You are on page 1of 130

JUL/EN FREUND

BEERi BlLlM
TEORiLER/

eviren

BAHAEDDN YEDYILDIZ

TRK TARH KURUMU

BEER BLM TEORLER

Birinci Bask: 1991

ATAT R K K LT R , D L V E TA R H Y KS EK KU R U M U

T R K

T A R H

KU R U M U Y A Y I N L A R I

VII. Dizi

Sa. 1161

BEER BLM TEORLER


JULIEN FREUND
Strasbourg niversitesi'nde Profesr

eviren

BAHAEDDN YEDYILDIZ
Hacettepe niversitesi'nde Profesr
Trk Tarih Kurumu Asli ye si

2.

TRK

Bask

TARiH KURUMU

BASIMEVI

1 9 9 7

- ANKARA

ISBN 975-16-0366-8

N D E K L ER
NSZ

VII

GR N()'fLARI

................................................................................

BRNC BLM - S mflandrmalar devri . . . . . . . . . . . . ....... .......... . . . . . . . . . . .

1. Bacon ve d'Alembert'in ta snifi


.
.
.
. .
2 . J. -B. Vico'nun "yeni ilmi"
3. Amp ere'de evrenbilimi (co smologie) ve nooloji . .
. .
4. Dier snflandrmalar . . . . . ... . . . . . ... . . . . . . . . . . . . . . . . .. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .

5
7
10
13

.........

...............

........

..

...

........

.........

..

....

....

......

KNC BLM - Tarih uuru

....

. .
.

.................

....

..

.............

..

.............

1. Tarih okulu . . .. . . . .. . . . . . . .. . . . . . . . . . . . . . . . . . .. . . . . . . . . . .. . . . . . . . . . . . . . . . . .. . . . . .. . . . . . . .
2 . Hegelci terkip .
. .. . ..
.
.
.
.. .
3. Mark si st maddecilik . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . ...... . . .... . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .
.

..

......

...

...

....

..

.....

.........

...................

........

..

...

NC BLM - Yorumbilimi nin yolu . . . . . . . . . . . . .


..

1. Schleiermacher'in teolojik yorumbilimi


2 . Boeckh'n filolojik yorumbilimi . . .
3. Droy sen'in tarihi yc rumbilimi
.

..

. . ......... .. .
.

..

..

..
.
..
. . . . .

...................................

........................

...................

DRDNC BLM - Pozitivi st akm

....

.......

. .
..

....

.................

..

..

..........

..

..

..

..

.........................

..

. .
.

..

....

..

1. Aug uste Comte'un so syoloj i si : hem hu su si hem de kucaklayc bir ilim


2. Stuart Mill'e gre beeri ilimlerin stat s . . . .
. . .
3. W. Wundt'un Ruhbilimcilii
.
.
.
.
.
...

.....

.........

......

..................

. . ....

..............

...

..........

BENC BLM - Dilthey

15
17
21
26
29
30
33
37
41
42
43
46
49

1. Beeri ilimlerin m spetlii


. .. ........ . .. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . ........... . . .
2 . Tarih ve p sikoloji . . . . . . . . . . . . . .
.. . . . ............................
3. Dilthey'c yorumbilimi .
. .
..
. . . .
.

50
53
56

..

59

.......

....

..

...

..

..

. . . . .......

......

..

..

..... .............

........

...

ALTINCI BLM - Tabiatlk ve tarihicilik ara smdaki tezat

...

......

. . ....

A) Tabiatlk . . . . . . . . . . .. .. . . . . . . . . . . . . . . .. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .. . . . . . . . . . . . . .. . . . . . . . . . . .. . .
1. Tabiatlklar m eitlilii . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . ... . . .. . . . . . . . . . . . . . . . .. . . . . . . .. .
2 . Bir tabia t fel sefe rnei H. Taine . .
.. .
B) Tarihicilik
.

...............

.................

1. W. Windelband'a gre nomotetik ilimler ve idiografik ilimler


2. H . Rickert'e gre kltr ilimleri
.
. . . .
........

..

.........................

59
64
62
65
66
68

VI

NDEKLER

YEDNC BLM - Aklama ve anlama . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .

75

1. Jaspers 'e gre iki me fhumun i ndirgenemezlii ........ .. ....... ...........

76
79
83

2. M . Weber 'in "anlay c aklamas"


3. O. F. Bollnow'a g re anlama ve objektiflik . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .. . . . . . . . . . . . . .
SEKZNC BLM - htilaflar ama giriimleri . . . . . . . . . . . . . . . .
..

...

......

....

l. E. Husserl 'in fenomenoloji nazariyesi .. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .. .


2. E. Cassirer'de kltr ve biim . . . . . . . . . .
. . . . . . . . . . . . . . . . .. .
3. Haye k'e g re ilim ciliin zararlar . . . . . . . . . . . . . . . . . .
..... ..
.

...

..

SONU

...

......

...

..

..

.........

...

..

...

..

....

88
93
94

..............................................................................................

Askda bir mesele

..

. ..
.

...

... . . . . . . . .... . . .... . . . .... . ..... . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 101

KISA B B LYOGRAFYA . . . . . . . . . . . . . ...


..

D Z N

87

..

....

. . ... . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 105
.

107

NS Z
Bu eser bir boluu doldurmay hedefliyor. Alman felsefesi tarihi adl ese
rinde, Brehier, XIX. asrn ikinci yarsnda ve XX. asrn banda Almanya'nn
beeri veya sosyal ilimlerle alikal olarak "son derece verimli bir saha " oldu u
na iiret ediyor. Bu dorudur. stelik bu disiplinlerin stats mesel esi de bu
lkede felsefi tartmann balca temalarndan birini tekil etti . yleyse elimiz
deki kitabn byk bir blm Alman yazarlarn nazariyelerinin anlatmna ve
onlarn ortaya att meselelere tahsis edilmise, bunun iin kimse hayret etme
sin. Gerekten, byk bir blm Almanya'da tahsil grm olan Fransz, ngi
liz, talyan ve spanyol filozo flar tartmaya yaba nc kalmamlardr, fakat ,
bazlar istisni edilirse, onlar kenarda kalmlar ya da az ok sadikatle Alman
filozoflarnn dncesini benimsemilerdir . Her hilkirda, mnikaalar bu
dnrlerin lkelerinde Almanya'da filozoflar kar karya getiren polemik
lerin ehemmiyetine ve yanksna sihip olmad. Bu mihedeler devrin fransz
felse fesinin dolayl olarak bile bir tenkidini tekil etmez, zira fransz felse fesi,
genellikle alman felse fesinin , haksz olarak , itibar etmedii baka meselelerl e
megul oldu. Ziten Saint-Simon, Comte ve Taine siyesinde, Fransa, kendine z
g bir usl fi.p iinde, mnikaaya byk lde katkda bulundu. Fel efi ilem
m fi.llk, kltrlerin hus fi.siliini yoketmiyor.

O hilde bu kitap, Fransa'da hemen hemen bilinmeyen, bizen beeri iliml er


le ilgili olmayan baka temalar dolaysyla bilinen yazarlar tantma ya ya rdm c
olacaktr. O belki de btn boyutlar, felsefi pay ve kapsamyl a insan ilimleri
meselesini son derece aklkla vaz'etmeye katkda bulunacaktr. Tart ma g
nmzde iddetini kaybetmi olmasna ramen, az ok gizli bir biimde ada
felsefeyi beslemeye ve filozoflarn mnazaralarn ynlendirmeye devam etm ek
tedir. Mnikaalarn yeniden alaca hus fi.sunda kuvvetli ihtimiller de var
dr, zira insan ilimleri felse feye tabiat ilimleri kadar tayin edici problemler
sormaktadrlar. Eer beeri ilimler bugne kadar gle hikim olmay baa
ramadysa bu henz gerekli kavram aracna sahip olmad iindir -ve yle zan
nediyorum ki elinizdeki kitabn mteikip sayfalar bunu geni lde is pa t
etmektedir -. nsan ilimleri zerindeki incelemelerin, tabiat ilimleri nazariye
cileri tarafndan olduka horgrlen meta fizik te fekkr uyandrmaya katkda
bulunmalar bile kuvvetle muhtemeldir. Felse fenin lm nazariyeleri, ph e
siz filozoflarn sr f zamanmzn vaz'ettii problemlere hikim olmadaki geici
iktidarszlnn gstergesidir.

GR N OO'LARI
1. Beeri ilimler kavramyla idet olduu zere bu ad altnda snflandrlan
disiplinlerin tamamm kasdediyoruz: iktisat, toplunbilimi (sosyoloji), insanbi
limi (antropoloji), coafya, halkbilimi (etnoloji), dilbilimi (lengistik), tarih (si
yisi tarih, ilimler tarihi, sanat tarihi . vs ...), eitim.bilimi (pedagoji), siyisetbilimi
(politoloji), eski-eserbilimi (arkeoloji), rloloji, teknikbilini, harpbilini (pole
moloji), mitoloji, ihtiyarlkbilimi (jerontoloji), vs ... Saym fazla kabark deil
dir, uzmanlklar ve alt-uzmanlklar olduka oktur. Bu sralamaya, kendisine
herhangi bir felsefi veya epistemolojik geerlilik atfetmeksizin tasviri bir tanm
eklenebilir. Bu durumda, beeri ilimler kavramndan biz insanlarn kendi ara
larndaki ve neslerle alikalarn, ayrca bu alikalardan doan eserleri, messe
seleri ve mnasebetleri ilgilendirdii lde, aratrma konusu muhtelif beeri
faaliyetler olan disiplinleri anlyoruz . Daha kesin bir tamm, bir sistemletirme,
dier bir ifadeyle, beeri ilimlerin aada akladmz nazariyelerine yakn
veya onlardan farkl baka bir nazariyesini gerektirir. Bizim teklif ettiimiz ta
nmn uygulamal ve kullanl olmaktan te baka bir deeri yoktur.
2. Beeri ilimler terimi, tpk tabiat ilimleri terimi gibi, tartma konusu
dur. Muhtelif yazarlar bu disiplinleri: manevi ilimler (sciences morales), kltr
ilimleri, ruh ilimleri (sciences de l'esprit), insan ilimleri, normatif ilimler diye
adlandrmay tercih etmilerdir. Bu kitapta baka adlandrmalara da rastlana
caktr: noolojik ilimler1, ideografik2 ilimler, vs ... Biz btn bu adlandrmalar
uygulamada denk olarak kabul ediyoruz . Bununla birlikte sosyal ilimler ve ta
rihi ilimler ifadelerini bir yana brakyoruz, nk onlarn anlam ok daralt
cdr, zira bu ilimler beeri ilimlerin tanmn deil sadece bir kategorisini
ilgilendirmektedir. Tercihimizi beeri ilimler kavram lehine kullan.mzn se
bebi, srf uygunluu iindir, nk gnmzde en ok kullanlan odur ve ni
versiter kurulularn tasdikini de almtr . Bir okuyucunun ona mantki bir mini
atfetmesine acrz . Hi olmazsa onun sezgi yoluyla anlalaca midi iinde biz
allagelen kullanma uyuyoruz . O hilde beeri ilimler mefh6muna hangi mi
ninn verilmesi gerektiini takriben bilmek yeterlidir.
3. Baz okuyucular belki bu eserde incelenen nazariyeler arasnda strkt
ralizmin veya fonksiyonalizmin gzkmemesini mahede etmekten hayrete d
eceklerdir. Bir ihmil szkonusu deildir. Onlar saf d da brakmadk, nk
1 Noologie: insan fikrinin ilmi. Konusu ruh (esprit) dnyas olan ilim (noos, noOs-esprit) (ev).
2 diografik: fikirlerin resim ve iiretle tasvir usOlne diir (ev).

GR NOI'LARI

bunlar dorudan doruya ada nazariyelerdir. Ancak onlarn burada yeri yok
tur. Gerekten bu nazariyeler, baz beeri ilimlerin, zellikle dil biliminin ve
halkbiliminin dihili nazariyeleridirler, bazen sosyolojiye ve psikolojiye aktarl
mftr, ve be,eri ilimlerin statsnn ve onlarn tabiat ilimleriyle mnisebetle
rinin mahiyetini tiyin edecek anlamda, beferi ilimler hakknda nazariyeler
depI.lerdir. Hisd, strktralizm kimyada fdojistik3, biyolojide vitalizm veya sos
yolojide uzviyetilik (organisizm) nazariyesinin benzeri bir nazariyedir. Bu Uvi
StrauH'un beferi ilimlerin sistematii zerinde fikirlerinin olmad anlamna
gelmez, fakat o bu fikirleri, Antropologie structurale adl eserindeki bir takm
imilar dnda, nazari olarak geliftirmemiftir.

Phylogitique: Bnyelerin terkibinde kullanlan malzemelerden veya prensiplerden biri ola

rak telakki edilen atef. Bu doktrin XVIII. yy'm eonunda Lavoiier tarafndan ylulmttr (ev).

BRNC BLM

SINIFLANDIRMALAR DEVR
Beeri ilimlerin bamsz bir aratrmalar muhiti tekil edebilecekleri veya
hususi bir epistemolojik statye veya bir metodolojiye sihip disiplinler olabile
cekleri fikri olduka yakn zamanda domutur. Onu XV II. asra takaddm eden
yazlarda bulmak iin metinleri alt-st etmek gerekir. Bu fikir ancak tedricen
xv. asrda tasdik olun.mu ve xx. asr iinde arln hiHettirmitir. Bu
ge uurlann sebeplerini phesiz Rnesans'a kadar bizzat ilmin iinde bu
lunduu artlarda aramak gerekir. Bu tarihe kadar ilim mefhumundan anla
lan ey olduka mphem ve belirsiz idi, zira bu mefhum metodlu bir aratrma
kadar mantkl ve insicaml her nutku, ve hatti dzenli bir eylemi de belirtiyor
du . Bir taraftan, az ok ak bir tarzda Aristo'nun ilimler tasnifine atf yapl
yordu . Aristo ilimleri e ayryordu: konusu gerekli grlen eyin tahlili olan
nazari ilimler; gayesi fiilin dnda olan retim veya faaliyetle ilgili poetika ilim
leri; bizzit fiilin faaliyetleriyle ilgilenen tatbiki ilimler. Dier taraftan, mate
matik dnda ve az ok ak fakat dank baz aratrmalara ramen, tabiat
veya hayat alikadar eden mihadeler alannda, hi bir ilim, dierlerine mu
del olabilecek lde, zel bir hamle gstermemitir. Fiilen, Rnesans'n sonu
na kadar, btn ilimler ayn noktada idi: teebbste ciddiyet yokluu,
elyordamyla aratrma, pheli sonular. Bitl inanlara tibi olmadklar za
man, btn ilimlerin durumu byleydi. Bir bakma, Machiavel tarafndan yap
lan siyasi tahlil ve tarihe katknn onun devrinde fizie veya biyolojiye tahsis
edilen incelemelerden daha ilmi (bu terime bugn verdiimiz anlam iinde) ol
duu da sylenebilir. Bu durum Rnesans'n sonuna doru deiti.
Burada ayrntl bir aratrmaya girmeksizin, gnmzde beeri ilimler di
ye adlandrdmz disiplinlerin hus6silii zerinde dnmeye byk lde
katkda bulunan iki olay hatrlamak gerekir. Bu, bir taraftan, Galilee'nin a
lmalarndan ve bu almalarn sunduu yeni perspektiflerden itibaren tabiat
ilimlerinin muazzam hamlesi; dier taraftan, felsefede Descartes'n gelitirdi
i, ruh ve beden, zihin ve madde ikilii oldu .
XV II. asrdan itibaren tabiat ilimlerinin hzl inkiaf, ilimler Cumhuriye
ti'nde fizik ve insan ilimleri arasnda bir kopukluk yaratt . Fiziin giderek ar
tan gelimesi ve insan ilimlerinin donmas, muhtelif zihinlerin, ilmilik
seviyesinde, iki ilim grubu arasndaki muhtemel bir ztl ve beeri ilimlerin
hususiliini sorgulamalarna sebep oldu. Onlardan bir blm, bu ilimler ara-

BEER BLM TEORLER

snda kes in bir ztlk grmed iler. Tab iat il imler ini btn ilmil i in model i ola
rak grdkler inden, beeri il imler in gecikmes in in, tab iat ilimler inin normlarn
ben imsemeler i artyla telifi ed ileb ilece in i umdular. Bu ep istemoloj ik anlay
XV III. yzyl boyunca hak im oldu. Bylece, Helvet ius, De l 'esprit adl eserinin

ns:nde, manevi ilimlere dit problemlerin, fziin tecrbe metodu bu ilimle


re tatbik edilirse, ilerleme yoluna girebileceine inanyor. La Mettrie insan me
kaniin prensipleriyle aklamak istiyor. D 'Holbach Tabiatn sistemi (Systeme
de la nature) adl eserinde, tabiatta soyal ve manevi sistemin esasn buluyor.
NeuJton'un almalan, birok yazan bu yeni istikamette tasdik etti; yle ki bu
yazarlar da manevi ilimlerin Newton'u olma hay.iline kapld. Hlidiseleri tabi
iletirmenin onlar aklayacak kudrete ve yetkiye slihip olmak iin klift geldi
i dnlyordu. Bu dnemde, tabii din, tabii ahlak, tabii hukuk, tabii politika,
tabii tarih, vs... hakkndaki saysz inceleme bu anlaytan kaynakland. Me
taf:ie tamamen kar gelinerek, maddeci veya duyumcu bir metafizik
gelitirildi4 Bu cereyann aks ine, Descartes'n ruh ve beden ayrmna az ok
sadk olan b ir d ier i, Ruh ve Madde, Tab iat ve Dnce arasnda ve daha sonra
Tab iat ve Tar ih arasnda b ir in in d ier ine ind irgenemezl i in i g stermek i in var
lkb il imle ilg il i bu tefr ik i metodoloj ik plana aktard. Beeri eylemlerde ga iyet in
e hemm iyet i sebeb iyle de olsa, ilmi b ir incelemen in mekan izme kurban edem i
yece i, manevi had iseler in fiz iki had iselere ind irgenmes i imkann inkar ed i
yordu. Bylece bu cereyan beeri veya "manevi" ilimler in bamszlnn felsefi
temeller in i at yordu. "Manevi" (morales) d iyoruz, nk XV III. yzylda bu
ter im kullanlyordu. Bu ik il ik Kant'n gel it irece i tenk id i felsefen in temel in
de yer ald. Bahsett i im iz tab iatl hu tenk id i cereyana benzetmek haksz
lk olur, z ira bu cereyan srf menfi surette tenk id i oldu: ruhu domat izm in
karsna maddec i domat izm i kard. Bylece Montes qu ieu, kanunlar ile rf
ve adetler in tannmas i in fiz iki faktrler in ehemm iyet i zer inde srar ett ii
halde, tay in ed ic i artlar orada grmey i redded iyordu, z ira, onun dnces ine
gre . sadece kt kanun-koyucular srf ikl ime ve d ier fiz iki faktrlere t ibi ol
maktadrlar. Ayn ek ilde Charles Bonnet faal iyet ve mekan izma arasndak i in
d irgenemezl i i tasd ik ed iyordu.
xv. ve xv. y zyllar boyunca il imler in gel imes i hakknda yap lab ilen

yorumlar ne ol ursa olsun, beeri il imler meseles in in srekl i b ir tartma konu


su olduu grlmek tedir. Yeterli kavram unsurlarnn yokluundan dnce mp
hem kalyordu, fakat umumi b ir nazar iyen in ilk talar konulmutu. Daha
dorusu bu um mi nazar iye il imler in snflandrlmas denemeler inde kend in i
aryordu, z ira, um m iyetle, yen i b ir meseleye ancak bu yolla yaklalmaktadr.

Bu konuda bkz. E. CASSIRER, La philoophie de lumiere, Paris 1966.

SlNU'LANDIRMALAR DEVR
XVII. yzyldan XIX. yzyla kadarki bir ok tasnif arasndan burada ancak
en nemlilerini ve en anlamllarn ele alacaz .

1-

BACON VE D'ALEMBERT'N TASNF

limlerin gelimesinin ve zellikle deney metodunun sunduu yeni perspek


tiflerin uurunda olan Bacon, bununla beraber, kendi ifadesiyle, "eskilerin g
rlerinden ve konuma tarzlarndan mmkn olduu kadar az uzaklamaya"
zen gstermektedir. Nitekim onun esas meselesi ananevi disiplinleri ve yeni di
siplinleri bilgilerin alan iine yerletirmekten, ve eski mant bir novum orga
non ile tamamlamaktan ibarettir. De dignitate e augmentis scieniarum'da
gerekletirdii bu projedir. Bu eser 1623'te yaynlanmtr ama o balangta
daha geni bir eserin: lnstauratio magna'nn birinci ksm olarak tasarlanm
tr. Bacon garip bir biimde snflandrmalara ve bilhassa "metodlar" a gven
mediini sylyor, nk onun nazarnda bunlar ancak ilmi almann hakiki
mahiyetine yabanc ve srf ince ve ksr ayrmlar bir araya getirmeye mahs6s
mnhasran sergileme ilemleridir. Belki de bu sebepledir ki o, kendi snfla
masnn prensibini, ne metodlarda ne de ilimlerde arad, fakat bu prensibi, in
san zihninin muhtelif melekelerinde, onlar tabiat ve insan arasnda bir ayrmla
tamamlayarak, bulmaya alt. Zorda kalnrsa, bu son atallanmada, eer Ba
con da ona epistemolojik bir deer atfetmi olsayd, ilim dnyasnn tabiat ilim
leri ve insan ilimleri eklindeki bir ayrmnn temeli grlebilirdi. Durum byle
deildir. Gerekten, Bacon epistemolojik ayrm "ilmin z makarr5" olan ru
hun melekelerinde, yani iirin kayna olan muhayyilede, tarihin kayna olan
hafzada ve felsefenin kayna olan aklda aryor. O halde Bacon'n gelenee uya
rak, ilim kavramn genellikle bilginin en geni manas iinde kulland, ayn
ekilde tabiat ve insan mefhumlarn ananevi biimde anlad mahede
olunuyor.
Nakilci, dramatik ve remizli (parabolique) olabilen iiri geelim . Tarih veya
hafza ilmi tabiat ve insan arasndaki ayrma uyarak tabii tarih ve medeni tarih
diye ikiye ayrlyor. Birincisi hr tabiatn tarihini (gk cisimlerinin, meteorla
rn ve kuyruklu yldzlarn, topraklarn, denizlerin ve dalarn, unsurlarn ve
nevilerin tarihini), nesillerin atalarnn (pretergenerations) veya tabiat harika
larnn tarihini ve zincire vurulmu tabiatn veya mekanik sanatlarn tarihini
ihtiva ediyor. Eer, Bacon'a gre tekniklerin yeni gler yaratmadklar, fakat
sadece tabii glere daha fazla tesirlilik kazandrmak iin, cisimlerin yaklat
rlmas ve uzaklatrlmas yoluyla bu tabii gleri kullandklar zikredilmesey De digniae, partie I, Liv. il, chap. 1.

BEERi BLM TEORLER

di, nevilerin ve teknik faaliyetin incelenmesini ayn tabii tarih bal altnda
snflandran bu ayrmda uygunluk olmayna alabilirdi . Akln ilimleri veya
felsefe blme ayrlr: Tanr ilmi veya ilahiyat, nazari ilimler (fizik ve meta
fizik) ve uygulamal ilimler (mekanik ve tabii by) diye ikiye ayrlan tabiat ilim
leri, nihayet insan ilimleri. Bizi zellikle ilgilendiren, en sonuncusu olan insan
ilimleridir. O da iki tr ilme blnyor: Bir ruh ve bir bedenden mteekkil
ferdi insann ilimleri, ve toplum halinde yaayan insanlarn ilimleri . Birinci ka
tegori iinde, Bacon insan ilmini -insan ruh ve bedenin bir bileimi s6retinde
dnerek, fakat ona zel bir ad vermeksizin- tbb, kozmetii, atletizmi, zevk
ve gzelsanatlar ilmini ihtiva eden beden ilmi, ve mahs6s ve iradi r6hun ilmi
ile akli veya ilahi (havayla ilgili) r6hun ilmini ihtiva eden r6h ilmi diye snflan
dryordu . Mahs6s ve iradi r6h ilmi de mantk (icidetme sanat, yarglama sa
nat, hatrda tutma sanat ve iletiim sanat) ve ahlak (ki bu da iyilik ilmi ve
konusu karakterler, duygular, vs ... olan r6h kltrnn ilmi olarak blmlen
mektedir) diye iki alt blme ayrlmaktadr. nsan ilimlerinin ikinci kategorisi,
yini toplum bilinde yaayan insanla ilgili olan ise ayr alt disipline ayrl
maktadr: konuma ilmi, ticaret ilmi veya iktisat ve ynetim ilmi veya siyaset .
Bu tabloyu takdim ederken, ikinci derecedeki daha ince dier blmlenme
leri, meseli tbbn hayat koruma sanat, tedavi sanat ve hayat uzatma sanat
eklindeki alt blmlerini veya yarglama sanatnn tmevarmla yarglamalar
ve kyasla yarglamalar eklindeki alt blmlerini ihmal ediyoruz. Her hilkirda,
sistemli grnne ramen, uyumdan yoksun bir snflandrma szkonusudur.
Bu durum belki, srf o zaman mevcut ilimleri snflandrmay deil, fakat ici
dedilmesi gereken ve, netice itibariyle, henz ad bulunmayan ilimlerde n
lk etmeyi de istemesiyle izah edilebilir. Bizi ilgilendiren adan, iki hususa
dikkat ekmemiz gerekir. Her eyden nce Bacon, tabiat ilimlerinden veya ta
biat felsefesinden ayrd disiplinlerden belli bir blmn insan ilimleri or
tak bal altnda gruplandryor. Ferdi insan ilimleri ve toplum iinde insan
ilimleri eklindeki alt blmlemede nseziyle psikolojinin ve sosyolojinin d
nld sylenebilir, fakat dnce mphem kalyor, nk Bacon bu gruba
mantk ve anlik da dahil ediyor.
aret edilmesi gereken ikinci husus da udur: Bacon phesiz rh ve bedeni
ayryor, fakat bu ayrm, szkonusu blmlemeyi tabiat ilimleri ve insan ilim
leri arasndaki ayrmn prensibi yapacak olan baz haleflerininkinden farkl
olarak, insan ilimleri dahilinde kalyor.
ahsnda Bacon'n bir intihalcisini gren mnekkidlerine kar itirazlarna
ramen d'Alembert, Discours preliminaire de l'Encyclopedie adl almasnda
teklif ettii snflamada hibir orijinul gr getirmemektedir. Gnn zevkine
gre yeniden tanzimi dnda, Bacon'm snflamasnn tekrar szkonusudur. Ger-

SINIFLANDIRMALAR DEVR

ekten, ana hatlaryla selefininkinin ayndr, nk o da temel olarak mele


keyi: muhayyile (11rin temeli), hifza (tarihin temeli) ve akl (felsefenin temeli)
melekelerini almaktadr. Felsefe de Tanr ilmi, tabiat ilmi ve insan ilmi olarak
taksim olunuyor. Ancak alt-blmlenmeler farkldr. Nitekim insan ilmi md
rike veya mantk disiplini ile iride veya ahlik disiplinine ayrlyor. O halde d'A
lembert, fert olarak insan ilmi ve toplum halinde insan ilmi arasnda Bacon
tarafndan tesis edilmi11 ayrl tamamen kaldryor. Bu anlay11 d'Alembert'i ah
lik ba11lp altnda srf iyilik ilmini veya ahlik deil, fakat hukuku, iktisad ve
politikay ve mantk ba11lp altnda pedagojiyi, filolojiyi ve tenkidi snflandr
maya sevk ediyor. D'Alembert'in "fizikten faraziyeleri ve mphem varsaymla
r srp atmann, veya hi deilse onlara sadece liyk olduklar kadar deer
vermenin zaman geldiini gren" "bu byk dehi'" diye adlandrd Newton
tarafndan gerekle11tirilen ihtilili niin daha fazla gznnde bulundurmad
na hayret edilebilir. Onun tasnifinin yetersizliklerini 11phesiz telif edilmez d11nceleri: meseli Bacon'n tasnifinin ansiklopedik karakteri ile Descartes'n,
Locke'un felsefesine atf yaparak, Principes adl eserinin nsznde akladp
tasnifinin soykt ile ilgili (genealogique) karakterini birle11tirmek istemesi
ne balamak gerekir. Herhilkirda, Dekartlpn XVIII . asrda alglan11 esp
risi iindedir ki d'Alemhert, "Nous diye adlandrlan bu varlk"da manevi prensip
ve maddi prensip arasnda bir ayrm yapyor ve, Bacon'n aksine insan ilimleri
bqlp altndan beden ilmini tabiat ilimlerine dahil etmek zere karyor: "Ta
biat ilmi cisimler ilminden bqkas deildir7 Bu s6retle, d'Alembert, tbbn, hattii
psikolojinin tasnifi hususunda insan ilimleri nazariyecilerini me11gul etmekten
geri kalmayan bir tart11mann kapsn at.
2.

J.-B. VICO'NUN "YEN LM"

Vico (1668-1744) devrinin entellektel hareketine dorudan katlmad, fa


kat kendi k11esinde devrinin felsetl eserlerini dikkatle okuyarak, ortaya kan
byk akmlar zerinde d11nd . Be11eri ilimlerin tanzimi asndan, onun kat
ks, xv. ve xv. yzyln btn katklarnn 11phesiz en orijinali ve en de
rinidir. Biz de B. Croce gibi, Vico'nun scien.za nuova diye adlandrd 11eyin,
aka bir tarih felsefesi zaviyesi altnda nazar dikkate alnm11 tam bir insan
ilmi olduunu sylebiliriz. Srf bir ilimler tasnifi kar11snda deil fakat bu tas
nife temel vazifesi gren bir felsefe zerine oturtulmu11 bir genel beeri ilimler
nazariyesinin ilk taslap nnde de bulunduumuzu ilive etmek gerekir. Vico
bylece gnmzde beeri ilimlerin byk nazariyecileri Dilthey, Husserl veya
Cassirer'in kullanacaklar bir yol izdi. Vico'nun gr asnn yeniliini yaka6
7

Di.acoun prliminaire,
.4yn eaer, . 67,

Pari,

d. Gonthier, 1965,

s.

96.

BEERi BLM TEORLER

lamak iin onun eserinin ayrntlarn, lirizmini ve dzensizliklerini bir yana


brakalm .
Dnrlerin hemen hemen tamamnn meseleleri terakki terimleri iinde
dndkleri bir devirde, Vico antik ebedi dn meflumuna, ricorsi'ler, yini
"tarihin btn akmn yeniden balamalar", "messeselerin, ynetimlerin ve
hukuklarn dnleri" kalb altnda yeniden itibar kazandrd'. Demek ki ta
rih devri (cyclique) idi. Her devir (cycle) birbirini ti.kip eden a ihtiva eder:
1. Tanrlarn a: bu ada insanlar Tanr hakimiyeti idaresinde yaar, teokra
tik ynetim, kutsal rf, adetler, vs ... buradan kaynaklanr. 2. Kahramanlarn
a: bu ada, meseleler haydutluklara ve menfaatlar diye adlandrlan eylere
yol aan kuvvetle ve savala tanzim edilir. 3. Nihayet insanlarn a veya akl
a: Bu ada, insanlar ar alarnda cihanm6l mnasebetler a dokuyarak bi
zatihi kendilerinin ve kaderlerinin efendileri olmak isterler. Bu farkl alara,
kutsal hukuk, kahramanlk hukuku ve beeri hukuk gibi tipik messeseler te
kabl etmektedir. Roma mparatorluu ile bu devirlerden ilki son buldu ve bar
barlarn istilasyla, balangta mahiyeti dini bir rejimle belirlenmi olan bir
dier devir balad ki onun yerini de feodalliin kahramanlk a ald. Vico'ya
gre bu a yerini yeni bir beeri aa brakmak zeredir. Bu tarih anlay ne
kadar tartm al olursa olsun, iin en mhim noktas, bu anlayn Vico'ya m
esseselerin, hukukun, rf ve adetlerin, dillerin, siyasi rejimlerin, hasl aka
beeri ilimlerin meg61 olduu meselelerin derinletirilmi tahlillerini yapma
vesilesi tekil etmi olmasdr. Fakat bilhassa bu anlay ona meseleleri her de
fasnda kendi tarihi ve kltrel balamlar iinde inceleme frsat vermitir. Ni
tekim onun tahlillerinden bazlar, ekli bir takm hatilara ramen, gnmz
sosyolog ve etnologlarnn uyguladklan tahlillere yakndr. Meseli mitoslar r
neini ele alalm. Vico gstermektedir ki balangta mitoslar insanlarn "hakiki"
tarihini tekil ediyorlard; bugn Hf bir davran olarak gzkse bile szkonu
su insanlar bu tarihe tam bir imanla teslim oluyorlard. Mitoslar ancak daha
ge zamanlarda alegorik bir anlam kazanmlardr. Vico, "mitosun tanm yle
olmaldr" diyor: "mitos geree uygun bir hikayedir9", ve o baka bir yerde
meseleye aklk getiriyor: "Yanl srf fikirlerin beceriksiz bir bileiminden iba
ret olduu iin, toptan yanl fkirlerin mevc6diyeti mmkn olmad gibi, ay
n ekilde falb'lerden olusa bile, balangta, birtakm doru unsuru ihtiva
etmeyen gelenein mevc6diyeti de mmkn deildir10". iiri, dini, felsefeyi, her
trl insan ifadesini her defasnda mahhas kltrel balamlarnda deerlen
dirmek gerekir.
J B. VICO, OEuvre chouies, preentee par J. CHAIXRUY, Pari,
Ayn eser, 8. 107.
Ayn eer, 8. 102.
..

P.U.F. 1946,

8.

176.

SINIFLANDIRMALAR DEVR

Devri iin geerli akmlarn dnda bir filozof olan Vico'nun orijinallii ze
rinde hu konuda ok ey sylenebilir. Gerekten, muhtelif beeri ifadeleri tah
lil ederken o, szkonusu ifadelerin basit bir entellektel yorumunu vermekle
yeti nmez, fakat hurafelerin beeri varln ihtiyalarna ceva p verdiklerini, akl
adna muhayyilenin tardedilemiyeceini, insann daimi men faatlerini ve tutku
larn hakl karmay denediini gsteriyor. Aklilie veya ilerlemeye zt olduu
iin adalarnn yok etmeyi denedikleri eyin, Vico sebebini ve hayati anlam
n yakalamaya alyor. Bu artlar iinde, Vico'nun srf ak ve seik fikri ka
bul eden Dekart fe lsefenin bir rakibi olduu anlalmaktadr. Onun kanaatine
gre, m phem ve mulakn, ilim onlar reddetse veya bilmese hile, hemehrilik
haklar vardr, zira insan srf ilim deildir, fakat o phesiz ilmi, fakat aynza
manda iiri, fahl'leri ve dier muhayyile kal plarn da yaratan bir uurdur. Bu
nunla birlikte, onun iddetle mcadele ettii akm, cihanmul matematik akm,
yani hereyi dier disi plinlere modellik ya pmas gereken bir mkemmel ilim ola
rak deerlendirilmi matematiklere indirgeme iddias oldu. Matematikleri k
msedii yoktu, fakat onlarda rnek hak ikati grmeyi reddediyordu. Gerekten,
Vico'ya gre, her ilmin kendine has modeli vardr ve her ilim kendi kesinliini
kendi dzenine gre tayin eder. Messeselerle, siyasi rejimlerle, rf ve adetlerle
ve hukukla megul olan yeni ilim, matematik normlara uyduu iin deil kendi
si olarak geerlidir. B. Croce'un iaret etii gibi, Vico'nun e pistemolojisi u
prensi pten hareket eder: "Bir eyi tanmak iin, bir art vardr: onu yaratabil
mek, yle ki doru, yaratlmn kendisidir. Verum ipsum factum 1 1". phesiz
matematikler, dier dis i plinlerden daha fazla gelimilerdir, fakat bilgiler d
zeninde asli bir stnlkten yararlanmazlar. O halde bata meta fizik o lmak zere,
baka herhangi bir ilim more geometrico (geometriye gre) incelenemez
Descartes'a kar, Vico, tarihe, iire ve hatta insann ve to plumun tecrbi
bilgisine yeniden itibar kazandrmaya gayret etti. Scienza nuova (yeni ilim) ve
ya beeri ilimler temelleri bakmndan olduu kadar metodlar ve kesinlik ti p
leri bakmndan da hem hususi hem de bamszdrlar. Beeri gerekliklerin
birileri dierlerinden kmaz, fakat karlkl olarak birbirlerine tesir ederler
ve onlar olduklar gibi, netice itibariyle her unsuru btnl ve dizisi iinde
anlamay deneyerek kavramak gerekir. Her halkarda, eer bir insan ilmi var
sa, insan alemini bizzat insan yaratt iin vardr. Bu anlamda Vico yle yaz
yor : "Tarih iin en byk kesinlik olaylar ya pan kiinin bizzat onlar anlatt
yerdeki kadar hibir yerde mevcut olamaz 12".
te biz bu durumda hakiki ve umumi bir beeri ilimler nazariyesiyle, Vi
co 'nun i ya psn ansiklo pedik mahiyette bir tanmlama erevesinde ve tam
11 8. CROCE, Die Philosophie Giambattista Vicos, Tubingen, 1927,
12

VICO, Opere complete, Milan, ed. Ferrari, 1835-1837, V,

s.

147.

s.

4.

BEERi BLM TEORLER

10

akla da ulamaks zn gelitirdii bir nazariyeyle kar kar yayz. nsan il


mi, bir felsefe, bir filoloji ve yorumcular ndan baz larnn sosyoloji diye adlan
drd bir tecrbi-tarihi toplum ilmi eklinde blmlere ayrlr. Felsefenin
konusu necessaria naturae'lar vaya, bizzat kendisinin de syledii gibi, "do
runun kayna olan akl"dr 13 Felsefe fikirlerin ilmi veya, Croce'a gre, akln
hakikatlerinin ilmidir. Filolojinin konusu placita humani arbitrii'ler veya fiili
hak ikatlerdir. Bu konuda o yle yazyor : "O, gzlem konusu olarak beeri iride-i
cz'iyenin kuvvet ve kudretini seer, kesinlik hakknda sahip olduumuz uur
buradan gelmektedir 14 o halde filoloji sadece kelimelerin ilmi deil, fakat m
ahhas beeri eyleme bal olan her eyin, meseli harplerin, sulh anlamalar
nn, ittifaklarn, rf ve adetlerin, kanunlarn ve iktisadi mbadelelerin ilmidir.
Toplumun ilmine gelince, o, aile, site ve millet gibi temalar veya kadrolar ze
rinde alr. Onun geerlilii tahminidir ve ihtimaliyete baldr, yle ki o, fel
sefenin ve tarihin ispat na bal bulunmaktadr. nsanlar tarafnda n yaratlm
olmalar na ramen bu temalar bizi stn bir Ruh'un hikmetine, b ir Kader'e gn
derirler.
Montesquieu, Hamann ve Goethe tarafndan tannm olmasna ramen, Vi
co'nun kendi yzyl zerinde fiilen hibir tesiri olmad . O, arkadalarna ese
rini "le" datm olduu intiba ma sahip bulunduunu beyan ederek kendi
yaln zln bizzat kendisi bildirmiti. Ancak X IX. asrn ilk y llarndan itiba
ren, Scienza nuova 1822'de almancaya evrildii ve Fransa'da Michelet, Tarih
felsefesinin prensipleri (Principes de la philosophie de l 'historie) ad altnda
1827'de yaynlanan bir eserde onu zetler halinde tantt zaman, Vico'nun te
siri kendisini hissettirdi. Vico'culuk olduka uzun bir dnem moda bile oldu.
Jouffroy, Ballanche, Chateaubriand, Cousin, Vacherot ve Cournot'nun yazlar,
hatta Balzac ve Flaubert'in romanlarndaki baz alayl mlahazalar bu duruma
tankl k etmektedirler. Daha nemlisi, Vico'nun mutad Literatrn tesinde,
Fransa'da ve Almanya'da beeri ilimlerin muhtelif nazariyecilerini etkilemi ol
masdr: A. Comte onu hayranl kla okudu ; Almanya'da, Savigny ve Boeckh onu
ilgiyle incelediler. Bundan byle, Vico'nun beeri ilimlerin balca nclerin
den biri olduu kabul edildi.
3.

AMPERE'DE EVRENBLM (COSMOLOGE) VE NOOLOJ

Fiziki ilim ve manevi ilim arasndaki ayrm daha XVI II. asrda mevcuttu,
fakat o dnemde bu ayrm hibir kavram gelimesine imkan vermedi . Ruh v e
bedenin veya dnce ve maddenin Dekart ay rm temelinde, iki trl ilmi
13

CHAIX-RUY , Ayn
Ayn eser, s. 25.

eser,

s .25.

SINIFLANDIRMALAR DEVR

11

kar karya getirmekle yetiniliyordu . Kozmolojik hadiseler ve noolojik hadi


seler arasndaki farkllk esasna gre bu snflandrmaya felsefi bir temel ka
zandrmay deneyen fiziki ve filozof Jean-Marie Ampere (1775-1836) oldu.
Descartes'n ve Kant'n ve hatta ideologlarn Ampere zerindeki derin tesirleri
unutularak, Ampere'in felsefesiyle Main de Biran'nkinin yaknl zerinde bile
bile srar edilir. Zaten, Ampere, temelini duyulurun ve anlalrn platoncu ay
rm tekil eden baka bir tasnifin, psikolojik olgular tasnifinin sahibidir. lim
lerle ilgili snflandrmasn o, limlerfelsefesi zerinde deneme veya btn beeri
bilgilerin tabii bir snflandrlmasnn tahlili izah15 adl eserinde 1834'te ya
ymlad.
limlerin tasnifi, bizzat kendisi drt gr as ihtiva eden umumi ilimler
felsefesinden veya matesiolojiden kar: Dorudan bilgiye tahsis edilmi eyle
megul olan otoptik (autoptique), nesneyi gereklii iinde kavramak iin gr
nlerden ayrarak deerlendiren kriptoristik (cryptoristique), nesnelerin ni
teliklerinin mukayesesiyle kanunlar kefetmeyi deneyen troponomik
(troponomique) ve bilginin artlarm tahlil eden kriptolojik (crytologique). Ampe
re bu matesiolojiyi gelitirme frsat bulamadysa da, tasnifini anlamak iin bu
nu tahmin etmek gerekir, zira szkonusu tasnif bu drt lye uyar. Tasnif
plannda otoptik, ilimlerin "bir szlnden veya saymndan" ibaret olur, krip
toristik ilimlerin metodlaryla ilgilenir, troponomik ilmin umumi kanunlarnn
tesisi ve onlarn tabii tasnifi grevini stlenir ve nihayet kriptolojik ilimlerin
zaman iinde gelimesini tahlil eder. Ampere'in niyeti ilimlerin tabii bir snf
landrmasn gelitirmek idi, tpk Cuvier tarafndan yaplan cinslerin tabii s
nflandrmas gibi. Bu snflandrma tabii idi, nk, nesnelerin farkllna gre,
onlar mertebelendirmekle yetinen bir snflama yapmakla tatmin olan ananevi
snflandrmalari taklit ederek srf tasviri olmakla yetinmek yerine, o, nesnele
ri kavrayan mdrikenin kanunlarna uyarak ilimlerin gelimesinin "douran
prensip"ine tabi olmutur. Bu snflandrma nevileri, aileleri, ubeleri, zmre
leri ve alt-zmlereleri de ihtiva etmektedir. Ampere'e gre buradan u netice
kar: farkl taksimler kendi aralarnda "srekli uyum" halindedir, u anlam
da ki, ilimlerden biri dierini dourur ve birinden dierine gei kendiliinden
gerekleir. Bu noktai nazardan, Ampere'in tasnifi, A. Comte'un ilimler snf
landrmasnn niteliklerini tar, zira o mkemmel olma iddiasndadr da, n
k prensip olarak bu tasnif, muhtelif hakikatler ve hususi ilimler ile beeri
bilgilerin btn arasndaki mnasebetleri tesis etmektedir. Hususi bir ilmin
gelimesi, yukarda tanmlanan matesiolojinin drt gr asn zaman sre
since takip ettiinden, sz konusu tasnifin tabii olduu gzlenebilir. u halde,
15 Essai sur la plilosophie des sciences ou Exposiion analyique d'une classification naurelle
de oues les connaiuances humainP.s.

12

BEERi BLM TEORLER

gkhilimi (uranologie), Ptolemee siyesinde bir ranografya veya gk cisimleri


nin tasviri ile balad, fakat sonunda, grnlerine ramen bu cisimlerin haki
ki hareketini tayin eden Copernic sayesinde bir helyostatik (heliostatique) oldu;
daha sonra, hareketin kanunlarn kefeden Kepler ile bir astronomi ve nihayet
hareketin artlarn izah eden Newton ile bir gk-mekanii biline geldi: Madem
ki tasnif tabiidir, o tek hakikidir ve btn dierleri ancak suni olabilirler.
Her snflandrmada en doru simetri hkm srmelidir, bu dnlebile
nin aksine, snflandrmann suni karekterinin deil fakat onun tabii geerlili
inin iaretidir. Bu simetri sebebiyle, yeni ilimleri gelecekle btnletirmek iin
o zamana kadar hususi hakikatler arasnda bilinmeyen mnasebetler tesisi de
mmkndr. stelik, Ampere'e gre, snflandrma doacak bamsz ilimlere
yer ayrmak iin ok dar olmamal, sun'i bir snflandrma iine dmemek iin
de ok geni tasarlanmamaldr. Eer tabii snflandrmann hadiselerin (Ampe
re'in umfimi felsefesinin prensipleri gereince) hissi olarak ve faal olarak ayr
mna ve bilginin nesnelerinin tabiat nesneleri ve rfih (esprit) nesneleri olarak
ayrmna tabi olmas gerektii dnlrse, buradan kozmolojinin ve nooloji
nin hakimiyeti ortaya kar, ve eer ayn ekilde bu ayrmlardan her biri mate
siolojinin drt gr asna (otoptik, kriptoristik, troponomik ve kriptolojik)
boyun emek zorunda kalrsa, tali ksmlar alt-zmreler, fibeler, vs. bilinde
gelitirilebilir. Bu ayrmlarn ayrntsna girmeksizin, bunlarn ilk merhalede
"birinci derece" den onalt ilim, "ikinci derece" den otuz iki ilim ve "nc
derece" den altm drt ilim ortaya koyduunu ve bunlarn toplam olarak yz
yirmi sekiz bamsz ilim ettiini hatrlyalm. limlerden herbiri iin Ampere
ok defa yunancadan hareketle yeni bir isim icad etti; szkonusu ilimleri byle
adlandrma biiminin, geni bir tanma bavurmakszn onlar belirlemek iin
yeterli olduunu dnyordu.
Bu snflandrmada bizi ilgilendiren husus udur: Ampere kozmolojik ilim
ler veya tabiat ilimleri ile noolojik ilimler veya ruh (esprit) ilimleri arasnda te
mel bir ayrm tesis etti ki bu ayrm hemen hemen beeri ilimlerin daha sonraki
btn nazariyelerinde, zellikle Dilthey'da tekrar karmza kacaktr. Tabiat
ve ruh arasndaki bu tefrikin geerlilii sorgulanabilir, fakat Ampere onun iti
razlara sebebiyet vermeyecek kadar tabii ve ak olduu kanaatindedir. Burada
sadece tabiat ilimlerinin tasnifinin ana izgilerini belirtelim: Tabiat ilimleri drt
dala ayrlyor: matematik ilimleri, fizik ilimleri, tabii ilimler ve tp ilimleri. Bu
dallardan herbiri, iki alt-fibeye veya birinci dereceden ilimlere, meseli asl ma
tematikler alt-6besi ve fiziko-matematik ilimler alt-fibesi olmak zere ikiye
blnyor. Birinci dereceden ilimler ikinci dereceden drt ilme ayrlyor: (asl
matematikleri ilgilendiren) aritmoloji ve geometri ve (fiziko-matematik ilimleri
ilgilendiren) mekanik ve ranoloji (gkhilimi). Bu ikinci derece ilimlerden her-

SINIFLANDIRMALAR DEVR

13

biri nc dereceden drt ilme, meseli gk-bilimi ranografya, heliyostatik,


astronomi ve gk-mekaniine ayrlr. Fiziki, tabii ve tbbi ilimlerin taksimleri
iin de durum ayndr. Beeri veya noolojik ilimlerin, Ampere'in de itiraf ettii
gibi, kurulmas daha zor olan snflandrmas ayn esaslara tabidir. Noolojik ilim
ler, felsefi, dialegmatik (sanat ve lisan ilimleri), etnolojik ve politik ilimlere ay
rlr. kinci derecedeki snflandrmalar hak.knda bir fikir vermek iin, felsefi
ilimler rneini ele alalm . Bunlar drt trl ilme imkan vermektedir: psikolo
ji, metafizik, etik ve thelesiologie (hu normatif ahlak olduundan, onu etik veya
tasviri ahlaktan ayrmak gerekir). Bu drt ilimden herbiri muhtelif disiplinlere
ayrlr. Psikoloji iki ilim kategorisini ihtiva eder: Bir yandan, psikografyaya ve
mantk'a ayrlan iptidai psikoloji; te yandan, metodoloji ve ideogenie'yi ihtiva
eden psychognosie. Metafizik bir yandan unsuri varlkbilimi ve tabii ilahiyat ih
tiva eden ontothetique'e, te yandan mukayeseli varlkbilimi ve theodicee'yi ih
tiva eden varlk-irfanna ayrlr. Etik bir yandan etografya (ethographie) ve
fizyonomi (physionomie) altblmlerine sahip unsuri etike, te yandan uygula
mal ablak ve ethnogenie alt-blmlerine sahip ethognosie'ye ayrlr. Nihayet,
thelesiologie bir yandan thelesiographie ve diceologie'yi kapsayan unsuri the
leologie, dier taraftan apodikdik ahlak ve anthropotelique'i kapsayan thelesi
ognosie'ye ayrlr. Dialegmatiques, etnolojik ve politik ilimlerin altblmleme
lerinden okuyucuyu muaf tutuyorum.
Basit bir yolla anlatlan snflandrmann kendi prensiplerini hatrda tuta
rak, bu snflandrma u ekilde takdim edilebilir:
1. Kozmolojik limler

1. Matematik ilimler: aritmoloji, geometri, mekanik, uranoloji (gkbilim)


2. Fiziki ilimler: fizik, teknoloji, jeoloji ve oriktotekni (madenler ilmi).
3. Tabiat ilimleri: botanik, tarm, zooloji, zootekni (hayvan yetitirme
ilimleri).
4. Tbbi ilimler: tbbi fizik, hijyen, nozoloji ve uygulamal tp.
il. Noolojik limler

1. Felsefi ilimler: psikoloji, metafizik, etik ve teleziyoloji (thelesiologie)


2. Dialegmatique ilimler: glossologie, edebiyat, tekno-estetik ve pedagoji.
3. Etnolojik ilimler: etnoloji, arkeoloji, tarih ve hierologie (dinler ilmi)
4. Siyasi ilimler: nomoloji (hukuk ilmi), askeri sanat, iktisat ve politika.
4.

DGER SINIFLANDIRMALAR

Bu blm "snflandrmalar dnemi" diye adlandrdysak, bundan Ampe


re'den sonra artk snflandrmalar olmad sonucunu karmak gerekmez. As-

14

BEER BLM TEORLER

lnda, yukarda anlatlanlarn da gsterdii gibi, her snflandrma, bir nazariye


ihtiva eder. Fakat aksine, daha sonra greceimiz gibi, beeri ilimler hakknda
ki her umumi nazariye de bir snflandrmaya yol aar. Comte, Dilthey, Windel
band ve dier yazarlarda bu byle olacaktr. Snflandrmada srf epistemolojinin
elemanter, ilkel veya iptidai bir ilemini grmek hakszlk olur. Hangi felsefe
olursa olsun gayesi bir snflandrma tesis etmek olmasa bile, onda bir veya da
ha ok snflandrma bulunabilir: tpk, Kant'nfenomenler ve numenler ara
sndaki, veya nazari akl ve uygulamal akl arasndaki ayrm, veya Marx'n
burjuva snf ve proletarya snf arasndaki, styap ve altyap arasndaki, vs....
taksimleri gibi. Herhangi bir felsefede, en yenisinde bile, bu durum ispatlana
bilir. Dnce ya zmni ve gayruftri bir snflandrmadan hareket eder, ya ge
limesi srasnda bir snflandrma icad eder, ya da sonunda ona ulatrr. lem
kanlmaz deil, her tahlilin ayrlmaz bir parasdr. nsan dncesinin al
m bir safhasna iit olduu bahanesiyle onu kaldrmay istemek, tasnif yapc
bir devirle tasnifle megul olmad iddia olunan bir devir kar karya konul
duu iin, tam bir snflandrma yapmakla ayn deerdedir. Her ihtimile gre,
insan dncesi bu metodu asla amayacaktr. Bir eserin konular fihristi, tema
lar ve meseleleri tanzim etmek ve snrlandrmak deilse ne anlama gelir?
Netice itibariyle, eer bir snflandrmalar devrinden bahsettiysek, bu, fel
sefenin ve epistemolojinin tedricen beeri ilimlerin mmkn olan bamszl
nn ve husftsiliinin uuruna nasl varldn gstermek iin, son derece nisbi
bir anlamdadr. Bu uurlanma, esas itibariyle ilimlerin taksiminin mmkn ol
duu kadar uygun bir ispatlamadan ibiret olan umumi nazariyelerin ilk art
olmutu. O halde hi phe edilmemelidir ki, fiilen ilim nazariyeleri kadar ilim
snflandrmalar vardr. Eski snflandrmalar arasndan biz ancak bize en temsili
gzkenlerini hatrlattk; aada inceleyeceimiz beeri ilimlerin umumi naza
riyelerini ilgilendiren hususlarda da ayn yolu takip edeceiz . Netice olarak, eer
biz meseli ilimleri mcerret ilimler (mantk ve matematikler), mcerret
mahhas ilimler (mekanik, fizik, kimya, vs ...) ve mahhas ilimler (jeoloji, bi
yoloji, psikoloji, sosyoloji vs . ..) diye tasnif eden H . Spencer'in snflandrmas
na zel bir paragraf tahsis etmiyorsak, bunun sebebi, onun beeri ilimler
nazariyesinin, tartmaya kesinlikle tayin edici unsurlar eklememesidir. Spen
cer'in hayranlar gznde haksz olabiliriz. Her hilkirda, beeri ilimlerin epis
temolojik meselelerini ele alan felsefeler btnl iinden bir seim yapmak
gerekiyordu. Herey gibi bu da tartlabilir. -Maddeten imkansz bir ey olan
ayrntl olmay hedeflemekten ziyide, bu blmn neticesi olarak, beeri ilim
ler zerinde bir epistemolojik tefekkr ekonomisi iinde snflandrmann l
zftmu ve umumi minis zerinde durmak bize daha tercih edilir nitelikte
gzkt.

K N C BLM

TARH

UURU
xx. asrn ilk yllarndan itibaren beeri ilimler meselesi yeni terimlerle

ortaya konuldu. Artk, ilimlerin muhtelif tipleri arasnda bir farkn var oldu
unu kabftl etmek deil fakat beeri ilimlerin bamszln ilin etmek szko
nusuydu. Her bamszlk arzusu gibi, bu hareket de esas itibariyle metodoloji
sahasnda gelien anlamazlklar dourdu. Bilhassa, felsefi dncenin Kant'
dan itibaren muazzam bir hamle yapt Almanya'da yeni akm, en yetkili ve
en tartmal biimde tasdik olundu. Orada, srf beeri ilimlerin metodlarnn
husftsiliini ve orijinalliini tayin etmekle snrl kalmayan, fakat hazan da srf
kurulma yolunda olan yeni disiplinlere zg yeni bir mantk gelitirme iddia
snda olan, hemen hemen her neslin ayr bir biimini yaad bir methodens
treite (metod anlamazlklar) mirasna ihit olundu. Bizim iinde bulunduumuz
gerileme yznden bu entelektel atmalarn canllna hayret edilebilir, zi
ri, tabiat ilimleri sosyal ilimlere saltanat naiplii iddiasnda bulunmaJna g
re, yersiz bir mnakaann szkonusu olduu dnlebilir. Gerekten, bu
disiplinlere tabiat ilimlerinin sk metodolojisinin zorla kabul ettirilebileceine
inananlar bizzat filozoflar olmulardr. limlerin metodolojisi konusunda orto
doksluk olmadn, netice itibariyle, tabiat ilimlerinin bir usftl verimli gz
kyorsa, onun beeri ilimlerde hemehrilik hakkna sahip olduunu ok iyi
biliyoruz. Bununla birlikte, szkonusu tartmalar o gnn baz tezatlar bu
gn az temellendirilmi gibi gzkseler bile, verimsiz olmadlar. Bir yandan,
bu tartmalar yeni disiplinlerin epistemolojik statsn belirlemeye ve akla
maya katkda bulundular; te yandan, Emile Lask'n vurgulad gibi, metodo
lojik meseleler ilmi kavramlarn inasna ve mantki gelimesine katkda
bulunmaktadrlar.
Bu asrn banda beeri ilimler lehinde hareket vcftda getiren tahlil gc,
beeri faaliyetlerin tarihi boyutunun uuruna varma oldu. Bu uur, Aydnlan
ma ana zg olup zellikle Condorcet'de bulunan, asrlar boyunca insan zih
niyle gerekleen ilerlemeler fikri siyesinde ve hatta fransz htilili'nin anlam
zerindeki bir tefek.kr siyesinde hazrlanmtr. Bununla birlikte, XVIII. as
rn aklclndan farkl olarak, tarihin yeni anlam, entelektel kurulularn
soyutlanmasn reddediyor, mahhas hayatn sezgisi siyesinde, Ben'in gelime
si biiminde, asliyetin ve yaanann, milletin veya halkn ruhunu (Volksgeist) ke
fetmenin aratrlmas siyesinde gerein bir anlam olarak tasdik olunuyordu.

16

BEER BLM TEORLER

Bu devrin yeni fikirler asndan son derece zengin Alman dncesiyle ilgili
olarak, bu tarihi anlamn kefi ile romantik estetik ve uzviyeti felsefe arasn
daki mnasebetler zerinde de durmak gerekir. " Halkn ruhu", "halkn idra
ki", "devletin tabii tarihi", "insan hayatnn tabii biimleri" gibi ifadelerin,
ngiliz ve Fransz pozitivizminin husftsiyetleri olan, srf psikolojik veya sosyolo
jik nitelikli tahlillerin daha ziyade basit manas iinde yorumlanmasna kimse
nin hakk olamaz . Aksine kltrel dinamie sahip mefhumlar szkonusuydu,
zira onlar hemen hemen mistik bir aksiyonun tarihi boyutu iinde kavranm
lard . Politika veya devlet, toplum, hukuk, din, diller, sanat gibi beeri ilimle
rin konusu olan meseleler hararetli tartmalara ve durmakszn yeniden ele
alnan mnakaalara sebebiyet vermitir. O halde szkonusu tartmalar, ister
Fichte, Schelling, Hegel, Adam Muller, F. Baader'inkiler gibi felsefi, ister Hum
boldt kardelerin, Schlegel kardelerin, Novalis 'in, Grres 'in, Brentano'nun,
Eichendorff'un, Tieck, vs ... ninki gibi edebi olsun bu devrin yaynlarnn esas
n tekil etmi olmalarna almamaldr. Felsefe, klasik felsefenin umftmiyetle
ihmal ettii beeri ilimlerin meselelerine ite bu devirde almtr.
Tarihiliin kefi, Alman ruhunun husftsiliinin, Fichte'nin Alman milletine
yedinci nutkunda almanlk (Deutschheit) diye adlandrd eyin uuruna var
la ve alman kltrnn bilkuvve-mevcftdiyetleriyle (potantialites) alakal ola
rak, fakat bu hedef Novalis'in "Biz misyonerleriz, btn dnyay kltrel adan
biimlendirmeye davet edildik" cmlesiyle ksaca zetledii cihanmftlc bir
hedefle birletirilerek gereklemitir. Tarihin yeni manasnn o halde vak'an
vislik.le, yani gemiin mmkn olduu kadar sadk bir ekilde yeniden inasy
la hi bir ortak yan yoktur, fakat o, tarih felsefesi anlamnda, gerekletirilecek
tarihle alakaldr. Demek ki, beeri ilimlerin muhtariyetinin uruna varl, na
zariyesini tarih felsefesinin tekil edecei Promethee'ci bir aksiyondan daha ge
ni bir hareket iinde gerekleiyordu . Dnya, bu eylem siyesinde "hakikatler"
haline gelen kavramlar harekete geirme vesilesi olmaktadr. Bu dnemin ya
zarlar okunduunda onlarn hepsinin, "hakiki felsefe"nin, "hakiki hrriye
t"in, "gerek devlet"in, "hakiki siyaset"in veya "ekonomi"nin, "gerek
riihib"in, "hakiki demokrasi"nin veya Marx'a gre "gerek demokrasi"nin, vs ...
yaratclar olduklarna inanm bulunduklar gzlenmektedir16 Beeri ilimle
rin rol, bu "hakikatler"in ilmi geerliliini temin etmektir. Bylece, tarih kav
ramlarn ikmiili olmaktadr, fakat bu ikmiil, hususi bir gerekliin, devlet, millet
veya snf gerekliinin cihanmftllemesiyle olumaktadr. Marx', onun d
ncesini marksist bir biimde, yani bir felsefenin veya bir sistemin kendi mad
di ve ideolojik artlaryla aklanmas hususunda srar eden marksist kategoriler
temeli zerinde yorumlayarak anlamak isteyenler iin, hibir phe yoktur ki,
16 Bu konuda bkz. C. SCHMITT, Romanti.!me poliique, Paris, 1928 , zellikle

109.

TARH UURU

17

marksist sistem de Hegel' inkiyle ayn sfatla, hususi ve dihiyine bir an olarak,
XIX. asrm ilk yars boyunca Almanya' y heyecanlandll'an bu geni hareket iinde
yer ahyordu . Bu kaynaan fikirlerin, 1910'da Guillaume de Humboldt taraf m
dan ku rulan Berlin n iversitesi'nde messesev i bir kadro bul duklarn ilive
etmek gerek ir.
1.

TARH OKULU

Daha ziyade oul kullamlmas gereken bir dey imi tekil kullamyoruz, zira
Almanya'da ta rihi zihn iyet muhtelif beeri il imlere: hukuka, ilah iyata, dilbili
mine, ikt isada, vs .... nfuz ettike birok tarih okulu varol du . Bununla b irl ik
te, bir disiplinden dierine ve bir nesilden dierine mey dana gelen deimelere
ramen, ba oyuncular canlandran derin zihniyet ayn idi.

lk tarih okulu, Puchta, Gustav Hugo ve Savigny adn dak i hukukularn okulu
oldu . Sav igny (1778-1861) bu okulun bahca temsilcisi ve Von Berufunserer Zei
fir Gesetzgeburg und Rechswissenschaf (1814) a dh manifesto-programmm ya
zar oldu . Mesleklerinden dolay zellikle hukuk zerin de durmalarma ramen,
formllerinin iir, rf ve adetler, diller veya siyasi kurulular gibi dier bi im
lere de yaylabileceini umuyorlard. Onlarm dnces ine g re, btn bu hidi
seler Volksgeist'in rnleridir. Volksgeis, her halkm veya her millet in hususi
ruhu demektir, yle ki ilmi bir inceleme, ancak tarihi olabilir, u anlamda ki,
sz konusu rnleri, he r seferinde naza r dikkate alman halkm (roma halk
nn, cermen halknn, vs ...) tarihi gelimesiyle artlanm hususi gelimeleri iinde
tahlil etmek gerekir. Bu biimler ift anlamda tarihin eseridirler. Bir taraftan
szkonusu biimler, bir iilenin, bir sosyal kategorinin, bir devletin veya bir halkn
yeleri olarak ancak bu biimlerin gelimesine itirak ettikleri l de alakadar
olunulan fertleri amaktadrlar; dier taraftan tarihil ik onlarm hakikatlerini
tekil etmektedir, u anlamda k i, tarih basit olarak bu b iimlerin zaman iinde
birbiri ardmdan ne olduklarn de il, fakat ay mzamanda hem halkm ruhundan
hareketle ve hem de asrlar boyunca bu halkm teekklne ve tadillerine katk
da bulunarak, aldklan durumu da aklamaktadr. Demek ki, tarih gemiin
basit bir izah deildir, fakat eyan m varh mm ontolojik b ir boyutudu r, zira
o, ortaya klar ve gelimeleri iin de bi imlerin kendiliin den ve yaratc bir
gc dr. Tarih varh tekevvn iinde belirler ve sonunda, tekevvnn teme
line kadar kmaya imkan sala r. Buradan u net ice kar: hukukun, dilin, rf
ve adetlerin muhtel if biimleri "kesinlikle ay r varha sihip deillerdir. Bu bi
imler ancak ay m halkm; tabiat iinde zlmez bir ta rzda biribirine balan
m, ancak tahlil de ay r husfisilikler ola rak ortaya kan, tekil gleri ve
faal iyetleridir. Bunlar b ir btn biline get iren, halkm ortak kanaati, her tr
l mmkn ve keyfi bir yarath dncesini tardeden, onla rm ay m zo runluluk

BEER BLM TEORLER

18

hissidir17". Bu zorunluluk kesinlikle m ekanik i deil fakat uzv iyeti b ir mini


iind e anlalm olmak zorundadr, zira bu b i imler "halkla geliirler, halkn
i ind e alp-s erpilirl er ve halk orij inalliini kaybettii zaman lrler18".
Byle anlalan tarihicilik srf nceki asrn m ekaniki maddeciliine kar
d e il, fakat Aydnlanmaclarn yapayc (art ific ialiste) aklclna ka r da tepki
halindedir. Biimler kesinlik.le h eryerde ay r olan bir insan tabiatndan kmaz
lar. Tabii hukuk taraftarlar byle inanyorlard. Fakat, madem ki bu bi imler
zamanla tekaml etmektedirler, onlara medeni hukuku tedvin eden Napolyon
Kanunu'nun prens iplerine gre isti krar kazandrmay denemek b ir hata olur.
"Hakiki hukuk" (richtige Recht), b ilge kanun koyucunun veya aydn mstebi
t inki deil fakat "halkn o rtak v icdannda" durmakszn kendi kendini yaratan
hukuktur. Bu okulun, hakimiyetin srf bir hiles inden ibaret olan ve bu yzden
hukukun g elimesin e zararl bir mdahale tekil eden, "hukukula r hukuku "
'na muhalef et i bu radan kaynaklanmaktadr. " Yaayan hukuk "un "ak ve kefi
bir tefekk r" temeli zerinde g el imesini anlatmak, ayn zamanda pozitif bir
ilim olmak.la ykml bulunan tarih ilmin e der, zira bylece o, szkonusu hu
kukun zn de yakalayabilir. phesiz iht isaslam b eeri iliml erin o rtaya
kyla b i imler b iz e iki vech esiyle gzkm ekted irler: " Halkn hayat
btnlnn ksmlar " vechesi ve biimlerin h er hususi ilmin konusu olarak,
m es eli hukukunun hukuku veya dilcinin dili olarak kazandklar veche. An
cak il im adam bu iki v echey i ayrmak.la ve bi im i btnden ayrmak.la iy i et
m ez. Bu a rtlar iinde, beeri iliml er mtehasssnn, m es eli hukukunun
a ratrmas yle tanmlanabil ir: " O iki duyguya sahip olmaldr: h er d ev re ve
h er hukuki biime zg olan dikkatl e yakalamak i in tarih duygu, ve h er kav
ram ve her tekl ifi btn il e il ikisi ve canl mtekabiliyeti iinde, yani tek ba
na hakikiy i ve tabiiyi tesis eden mnaseb et iinde nazar dikkate almak iin
sistematik duygu 19". Tabiatyle bu tarihicil ik gerei aklil et irmeye ynelen He
g el'inkinden farkldr.
B ir n esilden di erine, yeni tarih esprisi, biribiri arkasndan muhtelif b eeri
il imlere dah il olduka aklk kazanacaktr. Byk bir tesir ic ra etmi olan son
tarih okulu, iktisatlarnki oldu. G eri bu okul iki temayle ay rlmt : Birisi
n e Eski Tarih Okulu deniliyordu ki bunun balca temsilc ileri Wilhelm Rosc
h er, Bruno H ildebrand ve Karl Knies id iler. Yeni Tarih Okulu adn alan dieri
ise Gustav Schmoller, Kari Bcher ve Geo rg Knapp tarafndan temsil edil iyo r
du. Bunlarn eylemi mehur Association de Politique sociale tarafndan icra olu
nacak ve ksmen W. Sombart, M ax Weber, Arthur Sp iethoff ve hatta J.
11

SAVIGNY, Beruf Umerer Zeit, 3. b8., 1892, 8. 5.


Ayn eser, 8. 7.
19 Ayn eser, 8. 29.

11

TARH UURU

19

Schumpeter' in ynn bel irleyecekt ir. Eski Okulun yaratclar, asl ikt isat
lardan daha ok ikt isat tar ih iler i oldular ve bu vasflaryla onlar o dnemde
Fransa'da olduu g ib i Almanya'da da h ikim olan klas ik ng il iz ekonom is inin sta
t ik, soyut ve aklc anlayna tepk i gstermey i dened iler. Grundriss zu den Vor
lesungen ber Sta.atswirtschaft nach geschichtlicher Methode ( 1843) adl eserinde,
Roscher urat il im dal i in u program tesb it ed iyordu: halklarn ikt isat
sahas nda dndkler i, isted ikler i ve h issett ikler i ey i, onlarn iddetle arzu
ett ikler i ve elde ett ikler i ey i, onlar n i in arzu ett ikler in i ve n i in elde ett ikle
r in i bel irlem ek . Byle b ir proje ancak, ekonom i pol it i i ekonom i pol it ik olarak
mlahaza etmey i reddetmek ve, onu "b ir halk n hayatn" b ir btn olarak an
lamak gayes iyle, mukayesel i b ir metod temel i zer inde hukuk, d in, devlet g ib i
d ier had iseler i de hesaba katmaya ynlend irmek artyla anlam kazanab il irdi.
te bu mukaye sel i tahl illerden hareketledir k i, sonunda ekonom iden "ikt isadi
gel imen in, halkn ikt isadi hayatnn kanunlar nazar iyes i'n i yapmak i in, ge
l imen in kanunlarn (Entwicklungs-gesetze) tanz im etmek mmkn olab il ird i.
Knies, Politische konomie Vom Standpunkte der geschichtlichen Methode
( 1853) 20 adl eser inde, muhtel if beeri il imler arasndak i bu gerekl i mnasebet
ler zer inde daha fazla duracakt r. Onun dnces ine gre, ekonom iy i, her halk n
hus6 siyetler ine gre ek illenen organ ik b ir bnye olarak ve her dev irdeki ha
k im fik irler ve hukuk, pol it ika ve d in tarafndan icra ed ilen tes ir gz nnde
bulundurularak deerlend irmek gerek ir. Her halkn tar ih i hayatnn tekil ett i
i b ir ic ik ve or ij inal btn ha k.knda b irlet ir ic i b ir fik ir ed inmeye anca k by
lece ulalab ilecekt ir. Byle anlaldnda, ekonom i, tpk beeri il imler g ib i,
kend ine zg b ir metodoloj i gel it irmeye mecbur kalr k i, bu metodoloj i, tab iat
il imler in in matodoloj is iyle de ps ikoloj in in metodoloj is iyle de, -bu il imler in ko
nu su olan gerekl ikler d dnya tarafndan ve i dnya tarafndan, tab iat tara
fndan ve ruh (e spr it) tarafndan b irl ikte artlanm olmalarna ramen -,
kartrlmamaldr. Bu gerekl ikler insan irades ine bal olduklarndan kend i
ler ine zg hus6s iyetlere sah ipt irler ve, net ice it ibar iyle, gel imeler i esnasnda
durmak szn de imekted irler, yle ki ulalab ilen net iceler mutlak deil fakat
grel i b ir geerl il ie sah ipt irler.
Hak im etk iy i icra eden, Yen i Tar ih Okulu den ilen grup oldu -k i bu okulun
ba Schmoller id i-, nk bu okulun tar ih anlay d ier beer i il imler in o
unda kabul grmtr ve bu il imler in tekamlne baka lkelerde, Fransa'da
olduu kadar Amer ika B irle ik Devletler i'nde ve baka yerlerde de damgasn
vurmutur. Sz konusu olan, tar ih in bugn hali yrrlkte kalan, ideoloj ik ol
mayan, poz it iv ist anlaydr. Daha sonra dzeltmelere veya a klamalara ma10
Bu eser 1883'de Die polii.3che konomie vom geschichlichen Sandpunk ad altnda yeni
den kaleme alnmtr.

20

BEER BLM TEORLER

ruz kalm olsa bile, bizler bu anlayn umumiyetle bilmeksizin virisleriyiz.


Dorusu, en mehur Methodenstreite'lerden biri esnisnda, marjinalizm naza
riyecisi Carl Menger, hakl olarak, bu okula iktisadn i gelimesine hi katk da
bulunmamasndan ve bu disiplin hakknda son derece tarihletirici ve istatisti
ki bir anlay benimsemesin den dolay serzenite bulunabildi. Bununla birlik
te, dier beeri ilimlerde, hi diselerin tahliline tarihi aklamay mdahale
ettirdiimiz vakit bu okulun ballar olarak kalmaktayz.
Bu cereyann genel yn u ekil de zetlenebilir2 1: Belli temalarn, meseli
antik ev ekonomisinin, Orta a ' da esnafln, modern ynetimin, tekstil sana
yiinin, vs... tahlillerine koyulmak zere tarihte, varln metafizik bir boyutu
nu grmekten vazgemek. Daha ziyide tasviri mihiyetteki bu monografilerin
konusu, incelenen hi disenin muhtelif cepheleri arasndaki ferdi ve tekil mni
sebetleri akla kavuturmaktan ibirettir. yleyse her meseleyi, tarih felsefe
leri veya acele tm dengelimler temelin de ok hzl bir ekil de genelleme yapan
geni akli terkipler istikametin de, insanln umumi tekimlnn klli bir an
layndan bamsz olarak, cz 'i tarihi balam iinde anlamak sz konusudur.
Nazariyeler gelitirmekten kanmak gerekmez, fakat onlar ancak varsaym ni
teliindedirler -Max Weber daha sonra i dealtipik mihiyette diyecektir- zira on
lar aratrmalarn gelimesi lsn de daimi yeni aklamalara ve dzeltmelere
ihtiya gsterirler. Aslnda, iktisadn ve genel olarak beeri ilimlerin gayesi, hi
diselerin merbfitiyetlerini daha iyi tasvir etmek iin, anket ve istatistik kadar
tarih meto dunu da kullanarak, onlar tecrit etmekten, ve bylece bir tarife ve
ak bir tasnife ulamaktan ve, bu temel zerinde, sebep zincirlemelerinin tah
lili imkan verirse, devamllar veya gerekirse ampirik kanunlar mey dana kar
maktan ibirettir. Dikim unsur, incelenen hidiselerin greliliini korumak
en diesi dir. Schmoller yle yazyordu : "Gzlemek ve tasvir etmek, tanmlamak
ve snflamak, bunlar hazrlayc faaliyetlerdir. Bu yolla elde etmek istediimiz
ey, iktisadi hidiseler zincirinin bilinmesidir; ayn an da mdihale e den eyi,
diima hisl olan hidiselerin neler ol duklarn bilmek istiyoruz; farkllk iinde
neyin ortak olduunu yakalamak ve zorunluluun bilgisine ulamak istiyoruz ".
O hilde beeri ilimler ampirik ilimlerdir, sonular ancak aratrmann mutad
vastalaryla tahkik e dilebilirlerse geerli dirler.
Hi phesiz, bu genel ynlendirme, okulun muhtelif yeleri tarafndan baka
trl yorumland. Eer Schmoller uzviyetilie yakn bir durumu savunuyorsa,
K. Bcher aksine farkllama hidisesi zerinde olduu ka dar eklem ve teselsl
hidisesi zerinde de duruyordu ve hatti o bir gelime nazariyesi kurmaya giri11

zellikle SCHMOLLER'in incelemesine bkz. "Die Volkswirtschaft, die Volkswirtschaftsleh


re und ibre Methode", Handwrterbuch der Staabwissenschaften, 1893. Bu eserin birbirini takip
eden bir ok basks vardr.

TARH UURU

21

ti. Bunu nla birlikte, grubun yazarlarndan h erbirine ait bu hususi eiliml er, He
g el'in veya d evrin tarih filozoflarnn g eni tarihi tablosu yannda daha yavan
ve hatta daha yorucu gzkebiliyorlarsa da, esas itibariyle ilmi olmak isteyen
bir be eri iliml er anlaynn genel esprisine glge drmedi.
2.

HEGELC TERKP

Dorusunu sylemek gerekirse Hegel'de bir b eeri iliml er nazariyesi bulun


maz, onun dncesi daha ziyade, phesiz muhtelif b eeri iliml er e zg olan
lar da dahil, bilginin btn sahalarn kucaklayan, ansiklopedik mahiyette bir
felsefedir. Onun tefekkrnn ansiklo pedik istikameti, bilgilerimizin d'Al em
bert'deki bir "felsefi tarih" veya Condorcet'deki "beeri ruhun ilerlemel erinin"
bir "tarihi tablosu" biiminde hatti tes elsl sayesinde dzenl enmesi ve zin
cirl enmesi yerine diyal ektik tahlili koymas dnda, XVIII. asrn fikirlerinin
uzants iind e yer alr. O zamana kadar, yeni doan tarihicilik de istisna tekil
etm eksizin, " fikirl eri dourmu olan" s eb epleri b elirl emek iin bilhassa sz
konusu "fikirl erin meneine ve douuna kadar inmeye" allyordu22, halbu
ki Hegel, bir sistem dahilinde bilgil er arasndaki mnasebetl eri kurmaya gayret
ediyordu ki, bu sist emin bizatihi kendisi szkonusu bilgil erin s eb ebi olabilirdi.
Buradan tarihin yeni bir anlay domaktadr. Artk tarih, Savigny 'nin sand
gibi aklama (explication) deil fakat mnhasran aydnla tma ( ex plicitation)
dr, bu d em ektir ki tarih, varlklarn uurunda mndemi olan, yani g erek
lemekte olan Akl', kendi hareketi ve gelimesi iinde aka ifade etmektedir.
O halde n e "olaylarn ekilsiz karklna" balanmak n e de gruplarn v e halk
larn delice tutkularyla ilgilenmek szkonusudur, fakat "una iman etmek" ge
rekmektedir: "Tarih ebebi akim rndr ve Akl onun by k ihtilallerini
b elirl edi 23".
Bu tarih uurunu kazanma Hegel'e gre iki s eviyede olur. H er eyd en nce,
Hegel'in aa vurmakta ilkl erden biri olduu f erdi uurun tarihilii s eviyesin
d e. ph esiz, ruhu ruh olarak kendi kendini tanmaya s evkeden y kseli ampi
rik bilgiden mutlak bilgiye gei olarak, yani Bildung olarak, uur dahilinde
cereyan eder, fakat bununla birlikte bu y kseli ancak ruhun bakallk (alteri
te) iinde onun inkar biimind e, h em tabiatn ve hem de um6miy etl e ruhun
eserlerinin oluturduu dnya tarihine itirakiyle mmkndr. Hegel ferdi u
ur iin dnyann Ruhu 'nun kat ettii yolun uzunluuna dayanmak, cihanmul
tarihin getii biiml erden h er birinde bir mddet kalmak zarureti zerind e

s.

22
D 'ALEMBERT, Ducours preliminaire de L'Encyclopedie, Paris, bibliotheque Mediation, 1965,
19.
23 HEGEL, La raison dans l'histoire (ev. PAPAIONNOU), Coll. 10118, Paris, 1965, s. 66.

22

BEER BLM TEORLER

de srar etmektedir 24 uurun tarihicilii o halde hem bakalk (alterite) iinde


kendini inkar eden ruhun olumsuzluunun gc iinde ve hem de dil, hukuk,
din, vs... gibi kltrn objektif biimlere uygunsuzluu diye adlandrlabilen
eyde bulunmaktadr. Bu farkl anlar uurun kendiliinden bi imlenmesinin art
lar olmalar na ramen, ruh onlarla aynilememektedir,zira, Aydnlanma felse
fesinin durumu hari , onlarn yannda sadece "ikamet etmektedir". Hegel
Aydnlanma felsefesini mahkftm ediyor, nk o, vicdan bu anlardan birinde
"unutulmaya" terkediyor. lmin durumunu ele alalm. " Eer uurun -ona tezat
halindeki objektif nesnelerin bir bilgisinden ve bu nesnelere tezat halindeki bi
zatihi kendisinin bir bilgisinden meydana gelen" gr zaviyesi, - daha ziyade
ruhun kayb olarak uurun bizatihi kendisi yannda bilindii - ilim iin Bakas
olarak deerliyse, ilmin unsuru uur iin de artk bizatihi kendisine hakim ola
mad uzak bir teki dnyadr 25". Burada, uurun bu tarihiciliinin, ruhun
eserlerinde kendini inkar ederek, bununla birlikte objektif Ruh'ta ve mutlak
Ruh'ta onlar tekrar edinerek26, geen asrn sonundan itibaren beeri ilim teo
rilerinde sahip olduu ehemmiyet zerinde srarla durmann faydas yoktur.
kinci seviye felsefi tarih seviyesidir. Bu seviyeyi Hegel, bir taraftan, "oriji
nal tarih" diye adlandrd eyle, yani T hucydide, Cesar veya Guichardin gibi,
bizzat ahidi olduklar olaylar ayrntlaryla anlatan tarihilerin vakayinime
leri veya hikayeleriyle; dier taraftan, "dnlm tarih"le, yani derlemeler
temel alnarak tarihi olgularn sebeplerini, meseli belli bir halkn tekamln
veya hukuk veya iktisat gibi belirlenmi bir kavramn tekamln aklayan pro
fesyonel tarihilerin almalar veya tarihiyle karlatrmaktadr. phesiz byle
bir "dnlm tarih", tarihilerin ayn vesikalar baka bi imde ilemeleri
ve dzenlemeleri dorultusunda bir bakasyla yer deiebilmektedir. Roman
tiklerin, istiyerek akld, tarihiciliklerinden farkl olarak, Hegel, felsefi tarihi
tamamen aklilikle dolu olarak telakki etmektedir: " Cihanm l ... tarihin in
celenmesinden, orda her eyin akli olarak cereyan etmi olduu, tarihin Dnya'
om Ruhu ( Weltgeist)'nun, tarihin zn tekileden, daima tek ve kendiyle ayn
olan ve kainatn hayatnda biricik varln aydnlatan Ruh'un (Dnya'nn Ru
hu umumi olarak Ruh'tur) akli ve zorunlu yry olduu neticesi kt ve
kmak zorundadr 2m - Bununl a birlikte m adem ki akl diyalektiktir, tarihi ak
lilik her halkn dehasna gre muhtelif biimler kazanmaktadr. Hegel bylece

Volkgeist'i bulmaktadr, fakat Savigny'ninkinden baka bir anlamda: her hal2 HEGEL, La phenomenologie de l'espri (ev. HYPPOLTE), Paris, 1949, c. 1, s. 27.
25 Ayn eser, s. 24.
26 HEGEL, Precis de l'Encyclopedie des sciences philosophiques. (ev. GIBELIN), Paris, 1952,
3. Ksm, 2. ve 3. blmler.
27 HEGEL, La raison dans l 'hisoire, s. 49-50.

TARH UURU

23

kn ruhu cihanmOl Ruh'un hususi bir ifadesidir. Gerekten, her halk bir ferttir
ve bu haliyle, kendi tarznda dnyann ROhu'nu Phenomenologie de l 'esprit ad
l eserde tasvir edilen ferdi uurla ayn biimde ilin etmektedir: "Bir ferd bir
ok biimlenme merhalesinden geer ve bununla birlikte ayn kalr. Her halk
iin de, dehasnn cihan mul merhalesi olan merhaleye ulancaya kadar du
rum aynd r. Bu noktada, deime, Kavram'a uygun olan dahili bir zaruret ge
reince kendini zorla kabul ettirmektedir. Hayatn ehemmiyeti balangc n ve
sonucun biribirin den ayrldklar eyde tezahr eder. Bu durum fetlerin haya
tnda olduu kadar halklarn hayatnda da ayndr28 Bununla birlikte hibir
halk cihanmOl Ruhu kat 'i olarak ifade etmez, fakat tarihinin sadece belli bir
ann da onu ifade eder ; zira, k nazariyesine sadk kalan Hegel, bir halkn
nesnelliine ulat, kendi kavramn gerekletirdii ve "kendisinden holan
mak "la yetindii andan itibaren, olgunluktan ihtiyarla getiini ve ruhunun
ldn dnr. CihanmOl ruh ise lmemekte ve baka bir halka getmek
tedir. Mesele byle anlaldnda, "Cihanmul tarih ancak bir sretir, bu s
re siyesinde ROh kendisini, kendi Kavram'n bulmaktadr29", her halk onu
baka bir biimde ifade etmekte, fakat hrriyetin gelimesi anlamnda onun son
suz ikmaline tedrici olarak katkda bulunmaktadr. CihanmOl tarihin dier
tanm buradan kaynaklanmaktadr: O, "Ruhun, kendinde varolduu eyin bil
gisini kazanmak iin kendi hamlesi iinde takdimidir30". yleyse tarihin aklili
i ayn zamanda bir ilerleyiciliktir, nk, her halkn zirveye k yla,
cihanmul Ruh olgunlamakta, zenginlemekte ve dnyann Ruh'u kendisin
den daha stn bir uOra ykselmektedir31 Netice itibariyle, bir halkn varolma
vazifesi (devoir-etre) dorudan doruya onun bnyesi iindedir, yini Cihan
mul daha nce, bu varolma-vazifesi halk bilinde birletii an ilk uOrunda ka
rarlamtr. Buradan u sonu kmaktadr: bu aklilik kendi z gaiyetini, dier
bir ifadeyle Cihanmul Ruh'un muhtelif halklarda tedrici olarak gerekleir
ken -ki bu gerekleme zaman iinde CihanmOl Ruh'un bizzat kendisinin ka
demeli bir bilgisinden ibarettir- aydnlanmasn kapsamaktadr.
HEGEL, Ayn e5er, s. 94-95.
HEGEL, Ayn e5er, s. 94.
30 HEGEL, Ayn e5er, s. 83.
3 1 "CihanmOl tarih en yksek remizleri iinde ROh'un mutlak ilahi srecinin tezihrdr:
kademeli yry ki bu siyede Ruh kendi hakikatini kavramakta ve kendisinin uuruna varmakta
dr. Tarihi halklar, onlarn ortak etikalarnn, bnyelerinin, sanatlarnn, dinlerinin, ilimlerinin
belirli karakterleri, bu kademeli yryn biimlerini tekil ederler. Bu kademeleri amak, Dn
yann ROhu'nun sonsuz arzusu ve kar durulamaz drtsdr, zira onlarn teliffuzu kadar ger
ekletirmeleri de bizzat onun kavramdr. Halk Ruhlarnn prensipleri, teselsllerinin zorunlu
dizisi iinde, ancak bizatihi kendileri cihanmOl biricik Ruhun anlardrlar: onlar sayesinde, ta
rih iinde kendiliinden gzken bir btnle ykselmekte ve sonuca ulamaktadr", HEGEl, Ay
n eser, s. 97-98.

"

BEER BLM TEORLER

24

ster ferdi uiirun taribilii s eviyesinde ister bir balkn tarihi v eya ciban
miil tarih s eviyesinde olsun, hukuk, dil, rfl er, siyaset, iktisat veya din emsali
biimlerin, ksaca b eeri ilimlerin konularn tekil eden bayat ekillerinin hepsi,
Ru bun olan kendisinin yaparak ve olann uuruna vararak rettii bilginin vaz
g eilmez a nlardrlar : "Ruh kendi kendini istihsal eder, olduu ey bizatihi ken
disi olur. Onun varl istirahat halinde varlk deil, fakat s rf faaliyettir: onun
varl , kendisi tarafndan yaratlm olmaktan, kendisi iin olmu bulunmak
tan, kendiliinden yap lm olmaktan kaynaklanr. Hakikaten varolmak iin, Ru
bun bizatihi kendisi taraf ndan yaratlm olmas gerekir : Onun varl mutlak
sretir. Kendisiyle v e kendisi taraf ndan (v e bir bakas tarafndan d eil) ken
disinin aracs olan bir sre, Rubun b elirli anlar (Momente) bilinde farklla
masn, harekete ve d eimeye koyulmasn ve muhtelif tarzlarda b elirlenmeye
boyun emesini gerektirir32". te, Hegel'in felsefe diye adlandrd aka ken
disini srekli aan bu fikir hareketidir. yleyse Ruh'un kendisi hakknda sahip
olduu bilgi ne aracszdr ne de kendiliind endir, fakat, Precis de l 'Encyclope
die des sciences philosophiques 'de tanmlanan emaya gre ruhu olumsuzlukla
temasa g eiren diyal ektik srecin muhtelif safhalar srasnda onu kendisine il
ham eden hukukun, dinin, sanatn veya iktisadn muhtelif belirleniml erine
baldr:
1 Mant k, kendiliind en veya kendisi iin Fikrin ilmi ;

2 Tabiat fels efesi, bakall (Anderssein) iinde Fikrin ilmidir ;


3 Ruhun felsefesi, bakallndan kendisine gelen Fikir demektir33

Netice itibariyle hukuk, siyaset veya iktisattan ibaret olan belirlenimler Rub'a
olumsuzlua atlma, orada kendini unutma, oradan kendini ekip karma ve
sonunda varl n n btnl iinde kendini tasdik etme imkan veren gl er
dir. Bunlar ayn zamanda Ru b'un kendisi hakknda edindii bilginin objektifli
inin artlardrlar v e bu hall eriyle bu gl er Rub'un birlii iinde varl klarn
srdrmektedirler: " Ruh bir nizamn, bir kltn mevcut olduunu bilmekle
yetinmez; onlarn b elirl enimlerini bilmek ister, zira ancak bu sayededir ki, Ruh
obj ektifliinin cibanmiilyle sbjektifliinin birlii iinde yerini alr. phe
siz, onun dnyas bylece yaplmt r ki o ayn zamanda unsurlarn yanyana ko
nuluu (Aussereinander) olarak takdim edilmektedir ve onunla ilikisi , mes eli,
d s ezgi ilikisidir, fakat Ruh da en d erin ierdeliini (interiorite) dnyasyla
birletirmek zorundadr. Bu onun en st dereced e zgrlemesidir, nk onun
en derin i erd elii aka dncedir34 te bu anlamdadr ki, be eri ilimlerin
32 HEGEL, Ayn eser, s. 97.
33 Precis de l 'Encyclopedie (tere. GIBELIN), Peris, 1952, s. 41.
3 La raison dans l 'histoire, s. 208.

TAR H UURU

25

konusunu tekil eden bu belirlenimler, ayn zamanda ansiklopedik bir terkibi


oluturan diyalektik bir sistemle btnlemeye elverilidirler.
Bununla beraber, imdiye kadar Hegel'in bu durumundan btn neti celer
hi de karlmamtr. Gerekten bu belirlenimlerde nesnelletiinden, R6h,
aufheben kelimesinin ift anlam gerein ce onlar muhafaza ederken iptal et
mekte ve amaktadr, fakat bu Aufhebung kendi tarihi uuruna varan her halk
ta zorunlu olarak meydana gelmektedir. Netice itibariyle, bir yandan bu
belirlenimler asla bozulmazlar, nk onlar, kendisinin bilgisi olan ruhu tekil
etmektedirler ve hatti her halk, cihanm6l Ruh'un kendisi tarafndan yetki
nin bir merhalesi olmay iddia ediyorsa dinini, tresini, kanunlarn, hus6si bn
yesini yeniden icat etmek zorundadr. Meseli dini insan zihninin ilerlemesiyle
kesinlikle alm olan bir zihniyetin tutucu bir kalnts gibi telikki eden Ay
dnlanma felsefesinin baz temiyllerinden farkl olarak, Hegel aksine onu ye
ni medeniyetlerin dnyann ruhunun geliip serpilmesine kendi srasnda katkda
bulunacak olan baka bir biim kazandraca bir deimez olarak kabul et
mektedir. O halde, gelecekte hukukun, siyasetin veya dinin kaybolacan mit
etmek bounadr, zira sidece onlarn bir kltr tipine has zel biimleri, an cak
onun yerini alacak olan kltrleri artlandrdktan sonra tkenip gidecekler
dir. Hegel yle yazyor: " Her halkn hayat bir meyveyi olgunlatrr, zira onun
faaliyeti tamamiyle onun prensibini gerekletirmeye yneliktir. Fakat bu mey
ve onu yetitiren halkn kucana dmez. Bu halka ondan yararlanma izni ve
rilmemitir. Aksine, bu meyve onun iin ac bir iki olur; onu reddedemez zira
sonsuz bir susuzluu vardr, fakat onun ykm ve ayn zamanda yeni bir prensi
bin zuhuru olan bu ikiyi tadabilir. M eyve yeniden tohum , olgunlaacak olan
baka bir halkn tohumu olmaktadr35".
Hegel'in liyikati daha sonra beeri ilimlerin ilgilenecekleri btn gerek
liklerin bir terkibini gelitirmi olmaktan kaynaklanr. Dorusu bu terkip, tp
k hukuk, iktisat, devlet, din, tre, vs... mefhumlarndan yapt terkip gibi,
tamamen felsefi kalmaktadr. Bununla birlikte, bu sistemletirmenin daha son
raki sistematik nazariyeleri, zellikle Dilthey'inkini ilham ettii, ayn zamanda
muhtelif sahalarda, E. Gans ile hukuk sahasnda, Vatke, David Strauss veya Ba
ur ile ilahiyat veya dini ilim sahasnda, ayr ca Eduard Zeller veya Kuno Fischer
il e felsefe tarihi sahasnda veya Th eodore Vis cher ile estetik sahasnda ve hatti
Heyse ile dilbiliminde aratrmalara sebep olduu inkir edilemez. Bizzat ken
disi beeri ilimlerin umumi bir nazariyesini gelitirmediyse, phesiz bunun se
bebini onun alman kltrnn, yksekliinin zirvesine ulaan bir halka zg
olan, bu halk kendini beenmeye iten sbjektif ruhla cihanm6l Espri'nin ge
rekleri arasndaki blnme tarafndan henz paralanm olmadna inanma3 5 La rauon dam l'hutoire,

s.

95.

BEER BLM TEORLER

26

s olgusunda aramak gerekir. Fertlerin halkn ruhuna zt olarak zel g ayeler


peinde komak iin kendi ilerine k ap anmalar olgusuyla nitelendirilen an sz
konusudur. Zaten Hegel bu konuda yle yazyor: "Bu halin bir halkn k
n gsterdiine dikkat ekmitik; herkes zel tutkularna gre kendi ahsi
g ayelerini yerletirir. Bununl a birlikte, Ruhun bu kendine dnnde, dnce
hususi bir gereklik olarak ortaya kar: limler doarlar. limler daim a bir halkn
bozulmas ve kyle ayn ayarda olurl ar36".
3.

MARKSST MADDECLK

M arx ilimlerin t abi at ilimleri ve (Wissenschaft vom Menschen diye adlan


drd) beeri ilimler eklindeki ayrmyla ancak genlik yazlarnda, Manusc
rit de 1844 adl eserinde aklanm olan y ab an clama h akkndaki umumi
nazariyesiyle balantl olarak ilgilenmitir. Bu ayrm , insan ve t abiatn birbi
rinden kopmasnn ve umumi olarak y aban clamay nitelendiren kendisinden
kopuun cephelerinden biridir. Bu sebeple, M arx, Hegel'in sisteminde olduu
gibi , felsefe ve ilmi ayn sistem iinde uzlatrmaya al an muhtelif teebbsle
ri bir hayal olarak reddetmektedir. phesiz , M arx, tabi at ilminin zellikle son
asrlarda tevik ettii sanayi s ayesinde oynad kurtarc rln k abul etmek
te, f akat bunun insan insanlktan kartma p ah asna olduunu da aklamakta
dr. lenen bata ilim ile b ay at ayrm ak olmutur: "Hayat iin bir temel ve ilim
iin bir bakas olduunu sylemek ilk anda bir yalandr3m. Yaban clama aka,
t abiat ve tarihi kar karya koyan ayrmda da olduu gibi bu kopmadan iba
rettir. Gerekten , "t arihin kendisi , t abiatn t arihinin , t abi atn insana dn
mnn t arihinin gerek bir blmdr38". M arx'n felsefesinin f ar aziyesi , yani
bir yandan "nesnel , t abii , hissi olmak , kendi dnda nesneye, t abiata, hisse sa
hip olmakl a veya n c kii iin bizzat nesne, t abi at ve his olmakla ayn ey 39"
olduundan t abii varln ve sosyal v arln ayniyeti , ve te yandan ayrlm bu
iki varlk ar asnda komnizmin y ab anclamay ortadan k aldran g c sayesin
de vadedilmi barma gereince, an cak tek ilme sahip olunabilir. Nasl ki t a
maml anm felsefe nokt ai naz arndan , t amamlanm t abiatlk hmanizmayla,
t amamlanm hmanizma t abiatlkla ayn eyse, ilim noktai nazarndan da, ta
biat ilmi ins an ilmini ihtiva edecek ve tersine ol arak da insan ilmi tabi at ilmini
kuat acaktr, yle ki "tabiatn sosyal gereklii ve beeri t abii ilimler veya insa
nn t abii ilimleri ayn ifiidelerdir40 Neti ce itibariyle bu iki ilim tipi arasnda
,. La raison dans l 'histoire, 8. 93.
K. MARX, Manwcrits de 1844 (ev. BOTTIGELLI), Pari8 1962,
38 K. MARX, Ayn eser, 8. 96.
39 K. MARX, .4.yn eser, 8. 137.
K. MARX, Ayn eser, 8. 97.
37

8.

96.

TARH UURU

27

ayrm devam ettii mddete, bizatihi ilim de felsefe, hukuk veya din gibi bir
yabanclama gc olacaktr. Bununla ilmin kaderi, hukuk, siyaset veya ahlak
gibi dier yabanclamalarn kaderiyle ayn olmayacakt r, zira insann ve tabia
tn biricik ilmi olduundan o, ta rihi maddecilikten tandmz biime gre,
"gerek" veya "hakiki" ilim olarak yabanclamaktan kurtulmu mstakbel in
sanlkta varln devam ettirecektir. lmin bu teklifi bilhassa mutad beeri ilim
lerin konu yokluundan snecei peygamberli toplumda p rensip olarak daha
kolay gerekleebilir. Filhakika, madem ki zel mlkiyetin o rtadan kaldrlma
syla yok edilebilecek olan yabanclamala r sz konusudur, yleyse bu toplum
da bir hukuk, din veya siyaset ilmi nasl var olabilir? " Demek ki, zel mlkiyetin
olumlu iptali, beeri hayatn benimsenmesi, her yabanclamann olumlu ilgas,
netice itibariyle din, aile, devlet, vs... dndaki insann beeri, yani sosyal var
lna dn anlamna gelmektedir41 ".
Bu artlar iinde marksizmin, hukukun, dinin veya politikann tenkidi ol
mas dnda, beeri ilimlerin um-O.mi bi r nazariyesini ve hatta epistemolojisini
gelitirmeyle ilgili muhtelif teebbsler zerinde kesinlikle bi r tesi r ic ra etme
dii anlalr. Gerekten, hukuk, din veya politika mefhumlarn iinde bulun
duklar iktisadi ve itimai artlara tabi klarak ve ncelikle, bu mefhumlarn
tekamlnn belirlenmesinde btn amiller arasnda iktisadi amile imtiyaz ta
nya rak hususi ilimler kurulamaz , zira baz marksist uzmanlarn hukuk, politi
ka veya din konusundaki dncelerinin aksine, bu gereklikler tam olarak
sadece d a rtlanmayla aklanamaz. Meseli hukuk ilminin en byk otoritesi
saylan marksist uzman Pachoukanis'in eseri okunurken ortaya kt gibi, bu
rada meselenin phesiz ihmal edilmemesi gereken fakat um-0.miyetle sathi olan
bir cephesi szkonusudur. timai mnasebetlerin hereyden nce retim tarz
larna bal olduklar ve hukuk sisteminin veya din tiplerinin bu retim tarzla
ryla, hatta iktisadi olgunun styaplar ta rafndan belirlenmesinin dialektik
grnts altnda deitikleri tasdik edildii zaman, retim tarzla r ne olursa
olsun btn cemiyetlerin niin bir iktida ra, kaidelere, adetlere ve inanlara sa
hip oldukla rn anlamak zorlaacaktr. Cemiyet , eer ku ru unsurlar olan hu
kuki, siyasi ve dier muhtelif ilikilerinden soyutlanrsa, bir kelime olmaktan
te hi bir anlam ifade etmez.
Beeri ilimler iin marksizmin ehemmiyeti baka bir noktada kendini gs
termektedir. Bir taraftan, hukuki, siyasi ve baka muhtelif faaliyetler arasnda
uyum salama endiesini tayan nazariyelerin aksine, Marx, tenikuzla rn te
mel roln, felsefi nvarsaym gereince bu tenakuzlar srf bir iktisadi kayna
a dayandrma eiliminde olsa bile, die r btn teorisyenlerden daha iyi
belirtmiti r. Bu adan, Marx'n katks almalarn uuruna varmada temel
K. MARX, Ayn

eser, s.

88.

28

BEER BLM TEORLER

oldu. Bundan byle her nazariye bu katky beeri ilimlerde nazar dikkate al
mak zorundadr. Dier taraftan, Mar x, tarihi srf "hakikat, hususi bir ahs,
gerek beeri fertlerin basit dayanaklar yerine getii bir metafizik konu olarak"
deerlendirmeyi reddederek 42 ve aksine insann hareketle (pra xis) kendi z ta
rihini "dourmas" olgusu zerinde srar ederek, tarihi ynn yeni bir kavra
mn gelitirdi . nsan dnyay deitirirken, bizzat kendisi deimektedir.
Ferdi uurun tari bilii anlamnda olmamakla birlikte, Engels'in 25 O cak
1894'de Starke nhurg 'da yazd mektupta belirttii gibi, "genel bir plana gre
bir ortak iride"nin43 eseri ola cak olan tarih anlamnda, insan kendi kendini
eiten bir eiti cidir. Volksgeut nazariye cilerinde olduu gibi, fert an cak, Mar x
ve Engels 'in yerine snf koyduu halkn dnda, mensup olduu grup sayesin
de anlalr: zellikle her ferdin hrriyete kavumas, tarihin tamamyle dnya
tarihine dnt lde tam olarak gereklee cektir 44".
Her ne olursa olsun, ite burada umumi bir beeri ilimler nazariyesine srf
dn alma yoluyla dahil edilmeye msait unsurlar szkonusudur, an cak bu
nun iin marksizmin n -varsaymndan vazgemek de arttr. Gerekten, Mar x
ve Engels 'in dar felsefeleri noktai nazarndan, byle bir nazariyenin hibir an
lam yoktur, nk insann tek bir ilmini gelitirmek mmkndr, o da ayn za
manda hem insann hem de tabiatn tek ilmi olan tarihi madde cilik ilmidir. Beeri
ilimlerin muhtar statleri olamaz, nk bir yandan bu ilimler hususi disiplin
ler deildirler, te yandan onlarn konusunu tekil eden din, hukuk veya politi
ka bamsz faaliyetlerden ibiret bulunmamaktadrlar. Gerekten, bu szde ilim
lerin gelimesi kadar onlarn akladklarn iddia ettikleri ey de maddeten
artlanmlardr: " nsan beynindeki bayiiler bile, onlarn deneyle mahede
edilebilen ve maddi temellere dayanan maddi hayatlarnn sre cinden zorunlu
olarak kan yceletirmelerdir. Bu sebeple , a blak, din, metafizik ve her eit
ideoloji, ve batta onlara tekabl eden uur biimleri, her trl muhtariye t g
rnn derhal kaybetmektedirler. Bunlarn tarihi yoktur, gelimeye
sahip bulunmamaktadrlar ; aksine, maddi retimlerini ve maddi ili kilerini ge
litirerek, kendilerine zg bu gereklik ile, dn celerinin r nlerini istihale
ye uratan insanlardr. Hayat belirleyen uur deildir, fakat uuru belirleyen
hayattr 45". Marksist gelenee Hegel ci bir gr as ithal eden Grams ci felse
fesi rneinde olduu gi bi, sade ce "saf olmayan" marksist felse feler, zorda ka
lnrsa umumi bir beeri ilimler nazariyesine temel olarak hizmet sunabilirler.

42 K. MARX ve F. ENGELS, La Saine Famille (ev. E. COGNIOD), Pari8, 1969, 8. 101.


43 K. MARX ve F. ENGELS, Edude philoophique, Pari8, 1947, 8. 132.
K. MARX ve F. ENGELS, L'ideologie allemande, Pari8, 1968, 8. 67.
Ayn eer, 8. 51.

N C B L M

YORUMBLMNN YOLU
Yakn bir dneme kadar, yorumbilimi hemen hemen srf alman nazariyeci
ler tarafndan ilenen bir yol oldu. Gerekten, onu ilk defa beeri ilimlere bir
birlik kazandrmaya elverili metod seviyesine ykselten Schleiermacher oldu,
fakat bu us ill Schleiermacher'den nce , zellikle il ihiyatta ve felsefede baka ya
zarlar tarafndan, meseli Friedrich Ast (1778-1841) ve Friedrich August Wolf
(1759-1824) tarafndan uygulanmtr. Schleirmacher ve Boeckh, F. A . Wol f'un
talebesi olmulardr 46 Ksa zamanda bu metod, bakasnn yorumlanmas me
seleleriyle karlaan di er disiplinler tarafndan ben imsendi ki, bir hukuki,
tarih i, arkeolojik, psikolojik, vs ... yorumbiliminin inas buradan kaynaklan
maktadr. XI X. asrn sonunda ve XX. asrn bandaki muhtelif anlay retile
ri, J. Wach'n, Almanya'da XI X. asr boyunca muhtelif yorumbilimi
nazariyelerinin, tarihi bir tahlili biimi altnda, Verst.ehen (anlama) mefhumu
na tahsis etti i eserin gsterdi i gibi, yorumbilimi dncesinin do rudan vi
risleridirler. Bununla birlikte, muhtelif yo rum bilimciler okundu unda,
bunlardan bazlar anlama mefhumu zerinde srar ederlerse de, di erlerinin
seve seve aklama (Auslegen)'dan, yorumlama (Deut.en)'dan bahsettikleri gz
lenmektedir. Bu kelime de iiklikleri, yorumbilimi metinlerin erhedilmesiyle
kart rld mddete, balan gta hi de ciddi neticeler dourmuyorlard. Fakat
daha Schleiermacher, anlama (Verst.ehen) unvan altnda, yorumbiliminin biri
gramatikal aklama (grammatische Auslegung), di eri teknik yorum (technisc
he lnterpretation) olmak zere iki safhasn belirledi i zaman, bu kelime de i
iklikleri anlalmazlklarn kayna olmutur. Burada yorumbiliminin di er
uzmanlarnda rastlanlan pheli nokt alarn hatrlatmak yerine, bu metodun,
meseli Dilthey yorumbilimini hayatn tezihrlerini yorumlama veya anlama sa
nat olarak geniletti i zamanki kesinliini sorgulamak daha do ru olur. Kavram
plannda oldu u kadar deneye dayal alma plannda da yorumlama ve anla
ma mefhumlar birbirine kartralabilir mi ? Yorumbiliminin kendi zne tam
olarak hangisi uygundur ? Bu problemler ylesine gl bir ekilde kendilerini
hissettirmektedirler ki, psikanalitik yorumbilimi gnmzde hereyden nce
bir yorumlama te kni i olmay istemekte ve psikolojide ve sosyolojide anlamann
46 F. AST, Grundlinien der Gnmmatik, Henneneutik und Kritik. Landlhu, 1808, ve F. A. WOLF,
"Darstellung der alterturruwuenchaft nach Begriff, Vmfang, Zweck und Wert' Mweum der A.l
tertumwuenachaft, c. I, Berlin, 1807.

BEER BLM TEORLER

30

en nemli teorisyenleri Jaspers ve Max Weber, iki mef'humu birbirinden ayr


maktadrlar. Bu problemler ak biimde zmlenmedike, yorumbilimi bir
hakiki ilim us6l iin gerekli kesinlikten yoksun bir metod olarak kalacaktr.
Mesele, anlama ve aklama arasna yerletirilen modern tezat yznden daha
karmak bir hile gelmektedir. Beeri ilimlerin imdiki mtehassslar akla
may, ilk yorumbilimciler gibi Auslegen yani tefsirlerle, erhlerle aklama an
lamnda deil, fakat daha ziyade Erkliiren olarak, yini sebeplerin veya gdlerin
aratrlmas olarak anlamaktadrlar.
Aslnda, bu glkler daha ziyade bizim burada inceleme mecbfiriyetinde
olmadmz beeri ilimlerin metodolojisine bal bulunmaktadrlar. Bununla
birlikte, yorumbiliminin beeri ilimlerin ortak metodu olarak ve bu disiplinle
rin bir genel nazariyesinin temeli olarak geerlilii deerlendirilmek istenirse,
sz konusu glkler nem arzetmektedirler.
1. SCHLEIERMACHER'N TEOLOJK YORUMBLM

Schleiermacher ilahiyat ve ayn zamanda yunan felsefesi tarihisi olarak


yorumbilimiyle megul olmaya ynelmitir. Hatta denebilir ki, yeni yaynlanan
yazmalarnn da gsterdii gibi, yorumbilimi onun dncesinin merkezi ve de
imez bir temasn tekil ett47 Netice itibariyle, 1829'un iki mehur Universi
tiitsreden'i o halde ancak onun mesele hakkndaki dncelerinin tamamlanm
ifadesidir. Kendisinden nce gelen muhtelif teorisyenlerin aksine, o, problemi
bakasm anlama konusunda ortaya att; onu gereklikten daha ok niyette, ara
trmadan ziyade sezgiyle, bilginin umumi bir problematii biline getirdi. Ger
ekten, onun tahlilleri umfimiyetle Kitib- Mukaddes 'ten ya da klasik
Antikite'den alnm rneklere dayanmaktadrlar; yle ki, onun giriimi here
ye ramen teolojik kalmaktadr, tefekkrle bu snr am olsa bile durum by
ledir. Onun yorumbilimi anlay, netice itibariyle mspet (positif) olmaktan daha
ok ilhami (suggestif) dir.
Hereyden evvel, Schleiermacher, yorumbiliminin srf Kitaplar'n tefsirine
ve filolojiye tahsis edilmesi fikrine, ilk nce bu disiplinler tarafndan uygulan
m olmasna ramen, kar kmaktadr. ok hakl olarak, bu iki yorumbilimi
nin mahiyet itibariyle farkl olduklar ve her defasnda hususi bir metod
oluturduklar anlaynda olan nazariyeleri reddetmektedirler. Aksine, yorum
lamann konusu olabilen herey, yorumbilimine aittir ve yorumbilimi, z iti
bariyle, ne disiplinlere gre ne de anlalmas gereken konuya gre deiiklie
1 F. SCHLEIERMACHER, Hermeneuik, yazmalara gre H. KIMMERLE tarafndan Abhand
lungen der Heidelberger Akademie der Wwenschaften, Philoaoplisch- lisoriache Klaaae'da, 1959'da
neredilmitir. Burada bu basky kullanacaz.

YORUMBLMNN YOLU

31

uramaktadr. Bir gazetenin okunmas hususunda olduu kadar bakasnn ta


nnmas hususunda ve umfimiyetle her lisan konusunda bir yorumlama mesele
si ortaya kmaktadr: "yorumbiliminde nceden farzedilmesi gereken her ey
sadece lisann tanzimine dayanr48". ncelenecek konuyla deiebilen husus yo
rumbilininin umumi kaideleri deil, fakat onlar uygulama tarzdr. Hatta bir
"ocuk kelimelerin anlamn ancak yorumbilimiyle renir49". Bununla birlik
te bu, idi yorum ve ilmi yorumun kolayca birbirine kartrlabilecei anlamna
gelmez. lmi yorum, gerekten ma.tid anlamann yanlmalarn ve yanl yorum
lamalarn meydana karma rolne tam olarak sahip olduu lde, ciddi bir
disiplini gerektirir. Hatta, ilmi yorumlama, dier ilim metodlarnda olduu gi
bi, bir yeniden inadan ibarettir: "Anlamann birbirine zt iki vecizesi vardr:
1) bir tezatla veya bir sama szle karlatm ana kadar her eyi anlyorum;
2) lzfimlu olarak alglyamadm ve yeniden ina edemediim hibir eyi anla
myorum. kinci vecizeye gre anlama sonsuz bir grevdir50".
Yanl-anlama kendiliinden ortaya kt halde, yorumbilimine dayal ha
kiki anlama istenilmi, aratrlmtr, bu demektir ki o, dier btn metodolo
jik usa.Ilerde olduu gibi bir gayret ister. Schleiermacher ayrca, yorumbiliminin
gayesi gizli olan kavramak ve bize yabanc gzkene hakim olmak ise de, bu
yabancnn srf bakasnda bulunduuna inanmamak gerektiini akla kavu
turmaktadr. Bu hususta, 1929 Akademiereden'leri hibir pheye mahal brak
mamaktadr: Ferdi olan hereyin szle tanmlanamaz ihtiva etmesi lsnde,
bizim dilimiz ve Ben'imiz de bize yabanc gzkebilmektedirler. Yazarmzn
yorumbiliminin gelimesinde iki safhay ayrmas buradan kaynaklanmaktadr:
kelimelerin objektif manasna bal olan gramatikal yorumlama ve psikolojik
ve sbjektif diye de adlandrlan ve konusu herkesin kulland terimlere veya
fiillerine verdii anlatm husfisiyetini yakalamaktan ibaret olan teknik yorumlama. Btn bunlar dnda iaret edilmesi gereken bir husus da udur: Schleier
macher 'e gre, yorumbilimi her hangi bir lisan yorumlamaya mecbur olan (re
torikle yaknl buradan gelir) veya yabanc gzken hususun yorumlanmas
glkleriyle karlaan (diyalektikle ilikisi de buradan kaynaklanr) btn di
siplinlerde, yleyse uygulama bakmndan btn beeri ilimlerde ortak bir me
toddur. Bununla birlikte, burada onun yorumbilimi zerinde, meseli,
yorumbiliminin ilmi ynleri varsa da, bir falclk an ile bir ispatlama ann bir
letirmesi yznden, hereye ramen bir sanat (Kunst) olarak kaldn gster
dii zamanki; ya da, btn kendisini oluturan ksmlarn tannmasn
gerektirdii halde, her ferdiyeti btnle aklama zarfiretinde kaynan bulan
48 Die Aphorismen von 1805 und 1809, a.g.e, s. 38.
Ayn eser, s. 40.
o Ayn eser, s. 31.

BEERi BLM TEORLER

32

d iireyi tasvir etti zamanki; nihayet tarihi, mecazi ve daha baka yorumbilimi
ni tartt zamanki tefekkrnn tefer ruat iine girmeyece z . Buna muka
bil , onun dncesinin, eserimizin umumi temas asndan nemli olan baka
bir ynn belirtmek gerekir.
Yorumbilimiyle kef olunan husus, daha nce bildi miz eyi, geerli biim
uygulanm
olmak iin, yorumbil iminin ancak insann ve genelde heerinin
de
bir n bilgisi zerine temellenebilmesini gerekli klan eyi aydnlatr. Bu bilgi
nin temeli, tenkidi ve her yorumlama veya anlamada kanlmaz olan ileri g
rrl i e ten tecrbe dir. Buradan u netice kar: B ir yandan, yorumhiliminde
ustalk zamanla kazanlr ve zenginleir, dier taraftan bu ustalk zo runlu ola
rak duyguya arda bulunur. Onun mutlak minida ilmi bir metod olmasnn
imkanszlnn sebebi hudur. Burada beeri ile ilgili her bilgiye zg bir hus6 siyet szkonusudur: Kanlmaz bir ekilde kendi kanaatlerimiz ihmil edilemi
yecek bir lde yorumlamaya mdahale etmektedirler. Fakat ayn zamanda,
Sch leiermacher'in 1819 t arihli Kompendienartige Darst.ellung'da iiret etti gibi,
yorumhilimi, sanatla ilgili her faaliyette olduu gibi yetenek5 1 gerektirir. Bu
nunla beraber, yorum hilimi basit bir mahedeler yn olarak dnlemez,
zira onun ancak balantl ve sistemli bir ekilde ynlendirilmi ise bir anlam
vardr. Her ne olursa olsun, onun us6l temelsiz kalmaktadr ve konusunun de
rinli e nfuz ettii zaman bile, o ilmi bakmdan pheli gzkmektedir. Zi
ten, bir yeniden ina olduu lde, onun sonular geici kalmaktadr; diima
tamamlanmaya elverilidir. Gerekten, benim konuyla ili dl olmamn boyut
lan bydke , anladm eyi daha iyi anlamak zo rundaym . Sch leiermacher'in yorumhilimi nazariyesi demek ki ihtiyatl bir epistemolojiye dayanr. Ferdi
ha kkndaki her bilgi diimi sonsuzdur. Yorum hiliminin salayabildii ispatla
malar asl i n ihii de ldirler, stelik insan hakknda s ihip olduumuz bilgide her
eyin ispat edile hilece ne inanmak da bounadr. Midem ki, yorumbilimi mu
kayeselerle ve yak lamlarla ilemektedir, anlamca daimi takribi kalr.
Schleirmacher tenkidin ehemmiyeti zerinde srir ederse de, hazan tarih
konusunda haksz bir kuku gsterecek derecede , devrinin hikim cereyan olan
tarihicilie uymay reddeder. Hi phesiz o, ne tarihi bir yorum imkinn, ne
de yorumh ilimine dayal en iyi an lamaya tarih in kat klarnn faydasn inkir eder,
fakat yorumhilimini tarihe tibi klmay reddeder. Gerekten yorumbilimi yaz
larn veya vesikalarn derin ve i anlamn tanmak ister, tarih sadece hidisele
rin ve olgularn teselsln tahlil eder. Yorumbiliminin fenomenlerin dahil r
anlamn daha iyi kavramak gayesiyle tesis ettii tertiplerin, tarihinin hidise
lerin sebebini belirlemek iin ina ettii kmelerle hibir ortak yan yoktur. O,
Aym eer,

s.

82.

YORUMBLMNN YOLU

33

tar ih i srf "b ir yorumlama vastas " olarak telikki eder. Kend is ine unu sorar:
Gerekten, tar ih b ir orucun minisn daha iy i anlamada b ize hang i hususta yar
dm edeb il ir ? zerk b ir metod olarak alglanan tar ihi yorumlamann zell i i,
herey i gem ile, u hilde tahl il ed ilen kmeden nce gelen eyle aklamaya
gayret gstermekten ibirett ir . Oysa, ne kadar neml i olursa olsun byle b ir ak
lama, b ir yaznn, b ir hid isen in veya b ir ahsn b ilg is in i tketemez, z ira b ir ya
zar, meseli Platon, nceki felsefeler in bas it b ilekes i de ild ir. O, A.phorismen
von 1805 bis 1809'da yle yazmaktadr: "Yaratc ruh da imi umab ild i im iz
den daha fazla baz eyler iler i srer52". Bununla beriber, szkonusu iht iyati
kaytlar Sche iermacher' i muhtel if tarih iler i, zell ikle daha sonra grece im iz
g ib i Droysen' i etk ilemekten kes inl ikle alkoymamtr.
2.

BOECKH'N FLOLOJK YORUMBLM

August Boeckh ( 1875- 1867), XIX. asr a lman filoloj is inin ve belk i de, genel
de klas ik filoloj inin tartmasz ustas oldu . Eer a rtk o bugn en azndan F ran
sa'da tannmyorsa, bu phes iz asl filoloj i tetkikler in in kne baldr.
Sa dece onun, Schle iermacher' in talebes i, Brentano, Arn im, Grres, vs . . . ile be
raber He idelberg romant ik derne in in yes i, Hegelschen Jahrbcher'ler in i
o rta olduunu hatrlyalm . Felse fi sempat iler i daha z iyide Schell ing 'e daya
nr. Schell ing' in beeri il imler in gel imes ine etk is i T roelsch tarafndan
aklanmtr53 Boeckh'n, i inde yorumb il i.mi anlayyla ilg il i aklamasnn
bulunduu balca eser i, lmn den sonra, talebeler inden b ir i olan Bratucs
heck tarafndan, Enzyklopadie und Methodologie der philologischen
Wissenschaften54 ad altnda yaynlanmtr.
B irka satr arayla, Boeckh yle yazmaktadr: B ir taraftan, " Btn il imle
r in tar ih i f iloloj ikt ir ", d ier taraftan: " F iloloj in in ok ynl olmas, h ib ir ko
nuyla snrlanmam olduundan, zorunlu olarak onun kavramndan ne'et
etmekted ir " ve n ihiyet: " F iloloj i, gayeler i sayes inde, b ize ver ilm i olan btn
beeri b ilg in in b il inmes i ve serg ilenmes id ir55". Bu trl formller ilk karla
mada idd ial gzkeb il irler. Gerekten, bu formller, filologlar arasnda me
hur olan ve Boeckh'n iht isas alanm mmkn olan en ksa tarzda tanmlamak
i in kuland b ir d ier formle balanmtr: filoloj i b il inen in b ilg is id ir (Er
kenntnis des Erkannten56). Buradan filoloun, ye ni b ir denklem kefeden fiz ik52 Ayn eer, 8. 44.
53 E. TROELSCH, "Der Hi8torismu8 and 8eine Probleme", Geammelte Schriften, c. Ill, Tubingen, 1925, 8. 286.
Leipzig, 1877.
55 Enzyklopiidie und Methodologie, 8. 10, 12 ve 16.
56 Ayn eer, 8. 11.

BEER BLM TEORLER

34

ininki, yeni bir sistem gelitiren filozofunki veya yeni bir iir yazan iirinki
gibi bir eseri n dorudan ve kendiliinden yaratma anlam nda orijinal olmak mec
buriyeti nde bulu nmadn anlamak gerekir. Filolojinin konusu, bilinen eyi daha
iyi tanmaktan, daha ok aklk ve ferisetle tanmaktan, netice itihiriyle bir
beeri faaliyeti daha anlalr klan bir yorumlama niyetiyle yeniden ini etmekten
ihirettir. phesiz filolog da bir uzmandr, nk onun vazifesi, bilinenin bil
gisi olarak tanmlanmtr, fakat, bu hiliyle o ne bir fiziki ne bir filozof ne de
bir sanatkirdr, o birinci derecede bir yaratc deil, fakat bakalarnn eserle
rinin kapal veya gml iermelerini (tazammun) aklama gayreti gsteren ikin
ci derecede bir ilimdir. Hatta Boeckh almalarn tarihi adan ilk filolog olarak
telikki ettii Eratosth ene'nin almasyla karlatrmaktadr. Eratosth ene'e, Su
idas'a uyularak, Beta likab verilmiti, nk, dorudan yaratc olan Alfa'lar
dan farkl olarak, o sidece Alfa'larn herhangi bir bilgi elde etmek istedikleri
zaman bavurduklar bir mtebahhir, bir ktphineci idi. yleyse filolog ke
sinlikle hususi bir ilmin birinci srasnda yer ald iddiasnda bulunmaz, fakat
o btn ilimlerin Beta'sdr57 Onun husQsiyeti budur.
Demek ki filoloji insan zihninin muhtelif rnleri arasnda ve netice itibi
riyle de her biri bu rnlerin hususi bir tipiyle ferden megul olan ihtisas dal
larna ayrlm ilimler arasnda bir balama izgisi olarak gzkmektedir. Filo
loji sidece dilbilimi veya siyisetle ya da rf-idetlerle ilgilenmez, tbbn veya
fiziin teliimlyle, metamatiklerin veya botaniin tarihiyle de ilgilenir. Dier
bir ifideyle, meseli fizik tarihi, fiziin bir i meselesi deildir, fakat beeri bir
ilim tekil etmektedir. Bununla bilikte, filolojiyi uyguland sahilarn saylma
s sQretiyle tanmlamak istemek hakszlk olur. Bu aka, onu bir meseleler y
n olarak alglam olan Hegel'i n hatasdr. phesiz Hegel de, filolojiyi siyiseti n,
sanatn, hukukun, ahlikn, kltrn, dinin, vs. . hulisas olarak gren F. A. Wolf'a
atfta bulunmaktadr. Filolojinin rol dier disiplinlerin yerine gemek deil
dir, zira o imdiye kadar szkonusu disiplinlerin almasnn sidece biz cep
heleriyle, yini onlarn kullandklar vesikalarn mmkn olduu kadar doru
olarak yeniden inas ve yine mmkn olduu lde tam tenkidiyle ilgilenmi
tir. yleyse srf bu nok:tai nazardan filoloji, zerine bir beeri ilimler umumi
nazariyesi kurulabilecek bir temel salayabilir, o derecede ki onun hem yorum
bilimine hem de tenkide dayal metodu, yorumlama tekniiyle, beeri ilimlerin
umumi metodolojisini de belli lde artlandrr. Daha dorusu, onu ihtisas
dallarna ayrlm muhtelif ilimler arasnda bir ba biline getiren onun umumi
.

kltr ilmi biimindeki ansiklopedik mihiyetidir. Byle anlaldnda filoloji,


uygulamal bir anlam da kazanr, phesiz "doru bilgiden doru eylem .kt58 "
" Ayn eaer,
Ayn eaer,

s.
s.

13.
28.

YORUMB L M N N YOLU

35

doruysa. Bununla birlikte, bu ansiklopedik mihiyetine ramen, filoloji tamam


lanm bir ilim olamaz, zira btn ilimler gibi o da sonsuz aratrma kanununa
tabi kahnmllr: " lmin sonu da sonsuzluun bittii yerdedir59".
Boeckh demek ki filolojiyi mmkn olan en geni manas iinde ele almak
tadr, o derecede ki sonunda filoloji tarihle karmaktadr. "Tarih filolojiden
zellikle onun sahasyla ilgili olarak ancak grnte ayralmllr, zira tarih bil
hassa siyasi olaylarla smrhdr ve kltrel hayatm geri kalan ksmm devlet ha
yatma nispetle ele ahr. Filoloji, keyfi veya deney sonucu kendisine zorla kabul
ettirilen smrlamalar ortadan kaldrlarak ve tefekkr en st genellie yksel
tilerek, bizzat kendi faaliyeti iinde nazar dikkate ahmrsa, ancak o zaman fi
loloji, veya aym ey demek olan tarih, bilinenin bilgisi olur. 6"'. Schleiermacher
tarihi srf bir vasta, bir yardmc ilim olarak grd halde, talebesi Boeckh,
devrinde tarihiciliin dourduu meseleyi indirgeme yoluyla hallederek, onu
basit bir ekilde filolojiyle btnletirmektedir. Niin tarihin deil de filoloji
nin bir beeri ilimler umumi nazariyesinin temeli olabildii daha iyi anlah
yor. Filoloji ve felsefe arasmdaki mnasebetler, daha karmaktr. Meseli
Platon'un dncesinin doru bir yorumunun bir filoloji eitimine sahip olun
makszm yaplmasmm adeti imkansz olduu doruysa da, iki disiplin birbiri
ne karllrlmamaldr. Gerekten felsefe, matematikler ve iir gibi dorudan
yarat1edr; "kavramdan hareketle" retici bir faaliyettir. Filoloji ise aksine ay
m eyin yeniden kurulmasdr; o, daha nce meydana getirilmi bir dnceyi,
yanh yorumlamalardan, tahrifatlardan ve daha baka hatalardan kurtarmak
iin yeniden ina etmektir. Ve bununla birlikte, genellikle "bu yeniden kurma
da, srf rettiini hayil eden bir ok felsefedekinden daha fazla retim vardr6....
Bu demektir ki, Boeckh'e gre, yeniden kurma da, bir retim, felsefe gibi ya
kinlerle deil fakat, btn ilimlerde olduu gibi, tahminlerle ortaya kan ilmi
bir retim ihtiva etmektedir. Eer felsefe gnosis ise, filoloji anagnosistir ki Pla
ton bize onun nazari adan derinliine bilgi olduunu syler.
Boeckh filolojiye bu genilii verebildiine inamyorsa, onda "her anlama
nm kaynam grd iindir62". Filolojinin ilmi karakteri zerinde srar et
mekle birlikte, onun aym zamanda sanat olduunu kabul etmekte Schleiermac
her ile hemfikirdir63 Tpk filoloji mefhumunda olduu gibi, anlama mefhumunu
da geni bir anlam iinde mtiila etmek gerekir; bu kavram srf bir halkm dili
nin veya edebiyatmn anlalmasyla smrh deildir, fakat rf ve adetleri, ruhu
59 Ayn eser, s. 15.
Ayn eser, s. 11. Ayrca bkz. s. 18: "Filolojinin sonucu bizatihi tarihtir".
6 1 Ayn eser, s. 14.
62 Ayn eser, s. 15.
63 Ayn eser, s . 25.

BEER BLM TEORLER

36

ve zel zihniyeti de onun konusunu tekil eder. Bu sebeplerdir ki filoloji dilbili


minin ve grek ve latin dil ve edebiyatnn erevesini aar ve tarihle kaynar.
Bununla birlikte, Boeckh'n uzun uzadya aklad muhtelif yorumlama ve
tenkid tiplerinin teferruatna girmeyeceiz: Bu yorumlama ve tenkid tipleri, bir
taraftan, kendi arasnda gramatikal ve tarihi yorumlamalara ve tenkidlere ayr
lan objektif yorumlama ve tenkiddir; dier taraftan, ferdi ve cinse iit yorumla
malara ve tenkidlere ayrlan objektif yorumlama ve tenkiddir. Onun umumi
anlama nazariyesini ve yorumlama ve tenkid arasnda kurduu mnisebetleri
aklamak bize daha ehemmiyetli gzkyor, nk esas itibariyle beeri ilim
lerin tamamna uygulanabilir metodlar szkonusudur.
Anlama mefhumu metodolojinin veya onun "filolojik ilimlerin formel
nazariyesi" diye adlandrd eyin temel ilemini tekil etmesine ramen, bu
mefhumun tahlili bile hzl geilmitir. Bir nazariyenin gayesi, ilimin farknda
olmadan kuland metodlar uura yanstmaktan ibirettir. Hatti nazariyenin
konusu, muayyen bir durumda, "anlamann kanunlarnn gelimesini" btn
aklyla belirlemektir64 Midemki filoloji bilinenin bilgisidir, anlama da an
cak "aktarlm" olan ve daha umumi olarak "duyurulmu" olan bir muhte
vayla alikaldr. Buna mukibil, Boeckh anlamann yorumlama ve tenkidden
ibiret olan iki cephesi zerinde, Schleiermacher'den farkl olarak, zmnen an
lama ve yorumlamay birbirine kartrmadn imi ederek, uzun uzadya dur
maktadr. Bu iki trl anlamadan, onun "mutlak" diye adlandrd ey,
yorumlama olarak yorumbilinini tekil etmektedir; "greli" diye adlandrd
dieri ise, tenkidin konusunu oluturmaktadr. Bununla birlikte u akl da
getiriyor: "yorumbilimi ve tenkid phesiz sidece anlamann ilkelerini geliti
rirler; anlamann denenmesi ve gerekletirilmesi filoloji sanatn tekil eder65".
Demek ki yorumbilgisi ve tenkid arasndaki fark, undan ibirettir: yorumlama
veya mutlak anlama "konuyu kendi iinde anlar", halbuki tenkid veya greli
anlama "onu dier konulara gre anlar66".
Bununla birlikte, yorumbilimi anlamay hi de herhangi bir eyi anlamak
minisnda deil, fakat onu, eskiden meseli bir kehineti izah ettii zaman tan
rlar ve insanlar arasnda bir arac olarak alglanan yorumcu, veya gnmzde
birinin nutkunu nc bir ahsa anlalr klan tercman tarznda, kendi iin
de anlalabilir klmak minisnda anlar. Bu noktai nazardan, Schleiermacher'
de olduu gibi, kutsal yorumbiliniyle kutsal-d yorumbilimi arasnda fark
olmayabilir. Umftmiyetle, aka gzkmeyen gizli bir miniy akla kavu
turmak szkonusudur. Bu gayeyle, yorumlama iiretlere, sembollere veya mu64 Ayn eaer,

8.

76.

65 Ayn eer,

8.

55.

66 Ayn eer,

8.

54.

YORUMBLMNN YOLU

37

kayeselere bavurur, yle ki, belki de yorum ve yorumlad ey arasnda tam


bir ayniyete sahip olunmakszn tahminlerle hareket eder. Yukarda grd
mz gibi, tenkid ya bir konuyu baka konulara gre, ya baka konular, ya da
o konuyu belirleyen artlar anlamay dener. yleyse tenkid esas itibariyle bir
ilikinin anlalmasndan ibarettir. Buradan, Boeckh'e gre, yorumbiliminin, an
lamann btn sahilarm kapsamad, fakat srf onun cephelerinden birini,
yani yorumlamay ihtiva ettii neticesi kar. Bu anlamda, "tarihi hakikat yo
rumbiliminin ve tenkidin ibirliiyle67'', yleyse srf anlama yoluyla elde edilir.
Bu aklamalarndan dolay, Boeckh anlamay filolojinin ve, genileme yoluyla,
genelde beeri ilimlerin imtiyazl ve hemen hemen tek metodu biline getiren
ilk kii oldu.
3.

DROYSEN'N TARHi YORUMBLM

Byk alman tarihileri arasnda, Johann Gustav Droysen (1808-1884), kendi


ilim dalnn metodolojisi zerinde daha sistemli bir biimde dnen kii oldu.
Bununla birlikte, onun mesele hakkndaki temel incelemesi olan Enzyklopiidie
und Methodologie der Geschichte adl ders notlar, ancak 1936'da neredildi,
fakat bizzat kendisi bu eserin zl bir zetini Grundriss der Historik68 ad al
tnda 1854'lerde yaynlamt. Boeckh'n talebesi olan Droysen, daha sonra g
recek olduumuz gibi, byk lde Hegel'in etkisine maruz kald.
Bununla birlikte, Droysen'in yorumbilimini tarihe sokanlarn ilki olduu sy
lenemez, zira bu yolda bakalar ona tekaddm ederler, fakat Droysen sistemli
bir biimde yorumbiliminin nazariyesini yapmakta ilk olmutur. Gerekten, on
dan nce, meseli Guillaume de Humboldt, dank ve yaygn bir biimde olsa
da, meseleyi ele almt. Onun genel tezi u idi: bir insan, bir devir veya bir mil
let ancak hususi ve orijinal karekteri tanmlanarak anlalabilir. Bu tez perdesi
altnda, Humboldt, insan, devir veya milleti, tarihi tarafndan nazari olarak
gelitirilmi "idea"larna, yeni "misil"lerine gre yorumlamak gerektiini zan
nediyordu. Humboldt'daki tip nazariyesi de buradan kaynaklanmaktadr ki, p
hesiz bu nazariye Max Weber'in ideal tipinin kaynaklarndan biri olmutur. M.
Weber de tarihi bir gerekliin tam olarak anlalmasnn, anlama sreci belir
siz bir aratrmaya sebep olmas yznden, imkanszl zerinde israr ediyor
du, fakat o, buraya kadar incelediimiz yazarlardan farkl olarak kendi gr
asn ispat ediyordu. Onun grne gre, hereyi anlamak hibir eyi anla
mamakla eittir, zira bakasna hakknda edinilen imaj zorla kabul ettirme teh6 7 Ayn eser,

s. 178.
Ders notu ve zel, R. HUBNER tarafndan Hisorik adyla 1936'a birarada yaynlanml.tr,
3. bs. Munich, 1960.

BEER BLM TEORLER

38

likesi vardr. Bu temay, G. de Humboldt'un ciddi bir okuyucusu olan Droysen


yeniden ele alacaktr.
Greke bir formlden, t1tlocrt; ti; IXU't6, hareketledir ki Droysen Hegelci te
matikle (thematique) tant. Bu tematik udur: Varlk gerekletii lde ken
dini durmakszn yeni olarak gsterir, bu yeni ayn zamanda bir fazlalk (un plus)
anlamna gelir. Tabiatn konusu hemen hemen kendi biimleri iinde kendisiyle
ayn kald halde, insan bir sreklilik iinde geliir; bu sreklilik boyunca "nce
olan ey sonra gelen tarafndan geniler ve tamamlanr69". phesiz, tabiatta
ferdiyetler de mevcuttur, fakat beeri ferdi tavsif eden ey, ona dnyay manevi
bir dnyaya ykseltme imkan veren iradedir. Tarihi tekil eden bu manevi dn
yadr. phesiz, insan ancak biyolojik zamann yaar, doar ve lr, fakat eser
ler olarak biriktirdii ey kalr ve kesikliklere ve dnlere ramen, ebedi bir
amadan ibaret olan tarihin mterakki sreklilii iine girer. Manevi dnya, dil,
devlet, hukuk, din dnyasdr, bir topluluun tasavvurlar btnlnn dn
yasdr. Tarihin konusunu tekil eden ey onlarn yorumlanmasdr.
Byle bir tarih ilmi olarak incelenebilir mi? Droysen soruyu 1867 ylnda
Antrittsrede in der Berliner Akademie adl eserinde sormutur. O dnemde po
zitivizm Alman niversitelerine nfuz ediyor ve btn metafizik anlamlardan
vazgemek ve tarihi "tamamen arzi (accidentel) bir tasdike" indirgemek yo
luyla tarihten bir "hakiki ilim" yapmak istiyordu.Droysen yeni akmn gcyle
bir lde sarsld; tarihin znn ne ak ne de itiraz kabul etmez olduunu,
tecrbi almay ilgilendiren ey, yani metodoloji dnda, temellerinin salam
lktan yoksun bulunduunu kabul etti. Ynlendirmelere gelince, onlar muhtelif
olabilmekte ve her tarihi ile deiebilmektedirler. Buna mukabil, vesikalarn
tenkidinin ilmilii veya doruluk tenkidi, netice itibariyle her trl kefedici
alma inkar edilemez. Bununla birlikte, tarih srf kefedici olmakla ve vesika
larn tenkidine indirgenmekle yetinemez, zira olaylar arasnda mnasebetler kur
may denedii andan itibaren, bir yorumlama sz konusu olur. yleyse g
mesele, yorumbiliminin meselesidir. Onun ii bir ok sebepten zordur. Herey
den evvel, tarih, olan olmu olanla aklyorsa da, mutlak meneye kamaz:
"Nisbi mene'lerden, yani kendisinden sudur etmi olana nazaran bu sfatlarla
tespit ettiimiz balanglardan daha uzaa kamayz. Sadece olan eyden ha
reketledir ki greli balangc buluyor ve tespit ediyoruz70". man mutlak bir
balangcn mevc6diyetini tasdik edebilir, yahut da byle bir balang nazari
olarak ina olunabilir, fakat tarihi adan bu ina gerekletirilemez. Her ne
olursa olsun, ilk sebebe kmak mmkn deildir ve her tarihi illiyet bu imkanAyn eser,
70 Ayn eser,

8.
8.

12.
150.

YORUMBLMNN YOLU

39

szlkla milldr. Birden bire, pozitivizmin szde belirleyicilii tartmasz hi


le geliyor. Bu ise, ikinci bir zorluu, yani tarihinin fasit bir dilire iine
hapsolmas zorluunu ortaya karmaktadr. Varolan bir eyi ancak eer onun
nasl olduunu, yani sebepleriyle bilirsek anlyabildiimizi farzedelim. Bu du
rumda, varolan eyi varolmu olan eyden karabilmek mecbfiriyetinde kal
nr, fakat o zaman hrriyeti ve iradenin eserini, fiilin mesfiliyetini ve nihayet
manevi dnyay inkar ettiimiz iin tarihi inkar etmekteyiz . Eer bu glkle
rin uuruna varlrsa, yorumlama hakknda hemen hemen doru bir fikir edi
nilebilir. "Biz kendiliinden neticeler karmak iin szde tarihi olguyu, meseli
1789 htilili'ni veya Leipzig savan ve onlarn zaruri neticeleri olarak gelitir
diimiz artlar yorumlamyoruz. Aksine, imdiye kadar bize verilmi olan mal
zemeleri, onlarn aklanmasndan ve yorumlanmasndan ve onlarn mmkn
olduu lde tafsilatl bir ekilde anlalmasndan hareketle, hi olmassa onla
rn izini tayan olgularn tesinde tannmas mmkn olan eyi aratrmak iin
yorumluyoruz71 ". Her tarihi hadiseler iinde gizli olan, fakat dier tarihile
rin grmedikleri ve tanmadklar gizliyi akla kavuturmay dener. Bu se
bepledir ki, tarih durmakszn baka tarihiler tarafndan her defasnda baka
noktai nazarlardan hareketle yeniden ele alnmtr. Dier bir ifadeyle, tarihin
kanunlarn deil, fakat, objektif olarak, tarihi bilginin kanunlarn belirlemek
szkonusudur.
Bu konuda, Droysen yorumun muhtelif biimlerini tahlil etmektedir: prag
matik yorum , artlarn yorumu, psikolojik yorum ve manevi glerin ve fikirle
rin yorumu. Biz bunlar daha nceki yazarlar tarafndan teklif edilmi biimler
iin yaptmzdan daha fazla aklamyacaz. Esas olan udur: Droysen, tabi
at ve tarih arasndaki ayrmn temeli zerinde, iki eit metodu da ayrd ve
ilk defa aklama (erkliiren) ve anlamay (verstehen), birincisi tabiat ilimlerine
ve ikincisi ise "manevi ilimler72" diye adlandrd zihin ilimlerine zg olmak
zere kar karya getirdi. Bu ayrmn alman epistemolojisinde, Dilthey (ki bu
ayrm, kendi genel beeri ilimler teorisinin bir temel unsuru yapt), Jaspers
ve Max Weber tarafndan yeniden ele alndktan sonra, ne derece byk bir zen
ginlik yaratt bilinir. Daha sonra bu konuya tekrar dneceiz. Bununla birlik
te, Droysen, bu ayrm ne yorumlad ne de aklad; sadece Buckle'nin ngiliz
Medeniyeti tarihi adl eseri hakknda, tarih ilminin ve manevi ilimlerin tabiat
ilimleri modeline indirgenemiyeceini gsteren bir tantma yazsnda temas et
ti. Gerekten, manevi ilimlerin gayesi hadiselerin kemmi adan belirlenrriesi
deil, fakat olaylarn aka anlalmas, dier bir ifadeyle insan ve onun artisAyn eaer,

8.

72 Ayn eaer,

71

8.

152.
339.

40

BEER BLM TEORLER

tik, s osyal ve di er rnlerini anlamamza yardm edebilen unsurlarn arat


rlmasdr. Sadece z ihnin hafzas vardr, tabiatn ise asli ve ins ann tarihte arad
ey, tabiatta onu ilgilendiren eyle ay n de ildir: o bizzat kendisini tanmay de
nemektedir. Demek ki, ereklilik (gaiyet) her iki durumda farkldr.

DRDNC BLM

POZ T V ST AKIM
Pozitivizm (olguculuk), en azndan balangta, esas itibariyle bir Fransz
ngiliz felsefesi oldu . Bu iki lkede beeri ilimlerin birlii ve hus6silii ile ali
kal epistemolojik mahiyetteki ilk almalar, bu balk altnda geliti. Beeri
ilimleri msbet (pozitif) ilimler olarak alglama zar6reti zerinde srar eden ilk
kiinin Saint-Simon olduu bilinir. A. Comte muayyen bir sre onun sekreteri
olmutur. Aka, bir beeri ilimler nazariyesi iin aslnda adndan ok muhte
vas bakmndan daha anlaml olan, Memoire sur la science de l 'homme adl
eserindedir ki Saint-Simon, insan ilminin tahmini ilme karlk "msbet" ilim
olarak kurulmasnn zar6retini kesin olarak ifide etti73 Saint-Simon'un, "Tan
r 'nn kainat kendisine tibi kld, ve bu sayede onu ynettii kanun olarak
telakki edilen cazibe kuvveti fikrine dayal, fiziki olduu kadar manevi, bir umu
mi ilimler nazariyesi kurma74" fikri de hatrlanacaktr. Bununla birlikte, pozi
tivist anlamda bu umumi nazariyeyi fiilen gelitiren A. Comte ve St. Mill olmutur.
Bazan baz yazarlar, zellikle H . Spencer, isbatiye (positivisme) ve tekimliye
(evolutionnisme) 'yi birletirdiler 75
K. Twesten'in 185l'den itibaren Almanya'da pozitivist fikirleri gelitirmeye
gayret gstermesine ramen, bu fikirler Alman felsefesine gl bir biimde an
cak on sene sonra nfilz etti. Bu konuda, St. Mill'in Logique adl eserinin 1849'da
Schiel tarafndan tercmesi dnda, bir yandan Buckle'nin, Alman gelenei, zel
likle yorumbilimi gelenei adna Historische Zeitschrift'de 1862'de Droysen'in
bir polemik tepkisine sebep olan Histoire de la civilisation adl eserinin, te
yandan sanat tarihisi R. von Eitelberger'in, felsefe tarihisi Th. Gomperz'in
yazlarnn ve Alman dili, edebiyat, hukuku uzmanlar W. Grimm ve W. Sche
rer 'in aratrmalarnn icra ettikleri tesiri vurgulamak gerekir. W. Scherer mu
kayeseli metod ustalarndan biri oldu, fakat bilhassa beeri ilimlerin bir nevi
psikolojist anlayna kap at. Gerekten, daha sonra Husserl'in mcidele ede
cei Alman pozitivizminin hususiyetlerinden biri, beeri ilimlere psikolojik bir
temel kazandrma endiesi oldu. Meseli, psikolojide "zihni ilimlerin ve zellik
le tarih ilminin mekaniini", ya da beeri ilimlerin "anlalrlnn ynlendiri73 Bkz. OEuvres de Claude-Henri de Sain-Simon, Paris, Editions Anthropos, 1966, c.V, s. 17.
74 Ayn eser, s. 303.
75 Burada pozitivizmi takdim etmek szkonusu olamaz, fakat srf pozitivizmden hareketle bir
umumi beeri ilimler nazariyesi gelitiren yazarlar incelenecektir.

42

BEER BLM TEORLER

ci vastasn" gren tarihi Kari Lamprecht'in durumu budur76 O zaten bir beeri
ilimler tasnifinin yazardr: onlar uygulamal zihin ilimleri ve kurucu zihin ilim
leri olarak ikiye ayrr. lahiyat, hukuku, iktisad, politikay birinciler arasna,
ve dilbilimini, edebiyat ve sanatlar tarihini ve daha umumi bir tarzda tarihi bi
lim dallarn ikinciler arasna sokar. "Ruhi mekanik" olarak psikoloji tek ba
na beeri faaliyetleri ve sosyal hadiseleri aklamaya muktedirdir. Bu haliyle
o, tarihi aklamann temelidir. Tarihi aklama da dier zihin ilimlerinin gidi
ini etkiler. Bununla birlikte, biz burada bu akmn balca alman temsilcisi ola
rak Wilhelm Wundt'u unutmayacaz.
1.

AUGUSTE COMTE'UN SOSYOLOJS: HEM HUSUSi HEM DE KUCAKLAYICI


BR LM

A. Comte'un felsefesi ve ilimleri tasnifi de yeteri kadar bilinmektedir, bu


sebeple buradaki tahlili Comte tarafndan gelitirilmi beeri ilimler nazariye
sinin ana hatlarn takdime ayrabiliriz. Msbet bir ilim olduundan, sosyoloji
msbet felsefeyi ikmal eder, zira o, itimai, siyasi ve iktisadi hadiselerin tahli
linde insan zihnine teolojik ve metafizik aklamalar ama imkan salar. Dier
bir ifadeyle, sosyolojinin kurulmas siyesinde, ilim ayn zamanda pozitif felsefe
veya insan bilgisinin umumi sistemi oluyor. Umumi bir nazariye ve bir ilimler
tasnifi gelitirme imkan salayan bu sosyolojik ikmildir. Comte'un dncesini
anlamak iin sosyolojinin hem itimai hadiseleri tahlil eden hususi bir ilim, ya
ni sosyal fizik, hem etnoloji, iktisat, siyaset bilimi, vs . . . gibi beeri ilimler diye
adlandrdmz muhtelif ilim dallarn kendi ad altnda birletiren umumi bir
ilim, ve nihayet hem de ilimler ve messeseler btnlnn, bilginin ve eyle
min sistemletirilmesi formu altnda insan zihninin umumi tekamln anla
tan felsefi bir ilim olduunu nazar dikkate almak gerekir. O halde sosyoloji hem
hususi hem de klli bir ilimdir veya daha dorusu o, rol klli olmak olan husu
si bir ilimdir. Bu sfatladr ki sosyoloji Comte'un snflamasnn sonuncu ilmi
dir, bu snflamaya baka hibir ilim ilave edilemez. Nitekim onun bize sunduu
sosyloji nazariyesi, bugn bizim beeri ilimlerin umumi nazariyesi ve belli bir
noktaya kadar ilim nazariyesi diye adlandrdmz teoriye muadildir.
Bizatihi kendisi bir ilim nazariyesi olan ilimler tasnifi asndan ele alnd
nda, sosyoloji hem, alt temel ilimden biri olarak, bamsz bir ilimdir, ve hem
de, tarihi olarak ancak dier be ilimden sonra kurulabilmesi sebebiyle, greli
bir ilimdir. limler arasndaki bu "dayanma", srf sosyal hadiselerin kendileri
arasnda dayank olduklarn deil, fakat ayn zamanda organik ve organik ol
mayan hadiselerle de dayank olduklarn izah eder, yle ki sosyal ortamn in76 K. LAMPRECHT, Moderne GeschistswiHeruchaft, 2. bs. , Berlin, 1909,

s.

16-17.

POZTVST AKIM

43

celenmesi zellikle fiziki ve organik ortamn bilinmesini gerektirir. Bu anlamda


toplum, deimeyen kanunlara tibi77 tabii bir nizam meydana getirir78 Sosyo
lojinin rol tamimiyle bu nizamn ve onun fizik ve biyolojideki statik ve dina
mik ayrm modeline gre gelimesinin kanunlarn kefetmekten ibarettir. Netice
itibariyle, sosyolojinin kanunlar dier ilimlerin kanunlaryla ayn tiptedirler,
u farkla ki, onlar fiziki nizama ve hayati nizama deil, sosyal nizama tatbik
olunurlar, ziten bu farkl nizam tipleri sadece ayn mahiyetin farkl ifideleri
dirler. limlerin konu ve stat plannda "dayanma"s metodoloji plannda da
dorulanr. Bir ilim tarafndan kullanlan usftller, kanlmaz bir ekilde dier
lerine de uyar, yle ki bu ilimler szkonusu usftlleri, herbirinin, zel olarak in
celedikleri nizan tipi gereince, hususi bir metoda hibir tekelletirme iddiasnda
bulunmakszn imtiyaz tanmas dnda farksz bir ekilde kullanabilmektedirler.
Netice itibariyle, sosyoloji, matematik tmdengelim kadar daha ziyade fizik ilim
lerine zg deneme metodunu ve ayn ekilde daha ok hayat ilimlerine zg
mukayese metodunu da kullansa bile, o, toplumun gelimesinin tahlili iin daha
uygun olan tarih metodunu belli lde tercih etmektedir. Felsefenin genel esp
risi gereince, Comte alt temel disiplinin farkllna ve bakalna sayg gste
rerek ilmin birliini bylece korumay baarr. Nitekim Comte, tabiatlkta
olduu gibi, sosyolojiyi ancak dier ilimleri kr krne taklit eden bir ilim
eklinde dnerek basit bir biimde onlara indirgemez, onun orijinalliini ve
hususiliini konusuna yaklam iinde korur.

2.

STUART MILL'E GRE BEERi LMLERN STATS

Stuart Mili (1806-1873) tabiat ilimleri ve beeri ilimler arasndaki mnase


betler zerinde dnen ilk kii olmamtr, amma phesiz o, mantki adan,
beeri ilimlerin veya, franszca mtercimi tarafndan kullanlan terminolojiye
gre79, "manevi ilimler" (Scienes morales)'in statsn sistemli bir biimde ta
nmlamay denemi olan ilk dnrdr. Bu teebbs daha sonraki epistemolo
ji iin belirleyici oldu, zira Mill'den sonra bu konu, zellikle Almanya'da, kendi
kendine ve bizatihi kendisi iin dzenlenmeye elverili bir mesele biline getiri-

77 "O halde gerek olarak bundan byle siyaset felsefesinde mmkn nizam ve uzlama ancak
sosyal hadiseler, btn dierlerinde olduu gibi, deimez tabii kanunlara tabi klnarak vardr",
Cours de philoaophie poaitive, 1. bs., Paris 1939, c. iV, s. 310. Ayrca bkz. s. 388.
78 "Sosyal nizam hayati nizama ve hayati nizam da maddi nizama bal olduu gibi, ferdi ni
zam da sosyal nizama tabi klnm bulunmaktadr", Systeme de politique poaitive, 5. bs., Paris,
1929, c. il, s. 54.
79 St. MILL, Systeme de logique deductive et inductive, 2 cilt, ev. PEISSE, Paris, 1866. Bu
eserin VI. kitabndaki incelemeler manevi ilimlerin konusunu tekil etmektedir.

44

BEER BLM TEORLER

lecektir. St. Mill'e gre, ilmin birliinin temeli ilmi akl yrtmenin metodolo
jik birliidir. Gerekten, istinasz btn ilmi muhakemeler, tmevarma
indirgenmektedir. Demek oluyor ki tmevarm, kendisinden tretilmi iki mu
hakemenin: deneme ve tmdengelimin kt "ilk muhakeme"yi tekil etmek
tedir. Buradan iki tr ilim ortaya kyor. Bunlardan biri yeni tnevarmlar tesis
eden ve tecrftbi diye adlandrlan ilimler, dieri ise daha nce tesis edilmi t
mevarmlardan hareketle yeni nermeler karan tndengelimli ilimlerdir. lim
ler tarafndan kullanlan btn usQllerin tmevarma indirgenmesi imkan, bu
ilimler arasnda mahiyet fark deil ancak derece fakllklar olduunu gste
rir. Bu husus davran ve beeri faaliyet ilimleri iin de geerlidir. Ancak baz
sebeplerden dolay bu ilimler henz tekemml etmemi ilimlerdir. Bununla bir
likte, zaman iinde onlar da daha imdiden mkemmellik imtiyazndan yararla
nan ilimler gibi sahih ilimler olacaklardr. Gerekten, bu ilimlerden meteoroloji
gibi bazlar vardr ki, s dmelerini, basn dmelerini ve ykselmelerini
veya buharlamay izah eden kanunlarn tertibinin henz bilinmemesi dnda,
hakiki bir ilmin btn artlarn yerine getirmektedir. Kesin tahminlerde bu
lunma imkan salayacak olan husus da budur. Beeri faaliyetler de kanunlara
tabidirler ve bu halleriyle meteorolojide olduu gibi, u veya bu ynde hareket
etmemizi etkileyen sebepleri henz yeterli bir dorulukla bilmememiz dnda,
hakiki ilimler tekil etmektedirler.
Mill'in ak niyeti manevi ilimlerin Bacon' olmaktr, demek ki o, manevi
ilimlerin nihai kuruluuna katkda bulunmak iin onlarn nazariyesini tesis et
mek istiyordu. Manevi ilimlerin hibir tecr6bi vasf yoktur, onlar tmdengelim
lidirler. Fakat buradaki tmdengelim, geometrinin "soyut" tmdengelimi
anlamnda deil, aklanmas gereken bir "somut tmdengelim" anlamndadr.
Byle bir tmdengelim ancak eer nceden, tecrftbi tmevarm yoluyla, insan
tabiatnn ilmi veya "ruh ilmi" kurulmusa mmkndr. Halbuki byle bir il
min unsurlar daha nceden mevcutturlar, bunlar umumi insan tecrbesinin ki
ideleridir ki, bunlar ruhun ampirik kanunlar, fikirlerin birbirine
balanmasnn bize bir rneini sunduu "ana zihni kanunlar" biline getirmek
iin daha ciddi bir biimde gelitirmek uygun olur. yleyse, netice itibariyle
szkonusu olan, psikolojik ampirik bir ilimdir. Mill'in bu konudaki dncesi
udur: ruhun bu kanunlar "insan tabiat felsefesinin cihanmQl ve soyut ks
mn tekil eder, ortak tecrbenin btn hakikatleri, hakikatler olduklarna gre,
bu kanunlarn sonular veya varglar olmak zorundadrlar80". phesiz bu ka
nunlar ampiriktir ve bu yzden, hibir cihanmQl vasfa sahip bulunmamakta
dr, zira ancak gzlendikleri durumlarn snrlar iinde geerlidirler. Bu
kanunlardan hareketle onlar aklayan sebeplere kadar kmak, yleyse Mili' St.

Mill, Systeme de logique, c. il, kitap. VI,

s.

446,

POZTVST AKIM

45

in "illi kanunlar" diye adlandrd eyi gelitirmek gerekir. Sz konusu "illi


kanunlar" n tamam yeni bir ilim oluturacaktr. Mili bu ilme ethologie (rfle
rin, manevi olgularn tarihi ilmi) veya karakterin teekkl ilmi adn vermek
tedir. Kendi kendisine ahsi karakterin veya bir lkenin milli karakterinin
teekkl hakknda sorular sormasna gre ferdi veya umumi olabilen etoloji
nin bu illi kanunlarndan hareketledir ki, ister sosyoloji ister siyaset ilmi veya
ekonomi szkonusu olsun, manevi ilimleri tmdengelim yoluyla ina etmek mm
kndr. "Bir yandan psikoloji tamamiyle veya ilke itibariyle bir mahede ve
deneme ilmi olduu halde, Etoloji, benim tasarladm ekliyle ve daha nce de
iaret etmi olduum gibi, tamamiyle tmdengelimlidir. Birisinin konusu umu
mi olarak Ruh'un basit kanunlarn kefetmektir; dieri ise durumlarn karma
k bilekeleri iinde bu basit kanunlarn hareketini takip etmeye
almaktadr81 ".
Bu muhtelif ilimleri tanmlamadan nce, szkonusu olan tmdengelimin ma
hiyetini aklamak gerekir. Mili tmdengelimin "somut" olduunu sylyor. Bu
demektir ki tmdengelim "sebeplenme (causation) kanunlarnn kendisine bal
her neticesinin kanununu; geometri kanununda olduu gibi bir tek sebebin de
il, fakat netice zerine birlikte etki yapan btn sebeplerin kanunlarn82"
karr. Dier bir ifadeyle, tmdengelim bir hadisenin zorunlu olarak meydana
gelmesi gerektiini iddia etmez, fakat belli baz artlarda, bu tmdengelim sis
temine ters ve yabanc sebeplerin gerek hayatta neticenin retilmesine engel
olmalar dnda, falan neticenin ortaya kabildiini gsterir. Bu durum, ma
nevi ilimlerin tmdengelimli olduklar kadar farazi ilimler olduklar anlamna
da gelir: "Tmdengelimli ilim tarafndan formle edilebilir btn umumi ner
meler, o halde kelimenin en kesin manasyla farazidirler. Bu nermeler durum
larn belli bir ittihad faraziyesine istinat etmilerdir ve belli bir sebebin bu
durumlarda, szkonusu ittihadn bahse konu durumlarla baka bilekeleri ol
mayaca farzedildiinde nasl ileyeceini aklamaktadrlar. Eer farzedilen
durumlar mevcut bir toplumun durumuna gre resmedilmise, neticeler bu top
lumun dorular olacaklardr, mamafih bunun iin sz konusu durumlarn ne
ticesinin nazar dikkate alnmam olan dier durumlarla tadil edilmemi olmas
arttr83". Bu mlahazalardan iki netice kar: bir yandan illiyet kanunlar, fa
razi olduklar iin, olgularn deil srf gelimenin temayllerini tayin ederler84;
dier yandan tmdengelimin nazari olarak geerli btnl, olaylarn somut
ak iinde tmdengelim tarafndan ngrlm neticenin oluumunu engelle

Ayn
Ayn
13 Ayn
Ayn
2

eser,
eser,
eser,
eser,

s.
8.
8.
8.

458.
488, 489
494.
492

BEER BLM TEORLER

46

yen elverisiz temayller tarafndan ortadan kaldrlabilir veya saptrlabilir.


Hatta, Mill'in doktrininin um6mi esprisine gre, epistemolojik vetire u kaide
lere gre geliir: a) Ampirik hadiseleri ynlendiren ampirik kanunlar akla
yan farazi illiyet kanunlar meydana karlr; b) bu illiyet kanunlarndan
hareketle, tmdengelimle ngrlen artlarda esas itibariyle kendisini gster
mesi gereken netice istidlal olunur; c) nihayet bilfiil gerekleen ak ve tm
dengelimle nazari olarak ngrlm olan ak arasndaki fark tahkik edilir.
Daha nce de sylediimiz gibi, belli bal manevi ilimler etoloji veya siya
set ilmi, sosyoloji ve siyaset ekonomisidir. Mill'in bize "bir millete veya bir dev
re zg karakteri tayin eden sebepler nazariyesi" olduunu syledii85 siyaset
etolojisi zerinde fazla durmayacaz ve iktisad daha yakndan inceleyeceiz,
nk Mill, manevi ilimlerde tmdengelimle ilgili nazariyesini iktisat rneiyle
aklamak iin iktisat zerinde uzun uzadya durmaktadr. ktisat insan cinsini
srf zenginliklerin kazanlmas ve tketilmesiyle megulmu gibi telakki etmek
tedir. Demek oluyor ki iktisat insan davranyla ancak, sanki insan srf bu ar
zularla ynlendiriliyormu gibi, bu adan ilgilenmektedir ve buradan mlkiyet,
verimlilik, vs . . . gibi neticeler karmaktadr. Elbette hibir iktisat iktisadn
aslnda srf bu tmdengelimli emaya gre cereyan edeceini dnecek dere
cede aklsz deildir. Ve bununla birlikte, iktisat, bu ekilde kavramldnda da,
bir yandan insann srf zenginlik arzusuyla etkilenirse nasl hareket edeceini
anlamaya, dier yandan bu faaliyetin iktisadi olmayan dier faaliyetlere bal
baka motiflerin mdahelesiyle nasl engellenmi olduunu kavramaya yardm
etmektedir. Duruma bal deimeleri takip ederek srf tmdengelinle elde edilen
tabloyu dzeltmek ve tmdengelimli model ve gereklik arasndaki fark tahlil
etmek aka ampirik disiplinlerin iidir. Mill sosyolojide iki tr tmdengelim
uygulanabileceini dnmektedir, bunlardan biri kendi ifadesiyle dorudan
tmdengelim ve dieri ise ters veya tarihi tmdengelimdir. ktisatla ilgili olarak
aklam olduu tmdengelimin ayns olan birincisi, neticeleri, daha sonra gz
lemle tahkik etmek zere, akl yrtmeyle karr; A. Comte'un tmdengelimi
olan dieri ise bir devletin veya toplumun umumi olarak takamln birlikte
varolma ve veraset (nizam ve terakki) kanunlarna gre tahlil etmektedir.
3.

W. WUNUf'UN RUHBLMCLG

Wundt bugn sadece ilmi ruhbiliminin kurucularndan biri olarak tann


yorsa da, o, pozitivistlerin byk bir ksm gibi hem bir filozof ve hem de bir
ilimler teorisyeni idi. O daha hayattayken en byk baarlara sahip oldu. Baz
niversite ortamlarnda, en byklerle mukayese edilebilir bir istidat gibi bile

Ayn eser,

s.

501.

POZTVST AKIM

47

gzkyordu. Onun beeri ilimler nazariyesinin unsurlar, eserlerinin oun


da mevcuttur, fakat bu nazariyenin sistemli anlatmn Logik adl kitabnda ger
ekletirmitir. Aslnda, bu eserin bir basksndan dierine o baz noktalar
dzeltmi ve muhtemelen Geisteswissenschaften'lerin tam bamszln ng
ren tarihiciliin byyen baars sebebiyle baz tasdiklerini yumuatmtr, fa
kat tezinin umiimi esprisi deimemitir. Onun iin farkl basklara eklenmi
dzeltmeleri bir yana brakacaz. Wundt beeri ilimlerin mevcut olduu ve
Mill'in dncesinin aksine, onlar kurmann artk zorunlu olmad fikrinden
hareket eder. Halledilmemi olan mesele, onlarn temeli meselesidir. phesiz
beeri ilimler tabiat ilimlerine nazaran husiisilikler arzederler ve onlara sayg
gstermek gerekir, fakat "ruh ilimlerinin nesnelerinin daimi ve ayn zamanda
tabiatn nesneleri olduklar86" daha az doru deildir. O halde mesele, tabiat
ilimleriyle ayn usiilleri kullanan ve ayn zamanda ruh ilimlerine yakn yeteri
derecede bamsz bir disiplin bulmaktr. Wundt onu psikolojide bulmu oldu
unu dnmekte ve mekaniin tabiat ilimleri iin oynad temel rolnn ay
nsn psikolojinin de ruh ilimleri iin oynayabileceini zannetmektedir87
Wundt 'un dncesine gre, iki tr ilim arasndaki fark bir konu ayrm ola
maz, nk ruh hadiseleri daimi az ok beden hadiselerine baldrlar; dolay
syle iki tr ilim arasndaki farkllk srf ayn gerei yakalama biiminde kendini
gstermektedir: Tabiatn konular dorudan tecrbeye imkan vermektedir, hal
buki ruh ilimlerininkiler deerlerle mnasebetlerinden dolay yaanm bir tec
rbede kavrannlardr; szkonusu deerler de bir gayeye doru ynelmi iradi
bir faaliyetin sonucudurlar. Halbuki psikoloji, bir yandan labaratuvar tecrbe
lerine (Wundt 1879'da Leipzig'de tecrbi psikolojinin ilk labaratuvarn da kur
mutu), Weber-Fechner'inki gibi kemmi kanunlarn gelimesine imkan salama
imtiyazna sahiptir; dier yandan, tabiat ilimlerinden farkl olarak, ruh ilimle
rinde olduu gibi, nesneleri dnen ve hisseden bir zne ile mnasebetleri iinde
ele aldndan dolay, gereklii "somut kllilii" iinde deerlendirir.
Demek ki, St. Mill'de olduu gibi, psikoloji bir arac rol oynamaktadr ve
hatta Wundt'un etolojiyi kabul etmemesi sadece grntedir. Onun yerine "klli
psikoloji" diye adlandrd bir tr panpsikolojiyi geirmektedir. Klli psikolo
ji ferdi psikolojiden ve kolektif psikolojiden teekkl etmitir. Ferdi psikoloji
beeri varl, kesinlikle tekillii iinde deil (karakterbilimi diye adlandrd
bir alt bilim dalnn rol buradan gelmektedir), fakat ferdilii iinde inceler.
Ona gre fert cinsi (generique) varlk olarak kavranmtr, bu demektir ki ferdi
psikoloji ayn zamanda, konusu ruhi yapnn ve muhtelif ruhi foksiyonlarn ge86 WUNIYf, Logik, c. 111 Logik der Geisteswissenschaften, 4.bs. , Stuttgart, 1921, s. 11
8 7 Bu onun bir mekanik psikoloji taraftar olduu anlamna gelmez. Onun temayl daha ziya

de iradeci (volontarist) idi.

48

BEERi BLM TEORLER

li mesinin temel kanunlar n tahlil etmek olan umumi psikolojidir. Kollektif psi
koloji insanlar arasnda bilhassa cemaata iit mnisebetlerle me g OI olur, ve
bu hiliyle ba lca konusu, dil (buna mant k da dihildir), sanat, mitoslar ve rf
lerdir. Ferdi psikolojinin ba lca us Ol tecrbe, ve kolektif psikolojininki mu
kayese metodu olmasna ra men ( Wundt'a gre, aslnda, tecrbe ve mukayese
tmevarmn iki metodolojik cephesidir), psikolojinin bu iki tr, birine naza
ran di erinin nceli i veya stnl mevcut olmakszn, biribirini tamamla
makta ve artla nd rmakta dr. Fertler olmaks z n kesi nlikle cemaat varolmad
gibi, bir cemaat olmakszn da fertler varolamaz . Byle anla ld nda, panpsi
koloji insann, ferdi kllili i ve cemaata iit mnasebetleri iinde incelenmesi
dir ve bu haliyle, szkonusu bu disiplin di er btn ruh ilimlerin in kanlmaz
temelin i te kil eden en umumi ruh ilmidir de. stelik, m antn normlarn a rt
landrd na gre, dolayl olarak tabiat ilimlerinin de temelidir. Ona sadece, is
ter tmevarm veya tmdengelim ister tahlil veya terkip szkonusu olsun,
d ncenin btn ilimlerde ay n olan um Omi us Ollerini aklamak iin ba vur
mak gerekmez, fakat o bize yo rum ve benze im (analoji) gibi en hus Osi us Olleri
anlama imkin da vermektedir.
Tabiat ilimlerininkiyle kyas edilebilir umumi kanunlar meydana kard
ndan psikoloji, ruh ilimlerinde benzer kanunlara ula ma imkannn da ke fili
dir. Nihiyet, e er ferdi psikolojiden ve kolektif psikolojiden mte ekkil olan
pan-psikoloji temel olarak alnrsa, ruh ilimlerinin sistemli bir tasnifi
geli tirilebilir 88 Ruh ilimleri, tarihi ilimler (Geschichtswissenschaften) ve sos
yal ilimler (Gesellschaftswissenschaften) olmak zere ayrlabilirler. Konusu be
e ri yaratc ln zamanla ilgili ve ortadan kaybolmu biimleri olan tarihi ilimler,
f iloloji, dilbilimi, mitoloji, rf ilimleri veya etoloji ve asl tarih olmak zere alt
blmlere ayrlmaktadr. Konusu toplumun srekli ve messesele ebilir biim
leri olan sosyal ilimler ise sosyolojiyi, etnolojiyi, demografyay, siyaset veya devlet
ilmini, siyiset ekonomisini ve hukuk ilmini ihtiva etmektedir.

11
Bu noktada Wundt'un baz tereddtleri vardr, zira eserinin il. cildinde baka bir tasnif ileri
srmektedir, System der Wiaenchaften.

B E N C B L M

DILT
HEY
Wilhelm Dilthey (1833-1911) ha kk nda syle nebilecek ola n ey udur: o, be
eri ilimlerin nazariyeci.si olmu ve bu rol n devam ettirmitir. Dilthey 'i n ese
ri, bir merhale olmaktan te, felsefi dnceye ye ni bir yol aa n hakiki b ir d nm
noktas tekil etmektedir. Daha sonra birok yazar o nu n at bu yolda ilerle
mitir. Fakat o nu n eseri bilhassa beeri ilimleri n bt n filozoflar n n veya me
todcular n n bu nda n byle sorumluluk hissetmek zoru nda kald kesi n bir
tartmaya sebep oldu . Dilthey, do rusu nu sylemek gerekirse, meseleyi vaz 'e
di tarz n n uygu nlunu n tartlabilmesi ne ra e n, szko nusu ilim dallar
n n ba msz bir epistemolojisi ni tasarlaya n ilk d nr oldu. Bu bakmda n,
o nu n eseri felse fi, ma ntki ve epistemolojik bt n iermeleriyle birlikte beeri
bilimler meselesi ni n bt n n n belirleyici bir ekilde uuru na varl n tekil
eder.
Dilthey ' n d ncesi ni a nlamak ii n o nu n, eseri nde bir nevi imdiye kadar
tahlil etti imiz muhtelif akmlar ve temiylleri iledi ini bilmek gerek ir. Eser
leri ni n belli bir blmyle o, her eyde n e vvel tarih okulu izgisi nde yer alr,
fakat "tar ihi akl n te nkidi" diye adla ndrd eyde ak n (transce ndental ) me
seleleri ortaya koyar. Bu te nkid ay n zama nda o na tar ih meselesi ni ve felsefe
problemi ni, o d nemde itibarda ola n tarih felsefesi terimleri ii nde de il, fakat
daha baka bir biimde vazetme imka n sa lad. Gerekte n, Dilthey, ke ndi d
ncesi ne gre, hakiki mesele tefekkr ko nusu olarak bizzat grelili i ele alma
za nireti nde n ibiret bulu ndu nda n, her felse fi sistemi n veya her d nce sis
temi ni n grelili ini n basit bir ekilde tarihi uuru na varmay, sidece "a nlam
sz bir ilim oyu nca " g ibi gryordu . ki nci olarak, Dilthey, yorumbilimi
akm na katld, nk hem Boeckh' n talebesi, Schleie rmacher'in biyografi ya
zar oldu ve hem de devri nde ihmile u ram ola n bu metodu bizzat ke ndisi
ye niden ca nla ndrd. Nihiyet o, byk lde positi vizmi n tesiri ne maruz kal
d k i, bu husus az b ili nir. Dilthey ge nliinde Berlin'de yelerinde n b irini n alayl
bir ekilde " ntihar ede nler Klb" diye adla ndrd bir der ne e i ntisap etti.
Positi vizmi Alma nya'ya soka nlar, zellikle W. Scherer, H. Grimm, J. Sc hnidt
bu der nekte buluuyorlard. lm nde n so nra Scherer ii n yazd bir maka
lede Dilthey, Comte'u n, Mill'in ve Buckle' ni n eserlerini bu der nek siyesinde
re ndi i ni itiraf eder. Zate n bata n so na ke ndi eseri nde poziti vizmde n yarar
la nd hususlar defalarca dile getirmitir, fakat o, Comte ve Spe ncer'i n sosyo
lojiye tevcih etti i hususi staty kabul etmez . Zama n n n birok dnr g ibi

50

BEER BLM TEORLER

Dilthey ncelii psikolojiye vermitir. Ancak o dnemde psikolojide hikim olan


tabiatlkla mcadele ettii ve bununla birlikte ie bakn tuzaklarna da d
medii dorudur.
Bununla beraber, psikolojiye verilen ve bugn bizi artan bu ncelik, Dilt
hey 'n orijinalliine glge dremez; onun dncesinin, her hangi baka bir
dnce gibi, tarihi durumlara bal olduu anlamna gelir. Dilthey'n meziyet
lerinden biri kendi eseri iin de deerli olan bu artlanmay aa karm ol
masdr. Onun iin, akla ve akli sistemlere yini ilimlere byk bir pay ayrmakla
birlikte, Dilthey'n ilmi aklamann akld glere tamamyle hakim olmakta
gszlnn uuru iinde kalm olmas daha iyi anlalr. Yaanan, saf akli
ye nazaran lszdr. Bu durum, onun mantn dzenliliklerini bozan iiri
ne tecrbeye dik.katini gsterir. Sebeplerle aklama, ne duygularn ne tutkularn
irtibatszln ne de insanlarn umumiyetle elikili faaliyetlerinde takip ettik
leri gayelerin okluunu aklayabilir. Bunun iindir ki, R. Aron'un da belirtti
i gibi Dilthey'dak.i tarihi akln tenkidi ayn zamanda akln bir tarihi tenk.ididir.
Gerekten akln oluumu, durmakszn yaanan tecrbenin engellerine toslad
ndan asla tamamiyle bamsz deildir. Saf aklilik soyuttur. yle sanyorum
ki, Dilthey'n u ifadesini bu anlamda yorumlamak gerekir: "metafizik ilim bir
snrlandrlm tarihi hadisedir, fakat insan ahsnn metafizik uuru ebedidir''.
1.

BEERi LMLERN MSPETLG

Dilthey'n btn gayreti, Comte'un anlay dihilinde olmasa bile Stuart Mill'
in dncesi istikametinde beeri ilimlerin msbet ilimler olduunu gstermekten
ibarettir. Gerekten o, St. Mill'in ruh ilimlerine zg metodoloji meselesini vaz'
ederek "muazzam bir teebbs89"e giritiine, fakat sonunda szkonusu disip
linleri tabiat ilimlerine tibi klarak bu yolu takip edemediine dikkat eker.
Dilthey aka ilmi pozitivizm adna tabiat ilimleri ve beeri ilimlere iit metod
larn mahiyetlerinin ayr olduuna inanr; ona gre bu farkllk, kaynan tari
hin husOsiliinde bulan epistemolojik bir ikiliin neticesidir. Onun "tarihi akln
tenkidi" diye adlandrd eyin konusu, felse6 faydas tabii hukukun, tabii di
nin veya tabii ahlakn muhtelif biimleri altnda ortaa metafiziini ykmaya
geni bir ek.ilde katkda bulunduu iin inkir edilemeyen tabiatlktan vaz
gemektir, fakat bu konu ilimlerin bizzat gelimesi sebebiyle bugn almtr.
phesiz, tabiat ilimlerinin baz usOllerini ruh ilimlerinden, dourgan olduk
lar mddete, sistemli bir biimde uzaklatrmak szkonusu olmamaldr, bu
nunla birlikte ruh ilimlerinin tabiat ilimlerine indirgenmesi, onlarn
alp-serpilmelerini kolaylatrmak yle dursun, bu ilimler bir baka anla

DILTHEY, lntroduction d l'etude des sciences humaines, ev. SAUZIN, Paris, 1942, s. 36, not.l.

DILTHEY

51

lrlk tipine dayandklarndan dolay, gelimelerini engeller. Bunun sonucu ruh


ilimlerini bamsz, reit ilimler olarak deerlendirmek gerektiidir. Tabiat ilim
leriyle uraan ilimlere zg anlaylarda ayn fikir biteviye tekrarlanp durur:
her eyden evvel ruh ilimlerini, sanki bu ilimler henz mevcut deilmi gibi,
kurmak gerekir. Oysa, bu ilimler mevcuttur ve hatta matematik ilimlerinin ve
bir fiziin varoluundan beri mevcutturlar. Siyaset ilmi veya ekonomi dierleri
kadar eskidir ve bizzat msbet ilimlerin sfatn bir hak olarak iddia edebilir.
Tabiatlk politika ilmini veya ekonomiyi kurmak isteyip duruyorsa da, bu, ruh
ilimlerinin kurulduklar andan beri uyguladklar teebbsleri tahlil etmekten
ibaret olan ilmi davran benimsemek yerine, umumi olarak ilim hakknda a
priori ve dogmatik bir fikir edinmek, sonra da kr krne verilmi ve dnl
mek istenmeyen bu ilk hkme uygun olup olmadklarna gre muhtelif disiplin
lere ilim sfatn key6 olarak vermek veya vermemek anlamna gelir. Tabiatlk
taraftarlarndan farkl olarak, Dilthey, son derece okul ii ve soyut telakki etti
i metodlar meselesiyle az ilgilenmekte ve bilhassa ruhi ilimlere, netice itiba
riyle insanlarn ve nesnelerin en iyi biimde bilinmesi iin bu ilimlerin mspet
katklarna zg anlalabilirliin artlarn kavramaya aba gstermektedir.
Dilthey'n bilgi teorisiyle (epistemoloji) ilgili eserlerinin ounun, zellikle
onun lntroduction d l'etude des sciences humaines (Beeri ilimlerin tetkikine
giri) adl eserinin yarm kald dorudur. Dier taraftan, Aujbau der geschich
tlichen Welt in den Geisteswissenschaften adl eserinin de gsterdii gibi, Dilt
hey 'n dncesi tekaml etmitir. Dilthey'n bu eserinde Husserl'in ilk eserle
rinin tesiri hissedilir. Fakat bununla birlikte o, ayn niyete sadk kalmtr: madem
ki ruhi ilimler ilim olarak mevcutturlar, ilmin nyargl bir nazariyesi adna bu
ilimlerin ilmi karakterini tartmakla zaman kaybetmek bounadr. Epistemo
loji uzman, onlarn mimar deil fakat tarihisi olmal ve szkonusu disiplinle
rin uzmanlar tarafndan fiilen uygulanm metodlar ve ruh hakknda toplanm
bilgiler temeli zerinde, bu ilimlerin nazariyesini kurmaldr. mdi, bu tarih
bize gstermektedir ki, "bu ilimler hayatn uygulamas ortasnda bydler90",
yani onlarn konusu, srekli kanunlara tabi olduu iin tpk kendisi gibi kalan
bir ayniyet deil, fakat bir eserler ve anlamalar btnldr ki, insann bu
eser ve anlamalarn ilmini yapabilmesi iin her eyden evvel onlar yaratmas
gerekmitir. nsan tabiat deil fakat sosyal dnyay yaratt; gezegenler insann
iradesinden bamsz olarak mevcuttur, fakat mesela hukuk byle deildir. Zi
ra, Ihering'in aka gsterdii gibi, bir Roma hukuk ilminin mmkn olabil
mesi iin her eyden nce Romallarn belli bir hukuk tipi tesis etmeleri
gerekmitir. Siyaset, iktisat ilminin veya dinler ilminin durumu da ayndr. Dilt
hey'in u temel nermesi buradan kaynaklanmaktadr: "Beeri ilimler manta
90

Ayn eser,

s.

34.

BEER BLM TEORLER

52

gre kurulmu bir btn, yaps tabiat hakkndaki bilgimizin yapsna benzer
olmas gereken bir btn tekil etmezler; onlarn btnl daha baka trl
gelimitir, ve bizim imdi onu tarih bakmndan gelimi olduu hiliyle deer
lendirmemiz lzumludur91". Dier bir ifideyle, ruh ilimlerinin temel bir oriji
nallii vardr. Gerekten, tarihi akln tenkidi bizzat ilmin, hukuk, siyiset veya
iktisat gibi, insann bir eseri olduunu ve netice itibariyle ruh ilimlerinin tari
hi ilimler olarak sidece insan dndaki bir konuyu incelemediklerini, fakat ilim
adamnn beeri eserleri ilmi olarak tahlil ettii lde bizzat kendisini orada
mesele biline getirmi olarak bulduunu bize retmektedir. Daha akas, ta
rihle tekiml eden bizzat akldr, yini, bizzat yaratllar tarznda ruh ilimleri
nin inceleme alanna giren ve beeri eserlerin, ilim de dahil, yaratcs olan
insandr.
Buradan, klasik metafizii takliden, varlkbilimi asndan gayr mtecinis
iki gerekliin: ruhun gerekliinin ve maddenin gerekliinin mevcut olduu
sonucunu karmak gerekmez. Aksine, gereklik tektir, fakat, tabiatln id
dia ettii gibi, tek bir tarzda kavranmaz. Gereklie, bir yandan d tecrbeyle,
dier yandan i tecrbeyle nf6z edilebilir, her iki biim de mer6dur, biri di
erini yok edemez92 Eer tabiat uurun artlarna tlibi olmu ise, uur da tabia
tn artlarna tabi olmutur. Bu kabul edildiinde, ruh dnyasnn srf tasavvur
ve tecrbenin konusu olmadn da kabul etmek gerekir, o ayn zamanda ya
anmtr: "O hilde, btn bir tecrbeler sahasnn: iduyumuzun yaanan ve
rilerinde hem kkten bir bamszlk ve hem de tamamen kendine has bir
malzeme bulan ve bu sebeplerle ve ok tabii olarak, mil6m bir hususi ilmin
ve bir tecrbe ilminin konusu olan tamamen ayr bir sahinn teekkl ettii
grlr93". timai ve r6hi hidiseler yleyse tabiat ilimlerinin us-O.ileriyle tama
men anlalabilir klnamazlar ve bu hus6siyeti "bir ruhi olgular ilminin, ba
msz ve gelimesi kendi z merkezinden hareketle gerekleen bir ilmin94"
varolduunu kabul ederek nazar dik.kate almak gerekir. Buradan tabiat ilimle
rine zg bilgi tipinin en stn ve mutlak olmad, snrlara sahip bulunduu
neticesi kar. Dilthey zellikle ve bkp usanmadan bu nokta zerinde srar et
mektedir: "te buradaki bizzat tecrbe melekemizin artlarna bal bulunan
snrlar, tabiat ilimlerinde her an karlalan snrlardr, bunlar bilgimizin nne
kacak d snrlar deil, fakat bilgimizden ayrlamaz durumlar, bilgide mn
demi durumlardr95". O hilde bu snrlar kaldrlabilecek engeller deil, bilgi
tiplerinin okluundan kaynaklanan imkanszlklardr.
9 1 Ayn eser,
92 Ayn eser,
93 Ayn eser,
Ayn eer,
Ayn eser,

8.

37.

8.

26.

8.

18.

8.

21.

8.

20 veya ayrca

8.

19 ve 42.

DILTHEY

53

Dilthey'a gre, bu vaziyeti hakl gsteren tahlillerin teferruatna dalmaks


zn, unutmamak gerekir ki "tabiatn sahasyla tarihin sahas arasna bir hudut"
izilebilir96, yle ki globus intellectualis, herbiri ayni tipte mni.sebetlerden ori
jinal bir btn bilinde bir ilimler kategorisi oluturan ve herbiri bir asli ve hat
ta msbet ilimler sistemine imkan veren iki yarm kreye ayrlabilir. Dilthey'n
dncesine gre, tarihi anlalrlk her eyden nce onun ferdiden veya tekil
den olmas olgusuna dayanr: "Beeri ilimlerin konusu tarihi ve itimai gerek
lii tekile ve ferdiye aidiyeti iinde kavramak, cz 'inin yaratlnda hangi
mutibakatlarn aktif bir rol oynadklarm bilmek ve onun gelimesinin kaide
lerini ve gayelerini tayin etmekten ibarettir97". Bu tekillie, olduu gibi, ilmi
olmayan soyutlamalar bahine yapmakszn sayg gstermek gerekir. Sz konu
su gayr ilmi soyutlamalar simyannkilerle mukayese edilebilir ki onlarn ben
zerine ruh ilimlerinde bize insan kaderinin srrm verebildiine inanan tarih
felsefesi "hurafe"si biiminde rastlanr. kinci olarak, tarihl anlalrlk, ruh
ilimleri tarafndan tahlil edilecek konularn "niyetler tarafndan98" ynlendi
rilmi ve bundan dolay, deerlere bal fiiller veya messeseler olduklarn ifade
eder. Beteri ilimlerin tetkikine girif (lntroduction d l 'etude des sciences humai
nes) 'te sadece tasars izilmi olan bu hus6siyeti Dilthey, Ruh dnyas (Le Monde
de l 'esprit) ad altnda yaynlanan makaleleler mecmuasnda, zellikle Ferdrli
in tetkikine katk (Contribution d l 'etude de l 'individualite)'de derinletirdi:
"Her ruhi hayatta, bir btnn idriki bu hayatn yaps gereince zorunlu ola
rak bir deer yargsna elik eder. O halde mkemmellik tasavvurlar gerein
grnyle badamaktadrlar. Kendi deerinin ve kendi idealinin duygusun
dan ayrlmaz gzken ey budur. Hayat olgularna bylece hayat normlar ek
lenmektedir. Hayatn tezahrlerinde ze ait olan (essentiel) ey kendiliinden
olan deerlerin yaayan sisteminin ifadesidir ve bu ze-ait-olan da bu hayatn
tezahrlerini iten dzenleyen lkler ve normlarla ifade olunur99". Bunun iin,
Dilthey ruh ilimlerine srf sosyoloji, siyaset ilmi ve iktisat gibi ampirik nitelikli
ilimleri deil, fakat ahlak, estetik (bediiyat) ve poetikay da dahil eder.
2.

TARH VE PSKOLOJ

Dilthey tarihilii, bir yandan gemi hadiselerin grelilii olarak ve bu ge


miin bilgisi olarak, dier yandan u an yapmakta olduumuz da dahil her bee
ri aksiyondaki oluun "hazr-bulunuu" olarak, iki tarzda anlar. Tarih sadece
gereklemi olanla ilgili aratrma deildir, o ayn zamanda srp giden haya96 Ayn eser, 8. 15.
97 Ayn eser, 8. 42.
Ayn eser, 8. 29.
Le monde de l'espri, ev. REMY, Par8, 1947, c.I, 8. 271-272.

54

BEER BLM TEORLER

tn dokusudur. Netice itibariyle, beeri ilimlerin her konusu, tarihinin hususi


gr asyla incelenmedikleri zaman bile, tarihidir. Tarihidir, nk olu ha
lindedir, bu, beeri ilimlerin de tarihi olduu, nk zihnin ve beeri aksiyo
nun gelimesiyle birlikte durmakszn gelitikleri anlamna gelir. te bu
anlamdadr ki, tarihi bilgi ayn zamanda insann bilgisidir veya herhangi bir
beeri gerekliin tenkidi de ayn zamanda tarihi bir tenkiddir. Buradan bizzat
akln tarihi olduu neticesi kar, zira akl hibir zaman teesss etmemitir, fa
kat o, belirsiz tarihte akl olarak durmadan ekillenmektedir. Bu gzlemler bi
ze salt tabiatla dayal bilgiye nazaran tarihi bilginin husfisiliini kavrama
imkan vermektedir. Tabiat ilimleri bizi, belki de kendilerine ramen, dnya
nn belirleyici bir anlayna doru sevketmektedir. Aksine beeri ilimler, ara
trmalarnn konusu siyasi, iktisadi, dini, bedii (estetik) , eitimle ilgili (pedago
jik) veya baka her ne olursa olsun, iirine bir dnya, insan tarafndan yapl
m bir dnya ilham etmektedir. Bu aklamalardan birinin dierinden daha
stn veya daha layk olabileceine inanmak bati olur; ilimlerin her iki katego
risi: hem tabiat ilimleri hem de beeri ilimler, kendilerinden vazgeilmez, l
zfimlu ilimlerdir, birgn ayn kimlie brnecekleri de mid edilemez.
Bununla birlikte, Dilthey, beeri ilimlerin ve onlarn konusunun tarihilii
zerinde srar ederken, tarihin bizatihi kendisi yardmyla anlalr olduuna
inanmaz. Tarihin temeli tarihi deil, fakat ruhi (psikolojik)'dir, u anlamda ki
Dilthey tarihte olu bilinde bir psikoloji grmektedir. Bu noktada, o, St. Mili,
Wundt, Taine ve dierleriyle hemfikirdir, fakat "tasviri100" diye adlandrd
yeni bir psikoloji yararna onlarn ar tabiat anlaylarn reddetmektedir.
keza bu nokta zerinde, Beeri ilimlerin tetkikine giri (lntroduction d l 'etude
des sciences humaines), meselenin ana hatlarn izmekle yetinmektedir101; bu
hususlar Ruh dnyas (Le monde de l 'esprit)'nda ve zellikle, "Tasviri ve tahlili
bir psikolojiyle ilgili fikirler" ("ldees concernant une psychologie descriptive
et analytique") adl mehur makalede daha uzun bir biimde gelitirilirler. Bu
nunla birlikte o, tecrbi psikolojiyi mahkum etmez, zira tecrbi psikoloji'nin
varolma sebebi vardr ve byk hizmetler de ifa etmektedir, fakat o, tekillii
ve yaanan, keza onlarn hayatn hadiseleri btnl iindeki manasn ihmal
ettiinden, ruh dnyasnn en iyi bir bilgisine katkda bulunamaz. Gerekten
o, inceledii her hadiseyi tecrit etmekte ve oradan hareketle ruhi hayat farazi
ve tahmini olarak yeniden kurduunu iddia etmektedir. Tasviri psikoloji, aksi
ne, aslnda nasl ise o haliyle ruhi btnle sayg gsterir ve bundan dolay her
unsurun tekilliini kllide btnlemi olarak korur: "Tasviri psikolojiden, her
beeri psiik (ruhi) hayatta tek-biimli olarak rastlanan basit veya karmak un100

Ayn eser, c. I, 8. 277.


10 1 lndroducion d l 'eude des sciences humaines,

8.

49.

55

DILTHEY

surlarn tasvirini anlyorum; sz konusu her ruhi hayatn normal gelimesi var
dr ve bu gelimede ad geen basit veya karmak unsurlar, ne ilave olunmu
ne de indirgenmi olan, fakat bizzat hayat tecrbesiyle tannan tek bir btn
tekil etmektedirler. O halde bu psikoloji, ilk defa daimi bizzat hayat olarak
ortaya km bulunan bir btnln tasviri ve tahlilidir102". Eer psikoloji,
sosyal ilimlerin temeli roln oynuyorsa, bu srf dorudan yaanann orijinalli
ini tandndan dolay deil, fakat bilginin art olduu iindir de: "bilgi na
zariyesinin temeli canl duyguda ve bu ruhi btnln dnyaca geerli
tasvirinde yatar. . . Bilgi nazariyesi hareket bilinde bir psikolojidir103". Ruh ilim
lerinin statsn belirlemek iin o halde kesinlikle, Windelband'n zannettii
gibi, ne yeni bir mantk icad etmek ne de eskisini slah etmek gerekir, fakat
ferdinin kavrayna uyarlanm baka bir bilgi nazariyesi gelitirmek icap eder.
Tekilin bilgisinin ilmin gelitirilmesine imkan veremiyeceinin iddia edildii do
rudur. Byle bir grn hatas kaynan ferdinin hayatn btnlne, yani
beeri tabiata aktarlmasnn ihmal edilmesi olgusunda bulur104 Tekil ve tarih
bu tabiat inkar etmiyor, fakat onu nceden varsayyor, aksi takdirde ruhi hayat
ancak geici, irtibatsz ve desteksiz gerekliklerin karmakark ve anlalmaz
bir silsilesi olurdu.
Dilthey'n, sistematik bir yap kazandrmakszn sadece ana hatlarn izdi
i bu yeni bilgi nazariyesi, ruh ilimlerinin gelimesine imdiye kadar katkda
bulunmu herkesin fiilen takip etmi olduu ve tabiat nazariyecilerin ilim hak
kndaki nyargl fikirleri sebebiyle bile bile bilmezden geldikleri giriimlerin
gzlemine dayanmaldr. Balca usfiller unlardr: Her eyden nce, "temel ta
rihi olguyu, bizatihi gereklii iinde, saf haliyle, bsbtn" bize "sunduu"
sylenen biyografi105 Netice itibariyle, phesiz kendi kendine yeterli olmayan,
fakat farkllklar belirleme, gdlenimlerin tahlili temelinde akrabalklar aa
karan tipik bireyleme ilemi sz konusudur. Nihayet tiplerin hazrlan. Bu
mefhum genellemeyi ve bireylemeyi kaynatrma ve bir btnln bnyesin
de gelien deimeleri kolaylatrma ve anlaml karlatrmalar yapma stn
lne sihiptir106 Kendi entellektel tekaml nispetinde Dilthey, bir kllilik
iinde muhtelif unsurlarn uygunluunu esas itibariyle onlarn uurlu veya u
ursuz gaiyetleri gereince kavrama imkan salad lde yap kavram ze
rinde giderek daha fazla srar etti 10 1 Bu muhtelif kavramlarn oluturulmas,
tecrbi ilimlere zg metodlar yardmyla da gerekletirilmesine ramen, tal102
103
10
10
10 6
1 07

Le monde de l'espri,
Ayn eser, c. I, 8. 157.

c.

I,

8.

158.

lndroducion d L'eude des sciences humaines,


Ayn eser, 8. 50, ve Le monde de l'espri, c. I,
Le monde de l'espri, c. I, 8 . 275, 306.
Ayn eser, 8. 181, 211, 242.

8.
8.

5.
271 vd . . .

56

BEER BLM TEORLER

lil edilen konunun derinliine nfuz etmek iin d alametlerle yaplan basit
aklamay bir bakma ama imkan salayan bir usuln meruluunun tann
masn da gerekli klar: Bu usul, anlamadr. Dilthey yle diyor: "Tabiat akl
yoruz, ruhi hayat anlyoruz 108". Ruh ilimlerinde de bir usul olan aklamadan
farkl olarak, anlama tecrbenin verilerini bir takm entelektel varsaymlar
dan hareketle i olup bittikten sonra yeniden ina etmek iin "kimyevi olarak"
unsurlarna ayrmaktan kanr, zira anlama yaanan, suni ayrmlar mdaha
le ettirmeksizin, derinlii ve tamamiyeti iinde kavranmas gereken bir "ilk ve
temel veri" olarak nazar dikkate alr. Anlamay srf bakasnn ve itimai ve
kltrel btnlklerin bilinmesine tatbik edildii iin deil, fakat ayn ekilde
deer yarglarnn ve insan fiillerinde mndemi niyetlerin uuruna var oldu
u iin iebakla (introspection = ruhun kendi kendini incelemesi) kartrma
mak gerekir. Konularnn dnda ve onlara yabanc olarak kalan gzlem ve
tecrbenin aksine, anlama, somut ve tekil bir durumda bir btn olarak geliti
inden hareket ve aksiyon halindeki ruhi ile yap bakmndan uyumaktadr.
yleyse, anlamada, mantn olaan kanunlarna uyan, fakat tekilin anlalma
snda kanlmaz olan sempatiye de dayand iin bir akl yrtme gibi srf ak
li olmayan akli ve istidlali bir usul szkonusudur.
3.

DLTHEY'CI YORUMBLM

Tahlil edegeldiimiz muhtelif usfilleri Dilthey , yorumbilimi (hermeneuti


que) kelimesi altnda yeniden kmelendirdi. Bu konuda selefleri Schleiermac
her veya Boeckh'ten daha ok bu metodun yaratc biimde yeniden inas
zerinde srarla durdu. Bu metod, tarihiliin Dilthey'c kavramnn ift anla
mna benzer biimde, ilmi kalmakla birlikte iirinedir de. Dilthey bu metodu,
"ruhi hayat onun tezihr olan duyulur iiretler yardmyla, kendisi siyesin
de tandmz sre" olarak tanmlad. Dier bir ifideyle, psikolojiye bavur
ma hesaba katlmassa, bu metod anlamlarla kefedilir. Bu hiliyle onun vazifesi,
szler kadar yazlar ve jestleri de, ksaca her fiili ve her eseri, dahil olduklar
btnlk iinde tekilliklerini muhifaa ederek, yani onlar tasvir ve tahlil et
mek iin lzumlu kavramlarda tecrbenin orijinalliini koruyarak, yorumla
maktr. Anlama metodu bylece ruh ilimlerini, tenkidi olsa bile, srf
mtebahhirine teferruatlarn bktrc yntlar iinde boulmaktan ve, psi
kolojik, sosyolojik, demografik, kltrel ve bunun gibi dier faktrlerin sra
lanmasnda gerekleen baz eserlerde olduu gibi yanyana konulan sebeplerin
veya motiflerin bir tahliliyle yetinmekten alkoyar. Bu trl bir yorumlamann
Dilthey'n aka itiraf ettii gibi, kanlmaz bir ekilde, srf bir btnn un
surlarn deil fakat anlamlarn da tenkidi bir tarzda kavramay deneyen bir
1 08 Aym eer,

s.

150

DILTHEY

57

nazariyeye109 dayand aktr. Bu adan, yorumlama "yorumcunun dihilii


ne baldr; gerekten o, uzun bir bulumayla, yazarn mesele hakkndaki s
rekli bir incelemesiyle genilemi, samimi bir ilgiye dayanr1 10", fakat ayn za
manda dibi mnekkidler tarafndan yaplan yorumlamadan o lde yetenekli
olmayanlara yardmc olmaya elverili baz teknik kiideler karmak mmkn
dr. Byle anlaldnda, yorumbilini yorumlamay ve aklamay badatr
ma imkan salar, zira iki metod arasnda "tam tesbit edilmi bir snr yoktur,
fakat sadece kademeli bir farkllama vardr1 1 1 ". O halde Dilthey anlama ve ak
lama arasnda kati bir ayrmn teorisyeni gibi gsterilirse ve hatti onun beeri
ilimler anlay, Simmel'deki gibi, kucaklayc um11mi bir nazariyeye ilgisiz olan
niteliiyle tekilin saf ve basit bir tahliline indirgenirse, bati ilenir. Bu gerek
ten, onun "objektif ruh" diye adlandrd eyi tanmamak olur. "Objektif ruh"
Hegel'den alnm bir ifidedir, fakat Dilthey ona farkl bir anlam verir. Objek
tif ruh Dilthey'da, dilden hareketle dine kadar, siyisi, artistik, iktisadi eserler
den ve bizzat ilimden geerek, insann hayati ifideleri btnln belirler.
Netice itibariyle, ruh ilimlerinin btn konulardr ki objektif ruhu tekil eder
ler. Bu objektif ruhun teekkl, szkonusu ilimlerden bazlarnn dierlerine
nazaran tecrit edilmi kalmalar ve ldren soyutlamann kurban olma tehli
kesiyle kar karya bulunmalar bilinde deil, fakat birbirlerini destekleme
leri ve, byle teesss etmi mnisebetler siyesinde, ister hukuk gibi srekli bir
btnlk ister ksa sren bir hidise szkonusu olsun, srf tarihe anlalr bir
anlam kazandran deil, fakat insan gemiine de balayan bir cemaat meyda
na getirmeleri durumunda gerekleir. Hayatn terakkisi ve gelimesi ite bu ge
mie istinad ederek mmkn olur. yleyse bir tarih felsefesi szkonusu deildir,
zira ilim bize insann geleceinin ne olacan syleyemez, fakat insann tarihi
olu iinde tabiat olarak nazari anlaynn geleceini bildirir.
Dilthey ruh ilimlerinin bir tasnifini hazrlama niyetindeydi, fakat proje so
nulanmad ve o bu projeden bize baz ipular brakt. Badaklk ve ruhinin
iten akrabal zerine dayanan bu tasnif, psikoloji temel ilim rol oynadn
dan dereceli bir karaktere sahip olmalyd. Onun psikolojik veya antrpolojik
diye adlandrd birinci ilimler kategorisi buradan gelmektedir. Bu ilimlerin
kullandklar us11llerin hi bir nemi yoktur; bu us11ller tabiatlkla ilgili olsun
veya olmasn, psikolojik ilimlerin konusu, tarih ve toplumun zerlerine dayan
dklar ferdi birimlerin yorumlanmasdr. Fakat bu, fertlerin topluluklara n
celik tayaca anlamna gelmez, zira, Dilthey'n dncesine gre, toplum basit
bir fertler yn deildir, fakat fertler ve toplum ayn anda dorudan doruya
0

Ayn eser,
Ayn eser,
1 1 1 Ayn eser,
1 10

c.
c.
c.

1, 8. 340.
I, 8. 333 .
1 , s. 337, 338.

58

BEER BLM TEORLER

meydana gelmilerdir. Bu ilimler, birilerini sosyal ilimler, dierlerini kltrel


ilimler diye adlandrd dier iki kategorinin temellerini olutururlar. Sosyal
ilimlerin aratrma konusu, en geiciden devlet, kilise, loncalar veya aile gibi
en sreklilerine kadar toplumun d tekilatlanmas, messeseleri ve biimleri
dir. Kltrel ilimler, ister artistik, ilmi, dini, ister siyasi ve ahlaki kategoriden
olsunlar, Weltanschauungen'in temeline ait olan deerler ve gayeler dnyasn
anlamaya sarlrlar. Dier bir ifadeyle, sosyal ilimler insan ve onun muhitini
artlandran muhtelif belirlenimlerini, kltrel ilimler ise yaratllar tahlil eder
ler; bu yaratlar siyesinde beeri varlk uygulamada ve nazariyede kendi ken
dine anlalr olmaktadr.

ALTINCI BLM

TAB ATILIK VE TARHIC L K ARASINDAK TEZAT


Tabiat ve tarih arasndaki tezat Kant mene'lidir. Bu tezat, XIX. asr bo
yunca halk felsefesinde tedricen daha klasik olan ruh ve beden, fizik ve ahlik
veya ruh ve madde arasndaki tezatlarn yerine geti. Her ne kadar bu muhtelif
tezatlar birbiriyle kesimekten uzak olsalar da durum byledir. Hi phe yok
tur ki, Dilthey'n eseri, tarih ve tabiat arasndaki tezadn en azndan niversite
ortamlarnda yaygnlamasna byk lde katkda bulundu, hazan karmak
la da sebep olmad deil, meselii Beerf ilimlerin tetkikine giri (lntroducti
on d l 'etude des sciences humaines) adl eserinin giriinde tabiat ve tarih
arasndaki tezad zorunluluk ve hrriyet arasndaki tezada edeer saynca, du
rumu budur. phesiz bu problematii o, seleflerinden miras al d, fakat hi kimse
zamannn zihinlerine bu ikiliin uuruna varmada ondan daha fazla yardmc
olmad. yleyse, bizzat onun devrinde ve mteikip seneler boyunca bu ikiliin
ou zaman tabiatlk ve tarihicilik arasnda bir ekoller veya metodlar at
mas biimi altnda, felsefenin hikim temalarndan biri olmas anlalr nitelik
tedir. Bu eilimlerden herbiri kendisinde metafizik tarzda olduu kadar dini
tarzda da varsaymlar ihtiva ediyordu. Meseli tabiatlk taraftarlar umQmi
yetle btn dinlerin dman idiler. Ve ateizmi yini tanrtanmazl retiyor
lard. Bununla birlikte bu teferruatlar iine girmenin yeri buras deildir.
A) TABATILIK

Tabiatlk (naturalisme) kavram ok anlamldr: Bu kavramn edebiyatta,


felsefede ve epistemolojide ayr anlamlar vardr. Felsefede, tabiatlk hidise
lerin yorumlanmasnda tabiatstn veya basit olarak aknl safd brakan
her doktrini ifide eder. Epistemolojide, tabiat ilimlerinin modelinden baka ilim
modeli mevcut deildir bahinesiyle, beeri ilimlerin hus6siliini inkar eden her
nazariye tabiatlk diye adlandrlr. xv. ve xx. asrda fiziin ve kimyann
olaanst ilerlemeleri phesiz tabiat ilimlerinin stnl grnn zorla
kabul ettirilmesine kuvvetle katkda bulundu; yle ki dier disiplinlerin ancak
fizik-kimya ilimlerinin metodlarn ve usQllerini benimserlerse ilmi deere si
hip olabileceklerine ve hamle yapabileceklerine inanld. Her ne kadar bu ei
lime xx. asrn sonunda btn lkelerde, Fransa kadar ngiltere'de de
ratlandysa da, o ok gl bir biimde Almanya'da kabul grd. Bunun sebebi
basittir. Tabiat ilimleri uzmanlarnn byk bir ksm felsefeye yneldiler ve,

60

BEERi BLM TEORLER

Alman niversite sisteminin elastikiyeti sebebiyle, felsefe krslerini de igal ede


bildiler. Fiziki Helmholtz 'un asistan iken psikoloji profesr olan ve daha sonra
felsefe okutan Wundt'un durumu hudur. 1875'de Viyana niversitesinde felse
fe profesr olmadan nce fizik profesr olan Mach'n durumu da ayn idi.
En yakn rnek fiziki von Weiszcker'in rneidir. Bu bilim adam takriben
onhe yl nce Hamburg niversitesine felsefe profesr oldu. limler nazari
yecisi bylece felsefenin otoritesini nceki tabiat ilimleri uzmanl nitelii ze
rine oturtabiliyordu.
Her ne kadar gnmzde tabiatlk, felsefi dnce darl diye adlandr
larak itibarn yitirmise de, az ok gizli bir biimde, ruhu maddenin sk bir
yansmas olarak telakki eden halk marksizmi nazariyeleri gibi muhtelif ilim
nazariyelerini ynlendirmeye devam etmektedir. Gelecek yllarda baka biim
ler altnda belli bir ilgi bulaca hususunda kuvvetli ihtimaller de vardr.
Tabiatlk umumi bir ekilde aadaki izgilerle nitelendirilebilir:
a) Tabiatlk, tabiat ilimlerinin her ilmiliin modelini tekil ettii dnce
sindedir, yle ki ilim sfatn iddia eden her disiplin tabiat ilimlerinin us6llerini
ve metodlarn taklit etmek zorundadr. Netice itibariyle, beeri ilimlerin norm
lar onlara dardan geleceklerdir.
b) Fertlere zg cz'ilikleri nazar dikkate almakszn, btn nesneleri de
er nazariyesiyle ilgili tam bir kaytszlk iinde ayniletirme eilimindedir. D
ncesinin ulalamayan son snrnda, resim sanatnda bir ustann tablosuyla
bir amatrn "karalama"lar arasndaki farklar siler. Netice itibariyle, beeri
faaliyetin yaratlarn ve mahs6llerini, hunlar ister ahlakn, ister dinin veya sa
natnkiler olsunlar hepsini, srf maddi veya teknik helirlenimlere indirger.
c) Madem ki tabiat ilimleri her ilmiliin kstasn meydana getirmektedir,
yleyse tabiatlk, beeri ilimlerin tabiat ilimlerinin us6lleriyle uyumayan us6l
lerini bir ilmi olgunluk eksikliinin belirtisi olan kusur ve noksanlklarla mal6l
ve deersiz addetmektedir. yleyse stn ilimler ve aa ilimler var demektir.
d) Tabiatlk ilke olarak, rtn ispat etmemi bir ilim nitelii tayan mo
das gemi bir dnce safna ittii her metafiziin dmandr ve bu metafizi
i her hangi bir maddecilik, evrimcilik veya ahlaki fkecilik (irenisme) ve siyasi
barlk perdesi altnda hileyle yeniden piyasaya srdnden de phe etmez.
e) Nihayet, tabiatlk, ilim hakkndaki bir nazariyenin kelimenin asl ma
nasyla ilmi bir nazariye deil felsefi bir nazariye olduunu ekseriya bilmezlik
ten gelen bir ilimcilik anlamnda ilmi faaliyete dier beeri faaliyetlere nazaran
imtiyaz tanma eilimindedir.

TABATILIK VE TARHCLK ARASINDAK TEZAT

61

1. Tabiatlklarn eitlilii

Tabiatln XIX. asrn ikinci yarsndaki baarlarn bugn hayal etmek


te glk ekiyoruz. Baz eserler, meseli Moleschott (Circulation de la vie, 1852),
Bchner (Force et matiere, 1855) veya Haeckel (Enigmes de l 'univers, 1899)'in
eserleri birok dile tercme bile edildiler. Bununla birlikte, gr alar bir
ahenk iinde btnlemekten ok uzak kald. Meseli fizyoloji ilimi Du Bois
Reymond (Limites de la connaissance de la nature, 1872)'un ihtiyat karsna
jeolog Haeckel'in safl kyordu. Du Bois-Reymond, ilmin kesin bir anlay
temeline dayanarak, ilmi aklamann snrlarn kabul ediyordu -onun meh6r
forml bilinir: lgnoramus, ignorabimus-, halbuki, ilmi bir armn, teki
lik (monizm) armnn dirilticisi olan Haeckel, ilmin, btn meseleleri, ister
ahlaki ister dini veya baka hangi mesele olursa olsun hepsini zecek kudrette
olduuna, netice itibariyle bilinmeyen hibir ey bulunmadna inanyordu. Ma
mafih biz burada tabiatln btn eitlerinin teferruatna girmeyeceiz, fa
kat onlarn hareket noktalarn tekil eden n-varsaymlar gereince onlar
yeniden gruplandrmay deneyeceiz; istisna olarak, Hippolyte Taine'in doktri
nini rnek olmak zere daha uzun bir biimde takdim edeceiz.
Muhtelif tabiatlklar u balklar altnda snflandrlabilir:
a) ster xv. asr yazarlar- meseli La Mettrie gibi mekaniki bir tarzda,
ister marksist yazarlar gibi dialektik bir tarzda, hani ister, Lebenswundern (1904)
adl eserinde aklad zere, insan bir madde ve hayati enerji kmesi, netice
itibariyle canlanm bir madde olarak kabul eden Haeckel rneinde olduu
gibi uzviyeti yahut da hayat (vitaliste) bir tarzda kavranm olsun, maddeci
lii um6miyetle felsefelerin temeli yapan tabiatlklar. ok kere bu tabiatlk
din kart bir tavrla btnleir, ya da Haeckel'in teki (moniste) arm du
rumunda olduu gibi dinin yerine getii anlay iindedir. Dierleri Ziehen'in
Erkenntnistheorie (1912) adl eserinde olduu gibi duyumculuu veya B. Kidd
(Social Evolution, 1894) rneinde olduu gibi srf faydacl temel kabul et
mektedirler.
b) Ya genel anlamda tabiat ilimlerini, ya mekanik, fizik, biyoloji veya fizyo
loji gibi hususi bir disiplini, tabii denen ilimleri (jeoloji, zooloji veya corafya) ,
ya da tabiat ilmi olarak kavranan psikolojiyi model olarak benimseyen tabiat
lklar. Gerekten, zooloji uzman Vogt (La foi du charbonnier et la science,
1854)'un tabiatl ve Ferri ve Lobroso gibi antropologlarn tabiatl, veya
fizik ve biyolojiyi birletiren Mach'n tabiatl arasndaki fark bir stil fark
nn ok tesindedir.
c) Tabiat ilimlerinin bir ilkesini veya bir nazariyesini ya da bir kavramn,
meseli belirleyicilik ilkesini veya tabii kanun kavramn (Le Dantec, Les limites

62

BEERi BLM TEORLER

du connaissable, 1903), ya da evrim nazariyesini (Paul Ree, Der Ursprung der


moralischen Empfindungen, 1877, veya H. Spencer), hatta enerji mefhumunu
veya nazariyesini (Solvay, Formules d'introduction d l 'energetique physio- et
psyhosociologique, 1906 ve Ostwald, Energetische Grundlagen der Klturwis
senschaften, 1909), ya da nihayet, Taine gibi, ortam kavramm hareket noktas
olarak kabul eden tabiatlklar. Baz yazarlar ayn enerji ilkesini vdkleri za
man bile, onlarn ynleri hazan farkldr. Moleschott sosyal meselenin bir fiziki
enerji meselesi olduunu gstermeye alyorsa, Ostwald, enerji ilkesinin her
yere, tekniin aklanmasna olduu kadar ilmin, iktisadn veya siyasetin ak
lanmasna da uygulanabildiini iddia etmektedir.
d) Tabiat ilimlerinin metodlarn, zellikle tecrbi metodu, az ok pragma
tik bir tarzda beeri ilimlere uygulamakla yetinen, fakat bu yaylmann felsefi
ispatn yapmayan tabiatlklar. Meseli psikoloj i tecrbi psikoloji haline dn
erek asli bir ilim olabilir ve dier sosyal ilimler iin de durum budur. Pareto' nun metodolojisi bu eilimin klasik bir rneidir.
Gusdorf'un selihiyetle iaret ettii gibi, tabiatlk en sonunda zt dnce
li bir duruma gtrmektedir: o sadece beeri ilimleri keyfinin istedii gibi y
netmeye ynelmekle kalmyor, fakat beeri faaliyetleri aklamak iin olduu
kadar bu faaliyetleri kaidelere uygun olarak ynlendirmek iin de onlarn yeri
ne gemeye alyor. Gusdorf yle yazyor: "Tabiat ilimlerinin, kendiliklerin
den ve dzenli bir biimde, sosyal ilimler biline dntkleri, veya en azndan,
fiziki-kimyevi ve biyolojik usfille kurulmu disiplinlerin yaplarn ve teekk
ln mmkn olduu lde taklidetmek zorunda kalan sosyal sahada otorite
sahibi olduklar sanlmaktadr. Dier bir ifadeyle, ilmi kesinlik kendi kendine
yetmektedir; yarg alann, henz kendisine ait olmayan, fakat yaknda onlar
msbet ilimlerde stn gelen normlara tabi klacak kudrette olunulan sahalara
da yaygnlatrmaktadr... yleyse insan ilmi fikri, yerini insansz bir ilim, ar
tk insana ihtiyac olmayan ve onu, kendisini artk hibir eyin farketmedii ger
ein ktlesi iinde boulmu olarak, yol boyunca kaybeden bir ilim midine
terketmektedir112".

2. Bir Tabiat Felsefe rnei: Hippolyte Taine

Taine (1828-1893), bir devre hakim oldu; gerekten yabanc lkedekiler de


dahil zamannn zihinleri zerinde onun tesiri muazzam oldu. Taine'in doktri
ni, ortam mefhumu zerine temellendirilmi, modeli mekaniki aklama nok1 11 G. GUSDORF, lntdodu.cion aw: sciences hu.maines, Peris, ed. Les Belles-Lettres, 1960,
363-364.

s.

TABATILIK VE TARHCLK ARASINDAK TEZAT

63

tai nazarndan ele alnan ve tabii denilen ilimler tarafndan kurulmu tabiatlkla
nitelendirilebilir. Manevi ilimlerden bahsederken o yle beyin etmektedir: "Her
yerde olduu gibi burada da sadece bir mekanik meselesi vardr: klli tesir onu
reten glerin bykl ve istikametiyle batan baa belirlenmi bir terkip
tir. Bu manevi meseleleri fiziki meselelerden ayran tek fark, isti.kametlerin ve
byklklerin manevi meselelerde fiziki meselelerde olduu gibi deerlendi
rilmemesi ve aklanamamasdr" 1 13 " aretlenen vastalar manevi ilimlerde
fiziki ilimlerdekilerle ayn olmamasna" ramen, her iki halde de "maddenin
ayn olmas ve ayn ekilde glerden, ynlerden ve byklklerden olumas114"
dolaysyle, zmleme mmkndr.
Bunula beraber, Taine'in beeri hadiseleri fiziki hadiselere indirgedii sy
lenemez. Onun tabiatl daha ziyade metodolojik niteliklidir: Beeri hadise
leri ve fiziki hadiseleri ayn usdllere gre incelemek gerekir. Tabiat ilimleriyle
manevi ilimler arasnda bir parelellik kurmak iin "nasl ki. .. milerse" veya
"gibi" formllerinin tekrar buradan gelir: "Nasl ki miden biliminde kristal
ler, ne kadar farkl olurlarsa olsunlar, bir takm basit cismani biimlerden t
remilerse, ayn ekilde tarihte de, medeniyetler, ne kadar farkl olurlarsa
olsunlar, bir takm basit manevi biimlerden trerler. Kristaller iptidai geometrik
bir unsurla aklandklar gibi medeniyetler de iptidai psikolojik bir unsurla
aklanr. s " Zamann nazariyecilerinden biroklar gibi, Taine de, tarih de dihil
manevi ilimlerin temeli roln psikolojiye yklemektedir1 1 6 Her eyden nce
tarih, beeri faaliyetlerin "toprak alt dnyas" zerindeki rty kaldrr ve
bizim dorudan mahede ettiimiz grlr tezahrleri bylece derinliine ak
lar. Fakat bilhassa tarih, manevi ilimler alannda nazik bir mesele tekil eden
cz'i ve klli arasndaki atk (antinomie) ya zm yolu bulma stnlne
sahiptir. Gerekten, tarih illi bir aklamann vastalarn salamaktadr ve ne
tice itibariyle umumi kanunlarn tesisine imkan vermektedir, ilim sfatna hak
kazanma iddiasnda bulunan her disiplin iin esas olan budur, fakat ayn za
manda tarih beeri hadiselerin orijinalliini ve tekilliini, eitliliini ve ekici
liini, yani bizim merakmz uyandran vasflarn korumaktadr. Taine'in
psikoloji anlay tabiatiyle armcdr, yini bu anlay, basit unsurda karma
k hadiselerin sebebini gren bir psikolojik atomculua dayanr, bununla bera
ber "psikolojik mekanik" diye adlandrd ey, jeoloji, madenbilimi veya botanik
gibi tabii ilimlerden daha ok fizik-kimya ilimlerini rnek alr. Gerekten, tp1 13

TAINE, Hiatoire de la literature anglaiae, 2.bs., Paris, 1866, lntroduction, s. XXXII.

' 1 4 Aym eaer, s. XXXII.

'" Ayn eaer, s. XVIII.


"Tpk astronomi mekaniin bir meselesi ve fizyoloji kimyinn bir meselesi olduu gibi, ayn
ekilde tarih de aslnda psikolojinin bir meselesidir" Ayn eaer, s. LXII.
116

64

BEER BLM TEORLER

k saysz rnek toplamakla ie balayan, sonra mukayese yoluyla bir yandan


hikim ve srekli karakterleri, dier yandan bal ve irzi karakterleri kefet
mek iin cftz 'i her durumun tasvirlerini ihmil eden botanik uzman gibi, mine
vi ilimler uzman da en umumi ve hikim sebebi kefedinceye kadar bir sebepten
daha umumi olan dier bir sebebe kmak zorundadr. Taine'e gre, bu cins
hikim sebep mevcuttur: rk (i illiyet), ortam (d illiyet) ve an (zamanla ilgili
illiyet) . "Bunlar byk sebeplerdir, zira bunlar cihanmftl ve srekli, her an
da ve her durumda mevcut, her yerde ve daimi faal, yok olmaz ve sonunda ke
sinlikle hikin sebeplerdir, nk onlarn ortasndan dklen iirziler, snrl
ve ksmi olduklarndan, ii gayretlerinin henz gereklememi ve ard arkas
kesilmez tekrarna terketmekle bitirmektedirler 117 ".
indiye kadar incelediiniz yazarlar arasnda Taine phesiz, baz tipik for
mllerin de gsterdii gibi, tabiatl en ak biimde temellerine oturtan bir
kiidir: "olgularn fiziki veya manevi olmalarnn nemi yoktur, onlarn daimi
sebepleri vardr; hazm iin, adele hareketi iin, hayvani hararet iin olduu
gibi, ihtiras iin, cesaret iin, doruculuk iin de sebepler vardr. Sefihat ve
fazilet, slfat ve eker gibi rnlerdir, ve her karmak veri, bal olduu daha
basit baka verilerle karlama siyesinde ortaya kar 118 ". Tpk St. Mili gibi,
Taine de, hikim sebeplerin bilinmesinden hareketle muhtelif umftmi kanunlar
bir defa tespit edildikten sonra, minevi ilimleri tmdengelimli (ta'lili) bir siste
me dntrmenin mmkn olacan zannetmektedir; onun dncesine gre,
gelecei nceden grme imkann ihtiva eden ey, bu sistemdir: "Asrlarn ak
nn bizi kendilerine doru srkledii bilinmeyen yaratllarn tamamiyle ba
lca kuvvet tarafndan ortaya karlm ve dzenlenmi olacaklarn; eer
bu kuvvetler llebilir ve rakamlarla ifide edilebilirlerse, onlardan gelecek
medeniyetin hassalarnn bir forml olarak karlabileceini ve eer, iiiretle
rinizin grn kabalna ve llerimizin temel yanllna ramen, bugn
umumi mukadderatmz hakknda bir takm fikirler oluturmak istiyorsak, se
zilerimizi bu kuvvetlerin tetkiki zerine temellendirmek gerektiini kesinlikle
tasdik edebiliriz 119 ". Byle anlaldnda, tmdengelim ancak tecrbi metodun
1 11 Ayn eser, s. XVII.
1 11 Ayn eaer, s. XV. Daha sonra, s. XVllI'de de unlar syler: "Nasl ki madeobiliminde kristal
ler, ne kadar eitli olurlarsa olsunlar, bir takm basit cismani biimlerden trerlerse, tarihte de
medeniyetler, ne kadar muhtelif olurlarsa olsunlar, birtakm basit minevi biimlerden trerler.
Birinciler iptidai bir geometrik unsurla aklanr, tpk dierleri iptidai bir psikolojik unsurla izah
edildikleri gibi". 1864'de Coroelis de Witt'a yazd bir mektubunda o, durumunu ak olarak be
lirler: '"Tarihi ve psikolojik aratrmalarn fizyoloji ve kimya aratrmalarna arm, ite benim
konum ve balca fikrim".
1 1 9 TANE, Ayn eaer. s. XXXIV.

TABATILIK VE TARHICLK ARASINDAK TEZAT

65

tersidir: "Tecrbeyle kefedilen dnya, soyutlamayla yeniden retilen dnyada


bylece sebebini ve imajn bulur".
B) TARHCLK

Bir felsefi tarihicilik ve bir de epistemolojik veya metodolojik tarihicilik var


dr. Felsefi tarihicilik, XIX. asrn tarih felsefeleri gibi tarihi dnyann umumi
bir anlaynn temeli yapar, ya da hi olmassa btn itimai ve beeri hadisele
rin ancak tarih kategorisi altnda, ok defa tabiat ve tarih arasnda kkl bir
ztlk temeli zerinde anlalr olduklarn zanneder. Tarihiciliin bu biimini
reddeden Rickert, zellikle Declin de L'occiden'n yazar O. Spengler'e kar
kalem tartmasna girerek, onu tarih hakknda a priori, yleyse felsefi bir fi
kirden, meslekten tarihilerin gelitirdii ilmi tarihe yabanc kalan bir fikir
den hareket etmekle sulamaktadr. Um6miyetle tarihiciliin bu tr zt iki
eilime ayrlr: biri, Tanrnn inayeti, terakki veya snf sava gibi a priori bir
prensipten hareketle btn beeri oluu dogmatik olarak sistemletirmeye al
r ve gelecei bu sistemletirme temeli zerinde aklama iddiasnda da bulu
nur, dieri aksine tarihin hibir kesinlik veya hakikat salamad bahanesiyle
her eyi nisbiletirmeye ynelir ve bylece ekseriya felsefi nihilizme gtren bir
nevi phecilii gelitirir. Umumi bir tarzda, tarihicilik byle anlaldndan,
onun bu iki eilimden birine veya dierine ynelmesi, her eyden evvel beeri
varla bir anlam verme endiesini tar ve bu sebeple, hatta baz deerleri veya
yce gayeleri gncelletirmeye alt lde bile, metafizik bir pozisyonu gizli
tutar. Ne olursa olsun, tarihicilik aklamaya veya yorumlamaya bizzat tarihin
dnda bir tanklk sistemini zorla kabul ettirir.
Aksine, aada akladmz metodolojik tarihicilik, yani Windelband, E.
Lask ve Rickert tarafndan temsil edilen, yeni Kant Bade ekolnn tarihicili
i bir dnya anlay olmay reddeder. Metodolojik tarihicilik, tarihte srf ger
ein anlalabilirlik artlarndan birini grr. phesiz yeni Kantlar formln
tekel hakkna sahip olmamakla birlikte bu forml en tenkidi bir uurla geli
tirdiler. Yeni-Kantlar nazarnda, Kant'a derinliine nfuz etmek ve hatta, ten
kid meselesinin btn ilimleri ilgilendirmesi gerektii hilde, Kant matematiklerin
ve fiziki ilimlerin tahliliyle snrl kaldndan, Kant' amak sz konusudur.
Beeri ilimlerin hus6siliini inkar eden tabiatln aksine, yeni Kantlar ta
biat ilimleri iin olduu kadar beeri ilimler iin de bilgiyle ilgili snrlar oldu
unu gstermeyi deniyorlard, yle ki ilmi bilgi ilimlerin iki kategorisinin
ibirliini gerektirmektedir, nk ayn maddeler hem tabiatla ilgili bir ara
trmann hem de tarihi bir aratrmann konusu olabilirler. O halde yeni Kant
lar ilimlerden bir tipinin dierleri zerindeki emperyalizmine kar koyarlar.
Fakat ister Wundt, Dilthey veya Taine sz konusu olsun, beeri ilimlerin teoris
yenlerinde o zaman hakim olan dncenin tersine, Yeni Kantlar, hangi tarz-

66

BEERi BLM TEORLER

da tasarlanrsa tasarlansn psikolojiye imtiyazl bir stat kazandrmay


reddederler. Bu noktada, Bade ekol, o zaman geerli olan nazariyelerle haki
ki bir kopuklua sebep olmutur. Tarih hususi ve orijinal, kendi kendine geer
li bir aratrma usOl oluturur, tarih iin dardan psikolojide bir temel aramaya
gerek yoktur.
Beeri ilimlerin bamszl, onlarn statsnn kendilerine zg bir man
ta gre incelenmesini lztmlu klar. lmin srf um6mi ile ilgilendiini sanmak
hata olur; tekilin ve ferdinin tahlili ve yeniden inas da ilmin konusudur. Ne
beriki ne de teki durumda ilim gerein saf rprodksiyonu veya kopyas de
ildir, fakat kavramlarla yeniden inasdr. lmin bu temel karakteristiine say
g iinde, ilmi bilgi iki yn takip eder: Biri, umumi kanunlarn aratrlmasna
doru ynelmi olan, tabiatla ilgili yn; dieri tekilin tetkikine doru ynelmi
olan, tarihi yn. Her iki us6l de merudur ve birinin dierine nazaran kesin
olarak stn veya geerli olduu iddia edilemez. O hilde her birinin mantn
bir sahte metodolojik ortodoksi perdesi altnda ayniletirmeyi denemeksizin in
celemek gerekir.
1.

Wilhelm Windelband'a gre Nomotelik limler ve diografik limler

Eserleri ilim bakmndan ehemmiyetli dier btn dillere tercme edilmi


olduu hilde, Windelband (1848-1915) Fransa'da az tannr. Franszcada, side
ce Revue de synthese historique (1904)'de S. Jankelevitch'in "ada mantk nn
de ilim ve tarih" ad altnda evirdii makalesi vardr. Windelband, beeri ilimler
zerindeki epistemolojik mlihazalarnn esasn, Strasbourg niversitesi rek
tr seildikten sonra, 1894'te irad ettii (devrinde byk grlt koparan) Gesc
hichte und Natur wissenschaft120 adl rektrlk nutkunda ortaya koydu.
Windelband'a gre yarglamak (urteilen) ve deer bimek (beurteilen) ara
snda bir ayrm yapmak gerekir. Beeri ilimler bir olgunun gereklii hakkn
da srf bir yargda bulunmakla yetinmez, fakat ayrca ayn anda veya ard arda
verilen kmeler btnl iinde onun ehemmiyetini takdir eder. Bunun sonu
cu olarak, bir ilmin muhtevasn belirlemeye almak yetmez, fakat onu kul
land metodla anlamak da gerekir. Windelband'n kanaatine gre, epistemoloji
uzmanlar, her ilmin yapsn tayin etmekle, ve netice itibariyle bu ilimlerin ele
aldklar cz'i konu veya muhteva temeline dayal, dier bir ifideyle ilimlerin
srf imtiyazl bir biimde tahlil ettikleri gerekliin zel kesimini nazar dikka
te alarak, bir ilimler tasnifi gelitirmekle bati ilediler: Fizik cansz tabiatla,
1 20 Bu nutuk, WINDELllAND'n balca eseri Priiludien, c. il, 9. bs., Tubingen, 1924'de ya
ymland.

TABATILIK VE TARHCLK ARASINDAK TEZAT

67

biyoloji canl tabiatla meg61 olur, vs. . . Mer6 tek ayrm, ancak kullanlan me
todun hus6silii zerine, yini her ilmin kendisiyle gerei yakalad orijinal
tarz zerine temellendirilebilir. Bu dnce silsilesi iinde, tecrbeden hare
ket etmesi veya etmemesine gre temel iki ilim kategorisi birbirinden ayr
labilir: Bir yanda akli ilimler, dier yanda tecrbi ilimler (Erfahrungswissens
hafen). Matematikleri ve felsefeyi ihtiva eden akli ilimler vastal metodlaryla
belirlenir, nk bu ilimler konularn tecrbeden ve netice itibiriyle idrakten
bamsz olarak tayin eder; tecrbi ilimler aksine tecrbede tezihr etmi bir
konuyu dorudan ele alr ve dolaysyle batan beri bir idrak gerektirir. Bu ikinci
kategori, yini tecrbi ilimler kategorisi de kendi iinde iki yeni kategoriye ayr
lr: formel gayesi tabiatn ve oluun kanunlarn kefetmek olan nomotetik ilim
ler, ve oluu srf tarih olarak ele alan, yini ister ferdi bir varlk veya bir milli
dil, bir belirli din veya belli bir edebi hareket sz konusu olsun konularn ken
di tekillikleri iinde inceleyen ideografik ilimler. Nomotetik ilimler deimez
ve srekli olanla ilgileniyorlarsa, dierleri biricik olana ve sidece bir defa mey
dana gelene alika gsterirler. Demek ki, ideografik ilimlerin temeli ancak tarih
olabilir, bu temel Mili, Taine veya Wundt gibi tabiat, ya da meseli Dilthey gibi
tarihici epistemologlarn kabul ettikleri gibi psikoloji olamaz.
Ruh ilimleri deyimini kullanmamak gerekir, zira ak veya kapal Descar
tes'n ruh ve beden, mini (esprit) ve madde eklinde varlkbilimiyle ilgili (on
tolojik) ikiciliini hatrlattndan, mmkn anlamazlklarn tohumunu
tamaktadr. Kant'n Critique dujugement'na atf yapldnda, tabiat ve tari
hi kar karya getirmek daha uygun gibi grnmektedir, zira bu kavramlar,
en azndan Kant felsefesinde, sbstansiyalist bir yorumlamay ihtiva etmemek
tedir. Gerekten, bir tabiat ilmi olduu sylenen bir ilim icabnda, meseli biyo
loji br cinsin tekimlnn tekilliiyle ilgilendii vakit, idiografik metodu takip
edebilir. Tersine, bir ruh ilmi nomotetik olabilir ve psikolojinin bili budur. B
tn bunlar, nomotetik ilimlerin ve idiografik ilimlerin, konular yznden de
il fakat srf tecrbede ortaya kan hidiselerin tahliline farkl ve kendilerine
zg yaklam tarzlar sebebiyle kar karya geldiklerini ispatlar. Eer mesele
mantki terimlerle vaz'edilirse, nomotetik ilimlerin umumi yarglar veya zorun
lu nermeler bilinde ifide olunduklar, halbuki idiografik ilimlerin ferdi yar
glarla veya yaln nermelerle tavsif olunduklar sylenebilir.
diografik ilimlerin mihiyetini tiyin eden ey, bu ilimlerin "btn ferdi hu
s6siyetleri iinde gemiin bir biimini, ideal bir hazrbulunma iinde, yeniden
canl klmak 121" greviyle ykml olmalardr. Hidise iki illiyete, bir taraftan
1 21 Bu alnty, F. LUDWIG tarafndan bilim uzmanl tezi olarak takdim edilen, Geachichte und
Natur wiaaeruchaft'n daktilo tercmesinden naklediyoruz, s. 86

68

BEERi BLM TEORLER

oluun um6mi kanunlar illiyetine, dier taraftan mekan ve zaman iinde duru
ma bal artlarn illiyetine tibi klnmtr. Windelband'a gre, bu iki illiyet,
klliden cz 'iyi, sonsuzdan sonluyu, zden varoluu kavram olarak istidlal et
menin imkanszlmo gsterdii gibi, bamszdrlar. Bununla birlikte, her ne
kadar "kanun ve hadise, sonunda ortak lleri olmayan byklkler olarak
kalyorlarsa122" da, idiografik ilimler de illiyet tahlilinde nomotetik ilimlerin
umumi nermelerine muhtatrlar, aratrma plannda onlarn kanlmaz i
birlii buradan gelmektedir. Onlarn konusu, farkl metodlarla ele aldklar d
nda, ayn beeri tecrbede ortaya kmam mdr? diografik ilimlerin ikinci
hus6siyeti konularnn kymetlendirilmeye elverili olmas olgusunda yatmak
tadr. "Btn deer yarglarmz kklerini konunun biriciklik ve benzersizlik
vasflarna sihip oluunda bulmaktaclr123".
Beeri ilimlerin epistemolojisine salam bir dayanak kazandrmak iin, man
t yeniden ekillendirmek gerekir. Gerekten, ananevi olarak mantk cinse ait
kavramlarla uramakta ve tekilin kavranmasn ihlal etmektedir. Bundan by
le, hi de yeni bir mantk deil, fakat tamamlayc, ferdi kavramlarla ilgili (ln
dividualbegriffe), idiografik ilimlerin gelimesinde kanlmaz olan bir mantk
gelitirmek szkonusudur. Dier bir ifadeyle, idiografik ilimlerin skntsnn
kayna, kesinlikle metodoloji veya epistemoloji yetersizliinde deil, fakat man
tki kavramlatrma noksanlndadr.
2 . Heinrich Rickert'e

gre Kltr limleri

Windelhand'n sadece zihinlerde uyandrd eyi, Rickert (1863-1936) sa


lamlatrmay ve felsefi adan merulatrmay denedi. Onun balca eserinin
balnn (Grenzen der naturwissenschaftlichen Begriffsbildung) da iaret etti
i gibi, tabiat ilimlerine zg bilginin snrlarn belirlemek icap eder, bu snr
lar, sz konusu ilimlerin postlalar (mevzua) gereince, gerein dierleri kadar
ilmi bir aratrmaya layk olan baz cephelerini zorunlu olarak ihmal ettikleri
iin kanlmaz snrlardr. uuru, olua tibi olduundan -ki uur bu oluun
uurudur- dolay tarihi olarak kavrayan Dilthey'dan farkl olarak, Rickert, Kant'
n varisi sfatyla, uurun akn karakterini tasdik eder, bu demektir ki uur
bamszdr ve tabiatn dnda olduu kadar tarihin de dndadr. Zaten an
cak bu artladr ki uur tabiatla ilgili bilgi ile tarihi bilginin snrlarn doru
dan tayin etmek ve her iki kategorideki ilmin karlkl bamszln
temellendirmek durumundadr. Rickert bylece tabiatla kar kar, nk
uuru tabiiletirmekte ve kltrel hadiseleri tabiatn basit yan hadiseleri (epip1 21 Ayn eser,
1 23 Ayn eser,

8.
8.

95
91.

TABATILIK VE TARHCLK ARASINDAK TEZAT

69

henomenes) biline sok.maktadr; Rickert, uuru bir basit psikolojik gereklie


indirgeyen klasik tarihicilie de kar kmaktadr. yleyse mesele, tabiat
emperyalizmle olduu kadar tarihi emperyalizmle de her iki trl ilmin snr
lanmasna mantki ispatlamalar getirerek mcadele etmekten ihirettir.
Her eyden evvel umumi bilginin bizzat zyle alakal bir snr vardr. Ger
ek tkenmez, nk ift olarak: hem younluk (intensivement) ve hem de yay
gnlk (extensivement) bakmndan sonsuzdur; buna mukabil bilgi her zaman
sonludur, nk o bizzat kendi icraatnn artlaryla, yani kendisine i.it kav
ramlar aygtyla snrlanmtr. Bir kavram veya kavramlar btnl yle dur
sun, ilim bile, hangi ilim olursa olsun, gerein tamamn kucaklayamaz; o halde
onun kopyas (Abbildung) bile olamaz, fakat ilim, tam gerei yakalamak iin
kavramlar (Begriffsbildung) ekillendirdii anda bile gerein dnmdr. Bu
nun iin sonsuz bir aratrma olmasna ramen her ilim kavramlardan vaz ge
emediinden dolay kanlmaz bir ekilde snrlanmtr. Eer kendiliinden
bilgiyi tahlil edersek, onun genellikle iki tutumu benimsediini gzleriz, bu tu
tumlardan biri dierinden daha tabii ve daha yaygndr: kendiliinden bilgi ya
si.dece birok konuda ortak olan tutar ve geri kalan ihmal eder, ya da konuyu,
onu dierlerinden ayran tekillii iinde kavramaya gayret gsterir. Bu iki tu
tum epistemolojik adan zt ve mantki adan badatrlamaz niteliktedir. Ric
kert'in genelletiren bilgi diye adlandrd ilk durumda, konular ancak herhangi
bir zamanda belirlenmi baz mnasebetler altnda ayndrlar, cinslerin teek
klne imkan veren ey budur; ferdiletiren bilgi diye adlandrd ikinci du
rumda, konular arasndaki her ayniyet, srf onlarn birliini ve mutlak s6retle
kendilerine zg hus6siyetlerini nazar dikkate almak iin reddedilmektedir.
Srasyla tabiat ilimleri ve kltr ilimleri diye adlandrd zt iki ilim tipinin
kaynanda bu iki bilgi tipi bulunmaktadr. Birinciler nomotetik karakterlidir
ki bunlar um6mi kanunlar tesis ederler; ikinciler idiografik karekterdedirler:
bunlar biricik olan ve tekrarlanmayanla ilgilenirler. Her ne kadar kendiliin
den bilgi ile ilmi bilgi arasnda epistemolojik adan bir fark varsa da, aralarn
da mutlak bir kopukluk varm gibi, onlar kkten kar karya getirmek
hakszlk olur. Fiilen, tabiat ilimleri ilmi planda ve ilme zg vastalarla genel
letiren bilginin, kltr ilimleri ise ferdiletiren bilginin uzanmasdr.
Buradan u netice kar: her iki ilim kategorisi arasndaki fark, bu ilimle
rin inceledii konularn farkll zerine deil, fakat srf metodlarnn farkll
zerine temellenmektedir: esas olan, "muhtelif ilimlerin, kavramlarn
oluturduklar tarzdr. Bunun iin, srf kavramlarn hazrlanma cephelerini de
erlendirmek iin maddi muhteva ihmal edilebilir124". Ampirik gereklik, ne
12 RICKERT, Die probleme der Gechicuphiloophie, 3.bs., Heidelberg, 1924, s. 30

70

BEERi BLM TEORLER

tabiattr ne de tarih, ancak kavramlallrmanm mantki ilemiyle, bu kavram


latrmanm onu tabiatla ilgili bir ynde veya tarihi bir ynde bilgilendirmesine
gre, sz konusu gereklik ya tabiat ya da tarih olur. Kant tabiat "umumi ka
nunlar tarafmdan belirlenmi olduklar lde nesnelerin varoluu" olarak ta
nmlar. te Rickert tabiatm bu kant tanmma dayanarak u aklamay yapar:
"Ampirik gereklik, gerekliin siyesinde tabiat olduu gr asmdan daha
baka bir gr as almda mantken kavranabilir. Gereklik, umumi ile m
nasebeti iinde nazar dikkate almd zaman tabiat olur; o, ferdi ve cz 'i ile
mnasebetleri iinde nazar dikkate almd zaman tarih olur1 25". O halde u
veya bu ilim grubunun tahlil ettii ve kendi tarzmda kavramlatrd, tek ve
ayn gerekliktir. Tabiatlm hatas gereklik ve tabiatm ayn olduklarma inan
maktan ibarettir. Aslmda, fiziki bir bnye ferdiletirici bir ilemin konusu ola
bilir ve tam tersine, kltre iit olduu sylenen bir hadise genelletirici bir
ilemin konusu olabilir. Ne biricik ne de evrensel metod mevcuttur, fakat ikisi
karlkl olarak biribirini snrlamaktadr. Genelletirici bilginin smr tekil
dir, ferdiletirici bilginin snr genel'dir. Dier bir ifadeyle, onlarm aykrl
nm temeli gereklikte deil, fakat srf farkl biimde kavramlatrlmalarmda
yatar. Eer durum byleyse, ferdiletiren bilgiyi reddetmek hakszlk olur, n
k bu sreci, phesiz ak ve kesin kavramlarm kullanl gibi ilmin umumi
hizmetine tabi olmas artyla, mat edebilecek mantki engel yoktur. Gerek
ten, ferdiletirici metoddan, insanm genelletirici metodu kullanmasmdan bu
yana yararlanlmtr, zira ok uzun zamandan beri gerekliin bu iki cephesiy
le kar karya gelindi. Her iki trl ilim o halde ayn yatadr ve herbiri, ken
di tarzmda, Antikite'den beri mkemmellemekten ve zenginlemekten geri
kalmamtr. O halde, kltr ilimlerinin, iyi metod takip etmedikleri bahane
siyle, tabiat ilimlerine nazaran szde bir kusurluluundan veya gecikmesinden
holanmak bounadr. Bir hadisenin kendi tekillii iinde incelenmesi arzu edil
dii zaman genelletirici usfile bavurmak tamamiyle imkanszdr. Srf bu im
kanszlk mantkidir: Eer tekil genelletirici metod ilemleriyle kavranmak
istenirse, tekil ancak o zaman ihmal edilebilir.
Bir de kltr ilimlerinin temeli meselesi var. ster Wundt tarznda ister Dilt
hey tarznda kavranlsn psikoloji bu rol oynayamaz. Wundt'un lndividualp
sychologie diye adlandrd eyin, ferdiletiren ilemi kullanan bir psikolojiyle
hi bir ortak yan yoktur, nk o, tecrbidir ve ilke olarak nomotetiktir. y
leyse Wundt'un psikolojisinin metodu tabiat ilimlerinin metodlarndan farkl
dr. Dilthey'a gelince, onun d alg ve i duyu arasndaki ayrm da tamamen
tartmaldr. Gerekten, naslsa o ekilde aracsz yaanm olan (le vecu), bir
bilgi deildir, nk bilgi kavramlar ister. Zaten, manevi (geistig) olan her ey
m Pie

6ren;en der RO/Uf11/i.rsensclaft!iclen 8egriffi6ildung,

5. be., Tubingen, 1929,

8.

227.

TABATILIK VE TARHCLK ARASINDAK TEZAT

71

mecb6ren fiziki deildir; bu, estetiin, mantn, bizzat ilmin ve umfimiyetle


Rickert'in Sinngebilde'ler diye adlandrd her eyin durumudur. yleyse "ruh
ilimleri" deyimi, srf kanlmaz bir sfirette ontolojik adan beden ve ruh ikili
ine gtrdnden dolay karklklarn ve horgrmelerin kayna olduu iin
deil, fakat ruh genelletirici bir ilmin konusu olduu iin de, ilmiliin bu dier
yarm kresini belirlemek iin elverili bir deyim deildir. Zorda kalnrsa, ta
biat ilimleri, fizik ve biyoloji gibi beden ilimlerine (krperwissenschaften), ve
psikoloji gibi ruh ilimlerine (Geisteswissenschaften) de ayrlabilir. Kltr ilim
lerinin veya daha ziyade ferdiletirici metodun tek temeli tarihtir. "lim olarak
tarih gereklii ancak cz'iye ve ferdiye nazaran aklayabilir, asla um6miye
nazaran deil. Srf ferdi ve cz'i gerek olarak olutandr, ve gerek oluu ken
di teklii iinde inceleyen her ilim tarihi diye adlandrlm olabilir126". Doru
sunu isterseniz, tarih, btn kltr olgularnn saf tarihi olgulara irca edilebilir
olduklar anlamnda temel deildir, fakat tarih daha ziyade ferdiletirici metod
ilemlerini tipik bir tarzda meydana kard iin temeldir.
Postlalarnn mantki zorunluluu gereince tabiat ilimlerinin kanlmaz
sfirette tekili ihmal etmesi olgusu, tekilin ilmi merak konusu olmayaca anla
mna gelmez, gerein baz cephelerini ilmi bilgi dairesi dna karmak iin
kr bir taassuba saplanlrsa o baka. Ferdiletirici metoda zg ferdinin anla
m nedir? O atom deildir, zira ilke olarak bir atom bir dieriyle ayn yapda
dr; ferdi ne tecrit edilmi bir unsur, ne bir cinsin rnei ne de psikolojik veya
tarihi bir ferdiyettir. Gerekten, o, her biri kendi z orijinalliine sahip, bir di
er kltrel tekillikten farkl, kltrel bir tekilliktir. Bu anlamda kltr, Kant
tarafndan tabiat gibi tanmlanmak zorunluuncladr: tekillikleri, teklikleri ve
orijinallikleri cephesi altnda telakki edildikleri lde nesnelerin varoluu. Bir
millet gibi bir topluluk da bu anlamda bizzat tarihi bir varln faaliyeti sfaty
la kltrel bir hadisedir. Biricik kllilii iinde Fransz ihtilali, Robespierre'in
klli ve biricik faaliyeti olarak kltrel bir hadisedir. Ferdiyet olarak Fransz
htilali de, sra kendisine geldiinde, ancak Fransz milletinin oluturduu bu
bakasna ve bylece devam ederek evrensel btnlle veya kendisi de bir biri
cik kllilik olan insanla nazaran anlalmaktadr. Bununla birlikte, biriciklik
ve orijinallik ferdiyeti nitelendirmek iin yetmez. Ferdiyet ayrca daha basit ve
iptidai unsurlarna indirgenmeyen blnmez bir llllilik meydana getirir. Za
man ve mekan iinde yer almakla birlikte, ferdiye t ksmlara ayrlabilmesi d
nda kendine zg bir yaps olduundan, bir btnlk (Zusammenhang)
oluturur. Gerekte, bu yap ifttir, bir yandan, evresiyle (Umwelt) ve gemile
(Vorwelt) mnasebetlerde bulunduundan yataydr , dier yandan, zaman iin
de gelitiinden ve bir sreye sahip olduundan dfeydir: doar, yaar ve lr.
116 Ayn eser,

s.

220.

72

BEER BLM TEORLER

Bununla birlikte bu gelime bir ilerleme olarak tanmlanamaz ve tarihin lzumlu


veya nomotetik bir gelimesini tayin etmek iin cz 'ilikler zerine dayand l
de, genelletirici bir ileme cevap veren tarih felsefesi ayn frsattan yararla
nlarak saf d edilmitir. Ferdiletiren ilem aksine her zaman ve her yerde
cz'iden cz'iye gider. Nihayet, ferdiyet veya kltr hadisesi deerlere bal
dr. Bir fiziki iin, seslerin bir ardarda gelii bir dierine eittir, fakat mzis
yen iin bu byle deildir. Gerekten, neticesi ferdiletirme olan kltr
hadiselerinin gayrmtecinisliinin ve tekilliinin sebebi, deerlerin okluudur.
Balca engeli tekil eden ve tekilin bilgisinin srf sbjektif olduunu, neti
ce itibariyle bir aratrmaya ve ilmi bir tertibe elverili olmadn zannettiren
tamamiyle deerlerin srekli baskndr. Deerler kltrel hadiselere bal ol
duundan, ferdiletirici ilmin, gayesine ulaamamak ve genelletirici bir ilim
olamamak endiesiyle, deerleri kendi sorumluluu altna almas kanlmaz
dr. Ve, "muhtevas nesnelerin geerli bir bilgisini iine alan her mantki biim,
kavram kulland1 27" iin, zmlenecek mesele udur: Kavram her ilmin ka
nlmaz bir art olduuna gre, ferdiyet kavramlatrmaya elverili midir? m
di, kavramn mahiyeti itibariyle genellitirici olduu kabul edilmektedir. Mesele
baka bir biimde de konulabilir: Tekil gereklii kavramaya elverili kavram
lar kurmak mmkn mdr? Bazlar ferdi denen kavramlar (ndividualheg
riffe) gelitirmeyi dnmlerdir, fakat bu yol Rickert'e kmaz gzkyor.
Meseleyi halletmek iin, iki noktay nazar dikkate almak gerekir. Bir taraftan,
ilmin gayesi kavramlar tertip etmek deildir, fakat gerekliin bilinmesidir, ya
ni kanunlardan ibaret olabilen aklayc mnasebetlerin kefidir, fakat bu ili
kiler ne zorunlu ne de tekelcidir. Objektif ve aklayc baka mnasebetler
vardr. Her ne olursa olsun, kavram sadece bir vasta, bir aratr. Dier taraf
tan, madem ki deerler tekilin ilminin kuruluunda balca gl oluturu
yor ve bu ilmi manasndan soyutlamakszn deerler safd edilemiyor, yleyse
onlar ilmi hareketle btnletirmek ve bu btnlemeyi gerekletirmeye im
kan salayan objektif ilkeyi bulmak, ve hatta gereklii aklamak veya yorum
lamak iin basit tasviri an ak gerekir. phesiz bu ilkeyi naslsa o ekilde icat
etmek ve sonra onu uzmanllara zorla kabul ettirmek szkonusu deildir, fakat
uzmanlarn aratrmalar b. oyunca fiilen takip ettikleri gidilerin uuruna var
mak gerekir. Bu ilkeye Rick ert deerlerle nazari mnasebet (theoretische Wert
beziehung) adn vermektedir. Bu mnasebeti hzla inceliyelim, nk o
Rickert'in tantlamasnn l :ilit tan oluturmaktadr2.
1 27 Ayn eaer, s. 297.

1 28

Max Weber'in bu ilkeyi ark ada Rickert'den almas olgusu zerinde srarla durmak fayda
szdr, bu ilkenin Weber'ci episte nolojide sibip olduu ehemmiyeti burada aklamays kalkmak
da gerekmez.

TABATILIK VE TARHiCLK ARASINDAK TEZAT

73

Tabiat ilim adamnn bir seim, ve zorunlu ile mmkn (contingent) ara
snda bir ayrm yapmas gibi, kltrc ilim adam da aratrmasnn artlar
iinde cevheri irziden (ze iit olan ikinci derecede olandan) ayrarak baka
bir seim yapar. Btn gereklii ne biri ne de dieri inceler. Eser sahihi bir
kltr ilimi mahede altna alndnda, onun seimini deerlere gre yapt
gzlenir; bu deerler kesinlikle sbjektif ve ilim adam tarafndan keyfi olarak
konulmu deerler deildir -bu ideoloji olur-, fakat inceledii hadiseye bal olan
deerlerdir. Hukuki bir hadiseyi inceledii zaman, hukukun kurucusu olan de
erlere atf yapar; Luther gibi bir ahsiyeti incelerse, o devirde ahsiyeti anla
mak iin kabul edilmi deerlere atf yapar. O hilde bu deerler ilim adam
tarafndan icad edilmek zorunluunda deildir, fakat ilim adam onlar aratr
masnn konusu olan hidiseyle birlikte derlemektedir. Deerlerle miebet by
lece l bir rol oynamaktadr: ze iit olanla irzi olan arasndaki seimin
kstasn meydana getirir; ferdilemenin ilkesidir, nk her kltrel hadise de
erlere gre tanmlanr; tahlil edilen nesneye, onu bir btnlk iine dihil ede
rek, bir anlam verilmesi imkan salar. Bu mnisebet siyesinde, kltr hadisesi
tabiatn anonimliinden kurtulur: belirginlik ve anlam kazanr. Rickert srf na
zari olan ve uygulamal olmayan bu mnisebete kiide koyucu (normatif) bir an
lam verilmemesinin zorunluu zerinde uzun uzadya durur. Gerekten, ilim
adamnn rol tahlil ettii hidiseye bal olan bu deerleri takdir etmek deil
dir, fakat szkonusu deerleri konusunu aklamak iin bu konuyla birlikte so
rumluluu altna almaktr. Elbette, ilim adamnn ulat yorum ancak bu
deerlerle mnisebetin snr iinde objektif bir geerlilie sihiptir.
imdi tabiat kavramlatrma ile kltrc kavramlatrma arasndaki fark
daha iyi anlalmaktadr: Bunlar arasnda, mekaniin ve erek.bilimselin (teleo
logique) ztl vardr. Rickert mekanikten deer ve anlam (Wertfrei und sinn
frei) yokluunu; erek.bilimselden deer ve anlamn varln anlar. yleyse bu
mekanie ve bu erek.bilimsele metafizik bir anlam vermek szkonusu deildir,
fakat bir kltr hidisesini, kendisine anlam kazandran deerlere bavurmak
szn incelemenin imkansz olduunu kabul etmek gerekir. Yukarda grd
mz gibi, her gereklik beriki veya teki ynn konusu olabilir. Meseli sosyoloji
kesinlikle ne tabiat ilimleri bal altna ne de kltr ilimleri bal altna yer
letirilebilir, zira her iki yol da merftdur ve bu yollar objektif olarak kontrol
edilebilir neticelere imkan verebilir. Metodun birinin veya dierinin seimi ilim
adamnn merakna baldr. Buradan ilimlerin tasnifi meselesinin pek nemli
olmad sonucu kar. Her hilkirda Rickert aklama ve anlama arasndaki
ztl, iki ilim kategorisini biribirinden ayrmaya yarayan bir ztlk olarak ka
bul etmiyor. Mesele bir kltr hidisesini sidece anlamak deildir, onu akla
mak da gerekir. Bu demektir ki aklama tabiat ilimlerinin bir tekeli olamaz.
Ayn sebeple, Rickert kltr ilimlerinin illi aklamasn dlamann sama ola-

74

BEER BLM TEORLER

can dnmektedir: "Tarih de her hadisenin nceki hadiselerin zorunlu ne


ticesi olduunu nceden varsaymak zorundadr; o halde tarih her hadiseyi illiyet
ilikisine gre incelemeye mecburdur129". Bununla birlikte, ferdiletirici ilem
ve genellitirici ilem arasndaki fark sebebiyle, illiyet her iki durumda da farkl
bir anlam kazanr. Eer durumlardan birinde umumi kanunlar karmaya ya
ramak zorundaysa, dier durumda ancak ferdiletirici olabilir, yani tekil bir
hadiseyi yine bir veya daha ok tekil hadiseyle aklayabilir: "Tarihi srf se
bepten neticeye giden zaman teselsln gstermek deil, fakat tekrarlanama
yan falan ferdi neticenin yine tekrarlanamayan falan ferdi sebepten gelmesindeki
zorunluluu yakalamak da ister130". Bu, kltr hadiselerinin Marksizm'de ol
duu gibi "umumi sebepler"den hareketle de aklanmas imkann dlamaz.
lem tamamen merftdur, ancak bunun iin bu ilem srasnda ferdiletirici ve
tarihi metodun deil genelletirici metodun takip edildiinin kabul edilmesi
arttr.
Rickert'in bu artlar iinde, hakknda alayc bir ekilde "anlamak"la ba
lamak gerekir dedii, "anlama" kavramna ncelikli bir ehemmiyet atfetmeme
si kolayca sezilir. Bu kavram Grenzen'lerin birinci basksnda yoktur ve eer
daha sonraki basklarda ona bir yer verdiyse, bu srf devrinin epistemolojisinin
ona atfetmi olduu gncellik sebebiyledir. Her halkarda, bu kavram kltr
ilimleri mantnn ortaya kard meseleleri zemez . Bazlar iktisadi fakt
r dahil ederek bu ilimlerde bir ihtilal yapldn zannettiler. Aslnda, genel
letiren tavr arasndaki temel ve mantki fark hibir sftretle deitirmeksizin
kltr meselesini anlamann, siyasi, dini veya hukuki tarzda eklenen yeni bir
gr as szkonusudur. Sosyoloji veya psikoloji gibi, iktisat, beriki veya teki
balk altnda uygun tahlillere imkan verebilir. Yarn, belki bugn ekonominin
sunduu ayn midi verecek olan yeni bir faktr kefedilecektir, fakat byle bir
giriim ne ilim zihniyetini ne de ilemlerin ikiliini deitirebilir. Netice itiba
riyle, Rickert, tabiat ilmi ve kltr ilmi arasndaki ayrma ar derecede bal
deildir: anlamay ve temel iki ilmi tutumun farkllnn izahn kolaylatran
uygun bir ayrma szkonusudur. Sadece, genelletiren ilem ve ferdiletiren i
lem arasndaki bu ayrm tayin edicidir, zira szkonusu ayrm, tekil mantki
olarak umftmiden baka olduundan, indirgenemez iki bilgi trne imkan ver
mektedir.

1 29 Die Probleme der Geschichsphilosophie,


130 Ayn eser, 8. 49.

8.

48.

YEDNC BLM

AIKLAMA VE ANLAMA
Tarihiciliin temel fikri udur: Netice itibariyle, tabiat ilimleri ve beeri ilim
ler, ne neticelerinin ilmi geerlilii ne de konular bakmndan farkldrlar, nk
ayn gereklik disiplinlerin beriki veya teki kategorisinin konusu olabilir, fakat metodlarna gelince, ancak bu noktada biribirlerinden ayrlabilirler. Ak
lamak (erkliiren) ve anlamak (verstehen) arasnda Droysen tarafndan yerleti
rilen ve Dilthey tarafndan yeniden ele alnan ayrm, baz yazarlara ilimlerin
iki tr arasna mantki ve sistematik bir ayrm yerletirmek iin en uygun me
todolojik kstas olarak gzkmtr. Bu hususta, bir kere daha Alman nazari
yecilerle ilgilenmek zorunda kalacaz, nk anlama yorumbilimine baldr
ve hakikaten yorumbilimi gelenei sadece bu lkede vardr. phesiz, tema Al
manya dnda u veya bu yazar tarafndan tekrar ele alnmtr, fakat asla Al
manya niversitelerinde vuku bulanlarla mukayese edilebilir tartmalarn
konusu olmamtr. Bununla birlikte anlama mefhumu, imdiye kadar tahlil et
tiimiz nazariyelerden daha irtibatl ve daha gelimi teorilerin ortaya kmas
na asla yol amamtr; bu mefhum daha ziyade, zellikle Max Weber'de, dene
melere sebep olmutur.
Her trl anlamazl bertaraf etmek iin, anlamann tannm nazariyeci
lerinin hepsinin aklamak ve anlamak arasndaki tezat emas zerinde al
madklarn belirtmek gerekir. Onlardan bazlar vardr ki, anlamay anlama
iin, bamsz metod olarak tahlil etmilerdir. Tarihinin, muhayyile siyesinde,
kalntlara dayanarak bir hikayeyi ina etmeyi nasl baardn gstermek iin,
ya da bakasnn bilinmesi meselesini aydnlatmak iin, anlamayla ilgili tahlille
rini tarihin anlalabilirlii meselesiyle snrlayan Simmel'in durumu budur. Bun
dan dolay, srf aklama ve anlama kavramlarn aka karlatran yazarlara
yer ayrmak iin Simmel'in anlayn anlatmay ihmal edeceiz.
phesiz bu iki kavram hergn kullanld, allm manas iinde deil
fakat teknik bir minida anlamak gerekir. Bu sebepledir ki, her trl kark
lktan kurtulmak iin, beriki veya teki nazariyeciler, meseli Rothacker, begre
ifen'i verstehen'den ayrarak anlama mefhumu hususunda ek bir ayrm yapmann
faydasna inanmtr. Begreifen mefhumu hemen hemen latince intelligere teri
miyle ayn eyi ifade eder, yani mnasebetleri anlamak manasna gelir, halbuki
Verstehen, yaanana nffiz etme eylemi anlamndadr. Rothacker yle diyor "Ya-

BEER BLM TEORLER

76

anan anlalr. Mnhasran sadece yaanan anlalabilirm ". Bununla birlikte,


aklama ve anlama nazariyesinin ortaya karabildii btn bu ekol tartma
lar iine girmek, yle sanyorum ki, pek uygun deildir, yle ki en yakn felsefe
bile bu tartmalar terketmie benzemektedir. Bazan Fransa'da yaplan bir yo
rumun aksine, fiilen sadece Jaspers'in iki metodu kkl ve sk bir biimde
kar karya koyduunu, daha sonra greceimiz gibi, dierlerinin daha ince
ayrntlara girdiklerini daha imdiden belirtmek bize olduka nemli gzk
mektedir.
1.

JASPERS'E GRE K MEFHUMUN NDRGENEMEZLG

Jaspers, ilk eserlerinden biri olan ve devrinde byk bir tesir brakan Psycho

pathologie generale adl kitabnda, aklama ve anlama arasnda yapt ay


nm en ak bir biimde izah etti, bunu yaparken tahlillerini zellikle psikolojiyle
snrlad da dorudur: Onun.fkine gre, aklamann konusu lcidiselerin se
beplerini belirlemektir, ve bu hiiliyle o, tabiat ilimlerine ya da, incelenen m
niisebetlerin miihiyetine gre, tabiat ilimleri metodunu benimsedikleri zaman
dier disiplinlere uygun diien bir ilemdir. Meselii gayr- uari veya uur-d
mekanizmalar inceleme vazifesini stlendii zaman psikolojinin durumu bu
dur. Aklama tmevarmla mahhas olgularn mahedesinden srekli mna
sebetlerin veya umumi kanunlarn tesisine ykselen ilem olarak tanmlanabi
lir. Ona nitelik kazandran ey yleyse onun sebep aratrmasna doru ynelmesi,
ve hatta ulat neticeleri dorudan tahkik etme imkandr. Bununla birlikte

tesis ettii mniisebetler tahlil ettii konulann dnda kalmaktadr; bu mnii


sebetler onlann miihiyetleri zerine istinad etmezler. Aklamann aksine, an
lama, hiidiselerin orijinalliine ve blnmezliine sayg gstererek i ve derin
mniisebetlerin ::ne nfuz etmek saretiyle kavranmasdr. }aspers anlamay
"toplum benliinin dierlerini tanma biimi" (Einfhlung, empathie) veya "ru
hi iine dal" (Hineinverset::en in das Seelische) terimleriyle nitelemektedir 132
Aklamada olduu gibi gerei paralamak yerine, anlama gerein yaanan b
tnlne sayg gsterir. Anlamann ulat neticeler, genelde, tecrbeyle do
rudan kontrol edilebilir nitelikte deildir, fakat bu neticeler bize kendilerini
apaklkla kabul ettirmektedir. Bu sreci mahhas bir biimde gstermek iin
bir rnek verelim: Hrstiyanln ilk zamanlarnda hrstiyanlarn zayflk ve se
falet uuru ve, maneviyatyla, onlara iktidar arzularn tatmin etme imkan sa
layan tahlis dini arasnda varolan mnasebeti Nietzsche bize anlalr klmaktadr.

u
m

Lojik und Sytematik der Geitewiuenschaften, Munich, 1965, 8. 127.


A llgemeine Psychopathologie, Belin, ed. Springer, 1913, 8. 170-171.

AIKLAMA VE ANLAMA

77

Bu mnasebete her hrstiyann tavr hususunda dorulanabilecek bir kanun ka


rakteri kazandrlamyaca aktr, ve bununla birlikte, bu mnasebet bize apa
k.l siyesinde .ikna edici olarak gzkmektedir. Nietzsche'nin doru grd
duygusuna sahibiz .
Bu yaanan apaaklk (bedlihet - Eviden:erlebnis) kavram, Jaspers'de an
lamann temeli mesabesindedir. Jaspers yle yazyor: "Her anlama psikolojisi,
bu anlalabilir btnlklerin yaanan apak.lk.lar trne, tamamiyle gayr ahsi
ve ilgisiz apaklklara dayanr. Oraya beeri ahsiyetlerin tecrbesi vesilesiyle
ulalr, fakat bu apaklklar ampirik tekrarla ispat edilemez. Bu apakln
tannmas anlama psikolojisinin bir n-varsaymdr, tpk alglama ve illiyet ol
gusunun tabiat ilimlerinin n-varsaymlar olduklar gibiu3". Anlama manevi
nin mineviden nasl doabildiini, illiyet ileminin liyakatlerine ramen izah
edemedii sreci gstermektedir. Anlamann kendi btnl iinde eitli cep
heleri olabilir. Anlama, srenin belli bir annda bir uur bilini fenomenolojik
adan tasvir ettii zaman statiktir; Nietzsche'nin yukarda zikrettiimiz yoru
mu rneinde olduu gibi, manevinin maneviyi dourduu anlamnda bir geli
meyi kavramay denedii zaman anlama jenetiktir. Bu jenetik anlama da, apak
sergiledii mnasebetler bir mantki nizama gre ortaya kt zaman akli ola
bilir, veya bu anlama basit bir Einfhlung, yani yaanann yaanan olarak kav
ranmas olduu zaman psikolojiktir. Gerein anlalabirliinin farkl seviyelerine
yerlemeleri, netice itibariyle farkl nizamlara uymalar sebebiyle, aklama ve
anlama arasnda indirgenemezlik vardr, yle ki biri dierinin yerine geemez.
Bununla birlikte, bu indirgenemezlik karlkl mnasebetler imkann berta
raf etmez. Anlama, apaklk zerine kurulmu inan olduu iin, aklamann
kendi metodlarna gre zmlemeyi deneyecei problemleri ortaya karr. Di
er bir ifadeyle, illiyet meselelerini iyi vaz'edebilmek iin, her eyden nce ak
lanmas gereken eyi iyi anlamak icap eder. Bununla beraber, en azndan beeri
ilimler alannda, bir mesele akland zaman bile, zeki zorunlu olarak ondan
memnun olmayabilir, nk aklama srf d mnasebetleri tesis eder. te o
zaman, aklamann verileri kadar anlamann apaklklarn da sorumluluu
altna alarak, hakknda bilgi verilmesi gereken hadiseye mmkn olduu kadar
uygun olmay deneyen yorumlama devreye girer.
Aklama ve anlama arasndaki bu ztlk, Jaspers'in daha sonraki eserlerin
de, zellikle Philosophie'nin birinci cildinde gelitirdii tabiat ilimlerinin ve be
eri ilimlerin indirgenemezlii nazariyesini destekler. Onun dncesindeki te
mel fikirlerden birisinin u olduu bilinir: Dnya, en azndan, bir birlik kurma
gayretlerine ramen, insan iin, uzlamaz kalan muhtelif gereklik alanlarna
1 33 Ayn eaer,

s.

172.

BEER BLM TEORLER

78

ayrlmtr. Bu alanlar arasnda, tabiatn ve ruhun alanlar vardr. phesiz bun


larn uyumazlklar hafifletilmeye allabilir, bununla birlikte tabiat ve ruh
sonunda indirgenemez kalrlar. Bu kopukluk zellikle tabiat ilimleri ve ruh ilim
leri arasndaki ztl tayin eder.
Tabiat ilimleri, Jaspers'in "anlalamaz objektiflik" bilgisi diye adlandrd
eye doru ynelmitir134 Bu ifadeden, gerei, hissedilir grnlerin te
sinden, olgulara sk bir ballk temeli zerinde, kavrama endiesini anlamak
gerekir. Bu maksatla, tabiat ilimleri, mnhasran ilmi alma kaideleri olarak,
baka hibir gaye gtmeksizin, nazariyeler ve taslaklar hazrlar, nk bu kav
ram cihaznn izahn yaptktan sonra olgulara dnmekten baka ispat yoktur;
hatta "tabiat ilimlerinin kulland temel kavramlar, nihai tarzda kazanlm
hakikatler s6retinden daha ok tecrbe reeteleri olarak takdim edilmektedir135".
Ruh ilimleri baka bir nizama tabidir. Her eyden nce bunlar temelden tarihi
disiplinlerdir, nk her ruh tarihi olarak geliir ve hem de ruhlarn konusu
da tarihidir. Ebette, tabiat ilimlerinin usullerini -meseli istatistii veya meka
nik modelleri- kullandklar iin tarihi disiplinlerin metodlar gnmzde mspet
ilimlerinkiyle mukayese edilebilir bir incelikte olmasna ramen, tabiat ilimle
riyle yarmak isterken deer kaybna uramak tehlikesiyle kar karyadrlar.
Tehlike ok sk bir pozitiflik tehlikesidir: bilgi "srf objektif saf bir geerlilii
gzetirse artk o en iyi durumlarda bile teknik faydall lsnde deerlendi
rilir. Sonunda hi kimseyi ilgilendirmeyen bir bolukta ker136". Eer ruh ilim
leri, "daima ak zihnin" dehas niteliindeki dehilarna hakikaten sadk kalmak
isterlerse, tabiat ilimlerine benzer disiplinler olarak ortaya kmalar yetmez,
ayn zamanda siyasetin, eitimin ve iktisadn uygulama plannda ie balayarak
gelitirdikleri fikirleri "gerekletirmek" zorundadrlar. yleyse ruh ilimleri
nin, saf aklamann seviyesini anlamann seviyesi lehine, "kendisi olmakszn
her anlam yitirecekleri ilimden biraz daha fazla" 137terfi ettirmeyi deneyerek,
amas kanlmaz olur.
Demek ki, tabiat ilimleri ve ruh ilimleri arasndaki fark tamamen konular
nn farkl oluu ve bu konularn farkl metodlarla incelenmesi olgusuna dayan
maz, fakat bu ilimlerin gaiyetleri bakadr. Bu noktai nazardan, Jaspers'in
ksmen ada dnyann buhrann izah edecek olan bir ilim buhranndan s
zetmeye srklenmesi anlalr. Bu buhran, belki de dnyann mmkn olma
yan birliini ilim plannda gerekletirmek niyetiyle, tabiat ilimlerini taklit
etmeye drt elle sarlm olan beeri ilimlerin eksikliklerinden kaynaklanr. Ger
134

Philosophie, Berlin, ed. Springer, 1932,

c.

I, 8. 186.

3 JASPERS, La siuation spirituelle de notre epoque, Pari8, 1952, 8. 159.


1 36 Ayn eser, 8. 160.
1 37 Philosophie, c. I, 8. 190.

AIKLAMA VE ANLAMA

79

ekten, Jaspers'in Vom Ursprung und Ziel der Geschichte adl eserinde syledi
i gibi, ilimlerin tevik edebildii birlik dnyann bir grntsnn birlii deil,
fakat olsa olsa ilimlerin birliki bir sisteminin birliidir.
2.

MAX WEBER'N "ANLAYICI AIKLAMA"SI

Weber ok defa aklama ve anlama kavramlarn kkten kar karya geti


ren bir dnr olarak telakki edilir. Weber'in eserlerinin yle bir okunuu,
ona byle bir mevkiin haksz olarak atfedildiini gsterir, zira o, ayn ilemi,
yani "anlayc aklama" (Verstehende Erkliirung) veya "aklayc anlama" (erk
lrendes Verstehen) ilemini tanmlamak iin iki terimi bir ok yerde birletir
mitir. Eer Weber bir "anlayc sosyoloji" gelitirmeye gayret gsterdiyse, bu
kesinlikle aklayc sosyolojinin rakibi olarak deil, fakat tamamlaycs sfaty
ladr. Daha dorusu, sosyoloji ilmi hevesini btn geniliiyle gerekletirebil
mek iin hem aklayc ve hem de anlayc olmak zorundadr. phesiz, belki
de dier metodologlar tarafndan yaplm tahlilleri yeniden ele almann gerek
siz olduunu dndnden, aklama mefhumu zerinde hi durmad ve bil
hassa anlama nazariyesini gelitirmeye alt. lk nce, ite bu nazariyeyi
anlatmak istiyorum.
Weber anlamay yle tanmlyor: "miniy veya hedeflenen minil btn:
a) gerekten tekil bir durumda (meseli tarihi bir incelemede); b) ortalama ola
rak veya takriben (meseli, kitlelerin sosyolojik tetkikinde); c) belli bir frekans
la tezahr eden bir hadisenin saf tipini (ideal-tip) ortaya karmak iin ilmen
ini ederek ("idealtip"e iit anlam), yorumlama siyesinde kavramak138". Bu ta
nm sadece ak deil, ayn zamanda tekniktir. Weber anlamay, terimin mutad
minisndan ayrmaya da ihtimam gstermektedir. Kullanlan minida anlamay
Weber, "gncel anlama" diye adlandryor ve bylece bu anlamann, basit alg
lama yoluyla bizim iin derhal anlalabilir olan eyle ilgili olduunu gstermek isti
yor. Okumakta olduum kitabn kelimelerini veya yapmakta olduum hesabn
ilemini, ya da fke ifide eden bir mimii ben ite bylece anlyorum. Teknik
minida anlamay ise Weber, bazlarnn kendisini kkten birbirinden ayrm
olmakla sulad terimleri birletirerek, tamam tamamna "aklayc anlama"
(erkiirendes Verstehen) diye adlandryor. Bu anlama, bir faaliyetin motiflerini
veya gayelerini tanmam gerektirir, zira bu durumda ona bir anlam atfedebili
rim. Eer anlyorsam, bu jestin veya faaliyetin bir aklamasn verebildiim iin
dir. Bu miniida, bir katil hadisesinin kskanlkla (motif) veya intikam arzusuyla
(gaye) gereklemi olup olmadn biliyorsak, onu anlyoruz. Bu durumlarda
nemli olan, gayenin veya motifin bilinmesinin fiile bir anlam verme imkan sa138 M. WEBER, Economie et societe, Paris, Plon, 1971, c.I, s. 8.

80

BEER BLM TEORLER

lamasdr. Weber'in aklama hakknda yapt tanm buradan kaynaklanmak


tadr: aklama, "gncel olarak anlalabilir bir faaliyetin, sbjektif olarak
hedeflenmi minisna gre, mensup olduu anlaml btn yakalamakla ayn
eyi" ifide eder139 Weber'in kih anlayc aklama tibirini kih aklayc anla
ma tibirini kullanmasnda muhtemel bir glk grlebilir. Gerekten, madem
ki ancak bir fiili anlyorsam tatmin edici bir aklama vardr ve madem ki onu
ancak ayn anda aklayabiliyorsam anlayabiliyorum, yleyse edeer kavram
lar szkonusudur.
Bununla birlikte aklama ve anlamann her zaman aym miniya gelmesi iin
daha ok gayret gerekir. Gerekten, anlamakszn bir fiilin aklamasnn yap
labildii durumlar vardr. Bu durumda, biz sebepler vastasyla tabiat akla
ma karsnda bulunmaktayz. Bu minide bir kitilin hareketlerini psikolojik
adan, veya kurunun gidi yolunu balistik adan, adamn niin ldrdn
anlamakszn aklayabilirim. O zaman hareket bana akld gzkr. Bir faa
liyeti illi bir aklama getirmeksizin anladm durumlar da vardr ve yukarda
Jaspers'e ayrlan paragrafta belirtilen ve Nietzsche'nin hristiyanln oluumu
hakknda yapt yorumlama rnek olarak zikredilebilir. O halde anlamasz bir
aklama ve tersine aklamasz bir anlama vardr. Hikikaten srf kolay anla
lr bir iliki her ikisini de ihtiva eder. Weber yle yazmaktadr: "Bir ilikinin
anlalmas diima, yorum, ne kadar apak olursa olsun, geerli bir anlayc
aklama" hiline gelmeden evvel, illi isnadn dier olaan metodlarnca mm
kn olduu lde, kontrol edilmi olmay ister140 Jaspers'de olduu gibi, anla
ma apaklkla, aklama ise aksine, unsurlarna ayrma ve eserletirdii zin
cirlemelerle belirlenir. Bununla birlikte, anlalabilir olarak en apak gzken
ey zorunlu olarak aklamayla dorulanm olmaz. "Anlaml bir yorumlama,
ne kadar apak olursa olsun, olduu gibi, ve bu apaklk karakteri gereince,
illi noktai nazardan geerli bir yorumlama olduunu iddia edemez. Kendi ken
dine hibir zaman zellikle apak illi bir hipotez'den baka bir ey olamaz 141 ".
lmi adan geerli olabilmek iin, onun illi yorumlamayla dorulanm olmas
gerekir. Bu meseleyi Weber, Roscher ve Knies zerindeki incelemesinde geni
bir biimde tartmaktadr. Weber bu eserinde zellikle, anlama noktai naza
rndan en apak idealtipi tekil eden gaiyet yoluyla akliliin de btn anlamn
ancak illi bir tahlil ile desteklenmi olmak artyla kazandn gstermektedir141
Bu aklama ve anlama anlay, Weber epistemolojisinin temel iki kategori
sinin kavranlmas iin esastr: deal-tip ve objektif imkan. Bununla birlikte,
u9 Aym eer,

8. 8.
1 40 Euaia ur la heorie de la cience, 8 . 327-328.
1 41 Economie et ociee, 8. 8-9.
141 Geammele Aufoiit:e zur Wiuemchaftdehre, Tubingen, 1951, 2.bs., s. 127. Ayrca bkz. 8. 102

ve US.

AIKLAMA VE ANLAMA

81

onun btn metodolojisini anlatmann yeri buras deildir. Mesele, bu iki mef
humun Weber'in tabiat ilimleri ve beeri ilimler arasnda mevcut mnisebetler
zerindeki umumi nazariyesini nasl artlandrdn bilmekten ihirettir. We
ber maalesef, Etudes critiques de Logique des sciences (ilimlerin Mantnn ten
kidli tetkikleri) adl eserinin sonunda ilan ettii projesini gerekletirme frsat
bulamad 143 O, kendi ilimler tasnifini gelitirmeden evvel ilimlerin felsefeleri
iin son derece nemli olan sistematik mefhumunu, tenkidli bir tahlilden geir
mek istiyordu. Bu projeyi gerekletiremedi. Bu sebeple biz, Weber'in dn
cesini eserinde bulunan dank bilgilerden ve dncelerden hareketle ini
etmek mecb6riyetinde kaldk.
Weber'e gre, iki tr ilim arasndaki ztlk, ona isnad edilmek istenen siste
matik ve kategorik karaktere sihip deildir. Bu Weber'in daha evvelki akla
ma ve anlama arasnda kurduu karlkl mnasebetler hakkndaki anlayndan
kaynaklanmaktadr, nk bu mnisebetler srf aratrma seviyesinde devreye
girmez, fakat ayn zamanda ilimlerin beriki veya teki kategorisinde de kulla
nlabilmektedir. Her hilkirda, ilimlerin iki tipi arasndaki ayrm mantiken
ilim kavramndan gelmiyor. Bu ayrm z itibariyle uygundur. Teorisyenlerin,
idet zre bu ztl zerine temellendirmi olduklar baz kriterleri rnek ola
rak ele alalm. Um6miyetle tabiat ilimlerinin nicelik disiplinleri ve beeri ilim
lerin ise nitelik ilimleri olduu fikri kabul edilmitir. Bu konuda, Weber, srf
beeri ilimlerde miktar tayininin mmkn olduunu deil, fakat tabiat ilimleri
nin de nitelikten tamamen soyutlanamadklarn mihade ediyor. stelik, muh
telif ilimler aratrmann gereklerine gre genelletiren metodu ve ferdiletiren
metodu ayrt etmeden kullanmaktadr. ki metod arasndaki bu ayrm yleyse
iki ilim kategorisi arasndaki bir ztl temellendiremez. Weber kanun mefhu
mu konusunda grlerini en ak biimde ifide ediyor. Onun grne gre,
kanun mefhumu esas itibariyle, istatistiki veya baka, hangi adan olursa ol
sun, dzenliliklerin mevc6diyetini belirler. yle olunca, "bu, miktar tayin edi
lebilir nitelikte olmamas sebebiyle, sayyla ifideye elverili olmayan
dzenliliklerin kanun mefhumu iine dihil edilebilmesi iin bizat "kanun" kav
ramnn az ok geni bir tanmna bal kalnr. zellikle "zihni" trden motif
lerin mdihalesiyle ilgili olarak, kanun mefhumu her hilkirda akli bir eylemin
kiideler tesisi imkann saf d brakmaz144". Weber, "gnlk hayatta gzlenen,
illi balantlarn iini olunan bir dzenliliini 'kanun' biimine sokma" imka
nn da hedefler145 Ayn kelime durmakszn Weber'in kaleminin ucuna gelive
rir: bir "uygunluk" meselesi szkonusudur. lim adam, bir metod ortodokslu1 43 Bkz. Essais sur la heorie de la science,
144 Ayn eser, s. 156.
Ayn eser, s. 166.

s.

286.

BEER BLM TEORLER

82

una itaat etmek mecb6riyetinde deildir, zira ilim adam, hangi us6l olursa
olsun, eer yorum.bilimi asndan verimli ise ve tahkik edilebilir neticelere ula
tryorsa, o usul semekte serbesttir. Aslnda, tabiat ilimlerinde herey asla
mutlak olarak kesin bir tarzda ispat edilmemitir, ve beeri ilimlerde de herey
mnazaal deildir. Btn ilimler, bazlar iyi tespit edilmi olgular ve dierle
ri iyi tespit edilmemi olgular takip ederek deiken bir nicelik taktim edebil
mektedirler. O halde, ilimlerin farkl trlerini ok sistemli bir biimde kar
karya getirmeyi istemek bounadr. Her halkarda, bu tr ilemler mspet ara
trmalara girmi ilim adamlarndan daha ok filozoflar ilgilendirmektedir.
Bununla birlikte Weber'in bu ok esnek tavr, ilimlerin san.ki aralarnda
mutlak olarak hibir fark yokmu gibi birbirlerine kartrlabilecei anlamna
gelmez. Weber bu hususta kendisine temel olarak gzken iki nokta zerinde
srar etmektedir. Birinci nokta udur: illi bir aklama yapma imkan neticede
bir nermenin ilmiliinin garantisidir. deal-tipler de dih.il anlalabilir bir iliki,
ne kadar apak olursa olsun, ancak saf bir varsaymdr ve ancak sunduu illi
isnad imkanlar sayesinde ilmi geerlilie sahip olur. Bununla birlikte, Weber'
in bir tabiatlk taraftar olabilecei intibam uyandracak olan bu iddiay der
hal gzlemle dzeltmek gerekir: a) Weber 'in grne gre, illi aratrma asla
ilmin gayesini tekil etmez, o sadece bir vastadr, zira gaye, gerein anlalrl
dr, ve bu yzden anlama da aklama kadar kanlmazdr; b) sebepler zinci
rinin geriye gidii btnc olamaz, dier bir ifadeyle bir hadiseyi artlandran
btn sebepleri tespit etmek asla mmkn olmayacaktr. Sebepten sebebe do
ru geriye gidi sonsuzdur; c) ne sebepler zincirinde nereye kadar kmak ge
rektiini ilk ve son defa olmak zere tanmlamak ne de hangi sebepler dizisini
nazar dikkate almak gerektiini mutlak olarak belirlemek mmkndr, zira
bu noktada aratrmann her zel durumu ve her tipi ile deien bir mesele sz
konusudur. kinci nokta, beeri ilimlerin veya kltr ilimlerinin hususiliiyle
alakaldr. "Bir kltr hadisesinin yapsnn anlam ve bu anlamn temeli, ne
kadar mkemmel olursa olsun hibir kanun sisteminden karlamaz ve szko
nusu anlam ve temel bu sistemde hakllklarn veya anlalabilirliklerini de bu
lamazlar, zira kltrel hadiselerin deer yarglaryla ilikisini nceden kabul
etmektedirler. Kltr kavram bir deer kavramdr. Ampirik gereklii deer
yarglarna aktardmz iin ve srece, bu gereklik bizim gzmzde kltr
dr, kltr, gereklilik unsurlarn, mnhasran bizim iin deerlerle olan bu
iliki sayesinde bir anlam kazanan bu tr unsurlar ihtiva eder146". Netice iti
bariyle, illi bir mnasebet ile anlaml bir mnasebeti kartrmak mmkn de
ildir. timai, iktisadi, corafi ve dier artlar hatrlatarak fransz kltr
ve alman kltr arasndaki farkn illiyet asndan bir aklamas (Weber'in
146 Ayn eaer,

s.

159.

AIKLAMA VE ANLAMA

83

bu rnei zikretmekten holand bilinir) yaplabilmi olsa bile, geriye onlar


ayran ztl anlamak kalr. yleyse, bu ztln temelinde baka deerlerin, baka
tanrlarn "arpmas ve phesiz ebediyyen arpmas" olgusu yatar147 Srf
illi aklamaya irca edilmi bu iki kltrn mukayeseli bir tahlili, bu ztl ak
layamaz. Sadece anlamaya bavurma onu daha anlalr klar, bununla birlikte
asla tam bir anlalabilirlie de ulalamaz.

3. O'ITO

FRIEDRICH BOLLNOW'A GRE ANLAMA VE OBJEKTFLK

Tubingen niversitesi profesr olan Bollnow, beeri ilimler statsnn Al


manya'da felsefi mnakaalarn ana temasn oluturduu devrin yaayan nidir
temsilcilerinden biridir. Bollnow'un tematii, tabiat ilimlerinin ilmi aratrma
da daha uzun bir gelenek, tabiata hakim olmak iin insanln hizmetine sok
mu olduklar teknik yetenekler ve matematie ve tecrbeye dayal, mkemmel
bir sdrette gelitirilmi bir metodoloji siyesinde beeri ilimlerinkinden daha s
tn bir nfuz ve itibardan yararlandklar olgusundan hareket etmektedir. Bu
nun aksine, beeri ilimler, Spengler gibi, ilmi olmaktan daha ziyide dihiyine
bir eser yaratmaya gayret gsteren szde uzmanlarn kurban olmutur. Bunun
la birlikte, hadiselere daha yakndan baklrsa, tabiat ilimlerinin kesinlikle ken
dilerine atfedilen birlii temsil etmedikleri ve kesinliklerinin denildii kadar
karakteristik olmad mahede olunmaktadr. Biyoloji fizie kar bamszl
n koruma temaylndedir, tpk psikolojinin sosyolojiye nazaran taknd ta
vrda olduu gibi. limlerin her iki kategorisinde de ihtilaflar, metod atmalar,
nazariye ztlklar, vs... hkm srmektedir. kisinden birinin stnln tehis
biimi yerine, ilim trleri arasndaki ilikileri dnmek gerekir.
Her eyden nce, tabiatn ve 1>.hun, i tecrbeye kar d tecrbenin, ka
nunun ve mlininn, vs. . . tabii neticeleri ile birlikte anlama ve aklama arasnda
skolastiin antitez olarak kalplatrd seenekten, dier bir ifadeyle bunlar
dan birini tercih etme endiesinden kendimizi kurtarmamz gerekir. Meseli tec
rbenin sistemli olarak kullanl hibir ilmin imtiyaz deildir; stelik corafya
ve sosyoloji gibi baz ilim dallar, iki balktan biri altnda, ilim olarak birlikle
ri paralanmadka, snflanamaz. Nesneleri daha az domatik ve daha fazla ten
kidli bir tarzda grmek gerekir: "Anlama srf ruh ilimleriyle ve aklama da
tabiat ilimleriyle snrl deildir, fakat iki metod, her biri kendi tarznda, her
ilmi srete ibirlii yapar148". lmi dncenin menelerinden bu yana durum
byledir. Anlamann ve aklamann nasl ibirlii yapmaktan geri kalmadkla1 Le Savan et le politique, Per8, Plon, 1959, 8. 93.
BOLLNOW, Die methode der Geiateawiueruchaften, Meyence, 1950, 8. 14.

84

BEER BLM TEORLER

rn gstermek iin kaynaklara inmi olduundan Heidegger'e kran


borluyuz149 Beeri ilim nazariyecilerinin hatis anlama mefhumuna bilerek
snrlayc bir mini vermi olmalardr. Bir sanatkir yaptn "anlar" ve insan
ihtiyarladn anlar. Anlamaya nazaran aklama, ancak baz snrlar iinde
mmkn olan ikinci bir ilemdir. Aklama anlamann engellerle, anlalmaz ey
lerle karlat iin buland yerde ortaya kar. O hilde aklama diima an
lamann hizmetindedir. Bununla birlikte, aklamann yardmna ramen, anlama
asli ne mkemmel ne de tam olacaktr. Uygulama bakmndan, bir yazarn d
nd anlam hemen hemen hibir zaman okuyucusunun anlad anlamla a
kmaz. Kendisi anlalmayan bir yazar daha iyi anlamay deneyen yorumbilimi
bunun delilini tekil eder. O hilde anlamak daha iyi anlamak demektir. Srf ruh
ilimlerinin temelinde deil, fakat btn rnesanslarn yini dirililerin, btn
yeni-kantlklarn, yeni-hegelciliklerin, vs ... temelinde bulunan yorumlama me
selesiyle kar karya geliyoruz . Yorumlama siyesinde anlamak yaratc oluyor,
ancak bunun art, ansiklopedik zihniyet iine dmemek, yini insann klli
ve mkemmel bir anlama sayesinde btn beeri eitlilikleri ferden stlenme
imkinna sihip olduu inancna kaplmamaktr. eitlilik srf basit anlamayla
zmlenemeyen ztlklar ierir.
Bununla birlikte, anlamak hereyi affetmek anlamna gelmez. Dnyay saf
bir manzara olarak telakki etmedike anlama beni tavr taknmaya sevkeder,
nk tavr taknmada tenkidi bir g vardr. Tavr taknmak bir deerlendir
meyi gerektirir. Bu noktada, Bollnow, Max Weber'den ayrlr, onu, daha sonra
anlamak iin nce deerlendirme yapmakla sular. Byle bir tavr, aka anla
maya engel tekil eden duygularn ve taraf tutmalarn keyfiliine ak kap bra
kr. Anlama deerlendirmenin rn deildir, deerlendimeden sonra da gelmez,
fakat anlama, Annda deerlendirmedir. Deerlendirmenin temelinde, Boll
now'un karlama (Begegnung) diye adlandrd ey vardr. Gerekten, mn
ferit bir dnce, her anlamaya kapaldr, zira anlama ancak bakasyla,
bakalarnn eserleriyle ve dnceleriyle karlama siyesinde ortaya kar.
Anlamay anlamann bu tarz phesiz beeri ilimlerde aratrmalarn ob
jektiflii meselesini gndeme getirir. Beeri ilimler ilim sfatn kullanmaya hak
kazandklarn iddia edebilirler mi? Genel olarak kabul edilen gre gre, ob
jektifliin ve netice itibariyle btn ilmiliin kstas, elde edilen neticelerin ev
rensel geerlilii, yini onlarn tanyan zneye ve tekil durumlara nazaran
bamszlklar olur; u anlamda ki, sz konusu neticeler, yeri ve devri her ne
olursa olsun, her insan icin zorlayc olur. Beeri ilim nazariyecileri, bu ilmilik
artna, ya Kelsen gibi hukuk, politika, vs. . . alannda "saf nazariyeler" geliti HEIDEGGER, L'etre et i emps, l'aris, Gallimard, 1964,

s.

184.

AIKLAMA VE ANLAMA

85

rerek, ya Weber gibi, ilimden deer nazariyesiyle ilgili (axiologique) sk bir


tarafszlk isteyerek, muhtelif tarzlarda cevap verebildiklerini sandlar. Btn
bu giriimler bir kmaza gtrmektedir. Aslnda, hakiki mesele udur: evren
sel geerlilik kavram gerekten ilmin zne mi aittir veya, aksine, baz zel ilim
dallarnn, meseli tabiat ilimlerinin ve zellikle fiziin gelimesi sonucunda hak
sz yere zihne zorla kabul ettirilmi olmayacak m dr? Dier bir ifadeyle, bee
ri ilimler tenkidsiz ve srf tabiat ilimlerinin itibar gereince bu ilmilik kstasn
kabul etmi olmakla belki de iyi etmemektedirler.
Bollnow'a gre, evrensel geerlilik kstasnn terki kesinlikle objektifliin
terki anlamna gelmez; evrensel geerlilik olmakszn objektiflie sahip olunu
labilir. Gerekten, nihayet sadece "tek bir insan' iin deeri olabilen ve "ba
kalar tarafndan merfilatrlma ihtiyac hissetmeyebilen 150" tekil bir gereklii,
tenkidle ahsi sbjektifliin direnci krld taktirde, objektif olarak tahlil et
mek mmkndr. Heidegger'in gsterdii gibi, anlama, yukarda belirlenen ma
nada, ok ge kurulmu olan tabiat ilimlerinin yardm olmakszn, beeri varla,
aletler inasn mmkn klan bir objektif bilgi gelitirme ve muhtelif hizmetle
ri rgtleme imkan salad. O halde, karlkl davrantan ve karlama iin
deki ortak faaliyetten ne'et eden durumun bir hakikati vardr. Oysa, bu
meseleler beeri ilimlerin megul olduklar meselelerdir. "Hakikat srf insann
varoluuyla (Dasein) veya karlkl olarak evrensel aklla deil, fakat insanla
rn mahhas ve tayin edilmi dairesiyle de alakaldr ki, insanlar iin bu haki
katin tannmas muhtelif neticelere sahip olabilir. Bu ancak bir ortak durumun
iinde mmkndr; bu ortak durumun snrlar iinde szkonusu insanlar or
tak bir davrana ve faaliyete sahiptirler. Hakikat ancak bir faaliyetin n
varsaymysa anlam tar -faaliyet mefhumu en geni minis iinde anlalmaldr
ve fert st bir bask da ancak ortak bir faaliyetin temeli olabilirse anlam kaza
nr. Muhtemelen byle bir zorlayc ortak durumun tesinde farzedilen bir ha
kikati sorgulamak, umumiyetle hakikatle ilgili meseleyi btn varolu temelinden
mahrum etmektir" 151 Elbette, bu artlar iinde, muayyen durumun manas is
tikametinde, beer cinsi cemaatnn, btn halklar biribirine balayan ortak
kaderin uuruna varabilmesi midiyle, basknn tipini ve kapsamn her defa
snda yeniden tayin etmek gerekir; bu, ortak anlaya en geni bir temel kazan
drma imkann ifade eder.

uo

1949,
u

BOLLNOW, Dcu Veraehen. Drei Aufoaze zr Theorie der Geiaeawiueruchafen, Mayeoce.


8. 92.
Ayn eaer, 8. 105.

SEKZNC BLM

HT LAFLARI AMA G R MLER


Asrmzn ikinci tebiri boyunca beeri ilimlerin stats zerindeki tar
tma felsefenin ana meselesi olma imtiyazn kaybetti. Gncel olmaktan kt.
phesiz bunun sebebi Einstein, Planck, L.de Broglie, Heisenherg ve ada il
min dier dehalarnn almalar sonucunda, epistemolojinin, tabiat ilimleri
nin arlkl ve fevkalade terakkilerince baskna uram olmasdr. ada ilim
bundan byle, yeni keif ve icadlarn ortaya kard teorik meselelere hakim
olmak iin son derece byk gayret gstermek zorunda kald, halbuki beeri
ilimler hareketsiz kalmaya devam ediyordu. Bu hususda hibir ey, Bachelard' n tamamen yeni fiziin dourduu problemlerin aydnlatlmasna doru ynel
mi olan, fakat ilmi aratrmann dier kesimlerinde gerekletirilmi gayretlere
kaytsz kalan eserinden daha anlaml deildir. Muhtelif filozoflar, nceki asr
boyunca beeri ilim nazariyecilerini kar karya getirmi olan ekol ihtilaflar
nn stesinden gelmeyi ve tabiatln, ruhbilimciliin ve tarihiciliin son de
rece tek yanl grlerini amay denemek iin bu fasladan faydalanmlardr.
Btn yeni giriimlerden sadece ne, Husserl'in, Cassirer'nin ve Hayek'
in giriimlerine burada yer vereceiz, zira, yle sanyorum ki, bunlar aktel
problematii en iyi ekilde belirlemektedir. Bakalar da vardr, fakat bunlar
imdiye kadar tahlil edilmi muhtelif nazariyelere zellikle yeni hi bir ey ila
ve etmemitir. Meseli K. Popper'inki phesiz Hayek'in eserinden ncedir, fa
kat o tam tanzim edilmemitir ve gnmzde beeri ilimlerin ortaya koyduu
meselelerin tamamn ylesine msbet bir biimde kucaklamaz152 Spranger'in
almas Dilthey'in dncesinin devam iinde yer alr153 Merleau-Ponty, ken
disine zg slftbuyla, beeri ilimlerin Husserl'inkine yakn bir fenomenoloji
sini takdim etmektedir154 En yakn giriim Piaget'ninkidir155 O, bilinen
problematii ne deitirmekte ne de yenilemektedir. Gerek!en, Piaget'de bee
ri ilimlerin bir tasnifi mevcuttur, fakat bu tasnifin ynetici ilkesini kavramak
gtr: nomotetik ilimler (psikoloj i, sosyoloji, etnoloji, ekonomi, demografi),
tarihi ilimler, hukuki ilimler ve felsefi ilimler. Tercihli bir tahlil, nomotetik ilim
lere ve zellikle psikolojiye tahsis edilmitir. Bu kitabn yeniliklerinden biri,
,..
,..
...
"'

K. POPPER, Misere de l 'historicisme, Paris, Plon, 1956.


E. SPRANGER, Der Gegenwiirt St.and der Geist.ewissenchaft.en, 2.bs., Leipzig-Berlin, 1925 .
MERLEAU-PONTY, Les sciences de l 'homme et la phenomenologie, Paris, ed. C.D.U., 1965.
J. PIAGET, Epistemologie des sciences de l 'homme, coll. "ldees", Paris, Gallimard, 1970.

BEER BLM TEORLER

88

sibernetik siyesinde tabiat ilimleri ve beeri ilimler arasnda bir "balant" kur
ma fikrinde yatmaktadr.
Bir sentez eserin yokluuna acnabilir zira, bu eser meseleyi yenileyemese
bile, onun ebedi gncelliini gsterebilir. Gerekten, tarihicilik ve tabiatclk
ada epistemolojide, meseli P.Bourdieu, J.-C. Chamboredon ve J.-C. Passe
ron'a ait Sosyoloun meslei (Le metier de sociologue) adl eserin de tanklk
ettii gibi canl eilimler olarak kalmaktadr. Gerekten, metin seimi zerine
dilnceler (Remarques sur le choix des textes) adl blmde u cmle okuna
bilmektedir: "Dier taraftan, eer, sosyolojiye ayrlm tamamen epistemolojik
tefekkrn holuklarn doldurmak iin genellikle tabiat ilimlerine tahsis edil
mi metinlere bavurabiliyorsak, bu, ilimler felsefesinin klasik tahlillerini, ge
rekli deiiklikler yaplmak sftretiyle, dierleri gibi sosyoloji olan veya
muhtemelen olmak isteyen bu ilme uygulama niyeti adnadr" 156 Bu cmlede
zet olarak tabiatln temel temalarn buluyoruz: a) Sosyal ilimlerin szde
boluklar btn ilmiliin modeli gibi geinen tabiat ilimlerine atfla llm
tr; b) Olmas gerektii gibi deil arzuland gibi bir sosyoloji, yani fiilen uygu
land ekliyle deil ideal bir sosyoloji gereince akl yrtlmektedir; c) Sanki
sosyoloji kendi teebbslerinin, baarlarnn ve baarszlklarnn ustas de
ilmi gibi, yabanc olan normlarn kendisine zorla kabul ettirilmesi denen
mektedir.
Gerekten, aktel almalar bir beeri ilimler tarihinden daha ok E.Rot
hacker tarafndan alm yola ynelmi gibidirler. Bu hususta, bazs henz ya
zlmakta olduu hilde dier bazs yaynlanm bulunan ve Gusdorf'un bize Beeri
ilimler ve bat dilncesi (Les sciences humaines ou la pensee occitentale) ad
altnda takdim ettii eserler dizisini hatrlatmak gerekir.
1.

EDMUND HUSSERL'N FENOMENOLOJ NAZARYES

Husserl (1859-1938)'in ilk eserlerinin, tahiatln, ruhbilimciliin ve tari


hiciliin temelini sarsmaya hasredilmi "mantk aratrmalar"na ayrlm ol
duu bilinmektedir. Bununla birlikte, lmnden sonra yaynlanm olan ldeen
II'de, beeri ilimlerin statsnn teorik adan tanziminin bir mspet deneme
si bulunmaktadr. Aslnda, dier filozoflardan daha ok, Husserl, metod mese
lelerine eilmiti, o derecede ki durmakszn fenomenolojinin metodunu
yazmaktan geri kalmad. Her zaman beeri ilimler nazariyesiyle ilgili olarak ori
jinal eser yazmadysa da, bir takm fikirleri aydnlatma liyakatine sahip oldu.
156

Paris, ed. Mouton, 1968, s. 116.

HT LAFLARI AMA G R MLER

89

Husserl'in tezi, "iinde yetimi olduumuz geleneksel mspet ilim kavra


mn umumi ilim kavramyla kartran asrlk geleneklerden kurtulmamz" 157
gerektii temel fikrinden hareket eder. Tabiat ilimlerinin metodunu, ilim
adamlar tarafndan kullanlan us6llerin snrl ve ekseriya geici karakterine
ramen, evrensel bir metod rtbesine ykseltmekle sulad tabiatln ten
kidi buradan gelmektedir. Tabiat ilimleri de dahil btn ilimler, "mkemmel
deildir", nk onlar, daha sonraki gelimeler nceden grlemedike tamam
lanmam demektir. Netice itibariyle, hibir metod nihai olamaz veya model ola
rak geinemez. stelik, tabiatlk ilimlerin temelleri ve snrlar meselesini sanki
mspet ilmi bir olgu szkonusuymu gibi ele almakta ve bylece srf felsefi bir
sorgulama olan eye dogmatik bir anlam vermektedir. Husserl'in her trl me
tafizie kar duyduu nefret, kendisini, itiraf etmese de, metafizik ve hazan
saf nvarsaymlar kabul etmekten alkoymaz. Demek ki Husserl tezata dm
tr, nk srf doktrinal bir mevkii benimsemekte, ayn zamanda kendini her
doktrinin hasm olarak gstermektedir. Gerekten, tabiat ve r6hun ayniyetinin
kontrol edilemez tasdiki srf zlenebilir olgulara itibar etme zmlemesiyle nasl
badatrlabilir? Nihayet beeri ilimlerin gayesi, ilmi nitelik erefi kazanmak
iin tabiat ilimlerine zg metoda boyun emek deil fakat ilmi aratrmalar
yapmaktan ibarettir. phesiz, beeri ilim mtehassslarnn tabiat ilimle
rinin us6llerine bavurmalar normaldir, fakat buradan szkonusu us6llerin tek
mer6 us6ller olduklar veya ruhun nesne olduu neticesi kmaz. Ruhbilimci
lik de ayn sula mahkum edilir, zira psikoloji tecrbeye dayal tabiat bir bi
lim olduunu iddia ettii mddete, tabiat pein- hkmlerin safln paylar.
Dilthey'in kavrad biimdeki sosyolojiye gelince, o, tarihiciliin tenkidine ma
ruz kalmaktadr. Tarihicilik hakl olarak bir kltr fenomenini zaman iindeki
gelimesi nazar dikkate alnmakszn tanmann mmkn olmadn savunur.
Bununla birlikte, tarihicilik, btn beeri ilimlerin evrensel metodonu kurdu
unu iddia ettii vakit, o da tabiatlk kadar tartmal hile gelmektedir. Tabi
at ve r6hun ayn olduu objektif olarak ispat edilemiyecei gibi, tarih metodu
nun uygulanmas da kltr fenomenlerinin greliliinin bir delilini tekil etmez.
Bu grelilik ancak, felsefi adan geerli, fakat ilmi adan geerli olmayan, dok
trinal bir unsurdur. Gerekten, her kltr fenomeni bir anlamda tarihidir, fa
kat zorunlu olarak psiik deildir ve bilhassa "mantki bir sistem", onun
varlnn akl olan bir z ve hakikat de oluturur. Sanat tarihi kendi hus6silii
iinde bir sanat bilgisi deildir. Dinler, tarihi adan da incelenebilir, fakat dini
fenomen, hakikati tarihden ve psikolojiden bamsz olan bir fikirdir de. Ayn
ekilde ilmi bir nazariyenin tarihi, nazariyenin ilmi deerinin kefili deildir,
.., E. HUSSERL, Die Krisis der europiiiachen Wisaenschaften und die transendenale Phiino
menologie, Huaaerliana, c. VI, La Haye, 1954, s.3. Ayrca bkz. s. 127.

90

BEERi BLM TEORLER

zira nazariyenin geerliliinin normlarnn temelleri bizzat ilimdedir, tarihte


deil. Ksaca, matematikleri, sanat veya politikay iyi anlamak iin tarihi ol
mak yetmez . Tarih metodunun faydalln pheye sokmakszn, Husserl bu
metodun snrlarn izmekte ve onun tabiatlnkine berzeyen emperyalizmi
nin karsna dikilmektedir.
Beeri ilimlere salam bir temel kazandrmaya srf fenomenoloji muktedir
dir. Husserl'in Ideen II'nin nc ksmnda gstermeyi denedii ey budur.
Bu eserde, psikoloji zerine bir tefekkrden hareket eden ldeen I'den farkl ola
rak, Husserl, psikolojiden daha fazla, fenomenolojinin bir ilk snf veya girii
olan beeri ilimlerden hareket eder158 Elbette fenomenoloji beeri ilimlerle ka
rtrlamaz. nk fenomenoloji beeri ilimlerin temelidir. Esas itibariyle, Hus
serl tarafndan gelitirilen fikirler unlardr: Beeri ilimlerin konusu, kesinlikle
fertleraras bir psikoloji anlamnda deil, fakat beeri varln mahiyeti evrey
le ve varlklar arasndaki karlkl mnasebetle belirlenmi sui generis bir bo
yut anlamnda, ahsn ve cemaatn tahlilidir. Eer tabiatn hakimiyeti kendisini
illiyet sayesinde gsteriyorsa, r6hun hakimiyeti de gdlenim (motivation) sa
yesinde gsterir. Gerekten, gdler (motife) adnadr ki ben deerleri devreye
sokuyorum, bir k veya bir engeli alglyorum, hareket etme karar alyorum,
bakalarna sebep oluyorum, vs ... Bu gdlenme hem nazari bilginin ve hem
de pratik davrann bir kanunu olarak anlalm olmaldr. Bu hususta, Hus
serl aklama ve anlama arasndaki ztl hatrlatyor, fakat bununla sebeplen
me ve gdlenme arasndaki farkn zel bir durumunu gstermek istiyor.
phesiz illiyeti ruh ilimleri dnda brakmak szkonusu deildir; onun ruh
ilimlerinde yeri vardr, fakat kltr fenomenlerinin anlalmas iin yetersiz
dir. Gerekten, btn bu noktalarda, Husserl fiilen hibir yenilik getirmiyor
ve netice itibariyle srf Dilthey'n, Simmel'in, Windelband'n ve Rickert'in ba
z fikirlerini kendi fenomenolojik lisanna tercme ediyor. Psikolojinin veya de
erlerle mnasebetin yerine fenomenolojinin temel rol oynamas dnda, taslak
ayndr.
Yukarda iaret ettiimiz ikinci nokta hususunda Husserl daha orijinaldir
ve buraya kadar tahlil ettiimiz dier doktrinlerden ayrlmaktadr. Sz konusu
olan, eidetik (ze ynelik) ilimlere has metoddur. Hemen hemen btn eserle
rinde ele alnan bu meseleyi Husserl, beeri ilimlerle ilgili olarak en muhtasar
ve ak biimde Avrupa nsanlnn bunalm ve felsefe (La erise de l 'humani
te europeenne et la plilosophie) hakkndaki konferansta vaz'ediyor. Ruhun ese
ri olduklar iin tabiat ilimlerinin gelimesinin tarihi hadisesini tabiat ilimleriyle
aklamak istemenin sama olduu fikrinden hareket ederek, o u aklamay
yapyor: "Ruh ilimlerinde uzmanlam ilim adamlar, tabiatlkla krletikle1 5 8 ldeen il, La Haye, 1952, Beilage iV.

HT LAFLARI AMA G R MLER

91

rinden, (szl olarak onunla mcadele etseler bile), sadece evrensel ve saf bir
ruh ilmi mes'elesini vaz'etmekten ve ruh plannda mutlak olarak evrensel un
surlar ve kanunlar aratrmas ve dolaysyla mutlaka netice veren bir mini
da ilmi bir aklamaya ulamay stlenmesi gereken, ruh olarak rOhun zeynelik
(eidetique, Wesenslehre) bir ilmini aratrmaya koyulmaktan ihtimamla
kanmaktadrlar" 1 59 Burada, ister tabiat ister tarihici eilimde olsunlar be
eri ilim uzmanlarnn mkemmel bir ekilde ilmi eser yazmak iin gereklii
bir olgular btnl olarak, saf Dasein (varolu) olarak incelemenin yeterli
olduuna inandklar anlamna gelen temel bir tema szkonusudur. Demek ki,
onlar hakiki ilmilie ihanet etmektedirler, zira, meseli fizikinin arad ey,
srf fenomenlerin ampirik varoluunu deil fakat kanunlarn da tespit etmek
tir. nemli olan, Dasein (varolu)'in bilinmesi deil, fakat Wesenssein'in yini
idea'nn bilinmesidir, yoksa matter offac (olgunun maddesi)'in bilinmesi de
il. Bununla ampirik ilimlerin ilim olamayacaklar sylenmek istenmiyor, fakat
sadece ilmiliin olgularn bilgisine, hatta objektif bilgisine, indirgenemedii be
lirtilmek isteniyor. yleyse, beeri ilim uzmanlarndan ou, tpk bu ilimlerin
nazariyecileri gibi, bir defa baz olgularn varoluunu tayin ettikten sonra ilmi
vazifelerini ifi etmi olduklarna inanmaktadrlar.
Mahhas ve mmkn (contingent) olgularn, dier bir ifadeyle sun'iliin
(facticite), tahlili olan ampirik ilimden farkl olarak, eidetik ilim, ampirik fe
nomenler iin kurucu olan eyi, yini deimeler arasnda deimez ve srekli
kalan eyi, zn (Wesenschau) sezgisi siyesinde, ina eder. ldeen I'in gsterdii
gibi, bir olgu baz mmkn tertipler sebebiyle tam tamna zne tekabl etme
yebilir, fakat meseli, sanatn ne olduu nceden bilinmezse sanat tarihinde ampi
rik bir aratrma yapmak mmkn deildir. Ampirik bir eserin artistik deerini
takdir etmek iin, sanat fikrine sahip olmak, sanatn z itibariyle ne olduunu
bilmek gerekir, aksi takdirde, herhangi bir ey sanat diye adlandrlm olabilir.
O halde z asl (Bestand)dr, bir ampirik gerekliin konusunun hviyetini ta
yin etmek iin bu asla atfta bulunmak gerekir. te bu anlamdadr ki Husserl'e
gre eidetik ilim ampirik ilimlerden bamszdr, fakat bunun aksi doru deil
dir. Bu z jenetik (cinsle ilgili) kavramyla da kartrmamak gerekir. Bu kav
ram, bir olgular veya rnekler ekseriyetine zg olan tidit eden bir tmevarmla
elde edilmitir, halbuki z tekil eylerin akl veya r6hu olan "gerekd" bir
inadr1 60 ktisadi olarak mahhas bir sreci tanmlama imkan salayan ikti"' P. RICOEUR tarafndan tercme edilen bu makale Revue de meaphyaique et de morale, 55.
ene, n 3, Juillet-Septembre 1950'de yaynlanmtr. Burada zikredilen metin s. 233-234'edir. Ampi
rik ilim ve eidetik ilim arasndaki fark hakknda, zellikle bkz. ldeen l (ev. RICOEUR), Paris.
1949, 2-5, ve Recherchea logiquea (ev. H. ELIE), Paris, 1959, c. I, 40.
160
Eidetik ilimler ve fenomenoloji arasndaki fark, eidetik ilimlerin fenomenolojik indirgeme
yapmamalarndan ibarettir. Bu konuda bkz. ldeen il, Beilage iV, s. 313. Burada HUSSERL, ampi-

92

BEERi BLM TEORLER

sadinin de bir z vardr, inkiafnda tamamyle "zletiren" (ideante) bu so


yutlamaya cevap vermese bile. Ampirik beeri ilimlerin gerekliin sun'i bir
biimde vaz'edilmi konularn aklkla tahlil etmek iin ihtiya duyduu do
ru ve kesin kavramlar gelitirme kudretine ancak bir eidetik ilim sahiptir. O
halde, meseli hareketin veya uzayn saf nazariyesi olarak eidetik ilimler mev
cutsa, rfthun saf nazariyesi olarak eidetik ilim yoktur, halbuki rfthun ampirik
ilimlerinin gelimesi ona baldr. Husserl'in daha Mantk aratrmalar (Rec
herches logigues) adl eserinde izdii program budur: "Eer biz psiik bir ha
disenin sahih kanunlarnn ok net bir grne sahipsek, bu kanunlar da
ozaman ebedi ve deimez olurlar, teorik fiziin temel kanunlar olarak byle
olurlar, netice itibariyle, hibir psiik hadise olmasa bile, geerli olurlar. Eer
btn ekim ktleleri yok olsayd, bu yzden ekim kanunu ilga edilmiyecekti,
srf pratik uygulama imkan olmakszn kalacakt. ekim kanunu, gerekten,
ekim ktlelerinin varoluu hakknda hibir ey sylemez, fakat srf ekim kt
leleleri olarak onlara arz olan eyden bahseder"6. Ayn zamanda, fenomeno
lojinin temelleri zerinde onunla uyumakszn gelimi olan bu eidetik ilim,
cz 'i rfthun muhtelif ilimlerinin temeli roln, zellikle tarihi ve mmkn ger
eklik iinde ferdiyetleri ve ferdi gelimeleri miiahhas olarak (in concreto) ke
sin bir ekilde inceleme imkan salayan bir tipoloji tedarik ederek,
oynamaktadr62 Bununla birlikte, btn bunlar proje bilinde kalmtr, zira
Husserl rfthun byle bir ilmini bizzat gelitirmeye gayret gstermemetir163 Bu
mevkiin son derece ilham edici olduu dorudur, zira o, ferdin fertle sun'iliin
sun'ilikle aklanmayacan sylemek anlamna gelir. Gerekten, eer kapita
lizm hak.knda nceden ak bir fikre sihip olunmamsa, nasl olur da bir ikti
sadi gelime kapitalist sre olarak aklanabilir? Husserl'in, eidetik (ze ynelik)
kelimesi altnda, gelitirmeyi arzulad ve bizzat bir ilim olmas gereken bir
nazariye dnda, nazariyesiz olgu yoktur64

rik psikoloji, eidetik psikoloji ve fenomenoloji arasnda bir ayrm yapmakta ve ayrca bu ayrmn
btn ruh ilimleri iin de geerli olduunu belirtmektedir.
16 1 Recherchea Logiquea, c.I, s. 161-162.
,., ldeen il, Beilage 12, s. 371-372.
1 63 Bununla beriber, belli bir lde Husserl mah.kOm ettii tabiatla yakla,maktadr, nk
o, ruh ilimlerine ruhun saf bir nazariyesini, ya da tabiat ilimlerinin saf nazariyeleri modeline gre,
muhtelif ruh ilimlerinin mtenisip mmkn birok nazariyesini zorla kabul ettirmeyi denemekte
dir. O hilde, sanlmasn ki Husserl tabiat ilimlerini taklit edilmesi gerekli bir tr ideal olarak te
likki etme sisteminden tamamiyle kurtulmu,tur.
164 Burada, Husserl'in nazariyesindeki belli bir karanl belirtelim: o kih rOhun eidetik bir il
minden, kih sanki her be,eri ilim kendine zg eidetiine sihip olabiliyormu' gibi bir ok eidetik
ilimden bahsetmektedir.

HT LAFLARI AMA G R MLER


2.

93

ERNST CASSIRER'DE KLTR VE BM

Einstein ve Planck'n keiflerinden sonra matematik ve fizik ilimlerinin ye


ni gelimesinin epistemolojik ehemmiyetini ve felsefi kapsamn sorgulamada ilk
hareket edenlerden biri Cassirer (1874-1945) oldu. Ancak hayatnn sonuna do
ru, zaten felsefe tarihi olarak beeri ilimlere ait olan kendi eseri zerinde d
nrken, bu bilim dallarnn husfisilii meselesini vaz'etmitir. limler tarihi ve
bilhassa kltr ilimleri tarihi, beeri dnce arasnda sebeplerle aklama ve
biimlerle aklama arasndaki ztln srekliliini gstermektedir. Tecrbi ni
telikli msbet ilimlerin kuruluuyla illi aklama stnlk kazanmtr, tabiat
ln onu beeri ilimlere de zorla kabul ettirme eilimi buradan gelmektedir.
Bununla birlikte, daha XIX. asrda, tabiat ilimleri, sadece biyolojide deil fa
kat fizikte de, illi aklamann snrlarn tanmaya ve bilimin ehemmiyetini ye
niden ele almaya sevkedilmitir. Bylece, Faraday ve Maxwell'de biim sahann
bnyesine rnek olma rol oynamtr. Gerekten, saha artk, sahann sebebi
olmas gereken bir unsurlar yn tarafndan tekil edilmi bir btn deil, fa
kat bir gler sistemidir; bu sistem iinde, meseli elektron ancak saha iinde
anlalr, fakat bu sahay aklamaz. Hatta, Rickert'in dndnn aksine,
kltr ilimlerinin kurucu ilkesi, deer mefhumunda deil, fakat biim mefhu
munda aranmaldr. Maalesef Cassirer biimin ak bir tanmn yapmyor, zira
onu kah bir yap olarak kah (bir devrin veya bir kltr fenomeninin usliiplat
rlmas anlamnda) bir usliip olarak telakki ediyor, belki de biim her ikisini
kucaklamaktadr. Esas itibariyle biime mahiyet kazandran ey, bildirdii unsur
larn eitliliinin sebebi olan bir birlik anlamnda bir btnl belirlemesi
dir. Biim tmevarmla veya zel durumlarn mukayesesiyle elde edilen jenerik
bir kavram deildir, tarihi bir kavram da deildir, fakat, Husserl'in lisanyla
sylemek gerekirse, o bir "idealatran soyutlama"dr. Demek ki, tarihi Burc
khardt tarafndan mkemmel bir tarzda tanmlanan "Rnesans'n insan", bu
devrin tarihi ahsiyetlerinden hi birine tam olarak tekabl etmemektedir; bu
ahsiyetler ister Machiavel, Laurent le Magnifique, ister Bracciolini veya Pulci,
vs . . .olsun. Ve bununla birlikte bu eserde Rnesans'n "ruhu"nu bulmaktayz.
Belirledii anlamlar siyesinde, Rnesans "istikamette birliktir, yoksa bir var
lk birlii deil"1 65 Bu noktai nazardan, biim kltr ilimlerine has bir kav
ramdr. yleyse, madem ki kavram bir eitliliin birliidir, z itibariyle her
kavramn hem klliyi ve hem de cz 'iyi dndrmesi nazar- dikkate alnmak
istenirse cz 'iyi daha iyi kavramak iin, tarihicilerin dnd gibi, yeni kav
ramlar uydurmak lzumlu deildir. Klliliksiz kavram yoksa cz 'iliksiz kavram
da yoktur, yle ki kavram tekil eden diyalektik iki andan birinin ortadan kal
drlmas, bizzat kavramn ortadan kaldrlmas demektir. Hakikat u ki, tabi16'

Zur Logik der KultunAJssenschaften, Gtehorg, 1942,

s.

80.

94

BEER BLM TEORLER

atlk daha ok kllilik ve tarih cz 'ilik zerinde durur. Zaten klli ve cz 'i
arasndaki mnasebet her ilim tarafndan farkl biimde alglanmtr: O mate
matiklerde baka, fizik ilimlerinde baka, kltr ilimlerinde bakadr.
phesiz kltr ilimlerinden illi aklamay bertaraf etmek szkonusu de
ildir: lli aklama, bu ilimlerde de mer6 ve faydaldr, fakat fenomenlerin
basit tahlilinden veya olu iin oluun tetkikinden baka sebepler dolaysyla
kltr fenomenleriyle ilgilenen ilim adamnn merakn tatmin etmeye mukte
dir deildir. Hakikat udur ki, kltrel fenomen anlamlarla ykldr, onun te
mel hus6siyetlerinden biri ite buradadr; yleyse kltrel fenomen srf bir nesne
olarak ele alnamaz, zira anlam aka nesneyi aan eydir. lk grek felsefeleri
ve mitolojiler tarznda, illet ve biimi badatrma zarureti buradan kaynakla
nr. Gerekten, bu eski felsefeler ayn zamanda illet ve biimi yani varl ve
oluu sorguluyorlard, tpk mitoslarn hem bir teolojiyi ve hem de bir teogoni
yi, hem bir kozmolojiyi ve hem de bir kozmogoniyi gerektirdii gibi. Merakmz
ayndr. Onun iin Cassirer, tabiatla da tarihicilie de, birisi srf varlkla di
eri de olula megul olduklarndan, hak vermemektedir. lenmemesi gereken
bati, hayat bile srekli istihale iken, bir nazariye adna ok sk snrlar izmek
ihtimilidir. Eer gerein bilgisi olmak istiyorlarsa ilimler bu durumun sorum
luluunu stlenmek zorundadrlar. Aslnda, tabiat ilimleri ve kltr ilimleri ara
sndaki temel farkllk, tabiat ilimlerinin belirledikleri, dierlerinin ise tavsif
ettikleri eye dayanr166 Her iki ilem ayn sfatla ilmidirler ve birini dierin
den daha stn telikki etmek bounadr. Kanun veya biim, her iki halde de,
bilgi tahminle elde edilir, her iki hilde de, bilginin her ilerlemesi, kavramlarn
hazrlanmasnda bir ilerlemeye elik eder. Hilbert 'in gsterdii gibi, her ilmin
gelimesi her defasnda temellerinin yeniden incelenmesini gerektirir, gelece
in ilminin epistemolojisini ve programn nceden izmek istemenin lzumsuz
luu buradan kaynaklanr. Psikoloji veya tarihin veya baka bir ilim dalnn kltr
ilimlerinin temelini tekil etmesi gerekip gerekmediini bilmek olgusu zerin
deki tartmalar da ayn sebeple faydaszdr. lmi problematik daimi ak kal
maktadr.
3.

HAYEK'E GRE LMCLGN ZARARLARI

nceki iki yazar gibi, Hayek de, tabiatl ve tarihicilii, ilk bakta para
doksal gzkebilen bir kantlamayla itham etmektedir. Gerekten, iki eilim onun
dncesine gre ilimciliin iki versiyonundan ibirettir. limcilik, ilim terimi
bugn sihip olduu hususi ve dar anlam yklenmek zere, mantki ve tutarl
bilgiyi belirtmekle snrl kald zaman tabiat ilimlerinin harikulide gelime1 66 Ayn eaer,

s.

81.

HT LAFLARI AMA G R MLER

95

siyle birlikte domutur. Bundan byle, tabiat ilimleri, beeri ilim dallarmm
uzmanlar zerinde, metodolojik bir bask kuracak derecede, hakikaten by
leyici bir tesir icra etmitir, yle ki beeri ilimler kendilerine zg meselelere
artk kendi usilllerini uygulamayacak raddeye gelmilerdir. Buradan u netice
kmtr: ilim adamlar epistemolojik ve nazari adan uygulamada kullanma
dklar metodlar uyguladklarm iddia etmektedirler. Tabiat ilimlerinin, haki
ki ilmi zihniyetin aleyhine, bu itibari taklidi, beeri ilim uzmanlarnn, sanki
ilmiliin kstas mnhasran tabiat ilimlerinde bulunuyormu gibi, fizikilerin
veya biyoloji uzmanlarmm methini mspet almaya tercih etmi olmalarmdan
dolay, beeri ilimlerin gelimesine engel olmutur: Bu "konusunun deerlen
dirmesini bile yapmadan evvel, onu incelemenin en uygun vistasn bildiini
iddia eden ok hususi bir gr as"dr167 Bunun sonucu tabiat ilimlerinin
bir nevi emperyalizmi, ilmi bir pein hkmler sistemi biline dntrerek,
mahiyetinden uzaklatran bir totalizmdir (Hayek tarafndan kullanlan kolek
tivizm kavram totalizm diye tercme edilmitir) .
Bu tabiatlk tarihicilikte bir mttefik bulmutur. Kendi hakikati iinde
srf tekili kavramaya aba harcayan orijinal tarihicilikten farkl olarak, kesin
likle tarihiler tarafndan deil fakat filozoflar veya epistemologlar tarafndan
yaratlm olan modern tarihicilik, fizik kanunlar grntsnde oluun genel
kanunlarn meydana karmay, dolaysyla cz 'i rneklerden hareket ederek
yanl bir tmevarm yoluyla genelleme yapmay, ve bylece insanln belirle
nemez geleceini belirlemeyi iddia etmektedir. Bu srf tarihe meydan okuma de
il, fakat ilmin tahrifidir. Gerekten, hi kimse fenomenlerin sonsuz kllilii
zerinde akl yrtecek kudrette deildir ve bununla birlikte tarihicilik buna
muktedir olduu grnts vermektedir, hulbuki onun szde hesaplar, her za
man srf gerein, ekseriya gayr uilri nvarsaymlar gereince, seime tabi tu
tulmu cepheleriyle alikaldr. Bir ilim iin geerli olan ey her ilim iin geerli
olmad gibi, zaman ve mekan iinde snrl fenomenlerin dorusu olan ey,
fenomenlerin sonsuz klliliinin dorusu deildir. Tarihicilik fasit kyaslara (pa
ralogismes) dayanr. "Nazariye tarihi olmayabilir, tarih de nazari. Klli ancak
cz'iyi aklad iin ilgi uyandrr; cz'i phesiz ancak genel terimler bilin
de aklanm olabilir; fakat cz'i ve klli birbirine indirgenemez. Tarihiler
ve teorisyenler arasnda gelimi olan talihsiz anlamazlklar geni lde "ta
rihi ekol" adndan kaynaklanmtr; bu ad, tarihicilik adna liyk olan ve asln
da tarihle de teoriyle de ilgisi bulunmayan bu melez doktrin tarafndan
gasbedilmitir"168 Tarihicilik zamann aldrmazl iinde merhaleler, devre167 F. VON HAYEK, Scientism and the Study ofSociety, Glencoe, The Free Press, 1952. Fransz
ca tercmesi: Scientiame et aciences sociales, Paris, Plon, 1953,
168 Ayn eser, s. 84.

8.

5.

BEER BLM TEORLER

96

ler, safhalar ya da sanki gerekliin znde bulunuyorlarm ve ebedi bir kanu


na gre birbirlerini takip ediyorlarm gibi tayin edilmi sistemler kefettiini
ileri srmektedir, halbuki ancak onlar tanzim eden nazariye kadar deeri olan
saf sun'i inilar szkonusudur. Bunlar olsa olsa nazari iaret noktalardr. Hi
bir hilde, gelecei nceden haber verme imkan salamazlar. Maalesef, ilimci
hurafe, son derece ilmi karakterlerinin bir delilini, hakl gsterilemeyen bu ge
lecei haber verme iddiasnda, grr. Bu hurafeler, srf kelimeler zerinde oy
nand iin ilmidirler. "Tarihicilik kiinin kendi bindii dal kesmesidir;
gerekten o mtenakz bir durumla sonulanr, zira, eer tez doruysa, tanna
mayan olgular zerinde genelleme yapar. Eer insan zihni gerekten deiken
ise biz, tarihicilik taraftarlarnn savunduklar gibi, baka bir asrn insanlar
nn sylemek istedikleri eyi anlayamayz; tarih bizim iin anlalmaz olur"169
Hatti istikbal de yle.
lmi hakikatler ancak onlar ortaya koyma imkan salayan kavramlarn ge
erliliinin snrlar iinde deerlidir. Bu beeri ilimler iin olduu kadar tabi
at ilimleri iin de ayndr. Bu snrlar aan her gelime ideolojiktir, ve ilmi de
ildir. te beeri ilimlerin hus6siliinin de bu snrlar iinde bir anlam vardr.
Her eyden nce, nesneler arasndaki mnasebetleri inceleyen tabiat ilimlerin
den farkl olarak beeri ilimler, insanlar ve nesneler arasndaki veya insandan
insana mnasebetlere dayanr. phesiz, mnasebetlerin bu muhtelif tiplerine
matematik lisan uygulanabilir, maamafih bunun iin bu ekilde ortaya konul
mu mnasebetlerin bizzat kendilerinden baka hassaya sahip olmadklarn,
netice itibariyle insann veya toplumun mahiyeti hakknda hibir ey syleme
diklerini kabul etmek arttr. Beeri ilimler mtehasss srf objektif olgular ze
rinde deil, fakat fikirler, inanlar, anlamlar zerinde de alr. Konusunu beeri
eylemler meydana getirmi olduundan, arzulanm veya hazrlanm olmadk
lar zaman bile insanlarn onlara bir anlam verdikleri olgusunu ihmal etmez.
"Beeri eylemlerle ilgili olarak, nesneler, hareket eden insanlarn nesnelerin
varolduklarn dndkleri eydir"110 Burada her beeri ilim nazariyesi iin
temel bir nokta szkonusudur. Elbette, tabiat ilimlerinde olduu gibi, beeri ilim
ler de dzenlilikler ve bir nizam tesis etmek iin basit grn amaya gayret
eder, fakat nicelletirilse bile bir fikir bir fikir olarak kalmaktadr. kinci ola
rak, mahhasn, tekilin ve tekin aklanmas kaidelerin ve genel kavramlarn
varoluunu gerektirir, fakat buradan klli ve cz 'i arasndaki ztln tabiat ve
tarih arasndaki ztla tekabl ettii neticesi karlamaz. ki ayr dzen kar
snda bulunuyoruz: Bu dzenlerden biri metodolojik, dieri ontolojiktir. Oysa,
bu karklk tabiatln olduu gibi tarihiciliin de temelindedir. Nihayet, hi169 Ayn eaer,
1 70 Ayn eaer,

8.
8.

91-92.
19.

HT LAFLARI AMA G R MLER

97

bir ilmi inceleme belli bir yer ve zamanda gzlenebilir fenomenlerin tamamm
ayn anda kucaklayamaz; o kanlmaz olarak bir seim yapar. Bu artlarda, ne
ticelerin ancak bu seimin snrlar iinde deer kazanaca aktr. Bir
btn olarak adlandrdmz ey, meseli kapitalizm veya sosyalizm yahut da
bilgi, asla bir veri deildir, fakat bir seim temeli zerinde bir yeniden inadr:
bu yeni inalar "bizim iin siyesinde kendilerini meydana getirdiimiz nazari
ye dnda mevcut deildirlerm11
Bu mlahazalardan bir takm neticeler kar:
a) Tabiatlk ve tarihicilik tarafmdan srdrlm olan evrensel bir bilgi
mefhumu, bir hayaldir, zira bu mefhum mmkn olmayan bir eyi gerektirir,
yle ki smrl kavramlara bal olduu iin kamlmaz olarak smrl kalan bil
gimiz, gerek olarak bilmediimizden daha fazla bilebilir. Zihnimizin, mahe
deleri mmkn klan kategorilerden arnm, fakat btn oluu, henz olmam
olan da dahil kucak.lamaya muktedir bir stn zihniyet olabildiini kabul et
mek gerekir. "Mevcut bilgimizin nasl artlanm veya belirlenmi olduunu bi
liyor isek, artk bu bizim bugnki bilgimiz olmaz. Kendi z bilgimizi
aklayabildiimizi tasdik etmek, fiilen bildiimizden daha fazla bildiimizi tasdik
etmektir, bu terimin dar minisyla bir anlamsz sz (non-sens) olan tasdiktir" 172
Bilgiyi tekil eden kavramlar dnda bilgi yoktur.
b) Beeri ilimlerde kullanlan mefumlarn veya "bttlk.ler"in ekseriye
ti, meseli ihtilal, monopol, ordu, ticaret, feodalizm veya kapitalizm mefhumla
r sadece entelektel kurululardr ve kesinlikle "tabii nite", ampirik veriler
deildir. Ve bununla birlikte, bu disiplinlerin uzmanlarmdan byk bir ksm,
onlar mahhas ve mahede olunabilir gereklikler szkonusuymu gibi kul
lanmakta ve muhakemelerine ve tartmalarma en byk karklklar bylece
sokmaktadrlar. Kavranabilen ey, bu btnlklerin unsurlar veya mnasebet
leridir, fakat olduklar gibi bu btnlkler deildir, nk bunlar srf nazari
kurululardr. Kapitalizm rneini ele alalm. Btnlk olarak o, bir hasm,
meseli bir sosyalist tarafndan, ve bir liberal tarafndan tekil olunmutur, nk
her biri onu farkl, hazan zd nvarsaymlardan haraketle kendi tarzmda ter
kip etmektedir. yleyse tabii ve alglanabilir bir gereklik deil, fakat baz g
rnlerin seimiyle ileyen ve bazlarn ihmil eden bir nazariye szkonusudur.
Sosyalist ve liberal anlaym sentezi yaplsa bile, kapitalist btnlk yine de bir
ina veya topya olarak kalacaktr. O halde bu mefhumlar, onlar ina etme im
kan salayan entelektel mnasebetler dnda hibir gereklie sahip deildir.
171 A m eser,
y
1 72 Ayn eser,

8.
8.

81.
106.

98

BEER BLM TEORLER

c) stelik, bu btnlklere, hatal bir biimde, sahip olmadklar bir uur


atfolunmaktadr. Meseli, kapitalizmden sanki gayelerinin son derece uurlu bir
iradesiyle techiz edilmi gibi bahsedilmektedir, halbuki kapitalizm aslnda sa
dece sosyal ilim uzmanlarnn bir inasdr. yleyse, insanlar tarafndan fiilen
arzu edilen eylemler ile phesiz insanlar tarafndan dzenlenmi olan ve dola
ysyla mukavelelerden ibaret bulunan, fakat A. Simith ve Cari Menger'in ok
iyi bir ekilde gsterdikleri gibi nceden dnlm ve kararlatrlm bir irade
tarafndan ortaya konulmam olan messeseler arasnda bir ayrm yapmak ge
rekir. Meseli medeniyet bize akln uurlu ve hazrlanm rnym gibi tak
dim edilmektedir, halbuki "beeri byk tahakkuklarn ekseriyeti uurlu olarak
ynetilmi bir dncenin sonucu deildir, hele hele birok ahsn bilerek d
zenlenmi gayretinin rn hi deildir, fakat bir srecin sonucudur; bu sre
iinde fert asla tam olarak anlayamad bir rl oynar" 1 73 yleyse, bir sosyal
sistemin yerine kaytsz artsz bir bakasn yerletirebileceimizi, kapitalizm
baz insanlarn dnp tanlm iradesiyle tesis edilmi olduundan, onun
yerine ayn tarzda sosyalizmi getirebileceimizi sanmak bir hayaldir. Gerek
ten, sistemlerden biri dierinden daha ilmi deildir, zira onlarn her ikisi de
saf entelektel kurululardan ibarettir, yle ki, onlardan biri dieri lehine gz
den drlrse, bu da gayr ilmi sebepler yzndendir. Dier bir ifadeyle, eer
sosyalizm kapitalizmin itibarn drrse, o da baka bir teori tarafndan iti
bardan drlebilir. lim bu nazariyelerden birine dierinden daha fazla hak
veremez.
d) Bu artlar dahilinde, beeri ilimler uzmannn, ilim adaml temayl
ne niin sadk kalmad, toplumu ve insanlar kontrol etmek ve ynlendirmek
isteiyle fikirlerinin niin buland anlalr. Gerekten, messeselerin mutla
ka dnlm iradeyle tesis edilmi olduklarna inanld andan itibaren "u
urlu bir biimde ynetilmemi olan her eyin . . . hatal olduunu" 1 74 dnmek
zorunda kalnr. Beeri ilim uzmanlarnn, bizzat kendisini tamamiyle belirle
yecek olan bir insanlkla, veya insan daha insani klmak gayesiyle uur iin be
eri hadiselerde tam bir ynlendirme zar11retiyle alakal bo cmleleri buradan
kaynaklan.maktadr. Tarihin yneticilii makam talep edilirken, ilim adam ol
mak unutuluyor.
Aslnda ilmi alma, gerekliin deil, fakat bize onu kavrama ve tahlil et
me imkan salayan kavramlarn srekli bir tashihinden ibarettir. Onlar ica
bnda, her sefer aratrmann belli durumlarnda artk uygunluunu yitirmi
olanlarn yerine geirmek zere daha uygun yeni entelektel aletler ve yeni na17 3 Ayn eser,
17 4 Ayn eaer,

8.
8.

100.
103.

HT LAFLARI AMA G R MLER

99

zariyeler gelitirerek, durmakszn gzden geirmek gerekir. lenmemesi gere


ken hata, ilmin gayesinin gerei deitirmek olduunu sanmaktr: ilmi rl
gerei incelemekJen ibarettir. Gereklii tidil etmek baka faaliyetlere der.
lim tekniklere hayat vermesine ramen, o bu tekniklerin kendisi deildir. lim
"baz neticeleri saf d edebilir, fakat imkanlar dizisini sadece bir tine kala
cak biimde kifi derecede irdirgeyemez"1 75 Bir tahlilin balang faraziyele
riyle tespit edilmi geerlilik snrlarn aan btn sonular, kesinlikle hibir
ilmi karaktere sahip deildir: bunlar aka ideoloji diye adlandrlan eylerdir.

1 75 Ayn eser,

s.

41.

SONU

ASKIDA B R MESELE
lmin gayesi gerein anlalr klnmasdr. Gerek muhteliftir ve saysz gr
alarndan hareketle kavranabilir, ilimlerin okluu buradan kaynaklanr, bu
okluu da aydnlatmak gerekir, nk o da gerein bir cephesidir. Epistemo
lojinin, yani bilgi teorisinin vazifesi budur. Bilgi teorisi, gerekliin aklanma
syla ilgili muhtelif sistemlerin aklanmas olarak tanmlanabilir. teden beri
felsefeyi megQl eden ve beeri ilimlerin bugnk gelimesinin yeni terimler iin
de vazettii bir mesele szkonusudur. O da udur: kavram olarak ilmin birlii
ve zel, hatta zt ilimlere imkan veren aratrmalarn eitlilii arasndaki uyum
suzluk. Netice itibariyle, mesele ilmin birliini ve ilimlerin okluunu uzlatr
maktr. Gerekten, orada ilmin iki zt z olabilir, yani ilmiliin um6mi
karakterleri btn ilimler iin ayndrlar, fakat herbiri, dierlerinin karakter
lerinden farkl ve kendine zg nvarsymlardan hareketle bir bilgi meydana
getirdii iin, az veya ok kesin, gelitirilmi ve tutarl zel bir gr asn temsil
etmektedir. Her ilmin hareket noktasyla ilgili olan keyfe bal bu zellii epis
temolojiyi tedirgin eder, zira bu zellik, muhtelif disiplinlerden bazlar ilmili
in artlarna dierlerinden daha iyi cevap verdikleri, ve netice itibariyle, ilmin
genel kavramyla mukayese edildikte dierlerinden daha stn sfatlara sahip
olduklar iddiasnda bulunduklarndan atmalar dourmaktadr. Tabiat ilim
leri ve beeri ilimler arasndaki ztlk, bu epistemolojik atmann modern g
rndr.
Bu kitapta tahlil edilen muhtelif nazariyelerin tetkikinden tartmann bir
kmazda olduu neticesi kar, bu durum szkonusu tartmann niin gn
mzde felsefi alakasn kaybettiini ksmen aklar. phesiz, beeri ilimler ge
en asrn sonunda ekseriya kendilerini ezen itiharszlktan, birka on yldan
beri kiti derecede muazzam bir gelimeyi tanm olduklar iin bile olsa artk
ac ekmemektedir, fakat szkonusu ilimler bu devirde epistemolojik dnce
nin ayn younlukta devam etmesine de artk imkan vermemektedir, belki de
bu, epistemolojinin tabiat ve tarih arasnda seim yapmaya mahkum brakld
n sanmas yzndendir. Bir bilano yapmak ve, oradan hareketle, yeni per
spektifler izmek iin bu l zamandan yararlanmann uygun olacana
inanyorum.
Yukarda zikredilen nazariyelerin ekseriyeti, ya karlkl konularnn ayr
kln (gayr- mtecinisliini) (tabiat ve ruh arasnda veya tabiat ve tarih ara-

102

BEER BLM TEORLER

sndaki tezad), ya aratrma metodlarnn uygunsuzluunu (kanun ve deer


arasnda, aklama ve anlama arasndaki tezad), ya da ruhun birbirinden uzak
laan ynlerini (genelleme ihtiyac ve tekile dikkat etme arasndaki tezad) te
mel alarak, tabiat ilimlerini ve beeri ilimleri elbirlii ile sistemletirmenin
mmkn olduu inancndan hareket etmilerdir. Dier teorisyenler ise beeri
ilimlerin temelini ya, tabiat ilimlerini kendi krulular iin model kabul ettikle
rinden kendilerine yabanc olan normlar iinde, ya da, normlar zorunlu ola
rak dier ilimlerinkiyle uyumayan zel bir beeri ilmin, meseli psikoloji veya
tarihin szde bir epistemolojik stnl iinde aramlardr. O hilde, ya bir
ilimler kategorisine (tabiat ilimleri), ya beeri ilimlerden birine bir dayanak im
tiyaz tanyan indirgeyici nazariyeler szkonusudur. Bu sistemletirme tarz en
azndan keyfidir, zira bu sistemletirme ne genellikle ilimden, ne de zellikle
bir ilimden istidlil edilebilir.
kmazdan kurtulmak iin, heeyden evvel tabiat ilimleri ve beeri ilimler
arasndaki ayrmn bizzat yerinde olup olmadn sormak kanlmazdr. Ge
nellikle bu ayrm ok tabii imi gibi kabul ediyoruz, fakat belki de, bu ayrm
tenkide bavurmakszn benimsemeye altmz iin, veya bu ayrm genel ka
bOlden yararland iin, bize olduu gibi gzkmeyen bir pein hkm szko
nusudur. Bu noktada konularnn gayr mtecinislii temeli zerinde ilimlerin
farkllamas fikrini reddedenlere hak vermek gerekir: limlerin hepsi de ayn
gereklii inceler. Meseli bir volkanik pskrme ok eitli: jeolojik (yeryz
fizii), kimyevi, biyolojik, psikolojik, sosyolojik, etnografik, vb. . . tahlillere im
kin verebilir. stelik, tabiat ilimleri alannn szde mtecinislii de srf bir pe
in hkmn ifidesidir, zira bu ilimler kendilerine atfedilen epistemolojik birlii
temsil etmekten uzaktr. Bu sorgulamalar bizi ilmiliin, yini ilmin znn fel
sefi meselesini ortaya koymaya mecbur brakmaktadr. lmi ilim yapan, ve onu
tefekkr, murakabe, iman, vs. . . gibi ilmi olmayan bilginin dier biimlerinden
zellikle ayran n-varsaymlar nelerdir? Bu yola girerek ilim hakkndaki d
ncenin, kesinlikle mevcut olmayan, mkemmel, tamamlanm ve pein farazi
yelerden uzak bir ilim imajna genellikle uursuzca atfta bulunduu mihede
olunabilmektedir.
Bizzat z itibariyle, ilim, diima gzden geirmeye ve dzeltmeye tibi, ihti
yi bilinde daha verimli olan bakalar iin terkedilen varsaymlar temeli ze
rinde sonsuz aratrmadr. O hilde ilim devaml olarak bizzat kendisini aratrma
hilindedir, elbette bu sonsuz sre boyunca durmakszn salamlaarak yoluna
devam edecektir; yleyse ilim asli tekemml etmemitir, fakat diimi mkem
mel olma yolundadr, ve tekiml ederken o, daha nce bulunmu zm yolla
rndan haraketle baka meseleler ortaya karmaktadr. Tamamlanm,
mkemmel ve ideal bir ilim fikri yleyse srf zihni bir gr, Max Weber'in ifade
siyle, keyfi bir ayrmdan ve insafa kalm bir genellemeden hareketle kendini

ASKIDA BR MESELE

103

mkemmelletiren bir topyadr, u anlamdaki bu topya mspet aratrmann


karakteri arasnda ideal ilmin a priori edinilen imajna cevap veren ve dierle
rini ihmal eden karakterleri semektedir. Kendimizi mkemmel ilmin ne oldu
unu biliyor kabul edersek, artk ilmi aratrma yapmaya mahal yoktur. Bu, bir
taraftan, mevcut disiplinlerin eitliliinin roln oynayabilen ve onlar orta
dan kaldrarak onlarn yerine geebilen tek ve evrensel ilmin varolamyacan;
dier taraftan, her zel ilmin aratrmann belli durumunda mmkn olduu
kadar mkemmel olduu anlamna gelir. Mkemmel fizik zamanzmn fiziki
lerinin gelitirmekte olduklar fiziktir, tpk Descartes ve Newton devrinde fizi
in mkemmel oluu gibi. Fiziin yarn ne olacan, Nevton'un, XX. asrda,
Einstein ve Planck'n almalarndan sonra ne olacan bilemediinden daha
ok bilmemekteyiz. Bu fasit kyaslar tarz maalesef baz ilimlerin dierlerine
nazaran szde deiiklikleriyle ilgili btn nazariyelerin temelinde vardr, nk
srf tarihi bilgi veya gelimesinin belli bir annda bir ilmin durumu olan ey ide
al ilim seviyesine ykseltilmektedir. Mkemmel ve tamamlanm bir ilim fikri,
yleyse tamamen hayalidir ve hatta ilmin zyle tezat halindedir. Bugnden iti
baren yz sene sonra ilmin ulaaca seviye ilim adamlarnn mspet aratrma
larna baldr, yoksa sahte filozoflarn muhayyilesinin kapasitesine deil. Bu
na, hibir ilmin, Descartes'n Beinci Meditation'un sonunda belirttii f.hi, kendi
z temelini ilmi olarak gstermeye muktedir olmadn da ilave etmek gerekir.
Kesinlikle bizi bir ilmi dier bir ilmin temeli olarak telakki etmeye yetkili kl
ma ihtimali olan herhangi bir sebep de mevcut deildir. Daha ziyade, Hilbert'in
de belirttii gibi, bu temelleri inceleme iinin btn ilimlerin grevi olduunu
sylemek icabeder.
te bu mlahazalardan hareketledir ki beeri ilimler meselesini son derece
aklkla ortaya koymann mmkn olduunu sanyorum. Eer beeri ilimler
den herbiri bir ilimse, bu bir dierini veya bakalarn taklit ettii iin deil,
fakat onun gidii ilmiliin artlarna ve n-varsaymlarna cevap verdii iindir.
Onlardan herbirinin, aratrmalarn gelitirdike, kavramlarn hazrladka
ve gidiini belirledike tanmlad, bizzat kendine zg, modeli vardr. Genel
likle tabiat ilimlerinin modeli olmad gibi, beeri ilimlerin de modeli yoktur.
Dier bir ifadeyle, her ilmin kuruluu sonularnn salamlna ve geerlilii
ne baldr, yoksa epistemologlarn pein hkml speklasyonlarna deil. Her
biri kedine zg dehaya sahiptir ve ilmin znn genel snrlar iinde kendine
has olan normlara gre ilerler. Srf bu muhtariyete sayg gstermek artyladr
ki, bir beeri ilimler epistemolojisi mmkndr, yani onlarn gidileri arasnda
yaknlamalar tesis edilebilir, onlarn mnasebetlerinin ve herkes tarafndan ta
biat ilimleri diye adlandrlan disiplinler ile srdrdkleri mnasebetlerin dai
mi yeniden gzden geirilebilir bir nazariyesi gelitirilebilir. yleyse, sanki
meseleler nceden zlm gibi davranmaktan kanmak gerekir. ilmin mace
ras bilinmeyen hakikatlerin macerasdr.

KISA B BL YOGRAFYA
(Fikirleri inceleme konusu yaplan yazarlarn kendileriyle ilgili sayfalarda
ki dipnotlarnda zikredilmi olan eserleri buraya dahil edilmemitir.)
ARON (R.),

Essai sur la theorie de l 'histoire en Allemagne contemporaine, 2

ed., Paris, 1950.


BECHER (E.),

Geisteswissenchaften und Naturwissenschaften, Munich-Leipzig,

1921.
BE'ITI (E.), Allgemeine Auslegungslehre al.s Methodik der Geisteswissen-schaften,
Tubingen, 1967.

Histoire de la plilosophie allemande, 2" ed. , Paris, 1953.

BREHIER (E.),

Reason and Nature, 3" ed., Glencoe, 1959.

COHEN (M.R.),

Grundfragen der Hermeneutik, Frihourg (Suisse), 1969.

CORETH (E.),

GADEMER (H.G.),

Wahrhei und Methode, 2 ed., Tubingen, 1965.

GOLDMAN (L.),

Sciences humaines et philosophie, Paris, 1952.

GRANGER (G.),

Pensee formelle et sciences de l 'homme, Paris, 1967.

GRAWITZ (M.),

Methodes des sciences sociales, Paris, 1972.

GROETHUYSEN (B.),

lntroduction d la pensee philosophique allemande depuis


Nietzsche, Paris, 1926.
lntroduction aux sciences humaines, Paris, 1960.

GUSDORF (G.),

HEIDEGGER (M.),
HEUSSI (K.),

L'etre et le temps, Paris, 1964.

Die Krisis des Historismus, Tubingen, 1932.

Untersuchungen zu einer hermeneutischen Logik, Berlin, 1938.

LIPPS (H.),

La destruction de la raison, Paris, 1958.

LUCKACS (G.),

MEINECKE (E.),

Die Enstehung des Historismus, Munich-Leipzig, 1936.

MERLEU-PONTY (M .),
MISCH (G.),

Sens et non-sens, Paris, 1948.

Diltheyeschen Richtung mit Heidegger und Husserl, Leipzig-Berlin,

1931.
MYRDAL (G.),
NEEF (F.),

Objectivity in Social Research,

New York, 1969.

Gesetze und Geschichte, Tubingen, 1918.

PALMADE (G.),
PIAGET (J) . ,

L'unite des sciences humaines, Paris, 1961.

lntroduction d l 'epistemologie genetique, 3 vol., Paris 1950.

POPPER (K.),

Logik der Forschung, 3 ed., Tubingen, 1969.

KISA B BL YOGRAFYA

106

-----

R<rrHACKER
_____

SARANO

(E.), Einfhrung in die Geisteswissenschaften, Tubingen, 1930.


, Logi.k und Systematik der Geisteswissenschaften, Munich, 1965.

(J.), Hommes et sciences de l 'homme, Paris, 1968.

SPENCER
SUTER

, Misere de l 'historicisme, Paris, 1956.

(H.), Classifcation des sciences, Paris, 1971.

( J.F.), Philosophie et histoire chez Wilhelm Dilthey, Bile, 1960.

TOPITSCH (E.),

Sozialphilosophie zwischen ldeologi.e und Wissenschaft, Neuwi-

ed, 1961.

, Die Freiheit der Wissenschaft und der politische Auftragfder Uni


versitiit, Neuwied, 1968.

-----

TROELSCH

(E.), Der Historismus und seine Probleme, Gesammelte Schriften, t.

111, Tubingen, 1922.

----- , Der Historismus und seine Ueberwindung, berlin, 1924.


WACH (J.), Das Verstehen, nouv. ed., Hildesheim, 1966.

GENEL D Z N
-AAklama (Auslegen, explication), 21, 29, 30,
39, 50, 56, 57, 61, 62, 65, 73, 75, 76,
79, 80, 83, 84, 90, 93, 94, 102
Aklayc anlama, 79
Aklayc sosyoloji, 79
Adi yorum, 31
Adet, 35
Ahlik, 6, 13, 27, 28, 34, 53, 60
Ahlak disiplini, 7
Ahlaki fkecilik (irlmisme), 60
Akademiereden, 31
Akl, 5, 7, 9, 21
Aklclk, 15, 18
Akl a, 8
Akli ilimler, 67
Akliletirme, 18
Aklilik, 9, 22, 23, 50
Aksiyon, 54
Alglama, 77, 79
Alman kltr, 82
Alman niversiteleri, 38
Almanya, VII, 10, 15, 17, 19, 29, 43, 49, 59,
75, 83
Altyap, 14
Amerika Birleik Devletleri, 19
Ampere, 10, 11, 12, 13
Ampirik beeri ilimler, 92
Ampirik bilgi, 21
Ampirik gereklik, 69, 70
Ampirik ilimler, 20, 91
Ampirik kanunlar, 44
Ampirik psikoloji, 91, 92
An (zamanla ilgili illiyet), 64
Ana zihni kanunlar, 44
Anagnosis, 35
Analoji (Benzeim), 48
Anlam, 73, 96
Anlama, 29, 30, 31, 35, 36, 37, 39, 48, 56,
73, 74, 75, 79, 83, 84, 85, 90, 102
Anlama metodu, 56

Anlama nazariyesi, 76
Anlalrlk, 53
Anlayc aklama, 79
Anlayc sosyoloji, 79
Anthropotelique, 13
Antikite, 30, 70
Antropoloji, 1
Apaklk, 77
Apodikdik ahlak, 13
Aratrma, 102, 103
Arzi, 73
Aristo, 3
Aritmoloji, 12, 13
Arkeoloji, 1, 13
Arnim, 33
Aron (R.), 50
Asl matematikler, 12
Askeri sanat, 13
Ast (F.), 29
Astronomi, 12, 13
Aa ilimler, 60
Aknlk, 59
Ateizm, 59
Atletizm, 6
Atomculuk, 63
Aufleben, 25
Auslegen (Tefsir, erh), 30
Autoptique, 11
Aydnlanma a, 15
Aydnlanma felsefesi, 22, 25
Aydnlanmaclar, 18
Aydnlatma (explicitation), 21
Ayrklk (gayr- mtecinislik), 101

- BBaader, (F.), 16
Bachelard, 87
Bacon, 5, 7, 44
Bade ekol, 65, 66
Badaklk, 57

108

GENEL DZN

Ballanche, 10
Balzac, 10
Barlk, 60
Baur, 25
Bedihet, 77
Beden, 3, 4
Beden ilmi, 6, 7, 71
Bediiyit, 53
Belirleyicilik, 39, 61
Benzersizlik, 68
Benzeim (analoji), 48
Berlin, 49
Berlin niversitesi, 17
Beeri aksiyon, 54
Beeri gerekliAin tenkidi, 54
Beeri hukuk, 8
Beeri ilim, 2, 19, 41, 89, 92, 93, 95, 98,
101, 102, 103
Beeri ilimler, VII, 1, 3, 4, 7, 9, 10, 13, 15,
20, 24, 26, 30, 43, 47, 49, 50, 51, 53,
54, 57, 59, 60, 62, 65, 66, 75, 77, 81,
82, 83, 85, 87, 88, 90, 92, 96, 97, 102,
103
Beeri ilimler epistemolojisi, 103
Beeri ilimler nazariyesi, 7, 21, 47
Beeri ilimlerin umumi nazariyesi, 42
Beeri ilimlerin umumi nazariyeleri, 14
Beeri yaratclk, 48
Biim, 93, 94
Biimlerle aklama, 93
Bildung, 21
Bilgi, 21, 54, 69, 70, 94, 97
Bilgi nazariyesi, 55
Bilgi teorisi, 51, 101
Biriciklik, 68
Biyografi, 55
Biyoloji, 2, 3, 14, 61, 67, 71, 83, 93
Boeckh (A.), 10, 29, 33, 34, 35, 37, 49, 56
Bonnet (Ch.), 4
Bollnow, 84, 85
Botanik, 13, 34, 63
Botanik uzman, 64
Bourdieu (P.), 88
Brehier, VII
Bracciolini, 93
Bratucsheck, 33
Brentano, 16, 33
Broglie (L.de), 87

Buchner, 61
Buckle, 39, 41, 49
Burckhardt, 93
Burjuva snf, 14
Bchner (K.), 18, 20
-CCassirer, 7, 87, 93, 94
Cizibe kuvveti, 41
Cesar, 22
Cevher, 73
Chamboredon (J.-C.), 88
Chateaubriand, 10
CihanmQl Espri, 25
CihanmOl Ruh, 23, 25
CoArafya, l, 61. 83
Comte, (A.), VII, 10, 11, 14, 41, 42, 43, 46,
49, 50
Condorcet, 15, 21
Copernic, 12
Cosmologie, 10
Cournot, 10
Cousin, 10
Croce, 7, 9, 10
Cryptoristique, 11
Crytologique, 11
Cuvier, 11
Cz'i, 70, 95, 96
Cz 'i rOh, 92
Cz'ilik, 60, 72, 93, 94
- aAda mantk, 66
alma, 38, 98
atk (antinomie), 63
ekim kanunu, 92
-DDin, 57, 60
D'Alemben, 5, 6, 21
D'Holhach, 4
DeAer, 73, 83, 93, 102
DeAer bimek, 66
DeAer kavram, 82
DeAer nazariyesi, 60

GENEL DZN
Deer yarglar, 56, 68
Deerlendirme, 84
Deerler, 47, 53, 58, 72, 73, 90
Deerlerle nazari mnisebet, 72
Dekart felsefe, 9
Dekartlk, 7
Demografi, 87
Demografya, 48
Deneme, 44
Deneme metodu, 43
Descartes, 3, 4, 7, 9, 11, 67, 103
Devlet, 19, 38
Devlet ilmi, 48. bkz. siyiset ilmi.
D alg, 70
D illiyet, 64
D tecrbe, 52, 83
Dialegmatik, 13
Dialegmatique ilim, 13
Dialegmetiques, 13
Diceologie, 13
Dil, 24, 38, 48, 57, 67
Dilbilim, 34
Dilbilimi, l, 2, 17, 25, 36, 42, 48
Dilcinin dili, 18
Dilthey, 7, 12, 14, 25, 29, 39, 49, 50, 51, 52,
53, 54, 55, 57, 59, 65, 67, 68, 70, 75,
89, 90
Din, 19, 24, 25, 27, 28, 34, 38, 61, 67
Dini ilim, 25
Dinler, 89
Dinler ilmi, 13, 51
Dirili, 84
Diyalektik, 31, 93
Diyalektik srec, 24
Diyalektik tahlil, 21
Dogmatizm, 4
Doruluk tenkidi, 38
Droysen, 33, 37, 38, 39, 41, 75
Du Bois-Reymond, 61
Duyg, 18
Duyumculuk, 61
Dnya'nn Ruhu (Weltgeist), 22, 23
Dnce, 4
Dnlm tarih, 22
-EEbedi dn, 8
Edebiyat, 13, 42, 59

109

Eitimbilimi, 1
Eichendorff, 16
Eidetik (ze ynelik) ilim, 90, 91, 92
Eidetik psikoloji, 92
Einstein, 87, 93, 103
Ekol, 65, 66
Ekonomi, 45, 46, 48, 51, 74, 87
Ekonomi politik, 19
Enerji ilkesi, 62
Engels, 28
Entelektel kurulu, 97, 98
Epistemoloji, 14, 27, 32, 39, 43, 49, 51, 59,
66, 68, 72, 74, 80, 87, 88, 94, 101, 103
Epistemolojik, 65
Eratosthne, 34
Erekbilimsel, 73
Ereklilik (gaiyet), 40
Erkliren, 30
Eski Tarih Okulu, 18
Eski-eserbilimi, 1
Espri, 25
Estetik, 25, 53, 71
Ethnogenie, 13
Ethognosie, 13
Ethologie (rflerin, minevi olglarn tarihi
ilmi), 45
Etik, 13
Etnoloji, 1, 13, 42, 48, 87
Etnolojik, 13
Etnolojik ilim, 13
Etografya, 13
Etoloji, 45, 46, 47, 48, bkz. rf ilmi
Evolutionisme, 41
Evrenbilim, 10
Evrensel geerlilik, 85
Evrim nazariyesi, 62
Evrimcilik, 60
-FFaraday, 93
Farazi ilimler, 45
Faydaclk, 61
Fechner (G.Th.), 47
Felsefe, 6, 7, 9, 10, 11, 16, 20, 22, 24, 25, 26,
27, 29, 35, 42, 43, 49, 53, 57, 59, 65,
67, 72, 87
Felsefe tarihi, 25, 93

GENEL DZN

110
Felsefi, 13

Gana (E.), 25

Felsefi bir nazariye, 60

Gayeler dnyas, 58

Felsefi ilimler, 13, 87

Geerlilik, 85, 99

felefi tarih, 21, 22

Gelenek, 8

Felsefi tarihfcilik, 65

Gelime, 57

Fenomen, 14

Genel, 70

Fenomenoloji, 87, 88, 90, 91, 92

Genel kanunlar, 95

Feodalizm, 97

Genelleme, 95, 102

Ferdi, 53, 66, 70, 71

Genelle9tiren bilgi, 69

Ferdi pikoloji, 47, 48

Genelle9tiren metod, 81

Ferdi uOr, 21, 23, 24, 28

Genelle9tirici bilgi, 70

Ferdtletiren bilgi, 69

Genelle9tirici metod, 70

Ferdtletiren metod, 81

Geometri, 12, 13, 44

Ferdtletirici bilgi, 70

Geometri kanunu, 45

Ferdiletirici illin, 72

Gerek, 101

Ferdile9tirici metod, 70, 71

Gereklik, 52, 54, 69, 70, 72, 91, 92, 96, 97,

Ferdiyet, 71

98, 102

Ferri, 61

Gereklilik, 82

Fichte, 16

Globu intellectualie, 53

Flt hakikatler, 10

Gloeologie, 13

Fikir, 96

Gnoi, 35

Fikirlerin yorumu, 39

Goethe, 10

Fikrin il.mi, 24

Gomperz (Th.), 41

Filojitik, 2

Gk-mekanii, 12, 13

Filoloji, 1, 7, 10, 33, 34, 35, 36, 37, 48

Gkbilim, 12, 13

Filolojik ilimlerin formel nazariyesi, 36

Grelilik, 20, 53, 89

Filolojik Yorumbilim, 33

Grre, 16, 33

Ficher (K.), 25

Gzlem, 56

Fizik, 3, 6, 7, 13, 14, 34, 42, 51, 59, 61, 66,

Gramatikal aklama, 29

71, 83, 85, 87, 93, 94, 103

Gramatikal yorumlama, 31

Fizik ilinleri, 12, 43, 94

Grameci, 28

Fizik kanunlar, 95

Grek felsefesi, 94

Fiziki ilim, 10, 13, 65

Grimm (H.), 49

(W.),

Fiziki nizam, 43

Grimm

Fizik-kimya ilinleri, 63

Guichardin, 22

Fi"iko-matematik ilimler, 12

Gudorf, 62, 88

41

Fizyoloji, 61, 64

Gdlenim (motivation), 90

Fizyonomi, 13

Gdler (motife), 90

Flaubert, 10

Gncel anlama, 79

Fonkeiyonalizm, 1

Gzelanatlar, 6

Franea, Vll, 10, 19, 33, 59, 66, 76


Franez ihtillli, 71

-H-

Franz kltr, 82
Hlfza, 5, 7

G-

Haeckel, 61
Hakiki hukuk, 18

Gaiyet (ereklilik), 40, 55

Hakikat, 10, 85

Galilbe, 3

Hakikatler, 10

GENEL DZN
Hak.iki ilim,

38
59

Hmanixma,

Halk felefei,

Hrriyet,

Halk markizmi nazariyeleri,


Halk.bili.mi,

26

59

60
-1-

1, 2

10

Hamann,

Hamburg nivenitei, 60
Harpbili.mi ,

lgnoramu, ignorabi.mu,

28

Hareket (praxis),

Ihering,

28

--

43

Hayat ilimleri,

53
53

6
64
tecrbe, 52, 83
duyu, 52, 10
ebak, 50, 56

Hayat normlan,

cidetme sanat,

Hayat olgular,

illiyet,

Hayati nizam,

43

Hayatn terakkisi ve geli9mesi,

57

87, 94

Hayek,

Hayvan yeti9tirme,

13

erdelik (int6riorit6),

13
Hegel, 16, 17, 18, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 34,
37, 57

Hayvan yeti9tirme ilimleri,

Hegelcili.lr., 84

38
Hegelci Terkip, 21
Heidegger, 84, 85
87
60
Helvbtiu, 4

Helmholtz,

12, 13
56. bkz. yorumbilimi.

Helyostatik (Hbliostatique),

25

76
13
Hildebrand (B.), 18
Hijyen, 13
Hilbert, 94, 103
Hugo (G.), 17
Hukuk, 7, 8, 17, 19, 22, 24, 25, 27, 28, 34,
38, 42, 51, 52, 73, 84
Hritiyanlk,
Hibrologie,

13, 48, 51
87

Hukuki ilimler,

18
17, 37, 38

Hukukular hukuku,
Humboldt (G.de),

Humboldt kardeler,
Hurife,

16

9
3, 59, 65, 67, 93, 96
7, 41, 51, 87, 88, 89, 90, 91, 92, 93

HuOilik,
Hueerl,

13

91

deal-tip,

80, 82
93
1, 66, 67, 68

28, 73, 99
1
kicilik, 67
ktieat, 1, 6, 1, 13, 17, 20, 24, 42, 46, 52, 53,
72, 74
ktiat ilmi, 51
lahiyat, 6, 13, 17, 25, 29, 42
letitim anat, 6
lim, 1-4, 10, 13, 14, 19, 20, 26, 39, 41-45,
58, 60, 63, 64, 74, 91-95, 98, 101-103
lim nazariye, 42
limcilik, 60, 94
limler tarihi, 93
lk ebep, 38
lli aklama, 83, 93, 94
lli kanunlar, 45
llet, 94
lliyet, 38, 64, 11, 90
lliyet ilitkii, 14
lliyet kanunlar, 45, 46
lmi aklama, 50
lmi aratrma, 103
lmi bilgi, 69
lmi bir nazariye, 60
lmi al9ma, 98
deoloji,

33

Heienberg,

Hukuk ilmi,

d6og6nie,
dea,

24

34

deograf"k ilimler,

Heidelberg romantik dernep,

Heyse,

erme,

dealatran oyutlama,

Hegelci tematik,

Hermbneutique,

61

51

Irk , 64

Hatrda tutma sanat,


Hayat,

lll

htiyarlk.bilimi,

GENEL DZN

112

lmi kesinlik, 62
lmi pozitivizm, 50
lmi tarih, 65
lmi yorum, 31
lmilik, 60, 11, 84, 85, 88, 91
lmin gayesi, 99, 101
man, 38
mkan, 80
nan, 96
ngiltere, 59
nsan ilimleri, VII, 1, 3, 5, 6, 7
man ilmi, 9, 26, 62
man tabiatnn ilmi, 44
insanbilimi, 1
mamn bilgisi, 54
nsanlarn al, 8
ntellectualis, 53
nteriorite (ierdelik), 24
ntrospection, 56
ptidai psikoloji, 13
rade, 7, 38
ride-i cz'iye, 10
renisme (fkecilik), 60
sbatiye, 41
yilik ilmi, 6, 7
-JJahrbcher (H.), 33
Jankelbvitch (S.), 66
Jaspen, 30, 39, 76, 77, 78, 80
Jeoloji, 13, 14, 61, 63
Jerontoloji, 1
Jouffroy, 10
-KKahramanlarn al, 8
kahramanlk hukuku, 8
Kant, 4, 11, 14, 15, 59, 65, 67, 68, 70, 71, 84
Kanun, 35, 39, 44-47, 61, 74, 92, 94, 95, 102
Kanun mefhumu, 81
Kapitalizm, 92, 97, 98
Karakterbilim, 47
Karakterin tetekkl ilmi, 45
Kartlatma (Begegnung), 84
Kavram, 61, 62, 72, 82, 94, 98
Kavramlattrma, 70, 73

Kelsen, 84
Kemmi kanunlar, 47
Kendilinden bilgi, 69
Kepler, 12
Ketfedici altma, 38
Kyaslar, 95
Kidd, (B.), 61
Kimya, 14, 59, 64
Kitib- Mukaddes, 30
Klasik metafizik, 52
Knapp (G.), 18
Knies, 18, 19, 80
Kolektif psikoloji, 47, 48
Kolektivizm, 95
Komnizm, 26
Konutma ilmi, 6
Kozmeti, 6
Kozmetik, 6
Kozmogoni, 94
Kozmoloji, 12, 94
Kozmolojik limler, 12, 13
Kriptolojik, 11, 12
Kriptoristik, 11, 12
Kurucu zihin ilimleri, 42
Kutsal hukuk, 8
Kutsal yorumbilim, 36
Kuvvet, 41
Klli, 71, 95, 96
Klli psikoloji, 47
Kllilik, 55, 71, 93, 94, 95
Kltr, 6, 34, 71, 74, 82, 93
Kltr ilimleri, 1, 68, 70, 71, 73, 82, 93, 94,
94
Kltr ilimleri tarihi, 93
Kltr il.mi, 74
Kltr kavram, 82
Kltrc kavramlattrma, 73
Kltrel ilimler, 58
Kltrel tekillik, 71
-LLask (E.), 15, 65
Uvi-StrauH, 2
La Mettrie, 4, 61
Lamprecht (K.), 42
Laurent le Magnifique, 93
Leipzig, 39

GENEL DZN
Lengistik, l
Lobroso, 61
Locke, 7
Luther, 73
-MMach, 60, 61
Machiavel, 3, 93
Madde, 3, 4
Maddeci dopatizm, 4
Maddecilik, 18, 26, 38, 60
Maddenin gereklip, 52
Miden bilimi, 63
Madenler ilmi, 13
Main de Biran, 11
Manevi dnya, 38, 39
Manevi gler, 39
Manevi ilim, 10, 44
Manevi ilimler, 1, 4, 39, 43, 45, 63
Minevi ilimler uzman, 64
Mantk, 6, 7, 13, 14, 24, 48, 55, 66, 68, 71
Mantk disiplini, 7
Marjinalizm, 20
Marksist maddecilik, 26
Marksist sistem, 17
Marksizm, 27, 28
Marx, 14, 16, 26, 27, 28
Matematik, 3, 12, 14, 34, 35, 65, 67, 83, 90,
93, 94, 96
Matematik akm, 9
Matematik ilim, 13
Matematik ilimler, 12
Matematik ilimleri, 51
Matesioloji, 11, 12
Maxwell, 93
Medeni tarih, 5
Medeniyet, 98
Medeniyetler, 63, 64
Mekanik, 6, 12, 13, 14, 42, 47, 61, 63, 73
Mekaniki aklama, 62
Mekaniki maddecilik, 18
Menger (C.), 20, 98
Merleau-Ponty, 87
Metafizik, 4, 6, 9, 13, 28, 52, 60, 89
Metafizik ilim, 50
Metafizik uur, 50
Metafizik tefekkr, VII

113

Meteoroloji, 44
Metod, 15, 20, 41, 43, 48, 56, 64, 70, 71, 81,
89, 90
Methodenstreite (metod anlamazlklar), 15,
20
Metodoloji, 13, 15, 19, 34, 36, 38, 50, 68, 83
Metodolojik tarihicilik, 65
Michelet, 10
Mili (St.), 41, 43, 44, 45, 46, 47, 49, 50, 54,
64, 67
Mitoloji, 1, 48, 94
Mitoslar, 8, 48
Moleschott, 61, 62
Monizm (Tekilik), 61
Montesquieu, 4, 10
Muhayyile, 5, 7, 9
Mukayese metodu, 48
Mukayeseli metod, 41
Mukayeseli varlkbilim, 13
Muller, Adam, 16
Mutlak bilgi, 21
Mcerret ilim, 14
Mcerret-mahhas ilim, 14
Mdrike, 7
Mmkn (contingent), 73, 91
Msbet felsefe, 42
Msbet (pozitif) ilimler, 41, 50, 51, 62, 93
Msbet ilimler sistemi, 53
Mtahhas ilimler, 14
-NNapolyon, 18
Naturalism, 59
Nazari akl, 14
Nazari ilim, 3
Nazari ilimler, 6
Nazariye, 7, 9, 14, 21, 36, 37, 41, 42, 46, 47,
55, 60, 62, 76
Newton, 4, 7, 12, 103
Nietzsche, 76, 77, 80
Nihilizm, 65
Nizam, 43, 46
Nomoloji, 13
Nomotetik limler, 66, 67, 87
Nomotetik ilimlerin umumi nermeleri, 68
Nooloji, 10, 12
Noolojik ilimler, l, 12, 13

114

GENEL DZN

Normatif ilimler, l
Normlar, 53
Novali, 16
Novum organon, 5
Nozoloji, 13
Numen, 14
0-

Objektif imkan, 80
Objektif olgular, 96
Objekt ruh, 5 7
Objektiflik, 83, 84, 85
Olgu, 52, 53, 96
Olguculuk, 41
Oluf, 94, 95
Ontothetique, 13
Organium, 2
Orijinal tarih, 22
Orilrtotelmi, 13
Ortam 64
Ortam kavram, 62
Ortam mefhumu, 62
Otwald, 62
Otoptik, 11, 12
,

-fkecilik, 60
nerme, 68
rf, 35, 45
rf ilimleri, 48, bb. Etoloji
rf-ldet, 34
rfler, 24, 48
- PPachoukani, 27
Panpikoloji, 47, 48
Paralogime, 95
Pareto, 62
Paaeron (J.-C .), 88
Pedagoji, 1, 7, 13
Peiae, 43
Piaget, 87
Planck, 87, 93, 103
Platon, 35
Poetika, 53

Poetika ilimleri, 3
Polemoloji, l
Politik ilimler, 13
Politika, 7, 13, 19, 27, 28, 42, 84, 90
Politoloji, l
Popper (K.), 87
Pozitif felaefe, 42
Pozitiflik, 78
Pozitivitler, 46
Pozitivizm, 16, 38, 39, 41, 49, 50
Pragmatik yorum, 39
Proletarya 11nf, 14
Promethee, 16
Pi.kanalitik yorumbilimi, 29
Pikografya, 13
Pikoloji, 2, 6, 13, 14, 19, 29, 41, 42, 45, 47,
48, 50, 53, 54, 55, 56, 57, 60, 61, 62,
63, 66, 67, 70, 71, 74, 76, 83, 87, 89,
90, 91, 92, 102
Pikolojik atomculuk, 63
Pikolojik ilimler, 57
Pikolojik mekanik, 63
Pikolojik yorum, 39
Pikolojlt anlay9, 41
Paychognoie, 13
Ptolemee, 12
Puchta, 17
Pulci, 93
-RRee (P.), 62
Retorik, 31
Rickert, 65, 68, 70, 71, 72, 73, 74, 90, 93
Rcoeur (P.), 91
Robepierre, 71
Roma, 51
Roma mparatorlup, 8
Romahlar, 51
Rocher (W.), 18, 19, 80
Rothacker, 75, 85
Rnenm, 3, 84, 93
R4h, 3, 4, 10, 22, 23, 25, 57, 78, 89, 101
R4h ihni, 1, 6, 12, 44, 47, 48, 50, 51, 52, 53,
57, 67, 71, 78, 83, 90
R4h kltrnn ihni, 6
R4hun hakimiyeti, 90
Ruh dnya, 52, 53

us

GENEL DZN
Ruhi hayat, 55, 56
Ruhi mekanik, 42
Ruhi olgular ilmi, 52

Solvay, 62
Sombart (W.), 18
Sonsuz arattrma kanunu, 35

Ruhbilimcilik, 46, 87, 88, 89


Ruhu doatizm, 4
Ruhun gereklii, 52

Sosyal dnya, 51
Sosyal fizik, 42
Sosyal ilimler, 1, 15, 48, 55, 58, 62, 88, 98
Sosyal nizam, 43
Sosyal sistem, 98
Sosyalizm, 97, 98

-SSaf aklilik, 50
Saint-Simon, VII, 41
Sanat, 6, 13, 34, 48, 60, 90, 91
Sanal tarihi, 89, 91
Sanatlar tarihi, 42
Savigny, 10, 17, 21
Scheiermacher, 29, 30-33, 35, 36, 49, 56
Schelling, 16, 33
Scherer (W.), 41, 49
Schiel, 41
Schlegel karde9ler, 16
Schmidt (J.), 49
Schmoller, 18, 19, 20
Schumpeter (J.), 19
Sciences de l'esprit, 1
Sciences morales, 1
Scienza nuova, 9, 10 bkz. Yeni lim.
Sebeplenme, 90
Sebeplenme (causation) kanunlar, 45
Sebepler nazariyesi, 46
Sebeplerle aklama, 93
Smf, 14
Smf sava9, 65
Sibernetik, 88
Simith (A.), 98
Simmel, 57, 75, 90
Simya, 53
Sistem, 17, 98
Sistematik duygu, 18
Sistemlettirme, 102
Siyiset, 6, 24, 25, 27, 34, 48, 51, 52, 62
Siyiset ekonomisi, 48
Siyisel felsefesi, 43
Siyiset ilmi, 45, 46, 48 , 51, 53

Sosyoloji, 1, 2, 6, 10, 14, 29, 42, 43, 45, 46,


48, 49, 53, 73, 74, 79, 83, 87, 88, 89
Sosyoloji nazariyesi, 42
Soyutlama, 93
Spencer, 14, 41, 49, 62
Spengler, 65, 83
Spiethof, Arthur, 18
Spranger, 87
Starkenburg, 28
Strasbourg niversitesi, 66
Strktralizm, 1, 2
Strauss (D.), 25
Suidas, 34
Sun'ilik, 91, 92
Sbjektif ruh, 25
-artlarn yorumu, 39
iir, 35
uur, 15, 21-25, 28, 36, 50, 52, 68, 98
uur biimleri, 28
phecilik, 65
-TTabiat, 3, 4, 26, 59, 70, 71, 78, 89, 101
Tabiat felsefesi, 6, 24
Tabiat ilimleri, VII, 1-7, 12, 13, 15, 19, 26,
39, 47, 48, 50-52, 54, 60-62, 67, 71,

73-78, 81-83, 87-90, 93-96, 101-103.


Tabiat uuru, 52
Tabiat aklama, 80
Tabiat kavramlatrma, 73
Tabiat nazariyeciler, 55

Siyisetbilimi, 1, 42
Siyasi ban9lk, 60

Tabiatlk, 26, 43, 50, 51, 52, 54, 57, 59, 60,

Siyasi ilim, 13
Siyaset ekonomisi, 46
Siyaset etolojisi, 46

61, 62, 63, 64, 68, 82, 87, 88, 89, 90,
92, 93, 94, 95, 96, 97
Tabiatn hikimiyeti, 90

GENEL DZN

ll6

Tabiatn nhas, 53
Tabiatst, 59
Tabii by, 6
Tabii hukuk, 18
Tabii ilahiyat, 13
Tabii ilimler, 12
Tabii kanun kavram, 61
Tabii tarih, 5
Tahlil, 21, 48
Taine (H.), VII, 54, 61, 62, 63, 64, 65, 67
Tantlama, 72
Tanr ilmi, 6, 7
Tanrlarn a, 8
Tanrmn iniyeti, 65
Tanrtanmazlk, 59
Tarm, 13
Tarih, 1, 4, 5, 13, 18, 19, 21, 22, 25, 26, 33,
35, 36, 42, 48, 53, 59, 65, 67, 70, 71,
73, 74, 89, 91, 93, 101
Tarih felsefesi, 7, 16, 20, 49, 53, 57, 65, 72
Tarih metodu, 43, 89, 90
Tarih okulu, 17, 18, 49
Tarih uuru, 15
Tarihr, 53
Tarihr aklilik, 22
Tarihi akln tenkidi, 49, 50, 52
Tarihi anlalrhk, 53
Tarihr bilgi, 54
Tarihr
Tarihi
Tarihi
Tarihi
Tarihr
Tarihi

bilginin kanunlan, 39
duygu, 18
ilimler, 1, 48, 52, 87
illiyet, 38
maddecilik, 28
uur, 25

Tarihi tenkid, 54
'Iirihi yorumbilimi, 37
Tarihi yorumlama, 33
Tarihrcilik, 18, 21, 22, 32, 35, 47, 59, 65, 69,
75, 87, 88, 89, 94, 95, 96
Tarihilik, 17, 21, 24, 28, 54, 56
Tarihin kanunlar, 39
Tarihin sahas, 53
Tasavvur, 52
Tasviri ahlik, 13
Tasviri psikoloji, 54
Tatbiki ilim, 3
Tecrbe, 52, 83
Tecrbi ilimler, 55, 67

Tecrbi metod, 64
Tecrbi psikoloji, 47, 54, 62
Tecrbi-tarihi toplum ilmi, 10
Tecrbe, 48, 50, 52, 55, 56, 67, 68, 76, 78,
83
Tecrbe ilmi, 52
Tekimliye, 41
Tekilik (monizm), 61
Tekil, 66, 68, 70, 71, 96
Tekil gereklik, 72
Tekillik, 53, 54, 56, 67, 69, 70, 71, 72
Teknik yorum, 29
Teknik yorumlama, 31
Teknikbilim, 1
Tekno-estetik, 13
Teknoloji, 13
Teleologique, 73
Teleziyoloji, 13
Tematik, 38
Tenkid, 7, 34, 36, 38, 49, 50, 52, 54
Teogoni, 94
Teoloji, 94
Teori, 51, 101
Teorik fizik, 92
Terakki, 8, 46, 57, 65
Terkip, 21, 48
Theleologie, 13
Thelbsiognosie, 13
Thelesiognphie, 13
Thelesiologie, 13
Theodicee, 13
Thucydide, 22
Tbbi fizik, 13
Tbbi ilim, 13
Tp, 6, 7, 13, 34
Tp ilimleri, 12
Ticiret ilmi, 6
Tieck, 16
Tip nazariyesi, 37
Tipoloji, 92
Toplumbilim, 1
Toplumun ilmi, 10
Totalizm, 95
Troelsch, 33
Troponomik, 11, 12
Troponomique, 11
Tubingen niversitesi, 83
Tmdengelim, 43, 44, 45, 46, 48, 64

117

GENEL DZN
Tmevarm, 44, 48, 76, 91, 93, 95
Twesten (K.), 41

Volksgeist, 17, 28
Von Eitelberger (R.), 41
Von Weiezicker, 60

-UUmOmi, 70
Umumi bir beteri ilimler nazariyesi, 9
Umumi ilimler felsefesi, 11
Umumi ilimler nazariyesi, 41
Umumi kanunlar, 74
Unsuri etik, 13
Unsuri theleologie, 13
Unsuri varlk.bilim, 13
Uranologie, 12
Uranoloji, 13
Uygulamal ahlak, 13
Uygulamal akl, 14
Uygulamal ilimler, 6
Uygulamal tp, 13
Uygulamal zihin ilimleri, 42
Uzviyetilik, 2, 20
-lkler, 53
niversite, 17, 38, 46, 60, 83
ranografya, 13
ranoloji, 12
stn ROh, 10
stn ilimler, 60
styap, 14

-WWach (J.), 29
Weber, (M.), 18, 20, 30, 37, 39, 47, 72, 75,
79, 80, 81, 82, 84, 85, 102
Weber epistemolojisi, 80
Windelband, 14, 55, 65, 66, 68, 90
Witt (C.), 64
Wolf (F.A.), 29, 34
Wundt, 42, 46, 47, 48, 54, 60, 65, 67, 70

-YYahanclama, 26, 27
Yapayc (artificialiste) aklclk, 18
Yaratclk, 48
Yarglama sanat, 6
Yarglamak, 66
Yeni fzi.k, 87
Yeni ilim, 7, 9
Yeni Tarih Okulu, 18, 19
Yeni-hegelcilik, 84
Yeni-Kantlar, 65
Yeni-kantlk, 84
Yorum, 29, 30, 31, 39, 48
Yorumbilimi, 29, 30, 31-34, 36 37 41 49
56, 57, 75, 82, 84
Yorumlama, 29, 31, 34, 36, 37, 38, 39, 57,
65, 67, 77, 80, 84
Yorumlama teknii, 34
Ynetim ilni, 6

-VVacherot, 10
Varlk, 94
Varl.k-irfam, 13
Varlk.bilim, 4, 13, 52, 67
varolu, 91
Vatke, 25
Veriset (nizam ve terakki) kananlar, 46
Ventehen (anlama), 29
Vico, 7, 9, 10
Vico'culuk, 10
Visher (Th.), 25
Vitalizm, 2
Viyana niversitesi, 60
Vogt, 61

Z-

Zamanla ilgili illiyet, 64


Zeller (E.), 25
Ziehen, 61
Zihin, 3
Zooloji, 13, 61
Zootekni, 13
Zorunlu, 73
Zorunluluk, 17, 18, 59

97. 06. Y. 0152 - 506

000407

ISBN 975-16-0366-6

,lllllll,Ull
TRK TARH KURUMU BASIMEVL ANKARA - 1997