You are on page 1of 144

METiS 1 ÖTEKiNi DiNLEMEK
Cari Gustav Jung

DÖRT ARKETIP
isviçreli psikiyatr Cari Gustav Jung (Kesswil 1875Küssnacht 1961) analitik psikoloji okulunun kurucusudur.
1902'de Zürih Üniversitesi'ni bilirerek doktor oldu.
1900'de Eugen Bleuler'in yönettiği Burghölzli Akıl
Hastanesi'nde çalışmaya başlayarak psikiyatri alanında
uluslararası bir ün kazandı. 1907-12 arasında Freud'un yakın
çalışma arkadaşı olan Jung, Freud'un mirasçısı olarak
görülmeye başlandı. 191 O'da Viyana Uluslararası Psikanaliz
Derneği'nin başkanı oldu. Görüş ayrılıkları, özellikle de
Freud'un cinselliğe verdiği belirleyici role Jung'un katılmaması
bu işbirliğini sona erdirdi. 1912'de yayımladığı Wandlungen
und Symbo/e der Libido (Libidonun Dönüşüm ve Simgeleri)
Freud'un çoğu düşüncesinin karşıtı savlar içeriyordu.
1914'te derneğin başkanlığından istifa etti.
1921'de yayımlanan Psychologische Typen'de (Psikolojik
Tipler) içe dönüklük-dışa dönüklük kavramlarını geliştirdi.
Freud'un kişisel bilinçdışı görüşüne kolektif bilinçdışı
görüşünü ekledi, arketip kavramını geliştirdi. Zürih Federal
Politeknik Okulu'nda psikoloji (1933-41) ve Basel
Üniversitesi'nde klinik psikoloji (1943) dersleri veren Jung,
1948'de Zürih'te C. G. Jung Enstitüsü'nü kurdu.
Başlıca Eserleri: Die Beziehungen zwischen dem /ch und
dem Unbewussten (1928, Ben Kavramı ile Bilinçdışı
Arasındaki ilişkiler), Wirklichkeit der See/e (1934, Ruhun
Gerçekliği), Psychologie und Religon (1940, Psikoloji ve Din,
1963), Psychologie und Alchemie (1944, Psikoloji ve Simya),
Die Symbo/ik des Geistes (1948, Ruhun Simgeleri).
Türkçede Jung: Analitik Psikolojinin Temel ilkeleri
(Konferanslar, Can, 1996); Analitik Psikoloji (Payel, 1997);
Am/ar, Düşler, Düşünceler(Can, 2002); Din ve Psikoloji
(insan, 1997; Psikoloji ve Din, Okyanus, 1998); insan Ruhuna
Yönelik Bilinçaltı ve işlevsel Yapısı (Say, 2001);
Keşfedilmemiş Benlik (ilhan, 1999).

"Zur Phanomenologie des Geistes im Marchen" ve "Zur Psychologie der Trickster-Figur" adlı yazılar.) Birinci Basım: Mayıs 2003 Ikinci Basım: Ekim 2005 Yayıma Hazırlayan: M . Baskı ve Cilt: Yaylacık Matbaacılık Ltd. Patmos Verlag.com www. Uber Wiedergeburt". Metis Yayınları Ipek Sokak No.metiskitap. Walter Verlag. Düsseldorf/Zürih © Metis Yayınları. 34433 Beyoğlu Istanbul Tel: 212 2454696 Faks: 212 2454519 e-posta: info@metiskitap. • © 1976.METIS YAYlNLARI Ötekini Dinlemek 14 DÖRT ARKETIP Cari Gustav Jung Ö zgün adı: Die Archetypen und das kollektive Unbewusste içinden seçilen "Die P�ychologischen Aspekte des Mutterarchetypus".com ISBN 975-342-414-0 . 9. Bilgin Saydam Dizi Yayın Yönetmeni: Saffet Murat Tura Dizi Kapak Tasarımı: Yetkin Başarır Grafik Tasarım: Semih Sökmen Dizgi ve Baskı öncesi Hazırlık: Metis Yayıncılık Ltd. 2001 (ONK Ajans'la yapılan anlaşma ile yayımlanmaktadır.

Bilgin Saydam Dizi Yayın Yönetmeni Saffet Murat Tura .Cari Gustav Jung Dört Arketip Çeviren Zehra Aksu Yılmazer Sunuş M.

PSIKOLOJIK YÖNLERI 1 7 1 Arketip Kavramı Üzerine 2 Anne Arketipi 17 21 3 Anne Kompleksi 24 4 Özet 37 ll Y ENIDEN DOCUŞ ÜZERINE 46 1 Yeniden Doguş Biçimleri 47 2 Yeniden Doguş Psikolojisi 49 3 Dönüşüm Sürecini Canlandıran Bir Simge Dizisi Örnegi 66 lll MASALLARDA RUHUN FENOMENOLOJISI ÜZERINE 78 IV HILEBAZ FIGÜRÜNÜN PSIKOLOJISI ÜZERINE Kaynakça 139 1 21 .Içindekiler Sunuş: Cari Gustav Jung: Nesnel Ruh'un Şamanı Bilgin Saydam 7 DÖRT ARKETIP 1 ANNE ARKETIPININ.

içsel gelişınemi ifade ettikleri için yaşam yolurodaki belli durak noktaları olarak değerlendirilebilirler. özgeçmişim 'ben'in yalnızca küçük bir parçası. G. ancak bir ilişki sürecinde. ortaya koyabildiğim bilimsel yapıtlardır.. benliğinden öte duran ve nesnellik ta­ nıdığı Ruh-içeriklerinde aramamız gerekiyor. Bilgin Saydam İnsan. Bu nedenle.1 96 1) apaçık bir "kendi"-merke­ ziyetçi-kuramsallık şahikasıdır: Yaşamım bir anlamda. öte­ ki'nde kendini bulmak ve oluşturmak içindir. Hiçbir özgün kurarn öteki'nden çıkmaz. (Jung 2001: 23 1 -2) Jung için eğer kategorik bir "öteki" tanımlaması yapacaksak. Kaynaklan da kaderimde olan bir zorlama. C. Jung'un "kendi"sindeki. Bu kendini-anlatma. . Yazdığım her şey. Tüm düşünce­ lerim ve çabalarım aynı zamanda 'ben'im. yazdıklarım ya­ şamımın özünü değil. Beni harekete geçiren ruhun konuşma­ sına izin verdim . içsel bir zo­ runluluğun sonucuydu. yazdıklarımın özünü oluşturuyor. Jung ile kendisini tekzip ediyor..Sunuş Cari Gustav Jung: Nesnel Ruh'un Şamanı M. Yazdıkla­ rım bana içimden saldıran şeylerdi. Her şey "kendi"nin kuramıdır. . (Jung 200 1: 14) Yaşamım. Yapıtlarım. Serinin elinizdeki kita­ bının yazarı Cari Gustav Jung ( 1 875.. Metis'in psikiyatri-ve-psikanaliz-klasikleri-serisi "Ötekini Dinle­ mek". * . anlatının hem içeriğinde. irdeleyeceği hep kendisi olacaktır. Kişiliğim ve yazma biçimim bir bütün. İkisi de aynı şey de­ mek. Öteki. öte­ ki'ni. insan-olmak hususunda bir anlatıya giriştiğinde. . hem de biçiminde içkindir. Kitabın başlığı "Dört Arketip" bu konuda önemli ipuçları veriyor.

Ancak. Sonradan kurarn ve uygulamasını kısıtlayıcı ve indirgemeci bularak bu büyük ustayla ilişkisini koparmıştır. Karanlığa her zaman saygı duymuş. psikolojiden felsefeye. İşte tam da bu nedenle . kompleksler teorisi ve sözcük çağrışım testi gibi özgün bilimsel katkıları. ancak onunla ilişkisinden çok şey öğrendiği de inkar edilemez. C. mutlak aydınlık ve mutlak karanh�ın hızlı geçişierinin oluşturduğu lJir yanılsamadır. bütün insan-bi­ limlerine yansıyan türevleriyle sembol-bilim alanındaki çalışmalan ve (kişisel/ortak) bilinçdışının dinamik ve görüngülerini irdeleyen yaşam eseridir. G. et­ nolojiden sosyolojiye çok geniş bir alanda değişim ve dönüşümlere yol açmış. Jung'un alacakaranlığı. Her ne kadar birbirlerini tamamlıyor gözükseler de.D Ö RT ARKETIP 1 8 Cari Gustav Jung tıp ve psikiyatri kökenli bir ruh çözümlemecisidir . bilinç tarafından delilik olarak tanımlan­ masına izin verilerneyecek kadar asi'olduğunu söyleyen ve "zorlama" aklı-başındalığımıza şaşırmamızı sağlayan kişidir. İş�e bu geçişlerin. Aydınlık ve karanlığın içiçeliğinin oluşturduğu alacakaranlık onda hiçbir zaman vasat bir grilik değildir: C. Psi kolojik tiplemeler. Karİyerinin dönüm noktası. -temelde. önermiştir. psikodinamik öğretisinin cazibesine kapıldığı. . Jung'un gnostik-idealistik yaşam felsefesi . deliliğin . do­ layısıyla da geçişmelerin şaşkınhğı ve belirlenemezliği/güvensizliği nedeniyledir ki. -bir modemite harikası olan. ve bu gerileme "Ruh"un tanımını. modemİst "akılcı" zihne ters ve ürkütücü gelen bir yanı vardır. G.Freud'un öğrencisi olarak tanımlanamaz. günümüz psikolojisi ve psikiyatrisi içinde de yerini muhafaza etmiştir. dönemin aykırı ruhu Sigismund Freud ( 1 856-1939) ile yol­ larının kesişmesidir. fersah fersah gerilere düşmüş. Freud'un öğretilerine sığmayacak kadar genişletmiştir. bir o kadar da verimli olmuştur. G. hep zannedildiği gibi. Jung Fre� ud'dan "fazla"dır.. Jung'un. İki bü­ yük zihnin buluşması da ayrılması da çok gürültülü. ilerlemeci Freudien dünya görüşünün --dolayısıyla da psikoterapötik çözüm kurgularının-antitezidir. C. eşzamanlılık [sinkronisite]) öngörmüş. ve hatta kuantum fiziği gibi uç doğa bilimlerinde yeni açılımla­ rı (örn. onu geçmek üzerey­ ken. Jung-oluşu­ nu ona borçlu değildir. bir bilinç-lilik janatiği hiç değildir. Jung akıl hastalarını zincirlerinden kurtaran Pinel kadar "aydınlanmacı" değildir. O "Ruh"un gizem­ lerinin Pinel'idir. Jung. karanlıksız aydınlığın mümkün olamayacağını vurgulamıştır. Bu katkı antropolojiden teolojiye . Ancak Jung'u bir okul yapan.

İnsan yaşamının esas gailesi.arketiplerdir. karmaşıklığına teslim olduğu öznel dünyasının tek(il )liğinde hissetti­ ği yalnızlığı. kendi dünyası olarak "tamam" etmektir: "Yaratıcılık" dediğimiz. çünkü insanın kendisi ikinci bir yaratı­ cı(dır) ve dünyaya nesnel varlığını kazandıran o(dur) . Ara aşama her iki tarafa doğru da kültür ve ortak bilinçdışı. Nesnel varoluşu ve anlamı yaratan insandı(r) ve insan varoluşun yüce sürecinde v. yaradılışın ta­ mamlanabilmesi için gerekli(dir). kendi tedavisidir. yani. gizli bir yaratıcılık­ la.. anlamı yarat­ maya memur ve sorumlu/zorunlu ilan ederken.azgeçilmez ye­ rini almıştı(r). yani kendi eksik­ liklerini tamamlamak. çatışmalarını çözümlernek ve zedelenmişlikle­ rinin ıstırabını azaltmaktır. yani hiçbir zaman ufkuna ulaşamayacak eylem de budur: "Dünyayı-tamam-etme-eyle­ mi" . Ben. zenginliğine. tanı ve sağaltım ümidi/öngörüsü/çabasıdır. Jung.. yalıtılmışlığı. ara ele­ manlar ise --elinizdeki kitabın ana temasını oluşturan. her türlü bilimsel açılırnın yanı sıra. öngördüğü bir insan (lık) nesnelliğine bağlama arayışında betimleyebiliriz. sorun çözme yöntemleri­ ni kurarnlaştıran ve kurumlaştıran terapi okullarının çıkış noktası. çocukluğundan beri gücüne. dünyaya nesnel bir varoluş katarak. Her dünya görüşü. İnsan. dünyayı. Bunu başarmak. Bu çaba tekil ve öznel Cari Gustav Jung'u... Böyle bir davranışı ancak Yaradan yapabilir denir. yani insanı. Genel-geçerlilik iddiasıyla. yeniden ve mer­ kezinde kendisi olmak kaydıyle. J U NG: NESNEL R U H' U N ŞAMANI 1 9 * Jung'un yaşam çizgisini. ikinci bir yaratıcı olarak kendini. hiç bitmeyecek. psikolojik kurarnlar ve uygulamalar da girer.. (Jung 200 1 : 262-3). . G. ki bunun içine kozmolojik/kozmojenik siste­ matizasyonlar. insanın ve Tanrı'nın iç içe geçtiği. 'Doğanın yanın bırak­ tığını sanat tamamlar' der simyacılar.. --elbette Hıristiyan mitolojisinden ve İsa-Mesih imge­ sinden beslenen. B ilincin kozmik anlamını o anda apaçık kavradım. ona kusursuz damgasını vurmuştum. "o dünyayı gören gözle­ rin görüşü"dür. aynı zamanda da seçilmişliği. yani bir insan.bir dünya görüşünün izlerini sezdirmektedir. diğer yandan Ruh'a ve Tanrı imgesine bağlar.C. bir yandan canlı doğa üzerin­ den cansız varlıklara. felsefi kuramlar. her zaman öznel bir sıkıntı.

insanın ken­ dinde taşıdığı bir ve sonsuz olan Tanrı imgesidir: "Tüm düşüncelerim. Bir aykırı "Orta-Avrupa Hıristiyan misti­ ği" olarak Jung'un çekimini hissedeceği mutlak-merkez. . Kara delik metaforunun yüklendiği güç imgesi. Jung teleolojisinin gerçek anlamda bir modern-istik din gibi algılanmasına neden olan. bir ve aynı olmaktan başka bir şey olamaz. bu ortak (ve tek) merkeze doğru büzüşme. hem de "zındık" suçlamasıyla dışlanacak fikirlerio babası olarak C. "her şeyi-kapsayan-genleşme"de. kendi gibi bir mutlaklık içeren. Jung.kendiliğinde ("Selbst") bulabileceğini ve/veya gerçekleştire­ bileceğini söyler: . Mutlaklıkta buluşma. merkezcil çekimin de kaynağıdır. insanın içindeki Tanrısallığın ortaya çık­ masıdır. G. . zira mutlak tektir. Belki de C. (Ç)ünkü "Tann" bir mit değil. G. Paradoksal bir maneveayla içiçedir Jung öğretisi: Kendi öznel mitini çığırırken insan. bu merkezi. üzerine maddenin ve zamanın nesnel ağırlığının çöktüğünü farkeder. Bu çekim gücünü yadsırsam en büyük günahı işlemiş olu­ rum . (Jung 2001 : 342) Ancak bu bireysel/ öznel merkezler aslında tek bir ortak merkeze akmaktadır. her insanın özgün -ama nesnel. kabuğun bir çekirdekte -her şeyi yutan ve her şey olan o meşum ka­ ra delikte. antitezini. " (Jung 2001 : 13) . Bu nedenle Jung'un en öznel yorumu. Merkezkaç güçler. güneşin çevresinde dolaşan gezegenler gibi Tanrı'yı merkez alıyor. bireysel kurtuluşun "dinsel" bir merkezde bütünleşmeyle mümkün olacağını vurgularken.toplanmasının mutlaklığıdır. anonimiteden uzaklaşarak özgünleşirken. hem medemitenin yüzeysellik ve akıl­ cılık bağnazlığına karşı müttefik addedilen derinleşmelerde kılavuz. sonsuz­ lukta bulur. nihayetinde insanı anonim bir nesnelliğe götürür.D Ö RT ARKETIP 1 1 0 * Varolan tüm dinler tarafından. yüzeysel katmanların içe doğru göçmesi.

(Jung 2001: 1 99) Bu açımlama. arketipoloji ve bilinçdışı dina­ miklere yoğunlaşan "Analitik Psikoloji" okulu. benim dışımda bir gücü simgeliyordu. ancak günümüzde artık postmodem olarak nitelendi­ rebileceğimiz bir tarzda ruhsal içeriklere yaklaşır. Ruhsal nesnelliği ve ruh gerçeğini bana öğreten o olmuştur. özerk güç ve çekim kaynakları olarak kurgulamıştır: Ruhta. modem zihnin bir kaygısım yansıtmaktadır. bilinçdışı malzerneye kişilikler yükleyerek kendini ondan ayırabilmek ve aynı zamanda. Philemon.C. bizim. Fantezilerimde onunla konuşurduk . değil mi?' diye de eklerdi. Güçlerini yok etmenin yöntemi budur. imgeler çocukluğu ve çocuksuluğu çağrıştırır. resimlerle çalışır. Ruhsal içerikleri -ki bunları dış gerçeklik­ lerle ilişki içinde oluşmuş "numinos" tasarımlar niteliğiyle arketip olarak tanımlamıştır.. Bir oranda bağımsızlıkları ve kendilerine özgü kimlikleri olduğu için. Jung merkeze ken­ di bilincini (insan bilincini) yerleştirerek modem bir tutum sürdürme­ nin ötesine de geçmiştir. imgelerin gerçek- . onların blıinçle bağlantı kurmalarını sağla­ maktır. onu en iyi biçimde yönetebilmemizi de sağlar. arketiplerin doğası gereği. bir odadaki insan­ lar ya da havadaki kuşlar gibi olduklarını düşündüğünü söylerdi.. 'Bir odada­ ki insanları gördüğünde. o insanları senin yarattığını ya da onlardan senin so­ rumlu olduğunu düşünmezsin. (Jung 2001: 195) * Jung'un kuramsal temelini sunduğu. bilincin algılama alanını genişletmeye ve benliğin nesneler üzerindeki etkinliğini artırmaya yönelik modernİst söylemin açımlamasıdır. Kendilerini üretiyorlar ve ya­ şamlarını sürdürüyorlardı. Düşünceleri kendimin ürettiğini sandı­ ğımı. çok daha belirli ve keskin bir ifadeyi taşıyan sözcüklerin apaçıklığından farklıdır. J U NG: N ES N EL R U H' U N ŞAMANI 1 11 Jung elbette ki bir bilimadamıdır da: Her türlü nesne ve eylemi bilin­ cin hükümranlığında merkezlleştirmek çabası. B ağımsızlıklarını kabullenmek de başlı başına bir iştir ama bilinçdışının kendini böyle ortaya koyması. imgelerin çok-anlamlılık ve muğ­ laklıkları. kendi başına varoluş birimleri. ama aslında düşüncelerin bir ormandaki hayvanlar. Bu saiki Jungien psikolojinin çıkış nokta­ sında tesbit ederek kendisine bir modemite kahramanı ünvanını da yakıştırabiliriz: Önemli olan. onlara kimlik vermek çok zor değil­ dir. imgeler. G. benim üretınediğim şeyler vardı.ayrı.

Jung'un psikoterapistin işlevini açımlarken kullandığı "yaralı sağaltıcı" tanımlaması. o şernaların mi­ henk noktalarında beliren. Zihnimizin biçimlenmesine yardım etmiş ve ana ruhsal koşullarımızı saptamış belirli bir dünyada yaşadığımız için. insan ve doğayla ilgili her türlü soru(n)da başvurduğu. . sözden çok daha derinlere. gelişmemişlik yaftalarıyla azırnsanma ve küçümsen­ mesine yol açabilir. Arketipler. Denetim amaçlı söı-leştirici'nin korkusu.. Arketiplerin gücü kendilerinden menkul değildir. kendini-insanı-insanlığı sağa/tım için öngördüğü ve önerdiği her yöntemi. yardımlaştığı ya da çatıştığı "dış(-laştırılmış)" gizemli güçlerle benzerliği açıktır. şamanın. ilkel­ lik. resmin çocuksuluk. . Modem zamanların "had-bilmez" "bilinç"-liliğinden farklı olarak. tüm benliğimiz ve düşüncelerimizle bu dünyaya bağlıyız. yani kavramlamayan gi­ zemli bir güç ile doldurulan ruhsal içeriklerio (arketiplerin). bir şamanın esrikliğinde yaşadıklarına benzer tarzda. gerilere gider. Ana eylem şernaları ve duruşların somutlaşmalarıdır. Jung. ar­ ketipsel güçlerle kurduğu ilişki içinde deneyimlemiş.. Zira güçleri kendilerinden menkul değildir. daha bir vazgeçilmez kılar. şamanın sağaltıcı/ düzenleyici işlevi­ nin daha yüksek ve bütünleşmiş bir bilinçlilik düzeyindeki tekrarıdır. muğlaklık. Şekilleştirilen ve "numinosum" ile. Oysa arketiplerin işlevi. (d)oğuştan getirdiğimiz ya­ pımızın sınırları içinde kalmak zorundayız. herhalde "arketip" fikrinin oluşum ve gelişimine katkıda bulun­ muştur. Jung'un uçları kavuşturan duruşu. (Jung 2001: 304) Jung'un pagan kaynaklı girdilere de açık psikososyal gelişim orta­ mı. Bu nedenle. Bu olgu onları -paradoksal gözükse de-. her şeyin söze dökülebileceği sapiantı ve zorlantısından farklı bir kabul-edişi içerir. bir yer ve durumun imgesidirler ve o yer ve durumun kendisinden kaynakla­ nan bir zorlayıcılıkları vardır. kendini gösteren ve kendini zor-layan gö­ rüngülerdir. Ruh'un görkem ve çokluğunun ayır­ dında. "Nesnel Ruh'un Şamanı" olarak. postmodem zamanlarda daha da modern gözükmektedir. ortak bilinç bo­ yutuna geri döndüğünde yaşadıklarını bilimsel kurgu içinde payiaşı­ ma açmıştır. Varoluş açılımı bütünlüğünün zorunlu görüngüleridir. ben-liğin zaaf ve sınırlılığının.D Ö RT ARKETIP 1 1 2 lik çıpası. Bu da zaten eşya ve durumlar üzerinde hakimiyet amaçlı olan söz'ün. kristalizasyon odakları gibi "mevcut" tü­ re-özgü biyolojik-evrimsel algılama-duyumsama-yorumlama-tepki­ le(ş)me şernalarını oluşturmak değildir.

Kişinin kendi merkezine doğru büyük yokuluğunu tarif ederken Jung'un başvurduğu referanslar arketipsel sembollerdir. imge bilinçdışı olduğu için sevilene bilinçsizce yansıtılır.erde. tüm in­ sanlığın ortak bilincine bir sunu ve katkıdır. G. "gölge"sidir: Kişiliğin daha düşük düzeydeki parçası. Bu asıl resim. Tutkuya ya da nefrete neden olan budur. Ruh'a doğru gelişme-büyüme-açılma serüvenidir. B ir-leşme sürecinin temel düzeneği bilinç ve bilinçdışının karşı­ lıklı eyleşimidir. Bir-leşme süreci. mutatis mutandis kadın için de geçerlidir. yani bir arketipin. . nihayetinde. Uzun ve zorlu. bir bütünleşme sürecidir. akışın kolaylaştırılmasıdır. bu olasılığın uyarılması. Jung' un erkek için söyledikleri. -çoğunlukla bilincinde olmasa da.C. Bu işleviyle bir-leşme sürecine Jungien etiğin mihenk taşı payesini yakıştırabiliriz. (Jung 2001: 16) Kadının entegre edeceği ruh-imgesi ("animus") ise erildir. karanlıkta kalan aydınlığa alınır. kadınlığın tüm atasal deneyimlerinin ve o güne dek kadınlığın bıraktığı izierin bir birikiminden oluşur. tekil bir insan-lık öne­ risi olan "bir(eysel)-leşme (individuasyon) süreci". Her erkek. Bu imge özünde bilinçdışıdır ve erkeğin organik sistemindeki asıl kadın biçiminin. Jung'un va'zettiği anla­ mıyla psikoanaliz ve psikoterapi. hem kazanımı olan bireysel bilinçlenme. ruhun. gölge figü­ rü her zaman düşü görenle aynı cinsiyetten olur. bilinçdışında karşıtlık yaratmaya çalışan ve oldukça bağımsız bir 'hizip' oluşturan tüm bireysel ve ortak ruhsal öğeler.. ancak aşamalarında zorunlu geçiş ve dönüşümleri telkin eden bir-leşme süreci kapsamın­ da. bezemelerinde zengin altematifli. J U NG: N E S N E L R U H' U N ŞAMANI 1 1 3 * C. bilinçdışında bütünleyi­ ci öge olarak yer alan dişi imgesi ("anima") ile tanışır: Bu çift cinsellik biyolojik bir gerçektir.her in­ sanda bir te(le)olojik olasılık olarak mevcut bulunan. içinde. Daha ileri aşamada cinsiyetlerarası ötekiliğin de çözümleneceği ve aşılacağı bir karşılaşma belirleyicidir: Erkek. Düş. Bir-leşme sürecinin hem amacı. G. bireyin öncelikle tanışması ve entegre etmesi gereken arketipsel öge. Jung'un kuramsal kurgusunun çekirdeği. kalı­ tımsal bir öğesidir. tıkanıklık­ ların açılması. Seçilmiş bilinçlilikle başa çıka­ madıklan için yaşam sürecinde kendilerini ifade etmelerine izin verilmeyen ve bu nedenle. o ya da bu ka­ dına ait olmayan sonsuz bir kadın imgesi taşır.. (Jung 2001: 19) Gölgeye bilincin yansımasıyla.

edindiğim malzeme beni bataklık çiçekleri gibi hapseder ve o dev sarmaşıklar beni boğardı. Bunun sonucunda. Ancak bu kitabın bir özelliği kültürümüz için önem­ lidir: C. Yaşam yolcusu.pek çok arketipsel karşılaşmayla artar. Her bir imgeyi ve ruhsal dağar­ cığımda olan her şeyi tek tek anlamaya ve onları olabildiğince bilimsel sınıf­ Iara ayırmaya özen gösterdim. B u nedenle yalnızca kendime ait olmaktan vazgeçtim.. Jung. O olmasaydı. kendisini tanıma (bilinçlenme) serüveninde -op­ timal koşullarda. İlgilendiğim ve aradığım bilgiler o dönemin biliminde yer alınıyordu. O karmaşadan beni çıkartabilecek tek yol bilimimdi. zenginleşir. onun bu hasletini vurgulamak istememdir: ' Geçmişe bakıp fantezilerle uğraştığım dönemde başımdan geçenleri göz­ den geçirdiğimde. Ancak birleşme/bütünleşme sürecinin nihai hedefi ruhun merkezi olan "Ruh"tur. İngilizcesinde ol­ duğu gibi Türkçe Metis baskısında da seçki ihtiyari bir toplamadır. birkaç dolaylı değinme dışında tek kapsamlı yorumu. İ slam ile pek ilgilenmemiştir denebilir. bana o zamanlar çok güçlü bir mesaj gelmiş gibi geliyor. -doğrudan.kendisi hak­ kında söylediklerinden oluşan anı-eserinden alıntıları kullanıyor ol­ mamın nedeni. İngilizce bir seçkiye koşutluk içinde alt başlıkları oluşturan yazılar Almanca orij inalinden Türkçeye kazandırılmıştır. Bu yazıda sadece. "Yeniden Doğuş" ile . söz konusu dört arketipin. kurarnlarını yaşamsal deneyimlerle bire bir koşutlayabile­ ceğiniz. bir­ leşme/ bütün-leşme süreci birleştirir. Kendindeki öteki'ni özümsemiş olan insan aynı kalamaz. (Jung 2001: 204) * Metis'in seçkisi "Dört Arketip" . ya da önceliği söz konusu değildir. çabam yaşama geçirilemeyen öznel bir varsayım olarak kalırdı.. bütünleştirir. üstelik deneyimlerimin sonuç­ lannın gerçeklik toprağına iyice kök salması gerekiyordu. her zaman dönüşüm ile birliktedir. özellikle biraradalığı. içkin ve aşkın olan kendilik tir ("Selbst"). dolayısıyla da yaşamında sarsıcı bir değişim kaçınılmazdır. ve bunu kendi ifadeleriyle doğrulayabileceğiniz az sayıdaki "açık" auteur'lerdendir. imgelerde benimle birlikte başkalarını da ilgilendiren şeyler vardı. Bütünleşme. B una hakkım olmadığına karar vermiştim ve o andan başlayarak yaşamım herkese ait olmaya başladı. kendimi ruhun hizmetine adadım . orijinal bir kitabın çevirisi değildir. Bu olmasa. dünya görüşü ve modelinde. İlk deneyimlerden ben geçmek zorunda kaldım. G. Jung.D Ö RT ARKETI P 1 1 4 Cinsiyetİn ayırdığını/ayrıştırdığını ve karşı cinse yansıttığını.

Suresi'nin ("Kehf Süresi") psiko-mi­ tolojik gözden geçirilmesidir (s. Jung". Aniela Jaffe. Ancak ne kadar yanlı. yay. G. Nesnel Ruh'u ararken. İstanbul. Traeume. hep yenidir. Bu da nihayetinde o kültürün taşıdığı ortak bilincin kazanımı olacaktır. Düşünceler ("Erinnerungen. elbette ki Jung'un ruhsal öznelinin doğrudan etkisi altındadır. 200 ı. Jung uyarıcı ve dönüştürücüdür: Binlerce sayfalık Toplu Eser­ leri'nin hiçbir satırı tekrar değildir: Hep aynı şeydir. C. Gedanken von C. haz. iris Kantemir. eksik ve hatta önyargılı olursa olsun. yorumlarına tavır almanın dahi. Düşler. Jung'un savlarını sorgulamak. Can Yayın­ ları.: Anı/ar.G. getirdiği artılar olacak. .C. ara bağlantı olarak kullandığı kültürel ve dinsel öğelerin yorumu. kültürel yansılamalar zenginleşecektir. G. çev. 196 1). G. ' ' KAYNAKLAR Jung C. 66-9). J U NG: N ES N E L R U H ' U N ŞAMANI 1 1 5 bağlantılı olarak Kur an ın 1 8.

.

s. "ana­ lık" (kelimenin en geniş anlamında) ile ilgili tüm fenomenlerin önce­ sinde ve üstünde olan bir anne ilkimgesi var. Arketip kavramını enine boyuna açıkla­ mak bugün artık pek de gerekli olmamakla birlikte. yani kişisel görüşümü genelgeçer bir şey olarak savunmam * İlk kez Eranos-Jahrbuch 1938'de (Rhein-Verlag. din tarihi kökenli bir kavramdır ve anatanrıça tiplemesinin çok çeşitli yönlerini içerir. Başlangıçta bu kavramın psi­ kolojiyle ilgisi yoktur. 1 939) "Die psycho­ logischen Aspekte des Mutterarchetypus" adıyla yayımlanmıştır. Scott. Zürih. incelememizin temeline. 1 954). Simge elbette ki anne arketipinin bir türevidir. "göksel bit yerde". bu Platoncu savı sürdürür ve şöyle derdim: Bir yerlerde. "Arketip" daha antik­ çağda bile kullanılan ve Platon'un "idea"sıyla eşanlamlı olan bir kav­ ramdır. . Zürih. Fakat bir filozof değil. Platon'un. yüzyıla ait olan Corpus Hermeticum' da Tanrı'nın 'tO <XPXE'tunov ı olarak tanımlanması. çünkü "Büyük Ana" imgesi pratik deneyimde bu biçimiyle ancak nadiren ve de çok özel koşullar altında karşımıza çıkar. idea'nın her tür fenomenin öncesinde ve üstünde olduğu fikrini -farklı görüşler ve Aristotelesçi düşünceler olmasına rağmen. "ışık" fe­ nomeninin öncesinde ve üstünde olan tüm ışıkların "ilkimgesi" oldu­ ğu düşüncesini ifade eder. 1 .Anne Arketipinin Psikoloj ik Yön leri* I. Studien über den Arc­ hetypus (Psychologische Abhandlungen IX) içinde yayımlanmıştır (Rascher. A R K E T İ P KAV RA MI Ü ZER İ NE Büyük Ana kavramı. bazı temel ifade­ lere yer vermek çok da gereksiz gelmiyor bana. bir ampirisist olduğum için. Tanrı'nın.kavramak çok zor değildi. Hermetica I. düşünsel sorunlar karşısında özel miza­ cımı. Erken çağlarda. 140. çok daha kapsamlı olan anne arketi­ pini oturtmak zorundayız. Eğer ben bir filozof olsaydım. gözden geçirilip genişletilmiş versiyonu Von den Wurzeln des BewufJtseins. Örneğin. arketipik ışık. muhtemelen 3 . Fakat Büyük Ana imgesinin arka planını psikolojik açıdan incelemeye kalkıştığı­ mızda.

D ÖRT ARKETIP 1 1 8 mümkün değil. akıl. Antitezi ise şöyledir: içer­ den gelen ve kanıtlanabilir olmayan her şey geçerlidir. fikirleri yalnlZ(·a namina ola­ rak değil. böyle bir şeyi. Bir ampirisist olarak. yeni nominalizm genelgeçerlilik talep etmektedir. Özellikle de Kant'ın kategoriler öğretisinin. yani metafizik tözünün.nin tek başına varolan. Anakronik bir biçimde hala Platoncu düşünen­ ler. O zamandan beri "idea" bir a priori olmaktan çıkmış. idea'nın "göksel". bir kişiliğe özgü ve tabi psişik işlevler ol- . Platon'a karşı geç de olsa önemli bir zafer ka­ zanmıştır. bu yüzden de mizaçla sınırlı bir teze dayanmaktadır. bir yandan da Platoncu ruhun yeniden doğuşuna zemin hazırlama­ sı anlamlıdır: insan kapasitesinin ötesine geçebilen bir metafiziğin ol­ ması mümkün değilse. Elbette. Fakat her zafer gelecekteki yenilginin tohumlarını taşır. bu nedenle de kanıtlanabilir olan her şey geçerlidir. İdeal olan. türetilmiş bir şey olmuştur. düşünce. ikincil. eski anlamdaki meta­ fiziği canlandırmaya ilişkin her çabayı daha en başından engelleme­ si. Bu durumun umutsuzluğu ortadadır. Saf Aklın Eleştirisi'nin (Kritik der reinen Vernunft) yayımıanmasının üzerinden geçen bir bu­ çuk asırda. avantajları akla biraz fazlaca dayatılan ampi­ rizmin güçlü bir biçimde öne çıkmasıydı. tutum ve görüşü­ nün genelgeçer olduğunu varsayıp kendi kişisel yöneliminin felsefe­ sini belirlediğini mümkün mertebe görmek istemeyen bir filozof sa­ vunabilir ancak. Bu değişimin eşlikçisi. hatta anlaşılmaz bulunduğu bir dönemde yaşıyoruz. Görünüşe bakılırsa. bunun deneyle kanıtlanmasıdır. oysa belirli. Maddeci Yunan doğa felsefesi. Tesadüfen -diyesim geliyor. fikirlerio namina'dan farklı bir şey olabileceklerini var­ saymanın bile hiç rağbet görmediği.irumundayım. inancın ve batıl inancın kontroldışı alanına itildiğini ya da merhamet ederek yazara bırakıldı­ ğını görmenin hayal kırıklığını yaşamak zorunda kalacaklardır. Aristotelesçi mantıkla el ele vererek. B ir tutum değişikliği olacağına dair belirtiler son zamanlarda giderek artmakta­ dır. kavrayış vb. gerçek olgular olarak gören bir yaklaşım olduğunu sapta­ mak dt. hat­ ta büyük oranda nedeni. Ev­ renseller üzerine olan asırlık tartışmada naminalist bakış açısı ger­ çekçi bakış açısı üzerinde bir kez daha "zafer kazanmış" ve "ilkimge" j7atus vocis (boş söz) olup buharlaşmıştır. Bu tez şöyledir: dı­ şarıdan gelen. tüm öz­ nel koşullardan bağımsız olan ve yalnızca mantığın ebedi yasalarına hizmet eden süreçler değil. bilginin a priori yapısının tuzağına düşüp kı­ sıtlanmış olmayan bir ampirizm de yoktur.yaklaşık iki yüz yıldan beri.

anne babada da görülen bazı marazi özelliklerin kahtım yoluyla geçtiğini varsayarız. Böylece her tür yaratıcı özgürlüğümüz -diye haykırıyoruz. sayılmış. k im düşündü?" Bu eleştirel tutum. Ana babalarını hiç görmemiş. Fakat gözle görülebilir ilk psişik tepkiler verilmeye başlandığında. hatta bir tehdit gibi algılanıyor. m�dern psikolojinin özü. öyle mi? Yine abartıp da dizginsiz bir "psikolojizm"in tuzağına düşmernek ' kaydıyla. tartılmış. Bugün bilginin tüm alanların­ da psikolojik öncüller olduğundan ve bunların konu seçimi. psike'nin doğuştan gelen.elimizden alınmış oluyor! Nasıl yani. her hayvan · . hipotez ve de kurarnların oluşumu üze­ rinde etkin rol oynadığından eminiz. araştırma yöntemleri. Epileptik bir annenin çocuğundaki epilepsinin acayip bir mutasyon olduğunu dü­ şünmek aklımıza bile gelmez. yani özgün kişiliği görmemek için insanın kör olması gere­ kir. söyler ve yapar. uygun koşullar sağ­ landığı takdirde her şeyin doldurulabileceği boş bir levha değildir. kim duyuyor. kendi felsefi eğilimlerimizin. Örneğin. duyulmuş mudur. bu nedenle de bilinçöncesi ve bilinçdışı olan bireysel yapısıdır. dolayısıyla onlar tarafından "eğitilmemiş" hayvanların karmaşık içgüdüsel davranışla­ rını da aynı şekilde açıklarız. Bu eleşti­ ri. hatta gurur duyduğumuz gerçekliklerimizin bile kişisel öncüileri ol­ duğu fikri rahatsız ediyor. bu da. Bilinç­ öncesi psike. düşünülmüş ve mantıklı bulunmuş mudur?" sorusunun yerini artık şu soru almıştır: "Kim görüyor. çok net bir biçimde tanımlanmış birey­ sel bir olgudur ve bize karanlık bir boşluk gibi gelmesinin nedeni. Günümüzde. mini­ mal süreçlerin gözlemlenmesi ve ölçülmesindeki "kişisel denk­ lem"den başlayarak. bu tepkilerdeki bireysel özelliği. bir insan ne ise yalnızca onu düşünür. sonuçların türü. Kuşaktan kuşağa aktarılan yetenekler için de geçerlidir bu. kaynağı ve yöntemidir: tüm insan eylem­ lerinde a priori bir faktör vardır. insanın diğer canlılardan farklı olmadığı. Kant'ın kişiliğinin. örneğin yeni doğmuş bir bebeğinki.A N N E ARKET I P I N I N P S I K O L O J I K Y Ö N L E R I 1 1 9 duğu görüşü giderek kabul görmüştür. Bütün bu ayrıntıların gözlemlendikleri anda oluştuklarını varsay­ mak mümkün değil herhalde. Saf Aklın Eleştirisi'nde hiç de küçümsenmeyecek bir rol oynarlığına ina­ nıyoruz. onu doğrudan doğruya göremememizdir. aksine son derece karmaşıktır. bence burada kaçınılmaz bir eleştiri söz konusu. "Görülmüş müdür. Yalnızca filozofların değil. dönemimizden önce bilinmeyen ampirik psiko­ loj inin ortaya çıkışına dek devam eder. elle dokunulmuş mudur. Hatta.

Bu onur Platon'a aittir. her insanda yeni baştan oluştuğu varsayınıı. Daha sonra fan­ tezinin "kategorileri"nden söz edenler.D Ö RT A R K ET I P 1 2 0 gibi onun da önceden biçimlenmiş. Hayvanlarda içgüdüsel dav­ ranışları mümkün kılan yapı ya da eğilimler hakkında kesin bir fikir sahibi olmamız mümkün değil. oluşumları türün oıt?y::ı çıkı§ıyla eşzllmanlıc!!r Tr. üstelik de. s. zira bunun anlamı.2 Bu imgeler. arketiplerin yalnızca gelenek. dil ve göçlerle yaygınlaşmadığı­ nı. " İmge" yalnızca gerçekleştirilecek eylemin biçimini değil. insan eylemlerinin insana özgü biçim­ leridir. bir insanın insan gibi davranmasını sağlayan bilinçdışı psişik yapıların işleyişini de bilmi­ yoruz. Aynı şekilde. Jung. Bkz. Eğer benim bu keşiflerde bir payım varsa. Instinkt und Unbewufltes (İçgüdü ve Bilinçdışı). o da. Bu saptamanın boyutlarını küçümsemernek gerekir. Usener. Durkheim ekolünden iki araş­ tırmacı olan Hubert ve Mauss'tur. Etnoloji alanında yaygın bazı "ilkfikirler"e dikkat çeken ilk kişi Adolf Bastian'dır. 3. Hermann Usener3 gibi önemli bir otoritedir. her zaman ve her yerde. sabah doğan güne­ şin önceki akşam batan güneşten farklı bir güneş olduğu biçimindeki ilkel inanç kadar saçmadır. yani canlı yapı ve biçimlerin. "Bilinçdışı düşünme"nin bilinçdı­ şında önceden biçimlenmiş olduğunu gören kişi. Das Weihnachtsfest (Noel Bayramı). psike'nin tek tek işlevleri. herhangi bir dış etkenden bağımsız olarak kendiliğinden yeniden ortaya çıkabileceklerini göstermiş olmamdır. eyleme neden olan tipik durumu da ifade eder. türüne uygun bir psike'ye s'ahip olduğu. 3 . Platon­ cu anlamda idea'ların her psike'de olduğu ve bunların düşüncelerimi2. . türe öz­ gü olmaları nedeniyle "ilkimgeler"dir ve eğer bir şekilde "oluşmuş" iseler bile. özellikle de bilinçdışı eğilimlerden kaynaklananlar da önceden biçimlenmiştir. Bunlar benim "imgeler" diye tanımladığım işlev biçimleri ol­ sa gerek.::ıanı in­ san kılan özelliklerdir bunlar. Bu kuralın dışında kalan insan davranışları (işlevleri) olduğu­ nu düşünmemiz için hiçbir neden yoktur. Psişik olan her şey önceden biçimlenmiş olduğu için. be­ lirgin ailevi özellikler taşıdığı varsayımından yola çıkmak durumun­ dayız. Bunların en önemlisi yaratıcı fantezi'dir. Bu gerçeğe ilk işaret eden ki­ şi ben değilim. aktif. " İlkimgeler" fantezi ürünlerinde görünür hale gelir ve arketip kavra­ mı özel uygulama alanını burada bulur. Bu spesifik tarz insanın çekirdeğinde vardır ve kalıtsal olma­ dığı. bilinçdışı olsa da. keskin gözlemlerin de ortaya koyduğu üzere.

ata ve bilge kadın. ilişki içinde olunan herhangi bir kadın. örneğin sütanne ya da dadı. Kristal büyük ya da küçük olabilir. kendi tasvirinin apriori bir olasılığından. bir kristalin eksen sistemiyle karşılaştırılabilir. Kahtım yoluyla aktarılanlar tasvir­ ler değil. Bir "ilkimge"nin içeriği. sonra da moleküllerin özel bir biçimde kümeleşmesiyle or­ taya çıkar. dolayısıyla bilinçli deneyim malzemesiyle dolu olduğunda belirlidir. daha önce başka yerde de açıkladığım gibi. Biçi­ min belirli olması nedeniyle. somut bir biçimde görülmedikleri sürece içgüdülerinki de kanıtlanamaz. Sophia (anne-sevgili ola- . ana sıvıdaki kristal oluşumunu bir anlamda önceden biçimlendi­ rir ama kendisi maddi bir varlığa sahip değildir. Değişmez tek şey. biçimlerdir. Arketipin kendisi boş. arketip­ lerin içerik olarak değil. özellikle de Tanrı'nın anası. prensipte hep aynı geometrik orantılara sahip olan eksen sistemidir. ancak bilinçli. A N N E A R KET İ P İ Her arketip gibi anne arketipinin de sayısız tezahürü vardır. salt biçimsel bir unsurdur. Arketiplerin varlığı nasıl kanıtlanamazsa. 2. Maddi varlık. Oysa arketiplerin biçimi. Bu nedenle.AN N E ARK ETI P I N I N P S I K O L O J I K YÖNLERI 1 2 1 zi. ancak iyonların. bu bakımdan da yine biçimsel olan içgüdülere tekabül ederler. kristalin eksen siste­ mi. yalnızca biçimsel olarak belirlenmiş olduğu­ nu. Aynı şey arketip için de geçerlidir: prensipte ni­ telenebilen arketip. kristal oluşumu benzetmesi aydınlatıcı­ dır. yalnız­ ca prensipte belirleyen değişmez bir anlam çekirdeğine sahiptir. Arketiplerin içeriğinin belirli. f acu/t aspraef ormandi'den (tasar­ lanan yeti) başka bir şey değildir. Ö r­ neğin anne arketipinin ampirik olarak nasıl tezahür ettiği tek başına ondan türetilemez. Bakire Meryem (gençleş­ miş anne olarak örneğin Demeter ve Kore). tezahür biçimini asla somut olarak değil. daha üst an­ lamda tanrıça. başka faktörlerden de kaynaklanır. zira eksen sistemi her bir kristalin somut yapısını değil. yü­ zeylerinin yapısına ya da eklemlenmelerine göre farklılık gösterebi­ lir. Ben bu­ rada daha tipik bazı biçimleri anınakla yetineceğim: kişisel anne ve büyükanne. duygularımızı v e eylemlerimizi içgüdüsel olarak önceden biçim­ lendirdiği ve etkilediğidir. biçimsel belirleomelerinin de son derece kısıtlı olduğunu bir kez daha vurgulamakta yarar var. yani bir tür bilinçdışı "fikir" olduğu gibi bir yanlış anlamayla sık sık karşılaşıyorum. yalnızca stereometrik yapıyı belirler. üvey anne ve kayınvalide.

Bu listenin tam olmak gibi bir iddiası yoktur. Tanrı krallığı. her tür yararlı hayvan. iyi bir anlam ya da olumsuz. tabut. çarmıha gerildiği haç da olan Meryem "olsa gerek. Anne arketipinin özellikleri "annelik" ile ilgilidir: dişinin sihirli otoritesi. besleyen iyiliği. rajas. büyüme. Anne arketipinin bu özelliklerini Symbole der Wandlung (Dönüşümün Simgeleri) adlı kitabımda ayrıntılarıyla anlatıp belgele­ dim. ya­ rarlı içgüdü ya da itki. madde. bahçe. fırın. üniversite. ölüm. . vaftiz kabı. ağaç. taşıyan. toprak. Felsefi efsanenin özelliği. uçurum. kötü bir anlam taşıyabilirler. saklı. orman. kaynak. yeraltı dünyası ve ay. kurtuluş arzusunun hedefi (cennet. sihirli dönüşüm ve yeniden doğuş yeri. tavşan. Seven ve korkunç annenin Hindistan'daki karşı­ lığı zıt özelliklere sahip Kali'dir. yutan. dar anlamda doğum ve dölleme yeri olarak tarla. daha dar anlamda rahim. göksel Ku­ düs). kent. karanlık sattvam. iyi olan. bakıp büyüten. Das Glück des Lebens. s. inek. mağara.D Ö RT A R K E T I P 1 22 rak. baştan çıkaran ve zehirleyen. tutku. aklın çok ötesinde bir bilgelik ve ruhsal yücelik. Bütün bu simgeler olumlu. mezar. Ö zelliklerin çelişkilerini kitabımda seven anne ve korkunç anne olarak ifade ettim. Yoni. anne arketipinin önemli yönleri sıralanmıştır. deniz ve akarsu.). ta­ mas. Prakrti'nin. Norna'lar) da görülür.). ölüler dün­ yası. kap biçiminde çiçek (gül ve lotus). s. Benzer özellikler kader tanrıçalarında (Moira'lar. bereket ve besin sağlayan. her tür oyuk biçim (örneğin vida yuvası). Samkhya felsefesi anne arketipini prakrti kavramıyla ifade etmiş ve bu kavrama temel özellikler olarak üç gunas'ı yüklemiştir: iyilik. 272 vd. Bizim için en bildik tarihi örnek. geniş anlamda kilise. karanlık olan. Bkz. "ayrım yapan bilgi"yi Purusha'ya amınsatmak - 4. kaya. Graia'lar. ya da kız-[gençleşmiş anne-]sev­ gili). gizli. gök. Die Samkhya-Philosop­ hie (Samkhya Felsefesi). ar­ zu dolu duygusallığı ve yeraltına özgü karanlığıdır. Anan­ darayamakhi'nin Tıbbi Draması). ayrıca. Üç gunas'ın etimolojik anlamı budur. derin kuyu. 2 1 vd. büyülü daire olarak (Padma olarak Mandala) ya da Cornucopiatypus (Bereket Boynuzu). tencere..4 Annenin üç önemli özelliği. ejderha (balık ve yılan gibi yutan ve boğan her hayvan). ülke. ortaçağ alegori­ lerinde İ sa'nın yalnızca annesi değil. ayrıca Kybele-Attis tiplemesi. bakıp büyüten. derin su. kabus ve uruacıdır (Empusa. Medizinisches Drama von Anandarayamakhf (Yaşamın Mutluluğu. Weekeriing (der. Lilith vb. korku uyandıran ve kaçınıl­ maz olan. o kadar. Garbe. uğursuz simgeler cadı.

her zaman bilinç­ dışı koşullanmalardan değil. vakaların çoğunda rahatsızlığın kaynağı anne babada.A N N E ARKETI P I N I N P S I KOLOJ I K YÖN L ERI 1 2 3 amacıyla onun önünde dans etmesi. bu özel­ likle de had safhada mitolojik fantezilerde açıkça gözlemlenebilir. yani trav­ matik etkilerini iki gruba ayırmak gerekir:. kişilikçi psikolo­ ji. gerçek bir anneyle bağdaştırılabilecek özelliklerin çok ötesindedir. Bu tür bir gelişimin an­ nenin rahatsız edici etkilerinden kaynaklanması olasılığı yadsınamaz. bilindiği gibi. çocuk psi­ ke'si üzerindeki bütün o etkilerin tek kaynağı kişisel anne değil. annenin görünüşe göre muazzam boyutlardaki öneminden etkilenir önce.s Annenin. Hemen belirtmeliyim ki. kişisel anne figürüne yalnızca sınırlı bir an­ lam atfetmemdir. bu arketip anneye mitolojik bir arka plan ve­ rerek ona otorite. bu imge bireysel deneyimde hayli değişime uğrar. kişisel annenin ger­ çekten sahip olduğu karakter özellikleri ya da tutumlardan kaynakla­ nanlar. çocuklardaki nevrozun nedenini öncelikle annede ara­ nın. Burada kişi. . cadı. literatürde tasvir edildiği üzere. ay­ rıca. anne arketipinin değil. bir çocuk nevrotik bir gelişimden ziyade normal bir gelişim göstermeye eğilimlidir. Anormal fanteziler kişi­ sel anneyle ancak kısmen ilintilendirilebilir. özellikle de annede kesin olarak tespit edilebilmiştir. etiolojik.\ Gerçek nevroz etiolojisinin. hatta tanrısallık katar. daha ziyade çocuk psikolojisindeki garip bir geli­ şimden kaynaklandığını Freud da görmüştür. tesadüfen duyul- I 5. anne­ ye yansıtılan arketiptir. anima ar­ ketipinin kapsamına girer. kişisel annenin görünürde sahip olduğu. ya da eğer öylelerse. erkek psikolojisinde annenin imgesiyle başta iç içedir. Fakat bu fanteziler her zaman salt mitoloji kökenli değildir. Bu bakımdan önemli ama eğitici bir liiciv: Wylie. Zira anima arketipi. Etnolojideki anne figürü az çok evrensel olsa da. ilk başta sanıldığı gibi travmatik etkilerden değil. Bir. Generatian ofVipers (Engerek Kuşağı). erselik ve benzeri olarak görülür. zira kendi deneyimlerimden de biliyorum ki. Şöyle ki. çünkü yanlış anlaşılması mümkün olmayacak kadar kesin ifadeler içeren bu fanteziler. hortlak. Kişilikçi psikoloji­ de bu figür o kadar ön plana çıkar ki. Amerikan psikolojisi bu konuda zengin örneklere sahiptir. insan yiyen dev. benim yaklaşımıının psikanalitik ku­ ramdan ilke olarak farkı. bazen de masallardan. iki. aslında çocuğun anneye yansıttığı fantastik (yani arketipik) özelliklerden kaynakla­ nanlar. Bu nedenle. hiç olmazsa kuramsal olarak bile kişisel annenin ötesine geçeme­ miştir. zi­ ra çocuk fobilerinde anne sık sık hayvan.

büyük bir kayıp anlamına gelir. insan ruhunun en yüce değerleri arasındadır. çocukların ayrıntılı bir biçimde incelenmesi. . ra­ hatsızlığın oluşumunda annenin daima aktif bir rol oynadığını göster­ di. bu yansıtmaları çözerek. ge­ nellikle korku uyandıran unsurlar olarak anne ile çocuğun arasına gi­ ren arketipler oluşmuştur. Yapılması gereken. Arketip. yabancı. daha doğrusu. Bazı pratik neden­ lerden ötürü. çocuk ruhunda bir bölünmeye. zira arketipler psike'nin dış­ lanamayacak bir parçasıdır ve mitolojinin dağarcığındaki sayısız mo­ tiften bildiğimiz. yetişkinler bu tür fantezileri genellikle teda­ vi esnasında doktora aktarırlar. 3. Ancak yanlış yerde olduğunda öyledir. aşırı evhamlı bir annenin çocuk­ larının düzenli olarak rüyalarında annelerini kötü bir hayvan ya da bir cadı olarak görmeleri. en azından uzun vadede yeterli değildir. A N N E K O M PL E K S i Anne kompleksi denen kompleksin temelini anne arketipi oluşturur.DÖRT ARKETIP 1 24 muş sözlerden ve benzeri şeylerden kaynaklanabilir. bu fanteziler zaten yan­ sıtılmıştır. Deneyimlerim bana. Örneğin. böylelikle de nevroz olasılığına yol açar. özellikle de çocuk nevraziarında ya da etiolajik olarak erken çocukluk evresine dek uzanan nevrozlarda. bu nedenle her halükarda titiz bir incelemede bulunmak gerekir. yetişkinle­ re göre çok daha zordur. Fakat her halükarda çocuğun içgüdüleri bozulmuş. bu nedenle de tüm dinlerin Olympos'unda yerini almıştır. içeriklerini istemeden kaybeden bireye geri vermektir. Bu kompleksin annenin nedensel bir etken olarak açıktan açığa katı­ lımı olmadan da oluşup oluşmadığı sorusu henüz yanıtlanabilmiş de­ ğildir. Kant'ın da sözünü ettiği "karanlık tasavvurlar ale­ mindeki hazine"dir. O zaman da bunları gülünç diye bir kenara atmak yeterli değildir. Bir arketip kesinlikle yalnızca can sıkıcı bir ön­ yargı değildir. Arketipi değersiz olarak görüp bir ke­ nara atmak.

Fakat oğulun anne kompleksinin kızınkinden daha fazla ciddiye alınması gerektiğini iddia etmiyorum. yani anima'nın da önemli bir rol oynamasının nedeni bu farklılıktır. kızdaki anne kompleksinin dişi içgüdüleri ya aşırı derecede güçlendirdiği ya da bunlara ket vurduğu. Anne kompleksinin oğul üzerindeki etkileri Kybele­ Attis ideolojisinde görülebilir: kendini hadım etme. OG ULUN ANNE KOMPLEKS i Anne kompleksinin etkileri kız ya da erkek çocuğa göre farklılık gös­ terir. oğul da an­ nenin dişiliğinin giderek farkına varır ya da en azından bilinçsizce. içgüdülerin zayıflaması ya da ortadan kalkması durumunda ise içgü­ düler anneye yansıtılmıştır. Müstakbel erkeğin karşılaştığı ilk dişi yaratık annedir ve anne. içgüdüsel olarak buna yanıt verir. açıkça. Erkekteki anne kompleksinde anne arketipinin yanı sıra cinsel partnerinin imgesinin. "Anne kompleksi" psikopatolojik bir kavram olduğu için. daima ineinme ve hastalık kavramlarıyl a ilintilidir. oğulda. Cinsiyetler farklı olduğu için oğuldaki anne kompleksi saf de­ ğildir. Oysa elimizde henüz böyle rakamlar yoktur. kimlikle ya da kendini farklılaştırmaya dirençle ilgili basit ilişkiler erotik çekim ya da itmenin faktörleriyle sürekli iç içe geçer.A N N E ARKET I PI N I N P S I K O L OJ I K Y Ö N L E R I 1 25 A. kızın kendi kişiliğinin bilincinde olmamasına yol açar. Don Juanizmde ı ise anne bilinçdışı olarak "her kadında" aranır.6 Eşcinsellikte heteroseksüel unsur bilinçdışında anneye bağlanmıştır. Böylece. B unda baba kompleksi de önemli bir rol oynar. oğulda ise doğal olmayan bir cinselleşmeyle eril içgüdülerin zedelen­ mesine yol açtığı saptamasıyla yetinelim. Bu­ rada. ya da gizlice. Karşılaştırmalarda bulunmak ancak istatistiklerle mümkün olacaktır. bilinçli ya da bilinçsiz. Don Juanizm. Fakat bu kavramı biraz fazla dar olan patolojik çerçevesinin dışınaçıkardığımızda ve ona da· 6. delirme ve erken ölüm. Şimdilik. İçgüdülerin aşırı güçlenmesi. Bu karmaşık ruh­ sal olguyla ilgili araştırmaların henüz çok başında. . kabaca ya da nazikçe. Bu durum tabioyu hayli karmaşıklaştırır. Yalnızca kızdaki anne kompleksi saftır ve karmaşık değildir. bazen de iktidarsızlıktır. Erkek çocuktaki tipik etkileri eşcinsellik. oğulun erkekliğini ima etmeden duramaz. annenin etkisiyle dişi içgüdülerin aşırı güçlenmesi ya da tama­ men yok olana kadar zayıflaması söz konusudur. öncü çalışmalar evresindeyiz.

8. anima komplikasyonuyla birlikte bir dizi yazıda ele aldığım için. feminen bir unsurun kesinlikle zarar vermedi­ ği gelişmiş bir estetik ve zevk. son derece olumlu anlamda muhafazakar olup geçmişin tüm değerlerini sadakatle koru­ yan bir tarih bilinci.D Ö RT A R K E T I P 1 2 6 h a geniş. tüm budalalıklara. Über die Psychologie des UnbewufJten (Bilinçdışının Psikolojisi Üzerine). Dişiliğin aşırı derecede gelişmiş olması. erkek ruhları arasında şaşırtıcı zariflikte bağlar kurulmasını sağlayan. hatta cinsiyetler arasındaki dostluğu imkansız­ lığın lanetinden kurtaran bir dostluk anlayışı. kararlı bir er­ keklik.: "Die Erostheorie" (Eros Kuramı). ayrıca. paragr. en büyük hedeflere ulaşma hırsı. saplantı­ lara. tüm dişi içgüdülerin. KlZlN ANNE KOMPLEKS İ a. Her bilgili kişinin bilmesi gerektiği gibi. insanlara yeni bir yurt kuran ya da dünyaya yeni bir çehre ka­ zandıran devrimci ruh gibi olumlu tezahürleri olabilir. Bir dizi anne kompleksi tipini sıraladığım bu bölümde terapi deneyimlerimi aktarmıyorum. daha kapsamlı bir anlam yüklediğimizde. vahiy için son derece elverişli bir kap olan ruhsal bir açıklık biçiminde tezahür edebilir. an­ ne kompleksine ayırdığım bu seminerlerde erkek psikolojisini arka planda tutacağım. Eros'un farklılaşması7 görülür örneğin (Platon'un Şölen'inde bu tür imalar vardır). Bütün bu olasılıklar. B. daha önce anne arketipinin özellikleri olarak sıraladığım mitolojik motiflere yansır. haksızlığa ve tembelliğe muhalif bir ruh. 16 vd. Oğulun anne kompleksini. Bunun olumsuz tezahürü. tek amacı doğurmak olan 7. sağlam bir irade. ve ni­ hayet. ecclesia spiritualis'i (ruhsal birlik) gerçekliğin ta kendisi yapan zengin bir din duygusu ve nihayet. olumlu etkilerin­ den de söz edebiliriz: oğulda. "tipler" münferit vakalar . dişi eşduyum yeteneğiyle genellikle mükemmel bir düzeye çıkan öğretici kapasitesi. cesur. eşcinselliğin yanı sıra ya da yerine. özellikle de annelik içgüdüsünün kuvvetlenıne­ si anlamına gelir. Anneliğe özgü unsurların hipertro/isi Kızdaki anne kompleksinin8 dişilik hipertrofisi ya da atrofisi yarattı­ ğını daha önce belirtmiştim. ödün vermez. dünyanın muammalarından bile ürkmeyen bir merak. Olumsuz anlamda Don Juarıizm oları şeyin.

Bilinçdışı bir Eros ise kendini daima iktidar hırsıyla ifade eder9. deneyimin ortalama imgeleridir. münferİt vakalarla asla özdeşleştirilemeyecek olan ideal yapılar. 1 O. tam tersine. Akıl. "Tipler". Eros'un aşırı gelişmesi Böyle bir annenin kızda yarattığı kompleksin. o yalnızca bir dölleme ara­ cıdır ve çocuklar. tavuklar ve mobilyaların yanı sıra bakılacak bir nesne konumundadır. bu nedenle de ne zekasını gösterebilir ne de zekasının derinliğine felsefi bir hayranlık duyabilir.A N N E ARKETI P I N I N P S I K O L OJ I K YÖN LERI 1 27 kadındır. yoksul akrabalar. çünkü onlarsız hiçbir raison d'etre (varoluş nedeni) yoktur. ama kişisel olarak bilinçdışı kalmıştır. İngilizce seminerierirnde bunun için natural mind kavramını kullandım. hekimin edindiği psikolojik deneyim hakkında bir fikir sahibi olamazlar. bilinçdışı iktidar hır­ sı da o kadar şiddetlidir. annelik içgüdüsünü.için boş kalan yere iktidarın çöreklenmesi gibi sık yaşanan bir deneyime dayanır. Fakat deneyimlerini yalnızca kitaplardan ya da psikoloji laboratuvarlarından edinenler. güya kendilerini feda etmelerine rağmen. vicdandan yoksundur. hatta ne söylediğini bile unutabilir. kendisi için geliştirilmemiştir. O zaman da bunun ye­ rini aşırı gelişmiş bir Eros alır. Bu cümle. 9. hatta genellikle kişiliğinin bilincinde bile değil­ dir. sevgi eksik olduğu . başı­ boştur. gerçek bir fedakarlıkta bulunacak durumda değildirler. Tıpkı Demeter gibi. yani ilk halini korumuştur. bu nedenle de bu tip kadın­ lar. Erkek açıkça ikincil önemdedir. Eros yalnızca annelik ilişkisi biçiminde geliş­ miş. Kadın için kendi kişiliği de ikincil önemdedir. "Tipler". babayla bilinçdışı bir değildir. kızına sahip olma hakkı­ nı tanrılardan zorla alır. Böyle bir anne kendi kişiliğinin ne kadar az bilincindeyse. Önce çocukları doğurur. bu genellikle. karşılaşılan her vakanın içine tıkıştırılması gereken uyduruk birer şema da değildir. bu içgüdü kızda tamamen yok olmuş da olabilir. ı o Ama kadın bunun farkında değildir. sonra da bunlara yapışır. zira yaşam başkalarında ve başkaları üzerinden yaşanır. . Tersine. b. kediler. ama bir yandan da dosdoğru. Bu tipteki birçok kadına uygun simge Deme­ ter'den ziyade Baubo'dur. hem kendi kişiliklerini hem de çocuklarının özel yaşamını mahvetmeye varacak kadar gözü dönmüş bir iktidar hırsıyla dayatırlar. annelik içgüdüsünün hipertrofisi biçiminde tezahür etmesi şart değildir ama. genel­ likle ilk baştaki düzeyinde kalmıştır. kendi ki­ şiliğinin bilincinde olmadığı için bunlarla özdeşleşir. zaman za­ man da doğa kadar derindir.

. onun yaşayacağı her şeyi önceden yaşayıp tüketir. ıı Bu tipin en belirgin özelliği. anima yansıtmaları için mükemmel bir zemin sunduğunu vurgulamamın gerekli olduğunu sanmıyorum. annenin tiranı konumuna yükselir. Bu. kaçıp sığındıkları yer. romantik ve sansas­ yonel ilişkilere. Bu kompleksin "baba"ya annelik edilip üstüne titrendiği dişi baba komplek­ sinden farkı budur. l l . diğer insanların kişi­ liğinin anormal derecede önerusenmesine neden olur. dikkat çekecek ölçüde bilinçsiz olmasıdır. Bu tür kadınlar yaptıkları 13 şeyler karşı­ sında adeta kördürler. Bu tipin. kız anneyle özdeşleşir ve dişilik özellikleri felce uğrar.D Ö RT ARKETIP 1 28 ensest ilişkisine yol açar. ki bu durumun hem etrafındakiler hem de ken­ dileri için hiçbir olumlu yanı yoktur. kişisel bağlılığı ve erotik arzuları anımsatan her şey onlarda aşağılık kompleksine neden olur ve onları bunlardan kaçmaya zorlar. 1 2. Başka durumlarda. Kız kendi içgüdü­ ler dünyasının. Amaçlarına ulaşınca. kıza tümüyle ulaşılmaz gelen her şeyi mükem­ mel bir biçimde. Annenin kıska­ nılması ve ondan üstün olma isteği. anne­ lik içgüdüsünün eksikliğinden dolayı ilgilerini yitirirler ve kancayı bir başkasına takarlar. 1 3 . Anneyle özdeşleşme Kadındaki anne kompleksi Eros'un aşın gelişimine yol açmazsa. l ' Aşın gelişmiş Eros. salt öyle oldukları için bayılırlar. c. denebilir ki bir üstkişilik olarak yaşayan anneden başkası değildir elbette. fakat bunu tam bir sadakat ve boyun eğme maskesi altında yapar. kızla ensest bağı kurulması babanın psikolojisinden (anima yansıtmasi) kaynaklanır. Annesi tarafından gözle görülür bir biçimde kanı emilen ve sürekli bir kan transfüzyonuyla annesinin hayatını uzatan kız bir gölge gibi yaşar. denebilir ki kendine rağmen. Bu kadınlara anneliği. evli erkeklere ilgi duyarlar ve bu ilginin nedeni. Kızın istemeye istemeye hayran olduğu an­ ne. bir yandan da bilinçsizce. pasif bir Eros'u olan er­ keklere. sorumlu­ luğu. olayların bilincinde olmadıklan anlamına gelmez. Kız ise kendi­ ni feda ederek anneye yapışmakla yetinir. Bu tür kadınlar. bir evliliği yıkma fırsatını yakalamış olmalarıdır. annelik içgüdüsünün ve Eros'un bilincinde olmadığı için kendi kişiliğini anneye yansıtır. ki asıl amaç da budur zaten. genellikle felaketle sonuçlanan sonraki girişimlerin leitmotifidir. Bu durumda inisiyatifi ele alan kızdır. Bilincinde olmadık­ ları şey bunların anlamlandır.

Nitekim Plu­ to da Persephone 'yi Demeter'in elinden alarak onu acılara gark e tmiş. (Şansına . Kız o kadar yardıma muhtaç. Bu tip . olumsuz anne kompleksine mükemmel bir örnektir. yani aslında kayınvalide­ siyle evlendiğini keşfedene dek. Anneye karşı direnç Ele alınan bu üç uç tip arasında. ta ki er­ kek kimin/e evlendiğini ve yatağını kimin/e paylaştığını. Tam ter­ sine . Zira bu kadar büyük bir dişi belirsiz­ lik erkeklerdeki kararlılığın ve keskinliğin arzulanan karşılığıdır . (Dikkatli okuyucu bu tür efsaneterin "yoktan yere" çıkmarlığını fark edecektir ! ) d . Bu "orta" tipin özelliği. her şeyden o kadar bihaberdir ki. ikir­ cikler. bu yetersizliklerin büyük ölçüde kendi yansıtmaları olduğunu bilmez . Annesinin o kadar çok eteğine yapışmı ş­ tır ki. bir göl ge gibi yaşarnalarına ve pasifliklerine rağmen. hem o kadar bilinçsizlerdir ki . annenin üstünlüğüne kar­ şı direnmenin diğer her şeyden daha büyük bir önem taşımasıdır. belirsizlikler ve muğlaklıkların büyüleyici bir dişi masumiye­ te yansıtılması gerekir. erkeğin eline her gün geçmedİğİ için önemli bir motivasyondur. İ şte bu .) Özel likle etkileyici olan bir şey de kı ­ zın şu me şhur çaresizliğidir. dişi içgüdülerin a şırılığı ya da felç olması değil. bir erkek onlarda her şeyi bulabileceğini sanabilir. evlilik piyasasında çok revaçtadırlar.A N N E ARKETI P I N I N PS I K OLOJ I K Y Ö N L E R I 1 2 9 Kanı çekilmi ş bu bakİreler evliliğe kar şı bağı şık değildirler. bir erkek ona yaklaştığında şaşkınlıktan ne yapacağını bilmez . yalnızca en önemli olanlarını anmak istediğim çok sayıda ara basamak vardır. . t4 Bu tipe özgü kayıtsızlık ve sürekli incinmi ş masum rolü oynamasına neden olan a şağı lık duy gusu yüzünden erke­ ğin payına düşen avantajlı rol . bilinçdışı sayısız anten ya da görün­ mez polip kolu uzatarak erkeklerin tüm yansıtmalarını emer ve bu da erkeklerin müthi ş hoşuna gider. en yu­ mu şak kuzu bile adeta kurt kesilir ve seven bir annenin elinden kızı­ nı alıverir. bir kez olsun yaman bir erkek olma fırsatı. Bu tür bir kadının kocası üzerinde garip bir rahatlatıcı etkisi vardır. ya da i şte tam da bu yüzden .f'Bir kere o kadar bo şturlar ki. er­ kek kararlılığının bir ölçüde tatmin olabilmesi için tüm kuşkular. fakat tanrıların meclisinde alınan karar nedeniyle karısını yazları ka­ yınvalidesine bırakmak zorunda kalmıştır. Leitmotifi 14. üstün bir konumda olup yine de hoş­ gör ülü davranmak ve kadının bildik yetersizliklerine tam bir şövalye gibi katlanmaktır.

mantık hatalarını ve cahilliğini yüzüne vurmaktır. Tüm içgü­ düsel süreçlerde beklenmedik zorluklarla karşılaşır. Uterusun temsilcisi an­ ne'ye karşı direnç. annenin gücünü entelektüel eleştirellik ve bilgi üstünlüğüyle kırmak ya da onun tüm aptallıklarını. Ola ki bir gün evlenirse. Bu gelişim. yani annelik içgüdüsünün aşırı gelişmesinin olumlu yönü.D Ö RT A R K E T I P 1 30 şudur: Nasıl olursam olayım. yeter ki annem gibi olmayayım ! Bir yandan. giysi seçiminde zevksiz olmasına ne­ den olur. anneyi kıskançlıkla reddetmekten ibaret olan Eros'un aşırı ge­ lişimi söz konusudur. ya istemeden çocuk sahibi olur. Örneğin klanın ya da ailenin temsilcisi an­ ne. ya cinsel sorun­ ları vardır. topluluk. aklın. Böyle bir kız ne istemediğini çok iyi bilmesine rağmen. kızın kendi gereksinimlerinden doğar. aile. her tür olu- . Çünkü tüm bun­ ların. hamilelik esnasında kanama ve kusma. bir erkeği etkilemek ya da entelektüel yakınlık izlenimi uyandırmak amacıyla değil. asla özdeşleşme noktasına varmayan bir hayranlık. araç gereç. bir yan­ dan da. kap kacak kullanmakta beceriksiz. Anne Birinci tip kompleksin. erken doğum ve benzer biçimlerde tezahür eder. Bu kişilerde anne arketipinin özelliklerinin tüm ayrıntıla­ rını görmek mümkündür. cemaat. bu kadınların nesnelere karşı sabırsız. Anneye karşı direncin bir tezahürü de. hamile kalmak­ ta zorluk çekilmesi. evliliği ya anneden kurtulma aracıdır. ya da yazgı onun başına öyle bir erkek sarar ki. bütün çağlarda övgüler düzülmüş olan anne imgesidir. annenin girerneyece­ ği bir alan yaratmak amacıyla kendiliğinden gelişim göstermesidir. genellikle menstrüasyon sorunları. Maddenin temsilcisi anne. anneyi reddetmekten ibaret olan yaşamının asıl gerçekleriyle il­ gisi yoktur. hamilelikten nefret. yazgısının nasıl olmasını istediği konusunda genellikle bir fikri yoktur. ANNE KOMPLEKS İN İN OLUMLU YÖ NLERİ a. Entelektüel gelişimin yanı sıra. kendine ait bir yaşam kuramaz. en unutulmaz anılarııidan biri. erkeğe özgü kimi nitelikler de öne çıkar. Yetişkinlerin en dokunaklı. Tüm içgüdüleri anneyi reddetmek üzerine yoğunlaştığı için. C. adam anneyle aynı karakter özelliklerine sahiptir. gelenek ya da benzeri tüm şeylere karşı şiddetli bir tepki duyulmasına neden olur. ya da evlilik ilişkisinin ge­ reklerini sabırsızlık ve huzursuzlukla yerine getirir. Amaç.

en yüce ve doğal değerlerimizin bilinçdışına gömülmemesi için arketipleri icat etmemiz gerekirdi. bize annelik eden bir insanın omuzlarına yüklemez. İ nsan hem kendini hem de annesini düşünerek. tüm akıllı insanlar böyle bir şeyin olamayacağı konusunda bizi ikna etseydiler bile. bir yandan da kısıtlanma ve yoksullaş- . annenin salt insani ölçülere indirgenmesiyle çözülemez. acil bir ruhsal hijyen meselesidir. eksik sözler edelim? Gerçi bu sözler hep edilmiştir ve edilecektir ama duyarlı biri. çocuk­ ken emanet ve de teslim edildiğimiz yaşamın tamamının taşıyıcısı an­ nedir. anne sevgisidir.tesadüfen taşıyıcısı olan bir insan hakkında ne di­ ye uzun boylu. yanıtsız kapıdır. Bu nedenle insan içgüdüsel bir önlem almış. Zira çocuğu anneye bağlayan. ölünün ardından kapa­ nan karanlık. hatta tüm canlıları kapsayan. Anne. yazgı kadar acımasızdır. o andan itibaren de yalnızca mantıklı olana inanmaya mahkum ediliriz. sevgi. an­ ne babadan önce varolmuş tanrısal bir çift. çocukları olduğumuz yaşam deneyimi­ nin -denebilir ki. Bu bir yandan bir erdem ve avantaj. beni. bıkma­ dan usanmadan yaşam verir. insanın ratio'suna bağlı kalıverir. hoşgörü. benim sırrımdır. çocuk bilinçsizliğe ya da kısa görüşlü bir rasyonelliğe kapılıp anne babasını tanrısallıkla karıştırmasın diye. sevgi ve şefkat dolu. şevkle. acıların anasıdır. Bilir ki. Esasen arketip bilimsel bir sorundan ziyade. onu da çocuğuna zincirleyerek her iki­ sinin de ruhsal ve psikolojik çöküşüne neden olan bu anlam ağırlığı­ nın ta kendisidir. Böyle bir tutum içine girdiğimizde. her tür başlangıç ve sonun sessiz temeli olan anne sevgisidir. ilk deneyimlerin tüm gücü de yok olur. Anne adını taşıyan ve onu. Arketiplerin var olduğuna dair her tür kanıttan yoksun olsaydık.AN N E ARKET I P I N I N P S I K O L O J I K Y Ö N L E R I 1 3 1 şu m v e değişimin gizemli kaynağı. yüce bir değeri yok etme ve bir iyilik perisinin beşiğimize bıraktığı altın anahtarı fırlatıp atma teh­ likesiyle karşı karşıya kalırız. benim deneyi­ mim. tüm insanlığı. anlam. anlayışa ve affedilmeye layık. Zira bunlar bi­ linçdışında kaybolduğunda. Hiçbir anne kompleksi. sorumluluk. bu dehşet veri­ ci yükü onun omuzlarından almakta bir an bile tereddüt etmemelidir. yeni doğan bebeğe. yani bir "godfather" ve "godmother" (vaftiz babası ve vaftiz annesi) vermiştir. doğuştan içimizde olan mater natura ve mater spiritualis (doğa ana ve tinsel ana) imgesinin. Doğa kadar tanıdık ve ya­ bancı. eve dönüşün. "an­ ne" deneyimini de atomlarına ayırarak. zaaf ve yanılgıları olan. yalan yanlış. cennet ve cehennemden oluşan o muazzam yükü. O zaman da bunların yerini anne imgesinin sapıantısı alır ve bu yeterin­ ce rasyonalize edildiğinde.

Annenin bilge öğüdünü ve doğanın her varlığa sınırlar koyan acıma­ sız yasasını insan mutlaka dikkate almalı. dolayısıyla. zira anne çocuğun ilk dünyası. anlamsızdır. fikir ya da eğilimle ilgili karşı konulmaz bir vis a tergo (iti­ ci güç) olarak hareket eden bir güç yüklenir. yani "anima" lehine önyargılıdır. . İlkim­ gelerin şu ya da bu biçimde bilincinde olunduğunda. tek başına akıl da. Nitekim. Böylece insan kendi bi­ lincine ve onun doğru ve yanlışla ilgili rasyonel yargılarına iyiden iyi ye teslim olur. bir kültür olma­ makla kalmaz. Fakat biz yine kadındaki anne kompleksi tiplerine dönelim. dünyanın zıt güçler denge­ de tutulduğu için varolabildiğini asla unutmamalıdır. Ama karanlığın olmadığı bir dün­ yada ışığın bir hükmü olmadığı gibi. gerçekliğin yerine doktrinleri koyan ve insanı. Tanrı armağanı aklı. olduğu gibi değil. insanın bu en büyük hazinesini küçümsemek gibi bir niyetim yok. Fakat aradaki bağı korumada başarılı olunamazsa. zaten biline­ ni aydınlatan ama özellikle de bilinmesi ve bilincinde olunması gere­ kenleri karanlıkta bırakan sahte bir ışık yayar. bunlardaki ener­ ji insana akabilir. rasyo­ nel olan irrasyonel olanla. fakat bunda bile. yetişkinin son dünyasıdır. Hepimiz onun çocukları olarak bu yüce İ sis'in pelerinine sarınmış vaziyette­ yiz. zira o dünyada doğanın henüz bir parçasıdır ve ona kökleriyle bağlıdır. kavrasın ya da kavramasın. İnsan ile yaşamın ilkimgeleri arasındaki bağı kopartan bir dünya görüşü ya da toplum düzeni. çünkü doktrinciliğin ve "Aydınlanma"mn ruhsuzluğuna daha da yaklaşılmış olunur. İnsan. arketiplerin dünyasının bilin­ cinde olmak zorundadır. ancak dengeleyici animus henüz gelişmemişse ba­ şarılı olunabilir. giderek bir hapishane ya da bir ahır haline gelir. bu imgelerde bulunan ve çocuktaki anne baba kompleksinin altında yatan cazibeyi yaratan enerji gerisin geriye bilinçdışına gider. erkeğin anneyle ilgili görüşleri genellikle duy­ gusal. Akıl bağımsızlaştıkça. Bu Deesse Raison (Tanrıça Akıl). daima anima arketipi ile ka­ rışmıştır. amaçlanan da verilmiş olanla dengelenir: Konumuzun dışına çıkıp geneliemelerde bulunmak kaçınılmazdı. ol­ masını istediği gibi gören salt zihin haline gelir. zihnin önümüze cazip bir hedef olarak koyduğu her görüş. Er­ kekte anne kompleksi asla "saf' değildir.D Ö RT ARKETIP 1 32 madır. O za­ man da bilinçdışına. Anne arketipinin etkilerini anima karışımı olmadan incelemek ancak bir kadında mümkündür.

Böyle bir kadın. ama er­ keğin sadakat olduğunu düşünmekten hoşlandığı konformizmi boza­ caktır. Bu kadın. erkeğin kişiliği için onca tehlikeli olan. erkeğin kişiliğinin bilincinde olmama­ sına ve erkeğin "baba". Fakat pek cazip olmayan bu tipin bile toplumun eksikliğini duymak isterneyeceği olumlu yönleri var­ dır. Bu tipin. Eros'unun yakıcı ışınını annelikle ilgili unsurların gölgesinde kalan bir erkeğe yöneiterek ahlaki bir çatışmaya yol açar. erkeğin yalnızca dölleyici ve tarlanın kölesi olarak ruhsuz bir varoluş sürdürdüğü karanlık bir anaerkilliğe geri dönüştür. Aşırı gelişmiş Eros Şimdi. dağları. bir tür itirafta bulunabilirim yalnızca: Bana öyle geliyor ki. Daha önce de belirttiğimiz gibi. aradan geçen binlerce ve milyonlarca yıldan sonra. saman yolu. tasavvur edilemeyecek zamanlardan beri nasıl otladılarsa. en kötü tarafı olan yuva yıkma vicdansızlığının ardında. Bu rahatına düşkünlük. yani Eros'un aşırı gelişimini ele alacağız. Gerçek bir yanıt vermek yerine. Bu anne tipi bir anakro­ nizmdir. o sessiz ıssızlıkta yine öyle otlarlarken seyrettiğimde. bu tip.A N N E ARKET I P I N I N PS I KO L O J I K Y Ö N L E R I 1 33 b. üstelik çiftierin birbirlerine bu şekilde hitap ettiği sözümona ideal ev­ liliklere yol açar. Kızda Eros'un tepkisel gelişimi. bitki ve hayvanlarıyla bu barikulade dünyanın varolduğunu birinin nihayet kavramış olması gerekirdi. güneşleri ve ayları. doğanın anlamlı ve yararlı bir düzenlemesini görürüz. psikopatoloji alanında son derece olumsuz bir tablosunu çizmiştim. Etrafımdaki dünya henüz başlangıçtaki sessizliği içindeydi ve var olduğunu bil- . denizleri. kadının da "anne"den başka bir şey olmadığı. bütün her şeyin bu olduğunu bi­ len ilk canlı. Bu tipin kadını. kadındaki anne kompleksinin ikinci tipini. Doğu Afrika'daki Athi ovasında küçük bir tepede durduğumda ve binlerce hayvanlık vahşi sürüleri. salt doğal ve içgüdüsel olan. Fakat bu çatışma olmadan kişiliğin bilincine varılamaz. insan a tart et a travers (durup durur­ ken) neden daha yüce bir bilince ulaşmak zorunda ki?" Meselenin tam özüne isabet eden bu soruyu yanıtlamak kolay değildir. Örneğin. annelik ve dişiliğin aşırı ağırlığı altında ezi­ len bir erkeğin kurtarılmasını hedefler. kocasının bi­ linçsizliği tarafından tahrik edildiği her yerde içgüdüsel olarak müda­ hale eder. galaksileri. Bu durumda akla şu soru gelecektir: " İyi de. bu nedenle de her şeyi yutan bir anneye tepki olarak gelişir. Evliliği partnede bilinçdışı bir özdeşleşmeye kolay­ ca indirgeyiveren kaygan bir zemindir bu. ilk insan olduğum duygusuna kapıldım.

Ana kucağın­ dan. kelimenin tam anlamıyla şeytani bir erdemdir. dünyayı yaratan ilk özgürleşme eylemi anne katlidir ve tüm yücelik ve derinliklere inip çıkmaya cesaret eden ruh. Bölüm. yalnızca patolo­ jik vakalarda yıkıcıdır. omnes superfluitates comburit. Faust. kıvılcımın çaktığı andır: çünkü bütün bilinçlen­ melerin ana kaynağı duygudur. B i 1 ı nçlenme yolunda atılan en küçük adım bile bir dünya yaratır. kendi getirdiği kılıçla ölecektir. 1 5 .D ÖRT ARKETIP 1 34 miyordu. Karşıtlar ayırt edilmediği sürece bilinç de olmaz."Boş olan her şey yok olup gitsin". bi­ linç de ancak bilinçdışının daima dikkate alınmasıyla var olabilir. o an olma­ saydı asla var olmayacaktı. Synesi­ us'un da dediği gibi. tanrıların verdiği cezayı çekmek. Nasıl ki yaşayan her şey birçok ölümden geçmek zorundaysa. Yazgısı etrafındakileri rahatsız etmek olan kadın. başlangıçta nasıl bir idiyseler. 2. 1 . Bölüm. 1 6. ıs Bu tip kadın işlevinin anlamının bilincinde olmamayı sürdürürse. bunun için hiçbir çatışmadan. Çalışma Odası. ıstıraptan. 1 . ataletin harekete dönüşmesi imkansızdır. rahatsızlığı kendinedir. dönüştürü­ cü olarak kendisi dönüşür ve çatışmanın tüm kurbanları onun yarattı­ ğı ateşin ışığında hem aydınlanır hem de aydınlatılırlar. yani bilinçdışının ilksıcaklığından ve ilkkaranlığından sonsuz bir mücadeleyle kurtulan baba ilkesi. Ve dünya işte bunu bildiğim o anda var olmuştu. Logos budur. günahtan çekinmez. Logos için kötülüğün ta kendisi­ dir. Bu nedenle. Oysa bilinç onu bir kurtarıcı ve aydınlatıcıya dönüştürür. . c . sonunda da bir olacaklar­ dır. Çatışma. duygulanım ve duyguların ateşini yakar ve her ateş gibi bu­ nun da iki yönü vardır: yakmak ve aydınlatmak. bir yandan da çeli­ ğin taşla buluştuğu. . yani "daima kötüyü isteyip iyiyi yaratan o gücün" l6 bir parçası oldu­ ğunu bilmiyorsa. Çatışma yaratmak. Zira hiçbir şey karşıtı olmadan var olamaz. Tanrısal merak doğruayı amaçlar. Anlamsız bir kargaşa gibi görünen şey. bir yandan sıcaklığıyla her şeyi var eden. İlk günah bilinçsizliktir. Duygu olmadan karanlığın aydınlığa. ama yalnızca en bilinçlisinde gerçekleştiğini görür. Normalde. Kafkaslar'da kayalara zincirtenrnek zorunda kalır. Duygu. bir arınma süreci haline gelir . yani tüm gereksizlikleri yakıp kül eden simya ateşidir. Doğa işte bu amacın peşindedir ve bu amaL· ın insanda. Dağ Geçidi.

ikinciye talihsizliğini sağduyuyla kavratamazsınız. Karanlık Dehliz. Bunun nedeni. bundan yana her şeyi. hatta silik bir adam sanki sihirli halıya binmiş gibi başarının doruklarına çıkmıştır. Fakat sonunda bundan bıkınca. bunlar en küçük erkek köpekten bile korkup kaçarlar. uçurum derinliğindeki öteki. 1 7 . salt bir meslek ya da yetenekle özdeşleşerek var olan. Bu tür kadın­ ların önemli yetenekleri de olabilir. Bu tür kadınlar bana -kabalık ediyorsam bağışlayınız. 2. Er­ kekte merhamet uyandıran bu boşluk ve yokluk (burada bir erkek olarak konuşuyorum) dişiliğin maalesef -diyesim geliyor. Bu tür kadın­ lar. ama kendi kişiliklerinin bilincin­ de olmadıkları için bunlar asla gelişmemiştir. Bölüm.o zaman bu başarının sırrı anlaşılır. yani kendi içgüdüleri felç olup anneyle özdeşleşen l 7 kadının daima koca bir sıfır olması gerekmez. yarıktır. Nitekim. Bir erkek bu­ nun hakkında. kendine biçil­ miş rolü uzunca bir süre büyük bir gayretle oynar. eğer normal biriyse. böyle bir kadının yazgısı buna bağ­ lıdır: bir erkeğin yardımı olmadan biraz olsun kendini bulamaz. Cherchez lafemme (Arkasındaki kadına bakın) . bundan yoksun olan kocaya yansıtırlar ve bir de bakarız ki. ama sonunda ya çılgınca bir mutlulukla bu de­ liğe düşer ya da erkek olmanın tek fırsatını kaçırır. içgüdülerin yansıtılmasıdır. çünkü karşılarında korkunç bir erkek vardır ama onu ısırmak akıllarına bile gelmez. Ü stelik.A N N E ARKETI P I N I N P S I K O L OJ I K Y Ö N L ERI 1 3 5 c. ama bunun dışında bilinçsiz olan ve de öyle kalan erkeklere fedakar bir eş olabi­ lirler.tüm gize­ mini oluşturur. "Anneler! Anneler! Kulağa ne garip gelmekte!"ıs Erkeğin anneler �ileminin sınırlarında teslim bayrağını çektiğini gös­ teren bu iç çekmeden sonra dördüncü tipe geçiyoruz. İ lkinin budalaca mutluluğunu kanıtlarla çürütemez. önemsiz. Faust. Bu durumda yetenekle­ rini. dişinin büyük sırrıdır boşluk. Bu erkekler de yalnızca birer maske olduğundan. Böyle bir kadın yazgının ta kendisidir.iri. Fakat ne de olsa. boş kabın özellikle de yoğun bir anima yansıtmasıyla doldu­ rulması olasılığı vardır. . güçlü dişi köpekleri anımsatırlar. 1 8. Salt Kız-Çocuk Ü çüncü tipin. Yin'dir. A ksine. kadın eşlikçi rolünü büyük bir doğallıkla oyuayabilmek zorundadır. hiçbir şeyi ya da her ikisini de söyleyebilir. anne­ nin elinden tam anlamıyla çalınması gerekir. Erkeğe en başın­ dan beri yabancıdır. buna karşı. kendisinin kim olduğunu keşfedebilir.

ama anlamı kurtarılmıştır. belirgin. Kompleksi­ miz yüzünden uzak durduğumuz şeyin ötesine geçebilmek istiyorsak. Fakat ne kadar iler­ leme gösterirse göstersin. Yaşamın bir parçası yitiril­ miştir gerçi. Kendisinden daha dişi olan kız kardeşini nesnellik ve soğukkanlılık konusunda geçecek. dişi bir yaşam olanağına sahiptir. erotizmin çok ötesine geçen bir anlayış göstermesini sağlayan eri! özlem!eridir.D Ö RT A R K E T I P 1 3 6 D . ha­ yal kırıklığı ve huzursuzluk kaynağıdır. yaşam onun için yanılsama. çünkü o yalnızca kendisine yabancı olanı redde­ der. arkasına dönüp gözlerini Sodom ve Gomorra'ya diken Lut'un karısı gibidir. B ilindiği gibi. bilincin vazgeçilmez önkoşulu olan gerçekliğin kavrarımasını ve keşfedilmesini sağlar. sonunda yaşamı en çok savaştığı şeyden. Fakat yüzünü çevirmediğinde. Fakat eğer annesiyle mücadele içindeyse. yaşamının ikinci yarısında evliliğini başarıyla sürdürme şansına en çok o sahiptir. Bu tip kadın dünyaya yüzünü çevirerek yaklaşır. OLUMSUZ ANNE KOMPLEKS İ Bu tip. o zaman da önce anneyle kişi­ sel ve dar anlamda mücadele etmekten vazgeçer. Babasına karşı mücadele eden kadın. onu son damlasına kadar içmemiz gerekir. fa­ kat bunu başarabilmesi için olumsuz kompleksinin en büyük tehlike­ si olan salt-dişilik cehenneminden. Böyle bir vizyon. muğlak ve müphem olan şeylere düşmanlığı sürecek. kocasının ise dostu. kız kardeşi ve yetkin danış­ manı olabilecektir. karanlık. olumsuz anne kompleksinin özelliklerini taşır. Dünya ve yaşam bir düş gibi geçer gider yanından. erkeğin bireyselli­ ğine. Bunu başarabilmesinin nedeni. Anne kompleksi olan tipler içinde. dünyayı olgunluğun ışığında. net. gençliğin. Fakat yaşamda deneyim kazandıkça aklını ba­ şına toplamayacak diye bir şey yoktur. içgüdülerinin zedelen- . içgüdüsel. tatmin edilme­ si güç bir eştir. yani salt-annelik-dişilik'ten ibaret olur. çünkü tüm çabası doğal ilkkaynaktan çıkan her şeye direnmekten ibarettir. Gerçekliğe karşı salt bilinç­ dışı-tepkisel bir tutum içinde olması nedeniyle. aşırı titiz. o kompleksin sonuna kadar yaşanmasıyla olur. hat­ ta çocukluğun tüm renkleri ve büyüleyici mucizeleriyle görüverecek­ tir. anne rahmi kaosundan çıkması gerekir. bir kompleksin gerçekten üstesinden geline­ bilmesi. mantıklı şeylere değer verecektir. Patolojik bir fenomen olan bu kadın erkek için sevimsiz. bir kere de başını kaldırıp karşısına bakmayı becerernedİğİ için.

son kertede bilinçdışıyla ilgilidir. kendi benliğindeki karanlığı. ilkel insan için dün­ ya. Aşırı dişi kadınlar. karmaşık ayrıntılarından sıyrıldığında. bu hiç de azımsanmayacak bir unsurdur. yani biline­ mez olan bilinçdışında bulmasaydı. Sağduyuları. sonsuz labi­ rentlerin uroarsız karanlığında kaybolan erkeğin yolunu aydınlatır. yazdan ve kıştan yola çıkarak. anne kompleksi olan çok hassas erkekleri ürkütürler. gerekse de. yani manevi lideri ve danışmanı olarak dış dünyanın bilmediği önemli bir rol oynayabilir. gündüz ve geceden. Bunun nedeni basittir. muğlaklığı ve bilinç­ sizliği de yadsımaktadır. erkek dünyası ona genellikle olumlu anne kompleksini yansıtma teveccühünde bu­ lunur. serinkanlı aklın ön­ derliğinde muazzam nitelikler geliştirirler. çünkü anneyi yadsır­ ken. anne kompleksinin etkileri. anne komp­ leksinin diğer tiplerinden daha anlaşılır geldiği için. Böyle bir kadın erkeğin görünmez spiritus rec­ tor'u. Ö ZET Şimdiye dek söylenenlerden de anlaşılacağı üzere. kısmen şeylerin nesnel davranışına. gerek mitolojinin ifadeleri. yüksek bir bilince erişebilir. Dişilik ve eri! akıldan olu­ şan bu ender bileşim yalnızca dış dünyada değil . erkeklere. ilkel insanın zihni katı bir disiplini. güdüselliği. kendi fantezi ırmağındaki hayal meyal bir görüntüdür. nesnellikleri ve erkeksi özel­ likleri sayesinde yüksek mevkilere gelen bu kadınlar. çünkü bu tür bir kadın. zira kadın-erkek ilişkisinde güvene sanılandan çok daha az rastlanır. 4. çoğunlukla da. erke­ ğin duygularını karşı kıyıya güvenli bir biçimde ulaştırmasını sağla­ yan köprüler kurar. Bu kadının aklı. Erkeğin Eros'u yalnızca yukarılara çıkarmaz. yani bilgi eleştirisini henüz bilmez. Oysa bu kadından ürkmezler. Bu kadının berrak aklı erkeğe güven verir. kozmosu aydınlık bir gündüz dünyasına ve masal yaratıklarıyla dolu gece dünyasına bölme fikrine kapılabilir miydi? İlkel insanın nesneleri algılayışı. annelik içgüdü­ lerini ve dişiliklerini geç de olsa keşfettiklerinde. ruhun mahrem alan­ larında da işe yarar. özne ile . şeylerle ancak yansıtma yoluyla ilintilendirilen intra­ psişik olgulara dayanır.A N N E ARKETI P I N I N P S I K O LOJ I K Y Ö N L E R I 1 3 7 mesi riskine karşın. Eğer insan bunun örneğini kendi bilincinde ve etkin ama görünmez. Bu nitelikleriyle. her entelektüel erkeği dehşete düşüren Hekate ve Kali'nin tekinsiz karanlık dünyasına da indirir.

bilinçdışı bir özdeşleşme içindedir. Bu durum Bataklar örne­ ğinde açıkça görülür: Ölen babanın onuruna verilen kurban müteva­ zıdır. çünkü o hem biçim hem de enerjidir." Gott und Welt. Anneden büyükanneye geçiş. çocuğun hem fiziksel hem de psişik önkoşuludur. Ek. annenin annesi olarak anneden daha "büyük"tür. Ruhsal yapının ve unsurlarının. aydınlık bir tanrıça ya da karanlık. tüm deneyimleri içine alan biçim'dir. Anne. (Tanrı ve Dünya. Wameck. özellik19. bu nedenle de yanıtlanamaz. Die Religion der Batak (Bataklann Dini). sıradan bir yiyecekten ibarettir. ya­ ni her halükarda var olan önkoşuldur. hiçbir şey dışarıda. en yakın olası kişiye. örneğin büyükanneye yükle­ nir. Onun imgesindeki tüm efsanevi ve gizemli özellikler ortadan kalkar ve bunlar. yani arketiple­ rin herhangi bir zamanda oluşup oluşmadığı sorusu metafiziğin alanı­ na girer. Zira bir arketip bilinçten uzaklaştınldığı oranda netle­ şerek mitolojik yanı belirginleşir. Böylece Ben ve anne ayrımı oluşur ve annenin kişisel özellikleri giderek belirgin­ leşir. arketipin dinamizmini temsil eder. Ben bilinci­ nin uyanmasıyla ortaklık yavaş yavaş ortadan kalkar ve bilinç. Buna karşılık baba. O zaman kendisine büyük kurbanlar sunulur. Asıl "büyük ana" odur. Hem bilgelik hem de cadılık özelliklerini taşıdığı sık sık görülür. Bu da anne. bütün bilinçli deneyimlerin öncesinde var olan kendine özgü a prim·i bir yapıya sa­ hiptir. baba da artık büyükbaba olduğu için öte dünyada daha saygın bir konuma gelmiştir. Batı antikçağında. Arketipin taşıyıcısı öncelikle kişisel annedir. bilinç­ dışıyla zıtlaşmaya başlar. her canlı organizma gibi kendine özgü bir yapıya ve unsurlara sahiptir. Büyükanne. Yapı zaten mevcut olandır.DÖRT A R K E T I P 1 38 nesne ayırt edilmeksizin iç içe geçmiştir. arke­ tipin statüsünün yükseldiği anlamına gelir. İyi bir peri ve kötü bir peri. Epirrhema. dıştır.zo Bilinç ile bilinçdışı arasındaki mesafenin büyümesiyle.) 20. Goethei9 gibi "Dışarda olan her şey aynı zamanda içerdedir de" diyebiliriz. En geniş anlamıyla deneyimin ve de psişik olguların yalnızca dış kökenli olduğu nasıl düşünülebilir ki? Yaşamın en derin sırların­ dan biri olan psike. çünkü başlangıçta çocuk onunla tam bir ortaklık. Fakat modem rasyo­ nalizmin "dışardan" türetmeye bayıldığı bu "içerden". ki bu da bilincin önkoşuludur. 1 Zira iç olan. . "Hiçbir şey içerde değildir. Fakat oğulun bir oğlu olduğun­ da. tehlikeli bir tanrıça ortaya çıkar. büyükan­ ne de Büyük Ana konumuna yükselir ve bu imgenin zıt özellikleri ge­ nellikle ayrışır.

bu eleştiriler sonucunda Olympos'taki tanrılar kumpanyası gözden düşmüş ve fel­ sefi yorumlara vesile olmuştur. bundan insanı sorumlu tutmaktan başka çare yoktu. Maniheist düalizmden ürken Hıristiyan­ lığın tektanrıcılığını vargücüyle korumaya çalışmasıydı. Duygu değerlerinin gelişimi sayesinde aydınlık ve iyi Tanrı'nın parıltısı muazzam boyutlara ulaşmış. Yahudi Tanrı kavramının Hıristiyanlıkta reformasyona uğramasıdır: ahlaken müphem olan Yehova tümüyle iyi bir Tanrı'ya dönüşmüş ve tüm kö­ tülükler şeytanda toplanmıştır.Bütün iyilikler Tanrı'dan. kötülüğün aslında iyiliğin yan­ lış anlaşılması. bütün kötülükler insandan (gelir). karanlık dünyanın ebediyen yok edileceği sanılmakta. kuzu kılığı­ na giren kurt etrafta dolaşıp kulaklara. Batılı insandaki hissetme işlevinin da­ ha güçlü olması. mysterium iniquatis'in (başarısızlığa uğrayan gizlem) asıl sorumlusu haline gelen insanın almasına neden olmuştur: omne bonum a Deo. Bu nedenle de. . ki şeytan. Oysa doğunun ağırlıklı olarak sezgisel olan entelektüel yaklaşımı duygu değerleriyle ilgili bir kararı dayatmadığı için. fakat şeytan tarafın­ dan temsil edilmesi öngörülen kötülük insanda yer edinmiştir.A N N E ARKETI P I N I N P S I K O LOJ I K Y Ö N L E RI 1 3 9 le de doğu kültürlerinde zıtlıklar aynı figürde genellikle bir aradadır ve bu paradoks bilinci rahatsız etmez. omne malum ab homine !2ı Yeni dö­ nemde bu gelişim şeytani bir biçimde tersine dönmüştür. Böylece. Tanrı'yı ahlaken ikiye bölmesini zorunlu kılmışa benziyor. bunun insanın ruhunu nasıl da zehiriediği kimsenin aklına gelme­ mektedir. Bu ga­ rip gelişimin başlıca nedeni. eskiden Tanrı'nın bir parçası olan bu metafizik figürün yerini. Adaletsizliğin (günahın) sırrı . Bunun en belirgin ifadesi. popüler imgenin cehen­ nemine düşmüş. Batı antikçağında gerek bu paradoks gerekse de tanrıların ahlaki çelişkileri insanların tepki ve eleştirilerine neden olmuş. Tanrı efsaneleri sık sık çelişki­ lerle dolu olduğu gibi. karşı konulmaz gücü nedeniyle en inançsız Avrupalıyı bile 2 1 . Halbuki bu tutumla insan kendini şeytana dönüştürür. Gölgesi. Meryem Ana gölgesini tümüyle yitirmiştir. tanrı­ lar ilk baştaki ahlaki paradokslarını rahatlıkla koruyabilmişlerdir. bu efsanelerdeki figürler de ahlaken çelişkili­ dir. Meryem Ana batıyı temsil eder. Fakat karan­ lığın ve kötülüğün gerçekliği de yadsınamadığı için. orada "şeytanın büyükannesi" olarak sakin bir hayat sürmektedir. Şeytanın tamamen ya da nere­ deyse tamamen ortadan kaldırılması. Kali doğuyu. ilerlemenin faydalı bir aracı olduğunu fısıldamakta­ dır.

tam tersine. Bölüm. B ilincin.İnsan"ın psiko­ lojisini eşine az rastlanır bir tutarlılıkla ve gerçekten dindar bir insanın tutkusuyla tasvir etmiştir. Gece. te­ olojinin vaaz ettiği kurtuluşu bile dil erler. az çok bilinçdışı müdahalelerle sürekli bozulur ya da engellenir. 1 1 7. bir dilektir.�i kadar bölünmüş değil. Onun. 23. tanrısı ölen ve tanrısal paradoksu ölümlü insanın dar kılıfına hapsettiği için yıkılan "Üst. Doğa Ruhu Konuşuyor. zaten yuttuğu kötüden sonra iyiyi de ele geçirmek için. çünkü bunun sonuçları. başlangıçta nedenle­ rini bilmediğimiz. Nietzsche'nin Zerdüşt'ünün bir de psikolojik açıdan dikkatle okunmasını öneririm.D Ö RT ARKETIP 1 40 uygun ya da uygunsuz her fırsatta "Aman Tanrım ! " diye haykırtan bir arketipin öbür yarısıdır."24 Bu satırla­ rın yazarının. Psike bir bütün olmaktan çok uzaktır. " Üstün insanın nasıl bir deh­ şete kapıldığını"22 elbette fark etmiş. bilincin zayıflığının ve çözülebilirliğinin bilim tarafın­ dan yarım asırdan fazla bir süre önce tespit edilip deneyle kanıtlandı­ ğından haberi yok belli ki. Nietzsche. 1 . Bilge Goethe. Bilinçli niyetlerimiz. psikopatolojiden ve dönemin ba­ zı olaylarından da anlaşılacağı üzere. fakat bunun karşılığı. muazzam bir bilgeliğin ürünüdür ve bunun üzerine düşünebi­ len her batılı için önemli bir ipucudur. İtalik bana ait. eğitimli cahillerin kibirli tebessümü olmuştur. Bultmann'dan alıntı: Buri. dehşet vericidir. . Göğün Tanrıçası'nın yanı sıra Maria Aegyptiaca'yı da kapsayacak kadar zengin olan anne met­ hiyesi. bütünsel var­ lıklar olarak kavrıyoruz. Fakat Hıristiyanlığın en yetkili temsilcilerinin bile din bilgisinin temellerini kavrayamadıklarını açıkça itiraf ettikleri bir dönemden ne beklenebilir ki? Aşağıdaki satır­ ları bir teoloji (Protestan) makalesinden aldım: "Biz kendimizi -ister natüralist olalım isterse de ideal ist. diğer bir deyişle kişiliğin bütünselliği bir gerçeklik değil. s. Neden kurtulmak istenir pe­ ki? Elbette. Bu bütünsellikten hayranlıkla söz eden ve nevrozu -kanser olduğuna dair 22. birbi­ riyle çelişen i tki. ketlenme ve duygulanımların kaynadığı bir kazandır ve çatışmaları bazı insanlar için o kadar katlanılmaz hale gelir ki. yani Tanrı'yı yadsımak zorunda­ dır.yabancı güçlerin içsel yaşamımı­ za müdahalede bulunabilece. Batı ruhen o kadar büyük bir çöküntü içindedir ki . son derece kuşkulu bir psişik durumdan.23 ki Yeni Ahit de bunu öngörür. 24. Faust. Theologie und Philosophie (Teoloji ve Felsefe) içinde. İnsan bir arketiple mümkünse asla özdeşleş­ memelidir. insanın buyruğuna girmeyen ve de giremeyecek olan ruhsal gücü.

İnsanın sahip olduğunu san­ dığı bütünselliğinin yabancı güçler tarafından tehdit edildiği gerçeği­ ni değiştirmez bu. kaç röntgen çek­ tirdiğini bilmiyorum. kötülükten korunma is­ teğidir aslında. Salt bu nedenle bile. yüz yıl geriden takip ettiği Aydınlanmacı görüşler doğrultusunda "demitolojize" etmeye çalıştığı bu psikolojik gerçekleri artık dikkate alsa daha iyi ederdi. Teoloji. Birini idealize etmek. kadın ile erkeğin anne imgelerinin birbirinden çok farklı olduğudur. örtük bilinçdışının imgeleriyle dolu. Kadın için anne. kanser olmadığı söylenmiş­ ti. Bu analojilerle. Bir hava demonuna mı yoksa bilinçdış ı mda bana şeytani bir oyun oynayan bir faktöre mi inandığırnın hiçbir önemi yok. ancak yoğun çalışmalar sonucunda aydınlığa kavuşabilecek bir alana adım atıyoruz. erkeğin anne kompleksi kadınınkinden tümüyle farklıdır. Ben en azından kendi adıma şunu belirtmek isterim ki. Ben bu durumla Yeni Ahir'teki ecinnilerin durumu arasında bir fark görmüyorum. bunlara kesinleşmemiş ifadeler gözüyle bakılınasını isterim. bu konuda net bir şey söylemem mümkün değil. Ö zellikle dikkat çekmek istediğim husus. İnsan korktuğu şeyi savuşturmak istediğinde idealize eder. Anne. henüz tanımadığı bir yabancıdır.nedeniyle bana başvuran bir filozofu hala çok iyi anımsarım. Erkek için anne en başından beri son derece simgesel bir ka­ raktere sahiptir. Anne imgesinin etkisi altındaki hastalarımızdan. yabancı bir güç bunu ona dayatıyor. Benden önce kaç uzmana başvurduğunu.her şeyi sözle ya da resimle ifade etmelerini istediğimizde.25 25. Korkulan şey bilinçdışı ve onun büyülü etkisidir. Bü­ yük Ana figürünün mitolojik özelliklerini. Yukarıda. Benim okurum. Ona her defasında. mitolojideki anne imgesiyle bire bir örtüşen simgesel figürlerle karşılaşıyoruz. erkeğin anneyi idealize etme eğilimi de bundan kay­ naklanıyor olsa gerek. Oysa erkek için anne. Yine de birtakım sözler etme cüretinde bulunuyorsam. cinsi­ yetinin belirlediği bilinçli yaşamın misalidir. ama bunun için özel ko- . bunları tek tek belirtmeye gerek kalmadan al­ gılamıştır. "anne" denince akıllarına gelen -olumlu ya da olumsuz. kız tarafından da idealize edilebilir elbette." Bu kurunturlan kim sorumlu? Hasta bu kuruntuyu kendisi yaratmıyor. Bana demişti ki: "Kanser olmadığımı biliyorum ama pekala kanser olabilirim. kişilikçi psikoloji kisvesi­ ne bürünmüşlerse bile.AN N E ARKETI P I N I N P S I K O LOJ I K Y Ö N L E R I 1 4 1 sabit bir fikri vardı. anne imgesinin baskın olmasından kaynaklanan psişik olguların genel bir tablosunu çizmeye çalıştım.

Arketipin ortaya çıktığı evrede. bir bilgeyle özdeşleşir. karşıtından asla ayrı ol­ madığı zıt eşleşmeler alemine gelmiş bulunuyoruz. 2. 26. ilkimgeyle neredeyse tam bir özdeşleşme yaşanır. otomatikman) simgesel­ dir. bir puer aeternus (ebedi çocuk) ya da bir filius sapientiae. Ruska (yay. Batının ortaçağ edebi­ yatında. birinin diğerinden. s. fakat kadında ancak psikolojik gelişimle birlikte simge haline ge­ lir. oysa erkeğin anneyi idealize etmesi zaten normaldir. henüz hayli karanlık olan bu ruhsal deneyim alanı. Apuleius'un muhteşem "Regina Coeli" duasında nasıl bir gerilimi ifade ettiğini uzun boylu açıklama­ lara gerek kalmadan anlar.D Ö RT A R K E T I P 1 42 Erkekte anne ipso facto (kendiliğinden. Bu nedenle erkek. kalkıkfalluslu bir Hermes (Mısır'da Bes) ya da -Hindistan'daki gibi­ bir Lingam'dır. s. haz. bu nedenle de herhangi bir for­ müle hapsedilemez. Tabula Smaragdina'da yer alan şu karanlık sözlerdir: Omne superius sicut inferius. bunun için coelestis (göksel) Venus ile nocturnis ululatihus horrenda Proserpina'yı27 bir arada düşünmesi yeterlidir: ilk baştaki anne imgesinin ürkütücü paradoksudur bu. hatta fikirlerin pek önemi yoktur. Hermes ise Helen senkretizminin en çelişkili figürlerinden bi­ ridir ve batı uygarlığının en önemli zihinsel gelişimlerinin kaynağı­ dır: Hermes aynı zamanda gizli bilginin tanrısıdır ve erken ortaçağın doğa felsefesinde dünyayı yaratan nous'un ta kendisidir. Ka­ dın doğrudan doğruya Toprak Ana'yla özdeşleşebilirken. aşağıdaki her şeyin aynısıdır. Erkekte genellikle Urania tipinin öne çıkması. 26 Bu özdeşleşmelerle. lib. B irey olmanın.). hatta bizi tehlikeli sapa yollara götürebi­ Iirler. Gece ulumalarıyla dehşete düşüren Pro­ serpina. Mitolojide sık sık görüldüğü gibi. kadında yeraltı ti­ pinin. erkek (psi­ kotik vakalar hariç) özdeşleşemez. . Metam01jozlar.. Toprak Ana'nın ağır basması dikkat çekicidir. Bu alan. hele hele doğunun bilgelik hazinelerinde bu süreçle ilgili çok sayıda simge bulunabilir ama burada sözcükler ve kavramların. Arketipin doğrudan karşımıza çıktığı. eri! karşılığıyla bir çift oluş­ turmasıdır. Bu simgenin Hindistan'da büyük bir ruhsal anlamı vardır. Sophia'nın lütfuna mazhar olan oğul­ sevgiliyle. 27. Bu gizemin en iyi ifadesi. Büyük Ana'nın özelliklerinden biri de. Yukarıda olan her şey. 223 vd. saf deneyim alanıdır. şullar gerekir. Fakat bilen kişi. arketipin gücünün en yoğun hissedildiği yerdir. kendi olma deneyiminin yaşandığı alandır bu. Fakat Toprak Ana'nın eşi bunun tam tersidir. XI.

) . Yine de. Pius. karanlıkla.* Hıristiyan "Re­ gina Coeli". dünyanın ve yeraltı dünyası­ nın zincirlerini koparmış muazzam güçlerinin karşısında yer almıştır. hatta maddi çürümeye teslim olmaya en müsait yeri olan insan bedeni bile ruhani bir ölüm­ süzlüğe kavuştu. İkonolojik örnekler yalnızca İsis ve çocuk Horus değildir. örneğin hidrojen bombası kullanmak zorunda kalına­ bilir ve haklı bir özsavunma için. materyalist doktrinizme karşı bilinçli bir hamle. özellikle fizi­ ğin. Diony­ sos'un ilk başta ölümlü olan annesi de göğe yükselmiştir. genel olarak "madde" ile ilişkisine ne oldu? Dogmanın ila­ nı. yeraltı güçlerinin isyanı olarak yorumlanmıştır. iyilik ve sonsuzluk hariç. uçurumla. Tanrı'nın eskiden göğün sa­ kinlerinden biri olan oğlu. eskiden Se­ mele de bir toprak tanrıçasıydı. Bakire Meryem'in İsa'yı doğuran toprak olması gibi. Göğe yüceltilmiş Tanrı Anası olayların bu feci gelişimiyle taban tabana zıttır. Tanrı'nın anasıyla ilgili zengin alegorilerde. anne ar­ ketipinin Hıristiyanlıktaki versiyonunun on iki yıl sonra dogmatik bir gerçek statüsüne yükseleceğini henüz bilmiyordum. şimdi bunun tersi olmuş. madde de tümüyle "ruhsuzlaştırıldı". hatta onun Gö­ ğe Yükselişi. Bu durumda psikolog şu soruyla kar­ şı karşıya kalır: hayvanİ tutkulara ve içgüdülere sahip "bedensel " in­ sanın. bilimsel ve teknolojik başarıların rasyonalist ve materyalist dünya görüşüyle el ele vererek. göksel bir varlık yeraltıyla eski bağlarını yitirerek.A N N E ARKETI P I N I N P S I K O L OJ I K Y Ö N L E R I 1 4 3 1 93 8 yılında bu makalenin ilk halini kaleme aldığımda. Olympos'tayken sahip olduğu tüm özellikleri. Tanrı Anası maddeselliğin tüm önemli özelliklerinden nasıl arındırıl­ dıysa. Öyle durumlar orta­ ya çıkabilir ki. sıyırıp attı elbette. ona kendine öz­ gü özellikler atfeden ve psike ile ilişkisini daha fazla ertelenemeye­ cek bir konu haline getiren bilgiler elde ettiği bir dönemde. Meryem'in Göğe Çıkışı öğretisinin Katelikler için bağlayıcı bir dogma olduğunu ilan etti. üstelik de. (ç. maddeyi tam olarak maddeden arındırmasa da. İ sa'yla birlikte. aydınlık. insanlığın zihinsel ve ruhsal mülkünü yok etmekle tehdit ettiği bir dönemde oldu. İnsanlık korku ve nefretle do­ nanarak muazzam bir suç işlemeye hazırlanıyor. Doğa bi* 1 950 yılında Papa XII. pagan öncüleri İ sis (ya da İo) ve Semele ile bağları kısmen korundu. hafsalanın alamayacağı kadar kor­ kunç bir eylem kaçınılmaz hale gelebilir. gerçek bir şeytana ve Tan­ rı düşmanına nasıl dönüştüyse. Semele'nin oğlu da ölen ve diriien bir tanrıdır (ve Olympos tanrılarının en genci­ dir). anne imgesinde onca karakteristik olan toprakla.n.

bugün iki dünya görüşü arasında açılan koca uçurum arasında bir köprü kurmayı kendine gö­ rev edinen de yine aynı bilimsel bilgi ihtirasıdır. Bu arketipin bir figürü­ nün göğe. biri olmadan diğeri de olmaz. bir anlamda bütün bu gelişmeleri öngören bir simge olarak görmeye eğilimlidir. en uç noktaya götürür. Aynen klasik Çin felsefesinde ifade edildiği gibidir: yang (aydınlık. ruhsal aleme kabul edilmesi. yal­ nızca "pnömatik" bir eğilim yüzünden kötüyle özdeşleştirilmiş mad­ denin kabul görmesidir. bedenin Göğe Yükselişi. ruhun mutlak maddedışı­ lığının sorgulanmasını gerektiriyor. Göğe Yükseliş materyalizmle taban tabana zıttır.D Ö RT A R K E T I P 1 44 limlerinde yaşanan muazzam gelişmeler. Bunlar son derece göreceli tanımlar olsa da. aynı şey diğeri için de geçerlidir. Tarihin en büyük siyasi bölünme28. Psikoloji. Somut açıdan bakıldığında. ki onlar olmadan varoluş da olmaz. yani madde ve ruhun birleştiğine işaret eder. kuru ve eril ilke) yin'in (karanlık. Eskiden beri bi­ linen ve Rhine'ın deneyleriyle istatistiksel olarak da doğrulanan "sen­ kronistik" olgular da bu yöndedir. B ir fikrin olması için karşıtının da olması gerekir. hem fiziksel hem de psişik doğanın enerji yapısındaki gerçek çelişki­ lere dayanırlar. ruhta da maddenin tohumu vardır. toprak ve maddeyle ilişkisidir. Taban tabana zıt olmalarına rağmen. Fakat doğabilimin yaklaşımı tam tersi yönde olacaktır: ruhun eşdeğerini bizzat maddede bulacaktır. göğe yükselen ama tüm özelliklerini sıyırıp atan dünyevi madde gibi "ruh"un imgesi de. yani insanın iyi ya da kötü de­ diği şeye muktedirdir. anne arketipinin zaruri özellik­ lerinden biri. hatta tam da bu yüzden. sıcak. birbirinden ayrılan ilke­ lerin birleşmesinin yolu yavaş yavaş açılacaktır. Bir karşı hamle karşıtların arasındaki gerilimi azaltına­ dığı gibi. gerek ruh gerekse de madde nötrdür ya da daha ziyade "utriusque capax"tır. madde­ de ruhun tohumu. Jung. Yine de. Göğe Yük­ seliş dogmasını. Aslında. Synchronizitiit als ein Prinzip akausaler Zusammenhiinge (Nedense! Olmayan ilişkilerin Bir Prensibi Olarak Eşzamanlılık). aceleci davranıp ruhun tah­ tından indirilmesine ve yine aynı düşüncesizlikle maddeye taparcası­ na hayranlık duyulmasına neden olmuştu. . şimdiye dek bilinen tüm ya da en azından çoğu özelliğinden yoksun bırakılacaktır. nemli ve dişi ilke) tohumunu kendi içinde barındırır. yerin ve göğün. Fakat simgesel açıdan bakıldığında. soğuk. Buna göre. zs Maddenin "ruhla dolması". Ona göre . bu durumda ruh bir tür töze sahip olacağı için.

A N N E ARKET I P I N I N P S I K O L O J I K Y Ö N L E R I 1 45 sinin yaşandığı bir dönemde ilan edilen bu kilise dogması. zıt­ ların birliğinden doğmuştur ve bu birleşmenin gerçekleşmesinin ne­ deni onun ebedi varlığıdır. şimdi modem insan ruhsuzlaş­ mış bir dünyada köklerinden kopmuş bir yabancı. aynı za­ manda da insanın kendisi olan dünya ağacı simgesine yeniden sarıl­ masına şaşmamak gerek. heterojen. bilimin bütünsel bir dünya imgesi kurma çabasını yansıtan dengeleyici bir semptomdur. Bir anlamda. Fakat simgenin en büyük avantajı. bu dünyada kök salan ve göğün kutbuna uzanan. Simyanın çökmesiyle ruh ve mad­ denin simgesel birliği ortadan kalktı. kendi varoluşunu bo­ şu boşuna arayan ve bundan bir felsefe çıkaran insan. artık bir yaban­ cı olmayacağı dünyaya giden yolu ancak simgesel gerçekliği yaşaya­ rak yeniden bulabilir. hatta uyumsuz fak­ törleri tek bir imgede toplamaktır. kendini dünyasında yabancı hisseden ve varlığını ne artık var olmayan geç­ mişle ne de henüz olmamış gelecekle temellendirebilen günümüz in­ sanının. bu nedenle. ama yalnızca simgesel ola­ rak. ebediyen olana ve değişmeyene doğru büyüme ve yaşam yolu olarak tasvir edilir. bu iki gelişme simyada karşıtların hieros gamos unda (kutsal birlik) öngörülmüştü. ' . Simgeler tarihinde bu ağaç. Simyada zıtların birliğinin simgesi ağaçtır. Ö yle görünüyor ki.

Metne. aynı şekilde. okurun ilgileneceğini düşündüğüm bir dizi kaynak da ekledim. 1950). önceden hazırlanmadan yaptığım iki konuşmanın en önemli kısımlarını içermektedir. gözden geçirilip geniş­ letilmiş versiyonu yukarıdaki başlıkla (" Ü ber Wiedergeburt") Gestaltungen des Un­ bewujJten (PsychologischeAbhandlungen VII) içinde yayımlanmıştır (Rascher. Yine de. . Bu kavramın birçok yönü olduğu için. Kur'an'ın 1 8.ll Yeniden Doğuş Üzeri ne* ÖNS ÖZ Bu metin. 1 940) "Die verschie­ denen Aspekte der Wiedergeburten" adıyla yayımlanmıştır. Zürih. başlıca an­ lamları içerdiğini düşündüğüm beşini öne çıkardım.) * İlk kez Eranos-Jahrbuch 1 939'da (Rhein-Verlag. bir konferans çerçevesinde ancak yüzeysel olarak ele alınabile­ cek bir bilgi alanına genel bir bakış olmaktan başka bir iddia taşıma­ maktadır. yeni­ den doğuş gizinin bir örneği olarak. (Üçüncü bö­ lümde ise. Süresi üzerinde yaptığım analizin en önemli yönlerini aktarmaya çalıştım. Daha fazla ayrıntıya girilse sayıları artacak olan bu yönlerin. Yeniden doğuş kavramı hep aynı anlamda kullanılmaz. Ö ze­ tim. buraya en önemli anlamlarını aldım. ikinci bölümde bunların farklı psikoloj ik yönleri ele alınmıştır. Konferans esnasında stenografik notlar tutulduğu için konuşma metnini kağıda dökerken bunlardan yararlanabildim. Metnin ilk bölü­ münde yeniden doğuşun çeşitli biçimleri kısaca anlatılırken. Zü­ rih. " Yeniden doğuş" üzerine yaptığım konuşmalardaki düşüncelerimi özetierne niyetimi olabildiğince gerçekleştirdim. çünkü basılı bir metnin gerekleri serbest bir konuşmanınkinden farklıdır. dönüşüm süreci bir simge dizisi örneğiyle gösterilmiştir. Bazı kısımları çıkarınam gerekti.

insan bedenlerinde yeniden doğuştur. • Diriliş (resurrectio). yeniden doğuş kavramı çokkatmanlıdır. transmutasyon ya da varlık değişimi. bunların kendi yaşamları olduğunu. Kassapa-Samyutta. Hıristiyanlıktaki varsayıma göre. Samyutta-Nikiiya. insan varoluşunun ölümden sonra yeniden ortaya çıkma­ sıdır. Reenkamasyonda insa­ nın kişiliği ve anıları korunur. ı • Reenkarnasyon. kişiliğin eo ipso (kendiliğinden) sürdüğü reenkamasyondur. başka bir deyişle. ya da dönüşüm köklü değildir ve yalnızca genel varoluş ko­ şulları öncekinden farklıdır: insan başka bir yerde ya da farklı yapıda­ ki bir başka bedendedir. ölüler dirildiğinde. yalnızca karma sürekliliğini ko­ ruyor olabilir. etten kemikten bir beden olabilir. Yeniden doğuşun ikinci biçimi. Sutta 12: " Ölümden Son­ ra". Genellikle re­ enkamasyonun anlamı. Yeniden doğu�un üçüncü biçimi diriliştir. corpus glorificationis'in. yani eski yaşamlardaki Ben bilincinin mevcut yaşamında­ kiyle aynı olduğunu anırusama potansiyeline sahiptir. subtle body'nin (yüceltilmiş beden) çürümemiş ol­ duğu varsayılır. 12. Daha üst düzeyde bu süreç ar­ tık kaba maddeci anlamda kavranmaz. Bu görüşe göre. 1 6. • ı. ama o asla net bir yanıt vermemiştir. daha önceki yaşamlarını . dolayısıyla. . Daha önce de belirtildiği gibi. Buddha henüz hayattayken öğrencileri ona ruh göçün­ de kişiliğin devam edip etmediğini sormuş. yaşam çeşitli bedenlerde devam eder ya da ya­ şam süreci çeşitli reenkamasyonlarla kesintiye uğrar.kişiliğin sürekliliğinin sağlanıp sağlanmadığı bilinmemektedir. dirilen be­ den. yani dirilen varlık farklı bir varlıktır. İ lk olarak ruh göçünü (metempsychosis) ele alaca­ ğım. Buna bir unsur daha eklenir: dönüşüm. s. Bkz. Bu­ nun anlamı. YEN İ DEN D O Ö U Ş B i Çi MLER İ Ruh göçü. insan vücut bulduğunda ya da doğduğunda. Dönüşüm köklü olabilir.Y E N I D E N D O G U Ş Ü Z E R I N E 1 47 1. 286. Bu öğretinin büyük önem taşıdığı Budizmde bile -Buddha çok sayıda yeniden do­ ğuş süreci yaşamıştır.

bedensel hastalıklar yeniden doğuş ritüelleriyle iyileştirilir. Benzer tasarımlar Fa­ us t ta da vardır. sonra da Doktor Marianus'a dönüşür. "Demeterhymnus"un (Demeter ilahisi) 480.-482. dolay­ lı yeniden doğuştur. Eleusis Gizlern­ leri'nden de bildiğimiz gibi. tözün değişime uğradığı bir ayin. örneğin Aşai Rabhani ola­ bilir. ölümlü varlığın ölümsüz varlığa. güçlenmiş ve düzelmişse. Özel bir nüansı olan bu sözcük. renovatio. Eleusis Gizl�mleri'ne katılan bir salik'in. Birey rite katılarak Tanrı'nın inayetinden payını alır. yalnız­ ca işlevleri. ethnologischer und psycho­ logischer Bedeutung ( Antikçağın gizlemlerinin din tarihi. . transmutasyon diye nitelendirebileceğimiz bir varlık değişimidir. s. mısraları (De Jong. Bu rit. Yeniden doğuşun bir başka biçimi ise gerçek dönüşümdür. bazı kısımları iyileşmiş. Almanca Wiedergeburt (yeniden doğuş) sözcüğünün İngilizce karşılığı rebirth sözcüğüdür. İkinci Bölüm'de Faust önce oğlan çocuğuna. Fakat Fransızcada. etnoloji ve psikoloji açı­ sından anlamı). Pagan ayinlerindeki tanrı dönüşümleri de buna benzerdir. Başka deyişle. kişi bir dönüşüm ritine katılır ya da tanık olur. yeni­ den doğuş. onun dışında gerçekleşen bir dönüşüm sürecine dolaylı katılımıyla ya da tanık olmasıyla gerçek­ leşir. Das antike Mysterienwesen in religionsgeschichtlicher. hatta büyü etkisiyle düzelme fikrini de içerir. ölümsüzlüğün ke­ sinliği biçimindeki inayetle ilgili övgü dolu sözlerini burada anım­ satmak isterim. bedensel varlığın ruhsal varlığa. Burada dönüşüm insanın bizzat ölümden ya da yeniden doğuştan geçmesiyle değil.D Ö RT A R K E T I P 1 4 8 Yeniden doğuş (renovatio). insanın tanrısal varlığa dönüşmesi söz konusudur. bu ritlerdeki kutsallıktan salik de nasi­ bini alır. yani bire­ yin tümüyle yeniden doğuşudur. Yenilenen kişiliğin özü değişmemiş. Nitekim.2 • 2. Dördüncü biçim. Yeniden doğuşun beşinci biçimi. yani bireysel yaşam süreci içinde yeni­ den doğmaktır. 14). • ' Dönüşüm sürecine katılım. Buradaki yenilenme. yenilenme. Bkz. Bu dönüşümün en bilinen örneği İsa'nın transfigürasyonu ve yücelmesi ya da Tanrı Anası'nın ölümün­ den sonra bedeniyle birlikte göğe yükselişidir. varlığın değişınediği bir yenilenme de olabilir. sensu strictiori (tam anlamıyla) yeniden doğuştur. yeniden doğuş sözcüğünün özel anlamını karşılayan bir kavram yoktur.

) şöyle denir: Ne de güzel bir sır ifşa eder kutsal tanrılar! Ö lümlüler için lanet değil. O algılarımızın tamamen ötesindedir. Ö lümün sisli karanlığında da kötü olacak yazgısı! Bir Eleusis mezar yazılında ( 1 . psike'nin insan yaşamının en güçlü olgusu olduğu görüşündeyim.Y E N I D E N DO<:i U Ş Ü Z E R I N E 1 49 2 . Burada. çok farklı halkların yeniden doğuş hakkında aynı ifadeleri kullanmalarına şaşmamak gerekir. "Yeniden doğuş bir şekilde kavranabilir bir süreç midir?" sorusuyla meşgul olmuyoruz. dünya tarihinde yeniden doğuşun nasıl ta­ nımlandığına bakmamız gerekir. psike tüm insani olguların. "Salt" psişik ol­ dukları sürece duyularla algılanmasalar da. ancak bunlarla ilgili ifa­ delerden çıkarabiliriz. İnsanların yeniden doğuştan söz etmeleri. Duyuötesiyle ilgili tüm ifadeler mutlaka arketipler tarafından belir­ lenmiştir. böyle bir kav­ ramın olması bile. yeniden doğuşla dolu­ dur . bu nedenle de. B izim psişik gerçekle yetinmemiz gerekir. ne tartabiliriz. ne de fotoğrafını çekebili­ riz. bize yalnızca do­ laylı olarak aktarılan psişik bir gerçekl ik söz konusudur. Dolayısıyla. bununla tanımlanan psişik deneyimler olduğu an­ lamına gelir. eğer yeniden doğuşun ne olduğu­ nu öğrenmek istiyorsak. Onu ne ölçebiliriz. metafizik ve felsefi önemlerinden bağımsız olarak psikolojik açıdan incelenmesi gerekir. Dönüşüm deneyiminin fenomenolojisi hakkında genel bir bilgi ediDünya sakini insanlardan ne mutlu bunları görene! Oysa kutsal fiiliere kııtılmayanın. Tam tersine. yeniden doğuşa inanır.bu gerçeklik bizim için yeterlidir. İnsan yeni­ den doğuştan söz eder. "psişik olan"ın hiçbir şey olmadığına ya da gazdan bile uçucu olduğuna dair yaygın kanıyı paylaşmıyorum. Burada. insanlığın ilkifadelerinden biridir. yadsınmaz bir biçimde gerçektirler. Psişik deneyimler­ den kaynaklanıyor olması gereken bu ifadelerin. benim "arketip" diye tanımladığım şeyler yer alır. uygarlığın ve insan katili savaşın anasıdır. "Yeniden doğuş" ifadesi. Fakat bu noktada şunu da eklemeliyim ki. kutsamadır ölüm! . YEN İ D EN D O Ö U Ş P S i KOLOJ i S i Yeniden doğuş herhangi bir biçimde gözlemleyebileceğimiz bir süreç değildir. Evet. c. Bu ilkifa­ delerin temelinde. Bu deneyimlerin ne olduğunu. Bütün bunlar önce psişik ve görünmezdir.

B aşlıca iki deyim grubu vardır: birincisi. her tür dünyevi konuda sohbet eder. varoluş ya da yaşam biçiminin. bu alanın biraz daha ayrıntılı bir krokisini çizmek ge­ rekir. kutsal ritüelde payı vardır. Onun kurban edilmesi riti tarihi olayın tekran de­ ğil. Ayin esnasında çıkış kapısına yakın duran erkek grubu. süreç onun içinde değil. Ayine katılanları gözlemlediğimizde. yukarıda da anlatılmış olan deneyimlerdir. ya da ritüel aracılı­ ğıyla tanrıyla özdeşleşir. örneğin Eleusis Gizlemleri'ne özgü bir ölümsüzlük umududur. ardından diriliş ritü­ elini yaşayan salik. "Yaşamın aşkınlı­ ğı" kavramından kastım.aracılı­ ğıyla tasvir edilir. Aşai Rabhani dene­ yimi. Önemli olan. Ayinde dünya ve zamandışı bir eylem olarak İ sa kurban edilir. eşsiz ve ebedi halidir. Yaşamın sürekliliğini ve dönüşümünü tasvir eden mevcut gizlern­ lerden biri de Aşai Rabbani'dir. yaşamın somut tezalıüründen farklı olan aşkınlığı. YAŞAMIN AŞKINLIG I DENEYİMİ Kutsal ritüeller aracılığıyla yaşanan deneyimler. A. parçaların etrafa dağıtılmasını. olayın ilk. Bu gizlemlerde. tüm tezahür biçimlerinden daha kalıcı olan ve Anka gibi daima küllerinden doğan yaşamın sürekliliğine ve kalıcılı­ ğına tanık olur. yaşamın. siilik'in kutsal bir rite katılarak edindiği. ikincisi ise kişinin kendi dönüşümünün aşkınlığı. Osiris'in öldürülmesini. Zamanda bir sonsuzluk anıdır) • . nesnel bir töz. "kutsanması" ya da "inayete" ermesidir. etkilenmesi. mekanik bir biçimde haç çıkarır ve diz kırar ama tüm kayıtsızlığına rağmen. Dönüşüm sürecine dahil olabilmesine rağmen. aslında bağımsız olan bir süreçte ritüel aracılığıyla dönüşmesi esnasında. zira Tanrı'nın inayetiyle dolu mekanda bulunmaktadır. sonra İ sa dönüşen varlı­ ğıyla birlikte dirilir. parçalanmasmı. ya­ şamın dönüşüm ve yenilenmeyle sonsuzca devam ettiğini gösteren. Bu nedenle. Salik ya sürecin yalnızca bir tanığıdır ya da tanrısal dramda rol alan ve bundan etkilenen bir kişidir. kayıtsızlıktan derin bir etkileurneye kadar uzanan ruh hallerine tanık oluruz. genellikle bir tanrının ya da tanrısal bir kahramanın dönüşümü -ölüm ve yeniden doğuş. Ritüele katılım sonucunda ortaya çıkan etki. dışında gerçekleşir.DÖRT ARKETIP 1 50 nebilmek için. yaşamın aşkınlığı. salik'in de orada hazır bulunması ya da katılı­ mı nedeniyle etki altına alınması. zaman ve mekanın tüm engellerini ortadan kaldıran aşkınlığına katılmaktır.

izleyicinin mizacının da bir dönüşümden geçeceği anlamına gelmez. Genellikle daha çok estetik türden olan bu deneyim biçimlerinin. . 5. parçalandıktan sonra dirilen Di­ onysos-Zagreus alır (" . Nitekim en güzel. sanki başka kişiler tarafından gerçekleştiritmiş gibi. antikçağın doğal kılığında görü­ nür. "). Das Wandlungssystem in der Messe (Aşai Rabhani'de Dönüşüm Sistemi). Jung. en etkileyici düşlerin bile düşü gören kişi üzerinde genellikle kalıcı ya da dönüştürücü bir etkisi yoktur.. yukarıda ele alınan ve psikolojik incelemelerle ancak çok zor kavranabilen mistik deneyimlerden farklıdır. s. Nietzsches Lehre von der Ewigen Wiederkunft (Nietzsche'nin Ebe­ di Dönüş Ö ğretisi).sonsuzluğun kuyusuna?" Burada ona yaşamın dirilişini müjdeleyen "altın halka". Gizlemlerde tasvir edilen şeyler ve bun­ ların izleyici üzerindeki etkisi. Bundan etkilenmiştir elbette ama bunu bir mesele haline getirmeyebilir. vecd ya da vizyon biçiminde de gerçekleşebilir. Şimdi ele alacağımız fenomenler ise psiko­ lojinin aşina olduğu bir alana aittir. bu viz­ yonda Hıristiyan gizleminin yerini. Bkz . O zaman da olay. Bunun klasik ör­ neği Nietzsche'nin Öğle Vakti Vizyonu'dur. sonsuzluk anı ise Pan'a adanan öğle vaktidir: "Uçup gitti mi za­ man? Düşmüyor muyum? Düşmemiş miydim -dinle!. • B .Y E N I D E N D O G U Ş Ü Z E R I N E 1 51 Doğrudan deneyimler. herhangi bir rit olmaksızın kendiliğin­ den. insanın doğasını mutlaka dönüştüren deneyimlerden özenle ayrı tu­ tulması gerekir. Birçok mistik deneyim benzer bir karakterdedir: Sanki izleyicinin de dahil edildiği bir gösterim gibidir. Fakat bunlar.. 4. Onun deneyimi Diony­ sosçu-doğal bir karakterdedir. Hatta psikopatolojide önemli bir rol oynarlar. bir asma çubuğunun zengin sevgisiyle çepe­ çevre sarılıp kendi kendinden gizli kalan . insanın "dışında" kalır elbet­ te. 3. adeta bir gizlernde yer alıyormuş gibi yaşar. Homefer. fakat bu. 400 vd.4 Bilindiği gibi. "geri dönüşün halkası" bile görünür. . Alsa sprach Zarathustra (Zerdüşt böyle buyurdu). tanrı. s Nietzsche bu vizyonu. . ÖZNEL D ÖNÜŞ ÜM Aslında kişilik dönüşümleri ender rastlanan olaylar değildir.

o zaman da genel bir rahatsızlık. bizim bilincimi­ zin bütünlüğünden yoksun ilkel bilincin yapısıyla ilgilidir. şiddetli duygulanımlar ve kişinin özgüvenini son derece yıpratan şok sonucunda ortaya çıkabilir. Tonus* azalmıştır ve kişi bunu ağırlık. Siste­ matik unutkanlık. s. keyifsizlik ve melankoli biçiminde hisseder. gece kaçıp giden bir köpek gibi çeker gider. kişilik unsurları kendi kendilerine bağımsız hareket etmeye başlayarak bilincin kontrolünün dışına çıkarlar. maksatlı bir eylemde bulunabilecek kadar kendine hakim olabilmesi için karışık egzersizlere ihtiyacı var­ dır.) 6. Ona göre. bu fenomene isabetli bir isim bulan lanet'nin abaissement du niveau (zihinsel seviyenin düş­ mesi) kavramıyla nitelenir. uygar insanın başına da zaman zaman benzer bir şey gelebilir. an­ cak. bir ruh. İnsanın "keyfi" kaçmıştır. Bu fenomen. Abaissement genel kişilik üzerinde daima • * Psikolojik uyanıklık hali. kişilik parçalanabilir ve bilinç bütünselli­ ğini yitirebilir. İlkel insanın sırf duygusal ve içgüdüsel değil de.D Ö RT A R K E T I P 1 52 Kişiliğin azalması. Bu tıbbi kavram ilkellerdeki "ruh kaybı"na karşı­ lık gelir. İ lkel insanın ruhun kaybedilmesi biçiminde açıkladığı garip bir durumdur bu. fakat bu durum ruh kaybı kavramıyla değil. O zaman da. Bunun bir örneği. Ruh çoğu zaman aniden kaybedilir. (ç. Kont Kayseriing'in (Südamerikanische Meditationen [Güney Amerika Medi­ tasyonları]) tasvir ettiği "gana fenomeni" de bunlardan biridir. 7. ilkel psikolojide "ruh kaybı" diye bilinen şeydir.6 Bilincin geriliminin azalmasının söz ko­ nusu olduğu bu durum. bilinçli. Bunun nedeni. Keyifsizlik ve iradesizlik o kadar bü­ yük boyutlara varabilir ki. Bizim bilincimiz bu bakımdan çok daha emin ve güvenilirdir. kaçan ruhu ge­ ri getirmektir. bedensel hastalıklar. azalma biçiminde bir değişime uğra­ masıdır. Kişiliğin. 358. . güne ve işe başlayacak hali ve cesareti yoktur. ama ilkel insanın yoktur. "bir organın işlevinin zayıflaması ya da tamamen durması" isterisidir. İçinde hiçbir kıpırtı olmadığı için kendini kurşun gibi ağır hisseder.n. örneğin duyum yitimi ya da sistematik unutkanlık görülebilir. keyifsizlik başgösterir. insanın içinde artık hiçbir enerjinin kalmamas ıdır. 7 Çok iyi bilinen bu fenomen ilkeller­ deki ruh kaybına tekabül eder. Bizim bir irademiz vardır. kötü havaya işaret eden düşük barometreyle karşılaştırılabilir. Les Nevroses (Nevrozlar). Bu durumda büyücü hekime düşen görev. Abaissement fiziksel ve psişik yorgunluk.

insanın karşısına vahiy şiddetiyle çıkar. bütün büyümenin dı­ şarıdan geldiğine ne kadar inanırsa. gonca açıp da küçüğün içinden büyük çıktığında. "Bir İki olur". gerçekten de olumsuz bir kişilik gelişimine yol açabilir. İnsanın başlangıçtaki kişiliği ile da­ ha sonraki kişiliği genellikle birbirinden farklıdır. içerde ortaya çıkan­ ların da benimsenebilmesi için. en zor görev bile işe yaramaz. içinin yoksulluğu da o kadar ar­ tar. Çoğalma anlamında dönüşüm. Ruhumuz yeterince geniş değilse. en azından yaşamın ilk yarısında. örneğin dışarıdan gelen yeni yaşam içeriklerinin benimsenmesiyle gerçekleşe. Dolay ı sıyla. içimizdeki bir şeye karşılık gelmesi olduğunu kavrama­ mız gerekir.Y E N I D E N DOG U Ş Ü Z E R I N E 1 53 daraltıcı bir etkiye neden olur. Şam'a giderken yolda aniden İ sa'yla karşılaşan Paulus'tur. büyük olanın vahyini kendi küçüklük düzeyine. Paulus'un bilinçdışıdır. nesneınİzin bü­ yüklüğüyle asla baş edemeyiz. Dışarıdan içeriye girenler kadar. aşağıya çekmek ister. Çoğalmanın klasik bir örneği Nietzsche'nin Zerdüşt'le karşılaş­ masıdır. Benzer bir örnek de. Bu nedenle. ki­ şilikte önemli bir zenginleşme görülebilir._ Şu nedenle. dışarıdan ya da içerden gelen içeriğin büyüklüğünü karşılayacak içsel bir genişliğe sahip olmak gerekir. Tarihsel kişilik İ sa olmasa Paulus'un İ sa'sı da olmazdı herhalde.biUr. Gerçek­ ten de umutsuzca küçük olan. ama Paulus'un İ sa vİzyonunun kaynağı ta­ rihteki İ sa değil. içsel kaynaklada beslenen bir çoğalmanın bi­ lincine varmaktır. kendi küçüklüğünün Kıyamet Gü• . kişiliğin çoğalması ya da değişmesi mümkündür. Bu değişim dış katkılarla. ki bu özgün kişiliğin sahteleşmesi anlamına gelir. Ki­ şiliğin asıl zenginliği. bu karşılaşma eleştirel özdeyişçiyi trajik şaire ve peygambe­ re dönüştürmüştür. insanın dışarıdan gelen şeyleri içine doldurdukça bir şahsiyet haline geleceği varsayımı pek yaygın­ dır. Bu nedenle. olsa olsa insan görevin altında ezilir. ve zaten hep var olan ama görünmez kalan büyük varlık. alımlama açıklığıyla olur. Sonunda. bu zenginleş­ menin yalnızca dış kökenli olduğu. insanın görevinin büyük­ lüğüne göre büyüdüğü sözü çok doğrudur. Yaşamda bir zirveye ulaşıldığında. Fakat kişi bu reçeteye ne kadar rağbet eder. Kişinin özgüvenini ve girişkenliğini azaltır ve giderek artan bir benmerkezcilik nedeniyle zihinsel ufku daraltır. Ruh zenginliği ganimet biriktirmeyle değil. Ama büyüyebilme yetisi insanın içinde yoksa. dış kaynaklı büyük bir fikrin bizi etkilernesinin tek nedeninin. !3 u sayede.

(ç. Kur'iin. Sechzig Upanishad's des Ve­ da (Veda'dan Altmış Upanishad) içinde. Also sprach Zarathustra (Zerdüşt böyle buyurdu). Silre. 1 997. Daha fazla bilgi için bkz. birbirine bağlı iki dost Bir ve aynı ağacı kucaklar. 1 8. ı ı Önemli bir örnek de. Kişiliğin çoğalma anlamında dönüşümünün yalnızca bu tür önemli deneyimlerle oldu­ ğu sanılmamalıdır elbette. ne zamandır beklediği ruh dostu. Bunlardan biri tatlı meyveyi yerken. paragr. s.ölümcül bir tehlike anı! Nietzsche'nin kahinvari İp Cambazı vizyonu. 9. şimdi gerçekten de "sürgünlüğünü sürgün etmek*". Bunun Hindistan'daki karşılı­ ğı iki dosttur: Güzel kanatlı. Ve haşmetini. Kitabı Mukaddes Şirketi.9 Paulus'un bulabildiği en yüce adı verdiği bir olay karşısında "ip cambazı" tavrını takınınanın tehlikesini açığa vurur. 301 . kederlenir. 9.s yani şimdiye kadar onu içinde taşı­ mış ve hapsetmiş olanı ele geçirip yaşamını kendisininkine akıtmak için gelmiştir . üzüntüsü uçar gider. 7. Fakat içsel olarak büyük olan bilir ki. Luther çevirisi. Çvetaçvatara Upanishad IV. 12. Fakat görünce ötekinin kudretini. biri ölümlü. Musa ile Hızır'ın t 2 buluşmasını anlatan İ s­ lam efsanesidir ama buna daha sonra döneceğim.) 8. diğeri ölümsüz olan Diosku­ roslar gibi bir ikili motifle tasvir edilir.n. ölümsüz dostu.8.: "Ruhun bedenin­ den de çabuk ölecek. Böylesi bir ağaca çömelmiş kalmış ruh. sadece bakar. Ö lümlü insanın içinde gizli ölümsüz insanın en yüce simgesi İsa' dır.D Ö RT A R K ET I P 1 54 nü'nün geldiğini asla kavramaz. İstanbul. Jung. 226 vd. ıo Genellikle bu sorun." 1 0. Nevrotik hastaların klinik hikayesinden ve iyileşme sürecinden kolayca derlenebilecek olan sıradan örnekler de * Metindeki Eski ve Yeni Ahit çevirilerinde bire bir yararlandığım eser: Kitabı Mukaddes. Efesliler. s. Güçsüzlüğüyle aldatılmış. . Diğeri yemez. 2 1 vd. Deussen. 4. l l . 6. Versuch einer psychologischen Deutung des Trinitiitsdogmas (Kutsal Üçlü dogmasının psikolojik yorumu üzerine bir deneme).

sapiantılı planlar vs. Bu bağlamda Schopenhauer'in Aphorismen ıur Lebensweisheit (Yaşam Bil­ geliği Ü zerine Aforizmalar) adlı kitabını okumak çok yararlı olacaktır (Parerga und . Zira önceden verilmiştir: " . Zur Psychologie und Pathologie sogenannter occulter Phiinomene (Okült fenomenterin psikolojisi ve patolojisi üzerine) adını taşıyan 1 902 tarihli doktora te­ zimde bu tür bir kişilik genişlemesi vakasını ele aldım. Biraz abartmak pahasına da olsa.Y E N I D E N D O G U Ş Ü Z E R I N E 1 55 vardır.kim olduğu cinnet fenomeni'dir. Garip fikirler. Gerçekte olduğu şe­ ye dönüşebilmesi için. herhangi bir düşünce ya da kişilik unsurunun her­ hangi bir nedenden ötürü bireye hil. De­ ianeira'nın giysisi onun tenine yapışmıştır sanki. İnsanın bu tür durumlarla baş edebilmeyi göze alabilmesi için. daha büyük olanın idrak edilip kalbin demirden zincirlerinin parçalandığı her durum bu kategoriye dahil edilebilir. Tehlikeli olan. genellikle hiçbir biçimde düzelmezler. örneğin profesör ders kitabıyla. biçiminde görülen baskın içerikler. bir Herakles gibi umut­ suzluk içinde karar verebilmesi gerekir. I3 İçsel yapının değişimi. En basit işi bile doğallıkla yapamaz. Cinnet ile paranoya arasında kesin bir sınır çizmek istemiyorum. insanın gerçekte olduğu şey değil. Kilisenin cinnete bakışı için bkz. sonra şuraya şuraya gitti ve şunu şunu söyledi" vs. Dünya. Les Maladies nerveuses ou menta/es et /es manifestations diaboliques (Sinirsel ya da zihinsel hastalıklar ve şeytan işaretleri. Cinnet. Çünkü o zaman insan yalnızca kendi bi­ yografisinde yaşar. persona'mn. Son kertede. de Tunguedec. Bu da onların felaketi olur. insanın persona'sıyla özdeş­ leşmesidir. . ı4 Sık karşılaşılan bir durum da. Kardinal Verdier'nin önsözüyle). 14. yapısal bir değişime uğraması söz konusudur. bir içeriğin. cinnet geçiren kişi­ nin çok iyi dostu olması gerekir. . Günümüzde tüzel kişilerin fotoğrafı basında sık sık çıktı­ ğı için bunu rahatlıkla gözlemleyebiliriz. dünyayla ilişkilerimizde sergiledi­ ğimiz davranış biçimi ya da uyum sağlama sistemi olan persona ile özdeşleşmedir. tuhaf huylar. tenor sesiyle özdeşleşir. Nessos gömleğini çıkarıp atması ve ölümsüz­ lük alevinin her şeyi yutan ateşine atlaması. Burada kişiliğin çoğalması ya da azalması değil. başkalarının ve kendisinin olduğunu düşündüğü şey olduğu söylenebilir. Ben-kişiliğinin bir kompleksle özdeşleşmesi olarak tanımlanabilir. En önemli teza­ hürü. insanları belirli bir davranışa zorlar ve profesyonel insanlar bu beklentileri yerine getir­ mek için çaba harcarlar. ı s Her halü• 1 3 . 1 5 . Nitekim hemen her mesleğin kendine özgü bir perso­ na'sı vardır.

bu kişilik dönüşümünde. ve ne­ redeyse iki bin yıldan beri -bir Proteus gibi. 205 vd. s. 146) mükemmel anima tasviri: "O aynı anda hem çok yumuşak hem de çok sert görünüyordu. s. kavgacı ve iktidar düşkünüdür. insafsız. öğretici." Benzer bir tasvir de Hypnerotomachia des Poliphilo'da görü­ lür. Eline geçen her fırsatta başkaları üzerinde olumsuz bir izienim bırakınayı tercih eder. kuramsal. zira bu özelliklere yalnızca dünyaya sırt çevirdikle­ rinde (içedönükken). Der Liebestraum des Poliphilo [Poliphilo'nun Aşk Düşü]. mutla­ ka kaostan ya da "agatonik şaşkınlık" halinden doğan aşkını korku dolu endişe ve dertlere boğuyordu. (Bkz. Emma Jung. bazen demonca sezgisel. çünkü kendi düzeyinin altında yaşar. "Von dem was einer ist" [Birinin ne olduğu üzerine] ve "Bölüm IV: "Von dem was einer vorstellt" [Birinin ne tasavvur ettiği üzerine]). Cinnet durumunda her ikisi de cazibe ve değerini yitirir. yani bilinçdışına bir köprü oluşturduklarında sahiptirler. olsa olsa kendi­ ne iyi gelmeyen şeylere ulaşabilir. Her kişilikte bulunan karanlık yön. yasa koyucu. Ulysses Aldrovandus'taki (Dendrologiae libri duo.) 1 8. dünyayı düzeltme meraklısı. l6 Yalnızca şunu belirtmek isterim ki. karşı cinse özgü. Tökezleyeceği bir eşik yoksa da yaratır. Ein Beitrag zum Problem Animus (Animus Sorununa Bir Katkı). Linda Fierz-David. ilkeci. bu kapıdan geçerek gecenin düş­ lerine girerler ya da görünmez kalarak Ben-bilincini ele geçirirler. 1 6. Anima dışadönük olduğunda oynak. ölçüsüz.D Ö RT A R K ET I P 1 56 kil. Bkz. Fakat bu sorunun ayrıntılarıyla ele alınacağı yer burası değil. kadın­ da eri! özellikler öne çıkar. "gölge" ve "anima". Anima ya da animus kökenli cinnet ise farklı bir tablo sunar. Bireyi etki altına alan başka faktörler de vardır. 17. kont­ rolsüz. insan görüldüğü gibi olmaya teşnedir. çünkü genellikle perso­ na nakit parayla ödüllendirilir.rda.birbirinden değişik yüz ifadelerine bü­ ründüğü için. Alacakaranlı­ ğın o iki figürü. Çoğunlukla şanssız kişi konumundadır. şirret. Ön­ celikle. sözcüklerin tutsağı. . Gölgesi tarafından ele geçirilen bir insan daima kendi ışığını keser ve kendi tuzağına düşer. bilinçdışına ya da düşlere açılan kapıdır. II. buna karşın animus inatçı. Bkz. düşük işlev insan kişiliğinin karanlık yönüyle özdeştir. duygusal. erkekte dişi. keyfi. yalancı. Bölüm'de ay­ rıntılı bir biçimde ele alınmıştır. üstelik de faydalı bir şey yaptığını sanır. o zaman Balonyalı bir yurttaş olan Lucius Agatho Priscus'un. Böl. V. ıs İkisi de birbirinden zevksizdir: ani- Paralipomena I. Bunların en önemlisi düşük işlev denen şeydir. ri­ yakar ve mistiktir t 7. Bu önemli sorun Psycholopische Typen (Psikolojik Tipler).

ki bu tür vakalar gördüğümü sanıyorum. başka yer­ lerde de görülen çok sayıda izlerden anlaşılabilir. Burada bireyin. . Dönüşümü kendinde değil de. dene­ yimin bu ilkbiçimleri. Bir grubun deneyimi. bireyinkinden çok daha düşük bir bilinç düzeyinde gerçekleşir. bu ruhların ritlerle yeniden canlanmasının kabilenin yaşamı için taşı­ dığı büyük işlevsel öneme dikkat çekmek isterim. bireysel dönü­ şümle kıyaslanamaz. animus ise bayağı düşüncelere kanar. İlkel toplumlarda atanın çok önemli bir rol oy­ nadığını biliyoruz. bir grup içinde yaşa­ mak çok farklı bir şeydir. ancak büyük bir sakınganlıkla yorum­ da bulunabileceğim bazı ender gözlemlerle ilgilidir.sözcüğÜyle tanımlanabilecek bir şeyden kay­ naklanır. izleyiciler önünde ger­ çekleşen. La Mythologie primitive (İlkel Mitoloji). Ataların ruhlarının yeni doğan çocuklara geçtiği varsayınakla kalınmaz. Genel bilgi için bkz. Çünkü çok sayıda insanın bir • 1 9. dağı­ nık ama dahiyane kitabı L 'Heredo ile Leon Daudet oldu. Bu nedenle. Bu vakalarda ölmüş kişilerle dikkat çekici bir özdeşleşme görülür. Kökenieri taş dev­ rine dek uzanan bu düşüncelerin ne kadar yaygın olduğu.atasına dönüştürmeye çalışır. bir grup olarak ortak bir dönüşüm yaşayan bir dizi insanla özdeşleşmesi söz konusudur. Aynı şekilde. Bu özel psikolojik durumun. ilkel insan kendini de -rit­ lerle. Özel bir ruh haliyle birbirine bağlı ve özdeş olan büyükçe bir insan grubunda yaşanan dönüşüm. bugün bile ata ruhlarıyla özdeşleşme biçimin­ de tekrarlanıyor olabilir. Levy-Bruhl. en doğru "ata ruhu" -üstelik de belirli bir atanın ruhu. Bir grupla özdeşleşme. ama kesinlikle bir grup kimliğine dayanınayıp böyle bir şe­ ye yol açması da gerekmeyen bir dönüşüm ritine katılırula karıştırıl­ maması gerekir. Bu noktada Avustralya'daki yarı hayvan. yarı insan ata ruhları olan altjirangamitıjnat9 düşüncesine.Y E N I D E N D O G U Ş Ü Z E R I N E 1 57 ma etrafını aşağılık kişilerle doldurur. çocuklara ataların isimleri verilerek atalar ço­ cuklara aktarılmaya çalışılır. Daudet'ye göre.) Bu tür olasılıklara dikkatimi çeken ilk kişi. Bir başka yapısal değişim. (Ö zdeşleşme belirtileri elbette ancak "ata"nın ölümünden sonra ortaya çıkar. O zaman birey kendini bir atası­ nın rolünde buluverir. kişilik yapısında atalara ait unsurlar vardır ve bunlar herhangi bir koşulda aniden açığa çıkabilirler. Bir grupla özdeşleşme olarak tanımladığım bir başka dönüşüm deneyimine geçelim şimdi. Burada da cinnet durumu söz konusudur ama cinnet.

vatandaş XY olmak­ tan çok daha iyidir bu. ortak deneyim denen şey bir grup içinde yaşandı­ ğında. bilinçdışı bir kimlikten başka bir şey olmayan participation mystique (mistik katılım) hüküm sürer. örneğin bir öneride bulunulması.D Ö RT ARKETIP 1 58 araya gelmesiyle ve ortak bir ruh halinde birleşmesiyle oluşan ortak ruhun.2o Yani. çün­ kü birçok kişinin birlikteliğinden büyük bir telkin gücü doğar. Le Bon. aksine: deneyimi sürek­ li kılmak ve ona inanabiirnek için kitlenin verdiği sarboşluğun tekrar tekrar yaşanınası gerekir. Zira insan artık kitle içinde yer almadığın­ da. insanda bir şeyleri değiştirir ama değişim kalıcı değildir. Bu durum daha da kuvvetlendiğinde. Kala­ balık içindeki birey telkine açıklığının kurbanı olur. örneğin tiyatroya gitti­ ğinde. Herhangi bir şe­ yin olması. grup içindeki deneyimin bireysel deneyime göre çok daha sık gerçek­ leşmesinin nedeni budur. Büyük örgüt­ lerin ahlakının daima şüpheli olmasının nedeni bu olsa gerek. ama insa­ nın zaten bulunduğu durumdan daha derinlere inmez. İnsan. grupla özdeşleşme basit. Bkz. Bilin­ cin daha alt ve ilkel düzeyinde yaşanan gerilemeli özdeşleşme. Dolayısıyla. ben yine kendimi tüm bir ulus gibi hissederim. insan. insan adeta özdeşliğin genel akıntısına ka­ pılır. önceki ruh halini yeniden üretemeyen bambaşka bir insandır. genellikle vecd içinde ortak dönüşümler yaşanmasını mümkün kılan gruplar oluşturmayı tercih etmiştir. Kişiliği daha üst düzeye taşımanın en kolay yolu bu olduğu için. bireyin de buna katılması için yeterlidir. Bu duygu güzel olabilir . bakışlar bakışlarta karşılaşır. yaşam 20. Hele hele bu kalabalığın büyük. Eğer grup çok büyükse. Zaten ulaşılması da çok daha kolaydır. falanca sokaktaki filanca evin üçüncü katında oturduğumu ve aslına bakılırsa bütün bu h ikayenin hoş olduğunu keşfederim. o zaman bir kahramamın ben. adımın şu şu olduğunu. Kitle için­ de insan bir sorumluluk duymadığı gibi korku da duymaz. Bir in­ san kalabalığının psikolojisinin avaınınkinin düzeyine inmesi kaçı­ nılmazdır. bu öneri ne kadar ahlak­ dışı olursa olsun. kolay bir yoldur. herkes herkesin nasıl baktığına bakar ve karşılıklı bir bilinçdışı ilişkinin ağına yakalanır. Kit­ le içinde. Psychologie der Massen (Kitlelerin Psikolojisi).on binlerce koyunun içinde bir koyun. . umarım yarın da gerçekleşir de. ortak ruh bir tür hayvan ruhu gibidir. tek tek bireylerin düzeyinin altında olduğu bir gerçektir. grupla birlikte yücelen. harika bir birlik olduğunu düşünü­ yorsam. Daha sonra kendime geldiğimde. bu deneyim nispeten düşük bir bilinç düzeyinde gerçekleşir.

oysa en nihayetinde devlet de bu talepkar bireylerden oluşur. insanlar arasında bir insan olduğu anısını canlandırabilir.22 bunun klasik ör­ neği Almanya'da yaşanan olaylardır. grup içinde de nispeten öznel bir deneyim yaşanmasını ve bir öl­ çüde bilinçli kalınmasını sağlar. Wells'in fantastik bir öyküsünün (D ünyalar Savaşı) İkinci Dünya Sa­ vaşı'ndan kısa bir süre önce New York'ta radyoda piyesinin yayımlanmasından son­ ra çıkan korkunç paniği anımsıyorum. yurttaşların değil. yani kutsal eylem ve olaylan grup aktivitelerinin odak noktası ha­ line getirerek. bir birey olarak sahip olamayacağı özellikler atfedilmesini engellemez. H. bireyi soylu amaçlara yöneiten coşku ya da dayanışma gibi olumlu dene­ yimler de yaşandığı söylenerek itiraz edilebilir. aynca bkz. The Northern Tribes of Central Australia (Orta Avustral­ ya'nın Kuzey Kabileleri). taş çağında yarı hayvan atalarla gerilemeli özdeşleşmenin diriitici etkisinin nedeni budur. aynı panik daha sonra Quito'da da yaşandı. uzun vadede bunların bir kayba dönüşmesi tehlikesi vardır. Yarı hayvan atalar altjirangamitijana'dır.Y E N I D E N D O G U Ş Ü Z E R I N E 1 59 duygusunun artmasına neden olur. B ireyin ilgi ve dikkatini gerektiren ritüel­ ler. bir köle sahibi tarafından temsil edildiği komünizmdir. metanet ve asalet verebilir. İ çinde. kısmen de olsa ritter­ le. yalnızken kolayca yitirebileceği bir ce­ saret. yalnızca serflerin olduğu mutlak bir monarşiden başka bir şey değildir. toplumun ise bir diktatör. çünkü insan doğasında armağanları doğal saymak gibi bir zaaf vardır. bunlar üzerinde hak iddia eder. Kitle psikolojisinin bu hayli olumsuz değerlendirmesine. her bir bireyin toplumu köleleştirdiği. 1 . 2 1 .2ı Grupta kaçınılmaz olan psikolojik gerileme. Bu ne­ denle. Komünist devlet. Bu gerçekler yadsına­ maz elbette. Bkz. Avustralya kabilelerinin rit­ leri: Spencer ve Gillen. Fakat bu ona. Her şeyi dev­ letten bekleme eğilimi maalesef bunun en belirgin ömeğidir. c. . kitle ruhunun hipnotiz­ ma etkisi yapması ve kişileri etki altına alması kaçınılmazdır. Levy-Bruhl. G. Ko­ münist toplum düzenine sahip tüm ilkel kabilelerio başında da sınır­ sız güçte bir reis vardır. grubun bilinçdışı bir güdüselliğe dönmesini engelle­ yen kült törenlerle önlenir. sıkıntı anında bizzat çaba göstermek yerine. Fakat simgeciliği aracılığıyla bilinç­ dışını ifade eden bir merkezle bağlantı yoksa. 22. Hak etmediği bu armağanlar insana başta büyük bir lütuf gibi gelse de. Topluluk insana. psişik epidemilerin kuluçka yeri kitlelerdir. Bu eğilimin do­ ğal sonucu.

insanın uyguladığı bir tür tekniğe dönüşür. "Başına gelmesi" gereken şey yenilenmedir. gizlemlerde tanrının yazgısını payiaşarak dolaylı bir dönü­ şüm geçirir. Cemiyetin bu sürece katılımı şöyle de gerçekle­ şebilir: sillik ilahlaştırılmayıp kutsal eylem ezberden okunur. Hıristiyanlıkta dönüşüm. Başlangıçta tanrının dö­ nüşümüne yalnızca Firavun katılıyordu. Bunun bir biçimi dromenon*. fakat birçok kişinin içinde olmasına rağmen. daha önce yaşanmış ya da anla­ tılmış olanların paylaşılması nedeniyle dolaylı bir deneyimdir. nitekim. Böylece rit. Katolik Kilisesi'nin geliştirdiği zengin ritüeller için ka­ rakteristiktir. ayine katılan kişilerde psişik değişimler görülmeye başlanır. İlki. Bir başka dönüşüm biçimine. hatta daha da ileri gidildi. çünkü yalnızca onun "bir Osiris"i vardı. Bir­ çok kült ayininin amacı bu özdeşleşmeyi gerçekleştirmektir. uzun bir süreçte. Buna bir örnek de Osiris kültüdür. kutsal ritüelle dönüşen tanrı ya da kahramanla özdeşleşmedir. ya da hastaya başka bir isim verilir. daha sonra imparatorluğun soylularının da birer Osi­ ris'i oldu. "drama" sözcüğüyle kökteş sözcük. palmiye tacı giydirilip mistik mantoya sarıldıktan sonra kalabalık ona hürmetlerini sunar. totem psikolojisinde çok önceden sezilmişti: to­ tem hayvanının çok sayıda örneği öldürülüp totem yemeğinde yenir. Bunun en bilinen örneği. tek ve aynı olmayı sürdürdü.] Aristoteles'in Poetika'sından kaynaklanan. sonra. Apuleius'un Metamorfozlar'ıdır. diğeri de ezberden okuma. "yapılıp edilen" anlamına gelen. Örneğin. "Söz" ya da "Müj­ de" dir. fakat yenen. Dönüşüm deneyimini rite katılma yoluyla ya­ şamak yerine. bu sayede yeni bir • * [Yun. dışsal Tanrı ya da İ sa zamanla her bireyin kendi içsel İ sa'sına dönüş­ tü. böylece yeniden doğmuş olur. sırf bu amaçla uygu­ lanan bir ritle ulaşılır. tek bir Çocuk İ sa ya da tek bir Noel Baba vardır. bir adam hastadır. (ç. Helios ola­ rak seçilir. hep o aynı totem hayvanıdır. bunun için de "yenilenmesi" gerekmektedir. Birey. yatağının başucundaki duvarda açılan bir delikten geçirilir.D Ö RT A R K E T I P 1 60 Bir kült kahramanıyla özdeşleşme. Hıristiyanlıkta herkesin ölümsüz bir ruha ve Tanrı'dan pay sahibi olmasıyla bu gelişim doruğa ulaştı. salik.) . diğeri ise Protestanlıktaki "Söz'ün Müjdesi" dir.n. Cemiyetin telkini onun tanrıyla öz­ deşleşmesini sağlar. bunun için de hasta. • Büyülü işlemler. rit dönüşümün gerçekleşmesi için özellikle kullanılır. bu gerçek. Önemli bir dönüşüm deneyimi de.

Teknik dönüşüm. dönüşüm amaçlı tekniklerde işte bu olaylar dizisinden yararlanılmıştır. Bkz. ondan büyü sanatını öğrenmeyi ümit eden öğrencileri vardı. ya da. . ve böylesi çok daha iyiydi. batıda exercitia spiritualia (zihinsel egzersizler) diye bilinen egzersizler de bu kapsama girer. Doğuda yoga. Ü zerinde düşünülmesi mümkün olmayan şeyin üzerinde uzun bir süre düşündükten soma. Bu dönüşüm deneyimi bel­ li teknİklerle gerçekleşir. "Bu doğru. Ona. Bu tür egzersizlerde. Jung. ya da mecazi bir ölüm­ den geçmek zorundadır. deriden yapılmış bir ineğin içinden geçirilir. Başlangıçta. Bu tür yöntemlerin nasıl ortaya çıktığını bir masalla anlatmak istiyorum: Bir zamanlar tuhaf bir yaşlı adam vardı. Tek isteği. Ama onun aklında hiç böyle şeyler yoktu. ne yaptığını öğren­ mek için yanıp tutuşuyorlardı. Bu hem doğunun yogası hem de batıdaki yöntemler için geçerlidir. ya da bir yıkanma ritüeli ya da vaftiz banyosu yapılır ve ye­ ni bir kişiliğe ve farklı bir metafizik yazgıya sahip yarı tanrısal bir varlığa dönüşür. bilmediği ama sürekli gerçekleştiğinden emin olduğu şeyin ne olduğunu öğrenmek­ ti.23 Yani bunlar. Büyülü rit uygulanmasından başka. kelimenin tam anlamıyla birer teknik olup ilk doğal dönüşüm süreçlerinden gelişti­ rilmişlerdir. eline bir parça kırmızı tebeşir alıp mağarasının duvarları­ na türlü türlü şekiller çizmekte buldu. az çok belirli reçetelere dayanan ve belirli bir psişik etkiyi amaçlayan bir teknik uygulanır. Birçok denemeden sonra aklına bir daire çiz­ mek geldi." diye hissetti. yani inek onu önden yutup arkadan çıkarmış gibi olur. Ama yaşlı adam yanıt vermedi. Amacı. henüz herhangi bir tarihi örnek yokken.Y E N I D E N D O G U Ş ÜZERI N E 1 61 ruhu olur ve demonlar onu artık tanıyamazlar. ritin doğasın­ da olan inayetin yanı sıra hedefe de ulaşmak için kişinin de çaba gös­ termesini gerektiren özel teknikler vardır. bilmediği şeyin neye benzediğini bulmaktı. " İçeride ne yapıyorsun?" diye sordular. Ö ğrenciler merak içindeydi ama tek bildikleri yaşlı adama bir haller olduğuydu. Zur Psychologie östlicher Meditation (Doğu meditasyonunun psikolojisi üzerine). "şimdi içine bir de dörtgen çiz­ meli". içinde bulunduğu kötü durumdan kurtulmak için çareyi. Soma duvardaki şekilleri • 23. ne grotesktir ki. Köyterin gürültüsünden kaçıp sığındığı bir mağarada yaşıyordu. Büyücü olarak nam saldığı için. do­ ğal ya da kendiliğinden olan dönüşümler yaşanıyordu.

Genişletilmiş ve gözden geçirilmiş versiyonu Psychologie und Alchemie (Psikoloji ve S imya) içinde."24 İ stesek de iste­ mesek de. anıtlarda tasvir edildiği üzere. gönül dostu ve yoldaşımızın bir ritüelde tasvir edilmesinin bi­ ze teselli veren bir yanı vardır. ve bunları taklit ettiler. Bireyleşme süreciyle ilgili bir dizi düş simgesini bir başka yer­ de sundum. . Berthelot. güneş tanrısının güneş arabasına bindirdiği kişi olduğunu keşfederdi. onların koruyucu dairesine girecek ve kendinin seçtiği bir sığınak olduğunu sandığı hapishane­ nin verdiği şaşkınlık ve sıkıntıyla tanrı benzeri bir varlığa dönüşecek­ tir.D Ö RT ARKETIP 1 62 keşfettiler ve " İ şte bu ! " dediler. O za­ manlar böyle olmuştu işte ve bugün de hala öyle oluyor. içimizdeki öteki kişi. lotus pozisyo­ nunda oturarak. bir Buddha'nın yaşam bulduğu lotus çiçekleridir. doğa doğayı kucaklar. O "diğer varlık". daha büyük kişiliktir. 43 (45). daha doğrusu doğum kapları. doğanın bizi dönüştürmek istediği gönül dostumuzla ilişkimi• 24. Önemli ruhsal etkiler yaratan bu süreçler. Teknik dönüşüm süreçlerinin yanı sıra doğal dönü­ şümler de olduğunu belirtmiştim. Eranos Jahrbuch 1 935.zs Bunların tamamı yeniden doğuş simgelerini içeren düş­ lerdi ve içsel dönüşüm ve bir başka varlıkta yeniden doğuşun uzun süreçleriyle ilgiliydi. İki er­ kek arasındaki dostluğun bu tasviri. Bu tür bir insan masalımız­ daki yaşlı adam gibi mandalalar çizecek. Doğal dönüşüm süreçleri kendilerini özellikle de düşlerde göste­ rirler. Calleetion des anciens alchimistes grecs (Antik Yunan simyacı­ lar koleksiyonu) Il. bilsek de bilmesek de doğal dönüşümlerden geçeriz. Eski simyacı Demokritos şöyle der: "Doğa doğayla şenle­ nir. 25. nitekim Mithra ile güneş tanrısı arasın­ daki dostluk ilişkisi buna bir örnektir. ona böy­ le neler olduğunu sormaya sevkedebilir. farkına varmadan tüm süreci tersine çevirdiler: sonucu ba­ şa alarak bu sonuca yol açan süreci baştan başlatınayı umdular. içsel bir gerçeğin dışa yansıma­ sıdır. dostun. s. Yogi. ölümsüz bir varlığa dönüştüğünü görür. I. Yeniden doğuşla ilgili tüm fikirle­ rin temelinde doğal dönüşüm vardır. duyarlı bir insanı. Bu ne­ denle. 3. Böyle bir ilişki bilimsel zihin için bir sırdır. gönül dostumuz olarak tanıdığımız daha geniş. Doğanın isteğidir ölüm ve yeni­ den doğuş. çünkü bu tür şeylere duygusuzca bakar. Doğal dönüşüm. doğa doğaya hükmeder. Mandalalar doğum yerleri. Fakat böyle yapmakla. Fakat eğer duy­ guyu dikkate alsaydı.

en­ telektüel bir önyargıya dönüşmüştür. Praxis Exercitiorum spiritualium (s.) . diğeri ölümsüz olduğu bir Dioskuros çiftidir. Lexicon alchemiae (Simya Lügatı). İ sa Efendimizle sa­ mimi bir biçimde konuşmaktan başka bir şey değildir. bkz. Oysa içimizdeki dost ya da düşmanla karşı karşıya gelmişizdir ve onun dost mu düş­ man mı olduğu bize bağlıdır. "içte olan bir tür öteki" diye niteleyen eski simyacıların kastettiği anlamda "meditasyon"26 denebilir. yanıtını "o" verebilir. İç konuşma. Dö­ nüşüm süreçlerinin amacı bu ikisini birbirine yaklaştırmaktır. meditatio. bilinçdışında çözülmesinin engellenmesidir. s. 327. en doğal şeydir bu. İnsan. hatta hiç düşünmediği düşünceler olduğu anlaşılır. Örneğin. Aksine. quamfamiliariter loqui cum Christo Domino. Bu. Fakat eğer bilinçdı­ şı. doğanın bizi dönüş­ türmek istediği öteki. Buna "çağrışımı sürdürme" ya da "ken­ di kendine konuşma" ya da konuşma partnerini aliquem alium inter­ nu. çünkü öteki yabancı ve tekinsiz gelir.Y E N I D E N D O <:i U Ş Ü Z E R I N E 1 63 zin açığa vurulmasından başka bir şey değildir. Daima yalnızca Ben olmayı tercih ederiz.27 fakat yalnızca meditasyon yapan kişinin konuşması. vs. Ya da şöyle denir: "Bunlar sadece benim düşüncelerim". ki bu anlayış günümüze dek süregelmiştir. O zaman tartışma tıpkı normal bir soh­ bette olduğu gibi devam eder. Jzquierdus. en basit. ama yine de ona tümüyle ulaşamayız. biri ölümlü. artık ahlaki­ metafizik bir önyargı olmaktan çıkmıştır ama daha beteri olmuş. 10): Colloquium aliud non est. bazı anlamsız düşünceleri bir sapiantı haline getirmeye ya da insa­ nın kesinlikle sorumluluğunu üstlenmek istemediği başka semptom- 26. Rulandus. "Ses". bilincin üstünlüğü koruna­ rak. insan kendine bir soru sordu­ ğunda. aynı zamanda biziz. sanki Ben'in gözüne ilişen her psişik şey Ben'e aitmiş gibi ! Bu kibrin faydalı tarafı. İnsanın kendi sesini duyması için deli olması gerekmez. bu düşüncelerin insanın dikkate almadığı ya da bilinçli olarak düşünmediği. insanın kendinden kaynaklandığı düşünüldüğü için red­ dedilir. bu ikisi hep bir aradadırlar ama asla bir bütün olmazlar. fakat bilinç buna karşı direnir. 27. Ruh dostuyla gerçekleştirilen bu diyalog biçimine lgnatius'un Exercitia spiritualia yönteminde bile yer verilmiştir. ayarı bozulmuş bir saat gibi anlamsızca ve amaçsızca işleyen aptal bir çağrışım zinciri ilan edilmiştir. oysa daha yakından incelendiğinde. (Diyalog. iç konuşmanın ise dikkate alınmaması gibi bir kısıtlama getirilmiştir. çünkü kendi evimizin tek efendisi olmadığımız fikrine bir türlü alışamıyo­ ruzdur.

ve neden bu kadar uzakta olduğunu. s. Largü·i vis mihi meum (Benim olanı bana vermek istiyorsun) yaygın okuma biçimidir ve Ars Chemica nın 1 566 tarihli ilk baskısında Septem tractatus seu capi' . onun sayesinde kralların taçlarına saygı gösterilsin ve hekimler hastalarına şifa versin."30 diyen simyacı bu sözleri söylerken benzer şeyler düşünü­ yordu belki de. Q. 35 30. ama bunun için Ben'in ötekine adil dav­ ranıp onun da bir kişiliği olduğunu teslim ve kabul etmeye razı olma­ sı gerekir. İç ses hakkındaki düşüncemiz iki uç arasında gidip gelir: ya tam bir saçmalık olduğunu düşünürüz ya da Tanrı'nın sesi. ne de olsa herkes Exercitia spiritualia'ya uygun değildir. Tractatus aureus'ta şöyle denir Taş için: "Anlayın. ben de seni koruyayım. otuz sayfa bo­ yunca yalnızca o konuşur. (Pek alim ve pek bilgin Doktor Piffoel ile söyleşiler. vs."3ı Bir skolastikçi bununla 28. tanrı imgelerinin susmasının. kendi üstünlüğüne inanmasının daha iyi olduğunu aniayabiliyor insan. Yal­ nızca bir tarafın konuştuğu bir sohbet olamaz elbette. sesinin neden bu ka­ dar hafif çıktığını aniayabiliyor insan. İçsel dostun neden bu kadar sık düşman olarak görüldüğü. "öteki" de kendince öyle olsa gerektir. yakın­ dır ateşe". Ben-bilincinin çağrışımı sürdürmek yerine. 29. 3 1 . modem kuşkucunun inanmadığı sessiz bir ina­ yet izler belki de. çünkü o ateşe yakın. örneğin Geor­ ge Sand ruh dostuyla sohbetini28 böyle yürütmüştür. bilinç acınası bir biçimde çöker. Simyacılar içteki bir olayı dıştaki bir biçime yansıtır­ lar. Ben nasıl tekyönlüy­ se. ama gerçek bir diyalog kurulabilmesi için. Bu herkesten beklenemez elbette. 1 550. Her kim "Ona yakınsa. Bu ikisinin çatışmasından gerçeklik ve anlam çıkabilir. ey bilgelerin oğulları. bu nedenle içsel dost onlara "Taş" biçiminde görünür. Ben'in konuşma partnerinin varlığını kabul etmesi gerekir. İkisinin arasın­ da bir şey olabileceği kimsenin aklına gelmez. Neutestamentliche Apokyrphen (Yeni Ahit Apokrifalan). Fakat İ sa yakanlara günahkar bir insanın sözleriy­ le yanıt verseydi ne olurdu acaba? Korkunç bir kuşku uçurumu açıl­ maz mıydı o zaman? Korkmayacağımız bir çılgınlık olur muydu? Dolayısıyla. ötekini de duymayı boşuna beklersiniz. Exercitia diyaloğunu. Taş'ın size ne haykırdığını: Sen beni koru.29 " Ö yle bir Taş seç ki kendine. vs. Gerçi ruh hastasının sesleri gibi onun da eo ipso bir kişili­ ği vardır. fo!.DÖRT ARKETI P 1 64 lar yaratmaya karar verirse. Muhtemelen: Entretiens joumaliers avec le tres docte et tres habile docteur Piffoel. sana yar­ dım edebilmem için Benim olanı bana ver. Rosarium philosophorum içinde bir sahte Aristoteles alıntısı.).

Poimandres. sen de bensin". IV için­ de.. Ayrıntılı bilgi Psychologie und Alchemie. sanki senin gibi­ ler için]. sanki itaat için: senin üzerinde.34 O. 35. ve Manget. KUptE ' EPJ. s.. Bakire Meryem olarak (Art. "36 tula Hermetis trismegisti. c. maddede buluyorlardı ve mad­ denin dönüşümü onlara şöyle haykırıyordu: "Dönüşüm benim" . 33. ayrıca Theatr. Astrampsykos'un güzel duası: 'EA. Rosari­ um'un. yine Art. içimdeki ölürolünün ölümsüze dönüştüğü. 1 85 vd. 84 vd. onları amaçlarına ulaştıran dostu ve danışmanıdır. Rietzenstein.: "Taş ile öğrenci arasında aracılık eden öğretmendir. Manget. 347. ve Der Geist Mer­ curius (Ruh Mercurius). Fakat dost. 398 ve 401). ve 289 içinde. yani İkinci Adem'in (Artis auriferae I.LT\. ama sim ya açıklamaları için önem taşıyan keyfiliklerin­ den biridir. I içinde: Rosinus ad Sarratantam. et anima est vita.33 En eski çağlardan beri Mercurius simyacıların mürşidi ve ruh taşıyıcısıdır. I içinde: D e arte chimica. yaşam olarak (sangu­ is est anima. Simyacılar bunu kimyasal maddenin dönüşümünde görüyorlardı. 1 6 1 3 . quo ad dominium: ergo a te. aurei başlığı altında. İçsel bir ikili sohbet gerçekleşmez. fo!. tanquam praeceptor intermedi­ us inter lapidem et discipulum35dur. quae dicitur Aurea hora) insan ruhu olarak (Berthelot. Taş ve Taş'ın dönüşümü homo philosophicus'un. 32. kimilerinin karşısına İ sa ya da Hızır. quantum ad obe­ dientiam: supra te. s. s. içinde: Aurora consurgens. sanki hük­ metmek için: bu nedenle senden. III. yorumla ilgili olan.Y E N I D E N D O G U Ş Ü Z E R I N E 1 65 ilgili şöyle der32: "Gerçeği arayan kişi. dua şöyle sona erer: "Ben senim. yani dışsal bir olaydır. Taş ise Romalı­ ların Hermes'i olan Mercurius'la özdeştir. quantum ad scientam: circa te. 50 içinde: Krates'in Kitabı). paragr. 1 . Bibliotheca chemica curiosa I. Rosarium philo­ sophorum. 430 b. yanıt ötekinin eylemi. s. içindedir. Taş ile Filozofun aynı anda bir ağızdan konuştuğunu duyar. aurif. Art. 2 1 . herhangi bir toplumsal ya da kişisel liderin şahsında da gö­ rünebilir." 36. E IV içinde bir başka okuma biçimi yer alır: Largiı·e mihi ius me um ut te adiu vem (Sana yardım etmem için hakkım olanı bana ver). 278 vd. qu­ antum ad aequales [Bu taş senin altında.ttc J. I içinde: Tractatus Aristotelis. 400 vd.LOt. paragr. 1 . 3 10). s. chem. insanın altında ve üstünde bir varlık olarak (Hic /ap is est subıus te. 587). Manget. Ya­ ni onlar aradıkları dönüşümü dışarda. fakat bazıları şunu bilecek kadar zekiydi: "Bu benim dönüşümüro ama ki­ şisel bir dönüşüm değil. 34. et vita lapis noster est [kan ruhtur. görünen ya da görünmeyen bir guru olarak da çıkabi­ lir. I içinde: Rachaidibifragmentum. 1 550. c. Bkz. s. aurif. güneş arabasına binip belki beni de yanına aldığı bir dönüşüm. aurif. aurif. Bu durumda diyalog kesinlikle tek taraflıdır. sanki bilgi için: senin etrafında. benim ölümlü kabuğurndan kuıtulup kendi yaşamına doğduğu. Bu. ruh ise yaşamdır ve yaşam bizim Taşımızdır]. Dost. La Chimie au moyen age. insanın kendisi olarak (tu es eius mi- . s." Filozof Hermes'tir. Art.

241 . Mağara yeniden doğuşun gerçekleştiği yer. Einige Berner­ kungen zu den Visionen des Zosirnos (Zosimos'un Vizyonları Üzerine Bazı Notlar). Textes et monuments figures relatifs aux mysteres de Mithra II (Mithra gizlemleriyle ilgili metin ve anıtlar). paragr. ve senin içinde bölünemez bir biçimde kalır]. insanın kuluçkaya yatıp yenilen­ mek üzere kapatıldığı gizli bir oyuktur. . 23 (ve Die Visionen des Zosirnos [Zosimos'un Vizyonlan]. s.n. mücevherin bulunduğu. "Yeşillenen" Hızır'ı seçtim. Yukarı Mısır'da. Eski Mısır'dan kalma bir mezarı ziyaret etmiştim. Kur'an'ın. s. battığı vakit de onları sol tarafa makaslar.DÖRT ARKET I P 1 66 Bu çok eski bir düşüncedir. kuluçka ya da kurban riti ya da dönüşümün gerçekleştiği merkezdir. . I içinde: Rosinus ad San·atantam. Giriş kapısının arkasında. Bunun için özellikle bkz.) 37. (ç. ikinci dilden çeviri olacağı için.. et in te inseparabiliter manet [sen onun mineralisin . Cumont.. mezar kısa sü­ re önce açılmıştı. 3. doğduğu vakit mağaralarından sağa mey­ leder.." (Jung. çünkü tanrısal lütfun ulaşabileceği bir yerde gömülüydü. Almancadan Türkçeye çevir­ medim. böylece soylu kişi yeni bir başlangıç için güneş kayığına bindiğinde. Art. Ben bu alıntıları. yeniden doğuş gizemini anlatan. 3 1 1) dirilişi olarak tasvir edilir. Ullmann'ın 1 857 tarihli çevirisinden yararlan­ mış. 39.. * Kehf (Mağara) Suresi. Hızır. D Ö NÜŞ Ü M S Ü R E C i N i C A N L A N D I R A N B İ R S İ MGE D i Z İ S İ Ö R N E Ö İ Örnek olarak.. Mithra kültünün su­ naklarında38 ve dönüşüm cevherini39 daima güneş ve ay arasında gösne ra . bebeği de onun selame­ tinden payını alacaktı."37** Ortadaki "geniş yer". Kur'an'da burası şöyle anlatı­ lır: "Güneşi görüyorsun ya. Zosimos'un düşündeki taç vizyonu: "Bir nesne !a­ şıyordu. et de te extrahitur . Sfire'sinde* karşımıza çıkar. 86). Belli ki. Onlar (Yedi Uyurlar) mağaranın geniş bir yerindedir. sazlardan örülü küçük bir sepetin içinde. Assuan civarınday­ ken. yeni doğmuş bir bebeğin paçavralara sarılı kurumuş cesedi duruyordu.) ** Jung. Elmalılı Harndi Yazır'ın Kur'an çevirisini kullandım. o senden çekilip alınır . Kur'an alıntıları için L. Bu simgeeiliğin en güzel örnekleri. 38.. "Mağara" adındaki 1 8 .. (ç.n. her tarafı beyazdı ve olgun bir güzellikle parlıyordu ve üzerinde [mesoura­ nisrna heliou] 'Göğün ortasında güneşin konumu' yazıyordu. işçilerden birinin karısı ölen bebeğini soy­ lu kişinin mezarına alelacele bırakıvermişti. İ slam mistisizminde önemli bir rol oynayan bir kişiyi. s. aurif.

Yani hemen hemen iki yüz yıl uyumuşlardı. ikincisi ise klasik Eleusis Gizlemleri'nde görülür. özellikle de Paracelsus'ta (De vita lon ­ ga4 ı adlı eserinde). bu konuyu Psikoloji ve Simya'da (paragr. Buradaki mesele. 170 vd. ve Stevenson.' diyecekler. Bousset. Ayrıca bkz.) ele aldım. yaşamlarının ölümsüzlüğe va­ ran bir boyutta uzayacağından bihaber yattığı mağara işte böyle bir or­ ta yer ya da dönüşüm yeridir. 43. Efsanenin farklı versiyonlarında delikanlıların sayısı bazen yedi. Sayının yedi ila sekiz olması durumunda. Psikoloji ve Din de (paragr. Matthews.) yazdıklarım. bazen de sekizdir." (Ullmann. araların­ da mutlaka bir köpek vardır. daha üst düzeyde Mater Dei' dir (bunun için bkz. Bu­ rada anlatılan esrarlı kişilerin yazgısı dinleyiciyi derinden etkiler. yedi eski gezegen tanrısı. Kur a n 'da (18.40 Yedi kişinin. kendini önce bilinçdışı bir dönüşüm sürecinin içinde bulur. Theodosius döneminde (480-450) uyanmışlar­ dı.' diyecekler. kö­ pekten. Buna göre. altıncıları köpekleridir.42 uykuda dönü­ şüm geçiren ve ebedi gençliğe kavuşan tanrılar olduklarına43 işaret eder. vd. Efsanenin bir gizlem efsanesi olduğunu bu sayede anlarız. s. Ceremonial of Dailjis (Dailjilerin Törenleri). sayının yedi ya da sekiz mi (yoksa üç ya da dört mü) olduğundan bir türlü emin olunamamasıdır. Yedi Uyurlar İmparator II. Ü ç ila dört ara­ sındaysa. Bi­ linçdışına girmesi. 4 1 . yani herkesin kendi içinde taşıdığı mağaraya ya da bilincin dışındaki karanlığa gi­ rerse. ) (Bir kısmı da): 'Yedi­ dir. 309 yıl uyuduktan sonra uyanmışlardır. yaşam süresinin uzaması ya da ölümsüzlüğe adaylık olarak yorumlanır. ' ' . Bunun sonucunda. dördüncüsü şeytan ya da dişi. 242). Bq efsanenin anlamı şudur: Her kim mağaraya. (kimileri de): 'Beştir. 88) gibi olsa gerek. çünkü efsane onun bilinçdışındaki benzer süreçleri ifade ederek bun40. 200 vd. Bu Yediler. Budge. Aynı simgeeilik Navahoların dönüşüm (yani şifa) törenlerinde de vardır. sekizincileri köpekleridir.. Kur'an'a göre sekizincisi bir köpektir. Bi­ rinci yorum birçok simyacıda. 1 24 vd. s.' diyecekler ( . Çarmıha gerilme tasvirleri de genel­ likle bu tarzdadır. Dönüşüm genellikle. fino köpeğinden dönüştüğü bilinen Mephisto ortaya çıkar. Hauptprobleme der Gnosis (Gnosis'in Ana Sorunları). The Mountain Chant (Dağ Şarkısı). kişiliğinde olumlu ya da olum­ suz anlamda kökten bir değişim olabilir. Bu eserde ima edilen gizli öğreti Paraeelsus als geistige Erscheinung (Ruh­ sal bir olgu olarak Paracelsus) adlı yazımda anlatılmaktadır (paragr. 250 civarında Decius'un Hıristiyanları kovuşturması­ na atıfta bulunan efsane. Sfire'de başka versi­ yaniardan da söz edilir: "(Kimileri): ' Üçtür. Buradaki belirsizlik. Aziz Yuhanna'nın da "uyuduğu" ve ölmediği Efes'te ger­ çekleşir. 23. Dördüncüleri köpekleridir. The Gods ofthe Egyp­ tians I. bkz. onların kutsallığına. Mısır Dokuzları'ndaki (paul = "company of the gods".Y E N I D E N D O G U Ş Ü Z E R I N E 1 67 teren simya resimlerinde görülür. Uyurlar'ın yedi kişi olması. bilinci ile bilinçdışının içerikleri arasında bir bağ kurmasını sağlar.).. s. 42.

yeniden doğamadıklan için ahlak ku­ rallarına. tuttu onu 44. yani yasaya bağlılıkla yetinmek zorunda olanların gereksin­ diği malzemedir. yahut senelerce gideceğim. kilisenin. Nitekim.' Bunun üzerine ikisi beraber gittiler. Kur'an'daki Yedi Uyurlar hikayesini. görünüşte bununla alakası olmayan ahlaki düşünceler izler. O zaman balık denizde bir deliğe doğru yolunu tutmuştu. Fakat "sarkikos" gibi gönül kulağı olma­ yanlar.D Ö RT ARKETIP 1 6 8 ların bilinçle yeniden bütünleşmesini sağlar. "Sarkikos" (dünyevi insan) ebediyen yasaya tabi kalır. daha üstün ya da daha düşük bir bilinç gelişimiyle birbirinden ayrılan nispeten farklı iki insan sınıfı kadar.' dedi. Kurallara uygun davranışın ruhsal dönüşümün yeri­ ne geçtiğine sık sık rastlanır. "Tann çocukları"nın. derken kullarımızdan bir kul buldular ki. 0: 'O halde eğer bana uyacaksan. gençliğin tazeliğine yeniden kavuşulduğu anlamına gelir. Yine gittiler.44 Bu ahlaki düşünceleri. mutlak ita­ atkarlık talebi ve yasadan bağımsız olma iddiasıyla ilgili çözümsüz paradoks u yan­ sıtır. 0: 'Doğrusu sen benimle beraber olmaya sabredemezsin. Musa: 'inşallah beni sabırlı bulacaksın. Havsalanın almadığı şeye nasıl sab­ redeceksin!' dedi. nihayet gemiye bindiklerinde tuttu gemiyi yaraladı. O şaşılacak bir şekilde denizdeki yolunu tutmuştur. Musa: 'A. . Bu şekilde geçtikleri zaman genç hizmetçisine: 'Getir kuşluk yemeğimizi.' Bunun üzerine ikisi de denizin birleştiği yere vardıklarında balıklarını unuttular.' dedi. içindekileri boğmak için mi yaraladın onu? Doğrusu kötü bir şey yaptın! ' dedi. gerçekte bu aydınlatıcı bilgiler. Kur'an'daki hikaye "pneumatikos"a hitaben anlatılır ve dinieyecek kulağı olanlara yeniden doğuşu müjdeler. senin hiçbir işine karşı gelmem. bana hiçbir şey hak­ kında soru sorma. yani yeniden doğanların özgürlüğü ile yasaya itaat meselesi Paulus'un mektuplarında ayrıntılarıyla ele alınmıştır. İlk baştaki duruma dö­ nülmesi. Burada.' dedi. Musa ve hiz­ metçisi Yeşua ben Nun'un öyküsü izler: "Bir vakit Musa genç hizmetçisine demişti ki: 'İki denizin birleştiği yere varıncaya kadar durmayacağım. Musa ona: 'Sana öğretilen ilimden bana da öğretmen şartıyla sana tabi olabilir miyim?' dedi. Biz ona katımızdan bir rahmet ver­ miş ve tarafımızdan bir ilim öğretmiştik. ta ki ben sana ondan söz açıncaya kadar. Allah'ın iradesine körü körüne boyun eğmekle yetinecek ve doğru yola yön­ lendirileceklerdir. Musa: 'Unuttuğum şeyle beni suçlama ve bu işimden dolayı bana güçlük çıkarma!' dedi. Fakat bu alakasızlık yanıltıcıdır. gerçekten biz bu yolculuğu­ muzda yorulduk. nihayet bir oğlana rastgeldiler. özgürlüğe yeniden doğuşu yalnızca "pneumatikos" (ruhsal insan) başarabilir. Genç: 'Gördün mü. onu hatıriamamı muhakkak şeytan unutturdu. tek bir bireydeki daha üstün ve daha düşük insan da söz konusudur. 0: 'Demedim mi ki sen benimle beraber olmaya sabredemez­ sin. 'kayaya sığındığımız vakit doğrusu ben balığı unuttum. Bu durum.' Musa da dedi ki: 'İşte ara­ dığımız oydu! ' Bunun üzerine izlerini takip ederek gerisin geriye döndüler.' dedi.

Onun için Rabbin onların ı: ı ginlik çağına ermelerini. İşte senin sabredemediğin şeylerin açıklaması!' dedi. s. Nun'un oğludur. o. Yeşua. Musa: 'Bir can karşılığı olmaksızın masum bir cana mı kıydın? Doğrusu çok kötü bir şey yaptın! ' dedi. Gelelim duvara. Vollers. Balık. 246. simgelerle ilgili önsözde değindiğimiz "orta yer"dir ama insan ve onun gölgesi önemini önce kavrayamamışlardır. çünkü ötelerinde bütün sağ­ lam gemileri gaspedip alan bir hükümdar vardı. arayış içinde olan insandır. Yedi Uyurlar efsanesinin ve yeniden doğuş sorununun daha net ve ayrıntılı versiyonudur. "hizmetçi"si ya da "alt" insan ( "pneumatikos" ve "sarkikos" iki bireyde) eşlik eder. şehirde iki yetim oğlanındı. Rableri onun yerine kendilerine temizlikçe daha hayırlı ve merha­ met bakımından daha yakınını versin. nev­ roz psikopatolojisinde çok iyi bilinen ve daima bilincin tekyönlülü* Kur'an. 299-301 . bir balık adıdır46 ve Yeşua'nın kökeninin derin sularda. Bu yer. denizde çalışan birtakım zavallı­ larındı Ben onu kusurlu hale getirmek istedim. anne babası mürnin kimselerdi. hayvan ata ve yaşamın yaratıcısı. Balık yeniden canlanmış ve yurdu­ na. s. istedik ki. Bütün bunlar. Rabbinden bir rahmet olmak üzeredir ve ben hiçbirini kendi görüşürole yapmadım. Chidher. artık benimle arkadaşlık etme! Doğrusu tarafıından beyan edilecek son özre erdin. (ç. bunun an­ lamı. tutup onu doğrult­ tu. Musa: 'İsteseydin bunun karşılığında mutlaka bir ücret alırdın. Bkz.' B unun üzerine yine gittiler. burası. altında onlar için saklanmış bir define vardı ve babaları iyi bir zat idi. karanlıkta. definelerini çıkar­ malarını diledi.YE N I D E N D O G U Ş Ü Z E R I N E 1 69 öldürüverdi.''45* Bu hikaye. Baş­ ka deyişle. Onun bunları azgınlık ve küfür ile sarmasından korktuk. O: 'İşte bu seninle benim ayrılmamız olacak! Şimdi sana o sabredemediğin şey­ lerin iç yüzünü haber vereyim. batıdaki ve doğudaki de­ nizin birbirine çok yaklaştığı Süveyş körfezi olarak yorumlanır.n. bedensel insanın babası Nun'a işaret eder. Musa arayan. s. Oğlana gelince. Yaratan'ın karanlık dünyasından gelen gölgenin. Bu yolculukta ona "gölge"si. Ullmann. insanın içgüdüsel ruhunu kaybetmiş olmasıdır. gölgeler aleminde olduğuna işaret eder. 241 .) 45. Hayati noktaya " iki denizin birleştiği yerde" ulaşılır.' dedi. 46. denize geri dönmek için sepetten dışarı sıçramıştır. . yani baba. bilinçli insandan ayrılır. 'Doğrusu sen benimle asla sabrede­ mezsin demedim mi sana?' dedi. Ancak onlar. Nun. Nihayet bir köy halkına varınca onlardan yemek istediler. Elmalılı Harndi Yazır çevirisi. Çünkü mütevazı besin kaynağını simgeleyen balıklarını unutmuşlar­ dır. Bu süreç. Önce gemi. Derken orada yıkılmak üzere olan bir duvar buldular. Musa: 'Eğer bundan sonra sana bir şey so­ rarsam. kendilerini misafir etmekten kaçındı­ lar.

Karaıı l ı ğın simyada- * Felsefe Taşı.. abaissement du ni­ veau mental söz konusudur. "canlı Taş " ın. I içinde: Allegoria super Turbam.47 Denizdeki garip bir balıktan. Musa. aurif. 253. 50. 1. Musa yorgun argın. c . 1.n. Kur'an yorumlarında.). . Balık. Fakat nevrotik süreçler. yeniden doğmuş. Mistik bir yoruma göre. c.n. nor­ mal olayların abartılmasından başka bir şey olmadığı için. bilimsel ifadeyle. c. Burada. kişiliğin zayıflamasıyla ilgili bölümde anlattığım. Bütün bu süreç çok tipik bir şeyi. 258. Hızır'ın görünmesi ile balığın kaybolması arasında gizli bir bağ vardır. filius philosopho­ rum'un* özünü temsil eden "yuvarlak unsur"dur. katı olan her şeyi eritmesi.. s. ** hiç bitmeyen su (ç. 5 1 . Yorumlara göre. Art. bunun gerçekleşmesi­ nin nedeni.so yani yine orta yerde oturur. 1 . Yorumlarda.49 Orada oluşan adada. paragr.) *** karanlık deniz (ç. orta yerde Hızır oturur. 48. s. Vollers. ilkel insa­ nın "ruh kaybı" dediği bir olgu. 195 vd. 1 4 1 (Aion. s. Abıhayatın simyada­ ki karşılığı aqua permanens' tir. farkına varmadan yaşam kaynağını bulduğu­ nu ve yeniden kaybettiğini anlar. s. s. yeniden bilinçdışının içeriği olur. benzer şeylerin normallik yelpazesinde de görülmesine şaşmamak gerekir. Musa ve hizmetçisi çok geçmeden ne ol­ duğunu anlarlar. tek gözlü ve yarım kafalı olmalarıdır. 1.48 bu balık. balığın kaybolduğu yerdeki deni­ zin sert toprağa dönüştüğü ve toprakta balığın izlerinin hala görüle­ bildiğinden söz edilir. nur­ dan bir tahtta".51 bu tahmini doğrular niteliktedi r. "kılçıksız ve derisiz bir balık"tan simyacılar da söz ederler.n. Hızır "aşağı ve yukarı denizin ortasında. hayati önem taşıyan bir anın farkına vanlmaması'nı anlatır. Yemeyi düşündükleri balık bilinçdışının bir içeriği­ dir ve ilkkökenle bir bağ kurulmasını sağlar. . ki bu dikkate şayan bir sezgi olarak nitelendirilebilir. yeni bir yaşama kavuşmuştur. 49.). Balık denize atladığın­ da.. aç bilaç oturur. sıvı olan her şeyi de pıhtı­ laştırmasıdır. Çünkü denizin derinlikleri karanlıktır (mare tenebrositatis! ***). bu motif birçok mitte karşımıza çıkar. c.** "Can veren" diye övülen bu suyun bir özelliği de. (ç. abıhayatla temas etmiş olmasıdır. sanki balık Hızır'ın ta kendisidir.D Ö RT ARKETIP 1 70 ğüyle ilgili olan çözülme semptomudur.) 47. 244. yaşam kaynağının karanlıklarda olduğun­ dan söz edilmesi. Önce fizyolojiyle açıklanan bir eksiklik hissetmiştir belli ki ! Enerj i (libido) kaybının en önemli belirtisi yorgunluktur. 260. onun döllerinin özelliği.

Bir başka benzerlik. ilk Hıristiyanların balık yemekleri ve balıkla ilgili bütün o simgeler. Alch. s. (ç.) (Eirenaeus Oran­ dus. aurif. Grecs. ıv. Septem isti. kutsal ruh. o gözler ki bütün yeryüzünde gezinmektcdirlcr. Bkz.. hem de Deccal tarafın­ dan.). Psychologie der Ühertra­ gung CAktarımın Psikolojisi).n. Niteliklerinden öyle an­ laşılıyor: bir mağarada. 1 . alhedo'nun (beyaz. dişinin erili içine almasıyla gerçekleşen coniunctio'dan* sonra oluşan nigredo'dur**. Philosophia reformata. 254. 467 vd. Vollers. s. Gözler nigredo'nun sonunda. . karaıtmak.) 52. bkz. 1 8 1). Balık simgeciliği için bkz. Her halükarda Musa onu yüksek bilinç olarak ka­ bul eder ve onun tarafından eğitilmek ister. balık gözleri gibi" görünür ("tantam oculi piscium". yani karanlık bir yerde doğduğu söyleniyor. metankoli (ç. IV. İ lyas gibi daima kendini yenileyen bir "Uzun Ömürlü" o. Tıpkı Osi­ ris gibi zamanın sonunda o da parçalanıyor. Flammel'in hieroglifler üzerine yazdığı eserin önsözünde böyle der. 9). qui discurrunt in universarn te/Tam. et videhunt lapidem stanneum in manu Zorobabel. Bkz. * Karşıtların birliği. 3 1 5 ve 366). simyacıların yeraltı mağarasında tasvir ettikleri gezegen tanrıia­ nna işaret eder (Mylius. paragr. s. yakında yayımlanacak eserim: "Beitrage zur Symbolik des Selbst" (Ken­ dilik'in Sembolizmine Katkılar) (Aion). buna göre. "Hades'te uyuyan­ lar" ya da "bağlanmış olanlar"dır (Beıthelot. 1 6 1 3 . Beyaz Taş bu işlem esnasında kabın kenarında "Şark mücevherleri. üzerinde yed i gözü olan tek taş (Zekarya 3. "Hızır Kardeş"tir." (Çünkü küçük işler gününü kim hor gö­ rür? Çünkü şakulü Zerubbabelin elinde görerek bu yediler sevinecekler. Fakat kendini yeniden diriltebiliyor. xx. ayrıca Lagneus. bilgelik olmasına rağmen insan aklı­ nın ermeyeceği davranışları da temsil eder. fol. yazgının iniş çıkış­ larında Kendilik'in üstün rehberliğini Ben-bilincinin nasıl algıladığı­ nı anlatan o kavranması güç olaylar izler. s. Opera mineralia.sı Nigredo'dan. itaatkar kul için ise Allah'ın kadi­ ri mutlaklığına karşı dil uzatılamayacağını gösteren bir uyarıdır. s. 10'a dayanır: "Quis enim despexit dies pm·vos? et taetabun­ tur. ** kara. Hollandus. 870). beyazlatmak) başında ortaya çıkar. Böyle­ ce. 54. s. onlar Rab­ bin gözleridir. Oculi sunt Do­ mini. "Visio Arislei" mitosunun özellikle de Rosarium philosophorum (Art. Bunu. Ayrıca bkz. içinde: Harmonica chemica.s3 Hızır da Kendilik'i temsil ediyor olabilir. 246) çeşitlemesi. yedi yıldıza. ilk görünümü "balık gözleri"ne benzetilir. Dönüşüm yeteneği olan sa­ lik için rahatlatıcı bir hikayedir bu. 53. Yedi Uyurlar efsanesine atıfta bulunulmuştur.. 286.Y E N I D E N D O G U Ş Ü Z E R I N E 1 71 ki karşılığı. II. karanlık maddede görünen scintillae'dir (ruhun kıvılcımı). Ye­ diler. Yeniden canlanan balık ola­ rak yorumlanan İkinci Adems4 gibi o da bir danışman. c. A 5. Muhtemelen burada Hıristiyan etkisi vardır.) Yeşunun önüne koyduğum taş. Hı­ zır yalnızca yüce bilgeliği değil. 1 67). Theat1: chem. 8. Bu fıkrin kökeni Zekm·ya 4. güneş Mercurius'un kuyusunda boğu! ur ve yeşil aslan güneşi yutar (1 c.n. ölümsüz Kendilik'in sim­ gesi olan "Taş" doğar ki. Bunlar. s.

Von den Wurzeln des Bewufltseins (Bilincin Kökenleri) içinde: "Die Visionen Zosimos" (Zosimos'un Vizyonları). ile dört İncil'de İ sa'nın doğuşunun anlatıldığı öyküleri anımsayacaklardır. Bkz. Puruşa. Art. . Wolfram von Eschen­ bach'ın kasesi arasında bir bağ olabilir. bilinç açısından bakıldığında yalnızca birer benzet­ me anlamını taşıyan. unutulan. Bu sim­ gelerin ardında. bilinçdı­ şının yabancı bir figürle tasvir edilmesi gayet yerindedir. Daha başka örnekler için bkz. Atman ve mistik Buddha gibi bir varlıktır bu. 56. neredeyse gö­ rünmeyen (yani bilinçdışı) köküdür. Lapis exilis ile lapsit exillis. 2 vd. "Tan­ rı hizmetçisi"nin tasvir edildiği İşaya 53 . Wandlungen und Symbole der Libido (Libi­ donun Dönüşüm ve Simgeleri). Dionysos şaraptır vs. Balığın kaybolduğu yer Hızır'ın doğum yeridir. bü­ yük bir dairenin küçük daireyi kapsadığı gibi kapsayan ruhsal bir bü- 55. bir yandan da. II içinde: Ro­ sarium philosophorum. arayış içindeki Musa'da ve unutkan Yeşua'da kendini bulacak. Bunu anlatmak için seçtiğim "Kendilik" kavramından kastım. ama iUimlerce bir o kadar sevilir). bilinçte eksik olan o "yuvarlak" bütünlüğü in potentia (potansiyel olarak) içermesi nedeniyle en önemli şeydir. şu eski mısraları alıntılıyorum: Hic lapis exilis extat. bilinçdışının mağarasında gizlenen o büyük hazinedir56 ve bilinç ile bilinçdışının yüce birliğini temsil eden o kişisel varlıkta cisim bulmuştur. Bu "yuvarlak".55 Kitabı Mukaddes'i bilenler. precio quoque vi/is. İkinci Bölüm. ki bilinç bütün gücünü buradan alır. göze çarpmayan. Mondamin mısırdır. Ö lümsüz varlık. Balık simgesi bunu açıkça gösterir: kendi enerji­ sini kendisi üretemeyen bilincin yaşam aktivitesini sürekli bir enerji akışıyla sağlayan bilinçdışı içeriklerio "besleyici" etkisidir bu. s. B ir yandan hiçbir önemi yoktur. öykü ona. Ben'le örtüşmeyen ama Ben'i. Hiranyagarbha. Kahraman doğumunda yaygın olarak görülen bu motifin burada ele alınmasına gerek yok. Ben-olmayan gibi hissedildiği için. Dönü­ şüm yetisine sahip olan şey. fakat gerçek doğası göz ardı edilen psişik bir gerçek yatmaktadır.D Ö RT ARKET I P 1 72 B öyle bir gizlem hikayesini dinleyen kişi. 2 1 0. dönüşüm geçirenin Musa ya da Yeşua değil. bilincin göze çarpmayan. Karakteris­ tik olan. yeniden doğuşun sağladığı ölümsüzlüğün nasıl gerçekleştiğini anlatacaktır. budalalar onu küçümser. Dönüşüm madde­ sinin ya da tanrısının besleyici özelliği birçok kült efsanesinde görü­ lür: İ sa ekmektir. unutulan balık olmasıdır. aurif. 1 Spernitur a stultis amatur plus ab edoctis (Bu görünmez taşın gerçi düşüktür fiyatı. hatta tümüyle olasılıkdışı bir şey­ den doğar. Bilinçdışı yabancı. Simyada bulunan çok sayıda kanıt yerine.

Hızır'la her an karşılaşabileceğim konusunda beni temin etti. Benim Somalili. bunlar. birkaç gün sonra Nairobİ'deki bir teçhizat şirketi. 58. Hızır'a sokakta bir adam sfi­ retinde rastlayabileceğimi ya da Hızır'ın geceleri saf beyaz ışık olarak ya da -bunu söylerken gülümseyerek bir ot kopardı.ss "ehli kitap"tım (kitaptan kastı Kur'an'dı). Bunun ampirik kanıtı. Vollers'in sıkça alıntılanan çalışması da etkileyici örnekler içerir.Y E N I D E N D O G U Ş Ü Z E R I N E 1 73 tünlük ve merkezdir. garip bir zamana ve rnektma yayılma duygusu. Sufi inancına göre yetiştiritmiş bir Sornalili idi. Hızır'ın dini konumunu maleika 57. yardım etmişti: Savaştan sonra uzun süre iş bulamamış. Bu olay. kapının yanında parlak beyaz bir ışık görmüş. çünkü ona göre ben m'tu-ya-kitabu. eski deneyie­ rin bir özeti de yer almaktadır. Zira bilinçdışının mekandışı ve zamandışı bir yanı vardır. Bir zamanlar Hızır ona da teselli vemıiş. He­ men yerindenfirlamış (rüyasında) ve ona büyük bir saygıyla selamü­ naleyküm demişti ve dileğinin artık kabul olacağını bilmişti. insanın dostu. Dönüşüm esnasındaki ölümsüzlük sezgisi bilinçdışının kendine özgü yapısıyla ilgilidir. Hele hele Kur'an kökenli olmayan Hızır efsanelerinde dikkat çekecek ölçüdedir. aşırı kuşkucular tarafından yadsınmaya devam edilse de."Yeşillenen"in böyle de görülebileceğini söyledi. Ama bir gece rüyasında. teselli ve müjde veren öğretmeni olarak günümüzde de yaşamayı sürdürdü­ ğünü gösteriyor. Şimdiye dek bu sonuçlara ciddiye alınabilecek bir itirazda bulunulmadığı için göz ardı edilme tehlikesiyle karşı karşıyadırlar. Kur'an' ı ondan daha iyi bildiğim sonu­ cunu çıkarmıştı (fakat bu çok bir şey ifade etmez). bunun Hızır olduğunu anlamıştı. Gizlemlerdeki tanrı­ laştırmaların da işte bu ruhsal fenomenin bir yansıması olduğu görü­ şündeyim. Kenya seyahatimde katıldığım safarinin rehberi. Sohbetlerimizden. Neuland der See le (Ruhun Yeni Ülkesi). danışmanı. Kendilik'in kişilik niteliği özellikle de Hızır efsanesinde açıkça görülür. Rhine. Bu dilde Arap­ çadan alınma çok sayıda sözcük vardır. Burada. . "telepatik" fenomenlerdir. sanıldığın­ dan çok daha yaygındırlar.57 Kanımca. Hızır'ın halk dininde. bir safariye rehberlik etmesini teklif etmişti. Bana. Onun için Hızır "canlı" bir kişiydi. Arapça kitab da bunlardan biridir. Bkz. ölümsüzlük sezgisinin nedeni. Doğu Afrika'nın lingua franca'sı olan Kisuahili'dir. bü­ yük sıkıntıya düşmüştü. Bu dil. Gerçek­ ten de. Bu nedenle benim "islamu" olduğumu düşünüyordu.

D Ö RT ARKETIP 1 74 kwanza-ya-mungu = Tanrı'nın ilk meleği. ya onları cezalandırırsın veya haklarında bir güzel muamelede bulunursun. Onlar: 'Ey Zulkameyn. bütün bunların İskender'le ilgisini anlamak mümkün değil. Ancak her kim de iman edip iyi bir iş yapar­ sa. Fa­ kat şunu bilmek gerekir ki. De ki: 'Size ondan bir hatıra okuyacağım. Beni hatırlatan ayetlerin karşısında bir örtü içindeydi. bir tür "müjde meleği" . Derken o bir sebebi izledi. Dedik ki: 'Ey Zulkameyn. Nihayet güneşin doğduğu yere var­ dığında. Hızır ile Zulkameyn ayrılmaz bir ikili. artık hepsini toplamışızdır da toplamışızdır. Ye'cuc ve Me'cuc bu yerde fesat çıkarıyorlar. Ve o gün Biz onları birbirlerinin içinde dalgalanır bir halde bırakıver­ mişizdir. Sura da üfürülmüştür. Dedi ki: 'Rabbimin beni içinde bulundurduğu iktidar daha hayırlıdır. Artık onu ne aşabildiler ne de delebildiler. Metni oldu­ ğu gibi aktarıyorum: "Bir de sana Zulkameyn'den soruyorlar. onun yanın­ da nelerin bulunduğunu tamamen biliyorduk. işitmeye de ta­ hammül edemiyorlardı. Rabbimin va'dettiği an gelince. onu muhakkak cezalandırınz. haydi siz bana bedenen yardım edin de sizinle onların arasına sağlam bir engel yapayım.' Biz onun için yeryüzünde bir iktidar hazırladık ve ona ulaşmak istediği şeyden bir sebep verdik. Bana demir kütleleri getirin!' İki ucu denkleştirdiği vakit: 'Körükleyin!' dedi. haberin olsun. İki boynuzlu anlamına gelen Zulkameyn'e. Halbuki Biz. güneşin kendilerini ondan koruyacak bir si per yapmadığımız bir ka­ vim üzerine doğmakta olduğunu gördü. yani Büyük İ sken­ der'e bu ani geçiş tutarsızlık değil de nedir? Dehşet verici bu anakro­ nizm bir yana (Muhammed'in kronolojisi genelde pek iyi değildir za­ ten). Onlar ki.. Demiri bir ateş haline getirince: 'Getirin bana üzerine erimiş bakır dökeyim ! ' dedi. Hızır'm dostluğunun niteliği 18.' O şöyle dedi: 'Her kim haksız­ lık ederse. Vollers onları Dioskuroslara benzetmektc çok haklı­ dır. Zulkameyn: 'Bu Rabbimin bir rahmeti­ dir. bü­ yük dostturlar. bir ulak olarak tarif etti. Ayrıca onun yanın­ da bir kavim gördü. bu yüzden onlarla bizim aramızda bir set yapman şartıyla sana bir vergi ödesck olur mu?' dediler. Süre'de anlatılmıştır. İşte böyle. ger­ çek bir ange!os. önlerinde neredeyse hiç söz anla­ mayan bir kavim buldu.. Bunun psikolojik bağlantısı şöyle olsa gerek: Musa Kendilik ile ." Kur'an'da nadir oldukları söylenemeyecek tutarsızlıklar burada da var. Rabbimin va'di de haktır. onu dümdüz edecektir. gözleri. Güneşin battığı yere vardığında onu. Sonra da başka bir sebebi takip etti. Nihayet iki set arasına vardığı zaman. sonra Rabbına iade edilir ve O da onu görülmedik bir azaba çeker. balçıklı bir kaynakta batıyor buldu. Sonra yine bir sebebi takip etti. buna da mükafat olarak en güzel akibet vardır ve ona emrimizin kolayını söyleriz. Ve o gün cehennemİ katiriere öyle bir gösteriş göstermişizdir ki .

paragr. " İki Boynuz­ lu"dan söz etmiş olabilir.s9 Fakat bu hikayede Kur'an. aynı şeyi modem kültürler için * Musa genellikle alnında Sina ülkesinin ışıklarına işaret eden iki boynuzla res­ medilir. sonra da güneşin doğduğu ye­ re gider. Musa'nın kendisinin de "boynuzlu" olması* . çünkü bireyleşmenin. hikayeyi anlatırken kendinden değil. 133 vd. (ç. s. Bununla. Bin Gorion. Demek ki Musa halkına. 282 vd. Daha sonra. Ayrıca bkz. Yahudi İskender hikayelerinde de aynı ima vardır. birinci çoğul şahıs kipiyle konuşan Allah ile Hızır arasında bir ayrım yapmaz. imansızlardan sayılan kavminin. Hızır'ın arkadaşına nasıl yardım ettiğini de anlatmıştır. Hızır'la olan deneyiminde Zulkameyn'in yerinde Musa olmasına rağmen. Çünkü bilinci çözülmekle tehdit eden bir şişkinliğe neden olur. yeniden doğuşuna da yardımcı olduğu ima edilmektedir. Yahudilerin yanına gittiğinde ve yaşadığı deneyimi bir gizlem öykü­ sü biçiminde anlatmış. İlkel ya da eski tüm kültürler perils of the soul (ruhu tehdit eden tehlikeler) ve tanrıların tehlikeliliği ve güvenilmezliği konusunda hassas bir sezgi geliştirmişlerdir. 153: 1 8. dönüşümün "ötekinde" olmuş biçimde anlatılması ya da hissedilmesi gerektiğidir.n. buradan da Hızır'ın Allah'ın bir simgesi ya da "enkamasyonu" olduğu anlaşılmaktadır. Kendi­ lik'in en büyük psişik tehlikesi. Bkz. Bu bir tesadüf olamaz. Symbole der Wandlung (Dönüşümün S imgeleri). Hızır'ın İ skender'le dostluğu yorumlarda önemli bir rol oynar.Y E N I D E N D O G U Ş ÜZERI N E 1 75 ilgili sarsıcı bir deneyim yaşamış ve bilinçdışı süreçleri muazzam bir açıklıkla görmüştür. pek algılanabilir olmasa da hayati öneme sahip arka plandaki süreçlerle ilgili ruhsal iç­ güdülerini henüz yitirmemişlerdir. Sure'ye çok benze­ yen "abıhayat" öyküsü. Vollers. Jung. iki dostun başından geçenleri kişisel ol­ mayan bir gizlem öyküsüyle anlatır. ondan söz et­ mesi gerekir. keza İlyas Peygamber'le ilişkisi de öyle. Der Born Judas III. Sonra bu dostluğun hikayesini.) 59.: "kutsal mağara" öyküsü ve s. Zulkameyn önce güneşin battığı yere. B en-bilincinin Kendilik ile özdeşleş­ mesidir. . kendinden söz etmek yerine. 60. Ama daha önce anlatılan yardım faaliyetlerine bu kısımda da devam edildiği açıktır. kendi yerine Zulkameyn'i koymasını açıklıyor. Psi kolojik olarak bunun anlamı. Başka bir deyişle. Gılgamış ve Enkidu6o ikilisiyle de paralellik kurmaktan çekinmez. Yani Musa güneşin ölümden ve karanlıktan geçerek yeniden doğuşunu anlatır. Hızır'ın insanın yalnızca bedensel sıkıntı­ larda yanında olmadığını.

yenebilen bir balık değil de bir köpek. henüz doğumunda bile haset ortak güçler tarafından tehdit edilen kahramandır. Burada Hızır'ın rolünü Zulkarneyn üstlenmiş.'na atıfta bulunuyor olsa gerek: "Ve bin yıl tamam olunca. Bu motif Hızır'ın bir önceki kı­ sımda yaptığı işin. Ve yerin genişliği üzerine çıktılar. Bence. 6 ı . Faust'taki dönüşümün mü­ tevazı başlangıcının. Psikolojik açıdan bakıldığında. . Yardımsever iki dostun giz­ lem efsanesi. kötü ve karanlık ilkgüç tarafından parçalanan tanrıdır. Luther çevirisi. Psikolojik anlamda bi­ reyleşme. orta yerde kurulan ve Vahiy'de "sevgili şehir" (dünyanın merkezi Ku­ düs) diye anılan Kendilik'tir. sırlarla dolu Cermen ruhunu anlamamızın bir anahtarı olabilir. kıskançlık kavgalarına yol açan mücevherdir. dönüşen figürün "inayetimiz ve bilgeliğimizle donattığımız" bilge bir dost de­ ğil de şeytan olması. ve mukaddesierin ordusunu ve sevgili şehri kuşattılar. o gün kıyamet günüdür. ortak katmanda horror vacui (boşluk korkusu) yaratan ve ruhun ortak güçlerinin darbesi karşısında hemen yeniliveren bir opus contra naturam'dır (doğaya ters bir olgu). kim oldukları belli olmayan düşman sürüsü Ye'cüc ve Me'cüc'e karşı korunması gereken orta yerdir. ve yerin dört köşesinde olan milletleri. ama bu uyarı anlaşılmamıştır. Metnin diğer ayrıntılarını atlayıp Ye'cüc ve Me'cüc'e karşı inşa edilen sura dikkat çekmek istiyorum. şişkinlik nedeniyle çarpıklaşmış iki dosta dair uyarıcı bir örnek var: Nietzsche ve Zerdüşt. bireysel bilincin karanlığın sularına gömüldüğü. şeytan zindanından çözülecektir. herkesin sahip ol­ mak istediği. saptırmak ve onları cenk için bir araya toplamak üzre çıkacaktır.DÖRT ARKETIP 1 76 söyleyemeyiz elbette. onların sayısı denizin kumu gibidir. yani kent duvarını inşa etmesinin bir tekrarıdır. Kendilik.62 Fakat Allah'ın takdiri ile bir gün gelecek. 62. Belli ki bu­ rası. arayışında mücevheri bulan kişiye korunma muştular. Karşımızda. "iki dağ arasında yaşayan" halka yıkılınası imkansız bir duvar inşa etmiştir. demirden sur da yıkılacaktır. Ye'cüc ve Me'cüc'ü. Bu kısım Vahiy 20. "61 . Fakat bu kez duvar Ye'cüc ve Me'cüc'e karşı sağlam bir korumadır. Tıpkı Dioskuroslann da denizde gemileri batmaktan kurtardıklan gibi. 7 vd. Ya Faust ile Mephisto'ya ne demeli? Delİrıne­ nin ilk adımı Faustvari bir kibirdir. . öznel kıyametin gerçekleştiği gündür. psikoloji dilinde söylersek.

karanlık ebedi karanlığa geri döne­ cektir. bu. simgeci bir yapıda olsa da. Süre'nin simgeler dizisi ebediyet. Karşıtlar birbirinden ayrılacak ve zamanın ortadan kalktığı bir süreğenlik durumu başlayacaktır. Sure görünüşte kopuk kopuk. fakat karşıtların mutlak bir biçimde ayrılmasından ötürü bu durum had saflıada bir gerilim. Gizlem öyküsü ise öbür dünyaya dair bilgilerle devam eder: o gün (Kıyamet Günü) ışık ebedi ışığa. Arabın tutkulu dinsel Eros'u tümüyle tatmin olur. bu süreç bilincin alanının dı­ şında işler ve bir dost ya da iki dostun yaptıkları işlerle ilgili bir giz­ lem anlatısı olarak verilmiştir. cennet ve cehennem gibi va­ at ve uyanlarla sona erer. Efsanenin çok eski. bireyleşme süreci olarak nitelediğimiz ruhsal dönü�ümün neredeyse mükemmel bir tasviridir. sonu complexio oppositorum (karşıtların birli­ ği) olarak gören bakışla zıttır. . bilincin ilk başta içinden çıktığı karanlığa Hızır'ın adası gibi yeniden gömüldüğü an. bugün psikoloji bilgimizin artmasıyla.Y E N I D E N D O G U Ş Ü Z E R I N E 1 77 Bununla. 1 8 . İ slamiyetİn peygamberinin ilkel bir zihin yapısına sahip olması nedeniyle. Hızır figürünün İslam mis­ tisizminde önemli bir rol oynamasının nedeni de budur. yani ölüm anı kastedilmektedir. 1 8 . fakat dönüşümün ka­ ranlık arketipini öyle mükemmel bir biçimde ifade eder ki. Bu nedenle de birçok şey yalnızca ima edilmiştir ve mantıklı bir kurgudan yoksundur. ihtimaldışı bir başlangıç halidir.

geleceğin atom fiziğinin bize bir Arşİ­ med Noktası sağlamayacağı anlamına gelmez. "psike böyle bir davranış gösterir" cümle­ sindeki tespitin ötesine geçmemiz mümkün değil. hiçbir inanç ve kanaatİ dışlamadığı gibi. Gözden geçirilip genişletilmiş versiyonu yukarıdaki başlıkla ("Zur Phanomenologie des Geistes im Marchen") Symbolik des Geistes (Psychologische Abhandlungen VI) içinde yayımlanmıştır (Rascher. özellikle de ifadenin biçim ve içeriğidir. psişik tözün ne olduğunu bilmemiz. önce olaylar tanımlanıp düzene sokulduk­ tan sonra canlı davranışının yasaları incelenir. psikoloji bunların bilimsel geçerliliğini kanıt* İlk kez Eranos-Jahrbuch 1 945'te (Rhein-Verlag. 1948). ancak olgularla ka­ nıtlanabilen şeyler geçerlidir. Fakat bu yaklaşıma göre. ki psike'nin özü bakımından içerik da­ ha önemlidir. Psikolojide en önemli fenomenlerden biri ifade.lll Masal larda Ruhun Fenomenolojisi Üzeri ne* ÖN S ÖZ Doğabilimlerinin sarsılmaz kurallanndan biri. gözlemlenen şeyin tözünün ne olduğu sorusunu sorabilmek için dı­ şarda bir Arşimed Noktası'nın olması gerekir. an­ cak hakkındaki ifadeler bilimsel olarak geçerli olduğu ölçüde bilini­ yor kabul edilmesidir. Ama bu. Doğabilimlerinde. Genellikle. . Gerek bireysel yaşam gerekse de ortak yaşam için ne ka­ dar önemli olsalar da. psikolojinin kendini mecburen ve de gönüllü olarak kısıtladığını bil­ melerinin gereksiz olduğunu sanmıyorum. Do­ layısıyla. bilim nesnesinin. 1 946) "Zur Psycholo­ gie des Geistes" adıyla yayımlanmıştır. modem psikolojinin her zaman anlaşılır olduğu söyle­ nemeyecek fenomenolojik bakış açısını kavrayabilmeleri açısından. Dürüst araştırmacı. Zürih. Okurlarımın. Zürih. Psike'nin dışarda böyle bir noktası yoktur. bunların geçerli olabileceğini de yadsımaz. Araştırmanın nesnesi doğadaki feno­ menlerdir. Fakat şimdilik ne ka­ dar kafa yorarsak yoralım. en azından bugünkü araçlarla imkansızdır. Bu bakış açısı. tözün ne olduğu sorusundan kibarca ya da saygıyla uzak duracaktır. çünkü psike'yi yalnızca psike gözlemleyebilir.

hayal gücü. Bu ilke. maddedışı töz ya da varoluştur. psişik fenomenin. Yaygın bir görüşe göre Geist yüksek. yargı ve eylemlerin ilke- * "im Geiste Pestalozzis" (ç. Burada Geist. esprili. Anlamı itibanyla Logik lll: Logik der Ge­ isteswissenschaften içinde olabilir. Geist. ideallerle motive edilen istekler. Bir başka yaygın kanı da. sürpriz ve fikirlerle dolu olmasıdır (Geistreichsein). bu görüşün aksine.) 1. bu sözcükle nelerin kastedildiğini kavramak hayli çaba gerektirir.n. .n. Bu görüşün antitezi. verimli. belirli bir bakı� açısı ya da bunun temelinde­ ki ilke de Geist olarak nitelenir. Geist'ı maddenin özelliği olarak kavrayan canhözdekçilik daha da ileri gider. bellek. yaratıcılık. Ruh ve beden arasındaki bağ. Ayrıca.) ** "der Geist von Weimar isı das unvergangliche deutsche Erbe" (ç. Wundt'a göre.MASALLARDA R U H U N F E N O M E N O LO J I S I Ü Z E R I N E 1 79 layacak araçlardan yoksundur. Burada Geist kavramı doğaüstü ya da doğakar�ıtı anlammda sı­ nırlandınlmış ve ruh ve yaşamla tözel bağını yitirmiştir. "dışsal varlıkla hiçbir bağı olmayan iç­ sel varlıktır" . Geist'ın bir başka anlamı da. ama bu onun kendini aşmasını sağlamayacaktır. en üst ve evrensel düzeyde "Tanrı" diye adlandınlan. ortak görüş.toplamı demektir. 2. işlev ya da niteliklerle sınır­ lıdır. Maddedışı tözün. a. Geist doğa karşıtlığı­ dır. bazı simyacılara göre Geist "ligamentum animae et corporis" ı. ruh ise düşük etkinlik ilke­ sidir. bunların ancak keyfi olarak ayrılabile­ ceğidir. "ruhsal" mizaçtan farklıdır ve düşünme ve akıl yürütme gibi psişik yeti. Ge­ isı ve ruhun aynı şey olduğu. örneğin çocuklar "Pestalozzi'nin ilke­ leri doğrultusunda"* eğitilir ya da "Weimar'ın ruhu ölümsüz Alman mirasıdır"** Özel bir durum da. maddenin karşıtı olan ilke tanımlanır.2 Diğerlerine göre Geisı. Geist sözcüğü üzerine Almanca Geist sözcüğü o kadar geniş bir kullanım alanma sahiptir ki. Bu alıntının kaynağı saptanamıştır. Geist sözcüğüyle. Spinoza'nın Geist'm Tek Töz'ün bir niteliği olduğuna dair görüşü de benzer bir sı­ nırlamadır. rasyonel düşüncenin ya da aklın tüm fenomenle­ rinin -irade. Bilimin yetersizliğinin matemi tutula­ b ilir elbette. parlak. aklın çok­ yönlü. yani spiritus vegetativus'tur (ileride yaşam ruhu ya da sinir ruhu olarak adlandırılacak). hatta yaşamın va­ sıtası olduğu düşünülür.

çünkü sözcüğün anlam zenginliği söz ko­ nusu fenomenin canlı bir imgesini sunar. bu nedenle de bir yandan Gischt (köpük). Geist net bir kişileştirme eği­ limine sahiptir: Pestalozzi'nin ruhu (Geist). Geist und Leben deki (Geist ve Yaşam) açıklamalarım. ilkel düzeyde. aktif ve canlandıran bir öz olarak görür ki. ilk başta. özellikle de entelektüel ve din­ sel olanların tamamı kastedilir.ı. "hareketli hava" anlamına gelen rrvı::u ı. "Ruhların serin nefesi" bir yandan 'lfuxrı 'ın. tıpkı Weimar'ın ruhunun Goethe ve Schiller'in hayaletleri olabileceği gibi. zira Geist aynı zamanda da ha­ yalet. görünmez * Zeitgeist (ç.3 Eskilerin. di­ ğer yandan da duygusal aghast (şaşırmış. İlkel zihnin. Giischt (maya). İ yi bilinen diğer bir örnek de. gheest (hayalet) gibi sözcüklerle. • B ir de nesnel Geist vardır. Geist sözcüğünün düzinelerce anlamı ve anlam nüansı psikoloğun nesnesinin kavramsal sınırlarını çizmesini zorlaştırır ama nesnesini betimlemesini kolaylaştırır. Bu düzeyde bakıldığında Geist. animus ve anima da daima avqıoç (rüzgar) ile ilgilidir. ruh sözcüğü ile karşıladım.o:'nın ilk anlamına işaret eder ki.) ** Jung'un etimolojik açıklamalarından da anlaşılacağı üzere. formik asittir. Dildeki kullanımının gösterdiği gibi. ' . soğuk anlamına gelen 'lfUXPOÇ ve 'lfUXOÇ sözcükleri ile akraba olduğuna. kurlurmuş ya da cinlenmiş diye söz edilmesinin nede­ ni budur. William James Varieties of Religious Experience (Dinsel Deneyim Çeşitleri) adlı eserinde bu ilk­ fenomenin canlı bir tasvirini sunmuştur. Almanca Geist sözcüğünün köpürüp ka­ barınak ve coşmakla da bir ilgisi vardır. korkudan donakalmış) söz­ cüğüyle akrabalığı göz ardı edilemez. tuz ruhu. Geist kavramının birçok anlamı olduğu için. bağlamdan yola çıkarak. siroyadaki gizli maddelerin çoğu gibi alkol de öyle algılanır. Coşkulu duygular çok eskiden beri cinnetle bir tutulur. Hamsin yortusundaki mucizevi rüzgardır.n. (ç. Ama masallardaki ruhu ele alan bu bölümün devamında Geist'ı. insanın yarattığı kültür eserlerinin. görünmez.. bir yandan da. Burada söz konusu olan. amonyak ruhu. yani ölmüş kişinin ruhu demektir. simyacı da spiritus'u incecik.D Ö RT ARKET I P 1 80 si ve motifi olan dönem ruhudur. bu zengin kavramı "ruh" ya da "tin" sözcüklerine hapset­ mek istemedim. nefesimsi bir varlık -a presence­ olarak algılanan işlevsel bir komplekstir. Bununla ilgili bkz.) 3. bugün bile öfkeli birinden.n.** somut anlamda onun imago'su ya da hayaleti olabilir. uçucu. ölülerin hayalet ve ruhlarının bir hava esintisi ya da duman gibi incecik bir yapıda olduğunu düşünmeleri gibi. içine şeytan ya da kötü ruh girmiş. bunun­ la.

gönül gözünü doldu­ ran imge ve suretler öne çıkar. bu onun kendi ruhudur. B irinci durumda ruh öznel bakış açısına tekabül eder. ya da (Spinoza'da olduğu gibi) Tek Töz'ün bir niteliği ya da (Hıristiyanlık­ ta olduğu gibi) Tanrı'nın bir parçası olarak görülmüştür. ayrıca canlandırır. onun karşısında doğanın yaşamının neredeyse ölü olduğu yönündeki (Hıristiyanlıkta­ ki) ruh tasarımıyla karşı karşıyayız. insanımsı duruma tekabül eder ki. ruh. hatta salt doğal olan ruhun karşıtı ko­ numuna yükselmiştir. bireyde kendisine ait olarak algıladığı psişik bir şey olduğunda. ilham verir.MASALLARDA R U H U N F ENOMENOLO J I SI Ü Z E R I N E 1 81 varlığı hayalet ya da dernon olarak kişileştirmesi son derece doğaldır. birbirleri­ nin sürekliliğini sağlarlar. ikinci­ sinde ise kamuoyu görüşüne. Ruhun ters yönde. ru­ hun. biçimsel yapı­ lardan da oluştuğunun kabulüdür. bu nedenle de maddenin. imgeler dünyasını dü­ zenleyen düşünce ve mantık. hareketsizliğinin ve cansızlığının klasik antitezidir. psike bir ruhtur. ilk baştaki doğal yaşam-ruhu­ nun üzerine bir üst-ruh binmiş. ikincisinde ise. İlk baştaki rüzgar doğasına uygun olarak. ruh ile doğa arasındaki karşıtlı­ ğın aslında tuhaf olduğunu görürüz. ama doğa da ruhsuz ve ölü değildir ya. dönem ruhu ya da ilksel. Üst-ruh doğaötesi ve dünyaötesi. beyin ve metabolizmaya bağımlı oldukları giderek daha çok an­ laşılan psişik işlevlerle özdeşliğinden artık kesinliğe varan bir biçim­ de emin olunmasıdır. Demek ki burada. ateşler. Bu tersine gelişmenin nedeni. ruh dinamik ilkedir. yani onun durağanlığının. yani kişinin kendi ruhu ol­ duğunun ve yalnızca yaşamın bezeyanlarından değil. Bu neden­ le. hareketli varlıktır. Ruh kavramının böyle bir gelişim göstermesinin nedeni. kozmik bir düzen ilkesi haline gelmiş ve "Tanrı" olarak nitelendirimiştir. Bu görüşe göre. henüz insan­ laşmamış. ruhun görünmez varlığının psişik bir fenomen. ruh canlı olan ve can verendir. ruhun yaşamı doğanınkinden çok üstün olduğu için. Ölülerin ruhları yaşayanların psişik aktivitesiyle özdeştir. Modem deyişle. Bu kar­ şıtlığı ayrıntılarıyla incelediğimizde. Şöyle ki. bu bir başkasının ruhudur ve belki de onu etkisi altına al­ mıştır. kışkırtır. Böylece. uyarır. Son kertede yaşam ile ölüm arasındaki karşıtlıktır. kanat­ lı. Fakat kendisine yabancı gelen psişik bir şey ol­ duğunda. daima aktif. buna bilinçdışı da denir. canlıözdekçilik yönünde. yani a maiori ad mi­ nus (çoğunluktan azınlığa) gelişimi Hıristiyanlık karşıtlığının hima­ yesi altında materyalizmde oldu. Birincisinde. Varlığı beslenme ve çevreye bağlı olan ve en üst biçimi us ya da akıl olan bir ruh kavramı yaratmak için yapılması ge- .

Bu özette. "Öznel ruh" endopsişik fenomenlere öz­ gü bir kavram haline gelirken. ama yine de onun kendine ait bir gerçekliği olduğunu herkes kabul ve teslim etmez. \lfUXl'J). Amerikan baskısında ( 1 959) bu paragrafın numarası unutulmuştur. ruhsal olanın tümüyle maddedışı olduğu elbette düşünülemez. "nesnel ruh" evrensel ruh ya da Tanrı anlamında değil. Psişik fenomenin fiziksel yapıya bir ölçüde bağımlı olduğu düşünülmekle kalınmaz. Ruhun ilk baştaki özünü. Fakat Geist ın deus ex machina özelliğinin bir yerlerde korunması gerekiyordu .onda de­ ğilse bile.D Ö RT ARKETI P 1 82 reken tek şey. aldatıcı gibi an­ lamları da vardır. Buna karşılık. bilinç fenomenlerinin uzamında kalmayı sürdürdü. özerklik ve span­ tanlığını tümüyle yitirmediği tek alan.s varlıklarının fiziksel koşullara bağlı olduğuna naiflik­ le inanılan diğer psişizmlerin tersine. hareketli. Fakat bugün daha otuz yıl öncesine göre bile bambaşka bir görünüm arzeden hipotetik "madde" gerçek kabul edilirken. insan kurumları ve kütüphanelerimizin içeriğinin tamamından oluşan entelektüel kültür değerlerinin toplamı anlamın­ da kullanılmaya başlandı. cansensus om­ nium (genel uzlaşma) ruhun maddedışı olduğu üzerinde ısrar eder. onun ilk baştaki eşanlamı olan insan ruhunda (Seele)4 ren­ garenk parlayan.ç (rengarenk parıltılı. . ki simyada anima'nın Mercurius diye tanımlanması da bu olasılı­ ğı artırır. ilkkarakterini hiç olmazsa prensipte koruduğu dinsel alandır. başlangıçtaki nefesimsi varlık tümüyle insan fizyolo­ jisindeki yerini aldı ve Klages gibi biri tinin "ruhun hasmı" olduğu it­ hamında bulunabildi. ru' 4. Zira ruh maddenin bir özelliği konumuna düşü­ rülünce ilk baştaki spantanlığını yitirmişti. doğrudan doğruya psişik bir fe­ nomen olarak karşımıza çıkan bir öz tarif edilmiştir. Eski Cermence saiwalô sözcüğünden gelen Seele. 5. atoA. Böylece. Ruhun materyalist çerçevede kavranması her yerde kabul görme­ se de. bu ruh kavramı dinsel alanın dışında. kelebek benzeri o nefesimsi varlıkta (anima. "Tek Töz"e başka bir isim vererek ona " madde" de­ mekti. Henüz psişik olan belirli süreçlerin benzer fiziksel görüngülerle iç içe olması nedeniyle. Ruhun fiziksel koşullarla ilişkisi hemen görülemediği için. Sözcüğün kurnaz. üstelik de daha dar anlamdaki psişik fenomenlerde olduğundan çok daha büyük ölçüde. değişken) sözcüğüyle akraba olabilir. ki subtle body fikri ve Çiniiierin gui-ruhu kavram ı da bu yöndedir. ona belirli bir maddesellik de atfedilir. ruhsal fenomenlere mad­ dedışılık atfedilir.

onun özgür­ lüğünü binlerce zincire vurması ve baskın idee-force (sabit fikir) hali­ ne gelmesi gibi. bu seyre. onun yaratıcı olmasını ruh sağlamıştır. Dıştaki nesneler il­ giyi cezbettiği ve doğayla ilişkilerimizde yaşadığımız farklılaşmanın. ruhu kendisinin yarattığına ve ona sahip olduğuna inanma gafletine düşer insan. Gerçekte. Bu nedenle dinle­ rin ruhun kökenini ve ilkkarakterini bize daima amınsatması gerek. qıuoıç'ın tutsağı olan tanrısal vouç'un mitinde ifadesini bulmuştur. üçüncüsü de imgelerin özerk ve bağımsız manipülasyonudur. deliliğe varan bir kendini beğenmişlik ya da özerk kişiliğin tümüyle yok olmasıyla birlikte dizginsiz bir mater­ yalizm ortaya çıkar ki. . totaliter kitle devletinin ideali de budur zaten. duyu algılarından bağımsız olarak imge üretme yetisi. tıpkı fiziki dünyanın. ruhu kendisi yaratmamıştır. Ruhun özelliklerinden birincisi. Ama insanın içine öyle nüfuz et­ miştir ki. Madde­ dışılık kavramı esasen gerçekliği dışlamasa da. ruh. Ruhun insan bi­ lincinin alanına inmesi. cahilce yaklaşımlar gerçekliği maddesellikle bir tutmaktadır. insana tabi nesne gibi görünürken. bunun en ibret verici örneklerini kendi dönemimizde görebiliriz. iyi fikirler. Doğrudan tek gerçeklik. Bu olgu ilkel insanın dışında yer alır. ki insan kendi alanına neyi dahil ettiğini ve bilincini neyle doldurduğu­ nu asla unutmasın. Dıştaki nesnenin karşısında onu denge­ leyen bir iç nesne olmazsa. insanı harekete geçirir. Ama onların görevi. ruha büyük zararlar ver­ meden devam edebileceği biçimde yön vermektir. dengeyi kurmak için ruhla da yaşanınası gerektiğini unuttuğumuz öl­ çüde tehlike de o kadar artar.MASALLARDA R U H U N F E N O M E N O L O J I S I Ü Z E R I N E 1 83 hun neden gerçek kabul edilmediğini anlamak kolay değildir. Örneğin Tantristler maddenin Tan­ rı'nın düşüncelerinin somutlaşmasından başka bir şey olmadığını söylerken aynı derecede haklıdırlar. ruhun ilkfenomeni ona sahip olur. duruma göre ruh ya da madde kökenli olarak etiketlerren bilinç içeriklerinin psişik gerçekliğidir. da­ yanma gücü. Ruh naif insanı şişkinlikle tehdit eder. Ruh ve madde aynı aşkın varoluşun biçimleri olsa gerek. spantan bir hareket ve aktivite il­ kesi. eğer dinler bu gelişimi durdurmaya kalksalardı. İnsan. coşku ve ilham verir. yani dinlerde muhafaza edilir. ikincisi. fakat artan gelişmeyle birlikte insan bi­ lincinin alanına girer ve bilince tabi olan bir işlev haline gelerek ilk baştaki özerk karakterini yitirir. Özerk karakteri artık yalnızca en mu­ hafazakar görüşlerde. Binlerce yıla yayılan bu süreç kaçınılmaz bir ge­ reklilik olsa gerek. kaybeden mutlaka onlar olurdu. olayların kaçı­ nılmaz seyrini engellemek değil.

as­ lında ahlaken kayıtsız ya da nötr olarak tanımlanması gerekir. örneğin bir hayalet olarak görünmesinin halü­ sinasyondan başka bir şey olmadığı düşünüise de. Bu tözün başlangıçtaki kimliği. zira bu ruh da illa ki kötü değildir. ruhsal dogma ve de­ ğerlere kayıtsız şartsız boyun eğme. Düşlerdeki baba fi­ gürü kati beyanlarda bulunur. Ruhun Düşlerde Kendini Göstermesi Ruhun psişik tezahürleri onun arketipik bir doğası olduğunu gösterir. Benzer tüm konu­ larda olduğu gibi. İncil "Tanrı ruhtur" dediğinde. Her halüklirda özerk bir komplekstir. belirli bir baba kompleksi­ nin "ruhsal" bir karakterde olmasıydı. Fakat görünüşe bakılırsa. bu da bizim ama­ cımız için yeterlidir. yani ruh denen fenomen. Ama modem ruh kavramı bununla da örtüşmez. incelememizde henüz ele almadığımız bir noktaya geli­ yoruz. Kötü ruh diye bir kavram da vardır. itkiler. günümüzdeki ruh kavramı. Olumlu baba kompleksi erkeklerde genellikle otorite inancı. kötü ve ahlaksız da olsa. spontan (kontrolümüz dışında olan) bir psişik olaydır bu. bu sorunla da hastalarıının düşlerini incelerken karşılaştım. yani babanın imgesiyle ilgili ifadeler. "düşmüş melek" fikriyle ve Eski Ahit te Yehova ile şeytan arasındaki yakın ilişkiyle ifade edilmiştir. Böylece. "ruhsal" sıfatını kullanmadan edemeyeceğimiz niteliklere sahipti. Bu ilkel ilişkinin bir yankısı da. yasaklar ve öneriler getirir. ' b. Ruhun kendini göstermesinin. aynı ruhsal töz şeytana da atfedilmektedir. . Ruh faktörünün psişik görünümleri hakkında bir fikir sahibi olabilmek için. eğilimler. fikirler vs. Tanrı'ya "Bizi doğru yoldan ayırma" diye dua etmemizdir. asıl yoldan çıkarıcı şeytan olmasına rağmen. İ lk önce dikkatimi çeken şey. ruhu summum bo­ num.D Ö RT ARKET I P 1 84 Görüldüğü gibi. yalnızca insan bilinci ve düşüncesinin ürünü olan kül­ türel ve genel kanılar üzerinde durduk. Bu kayna6. kadınlarda ise ruhsal istek ve il­ gilerin çok yoğun olması biçiminde tezahür eder. Fakat psikolojik açıdan da kuşku duyulmayacak bir özerkliğe6 sahip olan ruhun kendini spontan bir biçimde sergileyebileceğini henüz dikkate almadık. davranışlar. Tanrı'nın kendisi olarak kavrayan Hıristiyanlıkla pek bağdaş­ mamaktadır. kulağa bir tözün tanımı ya da bir niteleme gibi gelir bu. insan psike'sinin bilinçöncesi yapısında ev­ rensel olarak var olan özerk bir ilkiıngeye dayanır.

MASALLARDA R U H U N F E N O M ENOLOJ I SI Ü Z ER I N E 1 85 ğın görünmez oluşu.. Allah'tan mıdır diye ruhları imtihan edin . Yuhan­ na'nın Birinci Mektubu. s. Yuhanna'nın tavsiye ettiği "probate spiritus".e. Barlach'ın Der tote Tag (Ölü Gün) oyununda annenin cüce "SteiBbart" figürüyle anlatılması -tıpkı Bes'in de Kamak anatanrıça­ sıyla ilişkilendirildiği gibi.? Bu nedenle. Erkeklerdeki anlamı bu kadar açık değildir. 4. "yüksek" bir şahsiyet.). Burada. gerek kadınlarda gerekse de erkeklerde oğlan çocuğu ya da delikanlı görü­ nümünü alabilir. Rishi v e mahatma'ların mucize öyküleri bundan kaynaklanır. en azından benim deneyimlerime göre. Cüce biçimler.g. s. Kendilik ya da simyacıların kavradığı anlamda filius regius. 1 7 1 vd. .) anlatılmıştır.. Zaman zaman "gerçek" bir ruh. 8. Ruh. a. ı ı dikkat ve sabırla bekleyip görmekten başka bir şey olamaz. cücemsİ figürler ya da konuşan bilge hayvanlar bu roldedir.s olumsuzsa. 1 ) . 12.bana gayet mantıklı geliyor. Bkz. "ruh" faktörünü simgeleyen kişi çoğu kez yaşlı bir adamdır. meditasyon vizyonla­ rında da (ya da "aktif imgelem"de) o kadar canlı olabillr ki. Meister Eckhart'taki "Çıplak oğlan çocuğu" vizyonu bu bağlarndadır (bkz. Jung. hatta kötülü­ ğün tüm belirtilerini gösterirler. Düşlerdeki ruh figürlerinin ahlaken iyi olup olmadıklarından asla yüzde yüz emin olunamaz. (Kitabı Mukaddes. Bu çift. Şunu da vurgularnam gerek: ruhun bilinçdışı yaşamının temelini oluşturan ana plan bizim kavrayışımı­ Zin o kadar uzağındadır ki. bu nedenle. bilinçli bir ruhsal çaba olasılı­ ğına işaret eden "olumlu" animus anlamındadır. Bruno Goetz'ün Das Reich ohne Raum (Mekiinsız Krallık) adlı ro­ manındaki "oğlan çocukları" m amınsatmak 'isterim. Yaşlı bilge figürü yalnızca düşlerde değil. Olumlu da olabilir olumsuz da. "tanrısal çocuk" (Jung. 9. bir guru rolünü üstlenebilir. hangi iyiliğin kötülüğe yol açaca­ ğını asla bilemeyiz. Die Archetypen und das kollektive Unbewuj3te. 1 72). çocuk kalmış gölge anlamına gelir.. . " . grotesk. karşılıklı etkileşimden iyiliğin çıkması için ne tür bir kötülük gerektiğini. Mercurius'un simgesi ola­ rak simyada da önemli bir rol oynar. 1 0. genellikle kadınlarda görülür. Benzer bir vaka Psychologie und Alchemie'de (paragr. olumluysa. ı o Yaşlı adam ve oğlan çocuğu bir çift oluştururlar. nihai yargılarda bulunan otoriter bir sesten iba­ ret olmasıyla vurgulanır genellikle. 52 vd. Kadınlarda bu figür. 1 ! . nadiren de.9 Her iki durumda da oğlan çocuğu bir tür ruhu temsil eder. ı ı 7. Gurular hak. Hindis­ tan'da zaman zaman görüldüğü gibi. Çoğu zaman ikiyüzlülüğün. yani ölmüş bir kişinin hayaleti.

Bunun üzerine ak büyücü düş gören kişiyi işaret ederek kara büyücüye şöyle dedi: "Konuş. insanın idrak. içinde bir bakirenin fani kalıntılarınm olduğu eski bir lahit bulmuştu. ondan anahta­ rm sırrıyla ilgili bilgi almaktı . İnsan. rahip. 13. gulyabani ya da hayvan görünümündeki ruh arketipi. Ak büyücüye. Genç adam düşünde. öğretmen. ak büyücüye gelmesinin nedeni. plan gibi şeylere ihtiyaç duydu­ ğu. Kara büyücü çölde atı izle­ miş ve başına gelen bir sürü olaydan ve çektiği zorluklardan sonra cennetin kayıp anahtarını bulmuştu. iyi bir tavsiye. uzun. Dediğine göre./9. yaşadığı ülkedeki kralın kendisi için uygun bir mezar aradığım anlattı. "Evet. ama kendi imkanlarıyla bunlara ulaşamadığı durumlarda ortaya çıkar. Fakat kemikler gün ışığına çıkar çıkmaz.DÖRT A R K E T I P 1 86 "Yaşlı bilge adam" düşlerde büyücü. hekim. profe­ sör. Arketip bu ruhsal yetersizliği. anlayış. ı 3 kında sohbet ettiğim kültürlü bir Hintliye gurusunun kim olduğunu sorduğumda şöyle yanıt vermişti: "Sankaracharya idi" (8. boşluğu dolduran içeriklerle te­ lafi eder. Analytische Psychologie und Erziehung (Analitik Psikoloji ve Eği- . siyah bir cübbe giymiş ol­ masına rağmen "ak büyücü" denen ve rahibi andıran ulvi bir kişinin önünde duruyordu. içindeki kemikleri atmış ve ilerde kulla­ nabilmek için boş lahti yeniden gömdürmüştü. Bkz." Kara büyücü. karar. ama elbette onun ru­ huydu. "Ama ünlü yorumcu değil mi bu?" diye sorduğumda. Bu kişi uzunca bir konuşma yaptıktan sonra söz­ lerini şöyle bağladı : "Ve bunun için kara büyücünün yardımına ihti­ yacımız var. kralın tebası . bir zamanlar ait oldukları varlık -yani bakire­ kara bir ata dönüşmüş ve çöle kaçmıştı. Kral lahti açmış. cennetin kayıp anahtarlarılll bulduğuna ama bunları nasıl kullanacağım bilmediğine dair garip bir hikaye anlatmaya baş­ ladı." diye yanıt vermişti ve benim Batılı huzursuzluğumdan hiç rahatsız olma­ mışa benziyordu. Bu dü­ şü gören kişiyi tanımadığım için benim herhangi bir kişisel etkim söz konusu olamaz. öyleydi. Kara büyücü ak büyücü­ ye bir şeyler söylemek ister gibiydi ama düşü gören kişinin yanında konuşmakta tereddüt ediyordu. Ben şaşkınlık içinde. beyaz bir cühbe giymiş olan kara biiyü­ cüydü bu. büyükbaba ya da otorite sahibi herhangi bir kişi olarak görünür. o masum biri. Genç bir teoloji öğrencisinin ruhsal sıkıntılarını gidermeye çalışan ak ve kara büyücü düşü buna mükemmel bir örnektir. Hikayesi burada bitiyordu ve maalesef düş de sona eriyordu. O da güzel ve soylu görünüyordu. yüzyıl). Tesadüf eseri. " Bu sözlerden sonra aniden bir kapı açıldı ve içeriye bir başka yaşlı adam daha girdi.

düş gören kişinin sıkıntıları. iyi ile kötünün şaşkına çeviren etkileşimi ve suçluluk. masallarda­ kiyle hemen hemen aynıdır. yani ahlak değerlerinin muğlaklığı. Hiç Ummadığı Anda Mutluluğu Bulan Yetim Çocuk (Fin ve Estonya Halk Masalları No. yaşlı adam görünür. Faust. tehlike ve macera anlamına gelir. paragr. 68). gerekli bilgi. ve Die Beziehungen zwischen dem !ch und dem Unbewuj3ten (Ben ile Bilinçdışı Arasındaki İlişkiler). az çok benzersiz bireysel koşulları dikkate almadan inceleyebileceğimiz halkbilime dönelim yine..MASALLARDA R U H U N F E N O M E N O LOJ ISI Ü Z E R I N E 1 87 Fakat burada. paragr. Müphemdir. bir Estonya masalında. düşlerde olduğu gibi mit ve masallarda da kendini anlatır. 287. Bu neden­ le biz. yaşamın bizi daima karşı karşıya getirdiği -daha önce değindiğim. Masallardaki ruh Okuyucuma günümüz düşleriyle ilgili daha fazla örnek sunmak ister­ dim. bireysel vakaların karmaşıklığıyla yüz yüze gelmeyeceğimiz ve ruh motifinin çeşitlemelerini. herhangi bir gü­ vence ve onay olmadan. zik yardımianna borçluyum. c. Dr. Kahraman dışsal ya da içsel nedenlerden ötürü gere­ keni yapamadığı için. 14. ıstırap ve kefa­ retin acımasızca iç içeliğiyle yüz yüze getirilmesiyle giderilmiştir. İkinci Bölüm.ı6 kötü muamele gören bir yetim çocuğun. yani ruhsal bir işlev ya da endopsişik otomatizm sayesinde kurtulabileceği umutsuz bir duruma ne zaman düşse. görünürde hiçbir çıkış tim). 1 5 . kişileştirilmiş bir düşünce. ebedi zihnin ebe­ di eğlencesi" 14 olarak görünürler. şüphe­ lidir ve karanhktır. ancak Tanrı adına gidilecek zorlu bir yoldur. elimizdeki kısıtlı yerden de daha fazlasını gerektiriyor. 16. ona istediği gibi kolay bir çözüm sunularak değil. Ruhun düşlerde yaşlı adam olarak görünme sıklığı. ancak sağlam bir düşünce ya da parlak bir fikir.sorunla. Ama korkarım. Marie-Louise von Franz'ın na­ . Karanlık Dehliz. Çocuk. Ruh. ve arketip­ ler bu doğal etkileşirnde "oluşum. yeniden oluşum. ı s Kahraman. düşlerin bireyselliği daha ayrıntılı tasvir edilme­ yi. Burada kullandığım masal malzemesini. Örneğin. yani öğüt verip yardım eden yaşlı adam kılığında ortaya çıkar. ot­ lattığı inek kaçınca cezalandırılmaktan korktuğu için evine dönme­ ınesi ve başını alıp gitmesi anlatılır. . Dinsel ilkdeneyime giden bu yol doğru yoldur ama bunu kaç kişi gö­ rebilir? Çok uzaklardan gelen hafifbir ses gibidir. 208 vd.

tüm yaşamı gözlerinin önünden geçerdi. onu düşünme zahmetinden kurtarmıştır. sana daha fazla bakamam ama bedavadan iyi bir öğüt vermek isterim. sevgili vasileri ve teselli kaynakları toprağın altında yatan bir­ çok kişinin yaşadıklarından ne daha iyi ne de daha kötü. bedenen güçsüz olan isterik bir kadını. Uyandığında. hiç beklen­ medik bir tahammül gücü geliştirirler.' Sonra yaşlı adam çocuğa kim olduğunu. Artık geri dönemez. yiyeceğe ihtiyacı olacağını düşünebiiirdi en azından. Duygularına kapılıp öyle aniden evden kaçıverirken. büyüyü andıran bir özelliğe sahiptir: İradenin bilinçli çabasından kat kat üstün olan. Geçmişin anımsanması. bu son uykun olacak­ tı. Bitkin bir halde derin bir uykuya dalar. kendi başının ça­ resine bakmak zorundadır. bir sandalyeye başının arkasını. yaşlı adam. dünyada şansını aramaya çıkmak zorundasın. anımsayabildiği kadarıyla başından geçenleri an­ lattı. 'Bugünlük yeterince içtin. geçen akşam yedi­ ği dayak da dahil. bilinçli bir düşünce henüz ya da artık mümkün olmadığında. ne karım ne de çocuğum olduğu için. Bunu bilmek. özellikle de yapay yoğun­ laşma hali olan hipnozda deneysel olarak gözlemlenebilir: tatbiki derslerimde. Bir kez evden kaçtığın için. Çocuk ona. elindeki tıkacı yeniden süt fıçısına takmak üzere olan uzun ak sakallı ufak tefek bir yaşlı adam gördü. 'eğer tesadüfen buradan geçmeseydim. gere­ ken kararhlığı göstermesini sağlayacaktır. Bu. "sanki ağzında bir sıvı varmış gibi geldi ona ve karşısında.DÖRT ARKETIP 1 88 yolunun olmadığı umutsuz bir duruma düşer."' Yaşlı adamın o ana dek söylediği şeyleri. Artık geri dönemezsin. Geleceği konusunda kimse ona yardım edemez. tüm ruhsal ve fiziksel güç­ lere ihtiyaç duyulan kritik bir anda kişilik vasıflarının bir araya top­ lanmasına ve bu güç birliğiyle geleceğin kapısının aralanmasına ya­ rar. Ne çitim ne çubuğum. Psi­ şik güçlerin yoğunlaşması ve gerilimi. çünkü seni bulduğumda yarı ölüydün. . Yaşlı adam çocuğa bu ger­ çeği göstererek. Evet. nereye gittiğini sordu. 'Biraz da­ ha içeyim!' diye yalvardı çocuk. masalın kahramanı.' dedi yaş­ lı adam. ya­ ni çocuk da akıl edebilirdi. bu tür durumlarda hep olduğu gibi. Böylece. Bunun üzerine yaşlı adam şöyle dedi: 'Sevgili yavrum! Yaşadık_­ ların. O za­ man da. diğerine de topuklarını dayadığı bir pozisyonda yak­ laşık bir dakika boyunca derin bir hipnotik uykuya daldırıyordum. durumunu yeniden gözden geçirmek zorunda kalırdı. bilinçdışı psişik alanda kendiliğinden gerçekleşen maksatlı düşünce­ lerin ve ahlaki ve fiziksel güçlerin yoğunlaşmasının ta kendisidir.

No. Yaşlı adam çocuğa. Richard von St." dedi yaşlı adam. s. s. nereden. Dağın büyüklüğü ve yüksekliği yetişkin kişiliği imler. I 8. . No. "Ekmek torbaını ve fıçıcığımı al. başarının en büyük garantisi de budur zaten. Victorder ki: "Vis videre Christum transfiguratum? Ascende in montem istum. 287. yedi yıl sonra büyük dağa ulaşacak ve mutluluğu ora­ da bulacaktı. Bunun çok sayıda örneği vardır: İspanyol ve Portekiz Masalları (No 34: Be­ yaz Papağan. 19 insanın kendisi üzerine düşünmesini ve ahlaki güçle­ rin toplanmasını sağlar. 20. İran Masal­ ları (Bddgerd'in Sırrı). Sui. neden. "bun­ ların içinde günlük ihtiyacını karşılayacak kadar yiyecek ve içecek olacak. Kuzeyin Halk Masalları I (İsveç No l l : Kurtadanı). 20 İsveç: Ür.20 yani iyi ve kötünün birleştiği kişiliğin bir özelliğini temsil eden 1 7 . ıs Böylece. sıra iyi öğütler vermeye gelmişti. On İki Parça. 345) şöyle der: "Montes patriarchae et prophetae sunt'' (Dağlar atalar ve peygamberlerdir). Bu bakımdan yoga fenomenolojisinin özellikle vurgulanması gerekir. Öğrencilerim arasında bulu­ nan güçlü bir jimnastikçi iradesini bilinçli bir biçimde zorlayarak bu pozisyonu taklit etmeye çalıştı. CLXXII içinde: Speculum de mysteriis ecclesiae. Akıllı yaşlı adam çocuğun kendini toplamasını sağladıktan sonra.. Dağ. kendini tanımayı öğren) (Migne. P. Köpek) ya da gizli bilgiler içeren bir kitaptır (Çin Halk Masalları. Balkan Masalları (No 15: Çoban ve Üç Samovil). P. s. Bir başka arınağan da her şeyi dans ettiren bir flüt (Balkan Masalları. Fakat nabzı derhal 1 20'ye çıktı ve yı­ ğıldı kaldı.MASALLARDA R U H U N F E N OM ENOLOJ I S I Ü Z ER I N E 1 89 Sonunda nabzı dakikada 90'a çıkıyordu. Heksagram. İzleme). Cenneti arayan prense. 83. I Ch ing hedefi şöyle tanımlar: "Kral onu Batı Dağı'na takdim eder" ( 17. çocuğun bir nehirden geçmesi gerektiğinde yonca yaprağı sandala dönüşecekti. ya da yol gösteren bir küre ve görünmez kılan değnek (Kuzeyin Halk Masalları. 19. Demir Çizme/er. Dövüşen Kardeşler. 23 1 . Honorius vonAutun (Migne. s. No. artık hiçbir şeyin eksikliğini çek­ meyecektir. 17 Gücünü toplamış olması kararlı olmasını sağlar. 248. Masallardaki yaşlı adam sık sık kim. Rus Halk Masalları (No 26: Elleri Olmayan Kız). L. disce cognoscere te ip­ sum" (Dönüşüm geçirmiş İsa'yı mı görmek istiyorsun? Bu dağa çık. 1 8 Danimarka: On İki Çift Altın Ayakkabı/ı Prenses. s. yolculuğun ve tırmanışınhedefini temsil eder. 1 73). c. L. 280). s.9). s. bu nedenle psikolojide ge­ nellikle Kendilik anlamına gelir. sık sık da bunun için gereken büyülü tılsı­ mı. s. No 45: Kraliçe Gül ve Küçük Thomas). kendiliğinden hareket eden bir kayık verilir (Grimm Kardeşlerden Günü­ müze Alman Masalları. nereye soru­ larını sorarak. yoluna devam etmesini ve hep doğuya git­ mesini söyledi. onu kardeşlerine götürecek bir yün yumağı verir (Fin ve Estonya Masalları No. 97) ya da mucizevi köpeklerdir ( 1 . Erkek kardeşlerini arayan kıza. CXCVI içinde: Benjamin nıinor. yani durum umutsuz olmaktan çık­ mıştı. 381)." Çocuğa bir de yonca yaprağı verdi. sütun 53-56. 86: Cang Liang).

Ayrıca bkz. zira arketip salt duygusal tepkiyi. 23. s. bu yüzden suyu kaba. (No. hangi yolların hedefe götürdüğünü de bilir ve bunları kahramana gösterir. s. 4 1 : Kraliçe Gül ve Küçük Thomas). insanlara "ön­ ce bir uyku çekmeyi" tavsiye etmesinde de görülür. " 22 Yaşlı adam. Fakat yaş­ lı adamın müdahalesi. Grirum Kardeşlerden Günümüze Alman Masalları (Demir Çizme/er). arketipin yalnızca masallarda değil. s. kaybo­ lan erkek kardeşlerini arayan kıza şöyle der: "Yat uyu hele. 83 (Estonya: Dövüşen Kardeşler). bu deneyim psikoterapiste hiç yabancı değildir. İspanyol Masalı No. nasıl. 1. 34 (Beyaz Papağan). 280. 25. Nitekim. kişiliği olağanüstü bir başarı­ ya ulaşabilecek kadar birleştirmeye tek başına muktedir değildir. 199. 24. nerede olduğunu bilmiyorum ama yukarda. s. bir dizi içsel yüzleşme ve kavrayışla engeller. evin başka bir katında çeşit çeşit kuş yaşıyor. atını tırıs sürerken doldurmasını öğütler. 382.23 Karşılaşacağı tehlikeler konusunda onu uyarır ve bunlarla baş etmenin yollarını anlatır.24 ya da krala şifalı su götürmek için atıyla bü­ yülü bir kaynağa gitmek isteyen delikanlıya. nerede. oraya gelen herkesi ke­ mentle yakalamaya çalışan cadılar olduğunu söyler. Cennete giden yolu arayan prense şöyle der keşiş: "Üç yüz yıldan beri burada oturuyoruru ama şimdiye kadar kimse bana cenneti sormadı. kapalı gözlerle nöbet tutmak gibi bir hilesi olduğunu söyler. onlar mutlaka biliyordur. Örneğin. yani arketipin kendiliğinden nesnelleşmesi de kaçınılmaz görünür. Meyrink'in Der weisse Domini­ kaner (Ak Dominiken) adlı novellasındaki gizemli "Güvercinlik Efendisi". zira bilinçli irade. özellikle de kuşların yardımına başvurmak­ tan hoşlanır. geceden daha akıllıdır sabah . kaynağın bir aslan tarafından korunduğunu. 1 52. "2 t Zor durumda kalan kahramanın çaresizliğini de derhal görür ya da en azından ona yardımcı olacak bilgiyi sağlar. mevcut durumun ve hede­ fin görülmesini sağlar. Bu masalda saksağan bilgi verir. . neden sorularını ön plana çıkararak. Fin ve Estonya Masalları No. İran Masalları (Bfidgerd'in Sırrı). s. bu aslanın açık gözlerle uyumak. Bu süreç. gerçek yaşamda da nes­ nel müdahalesine gerek duyulur. Bu amaçla hayvanların. Bu nedenle. Bunun sonucundaki aydınlanmanın ve yazgı yumağının düğümlerinin çözülmesinin genellikle büyüleyici bir tara­ fı vardır ki. c.25 Kurtadama dönüştü2 1 . kim. Bir Balkan masalında ( 1 5 : Çoban ve Üç Samovil) yaşlı adam "tüm kuşların ça­ rı"dır. gümüş suyu getir­ mek isteyen oğlana.DÖRT ARK ETI P 1 90 beklenmedik ve ihtimaldışı bir başanya ulaşma gücü verir. Yaşlı adamın kişiyi düşünmeye sevk etme eğilimi. 22. 1 58.

30 vd. Balkan masalı ([No. genellikle arketipleri somutlaştıran masallardaki düşler­ de. 'Ben Orman Kralı Och'um. Prens kiliseyi yıktırır ve yeni bir kilise daha inşa eder. Och'un karısı yeşil. (Ardıçkuşu ve Bülbül). 23 1 vd.' dedi minik adam . diğer yandan da iyi niyet ve yardımseverlik gibi ah­ laki özellikleri temsil eder. s.27 Demek ki ya�lı adam bir yandan bilgi. bilgelik. Sonra prensesin çok sevdiği be­ yaz zambağı kaynayan katranın içine atmasını ve kurtadam geldiğin­ de kazanı kurtadamın başına geçirmesini söyler ve böylece prensesin sevgilisinin üzerindeki büyünün bozulmasını sağlar. 28. . "Ah. yaşlı bir adam kütü­ ğün içinden sürünerek dışarı çıkar. bu durum üç kez tekrarlanır.MASALLARDA R U H U N F E NO M E N O L O J I S I Ü Z E R I N E 1 91 rülen sevgilisini arayan prensese bir ateş yakıp ateşin üzerine içi kat­ ran dolu bir kazan koymasını söyler. s. 35 vd. 5 1). Kuzeyin Halk Masalları I. Arketip bilinçdışının özerk bir içeriği olduğu için. akıllılık ve sezgi. 35 vd. 26. ki bunlar onun "ruhsal" karakterini yete­ rince ortaya koyar. l l ( İsveç: Kurtadam). s. Genç prens kiliseyi inşa eder ve hiç kimse bir kusur bulamaz ama yaşlı bir adam gelir ve.28 Bilinçdışıyla ilişkisi "Ommn Kralı" olarak adlan­ dmldığı bir Rus masalında açıkça ortaya konur. 27. 2 1 7. "yüzü buruş buruştu ve dizlerine dek inen yeşil bir sakalı vardı. s. sıralar yeşildi. düşünce. çocukları yeşildi. kısacası her şey ama her şey yeşildi. "Ve Orman Kralı onu yanına alarak yerin altındaki o bambaşka dünyadaki yeşil bir kulübeye götürdü . Ama yaşlı adam yine bir kusur bulur. Ona hizmetçilik eden su kadıncıkları da sedefotu kadar yeşildi. 29. küçük." Çiftçi haylaz oğlunu onun hizmetine verir. Rus Masalları (No. ne de gü­ zel bir kilise yapmışsınız! Ne yazık ki temel duvarı biraz eğri ! " der. (Bülbül Gisar: Balkan Masalları No. 6: Och). . eleştirel yargılarda bulunduğu görülür.29 Çiftçi yorgun argın bir ağaç kütüğünün üzerine oturduğunda. ormaniara hill<i m olan bitki ve ağaç tanrısıdır.26 Bazen de yaşlı adamın. . Kulübede her şey yeşildi: duvarlar yeşildi. Kafkas Masalları. tıpkı günümüz düşlerindeki gibi görünür. yaşlı adam. 49: Lubi ve Dünya Güıeli). kral olabilmek için babasına kusursuz bir kilise inşa etmek isteyen genç prensi anlatan Kafkas masalında olduğu gibi. No." "'Kimsin sen?' diye sordu çiftçi. Or­ man Kralı bu masalda. B ir Balkan masalında yaşlı adam sıkıntı içindeki kahramanın rüyasına girer ve yerine getir­ mesi olanaksız görünen görevlerin üstesinden gelebilmesi için tavsi­ yelerde bulunur. idrak. s." Yemekler bile yeşildir.

n.) **** buzdan (ç. maden ocaklarının Demi­ radamcık'ını. yaşlı bir adamcık gördü.) ****** elbiseleri buzdan (ç. s.n. "eisig"****den ziyade "eisem"***** olsa ge­ rek. No. II.n. aynı yerde oturmuş ağlıyordu.n. ve prenses halil. Griının Kardeşler tarafından derlenen ço­ cuk masallarından biri. Demiradamcıklar da var. simyacıların homuncu* Sepette ne olduğunu soran küçük bir demir adam (ç. Yaşlı adamın bir cüce olarak görünmesi de bilinçdışına ait olma­ sıyla ilgilidir. minnacık. yaşlı adam bir sefer normal boyutlardadır. Aynı motif Goethe'nin.). kralın kızına bir sepet dolusu elma götürmek isteyen çiftçi delikanlı da minik bir adamla karşılaşır: "es chlis isigs Manndle. bir ses duydu: 'İyi akşamlar. 84." Bir İsviçre masalında.). Metin fonetik hatadan geçilmiyor. 3 1 . çok şaşırmıştı.sular diyarıyla da bağlantısı vardır. zira bi­ linçdışı sık sık orman ya da suyla ifade edilir. Die neue Melusine (Yeni Melusine).n. Zosi­ mos'un vizyonundaki32 Kurşunadamcık'ı.) ** küçük adam (ç.) 30. Yaşlı bilge tipinin birçok kez göründüğü. evi küçük bir kutunun içine sığan cüce prenses masalında da vardır. bu da onun bilinçdışıyla olan ilişkisini açıkça gösterir. Bkz. yaşamın çok kritik bir anında ortaya çıkmıştı. Ama etrafına bakındığında. das frogtene. bir prensesle evlenıneye kalkan ap­ tal Hans'ı anlatan masalda da olduğu gibi. Gerçi Buzadamcıklar ol­ duğu kadar.n.3I Bu bağlamda Anthroparion'u. yıldızlar yanıp sönüyordu. ***** demirden (ç. was er do e dem Chratte hiiig?"* Bir başka yerde "Manndle"** "es isigs Chlaidle an" . bir başka sefer de miniciktir ve alçak. hatta modem bir düşte siyah bir Demiradamcıkla bile karşılaştım.***30 Buradaki "isig". günümüzden bir vizyon­ lar dizisinde. taşlı bir alanda yükselen bir dağın tepesinde­ dir. onu başıyla selamlayan küçük adam çok candan ve mütevazı görünüyordu. Sevgilisini arayan prenses masalında şöyle denir: "Ge­ ce ve karanlık çökmüştü. antikçağın hünerli Daktyller'ini. küçücük. Derin düşüncelere dalmıştı ki. fakat bir lera­ terin dibindedir ve etrafı yüksek kayalada çevrilidir. Yoksa "es Chlaidli vo Is"****** olurdu. Einige Bemerkungen zu den Visionen des Zosimos (Zosimos'un Viz­ yonları Ü zerine Bazı Notlar) adlı yazım. güzel kız! Neden burada böyle yapayalnız otu­ ruyorsun ve neden bu kadar üzgünsün?' Prenses yerinden fırladı. Buradaki masalın adı Anka Kuşu. 29 vd. *** demir elbiseler giymişti (ç.DÖRT ARKETIP 1 92 bir yandan da -su perileri aracılığıyla. . MasaL 32.

s. de anmak gerekir. Bölüm. büyükten daha büyüktür". Heinzelmiinnchen'ı. psikoloji araştırmalarında da açığa çıkmıştır. Bu tür tasavvurların ne kadar "gerçek" olduğunu. konunun özüne inii­ diğinde görülebileceği gibi. bazı ilkel masallarda yaşlı ada­ mm güneşle özdeşleştirilmesiyle ifade edilir. 2. B ir Sibirya masalmda (No. 35. yazgıya yön verecek güçtedir. bilinçdı­ şındaki zaman ve mekan kavramının garip belirsizliğiyle ilgili olma olasılığı daha yüksek bence. yani büyük ve küçükle ilgili rasyonel kavramımız kesinlikle insanbiçimcidir ve yal­ nızca fiziksel görüngüler aleminde değil. böylesi vizyonların endopsi­ şik şeylerle ilgili olduğuna dair karanlık bir duygudan kaynaklandığı. felaket­ zedeler kukuletalı cücenin buzlar arasındaki geçit vermez uçurumlar arasından çıkıp buzuldan geçtiğini görmüşler ve müthiş bir paniğe kapılmışlardı. günümüz araştırmalarında mikrofizik aleme giril­ dikçe. Bu tür "mantıklı" varsayımıara rağbet etmesem de. böyle bir şeyin kafaya sığabitmesi için çok küçük olması gerektiği sonucu çıkarılabilir. Bkz.35 Yaşlı bilge arketipi de miniminnacık. s. Psychologie und Alchemie.33 İnsanın oran duygusu. bir yandan da. Taşa Dönüştüriilen Adam) yaşlı adam göğe kadar uzanan beyaz bir figürdür. dağda ağır bir kaza geçiren iki felaketzedenin güpegündüz yaşadığı ortak bir Kapuzenmiinnchen vizyonunu öğrenince anladım. Die Archetypen . . Yaşamın kritik anlarında. 203. Fakat küçültme eğili­ minin bir yandan aşırı büyütmeyle (devler!). muazzam enerj i yoğunluğunun da o kadar arttığını gösteren atomların dünyasıyla ortaktır. Faust. yalnızca fizikte değil.MASALLARDA R U H U N F E N OM ENOLOJ I S I Ü Z E R I N E 1 93 /i' sini (küçük insan). En küçük şeylerin en büyük etkilere sa­ hip olduğu. Ras­ yonel olarak bakıldığında. Arketiple­ rin bu özellikleri.34 Goethe de Kebirler'den şöyle söz eder: "Kendileri küçüktü. . Kebirler Sahnesi. son derece küçük boyutların dünyası ol­ duğu izlenimine kapıldığım motiflerle sık sık karşılaşmışımdır. Aynca bkz. Atman "küçükten daha küçük. . . neredeyse göz­ le görülemeyecek kadar küçük olmakla birlikte. 34. paragr. ama güç­ leri büyüktü" . 13. başparmak büyük­ lüğünde olmasına rağmen. B ilinçdışının. insana özgü alanların çok ötesindeki ortak bilinçdışı alanlarda da geçerliliğini yitirir. bu izlenimin. Yaşlı adam yanında ge- 33. bütün her şey sözümona ufacık gibi görünen bir şeye bağlı değil midir! Arketipimizin aydıntatıcı doğası. tümüyle yanlış olduklarını iddia edemem. 62. "dünyanın her yerini iki karış kaplar". İskoçların brownie'lerini vs. 184 vd.

güzel kız ! Yıka beni. 285 (Dünyanın Sonu ve Ateş Hır­ sızlığı). Bunun en belirgin örneklerinden biri. Grirom Kardeşlerden Günümüze Alman Masalları.örekesinin peşinden kuyuya atlar. Sonra bir hamama varır. sihirli bir ülkeye varır ve yolu­ na devam ederken bir inek. Bu motif o kadar yaygındır ki. üvey kızın örekesini kuyuya düşürmesiyle başlar. 1 89 vd. s. Yine de yoluna devam eder ve üvey kızın doğru yaptığı her şeyi yanlış yapar. itaatkar ve iyi huylu bir yetimdir. kızdan kendisini yıkamasını ister. bilgelik ve idrakin yanı sıra. yaşlı adam. hatta insanın ahlakını sınar ve armağanlarını verip vermemesi bu sınava bağlıdır. 39. 74 (Menebuş'tan Öykü/er: Ateş Hırsızlığı). "Sabunu nereden bulayım?" " Hamam taşların­ dan birini al ve beni bu taşla ov. Ödülü de ona göre olur. 37. Yaşlı adam kızı bir torba dolusu altın ve kıymetli taşla ödüllendirir. ruhun bir yönü de ateştir. s. Daha önce de belirttiğimiz gibi. Yaşlı adamın hem ulvi hem de yardımsever olması. Kabağı yedikten son­ ra meşaleyi de yanında götürünce. s. No. "Banyo fırçasını nereden bulacağım?" "Beyaz kısrağın kuyruğunu kesip bir fırça yap ! " Ama kız bunun için huş ağa­ cının liflerini kullanır." Ama kız köye gidip sabun alır ve yaşlı adamı sabunla yıkar. üvey kız ile evin kızını anlatan EstonyaJs masalıdır. hamamda­ ki kirli yaşlı adam. Aralarında şöy­ le bir konuşma geçer: Yaşlı adam: "Güzel kız. Güney Amerika Yerlilerinin Masalları. 1 92 vd. 38. ama kuyuda boğulmaz. bir koç ve bir elma ağacıyla karşılaşır ve bunların isteklerini yerine getirir.36 Bir Kuzey Amerika masalında yaşlı adam ateşe sahip olan bir büyü­ cü hekimdir. Masal. . başka örneğe gerek yoktur. "Asker ile Kara Prenses" adlı Alman ınasalında39 lanetlenmiş prensesin her gece de36. Evin kızı çok kıskanır elbette. akıllılık.J? Eski Ahit'ten ve Hamsin yortusu mucizesinden de bil­ diğimiz gibi. o da öreke­ sini kuyuya atar ama örekesini hemen bulur. Kız . s. onunla Tanrı arasında bir bağ kurma düşüncesini akla getiriyor. Kısrağı tekneye işet! " Ama kız tekneyi temiz suyla doldurur. Kuzey Amerika Yerlilerinin Masalları. insanlar ondan meşaleyi çalar.DÖRT ARKETIP 1 94 tirdiği meşaleyi bir kabağı kızartmakta kullanır. ahlaki özelliklere de sahiptir. böyle kirli olmak çok ağrıma gidiyor ! " Kız: "Ateşi neyle yakaca­ ğım?" "Tahta kazık ve karga pisliği topla ve bunlarla ateşi yak. 53: Üvey Kız ile Evin Kızının Ödülü." Ama kız çalı çırpı toplar ve sorar: "Suyu nereden bulayım?" Yaşlı adam: "Ahırda beyaz bir kısrak var. Üvey kız.

kısmen de yeraltına özgü. kahramanın canını almak isteyen bir katil olarak karşımıza çı­ kar. Masalın adı "Tek Taraflı Yaşlı Adam"dır ve gerçekten de.4ı Bir tür kanatlı dernon olan "Vil"ler gözünü oymuştur ve kahramanın görevi. 36: Kral ile Üç Oğlu. 4 1 . yaşlı adam birçok kez dirilttiği ölü tarafından yanlışlıkla öldürülünce. yukarıya işaret eden bir yanı olduğu gibi. Bir Sibirya masalında yaşlı adam tek bacaklı. onun karanlık bir yönü olduğuna işaret eder." Bunun üzerine yaşlı adam her zamanki gibi iyi öğütler verir. yaşlı adamın gözü­ nü yeniden eski haline getirmelerini sağlamaktır. aydınlık. ama genellikle nötr bir tarafları vardır.MASALLARDA R U H U N F E N O ME NOLOJISI Ü Z E R I N E 1 95 mir tabutundan çıktığı ve mezarının başında nöbet tutmakla görevli askeri tabutuna götürüp yediği anlatılır. Orada aniden uzun ak sakallı bir adamcıkla karşılaştı.4o Tüm arketiplerin olumlu. onun bu sakatlığı. aynı naiflik. 'Nereye böyle?' diye sordu Akadamcık. Günlerin Yaşlı Adamı . Cüce görünümünde olması bile sı­ nırlayıcı bir küçültme anlamına gelir. "Ve gece olduğunda kaçıp gitti. Bu. tek elli ve tek gözlüdür ve demirden bir asayla bir ölüyü diriltir. yani idrakını ve aydınlığını demonların karanlık dünyasına çaldırmıştır. . Diğer yarısı görünmezdir ama ma­ salda. şeytanın her gece yaptığı kötülüğe daha fazla göz yummak istemiyor­ du. ama müca­ dele anında tek taraflı yaşlı adamı da öldürür. kara bir domuza. yani Seth'e bir bakış attığı için bir gözünü kaybeden Osiris'in yazgısını ya da gözünü Mimir'in pınarında kurban eden Wotan'ı anımsatır. ruh arketipi için de geçerlidir. bu bizim sevgili Tanrı efendimizdi. "yaşlı kral"ı antiquus dierum di­ ye niteleyen İngiliz simyacı Sir George Ripley'de de görülür. kısmen olumsuz ve düşman­ ca. Sonunda kahraman onun katilini öldürmeyi başarır. Bu masalda yaşlı adam gerçekten de Tanrı olarak sunulur. böylece. ölü de tüm şansını yitirir. 'ben de eşlik edebilir mi­ yim?' Ve yaşlı adamcık çok güvenilir birine benzediği için asker ona kaçtığını ve bunu neden yaptığını anlattı. aynı şey yeraltı dünyası köken­ li bir bitki tanrısı için de geçerlidir. Fakat nöbet sırası kendine ge­ len bir asker kaçıp kurtulmak ister. aşağıya işaret eden. yararlı. Masalın devamında. tarlalardan geçip güzel bir çayıra geldi. öldürülen iki 40. Balkan Masalları No.Ripley'in "Cantilena"sında. B ir Balkan masalında yaşlı adam bir gözünü kaybettiği için engellidir. Yaşlı adam görme yetisinin bir kısmını. dağlardan. yalnızca bir yarıdan ibaret olmak gibi bir engeli vardır. Masa­ lımızda yaşlı adamın üzerine bindiği hayvanın bir teke olması.

42 Dolayısıyla. öte yandan da ürkütü�ü bir zehir ustasıdır ve cpapJ. Bu durumda. Öğretici Merlin figüründe de olduğu gibi. Bunu. Hermes'in de nitelendiği gibi. "mütevazı" ve "iyi niyetli" yaşlı adamın ortaya çıktı­ ğı her durumu çeşitli nedenlerle kurcalamakta yarar var. bencil­ liği yüzünden. O zaman da. Bunun üzerine köpekler de -"kedi evden gi­ derse. 132. yaşlı adam ona kötücül bir cin ya da şeytan gibi gelirdi. " ad ut­ rumque peritus"tur. Gerçekten de yaşlı adamın kötü bir tarafı da vardır.HXKov sözcüğü hem panzehir hem . No. Köpekler de vahşi ormana ka­ çarlar. Şenliğin doruğunda köpekler et stoklarına saldırırlar. hem de öldürendir. . s. Bizim yetim çocuk ineği elinden alan kişinin yaşlı adam olduğunu sezseydi. bkz. Bu mümkündür. ineği kaçan yetim çocukla ilgili Estonya ma­ salında. Rahner. "başının üzerindeki iki gölde iki ördek yüzen" kötü bir ruhtur. İnsan etiyle beslenir. yazgının üstün ama örtük sezgisi. "Yaratıcı". fareler dans eder" atasözündeki gibi. Masala göre. gündelik yaşamdaki de­ neyimin de gösterdiği gibi. ilk başta bahsettiğimiz. cansıkı­ cı olaylar yaratarak. bir şenliğe katılmak için komşu köye giden kahraman ve arkadaşları kö­ peklerini evde bırakırlar. bazı durumlarda iyinin ta kendisidir. Die seelenheilende Blume (Ruhu İyileştiren Çiçek). Buradan çıkarılabilecek bir sonuç da. yaşlı adamın aynı zamanda da kendi kendinin zıddı olduğudur. çocuğa evden kaçması için mükemmel bir ne­ den verdiği kuşkusu doğar. Prudentius. ba­ zı durumlarda da kötünün özelliklerine sahiptir. tam o sırada ortaya çıkan yaşlı adamın ineği önceden kumaz­ ca ortadan kaldırarak. masalın kahramanı Ememqut'a dedi ki: 'Git de kann­ la birlikte köpekleri ara!"' Fakat masalın kahramanı korkunç bir ka. "Yaratıcı.DÖRT A R K ETI P 1 96 kişinin özdeş olduğu anlaşılır. Ben bilincinin aptal Keloğlanı'nı dürter ve onun budalalığı yüzünden asla kendi başına bulamayacağı doğru yolu bul­ masını sağlar. Her ikisinde de maharetli. de zehir anlamına gelir ve son kertede zehir her ikisi de olabilir. cinimsi bir karakteri vardır. tuzağa düşürülen şeytan motifi izler. 36: Yaratıcının Köpekleri. 43. Contra Symmachum. yaşlı adamın müphem. Ememqut'un 42. Bir Sibirya masalında43 yaşlı adam. yani hem dirilten. sırf kötülük olsun diye kötülük yapan kötü büyücüdür. nite­ kim ilkel büyücü hekim de bir yandan şifa veren kişi.bir şenlik yapmaya karar verir.r fırtınaşma tutulur ve kötü ruhun kulübesine sığınmak zorunda kalır. İnsanlar şenlikten dönünce köpekleri kovarlar.

oğlanın hacağına bir bıçak saplar ve ona " Bıçak Prensi" adını verir. ka­ çıp gittikleri için Ememqut'un onları aramaya çıkmak zorunda kal­ masının nedeninin köpeklerin içine giren kötü bir ruh olduğu varsa­ yılabilir. Yolculuğu esnasında yaşlı bir kadının kulübesine varır. ama dostları onu yeniden hayata döndürür. Sonra yaşlı adam çıkagelir. Yine bir Balkan masalında bu motifin anılmaya değer bir çeşitle­ rnesi vardır: Bir kral. ortaya öyle bir sorun yumağı atar ki. kendisi çıkarırsa yaşayacaktır. çünkü kendi kendini yaratmıştır. Oğlanın yaşamı hacağındaki bı­ çağa bağlıdır: bıçağı bir başkası çıkarırsa ölecektir. oğlanın vaftiz babası olmaktır. Ona yol gösteren kişinin. Bu şatoda kra" Im kız kardeşi yaşlı adamın karısı olarak yaşamaktadır. yabancı biri tarafından kaçırılan kız kardeşini aramaktadır. yaşlı kadın onu kız kardeşini daha fazla aramaması için uyarır. köpeklerin tıpkı insanlar gi­ bi şenlik yapmalarının. Kendini Ya­ ratan'ın oğlu Yaratıcı olması. ama kötü de sonuçlanabilecek tehlikeli yazgının müsebbibidir. Bir B alkan masalında yaşlı adam çocuğu olmayan çariçeye sihirli bir elma verir. Balkan Masalları No. çünkü yaşlı bir cadı o uyurken bıçağı çekip çıkarır.44 Bu masalda yaşlı adam yardımcı olur gerçi. Masalın hiçbir yerinde. Kralı yedirip içirdikten sonra bir şatoya götürür. Yaşlı adamın baştaki koşulu. daha sonra da. sonuçta kahraman bir kar fırtınasına yakalanmış ve kötü yaşlı adamın eline düşmüştür. Yaratıcı'nın babası ise "Kendini Yaratan"dır. Ni­ tekim üç gün sonra kral ortadan kaybolur. Fakat oğ­ lan. Kral. bütün çocukları döven. Ağaç nihayet durduğunda.MASAL LARDA R U H U N F E N O M E N OL O J I S I Ü Z ER I N E 1 97 babasıdır. Kız kardeşi krala kocasının kötü bir ruh olduğunu ve onu öldüreceğini söyler. Bu sefer kralın küçük kar­ deşi onları aramaya çıkar ve bir ejderha kılığına girmiş olan kötü ru44. başının üzerinde iki göl olan yaşlı adamın açlığını gidermek için kahramanı ve karısını tuza­ ğa düşürdüğü belirtilmemesilıe rağmen. Sonunda bıçak onun felaketi olur. çobanların hayvanlarını öldüren kötü bir çocuktur. On yıl boyunca bir ismi olmaz. Ölür. Kötülük en başın­ dan beri oğlanın habis ruhunda kendini açıkça göstermiştir. Oğlan macera yaşamak için uzaklara gitmek isteyince. hiç huyları olmadığı halde. biz en iyisi bunu çözmeyi Sibiryalı teologlara bırakalım. 9: Çarın Oğlu ve İki Yoldaşının Maceraları. babası uzun tereddütlerden sonra buna izin verir. ondan kaçıp duran meyve yüklü bir ağacın peşine takılıp kulübeden dışarı çıkar. çariçe elmayı yiyince hamile kalır ve bir oğlan doğurur. tepesinden yaşlı bir adam iner. .

zi­ ra masalın sonunda kahraman kral ı n kızıyla evlenir. hizmetine giren oğlanı ar­ tık bir türlü bırakmaz. yani Kendi­ lik'in bir ifadesi olan yüksek bir şahsiyet haline getirmiştir. Buna göre. Masalın başında ağaç tan­ rısı olarak karşımıza çıkan yaşlı adamla kız kardeş arasında bir bağ­ lantı olduğu açıktır. Sık sık karşılaşılan bu cüretkar enantiodromi* yaşlı adaının gençleşip dönüşmesi anlamına gelmekle kalmaz. onu yitik yaşam cazibesinin. Yaşlı adam bir katildir. genç bir adamdır. kral için kız kar­ deşin anima anlamına geldiğini düşündürmektedir. tüm bir kente büyü yapıp "demire dönüştürmek". Daha ön­ ce sözü edilen Orman Kralı'yla ilgili Rus masalında. Ejderha aslında yakışıklı. Burada yaşlı adam kötü adamdır ve şiddet yoluyla ortadan kaldırılması ge­ rekmiştir. No. öyle ki masalın ana teması. .45 Ayrıca. Yani yaşlı adam kız kardeşin animus'udur. üzerindeki kötü büyü bozulur ve kız kardeşle evlenir. Burada. hieros gamos'a (kutsal evlilik) dek uzandığı ima edilen bir bireyleşme sürecinin dönüşüm ve düğüm noktalarına yerleştirilmiş kötü adam olarak karşımıza çıkar.) 45. * zıt yöne ilerlemek (ç. akrabalarının yanına dönmesine izin ver­ memektedir.D Ö RT ARKHI P 1 9 8 h u öldürür. Bu masalda yaşlı adam arketipi. ancak ondan sonra kız kardeş-anima'nın kocası. Fakat kralın bu işe karışması ve kız kardeşini aramaya çıkması. ama sonra. 35: Uzaklardan Gelen Damat.n. "ulaşılması çok zor hazine"nin peşine düş­ mek zorunda bırakmış ve böylece onu mitik kahraman. kutsal ensesti zıt ve aynı olanların birliğinin simgesi olarak yücelten ruh damadı olarak karşımıza çıkar. fakat bu kaçış çabaları da cesurca kavalanan maceralar gibi ödüllendirilir. Orman Kralı ön­ ce iyi niyetli ve yardımseverdir. iyinin de kötüyle gizli bir bağı ol­ duğunu ima eder. yani ani­ ma'da kişileştirilmiş olan yaşam arketipini kralın elinden alarak. kaskatı ve kapalı hale getirmekle suçlanır. Sihirbaz ise alda­ tılmış şeytan rolüyle yetinmek zorunda kalır. yazgı­ yı belirleyen arketip önce kralın anima'sını ele geçirmiştir. kralın kız kardeşini de tutsak etmekte. Arayışın yerini kaçış alır. Araya sıkıştırılmış bir epi­ zotta. oğlanın sihirbazın pençesinden kurtulma çabalarıdır. aslına ba­ kılırsa. yani hareket­ siz. kötünün iyiyle. animus'un kız kardeş üzerindeki egemenliği an­ latılmaktadır.

Fakat tüm içerikleri olanca paradoks ve zıtlıklarıyla kendi içinde barındıran -buna varlık kategorisi de dahil.46 yani zıt­ lıkları birlik içinde düşünemeyiz. tanrı ve demonların hayvan biçimini alması gibidir ve psikolojik anlamı da aynıdır. Fakat bu ayrımın geçerli olduğu tek alanın. zira belli yönlerden hayvan insandan üstündür de. onu yö­ neten iradeye neredeyse mükemmel bir biçimde boyun eğer. büyü yeteneği ve ruhsal üstünlüğü. çünkü Ben bilincinin bağımsızlı­ ğını kazanmasının şeytani olduğuna dair muğlak bir duygunun ifade­ sidir. ahlaken insandan daha iyi olurdu. Eğer hayvanda bilinç olsaydı. Masallarda hayvan biçimindeki ruh simgeciliği Arketipimizin tezahürlerinden biri olan hayvan biçimini ele almasay­ dık. düşün­ menin gerekli bir koşulu olan bilinç alanı olduğunu göz önünde bu­ lundurmak gerekir. Bi­ linçdışının psikolojisi hakkında bir fikir edinmek isteyen birine. insanların dilini konuşurlar ve insan46. Bu. Bir Üçüncü yoktur. onu yaşatan gücün karş ı sına başına buyruk bir Ben koymamıştır. öte yandan da hayvansı-altinsansı olanla ilişkili oldu­ ğuna işaret eder. Hı­ ristiyan mistiklerini ve Hint felsefesini incelemesini öneririm. yaşlı adam şimdiye kadar genellikle insan görü­ nümü ve davranışları sergilese de. Bilgelik orta yolu arar ve bu cüretkarlığının bede­ lini dernon ve hayvanla olan şüpheli bir yakınlıkla öder. Mantık şöyle der: "Tertium non datur" . ancak bir koyut olabilir bizim için. İlk günah efsanesinde derin bir öğreti vardır. . Bu hayvanlar insanlar gibi davranır. Hayvan henüz bilincin içinde kaybolmamış. İnsanlık tarihi başından beri aşağılık duygusu ile kibrin çatış­ masından ibarettir. üstünde ve altında olan şeylere işaret eder. İ ncelememizde. ya­ ni insan bilincinin ötesinde olduğuna ve bu nedenle bir yandan demo­ nik-üstinsansı. hem iyi hem de kötü anlamda insanın dışında. ne ilkel insan ne de bilinçdışı için bir değer yitimi anlamına gelir. bu yüzden de ahlaken yanlış aniaşılmaya müsaittir. Bilinç­ dışının zıtlıklarının en açık ifadelerini bu alanlarda bulacaktır. Hayvan yönü. söz konusu içerik ve işievlerin henüz insandışı bir alanda.MASALLARDA RU H U N F E N OM E N OLOJ I S I Ü Z E RI N E l 99 d. Mevcut bir karşıtlığın ortadan kal­ dırılması.bilinçdışında durum kesinlikle böyle değildir. onu eksik tasvir etmiş olurduk. Masallarda yardımcı hayvanlar motifiyle sık sık karşılaşırız. Zira hayvan biçimi. tersine.

Akşama doğru dallar arasına kurulmuş olan bir köye ulaşır. di­ ğer iki çivi de kanatlarından geçmektedir. . Orada. kaybolan prensesini ara­ yan bir delikanlı bir kurtla karşılaşır. kurt ona şöyle der: "Korkma! Ama söyle bana. Delikanlı prensesin yanında kalır. B ir çivi boğazından. Bu sahne." der delikan­ lı kendi kendine. Karganın içtiği her yudumda bir çivi düşer ve üçüncü yudumu da alınca karga serbest ka­ larak pencereden uçup gider. Gece olur ve ağacın dallarının çatallandığı yerde geeelernek zo­ runda kalır. Bu durumda. Kardeşlerden Günümüze Alman Ma­ . yalnızca tek bir odaya girmesini yasaklar. Bir Alman masalına47 göre. Bu masalda arketipin diğer yönü. Bunun iyice anlaşılması için masalın bazı bölümlerini aktarmak istiyorum: Delikanlı ormanda domuzlarını güderken. Ayrıca aslan ona. nereye gidiyorsun böyle?" Delikanlı kurda hikayesi­ ni anlatır. Prenses bunu duyunca çok korkar ve der ki: "Bu bana büyü yapan şeytandı . yolda kurtla karşılaşır. Delikanlı da bunun üzerine onu aramaya çıkar ve yukarıda söz edildiği gibi. "Acaba nasıl olurdu. Şatodaki genç kız. kötü bir büyücünün tutsak ettiği bir kral kı­ zıdır. bütün gün boyunca tırmanmasına rağmen daUarına bile ulaşa­ maz. yardımsever yaşlı adamla karşılaşma sahnesi gibidir. Daha sonra bir ayı ve bir aslan­ la da karşılaşır. Köylüler onu yedirir içirir ve gece için yatacak yer gösterirler. bunun üzerine kurt ona büyülü armağan olarak birkaç kılını verir. Sabah olunca tırmanmaya devam eder. çok geçmeden beni almaya ge­ lecektir! " Gerçekten de. . artık ağacın sonuna geldiğini öğ­ renir. Ağacın Üzerindeki Prenses (Grimm salları). dalları bulutlar arasın­ da kaybolan büyük bir ağaç görür. Karga susuzluktan şikayet edince delikanlı ona acır ve içmesi için su verir. güzel bir sabah prenses ortadan kaybolur. Öğleye doğru bir genç bir kı­ zın yaşadığı bir şatoya varır.D Ö RT A R K E T I P 1 1 00 larınkinden daha üstün bir zeka ve bilgiye sahiptirler. kötü yönü de ortaya çıkar. prense­ sin yakınlardaki bir avcı kulübesine hapsedildiğini anlatır. Ertesi gün tırmanmaya devam eder ve öğlene doğru yap­ raklara varır. Odanın kapısını açar ve orada üç çiviyle duvara çakılmış olan bir karga görür. delikanlı bu kıllada kurdu ne zaman isterse yardıma çağırabile­ cektir. prenses şatodaki bütün oda­ lara girmesine izin verir. bunlardan da birkaç kıl alır. Ama delikanlının merakı ağır basar. "bu ağacın tepesinden dühyayı seyretmek?" Ağaca çıkar. ruh arketipinin bir hayvan aracılığıyla ifade edildiğini söylersek ya­ nılmış olmayız. Delikanlı 47.

Geceleyin prenses bu sırrı avcının ağzından almayı ba­ şarır ve yatağın altına saklanmış olan delikanlı. Delikanlı içkiyi içince uyuyakahr. Oradaki taylara üç gün bakabilen. ödül olarak kendine bir at seçebiliyordur. ilikten bir bir pasta yapar ve bu pastayı delikanlıya yolluk olarak verir. Ama avcıya kuzu vermemiş. Cadının küçük kızı ona hangi atın annesinin atı olduğunu söyler. dört hacaklı at üç hacaklı ata. ama boşuna. Fakat taylara delikanlıdan kaçmalarını emre­ der. En iyi at budur elbette ve yine beyaz bir attır. Cadı kabul eder. Fakat ahırdan dı­ şarı çıkar çıkmaz cadı beyaz atın dört nalını deler ve kemiklerincieki iliği emer. Avcı atıyla birlikte çiftlikten ayrıldığın­ da kurtlar onu takip etmiş ve sınırı geçmek üzereyken beyaz atının tek bilcağını kapıp koparmışlar. ikinci gün ayı ona yardım eder. avcının kulübesinden aşağı yukarı bir saat uzaklıktaki bir çiftlikte sihirli atlar yetiştiren bir cadı olduğunu öğrenir. kurtların açhğını yatıştı­ rıp onları savuşturmak için. Delikanlı ilk gün kurdun yardımıy­ la tayları geri getirir. Üç hacaklı beyaz at avcıyı derhal uyardığı için avcı on­ ların peşine düşer ve dört hacaklı beyaz at dört nala gidemediğİnden çabucak onlara yetişir. Eskiden cadı. Artık ödülünü seçmeye hak kazanmıştır. bir kargayken hayatını kur­ tardığı için delikaniıyı serbest bırakır ama prensesi alıp atıyla geri döner. Prensesi atının terkisine atarak kaçar. Delikanlı hemen cadıyı arar bulur ve kendi seçeceği bir atın yanı sıra on iki de kuzu vermesi koşuluyla cadının hizmetine gireceğini söyler. "Kız kardeşçiğim. Büyü­ cü atın sırtından düşer ve iki atın nalları altında ezilir. her şeyi bilen ve avcıyı derhal uyaracak olan üç hacaklı beyaz bir atı vardır. At çok bitkindir ama delikanlı ona pastayı yedirince es­ ki gücüne kavuşur. Delikanlı on iki kurdun açlığını on iki kuzuyla ya­ tıştırdıktan sonra ormandan sağ salim çıkar. Delikanlı cadıdan bu atı ister.MASALLARDA R U H U N F E N O M E N OLOJ I S I ÜZERI N E 1 1 01 kulübeyi ve prensesi bulur ama oradan kaçmanın mümkün olmadığı­ nı öğrenir. taylar da kaçıp gider. çünkü avcının. gizlice kulübeye girer ve avcının akıllı beyaz ata nasıl sahip olduğunu öğrenmesi için prense­ si ikna eder. Delikaniıyı uyutmak için ona içki verir. Fakat delikanlı. Avcı onlara yaklaştığında. at onu sırtından! " diye seslenir. Avcı ona yetişse de. Yine de delikanlı kızla kaçınayı dener. avcı ormana gidince. Delikanlı pren­ sesi üç hacaklı ata bindirir. Bu yüzden de atının yalnızca üç ha­ cağı varmış. üçüncü gün de aslan. at çiftliğinin etrafındaki ormanda yaşayan on iki kurt saldırdığında. sonra prensesin babasının ülkesine gider- . atın yanı sıra on iki kuzu da verirmiş.

Bu kutsal üçlük. özellikle de Psychologie und Reli­ gion ile Psychologie und Alch emie ye i§aret etmek isterim. yani onun bildik simgesinin. kısmen bir nesne gibi sahibi değişebilen bir iş­ levdir (at). kötülü­ ğün. adar yakışıklı bir prense ve güzel bir prensese dönüşürler ve bir süre sonra "kendi krallıklarına" doğru yola çıkarlar. Bir zamanlar avcı onları da ata dönüştürmüştür. Fakat her şey. simgeleri nede­ niyle kötülükle olan akrabalığını ele verir ama kötülükten başka bir şey ifade etmediği de kesinlikle net değildir. Başka yerde olduğu gibi burada da cadı mater natura anlamına gelir. yani üçlüğün bütünlük karşı­ sındaki anlamı nedir? Simyada bu soruna Meryem Aksiyomu denir ve simya felsefesinde bin yıldan fazla bir süre işlendikten sonra. delikanlıdan her iki atın da başını kestirmesini ister. aşağıyı. Nitekim. birinin ise insan kafalı tasvir edildiği dört Horus oğludur. karanlığı. kısmen de özerk bir öznedir (atın sahibi olan büyücü). Bildiğim kadarıyla. Bununla. bu sorunun en eski tasviri zaman zaman üçünün hayvan kafalı.48 dört hacaklılığın üç hacaklılık üzerindeki zaferi beklenmedik bir şey değildir. yeraltın­ daki bir üçlüğe (Dante'deki üç başlı şeytan benzeri) nasıl tekabül etti­ ğini simyacılarda açıkça görebiliriz. Dört bacaklı at üç bacaklı attan üstündür. Tanrı'nın kutsal üçlüğünün alttaki. yani bilincin ilk baş­ taki. daha sonra İncil yazarı dört havariyle ilgili simgeler­ de karşımıza çıkan dört figürle ilgili vizyonudur. 49. dört hacaklı beyaz at ise cadının malıdır. Faust'ta (Kebirler Sahnesi) yeniden ele alınır. üç hacaklı beyaz at demon-avcının. Dörtlük bir bütünlük simgesi olduğu ve bütünlük bilinçdışının imgeler dünyasında önemli bir rol oynadığı için. denebilir ki "anaerkil" durumudur ve bilinçdışının karşısında salt zayıf ve bağımlı bir bilincin bulunduğu psişik bir duruma işaret eder.D Ö RT ARKETI P ! 1 02 ler ve orada evlenirler. De­ likanlı dört bacaklı beyaz atı cadıdan alarak bir ruhu ya da özel bir düşünceyi bilinçdışının egemenliğinden kurtarır.49 daha sonra da Goethe ta­ rafından anımsatılmıştır. Kronolojik olarak bir sonraki örnek. yeraltına 48. Buradaki ruh. Bilindiği gibi. çünkü ona hükmede­ bilir. Delikanlı bu isteği yerine getirince. bilgi ve sezginin bir binek hayvanıyla temsil edilmesi özellikle ilginçtir. ruhun bir mülk de olabileceği ifade edilmektedir. Fakat üçlük ile dörtlük arasındaki karşıtlığın. Dört bacaklı beyaz at. yoksa ona uğursuzluk getireceklerdir. Bu masalda ruhun hayvan biçiminde simgelenmesi bir yana. bunların üçü hay­ van kafalı. Dörtlük konusunda eski çalı§malarıma. geceyi. Bu sorun edebiyatta ilk kez Ti­ maios'un giriş cümlelerinde ifade edilmiş. Eıechie/'in. ' . biri de insan kafalıdır (melek).

Demek ki Sokrates'in sorusu burada da sorulabilir: "Bir. zira bilinçdışının horror vacui'si (boşluk korkusu) tarafından ahkonmuştur. avcı da tut­ sak prensese. Dörtlüğü bir kare olarak düşündüğümüzde ve bu kareyi çapraz bir çizgiyle iki eşit parçaya böldüğümüzde. Bu nedenle.iyi de sevgili Timaios. metaforik olarak şu söylenebilir: dörtlükle simgeleneo bütünlük iki eşit parçaya bölündüğünde. bir üçlüğe tersinden tekabül eden bir üçlük meydana gelir. tıpkı üstün altı. dörtten biri geride kalır. on iki kurt bir bacağım ko­ parınca üç bacaklı kaldığını anlatır. üç . Resim 54 (ve paragr. 29. 539). üçlük ve dörtlük arasında eril-dişi karşıtlığı vardır. est sicut qu­ od est superius" (A�ağıda olan yukarıda olanın aynısıdır). beyaz atı dört bacaklıyken. daha ayrıntılı olarak Der Geist Mercurius içinde. Açıklaması yapılamayan bu ifadeyi Platon'un "o anki muzipliğine" verenler olmuştur. yani bilinçdışını terk edip bilincin alanına girdiğinde. fakat bu ruh bir du­ rumda kötü büyücü ye.s ı yani bir çatışma doğar. diğerinde de cadıya tabidir. Bkz. üç! ük olarak kavranır. Buna karşılık üçlük. dörtlük bir bütünsellik simgesiyken. s. Her iki at da konuşan ve bilen mucizevi hay­ vanlar olduğu için bilinçdışı ruhu temsil ederler. ortaya zıt yönde iki üçlük çıkar. tepeleri farklı yönleri gösteren iki üçgen elde ederiz. simgeler tarihinden bildiğimiz. 50. iki. Platons Dialage Timaios und Kritias (Platon'un Timaios ve Kritias Diya­ logları). karanlık ananın diyarından ayrılmak üzereyken ger­ çekleşen bir kazadır. simyaya göre. Oysa dört rakamı dişi rakam olduğu için yaşlı cadıyı simgeler. Bu basit çıkarım üç­ lüğün dörtlükten nasıl türetildiğini gösterir. üçlük öyle değildir. Böylece. Psikoloj i dilinde bu şu anlama gelir: bilinçdışı bütünlük ortaya çıktığında. Demek ki. bir olaylar akışının olasılığı da vardır. Psychologie und A/chemie. 52. bir enerji potansiyeli anlamına gelir. dün konuk olup bugün evsahibi olanların dördüncüsü nerede peki?"52 O. masaldan değil. zira karşıtların geri­ limi denge peşindedir. hep diğer bir üçlüğü de gerektirir. ay­ rıca. Tabula Smaragdina'daki önerme şöyledir: "Quod est inferius. aynı şekilde.MASALLARDA R U H U N F E N O M E N OLOJ I S I ÜZERI N E 1 1 03 özgü olanı anlatan simgeler ailesinden olduğuna işaret eder. Bu sinı­ gecilikte altta olan üstte olana tersinden tekabül eder. iyiliğin kötülüğü de gerektirdiği gibi. 5 1 .so yani üstteki gibi. Karşıtlık. . Yani beyaz atın üç bacaklı olma­ sının sorumlusu. aydınlığın karanlığı. Üç rakamı eri! bir rakam olduğu için kö­ tü avcıyı simgeler. kötü avcı aynı mantıkla (simyasal olarak) alttaki üçlük olarak kavranabilir. ve potansiyelin oldu­ ğu yerde.

ama işte tam da bu yüzden girilecektir. Avcıyla özdeş olan karga da bu cüreti göstermiştir. İtaatsizliği kışkırımanın en iyi yolu yasak koymaktır. karanlığın eline düşmüş bir tür anima mundi (dünyanın animası) olsa gerektir. bilinçdışının büyülü dünyasında­ ki olumsuz anne baba imgesine tekabül eder. muhtemelen dünya ağacı olan dev ağacın tepesindeki sihirli bir şatodur. No. Prensesi kaçırmış ve tutsak etmiştir. Prenses onu "şeytan" olarak niteler. aydınlık üst dünyaya aittir. avcı­ mn kendisi de şatonun girilmesi yasak bir odasına kapatılmış ve üç çiviyle odanın duvarına çakılmış. 55: Meryem Ana'nın odada "Kutsal Üçlük"ün olması bana ilginç gelmişti. yani bir anlamda çarmıha gerilmiş­ tir. yani prensesten ziyade karganın kurtarılması istenmektedir. Dünya ağacına tırmanan ve prensesi kurtaracağı sihirli şatoya gi­ ren kahraman delikanlının bir oda dışında tüm odalara girmesine izin verilir. karanlık için de pek iyi olmamışa benzer. Hiçbir şey bir yasak kadar kışkırtıcı değildir. Bir Griının masalında (I. insanlığın ruhunu bu dünyanın efendisinin egemenliğinden kurtaran İ sa da bu dünyada çarmıha ge­ rilmiştir. Masalda avcı karşımıza önce kara bir karga görünümünde çıkar. Belli ki burada gizli bir maksat vardır. karşıt ilkenin alanına girmeye cüret eden Prometheus gibi cezalandırılma anlamına geldiği açıktır. Avcı. yani yaşlı büyücü ve cadı. girmesi yasaklanan odada ise karga bulunmaktadır. Her ikisinin hapishanesi de. bu oda­ ya girmek de yasaktır. bu nedenle yukarı ya da üst dünyada duvara çivilenmiştir. karşılığında bir kurban verilme­ diği sürece hiçbir şeyin etki alanının dışına çıkmasına izin vermeyen kurt gibi açgözlü bilinçdışı tarafından alıkoıırnuştur. Bunun Hıristiyanlıktaki ilkimgenin ters yansıması olduğu aşikardır. hem de üç çiviyle. Çarmıha ge­ rilmenin ıstırap dolu bir bağlanma ve asılma. zira avcı çarmıha gerilmiştir. Fakat san­ ki teslisin anıldığı bir büyü sözcüğü kullanılmışa benzer.D Ö RT ARK ETI P 1 1 04 karanlık ananın diyarında kalmıştır. Dünya ağacına hapsedildi­ ğine göre. Prenses güneşe yakın. Tıpkı hırsız karganın dünya ağacının tepesinde duvara çivileurnesi gibi. Kahraman 53. Bizim masalımızdaki cezalandırma aracı çivilerin üçlüğü­ dür. Ama ne gariptir ki. Tüm gardiyanlar gibi kendisi de tutsaktır ve lanetleyen herkes gi­ bi kendisi de lanetlenmiştir. çünkü ay­ dınlık üst dünyadan değerli bir ruh çalmıştır.53 Tıpkı cennetteki bir ağacın meyvesinden yemek yasak olduğu gibi. Masalda kargayı kimin tutsak ettiğinden söz edilmez. Fakat bu av. Çocuğu) girilmesi yasak .

O. Gizemli Meryem Aksiyomu da böyle der: "Üçüncüden Bir olur Dördüncü (olarak)" (eK ı:ou ı:ptı:ou ı:o ev teı:apı:ov). Psychologie und Alchemie.55 bunun anlamı şu olsa gerek: üçüncü dördüncüyü 54. daha doğrusu "düşük" işlev olarak nitelenir. bütünlük oluşurdu. Fakat ruh avcısı insanların dünyasında da prensese hakim olduğu için. Bunun nedeni. . bunun üzerine üç çivi yere dü­ şer ve karga açık pencereden uçup gider. güçlü olan güçsüz. Ö te yandan. kötü ruhun ve insan itaatsizliğinin yardımı olmadan gerçekleşmesi mümkün değildi. dört bilinç işlevinden üçünün ayırt edilebileceğini. 24'te de benzer ifadeler vardır. Kırallar 1 7 ." Eyüb 38. Aelianus (De natura animalium. Kleinere Schriften zur Miirchenforschung I. . çağrışan karga yavrularına. Böylece kötü ruh yine ser­ best kalır. bkz. Erdgeist und Himme/geisı in der pat­ ristischen Theologie (Patristik Teolojide Toprak Ruhu ve Gök Ruhu) içindeki ayrın­ tılı araştırma. bağlı ka­ lır ve alt. prensesi ikinci kez kaçırır ve bu sefer onu yeryüzündeki avcı kulübesine kapatır. Al­ man halkbiliminde karganın Haziran'da ya da Ağustos'ta susuzluk çekmesi gerekti­ ği söylenir. Karşıt yönlerdeki iki üçlük budur işte. su almaya gönderilen bir karga yol­ da fazla oyalandığı için. Üç hacağa bir bacak daha eklenebilseydi.MASALLARDA R U H U N F E N O M E N O L OJ I S I Ü Z ER I N E 1 1 05 kargayla karşılaşınca. karga Apolion'un kutsal hayvanı olarak onunla yakın iliş­ ki içindedir. ve bunun tersi de doğrudur. Bambaşka bir alan olan psikolojik deneyim alanında. Bir yerde. iyi olan kötüdür vb. Bkz. ve Köhler. Maria Prophetissa. (Panzer. I. Apolion'un kargaları susuzluğa mahkfim ettiğini anlatır.5'te. 4 1 : "Karga­ ya avını kim hazırlıyor. yiyeceklerini verir. Dizin. /. yani bilinç düzeyine çıkabi­ leceğini biliyoruz. Bizim masalı­ mızda üçlük sakatianmış dörtlük olarak görünür. Rahner. 1 7 1 . yavrulan Allah'ı imdada çağırdıkları zaman . 3. Zeitschrift für deutsche Mythologie II. fakat bir tanesi ana zemine. bilinçdışına. ayrıca karga İncil'de de olumlu bir anlam taşır (Mezmurlar 147. karga hemen feryat figan susuzluktan yakınır54 ve merhamet duygusu uyanan delikanlı kargaya tuz ve sirke vermez. Gizli maksat kısmen belli olur: prensesin üst dünyadan insanların dünyasına getirilmesi gerekiyordu ve belli ki bunun. İ!ya'ya her gün yiyecek getiren "yardımcı ruhlar" olarak karşımıza çıkarlar. taze suyla onun susuzluğunu dindirir. kahramanın yeniden müdahale etmesi ve cadıdan dört hacaklı atı alıp büyücünün üç hacaklı gücünü kırması gerekir. ?" Luka 1 2. 47).. İ sa'nın ölümüne bir tek karganın üzülmemesi ya da Nuh tarafından keşfe yollandığında geri dönmemesidir. Kö­ tünün alegorisi olarak karga için bkz. üçlük aynı zamanda da kötü ruhun gücüdür. en kahraman bilincin bile Aşil topuğudur. akıllı olan aptal. 9): "Hayvanlara. avcıya dönüşür. Kargayı çarmı­ ha geren üçlüktür. s. 55.

D Ö RT A R K E T I P 1 1 06 oluşturduğu zaman birliği de oluşturur. Ben'in hizmetinde olan üç ayırt edilmiş işleve. No. Bu işlev.56 Ve bilinçli ve ayırt edilmiş üç işlev unsurunun karşısın­ da. ayrılma ve çatışmayı ortadan kaldıran bütünlüğü oluşturmaktadır.) 56. . Biraz önce. bir yönleriyle hala bilinçdışındadırlar ve onun isteğine göre hareket ederler. 24: Beyaz Ülkedeki Üç Prenses). diğer üç parçayla birlikte. Bir Kuzey masalında (Norveç. ayırt edilen işlevler de bilinçdışının etkisinden ancak kısmen kurtulmuşlardır. Fakat belirtıneden geçilemeyecek hassas bir nokta var: şeytan. üst işlev de bilinçdışının en büyük düşmanıdır sanki. Fakat daima sua sponte* gider gelir. Kimi zaman insana takılıp duran. büyük ölçü­ de güvenilir olan ve isteklerimize boyun eğen ana işlevden çok daha yüksek bir spontanlık derecesine sahiptirler.n. i şlev kuramı için bkz. Bu nedenle de. ki ana işlev de en çok düşük işle­ vi bastırır. Psychologische Typen (Psikolojik Tipler). boğaz­ Ianna kadar toprağa gömülü olan ve kurtarılmayı bekleyen prensesler olarak betim­ lenmiştir. bilinçdışından henüz kopmamış üç bilinçdışı unsur te­ kabül eder. Dördüncü işlev olan dü­ şük işlev ise bizim irademize kapalı bir alandır. kimi zaman da deus ex machina olur. az çok ayırt edilmiş bir iki yardımcı işievle des­ teklenmektedir. fakat bunlar aynı ayırt edilme derecesine. Deneyimlere göre. yalnızca bir tanesinin bilinçdışının etkisi altında kal­ mayı sürdürdüğünü söylemiştim. bizim -hani derler ya­ " çocuk oyuncağı gibi basit" masalımızdaki hile ve ima dolu bağlantı* kendisi ne zaman isterse o zaman (ç. düşük işlev de en çok ana işlevi gizlice ve sinsice etkiler. nurlu melek kılığına ginnekten nasıl hoşlanıyorsa. 57. Bundan da anlaşı­ lacağı üzere. yalnızca bir işlev ayırt edilebilmekte. Bu saptamanın biraz daha ayrıntılı bir biçimde ele alınması gerek. rahatsız edici küçük bir şeytan. üç işievin ayırt edilebileceğini. ayırt edilmemiş dördüncü işievin eziyet eden bir rahatsızlık faktö­ rü olması gibi. Büyük ananın kurtlannın eli­ ne geçen kayıp parça yalnızca çeyrek parçadan ibaretse de. Simgeciliğe göre çeyreğin aynı zamanda da üçlük olması neden kaynaklanır peki? Burada masalın simgeleri bizi yaya bıraktığı için psikolojik olgulara sığınmak zorundayız.57 Maalesef biraz soyut olan bu açıklamalar. bu yüzden de üst ya da ana işlev olarak nitelen­ ınektedir ve içedönüklük ve dışadönüklükle birlikte bilinç tipini oluş­ turmaktadır. yani iradi uygulama kapasitesine asla ulaşamazlar.

MASALLARDA R U H U N F E N O M E N O L O J I S I ÜZE R I N E 1 1 07

ları biraz olsun aydınlatmak için gerekli. Biri kötülüğü dışlayan, di­
ğeri de kötülüğün gücünü temsil eden iki karşıt üçlük, bizim bilinçli
ve bilinçdışı psike'mizin işlevsel yapısına kılı kılına uyar. İnsan ruhu­
nun spontan, naif ve çarpıtılmamış bir ürünü olan masal, insan ruhu
ne ise onu ifade etmekten başka bir şey yapamaz belli ki. Bu neden­
le, yapısal psişik koşullar yalnızca bu masalda değil, sayısız başka
masaldass da anlatılır.
Bizim masalımız ruh arketipinin karşıtlıklada dolu doğasını ender
rastlanan bir açıklıkla sergiler, bir yandan da, karşıtların, yüksek bir
bilince ulaşmayı hedefleyen şaşırtıcı etkileşimini ortaya koyar. Hay­
vanların seviyesinden çıkıp dev dünya ağacına tırmanan ve en tepe­
deki aydınlık üst dünyada Bakire Anima'yı, soylu prensesi keşfeden
genç domuz çobanı, bilincin hayvansı alanlardan çıkıp, bilinç ufku­
nun genişlediği yüksek bir noktaya ulaşmasını simgeler.59 Erkeğin bi­
linci bir kez bu kadar yükseklere çıktığında, orada kendi dişi karşılı­
ğı anima'yla karşılaşacaktır.6o O, bilinçdışının kişileştirilmesidir. Bu
karşılaşma, bilinçdışının "bilinçaltı" diye adlandırılmasının ne kadar
yanlış olduğunu gösterir. Bilinçdışı yalnızca "bilincin altında" değil,
üstündedir de, hatta o kadar üstündedir ki, kahramanımızın ona ulaş­
ması için bir hayli tırmanması gerekir. Fakat "üstteki" bu bilinçdışı,
kahramanımız gibi, ona ulaşan kişinin, yerden yükseldikçe "bilinçal­
tı"nın üzerine çıkması anlamında bir "üstbilinç" değildir kesinlikle.
Tersine, yüksek ve aydınlık anima'sının, Prenses Psike'nin, yukarıda
büyüye maruz kaldığını ve altın bir kafesteki kuştan daha özgür ol­
madığını üzülerek keşfeder. Gerçi neredeyse hayvansı bir bönlüğün
düzlüklerinden yükselmiş olmakla övünebilir, ama ruhu kötü bir ruh,
şeytanın bildik simgesi olan karga görünümündeki karanlık, yeraltına
özgü bir baba imgesi tarafından ele geçirilmiştir. Eğer sevgili Psike'si
hapiste çürüyecekse, yüksekte olması ve geniş ufku neye yarar ki?
58. Meslek erbabından olmayanlar için burada eklemek isterim ki, psike'nin ya­
pısı kuramı masallar ya da mitlerden türctilmemiştir, tıbbi-psikolojik araştırmalar­
dan edinilen deneyim ve gözlemlere dayanmaktadır; tıbbi uygulamalara başlangıç­
ta çok uzak olduğu düşünülen alanlardaki karşılaştırmalı simge araştırmalarıyla
desteklenmesi daha sonra olmuştur.
59. Burada tipik bir enantiodromi söz konusudur: bu yolda daha da yukarılara
çıkılamayacağı için, insanın varlığının öbür yönünü de gerçekleştirmesi için aşağı
inmesi gerekir.
60. Delikanlı büyük ağacı gördüğünde kendine şu soruyu sorar: "Acaba nasıl
olurdu, bu ağacın tepesinden dünyayı seyretmek?"

D Ö RT A R K E T I P 1 1 08

Hatta yeraltının bu oyununa prenses de katılır, tutsaklığının sırrını
keşfetmesin diye delikanlının bir odaya girmesini yasaklar. Fakat iş­
te tam da böyle bir yasakla delikaniıyı gizliden gizliye kışkırtır. Bi­
linçdışının, biri diğerinin yaptığının tam tersini yapan iki eli vardır
sanki. Prenses hem kurtarılmak ister hem de istemez. Fakat belli ki
kötü ruh da bir çıkmazdadır: aydınlık üst dünyadan güzel bir ruh çal­
mak istemiştir, kanatlı bir yaratık olarak bunu başarmıştır da, ama bu
yüzden kendisinin üst dünyaya kapatılacağını hesap edememiştir.
Karanlık bir ruhtur gerçi ama ışığa özlem duyar. Onun gizli gerekçe­
si budur, ama sınırı aşmasının cezası da büyüyle bağlanmaktır. Kötü
ruh üst dünyada tutsak edildiği sürece prenses yeryüzüne inemez,
kahraman ise cennette kaybolur. Fakat kahraman itaatsizlik günahını
işleyerek haydutun kaçmasına fırsat verir ve prensesin bir kez daha
kaçırılmasına, yani bir dizi felakete neden olur. Fakat sonuçta, pren­
ses yeryüzüne iner ve şeytani karga insan biçimini alarak avcıya dö­
nüşür. Böylece, aydınlık, dünyaüstü anima ile kötülük ilkesi insanla­
rın alemine gelir, yani her ikisi de insani boyutlara inerek ulaşılabilir
olurlar. Avcının asıl gücünü, her şeyi bilen üç bacaklı at temsil eder.
Üç bacaklı at, ayırt edilebilir işievlerin bilinçdışı unsurlarına tekabül
eder.6ı Avcı ise, kahramanın merakında ve maceraperestliğinde ken­
dini gösteren düşük işievin kişileştirilmesidir. Masal ilerledikçe deli­
kanlı giderek avcıya benzerneye başlar: avcı gibi kahramanımız da
atını cadıdan alır. Ama ondan farklı olarak, avcı on iki kurdu besle­
mek için yanına on iki kuzu almayı ihmal etmiş, kurtlar da atma za­
rar vermiştir. Avcı, yeraltı güçlerine bedel ödemeyi unutmuştur, zira
ne de olsa bir hayduttan başka bir şey değildir. Fakat kahraman, bi­
linçdışının yaratıklarını ancak bir kurban karşılığında serbest bıraktı­
ğını onun yaptığı hata sayesinde öğrenir.62 Buradaki on iki sayısı za­
manla ilgili bir simge olmanın yanı sıra, bilinçdışından kurtulabilmek
için yapılması gereken on iki iş (aı'}A.a)63 anlamını da içerir.64 Avcı,
6 1 . Bilinçdışı işlev unsurlannın her şeyi bilmesi bir abartı elbette. Fakat gerÇek­
ten de bilinçdışı algı ve anılara, ayrıca içgüdüsel, arketipik bilinç içeriklerine sahip­
tirler, daha doğrusu bunların etkisi altındadırlar. Bilinçdışı eylemiere hiç beklenme­
dik doğrulukla bilgiler iletenler de bunlardır.

62.

Avcının evdeki hesabı çarşıya uymamıştır, genellikle öyle olur zaten. Ru­

hun faaliyetleri yüzünden ödenmesi gereken bedelleri ya hiç düşünmeyiz ya da na­
diren düşünürüz.

63. Bkz. Herakles miti.

MASA L LARDA R U H U N F E N O M E N OL O J I S I ÜZERI N E 1 1 09

kahramanın kendi ruhuna zorla sahip olmak için kalkıştığı ama başa­
rısızlığa uğradığı bir ilk denemedir adeta. Oysa ruhun ele geçirilme­
si, bir sabır, fedakarlık ve sehatkarlık meselesidir. Kahraman dört ba­
caklı ata sahip olduğunda, tümüyle avcının yerine geçerek prensesi
de elde eder. Masalımızdaki asıl büyük güç dörtlüktür, çünkü bütün
olması için gereken unsuru kendine dahil eder.
Ruh arketipi bu -kesinlikle ilkel olmayan- masalda hayvan biçi­
mindeki simgelerle, bir birliğe, kötü ruha tabi üç işlevli bir sistem
-bilinmeyen bir otoritenin kargayı üç çiviyle çarmıha germesi- ola­
rak ifade edilmiştir. İki üst birlik, ilk durumda, ana işievin bilinçdışı
hasını olan düşük işleve, yani avcıya; ikinci durumda ise, ana işleve,
yani kahramana tekabül eder. Sonunda kahraman ve avcı birbiriyle
örtüşür, öyle ki avcının işlevi kahramanda ortaya çıkar. Evet, en ba­
şından beri avcının içinde olan kahraman, avcıyı elindeki ahlakdışı
tüm imkfulları kullanıp ruhu gasp etmeye iter, sonra da avcının ruhu
istemeye istemeye kendisine bırakmasını sağlar. Görünüşte ikisi ara- _
s ında vahşi bir mücadele vardır, oysa her ikisi de diğerinin işine gele­
cek şekilde hareket eder. Bu düğüm, kahramanın dörtlüğü ele geçir­
meyi başardığı anda, psikolojik dilde söylersek, düşük işlevi üçlü sis­
teme dahil ettiği anda çözülür. O anda çatışma sona erer ve avcı figü­
rü buharlaşıp uçar. Bu zaferden sonra kahraman prensesi üç hacaklı
ata bindirir ve birlikte prensesin babasının krallığına giderler. Eski­
den kötü avcıya hizmet eden ruh alemini artık prenses yönetmekte ve
kişileştirmektedir. Bilinçdışının, insanın ulaşabileceği bir bütünlüğe
asla dahil edilemeyecek olan unsurunun temsilcisi anima'dır ve hep
öyle kalacaktır.
e. Not
Metniınİ tamamladıktan sonra bir arkadaşım masalımızın Rus çeşit­
Iernesine dikkatimi çekti. Rus masalının adı: "Maria Morevna".65 Bu
masalın kahramanı bir domuz çobanı değil, ivan Çareviç . Rus masa­
lında üç yardımcı hayvanın ilginç bir açıklaması var: onlar, ivan'ın üç
64. Simyacılar işin uzun süreli olduğunu vurgular ve longissima via, diuturni­
tas immensae meditationis (çok uzun bir yol - yoğun meditasyonun uzunluğu) gibi
ifadeler kullanırlar. On iki sayısı, İ sa'nın kurtarıcılık faaliyetinin süresinin dolduğu
kilise yılıyla ilgili olabilir. Kuzu kurbanının kökeni de bu olsa gerektir.
65. Denizin Kızı (Rus Masalları, s. 553 vd.)

Rus masalında iki katına çıkmıştır. kuş insanların yanı sıra. Zira bu bölümde. bir yandan malzemenin. 67. Yararlı olup olmadığı ancak uygulamada anlaşılacaktır. f. hayvanlar ve ruh alemiyle ilişkili üç bilinçdışı işlevi temsil eder. kraliçe büyük bir ordu kumandanıdır (göğün kraliçesi Mer­ yem. ivan yaşlı adamın susuzluğunu giderince. Yaşlı adamın parçalanmış cesedi bir fıçıya koyup denize atması Osiris'in yazgısını (baş ve fallus!) akla getirir. bir as­ lan. ço­ ğu kişinin ilgisini çekmeyebilir. Rus-Ortodoks ilahi kitabında "ordu komutanı" olarak yücelti­ lir! ). Nitekim masalda da (Alman masalından farklı olarak) kahraman kötü ruhun eline düştüğü. mit ya da düşün irrasyonel verilerine. Burada prenses. Psikolojiye özel bir ilgi duymayan okur bu kısmı okumadan geçebilir. Rus masalı kesinlikle daha ilkel bir yapıya sahiptir. görünüşte anlaşılma­ sı güç bir sorunu. Düşlerin bir anlamı olduğu varsayıını gibi. Bunları. sihirli atların üç ve dört hacaklı olmalarını ele aldım ve düşüncelerimi. Kost = kemik. Sihirli atlar sonunda insana dönüşmez. pis sözcüklerinden. Bu psikolojik muhakeme. genellikle teknik olmaları bakımından. Cadıya ise ünlü Baba-Ya­ ga tekabül eder. elinizdeki gözden geçirilmiş baskıya almayı düşünmüyordum. Üç kız kardeş. bir yandan da bu veriler arasındaki "örtük" rasyonel ilişkilerin bilinçli idrakma dayanmaktadır. Ek Bu kısımdaki değinmeler. irrasyonel malzerneye yöntem uygulamanın anlamlı bir yo66. fakat sonra fikriınİ değiştirdİm ve ekte sunmaya karar verdim. Kuş insanlar bir tür melektir ve bilinçdışı işlevierin yardımcı doğasını vurgularlar. bu tür ilişkilerin olduğu da yalnız­ ca bir varsayımdan ibarettir. Alman masalında sayılan üç olan yardımcı hayvan­ lar. ve pakost.D Ö RT A R K ETI P l 1 1 0 kız kardeşi ile onların aslında birer kuş olan üç kocası. kullandığım yöntemi sergileyecek şekilde sundum. Kötü ruh genellikle çıplak tasvir edilen yaşlı bir adamdır ve adı Koş­ çey Besmertnoy'dur (Ölümsüz Koşçey67). yaşlı adam kraliçeyi kaçırı r. kapost = iğrenç. öldürulüp parçalandığı (tanrı-in­ sanın tipik yazgısıdır bu!)66 anda kurtarıcı olarak devreye girerler. Bu nedenle. . tuhaf bir kuş ve arılar da vardır. yani masal. kötü ruhu şato­ sundaki yasak odada on iki zincire vurmuş olan Kraliçe Maria Mo­ revna'dır. Bu varsayımın dogruluğu a prim·i kanıt­ lanaınaz.

üçlükle ilişki­ ye girer. Bu görev. Üçlük burada açıkça dişilikle ilişkilidir. Üç bacaklı ve dört bacaklı at. üçlük doğrudan doğruya "erkeklik" ola­ rak tercüme edilebilir. bilinçdışının ürünlerinin kavranması bakımından kaçınılmazdır. Örneğin.MASALLARDA R U H U N F E N O ME NOLOJ I S I ÜZE R I N E 1 1 1 1 ruma imkan verip vermeyeceğini bekleyip görmek gerekir. yani üçlüğe yaklaştırılması gerekir. Üçlük ve dörtlükler. Bkz. simyada önemli bir rol oynayan Maria Prophetissa aksiyomunu da akla getirir. sonra da kendi ilkesine. daha yakından incelenmeyi hak eden gizemli bir konudur gerçekten de. psikolojiye ilgi duyan okurdan. genel kavram düzeyine çıkarıldığında. bu iki sihirli atın anlamının biraz daha yakından incelen­ mesinde yarar var. üçbacaklı­ lığın kavranması için kavramın önce atlardan soyutlanması. Örneğin. baskın dinsel görüşe göre de salt erkeği imler. meteoromitoloji ve -last but not least. Cardan'ın yorum kuralına uygun ola­ rak.cinsellik kuramıyla ilgili yorumlar gibi. astromitoloji. prensesin bindiği üç ba­ caklı atın bir kısrak. Yöntem. yani eri! olmanın yanı sıra. aynı zamanda da büyüyle ata dönüştürülmüş bir prenses olmasıdır. özellik­ le de uzman kişiden esirgemek istemediğim teknik birtakım düşünce ve çıkarımları içerir. Jacobsohn. Bu amaçla. ki buradan Timaios'taki bilmece. İrrasyonel verilerin (yani üç ve dört bacaklılığın) ge­ nel bir kavram düzeyine çıkarılması motifin evrensel anlamının gö­ rülmesini sağlar ve araştırınacıya bu sorunu ciddi bir biçimde ele al­ ma cesaretini verir. oysa üç. Bu nedenle. Özellikle dikkat çekici bulduğum nokta. bilinçdışı ilişkilerin anlamlarını ele vermeleri ancak böyle mümkün olabilir. yani açıklık ge­ tirilir ve nispeten genel bir kavrama yaklaştırılır. malzerneye sanki kendi içinde anlamlı bir tutarlılığı varmış gibi yak­ laşmaktan ibarettir. çoğu veriye belirli bir amplifikasyon uygulanır. Bu nedenle. yani üç ve dört sorunu or­ taya çıkar. hakkında önceden fikir edinilmiş kurarnlardan kaynaklanan tümdengelimli yorumların aksine. Kamutefin anlamı "annesinin boğası"dır. tek rakam. Masalda anlatılan dört bacaklılık. Üç ve dört bize psikolojik iş­ lev kuramında karşılaştığımız ikilemi amınsatınakla kalmaz. nitekim simgeleri çözmenin tipik bir yolu olan bu zihinsel çaba. Die dogmati­ sche Stellung des Königs in der Theologie der alten A gyp ter (Eski Mısırlılarm . ki bu durum Eski Mısır'ın Tanrı-Kamutef6s_Fi68. genel simgecilikte ciddi bir rol oyna­ yan ve hem mit hem de düş araştırmaları açısından önemli olan arke­ tipik yapılardır.

70 Üç hacaklı ata. ortak bilinç­ dışını kişileştirir. yani daha sonra zevci olacak kişinin düşük işlev üçlüsüne binmiş. ya­ ni ona sahip olmuştur. Onun sıradan bir kız değil. soylu bir kişi ve kötü ruhun eleeta'sı olduğunun kanıtı. 69. imdi. gölge onun kısrağı69 konumunda­ dır. s. Bu noktada. ki bu nonnal hayatta da böyledir. Buna karşın anima'daki üçlük Hıristiyanlıktaki Kutsal Üçlük tasarımıyla değil. Bu durumda kahraman. Üçlük ona binek hayvanı olarak verildiyse. Prenses B üç hacaklı ata dönüştürülmüştür. Bu durumda gölgenin sahibidir. dişi var­ lıktaki bilinçdışı bir erkeklik anlamına gelir. . ortak bilinçdışının bir kişileştirmesi olarak baskın konumunu yitirir ve kah­ ramanın zevcesi Prenses A ona "biner" . Kişiliğin düşük yarısının büyük kısmı genellikle bilinçdışıdır. 2. Ki­ şiliğin bu yarısı bilinçdışının tamamı değil. doğru ve anlamlı bir yerdedir. Hatta kadın erkeğin zayıf olduğu taraftaysa. Bkz. yani sıradan bir insan olan kahramanıınız. Symbole der Wandlung (Dönüşümün Simgeleri). tıpkı sihirli at gibi ruhu temsil eden animus'a tekabül ederdi. gölge'den ayırt edildiği ölçüde. Bir hayvanın üç hacaklılık gibi bir özelliğe sahip olması. 35. 370 vd. Gerçek bir kadında bu. 45 vd. Masalımızda söylendiği gibi. maddi dün­ yanın dışına çıkmıştır. anima ile karşıla­ şınca. "gölge"yi oluşturan düşük işlev üçlüsünün "alt üçgen"iyle örtü­ şür. durumu böyle ifade etme­ miz gerekirdi. bü­ yülü bir düşün tutsağıdır ve dünyayı artık yalnızca sisler arasından görür. V3 658 vd. Prenses A'yı kahramanın anima'sı olarak yo­ rumlamak daha doğru olur. Prenses A kahramanın anima'sıdır. Daha basit ifade edecek olursak. Buna karşılık anima. üç bacaklı atın bir kısrak. bu onun gölgeye "bindiği" anlamına gelir. 70. Onu zayıf tarafından yakala­ mıştır. Fakat eğer kendisi at ise. paragr. kahramanın kişiliğinin düşük yarısına el koymuştur. mitolojik bir doğaya sahip olmasıdır. Kahramana ve Pren­ ses A'ya sıradan iki kişi olarak baksaydık. Biraz karmaşık olan bu mesele şöyle çözülebilir: 1 . insan doğasına değil. Prenses A gibi dişi olması meteolojisinde kralın dogmatik konumu). gölge onun kişisel kısmı­ dır. Fakat masahmız. zira kişi zayıf olduğu nokta­ da desteğe ve tamamlanmaya ihtiyaç duyar. yani sahip olur. oku­ run anima kavramını bildiğini varsaymak durumundayım.DÖRT ARKETIP 1 1 1 2 ravun'dan oluşan Kutsal Üçlük'ünde daha da belirgindir. tıpkı Merlin perisiyle karşılaştığında olduğu gibi. gölgeye. büyülü bir dünyada geçen fantastik bir hikaye olduğu için. I 7.

Fakat bu çıkarım. Bu ne­ denle.. Bireyin ötesine uzanan güç. Prenses A'nın gölgesine (yani düşük işlev üçlüsüne) tekabül eder. karga. nasıl asılı kaldım rüzgarlı ağaçta dokuz gece boyunca. aslında avcının kahramanın gölge'sinden başka bir şey olmadı­ ğı sonucuna varılabilir. Fakat Prenses B'nin Prenses A'dan farkı. "Wodans Runenkunde" (Havamal.. çünkü kahraman kendi anima'sının egemenliği altındadır zaten. Masalın bize verdiği yanıt. kahraman ve anima'sının varlıklarından bile ha­ berdar olmadıkları. mısra). bilinçdışı denizindeki yansımasında Wotan'ın hatları görü­ lür. Nietzsche'nin "Ariadne'nin Feryadı"nda tasvir ettiği Tanrı deneyimi: . bireyüstü bir karaktere sa­ hiptir. 7 1 . Üç hacaklı at Pren­ ses B'dir.. Bkz. büyü­ cü. ey. bulutların ardındaki haydut. Sonuç itibarıyla.MASALLARDA R U H U N F E N O M EN O LO J I S I ÜZER I N E 1 1 1 3 seleyi hiç beklenmedik. Hıristiyan dünya gö­ rüşünün. Şimdi sorulacak soru şudur: kimin gölgesinin egemenliğinde­ dir? Bu gölge kahramanın gölgesi olamaz. mızrakla yaralanmış. çannıha gerilme ya da dünya ağacının tepesinde asılı kalma7 ı gibi karakteristik özellikleri nedeniyle özellikle de Cer­ men ruhuyla yakından ilgilidir. her bireyin kişiliğinin karanlık yarısı olarak tanım­ ladığımız gölge olarak tespit ve teşhis edilemez. atın içinde bulunuyor olmasıdır. Bilmiyorum. 423). . avcı ile kahraman arasında belli bir bağ var­ dır. masalda da aniden ortaya çıkan erkek kardeş-kız kardeş çiftini etkisi altına alan önemli bir gücü de temsil ettiği gerçe­ ğiyle çelişir. avcılann en acımasızı! senin en gururlu tutsağınım. s. Wotan'a kurban edilmiştim: kendi kendime. (Dichtungen: Dionysos-Dithyramben (Werke VIII. köklerinin nerede büyüdüğünü herkesten gizleyen o ağaçta. Daha önce gördüğümüz gibi.. Die Edda içinde. dolayısıyla. bu yüzden de Romalıların onu Merkür olarak yorumlamaları gayet yerindedir. yalnızca kahrama­ nın anima'sını değil. yani büyücü olduğudur. sihirli at. bir Tanrı imgesiyle karşılaşırız. Bireyüstü bir faktör olarak avcı imgesi ortak bilinçdışının başat özelliğidir ve avcı. Demek ki Prenses B bir gölgenin egemenliğindedir. kannaşık bir hale sokar. nitekim kahraman yavaş yavaş avcının yerine geçmiştir..72 Avcı figüründe bir imago dei. Prenses B'ye büyü yapan kişinin avcı.yalnızca avınım senin ben. yani büyüyle ata dönüştürülmesi nedeniyle eril bir üçlüğün egemenliği al­ tına ginnesidir. avcının. At görünümünde olan Prenses B . 3. 1 39. ata biniyor değil. çünkü Wotan aynı zamanda rüzgar ve ruh tanrısıdır. 72.

çift (dişi) ra­ kam (dört) ile karakterize edilen aygıra. son derece erkeksi özelliklerle birlikte öne çıkar. o zaman insan biçimleri de kahraman ve Prenses A'nın üstinsan unsurlarına tekabül eder. onun kahraman­ lık. Psikoloji bu sonucu şöyle teyit eder: Bir erkek (ortak) bilinçdı­ şının etkisi altına ne kadar girerse. "anima" diye nitelenmesini önerdiğim be­ lirli bir dişi karakter de ortaya çıkar. Fakat masal bu konuda bir yorum yapmaz. neredeyse tümüyle bilinç­ dışı olması nedeniyle. Bkz. doğaüstü güçlere sahip sihirli bir hayvandır. yu­ karıdaki yorumla yetinebilirdik. kısrak da eril bir özelliğe sa­ hiptir. ezelden beri insanın içgüdüsel yaşamının ka­ ranlıklarında gizli psişik alanın simgesidir. Prens v e kız kardeşi Prenses B . . Bu ise. Kahraman.7' 5 . Dola­ yısıyla. pagan tanrının eline düşmüşler. domuzlarının ya73.DÖRT ARKETIP 1 1 1 4 4. onların binek hayvanı olmaları bakı­ mından da bir bağ vardır ve kahraman ile Prenses A'nın alt. büyüyle hayvana dönüştürülen insanın da doğaüstü özellikle­ re sahip olması gerekir. hiç kuşkusuz her ikisinin de kah­ raman ve Prenses A'nın karşılıkları olduğundan yola çıkmak duru­ mu mlayız. Öte yandan. Hayvan. atlara dönüştürülerek hayvan düzeyine indirgenmiş. hayvana dönüştürülmek cinsiyet yapısında da değişik­ liğe yol açmıştır: aygır dişi bir özelliğe. Demek ki. bir zamanlar insan biçimindey­ ken ortak bilinçdışı §. Ein Beitrag ıurn Problem des Animus (Animus Sorununa Bir Kaıkı). bir nevi yan-tanrı mertebesine yükselmesiyle.leme aittiler. Bu rakamlardan da anlaşılıyor ki. dişi doğasının karanlık tarafı. Eğer hayvandan başka bir şey olmasaydılar. Bunlarla aralarında. Eğer bu ikisinin hayvan biçimlerinin kahramanın ve prensesin altin­ san unsurlarına tekabül ettiği varsayımımız doğruysa. hayvan yarıları olarak karşımıza çıkarlar. Prenses A ise yalnızca üç (üç eril bir rakamdır) bacağı olan kısrağa binmiştir. İlk baştaki domuz çobanının üstinsan özelliği. Emma Jung. cinsiyet yapısındaki değişik­ likle ilgili tuhaf imayı sessizce geçiştirrnek olurdu. Buna göre. Fakat masala göre. yani bilinçdışına inmişlerdir. Bu özellikler animus kavramı altında toplanmıştır. bilinçdışının ege­ menliğine giren bir kadınsa. Peki kimdir bunlar? Bu soruyu yanıtıayabilmek için. Oysa beyaz at sı­ radan bir at değil. güdüler dünyası da daha dizginsiz­ ce açığa çıkınakla kalmaz. erkek kardeş-kız kardeş çiftinin hayvan bi­ çiminde olması "gerçekdışıdır" ve varlığını pagan av tanrısının büyü­ lü etkisine borçludur.

Sıradan iki insanı insanüstü bir yazgının kucağına atan şey.MASALLARDA R U H U N F E N O M E N OLOJ I S I Ü Z E R I N E 1 1 1 5 nında kalmayıp neredeyse Wotan gibi tutsağı olacağı dünya ağacına tırmanmasıyla kendini açığa vurur. böylesine dev bir ağaca tırmanmak gi­ bi çılgın bir fikre kapıldı ! " Nitekim bunda haksız da sayılmazlardı. zira dramanın kaynağı. masalı doğru anlamak için işe bu üst dü­ zeyden başlamak durumundayız. Ninck. Görünüşe bakılırsa. 74. aynı güçte. Bu nedenle. ya da teolojik terimlerle ifade edecek olursak. aradaki paralellik salt büyülü olanın ötesine geçerek. Nitekim Prenses A'nın dünya ağacının tepesinde tutsak edilmesi. . Wodan und germanischer Schicksalsgla­ ube (Wotan ve Cermenlerde Yazgı inancı). hatta daha da güçlü bir karşı ilkenin etkisi altına girdiği kutsal ve ruh­ sal bir aleme uzanır. kahra­ manlığın ve seçilmişliğin üstinsanlığa yaklaşan olağanüstü güçleri­ dir. 142 vd. Bu sayede. Aynı şekilde. Eğer aşağı düşseydi de kemiklerini kırsaydı. insanlar şöyle derdi: " İçine hangi kötü ruh girdi de. dışardan yardım gereklidir ve bu yardım yukarıdan gelmediği için ancak aşağıdan is­ tenebilir. Fakat masallarda maddi dünyanın ya­ nı sıra bir de büyülü dünya olduğu için. maddi dünyada bir domuz çobanı kral olur. Fakat avcı. eğer avcıyla. Düştüğü kötü durumdan kurtulabilmesi için. dünya ağacına tırmanmak için gere­ ken. üç çiviyle gösterilen. Bütün dramın çıkış noktası olan karşıtlar arasın­ daki bu yüksek gerilim. Wotan'ın74 hatlarını ta­ şıyan şeytan ile Hıristiyan tanrısı arasındaki çatışmadır. kötü ruhun her şeyi başlatan saldırısıdır. bir pren­ ses gönlündeki erkeğe kavuşur. Böylece. Bunun hemen ardından çarmıha geril­ miştir. giderek avcı gibi olmazdı. onun bir nevi seçilmiş biri olduğu anlamına gelir. bir pagan tanrı imgesi olarak kahra­ manların ve tanrı sevgililerinin dünyasının ötesine yüceltildiğinde. Genç domuz çobanı. daha önce gördüğümüz gibi. cüretkar olduğu kadar da çocuksu olan macera ruhuna sahiptir. kötü ruh ise başkalarının yardımı olmadan kurtulamayacağı zor bir durumda­ dır. tanrının ka­ rısıdır. delikanlının ve Prenses A'nın insan yazgısı büyülü dün­ yada paralelini bulur. ya da en azından bir şeytanın. belli ki üst ve alt üçlük arasındaki çatışmadır. Wotan'ın üçlüğü için bkz. kötü ruhun. Orada da bir prens ve prenses kötü ruhun eline düşer. insan yazgısıyla iş bitmez. şey­ tanın. hatta ma­ salda söylendiği gibi avcının yatağını paylaştığına göre. belli bir benzerliği olmasaydı. 6 . büyülü dünyada olup bitenlere de işaret edilmeden geçil­ mez. s.

ama bir ruh olarak bundan kalıcı bir zarar görmemiş olsa gerek. fakat bu sadece görünüşte öyledir. yan-tanrı çevrelerin adetlerinden biri olarak görülebilir. Prens ve Prenses B de evlenirler ama onlarınki. çözülmenin ilk aşaması olan bu eylemdir zaten. zi'ra ardında bir iz bıra­ kır. bir çifti diğerin­ den türetmemize izin veren gizli psikolojik ilişkiler vardır. hiçbir iz bırakmadan kaybolur. kötü ruh hem maddi dünyaya hem de sihirli dünyaya tecavüz etmiştir.DÖRT ARKETIP 1 1 1 6 çünkü kötü ruhun istediği tam da buydu. bir yandan da farklıdır­ lar. Prenses A'nın tutsak edilme­ si maddi dünyaya. Görünüşe bakılırsa. bu durum insana itici gelse de. Bu açıdan bakıldığında. İlk kurtarma eylemi. Prens ile Prenses 75. aralarında. Bu kuşku götürmez farklılığa rağmen. aygırın kısrağa "kız kardeşçik" diye hitap etmesine dayanmaktadır. kötü ruhu çarptırıldığı tanrısal cezadan kurtarmaktır. bir yandan birbirlerinin aynısı. ensest gerek mitolojide gerekse de simyada önemli bir rol oynar. Kesin olarak bile­ meyiz ama bu büyürrün Prenses A'nın kaçırılmasından önce yapılmış olması mümkün. diğer yandan da Prens ve Prenses B'nin temsil ettiği dörtlüğün iki yarısı bir araya gelerek birlik oluşturmuştur: şimdi iki evli çift karşı karşıya durmaktadır. arkaik krallık haklarına uygun olarak ensesttir. "kız kardeşçik"ten kasıt yine de kız kardeştir. çünkü çiftlerden biri maddi dünyaya. yarı-tanrılar dünyasının maddi dünyadan önce geldiğini ve maddi dünyayı kendinden ürettiğini. bu da.75 Çarptırıldığı haklı cezadan kur­ tarılarak tüm bu drama yola açan kötü ruha ne olur peki? Kötü avcı atların nalları altında çiğnenir. ama me­ cazi anlamda olsun ya da olmasın. nitekim yarı­ tanrılar dünyasının da tanrılar dünyasından doğduğunu söyleyebili­ riz. yan-tanrısal erkek kardeş-kız kardeş çiftine büyü yapılması ise sihirli dünyaya karşı bir saldırıydı. Masalın sonu. Kurtarıcının. diğeri de sihirli dünyaya ait­ tir. Kayıp Oğul gibi bir domuz çobanı olmasının mutla­ ka derin bir anlamı vardır. hem maddi dünyada hem de sihirli dünyada büyük zorluk­ larla elde edilen mutluluktur. . simyacı­ ların o tuhaf kurtarıcı tasarımıyla örtüşür. Buradaki çiftin erkek kardeş-kız kardeş olduğu varsayımı. 7. Bu masalın kıssası gerçekten de çok tuhaftır. Dramatik düğümü atan da. Dahası. Bir yandan çoban ve Prenses A. ço­ ban ile Prenses A'nın evlenmesi bakımından tatmin edicidir. Her halükiirda. En alt tabakadan geliyor olması. Dramatik örgüsünü en yüksek noktadan başlatan masalın ruhuna uygun bir ifade kullanırsak. Bu bir deyim olabilir. çoban ve Prenses A.

O halde. Dolayısıyla.MASALLARDA R U H U N F E N O M E N O L OJ I S I ÜZER I N E 1 1 1 7 B'nin dünyevi suretlerinden başka bir şey olmadığı gibi. Masalı kişiseki bir yaklaşımla açıklama denemesi . Dünyevi insan ile ağacın tepesinden bir denizkızı kılığında inen anima'nın karşılaşması örneğin "Ripley Rulosu"nda da vardu. tüm icadardan çok önce varol­ muş. bu düşün- 76. Prens ile Prenses B'nin atlara nasıl dönüştürüldüğü maalesef an­ latılmamaktadır. Ama bunda cadının bir parmağı olduğu. 77. yan-tanrısal çifte de o kadar yaklaşarak. . a prim·i varolan yarı-tannsal çiftle bir bağı ol­ duğunu gösterir. Christian Rosencreutz'un Chymische Hochze­ it'ında (Kimüs Düğünü) da bu temayla karşılaşırız: Kralın oğlunun soylu nişanlısı kendi rızasıyla bir Mağriplinin metresi olmuştur. "gerçek" olduğunu bilinç üzerindeki belirleyici etkileriy­ le gösteren psişik bir dünyanın değişmez yapılarıdır. Mağ­ ripli. Prens ile Prenses B de tanrılar soyundandır. Arketipler. bu nedenle de insan çifti ebedi ilkimgenin bireysel. bilinçdışı psike'nin. arketiplerin keyfi icatlar değil. üstdünyada bir yerlerde bir eşle bir araya gelen "hayvan" insanı temsil ettiği söylenebilir. Bu çift Hıristiyanlığın ana düşüncelerinden biri olan spansus et sponsa. zamansal­ mekansal bir somutlaşması anlamına gelir. Büyük ağaç siroyadaki "arbor philosophica"ya tekabül eder. resim 257. " İ sa ve Gelin Kilise" kavramında da açıkça görülebilir. pren­ sin nişanlısını Mağriplinin elinden kurtarması gerekmektedir. Anima'nın yerini bir insan aldığı takdirde.77 Zira genç çoban soylu dişi yarısını ele geçirdiği ölçüde. Bu açıdan bakıldığında bütün bunlar. bir insanın dünya ağacına yeterince tırmanırsa. domuz çobanının. her iki atın da onun alıırından çıkmasından. özerk unsurları olmaları nedeniyle başarısızlığa uğrayacaktır. Soylu çift gerçekte daima ve her yerde a pri­ ori'dir. gizli maddeyi içeren simyasal nigredo'yu temsil eder. Bu eşin soylu bir kökeninin olması. Bkz. en azından biyolojik siste­ me damgasını vuran ruhsal yapısı itibarıyla böyledir. bir tür yaşlı Epona (Kelt at tanrıçası) olduğunu unutmaya­ lım. bi­ linçdışında insan çiftine76 tekabül eden bir başka çift olması ve bu çiftin insan çiftinin yalnızca görünüşte bir yansıması olması önemli bir psişik gerçekliktir. bir anlamda onun ürünleri olmasın­ dan anlaşılmaktadır. Avcı ile cadı çifti. At yetiştiricisi cadının avcının di­ şi karşılığı. nasıl bir kişi haline gelebileceği­ ni anlatır. evrensel geçerlilik anlamına gelen krallığa ulaşır. Psychologie und Alchemie. sihirli dünyanın karanlık ye­ raltı kısmındaki tannsal bir anne baba çiftinin yansımasıdır.

Ne ortaçağın ne de yeniçağın yanıtıayabildiği so­ rulara yanıt bulmak amacıyla. kilisenin ön­ gördüğü sınırların ötesine taşıyan bir ruhun faaliyetlerini anlatır. başlangıçtaki bilinçdışı ala­ nı yavaş yavaş işgal etmeye başlayan ve daimonia'yı kısmen istemli ediıniere dönüştüren bir bilinç genişlemesinin izleri görülmeye başla78. Sonuç Ruhu. yani -psikolojik ifadeyle. bizim mitologemimize paraleldir. fakat kötü avcının sihirli yeraltı dünyası bilinçdışı kaldığı ve ülkenin en parlak zihinleri insan ruhunu ciddiye almak yerine dogma ve inanç vaaz et­ meyi tercih ettiği sürece bu olanaksızdır. Ama bizim malzememizde. Doğa tarafından hedeflenmekle kalmayıp Hıristi­ yan doktrini tarafından da öngörülen bu ruhsal gelişim. masalda ve düşlerde karşımıza çıktığı arketipik biçimiyle ele aldığımızda. Oysa masal. Masalımızın bir Alman masalı olması durumu daha da ilginç kılar. Aufsiitze zur Geschichte (Tarih Üzerine Makaleler) adlı çalışınam (özellikle de "Wotan" ve "Nach der Katastrophe" [Felaketten Sonra]). zira Wotanizm aynı zamanda nasyonal sosyalizmin de psikolojik vaftiz babasıdır. Başlangıçta ruh. tamamlanmasının. Hıristiyan bilinç durumunu dengeleyen süreçleri betimler. Öte yandan. karanlık ruhun gücünün alt edilmesi için ne yapılması gerektiğini gösterir: onun yöntemlerini ona karşı kullanmak gerekir. bir da­ imonion'dur.78 Nasyonal sosyalizm. S imya gibi masalımız da. Hıristiyan düşüncesini. avcı ile cadı imgesinin ise Hıristiyan düşüncesinin bilinçdışın­ da hala yaşayan bir Wotanizme doğru çarpıtılması olduğunu görmek zor değildir. . insanın bir bütün olmasının. en alt düzeyde bir çarpıtmanın ne olduğunu tüm dünyaya göstermiştir. birçok anlama bölünmüş olan bilinçli ruh fikrinden ga­ rip bir biçimde farklı olan bir tablo ortaya çıkar. ma­ sal.D Ö RT A R K E T I P 1 1 1 8 ce.bu arketipin bir başka çeşitlemesidir. İkin­ ci soylu çift imgesinin kilisenin gelin ve damat tasarımının bir yansı­ ması. nasyonal sos­ yalizm tarafından tamamen saptınlarak insanın ahlaki özerkliği yok edilmiş ve anlamsız bir totaliter devlete dönüşmüştür. g. in­ sanın karşısına insan ya da hayvan biçiminde çıkan bir ruh. ancak karanlık ruhla işbirliği içinde gerçekleşebileceğini. Bkz. hatta kurtuluş ve bireyleş­ menin causa instrumentalis'inin (müsebbib) karanlık ruh olduğunu gözler önüne serer.

insanlar bilimsel ve teknolojik . ruhun ortaçağın donukluğundan kurtarılmasına ve iyi niyetli bir Hıristiyan olarak da. Aman. İnsan doğaya hakim olmakla kalmadı. Aydınlanmış insan. ye­ tenekli. ruh. kendiyle yüz yüze gelme­ rnek için her şeyi yapıyor ve herkes canla başla ona yardım ediyor. Aydınlanmış rasyonaliste şu soruyu sormak durumundayım: Rasyonalist indirgemecilik madde ve ruhun herkesin yararına olacak bir biçimde kontrol altına alınmasını sağladı mı? Ras­ yonalist. durabilecek? Son Dünya Savaşı'ndan sonra ümidimiz akıldı. Üstelik de. tüm dün­ yanın. özellikle de herkesin kaçınmaya çalıştığı şey.MASALLA R DA R U H U N F E N O M E N O LO J I S I Ü Z E R I N E 1 1 1 9 nır. sanki her şey yoluna girmiş gibi görünür. insan olmanın sınırlarını son derece tehlikeli bir belirsizliğe ta­ şıyan bir güç verilmiştir. dernon korkumuzun sona ermesine gururla işaret edecektir. iyi ya da kötü insanüstü tüm şeyler. yani eskiden doğada olan insanüstü ruhsal güçlerin insana yansıtılmasıyla. bence. Ama biz sormayı sürdürelim: Diğer tüm kültürel başarılada ne elde edildi? Bunun ürkünç yanıtı ortadadır: İnsan hiçbir korkudan kurtulmadı. Açıkça itiraf etmem gerekirse. çünkü bu sapma insanın kendisi hakkında bilgi sahibi olmasına yol açabilir! Onun yerine. Şu ana kadar akıl acıkh bir başarısızlığa uğradı. ne yaptığının farkında bile olmadan ruha da hakim oldu. demanizmini sıyırıp atmadı. bir abartıymışlar gibi "mantıklı" boyutlara çekildiğinde. hep karşı tarafın suçlanabildiği savaş olsun daha iyi. Evet bu ruh. Eski çağlarda daimonia'yı ifa­ de eden.tahribatın akıl almaz boyutlara ulaştığının en büyük kanıtı bu. insan nerede du­ racak. fizik ve tıptaki ilerlemelere. psikoloji olmasın da ne olursa olsun. insan ruhunun bütünleşme­ si şu anlama gelir: insan ruhunun dernonize edilmesiyle. Ama insanlar atom parçalanmasının sundu­ ğu olanaklar karşısında daha şimdiden büyüleniyor ve Altın Çağ bek­ lentisi içine giriyorlar . buluşçu ve sağduyulu olan ama maalesef demonizminin bi­ lincinde olmayan insan ruhu. yanıt olarak. Ama geçmişin ortak kanaatleri gerçekten de birer abartı mıydı yalnızca? Eğer abartı değildiyseler. şimdi yine ümit ediyoruz. ruhlar sandığı şeyin insanın ve en nihayetinde kendisinin ruhu olduğunu gördüğünde. ama bu­ nun karşılığında dünyanın uçurumunu derinleştirdi. dehşet verici bir hızla ilerliyor. korkulup kaçılan şeyi adeta çıldırmış gibi yaptığını kimse fark etmiyor. İnsan muazzam işler başardı. geçmiş çağlar abartmıyor­ du. Ve bütün bunlara neden olan kim? Güya zararsız. dünyanın üzerine karanlık bir kabus çöktü. bir hatanın düzeltildiği duygusuna kapılır. insanın eline.

yüzeyin altına yeterince nüfuz edemedi. İnsanın barbarlığının aşikar sa­ yılmayacağı.DÖRT ARKETIP 1 1 2 0 gelişmeler yüzünden cinnet geçirme tehlikesine giderek daha çok maruz kalıyorlar. İnsanın en büyük günahı bi­ linçsizliktir. yani bilinçli iradesine bağlıdır. bilim ve teknolojiyi elinde bulunduran insanın so­ rumluluğunun bilincinde olup olmadığına bağlı olduğu ne zaman kavranacak? Hıristiyanlık bize yol gösterdi. ruh arketipi hem iyiliğe hem de kötülüğe muktedirdir. kendilerinin olsun doğru yoldan sapmayacağı kadar açılahilmesi için daha ne kadar çaresizliğe düşmek gerekiyor? . ama iyiliğin şeytaniliğe dönüşüp dönüşmcmesi insanın özgür. onun içindeki şeytanı çıkarmanın ve bilinçsizliğini sona erdirmenin yolunun ve araçlarının tüm ciddiyetre araştırılmasının en büyük uygarlık görevi sayılacağı bir dönem ne zaman gelecek? Tüm dışsal değişim ve gelişmelerin insanın içsel doğasına ulaşmadığı. son kertede her şeyin. ama olguların da kanıtla­ dığı gibi. Elbette. ama insana yol gösterip örnek olması gerekenler bile bi­ linçsizliğe hürmet ve rağbet ediyorlar. Dünyadan sorum­ lu liderlerin gözünün.

IV Hilebaz Figürünün Psikolojisi Üzerine* Bir sonsözün kısıtlı çerçevesi içinde. ilk çağların derinliğinden çıkıp gelmiş bir daemo* C.n. Zürih.] . G. bunun Avru­ pa'daki analojisi olarak hiyerarşik düzeni tersine çeviren ve günümüz öğrenci topluluklannın karnavalında da yaşamayı sürdüren ortaçağ Kilisesi'ndeki karnaval zihnimi meşgul etti. Sam Blowsnake'nin derlediği Der göttliche Schelm. kitabın tamamında Jung'un "Trickster" kavramı yerine "Schelm" (esprili. eserin yayıncısı da olan Paul Radin'in ve Karl Kerenyi'nin makalelerine de yer verildi. düttüsellik vb. Metinde­ ki anlam bütünlüğünü gözeterek ihtiyari bir seçim olarak "hilebaz"ı kullanmayı ter­ cih ettik.uyarınca metni ilk haliyle veriyoruz. [Rhein Verlag. Yunanlıların Hermes'inden bile daha eski olan. hay­ vansal-tanrısal çifte doğası. her tür işkenceye maruz kalabilmesi ve -last but not least.n. Ein indianischer Mythenzyklus içinde yayımlandı.bir kurtarıcı figürünü andırmasıyla Mercurius'ta da görülür. Bandelier'in The Delight-Makers (Eğ­ lendiriciler) adlı klasik kitabını okuduğumdan bu yana. çocuksuluk. hilekarlık. Bu nitelikler.) 1. hain. kısmen eğlenceli kısmen de kötücül (zehir!) olan kurnaz oyunları. hilebaz­ lıkla ilgili tipik motifterin garip bir bileşimi. Kızılderili mitos çevnınının anlatıldığı Der Göttliche Schelm'in baskısında. konuyla ilgili yorumu -"Müsaadenizle belirtmek isterim ki.) *** Tanrı'nın maymunu. derleme­ de. şeytanın "simia Dei"*** olarak tanımlanması. hatta halkbilirnde "faka bastırılmış" ve "aptal" olarak karakterize edilmesidir. biçim değiştirme yetisi. hilebaz. sıfatlarla bezenmiştir. Bu karşıtlığın bir örneği de. orijinal metnimin tamamında 'Schelm' değil. tek bir sözcükle karşılanamaz: Trickster arketipi oyunbaz­ lık. 1 954. 'Narr' (budala) ve 'Trickster' sözcüklerini kullanmıştım". Jung'un bu psikolojik yorumu ilk kez. Kızılderili mitolojisindeki hile­ baz/ oyunbaz (Trickster**)l üzerine yazmak kolay değil benim için. (ç. alaycılık. Mercurius'un. (ç. Fakat uzun yıllar önce Adolf F. Rhein-Verlag. bir çeşit Keloğlan) sözcüğünü kullanma­ yı tercih etmişti. * * Trickster terimi olumlu ve olumsuz çok sayıda anlam yüklü olduğundan. bi­ re bir çevirisi çok zordur. Bu müdahale yazarı o kadar kızdırınıştı ki. üçkağıtçı.

gürültülü sesler çıkararak gelen. 1 67. öznel acı çekme motifi de eksik değildir hani. Poltergeist'ın oynadığı muzip ve kötücül oyunlar. hayalet.DÖRT A R K E T I P 1 1 22 nium gibi görülmesine neden olur. onun neredeyse "kurtarıcıyla bir tutulması". Yehova'nın Eski Ahil'teki demonik özellikleri da­ ha yakından incelendiğinde. kurduğu "iletişimler"indeki zeka düşüklüğü ya da aptallığı kadar meşhurdur. Şaman teknikleri büyücü hekim için bir işkence olma­ sa da. zaman ve mekan bakımından evrensel olup çocukluk ve ergenlik ça­ ğında karşımıza çıkan "Poltergeist"ın* görüngüleridir. hilebazın önceden kestirilemez * Bir yere vurarak.) 2. Şaman ve büyücü hekimin de hilebaz bir tarafı vardır. spiritüalist feno­ menolojinin tamamını içerdiği bilinen Şamanizme benzediği söyle­ nebilir. Bir Griının masalındal "Ruh Mercurius" bir köylü delikanlı tarafından oyuna ge­ tirilir ve özgürlüğünü değerli şifa sanatıyla yeniden satın almak zo­ runda kalır. [Bir büyücü hekimin yetişmesi. Evrensel yaygınlık bakımından. Buna karşılık. hilebazın özelliklerini andıran belli olgu­ ların parapsikoloji alanında da görülmesine şaşmamak gerek. dinsel-tinsel gelişimin en üst alanında da görülürler.] . yaralanmış olanın yara­ Iananları iyileştirdiği. kargaşa ve yıkıma yol açtı­ ğına inanılan ruh. çünkü o da insanlara önce kötü oyunlar oynar. Tüm mitik figürler içsel yaşantılara tekabül ettiğine ve ilkin onlar­ dan kaynaklandığına göre. Bu mitolojik özellikler.] 3 . kalıcı psişik hasarlar bırakabilir. onlarda. Ayrıca. çünkü hayvan bi­ çiminde görüldüğü birçok kez bildirilmiştir. No. Bunlar. Mercurius'un hilebazlıkları. genellikle hayli sıkıntı vericidir.n. sonra da zarar verdiği kişile­ rin öcüne kurban gider. ki masal­ larda karşımıza çıkan bu figürler evrenseldir: "Aptal oğlan". "the making of a medicine man"3 pek çok yerde o kadar büyük bir ruhsal ve fiziksel acı anlamına gelir ki. Bu nedenle. mesleği bazen son derece tehli­ kelidir. "aptal Hans" ya da tam bir anti-kahraman olup diğerlerinin tüm çabalarına karşın başaramadığı şeyi aptalhğıyla başaran "Keloğlan". [Cam Fanustaki Ruh. onu halkbilimin belirli figürleriyle de akraba kılınıyor değildir. Kimi zaman kendini ce­ hennemde bir ruh olarak tanımladığı için. Örneğin. Poltergeist'ın özellikle­ rinden biri de biçim değiştirme yetisi olsa gerektir. Her halükarda. (ç. acı çekenin acılara son verdiği yönündeki mi­ tİk gerçeği doğrular.

48 1 . Çocuk pisko­ pos büyük bir şamata eşliğinde başpiskopos sarayına resmi bir ziya­ rette bulunur. Kalendae. anlamsızca tahrip etme hırsı ve kendi kendine dayattığı acılar­ la birlikte yavaş yavaş bir kurtarıcıya dönüşmesi. (ç. . İki yüz el­ li yıl sonra ( 1 2 Mart 1 444) bile. Notre Dame'daki (Paris) Sünnet Şenliği'nde "o kadar çok taş­ kınlık yapılmış ve utanç verici hareketlerde bulunulmuştu ki. yani yılbaşında. Du Cange. Genellikle. 1 1 98 tarihli bir bilgi­ ye göre. "Kutsal ayinin tam ortasında. İ sa'nın doğumunu izleyen günlerde. Aynı şey tripudium hypodiaconorum'da (diyakozların dansı*) da olurdu. Onikinci yüzyılın sonuna gelindiğinde. kan dökülerek de kirletilmişti" . Innocent "onlarla [din adamlarıyla] alay eden şakalara" ve "oyunlarını n utanmaz çılgınlığına" boşuna karşı çıkıyordu. grotesk maskeler takmış ya da kadın. koro halin­ de edepsiz şarkılar söylemeye başladılar. zar oyunlarını çıkardılar. Rahiplerin. Fran­ sızca "Soudiacres" sözcüğünün "saturi Diaconi" ya da "Diacres saouls" anlamına geldiği ifadesi de burada yer alır. coşkulu dans ya da kuşların ekmek kınntısı yemelerine bakılarak çıkartılan kehanet. diyakoz ve çocukların başlangıçta zararsız olan bu dansları (tripudia) kilisede yapılırdı. anlamsız­ lığın anlama dönüşmesi. İ şte tam da bu. Paris Teoloji Fakültesi'nden Fran­ sa'daki tüm piskoposluklara gönderilen bir mektupta. aynı zamanda da insaniaşması gibi birçok unsur bulunabilir. kutsal yer yalnızca edepsiz sözlerle değil. antikçağdaki SatürnaHa'ların anı­ sına dayanan bazı garip kilise adetlerine yol açmıştı. s." vs.n. şarkılar ve dans­ lada kutlanırlardı. aslan ve soytan kılığına girmiş kişiler dans etmeye. ruhban sınıfının diğer derecelerinde de. hilebazın "aziz"le olan dengeleyici ilişkisini gösterir. çocuğa piskopos kıyafetleri giydirilirdi. Glossarium mediae et infımae /atinitatis. "rahip ve din adamlarının bir piskopos ya da papa [ ! ] seçip onu budalaların papası (fatuorum papam) diye adlandırdıkları" bu şcnliklere veryansın edili­ yordu. eski ayakkabı derisinden yapılmış pis kokulu bir tütsü yaktılar ve kilise­ nin her tarafında hoplayıp zıpladılar.H I LE BAZ F I G Ü R Ü N Ü N PSI KOLOJ I S I ÜZERI N E 1 1 23 oluşu. ayin sürerken sunağın bir köşesinde yağlı yiyeceklerini yediler. s * Tripudium. innocentium yozlaşıp gerçek bir buda­ lalar şenliğine (jestum stultorum) dönüşmüştü. Bu innocentium'da4 bir episcopus puerorum (çocuk pisko­ pos) da seçilir. alt düzeydeki din adamlarının. [Masum Çocuklar Günü: 28 Aralık] 5. Erken ortaçağda bu ilişki.) 4. piskoposun inayetini sarayın pencerelerinden birinden ihsan ederdi. Papa III.

bir tür yılbaşı kutlamasıydı.) sonunda anınlıyorrlu (yani bir eşek gi­ bi a-i a-i sesleri çıkarılıyordu. Ocak ayının ilk günlerinde gerçekleştirilen bu şenlik. kutsal şarkılar. l l .. Mısır'a K açış'ın anısına zararsız bir kutla­ ma olarak düşünülmüş bu şenlik. cemaat de yanıt olarak 'Deo gra­ tias' yerine üç kere 'a-i' (hinham) diyecektir. henüz açıklığa ka­ vuşturulmamış olan. 7. l . Roma'daki St. " Du Cange bu kutlamada söylenen ilahilerden birini alıntılar: 6. yanlış anlarnalara meydan verebile­ cek.) . yani pagan ve barbar vahşiliği. "Festum fatuorum"un birçok yerde uygulanan bir iideti de. 1 5 8 1. Kyrie. belli yerlerdeki rahipler de "Libertas Decembri­ ca" denen budalalık özgürlüğünün tadını çıkarmayı sürdürüyorlardıJ Hilebazın ruhunu henüz ilk haliyle gözler önüne seren bu kutlamalar 16 . quae cum asino a parte Evangelii prope altare collocabatur" [Suna­ ğın yakınında. oyuncuların birbiri­ ne attığı toptur. böl. Beauvais'da eşek korteji kiliseye bile giriyordu. Kilise'nin b u pa­ gan mirastan ancak büyük çabalar sonucunda kurtulabitmesine şaş­ mamak gerek. l. artık yalnızca festum puerorum ve episcopus puorerum seçilmesi yas aklanır. "Puella. 1 . yüzyıldan kalma olduğu söylenen bir codex manuscrip­ tus'ta şöyle yazar: "Ayinin sonunda rahip 'lte missa est' demek yerine. böl.1 5 85 tarihleri arasındaki çeşitli Konsil kararlarında. biraz tuhaf bir biçimde kutlanıyordu. Fes­ tum Asinorum. şarkılar ve alkışlar eş­ liğinde sokaklarda dans ederlerdi. "hac modulatione Hinham conclude­ bantur"). bu kilise adetlerine doğrudan doğ­ ruya bir örnek oluşturmuşa benziyor. "ut etiarn sese ad lusum pilae demittant" [onlar da Pila oyunu­ na iştirak edebilsin diye] piskopos ya da başpikopos öncülüğünde başiatılıp din adamları tarafından oynanan top oyunuydu. Bu bağlamda. böl.D Ö RT ARKETIP 1 1 2 4 Bu gerçek cadı sebti müthiş popüler olduğu için. özellikle de Fransa'da kutlanan "Festum Asino­ rum"u da anmamız gerek. hayvan ya da yaşlı kadın kılığına girerler. Peter katedralinin yanı başında bile olurdu tüm bunlar. "Cervula" ya da "Cervulus" denen şenlik. Gloria vs. yılbaşı ar­ mağanları) verirler. söyle­ nirdi. ilahi okunan tarafta bir eşekle duran bir kız]. üç kere anıracak (ter Hinhannabit). Cervula). (Du Cange. En azından. 8. (Du Cange. İnsanlar birbirine "stranae" (etrennes. 6 Eski bilinç durumunu. çılgın bir coşku ve sorumsuzluğu iyiden iyiye açığa çıkarmasına rağmen (ya da tam da bu yüzden?). yüzyılın başlarında sona ermişe benziyor. Du Cange. Bkz. Kalendae ve Pelota. "Cantationes sacrilegae".s Bunu izleyen Missa solemnis'in her bölümü­ nün (lntroit. Pila ya da pe/ota.

Başka yerlerde eşeğin üzerine altından bir örtü örtülür. Amin. car chantez.yiyeceği red mi ediyorsunuz? Samanınız olacak yeterince Ve bol miktarda yulafım:ı. (hic genuflectebatur) lam satur de gramine. İsa'yla eşek arasında simge9.H I LE BAZ F I G Ü R Ü N Ü N P S I KOLOJ I S I Ü Z E R I N E 1 1 25 Orientis partibus. Hey. En iyi yük taşıyıcısı. Vous aurez du foin assez Et de !'avaine a planıez. diğerleri] mı acaba? . En güzel. örtü­ nün uçları "praecipus Canonicis" (seçkin din adamları) tarafından tu­ tulurdu. Adventavit Asinus. Bay Eşek. en güçlü. şarkı söylesenizel Leziz. On mısradan oluşan ilahinin son mısrası şöyledir: Amen. Asine. desene Eşek (burada diz kırıp selam verilir) Tıka basa doydun samanla. amen itera Aspernare vetera [?] Amin. Pulcher et fortissimus. Vetera yerine caetera [başkaları. amin diye tekrarla. Eskiye tenezzül etme (?)9 Du Cange der ki: bu rit ne kadar gülünç görünse de. Sarcinis aptissimus. B elle bouche rechignez. "bir o kadar büyük bir coşkuyla uygulanırdı" (eo religiosiori cu/tu observata fu­ erint). dicas. "orada bulunan diğer kişilerin de tıpkı Noel'de olduğu gibi törensel giysiler giymeleri gerekiyordu" . Bu türden mısraları Fransızca bir nakarat izliyordu: Hez. Doğu diyarianndan Eşek geldi buraya. Sire Asnes. Amen.

DÖRT ARKETI P 1 1 26

sel bir bağ kurmak konusunda belirli eğilimler olduğundan, ayrıca es­
ki çağlardan bu yana Yahudi tanrısı halk arasında eşek olarak düşü­
nüldüğünden -Palatinus'daki imparatorluk Harp Okulu'nun duvarına
çizilmiş o alay haçının gösterdiği ve Tertullianus tarafından da teyit
edildiği ıo üzere, bizzat İ sa da bu önyargıdan payını almıştı- teriomor­
fizm [hayvanbiçimcilik] tehlikesine düşmek işten bile değildi. Pisko­
posların bile uzun süre önünü atamadıkları bu adet, sonunda "aucto­
ritas supremi Senatus" tarafından ortadan kaldırıldı. Küfre ne kadar
yaklaşılmış olduğu, daha sonra Nietzsche'ninı ı kasıtlı bir küfür olan
"Eşek Şölen"indeki yorumuyla gözler önüne serilmektedir.
Hilebaz figürünün rolünü ad oculos (mükemmelen) ortaya koyan
bu ortaçağ adetleri, Kilise'nin alanından kaybolduktan sonra dindışı
İtalyan komedi sahnelerinde ortaya çıkarlar ve sık sık kalkıkfalluslu
olarak nitelenen o komik tipler pek de iffet düşkünü sayılamayacak
izleyicileri Gargantuavari açık saçık esprilerle eğlendirirler. Pulcinel­
la, Cucorogna, Chico Sgarra ve daha nice klasik figür Jacques Cal­
lot'un gravürlerinde ölümsüzleşmiştir. ı z
Hilebaz fa'ntazması muzip anlatılarda, kamaval coşkusunda, şifa
ve büyü ritlerinde, dinsel korku ve aydınlanmalarda, kimi zaman açık
seçik, kimi zaman da muğlak biçimlerde, tüm zaman ve mekanların
mitolojisinde dolanır durur, ı 3 belli ki bir "psikologem", yani çok eski
bir arketipik psişik yapıdır. Zira en belirgin tezahürlerinde, hayvansal
düzeyin henüz pek üstüne çıkamamış, ayrımlaşmamış insan bilinci­
nin sadık bir yansımaszdır. Nedensel ve tarihsel bir açıdan bakıldı­
ğında, hilebaz figürünün kökeninin bu olduğunu yadsımak pek müm­
kün değil herhalde. Bir görüngünün neden ortaya çıktığı sorusu, so­
runun yanıtı işlevsel anlam konusunda genellikle bir fikir vermese
de, biyolojide olduğu gibi psikolojide de ne geçiştirilebilir ne de kü­
çümsenebilir. Bu nedenle, biyoloji "ne için" diye sormaktan asla vaz-

un

10. Apo/ogeticus adversus gentes, XIV. ["Alay haç ı" , Symbole der Wandlung'
içinde gösterilmiştir: s. 355, Resim 83.]
l l . Also sprach Zarathustra (Zerdüşt böyle buyurdu), s. 452 vd.

12. Burada "balli di Sfessania" dizisini kastediyorum. İsmini, açık saçık şarkı­
larıyla ünlü Etrüsk kenti Fescennia'dan almış olabilir. Horatius'taki "Fescennina li­
centia" da buradan gelir, zira Fescennius qı<XMtKOS [fallik].
1 3 . Bkz. A. McGlashan'ın The Lancet'de (s. 238) yayımlanan "Daily Paper
Pantheon" adlı makalesi. Yazar, İngiliz gazetelerindeki "comic sırip" figürlerinin ar­
ketipik analojiler içerdiğine işaret eder.
=

H I LEBAZ F I G Ü R Ü N Ü N PSI KOLOJ I S I ÜZER I N E 1 1 27

geçmemelidir, zira görüngünün anlamı ancak yanıtla birlikte ortaya
çıkacaktır. Aslında kesinlikle bir anlam taşımayan lezyonların söz ko­
nusu olduğu patolojide bile salt nedensel yaklaşımın yeterli olmadığı
anlaşılmıştır, çünkü anlamları ancak " ne için" sorusundan sonra orta­
ya çıkan patolojik görüngülerin sayısı hiç de az değildir. Fakat nor­
mal yaşam görüngülerinin söz konusu olduğu yerlerde 'ne için' soru­
sunun tartışmasız bir önceliği vardır.
Demek ki, ilkel ya da barbar bir bilincin, gelişmenin çok daha er­
ken bir evresinde bile kendisine dair bir imge oluşturması, bunu yüz­
lerce, hatta binlerce yıl hiç durmadan sürdürmesi, en temel özellikle­
rinin, ayrımlaşmış, hatta en yüce zihinsel ürünlerle karışmasına izin
vermesi, arkaik özelliklerin eski olduğu oranda muhafazakar ve inat­
çı olmalarıyla açıklanabilir. Eski imgelerin anısından bir türlü kurtu­
lamaz insan, bu nedenle de bu anı yı anlamsız bir yük gibi taşır durur.
Çağımızın rasyonalist taleplerini bile karşılayabilecek kadar ucuz
olan bu açıklama, hilebaz çevriminin gerçek sahipleri olan Winneba­
go'ları tatmin etmezdi ama. Onlar için mitos kesinlikle bir artık, bir
kalırrtı anlamına gelmez, bunun için mitos fazla eğlencelidir, katıksız
eğlencenin bir nesnesidir. Onlara göre -şayet medeniyetle bozulma­
ınışiarsa tabii- mitos "işleyen bir şeydir" . Sıradan Avrupalının Noel
ağacında bir sorun görmemesi gibi, onların da mitlerin anlam ve ama­
cını sorgulamak gibi bir dertleri yoktur. Fakat kafa yoran bir gözlem­
ci için her ikisi de, gerek hilebaz gerekse de Noel ağacı, üzerinde dü­
şünmek için yeterince neden sunarlar. Bu nesneler hakkında ne düşü­
neceği gözlemcinin fikir yapısına çok bağlıdır elbette. Hilebaz çevri­
minin kaba ilkelliği düşünülürse, birinin bu mitosu basitçe eski, temel
bir bilinç evresinin yansıması olarak açıklamakla yetinmesi pek de
şaşırtıcı olmazdı, nitekim hilebaz da açıkça öyleymiş gibi görünür. 14
Yanıtlanması gereken tek soru, bu tür kişileştirilmiş yansırnaların
ampirik psikolojide olup olmadığıdır. Vardır da nitekim, hatta en eski
psikopatolojik gözlemler bu kişilik bölünmeleri (double personnali­
te) ile ilgilidir. Bu çözülmelerin ilginç yanı, bölünmüş kişiliğin her-

14. Eski bilinç evreleri ardlannda belirgin izler bırakıyora benzerler. Nitekim
Tantrik sistemdeki chakra'lar eskiden bilincin bulunduğu düşünülen yerlere tekabül
ederler, örneğin anahata göğüs bölgesi, manipura karın bölgesidir, vishudda
modem insanın dil bilincine ve gırtlağa tekabül eder. (Bkz. Avalon, The Serpe nt Po­
wer [Yılan Gücü].)
=

=

D Ö RT A R K E T I P 1 1 28

hangi bir kişilik değil, Ben-kişiliği ile bütünleyici ya da dengeleyici
bir ilişki içinde olmasıdır. Ben-kişiliğinde görülenden bazen daha kö­
tü bazen de daha iyi karakter özelliklerinin kişileştirilmesidir. Hile­
baz gibi bir ortak kişileştirme, münferit vakaların toplamından oluşur
ve bu bireyler tarafından tanıdık bir şey olarak algılanır ki, eğer bi­
reysel bir sapma söz konusu olsaydı, böyle bir şey olmazdı.
imdi, eğer mitos salt tarihsel bir artık ise, neden şimdiye dek geç­
mişin büyük çöp çukurunda kaybolmayıp uygarlığın en yüksek do­
ruklarında, budalalığı ve grotesk tuhaflığı nedeniyle bir "delightma­
ker''* rolü oynamadığı yerlerde bile etkin varlık gösterdiğini sormak
gerekir. Birçok kültürde görülen, içinden haHi su akan eski bir nehir
yatağıdır o. Bunun en açık kanıtı, hilebaz motifinin yalnızca mitik bi­
çimde ortaya çıkınayıp her şeyden habersiz uygar insanda da aynı na­
iflik ve özgünlükle görülmesidir, üstelik de uygar insanın, irade ve
eylemlerini belli ki kötü niyetle engelleyen tesadüflerle karşı karşıya
olduğunu düşündüğü her yerde. O zaman da, bir zamanlar her kültür­
lü Almanın okumuş olması gereken F. Th. Viseber'in Auch Einer (Bi­
ri Daha) adlı romanının kahramanı gibi "cinler"den ve "nesnenin hi­
lesi"fl\len söz edilir. Burada hilebaz bilinçdışındaki karşı eğilimlerle,
münferİt vakalarda çocuksu, düşük karakter olan bir tür ikinci kişilik­
le temsil edilir; bu ikinci kişilik, spiritüalist çevrelerde söz alan ya da
Poltergeist'a özgü o son derece çocuksu fenomenlere yol açan kişilik­
lerden çok farklı değildir. Sanırım ben hiçbir yerde eksik olmayan bu
kişilik unsurunu gölge diye nitelendirmekte haklıyım. ı s Bu kişilik
unsuru bizim kültür düzeyimizde kişisel bir gaf ("gaffe", "slip") ola­
rak görülür ve bilinçli kişilikte bir bozukluk olarak yaftalanır. Örne­
ğin kamaval adetlerinin ve benzer adetlerin ortak bir gölge figürünün
artıklarını içerdiğinin ve kişisel gölgenin gizemli bir ortak figürün tü­
revi olduğunu kanııladığının bilincinde değiliz artık. Zira ortak figür
uygarlığın etkisiyle yavaş yavaş ayrışır ve ne olduğu artık çok zor an­
laşılan izler halinde halkbilirnde y aşamayı sürdürür. Fakat ana unsu­
ru kendini kişileştirir ve öznel sorumluluğun nesnesi olur.
Radio'in hilebaz çevrimi gölgenin ilk baştaki mitik biçimini koru­
duğu için mitosun oluşumundan önce varolan, Kızılderilinin henüz
* eğlendirici (ç .n.)
1 5 . Aynı kavram, "umbra" olarak kilise babası Irenaeus'ta da geçer (Adversus
haereses, I, l l , 1).

insan ve hayvandır. Hayvansı bir bilinçsizliğin içine hapsolmuş olması. Ö te yandan. Penisinden yararlı bitkiler yapar. birçok bakımdan hayvanlardan daha aptald ı r ve bir gülünç beceriksizlikten diğerine düşer. İdeal durumu geçmişte bir yerlerde arayan bir kültür çevresine ait bir kişi. Bu retrospektif bakışa önemli bir miktar alay ve aşağılama karışması ve geçmişin her halü­ karda pek de parlak olmayan anısını daha da bulandırması kaçınıl­ mazdı. bilinçsizliği ve alakasızlığı yüzünden çok fena şeyler yapar. "eski güzel günler" diye övülmekle kalmayıp Altın Çağ. bilinci ancak daha yüksek bir düzeye ulaştı­ ğında. Kızılderili.H I L EBAZ F I G Ü RÜ N Ü N P S I KOLOJ I S I Ü Z E R I N E 1 1 2 9 benzer bir ruhsal karanlık içinde olduğu çok eski bir bilinç evresine işaret eder. despiciens) okuruz. bununla. Kendi hakkında o kadar bilinçsizdir ki. Fallik özelliklerine rağ­ men. böyle bir yüzleşme mümkün olamazdı. böylesi bir bilinç düzeyinden vazgeçil­ mesi ima ediliyor olabilir. Daha alt ve düşük seviyeye geri dönüp bakması. Tanrı'nın bilinçdışı çağiara (xpovoı 1:Y\Ç ayvoıaç) tepeden baktığını (unepı8wv. 30'da. Yeni çağların önceki asırların zevk ve zekasma bakışındaki soğukkanlı aşağılama bunun klasik bir örneğidir ve bu görüngünün çok açık bir iması Yeni Ahit te de vardır: Resullerin İşleri 1 7. Hilebaz. ancak daha yüksek. Aslında kötücül olmamasına rağmen. bir geyiğin kafa­ tasının içinde tutsak edilmesiyle ve bu durumdan kurtulmak için de ' . hilebaz figüründen garip bir biçimde etkileniyor olsa gerek. bir bütünlüğe sahip değildir ve iki eli birbiriyle dalaşabilir. yeni bir bi­ linç düzeyine ulaşmasıyla mümkün olmuştu. en belirgin ve önemli özelliği bilinçsizliğidir. yani kelimelere dökebilirdi. Tanrı. Hem insanın altındadır hem de üstünde. kurtarıcının bir öncüsüdür ve tıpkı onun gibi. -denebilir ki. Bu fenomen zihinsel gelişim tarihinde sık sık tekrarlanmış ol­ sa gerek. Bu yüzden (belli ki insan) yoldaşları tarafından terk edilir. Bu tutum. Bu durum onun ilk baştaki yaratıcı doğasına işaret eder: Dünya Tanrı'nın bedeninden olmuştur. Anüsünü de kendinden ayırarak ona özel bir görev yükler.teosofiyle zehir­ lenmiş milyonlarca kişi tarafından da sık sık idealize edilmesiyle ga­ rip bir karşıtlık oluşturur. Bilinci hilebazınki gibi olduğu sürece. cinsiyeti bile isteğe bağlıdır: bir kadına dönüşebilir ve çocuk do­ ğurabilir. eski halini bir başka durum olarak kendinden ayrı tutup nes­ nelleştirebilirdi. bir zamanlar Atlantis diye bir yüksek kültür olduğuna hiHa inanan. cennet olarak göklere çıkarılan geçmişin. yalnızca cahil ya da batı! inançlı insanlar tarafından değil.

çünkü hilebaz * Tedavi edici anımsama.arasında bir paralellik kuracak olursak. aksi takdirde asla yok olmazlardı. Eğer bu soruyla benzer bir bireysel olgu -kişisel bilincin karşısında yer alan etkileyici. Eğer bunlar eski düşük durumun artıklarından başka bir şey olmasıUardı. (ç. tanrısal-hayvansal bir doğası olan "kozmik" bir ilk-varlıktır. sonunda ça­ kalı bile kandırmayı başarmca. bu figür hala mevcut olduğundan değil. Bu açık­ lama bizim buradaki nesnemizle tam olarak örtüşmez. çevre koşullarına bir hayvan kadar iyi uyum sağlayamamış olan. kurtarıcı doğasını anımsar. Fakat gö­ rüldüğü üzere. örneğin gölge Ben-bilinci için o kadar nahoştur ki. Dikkate şayan bir içgüdü ve beceri yoksuniuğu nedeniyle hayvanla da baş edemez. Fakat eğer dışar­ dan gelen bir enerjiyle. Artık soyu tükenmekte olan eski bir durumun artıkları giderek ener­ jilerini yitirirler. buna karşılık çok daha yüksek bir bilinç gelişi­ mine aday. yani muazzam bir öğrenme bırsına sahip insan doğasının özelliğidir. uygarlık dönemine dek bir eğlence kaynağı ol­ mayı sürdürür. ki buna hem olanağımız hem de hakkımız var. bir yandan da akılsızlığı ve bilinçsizliği yüzünden insandan aşağıdır. ayrıca çok ilkel bir bilinç durumunun yansı­ masının mitolojik bir kişilikte somutlaşmasının nedeni de değildir. Gerçi bundan sonra yine eski durumuna. Hilebaz. yani donuk haline döner ama art arda hayvanlar tarafından faka hastınlmaya devam eder. Pulcinel­ lo ve soytan gibi karnaval figürlerinde uzun bir süre daha yaşamaya devam eden hilebaz. Bu onun işlevini sürdürmesinin önemli bir nedenidir ama tek nedeni değildir. kendi efsane çevrimine sahip mitik bir figür seviyesine kendi güçle­ riyle yüksel�eleri kesinlikle beklenemezdi.D Ö RT A R K E T I P 1 1 30 bir şahinin kafasını kendi rektumuna hapsetmesiyle anlatılır. bilinçdışına hastınlmak zorunda kalınır. Mitosun tekrar tekrar anlatılması. bir yan­ dan insanüstü özellikleri nedeniyle insandan üstünken. henüz aniaşılamayan nedenler­ le uzun süre unutulmaması gereken içeriklerio terapik anamnezi* an­ lamına gelir. böyle bir şey kesinlikle söz konusu değildir. Onun bu eksiklikleri.) . varlığı yalnızca içinde bulunulan durumla açıklanan bir dina­ miğe dayalı olduğundan ortaya çıkar.n. ki bu mitos tarafından da gereğince öne çıkarılır. zıt bir gölge figürü. onlara artık ilgi gösterilmemesi ve yeniden ortaya çıkışlarından rahatsızlık duyulması anlaşılır bir şey olurdu. doğrudan doğruya daha yüksek bir bilinçten ya da henüz tükenınemiş bilinçdışı kaynaklardan beslenmeselerdi.

kendini biçimlendirip ifade etme gücünü gi­ derek yitiren bir bilinç evresini temsil eder. daha önce de vurgulandığı gi­ bi. çok yüksek uygarlık evrelerinde bile motifin izlerine rastlanır.H I L E BAZ F I G Ü RÜ N Ü N PSI KOLOJ I S I Ü Z E R I N E 1 1 31 yok olmaya yüz tutmuş. zira bilindiği gibi b ilinçdışında hiçbir şey düzeltilmediği için. bu zararsız hale getirıne süre­ ci o kadar uzun sürer ki. . daha kaba yönlerinin ya­ vaş yavaş ortadan kalkacağını düşünebiliriz. Ayrıca. altmışlı yıllarda polisçe yasaklanmıştı. yanlış anımsamıyorsam. Tersine. özellikle de bastırılmış olanın ayakta kalma şan­ sı çok yüksektir. hilebaz hikayesi Kızılderili bilin­ cinde ne uygunsuz ne de nahoştur. yani mit ve masal16. ortak fantezileri. bilincin ilerleyen gelişmesiyle birlikte mitosun. bastırılması onun yok olmasını engellerdi. Öyle de olsa gerektir. medikal psikolojiye. Motifin tarihinin de gösterdiği gibi. kurbanlardan biri zatürreeden ölünce. Nedensel yaklaşımın son bir yaklaşımla desteklenmesi. bu durumda. başlangıçta bir daemonium olarak belli bir özerkliğe. bizim durumumuzda göz önün­ de bulundurulması gereken nokta. mitosta anlatılan bilinç durumunun hala varlığını koruyan gücü ve canlılığıyla ve bi­ lincin bundan kaynaklanan gizli bir cazibe ve büyüye kapılmasıyla açıklayabiliriz. çıldırma kapasitesine sahip ilkel bir figürün asimilasyonu­ na da bağlıdır. Ayrıca. mitos bilinç tarafından destekle­ nip besleniyor gibidir. Kilisenin kamaval şenlikleri henüz ortaçağda papalar tarafından yasaklanır. bilinçdışından kaynaklanan bireysel fantezileri yorumla­ makta yardımcı olmakla kalmaz. zaten gölge figürünü bi­ linçte tutmanın ve böylece bilinçli bir eleştiriye maruz bırakmanın en iyi ve en başarılı yolu budur. hilebaz yeniden anıınsan­ masını bilincin ona duyduğu ilgiye borçludur. daha önce gördüğümüz gibi. zaten geri çekiliyor olmasıdır. Basel'de Ocak ayının ikinci yarısında "Ueli"nin suya batırılması. yavaş yavaş gerçekleşen uygarlaşmanın kaçı­ nılmaz sonucu olarak. I 6 Başlangıçta zalim ya da müstehcen olan bazı adederin zamanla basit simgelere dönüştüğü birçok kez görülmüştür. alt düzeyin ise. Fakat eleştiri ilkin eleştiri karakterinde değildir. Biyoloji alanında salt nedensel hipotezler genellikle pek tatmin edici olmamakla birlikte. üst bilinç düzeyinin daha düşük olanın üstüne binmesi. Bunun ötesinde. beyaz uygarlığın bas­ kısıyla hızla yok olması tehlikesi olmasa da. tam tersine eğlencelidir ve bastı­ rılmaya davetiye çıkarmaz. bunun yanı sıra. daha ziyade olumlu bir değerlendirme gibidir. Bu kadar uzun ömürlü olmasını.

Bunun en iyi örnekleri politikada görülür. normal koşullar al­ tında bireyin de normal olacağı gibi yanlış bir inancı destekler. metaforik ve figüratif olarak amınsar onu. gerçekten de yok olduklarını sanabilir. insanlar.bir kişide vücut bulur. acımasız.) . bilinç kendini kötülüğün cazi­ besinden kurtarabilmiş. karanlık yönler artık görülmediğinde. Popüler dilde çok isabetli bir biçimde ve kelimenin tam anlamıyla "maymun tiyatrosu" diye nitelenen bu durumda her şey ters gider ve saçmalamak için en küçük bir fırsat bile kaçırılmaz. eski bilinçsizliğin değer kaybına uğradığı henüz mitos sürerken bile anla­ şılır. Sıradan okur. karanlık ve kötülük buharlaşıp uçmamıştır ama enerji kaybından ötürü bilinçdışına doğru çekilmiştir ve bilinçte her şey yolunda oldu­ ğu sürece orada kalacaktır. uygariaşma süreci bizzat hilebaz çevrimiyle başlar. çevrimin soc nuna doğru hilebaz. Ama bilinç kritik ve kuşkulu durumlarda sarsıldığında. hilebaz figü­ rü için karakteristik olan her şey -en üst uygarlık düzeyinde bile­ gerçekleşebilir.n. Sözümona uygar insan hilebazı unutmuştur. onu mecburen yaşamak zorunda kalmamış­ tır. Gerçekte. Hiç olmazsa en derin bilinçsizliğin izleri ortadan kalkar. Gizli. Paul Radio'in işaret ettiği gibi. akıllıca bir şey ya çok nadiren ya da son anda gerçekleşir. İnsan ruhuna her şeyin dışarıdan verildiği. onun dünyaya tabula rasa* olarak geldiği yönündeki uğursuz düşünce. Fakat deneyimlerin de gösterdiği gibi. budalaca ve anlamsız davran­ mak yerine. bireyin si­ lindiği kitleler oluşturur oluşturmaz bu gölge harekete geçer ve -tari­ hin de göstermiş olduğu gibi. Ancak yanlış davra­ nışlardan huzursuz olup da cinlerin oyununa gelmekten ve benzeri şeylerden söz ettiğinde.D Ö RT ARKETI P 1 1 32 ları da daha anlamlı bir biçimde yorumlamamızı sağlar. hiç olmazsa komşusunda bir yansıma olarak yeniden ortaya çıkmak için fırsat kolladığı anlaşılır. Fakat insan kendine. hilebazın kötü özelliklerine ne olduğunu sorar. ki bu ilk durumun aşıldığının açık bir gö. Eğer bu hilesinde başarılı olursa.stergesidir. zalim. insan esenliğini devletten bekler ve kendi yetersizliğinden * boş levha (ç. Bu durumda. ikisi arasında yi­ ne o ilkel karanlık dünya oluşur ve bu karanlık dünyada. o zaman gölgenin yok olup gitmediği. hayal bile ederneyeceği kadar tehlikeli özelliklere sahip olduğu aklına gelmez. yararlı ve mantıklı şeyler yapmaya başlar. görünüşte zararsız gölgesinin. B öylece. durum hiç de öyle değildir.

Bir açıkla­ mada bulunmak zor. Mitosun tekrar tek­ rar anlatılınaktan ötürü çoktan anlamsız bir hale gelmemesinin. çünkü iki karşıt eğilim söz konusu: bir yandan eski durumun dışına çıkmak. 1 3. bir amaca hizmet etmesiyle açıklanabileceğini düşünüyorum. Ama bu her zaman böyle değildir. Gizemi saye­ sinde mitos. belki de arkamdadır. l . Bir insan nadiren. Dolayısıyla. 19. anlamadığımız bir şeyin bize faydalı bir etkide bulunamayacağını dü­ şünürüz. birey kendisini tümüyle çevresine bağımlı hisseder ve kendi içine bakma yetisini yitirir. l7 Radin de bu zorluğu görmüştür ki şöyle yazar: "Psikolojik açıdan bakıldı­ ğında. ki bu daha da tehlikelidir. insanın hayvandan in­ sana dönüştüğünü unutma çabasından ibarettir. bilinçli bir biçimde aniaşılıp anlaşılınadığından bağım­ sız olarak. 1 8.H I L EBAZ F I G Ü R Ü N Ü N PSI KOLOJISI ÜZERI N E 1 1 33 toplumu sorumlu tutar. Gerçi biz. Unutmamak demek. Böylesi ve benzer naiflikler bilinçdışı gölgenin yeri­ ni alarak onun bilinçsizliğini besler. "ıs Birkaç sayfa sonra da (Altın Çağ'la ilgili olarak) şöyle devam eder: "Unutmamak konu­ sundaki bu inatçı ısrar bir tesadüf olamaz. İhtiyaçları evinin kapısına bedava getirildi­ ğinde ya da herkesin bir otomobili olduğunda. l l . insan kültürünün tarihi. hilebaz motifinin neden korunup gelişti­ riidiğini anlayabiliriz: onun."I9 Eğer mitosla ilgili bu paradoksal tutum açımlanacaksa. varoluşun anlamına ulaştığını sanır. Radin. yalnızca aklıyla anlar. Noel ağacı adetinin ne anlama geldiğine dair en ufak bir fikir sahibi olmadan çocuklarına bir Noel ağacı dikecek ve buna bir yorum getirmeyi deneyenin lafını 1 7 . Eğer düşman görüş alanı­ rnın içinde değilse. bilinçdışına doğrudan etkide bulunur. neyin yasak ya da zorunlu olduğu bilgisiyle bastırılır. Entelektüel ve etik düzeyin eski düşüklüğünü. bu karşıtlığı ifade etme mecburiye­ li de bir tesadüf değildir. Bu durumda. bir askerin üstünden aldığı bir emri ahlak süzgecinden geçirmesi nasıl beklenebilir ki? Spontan etik itkilere sahip olduğunu. bilincinde olmak demektir. . büyük oranda.. Bu önyargıların etkisiyle. geçmişin nasıl olduğunu unutmasın diye bireyin gözü önünde tutar. etik değerleri. Gott und Mensch in der primitiven Welt ( İlkel Dünyada Tanrı ve İn­ san). başka birçok mit gibi psikoterapik bir et­ kisi olabilir. bunları en azından kimse onu izlemiyor­ ken uygulayabileceğini keşfetme olanağını bile bulamamıştır. Böl. B izde en aydın kişi bile. hele hele bir ilkelse çok daha nadiren. s. bir yandan da onu unutmamak. s. Bu açıdan baktığımızda.

Dışarıya karşı unutmuştur insan ama kendi içinde asla. Tüm heyecan belirtilerini göstererek soruma olumsuz yanıt verdi ve bu tür "oyuncakları" (Batı Afrika'da "jou-jou" denir) çocukların yaptığını söyledikten soma kulübeye öy­ le bir tekme indirdi ki. Kentleriinizde ve taşrada sözümona batıl inançların ne kadar yaygın olduğunu görmek şaşırtıcıdır. sanki bu tür şeyleri hiç duymamış gibi yap­ mak yönündedir. psikolojiyle ilgili konuşmalarda bizim psike hakkında bir şey söylemediğimizi. bırakınız inanmayı. kulübe darmadağın oldu. ama tutup da bir kişiye açık ve net olarak "Hayaletlere inanır mısın? Büyücüle­ re? Büyülü maddelerin etkisine?" diye sorsanız. Elgon dağının güney yamaçlarındaki arınanda bir süre birlikte yürüdüğü­ müz zenci gibi davranır herkes: Yolun çatallaştığı bir yerde. zira bizim aydınlanmış toplumumuz bu tür batıl inançların çoktan kökünün kurutulduğundan emindir ve genel uzla­ şım. Zaten kamuoyunda da pek bilinmez bunlar. öfkeyle "hayır" diye yanıtlar. İnsan dışardan bakıldığında uygar bir insan gibidir ama kendi içinde bir ilkeldir. bu kulübeyi kendisinin mi yaptığını sordum. Bu nedenle. Bizim "zihin" sayesinde psike'nin üzerine çı- . kökenini gerçekten ele vermeyi hiç istemez. Bir ke­ resinde çok etkileyici bir olayla bu çelişkinin farkına vardım: Bir alıı­ rın üzerindeki büyünün "Strudcl" (büyücü-hekim) tarafından bozul­ masını izliyordum. bu trenlerin içindeki yolcular kendilerinden birkaç metre ötede ilkel bir rit gerçekleştirildiğini nereden bileceklerdil Bu iki bilinç boyutunun karşıtlığı. bütün bunları çoktan aştığına inanmasıdır. geçerliliklerini kanıtlayan da budur zaten. İn­ sanın bir yönü vardır ki. Bütün bunları daha önce hiç duymamış olması ve saçmalığın dik alası olarak görmesi yüzde bir ihtimaldir. psike'nin kaçınılmaz olarak kendi hakkında konuş­ tuğunu unutmamalıyız. tıpkı bir cangıl sakini gibi bütün bunların içindedir. Oysa hiçbir şey geçmiş gitmiş değildir. Ahır. şeytanla yapılan anlaşma­ lar bile. Aynı tepkiyi bizim buralarda da gözlemleyebiliriz. Gotthard tren yolunun hemen yanıbaşınday­ dı ve büyü ayini süresince birçok uluslararası hızlı tren geçti yanımız­ dan.DÖRT A R K E T I P 1 1 34 derhal ağzına tıkacaktır. bir başka yönü de. Gizliden gizliye. enerjik bir sistem olarak karşıt gerilime muhtaç olan psike'nin iki kutuplu yapısının bir ifadesinden başka bir şey değildir. Nite­ kim. Ona. tüm psikoloji önermeleri tam ter­ sine de çevrilebilir. zencinin ailesiyle birlikte yaşadığı mağaranın yakınlarında çok güzel (ev ola­ rak) yapılmış yepyeni bir hayalet tuzağı gördük.

H I L E BAZ F I G Ü RÜ N Ü N P S I K O L O J I S I Ü Z E RI N E 1 1 35

kacağımızı düşünmemizin, zihin psike'den bağımsız olduğunu iddia
etse de, hiçbir yararı yoktur. Zihin bunu nasıl kanıtlayabilir ki? Bir
ifadeınİzin psike'den kaynaklandığını, yani psişik ve yalnızca psişik
olduğunu, diğerinin ise zihinsel olduğunu, bu nedenle de psişik olan­
dan üstün olduğunu istediğimiz kadar iddia edebiliriz. Bu iddialar
inanç koyutuna dayalıdırlar ve öyle de kalacaklardır.
Gerçek şu ki, psişik içeriklerio bu çok eski üçlü (maddi, psişik,
pnömatik) hiyerarşisi, deneyimin dolaysız nesnesi olan psike'nin iki
kutuplu yapısıdır. Bir şelalenin canlı birliğinin yukarıyla aşağı arasın­
daki dinamik bağiantıda olması gibi, psişik doğanın birliği de ortada
yer alır. Dolayısıyla, mitosun canlı etkisi, özgürlüğünün ve bağımsız­
lığının farkında olan daha yüksek bir bilincin mitolojik figürün
özerkliğiyle karşı karşıya geldiği ve onun büyüsünden kaçarnayıp
olağanüstü etkisine bi at ettiği yerde karşımıza çıkar. Figür etkili olur,
çünkü izleyicinin psike'sinde gizliden gizliye bir payı vardır, hatta
fark edilmese de, onun bir yansımasıdır. Öznel bilinçten kopmuş ol­
duğu için özerk bir kişilik gibi davranır. Hilebaz, ortak gölge figürü­
dür, bireyin düşük karakter özelliklerinin bir toplamıdır. Bireysel
gölge kişiliğin hiç eksik olmayan bir unsuru olduğu için, ortak figür
kendini buradan sürekli yeniden oluşturur. Fakat her zaman mitolojik
bir figür olarak değil de, çağımızda eski mitologemlerin giderek bas­
tırılması ve ihmal edilmesi sonucu, başka toplum grupları ve halkla­
ra yansıtmalar olarak.
Hilebaz ile bireysel gölge arasında bir paralellik kurduğumuzda,
hilebaz motifinde görülen anlamlı olana eğilimin, öznel ve kişisel
gölgede de gözlemlenip gözlemlenemediği sorusu ortaya çıkar. Göl­
ge, düşlerin fenomenolojisinde sık sık karşılaşılan, iyi tanımlanmış
bir figür olduğu için bu soruya olumlu yanıt verebiliriz: gölge, tanım
itibarıyla olumsuz bir figür olsa da, farklı yapıdaki bir arka plana işa­
ret eden olumlu yönler ve bağlantılar da sergiler bazen. Değersiz bir
kabuk altında anlamlı içerikler gizliyerdur sanki. Deneyimler tah­
minlerimizi doğrular niteliktedir: genellikle, gizlenen şey giderek gi­
zemli figürlerden oluşur. Çoğu zaman gölgenin hemen ardında, mu­
azzam bir büyü ve etki gücüne sahip anima durur.2o Genellikle fazla
20. "Ardında durur" metaforuyla, gölge fark edildiği ve bütünleştirildiği ölçüde
ilişki sorununun, yani anima sorununun ortaya çıktığı gerçeğini anlatmaya çalışıyo­
rum. Gölgeyle ilişkinin Ben'in içsel ve dışsal olgularla ilişkisine kalıcı etkilerde bu-

D Ö RT A R K E T I P 1 1 36

genç bir figür olan anima'nın içinde de son derece nüfuzlu bir tipierne
olan "yaşlı adam" (bilge, büyücü, kral, vb.) gizlidir. Bu sıralamayı
böylece sürdürmek mümkün. Ama bunun bir anlamı yok, çünkü in­
san psikolojik olarak ancak bizzat yaşadığını anlar. Karmaşık psiko­
lojimizin kavramları aslında entelektüel tanımlar değil, her ne kadar
betimlenebilseler de, bunları yaşamayan için ölü ve muğlak olan be­
lirli deneyim alanlarına ilişkin ifadelerdir. Benim gördüğüm kadarıy­
la, insanlar "gölge" yerine, kulağa "bilimsel" gelen Latince ya da Yu­
nanca bir sözcük kullamlmasını tercih etseler de, bu kavramla neyin
kastedildiğini genellikle çok zorlanmadan anlıyorlar. Buna karşın
anima kavramının anlaşılması konusunda daha büyük zorluklar yaşa­
nıyor. Gerçi edebiyatta ya da film yıldızı olarak karşılaşılan anima
kolayca kabul edilir ama onun yaşamdaki rolünün bilincine varılma­
sı gerektiğinde hiç mi hiç anlaşılmaz, çünkü erkeğin asla üstesinden
gelemediği her şeyi temsil ettiği için asla kurcalanmaması gereken
sürekli bir duygusallık durumunda kalakalmıştır. Bu noktada görülen
bilinçsizlik, en hafif ifadeyle şaşırtıcıdır. Bu nedenle de, kendi dişili­
ğinden korkan bir erkeğe "anima" kavramıyla neyin kastedildiğini
anlatmak neredeyse imkansızdır.
Aslında bu durum çok da şaşırtıcı değildir, çünkü modern Avrupa­
lı gölge ile ilgili en temel bakışı bile kavramakta zorlamr bazen. Fa­
kat gölge, bilince en yakın ve en az tehlikeli figür olduğu için, bilinç­
dışının çözümlenmesinde ilk söz konusu olan kişilik unsurunu oluş­
turur. Bireyleşmeye giden yolun başında kısmen tehditkar kısmen de
gülünç bir figür olarak durur ve kuşku uyandıracak kadar basit olan
sfenks bilmecesini sorar ya da tekinsiz "quaestio crocodilina"yaıı ya­
nıt verilmesini ister.
Hilebaz mitosunun sonunda kurtarıcı kendini belli ederse, bu ra­
hatlatıcı öngörü ya da umut, bir felaketin gerçekleştiği ya da bilinçli
bir biçimde anlaşıldığı anlamına gelir. Kurtarıcıya özlem duymak
için "kötülük" içinde kaybolmuş olmak gerekir, yani gölgenin kavlunması anlaşılır bir şeydir, çünkü gölgenin bütünleşmesi bir kişilik değişimine yol
açar. Bu konuyla ilgili olarak bkz. Aion'daki [ 1 3. paragr. vd.] açıklamalarım.
2 1 . Timsah bir anneden çocuğunu çalmıştır. Anne çocuğu kendisine geri verme­
si için yalvanr, bunun üzerine timsah, soracağı soruya doğru bir yanıt verirse bu is­
teğini yerine getireceğini söyler: "Çocuğu geri verecek miyim?" Eğer anne "evet"
derse, yanlış cevap vermiştir ve çocuk geri verilmez; eğer "hayır" derse, yine doğru
değildir, yani anne çocuğunu her halükiirda kaybetmiştir.

H I L EBAZ F I G Ü R Ü N Ü N P S I K OLOJ I S I Ü Z E RI N E 1 1 37

ranması ve kaçınılmaz bir biçimde bütünleşmesi o kadar sıkıntılı bir
durum yaratır ki, bu yazgının düğümlenmiş yumağını ancak doğaüs­
tü bir kurtarıcı çözebilir. Gölgenin ortaya koyduğu sorun bireysel va­
kada anima, yani ilişki düzeyinde yanıtlanır. Gerek ortak-tarihsel ge­
rekse de bireysel alanda, kendini ayvoıa'da, yani bilinçsizlikte tutsak
olmaktan yavaş yavaş kurtaran bilincin gelişimi söz konusudur,ız bu
nedenle de kurtarıcı bir aydınlatıcıdır.
Ortak mitolojik biçiminde olduğu gibi, bireysel gölge de enanti­
odrominin, geri dönüşün, çekirdeğini kendi içinde barındırır.

22. Neumann, Ursprungsgeschichte des Bewuj3tseins (Bilincin Kökeninin Tari­

hi).

Wilhelm. August Rode ve Hanns Floerke. De natura animalium libri XVII.y. Edda. 2. eth­ nologischer und psychologischer Beleuchtung. Charles. 6 cilt. 1 9 12. E. 167 1 . Giriş ve Notlar'la birlikte. 1 9 1 1 .. Textes et monuments figures relatifs aux mysteres de Mithra. Franz. The Delight Makers. bkz. Altenburg. Paris. [Apuleius] Lucii Apulei Madaurensis Platonici philosophi opera. Barlach. "Theo1ogic und Phi1osophie". 1 890. Allegoriae sapientum supra librum Turbae. Du Cange. Der tote Tag. K. Münih ve Leipzig. 1 952. Ein Beitrag zur Psycholo­ gie der Renaissance und der Moderne. Götterlieder und Heldenlieder. Berlin. Sanksritçe'den çeviri. 1 1 6-34. Paris. 3 cilt (Histoire des Sciences). Leipzig [t. Dcusscn. cilt I: Meta­ morphoseos sive De asino aureo. Göttingen. Eine Darstellung des indischen -- . Eski Norveççe'den çeviren: Hans von Wolzogen. 1 778. L'Heredo. 2 cilt. E. Avalon. Drama in fünf Akten.. 2 cilt. Londra. Richard. haz.. Budge. Das antike Mysterienwesen in religionsgeschichtlicher. 1 947. The Serpent Po­ wer. Brüksel. . Adolph Francis Alphonse. Aldrovandus. Glossarium ad scriptoı·es mediae et infimae latinitatis. H. Leiden.]. 1 9 1 6. 1907. Sechzig Upanislıad's des Veda. Leon. Leipzig. Arthur (yay. 3. basım: 1 9 1 8. s. Deusscn. Almancası: Die Meta­ morphosen oder Der goldene Esel. Seclızig Upanishad's des Veda. Paul. Calleetion des anciens alchimistes grecs. Hauptprobleme der Gnosis (Forschungen zur Religion und Literatur des Alten und Neuen Testamnıts X). 1 909. Ulysses (Ulisse Aldrovandi). 1 896/99. Paris. Dendrologiae naturalis scilicet ar­ borum historiae libri. Garbe. Der Liebestraum des Poliphilo. Londra.1 736. Daudet. "Çvetiiçvatara-Upanishad". Paul. çev. basım. Leipzig 1 864/66.Kaynakça Aelian (Claudius Aelianus). Die Samkhya-Philosophie. 2 cilt. Marcellin. Die. Theologisclıe Zeitsclırift Vlll içinde. De Jong. The Gods of the Egyptians or Studies in Egyptian Mytho­ logy. Cumont. 1 8 87/88. Two Works on Tantrik Yoga.. Frankfurt. Linda. Fierz-David. Bcrthelot. 1 938. F. Zürih. 1 893. Paris. Bousset. Rhein-Verlag. Sanskritçe'den çeviri. New York. Basel. Wallis. 1 9 19. Bandelier. 1 909. La Chimie au moyen age. Sir John Woodroffe'un takma adı). Essai sur le drame interieur. Buri. 1 733. A. Emst.

1 960 ve 1 966 [Ges. Sanksritçe'den çe­ viri: Paul Deussen. 347. Ioannis Isaacus. 1 9 1 9. Goethe. Zürih. Form und Sinn 11!2 içinde (Augsburg 1 926). 1 970. -. Das Reich ohne Raum. -. om­ nia. [Ges. James. Cari Gustav. a."Geist und Leben" . Honorius von Autun. Les Nevroses (Bibliotheque de philosophie scientijique). 1 95 1 . 1 600. Neue Schweiıer Rundschau 114 (Zürih 1 933) içinde. Yeni basımlar: 1 953. Hollandus. "Bruder Klaus". Bkz. Jacobsohn. Yeni basımı: Rascher. Hubert. Rascher. 3 1 cilt. basım. Zürih. Geheimlehre des Veda. 1 902. [Ges. Analytische Psychologie und Erıiehung. 1 939. Glückstadt. yaygın Adversus omnes haere­ ses başlığı kullanılmıştır. M iddelburg. 1945.-496. GQetz. Kampmann. Werke X ( 1 974) ve XVI ( 1 958)}. 1 96 1 ve 1 967 [Ges. sive de tapide philosophico. Leipzig. Leipzig. William. Zürih. sütunlar. Cot­ ta. [Kitapta. Rhein-Verlag. Me!anges d'histoire des religions (Travaıa de l'annee sociologique). Johann Wolfgang von. Kempten ve Münih. Yeni basımlar: Rascher. [Ges. Ausgewiihlte Texte der Upanishad's. Bruno. 1 909. 1 827. 1939. Opera mineralia. Werke !V ( I 969)}. Reich1. basım.g.e. Stuttgart. Helmut. 1 946. Oxford-Londra. "Expositio in Cantica canticorum ". Henri ve Mareel Mauss. I 702. 1952. Darrnstadt. 1 936. Werke V!l ( 1 964)}. Leipzig. Die Beziehungen zwischen dem !ch und dem UnhewujJten. Werke Xl ( 1 963 ve 1 973)}. 1 942. 1 9 12. Tam metnin özgün son hali. Faust. Londra. The Varieties of Religious Experience. 1 9 1 9 [ilk basım 1 909}. Paris. Zürih. Die dogmatische Stellung des Königs in der Theologie der alten A gypter (A gyptologische Forschungen VIII). Heidelberg. 3. 1 9 1 7. 1928. Irenaeus (Lyon'lu).KAYNAKÇA 1 1 39 Rationalismus. Werke XI ( 1963 ve 1 973)}. Gesamtausgabe Insel. Rascher. Untersuchungen zur Symholgeschichte (Psycholo­ gische Abhandlungen VIII). Daha sonra Seelenprobleme der Gegenwart içinde (Psychologische Abhandlun-- -- -- -- -- . /renaei episcopi Lugdunensis contra omnes haereses lib­ ri quinque. Tam metnin yeni basımı. 1 938. Konstanz. 1 925. duobus libris comprehensa. Aion. Zürih. Migne. 223-9. 1 935. Paris.Auf5iitze ıur Zeitgeschichte.} Almancası: Des heiligen Irenaeus' fünf Bücher gegen die Hiiresien (Bibliothek der Kirchenviiter) Kitap I-III. Patrologia Latina CLXXII içinde. 1 946. Gözden geçirilmiş ve iki makale daha eklenmiş basımı: Psychologie und Erziehung. Zürih.1 834. [Ges. "Einige Bemerkungen zu den Visionen des Zosimos". Werke. Potsdam. 1 950. 1926. gözden geçirilmiş 2. Jung. Eranos-Jahrbuch 1937 içinde. Rascher. S.Antwort auf Hiob. See-Verlag. Genişletilmiş yeni basımı Von den Wurzeln des BewujJtseins içinde. Rascher. -. s. 1933. Werke (Bütün Eserleri) /X/2 ( 1 976)]. Janet. Pierre. Zürih. 1 909.

e. 1 930. Dr. Werke Xl ( 1 963 ve 1 973) ve XIII içinde]. -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- "Synchronizitiit als ein Prinzip akausaler Zusammenhiinge". Werke Vl/I ( 1 967)]. Jung ve W. Paracelsica. Riwkah Schiirfin bir makalesiyle (Psycholog. 1 950 ve 1969 [Cies. Zürih. [Ges. -. 1948. Sonraki versiyonu: "Theoretische Überlegungen zum Wesen des Psychischen". Werke V ( 1 973)]. Zürih. yukarıda Geist und Leben.e. Festschrift Albert Oeri içinde. [Ges. Bkz. Rascher. Die Psychologie der Übertragung. [Jung'un bu cİltteki makaleleri ayrıca Ges. Rhein-Ver­ lag. Werke Xl/I.g. -. 1944. "Die Struktur der Seele". "Das Ratsel von Bologna". Von den Wurzeln des BewujJtseins içinde ele -- . 1 942. [Ges. Abhandlungen VI). Zürih. Gestaltungen des UnbewujJten (Psychologische Abhandlungen VII).Psychologische Typen. Rascher. 1947. 1 940. 1 946. StA Wat­ ter."Theoretische Überlegungen zum Wesen des Psychischen". Zürih. Zürih. Zwei Vorlesungen über den Arzt und Philosophen Theoph­ rastus. gehalten an der Ya/e Uni­ versity. Die Terry-Lectures. 1939. G. 1 25-35. C. Psychologie und Alchemie. 1 952.:ist Mercurius". Werke Vl/I ( 1 967)].g. basımı [Ges. "Instinkt und UnbewuBtes". Rascher. Psychologie und Religion. "Der G. a. 1 940. Zürih. "Der Geist der Psychologie". a. 26-37 ve IV/2 (Mayıs 1928). Rascher. 1947 ve 1 962. 1 953.. Eranos-Jahrbuch 1942 içinde. Rascher. Jung-Jnstitut IV).g. 1942 ["Paracelsus als geistige Erscheinung". Yeni basımlar: 1933.e. Zürih. 1947 ve 1 950 [Ges. s. Nisan 1 928). ilk kez "Der Geist der Psychologie" adıyla Eranos-Jahrbuch 1946 içinde yayımlandı. Werke Vl/I ( 1 967)]. 193 1 .Symbolik des Geistes. Bkz. Genişletilmiş yeni basımı Symbolik des Geistes içinde. Erliiutert an Hand einer alchemistisc­ hen Bilderserie. Werke XVI ( 1958 ve 1 976)].DÖRT ARKETIP 1 1 4 0 gen lll ı . Zü­ rih. Pauli. phil. Yeni basımlar: 1 925. s. Zürih. (Psycholoische Abhandlungen V) Rascher. 1 937. Analyse des Vorspiels z u einer Schizophrenie. Yeni basımlar: 1 942. [Ges. Rascher. G. Rascher. ayrıca Ges. Rascher. a.g. 1 952 [Ges. Zürih. Werke XII ( 1 972)]. Olten 1 97 1 [Ges.Symhole der Wandlung. "Paracelsus als Arzt". Naturerkliirung und Psyche içinde (Studien aus dem C. Rhein-Verlag. 1943. Zürih. Ges. Rascher. Ges. a. Über die Energetik der See/e içinde. -. 1947.e. Werke XV ( 1 97 1)]. Studien über psychische Phiinomenologie. Gözden geçirilmiş yeni basımı 1 952 [Ges. Wandlungen und Symbole der Libido ( 1 9 12) adlı eserin gözden geçirilmiş 4. Bkz. 1 92 1 . Werke VIII] . Zürih. für A rzte und praktische Psychologen. Europaisehe Revue IVIl içinde (Berlin. Bkz. Eranos-Jahrbuch 1946 içinde. ( 1 97 1 )]. bkz. Werke XIV!l ( 1 968)]. Genişletilmiş versiyonu Seelenprobleme der Gegenwart içinde. Werke Xl ( 1 963 ve 1973)]. Zürih. 1950 [Jung'un bu ciltteki makaleleri. Werke VI ( 1 960 ve 1 967)]. 1946. -. Werke xv. Rhein-Verlag.

Rascher. Kritik der reinen Vernunft. "Animus und Anima" başlığı altında münferİt olarak yayımlan­ mıştır."Versuch einer psychologischen Deutung des Trinitatsdogmas". Ayrıca: Albae Vigiliae. Zürih. Rhein-Verlag. "Die Anima als Naturwesen" (Studien zur Analytischen Psychologie C. "Das Selbst" adıyla Aion'un IV. Werke VI­ ll ( 1 967) içinde]. Bkz. G. "Einige Bemerkungen zu den Visionen des Zosimos". "Das Wandlungssymbol in der Messe". Bewufites und Unbewufites. Genişletilmiş versiyonu: "Von den Wurzeln des BewuBtseins".g. Zürih. Leipzig [t. 1 960 ve 1 966 [Ges.y. Rascher. Rascher. Eranos-Jahrbuch 1940!41 içinde. Einführung in das Wesen der Mythologie. 1 4 1 alındı. Wirklichke­ -- it der Seele. Eranos-Jahrbuch 1 952 içinde. [Ges. Werke Vlll ( 1 967)].e. 1902 [Ges. Rascher.Zur Psychologie und Pathologie sogenannter occulter Phiinomene. Über die Psychologie des Unbewufiten. Yeni ba­ sımlar: 1 939 ve 1 947. a.]. ll içinde. . Rhein-Verlag. 1 943. Emma. a. Zürih. bkz. Jung-Enstitut lV). [Ges. a. ve Karl Kerenyi. G.e. Eine psychiatrische Studie. bkz. 1949. 1 944. Werke Xl ( 1 963 ve 1973)].e. 1 942. Jung. Jungs. Naturerkliirung und Psyche (Studien aus dem C. Bölüm'ünde. haz. 1 .KAY NAKÇA 1 . Kerenyi. 2. Werke VII ( 1 964)]. M. a. Zürih. Zürih. a.g. ve Hamburg. Makale.g. Das Mythologem vom mannlichen Lebensursprung". Leipzig. Karl Kehrbach. Werke Xl ( 1 963 ve 1 973)]. Werke l ( 1 966)]. 1 955) ile birlikte. C. 1967.e. Zürih. basım.g. 1 934 içinde. -. 33-53. Immanuel. Werke. 1 95 1 [Jung'un bu ki­ -- taptaki makaleleri]. Neue Folge. 1 943) içinde.g. (Bücher des Wissens Tb) Fischer. 1 957 [Ges. Zürih. Aufsiitze zur Zeitgeschichte içinde. Das göttliche Kind 1 Das göttliche Miidchen. Mitteilungen der Schweizerischen Gesellschaft der Freunde Ostasiatischer Kultur V (Bem. Rascher. Rhein-Verlag. Zürih. (Psychologische Abhandlungen lV). diğerleri Ges. a. Zürih. Anwendungen und Fortschritte der neueren Psychologie. Fasikül. Doktora tezi. Bkz. " Über das Selbst". Ayrıca. "Die Visionen des Zosimos". Zürih. Rhein-Verlag. Symbolik des Geistes içinde. "Von den Wurzeln des BewuBtseins.g. s. Bkz.e. Yeni ba­ sımlar: 1 948. Reclam. Studien über den Archetypus" (Psychologische Abhandlungen IX). "Wotan". 1 952 [Jung'un makaleleri Ges. yay. Zürih. 1943. Beitriige zur Psychologie içinde. Rhein-Verlag. "Hermes der Seelenführer. Kant. Rascher. Jung. Karl. Bkz.. Sonra Symbolik des Geistes içinde. Xl ( 1 963 ve 1973) ve Xlll ( 1 978) içinde] .e. "Zur Psychologie östlicher Meditation". Eranos-Jahrbuch 1 948. Frankfurt a. -- -- -- -- -- -- -- -. Werke Xl ( 1 963 ve 1973)]. Werke Vlll ( 1 967 ve 1977). ve Wolfgang Pauli. G. Bkz. Oswald Mutze. [Ges. 1 954 [üç makale bu cilt içinde. "Ein Beitrag zum Problem des Animus".

1 922-1 935. Le Bon. Zürih. Alan. Mylius.S. Jung'un 70. Matthews. basım. Lucien. Weimar. La Mythologie primitive. Erich. G. Bureau of American Ethnology içinde (Washington. s. Gesetze X. C. Kritias. Karl Sudhoff ve Wilhelm Matthiesen. basım. yay. Rascher. Ursprungsgeschichte des Bewuj3tseins. Plato(n). Almanca çevirisi: Rudolf Kassner. 1 89_8. Rhein-Verlag. Samıliche Werke (Tüm Eserleri). Gastmalıl. Zürih. B. Rahner. Patrologia Latina CXCVI -- -- -- . basım. Hugo. 2. 1 909. [Münferit basımı: Yay. Adam von Bodenstein. Friedrich. -. 379467.DÖRT A R K E T I P 1 1 42 Köhler. G. Leipzig. Nietzsche. McGlashan. Eranos­ Jahrbuch 1945 içinde. Rhine. 1 902. Neumann. Gott und Mensch in der primitiven Welt. Cilt 264 (i) (Londra. Prudentius. Migne. Le Monde mythique des Austra­ liens et des Papous (Travaux de l'annee sociologique). 1 937. Eranos-Jahrhuch 1944 içinde. Ci!t III. Ein B uch für Aile und Keinen. Zü­ rih. 247 vd. "Daily Paper Pantheon". Dialage Timaios und Kritias. Deutsche. 1 938. haz. 1 92 1 . Gustav. çeviri. s. Gustave. Leip­ zig. Çeviri ve açıklamalar: Otto Appelt (Philosophische Bibliothek 1 79). Johann Daniel. Radin. 2. 1 935. yay. Jung'un önsö­ züyle. Viyana. 2. Paul. C. 1 953. Londra. 1 935. Londra. "Antenna Crucis. haz. His Exposition of the Hieroglyphicall Figures usw. s. 1942). Hugo. 1 887). Richard von St. Washington. 1 845/57. Almanca çevirisi: Otto Kiefer. cilt VI içinde. Jena. 89. haz. Ninck. Nicholas Flammel. Eirenaeus. Moly und Mandragore in antiker und christ­ licher Symbolik". 1 5 cilt. "Die seelenheilende Blume". doğumgünü vesilesiyle özel yayın. Victor. "The Mountain Chant". çeviri (Philosophisch-soziologisc­ he Bücherei ll). "Benjamin minor". basım.. "Die seelenheilende Blume. New Frontiers of the Mind. J. Frank­ furt. 1 922. Zürih. Mystiker. bkz. Zürih. 1 946. 1 953). des 14. -. II: Das Meer der Welt". Kleinere Schriften zur Marchenforschung. Martin. Jena. Münih ve Berlin. Paraeelsus (Theophrastus Bombastus von Hohenheim). Psychologie der Massen. 1 945. s. De vita longa. Reinhold. The Lancet içinde. Franz Pfeiffer. Rhein-Verlag. gözden geçirilmiş 2. Levy-Bruhl. Paris."Erdgeist und Himmelsgeist in der patristischen Theologie". 2 cilt. 1949. 1624. Philosophia reformata continens libros binos. Rhein-Verlag. 1622. 1 562 (?)].Timaios. Jena 1 906. Leipzig. Rahner. Der weisse Dominikaner.l 1 8. Zeitschriftfür katlıo­ lische Theologie LXVI içinde (Würzburg. Jahrhunderts. Almancası: Neuland det· See/e. 238/39. Meyrink. Basel. Orandus. Fifth Annual Report of the U. Alsa sprach Zarathustra . Wodan und germanischer Schicksalsglaube.

-64. Martin(us).-536.). Wilhelm. New York-Toronto. Lexicon alchemiae sive dictionarium alchemisticum. Sand. 1934. 4 cilt. yay.KAYNAKÇA 1 1 43 Içinde. Bonn. Stuttgart ve Leipzig. The War of the Worlds. 1 929. James. Oxford. Scott. Jung. Tabula Smaragdina. 1938. 1 970/7 1 . "Chidher". 1 909. 2 cilt [tek kitapta]. Jung'un bir Avrupalı gözüyle yaptığı yorumuyla. 1 930. G. 1 9 1 1 . 1 . Sanksritçe'den Almanca'ya ilk çevirisi (Arbeiten der deutsch-nordischen Gesellschaft für Geschichte der Medizin. Almanca'ya ilk kez Wilhelm Geiger tarafından çevrildi. "Aphorismen zur Lebensweisheit". Spencer. Greifswald. 229-85. Baldwin ve F. Frankfurt. Parerga und Para­ lipomena. Londra. Domverlag. Philip. R. "Ceremonial of Hasjelti Dailjis and Mythical S and Painting of the Navaho Indians". cilt I. Weckerling. Leipzig.] Schopenhauer. 1 6 1 2. The ancient Greek and Latin writings which contain religious or philosophic teachings ascribed to Hermes Tris­ megistus. Richard ve C. Samyutta-Nikiiya. 2 cilt. sütunlar. Yeni basımı: Rascher. haz. sütunlar. 972. s. (yay.1 936. . Julius (yay. 1942. "Apologeticus adversus gentes". 1 926. von Koeber. basım. The Northern Tribes of Central Australia. NRF. 1 884. Münih-Neubiberg. G. 1 909).).S. Karl. Paris. Bureau of American Ethnology 1886-87 içinde (Washington. CEuvres autobiographiques. Johannes. Arehivfür Religionswissenschaft XII içinde (Leipzig. Werke Xlll içinde]. Migne. Wells. der Zahn­ heilkunde und der Naturwissensehaften 13). 1 898. Vollers. Eighth Annual Report of the U. Arthur. s. haz. 257. haz. Kleine philosophische Schriften içinde. Stevenson. Berlin. Das Geheimnis der Goldenen Blüte.). C. Ruska. ["Ent­ retiens joumaliers". Londra. Vischer.1 0 1 8. 1 6 1 6. Wameck. Die in Gruppen geordnete Sammlung aus dem Pali-Kanon der Buddhisten. Ein Parad{gmafür die animislisc­ hen Religionen des Jndisehen A rehipe/s (Religions-Urkunden der Völker IVIl). Herbert George. 1 89 1 . 1 89 1 ). Generatian of Vipers. Auch Einer. Cilt II içinde. Diğer basım1ar: 1 939. Die Religion der Batak. Das Glüek des Lebens. Tertullian(us). Walter. George. Münih. J. Ruland(us). 1948 ve 1 957 [Jung'un makalesi Ges. 1 944. 1937. Chymische Hochzeit. Wylie. Ein Beitrag zur Geschichte der hermetiseken Literatur. Strazburg. Hermann. . Usener. 234-84. 2. Patrologia Larina I içinde. 2 cilt. Hermetica. s. Das Weihnachtsfest (Religiongeschichtliche Untersuchun­ gen ). Rosencreutz. Heidelberg. Friedrich Theodor. Medizinisches Drama von Anandarayamakhi. Christian. Ein chinesisches Lebensbuch. Adolf (der. Gillen. 1 904.

Boz � kluklarında Saldırganlık 10 Sigmund Freud Haz likesinin Ötesinde . Mahler. Winnicott Oyun ve Gerçeklik 3 Heinz Kohut Kendiliğin Çözümlenmesi 4 Heinz Kohut Kendiliğin Yeniden Yapılanması 5 Sigmund Freud Uygarlığın Huzursuzluğu 6 Melanie Klein H aset ve Şükran 7 Otto Kernberg Sınır Durumlar ve Patolojik Narsisizm 8 Anna Freud Çocuklukta Normallik ve Patoloji 9 Otto Kernberg Sapıklıklarda ve Kişilik · . W.Schreber Vakası 2 D.METIS 1 ÖTEKINI DINLEMEK 1 Sigmund Freud Narsiz m Üzerine . . Anni Bergm . Fred Pine. Chasseguet-Smirgel B en ldeali . � " Insan Yavrusunun Psikolojik Doğumu 13 Harry Guntrip Şizoid Görüngü Nesne ilişkileri ve kendilik 14 Cari Gustav Jung Dört Arketip 15 D idier Anzieu Freud 'un Otoanalizi ve Psikanalizin Keşfi 16 Heinz Hartmann Ben 11 Andre G reen Hadım Edilme Kompleksi 18 Edith Jacobson Kendilik ve Nesne Dünyası 19 Anna Freud Ben ve Savunma Mekanizmaları 20 Psikolojisi ve Uyum Sorunu J .Ben ve Id 11 Otto Rank Doğum Travması 12 Margaret S.