You are on page 1of 89

www.bit urk.

Net
(

)
~~ü!~
ANLAMAK içiN
5
HAZIRAN 2009 - 5 TL
KKTC Fiyatı 6.25 TL

ISSN 1308-7878

11111111111111111111111
9 771308 787801
miL
American Express® sahiplerine

EN LEZZE1~Lİ YEME~:LER
EN ÖZEL İNDİRİMl/ER
American Express®Selects üyesi
seçkin restoranlarda
% 10-%20 arası özel indirimler
bu bahar sizi bekliyor.

RESTORANLAR

Ada Restaurant Köşebaşı çırağan Palac e Kempinski:


A'jia Restaurant Levcndiz • Tuğra R ~ staurant
AI-Jamal Lil'a • Ga::ebo
Anjelique Longtable • BBQ Bar
Bej Papermoon • Çırağ ın Bar
Bianca Bcach Club Papermoon Ankara
Blackk Park Şamdan Park Hyatt Istanbuı-Maçka Palas:
Demeti Spazio • The)rime
Emporio Armani Caffe Sunset • Lounge at Park Hyatt
Etiler Şamdan Şans Restaurant
Fidele Restaurant Tike The Ritz-Carlton, İstanbul:
JC's Tuval-lzmir ve Alaçatı, Çeşme • Çintemani Restaurant
Joke Hippi Voguc • RC Bar
Joke Perestroyka 7800 Çeşme • Güney Park Terrace
American Express® sahiplerine
EN GÜZEL ODALAR
EN ÖZEL İNDİRİMLER
American Express®Seleets üyesi
seçkin otellerde
% 10-%20 arası özel indirimler
bu bahar sizi bekliyor.

KONAKLAMA

Ada Hotel-Bodrum Museum Hotel Cappadocia


A'jia Radisson SAS Bosphorus Hotel
Ansen Suites Richmond Nua Wellness Spa
Casa Dell'arte Bodrum Rixos
Fidele Otel-Bodrum The Marmara Bodrum
Hotel Les Ottomans The Marmara Pera
Lush Hotel The Sofa Hotels & Residences
Maça Kızı-Bodrum 7800 Çeşme Residences & Hotel
i indekiler .. . ... . . . . ... . . . . . . . . ... ... .: .. . ..:.. .....:... ..:......:........ ... .. ....... . .. ... . ....... .. . . ............. . .. . ... . . ..
·· ··· · ·· · ·· · · · · ········· · · ·········· · ··'~i~#Ft'··· · · .... ................... .

Bütün babalar
özeldir
26 Yeniçerüer
466 yıl boyunca...
imparatorluğun
kaderini belirlediler.
Bikininin altı,
plajın üstü
Bazıları silinmez izler Osmanlı Devleti'nin Adetleri, aletleri, duaları, Deniz mevsimi açıldı. ..
bırakır. Ahmet Rasim vurucu gücüydüler. mühürlerinde ve bugüne 1907'den günümüze mayonun
Barkınay'ın kızına "işlediği" Savaşta pervasız uzanan izleri, remizleri ve ve plaj modasının seyri. Deniz
mektuplar sevgi tarihine kahramanlık1arı, barışta mezar taşlarında yaşamaya hamamlarından bikiniye, Süreyya
yazıldı. gündelik zorbalık1arıyla devam ediyorlar. Plajı'ndan bugüne ...

4 NTV TARiH HAZiRAN 2009


. . . . . . ..... . . . ..... . .. . . ........ . ...... . .. . .. . .... . .. . .... .. . . .. . . . ... ... .. . . .. . ... . .. . . ... . ..... . . . . . ........ . ... . ..... . ... . . .. . ... . ... . . . . . ... .. . .................... ... . . ....... . . . . ... .

........ .. ... . .. . ... . ... .... .. . . ..... .. . . . .. . ... .. . . ............ .. ...... . . . ..... . . ......... . . . ......... . ...... . . .. . . . .. . . .. . . .... . .. . .. . . ....... ... ... . .... . ..... . .. . . . . .... . . .. . . ..... . .. .

HER AY

06 Okurdan
09 Haberler
16 O Kadar da Değil
Derya Tulga
20 Tarihte Bu Ay
21 Tarih O lanlar
22 Ayın Fotoğrafı
50 Dün / Bugün
65 Sahaftan
Nedret İşli
66 Kağıt Üzerinde
Enis Batur
68 Silinmeyen İmzalar
Haluk Oral
70 Kitap
74 Anadolu'nun Ustaları
Ahmet Yeşiltepe
76 Evliya Çelebi
77 BaBuDiyar
BünyadDinç
82 Cahillikler Tarihi
83 Tavanarası
90 Net tarih
91 Ajanda
96 Bulmaca
Sedat Yaşayan
97 Bilmece
Nevzat Erkmen
98 Zamanın İzinde
İsenbike Togan

Normandiya gerçekleşti.Hava berbat, Tarih boyunca


çıkarması deniz fırtınalıydı ama mikrobun gazabı
Normandiya sahillerinde harekat geciktirilemezdi. Salgın hastalıklar insanlığın
tarihin gelmiş geçmiş en Paris kurtarıldı ama Berlin'i kaderini savaşlardan daha fazla
görkemli kombine amfıbik zaptedenler Ruslar oldu. 2. belirledi. Kitlesel ölümlere yol
ve hava indirme harekatı, Dünya Savaşı'nın gidişatını açan hastalıkların 2500 yıllık
65 yıl önce 6 Haziran'da değiştiren "D-Day" ... tarihi .. .
s. 50 Hale Soygazi

NTV TARiH HAZiRAN 2009 5


Okurdan. H
• • • ••
H
...... .. ................... .......... .... ... ....... ....... ... ........ .

•• • • • • • • • •• • •• •• •

Mektuplar-mesajlar
• •• • • ••• • • • ••••• • • • •• • •• • •• • • • • • • • • • • • •

i
• • • • • • •• •

i
• • •••

Bulmacadan bilince
Ayrıntılarda gizlenen şeytan, doğru çözümü bize ulaştırdı. Fenerbahçe
geçen ayki sayımızın bulmaca Kimi özel okurlarımız ise, propagandası
sayfasında kendini gösterdi. web sitemizde henüz doğru Ne üzücü ki
Sorular doğru olmakla birlikte, kareler yayınlanmadan; doğru derginin kapağında
kareli alan bir önceki aya aitti cevapları bularak ve bunlara Fenerbahçe'nin 1912'deki
ve çözüm imkansıza yakındı. göre doğru karelendirmeyi ilk şampiyonluğu konu
ıWGÜNU
Bulmacayı hazırlayan Sedat yaparak bize yolladı. Hatta edilmiş. Dergiyi aldığım ,\;-':1 ,\:'1;\1\ ı çiN

Yaşayan'la en ufak bir ilgisi bunlardan biri olan, DPT'de gibi rafa bıraktım MAY IS 2009
KK ıeh vlı, 6 <:5
5 TL

bulunmayan ve tamamen görevli Murad Gürmeriç bize maalesef. Derginizin ilk


bizden kaynaklanan bu hata şu esprili mesajı gönderdi: üç sayısından edindiğim,
üzerine hemen bizi uyaran "Merhaba, reklamı az, okunabilir
okurlarımızın bulmacayı doğru Sedat Bey bulmacanın tarih dergisi imajı
çözdüğünü kabul ettik ve çözülememesi için bu gibi zedelenmiştir. Derginizi n
kendilerine hediye kitaplarını
_.-
yollara başvurmamalıydı. okunabilir tarih dergisi
gönderdik; yine kısa sürede, Ancak bizi bunlar da olduğu için alıyoruz,
bulmacanın doğru karelerini durduramaz. Fenerbahçe propagandası
web sitemizde yayınladık. Bu güzel dergi için bir kez için değiL. Saygılarımla. beyler? ı 7 Mayıs UEFA
Bu üzücü durumun, sevindirici daha teşekkürler." Anıl Baysal mı, Fenerbahçe'nin ilk
tarafı ise şu: Bulmacayla ilgili şampiyonluğu mu?
bize ulaşan okurlarımızın NTV Tarih, okurlarıyla gurur Hayal kmklığı Mehmet Emin Durmuş
tamamı, kendi ifadeleriyle duyuyor. NTVTarih'i andançıktığı
"hediyeyi hak etmek" için NTVT itibaren sıcağı sıcağına takip Araştırmacı tarihçilik
ediyorum. Olayları klişe NTV Yayınları'nın
tarih anlayışından çıkarıp takipçisiydim. Ama 4.
Makedonya'nın
Soru birçok daha ilgi çekici bir üslupta sayınızda Fenerbahçe'ye tarih
kentinde aynı anda anlatmanız tarihi sevdiriyor. üretme çabasına girmişsiniz.
gerçekleştirilmiş tir.
NTV Derginizin son sayısını büyük NTVTarih "taraf' olmuştur.
Üsküp mü Tarih'in Üsküp'ten söz bir heyecanla kaptığımda çok Türkiye'de ilk kurulan spor
Selanik mi? etmesinin nedeni, Vasil büyük bir hayal kırıklığına kulübü BJK'dir; armasındaki
Son sayınızda Osmanlı Glavinofun 1910'da uğradım. Kapakta bahsi geçen bayrak, Türkiye'mizi
kentlerindeki ilk 1 Mayıs Sosyalist Enternasyonal kulüp ülkemizin en büyük uluslararası müsabakalarda
işçi gösterilerinin Üsküp'te Başkanlık Kurulu'na sunduğu kulüplerinden biridir, ama temsil etmesinden dolayı
olduğunu kesin bir dille raporunda, 1 Mayıs'ın henüz 4. sayısını çıkaran bir verilmiştir.
yazmışsınız. Tarafgazetesi, "Türkiye'de ilk kez 1909 derginin kapağına bunu alet Serhat Öner
3 Mayıs yılında etmesi kesinlikle bir hatadır.
2009 tarihli Üsküp'te" Kapakta Galatasaray'ın olması NTVT Dergimizin kulüpler
sayısında "ilk kutlandığına da başka kesimlerden tepki arasında taraf olması mümkün
gösterinin ilişkin görebilirdi. İlerleyen sayılarda değiL. Türkiye'nin önde gelen
Selanik'te bir iddia daha dikkatli olacağınızı ve en eski takımlarından
olduğu rivayet bulunmasıdır. umuyorum. İyi çalışmalar. birinin, daha önce hiçbir
edilmektedir" Ama Barkev Keskin yerde yayımlanmamış, ilk
demiştir. Hem Selanik ve defa gün ışığına çıkan ve
söylenen yerler çevresindeki Hangisi tarih? ilk şampiyon kadrosunun
farklı hem de birinde kesinlik sosyalistleri İttihat ve Bugüne kadar büyük bir fotoğrafı; her gazete, dergi
söz konusuyken diğerinde Terakki'nin yönettiğine ilgiyle takip ettiğim derginiz veya TV için önemli, öncelikli,
rivayet deniyor. Bu kesinliğin ilişkin, inanılması güç bir bugün itibariyle bitmiştir. ayrıcalıklı bir haberdir.
sebebini açıklarsanız iddiası da olan Glavinof, Türk futbol tarihinin en Fenerbahçe'nin kuruluş
sevinirim. tabii buralardaki gösterileri büyük olayının yaşandığı öyküsü ve Mustafa Kemal'in
ismail Cem Arslan, Ankara raporuna dahil etmemişti . mayıs ayında Fenerbahçe kulübü ziyareti ise, imzasını
Meclis-i Mebusan' da haberi yaparak bakışınızı kullanmayı unuttuğumuz
NTVT Bilgilerin ikisi Selanik temsilcisi olarak belli etmiş bulunmaktasınız. Sertaç Kayserilioğlu tarafından
de doğru, ama eksik. bulunan Dimitar Vlahof ise, Yazık. Galatasaray'ın başarı yazılmış; tarihte geçen
İlk 1 Mayıs yürüyüşleri, anılarında, "Selanik'te ı 909 ve kupa haberini küçücük aya, mayısa denk düşmesi
başta Selanik ve Üsküp yılının ı Mayıs'ı çok başarılı vererek kıskançlık ve haset bakımından kullanılmıştır.
olmak üzere, 1909'da geçti" der. duygularınızı tarih dergisine Okur/ardan gelen mesajlar, gerektiğinde
taşımışsınız. Hangisi tarihtir kısaıttla rak ve tlüzeltilerek yayımlanmaktatlır.

6 NTV TARiH HAZiRAN 2009


· . . .. ... ... . . . . .. . .. .. . . . . .. ..... .. ... . ... . . ... . . .. . . .. . ... . .. ... . . . . . . . . .. .. . . .. ... . .. . .. . . . ... . . .. . . . . ... . . . .. .. .. .... .. . ... . .. . . .. .. . . .. . ... .. . . .. . . . .... . . . . .. . .. . .. .. . ... . . . . . .. ... . . .

. .. .. . . . .. . . . . . . . .. . .. . .. . . .. .. . .... . . .. . . . ....... . .. . .. . . ... .. . .. .. . . . .... . . . . ... ... . .. ... . . .. .. . . . .... .. . .. ...... . .. ... . .... . . . . . ... . . . . . . . . . . . ... . ..... . ... . . .. . . .... . . . . . . . . ..... ... ...

Katkı işgalinden daha öndedir.


Yazıda 16 Mart 1920'yi "bir Editör Gürsel Göncü
........... . . . ... . .... .. ....... . . . ... . . . .. . ..... . . . .. . ... . .. . .. . ............... .
İstanbul'un işgali tarafın güç kullanarak diğer
değil, tarafın idaresini bastırdığı gün"
parlamento baskını olarak belirtirken kastedilen Muhteşem ve zorba
NTV Tarih'in Mayıs sayısında şey; sadece İstanbul'un
yer alan 19 Mayıs'la ilgili işgali değil, parlamentonun Tarih denizinde yolculuk ettiğimiz geçen sayıdan sonra, bu
yazısında Ahmet Kuyaş (Meclis-i Mebusan) basılması ay karaya çıkıyoruz. Karada bizi Yeniçeriler karşılıyor.
doğru bir tespitte bulunuyor. ve işlemez hale getirilmesidir. Osmanlı Beyliği'nin imparatorluğa doğru yürüyüşünde,
"Kurtuluş Savaşı ne zaman Nitekim başkentin her yeri ayakları Yeniçerilerdi. Tarihin kaydettiği bu en etkili piyade
başladı? Samsun'a çıkış işgal edilip, parlamento sınıfı, askeri örgütlenmenin vurucu gücü olarak üç kıtadaki
değil, İstanbul'un İşgali" baskını gerçekleşmemiş
savaşlarda tayin edici bir roloynadı. Yeniçeriler Osmanlı
başlıklı yazıda; Mustafa olsaydı; işgalciler ateşkes
sistemi içinde, yeri geldi baş oldu, isyan edip padişahı
Kemal'in Samsun'a çıkış anlaşmasından gelen
öldürdü; devlete hükmetti.
tarihinin "Kurtuluş Savaşı'nın haklarını kullanmış ve
başlangıcı" sayılmasının hukuk dışına çıkmamış Havalar ısınmışken denizden vazgeçilmiyor. Plaj, moda ve
yanlışlığı
belirtiliyordu. olacaklardı. O zaman mayo yüz yıldır sahillerin görsel tarihini biçimlendiriyor.
Bu noktada yazılanlarla "iradenin bastırılmasından" Domuz gribi sevimsiz bir konu ama, bugünün gerçeği. Aynı
hem fikirim. Ama, neden da söz edilemezdi. Bu hayati gerçeğin, asırlar boyu insanoğluna korku veren salgınların
İstanbul'un işgalinin Kurtuluş ayrıntının mutlaka belirtilmesi devamında yaşandığını anlamak, "bilinç aşısı" etkisi yaratıyor.
Savaşı'nın başlangıcı gerektiğini düşünüyorum. Karaya ikinci çıkışımız Normandiya'dan bu ay. 20. yüzyıl
s ayılması gerektiğini açıklama Emrah Boztepe tarihini değiştiren bu çıkarma harek:itına tanık olacağız.
konusunda bir eksik kaldığını Bu sayımızdan itibaren, iki yeni sahne daha açıyoruz
düşünüyorum . NTVT Okurumuz haklı. T ürk
tarihten: Derya Tulga'nın hazırladığı bölümde, tarihle ilgili
Yazıda savaşı kaybeden tarafının ulusal iradesinin,
yazılan-edilen isabetsiz sözlere dikkati çekiyoruz. Haluk Oral
tarafın topraklarının, Meclis-i Mebusan'a baskın
düzenlenerek susturulduğunu ise özel koleksiyonunda bulunan özel imzalı kitapların özel
kazananlarca işgalinin doğal
olduğu belirtilirken (zaten söylememiz gerekirdi. Ayrıca hikayelerini paylaşıyor NTVTarih okurlarıyla.
Mondros'un 7. maddesi, 16 Mart ı920'de gerçekleşeni İyi tarihler...
bu durumu hukuki hale "işgal" olarak nitelememiz
de getiriyor), İstanbul'un de doğru değildir; çünkü • Vakit gazetesi, "NTVTarih'in geçen sayısında İstanbul'un
işgalinin savaş halini tekrar İstanbul, Kasım 1n8'den beri fethini yok saydığını" ve "konuyla ilgili yetkililerin sorulara
başlattığı, yani Kurtuluş zaten işgal altındadır. cevap vermediğini" yazdı. İki kelimeyle: Tamamen yalandır.
Savaşı'nı başlattığı
söyleniyor. Yazıdaki 19 MAYIS
_-' '---_&:-======================o=!i
~~lV~" ' ı ne 'f"'~ fi. b~i~'I- "~ı
temel eksik, İstanbul'un linrlu
; Sakınan göze batanlar
işgalinin, ülkedeki diğer / Samsun'a çıkış değil,
işgallerden (örneğin i İstanbul'un İşgali S. 81 "Havana'da Türk Tutku- S. 91 H aBuDiyar bölümünde
İzmir'in işgalinden) farkının
belirtilmemiş olmasıdır.
!S 'l'
k.
l~lJ. ~'I' :- t~·
,. \,
.
su" başlıklı yazıda adı geçen
Selanik Merkez Kumandanı
yer alan Kayseri'deki Döner
Kümbet; Tavas değil Talas
Yaşanan vahşet açısından
)",1 (
N azım Paşa, general değildir. yolu üzerindedir. Sayın Cev-
İzmir'in işgali, İstanbul'un Doğrusu Nazım Bey'dir. det Timuçin'e teşekkürler.

_ik GÖRSELYÖNETMEN
Füsun Turcan Elmasoğlu

YAZı iŞLERi MÜDÜRÜ (Sorumlu)


Bünyad Dinç, Semavi Eyice, Emre Gönen,
Raşit Gürdilek, Hüseyin ırmak,
Yavuz Selim Ka rakışla,
Feza Kürkçüoğlu, Seni h Onur,
HALKLA iLişKiLER VE PAZARLAMA
DiREKTÖRÜ
Siren Uludağ
Eski Büyükdere Cad. No: 245 A
34398, Masıak, istanbul
T: O2t2 335 47 58, F: O212 335 03 26
ntvtarih@ntv.com.tr
Melda Bağdatlı OPERASYON MÜDÜRÜ
DOGUŞ GRUBU iLETişiM YAYıNCılıK Haluk Oral, iıber Ortaylı, Gül Pulhan,
Sena Uzunoğlu Abonelikle ilgili sorularınız için:
VE TICARET A.Ş . Celal Şengör, Cemaletı i n Taşkıran,
YAZı iŞLERi 02123354801
YÖNETiM KURULU BAŞKANı VE Ayşegül Parlayan
Lucienne Thys·Şenocak, PAZARLAMA MÜDÜRÜ
iMTiYAZ SAHiBi Derya Tulga, Ahmet Yeşiltepe, Can Papuççuoğlu BASıMYERi
Erman Yerdelen GRAFiK Hayri F. Yılmaz Promat Basım Sanayi ve Ticaret A.Ş .
Yavuz Dürüst iNTERAKTiF 1673. Sokak No: 34, 34510 Esenyurt,
GENEL MÜDÜR KATKıDA BULUNANLAR Özgüç 'fiğit (Prodüktör) Büyükçekmece, istanbul
REDAKSiYON
Cem Ayd ı n Budak Akalın, Bade Baysaı, Fatih Murat Eyioğlu T: O212 622 63 63
Evren Barın Egrik
Emre Ergüven, Can Girgiç, (Internet Proje Sorumlusu)
GENEL MÜDÜR YARDIMCISI YAYıN KURULU Gülşah Seyhan, Kansu Şarman , R E NKAYRıMı
Görkem Yaşayan (Operasyon) Enis Batur, Nedret işli, Efialin Tekeli, Ömer Uzun, YAYıNTÜRÜ XL Print House
Ateş ince (Reklam satış) R. Sertaç Kayserilioğlu , Ceyda Yüksel Aylık yaygın süreli yayın
Ahmet iren (Finans) Ahmet Kuyaş, Masis Kürkçügil, Her hakkı saklıdır.
REKLAM NTV Tarih Bu dergide yer alan yazı, makale, fotoğraf
Sevin Okyay, Necdet Sakaoğlu,
YAYıN DiREKTÖRÜ Banu Acar (Reklam Satış Koordinatörü) Sayı 5, Haziran 2009 ve if/üstrasyonlarm elektronik ortamlar
isenbike Togan
Mustafa Alp Dağıstanlı Funda Turan (Reklam Satış Grup Müdürü) ISSN 1308-7878 da dahilolmak üzere çoğaltrlma hakları
YAYıN DANIŞMANLA R ı Şebnem Düzcü (Rezervasyon Müdürü) Doğuş iletişim'e aittir. Yazıl, ön izin
(NTV Ya yınları)
M. Tanju Akad, Muzaffer Albayrak, 02123354865 YÖNETiM YERi olmaksızın hangi dilde ve hangi ortamda
Doğuş Grubu iletişim Yayıncılık olursa olsun materyalin tamamının ya da
YAYıN YÖNETMENi Şa hin Aldoğan, Serpil Bağcı, Mustafa Çardak (Teknik sorumlu)
M. Burak Çetintaş, Turgut Çeviker, 02123354404 ve Tic. A.Ş. bir bölümünün çoğaltılmasr yasaktif.
Gürsel Göncü

NTV TARiH HAZiRAN 2009 7


yeşilekran
DOGAl OLARAK NTV
-
yesiL.ntvmsnbc.com
abe . ..... . ......... ..... . ... .... .... ...... . . . ... . ........... . . . ..... .. . ....
..... ... ..... .. ... ....... .... .......... ... ...... ...... ........ .... ..... .. ...... ... ... .. ...... ... ...... ...................... ..... .. .................. ........ ....... .. .. .. ..........
• Kültepe: 4 bin yıllık tarih dijitalortama taşınıyor . İhale : Müze ve ören yerlerinde satışlar özelleşti
• Antalya : STK'lar inşaatı durdurdu . Auschwitz : Şişedeki mesaj . Almanya: En eski kadın vücudu
• Gündemin tarihi: D ağlık Karabağ . Anılarma saygı : Burhan Oğuz : Yüksek tarih mühendisi

KONİKı KUBBELİ EVLER AZALıYOR

Harran 'da sıfıra doğru


UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi adayı Harran'ın konik kubbeli
evlerinin sayısı 1979'da 960'tı ; 1992'de ll7' ye, 2007' de 100'ün altına
düştü . Günümüzde bunlardan yalnız ca biri turizme açık.
t

H arran adı MÖ 2000 başlarına ait


Kültepe çivi yazılı tabletlerinde,
"Har-ra-na" "H a-ra-na" ola-
veya
rak geçiyor. Şanlıurfa'nın 44 km
Şu anda Harran sur içi sit alanın­
da 80, sur dışı sit alanında ise 70 kaçak
yapı yargıya bildirilmiş durumda. Ancak
görevli kurumların resmi başvurularına
kubbeli evlerde yaşamak istemiyor ve ev-
lerin çoğu ahır ve depo olarak kullanılıyor.
Ancak kaçak yapılar engellenmediği ve
mevcut olanlar yıkılmadığı sürece, tarihi
güneydoğusunda bulunan H arran, ı 979'da rağmen bugüne dek tek bir kaçak yapı MÖ 7 binlere uzanan Harran'ın tarihi do-
"1. derece kentsel ve arkeolojik sit alanı" dahi yıkılmadı. T urizme açık sadece tek kusundan hiçbir eser kalmayacak. •
ilan edilmiş ve her tür yapılaşma yasaklan- bir evin kaldığı Harran'ın sakinleri artık Cihat Kürkçüoğlu
mıştı. ı 992'de "H arran Koruma Amaçlı
İmar Planı" yürürlüğe girdi. H arran'da ilk
tahribat ise yüzlerce elektrik direğinin di-
kilmesiyle ı 980'lerin başında devlet eliyle
gerçekleşti. Daha sonra 2863 no'lu yasa-
nın öngördüğü ilk cezaların tecil edilme-
siyle bölgede yokoluş süreci de başlamış
oldu. Harran'ı Harran yapan konik kub-
beli evlerin beton yapılar içinde boğulma­
sı ve kaçak yapılaşmanın giderek artması
üzerine, Urfa'daki 24 sivil toplum örgütü
tarafindan 9 Şubat 2009'da "Harran Yok
Olmasın Sivil Girişimi" başlatıldı.

NTV TARiH HAZiRAN 2009 9


... .. .... ....... ... ........ ...... ... .... ..
....... .. ... ........
·........ ............... ..... ........ .. ........ .. ..... .. .... ........ .. ... ..
........ ....... ... ..... ...
Haber .............. .... . ..................... .
. . . . . . . . . . . . . . ...... .... ...... ....... ........ ... ......

KÜLTEPE TABLETLERİ

4 bin yıllık tarih


dijitalortama taşınıyor
1948'de "hocaların hocası" Tahsin Özgüç'le
başlayan ilk bilimsel kazılardan bu yana
bulunan 25 bin çiviyazılı tablet ve binlerce
eser, elektronik ortamda incelenebilecek.

ültepe'nin, Anadolu tarihinin mila- Kayseri' nin 20


dını işaretleyen dört bin yıllık çivi- km doğusunda yer
azılı belgeleri, dijital ortama aktarı­ alan höyükte ilk sis-
Kaniş kralı Warşama'ya yazı lmış
lıyor. Kültepe- Kaniş Kazıları Başkanı Prof temli kazıları başlatan Prof Dr. mektubun ön ve arka yüzleri.
Dr. Fikri Kulakoğlu,NTVTarih'e verdiği rö- Tahsin Özgüç'tü. 61 yılda 25 bine yakın
portajda, yoğun ve zengin buluntu çiviyazılı tablet ve zarf ile 10 Tahsin Özgüç'ün ardından...
akışının Kültepe'yi tüm Önasya'da binlerce eser keşfedildiğini ve Özgüç'ün 2005'te vefatından sonra Kültepe
önemli bir arkeolojik merkez ko- Anadolu'da Kültepe dışında sürprizlerine devam etti. 2006'da Karum ka-
numuna getirdiğini, ancak bulun- bir merkezde henüz benzeri zılarında bulunan altın folyo üzerine tama-
tu1arın işlenmesi ve analizinin de bulgulara rastlanmadığını vur- men Hitit üslubuna uygun bir tanrı fıgürü
aynı oranda zahmedi olduğunu gulayan Kulakoğlu, gelecekteki işlenmişti. Bu, Anadolu'da keşfedilmiş en
belirtiyor. 2008'de bilgi teknoloji- hedeflerini de anlattı: "İleride erken "Hitit sanat üslubuna göre yapılmış"
leri geliştiren Doxoft'un desteğini Anadolu -Mezopotamya ara- eserdi. Ayrıca, Asur ticaret kolonileri çağı ile
alan Kültepe'de bulguların dijital sında yürütülen ticaretin mer- eski Hitit devletinin kuruluşu arasında ge-
ortama işlenmesine 2009 kazı se- Altın tolyo üzerinde kezi olan Bit-Karim'i (karum! çen süreyi ortadan kaldınyor ve iki dönem
zonunda başlanacak. Elektronik Tanrı figürü. limanevi) keşfetmeyi umuyo- arasında boşluk yaşanmadığını gösteri-
ortamda farklı formattaki verile- ruz. Son yıllarda Bit-Karim'e ait yordu. 2007'de
rin analizinin kolaylaşacağını ve istatistik- 'karum mektupları' nın sayısı arttı. Şimdiye ortaya çıkarı­
sel bilgilere daha hızlı erişileceğini belirten dek çok geniş bir alanın araştırılmasına rağ­ lan Helenistik
Kulakoğlu'nun açıklamasına göre, "50 bini men henüz Bit-Karim ve ona bağlı binalara surun yaklaşık
aşkın veri dijital ortama işlendikten sonra, ulaşamadık. Kültepe'yi sona erdiren fela- 300 metrelik
yazılım programına aktarılarak verilere her kette bina tahrip edilmiş veya keşfedilme­ kısmı ise, Orta
ortamda ulaşmak mümkün olacak. Türk ar- yi bekliyor olabilir. Verilerin dijital ortama Anadolu'nun
keolojisinde bu denli geniş çaplı veri arşiv­ taşınması bu aşamada araştırmalarımızı ko- nadir örnekle- Tahsin Özgüç
lemesi de ilk kez Kültepe'de gerçekleşecek." laylaştıracak. " rindendi. ekibiyle Kültepe' de.

Adası, Patara, Ihlara Vadisi, Alanya


MÜZE VE ÖREN YERLERİ
Kalesi, Didim, Milet, Mrodisias,
Sümela Manastın, Myra ve Perge

Satışlar özel gibi ören yerlerinin de bulunduğu


56 noktadaki satış alanlarının işlet­
mesi sekiz yıl süreyle özel sektöre
ültür ve Turizm Bakanlığı Döner devredildi. Yüklenici fırma tüm
Sermayesi'nin (DÖSİM) 4 Mayıs'ta satışlarda tek yetkili olacak, dijital
açtığı ihaleyle, 56 müze ve ören ye- ve basılı yayıncılık ile internet üze-
rinin satış noktalarının özelleştirme ihalesi rinden kültür varlıklarının tanıtım
Bilintur'un oldu. Böylece, aralarında Topka- ve satışını yapabilecek, yurtdışında
pı, Ayasofya, Anadolu Medeniyetleri, Bod- şubeler açabilecek. İhale Kültür ve
rum Sualtı, Gaziantep Mozaik, Hacıbektaş, Turizm Bakanı Ertuğrul Günay'ın
Mevlana ve Antalya Arkeoloji müzeleri ile onayını aldı. Uygulamanın sonuçları ise OÖSiM'in ihalesiyle Topkapı Sarayı'nın satış
Efes, Olympos, Aspendos, Kayaköy, Sedir uzun vadede netleşecek. işletme si de özel sektöre geçti.

10 NTV TARiH HAZiRAN 2009


ANTAl1.YA NEKROPOLÜ TARİH GAZETESİ
i

STK'lar inşaatı Şişe deki mesaj


Polonya'daki Auschwitz
parılmış
yazılı
bir kağıt parçasına
"mektup", 20 Nisan'da
Auschwitz'in bulunduğu Os-
toplama kampında yedi
d'urdurdu gencin kurşun kalemle yazıl­
wiecim kasabasında bir okul
binasının onarımı sırasında
mış isimlerinin bulunduğu
ortaya çıktı. Yedi isimden
Antalya tarihini bilinenden yüz yıl önceye bir not 65 yıl sonra ortaya
ikisinin kamptan sağ çıktığı
çıktı. 9 Eylül 1944 tarihli
götüren ve "potansiyel sit alanı" ilan edilen mektupta, altısı Polonyalı,
biliniyor. 12063 numaralı
Fransız Albert Veissid (84)
nekropolde süren inşaat, STK'ları harekete biri Fransız yedi kişinin
ise halen hayatta ve İstanbul
kamp numaraları ve isimleri
geçirdi ve inşaat -şimdilik- durdu. doğumlu. Belge Auschwitz
yer alıyor. Büyük olasılıkla
Müzesi'nde sergileniyor.
çimento torbasından ko-
ntalya Nekropolü, Gelişmeler üzerine, dokuz sivil
Doğu Garajı bölgesin- toplum kuruluşu (STK); "sit
de 2 km'lik yol boyunca alanı" ilan edilmesine karşın
uzanıyor. Antalya Büyükşehir Büyükşehir'in 13 bin ml' lik
Belediyesi'nin alışveriş mer- bölümde süren inşaatını 2863
kezi (AVM) temel kazılarında sayılı Koruma Kanunu'nun su-
ortaya çıkarılan 556 antik me- iistimali olarak niteledi. Alanın
zar Roma, Bizans ve Helenis- "arkeolojik park" olarak düzen-
tik döneme ait. Nekropolü de lenmesini isteyen STK' lar, nek-
içine alan 55 bin m 2'lik alana ropolün Antalya Kent Müzesi
yayılan AVM projesi için 2008 projesine dahil edilmesini ya
Şubat'ında başlatılan temel ka- da Arkeoloji Müzesi ek binası
zısı., iş makinesi bir oda mezara için yer arayan Kültür ve Tu-
düşünceye kadar üç gün rizm Bakanlığı'na müze
sürmüş, oda mezarla yeri olarak tahsis En eski kadın Eylü1'ünde altı parça halinde
bulunan heykelciğin sol kolu
birlikte sekiz lahit edilmesini önerdi. vücudu ve omzu kayıp. Kafası yerine
tahrip olmuştu. STK'ların uyarı­
Almanya'da Hohle Fels bir halkaya sahip olan fıgür
sı üzerine temel bölgesinde bir mağarada büyük olasılıkla kolye ucu
kazısını durdu-
bulunan heykelcik, kadın olarak kullanılmış .
ran Büyükşehir vücudunu yansıtan, bilinen
Belediye Başkanı, en eski fıgür olarak kabul
"arkeolojik park" edildi. Mamut dişinden
önerisini inceliyor. yapılan, 6 cm boyunda, 33
Hasan Üstün gram ağırlığındaki hey-
kelciğin 31 bin ile 40 bin
yıllık olduğu anlaşıldı. 2008

Ön der
Karikatür tarihe ~~~ Öne rbay' ın
sahip çıktı karikatürü

Aktüel Arkeoloji dergisinin


düzenlediği "1. Ulusal
Çizgilerde Anadolu" karikatür
yarışması sonuçlandı. Kültürel
ve tarihi mirası koruma,
sahip çıkma bilincini en iyi
yansıtan karikatürlerin seçildiği
yarışmada 210 eserden 8'i ödül
aldı.
www.aktuelarkeoloji.com

NTV TARiH HAZiRAN 2009 11


Gündemin Tarihi

Karabağ düğümü
ÇOCUK GÖZÜYLE

Tolstoy, 191 O'daki ölümüyle yarıda

kalan son çalışması Çocuklann


Bilgeliği'nde çocuklar ı çeşitli konular
hakkında konuşturur. Diyaloglardan
Türkiye ve Ermenistan yakınlaşmak için çabalıyor. Soykınm
biri "Anavatan: Devlet" üzerinedir tartışmaları gibi ağır bir mesele bile bu çab ayı önleyebilmiş,
ve ikisi Rus, biri Alman üç çocuk çözüm yolunu tıkamış değil. Ama Ermenistan'ın işgal ettiği
konuşmaktadır :
Azerbaycan topraklarından çekilmesi bir önşart haline
KARLHEN şMiT [9 yaşında] :
Prusyamız, Ruslann bizden toprak gelmiş durumda. Bunun merkezinde de Dağlık Karabağ var.
almasma izin vermeyecek!
PETYA ORLOV [10 ya şında] : Biz de
tarafından (Gürcü ve Azeri muadilierinin
diyoruz ki, önce biz fethettiğimize göre aksine) kabul görmemişti ve 1830-1840
toprak bize ait. aşa'nın dediği gibi, hep be- arasında Ağvani Ermeni Katogigosluğu ile
MAŞA ORLOVA [8 yaşında] : "Biz" raber olmak (olabilmek) eşzamanlı olarak ortadan kaldırıldı.
kimiz? özellikle Kafkasya söz ko- Çarlık dönemindeki 1905 ve 1907
PETYA: Sen daha çocuksun, nusu olduğunda çok iyi Zemstvo kuruluşunda da Ermeniler dil,
anlamazsm. "Biz", ülkemizin halkı olurdu. Çünkü Kafkasya, çoğu küçük, bir- din, kültür, nüfus, tarih gibi gerekçelerle
demek. kaçı irice çok sayıda halkın yaşadığı dar kendilerinin çoğunlukta olduğu bölgenin
KARLHEN : Her yerde böyledir. Bazı bir bölge. ''Anavatan''lar, net çizgilerle ay- ayrı bir birim olmasını talep ettiler.
rılamayacak kadar iç içe geçmiş durumda. 19 ı Tde Yukarı Karabağ'da, Ermeni-
insanlar bir ülkeye, bazılan da diğerine
Birinin anavatan dediği bir yer başkasının ler 150 bin, Azeriler 58 bin ve Ruslar beş
aittir.
da anavatanı ya da anavatanının bir parçası bindi. Devrim sırasında ve bağımsızlık
MAŞA : Ben kime aitim?
olabiliyor. Üstelik, bu iç içe geçmişlik sade- döneminde buraya gelen sığınmacılarla bu
PETYA: Rusya'ya, hepimiz gibi.
ce mekana has bir şey de değil; zamanı, bu oranlar Ermeniler lehine daha da değişti .
MAŞA: Ama ya istemezsem? bölgenin tarihini de kuşatıyor. Yani bir yer
PETYA: istesen de, istemesen de bir zamanlar şunlarınmış, başka zamanlar Çarlık yıkılınca
Russun. Ve her ülkenin kendi çan ya da bunların . Rusya sosyalizm bayrağıyla ihtilale koşu­
da krali vardır. Şu anda kimsenin tanımadığı bağımsız yordu, fakat ulus devlet meşalesi en parlak
KARLHEN (araya girerek): Ya da bir cumhuriyet olan Yukarı Karab ağ'daki halindeydi ve onun aydınlattığı yol her-
Parlamentosu ... durum tam da bu. İlk önce kimin geldiği, kesin yürümeye can attığı bir yoldu. Rus
PETYA : Hepsinin kendi ordusu vardır tarih yani, yaşadığımız zamanın boynunu ordularının 1917 Şubat devrimiyle dağıl­

ve hepsi kendi halkmdan vergi toplar. vurmamalı ki, Maşa'nın temennisini ger- dığı bir dönemde Transkafkasya'da etnik
çekleştirme yoluna koyulabilelim. adiyet, sınıfsal veya ideoloik bilinçten çok
MAŞA : Ama niye böyle aynımışlar?
daha önemliydi. Ulusal varlıklarını güven-
PETYA: Ne demek? Her ülke farklidır.
Rus ilhakı ceye almayan herhangi bir siyasal çözüm
MAŞA : Ama niye böyle aynımışlar?
Eskiçağ ve Ortaçağ'da Karabağ' ın kimlerin bölgedeki halklar tarafından kabul görmü-
KARLHEN : E çünkü, her insan kendi
egemenliği altında olduğu, kimlerin nüfus yordu.
anavatamm sever. yoğunluğuna sahip olduğu üzerinde bir Yine de, Karabağ, bütün Kafkasya
MAŞA : Neden ayn olduklanm mutabakat yok. gibi, Şubat devrimini heyecanla karşıladı.
anlamıyorum . Hep beraber olmak 1813'te çarlık tarafından ilhak edilen Şuşa'da partilerarası (Azeri-Ermeni) bir
daha iyi olmaz mıydı? Karabağ, coğrafi ve etnik özellikleri dikka- büro kuruldu ve karma bir heyet idari işleri
PETYA: Oyun oynamak için beraber te alınmadan yapılan 1868'deki idari taksi- yürütmekle görevlendirildi. Siyasi merkez-
olmak daha iyi, ama bu oyun değil, matta Tatar bozkırındaki bölgeyle bağlan­ lerde -Bakü ve Yerevan'da- olup biterrin
önemli birşey. dı. O tarihte Ermeniler Azerilere göre bire aksine, Ekim devrimi topluluklararası uyu-
MAŞA : Anlamıyorum .
iki azınlıktaydı. Yukarı Karabağ, Civanşir, mun değişmesine yol açmadı. Ama 1918
Cibrail, Şuşa'da ise Ermeniler açık bir bi- başında Transkafkasya Cumhuriyeti'nin
KARLHEN : Büyüyünce anlarsm.
çimde çoğunluktaydı. kurulmasıyla sınırların çizilmesi günde-
MAŞA : Öyleyse büyümek
Ermeni aristokrasisi geniş bir özerkliğe me gelince işler değişti. Temmuzda Kara-
istemiyorum.
sahipti. Yüzyıllar boyu Karabağ'da, Ermeni bağ Meclisi, özerkliğini ilan ederek, Azeri
L.N. Tolstoy, Vatanseverliğe Karşı,
yazar, devlet adamı, asker, entelektüel ve ki- ve Ermenilerden oluşan bir Komiserler
Yokuş Yaymlan, 2007. lise adamı yetişti. Rus fethine kadar Erme- Konseyi görevlendirdi ve Karabağ H alk
ni feodalitesi kendini korumuşsa da çarlık Hükümeti'nin temelini attı. Gandzak'ta
12 NTV TARiH HAZiRAN 2009
Azeri müzisyen Üzeyir Hacıbeyov (üstte solda)
ve ailesinin Şuşa'da 1915'te çekilmiş fotoğrafı
(üstte). Bir Ermeni ai lesinin 1900'lerin başında
çekilmiş fotoğrafı (solda).

(Gence) Nuri Paşa ve İslam ordusunun be- Şuşa çevresinde birkaç gün içinde altı bin mermi atmadan 27-28 Nisan gecesi girdi.
linnesi ve Osmanlı ordusunun 26 Eylül'de Ermeni öldürüldü. Haziran katliamı bütün Ertesi gün, Azerbaycan Sovyet Cumhuri-
Şuşa'ya girmesiyle hayli kırılgan olan den- Kafkasya'da yankılandı. Yerevan ve Tiflis'te yeti üç gün içinde Karabağ ve Nahçıvan'ı
ge bozuldu. Karabağ Meclisi, kendini ko- büyük gösteriler oldu. İngilizler müdahale boşaltma hususunda Ermenistan hüküme-
rumak için, Azerbaycan'ın egemenliğini etti ve Sultanov katilama karışmak veya tine bir ültimatom verdi. 26 Mayıs'ta Dro,
kabul etmeye karar verdi. Ama ekimde Er- müsamaha göstermek itham edilerek gö- Zangezur'a çekildi.
menilere karşı şiddet hareketleri karşısında revden alındı.
Zangezur'da bulunan Antranik Paşa, Kara- Ama haziran sonunda İngilizler Sovyet dönemi
bağ Ermenileri tarafından yardıma çağrıldı. Kafkasya'dan çekildikten sonra, Sultanov' un Moskova-Ankara yakınlaşması bölgenin
Kasımda Antranik Şuşa'ya yönelmişken, ı. silahlı müdahale tehdidi karşısında yal- sınırlarının çizilmesinde önemli bir rol oy-
Dünya Savaşı sona erdi. Osmanlı ordula- nız kalan Karabağ Meclisi boyun eğdi nadı. Transkafkasya ile Türkiye sınırı Mos-
rı çekildi, İngilizler Bakü'ye girdi. Şuşa'ya ve 22 Ağustos 1919'da Sultanov'la Bakü kova ve ardından Kars anlaşmasıyla çizildi.
birkaç kilometrelik mesafedeki Antranik, Anlaşması'nı imzaladı. Sovyetleştirilmiş Kafkasya cumhuriyetleri
İngilizlerden yürüyüşüne son vermesini Genel valinin nezdinde üç Müslüman arasındaki sınır meselelerinin halli için 25-
emreden bir telgraf aldı. üç Ermeniden oluşan bir konsey oluşturul­ 27 Haziran 1n1'de Tiflis'te toplanıldı. Er-
du. Şuşa ve Hankenti'nde garnizon bulun- menistan delegesi Ermenilerin çoğunlukta
İngiliz müdahalesi durma hakkı olan Azerbaycan, Ermenilere olduğu Gürcistan sınırlarındaki Ahılkelek
Aralıkta Şuşa'ya bölgenin statüsünü be- idari ve kültürel geniş bir otonomi tanı­ (%72) ve Yukarı Karabağ'ın (%94) ve-
lirlemek için bir İngiliz askeri heyeti geldi maktaydı. rilmesini istedi. kLeri Komünist Partisi
ve Karabağ ve Zangezur'un Azerbaycan'a Tarih tekerrür etti O) ve baskıyla varılan Sekreteri Kirov ise ülkesinde milliyetçiliği
bağlanması gerektiğini belirtti. 15 Ocak anlaşmanın sorunu çözmediği ortaya çıktı: tetikleyeceği için buna karşı çıktı.
1919'da Azerbaycan hükümeti İngilizlerle 22-23 Mart 1920 gecesi Karabağ Ermeni- Nihayetinde 4 Temmuz'da Stalin'in
anlaşarak Sultanov'u Karabağ ve Zangezur leri, Azerbaycan' a karşı ayaklandı. Kanlı ça- katılımıyla toplanan Kafkasya Bürosu,
yönetimine atadı. tışmalar Ermenilerin aleyhine oldu. Canlı Karabağ'ın Ermenistan'a bağlanmasına
Sultanov, Ermeniler için katliamcı ve bir ekonomik ve kültürel merkez olan Şuşa karar verdi. Kararın en yüksek merciye
Ermeni düşmanıydı; dolayısıyla bu gelişme yağma ve yangın yerine döndü. 13 Nisan'da götürülmesi teklif edilince, Orconikidze
Bakü ve Yerevan arasındaki gerilimi art- Dro (Taşnak devrimci General Drastamat ve Nazeretyan, Müslümanlar ve Ermeni-
tırdı. Sultanov göreve başlamaya gelirken Kanayan) geldi ve Azeri ordusunu etkisiz ler arasında ulusal barışın sağlanması için,
Karabağ Meclisi bölgeyi Ermenistan'ın ay- hale getirdi. Bu sırada KızılOrdu Azer- Karabağ' ın Azerbaycan'abağlanması, ama
rılmaz bir parçası ilan etti. baycan kapısına dayanmıştı. geniş bir otonomiyle donatılması gerekti-
İngiliz desteğindeki Sultanov'un 3 KızılOrdu, başta Enver Paşa'nın am- ğini açıkladılar. Aslında bu karar İngilizle ­
Haziran'da Azeri birlikleriyle Ermeni ma- cası Halil Paşa olmak üzere Osmanlı rin 1919'daki tasarılarının aynısıydı.
hallesini işgal etmesiyle başlayan olaylarda Türklerinin de yardımıyla Bakü'ye tek bir Sorun, canlı olduğunu 40 yıl son- ~
NTV TARiH HAZiRAN 2009 13
Gündemin Tarihi

Gürcistan Rusya

Hazar
Denizi
Ermen;stan (
Azerbaycan

DAtkıK KARABAG
Ermenistan işgalindeki
Azerbaycan toprakları Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan
Karabağ sınırları içindeki (solda) ve Azerbaycan Cumhurbaşkanı

iran Azeri kontrolü
ilham Aliyev, 7 Mayıs 2DD9'da Prag'daki AB
binasında Minsk görüşmesi öncesi birlikte.

ra, 1963'te bir kere daha gösterdi: Yu- Ocak ayında Bakü'de 170 kişinin ölü- etti. Rus birlikleri ve daha sonra da onların
karı Karabağ'ın Ermeni yöneticileri, müyle sonuçlanan olayların ardından Er- kalıntıları, gerek silah satışıyla, gerek paralı
Azerbaycan'ın şoven politikalarından" meni Ulusal Hareketi ve Azerbaycan Halk askerlikle bölgedeki başka çatışmalarda da
şikayet eden 2500 imzalı bir dilekçeyle Cephesi'nden temsilciler Riga'da buluştu. 3 yer aldı.
dönemin Sovyetler Birliği lideri Nikita Şubat'taki bu görüşmede Ermeniler, kendi Aralık 1994'te Ermenistan ve Azer-
Hruşçov'dan bölgenin Ermenistan'a bağ­ kaderlerini belirleme hakkında; Azeriler baycan arasında Rusya'nın girişimiyle im-
lanmasını talep etti. sınırların ihlal edilmemesinde diretti ve zalanan ateşkes anlaşması uyarınca silahlar
Bugünkü durumu yaratan son sü- toplantılar sona erdi. susmuş durumda. Karabağ ve etrafındaki
reç, 1988'den itibaren Azerbaycan'ın Azeri toprakları Ermenilerin kontrolünde.
özerk bölgesi Yukarı Karabağ'da (188 Bağımsızlık ve işgal 1987-1994 arasındaki çatışmalarda 30 bin
bin nüfusun 150 bini Ermeni) ve Sov- Yukarı Karabağ 21 Eylül 1991'de bir refe- kişi öldü. rı
yet Ermenistam' nda yeniden canlanan randum yaparak %99.4 ilc bağımsızlığı ter- Mart 1992'de Avrupa Güvenlik ve İşbir­ •
bir hareketlenmeyle başladı. Karabağ'daki cih ettiğini bildirdi (Azeriler referandumu liği Konferansı bünyesinde kurulan, Minsk
bir Ermeni köyüne Azeri yönetici atan- boykot etmişti). 26 Kasım'da Azerbaycan grubunun en son somut önerisi 1997 tarihi-
ması ve cezalandırma önlemleri alınması, Yüksek Sovyeti, Dağlık Karabağ'ın özerk- ni taşıyor. Hukuken Azerbaycan'a bağlı, fii-
Karabağ' ın Ermenistan' a bağlanması tale- liğine son verdi ve başkent Stepanakert'in len bağımsız bir Yukarı Karabağ veya Azer-
binin yükseltilmesine vesile oldu. adını, eski adı Hankenti ile değiştirdi. 12 baycan ile bir "ortak devlet" önerilmekte.
Ocak ve Şubat 1988'de Ermenistan'daki Aralık'ta Dağlık Karabağ Cumhuriyeti Yukarı Karabağ'ı Ermenistan'a, Nahçıvarı'ı
Azeri köylerine yapılan baskı üzerine bağımsızlığını ilan etti. Sovyetler Birliği Azerbaycan'a bağlayacak bir koridor da çö-
dört bin Azeri Bakü'nün sanayi bölgesi 1991'de yıkıldığında Azerbaycan'ın Yukarı züm önerileri arasında anılmakta.
Sumgait'e göçtü. Şubatta Sumgait'te söy- Karabağ üzerinde herhangi bir fiili deneti- Ama Maşa'nın imkansız gibi görün-
lentilerle başlayan çatışmalarda 26'sı Er- mi sözkonusu değildi. mekle birlikte tek çözüm yolu olan ber-
meni, 6'sı Azeri 32 kişi öldü. 1988-1990 1992'de gerilim tam tekmil bir savaşa rak sesine kulak veren kimse yok. Savaşın
arasında "etnik temizlik", "arındırma" her dönüştü. Ermeni güçleri, Ermenistan'la acısını çekmiş olanların durumu ise yirmi
iki kesimde sürdürüldü. Dağlık Karabağ arasında bir koridor oluş­ yıl öncekinden daha iyi değil. Ermenistan
23 Mart 1988'de SSCB Yüksek Sov- turmak için saldırdı. 25 Şubat'ta Hocalı'da, nüfus kaybeden, abluka altında bir ülke
yet Prezidyumu, Dağlık Karabağ' ın aralarında kadın ve çocukların da bulun- Azerbeycan'da bir milyona yakın insan
Azerbaycan'dan ayrılması talebini reddetti, duğu 600'den fazla Azeri sivil katledildi; "kaçkın" konumunda, güç koşullarda evle-
ama toplumsal ve kültürel alanlarda reform Ermeni askerlere Rus askerleri de yardım rine dönmeyi bekliyor. •
yapılmasını da gerekli gördü.
Ruslara karşı bağımsızlık için her iki
ülkede muhalefet oluşmuştu: Azerbaycan
Milliyetler ve Sınırlar ı i
Halk Cephesi ve Ermeni Ulusal Hareke- "En kötüsü de kuşkusuz önceki yeniden toparlarken Rusya, isted iğ i her
ti. Ermenistan 27 Kasırn'dan itibaren top- yüzyıllardan miras kalan ve bundan sonra yerde, her an , nifak tohu m ları atabileceğini
yüzyıllarca süreceğe benzeyen 'nifak kanıııadı. Batı l ara gelince, onlar da eski
raklarındaki bütün Azerileri sımrdışı etme
ve nefret' tohumların ı n atılmasıydı. Bir inanç ları nı hiç değiştirmediler, kendi
kararı aldı. Her iki taraf mültecilerin kendi ideoloji ve imparatorluğun baskısından kıstaslarına göre 'iyileri' cesaretlendirip
iradeleriyle yer değiştirdiklerini iddia etti. kurtulmaya çalışırken Kafkasya halkları 'kötüleri' cezalandırmakla yetindiler ve
Moskova, 12 Ocak 1989'da, durumu kendi kim liklerin in bilincine ancak ötekini sonunda adına Kafkasya denilen bu çok
yadsıyarak varabilmişlerdi. Şimdi de karışık 'şey'i, orada ne yapacaklarını
istikrara kavuşturma ve milliyetlerarası
bu kimlik arayışı, bu ayrılıkçılık uğruna bilenlere teslim ettiler."
çatışmayı durdurma gerekçesiyle Dağlık özgürlüklerini feda etme noktasına gelmiş Stefanos Yerasimos, Milliyet/er ve SlIlIrlar,
Karabağ'a el koymaya karar verdi. Bölge bulunuyorlar. Kaybettiği imparator luğu Balkanlar, Kafkasya ve Ortadoğu, 1995.
böylece Bakü'nün denetiminden çıktı.
14 NTV TARiH HAZiRAN 2009
,~:w::r:p' 'o!,. ,,.. -_. ,
~~ ............ ""'" ~~-'"

OPERASYON HERKES FARKıNDAYDı.

VALKYRIE VALKYRIE SADECE ONLAR


BAŞKALDıRDı.

._-
"OLAGAN ŞÜPHELiLER" VE "X-MEN"iN YÖNETMENINDEN.
.Q.~~.~.~~ . ~.~.~.~.ğ.~.~. :::·:~~~~A.r~?~.c;~:.: . : :.:.:.: . :.::: :.: .:.::::::: : ::: : : .::.: . : .::: ::.: :.:.::.
MahIDut Şevket Paşa
ve Bardakçı'nın yanılgısı
abertürk kana- ses kaydı; paşanın, Hareket ğundan Bardakçı da duğu Barbaros
lında cumartesi Ordusu İstanbul'a girmeden şüpheye düştüğünden; Hayreddin'den,
geceleri yayın­ önce, 22-23 Nisan 1909 "kaydın yıllar sonra yapılmış Vahideddin'e kadar ünlü
lanan "Tarihin tarihinde Yeşilköy'de attığı olabileceği" ihtimalinden söz şahsiyetlere mal edilen nutuk-
Arka Odası" adlı programda, nutuk" şeklinde takdim edildi. ettiyse de; sesin Paşa'ya ait ları kapsayan kayıtları da var.
31 Mart İsyanı'nı bastıran Oysa kayıttaki ses eldeki olmadığını bir ihtimalolarak Bu arada "Bir Harbiyeli'nin
Hareket Ordusu Komutanı belgelere göre Mahmud dahi dile getirmedi. Müzik D enize Atılması" ve "Bir
Mahmud Şevket Paşa'ya Şevket Paşa'ya değil, dönemin tarihi alanında da uzmanlığı Yaralının Son Sözleri" adlı,
ait olduğu iddia edilen bir "Favorite Record" adlı taş tartışılmaz olan Bardakçı'nın, dramatik yönü abartılı kayıt­
plak şirketinin Türkiye mü- ilgili kaydın yanda yayınladı­ ları da plak olarak çıkmış ve
messili Ahmet Şükrü Bey'e ğımız katalogundaki, üstelik çeşitli vesilelerle yayınlanmış­
aitti ve olaydan iki yıl sonra Ahmet Şükrü Bey'in resmiyle tı. Konunun meraklılarının
kaydedilip yayınlanmıştı. Ses birlikte yer alan açıklamadan Ahmet Şükrü Bey'in sesine
kaydı, programın ilerleyen haberi olmaması çok zor: aşina olmaları gerekirdi.
dakikalarında "umumi arzu "31 vakası üzerine Selanik'te Herşey bir yana, Türk
üzerine" bir defa daha dinle- içtima edip İstanbul üzerine müzik tarihinde fonograf,
tildikten sonra, belki ekranına hareket eden orduya hitaben gramofon ve taş plak konu-
düşen bir mail'den esinle- Mahmud Şevket Paşa tarafın­ sunda yazılmış en önemli eser
nerek; belki de 22-23 Nisan dan irad edilen a.teşın nutuk. .. kabul edilen, Cemal Ünlü'ye
1909 tarihinde, Yeşilköy'de, Şükrü Bey tarafından." ait Git Zaman Gel Zaman adlı
.A;.)L.- ":, ;;,,1 ....,.~_ ~i J j i JI
açıkhavada, fonograftan taş Ahmet Şükrü'nün yine
J,

.:.(.... ..:. ..ı .:u\ J J~l::..\ "':" J .4,' eç?,,", eserde de (sayfa 160-162) bu
\.:.~ ,;5:;:. ':>Jı' ~\i..;' "'J~J\ ,j..ı..\ plaka geçirilmiş bir kaydın aynı yıllarda ve yine kendi konudan etraflı ve ayrıntılı
Jl.>i .:,..:.i l .j~-'!.\ .>IJ ,1 .j.w).
~ 4). & , '; ; :
nasıl bu kadar temiz oldu- sesiyle, dramatize ederek oku- olarak söz edilmişti .

asi m Ozan Kütah- hışırca yazı bir şeydir; onun lerine bağlayan fanteziler bile
~ v.:ııh..,.t kimi vauırlann da
yalı, 1895 yılındaki ölümüne kadar var günümüzde; Kütahyalı he-
_ i ._ .... ........ " ... "

Taraf gazete-
sinde "Özgürlüğün katettiği mesafe bambaşka bir veslendiği kadar ileri gideme- H istory of the Treatment ofthe
çarpıntısı" adlı şey. Bunun bırakın emperya- miş yani! Kendisi zaten sadece natives by the Europeam in all
köşesinde, "Batı-dışı dünya lizme arka çıkmak, sömürge Marx'ın "emperyalizm" sözünü their colonies (Sömürgeleştirme
hakkında Marx ve Engels'in halkları ile bile uzaktan- hangi anlamda kullandığını ve Hıristiyanlık. Avrupalıları
düşünceleri bütünüyle em- yakından bir ilgisi yoktur. bilse çok şaşardı. Bugünkün- Tüm Sömürgelerinde Yerlile-
peryalist nitelikteydi" diyor. Engels Güney SlavIarının den çok farklı, "kendi ağalığını re Nasıl Muamele Ettiğinin
Buna mesnet olarak da çeşitli da Osmanlı Devleti'nden dayatmak" mealinde, ekono- Anlaşılır Hikayesi) kitabından
alıntılar vermiş . Aynı yöntemle kopmasına gittikçe sertleşerek mik içeriği marjinal bir tanım­ yaptığı alıntılara, sömürge vah-
yapılan "seçme ce alıntılar"la, karşı çıkmıştır. Engels'e göre dı bu. Marx'ın, Kütahyalı'nın şetinin en iğrenç örneklerini
ünlü ikilinin Komünist bu durum Ruslara İstanbul'un da -canı isterse- anlayabileceği de ekler. Kimse Kütahyalı'dan
Manifesto'sunu da sadece bur- kapılarını açacaktı (MEW 34: başeserinin Almanca orijinali- 43 ciltlik MEW veya u~~suz
juva düzenini övmek amacıyla 235). Bu da devrim hayalleri- nin 779. sayfasında "kolonyal bucaksız MEGA ilc ömür
kaleme aldıkları kanıtlanabilir. nin sonu demekti. sistem", "en kaba güç"le eşan ­ tüketmesini beklemiyor da
Engels'in, Emir Bu edilen laflara bakarak ı. lamlı kullanılır. Marx burada asgari bilgiye bile ulaşılamayan
Abdülkadir'in Fransızlara Dünya Savaşı'nın patlamasını William Howitt'in Coloniza- yerde laf ederken bir mülaha-
yenilmesinden sonra yazdığı Marx ve Engels'in düşünce- tion and Christianity. A popular zat hanesi bırakmak lazım.

16 NTV TARiH HAZiRAN 2009


......... ,.... ....................... ............... ·················· · ·tle tercüman ihaneti············································
YALAN YANLıŞ
görev verdi~i,Ermeni tercümanların, kritik bilgileri saklayarak Tür
bıraktığı ve buyuk kayıplar~rmesine neden oldu~u ortaya çıktı.
Çanakkale'den
A 6/)'N I Nln' ,A~'idırıOOe
duroılmm bir klJLml. 1\Q'e'~ M

"'marn ma
thieS\V1l,anruıi<OO1ipı!n
}ıı.k mınm nı•.ıı) ijoelıit okfutı.ınıı
t.r1.I\)'a(1lWd'KortogıWII'Ii~irıin
gaz ve toz
}'IJnl'I:lC'Iııı:ıın ı vaı-ırıKrn>lillç~Jı1lııı.y,
AUD Mus/ı.lll1.lrılal ij,rtııtı Lo' A'W'b şubes Star gazetesin in pazar ekinin
!it K.!ibnJYil·,~l klııııı bpb,ırııu 1ı;ı1;ırr....ıt61
lUJ'kla (I'Jn'Url ,.takJa~ Wlt!1ıledijtı " K,'Yı' Ş
hito:rı ııı Arım:,' mw.ımımıınırkleı1n sm.-ii:i
"bilim" s ayfa s ında normalde
rakıkahrnıruırıhkJıı.rmııı nlıutı , Kın-li 'ı.br,iıt
mmnık.'fil.ıeı I'Urko.>kmeriıı ınwl\,'\Jk'f'l)io:'
JıaıLlt:ir lll1lyumruklıırt)Ja1,'iııJi"skırlftilLl
spor ya z ı ları yazan Ali Sami
Rrtanıkçenbtri}'arılıı",lbıı.şıuıJcınıjf.ıded~

KOREtl KOMUTAN DA mtr ETTI AlkıŞ, ingiliz Kemal adıyla


arihsel düşmanımız" "ordusunu"

"
nJ R" a~rn-nkım'lfnınKorttt",l
ıtıll~tıi)lTIr'meı!:Irıdı;1-LdWıo,.'Amo:'I'1lU\ll(ınlıKı bilinen Ahmet Esat Tom ruk'u
Ermeniler, bilindiği (tugayını m' n'Jlırkçt!:ilı!nLrmcl1I!tc'rcUnııır.lıır ruııugul
lıiilj~. Hırlc mlu$I,Uıu I\.ın'i'· hIW"n ~nJ
Çanakkale'de, ANZAC'lara
nı\ırrtl~lıehr.. lııRl'ın-vl'emekhb~Vffiıı! "

gibi her fırsatta bizi demek isti- karşı s avaştı rmış. Bu kadarla
bitirmeye uğraşır. yor) Kore'ye taşıyan geminin Ancak, ı. Bu yazışma veya da kalmıyor. Ahmet Esat ingiliz
G eçen ay Star gazetesinde mürettebatından bir emekli telsiz konuşmalarında, Ermeni subay üniforması giyip düşman
yayımlanan bir haberin başlığı : binbaşı. Koreli bir albay da bu tercümanlarla herhangi bir cephesine geçiyor; ingilizcesinin
"Kore'de tercüman ihane- bilgiyi teyit etmiş. Türkçe iletişim kaydı yoktur. mükemmelliğinden dolayı kim se

ti" . Alt başlık: "Kore Savaşı Haberde hiç adı geç- 2. Türk tugayında oldukça ondan şüphelenmiyor ve silah-
sırasında Amerikalıların görev memesine rağmen, 1. Türk iyi düzeyde İngilizce bilen mühimmat ne varsa toplayıp
bizim tarafa getiriyor. Bitmedi.
verdiği Ermeni tercümanların, Tugayı'nın 1950 Kasım subaylar vardır.
Bunu savaş sırasında birkaç
kritik bilgileri saklayarak Türk sonundaki Kunu-ri muha- 3. Amerikan ordusundaki
kez tekrarlıyor. Son seferinde
birliğinin cephede savunmasız rebelerinden söz edildiği "Ermeni tercümanlar"a dair de tüm düşman ceph anesini
kalmasına ve büyük kayıp- belli oluyor. Gerçekten de bir belge ortaya konmamıştır. havaya uçuruyor.
lar vermesine neden olduğu bu muharebeler esnasında, H aberde ayrıca Türk Çanakkale konu sundaki
ortaya çıktı" (Türkçesini Amerikan 8. Ordusu'na bağlı birliklerinden 256 kişinin uydurma literatür bizde çok ileri
biz düzelttik). Habere göre, 2. Tümen birlikleri, büyük bir esir düştüğü belirtiliyor ki bu ama, bu kadarı görülmemi şti.
t ngilizce sıkıntısı çeken Türk karşı saldırı başlatan Çin kuv- da doğru değiL. Kayıp sayısı ingiliz Kemal , Çanakkale
sub aylarıyla sağlıklı irtibat vetleri önünde geri çekilirken; 201'dir ve bunların büyük muharebelerine katılmı ş mı
için, Amerikalılar Türkçe bilen düşmana çok daha yakın bir kısmının muharebede şehit bilmiyoruz ama, anl a tıl a n olayın
gerçekleşmesi mantıken ve
E rmeni tercümanlar tutmuşlar. bölgede konuşlanmış Türk olduğu, daha sonra esirler ara-
fiilen imkansı z .
Kaynak, L os Angeles'ta tugayına gereken hayati bil- sında olmamalarından dolayı
d" zenlenen bir anma top- gileri vermemiş, hatta zaman kesindir. ZORBULMACA
lantısında konuşan ve Türk zaman yanlış bilgi vermişti. 1. Türk Tugayı Kunu-ri'de,
Amerikan komuta kade-
me sinin son derece pasif ve
tugayı kaderine terk eden
tutumuna karşın, Tuğgeneral
Tahsin Yazıcı'nın inisiyatif
alan sevk ve idaresiyle, subay
~. .i
la 1· 1522'de Kanııni'nin Saint·jean şövalyelerinin
ve askerlerin fedakarlıkları e: korsaıılıkJarına son vermek için adaya düzenlediği
'n denız ve hava harekatı, 2· Tasdik etmek, tasdikle.
sayesinde hem tamamen 12 rnek... B~ru sesi, 3- Antalya'da Türkiye'nin en bÜ.
1 ,. ,J .......- '*:..: V.l ..1. . L~ _ ~ _ A T~ı _~ _ J...
imha olmaktan kurtuldu
hem de Amerikan zayiatının
çok daha yüksek bir seviyeye GUGUKDEÖİL
çıkmasına engel oldu. H al
böyleyken "Ermeni tercüman" Sami Selçuk'a
masallarını yaymak ve yayın­ selam olsun
lamak, hem Ermenilere hem Beccaria'mn in sanlı ğa Bildirisi
Türk askerine saygısızlık. adlı kı s a ve öz çalışmasında

Bravo Tempo Daha fazla bilgi ve


belge isteyenler, Kunu-ri
başarıy ı yakalayan Yarg ıtay
onursal başkanı Sami Selçuk,
empo dergisi geçen ayki sayısında, hakikaten çok cehenneminden sağ çıkan Star gazetesinde zevkle
okunan diziye (dergi yayına
güzel bir ek verdi. "İlk Kez Yayımlanan Fotoğraflarla Bahtiyar Yalta'nın Türk Tarih
verilene kadar) devam ediyor;
Kurtuluş Destanı", içindeki fotoğrafların kaynağı Kurumu'nca dört sene önce
"Dreyfus Olayı " ülkemizde
belirtilmemiş ve resimaltlarında bilgiden çok belagat1i yayımlanan ve tüm operas-
100. yılında bile özgün bir
ve heyecanlı cümleler olsa da, kesinlikle kütüphanelerde yer yonel ayrıntıların neredeyse incelemeye layık görülmemişti.
alması gereken bir albümdü. 113. sayfada esir Yunan Başkomu­ saat saat anlatıldığı, son derece Selçuk'un gazete sütunlarında
tanı Trikupis'in yanında, tam ortada oturan ve "bir Türk subayı" özenli Kunuri Muharebeleri ve başladığı çalı ş mayı monografi
olarak anılan kişiyi merak ettik. Cevap: Yanılma payıyla 4. Geri Çekilmeler adlı kitabını haline getirerek bu gediği
Kolordu Komutanı Albay Kemaleddin Sami (Gökçen). okuyabilirler. dolduracağını umuyoruz.

NTV TARiH HAZiRAN 2009 17


Haber / Anılarına saygı
Türkiye'nin çeşitli şehirlerinde tornacılık, dökmecilik de
yapan Oğuz ' u, işçilerle birlikte gösteren fotoğrafları, Em ile
Zola'nın Germina/ kitabındaki bölümleri hatırlatıyor.


BURHAN OGUZ (1919-2009)

Yüksek tarih
mühendisi
Mühendislik öğrenimi
gördü, üniversite
hocalığı yaptı; "Türkiye Halkının
Kültür Kökenleri" adlı çalışmasıyla
tanındı. Mektepli değildi ama, kültür
tarihçiliğimizin en önemli isimlerindendi.

MAsİs KÜRKÇÜGİL yandan da "Turancı olmakla birlikte ke- Partisi'ne katılır ama, aralık ayında bütün
.. ..... ... . ...... .. . . ........ .. .
sinlikle ırkçı değildi" dediği Nuri Paşa'nın sol parti ve sendikalar hükümetçe kapatı­
(Enver Paşa'nın kardeşi Nuri Killigil)
B
abası
subayolan Burhan Oğuz, lır. Böylece Burhan Oğuz'un aktif siyaset
varlıklı
bir ailen~n çocuğu olarak 1 Zeytinburnu'ndaki silah fabrikasında Çalı­ hayatı sona erer. Askerlik dönüşü, meslek
Mart 1919'da Istanbul'da doğdu. şır. Nuri Paşa, 2. Dünya Savaşı karanlığında hayatını 1963'e kadar Anadolu'da sürdürür.
Aile dostları ve akrabaları dönemin önde eski hülyalarının peşinde koşarken bir yan- Hakkari, Muş, Bitlis, Siirt... Askere gidene
gelen siyasetçileri, aydınlarıdır. dan da orduya silah satmaktadır. kadar Eskişehir'den başka bir kent görme-
Çocukluğunda Kandilli'deki yalıla­ Koşullar öylesine güvencesizdir ki miş olan Burhan Oğuz, artık Anadolu'n n
rında yapılan toplantılara Serteller, Cami Nuri Paşa'nın kendisi de 1949'daki Sütlü- en ücra köşelerinde hem çalışır hem de
Bey (Baykut), Sakallı Celal, İlhan Şevket, ce Faciası'nda işçilerle birlikte havaya uçar. elinde fotoğraf makinası, ilerde onu "kültür
Mehmet Akif'in damadı Muhiddin Akçor, Amcası Halil Paşa "bu ailenin kaderi; hiç- tarihçisi" olarak tanımamıza yol açacak bil-
üniversite hocaları, devrin önemli aydınları, birinin mezarı yok" diye dövünürmüş. "O gileri toplar.
örneğin İbnülemin Mahmut Kemal (İnal) ailenin narına yanmış milyonlarca gencin Bu dönemde proje mühendisi, şantiye
Beyler gelirlermiş. Yahya Kemal ise uzaktan hangisinin mezarı var ki" diye sorar Oğuz. şefi, küçük hidroelektrik santrallerinin ku-
bir akrabası. 1943 sonlarında Hasköy caddesinde bir rulması gibi bir dizi işte elektrik mühendisi
Beş yaşındayken babası vefat eder. An- tornacı dükkanı açarak kendi hesabına iş ku- olarak çalışır. Sonraki yıllarda, emekli olana
nesi birkaç yıl sonra, eşinin yakın arkadaşı, rar. İşçilerle çektirdiği bir fotoğrafa "Resmi kadar (1993) bir dizi şirketin kuruluşun­
İttihatçıların bileği kuvvetli ünlü Yenibah- gören yabancı dostlarım bunu Germinal'e da ve koordinasyonunda
çeli Şükrü Bey ile evlenir. Burhan Bey'in benzetiyordu" diye not düşer. görevalır; 1979-84 yıl­
soyadı, Yenibahçeli Şükrü'nün Kuvayı Mil- Burhan Oğuz'u siyasete, işçilerinden larında çeşitli üniver-
liye dönemindeki müstear isminden alınır: biri, tornacı Süleyman davet eder. 1946'da sitelerde yüksek lisans
Oğuz. kurulan Esat Adil'in Türkiye Sosyalist dersleri verir. •
Cumhuriydin kuruluş yılları ve "ilk he-
saplaşmalar" konusunda Atatürk'ün yakın
çevresinin dışında kalmış olanların haletiru-
hiyesini yakından izler. Ama Florya'daki ev- • Yaşadıklarim Dinlediklerim
lerini Atatürk'ün de ziyaret etmişliği vardır; • Türkiye Halkımn Kültür Kökenleri
henüz lise çağında olan Burhan Oğuz'la dil (5 cilt, 7 kitap)
meseleleri üzerine konuşmaları da anılarda • Türk ve Yahudi Kültürlerine
yer alır. Bir Mukayeseli Bakış
Burhan Oğuz, ilk ve orta öğrenimini • Mezartaştnda Simgeleşen inançlar
College Sainte-Jeanne d'Arc'ta tamamla- • Bizans 'tan Günümüze istanbul Suları
dıktan sonra, Saint Benoit Lisesini bitirir. • Düşündüklerim Yazdıklarım
Teknik Üniversite'ye girdiği yıllarda, bir
18 NTV TARiH HAZiRAN 2009
Geçmişi Yorumlamak,
Bugünü Anlamak için ...

Osmanlı'nın kendince geliştirdi~i 'laiklik' nasıl


uygulanıyordu? Tanzimalla ortaya çıkan yeni TiMAS kitaplı~ının 2 bininci kitabı, edebiyat ve Türkiye'nin demokrasi yolculuğu n da azığı olan
'dini liderler kuşağı', Cumhuriyet felsefe dünyamızın verimli kalemi Hilmi Yavuz'dan! din, ırk, devlet, ulus, modernleşme ve gelenek
Türkiyesi'ndeki moderniteye nasıl etki etti? yavuz; Türk Müslümanlığı, islam ve Demokrasi, gibi kavramlar, usta tarihçi Kemal Karpa!'ın
Usta tarihçi Kemal Karpat, Türk demok rasi ıslamiyet Düşmanı Edebi Muahafazakarlar tanımlarıyla yeniden anlam kazanıyor. Karpat,
ta rihinin toplumsal arka planını anlatıyor, Siir ve Ruhaniyet gibi konularda geniş birikimini gündelik söylemlerin eskitip bozduğu anlam
damıtarak okura sunuyor. haritalarını Osmanlı'ya dönerek arıtıyor.

Meşrutiyetten Cumhuriyete geçi şi bir de Nihal Atsız'ın manevı oğlu addedilen Altan
Mevlana'nın torunundan dinleyin, Ve led Deliorman, kültür tarihinden portreler
Çeleb i izbudak, postnişinlikte bulundu, sunuyor, Cemal Kutay'dan Ahmet Kabaklı'ya,
cumhuriyetle birlikte yirmi yıl milletvekilliği Ziyad Ebuzziya'dan Ayhan Songar'a on iki
yaptı. Saray, tarikat, meclis üçgenin in sıra değerli isim, Deliorman'ın nefis Türkçesi ve
dışı şahidinin hatıraları bu kitapta. akıcı üslubuyla ...
22 NTV TARiH HAZiRAN 2009 -
NTV TARiH HAZiRAN''!OO9 23
BABALAR GÜNÜ

Bir babanın kızına


işlediği mektuplar

i
i
i
~.
,<1 - T~ !'.id,
Ce.bec.-' - An.f'«r""
/'
.Yüz yıllık ve fa borcu

H yıl hazıra
er
' n ayının u.. çu" ncü pazar
.. .. kutlanan Babalar
gunu 'larak kutlanışının
Günü'nün,

yak-
dünyada resmı o, , 'var, Bu özel
ıllık bır mazısı
laşık ayrı göruş
,
doksan y la il ili iki
günün ortaya çıkışıy g lar bu günün
B i araştırmacı
mevcuİ. az'dan berı, kutlandığını söyle-
antik Roma bazıları Babalar
yip tarih belirtmezk~kn,ı Sonoro Sm at
"
Günü fikrının
Amerı aı
' h Bruce Oodd
Oodd ile erkek kar~~şı Jo rt:ya atıldığını
tarafından şlerin babaları,
100 yıl once o
d
D dd kar e
savunuyor, o .. k ba go" stererek
altı çocugunu ,y, i Kardeşler, ba-
- bü u ça

kendi başına yetı~t~r~ ş, kadar büyük


balarının ken i _ hissetmişler ve
d'lerı ıçın ne

bir fedakarlık yaptıgını, , b' Babalar


Anneler Gunu .... gıbı , ır
aynı
.. .. tesis etmek ıste Ş
, mi ler,
.. ..
Gunu ' babalarının
dog-um gunu
Oodd lar G .. nu.... ilan
~~~ıran çapında
' 'ın "Babalar u
olan 5 09'da eyalet
edilmesı ıçın 19 B b lar Günü ilk
çalışmalara
başlar a a
, n 1'91 O'da Washington
defa 19 Hazıra
' , Spokane en
k tinde kutlanır ve
eyaletının
o tarihten sonra da ABO'nin diğer eya-

letlerine yayılır,,.. resmileşmesi


'desteklediğini açık-
Günu'nun
Babalar ,, '
1924'te bu gırışımı C i 'ın Coolidge'le
layan AB
D B şkanı av
a '" başkanı
başladı. ayının
1966'da donemın
iI haziran
Lyndon JOhnson:, h,~r "Yn Babalar Günü
üçüncü pazar gununu bir bil-
g- ını açık l ayan
olarak kUtlanaca " 'e Babalar
dirge yayımladı.
Türkıye de ıs
k yeni' 1980'le-
Günü'nün kutlanması ço ,

rin sonuna doğru .. , "


b' 'm gibi haziran
Günü'nu ızı
Babalar
" "ncü pazar gu.. nü kutlayan ül-
ayının uçu , k m ülke ise ha-
-unlukta, Bır ısı
kıı
"
keler çog _ i olmak uzere,
t muz agır i
ziran ve em
- ustos arasın
daki
, ,
değışık
şubat ıle
' "
ag i bu özel günu , •
günlerde kutlamakta ar

R. Sertaç Kayserilioğlu

NTV TARiH HAZiRAN 2009 25


Eli kan, kılıcı kan,
sinesi uryan,
. . .. ""
'-'
cıgerı puryan
464 yıl boyunca Osmanlı Devleti'nin vurucu gücünü
oluşturdular. Roma lejyonerleriyle birlikte, tarihin yazdığı
en etkili piyade sınıfı olan Yeniçeriler; savaştaki
pervasız kahramanlıkları, barıştaki gündelik
zorbalıklarıyla imparatorluğun kaderini biçimledi.
İşte tarihi, adetleri, aletleri, isyanları ve günümüze
uzanan izleriyle bir zamanın efsane askeri.

NECDETSAKAOGLU Yaya askerlerinin beyaz börkünün

B ilecik ve Söğüt havalisinde


üstünlük kurmak için tekfur-
larla mücadele eden Osman
Gazi'nin (1299-1324) atlı
yaya Kayı yiğitlerinden savaş ­
daha sonra Yeniçerilere de giydirildiği
doğrudur ama, Candarlı Kara Halil'in,
Yeniçeri Ocağı'nın kuruluşundaki hizme-
ti, Murad Hüdavendigar zamanındadır.
Edirne'den Balkanlar'a doğru fetihlerin
genişlediği evrede, Orhanın oğlu Murad
çıları vardı. Bunlar kılıç çalar, ok atarlardı. Hüdavendigar'ın (1362-1389) Kara Rüs-
Ak Temür'ün Konya padişahından getirdi- tem ile Candarlı Kara Halil Paşa'nın uyarısı
ği sancakla davul, Osmanın hem beyliğinin üzerine, her beş tutsaktan birinin hazineye
hem askeri gücünün simgeleri olmuştu. alınması için "pençik oğlanları" kanunna-
Orhan Gazi ağabeyi ve veziri Alaed- mesi düzenlettiği Oruç Beğ Tarihi'nde ya-
din Bey'in uyarıları üzerine hutbe okutu- zılıdır.
rup sikke kestirmiş; askere ak, sivile kızıl Bunun ilk uygulaması Evranos Bey'e
börk giydirmişti. Yaya ve Müsellem birlik- ısmarlanmış ve akın ganimetlerinden
leri kurduğu konusunda Aşıkpaşazade'den 25 akçede beş akçe, beş tutsaktan da
Bostanzade Yahya'ya, Cevad ve Mahmud birinin alınması emredilmiş. Devşirilen
Şevket paşalara kadar, şehnameciler, tarih oğlanların, Türkçeyi, Türk-İslam adetlerini
yazıcıları ağız birliği ettiklerinden ordu öğrenmeleri ıçın Anadolu'ya, köylü
kurucusu da sayılmıştır. Örneğin Katip ailelerinin hizmetine verilmeleri; bir iki
Çelebi Fezfeke'de "Orduda muhtelif sınıf­ yıllık bir uyum sürecinden geçtikten
ların beyaz, sarı ve siyah kalenseve giyerek sonra Gelibolu Ocağı'na yazılıp askerlik
birbirinden ayrılmasını Sultan Orhan em- eğitimi almaları işbu Pençik Kanunu ile
retti. Kardeşi Alaeddin'i vezir yapıp askeri başlamıştır.
çoğaltma işini ona ve Candarlı Kara Halil'e Buna göre, Türk yanına verilip çiftlikler-
danıştı. Kafır çocuklarının devşirilmesi de çalıştırılan, Türkçeyi ve Türk adetlerini
kararlaştırıldı. Devşirmeler yeniçeri adıyla öğrenen pençik oğlanları sefer zamanı
şöhret buldular" diyor. "kapuya getirilip ak börk giydirilip yaya ~
i
i

sof~ tezkiresi: Yeniçerinin nüfus kağıdı gü~ü~üze Ç~k az sayıda örneği ulaşmıştır. Mehmed oğlu
Ocaga katılan her nefer için Orta veya Bölük çorbacısı Salıh ın, Ocagın .~01.
Cemaat'ine katıldığını gösteren tezkirenin,
ta~af~ndan bu belge düzenlenir; geçerli olması için Çorbacı cemaat ustası Suleyman Ağa ile odabaşı Mahmut Ağa
Aga !Ie Aşçı-ustanın mühürleri ile onaylanırdı. Sofa tezkireleri tara~ı~~~~ 1822 veya takip eden dört sene içinde düzenlendiği
Ocagın kaldırılmasının ardından yakılarak imha edildiğinden ' ve turunun son örneklerinden biri olduğu anlaşılıyor.

NTV TARiH HAZiRAN 2009 27


- Roma lejyonerleri, Memluk1erin onlu d~­ OCAK-TEKKE BAGLANTıSı
zendeki köle ordusu gibi- örneklerden soz
MUSTAFA KEMAL
edilebilir mi? Kuşkusuz evet. Ama Türkçe
Börklü, serpuşlu "yeni" ve "çeri"den birleşik "yeniçeri"lik,
bir yeniçeri ağası askerlik tarihi açısından özgün bir yapıdır. Bektaşilik:
"Çeri"nin çağatay Lügatı'ndaki karşılıkları:

• smail Hakkı Kavalalı, Atatürk'ün


"çerik, diri, canlı, asker, ceyş, koşun, alman,
başıbozuk, nöker"dir. Başka eski sözlükler-
Yeniçerinin
İ Selanik Askeri Rüştiyesi'nden de benzer karşılıklar var.
arkadaşıdır. Atatürk'ün Sofya'da askeri Yeniçeri adıyla ünlenen askerlerin, Ka- inanç
ataşe olarak bulunduğu sırada börk pıkulu Ocakları denen daimi ve ücretli or-
serpuşlu yeniçeri kıyafeti ile çektirdiği dunun temel yaya sınıfını oluşturduğunu sığınağı
fotoğrafın hikayesini şöyle anlatır: "Harp öncelikle belirtmek gerekir. Yine Türkçe bir
bileşik olan "kapıkulu"nun "kapı"sı padişah
Okulu'ndan sonra onu Sofya'da yarbay Tarihi rivayetler bir yana,
rütbesi ile ataşemiliter olarak gördüm. sarayı, "kul"u da asker demekti. Dolayı­
sıyla Kapıkulu Ocaklarının bütün sınıfları devşirme kökenli askerler,
Ben o zamanlar Bulgar Sorbanyası'nda
(Meclisinde) milletvekili idim . Dört
doğrudan padişaha bağlı, barışta ve savaşta sonradan olma Müslümanlıklarını
Osmanoğullarının güvenliğinden sorum-
arkadaşımla Bulgaristan'daki Türkleri Bektaşiliğe bağlılıkla
temsil ediyorduk. Kendisiyle hemen
luydular. Buna koşut, Osmanlı eyalet vali-
leri ve sancakbeyleri de "kapı halkı" denen sürdürebilmişlerdir .
her zaman konuşur, dertleşirdik. Bir
kendi güvenlik birliklerini oluştururlardı. L _ ..
gün gene Mustafa Kemal'le birlikteydik.
Yeniçeriler (yayalar) ve Sipahiler (adı­
Bulgarların düzenlediği bir kostümlü
lar) olmak üzere iki ana sınıftı. Bu sınıflar
baloya, yabancı devlet temsilcilerini
da ocak denen uzmanlık bölüklerine ayrıl­ lar adını alacak olan İstanbul'daki ilk kışla­
de milli giysiyle davet eder bir mektup
mıştı. Yaya sınıfları oluşturan Ocaklar: Ye- ları, Ttirklerin Vezneciler dediği bu semtte
geldi. Hiç unutmam, birdenbire gözleri
niçeriler, Acemi Oğlanları, Cebeciler, Top- yapılmıştı. 1400'lerin sonlarında Yeniçeri
parladı, bana döndü ve 'ı smail sen
çular, Top Arabacıları, Humbaracılar'dı. Bir Ocağı Aksaray'daki Yeni Odalar denen bü-
Bulgar treninde parasız gezebiliyorsun. de Sakalar Ocağı vardı. yük kışlaya taşınınca, Vezneciler'deki Eski
istanbul'a git. Bana bir yeniçeri ağası Odalar'da Acemi Oğlanı Ocağı kuruldu.
kostümü getir' İlk kışla Vezneciler'deydi İstanbul'da devşirme oğlanların eğitim
dedi. Bir de Kapıkulu sipahileri her ne kadar devşirme ve talimine tahsis edilen Eski Odalar, üç ka-
Enver Paşa'ya ve tutsak kökenli olsalar da Yeniçerilerden pılı,47 ocaklı 31 odalı (koğuşlu) olup odalar
hitap eder bir farklı konumda ve daha saygındılar. Ama Kışla meydanının iki tarafında sıralıydı. 55
mektup yazdı. İstanbul'daki etkinlikleri fazla değildi. Bu- kerevet, 21 çardak, bir tekke, Orta Mescidi,
istanbul'a nun nedeni, at besledikleri için bir kısmının hamamı ve ahırlar vardı. Acemi Ocağı'na
geldim, d e diği İstanbul kırsalında; çoğu bölüklerinin de IV. Murad (1623-1640) zamanına kadar
kostümü aldım Trakya ve Marmara yörelerindeki otlaklar- devşirmeler alınıyor; zeki, yetenekli olanlar
ve döndüm. da bulunmalarıydı. Saray Enderunu'ndaki Odalara aday yetiş­
Baloya Oysa Yeniçerilerin çoğunluğu ve bü- tirilmek üzere Galata ve İbrahim Paşa sa-
beraber gittik. yük kışlaları İstanbUı'daydı. Kent 1466'da rayları Ocaklarına kabul ediliyordu.
resmen payitaht olunca, Yeniçeri Orta- Kapıkulu ve diğer Ocaklara aday yetiş­
Bu giysiyle
larının büyük bir bölümü de Edirne'den tiren talimhane konumundaki bu Ocak, 59
bütün bakışları
Vezneciler'de yapılan kışlaya taşındı. Edir- Orta (bölük) olup yeniçeri ağasına. bağlı,
kendine
ne Odaları' ndaki kimi Yeniçeri bölükleri ise asıl amirleri de Istanbul ağasıydı. Ikincil
çekiyordu ... "
II. Mustafa (1695-1703) dönemine değin amirleri Çorbacı, Meydan Kethüdası ve
varlığını korumuştur. Sonradan Eski Oda- Kapıcı idi. Mevcutları 1560'larda 7.745'e

Kazan kaldırma, 4 Mayıs 1481 24 Nisan 1512 2 Nisan 1589 1 Nisan 1600
Başlar mızrakta Yavuz'un cülusu Ulufe isyanı Sipahi terörü
ayaklanma Düşük ayarlı akçe
Fatih'in ölümünü ii. Bayezid'in Sipahiler, düşük ayarlı
ve zorbalık gizleyerek Cem'in tahta şehzadeleri arasındaki ulufe akçesi yüzünden yüzünden eyleme
kronolojisi geçmesini amaçlayan taht mücadelesinde Divan-ı Hümayun'u geçen sipahiler, sarayın
1446'da Edirne'de Buçuktepe eylemiyle bastılar. Beylerbeyi rüşvet işlerini çevirdiği
Veziriazam Karamani Yavuz Selim'i
II. Mehmed'i Manisa'ya gönderip babası
Mehmed Paşa ' yı desteklediler; ii. Mehmed Paşa ile iddia edilen Yahudi
II. Murad'ı 2. kez tahta oturtan
katleden Yeniçeriler Bayezid'i tahttan Defterdar Mahmud kadın Ester Kira ' yı
Yeniçerilerin son ayaklanma girişimleri
başını mızrağa geçirip çekilmeye zorladılar, Efendi iii. Murad'ın parçaladılar. Oğulları da
1826'daydı ve Ocaklannın söndürülmesi,
kendilerinin de imhasıyla sonuçlandı. istanbul'da dolaştırdılar, Yavuz padişah oldu, fermanıyla idam edildi. idam edildi.
30 NTV TARiH HAZiRAN 2009
Seyyid Mehmed'le kimi inanç bozguncuların ı n,
Y
eniçeriıerin Bektaşiliğe bağ lı lığı, Ocak-
Iılara "nife-i Bektaşiye, subaylarına kötü ruhlar gibi Yeniçerileri etkilediklerini; daha
"Ağayan-ı Bektaşiyan" denilmesi çok sonra ları bir Bektaşi babasının Yeni Odalar'da
sonraki yakıştırmal ardır. Masal şudur: Orhan 94. Orta kışlasına oturduğunu; Hacı Bektaş'ta
Gazi, Suluca Kara Öyüğü'nde oturan Hacı post değişikliği olduğunda da yeni babanın
Bektaş Veli'den, kurduğu ordunun başarısı istanbul'a Ağa Kapıs ı 'na geldiğin i , kendi tacın ı
içi n dua etmesini ve bir ad koymas ını dilemiş . (sarığını) yeniçeri ağasının başına koyduğunu;
O da dua ederken bir askerin başına koyduğu Paşakapıs ı 'nda ferace giydirilen baban ı n, Hacı
cübbesinin yeni arkaya doğru sarkm ı ş . Duasını Bektaş'a dönünceye değin Yeniçerilerce konuk
"Adı yeni çeri olsun! Hak yüzlerini ak, pazuların ı edildiğini yazıyor.

güçlü, kılıçların ı keskin, oklarını öldürücü, kılsın" Devşirme kökenli Yeniçerilerin yaşam
diyerek bitirmiş. Hacı Bektaş, Orhan Gazi'den koşulları ve savaşç ı ruhları dikkate
ve Yen i çeriliğ i n ortaya çı k ı şından yüzyıl önceki alınd ı ğında , şer'i kurallara uyma ları
bir kim lik. Aş ı kpaşazade ve öteki ilk Osmanlı zor olduğundan, Müslüman lı klarını
tarihçileri bu öyküye ve Yeniçerilerin Bekta- Bektaşiliğe bağlılıkla sürdürebiimiş
şiliğe bağlı lı ğına değinmiyorlar. Cevad Paşa, olma l arı doğaldır.

Murad Hüdavendigar zamanın ı n bir şeyhi olan Necdet Sakaoğlu

ulaşmışken o yüzyılın sonunda 2.375'e, tutarlardı.Bunlara "taslakçı" denirdi.


1706 yılında L.860'a düşmüştü . Son evrede askerlikle ilgileri kalma-
Acemiler, talim dışında odun gemile- yan ve Acemi yerine "Şadi" denen bu
rinde, buz ve at kayıklarında, mir! inşaat­ gençler, İstanbul ağasının idaresinde
larda çalıştırılırlardı. Acemilere künye def- saraylara odun taşırlardı.
terlerindeki kayıtlarına göre ulufe ödendiği Yeniçeri Ocağı'nın ünlü kışla­
gibi yılda iki kat giysi, odalarına sermeleri ları Aksaray Ahmediye'de, Tekke
için de hasır verilirdi. Yemeklerini kendi- Meydanı ya da Etmeydanı denen
leri pişirirlerdi. Yedi yıl süren acemilik dö- çok geniş bir toplanma alanı da
neminde her türlü zorluğa dayanıklı, silah olan Yeni Odalar'dı. Belgeler, bu
kullanabilir, itaatkar duruma getirilmiş; ahşap ağırlıklı yapı topluluğun­
Türkçeyi ve İslamiyet'i öğrenmiş olarak Ye- da, Yeniçeri bölükleri efradının
niçeri ve diğer Ocak ve Ortalara çıkarlardı. barındığı 368 ocaklı oda, 130
17. yüzyıl ortalarına doğru Devşirme çardak, 69 ocaklı kerevet, 90
Kanunu uygulanamaz duruma gelince, talimhane, 20 köşk, bir orta
Acemi Ocağı da bir bakıma battala çıktı. camii ile 4 tekke ve 158
Buraya, Ocak emeklisi Yeniçerilerin, Kapı­ ahır bulunduğunu gösteri-
kulu süvarilerinin kuloğlu denen çocukla- yor. Koğuşlarda, subayla-
rı, mülazım (aday) denen köylü çocukları ra mahsus çardaklardan
alınmaya başlandı. Bu ikinci evrede Ocak, ayrıca mutfaklar, kilerler
giderek işlevini öylesine yitirdi ki, kimileri vardı. Her Oda kapısı ­
bıçkın Yeniçerilere adeta kölelik eder oldu- nın önünde, üzerinde
lar. Şurada burada dolaşır; çarşıda pazarda iş odalbölük nişanı ~
'Aşk ile diyelim bir Allah'
en i çeri ıerin törenlerde ve bir işe girişmeden önce okudukları
Y Türkçe duaya "gülbank" denirdi. Tasavvufta da Bektaş i tekke-
çekilmesi adetti. Gülbank kim i kaynaklara göre Yeniçeri kışla l arın ı n
avlusunda bulunan, bazı kaynaklarda ise k ı ş l a n ın kapıs ı nın açı l dığ ı
lerinde ve Mevlevi dergahla rı nda da gülbank okunurdu. Metni, gür meydana yerleştirilen gülbank taş ı nın üzerine ç ıkılarak çekilirdi. Her
sesli bir yeniçerini n oku m as ı na "gülbank çekmek" denirdi. törenin ayrı bir gülbank ı vardı ve o devirde tahtta hangi padişah
Her sabah Bölük ve Ortalarda et dağıt ı mı yap ıl madan önce; tahta varsa onun adına okunurdu. Elimizde bulunan yeniçeri gülban kla rı n ­
geçen padişah ı n cülus bahşişi dağıtmasında; yı l da dört defa ulufe dan, 24 sene tahtta ka lan Sultan i. Mahmud dönemi (1730-1754) ait
dağ ı tıld ı ğında ve sefere çık ıl madan önce kışl adan ay rılı rken gülbank birinin tam metni günümüz Tü rkçesiyle şöyled i r:

"Allah Allah illailah, kuvvetli ve büyük, gizleyenlerin yardımcısı, gecelerin


ve gündüzlerin yaratıcısı, sonsuz olan, ululuk ve kerem sahibi Allah 'tn
birliğine; perişan olası düşmanın kör olması için Allah birdir diye dua edelim.
Mutlu, halka şefkatli, fakir olanlara acı ma ve yardım hissi besleyen Sultan
oğlu Sultan olan Sultan Mahmud Han hazretlerinin tahtta olduğu şu kutsal
zamanda aşk ve tutku ile Allah birdir diye dua edelim. Öncesi Kur'an sonrası
Kur'an ki göklerden indiriimiş iyi ile kölünün farkInt gösteren kutsal kitaptır.
Eli kan, kılıcı kan, göğsü çıplak, ciğeri yanık Muhammed dini aşktna, şehit
ve gazi olanlar aşkına diyelim bir Allah. Öncesi gaza, yardım Allahtan,
kuvvet peygamberlerden; destek peygamberlerin b üyüğü ve sultant, Allahın
peygamberi ve sevglisinden. 0 , ahirette de koruyucumuz olan, Ebikasım
Muhammed Mustafa'dır. Ona saygımızla da aşkla, içtenlikle Allah birdir
diyelim. Ve bülÜn ulular, zamantn bekçileri olan Oçler'e Yediler'e Kırklar'a
Muhammed Gülbenki ve peygamber nuru olsun. Evliyantn en ulusu Ali
pirimiz Sultan Hacı Bektaş Veli, erenler
evliyalar, gerçekler için aşk ile içtenlikle hu
diyelim hu."

(alarnet) kazılı bir mermer sütun dikiliydi. ler (Cemaat), 61'i Bölüklüler (Ağa Bölük- hüdası, Zağarcı­
Padişah gelenek uyarınca ı. Ağa Bölüğüne leri), 34'ü Sekbanlar (Seymenler) idi. Her başı, Turnacıba-
mensup sayıldığından, bu bölüğün kışla­ Ortanın kimi ayrıcalığı, üstünlüğü ya da şı, Muhzır Ağa,
sında bir Taht-ı Hümayun Odası ve içinde özelliği söz konusuydu. Kuruluş yıllarında Büyük ve Küçük
de taht kuruluydu. Sıkça yaşanan yangınlar bin dolayında olan Yeniçeri sayısı, Kanuni Hasekiler, Başça­
bazen Yeni Odalara da sirayet eder, yanan (1520-1566) döneminde 12 binde dondu- vuş, Kethüdayeri,
kışlalar yapılıncaya kadar bölük halkları rulmuştu. Bu hesapça 196 Ortadan her biri Yeniçeri Efendisi
Yenibahçe'de kurulan çadırlarda kalırlardı. 60-70 mevcutluydu. Yine 196 Ortanın ye- (Katip) idi. Orta
Orta mevcut1arındaki eksilmeler, Eski niçerileri arasından seçilenler, Korucu ola- komutanlarına ise
Odalar'dan ve Gelibolu Ocağı'ndan ge- rak İstanbul, Edirne ve Bursa saraylarının Çorbacı (Bölükbaşı)
len acemiliğini tamamlamış gençlerle ta- güvenliğiyle görevlendirilirlerdi. deniyor; ayrıca her
mamlanır; bu yetimler yazıldıkları odanın Ocağın komutanı yeniçeri ağası Ortanın, Odabaşı,
en kıdemsizi sayılırlardı. Saray Bostancı­ Süleymaniye'deki Ağa Kapısı'nda otururdu. Vekilharç, Bayrakdar,
larından ve Baltacılarından da yedi yılda Ağa Kapısı, Kum Meydanı denen bir avlu Başeski, Aşçı-usta
bir çıkma yöntemiyle Yeniçeriliğe geçenler ve talim alanı çevresinde köşkleri, harem denen subayları; Or-
olurdu. 16. yüzyılda Ocağın mevcudu,I 96 dairesi, ek yapıları olan bir saraydı. Ağadan talardan birkaçına
Orta (bölük) olup bunun 101'i Yaya Beğ- sonra gelen subaylar, Sekbanbaşı, Kul Ket- birden hizmet veren,
Hakkak Ser-cebeci, 1

Hakkı'nın
hakk ettiği
hakikat
"Muvaffakıyetim ancak Allah iledir" (Ve ma tevfiki illa billah) yazılı
mühürlerin çoğu l700'lerin meşhur ustası Hakkı tarafından yapılmış.

1. Yeniçerinin unvanı, bölük veya


GARO KÜRKMAN
cemaat remizi ve numarası bulunanlar,

Y eniçerilerin, kuruluşlarından
lağvedilmelerine kadar bağlı
oldukları bölük ve cemaatlerin
2. Sadece remiz bulunanlar,
3. Odabaşı, usta, alemdar gibi
görev belirtenler.
amblemIeriyle, bu amblemIere Bunların dışında kalan "ağa
bağlı numaraları belirtmeleri mühürleri" ise ötekilerden
gelenek olmuştur. Bölüklerin daha büyük ebatta, 39 mm
ve cemaatlerin çok çeşitli olup elips formundakilerin
işaretleri, yani "remiz" olarak ölçüsü 42 x 52 mmye ulaşır.
isimlendirilen amblemIeri Bunlardan 1721-1791 ara-
vardı. Bu remiz ve numaraları sında yapılanlarda herhangi bir
Kul Muhammed
Yeniçeri O c ağı'na ba ğlı 76. Cemaat'in sa nc ağı. ilk defa, Kont Luigi Fernando Ağa i Silahdar,
numara ve remize rastlanılma­
Marsigli tarafından 1732'de 1755. mış; ama silahdaran, sipahiyan
yayımlanan L'ttat Milita- gibi dergahlar belirtilmiştir. Bu
İmam, Zağarcı, Turnacı, Talimhaneci, So- ire de L'ernpire Ottornan (Osmanlı dönemde ağa mühürlerinin çoğu, dev-
lak gibi daha alt basamaklarda görevlileri İmparatorluğu'nun Askeri Durumu) rin meşhur hakkakı Hakkı tarafından
vardı. adlı eserde görürüz. Marsigli' nin hakk edilmiştir (kazınmıştır).
M eydan muharebelerinde merkezde kitabındaki "remiz"lerin bir kısmını
yer alan ve padişahı koruyan Yeniçeri- kendisinin gördüğünü ve bir kısmını
lerin, sefere gitmedikleri zamanlarda Et da çizdiğini; bulduğumuz mezar taşı
Meydanı'nda, Ok Meydanı'nda, Kum ve objeler üzerindeki remiz karşılaş­
Meydanı'nda ok ve tüfek talimi yapmaları tırmalarından anlıyoruz. Bunların bir
kanundu. Talimhane de atış ve spor ala- kısmı da -ki yayımladıklarının yarısın­
nıydı. Savaşlarda duruma göre eğri veya dan fazlası olduğunu diyebiliriz- tarif
düz yüzlü kılıç, ok-yay, fitilli tüfek, kürde üzerine çizilmiş veya çizdirilmiştir.
(kargı) , balta ve zemberek, savunma için de Bahsi geçen bölük ve cemaat
kalkan kullanırlardı. Koğuşlarda saz çal- remizlerinin bulunduğu yerlerden biri
mak, B ektaşi nefesleri okumak, cenk ma- Yeniçeri mühürleridir. Üzerindeki
s alları anlatmak Ocak adetlerindendi. çizimlere göre bunları şöyle sınıflan­
İlk zamanlar disiplin tamdı. Kuralla- dırmak mümkündür: e
Kul ibrahim, 1817. ol
ra uymayan yeniçeriye, yere yatırılıp ~ c.!l

28-29 Eylül 1730 25 Mayıs 1807 16 Kasım 1808 28 Şubat 1821 16 Haziran 1826: Vaka-i Hayriye
Patrona Halil Kabakçı Mustafa Orduya karşı Sona doğru Tüfekle talimi kabul etmeyip kazan
Patrona Halil'in yönettiği Nizam-ı Cedid Sekban-ı Cedid Ulufe Divanı için kaldıran Yeniçerilere karşı Sancak-ı Şerif
kanlıayaklanmada, yeniliğine karşı adıyla modern bir ayaklanan ve türlü çıkarılıp, halk kutsal bayrak altına çağrıldı.
Sadrazam Nevşehirli başlatılan eylemlerde, ordu kurulmasına rezaletler sergileyerek Boğazlar Muhafızı Hüseyin Paşa, Topçu
Damat ıbrahim Paşa ve ayaklanmacıların başı karşı çıkan ve saraya yönelen Karacehennem ıbrahim Ağa, Yeniodalar'ı
kimi vezirler boğdurulup Kabakçı Mustafa'nın Alemdar Mustafa Yeniçeriler, halktan topa tuttular. Yeniçerilerin çoğu öldürüldü,
cesetleri sürüklendi. terörü sonucunda ııı. Paşa'yı alaşağı suçsuz insanları kaçanlar yakalandı. ii. Mahmud Yeniçeriliğin
ııı. Ahmed tahttan çekildi. Selim tahttan çekildi, etmek isteyen öldürmekten kökünün kazınmasını buyurdu. Vaka-i
ı. Mahmud cülus etti. İV. Mustafa cülus etti. Yeniçeriler ayaklandI. çekinmediler. Hayriye denen olayla Yeniçerilik son buldu.
NTV TARiH HAZiRAN 2009 33
80 değneğe kadar sopa vurulur; kimileri
"merd-i tımar", "merd-i kale", "defter çalı­
YENİçERİ REMİzLERİ- - - : ı :
ğı" damgalamasıyla Ocaktan atılır; cinayet
işleyenler Rumelihisarı'nda boğulduktan
sonra ayağına taş bağlanıp denize atılırdı. Taşa atılan
Bu infazdan sonra hisardan top atılması
da usuldendi. Yeniçeriler bekir yaşarlardı. bölük ve
Yaşlanan veya çürüğe çıkanlar Oturak-
lar (emekli) sınıfına alınıp aylık bağlansa
da başıboş bırakılmaz; Ocak zabitlerinin
cemaat imzası
gözetiminde tutulurlardı. Ölenin terekesi Yeniçerilerin yaşarken vücutlarına
bedelinden borcu varsa ödenir, kalanı Kara dövme olarak yaptırdıkları
Sandık denen Orta kasasına konur; Bey- remizler, ölümlerinden sonra
tülmalcı burada biriken paraları çalıştım; da mezartaşlarına işlenmiştir .
nemadan ortak giderler karşılanır, ölen Asır farkı ile aynı remiz
Yeniçerilerin ailelerine yardımda bulunu-
başka şekillerde karşımıza
lurdu.
çıkabilmektedir.
Yavuz (1512-1520) zamanında padi-
şah oluruyla kimi yaşlı Yeniçerilere evlen-
me izni verildiğinden bu da adet olmuştu.
Bunların çocuklarına kuloğlu denir; ölen
O çok
smanlı toplumu üç kıtaya yayı l mış
babalarının ulufesini alırlar, ayrıca her yıl farklıkültür ve cemaatlerden
Çatalkalafat serpuşlu taşın alt kısmında
6 arşın donluk çuha, 15 arşın bez ve astar, o l uşmuş güçlü bir imparatorluk idi.
53. bölüğün remzi siyah ay var.
8 akçe de dikiş parası verilirdi. Ölü yeniçe- Bu imparatorluk içindeki grup ve cemaatler Karacaahmet'teki mezarda 1757'de ölen
kendilerine ait remizler (işaretıer-semboller) Bekir Ağa yatıyor.
rinin çocuklarına nan-haranlfodla-haran
kullanmışlardır. Osmanlılarda kullanılmış
denir, yani ekmek parası ödenirdi. Kul remizleri dört ana gruba ayırmak gereki- remizlerle ilgili en eski ve en geniş araştır­
oğulları Acemi Ocağı'na yazılırlardı. yor: Askeri teşkilata ait yeniçeri remizleri, mayı ise ısmail Faz ı l Ayanoğlu (ö. 1974)
tarikatlara ait remizler, esnaf ve sanatkarlara yapmıştı r. Aya noğ l u'nun Milli Kütüphane'de
Rüşvet, bozgun, çürüme ait remizler, dinsel cifrler (islami veya gayrı halen neşredi l memiş halde bulunan 12 ciltlik
1582'yi izleyen yıllardan itibaren, rüşvet Islami), vefkler. kitabeler koleksiyonunda, bir kıs ı m remizli
Yeniçeri remizleri ise bölük ve cemaat taş l ar da vardır. Bu mezar taşlarındaki
veren herkesin yeniçeri yazılabildiği bo-
remizleri olarak ikiye ayrılır. Yeniçeriler remizler dikkate alındığında, konuyla ilgili
zuluş sürecine girildi. Öyle anlaşılıyor ki
evrakla rı nda, mühürlerinde ve eşyalarında en önemli kaynak kabul edi lmiş olan Comte
işsizlik arttıkça, Yeniçeriliğin cazibesi de
remizler kullanmışlardır. Yaşarken vücut- Marsigli ve Mahmut Şevket Paşa'nın eserle-
artmaktaydı. Giderek esnaf zümreleri de ları na dövme olarak yaptırdıkları remizler, rindeki remizlere uymadığı görülür.
ocağa yazılmanın yolunu buldular. Görece ölümlerinden sonra da mezartaşlarına işlen­ Yeniçeri remizleri, bayrak ve flamalarda,
Orta sayısı sabit tutulsa da, Bölük mevcut- miştir. Nitekim sofa tezkiresi adıyla anı l an çadırlarda, cepken ve gömleklerde, börk-

ları aşıp taştı. Mahmud Şevket Paşa'nın yeniçerilik diploması veya bir nevi kimlik lerde, barutluk ve kemerlerde, silahlarda,
belgesinde de renklendirilmiş olarak ilgili orta eşyaları (kap kacak, fener, kepçe , ibrik)
saptamalarına göre, İstanbul'da "yeniçeri-
Ortanın remizi yer a l mıştır. Yeniçeri mezar üzerinde, çad ı r direklerinde, önemli evrakta,
yim" diyen 45 bin kişi vardı ama, çoğunun
taşlarındaki remizlerle ilgili belgeleri e mu- özellikle sofa tezkerelerinde, mühürlerde,
askerlikle ilgisi yoktu. Asker geçinenler de kayeseli bir deneme yazıs ı nı, ilk defa 1979 kale ve k ı şla kapı l arınd a, Yeniçeri kahve-
savaşa gitmeyen disiplinsiz zorbalardı. Bu yılında Turgut Kut yapmıştır. "Ülkemizde hane ve çardaklarında, kolluklarda kazılmış
nedenle yenilgiler, bozgunlar, kul ayaklan- yangın tulumbasını ilk kez imal eden gerçek veya çizi l miş olarak bulunur. Ayanoğlu'nun
maları yinelenir olmuştu. Davut'un ve bazı tulumbacıların mezartaşla­ yaptığı ça lı ş m anın bir d iğer faydası da

Alınan önlemlerle 17. yüzyıl ortaların­ rı" isimli makalesinde, 12 kitabe ile tulumba Istanbul ve Edirne'deki bölük ve cemaatlere
remizli mezartaşlarını yay ım lamıştır. mensup ol an ların taşlarından, bu bölük ve
da sayı düşürülebilmişse de 18. yüzyılda
rüşvetle "esami pusulası" edinip ulufe alma L __ ~e~~~~.~~=_~z~~~rı ve üzerıer:~~_._ ~~~atıerin numaralarını ve remizıer:~_ _
ayrıcalığı edinmek kolaylaştı; mevcut 70-

'
:i7~'" 3 1
. ~~
,:1',

34 NTV TARiH HAZiRAN 2009


a
80 bine; Ocak düzeninin büsbütün bozul-
duğu III. Selim (1789-1807) döneminde
ve II. Mahmud'un (1808-1839) ilk yılla­
pit edilmiş bulunmasıdır. Çünkü ısta n bul ' da Yeniçeri remizlerinin taşlardan daha
rında 140 bine; kimi Ortaların mevcudu da
hangi bölüklerin mevcut olduğu da tamamen önemli belgeleri sofa tezkireleridir. Renkli ve
tespit edilmemiş durumdad ı r. şekilleri havi oluşu, halk tarafından da Ye- 2-3 bine çıkmış; düzeni, yeniliği reddeden,
Yeniçerilerin remizlerinin zaman zaman niçeri alameti farikası olarak tanındığından; ikide bir ayaklanan Yeniçeri taslakları, 18.
d eğiştirildiği (istihale geçirdiği) veya rem izler- ayrıca bir kısım eserde "put" olarak ifade yüzyılın ikinci yarısından 1826'da Ocakla-
den dolayı üstünlük kavgaları çı ktığı, remiz edilen bu belgelerin Ağa kapısındaki nüs- rının imhasına değin İstanbul'a kabus ya-
konan yerin o bölük veya cemaatin hükmü haları, ulufe defterleri ve diğer belgeler, ii.
şatmışlardı.
al tına g irdiğinin ilanı sayıld ı ğı ve baz ı mühim Mahmut'un emriyle Ayasofya meydanındaki
bölük mensubu kişilerin bir başka cema- Haseki hamam i külhanında yaktırılmıştır.
Son kez 16 Haziran 1826'da ayakla-
ate veya bölüğe geçişi nin hadise old u ğu, Kağıt üzerine renkli yapılmış sofa tezkire- nan Yeniçerilere karşı II. Mahmud; Topçu,
bunun remiz değişikliğine sebebiyet verdiği lerinden Yeniçerilere verilen ve ailelerce Top Arabacı, Humbaracı, Lağımcı,Tersane
Ayanoğlu ' nun bahsetlikleri aras ı ndadır. saklanmış olan nüshalar haricindekilerin Ocaklarının ve halkın desteğini sağlamış;
Yeniçeri remizlerinin bölgesel hakimiyet bulunması imkansızdır. Sofa tezkireleri bu yüzlerce yeniçeri öldürülmüş, kaçanlar
belirtisi olarak duvarlara, kapıla ra ve bazı yüzden nadir ve kıymetlidir; çift remizli olan- yakalanmış; Etmeydanı Kışlası topa tu-
stratejik noktalara konulması, bilhassa ka- l arı ise çok daha nadirdir.
tulmuş; Yeniçerilik adı, rütbeleri nişanları,
z ıma tekniği ile duvarlara çizilmesi özellikle Yen içeri remizleri haricinde diğer bir grup
istanbul'a mahsus adettir. Bölük ve cemaat tarikat remizleridir. Tarikat taşlarında Yeniçeri
deyimleri yasaklanmış; Yeniçeriliğe ait ne
remizlerinin bir kısmı çeşitli zamanlarda remzi görülmemiş ise de yeniçeri taşlarında varsa imha edilmiştir. Bu operasyonun Os-
tamamen değiştirilmiştir. Dolayısıyla yüzyıl tarikat remzi kullanıldığı görülmektedir. manlı tarihindeki adı Vaka-i Hayriye'dir.
fa rkı ile aynı remiz başka şekille rde karşı­ Tarikat mensuplarının taşlarında eşre­
mı za çı kabilmektedir. Remizlerin ilk ç ıkış fıyye gülü, bağdadi gül, el if ve lamelif gibi İstanbul'da 350 yıl
devrine ait o l anları hem şekil hem de tarihsel remizler kullanılmıştır. Esnaf teşekkülleri ve
1362-1826 arasındaki 464 yıl boyunca
yönden pek ehemmiyetlidir. Bu sebeple loncalar da kendilerinin alameti farikaları
remizli mezar taşlarını toplayarak neşretmek remizler kullanmışlardır. Vefk ve cifr remiz-
görece düzenini ve varlığını sürdüren Ye-
değil, bunları deşifre edip aynı remzi her leri ise büyü ve fal konusunda hazırlanmış niçeriliğin yaşıtı ve çağdaşı, geleneklerini
sene farklı tasvirleriyle kronolojik göstererek remizler olup, koruyabilmiş bir başka askeri kuruluş var
a nlamını açıklamak mühimdir. içiçe geçmiş mıydı, sorusu da akla takılıyor. İkinci akla
üçgenler (Mührü takılan, işi gücü, yaşama bakışı silah ve sa-
Süleyman), iç içe vaş olan; kimi dönemlerde mevcutları on
geçmiş halkalar
binleri aşan Yeniçeriler, İstanbul gibi çok
arasına yazılmış
hurufat (harf-
özellikli ve özenli bir payitahtta şöyle ya da
ler) ve Hurufılik böyle 350 yıl boyunca disiplin altında na-
kökenli bir k ı sım sıl tutulmuşlardı? Eylem ve ayaklanmaları
kaligrafı ve sa- bu uzun zamana yayıldığında, bu konudaki
yılarla meydana başarıyı görmemek olası değildir.
getirilmiş tılsım ­ Yeniçeriler, 464 yıllık bir serüvenin baş ­
ıardır.
kahramanları konumundadırlar. Şefierine
itaatkar, ama bazen önce onu öldürecek de-
Mezar taşından tezkireye recede de acımasız olabilmişlerdir. Açlığa,
Karacaahmet mezarlı ğındaki mezar taşının aylarca yürüyüşe, iklim koşullarına daya-
kitabesinde "Ziyaretten murad bir duadıri nıklı, batıda doğuda inanılmaz galibiyetler
Bugün bana ise yarın sanad ı r" yazıyor.
kazanmış bu maaşlı askerlere dair yazı­
Üzerinde 187x37 cm ebadında dardağan
serpuş l u taş bulunan mezarda, 1783'te ölen
lanları okuyanların, kazandıkları savaşlara,
Sandıkçı Oflu Salih Beşe yatıyor. Taşın üst katlandıkları koşullara
bakarak alkışlamak­
kısmındaki remiz, Nejat Eralp Bey tarafından tan; korkunç ayaklanmalarını, estirdikleri
Askeri Müze'ye bağ ı ş l anan ve 1. bö l üğe ait
terörü, son evredeki rezalet denebilecek
sofa tezkiresindekine çok benziyor.
eylemlerini öğrenince de öfke duymaktan
kendilerini alamamaları doğaldır. •

NTV TARiH HAZiRAN 2009 35


31. Bölüğe ait bakır kahve güğümü
Güğümün gövdesinin her iki yanında 31.
Yeniçeri bölüğünün remzi olan çıpa ve
onun hemen üzerine de hangi yeniçeri
bölüğüne ait olduğunu gösteren "Kef 31"
ibaresi mevcuttur.
4. Cemaat 'e ait pirinç yağdan 71. Cemaat'e ait pirinç yağdan
Yağdanın yan kapağının üzerinde 4. Yağdanın her iki yan kapağının
Yeniçeri Cemaati'nin remzi işlenmiş,
ayrıca cemaat ismi yazılmıştır. Yeniçerinin üzerinde 71. Yeniçeri Cemaati'nin
remzi işle n miş, ayrıca "Cim 71"
şeklinde cemaatin ve "Es-seyyid
gündelik Ali Ağa" şeklinde de sahibinin
ismi yazılmıştır.

eşyaları
Yeniçerilerin profesyonel
ve özel hayatlarında
kullandıkları, bugün son
derece nadir bulunan eşyalar,
aynı zamanda ait oldukları
bölük veya cemaatlerin
işaretlerini taşıyor.

33. ve 61. Bölüklerin remzini 31. Bö l üğe ait pirinç yağdan


ve kaydın ı taşıyan bakır lenger Yağdanınher iki yan kapağının
Lengerin iki yerinde 61. Yeniçeri üzerinde 31. Yeniçeri bölüğünün çıpa
Bölüğü'nün, iki yerinde ise 33. şeklindeki remzi işlenmiş, ayrıca
Bölüğün remizleri ikişer defa "Kef 31" şeklinde bö l üğün ismi
işlenmiştir. En alttaki rozetin içinde kaydedilmişti r. Sağ üst köşede ise
"Ahmed Beşe'nin belgüzarıdır" hicri 1236 (1820) tarihi mevcuttur.
ibaresi ve hicri 1221 (1806) tarihi
mevcuttur. Bu lenger aynı obje
üzerinde iki farklı bölük remzinin yer
alması açısından ayrıca önem taşır.

64. Cemaat'in remzini taşıyan bakır tas


Tasın üzerinde mevcut remzin 64. Cemaat'e
ait olduğunu belirten sembolü vardır, ancak
bölüğün ismine dair bir işaret yoktur.

izzet Gündağ Kayaoğlu ... Türk folklor araştırmacısı ve seferdeyken kullandıkları güğüm, kahve güğümü, redeyse hepsinin üzerinde ilgili Yeniçeri Orta veya Bölü-
ve yayıncısı, yazar Kayaoğlu'nun ömrü müddetince leğen, maşrapa, sini, ibrik, kuşhane, tencere, sahan, ğünün işareti olan remzin ve ait olduğu askerin ismi ile
Anadolu'nun dört bir yanından toplayarak meydana tepsi, tas, lenger, kan leğeni, bakraç, tabanca ve tüfek yaptırıldığı (veya o kişinin tasarrufuna geçtiği) tarihin
>0>
getirdiği koleksiyon, 114 parça bakır ve pirinç objeden mekanizmalarını yağlamaya yarayan yağdan, barutluk yazılı olması. Koleksiyon yakın gelecekte kitaplaşacak
co
oluşuyor. Bunların arasında Yeniçeri leri n kışlalarında gibi eşyalar bulunuyor. Objelerin en önemli özelliği ne- ve bu alandaki büyük boşluğu dolduracak.
=================-=--=--=-=
..=
. -::-.:. .c::.::.. .-.::: J
"o
c:
<5 ~~_ ___________;;;.-______ :.:.--:::-.=--:::--:::-==-===-=-=-= ..__.. _. .-
38 NTV TARiH HAZiRAN 2009
B alıkçıl Tüyü: Yeniçeri Ocağı ' na
bağlı olan zabitlerden Samsoncubaşı,
Dardağan: Yeniçeri orta ve bölüklerine
mensup askerlerin kullandıkları bir başlık
Turnacıbaşı, Muhzırağa, Zağarcıbaşı, Orta türü.
Hasekileri ve Şuturban Alayı Zabitleri yani
Devecibaşı ile devecilerin tören sırasında E Hi Altı: İstanbul'da belediye işlerine
bakan yeniçeri bölüğünün adıdır.
kullandıkları başlıklarına taktıkları akse-
Bu bölüğün mensuplarının bir görevi de
su ardır.
Eminönü'ndeki Çardak ve Yemiş iske-
Bayraktar: Bunlara "Alemdar" da de- leIerine indirilen değişik çeşit malların
nirdi. Yeniçeri Ocağı'na bağlı orta, bölük gümrük işleri ve nakledilmesiydi. Mer-
ve cemaatlere ait olan bayrakları taşıyan kezleri de bu bölgeydi. İstanbul' da korku
yeniçeriye denirdi. salan yeniçeri bölüklerinin başında 56.
Bölük gelirdi.
Beşe: Aslı "betçe"dir ve "at-

~
o>
maca, yırtıcı kuş" demektir.
Yeniçeri askerleri içinde ocağa
F alakacı: Yeniçeri Ağası şehir -
de teftiş e çıktığında, uygunsuz
intisap etmiş, acemiliği geç- halde gördüklerini cezalandırmak için
miş olanlara "beşe" denirdi. yanında Ocağa mensup falakacılar
da bulundururdu. Bunların başına ise
Börk: Ocağın kaldırıldığı ~
" Falakacıbaşı" denirdi.
1826' ya kadar Yeniçerilerin

ğaKapısı:
A Yeniçeri
(yaya askerlerin)resmi baş ­
lığı yok. Beyaz keçeden
G elibolu Ağası: Gelibolu'daki Acemi
Ocağı'nın ağası olan komutana
imal edilen börkün tepe- denirdi. Ağanın bir yolsuzluğu olmadığı
ağasının mai- den kıvrılıp omuz altına kadar uzanan takdirde ölene kadar "Gelibolu Ağası"
yeti ile birlikte arka kısmına ise "yatırma" denirdi. olarak kalır, ölümünün ardından yerine
yaş adığı ve

resmi kabullerini :UIll~JııııııiI". C ivelek: Yeniçeri Ocağı'na bağlı


Orta ve Bölüklerin aşçıbaşılarının
İstanbul'daki Acemi Ocağı'nın birinci
çorbacısı tayin edilirdi.
gerç ekle ştirdiği
Süleymaniye'deki
ahş ap yapılar
yardımcılarından olan genç neferlere
denirdi. Bunların en önemli özelliği görev
H aseki: Sarayda harem bölüğünde
ve Enderun'da hizmette eskiyenle-
başında yüzlerinin peçe ile örtülü olması re ; Yeniçeri Ocağı ' nda da 14., 49., 66. ve
grubunun ismi.
idi. 67. Ortalara "Haseki Ortası", bu ortalara
Ağa Kapısı olarak
adlandırılan bu binalar
1826'da Yeniçeri
ç eşme: Savaş sırasında yeniçeri
Ortaları ve Bölüklerinin kendi
mensup askerlere ise "Haseki" denirdi.

Ocağı kaldırıldıktan sonra Os- birlik alanlarında kurdukları tuvalet çadı ­


marılı İmparatorluğu'nda ilmiye sınıf- rına denirdi. Dikkati çekmesi için kırmızı ~
larının baş ı olan şeyhülislarrıların kullanı­ kumaştan hazırlanan bu çadırlara "kubbe
mın a verilmiş ve o tarihten sonra "Bab - ı kenef" ve "edephane" de denirdi.
Meşihat" olarak anılmıştır.
D ları
alkılıç: Savaş sırasında kuşatma ­
aşmak veya düşman birliklerine
Ases: Yeniçeri Ocağı'nın şehrin güvenli-
ğinden sorumlu neferlerine denirdi. Bun- baskın yapmak gibi tehlikeli saldırıları
ların komutanı, aynı zamanda Ocağın 28. gerçekleştirmek için oluşturulan gönüllü
Ortası'nın çorbacısı da olan As esbaşı idi. birliklerdeki askerlere denirdi. Bunların
Asesbaşının bugünkü karşılığı emniyet başındaki zabite ise " Dalkılıç Ağası"

müdürüdür. denmiştir .

NTV TARiH HAZiRAN 2009 39


YENİçERİ DEYİM VE SÖZLERİ

Atı alan Üsküdar'ı


Atı alan geçti Dilimize fı rsatın
gemisini para veya haraç
karş ılı ğ ı nda ko rumas ı altına
Kazan devrildi
Yeniçeri Ocağ ı 'nın

Üsküdar'ı geçip kaçtığın ı , zamanın geçtiğini


belirten bir deyim olarak
a l dığ ı n ı
göstermek için,
mensup olduğu Orta, Bölük
kaldı rıl mas ı hakkında
ku llan ı lan bir tabi rdir. Izzet
nereye gitti? yerleşen bu söz, baz ı
kaynaklara göre yeniçeri
veya Cemaatin işareti n i
koymas ı demekti. Aynı
M oll a'n ı n meşhur
ka ldı rmada n
"Koyup
ikide bir i Kazan
i Yüzlerce yı l boyunca sadece askerlerinin devlet otoritesi uygulamaya Istanbul'daki devrildi söndürdü ocağ ı"
ile karş ı karş ı ya kaldıkl arında baz ı önemli bina hatta beyti nin ikinci m ı sraı bu kan lı
savaşlarda ve seferlerde deği l ,
son çare olarak Anadolu'ya şeh ri çevreleyen surları n bas kın ın ebced h esab ı ile
gündelik hayatımızda da önemli kaçıp yakalanmalarının artık üzerindeki kapılarda da tarihi olmuştur. Cumhuriyet'in
bir yer edinen Yeniçerilere mahsus mümkün olmad ı ğı haller rastlamak mümkündü . ilk y ı lla rı nda tarihi ko nu ları
bazı uygulamalar, zaman içinde için söylenm iştir. O günün Kazan - ı şerif çarpsın ele alarak romanlaşt ı ran
deyim ve atasözü şe kli ni al mışt ı r. koşu llarına göre Istanbul'un Yeniçeri Ocağı'n d a her Orta ünlü yazar M. Turhan Tan
Rumeli yakasında Belgrad ve Bölüğün yemek pişirmek da, Yeniçeri Ocağ ı 'nın
orman ı arına, Anadolu için bir veya birkaç kazan ı ka ld ı rılışı n ı hikaye ettiğ i ve
yakasında ise Üsküdar bulunurdu. Yen içeriler bölük 1939'da bası l an romanına
s ı rtlarındak i Karacaa hmet toplant ı la rı n ı da kutsal kabul Devri/en Kazan ismini
Mezarlı ğı ' nın ettikleri bu kazanın etrafı nda vermi şti.
ard ına u l aşan yaparlardı. Bu kazanlardan Kazan kaldırmak
bir kaçağın başka bir de "kazan- ı şerif' Yeniçeriler isyan ettiklerinde
denen bir kazan daha vardı bölüklerine ait yemek
ki varlığ ı hiçbir kaynakta kazan l arı n ı s ı rı kla ra takarak
kesin olarak kaydedilmeyen top land ı kları meydana
bu kazan ı n Süleymaniye'deki getirirlerdi. Böylelikle
Ağa Kapıs ı 'nda korunduğu yen içeri l iğin en önemli
söylenirdi. Kazan hakkındaki sembollerinden biri olan
denirdi. Yeniçeri efsanelerden biri de kazanın kazan k ı şladan çı kmış olur,
bölüklerinden oyn atı l arak yerine su Yeniçeriler saraya karşı
herhangi birine döküldüğünde kıyametin tepkilerini belli ederlerdi. Bu
mensup bir kopacağ ı na inanı l mas ı yd ı . deyi m ocak ka ld ırıldıktan çok
kabadayını n , Yen içeriler a rasındaki en daha sonraki yı llarda bile
yük taşıyan büyük yemin, kazan üzerine devlete ve yönetime karşı
bir edilen "kazan- ı şerif çarps ı n" rahatsızl ıkların ı belli eden
ticaret yem iniydi. gruplar için k ullan ı lır oldu.

Dört ortanın yayabaşısı yani komutanı, : de şehrin asayiş inden de sorumlu olmuş ­ "kullukçu", kullukçuların komutanına ise
padişahın tören sırasında ikişerli düzende : tur. "başkarakullukçu" denirdi.
sağında ve solunda bulunurlar ve "Hünkar
: K aıafat: Yeniçeri Ocağı'na mensup ek Çadırı : Seferde bağlı oldu-
Hasekisi" olarak bilinirlerdi. Bunların ara- : yüksek rütbeli zabitlerin kullandıkları L eyı
ğu Bölükten yahut Ortadan firar
sında en kıdemli olanına da "Başhaseki"
: başlıklardandır . Bu başlığın , dışa gelen eden yeniçeri neferlerinin yakalanıp geri

I
.
denirdi.
stanbul Ağası: Istanbul'daki Acemi
.
: beyaz tülbendin önü "v" şeklinde sarılınış
: olan türüne ise "çatalkalafat" denirdi.
getirildikten sonra cellada verilip idam
edildikleri çadırın ismidir. Bu çadır, ordu
Ocağı'nın başındaki zabite "İstanbul kararg8.hının ortasına kurulurdu.
Ağası" denirdi. Acemi Ocağı yayabaşısı
: Kulluk: Şehirlerin güvenliğini sağlamak
ehterbaşı Süleymaniye'deki
ve bölükbaşısının tayini ve görevden alın ­ : için yeniçeri orta ve bölüklerinden seçilen M Ağa Kapısı ' nda, sadece Yeniçeri
ması ile saray mutfağının odun ihtiyacının
: askerlerin nöbet tuttukları karakollara
"kulluk"; bu noktalarda görevli askerlere Ağası'na hizmetle görevli 19 kişilik bölü-
karşılanması işine bakardı. Bazı dönemler-

.i§i'BNiMı~ı~!P!!dt§3rnıı

' LU

u
L'STA
M I L I TAIR E
l'EM PI RE O TT OMAN.
rr-oo"u

..... _

.. . . .. . H

,
~T i .. DlC:Al)IUIC::I

'......
~ ı
····f"··
..... ..............
..... n" . . ....
,~.,

-.
........ H
.. .
fA I\ )1· L" CilMn OL' loi.\ ll' '' ;I. 1
T

•• ' . ·. . • ..

• • • ' . .. ,"' •• ,

...
.-~ ....
/ i aı ''' . 1 i t.
-
.. " 00 "
L'etat Militaire de
L'Empire Ottoman
Yeniçeri teş ki l atından
bahseden en eski ve
önemli kaynak, Kont Luigi
Ferdinando Marsigli'nin
çok say ı da gravür, harita,
plan ve cetvel içerir.
1?37'de Petersburg'daki
Fen ilimieri Akademisi
Matbaas ı 'nda tekrar
basılan kitap Osmanlı
içerir. Eserin tıpkıbas ı m ı
1972'de Avusturya'da,
yapılmışt ı r. Türkçe olarak
ilk defa Genelkurmay
Yayını olarak 1934'de
Osmanlı imparatorluğu'nun
Gülzar-ı Fütuhiit
Yeniçeri Ocağı ' nın son günleri
ve kald ı rılması ile ilgili önemli
kaynaklardan biridir. Bir diğer
ismi de, Risale-i Ocağ-ı Mülga'd ı r.
istanbul kütüphanelerinde üç adet
i

eseridir. 1732'de Devleti'nin kuru l uşu n dan Zuhur ve Terakkisinden yazma nüshas ı olan eseri, 1834'te
Amsterdam'da büyük 18. yüzyılın ilk çeyreğine inhitatı Zamanına Kadar Mısır'da ölen Şirva n lı Fatih Efendi
boyda bası l an kitap iki kadar ordunun durumu Askeri Vaziyeti ismiyle yazmıştır. Eser 2001 'de yen i
cilttir, toplam 352 sayfadır; ile ilgili detaylı bilgiler yayımlanmıştır. harflerle yayımlanmışt ı r.
ğün en kıdemlisine "mehterbaşı" denirdi.
Bunu ikinci mehter ve üçüncü mehter izli-
S ekban: Yeniçeri Ocağı 'nın 65. Ce-
maati sekban ortalarından meydana
hayattayken ileride ocağa kaydolmak için
aday yazılırlar ve babalarının ulufesinden
yordu. Osmanlı ordusunun resmi bandosu geliyordu. Bu cemaate mensup neferlere payalırlardı. Baba emekli olunca veya

olan "Mehterhane" ile ilgisi yoktur. "sekban", komutanlarına ise "sekbanbaşı" ölünce onun yerine ocağa kaydolurlardı.
denirdi ki yeniçeri ağası İstanbul dışında
N öbetçi Yeniçeri: Özellikle sınırlara
yakın kalelerde barış dönemlerinde
veya seferde olduğunda yerine sekbanbaşı Y eniçeri Ağası : " Ağa Paşa" da
denirdi. İmparatorluğun değişik
vekillet ederdi. Toplam 34 adet olan sek- bölgelerindeki bütün yeniçeri birliklerinin
görev yapan yeniçerilere denirdi. Nöbet
ban bölüklerinin bir bölüğü atlı, geri kalan başındaki en rütbeli kumandandır. 16.
süresi üç yılla sınırlıydı ve bu süreyi dol-
bölükleri ise yaya askerden oluşuyordu.
duran komutanlar ve neferler İstanbul'daki yüzyıla kadar Yeniçeri Ocağı'ndan seçilen

kışlalarına dönerlerdi. Seksoncu: Bunlara "samsoncu" da yeniçeri ağası, sonraki yüzyıllarda sarayın
denirdi. Ocağın 71. Cemaat'indeki bu tanıdığı ve padişaha bağlı kimselerden se-
O rta Camii: İstanbuL, Aksaray'daki
yeniçeri kışlası olan Yeni Odalar'ın
neferler padişahın av gezilerini düzenler, çilmeye başlanmıştır . Divan-ı Hümayun'a
katılma hakkı olmamakla birlikte, top-
av partilerinin dışında seferlerde ordunun
Kanuni Sultan Süleyman devrinde ve
konakladığı bölgeyi korumak için özel lantıdan sonra padişahın huzuruna çıkar
padişahın damadı Maktul İbrahim Paşa
olarak yetiştirilen av köpeklerine bakardı. ve baş başa görüşürdü. Resmi makamı
tarafından yaptırılan camiidir. Yeniçeri
Bu köpeklere "samson" veya "sekson"; bugün İstanbul Müftülüğü olan binaların
Ocağı ile ilgili birçok önemli iş , Ocak ileri
71. Cemaat'in başındaki çorbacıya ise yerindeki ahşap saraydı.
gelenleri arasında düzenlenen toplantılar­
da ve bu camide görüşüıürdü. Daha sonra
ihtiyaca göre genişletilen cami, Ocağın
"seksoncubaşı ağa" veya "samsoncubaşı
ağa" denirdi ve kışlaları Tophane'deydi. Z 64. cemaat ortalarına
ağarcı : Ocağın
mensup askerlere "zağarcı" , bunla-
kaldırıldığı sırada II. Mahmud'un emri ile rın orta komutanlarına ise "zağarcıbaşı"
uturban Alayı: "Şuturban Ortaları"
tamamen yıktırılmıştır. Ahmediye Ca- Ş veya "Deveci Ortaları" da denirdi.
denirdi. Ortanın mevcudu, çoğunluğu atlı
mii ismi ile de bilinen bugünkü cami ise olmak üzere toplam
Ocağa bağlı 101 cemaatten ilk beşine N
1902'de inşa edilmiştir. 400 neferden olu- r:::
denirdi ve bu cemaatler siper kazmak ile
•• şuyordu .
O lüm Eri:
ayrılan
Yeniçeri neferlerinden
serdengeçtilere verilen diğer
yük taşımakla görevliydiler.
urnacı: Ocağın 68. Cemaat'indeki
bir ad. T neferlere "turnacı", bu cemaatin

P ençik: Savaşta elde edilen esirler-


den beşte birinin Osmanlı ordusuna
çorbacısına
Turnacıbaşı ,
ise "Turnacıbaşı" denirdi.
Acemi Ocağı için oğlan dev-
asker olarak yetiştirilmek üzere seçilerek şirmekle yükümıüydü.
Acemi Ocağı'na gönderilenIere "pençik
oğlanı" bu kanuna ise "pençik kanunu"
denirdi. Pençik kanununa göre yaşı Acemi
U sta: "Yeniçeri Ustası" da denir.
Yeniçerilerin küçük rütbeli subayla-
rındandır. Ustalık unvanı II Mahmud'un
Ocağı'na gönderilmeye uygun olmayan
yaptığı reformlar sırasında aşçıbaşılığa
esirlerden ise "pençik resmi" ismiyle vergi
çevrilmiştir
alınırdı

R emiz: Yenıçeri cemaat ve bölükleri-


nın her bırının sembolune denir. 101
U•• Sküt: Yeniçeri Ocağı'nın yüksek
rütbeli zabitlerinin giydiği ve börkten
farklı olarak çevresi dört parmak eninde
cemaat ve 61 bölüğün her birinin değişik
sırma şeritle çevrili başlık .
birer remzi vardı ve bunlar tabur sancak-
eıedeş-veıed-i kul: Yeniçerilerden
larına, çadırlarına, cemaat ve bölüklerle
V Kapıkulu sipahi bölüklerine geçenler-
ilgili binaların görülen yerlerine ve ölen
Yeniçerilerin mezar taşlarına işlenirdi. den evlenip çocuk sahibi olanların yetişkin
oğullarına denirdi. Veledeşler babaları

Üss-i Zafer anlatmıştır. Kitapta teşkilatın Tarih-i Askeri-i Osmani KapuJrulu Ocaklan Yeniçeriler
Sahaflar Şeyh i-zade Esad kald ı rılmasından sonra sürgüne iki ciltlik önemli bir kaynaktır. ismail Hakkı Uzunçarşılı' n ın Reşad Ekrem Koçu tarafınd an
Efendi tarafından kaleme gönderilen Bektaşi şeyhlerinin 1882'de Erkan-ı Harbiye iki ciltlik araştırması, Acemi kaleme alınan ve 1964'te
alınan ve ii. Mahmud'un isimleri de verilmiştir. ilk miralayı olan Ahmed Cevad ve Yeniçeri Ocakları hakk ı nda Koçu Yayınları tarafından
emriyle devlet matbaasında baskısı 1828'de yapılan kitabın Paşa tarafından kaleme en kapsamlı eserdir. 1943'te bastır ı lan 336 sayfalık eser,
bast ırıl an en önemli Türkçe ikinci bas ı mı 1876'dadır. Kitap alınmıştır. Birinci cildi metin; yayımlanmış, 1984 ve 1988'de günün okuyucusuna hitabeden
kaynak. Ocağın bozuluşunu Avrupa'da da ilgi uyandırmış büyük boyda basılan ikinci cildi iki baskı daha yapmıştır. okunaklı bir üslupla kaleme
aktaran Esad Efendi, neden ve 1833'de Paris'te Frans ızca ise metni destekleyen taş baskı U zunçarşılı'nın eseri, alınmış popüler bir metin
yeni bir ordu ku rulması olarak yayımlanmıştı. 2005'te çok sayıda tablo ve gravürü bir yayımlandığı tarihten bu yana olmakla birlikte zengin içeriğe
gerektiğ in i de ikna edici bir dille yeni harflerle yayımlanmışt ı r. araya getiren bir albümdür. aşılamamıştır. sahiptir.
NTV TARiH HAZiRAN 2009 41
Mezar taşlarını
II. Mahmud
kırdırmadı
Sekbanbaş ı ismail
Ağa'nın Karacaahmet'teki
mezar taşı yakın geçmişe
kadar yerinde duruyordu.
Ve 1990'larda parçalanan
ta ştan geriye kalanlar...

Başbakanlık Osmanlı Arşivi'nde bulu- araştırmalarda, çok sayıda yeniçeri mezar


.~l!~ı<:. ÇE:'I'İl'J'I'~~ . . nan bir belgede, Yeniçeri Ocağı'ndan geriye taşının hala yerli yerinde durduğunu, ara-

Y eniçeri Ocağı 1826'da kaldırıldık­


tan sonra teşkilata bağlı askerlerin
devam ettikleri hamamlar, kahve-
kalan evrakın akıbeti ile ilgili ilginç bilgiler
vardır. Belgede özetle, Yeniçerilerden kalan
evrakın Sultanahmet'te Ayasof}ra Hamarnı
dan bunca zaman geçmesine rağmen en
azından yok edilmediğini gördüm. Bir sayı
vermek gerekirse, tespit edip fotoğrafladı­
haneler, yatıp kalktıkları kışlalar hiçbir iz olarak da bilinen Hurrem Sultan Çifteha- ğım ve "yeniçeri mezar taşı" geneli içinde
kalmamacasına yok edildi. mamına götürülerek buradaki külhanlarda kabul edilebilecek mezar taşı sayısı yedi
Yeniçerilik tarihine ışık tutacak kayıt­ yakılması için dönemin sadrazamından izin binin üzerindedir. Bunların 400'ü aşkını
ların tutulduğu, Eski ve Yeni Odalar ile istenmektedir. Belgede evrakın yakıldığına ise mezarı n sahibi olan yeniçerinin hayatta
Süleymaniye'deki Ağa Kapısı'nda saklanan dair bir kayıt yok. Yalnız sonraki tarihlerde iken mensubu olduğu Bölük veya Ortanın
yeniçeri belgeleri, masraf ve ödeme defter- yapılan araştırmalar ve yayınlar, bunların işareti/sembolü olan remzi taşır.
leri ile sofa tezkireleri saraydan gelen emir yaktınlmış olduğunu, bu işin günler sürdü- Onca plansız büyümeye, istimlake
doğrultusunda toplatıldı. ğünü göstermektedir. ve düzenleme adı altında yapılan yıkıma
Bazı kaynaklar yeniçeri kıyımını daha rağmen, bu yüksek sayıya ulaşabilmek,
geniş bir alana yayarak Yeniçerilere ait 1826'dan sonra bir yeniçeri mezar taşı kı­
mezar taşlarının bile dönemin padişahı II. rımı olmadığının kanıtıdır.
Mahmud'un emri ile kırdınldığını kayde- Aslında hiç gerçekleşmediği halde ye-
diyor. Buna karşın, gerek İstanbul gerekse niçeri mezar taşlarını II. Mahmud'a kır­
Anadolu ve Rumeli coğraf}rasındaki me- dırtanlar, yeniçeri mezar taşlarıyla birlikte
zarlıklarda yapılan araştırmalarda çok sayı­ daha pek çok mezar taşının yakın geçmişte
da yeniçeri mezar taşına rastlanmıştır. nasıl yok edildiğinin farkında bile değil ...
Bu konuda ilk araştırmayı yapan Fazıl 1940'lardan itibaren şehrin imarı için
Ayanoğlu, o günkü ismiyle Vakıflar Umum istimlak edilmesine karar verilen ilk alan-
Müdürlüğü'nde çalışan bir memurdu. lar, ne yazık ki her biri birer belge değe­
Ayanoğlu, uzun seneler boyunca yaptığı rinde olan mezar taşlarından binlercesini
araştırma ve çalışmalarda binlerce yeniçe- barındıran tarihi mezarlıklarımız oldu ve
ri mezar taşı bulmuş ve bunlardan gerekli Topkapı, Edirnekapı ve Karacaahmet gibi
gördüklerini o günün kısıtlı imkanlarına eski mezarlıklarımızın önemli bölümleri
rağmen fotoğraflamış; 1930'larda bu fo- ortadan kalktı.
toğrafları konularına, dönemlerine ve böl- 20 sene öncesine kadar yerinde duran
gelerine göre kataloglayarak yayınlanmak pek çok mezar bugün ya kırılmış halde
üzere Türk Tarih Kurumu'na teslim etmiş­ yahut yarısına kadar betona, asfalta gö-
ti. Ama bu büyük araştırma ne yazık ki bir mülü. Sözün kısası tarihi mezar taşlarını
türlü yayımlanamadı. kırdırarak yok eden birilerini bulmak için
2008'de döşenen kaldırım taşlarının
altında kalan 64. Cemaat'ten Osman 1990'lı senelerin başından bu yana uzun bir zaman yolculuğuna çıkmaya ve II.
Ağa'nın mezar taşı. özellikle İstanbul genelinde yaptığım Mahmud'a kadar gitmeye gerek yok. .

42 NTV TARiH HAZiRAN 2009


II.
IMGE ı M G E KİTAB EVİ YAyıNLARı
kıta bevi
imgeecurnet
ı nternet kitıbev i r

Türkiye'nin Yetiştirdiği
Evrensel Nit elikte
Bir iktisatçı
or ut
orata'Y'TOPlUEserleriyıe L imge Kitabevı Yayınlan'nda ...

Serbest piyasa ekonomisinden


başka seçenek üretmeyen,
kazanç hırsını insanhğın
en yüce değeri olarak öven,
"işsizlik" ve "yoksulluğu"
bireysel başarısızlık olarak algııatan,
neoliberal rüzgara kapılmış
iktisatçıların tam karşısında yer alan
bir iktisatçı.

2305.
1 14 TL

ii 1980'11 yıııardO
Türkiye'de
ı
t(O<1WI-
IstanbUl"
AnadolU'dan
K<ıd<UI­
YeniDünya
SOSyal • Dozeni
sınıfl~.r" sınıf profiııer! ~ Nereye
i Böıüşıım
I'
J,
t

1 ,~ i
i
\
~

142 s. 169 S. 2455. 2395. 303 s.


1 911 11011 1 1411 11411 11811
Bugünkü biçimiyle maya
diyebileceğimiz ilk giysiler
1907' de ortaya çıkmıştı.
1946'da ise Fransız modacı
Reard'ın yarattığı bikini,
amlamıyla bomba etkisi
attı. Reard zaten bu etkiyi
atmak için, Amerikalıların
eer denemeler yaptıkları
Büyük Okyanus'taki
Bikini adasının isminden
esinlenmişti.
Moda iskelesi , 1967.

l800'ler l890'lar 19l0'lar


19. yüzyıl başlarında özel bir deniz kıyafeti Deniz kıyafetleri tek Uzun eteklerden
üretilmemişti . Şehirde giyilen kıyafetler parçadan oluşmaya kurtulan genç kadınlar,
plaja uydurulduğundan , kadınlar rahatsız başlad ı. Ancak hala plajlarda ilk defa
ve pratik olmayan elbiseleriyle denize gündelik kıyafet kolsuz jarse mayo
giriyordu. havasındaydı. Naylonlu giymeye başladı.
kumaşlardan üretilen Bacak kısmı kapalı
"mayo"lar vücuda tam olsa da vücut hatlarını
yapışmasa da hatları ortaya çıkaran bu
biraz daha ortaya tarz, plaj modasında
çıkıyordu . devrim yarattı.
Bikininin
altındaki
bomba
Kadınların plajlar1a tanışarak bu kum-
R. SERTAÇ KAYSERİLİOGLU
• • • • • • • • • • • • • • • • • • • • 0.0 • • • • • • • • • • • • • • • • • 0.0 • • • • • • • • • 0.0

salları sevmesi ise, l800'lerin ortalarına


rastlamakta. Omuzlardan dize, ayrıca da
ayonun 102 yıllık bacakları kaplayacak bir kıyafet tasarımı
geçmişine bakıl­ içinde önceleri şapka ve pelerinIerini çı­
dığında, vücudun karmadan, elde şemsiye kumsalda "güneş­
hangi kısımlarının lenen" hanımlar, bir süre sonra çevredeki
örtülmesi gerek- erkeklerin yüreklerini hoplatmasına aldır­
tiğinin tartışıldı­ madan eteklerini dizlerine kadar toplaya-
ğı sosyal bir tarih ile karşılaşmaktayız. rak girmişler sahillerde suya ... Ama yine
Erkekler oldum olası "don-gömlek" ile aynı dönemlerde, tutuculuk ve ahlak göste-
denize girerken, l800'lü yılların başın­ rişinin damgasını vurduğu Kraliçe Victoria
da kadınlar tesettür mayoyu andıran ve İngiltere'sinde, denizde rahat yüzebilmeleri
vücudu boydan boya kaplayan bir deniz ve karşı cinsi tahrik etmemeleri için, kadın­
elbisesi ile yüzmüş. Suyla temas edince lar ancak denizin üzerinde yüzen soyunma
içini göstermeyecek kadar kalın bir ku- kabinini andıran "özel yüzme makineleri"
maş ile yırtılmasın diye güçlü dikişler içinde denize girebilmişler.
atılmış bir elbisedir sanki bu ... Avrupa'da 1900'lü yıllara yaklaşıl- ~

1940'lar 1960'lar
Çoğunlukla mini etekli Üreticiler korse Mayolar naylon ya da likra
mayolar daha kadınsı teknolojisini karışımı kumaşlardan
hatlara kavuşarak, mayolara da üretilmeye başlandı. En
1920'lerin modasıyla yer uyguladı. Saç önemli değişim iç çamaşırı
değiştirdi. Esther Williams modellerini gibi vücudu sarmalarıydı.
ve Dorothy Lamour gibi korumak için 1962'de çekilen James Bond
Hollywood yıldızlarının taktıkları boneleri filminde Ursula Andress
parlak deniz kıyafetleri, yapraklarla hafızalara kazınan beyaz
yüksek bacak kesimleriyle süsleyen kadınlar bikinisiyle denizden çıkarken
vücut hatlarını ortaya kafalarını hep izleyicileri büyülüyordu.
çıkarıyordu. suyun dışında
tutuyordu.

NTV TARiH HAZiRAN 2009 45


PrOf. Agr. Or. OSMAN CEVDET
Tı.l'.kiU.. 'fP\.ı.,iNI ..ıı~u

DE iz llE GÜNEŞ
BA!'lYO!..IlB.!

j Ueniz nedir? Deniı banyo!an, re5.irıcri..o: niı .


banyolırı n/lsıl yapılmalı. ODneş ıiıısı. t esırlen
Oiin~ banyoları na611 yapılmah?

:~ Güneş ışınları ve etkileri


dığında ise, bugün çok çekici Mayonun bildiğimiz haldeki görünüşü
ol Dr. Osman Cevdet ( T ı p
.~ Fakültesi (Fizik Tedavi) gözükmese de kadınların artık ise 1900'lü yılların başında olacaktır. 1907
-g~ Şefi, Deniz ve Gü n eş çıplak vücutlarının özgürlüğü ­ yılında Amerika'ya gelen Avustralyalı yü-
~ Ba nyo/arı, Secit M at baas ı, nü ilan edeceklerinin sinyalleri zücü Annette Kellerman'ın mayosu bacak-
Galata, 1930, 51 sayfa . verilmiş. Vücutlarının daha az larını, kollarını ve boynunu gösterdiği için
kısımlarının örtülmesi gerek- tutuklanması, mayonun gelişiminde milat

Çocuklar denize nasıl girmelidir?


tiği inancı ile giysiler diz ka- olmuştur. İzleyen yıllarda kemerli etek, kol
Doktor Adana lı Ah med Ş ü krü , Denize Kim/er pa klarının ve yaka ağızları işleme­
Girebilir, Deniz Hamam/arı, Envaı, Menafii, biraz üzerinde kalarak li tuvaletler terk edilir;
istanbUl, Matbaa-i Kütüphane-i Cihan iki parçalı deniz kıya­ plaj için özel kıyafetler
1322/1 904, 58 sayfa .
fetlerine dönüşmüştür. yaratılmaya başlanır.
Kimi kadınlar, paçalı
iç donu üzerine kolsuz
Annette Kellerman ' ın fanila benzeri bir kıya­
özel tasarım mayosu
1900'lere damgasını
fetle kendilerini serin
vurmuştu (sağda). suların koynuna bıra­
1920'lerin mayo modası kırken, şıklık meraklıla­
Fransız kartposta ll arına
rı da dize kadar inen bir
da yansımıştı (altta).
iç donunu tamamlayan,
yıkanınca çekmiş görü-
nümlü kısa, büzgillü bir
elbise giymeye başlarlar.
Mayo ile aynı kumaştan
atkılı bale pabuçları ise
1913'te bir devrim gibi
karşılanır.
20. yüzyılın ilk çey-
regı dolarken, deniz giysileri
savaşının ilk raundu artık ka-
zanılmıştır. 1930'larda mayolar
"açılış"a geçerken, önce kollara,
ardından da kalçalara doğru
giysiler küçülmeye başlamıştı.
Bu anlamdaki ilk renkli mayo-
lar, dünyada ilk kez 30 Haziran
Süreyya Plajı'nda
Moda Plajı, 1958.
'karaya girmek' LA 1'1, ,10f." IOFIII.....

1930 tarihinde İngiltere'de görülmüş; bu- Süreyya P laj ı, genç Cumhuriyet


döneminde birçok kültürel, sosyal, e ğitim
günün yüzücü mayolarını andıran şortlu
ve spor am a çlı giri ş imlere öncülük etmi ş
mayolar, o yıllarda tüm kadınların bedeni-
olan Süreyya il men t a rafından, 8 Haziran
ni süslemişti. Tek renk, tek parça olan bu
1946 tarihind e Florya'dan (1935) sonra
deniz elbiseleri alışılmadık bir çekicilik ve istanbul'u n iki nci büyük plajı ola rak
cazibe katmıştı kadın vücuduna. hizmete a çılm ıştı. Maltepe'yle Küçükyalı
Amerikalıların 1946 yılında atom sahi li a ras ındaki plajın simgesi ise,
bombası denemeleri yaptıkları Büyük o zamanlar kıyıd a n 60 metre kadar
O kyanus'taki Bikini adası, aslında bir başka uzaklıkta deniz içindeki kayalar üzerine

"bomba"nın da habercisiydi. Fransız moda- yapılmış "Bakireler Ta p ınağı"ydı. Eski

cı Louis Reard, ilk kez 5 Temmuz 1946'da Yu nan mitolojisinde evlenmek isteyen
Paris'te tanıttığı bu iki parçalı ve oldukça genç kızl arı n Ba kireler Tapınağı'nı
ziyaret ettikleri ve koca buldukl a rı
cüretIcir mayosuna bu bombaya imada bu-
efsanesinden esinlenerek yapılan bu
lunarak "bikini" adını vermiş, beli açıkta bı­ i. ,
yapı , sütunlar üzerine oturtulmuş bir
rakan ve o zamana göre "fevkaIade müsteh- kubbe şeklindeydi. \., ,ro
II"" " ,11/., ''',I}. 11'/1'"'''11'''''''
cen" bulunan bu mayo Vatikan tarafından Bakireler Tapın a ğı günümüzde kıyıya
ıi,,·.,<I, { .... i.
1 .. 1....... ".
ir- I.. I""
,.41>11

kınanırken, Fransa'nın bazı bölgelerindeki yi ne 60 metre mesafede.Ama denize


belediyeler tarafından da yasaklamıştı. doğru d eğil, doldu rulan k ı yı şeridi Bakireler Mabedi, Süreyya Pl ajı'nın
60'lı yılların sonunda Brigitte Bardot, nedeniyle ka raya doğru içeriye 60 metre alameti fa rik as ı olmu ş tu . F ra n s ı zca
Ursula Andress, Raquel Welch gibi ünlü mesafed e! Üstelik y a rısın a kadar da h az ırl a n a n rekl am afişind e "ideal Plaj-
aktislerle popülaritesi artan bikini, 70'li ~ toprağa gömülmüş bir halde ... M a rm a ra'nın incisi" deniyor.

NTV TARiH HAZiRAN 2009 47


.. .... . .. ....... . ..... .. ..... .... .... ... ... . . . . .... . .... ..... . ......... .. ....... . ....... . .... ... . ....... . ... ..... ....... . . . . . . . . . ... ..

AYŞEGÜL PARLAYAN

.;..:
~
' C>
.9
o
li..

NTV TARiH HAZiRAN 2009


, '
.. . . ....... .. . . .. . ...... .. ..... ... . .... .. ...... . . . . . .... . ..... . . .......... . .................... . . . ......... . .... ... . . ... . ...... . .............. .. .... ... ......... . ...... . . .. .. .. .. ...... .. .....

... . . .... . .. ... .... . .... . ........ ... ...... . .... . ............. . . . .. . . . .. . ....... . ....... . .. .. . . . ......... . ......... . .... . .. . ...... . ...... .. .... .... ..... .... .. .. . . . . ..... . . .. ..... ...... .. .... .

Sansüre karşı
32 yıllık yürüyüş
T ürk sinema tarihinde sansüre
karşı topluca yapılan ilk eylem,
5 Kasım 1977'de başlayarak
üç gün süren İstanbul-Ankara
arası yürüyüştü. Işıkçı, sesçi tüm
set işçilerinden, ünlü oyuncu ve
yönetmenlere kadar bini aşkın sinema
emekçisinin katıldığı, Beşiktaş'tan
başlayıp Taksim Meydanı'na devam
edem tarihi yürüyüşte, Hale Soygazi ve
Fikret Hakan da vardı.
Yeşilçam' ın neredeyse tam kadro hazır
bulunduğu yürüyüş için iki sanatçı
da bugün "bir daha bunun gibisi
olmadL Şimdi de sinemada bir sürü
sorunla karşı karşıyayız ama, protesto
ruhu kalmadığından bu kadar büyük
çaplı eylemler yapılamıyor. Sanırız o,
68 ruhunun devamıydı" diyorlar. O
zamanki yürüyüşü telefonla kendisine
bildirdiklerinde Bodrum'da bulunan
Fikret Hakan hemen otobüse atlayıp
İstanbul'a gelmiş. Tıpkı bugün biz o anı
yeniden canlandırmak için kendisini
çağırdığımızda hasta yatağından kalkıp
geldiği gibi.
Hale Soygazi ise 32 yıl önce taşıdığı
pankartı güncellemiş. Sinemaya en
büyük tehdidinin o zamanlar sansürken
şimdi otosansüre dönüştüğünü söylüyor.

Moda'da zaman
1 973 yılının Pazar gezmelerinden
birinde aile dostumuzun
objektifine yakalanmışız.
bugünün güzelliklerini de yaşadığımız
için ne kadar şanslı olduğumuzun
farkında olarak. ..
Yer, Moda Çocuk Parkı. Soldan sağa: İstepan Gedik
Ağabeyim Dikran Gedik (1960),
babam Simon Gedik (1929), annem
Akabi Gedik (1940) ve ben (1965).
8 Haziran 2008'de bu defa planlı
olarak aynı yerde poz vermişiz. İki
resimde de sadece objektifin açısı
kadar olan yeri görebiliyoruz. Ama
belleğimiz bizi eski ile yeni arasında
Fotoğrafçı Ömer Uzun, Taksim trafiğindeki yolculuklara çıkarıyor ve eskinin
zorlu çe~imden sonra rahatladı. güzelliklerini hüzünle anıyoruz. Tabii,
65 yıl önce bu ay, Müttefik M. TANJU AKAD kuyordu. Ne var ki büyük istila güçleri
İngiltere'yi dev bir kışlaya dönüştürürken,
güçler Nazi Almanya'sına ormandiya Çıkarması (Ope- artık geri dönüş noktası geçilmişti.
karşı Normandiya ration Overlord) 2. Dünya İngilizler rahat değillerdi; çünkü o
sahillerinde gelmiş geçmiş Savaşı'nın en kritik olayla- güne kadar Alman birlikleri eşit güçte-
rından biridir. Müttefiklerin ki her hasımlarını yenmeyi başarmışlardı.
en görkemli kombine başarısızlığı durumunda savaş Durumun değiştiğini gösteren bir kanıt
amfibik ve hava indirme yıllarca uzayabilir, çok farklı yoktu. Churchill belki bu nedenle Rusların
harekatını gerçekleştirmişti. bir dünya oluşabilirdi. Almanları daha da yıpratmasını bekleyebi-
1944 baharında büyük çıkarmanın lirdi. Amerikalılar ise zaferin en kısa yolu-
4.308 gemi, 3.467 özel yaklaştığı bütün taraflarca biliniyordu. Üç nun düşmanı tayin edici muharebeye çek-
çıkarma aracı, 9.901 uçak yıldır ülkesi yanıp yıkılan Stalin, yana ya- mek olduğuna inanıyorlardı. Kozları hava
ve 2.876.439 asker; 2. Dünya kıla ikinci bir büyük cephe istiyordu. Sa- üstünlüğü idi.
vaşı batıdan Almanya'ya doğru taşınınca, Sonuçta Amerikalıların dediği oldu;
Savaşı'nın kaderine el
Doğu Avrupa'da rahat hareket edebilmek çünkü artık tüm Müttefikleri onlar dona-
koymaya gidiyordu. Paris için hem Almanların hem de İngilizle­ tıyor, hatta besliyordu. Öte yandan kerhen
80 gün sonra kurtarıldı ama, rin Fransa'da bağlanması işine gelecekti. evet dedikleri İtalya seferine harcanan
Churchill ise tam da bu nedenle operas- kaynakların, esas muharebe olarak düşün­
2 Mayıs 1945'te Berlin'i
eden KızılOrdu oldu.
yonları Balkanlara kaydırmaya çalışıyor,
bir yandan da çıkarmanın riskinden kor- taşıyor ardı.
,.. .
dtikleri Normandiya'dan çalındığı kanısını
"
M ilyonlarca ton betonla yapılan Atlan- arabuluculuğa girişmişken daha sonra von :i:~:,:::· i A i
ti.k duvarının aşılmazlığı efsanesi arkasında,
Almanlar iki noktada anlaşmazlık içindey-
Rundstedt'in görüşünü desteklemiştir.
Rommel her iki konuda da haklıydI.
~:ıN a. Ki T Artvindek, heye
hakk,nd bir rap

di. Rommel çıkarmanın Normandiya'ya Mrika'da Montgomery ile savaşırken, Müt- . onnandiyada 'Al ' ~i:':::
şJddeUi h .. ' man ar
yapılacağını savunurken; Batı cephesi ko-
mutanı Mareşal von Rundstedt düşmanın
tefik uçaklarının ihtiyatların hareketine
izin vermediğini görmüştü . Sonuçta Hitler
Ucuma başladıla
, İki şehri
Manş Denizinin en dar geçidinin Fransa Normandiya'daki 7. Ordu zırhlı ihtiyatı­
ayağını oluştururan Pas de Calais'ye çıka­ nın kendisinden izin alınmadan harekete
cağı kanısındaydı. geçmesini yasakladı. Ne var ki Calais'deki
Diğer tartışma ise hareket tarzıylail- 15. Ordu'nun da Normandiya'ya intika-
giliydi. Rommd çıkarmanın plajlarda li önlenmeliydi. Bu sebeple Müttefikler,
karşılanmasını şart görüyor; ilk 24 saatte Pas de Calais'ye çıkarma yapacak göster-
denize dökülmezlerse zaferin düşmanda melik bir ordu kurarak başına en şöhretli
kalacağını ileri sürüyordu. Ne var ki inşası­ generalleri Patton'u getirdiler. Bu ordu,
na hız verdiği Atlantik duvarının engelleri karargahları, Almanların dinleyebile-
ve mayınları henüz çok eksikti. Von Rund- ceği telsizleri ve maketlerden oluşan üs-
stedt ise çıkarmanın geride tutulacak güçlü leriyle, tarihin en başarılı savaş aldatma-
zırhlı ihtiyatların kar ı hücumuyla püskür- casını gerçekleştirdi . Bu arada Müttefik
tüleceğini savundu. Hitler sanıldığından uçakları çıkarma yerini belli etmeyecek
daha uzun ~üren bu tartışmada önceleri şekild ~fgenin ulaştırma altyapısını ~

• • ••• •
•••••
HAZiRAN \94
ORMANDIYA

Çıkarına günü olarak kararlaştırılan tahrip ediyorlardı. doğru yola çıkmıştı.


Haziran başında 5 Haziran günü gece yarısından itiba-
6 Haziran'da (D-Day) hava berbat,
patlayan büyük fırtına ren, 82. ve 101. Amerikan ve 6. İngiliz hava
deniz fırtınalıydı. Ama harekat Almanları gevşetirken, indirme tümenleri paraşüt ve planörlerle
geciktirilemezdi. Almanlar ise Müttefik başkomutanı Normandiya'ya inmeye başladılar. Çoğu
Eisenhower'ı büyük bir yanlış yere bırakıldı ve bir kısmı sularda
Müttefiklerin bu havada geleceklerini
endişeye sevketti. Çı­ boğulurken, büyük kısmı dağıldı, bir bölü-
tahmin etmiyordu. karma ertelenirse med mü tam düşman namlularının ağzına yem
cezirin bir sonraki uygun dönemine kadar oldu. Ancak geride kalanlar Almanları şa­
beklemek felaketli sonuçlar doğururdu. şırtarak ve bazı kilit noktaları ele geçirerek
Açılmış gemiler limanlara geri çağrılacak, çok yararlı işler yaptılar. Bir kısmı küçük
uçuşlar iptal edilecek, askerler indirilip muharebe grupları oluşturarakAlman ihti-
tekrar kamplara dönecekti. Son anda bil- yatlarının hareketini engellediler ve Alman
gilendirilmiş olan yüzbinlerce kişinin bu karargahlarının oluşturmaya çalıştıkları
sırrı saklamasına olanak yoktu. Bu gergin- taktik resmin karışmasını sağladılar. Bunlar
lik tekrar yaşanamaz ve çıkarma belki de Mütefiklerin en seçkin askerleriydi. Ayrıca
ebediyen iptalolurdu. paraşütle atılan maketler Almanların kafa-
Eisenhower düşündü, meteorologlarına sını daha da karıştırdı. Yoksa esas çıkarma
son defa danıştı ve "gidiyoruz" dedi. Felaket başka yere mi yapılacaktı?
durumunda tüm sorumluluğu üstlendiğine Ne var ki Alman 7. Ordusu sabah 03.00
dair bir mesajı hazırlayıp cebine koymuştu. sularında durumu kavramış ve tam alarma
Aynı anda Rommel de "Müttefikler bu ha- geçmişti. Bundan sonraki saatler Almanlar
vada gelemezler" düşüncesiyle komutası al- açısından karışıklıkla geçti. Rommel yolda,
tındaki 7. ve 15. Orduların bağlı olduğu B von Rundstedt'in karargahı ise insiyatif-
Ordular Grubu karargahından Almanya'ya sizdi. General JodI Hitler'i uyandırmak
LISieuX
· •
istemediğinden zırhlı ihtiyatlar gibi ekzotik elemanlar karışmıştı.
harekete geçemiyordu. Sabah 17 Temmuz 1944'te İngiliz uçakları,
06.30'dan itibaren Montgomery, cepheyi gezen Rommel'in arabasını taradı.
Caen yakınlarında; Amerikalılar ise daha Kaderin garip bir cilvesi, vurulduğu yerin
batıda Carentan yakınlarında karaya çık­ hemen yakınındaki köy de, Norman asıllı
maya başladı. Müttefikler bu operasyon olan ezeli rakibi Montgomery'nin adı­
için 4.308 gemi, 3.467 özel çıkarma aracı, nı taşıyordu. Mareşal ağır yaralı iken 20
9.901 uçak ve 2.876.439 personel tahsis Temmuz'da Hitler'e bombalı suikast giri-
etmişler, hatta bir de suni liman getirmiş­ şimi yapıldı. Rommel'in adı da muhalif ge-
lerdi. neraller arasında geçiyordu. Nekahat iznini
Herşey Rommel'in tahmin ettiği şe­ evinde geçirirken kendisine getirilen zehiri
kilde gelişti . İlk saatlerde büyük zorluklara içmekten başka çaresi kalmamıştı.
rağmen kıyıya tutunabilen Müttefikler, bir Komuta kargaşası Almanları etki-
daha sökülüp atılamadılar. Almanlar sıkış­ sizleştirmiş ti. Bunda o hengamede von
tıkça, zırhlı birliklerini piyadenin yapacağiı Rundstedt'in yerine von Kluge'nin atanma-
işler için parça parça savaşa sürmek zorunda sı ve Hitler'in fırsattan istifade her işe karış ­ ı. •
kaldılar. Kıyıda toplu taarruz olanağı artık maya koyulmasının da payı büyüktür. Buna
kalmamıştı. İhtiyatlar ise ancak gece hare- rağmen Normandiya çatışmaları Müttefik-
ket edebiliyordu; çünkü hava hakimiyetini lerin öngördüğünden çok daha uzun sürdü.
kuran Müttefik uçakları kımıldayan herşe­ Her tarlayı çeviren taş duvarlar savunmayı
• yi vuruyordu. Bu arada savaşa sürülen Al- kolaylaştırıyor, adım adım ilerlenebiliyor-
man askerlerinin çoğu ya Rus cephesinde du. Alman Tiger tankları Müttefiklerin
işe y{lramayan, veya çok genç, hatta hasta zayıf Sherman'larını düzinelerle avlıyordu.
kadrolardan oluş,!Daktaydı. Seçkin Waffen- Ancak üstün ateşgücü ve hava hakimiyeti

,.
• ••
... .
SS birlikleri arasına bile "Hint Lejyonu" sonunda ı.e~disini kabul ettirdi.

• ••
• • •
~
NTV TARiH HAZiRAN 2009 57
,

Normandiya'dan sonra
Berlin bllmecesi...
"Sovyet taarruzunun Ağustos ile Aralık 1944
arasındaki gecikmes i göz önüne a lın dığ ında ,
Ingiliz-Amerikan orduları Berlin'e Kızıl
Ordu'dan evvel giremezler miydi? 1944
Kasım baş ında, KızılOrdu ve Bat ılı ordular
Berlin'den hemen hemen eşit uzaklıktaydılar,
Rusl arın önünde 4.000 tankla üç milyon
Alman askeri ve I ng iliz-Amerika lıların önünde
1.600 tankla bir milyon Alman askleri vard ı."
(John Erickson, The Road to Berlin)

... ve cevabı
"Berlin ödülünün kaybıyla sonuçlanan
Eisenh ower'ın tereddütünün iki büyük askeri

* 4.414 Müttefiklerin çıkannanın ilk günü verdikleri ölü saiki vardı : Alm an başkentinde ç ıkacak sokak
çarp ışmalarının korkunç maliyetinden duyu lan
* 15.000 Müttefikler'in ilk günkü toplam zayiatı (Ölü, yaralı, kayıp, esir) korku (Berlin'in zaptının Batılı Müttefikl ere
* 9.000 Almanlann ilk günkü toplam zayiatı (Ölü, yaralı, kayıp, esir) 100 bin askere malOla cağını düşünüyordU;
* 425.000 Nonnandiya muharebelerinin tamamında İngiliz, Amerikan, oysa Ruslar Berlin'in zaptında 300 bin kişi
kaybettil er) ve kuvvetleri mümkün olduğunca
Kanada ve Alman birliklerinin toplam zayiatı
hızlı bir şekilde Pasifik cephesine aktarma
* 20.000 Muharebeler sırasında ölen sivil Fransızlar (kayıplann büyük ihtiyacı." (Ernest Mandel, Ikinci Dünya
bölümü, Müttefik hava saldırılan sonucu meydana geldi) Savaşı'nm Anlamı, Yaz ın Yayınc ılık)

Hitler'in taktik olarak dahi geri çekil- kuvvetleri imha edildi ve Müttefikler 25
meyi mutlak şekilde yasaklaması, Alman Ağustos 1944'te, çıkarmadan 80 gün sonra
komutanların elini kolunu bağlamıştı. Paris'e girdiler.
Hitler'in emrine uymayıp çekilenler hariç, Eylül başında savaşın 1-2 ay içinde bi-
çoğu bulundukları yerde öleceklerdi. Hit- teceği düşünülürken, Hollanda'da Mütte-
ler bu kuvvetleri harcarken Alman 7. Or- fiklerin hızı özellikle Arnhem bozgunun-
dusunu bitirici karşı taarruza (Unterneh- dan sonra yavaşladı. Almanlar mucizevi
men Lüttich) hazırlık için gerekli zamanı bir şekilde toparlanıp, Ardenlerde zaferin
kazandırmayı amaçlıyordu ki, bunda da eşiğine bile gelerek savaşı sekiz ay daha
başarılı olmuştur. Ne var ki von Kluge'nin uzattılar.
işi aceleye getirerek başlattığı saldırı 8 1944 yazında Normandiya'da bu dra-
Ağustos'ta Mortain ve Avranches arasın­ matik gelişmeler olurken, Ruslar doğuda

da kırıldı. Montgomery Caen'da Alman Varşova'ya kadar ilerlemişlerdi. Stalin bt-
zırhlı birliklerini tutarken, Normandiya'da ada durdu, Almanların ayaklanan Polon-
Patton komutasında oluşturulan 3. Ame- yalıları dinesıni bekledi (VistUl katliamı);
rikan Ordusu Cotentin yarımadasından KızılOrdu ancak 1945 ocak ayında tekrar

....-.......
fırlayarak Almanları kuşattı. Büy\ik Alm~n

• • •-.•
harekete geçecekti . •

• -~
MURAT BELGE

ISTANBUL'UN SAYFALARı
-'-
Murat Belge
rehberliğinde,

bir Istanbul
• •
gezısı ...

Roma ve Bizans
uygarlıklarından Osmanlı
İmparatorluğu'na;
kozmopolit Beyoğlu ve MURAT BELGE
çevresinden kendine has
mimarisi ve renkleriyle
B oğaziçi'ne, belli başlı
dönemleri ve eserleri üç yüz
elliyi aşkın renkli fotoğrafla
tanıtan bir kaynak kitap.
Bugün "HıNı "in yakın
tehdidi
altındaki dünya ; uzun yıllar nedeni
bilinmeyen, çaresi bulunamayan
hastalıklarla inledi. Tarih boyunca
salgın hastalıklar, insanlığın
kaderinde savaşlardan daha fazla
etkili oldu. Son 2500 yılın kitlesel
ölüm getiren salgın felaketleri. ..

FATMAÖZLEN

MÖ 431: Önce tifo vardı


Salgın hastalıklara dair bilinen en eski kayıtlar MÖ 431
yılına, Yunan medeniyetinin en parlak dönemine uzanıyor.
Uzun yıllar süren Pers savaşlarından güçlenerek çıkan Ati-
na, Spartalılar tarafından kuşatıldığında, savunmayı ilk yaran
bir "illet" olmuştu. Başağrısı, yüksek ateş ve deri döküntüleri
ile başlayan hastalık; sancılı kramplar ve ishalle şiddetleniyor
ve ortalama yedi gün içinde ölümle sonlanıyordu . Yüzyıllar
boyunca esrarını koruyan bu hastalığın, 2006 yılında yapılan
arkeolojik kazılarda ortaya çıkan ceset dişlerinin incelenmesi
sonucunda, büyük ihtimalle tifo olduğu ortaya çıktı.
Salgın hızla yayılarak onbinlerce insanın ölümüne sebep
oldu, dört yıl içinde nüfusun üçte birini yok etti. Atina'nın li-
deri Perikles de kurbanlardan biriydi. "Tanrıların gazabı" ola-
rak Homeros'un İlyada destanında da yer alan tifo, Atina'nın
kudretine ölümcül bir darbe vurmuştu .

165: "Çiçek" açıyor


Bu olaydan 596 yıl sonra, Roma ordu-
su Mezopotamya'dan başkente dönerken,
askerlerin bir kısmı hastalandı. Çok geç-
meden ciddi bir salgının pençesine düşen
Roma'da, günde beş bin kişi ölmeye başladı.
Felaket tam 15 yıl sürdü ve toplam beş mil-
Hollanıdalı ressam Josse Lieferinxe!jn
yon insan öldü. Hekim Galen tarafından
yıllarına
ait tablosunda Saint tarif edilen salgın, muhtemelen çiçek has-
ve veba kurbanları. talığından çıkmıştı.
Veba 18. yüzyı l başlarına
dek Avrupa'da etkisin i
sürdürdü ve isviçreli
ressam Arnold Böcklin'in
1898 tarihli tablosunda
yerini aldı.

540: Ve veba Veba Orta Asya steplerinden ticaret yolları bo-


6. yüzyılın ortalarına gelindiğinde, Bizans İmpara­ yunca batıya doğru ilerledi 1334'te Karadeniz üze-
torluğu Avrupa'ya yayılmış, Akdeniz'i çevrelemişti. rinden bir kez daha İstanbul' a uzandı. Liman şehir­
540 yılında, yazılı tarihin ilk küresel salgını başladı: lerini vurdu; denizden ve karadan ticaret yollarını
Veba! Mısır'dan hastalık taşıyan sıçanlar, liman şeh­ izleyerek yayıldı. 1347'de Kırım yarımadasındaki
ri Pelusium'a (Bugünkü Port Said yakınları) geldi- Kefe şehrinden Ceneviz gemileri ile gelen veba,
ğinde, İmparator Justinian'ın rüyası lcibusa döne- Avrupa'ya Sicilya'nın Messina limanından girdi.
cekti. Hastalık gemilerle önce İskenderiye'ye sonra Şehir kısa sürede kıyıma uğramış, neredeyse terke-
da Doğu Roma'nın başkenti Konstantinopolis'e ya- dilmiş gibiydi. Bir yıl içinde salgın Sicilya'dan tüm
yıldı. Hastalık sıçanların taşıdığı pirelerle başlamış; İtalya'ya yayılmış, Fransa'da Papa VI. Clement'in
savaşa giden askerlerle yayılmış; ticari ve diğer as- yaşadığı Avignon'a ulaşmıştı.
keri hareketliliklerle Batı Avrupa'ya taşınmıştı. 542
yılının ilkbaharında, günde 10 bin insan ölüyor ve 75 milyon kurban
İstanbul'da ölüm çanları çalıyordu. Sokaklar ceset Hastalık başlangıçta pireli sıçanları taşıyan gemi-
doluydu, mezarlıklar yetmiyordu. Veba kurbanları lerle gelmiş
olsa bile, sonrasında kişiden kişiye ve
Haliç'in karşı kıyısında Galata'da açılan dev çukur- kişilerden gruplara bulaşıyor, olağanüstü bir hızla
lara atılıyor; her biri 70 bin ceset alan çukurlar da yayılıyordu. Kimi bölgelerde nüfusun yüzde 90'dan
kısa zamanda doluyordu. Zengin-fakir herkesi et- fazlasını yok eden bu yıkıcı salgın şehirden şehire
kileyen salgın şehir hayatına büyük darbe vurmuş, bütün Avrupa'yı dolaşıyordu. 60 bin kişinin öldüğü
ticaret durmuştu; ekmek bulunmuyordu ve insanların bir Floransa'nın tarihte gördüğü en büyük yıkım, Boccaccio'nun
kısmı da açlıktan ölüyordu. Dört ay içinde şehir nüfusunun Decameron'unda tasvir ediliyordu. Venedik'te 100 bin kişi öl-
%40'ı yok olmuş, sokaklar ıssızlaşmıştı. İmparator Justinian müştü. Kanalın diğer tarafında, Londra'da da ölü sayısı 100
da hastalığa yakalananlar arasındaydı. bindi.
Yaşanan felaket kitlesel bir cinnete yol açmış, ahlaki de-
1095: Haçlı felaketi ğerler yıkılıp gitmişti. Çaresizlik azınlıklara karşı öfke ve
Ortaçağ Avrupa'sında ıı. yüzyıldan başlayarak, 13. yüzyılın nefrete dönüşmüş; Yahudiler, dilenciler, lepralılar acımasız­
ortalarına kadar süren Haçlı Seferleri'nin ardından çiçek sal- ca katledilmeye başlanmıştı. Kilise çaresizdi; salgını durdu-
gınları ortaya çıkmıştı. Salgın üstüne salgın Avrupa'nın üçte ramıyordu. Din adamları ve kutsal günlerde doğan çocuk-
birini öldürmüş, sağ kalan üçte birinde ise kalıcı izler, yani lar bile herkes gibi ölüp gidiyordu. Buna mukabil, vebanın
görmeyen gözler bırakmıştı. günahlcirlar için Tanrı'nın yeryüzüne gönderdiği gazap ol-
duğuna ve salgın sona erdiğinde insanların hoşgörü, sevgi ve
1300'ler: Kara ölümün dönüşü adaletle dolacaklarına inanılıyordu.Yaklaşan kaçınılmaz ~
14. yüzyılın ortalarına gelindiğinde, Haçlı Seferleri sona ermiş;
Avrupa'da büyük kıtlık yaşanmıştı. İngiltere ile Fransa arasın­
da 100 Yıl Savaşları sürüyor, Bizans İmparatorluğu güçten
düşüyordu. Son salgının üzerinden yaklaşık 800 yıl geçmişti
ki; bu uzun sessizliğin ardından kara ölüm Avrupa'yaen ka- ENDEMi Bir hastalığın belli aylarında görü len grip
bir bölgede sürekli görülüyor salgınıarı.
ranlık çağında geri döndü. Kurbanlarında deri altı kanama-
olması; örneğin sıtma, bazı PANDEMi Bu la şıcı bir
lara yol açan, doku ölümü ve gangrene yol açıyor; uzuvların
tropikal ülkelerde endemiktir. hastalık salgınının dünya
rengini siyaha döndürüyor EPiDEMi Belli bir zaman genelinde birçok bölgeyi/
ve bu sebeple kara ölüm içinde ortaya çıkan bulaşıcı ülkeyi birden etkileyecek
olarak anılıyordu. Bu ta- bir hastalığın aynı bölgedeki küresel yaygınlığa ulaşması;
nım aynı zamanda kederli, insanlar arasında hızla örneğin 1918'de yaşanan
kasvetli bir ölümü de tasvir yayılma sı ; örneğin kış influenza salgını.
ediyordu.
Bu tanımların hepsi bulaşıcı enfeksiyon hastalıkları için kulla-
nılıyor. Bir hastalık ne kadar yaygın olursa olsun , eğer "insan-
dan insana" geçmiyorsa , bu tanımların dışında kalıyor ; örneğin
isviçre Toggenburg'da 1411'de kanser ya da kalp hastalıkları bütün dünyada yaygın olmakla
bası l an "Toggenburg incili"nde birlikte hiçbir zaman epidemik ya da pandemik değildir.
"kara ölüm" veba kurbanları .

NTV TARiH HAZiRAN 2009 61


Pieter Bruegel'in,
1562 tarihli meşhur
"Ölümün Zaferi" adlı
tablosu .

Devitt Welsh'in veba, sarıhumma ve


tüberku loza karşı savaşı vurgulayan
1918 tarihli poster çalışması.

19. yüzyılda büyük kolera salgını~h


i • j

Osmanlı Devleti
~
'"
~ NOW VENEREAL DIS~E~
co
...:
"bize bir şeyolmaz"
ölümü tevekkülle kabullenen, hatta ümitle bekleyenler de
vardı. Yükselen ağırkadavra kokusunu hafifletmek için ceset-
dememişti
lerin arasına çiçek demetleri atılıyordu. çürümüş cesetlerin
kokusuna dayanabilmek için kuş gagası gibi maskeler takarak 1861 ve 1892'de imparatorluğu kasıp
çalışan hekimler ellerinden geleni yapıyor, ama onlar da di- kavuran koleraya karşı, ciddi önlemler
ğerleri gibi ölüyordu. Veba sadece altı yıl içinde Avrupa nü-
alınmış; Avrupa'dan uzman doktorlar,
fusunun yarıya yakınını, 20-30 milyon kişiyi öldürdü. Dünya
genelinde ise tahminen 75 milyon can aldı. ilaçlar getirtilmiş; bilimsel koruyucu
metotlar uygulanmıştı.
1490: Frenginin Rönesans'ı
15. yüzyıl sonlarından itibaren ortaya çıkan sifılis (frengi) tüm
Avrupa'ya yayıldı ve ölümcül seyretti. Cinsel yoldan bulaşan
hastalığın anavatanı Amerika'ydı. Hayatta kalabilenlerde de
hayat boyu geçmeyecek izler bırakıyordu. Suçlananlar yine
günahlcirlardı. Savaşlar çağında orduların kitlesel hareketleri,
yol aldıkları ve kamp kurdukları bütün istikametlere bulaşıcı
hastalıkları daha hızlı ve yoğun şekilde sürüklüyordu. Sifılis
1495 yılında Almanya ve İsviçre'ye, 1496 yılında İngiltere
ve H ollanda'ya ulaştı. 1497 yılında Vasco da Gama'nın tay-
fası, hastalığı Ümit Burnu'ndan öteye taşımış, 1498 yılında
H indistan'da salgın başgöstermişti.

1521: Bir silah olarak çiçek ÖN YÜZ ARKA YÜZ


1489 yılında İspanya'da Ferdinand ve Isabella'nın ordusu
1866 Kolera Madalyası Ön yüzde: " Abdülaziz Han,
Araplara karşı savaşıyordu. Tifus Avrupa'daki ilk darbesini bu saltanatıilelebet sürsün - Yapılan iyiliğe minnet nişanesi" ;
sırada yaptı ve savaşın kaderini değiştirdi. Savaşta üç bin kişi arka yüzde ise " Osman'ın soyu ağaçların en yücesi - Büyük
kaybeden İspanya, tifuse 20 bin kurban vermişti. meşe ağacı , altındaki fideleri şimşeklerden korur" yazıyor. ~

Yeni Dünya'da ise Avrupalı lcişifler ve istilacılar ayak basa- Hattat Abdülfettah Efendi, hakkak James Robertson, 36.6 mm . -a.<ii
o

62 NTV TARiH HAZiRAN 2009


na kadar çiçek, tifüs, kolera ve kızamık yoktu. Cortez, pusudaydı; binlerce kişi hayatını kaybetti. 1542'de Balkanlar-
Meksika'yı işgale geldiğinde beraberindeki İspanyol daki savaşlardatifüse 30 bin kurban veren Osmanlı ordusu,
ordusundan daha güçlü müttefıki çiçek hastalığıy­ doğudan Avrupa içlerine ilediyordu. Macaristan'ı savunan
dı ve ne Azteklerin ne de diğer yerlilerin bağışıklığı Avusturya ordusu da hastalıktan kırılıyordu ve aynı şekilde
yoktu. İlk ataklarında geri püskürtülen Cortez ve or- 30 bin asker kaybetmişti. Otuz Yıl Savaşlarında (1618-1648)
dusu, bir yıl sonra 1521 yılında Meksika'ya yeniden ise sekiz milyon Alman veba ve tiflisten öldü.
girdiğinde yerliler ilk çatışmalarında kaptıkları has- Veba Avrupa'da son kez 1720 yılında Marsilya'yı vurdu.
talıktan ölüyordu; asker ve sivil nüfusun neredeyse Arkasında bir milyon ölü bıraktıktan yüz yıl kadar sonra,
yarısı kaybedilmişti. 11 yıl sonra yine İspanyol gemi- Asya seferine çıkmış; 1855'te Çin ve Hindistandan başlayarak
leriyle giren ikinci salgın Meksika'yı yerle bir edecek, 1894'te Hong Kong'a ulaştığında 12 milyon can almıştı. ~
18 milyon insan ölecekti.

16. yüzyıl: Tifüs zamanı 1500'le-


rin ortalarında Fransızlar ve İspanyollar Avrupa'da
hakimiyet kurmak için savaşıyordu. Madrid barışının illet-i vebadan gitti 1767'de istanbul mezarlıklarında ,
değişiktarihlerde şehri esir almış veba salgınıarında ölen
ardından İspanyol gemileri Napoli limanına girdi-
kimselere ait pek çok mezar taşı hala görülüyor. Yakup
ğinde tifüs salgını başgösterdi ve 11 bin asker anında Ağa'nın genç yaşta ölen oğlu Ahmed Ağa'nın Silivrikapı ' daki
öldü. Fransız ordusu da bundan kurtulamadı ve 25 Yedi Emirler Dergahı ' nın haziresinde bulunan 1767 tarihli
bin askerini kaybetti. Almanya kapılarında tifüs yine mezar taşında "illet-i ta'n-ı vebadan gittiği" yazılı.

en önemli tedbir, sa l gının ülkeye girişine mış, şehir bölgelere ayrılarak sürekli denetim
MUZAFFER ALBAYRAK
engelolmaktı. Bunun için sın ı r kapılarında , altında tutulmuş, kolera vakası görülen evler
Kolera Hindistan ve civarında hemen her limanlarda, tren istasyonlarında karantinalar kardon altına alınmıştı. Tedbirler en ücra
zaman görü len bir salgın hastalık iken , kurulmuştu ve bunu standart hale getire- köşeden saraya kadar tatbik edilmekteydi.
1820'den itibaren coğrafyası dışına taşıp kı- bilmek için Ko/era Karanlinası Hakkında Hatta padişah tarafından yabancı ülke impa-
ta ları aştı. Hindistan kökenli bir salgın hasta- Nizamname başlığı altında bir kitapçık hazır- ratorlarına, krallarına yazı l an mektuplar bile
l ık olması dolay ı sıyla, yayılma yolu üzerinde lanarak dağıtılmıştı. Salgının zirveye ulaştığı dezenfekte edilmek için etüvden geçirilm i şti

bulunan Osmanlı Devleti de bu salgından her 1893-94 yıllarında, başta istanbulolmak üze- (Ama etüvden geçen kağıtlardaki mürekkebin
seferinde nasibini aldı. Bu salg ı nıardan en re bütün vilayetlerde kolerayla mücadelenin bozulduğu ve yazı yeniden yazılmak zorunda
ciddi sonuçlar doğuranı , 1861-65 ve 1892-95 na s ıl yapılacağı hususunda halkı bilinçlendir- kalındığından dolayı bundan vazgeçilmişti ) .

a rasındakilerdir. mek adına talimatnameler hazırlandı. Hastalığı takip edebilmek ve kontrol alt ı nda

Osmanlı sınırlarına koleranın sirayet etmesi Kolera ile mücadelenin organize olarak yürü- tutabilmek için ko lera vakaların ın gün gün
hemen her zaman iki yolla olm u ştur: Hindis- tülmesi için "Hıfzısıhha-i Umumiye Komisyo- yazıldığı takip cetvelleri hazırlanmıştı.

tan üzerinden gelen gemiler, kole rayı Basra nu" adıyla bir komisyon kurulmuş; izlenecek Üç yıl süren mücadele sonucunda kolera
Körfezi veya Kız ı ldeniz yoluyla ülke içine yol ve alınacak kararlar bu komisyona havale bertaraf edi l miş , ama binlerce kişi kurban
b u laştırmıştır. Koleranın Osmanlı toprakla- edilmişti. Avrupa'da kolera ile mücadelede verilmişti. Buna rağmen Osmanlı s ı hhiye

rı nda yayılıp bulaşmasında etkin d i ğer bir yol başarı kazanmış devletlerin tecrübelerinden teşkilatının 19. yüzyılın son salgınında kole-
da hac idi. faydalanıimış , orada kullanılan ilaçlar getir- raya karşı savaşta başarı l ı olduğu ve ciddi
1861 yı l ında Bağdat ' ta görülen kolera , üç- tiimiş, ha stalıkla mücadelede yardım almak tecrübe kazandığına şüphe yoktur.
dört sene içinde Kudüs, Kıbrıs, Girit, ı zmir ve üzere yine Avrupa'dan biliminsanıarı ülkeye
Edirne'ye ulaşmış, nihayet istanbul'u etkisine davet edilmişti. Fransa'da kolera salgınının

a l mıştı. Güçlükle bastırılan salgın binlerce ba stırılmasında tecrübe kazanmış Doktor


k i şinin ölümüne sebep oldu ve büyük korku Chantemis, kullandığı ilaçlarla Eylül 1893'te
ya rattı. Devrin padişahı Sultan Abdülaziz, Türkiye'ye gelmiş, ardından yine kolera ile
s a lgını n yok edilmesinde yararlık gösteren le- mücadelede uzmanlaşmış Avusturya'dan ırt. ".I'.~,1 .rJ, ....... 0;" i
re verilmek üzere "Kolera Madalyası " adıyla Doktor Karlinski , Almanya'dan Emerich _'_---... ~_;[.;;:*' ': .1
bir madalya bile çıkarmıştı. getirtilerek tecrübelerinden istifade edilmişti. istanbul'da tutulan ~. -'-'</ b~.I'~ ~~:20,:k:~~~ -t ~.. . i' ,
~~v,"" ".:~ '''~__ ~v . . . ",,'. ,'"
1892-95
sa lgını
yılları arasında yaşanan

ise önceki ne göre daha


kolera
geniş bir coğ ­
Fransa'da koleraya
rısı kanıtlanmış
karşı uygulanarak
olan talimat ve yönetmelikler
başa­ bir kolera vukuat
cetveli. Buna göre
•.,:1' " ..... ................" .... " ~~~2 ~ ... ;.j;.,; .•. , ,1
· ::.r~ ... ~.ı'· ... · ..."_ .~"'~: ... . _,,... . ,,,,1
yürürlüğe
25 ve 26 Şubat 1895 ; ..... ~ı..L ."",i..iJ
rafyay ı etkiledi, daha çok insanı öldürdü. tercüme edilerek ülke içerisinde
tarihlerinde altı yeni
Yine Hindistan'dan yayılan kolera , Osmanlı konmuştu .
vaka görülmüş,
to praklarına bu defa Rusya ve iran üzerin- istanbul'a su veren Belgrad ormanıarındaki üç kişi hastalıktan
den gelmişti. Ko lerayla savaşta uygulanacak bentler ilaçlanmış, açıkta lağım bırakılma - ölmüş.
1918 influenza salgını sırasında
New York, Ellis Adası'nda Avrupalı
göçmenler muayene ediliyor.

1918: İspanyol gribi


ve yıkım
20. yüzyıl savaşlar ve salgınlarla baş ­
ladı. 1. Dünya Savaşı sırasında, tifüs
salgınıarı Sırbistan'da 150 binden
fazla insan öldürmüş, 1918'de Rusya'da ortaya çıkan salgında yılının ortalarında İspanyol gribi başladığı gibi hiç beklen-
ise birkaç yıl içinde üç milyon kurban verilmişti. 1918'in mart medik bir şekilde sona erdi. 20. yüzyılın ortalarında, İspanyol
ayında,ı. Dünya Savaşı'nın sonuna gelinmişti. Kansas'ta bir gribine oranla çok daha hafif seyreden '~sya gribi" iki milyon
askeri kampta b aşlayan sıradan bir grip salgını altı ay içinde ve 1968 "Hong Kong gribi" ise bir milyon insanın ölümüyle
bütün dünyayı saracak, yeryüzü tarih boyunca gördüğü en sonuçlandı.
ölümcül hastalığın kıyımına uğrayacaktı. Ağustos sonların­
da ölümcül seyreden ikinci salgın dalgası 1981: AIDS hanedanlığı
geldiğinde hiç kimse hazırlıklı değildi. Bugün içinde yaşadığımız dünyanın halen
Hastalık son derece hızlı seyrediyor, devam eden pandemisi AIDS (Acquired
tamamen sağlıklı bir insanı 48 saatten Immune Deficiency Syndrome) ise, ilk
az bir zamanda öldürebiliyordu. Sokak- kez saptandığı 1981 yılından beri 25 mil-
ta hastalanıp sokakta ölen insanlardan yon insanın ölümüne sebep oldu. Güney
bahsediliyordu. Sıradan grip gibi başla­ ve Doğu Mrika'da yüzde 25'e ulaşan en-
yan hastalık öylesine alışılmadık bir tab- feksiyon oranı ile AIDS halen pandemik.
loda ve öylesine şiddetli seyrediyordu ki Bütün koruyucu önlemlere rağmen 2004
başlangıçta "influenza" (İspanyol gribi, yılından beri HIV (Human Immunode-
İspanyol nezlesi) akla bile gelmemiş, ve- ficiency Virus) ile enfekte nüfus yüzde 50
banın geri döndüğü sanılmıştı. Hekimler arttı ve hastalık yalnızca 2007 yılında 2.1
çaresizdi; antibiyotikler henüz keşfedil­ milyon can aldı. BM tahminlerine göre
memiş, virüs henüz izole edilmemişti, 2025 yılına kadar AIDS Hindistan'da 31
etkin bir aşı yoktu. İnfluenza virüsünün milyon, Çin'de 18 milyon ve Mrika'da
insandan izolasyonu için 1933'e kadar 90-100 milyon can alabilir.
beklemek gerekecekti.
Salgın başgösterdiğinde devam et- 2009: Domuzdan
mekte olan savaş, kara orduları ve gemi- toprağa
lerle kitlesel insan hareketlerine sebep Geçen mart sonlarında ise, Meksika'da
olduğundan muhtemelen virüsün hızla endüstriyel domuz çiftliklerinin bulun-
yayılmasını da kolaylaştırmış, bulaştığı duğu Veracruz eyaletinde sıradan grip
insanlarla her yana taşınmış, her ülkeden vakaları görülmeye başlandı. Olağan
ve her sosyal sınıftan insan hastalanmıştı. grip mevsimi bitmiş olmasına rağmen
İspanyol gribi bir yılı bulmayan bir süre- giderek artan sayıda insan hastalanıyor­
de dünya genelinde yaklaşık 40-50 mil- ABD Massachusetts'teki AIDS'le Savaş Komitesi'nin du; Mexico City'de yüzlerce grip vakası
yon insanın ölümüne sebep oldu. 1919 1987 tarihli afişi: "AIDS dersini unutma." ortaya çıktı ve nisan ayı içinde bir salgına

64 NTV TARiH HAZiRAN 2009


Sahaftan NEDRETİşLİ

'İstanbul'da İspanyol nezlesi


14 bin insan kardaşımızı
bi-insafane ebediyete götürdü'
1920'de bas ı ldı Doktor gazetesi
sa hibi ve sermuharriri Avanzade
M. Süleyman tarafından kaleme
alınan ispanyo/ Hez/esi adlı
kitap, "Bayezid'de Maliye
Karşısında (Ferruhzadeler) pul,
kartpostal, kırta s iye ve kitab
ticarethanes i"nce yayımlanmış .
Tüm uluslararası
1920'de Şehzadebaşı'ndaki Evkaf
havaalanıarında
- . . . . . 01'

M atbaası'nca basılan 16 sayfalık


artık domuz gribi
.j.'!~' .: '" eser, 5 kuruş fiyatla satılmış .
riskine karşı terrnal
":-~ ' -.~::''';-,,:'~~' ' r;" · ·~"
kameralar var. Güney
Kore'deki Seul
Incheon Havaalanı'nda
yolcuların terrnal
kam eraya yansıyan
görüntüsü.

dönüştü. Bu sırada Teksas eyaletinde de grip vakaları görül-


1 Dünya S avaşı'nın
bitimine yakın patlak
• veren ispanyol nezlesi
bi-insafane aramızdan alarak
ebediyete götürmüştü" ifadesi yer
almaktadır.
(i spanyol gribi-influenza) Kitapta bu hastalığa karşılık
dü.
Türkiye'ye de sıçramıştı. Bu ihmal edilmeden alınması gereken
Hastalık etkeninin "influenza N virüsünün geçmiş yıl­
konuda biri Sam sun 'da (Raif tedbirler sıra lanmaktadır. On
larda domuzlarda görülen viral enfeksiyonun da müsebbibi Hasan, ispanyal Nez/esi, Samsun, maddeden oluşan bu önlemler
olan "HINI" tipi olduğu kesinlik kazanınca "domuz gribi- Şem s Matbaası, 1335/1919, 28 içinde, hastalığa yakalanmış
swine flu" olarak anılmaya başlandı. Bu yıl nisan sonunda sayfa), diğeri istanbul'da olmak olanlarla görüşmemek; sinema,
D ünya Sağlık Teşkilatı (WHO) bu salgının bir pandemiye üzere iki kitap ba sı lır. ispanyal tiyatro ve pazar mahalleri,
gidebileceği uyarısında bulunarak alarm düzeyini 5. seviyeye Nezlesi adlı ikinci kitabın uzun bir kahvehanelere gitmemek; soğuk
(en üstün bir altı) yükseltiyordu; dünya yeni bir pandeminin altbaşlığı vardır: "i spanyol nezlesi almamak; işret etmemek; ağzı
eşiğindeydi. Geçen ayın ilk haftasına gelindiğinde Amerika nasıl bir hastalıktır? Bu hastalığa s ık sık yıkamak; dişleri temiz

kıtası dışında 18 ülkeden daha domuz gribi vakaları bildiril- lutulmamak için ne gibi çareler tutmak; öksürürken ağıza mendil
v ard ır? Hastalığın vehameti. kapamak; en ufak bir kırıklık
miş ve toplam 31 ölüm teyit edilmişti.
Ha sta lığa tutulduktan sonra hissinde doktora gitmek; hastayı
kurtulmak çareleri var mıdır? ayrı bir odaya taşımak gibi sağlık
Umut var mı? Var Tedabir-i vakiye ve tahaffuziye. Bu tedbirleri bildirilmektedir.
G enetik köken itibariyle virüsün domuzlardan kaynaklandığı hastalığa aid hefaya-y ı sıhhiyye Ayrıca sağlık başkanlığının
kesinleşti; fakat grip domuzdan insana değil insandan insana ve istatistik." okulların kapanması için milli
geçiyor; yani domuz hastalığı değil, insan hastalığı. Modern Kitaptan anlaşıldığına göre eğitime;sinema ve tiyatroların
çağda tıp ilerledi ve veba, sifılis, tifüs, kolera, sıtma gibi birçok eserin yayımlandığı tarihlerde kapanması için de polise
bakteriyel hastalığın çaresi bulundu. Ama ne var ki mikro- istanbul'da pek çok ha sta lık başvurduğu yazılıd ı r. Hastalığın

organizmaların evrimi de devam ediyor. Tam koruyuculuk ortalığı kasıp kavurmaktadır. ilk kez Ş işlisemti tarafında
sağlayan aşıların geliştirilmesi son derece güç ve küreselle- Eserin girişinde"Bi r iki söz" başladığı da verilen bilgiler
başlığı ile yazılan önsözde, arasındad i r.
şen dünya enfeksiyon hastalıklarına daima açık durumda.
"istanbul 'umuz da frengi, istanbullulara mümkün olduğu
M odern sağlık ve hijyen uygulamaları da salgın hastalıklar
bel soğ ukluğu, uyuz gibi emraz- ı kadar sokağa çıkmamaları tavsiye
tehlikesini henüz bertaraf edemedi. Nüfusun hızla artması,
efrenciye ve cildiye hüküm- olunan eserde, üniversitenin ve
ulaşımın yüksek ve hızlı yoğunluğu, ilaçlara rezistans geliş­
ferma olurken ve bunların def'i sultani mekteplerin in on beş gün
mesi, eski hastalıkların yeni formları için salgın potansiyelini ve iza lesi çareleri aranılırken , tatil edildiğ i ifade edilmektedir.
arttırıyor.
bunlara zamimeten bir de veba, ispanyol nezlesinin taun, veba gibi
Teorik olarak örneğin HIV virüsünün bir mutasyon geçir- lekeli humma, ispanyol nezlesi hastalıklardan bile mühim bir illet
diğini ve grip kadar kolay bulaştığını varsaysak, dünya mutlak gibi müdhiş ve mehalik illetler baş olduğunu söyleyen Eczacı B inba ş ı
bir felakete sürüklenirdi. Ama diğer yandan mikropların has- gösterdi" denilmektedir. Yine ayn ı Avanzade Mehmed Sü leyman,
talık yapma potansiyeli doğal seleksiyonun bir sonucu olarak bölümün içinde "Geçen sene bu eserini " Ce nab- ı Hak ümmet-i
zaman içinde azalıyor; çünkü hızla ölüme götüren bir mikrop menhus nezle şehrimizde zuhur islamiye ile bilad-ı Osmaniyeyi
aynı zamanda kendi yayılma olanağını da kısıtlamış oluyor. _ ederek on dört bini mütecaviz her türlü kötülük ve felaketten
vatandaşımızı , insan kardaşımızı korusun" diyerek bitirir.

NTV TARiH HAZiRAN 2009 65


Haziranda Ölmek Zor
Hasan Hüseyin'in meşhur şiiri,
.1
edebiyatımızın haziran ayında kayan

~~,.~ ~0.N
yıldızlarını hafızalarımıza mıhlıyor.

\ ) \ if'!
N~

Nazım Hikmet
J
1954''tı Sofya'd a
bas ılan Seçilmiş Şiil/erini
1959'da Moskova'da Ş ükrü
isimli arka daşına im za l a mış .

Aını/ED ARIF

HASRETINDEN PRANGALAR ESK/ TTIM

<f~<J;j-.lV: J;'ı:.'
. \ "~ ,,

Ahmed Arif,
Hasretinden Pranga/ar
Ahmet Haşim'in Yusuf Ziya'ya
Eskittim'i 1969'da
1931 yılında imza l adığı
imzalamış.
Gurabahane-i Lak/akan adlı eseri.

A
eli, aynı
hmet Haşim, Nazım
Hikmet, Orhan Kemal
ve Ahmed Arif. Bütün
insanları eşitleyen ölümün
ayda dokundu onlara: Haziran
deldir" dediğini yazar. Aynı kitapta ölüm
haberini alınca, bir yıldır beklemesine rağ­
men yıldırımla vurulmuşa döndüğünü de
anlatır. Haşim ölüm fikriyle o kadar çeliş­
mektedir ki onun gözünde: ''Ahmet H a-
şim hayat demekti. Bu formül haricinde
Tarih 4 Haziran 1933. Ahmet Haşim bir Ahmet Haşim tasavvur etmek, fizikçe
uzun bir süredir kalp ve böbreklerinden uyuşmaları mümkün olmayan unsurları bi-
rahatsızdır. O gün öğleden sonra birden raraya toplamak gibi tabii kanunların, aklın,
yatağından fırlar. Doktoru gideli yarım saat idrakin kabul edemeyeceği bir şeydi ."
olmuştur. Yeni evlendiği eşi Güzin Hanım Ahmet Haşim hakkındaki en ciddi
çıplak ayakla yere bastığını görerek ayağına eserlerden birini ve bence en güzelini Beşir
terlik vermek ister. Haşim terlik giymenin Ayvazoğlu yazmıştır. Şairin ölümünden 67
sırası olmadığını söyleyerek yatağa düşer; yıl sonra basılan Ömrüm Benim Bir Atef-
ölmüştür. ti adlı kitap, yazarının Haşim'in mezarını
Yakup Kadri (Karaosmanoğlu), Ah- ziyaret etmek istemesinin öyküsüyle başlar.
Orhan Kemal bir pazar günü Erol
ismindeki arkadaşına uğrar, evde met Haşim adlı kitabında, doktorunun İlk gittiğinde bulamadığı mezarı, daha son-
bulamaz. Kartvizitini ve üzerindeki "Keşke, bir an evvel ölse de kurtulsa; çün- ra bir arkadaşının yardımıyla bulur. Mezarı
k ı sa notuyla imzasını bırakı r. kü her gün çektiği azap bin ölüme be- arayan, ziyaret eden pek kalmamıştır artık.
68 NTV TARiH HAZiRAN 2009
Hasan Hüseyin Korkmazgil'in 13 yıl
yüreğinde taşıdıktan sonra yazdığı şiirin
adıdır "Haziranda Ölmek Zor". Nazım
Hikmet'in ölümüyle oluşmaya başlayan di-
zeler, başka bir dostunun, Orhan Kemal'in
ölümüyle kağıda dökülmüş ve onun "güzel
anısına" adanmıştır:

uyarına gelirse
tepemde bir de çınar"
demişti on yıl önce
demek ki on yıl sonra ~

demek ki sabah sabah \9.";- '" ~ ~~-a..>L


\ .,. b ~ ~~. Vl~
demek ki "manda gönü"
demek ki "şile bezi"
demek ki "yeşil biber" Orhan Kemal'i beklerken Ercümend
bir de Memet'in yüzü kalbinin durumunu. Yine de son yıllarda Behzad Uiv, Orhan Murat Arıburnu, Aydın
Hatipoğlu, Hayati Asılyazıcı, Kapıkule'de
bir de güzel istanbul ölüm daha bir düşüyordu aklına ve dizcle-
Orhan Kemal'in cenazesini bekliyor. Fotoğrafı
bir de "saman sarısı" rine ... Ölümünden birkaç ay önce yazdığı çekip daha sonra arkadaş l arına imzalatan
bir de özlem kırmızısı şiirde şöyle diyordu: Arıburnu, yazdığı nottaki tarihte yanı i mış.

demek ki göçtü usta


kaldı yürek sızısı "bir kırmızı gül dalı
Bizim avludan mı kalkacak cenaze m? şimdi uzakta
Nasıl indireceksiniz beni üçüncü bir kırmızı gül dalı
N azım Hikmet 3 Haziran 1963 sabahı kattan? iğilmiş üzerine
kapıya bırakılan gazete ve mektupları al- Asansöre sığmaz tabut, yatıyor oralarda
mak için yatağından kalktı. 1952'de geçir- Merdivenler daracık bir eski gömütlükte
diği kalp krizinden sonra hasta bir kalple yatıyor usta

yaşamaya alışmıştı belki. Bursa mahpus- bir kırmızı gül dalı


hanesinde geçirdiği yıllardan beri biliyordu Kapıdaki gazeteleri aldıktan sonra kalbi iğilmiş üzerine
durdu. Sessizce öldü. Sessizce, çünkü karısı okşar yanan alnını
çıkan değil, çıkmayan seslerden korkarak bir kırmızı gül dalı
fırladı yataktan. Nazım'la Son Söyleiimiz adlı nazım ustanın ... "
kitabında o anı şöyle anlatıyor: "Koridora
fırladım ve askılığın yanında, yerde gördüm Hasan Hüseyin'in bu şiirini ithaf ettiği
seni. Sırtınla kapıya yaslanmış, elinle yere Orhan Kemal de 2 Haziran 1970'te öldü.
dayanmış, bir bacağını Türk usulünce altına Son iki yıldır sağlığı ciddi bir şekilde bozu-
almış, ötekini hafifçe ileriye uzatmış, otu- lan Orhan Kemal, hem gezi hem de tedavi
ruyordun. Beyaz ve alışılmadık bir şekilde için gittiği Bulgaristan'da yaşamını yitirdi.
sakin yüzünün anlatımından daha ilk sani- 6 Haziran'da cenazesi özel bir arabay-
yede anladım ölmüş olduğunu." la Kapıkule sınır kapısına getirildi. Eski
Hasan Hüseyin devam ediyor: arkadaşlarından bir grup onu karşıladı ve
İstanbul'akadar arabasına eşlik ettiler. Er-
tesi gün Zincirlikuyu Mezarlığı'nda topra-
yıllar var ki ter içinde ğa verildi. O da şiirle başlamıştı edebiyata,
taşıdım ben bu yükü Nazım Hikmet'in yönlendirmesiyle düzya-
bıraktım acının alkışlarına zıya geçmişti.
3 haziran '63'ü Ahmed Arif de öldü aynı gün, 2 Hazi-
" ran 1991'de. Dağların, Anadolu' nun ve sev-
danın ozanıydı. Ahmed Arif yaşıyor:
Nadir bir kitap Yakup Kadri'nin 1934'te Nazım Hikmet'in cenazesi iki gün son-
basılan kitabı Ahmet Haşim'in kapağında ,
ra Novadeviçiy Mezarlığı'na defnedildi. En "Canımın gizlisinde bir can idin ki,
şairin ölümünden sonra yüzünden
alınan mask var. Yukarıdaki kitap Macit
ünlü Rusların gömülü olduğu bu mezarlık­ Kan değil, sevdamız akardı geceye,
Gökberk' in satın alıp eşi Za hide Hanım'a ta, T urgenyev, Çehov, Gogol ve Mayakovski Sıktıkça cellad,
hediye ettiği nüsha. gibi yazar ve şairlere komşu oldu. Kemendi ... "
NTV TARiH HAZiRAN 2009 69
K.itap.::::::::::::::::::.:::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::.

16. yüzyılda Türklere karşı duadan medet umulmuştu

TanrıAlman 'ı
korusun
Osmanlıların Avrupaıda hüküm sürdüğü dönemlerde,
Tanrım Bizi anti -Türk propagandası özellikle dini bir tema olarak da
Türklerden Konı kullanılıyordu. Lutherlin başını çektiği Alman Protestanlığı,
Ls·yia··C·öşan······················

Yeditepe Yayınevi, Türk imgesini kullanarak dini iktidarını güçlendirmek


403 sayfa, 20 TL istemişti. Az bilinen konuda önemli bir kitap.

DERYATULGA men, ucuz propagandacıların aksine, yalan

L eyla Coşan' ın eseriAlmanya'daki


Tı.irk
imgesinin tarihsel kökeni-
ne gönderme yaparak başlıyor
ve yazar bunu "Türk duaları"
denen edebi türün sınırları içinde irdeliyor.
yanlış bilgilendirmeye karşıdır. O kadar ki
İslamiyet'le başetmenin çaresini Kuran'ı
geniş halk kitlelerine tanıtmakta bile arar.
Luther'e göre "görünüşlerine bakıldı­
ğında bazıları Türkleri insandan çok melek
sanabilir, ama buna kanmamak gerekir...
Bu literatürün varyantIarı ve işlevi genel Aslında Türkler Katoliklere benzerler;
olarak tanıtıldıktan sonra, "Tı.irk korkusu" onlar için sadece kendi inançları değerli,
ve "ezeli düşman" gibi kavramların bu ka- gerçek Hıristiyanlar ise gülünç yaratıklar­
nallardan nasıl kamuoyuna maledildiği ör- dır... Kuran'ın Tanrı buyruğu değil de insan
nekleri ile sunuluyor. elinden çıktığı bu kitabın mantığa ve insan
Kitabın haklı olarak üzerinde yoğun­ fıtratına uyumundan bellidir... Türk, Hıris­
Macaristan'da köylüleri süren Osmanlılar.
laştığı kişi, Martin Luther. Onun çelişkiler tiyanların başındaki Tanrı'dan korkmayı ve
ve zikzaklarla dolu Türk-İslam yaklaşımını ristiyanların düşmanı olabilmesi için yeter- dua etmeyi zorla dayatan öğretmendir..."
bilmeden, bugün bile geçerli olan bazı tep- lidir" diyerek "ezeli düşman" olan Türk tip- Yazar bundan sonra, Luther'in aynı ve-
kileri anlamak mümkün değildir. Luther lemesinin altını çizen ünlü Papa II. Pius'a rilere bağlı olarak yaşadığı kişisel buhranı;
Türklerin peşinen lanetIenmesi değil, ta- gönderme yaparak başlıyor. Türk'ün devlet a. Türklerle savaşılmaz b. Türklerle savaş­
nınması fikrini savunmuştur. Protestanlı­ ve kilise tarafından parmakla gösterilmesi- mak gerekir c. Türkler asla yenilmezler,
ğın "Her ev bir kilise, her baba bir rahiptir" ne rağmen; savaş halinin esas kurbanı olan şemasına nasıl taşıdığını örnekleri ile su-
anlayışı ile elele giden bu düşünce umul- halk bu "tehlike"ye karşı başlangıçta pek nuyor.
madık bir başarıya da imza atmıştır. duyarlı değildir. "Düşmanı yenmek için ta- Kitap son bölümde ise devrin Katolik
Leyla Coşkun'un eseri beş ana, bir ek nımak da gerekir" ilkesi o günlerde başattır. ve Protestan dualarını semantik süzgeçten
ve iki de yardımcı bölümden oluşuyor. 16 Bu bakımdan başta Türklerin askeri değeri geçirerek didaktik bir form alıyor. Önemli
sayfalık bir değerlendirme bölümü ve kita- olmak üzere olumlu özellikleri, bu arada duaların Almanca asılları da ekte verilmiş .
bı tamamlayan 12 de gravür var. dinsel hoşgörüleri ve dindarlıkları öVÜıür. Gerekli literatüre ulaşmaktaki zorluklar
Osmanlı İmparatorluğu'nun tarihi- Neticede yaşanan çağ, din savaşlarının da hesaba katıldığında, eserin bu az bilinen
ne ayrılmış birinci bölümün birinci kısmı, Avrupa'sının devridir. konuyu okura ulaştırmakla önemli bir ba-
kitabın en zayıf tarafı. Neticede Wolfgang Üçüncü kısım Martin Luther'e ay- şarıya imza attığını söyleyebiliriz.
Gust gibi tarihçi olmadığını kendisi bile rılmış. Biyografik veriler sıralandıktan Dil açısından bazı savruklukların olma-
kabul eden yazarları kaynak olarak kul- sonra kendisinin Türkler hakkındaki ge- sı, özellikle bazı dinsel kavramlarda keşme­
lanmak, bu arada Almanca dışı çok önemli nel görüşleri incelenmiş. Yenmek istediği keşe düşülmesi, yapılan tercümelerde ufak
literatüre iltifat etmemek bunun başlıca düşmanın özellikle inanç alemine nüfuz tefek dikkatsizlikler bulunması ise bizde
sebebi. etmek Luther'in baş uğraşısıydı gerçek- lektörlük kurumunun az gelişmesine bağlı
İkinci kısım "Birinin Türk olması, Hı- ten. Kendisi de provokatif olmasına rağ- bir şey. •
70 NlV TARiH HAZiRAN 2009

ILBER ORTAYLI
istanbul' dan
Sayfalar

Türk süvarilerince götürülen, aç lıkta n ve yorgunluktan perişan bir aile.

Türklere karşı dualar


Tanrı'ya akıl öğreten:
Korkut düşm a nı, kır cesaretini. Demesin ki o: "Nerede onl a rın
Ta nrı s ı?"
Tanrı'yla pazarlığa oturan:
Sözünde dur, barış ver ülkeye, ki tanıya lım seni hak ettiğin
şekilde.
istanbul, Dersaadet ya da Byzantion.
Tanrı'ya rüşvet teklif eden: Himayen altına al zava llı
Hıristiyanlığı. Sonsuza dek methetsinler adını. 300 yıla yaklaşan muhteş em bir geçmiş.
Tanrı'ya yardım vaadeden: Dualarımızdan güçlenerek Kültürlerin, dillerin ve dinlerin karıştığı
hazırlan , H ı ri stiyanlığın düşmanına karşı.
büyülü bir dünya.
Ismarlama ceza isteyen:
Ölçüyle cezalandır, öfkeyle değiL. Kaybolmayalım biz bu Cami/eri, kiliseleri, çeşme/eriyle;
sonsuzlukta. Konakları, yalıları, saraylarıyla;
Tanrı'ya kendini acındıran:
Babıali'si, Beyoğlu'su, Boğaz'ıyla;
Çünkü bizim gücümüz senin yardımın olmadan bu dü ş m a n a
karşı yetersiz ve zayıft ı r.
Balat'ı,
Eyüp'ü, Sultanahmet'i, Haliç'i
Tanrı'nın başına kakan: ve tarih kokan her köşesiyle
Ama seni inkar etmiş olsaydık eğer, bizi rahat bıra kırlardı.
bu benzersiz şehirde,
Onlar bizden çok senin düşmanın .
Ulusalcı:
Prof. ilber Ortaylı'nın sunduğu rengarenk
Türk'ün senin emanetin olan Alman milletini tamamen yok bir yolculuğa çıkmak isteyenlere...
etmeye çalıştığını söylüyoruz.
Objektif-miş gibi yapan:
Haklıolan tarafa ve çok hoşuna gidene; az kan dökülerek ve
az zarar görerek merhametinle zafer bahşet. info@turkuvazkitap.com.tr i www.turkuvazkitap.com.tr
Barbaros Bulvan No: 153 Kat: 8 Balmumcu - Beşiktaş i İstanbul
TURKUVAZ
Tel: 0212 354 30 00 i Fax: 0212 288 50 67
KiTAP

NTV TARiH HAZiRAN 2009 73


• • • • • :..: • • • • • • • • • • • • • • • • • • • • • • • • • • • • • • • • • • • • • • • • • • • • • • • • • • • • • • • • • • • • • • • • • • • • • • • • •• • • • • • • • • • • • • • • • • • • • • • • • • • • • • • • • • • • • • • • • • • • • • • o • • • • • • • • • • • • • • • • • • • • • • • • • • • • • • • • • • • • • • • • • • • • • • • • • • • • • • • • • • • • • •

Anadolu'nun Ustaları ·· · AHMET·YEŞ·İLTEPE· · · · ····· · · · · ·· · ····· · · · · · · · · · ······ ·· ................ .


. . . . . . . . . . . . . . ... . . . . .. .... .. . . . . . . . .... . . .... . . . . . . . . . . . . .. . ..... . .. .. ... . . ... .. . . . .. .... . ...... . . . . .. . . .. . . ... . . ... . .. . .. .... . . . . . ... . ... . . . .. .. .. ........ .. . . . . . .. . .. . . . . .. . ... ...... . . ..

Osman lı imparatorluğu'nun manevi babası Şeyh


Ede Ba l ı NTV Tarih'e "kuru l uş"u an l att ı

Osman Gazi isim verdi,


dergiihımız cisim verdi
Tasavvuf yoluna girmiş erenlerle yoldaş olduk;
birdik pir olduk, ilimde derya, amelde yüksek,
takva ve verada örnek olduk. Ertuğrul Gazi'nin
400 çadırına selam ettik YOlumuza düşüp geldiler.
Allah cümlesinden razıdır ki, ata sözü dinleyen
bu yiğitler sayesinde; boy idik devlet olduk.

••
O mrü 120 yıla uzanmış olsa da,
hikayesi uzun değildir ben-
cileyin Ede Balı kulunuzun.
Bazıları için kocamış karga
ardı sırayollara düştüm.
Yürümeliydim; usanma-
dan yorulmadan Türkmen
boylarıyla RUrllun ocağına,
misali, karındaş yarenliğiyle geçmiştir öm- hatta kucağına, yani o yeni
rüm Türkmen boyları arasında. Bazıları ise dünya nizamının kurulaca-
uzunca anlatır ilim ve veli Ede Balı'nın ğı yere kadar yürümeliydim.
dergahındaki meclisi. meclisin her demi,
Türkmen boylarına mefkı1re aşılayan soh-
° Tüm bu yollar; önce Ahi
Evran, sonra Hacı Bektaş-ı
°
bet halidir. mefk.ı.1re birlik olmaktır; be-
raber durmaktır; cihan devleti kurmaktır.
Veli yolu ve nihayet Mev-
lana Celaleddin-i Rumi,
Birileri Konya havalisinden Adana; di- Anadolu'daki Türkmenlere
ğerleri -ki çoğunluktur, Karaman merkez edep tezgahında dokunmuş
-
der doğduğum yere. Horasan'ın Merv şeh­ yeni kıyafetler giydirdiler. ü
rini zikredenler de vardır, lakin Karaman Selçuklu artık tarih sahne-
ıaıı~~ {
toyluk yıllarımı geçirdiğim memlekettir.
Takviminize göre 1206 civarıdır fani haya-
sinden çekilmek üzere idi.
Velakin beyliklere bölünüp
. ._...". " i c::
<:(

ta gelişim . Karaman'da ilk tedrisatım, Nec- parçalanarak ciddi yara almış


meddin ez-Zahidi'den Hanefi nizamıdır.
Sonra Dımaşk (Şam) ilinde Cema-
olan Anadolu birliğini yeni-
den tesis bir yiğide elbette
. t
o
.,
leddin el-Hasiri ve Sadreddin Süley- nasip olacaktı. Mehmed Bey'in Hünername's inde
Osman Gazi'nin hükümdar ol u ş u .
man bin Ebul'iz gibi dönemin en büyük Onlardan biri, Kayı boyunun önderi
ilimIerinden fıkıh, tefsir ve hadis öğrenip Ertuğrul Gazi'ydi. 0, Anadolu Selçuklu
tasavvufa meylettim uzunca bir süre. Hac Sultanının elbette kendisine mülk olarak Ertuğrul Gazi dirlik edinmiş, Bilecik
farizasını da ifa eyleyip Karaman'a dön- verdiği, Söğüt (Sagouda) kasabası ve civa- (Bele Kome) tekfurunu vergiye bağlamış­
düm. rı ile yaylak olarak kullandığı Domaniç'te tı. Kayı aşiretinin uzun süredir bölgesinde
İşte o günlerde değişti kaderim. yaklaşık 40 yıldır beyliğini sürdürüyordu. yarattığı sarsılmaz hükümranlık ve huzur,
Anadolu'nun kıraç ovalarında, sarp yollarda Başlarda burada yaşamak için bu uç beyli- beni 30 çadırlık obamla buraya getirdi.
ilerleyen yorgun ve amaçsız Türkmen oba- ğini kabul etmek, aslında zehirli bir hedi- Eskişehir yakınlarında İtburnu köyün-
larını görünce asıl görevime yöneldim. Ey- yeyi almak gibiydi. Hemen dibinde Bizans de bir zaviye kurdum. Ertuğrul Gazi'yi
leyeceğim güzel amellere güzergah çizmesi ile her an savaşa hazır yaşayan Kayılar, za- dergahımda sıkça ağırladım. İşte bu karşı­
için Rabbime sığınıp, Türkmen boylarının manla cenkte mahirleştiler. laşmaların birinde yanında getirdiği toy bir

74 NTV TARiH HAZiRAN 2009


13. yüzyıl sonu, 14. yüzyıl
başında Anadolu'daki pek
çok Türkmen beyliğinden
biri ve en küçüğü, Eskişehir­
Sakarya-Söğüt çevresindeki
Osmanoğulları Beyliği'ydi.

yiğit dikkatimi çekti. Kulağıma fısıldandı­ fevç fevç gelir gölgesine girerlermiş. Çınarın be okutması gerektiğini ilettim. Dedim ki,
ğına göre küçük kızım Malhun Hatun için gölgesine huzur, refah ve neşe hakim imiş. "Selçuklu diye bir şey yok gayri ve bundan
bekler dururmuş. Cennetten bir bahçeyi sağlayan çınarın, böyle olmayacak; İslam' ın, Türkmenlerin,
Osmancık diye hitap olunan bu toy, devletimizi haberdar eylediği aşikardı. Çı­ Anadolu ve Rum'un mesuliyeti, kısmeti
meğer fikri ve zikri kuvvetli bir Alperen, narı toy beyimizin böğründe büyüten do- sensin, senin boyundan gelenler. Üzerine
babayiğitmiş . Müritlerin odacığında dö- lunay, benim bedenimden bir parça, kızım düşen vazifeyi şimdi yap ve kur devletini."
şeğine varmadan dizinin üstünde sabahı Malhun Hatun idi. Gaziler fetihten fetihe koşarken halkın
beklermiş, zira yan gelip yatmayı başucun­ Osmancık' a kurması gereken devleti, idaresi, adaleti, can ve mal emniyeti de sağ­
daki Kuran-ı Kerim'e saygısızlık addeder- esaslarını, mefkUresini telkin eyledim. Kı­ landı. İznik ve İznikmid (İzmit) alınınca
miş . Bir gece halvet içerisinde bağdaşken zımı hatun eyledi, beni baba yarısı. .. buralara medrese, tekke, zaYiye, diğer hayır
içi geçip bir rüya görmüş. Dursun Fakih bu Selçuklu'nun İlhanlı'ya teslim olup, ve hayrat müesseseleri inşa edildi. Osma-
rüyayı bana aktardı ki, oracıkta hayretten Sultan III. Keykubad'ın da Isfahan'da noğlu Orhan Gazi'nin Bursa'yı da ele ge-
donakaldım. tutulduğu haberi gelince, Yarhisar ve Bi- çirdiği kendisine muştulanınca son nefesi-
lecik hisarlarının alındığı 1299 baharında ni huzur içerisinde verdi.
Osman Gazi'nin rüyası Dursun Fakih'i Osman Gazi'ye gönderip, Biz de Bilecik'e yakın Kozağaç (Karaa-
Osmancık rüyasında, benim göğsümden adına bu defa "sultanlık makamı" için hut- ğaç) köyüne zaYiyemize çekildik ve sema-
çıkan bir nur ile kuşatıldığı­ nın yıldızlarını seyre daldık.
nı görmüş, sonra yüreğimden Hakk' avasıl olduğumuzda
yükselen nurlu bir hilalin do- Hicri 726, miladi 1326 olmuş
lunaya döndüğünü ve kendi idi.
bedenine girdiğini hissetmiş. Osmanlı cihan hakimiyeti,
Ardından, bu rahmetin ken- kudretli devlet ve nizam ide-
di yüreğinden koca bir çınar allmiz manevi kaynağını
olup büyüdüğünü, dal budak şüphesiz İslam mefkı1resi ve
verdiğini, yapraklarının bu- cihat ruhundan aldı. Söğüt'te
lutlara değdiğini, köklerinin temerküz eden gaza ruhu
kıtalara tutunduğunu seyrey- ehlullahın ve Türkmen ba-
lemiş. Dört yana rahmet ve balarının "Gaziyan-ı Rum,
nur yağdıran bu koca çınarın Abdalan-ı Rum ... " himme-
gölgesinde çağlayan sular, ışıl tiyle yükseldi; camiler, med-
ışıl otlaklar, mümbit tarlalar reseler, tekkeler Söğüt'ten
ve üzerlerinde mutlu insanlar Bursa'yı aşıp Rumeli'ye da-
hasıl olmuş. Dağlar, ovalar, ğıldı. Çınar büyüdü, dalları
nehirler, şehirler. . . İnsanlar Orhan Gazi Camii ve Şeyh Edebali Türbesi, eski Bilecik'ten kalan iki Osmanlı yapısı. yeşerdi . •
NTV TARiH HAZiRAN 2009 75
.~yı.iY.~ ç. Q .ı~b.._ .. . .·. ·. ·.·.·.·. ·.·.· . . . . . .. . . . .. ... ... . . . . . . ..... . ... . . ... . . . ................ . . ... . .. . ....... .................
SEYAHAT NAME/ iZMiT W.H. Bartlett'in

II
gravüründe
19. yü zyıl d a izmit.
Gelenin gidenin
konakl adığı Pertev Paşa
Mihma n-Sarayı'nda bin yüz
dükkan vardır. Bayırdaki
evlerin pencereleri kıb l e
tarafına, deryaya bakar.
Sokaklar baştan başa
beyaz taş döşe l idir. Havas ı
suyu latif, ha l kı cana yak ın,
yüzleri de aktı r. II

Evlerin ensesi dağlar yı, Altıntopoğlu


meşhurdur.
ve Serdar Solak konakları
23 mahalleden üçü Hıristiyan
biri Yahudilerindir. 23 Caminin en eskisi

dağların üzeri bağlar çarşı içindeki Kanuni Süleyman'nın veziri


Pertev Paşa'nın, Mimar Sinan'a yaptırdığı

C
Mahkeme Camii'dir.
uma günü Yemiş İskelesi'nden içerler. Sarı, yeşil safra sevda, balgam, kara Hanların en büyüğü de Pertev Paşa
elbisemizi gemiye koyduk. Cuma balgam . .. çıkarır, sanki yeniden hayat bu- Mihman sarayıdır. Gelenin gidenin konak-
namazını iskeledeki Ahi Çelebi lurlar. ladığı 70 ocak toloz (tonoz) kubbeli kurşun
Camii'nde kıldıktan sonra ge- Buradan hareketle İnehacı, Zeytinbur- kaplı kargir handır. Çarşı bin yüz dükkandır.
miye binerek poyraz rüzgarıyla kayıp Dil nu köylerinin açığından geçtik. Yamaçlarda Duvarları münakkaş kırk da kahvehane-
İskelesi'ne geldik. Burada Konya, Halep, bayındır köyler var. Körfezin iki kıyısında­ ler vardır ki her biri pek usta civanlarıyla
Şam hacıları, tüccar ve yolcular at kayık­ ki mamureleri temaşa ederek sekiz saatte meşhurdur. Tersane-i amire, Hünkar Sarayı
larına binip karşı kıyıdaki H ersek Dili'ne İzmit kalesine yetiştik. İskender'in burada yakınındadır. Bayırdaki evlerin pencereleri
geçerler. Körfezin nihayetinde İzmit vardır. yaptırdığı kaleden bir burçla bir bam kal- Kıble tarafına deryaya bakar. Sokaklar baş­
Üç mil kadar kürek çekerek liman havada mıştır. Şehri, İstanbul RumIarından Orhan tan başa beyaz taş döşelidir. Evlerin ensesi
İçme Suyu menziline geldik. Gazi 831'de almıştır. Hala kıyıda dört köşe dağlar, dağların üzeri de bağlardır. Havası
Cümle dostlarımızla dışarı çıkıp lebi- ve tek kapılı büyük bir kule vardır. suyu latif, halkı cana yakın, yüzleri de aktır.
deryada çadır kurarak zevk ve sefaya ko- İzmit'in zengin tüccarları ekseriya ke- İzmit'in doğu tarafındaki dağlara "ağaç
yulduk. Buradaki müshil suyu içmesine her reste ticareti yaparlar. Bunlar türlü çeşitli denizi" derler ki içinde insan kaybolur.
sene kiraz mevsiminde İstanbul'dan ve di- akmişe-i haririye giyerler. Şehirde cümle üç Göğe ser çekmiş ulu ağaçların altında on
ğer şehirlerden binlerce kişi birikip çadırlar bin beş yüz mükellef ve müzeyyen tabaka bin koyun gölgelenir. Ormanlarda elli arşın
kurarlar. Bir saz ve eğlence, yeme ve içme tabaka bağlı bahçeli, kırmızı kiremit örtülü boyunda çapa direk keserler. Rumeli ve bal-
alemi olur ki kırk gün kırk gece sürer. Tüfek evler vardır. Büyük saraylarının en mun- van direkleri meşhurdur. Kesilenleri biçen
ve fışek şadumanlıkları dil ile anlatılamaz. tazamı Bağdat Fatihi Murad Han'ınkidir bıçkı değirmenleri suyla döndürülür. •
Ahlad-ı faside marazına mübtela olanlar ki bağlı bahçelidir. Bahçe üstadı ve iki yüz Seyahatname, C. II, İkdam Matbaası,
burada üç gün kalıp müshil içmesinden kadar bostancı vazifelidir. Ayrıca Paşa Sara- 1314, sS.60-6S'ten.

İstanbul -İzmit ulaşımı Kiraz mevsimi At kayığı


Bağdat caddesi denen şoseden (kervan yolundan) iki konaklık ilkbaharın ikinci evresi olan Mayıs-Hazran aylarında padişah, Ulaşım ve taşımaların hayvanlarla yapıldığı dönemlerde
(günlük) yoldu. Marmara-Körfez su yolundan da yelkenli, haremiyle Anadolu yakasındaki yazık saray ve köşklere göçer, Boğaz, Haliç, Körfez kıyıları arasında yük ve binek
kürekli deniz taşıtlarıyla yine iki günde ulaşılıyordu. varlıklılar, esnaf grupları da korulara giderek günlerce eğlenirdi. hayvanlarının bindirildiği büyük kayıklardı.

76 NTV TARiH HAZiRAN 2009


aB BÜNYADDİNÇ

Atili: N'alide Kulliyesı

Oltu Rus Kilisesi

ATiK VAli DE KÜL livES i

Cami, kışla, depo, hapishane,


okul ve sanat merkezi
ubbeler şehri ve kemerlerdeki kalem işleri, başlayarak 1865'e dek
İstanbul'un ünlü yapım döneminden kalan kışla;1927'ye kadar da akıl
siluetinin parçası, minberi, mihrap tarafındaki hastanesi olarak kullanılmış.
Anadolu yakasında bir Mimar çinileri ve dinginlik veren 1935 yılında Gümrük Atik Va lide Camii'ni n
Sinan eseridir. Yapımına çevresinden etkilenmemek ve Tekel Bakanlığı'na hemen yanındak i hazire.
1570'te başlanmış, 1583'te mümkün değiL. devredilerek yaprak tütün
bitirilmiş. II. Selim'in eşi, III. Külliyeyi oluşturan diğer bakım atölyesi olmuş, 1976
Üsküdar iskelesi C.ıi'··'
Murad'ın annesi Nurbanu bölümlerin hikayesi ise yılında ise Vakıflar Genel • .\,?1>t'4:.
f6e\çr.ar-o.
Sultan' ın yaptırdığı külliye, çok uzun. Bu bölümler Müdürlüğü'ne devredilmiş.
Üsküdar'ın Toptaşı semtinde, III. Selim zamanından Binaların bir bölümü yakın ~~;~e;~~~ Selami.-ıli Efendi Caddesi

beton çölünün ortasında bir zamana kadar ünlü Toptaşı q.", Atik Valide
vaha gibi. Cami, medrese,
imaret, kervansaray ve
Cezaevi'ydi; bir kısmı da
İmam Hatip Lisesi olarak .
Doğa ncılar Paı1ı:1
~~0,;,
·1~a
~
Külliyesi
O
~o:
hamamdan oluşan külliyenin
en iyi korunmuş yapısı,
hizmet veriyordu. Bütün bu
badireleri bir şekilde atlatan
D İstanbul Üsküdar
Unutmayın: Cami dışındaki yapılar
avlusunda yaşlı ulu çınarların yapılar, en sonunda Marmara ziyarete kapalı, sadece dışandan
olduğu Atik Valide Camii'dir. Üniversitesi Güzel Sanatlar görebilirsiniz.

Sedef ve fıldişi kakmalı kapı Fakültesi'ne bir sanat merkezi mAptullah Kuran, Mimar Sinan, Hürriyet Vakfı
Yayınları, 1986.
ve pencere kanatları, kubbe oluşturması için verildi.

NTV TARiH HAZiRAN 2009 77


.~.~~~p..~.y.~! ..................................................

ALEXANDREiA TROAS

Çanakkale'den
Makedonya'ya
üyük İskender'in sonra yöreye egemen
kendisi ve daha sonra olan Kral Lysmakhos,
ardılları Alexandreia kentin adını
adlı birçok kent kurmuştur. Alexandreia Troas'a
Diğerleriyle karıştırılmaması çevirmiş. Kent en
için, antik Troas bölgesindeki zengin ve görkemli
bu kente Alexandreia Troas yıllarını Roma İmparatorluğu görkemli kalıntısı Herodes Kumburun.
denmiş. döneminde yaşamış. Atticus hamamıdır. Hemen Mecidiye

Kent, MÖ 4. yüzyıl Alexandreia Troas, kapladığı yakınındaki antik tapınağın Geyikli e Gökçebay ı r Eıine

sonunda İskender'in alan bakımından Anadolu'daki • •


komutanlarından Antigonos en büyük kentlerden biri.
zemini ve basamakları da
gün yüzüne çıkarılmış. Diğer
D a ıya n ·
o Alexandreıa Troas .
tarafından kurulmuş ve ilk Kalıntılar Dalyan köyünün kalıntılar zeytinliklerle kaplı •
Uluköy
. Şap köy

olarak Antigoneia olarak hemen güneyindeki antik geniş araziye dağılmış. Tiyatro, •
Yaylacık

adlandırılmış. Kurulmasındaki
en önemli amaç, Trakya
limandan başlar. Teknelere
yüklenmek üzere getirilmiş
stadium ve surların izleri
belirgin. Kıyıdan içerilerde,
D Çanakkale Dalyan
Unutmayın: Kalıntılar birbirinden
karayolunu kullanmadan devasa antik sütunların bir sur dışında kalan ılıcalar çok uzakta; arabaya ihtiyacınız var.
Makedonya ile Troas bölgesi bölümü, toprağa gömülü bölgesinde kentin doğu
arasında irtibatı sağlayacak olsa da görülebilir. Sahilin nekropolünü oluşturan çok ı:m Y.M. Cook, The Troad: An Archaeological
and Topographical Study, Oxford University
bir liman kenti yaratmaktı. iç kısımlarında, kentin sayıda mezar kalıntısı da Press, 1974 • Troya: Efsane ife Gerçek Arası Bir
Antigonos'un ölümünden günümüze ulaşan en araziye yayılmış durumda. Kente Yolculuk, Yapı Kredi Yayınları, 2002.
EGRI MiNARE

Hafif eğimli Selçuklu tarihi


e
Kırşehir

ksaray il merkezinde böler. Alt kısmı zikzak • Şereflikoçhisar

bulunan, Selçuklu bezemeler, üst kısmı ise TuzGöıÜ


• Nevşehir
Sultanı 1. Keyhüsrev -büyük kısmı dökülmüş- mavi,
tarafından yaptırılan Eğri yeşil çinilerle kaplıdır. Tepeye O Aksaray
Minare, yapımında kullanılan yakın inşa edilmiş şerefesine Eğri '
tuğlaların kırmızı olmasından 92 basamakla çıkılır. Batı­
Minare'- ~ e Niöde

dolayı halk arasında "kızıl kuzeybatı yönünde gözle fark ii Aksaray Merkez
minare" olarak da adlandırılır. edilir derecede eğilmiştir, ama Unutmayın: Kapadokya'da gönnck
isteyeceğiniz çok yer var ; yine de genel
Minare dışında caminin ana nedeni bilinmemektedir.
çizginin dışına çıkın ve yörenin az
yapısı ve kitabesi günümüze Yöre halkının inanışına bilinen noktalarına da vakit ayıml.
ulaşmamış. Bu yüzden mimari göre ise minare sonradan
~ Temel Bayrak, H, Murat Yılmaz, Eğri
ve süsleme özellikleri dikkate eğümemiş; mimar ustalığını Minarenin Eğilmesinin Statik Analizi, Aksaray
alınarak, 1221-1236 yıllarına göstermek için özellikle Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Jeodezi ve
Fotogrametri Mühendisliği Bölümü' M, Görür,
tarihlendirilir. Dört köşe bir bu şekilde inşa etmiştir. "Aksaray'da Anadolu Selçuklu Döneminde
kaide üzerine yerleştirilmiş Buna rağmen 36 yıl önce iki Tuğla Minare", ilgi, istanbul 2002, • E,M,
Çetintürk, Aksaray ve Çevresindeki Türk
silindirik gövdesi H orasan yapı, yıkılma tehlikesine
Eserleri, Ankara Üniversitesi doktora tezi, 1986,
harcıyla birleştirilmiş karşı gövdesinden yere

Eğri Minare, 1973'te çel ik


tuğlalardan yapılmıştır. çelik halatlarla bağlanarak
halat larla sağlamlaştırılmış. İnce bir silme, gövdeyi ikiye sağlamlaştırılmıştır.

Kilisenin iç
mekanından
ALACAHisAR
mimari bir detay.

Taşradaki Bizans
sminden bir kale anlamı dağılmış yapı elemanlarının ve definecilerin insafına
çıksada, Alacahisar üzerindeki motiflerde ve bırakılmış durumdadır.
aslında Antalya'nın bezerne tekniklerinde, yöreye Ulaşılması zahmetli de
Demre ilçesinin arkasındaki özgün nitelikler görünse de olsa, doğa ve tarihin
dağları kaplayan ormanlar Lykia- Konstantiniyye ilişkisi bütünleştiği bu özel yer,
arasında gizli kalmış bir gözlemlenebilmektedir. tarih meraklılarının mutlaka
kilise kalıntısıdır. Bir tepe Burası tamamen doğanın hedefi olmalıdır.
üzerindeki kilisenin doğu
kısmı devasa, yekpare bir kaya ,/ . çağman

kütlesinin özenle oyulmasıyla Alacahisar


oluşturulmuştur. Böylece O
yapının bu kısmı günümüze
ulaşabilmiştir. Batıdaki
duvarları yıkılmış olsa da,
izleri ve diğer kalıntıları
".
Yavu
De~azlar Gü~es
"O#" Demre
Kapaklı
. ,

görülebilir durumda. Kesin ii Antalya Demre


yapım tarihi bilinememekle Unutmayın: Altı yüksek bir arabaya
beraber, araştırmalar yapıyı 6. ihtiyacuıızvar; Karabel köyünden
itibaren bozuk bir toprak yol sizi
yüzyıla tarihlendirmektedir. bekliyor' Mutlaka yöreden yerel rehber
Kiliseyi önemli kılan özelliği, bulun; yön belirten hiçbir tabela yok ve
çok sapak var.
başkent Konstantiniyye'deki
~ Sema Doğan, 'Lykia'da Alacahisar Kilisesinin
dinsel mimari özelliklerin Kiborium Kemerleri", Hacettepe Üniversdesi
Anadolu'daki etkilerini Edebiyat Fakünesi Dergisi, Cilt 20, Sayı 1, 2003.
yansıtmasıdır. çevreye Kilisenin mimarisi Anadolu'daki diğer örneklerden ayrılıyor.

NTV TARiH HAZiRAN 2009 79


OLTU RUS KiL isES i

Çanlar Ruslar için çaldığında


877-18780smanlı­ burayıellerinde tutmuşlar. neredeyse sapasağlam ulaşmış . girişiolan yapının asıl giriş i
Rus Savaşı sonucunda Bu dönemin en önemli izi ise Doğu ve batı cephesinde birer batı cephesinde. Kilisenin içi,
yapılan Ayastefanos yerleşirnin doğu tarafındaki, çan kulesi var. Sadece batıdaki dışının aksine fazlasıyla tahrip
Antlaşması ile Oltu Rusya'ya Oltu için anıtsal sayılabilecek kulenin çatı örtüsü yıkık olmuş. Özellikle 2002'de
bırakılmış. Ruslar 1917 kilise yapısıdır. Haç planlı durumda. Çanlar Erzurum bilinmeyen bir sebepten çıkan
Bolşevik Devrimi' ne kadar binanın dışı, günümüze Müzesi'ne götürülmüş. Dört yangınla tahribat daha da
artmış. Üzerinde herhangi bir
kitabe bulunmadığından, yapı
hakkında detaylı bilgiye sahip
değiliz. Kilise büyük acılarla
yoğrulmuş bir dönemin
Oltu'daki sessiz tanığı gibi.

• Ardahan
Artvin e

Yusufeli
• Kars
dO ,tu •
Oltu Rus _ Sarı ka mı ş

Kilisesi
Erzurum

ii Erzurum Oltu
Unutmayın: Cağ kebabı
diyanndasınız ; en iyisini burada
bulacağınızdan emin olun.
~ Gürsoy Solmaz, Erzurum ilçe ve
Köylerindeki Tarihi Varlıklar, Erzurum 2003.
LAooiKEiA

Bir antik kent yeniden doğuyor


enizli' nin merkezine Bu dönemde Anadolu'da başlarındaki büyük deprem
yakın olmasına birden çok Laodikeia isimli sonrasıterk edilmiş.
rağmen, günümüzde kent kurulduğundan, bu Uzun yıllar tahrip edilen
Pamukkale ve Hierapolis'in yerleşim yanındaki ırmağın Laodikeia'nın değeri, son
gölgesinde kalmış ve ihmal ismiyle anılmış
ve Lykos yıllarda yapılan kazılarla
edilmiş dört dörtlük bir antik Laodikeia'sı (Laodikeia ad anlaşıldı ve Helenistik
kent burası. Antik kaynaklara Lycum) denmiştir. Kent, MÖ yapılarına kavuşmaya başladı.
göre Laodikeia, Diospolis ve 190'da Magnesia savaşı ve
daha sonra Rhoas adlı daha sonrasında MÖ 188'de yapılan . Pamukkale
eski yerleşimIerin üzerine Apameia (Dinar) barışına
kurulmuş. Bu döneme ait kadar Seleukoslar'da kalmış, Goncalı
• • Korucuk
buluntular kentin batısındaki MÖ 153'e kadar Bergama Eskihisar e O
Gümüşçay'ın yamaçlarında Krallığı'na bağlanmış. MÖ Laodikeia
yapılan araştırmalarda
ortaya 129'da ise Roma yönetimine 1'( •
Denizli
çıkarılmış ve MÖ 3500'lere dahilolmuş . Kente adını ll .
uzanıyor. veren kraliçe Laodikeia, Roma ii Denizli Goncah
Bugün görülen Helenistik döneminde de kentin koruyucu Unutmayın: Arazi yürüyüşüne uygıın
kent ise Seleukoslar kralı II. tanrıçası olarak kabul edilmiş. giyirün; toprak
kalıntılar arasında
patiımlarda yürüyeceksiniz .
Antiokhos tarafından, eşi Birçok defa depremle yıkılan
00 C. Şimşek· M. Büyükkolancı, 'Laodikeia Antik
kraliçe Laodikeia adına MÖ kent, her seferinde tekrar Kenti Su Kaynakları ve Dağıtım Sistemi", Ada/ya
3. yüzyıl ortalarında kurulmuş. ayağa kaldırılsa da 7. yüzyıl /X,2006.

MAVGA KALESi

Sadece bir kule yeter


ut'a bağlı Kozlar görünce bunun gereksizliği
yaylasının hemen de anlaşılıyor. Hiçbir yerden
yanındaki eski bağlantısı olmayan kalenin
yerleşimin merkezinde, bulunduğu kütleye, belki
çok sarp ve korkutucu de zamanında ancak açılır
uçurumlarla çevrili kayalığın kapanır ahşap bir köprüyle
üzerinde bulunuyor. Tam bir ulaşılabiliyordu. Üzerindeki
doğal kale olan bu kayalığın kitabeye göre kulenin 13. Kale çevresinde ve çevre bir yerleşimin izleri olabilir.
üzerinde sadece yarım daire yüzyıl başlarında A1aeddin kayalıklarda hem doğal hem Mavga kalesi, Anadolu
şeklinde bir kule var. Bunun Keykubat zamanında de insan eliyle oyulmuş, kimi tarihinin hakkında çok fazla
dışında başka herhangi bir inşa edildiği yerlerde koridorlarla bilgi sahibi olamadığımız
savunma yapısı inşa edilmeye sanılmaktadır. birbirine bağlı sayısız en etkileyici ve şaşırtıcı
ihtiyaç duyulmamış; burayı yaşam alanı, daha eski örneklerinden biridir.
O. Kozlar Yaylası

• Mavga Kalesi
Esençay
BaCcağız

Ortaköy


Kelceköy

Mut

IJ Mersin Mut
Unutmayın: Kozlar yaylası Mut'un
sayfiyesi gibidir; yaylada her türlü
ihtiyacınızı karşılayabilirsimz. Yaylaya
yerel ulaşım bulunuyor • Kozlar Doğa
savunma yapısı Otel: O 324 776 02 25.
olan kule.

NTVTARiH HAZiRAN 2009 81


Cahillikler Tarihi . . . . . ... . . .... . .... . ... . . . . . ... . . . ... . . . . ... ... . . ... . . . .. .. . . ... .
Osmanlı Devleti

Yanlış Şeriatla yönetiliyordu


Doğru Şeriatı siyaset yönetiyordu

1841 'de tedavül e çıka n


yüzde 12 faizli ilk
matbu kaime (sold a).
Lambert de Vos'un 1574
tarihli albümünden
şeyhüli s lam resmi
( sa ğd a ).

Sünni İslam dünyasında gayrımüslimlerin (zimmilerin)


egemen olmuş bütün Müslüman edilmesi şeriat
devletler, devlet ideolojilerinin kanunlarına aykırı olmasına
bir parçası olarak, bütün rağmen, devşirme uygulaması
yaptıklarının şeriata uygun üçyüz elli yıldan fazla
olduğunu vurgulamaya özen sürebilmiştir. Yine şeriata
göstermişlerdir. aykırı olduğu çoğunlukça
Tahmin edilebileceği gibi, kabul edilen faiz uygulaması,
bazı siyasi kararların şeriatı Osmanlı toplumunda çok
ihlal ettiği de olmuştur. yaygın olduğu gibi, birçok
Bu tür durumların ortaya Müslüman doğrudan
çıkması, şeriatın ne olduğuna doğruya nakit para bile
ve dolayısıyla neyin şeriatla vakfedebilmiştir.
çelişip neyin çelişmediğine Bu yüzden, iki sonuca
. _t'lr"!:ı, karar veren İslam ilimlerinin varıyoruz. Bunların birincisi,
son kertede birer "devlet şeyhülislamını siyasete
dahil olmak üzere, çeşitli memuru" olmaları nedeniyle karışmaması gerektiğini
dönemlerde çeşitli Müslüman mümkün olmuştur. Yani söyleyerek uyaran Yavuz
Sultan Selim örneğinden yola
O
smanlı
Devleti'nin toplumlarını yöneten devletler her istediklerini,
bir şeriat devleti devletlerin hiçbiri "şeriat şeriata aykırı olsa bile çıkarak vardığımız, genelde
olduğunu iddia devleti" değildi. yapabilmişler, hatta bunların İslam dünyasında, özelde de
etmek, Osmanlı Bununla birlikte İslam da şeriata uygun olduğuna Osmanlı İmparatorluğu'nda,
Devleti' ni hiç tanımamanın tarihinde gelmiş geçmiş bütün ilişkin fetvalar verecek ilimler şeriatla siyasetin ayrı alanlar
yanısıra, şeriatın da ne devletlerden, İslam ilimlerinin bulabilmişlerdir. Örneğin, olduklarıdır.
olduğunu hiç bilmernek meşrulaştırıcı destekleri Osmanlı Devleti'nin sürekli İkinci sonuç ise, siyasetle
demektir. Bir kere şeriat, karşılığında, şeriatı korumaları uyguladığı iktisat politikaları şeriatın çelişmeleri halinde,
modernlik öncesinin bir tür ve toplumun şeriata göre arasında bulunan narh, İslam daha doğrusu, siyasetin şeriata
"medeni kanunu" olması yaşamasını sağlamaları alimlerinin şeriata aykırı aykırı sonuçlar doğurması
nedeniyle, nasıl siyaset beklenmiş; alacakları kararların buldukları bir uygulamaydı. halinde son sözü şeriatın
yapılacağına ilişkin herhangi da şeriata ilişkin herhangi Aynı biçimde, Müslümanların değil, siyasetin söylediği; yani
bir kural getirmez. Bu bir kuralı ihlal etmemesi yönettiği devlete vergi vererek şeriatın siyaseti değil, siyasetin
yüzden Osmanlı Devleti de istenmiştir. Bunun sonucunda, o devletin korumasına alınmış şeriatı yönettiğidir. •

82 NTV TARiH HAZiRAN 2009


Elektrik öpüCÜğü Electrificata" olarak da
bilinen eseri Elektrik
Öpücüğü, "interaktif" bir
ıektrik Elektrik üzerine yaptığı
E ve 18.
özellikle 17. salon gösterisiydi. Bose'nin
yüzyıldan deneyler sonucu insan kurduğu düzenekte; çekici bir
itibaren, üretiminden vücudunun iletkenliğini kadın, yalıtkan bir platform
depolanmasına, kontrolünden anlayan Gray, bu amaçla üzerinde durur ve gizlice
aktarımına kadar pek çok ele ele tutuşmuş ya da statik elektrikle yüklenirdi;
yönüyle araştırmacılara konu ayakları metal bir cetvel veya yeni gelen konuklar onu
olmuş. Bu araştırmacılardan telle bağlanmış iki gencin öptüğünde ya da ona
biri de İngiliz boyacı ve kullandığı bir düzenek kurdu. dokunduğunda güçlü elektrik
astronom Stephen Gray. ilk kişiye verilen elektrik, akımı tarafından çarpılırdı.
diğerinde elektrostatik güç Elektrik öpücüğünün zaman
yaratıyordu. Elektriğin bu içerisinde farklı uygulama
geçişi, "insanlararası iletişim" şekilleri de ortaya çıkmış.
fikrinin de ince bir parodisini Hatta "elektrik öpücüğü
sunuyordu. Elektriği en iyi partileri" düzenlenmeye bile
sembolize eden "kıvılcımlar"ı başlanmış. Bu gösteriler;
ortaya çıkardığı gibi, 18. yüzyılda erkek ve kadın
insanın elektriğin "tadına arasındaki erotik-duygusal
bakmasını" sağlayan icadın alışverişin bir simgesi olarak
sahibi ise, Georg Mathias da algılanıyordu.
Bose idi. Onun "Venüs Serhat Küçük

~L
83

--_.-
Hilal- i Ahdar, Yeşil Hilal,

Yeşilay: İçmeyelim
arkadaşlar
ı nO'de Mazhar Osman bulunduğu İçki Düşmanı
(Usman) Bey'in başkanlığında Gazete'yi çıkarıyordu. O
kurulan H ilal-i Ahdar yılların afişlerindeki"alkol
cemiyeti, alkol ve uyuşturucu canavarı" hiç de soyut değildi;
konusunda halkı ve gençliği alkollü içkilerin organlara
uyarmak amacını taşıyordu. "verdiği fenalıklar" da tek tek
Cumhuriyet'le birlikte Yeşil resmedilmişti.
Hilal adını alan cemiyet, Cengiz Kahraman
ı 930'lu yılların
sonuna doğru
Yeşilay adını
kullanmaya başladı.
Günümüzde
de Türkiye
Yeşilay Cemiyeti
olarak varlığını
devam ettiriyor.
Yeşilaycıların önde
.;; gelen isimlerinden
~ Fahrettin Kerim
~ (Gökay) 1930'larda
~ içinde eğlenceli
Ş.
.i5, yazıların da
c:
cl)
u

çay şekeri çay


ISTANBUL SERGISININ
EN CA.Zİp ~ÜŞESİ
Bir zamanlar "kurabiye", "soğukluk" ~
ya da "çay şekeri" diye satılan, ~\9J-jıı
kabakgillerden karpuz, yaz aylarıyla .!f'1:CıliG. OI"",,,CifOfııfu.
birlikte yeniden sofralarımızda ... K"....I . . .... ı"d. Herk es o to mob ı l kullanabilir

Karpuzların eski tadı yerinde ama,


MUlOr O,r.~" y?!! Vi .ay' .ter bl'O '.'" k'n ıımııı ,

sokak satıcıları ve hemen her semtte -.-


011,1 ...(>' E )'1 a"n'bııı,

kurulan kavun, karpuz sergileri


epeyazaldı. Olgun ve lezzetli bir
karpuzu kesmeden seçmenin kolay
Pratik Otomobıil
yolunu Sermet Muhtar Alus'un,
7 Temmuz ı 946 tarihinde Ak,ıam Okulu
gazetesinde "Dünden, bugüne
karpuz" başlıklı yazısından okuyoruz: İlki ı 949 yılında düzenlenen
"Malum a, seçerken kavunun ağınna, İstanbul Sergisi kapsamında,
karpuzun hafifine bakılır. Üstüne Taksim Talimhane'de Fiat Garajı
fiskeyi vurunca tınlamalı; bu tınlayış karşısında açılan bir "okul". Özel
güneşte kalıp gerilmiş bir kudüm otoların parmakla gösterildiği
derisi sesine andırmalı; sonra, iki günlerde, Talimhane sakinlerinin
avucun arasında sıkınca da hafifbir H udson, Buick marka otomobilleri,
kütürdeyiş duyu1malı." Aynı yıllarda Surp Agop tesislerinin altındaki
Diyarbakır'da karpuzlarla hatıra Fiat Garajı'na park edilir; garaj
fotoğrafı çektiren bir çocuk. çalışanları her sabah otoları
Feza Kürkçüoğlu sahiplerinin kapı önlerine bırakıl'dı.

84 NTV TARiH HAZiRAN 2009


Yı):3 Sayı: 26 Şubat- 1935
Fotoğraf modası
DİMAGA ALKOL KOYMAK, BIR"

• MAKINENIN YATAKLARINA
KUM KOYMAGA BENZER.

i
ÜtWAMI
i
\.~---- GAZlTı:
AY'AŞLIGIN VEROiGi fENALIKLAR

Ha.sta mid.~.

· El değmiş fotoğraflar

• Bir döneme damgasını vuran, kartpostallar, önceleri sadece


t<ciyüıen. • ülkeden ülkeye, elden ele siyah beyaz ya da sepya renkli
• dolaşan kartpostallar; artık olarak basılırken, gelişime
sadece koleksiyonerlerin ilgi paralel olarak daha sonraki
Bayburt saat kulesi: Durmayan zaman : alanında ... Kartpostallar, yıllarda renkli basılmaya
• 1900'lü yıllardan başlayarak başlanır. 1 940'lı yıllarda artık
matbaacılığın gelişimiyle kartpostallar renklidir. ..
Anadolu'da şehir merkezlerini • birlikte bir moda olarak Siyah-beyaz kartpostallarla
süsleyen saat kuleleri, bütün dünyayı sarar. renkli kartpostallar arasında
Osmanlı devletinin son Manzaralar, portreler, var olan bir ara dönemde,
dönemi ile Cumhuriyet'in kadın fotoğrafları, nü'ler o elle renklendirilmiş
ilk yıllarında inşa edilir. • yılların en revaçta temaları kartpostallar kullanılır. Özel
Cumhuriyet'ten sonra arasındadır. Yeni yılda, boyalarla fotoğrafın tümü
yapılanlardan biri de Bayburt bayramlarda, özel günlerde ve değil, seçilmiş yerleri elle
Saat Kulesi. Yapımına 1923 elbet seyahatlerde insanların renklendirilir...
yılında başlanan kule, bir birbirlerine yolladıkları Feza Kürkçüoğlu
yıldan daha kısa bir sürede
tamamlanır. Bayburtlu ustalar
tarafından çokgen kaide
üzerinde sekizgen gövdeli, 21
metre uzunluğunda bir saat
kulesi olarak inşa edilir ve 29
E kim 1924'te, Cumhuriyet
B ayramı'nda törenle açılır.
ç orum Saat Kulesi'nin bir
benzeri olan, sırtını tarihi
Bayburt Kalesi'ne veren
yapının üzerindeki dört saat ve Kulesi işlevini günümüzde de
makine aksamı Almanya'dan sürdürüyor.
getirilmiştir. Bayburt Saat Feza Kürkçüoğlu

NTV TARiH HAZiRAN 2009 85


Tavanarası

Evlilik sezonu
açılırken ...

1910,1923 ve 1947'den

-----o
gelin-damat fotoğrafları
ve davetiye örneği. Biri
romantik, biri hafıf zoraki,
diğeri ise gayet mesut poz
veren çiftler... Kızını Süc- 1 ' Doklo
i
, il iLin .. rı 'I i
crü -
l'") nu
i
akıı:ı,anu \'"..4 nl- r
i
i
r<,1 e e,· <'nm<,s; - 1.1 S i
Dlunas(" X"(ı e
IıancOlizel,. 1\" "' i \ ar'7anı bn Oır("('("os..• ı.Sadıiv.
ii e "1 J "i i

ına <'v ('nr . . II . rn~ı ta. ('~in ('ki


-bi . .i <'Sı I<'ril ec i (~(,f"ğ;'1(l("n
n.ıı il oI,wilğınıızı '.ürmed"..; . i saat 8 .Ie l"f ri (;n;zle
RJız c arz c~yl('rjz efendim.

S.J." 7... J~
Eınine Hüseyin

· .... ... .. .......... .. .. .

Reklamda

·· ~~0~___________

;1Fosfarsol
Kan kuvvet v€!
iştaha şurubu
Cihan doktorlarının en
büyük kıymet ve ehemmİ­
yet verip beğend i kleri bir
formüldür. Kansızlık, işti­
hasızlık ve kuvvetsizlik,
bilhassa nevresteni, ademi
iktidar, mide ve barsak
tembelliğinden doğan ha-
zımsızlık ve kabızlarda en
birinci devadır. 3 günde şa­
yanı hayret tesirini gösterir.
Vücuda dinçlik, yanaklara,
dudaldara, pembelik, dlde ta-
ra vet, saçlara ve gözlere ateş
ve parlaklık veren bu kuvvet
şurubu Türkiyenin her eez_ane.
i
sidde bulunur.

86 NTV TARiH HAZiRAN 2009


Adab-ı Muaşeret
3 Haziran 1964:
Lefter veda
ediyor
Milli Takım ve
Fenerbahçe'nin unutulmaz
futbolcularından Lefter
Küçükandoniyadis'in,
yeşil sahalara veda ettiği
Beşiktaş- :Fenerbahçe jübile
maçı öncesinde, ellerinde
dönemin en popüler fotoğraf
makineleri olan Leica ve
Rolleiflex'lere sahip gaz;ete Sofrada en ayıp şeylerden iiri de yemek ,onunu bek-
muhabirieri tarafından lemeden sigara içmektir. Saygısız almayın ız.
alınmış son pozIarından
biri. 3 Haziran ı 964,
Dolmabahçe Stadı.

.. . . .... . . . . . . . .... . . . . . . . . . . .. . . . . . .... . . . . . .. ..


R. Sertaç Kayserilioğlu

0"
~ ~i~~~ı;;;ta~~~~~~

~rJ>e ~,h!ll!!.@sr!li!il_~~!rW[fi'!7@~ ,

YENi HAYAT ve FıSTıK SUYU GAZiNOLARI a Evveıli kadın ei uzatır. O el uzatmadıkça el "kamalıssı­
nız Kabalığmız yüzüniize v urulursa sakın kızmayın.

Geceleride açıkltr a.
Otomobil gider ~ •

BÜYÜKDERE ~.
r~~~~~~~~~~~JJ .
Kafes Kasrı'nda en uzun süre
kalan Osmanlı padişahı kimdir?

Mayıs sorusunun cevabı:


Tahta çıktıktan sonra sünnet
DıKKAT olan üç Osmanlı padişahı
kimdir?
Haval. ile gön-
Sırasıyla ; i. Ahmed, iV. Murad ve LV.
derilen p araların
Sı RÜ ...., ŞENY ÜZ Mehmed 'dir. Çok küçük yaşta tahta
namına yazma. çıkmışlardır; i. Ahmed 14 yaşında,
Jarını çok rica LV. Murad 11 yaşında, ıV. Mehmed
ederiz. Zira bu- ise 6 yaşında.

radan al mak için


Doğru cevap veren okurlanmız:
zorluk çekiyoruz.
ılker Alemdar, Oğuzhan Kılmçel

Her sayımızda okurlardan gelen sorulara, yine okurlarımız


cevap veriyor. ntvtarih@ntv.com.tr

NTV TARiH HAZiRAN 2009 87


••
yç~~~~ . . . . . . . . . . . . . . . . . . ..~~~.~~~~ . ~~~??~~ . . . . . . . . . . . . . . . ... . . . . . . . . . .... .
Bir işaret: Tuğ kapılarınabirer hatıra olarak
bağlanmıştı. Korunabilen tuğ
Ay-yıldızlı mızraktan örnekleri müzelerdedir.
Yabancı dillerden
ilk generale alınma söz ve terimlerin
Ucuna atkuyruğu bağlanmış, süvariler giderdi. Savaş kararı Türkçeleştirilmesi
ay-yıldız temrenli mızrağa alındığında tuğlar ilkin saray çalışmalarına önemli katkıları
verilen addır. Tuğlar, Orta kapısına çıkartılır; buradan olan Atatürk, "zabit" ve
Asya'da Türk hakan ve Davutpaşa sahrasında kurulan "nefer" karşılığı "subay" ve
hanlarının, bağımsızlık ve ordugaha götürülerek Otağ-ı "er"i önerdiği gibi, rütbe
erk simgeleriydi. Sonraki Hümayun'un önüne dikilirdi. adlarını Türkçeleştirmiş;
dönemlerde Türkiye'ye de Vezir ve sancakbeyleri de "Mirliva"yerine "tuğ­
taşındı. Osman Gazi'den II. birliklerinin başında tuğ general"i önermiştir.
Mahmud'a kadar padişahların, çekerek ordugaha gelir, 1935'te bir genelgeyle
vezirlerin, sancakbeylerinin alay gösterirlerdi. Tanzimat yürürlük kazanan bu
konumlarını tuğlar yıllarına doğru rütbe düzenine yeni adlandırmada, Asya
simgeliyordu. Seferlerde ve geçilirken tuğların yerini rütbe Türkçesinin"tuğ"una,
törenlerde padişahın ve nişanlar alınca eski tuğlar "tuğ-general", "tuğ-amiral",
önünde altı; vezirlerin da saray depolarına, askeri "tuğ-bay", "tugay" türevleriyle
üç, sancakbeylerinin müzeye konulmuş; taşrada güncellik ve geçerlilik
ise tek tuğ taşıyan ise büyük camilerin minber kazandırması anlamlıdır. Bugünkü rütbelerin atas ı: Tuğ .

. . . . . . . . . . . . . . . . . . . ... . . . . . . . . . . . . . . .. . . .. . . . . . . . . . . .. . . . . . . . ... .. . . . . . . . . . . . . . . . .. .. . . . .
Bir deyim: Tarih düşürmek · Bir yapı: Tomrnk
Harflerin sayı değeri Hapishane
olayın tarihini verir ve işkence
Padişahın tahta çıkışı, zafer, tarih düşürülmüş dizeler, • Tomruk damı, tomruk
doğum, ölüm gibi olayların hem daha kalıcı ve sanatsal dairesi, tomrukhane de
tarihlerinin "ebced" denen, hem de açıklama içerirdi. Bu denen hapishanelerdir.
sayı değerli Arapça harflerle nedenle anıtsal eserlere, mezar
: Buralara kapatılan kimi
şifrelendirilmiş bir dize ya taşlarına tarih düşürülmüş suçluların çenelerinin
da beyide saptanmasıdır. dizeler özellikle yazılırdı. altına veya ayak bileklerine
Dairesi ise
yıkılmıştır. Kasımpaşa'da
Tarih düşürülmüş dizelerdeki İstanbul'daki mimarlık sanatı zincirle tomruk denen kalaslar
harflerin her birinin sayısal harikalarından III. Ahmet • bağlanırdı. Bir-iki metre tersane içindeki Bambul
zindanı da bir tür tomruktu.
değeri toplandığında ilgili Çeşmesi için Seyyid Vehbi'nin uzunluğundaki bir tomruğa,
Osmanlı vilayet merkezlerinde
olayın Hicri takvime göre yılı yazdığı manzum kitabedeki, • iki üç mahkumun yan yana
bulunurdu. Tarih düşürmenin III. Ahmed'le birlikte bağlanması da adetti. Aynı de valilerin Paşa Sarayı denen
konakları yanında birer tomruk
edebi değeri yanında yabana düşürdükleri ''Aç Besmeleyle • tomruğa vurulanlar taşıma
damı bulunurdu.
atılmayacak bir önemi de iç suyu / I-lan Ahmed'e eyle işkencesine koşut, birlikte
dua" dizeleri, ebced hesabına

2
söz konusuydu. Bir olayın • oturmak yatmak, yürümek
Geçen sayıdaki "Se-yasa" için ek:
rakamlarla yazılan göre, eserin yapıldığı 1141 zorundaydılar. Osmanlı ibn Bibi'nin Selçukname'sinde, Alaeddin
tarihinin, rakamların (Miladi 1729) yılını verir ki Devleti zamanında İstanbul'da Keykubad'ın (ö.1231) okuduğu
silinmesi veya yanlış bu geleneğinin en güzel ve • ve vilayet merkezlerinde kitaplardan birinin, Nizamülmülk'ün
okunması olasıyken, anlamlı örneklerindendir. • tomrukhane, tomruk damı (ö.1092) Siyerü'l-müIOk olduğu yazı l ı.
Eseri Tü rkçeye çeviren Prof. Dr.
denen hapishaneler vardı.
Mürsel Öztürk, bu eserin bir adının da
• Saraya ait Sultanahmet'teki "Siyasetname" olduğunu belirtmiş'.
• Tomrukhane'nin yerine Anlaşılıyor ki, Siyerü'I-MüIOk çok
• sonradan yapılan sonraları Siyasetname adını almış.

• hapishane günümüzde Bu durumda "se-yasa"nın zamanla


"siyaset'e dönüştüğü de doğ ruluk
otele dönüştürülmüştür.
kazanıyor.
Paşakapısı' nın Necdet Sakaoğlu
(Babıali'nin)
ibn Bibi, el-fvamirü'I-Ala'iye fi'I-Umüri'l-
Cağaloğlu Hamarnı A'a'iye (Selçukname), Haz. Mürsel
civarındaki Tomruk üZfürk, Ankara, 1996, s.246.

88 NTV TARiH HAZiRAN 2009


Prensesler, sadece sizin ihtiyaçlarlnıza özel,
hayatınızı kolaylaştıracak bir kasko sunuyoruz •••
Siz hayatınızın keyfini sürerken, biz Prenses Kaskoplus
ile yolların keyfini sürmenizi sağlıyoruz .

• SiGORTA
(212) 4444 RAY (729) i www.raysigorta.com.tr VIENNA INSURANCE GROUP
Net Tarih
.. .......... ....... .... ............... ................... ....... ..... .................. ..................... ... .. ................... ... ... .. .. ........ ..... ... .. ....... .............

Siryalıyız.biz
Yok olmanın
eşiğindeyiz!

E ski adı Sirya olan,


Artvin'in merkez
ilçesine bağlı Zeytinlik
~.:.:~~
11- =
:::: .....
\
abc
C~~~ı;n §"~--::-
___ _
köyünün internet sitesi, "İmdat! ıD -
a ::._ t YlIOıır.ılfhio;: :=====-
a -
Yok olmanın eşiğindeyiz!" Sn.. ', ... Mut1~

çağırısıyla açılıyor; azalan nüfus


ve kaybolan kültürel değerlere """'"' 0_
~~'":;~I"'*W!
Soryjlç""v!d-.ı

Matbaa ve yazının tarihi


-
5orv,, 'nıns..vnk

B
SIlV,,'nını;:ı.o.

dikkati çekiyor. Köye özgü askı, dizgi ve yazı tarihinin


oyunlar, yöre mutfağının yanısıra, 07 MıııO«otlll
FI)I(>jj(~
08.O<I.OISlRr.ı. kapsamlı bir şekilde anlatıldığı
Siryalı meslek sahipleri ve
twfÇNAR1Ql

Fransızca
sitede tipografınin
0803.OIISIRY'"
GEc;ESIFOTı::ılMll

Köy Enstitülüler de Siryalıyız. gelişimini, konuya eşlik eden görseller ve


biz sayfalarında yerini almış . fotoğrafları ve eski okul hatıraları anılıyor.
çizimlerle izlemek mümkün. Matbaanın
"Sararan fotoğraflar" başlığı altında "Sirya'dan belgeler"de ise Köy Enstitüsü, ilk kullanımından bugüne önemli
geçmişe tanıklık eden portreler, aile Millet Mektebi diplomaları, eski evlilik isimlerin biyografıleri, yazı tiplerinin ve
cüzdanları var.
alfabenin zaman içinde değişimi, Arap
Sirya yerel ağzı üzerine hazırlanan kaligrafısinin
sözlükte kurbağa için "makaka-vakaka"; Batı'ya etkisi gibi
lapa lapa yağan kar için "partam başlıklar göze
partan" ya da inek çağırmak için "puçi çarpıyor. Özel dosya
puçi" sözcüklerinin kullanıldığını konuları içinde
öğrenebilirsiniz.
Gutenberg'le ilgili
ayrıntılı bilgiler de
bulunuyor.

NTV dergilerine İki dergiye


birden
abone olınak için II sayı
fiyatına
abonelikte
ekstra %10
indirim
çok sebebiniz var! ıa sayı

---- ..
-----
1 yıllık abonelik fiyatı
İstediğiniz
adrese
teslim
Eski
sayıları
temin etme
fU'satı
1 yıllık abonelik fiyatı .A g ~
....ag ı ı;-
/" " yerine
/ 2 dergi birden '" 55 TL
1 yıllık abonelik fiyatı
.ııg L'C"
yerine
100 TL
Hemen abone olmak iQin
www.ntvtarih.com.tr ve www.ntvbüim.com.tr
Web sitelerimizden isterseniz güvenli bir şekilde kredi kartınız ile veya
web sitesindeki formu doldurarak havale yoluyla abone olabilirsiniz.
Bonus card, Axess, Maximum card ve (ard Finans'a özel 3 taksit fırsatı.
·anda · ··· · · · · · · · · · ··· ······ . · · . ··. .. . . ........ .. .. ........ .... . . . . ... . . ... . ..

'SarıLevhalar', 1. BÖLÜM
Tıp ve şifanın

gerçek masallar doğduğu topraklar:


Bergama, Allianoi
Anadolu'nun zengin tarihi mirasına yönelen "Sarı Bergama .. . Sağlık tanrısı Asklepios'un ve
tarihin ilk tam teşekküllü "hastane"si kabul
Levhalar" programı , geçmişi binlerce yıl öncesine
edilen Asklepion'un yurdu Ik bölümün
uzanan kültür ve yerleşimIerin izini sürüyor. konuğu. Antik çağ halkının nasıl şifa

Ahmet Yeşiltepe "sarı levhalar"ın ardındaki olağanüstü bulduğu, ünlü hekim Galen'in öyküsü,
iskender'in hazinesinin kente nasıl miras
ve gerçek öyküleri anlatıyor.
kaldığı, kuzeyden gelen "sarışın adam l ar"ın
yan i Galatların Bergama yenilgisi bu
bölümde açıklığa kavuşuyor. Yeryüzündeki
en eski kaplıca merkezlerinden Allianoi de
"Sarı Levhalar"ın ilk bölümünde.

2. BÖLÜM
Şehiralik, felsefe,
kehanet: Priene,
Miletos, Didyma
Anadolu'nun en iyi korunmuş Helenistik
kenti ve ilk pl anlı yerleşimi Priene; doğa
felsefesinin doğduğu ve Doğu Akdeniz'de
gO'dan fazla kolon i kente sahip Miletos;
bilicilik (kehanet) merkezi Didyma ve
döneminin en ihtişamlı yapı l arından Apolion
Tapınağ ı 'nın az bilinen öyküsü ikinci
bölümün sürprizleri olacak.
15 Haziran'dan sonra NTV'de...

NTV TARiH HAZiRAN 2009 91


.~j.~.~~~.......................... -.......,
Sergi
Odalar içinde
bir minyatür
kahvehane
17 Aralık 2008-15 Eylül 2009
Rahmi Koç Müzesi , istanbu l
Kahve ocağ ı , duvarlar,
Yıllardırminik ve kusursuz sütunlar, tabureler, avizeler
bir kuyumcu inceliği ve
detaylara sahip dünyalar
zarafetiyle işlenm i ş.
yaratan Henry Kupjack'ın
"Minyatür Odala r''ı, ayırt
etmeden her tarih, her kültür
ve her yaşamdan izler taşıyor.
Her bir oda, bir televizyon olduğunu ve nası l çalışt ı ğ ı nı
ekranından içeri bakıyormuş NTV Tarih'e anlattı. altıhafta ile dört ayarasında yansıtabileceğini düşündüm .
hissi uyandı rı yor. Kurgunun değişen süreçlerde ortaya çıkt ı. Rahmi Koç da aynı fikirdeydi.
başarısı , doğru orantı l amayla NTVT: Minyatür odalan nasil NTVT: Osmanlı kahvehanesi Nötr bir mekan o l ması ve
da ilgili; Kupjack'a göre ideal ve ne süreçte hazırladmız? seçiminizde size ilham veren hayalgücümü kullanabilmem
oran 1/12 ölçeğine denk HK: Üç binin üzerinde m ima rlık ne oldu? açısından da en uyg unu
düşüyor. tarihi ve dekorasyon kitab ı HK: Aklımda medrese ve kahvehaneydi. Bu minyatür
Henry Kupjack'ın, "Minyatür inceledim. Değişik tarz ve Osmanlı dükkan ı alternatifleri oda için Osmanlı coğrafyas ın da
Odalar" için Osmanlı üsluplar üzerine çalışt ı m. de vardı. Ancak, sosyal var olan bütün kahvehane
kültüründen seçimi ise Tek tek elle yapılan minyatür alanda önemli bir yere örneklerini araştırdım .
kahvehane o l muş. oda l arın her biri uzun bir sahip olan kahvehanenin www.rmk-museum.org.tr
Seçimin in neden kahvehane araştırma döneminin ardından, Osmanlı kültürünü daha iyi Gü/şah Seyhan

Üç farklı deniz mitolojisi sergide


Osmanlı Alman Almanca "heimatlos"
iç içe geçiyor; tarihin zihinlere kelimesinden gelen
donanması kazınmış gemileri, savaşlar biliminsanıarı "haymatloz", vatansız anlamını
ve efsaneleşen kahramanlar. taşıyor. Almanya'da 1933'teki
karaya çıktı Merkezde ise geleneksel Türkiye'deyken Nazi ikt idarıyla birlikte çal ı ş ma
15 Mayıs-4 Ekim denizcilik anlayışından modern 3-12 Haziran olanaklarını kaybeden,
Pera Müzesi, istanbul denizciliğe geçişin serüveni Van Devlet Tiyatrosu ülkelerini terk eden ve bir k ısmı
var. iktidar arzuları, yıkılan Türkiye'ye taşınmak zorunda
istanbul Deniz Müzesi tahtlar ve insanın kaderini kalan Alman biliminsanıarı ve
işbirliğiyle gerçekleştirilen denizle özdeşleştirmesi bu uzman la rı , "1933 Üniversite
"Osmanlı Donanmasının Seyir serüvenin ardındaki belki de en Reformu" sırasında, genç
Defteri: Gemiler, Efsaneler, eski öykü . 16. yüzyılO s manlı Cumhuriyet'in -başta
Denizciler" sergisi, 16. kadırgasından Yavuz z ırhlısına üniversiteler olmak üzere-
yüzyıldan 20. yüzyıl başına uzanan bir tarih, denizcilerin modern eğitim sisteminin
Osmanlı denizcilik tarihine ışık anılarıyla karaya çıkıyor. kuruluşuna yapt ıkl arı katkıla rla
tutuyor. www.peramuzesi .org.tr hatırlanıyor.
"Haymatloz, Özgürlüğe
Hovhannes Umed Giden Yol" sergisi,
Be hzad'ın "Şadiye 2. Dünya Savaşı yılla rı ndaki bu
Kalyonu", 1867.
s ıradışı olay ı n ka hramanları n ı
bugüne taşıyor. Verein Aktives
Museum'un hazı rlad ığ ı sergi,
Milli Reasürans Sanat Galerisi
organizasyonu ile Türk Alman
i şadam l arı Kültür Vakfı, Goethe
Institut ve Orient Institut
sponsorluğunda gerçekleşiyor.
öğrenci l eriyle bir oyun
provasında, yıl 1937 . www.vandt.gov.tr
1937'den 1947'ye koleksiyonundan seçilen,
İstanbul'un ruh
şehri n 2. Dünya Savaş ı
Nürnberg öncesi ve sonrası ikizi: Lizbon
11 Haziran-11 Temmuz görüntülerinden oluşan 70 14 Mayı s -14 Temmuz
AKMED Sergi Salonu, fotoğrafı içeriyor. Sak ıp Sabanc ı Müzesi,
Ka leiçi Antalya Savaş öncesi çekilen istanbul
renkl i fotoğraflar, romantik
Şe h ir ArşivDairesi'nin ve çekici bir Nürnberg "Lizbon Bir Başka Şeh irden
Fotoğrafların da - 193Tden şeh rini kaydederken, Hatıralar" sergisi, kültürleri,
194Tye kadar- Nürnberg 1943 son rası fotoğrafl ar dinleri, uygarlıkları, hatta
başlıklı fotoğraf sergisi, bombalanm ı ş kentin kıtaları birleştiren iki tarihi
Nürnberg Arşiv Dai resi'nin yılg ın ve yıkık halin i şehrin, Lizbon ile istanbul'un
yakla ş ık 900.000 resim gösteriyor. ortak yanlarını, 19. yüzyıl
ve negatiften oluşan www.akmed.org .tr 2 Ocak 1945'teki hava sa ldırı s ı sonu ile 20. yüzyıl başında
Nürnberg'i yerle bir etmişt i.
yaşamış önemli Portekizli

1947-4S'e ait renkli fotoğraflar, s anatçıların resimleriyle


kentin yeniden yapılanm a gözler önüne seriyor.
sürecini belgeliyor.
http://muze.sabanciuniv.edu

Şah Abbas Londra'da


19 Ş ubat- 14 Haziran yaptığ ı reformlarla, Safevilere
British Museum, Londra "altın çağ"ını yaşattı. Kendisin i
sanat ve mimarinin de en
"Shah-Abbas: The Remaking güçlü ham isi olarak gören Şah
of Iran" sergisi, iranlı ve Abbas, bu bağlamda devlet
ingiliz kültür uzmanlarının merkezini, Kazvin'den isfahan'a
işbi rliğiyle hazırl anmış . iran nakletmiş; şehrin mimarisini
Devrimi'nin 30 . yıldönümüne yeniden yap ıl andırarak,
rastlayan serg i, beş in ci Safevi hakimiyet anlayışın ın sembolü
şahı Abbas dönemi eserleri haline getirmiştir. isfahan'da
üzerinden bugünün i ran' ı nı camiier, türbe ve saraylar
Şa h Abbas döneminde resim
anlamak için fırsat su nuyor. 16. gibi pek çok mimari eser inşa
ve minyatür sanat ı gelişmiş ve
yüzyı lda iran'da Safevi devletini edilmiştir. Şehri dönemin diğer
"isfahan üslubu"yla tanınmıştı.
kuran ve Oniki imam Şiiliğin i başşehirlerden ayıran en isfahan, 1640 (üstte).
devletin dini olarak yerleştiren önemli öze lli ği, "Nakş-i jahan"
Şah ismail' in torunlarında n Şah (dünyanın süsü) ya da "Şah-ı Devrin diğer imparatorluk l arı
Abbas, 1588-1629 arasında meydan" adı verilen büyük gibi dünyanın siyasi, ekonomik
hüküm sürdü . Kültürel ve siyasi meydanıdır. Şah Abbas devri, ve kültürel hayatına önemli
alanlarda ve özell ikle merkezi iran'ın yeni bir kimlik, Fars-iran izler bırakmıştır.
devleti güçlendirme yönünde kimliği, kazandığı bir devirdir. Nurten Kılıç
Ajanda
........ . ....... ... ..... . ......... .. .. ...... . ...

Belgesel Sergi
Documentar-ist "Silinmeyen
İmzalar"
İstanbul Belgesel
7-13 Haziran
Günleri M. Akif Ersoy Sanat
Merkezi, Pendik, Istanbul
2-7 Haziran
Goethe Institut istanbul
Prof. Dr. Haluk Oral'ın
Fransız Kültür Merkezi
Hollanda Konsolos lu ğu 20 yıldır o l şturduğu özel
Pera Müzesi Sineması koleksiyonundan, Türk
"Melankoli'nin Üç Odası", (Yangtze Nehri), "Unmistaken edebiyat ı nın önem li
Pek çok ödüllü belgeseli "Zarif Kıvrımlar", "Devrim" Child" (Seçilm i ş Çocuk), isimlerine ait imzaların yer
biraraya getiren Documentar- gibi klasikler ve "Darwin's "Stranded" (Mahsur) gibi öneml i a l d ı ğı kitap, mektup ve
ist'in bu y ı lki programında Nightmare" (Darwin'in Kabusu), son dönem belgeseller yer resimler ilk defa sergileniyor.
Kuzey Avrupa ve Finlandiya "A Decent Factory" (Örnek Bir alıyor.
yapımı filmler ağırlı kta. Fabrika), "Up the Yangtze" www.documentar-ist.org
Özel fotoğraflaıla
Çanakkale Destanı
19 Mayıs-19 Haziran
istanbul Metrosu
Taksim durağı

istanbul Ticaret Odası


ile istanbul Büyükşehir
Belediyesi işbirl i ğiyle
açılan "Çanakkale Destan ı "
fotoğraf sergisi, Çanakkale
muharebeleri sırasında
çekilmiş özel karelere yer
veriyor.

••• • i

UNIVERSlTE ı

Geleneksel
Türk Sanatlan
Sempozyumu
4-6 Haziran 2009
Erzurum Atatürk Üniversitesi

Tarihi ipek Yolu üzerinde


yer alan, Selçuklu ve
"Oyuncusuz bir film" alt usta yön etmenleri a ras ında Osmanlı'nın derin izlerini
başlığıyla, 1920'lerin yeralacak olan Billy taşıyan Erzurum yeni bir
Berlin'inde yaşayan bir Wilder'a ait olan, Curt ve sempozyuma ev sahipliği
grup insanın pazar gününü Robert Siodmak'ın 1929-30 Avangard mimarinin yapıyor. 2007 yılında
anlatan "Mensehen am tarihli filmi, sessiz sinema Avrupa'daki kalbi olan kenti, kuruluşunun 50 . y ı lı n ı
Sonntag" (Bir Pazar Günü) döneminin unutulmaz sokakları, meydanları, kutlayan Atatürk Üniversitesi,
Türkiye'de seyirciyle ilk yapıtları arasında yer alıyor. parkıarı ve sıradan "Geleneksel Türk Sanatları
kez buluşuyor. Orijinal Filmin, küçük bütçeli film insanlarıyla görmek nadir Sempozyumu" ile bölgenin
kopyası kayıp olan film, yapımcılarından oluşan bir deneyim. Yönetmen Billy kültür ve sanat ortam ı na
birkaç yıl önce British Film Berlinli oyuncu kadrosu, Wilder Hitler Almanya'sından katkı sağlamayı hedefliyor.
Enstitüsü'nün çabalarıyla filmde yine kendi yaşamlarını kaçarak Hollywood'a Sergi , Güzel Sanatlar
kayıp kısım l arı farklı oynuyor. Hitler iktidarı öncesi gitmeden önce çektiği son Fakültesi Geleneksel Türk
kopyalardan birleştiril e rek Berlin'i anlatan "Mensehen film bu; geride bıraktığı EI Sanatları Bölümü'nce
restore edildi. Senaryosu, am Sonntag", eşi az bulunan ailesi ise Auschwitz toplama düzenleniyor.
daha sonra sinema tarihinin belgeseller arasında. kampında ölmüştü. www.ataunLedu.tr

94 NTV TARiH HAZiRAN 2009


Kendinizi
değerli hissettiğiniz
o an ...
Annenizin bin türlü uğraşına rağmen
yataktan çıkmamak için direndiğiniz
o günü hatırlıyor musunuz? Okula
gitmemek için binlerce bahane bulmaya
çalışıyordunuz da son çare dereceyi
.wı;...;.;;;:...-:;;;:___.----o;..::.....J kaloriferin üzerine koyup "ateşim çıktı"
numarası yapmış, inleye sızlana kalkamadığınızı söylemiştiniz.
Nasılolduysa bir iki saat içinde gerçekten de ateşiniz çıkmış,
gerçekten de yataktan çıkamayacak kadar hasta olmuş, ertesi gün
bile okula gidememiştiniz. Bu kadar acı çekmeye değer miydi
hatırlamıyorsunuz ama annenizin bir dakika olsun yanınızdan
ayrılmadığını, ateşinizi düşürmek için her yolu denediğini,
sızlanmalarınızı geçirmek için ayaküstü uydurduğu masalları hiç
unutmuyorsunuz. Kendinizi değerli hissettiğiniz o günden beri,
böyle anların önemini daha iyi anlıyorsunuz.

ANADOLU
SAGLlK
MERKEZi
... . .... - ...... .... ... fS
t i i i , 1 r n "i 1 ii

JOHNS HOPKINS
\i i il i i i , "

Özel Anadolu Sağlık Merkezi Özel Anadolu Sağlık Özel Anado lu Sağlık
Hastanesi Ataşehir Tı p
Merkezi Suadiye Tıp Merkezi 44 44 276
Gebze Ataşehi r Kadıköy www.anado lusaglik.org
Bulmaca SEDAT YAŞAYAN

2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 artı işaretinin eski adı - İSViçre 'de


bir ırmak - Tantal elementinin
simgesi. 8) İran' ın plaka işareti -
Yontulmamış ağaç kütükleriyle
2
yapılan, Kuzey Anadolu'ya özgü
ev tipi - Götürü, toptan iş. 9)
3
Gerekli - Üzüntülü düşünce
4 durumu - Hazır, mevcut. 10)
Farrow: ABD'li aktris -
5 Közlenmiş patlıcan, yoğurt ve
kıymayla yapılan bir yemek -
6 Boru sesi. 11) Felç - Soğuk ve ta tlı
sularda yaşayan bir balık. 12) Her
7 saç tutamını tersinden kabartıp
üst kısmını düzleştirerek saçların
8
hacmini artırma - Konya'nın
9 antik dönemlerdeki adı. 13) İlave
- Acılı hayatı Behçet Necatigil'in
10 Ertuğrul Facia.rı adlı oyununa
konu olmuş 19. yüzyıl Türk ş airi
11 - Ördeğe benzer bir su kuşu . 14)
Mimarlıkta, yağmur suyunun
12 ç atının dışına atılması için yapılmış
kısa oluk - Eski M ı sır'da gü I)eş
13 tanrısı - Padişahların vezirlerine
seslenirken kullandıkları san. 15)
14
Karakter - İspanya'da şarabıyla
15 ünlü bir kent - İcar. 16) Saydam
tabaka üzerine çekilen pozitif
fotoğraf Kurtuluş Savaşı
SOLDAN SAGA: resmi müzik okulu - Bir balık - ve Moğollarda hakanın seçme sırasınd a Türklerle Yunanlılar
1) 1915'te doğmuş , Tevrat, İncil ve Soğukla sıcak arası. 7) Maden muhafızlarına verilen ad - Abide arasında yapılan iki çarpışmanın

Kuran'daki birçok meselin Sümer eşya üzerine vurulan bir cins - Yumurta biçimli ve sekiz delikli adı - Geçirimsiz bir toprak cinsi.
kayn aklarındaki kökenlerini ortaya cila - Hititlcrin gelişinden önce bir tür flüt. 15) Mitoloji - Kirpiye 17) Yağmur suyunu biriktirmeye
çıkaran araştırmalarıyla tanınmış, Orta Anadolu'da yaşayan halk - benzer dikenleri olan bir hayvan - yarayan depo Çan. 18)
yaşamı Çivi Çiviyi Söker adlı kitab a "Çinkirazı" da denilen bir meyve Kalesi ve Damlataş Mağarası'yla Askerlikte yürüyüşe geçmek i ~in
konu olmuş kadın sümerologumuz ağacı. 8) Ş ube, kol - 16. yüzyılda ünlü turistik bir ilçemiz. verilen komut - Bilge Olgaç' ın ,
- ". .. oluban eriyernIYanam hey Marmaris'te yaşayan, denizci hiç kadın oyuncu kullanmadığı
dost deyü deyü" (Yunus Emre) . ve balıkçıların evliyası sayılan YUKARIDAN AŞAGIYA filmi Ankara yakınları nda
2) Hac zamanı dışında Kiibe ve Türk kadın ermiş - Sanayi - 1) 1921'de doğmuş, Anadolu'nun bir göl. 19) Mezopotamya'da
diğer kutsal yerleri ziyaret etme Neptünyum elementinin simgesi. birçok yerinde çeşitli kazılar kurulmuş en büyük sitelerden biri
- Antalya yakınlarındaki ünlü 9) Istanbul'un eski adlarından biri yap mı ş , ayrıca Hititçe metinlerin - Yaşanmış olayların anlatıldığı
arkeolojik mağara - "Beni ... - Atatürk'ün manevi evladı olan oku nmasına da katkıda bulunmu ş yazı türü - İspanya'nın para birimi.
kuyularda merdivensiz bıraktın" ilk kadın pilotumuz. 10) Rolls ünlü kadın arkeologumuz - Bir 20) Sakızla tatlandırılmış rakı -
(Ümit Yaşar Oğuzcan) - "Yilbik, Royce otomobilinin kısa yazılışı soru sözü. 2) Yılmaz Güney'in bir İsrail'de bir kent.
tutarık" gibi adlar da verilen sinir - Düşünce - Samsun'un dağ filmi - Bar tın' ın bir ilçesi - Sarı
hastalığı. 3) Derviş selamı - Uygur köylerinde dokunan bir tür yün renkli ve verimli bir balçık türü.
Türkleri tarafından 1 1. yüzyıla kumaş - Temel, esas - Tavlada 3) Utanç duyma - Uzaklık işareti
doğru Çin'de dokunan çok ince "üç" sayısı. 11) Uğraş tırıcı, pürüzlü - Dört Halife'nin sonuncusu -
kalite ipek duvar halılarına verilen iş - Kuzu sesi - Uluslararası "Altın kökü" de denilen kusturucu
ad - Yapıştırıcı bir madde - Radyo Çalışma Örgütü'nün simgesi - bir kök. 4) Hasan Fehmi ve
dalgalarının yankısını alarak Hz. Muhammed'in çevresinde Ahmet Samim'den sonra II .
cisimlerin yerini ve uzaklığını toplanan Müslü manların tümü. Meşrutiyet döneminde öldürülen
saptayan aygıt. 4) İttihat ve Terakki 12) Peru ve Bolivya'da yünü için üçüncü gazeteci - Kuran' ı güzel,
Cemiyeti üyesi ya da yanlısı olan yetiştirilen evcil alpaka türü - yüksek sesle ve usulünce okuma.
kimse - Erden çavuşa kadar olan Olabileceği dü şün ülen kötülüklere 5) Becerikli, yetenekli, usta kişi Bulmacanın doğru çözümünü

karşı önlem almak - Basketbolda - Ayrıca değerli taşlarla süslü 17 Haziran'a dek bize ulaştıra"l
askerlere verilen ad - Doğru yolu
tüm okurlarımıza,
gösterme. 5) Safran, amber ve çemberi taşıyan levha. 13) olmayan, altın ya da gümüşten
NTV Yayınları ' ndan çıkan
misk karıştırılarak yapılan güzel Osmanlılar dö neminde İstanbul'da yapılmış kuyumculuk işleri . 6)
Din/er At/ası kitab ını
bir koku - Gözleri görmeyen - Bir ve büyükliman kentlerinde yaşayan 1870'te İstanbul'da Fener Rum armağan ediyoruz.
toplulukta çalışan insanların her ve ticaretle uğraşan, M üslüman Patrikhanesi'nden ayrılarak
biri - Nikel elementinin simgesi. olmayan azınlıklara verilen ad - kurulan bağımsız Bulgar NTVTarih
Doğu Göktürk devletinin 621 - NTV Yayınları, Eski Büyükdere Cad.
6) Eski Mısır dininde ruhun O rtodoks Kilisesi - "Güzelliğin .. .
No: 245A Masiaklİstanbul
başlıca görünümlerinden biri - 630 yılları arasında hüküm süren par'etmez/Bu bendeki aş k olmasa"
"Dar-ül ... ": Türkiye'de açılan ilk son hakanı. 14) Eski Türklerde (Aşık Veysel). 7) Matematikteki

96 NTVTARiH HAZiRAN 2009


Bilmece NEVZAT ERKMEN

e New Yo rk'taki Özgürlük An ıtı , birçok tanrıçayla birlikte Juno'dan da


Haziran'ın esin lenmiştir.
DOGRU D YANlıŞ D
doğruları, yanlışları
8 10 Haziran 1980'de Kuzey ırlanda'nın başkenti Belfast'ta düzenlenen
o Haziran Ingilizce "June", Fransızca 11. Dünya Büyükler Boks Şampiyonası'nda, 57 kiloda Ramazan Paliani
"Juin", Almanca "Juni", ı ta l ya nca
Dünya Şa m piyonu oldu.
"Giugno"dur; bu adların kökeni Yunan DOGRU D YANlıŞ D
Tanr ı ça s ı Juno'dan gelmektedir.
DOGRU D YANlıŞ D e Haziran sözcüğü Süryanice'den gelir ve "sıcak" anlamı taşır.
DOGRU D YANlıŞ D
e Haziran'ın 3. pazar günü Türkiye dahil
tüm dünya ülkelerinde "Babalar Günü" olarak cl) 25 Haziran 1801'de Kahire'deki Ingiliz işgalordu l arı, Türk ordusuna
kutla nır. teslim oldu.
DOGRU D YANlıŞ D DOGRU D YANlıŞ D
e 16 Haziran ı rl an da ve tüm dünyada James G 30 Haziran 1949'da Hatay'ın Türkiye'ye katılması oy birliğiyl e kabul
Joyce tutk u nları a ra s ı nd a Bloomsday (Bloom edildi.
Günü) olarak kutlanır.
Bloom, Joyce'un U/ysses DOGRU D YAN lı Ş D
roma n ı n ın baş kahramanlarından Mr. Leopold
Bloom'un soyadıd ı r.

DOGRU D YANlıŞ D J!P,ii61 ıııI. §nırun~


Juno JIPIilI. 6C61 'I!gap 6P61 'SIlN\fA 'O~ ,,!u.!JaIJaAAn)! eAeH ~Jnl 'SI1N\fA .t>
o Tü rk Hava Kuvvetleri 1 Haziran 1931'de kuru l muştur. JıpueınpJO Je6s1 zısueı:ı mJ!')oo'\:
DOGRU D YAN lı Ş D 'I!gap ueınpJO le6s1 z1116u! 'SIlN\fA '6
n<ı!')oo's
:ı/UeIJn~ apıal4,uell/~JeJ apa~m 8C
1!4ep e,{I!ZllJe aA ue~,{eqJaz\f 'SI1N\fA 'z
JIPIilı' ıaoz 'I!gap OS61 'SIlN\fA 'L :J1p,eJBH BS! IpeUlUlse!JuueJ ueun;.., ')np
0 10 Haziran 1946'da ıtalya'da krallık sona erdi, Cumhuriyet ilan edildi. ' n<ı!')oo '9 (ounf} ounr ısejuueı ewo~ 'SIlN\fA . ~

DOGRU D
YANlıŞ D ' n<ı!')oo 's :<l\fld\f1\3:)

Geçen ayın çözümü


6 7 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20

Gönderen: Tevfik Cesur

Geçen ayın çözümü


Dünya Dilleri Af/ası kitabını kazananlar:
Ahmet Saldır Filiz Akın Özcan Memet Bostancıoğlu Sevim Baykara 17. yüzyıl Çin yapımı
Ali Çalışkan Gökhan Evci Mete Üçok Sibel Akb ı yık
Atı n ç Tezölmez Gökhan Geçer Mustafa Baldır Sibel çaycı tükürük hokkası
Avni Aksay Gülden Aysoysal Mustafa Erdoğan Sinan Kanmaz
Ayhan Kara Gülnur Solmaz Nadir Orkun Üzümcü Şahap Özdemir Qing sülalesi, Kangxi dönemine
Ayşe Çelebi GülsOm Baykal Nafiz Sürgün Şenol Dönmez
Ba rı ş Erdil Gülsüm Korkmaz Olgun Oruç Tank Ayabakan ait (1662-1722); halka dipli ,
Ba rı ş Müneweroğlu Güngör Aras Onur Odabaş Tayfun Vural
Berkan Yaman Güven Okatan Onur Sansözen Turgay Altun
ku lplu, dilimli silindirik gövdelidir.
Burcu Kiriş Güven Özen Orkun Kuş Turay Saner Yüksekliği 8.5 cm'dir. Gövdesi ve
Celal Ertaş Hakan Güven Osman Cemoğlu Yusuf Geren
Cem Bayram Hasan Taylan Ömer Aslantepe YOksel GOngör yukar ı doğru geniş l eyen boynun dış
Cem Tuna Hünkar Deniz Dalk ı lınç Özlem Koyuncu
Cem ıı Eker ılker Alemdar Recep Kandemir k ı smı sıraltı kobaittır. Dal, çiçek ve
Cihad Kayacı ısmail Terkeşli Rıdvan Uyanık
Cüneyt lşıtman ısmail Yılmaz Rüya Gülmez
feniks figürleriyle bezelidir. Eserin
Emir Tuzkaya ısmet Altınışık Salim Ünal benzerleri British Museum ve Cevap larınız ve NTV Tarih'te yer
Ender Kamil Boyacı Kerim Tezel Seda Sefer
Enes Demir
Engin Can
Levent Cingöz
Levent Çavuş
Sedat Demirezen
Selam i Keskin
IIIIIIL Amsterdam Rij ksm u seum'dad ı r. a l masın ı istediği n iz fotoğrafl ı
sorularınız için:
Erdem Ers6z Levent Çetintürk Sema Kaşlı Doğru cevabı veren oku rla rımı z:
Kitap g6rıderim/eri
ntvtarih@ntv.com.tr
Ersin Özer Mehmet Ali Ercan Semra Yıldırım
her aym sonunda Başak Benlioğlu, Güven Okatan
Eymen Şim şe k Mehmet Ali Sa{ııroğlu Senih Kavlak
F ı rat Şükrü Eker Mehmet Murat Tan Serkan Bağcı gerçekleşmektedir.

NTV TARiH HAZiRAN 2009 97


Zamanın Izinde

··· · İ~~~·~·i~~;~~~~ · · · · ····· · ····· ··· ········ · · ·· ··· · · .................... ......... ....... ......

19 yaşında Hunlara gelin giden Zhao


Jun'un, Hohhot kentindeki heykeli ve
alan" bir kültür olduğumuz
"Kız
kaidesindeki tanıtım yazısı. için mi gidenlerle ilgilenmiyoruz?
"Gelen gelinleri" biliyoruz da,
neden "giden gelinler"i bilmiyoruz?
Çin saraylarında da cariye kültürü
vardı ama, imparator dünürlerinin
hatırını gözetmek durumunda idi.

G eçen yıl ekim ayında Çin'in


kuzeyindeki İç Moğolis­
tan Özerk Bölgesi Bilimler
Akademisi'nin düzenlediği
"Mongolistler" konferansı­
halklarının
şılıklı
mutlu bir evlilik vasıtasıyla kar-
uyum içinde yaşamalarına büyük bir
katkıda bulunmuş oldu."
Heykel de yazıt da yeni idi. Durum bir
kaç açıdan ilginçti. Özellikle otelin adı,
örneğin
sultanların
Haydarabat'a gelin giden hanım

şündürmelidir.
hikayelerini bilmemiz bizi dü-

Hanedan dışına baktığımız zaman, bir


kültür olarak hiyerarşik yapıya ve statüye
na katıldım. Herşey konferans sonrasında Hürrem Sultan gibi "gelen bir gelin"in de- duyduğumuz yakınlık eşitlikçi bir tutum
düzenlenen geziye yorgunluk sebebiyle ka- ğil de, "giden bir gelin"in öyküsünü canlan- sergilemez. Geldiği aileden daha üstün
tılamamamla başladı. İç Moğolistan Özerk dırması açısından ilginçti. Bizde "Nilüfer bir aileye gelin gitme ile o kızın statüsü-
Bölgesi'nin başkenti olan Hohhot'un Hatun Oteli"ni düşünebiliyordum ama, nün yükselmesi beklenen, arzu edilendir.
dışında bir yere gidiliyordu ve orada bir değil onun anısını bir otel adı ile yaşatmayı, Böyle olmayan durumlarda "onlar bize kız
mezar ziyaret edilecekti. Bunun bir mezar bizden dışarıya, ele gelin gitmiş bir kadının vermez" deriz. Yani "biz onların kızını ala-
olmaktan çok bir "makarn" olduğunu son- adını bile bilmiyordum. cak konumda değiliz" konusunda oldukça
radan öğrenecektim. Belki de bizim "gelin gidenler"in adını bilinçliyiz denebilir.
Biraz dinlendikten sonra şehri dolaş­ anmamış olmamızın da, hem kitabi hem de Bir kültür olarak kendi kızlarımızın
mak için dışarı çıkınca, karşıda "Zhao Jun yaşayan kültürde yaşayan izleri vardır diye başka ailenin ferdi olacaklarını göz önünde
Oteli" yazısını gördüm. Bu aslında benim tarihi kurcalamaya başladım. Moğollarda tutarak yetiştirirken, acaba giden gelinleri
katılamadığım gezide, ziyaret edilecek dünüre "kuda", ticarete de "kudalduğa" yani de başka kültürlerin "malı" olarak gördüğü­
makam-mezarın sahibi olan kişiydi. dünürleşme dedikleri için, onlarda salt kız müz için mi onlar hakkında bilgimiz yok?
Otelin önünde bir kadın heykeli ve alma değil de, karşılıklı olarak kız alma ve Yoksa antropolojik teorilerin bize öğ­
altında bir yazıt vardı ve üzerinde genel kız verme söz konusu idi. Moğolların 13. rettiği gibi "kız alan" bir kültür olduğumuz
olarak şöyle deniyordu: "MÖ 52 yılında yüzyıl öncesinde hiyerarşik olmayan ya- için mi gidenlerle ilgilenmiyoruz? Kız ve-
doğmuş olan bu hanım, Zhao Jun adında pıları çerçevesinde bu durumu anlamak rirken başlık parası aldığımızı düşünürs ek,
bir nedime idi; kendisi Çin tarihinde gü- mümkündü. Ama bizim gibi hiyerarşik almanın önemi ortaya çıkar. Neticede gelen
zelliği ile meşhur dört kadından biri diye bir toplum olan Çinliler, niçin kız vermeye gelin de ailemize aldığımız ve evlat olarak
bilinir. MÖ 33 yılında kuzeydeki Hunların önem atfetmişlerdi? kabul ettiğimiz bir kişidir. Ama ister gelsin,
şanyü'sü Huhanye, Han sülalesine tabi ol- Başlangıçta Osmanlılar da ister gitsin bizde kadınların hikayeleri tari-
mayı kabul etmiş ve buna karşılık barışse­ Germiyan'dan kız almış, Karaman'a kız he malolmadığı gibi, adları da çoğunlukla
ver ilişkilerin simgesi olmak üzere sarayın vermişlerdi. Ama daha sonraları kız veren şecerelere girmemiştir.
uygun göreceği birisini gelin olarak götür- değil, kendine devşirme vezirlerden damat Çin saraylarında cariye kültürü vardı
mek istemişti. Zhao Jun da imparatorun bu edinen bir yapıya dönüşmüşlerdi. Osmanlı ama, imparatoriçelerin arkası "yufka" de-
konudaki emrine uymuş ve kendisine saray hanedanının "gelin"leri olan cariye köken- ğildi; imparator dünürlerinin hatırını gö-
tarafından "Hunlara Huzur Veren Hatun" li hasekiler, kadın efendilerin arkası "yuf- zetmek durumunda idi. Onun için de Çin
unvanı tevcih edilmişti. Zhao Jun'un böy- ka" idi; onlara arka çıkacak kimse yoktu. küıtüründe "giden gelinler" ülkenin dış ül-
lece "Sedd'in dışına göçmesi, Hun ve Çin Hanedanın çöküşü ile eşzamanlı olarak, kelerdeki elçileri olarak algılanmışlardır. •

98 NTV TARiH HAZiRAN 2009


C:::I. •. •.
arihimizden Uç Başlık Uç Kitap

Osmanlı Son Dönemi


Yahudilik ve Hahambaşılık
Sadece Yahudi cemaatinin tarihini değil,
19.yüzyıl Osmanlı Türkiye'sini, çeşitli dinsel
toplulukların birbiriyle ve devletle ilişkilerini
anlamak için önemli bir kaynak.

Bektaşilikte Son Nefes


Anadolu ve Rumeli kent kültürü açısından çok
önemli bir yer tutan bektaşilik, yeniçeriliğin
kaldırılmasından sonra büyük bir darbe alır ve
neredeyse son nefesini verir. 19. yüzyılın pek
bilinmeyen bir alanında yapılmış özgün bir
çalışma.

OsmanlıDevleti ve
Dubrovnik İlişkileri
Türklerin 16.yüzyıl Akdeniz ve Avrupa siyasetinde
önemli bir yer tutan Dubrovnik; Bir imparatorlukla
bir kent devletinin karmaşık ilişkisi. Emek verilmiş,
merak uyandıran bir kitap.

L
giZA
Giza Yayınları
0212288 5846 • kitap@gizaltd.com.tr
www.bitturk.net

*Biletleme, rezervasyondan sonra 72 saat içerisinde yapılmalıdır.


Her şey dahil 533 Euro 22 Mayıs 2009 tarihli Merkez Bankası kuru esas alındığında
ücret ı ı 49 TL'dir. Bilet alındığı günün döviz kuru esas alınır.
Detaylı bilgi için thy.com

TÜRK HAVA YOLLARI


www.thy.comI444 O849 AS T AR A L LlA N C E M EMB ER ..
ı ~'"