Geri bunlar lisanla ilikilendirmekte byk bir sorun bulunur
(Noam Chomsky'nin sz konusu ilikiyi kurmak istediine inanyo
rum, geri henz grnr bir ekilde yapmyor) .
Gryorsunuz ite, derin evrimsel trdelik, davran ekillen
dirmiyor. Beden ksmlarn ekillendirmeye yardmc olduu kesin,
fakat belirli bir davrann derin evrimsel trdelikle ortaya kt
iddiasnda bulunulduunu hi sanmyorum. Nihayetinde lisan da bir
davran biimidir; temelini genlerin oluturduu bir davran ama
bu davran genler denetlemez, belirlemez ya da ynetmez. Genler,
vcut ksmlarnn ekillenmesine yardmc olur (doal olarak beynin

6 Mller ve arkadalar 1 995, Thor 1 995.

1 40 Ademin Dili

blmleri de dahil) , vcut ksmlar da davranlarn ekillenmesine


yardmc olur, fakat i belirli davranlarn ncllerini aramaya ge
lince, genler ve davranlar arasnda, derin evrimsel trdeliin etkili
olamayaca sayda bamsz deiken bulunur; zellikle de esiz bir
davran sz konusuysa.
O halde, baka alanlarda evrim-geliim yaklam ne kadar umut
vaat ederse etsin, lisann ncllerini tuhaf yeni yerlerde aramak iin
bize salam sebepler sunmaz. Primatlarn dnda, hatta omurgalla
rn dnda bir arama yapacaksak, bakacamz ey genler deil dav
ranlar olur. nk ni inas kuram bunu yapmamz sylyor.
Yeni davranlar, nilerin inasndan doar; sonuta genlerin
kendilerini nasl davuracan belirleyen de bu nilerdir. (Normalde
nayaklann oluturulmasna adanm genlerin, kularda ve yarasa
larda kendilerini en sonunda kanat biiminde davurmasnn nede
ni, glendirilmi uuun ortaya kmasyd neticede .) Ni gerektir
dii iin davranlar geliir ve davranlar olmadan ni ina edilemez.
Trlerin nnde bir tercih bulunur: Eski usullere sadk kal ve belki
yok ol ya da dallanp yeni bir eye dnmeye al. Bu ikinci yolda
baarl olamayabilirler. htiya duyduklar davranlar destekleye
cek ekilde ince ayar yaplabilecek bir genomlar olmayabilir; Ers
Szathmary'nin deyiiyle, varyasyon bakmndan snrldrlar. Fakat
sadece seilim bakmndan snrl iseler, nie uygun yeni davranlar
gelitirirken, yeni nite ikin olan seilim etkenlerine tepki verirler, ve
genler ve davran arasnda bir geri bildirim sreci hayata geer.
Bu balamda, derin evrimsel trdelikler deil, nie dair ilevsel
benzerlikler aryoruz: Ayn tr seilim basklar barndran nilerin
peindeyiz. nemli olan nitir ve hayvann davrann ni belirler,
dolaysyla, kendi trmzden ne kadar uzaklatmz fark etmez.
Srngen, memeli, balk, bcek, ku ; hangi tr canl organizmay ele
alrsak alalm , ayn ni trnn neticeleri de benzer olacaktr.
kinci Blm'n sonunda, belirli bir seilim basksnn bizi lisa
na doru gtrmesinin epey muhtemel olduunu sylemitim, hatr
layn: Mesaj alan bireylerin duyu menzilinin tesinde kalm besin
kaynaklan hakknda bilgi aktarma ihtiyac . O halde, dnyadaki onca
trn iinde bakmamz gerekenler, bu tarz bilgi alveriini gerek
tiren nileri olanlardr. Nakledilen bilgi, bireylerin tek bana baa
kamayaca byklkte besin kaynaklarn ilgilendiriyorsa, bir nevi
adam toplama stratejisi gerektiriyorsa, ok daha iyi olur.
Bu ltlere uyan trlerin sadece karncalar ve n r l a r o l m a s ;
yet art c.

J:, ,., . ,,J,, . f l\'... . ( ;,, l\ t l l / l 't 1 lt 1 1 1 1 l lt 1 1'

1 1 1

ZARKANATLILAR ARASINDA
nsanlar, anlarn HS 1erinden ok uzun zamandr haberdar; yarm
yzyl nce Karl von Frisch'in, bal anlarnn iletiimini aratrma
sndan beri. O zaman bile, an HS'inin yerdeiim zellii olduu
biliniyordu. 7 Son aratrmalarda, von Frisch'in almalarn doru
lamann tesine geilmi, anlarn nasl mesafe lm yapt hak
knda arpc bilgiler bulunmutur (uarken, arazideki nesnelere ait
imgelerin gz retinalanndan gei hzlarn kyaslyorlar) .
Fakat "vay be!" demenin tesinde, insanlar, anlardaki yerdei
im zelliinin lisanla bir ilgisi olduunu dnmemitir. Soyaac
bakmndan anlar bize ok uzak. Aynca, her ey gibi davranlar da
genlerin tekelinde grld iin, aralarnda bir balant mmkn
olamazd . Ni inas kuram boy gsterene kadar duruma farkl ba
klmad. Fakat bu kuram devreye soktuunuz zaman, resim byk
oranda deiir.
O halde, anlara, nasl davrandklarna ve bunun sebebine gz
atalm .
Anlarda toplumsal doku, kat bir ekilde hiyerariktir (sosyal
dirler) ;8 her toplulukta sadece tek dii, yani kralie ve bir avu erkek
an dl verebilir ve ancak bunlar iftleir. Yani topluluun geri kalan
tmyle ksrdr ve birbirlerinin kardeidirler. Buna ilaveten haploid
diploid bir genetik yaplan olduu iin (kralie arnn tm hcrelerin
de her kromozomdan bir ift varken, damzlk erkek anlarda sadece
tek kromozom bulunur) , normal kardelere kyasla anlarda ok daha
fazla gen ortaktr. imdi kapsayc evrimsel zindelik ilkesini hatrla
yalm; bu ilkeye gre hayvanlar sadece kendi bedenlerindeki genleri
deil, nerede ortaya km olursa olsun yine ayn genleri korumaya
urar. Uyan arlan rneinde, ayn genlere sahip yakn akrabala
rna faydas olsun diye hayvanlarn kendi hayatlarn nasl tehlikeye
attn hatrlayn. Dolaysyla, dnebileceiniz gibi, insanlar dn
da kalan neredeyse her tre kyasla, anlar arasnda ok daha sk bir
dayanma ve ballk var.
Eer bireyin menfaati herkesin menfaati anlamna geliyorsa, ki
yledir, nk yeterince bal istiftemezlerse bir sonraki k tm anlar
lr, o zaman besin kaynaklarna dair bilgiyi paylamak herkesin
karnadr. Pek ok trde bu geerli deil. ou trde bireyler, lezzetli

7 Frisch 1 967; Gould 1 976; Dyer ve Gould 1 983.


8 Wilson 1 97 1 , Gadagkar 1 990.

1 42 Ademin Dili

bir besin kayna bulduu zaman bunu kendine saklar, hatta baz
trlerde bu kaynaktan beslenmek isteyen grup yelerinin dikkatini
datmak iin sahte uyan seslenileri kullanlr. Anlar iin besin kay
na, hepsi ayn anda ieklenen bitki bekleridir; bu besin kayna
nn mr bir iki gnle snrl. Tek bir ar bylesi bir besin kayna
tespit ettiinde, bu kayna tek bana tamamen bitiremez. Kendisi
nin ve btnn menfaati adna, yardmc olmalar iin yuvadalann
toplamak zorundadr.
Adam toplamak; lisann douunda kilit bir kelime olduunu
anlyoruz.
Anlarn yuvadalarn toplamas gereken mevkiler kovandan ki
lometrelerce uzakta olabilir. Arnn bu yeri tespit etmesi ile gerekli
bilgiyi aktarmas arasnda llebilir bir zaman, en azndan dakika
lar gemek zorunda. Dolaysyla, etkin bir an, yerdeitirme ilemini
yapabilmeli; yani, farkl bir mekanda ve farkl bir zamanda cereyan
etmi durumlar ve hadiseler hakkndaki bilgiyi nakledebilmeli. teki
HS'lerin aksine, an HS'i imdiki zamana ve mevcut mekana mahpus
kalrsa ilevini yerine getiremez. Fakat imdiki zamann ve mekann
tesine taarak, yukarda bir nceki baln sonunda belirttiim se
ilim basksna tepki vermi olur; lisan istikametinde ilerlemesi en
muhtemel seilim basksdr bu .
Etkin bir ekilde adam toplamak iin, anlar, besin kaynaklarnn
yerini ve ne kadar uzakta olduunu teki arlara anlatabilmeli. ki
farkl dans trnden birini seerek yiyecein uzakta m yaknda m
olduunu belirtirler. Eer yiyecek, diyelim ki kovandan yetmi be
metrelik mesafe iindeyse, daireler izerek dans ederler ve buna "da
iresel dans" denir. Daha uzaktaysa, elips eklinde halkalar izerek
dans ederler ve dansn ortasnda dz uarken vcutlarn sallarlar,
dolaysyla buna da "sallanma dans" denir. Ne kadar hzl dans edi
yorlarsa, yiyecek o oranda uzaktr. zerinde dans ettikleri eksenin,
besin kaynann ynn iaret ettiini dnmsnzdr belki ,
ama yle deil; danslar, kovann dikey yzeyinde yaplr. Kovann
zemininde yaplrsa, an kovandan kt zaman hangi yne gidece
ini bilemez. (Koca bir binann karanlk ve penceresiz bir odasnda
size belirli bir ynn gsterildiini, baz koridorlardan ve salonlardan
getikten ve merdivenle birka kat aa indikten sonra, darda gn
nda ayn yn bulmaya altnz tahayyl edin .)
Anlar, gnein mevcut konumunu temel alan inanlmaz bir bilgi
aktarm gerekletirir. Gnein konumu ile besin kayna nn mev k i
s i arasndaki ay hesa plarlar v e bunu yatay eksenden d i key eks<'ll<'

/, l i , , J I l\ .. . < ;,, l\t 1 1 1 wu lu t 1 / lu k

l I.

dntrrler; gnein konumunu dikey eksenle temsil ederler, g


ne ile mevki arasndaki ay ise dikey eksen ve sallanma dansnn
ekseni arasndaki ayla gsterirler. Bu kulanza kolay geldiyse (ki
bana hi de kolay gelmiyor, ya size?) , gneye bakan bir pencerenin
bana gidin, bir nesne sein, gnele yapt ay tahmin edin, son
ra elinize bir kalem aln (tkenmez olmasn!) ve en yakn duvara ayn
ay, dikey eksenle yapt a olarak izin. (Hibir mekanik yardm
almayn, parmaklannzdan bile; bu hile saylr! Arlar tm bu he
saplan kafadan yapar.) Sonrasnda unu dnn: Sizinkine kyasla
arnn beyni toplu ine ba kadar.
Fakat, benim dnmem gerekir, diye yaknrsnz. Ar dn
mez. Sadece igdlerini takip eder.
te yine renmeyle ilgili insan merkezci nyargya kaptrdnz
kendinizi. imdi syleyin bana, az nce dile getirdiiniz cmleyi nasl
kurdunuz. Bilinsizce yaplm bir zihinsel hesaplamayla; anlar da
yoldalarnn sallanma dansn byle yorumlar. ki vaka da bilinalt
dnceye rnektir.
Acaba ilk an, bu igdyle mi domutur? lk ar toplumsal bir
canl bile deildi; o zamanlar kendi bana taklan bir aryd. Ge
mite bir noktada, arlar bir ekilde o sosyal nii ina etmi olmal;
sonrasnda, phesiz en bata hantal ve verimsiz bir ekilde, arka
dalarna yiyecek iin nereye gitmek gerektiini anlatmaya balad
lar. O halde, genellikle bu ii hatal m yapyorlard? Elbette, fakat
birka sefer ii rast giden kovanlar k atlatabilirken teki kovanlar
yok olup gitti. Ni inasnn geri bildirim sreci devreye girince, yani
genlerin nasl davurulacan ni ekillendirdike (bu esnada orta
ya kan yararl nadir mutasyonlar seildike) ve nii ekillendiren
genler kendilerini davurduka, hayatta kalanlar yaptklar ite us
talat, ta ki, muhtemelen milyonlarca yl nce, gnmz arlarnn
tam isabetli hesaplamalarna ulalana dek.
Dolaysyla, yerdeiim zelliini ieren bir iletiim sistemi iin,
bal arlar aleni bir model tekil eder. Fakat bu, en iyi rnek olduklar
anlamna gelmez. Dorudur, anlar, tpk atalarmz gibi, beslenmek
iin bir eyin ztn karyor. Fakat arlar yiyecek ararken havada
dolar; atalarmz ise karada dolayordu. Arlar sadece tek yerde,
ieklerin iinde besin arar; ieklerden iki ey ister: iek z ve
iek tozlar. Atalarmz ise farkl yerlerde farkl gda eitleri peinde
kouyordu. Byk memelilerin etini tercih etmi olabilirler, fakat bu
her zaman ansa bal ve ngrlemez bir iti. Talihlerinin bu kadar
yaver gitmedii dnemlerde atalar australopitekus'lar gibi hepil ya-

1 44 Ademin Dili

amak zorundaydlar.
Atalanmzn yiyecek arama usul, anlardan ziyade karncalarn
usullerine benziyor.
KARINCA MiYiZ BZ?
Karncalar bizi daima bylemitir. Geleneksel olarak tutumluluk ve
alkanlk timsali olarak grlmlerdir. Ezop'un masal, sorumlu
luk sahibi karncayla btn yaz saz alan, k gelince de alktan kv
ranan sorumsuz austos bceini karlatrr. Bu blmn banda
verdiim alnt, Kitab Mukaddes'te, Kuran'da ve baka dini metinler
de sk sk geen kannca gndermelerinden sadece bir tanesi. stelik
elinizdeki kitabn sonuna doru, karncalar ile insanlar arasndaki
baz tekinsiz koutluklan da greceiz; insann geleceine dair hi de
mantk d olmayan , fakat oumuzun dnmek bile istemeyecei
bir ihtimalden bahsedeceiz.
imdilik sadece kanncalarn iletiimine odaklanalm.
Arlar gibi karncalar da ztle beslenir;9 yuvalarn merkez
alarak, nispeten geni bir alana dalp yiyecek ararlar. Trden tre
yedikleri gdalar deiir, fakat pek ok tr, hareket etmeyen neredey
se her trl organik maddeyi ya da fazlasyla byk ve canl deilse
hareket edenleri de yer. Baka bcekleri, karncalar, l trtllar,
rk meyveleri, ite aklnza ne gelirse mideye indirirler. Tatl baml
sdrlar; kazara mutfanzda yere eker dklm ve kalmsa, bunu
kendiniz de grmsnzdr, fakat protein de severler. Sevdikleri
eylerin byk ksm kendilerinden ok daha iridir.
Arlar gibi kanncalar da sosyaldir. Bunun tesinde, bilinen
on bir bini akn karnca tr olduu iin, genelleme yapmak zor.
Bazlar, Ezop'un masalnda anlatld gibi k iin yiyecek istifler,
bazlar ise k hazrl yapmaz. Kimileri teki karnca trlerinin yu
valarna saldrr; ou tr ise saldrmaz. Bazlan hayvanclk yapar,
bazlar iftilik, kimileri ise etraftan yiyecek toplar, tpk son birka
bin yldr insanlarn yapt gibi. Fakat hepsi kimyasallar araclyla
iletiim kurar.
Karncalar o minik bedenlerinde eit eit kimyasal retir, ki
bunlardan bazlarn kimyagerlerimiz henz taklit edememitir. r
nein, baka yuvalara saldrp sakinlerini kendi kleleri haline getiren

" Wilson 1 962 , Hangartner 1 969, Moglich


1 97 8 .

ve

Holldolll'r

1 <J7S,

l l ol ldolln

(tandk geldi mi?) , saldrdklar yuvadaki karncala


rn birbiriyle dvmesine yol aan bir kimyasal salglar. 1 0 (Bu kim
yasaln, "Sava!" markas altnda insanlar iin bir muadilini retmeyi
hayal ediyordum. Nrokimyann bu konudaki bilgisizliinin tesinde,
beni bu hayalden uzaklatran unsur, askeri nderlerin IQ'su da d
nldnde bu kimyasal kendi birlikleri zerinde kullanmalarn
dan korkmamdr: "Sava m? Dmann savamasn istemiyoruz!
Onlarn savamamasn istiyoruz! Kendi birliklerimiz daha sk sa
vasn istiyoruz!) Yuvadalar mtecavizlerden ayrt eden, kar cin
si cezbeden (bundan faydalanan bir aznlk iin) , tehlike uyarsnda
bulunan, karncalarn bir araya toplanmasn salayan kimyasallar
bulunur; son kimyasaln yksek deriimi, yuvadalardan birinin sal
dnya urayp incindiini gsterir, karncalar saldr ruh haline sevk
eder, bylece yuvay korumak adna hayatlarn feda etmeye hazr
olurlar. Fakat burada bizi ilgilendiren kimyasallar, iletiim iin kulla
nlanlardr ve yantlanmas gereken soru "ne?" deil "nasl?"dr.
Karncalar, ne lde yrtc ve leil olarak ilev gryorsa
(mantar iftiliinden ya da yaprak biti hayvanclndan ziyade), be
sin kaynaklar da o lde geici, ngrlemez ve danktr. Yuva
nn tm sakinlerini doyurmak adna, ie yarayabilecek tek yntem
blnme-birleme stratejisidir.
stelik bu strateji, burada ilgilendiimiz tm trlerde ortak.
empanze gruplarnn nasl blndn ve birletiini grdk,
oysa gnlk yiyecek araylarnda birbirlerinin grsel ya da iitsel
menzilinden nadiren karlar. Onlar iin bu strateji daha ok , peki,
bu aata herkese yetecek kadar meyve yok madem, sen ve ben bir
sonraki aaca geelim, demeye yarar.
Atalarmzn bu bln-birle stratejisi iin ok daha salam se
bepleri vard, nk kuyruksuz maymunlarn ormanlarna kyasla
australopitekus1arn zamannda bile, besin kaynaklar daha clz,
dank ve ksa mrlyd diyebiliriz. Uyumak iin ayn yerde top
lansalar bile , herhalde grup yeleri sk sk birbirlerinin gr alanlar
dna, birbirlerini duyamayacaklar mesafelere gidiyor, belki birbir
lerinden kilometrelerce uzaklayorlard.
Keza, arlar ve karncalar da ya bireysel olarak ya da kk
gruplar halinde yiyecek arar (atalarmzn aksine, bunu gvenlik iin
yaparlar) . Dahas, avlar ounlukla kendilerinden iridir, ki bu teki
hayvan trleri arasnda olduka nadir rastlanan bir durum ve bizden
b i r karnca tr

10

Allies ve dierleri 1 986.

1 46 Ademin Dili

baka hibir primatta bu zellik bulunmaz. Gulliver karsndaki Lili


putlular gibi, baz karnca trleri, saylarnn arlndan faydalana
rak kk kular, kertenkeleleri ve benzerlerini devirip ele geirebilir.
Fakat bu saylara ulaacak kadarn bir araya toplamalar gerekir;
Johnnie Cochrane olsa, "eer yeterince adam toplamazsan, sana ya
ma yok," derdi.
Av oktan lm ya da hareketsiz olsa bile, rnein dalndan
dm bir meyve gibi, iimeye ve baka trlerin leilliine ak
tr (geri insanlarn atalarnn aksine, karncalar kendilerinden iri ve
vahi leillerin rekabetiyle nadiren karlar) , dolaysyla av bulur
bulmaz smrmeleri gerekir. Bu artlar altnda, adam toplama stra
tejisini benimsemek kanlmazdr.
Gerekten mi? Bu strateji olmakszn karncalar ve arlar hayatta
kalamaz myd? Bu durumda da yaamalar olas. Fakat kesin olan
bir ey varsa, eer adam toplama stratejisini benimseyen ve benim
semeyen ar ve karnca yuvalar ayn anda var olmusa, bu stratejiyi
uygulayan yuvalar, uygulamayanlarn zararna muazzam palazlan
mtr ve adam toplama stratejilerini artk hangi genler destekliyorsa,
ite o genler nfus iinde yaygnlk kazanmtr. Sonuta, toplumsal
tarzda yaamay sevmeyen birka tr hari muhtemelen tm ar ve
karnca trlerinin bu gibi stratejiler benimsemesi hi artc deil.
Karnca stratej ileri arasnda iki tanesi var ki lisann ana yapta
larndan ikisine, yani ardkla ve yklemlemeye artc oranda
benziyorlar.
kinci Blm'de, HSlerin bitimediini grmtk: Yani iki bi
rimi art arda dizip bu birimlerin ayn ayr anlamlarndan farkl bir
anlama ulaamazlar. Fakat Camponotus socius adl karnca tiinn
karmak bir adam toplama davran bulunur. Diyelim ki bu karn
calardan biri yiyecek kefediyor. O durumda yuvaya dner (teki ka
rncalara daha nce yolda rastlamazsa) , bu esnada ardnda kimyasal
bir iz brakr ki yiyecee giden yolu tekrar bulabilsin. Yuvadalaryla
buluunca, nc karnca vcudunu zgn bir ekilde sallayarak te
ki karncalarn dikkatini eker, bol miktarda yiyecek bulduunu be
lirtir, sonra arkasna teki karncalan takp izi takip ederek yiyecee
geri gider. Bir taraftan kotururken, bir taraftan iz brakan kimyasal
salglamaya devam eder.
Arizona State niversitesi'nde biyoloji profesii ve karnca dav
ranlar konusunda nde gelen bir aratrmac olan Bert H l l d o b l c r ,
vcudunu sallad gsterisinden sonra fakat toplad k a r n ca l a r y i
yecein yaknlarna b i r yere gt rm eden n c e , n c k ; r c; y o r1 ;

,... , , , ., . , , , , , , . , h .. . , ,. , ,

''" ' '""'"' " " ' '" "' . l l i

d a n .,c k s c k n e olur diye merak etti. 1 1 Hibir ey olmad . Karncalarn


ilgisi abucak kayboldu ve farkl istikametlere daldlar.
Sradaki soru u : lk izi neden takip etmediler? Takip etmeleri
gereken nc karnca olmad iin mi yoksa taze bir kimyasal iz
artk braklmad iin mi? Baka karnca trlerinde nc karnca
nn fiziki varl zaruridir. Bu trlerde "tandem kou" denen adam
toplama biimi uygulanr: Karncalardan biri baka bir karncay ya
kalar ve besin kaynana giden iz boyunca, kelimenin tam anlamyla
onu ardndan srkler. Hlldobler, karncann mesanesindeki ve ze
hir bezlerindeki maddeleri harmanlayarak o iz kimyasaln imal etti,
nc karncay yine ortamdan uzaklatrd ve besin kaynana giden
izi kendisi brakt. Karncalar bu sefer Hlldobler'i izlemiti .
Belli ki karncalar, yolun sonunda yiyecek olduuna karar ver
mek iin , vcudunu sallayan nc karncann pei sra kesintisiz
kimyasal salglamasn da bekliyordu. nc karncann en bata
kendi iin brakt hafif iz, vcudunu salladktan sonra bile yeterli
olmuyordu. Bu pek de kelimeleri yan yana getirmeye benzemiyor.
Vcut sallama ve kimyasal iz kendi balarna bir anlam ifade etmez,
dolaysyla, kendi bana anlamsz olan konuma seslerini birletirip
kelime retmeye benzer. Fakat yine de bir nevi ardklk sz konusu;
ne kadar ilkel olsa da bu tarz bir ardklk davran baka trlerin
davranlarnda nadiren grlr.
Yklemlemeye gelince, bir varl ele alp buna dair bir ey sy
lemeyi ieren temel bir lisan eylemi olduunu unutmayn: "Kpekler
havlar, " "Kular uar," "Su slaktr" gibi . Leptothorax cinsine mensup
kimi karnca trleri buna benzer bir davran gelitirmitir, geri bu
davran lisanda grdmz yklemlemeden olduka uzak olsa da,
baka trlerdeki herhangi bir zellie daha da uzaktr. te yle
anlatlabilir:

Yiyecek arayan karncalardan biri zengin bir besin kayna bulun


ca, yuvaya dner ve yiyecei kusarak yuvadalarna sunar. Sonra
kursan [midesinin arka ksm] azna kadar getirir ve zerinde
bir sv damlac olan inesini dar uzatr. Bu, yuvadaki teki
karncalar ona eker. Yuvadalarnn ilki ary yapan bu ka
rncaya ular ulamaz, karnca yuvadan kar ve yuvadalarn
besin kaynana gtrr. 1 2
1 1 Holldobler 1 97 1 .

12

Sudd ve Franks 1 987. s. 1 1 2 .

1 48 Ademin Dili

Bilhassa bu adam toplama stratejisinde, kusarak yiyecek sunulduu


na dikkat edin. Pek ok tr, yavrularn beslemek iin yediklerini ku
sar, fakat burada ayn eyin geerli olduunu sylemek zor. Daha zi
yade, sanki karnca mevcut besinden bir numune sunmaktadr; "hey,
millet, ardmdan gelenlere bundan var." Gelecek blmde greceimiz
zere, ne tr gdann mevcut olduunu anlatan bu strateji, insan n
cesi trlerde adam toplama iin zaruri olabilir. Ne iin arldklarn
bilmeyen ilk-insanlarn , toplanmaya rza gsterecekleri pheli.
teki uca bakacak olursak, arlarn rnden bir numune grme
ihtiyac yoktur; neye kavuacaklarn zaten bilirler; iek tozu ya da
nektar. Bu bakmdan karncalar, anlarla insanlar arasnda bir yerde
durur: eit eit gda tketirler ve kusularak sunulan gdann t
rne gre yuvann dna daha kalabalk ya da daha zayf bir gle
kabilirler. Bununla ilgili deneyler yaplm mdr bilmiyorum, fakat
farkl gdalarla ve karncann kursan azna getirmeden nce kus
masnn bir ekilde engellendii bir kontrol dzeneiyle bu deneyi
yapmak olduka kolay olurdu. (Kusmad takdirde kursan azna
getirmiyorsa, bu da nemli bir bulgu saylr.)
Kusma art kimyasal sinyal art tandem koudan oluan bu di
zinin, karncalarda "gelin, u kadar uzakta u u yiyecek var" de
menin muadili olduunu dnmek gerek d grnebilir. Dahas,
uyar arlar ve HS 1erin baka birimleri gibi bu dizi de hayvanlara
i yaptrmak (ynlendirmek) zere tasarlanmtr; bunu, tpk HS
arlar gibi, basmakalp bir davranlar kmesi vastasyla yapar;
ki bu davranlar, bir anlam tekil edecek ekilde eitlendirilemez
ve deitirilemez.
Yine de betimlediim adam toplama dizilerinin, baka trlerdeki
(kendi trmz hari tutmak gerek) herhangi bir iletiim davran
ndan daha karmak olduunun, ve baka HS 1erin icra edebilecei
bilgi aktarmlarndan daha ayrntl ve zgl bir bilgi aktarm ier
diinin bilincine varlmal. Dahas, nakledilen bilgi, yrtclara kar
uyar arlarnn aksine, imdiki zaman ve mekan hakknda deil
dir, mesaj alanlarn duyu menzilinin dnda kalan varlklara atfta
bulunur, tpk lisann (ou zaman) yapt gibi.
KUZGUNLAR UARAK GELR, AMA HEYHAT
BZE PEK BR EY ANLATMAZLAR
Bu noktada sorulmas gereken soru

ve ka r nca l a r ,
t i" rl<'r i ?

u : Arlar

t op l a m a stratej i s i n e i h t iya d uy a n yc; nc

: d : n

Get i rd iimiz d a r tanmlama uyarnca, adam toplama iine do


ud a artc oranda nadiren rastlanr; burada adam toplamayla
kastedilen, tekilere hem yiyecek bulduunuzu sylemeniz hem de
zaman ve mekan uurumu arasnda kendi balarna kuramayacak
lar kpiiy onlar adna kurmanzdr. Adaylarn u zelliklere sahip
olmas gerekir:

Toplumsallk: Yalnz taklan bireylerden oluan trlerin kim


seye bir ey anlatmas gerekmez.
Geni bir menzilde yiyecek arayanlar: ou tr, beslenmek
iin nispeten ksa mesafeler kateder.
Yiyecek ararken blnp-birleenler: Yiyecek ararken uzun
mesafeler kateden pek ok tr, toplumsal grubunu datmaz;
sonuta tek kiinin bildiini herkes bilir.
Bol miktarda besin arayanlar: Arzu edilen besin kayna (ya
da kaynaklar) , tek bireyin ya da kk gruplarn baa ka
mayaca kadar byktr ya da iyi savunuluyordur (ya da
ikisi birden) .

Anlarn ve karncalarn dnda bu ltlere uyduunu grdm


tek tr kuzgunlardr. (Dikkatimi kuzgunlara ektii iin Tecumseh
Fitch'e teekkr ederim .)
Vermont niversitesi'nden Bernd Heinrich'in Ravens in Winter
[Kn Kuzgunlar] balkl harika kitabnda, kuzgunlar ve nasl, neden
adam topladklar hakknda ynla ayrnt okuyabilirsiniz. 1 3 Burada
ksa bir zetini veriyorum.
K boyunca kuzgunlarn ana besin kayna, pek ou alktan
lm hayvanlarn !eleridir. Elbette bu lelerin yeri ngiil emez
(tpk l trtllarn, l fillerin vesairenin yerinin ngiilemeyii
gibi) . Olgun kuzgunlar iftler halinde yaar ve kuzgun ifti, lei tespit
ettii zaman zerine kurulur ve bitirene kadar ly gagalar durur
lar; yiyecei paylama niyetiyle gelen baka kuzgunlan da kovalarlar.
(Rekabet etkenine dikkat edin; bu etken insan ncesi trlerin mega
fauna leilliinde mevcuttu ama anlarn ve karncalarn durumun
da belirgin deildir.)
Toy kuzgunlar tek balarna yiyecek arar fakat geceleri tnemek
iin aalarda toplanrlar (tipik bir birleme-blnme stratejisi) . Yi
yecek arayan toy kuzgun, kuzgun iftinin el koyduu bir lee rastlar-

13 Heinrich 1 99 1 .

1 50 Ademin Dili

sa, hi ans yoktur. stelik, her zaman blgedeki tm leler, tetikte


bekleyen iftler tarafndan korunmaktadr.
Ancak, eer bu yalnz gezgin etrafna yardmclar toplayabilirse,
kuzgun iftini pskrtp lei ele geirebilir. Fakat tnekdalarna
bulduu madeni anlatabilmelidir ki yanna adam toplayabilsin.
Belli ki bunun bir yolu var. Normalde, eer hi kimse bir ey
bulamamsa, yiyecek aramaya kan kuzgunlar birbirini takip et
mez. Birlikte tneyerek geirdikleri geceden sonra, herkes farkl yn
lere uarak dalr. Fakat nceki gn bir tanesi, le bulmusa, tm
kuzgunlar olmasa da bazlar onunla birlikte havalanp gidecei yere
kadar ona elik eder, lein bana daha nce km kuzgunlarla a
tp onlar kovalarlar ve leten arta kalanlar aralarnda paylarlar.
Kuzgunlar bunu nasl yapyor? Henz bilen yok. stelik bunu
aydnla kavuturmak epey zor. Aa tepelerine trmanp (ya da
daha iyisi, bu ii uzun mesafeli kzl tesi kameralara brakmak) ,
onca peneden, gagadan, kanat tynden hangisinin (ya da hangile
rinin) o nemli mesaj tadna bir ekilde karar vermeniz gerekir.
Fakat iin mekaniini bilmesek bile , kuzgunlarn bir ekilde yerdei
im zellii kazanm HS'e sahip olduundan emin olabiliriz.
Zihinsel gleri bakmndan insanlarla karncalar arasnda yer
alan bir trn bu ii nasl yaptn bilmek phesiz faydal olurdu.
Ayrca karncalarn, arlarn, kuzgunlarn ve insan atalarnn kar
lamak zorunda kald sorunlarn aynsyla yzleen daha fazla tr
bulmak da yararl olurdu. Sk sk tekrarlanan "daha fazla aratrma
gerekli" sz bu durumda, zihnimizin berrakla kavumamasna dair
ylesine bir bahane deildir. teki trlerle ilgili bilgimiz askda kald
mddete, ie anlarla ve karncalarla devam etmek zorundayz.
Ancak, atalarmzn karncalar gibi davranarak lisan ortaya
karm olabileceini kabullenmekte bazlarnz ekimser kalabilir. Bu
sebeple, aada eytann avukatln yapacam, ar/ karnca senar
yosunun aleyhine aklma gelen tm savlan ortaya dkp sonra da
hepsine yant verilebileceini gstereceim.
EYTANIN AVUKATI

Karncalarn ve anlarn "lisanlar" evrimsel bakmdan kmaz


sokaktr; aradan on milyonlarca yl gemi olmasna ramen
daha hrsl bir yapya brnmediler, oysa ok ok iki milyon yl
nce domu olan lisan daha imdiden, youn bir karmaklk
barndran ve s n rsz retkenlii olan bir s i s t e m h a l ine gC' l i

l< l i fl l l l\ .. . (

;,, ''" ""' "''"''' ' '"" . 1 : , 1

t i r.

Pekala, bir tarafn beyni toplu ine ba kadar, teki tarafn beyni
hindistan cevizi boyutundayken baka ne beklerdiniz ki? Bunun
ya n sra, herhangi bir iletiim sistemi ancak sahibinin ihtiyalar
n karlar ve bunun tesine gemez. Karncalar dedikoduya ihtiya
duymaz; hakknda dedikodu yapacak bir zel hayatlar bile yok. Cin
sel yeterliklerini sergilemek iin lisana gereksinim duymazlar; zaten
ou cinsellik yaamaz. Kendi iktidarlarn ve statlerini ykseltecek
Makyavelci stratejiler iin lisana ihtiyalar yok; iktidarlar ve statle
ri ta doutan geri dnlmez biimde sabitlenmitir. O halde, neden
"lisanlarn" daha fazla gelitirsinler ki?
ise

Karnca ve ar "lisanlar" ile insan lisan, elmayla armut gi


bidir; ilki doutan gelir, ikincisi kltr araclyla renilir.
Doutan belirlenmi kapal bir sistem, kltr ortamnda ye
eren ak bir sistem olarak geliemez.
Zaten kimse geliebileceini sylemiyor. Tersi ise baka mesele.
lk insan szlerinin retimi ancak kendiliinden olabilirdi, bu ie adan
m herhangi bir altyapnn rn olamazd yani. Gnmzde, lisan
otomatikman konuulur ve konuanlar, lisann retiminde yer alan
aralarn farknda bile olmaz; tpk karncalarn, kendi adam toplama
stratejilerinde kullandklar kimyasal karmlarnn ve sabit eylem
biimlerinin bilincinde olmamas gibi. Ayn ekilde karncalarn, yiye
cek arama iin adam toplamaya ynelik ilk giriimleri, kendiliinden
davranlar olmal, ki daha sonra bunlar incelik kazanm , kusurlar
giderilmi ve Baldwin etkisi diye bilinen sre sayesinde sinir sistemi
tarafndan sourulmutur. ster karncalardan ister insanlardan bah
sedelim, igd sadece fosillemi bir davrantr. Davranlardaki
deiiklikler genlerde deiimi, en az genlerdeki deiikliklerin davra
n deiikliklerini tetiklemesi kadar sk (belki daha da sk) tetikler.

Karnca ve ar "lisanlar" kat bir ekilde tek anlam alanyla


snrldr, yani yiyecek toplama. Eer insan lisan, karnca
lisanyla ayn ileve sahip olarak doduysa, neden yiyecek
toplama becerisini gelitirmeye ynelik dar snrl bir meka
nizma olarak kalmad da pek ok ilev kazand?

Bu itirazla karlatmda, ilk tepkim, beyin boyutundaki fark-

1 52 Ademin Dili

lara iaret etmek ve ilk kelimelerin kendiliinden ortaya kan icatlar


olduunu iddia etmek olmutu; beyniniz, bir eye isim takacak b
yklk ve esneklie bir kez ulatnda, artk her eye isim verebilir
siniz. Sonra bu mesele zerine tekrar kafa yorunca, belki en azndan
ksmen hakl olabileceklerini dndm. Belki, kelime benzeri ilk
sinyaller ortaya ktktan on binlerce ya da yz binlerce yl sonra,
deiime uram HS, tpk karnca HS 1eri gibi, aslen uruna ge
litirilmi olduu ie saplanp kalabilirdi, ki bunun da yaamsal bir
ura olduunu kabul etmek gerekir.
O durumda, lisann evrimi aratrmalarnn ele almas gereken
iki soru daha doar. lki u : Eer lisan iki milyon yl nce domu
sa, mevcut karmaklk derecesine ulamas neden bu kadar uzun
srd? Sz konusu koulda buna verilecek yant, bunun sonsuz
uzun bir sre olmad ve belki lisann, leillik dnda baka bir
ite kullanlamad olurdu. Kk-lisann, leillik tuzandan nasl
kam ve dnyaya nasl dal budak salm olabileceinden On Birin
ci Blm'de bahsediyoruz.
teki soru ise u : Basit kk-lisan doduktan sonra, neden kl
tr, bizim kendi trmz olan Homo sapiens sapiens, yani bilgelerin
bilgesi ortaya kana kadar duraan bir evreye girmitir? 1 4
Bana kalrsa bu iki sorudan nemli olan bu; aynca lisann ev
rimiyle ilgili ou alma bu soruyu ya grmezden gelir ya da ge
itirir. zerine dnld zaman ise insan afallatabilir. Byk
memeli leillii evresinin ardndan ksa sre iinde son blmn
sonuna ulatk; atalarmz Alyen el baltas denen eyay retmeye
balad; 1 5 neredeyse kusursuz simetriye sahip gzya damlas ya da
armut ekilli tatan bir nesneydi bu. ou paleoantropolog, Alyen
el baltalarnn alet olarak, et paralamak ve/ veya kesmek iin kulla
nldn dnr, fakat bazlar bu el baltalarnn frlatlan cisimler
olduunu; kimileri, alet yongalar yontulduktan sonra arta kalan ta
yumrulan olduunu; bakalar ise diilerin kalbini kazanmak iin
imal edilen ss eyalar olduunu dnr. Bu ilevlerden herhan
gi birine ya da hepsine hizmet ediyor muydu bilmiyoruz ama Aa
Paleolitik dnemin bu svire aks en az bir milyon yl boyunca hi
deiime uramadan imal edilmitir.
Evrim hakknda konuma yaparken, ounlukla dinleyicilerime,
1 4 Hadingham 1 980.
15 O 'Brien 1 98 1 , Calvin 1 99.1, Davidson ve Noble 1 99.1 , Kohn ve M i l l w
1 <)<)!),

bu sene kard model o kadar iyi ki muhtemelen bir mil


yl daha kullanlacak," gibi eyler sylerim. Bylece, atlarmzla
r a mzdaki uurumun bykln kavramalar kolaylayor. T
r mzn ayn araba modelini, ne kadar baarl olursa olsun, on yl
l i lc retmesi dnlemez, kald ki milyon yl boyunca ayn arac
imal etsin . Bazen gelen gideni aratsa bile, yenilik yapma hevesimiz,
byle bir olasl sama klar. Atalarmz olsun ya da olmasn, el bal
tas yapan bu tr bizden btnyle farkl olmal.
Elbette farkllk sadece zihinde. Fiziksel varlmz, duygularmz
ve gdlerimiz bakmndan onlara ok yakn olduumuza eminim .
Bir anne baba iftini ve ocuklarn alp, "ocuk hakiki insanm ama
anne babas deilmi , " diyebileceiniz tek an bile olmamtr. Yine de
gemiimizde bir yerde, zihinlerimiz deiti, stelik evrimsel zaman
balamnda olduka hzl bir ekilde deiti.
Fakat lisan, yani bildiimiz hakiki lisan, insan zihnini ekillendir
mise , ki Onuncu Blm'de bu gr savunuyorum, bu duraanlk
dneminin basit ve yaln bir aklamas var demektir. Dorusu kk
lisan uzun sre boyunca ar/ karnca dzeyinde kalm ya da bunun
ancak bir para tesine gemitir. Bu durumu neyin, nasl deitirdi
ine On Birinci ve On kinci Blmlerde derinlemesine bakyoruz.
" Fo rd 'u n

yon

Kimyasal sinyaller ya da bolukta izilen ekiller kullanan


iletiim sistemlerini seslerden ya da el iaretlerinden fayda
lanan bir sistemle nasl karlatrrsnz?
Kolaylkla. Byle bir sistemin yararland malzeme olduka gayri
maddidir. HS1erin, sesler, kokular, el kol hareketleri, klar gibi eit
eit arac unsurdan faydalandn Birinci Blm'de grmtk, fa
kat tm bu sistemler ayn eyi syler. nemli olan, arac unsur deil
mesajdr. Lisan, arac unsurdan bamsz olarak ayn mesajlar yol
lar. Bayraklardan ( Uultulu Tepeler'in Monty Python tarafndan iaret
bayraklaryla anlatlan versiyonunu hi grdnz m?) ya da Mors
alfabesinin noktalarndan ve kesikli izgilerinden yararlanabilirsiniz:
Konuulan dilde de ayn kurallar geerli. Eer an ya da karnca sis
temleri, olaan HS mesajlarnn tesine taan ve normalde insan lisa
nnn en az bir zelliini barndran mesajlar yolluyorsa, o mesajlarn
yollanmasna araclk eden unsurlardaki hibir farkn nemi yok.
Son olarak, gerek simge zellii tamayan, kapal (ve ok
kk) bir igdsel davranlar (yani birbirlerine istemli
bir ekilde eklemlenemezler) kmesini meydana getiren bir

1 54

Ademin Dili

sistemi ele alyonz burada, nk ancak dar tanml bir du


nm balamnda kullanlabilirler (baka balamlarda kullanlan kelimelerin aksine) . Bu gibi eyler, lisann ncl nasl
olabilir?
Lisann ncl deiller; en azndan pamuk bal tamarin may
munlarnn kimi becerilerinin, lisann ncl olmas anlamnda n
cl deiller. Tamarinler, yeni domu bir insan kadar etkin bir ekil
de konuma seslerini teki seslerden ayrt eder, geri ne bebekler ne
de tamarinler ayn sesler tersten oynatlnca ayn randman veriyor.
O halde burada, yetikin insanlarn ses ayrt etme yeteneinin nc
ln gryoruz (muhtemelen evrimsel bakmdan trdetirler) . Fakat
kitabn bu blmnde, "er ge lisana dnm ya da lisan iin kul
lanlm eyler" anlamnda "ncller" aramyoruz. Aradmz ey, ne
redeyse tm HS1eri balayan sk kstlamalardan en az birini yarp
geen zelliklere sahip HS 1erdir. Lisann nasl domu olabileceine
dair soyut modeller peindeyiz, derin evrimsel trdelik anlamnda
ncller aramyoruz.
Lisan sadece esiz deil, ayn zamanda gayri doaldr. Sorulmas
gereken soru, neden bizim trmzde var da tekilerde yok, sorusu
deil, neden herhangi bir trde var, sorusu olmal; neden ilk bakteri
den bu yana her tr, dnya genleen gne tarafndan yutulana ya
da len gne yznden donana kadar kendi HS'ini mutlu mesut
kullanmaya devam etmedi .
yle olsa, ne kadar farkl bir dnyada yayor olurduk (daha
donsu yaamyor olurduk) !
Fakat durum yle deil. Sonu ister iyi ister kt olsun (iki yne
de sapabilirdi) , bir ekilde lisana kavutuk; bana kalrsa bizim veya
baka herhangi bir trn buna ulamasnn tek yolu, imdiki zaman
ve mekan hapishanesinin yklmasn doas gerei zorlayacak bir ni
ina etmekti.
PALEOLTK DNEME DN
Artk zarkanatllan, kendi byleyici ama gayet kstl yaamlaryla
ba baa brakalm. Savanlarda insanln ncleri hareket halin
deydi. Hadi onlara katlalm. Tehlikeli bir usuldr bu; senin iin dei l
sevgili okuyucu , benim iin tehlikeli. Nelerin olup bittii hakknda
tam bir izlenim yaratmak iin bu tehlikeyi gze alacam, fakat bili
nen gereklerin eksiksiz destekleyecei bir tasarnn belki h i ra z te s i
ne tnarm . O h a lde u n u akln zd< t u t u n ; l w t i n l yT i n d r rn

J, 1 '1 111/,, . / l\ _ ., f it " " " ' " '' ' /" ' " l lu k

1 >1

hdirli vehelerinin, daha sonra yaplacak aratrmalarla tamamen


doru olmad ispatlanabilir. Fakat znde, size betimleyeceim
duruma benzer bir ey gereklemi olmal. Atalarmzn iri hayvan
leleriyle beslendiini biliyoruz, teki yrtclarla/ leillerle vahi bir
rekabete girdiklerini biliyoruz; bu rekabette baary, ancak yeterli
sayda adam toplayarak yakalam olmalar makul bir karmdr.
Bana kalrsa, bunu yapmann tek yolu var; karncalarn ve anlarn
yapt ekilde, HS bariyerini krp, yerdeitirme zelliine ulamak.
O halde yaklak iki milyon yl geriye gidelim ve nelerin gerek
lemi olabileceine bakalm.

..

..

8 BUYUK PATLAMA

NE, NEYE EVRMLET


"Eer insan, kuyruksuz maymundan evrimlemise, kuyruksuz
maymunlar neden hala var?"
Kahvaltm yaparken bir taraftan radyoda sohbet program din
liyordum ; neredeyse sandalyemden decektim. Geri programa te
lefonla balanp o laf syleyen kii lmne ciddiydi. Dahas, ses
tonunda sizi tongaya drdm der gibi bir srt vard, sanki tm o
atafatl profesrlerin ne kadar aptal avanaklar olduunu rtle
mez biimde kantlamt; bunu hi dnmemilerdi, yle deil mi?
O kadar afallamtm ki program sunucusunun vermise nasl bir
yant verdiini duymadm. Fakat, bedava datlan gazetelerin birinin
mektup kesinde o hafta ayn sav pat diye ortaya kt (neyse ki bir
sonraki sayda baka bir mektup yazar , okuyuculara Evrim Biyoloji
sine Giri dersini yz kelimeyle de olsa anlatmt) .
Benim merak ettiim konu u: Eitim sistemimiz ne alemde aca
ba? Eski tarz yatl okullar bundan daha kt bir i karabilir miydi?
Sonra, bu pislikten sorumlu olan herkesin belki hafifletici nedenler
bahane gsterebileceini dndm.
O konumacnn kuyruksuz maymun-insan geiine dair kusur
lu anlay, yani bu trlerden birinin teki tre dnm olduu
nu sylemesi, eskiden ou uzmann, imdilerde ise bir avucunun,
atasal insan trlerinin birbirlerine geii hakknda sylediini tam
olarak yanstyor. Kuyruksuz maymunlara gelinceye kadar, byk
evrim aac her yne dal uzatmtr; sonra bizler, bu dallardan syrl
dk, tpk gerek hayatta yamur ormanlarndan ktmz gibi ve ite
tek bamza, budaksz uzun plak bir daln ucunda duruyoruz.
Australopitekus 'lar Homo habilis'e dnt, habilis erectus'a ,
erectus ilkel sapiens'e, sapiens Neandertallere ve Neandertaller bize.
Eski ders kitaplannda gsterilen insan ailesi aacnda bu resmi gre
bilirsiniz; goriller, empanzeler, orangutanlar falan aata uslu uslu
birer dal olarak yer alyor, sonra drt, be t r i i nd e n ge\ip k m ; z
sokaa, yani bize varan uzun b i r d z izgi ge l iyor. K uy n k s z rn:y

l l1 1111 J.. l 'u t l "' "

l >'/

munlardan tremi olabiliriz, fakat bu taslaklar en azndan bizlerle


onlar arasna hatr saylr bir mesafe koyuyor.
Sonra, fosillerde insan benzeri pek ok tre rastlanmaya balan
d; herhalde bu durum pek ok insann yzn kzartmtr. Bizim
dalmz da aka dallanmt, fakat bir sre iin bu yan dallan i ka
zas, alt-insan pl diye grmezden gelerek gn kurtarabildik;
en azndan soylar abucak tkenmiti, oysa kesintisiz insan soyu
muzafferane bir ekilde ne ve yukarya ilerliyordu.
Bu yzyln ba gibi yakn bir tarihte, "Afrika'dan k" 1 ve ok
merkez hipotezleri2 arasnda hiddetli bir tartma cereyan ediyordu
( Science dergisinde bir manet "Afrika'dan k hayatmzdan k
t m?" diye soruyordu) . "Afrika'dan k" hipotezine gre trmz
yz bin ila iki yz bin yl nce Afrika'da evrimleip (byk oranda
mitokondrilerden elde edilen bulgulara dayanr ama baka bulgu
lar da var) , ardndan tm teki Homo varyetelerinin yerini almtr.
okmerkez hipotezine gre (dnyann belirli blgelerindeki insanlar
la, yine o blgelerde yaam olan n-insanlarn fiziksel benzerlikler
tad iddiasna dayanr) , meskun dnyann tm blgelerindeki n
insanlann, yani erectus'un, Neandertallerin ve ilkel sapiens'in ayn
ekilde "nitelii ykselmitir," ki artk bu ne demekse, ayrca tm bu
trler aa yukar e zamanl olarak bize evrimlemitir.
Radyoya balanan o dinleyicinin kafas kart diye onu sula
yamayz. Nihayetinde, evrimcilerin genelde arkasnda durduunu
sand sre, yani bir trn baka tre dnme sreci, konu bi
zim trmz ve yakn akrabalarmz olunca, zamannda arka km
olduklar ve birkann hala savunduu srele tamamen ayndr.
Eer okmerkez hipotezini savunanlar hakl olsayd ve inandklar
ey ta insanln douuna kadar uzansayd, o zaman u an etrafta
hi kuyruksuz maymunun olmamas gerekirdi.
imdilerde, konuyla ilgili tm bilimlerde ounluk "Afrika'dan
k" hipotezini kabul eder. Biyolojik evrimin malum alma usul
leri dnldnde, bunun tersini kabul etmek zor grnyor. n
sanlara uzanan dz izgi eklindeki o eski usul aile aalar ortadan
kalkmtr. Fakat, geleneksel, dall evrim aalarnn uzun sre bun
larn yerini almam olmas da artc.
nsan ailesi geniledike, Homo heidelbergensis, Homo ergaster,
Homo antecessor, Homo helmei, Homo rudolfensis ve imdilerde Homo
1 Stringer ve McKie 1 996.
2 Thorne ve Wolpoff 1 992.

1 58 Ademin Dili

floresiensis sahnede belirdike, insanlar aile aalarndan vazgeme


ye balad.3 Artk, isimlerle etiketlenmi, alt milyon yllk bir zaman
dilimine geliigzel dalm, birbirlerine kout, bazlar rtrken
bazlar rtmeyen, sade ya da renkli ubuklar gryoruz; bazen
rmcek an andran izgiler ubuklar birbirine balar, fakat bu
tablo ounlukla o trlerin birbirine evrimletiini falan gstermez.
Tm bu Homo trlerinin (en azndan kimileri tarafndan) ayr
trler olduu dnlyor. Pek ok paleontoloun bunlar hakiki tr
olarak kabul etmediini, ayn liste zerinde pek aznn hemfikir oldu
unu ve hangi fosilin hangi tre ait olduu konusunda muhtemelen
hepsinin ayr telden aldn belirtelim. Bunun sebebi ksmen, pale
ontologlar arasndaki eski bir deyie gre, insanlarn ikiye ayrlmas
dr (fakat herhangi bir aratrma alan iin geerli bu) : Kmeleyenler
ve blenler. Kmeleme eiliminiz varsa, yzeysel farkllk tayan tip
leri ayn ulama sokarsnz; blme eiliminiz varsa, her tip iin ayr
bir ulam etiketi olsun istersiniz. Kmelemenin ve blmenin tesine
gememizin bir yolu var m?
Evet var, fakat kemikleri ve bunlarn minik farkllklarn taknt
haline getirmeyi brakmal ve gzlerinizi biyolojik evrime, zellikle de
trlemeye ve trlemenin nasl gerekletiine dikmelisiniz.
nmzdeki birka sayfay trlemeden bahsederek harcaya
cam.
Yine bir yan yola m giriyoruz? Lisan konusundan tekrar uzakla
yor muyuz? Asla! Bir kez daha, Dobzhansky'nin vecizesinden yola
kalm: "Biyolojide hibir ey, evrimin yla baklmadka anlam
kazanmaz. " Konu ister lisann ister baka bir zelliin evrimi olsun,
trleme, evrimin kalbinde yer alr; bunu doru drst anlarsak,
tm talar ve kemikler usul usul yerli yerine oturur. Darwin o kita
bna bou bouna Trlerin Kkeni demedi, geri bu kitap, "deiim
araclyla treyi" hakkndadr ve yeni trlerin teki trlerden nasl
ayrldn konu etmez. Trlemenin evrimdeki en ciddi konu olduu
nu biliyordu; yine de onun ardndan insanlarn bu konuya el atmas
yz yldan uzun srmtr.
Lisann douu, hatal bir ekilde "trleme hadisesi" olarnk
adlandrlan srecin sadece bir parasyd; yle olmak zonnday<l.
Evrimde en ilgin hadiseler, bir tr baka bir trden ayrlp, t a b i r
caizse, kendi iini kurduu zaman gerekleir.
1

rnein karlatrn: a n t h ropolo:o' . S . e d u l h u ma n origi n s l l ; l ; 1 nc. l 1 l v c


www . l ivrsc icncc. corn / h i s 1 orv / 0708:1 1 l : i ly 1 n T . l 1 l .

/ lu u l.

l 11 1 f lt 1 ' 1 l t 1

1 ,q

BR TRLEME MODEL
Trleme ne kadar nemli olsa da, tamamen anlalm olmaktan
uzak; yaradllar ve Akll Tasarm savunucular, kar taraf sk
trmak iin bu meseleden faydalanr. Hem yaradllar hem de Akll
Tasarm yanllar , mikroevrim ve makroevrim diye bir ayrm yapar.
i mikro boyutta kald mddete, mikroevrimi, hatta doal seilimi
sann etmezler.4 Ortamlar daha kun , daha slak, daha souk, daha
scak hale gelebilir; doal olarak mevcut trler, u ya da bu evresel
deiikliklere uyum gsterir. Fakat yaradllar ve Akll Tasarm
yanllar , makroevrime ve yeni trlerin ortaya kna ayak direr. Ta
sarmcnn harika elini grdkleri nokta burasdr; trler arasndaki
ara biimlerin ktl da ekmeklerine ya srer.
O halde, trleme hakknda ne bildiimize bir gz atalm ;5 son
rasnda, ni inas bak asyla trlemenin nasl grndn ele
alrz.
nsanlar ounlukla "trleme hadisesi" ifadesini kullanr; sanki
bu hadiseye, yani etkinlie biletle katlp, hava kararmadan da eve
dnebilirmisiniz gibi. Bu terimi kullanma suunu ben de ilemi
tim. Fakat ne talihliymiim ki, Cambridge niversitesi'nden Robert
Foley'in ve Marta Lahr'n, bir sebepten yazl programda yer alma
masna ramen konuma yaptklar bir toplantya katlmtm.6 Ne
utant benim iin; fakat o konuma gzlerimin almasn salad ve
bundan biraz bahsetmek iyi olur.
Foley ve Lahr'a gre trleme, bir hadise deil, milyon yl akn
sre devam edebilecek bir sretir. (Bu gr donlamak adna
unu belirteyim: Bu konumadan sonra ortaya konan genetik bulgu
lar, insan ve empanze atalarnn, ilk ayrlmalarndan sonra milyon
yl akn sre birbirleriyle iftleip melezletiklerini gsteriyor. 7)
ou biyoloa gre bu sre, belirli bir tre mensup bir gnbun, ana
gvdeden ayn dmesiyle balar. Bu gelime, bir zincirleme deiik
likler alayann harekete geirir.
ncelikle, bu kk topluluun genetik malzemesi, ait olduu
trn btn genetik malzemesini iermez. Kk topluluk, eksik
li bir numunedir, dolaysyla, ksa sre ierisinde iki topluluk gze
arpacak ekilde farkllar. Bu farkllama gerekletikten sonra, bu
4 www . antievolution . org/ features/ nas_ohio_20040209.pdf.
5 Foley ve Lahr 2005.
6 Mellars ve arkadalar 2007.
7 Disotell 2006.

1 60

Ademin Dili

iki grup tekrar temas edip birbirlerine eriim kazansalar bile, kk


grubun yeleri yine kendi grup yeleriyle iftlemeyi tercih eder.
Sonrasnda, bu iki topluluk arasndaki farkllama srdke,
yeni topluluk, eski topluluun yararlanamad besin kaynaklarn
tketme becerisi kazanr (ve/veya bunun aksine, eski topluluun t
kettii besin kaynaklarndan yararlanamaz hale gelir) . Bu neticenin
faydas, iki grup ayn blgeyi paylasa da ayn kaynaklar iin giriile
cek masrafl ve msrif bir rekabetten kanm olmalardr.
Nihayetinde, belirli deiiklikler (belki cinsel organlardaki fiziki
deiiklikler, kromozom saysndaki deiiklikler ya da baka bir se
bep) , yeni trn yelerinin, eski trn yeleriyle dl verecek ekilde
iftleemeyecei anlamna gelir. Bu aamann balangc, genelde
trlemenin eii olarak kabul edilir, her ne kadar aslanlar ve kap
lanlar ya da atlarla eekler gibi herkese malum trler, sa salim,
hatta ara sra dourgan dl verebilse de. (Belki insanlar ve empanze
ler bile dl verebilir; bugne kadar gerekletirilmi en kararl giriim
iin, Google'da lya vanov ismini aratn.8) Fakat Foley'in ve Lahr'n
deindii nokta, "geen yl/yzyl/ binyl bu, yeni bir tr deildi, fakat
imdi yeni bir trdr," demenin anlamsz olmasdr. Pek ok doal
sre iin geerli olduu gibi, keyfi olmayan bir hudut ekebilecei
miz hibir noktas yoktur o srecin; yine de banda tek tr varken,
sonunda iki tr ortaya km olur.
O halde makroevrim, yeni bir istikamette seyreden bir mikroev
rimden ibarettir. Bunlardan birine inanp birine inanmamak man
tksz.
Ancak, trlemenin tek oluma yolu bu deil. Trleme , ni in
asyla da meydana gelebilir ve bunun, en azndan baz insans tr
lerinin ortaya knda geerli olmas kuvvetle muhtemel.
N NASI ARACILIGIYLA TRLEME
Altnc Blm'de atalarmzn alt niinden bahsetmitim, imdi ilk
ne bakalm: hepil (australopitekus 1ar) , hepil art kemik krc
(ge dnem australopitekus , erken dnem Homo) , hepil art terci
hen etil (ge dnem Homo, muhtemelen ergaster ya da erectus 'tan
itibaren) . Bu nilerden hibiri, mekan, iklim blgesi vesaire deiik
lii iermez; da adam, sahil adam, souk hava adam falan fil a

' j o u r n a 1 s . c a m l r i d f!.t' . o r f!. / ; c t i c / el i s p I : .v /\ 1 s t r ' " t ,, r r , q ."


iri

l '.M l '. I J .

I i 1 1 l ' lv.;

/ l h / 'ut/uu

1 ( 1

gibi bir ayrm yoktur. lgili tm trler temelde, yaadklar yere ya


da ihtiya duyduklar iklime, hatta fiziksel biimlerine gre ayrlmaz;
hepsi aa yukan iki ayak zerinde yryordu; hepsi kuyruksuz
maymunvari zellikler banndnyordu . Ergaster ve erectus, nclle
rinden biraz daha iri olabilir, fakat tm fark bu kadar. Birbirlerinden
fark ounlukla beslenmeleriyle alakalyd; aralarndaki aynn, ne
yediklerine ve bu besini nasl elde ettiklerine dayanyordu .
nsan atalarnn kalntlarnn ve aletlerinin bulunduu arkeo
lojik kaz alanlarn gsteren bir haritaya bakarsanz, farkl trlerle
ilikili kaz alanlarnn ayn yerlerde beklendiini grrsnz.9 El
bette bu hibir eyi kantlamaz, nk farkl trler ayn alanlardan
farkl alarda faydalanm olabilir. Fakat, ayn dnemde ayn arazi
leri paylatklarn gsteren en azndan bir adet bulgu mevcut.
Uzun sre boyunca, habilis'in, erectus'un dorudan atas oldu
una, adeta kuynksuz-maymunlara-son diyerek bu tre evrimleti
ine inanld. Fakat, yeni bulgulara gre bu iki tr yann milyon yl
kadar rtm . 1 0 stelik, bu keifleri yapan ekibin ba olan Maeve
Leakey yle sylyor: "Farkl trler olarak uzun sre birbirlerinden
ayn durmalar, kendi ekolojik nileri olduunu, dolaysyla birbirle
riyle dondan rekabete girmediklerini gsteriyor. " "
Trlemede corafi yaltlmlk kadar ni inasnn da itici g
olmasnn sebebi budur. Ni inas, Foley-Lahr ikilisinin trleme
iin ortaya koyduu safhalarn srasn deitirir. Kaynak seimin
deki deiiklik n sraya gelir. Baz ilk-insanlar eski kemik-krma ve
kemik-ilii karma yntemlerine sk skya yapmken, birtakm
ilk-insanlarn, teknolojik ilerlemenin ilk meyvelerinden faydalanmak
ve bu teknoloji sayesinde iri otul lelerinin eti iin byk canavarla
ra meydan okumak gibi tehlikeli bir yola girdiklerini kafamzda can
landrabiliriz, yani kemik ayran aletleri yaparken yan rn olarak
ortaya kan yongalar kullanmaya balamlardr.
En makul hipotez u: Erectus'un atas olan gnp, kemik ilii
karmaya dayal olan beslenme havzas stratejisinden, iri otullarn
lelerinden faydalanmay temel alan blgesel leillik stratejisine ge
erek habilis trnden ayrlmtr (ya da belki habilis, onun olduka
uzak bir atasdr) . Byle yeni bir yaam tarz, seilimde hem davran9 www . handprint.com/ LS / ANC/ disp. html.
1 0 Spoor ve arkadalar 2007.
1 1 M aeve Leakey, alnt: The Washington Post, Science Notebook. 1 3 Austos
2007.

1 62 Ademin Dili

sal deiiklikleri hem de fiziksel deiiklikleri ne kanr. Erectus'un


daha uzun bir boya kavumas gerekiyordu , ki sz konusu zellik, bu
yeni yaam tarznn getirdii uzun mesafeler katetme gereklilii iin
zaruriydi ve erectus gerekten de habilis'ten uzun ve incedir. phe
siz, fosillerde gremediimiz daha ne deiiklikler meydana gelmitir;
susuzlua dayanma becerisi ve gelimi bir frlatma yetenei gibi. (Se
bebini az sonra greceiz.) Erectus, habilis'ten tremi bile olsa, erec
tus diileri artk habilis erkeklerinden ocuk yapmak istemezdi. Bu iki
tr ayn blgede pekala yan yana yaam ve blgenin imkanlanndan
farkl zamanlarda farkl amalarla yararlanm olabilir.
Peki bu sreci harekete geiren unsur ne olabilir?
Elbette bilemeyiz. Belki de bu kemik kran ilik mptelalar ara
snda bir Ta Devri Einstein' ortaya kt. (Tpk bizim gibi zekalar
bireyden bireye farkllk gstermi olmal.) Belki bu mehul deha, ke
mik paralayan talardan elde edilmi yongalarn hayvan postu ke
sebildiini kefetti; zamanda yolculuk yapmadan bunun asln asla
renemeyiz. Belki de, keskin bir yongayla kaza eseri kendini kesti .
(Hayr, ilk kelimenin "Ah! " olduunu sylemiyorum.) Eer yleyse ,
o v e etesi kemik ararken , ziyafet ekmeye hazrlanan hayvanlarn
etrafnda imdiden toplanmaya balad iri ve l bir memeliyi uzak
tan grdkleri o nadir gnlerden birinde belki bu ans aklna geldi.
Uzak atalarmz zaman zaman bu tr manzaralara ahit olup, o
grntlerden bylenmitir herhalde. Bir araya toplanp, gvenli
bir mesafeden izlemi olmallar. Onca et! Paylarna zerresi dmeye
cek! Neden etraftaki hayvanlarn artklaryla yetinsinler ki?
Gnn birinde belki daha yakna geldiler. Atalarmz ve leiller
birbirlerine, trler arasndaki o olaan pheyle bakmtr. Kuyruu
olanlar, kuyruklann aklatmtr. lk-insanlar prdikkat kesilip, hay
vanlann hareketlerinde olas bir saldn belirtisi yakalamaya alm
tr. Kar tarafta saldn belirtisi grmedikleri zaman, genlerden iki
tanesi aniden ileri atlm, bir an l hayvann tepesine trmanm ve
ayn hzla yoldalannn yanna dnmtr; bylece diilere cretli bir
gsteri yapmlardr. Fakat elinde sivri yonga tayanlardan biri, geri
ekilirken bir an iin eilmi , ayaklannn altndaki hayvan postuna
gl bir darbe indirmise, delginin posta girip ktn grmtr.
Tabii ki bu yalnzca bir kurmaca. Bunun gibi bir olay gerekt e n
oldu m u y a da olmusa bile, alkanlk duygusu n e zaman cesare t e
dnp ilk mega-lele-beslenme giriimine yol amtr bilemeyiz.
Eer iler bu ekilde gelimise, bu giriimin sonucu , t c k rn rl u n n ; s
n s a l ayn c n k kadar bna r l o l m u t u r hcr h : l d c ; s t r: t <.i i b i r k e z y T l i

/ 11 1 11 k / '1 1 1/1 1 1 1 1 1 1

1 f : 1

yerine oturduktan sonra her eyin deimesi gerekmitir.


nk bu yeni strateji, bir deiim alayan dourmutur.
O deiiklikler, corafi ayrln getirdii deiikliklerden pekfila
daha hzl gereklemi olabilir. Hayvanlarn kendi maksatl eylemle
rinin itici g olduu deiikliklerin, genetik srklenmenin, 12 hatta
deiime uram seilim basklarnn yol at deiikliklerden hzl
gerekletiini varsaymak gayet makul. Tam da bariz bir evrimsel
duraanln ardndan ortaya kan bu gibi hzl deiiklik dizileri,
kesintili denge kuramn douran olgulardr.
DENGELER NEDEN KESNTL
Onlarca yl boyunca bu kuram hep ihtilaflyd. Artk, baka bulgu
larn yan sra ni inas kuram, aklayc bir mekanizma ortaya
koyarak bu meseleyi batan aydnlatyor.
Kim ne derse desin , fosil kaytlarnda ou trn aniden belirme
si ve bundan sonra soylan tkenene kadar pek deimemesi hayatn
gereklerinden biridir. Bu gerekten yola kan Stephen Jay Gould
ve Niles Eldredge, 1 972 ylnda kesintili denge kuramn meydana ge
tirdiler; evrimin, uzun duraan dnemlerle blnen ani sramalarla
ilerlediini sylemilerdi. Herkes yle dedii iin bu gre ben de
kuram diyorum, fakat buna kuram denecekse de, en alt seviyeden
bir kuramdr, yani belli birtakm gerekleri zetlemekten ibaret olan
betimleyici bir genellemedir ancak. Gerek kuramlar, betimledikleri
durumu en azndan aklamaya alr. Fakat kesintili denge kura
mnn lehinde ve aleyhinde koparlan yaygarann tm, bu olayn
gerekten olup olmad hakkndadr. Sanki kimse, Gould 'un ya da
Eldredge'in ya da baka birinin, bu durumun sebebi hakknda bir
nermede bulunmadnn farknda deil.
Aslnda, kesintili denge kuramna seenek olarak Richard
Dawkins 'in ileri srd gr de aklayc bir mekanizmaya sahip
deil. Dawkins , "deiken hzclk" diye bir grn yanls olduunu
sylemiti. 11 Evrim zaman zaman ok hzl, zaman zaman daha yava
ilerlemi; bazen de yle yava ilerlermi ki durduunu dnebilir
ama sonra o dogmay hatrlarmz: tpk Monty Python'daki Norveli
papaan gibi, evrimin ileyii durmamtr, sadece ekerleme yap-

12 Genetik siiklenme (genetic dri.ft) : Doal seilimden ok, rastlantsal et


kenler sonucu bir toplumda ortaya kan genetik deiiklikler -ev. notu.

13 Dawkins 1 987, s. 247.

1 64 Ademin Dili

maktadr. Evrim asla durmaz!


Buradaki sorun, Dawkins'in, evrim hznn zaman zaman neden
deikenlik gsterdiini aklayacak bir ey ileri srmemesidir. Bir
takm etkileri aklamak zere yola kan ve iinin hakkn veren her
kuramn , bu etkilere yol aacak bir mekanizma da nermesi bekle
nir. rnein, Alfred Wegener'in kta kaymas kuram, 14 bir mekaniz
ma sunmad halde son derece mantkldr, fakat o alanda alan
herkes tarafndan reddedilmitir. (Wegener'in j eolog deil meteoro
log olmasnn olumsuz etkileri diyebiliriz.) Kuram sama sapan! Hi
kaym bir kta biliyor musunuz? Yerde ya da gkte hangi g ktalar
kaydrabilir?
Wegener'in sorunu, ktalarn kayma sebebini aklayan bir me
kanizma ortaya koymamasyd, tpk evrimin neden hzl deiim
ile duraanlk arasnda gidip geldiini aklayan bir mekanizmay
Gould'un anlatmay gibi. Sonrasnda levha tektonii kefedildi ve
herkes, ktalarn kaymadan edemediini birdenbire grm oldu.
Levha tektonii kuram, kta kaymasn nasl akladysa, ni
inas da normalde aklanamayan dur-kalk-dur tarz evrimi ak
lar. Kendi yolunda tasasz ilerleyen tr, eski niinde mutlu bir dzen
kurmutur. Sonra evre artlarnda deiiklik meydana gelir; hayat
ta kalmak iin yeni bir ni ina edilmelidir hem de gerekten abuk
bir ekilde. Fakat bu ni ina edildikten sonra, yeni ni, yeni trn
zerine kalp gibi oturduunda, ne yaparsnz? Tr geniletip kal
bn dikilerini mi patlatrsnz? Ni dayand mddete olduunuz
gibi kalrsnz.
Ni inas kuram ayn zamanda, insanlar ile kuyruksuz may
munlarn son ortak atasndan bu yana neden bizim soyumuzda bu
kadar ok trleme gereklemiken, kuyruksuz maymun soyunda o
kadar az trlemenin vuku bulduunu da aklar. Kuyruksuz may
mun soyu deiim geirmeyen bir evrede kald ve zaten kendisinin
olan nite mutlu mesut yaad. Bizim dalmz ise yeni niler ina
etmeye nce mecbur kald, sonra da bu ardk inalar sayesinde
kabiliyetleri artnca kendi seimiyle niler ina etti. Bu kadar hzl
ve bu kadar ok deimesinin sebebi budur (ni inas kuramndan
nce bunu da kimse aklayamyordu ) . Ardk ni inalar, trleme
srecini tetikleyecek corafi bir yaltlmlk olmakszn olduumuz
yerde evrimleebileceimiz anlamna geliyordu. Art arda gelen trlc
melerimizin itici gc ve bizi biz yapan ey, ni inas srecidir.
1 1

W!'gc w r 1 C J 2'1 .

/ l l k l 'r/1111111

1 1 :

Fakat bu inaat ilerinin arasnda uzun isizlik dnemleri vard.


Atalarmzn ayn emektar el baltasn milyon yl kullanmasnn sebe
bi budur.
OPTMAL YYECEK ARAMA STRATEJS
Kemik knclan hayvan postu kesicilerine dntren o trlemeye
biraz daha yakndan bakalm.
Sorun u ki ni inasyla gerekleen trlemeleri tetikleyen dav
ranlardaki deiikliklerdir, gelin grn ki davranlar fosillemez.
Kemiklerden, aletlerden ve iklim, arazi, bitki rts vesaire gibi ya
am ortam hakknda bildiklerimizden davranlar hakknda karm
yapmaktan baka aremiz yok.
Yaam ortam, yiyecek arama davranlarn tre zorla kabul et
tirmitir. Birbirlerini zt istikametlere ekitiren iki kstlama dayat
mtr.
Bir yanda, yrtclarn saldrsna urama tehlikesi, yiyecek ara
ma grubunun korunabilmek iin boyuta bymesini gerektirir. Bu
etkiyi baka kara primatlarnda da gryoruz, rnein eitli babun
trleri her yere byk gruplar halinde seyahat eder ve geceyi geir
mek iin daha da byk gruplar oluturup bir yere tnerler. Grup
ne kadar kkse, yrtclarn saldrma tehlikesi o lde artar. Tek
bana ya da iftler halinde yiyecek aramak, kk gruplarla yiyecek
aramaktan bile daha feci olacaktr.
te yandan, besin kaynaklannn geni bir alana dank bir ekil
de yaylmas ve nerede bulunacann ngrlememesi, byk grup
lar halinde yiyecek aramay, atalarmz iin en verimsiz usul haline
getirmitir. Doru, onlar da babunlar gibi hepildi, fakat atalanmz ot
sindiremiyordu, oysa babunlar sindirebilir. Yani babunlar nispeten
kk bir alanda yeterli besini ounlukla bulur; insan atalar ise
bulamazd . Diyelim ki en bata byk gruplar halinde yiyecek ara
may denediler, fakat gn iinde bakabildikleri en byk alanda bile
etenin ancak bir ksmn doyurabilecek kadar besin bulmulardr. O
vakit kk gruplara aynmak zorunda kalmlardr.
Grup boyutunu artrma basks (yrtclar) ile boyutu drme
basks (besin kaynaklannn ktl) arasnda bir denge salanmalyd.
Bu denge, alt kademeden leiller ile st kademeden leiller iin
farkl olacakt. Elimizde somut bulgular yok ama bakalm mantk y
rterek, hangi yiyecek arama stratejilerinin en iyisi olduunu nereye
kadar belirleyebileceiz.

1 h6 Ademin Dili

ki tn yiyecek arama menzillerine bakalm. Daha dorusu,


gn iinde kat edebildikleri menzili deerlendirelim, nk bir grup
hayatta kalacak kadar besin bulacaksa, bir yl iinde kat ettii yzl
m ile tek gn iinde dolamas gereken arazi arasnda bir balan
t olmas art deildir.
imdi de kemiklerin ve yeni lm iri hayvanlarn (megafauna
nn) nispi dalmn gz nne alalm. Kemikler bozulmadan son
suza kadar durur; kemik ilii kartan baka bir tr yoksa, aylardr
ya da yllardr bekleyen kemiklerden yararlanlabilir. Bunun aksine
megafauna lelerinin eti en fazla birka gn dayanr. O halde her
hangi bir gnde, herhangi bir blgede, kemik says megafauna lei
saysn aacaktr.
Beslenme havzas leilliini mmkn klan unsur bu. Bu tr
leillik iin kk bir yzlm, dolaysyla kk bir gnlk men
zil yeterli. Eer hayvanlar kk bir gnlk menzilde doyabiliyorsa,
grup boyutunu artrmay gze alabilirler ve dolaysyla, yrtclara
kar gvenliklerini azamiye kartm olurlar. Otla beslenen babun
lar bu rotay izlemitir; kemik kran insanslarn ayn yola girdiini
varsaymak makul olabilirdi. Fakat, st kademe leillik iin ok daha
geni bir gnlk menzil gerekir; bunun da iki sebebi var. Birincisi, iri
hayvan lei bulmak isteyen insanslar daha geni bir alan taramal
dr. kincisi, hayvan lei bulamadklarnda (muhtemelen ounlukla
bulamamlardr) , yaamak iin hepillie dnmeleri gerekir ve hep
iller iin bile savann salad besin kaynaklar hi de bol deildir.
Dolaysyla, byk bir grubun birlikte yiyecek aramas hi man
tkl olmazd . ou gn, herkese yetecek kadar besin bulamazlard.
Tek strateji, kk gruplara ayrlmakt. rnein, krk kiiyle yiyecek
arayan bir ete, karanlk bastnda daha iyi korunmak iin teki e
telerle bir araya geliyor diyelim . Eer bu ete, mesela sekiz bireyden
oluan gruplara blnrse, ayn zaman diliminde be kat bir alan
tarayabilirler.
Atalarmzn bu ekilde yiyecek aradna ynelik somut bulgu
yok; stelik, elimizde somut bulgu nasl olabilirdi, hatta somut bul
guyu ne tekil edebilirdi, anlamas zor. Fakat olaslklarn dengesi,
betimlediim trde bir stratejiyi gl bir ekilde ne karyor. N i
hayetinde bu, primat trleri arasnda yaygn olan birleme-blnme
usul yiyecek arama stratejisinin bir versiyonudur. Aynca, sahneyi
benzersiz bir uyarlanm iin hazrlar; bu uyarlanm, kolaylkla i m ; l
ettikleri aletlerin atalarmz, bakalarnn artklarn toplaya n n i"
tev az c a n l l a rd a n en va h i hayva n l a rla fa a l rck; lwt cd l ' < '< n l l; ra

1 11 1 1 / l l f\ 1 H l fl l fl H I

1 ' J 1

d n t re b i lecei n i kefetmelerinden sonra kendilerini iinde bul


duklar koullarda doal olarak ortaya kar.

YYECEK ARAMA MODALARI


Tarihncesi dneme dair kuramlarn tarihesinin, kltrel moda
akmlaryla nasl renklendirildiini grmek gln. Hala erkeklerin
baskn olduu yetmili yllarda, avc adam gr hakimdi. Bir mil
yon yl ncesinden ok daha yakn bir tarihe dek byk av hayvanla
rn avlayacak silahlarmzn olmad gerei zenle gz ard edilmi
ti. Sonra feminizmle birlikte toplayc kadn gr geldi ; 1 'i buna gre
besinin byk ksmn meyveler, taneli meyveler, yenebilir sebzeler
ve benzerleri halinde kadnlar salyordu . Pleistosen dnemi savann
da bu yiyeceklerden sizi hayatta tutacak kadar bulamayacak olmanz
gerei, yine zenle grmezden gelinmiti. Kimse, kltrel temaylle
re uygun bir kuramn yoluna gereklerin kmasna izin vermiyordu .
Bu esnada avc adamn rtbesi leil adama drlmt. 1 6
Buna pek ok erkek zld. Tarihncesinin o kahramanlar iin ne
d krkl ama! Hem di yaps hem de ikembenin boyutuyla ilgili
savlar, iki milyon yl ncesinden itibaren insanslarn beslenmesinde
etin nemli pay sahibi olduunu gsterdiinde, maa bir geri tepmey
le avc adam grnn tekrar ykselmesi hi artc deil.
Paleontologlar iin gya uygun seenekler, Southern California
niversitesi'nde antropoloji blm bakan olan Craig Stanford tara
fndan kat bir ekilde ortaya konmutur: "lk insan eteleri iri ve teh
likeli av hayvanlarna cesaretle saldrp onlar alt m ediyordu, yoksa,
bir para et ve ya toplamak iin tedirgin bir ruh haliyle, srne
srne, zerinde hemen hi et kalmam ryen hayvan lelerinin
tepesine mi kyordu?" 1 7
Aslnda, ikisi d e deil. O eteler, "saldrgan leillik" ya d a "g
leillii" yapyordu ; Stanford'un bihaber grnd nc bir se
enek. te ironi burada devreye giriyor. Bu n-insanlarn kalkt
etkinlik, byk av hayvanlarn avlamaktan (geri bu da cesaret ister)
ok daha tehlikeliydi ve ok daha maomsu bir atlganlk gerekti
riyordu . Doru, avlanmak da onlar ana yrtclarla rekabete sokar,
fakat normalde yrtclarla dorudan arpmalarn gerektirmez. G

15 Dahlberg 1 975.
16 Lee ve DeVore 1 968, Stanford 1 999 .
1 7 Stanford 1 999, s. 1 06 .

1 68 Ademin Dili

leillii ise yrtclarla arpmay getirir.


Nihai ironi olarak, byk ihtimalle kadnlar da bu mao ie ka
tlmtr.
Geen blmn sonunda, kesin bilgilerimizin snrn geip
karm yapmann gerekeceinden bahsetmitim, ite o ksma geldik.
Bundan kanabilirdim; ilerin nasl olup bittiine dair alelade bir
zet verebilir, akademik tevazunun gerektirdii btn o "belki"leri,
"muhtemelen"leri ve "olabilir"leri kullanabilirdim. Bunun yerine o
anlar yaamanz istiyorum; istiyorum ki evrimimizin bu en kritik
kavanda insanln ncleriyle kendinizi birlikte hayal edebilin,
mmkn mertebe onlarla ayn deneyimleri yaayn.
BYL AN YAKLAIYOR
Dnn, siz ve ben, sekiz kiilik minik bir grubun yeleriyiz; dikenli
bir aacn gvdesinden uzanan clz glgede soluklanyoruz. Tavan
kadar var yok bir yaratk, birka kertenkele ve zerine hrgr ettiimiz
bir avu eci bc incir dnda gnlerdir boazmzdan tek lokma
gemedi. le vakti oldu oluyor. Yerde oturuyoruz; rzgar, sarms
otlar yle bir yalyor, otlarn dalgalann izliyoruz, bembeyaz gk
yznde hareketsiz sirs bulutlan gnein nne bir trl gemiyor;
yiyecee dair bir iaret bekliyoruz.
Birdenbire iimizden biri nara atyor, ayaa kalkp teyi iaret
ediyor. ok uzakta deil, bat ynnde daire izen bir akbaba gr
yoruz; ardndan bir tane, bir tane daha. Heyecanla anlalmaz sesler
karyoruz, sadece gkyzne deil birbirimize de iaret ediyor, el
kol hareketleri yapyoruz. Sonra harekete geiyoruz.
Bir buuk kilometre tede bir tepe var. Alak olmasna alak bir
tepe ama akbabalarn grdn bizim de grmemizi salayacak ka
dar yksek yine de. Acele etmeksizin trs bir kouyla oraya gidiyoruz.
Gne yzmze vuruyor, susatyor bizi, fakat bu olaan . Gerekirse
btn gn, ok sratli olmasa da kilometreleri yiyip bitiren bu sabit
hzla koabiliriz. Belki on, on be dakika (Dakika m? Dakikann ne
olduunu kim biliyor ki?) iinde tepenin zirvesine varyor, yere uza
nyor, srnerek ilerliyoruz. Otlar aralayp aaya bakyoruz; te
orada . . .
Orada, yer yer bataklk olan zeminde devasa bir deinothcriun ,
yani tarihncesi bir filin lei yatyor. Postu hala salam, ama ba!:?ka
leiller oktan gelmi; aslana, kaplana benzeyen b u yarat k l a r p;C
nmzn aslanlarndan , k a p l a n l a r n d a n i r i . 11 y i" k ii s rt b l ; rd ;

J IU l/Ul-. / 't 1 f11Ut11I

l f )' I

olu an bir sr, manzarann kysnda sinsice dolanyor. Kendilerini


rzgara brakan akbabalar dairelerini sklatryor. Bir iki tanesi yere
konuyor ama kldi kendilerine doru hamle yapnca hzla hava
lanyorlar. Bir tanesi hemen yanmza konuyor, duru ve tuhaf bir
masumiyet tayan mavi gzlerini zerimize dikiyor.
Birbirimize bakyoruz. Ayrlp koalm. Ayn ynlere gidelim. Kim
se ne yne gideceini sylemiyor. Bir yola sapan olursa, teki baka
yoldan gidiyor. Mevcut koulda bu kadar az kiiyle yapacak bir eyi
miz yok. Kalabala gerek var, toplayabileceimiz herkes gelmeli, hem
de hemen imdi.
LSAN NCES DNEMDE PRMATLARA NASIL YAPTIRIRSIN?
Lisann evrimi hakknda konuma yaptmda, en bata dinleyiciler
den salonu yz, iki yz insann deil, baka bir primat trne men
sup ayn sayda bireyin doldurduunu hayal etmelerini isterim. "Acil
bir iiniz kmad ya da dediim bir eye fkelenmediiniz takdirde,
nmzdeki elli dakika kprdamadan ve t karmadan, ben konu
mam bitirene kadar burada oturacaksnz," derim . "Ayn sayda kuy
ruksuz maymunun burada ayn ekilde, hadi elli dakikay getim, elli
saniye hareketsiz durma ansnn ne kadar olduunu dnyorsu
nuz?" Yant, elbette sfr.
Pek ok zelliinin yan sra, lisan, toplumsal denetim iin e
siz bir aygttr. Bir zorlama sz konusu deil; kalkp gitseniz ya da
konusanz sizi tutuklatamam, geri sahneye bir eyler frlatmaya
balarsanz gvenlik gleri gelebilir. Kltrel normlar ve beklentiler
tm bunlarn icabna bakar. Fakat lisan olmasayd, bu beklentiler ve
normlar da var olamazd .
Adam toplamak iin koturup duran atalarmzn karlat
en byk sorun, dolaysyla, bu adamlarn yekvcut olarak hareket
etmesiydi. Kendi etelerini oluturan baka altgruplarn yelerini
(muhtemelen baka etelere mensup komu gruplarn yelerini de) ,
ne ile megullerse onu brakmaya ve gremedikleri, duyamadklar,
koklayamadklar gizemli bir hedefin ardndan gitmeye ikna etmek
zorundaydlar. Neden ilerini brakp onlarn peine taklsnlar ki?
Bugnk yaam tarz hari, tm yaam tarzlarnda enerji ncelik
lidir. Hayvann dndaki bir enerji kaynayla alan makinelerden
faydalanlmad takdirde, ister kalori, ister iftlemek isterse de
grup iinde kdem kazanmak balamnda ivedi getirisi olmayan bir
ie enerji harcamak, tamamen savurganlktr ve olaslkla intihardr.

1 70

Ademin Dili

Ayrca, beyinleri atalarmznkinden kk olan primatlar, birbirini


aldatmaya muktedirlerdi ve bunu yapmaya heveslilerdi. Diyelim ki
bir grup , yaban arlaryla dolu bir yuva kefetti ve mmkn mertebe
sokulmadan bala ulamann yolunu bulmaya alyor. Birdenbire
koarak onlara doru geliyorsunuz, anlamsz sesler karyor, bir
yne iaret ediyor, lgnca sallanyorsunuz. Sizinle gelmelerini isti
yorsunuz. Ne iin? Neden sizinle gelsinler ki?
Onlar sizinle gelmeye ikna etmenin tek yolu, ne bulduunuzu
sylemek olacaktr; gnlerce hatta haftalarca yetecek, hayli besleyici
bir besin kayna bulduunuzu sylemelisiniz. Fakat lisannz yok.
Ne yapabilirsiniz?
Kendi bana tketemeyecei ya da tayamayaca kadar b
yk bir trtl ls bulan karncayla tamamen ayn durumdasnz.
Aslnda durumunuz daha kt, nk karncalar sosyaldir, oysa
siz deilsiniz. 1 8 Karncalarn hepsi karde, fakat herhangi bir pri
mat karde iftinden daha fazla ortak gene sahipler. Bunun tesinde,
beyinleri, kendi akllarna sahip olamayacaklar kadar kk. Yine
de neyin peinde olduklarn ve geri dnmeden nce ondan numune
almalar gerektiini bilirler.
Bu durumda ise leten numune alamazsnz, nk eliniz kolu
nuz bal; toplamaya altnz yardm olmakszn hayvan lsnn
yanna yaklaamazsnz. lye kadar uzanan bir koku izi brakamaz
snz, nk ok daha uzak atalarmz, aalara ktktan sonra koku
okuma ve depolama yetilerini kaybetmilerdir; idrar kokularn bile
yorumlayamazlar.
Tet yapabileceiniz, l hayvann ait olduu tr taklit etmektir;
kard sesi, hareket etme eklini ya da anatomisinin gze arpan
bir zelliini taklit edebilirsiniz.
Fakat bu, yansmal bir iletiim, oysa lisan simgeseldir.
Oysa gnmzde gklere kardmz o sofistike lisan melekesi
bile, tek seenek bu olduu zaman yansma zelliini kullanmaktan
saknmaz. Surinam'da Saramakka1 kaak kleler ar kularn gr
dklerinde ne yapmlard? 1 9 Gney Amerika'nn tropik yamur or
manlarnda karlatklar hayvanlarn ounun bir benzerini mem
leketleri Afrika'dan biliyorlard, dolaysyla yeni grdkleri hayvanla
ra Afrika isimleri verebiliyorlard. Fakat Eski Dnya'da ar kuu m
benzeri bir hayvan yoktu ve efendilerinin bu kua ne isim verd i i n i
1 8 Wilson 1 97 1 .
1" Pric!' 1 C)7f.

daha renemeden kamlard. Dolaysyla, Saramakka dilinde "ar


kuu" iin kullanlan kelime vumvum'dur; bir iek nnde havada
asl dururken an kuu kanatlarnn kard sesin genelletirilmi
halidir bu ve yansma zelliiyle ilgili tipik bir rnektir.
ocuklar lisan rensin diye onlara "havhav" ve "kuzu-me" gibi
kelimelerle yardmc olurken de yansmay hor grmyoruz.
Hangi sinyal cinsinin kullanldndan ok daha nemlisi, saatler
nce kilometrelerce uzakta grdnz bir hayvan leini anlatmak
iin herhangi bir sinyal kullanmann, zarkanatllar dnda ilk ak
yerdeiim vakas olmasdr. Lisann evrimi hakknda yazan kimile
ri, keyfilik meselesine gereinden fazla arlk veriyor; yani bugnn
lisanlarnda kelimelerin, atfta bulunduklar eylere benzemediini
ya da telaffuzlarnn ona kout bir ses karmadn vurguluyorlar.
Fakat ayns pek ok HS sinyali iin de geerli; rnein uyan ar
larnn byk ounluu byledir. te yandan, arlar ve karncalar
dnda hibir HS sinyalinin yerdeiim zellii yoktur.
O halde lisana kaplar aan gerek bulu keyfilik deil, yerdei
im olmaldr. Yerdeiime ulaan her trl ey i grecektir. Aynca
yansmal iaretler de ie yarar, nk bilhassa bu balamda, yani
el sallayp, barp , "u tarafta!" diye parmamzla iaret ederek
karacamz fil sesi ya da hipopotam sesi ya da artk neyin sesiyse,
ancak tek anlama gelebilirdi: ri hayvan lei, ksa bir yryle ele
geirilebilecek besin.
TRLER YAPMASI GEREKEN YAPAR
O halde, savana dnelim; bulabildiimiz herkesi topluyoruz.
Diileri de alyor muyuz? phesiz. Neden olmasn?
Neden olmasn diye sormann ana sebebi, gemii bugnden yola
karak deerlendirirken yaplan bir hatadr. ada dnyada hayat
ta kalm bir avu avc-toplayc toplumda erkekler avlanr, kadnlar
toplar. 20 empanzeler arasnda diiler ara sra avlanr avlanmasna
ama genelde bu erkeklerin iidir. Dolaysyla, gemiimizi tekrar ina
etmenin kolay yolu, empanzelerden insanlara dz bir izgi ekip
atalarmzn kr krne bu yolu takip ettiini varsaymaktr. Eer
diiler bata biraz avlanyorduysa ve artk hi avlanmyorlarsa, ara
dan geen onca binylda diilerin avlanmas yava yava kademeli bir
ekilde azalm olmal .

20

Panter-Brick ve dierleri 200 1 , Barnard 2004.

1 72 Ademin Dili

Elbette bu gr , evrimle ilgili temel merdiven modelinin bir y


zdr; bu model ne kadar kmsense ve yadsnsa da, bunu aka
hor gren pek ok kiinin dnce dnyasnda bile yeralt yaam
n srdrmektedir. Buna gre, her ey, bir eylerin ncldr, hi
olmad bizim nclmzdr; her ey bir zirveye doru yol alr ve o
zirve biziz.
Fakat aslnda, yaayan organizmalarn yaptklarn, iinde bu
lunduklar koullar belirler, yoksa bir Tasarmc falan onlar iin ta
sarlyor ya da gizemli bir uzun soluklu evrim temayl onlara ne
yapacaklarn sylyor deildir. sko halk dans yapanlarn bildii
bir deyi, sradaki figrden emin deilseniz, "mzik size ne yapaca
nz syler," der. Elbette byle bir ey yok. Fakat evrimde ni size ne
yapmanz gerektiini syler ve bu hakikattir, bunu yaparsnz, nk
genleriniz sandnzdan esnektir ve kendilerini eitli yollarla da
vurabilirler.
Her halkarda, avclktan bahsetmiyoruz. st kademe leil
likten, g leilliinden, yani kuyruksuz maymunlarn elinden pek
gelmeyen her trl leillikten bahsediyoruz; bunlarn, atalarmz
ayarnda leillik yapmad kesin. G leillii, kendine uygun
stratejiler gerektirir: Bu vakada kalabala ihtiya var. Diileri bu ie
dahil etmemek, en azndan hamile olmayanlar ya da kk ocukla
ra ve bebeklere bakmayan diileri devre d brakmak, iki elimizden
birini balamak gibidir.
Hayal edelim; imdi grubumuzdaki krk kiiyi uyardk, onlar da
komu gruplardan birka dzine insan harekete geirdi . Artk lein
bana dnyoruz, yaklak yz kii o mevkide toplanyoruz. Gider
ken yongalarmz , el baltalarmz alyoruz.
Muazzam sayda el baltas kefedilmi olmas uzun sre paleon
tologlarn kafasn kartrmtr. 2 1 Ne iin kullanlm olursa olsun
lar, ihtiya fazlas gibi duruyorlard.
Neden bu kadar ok el baltas vard? Neden araziye dalmlar
d ve neden pek ounda kullanldklarna dair iaret yoktu? Genel
anlaya gre, ounlukla et kesmek iin kullanlan aletlerdi bunlar.
Bazlar, avlanma srasnda silah diye frlatldklarna inanr. 22 Kimi
leri, diileri imalatlarnn becerileriyle etkilemeye yarayan bir nevi
cinsel gsteri malzemesi olduunu dnr.2J Elbette bunlarn hepsi
2

1 Isaac 1 977. Schick 200 1 .


.>.> O 'Brien 1 98 1 , C a l v i n 1 99 J .
'1 K o h

M i t l < ' 1 CJCJC J . M i l l < ' r 2000 .

/ '111/1 1 11111 1 '/ . I

saylar bu kadar ok, neden bu kadar az kul


bu kadar ok yerde rastlyoruz?
Diyelim ki bunlarn ana kullanm alanlarndan biri, hayvan le
inden rakipleri uzak tutmakt .
Bir sonraki hayvan leini nerede bulacanz bilemezsiniz, dola
ysyla aletleri araziye datr ve stratejik neme sahip mevkilere yar
snz. Bo vaktiniz olduu zaman daha fazlasn imal edip yere atar
snz ya da ihtiya duyabileceiniz yerlere yannzda tarsnz. Sonra
an geldiinde, yaklak yann dzinesini alr, drt be tanesini sol
elinizle kolunuzun arasna sktrp tarsnz, bir tanesi de sa eliniz
de kullanma hazr durur. Sizin gibi elli kii bunu yapsa, frlatmaya
hazr neredeyse yz el baltas eder; William Calvin'in belirttii gibi,
bu cisimler aerodinamik bakmdan ilevseldir. Calvin bunlarn esa
sen avlanmak iin kullanldn dnyordu, muhtemelen zaman
zaman kullanlmlardr da, fakat ayn zamanda, rakip leillere ciddi
zarar verecek kadar keskin ve arlard .
Rakip leillerle bouanlar erkekler. Kadnlar i s e ellerine birer
el baltas ve akmak tandan bir iki keskin yonga alr. Kasaplk iini
onlar yapacak.
Ne? Kadn kasaplar m? Fakat bu erkek ii!
art deil. in mantna bakalm. Erkekler harcanabilir; herhangi
bir erkek kadnlan hamile brakabilir. Kadnlar rahim tar, yani ge
lecek onlardadr. Eer erkek lrse, genleri kadnda ve ocuklarnda
yaamaya devam eder. O halde kadn kasaplk yaparken erkek hayvan
lar pskrtecek. Evrimsel adan mantkl olan tek seenek bu.
Hayvan leinin yatt yer imdi gr alanmza giriyor. Fazla bir
ey deimemi, belki rekabet eskisine gre daha da kzm . kindi
oldu . Ya karanlk basana kadar iimizi bitiririz ya da lrz.
Gsteri balasn.
Biz erkekler ne kp, derme atma bir yann daire oluturu
yoruz. Kadnlar dairenin iine giriyor. Erkekler kadnlardan fazla,
nk ocuk bakmak zorunda olan kimi kadnlar snaklarmzdan
birinde kald. Hayvan leinin yaknlarndaki yrtclar huysuzlanyor,
hrlamaya balyorlar. Daha nce hi kimsenin kalkmad iler ya
pan bu yeni tre alm deiller. Bizimle nasl baa kacaklarndan
emin deiller. Hep birlikte l basyoruz. Sonra elimizdeki el balta
larn frlatmaya balyoruz.
Talar iri hayvanlar ldrecek kadar byk deil, fakat koldan
ve omuzdan tam g alarak frlatld zaman iri bir etilin gzn
karacak ya da bacan kracak kadar byk. Yar kr ya da knk
o l a b i l i rd i . Fa k a t neden
l a n l m lar ve n e d e n

1 74 Ademin Dili

bacakl bir etil uzun sre yaayamaz. Byle bir yara iyilese bile,
hayvan yeniden avlanmaya balayana kadar aradan haftalar geer.
ltihap kapma ihtimali de yksek. Etillerin kafasnn zerinde d
nce balonlar yok elbette, fakat ilerinde bilind bir kar-zarar
tahlili yaplyor. Hrlayarak geri ekiliyorlar. Fakat ta isabet eden bir
tanesi fkeden kuduruyor ve zerimize atlyor.
Aramzdan iki kiinin icabna bakyor. Kldi , bir tanesini boy
nundan yakalyor. Onu yle bir eviriyor ve arka ayaklarnn pen
esiyle barsaklarn deiyor. Hayvann zerine doru gidiyoruz, git
gide daha ksa mesafeden ta atyoruz. Elindeki ta frlatan hemen
geri sryor. Kldi sendeliyor, arka bacaklar krld iin kendini
srkleye srkleye geri ekiliyor. imdi hepimiz lein bana topla
nyoruz; kadnlar lein tepesine trmanyor, deiyorlar. Kesiklerden
kan ve lenf szyor, etraftaki hayvanlar kokuyla lgna dnyor. lk
saldrlarnda kii daha yere dyor, onlardan kaacak kadar
hzl deillerdi. En azndan bir tanesi bir daha ayaa kalkmayacak,
fakat imdi yrtclarn da bir ksm topallyor ve kanayan yaralan
var. Saldrdmz ilk kldi durdu ve yere kt. Dndmz
den daha ciddi yaralamz. Gz ap kapayana kadar teki yrtclar
yaral kldiin zerine ullanyor, hayal krklklarn ve alklarn
defediyor, hayvan parampara ediyorlar.
Artk onlar pskrtebiliyoruz. Ne zaman zerimize doru gelse
ler, lk atyor, ta frlatyoruz. Kadnlarn eli hzl alyor, etin en
iyi ksmlarn seiyorlar, iri paralar kesip ayryorlar, gerektiinde
kemikleri krp geiyorlar, kestikleri et paralarn altlarndaki topra
a yyorlar.24 Etler alp gitmeye hazr.
in pf noktas fazla hrsl olmamak; arkamzda yeterince et b
rakmalyz ki yrtclar peimize dmesin.
Belirli bir nizam falan yok, pek rgtlenmi de deiliz; nizam iin
lisan beklemek gerekecek. Kadnlardan biri kucana byk bir et
paras alyor ve kouyor. tekiler de ardndan gidiyor. Biz erkekler
geri ekilmeye balyoruz. Yrtclar glerini toplam . Bazlar ard
mzdan geliyor. Kayoruz, ta atyoruz, arkamz dnp kayoruz,
tekrar ta atyoruz. Talarmz bitti bitiyor. teki yrtclar lein zeri
ne trmanyor, atmz yarklara yumulup akam yemeklerini ka
ryorlar. Bizi izleyenler yavalyor, kar-zarar tahlilleri hala alyor.
nlerinde, elde etmek iin savamalar gereken, hatta savasalar bile
belki ele geiremeyecekleri et var; artlarnda, kendilerinden ka<:,: rn
... , 11 u n n

ve

K roll 1 '>8<>.

/ lt l //llh / 't f f t t l / U

J '/ )

y:ca k , fakat acele etmezlerse ksa sre ierisinde tkenecek e t var.

Dnmeye gerek yok. Bir buuk kilometre kotuktan sonra artk


peimizden gelen kalmyor.
Hepimize yetecek kadar yiyecek var, en azndan birka gn bizi
doyurur.
stelik tm bunlar asgari dzeyde lisanla elde ettik!
NEDEN LSAN BU EKLDE DOGMALIYDI?
Yukarda betimlediim senaryo , zgn bir senaryo deil (bir ihtimal,
anlatma eklim hari). Saysz paleontolog bunun baz ynlerini an
latm, hatta adam toplama ihtiyacndan bile bahsetmitir. rnein,
Utah niversitesi antropoloji blm bakan James O 'Connell ve a
lma arkadalar, adam toplamayla ilgili ho bir senaryo yazmlar
dr; bu makalelerinde, atalarmzn beslenmesinde etin ancak kk
bir yer kaplad konusunda srarcydlar (optimal yiyecek arama ku
ramna ramen, barsaklardan ve dilerden gelen bulgulara ramen,
savan yaylmnn zirveye kt safhada geleneksel primat besinleri
nin ok kt olduu gereine ramen) . Baka bir deyile, o zamanlar
bol bol et yendiini syleyen grn muhalifleri bile bu koulun
mantn kabul etmek zorundayd:
"Kimse [megafauna lelerinin] paralarn, belirlenmi 'merkezi
mevkilere' tamazd. . . ; tpk gnmzn avclar gibi, bireyler ya da
gruplar, rastladklar veya elde ettikleri her trl hayvan leine te
kilerin dikkatini ekmi olabilir. . . Eer hayvan leine henz el koyan
olmamsa, oraya srklenmi kalabalk el koyabilirdi ve yakn bir
mevkide eti tketebilirlerdi, tpk gnmz avclarnn zaman zaman
yapt gibi" (vurgular bana ait) . 25
O 'Connell, lisann evrimiyle ilgilenmiyordu; yiyecek arama dav
ranlar ve beslenme zerinde fikir yrtyordu, dolaysyla, lisann
ekillenmesindeki kilit unsurlar kavramas zordu .
Fakat imdi ele almamz gereken soru u: Acaba ileri srdm
senaryo , ilk blmde sraladm tm koullan karlyor mu? n
k , lisann evrimiyle ilgili yetkin kuramlarn bu koullan karlamas
gerekir. Her koula srayla gz atalm .

Gl bir seilim basks olmalyd.

Bu koul, her eyi, yaamn srp srmeyeceini belirleyen iki


25 O 'Connell ve di. 1 999 , s. 478. Aynca baknz: O 'Connell ve di. 1 988.

1 76 Ademin Dili

seilim basksna indirgiyor: cinsellik ve beslenme. Buradaki bask


beslenmeyle ilgili ve savanda yiyecek arayan bir canl olarak varl
tehlike altnda olan bir tr zerinde etki ediyor. Eer atalarmz st
kademe leillie gememi olsayd, evrim alsnda bizim dalmzda
yer alan nceki trlerle ve adalar olan trlerle muhtemelen ayn
kaderi paylarlard, yani kemik paralayan garhi ve habilis trleriyle
ortak bir kader yaarlard. Soylar yok olurdu; siz, ben asla var ol
mazdk. Bundan daha gl bir seilim basks aklnza geliyor mu?
Seilim basks esiz olmalyd.
Zarkanatllarn zerindeki hibir tr (belki kuzgunlar istisna sa
yabiliriz) , lisana doru bu betimlediim temel admlar bile atmad
iin, baka trlerin bilhassa bu seilim basksna maruz kalmadn
varsayabiliriz. Aslnda, imdi adn andm trler dnda hibir canl
tr bilmiyorum ki ancak adam toplama stratejileriyle zlecek bir
beslenme sorunuyla karlam olsun.

Lisann ilk kullanm tamamen ilevsel olmalyd.

Pekala, burada nerdiim eyden daha ilevselini bulamazsnz.


Bir kelime ya da iaret, art bir iki el kol hareketi, bunlar reten gru
bun yakn gelecei iin muazzam sonular douracak bir dizi hadiseyi
tetiklemitir. Bunun aksine, lisann evrimiyle ilgili tm teki neriler,
bir sonuca ulamak iin asgari birka birime (n-kelimeler ve /veya
n-iaretler) , ounlukla da dzinelerce ya da yzlerce birime ihtiya
duyar. Eer ilk kk-lisan iaretinin ya da ilk be iaretin nemli
bir getirisi olmasayd, kimse ilave iaretler icat etmekle uramazd.
Kuram, atasal trlerin ekolojisinde bulunan hibir eyle e
limemeli.
elitiini sanmam. Daha ne syleyebilirim ki? Tarihncesi d
nemimiz ihtilafl bir alan; renmek istediimiz onca ey bilinmezli
ini koruduu iin, aynca farkl farkl disiplinlerden her biri kendi
altyapsna ve gndemine sahip onca insan bu alan zerinde altt?;
iin ihtilafl bir alan olmas da olaan. Kim bilir, yarn belki yeni k<'
ifterle her ey deiecek. Fakat ok umutlanmayn.

Kuram, bu ucuz sinyallere neden inanlacan aklamal .

Fil sesi karmak, enerji bakmndan maliyetli deil . B u s<' s i


ka rm ak iin bu kad ar az <_:a ba sarf et mek y c t n l i o l uyork e n , t a d

/ 11 1 11 1 1 A / '1 1 1/1111111

1 '/'/

mesaja neden inanlsn ki?


Pekala, mesajn hzl bir ekilde dorulanmasndan (ya da yanl
lanmasndan) tr. br kuramlarn ilk lisan iin ne srd me
saj cinslerinin (dedikodu, entrika, cinsel reklam, falan filan) ounda,
mesaj alan tarafn, acaba bu mesaj drst bir mesaj mdr yoksa
bir dalaverenin, dolandncln ya da tm primatlarn yatkn olduu,
belki de herkesten ok bizim yatkn olduumuz, yetenekleri abartma
davrannn bir paras mdr, anlamas zor, hatta belki imkansz.
Benim bahsettiim vaka ise olduka farkl. Tepenin zerinde l bir fil
ya vardr ya yoktur. Bir iki saat iinde renirsiniz. Eer birisi, sahte
mesaj verecek kadar gz karaysa, pataklarsnz onu, olur biter. Me
saj gerekse , orada bir yiyecek hazinesi sizi bekliyor demektir, bu da
mesaj tekrar geldii zaman inanmanz iin yeterli bir tevik.

Son olarak, kuram, primat bencilliinin stesinden gelebil


meli.

Bilgi alveriinin nndeki en byk sorunlardan biri, neden


bilgi alverii yaplddr? Neden bakalarna, size stnlk kur
malarna yol aabilecek bir bilgi veresiniz ki? Yararl bilgiyi kendinize
saklayp bunu kendi karnza kullanmamak neden?
Megafauna leillii hakkndaki bilgi alverii, bu sorunu aan
bir rnek. l fil hakknda kimseye bir ey anlatmazsam , kendime
hi yarar salayamam . Hayvann !einden kendi bama faydalana
mam. Ancak bakalarn bana yardmc olmaya ikna edebilirsem bu
iten karl karm. kna etmenin tek yolu da bilgi vermektir. Dayan
rsak hepimiz kazanrz; dayanmazsak, hepimiz kaybederiz.
Lisann evrimiyle ilgili eski kuramlar bu koullarn tmn bir
den karlayamaz.
Fakat iin en gzel yanna daha gelmedik. En gzel taraf, bize
dayanmay bedavadan aklyor olmasdr.
nsan dayanmas, uzun sre antropologlarn kafasn kartr
d. Robert Boyd ve Peter Richerson meseleyi yle ortaya koyuyor:
Miosen dneminde primat atalarmz ancak kk gruplar ha
linde dayanmtr, ki bu gruplar byk oranda akrabalardan
oluuyordu, tpk gnmzde insan olmayan primatlarda oldu
u gibi . . . Sonraki be ila on milyon yl iinde gerekleen bir ey,
insanlarn byk gruplar halinde dayanmasn dourmutur.
Bilmece u: teki toplumsal memelilerin davranlarndan bu

1 7 8 Ademin Dili

kkl sapmay douran ey nedir? Sra d evrimsel bir koul, in


sanlarn teki varlklardan daha az bencil olmasn m salad?2 6
Fakat kendilerinden nceki tm antropologlar gibi, herhangi bir
"sra d evrimsel koul" akllanna gelmemitir. Burada artc bir
ey yok: nsanolunun treyiiyle ilgili o dz izgi kuram, dilbilim
alannda olduu gibi antropoloji alannda da hkm srer; kuyruk
suz maymunlar gya, hibir alm ya da sapma olmadan przsz
ve dz bir izgi izleyerek insana dnmtr. Dolaysyla, eski ve
yetersiz aklamalar temcit pilav gibi stlp stlp nmze getirilir:
Gya dayanma, karlkl zgeciliin bir uzantsndan, kltrn ya
da lisann zel etkilerinden ya da (aknlarn son aresi olarak) yuka
rdakilerin isimsiz etkenlerle harmanlanmasndan tomurcuklanm.
imdiden tahmin etmi olabilirsiniz; srf insana zg bir zellii
lisana atfetme konusunda kimse benim kadar aceleci davranamaz.
Fakat bu vakada lisan tek bana yeterli olmaz. Herhangi bir primat
trn alp ona lisan verdiimizi ama dayanmadan mahrum b
raktmz hayal edelim. O durumda, lk la baran patron
zentilerinden ve milletin arkasndan laklak eden memnuniyetsiz
astlardan olumu bir tr elde edersiniz.
Primatlar ve insan atalar da dahil neredeyse teki tm trlerde,
akraba olmayan bireylerin dayanmas olmakszn beslenmek mm
kndr. Yiyecek arama, toplama, hatta avlanma tek bana bireylerin
ya da kk akraba gruplarnn baa kabilecei uralardr. Ancak
devasa hayvan leleriyle beslenmeye bel balayan (elbette tamamen
deil, ama byk oranda) bir canl tr, akraba olmayan bireyleri
bir araya toplamak zorunda kalrd; zorunda kalrd diyorum, nk
akraba olmayan bireyler dayanmazsa, kimse zrnk alamaz. Bu et
kinliin uzun sre (muhtemelen yz binlerce yl) srmesi, insanlarda
dayanma gdsnn neredeyse rekabet gds kadar gl hale
gelmesi iin yeterli.
Grne baklrsa, iri hayvan lelerinden faydalanmak iin adam
toplama stratejisi, ilk bata, onca zekalarna ramen tm primatla
rn hapsolduu imdiki zaman ve mekan hapishanesinin duvarlarn
atlatmaktan teye pek geememitir. Fakat kk bir atlak devasa
sonular dourabilir. Kaos kuramnn temel retilerinden biri u:
"izgisel olmayan dinamik bir sistemin balang koullarndaki k
k varyasyonlar, uzun vadede sistemin davranlarnda byk var

''' Boyd

V('

r iclwrso n , t : ri h s i z , s. IJ .

/ l h / ' ll .

l '/l J

y:syonlar yaratabilir. " 2 1 G leillii yapan atalarmzn davran


:;; i' p h esiz, izgisel olmayan dinamik bir sistemdi. Elinizdeki kitabn
kapan blmlerinde greceimiz zere, n-kelimelerin yaratlmas
t ek bana ve bizatihi, bu sistemin "uzun vadeli davranlarnda b
yk varyasyonlar" dourmaya yetmi olabilir; nihayetinde bu gelime
bize lisan, insann bilisel yetilerini, dnya ve teki trler zerinde
(neredeyse) snrsz bir iktidar kazandrmtr.
Ancak, farkl bir aklama daha var.
Size kar drst olup bunu da anlatmam art. Bu aklama,
pek oklarnn kanaatine gre yaayan en byk dilbilimcinin, hatta
yaam en byk dilbilimcinin eseri ve ilk olarak, bilimsel doru
luk asndan en byk itibara sahip bir kaynakta yaymlanmtr.
O halde, kendi aklamam sonlandrmadan nce, lisann evrimini
Noam Chomsky'nin nasl ele aldna bakalm.

27

Wikipedia, "Butterfty effect" [Kelebek etkisi] (en .wikipedia.org/wiki/ Butter


fty_effect) .

9 CHOMSKY'DEN GELEN MEYDAN OKUMA

TEKZP
Chomsky'nin ileri srd lisan evrimi kuramna girmeden nce, bir
meseleyi akla kavuturmalym.
Davran bilimlerinde, "hoyrat Chomsky kartl" diyebilecei
miz yaygn bir ura mevcut. Sanrm zirveye kanlarn bana hep
gelen ey bu; onlar alaa etmek, insann benliine ok iyi gelir.
Fakat bunun tesinde, Chomsky, haince eletirilerin bilhassa hede
finde olmutur, nk ada dncede bulunan uursuz bir at
lan bir tarafnda yer almtr; sz konusu atlak, insan doasnn
byk oranda biyolojik etkenlerle belirlendiine inanan (Chomsky
gibi) insanlarla insan doasnn byk oranda insan kltr tara
fndan belirlendiine ve kltrn biyolojik kstlamalardan ekseri
yetle zgr olduuna inanan insanlar arasndadr. Trmzle ilgili
her bilimsel tartmada olduu gibi bu tartma da aydnlktan ok
hararet retiyor. Kar tarafta ancak bir avu kiinin kendisi kadar
zeki olmas Chomsky'nin talihi. Kar tarafn ounluu, Chomsky'yi
yanl anlamtr, hem de bazen bile isteye. Geri kalanna gelecek
olursak, Chomsky usta bir polemikidir; rakipleri karsnda kendi
konumunu korumaktan fazlas gelir elinden.
Peki, imdi hemen burada kendimi hoyrat Chomsky kartln
dan ayrdm sylemeliyim. Bunun aksine, szdizimci apkasn
takt zaman ona sadece hayranlk ve sayg duyuyorum. O, benden
daha iyi bir szdizimci. B. F. Skinner' ve Skinner davranln pay
layarak davran bilimlerine en byk hizmeti yapmtr. 1 Giriimleri
sayesinde lisan hakknda rendiimiz eyleri elli yl nce hayal bile
edemezdik. Chomsky olmasayd, kendi lisan biyoprogram hipotezimi
grcye karamaz, hatta kuramazdm (bu hipotezin ne olduunu
bilmiyorsanz A Diller balkl kitabma bakn) . Chomsky'nin varl ,
yokluuna kyasla dilbilim iin ok ama ok daha iyi olmutur.
Geen yllarda onunla ilgili hi eletiri yapmyor deildim , f;
kat ou meseledeki duruum, onun duruundan o kadar da fa rk l
deildi, stelik isimlerimiz zaman zaman dou tancl n i k i z ey
1

( ' h o s k y l ' 1 '.l' I .

< '1 11 1111 . l. c l ,, < ' lt-11 M 11c l r 1 1 1

' Jl. " " ' "

IH I

t a n la n (art k bu her neyse) olarak birlikte anlrd, ki ounlukla


bunu yapanlar da hakkmzda pek bir ey bilmeyen kart taraftaki
insanlard, fakat daha sonra evrim aratrmalar konusunda, biraz
da artc bir ekilde Chomsky'yle birlikte almaya balayan Har
vard niversitesi'nden Marc Hauser de en azndan bir kez ismimizi
byle anmt. 2
Dolaysyla, imdi Chomsky'ye kar kmamm sebebi, baka
hibir konuda olmasa bile, lisann nasl evrimletii meselesinde b
tnyle yanldn dnmemdir.
Fakat nce, Chomsky'nin nereden geldiinin hikayesine bakalm.

OLMADIK BR BRLGNN TUHAF YKS


Yllar boyunca Chomsky'nin, lisan evrimi konusunda syledii tek
ey, bu konuda sylenebilecek mantkl bir ey olmadyd. Hatta bu
meseleyi tartmaktan kanmak iin eitli arelere de bavurmu
tu ; bu konuda ettii bir iki kelam da insanlar konumaktan caydr
mak iindi. 1 975 tarihli bir konferansta lisann bu haline nasl geldii
sorulduunda, harfi harfine u yant vermitir:
"Pekala, bana kalrsa bunu sormak, kalbin u anki haline na
sl geldiini sormak gibidir. Demek istediim ey, kola sahip olmay
renmeyiz, yani kanat yerine kolumuzun olmas rendiimiz bir
ey deil. Bana ilgin gelen durum, bu sorunun sorulmas gereklilii .
Doal bir soru gibi grnr; herkes de sorar. Bana kalrsa, insanlarn
bu soruyu neden sorduunu sormalyz. ""
"Bu soruyu neden soruyorsun?" demek, ELIZA adl o kt h
retli bilgisayar programnn oyalama taktiklerinden biriydi elbette;
altmlarda MiT bilgisayar bilimcisi Joseph Weinzenbaum, bu prog
ramda bir terapi seans parodisi tasarlamt.4 (Verdiiniz yantta
babanzn bahsi geiyorsa, sanal deli doktoru, "baban dndn
zaman aklna baka ne geliyor?" diye soruyordu.)
Asl soruyu soran kiinin dnda pek ok insan, lisan insan
biyolojisinin bir paras olarak gren bir kiinin, lisann biyolojik ge
miine neden zerre ilgi duymadn merak etmiti.
Sonra bir anda gkten Marc Hauser, Noam Chomsky ve
Tecumseh Fitch 'in birlikte yazdklar 2002 tarihli o makale dt;

2 Hauser 1 996, s . 33-43.


1 Chomsky'den alnt: Hamad ve di. 1 976.
4 Weizenbaum 1 966.

1 82

Ademin Dili

hatrlarsnz, Yedinci Blm'de bundan bahsetmitik, hani itibarl


bilim dergisi Science'n "Bilimin Pusulas" balkl ksmnda baslan
u makale. 5 "Lisan Melekesi: Nedir, Kimdedir ve Nasl Evrimlemitir"
gibi uursuz bir bala sahip bu makalenin saygn amac , derginin
bilhassa bu ksmna yerletirilmesinin de gsterdii gibi, lisan evrimi
aratrmaclarn ksr ve verimsiz mnakaalardan koparp mesele
hakknda daha yapc ekilde dnmelerinin yolunu amakt.
Bu makale heyecan yaratt, zellikle de ortak yazarlardan ikisi
nin gemii yznden. Aslnda, Hauser ve Chomsky'yi ayn sayfada
grmenin yaratt aknlk, siyasi bir derginin eski saylarndan
birini atnzda Ortadou zerine Yaser Arafat ve Ariel Sharon'un
birlikte bir deerlendirme makalesi yazm olduklarn grmenin ya
rataca aknlk kadar byktr. nk o zamana kadar Hauser
ve Chomsky, lisan evrimiyle ilgili en az iki nemli meselede kart
taraflarda yer almlard.
Bu meselelerden biri, acaba lisan nc bir HS'ten mi tremitir
konusuydu.
Biyolog olan Hauser, sorgusuz sualsiz yeni-Darvinciliin "a
da sentezini" benimsemiti; bu yaklama gre evrim, ekseriyetle ,
belki d e sadece genetik eitliliin seilimiyle ve rekombinasyonuyla
gerekleir. Dolaysyla her zelliin yakn ve dolaysz bir ncl ol
malyd ve "her zellik gibi lisan da, gemi biimlerden evrimlemi
bir iletiim biimi olarak grlmeliydi."6
Ancak Chomsky, bu grten sk sk ve hararetli bir biimde ay
rlmtr; "insan lisannn, hayvan iletiim sistemlerinden "evrimle
mesini" aklama sorunu neredeyse herkes tarafndan doal addedi
lir,'' diyordu. Fakat, hayvan iletiimi zerine yrtlen aratrmalar
sadece, "insan lisannn ne lde benzersiz bir grng olduunu,
hayvanlar aleminde bir benzerinin olmadn gsterir." "nsan lisan
nn, ilkel iletiim sistemlerinden evrimlemesini aklamaya almak
olduka mantkszdr,'' sonucuna vanyordu.7
kinci mesele ise, lisann evriminde doal seilimin oynad rold.
Hauser'e gre doal seilim genel olarak evrimde ve lisann ze
linde, ana itici gt. Steven Pinker'n ortaya koyduu, seilimden
tek tek geen kademeli artlarla evrimlemi lisan modeli hakknda
yazarken, bu modeli "gl ve ak seik,'' kitabn [Hauser'in kita

5 Hauser. Chomsky ve Fitch 2002.


" Hauser 1 996. s . 3 2 .
1

C h o n sky 1 'HH ,

s.

!'l ' l .

c 'J1111 1 . k ( l1 1 1 ' ;, -/, 1 1 A11 11 l 1 1 1 1 ' '" " " " '

1 K.i

bnn] kavramsal hedeflerine ok gzel uyuyor," diye betimlemiti;8


burada The Evolution of Communication [letiimin Evrimi] balkl
kendi kitabna atfta bulunuyordu. u ekilde bitiriyordu: "Lisan gibi
bir zelliin girift tasarm zelliklerini aklayabilen tek mekanizma
doal seilimdir."
te yandan Chomsky, lisann evriminde doal seilimin bir rol
olduu savna srekli kar kyordu. Lisann eitli zelliklerinden
bahsederek, unu iddia ediyordu: "Lisann treyiini 'doal seilime'
atfetmek. . . bu grngler iin doalc bir aklama bulunduu inan
cna tekabl eder. . . Bu zellikleri dourmu olabilecek bir seilim
mecrasn hayal etmek bile kolay deil. "9
O halde, bu beklenmedik ittifak kuran etken neydi? 2002 Mart
nn ikinci yarsnda Drdnc Uluslararas Lisann Evrimi Konferans
Harvard niversitesi'nde dzenlendi. Hauser ve Chomsky, iki saatlik
bir l tartmaya birlikte katldlar (Haskins Laboratuvarlar'ndan
Michael Studdert-Kennedy'le birlikte; kendisi, konuma sesleri ko
nusunda uzmandr) . Elbette herkesin hemfikir olduu bir tartma
anlamszdr, dolaysyla ok farkl yaklamlar temsil ettikleri iin bu
katlmclar setiklerini varsayyorum. Bu konferansta bir makale
sunacaktm, fakat katlamamtm, o yzden orada nasl bir byl
kimyann olutuunu size anlatamam. Fakat ok gl bir etkileim
domu olmal, nk bebek yapmaktan da ksa bir srede arala
rndaki atmalar zme kavutu, ortak bir makale yazdlar, ya
ymlanma sreci tamamland ve ortaya kan rn Science dergisinin
sayfalarnda boy gsterdi.
Eski yazlarn bilmiyor olmasak, bu yazarlarn daha nce her
hangi bir konuda anlaamad aklmzdan bile gemez.
Yazarlarn fikrini deitirmesi bence sorun deil. Aslnda zaman
zaman fikir deitirmeleri iyidir; br trl inan temelli bir bilim ya
pyor olurlar. Benim de kendi fikrimi birka kez deitirdiim oldu, fa
kat her seferinde bunu itiraf ettim ve deiikliin sebebini akladm.
Bana kalrsa, grnde byk deiim geiren kii, meslektalarna
ve okuyucularna tam bir aklama borludur; eski grnn neden
hatal olduunu ve bu deiiklie hangi yeni gereklerin, savlarn ya
da keiflerin yol atn herkese anlatmaldr. Kimsenin eskiyi rtmek
gibi vicdani bir hakk olamaz; kimse, sanki en bandan beri ayn eye
inanyormu gibi davranamaz. Fakat yukarda bahsettiimiz Science
8 Hauser 1 996, s. 49.
9 Chomsky 1 97 2 , s . 97.

1 84 Ademin Dili

makalesi, hem hi mtevaz deildi ve yazarlarn dnce srelerini


meslektalarna aklama gibi bir kayg gtmyordu, hem de neredey
se patronluk taslayan kmseyici ve retici bir ton benimsemiti.
Yanstt salahiyet havasna karn, bu makale bir uzlamay tem
sil ediyordu. Bir eyler verip karlnda bir eyler elde ettiiniz trden
bir uzlamayd bu. Bu iki yazar ne vermiti de ne kazanmlard?
Bu uzlamay mmkn klan kilit hamle, lisan alann blmek
olmutur. Artk lisan resmen iki ksma ayrlmt: geni anlamda li
san melekesi, yani LMG ve dar anlamda lisan melekesi, yani LMD ;
LMD , LMG'nin bir ksmn tekil ediyordu . LMG, "isel hesaplama
sistemi" dnda lisandaki her eyi, dolaysyla, szdizimini douran
ne varsa onu temsil ediyordu; en azndan ilk bakta bu, srf zyi
nelemedir (dilsel bir yapy ayn trde baka bir dilsel yapya ilitir
me kabiliyeti; bir szck takmnn, cmleciin ya da cmlenin iine
baka bir szck takm, cmlecik ya da cmle sokmak gibi) . LMD ,
hem (a) insanlara zg olan (b) hem d e bilhassa lisana adanm tek
LMG parasyd. LMG'nin geri kalannn, ya baka trlerde nclleri
mevcuttu ya da insanlarda ortaya kmsa bile, en bata srf lisan
amacyla gelitirilmemiti .
Lisan bu ekilde ikiye blndne gre, her yazara istedikle
rinin en azndan bir ksmn veren bir anlama yapmak artk mm
knd .
Hauser, lisann tm bileenlerini (ya da neredeyse tm bileen
lerini) insan dndaki trlerde konumlandrarak doal seilime olan
inancn srdrebiliyordu; bylece bu zellikler o trlerde seilime ma
ruz kalabilirdi, oysa doaldr ki lisan bileeni olarak seilime uraya
mamlard. Gerekte seilime urayan eyin lisan olduunu iddia et
medii mddete, bu yaklam Chomsky de sorun etmezdi. Hauser'in
nne, Chomsky'nin szdizimi asndan kutsaln kutsal sayd zyi
nelemenin bile insan dnda bir kkeni olabilecei gibi cazip bir yem
atlmt. nk Chomsky, zyinelemenin aslen insan harici bir tr
de lisanla alakas olmayan bir amala ortaya kma ihtimalini kabul
etmeye hevesliydi (yn bulma, say sayma ve toplumsal ilikiler, bu
amacn ne olabileceine dair havada uuan ihtimaldi) .
Chomsky, bir btn olarak lisann esiz olduu ve baka tr
lerdeki yetilerden ok ayn bir yerde durduu grnde srar etme
yi brakmt. Buna karlk, szdiziminde merkezi bir mekanizma
olarak zyinelemeye bitii zel statnn onaylanmasn e l d e e t t i ;
elbette szdizimine her zaman lisann en n e m l i b i l q e n i d iye l w k
mt. Dahas, l i s a n d a k i zyi nelemen i n , h: k ; b i r t Crde b< k; l i r

( 'J n . . 1'. {d n ( ;,.,, . , , At tlun < '"' " " " '

1 M:l

gelimi bir zyinelemeden tredii gsterilebilirse, bilhassa


bir dil mekanizmas olarak seilime uramad deerlendirmesinde
bulunmaya devam edebilecekti, ki bu da uzun zamandr syledii bir
eydi. Dolaysyla, lisann, lisan sfatyla seilime uramadn iddia
edebilirdi; baka amalarla seilime maruz kalan unsurlar bir ekilde
birleip lisan retmiti.
Maalesef, bylesi uzlamalarda her zaman rastladmz gibi, pek
ok eyi hal altna sprmek zorunda kalmlardr.

amala

HAUSERCHOMSKY-FITCH NERMES
Hal altna sprlen belki de en artc ey insann evrimidir.
Hauser-Chomsky-Fitch grnn bu kitabn duruundan ne
kadar uzak olduunu size daha ak bir ekilde anlatamam. Eliniz
deki kitap der ki, lisann evrimi, insan trnn evriminin bir para
sn tekil eder ve bunlar birbirinden ayn dnmek, Danimarka
prensi olmayan bir Hamlet oyunu, kraldan, kralieden, hayaletten,
Ophelia'dan, Polonius'tan, Leartes'ten ya da mezarcdan hi bahset
meyen Hamlet replikleri dnmek gibidir. Bunlar harika repliklerdir
ama iin esas oyunun kendisidir. Yine de o makalede insan evrimi
bir an olsun anlmamtr. Atasal trlerimizden hi birine atfta bulu
nulmamtr; paleoantropolojinin mevcut belirsiz durumundan tr
zaman zaman kullanmak zorunda kaldm "n-insan" ya da "ilk
insan" gibi temkinli adlandrmalara bile rastlanmaz. Hibir zaman
diliminin ya da mekann bahsi gemez, bunlardan tereddtle bile
bahsedilmez. Sanki T zamannda Z gezegeninde Y trnde evrim
leen X lisann anlatr gibi yazan dilbilimcilerden ikayet etmitim,
fakat bu makalede yazarlarn ikisi biyolog.
Sonunda anlald ki, bu makale pek de gerek Evrim hakknda
deil. Bunun yerine makalenin yaklam, zamannn dilbilim duayeni
Charles Hockett'n yaklamyla birok ortak nokta barndryor (yeri
gelmiken belirtelim, Hockett'n tamamen dilbilimle ilgili kuramlary
la Chomskyciler dalga gemitir) ; 1 960 ylnda Hockett, lisan on
zellie ayrm , bir ikisi hari her zelliin baka trlerde bulunabile
ceini iddia etmiti1 0 (Hauser, The Evolution of Communication balkl
kitabnda Hockett'n bu almasn vgyle anar) . Aralarndaki ba
lca fark, Hockett'n, keyfilik, anlam kazanabilme (belirli bir manann
aktarlabilmesi) , kltrel aktarm ve benzerleri gibi lisan zellikleriyle

10

Hockett 1 960.

1 86 Ademin Dili

ilgilenirken, Hauser'in, Chomsky'nin ve Fitch'in, lisan mekanizmala


nyla (ya da her halkarda, lisanda kullanlm olduklann makul bir
ekilde ne srebileceiniz mekanizmalarla) ilgilenmeleridir; rnein
konuma seslerini ayrt edebilme, kurall basit sistemleri iletebilme,
kavramsal temsilleri benimseme, szl taklit vesaire gibi. En azndan
bu kadan bir gelime saylr. Fakat iki alma da lisana bir alve
ri listesi muamelesi yapmtr; harika mamuller smarla, bunlan bir
araya getir ve lisana kavu .
Hem Hockett yaklamnn hem d e Hauser-Chomsky-Fitch yak
lamnn temelinde ayn mhim varsaym bulunuyordu: Tanmla
dklar zellikler ya da mekanizmalar, lisann yaptalarna tekabl
ediyordu ve bunlarn montajlanmasyla lisann ina edildiini syl
yorlard. Bu, en azndan baz rnekler iin pheli bir varsaymdr;
bu yaklam sonucunda lisan evrimcileri, kularda ve primatlarda
ses borusu uzunluu gibi konular aratrmak zorunda kalmt, her
ne kadar kular bize yakn akraba olmasa ve primatlarn konuma
sesi karamama konusunda kt bir hretleri bulunsa da. Fakat
burada gerekten yanl olan ey, listedeki maddeler deil, bu liste
yaklamnn kendisidir.
Aslnda gerekle yakndan uzaktan alakas olmadn dnd
m bir eyin gerekletiini varsayalm, yani diyelim ki bir n-insan
tr eline btn desteyi toplad; tm ncleri, her srama tahtasn,
Hauser-Chomsky-Fitch'in bahsettii tm olas dil mekanizmalarn
edindi. Peki, sonra ne olur? lerinden bazlar asla iletiim iin kul
lanlmam olan tm bu mekanizmalar nasl oldu da bir araya geldi?
Bunlar bir araya getiren ey neydi? Tm bu mekanizmalar baka
ilere de yaradna gre, n-insanlar neden bu ileri yapmaya devam
etmedi? Yaamlarn teki trler gibi srdrerek lisan asla ortaya
karmayabilirlerdi.
Mucizevi bir yaratk, lisann tm o nc yaplann bir ekilde bir
araya getirmi olsa bile, sz konusu makalenin yazarlar, makale ba
lndaki en nemli soruya yant vermemitir: " . . . ve [lisan] nasl evrim
leti?" Fakat byle bir yaratn yaam olmas pek muhtemel deil,
nk bavurulan mekanizmalann birou, insanlann atas bile olma
yan trlerde bulunur. rnein, pamuk bal tamarin maymunlarnn ,
konuma seslerini ocuklar kadar doru bir ekilde ayrt edebildii
gsterilmitir. ' 1 Fakat empanzelerin iitme duyusunun nispeten zayf
olduu dnlyor; bu tr konuma seslerini retebil selerdi bile, o
1 1

Rams

ve

d i . 2000.

C 'J m . l. d n , ;, / n "1 d n "" " " ' "

IH/

sesleri ayrt edememeleri yznden bir konuma dili gelitiremezlerdi,


denir. 12 O halde, bu nc yaplann en azndan bir ksm, genetik mi
rasmzda olamazd; bu bulgulann kantlad tek ey, evresel ihtiya
doduunda, trlerin bu zellikleri gelitirebildiidir.
Burada benim nermem u : Trmz ie balarken lisann n
koullarndan sadece bazlarn yerine getirdi, gerisini lisan niini
ina ederken tamamlad.
Pek ok insana bu fikri kucaklamak neden bu kadar zor geliyor?
Sanrm bunun en byk sebebi, genlerin ileyiini yanl anlamak
tr. Genlerin deimez olduuna ve tadktan talimatlann pazarla
ak olmayan talepler ierdiine dair yaygn bir inan mevcut. Melez
diller arasndaki benzerliin sebebinin, biyolojik bir lisan programnn
mevcudiyeti olduunu ileri srdm zaman, 13 insanlar, ngrlen
zellikleri tamayan iki melez dil bulurlarsa, bu tezimi geri dnlmez
biimde rtm olacaklann ciddi ciddi dnd. Genomun esnek
lii, bilimde en az takdir grm olgulardan biridir. Bu esneklii kavra
mak iin unu dnn: Gen saymz, meyve sinei genlerinin sadece
iki kat kadar ve genlerimizin en az yzde onu meyve sinei genleriyle
ayn. 14 Meyve sinekleriyle fiziksel ya da davransal ne ortak noktamz
var? Yok saylr. Herhangi bir genin stlenebilecei ilerin kapsam son
derece geni ve snrlan belirsizdir, aynca bu iler farkl ekillerde icra
edilebilir. Dolaysyla, herhangi bir genomun kendini davurma biimi,
tek tek genlerinin ancak ksmi bir fonksiyonudur; ksmen balam, yani
genlerin hangi genlerle etkileime girdii nemlidir, ksmen de belirli
bir niin talepleri; ki genlerin sahibi olan canl, bu nii igal ya da ina
ediyordur. Kesin olarak syleyebileceimiz tek ey, meyve sinekleriyle
ortak olan genlerimizin bu iki trde farkl iler yapyor olduudur.
HAUSER VE BEN
Karanln kucana dm lisan evrimcilerine doru yolu gster
mek iin, "Bilimin Pusulas" gibi bir hediye vermi olan Hauser'i ve
mesai arkadalarn , destek deil kstek olan bu istikamete iaret et
meye ne yneltmi olabilirdi? Bu, yukarda betimlediim uzlamann
kanlmaz bir neticesi miydi, yoksa baka bir etken mi i banday
d? Yine bir para eski hikayeleri kartralm.

1 2 Kojima 1 990.
13 Bickerton 1 98 1 , 1 984 .
14 www . sciencedaily.com/ releasesho07/ 1 2 / 07 1 2 1 4094 1 06.htm.

1 88 Ademin Dili

1 996 ylnda Nature adl dergi ( Science 'n Britanya muadili) ben
den Hauser'in The Euolution of Communication kitabn incelememi
istedi. 1 5 ncelemem yaymlandktan sonra, Marc bana sitemle kank
arkadaa bir mektup yazp, yazmn neredeyse yars boyunca li
sandan bahsetmemin nedenini merak ettiini syledi. Buna yantm
iki katmanl oldu . lk olarak, eer Nature dergisinin kitap editr,
hayvan iletiimi konusunda bir uzmandan ya da en azndan meslek
ten biyolog birinden deil de benden bir kitap incelemesi yazmam
istemise, bunun tek sebebinin , lisan balantsn o kitabn en can
alc ksm olarak grmesi olduunu belirttim. kinci olarak, yine ayn
mdrn biyolog yerine dilbilimci semesinin olas nedeninin, hay
van iletiimine evrimsel adan bakan genel bir aratrma olarak bu
kitabn lisana yeterli ilgiyi gstermemesi olduunu syledim.
nsan lisan elbette ismen bir hayvan iletiimi biimidir, geri bu
snfta olsa olsa hayli yalnz bir aykr olurdu . Sonra, normalde bu
tr bir kitapta, o snfn teki yelerinden lisann hangi bakmlardan
farkllk gsterdiini zetleyen ksa bir blm olur. Fakat, hayvan ile
tiimi konulu bir kitabn, ok ksa bir giriin ardndan be dilbilimci
nin ve iki biyoloun lisan evrimi hakknda sylediklerini zmlemeci
ve eletirel bir slupla ele ald krk sayfaya dalmasn, sonrasnda
yirmi sekiz sayfasn insan lisannn nasl ilediine ayrmasn, me
tin boyunca lisan ile baka hayvan sistemlerinin karlatrmalannn
serpitirilmesini, son olarak da lisann en azndan baz zelliklerini
bnyesinde banndran yeni bir iletiim sisteminin nasl tasarlanaca
n anlatan on iki sayfalk bir blmle kapanmasn beklemezsiniz,
hatta bir dilbilimci olarak ben, bu ekilde yazmay aklmn kesinden
bile geirmem.
Hauser'in, hayvan iletiim sistemlerinin bir tr piramit (merdi
ven) tekil ettiini ve hayvanlarn o kaln kafal halleriyle ve ar ak
sak bir ekilde zirveye, yani lisana ulamak iin yukar trmanmaya
altklarn falan syleme niyeti olmadndan eminim. Yine de by
le bir anlat kanlmaz olarak akla bu emay getiriyor. Benim gibi siz
de ortaya neden byle bir anlat koyduunu merak ederseniz, belki
u cmlelerinde bir ipucu yakalayabilirsiniz:
Lisann evrimi aratrmalannn ortak meselelerinden biri, "Acaba
lisan melekesinin belirli bileenleri zellikle insan lisan iin m i
evrimleti, dolaysyla d a . . . insanlara m zg?" sorusudur. M a
c

nickcrt o 1 C)CJ( .

c 'J o " ' " ' " .'l tl n c il ,, M y t/u,, c

J '""" 1 8< )

tken, insann esizliine dair iddialar, insan harici hayvanlarda


bu zelliklerin yokluunu gsteren verileri temel almak zorun
dadr ve bu iddialarn ciddiye alnmas iin, muazzam miktarda
karlatrmal makul veriye gerek duyulur. 1 6
B u cmleleri okurken azm bir kar ak kald. nsann esiz
liini ele almak neden "ortak bir mesele" olsun? nsann esizlii ile
lisann evrimleme eklinin, allah akna ne alakas var? nsann e
sizlii bana vz gelir. Lisan sahibi bir trn yesi olarak dnyaya
geldim ve bunu nasl, neden kazandmz renmek istiyorum. Ta
nm gerei her tr esizdir, nk esiz olmasalar, baka bir trn
paras olurlard.
nsann esizliiyle ilgili bu muhabbet, kltr savalar srasnda
dikkati baka yne ekmek iin icat edildi. Baz insanlar, kendi ideo
lojilerinden tr, insana dair her eyin esiz olduunu kantlamak
ister, kimileri ise, yine ideolojilerinden tr, insana dair fiilen hibir
eyin esiz olmadn kantlamak ister. Her zaman olduu gibi baz
insanlar da kendi iradelerini ortaya koyamaz ve bu grler arasnda
"lml" bir uzla tesis etmeye abalar. Hauser, "fiilen hibir ey" kut
bunun tam gbeinde olmasa da nispeten yaknnda durur.
Bana kalsa, bu muhabbetin can cehenneme. Bilim bu gibi konu
lara bulamamal. Sadece gerek sorulan yantlamal ve esizlik me
selesinde ii oluruna brakmal. nk, "insann esizlii" konusunda
endielenmeye balarsanz, kanlmaz olarak evrimi yanl bir ekilde
grrsnz. teki trler insanlara ne kadar benziyor (ya da benzemi
yor) diye bakarsnz. nsan trn , teki trleri ltnz bir standart
olarak grmeye balarsnz, bunu yapmamak elden gelmez olur. Tam
da esizlik kart insanlarn yapmamas gereken ii yapyorsunuzdur:
Kendi trnz evrimin en merkezi paras addediyorsunuzdur.
Oysa elbette evrimin merkezi bir paras, hatta bir merkezi yok
tur. Bir merkezi olsayd bile, kendimizi o merkeze konumlandrmak
fazlasyla bencilce olurdu. Nihayetinde, empanzelerin ve insanlarn
son ortak atas ile bizim aramzda geen dnemde neyin, nasl ve
neden olduunu anlamaya alyoruz sadece.
Makalenin, lisan evrimcilerine yapmalarn syledii eyin bu gibi
kayglarla pek ilgisi yoktu ve evrimcileri bu kayglardan bilhassa uzak
tutmaya alsa ancak bu kadar etkili olabilirdi. Lisana atfedilen ye
tilerden hangilerinin, hangi hayvanlarda olup olmadn belirlemek
16 Hauser, Chomsky ve Fitch 2002 ,

s.

1 572.

1 90 Ademin Dili

iin her trl hayvanla her trl deneyi yapmak, lisan evrimcileri
nin boa krek ekmesi anlamna gelir. Umarm ki hibir hayvanda
bu yetiler yoktur. Her ne kadar makalenin yazarlar, olur da LMD 'yi
fazlasyla dar kapsaml tanmlamakla sulanrlarsa diye makaleye,
gelecekte ortaya konabilecek, ki sonradan konmutur, bir yedek lisan
dahil etmi olsalar da, makalenin btnnn tonundan aka anla
lyor ki LMD'nin zyinelemeden baka bir ey olmadna, aslnda
teki tm trlerin bariz ekilde yoksun olduu bu zyineleme zelli
inin gerekten baka trlerde de bulunduuna, fakat yalnzca yn
bulma, toplumsal mnasebetler ya da ite birey iin kullanldna
inanyorlard, hatta daha kts yle olmasn umuyorlard.
Eer baka trlerde zyineleme zellii varsa, neden bunu lisa
nn teki nc yaplaryla bir araya getirip bizden ok daha uzun sre
nce lisan oluturmadlar?
Peki. . . bunun sebebi belki, "hayvanlarda zyinelemenin belirli
bir ilev (rnein yn bulma) iin tasarlanm blmeli bir sistemi tem
sil etmesi ve teki sistemlere kyasla iine nfuz edilemez olmasdr.
Evrim srasnda, [bu sistem] nfuz edilebilir ve genel kapsaml hale
gelmi olabilir. . . . zgl bir alandan genel kapsaml bir alana doru
gerekleen bu dnme, bizim evrimsel gemiimize zg belirli
seilim basklar klavuzluk etmi olabilir ya da bu dnm, sinir
sisteminin baka trl bir ekilde yeniden rgtlenmesinin netice
sinde (yan rn olarak) gereklemi olabilir. " 1 7
Pekala ocuklar, nfuz edilemez blmeli bir sistemin nasl nfuz
edilir hale geldiini basit bir dille aklayn.
"Her halkarda, bunlar snanabilir hipotezlerdir. .. "
Bunlar nasl snayabiliriz?
Alt yl geti ve imdiye kadar baka bir canl trnde zyineleme
bulan yok. Elbette bildiim kadaryla yok, belki u dakika birileri
bulmak zeredir. Fakat bunun olacan sanmam.
CHOMSKY AGZINDAK BAKLAYI IKARIYOR
Hauser-Chomsky-Fitch makalesi elbette eletirilmitir. Lisann evri
mi konusunda aamal modelleri benimsemi olan iki yazar Steven
Pinker ve Ray Jackendoff ile malum Science makalesinin yazarlar
arasndaki tartma, Cognition adl derginin sayfalarnda yllar iin

< 'Jum:.h l t < ; ln hllu" ( )J... 1 1 1 1 1 u

l)I

de trmandka trmand ve patlama noktasna geldi. 18 lgintir ki bu


blmde bahsettiim meseleleri iki taraf da gndeme getirmemitir.
Tartma sadece LMG 'nin ve LMD 'nin uygun ierii ne olmaldr me
selesine odaklanmt ; X, Y, Z LMG'de mi olmal yoksa LMD 'de mi
gibi tartmalar. Baka bir deyile , bu tartma srf tanmlara da
yanyordu, tpk zgn makale gibi lisann evrimiyle ilgili can alc
derin meseleleri grmezden geliyordu ve sanki bu bir tz meselesiy
mi gibi, neyin insana zg olup olmadyla ilgileniyordu. Pinker ile
Jackendoff, Hauser1e ve arkadalaryla, snrlarn onlarn belirledii
plkte savayordu .
Lisann dou devri ile tam teekkll hale gelii arasnda olup
bitenlere dair tartmalar da bylece gme gitmiti. Lisann evrimin
de dokuz aama bulunduunu ileri sren Jackendoffun19 ve 1 990
tarihli bir makalede Paul Bloom1a birlikte, kurallarn birbiri ard sra
olutuunu syleyen senaryoyu ortaya koyan Pinker'n20 bu eksik
likten ikayet edeceklerini zannederdiniz. Ayrca, kk-lisan kavram
hakknda olumlu eyler yazan Hauser'in, bir kere doduktan sonra
lisann tam olarak nasl bir geliim sergiledii konusunu gndeme
getirmesini beklerdiniz. Bu manzara, "Bilimin Pusulasnn" insanlar
lisan evriminin gerek meselelerinden uzaklatrmada ne kadar ba
arl olduunu gsteriyor.
Sonra, lisanszlk durumu ile tam teekkll lisan arasnda olan
bitenleri bu makalenin gz ard etmesinin bir tesadf olmadn,
kasten tercih edildiini dnmeye baladm. Belki de lisanszlk ile
tam lisan arasndaki herhangi bir ara yap , Chomsky-Hauser uzla
masn ayakta tutmak iin grmezden gelinmeliydi.
Bu mmkn m? Gerekten de lisann dorudan Zeus'un alnn
dan tam ve eksiksiz bir ekilde fkrdn m iddia ediyorlard?
Science'da baslm olan makale bunu ak ak sylemiyordu.
Elbette byle bir iddiada bulunamazd, nk bylesi bir iddia ne bi
yolojiye ne de bilime sar. Ancak, lisann tm teki paralar baka
trlerde mevcutsa ve tam teekkll bir lisann douu iin gerekli
tek zellik zyinelemeyse, bu makaleden baka hangi yorumu ka
rabiliriz?
Sonra, kafam iyice karmken, Chomsky hzr gibi yetiti ve her
eyi gzlerimin nne serdi.
18 Pinker ve Jackendoff 2005, Jackendoff ve Pinker 2005.
1 9 Jackendoff 2002 .
20

Pinker ve Bloom 1 990.

1 92 Ademin Dili

Chomsky, dilbilimle ilgili toplantlara nadiren gider, aslnda ko


numasnda lisana ve siyasete eit zaman ayramayaca yerlere pek
gitmez. Fakat, kayp yllan telafi etmek ve saptrmalara yant vermek
iin, 2005 ylnn gz mevsiminde New York State niversitesi 'nin
Stony Brook yerlekesinde dzenlenen lisan evrimi konulu toplant
ya katlmt.
Bu etkinlik, symposion olarak ilan edilmiti, hani u Yunanlla
rn Platon1a ve rekasyla takld, bol bol arap iip, birlikte de
rin felsefi meseleleri irdeledikleri lenlerden biri gibi dnlm
t . Chomsky'yi tanmayan bizler, onun kadeh kadeh ikiyi kafaya
dikecek, akalar patlatacak, bir iki yeni kuram uyduracak kadar
kalacan ummutuk. Elbette bunlar olmad. Chomsky megul bir
adamdr; kendisi bana, gnde (ya da gecede) alt saatini muhabirle
rin sorularn yantlamaya ve yz akn mektup yazmaya ayrdn
sylemiti . Bir akamst geldi, akam yemei yedi, konumasn
yapt ve ertesi gn vakit leye varmadan gitmiti bile.
Ancak, lisann nasl evrimletii konusundaki dncelerini ola
an d bir berraklkla aklamt. imdi buna bakalm.
Hepimizin ondan tremi olduu kk bir grupta, beyin sinir
devrelerinin yeniden rgtlenmesi, hudutsuz bir Kaynama (Mer
ge] ilemiyle sonuland, bu da benim bahsettiim trde kavram
lar iin geerli olmutur. . . Beyni bu ekilde yeniden dzenlenen
birey pek ok stnle kavumutur: Girift dnme, planla
ma, yorumlama vesaire gibi kabiliyetler kazanmtr. Bu kabili
yetlerin aktarld dller, sonuta toplulukta ar bast. Bu aa
mada, dsallatrma bireylere fayda salyordu, dolaysyla, bu
kabiliyetler, iletiim de dahil dsallatrma ve etkileim kurma
grevlerini icra etmek iin, duyudevinim sistemiyle ikincil bir s
re olarak balantl hale gelmi olabilir. . . Biimi ne olursa olsun,
en azndan bu kadarn varsaymayan bir insan evrimi anlatsn
dlemek zor [vurgular bana ait) . 2 1
Bu paragraf bir para zmlemek gerekiyor.
rnein, "dsallatrma," "konumaya balamak" demektir. Girin
dnme, planlama, yorumlama vesaire gibi tm bu yetiler a k vt
alr haldeyken birisinin aklna "Hey! Neden muhabbet etmek i i
bunlardan faydalanmyoruz ki?" demek gelmi .

' ' C ' l o s k v '.2 0 0 '.l .

( 'J 1 1 111 1 .J... (d 1 1 ( ;, .,, . , , M.dun c JJ.. unu

1 t).\

Chomsky, "benim bahsettiim trde kavramlar" derken, konu


masnn nceki paragraflarndan birine atfta bulunur, orada unu
demitir:
Ancak, insann kavramsal sistemleri ile hayvanlarn simgesel
sistemleri arasnda mhim farkllklar olduu grnyor. nsan
lisannn ve dncesinin en basit kelimelerinin ve kavramlar
nn bile, hayvan iletiiminde mevcut olduu bildirilmi, zihinden
bamsz varlklarla bir ilintisi yoktur. . . nsan lisannn ve d
ncesinin simgeleri olduka farkldr . . 22
.

Chomsky'nin burada iaret ettii konu, aslnda insanlar ile hayvan


lar arasndaki muazzam bir farkllktr, nceki blmlerde bu farkl
l defalarca ele almtk. Daha nce grdmz gibi, hayvan ile
tiiminde rastlayabileceimiz "ilevsel gnderme" tr (herhangi bir
gndermeye rastlayabilirseniz tabii) , "zihinden bamsz varlklarla"
ilikilidir; gerek dnyadaki nesnelerle dorudan ilikilidirler, yoksa
bu nesnelere dair bizim kavramlarmz gibi deillerdir, ki kelimeler
de nesnelere kavramlar zerinden gnderme yapar. "Leopar" gibi bir
terim kullandmz zaman, belirli bir leopar kastetmeyiz (belli bir
leopar nitelememisek) , hele hele gzlerimizin hemen nndeki bir
leopardan hi bahsetmiyoruzdur, genel olarak leoparlardan konuu
yoruzdur; "leoparlar Afrika'da yaar" nermesi, ehrinizdeki hayvanat
bahesinde bir iki leopar yayor olsa bile geersizlemez. Fakat hay
vanlar "leopar" iin uyan arsnda bulunduunda, belirli bir leopar
kastederler, tam o an, orada bulunan bir leopardan bahsediyorlardr.
Dolaysyla bu paragrafta Chomsky, insan kelimelerinin zelliklerine
odaklanr, nceki paragrafta ise insan kelimelerinin ancak kendi t
rnde kelimelerle kaynap cmle kurabileceini sylemektedir.
Buraya kadar sorun yok; bu kitapta sylediklerim ve bunun ne
denine dair aklamalarm, "zihinden bamsz gndermeleri" olan
hayvan iaretlerinin eyann doas gerei, asla bitimeyecek olmas
nn nedeni, zaten bunlard.
Fakat Chomsky ayn zamanda, insan kelimelerinin (ve bu ke
limelerin altn dolduran insana zg kavramlarn) , zyineleme uy
gulanabilecek tek birim tr olduunu da belirtir. Dolaysyla, z
yineleme (beyin devrelerinin yeniden rgtlenmesiyle) ortaya kt
zaman, bu kavramlar zaten mevcut olmal. Bu gr, Chomsky'yi u
22

Chomsky 2005. Ayrca bkz. Huybregts 2006.

1 94 Ademin Dili

olay dizisine balar:


ZAMAN DLM 1 : Hayvanlarda kaynamayacak kavramlar vardr.
ZAMAN DLM 2 : nsana zg kavramlar belirir ve bunlar ileride
kaynaacaktr.
ZAMAN DLM 3 : Beyin devreleri yeniden dzenlenir.
ZAMAN DLM 4 : Kaynama gerekleir ve insana zg kavram
lar kaynamaya balar.
ZAMAN DLM S : Girift dnce, planlama vesaire kabiliyetleri
geliir.
ZAMAN DLM 6: nsanlar konumaya balar.
Bylece Chomsky, lisann nasl evrimletii sorununa, ikinci ve
en az bunun kadar dehetengiz bir sorun eklemi oldu; peki, insana
zg kavramlar nasl evrimleti.
Aadaki sebepten tr, "en az bunun kadar dehetengiz" de
mek muhtemelen iyimserliktir.
Genetik varyasyonlara seilim uygulayan bir doal seilimden
bahsediyoruz. Fakat bu yaklam, daha girift sreler iin bir nevi
ksa yol anlamna gelir; evrimde olan biteni ciddi oranda sadeletiri
yoruz. Genetik varyasyon, doal seilimin gzne grnmez. Doal
seilim, genler arasndan seim yapmaz; ancak fiziki organizmalan
seilime tabi tutar, en uzun yaayanlar ve en ok reyenleri seer.
Genler, baz organizmalann daha uzun yaayp daha ok remesini
mi salamtr? Pekala, burada da dolaysz bir etki sz konusu deil,
nk uzun yaam ve arkada braklan dl saysn, fiziki organiz
malarn sadece davranlan belirler. Elbette, bir trn olas davra
nlar yelpazesini genler belirler; eer bu genler kanat yapamyorsa,
umak sz konusu olamaz. Fakat genler, hayvanlarn bu davran
lardan hangisine vcut vereceini belirlemez ve hayvann hayatta
kalp remesinde davranlar birincil belirleyicidir. Gerek dnyada
gerekleen hadiseler ve fiziki organizmalarn kendi evreleriyle m
nasebeti, doal seilimin itici gcdr, yoksa organizmann iinde
olup bitenler deil.
Fakat Chomsky'ye gre, organizmann dnda kendini gster
meden nce lisann organizma iinde evrimlemesi gerekiyordu .
Peki, olur, diyebilirsiniz. Konuamasalar bile gelecei dn p
tasarlayabilen hayvanlar, gelecei dnemeyen ve tasa rlayamaya n
hayvanlardan kesinlikle daha yksek randman verir ve daha f azln
rer.

< 'l1 1 t1 1 . l u(ln ( ;, . ,, .,, M lun

( '"' " " " ' 1 q l

Doru. Fakat, bunu yapmann tek yolu, insanlara zg kavram


lar edinip bunlar birletirerek bilinli, yapc dnce katarlar ret
mekse, gelecei dnp planlama yetisini nasl kazandlar? Hay
vanlarn bir tr geri bildirim sreci sayesinde tedricen zekiletiini
sylemek kesmez. Bu bir zekileme meselesi deildir. "levsel gn
derme" basamandan tam teekkll simgesel gnderme basama
na bir srama sz konusu; birleemeyen kavramlardan, birleebilen
kavramlara atlanmtr. Bunu kademeli bir ekilde yapmann yolu
yok. eyrei ya da yzde altm bei kaynaabilen kavramlar diye bir
ey olmaz, aslnda hibir yerde hibir ey byle birlemez. eyler ya
birleebilir ya da birleemez.
"Beyin devrelerinin yeniden dzenlenmesine" gelecek olursak,
beyin devreleri sebepsiz yere ya da kendilerini buna hazr hissedi
yorlar diye sil batan dzenlenmez. Beyin devreleri, mmkn oldu
u lde yeniden dzenlenir, nk d dnyada bir eyler olup
bitiyordur ve bu olan bitenler, beyin devreleri dzenlenen bireylere
birtakm stnlkler salyordur.
O halde unu sormalyz: Yaamn balangcndan itibaren tm
yaam biimlerine hizmet etmi kavram ve beyin cinslerinden farkl
olan kavramlar ve beyinleri, seilimde ne karan etken neydi?
Yant veriyorum: hibir ey.
Kavram, zihinde olan bir eydir. Ortaya kt andan itibaren
davranlar etkileyebilir. Var olmadan nce etkileyemez. Doal sei
lim sadece davranlar grebilir. O halde kavramlarn doal seilim
tarafndan grnr olmas iin ortaya kmalar , davranlar etkile
meye balamalar gerekir. Fakat evrimlemeden var olamazlard ve
evrimlemelerinin tek yolu, seilime uramalardr.
O halde, insan tipi kavramlar kendi balarna evrimlemi ola
maz. Ancak baka bir eyin, doal seilim iin grnr olan bir eyin
seilime maruz kalmasyla evrimleebilirlerdi; baka bir deyile, sa
hiplerine uyarlanmda stnlk kazandran ak bir davran, sei
limden gemi olmaldr.
Fakat Chomsky'ye gre yle bir ey yok. Lisann tm paralan,
dilin eksiksiz ekilde iek amas iin gerekli her bileen, zihinde bir
biimde kendi kendine yetimitir.
Fikirleri benimkilerden farkl biriyle karlatm zaman, o fikir
ler zerine dnr, kiinin neden zellikle o fikirleri benimsediini
anlamaya alrm. Chomsky'nin dncesinin nereden geldiini
anlamak iin, lisan hakkndaki dnce eklinin iki vehesine bak
malyz; o vehelerdir ki onu bu fikirleri kabul etmeye itmitir. Sz

1 96 Ademin Dili

konusu veheler gunumz lisanna uyguland zaman, bunlarn


hem yararl hem de (muhtemelen) doru olduklar grlyor. Lisann
evrimi meselesine uygulandklar zaman ise sorun yaratrlar.
NE SYLEDGMZ ANLAYANA KADAR
NE DNDGMZ NASIL BLEBLRZ?
O vehelerden biri, lisandaki dnce-iletiim dengesiyle ilikilidir. 23
Chomsky, lisann, dnyay yaplandrma ve dnya zerine d
nme sistemi olduu kadar bir iletiim arac olduunun da her za
man altn izmitir. Bu szn altna imzam atarm. Ta 1 990 ylnda,
bu konuyu anlattm ve lisann dnyalar yaratma yetisini irdeledi
im koca bir kitap yazmtm.
Fakat, lisan olmakszn hayvanlarn ne kadar dnce retebi
leceini biraz gzmde bytmtm; Chomsky ise epey gznde
bytm.
u anda lisann, dnce retimi iin ana motor olmas, do
duu zamanki stats bakmndan hibir anlam tamaz. Buna, ilk
kullanm yanlgs denir; yani bir eyin doduu zaman yapt iin
bugnk iiyle ayn olaca ve doal olarak eskiden yapt ii imdi
de yapt fikri. Robin Dunbar'n, lisann evriminin ana motoru olarak
dedikoduyu nermesinin sebebi yine ilk kullanm yanlgsyd; nk
dedikodu, (szl) lisann bugn en fazla kullanld alandr. 24 Eer
ilk kullanm yanlgs bilgisayarlar iin geerli olsayd, ta en batan
beri e-posta atmak, internette gezinmek iin kullanlm olurlard,
ki aramzdan bazlar, bunun ne kadar byk bir yanlg olduunu
hatrlayacak kadar yal.
Elbette u an lisan, dnce dnyasn yaplandrmak iin fay
dalandmz aratr, fakat gerek dnyaya en bata somut bir ileti
im biimi olarak girmi olmasayd, asla ilerleyemez, bugnk haline
kavuamaz ve dnceyi yeni bir g dzeyine ykseltemezdi. Demin
sylediim gibi, isel olaylar ancak dsal olaylar ekillendirebilir,
nk doal seilime ancak dsal olaylar maruz kalr.
Doal seilimden asla hazzetmemi olan Chomsky ve yandalar,
evrimde baka etkenler de bulunduunu syleyecektir. Evrimin ek
seriyetle biim yasalar, geliim yasalar vesaire gibi gizemli ve henz
kefedilmemi unsurlarn sonucu olduunu iddia ederler. Fibonacci

.' < B ickcrt o n l <J!JO.


"' D l : r l l J ' H .

( 'J 11 1 1 . ,J\/(d 1 1 ( ;, /n M.rdun ( )J. 1 1 11 1 t

1 t)'/

say lar na bile bavurmulardr; bu tuhaf say dizilerinin , bitkilerin


dallanmasn denetledii sylenir.25 Fakat bunlar sadece laf ebelii.
Doal seilimin i banda olduunu ve yeni evrimsel gelimelere
nasl yol atn biliyoruz. Fakat biim yasalar gibi etkenlerin bu
gelimeleri snrlamasnn, bu gelimeleri dourabilecekleri anlamna
da geldiini ileri sren kimse bilmiyorum, aynca, eer evrimde bu ya
salar i bandaysa, lisann etkilerini retecek ekilde nasl iledikleri
hakknda kimsenin en ufak bir fikri de yok.
BEN M YNTEMMLE ANSIZIN LSAN GRENEBLRSNZ
Chomsky'nin lisanla ilgili dncesinin, evrim hakkndaki fikirlerine
talihsiz etkileri bulunan teki vehesi bir nevi lkselletirmedir: li
sann anlk renilmesiyle ilgili lkselletirme. 26
ocuklarn lisan nasl rendii zerine alan kimi insanlar
iin ok sinir bozucu bir grtr bu . Nihayetinde, ocuklarn lisan
akc bir ekilde konumaya balamas en az iki yl srer ve hayat
mz boyunca yeni kelimeler rendiimiz iin, annda olup bitmesi bir
yana, bu srecin asla durmadn bile iddia edebilirsiniz.
Fakat bunu daha dikkatli bir biimde ele alalm. En bata o
cuklarn elinde ne var? Anlamsz bebek sesleri. Normal bir gidiatta
bu sesler nereye varyor peki? nsan lisan zerinde tam bir dene
time. Bu aamada ocuklarn arasnda fark var m? Tamam , belki
bazlar daha geveze, bazlar daha dzgn konuuyor, fakat nasl
konutuklaryla ilgili farkllklar belirlemenin znel olmayan bir yolu
yok. Yol boyunca ne olup bitmi olursa olsun, kendileri ne komik
eyler sylemi ya da onlara ne matrak eyler sylenmi olursa ol
sun, nihai olarak bunlar bir farkllk yaratmamtr. Dolaysyla bu
sre anlk gerekleiyor da olabilir. Eer ocuklar dnyaya, henz
tanmlayamadmz bir ekilde evrensel bir dilbilgisi donanmyla ge
liyorsa, ki bu donanmla doduklarna inanmak iin salam sebeple
rimiz var, o halde ses retimi, dikkati odaklamak, kelime renmek,
genel deneyimler ve benzerleri gibi tm bebeklerin getii aamalarda
ciddi kstlamalar olmazsa, belki de lisan zorluk ekmeden anszn
ediniyorlardr.
Bu anlk lkselletirmesi, meru bir lkselletirmedir. Bilim,
bu gibi meru lkselletirmeler zerine ina edilir.

25 Jenkins 2000.

26

Botha 999.

1 98 Ademin Dili

Maalesef Chomsky, ayn anlk lkselletirmesini, trlerin lisan


edinmesi meselesinde de uygular ve bu aslnda tamamen farkl bir
meseledir.
ocuklar lisan edinirken, lisan melekesi zaten mevcuttur, on bin
lerce yldr mevcut olagelmitir; ocuun kendisini kefetmesini ya da
srf dmesine basp etkin hale getirmesini bekler. Trlerin lisan edin
mesine gelirsek, lisan melekesinin hi ama hi var olmad ve bu me
lekenin sfrdan ina edilmesi gereken bir zaman dilimi vardr. Bir du
rumu betimlemek konusunda gayet iyi ileyen bir lkselletirme, bir
sreci betimleme konusunda da illa ie yarayacak deil . Chosmky'nin
hatas, durumlara ve srelere ayn muameleyi yapmak olmutur.
Daha dorusu, bir sreci, bir duruma dntrmeye almtr. Bu
da doal. Durumlar anlyor nk; tm yaam boyunca durumlar
zerine dnmtr. Sreler ise baka bir mesele.
Sanki Chomsky, lisann evrimini sre olarak deil, bir durum
olarak grr. Lisan melekesi tr iinde zaten varm gibi davranr.
Nihayetinde, iki rnekte de, yani hem ocuklarda hem de trlerde,
nnde sonunda "hudutsuz Kaynamann gereklemesinin art ol
duunu" biliyormuuz;27 ikisinde de gereklemi, yle deil mi? Do
laysyla, iki rnekte de Kaynamann yokluu ile varl arasnda ara
aamalar aramak anlamszm .
Nihayetinde, Kaynamann ortaya kmas iin tek gereken,
"beyin devrelerinin yeniden dzenlenmesi"ymi. Aynca, kk-lisan
diyebileceiniz bir ey var olamazm, nk Kaynama gereklee
ne kadar, kelimeleri bir araya getirmenin hi yolu yokmu ve ortaya
ktktan sonra da zaten lisana ulam olurmuuz, kk-lisana da yer
kalmazm.
EKLEMLEMENN KA YOLU VAR?
Chomsky'nin konumasndan anladm kadaryla, Hauser-Chomsky
Fitch lisan evrimi modelinin herhangi bir kk-lisana izin vermedii
konusunda haklydm. Bu mesele zerine onunla e-posta araclyl;
haberlemeye balayana kadar, bir kk-lisan olabileceine inanmad
n ise fark etmemitim.
Dolaysyla, bu yazmalarmz srasnda, u cmleyi gr nn
afalladm: "Kk-lisann ya zyinelemeci bir ileyi barndrdn y ;
da sonlu olduunu dnmek mantksal bir ynelimdir."

.'!

C ho s k y

1 <Jc S .

( 'l u n .. , J... ( / 1 1 1 ( i l n /H l r 1 1 1 (

'" ""'" l ' J ' J

" M antksal ynelim" mi? Lisan evrimi almalarna karma ve


m el ez dil aratrmalarndan gelmem benim yararma olmutur; bu
aratrmalarda, karma ve melez dil konuan insanlarn kelimeleri
ok farkl ekillerde dizdiini kati suretle grdm. Melez dil konu
anlar, kelimeleri dizerken, bunlar tam teekkll lisan konuanlar
gibi sralar; hiyerari bakmndan bu aa benzeri bir yapdr; ema
olarak ise, A + B ___. [AB] , [AB] + C ___. [ [AB] C] , vesaire gibidir. Anlad
m kadaryla, Chomsky'nin Kaynama dedii sre bu. te yandan,
karma dil konuanlar, kelimeleri, ipe boncuk dizer gibi, A + B + C
vesaire diye art arda sralar, bylece, Kaynamann aksine, A ile B
arasndaki iliki, B ile C arasndaki ilikiden farkl deildir. Dolay
syla, hi gecikmeden Chomsky'ye unu yazdm: "Kk-lisan A + B +
C 'den meydana gelir, yani onda Kaynama diye bir ey yok. "
Ayn abuklukla Chomsky, "yaygn bir inan bu ama hatal,'' diye
cevap verdi. "a, b, c . . . gibi sonsuza giden bir dizi, Kaynama tarafn
dan yle olutunlur: a, {a, b}, {{a, b} c} vesaire . . . birleim ilkesini28
ekleyerek Kaynama ilemini rafine edersek, o zaman {,} unsunnu
basklam olunz ve yle grnr: a, b, c . . . "
Birleim ilkesi mi? Bunun lisanla ne alakas var? Bu, matematik
te ve mantkta kullanlan bir ilke ve mantk formllerinde bir paran
tezin yerini deitirmenin ya da parantezi karmann, bu formllerin
gerek deerini etkilemedii, ayrca toplama ilemlerinde parantez
eklemenin ya da karmann toplam deitirmedii anlamna gelir;
( 1 + 3) + 2 ilemi 6 eder, tpk 1 + (3 + 2) ve 1 + 3 + 2 ilemleri gibi.
Yani, mantk formllerinde ya da toplama ilemlerinde grdnz
parantezlerin pek de ciddi bir grevi yok. lemdeki unsurlarn ara
sndaki ilikileri deitirmedikleri iin bunlar yeniden dzenlemenin
ya da bunlardan tamamen kurtulmann bir manas olmaz; ( 1 + 3) + 2
ileminde 3 says 1 saysna 2 saysndan daha yakn ya da sk bal
falan deildir.
Fakat bu , lisanda bulunan herhangi bir yapya ya da biime uy
gulanamaz, yoksa [ngiliz [lisan retmeni]] tamlamas, ( [ngiliz lisa
n] retmeni] ] tamlamasyla ayn anlama gelirdi, oysa anlamlar ayn
deil; ilk ifade, ngiliz milliyetinden bir lisan retmeni anlamndadr,
ikincisi ise herhangi bir millete mensup bir ngilizce retmeni anla
mndadr. Burada ayralarn yerini deitirirseniz, anlam deitirmi
olursunuz; ayralar kaldrrsanz, anlam mulaklar. imdi daha
mehur bir rnee bakalm: [yal (erkekler ve kadnlar]] ve [ [yal
28 Perry ve di. 1988,

s.

364.

200 Ademin Dili

erkekler] ve kadnlar] . Bu gibi tamlama iftlerinin arasndaki fark


llklar, tonlamayla da dile getirilebilir: rnein, (ngiliz (lisan ret
meni] ] ifadesinde "ngiliz" kelimesine vurgu yaplrken ((ngiliz lisan]
retmeni] ] ifadesinde "lisan" kelimesine vurgu yaplr.
Fakat kk-lisanda, mesela ilk aamalarndaki bir karma dilde,
kelimeler arasnda yapsal mnasebet yoktur; sadece anlam bak
mndan ilikileri vardr, dolaysyla, kk-lisanda anlam mulakla
trmann muadil bir yolu bulunmaz. Dahas, lisan unsurlann ipe
boncuk dizer gibi sralamak iin ta melez dillere ya da kk-lisanlara
kadar gitmek gerekmez. Kaynama ilemi, ancak cmle dzeyine ka
dar i grr. Szck takmlar, szck takmlanna uygun bir ekilde
birletirilmelidir, cmlecikler de cmleciklerle, fakat cmle dzeyine
ktnz andan itibaren, ipe boncuk dizme tarz dizililer devreye
girer. Paragraflar, sayfalar, balklar, kitaplar; art arda sralayabile
ceiniz cmle saysnn snn yok. Sonlu bir sre olduunu syleye
bilir miyiz? Hayr, hi yolu yok.
Dilbilgisi ilikileri, yani Kaynama sreciyle yaratlan ilikiler,
sadece cmleler iinde bulunur. Cmleler arasnda bir dilbilgisi ili
kisi yok. Cmlelerin sralann dzenleyen bir kurallar manzumesi
yok, cmlelere nesne ya da zne olarak hizmet eden cmleler bulun
maz, cmlelerin Etmeni ya da zlei ya da Erei olan cmleler yoktur,
hibir cmlede tamlayan eler, baka cmlelerdeki tamlananlarn
nne gelmez ve yine hibir sfat farkl bir cmledeki ismi nitelemez.
Cmleler sadece sylem tutarll balamnda birbirine balanr, bu
balam da dilbilgisi etkenleri tarafndan deil, anlam ve uygulama et
kenleri tarafndan belirlenir. unun gibi bir cmle dizisine bakalm :
"John, kk kz kardeine bakyor. Bakrn fiyat bir gecede
yzde on yedi dt. Galler'in ulusal sebzesi prasadr . "
Bir paragraf olarak b u dizi anlamszdr. Fakat b u diziyi meydana
getiren tm cmleler dilbilgisi kurallarna tamamen uyar ve kendi
ilerinde hem anlalabilir hem de anlam bakmndan dzgndrler.
Tek tek bakarsak cmlelerde sorun yok; bir araya gelince ise man
tkszlar, nk konu olarak aralannda hibir iliki bulunmaz. Fakat
imdi de u diziye bakalm:
"Baknn fiyat bir gecede yzde on yedi dt. Pek ok tahlil uz
man bu d ngrmt. Ksa sre nce Orta Afrika'da atekes
ilan edilmesi, zaten arz da ykseltmiti . "
Ayn koullar burada d a geerli; cmleler a rt a rd a dizilmi v
hibir kelime birden fazla cmlede k u l l a n l nrn m , o l a l d l ' c i" rn l l r
a ra s n d a szc k se l b i r b a l a n t yok . O t l' ya d a . s i y ; sl ' t v i k t i s; d ;

< 'I H m : . /... (tln ( ; /1 11 l\1tlun ( J/... 1 1 111 1 1

( ) I

a i na olan biri iin bu paragraf gayet mantkl.


O halde hem Kaynama hem de art arda dizme sreleri, lisanda
ayn anda i bandadr. Art arda dizme, Kaynamadan basit olduu
iin, muhtemelen daha yal. Eer daha yalysa, o zaman, lisan do
arken Kaynamann henz ortaya kmadn ama uzak atalarm
zn elinde bu art arda dizme srecinin olduunu varsaymak makul.
Dolaysyla, Kaynamann olmad bir sistem sonlu olmak zorunda
deil; en azndan ilkede, elinizde boncuk olduu mddete ipe boncuk
ilave edebilirsiniz. O halde Chomsky'nin "mantksal ynelim" gr
dpedz yanl.
FANUSTA EVRM
Bu iki evrim modelini yan yana koyalm:
BEN M K

CHOMSKY'N N K

B R NC ZAMAN D L M : Hayvanlar
da kaynamayan kavramlar var.

B R NC ZAMAN D L M : Hayvanlar
da, kaynamayan kavramlar var.

K NC ZAMAN D L M : lk-insanlar
konumaya balar.

K NC ZAMAN D L M : leride kayna


acak olan, insana zg kavramlar
ortaya kar.

NC ZAMAN D L M : Konu
mak, insana zg kavramlar retir.

NC ZAMAN D L M : Beyin dev


releri yeniden dzenlenir.

D RD NC ZAMAN D L M : Kay
nama ortaya kar ve insana zg
kavramlar kaynamaya balar.

D RD NC ZAMAN D L M : Kay
nama ortaya kar ve insana zg
kavramlar kaynamaya balar.

BE NC ZAMAN D L M : Beyin dev


releri belki yeniden dzenlenmitir
(akla yatkn fakat kesin byle ol
mutur diyemeyiz) .

BE NC ZAMAN D L M : Girift d
nce, planlama vesaire gibi yetiler
geliir.

ALTINCI ZAMAN D L M : Girift dnce, planlama vesaire gibi yetiler


geliir.

ALTINCI ZAMAN D L M : nsanlar konumaya balar.

Bu iki modelin aamalar birbirlerinden, ierik bakmndan pek


farkl deil, fakat sralamalar ok farkl. Ancak bu, en nemli farkl
lklar deil. En nemli farklar , benim modelimde aamalarn, ken
dilerinden sonra gelen aamalarn itici gc olmasdr. Bu modelde,

202 Ademin Dili

atalarmz konumaya baladktan sonra, yansmal ya da gsterge


sel sinyaller, kullanm biimlerindeki farkllamadan tr, kademeli
olarak gerek simgelere dnmtr (nmzdeki blmlerde bu
konuya daha fazla deineceiz) . Kaynama sreci, beynin her trl
veriyi ele al eklinden doduu iin zel olarak tretilmi olmas
art deil; anlam bakmndan kaynamaya muktedir birimler mevcut
olduu anda ortaya kar. Kaynamann hem lisanda hem de dn
cede kullanm, ister mutasyon ister epigenetik temelli olsun, lisan
ve dnce srelerini hzlandran ya da otomatikletiren her trl
gelimeyi seilimde ne karr. Tm bu srelerin nihai neticesi, ileri
bir dnme makinesidir, ki hzl, incelikli ve epey esnek bir lisann
doacandan bahsetmeye gerek bile yok.
Aamalarn kendilerinden sonraki aamalar ileri ittii yerde, her
yeni gelime, kendinden sonraki gelimenin maruz kalaca seilim
basksn deitirir; evrim byle alr. Bilhassa, ni inas byle a
lmaktadr (ve daha hzldr, nk sreler daha odakl bir ekilde
iler) .
imdi Chomsky'nin modeline dnelim; en nemli aamalarnn
hibir saiki bulunmaz. Bunlarn itici gc yoktur. nsana zg kav
ramlar hi yoktan fkrverir. Ortada fol yok yumurta yokken beyin
devreleri yeniden dzenlenir. nsanlar durup dururken konumaya
balar, yine ortada fol yok yumurta yoktur (srf "yarar salayacak, "
diye! ) ; ayrca, konumaya nasl baladklaryla, kafalarnda dolanan
onca kavram varken bunlar isimlendirme konusunda nasl fikir bir
liine vardklaryla ilgili sradan ayrntlar hasr alt edilmitir.
Chomsky'nin evrim modeli, dnyann gerekleriyle ya da evrimin
gerekleriyle hibir ekilde kesimez; o fanusta bir evrimdir, tama
men soyut, kendini d dnyadan yaltm bir sretir. Ancak, Ame
rikan bilim dergilerinin amiral gemisinde yaymlanm, iki biyoloun
birlikte kaleme ald bir makalede rtk ekilde bize sunulur. Varn
siz anlayn.
Burada, lisann evrimlemesinden daha fazlas olduuna dikka
tinizi ekerim. Lisan ile dnce arasndaki ilikinin btn sz ko
nusudur. Eer bu kitabn altbalnn son ksmna (nsan m Lisan
dan) deineceksem, bu meseleyle boumam gerekir. Bu konuda da
Chomsky ve ben, birbirimizi tamamen zt konumlarda buluyoruz:
Chomsky, insanlarda nce dnme yetilerinin doduuna V<'
bu yetilerin sonra lisan mmkn kldna inanr.
Ben ise, nce lisann doduuna ve dnme yetilerini m m k i"
kldna inanyorum.

( '/ 11 1 n . A. ,(d1 1 1 < i l n flt t l u n UA. 1 1 11 1 1 1 l J . S

Uunlardan biri doru olmal. Suya sabuna dokunmayan, orta


bir yol tutturmak mmkn deil; ikisi de bir para etkili olmutur,
ortakevrim geirmilerdir, denemez. Bu yol, pek ok insann houna
gidebilirdi. Bugnlerde "ortakevrim" terimi rabet gryor. Bu terimi
mrldann, yanna "mem" ve "z-rgtlenme" kelimelerini ll bir
ekilde katn, insanlar bilmi bir tavrla balarn sallar ve size sayg
duyar. Aynca, bahsettiim sreler tam olarak yerli yerine oturduu
zaman, lisan ve insan dncesi kesinlikle ortakevrim geirmitir.
Fakat balang koullar iin, bu bir tavuk-yumurta, at-fayton
sorunudur. Bir tanesi daha nce gelmek zorundayd ve imdiye ka
dar grdm tek mantksal ynelim budur. Gelecek blmde, han
gisinin nce doduunu, bunu nasl ve neden yaptn greceiz.

10 AKLiMiZi TOPARLAMAK

e olumlu yanndan bakalm. Chomsky'nin gr , dikkatleri beyne


ekiyor. "Beyin devreleri yeniden dzenlendi" nermesi, "ne?", "na
sl?", "neden?" sorularyla doludur ve bu nerme bize klavuz olarak
hizmet edemez. stelik imdiye kadar, gzmz ounlukla davra
nlara dikmitik. Fakat beyin ve davranlar arasnda derin bir ba
mevcut ve yle bir noktaya geldik ki beyni hesaba katmadan daha
fazla ilerleyemeyiz.
Lisann ncelikle biyolojik mi yoksa kltrel mi olduuna bakmak
szn, beynin, tm bu unsurlar bir araya getirmek iin tek yolu var.
Beyin, teki trlerin beyinleri ve ou zaman kendi beynimiz,
aslnda ne i yapar? New York niversitesi'nden Gary Marcus 'a gre
beyin, "duyulardan malumat alr, bu malumat zmleyip kaslara
gnderecei buyruklara dntrr."' Beyinler zel olarak bu i iin
ina edilmitir, nk dnya zerinde yaam iin bu kadar yeterli.
ou durumda, beyin sahibinin tok ve canl kalmas, ayrca genlerini
gelecek nesile aktarmas yeter. Beyin, evrenin doas ya da doaya
hkmeden yasalar hakknda dnmek zere ina edilmemitir.
Hatta kendi kiisel mnasebetlerimiz zerine dnmek iin de ina
edilmemitir; meer ki o zamanlar bunlar bizi gerekten megul et
mi olsun.
Beyin, yapmak zorunda olmad ii (normalde) yapmaz, nk
enerji bakmndan maliyetlidir. Beynimiz, enerjimizin yzde yirmisini
kullanyor, geri baz insanlara baknca yle olmadn dnebi
lirsiniz. zletirmecilik (prizm) yanllar , beyni bilgisayarlara ben
zetmeye alanlarn cesaretini krar. Biraz da dudak bkerek, her
kltr beyni kendi en ileri teknolojisine benzetmitir, derler; Yunan
llar su deirmenine, Viktorya dnemi insanlar telefon sohbetlerine
benzetmi; dolaysyla, bu sadece geici bir hevesmi. Fakat, aslnda
beynin amac, zel bir bilgisayar trnn, teknelerde, arabalarda,
uaklarda ya da uzay istasyonlarnda grdmz, panolara yerleik
bilgisayarlarn amacyla tamamen ayn.
Yerleik bilgisayarn amac, artk her neye yerleik ise, o yap n n

' M a rcs 2004 , s . 1 1 '1 .

!\ J dunz '/'upu r f u 1 1 u k

'20!1

i dengesini muhafaza etmektir. Hem i hem de d artlar izleyerek


bu ii yapar; i scakl dar bir aralkta tutan cihazlardan, bir cisme
arpmak zere olduunuzu belirten uyarlan veren cihazlara kadar
hepsinin grevi budur. Fakat yerleik bilgisayarn davran yelpaze
si iinde, size, kendi bana oluturduu ve kendi iine yarayacak
mesaj lar gndermek yoktur. Onun, kendi amalar yoktur. Ne iin
programlanmsa ancak o grevi vardr.
Mhendisler, yerleik bilgisayarlar programlamaktadr, fakat
beyni evrim programlamtr. Beyni, i dengeyi korusun ve organiz
mann mesken tuttuu i ve d koullarn, mmkn mertebe orga
nizmann esenliini kollayacak ekilde kalmasn salasn diye prog
ramlamtr.
Marcus'un syledii gibi, beyin bu ii birka admda, tek ynl
bir yolla yapar:

Duyulardan bilgi al.


Tanmlanmas iin tahlile gnder.
Tahlil sonucuna bal olarak bir eylem plan se .
Bu eylemin hayata geirilmesi iin emir gnder.

Diyelim ki bir koku tespit edildi; bu koku, teki kokularla ve on


larn olas kaynaklaryla kyaslanr; kokunun, bir yrtcya ait olduu
belirlenir, fakat kokunun kuvveti ve mevcut rzgar koullan hesaba
katldnda bunun muhtemelen uzakta bir yrtc olduuna karar
verilir; sonuta iki mesaj gnderilir; biri kaslara gider ve "hareketsiz
kal," der; teki dikkat merkezine gider: "kinci bir emir gelene kadar
yksek teyakkuz seviyesinde kal. "
B u eylemin tek ynl olduuna v e yan yollara sapmadna dik
kat edin. Doru, verilen emrin ardndan olumu eylemden geri bil
dirim almak, sonraki gelimeleri etkilemi olabilir, fakat bunu ancak
srece yine bandan girerek ve kapal bir devre oluturarak becerir.
En basit dnceyi dndnz zaman ne olduuna baka
lm; mesela "gl krmzdr," diyelim.

"Gl" dnn.
"Krmz"y dnn.
Bu ikisini bititirin.

Krmz gle dair grsel bir imgeniz olabilir ya da olmayabilir.


Varsa, "imgelerle dnyorum," dersiniz; yoksa, "kelimelerle d-

206 Ademin Dili

nyornm," dersiniz. ki vaka da, gnein gkyzn arnlamasna


benziyor; yani grdmzle gerekte olan bitenin ilgisi yok. Beyinde
imgeler yok. Beyinde kelimeler yok. Sadece sinir hcreleri, bunlar
arasndaki balantlar ve elektrokimyasal iletilerin farkl hzlar ve
kuwetleri var. Bu unsurlar, kelimelerle ve imgelerle ilgili znel bir his
yaratr. Kurtuklarn metamorfoz geirmesi byl gibi grnebilir,
fakat gn batmnda dalarn "renk deitirmesi" de bir o kadar b
yldr, keza bu etkiyi de beyninizdeki sreler retir.
Eer "dnme" iini, "her trl zihinsel hesaplama" olarak ta
nmlarsak, ki bunu tanmlamann kuramdan bamsz ve en genel
yolu budur, o zaman yukarda betimlediim iki ilem dizisini de (ev
reden gelen bilgiyi ilemek ve bir eyi dnmek, mesela bir gl)
"dnmek" diye nitelemekte hakl olurnz. Fakat bu iki srecin be
yin iinde gereklemesi ve beyin tarafndan ynlendirilmesi dnda
pek ortak noktalar yok.
lk dnce trn, yani beynin "standart ii" diyebileceimiz
dnce trn, "evrim ii dnce" diye tanmlamak makuldr;
dnen organizmann tam o an d dnyadaki nesnelerle ve hadise
lerle etkileime girmesinin sonucu olarak gerekleen dnme ii.
Bu durnmda, " gl krmzdr" tarz dnmeyi "evrim d dnce"
diye nitelemek en dornsu olacaktr;2 d dnyada olan bitenle zo
rnnlu ya da dolaysz bir balants olmayan dnme iidir bu, fakat
btnyle beyin iinde retilir ve orada gerekleir. ki dnme t
rn daha ayrntl bir ekilde karlatrmaya deer.
evrim d dnmenin aamalar evrim ii dnmenin aa
malarndan olduka farkl; bu aamalarn hibir parasn iermezler
ve olduka farkl ekillerde alrlar. evrim ii dnmenin aama
larn, organizma d hadiseler tetikler. evrim d aamalar da keza
d olaylar tarafndan tetiklenebilir ama bu art deil ve ounlukla
da yle olmaz. evrim ii dnce dizisinde , her aama bir sonrakini
tetikler. Byle olmasayd, beynin sahibi uzun sre yaayamazd; eer
koku tahlile gnderilmese, tahlil de eylemi tetiklemese ya da verilen
emir tatbik edilmese, ksa sre ierisinde kedi mamas olurdunuz.
evrim d dnmede, hibir aamann bir sonrakiyle balantl ol
mas zarnri deil; "gl" nce, "krmzy" sonra dnebilirsiniz ya
da sras tam tersi olabilir, hatta ayn anda da dnebilirsiniz; h i
fark etmez. evrim ii dizide son aama ounlukla vcuda verilmi
bir talimat olur, hatta bu talimat sadece "hibir ey yapma" d n o la b i
' f1 i c k c rt o n ] <J<)S.

\ J... l n z I l / '" ' '" " " ' "

- ( )'/

lir. evrim d dizide, son aama diye bir eyin olmasna bile gerek
yok. Bu konuda eyleme gemek bir yana, krmzy ya da gl ya da
ikisini, bunlar bir araya getirmeksizin de dnebilirsiniz.
Belki bu gevek yapdan tr ve "gl krmzdr" gibi dn
celerin temel bir sadelik tayor gibi grnmesinden dolay, pek ok
insan bunlar bedavadan, yani sadece bir beyne sahip olarak elde et
tiimizi varsayar. Bu da baka bir yaygn inanc besler: Dncelerin
bir ekilde mantken cmlelerden nce geldii, lisann dnceleri
ifade etmek iin doduu, kelimeden kyafetlerini giydirip d dn
yaya gndermeden nce bir eyin dnlmesi gerektii inancndan
bahsediyorum ; lisan, insan zekasnn ana motoru olarak gren ki
mileri bile bu inanc tar. Unutmayn, beyinde sadece kelimelerle
imgeler deil, ayn zamanda dceler de yok; sadece, sinyal hznn
azalp artt, sinyallerin her yne gnderildii kesintisiz bir sinir sis
temi etkinlii var.
Bence, evrimsel zamanda dnmenin konuma yetisinden nce
ortaya kt ve gndelik hayatlarmzda da konumadan nce geldii
inanc, balangta makulm gibi grnen, fakat a tutulduun
da ve dikkatli bir ekilde irdelendiinde herhangi bir olgusal ya da
kuramsal temeli olmayan o inanlardan biridir. Aslnda, konuma
ya balamadan nce "gl krmzdr" diye bile dnemediimizi ileri
sreceim. Fakat sizi buna ikna etmek, benim ikna olmamdan daha
etin olabilecei iin, hem insanlarn hem de insan olmayan canllarn
zihinlerinde ve beyinlerinde gerekte ne olup bittiine bakalm.
NSAN Dii ZHNLERE KARI NSAN ZHN
u soruya verilebilecek en basit yant dnerek balayalm : Neden
teki hayvanlar imdiki zaman ve mekan hapishanesine skp kal
mtr?
En basit yant, ellerinde sadece bunun olmasdr.
imdiki zamann ve mekann tesinde bulunan eyler hakkn
da iletiim kuramazlar, nk dncelerini imdiki zamann ve
mekann tesine ynlendiremezler. Bunu beceremeyilerinin sebebi,
ayn zamanda, sadece zgl ve ivedi olaylara atfta bulunabilmeleri
nin de sebebidir. Onlarda soyut kavramlar yok, bizde var.
Uyaryorum, imdi anlatacaklarm aykr eyler. aykr ara
trmac dostun (Louisiana niversitesi'nden Derek Penn ve Daniel
Povinelli, Los Angeles California niversitesi'nden Keith Holyoak)
yakn tarihli bir makalede belirttii gibi, "Darwin'den bu yana, kar-

208 Ademin Dili

latrmal bilisel ruhbilimdeki egemen temayl, insan zihni ile


insan d zihinlerin arasndaki devamll vurgulamak ve mevcut
farklar 'nitelik deil nicelik' (Darwin 1 87 1 ) fark olarak betimlemek
olmutur."3
Lisan evrimi konusunda en yetkin yazarlardan biri olan Jim
Hurford, rnein okuyucularndan lisann doduu zamanda olduk
larn hayal etmesini isterken, "bilisel yetileriniz tamken" lisansz
olmak nasl bir ey olurdu diye dnmelerini umursamaz bir zg
venle syler. 4
Fakat elde somut bulgu olmadan kimse byle iddialarda bulu
namaz, deil mi?
Doru; papaan Alex'in eitmeni ve lisan evrimi almalarnda
papaangilleri-kapsayc bir yaklam savunan !rene Pepperberg'e
gre, "son otuz be yldr aratrmaclar, hem sahada hem de labo
ratuvarda yaptklar deneylerle, insan dndaki hayvanlarn girift
sorunlar zme becerilerinin insanlarnkiyle sreklilik arz ettiini
gstermitir."5 Bu mutabakata kar kan kii, insann stnl
tellall yapmakla ve "sadece bizim" zel, ilahi bir yaratm olduumu
zu savunmakla yaftalanmay gze alr.
Fakat bu bulgular bize yaln gerekleri mi sylyor yoksa duy
mak istediklerimizi mi , yani Darvinci yaklamn mevcut yapsn pe
kitiren eyler mi anlatyor? Acaba bunlar olduka farkl bir ekilde
yorumlanabilir mi?
Bulgular gzden geirmeden nce, Irene Pepperberg'in yukar
daki alntsn daha yakndan inceleyip baz meseleleri yerine oturta
lm : "nsan dndaki hayvanlarn girift sonnlan zme becerilerinin
insanlarnkiyle sreklilik arz ettii" (vurgu bana ait) . Fakat nerede
zyorlar? Gerek dnyada m yoksa kafalarnn iinde mi? Can
alc soru budur.
Benim iddiam u: gerek dnyada fiziki sonnlan zmeye ge
lince, insan d hayvanlarn becerileri gerekten de insanlarn beceri
leriyle sreklilik arz eder. Bu tarz sorunlarn zlmesi u koullarda
kuvvetle muhtemeldir:

Hayvann, sorunu zmek iin gl saikleri vardr (yan i ,


eer o sorun, hayvann evrimsel zindeliine dorudan ka t -

: Penn ve di. 2008. (Ortodoks bir gr iin: Prcmack 2004 . )


'' Hurford 2007, s . 64.
'' Pcppcrbcr 200 S .

1\ h /r1111zr '/i111 1 1 /1 1 11111h

'}.()l)

kda bulunacak gda, cinsellik, kamak vesaire gibi bir eyle


ilgili ivedi bir ihtiyac karlamay engelliyorsa) .
Sorunu zmek iin gerekli olan nesnelerin hepsi olmasa da
ou gr alan iindedir.
Hayvann gr alan iinde olmayp, olay belleinde (kabaca
sylemek gerekirse, sahibinin deneyimlerini anlat biiminde
kaydeden bellek blm) kaytl olan ve sorunu zme girii
minde harekete geirilebilecek herhangi bir ey.

Bu tr sorunlar hayvanlar, kk bir ocuktan ya da dk


IQ1u bir yetikinden daha hzl zebilir. (Bir Yeni Kaledonya kar
gasna cam tpteki yiyecei karmas iin dz tel verildii ve birka
saniye nafile uratktan sonra teli kanca eklinde bkt videoyu
izlemiseniz,6 ne demek istediimi anlarsnz ve bir daha asla o k
mseyici "ku beyinli" ifadesini kullanmazsnz.)
Mesele, hayvanlarn sorun zp zmemesi deil, nk
zebildikleri aikar, fakat mesele, istedikleri an anmsayabilecekleri
kavramlar var mdr ve bu kavramlar, yeni davranlar hayal edip
ardndan bu davranlar retmek zere ynlendirebilirler mi mese
lesidir.
FAKAT KM HAYVANLARIN DA KAVRAMLARI OLAMAZ MI?
Davran bilimleri alannda alanlarn ounluunun byk ihti
malle bu noktada iaret edecekleri, belki de haykracaklar ey u:
"Elbette hayvanlarda bizimki gibi kavramlar var!" Bu gr yads
mak, insanlar ile insan d canllar arasnda bir sreksizlik oldu
unu iddia etmek anlamna gelir. Fakat, lisan ile teki tm iletiim
biimleri arasnda olas bir sreksizlik zaten mevcut. Bu tarz bir s
reksizliin var olmas yeterince kt; iki tane olursa, Darvinci aama
clk mabedi sarslmaya balar. Ya da yle grnmeye balar (hatal
bir ekilde) .
Bunu biraz daha etrafl dnelim. Bakterilerde kavram oldu
unu kabullenmeyeceksek (yle olsa, kavramlar nerede saklarlard
ki?) , evrimin aknda bir yerde, bizim gibi kavramlar olan hayvanlar
ile kavramlar olmayan havyanlar arasnda bu sreksizlik mevcut ol
mal. Bu sreksizlii insanlar ile insan d canllar arasna yerletir
meyeceksek, nereye konumlandrrz ve neden? Bizim yapabildiimiz

'' Hunt ve Gray 2003 .

2 1O

Ademin Dili

ve hayvanlarn yapamad eyler dnldnde, bizim ile onlar


arasnda bu sreksizlii bulabileceimiz daha olas yer neresidir?
Son tahlilde, hayvanlarda bizimki gibi kavramlar var m yok mu
meselesi, gzleme dayal bir meseledir. Kavramlar ya vardr ya da
yoktur. nmzdeki birka sene ierisinde, ileri beyin grntleme
teknikleri sayesinde, biz ile doann geri kalan arasndaki farkn
gerekten benim burada bahsettiim fark olup olmadn belirlemek
mmkn olacak. Bu esnada, acaba baka hayvanlar istedikleri an
anmsayabilecekleri kavramlara sahip mi diye anlamak iin mevcut
aralardan faydalanmalyz; yani, tpk bizim gibi, bu kavramlar do
layl ya da dolaysz bir ekilde harekete geirecek hibir ey olmasa
bile dnmeye balayan hayvanlar var m diye aratrabiliriz. Kimi
hayvanlarn bu gibi kavranlan olduu anlalrsa, o zaman baka
trlere kyasla neden bu kadar yaratc olduumuzu incelemeye ba
tan balamamz gerekir.
Bu esnada, hayvan kavramlarna dair en salam bulgulardan
bazlarna bakalm.
Yetmili yllarda Richard Herrnstein (yaymlandn gremedii
The Beli Curve [an Erisi] balkl kitabn e yazar olarak kt bir
hret edinecekti) , gvercinlerle bir dizi deney gerekletirdi;7 g
nmz ruhbilimcileri hala bu deneyleri aklamaya abalar. Kendi
kendisini de afallatmt: "Bu kadar gl snflandrma yetisi olan
hayvanlar nasl olur da baz bakmlardan byle aptal grnr?" Ha
kikaten, ancak zihinleri bizimkinden farkl alyorsa o baka.
Kk bir denek dzeneinde eittii gvercinler, aal resimler
ile aasz resimleri hatasz ekilde ayrt edebiliyordu. (Resimde aa
varsa resmi gagalyor, yoksa gagalamyorlard.) Kolay i olduunu
syleyebilirsiniz bunun; gvercinler mrlerinin yarsn aalarda
geirir. Sonra Herrnstein , insanl resimlere geti ve gvercinler ayn
oranda baarl oldu . Tamam, gvercinlerin ou insan grr; ruhbi
lim laboratuvarlarndaki tm gvercinler kesinlikle insan grmtr.
Ama ya balk?
Herrnstein, gvercinlerini kk bir balk resmi destesiyle eit
tikten sonra, nlerine daha nce hi grmedikleri geni bir koleksi
yon getirdiinde, aal ve insanl resimlerdeki kadar muvaffak oldu
lar. Gvercinlerden hibirinin daha nce balk grmedii, hatta balk
nedir bilmedii konusunda emin olabilirsiniz. Fakat bu durum la r ,
grdkleri neredeyse her bal tanmaktan ve bir ey i n balk o l m a d
' 1 krrn s t i 1 'l7' l .

\A lrz 1 ' f'1 1 1 /1 1 1 1 1 1 1 A

)I I

a n lamaktan onlar alkoymamtr.


Bunu nasl beceriyorlar? Genel hatlardan m yoksa zgl nite1 i klerden mi yoksa baka bir eyden mi yola kyorlar. Hangi unsur
dan faydalanm olursa olsunlar, bu unsur, zihinlerinin nasl alt
hakknda bize ne anlatyor? Allahtan o kadar ileri gitmemize gerek
yok; oras bir bataktr. Sormamz gereken u: Yaptklar i neyse, o i,
balkla ilgili genel bir kavram edindiklerini mi ima ediyor?
Hi sanmam. Bana kalrsa, birtakm ayn zellikleri belirleyip
kaydediyorlar; bu zelliklerin ne olduu nemli deil, balklarda or
tak bir zellik olmas yeter; resim, bu zelliklerden meydana gelen
yeterince byk bir altkmeyi tetikledii zaman, resmi gagalyorlar.
Deney bittikten sonra balk hakknda dndklerini, bunlarn ne
olduunu merak ettiklerini, balk yemenin nasl bir ey olduunu
hayal ettiklerini bir an bile varsaymam. Doru, baz vakalarda bu
eitimin etkileri bir yl akn sre devam etmitir, fakat bu ancak
gvercinlerin salam bir bellei olduunu gsterir; balklk hakknda
merkezi bir dnce oluturabildiklerini ise gstermez.
O halde laboratuvardan kp yaban hayata dalalm. al karga
larna bakacaz. 8
al kargalar Batda yaygn olan bir ku tr. Etraftan tohum
toplayp bunlar arazide farkl yerlere gmerler; bylece, k geldiin
de salam bir yiyecek arz elde ederler. Mevsim uygunken, topraa
yzlerce, belki binlerce tohum ekerler. Hepsinin de yerini hatrlarlar,
ektikleri yerlere armadan dnerler. Dahas, hangi yerlerde tohum
larn daha dayanksz, hangilerinde dayankl olduunu da anmsar
lar ve kn son aylarnda dayanksz tohumlar ektikleri yerlere uma
zahmetine girmezler.
Btn yaz farkl yerlere tohum saklayp kn hepsini bulmaya
alacak olsak, kubeyinli olmayan bizler o byk beynimizle al
kargalanndan ok daha kt i kartrdk, eminim; hayatmz buna
bal olsa, muhtemelen hayatta kalamazdk. Doru, al kargalar ,
zamanlarn bunun dnda baka bir ile doldurmuyor. Fakat bu,
pek ok tr gibi al kargalarnn da bizim zayf ya da tamamen mah
rum olduumuz baz kabiliyetleri ar gelitirdii gereini deitir
mez. Ancak, en salam marifetimizin, bizi hayatta tutmann tesinde
farkl bir evrene sokmas ise hayvanlara yansmamtr.
Fakat bizi epey aan bir zihinsel yetiye sahip olmalar, teki
zihinsel yetilerinin eit derecede gelimi olduu, hatta gelimi olg

8 Clayton ve Dickinson 1 998, Clayton ve di. 200 1 .

2 12

Ademin Dili

duu anlamna gelmez. ounlukla insanlar, zekayla ilgili sabit bir


evrensel lek varm ve tm trler bu lekte bir konuma sahipmi,
kimileri stte kimileri alttaym ama en stte biz varmz gibi d
nr (ya da duygusal olarak byle hissederler, en azndan yleymi
gibi davranrlar) . Evrim bu ekilde ilemez. Bu kitapta tekrarladm
bir nakarat u: Trler, yapmalar gerekeni yapar. Eer bir ku, to
hum ekme niine girerse , er ge, al kargasnn yetilerine benzer
yetiler kazanr. Doal seilim, onun bu yetileri kazandn grecektir.
Yapmalar gerekeni tekilerden daha iyi beceren trler uzun yaar,
oalr ve kendilerinden bile becerikli dller elde eder. Zekay ni ya
ratr; genel bir aklllk halinden bahsetmiyorum, niin gerektirdii
zellemi zeka sz konusu.
Peki, ku kutur; niye burada insan benzeri kavramlar bulmay
umuyorsunuz ki? Daha yakn akrabalarmza bakmalsnz, diyebi
lirsiniz.
Normal yaantlarnda kavrama sahip olduklarn akla getirecek
herhangi bir ey yapyor olsalard bakardm. Hayvanlarda kavramla
ra dair bulgularn nadiren byk kuyruksuz maymunlardan geliyor
oluu belirgin bir olgudur fakat pek vurgulanmaz; en azndan, yaban
ortamdaki byk kuyruksuz maymun yaantsndan bulgu elde edil
mez. Bu tr bulgular iin, maymunlara kadar geri gitmeliyiz.
Klaus Zuberbhler ve skoya'nn St. Andrews niversitesi'nden
alma arkadalarnn yrtt birtakm deneyler,9 Diana may
munlarnn (prenses Diana'nn deil , Romallarn Diana, Yunanlla
rn Artemis dedii tanrann ismi verilmitir) leopar ve kartal iin
kard uyan seslerinin ve yrtclarn kendi kard seslerin ka
yttan alnmasn ieriyordu. Jim Hurford'un zetinden daha iyisini
yazamam , o yzden onun szlerini aktaryorum:
"nce kartal iin uyan sesleniini, ardndan (be dakika sonra)
kartal sln duyan dii maymunlar, rnein nce kartal iin uyan
sesleniini ardndan leopar kkremesini duymalarna kyasla daha
az uyan iareti sergiledi (seslenileri daha az tekrarladlar) . " 1 0
Hurford'a gre bu, Diana maymunlarnn bizimki gibi kartal ve
leopar kavramlar olduunu gsterir. yle gerekelendirir: Yrtc
sesinin beklenmesine (kartal) ya da beklenmemesine (leopar) bat!;l
olarak maymunlarn farkl davranmas, bu hayvanlarn zihi nlerin
de, en azndan be dakika boyunca bir "kartal" kavram bar n d rd
<

Zuberbhlcr

ve

'" l l rfonl 200 7 ,

di. 1 ! J <)!J .

s.

227.

/ k /11111z 'l i f '< 1 /1 1 11 1 1 1 k

:2 1 . \

a n l a m n a gelir, dolaysyla, duyduklar ses uyarldklar tehlikeyle r


t meyince arrlar.
Elbette bu , olas aklamalardan biri. Fakat ayn oranda muhte
mel olan baka aklamalar da var. ncelikle, kartal ve leopar uyan
seslenilerinin maymunlar iin "kartal" ve "leopar" anlamna geldii,
kiisel bir kanaatten ibarettir. "Yukardan tehlike geliyor" ya da "aa
dan tehlike geliyor" anlam da tayor olabilirler. Uyary seslendi
ren maymun belki kartal ya da leopar kavramlarna deil, tehlike s
rasyla havadan ya da yerden gelirken kan ve kendisinin de tand
seslere tepki veriyordur.
kincisi, kartal uyars almak hayvanlar yksek teyakkuz hali
ne getirir ve uygun stratejiyi uygulamaya hazrlanrlar; hemen sak
lanmamsanz, yukarda bir ey duyduunuz ya da grdnz an
allara dalmaya hazr olun. Uyardan sonra birka dakika boyunca
bu stratejiyi uygulamaya hazr beklerler, ta ki artk tehlikede olma
dklarn hissedecekleri kadar uzun bir sre hadisesiz geene dek.
Uyan sesleniini dorulayan yrtc sesi, onlar tetikte tutar ve/ veya
allarn iine dalmaya iter. Zaman iinde kaybolmayan ey strateji
dir, yoksa havada szlen kartal kavram deil.
Fakat diyelim ki kartal sl yerine beklemedikleri bir ey duyu
yorlar: Karada gezinen bir yrtcnn sesi geliyor. Bu durum dengele
rini tamamen bozar, nk iki ka stratejisi de yanl yrtcya uy
gulandnda lmcl sonular dourabilir. Kartaldan saklandnz
allarda leopar sizi kapacaktr. Leoparn size eriemeyecei aa te
pesinde kartaln sizi tespit edip kaldrmas kolay olur. Zuberbhler'in
inceledii maymunlarn, elikili sinyal geldiinde deil, tutarl sin
yaller geldiinde daha az endielenmesi hi artc deil. elikili
sinyal geldiinde endielenmelerinin sebebi, bu durumda hangi stra
tej iyi kullanacaklarn bilemeyileridir.
Belki de bizimkine benzer hayvan kavramlarna dair en iyi rnek,
"lisan" eitimi alm kuyruksuz maymunlarn davranlarndan gelir.
El iaretlerini ilk kez renirken, "ii kapmalarnn" ne kadar uzun
srdn anmsarsnz; iaretlerin neyi temsil ettiini anlamalar
iin haftalara ya da aylara yaylan yzlerce, hatta binlerce deneme
yapmak gerekmiti .
Bunun olas iki aklamas bulunur. Kuyruksuz maymunlarn
bizler gibi dndn syleyen insanlar haklysa, kuyruksuz
maymunlar doru kavramlara sahip demektir. Sadece bu kavram
lar isimlendirmi deiller. Sonra nazik insanlar gelip, onlara isim
leri sunmu. Bu i biraz zaman alm, fakat er ge bir an gelmi ve

2 1 4 Ademin Dili

kuyruksuz maymunlar, kendilerine sunulan isimleri oktan sahip


olduklar kavramlara yaptrvermi; hepsi bu .
teki olaslk ise yle: Kuyruksuz maymunlarda kavram falan
yok. nsan dndaki hayvanlarda olduu gibi nesneleri snflandr
dklar ve bylece nasl tepki vermeleri gerektiini bildikleri ulamlar
var. Bu ulamlar, eriilebilir kavramlar halinde katlamaz, nk
kuyruksuz maymunlar, ancak o ulamlann temel ald zellikleri gr
dnde ya da duyduunda ya da kokladnda ya da dokunduunda
ya da tattnda bu ulamlar i grr. 1 1 Bu da ara sra ve ngrlemez
bir biimde gerekleir. Bu olay gerekletii zaman faaliyete geen
sinir hcresi a ancak o an devreye girer ve sz konusu zelliklerin
alglanmas kesilir kesilmez unutulmaya yz tutar. Tm o zellikleri
birbirine badatracak hibir ey kalmaz.
Sonra kuyruksuz maymunlar kendi ulamlar iin iaretleri
renir. aretler, tm ulam zelliklerini birbiriyle badatrr ve bu
zelliklere kalc bir yuva salar. Bunun sebebi, ulam zelliklerinin
(rnein muzu bonbon ekerden ayran zellikler gibi) artk ara sra
ve ngrlemez bir biimde deil, dzenli gsterilmesidir. Aratrma
clar, kuyruksuz maymunlarn gz nnde muz ve bonbon eker
gsterip duruyordur. Bu sunumlarla faal hale gelen sinir devrelerin
deki sinir hcreleri, nesne isimlerini temsil eden sinir hcreleriyle
birlikte, sinyal stne sinyal gnderir. Birlikte sinyal gnderen sinir
hcreleri birbirlerine balanr. Sinir devresi, henz renilen iaret
sayesinde pekiir ve artk bir yere demirler.
Kavram renmek ve kullanmak iin bu kadar yeterliyse , nasl
olur da kuyruksuz maymunlar annda bizler gibi dnmeye bala
mamtr?
Bizler gibi dnmeye ok kstl bir lekte gemilerdir. Otuz
yl nce David Premack, "lisan" eitimi alm kuyruksuz maymun
larn idrakla ilgili snavlardan geebildiini, eitimsiz kuyruksuz
maymunlarn ise geemediini gstermitir. 1 2 Fakat yanlmyorsam ,
kuyruksuz maymunlarla bizlerin balad noktadan, yani lisann hi
olmad safhadan bugn olduumuz yere gelmek, iki milyon yln
nemli bir ksmn almtr. Beynin farkl blmlerinde kelime/ kav
ram temsillerini saklamak ayndr, sinyallerin iki ynde de iletilmesini
mmkn klan duyu ve devinim sinirlerinin bu temsilleri bada tr
mas ayrdr; tutarl bir dnce katar oluturabilecek yeterli sayda
1 1 Langer 2006.
1 -' Pr<'mack 1 CJH:l .

!\ J... ft111/.I 'f't/ J l f f" "' " "

'.2 1 l

birimin badatrlmas yaamsal nem tar. Hibir kuyruksuz may


munun, iletiim mesaj lannda ten fazla iareti yan yana getirmedi
ine dikkat edin. ten fazla kavram birletirip tutarl bir dnce
retme becerileri muhtemelen yok.
Ayrca, idrakn tesinde i banda olabilecek boyutlar da var.
Biz lisanmz urap didinip kazandk. Kuyruksuz maymunlara ise
tepside sunuldu. Bizler, lisann niimizi gelitirmesine ihtiya duy
mutuk. Kuyruksuz maymunlarn byle bir gereksinimi hi olmad,
bunu asla istemediler; ancak dl aldklar ve insan bakclar mutlu
ettii iin lisana ihtiya duyuyorlard . stelik kuyruksuz maymunlar
lisan kullanmaya balayal daha bir insan mr kadar olmamtr.
Sonuta, bence gayet baarllar, sizce de yle deil mi?
Kuyruksuz maymunlar kendimizin bulank birer karbon kopya
sna evirmeksizin de onlara sayg duymay bilmeliyiz.
KAVRAMLAR VE AYRIM
Diyelim ki haklym ve insana zg kavramlarn varl ya da yok
luu, insanlar insan olmayan canllardan ayrt ediyor. Aslnda bu
bir sorun zme meselesi deildir; zlen sorunlarn tr , bunlar
zmenin yollar ve sorun zerken ie dahil olan zihinsel ilemlerin
cinsi nemlidir.
Nedendir bilinmez, ne zaman zekann evrimi hakknda dn
sek, buna, giriftlii gitgide artan sorunlan zme balamnda baka
rz. Oysa, hayvanlarn sorun zerken yeni davran gelitirmelerin
deki seyreklie ve bunu bizim ne sklkta (belki istikrar kelimesi daha
doru olur) yaptmza bakmalyz.
Elbette hayvanlar zaman zaman yeni davranlar retir. Japon
makaklar patates ykar (en azndan bazlar) . 1 3 Tilkiler ve kr kurt
lar yeni kurulmu banliylere inip evcil hayvanlar katleder. Aylar,
p kutularn yamalar. 14 Bir zamanlar Batda, Yvonne ve ben, tepe
zerine kurulmu ssz bir kamp alanna gitmitik. Yazn ortasyd,
dolaysyla kamp alannda kimseyi bulamamak bizi artt. Sonra
ezilmi ve yamulmu p kutulann grdk; baz kutular elik kazk
lara zincirlenmiti ama bu bile aylar durduramamt. Saniyesinde
oradan katk.
Bunlann hepsi yeni davranlardr, fakat tesadfen domular-

13 Kawai 1 965, Kawamura 1 959.


14 Pitt ve Jordan 1 996.

2 1 6 Ademin Dili

dr. rnein, aylar ok uzaklardan yiyecek kokusu alabilir ve Ame


rikan kamplar msriftir. Talihlerinin yaver gittii birka keiften
sonra aylar, sistemli olarak kamp alanlarn hedef almaya bala
mtr. Ta aletlerin benzer ekilde ortaya km olmas muhtemel.
lk-insanlar, belki meyve kabuu krmak iin (Fildii Sahili'nde em
panzelerin hep yapt ey) , belki szlerini geirmek iin (empan
zeler bunu aa dallaryla yapar) , belki de elencesine talan yere
vuruyorlard. Baz talar ayrld ve keskin kenarlar olutu. Atalar
mzdan zeki olanlar bu keskin talarla kemik krlabileceini, hatta
kaya yumrularndan kopan yongalarla bir eyler kesilebileceini fark
etti. Bylece ta yontmak ve taa ekil vermek gelenek haline geldi ve
paleo-insanlar iki milyon yl boyunca bu gelenei srdrd. Elbette
gitgide ustalatlar. Baz paralar azck farkl ekle ve boyuta sahip
ti; bunlar, muhtemelen farkl amalar uyarnca yava yava deiim
geirdi (geri uzmanlar bu amalarn ne olabilecei hakknda fikir
birliine varm deil) . Fakat hepsinde temel bir biim ortakt; hepsi
mnferit, tek bana paralard , boylan enlerinden uzundu, bir ulan
(aa yukar) daha sivri, teki ulan (aa yukar) daha yuvarlakt.
Tm bu talar temelde, ayn ana konunun eitlemeleriydi.
Bir de Ateriyen ulara gz atalm . 1 5 Bu sivri ular Kuzey Afrika'da
belki doksan bin yl ncesinden itibaren yaplmaya balad. oun
lukla ok ucu olarak betimlenmilerdir, fakat bugnlerde insanlar,
bunlarn ok ucu olarak kullanlamayacan dnyor, en azndan
ilk oklarda. Muhtemelen en bata mzrak ucuydular, sonra mzrak
frlatcyla (atlatl) atlan ciritlerin ucu, ardndan da ok ucu oldular.
lk bakta Ateriyen ular, armut ekilli o eski aletlerin kltl
m bir eitlemesi gibi grnebilir. Fakat sonra bunun tek bana
bir para olmadn fark edersiniz. Kendi bana faydaszdr. Bir tr
sapn zerine oturtulmaldr, ki bu yeni bir eydir. Belki drt farkl
malzeme kullanlmas gerekiyordu: U iin ta, sap iin odun, ucu
sapa balamak iin sakz (yani Akdeniz evresinde yetien sakz aa
cnn yapkan reinesi) ve belki barsak ya da filiz. htiyacnz olan
eyleri ylece imal etmeniz yetmez, bunlarn birbirine nasl uyacan
ve birlikte nasl ie yaracaklarn kafanzda canlandrmadan bunlar
yapamazsnz. Bu tertibat, nceki aletlerin imalatnda olduu gibi,
yle deneme yanlma yoluyla ina edemezsiniz. nce zihninizde c a n
landrmanz gerekir; ie girimeden nce her eyi tahayyl etmelisi
niz. Bunun iin, zerinde altnz nesnelere ve onlarla ne yapac:
"' Slwa 200f.

1\ J d1 1 1 1 u. '/' u u f" "' " " 1 I

nza dair kavramlarnzn olmas lazm.


Uca daha yakndan bakalm. Prazvanasna gz atalm. Prazva
na, ucun sapa oturan ksmdr. Prazvanann zerinde u, neredeyse
dikene benzeyen iki knt oluturacak ekilde yayvanlar ve tepe
noktasna don tekrar daralr. U, hayvann derisini yardktan son
ra, yayvan ksm ucu hayvann iinde tutar, bylece av hayvan utan
kurtulamaz. Fakat prazvanann asl ilevi, salam fakat dar bir taban
oluturmaktr; bu taban, sapn tepesinde yarlarak ya da delinerek
alm ve sakz reinesiyle doldunlmu bolua otunr; bylece p
razvana sapa tuttunlmu olur, ayrca ilave gvenlik iin balanr da.
Btn bu sistem, mzrak frlatc seviyesine bile varmamtr fakat
ileriyi grme ve tasarlama gerektirir. leriyi grme ve tasarlama ise fi
ziki nesnelerle deil o nesnelere dair kavramlarla almay gerektirir;
zihninizde dolatrabildiiniz bu kavramlar sayesinde yeni ablonlar
kurabilir, ei benzeri olmayan harika eyalar yaratabilirsiniz.
nsanlar ile insan olmayanlar arasndaki blnmenin, srek
sizliin, hududun tam olarak nereye denk geldiine dikkat edin. n
san atalan ile kuynksuz maymunlar arasnda deildir. Bu snr, bir
yandan, insan trleri arasndadr, te yandan, yakn atalarmz da
dahil yaayan ya da yaam tm teki trler ile insanlar arasnda
dr. Belli ki sadece kendi trmz, ileriyi grmeyi gerektiren yaptlar
retmitir; dolaysyla, sadece bizim trmz evrim d dnmeyi
uygulamtr.
KAVRAMLARA KARI ULAMLAR
Burada nemli olan, kavram ile ulam arasndaki farkllktr. 1 " Bu
kelimeler ounlukla sallapati kullanlr, sanki birbirlerinin yerine
geebilirlermi muamelesi grrler. Az sonra bunlar nroloji ba
lamnda tanmlayacam, nk Platon ncesinden itibaren zihinle
ilgili eyler hakknda umursamazca savurduumuz tm o eski moda
dnceleri artk nroloj i balamnda tanmlamamz gerekiyor.
Balang olarak, kavram iin "zerinde dnebileceiniz" ve
"birlikte dnebileceiz" bir ey diyelim, oysa ulamlara gelince an
cak bunlara dahil olan ve olmayan eyleri belirleyebiliriz. Aralarnda
ki fark bu . Benzerlikleri ise, iki terimin de, bnyesinde snflandrma
yaplabilecek snf trlerine atfta bulunmasdr; rnein leoparlar ya
da masalar ya da nineler gibi. Bu benzerlik yznden, zaman zaman
16

Lam bert ve Shanks 1 997, Langer 2006.

2 1 8 Ademin Dili

ulam ve kavram kelimeleri ayn eyin farkl adlanym muamelesi


grr. Fakat aralarndaki ayrm ortaya koymazsak, insann, insan
olmayan canllardan neden farkl olduunu asla anlayamayz.
imdi tm bunlara evrim merceinden bakalm. Beyin, hayvann
evrimsel zindeliine en byk katky nasl salar? D dnya hak
knda malumat vererek; hayvan ne gibi tehlikeler bekliyor, nnde
ne tr frsatlar yatyor, bunlar bildirmelidir. Eer beyin darda ne
olduunu bilirse, hayvana nasl tepki vereceini anlatabilir. Bu bir X
hayvan; ye onu! Bu bir Y hayvan; en yakn aaca trman! Bu bir Z;
kprdamadan bekle ve uzaklasn diye dua et! Elbette ou zaman
bu bir V'dir; sorun yok, ne ile megulsen ona devam et. Fakat bey
nin sahibi bunlar bilmek zorunda. Dolaysyla, i geliyor varlklar
snflara, yani ulamlara blmeye dayanyor; bu ulamlar da ayrt edile
cek kadar birbirlerinden farkl olmal (o bir X ise, Y ya da Z olmasnn
yolu yok) .
Diyelim ki X sukaba, Y de leopar. Hayvan , kafasnn iinde biri
"sukaba, " teki "leopar" etiketli iki derli toplu paket mi barndrr?
Balangta kesinlikle hayr. Beyin evriminin erken aamalarnda,
beyin ncelikle kimi belirgin ayrntlar alm olmal: Bir nevi hzl
devinim, renklerin sra d bir birleimi. Duyular keskinletike ve
varlklar arasnda ayrm yapma becerisi gelitike, hatta ok benzer
varlklar ayrt edildike, bu gibi ayrntlar oalm olmal. Bitki r
tsnn arasnda beliren benekli post grnts, zgn bir homur
dan, uzun otlarn belirli bir ekilde dalgalanmas, keskin bir koku,
alak dallardan yere atlayan hayvann patileri yapraklara dediinde
kan ses; bu ayrntlardan herhangi biri ya da bunlarn her trl bir
leimi, eli kulanda olan bir leopar saldrsna kar uygun tepkileri
tetikleyebilir.
Daha ak olmak gerekirse, beyinde sesleri, kokulan, grntleri
ayn ayn ele alan farkl blgelerdeki sinir hcreleri, gelen veri uyarnca
sinyal gnderme hzn deitirir, bylece ii, duyu sinirlerinin neden
bahsettiine ve bu konuda ne yaplmas gerektiine karar vermek
olan sinir hcreleri harekete geer. Karar makam niteliindeki bu
sinir hcreleri, yeterince uyarlrlarsa, hayvann devinimi denetleyen
devimsel blgelerdeki sinir hcrelerine, en uygun tepkiyi iaret eden
sinyalleri gnderir, rnein kprdamamak, kamak, dvmek, aa
ca trmanmak vesaire gibi tepkiler.
Peki, "leopar" kavram nerede?
"Leopardan gelen tm sesleri, grn t leri , kokular fa la n t a n m
!ayan s i n i r hcreleri n d e , " d iyebi l i rsi niz. Fa kat b u s i n i r l crclni gl ' r

i\ l...J m z

Fu n 1 1 /t1111t1h '2 1 q

ekten leopar tanmlyor mu, yoksa insan olduumuz iin ve insana


zg kavramlarmz olduu iin bizler doal olarak yle mi sanyoruz?
Karar makam sinir hcreleri sadece, "alglanr alglanmaz aacn te
pesine trmanmay gerektiren eyleri" tanmlyor da olamaz m? O za
man, sizi aaca trmandracak herhangi bir ey ve leoparlar arasnda
aynn yaplmas gerekli olur mu?
Hadi biraz eli bol olalm ve beyinde kimi sinir hcrelerinin,
sadece ama sadece leoparlar tarafndan retilen grnglere tep
ki verdiini dnelim. O zaman bu sinir hcreleri, bizim "leopar"
kavrammzn gerekten bir muadilini temsil eder miydi? nk bu
kavram, eer istersek, leoparlarn her trl zelliiyle, benekleriyle,
yaadklar yerle, avlanma kalplaryla vesaireyle ilikilendirebiliriz.
Yoksa bu sinir hcreleri sadece "bu bir leopar!" gibi bir saptamay m
temsil eder?
Karlatklar leopar yanlarndan uzaklatktan sonra, hayvan
larn leoparlar hakknda dnmesi gerekmez. Bir dahaki sefere ne
ler olabilecei konusunda endielenmek ya da leoparlardan kamak
iin incelikli planlar tasarlamak zorunda deiller. Vervetlerde leopar
uyarsnn ancak leopar orada olduu zaman "leopar" anlamna gel
diini anmsayn. Pekala, burada sylediim ey u : Hayvanlarn
iletiimi, zihinlerinde olan biteni dorudan yanstr. Hurford'un ve
pek ok yazarn dnd durumla ilgileri yoktur; yani zengin bir
zihinsel yaamlar var da bunu anlatmann bir yolunu bulamyor
lar, diyemeyiz. Bunun aksine, sadece imdiki zaman ve mekan hak
knda iletiim kurabilirler, nk zihinleri ancak imdiki zaman ve
mekan balamnda alr. Bizim aksimize, gemiteki, gelecekteki
ya da bizimkiler gibi hayal rn ("Merak ediyorum, acaba bir leopar
evcilletirip ondan ev hayvan yapamaz mym?") leoparlar hakknda
dnemezler, nk bu iin stesinden gelebilecek yeteri kadar so
yut zihin birimleri yoktur.
Bunlardan hibiri, insan harici canllarda zengin bir bilgi taban,
katmanl bellek, hatta iki farkl bellek cinsi olmad anlamna
gelmez. 17 Bylesi bir birikime srtlarn dayam olmasalar, imdiki
kadar iyi ilev gsteremezlerdi. Ayrca, yukarda sylediim hibir
ey, bu belleklere tam eriimleri olmadn ima etmez. Dnyada olan
biten hadiseler, bu bilgi tabanlarnn herhangi birini drtkleyebilir,

17

Eylemsel bellek n, Tulving 2002 , Suddendorf ve Busby 2003; an


lamsal bellek iin, Martin ve Chao 200 1 ; yntemsel bellek iin, Tamminga
2000.

220 Ademin Dili

herhangi bir bellei tetikleyebilir. Harekete geen bellek ise, eldeki


devle ilintili baka bir bellei tetikleyebilir. Hayvanlann yapamad
ey, etrafta gerek bir leopar bulunmad zaman, leoparlar hakkn
da yapay ekilde dnmektir. Bunun sebebi, onlarda srf "leopar"
simgesi olarak i gren bir sinir hcresinin ya da sinir hcresi kme
sinin olmaydr.
Aslnda, insan bellei ile insan d canllarn bellei arasndaki
farkllk, bir bakmdan bilgisayarlardaki REB (rastgele eriimli bellek
[RAM]) ile AB (ierik atfl bellek [CAM]) arasndaki farka benziyor.
Bir tanesinde, kullanc (buray evre diye okuyabilirsiniz) bir bellek
adresi verir ve REB sadece o adresteki veriyi getirir; AB ise, bu adres
ve konuyla ilgili kaytl tm veriler arasnda balant kurar. (Tahmin
edebileceiniz gibi, AB, REB'den daha karmak ve maliyetlidir.)
O halde, leopar tanmlayan hayvann beyninde tam olarak ne
olup bitiyor?
Bana kalrsa, insan beyninde dncelerin ya da kelimelerin
ileyiinin aksine hayvan beyninde, zellikle leoparlarla ilgili bir fa
aliyet yok. Beyni btnyle kaplayan sinir bekleri, d dnyadan
gelen tm grntlere, seslere ve kokulara, elektrik sinyali gnderme
hzlarn deitirerek tepki verir. Tm sinir bekleri iinde kimi sinir
hcreleri, leoparlardan gelen grntye , sese, kokuya tepki verir. Bir
leopar grnts bu sinir hcrelerinden "yeterli" sayda tetiklerse
("yeterli" miktann ne olduu hala muamma) , hayvan teyakkuz du
rumuna geer, belki uyar sesleniinde bulunup uygun eylemi yerine
getirebilir. Fakat belirli bir anda faal hale geen sinir hcreleri, leo
parlara tepki vermesi olas sinir hcrelerinin sadece altkmesidir.
Leopann bir sonraki ortaya k, olduka farkl bir altkmeyi tetik
leyebilir, geri ortaya kan netice (hayvann verdii tepkiler bala
mnda) ilkiyle zde olabilir. Sonu olarak, srf "leopar" temsil eden
sabit, adanm , kendi iinde balantl bir sinir hcresi takm hibir
yerde yoktur.
Fakat "leopar" iin bir kelimeniz ya da iaretiniz varsa, bylesi
bir sinir hcresi takm var olmak zorundadr; nedenini az sonra g
receiz. Sz konusu kelimeyi ya da iareti retmek iin gerekli olan
sesleri ya da el hareketlerini temsil eden sabit, kalc bir sinir hcresi
takm bulunmaldr. Fakat o kelimenin ya da iaretin bir anlam ol
mas iin, bu sabit sinir hcresi takm, asl "leopar" ulamnn temel
ald leopara dair farkl farkl tm bilgi birimleriyle balant k u r m a
ldr.
Baka bir deyile, i n sana zg kavra m l a r do r: <'l kcn i n , ki'

/\ h frtll l/.I '/i/ll l l f1 1 11111h

').' }. )

limelerin ortaya k olduunu savunuyorum; bu kavramlardan


kast, tetikleyici bir etkenle gelip giden deil, beyinde sabit meskeni
olan eylerdir.
Burada dikkatli olalm. "Kavramlar kelimedir" ya da "kavrama
sahip olmak iin kelimelere sahip olmak arttr," demiyorum. zel
likle unu hi sylemiyorum : "Kelimeler olmakszn dnemezsiniz . "
nsan d canllar srekli dnr. evrim ii dnrler, yaptklan
ile ilgili her trl hesaplamay yaparlar. Koturan bir tavana doru
alalan kartal gznzn nne getirin. Kartal pikenin ortasnday
ken , tavan yn deitiriyor. Kartal milisaniyeler iinde yolunu tekrar
hesaplamal. Yapt iin bilincinde olmayabilir, fakat bu dnmek
deilse nedir? Sizin ya da benim bunu beceremeyeceimiz kesin.
Biz de evrim ii dnebiliriz; hatta ayn zamanda hem evrim
ii hem evrim d dnrz. Montaj hattnda alrken, bildik bir
yolda araba srerken otomatik pilottayzdr; elimiz ayamz ite, ak
lmz kiisel yaantmzdayken evrim d dnrz. Trafikte araba
srerken zamana, hza, greli mesafeye dair hesaplamalar gayet bi
linsizce yaplabilir, geri yle yaplmas arttr diyemeyiz. evrim ii
ve evrim d dnce arasndaki fark, bilinle bilinsizlik arasnda
ki fark deildir. evrim ii dncede, hakknda dndnz ey
tam nnzdedir, oysa evrim d dnrken nnzde olmaz.
evrim ii dnce bilinli de olabilir bilinsizce de; yazl tali
matlara bakarak yeni bir eya montajlyorsanz, bilinli olmas daha
iyi. Fakat evrim d dnme bilinli olmak zorunda; nk, tanm
gerei, hakknda dndnz eyler orada yannzda olamaz. Ya
nnzda sadece kavramlar vardr.
Belki evrim d dnme, bilinlilik halidir. Fakat bu konuya
girmeyelim. Zaten bamzda yeterince dert var. Kelimelere dnsek
daha iyi. Kelimeler, iimizi rahatlatacak kadar somuttur, en azndan
kavramlara ve bilinlilik haline falan kyasla nispeten somutturlar,
yoksa bu gibi eylere uzun sre odaklanrsak bamz dnmeye ba
layacak.
Yani diyorum ki, kelimeler olmakszn asla kavramlara sahip
olma safhasna gelemezdik. Kelimeler, ou kavramn sahip olduu
kalc apalardr; tm grntleri, sesleri, kokular , kavramn atfta
bulunduu her eye dair bizde olan muhtelif bilgileri bir araya topar
layan aralardr. Fakat, kavram yaratmann srrn bir kez zdkten
sonra, yeni bir kavramn temelini oluturmak iin, beynin kelimelere
ihtiyac kalmaz. Tm bilginin bir araya gelebilecei ve teki kavram
larla balant kurabilecei bir yere ihtiya duyar sadece.

222 Ademin Dili

Doru dzgn kelimelerimiz olduktan sonra (burada biraz ace


leci davranyorum; yansmal "mamut" seslerinin nasl kelimeye d
ntn de anlatmam gerekir; buna bir sonraki blmde deine
ceim) , gerekleen ey u: Kelimenin, bir nevi zihinsel temsili olmas
artt. Bir yerlerde birtakm sinir hcreleri, sinyal gnderdikleri za
man, ses organlarnn "mamut" ya da her neyse o kelimeyi dile getir
mesini salayacak devimsel ilemler silsilesini balatmalyd. Ayrca
bu sinir hcrelerine eriim daima mmkn olmalyd , her istendii
zaman sinyal gndermeye hazr olmalydlar.
TOPARLARKEN
Bahsettiimiz meselelerin alelade olduunu ya da burada sorula
ra verdiim yantlarn sade ve basit olduunu syleyecek deilim.
zerinde durmam gereken konular anlatabilmek iin pek ok girift
meseleyi basitletirmem zorunluydu. Bu blmn ayrntlara boul
masn nlemek adna, bu alanda alan birok uzmann muazzam
nem verdii balklar grmezden gelmem ya da ksaltmam gerekti.
Yine de doru yolu izlediimi dnyorum; sadece aalar deil
orman da greceksek, bizi teki trlerden bu kadar farkl klan eyin
ne olduunu kavrayacaksak, tek yol budur.
Bir anlatnn tek ls, aklama gcdr. En iyi anlat, ou
eyi aklayan, bir aklamann gemesi gereken snavlarn azamisini
geen anlatdr. Lisann ve dncenin ortakevrimine ait ayrntlara
dalmadan nce, bulunduumuz konum hakknda bir zet vermek ve
gitmemiz gereken yerin pusula kerterizini sunmak istiyorum.
Aklmzda tutmamz gereken balca konu, insanlar ile insan
d canllar arasnda bir deil iki sreksizlik olduudur. Bizde lisan
var, baka trde yok, ayrca yaratclmz snrsz grnrken teki
trlerde byle bir yaratclk bulunmaz. Uygulama alan bakmndan
lisan ve yaratclk sonsuzdur; bu sadece tesadf m? Bu boyutta
birbirinden bamsz iki sreksizliin tek trde var olmas evrim ba
lamnda fazlasyla tuhaf. O halde en azndan, bu iki sreksizliin
ayn kaynaktan filizlenmi olma ihtimalini incelemeye deer.
Lisan zihni ilgilendirir, yaratclk da yle; zihin ise iini gcn
yapan beyinden ibarettir. Dolaysyla, bu ifte sreksizliin en olas
sebebi, insan beyninin ve insan d canllarda beynin ileyi ek i l leri
arasndaki farkllk gibi grnyor. ncelediimiz tm gr n g lc r i
ortaya kmasn salyor grnen olas bir fa r k , insan d crn l l : n l a
ulamlar, insanlarda k avramla r o l ma s d r
.

/\ l d1111z l i u u l1 1 1 1 1 1 1 k

... . \

U l a rn la r , nesneleri snflandrr, fakat b u ulamlar ancak, o snf


larn mensuplarnn etrafta olduunu gsteren fiziki bulgular ar
trr.
Kavramlar da nesneleri snflandrr, fakat buna ilaveten, sz ko
nusu snflarn mensuplar etrafta olmasa da baka kavramlar bu
kavramlarn hatrlanmasn salayabilir. Bylece kavramlar evrim
d dnme iin elverili hale gelir.
nsan d canllarn yapt ve bizimki gibi kavramlara sahip ol
duklarn dndrten her ey, nilerin dayatt sorunlar zmek
iin ortaya km zel ve uzman mekanizmalarla, farkl tehditlere
tepki vermek zere domu basmakalp stratejilerle, bellein mari
fetleriyle ve / veya hibir ekilde kavram barndrmay gerektirmeyen
baka sebeplerle ya da bu sebeplerin kombinasyonlaryla aklana
bilir.
Nihayetinde, insann bilisel yetileri ve lisan ortakevrim geir
mitir. Fakat ncelikle, ilk kelimeler ilk kavramlar tetiklemeliydi ve
beyin bu kavramlara sinir sisteminde kalc bir adres temin etmeliy
di. Ancak o zaman yaratlan kavramlar, zihnin gemite ve gelecekte,
gereklikte ve dte serbeste dolanmasn mmkn klabilirdi, tpk
bugn bizler konuurken ve yazarken zihnimizin gnlnce at kotur
mas gibi. Baka bir deyile, insana zg dnme ekilleri gelime
den nce, lisann kendisi gelimeliydi. Gelecek blmde lisann nasl
gelitiini greceiz.

..

..

11 PALAMUT FiDANA DONUYOR

L KOPU
Sekizinci Blm'n sonunda, ilk-insanlarn iletiim usulndeki by
le kk bir deiiklik, yani adam toplama iin gerekli olan bir avu
iaret, nasl olur da bugnn lisan gibi karmak bir eye dnr
diye sormutum.
Bu soruyu iki kelimeyle yantlayabilirim.
Azami zorlukla.
Hayvanlarn zihninde bizimkiler gibi kavramlar olduuna ina
nyorsanz, bu dnmn kolaylkla gereklemesi gerekir. ou
insan, bir lisan simgesinin ne olduu fark edildii an , her eyin basit
ve kolay olacan varsayar; zerinde gerekten dnmeden nce
ben de yle varsayyordum. Bir nevi kk-lisan doar domaz, bu kk
lisan geliecektir. Tek yaplmas gereken, orada oturmu, lisan eti
ketlerini bekleyen kavramlarn zerine bu etiketleri yaptrmaktr.
Nihayetinde kuyruksuz maymunlar, bataki aknlklarndan
kurtulduktan sonra, iaretlerden asgari dzeyde faydalanmad m?
Eer onlar bu ii bizimkinin te biri kadar bir beyinle baarabili
yorsa, neden atalarmz, kuyruksuz maymun beyninin iki kat olan
beyinleriyle, 1 aynsn yapm olmasn?
Uyarlanm bakmndan faydal olduu su gtrmez. Lisann fii
len douuna ynelik olas seilim basks kapsamndan kardm
btn o eyler, rnein genleri eitmek, toplumsal rekabet, cinsel
gsteriilik, yaptlar retmek, dedikodu , ayinler icra etmek vesaire,
bir kere elinizde lisan olduktan sonra lisandan faydalanabileceiniz
ilerdir. Sylemi zamanda gelecee ve gemie, mekanda oraya bura
ya uzanan bir canl tr , bu etkinliklerin bazlarn bir para, bazla
rn lsz biimde, ama sonuta hepsini gelitirir. Birbiri ardna bu
etkinliklerin hepsi kendi mnasip kelimelerine kavuacaktr. Dzenli
bir yapnn yokluu yznden tek seferde azdan kan szler birka
kelimeyle snrl kalsa da, ksa sre iinde olduka saygn bir kk
lisana eriilecektir.
Bu gre inanmaya bizi zorlayacak tek sebep grcn iyoru , ; y
1

M c l l rv 1 ' l < J 1 . l i r i w i t : l l .

l 'u /u111 F 1 t Ftlr11111 / J'" ".'I"'

!.'2 )

.
.

rca baka ynlere iaret eden pek ok bulgu mevcut. Lisann uzun,
yava gebelik dnemine dair en etkileyici bulgu, elimizdeki en somut
veriler iinde bulunabilir; son iki milyon yl boyunca atalanmzdan
kalan fosillere ve arkeolojik kaytlara baklmas yeterli.
UZUN DURAGANLIK DNEM
Paleontologlar halktan okuyucular hedef alan kitaplarda bu iki mi
yon yl betimlerken, genelde karmza u resmi kanr:
Beynin uzun sren boyut ve giriftlik artna, muhtemelen iki
milyon yl boyunca devam eden, kltrn rafnelemesi ve
"karmaklama"s elik etti. Bu iki hadise arasndaki geri bil
dirim ilikisi, zamana yaylm olmas kadar muhakkak. [Phillip
Tobias, Gney Afrikal paleontolog] .2
Homo fosilleri ve bu trlerin arkeolojik sicili Dou Afrika'da yak
lak iki milyon yl ncesinden balyor. Ne sicil ama! Beyin bo
yutu adeta "uua gemitir" ve ikiye katlanp yaklak 700 san
timetre kpten 1 400 santimetre kbe kmtr. . . Homo'da alet
imalatnn da hzlandn sicilinde gryoruz, bataki o hantal
ta aletlerden gnmzn bilgisayarlarna, uzay ve biyoloji m
hendislii seviyesine varmtr [Dean Faik, Florida State niver
sitesi antropoloj i profesr ve blm bakan] .3
Bu hikayeyi bir Marslya anlatsanz, ta kpr gibi eylerin mil
yon sene nce (o zaman Ta Devriydi deil mi?) , tekerin (akmakta
tarz) yarm milyon sene nce ve buharl trenlerin yz bin sene nce
icat edildiini varsayar. Bu alann saygn uzmanlarnn , doru olma
dn gayet iyi bildikleri eyleri neden sylediklerini asla anlamadm.
Acaba bunun sebebi, insan evrimiyle ilgili gereklerin beklentilerle
tamamen ters dmesi ve paleontologlarn bu olgular kabul etmek
istemeyii mi? Aklma baka bir aklama gelmiyor.
Gemi iki milyon yln byk ksmnda beyin boyutunun artt
n sylerken Tobias haklyd, fakat ayn dnemde "kltrn" raf
neletiini ve karmaklatn iddia ederken btnyle yanlyordu.
Faik, beyin boyutunun iki katna ktn sylerken haklyd, ki asln-

2 Tobias 1 97 1 .
3 Faik 1 993, s . 226.

226 Ademin Dili

da Neandertallerde bu byme iki kat da amtr,4 fakat "hantal ta


aletlerden" ada teknoloj iye ilerlemenin przsz ve eit hzla ger
ekletiini iddia etmesi yanltcdr. Bu ilerleme yle gereklemedi.
Yedinci Blm'de bahsettiim gibi, Hama erectus'un standart ale
ti, Alyen el baltas olarak bilinen bakml, armut ekilli nesneydi.
Bir milyon yl akn sre bu nesne deimeden kald. 5 Bu dnemde
ortaya km, deliciler ve kazclar denen br aletler ise temelde
bu el baltasnn eitlemeleriydi; el baltasnn daha kaln ya da ince,
daha sivri ya da uzun keli haliydiler. Onuncu Blm'de betimledi
im Ateriyen ularn aksine, kancal ya da prazvanal ular yoktu .
Eklemeli aletler, yani iki ya da aksamn birbirine tutturulduu
aletler yoktu. Kemikten ya da fildiinden alet yoktu; sadece tek bir
ta aletin eitlemeleri vard. Btn bu dnem boyunca yegane yeni
likler, atei denetim altna almak, mzraklarn icad, ilkel barnaklar
ve byk av hayvanlarn cidden avlamaya balamak olmutur. Bu
kilometre talarna dair bulgular bile o dnemin ikinci yansndan
gelmektedir.
Yine de milyon yl akn sre nce, 1 000 santimetre kb aan
beyin boyutlaryla ada insann normal kapsamna giren sryle
insans vard. Eer artan beyin boyutu zekann ykseldiinin davu
rumuysa, eer Hama erectus'un kimi yelerinden daha kk beyinli
insanlar konuup yazabiliyor, bilim ve icat yapyorsa, nasl olur da
bizimle ayn zorlu hayat koullarna maruz kalan selefimiz trler, bu
iki milyon yln byk ksmnda o koullan iyiletirecek hibir cid
di giriimde bulunmamtr? Falk'n iddia ettii o przsz ilerleme
nerede, insan uygarlndaki her eyin (hayvanclk, ziraat, ehirler,
sanayileme ve gne sisteminin kefi) o iki milyon yllk dnemin
ancak yzde 0,0005 1ik ksmna skmas nerede.
Eer lisan gerekten insan dncesinin itici gcyse ve lisan,
iki milyon yl nce domusa, bu gidiat nasl oluabilir?
Pekala, hatal olduumu, lisann iki milyon yl nce domadn,
bundan ok daha sonra ortaya ktn syleyebilirsiniz. Fakat o za
man eski soruna dneriz, lisan baka ne dourmu olabilir diye sor
mamz gerekir. Tarihncesi dnemde g leillii sonrasnda ortaya
km hibir gelime bilmiyorum ki lisan bir ihtimal tetiklemi ol
sun. Elbette bu, byle bir gelime hi olmad anlamna gelmez. Fakat
ufukta umut vadeden bir aday grnmyor. Baka bir aday belirene
1

Evans ve di. 2005.

; .

Jc l l i n c k 1 'l 7 7 .

' '"'" " ' " ' Jo' r lt 1 1 1 t 1 ' '"" " -''"' .

) ) '/

kadar, g leillii en olas sebeptir.


Bunun yan sra, lisann doumu ne kadar ge olursa, lisann
gerektirdii etrafl beyin devrelerini kurmak iin zaman bulmak o l
de zorlar. Sihirli bir mutasyon olmadna gre, bu sre zaman
alm olmal. Dahas, bu blmn ilerleyen ksmlarnda greceimiz
gibi, beyin devrelerini kurmann tesinde ve zerinde bulunan baka
engeller ileri daha da geciktirirdi. Lisan ile kltrn, nispeten yakn
bir gemite, yaklak son yz bin ylda sfrdan hzl bir ortakev
rim geirdiini ileri srmek caziptir. Byle bir senaryo i rahatl
yaratabilir, amzn dnme ekline gayet uyabilir. Fakat "bu sav
hangi bulgular destekliyor?" diye sorduumuzda, yant "hibir bulgu
desteklemiyor" olur.
Baka bir seenek daha var. Bazlar, lisann daha erken bir
tarihte tam teekkll haline kavutuunu dnr. Gnmz
dnyasnda hala yaayan avc-toplayclara dikkat ekerler. Lisan
ve zeka bakmndan bunlar btnyle normal ada insanlar
dr. Ancak aletleri ve maddi kltrlerinde bulunan her unsur Kro
Magnon 'larnnkinden daha karmak deil. 6 O halde neden uzak
atalarmz, yz binlerce belki de milyonlarca yl nce kamp ateinin
etrafnda oturup, ada lisan becerileriyle ya da buna yakn bir ma
rifetle, hikayeler anlatm, entrikalar evirmi, kelimeler araclyla
kurlam , zgr avc-toplayc yaamlarnda mutlu mesut yaam
ve uygarln tm o muazzam yklerinden kanm olmasn?
nk avc-toplayclar, davran yelpazesinin muhafazakar
ucunda durur; bu minik aznlk , ister seim ister tesadf eseri olsun,
trmzn byk ounluunun yapt ekilde yenilikler yapama
mtr. nceki insans trleri, herhangi bir davran yelpazesi sergi
lememitir. ster sonsuz bir zamana, ister binlerce kilometrelik bir
alana yaylm olsunlar, davranlar empanzelerinki, vervetlerinki
ya da insan d herhangi bir canlnnki kadar eitlilik gstermitir
ancak. Bir trn, yelerinden hibirinin asla icra etmedii gl bir
uyarlanm yetisine sahip olabilecei fikri, trlerin nilerini ina etme
usul hakknda bildiimiz her eye ters der. Bunun aksine, trler
kendi yetilerinden sonuna kadar faydalanr, hatta mevcut yetileri
ne ayrnt kazandrrlar. Her tr, ancak genlerinin ve fenotipinin izin
verdii lde snrlar zorlar. Kendi davrann kkten deitirecek
gce sahip olan fakat hibir yesinin bu gten asla yararlanmad
bir tr dnlemez. Dolaysyla, lisan kullanan fakat teknolojisiz
6 Fagan ve Van Noten 1 97 1 , Best 2003.

228 Ademin Dili

bir tr fikri, lisan yakn gemite sfrdan gelitiren tr fikri kadar


sonnludur.
yleyse , bugn elimizde olan bulgulan hesaba kattmz za
man, lisann erken doumuna elik eden son derece yava bir lisan
geliiminin bu bulgularla uyutuuna kanaat getiriyonm.
LSANIN NNDEK BARYERLER
Bu balangcn neden bu kadar yava ve zorlu olduunu anlamak
iin, adam toplama iinin gerekte ne saladna biraz daha yakn
dan bakmamz gerekir. Bir fidan, taze bir filiz bile deildi. Daha ziya
de bir palamuttu; talihi yaver giderse ve iyi beslenirse bir gn koca
bir meeye dnebilecek bir pelitti. Fakat lisann, hatta o aamada
kk-lisann gelecekteki ekli ve biimi, bir avu adam toplama sinya
linden anlalamaz, tpk mee palamudunda bir gn ondan kacak
mee aacn gremeyiimiz gibi. Adam toplama, HS kalbn krm
tr; bu can alc bir admd. stelik bu kalp, karncalarda, anlarda ya
da mini minnack beyne sahip baka trlerde deil, o devirde dnya
zerinde beyin-vcut oran en yksek olan trde krlmtr.
Fakat o tr, kendisine neler olduunu bilecek kadar zeki deildi.
Eitilen kuynksuz maymunlann aksine, bu trn yelerinin etrafn
zaten lisan konuan ve onlara lisan retmeyi kafaya takm baka
bir tr evrelememiti. Bu canllar ncyd . Evrende tektiler. Yaptk
lan kefin nlerinde at ihtimallere dair en ufak bir ipulan olamaz
d, aynca ellerinden tutup onlara bu olaslklan gsterecek kimse de
yoktu. Muhtemelen yeni bir ey baardklannn farknda deillerdi.
O zaman adam toplama sinyallerini daha yakndan inceleyelim,
bu sinyallerin elinde ne olduuna, ne becerebildiklerine ve ne olma
yp glerinin neye yetmediine bakalm. Bu sinyaller:
"ilevsel gndermelere" sahipti; faydalanabilmek iin adam
toplamalar gereken bir iki, muhtemelen birka megafauna
trn bu gndermeler sayesinde tanmlyorlard. (Hatrlar
snz, ilevsel gndermelere vervetlerin ve baka primatlarn
zgl uyan sinyalleri zaten erimitir, geri kuynksuz may
munlarda ilevsel gnderme yoktur.)
yerdeiim zelliine sahipti; hibir primat tr bu seviyeye
varamamtr; bu tarz sinyallerin ierdii b i l g i , s i ny a l i n d i k
getiriliinden ok nce elde edilir ve mesaj , o n u a l a n h i rC'_v i
duyu m e n zi l i n i n epey d n d a k a l a n eyin h a k k n d a d r .

/ 'u / u 1 1 1 1 1 1"11/u r u I )01 1 1 1 111J1

') q

doutan gelmek yerine yaratlr ve renilirdi.


n-isimler ierirdi, yani tr isimlerini, aynca muhtemelen
n-fiilleri de kapsarlard: rnein, "Gel" ya da "Acele et!" diye
yorumlanabilecek nidalar ve el kol hareketleri gibi.

Bu , iin olumlu yan. Ancak Birinci Blm'de, kk-lisan bile do


madan nce ulalmas gereken zellikten bahsetmitim. aretler,
koullardan, mevcut hadiseden ve evrimsel zindelikten kopmalyd.
Aslnda sinyaller halen:

koullardan ayr deildi; balangta kesinlikle ve belki daha


uzun sre sinyaller sadece adam toplama iin kullanld , do
laysyla bu sinyaller ancak, yaknlarda l bir otul varken,
grup yeleri bu lei bulmu ve dikkat ekmeye alrken bir
anlam tayordu.
mevcut hadiseden ayn deildi; her ne kadar yerdeiim zel
liine ulalm olsa da, geen ay bulduunuz iri otul !ein
den konuamyor ya da gelecekte daha fazla le bulmakla il
gili stratejiler neremiyordunuz. Gemiten ya da gelecekten
bahsettiinizi gsteren kelime benzeri yaplar ortaya kana
kadar bu tr eylerden konuamazdnz.
evrimsel zindelikten ayn deildi; g leillii, akraba ol
mayan bireylerle ibirliini ierse de hala bireysel evrimsel
zindelie katkda bulunuyordu , nk, ibirlii olmakszn
her birey olas besinden mahrum kalrd ve ibirliinden her
birey faydalanabiliyordu .

Sinyalleri bunlardan ayrmak, en basit kk-lisan trnn bile


douu iin nemli bir nkouldu . Fakat bir nceki blmde grd
mz gibi, yukardaki elemeler kazara meydana gelmemiti; her
birinin kolayca kopabilecek kendi balantlar mevcuttur. Hepsi tek
kaynaktan ba vermitir; n-insan zihinlerinin, hayvanlarn mevcut
koullarndan baka bir eyle baa kamayndan . Baka bir deyi
le, bu zihinler yerdeiim yapamyordu.
Bu noktay biraz desem iyi olacak, nk btnyle kavramam
uzun srd ve bu bakmdan hi yalnz deilim, hatta neredeyse her
kes ayn durumdadr diye dnyorum .
ou insan lisana bakp bunu HS1e kyasladnda, yerdeiim
en belirgin zellik olarak ne kmaz. nsann aklna renme gelir;
HS 1er doutan gelirken, lisan renmek gerekir. nsann aklna

230 Ademin Dili

ayrca keyfilik7 gelir; HS sinyalleri ounl1 kla, imledikleri eylerle


dolaysz bir iliki sergiler (boyun emeyi gstermek iin sinik bir du
rula kpeklenmek; kararl olduunu gstermek iin ses ykseltip,
tekrar tekrar ayn sesleri youn bir ekilde karmak) . Oysa lisanda,
ayn anlama gelen kelimeler (kpek, dog, chien, perro, Hund) , betim
ledikleri varlkla, hatta birbirleriyle ak bir iliki sergilemez. nsann
aklna birleebilirlik zellii gelir; HS sinyalleri hi birlemez, oysa
kelimeler, szck takmlar, cmlecikler snrsz bir ekilde birleir.
Giriftlik gelir; lisanda anlamn ve szdiziminin seslerinden ve birim
lerinden meydana gelen katmanl isel yaplar varken, HS1er tek se
viyelidir; yalnzca grdnzle yetinirsiniz. Ancak bu zelliklerden
sonra insann aklna yerdeiim zellii gelir.
Ancak yerdeiimin ne anlama geldiini, yerdeiimin yokluu
nun HS'in tesadfi bir nitelii def' i , n-insan zihinlerini tanmlayan
bir nitelik olduunu tam olarak anladktan sonra, resmin btnn
kavramaya balayabilirsiniz. Bu resim, birbirini tamamlayan iki eyi
gzler nne serer; yerdeiiminin, adam toplama sinyallerinde bu
lunan nispeten yzeysel bir biimine bile erimenin, herhangi bir ile
tiim sisteminin lisana doru atabilecei en byk tekil adm olduu
nu gsterir. Fakat ayn zamanda, bu adm atldnda bile , gerek bir
yerdeiim nitelii yaratmann, ve o gne kadar tm trlerin skp
kald imdiki zamandan ve mekandan gerek bir kan ne kadar
zorlu olduunu da gsterir. Bunun stesinden gelmek iin, ilk nce
kavramlar, yani atfta bulunulan varlklarn belirli rneklemelerine
hapsolmam zihinsel gnderme simgelerini oluturmanz gerekir.
Hem lisanda hem de dncede, ancak bu soyut simgeler sayesinde
zamanda ve mekanda zihinsel olarak serbeste dolanabilirsiniz.
Yine de adam toplama sinyalleri iindeki yerdeiim nitelii, sta
tkoyu derinlemesine yaran bir kama oluturur; bu kama olmakszn
bizler ya savanlarda evsiz barksz dolanyor olurduk ya da kuvvetle
muhtemel uzun sre nce soyumuz tkenmi olurdu .
Bu kamann nasl ilemi olabileceine gz atalm .
SNYALDEN KELMEYE
Balangta, kk-lisann adam toplama safhasnda, dorusunu sy
lemek gerekirse, ne kavramlar vard ne de kelimeler. Adam toplama
sinyalleri kelime deildi. Bunlar yansmal ve / veya gstergesel s i n

; S: t s s n

'.WO l .

/ '1 1 /1 1 t1 1 1 1 1 /.'11 /1 1 1 1 1 1 / )11111111111

'2 . \ 1

yallerd i ; bunlar kullananlarn nazarnda, zaten sahip olduklar HS


sinyallerinden farkl deillerdi. Kk-lisan diyebileceimiz bir eyin
domas iin sinyallerin kelimelere dnmesi, kelimelerin de kav
ramlar dourmas gerekiyordu.
Adam toplamayla balantl sinyaller, ilk-insan HS'inde yerdei
im nitelii barndran yegane sinyallerdir; balangta, gereklemi
olana ve gereklemek zere olana tabiydiler. Genel hatlaryla "ma
mut" sinyali demek isteyebileceiniz sinyali u ekilde yorumlamak
daha doru olabilir: "Az nce l bir mamut bulduk ve bizimle gelip
lei dilimlememize yardm etmenizi istiyoruz. " Canl hayvann grn
tsnn ya da hareketlerinin taklidi, kard sesin taklidi ya da her
ne haltsa bu sinyal, hayvann o andaki egalinden ziyade doasna
dikkat ektii iin, mamutlarla ilgili olan baka koullarda da kullanm mmkn olmutur.
.i..i,.
Aada gerek olaylar deil, sadece birtakm kurmaca hadiseler
anlatyorum . Kuru fakat nadiren yaan yamurlarn sonucunda hala
amurlu bir su yolu boyunca yryen, biri gen biri yal iki kii,
birtakm derin ayak izleri grr. Yal olan ayak izlerini iaret eder ve
mamut sinyalini verir.
ocukluktan henz km baz genler oyun oynuyor. Bir iki ta
nesi megafauna lelerinin dilimlendii o servenlere katlacak kadar
byk. (Hangi yata olmalar gerekir? Benim tahminim, tm ellere
ihtiya duyduklarna gre, yeterince hzl koabilip yeterince uzaa
ta frlatabildiiniz an sizi de alrlar.) Ya byk genler bu serveni
taklitle anlatyor, bbrlenerek yaptklar el kol hareketleri ve nida
larla araya mamut sinyallerini serpitiriyorlar. Ya kk olanlar
dinliyor ve taklit ediyor; hala esnek olan beyinlerinde sesler imgelere,
imgeler seslere dnyor.
Grubun teki, eti syrlm byk kemiklerden oluan bir yna
denk gelir. Bu, bulmakta ge kaldklar bir kemik yndr. Arala
rndan bazlar, kemikleri evirip evirirken hsran ve fke edasyla
mamut sesleri karr, teki leillerin brakm olabilecei artklar
ararlar.
Yava yava ses, kendisini dourmu olan kouldan ayrlmaya
balar. Bir eyi, yeterince farkl balamlara yerletirin, zgl ayrnt
lar mulaklar; bylece keyfi bir simge olmaya gitgide yaknlar.
Ayn zamanda, beyinde bir temsil oluur: Mamut sesinin bir
temsili. Bu temsil, teki tm HS sinyallerinin temsilinden nasl fark
ldr? ncelikle, renilmesi dnda hi farkl deildir; nesilden nesi
le aktarlr. u an iin, bunun hibir neticesi yoktur. Eer buna elik

232 Ademin Dili

eden baka sinyaller varsa, mesela "abuk!" ya da "Gel!" anlamna


gelebilecek sinyaller, bunlar sadece adam toplama senaryosunda ya
da taklitlerle yaplan canlandrmada (canlandrma, ayin olarak hem
yetikinler hem de ocuklar tarafndan yaplm olabilir, fakat ayinle
rin ne zaman balad hakknda en ufak fikrimiz yok) o temsile elik
eder. Ancak, sinyallerle koullar arasndaki organik balant anma
ya balaynca, bu sinyaller gitgide kelimelere benzer ve kk-lisanda
bile yaamsal neme sahip olan birletirme sreci iin gittike uygun
hale gelirler.
Fakat unu aklmzdan karmamamz gerekiyor: Burada, edil
gen bir ekilde oturup kendisini alp gtrecek bir tesadf ya da
genetik srklenme bekleyen bir trle uramyoruz. st kademe
leillik niini faal bir ekilde biimlendiren bir tr ele alyoruz; bu
sre de sonradan kk-lisann gelimesini beslemitir.
N NASI, LSANIN TC GCDR
Bir dnn. Burada yeni ni gelitiren bir tr var. teki trler
iinde tek bana olan bu tr, leilleri megafauna lsnden, lee
eriebilecek ve en iyi et paralann kendine alabilecek kadar uzak
tutabiliyor. Bu tr, mevcut en byk beyne sahip ve leler onun en
zengin gda arzn tekil ediyor. Bylece o tr, gkyznde daire i
zen akbabalan binlerce yl boyunca gzlemeyi, bunun haricinde denk
geldii leleri smrmeyi srdrmtr. Vay be! una bak! Bence
l bir devasa hipopotam!
Sanmyorum.
Bana kalrsa, aradan ok uzun zaman gemeden, ortalamadan
daha zeki bir erectus, ileriye dnk etkin bir yaklam gelitirdi. Niha
yetinde, iri hayvanlar nerede dolanyorsa, artlarnda olduka byk
bir imza brakyorlard; su yollan ve nehirler etrafnda dk bekleri,
ezilmi imenler, tahrip olmu bitki rts, ayak izleri gibi. Belki ba
zlannn sabit g yollan vard. Yaplacak mantkl i, l bir hayvana
tesadf edene kadar beklemek deil, srlerin izini srmek, hasta ya
da sakat hayvanlan nceden belirlemek, lm gerekleirken orada
olmak ve hayvan kendini savunamaz hale gelir gelmez, muhtemelen
lm ann beklemeden ie girimektir.
ki milyon ila 1 ,6 milyon yl nce u eyin tesadf ettiini b i l i
yoruz v e b u , arkeolojide oturmu olgulardan biridir:88

8 Rochr

V<'

di. 2002 , M o ; l ;

J C J ' l ( , l ,; r i c k

V<'

( ' iod i ' l' l l

/ 'u /u 1 1 1 1 1 t 1"1 1 /1 1 " 1 1 / '""'"o

...

.1.1

Alyen e l baltasnn ortaya k


Kemiklerde di izlerinin, kesik izlerinin zerine kmas
Beslenme havzas leilliinden (nispeten kk blgelerden
youn bir ekilde faydalanmak) blgesel leillie (daha geni
alanlara yaylmak) gei

El baltas, ok amal bir kasap aletiydi, hayvann postunda yon


galarla kesikler aldktan sonra kemikleri ve kaslan yarmak iin kul
lanlyordu, aynca rakip leilleri pskrtmek iin zerlerine frlatl
yordu. zerine di izlerinin bindii kesik izleri, st kademe leilliin
su gtrmez imzasdr; ounlukla ete ilk olarak insanlann ulatn
gsteren rtlmez bir bulgudur. Blgesel leillie gei ancak kay
nak kullanmnda bir deiim ile mmkn olabilirdi; kemik iliinin
yerini et almt . G leilliinin, atalarmzn ana etkinlii haline
geldiini gsteren ak deliller, dorudan bulgular bulmak zor olsa da
ve muhtemelen her zaman zor olacaksa da, mevcut bulgulann hepsi
hesaba katldnda, bu yne iaret ettikleri grlr.
ri lelerle beslenmeye bel balayan bir tr iin, megafaunann
arkalarnda brakt iaretleri doru bir ekilde yorumlamak, o trn
kimliini ve greli yan, gruptaki hayvan saysn, hasta ya da sakat
hayvanlar gsteren iaretleri belirlemek gitgide nemli hale gelecek
tir. aretlerin nasl okunmas gerektiine dair tartmalar kanlmaz
olarak doacaktr. Hayvanlar yal m? Ka hayvan var? Kk fakat
iinde hasta hayvan olan sry m takip edelim yoksa ok daha
byk fakat tm yeleri salkl grnen sry m izleyelim?
Olas kurban tespit edildii zaman bu tartmalar younlaacaktr.
Toplamanz gereken altgruplann kendi gndemleri olur. Onlar
da hasta hayvan grm olabilirler. Altgruplan, yaptklan ileri b
rakp size katlmaya ikna etmek kolaylamak yerine gittike zorlaa
caktr. Sizin grdnz hayvan, onlarn grdne kyasla lme
ne kadar daha yakn?
Sonra rekabet de vard. Etrafta baka leiller de dolanyor muy
du? yleyse saylar ne? Daha da nemlisi, hangi tr? Burada da yan
smal sinyaller bir yere kadar yeterli, fakat bunlar gstergesel deil
yansmal olduu iin, yani bireyin belirli bir numunesini dorudan
imlemedikleri iin, gitgide daha fazla balam iinde kullanldka,
simgelere dntrlmeleri kolaydr. Ana yrtclar isimlendirebiliyor
ve artlannda brakt izleri gsterebiliyorsanz, ocuklarnza, gele
cekte hayatlarn kurtaracak birtakm dersler retebilirsiniz.
Bylece, st kademe leillik niinin gelimesi, hem yeni kelime-

234 Ademin Dili

ler yaratm hem de eski kelimeleri yeni balamlara tam olmal,


ayrca kelimelerin koullardan, mevcut hadiseden, hatta evrimsel
zindelikten kopmasn kolaylatrm olmal.
L KOPUU TAMAMLAMAK
Bu, hzl bir sre olamazd . Belki de en uzun sren sre, evrimsel
zindelikle kurulan ba koparmak olmutur. Srf bilgi alverii uru
na bilgi paylamak, henz baarlm deildi.
Fransz akademisyen Jean-Louis Dessalles, byle bir sreci
tevik edebilecek bir etken nermitir. Primatlar epey rekabetidir,
zerinde stnlk kurabilecekleri birini ararlar hep. ada insan,
yeni ve nemli bir bilgi parasna ulaarak stnlk taslayabilir.9
Dessalles, bu davrann, gemite bilgi aktarmann itli yollarnn
ortaya kt zamana kadar uzandn ileri srer.
Lisann doumu asndan bu nerme, lisann nasl baladna
dair umut vadeden pek ok aklamay bozmu olan koula ters d
yormu gibi grnyor. leriki aamalarda lisann genilemesine
bu davrann yardmc olduu konusunda fazla phe yok. Ancak,
lisan bir sredir zaten i banda deilse , nermenin geerli olabilme
si iin yeterli sayda kelime yok demektir.
Fakat bu davran, kk-lisan bir kez doduktan sonra yeni ke
limelerin yaratlmas iin olas bir kaynaktr. Nispeten nadir olsa da
takn, kasrga, yangn gibi gruba ciddi darbe indiren mkerrer ha
diseler, erken uyarlarla etkileri hafifletilebilecek belalard. Dahas,
nceden uyarda bulunan kii itibar kazanabilirdi. rnein su ta
knlarn ele alalm; ani bastran saanak yamurlarn ardndan su
baskn gereklemesinin olas olduunu gruba anmsatan herhangi
bir el kol hareketi ya da ses, hafzalara kaydedilip tekrarlanacaktr.
Mesele yine evrimsel zindelik, diyebilirsiniz. Fakat diyelim ki bir
grup, iri bir hayvann lei zerinde alyor; o an , iddetli bir yamur
yamaya balyor ve nispeten tedirgin toy bir insans, takn uya
rsnda bulunuyor. Arkadalar daha yksek bir mevkiye yneliyor.
Bilge yallar hemen bu takn kelimesinin ardna olumsuz bir el ha
reketi ekliyor, belki "bunu yapmayn" anlamnda bir harekettir. By
lece olumsuzlama domu olur. "Bu sefer takn olmayacak," demeye
belki daha uzun sre var ama o olumsuzlamann anlam bu. Artk
eksik olan, kelimelerin oalmas art bunlar birletirme gc.

" Dc s s n l l c s 2008.

yukardakiler bir kurmacadan ibaret. Fakat olumsuzla


ma bir yerlerde ortaya km olmal. Kk ocuklarn ilk ren
dii eylerden biridir; renmek yerine gelitirmek dememiz bel
ki daha doru olacak, nk olumsuzlamay anneleri gibi kurall
kullanmazlar; 10 istemedikleri eylerin nne genel olumsuz bir sz
olan "yok" kelimesini yaptrrlar. Yukarda betimlediim senaryoda,
yal ve bilge insanslanmz, takn kelimesini fiili ya da eli kulanda
bir takna atfta bulunmak iin deil, o an taknn olmadn ve
yakn gelecekte de olmayacan belirtmek iin kullanmtr. Bu tr
bir var olmama durumuyla hibir HS baa kamaz. Bununla baa
kamazlar, nk HS'ler ancak imdiki zamanda ve mekanda ger
ekten var olan eylere, gerek dnyada gerek yaam olan "zihin
den bamsz varlklara" atfta bulunurlar. Fakat "takn yok" ifadesi,
fiilen varolmu hibir takna atfta bulunamaz ; ancak soyut takn
kavramn imler.
Bunlar, kelimeleri, gndermede bulunduklar gerek dnya var
lklarndan koparmaya ve ister varsaymsal ister hakiki olsun, belirli
bir snfn tm yelerine uygulanabilen gerek kavramlarn harici
biimleri haline getirmeye ynelik admlardan sadece bazlardr. Bu
l ayrlma tamamlanana kadar, an "lisannn" ya da karnca "lisa
nnn" daha sofistike bir eitlemesinden fazlasn elde edemezsiniz;
tek ana amaca (gruba besin salamak) hizmet eden ama bu ilevin
dnda yararsz olan bir sistemdir ancak.
Hep bu ekilde dnmedim. An lisannn bir muadilini byk
beyinli hayvanlara verirseniz, bu hayvan o szl lisan abucak ge
niletip icra ettii tm ilevler iin yararl hale getirecektir diye varsa
yardm. Bu gr bir ekilde bizim trmzn yelerine gayet doal
gelir; nk kendimizi bildik bileli lisana doymuuzdur. Fakat byle
bir dncenin temeli var m?
Lisan, ngrlmemi bir gelimeydi ve bunun zellikleri, nce
sindeki tm davranlara ters dyordu . Bu yle byk bir evrimsel
anomaliydi ki srf tek hcreli canllarla dolu bir dnyada ilk ok hc
reli organizmann ortaya kna denk tutabiliriz. Aslnda daha da
byk bir anomalidir; ok hcreli organizmalar zaten mevcut olan
oaltmaktan baka bir ey yapmamtr. te yandan lisan saf bir
yenilikti.
Adam toplama stratejisinin beraberinde getirdii, amal ina
edilmi ve srf g leilliinin zorluklarna adanm sistem belki yz
E l bette

1 0 Brown 1 973 .

236 Ademin Dili

binlerce yl srm olsa da kk-lisan adn hak ettiinden phe


liyim. Bu, adeta melez bir aamayd, HS ile kk-lisann arasnda
bir noktayd; anlann ya da kanncalann "lisanlarndan" biraz daha
gelikindi .
B U SEFER KARMA DLLER GEREKTEN MDADA YETYOR
Nispeten zengin bir kk-lisann nispeten erken bir tarihte domu
olmasna ramen uzun sreli bir duraanlk dneminin cereyan et
mi olmasna dair bir aklama aklma gelmeden nce , elbette Dan
Dennett'in vazgeilmez icad olan uydurmaya 1 1 (figment) bavurma
lydm (insan evrimi hakknda yazan hi kimse bunsuz yapamaz ve
yapamamtr) .
Bana zel olan uydurma yleydi: Szdizimi olmadan, dn
celeri de kelimeleri de art arda dizemezsiniz. Kltrel ve teknolojik
yeni rnler yaratmak iin, dnceleri dzenli ve disiplinli bir tarzla
dizmelisiniz. Bunun iin de szdizimine gerek var. Heyhat, szdizi
minden yoksun zavall atalanmz dncelerini toparlayamyordu.
Dolaysyla, gerek kltrel ve teknolojik yeniliklere ulamak iin ge
reksinim duyduklan dncelere kafa yaramyorlard.
Bylece kancal silah senaryosu dodu; bu senaryo, neden sz
dizimi olmadan kancal silahlan icat edemeyeceimizi gstermek iin
tasarlanmt. Bundan birka konumamda bahsettim ve unun gibi
bir eydir:
Herhangi bir kancal silahn (cirit, ok, olta inesi, zpkn) gemi
i tarihncesi dnemin son yz bin ylna uzanr; baka bir deyi
le, kesinlikle ada insann iidir. Kancal silah imal etme fikrine
ulamak iin bile, neleri dnmek gerekir? lk Homo sapiens1er
herhalde yle dnmt: "Hayvana dz bir u soktuum zaman,
hayvan genelde silkinerek utan kurtuluyor. U yere dtnde,
yara kapanyor ve artk kanamyor, bylece hayvan zayf dmyor
ve kaabiliyor. Eer avn iinde kalabilecek ekilde bir u imal edebi
lirsem, bunu silkeleyip atamaz; bylece hayvann kanamas kesilmez,
gten der, ya yere kapaklanr ya da elimize geer. Henz getiim
otlann iinde bacama taklan kancal tohum klftan oldu; tohum
lann buna yaptrd o kk eyler derime taklyor ve dmyor.
Bunun gibi ular yapmak ne harika fikir!"
Yaptm konumalarda bu rnei verdiim zaman, k i ms e u
11

( k l l IH't t J !J!J J .

S . : \ 1 ( .

/ 11 1 /u n u l V l1 1 1 u / )'1 1 1 1 1 t

. . \ '/

ba riz soruyu sormad : insanlar aadaki gibi bir ey dnmekten


a l koya n n eydi?
"Ben atmak cirit/ mzrak. U arpmak hayvan . Dmek u. Yara
kapanmak. Hayvan uzaklamak. Diyelim u kalmak iinde. Hay
van kanamak. Hayvan takatten kesilmek. Yakalamak hayvan. Bak
bu tohum . Tohum yapmak deri. Tohum var kk ey. Kk ey
yapmak. Diyelim u var ayn cins knt. Belki dmek yok. Ben
yakalamak hayvan. Ben ldrmek hayvan. Ben yemek hayvan. "
Eer yukarda okuduunuz metin size bir nevi karma dil gibi
gelmise sorun yok. eitli sebeplerden tr kusursuz bir model sa
yamasak da, gnmz dnyasnda kk-lisana en ok benzeyen ey
karma dillerdir. Maalesef bugnn dnyasnda doru dzgn karma
dillere kolay kolay rastlanmyor. Farkl lisanlar konuan insanlarn
temas ettii her yerde balang aamasnda karma diller olduuna
eminim, fakat bunlar tam teekkll karma dillere dnmyor ya
da nadiren dnyor. ngilizce, karma dilleri belki yerleik dilleri
ldrdnden daha byk bir hzla ldryor. Hazr tm dnyaya
mantar gibi yaylan bir lisan varken neden yeni bir lisan yaratmak
iin uralsn ki?
Eski toprak karma dillerin sonuncusu yok olmadan Hawaii'ye
gelecek kadar talihliydim . 1 2 Olduka snrl kaynaklarla yaplabile
cek ilerin miktar zaman zaman beni artr. Mesela, elimizde szdi
zimi olmakszn sadece yirmi iki farkl kelime bulunsa, yaantmzda
ne gibi deiiklikler olurdu diye kafa yorabiliriz: "Kimi zaman iyi yol
gelmek, kimi zaman hep viraj gelmek, kavis gelmek, deil? Her yerde
ayn, hep ayn insan yaam, hep ayn; iyi yol gelmek, kavis gelmek,
da gelmek, deil? Hepsi, her yerde, frtna gelmek, gzel gn gelmek,
hep ayn, herkes, ben hep ayn, zamannda kkken."
Asl lisan Japoncay akc konuan bir insann benim dilimde
syledii szlerdir bunlar; aynca byle canl bir anlatm Homo ergas
ter trnde gremeyeceinizi garanti ederim. Minik bir kelime hazne
siyle, srf kelimeleri yan yana dizerek, bata dndnzden ok
daha fazlasn yapabileceinizi gstermek istedim sadece.
Peki bu kelimeleri ada szdizimine gre sralasak ortaya nasl
bir ey kar?
"Bazen [seyahat ederken] dzgn yollarda gidersiniz, baka za
manlarda ise virajlar ya da keskin kavisler gibi engellere denk gelir
siniz, deil mi? Her ey byledir, insan yaam da; bazen karnza

12 Bickerton 1 98 1 , 2008.

238 Ademin Dili

dzgn yollar kar, baka zaman kelere ve dalara rastlarsnz,


bazen gnnz gneli olur, bazen ise frtnaya yakalanrsnz, deil
mi? Hayat herkes iin hep byle, ben genken de yleydi . "
B u ekilde daha uzun ve fazladan kelimelerle dolu ; ancak, be
lirsizlikleri ve mulaklklar ortadan kaldrmak, anlatma akclk ka
zandrmak iin bu bedeli dememiz gerekiyor. Fikirlerin fiili dizilii
balamnda, bu iki versiyon arasnda hangisi seilmeli? lkinde bir
dilbilgisi yaps yok, fakat en az ikincisi kadar anlamsal ve uygulama
l yaps var; dnme iinde en nemli etken bunlardan hangisidir?
Belki szdizimi olmadan dnmek, szdizimiyle dnmek kadar
akc deil. Fakat, yeterli sayda doru kelimeyle, ada insann
nclleri, ayn el baltasyla geirilen milyon yla kyasla daha iyi i
karamaz myd? Bir paleantropoloun syledii ekliyle, Alt Pale
olitik dneminin, yani Eski Ta Devrinin "neredeyse hayal edilemez
tekdzeliini" . 1 krmak iin bir eyler yapamazlar myd?
Bu durum bizi, trmz ortaya kana kadar kk-lisann ilk
aamalarndaki bir melez dil seviyesine bile ulamam olduu sonu
cuna gtryor gibi grnmektedir. Ya da hfila belirsiz sebeplerden
tr kelimeleri birbirine balama, ksa ve kullanl mesajlar kurma
yetisi, kavramlar ile tutarl dnce katarlar arasnda irtibat kurmak
tan ok daha nce mmkn olmutur, anlamna da gelebilir. Bu, he
nz yantlayamadmz onca sorudan biri.
KELMELERLE YAPABLECEKLERNZ
kinci Blm'de dediim gibi, insanlarla insan olmayanlar arasnda
ki hududu belirleyen eyin szdiziminden ziyade simgecilik olduu
konusunda Terrence Deacon'la nihayet hemfikir oldum. En bata
Terry'nin iddialarna pheyle yaklamtm; bana kalrsa szdizi
mi, kuyruksuz maymunlarn beceremeyip, insanlarn ise stesinden
geldii eylerden biriydi. Fakat diyelim ki, simgelere sahip olmadan
szdizimine ulama umudu yok; stelik, kuyruksuz maymunlara ve
rildii gibi size tepside sunulan simgeler de sz konusu deil, ancak,
uruna mcadele etmeniz ve yz binlerce yl sren son derece yava
bir srele kazanmanz gerekiyor bunlar. "Oraya buradan yol yok"
hipotezi diyebileceiniz bu dnce zihnime bir kez girdikten sonra,
empanzelerden asla beklenmemi bir ite baarsz olmalarndan
cesaretimizin krlmas bana ok aptalca gelmeye balad. Daha s , b

'' . J d l i c k

J <J77,

s.

28.

/ 'u /1 1 , , , 1 1 1 i"du nu l >' n u

'2 J l )

beni, lisanszlk durumundan kk-lisana bile ulamak iin gerekten


neyin gerekli olduu hakknda yeni ve retken bir biimde dnme
ye itti; ki salam dncenin ltlerinden biri budur.
Kk-lisanda nce hangi kelimeler gelirdi ve bu durum bir fark
yaratr myd?
Lisan iin seilim basks oluturabilecek kadar aama kaydetmi
unsurlar unutmayn; ocuk bakm, alet yapm, dedikodu , avlanma,
toplum iinde ykselme manevralar ve aklnza daha ne geliyorsa.
Burada ileri srdm gibi, eer bu etkenlerden hibiri seilimde
lisan ne karmamsa bile, bunlarn hepsi yine de atalarmzn az
ya da ok ilgilendii meselelerdi ve eer lisann balang aamalarn
daysanz, bu alanlarn hepsi, lisann gitgide fazla kullanlnn fark
yarataca alanlard .
imdi u dnce deneyini yapalm: Sz konusu alanlarda ya
da benzerlerinde size en gl grnen onar kelimeyi listeleyin. Bu
listeleri yan yana koyun ve ne kadarnn rttne bakn.
Benim tahminim ok az kelimenin rtecei, belki de rten
kelimenin olmayacadr. Kk-lisan, bu listelerin en az toplam ka
dar byk olmal. Fakat bu haliyle bile faydal olacak kadar kap
saml mdr?
Bunu anlamak iin, on kelimeyle ne kadar dedikodu yapabile
ceinizi ya da av hakknda bilgi aktarabileceinizi ya da toplumsal
grubunuzda statnz ykseltmek adna on kelimeyi nereye kadar
kullanabileceinizi kendinize sorun. Bunu, tpk benim gibi, kaba
kuvvet yaklamyla yapn: Bu kelimelerin kuramsal bakmdan olas
tm kombinasyonlarn aln ve ka tanesinin gerekten anlaml ol
duuna bakn. (Sakn hile yapmayn; szdizimi yok, "eer"ler, "ve"ler,
"iin"ler ya da bunlar gibi tek bana anlamsz olup da anlaml kelime
leri birbirine yaptran ve o kelimeleri hzl, olduka otomatik ve ou
zaman ak bir ekilde yorumlamamz salayan szckler yok.)
Sonra, bu kelimelerin yaratlmasn neyin harekete geirmi
olabileceini sorun. "Bilmem kim hakknda konumak istiyorlard"
demek kesmez. "Bilmem kim hakknda konumann" ne anlama gel
diini biliyor olamazlard, o yzden istemeleri sz konusu deil. Yeni
kelimenin zm olabilecei fiili bir sorun ya da insanlar belirli ke
limeleri yaratmaya zorlayan koullar dnmeye almanz gerekir;
kelime retme srecini harekete geirecek herhangi bir ey olabilir.
nann bana, imdiye kadar kimsenin girimedii bir aratrma
yapyor olacaksnz. te, mesele kk-lisann nasl gelitii ve nasl
iledii olunca, insanlarn ilk lisan hakknda mtemadiyen anlatt,

240 Ademin Dili

kulaa makul gelen tm o anlatlarn sadedine gelip, girdisini kt


sn ortaya dkmektense, st kapal mulak bir ekilde konumak
ok daha kolaydr. Lisann u ya da bu bask sonucu doduunu hi
tereddtsz syleyen insanlarn, en azndan, bahsettikleri basknn
hangi kelimeleri ortaya karm olabileceini ve acaba kuyruksuz
maymunlardan ok da uzaklamam toy insanslarn bu kelimeleri
icat etmesi makul mudur diye dndklerini zannedersiniz. Fakat
bu kitaba kadar, lisan hakknda kalem oynatm hi ama hi kimse,
ilk kelimelerin ne olabilecei ya da tam olarak hangi koullar altnda
dile getirilmi olabilecekleri hakknda fikir yriitmemitir, zellikle de
yazarn kendine bu kadar gvenerek lisan evriminin yaamsal moto
ru diye ileri srd seilim basksna o kelimelerin nasl uyduunu
belirtmemitir.
Benim tahminime gre, atalarmzdan hibiri aslnda kelime haz
nesi falan ina etmeye uramyordu, nk ne yaptklarnn farkn
da olamazlard . lkece, adam toplama sinyalleri bir aydnlanma ann
tetiklemi, artk simgelerin otul lelerinden baka varlklarla da ili
kilendirilebileceinin fark edilmesini salam olabilir, fakat bunun
gerekten yle olduuna bizi inanmaya mecbur brakacak bir sebep
yok. Bunun aksine, sz konusu insanslar, zihinleri ve davranlar
bakmndan bizden ok kuyruksuz maymunlara yakn olarak deer
lendirirsek, herhangi bir eyin bu kadar hzl ve kkten bir ekilde
gerekleebilmesi pek muhtemel grnmez. Bir nceki blmde gr
dmz zere, kelimelerin kavramlardan sonra deil kavramlardan
nce geldiine inanmak iin salam sebepler olduunu anmsarsak,
o aydnlanma annn gerekleme ihtimali suya der.
Burada gerekli olan ey, yeni bir aratrma alannn devreye gir
mesidir; yz ya da yzn altnda kelime barndran sz daarcklar
nn olumasnda farkl kelime seimlerinin iletiimde douraca so
nulan ve varsaymsal ilk kelime haznelerini inceleyen yeni bir alan.
Bu alann gzellii , gerekten deneyler yapabilmenizdir: Gerek
yaamdan deneklere, yani sadece siber varlklara deil, etten kemik
ten insanlara bu tr kelime hazneleri verip, bu snrl kaynaklan
kullanarak iletiimle ilgili eitli devleri yerine getirmelerini isteye
bilirsiniz. Elbette Ta Devri lisanlarnn kopyalarn ortaya karacak
deilsiniz; nihayetinde biz insanz, oysa onlar insan deildi; fakat en
azndan, retilebilecek lisann st snrlarn belirlemi olursunuz,
ayrca bu sre srasnda, lisan hakknda bilmediimiz baz yen i ger
eklerin anlalacana da eminim .
Bu t r deneyler yapan tand m t ! ' k i s a . J i l l Howic'd i r. Howil',

ngiltere'nin Reading niversitesi'nde doktora tezini daha yeni verdi.


imdiye kadar deneylerinde, insanlara elli kelimelik bir sz daar ve
Suroivor yarmas tarznda bir senaryo sunup, sadece bu sz daar
zerinden iletiim kurmalarn istedi. Bir rnek yledir: "Ormanda
Fred'i devasa bir ylan srd," demek isteyen deneklerden biri, "ok
ok aa (HAVADA ELLERLE K KERE DARE ZEREK)/ Fred/ y
lan/ byk ylan/ byk byk ylan/ (BACAKLARINI DVEREK)"
demitir. 1 4 Burada farkl kiplerin harman zellikle etkileyici, nk,
acaba lisan en bata iaretlerle mi, szle mi yoksa taklitle mi ifade
ediliyordu tartmalarn nemsizletirir. Yant: hepsi.
Sz daarnn hem ieriini hem de boyutunu deitirerek benzer
deneyler yaplmaldr. nsan etkinliklerinin ocuk bakm, toplumsal
merak, alet imalat, dedikodu gibi alanlarnda iletiim kurmak iin
hangi kelimeler ve bunlarn ka tanesi gerekli olacaktr? Burada ileri
srdm, bu etkinliklerin hibiri lisann douunu tetiklemi ola
maz, nk ya gerekli kelimeler makul bir ilk icat olamayacak kadar
soyuttur ya da yararl veya ilgin mesaj larn dei tokuu iin ok faz
la kelimenin icat edilmesi gerekirdi eklindeki grm deneylerle
snamak mmkn olacaktr. Bu etkinlikleri ana neden olarak saymak
hi makul olmasa da, kk-lisan bir kez faaliyete getikten sonra bu
nun geliim gstermesine katkda bulunmu olabilirler ve katklarnn
olas trn ve kapsamn da deerlendirmek mmkndr.
Elbette muhtemel tuzaklar hi az deil. Ne kadar akll olursa
olsun, hibir tr, kendisini baka bir trn yerine koyup gemii
dnemez. Gstermelik yorumlar, kurnaz ama uydurma aklama
lar; bunlar ve daha fazlas, merak duygusunu allak bullak edecektir.
nsanlarla ilgili her konuda saf olumsalln hkm srd ve yap
lanmann nafile olduu inanc ise, kart ynden gelen bir tehlikedir
ve buna direnilmesi mecburidir. Bu, geerli bir inan olabilir, fakat
snamazsak, asla bilemeyiz. Evrenin ilk birka saniyesinde neler olup
bittiini gn yzne kartabiliyorsak, kk-lisann balangcnda ne
ler olduunu kefetmek insann gcnn yetmeyecei i deildir.
EKLEMLEME MESELES, YENDEN
Fakat nceki varsaymlara gre, daha ilk aamalardan itibaren keli
meler yan yana getirilip , eklemlenip, girift mesajlar oluturulabiliyor
du. Makul bir varsaym m bu? Peki, kuyruksuz maymunlar ve o-

14 Bowie 2008.

242 Ademin Dili

cuklar bu ii ak talimatlar olmadan reniyor, fakat unutmayalm


ki nlerindeki saysz rnek, yani anne babalan ve eiticileri onlara
bu iin mmkn olduunu gsteriyor. Ayrca, daha nce grd
mz gibi, hibir HS kendi birimlerini doru drst eklemleyemez. O
halde, burada abartl bir varsaymda bulunmuyor muyuz?
Sanmam. HS birimlerinin birleemeyiinin sebebi, birleebilir
liin zerindeki gizemli bir kstlama falan deil. Bunun sebebi, iki
basit olgudur: HS iaretleri kendi balanna tamdr ve bunlan birle
tirmek hibir anlam ifade etmez.
Kelimelere gelirsek, koullar tersine dner. Kelimeler nadiren
kendi bana tamdr, ayrca tek balannayken farkl farkl anlamlara
gelebilirler. Kr yolunda arabasyla yol alan adam, kar ynden gelen
kadn srcyle karlar. Kadn adama bararak bireyler syler,
adam sadece "domuz!" kelimesini duyar. Doal olarak adam, erkek
ovenizmiyle kafay bozmu banaz bir feministle karlatn d
nr. Bir sonraki viraj aldnda, devasa bir domuzun yolun ortasn
da yattn grnce keskin bir fren yapmak zorunda kalr. "Dur!" ya
da "Ka!" gibi emir kiplerinin anlam mulak olmasa da, ou kelime
ancak baka kelimelerle bir araya gelince ak bir anlam kazanr.
Hayvanlar, birletirdikleri eylemlerinden bir dizi oluturabilir, o
halde kelimeleri edindikten sonra neden bunlar da birletirmesinler
ki? Bir eyleri birletirmenin en basit yolu onlar art arda dizmek
olduu iin (Chomsky'nin, mantken imkansz diye gz ard ettii s
re, hatrladnz m?) , kk-lisann da aynsn yaptn gnl rahatl
yla varsayabiliriz. Kuyruksuz maymunlar ve karma dil konuanlar
kesinlikle byle yapyor. Onuncu Blm'de, dnce ve lisan cidden
domadan nce kavramlar hem yerli yerine oturmu olmalyd hem
de sinir sistemi zerinden birbirlerine balanm olmalyd demitim;
eer bu tahminimde haklysam , kuyruksuz maymunlar ve insanslar
illa ki ii bu ekilde yapmtr. (Karma dil konuanlar, kelimeleri ipe
boncuk dizer gibi sralamaya elbette bu sebeple bavurmuyor; sebep ,
ana dillerinin aksine karma dilin, hiyerarik yaplar reten otomatik
bir sistemi olmamasdr.) Dolaysyla kk-lisan, belki aradan bir mil
yon yl ya da daha fazla sre getikten sonra karma dillere benzeme
ye balayacaktr; bu dilde kelimeler, anlamlan bakmndan amzn
kelimelerinden pek farkl olmasa gerek.
Elbette telaffuzlar ada kelimelere benzemeyebilir. ad a
kelimeler, geni kelime daarlar tekil eder ve girift ses y a p l a r n a
s a h i p t i rl e r . Bu olgular birbi rleriyle ilikili. Kelime s ay s ne kadar a r
1 ; rsa , l l ; r l i r l i r i dcn ; y r1 e t m e k o iilck zorl ; r . B u s o

l '1 1 f u r u t /.'1 f1 1 1 H / Jc'muyo

'.2 L \

nucunda, konuma sesleri ile kelime uzunluu arasnda karlkl


dnler gndeme gelir: Lisannzda ne kadar az ses bulunuyorsa, ke
limeler o lde uzun olmaldr ki birbirlerinden ayrt edilebilsinler.
ada lisanlar bu dengeyi eitli ekillerde tutturur. Konuma
sesi yelpazeleri on birden (Papua Yeni Gine'de konuulan Rotoka
dilleri1 5) yz on ikiye (Botsvana'da konuulan !zu 1 6) kadar uzanr.
Fakat, mevcut lisanlarda olan biten ilerin aslnda insann tam biyo
lojik sas hakknda yetersiz ipucu verdiini unutmayn. Kkken
!zu 'lar arasna yerletirilen Rotoka bebei, ileride akc bir ekilde !zu
dili konuacaktr. Dolaysyla, geni bir konuma sesi yelpazesini
retmek ve bu sesleri ayrt etmek yetisi, insan biyoloj isinin bir par
asn tekil eder; hepimizde ! zu 'larn o 1 1 2 konuma sesini karma
ve ayrt etme potansiyeli vard, geri imdiki yamzda bu imkansz
bir ie dnmtr.
Baka bir deyile, kelime daarnda herhangi bir art, ses bak
mndan giriftliin artmasn seilimde gl bir ekilde ne karr.
Bu durum, kk-lisann ileriki aamalarnda, nihayet hakiki lisan
ortaya karacak srelerden birini balatacakt: Seslerin ve kelime
lerin ikili bir katman oluturmas.
El iaretlerinden ve baka anlaml sinyallerden ayr olarak, ilk
kk-lisan kelimelerinin, blnmez ses bekleri olduunu, teki ke
limelerle ortak zellikler barndrmadn tahayyl ediyorum . Eer
bu koul geerliyse , etrafta ok fazla kelime olamazd. Mphem bir
snrn tesinde, ada lisanlarn faydaland sisteme geilmeliy
di; seili bir avu anlamsz sesten kelimeler oluturulmalyd , ki bu
sesler, sonlu sayda olmalarna ramen, nereden baklrsa baklsn,
kombinasyonlar sonsuz sayda olabilir.
Fakat gerekten odaklanmak istediim konu, lisann, tpk ni
inas gibi kendi kendini hzlandran bir sre olmasdr. Bir kez or
taya ktktan sonra, kendi kendinin itici gc olur; kendi taleplerini
yaratp , bu talepleri yine kendisi karlar. Lisanda ne kadar ileri gi
derseniz, yapabilecekleriniz o lde artar ve daha fazlasn yapmak
zorunda kalrsnz. Bu , sihirli bir sremi gibi gelebilir ama aslnda
yle deil. Genlerin davurumunun bnyesinde bulunan, ne sonsuz
ne de gz ard edilemeyecek kadar ufak olan esneklik, yeni ve hedefe
ynelik davranlar yaratmak iin tr yelerinin deneyimleriyle etki
leime girer. te evrim byle iliyor.
1

16

Robinson 2006.
Traill 1 98 1 .

244

Ademin Dili

leri aamalarndaki kk-lisann, szdizimi denebilecek bir zel


lik edinmi olmas muhtemel, geri, aslnda szdizimi deildir bu.
Yklemleme, yani birey syleyip sonra bunun hakknda bir eyler
sylemek, szcklere olduka sabit bir dzen getirir. Birok rnekte,
belki de ounda szckler yine de bilinenden yola kp bilinmeyene
varr; size zaten bildiiniz bir snf ya da isim sylerler, sonra zerine
bununla ilgili (umann) yeni bir bilgi eklerler. Dolaysyla, (kancal
silahlarla ilgili yukardaki senaryo gibi) gerek lisanda muhtemelen,
"zne arlkl" cmleler istatistiki bakmdan ar basacaktr.
Fakat bu, ipe boncuk dizme tarzyla yapabileceiniz bir ey. Bir
sonraki aamaya gemek iin, szckleri farkl ekillerde dizebilme
niz gerekir.

12 FDAN MEEYE DNYOR

SADECE BTTR, FAKAT BU SEFER DOGRU DZGN OLSUN


Kelimeleri yan yana dizmenin iki yolu olduunu Dokuzuncu Blm'de
grdk; ipe boncuk dizer gibi ya da hiyerarik yaplar halinde, rne
in A ve B'den (AB]yi oluturup C'yi A'ya deil, B 'ye deil, bu yeni [AB]
birimine eklemek gibi. Bu hiyerari byle sonsuza dek srer gider.
En bata srf ipe boncuk dizme tarz mevcuttu. Bundan ok ama ok
sonra, bu tarz, cmleden byk birimlerin bana kald ya da bize
pek az malum bir dilde konumaya alan ya da baka bir lisanla
temas iin sfrdan aralar gelitiren (karma dil konuanlann tm
dnyada kaderi budur) insanlara havale edildi. Cmleler ve bundan
kk birimler iin hiyerarik usul evrensel hale gelmitir.
Bunun ne zaman gerekletiini bilmiyoruz. Benim tahminim, en
erken iki yz bin yl ncesi. imdiye kadar trmzn ortaya k
iin ileri srlm en erken tarih budur. Ayrca, gerekten insanlara
zg davranlann su yzne ktna dair ilk belirtiler yaklak bu
zamana aittir. Aletler bir para daha ekil kazanmaya balamt ama
tam deil. nsanlar, bedenlerini sslemek iin toprak boyasndan ve
baka pigmentlerden yararlanmaya balamt (ya da biz yle varsa
yyoruz; bu malzemeleri bir amala kullandklan kesin) . 1 kanl
dklan yerden yzlerce kilometre uzakta, alet yapmnda kullanlm
ta cinsleri bulunmutur; bu da akla, bir nevi ticaretin baladn
getiriyor.2 Ticaret, ayn kk-lisan bile konumayan gruplar arasn
da temas kurulduu anlamna gelir.
Kk-lisan konuan kiinin, bir kelimeyi dnp bunu doru
dan konuma organna aktardn, ardndan bir sonraki kelimeyi ve
bir sonrakini dile getirdiini ve bunlar beyinde ilikilendirmeksizin
sze dktn anmsayalm . Bugnn lisannda, en azndan sz
ck takm seviyesine kadar kelimeler beynin iinde yan yana dizilir
ve ses organlanna ok daha girift bir mesaj gnderilir. Bu dzeye
ulamadan nce, en az iki koulun yerine getirilmesi gerekir.
Bir tanesine zaten gz attk ve bu koul can alc bir neme sahip;
1

Marshack 1 98 1 .

2 McBrearty ve Brooks 2000, Feblot-Augustine 1 998.

246 Ademin Dili

bu olmakszn, en basit hiyerarik yaplar kurmak bile imkansz hale


gelir. Sz konusu koul, farkl kelimelerin temsilleri arasnda sinir
sistemi balantlar oluturmaktr;3 ki bu temsiller beynin neokorteks
blgesine yaygn bir ekilde dalmtr. (Kombine mesaj neye benzer,
srf bir iki mesajn toplamndan m ibarettir, yoksa mesajlarn kayna
p deiime uramasyla m ortaya kar, deiime uruyorsa ne tr
bir deiimdir bu gibi sorular, zmenin yanna bile yaklaamadmz
gizemlerdir.) Fakat, o eski toprak ipe boncuk dizme sreci iin geerli
bir seenek tekil edebilecek hiyerarik bir yapya ulamadan nce,
karlanmas gereken baka bir koul daha var.
Beyin araclyla herhangi bir mesaj gndermek, sadece milisa
niyelerle llse bile, belirli bir zaman alr. Her kelime kendi bana
dorudan dile getiriliyorsa, bu zaman epey ksadr, dolaysyla, sinir
sistemiyle gnderilen mesajlar zerindeki baz ciddi kstlamalarn
burada ya ok az etkisi bulunur ya da hi etkisi olmaz.
Fakat o kstlamalar uzun mesajlar etkiler. Bu kstlamalar, ilk
olarak, sinir hcrelerinin szdrmaya ak olmasdr, bylece herhan
gi bir mesajn nitelii zamanla yozlar, ikinci kstlama, beynin ok
grltl bir yer olmasdr, yani beyinde bir sr etkinlik ayn anda
gerekleir; bu etken de mesaj larn niteliini bozmaktadr.4
Washington niversitesi'nden William Calvin, insan evrimi hak
knda popler bilim kitaplar yazmtr; Calvin, beyinde olan bitenin,
mzik korolarna benzediine iaret eder. Eer sadece be ya da alt
kii birlikte ark sylyorsa, ilerinden birinin detone olduu hemen
anlalr; en az yz kiiden meydana gelen bir koro ark sylyorsa,
yarm dzinesi detone bile olsa asla fark edilmez. Bylesi bir koroda,
sesler arasndaki varyasyonlar ortalama bir deere kavumutur, ta
bir caizse , grnte yekpare tek bir ses dalgas duyarsnz.
Calvin, keza, eer baz tekil sinir hcrelerinin kanlmaz olarak
urad arpkln ve bozulmann stesinden geleceksek, ayn mesaj
ahenkli bir ekilde gnderen byk bir sinir hcresi demetinin gerekli
olduunu ileri srer. Mesaj destekleyecek konumda olup, bylece b
yk sinir hcresi korolarnn hep ayn arky sylemesini mmk n
klan bol bol yedek hcre yoksa, srf hiyerarik yaplar ina etmek ,
kelimelerin ya da o yapnn arpk bir ekilde ortaya kmayacan n
gvencesini vermez. Bu koul yerine getirilene dein, eski toprak i p
boncuk dizme usulne tutunmak daha gvenli v e gvenilirdir.
:

Pulverm uller 2002 .

1 C a l v i n vr 11icknt on 2 000.

N eden bu ynteme yapp kalnmasn? Hiyerarik yaplanmaya


gei neden gereklesin?
Dediim gibi, lisann evrimi kendi kendini tetikleyen bir sre.
Kendi kendinin itici gcdr, kendisini daha etkin klacak unsurlar
seilimde ne karr. Bu unsurlardan biri halis hzdr. Hayat me
mat meselesi olan uyar arlarnn dnda, hz, evrimsel zindelii
dorudan etkilemez, fakat mesaj daha abuk alp bununla yaamn
iyiletiren her organizma, bu konuda yava davranan organizmalar
zerinde stnlk kurar, toplumsal stnlk kurmas ise kesindir.
Sanki aln teriyle kazand paray datyormu gibi her seferinde
azndan kerpetenle bir iki kelimeyi ltfen alabildiiniz kiilerin ko
numa tarz sizi hi fkelendirmez mi? Hawaii'de melez ve karma dil
konuan insanlar karlatrdmda grdm zere, hiyerarik
yaplarn olduu bir konuma, ipe boncuk dizme tarz konumadan
kata kadar daha hzldr. Hiyerarik yapl konuma tam teekkl
l hale geldikten sonra, br tarz konumann zorla yerini almaya
mahkum olmutur.
LSAN KPLERNE KARI KK-LSAN KPLER
Arabalarn gidi ynn bir sebeple sa eritten sol eride (ya da sol
dan gidii saa) deitiren bir Bat Afrika devleti hakknda, phesiz
uydurma olan bir hikaye vardr. Fakat srcler endielenmemeli,
diye aklama yapar hkmet szcs, nk "bu deiim kademeli
bir ekilde gerekletirilecektir. "
Kk-lisandan ayrlmann b u ekilde meydana geldiine eminim
(elbette lmlere yol amadan) . Ancak, bu durum da yukardakine
epey benziyor. Arabanz ya sa eritte srersiniz ya da sol eritte; ara
bir aama yok (orta eritten gitmek saylmaz) . Ayn ekilde ya kk-lisan
(ipe boncuk dizme) konuursunuz ya da gerek lisan (hiyerarik ya
plar ve Kaynama) . Bazlarnn ileri srdnn aksine, kk-lisanda
gereklemi birtakm deiiklikler onu gerek lisana tedricen yakn
latrm olamaz; bir sz ya hiyeraik yapldr ya da deildir. Sadede
gelirsek, gitgide daha fazla n-insan lisan konuur hale geliyordu ve
lisan konuanlar buna gittike daha fazla zaman ayryordu .
Belirli bir szl ifadenin lisan kurallar icab retilip retilme
diini kesin bir dille syleyemememiz, durumu zorlatrmaktadr.
Basit bir cmleyi ele alalm, rnein: "Ben ikolata severim . " (A) 'daki
ya da (B) 'deki gibi bir yapda olabilir:

248

Ademin Dili

(B)

(A)

I 1 \
1

I
'

'

'

Ben
'

'

I
'

Ben . . . ikolata . . . severim

ikolata

I \

severim

Belki de burada anlalmas gereken en nemli nokta, lisan ret


mek uruna beynin , szleri, kk-lisan retimindeki gibi bir araya
getirme zorunluluu olmamasdr.
Kk-lisan konuuyorsanz, her kelimeyi ortaya kt anda ko
numa organlarna gnderiyorsunuzdur ve kelimelerin, dile getiril
dikleri srada dizilmeleri arttr. Bundan ka yok; bu bir mantksal
zorunluluk.
Lisan konuuyorsanz, szck taknlan ve ksa cmlecikler di
linizden dklmeden nce beyninizde oluuyordur ve kelimeleri, dile
getirdiiniz srayla dizmeye mecbur deilsinizdir. lkece, tamamlan
m sz doru bir ekilde dile getirildii mddete, kelimeleri iste
diiniz her biimde dizebilirsiniz. Uygulamada ise, beynin cmleleri
nce temelden balayp montajlamas kuvvetle muhtemel, yani nce
birbirlerine en yakn kelimeleri birletiren basit bir sreten yarar
lanmas gayet olas.
"Ben ikolata severim ," cmlesinde hangisi daha yakn , "ben"
ve "ikolata" m, yoksa "ikolata" ve "severim" mi? Pekala, "ben" ve
"severim" arasna birtakm szckler rahat rahat koyabilirsiniz ama
"ikolata" ve "severim" arasna kelime sokmak ii kstldr; "Ben ba
zen ikolata severim" deriz ama "ben ikolata bazen severim" pek de
meyiz. O halde, nce "ikolata" ve "severim" birleir, "ben" ise sonra
gelip "ikolata severim"le birleir.
Chomsky'nin minimalist programnda Kaynama diye geen bu
srecin, tabir caizse, size bedavadan hiyerarik bir yap kazandr
dna dikkat edin. Szl cmlelerin izgisel srasna gelince, eer
her ey tek azdan kacaksa bu durum kanlmazdr; soldan saa ,
aacn her dalnn ucundaki kelimeleri srf sesli okuyarak bu safhaya
ulaabilirsiniz.
pe boncuk dizme yaklam, uzun ve girift cmlelerle ba ede mez. Bunun birka sebebi var. lk olarak, bu ekilde yollanan uzu n
mesajlar o kadar zaman alr ki alc (belki verici de!) , d : h a son; < ' r

Frlfln 1\11 ... / J'nu u' '.2 '1 < J

mesajn ba ksmn unutabilir. kincisi, konuan kii, beyin


iinde gerekleen herhangi bir srecin destei olmakszn cmlenin
tm bileenlerini bir ekilde bir arada tutmak zorundadr. ncs ,
bu iki engelin stesinden gelindiini varsaysak bile, yapsal mulak
lklar hzla birikir ve alcnn zerindeki bilgiyi ileme yk fazlasyla
arlar; yapsal mulaklklardan kast, szdiziminin yokluundan
tr hangi enin hangi eyle eletii, szck takmlarnn ve
cmleciklerin nerede balayp nerede bittii gibi konularda kafanz
kartracak belirsizliklerdir.
Kelimelerin balam ve saduyu sayesinde, bylesi bir mesajn
anlamn birka saniye iinde zeceinize eminim. Fakat o kadar s
reniz yok. O saniyeler getikten sonra, sohbet oktan ilerlemitir ve
nnze zmeniz gereken taze belirsizlikler gelmitir. nk , drt
be kelimelik zincirlerden daha uzun ve girift bir szl ifade retme
giriimi, bu belirsizliklerin birikmesine yol aar. te yandan lisanda,
yap tamamyla ngrlebilir niteliklidir ve bu yapnn ne olduunu
gsteren bol bol sinyal mevcuttur. rnein tonlama: Sesin yksel
mesinden ya da dmesinden ya da bir ykselip bir dmesinden
ileri gelen tonlama ak, szdizimi yapsna uyar ve cmlecikler ara
sndaki snrlarn nerede olduunu gsterir. 5 Fakat kelimelerin her
seferinde tek tek azdan dkld konuma eklinde tutarl bir
tonlama ak tutturamazsnz.
Kk-lisan kipine sadk kalanlar nihayetinde toplumsal bakm
dan zrl hale gelir. Tam teekkll lisana gemi insanlar, bunla
rn konumasnn hmbllndan ve hantallndan bezip onlara ap
tal muamelesi yapacaktr. Hiyerarik kelime ilemcisinin ipe boncuk
dizme yaklam zerindeki byk stnl, daha hzl ve tama
men otomatik olmasdr. Bir balam ya da saduyu gerekli deildir;
sadece kelimeleri ilemden geirir ve anlamlarn annda zersiniz.
Ara sra ortaya kan belirsizlikler ve dil srmesi dediimiz hatalar
(elbette bunlarn dil organmzla hi ilgisi yok, fakat sinir sistemi sin
yallerindeki bozulmalarla ilgili her ey birka paragraf nce betimlen
mitir) , byk bir zaman ve enerji tasarrufu iin, aynca ipe boncuk
dizme yaklamnn ulaabileceinin ok daha tesinde bir incelik ve
giriftlik ieren cmleler retme yetisi iin denmesi gereken kk
bedellerdir.
Fakat bizatihi hiyerarik bir ilemci, byle hzl ve doru bir e
kilde anlamay nasl temin etmitir?
mcdcn

5 Dogil ve di.

200 2 .

250 Ademin Dili

Bu sorunun yant, o ii bizatihi baaramam olmasdr. ab


lonlar ieren bir sistemden destek almas gerekmitir; bu sistem,
hiyerarik yaplann retecei trde eyleri yksek doruluk payyla
ngrebilir.
ABLONLAR
zl ve ak olmas adna bir para sadeletirerek sylersek, en
nemli iki kelime cinsi, tahmin edebileceiniz zere, isimler ve fiil
lerdir. Dolaysyla, iki ablonda (kabaca sylemek gerekirse szck
takmlar ve cmlecikler) srasyla isimler ve fiiller ba ekmitir.
sim ablonu aa yukar unun gibidir:
(Tamlayan i) sim (Tamlayani) -> -azami
Bunun anlam, bir ismin nnde ya da arkasnda ya da hem
nnde hem arkasnda belirsiz sayda tamlayann gelebilmesidir.
Her lisan, tamlayanlarn ismin neresine geleceini kendine gre
belirler. 6 (Lisanlar arasnda ngilizce, bu konuda olduka gevek,
rnein "The tall blond man with one left shoe" (Ayakkabsnn srf sol
tekini giymi, uzun, sarn adam] tamlamasnda grdmz gibi .)
Tamlayann iinde baka tamlamalar da olabilir [ayakkabsnn srf
sol tekini [giymi] ] , yeter ki bunu tamlamann geri kalanna balayan
edat ya da baka birey olsun. Tamlayanlar, cmlecik bile ierebilir:
" (Dn grm olduun) uzun, sann adam." Tamlamann btnne
-azami diyeceiz, yani bir ismin azami ekilde ifade edilmesidir bu.
Fiil ablonu aa yukar yle:
(-azamii) Fiil (-azamii) -> F-azami
Yukardaki gibi bunun anlam da, fiilin nne ya da arkasna ya
da ngilizcede olduu gibi iki yanna da belirsiz sayda -azami gele
bilmesidir. Fakat genel formlde bu saynn belirsiz kalmas gerekse
de, tek tek vakalarda fiili ilgilendiren olas argmanlarn saysyla
snrldr.
Yani bir fiile eklenmek iin -azaminin bu fiille ilgili belirli bir rol
olmal. 7 -azami, o fiilin Etmeni (fiilin eylemini icra eden) ya da zlei

" Croft

ve Deligianni 2 00 1 .

1 Pin kT 1 CJH<J , Cl r i n s l w w 1 <J<JO .

/ ' / t l f l l l M '.',, f '.IJf ' / Jl ) l l l(IJUI

.> 1

(eylemin zeminini olutu ran) ya da Erei (eylem kimi ya da neyi hedef


alyorsa) olmak zorundadr. (zlekle ilgili daha nemsiz baka roller
de var ama u anda bizi ilgilendirmiyor.) Her fiil ayn argmanlar
stlenmez. "Dmek" sadece bir zlek alr ("Bill dt") . "Erimek" bir
("Buz [zlek] eridi") ya da iki (Bill [Etmen] buzu eritti [zlek]) argman
alr. Sylemek gibi bir fiil n de alabilir ("Mary [Etmen] , Bill'e
[Erek] saati [zlek] syledi) .
Bu ablonlar nereden kyor? sim ablonu, iki eyin birbirinden
ayrt edilmesi zorunluluu ilk kez doduu zaman ortaya km ol
mal: "Byk olan, kk olan deil." Ksa sre sonra daha da ayrn
tl belirtilmesi gerekecekti: "Byk krmz olan, kk krmz olan
deil." Fiil ablonu, fiillerin anlam iinde sakldr. "Dmek" sadece
den kiiyi ya da nesneyi etkiler, dolaysyla ana izlek rolnden
sadece birini alabilir. "Erimek, " kendi bana gerekleen ya da sizin
gerekletirdiiniz (eritmek) bir ey olabilir, dolaysyla bu rollerden
birini ya da ikisini alabilir. Fakat bir eyler "sylyorsanz," bunu bi
rine sylersiniz ve onlara syleyecek bir eyleriniz vardr, dolaysyla
bu fiilde rol de bir ekilde temsil edilmelidir.
Elinizdeki bu aygtlarn, her ne kadar giriftlik bakmndan gn
mz lisanlarnn epey altnda olsa da bir lisan konumak, o lisan aa
yukar otomatik bir ekilde retmek ve yine ayn ekilde anlamak
iin yeterli olduunu dnebilirsiniz. Acele etmeyin. Chomsky'nin,
lisana zg merkezi bir yeti diye ayn tuttuu zyineleme sreci tm
bunlarn neresine dyor?
PRAHA HAKKINDA KOPARILAN YAYGARA
Dilbilime dair, anlalmas zor bir savn The New Yorker sayfala
rna tanmasna sk rastlanmaz.
Ancak, 2007 baharnda bu dergi, Dan Everett'in almalar
zerine bir makale yaymlamtr; Everett, Amazon havzasnda yerli
bir kabilenin konutuu Piraha dilini yllar boyunca incelemi bir
dilbilimciydi . 8
Tipik New Yorker okuyuculan,q dilbilim cemiyetinde bile pek ok
kiinin adn duymad, okuryazar olmayan birka yz orman saki
ninin konutuu bu lisan hakknda neden bilgilenmek istesin ki?
Yirmi birinci yzyl artlarnda bunun olas tek yant var. Bu lisan,

8 Everett 2005, 2007.


q Colapinto 2007.

2!2

Ademin Dili

Chomsky'nin savlarna meydan okuyan veriler sunuyordu. Dokuzun


cu Blm'de bahsettiim gibi, Chomsky'ye meydan okumak daimi bir
takntdr; bu taknt, insan davranlarn kltrn belirlediini d
nenlerle bu davranlar insan biyolojisinin belirlediini dnenler
arasndaki byk ayrm kar.
Kltrc taraf, ak bir kant bulduunu dnd ve bunu ta
kip eden haftalarda ehirli orta snf tuhaf, yeni bir kavrama boul
mutu : zyineleme.
Bize zyinelemeyi bir tekerleme zerinden anlattlar; Jack'n ina
ettii evde duran arpay kemirmi olan san diye srer gider bu teker
leme. zyineleme, szck takm iine szck takm, cmlecik iine
cmlecik sokarak cmleleri istediimiz kadar, gerekirse sonsuza ka
dar uzatabilmemizi salar; tpk i ie geen ama birbirinin minyatr
tpks Rus matruka bebekleri gibi. Dokuzuncu Blm'de grmtk,
Chomsky ve alma arkadalar zyinelemeyi lisann en merkezi par
as olarak grmekle kalmyor, ayn zamanda LMD 'nin muhtemelen
yegane ierii, insanlara zg tek paras sayyorlard. Bunun sonu
cunda zyineleme, insan lisannn evrensel bir zellii olmak ve biyolo
jik yapmz tarafndan belirlenmek zorundadr, deil mi?
Fakat Dan Everett, Piraha lisannda zyineleme olmadn iddia
ediyordu.
Chomskyci dilbilimciler Everett'in zmlemesi aleyhine muaz
zam bir kar saldn balatt; 10 olay yanl anladn , kendi rnekle
rinden bazlarnn yine kendi iddialarn rttn sylyorlard.
Bu savlar abucak teknik tartmalar katmanna ekildi ki ne den
diini ok az New Yorker okuyucusu anlayabilirdi. Oysa Everett'in
hakl ya da haksz olmasnn hi fark yaratmayacan kimse anlam
gibi grnmyordu .
Diyelim ki Everett haklyd. O zaman sorulmas gereken tek soru
u: Piraha bebekleri, zyinelemeli bir lisan renebilir mi? renme
leri kuvvetle muhtemel, o durumda, Piraha dilbilgisinde zyineleme
nin yokluu nadiren rastlanan bir olaya tekabl eder ama ngilizcede
dil aklatma ya da genizden karlan sessiz harfler gibi seslerin ol
mayndan daha arpc deildir. zyineleme, dil aklatma ve ge
nizden karlan sessiz harfler, insan biyolojisinin bizim iin mm
kn kld eylerdir. Fakat biyolojimizde olmas, anlan kullanmak
zorunda olduumuz anlamna gelmez; bir kez daha, genlerimizin ,
davranlarmz en ince ayrntsna kadar belirleyen, deitirilemez,
1"

Ncvi n s v d i. 2007.

Jo'/1 111 My

I >ii111l1

'.2 ]

kanlmaz bir g olduu efsanesiyle kar karyayz. zyineleme,


dil aklatmadan daha faydal bir lisan bileenidir, dolaysyla, sfr
deilse de bir avu lisan zyineleme olmakszn idare edebiliyorsa,
fakat tek lisan dil aklatmay tercih ediyorsa, bu bize insann lisan
kabiliyeti hakknda hibir ey anlatmaz.
Fakat, Piraha bebekleri zyinelemeli bir lisan renemezse, o
zaman bu durum, lisann biyolojik doas hakknda herkesin isteye
bilecei en ak kantlardan birini oluturur. Kafalar kartracaktr,
nk evrimin bir aamasnda lisan kabiliyetinin dalland ve ana
dalda bulunan insanlarn yapabildikleri baz eylerin minik daldaki
ler iin imkansz olduu anlam kacaktr. Fakat tek olas aklama
bu olacaktr, nk, eer lisan kimilerinin hala ne srd gibi
kltrel bir zellikse, o bebekler zyinelemeyi her halkarda re
nirdi (zyinelemeli lisann konuulduu bir kltrde yetitirildikleri
zaman) .
Fakat zyineleme diye bir ey gerekten var m?
Bu soruyu sormak bile insann aykr diye yaftalanmasna da
vettir. Elli yl boyunca herkes, Chomsky'nin kuramlarn kabul etsin
etmesin, zyinelemenin mevcut olduu konusunda hemfikirdi; lisan,
szck takm ya da cmlecik gibi bir lisan nesnesini ayn cins baka
bir lisan nesnesi iine yerletirmeye muktedirdir deniyordu. nsanlar
Chomsky'yle hemfikir olsun olmasn, zyinelemenin doutan geldi
ine inansn inanmasn, kimse zyineleme gerekten mevcut mudur,
hesaba katlmas gereken bir g mdr diye sorgulamad.
Ancak, zyinelemenin aslnda zmlemelerin suni bir sonucu
olduunu gstereceim.
Bu sunilii kim yaratt? Chomsky.
Peki bunu kim yok etti? Yine Chomsky, ancak yok ettiinin far
kna varm deil.
Byleyici bir hikayedir bu . te balyoruz.
ZVNELEMENN TUHAF TARHES
1 957 ylnda Chomsky, yeni ufuklar aan yeniliki eseri Syntactic
Structures' [Szdizim Yaplan] yaymlad . 1 1 Bu aamada onun bahset
tii dilbilgisinin cinsi, resmen dnmsel-yaratml dilbilgisi olarak
biliniyordu, geri bu balk hantal olduu ve o konuda dnmler
en yeni unsurlar olduu iin, ou insan buna sadece dnmse!
11

Chomsky

1 957.

254 Ademin Dili

dilbilgisi diyordu .
Baka ilerinin yan sra dnm, iki basit cmleyi alp bun
lardan girift bir cmle oluturur. rnein, "senin dn tantn o
kz Franszca konuur," cmlesini ele alalm . Aslen bu cmlenin,
nce u iki basit cmle kurularak meydana getirildii varsaylr:
"O kz Franszca konuur" ve "Sen dn o kzla tanmtn." Sonra
dnm, ikinci cmleyi birinciye ilitirir; bu srece de "yerletir
me" denir. Bu ekilde, "O kz, sen dn o kzla tanmtn, Franszca
konuur," cmlesini elde edersiniz. Kz kelimesi iki kere yazlmasn
diye bir tanesi "der" ve ite, karmak cmlenizi elde ettiniz. Tm
karmak cmlelerin bu ekilde basit cmlelerden yola klarak ku
rulduu varsaylr.
Acele etmeyelim. Keif ve eitim amacyla, dnmlerin kelime
zincirleri zerinde ilediini gstermi olsak da, asl ileri bu deil.
Aslnda ok daha soyutlar. Kelimeler sadece "yzey yaps"ndaki
nesnelerdir, oysa dnmler "derin yap" seviyesinde yer alr. De
rin yap, fiili cmlelerin yzeysel seviyesinin zemini deyen soyut
biimlerden, kelime snflarndan ve yap trlerinden oluur. Bu bi
imlerin temsilcisi olan simgeler, dnm talimatlarnda kullanlr:
cmle iin C, isim iin , isim tamlamas iin T (nk her isim bir
tamlamada yer alabilir) , fiil iin F, fiil tamlamas iin FT vesaire. Son
dnme kadar cmleler, bu terimlerle kurulur ve kelimeler, cmle
kurma srecinin en son admnda ie dahil olur.
Gerekli derin yaplan ina etmek iin, "tekrar yazm kurallar"
denen birtakm kurallara ihtiya var. Tekrar yazm kurallar, derin
yap etiketlerini elerine u ekilde ayrtrr:
C --> T FT
T --> (Bel) (ET)
FT --> F (T) (T) (ET)
ET --> E T
"Bel," belirtici anlamndadr, mesela "bir" ya da "bu" gibi; ET,
edatl tamlama anlamna gelir, parantezler ise o bileenin istee bal
olduunu gsterir; T ve FT iin srasyla srf bir ya da F yeterlidir.
Bu aamada sfatlar ie dahil edilmemitir; sfatl cmleler, hatta en
basitleri, dnm tarafndan "yaratlr"; "Kzgn adam terk etti" c m
lesini kurmak iin nce "adam terk etti" ve "adam kzgnd" cmleleri
kurulur, sonra bunlarn i ie geirilm esiyle deva m ed i l i r; ";cb n kz
gnd adam terk etti"; ardndan silme i l c m i ;cl i r ; ";drn kz; d t nk

etti"; son olarak ise elerin yeri tanzim edilir.


Ayrca, bu yeniden yazm kurallarnn gsterdii gibi, birimler,
ayn cins baka birimlerin iine dahil edilebilir: Kendisini bir ET iin
de bulan T, bunun ardndan baka bir T iine yerletirilebilir. zyi
neleme budur.
Chomsky'nin asl formlasyonu bu ekildeydi. Ancak bu form
lasyon ksa sre sonra sorunlar kartmaya balaynca tekrar tekrar
gzden geirilmesi gerekti. lk olarak, "kzgn adam terk etti" gibi
karmlar tamamyla brakld, ardndrn , basit cmlelerden karmak
cmleler tretilmesini ngren tm karmlardan vazgeildi. Artk
karmak cmleler, "genel bir szck takm-imlecinin" 1 2 retilme
siyle kuruluyordu, yani karmak cmlelerin ana hatlarna (aa
yukar) uyan yeniden yazm simgelerinin bir zinciri etkili oluyordu .
Dnmler, cmle kurma srecinden kap dar edilmi, cmlele
rin cinsini deitirmek (rnein, edilgeni etkine ya da bildiri cmle
sini soru cmlesine dntrmek gibi) ya da cmle iinde elerin
yerini kaydrmak gibi ilere atanmt, mesela soru szcklerini baa
getirmek gibi. Dolaysyla, cmlelerle ayn simgelerin tahsis edildii
cmlecikler (nk tek bana bir cmlecik ounlukla bir cmle
tekil eder) , yeniden yazm kurallarna dahil edilmeliydi, bylece:
C --+ T FT
T --+ (Bel) (ET) (C)
FT --+ F (T) (T) (ET) (C)
Artk isim tamlamalar da fiil tamlamalar da (ya da ikisi birlikte) ,
ki bunlar cmle bileenleridir, kendi balarna cmle ierebilirdi ve
zyineleme tablosu imdi eksiksiz hale gelmiti (szck takm iinde
szck takm, cmle iinde cmle) .
Ancak, iler deimeyi srdrd. Kuramn balndaki ilk keli
me ortadan kayboldu : "dnml-yaratml dilbilgisi" ksalp , "yara
tml dilbilgisi" haline geldi. Bunun sebebi dnm saysnn gitgide
azalmasyd; Syntactic Structures kitabnn yaymlanmasndan yirmi
be yl sonra sadece tek dnm kalmt: "alfa hamlesi," yani kaba
ca tercme etmek gerekirse, "istediini istediin yere kaydr." (Bu size
nispeten kanlmazm gibi gelebilir, fakat o zamanlar doru dzgn
tasarlanm ilkeler, neyin nereye kaydrlabileceini kat bir biimde
kstlyordu .) Ancak, bu deiikliklerin yaand onca zaman boyun12

Chomsky

1 96 5 .

2 56 Ademin Dili

ca, yaratml dilbilgisi iin en bata belirlenen varsaymlarn bu de


iikliklerden nasl etkilenmi olabileceine kimse dnp bakmad.
"zyineleme," "yerletirme," "gml cmle" ve benzerleri gibi terim
ler artk dilbilim j argonunun bir parasyd ve herkes bu terimleri
kullanyordu, oysa kimse, kuramn en yeni hali acaba bu terimlere
msaade ediyor mu diye sormuyordu.
Chomsky'nin kendi minimalist programn tantt doksanl yl
lara gelindii zaman, zgn kuram tannmayacak kadar deiiklik
geirmiti. Derin yap /yzey yaps aynn, tm ulamlan etiketleriyle
birlikte, yeniden yazm kurallarnn T1eriyle, FT1eriyle birlikte or
tadan kaybolmutu; bu etiketler zaman zaman rahatlk olsun diye
belirli yap beklerine atfta bulunmak iin betimleme amacyla kul
lanlabiliyordu , fakat artk kuramda can alc bir rol oynamyorlard.
Kuramn ilk versiyonlarnn izgilerini belirlemi onca incelikli ku
raldan ve /veya ilkeden arta kalan tek ey, daha nce bahsettiimiz
Kaynama sreciydi.
Kaynama sreci, ulam etiketlerini deil, dorudan kelimeleri ele
alyordu ve yapt , iki kelimeyi alp bunlar tek birim halinde kay
natrmaktan ibaretti. "Bill" szcn alp, "sa" szcyle birle
tirirseniz, "Bill sa" cmlesini elde edersiniz. O halde, "Bill" ve "sol"
kelimelerini birletirip "Bill sol" gibi cmle olmayan bir ifadeyi olu
turmaktan sizi alkoyan neydi? Pekala, kelimelerin kendi szcksel
nitelikleri, arkalarna neyin gelmesi gerektiini size syler. "Bill" ke
limesinden bir cmle kurmak iin buna yklem eklemek mecburidir
ve yklemin de "Bill" gibi bir zneye ihtiyac vardr; "sa" hem geisiz
bir yklem hem de sfat olabilir ama "sol" ikisi birden olamaz.
Diyelim ki daha uzun bir cmle istiyorsunuz: "Bill, Mary'yi terk
etti. " "Bill" ve "Mary'yi" kelimelerini birletirerek balayp sonra "terk
etti" szcn m eklerseniz [ [Bill Mary'yi] terk etti]? Mmkn de
il; cmleler adm adm kurulur ama bu ekilde deil. Yukarda gr
dmz gibi, yklem ve nesne , yani burada "terk etti" ve "Mary'yi"
arasndaki ba "Bill" ile "Mary'yi" arasndaki badan daha skdr,
dolaysyla nce yklem ve nesne ifti kaynar.
Chomsky bu saikle hareket etmi gibi grnmese de, gerek
dnyada ve gerek zamanda beyinlerin cmle kurmak iin kelimeleri
nasl dizdii hakknda makul bir model sunmutur. Sre hakkn
da kafa yormadn varsaymamn nedenlerinden biri, Chomsky'nin,
varlklar daima sreten ziyade durum balamnda kav ram sa l l a l r
masdr; Dokuzuncu Blm'de grdmz g i b i ona gre h er 1 rl i'
s n<. gayet a n l k o l a b i l i r. Ayrca , g<'r\T k 1 <'11 bey i n i c.. i c l < ol; l i l c
,

hibir eye ilgi gstermez. Aslnda nasl bir i baardn fark etme
mi ya da en azndan kamuoyu nnde kabul etmemi olmas gibi
adeta inanlmaz bir olgunun aklma gelen tek aklamas bu.
Kaynama srecini ileri srd an, zyinelemenin ipini ekmi
oldu .
GEREKTE OLAN BTEN
Son konu balnn ilk rnek cmlesine dnelim:
Senin dn tantn o kz Franszca konuur.
"Dn o kzla tantn" cmlesini "O kz Franszca konuur" cm
lesi iine yerletiren incelikli mekanizma, zyineleme sreci iin kla
sik bir rnektir ve her ne kadar bu mekanizma gzden yiteli uzun
zaman gemi olsa da, herkes bu cmleyi halen, baka bir cmle
iine ya da daha dorusu, tam ve girift bir cmlenin bileeni olan bir
isim tamlamasnn iine gml bir cmle olarak grr:
C 1 [T[O kz C2 [dn tantn] C2] T Franszca konuur] C 1
Peki, Kaynama srecini art arda uygulayarak cmle kursak ne
olur?
Birinci aama (muhtemelen cmleler kout kurulur, nk
beyin kout alan bir ilemcidir) : Her fiili tamlayan ile
kaynatr.
[dn tantn] [Franszca konuur]
kinci aama: [dn tantn] ifadesini znesiyle kaynatr.
[senin [dn tantn]) [ Franszca konuur]
nc aama: "kz" kelimesini son kaynatrmann rnyle
birletir.
[ [senin [dn tantn] ] kz] [Franszca konuur]
Drdnc aama: son kaynamann rnyle , belirtici eyi
kaynatrarak bir sonuca bala.
[ [senin [dn tantn] ] o [kz]) [Franszca konuur]
Beinci aama: ki bileeni kaynatr.
[ [ senin [dn tantn]] o [kz]] [Franszca konuur]
Herhangi bir eyin iine yerletirilen ya da ilitirilen bir ey oldu
mu? Olmad. Srf eklemeli bir sre sayesinde kelimeler kelimelerle
kaynatrld. Son rne baktmz ve buna ulam etiketleri ekleme-

258 Ademin Dili

ye baladmz zaman, geri.ye dnk incelemede sanki bir bileen


baka bir bileenin iine yerletirilmi gibi gnr. Fakat cmle
kurmann fiili srecinde, zyineleme sreci diyebileceiniz hibir ey
gereklememitir. 1 3
Chomsky'nin iddialarnn ve ou insann varsaymlannn aksi
ne, insan ttnde bir ekilde evrimlemi, zyineleme sreciyle baa
kma diye zel bir yeti bulunmaz. Bunun aksine, hi kural ve kstla
ma yoktur. Kaynatrdnz tm kelimelerin szcksel gereksinimleri
karland ve hibir gereksinim tatminsiz kalmad mddete, cm
le kurmak iin neyi isterseniz kaynatrabilirsiniz; kelimeler, szck
taknlan, cmlecikler, artk cannz hangisini isterse. nk, soyut
ulamlar ya da etiketli yap kmelerini deil, kelimeleri ya da kay
nam kelime beklerini kaynatnyorsunuzdur. zyineleme sreci
yanlsamasnn varolmasn mmkn klan ey, hangi tr nesnelerin
kaynaabileceiyle ilgili bir kstlama olmamasdr.
Dikkatinizi ekerim, byk bir yeni kefin falan itibarn sahip
leniyor deilim. Aslnda Chomsky'nin kendisinin, (T. S. Elliot'un bir
zamanlar Ezra Pound iin kulland tabirle) il miglior fabro'nun [en
usta zanaatkar] H baard bir iin mantn izliyorum sadece. Kay
nama sreci, uygulanmas halinde, lisann zyineleme gerektirdiini
varsaymak iin her trl gerekeyi devre d brakr. Ancak, Doku
zuncu Blm'de grdmz gibi, lisan evrimcilerini, Kutsal Kaseyi
arama sevdasyla evrimsel biyoloj inin tm ana yollarnda ve ara
yollarnda boa krek ekmeye gnderen kii, eyazarlar Hauser ve
Fitch'le birlikte bizatihi Chomsky'di, deniyordu ki Kutsal Kase, yani
o gizemli yeti, belki bir ekilde teki trler tarafndan say saymak
iin ya da yn bulmak iin ya da toplumsal mnasebetler iin ya da
bilmemne iin kullanlmtr.
13

1 1

Yukardaki savn basks altnda, Luigi Rizzi gibi yaratmclar, zyinele


menin daha zayf bir tanmna gemitir: "Bir admnn ktsn sonraki
admnn girdisi olarak alan her sre. " [Rizzi 2009] Eer bu tanm kabul
edersek, Kaynamann kendisi bir zyineleme srecine dnr. Fakat o
zaman, insan d trlerin dzenli olarak rettii pek ok davran da z
yineleme kapsamna girer; rnein kularn yuva ina etmesi gibi (birinci
adm, iki dal r; ikinci adm, nc bir dal balangtaki iki dala r;
nc adm, drdnc bir dal nceki dala r. .. ) Dolaysyla, yaratm
clar u elikiye der: Ya ilk tanm kabul edecekler ve zy inclcm cn i n ,
szdiziminde hibir pay olmadn k a bu l l c n ccck l c r y a da i k i n c i t a n m ka
bul e d i p , szdizi m i n i n hi de i n sa n la ra zg o l n ac l !; k ; l t l l ( ' l ll'Tkl r .
f<: l i o t I < J ! J H ,

s.

S:l .

/.'r/u

Mt '.';'t '.l/< ' I Jt'11 'i1Jo

'.2 5<)

TAM EKLENME
Elbette, bu kitapta deindiim kadar, lisann, hatta dilbilgisinin
eksiksiz bir anlatmndan epey uzak. Kaynam, hiyerarik cmle
yaplan kurmann mmkn olduu aamaya kadar ulatk. Ardn
dan ok daha fazlas gelecekti. Fiil ekimleri, ekim uyumu , ismin
halleri, bo ulamlar, yinelemeler ve ok ama ok daha fazlas var.
Fakat, betimlediim unsurlarla, ie yarar tam teekkll bir insan
lisannn en azndan iskeletini elde edebilirsiniz.
Bu safhaya varldktan sonra, baarlabilecek eylerin snr yok
mu gibi grnr. Simgesel-szdizimsel lisann tam gc hizmetinde
olan trmz, yeni yaptlar ortaya karmaya balad. Balangta
yavat, nk ncesinde belirli admlar atlmad takdirde almas
mmkn olmayan pek ok adm vard.
Bu , insan trnn ortaya k ile bu tr Avrupa'ya vardnda
yaratclnn filizlenmesi arasndaki bariz gecikmeye dair aklama
nn bir ksm. Fakat sadece bir ksm; aynca, Byk Srama1 5 gibi
grnen olgu byk oranda, numune toplamayla ilgili bir hatadr.
imdiye kadar incelenen arkeolojik kaz alanlarnn byk ounlu
u Avrupa'dayd; Afrika'da daha fazla kaz yapldka, bu tablo dei
iyor ve insan icatlar gitgide daha eskiye uzanyor. stelik nc
ve belki daha bile gl bir etken sz konusu.
nsanlar, elikili zellikler barndrmaya meyillidir. Hem daya
nmacyz hem de rekabeti. Bir taraftan ok yenilikiyiz, bir taraf
tan sadk muhafazakarlanz; burada geerli olan bu eliki. Bildiimiz
kadarna tutunmaya, deiimi arzulamaktan ziyade ondan korkma
ya ynelik gl bir eilim mevcut. Unutmayn, biyolojik gelimeler,
yeni davranlar dayatmaz; bu davranlar sadece mmkn klarlar.
Bu olaslklarn hayata geirilmesi bir tercih meselesidir ve tamamen
bize baldr.
Troki, "sava, tarihin lokomotifidir," demiti. kinci Dnya Sa
va nasl ngilizlerin ve Amerikallarn tm enerjisini ve maharetini
ortaya karmsa, neredeyse denk becerilere sahip olan Neandertal
tryle atmalar, Kro-Magnonlann tm enerjisini ve mahareti
ni gn yzne karmtr. Herhangi bir mutasyondan ziyade, be
cerilerdeki bu ani ykseli, kuvvetle muhtemel Byk Sramann
aklamasdr. 1 6
1 5 Byk Srama, aslnda, in Halk Cumhuriyeti'nin

1 958 ylnda ikinci be


yllk planla balatt kalknma hareketine verilen isimdir -ev. notu.
1 6 Klein 200 2 , McBrearty ve Brooks 2000, d'Errico ve di. 200 5 .

260 Ademin Dili

Bunun ardndan, yeni nilerin inas daha nce ei benzeri g


rlmemi bir hzla gerekleti. nsanlar dnyaya ayak uydurmak iin
mcadele ederken, nce hayvanclk nii, ardndan tarm nii, son
olarak sanayi nii ina edildi; nce hayvanlarn, ardndan bitkilerin,
en son enerjinin ve maddenin zerinde denetim kurdular. Bunu bir
snr yok muydu?
Elbette vard. John Odling-Smee ve alma arkadalarnn be
timledii ni inas trlerinden biri, olumsuz ni inasdr. 17 Niin
verebileceklerini tketen ya da inann dourduu ykntnn altnda
boulan tr, kendini yok olua srkleyebilir. Bu noktaya ne kadar
yakn olduumuz herkesin kendi tahminine kalm.
Fakat insanlarn harekete getii srete, tuhaf bir kader pusu
ya yatmt.
KUYRUKSUZ MAYMUNDAN KARINCAYA MI?
Aadaki senaryoyu kafanzda canlandrn.
kiye blnm bir ekrana bakyorsunuz. Ekrann her iki ya
nnda ayn anda farkl videolar oynatlyor. Sol yandaki video, tepesi
alnm bir karnca yuvasn gsteriyor, bylece aadaki tnel e
bekelerini ve bu tnellerde saa sola hareket eden karncalan g
rebiliyoruz. Sa yandaki video, ok daha yksekten ekilmi ve so
kaklaryla, saa sola kouturan insanlaryla bir kenti gsteriyor. ki
videoda da durmakszn hzl hzl hareket eden kk siyah nesneler
gryorsunuz; bu devinim grnte geliigzel ve amasz gibi ama
iddeti ve younluu amal bir eylem olduu izlenimini veriyor. Bun
lar ne yapyor diye merak ediyorsunuz?
Bizler ve karncalar gibi soyaacnda bu kadar uzak olup iki ek
randaki imgeleri bu kadar benzeen iki tr sergilemenin daha iyi bir
yolunu dnemiyorum. Bu sadece rpertici bir tesadf m yoksa
bnyesinde rahatszlk verici derin bir gereklik pay barndryor mu?
Karncalar, tarihimizde zaten beklenmedik bir anda belirmitir.
Karncavari bir beslenme usuln benimsemek, yani kendimizden ok
daha byk hayvanlarn lelerini yemek, lisann douuna yol am
olmas en muhtemel neden. Fakat bizler gelitike, varoluumuzun
ok ama ok daha fazla vehesi karncalara benzemeye balad.
Saymz kanncalannki kadar artmtr. Birka yz binlik ya da
bir iki milyonluk nfus, ki memeli trleri iin normal olan bu n fu s

11

Od l i ng-S wl'

d i. 2 00. . D i a o n d :.rno s .

dnyay bin mrden ksa sre nce mesken tutmutu, hzlanarak


balon gibi itike iip sadece bceklerin eritii saylara ulat. Ka
rncalar, yaprak bitlerini nasl evcilletirmi, onlar bitkiler zerinde
gtm ve zsularn kartana kadar skmsa, biz de srlar evcil
letirdik, onlar ayrlarda otlattk ve stlerini sadk. Karncalar nasl
tarhlar hazrlam , buralara spor ekmi, onlar beslemek iin bitki
tam ve tarhlarda biten mantarlar hasat etmise, biz de tarlalar
atk, buralara tohumlar ektik, gbreledik, rm yapraklarla ve
hayvan dksyla zenginletirdik ve ba veren tahllar ve baka mah
sulleri hasat ettik. Karncalar toprak altnda nasl muazzam ehirler
kurmusa, biz de toprak stnde muazzam ehirler ina ettik. Tm
bunlar srf tesadf m?
Elbette deil. Ni inas sreleri, bir trn megul olaca za
naat ve bunun sonucunda iinde yaayaca toplum cinsini belirler.
sterse ni milyonlarca yl boyunca igdlerle yava yava yaratlsn
isterse de (en azndan ksmen) sadece binlerce yllk bir srede klt
rel renmeyle ina edilsin, hi fark etmez. Fark yaratan nitir. Tek
soru u: Artk yerli yerimize oturduk mu, yoksa bu sre bizi hala
deitiriyor mu?
Hmanistler bu soruyu samalk diye yantlar. Bizler zgr, ba
msz ruhlarz ve yaratlm varlklarn geri kalan zerinde hkm
sren yasalarn stndeyiz, derler. Tutucu biyologlar bo laf der. Biz
ler sadece bir primat tryz, eski toprak primat genleriyle tka basa
doluyuz; doru, soylu kuyruksuz maymunlarz, fakat karncalarla ayn
kaderi paylamayacak kadar huysuz mizalyz, derler.
Bir dakika! Bir zamanlar karncalar da tek tabanca taklan or
ganizmalard. Onlarn bana geldi; niye bizim de bamza gelmesin?
Altnda debelendiimiz toplumsal denetimin younluu , avc topla
yc atalarmz iin hem anlalmaz hem de katlanlmaz olurdu . Bir
avc toplayc grubu "uygarlk" girdabna kapld zaman, neden onca
yesinin bir tr ruhsal lm yaadn, kendilerini uyuturucuya,
alkole verdiklerini, yok yere iddet eylemlerinde bulunduklarn ya da
insan intihara srkleyen bir aresizlie dtklerini sanyorsunuz?
Bunu bir dnn .
unu da dnn: ehirlerin ve devletlerin douundan itibaren
on bin yldr trmzn en bamsz, en bireyci yelerini bertaraf
edip duruyoruz. Hepsi de toplumun mevcut normlarna ters den
isyanclar, devrimciler, tanrszlar, sulular, din ehitleri olan bu in
sanlar son yzyllarda sistemli bir ekilde hapsedilmi, srlmf,;,
katledilmi ya da idam edilmitir. Bunlarn byk ounluu gen<,

262 Ademin Dili

yata ld ya da en verimli alarn haremlik selamlk hapisha


nelerde geirdii iin, insan gen havuzuna hi katklar olmamtr
diyebiliriz. Fakat edilgenler, uyumlular, sadklar, itaatkarlar ise man
tar gibi bitmitir, tohumlarn drt yana yaymlardr. Acaba bunun
insan doasna gerekten hi etkisi olmam mdr?
ou insan gibi ben de insan trnde evrimin fiilen sona er
diini dnyordum (laktoz sindirimi ya da orak hcre anemisi
gibi antikalklarn dnda) . Son birka senede iin yle olmadn
rendik. 18 Henz tam zemediimiz yollarla evrim sryor, genler
deiiyor. Bunun nasl olduunu anlayana kadar i iten geebilir.
Kurdun kpee dnmesi iin aradan ok sayda nesil gemesine
gerek yok.
Birtakm iaretler, alametler zaten mevcut. Son iki bin yl iinde,
dnyann pek ok blgesinde kast sistemleri ortaya kt, en arp
cs da Hindistan'dadr; karncalarn kast sistemlerinde olduu gibi,
bireyin meslei ve kaderi doumundan itibaren belirlenir. oumuza
gre kast sistemleri, dnyada ykselen demokrasi dalgasnda bo
ulmu tuhaf ve nispeten itici bir sapma, tarihin bir acayipliidir.
Bu grn tehlikeli bir biimde iyimserlik tad kanaatindeyim.
Bunun yerine kast sistemlerinin, kuyruksuz maymun doamzdaki
son birka gd elendikten sonra ortaya kacak dzen iin bir nevi
deneme sr, zamansz ncler olarak grlmesi daha iyi.
En azndan bunun hakknda dnmeye deer.
Yine de bir avuntumuz var. Bana buyruk ni inas mecras,
gl bir akntyla ilerliyor, fakat bu akntnn yn illa ki saptrl
maz deil. Ni inas kavram, organizmann zerkliini ve tr iinde
sakl olan kendi kaderini etkileme gcn belirtir. Niimiz bize lisan
kazandrd, lisan bize zekamz verdi, fakat sadece bu zekay bilgece
kullanmak bizi zgr ve tam anlamyla insan klabilir.

IH na l l C' r 200S, Voigl t

d i >, . 200( .

KAYNAKA
Abe, Takuya, David Edward Bignell ve Masahiko Higashi, hazrlayanlar.
2000. Termites: Evolution, sociality, symbioses, ecology. New York:
Springer.
Aboitiz, Francisco ve Ricardo Garcia. 1 99 7 . The evolutionary origin of the
language areas in the human brain: A neuroanatomical perspective.
Brain Research Reviews 2 5 : 3 8 1 - 9 6 .
Alcock, J. 200 1 . Animal behavior. 7 . bask. Sunderland, Mass. Sinauer
Associates.
Allies, A. B . , A. F. G. Bourke ve N. R. Franks. 1 9 8 6 . Propaganda substances
in the cuckoo ant Leptothorax kutteri and the slave-maker Harpagoxe
nus sublaevis . Joumal of Chemical Ecology 1 2 : 1 2 8 5 - 9 3 .
Arbib, Michael A. 2008. Holophrasis and the protolanguage spectrum. Inter
action Studies 9 : 1 5 1 - 6 5 .
Arends, Jacques , Pieter Muysken ve Norval Smith, hazrlayanlar. 1 99 4 . Pid
gins and creoles: An introduction. Amsterdam: Benjamins.
Armstrong, David F. 1 98 3 . Iconicity, arbitrariness, and duality of patterning
in signed and spoken language . Sign Language Studies 3 8 : 5 1 -69 .
Asfaw B . , T. White, O. Lovejoy, B . Latimer, S. Simpson ve G. Suwa. 2000.
Australopithecus garhi: a new species of early hominid from Ethiopia.
Science 284: 629- 3 5 .
Balter, M . 2 0 0 5 . Are humans stili evolving? Science 309:234-37.
Barnard, A. J . , hazrlayan. 2004. Hunter-gatherers in history, archaeology
and anthropology. Oxford, U . K . : Berg.
Berger, L. ve R. Clark. 1 99 5 . Eagle involvement in accumulation of the Ta
ung child fauna. Joumal of Human Evolution 2 9 : 2 7 5-99.
Bermudez, J . 2003. Thinking without words. Cambridge, Mass . : MIT Press.
Best, Ann. 2003. Regional variation in the material culture of hunter-gatherers.
Oxford, U . K . : British Archaeological Reports International Series
1 1 49.

Bickerton, Derek. 1 98 1 . Roots of Language. Ann Arbor, Mich . : Karnna.


, 1 98 4 . The language bioprogram hypothesis. Behavioral and Brain
Sciences 7: 1 73 -22 1 .
, 1 990. Language and species. Chicago: University of Chicago Press.
, 1 99 5 . Language and human behavior. Seattle: University of Washington Press.
, 1 99 6 . Chattering classes: Review of Hauser 1 996. Nature 382 : 592-93.
, 2005. Language evolution: A brief guide for linguists. Lingua 1 1 7:510-26.
--- , 2008. Darwin's last word (and "word" is le mot juste) : Penn ve arkadalar 2008 makalesi hakknda yorum.
Binford, L. S. 1 98 5 . Human ancestors: Changing views of their behavior.
---

---

---

---

---

264 Kaynaka

Joumal of Anthropological A rchaeology 4 : 292-327.


Blumenschine, R . J . 1 987. Characteristics of an early hominid scavenging
niche. Current Anthropology 2 8 : 383-407.
, 1 99 1 . Hominid carnivory and foraging strategies , and the socio
economic function of early archaeological sites. Philosophical Transac
tions of the Royal Society of Landon 3348 : 2 1 1 -2 1 .
Blumenschine, R . J . , J . A. Cavallo ve S. P. Capaldo. 1 994. Competition for
carcases and early hominid behavioral ecology. Joumal of Human
Evolution 2 7 : 1 97-2 1 4 .
Boesch, C. 1 994. Hunting strategies o f Gombe and Tai chimpanzees . u ki
tapta: Chimpanzee cultures, hazrlayan R. W. Wrangham. Cambridge,
Mass . : Harvard University Press, s. 77-9 2 .
Boesch, C . v e H . Boesch. 1 990. Tool u s e and tool making in wild chimpan
zees. Folia Primatologia 54: 86-99.
Botha, R. 1 999. On Chomsky's "fable" of instantaneous language evolution.
Language and Communication 1 9 : 243-57.
Bowie, Jill. 2008. Proto-discourse and the emergence of compositionality.
Interaction Studies 9: 1 8-33.
Boyd , R . ve P. J. Richerson. Tarihsiz. Solving the puzzle of cooperation. M s . ,
University o f California, Los Angeles. www . sscnet.ucla.edu/ anthrolfa
culty / boyd/ Fyssen99pdf.
Bramble, O . M . ve O. E. Lieberman. 2004- Endurance running and the evo
lution of Homo. Nature 432 : 345-53.
Brodie, O . E., III. 2005. Caution: niche construction ahead. Evolution 59:249-5 1 .
Brown, Roger. 1 973. A frst language. Cambridge, Mas s . : Harvard University
Press.
Bunn , H. T. ve E. M. Kroll. 1 986. Systematic butchery by Plio-Pleistocene
hominids at Olduvai Gorge, Tanzania. Current Anthropology 2 7:43 1 52.
Burling, Robbins. 2005. The talking ape: How language evolved. Oxford: Ox
ford University Press.
Byrne, Richard W. ve Andrew Whiten. 1 988. Machiavellian intelligence, social
expertise, and the evolution of intellect in monkeys, apes and humans.
Oxford, U . K . : Clarendon Press.
Calvin, W. 1 993. The unitary hypothesis: A common neural circuitry for
novel manipulations, language, plan-ahead and throwing. u kitapta:
Tools, language and cognition in human evolution, hazrlayanlar K. R.
Gibson ve T. lngold, 230-50. Cambridge: Canbridge University Press.
Calvin, William ve Derek Bickerton. 2000. Lingua ex machina. Cambridgc,
Mass . : MiT Press.
Candland, Douglas K. 1 993. Feral children and clever animals. Oxford: Ox
ford University Press.
---

C a ra mazza, A l fo n s o . 1 99(. The brai n 's dict i o a ry . N< f r< ' : I HO : I H :i SOS.

Carroll, R. L. 1 988. Vertebrate paleontology and evolution. New York: Freeman.


Carroll, S. B. 2005. Endless forms most beautiful: The new science of Evo
Devo and the making of the animal kingdom. New York: Norton.
Case, T. J. 1 9 79. Optimal body size and an animal's diet. Acta Biotheoretica
2 8 : 54-69.

Caspari, E. 1 9 5 2 . Pleiotropic gene action. Evolution 6 : 1 - 1 8 .


Catton, Bruce. 1 97 1 . The Civil War. New York: American Heritage Press.
Chater, N . ve C . Heyes. 1 99 4 . Animal concepts: Content and discontent.
Mind and Language 9 : 2 09-46.
Chazan, Michael ve Liora Kolska Horwitz. 2006. Finding the message in in
tricacy: The association of lithics and fauna on Lower Paleolithic mul
tiple carcass sites. Joumal ofAnthropological A rchaeology 2 5 : 43 6 - 4 7 .
Chen, E ve W. Li. 200 1 . Genomic divergences berween humans and other
hominoids and the effective population size of the common ancestor of
humans and chimpanzees. The American Joumal of Human Genetics
6 8 (2) :444- 5 6 .

Cheney, Dorothy ve Robert Seyfarth. 1 98 8 . Assessment of meaning and the


detection of unreliable signals by vervet monkeys. Animal Behavior
3 6 : 4 77-86.
, 1 990. How monkeys see the world. Chicago: University of Chicago
Press.
Chomsky, Noam. 1 9 5 7 . Syntactic structures. The Hague: Mouton.
1 9 5 9 . A review of B. E Skinner's Verbal behavior. Language 3 5 : 26-58.
, 1 96 5 . Aspects of the theory of syntax. Cambridge, Mass . : MiT Press.
, 1 97 2 . Language and mind. Geniletilmi bask. New York: Harcourt
Brace Jovanovich. Trkesi: Dil ve Zihin, Ayra Yaynevi, 200 1 , evi
ren: Ahmet Kocaman.
--- , 1 99 5 . The minimalist program. Cambridge, Mass . : MiT Press.
--- , 200 5 . Some simple evo-devo theses: How true might they be for language? Lisann Evrimi konulu Morris Sempezyomunda sunulan ma
kale, Stony Brook, N .Y . , Ekim 2005 .
Christiansen, M. H . ve S. Kirby. 2003. Language evolution: The hardest
problem in science? u kitapta: Language evolution, hazrlayan M . H .
Christiansen ve S . Kirby, !-IS. Oxford: Oxford University Press.
Clayton , N. S. ve A. Dickinson. 1 99 8 . Episodic-like memory during cache
recovery by scrub jays. Nature 3 9 5 , : 272-74.
Clayton, N . S . , D . Griffths, N . Emery ve A. Dickinson. 200 1 . Elements of
episodic-like memory in animals. Philosophic Transactions of the Royal
Society of Landon B356: 1 4 83-9 1 .
Colapinto, John. 2007. The interpreter: Has a remote Amazonian tribe up
ended our understanding of language? The New Yorker, 16 Nisan,
---

---

---

2007.

Cordain, L., B . A. Watkins ve N. J . Mann.

200 1 .

Fatty acid composition and

266 Kaynaka

energy density of foods available to African hominids. World Review of


Nutrition and Dietetics 9 0 : 1 44 - 6 1 .
Croft, William ve Efrosini Deligianni. 200 1 . Asymmetries in NP word Order.
Avnpa'da, Kuzey Asya'da ve Orta Asya'da Konuulan Lisanlarda Gs
terimse! Sistemler ve Nicelik lm konulu Uluslararas Sempoz
yumda sunulan Makale, Udmurt Devlet niversitesi, zevsk, Rusya,
Mays 200 1 .
Dahlberg, Frances . 1 97 5 . Woman the Gatherer. New Haven, Conn . : Yale Uni
versity Press.
Damasio, H., T. J . Grabowski, D . Tranel, R . D . H ichwa ve A. R. Damasio.
1 99 6 . A neural hasis for lexical retrieval. Nature 380:499-505.
Damasio, A. R. ve H. Damasio. 1 99 2 . Brain and language . Scientific Ameri
can 267(3) : 89-95
Dart, Raymond . 1 92 5 . Australopithecus africanus: The man-ape of South
Africa. Nature 1 1 5: 1 9 5-99.
Darwin, Charles. 1 87 1 . The descent of man, and selection in relation to sex.
New York: Appleton and Co.
, 1 88 1 . The formation of vegetable mold through the action of worms,
with observations on their habits. Londra: John Murray.
Davidson , I. ve W. Noble. 1 99 3 . Tools and language in human evolution.
u kitapta: Tools, language and cognition in human evolution, hazr
layanlar K. R. Gibson and T. Ingold, 230-50. Cambridge: Cambridge
University Press.
Dawkins, R. 1 9 7 6 . The selfish gene. Oxford, U . K . : Oxford University Press.
Trkesi: Gen Bencildir, Tbitak Yaynevi, 1 99 5 , eviren: Asuman .
Mftolu.
, 1 98 2 . The extended phenotype. Oxford, U . K . : Freeman.
, 1 98 7 . The blind watchmaker. New York: Norton. Trkesi: Kr Saati,
Tbitak Yaynevi, 2002, evirmen: Feryal Halat.
--- , 2004- Extended phenotype-but not too extended: A reply to Laland,
Turner and Jablonka. Biology and Philosophy 1 9 : 3 77-96.
Deacon, Terrence. 1 99 7 . The Symbolic Species. New York: Norton.
deMenocal, Peter B . 1 99 5 . Plio-Pleistocene African climate . Science 270: 53-59.
Dennett, Daniel C . 1 99 1 . Consciousness explained. Boston: Little, Brown
and Co.
--- , 1 99 6 . Darwin's dangerous idea: Evolution and the meanings of Life.
New York: Simon and Schuster.
Deputte, B. L. 1 9 8 2 . Duetting in male and female songs of the white-chcckcd
gibbon. u kitapta: Primate communication, hazrlayan C. T. Snowdcn,
C. H . Brown ve M . R. Petersen, 67-93. New York: Cam bridge Universily
Press.
d'Errico, E, C. Henshilwood, M. Vanhaercn ve K. v< n N i k c r k . 200S. N11s
sarius kraussianus shcll beads from Rlom bos Cavc: l:vid c lir sy
---

---

---

lolic lehaviour in the Middle Stone Age . Joumal of Human Evolution


48( 1 ) :J-24.
Dessalles, J . -L. 2008. Frorn rnetonyrny to syntax in the cornrnunication of
events. Interaction Studies 9 : 5 1 -65.
De Waal, Frans . 1 988. The cornrnunicative repertoire of captive bonobos
cornpared to that of chirnpanzees. Behavior 1 06 : 1 83-2 5 1 .
1 99 2 . The third chimpanzee. New York: HarperCollins.
, 1 99 5 . Bonobo sex and society. Scientific American (Mart) : 82-88.
, 1 997. Bonobo: The forgotten ape. Berkeley: University of California
Press.
Diarnond, J ared M. 1 982 . Evolu ti on of bowerbirds' bowers: Animal origins of
the aesthetic sense . Nature 297:99- 1 02 .
--- , 2005. Collapse: How Societies Choose to Fail o r Succeed. New York:
Viking Books. Trkesi: k: Medeniyetler Nasl Ayakta Kalr ya da
Yklr, Tirna Yaynevi, 2006, eviren : Elif Kra!.
Disotell, T. R. 2006. "Churnanzee" evolution: The urge to diverge and rnerge.
Genome Biology 7:240.
Dittus, W.P.G. 1 984 . Toque rnacaque food calls: sernantic cornrnunication
concerning food distribution in the environrnent. Animal Behavior
32 :470-77.
Dobzhansky, T. 1 964. Biology, rnolecular and organisrnic. American Zoolo
gist 4 : 443-52 .
Dogil, G . , H . Ackerrnann, W. Grodd, H . Haider, H . Kamp, J. Mayer, A. Riecker
ve O. Wildgruber. 2002 . The speaking brain: A tutorial inttoduction to
fMRI experirnents in the production of speech, prosody and syntax.
Joumal of Neurolinguistics 1 5 : 59-90.
Dominguez-Rodrigo, M . , T. R . Pickering, S . Semaw ve M. J . Rogers. 2005.
Cuttnarked bones from Pliocene archaeological sites at Gona, Afar,
Ethiopia: Implications far the function of the world's oldest stone tools.
Joumal of Human Evolution 48(2) : 1 09-2 1 .
Dunbar, Robin 1 . M . 1 996. Grooming, gossip and the evolution of language.
Londra: Faber and Faber.
Dyer, E C ve Gould, J. L. 1 983. Honey bee navigation. American Scientist
7 1 : 587-97.
Eldredge, Niles ve Stephen Jay Gould. 1 97 2 . Punctuated equilibria: An al
ternative to phyletic gradualisrn. u kitapta: Models in Paleobiology,
hazrlayan T. M . Schopf, 82- 1 1 5 . San Francisco: Freeman Cooper.
Eliot, T. S. 1 998. The waste land and otherpoems. Landon : Penguin. Trke
si: orak lke Drt Kuartet ve Baka iirler, Adam Yaynevi, 2000.
Estes, R. O . 1 99 1 . The behavior guide to African mammals. Berkeley: Califor
nia University Press.
Evans, P. D . , S. L. Gilbert, N . Mekel-Bobrov, E . J. Vallender, J. R. Ander
son, L. M. VaezAzizi, S. A. Tishkoff, R. R. Hudson ve 8. T. Lahn. 2005.
---

---

268 Kaynaka

Microcephalin , a gene regulating brain size, continues to evolve adap


tively in humans. Science 309: 1 7 1 7-20.
Everett, Daniel L. 2005. Cultural constraints on grammar and cognition in
Piraha: Another look at the design features of human language. Cur
rent Anthropology, Austos-Ekim
, 2007. Cultural constraints on grammar in Piraha: A reply to Nevins , Pe
setsky, and Rodrigues 2007. LingBuzz. ling.auf.net/ lingbuzz/ 000427.
Fagan, 8 . M . ve E. L. Van Noten. 1 97 1 . The hunter-gatherers of Gwisho. Ter
vuren, Belika: Musee Royal de l 'Afrique Centrale.
Faik, D. 1 993 . Braindance. New York: Henty Holt.
---, 2004. Prelinguistic evolution in early hominins: Whence Motherese?
Behavioral and Brain Sciences 2 7 :49 1 -503.
Feblot-Augustine, J . 1 998. La circulation des matieres premieres au paleo
lithique (paleolitik dnemde hammaddelerin dolam) . Joumal of An
thropological Research 54: 286-328.
Fitch, W. T. ve M . D . Hauser. 1 995. Vocal production in non-human pri
mates: Acoustics, physiology, and functional constraints on "honest"
advettisement. American Joumal of Primatology 37: 1 9 1 - 2 1 9 .
Foley, Robert ve Marta M . Lahr. 2005. The origins o f modern humans: In
sights into speciation. nsan Devrimi Yeniden Dnme konulu kon
feransta sunulan makale, Cambridge, B . K . , Eyll.
Frisch, K. von. 1 967. Honeybees : Do they use direction and distance infor
mation provided by their dancers? Science 1 58 : 1 072-76.
Frishberg, N. 1 987. Home sign. u kitapta: The Gallaudet Encyclopedia of
Deaf People and Deafness, nc cilt, 1 28-3 1 . New York: McGraw
Hill.
Gadagkar, Raghavendra. 1 990. Origin and evolution of eusociality: A per
spective from studying primitively eusocial wasps. Joumal of Genetics
69(2) : 1 1 3-25.
Gardner, R . A. ve 8 . T. Gardner. 1 969. Teaching sign language to a chimpan
zee. Science 1 65 : 664-72 .
, 9 7 8 . Comparative psychology and language acquisition. Annals of
the New York Academy of Sciences 309 :37-76.
Geisemann, T. 2000. Gibbon songs and human music from an evolutionay
perspective. u kitapta: The origins of music, hazrlayanlar N . L. Wal
lin, B. Merker ve S. Brown, 1 03-24 . Cambridge, Mass. : MiT Press.
Goodall, J. ve H. von Lawick. 2000. in the shadow of man. New York:
Houghton Mifftin.
Goodglass , H. ve N. Geschwind. 1 976. Language disorders. u kitapta: Ha nd
book of Perception: Language and Speech, yedinci cilt, hazrlayanlar E.
C . Carterette ve M. P. Friedman . New York: Academic Prcss.
Goodman, C. S. ve 8 . S. Coughlin hazrlayanlar. 2000. ThC' cvo l u t ion of cvo
devo bioloRJ'. Proceedings ofthe N<ltional Ac<ldemy o{SC'i ncs <J 7 : '1 '1 '2'1 i .
---

---

Gould , J. L. 1 Y76. The dance language controversy. Quarterly Review ofBiol


ogy 5 1 (2 ) : 2 1 1 -44.
Grimshaw, Jane 8 . 1 990. A rgument structure. Cambridge, Mass. : MIT
Press.
Hadingham, Evan . 1 98 0 . Secrets of the ice age. Northvale, N.J.: Marboro
8ooks.
Hangartner, W. 1 969. Trail-Iaying in the subterranean ant Acanthomyops
interjectus. Joumal of Insect Physiology 1 5 : 1 -4 .
Harnad, S. R . , H . D . Steklis ve J . Lancaster, hazrlayanlar. 1 9 76. Origins and
evolution of language and speech. Annals of the New York Academy of
Sciences 280. New York: New York Academy of Sciences.
Hart, Donna ve Robert W. Sussman. 2005. Man the hunted: Primates, preda
tors and human evolution. New York: Westview.
Hart, J. Jr. ve 8. Gordon. 1 99 2 . Neural subsystems for object knowledge .
Nature 3 5 9 : 60-64.
Hauk, O . , I. Johnsrude ve F. Pulvermtiller. 2004. Somatotopic representa
tion of action words in human motor and premotor cortex. Neuron
4 1 (2 ) : 3 0 1 - 3 0 7 .

Hauser, M. D .
Press.

1 99 6 .

The evolution of communication. Cambridge, Mass. : MIT

, 1 99 8 . Functional referents and acoustical similarity: Field playback


experiments with rhesus monkeys. Animal Behavior 55(6) : 1 64 7 - 5 8 .
Hauser, M. D., N . Chomsky ve W T. Fitch. 2002. The language faculty: Who
has it, what is it, and how did it evolve? Science 298: 1 5 69- 79 .
Hayes, K. J . ve C. H. Nissen. 1 9 7 1 . Higher men tal functions of a home-raised
chimpanzee. u kitapta: Behavior of nonhuman primates: Modem re
search trends, hazrlayanlar A. M. Schrier ve F. Stollnitz, 59-1 1 5 . New
York: Academic Press.
Hebb, Donald O . 1 94 9 . The organization of behavior. New York: Wiley.
Heinrich, 8ernd. 1 99 1 . Ravens in winter. London: Vintage.
Herman, L. M . 1 98 6 . Cognition and language competencies of bottlenosed
dolphins. u kitapta: Dolphin cognition and behavior: A comparative
approach, hazrlayanlar R. J. Schusterman, J . Thomas ve F. G. Wood,
22 1 - 5 1 . Hillsdale, N . J . : Lawrence Erlbaum Associates.
Herman, L. M. ve P. H. Forestell. 1 98 5 . Reporting presence or absence of
named objects by a language-trained dolphin. Neuroscience and Bio
behavioral Reviews 9 : 667-9 1 .
Herman, L. M . , D . G . Richards ve J . P. Wolz. 1 984 Comprehension of sen
tences by bottlenosed dolphins. Cognition 1 6 : 1 29-2 1 9 .
Herrnstein, R . J . 1 979 . Acquisition, generalization, and discrimination re
versal of a natura! concept. Joumal of Experimental Psychology: Ani
mal 8ehavior Processes 5: 1 1 6-29.
Hockett, Charles. 1 96 0 . The origin of speech. Scientific American 203: 89-96.
---

270 Kaynaka

Hockett, Charles ve Robert Ascher. 1 964. The human revolution. Current


Anthropology 5: 1 3 5-68. Yeniden basks: 1 99 2 , Current Anthropology
3 3 : 7-46.

Holldobler, B. 1 97 1 . Recruitment behavior in Camponotus socius. Zeitschrift


fr Vergleichende Physiologie 7 5 : 1 23-42 .
--- , 1 97 8 . Ethological aspects of chemical communication in ants. Ad
vances in the Study of Behavior 8 : 75 - 1 1 5 .
Humphrey, N . K . 1 97 6 . The social function of intellect. u kitapta: Growing
points in ethology, hazrlayanlar P.P.G. Bateson ve R. A. Hinde, 303- 1 7 .
Cambridge: Cambridge University Press.
Hunt, Gavin R . ve Russell D . Gray. 2003. Diversification and cumulative
evolution in New Caledonian crow tool manufacture. Proceedings of
the Royal Society of Landon B 270:867-74.
Hurford, James, 2007. The origins of meaning. Oxford : Oxford University
Press.
Huybregts, Riny. 2006. Development and evolution of human language : An
argument from language design. Lisann Beii Konferans'nda sunu
lan makale, Stellenbosch, Gney Afrika, Kasm .
Irons , D. B . , R. G. Anthony ve J . A. Estes. 1 98 6 . Foraging strategies of
glaucous-winged gulls in a rocky intertidal community. Ecology
67: 1 460-74 .

Isaac, Glyn L. 1 9 7 7 . Olorgesailie: Archeological studies of a Middle Pleistoce


ne lake basin in Kenya. Chicago: University of Chicago Press .
Jablonski, Nina G . 2007. A conversation with Nina G . Jablonski. B y Claudia
Dreifu s . The New York Times, 9 Ocak, 2007.
Jackendoff, Ray. 2002. Foundations of language: Brain, meaning, grammar,
evolution. Oxford: Oxford University Press.
Jackendoff, Ray ve Steven Pinker. 2005. The nature of the language faculty
and its implications for evolution of language (reply to Fitch, Hauser,
and Chomsky) . Cognition 9 7 : 2 1 1- 2 5 .
Jarvis, E. D . ve C. V. Mello. 2000. Molecular mapping of brain areas involved
in parrot communication, Joumal ofComparative Neurology 4 1 9 ( 1 ) : 1 -3 1 .
Jellinek, A. 1 97 7 . The lower Paleolithic. Annual Review ofAnthropology 6 : 1 -3 3 .
Jenkins, Lyle. 2000. Biolinguistics: exploring the biology of language. Camb
ridge: Cambridge University Press .
Jesperson, Otta. 1 92 2 . Language: Its nature, development, and origin. Lond
ra: Allen and Unwin.
Johansson, Sverker. 2005. Origins of language: Constrains on hypotheses.
Amsterdam: Benjamins.
Kano, Takayoshi. 1 99 2 . The last ape: Pygmy chimpanzee behavior and eco/
ogy. Stanford, Calif. : Stanford University Press.
Kawai , M. 1 96 5 . Newly-acquired pre-cultural behavior of t he n a t urnl t roo p o r
Japanese monkeys on Kos h i m a i s l e ! . BiornC'dicol Uf( Sci<nces < : 1 . 1 0 .

Kawamura, S. 1 959. The process of sub-culture propagation among Japa


nese macaques. Primates 2 :43-54.
Klein, Richard. 2002 . The dawn of human culture. New York: Wiley.
Kohn, M. ve S. Mithen. 1 999. Handaxes: Products of sexual selection? Anti
quity 73 : 5 1 8-26.
Kojima, S. 1 990. Comparison of auditory functions in the chimpanzee and
humar. Folia Primatologia (Basel) 55(2) : 62-72 .
Krebs, J. R. 1 99 1 . Animal communication: ldeas derived from Tinbergen's ac
tivities. u kitapta: The Tinbergen legacy, hazrlayanlar M . S. Dawkins,
T. R. Halliday ve R. Dawkins , 60-74. Londra: Chapman and Hail.
Krunkelsven, E . , J. Dupain, L. Van Elsacker ve R. F. Verheyen . 1 996. Food
calling by captive bonobos (Pan paniscus) : An experiment. Intemation
al Joumal of Primatology 1 7 : 207- 1 7.
Laland, Kevin N . ve Kim Sterelny. 2006. Seven reasons (not) to neglect niche
construction. Biological Theory 1 ( 1 ) : 4 1 -43.
Lamberts, Koen ve David Shanks. 1 997. Knowledge, concepts and catego
ries. Cambridge, Mass . : M iT Press.
Langer, Jonas . 2006. The heterochronic evolution of primate cognitive devel
opment. Evolution 60: 1 75 1 -62.
Larick, R . ve R. Ciochon. 1 996. The African emergence and early Asian dis
persals of the genus Homo. American Scientist, Kasm-Aralk.
Lee, K. E. 1 985. Earthworms: Their ecology and relation with soil and land
use. Londra: Academic Press.
Lee, Richard B . ve lrven DeVore, hazrlayanlar. 1 968. Man the hunter. Lond
ra: Aldine.
Lee, Sang-Hee ve Milford H. Wolpoff. 2003. The pattern of evolution in Pleis
tocene humar brain size. Paleobiology, Bahar.
Lenneberg, Eric. 1 967. Biological foundations of language. New York: Wiley.
Lewontin , R. 1 983. The organism as subject and object of evolution. Scientia
1 88 : 65-82 .
Lorenz, Konrad. 1 937. Biologische Fragestellungen in der Tierpsychologie
(hayvan psikoloj isinde biyolojik meseleler) . Zeitschrift fr Tierpsycholo
gie 1 :24-32.
Lscher, M. 1 96 1 . Air-conditioned tennite nests. Scientific American 205: 1 38-45.
Macphail, Euan. 1 987. The comparative psychology of intelligence. Behav
ioral and Brain Sciences 1 0 : 645-95.
Marcus, G . F. ve S . E. Fisher. 2003. FOXP2 in focus: What can genes teli us
about speech and language? Trends in Cognitive Sciences 7(6) : 257-62.
Marcus, Gary. 2004 . The Birth of the Mind. New York: Basic Books.
Marshack, Alexander. 1 98 1 . On Paleolithic ochre and the early uses of color
and symbol. Current A nthropology, 22: 1 88-9 1 .
Martin, A. ve Chao, L . L. 200 1 . Semantic memory and the brain: Structure
and processes. Current Opinion in Neurobiology 1 1 : 1 94-20 1 .

272 Kaynaka

M asayuki N . , E. Kato, Y. Kojima ve N . Itoigawa. 1 999. Carying and washing


of grass roots by free-ranging Japanese macaques at Katsuyama. Folia
Primatologica 69: 35-40.
Maynard Smith, J. 1 976. Sexual selection and the handicap principle. Jour
nal of Theoretical Biology 57: 239-42.
Mayr, Ernst. 1 963. Animal species and evolution. Cambridge, Mass . : Har
vard University Press.
, 1 98 2 . The growth of biological thought. Cambridge, Mass . : Belknap
Press.
McBrearty, Sally ve Alison E Brooks. 2000. The revolution that wasn't: A
new interpretation of the origin of modern human behavior. Joumal of
Human Evolution 39(5) :453-563.
McCrone, John. 1 992. The ape that spoke. New York: Avon Books.
McHeny, H. M. 1 994. Tempo and mode in human evolution. Proceedings of
the National Academy of Sciences 9 1 ( 1 5) : 6780-86.
Mellars , P. , K. Boyle, O . Bar-Yosef ve C . Stringer, hazrlayanlar. 2007. Re
thinking the human revolution. McDonald Institute Monographs . Cam
bridge, U . K . : McDonald Institute for Archaeological Research.
Miles, H. L. 1 978. Language acquisition in apes and children. u kitapta:
Sign language and language acquisition in man and ape, hazrlayan
F.C.C. Peng, 1 03-20. Boulder, Colo. : Westview Press.
, 1 990. The cognitive foundations for reference in a signing orangutan.
u kitapta: "Language" and intelligence in monkeys and apes, hazr
layanlar S. T. Parker ve K. R. Gibson, 5 1 1 -39 . Cambridge: Cambridge
University Press.
Miller, Geoffrey E 1 997. Mate choice: From sexual cues to cognitive adap
tations. u kitapta: Characterizing human psychological adaptations,
Ciba Foundation Symposium 208, hazrlayan G. Cardew, 7 1 -87. New
York: Wiley.
--- , 2000. The mating mind: How sexual choice shaped the evolution of
human nature. Londra: Heinemann. Trkesi: Sevien Beyin, NTV Ya
ynevi, eviren: M. Asm Karamerliolu .
Mithen, Steven. 2005. The Singing Neanderthals: The Origin of Language,
Music, Mind and Body. Londra: Weidenfeld and Nicolson.
Moglich, M. ve Holldobler, B. 1 975. Communication and orientation during
foraging and emigration in the ant Formica fusca, Joumal ofCompara
tive Physiology 1 0 1 : 275-88 .
Morgan, Elaine. 1 98 2 . The aquatic ape. Londra: Stein and Day.
Morris, Desmond. 1 999. The naked ape. New York: Delta. Trkesi: plak
Maymun, nkilap Yaynevi, eviren: Nuran Yavuz.
Monahan, C. M . 1 996. New zooarchaeological data from Bed i l , O l d va i
Gorge, Tanzania: Implications for hominid behavior in t h c ca rly l 'lt' i s
tocenc . Jorna/ of Hman Evo/tion 3 1 : 9 3 - 1 2 8 .
---

---

M ii l lr, F. M . , 1 970. The science of language. Nature 1 :256-59.


Mller, J . , S. Gaunt ve P. A. Lawrence. 1 995. Function of the Polycomb pro
tein is conserved in mice and fties. Development 1 2 1 : 2847- 5 2 .
Muller-Schwarze, Dietland v e Lixing Sun . 2003. The beaver: Natura/ history
of a wetland engineer. Ithaca, N .Y. : Cornell University Press.
Naiman, R. J . , C. A. Johnston ve J. C. Kelley. 1 988. Alterations of North
American streams by beaver. BioScience 38:753-62 .
Nevins, Andrew Ira, David Pesetsky ve Cilene Rodrigues. 2007. Piraha ex
ceptionality: A reassessment. LingBuzz. ling.auf.netllingBuzz.
O 'Brien, E. 1 98 1 . The projectile capabilities of an Acheulian handaxe from
Olorgesailie. Current Anthropology 2 2 76-79.
O 'Connell, J. E, K. Hawkes ve N . G . Blurton-Jones. 1 988. Hadza scavenging:
Implications for Plio-Pleistocene hominid subsistence. Current A nthro
pology 29:356-63.
, 1 999. Grandmothering and the evolution of Homo erectus. Joumal of
Human Evolution 36:4 6 1 -85.
Odling-Smee, E J . , K. N. Laland ve M. W. Feldman. 1 996. Niche constructi
on. American Naturalist 1 47:64 1 -48.
, 2003. Niche construction: The neglected process in evolution. Mono
graphs in Population Biology 37. Princeton, N .J . : Princeton University
Press.
Odum , Eugene P. 1 959. Fundamentals of ecology. Los Angeles : Saunders.
Olaf, H . , 1. Johnsrude, and F. Pulvermuller. 200+ Somatotopic representa
tion of action words in human motor and premotor cortex. Neuron
4 1 :3 0 1 - 7 .
Packard , Alpheus Spring. 1 90 1 . Lamarck, the founder of evolution: His life
and work with translations of his writings on organic evolution. New
York: Longmans, Green and Co.
Panter-Brick, C . , R . H. Layton ve P. Rowley-Conwy, hazrlayanlar. 200 1 .
Hunter-gatherers: A n interdisciplinary perspective. Cambridge: Cam
bridge Universiry Press.
Patterson, F. G . 1 985. Direct-mail funding-solicitation letter. Washington:
The Gorilla Foundation.
Patterson, E . G . ve E . Linden. 1 98 1 . The education of Koko. New York: Holt,
Rinehatt and Winston.
Pearce, John M . 1 997. Cognition in animals. New York: Psychology Press.
Peirce, Charles S . 1 978. Collected papers, Vol. JJ: Elements of logic. Cam
bridge , Mass . : Belknap Press .
Penn, D . , K J . Holyoak v e D . J . Povinelli. 2 0 0 8 . Darwin's mistake: Explaining
the discontinuity between human and nonhuman minds. Behavioral
and Brain Sciences 3 1 : 1 09-30.
Pepperberg, !rene M . 2000. The A lex studies: Cognitive and communica t I '< '
abilities of Grey parrots. Cambridge, Mass . : Harvard University l 'r!'ss.
---

---

274 Kaynaka

, 2005. An avian perspective on language evolution. u kitapta: Lan


guage origins: Perspectives on evolution, hazrlayan M. Tallerman, 23962. Oxford: Oxford University Press.
Pepys, Samuel. 2000 . The diary of Samuel Pepys: A new and complete tran
scription. Berkeley: University of California Press.
Perry, M . , R. 8 . Church ve S. Goldin-Meadow. 1 988. Transitional knowledge
in the acquistion of concepts. Cognitive Development 3 : 359-400.
Pfungst, Oskar. 1 9 1 1 . Clever Hans (the horse of Mr. von Os;f;en): A contribu
tion ta experimental animal and human psychology. ngilizceye eviren :
C . L. Rahn. New York: Henry Holt.
Pinker, Steven. 1 989. Leamability and cognition: The acquisition of argument
structure. Cambridge, Mass . : MiT Press.
--- , 1 994. The language instinct. New York: Morrow & Co.
Pinker, Steven ve P. Bloom. 1 990. Natura! language and natura! selection.
Behavioral and Brain Sciences 1 3 : 707-84.
Pinker, Steven ve R . Jackendoff. 2005. The faculty of language: What's spe
cial about it? Cognition 95(2) :201-36.
Pitt, W C . ve P. A. Jordan. 1 996. Influence of campsites on black bear habitat
use and potential impact on caribou restoration. Restoration Ecology
4 :423-26.
Pollick, A. S . ve E . B . M . de Waal. 2007. Ape gestures and language evolution.
Proceedings of the National Academy of Sciences, 1 04 ( 1 9) : 8 1 84-89.
Povinelli, D . 1 996. Chimpanzee theory of mind? The long road to strong in
ference. u kitapta: Theories of theories of mind, hazrlayan P. Carrut
hers ve P. K Smith, 293-329. Cambridge: Cambridge University Press.
Premack, David. 1 983 . The codes of men and beasts. Behavioral and Brain
Sciences 6 : 1 2 5-67.
--- , 2004 . Is language the key to human intelligence? Science 303 : 3 1 8-20.
Price, Richard. 1 976. The Guiana maroons. Baltimore: Johns Hopkins Uni
versity Press.
Pringle, J .WS. 1 97 5 . Insect flight. Oxford Biology Readers, cilt 5 2 . Londra:
Oxford University Press.
Pulvermuller, Friedemann. 2002 . The neuroscience of language: On brain
circuits of words and serial order. Cambridge: Cambridge University
Press.
Ramus, E, M. D. Hauser, C. Miller, O. Morris ve J. Mehler. 2000. Language
discrimination by human newborns and by cotton-top tamarin mon
keys . Science 288: 349-5 1 .
Reed, Kaye E. 1 997. Early hominid evolution and ecological change through
the African PlioPleistocene. Joumal of Human Evolution 3 2 : 289- 3 2 2 .
Richerson, P. J . v e R . Boyd. 2004 . Not by Genes Alone. C h i c ago : U n ivcrsity
of Chicago Press.
Rizzi , Luigi. 2009 . Some e l e m e n t s o f syntactic con pu t a t i o . !-;>t k i t a p t : : l lio
---

logical Foundations and Origins of Syntax, hazrlayanlar Derek Bic


ketton ve Eors Szathmary, Strngmann Fon.m Reports, cilt 3. Cam
bridge, M as s . : MIT Press.
Robinson, Stuart. 2006. The phoneme inventory of the Aita dialect of Roto
kas. Oceanic Linguistics 45:206-209.
Roche, H. ve arkadalar. 2002. Les sites archaeologiques pio-pleistocenes
de la formation de Nachukui, Ouest-Turkana, Kenya: Bilan synthet
ique 1 997-200 1 . Comptes Rendus Palevol 2 : 663-73.
Rumbaugh, Duane M. 1 977. Language Leaming by a Chimpanzee: The Lana
Project. New York: Academic Press.
Sainsbury, J . 2006. John Wilkes: The Lives of a Libertine. Aldershot, U . K . :
Ashgate.
Sane, S. P. 2003. The aerodynamics of insect ftight. Joumal of Experimental
Biology 206:4 1 9 1 -4208.
Satchell, J . E. 1 983. Earthwonn ecology: From Danvin ta venniculture. Lond
ra: Chapman and Hali.
Saussure, Ferdinand de. 2006. Writings in general linguistics. Oxford: Ox
ford University Press. Trkesi: Genel Dilbilim Dersleri, Multilingual
Yaynevi, 1 999.
Savage- Rumbaugh, Susan ve Roger Lewin. 1 994. Kanzi: The ape at the brink
of the human mind. Toronto: Wiley.
Savage-Rumbaugh, Susan, K McDonald, R. A. Sevcik, W D. Hopkins ve E.
Rupert. 1 986. Spontaneous symbol acquisition and communicative
use by pygmy chimpanzees (Pan paniscus) . Joumal of Experimental
Psychology: General 1 1 5 : 2 1 1 -3 5 .
Savage-Rumbaugh, Susan, J . Murphy, R. A. Sevcik, K . E . Brakke, S. L. Wil
liams ve D. M . Rumbaugh. 1 993. Language comprehension in ape and
child. Monographs of the Society for Research in Child Development
233. Chicago: University of Chicago Press.
Schick, K D . 200 1 . An examination of Kalambo Falls Acheulean Site 8 5 from
a geoarchaeological perspective. u kitapta: Kalambo Falls prehistoric
site, vol. 3, The earlier cultures: Middle and earlier Stone Age, hazr
layan J . Desmond Clark, 463-80. Cambridge: Cambridge University
Press.
Schick, K D . ve N . Toth. 1 993. Making Silent Stones Speak: Human Evolution
and the Dawn of Technology. New York: Simon and Schuster.
Schmitz, O. J. 1 99 2 . Optimal diet selection by white-tailed deer: Balancing
reproduction with starvation risk. Evolutionary Ecology 6: 1 2 5-4 1 .
Schusterman, R. J . ve K Krieger. 1 984. California sea lions are capable of
semantic comprehension. Psychological Record 34:3-24.
Semaw, S., M. J . Rogers, J. Quade, P. R. Renne ve R. E Butler. 2003. 2 .6million-year-old stone tools and associated bones from OGS-6 and
OGS- 7, Gona, Afar, Ethiopia. Joumal of Human Evolution 45: 1 65-77.

276

Kaynaka

Shea, J . J . 2006. The origins of lithic projectile point technology: Evidence


from Africa, the Levant, and Europe. Joumal ofA rchaeological Science
33 (6) :823-46.

Simoon, E J . 1969. Primary adult lactose intolerance and the milking ha bit:
A problem in biological and cultural interrelations. Digestive Diseases
and Sciences 14 :819-36.
Slobin, D. L. 2001. Language evolution, acquisition and diachrony: Pro
bing the parallels. u kitapta: The evolution of language out of pre
language, hazrlayanlar T. Givon ve B. F. Malle, 375-92. Amsterdam:
Benjamins .
Spoor, F. , M. G . Leakey, P. N. Gathego, F. H. Brown, S . C . Anton, I. McDou
gall, C. Kiarie, F. K. Manthi ve L. N . Leakey. 2007. Implications of new
early Homo fossils from Ileret, east of Lake Turkana, Kenya. Nature
448 :688-91.

Stanford, Craig B. 1 9 9 9 . The hunting ape: Meat-eating and the origins of hu


man behavior. Princeton, N .J . : Princeton University Press.
Stephens, D. W. ve J . R. Krebs. 1 986. Foraging theory. Princeton, N .J . : Princ
eton University Press .
Strieder, G . 1994. The vocal control pathways i n budgerigars differ from tho
se in songbirds. Joumal of Comparative Neurology 343 (1 ) : 3 5 - 56.
Stringer, Chris ve Robin McKie . 1 9 96. African Exodus: The Origins of Modem
Humanity. Londra: Jonathan Cape.
Sudd, J. H. ve N . R. Franks. 1987. The Behavioral Ecology ofAnts. New York:
Chapman & Hall.
Suddendorf, T. ve J. Busby. 2003. Mental time travel in animals? Trends in
Cognitive Sciences 7 : 39 1-96.
Szamad, S. ve E. Szathmary. 2006. Selective scenarios for the emergence of
natura! language . Trends in Ecology and Evolution 2 1 (10) : 5 5 5-6 1 .
Tallerman, M aggie . 2007. Did our ancestors speak a holistic protolanguage?
Lingua 117 (3) : 579-604.
, 2008. Holophrastic protolanguage: Planning, processing, storage ,
and retrieval . Interaction Studies 9(1) :84-99.
Tamminga, Carol A. 2000. Procedural memory. American Joumal of Psychia
try 1 57 : 162.
Terrace, H . S. 1979. Nim: A chimpanzee who leamed sign language. New
York: Knopf.
Thor, S. 1 9 9 5. The genetics of brain development: Conserved programs in
fties and mice. Neuron 1 5 ( 5 ) :975-77.
Thome, A. G . ve M. H . Wolpoff. 1992. The multiregional evolution o f h u
mans. Scientific American 266 :28-33.
Tinbergen, Niko . 1963. On aims and methods. Zeitsch rift f r Tierpsycholoqil'
---

20 : 4 1 0-33.

Tobias ,

Ph i l i p .

1 9 7 1 . Thc brain in h o m i n id c o/ t i o r . Ncw Y or k : Co l l i ;

l\u11111 \11 '2 '/'I

University Press.
Tomasello, M. 2007. Far human eyes only. The New York Times, 13 Ocak, 2007.
Torigoe, Takashi ve Watan Takei. 2002 . A descriptive analysis of pointing
and oral movements in a home sign system. Sign Language Studies
2 (3) :28 1 -95.
Traill, Anthony. 1 98 1 . Phonetic and phonological studies of !X Bushman.
Doktora tezi, University of the Witwatersrand, Johannesburg.
Tulving, E. 2002 . Episodic memory: From mind to brain. Annual Review of
Psychology 53: 1 -2 5 .
Turner, Allen. 1 997. Prehistoric mammals. National Geographic Society.
Ulijaszek, Stanley J. 2002. Human eating behaviour in an evolutionary eco
logical context. Proceedings of the Nutrition Society 6 1 : 5 1 7-26.
Velasco, J . ve Millan, V H . 1 998. Feeding habits of two large insects from a de
sert stream: Abedus herberti (Hemiptera: Belostomatidae) and Themo
nectus mamoratus (Coleoptera: Dytiscidae) . Aquatic Jnsects 20:85-96.
Voight, 8., S . Kudaravalli, X. Wen ve J . K . Pritchard. 2006. A map of recent
positive selection in the human genome . PLoS Biology 4(3) :e72 .
Waddington, C. H . 1 969. Towards a theoretical biology. i kinci cilt. Edin
burgh , U . K . : Edinburgh University Press .
Walker, A. 1 98 1 . Dietary hypotheses and human evolution. Philosophical
Transactions of the Royal Society of Landon. B 292 : 57-64.
Wegener, Alfred. 1 924. The origin of continents and oceans. Londra: Meth
uen.
Weizenbaum, J . 1 966. ELIZA, a computer program far the study of natura!
language communication between man and machine. Communications
of the ACM 9 : 2 5-36.
Wescott, R . W 1 976. Protolinguistics: The study of protolanguages as an aid
to glossogonic research. Annals of the New York Academy of Sciences
280( 1 ) : 104- 1 6.
Williams, G. C. 1 957. Pleiotropy, natura! selection, and the evolution of se
nescence. Evolution 1 1 : 398-4 1 1 .
, 1 992. Gaia, nature worship, and biocentric fallacies. Quarterly Re
view of Biology 67:479-86.
Wilson, E. O. 1 962. Chemical communication in the fire ant Solenopsis Sae
vissima. Ani mal Behavior. 1 O : 1 34-64 .
, The insect societies. Cambridge, Mass . : Belknap Press of Harvard
University Press.
, 1 972. Animal communication. u kitapta: The emergence oflanguage:
Development and evolution, hazrlayan. WS.-Y. Wang, 3 - 1 5 . New York:
Freeman and Co.
---, 1 980. Caste and division of labor in leaf-cutter ants (Hymenoptera:
Formicidae: Atta) Behavioral Ecology and Sociobiology 7: 1 57-65.
Wolpoff, Milford H . 1 973. Posterior tooth size, body size, and diet in Sou t h
---

---

---

278 Kaynaka

African gracile australopithecines. American Joumal of Physical An


thropology 39:376-93.
Worden, R . 1 998. The evolution of language from social intelligence. u
kitapta: Approaches to the evolution of language, hazrlayanlar J. R.
Hurford, M . Studdert-Kennedy ve C. Knight, 1 48-68. Cambridge: Cam
bridge University Press.
Wrangham , Richard ve Dale Peterson. 1 998. Demonic males: Apes and the
origin of human violence. Baston: Houghton Mifftin.
Wray, A. 1 998. Protolanguage as a holistic system for social interaction.
Language and Communication 1 8 :47-67.
, 2000. Holistic utterances in protolanguage: The link from primates
to humans. u kitapta: The evolutionary emergence of language: So
cial junction and the origins of linguistic form, hazrlayanlar. C . Knight,
M. Studdert-Kennedy ve J. Hurford, 285-302. Cambridge: Cambridge
U niversity Press.
Wynne, Clive O. L. 2004. Do animals think? Princeton, N . J . : Princeton Uni
versity Press.
Zahavi, A. 1 975. Mate selection-a selection for a handicap. Joumal of Theo
retical Biology 53:205- 1 4.
Zahavi, A. 1977. The cost of honesty (further remarks on the handicap prin
ciple) . Joumal of Theoretical Biology 67:603-605 .
Zuberbhler, K. 2002 . A syntactic rule in forest monkey communication.
Animal Behavior 63:293-99
---, 2005. Linguistic prerequisites in the primate lineage. u kitapta:
Language origins, hazrlayan M . Tallerman, 262-82 . Oxford: Oxford
University Press.
Zuberbhler, K . , O . L. Cheney ve R. Seyfarth. 1 999. Conceptual semantics
in a nonhuman primate. Joumal of Comparative Psychology 1 1 3 :33-42.
---

TEEKKR

Bu kitap, saysz akademisyenle yaplan bilgi alveriinin faydasn


grmtr, bu akademisyenler: Michael Arbib, Jill Bowie, Robbins
Burling, William Calvin, Noam Chomsky, Tim Crow, Terrence Deacon,
Daniel Dennett, Robin Dunbar, Tecumseh Fitch, Tam Givon, Myrna
Gopnik, Marc Hauser, James Hurford, Ray Jackendoff, Sverker
Johansson, Chris Knight, Steven Mithen, Frederick Newmeyer, Csaba
Pleh, Ers Szathmary, Maggie Tallerman ve Alison Wray.
Ers Szathmary'ye, Csaba Pleh'e ve Budapete Cemiyeti'ne, 2002
ylnda bu kurumda misafir akademisyen olarak geirdiim drt ay
iin ve hem yerel akademisyenlerle hem de misafir akademisyenlerle
kurduum mnasebetler iin mteekkirim.
Barselona Forum 2004 'e davetinden tr Barselona Belediye
Bakan Joan Clos'a teekkr ediyorum; ni inas kuramyla burada
tantm. Bu kuramla ilgili bana verdii metinler iin ve kitabmn
ni inas kuramyla ilgili blmlerini eletirel bir gzle okuduu iin
John Odling-Smee'ye mteekkirim.
Iowa, Des Moines'teki Byk Kuyruksuz Maymun Vakf'na davet
ettii iin ve orada kendisiyle ve meslektalaryla yaptmz sohbetler
iin Sue Savage Rumbaugh'a teekkr bor bilirim.
Kitapta bulacanz kusurlarn sorumluluu yalnzca bana aittir.

Dizin
A
Akll Hans 8 2 , 83
Alex (papaan) 93, 208
Ascher, Robert 52
Alyen el baltas 1 52 , 2 2 6 , 233
Ateriyen ular 2 1 6 , 226
australopitekus 1 2 0 , 1 2 1 , 1 22 ,
1 23 , 1 24 , 1 2 5 , 1 2 6, 1 2 7 , 1 2 8 ,

Diderot, Denis 8 1
Dobzhansky, Theodosius 1 00 , 1 58
Dunbar, Robin 3 2 , 1 9 6
E
Eldredge , Niles 1 63
ELIZA program 1 8 1
Everett, Dan 2 5 1 , 252

1 4 3 , 1 4 5 , 1 56 , 1 60

Aveyronlu yabani ocuk 8 1


B
Baldwin etkisi 1 5 1
Bloom, Paul 1 9 1
Boesch, Christopher 3 1
Bowie, Jill 240
Boyd, Robert 1 77
Boyle, Robert 8 1
Burke, Johny 34
Byrne, Richard 3 1
c

Calvin, William 246


Chomsky, Noam 1 3 7 , 1 39 , 1 79 ,
1 80 , 1 8 1 , 1 82 , 1 83 , 1 84 , 1 8 6,
192, 195, 1 9 6, 1 9 8 , 2 0 2 , 204 ,
25 1 , 252, 255, 256, 258

Cochrane, Johnnie 1 4 6
Condillac, Etienne Bonnot de 8 1
D
Dart, Raymon 1 2 0
Darwin, Charles 9, 1 1 , 2 3 , 30, 34,
64, 69, 8 1 , 9 4 , 9 5 , 102, 1 03 ,
1 09 , 1 58 , 207

Dawkins, Richard 14, 62 , 1 07 , 1 1 1 ,


1 63

Deacon, Terrence 5 5 , 59, 238


de La Mettrie, Julien 8 1
Dennett, Daniel 4 1 , 1 06 , 236
Dessalles, Jean-Louis 234
Dezzani, Ray 1 3 1

Faik, Dean 77, 2 2 5


Feldman, Marcus 1 06
Fibonacci saylar 1 96
Fitch, Tecumseh 1 37 , 1 49 , 1 8 1 ,
1 86

Foley, Robert 1 59
Forrest, Nathan Bedford 1 3 6
Frisch, Kari von 1 4 1
G
Galapagos Adalar 1 09
Gardner, Ailen 80
Gardner, Beatrice 80
Goodall, Jane 64
Gould, Stephen Jay 1 00 , 1 63 , 1 64
Griffn (papaan) 93
H
Haig, Alexander 1 3 7
Hausen, Jimmy Van 3 4
Hauser, Marc 2 0 , 5 7 , 1 37 , 1 8 1 ,
1 82 , 1 83 , 1 84 , 1 86 , 1 89 , 1 9 1

H ayes, Cathy 80
Hayes , Keith 80
Hebb , Donald 89
Heinrich, Bernd 1 49
Herman, Lou 92
Herrnstein, Richard 2 1 0
Hockett, Charles 5 2 , 1 8 5
Holyoak, Keith 207
Hama erectus 5 6 , 2 2 6
Hama ergaster 1 57 , 2 3 7

282 Dizin

Homo habilis 1 2 8 , 1 56
Homo sapiens 8, 1 52 , 236

Hlldobler, Bert 1 46
Hurford , Jim 208, 2 1 2

O'Connell, James 1 75
Odling-Smee, John 1 06, 1 1 1 , 1 1 3 ,
260

Odum , Eugene 1 0 8
p

Itard, Jean 8 1

vanov, lya 1 60
J
Jablonski, Nina 38
Jackendoff, Ray 1 90
Jespersen, Otta 69
K
karma diller 4 4 , 4 5 , 46, 4 7 , 7 2 , 96,
1 9 9 , 200, 2 3 7 , 2 4 2 , 2 4 5 , 247

Knight, Chris 36
Kro-Magnonlar 227, 2 59
L
Lahr, Marta 1 59
Laland, Kevin 1 06
Lamarck, Jean-Baptiste 1 02
Leakey, M aeve 1 6 1
Lenneberg, Eric 1 0
Lewontin, Richard 1 07
Linnaeus , Car 8
Lorenz, Konrad 2 1
M
Macphail, Euan 39
Marcus , Gary 204
M ayr, Ernst 1 3 8
M cArthur, Robert 1 3 5
Mende!, Gregor 1 03
Miller, Geoffrey 69
Mithen, Steven 63, 69, 70, 7 2 , 75
Mller, Max 8 1 , 8 2
N
Neandertaller 69, 1 56 , 1 5 7 , 2 2 6 ,
2 59

Penn, Derek 1 2 , 207


Pepperberg, Irene 1 5 , 62, 9 3 , 208
Pepys, Samuel 80, 8 1
Pfungst, Oskar 83
Pianka, Eric 1 3 5
Pinker, Steven 2 5 , 1 23 , 1 82 , 1 90
Piraha dili 2 5 1 , 2 5 2 , 253
Platon 8
Pollick, Amy 66
Povinelli, Daniel 207
R
Richerson, Peter 1 77
Rizzi, Luigi 2 5 8
Rousseau, Jean Jacques 6 9 , 8 1
s

Savage-Rumbaugh, Sue 8 5 , 97
Schick, Kathy 1 3 1
Schusterman, Ron 92
Skinner, B . F. 1 80
Slobin, Dan 4 5
Smith, John Maynard 92
Stanford, Craig 1 67
Studdert-Kennedy, Michael 1 83
Szathmary, Ers 9 2 , 1 40
T
Tinbergen, Nikolaas 2 1
Tobias, Phillip 2 2 5
Toth, Nicholas 1 3 1
v

vervet maymunlar 49, 50, 54, 60,


75, 1 24 , 2 1 9 , 2 2 7 , 2 2 8

Viki (empanze) 8 0

Dizir 28:3

Waal, Frans de 66, 98, 1 1 9


Waddington , Conrad 1 0 7
Washoe (empanze) 8 2 , 8 3 , 8 8 , 8 9 ,
91

Wegener, Alfred 1 64
Weinzenbaum, Joseph 1 8 1
Whiten, Andrew 3 1

Williams, George 1 4 , 1 00 , 1 1 3
Wrangham, Richard 1 1 9
Wray, Alison 7 3 , 74 , 76
z

Zahavi, Amotz 36
Zuberbhler, Klaus 4 8 , 2 1 2

Adem'in Dili

, .
, -1

011/ ' -
S8S88Z .

:
f:: >

ISBN 978-605-4238-88-0

',
-

. .,. . . .

B O A Z

N V E R S T E S

9 786054 238880

Y A Y I N E V