You are on page 1of 114

* ;şEş€İğıtEğş"a ğ€ğ:g: **} şşFEEğt

$ Eğ}EğğğEİğşşi ğğİ;ğş şğğ ;€İ8iğ$


s igEEgğ5rİğşiİ ırşİiı€ şEE ;ğ!İ:Ei
ş tİE ş;; tğEşğgttğş;=i şşEğ; gğğşğiğ
ğuğİ Eğ*ğşğaifi:sİğş€şşğ;sş; a9Ei! $E
;:ş*ğğ; *;; :gğ*Iğeşİ;ee*;ğs fi ;:ğiiğ=
ş:;
İ .i€ i İ a; :İ ş
ğğş }ğİ ğiş İ ğet [;; $; = t ğ E =
İi€İ;iiş,ĞE,a; ğ.E*: Yğ ğ**şgE1;İğiEğtt
H
İİ:Ş:,şgE ğ; ğç bş ;şğ *E ;ş$
şğİş şİ ğğ;ğğğğ
Hs: 1; ğ ı ş İğğğ; €a; ğ şş

F
=,şşği€ * aŞ;ğş şİş
ğ ğ; ; **aE=$EşRİEl şs şE E E H İ ?İ t İ
Z
S; € İş
şi İs öğ şğğ€ ş$ğğş
z E ğ s
z
U
Z şİ şe: ğ€ şşİ ğş ğğ; s İ ğğİ şğğgşişğşş ğğğği
/
ğğğğşğşt uHE
Eı3-?K=3-ü€g
E E ğşİEşğ$aşğğğğİ
-qsö İ-ieE{a şE_q aE
Eşö;'aüı3
i ı *nı ! cı < i >
:E
= E) ;
s =e : = ; .== E==
ş3İğş;
=
ğişi*€i: =
$E;trfiğ
s: n; I
E
;şİİE!EE
E;E i: ŞE
;9"*,&E
q;j .-: EcgEEE--
E i'.8-c E r
e.
öo P"
h c
;E sq -: H -o .c ş .ğ S
E -şj g
;b € ; =
j*€ E f İEı
€ g
ş^Ğ -?
TE
.=^İ-vğ ğ ğ *ş y.İ'
;'-:tİ* ş ş;
9
() i i
€: ;aEçEş
3
* İ : x x* i.İ E ş
$
İE
v.İ c
ç şgs T :"€ j
P 6 - s''= H''ö 'şo = ==
ğ*İs , =E;;ö;m jİ
,*83
=i s. ü-,=': i€ ı 6 i a ı ,*
U)!:''l Y -= F N* i m:İ "
5 - =
t B.O:,ieEş
v ) *
j
N o,, i"-- L c
=
E = :ğ
H g's
!:
=.:
=
ğ-Lr"=
ü= Eğ€ g=.-; ğ ş fi
608,p^9- F ?Z
ş;
*HBİ=.- ş7İ?İ
*
E E,i
E çs-o Eş;ğ;
fiğ FE Hç a s Hd
a T::*ç:Ri=İiEEL,
ğ
=
ğ; ğ,H E ğ E g aE 9 ş. ı : E
ğ
E ;g*TigşğğEısHEğ
H; H ö."o,ıN <,=6. L-
İ x Ğ ) E i'=;'e#-E a-E;5
4 t 5İş - EEgE? 3
.'Y--6ıilx'j::j(ü_ -G
İ E i:* j İ ; ğ E ş İ ;=E:;
: *Ha$ğöşş€^;ğ'E$6:
E€ *
a'D Eİğç€
N;-
= ; :i.i€.sşş
"eCr/>=-:o,İo]Es
; i:ğİ;sİ :ş $ ğE H,Eşğş ş r:İ H,PıİğP--rİİ ti€ğ
ş"9ş ;ş;; -şğ*t
Ç! şİğİ }Fi ğğ.lğşİ€ ;t€ ; E€ E *ş İ;
E 5
::
.9"b
T"EE i€ h=
=EtE €s ş€ğğ ş ;;Eöİsİ İ=ğ fi Hst
H
ıT.
ğ;aşğE:ş:ş İ sE İİ EE işE*s;;ğşİtğğ;E
E E*1 A -y İ 'ş".ı-- 'İ i
Egİ=
i
€ aş:E ğR-E ı E ;=€ F-üğ - Ç'
=
cd
=
Eğ; }ğ.* Eu*HE = E;E İ; ; lEEş!tİ;şöğ*€ğE$İğğ
ğşşİğğ€ ğğğe İ9iİ€ğğğfiğğİbğ*:$ğİğEğğiğğ;E
?İ€EşEğşİ Eş İ şİ€*ğş€ğEİğğ;ğğ*:İ;*İşği€ğ
ii gş; E r:İ h € şİİğaa; şE uE'i€tiğğİ€ğsğğE1İ
<'EJ 9.:s 9.ii ğ I çıis ig,* ri:'b: fiİ E=p a'- . 4 d 'o } c
=
ğstİ;ğ; iğğİ İİ ğİğşEş;iğğşeEşğşğilğğt [Ei
-
İğğğş eI EE ğİ ğğğği ğş ğİ ağiğğE ğİ şğğşğşİ ğğİ
:şş
LD
;Ğ€ şşİ;ş
E;ğ E ğğE & ş ;şğ;şğEşiğ;ğEğEşğtiE
ğ ; Eğ* E ;..- }c= = >'* x-- > = İ .-= ı 4= }'ıiE€;a==
ş
=
Eş }"€ 9 t
;,İ İ * ğ i,= - ü i eEĞrİğğs
Edug
9€r g fi;
şş:]-E;Eİ s.İ

ş_E*ğİ
ş!ç:;
=
E.3:Efğş":
9
.] _ıı 6'6.# İ 'ı 5t
iHY# I EE ;=İ g
EE€ğğİEiğşİğ şiğİİEEğğİ$ğfrğEğşİEi ğğşşİş
;5şİ= - aİ€Ee; uu
şJE=*;jşe 1ğğşİİffğ;ğİğğğğg; EE;ğ*ş
İşe ş'r;jt$şğşEEşİtğiş;İ E;ğ.i ıİ
İ şşşğğşğeEşş..şİğE;;öİsİ ;i=t iE€ j€ş İ EHğat
ğşİğİğ,iğ-İ
;ş= H;ğ;;ğşTEğ}ğİ€ F€E* ;İ ;: 5i;;
ğE ğİ ğğğğğğiİ ğişğş ğğğİ ğşş ğğğş İ ğşğğ -; € ğğğğ
-,ilğğş
İİ g ğ H E
ğşş ğğğğğ ğİşğİ şş=İ İ + ş ş;E€ ğE ğİ E
ş ş ğğff ş ğşğğğE ş ğğş ğşİ ğğşğğşşİ şşİ şşğİğğğf ğ
ğöğ; E;ş 1'ş ş;İ;şşaööİ E.şğ*ş1ğ;İİEİ* i;s€;İf
€ğ.ç-H":+,R i9Eğ*s6H
:- =iTs=ı; g:qğşs;tr
;E şEğşTE
şE9*iİ= bH*sH
E "2=r€ E*ş g
şş E:İ:E;ş;İ
ğğş;ğ;BğİEğğişHş
ğşİ:İ;ğ
E İjğşPğğğşğğİşöğğ
İ İçğğtğğg*5ğEğ;şt
;ğ 3€ $ ş ğ şİ : ; i E E t
--+' a
--{ a
İ,5ğEşil=F=H;<,sğ&Ş
ooc h -_ğ * ibi'E
ş
.".E i

ş
.^-'Jj (r *
t, lt)
şİEEsEgİ*:*arğği€

t. I
ı^ l- İ€ İğğİI,=ğğt"Eİ;f E
-fJ
İğ
\\-i/
şğ;a;sğĞ:E"$$Eb=İ
.f ş ğğt s * ş E 3ğ E l E
:Ş"i
ş x EğeşE iİ€ }üğT *şğ
İğEşş€şİİğğğeğğ;ş
i ğğğ€ iİ ğş* g gğeği
ş
o J
\ü,a
o
o
\og o O
'So o o E
ı
o
a
o
ı
I:J
.o F
-a
'f ü''
ıç:&
/ i>
i(ğ .E:
:E 0):
iC
't(s E:.
nla
r'.
=J
'ac
66
&e
jiğğğğığffğişğğı:İş;ğşğİğ
;ğİ şş şşş iiş
ğğğğişğğğğğğğİ İİ şiğğş ğğ
ğğğşğşşşş
gşşşşaiİğğşğğşğğşğİiğ$ iii fiiğ
İiı ıEşı
ğşg iİ ğğğşİ ğğşŞşğş şği şi şğş
ğğs ğğş
ğğişişşğğğğşşİğğ3İfişğğşşşğşşşğ şşİ iğii
5İ*s Eğ g"ş:E# şeEaı.3'ş
.şşğ6:* ;g İİE;
E üEş* a;* şE 3ğ: :. ş* a gHİ*ğş H;jt:=
İİşİe*ğ
i;ğE1şğ €
}şğ
ğşj İşğşğaE€tsİ*;f; Eş€ ;:$ş ı.ğ;;ff
ğfi€ *fğaEİğİğ;ğğşr ağt;=Eiş;ş E ğ
ğşğğiİi İgğ
ğaİğşi€ iıy
€ şş aİ ğg€ $Rğşİ i ğğş ğ ıö$E ğİİ ğE ğr
ıErş
ğ'E€şEğğşİif
İi şiğ: ğİş*ğ€İğşİg şğişİç=: İiİş€iİğğ€g
E*EçşİE
€5 ş 5; r
$rsişğğğğş , H: iğş
*ş!şşEİi
[5iğ;;ş
ğİiğğİğğşşİ
şşE Eğğışğğİğği* ğğğİğ;ğğİ;ğ
$ğE şi ğİ F İ İ; E 5ç i g F E s 5 ğ =
*= a:; 3 *:ğ;şğ€ğğşiğişuğ-ğğğğgİğ
* 5" e ş€ x j ö
=
FğğİğğşFİğğ
ğşEjğtİEğİşğİğşİşğiğğş*ğğşğğ€ ğ Eğİğİğğğğğşş
TsT s9 as*€İğE *[ş ğğiğHş ; pEEşğşş*a ğiş€iİğiğİ;;
H
=t;o..F s.ı s
:f-r
ğşğa;rğİğ [E şİşigğfğif ş:ğ Eİ iİs; ş Eşş€ğ:İşğFiş
ğE; şgEİİ sE;şği= st iEİtşş E *gğ gsşs İğşİğşğğşgşp
GIRİŞ

trmak Ve gölden başka bir şey yok' Dağlar ve çöller gibi nüfusun dağılımını yö- kazanan uygar dünya, Hıristiyanlığın başlangıcında neden daralmaya başladı? Ba-
neten Ve ülkelere biçim veren fiziki özellikleri okur imgeleminin yardımıyla ta- tı Roma Imparatorluğu neden çoktu ve Dogu Roma Imparatorluğu bin yıl daha
mamlamahdır. Dolayısıyla bu aşamada İizlki coğrafyanın esaslarlnl akla kazımak ayakta kalmayı nasıl başardı? Batı imparatorluğunun Sonu, onun yönetici kastını
gerekiyor. Karşı sayfadaki haritanın gösterdiği gibi, bu çok da zor değil. Avru- oluşturan bir avuç kişiden başkasına bir anlam ifade ediyor muydu? Karanlık Çağ-
pa'nln kuzeyindeki kozalaklı ağaç orman şeridi ile Afrika ile Arabistan'da uza- lar gerçekten karanlık mıydı? Roma Imparatorluğu'nun en pariak döneminde in-
nan çöl arasında kalan bölgede süreklilik arzeden bir nüfus var, Bu bölge içinde sanlar gerçekten refah içinde miydi?
üç farklı dunya görüyoruz. Birincisi, Avrupa'nın kalbini oluşturan tarım arazisi- Gibbon'un Son Soru hakkında hiç kuşkusu yok, Şoyle diyor: "Eğer birinden
dir. Esas olarak Fransa'yı (Britanya dışarıdan katılıyor), Almanya'yı (Felemenk dunya tarihinde insan ırkının mutlu ve müreffeh yaşadığı bir dönemi göstermesi-
ve Danimarka dahil), bir de Polonya ve Rusya'nın Avrupa'daki topraklarını kap- ni isterseniz, hiç duraksamadan Domitianus'un ölümünden Commodus'un tahta
sıyor. DağIarla ayrılan, ama aynI sistemin bir parçasını oluşturan kuzey ltalya'yı geçtiği tarihe kadarki dönem diyecektir.'' Şimdi, "insan ırkı" yerine "Akdeniz
(Alpler ile Apenninler arası) ve Bohemya'yı (Bohmerwald, Erzgebirge ve Südet Dünyası'' okuyun, bugünlerde herkesin ezberden bilmedigi hııkumdarlık dönemi
yay|alarıyla çevrelenmiş) görüyoruz, Kuzey ve doğusundan Karpatlar'ıı yayıyla tarihleri için de "IS ıkinci yuzyıl'' deyin, elinizde birçok tarihçinin hAlA savunmak
çevrelenen Macaristan, sınrrr oluşturuyor; ortaçağda burası genellikle göçebele- isteyeceği bir önerme olacaktır. Bu dönemde sınırlar güvenliydi, sivil düzene mey-
rin dünyasıydı, dan okuyan yoktu, halk da özgürce barış zamanının sanatlarıyla meşgul olmak-
Üç farklı dünyamızın ikincisini oluşturan bu bolge haritanın sağına hAkim. taydı, Kara lekeler de mevcuttu: Pek de tahammül edilemeyecek bir toplumsal
Esas olarak burası bir bozkır; ortaçağda Hunların, Türklerin ve Moğollarln ya- hastalık olan, ama belki genelde duşunulduğü kadar yaygn olmayan kolelik ku-
şam alanı. Bu göçebeler, Asya boyunca uzanan, Urallar I|eHazar Denizi arastn- rumu; Romalıların yönetilecek bir eyalet değil de yağma|anacak bir ülke olarak
daki gedikten Avrupa'ya giren, sonra da genişleyerek btıtun güney Rusya ile Ma- gördukleri Mısır'ın kotu koşulları; Yahudilerin Romalılaşmayı reddettikleri, bu
caristan'rn bir kısmını içine alan bir koridorda, sürülerini bir otlaktan diğerine yüzden de zulüm gordukleri Filistin. Ama genelde pax Romana [Roma barışıJ ege-
götürürlerdi. mendi. Çapı da etkileyici olmalıydı. Imparatorluk öyle geniş bir bolgeye yayılmış-
Ele almamız gereken dünyaların üçüncüsü Akdeniz çevresindeki ulkelerdir. Bu tı ki bugün aynı topraklarda 32 hükümet hizmet veriyor (Kıbrıs'ı iki sayarsanız
ekosistem Ispanya'dan Levant'a [Doğu Akdeniz] kadar uzanır, Ispanya'da ve 33)' Insanoglunun dörtte biri bu imparatorlukta yaşıyordu, üstelik bu dörtte bir
Fas'ta Atlas okyanusu'na, Irak'ta Basra Körfez1'ne at|ar; güney ltalya bu ekosis- en İaz|a okuryazar Saylslnı ve en incelikli kulturu içeriyordu, Savunması çok güç-
temin merkezidir' Bu ekosistemde hem tanm arazisi, hem de otlaklar vardır; bu luydu; ordusu 300'000'i aşkındı, oysa etraİta bu sayının onda birini bile toplaya-
alan|ar birden denize inen dağlar ya da sadece keçi beslenen çorak topraklarla ke- cak bir düşman görünmüyordu, Gibbon'ın altın çağından topu topu yetmiş ytl
silebilir. Bölgemizin güney kenarındaki Mısır özeldir; bu çöller ülkesine, Sahra'yı sonra imparatorluk sisteminin korkunç bir bunalıma girmesi insana son derece tu-
geçen tek ırmak olan Nil hayat verir. Doğuda bu dunya lran yaylasına kadar uza- haf geliyor; yizyıl sonra çıkacak ikinci bir kriz de imparatorluğun batı yarısını ve
nır; buradaki bozkırlar çoğunlukla Orta Asya göçebelerinin işgali altındadır. Gö- bizzat Roma'yı çökertecekti.
çebeler bu yaylanın batı ucundaki Azerbaycan yoluyla, ortasında lran'daki kadar Bugün baktıgımızda, Batı imparatorluğunun asla göründüğü kadar güven için-
çekici otlaklar olan Anadolu'ya kolaylıkla geçebiliyorlardı. Nitekim, Macaris- de olmadıgını anlamak kolaydır. Nüfusun asıl buyuk kutlesini oluşturan köylüler
tan'ın Avrupa'daki konumuna benzer bir biçimde, Anadolu da Asya'daki yerleşik ltaIya'da ve Yunanistan'da gelişmiş olan kent yapılanmalarından bir yarar sağla-
ve göçebe dünyalar arasında sınır rolü oynayacaktı. mıyordu. Nitekim imparatorluğun uygarlaştırma misyonunun fllizlefi olan kentler
soğuk rizglr|ar eser esmez kuruyup gitti; çoğu, barbarlar ateşe Vermeden çok on-
**+
ce terk edilmişti. Asıl önemlisi, mali durumun hep çok hassas olmasıydı. Yeterli
vergi toplanamaylŞl denetlenemeyen bir enflasyona yol açmış, bu da 3. yızyılda-
Ortaçağ için başlangıç ve bitiş noktası olarak Büyük Constantinus'un hüküm- ki krizi son derece tehlikeli hale getirmişti 5. ytizyılın başında başkomutan Stilic-
darlık dönemi ÜS 4. yi1zyılın başı) ve Keşif Yolculukları'nı (15. yüzyılın sonu) al- ho muharebeleri kazanıyordu kazanmasrna' ama beş kuruş parasl yoktu ve bir ke-
inak gelenek haline gelmiştir. Gibbon'ın Roma Imparatorluğu'nun Geileyiş ve Çö_ resinde, zaİer kazanan askerlerine maaŞ ödeyebilmek için, Roma'nrn en Saygm ta-
hi}şü adlı eseri tam da bu dönemi kapsar; dolayısıyla Gibbon'ın sorduğu sorular pınağındaki butun altınları sökmek zorunda kalmıştı. Ama Roma'nın neden tam
bizim için de önemli olmalıdır. Isa'dan önceki yijzyı|Iarda barbarlara karşı zafer o tarihte çoktugune tek bir cevap istiyorsak, bu cevabı askeri alanda bulacagız,
IS 362

Ilk Roma Imparatoru Augustus (ıÖ 27-lS 14), imparatorlugu ihtiyaç duyduğu basit dan birbirleriyle ve kendi içlerinde dalaşıp duruyorlardı; gerçek otorite sahibi krallar
sınırlara kavuşturmuştu, Ren ve Tuna ırmakları boyunca Avrupa eyaletlerini koruyan çok azdı ve genellikle gelip geçiciydi. Romaiılara göre en belalıları Frank ve Alaman
bir dizi müstahkem karakol; Ermenistan yaylalarndan Kızıldeniz'e kadar Roma'nın konfederasyonlarıydı. Diger kabileler o kadar önemli degildi, yine de Angıllar ile Sak-
Asya topraklarını koruyan başka bir dizi karakol; Sahra'nın kenarlarına paralel giden sonlar Britanya ve Galya kıyılarını yağmalayıp varlıklarını hissettiriyorlardı. Germenle-
ve Kuzey Afrika'nın işe yarar bölgelerini içine alan bir üçüncüsü' Augustus başlarda rin ötesinde Slavlar vardı; çoğu Slav kabilesi Ostrogotların denetimi altındaydı, bazı|a'
daha hırslıydı, Nil'den yukarıya Nübye'ye kadar, Arabistan yarımadasında Yemen'e rını ise bu haritada ostrogot çemberinin kuzeyinde görüyoruz. Slavların ötesinde ise,
kadar keşif seferleri göndermişti; buraları da imparatorluğa katsa yarar|ı oiur muydu, Finlerin alanına giren, pek az insanın yaşadığı orman ve tundralarla kaplı bir dunya
bilmek istiyordu. Yararlı oimayacağı çabucak ortaya çıktı. Ayrıca Germenlerin ülkesini vardı.
de fethetmeye çalıştı, boylece önemli bir düşmanı ortadan kaldıracak, Avrupa'daki sa- Doguda Romalıların karşısında bir barbar kabileler kümesi değil, birçok bakımdan
Vunma hattını kısaltabilecekti. Ama Germenler bundan hoşlanmadı, Augustus da üç kendilerininkine benzeyen bir devlet vardı. Pers Imparatorlugu Roma kadar büyük ya
lejyon birden kaybedince geri çekildi. Artık daha fazia genişiemenin kardan ziyade za- da kalabalık değildi; akla yakın bir tahmin 5 ya da 6 milyonluk bir nüfustur ki Roma
rar getireceği kanısına Varmtştı; dolayısıyla haleflerine imparatorluğu herhangi bir yön- Imparatorlugu'nun nüfusu 40-45 milyondu. Pers imparatorluğu bir bakıma Roma ka-
de genişletmemelerini öğütledi. dar karmaşık ve incelmiş değildi, ama hem kendi uslup ve dinine (Mazdekçilik), hem
Genel olarak öğtidüne uyuldu. Bir istisna Britanya idi, yani bir zamanlar Ispan- de IS 6. ynzyıIa kadar uzanan bir imparatorluk geleneğine sahipti' Mağrur ve huysuz
ya'dan orta Avrupa'ya kadar uzanafl Kelt dunyaslnln Son kalesi. Irlanda ve iskoç- İran şahları her fırsatta Roma'ya meydan okumayı bir onur meselesi yapmışlardı, Boy-
ya'nln uzak toprakları hariç tamamlanan bu fetih, Ke1tleri neredeyse haritadan silmiş- ie bir kavgaya girdiklerinde daima doğudaki akrabaları Kuşanların destegine güvenebi-
ti. Germenler ise yerli yerinde duruyordu. Romalılar Ren ve Tuna'nın öte yanında bir- lirlerdi; Kuşanlar bugünkü Afganistan'ı, Maveraünnehir'in büyük kısmınr ve Hindis-
kaç bolgeyi ele geçirdiler, ama bu haritanın kapsadıgı Zaman diliminde bu toprakları tan'ın batı eyaletlerinin bazıIarını denetim altında tutuyordu. Ama şahlar ne kadar ça-
yine kaybetmişlerdi, Roma stratejisi esas olarak savunma merkezliydi, üstelik kimse ba- balarsa çabalasın sınır pek değişmiyor, değiştiğinde de k6rlı çıkan Roma oluyordu. Yıl-
şarısz bir strateji olduğunu söyleyemezdi. Hız|a çoğalan Germenler baskıyı artrrıyor, lar geçtikçe Romalılar Mezopotamya'nın kuzeyine (Fırat ve Dicle ırmakları arasındaki
ama Roma sınırlarını savunuyordu. Germen kabileleri yaşam alanlarını genişletmek topraklar, bugünku Irah pençelerini geçirmiş|er, yaylalardaki Lazlka, Iberya ve Erme-
için doguya dönmek zorunda kaldılar. nistan krallıklarının üstbeyligi olmayı sürdürmüşlerdi.
Germenlerin "doğuya ilerleyiş''inin ilk aşaması 2. yüzyı|da meydana geldi. Tuna Ir- Imparatorluk 1' ynzyı|da oldugu gibi 4. yİ1zyı|da da aynı çember içinde kaldı, ama
mağı boyunca ilerleyen Germenler asıl Germen toprakları ile Karadeniz arasındaki bü- toplumsal anlamda çok farklı bir yapıdaydı. Artık imparatorların çoğu, bu geniş toprak-
tün böigeyi işgal ettiler. Sonra Rusya'nın güneyindeyayıIdı|ar; burası Isveç Getlerinin iara h6kim oian ordu saflarından çıkıyordu. Hıristiyanlık kabul edilmişti. Imparatorluk
bir kolu olan Gotların oyun sahası haline geldi. Bu haritanın ele aldğı tarihte Gotlar ikiye bolunmüştü; Latince konuşulan batı ile Yunanca konuşulan dogu, ayrı yönetimle-
ikiye ayrıImıŞtl: Vizigotlar (Batı Gotları) Tuna ile Dinyester ırmakları arasındaki toprak- re (genellikle de ayrı imparatorlara) sahipti. Ancak, son iki cümle 362 yılı için biraz gefl-
larda, Ostrogotlar (Doğu Gotlaril ise Dinyester ile Don ırmakları arasındaki bölgede üs- ye gitmemizi gerektiriyor; o yıl bir tek imparator vardı Ve pagan olduğunu iian etmişti
lenmişlerdi. ostrogotlar lran bozkır halklarının at üstündeki yaşam biçimini benimse- Bu imparator, Constantinus hanedanının hayatta kalan son üyesi olan lulianus'tu.
diler, mızrak kullanmakta ustalaştılar; bu ustalıkları sayesinde Baltık kıyılarındaki asıl Deneyimli bir general olan lulianus Fransa'yı son istila eden Franko-Alamanları kesin
yurtlarına kadar uzanan muazz,am bir imparatorluk kurdular. Krai Ermanarich döne- olarak yenmişti. Frankların bir kısmının Belçika'da yerleşmesine, Roma egemenligini
minde yine doğuya yönelip Don'u aşarak Kafkaslar ve Volga'ya vardılar. Boylece iskit- kabul etmesine (358) ve kabile düzenlerini korumasına izin verilmişti. Bu formüI (t'oede-
lerin (Iran bozkır kavmi) soyundan gelen Alanlarla ve kısa süre önce orta Asya'dan bu ratii terimi daha sonra böyle kabileler için kullanildı) sonraki elli yıl boyunca gitgide
bolgeye göçmüş bir Türk kabilesi olan Hunlarla çatıştılar. daha çok uygulandı. Ama İulianus muhtemelen bunu geçici bir formül olarak göniyor-
Gotlar, Germenlerin en güçlü Ve en maceracı koluydu; Germen ülkesinde bile Got- du; şu an için gerekliydi çünkü hem iç huzursuzluklar, hem de Pers saldırıları, ordu-
lar kadar güç1üSü yoktu. olmamasının sebebi bü),'uk ölçüde siyasiydi, Kabileler durma- suyla birlikte doğuda bulunmasını zorunlu kıiıyordu.
IS 406

luliaırus'uı'ı lran seferi öırceleri umut verdiyse de, sonra felakete dönüştü. Kendisi lemiyordu; oysa Roma kendi yurttaşlarından yeterli süvari birliği çıkaramıyor, savaşa
öldürüldü, lralefi de ordusunu kurtarmak için Roma Mezopotamya'Stnın doğu kısmı ile paralı Germenya da Hun süvarilerini götürmek zorunda kalıyordu. Dolayısıyla barbar
Iberya vc Ermenistan'ın üstbeyliğini lran'a vermek zorunda kaldı (364). Yeni sınır ka- generallerin hatırı sayılır bir siyasi güç elde etmeleri İaz|auz,Jı sürmedi' 5. yozyı|da,
lıcı olacaktı, yine de Romalılar iki de bir Ermenilere müdahale etmekten kendilerini ala- imparatorların en önde gelen adamları çoğu kez asılı Romalılar degil, Vandallar, Gotlar
madılar. Sonunda, 387'de' Persler bu toprakların batıdaki beşte birini Roma'ya verip ya da Franklardı.
buna karşılık geri kalan kısmında kesin kes egemen oldular. Romahlar için pek de iyi Adrianapolis Romalılar için korkunç bir felaketti, ama Gotlar için müthiş bir zafer
bir pazarlık sayılmazdı bu, yine de bu anlaşmayla rahatladılar, çünkü o sırada doğu sı- sayıLmazdı. Savaş alanlarındaki büyük ustahklarına karşın Gotlar kuşatmada başarısız'
nırlarının sakin olması gerekiyordu. Doğuda başlarına gelenier Avrupa'da o sırada olup dı. Oysa müstahkem kentleri ele geçirmedikleri sürece, savaştaki başarıiarının devamı
bitenlerin yanında pek sönük kalrdı. gelemezdi. Bir kuşak süresince Gotların kendilerine tahsis edilen topraklara geri dön-
372'de, Ostrogotların doğuya yayıIması Volga steplerinde yaşayan Hunların çok mesi için biraz diplomasi, biraz da abluka yeterli oldu. Sonra, 395'te, yeni seçtikleri
sert tepkisine yol açtı. ostrogot süvarileri, çok daha hızlı hareket edebilen Hunlar ta- Kral Alarik önderliğinde yine ortaya çıktılar. Bu kez yagma seferlerinden Vazgeçmeye
rafından aşağılayıcı bir yenilgiye uğratıldı; Hun atlı okçuları Ermanarich'in gönderdigi ancak kendilerine Epirus'ta kuzeybatı Yunanistan) toprak teklif edildiginde razı oldu-
bütün kuwetleri ezdi. Ostrogot imparatorluğu dağılırken Hunlar Tuna'ya doğru ilerle- lar; bu bölgeden imparatorIuğun her iki yarlslna dogru ilerleyebilirlerdi, 401'de Alarik
diler, Vizigotları ezd\|er, Macar bozkırlarında yaşama talihsizliginde bulunan Gepidle- batının daha iyi bir seçim olacağına karar verdi. Vizigot ordusunu İtalya'nln kuzeyine
ri köleleştirdiler, Hunlar sürüleriyle birlikte bu bozkırlara yerleştiler; artıkHazar Deni- yöneltti ve burada batının en buyuk generali Vandal Stilicho ile karşılaştı.
zi'ne kadar yayı|aı muazzam otlakların efendisi olmuşlardı. Üç yrl içinde, yüzyıllık Stilicho'nun sorunları çoktu. Imparatorluk hem iktisadi, hem de askeri olarak ancak
Germen yayılmasını sona erdirdiler. gün be gun yaşıyordu; Slnlr eyaletierinde Germen çeteleri dolaşıyordu, Roma ordusu
Gepidler Hunların vasalı olarak oldukları yerde kaldılar, Gotlarln birçoğu Roma Im- ise hızla çökmekteydi. Stilicho bedelini ödeyebilse, Germen askerler sevinçle ordusu-
paratorluğu'na sığındı. Roma onlara Tuna kıyılarında toprak tahsis etti, ama öylesine na katılacaktl, ama hepsine verecek parasl yoktu. Dolayısıyla kimine para veriyordu,
zorbaca davrandı ki 378'de Vizigotlar yeni efendilerine karşı ayaklandılar. Doğu impa- kimine de rüşvet; kalanını da yenmeye çalışıyordu. Paralı ordular arasındaki bütün sa-
ratoru ordusunu Vizigotların kuşatıp alamadığı Adrianapolis'e [Edirne] getirdi. Ertesi vaşlarda olduğu glbi, fazla çatşma olmuyor, faz|akan da dokulmuyordu. Tartışmalar
gün kuzeye doğru birkaç kilometre uzaklıktaki Yizigot kampına doğru yürüdü. Yakın- müzakereye dönüşüyor, sonra her iki taraİ genellikle geri çekiIiyordu. Bugünün düşma-
larda bir Ostrogot grubunun olduğunu ya bilmiyordu, ya da önemsemedi; zira, ne so- nl yarlnln müttefikiydi, yapılacak şey ise olasıhkları artırmaktan ibaretti.
nuçsuz pazarlık|ar|a geçirdigi sabah saatlerinde, ne de öğleden sonra Vizigot kampını Stilicho, bu pozisyonel savaş ve pazarlık bileşiminde pek ustaydı. 402'de Vizigotla-
çevreleyen arlarda dizilmiş anbalar hattına saldırdığında Çevreye nöbetçi dikti, Roma rıLllirya'ya (bugünku Yugoslaı,ya) geri püskürtmüş, 405'te kuzeyden Italya'ya inen bir-
ordusu bütun gücüyle savaşa girer girmez ostrogotlar yanlardan belirdi. Zırhlar için- leşik ostrogot, Kuvad ve Asding Vandalları ordusunun bir o kadar korkutucu olan is-
deki ostrogot mızrakçıları saldırıya geçti; artık Roma ordusunun manevra imkanı kal- tilasını boşa çıkartmıştı. Ancak, ltalya'yı savunmak için Ren sınırındaki birliklerini ge-
mamıştl. Roma birlikleri öyle bir sıkıştı ki birkaç dakika içinde koskoca ordu ne kaça- ri çekmek zorunda kalmıştı. Ertesi yıl, o Zamana kadaı eşi görülmemiş, en dehşet veri-
bilen ne de savaşabilen, sadece birbirini ezenzava|lı askerlere dönüştü, Gotlar hepsi- ci istila başladı, Kabileler muhtemelen Hunların baskısıyla, yukarı Tuna boyuncabatı'
ni acımasızca kılıçtan geçirdi. Ölenler arasında imparator ile hemen hemen bütün ma- ya doğru harekete geçtiler. Bu olayın belli başlı aktörleri Markomanlar ile Kuvadlar
iyeti de vardı. (birlikte Süevler olarak tanınırlardı) ve Asding ve Siling Vandalları'ydı; ayrıca Kafkas-
Adrianapolis muharebesi eski Roma ordusunun sonudur, Yedi yüzyıI önce iIk lej- lar'dan gelen yerinden edilmiş bir Alan klanl da mevcuttu. Istilacıların hedefi o sırada
yonlar Roma tepelerinde Sabinlere saldırmışlardı. Ama Akdeniz dünyasını fetheden pi' savunmaslz kalmiş olan Galya eyaletiydi. 406'nın son gününde bu gücün öncü unsur-
yadelerin ayak sesleri artık işitilmeyecekti. Artık süvariler olmadan kesin zafer elde edi- ları donmuş Ren Irmagı'nı Mainz'da geçtiler.

10
IS 420

407'dc Galya'yı ktıvıııra üştlşcır arılar gibi istila eden barbar kavimlerini durduracak daf.azla bir şey değişmedi, Ne var ki bu haber, pagar.ya da Hıristiyan bütün impara-
bir Roma ordusu yoktu; zavallı cyalct halkının tek kurtuluş umudu, Roma'ya isyan ede- torluk yurttaşlarını yılgınlığa sürükledi. Asla olmaz denen olmuştu, yarlnln ne gibi fe-
rek kendi imparatorunu seçen Britanya garnizonuydu. Roma düzeninin bu sözde savu- laketler getireceğini kim bilebilirdi?
nucusu gerçekten de askerleriyle Manş Denizi'ni geçti; görünürdeki niyeti Roma'nın Alarik yaptıklarını onarmaya ça|ıştı. Eğer Roma'ya hükmedecekse, gıda temin etme-
adeta terk ettiği eyalete barış getirmekti, asıl derdi ise gasp ettiği imparatorluk unvanr- si gerekiyordu, bu da Afrika'daki tahıl yetiştirilen toprakların denetimini ele geçirmek
na destekçi aramaktı. Galya'yı canlarının çektigi gibi yağmalamakta olan Alanlara, demekti. Ordusuyla yarımadanın burnuna geldi, ama gemileri olmadığı için bırakın Af-
Vandallara ve Süevlere karşı çıkmadığı gibi' Ren'in sol klysında ilerlemekte olan rika'yı, Sicilya'ya bile geçemedi. Planları bozulmuştu, geri döndü, belki de yüniyüş yo-
Franklara, Burgonlara ve Alamanlara da sesini çıkarmadı. Bu iktidar mücadelesinin tek lundaki limanlarda, ihtiyaç duyduğu gemilere el koymaya niyetliydi, Ama daha yoicu-
önemli Sonucu, artık Britanya'nın da yöneticisiz Ve Savunmasz kalmış olmasıydı. So- luğun başlnda hastalanıp öldü. Efsaneye göre hazinesiyle biriikte, adamlarının sırf bu
nunda, bu sözde imparator aslında başka bir yerde bulunması çok daha iyi olacak olan iş için akağını değiştirdiği Busento Irmağı'nın dibinde yatmaktadır; ama yıl boyunca
bir Roma gücü tarafından yakalanıp idam edildi (411); Britanya Roma dünyasının dışı- Busento'nun dibi göründüğü için bu masala inanmak zordur.
na, Kelt anarşisinin içine duştu' Bu arada Alanlar, Vandallar ve Süevler lspanya'ya ge- Alarik'in yerine geçen kayınbiraderi Athaulf da Honorius'tan bir anlaşma koparma-
çip güneydeki ve batıdaki toprakları talan ettiler. yı başaramadı, Sonunda Italya'yı terk edip güney Galya'ya gitti ve orada, Yizigotyö-
408'de Stilicho'nun emellerinden kuşkulanan Batı imparatoru Honorius onu öldürt- netimine meşruiyet kazandırab||mek için, imparatorun ltalya seferi sırasında esir alınan
tü. Böylece imparatorluğun çekirdeği, uğrunda bunca fedakarlıklar yapılan ltallya, goz- kızkardeşiyle zor\a evlendi, Dügunde Athaulf yanayakı|a Romahlar ile Gotların birlik-
den çıkarılıyordu. oysa Germenler imparatorluğu yıkmayı düşünmemişlerdi bile; o ka- te ahenk içinde yaşamalarını, Got kılıcının Roma kanunlarını koruduğunu görmeyi ar-
dar uzun süredir yaşıyordu ki imparatorluk, herkes ebedi oldugunu Varsaymlştı. Bar- zuladığından dem vurdu, ama Honorius aman demiyordu, Erzakları tükenen Yizigot-
bar savaş beylerinin imparatorluktan tek isteği kabileleri için toprak, kendileri için de lar tekrar harekete geçmek Zorunda kaldılar. 7spanya'ya gidip bir kez daha Aİrika'ya
mevkiydi. Istedigi bedeli ilk dile getiren Vizigot Kralı Alarik oldu; artık ltalya'yı koru- ulaşmaya çalıştılar, başaramayınca sonunda Roma'ya bag|ı t'oedıratii olmayı kabul etti-
yan Stilicho da olmadığına göre, Roma kapılarına dayanıp taleplerini bildirebilirdi. ler. Ispanya'yı Roma'nın düşmanlarından temizleme karşılığında onlara Galya'da top-
Honorius'un bundan etkilendigi söyienemez. Yüzyılı aşkın bir Zamandır batı impa- rak verilecekti.
ratorları Roma'da oturmuyorIardı; geneilikle Milano'da, 4' yuzyiın asker imparatorla- Bu anlaşmaya iki taraİ da uydu. Vizigot1ar Ga|ya'ya gitmeden önce Siling Vandal-
rının karargAh olarak kullandıkları kentte ikamet ederlerdi. Savaştan pek hoşlanmayan larının ve Alanların yerleşimlerini dağıttılar. Asding Vandalları ile Süevlerin kızeyba'
Honorius Ravenna'yı tercih etmişti; bataklıklar ve gölcüklerle çevrili bu kenti ele geçir- tıyı ellerinde tutmasl Romalıları rahatsız etmemişe benziyor; Vizigotların kendilerine
mek mümkün değildi, Alarik isterse Roma'yı rehin alabilirdi, ama Honorius bu barbar tahsis edilen bölgeye ulaşması Roma'ya yetiyordu. Bir bakıma butün bu hikayede ba-
kralının Stilicho' nun yerini almasına izin vermeyecekti. şarılı olan Romalılardı, çünkü hiç savaşmadan Vizigot istilasına kağıt üStünde kabul
Alarik rehin bedelini aldı: 2300 kilo altın, 14.000 kilo gümüş, 4000 ipek giysi, 3000 edilebilir bir çözüm bulmayı becermişlerdi. Ama gerçek çok farklıydı. Artık Gotların
kürk, 1400 kilo karabiber. Sonra, Honorius'u ele geçiremediği için, Roma tahtına bir bütün önemli konularda bağımsız bir krallıkları vardı' Bir ülkeden digerine gidip gelir-
kukla imparator geçirdi, Bu da işe yaramayLnca Roma'ya yürüyüp yağmaladı. Eskisi ka- ken de, Roma'nın artık yurttaşlarının hayatını ve mallarını koruyamadığını dünyaya
dar feci bir durum olmadı -Gotlar kentte topu topu üç gün kaldılar- ayrıca f1lli anlam- göstermiş1erdi.

L2
IS 451

Hunlar Tuna boyunca ilerledikten Sonra elli yıl dikkati çekecek kadar sakin kaldı- Attila muhtemelen bu başarısızlığı İaz|a ciddiye almamıştı, çünkü ertesi yıl kuzey
lar; arada bir yağma için Germen ülkesine ve Balkanlara akın yapılıyor, bazıklanlar za- ltalya'ya baskın yapıp yağmaladı. Ne var ki Campus Mauriacus muharebesi anlaşılan
man zaman paralı asker olarak Roma ordusunda görev alıyordu, ama esas olarak kabi- bir iz bırakmıştı, nitekim 452-53 kışında Hun kralı öldü, bir sürü oğluna bıraktıgı im-
leler 370'1erde ele geçirdikleri otlaklarda yaşay|p gidiyorlardı. Attila kral olduğunda her paratorluğu da bir Germen isyanında yıkıldı' Gepidlerin öncülüğtındeki Germenler Ne-
şey değişti. Önce çeşitli Hun kabilelerini yönetimi altında birleştirdi (433-44) , sonra yıl- dao Irmağı muharebesinde üstbeylerini ezip geçtiler A54, Macaristan; ama tam yeri bi-
lık yağma seferleri politikası izlemeye başladı. Ne zaman nerede ortaya çıkacağını kes- linmiyor),
tirmek zordu; onu durduracak bir ordu toplamak ise imkAnsızdı; unutmayın ki en kor- Akdeniz dünyası kuzeyden gelen tehlikeyle meşgulken, başka bir düşman bu dun-
kunç Germen kabilelerinden Ostrogotlar ve Gepidler Attila'nın ardından gidiyordu. yanın kalbini delmekteydi, Asding Vandalları lspanya'nın kuzeybatı köşesinden çıkıp,
Başlangıçta Attila dikkatini Doğu imparatorluğunda yoğunlaştırdı, Çok geçmeden güneyde Siling Vandalları ve Alanlardan arta kalanları yanlarına aldılar ve 429'da Ku'
dize getirdi, sonra Tuna'nın sağ kıyısındaki sınır bolgesini de teslim alarak diz çökmüş zey Afrlka'ya geçtiler, Kralları Gaiseric gemilere binileceğinde herkesin sayılmasını em-
durumda kalmasını sağiadl, Savunmasız kalan imparatorluk, sonunda 1000 kilo altına retti, muhtemelen kaç gemi gerekeceğini bilmek istiyordu; erkek, kadın ve çocukların
varan bir haraç vermeye mecbur oldu. toplamı 80.000'di, bu rakam muhtemelen o dönemdeki göçebe bir kabilenin saylslnl
Attila sonra batıya dondu, Zaten Ren Irmağı'na kadar her yeriyağmalamlş, orada temsil etmektedir. Vandal seferi buyuk bir başarıyla sonuçlandı. Roma 435'te batı eya-
436'da Burgonları öyle feci bir yenilgiye uğratmştı ki, bu kabile başkent Worms'u terk letlerini Gaiseric'e verdi, sonra 442'de bu eyaletleri bugrınku Tunus'a tekabül eden da-
edip Savoy'a kadar hiç durmamacasına kaçmıştı. (Bu felaketin anısl Alman destanları- ha önemli ve merkezi bir bölgeyle degiş tokuş etmesine de izin verdi.
nln en ünlüsü olan Niebelungen'in doruk bolümünü oluşturur.) Attila daha sonra ba- Gaiseric'in yükselişinde birçok etmenin payı vardı: hiziplerin ittifakı (Roma'ya is-
tı Germen kabilelerini, Alamanları, Ren vadisindeki Frankları ve Thüringleri pençesine yan eden bir Afrika pret'ectus'ı gemileri sağlamıştı), saldırgan bir savaş politikası
aldı.45l'de de Galya'yı istila etti. (439'daKarlaca'yı ele geçirdi) ve şantaj (Romalılar her ne pahaslna olursa olsun Roma
Batı imparatorluğunun elinde kalan birkaç alayın Attila'ya karşı ülkeyi savunma- kentine devamlı tahıl gelmesini istiyorlardil. Sonuç olarak, Gaiseric Batı'nın ikinci ken-
sı beklenemezdi, ama general Aetius en azından direnç gösterebilecek bir ortak güç tine yerleşti, artık batı Akdeniz'in en önemli donanmasına sahipti ve bolgeye tahıl sağ-
oluşturmayı başardı. Bu ordunun belkemiğini Vizigotlar oluşturuyordu. Ayrıca Sa- layan tek guvenilir kaynaktı.
voy'daki Burgonların ve kuzeydoğu Galya'daki Frankların birlikleri vardı, Aetius da Roma'nın unuttuğu Britanya'yı herkes yağmaladı; Piktler, Irlandalılar, Angıllar, Sak-
hala Roma'nın hizmetinde olan birliklerle katkıda bulunmuştu. Mütte{ik güçlerin sonlar, Jütler ve Frizler. Jütler guneydoğuda bir yerleşim bile kurdular Q49). Bdlkı de ay-
yaklaşmasıyla Attila, Altaylı fatihlerin şimdiye kadar ulaştıkları en uç batı noktası nı dönemde Jütland'a sarkan Danların baskısı yüzünden böyle bir kalıcı yerleşime ni-
olan Orl€ans'dan geri çekildi, Iki taraf Seine Irmağı vadisindeki Campus Mauri- yet etmişlerdi; öte yandan, belki de Danlar ]utlerin terk ettiği bolgelere giriyorlardı.
acus'ta karşıIaştı. Pers Imparatorluğu Romalıları dize getiren sorunlarla henüz karşılaşmamlştı. Kaf-
Şiddetli bir çatışma oldu, ama kesin bir sonuç ç*madı. Attila ihtiyatlı müttefik bir- kaslardan gelen birkaç Hun akrnı kayıtlara geçmiştir, ama Rus bozkırlanndan düzenli
liklerini muharebe hatlarından kımıldatamadı, hatta ne Hunlar ne de Germen yardak- bir saldırı gelmiyor, göçebe halkların istilası görulmüyordu. Ancak, 440'1aıda orta As-
çıları onlan geri püskürtebildi. Vizigot kraiı olduruldü -söylentiye göre bir Ostrogot kar- ya kabilelerinin hareketlenmesi sonunda Maveraünnehir'e yeni bir grup, Ak Hunlar
gısıyla- ama adamları direniyordu. Attila hayatında ilk kez durdurulmuştu. "Son Roma- geldi, Kuşanlar A{ganistan'a geri çekilerek Pers Imparatorluğu'nun dogu eyaletlerini
lı" Aetius Ga|ya'yı Balkanlar gibi mahvolmaktan kurtarmıştı. yeni gelenlerin merhametine bıraktılar.

I4
TS 476

Nedao felaketindeıı sonra, Hunların bir kısmı birkaç yıl Macaristan'da kalıp Doğu kabileler karışıklık içindeki adalarından kaçlp daha sonra Brötanya, yani Küçük Britan-
imparatorluğuna baskınlar düzenlediler. Ama güçlerinin buna bile yetmediğini görün- ya adı verilecek yerde yerleşmişlerdi.
ce Rus bozkırlarına dönmüş olan kardeşlerinin yanına gittiler A70r. Azak Denizi'nin Galya'daki Roma Imparatorluğu parçaparÇadağılırken, |ta|ya'daki merkez basit bir
kıyılarında Kutrigurlar ile Utigurlar Attila'nın imparatorluğundan arta kalanlar için di- idari kararla ortadan kalkmıştı. 476'da, yarımadanın fiili hükümdarı olan odoakr adlı
dişmekteydi, Yanıbaşlarındaki Kırım'da ise, bir ostrogot cebi Ermanarich'in yitik deb- bir Germen komutanı, seleflerinin Seçtiği kukla imparatorları başından atmaya karar
debesinin bir anısı olarak ayakta kalmayı başarmıştı. verdi ve Konstantinopolis'e t6bi olmak için resmen başvurdu. Bu başvurunun hiçbir
Attila imparatorluğunun çokuşuyle ilk kez Slavlara doğru dürüst bakma fırsatını bu- anlamr yoktu, ama yine de dogulu hükümdarların desteğini aldı. O sıradaki kukla batı
luyoruz' Daha önceki haritalarda, Slavların yarısı gözden uzak, ostrogotlara ya da imparatoru, pek dokunaklı bir adı olan Romulus Augustulus alaşağı edildi ve Odoakr
Hunlara haraç vererek yaşıyoriardı. oysa bu haritada hepsini görebiliyoruz. Slavların Italya Kralı oldu.'
batıya doğru genişleyebilmelerinin sebebi Germenlerin Roma Imparatorluğu'na doğru Batı Roma imparatorluğu elindeki son toprak parçasmr kaybetmeden önce denizler'
harekete geçmeleriydi; ne zaman ki bir Germen kabilesi talihini Roma sınlrlarınln öte deki egemenliğini kaybetmişti, Vandal Kra1ı Gaiseric, Kartaca limanında buldugu filo
yanında denemeye karar verip harekete geçer, Slav1ar derhal onların bıraktıgı boşluğu sayesinde Akdeniz'e hAkim oldu. Limaııları tehdit edip fidye istedi, adaları Roma'nın
doldurmak üzere ilerlcrdi. Ağır ağır ama hiç durmadan, belki tantanayla değil ama ıs- güçsüz pençesinden çekip aldı. Balear Adaları, Sardinya ve Sicilya Vandal Krallığ'na
rarla, Slavlar kıtadaki oaylarını genişletmekteydi. eklendi. Her yıl yapılan yağma akınları hem batının, hem de doğunun zenginliklerini
Bu sıralarda Gernlen saldırılan Roma Imparatorluğu'nun batl yarısını yok olma Vandallara akıtıyordu. 455'te Roma'nın Vandallar tarafından yağmalanması, Alarik'in
noktasına getirmişti. Fu kabilelerin en faal olanl Vizigotlardıı 470'|erde Galya'daki kal- yağmasından çok daha kapsamh ve çok daha iş bitiriciydi. Ganimet arasında söylen-
lıklarını Loire ve Rhoı'e ırmaklarına dogru genişletmiŞlerdi. Ispanya'yı da baştan aşağı digine göre Titus'un 400 yıl önce Kudüs'te ele geçirdiği ünlü yedi kollu şamdan vardı.
fethetmişlerdi; iki yer hariç: Süevlerin elindeki bölge ve yarımadanın yerlisi Baskların Ama Gaiseric bir kir elde edemeyeceği çatışmalardan kaçınırdı, Odoakr'ın bütün bas-
elindeki, neredeyse k]msenin ulaşamadığı toprakiar. Galya'nın geri kalan kısmında kısına rağmen Sicilya'nın sadece kuçuk bir parçasını vermişti. Seferieri Konstantinopo-
Burgonlar Rhone vadi:ini almışlar, Franklar ile Alamanlar ise kuzeydoğuyu aralarında lis'in çıkarlarını zedeliyordu gerçi, ama temelde fazla zararı dokunmuyordu, Doğu Ro-
paylaşmışlardı. Geridr. kuzeybatı kalıyordu ki bu bölgenin bir kısmında Romalı bir pat- ma Imparatorluğu'nu en f.azIa kaygılandıran ostrogotlar oldu; 475'teBalkanları istila
ricius o|an Syagrius, k;üan kısmında da Britanyalı kabile reisleri huküm sürüyordu. Bu ettiler, sonra da Tuna'nın aşağısındaki eski Vizigot yerleşimierini tekrar işgal ettiler.

1 Romulus Augustulus genel ikle son batı impalatoru olarak biliniI, ama teknik olarak bu unvan biı onceki kukla luti R.esmi açıdan, Batı Roma'nın ortadan kalkmasıyla imparatolluğun biıliğ sağlanmıştı. Ancak Doğu Roma Imparatorlu-
us Nepos'a aittir; Nepos Dalm ıçya'ya kaçmış, 480'de ölene kadar otoritesi kabul edilmişti. ğu terimini kullanmak, klasik Rom lmparatorlugu ile daha rcnraki Konstantinopolis merkezli imparatorluk arasındaki
ayrımı belirtmek bakımrndan faydalı olacaktır

16
IS 528

Italya Kralı odoakr çok çalışkan bir hükümdar oldu. Nepos öldüğünde (480) Dalmaç- oluyordu; İspanya'dan başlayıp Fransa'nın Akdeniz kıyıIarından geçen, Italya ile Il-
ya'yı ilhak etti, Rügler Bohemya'da Tuna'yı geçtiklerinde onları öyle ezici bir yenilgiye lirya'da son bulan kesintisiz bir toprak bütünlüğüydü bu. Gotların itibarı hiç bu ka-
uğrattt ki bu kabile tarih sahnesinden silindi (487; Bohemya'da yerlerini Süev kalıntıla- dar yüksek olmamıştı; Vandallar bile kavga gürültü çıkarmadan Sicilya'yı teslim etti-
rının konfederasyonu olan Bavarlar aldil. odoakr'ın zaferleri onun sayesinde güven için- ler. Clovis'in dört oğlu arasında paylaştırdığı Frank Krallığı'nın butünlükten uzak
de yaşayan ltalya taşrasında memnuniyetle karşılanu/orsa da, Konstantinopolis'ten yüz oluşuyla çarplcı bir zıtlık oluşturuyordu bu durum. Oysa gerçek çok farklıydı. iki Got
bulamamıştı. Doğu Romalılar zaten yeterince güçlenmiş olan bir Germen devletinin da- krallığı tamamen ayrıydı; ikisinde de yönetici sınıf kök salamamıştl. Tersine, Frank-
ha da genişlemesini istemiyorlardl. odoakr'a meydan okuyamaz|ardı, ama Ostrogot Kra- lar Galya-Roma toplumuna başarıyla uyum sağlamaktaydı, güçlenen kimlik duygula-
lı Teodorik'i pekAla kullanabilirlerdi' Zekice bir manevraydı bu: Teodorik ister yensin is- n ülkenin hanedan üyeleri arasında paylaşılması karşısında sağlam kaimıştı, Hatta
ter yenilsin, Roma imparatorluğu isyaıkilr t'oederaüii'nin bir bolumunden kurtulmuş ola- Frank devleti aslında bölünmemişti; dört ayrı kral tarafından yönetilen tek bir ülke
caktı. Kaybeden Odoakr oldu. Şiddetli bir savaş ve kurnazca yapılan manevralardan Son- olarak kabul ediliyordu.
ra Teodorik ltalya'da daha da genişlemiş bir krallığn hakimi olarak ortaya çlktl (493). Angıllar ile Saksonlar artık Britanya'ya iyice yerleşmişti. Bunun bir sonucu, elle-
Boylece yeni Got iktidarı kurulurken, eskisinin çökmesine engel oluyordu. rinde tuttukları toprakların Angıl ülkesi, nihai olarak da Ingiltere 6ngle-land, Eng-
Frankların başındaki Tournai'li Clovis ise, bazı rakiplerini oldürterek, digerlerini de land) diye tanınmasıydı. Britonları kolaylıkla yerlerinden etmişe benziyorlar; tek ye-
bu iğrenç işe karıştıkları iddiasıyla idam ettirerek tek kral oimuştu, Frank egemenligi nilgilerini 490 civarında, güneybatıda bir yerlerdeki Badon dağında tattılar. Bu kü-
altındaki alanları buyuk çapta genişletti' 486'da Syagrius'u Galya'nın Roma denetimin- çücük olay -bir dalaşmadan öte bir şey olamazdı- daha sonra büyük bft zaİer olarak
deki bölümünden sünip attı ve topraklarını kendi krallığına ekledi. Önce 496'da, son- gösterildi. Güya Arthur isimli bir kahramanın kazandığı zaferlerden biriydi. Bu her
ra 505'te Alamanlan yenip Frank egemenligine boyun eğmelerini sağladı. Son olarak şeyin başlangıcı oldu; Kelt ozaniarı hikiyeyi tekrar tekrar işleyip sonunda butun In-
Vouill€ muharebesinde Vizigotları ezdi {İc07, Kılıçtan geçirilenler araslna Vizigot kralı giltere'yi ve kıtanın da büyük bölümünü fetheden tamamen haya|i bir Kral Arthur
da vardı; Franklar Pireneler'in kuzeyindeki bütün Vizigot topraklarını ele geçirdi.1 yarattılar.
Işte bu noktada Teodorik müdahale etti. Önce, Vizigotların yenilgisini fırsat bilip 484'te, doğu eyaletlerini Ak Hunların yıllık akınlarına karşı Savunmaya çalışan Pers
Rhone Irmağı'nın dogu kıyılarını işgal etmiş olan Burgonları yendi' Bu bolgeyi, yani kralı hem hayatını hem de ordusunu kaybetti. İran artık muzaİİ.er Ak Hunlara açılmış-
Provence'ı Ostrogot devletine kattı. Sonra Rhone'un öte kıyısındaki Septimania eya|e- tı; ama onlar gerçek göçebeler olarak ülkeyi bir ölçüde denetlemekle ve hatırı sayılır bir
tini koruması altına aldı, böylece de bu bolgeyi Vizigotlar için saklamış oldu. haraç almakla yetindiler. Şansa bakın ki dikkatleri, Afganistan'daki Kuşanların ortadan
Clovis 511'de oldu. Aynı yı|, gözlei yılan Vizigotlar Batı Got dünyaslnın tacınl kaldınlmasından beri ( 460 civarı) kapıları açılmış bulunan Hindistan'a yönelmişti. Iran
Teodorik'e giydirdiler' Böylece etkileyici boyutlarda bir Got imparatorluğu kurulmuş yine nefes alıyordu, ama kimseye duyurmadan.

1 Belirli bir aşamada Bretonlar, yani Brotanya'daki Bıitanyalılar CIoViS'e biat ettilef, ama Frank devletine bağlılıkları
sadece kAglt üStündeydi.

18
IS 528'DE HIRIS'|IAN aı,glııİ
Hıristiyan kilisesi 4' yl1zyı\da ınuzaffer oldu, Yüzyılın başında Hıristiyanlar hele ezi- işlev sahibi olmalarına izin verilmişti, ama genel kural batıdaki piskoposların doğrudan
len bir azınlıktı, sonunda ise Hıristiyan olmayan bir imparator hayal bile edilemezdi. Roma'ya baglı olmalarıydı.ı
Kilise ve devlet iç içe geçip yeni bir toplumu, Hıristiyan Alemini biçimlendirmişti. Hıristiyanlık sadece Roma kontrolü altındaki bolgelerde egemenlik kurmuş değildi.
Eski düzenin birdenbire çökmesi şaşırtıcı değildir. Paganlık yerel kültlerin ve boşi- Doğuda Ermeni ve lberya krallıkları imparatorluktan da önce Hıristiyanlığı kabul et-
nançların parça bohçasından başka bir şey değildi; pek tutarlı değildi, hiç örgütlenme- mişti (303 ve 318'de). 6. yiizyı\da Afrika'da bu inanç Yukarı Nil'deki Nübyeliler ve Erit-
mişti. Tersine, Hıristiyan kilisesinin çoğu insanın işitmek istediği bir mesajı vardı, üs- re'deki Habeşiler arasında yayilıdı, irlandalıları 5. ynzyı|da AzizPatrick Hıristiyan yap-
telik kilise bu mesajı Akdeniz dünyasında duyurabiliyordu. 303'te iki dünya çatıştı. Ge- tı; böylece Britanya'nın buyuk kısmının pagan Anglosaksonlara kaptırıImasının karşı-
leneksel hoşgörülerini terk eden Romalı yetkililer Hıristiyanlara işkence etmeye başla- sında bir kazanç sağianmış oluyordu. Germen kabilelerinden lıazı önemli gruplar da
dılar. Kilisenin yanıtı işkence aletlerini iman simgelerine dönüştürmek oldu, Hıristiyan- Roma'dan önce Hıristiyanlıgı kabul etmişti.
ların kemiklerinden de kutsal kalıntılar yaratıl..dı. Sekiz uzun yıl boyunca zulüm sürüp Ne yazlk ki Germenler arasında çalışan misyonerler Hlristiyanlığın Ariusçu görüŞüne
gitti. Şehitler çoğalıyordu, ama mucizeler de öyle. Sonunda, sahnedeki ozel efekt bulu- mensuptu. Arius 4. ynzyılın başında Iskenderiye'de yaşam1ş bir din bilginiydi. Daha son-
tunun ardından muzaİf.er kilise çıktı: Imparator Constantinus seleflerinin politikalarını ra resmen benimsenecek oIan Teslis tÜçlü Birlik] tanımından biraz farklı bir kavram öne
tersine çevirip Hıristiyanlığı devietin tercih ediien dini haline getirdi. süniyordu. Gotlar, Vandallar ve Burgonlar da tam Arius'un fikirleri yaygınken Hıristiyan-
Bundan sonra çekirge bir kez daha sıçrayabildi: Constantinus'un yeğeni İulianus 1ığı kabul ettiler. Gerçi Ariusçuluğu tesadüfen kabul etmişlerdi, ama belki de kendilerini
Hıristiyanlıktan vazgeçip pagancılığın can çekişen kallntılarını yeniden canlandrrmaya egemen kast olarak algılamalarına uygun duştugu için bu düşünceye sil<ı sıkı sarıldilar.
çalıştı. Ama lulianus'un rakip kilisenin örgütünü çalan ve boşinançlara çok daha İaz|a Sonuçta haritada görulen garip ayrım ortaya çıktı: Papanın yetki alanlna giren bölgenin
gömülen sentetik Yeni-P1atonculuğu İazla taraİtar bulamadı; öldüğünde de hemen terk bu1.tık kısmı, onun otoritesini tanlmayan bir azınlıgın yönetimi altındaydı,
edildi. Ayrıcalıklarını yeniden ele geçiren kilise, hem hükmedenleri hem de hııkmedi- Kilisenin ilk dönemlerinde Teslis'in tam ne olduğu üstünde birçok tartlşma çıkmış-
lenleri sıkıca denetim altına aldı. iustinianus'un döneminde artık açıkça ifade özgürlü- tı. Baba Tanrı, ogul Tanrı'dan ayrıbir şey miydi (Ariusçu görüş), biri diğerinin sade-
ğüne sahip tek din Hıristiyanlıktı. ce başka bir veçhesi miydi (Sabelliusçuların gönişü), yoksa ikisi hem farklı, hem de
Bu çaptaki bir aygıtın çok sıkı örgütlenmesi gerekiyordu; kilisenin hizmetkaır|arı ar- benzer miydi? Peki ya Isa'nın insani ve tanrısal bileşenleri arasındaki ilişki? Bu ikisi ta-
tık devletin hizmetkArları kadar kalabahktı ve onlar kadar titizlikle örgutlenmişlerdi. Hi- mamen iç içe miydi (Monofizit konumu), tamamen ayrı mıydı (Nasturiler boyle dlyor-
yerarşinin tepesinde papa vardı; aynı zamanda Roma piskoposu ve Aziz Petrus'un Va- du), yoksa ayrı ama bir tür karışmış halde miydi? Bütün bunlar insana bugün gereksiz
risiydi, bir çeşit dini imparatordu. onun altındaki piskoposlar (başpiskoposlar, metro- yere kılı kırk yarma gibi geliyor, o Zaman da muhtemelen birçok din adamı için öyley-
politler) her biri bir eyalette olmak üzere devlet düzeninin valileri gibi çalışıyorlardı, Pa- di; çoğu iki konu hakkında da orta yolu tercih ediyordu' Ama resmi cevaba ulaşmak
paya kalırsa hepsi bu kadardı işte, Ama imparatorluk daha karmaşık bir işleyişe geç- üçynzyı| aldı, bu arada çok mürekkep harcandı, dökülen kanlar da az deglldi. Bir ta-
tikçe kilise de aynı şeyiyapmaya zorunlu hissetti kendini. Doğuda bir imparator oldu- nım kabul edildiğinde de, kimligini vurgulamak isteyen bir grup muhakkak sapkın de-
ğuna göre, biı de papa benzer'i kilise nieiisubu oiiriası geıckiiriyor ırıuyciu? Iıriparator- iıen ycılu teıcilı ecilyordu.
lar bu düşüncede olunca papa da Konstantinopolis'e kendisinden sonra ikinci adam Gotlara gelince, sapkın diye kabul edilen düşünceyi seçmeleri hiç de akıllıca olma-
olarak bir patrik atamaya razı oldu (381). Sivil yönetimin artık neredeyse bir düzine mıştı. Kiliselerinin ayrı oluşu yabancı olduklarını ve hükümranlıklarının temelinin ne
eyaleti yöneten praet'ectus'|arı vardı. Kilisenin de benzer bir şeyi oimasl ger'ekmiyor kadar sığ olduğunu durmadan hatıriatıyordu. Clovis'in Galya'dan Gotları çıkarabilme-
muydu? Papa, Mısır ve doğu eyaletleri praet'ectus'larına tekabül eden İskenderiye ve An' sinin sebeplerinden birivaftiz olup Katolik inancını seçmesiydi, böy1ece taşradaki Ro-
takya patriklerinin aynı özel rütbeye sahip olduklarını kabul etmeye mecbur oldu. Ama ma halkı ve rahiplerine bir kurtarıcı gibi görünmüştü. Bu seçimin ne kadar yararlı ol-
imparatorluğun kalan kısmının -batı yarrsı, bir de Balkanlar- doğrudan kontrolü altın- duğu önce Vouillc meydanında orİaya çıktı; ayrıca Frank devleti butunuyle ayakta ka-
da tutmayı başardı. Kartaca ve Selanik metropolitlerinin Afrika ve Makedonya'da ara labilmiş, Burgonlar da onları taklit ederek 516'da Ariusçuluktan Katolikliğe geçmişti.

1 451'te Kudus'te dördüncü patriklik kuıuldu, ama papalık otoritesini etkilemedi, çünkü bu patriklik Antakya'nln yetki
alanı bölünerek ortaya çıkarılmıştı.

20
IS 528'DE KENTLER VE TICARET YOLLARI
Bu harita 6, ynzyıl ı başlarında Avrupa-Yakındoğu bölgesindeki başlıca ticaret yol- yük kalemlerinden degildi; Akdeniz ticaret agı bir ağır nakliyat sistemiydi, kargolar ton-
larını ve kentieri, bell' bölgelerde ihraç edilebilecek kadar f'azla üretilen metaları göste- larla ölçülürdü. Ana metalar buğday, şarap Ve Zeytinyağ|ydı, kereste ve madenler de
riyor. Haritanın kaps; dığı bölgenin dışından gelen metaların isimleri çerçeve içinde önemliydi. ipek ve baharat ticaretinin itici gücü olan kar burada olmazsa olmaz bir un-
gösterildi. Bu ithal m;,ddeleri bizim ilgilendigimiz bolgeye iki yoldan geliyordu: Asya sur değildi; örneğin Roma ve Konstantinopolis'in buğday tedariki, piyasa güçleri göz
kıtasının ortasından g..çen kuzey yolu ile kıtanın kıyılarından dolaşan güney yolu. Ka- önüne alınmadan yapılan bir devlet hizmetiydi.
rayolu, yani üniü lpel Yolu Çin'den başlıyor, Tibet'in kuzeyinden geçiyor ve Türkis' Mısır'ı inceleyerek Roma ticaret sisteminin nasıl işlediği hakkında bir fikir edinebi-
tan yoluyla Pers Impaıatorluğu'nun kuzeydoğu Slnlrına varıyordu. Rey ve Hemedan'ı liriz: bu eyalet ihracat açlsrndan en önemli bölgeydi. Burada her yıl bir lasmı ihraç edi-
içeren bir hattan lrar yay|a|arını geçerek Mezopotamya'ya ve antik Babil ile Sele- Iebilecek kadar bol buğday ile devlet denetimindeki keten imalatının temeli olan keten
ukia'nın geç antikçağcıaki halefi Ktesifon'a ulaşıyordu. Kervanlar buradan Roma Suri- tohumu yetiştirilir ve imparatorluk başkentlerine gönderilirdi. o zamanln tercih edilen
ye'sine doğru yola çıkıyor, ya çölden geçip Lübnan ve Filistin'e gidiyor, ya da Fırat'tan yazı malzemesi olan papinis tekeli Mısır'daydı; iskenderiye'nin her ülkede ünlenen
yukarı çıkıp Antakya'1"a varıyordu. Deniz yolu ise Endonezya ile Hindistan'dan baha- cam imalatı da oyle, Buna transit baharat ticaretini de eklerseniz, eyaletin hatırı sayılır
rat getiren gemilerce kullanıiırdı. Batı sularına vardığında bu yol ikiye ayrılırdı: Bir kol bir ihracat hacmi olduğu açıktı. Ama buğdayın önemli bir kısmını, keten ile papinisün
Basra Körfezi'nden ge(]er Ve mallar Irak ve lran'a gitmek üzere buradaki limaniarda bo- de en azından bir kısmını imparatorluk yetkilileri herhangi bir bedel ödemeden alıyor'
şaltılırdı, diger kol ise Arap yarımadasını do1aşıp Kızıldeniz yoluyla Mısır'a varırdı. 1ardı, dolayıslyla Mısırlıların zenginleştiği söylenemezdi. Tam tersi, ithal ettikleri keres-
Muazzam mesafeleri aşan bu yollarda yalnızca yükte hafif pahada ağır mallar taşr te, demir, şarap Ve zeytinyağının bedelini ancak çok çalışarak ödeyebiliyorlardı.
nırdı' Çin ipeği bunun mükemmel bir örnekğidir; bu ipekle özel olarak yapılan kumaş- 4' yizyıIa kadar Mısır buğdayı Roma'ya gidiyor, yurttaşlara bedava dağıtılan ekme-
lar zenginlik Ve statü göstergesiydi. Romalılar da ipek giymek istiyorlarsa ithal etmek ğin çoğu bu buğdaydan yapılıyordu. Constantinus 328'de bu buğdayın yolunu Boğaz'a
zorundaydılar, çünkü ıpek böceği ve ipek böceği yetiştiriciligi hakkında hiçbir şey bil- bakan kenti Yeni Roma'ya çevirdi. Eski Roma, Afrika ve Sicilya'dan gelen buğdayla ye-
miyorlardı. tinmek zorunda kaldı, 5. 5ruzyılda Afrika buğday ambarları Vandalların eline geçti, so-
Elbette ipek, adı vclrilen lpek Yolu'nun ana malıydı. Aynı şekilde, baharat ticareti- nuç olarak Roma ikincil konumda bir kent haline geldi; artık muzafİer geçmişinin anıt-
nin temel direği çeşnil:rdi, ozellikie de Hindistan'dan gelen karabiber, Endonezya'dan larını zar zor ayakta tutabiliyordu. Bu çöküşün ardında basit siyasi olayların işaret et-
gelen karanfil ve hintcevizi. Ancak, baharat ticareti birçok başka metayı da içeriyordu; tiğinden çok daha İaz|a şey yatar: Imparatorluğun ekonomisi çok ciddi sıkıntılar için-
bunlar kuçuk miktarlarda ve çok yüksek İiyatlara alınıp satılıyordu: koruyucu madde- deydi, ustelik Batı'nın Slkıntllarl Doğu'nun sıkıntıIarından çok daha faz|aydı. Gal-
ler, kokular, boyalar, boya sabitleştiricileri, doğal boya maddeleri, zamk, tütsü ve ayry ya'nln birçok kenti, 406'da hepsini ortadan kaldıran istiladan çok daha önce, birer
ca tıbbi degeri oldugu umut edilen, bugün isimleri insanı endişelendiren birçok mad- müstahkem karakol konumuna düşmüştü' Hatta Roma Afrika'sının tarım toprakları,
de. Metaların hepsi doğudan gelmiyordu' Arabistan, günlük ve mürrüsafi (sarı sakız) Vandallar bu eyalete adım atmadan çok daha önce terk edilmişti.
gibi ünlü maddeler satardl. Aslında Hindistan'ın bu tarafndaki baharat ticareti Arap- Roma'nın küçülmesi bu haritada açıkça gönilüyor. Britanya, Ga|yave Ispanya'da
ların elindeydi, yarımada halkı için önemli bir artı gelir kaynağıydı, artık kent hayatının ya da ticari ilişkilerin kalmadığını anlayabiliyorgz. 5. yuzyılda
Roma Imparatorluğu'nun ithal ettiği maddeler, ipek ve baharat yollarının son du- nüfusu artan tek şehir olan Konstantinopolis, Roma'dan arta kalan ağın merkezinde
rakları olan Antağa ile Iskenderiye'yi Akdeniz limanlarına bağlayan bir denizyolu duruyor, HAl6 refah içinde olması da imparatorluğun bir rövanş elde etmesinin tek
ağıyla Akdeniz çevresine dağıIıyordu. Ama ipek ve baharat bu bolgedeki ticar;tin bü- umudu.

22
IS 565

527'de imparator olan lustinianus, hem kendini hem de Doğu Imparatorluğu'nu ba_ lük getirmişlerdi. Ayrıca taşra eyaletlerinin refaha kavuştuğu da söylenemezdi, Ital-
tıyı yeniden fethetmeye adadı. Generali Belisarius'u Vandallarla savaşmaya gönder- ya'da uzun süren savaşlar kentlerin yıkılmasına, kırsal nüfusun perişan olmasına yol
mekle işe başladı. Ostrogotların göz yummasıyla Romalılar Sicilya yolundan giderek açmıştı. Kuzey AJrika'da da bütün çabalara rağmen Berberilerin Roma denetimi altın-
tam bir şaşırtmaca yaptılar. Vandal kralı ordusunun yarısıyla birlikte Sardinya'daydı. daki bölgelere Stzmast önlenemiyordu.
Belisarius ordunun Kartaca'yı koruyan diger yarısını yenip kente girdi (533). Sardin- Yine de, İustinianus'un hükümraniık dönemi, Zamanl geri döndürmek için beyhu-
ya'daki ordu gelince onu da yendi, kralı esir aldı ve hazinesiyle birlikte 7edi kollu şam- de bir çaba olarak bir kenara atılmamalı. Iustinianus, kısa bir süre için de olsa, Akde-
dan dahil- Konstantinopolis'e gönderdi. oy|e göz kamaştırıcı bir başarıydı ki bu, Ius- niz uygarlığının haysiyetini ve kendine güvenini yeniden kazanmasını sağlamıştı. Im-
tinianus'un kötümser bakanlarını tam bir şaşkınlığa uğrattl. paratorun fetihleri gelip geçici oldu, ama San Vitale'nin mozaikleri ve Aya Sofya'nın
Iustinianus bu kez ostrogotları hedef aldı. Bu işe ancak 9000 asker ayırabiiiyordu; kubbesi, çağmln ideallerine ve ihtişamına tanıklık ediyor.
bu sayı Afrika seferine gönderdiği askerlerin yarısından ancak biraz İazlaydı Dolayı- Batıda, Clovis'in dort oglu babaları gibi Frank üIkesini genişletmeyi sürdürüyordu,
sıyla başlangıç olarak Belisarius'tan tek isteği Sicilya'nın yeniden ele geçirilmesiydi. Thüringlerin ülkesi ilhak edilmiş (531), Burgonya dize getirl|miş (534), Provence ile or-
Belisarius bunu kolayca başarınca ikisi bir olup çıtayı yükselttiler. Belisarius kuçuk or- ta Alpler anıkzayıf|ayan ostrogotların elinden çekilip alınmıştı (536). 558'de Clovis'in
dusuyla yarımadanln yukarısına doğru ilerleyerek Roma'yı işgal etti (536). Gotlar der- oğullarından biri hariç hepsi ölmüş, böylece ülke yeniden birlige kavuşmuştu. Ama sağ
hal kenti kuşattılar, ama bir yıl süren mücadele boyunca savunmada kalan Romalılar kalan ogul da krailığı dört ogluna bıraktı (561), kardeşler birbirleriyle mücadeleye girin_
avantajlı konumdaydı. Yavaş yavaş Gotlar sayısal üStünlüğü kaybettiler. ostrogot kra- ce de Frank genişlemesinin ilk dönemi sona erdi.
lınln morali öyle çökmüştü ki Belisarius taarruza geçtiğinde, Roma'dan bir emeklilik Haritanın diğer kısımlarındaki en önemli değişikliklere yol açan olay ise çerçevemi-
maaşı karşılığında tacını ve başkentini teslim etti (540), zin dışında vuku bulmuştu; Yuan-Yuan Mogol İmparatorluğu'nun yıkılışı (552). Yenilen
Belisarius ltalya'nın fethini tamamlayamadan evine dondu. ostrogot komutanları Moğollar batıya, Hazar Denizi'ne doğru kaçarken galip gelen taraf olan Türkler onları
hdlA Po Irmağı'nın kuzeyindeki bölgeyi ellerinde tutuyorlardı. Belisarius'un yokluğun- kovalıyordu, Maveraünnehir'de Türkler Ak Hunlarla karşıIaştı, onları da yendiler ve
da komutanın yardımcı.ları.nı perişan ettiler. General geri geldiginde Germen karşı taar- Iran'ın doğusundaki topraklarda Ak Hunların egemenligi sona erdi. Bü}ıik bir gıirültüy-
ruzunu kesmeyi başaramadı. Savaş on yıl sürdü; Romalılar Ravenna'da tutunuyor, ama le gaiibiyetin kendilerine ait olduğunu ilan eden Persler sınırlarını Ceyhun'a kadar ge-
başka kentlerde başarı elde edemiyorlardı. Derken lustinianus doğru dürust bir ordu nişletirken, Ak Hunlar Hazar'ın kuzeyinde Yuan-Yuan artıklarrna katıldılar. Türkler on-
topiamayl becerdi (552), orduyu arük eskisi kadar parlak olmayan Belisarius'a değil, ları tekrar yenince hem Ak Hunlar hem de Yuan-Yuanlar paldır kuldur Avrupa'ya girdi-
Narses'e teslim etti. Narses meslek hayatına arşivci olarak başlayan, sonra usta taktis- ler ve burada Avarlar diye tanındılar. Iustinianus bu kaçak güruha Rus bozkırlarından
yen haline gelen bir Ermeni hadımdı. Askerlerini Dalmaçya'dan geçirdi, burada 5000 Balkanlara akınlar düzenleyen Hunlara ve Slaviara saidırmalari için para verdi. Bu yeni
Lombard paralı askerini kiralayarak ordusunu güçlendirdi. Ravenna ile Roma arasında- gelenlerin Hun ve Slavların ilerlemesine engel olacağlnı umut ediyordu. Avarlar daha
ki yolda yer alan Butsa Gallorum'da ana Got ordusuyla karşılaşıp bire kadar kırdl. İtal- iyisini yapıp Voiga ile aşağı Tuna arasındaki bütün kabile|eri dize getirdiler (559-61).
ya nihayet yeniden imparatorluğa katılmıştı. Kısa bir Süre sonra, 554'te Ispanya'da çı- Sonra daha dabatıya doğru ilerleyerek Thüringiya'da Franklara kök söktürdüler (562)'
kan iç savaş, RomalılaraYizigot Kraliığı'yla eşit koşullarda savaşma fırsatı verdi. Der- Attila'nın göigesi, Avar Hanı'nın bedeninde yine Avrupa'nın üzerine çökmüştü.
hal bu fırsatı kullanıp ülkenin güney kesimlerini kan dokmeden fethettiler. ostrogot Kralhğı yıkılınca Bavarlar ve Lombardlar Tuna'nın hemen güneyindeki
Muthiş bir zaİer|er listesidir bu. Iustinianus batının buyuk bir kısmını yeniden elde eyaletleri ele geçirdiler; Bavarlar bir ölçüde Frank üstbeyllgini kabul etti. 523'te lrlan-
etmişti, üstelik doğuda Perslere karşı savaşırken. Ama doğuda bütün başarı sı, zatenva- dalılar iskoçya'nın batısında yerleşimler kurmaya başladı. Başlangıçta lrlandahlara ve-
salı olan Iberya'yı ilhak etmek oldu. Yeniden ele geçirdiği eyaletler kendi kendilerini rilen başka bir ad olan Iskoç terimi Sadece bu yerleşimciler için kullanılmaya başlandı;
Savunamaz durumdaydı, yani askeri anlamda bir yarar sağlamamış, sadece yükümlü- şonunda da kuzeyde kurulan krallık bu adı aldı.

-/.4
IS 600

Aviırlar ()rtıı Avrı.ı1'ıiı'ya ilk girişlcriırdc Karpatlar'ıır kuzcyindcı-ı gcçmişlcrdi. Aına Italya'nın büyük kısmının kaybedilmesi, Romalıların sindirmek zorunda olduğu
lidcricri çcık gcçııcdcıı ilrtiyaçlarııra Cn uyguı1 alanın dağların güneyindeki bozkır oldu- tek kötü haber değildi. Ispanya eyaleti 570'lerin sonunda artık sadece kıyıdaki bir şe-
ğuıru fark ctti. Burası Büyük Macaristan Ovası, yani o sırada Lombardlar ile Gepidler ritten ibaretti; yeniden canlanan ve Süev Krallığı'nın ilhakından beri (584) yarımada'
arasındaki Savaştn sebebi olan Alföld idi. Lombardlarla ittifak yapan Avariar bu sava- nın neredeyse tamaminı kontrol eden Vizigot monarşisi, bu şeridi de ortadan kaldır-
şa müdahale edip öyle bir zafer kazandılar ki Gepidler bağımsız bir kavim olarak va- maya niyetli görünüyordu. Avarlar Balkanlar'ı tehdit ediyordu, ancak Attila'ya veri-
rolmayı sürdüremediler. Daha sonra Avarlar Lombardlara hayatı zorlaştırmaya başla- len haraç kadar buyuk miktarlar sayesinde onları durdurmak mümkün oluyordu. Do-
dılar, Lombardlar, Avarlarca hırpalanmaktansa Ltalya'ya gitmeye karar verdiler; Nar- ğuda Persler Roma mevzilerini azar azar da olsa başarıyla geriletmekteydi. Neyse ki
ses'in ordusunda hizmet verirken bu ülkeyi tanımışlardı. Kavimler göçünün bu son bu bölgede Romalıların şansl yaver gitti. imparatorlukta çıkan iç savaş yüzünden II.
aşamasında Dogu Alpler'i geçip Po vadisine indiler, Alföld de Attila'nın olduğu gibi Hüsrev Romalılara sığındı. imparator Mavrikios ona bir ordu verdi, Hüsrev de bu or-
Avar Imparatorluğu'nun da yurdu oldu (568).' duyla tahtını geri aldı, karşılığında iberya'yı ve Ermenistan'ın neredeyse tamamını
lta|ya'da Romaiıların bir muharebe meydanında Lombardlarla karşılaşabilecek or- verdi (591). Bu zaferden sonra artık Roma birlikleri Avrupa'ya dönebilir, Tuna savun-
dusu yoktu. Bütün yapabildikieri kentlere sığınıp istilacıların kendilerinden önce yiye- ma hattını yeniden kurabilir, hatta hattın ötesine geçip Avarları kendi yurtlarında ce-
ceksiz kalmalarını ummaktı. Bütüne bakıidığında, bu strateji kıyılarda iyi sonuç verdi, zalandırabilirlerdi.
çünkü gemilerle erzak getirebiliyorlardı. Ama iç kısımlarda sonuç bir felaketti; Lom- Avarlar orta Avrupa'daki konumlarını pekiştirirken Kafkaslar'daki hegemonya-
bardlar Po vadisinin buyuk kısmını, Toscana'nın tamamınt ve ülkenin daglık belkemi- ları Türklerce tehdit ediliyordu. Daha önceki yenilgilerini hatırlayan Avarlar bu
ğini ele geçirdiler. 600 yılına gelindiginde geçici bir denge kurulmuştu. Romalılar Ce- müdahaleye karşı çıkmaya kalkışmadılar, ama Turkler de çok ileri gitmediler. Batı-
nova, Ravenna, Roma ve bu kentlerin hemen yakınındaki eyaletleri, ayrıca Napoli ile da Kırım'a kadar bir sefer düzenledikten sonra Maveraünnehir'e dondüler, Orta ve
yarımadanın burnu ve topuğundaki çeşitli bölgeleri ellerinde tutuyorlardı. Geri kalanı Batı Kafkasya kavimlerinin, yani Alaniar ve Utigur Hunlarının, başkaları sayesinde
Lombard dukalarlnın elindeydi ve bu dukaların kuzeydeki yirmi kadarı Pavia'daki kra- elde ettikleri özgürlüğün keyfini çıkarmalarına izin verdiler. Türklerin hepsi yurtla-
lın yetkisini tanımaktaydı. Guneydeki Spoleto ve Benevento dukalıkları ise boyle bir rına dönmedi; Hazar|ar kabilesi Hazar Denizi'nin yakınında kaldı. Bu, Türklerin
yetki tanımamlŞtl; dolaytsıyla Lombard kralının işlerine burnunu sokmasına engel ol- bolgeyle ilgilenmeye devam ettiklerini gösteriyordu, Ne var ki, Köktürk Hanlığı'nın
dukları Sürece RomalıIarın Roma iie Ravenna arasındaki yolu kontrol etmelerine izin doğu ve batı olmaküzere ikiye bölünmesiyle bu ilginin İilliyata geçme şansı kalma-
Vermeye hazırlardı. dı (582).

1 Lrımbardlar Avar egemenlik alanlndan çekileıı tek Germen kabilesi degi1di. SaksonIaı Elbe Irmağl'nln batıslna çekil- kabileleri işgal etti, böylece iki kavim arasındaki sınır yine baıya kaydı, Bunun etkisi bu haritada değil, bir sonrakinde
onların boşalttıklall topIaklarl derhal Slav
miş1er, Franklar doğu Thülingiya'yı, Bavarlar da Bohemya'yı terk etmişlerdi. daha iyi görülebilir.

20
IS 626

602 yılında, Avarlarla Savaşan Roma askerleri Tuna'nın öte yakasında kışlama em- vaşın hiç beklenmedik bir şekilde sonuçlanmasına yol açtı. Pers soylularl Hüsrev'i taht_
rine karşı isyan ettiler ve Konstantinopolis'e yürüyüp Imparator Mavrikios'u öldürdü- tan indirip öldürdüler, sonra da, doğunun yarısı ellerinde olduğu halde barış yapmak
ler. Hiç de yakışık almayan bu davranış bir dizi felakete yol açtı. Avar Hanı'nın fırsat istediler. Mısır, Filistin ve Suriye'deki işgalci Pers orduları geri çekildi; böylece 629'da
bu fırsattır deyip Balkan|arı yağmalaması kimseyi şaşırtmamıştı, ama Slavların geniş Roma'nln doğu sınırları yine eskisi gibi sağlamdı. Heraklios bundan sonra imparator-
bir bölgede ilerlemesini kimse beklemiyordu. Slavlar Avar Hanı'nın dümen suyundan lugu baştan aşağı yeniden yapılandırmaya girişti; artık bu imparatorluğun kimligi La-
gidip yarımadaya yerleştiler, Birkaç yıl içinde Balkanlar'ın iç kesimleri imparatorluğun tin değil, Yunan'dı, Tarihçiler bu değişimi belirtme amacıyla Heraklios'un kurtardığı
egemenlik alanından çıkmıştı. Aynı anda, hanedan kavgalarından kAr sağlamayı Roma_ devlet için Bizans terimini kullanırlar; terim Konstantinopolis'in altındaki ilk Yunan
iılardan öğrenmiş olan Pers Kralı II. Hüsrev, güya hamisi Mavrikios'un intikamını al- kenti olan Bizantion'dan gelir.'
mak amacı;ıla savaş meydanına çıktı. Bu iki büyük güç arasında eskiden önemsiz bir- Bu uzun savaş Persler gibi Avarlar için de iyi sonuç vermedi. Slavlar Balkan|ar'aya-
takım avantajlar saglamak için yapılmış kısır savaşlar cereyan etmişti. Hüsrev'in bu kez yılmakla zateı Avar denetiminden kurtulmaya yaklaşıyor|ardı, 626'da Avarlar Kons-
hedefi daha buyuktu; Ahameniş İmparatorluğu'nu, yani artık Roma'nın elinde olan As- tantinopolis önünde başarısız olunca, Bohemya ve Yunanistan'daki kabilelerin çoğu
ya toprakiarını, o büyük kralların imparatorluğunu yeniden yaratmak istiyordu. Ilk tam bağımsızlıklarını elde ettiler, Hunlar da çekildi ve bir araya gelen Utigurlar ile Kut-
adım, Roma Mezopotamya'sındaki kaleleri almaktı; dört sefer yaparak bu işi halletti rigurlar Azak bolgesinde bir birieşik hanhk kurdular. "Hun" sözcüğü bırakılıp yerine
607-6|0\, İşbittıginde, PerslerilerleyerekSuriye 6I1-6L3\, Filistin 614)veMısır'ı (616) Bulgar sözcüğü benimsendi ve bu yeni ulke Buyuk Bulgar Hanlığı diye tanındı.
fethettiler. Batı Avrupa'da daha küçük çapta oiaylar cereyan ediyordu. 613'te yeniden birleşen
Bu sırada, Mavrikios'un tahtını gasp eden cahil askerin yerine daha saygın bir aday, Frank Krallığı bu kez sadece soy açısından değil, coğrafi açıdan da geçerli bir bolun-
Afrika valisinin oğlu Herakiios geçmişti (610). Başlangıçta selefi gibi yenilgi dalgasına meye uğradı 623'teki boltinmede tanımlandığı gibi Neustria ffeni Yurt) ve Austrasia
kapıldı, hatta bir ara ciddi ciddi A{rika'daki malikanesine dönmeyi düşündü. Ama ak_ (Doğu Yurdu, Anayurt) krallıkları, birbiriyle ilişkili olmayan Ve durmadan değişen es-
lını başına devşirip, sermayesini debir araya getiriP, 623'tebir karşı taarruza geçebile- ki bölünmelerden farklı olarak süreklilik kazandı. ispanya'da ise, Vizigotlar nihayet son
cek kadar asker toplamayı başardı. Roma'nın bu son ordusunu, elden çıkmış eyaletle- Bizans karakollarını da ortadan kaldırdılar (621).
ri tekrar ele geçirmek için yapılacak yıpratıcı savaşlara sokmayı reddedip Ermenistan Ingiltere'nin Anglosaksonlarca fethedilmesi ağır ilerleyen, ama tam ve eksiksiz bir
yoluyla (burada Hazarlardan epeyce yardım gordu) Pers sınırlarına geldi ve yoklamaya süreçti; sadece grineydeki birçok kuçuk kral bu süreci aksatmıştı, Kuzeyin iştilası daha
başladı. Persler de aynı şekilde cevap verip Avarlarla birlikte Konstantinopolis'e yürü- sonra olmuş, ama çok dahahızla ele geçirilmişti. İlk hatırı sayılır Anglosakson krallıgı
duler (626). Roma donanmasınln h6,15ıBoğaz'a egemen oiduğunu unutmuşlardı. Avru_ da burada kuruldu: Northumbria. Kontrol ettikleri bolgeleri batıya doğru genişleten
pa yakasına geçemeyen Persler, Avarların kentin kara surlarına hiçbir etkisi olmayan Northumbrialılar kuzeydeki Britonlar (Strathclyde) ile merkez (Galler) arastna bir mız-
saidırılarinı seyretmekle yetindiler. Bu arada Heraklios doğuda üstün gelmişti. Ertesi yıl rak başı gibi girdiler' Galler grubu, zaten Dyrham'de Saksonların zaİet kazanmasıyla
Romalıların Ninova'da kazandığı zafer Pers]er arasında kavga çıkmaslna Ve bu uzun sa- (57Z Cornwall ve Devon'daki kardeşlerinden kopmuşlardı.

1 "Blzanslılar"ın bu terimi hiç kullanmadıklannı belirtmek gerekiyor; sonuna kadaı imparatorluklaıına Roma dediler,
Batılılar impaıatolluğun adı konusunda onlarla hemfikirdiler ('?omania") ama sakinlerine brek dediler. Grekler de bütün
batılılara Frank lFrenkl derlerdi.

28
IS 65I

Bizans Ve Pcrs imparatorlukları çok palralıya mal olan beyhude bir savaşı sürdürür- yaklaştıgında Merv SatraPı tarafından öldürülmüştü. O sırada Pers Imparatorluğu'nda
ken, Arap dünyasında bir devrim oldu. Hazreti Muhammed, o zamana kadar ülke sa- işgal edilmedik pek az yer kalmıştı: Elburuz dagları i|eHazar kıyıları arasında kalan Ta-
kinlerinin dini dürtülerini tatmin eden pagan, Yahudi ve Hıristiyan unsurları reddede- beristan; Kafkasya'da imparatorluğa bağlı Iberya ve Ermenistan (buralarda Araplar, Bi-
rek yeni bir din ilan etti. Allah'tan başka tanrı yoktu ve tek kurtuluş umudu Allah'a bo- zanslılar ve Hazarlar arasındaki üç köşeli bir savaş kesin bir sonuca ulaşmamıştı). Iber-
yun eğmek, Islamiyeti kabul etmekti. Muhammed 622'de doğduğu kent Mekke'yi terk yalılar ve Ermeniler kimsenin sahiplenemediği bu topraklarda birkaç yıl bağımsızmış
etmek zorunda kaldı; bu tarih daha sonra İslamiyet çağının ilk yılı olarak kabul edildi gibi davranabildiler. Hem Araplara hem de Bizans'a haraç vermek zorunda kalan Kıb-
[Hicri tarih]. Muhammed Mekke'nin kuzeyindeki Medine'de kendini hem güvenlikte rıs da benzer şekilde ne olduğu belirsiz, mutsuz bir devletti.
hissetmiş, hem de birçok taraİtar bulmuştu. 630'da Mekke'ye dönüp KAbe'deki putla- Hazarlar da bu sırada hızla yayılmaktaydı, Alanlara otoritelerini kabul ettirdiler,
rı yıktı. Iki yıl sonra öldügünde, öğretisi bütün Arap yarımadasında kabul edilmişti. Bulgar Hanlıgı'nl parçalayıp bu hanlıgı oluşturan kabilelerden birini Volga'nın yukarı-
Romalılar ve Persler muhtemelen Hz. Muhammed'i önemli bir tehdit olarak görme- sına, iki kabiieyi de Tuna'ya sürdüler (burada yeni bir Bulgar Hanlığı ortaya çıktı). Ha-
mişlerdi, Askeri açıdan Araplar sadece bir baş belası olmaktan öteye geçmiyorlardı. zat|ann doğusundaki bozkırda önemli bir olay, Batı Türk Hanlığı'nın parçalanmasıydı'
Her yıl ödenen bir miktar para karşılığında buyuk kabileler kuçuk kabileleri zaptgrapt Bu sayede Araplar kolayca Ceyhun Irmağı'na kadar ilerleyebildiler.
altında tutuyordu. Ama Islamiyet bütün bunları değiştirdi, Hz. Muhammed'in takipçi- Hz. Muhammed'in halifeIeri hem imparatorların yetkisine sahipti, hem de en yük-
leri 634'te Medine'den yola çıktıklarında o kolayca dağıtılabilen Arap yağmacılara ben- sek dini merci idiler. Halifeler önceleri peygamberin yakın arkadaşları arasından seçi-
ziyorlardı belki, ama hiç de oyle değillerdi. Fethetmeye çıkmış savaşçılardı onlar, Üç Iiyordu, ama bu sistemin f'azlauzun sürmeyeceği belliydi. Ufukta görünen sorun, hali-
yıl içinde Bizanslıların ve Perslerin gönderdigi en iyi a|aylafl t:uzağa duşurup ortadan felerin müminlik derecesine göre seçimle mi başa geçecekleri, yoksa bu görevin kalıt-
kaldırdılar. Şeria Irmağı'nın kollarından biri olan Yermuk'tayapılan muharebede, Im- sal mı olacağıydı. Üçüncü halife Osman 644-656\ soylu Emevi ailesindendi Ve yaygın
parator Heraklios'un onları Filistin'den çıkarmak için gonderdigi orduyu kesin kes ye- alçaba kayırıcılığına dayanan kaiıtsal halifeliğin temelini attı. Ne var ki çoğunluğa gö-
nilgiye uğrattılar (636), sonra da Mezopotamya'yl Savunan Pers ordusunu Kadisiye'de re, eğer bir halife hanedanı olacaksa bunun adayıPeygamber'in damadı Ali'ydi. Nite-
yok ettiler 63h. Bizanslılar Anadolu'ya çekildi, muzafİer Müslüman ordusu da Suriye kim Ali halife seçildi, ama imparatorluğu Emevilerin pençesinden söküp alamadı.
ve Mısır'a girdi (640). Persler ise lran yaylasına çekildi ama Nihavent'te korkunç bir ye- Ali'nin ölümüyle (661) Emevıler halifeligi tekrar ele geçirdiler ve bir yüzyıl boyunca bı-
nilgiye uğramaktan kurtulamadılar 642). Yeniden düzene girmek için kısa bir ara ver- rakmadılar. Bu çekişmenin sonuçları bir hanedan savaşlnln ötesine geçmiştir, çunku
dikten sonra Arap orduları lran'a girip 650'de Persepolis'i, 651'de de Ceyhun Irmağı Ali ve soyunun peygamberin asıl mirasçısı olduğu fikri, Emevilere muhalefet edenler-
kenarındaki eyaletteyer alaı Merv'i ele geçirdiler, Muhammed'in ölümünden sonraki ce de beslenerek, mııazzam bir dini dogmaya dönüştü. ortodoks Müslümanlar (Sünni-
yirmi yil içinde Araplar Roma'ya rakip bir imparatorluk kurmuşlardı. ler) ile Ali taraİtarları (Şiiler) arasındaki ayrılık, Emevilerin unutulmaya yüz tuttuğu gü-
Insan, o kadar slkıntı çekerek Perslerden geri aldığı eyaletleri bu kez Araplara kap- nümüzde bile çok önemlidir,
tıran Imparator Heraklios'a üzülmeden edemiyor. Ama en azından rakibi Pers kralı II. Britanya'da ustünluk Northumbria Krallığı'ndan Mercia Krallığı'na geçti' Ita|ya'da
Yezdigerd'den daha iyi durumda oldugunu belirtmek gerek; Yezdigerd, Araplar Merv'e Lombardlar Cenova ile ltalya yarımadasınm topuğunu ele geçirdiier.

30
.t*a{iÜ#,&e,

IS 737
Islamiyetiıı ilk kabarınası 651'de soıra erdi; Arap orduları sınırları kurcaiamaya de- ma yeni bir silalr kullanıyordu: Rum ateşi, yani bir pompayla püskürtülen bir petrol bi-
vam etseler de sonraki 30-40 yılda eskisi gibi destansı ölçekte fetihler olmadı. Sınırları leşimi. Ateş fırlatan bu ilkel silah sayesinde Bizans Konstantinopolis'in ayakla kalma-
artıkbiraz kuçulen Bizans Toroslar'da karşı saldırıya geçti, Afrika'yı elinde tutmaya ça- sında hayati önemi olan deniz savaşlarını kazanabildi.
baladı, Doguda Arap egemenliğinin sınırları Ceyhun'a ve Afgan dağlarına dayanmıştı. Bizans başka yerlerde bu kadar başarılı değildi. Lta|ya yarımadasında artık ellerinde
Derken, 700'den hemen önceki ve sonraki yıl|arda Islamiyet'in ikinci kabarması başla- birkaç kıyı cebinden başka bir yer kalmamıştı: Venedik lagünündeki koyler, Ravenna
dı, bir dizi görkemli seferle batıda ve doğuda önemli eyaletler ele geçirildi. kenti, çizmenin topuğunun ucu, burnunda biraz daha geniş bir bolge, Napoli körfezin-
Ilk büyük zaf.er Kuzey Afrika'da kazanıldı. Araplar Tunus'un güneyindeki Kayre' de ve yakınında birkaç yerieşim ve en önemlisi de Napoli kenti. Roma ve hinterlandı
van'da 670'te kuruian bir karargAhı üs olarak kullanarak, lıazen başarılı bazen başarı- artık imparatorluğun denetiminde değlldi; buraları, Bizans1ıların ellerinde tutamadıkla-
sız seferler düzenliyorlardı. 698'de nihayet KarLaca'yı aldılar, ama bundan daha önem- rı otoriteyi yavaş yavaş üstlenen Papa yönetiyordu.
lisi iç kesim|erde yaşayan Berberilerin fethedilişi ve Müslümanlıgı kabul etmesiydi Frank dünyasında ise hiç değişmeyen törensel sahnenin ardında önemli değişiklikler
(702). Bu olay Araplara -ve yeni Müsiümanlara- öyle bir ivme kazandırdı ki Kuzey Af- meydana gelmekteydi' Geç 7 ' yüzyılda Clovis soyundan gelen krallar , zavallı kısa ömür-
rika'nın geri kalan kısmını da ele geçirip Ispanya'ya girdiler, Cebelitarık'ı (Tarık'ın da- lü kuklalar haline gelmişti. Hem Austrasia'da hem de Neustria'da asıl önemli kişi l<ral de-
ğı; Tarık Arapların komutan-ıydı) geçtikten sonra Vizigotlara karşı kazandıkları zaİer k:u- ğ1|, saray nazırıydı. Beklenebileceği üzere, bu makama genellikle yerel baronların en bü-
zeyde küçük bir şerit hariçr butun yarımadaya h6kim olmalarına yol açtı V7|). Gal' yü$.i ve en cüretkArı geçiyordu. Bu türün en etkileyici örneklerinden biri Charles Mar-
ya'nln Vizigotlara ait köşesini de ele geçiren Araplar burayı Frank krallıklarına yaptık- tel'di, nam-ı diğer Çekiç Charles. Martel bu makama 7|7'de Austrasia'da yükselmiş, son-
ları aklnlar için üs olarak kullandılar. ra da7|9'da Neustria'yı eline geçirmişti. Lakabını 732'de Poitiers yakınında bir hafta sü-
Arap halifeliği doğuda da çok önemli zaferler elde ediyordu. Kuzeydoğuda özellik- ren bir muharebede, batı Fransa'yı işgal eden Arap ordusunu un ufak ederek kazanmış
le çahşkan bir emir 704-7|5 arasında Maveraünnehir ile Harezm'i (Ceyhun deltası) fet- tr. Avrupa'nin özlediği zaİerdi bu; Arap tehdidini sona erdirmese de -nitekim birkaç yıl
hetmeyi başardı; ayrıca Seyhun Irmağı'nın öte yakasındaki Taşkent'i işgal etti, Guney- sonra Araplar bolgeyi ikinci kez istila edeceklerdi- Islamiyet'in batı Avrupa'daki zaferler
batıda haritada görünmüyor) yapıian bir seferle daha da dikkate değer bir başarı eide dizisinin Sonuna işaret ediyordu. Ayrıca Charles'a, Frank devletini güçlendirmesi için bir
edildi, Hindistan'a giden kıyl yolu ele geçirildi, bugünkü Pakistan'da yer alan Sind eya- fırsat sağladı. Hıristiyanlığı kurtaran adam olarak, kiIiseyi m|JaZZam topraklarının bir kıs-
letine boyun eğdiriidi (7l2l7|ı. mından İeragat etmeye zorlayabilmiŞti, Bu toprakları, hizmetlerinin sürmesinin karşılığı
Ortadaki cephede ilerleme daha ağır cereyan ediyordu, sonuçlar pek o kadar çarpı- olarak maiyetindeki şövalyelere verdi, Bu sözIeşmeyle, şövalyeler kralın kişisel takipçile-
cı değildi. Kafkasya adım adım da olsa fethedildi (Ermenistan ve lberya 653'te, Lazika ri olmaktan çıkıp haleflerinin de kullanabileceği bir savaş a[ac|na dönüşmüş oluyordu;
696'da, Abazya 7|l'de ve Hazar kıyısındaki eya\eti 737'de) . Arap güçleri sonra bu da yeni bir askeri örgütlenme biçiminin başlangcı oldu. Henüz mükemmeliyetten
Hazar|arın yurdunu istila edip başkentlerini, 'Sirvan
yani Volga kıylsındaki kervan kenti ltil'i uzaktı bu örgütlenme, ama eski savaş çeteleri sisteminden daha iyiydi'
yağmaladılar, Bu saldırı Hazarların gucünü kırdı, bir daha asla Kafkasların güneyine Britanya'da, Northumbria Krallığı Anglosaksonların önderliğini yeniden ele geçirdi
adım atmadılar.2 Ancak, Bizans hilA Toros hattını elinde tutuyordu ve Arapların de- (655), Strathciyde'daki Galler halkını (artık Britonlara böyle deniyordu), Piktleri ve Is-
nizden dolaşıp bu hattı aşma çabaları Sonuç vermedi. Nitekim 674-680'de ve yine koçiarı vasal statüsüne indirdi. Ama bu canlanma klsa sürdü, hatta Piktier ve iskoçiar
7I7'de Konstantinopolis'e denizden yapılan belli başlı seferler başlangıçta başarılı gibi Northumbria'nın boyunduruğundan kurtulmadan önce (695), diger Anglosakson kraI-
gözükse de yenilgiyle sonuçlandı. Bizans'ın hala donanması vardı, üstelik bu donan- lıkları Mercia'nln yanlna geçmişlerdi (679).

1 Bu şeritte bagımsızlıklan kaçınılmaz olan Baskların yan1 slIa Asturias Krallığı vardı, Bu kıallık Vizigotlaıın ııirasçısı 2 Hazar|ar, Rusya bozkırı ve 1,ukarı Volga'da kcndilerine haraç ödeyen Bulgarlarln denetimini de kaybettiler
olduğunu inatla iddia ediyordu.

32
IS 737'DE HIRISTIYAN ALEMI
Suriye, Ermenistan ve Mısır Konstantinopolis'in egemenliginden hiç memnun ol- kavgaya tutuşacak bir şey bulacaklardı; nitekim 726'da lmparator III. Leon o şeyi sağ'
mamalılar ki hepsi kolayca Perslerin eline geçti, Heraklios bu ülkeleri yeniden impara- ladı: Ikonok|azm, yani put kırıcılık. Ikonalar, yani dini resim ve heykeller doguda öyle
torluğa kattıgında ülke halkiarının Monofizit inancına karşı uzlaştırmacı bir doktrin çoğalmlştı ki neredeyse çoktanrıcılığın idolleriyle yanş[ hale gelmişlerdi, Tektanrıcı ve
olan Monotheletizm'i yürürlüğe koydu. Monotheletizm'e göre, Tanrı ile Insan'ın dini tasvir düşmanı Isiamiyet'le karşılaştırılmaktan utanç duyan Leon hepsinin yok
İsa'daki birlikteliği, her iki bileşen de kimligini yitirmedigi halde, kendini tek bir ilahi- edilmesini emretti. Ikona taraftarı papaz|ar papaya başvurdu, o da bütün tasvirleri ko-
insani enerji halinde dışa vurmasına yetecek kadar tamdı. Bu cayırtılı sözler skbizma'cı rumast altına aldı,
eyaletleri yatlşttrmaya yetmedi; zaten dini ayrılıkçılıkiarı daha derindeki bir hoşnutsuz- Papa daha da ileri gidip hem imparatoru, hem de patriği aİoroz etti. Leon'un ceva-
lugun belirtisinden başka bir şey değildi. Monotheletizm sadece PaPay| sinirlendirdi. bı Sicilya, guney ltalya ve Balkanları papalığın yetki alanından çıkarıp patriğe vermek
Sonunda Araplar bu sorunu Monofizit bolgeleri imparatorluktan çıkararak çözdüler. oldu. Artık iki kilise arasındaki ayrılık tamamlanmıştı. Bir yanda imparatorun koruma-
Böylece Monotheletizmin yararı kalmıyordu, Konstantinopolis de biraz direndikten sı altındaki ekümenik patriğin başkaniık ettiği Doğu Hıristiyanlığı vardı (ortodokslub,
sonra vazgeçti. diğer yanda ise papanın hükmettiği Batı Hıristiyanlıgı (Katolik1iH.
Bu sorunun çözülmesi Konstantinopolis ile Roma'nın kavgasına bir son vermedi. Bu shbizma (ayrılıH ve Hıristiyanlığın egemen olduğu alanların genelde kuçulme-
Papalık doktrin konularında birinci merci olduğunda, imparatorlar da son sözü söyle- si bu haritanın en göze çarpan özellikleridir, Yine de Hıristiyanlık Aleminin kdt zarar
meye hakları olduklarında lsfar ediyorlardl. Tartışmada önceleri imparatorlar üstün gel- cetvelinde birkaç olumlu madde vardı. Ariusçuluk kah fetih yoluyla (Vandallar ve
di. Örneğin lustinianus otoritesine karşı gelen bir papayı tutuklatıp değiştirdi; II. Kons- Ostrogotlar), kdh inanç değiştirme yoluyla Vizigotlar 589, Lombardlar 653) ortadan
tantius bir yıl sonra aynı şeyi yaptı. Ama 7. yüzyılın sonunda imparatorluğun Ro- kaldırılmıştı. Kilise hiyerarşisi basitleşmişti: Antakya, Kudüs ve İskenderiye patriklik-
ma'daki varlığı böyle üStünlük taslamaya yetmeyecek kadar sönüktü. Bir keresinde pa- leri artık Arap dünyasında yer alıyor, dolayısıyla kilisedeki iktidar mücadelesine ka-
payı tutuklamak üzere gönderilen bir görevli sonunda çareyi papanın yatağının altına tılamıyorlardı. Bazı ileriemeler de kaydedilmişti, Frank fetihleri sayesinde Hıristiyan-
saklanmakta bulmuştu. Papalık kendi payna gerçek bir eyleme girişmeksizin siyasi ba- lığln mesajı Thüringlere ve Bavarlara, Irlanda ve Roma misyonerleri sayesinde de
ğımsızlık elde etmişti. Piktlere (6. yy) ve ingiltere'deki Anglosaksonlara U. yy) ulaştırılmıştı. Ama bunlar
Durum artık tehlikeliydi; hem Roma, hem de Konstantinopolis nihai yetkiyi ele ge- Suriye, Mısır, Kuzey Afrika ve Ispanya'nın kaybını dengeleyebilecek kadar önemli
çirmeye kararlıydı, ama hiçbiri iradesini digerine kabul ettiremiyordu. Eninde sonunda başarılar değildi.'

1 Bu ve bundan sonraki haritalarda Hıristiyan Alemi, Hıristiyanların hükmü altındaki bölgeler olarak tanrmlanmıştır. kadar açık reçik değildir. Bianslılar, çok isteseler bile kiliselerinin otoritesini ltalya çizmesinin topugu ile burnundan
Geneline bakldığında, Doğu ve Batı Hristiyanlıgınt aylran çizgi ayil zamanda siyasidif de, ama bu haritada duıum o öteyc ya da Sicilya'nın batısındaki adalarda kabul ettiremiyorlardı.

34
IS 737'DE NÜI]US
Roma Imparatorluğu'nuır nüfusu, cıı parlak Zam^il olaır İS 2, yüzyılda, aşağt yu- Rekabet gücünün azaldığının bir işareti bozkır ile ek1li arazi arasındaki sınırın geri çekil-
karı 45 milyondu, Bu nüfus daha sonra ağlr ağır azalmaya başladı, Batı imparator- mesiydi. Augustus döneminde göçebeler kenarda koşede yaşayao topluluklardı; kimsenin
luğu çökmeden hemen önce nüfus beşte bir oranında aza|mış, yaklaşık 36 milyona istemedigi topraklara itilirler, dönemlerinin tarihine pek katkıları olmazdı. Tarım gerilemeye
düşmüştü. Bu duşuş imparatorluk sisteminin çöküşünün sorumlusu olamaz, zira Ro- başlayınca göçebelerin konumu duzeldi, Onlar için çok doğal olan vur-kaç biçimindeki sa-
malılar hAl6 barbar düşmanlarına karşı Sayrca 2'ye 7 üstündü; ama bunun faydası vaş yöntemleri "süvari çağl"na giren bir dünyaya u1ı.ıyordu; dolayısıyla 4. yüzyılıa gelindi-
olmadığı kesindir, Imparatorluk temelde bir tarım devletiydi ve 5. yuzyıLın başların- ğinde, eskiden tarlaların terk edilmesini sabırla bekleyen göçebe klanları, köylüleri hala eki-
dan beri tarım faaliyeti iki yüzyıl öncesine göre çok daha kuçuk bir ölçekte yürütül- lip biçilen topraklardan atmaya başladılar. Daha önce Roma imparatorlarının aklına bile gel-
mekteydi, meyen uç bolgeler artık sorun çıkartıyor, ülkenin zaten ht1aşmış olan kaynaklarını tüketi-
Bu kuçülme sonraki iki yüzyıl boyunca aynı hız|a sürdü. ilk bakışta, Batı impara- yordu. Kuzey Nrlka'da Roma'nın denetimi altındaki a|anl^ar yavaşyavaş elden çıktı. Suri-
torluğunu çökerten, Doğu imparatorluğunu da dize getiren istilalar ve yakrp yıkmala- ye'de sınır lasaydı, dolayısıyla 7. yazyılda eski düzen çökene kadar buralar savunulabildi.
rın nüfusun sürekli azalmasının sebebi olduğu açık gibidir. Ama nüfus azalması daha Ama daha sonra fuaplar bütün doguya bir çıg gibi alap yeni bir imparatorluk kurdular; bu,
önce başlamlş, yani bir kallp oIuşmuş olduğu için ek bir sebep aramak gereksizdir. Ay- en azından ilk evrelerinde, göçebe yaşam biçimi için çarplcl bir zafer anlamna geiiyordu.
rıca, bu dönemde Akdeniz'i meydana getiren topluluklarda doğum ve ölüm oranları da- Araplar Roma lmparatorluğu'nun demograIik çöküşünden sorumlu olmayabilirler,
ima yüksekti, dolayısıyla kayıplar hemen telafi edebilirdi. Her neler oluyor idiyse, da- ama varlıkları muhakkak ki bu çokuşü hızlandırmıştı. Doğu'nun önemli bir kısmı bin
ha temelden bir degişikligin ortaya çıktıgı belliydi, yıl öncesinin yaşam biçimine dondü; nüfusu da bin yıl öncesinden pek faz|a olmayan
iS 400 ile 600 arasındaki yüzde 20'lik azalmayı da hesaba dahil ettiğimizde, toplam bir rakamda sabitlendi. Ama yine etki ile tepkiyi birbirinden ayırmalıyız. istilacılar çift-
nüfus kaybı üçte bire varmaktadır. 7. yCızyılın Akdeniz dünyası klasik çağdaki onculu- çi de olsa göçebe de, nüfus aza|ıyordu, Germen göçleri Akdeniz dünyaslnın çokuşunu
nün yanlnda pek zavallı kaiıyor, kendini düşmanlarına karşı savunmakta gitgide daha durdurmayı başaramamıştı. Çok daha temelden bir şey değişmişti. Yaşam, her neden-
çok guçluk çekiyordu, se, artık çok daha zor sürdürülebiliyordu.I

1 lşln nasllına daiı bir tahmin yüütmeden bu konuyu bııakmak biıaz koıkaklık olacak. Yaşamın zorlaşmasının bir se- ğil, Iskandinavya ile Rusya'da. Nüfusun en düşük Seviyesine indiği dönem Vikingler ve Varenjlerin çağlna tekabül eder,
bebi iklimdeki değişiklikler olabilil. EgeI bu dönemde dünya biraz soğuduysa ya da yağışlar b:raz ütl|ysa, egel ekinlein bu halkların yogun faaliyetleri, bil bütün olarak Avrupa'da 500 yıl öncesine oranla daha az nü{us olsa bile' Iskandinav
büyüme mevsimi birz lcsaldıysa ya da daha kötü koşullar ortaya çıktıym, o zaman tarrmla yaşayan nüfus azalacaktrr. ve Rus sayısınln daha çok olduguna işaret etmektedir.
Roma Imparatoıluğu'nun sıkıntılarının baŞladığ1 tarihlerde bu tip bir değişiklik oldugunu düşünmek insana çekici geliyor, Başka biı olasılık hastalıktır' Üst üste gelen veba salgınlarının nü{uSun üçte bir oranda azalmasına yol açabileceğini bi-
belki biı gun geçmiş zamanların iklimleıini yeterli bir kesinlikle analiz edebilir ve nüİusun azalma sebebinin iklim oldu- liyoruz, zıra 74. ynzyılda tam da böyle olmuştur. Bir Veba döngüsünün 2' yüzyıIda, Maıcus Auıelius zamanında başladr
gunu ya da olmadığlnl ispatlayabiliriz. Ama bugün bunu yapamlyoruz; tek söyleyebileceğimiz, sebep iklimse bile, bu dö- ğını, bir ikincisinin de 6. yüzyılda Iustinianus zamanında oftaya ç1ktığını biliyoruz' Bu iki salgın döngüSü nüİus kaybının
nemdeki biıkaç gelişmenin bu çerçeveye pek de uynadığıdır' IS 8. yüzyılda çevıelerindeki zorluklara rağmen çoğalan top- sebebi olabilir' Ama arada kalan upuzun zaman insanı kuşkuya sevkediyol; Avrupa 14. yrızyldaki Kara Ölüm'de ve he-
lumlar vaısa, bunlar tarrmın görece daha kolay koşullarda yapıldlgı yerlerde degil, son derece zor oldugu yeıleıde yaşr men sonrasındaki mlgınlarda kaybettigi nüIusu 150 yılda tekrar kazandı, oys Karanlık Çaglaı'dan çıkabilmesi yedi-rekiz
yorlardı: Ilıman ıklimin egemen olduğu bölgelerde degil, Avrupa'nın kuzey uçlarında; Fransa'da ya da Lombaıdiya'da de- yiizyı| a|dı ki bu biı hastalığln yol açtığı döngü için İaz|a uzun görünüyor.

36
.I.ICAIIE.|
IS 737'DE KEN'I.LER VH YOLLAITI
lslaıniyct, eır azıırdan başlangıçta, Roma Imparatorluğu büyüklüğündeki bir alana fetihlerinden hemen önce, bu engel batıdan aşıldı. Berberi deve sürücüleri uzun süre-
birlik ve barış getirmişti. Ama cografya çok farklıydı. Roma imparatorluğu Akdeniz ve dir çölde daha uzak noktalara kadar gidebilmişler ve nihayet bu kum denizinin öteki
çevresinde kurulmuşken, halifeligin merkezi Yakındoğu kara kütlesiydi; yaşam hatları kıyısındaki "Sahil'' denen çalıhk Ve yarl çö1 şeride varmışlardı, Burada Ghana Kralhğı
denizden değil, çöllerden geçiyordu. Ilk kuruian ag, halifeligin merkezi olan Medi- ile ilişki kurdular; bu krallık sakinlerinin tuzalhtiyacı o kadar btıyukttı ki, bir kilo tu-
ne'den Mısır, Suriye ve Irak'taki, bu ülkeleri fetheden orduların uslendigi kamplara gi- za bir kllo altın tozu veriyorIardı. Berberiier tuz temin etmekte hiç zorluk çekmediler;
den yollardan oluşuyordu. Daha sonra başkent kuzeye, Şam'a taşındığında, ana hat bu çölü keşIederken kayatuzu yataklarına rastlamışlardı, yol üstündeki bu tuzu hemen çı-
askeri üsleri yeni başkentebağlayan yollar oldu. Bu kamplardan Irak'ta Küfe ve Basra, karıp götürebilirlerdi, Bu bölgede düzenli bir kervan trafiği oluŞtu, Biladü's-Sudan (Si-
Mısır'da Fustat (bugun Eski Kahire) önemii kentlere donüştü; Suriye'deki kamp Şam'ın yahların Ülkesi) islamın en önemli altın kaynagı haline geldi.
gölgesinde kaldı ve çok geçmeden unutuldu. Bu yerleşimIerin hiçbiri deniz kıyısında Arap ekonomisine bakıldığında genelde artan bir faaliyet görülmekteydi, oysa Bi-
degildi ve hepsi Arap yönetimi altında gerilemeye yüz tuttu. Bazı|arı da Filistin'deki zans'ln göninümü insanı umutsuzluğa sürüklüyordu. Perslerle SaVaş Slrastnda birçok
Kays?ıriye [Caesarea] gibi tamamen terk edildi. kent yanmış yıkılmış, pek azı yeniden inşa edilmişti' Arapların verdigi zarar daha da
Arap gemileri elbette Kzıldeniz ve Basra Körfezi'nde yelken aÇmayl sürdürüyor- fazlaydı; her yeri yağmalamışlar, imparatorluğun bazı eya|etlerini tamamen ellerine ge-
du, ayrıca bu bölgedeki deniz trafigi epeyce artmlştı. Mısır'ın bugday fazlası artık çirmişlerdi. Konstantinopolis'in buğday ambarı Mısır, bunlardan biriydi' Dolayısıyla
Mekke'ye gönderiliyordu. Ama Akdeniz'deki deniz ticareti hiç kuşkusuz gerilemişti; Konstantinopolis'in nüfusu o kadar hıızla azaldı ki, sanki Yeni Roma da eskisinin akr
gemiler kuçulmuş, deniz yolculugu tehlikeli oImuştu, İ'azla uzaklara gidilmiyordu. betine uğrayacaktı. Ama birkaç alanda gelişme vardı. Biri yerli ipek sanayinin gelişme-
Karayollarındaki kervanlar ise büyümüş, duzenli hale gelmişti. Dokuma, madeni eş- siydi. Rivayete göre 6. yuzyı|da Çin'e giden iki keşiş giysilerinin araslna kozaları sak-
ya, şeker, baharat, halı, mücevherat ticareti yapılıyor, kervanların geçtiği kentlerin layıp Bizans'a getirmişlerdi, Bir diger gelişme Hazarlarla ilişkilerin güçlenmesiydi' Ha-
ürünleri ve uzak pazarlardan alınan ürünler aiınıp satılıyordu. Kervanlar hacıları kut- zar|ar giiney Rusya'nın ticari potansiyelini geliştirmeye çalışıyorlardı. Kuzeyden gelen
sal Mekke ve Medine'ye götürüyordu. Kervanlarla köle ticareti yapıhyordu: Erit- kürk ile sınırlardan gelen köleler ticaretin ana kaiemleriydi' Çoğu Konstantinopolis'e
re'den Habeşiler, Nübye ve Somali kıyılarından siyahlar, Ceyhun'un ötesinden Türk- gönderiliyor, ama bir kısmı ters yönde, Maveraünnehir'den geçen İpek Yolu'nun ker-
ler ve Kafkaslardan Çerkesler getiriliyordu . 79, yiizyı|a kadar sürüp gidecek bir tica- van menzillerine gidiyordu,
reL Larz; ortaya çıkmıştı. Bizans sıkıntı içindeydi, yine de batının uğradığı ekonomik çöküntüden yakasını sr
Arap kervanlarınln yük hayvanı deve idi; deve bir damla su olmayan uzun çö1 yol- yırabilmişti. Batıda Hıristiyanların elinde kalan birkaç kent ha yıkı1dı ha yıkılacaktı.
larında mal taşıyabilen tek hayvandı. Kuzey Afrika'da kervanların karşısında çok zor Bunların en buyugu, imparatorluğun merkezi Roma, çöp dolu tarlalarla birbirinden ay-
bir yol uzanıyordu, o Zamana kadar Sahra'yl geçen olmamıştı. Bu geçit vermez çöl, Nil nlan dagınık köylerden ibaretti. Bir zaman|ar Augustus'un 200.000 kişilik bir ordu bes-
vadisi ile Eritre ve Somali kryılannın Sahra altı bolgesiyle iletişimini kısıtlıyordu. Arap ledigi kentte Papa ynz kişiye yiyecek bulmakta zorlanıyordu

38
IS 737'DE KENTLER VE TICARET YOLLARI

\ l
J
\
ı
iş İ\ I
/
I

l1 \ I
liPEd \
r*
i

l)

ı'

Toledo
iPEK
\YUN
a AK
) ı'--

q
Küİe

tŞ-/'---\ I'i::'#-
lr4\.
t-'--iurJ.F
7'
Kent nüfusları:
'/' KETEN
PAPiRüs
şEKER
@ so-ızs.ooo
o 23-49.000
a 15-22.000

:l BAHARAT
PAMUK

: ANNI
IS 771

Emevi yönetimine duyulan lroşnutsuzluk 747'de açık isyana dönüştü. Emevilerin bu dönemde Arapları Fransa'nın Yizigotlardan tevarüs ettikleri koşesi olan Septima-
eski rakipleri Abbasilerin yönettiği ayaklanma lran'ın doğusunda başladı. Iran'ın emel- nia'dan da çıkardı.
lerine yakın duşecek bir yönetim isteyen yerel ileri gelenler ile Ali soyundan bir halife Şimdiye kadar Iskandinavya'daki siyasi olaylarla hiç ilgilenmedik, çok da iyi oldu,
isteyen Şiiler ayaklanmayl destekledi. Ama peygamberin amcası Abbas'ın soyundan çünkü bu konuda hemen hemen hiçbir şey bilmiyoruz, Elimizde sadece çeşitli halkla-
gelen Abbasiler ne Ali'yle ne de lran'la ilgileniyorlardı, ayaklanmayı da baştan sona nn isimleri var. Bunlardan ikisi bu haritanın gösterdigi dönemde ortadan kaybolmuş-
kontrol altında tuttuklarından, Emevilerin alaşağı edilmesi Sonuçta bir hanedan deği- tu: ]ütler kesin olmayan ama erken bir tarihte (bkz. IS 451 dipnot 1) Danlar tarafından
şikliginden başka bir şey olmadı. Emeviler katledildi, herkes bu katliama şevkle katıl- yer1erinden edilmişler ya da massedilmiŞlerdi; Getler de 6. ynzyı|ın ortaları 1le 8' yüz-
dı ve hayat eskisi gibi sürüp gitti. yılın ortaları arasında bir tarihte Svearlara boyun egdiler. Boylece İskandinavya şimdi-
Ama halifeliğin uç kesimlerinde işler başkaydı. En önemli gelişme Abbasilerin Is- kine çok benzer biçimde bolünmüş oluyor: bir yanda Norsklar (Norveçliler), bir yan-
panya'da tutunamaması oldu. Emevİlerden sağ kaian birkaç kişi burada bağımsız bir da Danlar (Isveç'in güneyini ellerinde tutuyorlar), diger bir yanda da Svearlar. 8, yüz'
emirlik kurdu (756) . Ama daha önce çıkan iç savaşta, Asturias Hıristiyaniarı yarımada- yıldaki tarihleri hakkında yine neredeyse hiçbir şey bilmiyoruz, ama bu dönemde bir
nın kuzeybatısını yine ellerine geçirmeyi başardılar ve Galiçya denen bu bolgede kral- tarihlerde onları Avrupa Erihinin ön sıralarına çıkartacak bir şeyi geliştirdiler: kuzey
lıklarını bu kez daha sağlam bir temel üstüne kurdular, Abbasiler daha yakındaki tarzı yelkenli gemi. Çok şaşırtıcl olsa da, Kavimler Göçü çağınln Tötonları deniz sefer-
Abazya'yı yitirdiler, ama Emevilerin ele geçiremediği Taberistan'ı Iethettiler V59-76D. lerinde kurekle çekilen gemiler kullanmışlardı. Örnegin Anglosakson|arıBritanya'yata-
İslam topraklarının kalbinde ise Bağdat'ın kurulması 069 imparatorluğun ağırlık mer- şıyan tekneler otuz kırk kurekçinin yer aldığı açık kadırgalardı, yelkenieri yoktu, Bu
kezini doğuya kaydırdı. Uzun vadede bu durum önemli olacaktı, çünku lranlıların tekneler amaca uygundu, ama temelde kıyı tekneleri oldukları için kimse bunlarla bir
uzun süredir özledikleri daha yuksek konuma ulaşmalarrnı kolaylaştıracaktı. yerleri keşfedemezdi. Açık denizlerde yol alabilen gerçek yelkenli gemilerin ortaya çık-
Hıristiyan Aleminde dikkatler |talya'ya çevrilmişti; Lombardlar 75l' de Ravenna'yı masıyla bu durum değişti. Iskandinav denizcileri etraflarındaki suları keşfetmeye, yeni
aldı. Bundan sonra atacakları adımın, hiç de istemedigi halde bağımsız hale gelmiş topraklar, yeni fırsatlar araştırmaya başladılar, Rotalarından biri kuzeye, Norveç kıyr
olan, çaresizligi aşikar Papalık Devleti'nin aleyhine olacağı açıktı. Papanın oynayabile- larına kadar uzanlyordu; burada Laplar'dan kürk ve deri alıyor, mors Ve balina avlıyor-
ceği tek kozu vardı: Franklara başvurup dünyevi toprakIarını korumalarını istedi. Char- lardı, Başka bir rota Baltık Denizi'nin ötesinde Kurland'dı, burada Svearlar ticaret ka-
les Martel'in oğlu saray nazırı III. Pepin bu isteği kabul etti, Papa da karşilığında Clo- rakolları kurmuşlardı,
vis hanedanından son kukla lçalın tahttan indirilip Frank tahtına Pepin'in çıkmasını Küçük çapta ama önemli bir olay daBavarya [Bavyeral Dukalığı'nın doğu sınırla-
kutsadı, Pepin Lombard|arı yendi, Papahk Devleti'ni Frankların korumasına aldı. Papa rındaki Slavları koruması altına almasıydı; böylece güney Slavları ile asıl Slav kütlesi
onu Papalık Devleti'ni eski Bizans eyaleti kadar buyutmeye ikna etti ü56-759). Pepin araslna bir mızrak başı girmiş olacaktl (758).

40
ls s30
Pepin'in oğlu Charlemagne [Carolus Magnus; Şarlman] 777'de Frankların tek kra- yaKörfezi ve Ladoga Gölü'ne dikmişlerdi' Muhtemelen 9. ynzyı\da gölün güney kıyı-
lı oldu Ve uzun süren saltanatı boyunca sürekli saidırgan bir siyaset izledi. Kuzeydo- sındaki bir yerleşimden, Rusya ırmak Sistemine girmeyi başardılar. Burada hızlı ilerle-
guda Frizlerin kalan topraklarını, zorlu bir seferden sonra da Saksonya'yl ele geçirdi miş olmalılar, çünkü 839 yılında Karadeniz'den geçerek Konstantinopolis'e varmışlar-
(782-804. Güneydoğuda Bavarya'yı Frank topraklarına kattı, Bavarya'nın yakındaki dı. Bu ana kadar ne Vikingler (Iskandinav maceracılara batlda verilen isim), ne de Va-
Slavları korumaya alma siyasetini sürdürdü. Bu yüzden Avarlarla çatlŞtl, Bulgarların renjler (dogudaki isimleri) geçtikleri ülkelerin halkları için bir tehdit oluşturacak sayıda
yardımıyla onları da dize getirdi ü96), Lta|ya'da, yine papanln topraklarını kemirme- degillerdi. Ama anayurtlarında kalabalıktılar, bildikleri hayattan daha iyisini bulmak
ye başlayan Lombard Krallığı'nln yanl Slra Spoleto Dukalığı'nı ilhak etti ü74; Bene- için sabırsızlanıyorlardı. Bu da bela demekti.
vento Dukalığı daha sonra kendini prensliğe yükselterek bağımsızlığını vurgulaya- 8. yüzyılın Sonuna doğru, Abbasiler batı eyaIetlerinin denetimini yitirmeye başladl.
caktı) . Ispanya'da bu kadar başarılı olamadı. Ilk istila girişimi Araplarca püskürtül- Fas'ta Şii idrisi Halifeligi kurulmuştu; baŞkenti ilk ldrisi tarafından kuruian Fez kentiy-
dü, geri çekilirken de ordusunun gerisini koruyan birlikieri Basklar tuzaga duşı.lrdu, di, Tunus'un Bağdat'tan ayrılışl daha yumuşak oldu; Aglebı emirleri yavaş yavaş hü-
Daha sonra iyice yüceltilen bu olay, ortaçağ trubadurlarınln repertuarındaki en sevi- kümranlık elde ettiler, kendilerine iyice güvenince de Abbasilerin yörüngesinden tama-
len destanlardan biri o|an Chanson de Roland'ın [Roland'ın ŞarkısıJ ana konusunu men çıktılar' Kaİkasya'da Abazlar eski Lazika Krallığı'nın topraklarına tekabul eden bir
oluşturdu. Ama herhalde o zaman kimse göz kamaştırıcı bir olay diye görmemişti bu alanı ellerine geçirdiler (788) . Aslında Abbasiler Müslümanlıg|yayma konusunda pek
yenilgiyi. Ne var ki, daha sonraki seferlerde merkezinde Barselona olan mütevazı bir bir şey yapmıyorlardl, bu alanda asıi başarıları imparatorluğun dışındaki gruplar ka-
ispanyol eyaleti ele geçirilebildi, Basklardan da kuşkulu bir itaat sözü alındı. ispan- Zanmlştı, İspanya'daki Müslüman|ar lbiza'yı ve Girit'i almış (798 ve 823'te), Aglebiler
ya bir yana bırakılırsa, etkileyici bir başarı vardı ortada, bu da Charlemagne'ın Sicilya'yı ele geçirmeye başlamışlardı (€.2h ' Ilginç olan şu ki bütun bunlar denizden el-
800'de Roma'da imparator unvanlnl almasına yetti. Bizanslı|ar 12 yıl sonra Charle- de edilen başarılardı. oysa önceleri Araplar denizlerde pek başarılı değillerdi,
magne'ı Batı'nın Roma imparatoru olarak resmen tanıdilar ki bu gerçekten de övgü Arap Halifeliği gerilemenin ilk belirtilerini gösterirken, Bizans yeniden canlanmaya
sayı1ırdı. başlıyordu. 8, yijzyıIın sonunda Trakya Slavların elinden kurtarıImıştl; 9, yuzyılın ba'
Charlemagne imparatorluğunun tabii ki eski Roma Imparatorluğu'yla ilgisi yoktu. şında da imparator I. Nikeforos Yunan yarımadasını yine imparatorluğun hükümranlık
Coğrafi olarak bile benzemiyordu. Ancak, Avrupa'nın batısına kabul ettirdiği düzen alanına kattı. Nikoforos daha sonra dikkatini Bulgarlara çevirdi. Bulgarları dize getir'
gerçekteıi de yeni bir temei çizgiyi temsil eder, bunu da haritamıza yeni kurallar geti- mek Slavlardan daha zor olacaktı; bunu bilen imparator, benzeri uzun yıllardır görül-
rerek gösteriyoruz, Frank imparatorluğunun sınırları artık çift çizgiyle çiz\Iiyor, oysa memiş güçlü bir ordu toparladı. Ama çok geçmeden bu ordunun yeteri kadar guçlu o1-
batı Avrupa'daki diger krallıkların basit tek çizgisi var. Eskiden bütün Germen halkla- madığı anlaşılacaktı, Bulgar Hanl Krum, Bizanshları iki imparatorluğu ayıran dağlarda
rı için kullandığımız küçuk noktalar şimdi sadece Iskandinavları, diger bir deyişle Tö- kıstırıp yok etti. Ölenler arasında Nikeforos da vardı; içki tasına dönüştürülen kafatası
tonların hAla fokurdamakta olan tek kolunu gösteriyor. Krum'un yemek şofrasını süslüyordu artık.'
iskandinavların o dönemde batıdaki se{erleri doğudakilerden daha iyi belgelenmiş- Ingiltere'de belirtmeye değer bir olay, Wessex Krallığı'nın yükselişidir. Bu krallık
tir. Batı yönünde ilk adımı Shetland Adaları'na attılar (yaklaşık 790); oradan kısa bir Cornwall bolgesindeki Galler halkını Ve Mercia'n1n güneydeki topraklarını ele geçirip
yolculukla Britanya adasına varıiabiliyordu, nitekim birkaç yıl sonra Norsklarla dolu (825), ksa bir süre için de olsa hem Mercia hem de Northumbria'ya boyun eğdirdi
tekneler Northumbria açıklarında görülmeye başlamıştı, Aynı sıralarda daha batıdaki (829). Manş Denizi'nin öte yakasında Bretonlar 825'te Frankların otoritesini kabul et-
iskoç Faroe Adaları'na keşif gezileri yapıyor, Irlanda Denizi yoluyla lrianda'ya gidiyor- meye mecbur oldular. Bu, Charlemagne'ın beceriksiz oğlu Dindar Louis'nin nadir ba-
lardı. Doguda, Kurland'a gitmenin zor olduğunu fark eden Svearlar gözlerini Finlandi- şarılarından biri oldu (814-840).

1 Rus bozkırında onogur Bulgarları artık Macarlarln gölgesinde kalmıştr; Macarlar Volga ile güney Urallar olduğunu göstermek üZCIe gri ise de, onogurlar bu yeni kavme belirgin bir Türk rengi vermişlerdi. Bu nokta önem-
arasından vola çıkan bir Fin kavmiydi, Türklerin yaşam tarzlnl benimseyip ağıI agıI batıya doğru ilerlemişleı. bu lidir, çünkü bu kavmin çoğU üyesi kendisine Macar dese de bazıIaıı Hungar (Onoguı'un bir başka yazılışl) diyor-
haritanın göSteldiği tarihte güney Rusya otlaklaııntn egemen lıa]kı haline gelmlşleıdi' Ama onoguriar hAla varlık du. Işte bu yüzden, Macarlalln eninde sonunda yerleştikleri ülkeye [Batı dillerinde] Hungary, La Hongıie, Ungarn
gösteriyollardı. Macarlaıın yaşadıgı alanı çevıeleyen yuvaıIaklar buradaki göçebelerin çoğunluğunUn Fin kökenli vb adı verildi.

42
F

IS 8SS

Frank Imparatoriuğu 843'te Charlemagne'ln üç torunu arasında boluşturuldu; son- gede h6l6 yarım düzine hükümran devlet vardı: üç Lombard prensligi, Bizans eyaleti,
raki 40 yıi boyunca Karolenjlerin çöküş ve canlanışlarınl yansltan, birbirinden çok fark- bir de o Zamana kadar Bizans'ın olan, ama şimdi fiilen bağımsız hale gelen Gaeta ve
iı bir dizi ayrılma ve birleşme goruldu. Tarihçiler bu bölünmeleri günümüz sınırlarıyla Napoli limanları.'
çakışırsa önemli bulur, çakışmazsa da tipik hanedan sorunu diye damgalar. Ne var ki Iskandinavya'da9, yıjzyıldan beri gümburtüsü işitilen fırtlna, nihayet 840'larda pat-
885'e gelindiğinde bir dizi tesadüf sonucunda imparatorluk yeniden bütünleşmişti; ke- ladı. Norveçli akıncılar Iskoçya ve lrlanda'y| aclmas:ıZca talan etti; Danlar Ingiltere'yi
sin bölünme 8B7-8B8'de meydana geldi. Imparatorluktan Fransa, Almanya veİta|ya'da- yağmaladl, ayrıca Somme, Seine ve Loire ırmakiarının ağzında kurdukları kamplardan
ki krallıklar dogdu; aralarındaki boşluklara da hırslı soylularca küçük Provence ve Bur- yola çıkarak Fransa'yı boydan boya tırpanladıLar. Vikingler mümkün oiduğu yerlerde
gonya krallıkları sıkıştrıldı. Sınırlardaki alanlarda Frank otoritesi ortadan kalktı. İspan- akınlarını fethe çeviriyorlardı; dolayısıyla iskoçya'nın kuzey ve batı adaları (orkney
ya'da Barselona Ve Aragon kontlukları bağımsız devletler haline geldi; Basklar gelenek- Uçbeyligi) ve Ingiltere'nin doğusu, Iskandinav egemenligine geçti (Ingiltere'nin doğu-
sel bağımsızlıklarını yeniden elde ettiler. Doğu sınırında, Charlemagne'a Sadece simge- suna Dan Kanunu'nun geçerli oldugu yer anlamında "Danelaw'' dendi). Ama Viking-
sel olarak biat etmiş olan Çekler kendi krallıklarını, yani Büyük Moraıya Krallığı'nı ler Britanya adalarındaki belli başlı rakiplerini, yani Iskoçya Krallıgı 844'te Pikt Kral-
kurdular. Guneyde, daha önce Frank sisteminin üyeleri olan Hırvatlar yeniden özgur- lığı'nı yutmuştu) ile Wessex Krallığı'nı (burada Büyük Alfred Ingiltere'nin o zamanaka-
lüklerine kavuştular. dar gördüğri en etkin monarşiyi kurmakla meşguldü) ortadan kaldıracak kadar kalaba-
Aynı dönemde Abbasi Halifeliği'nin çöküşü sürmekteydi. Doğudaki emirIikier lran lık değillerdi. Eger lzlanda'yı keşfetmeselerdi (yaklaşık 870), Norveçliler daha başarılı
kokenli, dolayısıyla lran geleneklerini tercih eden hanedanların eline geçti; bunlar He- olabilirdi; zirabu tarihten sonraki otuz-kırk yıl boyunca bu bomboş topraklarda (bir de
rat Saffarileri (867'den itibaren) ile Buhara Samanileri'ydi (874'ten itibaren). Şiilere ya- Norveç'in içlerindeki Jamtland'da) yerleşim kurmakia uğraştılar, dolayısıyla da başka
kınlık duyan Saffariler, Pers canlanmasının bir başka örneği olan Taberistan'daki Ali yerlerde ipin ucunu bıraktılar. Vikinglerin dikkatlerini başka yere çevirmelerine özellik-
Evl6dı Emirligi'ni koruyorlardı. Mısır, Tulüni emirlerinin yönetimi altında (868'den iti- ie lrlandalılar şükran duymuş olmalılar.
baren) bağımsız oldu. Halifelerin elinde sadece merkezdeki eyaletler kalmıştı, orada bi- Rusya'daki İskandinav girişimleri, en az batıdakiler kadar canla başla yürütülüyor-
|ebazı guçltı emirler çoğu kez buyrukiarı kulak ardı edebiliyordu. Halifenin birer tabi du. Varenjler 860'larda kuzey Slav halklarının alanlarında üç müstahkem kasaba kur-
Hlristiyan devlet olan ErmeniStan (885) ve Lberya'ya (888) neden yeniden krallık statü- dular: Izborsk, Belozero Ve üçünün en önemlisi olan Novgorod ("Yeni Kent"). Böylece
Sü Verdiğini buradan anlayablliriz Azerbaycan emirinin, yani bütün Kafkaslardan so- bu kalelerden kalkarak güneye ve doğuya indiler ve on yıl içinde başka kaleler de inşa
rumlu olan kişinin burnu fazlaca buyumuştü, bu kAfir krallıklar sayesinde emeline ka- ettiler; bunlar Dinyeper kıyısındaki Smolensk, Polotsk ve Kiev ile yukarı Volga'daki
Vuşmasl önlenebilirdi. Rostov ve Murom'du. Kiev'den yola çıkan korsan akınları çok geçmeden Bizans'ı sais-
Akdeniz'in merkez bölgelerinde Islam dünyasının işleri iyi gitmekteydi. Aglebiler maya başladı. Novgorod Prensi oleg bütün Varenj "gorod"larını egemenligi altında
hemen hemen bütün Sicilya'yı {ethetmişti, gemileri ltalya kıyı|arında diledigi gibi do- toplamaya başlayınca yağma tehlikesi daha da beter hale geldi. Bütün bunların sonu-
laşıyordu. 846'da Roma'yı yağmaladılar, ertesi yıl çizmenin topuğundaki Bari'yi ele ge- cunda, bir sonraki haritada gorebileceğiniz, ama gölgesi burada bile {ark edilen ve Pri-
çirdiler; bu kent denizden ve karadan giriştikleri akınlar için üs görevi gördü. Hiçbir ye- pet batakhkları ile Yukarı Volga arasındaki butun Slav kabilelerini kucaklayan tek bir
rel griç onları durduramıyordu. Bizans'ın elinde topu topu birkaç kent kalmıştı, Bene- Rus prensligi ortaya çıktı,
vento Prensliği parçalanıyordu (Salerno 849'da prenslikten, Capua da 860'ta Saler- Bu Rus devletinin güney sınırları belirsizdi, çünkü yeni bir Türk grubu, Peçenekler,
no'dan ayrıldı) , En sonunda papanln yalvarma|arına kulak Veren o dönemin en kıdem- doğudan gelmiş Ve bozklrln hakimiyetini ele geçirme mücadelesinde Macarlar ye Ha-
li Karolenj hükümdarı II. Louis müdahale ederek Bari'yi yeniden almayı başardı (871). zar|ara rakip çıkmıştı. Varenjler bu rakip göçebe gruplar arasından süzülüp Konstanti-
Ancak Louis'nin varlığı Frank üstbeyliğinin tanlnmasl anlamına geliyordu, oysa Lom- nopolis'e ulaşmak zorundaydılar. Kuşkusuz büyük Rus ırmaklarlnln aşağı bolgeleri üs-
bardlar bına razı değildi; Louis'yi tanımaktansa Bizanslıları çağırdılar (873)' Bari ken- tünde kalıcı bir egemenlik kurma umudu besliyorlardı, ama epeyce boşuna bir umuttu
dilerine sunulunca, Bizanslılar da bunu güneydeki konumlarını pekiştirmek için kullan- bu: Vikingler gibi Varenjler de girişimciydi, ama sayıları azdı. Bu kadar btıyuk bir böl-
dılar, Ama otoritelerini bölgenin her yerinde kabul ettirecek kadar güçlü değilleıdi, Böl- gede y ay ı|ar ak f.azla seyrelmişlerdi.'

1 Bizans'ın yörüngesinden çıkan bir diğer ltalyan limanl Venedik'ti. Charlemagne'ın zamanrnda Lagün halkı halA 2 Goçebeler bozkrrın slnır boylarında yaşayan Slav kabilelerinden düzenli olarak haraç alırlardı, Varenj devle-
kendilerini Bizanslı diye tanımlıyordu, ama 886'da düzenledikleri bir seferle ıakip Commachio limanını ele geçiren tinin kuruluşundan sonla da yıllaı boyu almayı sürdüIdülel.
Venedik'in artlk bağımsız davıandıgl açıktı.
IS 925

910'a gelindiğinde Wessexliler Ingiltere'deki Danların hakkından gelmişti; sonraki resine bakıyordu) sakinlerine kötü günler yaşattılar. Korsanların en cesurları kıyılarda
on yıl boyunca Humber Irmağı'nın kuzeyindeki kısım hariç Danelaw'un her yanını fet- üsler kurdular' Italya'nın ayağındaki bir ııs 25 yıl varlığını sürdürdükten sonra Papa,
hettiler. Beklentiye göre, kalan kısım da onların olacaktı, ama Wessex kuzeye doğru ge- Spoleto Duhı ve bir Bizans filosunun ortak harekAtıyla yıkıldı. St. Tropez'nin yukarr
nişlerken Norveçliler de güneye doğru yürümekteydi. irlanda'da Dublin ve diger kıyı sında, Provence kıyılarındaki bir diger üs ytızyılın buyuk kısmında ayakta kaldı.
kentlerine, Ingiltere'nin kuzeyinde de York'a yerleştiler. Wessex Krallığı'nın Ingiltere İslam dunyasındaki en önemli o|ay Kuzey Afrika'da Fatımi Halifeligi'nin doğuşuy-
Krallığı'na dönüşmesi birkaç yıl gecikecekti. du' Soylarını Hz. Muhammed'in kızı Fatma'ya dayandıran Fatımiler elbette Araptı, son
Manş'ın öte yanında Danlar daha iyi bir fırsat yakaladılar. Fransa kralı 911'de Vi- olarak Suriye'de ikamet ediyorlardı. Kayrevan Aglebılerini alaşagı etmeyi başaran Şii
king Reisi Rollo'ya Seine Irmağı'nın ağzında buyuk topraklar bağışladı, karşıIığında taraftarı Berberiler tarafından Afrlka'ya çağrılmışlardı. Bu yeni devleti kuran Berberiler
Rollo yurttaşlarını bu sınırlar içinde tutacaktı. Anlaşılan reis sözünü tutmuştu, çünkü olduğundan, haritada ona göre gölgelenmiştir. Tarihin cilvesine bakın ki, batıda
924'te kendisine başka topraklar da verildi. Bu topraklar sonraları Normandiya adını Fez'den doğuda Trablus'a kadar bııtun Mağrip'i kucaklayan bir imparatorluğa dönü-
a|acaktı, yani "Kuzeylilerin ÜIkesi.'' Bu fief te Rollo'nun soyundan gelenler önce kont, şen Berberi başarısı, Fatımileri pek de heyecanlandlrmamlştl; Fatımiler öncelikle İslam
sonra dük olarak hüküm sürecek, yavaş yavaŞ Fransızlaşacakiardı. Viking çağı Britan- dünyasının kalbini ele geçirmek istiyorlardı. Kayrevan'a geldikten sonra on yıl içinde
ya adalarında değilse de kıtada artık kapanmıştı. Fatımilerin ilk halifesi Mrsır'a iki çok önemli sefer düzenledi. Ikisi de önceleri başarılı
Avrupa'da sarsıntıların sona erdigi anlamına gelmiyordu bu. Vikinglerin ateşi söner- olduysa da sonuçta yenilgi getirdi. Taraftarlarınca Mehdi ("Kurtarıcı") adı verilen hali-
ken, sahneye başka bir çapulcu grubu çıktı: Macarlar. Don Irmağı'nın batısındaki boz- fe, ancak o zaman Kuzey Afrika'daki imparatorluğuna kalıcı bir başkent inşa etmeye
kırda Peçeneklere yenilen Macarlar (892) Macaristan'a kaçtılar.- Burada Alföld tBüyük karar verdi. Kayrevan'rn yakınındaki kıyıya kurulan bu yeni kente Mehdiye (Kurtarıcr
Macaristan Ovası] yaşam biçimleri için gerekli otlakları sağIıyordu. Bulgarlar Tuna'nın nın Kenti) adı verilmesinin uygun düŞmediği söylenemezdi,
güneyinde güçiüydü ama Alföld'ü tam denetleyemiyorlardı, Dolayısıyla Macarlar çok Bu dönemde Fatımilerin düşmanı Abbasilerin işleri yine yaver gitti. Doğuda Şii ta-
geçmeden burayı ele geçirdi. Germen Kralı Arnulf'la da dostluk kurdular; Arnulf, düş ra{tarı Saffarilerin ortodoks ve itaatkar Samanilerce alaşağı edilmesi işlerine yaramıştl
manı Büyük Moravya Krallığı'nın burnu sürtülsün istiyordu, bunu da Macar|ar yapabi- (900). Batıda Mısır'ı Tulünılerden a|mayı (905) ve Fatımilere karşı savunmayı (9I4, 9I9)
lirdi. Aslında daha da iyisini yaptı Macarlar; 10. yüzyılın ilk yıllarında çeşitli seferler du- başardılar. Daha merkezde, Azerbaycan emiri yine burnunun doğrultusunda gitmeye
zenleyerek Büyük Moravya'yı tamamen ortadan kaldırdılar. Macar süvarileri denizdeki devam ediyordu, ama Ermenilerle uğraşmaktan başka şeye dikkat edemiyordu. Emir
korsanlar gibi hızlı, kapsamlı ve vahşi akınlar düzenliyorlardı. En ağır darbeyi Alman- 908'de Abbasilere bir çalım daha atıp ikinci Ermeni krallığı olan Vaspurakan'ı kurdu.
ya ve Ltalya aldı; ama Macar süvarileri batı Avrupa'da istedikleri gibi at koştururken Eski ve yeni devletier arasındaki şiddetli rekabet sayesinde, Ermenileri katletme gibi
Fransa, Burgonya ve Provence da zarar gördu. Bu durumdan karlı çıkan -Macarların dr kuşkulu bir meşgaleye Ermenilerin kendileri de katılmış oldu.
şında tabii- Germen kralı oldu. Çeklerin kıallıgı Büyük Morar1ya'nın mirasına konan Bo- Sözünü etmeye değer gelişmelerden bazıları da şunlardır, Ispanya'nın Hıristiyan
hemya Dukalığı daha baştan Germen üstbeyliğini tanımak zorunda kaldı, kesiminde Galiçya Leon Krallığı oldu (adını başkentinden almıştı) ve Basklar örgüt-
Batı Hıristiyanlık 61emi, {ilolarıyla Akdeniz'deki hAkimiyetlerini sürdüren Mııslü- ienip Navarra Krallığı'nı kurdular. lta|ya'da Bizanslılar Adriyatik kıyısında adım
manlardan da epeyce tokat yedi. Emeviler Mayorka ile Minorka'yı fethetti, Fatımiler adım ilerlediler, Capua Benevento'yu fethetti (899). Balkanlar'da9l2'de Hırvat Kral-
Italya kıyılarını talan etti, ikisi birlikte Korsika (resmi olarak ltalya Kralhgl'ntn parça- lığı kuruldu, Rusya'da oleg'in kurduğu m|Jazzam Varenj Prensliği'nin tahtına oğlu
sıydı) ile Sardinya (kAgıt ııstunde hala Bizans'ındı, ama uzun süredir kendi başının ça- Igor oturdu (912),

' IS 830 bolümünün dipnotuna bakınız -y, n,

46
Is 1000
Hıristiyan alemi için |0, yüzyı| hiç de parlak geçmedi, Kuzeyde Vikingler, güneyde kı belirtmek için kesikli, Haritada Sviatoslav'ın hükümranlık dönemine dair gösterecek
Müslümanlar, arada da Macarlar olunca zarar görmedik hemen hemen hiçbir topluluk başka bir şey yok, çünku kazandığı toprakları elinde tutamadı. Bizans onu Balkan-
kalmamıştı. Birçok kişi 1000 yılında dünyanın Sonunun geleceği fikrine kapılmış olsa lar'dan söküp atmıştı, bozkır bolgesinde de Taman yarımadasından başka bir yerde tu-
gerek. Ama yıllar geçtikçe işler düzelmeye başladı: Hıristiyan Alemi düşmanlarınrn sal- tunamadı. Sviatoslav'ın feci sonu Peçeneklerce tuzaga düşurulmek o|dg (972\. Ama Ha-
dırısına daha az uğradı, Zaten Şaldlrılar da o kadar şiddetli olmuyordu artık, Hayat bi- zarlar I|e Tuna Bulgarlarına çok zarar vermişti, bu iki halk bundan sonra pek bir varlık
raz daha kolay, epeyce de güvenliydi. Binyıl çıkageldiginde hiçbir şey olmayınca çoğu gösteremedi. Balkanlar'daki ilk Bulgar devletinin yerine kurulan Batı Bulgar Imparator-
insan işine güCüne devam etmekten mutlu oldu. luğu, Bulgar'daıziyade Slav'dı, dolayısıyla Rusya gibi, etnik bileşimine uygun diyago-
Düşmanlardan birinin fena halde burnu sürtüldü. 955'te Almanya Kralı I. otto Ba- nal1e gösteri1iyor.
varya'daki Augsburg yakınlarında, Lech Irmağı kıyısında Savaşa tutuŞtuğu Macar|arı Iskandinav kabarması batıda da dinmekteydi. Son Norveçli kralın ölümüy|e (927In
öyle bir yendi ki Macarlar bir daha Macaristan'dan dışarı çıkamadılar. Eh, doguda Bi- glliz\er York'u ilhak edip Iskoçların ve Dublin Norsklarının taartıZ:.üna karşı korudular.
ZanS' a birkaç akın düzenlediklerini belirtmek gerek, ama yağmayla yaşayan bir halk o1- Böylece Wessex Krallığı, ingiltere Krallığı oidu, Daha sonra, 945'te, lngilizler Cumb-
maktan çıktılar, 1000 yılında, Macar Duku Stefan Arpad, Papanın taç Ve asa armağan- ria'yı iskoçlara verdiler, Norveç akıniarına karşı bu bölgeyi Iskoçların daha iyi koruya-
iarını kabul ettiğinde, Hıristiyan Macar Krallığı rüyasının gerçekleşeceği açıktı. bilecegi düşünülüyordu. Böyie bir önleme gerek yoktu aslında; kısa bir süre sonra lrlan-
otto, Lechfe\d zaferi sayesinde büyük itibar kazanmlştl, böylece kendini bir ömür dalılar Dublin'i yeniden ele geçirdiler. Britanya adalarındaki tek Norveç mülkü artık
boyu sürecek olan eserine, yani Charlemagne imparatorluğunu yeniden kurmaya ada- Orkney Uçbeyiigi idi.1 Iskandinavya'da görece barışçıl Norveç, Dan ve Isveç kral1ıklarr
yabildi, Asıl adımı atmasl kolay oldu: 961'de ltalya Krallığı'nl ilhak etti, ertesi yıl Ro- nın ortaya çıkmasıyla yeni bir çağ başlamıştı. Eskiden de kralları vardı, ama isimlerin-
ma'ya girip imparatorluk taclnı Papanın ellerinden aldı. Başka başarılar da kazandı, den başka haklarında bir şey bilmiyoruz. oysa artık Danimarka'da Forkbeard ve Nor-
özeliikle de Slavlara karşı. Bohemyalı|ar sayesinde Moraıya imparatorluğa katıldı; ot- veç ile isveç'teki olaf'lardan başlayarak hem isimlerini, hem de tarihlerini biliyoruz.
to'nun babasının 928'de fethettiği Lusatya'da yerleşimler kuruldu, Ama Baltık kıyıları- 969'da Fatımiler uzun Süredir hayal ettikleri işi, Mısır'ın fethini başardılar. Derhal
na yayılma girişimi felaketle sonuçlandı (983), yeni ortaya çıkmakta olan Polonya dev- Mehdiye'den Kahire'ye taşındılar; zafer|erini kutlamak için yeni başkentlerini inşa et-
Ietinin biat edişi ise laftan ibaretti. tiler ve bütün dikkatlerini imparatorluğu daha da doğuya doğru genişletmeye yoğun-
Bizans'ın durumu bu dönemde oldukça iyiydi. Sici1ya'daki kuçuk toprağını yitir- laştırdılar. Ihmal edilen Fas, ispanya'ya bağlıIıgını ilan etti; burada Emevi hukümdar-
mişti gerçi, ama Girit'i (961) ve Kıbrıs'ı (965) yeniden ele geçirerek bunu telafi etti. ları Fatımilerden aşağı kalmamak için929'dan beri kendilerine halife diyorlardı. 10.
969'da Antakya'yı ve Ermenistan'ın yakın kesimlerini alarak doğu sınırlarında önemli yıızyıIın sonunda Emevi devleti her zamankinden daha guçlu gorunüyordu, vezir el-
ileriemeler kaydetti, Ama işini kolaylaştıran bir etmen vardı: islamiyetin siyasi bölün- Mansür halifenin ordularıyla -artık Araplardan çok Berberilerden oluşuyordu- kuzeyde'
muşlug1ı. Nitekim bu dönemde Gürcüler, E'rmeniler ve Kürtler gibi görece zayıİ azın- ki Hıristiyan topraklarına akın üstüne akın düzenliyordu.
lıklar bile bağımsız devletler kurabildi. Kürtler haritada ilk kez görünüyor: Arran, Azer- Doğudaki İslam dünyasına Büveyhiler egemendi; bu maceracı askerler lran'ın ku-
baycao ve Diyarbakır uçbeylikleri, Iran'ınkine benzer çizgilerin daha dar bir biçimiyle zeybatısındaki yurtlarındanbaş|ayarak yavaş yavaş yaylanın denetimini ele geçirmiş'
gösteri1iyor. lerdi. Irak'a da üstünlük sağladılar, Abbasi halifesinin dünyevi iktidarını devirdiler,
Rusya'da bir dönüm noktasına gelmiş bulunuyoruz, yani lgor'un oğlu Sviatoslav'ın ama manevi otoritesine Sayg1 gösterdiler' Daha doğuda, iranlıların durumu pek parlak
saltanat dönemine. Prens Sviatoslav hiç kuşkusuz eski Varenjlerin gezginci güdülerine değildi, Samani devletinde bir süredir Türklerin rolü artıyordu; bunlardan biri olan
sahipti; Hazarlara (965), Volga Bulgarlarına (966) ve aşağı Tuna'daki Buigar Hanlığı'na Alptçkin 96|'de Samanilerin elindeki Afganistan'ın başına geçirilmişti, dirliginde yarı
karşı seferler düzenlemişti. Ama denizler konusunda cahildi, adının da işaret ettiği gi- bağımsız bir komutan olarak hüküm süniyordu. 998'de Samani imparatorlugu tama-
bi, bu Rus prensligi artık tam anlamıyla Slav karakterdeydi. Bu durumu göstermek için men yıkıldı; toprakları, imparatorluğa son darbeyi indirmiş olan Karahanlı Turkleri iie
haritada diyagonal Slav çizgileri kullanılıyor, ama Ruslar ile diger Slavlar arasındaki far- Alptekin'in torunu cazneli Mahmud arasında paylaşıldı.'

1 Asllnda Cumbria teknik olarak Strathclyde'a verilmişti, ama bir zamanlarrn bu Briton kıallığı 10. yüzyllın 2 Batıda Buıgonya Provence'ı (948), Navarra Aragon'u (970) yuttu, Amalfi Napoli'den ayrıldı (yak. 950) ve
başından beri lskoç tahtınrn bir çeşit tımarıydı. Venedik Istria kıyısı ile yakındaki Dalmaçya adalarını ilhak etti (1000). Kafkaslar'da, Müslümanların geri çekilişi
yüzünden Tiflis Emirliği yalıtılmış kaldı: Hazar Geçidi'nin ııuhafızı Derbent, Şiıvan'dan ayrıldı.

48
IS 1000'DE BATIDA BILINDIĞı KADARIYLA DÜNYA
Avrupa açısından Viking çağı Sona ermiş olabilirdi; ama Iskandinav dünyasının bir Grönlandlılar muhtemelen kereste için Markland'a arada bir yolculuk yapmayı sürdür-
köşesinde, yanilzlanda'da eski yaşam tarzı sürüyordu. Izlandalıların ekip biçtikleri çift- müşlerdi, ama artık kimse batıya doğru bir maceraya girişmedi.
likleri vardı, ama hala bilinmeyene dogru yolculuklara çıkmayı sürdürüyorlar, yeni top- Norveçlilerin Atlantik destanı böylece tatsıZ bitiyor, Iskandinav gemicileri Avrupa
raklar, talan edilecek yeni yerler , ya da basitçe macera arıyorlardı. Kızıl Erik de bu ma- dünyasına kocaman yeni bir dünya eklemişlerdi, ama bu dunyada kurşuni denizler,
ceraperestlerden biriydi; batıda, çok uzaklarda, elli yıl önce nizgdrdan dolayı rotasln- buz ve boşluktan başka bir şey yoktu, Pek bir işe yaramamıştı,
dan çıkan bir kaptanın gözüne çarpan buyuk bir ada olduğunu duymuştu. 982'de bu Erken ortaçagda batıiı gözlerin önüne serilen bir başka bölge de Sahra'ydı, ama o da
adayı bulmayakarar verdi; buldu, adına Grönland t"Yeşil Üıı<e"] dedi ve güney ucun- bomboştu, Ancak, bu kum denizinin ta ötedeki, Sahil denen kıyılarında, ardında daha bu-
da yerleşim kurulabilecek bir yer keşfetti. Sonra eve dönüp bir grup Lzlandalıyı bu ada- yuk ve daha tatmin edici topraklar olduğunu göSteren özellikler vardı. Gana ftrallarının sa-
nln tam da yeni bir koloni kurulabilecek yer olduğuna ikna etti. Bu "Yeşil Ülke''nin tacak altını vardı, ama bu altını kendi egemenlik alanlannda bulmamışlar, daha gunele bir
ynzde 99'unun buzla kaph olduğunu anladıklarında lzlandalıların ne dediği kayda geç- yerlerden getirmişlerdi. Sahil'de bir kavis meydana getiren Nijer Irmağ'nın da daha ilginç
memiş; ama orada kaldılar ve koloni yaşadı, on yıl sonra batı kıyısında bir yerleşim bolgelere dogru aktıgı aşikArdı. Acaba güneye, okyanus'a doğru mu gidiyordu, Çad Gölü'ne
daha kurdular. doğnı mu kıwılıyordu, yoksa butun Sahii'i aşıp Yukan Nil'e mi kavuşuyordu? Kervanlar bu
Erik'in oğlu Leif aile geleneğini Sürdürdü. 1000 yılı civarında Grönland'dan batıya Soruyu yanıtlayacak bir şey getirmiyordu, neyazık ki Sahra altı dünyasl hakkındaki bilgiler
destansı bir yolcutuğa çıktı. Helluland ("Taşiı Ülke''; muhtemelen Baffin Adasil ve Batı Afrika kıyılarıyla sınırlı kaldı. I(tanın kıyılarında hiçbir keşif yapılmadı. Mağrip ile Bi-
Markland'ın ("Ormanlar Ülkesl"; muhtemelen Labrador) çetin kıyılarından geçerek da- 1adu's-Sudan, yani Siyahların Ülkesi arasında hiçbir gemi dolaşmadı, Hatta ilkçag coğrafya-
ha dost bir kıyıya ulaştı, buraya Vinland dedi. Vinland demekle neyi kastettiği, bu ül- cılarırun çok iyi bildiğ Kanarya Adalan'na bile kimse gitmedi, buralan kimse hatırlamadı.
kenin neresi olduğu h6lA tartışılır. Şu anda herkes Vinland'ın "Çimenli üike'' anlamına Dolayısıyla bir kez daha, Berberi devecilerinin dünya haritasının hatırı sayılır ölçüde geniş-
geldiginde ve Newfoundland'in kuzey ucunda ya da uca yakın bir yerde olduğu konu- lemesini sağlayan başarıları, tam da büyük ilerlemelere yol açabileceğ anda, sondu gitti.
sunda hemfikir. Her neresi idiyse, Leif burada yaşamanln mümkün olduğuna inanıyor- Aslında bu harita, Atlas'in girişindeki IS 4' yızyıLiçin verilen haritadan daha geniş
du ve fikrini dondugunde Grönlandlılara anlattı. değil. Norveçliler Iskandinav yarımadasının anahatlarını tamamlamış, lzlaıda'yı,
Bir iki yıl sonra, LeiI'in kardeşi Thorvald bu yeni toprakların bir sakıncası olduğu- Grönland'ın güney yarlslnl ve pek o kadaf_kesin-olmasa da Baffin Adası ile Labrador'u
nu anladı: Burada zaten birileri yaşamaktaydı. Norveçlilerin Skraeling dedigi yerlilerin eklemiş durumdalar. Afrika'nın Atlas Okyanusu kıylları biraz daha fazla biliniyor; asıl
tavn çoğunlukla düşmancaydı, nitekim Markland'da Thorvald'ı onlar öidürdü. Daha ilerlemeler Berberilerin Batı Sahra'yı fethedip Sahil'e birazrık da olsa girebildikleri iç
sonra, üç gemi dolusu Lzlandalı Vinland'a yerleşmeye çalıştı, ama onlar da Skraeling- kısımlarda, Asya'da ise Batiamyus'un sentezi hAla geçerli; bu atlasın baz haritasının
Ierle 'ya Algonkiler ya da daha büyük bir olasılıkla Inuitler- çatştl Ve üç yıl sonra Ye- doğu kenarının, yani Karahanlılar ile Gazneli Mahmud dünyaslnın ardındaki her şey,
ni Dünya'da yerleşim kurmaya girişen bu ilk Avrupa|ı|ar vazgeçip evlerine donduler. o dönemde Batı için muglaktı.ı

1 Burada tzlanda'yı keşfedenlerin Norueçliler olduğu anlatılıyor, aslrnda genellikle adaya ilk ayak basanların 8.
yüzyı1 IrlandalılaIı olduğu kabul edilir. Ama bu keşfi iyi kullanamadılar' Norveçliler geldiğinde lzlanda'nın nü{usu
yarım düzine keşişten ibaretıi.

50
IS IOOO'DE HIRISTIYAN ALEMI
Papalığın 8. yüzyıldaki başlıca işi Lombardların Roma'yı ele geçirmesini önlemek laların akaçlanmasını, kuyu açılmasını ve değirmenler inşa edilmesini saglıyorlardı. Kö-
olmuş, bunun için Franklara başvurmuştu. Ama Papalığın bir bedel önemesi gereki- tü tarafı ise sık sık gurultülü Alemler yaPan keşişlere saygı duyanların azaliasıydı. Do-
yordu, "Patricius" unvanlntn teklif edilmesi Charles Martel'i yerinden bile kıplrdat- Iayısıy|a manastlrln kuralları ve düzeni olmahydı.
mamlştl; Pepin ise ya|nızca Papa ona Clovis'in tahtına oturmasınl, hatta oturması ge- Batıda en önemli manast1r 6' ynzyı|da Aziz Benedictus tarafından kuruldu. 10. yuz-
rektigini soylediginde harekete geçmişti. Hatta ilk kutsama mektubu (750) bile yetme- yıla gelindiginde zorlu kurallar gevşemiş, çoğu Benedikten manastırı Hıristiyan inancr
miş, Papa II, Stephanus'un Alpleri aşıp Pepin'e ayinde kendi eliyle kutsalyag sürme- na itibar sağlamaktan çok köstek olmaya başlamıştı. Işte bu noktada, bugunku Burgon-
si gerekmişti (75I\ ' ya'daki Cluny manast1rlnln başrahibi odo soruna el attı, Cluny manastlr1 yeni ve ba-
Bütün bunlara bakıldlginda, ipler Frankların elindeymiş gibi görunüyor, oysa aslın- şarılıydı, odo da nüfuzlu ve enerjik. Cluny dogrultusunda reform yapmak moda oldu
da papanın mühürlü onaylnl kabul etmekle Pepin bu onaya ne kadar ihtiyacl olduğu- ve bu hareket I0. ynzyı| Sonunun iktisadi canlanmasından ivme a|arak halktan kişile-
nu yarl yarlya itiraf etmiş oluyordu. Charlemagne Roma'da imparator ilan edildiginde rin bağışlarının, dolayısıyla kilise inşaatlarının çığ gibi büyümesine aracılık etti; böyle-
(800) bu yorumun dogru olduğu anlaşıldı' Anlaşılan imparator unvanrnl sadece papa ce Latin Hıristiyanlığı, bir kronik yazarl^ln deyişiyle, "geçmişin yükünü sırtından ata-
bahşedebiliyordu. Öyleyse Hıristiyanlığın başında kim vardı, imparator mu, papa mı? rak kilisenin ak cüppesini giydi." Reformların din dışındaki sonuçları da önemliydi; ha-
işte boyle bir soru oltaçağ insanının aklını kurcalıyordu, bir süre sonra da impara- reket, daha iyi bir dnzen hede{lenmesini teşvik etti ki bu da Hıristiyanlığın ikinci bin-
tor ile papanın birbirlerinin boğazına sarılmasına yol açacaktı. Ama 9. ytızy/ıda bu so- yılının başladığını müjdeliyordu.
ru bir imadan öteye geçmedi, çünkü tartlŞma alevlenmeden hem imparatorluk, hem de Bu dönemde Doğu kilisesi de sakin sularda ilerliyordu. Ikon kırıcılık terk edilmiş,
papalık çoktıı. Charlemagne'ın halefleri imparatorlukta düzeni sağlayamadılar, papalık boylece Batı kilisesiyle gerçekten dostça olmasa bile daha iyi ilişkiler kurulabilmişti. Ki-
da Papalık Devleti şöyle dursun, Roma'yı bile yönetemedi. Bir iktidar merkezi olmak min daha çok kişiyi Hıristiyan yapacag| rekabetinde Doğu kilisesi kendi payına düşe-
bir yana, AzizPetrus'un tahtı yerel çetelerin oyuncağı oldu, bu çeteler beğenmedikleri ni doğrusu çok iyi yerine getirmişti, Tek yenilgisini Bohemya'da aldı; bu bolge sonun-
papaları çoğu kez değiştirdiler, hatta sık sık da öldürdüler. Ancak 11. yüzyılın başla- da Katolik kilisesine katıldı, ama yine de Doğu kilisesinin çabaları boşa gıtmemişti,
rında yeniden canlanan imparatorluğun yardımıyla papalık kendini kentin siyasi pat- çünkü misyon |ideri Aziz Kirillos'un oluşturduğu "Kiril'' alfabesi daha sonra Slav dil-
ronlarının pençesinden kurtarıp evrensel din iddialarına yaraşlr bir itibar kazanabildi, lerinin standart yazısı oldu, Genellikle SlavlarJlatolik kilisesinden ziyade ortodoks ki-
Kötü yönetilmesine rağmen Katolik Kilisesi geiişiyordu. Char1emagne'ın o çok etki- lisesine girdiler. 879'da Bulgarlar ortodoksluga geçti; çünkü bu tarihte papa Bu1gar ki-
li lalıcıyla din değiştirttiği Saksonlardan başlayarak Avrupa'nın kuzeyi ve ortasındaki lisesine sadece başpiskoposluk vermiş, oysa Konstantinopolis patriği Bulgarların da bir
pagan halklar Hıristiyanlığı kabul etmişti. Ardından daha nazik misyoner faaliyetleri patrikleri olmasına izin vermişti. Bu taviz hiç de paha|ıya mal olmamıştı; Konstantino-
sayesinde 9, yuzyılın sonunda Bohemyalılar ve Hırvatlar, 10' yuzyıhn sonunda da Is- polis'in bir butun olarak Doğu kilisesindeki üstünlüğü -kilise dilinde ekümenik statü-
kandinavlar, Polonyalılar ve Macarlar Hıristiyan oldu. Din adamlarının niteliği de du- sü- bu dönemde genel kabul görüyordu, Sırplar da 870'lerde Dogu kilisesinin ayin usu-
zeldi, önceleri yavaş yavaş' ama 10. yuzyılın Sonuna doğru hızla. Nitelikteki bu hızlı lünü benimsediler. Ama Ortodoksluk en buyuk başarısını, bir yİizyıl sonra Rusya'da
değişim Cluny manastlr reformuna bağIanır; genel olarak manastırlar hakkında birkaç elde etti. Kiev Prensi Vladimir halkına en uygun Hıristiyanlık biçiminin ne olduğunu
söz söylemek için burası uygun bir nokta. saptamak izere batıya elçilei gönderdi. Elçiler batının törenlerinden etkilenmemişler,
Hlristiyanlık gibi manastır hayatının da kokleri doğudaydı; keşişler doğuda lner za- " görkemli" bulmamışlardı. Ama Konstantinopolis' e gidip Aya Sofya'ya götünıldukle-

man itibar görmüşler, çogu kez gıpta edilmişlerdi. Tek keşişten keşiş kolonilerine, ko- rinde ağızları açık kaldl. Geri döndüklerinde Vladimir'e şöyle dediler: "Yerde miydik,
loniden de yerleşmiş kuralları olan manastıra geçiş doğal bir süreç oldu. Aziz Simeon gökte mi, anlayamadık. o güzelligi hiç unutamayacağız''' Rusya inancını bulmuştu.
Stilites sütununun tepesinde oturmuş, müritleri aşağıda toplanmlştı; Simeon ölünce Bu haritada özellikle belirtilmesi gereken bir özellik, başında bir hatolikos olan Er-
burası ünlü bir manastrr cemaatinin merkezi oldu. Aynı şey batıda da goruldu, ama do- meni kilisesinin ortaya çıkışıdır. Ermeniler ülkeleri Arapların işgali altlndayken moda
ğuda kendi başına bir amaç haline gelen çileci yaŞam tarzı batıda o kadar aşlrlya Var- olan Monofizit inancına girmişlerdi; Hıristiyanlık ileminin geri kalan kısmının unuttu-
madı. Hatta zaman geçtikçe tamamen söndü gitti. Bunun bir iyi yanl vardı: Manastır- ğu bu ayrım, Bizans bolgeyi yeniden ele geçirdiginde Ermeni kilisesinin Ortodoks inan-
lar iyi toprak sahipleriydi; müIklerinin uzun vadedeki çıkarlarını gözetiyor|ar, yani tar- cı tarafından yutulmaya direnmesini sağladı.

52
IS IOO()'DE KENTLER VE TICARET YOLLARI
Bu haritada görüleı'ı yeni özellik, Vikingler ve Varenjlerin açtığı deniz ve ırmak yol- miktarlar ticaretten kazaodıklarından çok daha faz\a olmalı; öte yandan Islam sikkele-
ları ağıdır, En önemli olmasa da en çarpıcı olanı, Atlas okyanusu'nun kuzeyinde Iz- rini (Gotland'da bulunan toplam sikkelerin yuzde 40'l) barlşçıl yollardan elde etmiş o1-
|anda'ya, Grönland'a ve geçici olarak Kuzey Amerika'ya giden rotalardır. Bir başka ro- malılar, zira Varenjler Islam ülkelerini talan edecek kadar gtıçlu degillerdi. Ama doğu-
ta ise Iskandinav yarımadasından klızeye doğru çıkıyor, Kuzey Burnu'nu (haritanın dı- da elde edilen karlar da yol boyunca karşılaştıkları Laplar, Finler ve Ruslar gibi halk-
şında) dolaşıp Beyaz Deniz'e (ucu görünüyor) varıyordu. Daha çok Danlar tarafından lardan zor\a a|dı,kları malların SatlŞlna dayanıyordu. Iskandinavlar, rotalar hariç hiçbir
kullanllan üçüncü rota Almanya kıyılarından dolaşıp Manş Denizi kanalıyla Atlas ok- şeyi kendileri üretmemişlerdi.'
yanusu'na ulaşıyordu, Bu deniz yollarının kat ettiği mesafelerin bir eşi, doğuda açılan iskandinaıya'da ticaretin sınırlı oluşu yüzünden kuzeyde ticaret kentIeri yoktur.
aynı uzunluktaki tathsu yollarıydı. Karadeniz ve Hazar Denizi'ne yaptıkları yolculuk- Danimarka yarımadasının kıtayla birleştiği yerdeki Hedeby ile Stockholm yakınındaki
larda Varenjler Rusya'nın ırmak ve göllerini kullanıyorlardı. Neva Irmağı sayesinde La- Birka genellikle ticaret kentleri olarak tanımlanır, ama aslında ikisi de olsa olsa birer
doga Golti'ne giriyor, Volhov yoluyla ilmen Gölü'ne gidiyorlardı. Buradan Lovat ve kasabaydı: Hedeby 24 l-ıektarlık bir arazi üzerindeydi, nüfusu da 2000 civarında olma-
Yukarı Dvina boyunca ilerleyip Dinyeper'e giriyor, orta Dinyeper'in çavlanlarından ge- lıydı; Birka ise bunun yarısı kadardı. Aslında batı Avrupa'nın diğer kısımlarında da oy-
çerek Donetz'e, Azak Denizi'ne ve Taman yarımadasına ulaşıyorlardı. Batı ve doğu ro- le övünülecek büyüklükte kentler bulunmuyordu. Aslında batının herhangi bir yerin-
talarının aştığı toplam mesafe 100 derecelik hayranlık uyandırıcı bir boylamdır; belki de bu haritada işaret edilmeye degecek 15.000'lik bir nüfusu barındıran bir yer yoktu.
tek bir kişi bu ağln bir ucundan diger ucuna kadar gitmemişti, ama bir yıl Britanya En büyük kent herhalde Venedik'ti; bu lagün kenti Konstantinopolis'le (Bizans 992'da
Adaları'na yelken açan bir kuzeylinin ertesi yıl İstanbul Halici'ne demir atması hiç de Venedik tacirlerine özel ayrıcalıklar vermişti), ayrıca iskenderiye ile uzun mesafe tica-
o1ağan dışı değildi. reti yapıyordu (rivayete göre iki girişimci Venedikii 992'de bu kentten Aziz Markus'un
iskandinavlar bu yollan ticaret Ve yağma için kullanıyorlardı, yagmacılık asıl tercih naaşlnı çalmışlardil. Yine de bu dönemde nüIusu 8-9 bini geçmiş olamaz, bu nüfusun
ettikleri İaaliyetti. Önce karşılarında nasıl bir güç olduğunu tartıyorlardı. Ödeme yap- buyuk çoğunluğu da herhalde lagünden hiç dlşarı çıkmamıştı.
mak gibi bir sorunla karşılaşmadan gemilerine yükleyebilecekleri bir mal var mıydı? Bu manzara hayal kırıklığı uyandırabilir; yine de bir ynzyıl öncesine oranla hatırı
Eger cevap hayırsa, eğer yerli halk kendini savunacak gtice sahipse, üstelik Savunma- sayılır bir ilerleme görülüyor. Itaç'daki kuçuk kentlerin her birinin nüfusu birkaç bi-
yahazırsa, o Zaman Viking kaptanı kendi mallarını sergilemeye tenezzil ediyordu. En ni geçmezdi belki, ama bu rakam, bu kentlfuçpğunun 10, yüzyılın başlarında sahip
çok köle satardı; ani saldırılarla kapıp kaçırdığı insanları yolda fırsat buldukça satıp de- olduğu nüfusun iki katıdır. Kuzeyde ise, kayıtlara göre, geleceğin kentsel gelişmesinin
federdi. Köleden başka kurk Satardl. Kürk, Kuzey Denizi'nin altındaki bölgelerde otu- tohumları atılmıştı bile. Felemenk Kontu Demir Kollu Baldwin 860'larda Brügge ve
ran halklardan, kuzey Iskandinavya'daki Laplar ve Finlerden, Rusya'nın kuzeyindeki Ghent'te kaleler inşa etmişti, bu tarihlerde kale surlarının içinde duzenli olarak pana-
Ruslardan haraç diye alınırdı, Sonra, kolayca taşınabiien tarlm ürünleri gelirdi: bal, bal- yır kuruluyordu. 886'da ingiltere Kralı Alfred, 5. yuzyı|dan beri terk edilmiş durumda
mumu, donyağı ve deri; dokumalar, tabak çanak ve silah gibi mamul mallar, bir de her olan Roma dönemi kenti Londra'yı yeniden isk6n etti. 1000'de Londra yeniden krallı-
ortaçağ tacirinin torbasında bulunan incik boncuk, değerli taşiar ve mücevherler, Bun- ğln başta gelen kenti olmuştu ve 1018'de yağmacl Danları uzak tutmak için ödenen
Iarın karşılığında istif edebiiecekleri şeyleri, yani altın, gümüş ve ipek alırlardı. toprak vergisi olan Danegeld'in yüzde ]'2'si Londra'dan veriliyordu. Aynı hikaye Fran-
Iskandinavya'da bulunan muazzam miktardaki yabancı sikkeye bakılırsa, Kuzeyli- sa ve Almanya'daki kentler için de geçerlidir; yüzyı||arca bu kentler de çürümekte olan
ler yabancl ülkelerdeki girişimlerinde çok para kazanıyorlardı. Bu paranln ne kadarı kiliselerin çevresindeki birkaç kulubeden ibaretti. oysa artık toplum hayatı' yerel ö1-
zorbalıkla elde ediliyordu, bunu söylemek zor. Ingiitere'den fidye olarak gasp edilen çekte de olsa, canlanıyordu. Karanlık Çağlar sona ermekteydi.

1 Islam sikkeleıinin Iskandinavya'ya giıişi 970'leıde birdenbire durdu' Bunun sebebi bozklr göçebelerinin üstün- koşullaıının bu dönemde bilden değiŞtiğini biliyoruz' Samani darphanelefine gümüş sağlayan Pamiı'deki maden-
lüğü ele geçirip keıvan yolunu kesmesi olabilir; bu duıumda güney Rusya'da çizilen rota bu haritanrn gösterdiği ler tükendikçe bu değerli maden Doğu'da kıt hale geldi; aynı dönemde, Saksonya'da yeni maden ocaklarınln
tarihte ortadan kalkmış olmalıdır. Ama belki de Varenjler gümüş değil ipek alıyorlardı, biz de gumüş ticareti açı[masıyla Avrupa'da bol bulunmaya başlamlştı.

54
Is 1030
Cordoba'daki Emevi Halifeligi 1000 yılında sapasağlam ayaktaydı, ama birden çök- rılı bir devlet adamıydı, üstelik Norveç'e de boyun eğdirmeyi başardı (1028). Britanya
tü. Bu haritanın ait olduğu tarihte halifelik Müslüman tspanya'dan pay kapmak için Adaları'nın diger kesimlerinde ise Viking dalgası geri çekilmeyi sürdürüyordu: Orkney
kavga eden yirmi küçük hükümete dönüşmüştü, bir yıl sonra da tamamen ortadan uçbeyi Dublin'de başarısız bir darbe girişiminde bulununca (1014) İskoç anakarasında-
kalktı. Kuzeydeki Hıristiyan krallar yine kıpırdamaya başlamlştı, ama şimdilik ortak kit'iefleri elinden alındı. Kısa bir süre sonra İskoçlar güney sınırlarınl Tweed'e kadar
düşmanlarıyla uğraşmaktansa birbirleriyle savaşmaktan memnundular. Haritada kayda genişlettiler (1018). Kıta Avrupa'sında en dikkati çeken kişi Polonyalı Cesur Boles-
değer tek sınır değişikliği Navarra'nın Leon aleyhine genişlemesidir.ı lav'dı; dört bir yana saldırarak Lusatya'yı Almanlardan (1002)' Galiçya'yı da Ruslardan
Emevilerin çöküşü ve Fatımilerin Mısır'a yerleşmesiyle Mağrip kendi kaderine alarak (1018) yeni kurulan Polonya devletine kattı.
terk edilmişti, Sonuçta Berberi hanedanları oftaya çıktı: Kayrevan'da Fatımilerin ata- Prens Vladimir öiünce (1015) Rusya'da iç savaş patlak verdi, çünkü haddinden çok
dığı Ziri hanedanından valiier fiilen bağımsız hale geldi; Kalat'ta Ziri soyundan bir oglu vardı ve hepsine bir toprak parçası bırakmıştı. 1030'da bu oğullardan yalnızca üçü
hanedan Hammadi Emirligi'ni kurdu; Fez'de de başta Emevilerin himaye etmiş oldu- kalmıştı; biri ücra Polotsk Prensligi'ni yönetiyordu, diger ikisi de ülkenin kalan kısmr
ğu Magrava Emirligi kuruldu. Kuzey Afrika'da günümüzdeki üç1ü bölünmenin ilk or- nı paylaşıp başkentleri Novgorod ile Çernigov'da hüküm sürdüler. Güneyde, Kafkas-
taya çıktıgı, ilginç bir görünümdür bu, Islam Aleminin öteki ucunda ise Gazneli Mah- |ar'da iie lberya'nın birleşmesiyle Gürcü devleti kurulmuştu (1008).
'\bazya
mud'un orduları batıya doğru ilerlemeyi sürdürüyorlardı, ama o sırada asıl hedefieri Bu dönemde Bizans Batı Bulgar Imparatorluğu'nu ortadan kaldırıp (1018) Sırpları
doğuda Pencap'tı. vasai konumuna indirgedi' Ayrıca Vaspurakan Ermeni Krallıgı'nı iihak etti (1022). An-
Kuzey Avrupa'da Kral Çatal Sakallı Sveyn, Vikinglerin rüyasını gerçeğe dönüştür- laşılan Bizans'ın yaşh eklemleri rakiplerininkinden çok daha gliçlüydü, zira bayağı iyi
müş, ingiltere'yi fethetmişti (1012). oglu Knut bu ödülü elinde tutabilecek kadar başa' bir performans göstermişti.

1 Navarra'nın ele geçirdiği Kastilya Kontlugu Navarra Kra[ı Sancho'nun oglu Fernando için krallıga dönüştürüldü. Malaga'ya baglıydı), 11. Granada, 12. Almeira, 13. Denia (Balear Adalarina da hükmediyoıdu), 14. Valencia, 15
Müslüman lspanya'nın küçük devletleri başkentlerine göre numaıalandırılmıştlr: L Badajoz,2. Mertola, 3. Santa Tortosa, 16. Zaragosa, l7, Albarracin, 18. Alpuente, 19, Toledo, 20. Cordo
Maria del Algaıbe, 4. Huelva, 5. Sevilla, 6. Carmona, 7' Niebla, 8. Arcos, 9. Moron, 10. Malaga (Septe ve Tanca

56
Is 1071

Islam 61eminde l|' yİizyıl buyuk altüstlüklere sahne oldu, Her yerde herkes hareket kü Tuareglerin ata|arı- Islamiyeti yeni kabul etmişlerdi. Sahil'de bir yerde, nelrir üstün.
halindeydi: Berberiler Sahra'da, Araplar Kuzey Afrika kıyılarında, en önemlisi de Türk- deki bir adada bir "rıbat'' kurdular. Bu ribata bağlı olanlara el-Murabitün dendi (Batı'da
ler doguda. Türkler Batl Türkistan'ln Dokuz Oguz, kısaca oguz kabilelerine mensup- Almoravid diye tanındılar). Murabıtlar yiğit askerlerdi. 1056'da Atlas Dağları'nın güne.
tu. Göç ederken iki koia ayrıldıIar; biri batlya Rusya'ya doğru, digeri de güneybatıya, yindeki Sicilmese vahasını ele geçirdiler, 1060'ta Merakeş'te bir ordugah kurarak bura'
Iran'a dogru gitti. Rusya'yl istila eden gruplar Kumanlar diye tanlndı ve bozkır bolge- yı akınlarını başiattıkları üs olarak kullandılar. Sonraki on yıl boyunca bütün Fas'ı ele
sinde kaldıkları için siyasi etkileri sınırlı oldu, iran'a giden dalga ise Yakındoğu'nun bü- geçirip Marakeş'i başkent yaptilar.
yük kısmına yayıldı. Bu sonuncusu siyasi açıdan önemiidir, çünkü bu dalganın sonu- Hıristiyan Aleminde bu yıllar Norman yıllarıydı. Normandiya'da Vikingler ile Frank-
cunda ortaça$n geri kalan kısmında bölgeye egemen olacak bir dizi göçebe imparator- ların karışımı, olağanüstü sert insanların ortaya çlkmaslna sebep olmuştu; SaVaş alanla'
lugun ilki olan Selçuklu Sultanlıgı ortaya çıktı.l rında cesur, para işlerinde inatçıydı Normanlar' Tarihte iz bırakan ilk Normanlar Tanc-
Selçuklu1arın sesi ilk kez 17' yuzyı|ın başında duyuldu; o sırada Arai Gölü'nün ku- red d'Hauteville adh bir Norman soylusunun on oğluydu. Evde yapabilecekleri faz|abir
zeyinde ve doğusundayaşayan birçok oguz klanından biriydiler. Güneye gittiklerinde şey yoktu, bu yüzden Italya'ya gittiler. Ita|ya'da Lombardlar ile Bizanslılar arasındaki hiç
Gazneli Mahmud'un hizmetine girdiler, Mahmud onlara Merv civarında toprak verdi. bitmeyen sürtüşmeler, girişimci paralı asker1ere servet yapma imkAnı sunuyordu. 1040'ta
Mahmud ölünce Selçuklular kendi başlarına buyruk oldular; Mahmud'un oğlu Mesud en büyuk ogul bu iki devlet arasında hiç kimsenin sahip çıkmadığı topraklardaki Melfi
on|arıhizaya getirmeye kalkıştıgında oyle bir yenilgiye uğradı ki iran'daki Gazneli Im- şatosunu e1e geçirdi; yirmi yıl sonra altıncı oğul Robert Guiscard ("Kurnaz Robert") Ital-
paratorluğu yıkıldı (1040). Bu başarı diger oguz kabilelerinin Selçuklu bayragı altında ya'da\<ı Bizans eyaletini yavaş yavaş yutmaya başladı. 707I'e gelindiginde Robert, daha
toplanmasına yol açtl' Gazneliler Afganistan'a doğru çekilirken Selçuklular lran ve sonra Apuiia Dukalığı denecek olan bütün bölgeyi zaptetmiş bulunuyordu. Sicilya'da da
Irak'ı adım adım ele geçirip 1055'te Bağdat'a geldiler. Kafkaslar'ın Müslüman yarısl bir üs ele geçirerek Lombardların Salerno Prensligi'ni sıkıştırmaya başladı. Gaela ile Ca-
1060'larda Seiçukluların eline geçti, 1070'te de kuzey Suriye veHicaz.1070 yıIı itiba- pua Prensliği ise bu arada başka bir Norman maceracinın pençesine duşmüştü.
rıyla Selçuklu Sultanı Alp Arslan, Abbasilerin yükselme döneminden beri İslamiyet'in Normandiya Dükü Piç William da ünlü olmuştu. William'a miras olarak Ingiltere
gördüğü en geniş imparatorluğa hükmediyordu. tahtl üstünde bir hak iddiasl kalmıştı. Knut öiüp Dan imparatorlugu dağıldlğında bu
Arap hareketleri daha kuçuk çaptaydı ve sahnedeyalnızca iki kabile vardı: Beni Sü- miras işe yaradı, William lngiltere üstünde hak iddia etti. Ne var ki ingilizler kendi ba-
leym ve Beni Hilal. Resmi hikAyeye göre bu iki kabilenin ipleri Fatımilerin elindeydi. 10. ronlarından birini, Harold Godwinson'u tercih ettiler (1066). lngilizlere pabuç bırakma-
yuzyılın sonunda bu iki kabile Arabistan'da baş belasl haline gelince Yukarı Mısır'a sü- yan William güçlü bir orffi.İ6-playıp Manş Denizi'ni geçti. Hastings muharebesinde,
ülmüşlerdi. 11. yüzyılın ortasında Fatımiler bu isyankar kabileleri işe 1ıarur kılmak için Vikingler gibi piyade Savaşan ingilizler, Fransızlar gibi at üstünde Savaşan Normanlar
batıya, Kayrevan Zirİ\erinin üStüne yolladıiar; çünkü, söylenen o ki, Ziri emiri artık ken- tarafından kesin bir yenilgiye uğratıidı. Harold öldu, eski düzen yıkıldı, Ama bu mu-
dini Fatımi halifesine bağlı görmediğni ve Şii olmadığını -asıl hakaret buydu- ilan etmiş- harebe sadece başlangıçtı. Yirmi yıl boyunca William (artık Piç değil "Fatih William'')
ti 1049). Bu açıkiama doğru olsun olmasın -bu Arap kabilelerin hareketi öylesine büyü- Ingiltere'yi Avrupa kraliıkları listesinin en sonundan en başına geçirdi, Işte ulusal, la-
meye yatkındı ki bu kadar kesin bir kontrol altına alınabilmesine inanmak zor oluyor- so- ik devletin tohumu bu 1066 efsanesiyle atılmıştır,2
nuçta iki kabilenin göçüyle Libya'nın Kyrenaika ve Trablus eyaletlerine Arap nüfus ege- Rusya bu dönemde ilginç bir gerileme yaşadı. Ağabeyi Çernigov prensi ölünce Po-
men oldu, Ziri|er de şaşkına dondu. Muharebe meydanında yenilgiye uğrayan Zir1ler kı' lotsk hariç bütün Rusya'nın hükümdarı olan Novgorod Prensi Yaroslav, babasının izin-
yıya çekilip eski Fatımi başkenti Mehdiye'ye sığındılar. Kalat'ta, önceleri Hiialı kabilesi- den giderek her oğluna ayrı bir prenslik bırakmıştı (1054) . Prenslikierin bir sıralamasi
ni buyur etmiş olan Hammadıler de aynı şekilde Kalat'tan Bicaye'ye sığındılar. vardı, Kiev Büyük Prensligi hepsinden daha önemliydi ve en azından kagıt uzerinde di-
Bu göç hareketlerinin en çarplcl olanı, sonuncusuydu. Büyük Sahra'nın derinlikle- ğerlerini bir ölçüde kontrol ediyordu. Tuhaflık "dikey'' değ\| "yatay" olan veraset siste-
rinde yaşayan Senhace kabilesi, Mağrip'teki Berberi kardeşlerinden farklı bir hamurdan mindeydi: Prens A öldüğünde yerine küçük kardeşi B geçiyordu, boşalan B prensligi
yoğruImuştu. Gururlu, korkusuz ve yokluklara dayanıklı bu "peçeli" adamlar -bugün- de Preıs C'ye geçiyordu vb. Kuyruğun sonunda bir sonraki kuşağn prensleri vardı. >

1 William Ingiltere'de hükümdardı, ama Fransa'da sadece bir fief sahibiydi, dolayısıyla lıaritada Normandiya bir du. Işin hilesi şuydu: Feodal sistemdeki şövalyeleıin yerel lorda karşı hizmet yükümlülüğü vardl, bu lord ise krala
Ingiliz mülkri olarak gösteıiliyoı. Sınır çizglsindeki çift noktalar, doğrudan dogruya bir mülk değil, biI fief olduğuna karşı kendi yükümlülüklelini yeıine getiriıken bazl koşuliaı ileri sürebi1iıdi.
ve Ingiltere kıalının bu fief için Fransa kralına biat etmesi gerektiğine işaret ediyor. Haritada dikkat etmeniz gereken başka bir nokta vaI: Müslüman Ispanya hala Arap olaıak gölgelendirilmiş, çünkü
Bu, feodalizmin dilidir. Bu sistem Charles Martel'in getirdiği, toprak karşllığı şövalyelik hizmeti düşüncesinden buradaki Zaragoza emirleri gibi küçük hükümdarların bir kısmı hAl6 Arap, çoğu da Belberi kökenli,
oltaya çlkmıştlf' Bu kavram sayesinde, kolay olmasa da, hiçbir geliıi olmayan biı devletin işlemesi mümkün oluyor-
> Kastilyalı Fernando da ardından bölünmüş bir ülke bırakanlardandı; onun elde etti- ama Ermenistan'1 savunmak zorundaydı, çünkü bu ülke imparatorluğun yüreği olan
ği leon ve Kastiiya kallıkları öldügünde üçe bölünmüştü (üçüncüsü olan Galiçya Krallıgı Anadolu'ya açılan kapıydı.
l,eon topraklanndan kesilerek oluşturulmuştu). Bu bolünmenin, HıristiyanlaıınbızzatFer- Bizans Imparatoru Romanos bu işi çok ciddiye aldı, Ana imparatorluk ordusunu
nando'nun Atlas Okyanusu kıyılarında bazı ilerlemeler kaydederek başlattığı karşı taarru- toplayarak doğu eyaletlerinde ilerlemeye başladı. Haber Suriye'ye ulaştıgında Alp Ars-
zahiç de yararı dokunmamlştı, Bu arada Müslümanlar on emirlige bölünmüştu (103b'da lan haberleşme ağlnln kopmasından ürkerek Ermenistan'a döndü. Iki ordu Van Gölü
yirmi emirlik vardil. Akdeniz'de Pisa önemli bir deniz gücü olarak ortaya çıkmaktaydı. Sar- kenarındaki Malazgirt'te karşılaştı. Türkler olağan taktiklerini kullandılar: Atlı okçula-
dinya'yı Denia Emiri'nin pençesine düşmekten kurtannca 1050'de papa ile imparator, ada- rı her Bizans saldırısında geri çekiliyor, kovalayanlar yavaşladığında aniden dönüp ok
yı Pisa'nırı korumasına verdiler. Almanya'da bir iki dikkate değer değişiklik olmuştu: Lu- yağdırıyorlardı. Durmadan kayıp veren, sinirli Ve yorgun Bizans ordusu dagılmaya baş-
Satya'nın yeniden alınması (1031) ve Burgonya'nın kazanılması (1032). ladı, Bu orduda tam disiplin altına alınamayacak kadar çok paralı asker vardı. Bunlar-
Bizans bu dönemde son kez ilerleme kaydetti: 1032'de Edessa'yı [Urfa], 1045'te Er- dan bazıIarı Türktü ve soydaşlarlna SlğlnıVermişlerdi, digerleri ise, bir Norman birligi
menistan'ın başkenti Ani'yi ilhak etti. Derken işler değişti. Yukarıda gördüğümüz gibi dahil, çatışmaya nedense girmemişlerdi. Kalan birlikler mücadele etmeye çalıştı, birbir-
Güney ita|ya'yı 1060'1arda Normanlar ele geçirdi; aynı sırada Ermenistan Türklerin sal- leriyle temaslarını kaybettiler ve eninde sonunda kendilerini üstün Türk güçleri tarafın-
dırısına uğradı. Alp Arslan bu ülkeyi ele geçirmeye niyetli değildi anlaşılan; amacı Fa- dan kuşatılmış buldular. o gece imparator sultanın çadırına getirildiğinde, Konstanti-
tımilerle karşılaşmadan önce cenahını korumaktı. Bizans ltalya'yı gözden çıkarabilirdi, nopolis'ten yola çıkan ordudan geriye bir şey kalmamıştı,

Is 1092

Malazgirl muharebesi hiç kuşkusuz tarihin en belirleyici muharebelerinden biridir. tıdan üçe indi. Müslumanlar ise tersine, kendilerine güvenlerini yitiriyorlardı. Aıtık Hr
Salt askeri açldan bir o kadar ezici bir yenilgi olan Adrianapolis'in doğurdugu sonuçlar ristiyanlarla baş edemeyeceklerini düşünerek Murabıtları yardlma çağffdllar. Bu, kuzu-
fazla önemli olmamıştı, oysaMa|azgirt Bizans'ın topraklarının yarıslna mal oldu. Ana- nun kurttan yardım dilenmesine benziyordu: 1090-92 arasında Murabıtlar Ispanya'da-
dolu eyaletlerinin hepsi Türklerin eline geçti; geri kalanlar Boğaz sayesinde kurtuldu. ki emirliklerin çoğunu yuttular, 1'092'dehala ayakta olan beş emirlikten Badajoz [Batal-
Alp Arslan bu zaferin devamını getirmek içinbizzat uğraşmadı, doğuya dondu; Ka- yosJ üç yıl sonra dize geldi. Askeri açıdan ilaç iyi gelmişti: Murabıtların gelişi sınırlara
rahanlılarla başı dertteydi. Buna rağmen Anadolu'nun fethi hızlı oldu: Türk klanları sü- bir kuşak boyu sürecek bir istikrar sağladı.
nileriyle orta Anadolu yaylasına yayılarak köylüleri bu topraklardan sürdüler, Gücü- Hıristiyanlar orta Akdeniz'de de ilerleme kaydettiler; d'Hauteville kardeşlerden Ro-
nü bu göçebelerden alan Selçuklu Imparatorluğu diğer yönlere dogru da aynı hız|a ge ger Sicilya'nın fethini tamamladı (1091; Malta teslim koşullarına dahil edilmişti). Böy-
nişledi. 1092'de Suriye ile Filistin (kıyı kentleri hariç; Fatımiler deniz guçleri sayesinde lece güney Italya'da Norman hegemonyası tamamlanıyordu; bu bölgenin üstbeyi Apu-
buraları elde tutabildiler), Arabistan'ın çoğu kesimi, Maveraünnehir'in çoğu kesimi ve lia düküydü. Daha kuçuk çapta degişiklikler de oldu: Sardinya t'ief inin sahibi Pisa güç-
batı ucu hariç Kafkaslar Selçukluların elindeydi.' lenmiş, Korsika'yı da alması için papa tarafından teşvik edilmişti (1072. Fatih William
Bizans'ın Asya toprakiarının {ethi, Islamiyet için büyı.ik bir zaferdi. Hıristiyan 6le- ölünce Normandiya Dukalığı ile İngiltere Norman Krallığı ayrıldı (1082; doiayısıyla
mi bu zaferle aşık atamazdl, ama Akdeniz'in diger ucunda 1085'te Toledo'yu [Tuleytu- Fransa'nın/ief i olan bu dukalık haritadan siliniyor. Fatihin oğlu William Ru{us 1092'de
lal zaptederek önemli bir zaİeri kayıtlara geçirdiler. Ispanya'daki Hıristiyanlar artık ken- Cumbria'yı ilhak edince Ingiliz{skoç slnlrı da son şeklini aldı. Macarlar 1091'de Hır-
dilerini toplamaya başlamışlardı. Aıagon Navarra'yı, daha da önemlisi, Leon Kralı VI. Vatistan'l ele geçirdi, Aynı yıllarda Kumanlar Ruslan Taman yarımadasındaki mevzile-
Alfonso Kastilya lIe Galiçya'yı ele geçirdiğinde fl072-5) buradaki krallıkların sayısı al- rini terk etmeye zorladı|ar ve Peçenekleri neredeyse tamamen ortadan kaldırdılar.

1 Selçuklu Imparatorlugu'nun sınırları içinde, ama Selçuklu denetiminin dışlnda Alamut kalesi vardı. 1090'da [Haşhaşiler batıda "Haşşaşın'' kelimesinin bozulmuş şekli olan "assassin'' adıyla tanındılar ve bu kelime birçok Batı
Şiilerin bir kolu olan Haşhaşıler [Haşşaşin] Alamut'ta üslenmişlerdi. Haşhaşiler siyasi teknikleri sayesinde sayılarıylı dilinde zamanla "suikastçı" anlamını kazandı. -ç. n.l
orantılı olmayan bir nüfuza sahip olmuşlaıdı. Kullandıkları haşhaş onlaıa sözde cenneti "gösteriyor," müritleı bu
dunyayı, dolayısıyla eylemlerinin kişisel sonuçlarını umursamıyorlaıdı,

60
Is 1100

Papa II. Urbanus'un 1095'te kabul ettiği elçiler arasında, zor durumdaki Bizans'ın [DorylaeumJ vardı, tam kamp kurmak üzereydi ki Selçuklu ordusu butun gucuyle sal-
Türklere karşı savaşmak üzere gonullu asker toplamak için yardım talep eden elçileri dırdı, şaşkına dönen Haçlı birliklerini kuşatıp yağmur gibi ok yağdırmaya başladılar.
de vardı, Papa duşundü, daha iyisini yapmayakarar verdi. Doğu Hıristiyanlığı Sarsln- Bohemond şövalyelerine atlarından inip atlarını kampın ortasına okların erişemedigi
tıda olabilirdi, ama Batı yükseliyordu. Müslümanlar Sardinya ve Sicilya'dan atılmış, Is- bir yere koymalarını emretti. Karşl saldırıya geçmeyecekler, sadece savunmada kalıp
panya'da Savunma konumuna geçmişlerdi. Papanın himayesinde toplanacak bir ordu- bekIeyeceklerdi' Güneş göğüzünde yükseldi; umutlar sönüyor, ama saflar direniyor-
nun Doğu'yu kurtaramaması için sebep yoktu, hatta Kutsal Topraklar'a kadar gidilebi- du. Derken Raymond'un tümeni gönindü ve bu kez Türkler şaşırdı. Hıristiyan ordusu-
lir, Kudüs bile kurtarılabilirdi. o yılın sonlarına doğru, titizlikle hazırlanmış, ama yine nun tümünü kuşattıklarını sanmışlardı, oysa sadece yarısıyl.a savaştıkları ortadaydı.
de duygu yuklu bir törenle Papa Urbanus Haçlı Seferi çağrıstnlyaptl. Oklarını fazla cömertçe harcadıklarını, atiarını da yorduklarını anladılar. Bohemond'un
Haçlı Seferi Bizans'ın istedigi sınırlı yardımın çok ötesinde, bambaşka bir fikirdi. adamları Haçlı saflarının önündeki zırhlı şövalyelere katılırken Türkler meydanı terk et-
Papanın yaptlğı çağrı, Latin Hıristiyanlığının Müslümanları Anadolu, Suriye ve Filis- mediler, ama bu arada doğudaki tepelere, yani kaçış yollarına şöyle bir göz attı|ar ' ora-
tin'den çıkarmak için butun gücünü kullanmasına yönelikti, Gezgin vaiz|er papanln dan da üçünCü bir Hıristiyan ordusunun yaklaştığını görünce -Raymond'un ordusunun
mesajını Fransa ve Almanya'nın köylerine ilettiler; ne savaş tecnibesi, ne de silahı olan bir kısmı muharebe meydanına özellikle bu yoldan gelmişti- dagıhp kaçmaya başladr
insanlar coşup yola çıktılar. 1096 yaanda bu heyecanlı yığınlar Konstantinopolis'e lar. Haçlılar onları kolaylıkla kovaladı, Selçuklu ordugAhı talan edildi; günün sonunda
ulaştı; işe koyulmak için sabırsızlanıyorlardı. Ilk yenmeleri gereken düşman Rüm Sel- Haçlılar ünlü bir zaİer kazanmışlardı.
çukiu Sultanıydı (Rüm, yani Asya'daki Roma, yani Anadolu); sultan, dirliğini bağımsız Eskişehir'den Sonra Haçhlar direnişle karşılaşmadan Anadolu'yu aştılar, Toros
bir krallığa çevirmeyi başarmış girişimci bir beydi. O da savaşmakta tereddüt etmeyin- Dağları'ndan Kilikya'ya, oradan da Antakya kapılarına ulaştılar, Ekimde kenti kuşattr
ce iki taraf Bizans-Türk sınırında karşılaştı. Muharebe katliama donuştu. Haçlı Sefe- lar; kent 18 ay dayanacak, hatta Zaman zaman kuşatma ordusunu zn/layacaktl Eger
ri'ne girişmiş 20'000 zavallının hepsi o günün sonunda ya ölmüş ya da köle pazar|n| Musul, Halep ve Şam emirleri birlikte hareket edebilseydi, hız|a zayıİ|amakta olan Hr
boylamıştı. Turklerin neredeyse burnu bile kanamamıştı. ristiyan ordusunu ezebilirlerdi, ama asla ortak bir plan hazırlayamadılar. Hıristiyanlar
Ama bu Haçlıların Sonu olmadl. Papanın çağnsl bazı daha sert yürekleri de hareke- ihtiyaçları olan zaİeri kıl payı kazandıIar, Bohemond adamlarını tam vaktinde aklettiği
te geçirmiş, daha kararlı hazırlıklar yapllmaya başlanmıştı. Doğuya yönelenlerin ara- bir hileyie kente soktu; Antakya artık Hıristiyanların elinde guvende olduğuna göre,
sında artık Ispanyol savaşlarında pişmiş bir Toulouse'lu Raymond, Fatih William'ın Haçlılar Kudüs'e doğru yola çıkabilirlerdi. Haziran |099'da oraya vardılar,
oğlu Normandiyalı Robert, Lorraine'li Godfrey ve Biois'lı Stephen de vardı. Hepsi yan- Haçlı ordusu üç yıldır savaşlyordu; dahaİaz|a dayanamazdı. Eger Kudüs'ü alqgak-
larında maiyetlerinden oluşan kuçuk birer ordu getirmişti. Konstantinopolis'te onlara sa. hemen saldırmalıydı. Önce Kudüs surlarına saldırdılar. başaramayınca bir ay ug}a-
Robert Guiscard'ın en büyük oğlu, daha birkaç yıl önce Balkanlar'da Bizanslılarla çar- şıp hareketli kuleler inşa ettiler. Sonra bu kuleleri surların önüne sürüklediler. 14 Tem-
pışan Bohemond katıldı, Epeyce sinirli geçen tartlŞmalardan sonra imparator Aleksios mgzda Toulouse'lu Raymond kulesini güneybatıdaki sura yanaştırdı, ertesi gün Lorra-
iie batılı baronlar bir sefer planı üzerinde anlaştılar. ine'li Godfrey'in kulesi kuzey tarafına yerleşriıildi. Başaran Godfrey'in adamları oldu.
Küçük bir Bizans gücünün destegiyle Haçlılar 1097 baharında Asya yakasına geçti- Tatar yay|arıyla atılan oklar surları savunanlara göz açtırmadl, bu arada mühendisler
ler. Dosdoğru Rüm Sultanlığı'nın başkenti lznik'e [Nikaea] gidip kenti kuşattılar. Sul- kule ile sur arasında bir köprü kurdular. Ögle uzeri iki şövalye liderliginde Lorraineli-
tan o sırada Haçlı hareketini gülünç diye niteleyip doğu slnırlna gitmişti; derhal geri ler sura ayak bastı. Sonra iki taraftaki kapı kulelerine kadar çarpışarak ilerlediler. Kapı
döndü, ama kuşatma ordusunun dikkatle düzenlenmiş saflarını aşmayl başaramadı, İs- kulelerinin ele geçirilmesiyle kentin kaderi belli oldu. Kapılar ardına kadar açıldı, Haç-
temeye istemeye geri çekildi, ama eğer Hıristiyanlar Anadolu içlerine girecek olurlarsa lılar içeri girdi; Muslumanların yapabilecegi tek şey kalmıştı; hepsi'tek tek teslim olma
intikam a|acağına da söz verdi. koşulu ileri sürdüler, Birkaçının teklifi kabul edildi, ama onlara verilen sözler bile yeri-
Iznik duşunce Haçlılar derhal yola çıktılar, Iki tumen halinde yürüyorlardı, Bohe- ne getirilmedi. Bayram eden ryuzaffer Haçlıların Kudüs'e diktikleri bayrak kanla leke-
mond başı çekiyor, Toulouse'lu Raymond geriden geliyordu. Bohemond Eskişehir'e lenmişti.'.

1 Kudüsü savunan Fatımilerdi; Selçukluların dikkati Antakya'ya yoğunlaşmışken kente yeniden girmişleıdi. Bizans ele geçirilmesi (1094; sekiz yıl sonra Murabıtlaı kenti geri aldılar) ve Normanlaıın oıkney ile Man adalarına üstbey-
böylece Batı Anadolu'yu ve kıyıların çoğunu yeniden ele geçirip elinde tuttu. Bir diğeI kayda değer olay Edessa'ya liklerini kabul ettiImeleIiydi (1098; Faroe Adaları daha önce, 1035'te boyun eğmişti).
[UrIa] biı Haçlı gücünün yerleşmesiydi. Haıitadaki digeı değişiklikler, Valencia'nın maceIacl asker El Cid taraflndan
Is 1130
Birinci Haçlı Seferi büyük bir başarıydı; ama Sonuçta Yakındoğu, küçücük devlet- olan mütevazı ölçekte bir krallık ile bu krallığa bağlı üç mini devlet kurdular: Antakya
lerle dolmuştu. Hem bu başarı, hem de her yeri kaplayan devletçikler Selçuklu otorite- Prensligi, Urfa Kontlugu ve Trablus Kontluğu. Selçukluların zayıİLaması Gürcülerin ye-
sinin gerilemekte oldugunu gösterir, bu üçü bit araya gelince de haritayı okumak iyice niden gtiçlenmesine yol açtı; ||2l'de eski başkentleri Tiflis'i geri alıp Gürcülerin yaşa-
zorlaşıyor. Selçuklularla başlayalım: Şimdi uç ayrı Selçuklu sultanlıgı var, biri Rüm'da dığı toprakların çoğunu kurtardılar.
(Anadolu'da), biri merkez eya|etlerde' biri de doğuda. Üç sultaniık da olağan Turk işa- Sicilyalı Roger güney italya'daki Norman fetihlerini pekiştirdi. 1t27'de kuzeninin
retiyle, yani içi siyah kuçuk yuvarlaklarla çizilmiş bir çerçeveyle gösteriliyor. Her biri- ölümüyle Apulia Dukalığı'nı ele geçirdi, üç yıl sonra kral unvanlnı aldı, Başkenti Pa-
nin hükümet merkezinde (yani Konya, Hemedan ve Merv) bayraklı ve daire içine alın- lermo'daki Saray|, siyahi hizmetkArları', Müslüman muhafızları, haremi, zevk ü sefa
mış siyah yuvarlaklar var. Diğer bayraklı (ama dairesi olmayan) yuvarlaklar merkezi de- Alemleri dilden dile dolaşıyor, Hıristiyanlar kıskançlıktan ölüyordu. Normandiya eya-
netimden uzaklaşmış eyalet yönetimlerini gösteriyor. Bu çözülme dn çok imparatorlu- leti ise dükü tarafından Birinci Haçlı Seferi için para toplamak üzere rehin verilmiş, dük
ğun batısında belirgin. Örneğin Rüm'da Sivas Danişmend Beyligi, Haçlıları önemli bir geri döndüğünde gerekli paray| temin edemeyince bolge rehinciye, yani kardeş Ingilte-
yenilgiye uğratan ilk Musluman lider, Selçuklu sultanına denkti. Hemedan Sultanlıgl re kralına geçmişti (1106).
çok daha gıiçlüydü' çtınku buradaki sultan asi dirlik sahiplerini birbirine düşürmekte Ispanya'da Murabıtlar Müslüman kesimdeki fetihlerini tamamlamışlar (1110-15)
çok başanlıydl. Ayrıca hiç öne çıkmıyor, hatta batı sınırlarında hiç görunmüyordu, Sel- ama Sonra Zaragoza'yı Navarra'ya kaptırmışlardı (1118) , Barselona ile Provence birleş-
çuklu sultanlarının en başarılısı, en azından bu aşamada, Merv'deki Sultan Sancar'dı. mişti (1112). Polonya Pomeranyalılara boyun eğdirdi fll02-24ı Kumanlar Peçenekler-
Bütün doğU eyaletleri ona boyun eğmişti; daha uzakta, Türkistan ve Afganistan'daki den geri kalanı da silip süpürdü. Rusya'da da kayda deger birçok degişiklik vardı, Ül-
beyler de boyun eğecekierini bildiriyorlardı. Ama Sancar toprak-larından geçen Türk kenin kuzeydoğusunda, nüfusun diger yerlerden daha hızla arttığı bolgede Suzdal
kabilelerini denetleyemiyordu. Başta Selçuklu Imparatorluğu'nu doğurmuş olan bu göç Prensligi ortaya çıktı. Novgorod ise |726'dan sonra artık bir prenslik değil bir cumhu-
hareketi, bolgeyi durmadan yeniden biçimlendiriyor, mevcut yerel hükümetleri bazen riyetti; bu tarihte kent kurucuları prensin adayinı kabul etmeyip kendi belediye reisle-
güçlendiriyor, bazen çökertiyordu.' rini seçmeye başIadılar, Novgorod'da hali prensler vardı, ama görevleri kenti yönet-
Hemedan Sultanı denge oyununu Sürdürürken Haçhlar Levant kıyılarını baştan aşa- mek değil korumaktı' Diğer yerlerde ise prenslik babadan oğula kalıtsal yolla geçmeye
ğı fethettiler (1153'e kadar düşmeyen Askelan hariç) ve bu topraklarda başkenti Kudus başladı. Yatay veraset prensliklerin içinde yürürlükteydi, aralarında degil.'

1 Bu yerel hükümetleıi -haritadaki bayıaklı yuvarlaklar- adlandırmak karmaşık bir iştir. Bazılarının başında Selçuklu 2 Cumhuriyet terimi demokasinin Varlığrnr göstermez; ortaçağ cumhuriyetleri her zaman için oligarşiler tarafrndan
beyleri vardl ve sultan diye adlandırılıyorlardı. Bazılaıı Türk olup Selçuklu soyundan olmayan beylerin yönetimindeydi. yönetilirdi ve anayasaları da oligarşik düzeni korumaya yönelikti. Novgorod örneğinde, belediye reisini Seçen
Bazıları ise henüz çocuk yaştaki Selçuklu şehzadeleıinin atabeyi olan Tüık soylularının elindeydi' Tabii ki, atabeylerin meclisin 300 üyesinin her biri önemli bir topıak sahibi aileyi temsil ediyoıdu' Kentin nasll yönetileceği konusunda
korumaları altlndaki şehzadeleri sağ tutmaktaki başaıısızlıkları, çok geçmeden Selçuklu hanedanının doguıganiıgına başka herhangi bir kimsenin söz hakkı yoktu.
galebe çaldı ve atabeyler de beyler gibi katıtsal dirlik mhiplerine dönüştüler; artık kimse onları yerinden kıprrdatamadı.
Is 1173
Selçuklu Sultanlıgı'nın yerine kurulan devletlerin en guçlu görüneni Merv Sultanlı- mesi (115Z ve Muvahhidlerin gelişi yüzünden İazla i\er\eme kaydedilmemişti. Muvah-
ğı'ydı, ama ilk çöken o olmuştu. Maveraünnehir'de Karahitay Moğollarına yenilen Sul- hidler birçok yönden Fatımilere benzeyen Şiilerdi. 1140'larda Fas'ta Murabıtların yeri'
,J74I\.'on iki yıl sonra, Sancar'ın elin- ne geçip 1152-60'ta Magrip ve Trablus'un tümünü fethettiler ve 1750'72'de Ispanya'da'
tan Sancar Ceyhun Irmağı'nın güneyine çekildi
de kalan Son topraklar da yeni gelen Oguz kabilelerinin başkaldırısı sonunda yok ol- ki Müslüman topraklarını ele geçirdiler.
du. Bu sonuç hanedanın kuruluşunun aynada yans1mas1ydı adeta, ama diger iki Sel- Ikinci Haçlı Se{eri Kutsal Topraklar açısından bir fiyaskoydu, ama başka yerlerde
çuklu sultanlığlnın işi bitmiş degildi. Hemedan sultanı dort bir yanda toprak yitirmiş- yararlı sonuçlar getirmişti, Ingiliz filosu Lizbon'da durup Portekiz'in kenti ele geçirme-
ti: Batıda Musul Zengi atabeyieri güçiü bir devlet kurmuş, gıineyde Abbasi haliIeleri sine yardım etmiş, dolayısıyla önemli bir başarıya ortak olmuştu. Kuzny Almanları ve
dini meseleler dışındaki güçlerini de göstermiş, kuzeyde yerel Şirvan ve MAzenderAn Danlar Haçlı olarak yükumlulüklerini yurtlarına yakın toprakiarda yerine getirme izni-
beyleri bagımsızlıklarrnı yeniden elde etmişlerdi. Yine de, gıiçlü atabeyi sayesinde He- ni almışlardı; Elbe-oren bolgesinde pagan Slavlara saldırmalarına Haçlı Seferi statüsü
medan sultanı önemli bir hükümdar olarak ayaktaydı. Aynı şey Rüm sultanı için de tanlnmlş, belki de bu yüzden başarıyla sonuçlanmıştı fl147-68),
söylenebilirdi; Bizans ve Zengiler onu durdurmaya kalkışmasalar, Anadolu'da Turkle- Ingiltere bu dönemde tuhaf bir imparatorluga sahip oldu. Fatih William hanedanr
rin elindeki toprakları birleştirebilirdi. nln Son üyesi de ölünce taht Anjou Dükü Henri Plantagenet'e geçti (1154); Anjou top-
Haçlı devletleri Selçuklu sultanlarına ne olduğunu umursamlyordu. onlar için so- rakları Normandiya'nın hemen güneyindeydi. Iki yıl önce Henri Akitanya Duşesi Ele-
run teşkil eden Zengiler, yani Musul Atabeyi Ve onun yerine geçen oğlu Nureddin'di' anor ile evlenmişti; Eleanor'un toprakları Anjou ile Ispanya sınırı arasındaki bölgenin
Zengİ|er Urfa'yı zaptederek Müslüman karşı taarruzunu başlattılat $LAb ' Hıristiyanlar tümünü kapsıyordu. Sonuç olarak, lngiltere tahtına oturduğunda Henri'nin toprakları
zava||ı bir lkinci Haçlı Seferi'yle karşılık verdiler Q147'48) ' Nureddin bu fırtınayı ko- ManŞ Denizi'nden Pireneler'e kadar uzanmaktaydı. Böylece Avrupa'nrn en zengin hü-
laylıkla atlattı; çok geçmeden Şam'ı ilhak ederek (1154) Müslüman Suriye'yi birleştir- kümdarı olmuştu; Inglliz tahtının gelirlerini bir yana bırakalım, Henri'nin Fransa'da sa-
meyi başardı. Derken mücadele, sonu gelen Fatımi halifeliğinin titremeleriyle sarsıl- hip olduğu topraklar, Fransa kralınınkinden daha büyüktü. Henri lrlanda'nın istilasrna
makta olan, zenginlikten semirmiş Mısır'a aktarıldı, Her iki taraİ da bu ülkenin önemi- da onay vererek mülklerini genişletti; istila yanıltlcı bir biçimde kolay başlamıştı.
nin bilincindeydi; Mısır'ın kaynakları Haç ile Hilal'in Levant'taki mücadelesinin sonu- Surekli degişmekte olan Rus prensliklerinin durumu, Suzdal'ın güçlerinin Kiev'i ele
cunu belirleyebilirdi, ama Hıristiyanlar Nureddin'in Mısır'ı ele geçirmesini engelleye- geçirmesiyle (1169) yepyeni bir görünüm kazandı, Vladimir Büyük Prensi (Suzdal'ın
mediler (1169). başkenti Vladimir'di) unvanlnl, artık Suzdal hükümdarı kullanıyordu. Bizans, Adriya-
Hıristiyanların Levant'ta başı dertteydi, ama İspanya'da üstünlüğü ele geçirmişIer- tik kıyılarının kontrolünü yeniden ele geçirip Sırplar ve BosnalıIara da üstbeyliğini ka-
di, Navarra'nın Aragon'dan kopması (1134) Aragon ile Barselona'nın birleşmesiyle bul ettirerek Balkanlar'a hAkim oldu. Antakya Prensligi de Bizans'a biat etti (öyle gere-
dengelenmişti Q73h; on yıl sonra Aragon krah aşağı Ebro boyunca :uzanan toprakları kiyordu, çünkü Antakya Bizans'ın Malazgirt öncesi topraklanna dahildi). Almanya'da
temizleyebildi (1148-9). Atlas okyanusu kıyısında, bir yuz yıl önce basit bir kontluk Friedrich Barbarossa imparatorluğUn çökmekte olan kurumlarına yeniden can verebil-
olarak ortaya çıkan Portekiz 1739'da krallık olduğunu ilan etti; Lizbon'un zaptıy|a da mek için kahramanca mücadele vermekteydi. Bohemya dükü kral konumuna yükseltil-
güney sınırlarını epeyce genişIetti flI{n ' Orta kesimlerde Leon ile Kastilya'nın bölün- di. Polonya dağıldı'

1 Karahitaylar Budistti; Karahanlılar döneminde orta Asya'da çok büyük ileflemeler kaydetmiş olan Islamiyet geıi çek
ilme dönemine girmişti.
Is 1212
Nureddin Mısır'ı fethettikten sonra da Musul'da ikamet etti, Mısır'ı onun adına bir sızlıklarlnı ilan etmişlerdi.' Hazine tamtakırdı. Yeni imparatorun Söz Verdiği ödemeleri
Kürt komutanı olan Selahaddin yönetiyordu, Bu bir hataydı, çünkü boynuz kulağı geç- yaPamayacağı çok geçmeden belli oldu, Çok hzan Haçlılar Konstantinopolis'i yağma-
mişti; Nureddin ölür ölmez Selahaddin suitanlığı ele geçirdi 0174, Yönetiminin ve LadıLar, aralarından birini imparatorluk tahtına oturttular ve bu Latin imparatorun adı-
kurduğu Eyyubı hanedanının başarısı Hattin zaİeriyle (118Z pekişti; boylece Müslü- na uzanabildikleri her yere el koymaya başladılar. Bu, Avrupa'daki eyaletler demekti,
manların Levant'taki Latinlere karşı taarruzu muzaffer bir sonuca erdi. Kudüs Krallr Bu arada, kendi hesaplarına hareket eden Venedikliler Girit ile diger adaları, deniz f'i-
ğı'nın ordusu hemen hemen tamamen yok edildi, kralhk artık Sür [TyreJ limanından losu rotalarına yarayacak ıısleri ve kaleleri zaptettiler. Latinlerin eline geçmeyen beş
ibaretti. taşra hükümeti kalmıştı: iznik ve Trabzon "imparatorluk"ları, Epir ve Rodos despotluk-
Papa Levant'taki Hıristiyanların durumunu düzeitmek için derhal Üçüncü Haçlı Se- ları ve Mora'daki Monemvasia kalesi (1248'e kadar direndi).
feri çağrısı yaptı. Bu kez çağrısına krallar cevap verdi: 1190'da Alman İmparatoru Fri- Ilkin kendisinin de kabu1 edecegi gibi, Fransa Kralı Phiiippe Üçüncü HaçIı Seferi'ni
edrich Barbarossa ile ingiltere ve Fransa kralları Kutsal Topraklar'a doğru yola koyul- Ingiltere Kra1ı Richard'ı gafil avlamak üzere terk etmişti; Philippe'e göre Richard'ın
du1ar. Friedrich Anadolu'dan geçerek Rom Sultanhğl'nln başkenti Konya'yı aldı, ama elindeki Fransız t'ief leri çokfazlaydı. Talih Philippe'ten yanaydı. Richard Almanya'dan
sonra düşüp öldü. Dolayısıyla Almanya'nın sefere katkısı sona erdi. Ingiltere Kralı Ric- geçerken esir düştü; alçak imparator VL Heinrich'in istediği 100'000 sterlin fidyeyi bu-
hard denizden geldi, yolda Bizanslılardan Kıbrıs'i (1190), Selahaddin'den de Akka ile 1up ozgurlugune kavuşması 15 ayını aldı. Bu arada Philippe hatırı sayılır bir ilerleme
Levant kıyllarının işe yarar bir kısmını aldı (1191). Ama ordusu iç kesimlere girecek ka- kaydetmişti. Ama Richard çok geçmeden yitirdiklerini yeniden ele geçirdi; ancak ingil-
dar güçlü değildi, bu yüzden Kudus Müslümanların elinde kaldı. Sırf görünüşü kurtar- tere tacl Richard'ln renksiz kardeşi John'a geçtiğinde talih yine Philippe'in yüzüne güI-
mak için Haçlı Seferi'ne katılmış olan Fransa Kralı Philippe pek bir şey yapmadı, ayıp dü. Normandiya'nın anahtarl Richard'ın yaptlrdlğl' Seine Irmağl'na bakan görkemli
oImasın diye bir süre kaldıktan Sonra evine döndü. Selahaddin'in üzülmesine gerek Gaillard şatosuydu; Philippe bu şatoyu 1203-4'te aldı, sonra Normandiya'yl, en Sonun-
yoktu, yeni AkkA Krallığı imparatorluğuna f.azla leke sürmüyordu. da da Loire Irmağı'nın kuzeyindeki butun Ingiliz mülklerini. Evet, Üçüncü Haçlı Sefe-
Uçüncü Haçlı Seferi'nin sonuçları haya| kırıcıydı, bu yüzden de dördüncüsü Le- ri'nin cesur şövalyesi Aslan Yürekli Richard'ın başarılarını anlatan şarkılar ünlüdür,
Vant'ln anahtarı olan Mısır'a denizden saldırı planlarlyla başladı. Böylece Hıristiyaniar ama tarih, sebatı sayesinde Fransa'yı Avrupa'nın lider devleti konumuna getiren Phi-
denizlere egemen olmalarının yararlnı göreceklerdi. Venedik özellikle yardıma hevesliy- lippe Augustus'u hatırlar.
di. Belki de Bizans'la mevcut ilişkilerinden dolayı Haçlı hareketinin yarattiğl fırsatlardan Franşa'nın yılıdızı. parlarken Almanya'nınki sönüyordu. Alman monarşisinin seçim-
yararianmakta gecikmişti; dördüncü sefer aradaki açığı kapatmak için iyi bir fırsattı. le tahta oturmasl bir zaaftı, papahkla kavgalar ise bir başka zaaİ (bir sonraki sayİada
Haçhlar 1204' te Venedik'te toplandılar, Ancak Levant'a götürülmelerinin karşılığı okuyacağız), Ama asıl Sorun imparatorluğun faz|a bıyuk, fazla çokdilli olmasıydı. Im-
olarak anlaşılan paranln ancak yarısını getirmişlerdi. Venedik'in önerisi, Adriyatik kı- paratorluğun gücü ile iddiaşı arasındaki uçurum Legnano muharebe meydanında çınl-
yısında, uzun süredir ele geçirmek istediği, bir süre önce Macarların Bizans'tan aldığı çıplak ortaya çıktı; aslında oldukça iyi bir imparator olan Friedrich Barbarossa Lom-
Zara'nın kendisine verilmesiydi. Istek kabul edildi, ama bir sorun daha çıktı: Bir mül- bard Birligi güçlerine yenildi 1176\ ' Italya açısından bakılırsa, imparatorluk sadece ka-
teci Bizans prensi Konstantinopolis tahtına çıkma karşılığında her şeyiyle seferi destek- ğlt üstünde kalmıştı, Ama bizim için çok açık olan bu durum, o çağda yaşayanların gö-
leyeceğini söylüyordu. Haçlı liderleri, kimi gönülsüzce kimi de Venedik gibi hiç tered- zünde çok farklıydı+Jarbarossa'nln oğlu VI. Heinrich Sicilya Krallığı'nın v4risiyle ev-
düt etmeden, bu isteği onayladllar. Türkiere karşı kullanılacak silahlar, bir Bizans im- lendi, onun oğluna da hem imparatorluk miras kaldı, hem de krallık, Çok etkileyici bir
paratorunun yerine diğerinin oturtulması için kullanıldı. bileşim dogrusu.2
Bizans, Çardak'ta [Myriokephalon] Anadolu Selçuklularına fena halde yenildigin- Baltık'ta İkinci Kuzey Haçlı Seferi'ne çıkıldı. isveçliler Finlandiya'da bir köprübaşı
den beri [176 gitgide zayıİlıyordu' Çevre eyaletlerinden birçoğunu yitirmişti: Macar- elde ettiler; Alman kökenli Kılıç Kardeşliği Tarikatı Livonya'da kuruldu. Baltık'ın zaten
lar Hırvatistan ile Dalmaçya'yı, Ermeniler Kilikya'yı almış, Sırplar ve Bulgarlar bagım- sakin olan güney kıyılarında, çeşitli Alman ve Polonya baronları Danlara biat etti.

1 Ermeniler Kilikya'ya Bizans'ın 10' yüzyllda bolgeyi yeniden ele geçirmesinden sonra gelmişleıdi. Bölgede onlara bol mamasıydı. H"u, A1*r, tahtının gelirleri yükselmek şöyle dulsun, azalıyordu, nitekim biı sonraki yüzyıl slflllanmıştl.
bol yer vardı, çünkü Müslüman nülus ya kaçmış ya da kovulmuştu, Bizans'ın da Hlristiyan nü{usu güçlendiıecek bu Tersine, Philippe Augustus Fransız monarşisinin Velgi tabanını o kadar iyi ayarlamıştl ki Fransa'daki Ingiliz fieI'lerine
halekete itirazı yoktu. Malazgilt sonıası bölgedeki Bizans yönetimi çökünce Ermeniler önce TüIklere boyun eğdi, sonla saldırdlğında gelirleri iki katına çıktl' Saltanatının sonunda gelirleri üç katlna çlkmışt1.
Blrinci Haçlı SeIeri'nin şafağında kendi başlanna rol oynamak üzeıe sahneye çıktılar. Dikkate deger başka noktalar da vaı. Kuzeydogu Rusya'da Vladimir Novgorod'un küIk ticaleti kaıakollarına el uzat-
2 VI. Heinrich, oglunu Sicilya tahtlna otultmak için çıktıgı se{erin parasınr Aslan Yurekli Richard'ın fidyesiyle ödemişti, maya başlamıştı. Ispanya'da, Hıristiyanlar Muvahhidleı karşısında Los Navos de Tolosa'da büyük bir zaler kazandiar
hatta bu fidye Alman lmparatorluğu'nun nakit sorunlaıını k1sa bir süre için de olsa çözmüştü. (1212). Aragon Provence'ı yitirdi, ama Fıansa'nın güneyinde bazı flef'ler kazandı. Anadolu'da Rom Selçuklulan bütün iç
Impalatollugun kötü durumda olmaslnın anlamlı bir ölçüsü de batının ondalık Vergi Ve yükümlülrıklerle işleyen feodal kesimleıi kontrol ediyorlardı, güneybatıda da kıyıya ulaşmışlardı. Haıizm Şahı lran'daki kargaşaya son VeIdi, hatta
sistemden, nakitle çalışan para ekonomisine geçmekte oldu5 biı dönemde, imparatorluk maliyesinin bu firsatı kullana- Karahitayları Maveraünnehiı'den çlkaımayl başardl,
IS 1212'DE HIRISTIYAN Aı,gıııI
Karcılcnj Imparatorluğu'nun lrızla çöküşü barbar başarılarının kalıcı olmadığını göS- imparatorun mu? Imparatorlar haklarından vazgeçemezlerdi, çünkü Almanya'da pisko-
tcrcn bir dersti. Alman imparatorları dersi kaçırmadılar: Aynı şey kendi imparatorluk- poslar imparatorluğun temel direklerini oluşturmaktaydı. Hildebrandt'ın kuramıyla
larıırıır başına gelmesin diye Alman kilisesinden yönetici ödünç aldılar. ortaçag kral- başları dönen papalar ise piskoposların din dışı yukumlulukleri konusunda biie hiçbir
lıklarının standart uygulamasıydı bu, ama Alman imparatorları bir adım daha attılar: taviz vermeye yanaşmlyoriardı. Kavga bütün Hıristiyanlık dlemini sarstı. Imparatorlar
Din adamları artık sadece bürokrat olarak değil baron olarak da iş görüyorlardl, Impa- ikide bir Italya'ya yürüyüp Aziz Petrus'un tahtına kendi adaylarınl oturtuyordu. Impa-
rator IL otto 981'de ordusuyla |ta|ya'yagittiğinde, birliklerinin yiizde70'ini kilise men- ratorlar çıkıp gittiği anda da Romalılar bu papaları alaşağı ediyorlardı. Papaların düş-
subu vasalların sağladığı askerler oluşturuyordu. Kilise ve devlet tek vücut olmuştu, man imparatorlara karşı çıkarttığı rakip imparatorlar bu "karşı-papa''lat kadar bile da-
Ikinci adım papalık makamını yenilemek, bundan da yarar sağlamaktı. Bir dizi A1- yanmtyor' karışıklığı daha da artırmaktan başka bir işe yaramıyorlardı. Kanunsuzluğun
ııan papa çürümekte olan makama yeniden hayat verdi fl047-5n ' buna karşılık da pa- kol gezmesinden ürken taraflar sonunda bir uzlaşmaya vardılar: Piskoposların atanma-
palık imparatorun konumunu açıkça destekledi. Ne yazık ki, imparatorla papanın or- sında hem imparator, hem de papa Söz sahibi olacakü fll2). Ama ihtilaf aslında çok
taklığı f'az|auzun sürmedi. Imparatorluk, butün ulusları kapsamayı ne kadar arzular- daha derinlerdeydi. Papalar kilisenin önderi, kendi başlarına birer htikumdar ve (genel-
sa arzulasın, Almanlar tarafından Almanlar için yönetilen bir devlet olmaktan öteye likle) birer ltalyan oldugundan, din dışı, emperyal veyarımadayayabancı bir güce, ref-
gidemedi. Kilise ise, uluslar üstü bir örgüt olarak zaten herhangi bir laik otoriteye bağ- leks olarak karşı çıkıyorlardı. Imparatorluğun çatırdayan yaplsnl iyice sarsma fırsatını
Lanamazdı. pek azı teperdi, Üstelik imparatorluğun gitgide zayıflaması bu işi daha cazip kılıyordu.
Papalığın özgürlük yolundaki ilk adımı, paparun seçilmesini kardinaller kurulunun Basit askeri açıdan bakıldığında imparatorluk Lombardiya'nın kontrolünü kaybetmek-
sorumluluğuna Veren bir kararname oldu (1059). Güya bu önlem, Roma'daki halkın se- teydi, Alpler'in kuzeyinde bile otorite saglamakta gtiçlük çekiyordu. Böyle sersemlemiş
çime müdahale etmesini engellemek için alınmıştl, ama yeni kurallar imparatorun söz bir rakiple savaşmak papalığın itibarını artırabilirdi.
hakkını da ortadan kaldırıyordu. Kararnamenin mimarı olan Toscana Piskoposu Hil- Aslına bakılırsa 73' yuzyılın başında papalığın durumu çok iyiydi. Latin Kilisesi
debrandt'a kimse ses çıkartamadı, çünkü o sıradaki imparator henüz çocuktu, naibi de Baltık'ta pagan|ara, Ispanya'da kAfirlere ve Bizans'ta shbizma taraİtar|arına karşı ga-
güçsüzdü. Hildebrandt bu başarıyı elde edince, daha cesur bir adım daha attı: Kilise lip gelmekteydi. Dördüncü Haçlı Seferi'ni kutsamak biraz zordu doğrusu, ama Papa
devlet kontrolünden kurtulmakla kalmayacak, devleti kontrol edecekti. Hildebrandt pa- Innocentus bunu da becermişti. Sonuçta, Birinci Haçlı Seferi'nde Antakya ve Ku-
pa olunca 1073'te VII. Gregorius adıyia) kilisenin resmi konumu bu oIdu. Bir süre için düs'te kurulan Latin devletlerinin yanl s1ra artık Konstantinopolis'te de bir Latin pat-
bu çözüm işledi. ortaçağ tarihinde herkesin aklında kalan bir resim, Imparator IV, He- rik vardı. Bulgarlar kendi patriklerine kavuşma karşılığında batı kilisesine bağlanma-
inrich'in (Hohenstaufen) Canossa'da, bir tövbekar giysisi içinde karlarda Papa'nın ken- yı kabul etmişlerdi; Kilikya Ermenileri de öyie. Denebilir ki HaçIı Seferleri, önceleri
disini bağışlamasınt beklemesidir. Ama Heinrich bağışlanır bağışlanmaz, kendisini bu imparatorların elde etmek istediği Hıristiyan ileminin liderliginin papalara ait oldu-
derece kuçuk düşüren Almanya'daki ayaklanmayı şiddetle bastırdı. Sonra papan:ın zor- ğunu dogrulamlŞtl.
balığını lanetledi, Roma'ya yürüdü ve papalık tahtına kendi istediği yeni bir papayı Bazı aşırı güven işaretleri yok değildi. Toulouse kontu sapkınlarla papanın istedigi
oturttu (1084), Hildebrandt'ın Salerno'da yapaya|nız ölmesi ("Adaleti sevdim, hakkani- kadar canla başla mücadele etmeyince III. Innocentus bu işi doğru dürüst yerine getir-
yetsizlikten nefret ettim, işte bu yüzden sürgünde ölüyorum") Canossa'daki resme ge- mesi için yine Haçlı Seferi çağrısı yapmıştı (1208). Albigens Seİeri Gkbizma'cılarınka-
reken karşılığı veriyordu, lelerinden biri olan Albi yöresinden alıyordu adını) sapkınları yok etti gerçekten, ama
Işte boylece o ünlü ihtilaf başladı. Genel olarak dünya işleri konusunda, özel ola- o kadar övgüye degiiol-mayan sonuçlar da getirdi. Papa kana susamış köpekleri ser-
rak da piskoposların atanması konusunda nihai söz hakkı kimin olacaktı, papanln ml, best bırakabileceğini göstermişti, ama onları kontrol etmeyi beceremedigi de açıktı.

70
IS 1212'DE KENTLER VE TICARET YOLLARI
7l, yİizyılda Felemenk dokumacıları hem çok pahalı olmayan, hem de evde dokunan- neldiler, 12. yiizyılın ortasında Cenevizlerin Levant ticaretine yatırdıkları para diger bü-
lara göre çok üstün bir yün kumaş üretmeye başladılar. Kumaş önce Felemenk'te sonra tün ticari ilişkilerine yatırdıklarından daha f'az|aydı. Venedikliler ise daha da buyuk ya-
da diger ülkelerde çok tutuldu. Tezglıh|ar öyle hızlı çalışıyordu ki yerel koyun Sürüsü sa- tırımlar yapacak|ardı. Dördüncü Haçlı Seferi'ni ustaca başka yöne kaydırmaları saye-
hipieri yı.ın talebini karşılayamaz oldu. Dokum acı|ar yeni yün kaynakl arl araylp İngilte- sinde Bizans İmparatorlugu'ndan yararlı bir dilim koparma fırsatını elde etmişlerdi
re'yi buldular; bu ülkenin kaliteli yünleri Zaten ünlüydü, üreticileri de talebi karşıIamak ("bir çeyrek ve bir çeyregin yarısı"); akılhca bir seçimle bu dilimin ada|ar olmasını ter-
üzere çiftliklerini yeniden düzenlemeye istekliydi, hem de bu işi becerecek kadar akıllı. cih ettiler. Konstantinopolis, Antakyaya da Iskenderiye'ye yelken açan kadırgaların ar-
|2I2'de Ingiltere başlıca yün üreticisi, Felemenk de gerçekten uluslararası bir imalat mer- tık yarı yolda konaklayabilecekleri bir dizi üs vardı.
kezi olmuştu. Felemenk kumaşları kuzeyde oiduğu gibi İtalya'da da iyi satıyordu. Kuzey Denizi'nde ltalyanların durumuyla karşılaştırılabilecek bir durum yoktu; In-
Dokumacılık kentleri hızla gelişti. En buyuk üretici olan Ghent ilej ana antrepo olan giliz, Felemenkli, Fransız ya da Alman olsun herkesin nakliyat ticaretinde payı vardı.
Brügge, yörenin yeni ortaya çıkan siyasi merkezleri olan Londra ve Paris'e rakip hale Iskandinavların rolü azakıaktaydı; Iz|anda'dan ve Lofoten Adaları'ndan morina, daha
geldi. Dokuma endüstrisi ya|ıızca Ingiltere ve Felemenk'e değil, genel olarak Avru- da önemlisi Baitık'tan ringa getirip pazar|ayarak balıkçıiıktaki üstünlüklerini koruyor-
pa'ya da fayda sağlıyordu. Doğuyla ticaret yaPan Cenevizler, Pisalılar ve Venedikliler lardı. Ama Danimarkalılar asıl ticaret fırsatını Baltık kıyılarında bulmuşlardı; Kuzey
Felemenk yünlülerinin çok beğenildiğini ve çok kArlı olduğunu fark ettiler; yunlüler bu Haçlı Seferi burada yeni rotalar, yeni pazarlar açmıştl. Girişimi başlatanlar çoğunlukla
kentlerin zenginleşmesinde önemli bir unsur oldu, Almandı, ama Danimarkalılar hareketin siyasi liderligini ele geçirip k6.rın çoğunu cebe
Bu ltalyan kentleri ve yarımadanın iç kesimlerindeki komşuları, Felemenk'in uyanl- indirmeyi umut ediyorlardı.
şıyla kıyaslanabilir bir ekonomik mucize yaşamışlardı, Oysa 1000 yılında gözardı edi- Islam ulkelerinde, bu yuzyı|larda batıdaki kadar mgazzam bir ticari İaa|iyet artlŞ1
lecek kadar önemsizdiler. Hiçbirinin nüfusu 5000'i aşmıyordu. Kıyı kentleri sürekli yoktu, ama işe çok daha yüksek bir seviyeden başladıklarından durumlan epeyce iyiy-
Müslüman korsan korkusuyla yaşıyordu, iç kesimlerdekilerin ise adı sanı belirsizdi. di. Kent sayıları ve büyükluklerine bakıIırsa gayrisafi milli hasılalarına yaklaşık yüzde
Ama iki yİ1zyıI sonra bir düzine belli başlı kentin araslna girmişlerdi; hatta Milano ile 50 eklemiş göninüyorlardı; batıyla ticaretlerini dengelemekte hiç de zorluk çekmemiş-
Venedik batı Avrupa'nln en buyuk iki kenti haline gelmişti' Bu dönemde kentleşme ol- lerdi. Levant ülkeIeri geleneksel olarak doğu baharatının tekelini ellerinde tutuyorlar,
gusu yarlmadanın bütün kuzey yarısınl kapsar, dolayısıyla tek tek kentlerin gelişimin- dolayısıyla İiyatları istedikleri gibi düzenleyebiliyorlardı. Ayrıca dokumacılıkta kullanı-
de rol oynayan özel etmenlere çok buyuk önem atietmek mümkün değildir. Bu hızlı ge- lan pamuklarına yün kadar talep vardı. Aslında Hindistan'a özglj olan pamuk ekimi 6.
lişime kaynak sağlayan nüfus patlaması öylesine güçlüydü ki ihtiyaç olsun olmasın in- yljzyılda Arap ülkelerine ulaşmış ve Islamiyet'le birlikte Akdeniz çevresine yayılmıştı.
san1arı kentIere akıtmıştı. 13. yuzyılda Suriye ve Mısır beili başlı pamuk üreticisi ülkelerdi.1 Hatta Levant ülkele_
Italyanlar bu faz|adan adale gücünü önce karasularını denetim altına almakta kuI- rinin daima dış ticaret İaz|ası vardı, batı ise kendi açığlnl kapatmak için gümüş ihraç
landıiar; I1. yİizyılda kendi kıyılarına egemendiler. Sonra, Pisa, Cenova ve Venedik de- etmek zorundaydı. Şans eseri 12. ynzyı|da Saksonya, Karintiya ve Sardinya'da açılan
nizcllefl Birinci Haçlı Seferi'nin yarattlğı olanaklardan yararlanmak üzere doğuya yö- yeni madenler ihtiyacı karşılayabilmişti.

1 Mıslrlı dokumacılann Fustat'ta (Eski Kahire) ürettikleri pamuklu-keten karışımı "fusti'' kumaşlar ünlrıydu' Benzeı eti-
moloji müslin (Musul'da yapılan ince pamuklu) ve dımışki (Şam'da [Damaskos] dokunan kendinden desenli kumaş) için
de geçerlidir'

72
Is 1230
Erken ortaçağda batının başına dert açanlar göçebelerdi. lster Avarlar gibi tek top- ler genç şahın daha fazla ilerlemesini engellemek için birleşti ve yenilgiye uğrayan şah
luluk halinde hızla ve çok uzak bölgelere gitsinler, ister Türkier gibi yüzyıllar boyunca geri çekilmek zorunda kaldı. Moğol ejderinin dişleri artık onu da tehdit ediyordu. Do-
ve kabileler halinde göçe kona ilerlesinler, bu göçebeler sürüleri ve aileleriyle hareket ğuda bu önemli olaylar gelişirken, E1yubiler Hıristiyanlarln Kudüs'ü ve oradan kıyıya
ediyorlardı. Her ne türden bir siyasi iktidarları Varsa, o iktidarın merkezi de kendileriy- kadar inen bir koridoru ele geçirmelerine izin verdiler; boylece herhangi bir Haçlı teh-
le birlikte yer değiştiriyordu, 1206'da Dış Moğolistan'da toplanan bir kurultayla yeni likesini önleyebileceklerdi. Böyle bir izin Hıristiyanlara hakaret anlamına gelse de,
bir göçebe imparatorluk türü doğdu; artık merkez yerinde kalacak, ordular doğuya ya Haçlı kalıntılarının hala tehlike yaratabl|eceğini gösteriyordu.
da batıya gidecekti. Bu imparatorluğu Moğol kabile reisi Timuçin kurmuştu; yirmi yıl Latin imparatorluğu ilk ivmesini yitirir yitirmez dağı|maya başladı. Asya'daki top-
boyunca savaşarak Gobi'nin kuzeyindeki otlaklarda yaşayan bütün kabileleri egemen- raklarını lznikliler aldı (Rodos Despotluğu'nu da aldılar); Avrupa'da, Selanik'i ele geçi-
iigi altına toplamıştı' Timuçin kurultayda programlnln ikinci aşamasını da ilan etti: Go- rip fl223i, rakip imparatorluğun başkenti yapan Epirliler tarafından sıkıştırılıyordu, Ne
bi'nin ötesindeki dünyayı da fethedecekti. Bunu başaracağından emin olduğu için de var ki Epirliler Bulgarlara gereksiz yere saldırıp tam bir felakete uğrayarak (1230) Kons-
Cengiz Han unvanını aldı. tantinopolis'ikazanma fırsatını ellerinden kaçırdılar. Latinler ise kendilerini bile şaşır-
Kendisi hariç herkesin kabul edebileceği ölçülere göre Cengiz Han başarıh bir tan bir biçimde, hem başkentIerini hem de Yunan anakarasına ve adalara yayılımış t'i-
adamdı, çünkü hayatlnın son yirmi yılında Çin'in fethine başlamış, ortadan kalkan Ifu- eflerini elden kaçırmamayı başardılar. Trabzon lmparatorluğu ise asıl sahnede rol al-
rahitay Hanlığı'nın topraklarını ilhak etmiş, iki amansız seferle [220-2|) Harizmşah mak istemedi ve Selçuklular t2!4'te Sinop'u işgal ettiğinde Gürcistan'a yaslanmayı ter-
Imparatorluğu'nu yıkmıştı. Kadersiz Harizm şahını kovalayan birlikler daha batıdaki cih etti,
diyarlara da el atmıştı: Gürcüler, Alanlar, Kumanlar ve Güney Rusya prenslikleri ezici Muvahhidler Los Navos de Tolosa'daki yenilgilerinden 16 yıl sonra Ispanya'yı terk
yenilgilere uğratıldılar [227'2) ' Cengiz Han, bu üIkelerin zaaflar:ın| kendi lehine çevir- etmeye karar verdiler; oradaki Müslümanlar artık kendi başIarının çaresine bakacaklar-
meye fırsat bulamadan ö|dlJı (7227) ' Yarattığı ve bölünmeden devam eden imparatorluk dı fl228-29). ortaya çıkan yerel hükümdarlardan sadece Granada sultanı önemliydi,
Iran'dan Kore'ye kadar uzanıyor,benzersiz pagan orduları tek tek bütün komşuları için ama o da Hıristiyanların ilerlemesini durduramadı. Aragon Mayorka'yı fethetti, artık
tehdit oluşturmaya devam ediyordu.' Leon ile tamamen birleşmiş olan Kastilya ise Sevilla'yı aldı.
Bu aşamada lran'ın sadece doğusu Moğol egemenligine girmişti; batıdaki eyaletler- Baltık'ta en önemli olay Danların hegemonyaslntn Sona ermesiydi ,1227I . Kılıç Kar-
de genç, enerjik bir şah Azerbaycan ile Gürcistan'ı fethederek babasının kaybettikleri- deşligi Tarikatı'nın şövalyeleri Estonya'yı fethetti; rakip tarikata mensup Töton Şöval-
ni telafi etmiş, Harizm devletini yeniden canlandırmıştı. Ancak Selçuklular ve Eyyubı' yeIeri ise güneybatl Prusya'daki Torun'da harekata başladılar.

-'--/

1 "Göçebe döngüsü''nü işleten mekanizma biıçok kişinin kaiasını kurcalamıştıf. Hun, Türk ve Moğol göçleIini ne te- Iatorluğu'ndan ya da daha sonraki Moğol Imparatoıluğu'ndan farklı oldugunu söylemenin b|ze yararı olmayacak. Hatta
tiklemişti, nüfus altlş1 mı, otlaklaıın kuruması mı yoksa göçebe savaşçının silahlarınln gelişmesi mi? Ya da basitçe, bu üzenginin asıl etkisini bozkırda değil (buradaki savaş biçimleıi üzenginin icadından etkilenmemişti) Hlristiyan Aleminde
göçlerin sebebi, başarılı bir hanın olagan ufuklarının ötesine seIer düzenlemesine yol açan tamamen siyasi olaylar mıydı? gösteIdiğini iddia etmek mümkün: Fıank süvarileri üzengi sayesinde şok taktiklelini (belde tutulan karglyla hücuma kalk-
Peki Cengiz neden haleIlerinden ve sele{leıinden daha başarılı olmuştu? maH geliştiıebilmiş, bu taktikler ieodal şövalyelerin adeta damgası olmuştu.
Nü{us iazlası Varsaytmlnl sınamak için geıeken verileri belki asla elde edemeyecegiz, Ama eski çağların iklimini araştr Aslında muhtemelen bozkırln dinamikleıi matematik anlamda düzensiz, karmakanşlktı. Fraktal kümelerin tekıarlaması
ıanlar bir araya gelirre, bir süre çok olan "Asya'nın Nabzı'', yani otlakların döngüsel kuruması likıi test edilebi gibi, imparatorluk kuranlann büyük zaferleri ile tek tek klanlaıın kiıçuk çaptaki hareketleri arasında adeta bir yankılanma
'evaçta beuiyor,
lir. Teknik ilerlemeler söz konusu değlmişe çünkü bozkırda devrim yaratan tek icat üzengiydi. Avarlar üzengi- vardır. Benim tahminim, evet, Cengiz hayranhk duyulması gereken bir hükümdardı, ama imparatorluğru istatistik olarak
yi batıya getirmiş' savaşları muhtemelen bu sayede kazanmışlardı. Ama Avar Imparatorlugu'nun daü önceki Hun İmpi- böylesi oluşumların yelpazesine giriyordu; o sadece arkasına çok güçltı bir nizgirı alabilmiş bir imparatordu.

74
Is 1278
Moğolların Rus bozkırlarında ilk belirişiyle 1236'da yeniden ortaya çıkışları ara- kaynakları tüketti, Moğol imparatorluğu hem Avrupa'da hem de Yakındoğu'davaraca-
sındaki 14 yıllık dönemden yararlanmak batıda kimsenin aklına gelmedi. Dolayısıy- ğı en Son noktaya ulaşmıştı.l
la Moğol komutanları ilk seferdeki gibi düşmanlarını tek tek avladılar, Volga Bulgar- Dogudaki Hıristiyanlar, yavaş yavaş onları yok etmekte olan Müslüman ilerleyişin-
larıyla işe başladılar' Sonra Ryazan yoluyla Vladimir'i geçip güneye indiler ve Ku- den Mogollar sayesinde kurtulacaklarlnl umut etmişlerdi. Gerçekten de Gürcistan'ı
manlar ile Alanları sindirdiler. Don yöresinde kışladıktan Sonra batıya saldırıp önce Moğollar kurtardı; bu kuçuk kallık Moğol himayesi altında topraklarını yeniden ele ge-
Pereyaslavl'ı sonra da Kiev'i talan ettiler. En sonunda da orduyu ikiye ayırarak Av- çirip zenginleşti. Ama Haçlı devletleri sınırın öte yanında kalmıştı, dolayısıyla soluk al-
rupa'nln derinlikIerine indiler. Kuzey ordusu PolonyalıIar ile Töton Şövalyeleri'ni, maya fırsat bulamadılar. Kudüs, ilk Moğol akınından kaçan bir Harizm güruhu tarafın-
güneydeki güçler de Macarları yendi. Öyle görünüyor ki, imparatorluklarınln yeni dan ele geçirilmişti fl244). Memlüklar da 7263'te Antakya'yı, daha sonra da Trablus-
topraklarını yönetmek üzere Macaristan'r merkez yapmak niyetindeydiler. Ama şam (1289) ve Akka'yı (1291) ele geçirdiler,
|242'de Cengiz Han'ın oğlu ve vArisi Ögedey Kağan'ın öldüğü haberi geldi ve komu- Papalık 13, ynzyıLın ikinci çeyreğini Alman Imparatoru II. Friedrich Hohensta-
tanlar imparatorluğun asıl merkezine yakın bir yerde konuşlanmaya karar verdiler. u{en'le çekişerek geçirmişti; papa için daha da önemlisi, Sicilya kralı ile çekişmeler de
Bulgaristan yoluyla çekildiklerinden, bu ülke Moğol yöningesinde kaldı; Polonya ile bitmiyordu. Papa durmadan aynt karabasanı görüyordu: Ya Papalık Devleti Fried-
Macaristan yörüngeden kurtuiabildi' rich'in yukarıda ve aşağıdaki iki değirmen taşlnln arasında ez||irse? Gerçi Friedrich'in
Moğollar Yakındoğu'yu bolum bolıım fethettiler. 123l'de Harizm Şahı Celaled- ölümüyle (1250) acii tehlike geçmişti ama bir daha yeniden ortaya çıkmayacağını kim
din'in imparatorluğu bir Moğol birligince ortadan kaldırıldı; bu birlik Azerbaycan ot- bilebilirdi? Tek çare Hohenstaufen so)runun tamamen temizlenmesiydi. Friedrich'in
laklarında üslendi. B, guç 11 yıl sonra Rom Selçuklularını yendi ve haraç vermeye zor- henüz çocuk olan torunu Ve meşru vArisi Conradin'i, amcası Manfred tahtından mah-
ladı. (Dolayıslyla, bir önceki on yl boyunca Selçukluların vasalı olan Trabzon İmpara- rum edince papalık bekledigi fırsatı buldu. Papa bu taht gaspınl ianetledi, Manfred'in
torIugu ile Kiiikya Ermeni Krallıgl efendi değiştirmiş oldu.) Sonunda1256'da Moğol ha- taç üstündeki haklarını yitirdiğini ilan etti Ve tacl Fransa Kralı IX. Louis'ye teklif etti.
nı Hülagu büyuk yedek kuwetlerle ve bütün Yakııdoğu'yu Moğol kontrolüne alma Louis teklifi kardeşi Anjou Kontu Charles'a geçirdi, Charles derhal ltalya'yı istila etti,
buyruğuyla geldi' Hülagu, Alamut Ismaililerini (Haşhaşiler) yok etmekle işe başladı ve Manfred'i Benevento muharebesinde fl266) yendi ve bu güney ltalya krallıgının haki-
böylece bu mezhebin tarihi uygun bir şekilde sona erdi. Sonra Abbasi Halifeligi'ne sal- mi oldu. Iki yıl sonra rüştüne eren Conradin hakkını aradı. Charles onu da başından
dırdı. Bağdatbiraz direndikten sonra düştü, kentliler katledildi ve Moğolsüvarilerinin savdı. Sicilya ile Almanya arasındaki bağlar kesilmişti.
nalları halifeyi çiğnedi. Bu haberin Suriye ve Filistin'de yaratllg| panik sonucunda Hü- Charles'ın desteğiyle papalık orta İtalya'daki prensligin kontrolünü fiilen ele geçir-
lagu'ye hemen hemen hiç kimse direnmedi. Ama Mısır'ı istila niyetleri gerçekleşmedi. mişti; zaten kagıt ustunde bu böige Charlemagne döneminden beri kiliseye aitti. Char-
Yine han öldü ve bu kez imparatorluğun kalbinde iç savaş çıktı. Hulagu yurduna dö- les ve papanın ortak çabalart meyve verdi ve yeni Papahk Devleti bir sonraki Alman
nerken Mısır sınırını gözlemek üzere sadece birkaç alay bıraktı. imparatoru, Habsburg hanedanından Rudolph tarafından diplomatik açıdan tanlndı.
Msır'da, son Eyyubilerin Türk muha{ızları arasından seçilen Memlok sultanları hü- Aslında Rudolph bölgenin imparatorluk t'i,ef|eriıden biri olduğunda ısrar edebilirdi,
küm süniyordu. Bu kez Memlüklar saldırıya geçip Ayn Calut muharebesinde Filistin'i ama onu sadece Almanya ilgilendiriyordu. Dolayısıyla kuçuk ltalyan yerelyönetimle-
Savunan Moğol güçlerini yok ettiier. Artık Suriye'yi kurtarmalarlnı Ve Fırat Irmağı'nı st ri, Papalık Devleti ve Sicilya Krallığı artık istedikierini yapmakta serbestti,'
nır yapmalarını engelleyecek bir güç kalmamlştl. Nitekim sınır Fırat oldu ve öyle kal- Charles'ın istekleri pek çoktu' Eski Norman projelerini canlandlrmak, yani krallığı
dı. Hülagu'nun kurduğu llhanlı Devleti, Rusya'yı denetlemek üzere kurulan hanlıkla hem Afrika'da hem de Balkanlar'da genişletmek istiyordu. Beceriksiz ama gayretli bir
(batıda Altınordu Hanlığı diye bilinir) çekişmeye başladı. Her ikisinin de kagıt üstün- HaçIı olan kardeşi Louis'yi kandırıp Tunus'a gitmesini sağladı. Sonuç umut kırıcıydı:
de üstbeyi olan Çin'deki Kubilay Han'ın onları kavgadanvazgeçirmeye ne isteği ne de Louis dizarypxiden öldü, bir haraç vaadinden başka bir şey elde ediIemedi, Zaten o va-
olanağı olduğundan, iki hanın bu çekişmesi batıya ilerlemek için kullanabilecekleri at de yerine getirilmedi. Balkanlar'da Charles daha başarılı oldu; zaten oradaki Latin >

1 Kubilay'ın tahta çıkmasıyla (1260) Moğoı imparatorluğu fiilen dört a},n hanlığa bölündu: Altınordu, İlhanlılar, Kubilay'ın on sayfa ileriye, kentler ve ticaret yolları haritasına bakmalısınız. o harita en büyük 20 kentin görece önemi hakkında bir
Çin'ive haritada ucu görünen orta Asya'daki harılık. Bu hanlık, Cengiz'in ikinci oğlu Çagatay'ın dirligi olduğu için Çağatay fikir veriyor. Boyuk olsun ktiçük olsun bu kentlerin hepsi çuvaldaki kediler gibi kavga ediyorlardı ve papalık ile impara-
Hanlıgı diye bilinir, ama bu tarihte bölgenin üstbeyi Ögedey'in torunu Kaydu idi; Çagatay soyu 1309'da yönetimi devraldı. torluk afaslnda yıllarca süıen çekişme sırasında benimsenen isimleri kullandılar: Guelfo (Papalık taraftarı; bu isim
2 Harıtakuzey İtalya'daki elliyi aşkın topluluktan sadece ikisini gösteıiyol: Pisa (Korsika ve Saıdinya'ya sahip olduğu Hohenstaufen'lerin rakibi Welf hanedanından gelir) ve Ghibellino (imparatolluk taraItaIı; bu isim de bir Hohenstaufen
için) ve Venedik (Impaıatorlugun dışında oldugu için). Bu bolgedeki siyasi durum hakkında bir fikir elde edebilmek için şatosu olan Waiblingen'den gelir
> t'ief leri Bizans'ın Konstantinopolis'i yeniden ele geçirmesinden (1261) sonra bir ko- Yeniden canlanan Danimarka Estonya'yı aldı; Isveç Finlandiya'daki köpnibaşını geniş-
ruyucu aramaktaydı. Charles, Latin Imparatorluğu'nun artıklarını toplamayı becerdi ve letti. Kuzey Haçlı Seferi'nin meşru hedefi olarak yalnızca Litvanyalılar ve en kuzeydeki
Akhaia Prensi unvanını aldı 027g. Ele geçirdigi olağanüstü geniş topraklar artık An- Finler ve Laplar kaimıştı. Beklentilerin tersine, Litvanyalılarln cesur Savaşçl oldukları
jou'dan (miras kalmıştil Provence'a (evlilik yoluyla elde etmişti), Sicilya'dan (fethetti) anlaşıldı. Finler ve Lapların ise nüfusu o kadar seyrekti ki saldırmaya değmezdi. Nov-
Arnavutluk'taki ileri karakollara, Korfu'daki krallıktan Balkanlar'daki Latin fieflerine gorod iyi bir hedef olabilirdi; zengindi, ödlekligi ünlüydü (istilaya uğramamasına rağ-
(lrer üç yolun karışımıyla ele geçirmişti) kadar uzanıyordu. Bütün bunlara deger miydi, men Moğollara boyun eğmişti), Rus standartlarına göre ele geçirilmesi görece kolaydı.
o başka mesele. Sicilya'da Vesperum Ayaklanması çıktıgında (isyanın başlama işareti- Novgorod, savunmasrnr Suzdal prenslerinden biri olan Aleksander Nevski'ye emanet
ni Vesperum'ayani akşam duasına çağlran çanlar vermişti) Charles'ın başı fena haIde etti, 1242'de donmuş Peipus Gölü'nde yapılan bu hayati muharebeyi Nevski kazandıve
derde girdi. bundan boyle en karanlık gününde Rus devletini kurtaran adam olarak hatırlandı.3
Bizans için iyi yıllardı bunlar. Selanik'teki Epir Imparatorluğu çökünce lznikliler Ispanya'da, Portekiz ve Aragon kendi bölgelerinin fethini tamamladılar. Bu arada
Avrupa'ya geçti, 1259'da Yunanistan'daki Latinlere karşı önemli bir zaİer kazanıp Kastilya, ayakta kalan tek Müslüman devlet olan Granada Emirliği'ni küçük bir bolge-
Mora'nın dörtte birini ele geçirmişlerdi. Iki yıl sonra da hiçbir direnişle karşılaşma- ye hapsetmeyi başardı. Balear Adaları, Aragon hanedanından bir kuçuk kardeş için ay-
dan Konstantinopolis'e yeniden girdiler. Sonuçta Epirliler boyun eğdi fl264 ve bir rı krallık haline getirildi; Navarra Fransa'nın egemenligine geçti. Fas'ta Meriniler Mu-
deniz seferiyle Ege adalarrnın çoğu yeniden elde edildi. Bizans adeta yeniden kurul- vahhidleri alaşağı etti ([269lı Muvahhidler zaten Tlemseo ZiyanİIeri ve Tunus Hafsile-
muştu; evet, başarı kısmi, elde edilenlerin ne olacağı kuşkuluydu, yine de bu anın ta- ri tarafından Magrip'in doğusuna kovulmuşlardı (1230'larda). Atlas Okyanusu'nda
dı çıkarılmalıydı. Norveç Lzlanda'ya boyun eğdirdi fl248), fakat batıdaki adaları Iskoçya'ya teslim etme-
Baltık'ta öne çıkan Töton Şövalyeleri kendilerine tahsis edilen alanı, yani Prusya'yı yi kabul etti fl266\.Ingilizler Galler halkını ezmeyi sürdürdü, ama bu prensligi l282'ye
fethettiler, sonra da Kılıç Kardeşliği Tarikatı'nın toprağı olan Livonya'yı ele geçirdiler. kadar ilhak etmediler.

3 Efsaneye göre Aleksander Nwa kıyısındaki bir muhrebede (1240) İsveç işgal tehlikesini de püskürtmüştü; unvanı arabasını sıkı sıklya Moğol atım bağladığı kesindir. Hanın bütün emirlerini yerine getimişti; Novgorodlular Moğollara
Nevski buradan gelir. Bugünkü araştırmacılar bunu kuşkuyla karşılıyor; Muharebeyi anlatan tek kaynak çok geç bir tari- verdikleri haracın azaltılmasını istediklerinde yıldırım gibi üstlerine gelen ve ellerinden tam miktarı alan (1260), o sırada
he ait ve aşırı Aleksander taratlartdır, ayııca Aleksander hayattayken bu unvanı hiç kullanmamıştır' Ama Aleksander'in Vladimir Büyük Pıensi olan Aleksander'dı.
Is 1346

Moğol İlhanlı devletinin çöküşü L4. yİizyıl başlarının en çarpıcl olayıydı. Son fiili il- Aragon'un deniz gücüyle başa çıkamadı, 1302'de Charles öldükten çok sonra, bir anlaş-
han olan Ebu Said 1335'te ölünce çeşitli Moğol hizipleri merkez eyaletlerinin kontrolü- ma imzalanarak Sicilya'da iki krallık tanındı. Biri adayı kapsıyor ve Aragon hanedanın-
nü ele geçirmek üzere birbirleriyle çatıştılar; Tebriz Çobanileri öne çıktı, ama digerleri dan bir prens tarafindan yönetiliyordu; anakaradaki toprakları kapsayan digeri ise Anjou
ne üstün gelemedi. Çevrelde yerel yöneticilerin toprakları kalıtsal dirliklere dönüşmeye denetimindeydi' Napoli Krallığı adıyla anılması daha doğru olan ikincisi Anjou mülkle-
başlamıştı; Batı Anadolu'da ozellikle ilginç bir gelişme gönilüyor, yeni bir siyasi birim rinin nüvesini teşkil etti. 1290'da AnJou Kontluğu hanedan kızlarından birine drahoma
olan gazi beylikleri ortaya çıkıyordu. Bizans sınırındaki Türk kabilelerinin beyleri ken- olarak verilmiş, dolayısıyla Napoli'nin asıl kontlukla ilişkisi kesilmişti; Latin Imparator-
dini kifirle Savaşa, yani gazaya adayan anlamına gelen gazi unvanını alıyorlardı, Bu uç- luğu'ndan arta kalanlar da l307'de kuçuk ogullardan birinin Soyuna emanet edildi.
beyleri 73. yuzyı|ın sonunda büyük akınlara başladılar ve 14. yizyılın ortalarında Bi- Aragon'un Sicllya'ya müdahale etmesinin gerekçesi, Manfred'in kızının Aragon
zans'ı Asya topraklarından atmayl başardılar. Gazilerin kurduğu beyliklerin en önemli- Kralı III. Pedro ile evlenmesiydi, böylece Aragon tahtta hak iddia edebilmişti. Ama
si Osmanlı Beyliği'ydi haritada 2). Kurucusu Osman küçük bir Selçuk uçbeyligi olan krallıgın ana limanı olan Katalonya başkenti Barselona'nın girişimci sakinleri sayesin-
topraklarını 1280'1.324 arasında Anadolu'nun hemen hemen bütün kuzeybatısına yay- de zalen Aragon'un denizlerdeki rolü artmaktaydı. Sicilya'daki savaş sona erince Bü-
dı. osman önce Selçukluların sadık bir vasalıydı, sonra, 1300'lerin başında Seiçuklu ha- yük Katalan Birligi'nin yurda dönmesi gerekiyordu, oysa birlik Bizans'a paraiı asker ol-
nedanı sona erince, yerlerine geçen MoğoI valilere baglandı. Ama dağılmakta olan 11- mayı seçti (1302) ve sonunda Atina Dukalığı'nı ele geçirip bir Aragon/ie/ine dönüştür-
hanlı devletinin valisi, uzak batının kuçuk beyleriyle uğıaşamayacak kadar meşguldü. dü (1311). l322'de Papa Venedikliler ve Cenevizleri Memlük ticaretine ambargo koy-
Bu haritanın gösterdiği tarihte gazi beylikleri Moğol yörungesinin dışına çıkmıştı.' maya ra^ ettiğinde Katalanlar bu fırsatı kullanıp Iskenderiye'deki varlıklarını artırdılar.
Altınordu Hanlığı llhanlılardan daha uzun yaşadı, Han pençesini Rus prensliklerin- |323'te Sardinya'yl aldıklarında artık Pisa'nın gücünün tükendiği ve Akdeniz ticari hi-
den asla çekmedi. Prensler hanın çadırına gelip unvanlarını onaylatıyor, ordularını han yerarşisinde Barselona'nın üçüncü sıraya yükseldigi ortaya çıkıyordu.
nereye emrederse oraya götürüyorlardı, Ama Mogol Slnlrınln orta Ve güney kesimlerin- Bu hiyerarşide Pisa gerilemiş, oysa Cenova yükselmişti ve artık Venedik'i zorluyor-
de hanın otoritesi artık eskisi kadar güçlü değildi. Aşağı Tuna'da hem sağ loyıdaki Bul- du. Bizans'ın canlanmasşıla Konştantinopolis ile ayrıcalıklı ticaret Venedik'in degil Ce-
garlar, hem de daha şaşırtıcı biçimde, sol kıyıdaki Vlahlar [Eflaklar] Moğol boyunduru- nova'nln eline geçti, Gerçi Venedik'in Ege'deki konumu öyie kolay kolay tersine çev-
ğundan kurtulmayı başarmışlardı, Hatta orta kesimde Altınordu Hanlığı kendisine bağ- rilemeyecek kadar güçluydü, ama Karadeniz ticaretini bahştme hakkı da Konstantino-
Iı bazı hükümdarları Litvanyalılara kaptırmıştı; Litvanyalılar Volhinya'yı ilhak etmiş, polis'a aitti' I270'|erde Cenevizler Kırım ve Trabzon'da ticari karakollar kurmaya baş-
Smolensk'i himaye altına almış, gıineydoğu sınırlarını Kiev'e kadar genişletmişIerdi. ladılar, böylece Rus ve Lran pazar|arına girdiler. Yavaş yavaş ortaya Venedik'le karşı-
Vlahya ile Litvanya araslnda, hala Mogollara vergi ödemekte olan Galiçya vardı. Ama Iaştırılabilecek bir ticari imparatorluk çıktı. Cenevizler Kırım'da Kefe'yi ele geçirmeye
Galiçya zaten kim isterse ona, Litvanya'ya, Macaristan'a hatta Polonya'ya haraç çahşan Moğolları püskürtüp 1343'te kente sahip oldular. Samsun'da da bir garnizon
veriyordu. kurdular. Ege'de Khios'u [Sakız] 1346'da Bizans'tan aldılar. Merkez boigede ise Pisa'yl
Bu iistede Polonya'yı görmek şaşlrtlcı, çunkü Polonya'nın durumu bir süredir hiç ezicibir yenilgiye uğrattıktan sonra (1284'te Livorno açıklarında Meloria'da) Korsika'yı
iyi degildi. 14' yüzyılın ilk yıllarında doğu Pomeranya ile Baltık kıyılarındaki toprakla- ele geçirdiler. Tek bir zafer Cenova ile Pisa arasındaki meseleyi halletmeye yetmişti; oy-
rını Töton Şövalyeleri'ne, 1327'de de Si|ezya'yı Bohemya'ya kaptırmıştı. Ama en azın- sa Cenova ile Venedik arasındaki çatışmalar iki kente de kalıcı bir avantaj sağlamıyor-
dan krallık yeniden kurulmuştu; |346'da kuzeydoğudakiMazovya Prensligi hariç bü- du. Ama bu çatışmalardan biri farklı sonuçlar doğurdu. 1298'de bir Ceneviz filosu Ad-
tün Polonya, Kral III. Kazimir'in hükümranlığını kabul etmişti ve Kazimir krallığından riyatik Denizi'ne girip Curzola açıklarında (bugunku Kerkula) üstün bir Venedik gücü-
toprak koparmaya çalışanları engellemeye kararhydı. nü perişan etti, 5000 Venedikli esir arasında Çin'den henüz dönmüş olan Marco Polo
|232'de' Anjou Dükü Charles'ın hukum surdugü Sicilya Krallığı'nın bir yarısı oian da vardı; işte bu tutsaklığı sırasında onu meşhur edecek olan kitabı yazdı'' 1

adayı Vesperum ayaklanması alt üst etmiş, ayaklanmayt bastırmak mümkün olmamıştı. |4, y'İizyı|ın ilerlemesiyle Bizans'ın yıldızı yine söndü. Bizans'ın kaydetfigi son ba-
Aragon adalıi^ara destek sağlamamış olsa belki Charles işin üstesinden gelebilirdi, ama şarı Epir prensliklerini ele geçirmekti; bundan sonra Sırpların baskısını gilgide daha >

1 Haritada gösterilen beylikler (başkentleri parantez içinde): Çandarlı (Kastamonu);2. osmanlı (Bursa);3. Saruhan Rur,i""ııo pıoiesyonel bir yazardı,ama Marco'nun hikayesini gerektiği gibi, doğru düdst yazamamlştı' Marco'nun kendi
(Manisa); 4, Aydın (Birgi); 5. Menteşe (Milas); 6. Geımiyan (Kutahya); 7. Hamid (Egridir); 8. Teke (Antalya); 9. Karaman göZüyle göIdükleıini duyduklarıyla karıştırmış, metnin renklendirilmeye ihtiyacı olduğunu düşündüğunde araya bas-
(Iarende). makalıp muharebe sahneleri, kendi yazdıgı romanslardan alınma masallar sılıştırmıştı. Sonuç gerçek ile fantezi arasında,
2 Bu kitap Marco Polo'nun Seyabatlan değildil, doğuda geçirdiği ilk 25 yıl.ı anJıalmaz. Dünya'nın Tasviri ad|ı kitaptır ve manastıılarda Incil'deki hikAyeleri ıesimlemek üzere yapılan o çağln dünya haritaları gibi, yararsız ve acıklı bir yığındıı.
Marco'yla birlikte hapis yatan Pisa'lı Rusticello'nun kaleme aldığı, pek iler tutar yanı olmayan bölük pörçük şeylerdiı. oysa ikisi bir olup neleı üıetebiliıdi...

79
> f'azla hissetmeye başladl, Sırp Prensi Stefan Duşan, henüz tahta geçmeden önce Bul- simlerindeki prensler rekabet ediyordu, 14 ' y:Jızyılın başında en önemli kraliyet merkez-
garlara karşı önemli bir zaf.er kazanmıştı; 1330'larda Anakara Yunanistan'ındaki Bizans leri Moskova ve Tver'di. Altınordu Hanı'nın onayını almayı başaranlar genellikle Mos-
savunma hattını yarıp Arnavutluğu ve Selanik hariç bütün Makedonya'yı ele geçirdi. kova hanedanından gelenlerdi, 1331'den Sonra unvan Moskova'da kaldı,
1346'da "Sırpların ve Yunanlılarln imparatoru" unvanıyla taç giyerek Bizans miraslnln Alman imparatorları, Italya şoyle dursun, Almanya'yı bile kontrol etmekten vazgeç-
kalıntılarında hak iddia etti. Bizans'ın Avrupa'daki diğer eyaletlerini de eline geçirme- mişler, kendi topraklarını genişletmeye koyulmuşIardı. Isviçre'de mütevazı bir mülkü
si an meselesiydi. olan Habsburg'lu Rudolph imparator olunca bu fırsatı Avusturya'nın kontrolünü ele
iskandinalya'da Danimarka monarşisi yine çöküşe geçmiş, isveç'in güneyindeki geçirmek için kullandı (1282);1308-1314 arasında imparator olan Lüksemburg'lu Hen-
eyaletler bir borcun teminatı olarak isveç Krallıgı'na verilmişti. Ama Estonya 1346'da ri oğlunu Bohemya kralı yaptı; Bohemya ne de olsa Lüksemburg dukalığından çok da-
Töton Şövalyeleri'ne satılınca Danimarka yeniden yükselme sürecine girdi. Bu arada, ha gözalıcı bir mülktü. lmparatorların kendi çıkarlarını gözetmesi tehlike çanlarını çal-
geçici bir süre için aynı kralın egemenliği altında yaşayan Norveç ve isveç uzakkuze- dırıyordu, ama önceki imparatorların toprak bağışlayarak diger baronların sadakatini
yin topraklarını yokluyorlardı. Isveçliler Bothnia Körfezi'nin (Baltık'ın yukarısı) her iki kazanmaya çalışması işe yaramamıştı, Devlet kuşunu aile kafesinde tutmak daha akıl-
yakasında denetimi ele geçirdiler; Novgorod, Isveç'in batı Finlandiya üzerindeki hü- lıca gözüküyordu. Habsburglar ve Lüksemburglar'ın çıkarına olanın (bundan sonraki
kümranlığınl tanımak zorunda kaldı (1323) ' Daha kuzeyde (haritada görülmüyor) Nor- imparatorlar hep bu iki aileden çıktı) Alman imparatorluğu'nun da çıkarına olacağı bi-
veçliler Kuzey Burnu'nu aşıp Kola yarımadasına bir dizi sefer düzenlediler; oysa bu le iddia edilebilirdi. Ortada yeteri kadar kuçuk ve zayıf. prenslik vardı.
topraklarda Novgorod da hak talep ediyordu. Sonuç olarak Kuzey Buz Dairesi'nde ola- Son olarak bu dönem hakkında belirtilmesi gereken birkaç küçük nokta Var. Vene-
ğanüStü bir baskın ve karşı baskın savaşı sürdürüldü, sonunda Norveçliler yarımadaya dikliler 1339'da Treviso'yu ilhak ederek Ita|ya anakaraslnda ilk onemli adımlarını at-
değil ama Kuzey Burnu'na (Finnmarb sahip oldular. mışIardı, Ege'de ise Euboea [EgribozJ adasını yeniden ele geçirdiler, Kutsal Toprak-
Novgorod'un karşısındaki tek düşman İskandinavlar değildi, Uzun süredir Novgo- lar'dan atılan St. Jean Şovalyeleri yeni karargAhlarını Rodos'ta kurdular (1309) . Mağ-
rod'un küIk ticaretinde gözü olan Vladimir Buyuk Prensieri de i330'iarda uzakkuzey- rip'te Faslılar Tlemsen'in denetimini ele geçirdiler. orta Asya'da Çağatay Hanlığı do-
doğudaki birçok ileri karakolu ele geçirmişlerdi. Bu arada Vladimir Buyuk Prensi unva- ğu ve batı olmak üzere ikiye ayrıldı. İrlanda'daki ingiliz yönetimi 1315-18 arasında Is-
nl artık bu prenslerin Vladimir'de oturdukları anlamlna gelmiyordu. Kent 1238'de Mo- koç istilasıyla sarsılmıştl, ama şimdi doğu ve güneyde, halta bazı başka bolgelerde
ğol yağmasından sonra kendine gelememişti, artık bu unvan için Suzdal'ın başka ke- egemendi,

80
IS 1346'DA I-IIRIST'IYAN AI,EMI
Anjou Dükü Charles ile Papalık Devleti arasındaki bağ, her ikisinin de geleceğini
etkiledi' Önce her şey yolundaydı. Charles bir krallık sahibi oldu, Ltalya'da egemenli-
ği ele geçirdi ve doğuda bir imparatorluk kurmaya başladı, Diğer yanda Papalığın orta
Italya'daki hükümranlıgı onaylandı. Derken Sioilya Vesperum Ayaklanması çıkıverdi
ve büyüyü bozdu. Hem Anjou hanedanı, hem de Papalık Sicilya'yı yeniden ele geçir_
meye çalıştılar, ama ikisi de hiçbir başarı kazanıimadan gzay|p giden mücadeleye so-
nunda yenik düştüler' 1294'te o dönemin papasl artık Napoli'de oturan bir Anjou kuk-
lasından başka bir şey değildi.
Anjouların kucağından kurtulmak güç1ü bir papanm harcı olabilirdi. Bir sonraki pa-
pa VIIL Bonifacius tam da böyle biriydi. Talihsiz selefini istifa etmeye zoriadıktan son-
ra papalık saraylnl yine Roma'ya taşldl ve kral olsun, kardinal olsun, buyruklarını tar-
tşmaya kalkışan herkesi aforoz ederek tek başına hukum sürdü. 1300'deki ellinci yıl
törenlerinde tam formundaydı papa. Kutsal Kent'e binlerce hacının akın edişi, bu tö-
reni akıl eden papayı ve paray| adeta kürekle çuvallara dolduran kardinalleri çok mem-
nun etti. Ama ertesi yıl Bonifaciusİazla ileri gitti. Fransa Kralı Yakışıklı Philippe'i din
adamlarından vergi aimakla suçladı, bütün dünyevi hükümdarlar gibi manevi babası-
na boyun eğmesi gerektigini krala hatırlattı. Phiiippe'in cevabı bir bu kadar uz|aşmaz
ve sertti. 1303'te Bonifacius nihai silahı olan aforoz fermanını imzalamaya hazırdı. Ama
fermanı yayın|amadan önce Philippe harekete geçti. Hempalarından biri Roma'da bir
kabadayı çetesiyle anlaşarak papanln Anagni'deki yazlık sarayına yürüdü Ve papayl
esir aldı. Bonifacius kendini ihanet suçlamasıyla yargılanma tehdidi altında buldu; ye-
rel halk yardımına koşup serbest kaimasını sağladlysa da papanın ibiği düşmüştü. Bir
ay sonra, aforoz fermanını yayınlayamadan oldu.
Papalığın Fransa'nın ağına düşmesi hızlı Ve tam oldu. 1305'te kardinaller Bordeaux
başpiskoposunu papa seçtiier. Bu papa Lyon'da taç giymeyi tercih etti, Lta|ya'ya git-
meye kalkışmadı. Hatta Avignon'dan öteye geçmedi. Bundan sonraki altı papanın yö-
netim merkezi Avignon oldu, zaten hepsi de Fransızdı. Boni{acius'un Anagni'deki esa- lar'ın çoğu bölgesini ele geçirmiş, ama kenarda koşede kalmış birkaç kent hariç Ana-
reti topu topu24 Saat sürmüştü; Avignon'daki "Babil esareti" yetmiş yıl sürecekti.1 dolu'yu kaybetmişti. Üstelik Rus ve Gürcü kiliseleri de Müsiüman hükümdarlara ha-
Bu dönem Hıristiyan kilisesi için genelde f'azlahareketli olmadı. Kilise İspanya ve raç ödüyorlardl. Yine de Hıristiyan alemi Islam 6lemi kadar büyük çalkantılar yaşama-
Baltık'ta bazı küçük ama yararlı kazanç|ar elde etmişti, doğuda ise geriliyordu. Orto- mıştı. Yakındoğu'daki İslam toprakları ve kültürü önce Moğollar tarafından yağmalan-
doks kilisesi Konstantinopolis'te yeniden kuruimuş, Latin Patrikliği kapatılmıştı mlş Ve harab edilmişti, ama sonra bu fatihler -Ilhanlılar 7290'|arda, Altınordu yakla-
fl26l\' Bulgar Patrikligi ise çok daha önceleri Ortodoksluğu kabui etmişti (1235). Du- şık 1340'ta- Islamiyeti kabul ettiler; yani Islam Alemi toprak bakımından kazandlıydı.
şan'ln taç giyme töreni için kurdurduğu (1346) Sırbistan Patrikliği de elbette Orto- Yakındoğu toplumundaki göçebe unsurun güçlenmesi bile iki türlü okunabilir: bir
doks'tu, Sadece Ermeni Patriği 1294'ten beri Sis'teydi [Kozan]) papaya sadık kalmış- yandan İslam toplumunu zayıİlatmıştl kuşkusUZ, ama aynı zamanda göçebe beylerin
tı. Ortodoks kilisesinin durumdan memnun olacak hali yoktu aslında; Bizans Balkan- gazas:r^a yeni bir ivme kazandlrmlşti,

1 Babil burada elbette Fıansa için kullanılan bir mecazdıı, ama papanln ikamet yerinin teknik olarak Fransa Kralhğı satın aldığında papalaı Roma'da olduğu gibi Avignon'da da hükümran olduklaıını iddia edebiliyorlardı. Gerçek elbette
dışında kaldığını belirtmek yerinde olur, Avignon, Provence Kontlugu'ndaydı, bu kontluk da Alman lmparatorluğu'nun farkhydı: Avignon hem cograii, hem de sosyal olarak Fransa'ya biıleşikti, papalaı da olada ikamet ettikleri sürece Fransız
bir fie{'iydi. 1348'den sonra da, Papalık Avignon kasabaslnı Napoli kraliçesinden (aynı zamanda Provence kontesiydi) çlkarlarına boyun egiyorlardı'
IS 1346'DA NÜFUS

altına düşmedi. Ama muhakkak ki asıl etken iyi işletmeydi, yani ortaçağ Avrupa'sı gi-
bi büyük ölçüde tarımsal olan bir toplumda çiftliklerde çok daha iyi usullerle tarım ya-
pılmasıydı. Bu konuda bol bol kanıtımız var. Belki de en önemlisi üç tarla sisteminin
yaygınlaşmasıydı; yani toprağm yarısı değil üçte biri nadasa bırakılıyordu. ortaçag çift-
çiliğinin klasik dönem çiftçiliginden daha üstün olduğunu gösteren başka şeyler de var-
dı. Birincisi tarla sürmekte atların kullanılmasıydı, zira düzgün nallanan ve koşulan at,
öküzden çok daha iyi bir işçidir. ikincisi su değirmenlerinin hntikçagda bilinir, ama
pek kullanılmazdı) ve riızger değirmenlerinin (ortaçağ icadıdır) çoğalmasıdır. Daha iyi
baltalar ormanların tarıma açılmasını kolaylaştırıyor, geliştirilmiş sabanlar ağır ve da'
ha verimli toprakları akaçlayabiliyordu.
Çevrenin boyle daha yoğun işlenmesi daha çok insan için daha iyi bir yaşam stan-
dardı sağladı. Yine de, toprağın artan nüfusa yetmediği bir gerçektir; toprağı olmayan-
lar geçimlerini sağlayabilmek için koylerini terk ettiler. Bazıları Elbe'nin doğusundaki
görece boş bolgelere gitti. Bazıları ise o kadar uzağa gitmedi, ama yaşam biçimini kök-
ten değiştirdi, yani yeni kentlerin işçi sınıfını oluşturdu. Felemenk'in lI. ynzyıI gibi er-
ken bir tarihte blle fazla nüfusa sahip oldugu biliniyor. Bu sorunu kentleşerek ve Birin-
ci Haçlı Seferi'ne olağanın üstünde bir katkıda bulunarak çöZmüştü.
Avrupa'nın tersine Yakındoğu yerinde sayıyordu; 14. yiizyı|daki nüfusu 8. yözyı|'
daki nüfusundan daha fazla deği|di. Muhtemelen 9. ve I0. yiizyıllarda nüfus biraz art'
mıştı, çünkü bu dönemde Bizans'ın yeniden güçlenmesi, en azından Anadolu'da koy-
lülüğün az da o|sa canlandiğını gösteriyor. Ama bu dönemdeki artış 11. yüzyılda baş-
layan göçebe akınlarıyla yitirildi. Türkler ve Moğollar şiddeti bir siyasi kontrol yönte-
mi olarak kullanıyorlar, yakıp yıktıkları kentlerin metruk kalmasına aldırış etmiyorlar-
dı. Ayrıca bol bol otlak bulabilmek için kırsal bölgeleri boşaltmaktan çekinmiyorlardı.
iran, Irak ve Anadolu'da, her yeni göçebe grubu geldiginde nüfus düşüyordu.
Kuzey Afrika'da durum biraz daha iyiydi. Tarım ve hayvancılık arasında kurulan
Avrupa nüfusunun 1000 yılından itibaren hız|a afimaya başlaması, aslında birkaç yüz- denge, insanların görece rahatçabir arada varolmaları Sonucunu getirmişti; gerçi Tu-
yıllık bir birikimin sonucuydu. Artış eğrisinin7. ynzyılda dibe vurmasından sonra, nüfus nus Ve Mısır geleneksel konumlarında fazla ilerleme kaydetmemişlerdi, ama Fas'ta
yavaş yavaŞ, ama gitgide yukselen bir oranda arttı, Burada kullandığımız rakam dizilerine önemli gelişmeler vardı. Fas, Roma döneminde önemsizken ortaçağda Mağrip'in en
göre artış oranı 8. fizyı|da yuzde 7,S'tan 9' ynzyıl,da yüzde I0'a, I0. yuzyılda da yüzde güçlü bileşeni olmuştu, Hıristiyanların Ispanya'da nihai zafere ulaşmasını engelleyen
12,5'a çıktı. Böylece Avrupa toplamı 27 milyonluk alt dtizeyden, klasik dönemde erişilmiş Fas'ın insangücüydu.
en yüksek rakam olan 36 milyona nikseldi, işte tam bu noktada hızlı artış ortaya ç1ktl. 11. Hikayemizi 1300'e kadar getirdik. Peki 1300 ile 1346 ansııda ne oldu? Verilerin gü-
yüzyı|da bu hız ikiye katlandt, artlş oranı ilk kezyüzde 20'nin üStüne çıktı. 12. yızyıllda venilir olmadıgını göz önüne alırsak emin olmak zordur, ama Avrupa'run demografik
yine yükselerek yüzde 30'u aştı. L3. ynzyıJ,da ytizAe 36'ya ulaştı. Bu üç yuzyıl içinde Av- patlaması muhtemelen sönmüş, artış hızı neredeyse sıfıra inmişti. 1315 ve 1316'da her
rupa'da yaşayan insan sayısl iki katını bile aşıp hiç görulmedik bir 80 milyona ulaştı. yerde kotu hasat alındı, daha sonra da iklim kotüleşti; belki çok kötüleşmemişti, ama
Belki de talih Avrupa'nın biraz yüzüne gülmüştür. 8. yİizyılda Avrupa'da veba or- Malthusçu sınırlarına dayanmış olması muhtemel bir nüfusu frenlemek için yeterliydi
tadan kalkmıştı ki bunun mutlaka yardımı olmuştu. Belki iklimin de rolü vardı; 875' bu. Sınıra varılmış olsun olmasın bir şey kesindir: 1346'ya gelindiğinde ortaçağın dön-
1100 donemindeyaz sıcaklıkları normaiden biraz f.azlaydı, daha sonra da ortalamanln güsü başladığl yere Varmlştl.

83
IS 1346'DA KENTLER VE TICARET YOLLARI
Danimarka'nın Baltık'taki hegemonyası 1220'lerde sona erdiginde bundan en bü- çıkartabiliyorlardı. Bu sikkeler 500 yıldır batıda görülen ilk altın paraydı. Cenova'da,
yük yararı sağlayan, Danimarka yarımadasının altlndaki Alman limanı Lübeck oldu. Floransa'da ya da Venedik'te basılmış olmalarına göre bu sikkelere genoviio, florin ya
o sırada bölgede Novgorod'la ticaret yaPan A1man tüccarlar birligi vardı. Diger Al- da duka deniyordu (Venedik bir dukalıktı) . Hepsi 3.5 gram ağırlığında ve yuzde yuz saİ-
man kentleriyle işbirligine giden Lübeckliler, bu görece önemsiz birligi Hansa'ya dö- tı; dolayısıyla bu sikkeler çabucak Avrupa'nın para standardı haiine gelerek italya'nın
nüştürdüler. Hansa Baltık'ta tekel haline gelen, Kuzey Denizi'nde de güçiü bir nüfu- bankerlik rolünü pekiştirdiler,
zu olan bir tür karteldi. Hansa bu tarihte, güCünün doruğundayken Baltık kıyısındaki Bu rolün geçmişi ortaÇağ1n canlanmaya başladıgı döneme kadar gider; Karanlık
bütün Alman kentlerini ve Köln i1e Magdeburg'u (ikisi de Hansa üyesiydi) birleştiren Çağ'da var1ığını surdurebilmiş tek uluslararası öIgüt olan Papalık doğal olarak italyan-
hattın kuzeyindeki kentleri kapsıyordu, 1293'te hazine, birligin ilk toplantı merkezi larla çalışmak istiyordu. Ama Aziz Petrus'un sadakasını, yani Batı Kilisesi'nin Roma'ya
o1an Visby'den Lübeck'e taŞ1n1nca -Atina ve Delos birlikleriyle benzerlik var- bu ken- verdigi ondahk vergiyi toplamak yalnızca ilk adımdı. italyanların asıl öne çıkışı Fele-
tin Hansa'nın lideri olduğu dogrulanmlş oldu, menk dokuma endüstrisinin gelişmesiyle oldu, çunku bu dokumaları en çok İtalyanlar
Hansa'nın başarısının bir nedeni gemilerinin büyüklüğüydü. Danimarkahlar Vi- satın alıyordu. 14. ynzyı'Iın başında dokuma ticaretini destekleyen bankalar ağı Lond-
kinglerin her yere yanaşabilen küçük, üstü açlk geleneksel teknelerini bir turlu bıraka- Ja'dan Tebriz'e kadar uzanmaktaydı, Hem Alplerin kuzeyinde, hem de uzak ülkelerde,
mamışlardı. Hansa'nın kullanıma soktugu "köke" |cogJ yuvarlak gövdeli, güverteli bir hatırı sayılır ita|yan kolonileri vardı; Floransa'nln Bardi vePeruzzi gibi banker aileleri-
gemiydi ve Vlking teknesinin taşıdığından on kat fazlayİık alıyordu; üstelik maliyeti nin gelirleri birçok hükümdarın gelirinden çoktu,
Viking teknesinden pek az faz\aydı. Sonuç çok geçmeden balıkçılıkta goruldu. Baltık'ın Italyanlar dokuma ticaretine üretici olarak da girdiler. 73' ynzyı\ın başlarında ltal-
ringası ve Kuzey Atlas okyanusu'nun morinasını hala İskandinav balıkçılar avlıyor, yan dokumaları yerel satışa yönelik alelade kumaşlardan öteye geçmiyordu. 1220'lerde
tuzluyordu, ama baiıklarl İryılayan ve pazarlayan Hansa'ydı. Danimarkahlar ve Nor- ihraç edebilecek kadar iyi kumaş dokumaya başladılar, 1320'lerde Feiemenk ve Le-
veçliler artık nakliyatta Hansa ile rekabet edemez olmuşlardı, Vant'ın en iyi dokuma|arıyla boy ölçüşebiliyorlardı. Hammadde ithal ediliyoldu. Yün
ortaçağ Hıristiyanının beslenme rejiminde zorunlu bir kalem olan ba1ık, Baltlk eko- Ingiltere'den geliyordu; önce karayoluyla sonra 1270'Ierde Cenovalıların girişimleri sa-
nomlsinin önemli bir unsuruydu. Kilise kandillerinde kullanılan ve çok revaçta olan yesinde deniz yoluyla getirilmeye başlandı. Mısır'dan pamuklu, iran'dan ipek geliyor-
Rus balmumu da öyle. E'lbette' önde gelen ihracat kalemi hAiA kürk, önde gelen itha- du. Ama Floransa yünlüsü, Milano pamuklu-ketenleri ve Lucca ipeği gibi klymetli ku-
lat kalemi de yündü. Ama köke'nin taşıma kapasitesi yeni kargolarl mümkün kılmlştı: maşların ihracatı, maliyetini İaz|aslyla çıkarıyordu.
isveç'in bakır ve demiri, Prusya'nın buğday Ve arpasl. Tahıl Töton Şövalyeleri'ne ait Haritaya baktıgımızda, gitgide daha sıkı ve karmaşık ticaret ilişkileriyle birbirine
topraklardan geliyordu; 14. yilzyıIda bu tahılların satışı tarikatın önemli bir gelir kay- bağlanan daha çok sayıda ve daha buyuk kentler görüyoruz. Bu tablo bize Avrupa'nın
nağl ha1ine geldi. Tarikat lideri Hansa üyesi oldu, Hansa da ona Baitık mallarlnln en eşi görülmemiş bir zenginlik içinde yuzdugunu duşundürebilir. Önceki dönemlerie
eskisi olan kehribar ticaretini ellnde tutma hakkını tanıdı. karşılaştırıldığında bu doğrudur, ama ekonominin ciddi sorunlarl vardı. Italyan doku-
Hansa ticaret ağı ortaçağ Almanya'sının ne kadar diri oIduğunu gösterir. Ancak, ital- ma endüstrisi 1320'den sonra Felemenk dokumacılığının gerilemesine yol açmıştı. İ1-
yan standartlarına göre Hansa'nın pek mütevazı bir kuruluş olduğunu söylemeliyiz. Ce- hanlıların çöküşü ipek ticaretini aksatmış, Tebriz'deki ajan|arnı çeken Venedikliler
nova'nın ticareti Lübeck'in on katıydi' üstelik Cenova bu olçekte çalışan dort italyan ken- (1338'de) ve Cenevizler (|340'ta) önemli bir hammadde kaynağını ve iyi bir pazarıyi'
tinden yaInızca biriydi. italyan ekonomisi Alman ekonomisi kadar hızla atılım yapmıştı, tirmişlerdi. ingiltere Kralı IIL Edward'ın Fransa'ya karşı sürdürdügü savaşın başında
ama daha yüksek bir düzeyden başladığı için çok daha buytık bir hacme erişmişti, borçlandıgı muazzam meblağı ödemeyeceğini açıklaması, borcu veren Bardi ve Peruz-
İtalya'nln istikrarlı bir ticaret İazlasına sahip olduğu alanlardan biri de Kuzey Afri- zi ailelerinin iflasına yol açmıştı 6343)' ltalyan Rönesans'ının ortaya çıkmasını sağla-
ka'ylaticaretti. Fatura altınla ödeniyordu, dolayısıyla kuzey ltalyan kentleri altın sikke yan Floransa için bu ağır bir darbe oldu. Ama ufukta daha da kötüsü vardı,
IS 1346-53ı VHBANIN YAYILIŞI
Veba 600 yıl aradan sonra 1346'da Avrupa'ya gcri geldi. Tarihte "Kara ölum'' diye bittiğine dair elimizdeki tek ölçüt belki de budur ve şu anlama gelirl 1349'un sonunda,
bilinen bu salgın hastalık aşağı Volga'da başladı, Altınordu hanlarının başkenti Sa- yani salglnın Avrupa'nın buyuk kısmı ve Kuzey Afrika ile Levant'ın çoğu yelrlerinde en
ray'da ve Astrahan'da patlak verdi, l347'ıin başlarında, Don Irmağı'nın ağzındaki şiddetli olduğu dördüncü yılında, toplam ölü sayısı 15 milyon civarındaydı.
Azak ile Kırım'daki Kefe'de kurulmuş olan Ceneviz ticaret merkezlerine ulaşmıştı. Ora- Kara Öltım Avrupa'da bir dort yıl daha dolaştı. 1350'de salgının aktif cephesi Al-
dan gemilerleKaradeniz yoluyla Trabzon ve Konstantinopolis'e taşlndı, oradan da Ak- manya ile Isveç'ten geçti; 1351'de Polonya'ya, 1352'de Rusya'ya ulaştı. 1353'te saIgı-
deniz yoluyla iskenderiye, Venedik ve Cenova'ya. 1348 yazında italya, güney Fransa nın bulaştığı son büyük kent Moskova'ydı ve Büyük Prensi, oğullarının her ikisini ve
ve ispanya'nın Akdeniz kıyılarındaki birçok kente bulaşmıştı. Ayrlca Fransa'nın gü- iki kardeşinden birini öldürmüştü. En sonunda, yukarı Volga'nın adı sanı bilinme-
neybatısından ilerleyerek Bordeaux'ya Varmlş, oradan Biskay körfezine, gemilerle Bri- yen ücra bir köşesinde, yedi yıl önce ilk kurbanınl aldığı yerden birkaç yüz kilomet-
tanya adaları ile kuzey Fransa'ya taşınmıştı, Yıl sona ermeden lrlanda'ya, Ingiltere'nin re uzakta, Kara Ölum darbesini son kez indirdi. Ilımlı bir tahmine göre 20 milyon ki-
güneybatısına ve Seine vadisine iyice yerleşmişti' Levant'ta Mısır deltaslndan geçip Ka- şiyi öldürmüştü.
hire'ye, kıyı boyunca Filistin ve Suriye'ye yayilmlştı. lnsanı dumura uğratan bu sayı Avrupa'nln siyasi ve iktisadi hayatını şaşılacak ka-
Veba bir kemirgen hastalığıdır, kemirgenler ölünce veba basilini taŞlyan pireler bes- dar az etkllemişe benziyor, Birkaç yıl içinde ingiltere ile Fransa yine tepişiyordu; ordu-
lenecek yeni bedenler arar, böylece hastalık insanlara bulaşır. 7346'daki salgın muhte- lar daha kuçuktu ama ulusal stratejiler değişmemişti. Daha da şaşırtıcı olanı ekonomi-
melen güney Rusya'daki yer sincaplarında başlamıştı; sincap kürkü bölgedeki kurk tüc- yi etkilememesiydi. işçi ücretleri vefiyatlar pekaz değişmişe benziyor. Sağ kalanların
carlarrnrn belli başlı mal kalemlerinden biriydi. Kürklerle taŞlnan hastalık Akdeniz kı- hayatın eskisi gibi akıp gidecegini varsaydığı anlaşılıyor; sıradan insanlar yeniden do-
yılarındaki fare nüfusuna bulaşınca salgın patlak verdi. Fareler limanlarda ve bu liman- ğurup sayılarlnl artlrmaya koyuldu, artık verimli tarım toprakları görece bol olduğun-
lar arasında gidip geIen gemilerde yaşıyordu, fareleri taşlyan gemiler hastalığı da taşı- dan bu yönde iyi bir başlanglç yaptılar.
mıştl. iç böigelerde hastalığın bir kemirgen nüfustan diğerine yayılması daha yavaş olu- Ama işler o kadar koiay degildi. Veba basili kırsal alanda saklanacak delik bulmuş-
yor, deniz yoluyla yeni taşıyıcılar eklenmediği zaman hastalık kendiliğinden ortadan tu ve l357'de Almanya'da bir salgın daha çıktı. Bu kez yayılışı daha yavaş oldu, yine
kalkabiliyordu. Ama ada nüfuslarını -hem kemirgen hem de insan nüfuslarını- çok şid- de sekiz yıl içinde kıtanın çoğu yerine ulaştı ve ilk salgının uğramadığı bolgelerde özel'
detli vuruyordu. likle ağır ölüm oranlanna yol açtı. Ilk salgından bu yana geçen on yıl içinde elde edi-
Vebanın öldürdüğü insan sayısı muazzamdı. o çağda yaşayanlar ölüm oranınl yüz- len kazançların hepsi silindi. Yüzyılın sonuna kadar her on yılda bir salgın tekrarladı,
de 50-75 olarak verir, ama bu iddiaları kanıtlamak hemen hiç mümkün değildir, kanıt- özellikle 1400 yılındaki çok şiddetli oldu, Avrupa'nın nüfusu yeniden artacağına 60
lanabildiğinde de sonuçların ne kadar tipik olduğunu anlamak zordur. İngiltere'de gü- milyon düzeyinde kaldı. Sonuçta kısa vadede Veban1n etkilerine direnebilen kurumlar
nümüze kadar gelebilmiş kayıtlardan ülkenin çogu bölgesinde din adamlarının en az yavaş yavaş zayıİIadı ve yeni bir dizı ekonomik denklem ortaya çıktı; artık para daha
üçte birinin öldüğünü öğreniyoruz. Avrupa'da, vebanın yayıldığı bolgelerde neler olup önemli bir rol oynayacak, emeğin değeri de artacaktı.
Is 1361

Philippe Augustus Normandiya ile Loire lrmağı'nın kuzeyindeki diger lngiliz t'ief \e- lu'yu alarak Avrupa'da bir koprubaşı elde ettiler (J354, Böylece yeni oyunda ellerine
rini kendi topraklarına kattığlnda kimin efendi olduğunu göSterdiğini düşünmüştü; In- bir koz geçirmiş oluyorlardı, kazananın odulu de Bizans imparatorluğu olacaktı. Bu ya-
giliz kralının anakaradaki diger topraklarını -esas olarak Akitanya Dukalığı- daha son_ rışmada resmi birincilik adayı hala Sırp Kralı Stefan Duşan'dı; Duşan 1340'lardakuzey
ra bir fırsat düştüğünde ele geçirebilirdi. Ama işler öyle yürümedi. 13' yİizyı| ilerledik- Yunanistan'ın fethini tamamlamıştı. Ama Stefan'ın kendini Bizans'ın varisi olarak ta-
çe Ingiltere ile Akitanya arasındaki bağ güçlendi ve Fransızl ar 74, yİizyıLın başında du- nltmaslnln önünde bir engel vardı: Konstantinopolis'i eline geçirememişti, oysa geçir-
kalığa saldırınca kendilerini ciddi bir savaşa girmiş buldular. Ingiltere Kralı III. Edward se bunu başka başarılar iz|eyebl|irdi. 1355'te öldüğünde şehri kuşatamamlştı bile; o
önceleri pek başan kazanamadı, sonra Sluys deniz savaşındakazaıdığızafer (1340) sa- göklere çıkarilan imparatorluğu da birbirleriyle savaşan yarım düzine prenslige bölünü-
yesinde Manş Denizi'ne egemen oldu; 1346'dakuzey Fransa'yı istila ettiğinde Cröcy'de verdi. Bulgarların hali de iç açıcı değildi; Latinler ise çoktan kepenk indirmişti. Osman-
kazandığı ezici zaİer, ertesi yıl Calais'yi ele geçirmesini sağladı. Edward'ın oğlu Kara lılar harekete geçecek daha iyi bir zaman bulıamazlardı.'
Prens çok daha başarılıydı, 7356 Poitiers muharebesinde çok daha üstün Fransız ordu- Orta Avrupa'dabazı olumlu gelişmelerden söz edebiliriz. Polonya Kralı III. Kazi-
sunu yendi ve Fransa kralını esir aldı. Dort yıl sonra Ingilizler istedikleri antlaşmayl ei- mir Mazovya tarafındaı tanınmlş, Galiçya'yı fethetmişti; bu başarılar sayesinde tarih
de ettiler.' kitaplarına Büyük Kazimir diye geçti. Macaristan Dalmaçya'daki Venedik üslerini al-
Islam dünyasında iki olay öne çıkıyor: Ilhanlıların nihai oiarak ortadan kaIkışı ve dı, Karpatlar'ın doğu kısmında da bir Vlah devleti oian Moldavya'nın doğmaŞınayar-
osmanlıların y'ukselişi. Ilhanlı tahtı için ciddi mücadele veren son kişi 1353'te bir su- dım etti.3
ikaste kurban gitmişti; dolayısıyla merkezi otorite adına ne kaldıysa o da Celayiriler ta- Mağrip'te Hafsiler üç emiriiğe bölünmüştü: Konstantin, Becaye ve Tunus. İspan-
rafından ele geçirilmişti. Celayirileri üstbey olarak tanlyan iki sınır komşusu vardı: do- ya'da Aragon Krallığı Mayorka altkraliıgını ilhak etti 0354). İskandinavya'da Danimar-
ğuda, başkentleri Şiraz olan Muzafferiler ve batıda Karakoyunlu Türkleri (ama ancak ka Krah Valdemar Atterdag, isveç'e rehin verilen eyaletleri geri aldı ve Gotland adası-
|366'daki bir çatışmayı Celayiriler kazandıktan sonra). Daha dogudaki eyaletler Herat ıı fethetti (1360-61). Rusya'da, Pskov bağımsızlığını ilan edip Novgorod'dan ayrıldı
Kartları ile Serbedarlar arasında bölünmüştü (Serbedarlar lran Şiiliginin gelişiminde (1348); Litvanya ise Tarusa hariç btıtün Bryansk Prensligi'ni işgal etti J351) ve bozkır-
başka bir aşamayi temsil eden bir Mehdi mezhebine mensuptu). Osmanlılar bütün cep- lar konusunda Altınordu'yla çatışmaya başladı, Levant'ta Cenevizler Lesbos tMidillil
helerde ilerliyordu. Anadolu hakkındaki emellerini Ankara'yı ele geçirerek gösterdiler adaslnl aldılar, Kıbrıs'ın genç girişimci kralı bir süre için de olsa Anadolu'nun güney
(1361; Karaman Beyligi'nin buna itirazı vardı, kıyılarını ele geçirdi; Kilikya Ermeni Krallığı ise Memlüklarln egemenlik alanına girdi
çünkü Selçukluların varisi olduğunu id-
dia ediyordu ve bunun işareti olarak da Konya'yı başkent yapmıştı). Ayrıca Gelibo- (1360; laallık 1375'te tamamen ortadan kalktl).

1 Fransızlar doğu sınıılarındaki gidişattan daha memnundular; yüzyılın başından beri Rhone Irmagl'nln Sağ kıyısındaki 2 Adriyarik kıyısındaki Arnavut pfenslikleri önemsiz ama ilginçtiı. Arnawtların, klasik çagda batı Balkanlar'ın yerli
Alman topraklaıını kemiıip durmuşlardı. Lyon dahil bütün önemli yerler aıtık Fransa'nındı; Fıansa üall- 1349'da halkı olan lllirlerden geldiğine inanıhr. Stefan Duşan'ın ölümünden hemen sonraki yıllarda siyasi klmliklerini yeniden
Dauphinö'yi Sat1n alarak llmağın öte yakasında da önemli biı yer elde etmiş oldu. Bu bölge tahtrn Varisine ilat olsun diye buldular ve çok zoı bir coğrafyanın da yaıdımıyla bu kimlige insanl şaşırtacak kadar sıkr sarıldılar.
alınmıştl, tahtın daha sonraki varisleri bu nedenle Dauphin unvanlnl kullandılar. Bolge 1364'te fiilen ilhak edildi. Daira 3 Teoride Ragusa (bugunkü Dubıovnib Dalmaçya kıyllarının geri kalan kısmı gibi Venedik'ten Macalistan'a geçmişti,
önce belilttiğimiz gibi Avignon 1348'de Papalık Devleti'nin sın1lötesi kenti haline gelmişti. ama Macaristan önensiz bir haraçla yetindigi için, kent bu haritada bağımsız statüde gösteriliyol.

88
,{

Is 1401

osmanlıların Avrupa'ya doğru ilk ilerleyişinde dikkati çeken nokta hızları degil kararlılık- topraklarına kattı. Fransa ile Almanya arasında yer alan, Felemenk dokumacılığı sayesinde
Iarıydı. 1360'ları Trağa'da sağlam bir yer edinerek geçirdiler, 1370'lerde aldıkları yerleri Sırp- zenginleşen bu Burgonya mulku, birçok bakımdan bağlmsız bir devlet gibiydi.
lara ve Bulgarlara karşı sawndular, 1380'1erde de bu iki halkı vasal statüsüne indirgediler. Akdeniz'de, batl ve güney Balkanların siyasi parçalanmışlığını fırsat bilen Venedik, Kor-
Derken 1389'da osmanlı tahtına dahahızlı hareket etmek isteyen bir önder geçti: Bayezit, fu'nun denetimini eie geçirmiş, Aınavutluk ile güney Yunanistan'daki seçme noktalara gar-
sultan unvanını kullanan ilk osmanlı hukümdarıydı. Saltanatına Sırpları Kosovo Polye'de nizonlar kurmuştu. Venedik'le ŞavaŞlarlnln dördüncüsü ve en şiddetlisinde fena halde yeni-
ezici bir yenilgiye uğratarak başladı; 1ruzyıllar boyunca bu yenilgi hüzünlu Slav şarkılarında len Cenova o kadar umutsuzluğa kapılmıştı ki birkaç yıl için Fransızların üStbeyliğini kabul
yankılandı, Sonra Bosna ile Eflak'ı Osmanlıya haraç veren ülkeler listesine ekledi (1391) ve etri 1396'|409), Baltık'ta, Hansa Danimarka'nın öyle bir burnunu Sürtmüştü ki (1370) is-
Yunanistan ile Bulgaristan'ı ilhak etti fl392'3). Ama Anadolu'daki seferleri bundan çok daha kandinav kralhklarının birleşmesi yönünde atılan adımlar daha kolay hazmedilir hale geldi.
üstün başarılar getirdi: Bayezit bu seferlerle Fırat'ın batısındaki bütün Türkmen beyliklerini Üç taht resmen 1397'de Kalmar'da birleşti. BiryıI sonra, Töton ŞovaIyeleri Gotland'ı işgal
imparatorluğuna kattı, Sultanın büyük bir hızla hem Avrupa'da, hem de Asya'da elde ettiği etti, Almanya'da Habsburglar Tirol'ü |363'te a1dı. Provence Kontluğu artık haritada görül-
bu başarılar ona "Yıldırım" lakabını kazandırdı. Hiç kuşkusuz bü1ı-ık bir savaşçıydı. müyor, çunku 1382'de Napoli Kraliığı'ndan ayrılmıştı.
Orta Avrupa'daki en heyecanlı o|aylar hanedanlarla ilgiliydi, Polonya Kralı Büyük Bu arada, Çağatay Hanlığı'nın batı sınırlarında yeni bir guç doğuyordu. Moğol Impara-
Kazimir ardında çocuk bırakmadan ölünce krallığı Macaristan Kralı Buyuk Layoş'a geç- torluğu'ndan sonra kurulan dört devlet arasında en sönük olanı Çağatay Hanlığı'ydı. Hanlı-
ti (1370) ' Ne yazık ki Layoş bu birleşmeyi pekiştirecek oğula sahip olamadı; iki kızının ğı oluşturan kabileler durmadan taraf değiştiriyor, böylece başlarına durmadan yeni hanlar
her biri yeni bir birleşime yol açtı. Drahoması Macaristan olan büyük kızı Almanya'da- geçiyordu. Ancak, bu kabile reislerinden biri 1360'lardan itibaren sürdürdugıı firtınalı hü-
ki Lüksemburg mülklerinin virisi olan Sigismund'la evlendi; Polonya'yı alan küçüğü ise kümdarlık hayatında gerekli karizmayı oluşturmayı başardı. Bu reis Timur'du, Timurlenk ola-
Litvanya Buyuk Dukası'yla evIendi. Bu birleşimlerden Polonya-Lilvanya sallantıda gibi rak da bilinir (Aksak Timur). 1393'te adına hüküm Sürdüğü Han'ın topraklanna iran ve Irak'ı
görünüyordu. Litvanya baronları birleşmeye karşı çıkmış, buyuk dük artık Polonya kra- kattı. Daha da önemlisi her yıl savaşan ve önemii seferlere çıkıp galip gelen bir ordu kurdu.
lı olduğuna göre yeni bir buyık dük seçilmesini istemişlerdi. Ama Litvanyalıların Polon- Timur'un askeri makinesi yagmayla işliyordu; bu makine her işgal ettiği toprağı kısa süre-
ya'ya Lhtiyacı vardı. 13B2'de Baltık eyaletlerinin Sonuncusunu Töton Şövalyeleri'ne ver- de tamtakr ettiği için Timur daha uzaklaragöz dikmek zorundaydı. 1395'te Rusya'yı istila ede-
mek zorunda kalmışlardı, Altınordu'ya saldırıları da 7399'da yenilgiyle sonuçlanmıştı, rek Altınordu başkenti Saray'ı aldı ve ordusunun hanhgn hazinelerini yalayıp ),utmasna göZ
Nihayet Polonya'nın ustbeyligini kabul etmeye karar verdiler, böylece birleşme sürdü.' yumdu. 1398'de doğuya yönelip Hindistan'a saldırdı. Delhi koşullu teslim oldu, ama Ti-
Macaristan-Lüksemburg bağlantısı ise daha olumlu başladı. osmanlıları durdurmayı mur'un birlikleri yine de kenti acımasızcatalan ettiler. Kent kapılarının iki yanına kent sakin-
kafasına koyan Kral Sigismund papay1' bir Haçh Seferi çağrısl yapmaya ikna etti ve Lük- lerinin kafalarından piramit yapıld, malları da askerler arasında pay edildi. Baıda Timur
semburg mirasının bir parçasını bu seferin kendi payına düşen masrafını karşilamak için Memlüklarla dalaştı, bu bahaneyle Halep ve Şam'ı yagmaladı. Sonra, Bayezıt'inbazıkaçaHa-
Sat[. Böylece 1396'da osmanlıların karşısına hatırı sayılır bir Fransız-Macar gücü çıkara- rı vermeyi reddettiği bahanesiyle Osmanlılara saldırdı fl402). Bayezit saldırıya karşılık vermek
bildi. Haçlı seferinin lojistiği gelişme kaydetmişti -Sigismund Osmanlılarla savaşmak için istedi, ama doğu sınlrına yaklaştığında Timur'un daha önce oraya vardığını ve güneyden do-
topu topu bir adım atlp S1nırlnln ötesine geçecekti- ama yine doğru durust bir komutanı laşıp arkasına geçtiğini gördü. Sultan ordusunu Ankara'ya dondurdu, orada, Timur'un Seçti-
yoktu. Haçlılar uç kalesi Nikopolis'i tNiğbolul kuşattıkları sırada Bayezit ordusuyla çıka- gi bir muharebe meydanında, Turkler ve Tatarlar en sonunda karşı karşıya geldiler. Bayezit'in
geldi. Fransızlar başlarını Cröcy ve Poitiers'de derde sokan tarzda, dosdoğru saldırıya geç- durumu kotüleşiyordu; ordu yürümekten yorgun düşmüştü, su kıttı vebazı yedek Türkmen
mekte ısrar ettiler ve yine durdurulup kılıçtan geçirildiler. Macarlar da tek başlarına bir şey guçleri Bayezıt'i meydanı terk etmekle tehdit ediyorlardı, Muharebe başlayınca gerçekten de
yapamadılar, böylece son Haçlı Seferi başladığı anda bitti. Sonuçta Bayezit'in ve yenilmez terk ettiler ve Osmanlı ordusunun kalan kısmı Timur'un sayıca üstün birliklerine yenildi.
gibi göninen osmanlı ordusunun hanesine bir zafer daha yazıldı. Ankara hezimeti Bayezit'in aşağılanmasınn ilk adımıydı. Muharebenin sonunda esir düş-
Fransa'da işler daha iyi gidiyordu. Gösterişli muharebelerden kaçınan Fransızlar Akitan- tü' Timur'un maiyetiyle birlikte Anadolu'1ıı dolaşmak zorunda kaldı, birkaç ay Sonla da oldu.
ya'daki ingiliz toprakl arlnt yavaş yavaş kemirmişler, Ingilizlerin elinde yalnızca bir klyı şeridi Timur Bayezit'in daha önce alaşağı ettiği beyleri yeniden başa geçirdi, osmanlı hanedanının
kalmıştı. Bu bolgede artık bir yaramazlık çıl<rnayacağa benziyordu. Ancak Fransız monarşisi itaat sunmaya gelen genç üyelerini kabul etti. Nihayet L404'te başkenti Semerkand'a döndü ve
nin hanedan prensleıine aşırı buyukfeler vermek gibi hiç de akıllıca oImayan bir Adeti vardı, Çin'i istila hazırlık]arına başladı. orta Asya yollaıına ikmal merkezleri kuruldu, yıl sonunda da
Bu Adetin pek talihsiz bir örneği, prenslerden birini Burgonya Dükü yapmak oldu (haritada Timur bizzat doğuya dogru yola çıktı. Ama maıyeti onun ölmek üzere oldugunu göruyordu;
B'), Zirayeni dük hemen ardından Burgonya Kontluğu'nu (ff; Alman İmparatorluğuna ait bir otrar'a vardıgında Timuı da bunu kabullenmek zorunda kaldı. Çin, Timur'un açgözlü ordula-
fief l ve Felemenk Kontluğu'nu (B'; teknik olarak Fransa'ya ait ama aslında yarı bağımsıd irat rının ziyaretine katlanmak zorunda kalmayacaktı,'
Is 1430
l4l3'te Ingiltere kralı olan V. Henry, Ingiliz ve Fransız tahtları arasındaki kavgaya mirasının bir parçasıydl Ve ona yararlı bir güç tabanı sağlayabilirdi. oysa gereksiz ye'
son vermek için Fransa'nın da kralı olmaya karar vermişti. Koşullar ondan yanaydı: O re Jan Hus sapkınlığını bastırmaya kalkması kanlı bir ayak|anmaya yol açtı ve ortaya
sırada tahtta olan Fransa kralı deliydi, Burgonya dükü kime sadakat göstereceği konu- çıkan ulusalcı Çek hükümetini Sigismund düşüremedi. Nihayet, 1436'da, ölümünden
sunda kendini serbest hissediyordu, Fransız soyluları ise turnuvalar ile savaş taktikleri bir yıl önce Sigismund'un Prag'a girip tahta oturmasına izin verildi, ama saltanat yılla-
arasındaki farkı hala anlamıyordu. İngiliz okçuları ile Fransız şövalyeleri arasındaki en rının büyuk kısmında Bohemya ona utançtan başka bir şey getirmeyecekti,
ünlü karşılaşma olan Agincourt'da fl4lil Henry Fransız Saraylnın moralini çökertmek Timur'un hukumet ederken şiddetten başka bir araç kullanmadıgı duştlnulürse, ölü-
'
için ihtiyacı olan ezici zaİerikazandı, Beş yıl sonra Krallık Naibi ve tahtın v6risi olarak münden sonra imparatorluğunun çökmemesi insanı şaşırtıyor. oglu Şahruh, Fırat ile
tanındı. Ama bu son ödülü kendisi elde edemeyecekti: Henry Fransa kralından birkaç Tarım havzası arasındaki bütrın toprakları kontrol ediyordu. Gerçi Karakoyunlular gibi
ay önce oldu, hem Ingiltere'yi hem de Fransa'yı yöneten ilk hükümdar kuçuk VL batıdaki tdbi kabileier Zaman zaman itaatsizl1k ediyorlarsa da sonunda daima dize geti-
Henry oldu fl422). Aslında Fransa'nın sadece yarısı Henry'nindi; Loire Irmağı'nın gü- riliyorlardı. Artık Timur'un en parlak gunlerindeki gibi büyük yağma seferlerine çıkılml-
neyinde, hükümdarlığı tanınmayan Dauphin (veliaht prens) bir muhaliI hükümet kur- yordu, zaten Şahruh'un komşuları da onu kışkırtmamaya gayret ediyorlardı, Örnegfn
muştu. Hiçbir muharebeyi kazanamamıştı Dauphin, ama ]eanne d'Arc onun hesabma osmanlılar, ona hitap ederken daima çok saygılı davranıyor, Anadolu'nun batı yarısını
bir tane kazandı fl429\, Krallığın bütünü üzerindeki hak iddiasının kabul edilmesi için yeniden ele geçirmiş olsalar da doğudaki beyliklere dokunmuyorlardı. Doğuda yine fır-
bu yeterli oldu. tına kopmasındansa Karaman Beyi'nin ignelemelerine tahammül etmek evlaydı,
Agincourt'dan birkaç yıl önce doğu Avrupa, benzet şekilde destanlara yazılanbir Ankara savaşınln ardından osmanlılar Rumeli'de bazı taviz|er vermek zorunda kal-
muharebeye sahne olmuştu. Tannenberg'de (Polonya tarih kitaplarında Grunwald) Tö- mışlardı ama bu durum kısa sürdü, Bizans Selanik'e ancak birkaç yıl egemen olabildi,
ton Şovalyeleri bir Polonya-Litvanya istila ordusuyla karşılaştı. Sonuç, Polonya ile Lit- E{lak, Sırbistan Ve Bosna bağımsızlıklarını kazansa|ar da l420'|erde yine kaybettiler.
vanya için zaİer, tarlkatın da bir askeri güç olarak sonu oldu (1411). Müttefikler mlJaz- |430'da osmaniı toprakları yeniden 1401'deki sınırlara erişti. Bizans, Osmanlıların he-
zambir ordu toplamıştı, kimler yoktu ki: Smolensk'ten (o sırada Litvanya'nındil Rus- nüz fethetmemiş oldukları Yunanistan'da, Akhaia Prensligi'nin kalıntılarını ilhak etme-
lar, Karadeniz bozkırlarından Tatarlar, Bohemya ve Silezya'dan kiralık askerler. Ama yi başardı Q428-3); Ege adaları zaten Venedik'e bağlanmayı tercih etmişti (1418).
bu ordu bir arada tutulup fetihlere girişilemedi. Yapıian barış sadece Litvanya'nın Sa- Venedik 75' yİizyıJla büyük başarılarla girmişti. Macaristan ve Bosna'nın başındaki fe-
mogitya'ya -Livonya'yı Prusya'dan ayfian eyalet- yeniden egemen olduğunun onaylan- laketleri firsat bilip Dalmaçya kryılarını yeniden ele geçirmiş J409'20l' Milano'nun zayf-
maslna yaradı. Yine de bu muharebe bir dönüm noktasına işaret ediyor: Almanların lıgı sayesinde Lombardiya'da beklenmedik derecede kolay kazançlar sağlamıştı fl404-26) '
ikinci Drang nacb Osten'inin [doğuya yayılmal Sonu Ve daralmalarının başlangıcı. Ru sya' da A1tınordu' nu n zay ıİ|amakta olduğu açıktı. Kaf kasya' daki Çerkesler bağım-
Polonya'ya barış için baskı yapan hükümdarlar arasında şimdi hem Alman Impara- slzlıklarını kaz.andı, Urallar'ın ötesindeki Özbekler de kendi hanlarının yönetiminde
toru hem de Macar Krah unvanıyla Sigismund da vardı. Çok önemli bir kişilikmişe bağımsız bir devlet kurdular. Akdeniz'de Sicilya yine Aragon Krallıgı'na geçti (1409),
benziyor Sigismund, ama aslında unvanları arttıkça nüfuzu azalıyordu. Bohemya tacı- Portekiz ise Cebelitarık Boğazı'nın öte yakasındaki Septe'yi aldı (1415). Felemenk bol-
nı da takması (1419) kotıi gunlerin habercisi oldu. Bu taç Sigismund'un Lüksemburg gesinde Burgonya, Hollanda ile Brabant'ı aldı (haritada Bo).
Is 1433
Ingiltere'nin Fransa'ya egemen olması ancak Burgonya'nln destegi oldugu Sürece ğu'nu fethetti, Akkoyunluları Fırat'ın doğusuna hapsetti 046I-73). Yunanistan yarlma-
gerçekçi bir girişime dönüşebilirdi, Burgonya taraf degiştirdiğinde, ki 1435'te yaptı bu- dasında, Venedikliler kalelerini ellerinde tutmayı başardı, ama anakaraya yakın adalar
nu, Ingiltere'nin konumu derhal zayıİlamaya başladı. lngilizler ertesi yıl Paris'i terk et- Mehmet'in ordularına dayanamadı; Lesbos'u 1462'de Cenevizlerden, Euboea'yı da
tiler, Normandiya ve Akitanya 7440'|ara kadar elde tutuldu, ama 40'ların sonunda bu |47 0' te Venediklilerden aldı.
eyaletler de kaybedildi. Normandiya'daki son köprübaşı Cherbourg 1450'de, Akitanya Doğu Avrupa'da harita daha basit çizgilere kavuşuyordu. Polonya-Litvanya birli-
başkenti Bordeaux L453'te düştü. Ingiltere'nin kıtadaki müiklerinden yalnızca Calais ği IV. Kazimir'in saltanat döneminde tam anlamıylahayata geçti. Kazimir üstün kay-
kalmıştı, naklarını kullanarak Töton Şövalyeleri'ni Prusya'nın buyuk kısmını teslim etmeye
Bordeaux'nun kaderi Castilion'da Fransızların zaferiyle belli oldu. Bu muharebede zorladı, ülkenin kalan kısmı da biat etmekten başka çare göremedi 1466). Kazimir Si-
Ingilizler Fransız toplarının kışkrtmasıyla hiç de akıllıca olmayan bir saldırıya girişmiş- Lezya'nın bir ucunu zaten ele geçirmişti 1457), Daha sonra, osmanlıIar Boğdan'da
lerdi. Top ilk kez bir muharebenin kaderini belirliyordu ' Kayıt|ara göre top bir yİizyıl [Moldavyal ilerlemeye başlayınca bu sınır devleti gönüliu olarak Kazimir'in egemen-
öncesinden beri kullanılmaktaydı (Cr€cy'de İngilizler tarafından), ama ilk modellerin ligine geçti (1485). Daha doğuda, çar unvanlnı ilk kullanan Buyuk Moskova Prensi
doldurulması taktik açıdan İaz|ayarar|ı olmayacak kadar uzun süniyordu. Topun ba- olan Büyük İvan, Novgorod'u ilhak etti 0478). Ayrıca Altınordu'ya geleneksel hara-
şat rol oynadığı alan kuşatmalardı; eskiden aylarca, yıllarca kuşatmaya direnebilen ka- cı ödemeyi reddetti vezorla haraç alma girişimini geri püskürttü (1480), Tabii böyle
leler ve müstahkem kentler artık birkaç hafta içinde duşuyordu. Castillon muharebe- meydan okumaya cesaret edebilmesi Altınordu'nun parçaianmış olması sayesindey-
si'nin yapıldığı 1453 yılının topun rüŞte erdiği tarih olduğu iddia edilebilir; ama bu id- di; Altınordu'nun yerinde yerel hanlık|ar ortaya çıkmıştı: Kırım (1441) , Kazan ft445\
dia, topun çok iyi bildiğimiz bir kuşatmadaki rolüyle pekişmiştir. 1453'te Osmanlılar ve Astrahan 0466\.
Konstantinopolis'in kara surlarının önüne olaganüstü bü)4ık bir batarya getirmişlerdi. Batı Avrupa'da hem önemli hem de önemsiz bazı değişiklikler vardı. Danimarka
200 kulenin birleştirdigi bu surlar onyazyıl önce inşa edildiğinden beri aşılamamışü. kralı Holstein'ı almış (1460), ama Orkney ve Shetland adalarını İskoçya'ya vermek zo-
Sekiz hafta boyunca sürdürülen bombardıman surların geniş bir bolumunu harabeye runda kalmıştı (1468)' Isveç ise Kamlar Birligi'nden çıktı (1448). Ingiltere Fransa'daki
çevirdi ve 1453 Mayıs ayı sonunda Osmanlılar şehre girdi. t'ieflerini kaybettigi gibi, Dublin'in hemen çevresindeki bolge hariç lrlanda'yı da elin-
Aslında bu olayın önemine gölge düşüren pek çok etmen vardı: Kentin düşmesi den kaçırdı. Fransa'nın hem Ingiltere hem de İngiltere'nin bir zamanki müttefiki Bur-
uzun süredir bekleniyordu; Ankara muharebesi olmasaydı Bayezit Konstantinopolis'i gonya dükü karşısındaki durumu gayet iyiydi. Her yere saçılmış toprakIarını birleştirip
elli yıl önce almış olurdu. Üsteıık bu dönemde Konstantinopolis ikinci sınıf bir kente genişlemeye çalışan dördüncü dük Cesur Charles'ın Sorumsuz davranışları da Fran-
dönüşmüştü; Osmanlıların muzaffer bir eday|a geçtikleri sokaklar, hala meskon birkaç sa'yayaradı. Charles önceleri başarılı olduysa da anayurdundanİazla uzaklaşan ordu-
bölgeyi birbirine bağlayan, kuşaklar önce terk edilmiş ot bürümüş patikalardan ibaret- su Isviçrelilere iki kez fena haide yenilmişti [476iı Charles ertesi yıl Nancy'ye yerleş-
ti' Ama Constantinus'un kenti Saygln geçmişinin dışında bir sebepten dolayı önemliy- tirdiği bir garnizonu kurtarmaya çalışırken öldü, Bütün bu oiaylar süresince Charles'ın
di. Konstantinopolis Doğu Akdeniz'in anahtarıydı, içi boşalmış olsa bile Hıristiyan 6le- düşmanlarına yardım etmekte olan Fransa Kralı XI. Louis derhal Burgonya Dukalıgı'nı
mi için değeri muazzamdı. Yağmalandıgı haberi şok etkisi yarat[i Batı, görevlerini ih- ve Kontluğu'nu işgal etti. Gerçi Felemenk'i alamadı -Charles'ın kızı Habsburg Arşidü-
mal ettigi için bu sonucun ortaya çıktığını tedirginlikle hissediyordu. Konstantinopolis ku Maximillian ile evlenerek kendisine miras kalan toprakların kuzeyini koruyabilmiş-
eski debdebesine yine kavuşacaktı, ama bu kez bütün Hıristiyan girişimlerinin ezeli ti- ama Burgonya devleti asıl önemli uzuvlarını kaybetmişti. Louis dört yıl sonra Pro-
düşmanı olan Osmanlı sultanlarının başkenti Istanbul olarak. Vence'l da alarak pastasına bir çilek daha ekledi'
Konstantinopolis'in fethi Fatih Sultan Mehmet'in ilk onemli girişimiydi. II. Mehmet Ispanya'da da gelişmeler vardı, ama bu haritadan anlaşılmıyor' Asıl önemli olay
uzun saltanat dönemi boyunca (1451-81) başka yerleri de fethetti. Sırbistan'ı, Bos- Aragonlu Fernando ile Kastilyalı Isabela'nın 1469'da evlenmesiydi. Ikisi birlikte
na'nln önemli bir bolumunü ve güney Yunanistan'daki bütun kuçuk prenslikleri ilhak 1481'de Granada Emirligi'ni yıkmak için işe giriştiler; bu süreç on bir yıl sonra Grana-
etti fl456-68) . Kırım'daki Ceneviz üslerini ele geçirdi ve yerel Tatarları egemenligi altt da başkentinin alınmasıyla tamamlanacaktı. Bunun sonucunda l<ızlarına Portekiz hariç
na aldı fl475-g. Çandarlı ve Karaman beyliklerini, zaval.lı küçük Trabzon Imparatorlu- btıtun Ispanyol krallıkları, ayrrc^ Sardinya, Sicilya ve Napoli miras kalacaktı.'

1 Napoli Aıagon Kralı A]fonso tarafından 1442'de fethedilmişti, ama kral 16 yıl sonra gayri meşru oğlu Feırante'ye biı Hanlıgı'nın yıkılması fl47D ve talihsiz Sigismund'un ölümünden sonra Lüksemburg'un çöküşüydü (Bohemya daha sonra
krallık sağlamak için Napoli'yi Aragon'dan ayırdı. bir Polonya prensine, Silezya ile Lusatya da Macafistan'a geçti)' Venedik lon Adalarını aldl (1482), Portekiz ise Fas'taki
Bu haritadaki sınırların değişmesine yol açan diğer olaylar Tiınurlu Imparatorluğu'nun ikiye ayrılması, özbek topraklarına Arzila ile Tanca'yı kattı (1471).

94

I
T
IS 1483"TE HIRIST'IYAN ALEMI
Avignon'da geçirdigi yarım yizyılın ardından papalık müminlerin büyük çoğunlu- destegini yavaşyavaş kaybetti, üçüncüsü ise yargılanıp çekilmek zorunda bırakıldl, hat-
ğunun Roma'ya dönülmesini istedigini kabul etmek zorunda kalmıştı, Papa V. Urba- ta mahkemeden sonra herkes bu adamın nasıl papa seçildigine hayret etti.1 Artlk papa-
nus nihayet |367'de Roma'ya taşındı; geleneksel papalık ikametgAhı olan Laterano Sa- nın kim olduğu ve nerede oturduğu konusundaki karışiklığa son verecek yeni bir papa
rayı harap durumda olduğu için Vatikan'a yerleşti, Aslında bütün Roma harap durum- seçilebilirdi. Konsey Romalı bir soylu olan Oddo Colonna'yı seçti, o da beklendigi gibi
daydı, üstelik sık sık isyan çıkıyordu. Üç yıl Roma'da oturduktan sonra Urbanus böy- papalık merkezi olarak Roma'yı tercih etti. 1420'de V. Martinus adıyla kente girdi.
le bir yerde kilisenin işlerini yürütemeyeceğine karar verip Avignon'a döndtı. Yedi yıl Bu kez Roma'ya donuş başarıyla gerçekleşmişti, Tam o sırada ltalya'da görsel sa-
sonra XI' Gregorius yine Roma'da oturmayl denedi, ama o da aynı Sonuca vardı' Ama natlarda büyük bir yükselme görülüyordu; bu sayede papalar Roma'yı gurur duyacak-
Gregorius sandığını toplayamadan oidu. Roma'nın asileri bunu fırsat bilip bir İtalyan ları bir kente dönüştürme görevini rahatça yerine getirebildiler. Ortaçagın sonunda, ki
olan VI. Urbanus'u zorla papa seçtirdiier. Başka bakımlardan epeyce başarısız olsa da bu haritada IV. Sixtus'un papalık dönemi J47I-84J demektir, bu görev başarıyla yürü-
bu Urbanus kentte kalmaya kararlıydı. tülmekteydi. Sixtus'un Sürçtüğü zamanlar olmuyor değildi. Italyan politikasının bata-
Urbanus'un başarısızlığı aşikardı. Özellikle kardinaller, onları fiziki şiddet kullan- ğına saplanmaya mey1||iydi (1478'de Floransa Katedralinde Muhteşem Lorenzo'ya dü-
makla tehdit eden bir papay|a çalışmakta zor|anıyor|ardı. Birkaç ay içinde bütün kar- zenlenen suikaste bulaşmlştı); aile kayırma oyununa dabiraz fazla gömülmüştü (yeğen-
dinaller Roma'dan kaçıp Urbanus'un seçiminin geçersiz olduğunu ilan ettiler ve daha lerinden altısını kardinal yaptı, bunlardan biri hen|lz 77 yaşındaydı). Ama bir yandan
edepli bir din adamı olan Fransız VII. Clement'ı seçtiler. Romalılar elbette kendi adam- da 747I'de gelecekte kardinallerin toplanacağı Capella Sistina'yı yaptffmaya başlamış-
larına sadık kalınca, Clement ile kardinalleri bir süre sonra Avignon'a çekilmeye mec- tl; sonuçta bu şapel Rönesans dönemi papalığının öyle bir mücevheri oldu ki, papala-
bur oldular; Fransız hukümeti onları destekliyordu. VI. Urbanus kendi seçtiği kardinal- rın kirli çamaşırları bile lekeleyemedi onu.
Ieriyle (daha sonra beşini öldürtecekti) ita|ya'yı baştan aşağı dolaşarak bu durumu kut- Papalık kendini dünyevi şaşaayla çevreledigi sırada, Doğu kilisesinin toprakları hız-
ladı, Avrupa'nın çoğu devleti Urbanus'u meşru papa olarak kabul ediyordu, ama Fran- la kuçuluyordu. Her on yılda bir osmanlılar bu toprakların bir kısmını daha yutmak-
sa'nın siyasi müttefikleri olan Napoli'deki Anjou hanedanı ile Iskoçlar, Aragon ve Kas- taydl I\3)'Iarda işler o kadar kötüydü ki Bizans imparatoru nihai fedakirlığı yapmaya
tilya gibi, Clement'ı tercih etmekteydi. karar verdi: Italya'ya giderek kendini ve halkını papanm otoritesine teslim etti, Karşılr
Işte boylece Büyük Bolünme başladı. Kimse geri adım atmıyor, bir papa ö1ür ölmez ğında papadan haçlı seferi düzenleme vaadi aldı; eğer Bizans kurtarılacaksa boyle bir
kardinalleri hemen yenisini seçiyordu. otuz yıl boyunca bu durum devam etti, Sonun- seferin gerekli oidugu açıktı, Ama bu oyundan hiçbir şey çıkmadı. Batı hükümdarları-
da kamuoyunun baskısıyla kardinaller daha başta yapmaları gerekeni yapıp Kilise Ge- nın orduların1 papaya teslim ettiği günler çok geride kalmıştı. Ayrıca, Ttırkler kapıya
nel Konseyi'ni toplantıya çağırdılar. Konsey 1409'da Pisa'da toplanıp mevcut iki papa- dayansa da Konstantinopolis halkı dini kimliginden vazgeçmeyi reddediyordu. Her iki
yı da azletti ve yeni bir papa seçti, Ancak, azilkararını yürürlüğe sokamadığı için so- taraf da sözünü tutmayınca Bizans kadim inancıyla dovuştu ve düştü. Artık hem özgür
nuçta iki degil uç Papa ortaya çlktı. Constance'ta toplanan yeni konsey de başarılı ola- hem de Ortodoks kalabilmiş topraklar, kilisenin kendi deyimiyle, taşraydı: Gürcistan,
madı [474-|7), Papa|arın biri kendi isteğiyle ayrıldı, digeri Ispanya'ya gitti ama orada Romanya prenslikleri ve Moskova Prensligi.
st

1 Bu, XXIII' Johannes idi; Konsey önünde yaIgılanması konusunda Gibbon şöyle demişti: "En kepaze suçlamalar ört-
bas edilmişti; Isa'nın vekili yalnızca korsanlık' tecavüz, oglancılık ve ensestle suçlandı'"

96
IS 1483'TE KENTLER VE TICARET YOLLARI
74. yüzyılın Sonuna doğru Avrupa ekonomisi "veba koşulları''na girmişti; para görece bol- dığı zamanlarda da saatin kaç olduğu anlaşılabilsin. 15. yüzyılın başında artık bir çelik
du (çünkü veba insan SayıSını azaltmıştı, kılçe altın miktannı değD, ücretler ise y,tıksekti (çün- yayla çalışan çokzariİ saatler yapılmıştı. Bir adamın kaldıramayacağı kadar ağır olan ma-
ki işgucü gorece kıttil. Dolayısıyla, gerçek ücretleri neredeyse yüzde 50 artan sradan insanla- kine, cep saatine giden yolda hızla ilerliyordu.
rın durumu "Kara Ölum" öncesine oranla daha iyıydi. Verirrıliliğin artması bu eğilimi pekişti- Başka bir batı icadı olan top da inceliyor, kuçuluyordu. Top önceleri surları alaşağı
riyordu. Artık toprakta eskisi kadar baskı olmadıgına göre, kaynaklar en etkili olacağı alanlara edebilsin diye çok büyük yapılıyordu. Ama uzun vadede bu eğilimin tersi ağırhk kazan-
yoğunlaştırılabilirdi, Yüksek ücretler emekte tasam.ıf yapan makinelerin kullanımını teşvik edi- dı. Mühendisler çok geçmeden uzun süreli bombardımana dayanacak duvarlar yaPmayl
yordu. Bu durum, veba salgınlarının 1400'den sonra olduğu ğbi far;la yayılmadan sonüp git- öğrendiler, ancak küçük ateşli silahlarm yapılışı muharebe meydanlarını sonsuza kadar
ti$ dönemlerde işi sınfı gelirlerinin yüksek kalmasını sağlıyor, Sonuçta da nüfus rakam|an az değiştirecekti. Mao "güç namlunun ucundadır'' dediğinde o kocaman havan topiarına de-
da olsa yeniden artmaya başlıyordu. "Kara Ölum" sağlıklı bir ekonomik döngı.i başlatmıştı. ğil, işte bu küçük ateşli silahlara gönderme yapıyordu.
Sabanı kullanan adam kadar sokaktaki adam için de soz konuzuydu bu durum. Evet, ve- Ateşli Silah ve saat, teknolojideki değişiklikleri biçimlendiren evrim sürecinin iyi birer
banın kentlere etkisi korkunçtu, ama on-on beş yıl içinde kent nüfusları çoğunlukla yeniden örneğidir; bu ikilinin ağLr ama sürekli gelişiminin ardında metalurji Ye Zanaatlatdaki iç içe
aynı seviyeye gelmiş, hatta artanları bile olmuştu. Batı Aırııpa'da kentsel nüfus 1483'te genel geçmiş ilerlemeler yatmaktadır, Ama 15, yİizyılda, zıt bir sürecin, teknikteki devrimin mü-
anlamda IGra Ölum öncesinden daha buyıktu. Bu da şu demektil Toplam nüfusun hala Ka- kemmel bir örneğ de gönilür. Saat ve ateşli silahın prototipleri erken 14. yızyıla kadar ge-
ra Ölum öncesinden daha az olduğunu dikkate alırsak, bu nüfusta kent sakinlerinin oranı ri gider, taşınabilir saatler ve ilk etkin ateşli silah olan arkebüz 16, ynzyıLın başına kadar
önemli bir artış göstermişti; burada kullandığımz veritabanına göre yüzde 2.25'ten ytizAe ortaya çıkmamıştr. oysa matbaa, batıda topu topu yirmi yıl içinde tasarianmış, geliştiril-
3.25'e çıkmıştı. Elbette bazı kentler yanşı kaybetmişti, Felemenk dokuma endüstrisi lasmen miş ve kullanılmaya başlanmıştır. Ateşli silah ve saati yaratanlar elli altmış adı sanı unu-
pazanı daha lniçük olması, kısmen de artık Ingilizlerin yünlerini ihraç etmeden önce kumaşa tulmuş zanaatklırdır, oysa matbaa bir tek kişinin, Johann Gutenberg'in elinden çıkmıştır.
döntıştürmeleri nedeniyle, gerilemeye devam ediyordu, Sonuç olarak Ghent'in nüfusu beşte Gutenberg bütün başım sürecinin anahtarı olan hurufat dökümü yöntemini icat etmiş, bas-
bir oranında, Bnigge nüfusu da üçte bir oranında azalmıştı. Pazar pay|annı Venedik ile Flo- kı' kagıt ve mürekkebi ihtiyaçlarına uyarlamış ve l454'te sistemi çalıştırmaya başlamıştı.
raI\Sa'ya kaptıran Cenova ve Siena da kiçülmüştü. Sıtmanın yyıp bitirdığı Pisa artık haritada Tek başına hem yeni bir endüstriyi, hem de daha sonraki ilerlemelerin araclnt yaratmıştı'
biie yer almıyor; paparun ayrılmasından sonra boşalan Avignon da öyle. Ama başarı öyküle- Avrupa hızla ilerlerken Yakındoğu kıpırtısız duruyor, hatta geri gidiyordu. Örnegin
ri yenilgilerden çok daha fazlaydı. 15. yuzyı| sonu kentlerinde şimdiye kadar gönilmemiş çe- |l' yİizyılda Avrupa'ya kagıt ihraç eden Mısır, 15. yuzyıIda kagıdı kalya'dan almaktay-
şitlilikte işlerde, daha iyi ücretlerle çalışan, daha çok insan yaşıyordu.' dı.' Başka bir ihracat kalemi olan şap pazaİLnl, |talyan|ar önce Ege'de (13. yüzyılda Fo-
Tarım sektöni gibi, kent ekonomisi de teknolojideki degişikliklerden yararlandı. Erken ça'da), sonra da ltalya'da fl462'de Papalık Devleti'ndeki Tolfa'dd daha iyi kalite şap
ortaÇ:;gda dğşiklikler o kadar azdı, varolanlar da o kadar yavaş yayılıyordu ki yaşam bir ocakları açlnca kaybetmişti. Ama Mısırlılar bunu dert etmediler. Baharat ticaretinin teke-
yuzyıldan ötekine sanki hiç değişmiyor gibiydi; oysa artık tam tersine, barış ve Savaş amıÇ- li hala oniardaydı, böylece de ödemeler dengesi borçsuz kapanıyordu. Üstelik, Avru-
ları o kadar hızlı değişiyordu ki her on yıl önemli ilerlemelere sahne oluyordu. pa'nın Levant'a ihracatının yüzde 50'si hala gumüş olduğuna göre, faturayı ödeyenin Av-
Bu duruma iyi bir ömek, 1300 civarında icat edilen mekanik saatlerdir. Özgün haliy- rupa imalatçıları değil maden ocaklan olduğuıu kabul etmek gerekiyordu,
ie mekanik saat kilise çanlarının yantna, saati çaldırmak üzere yerleştirilen büyük demir Böylece her iki tarafın da coğafi şansınl kullandıgı, Mısır'ın baharat yolundan geçen ko-
bir mekanizmaydı. Sokaktan geçen insanın çanı bir keşişin değil bir makinenin çaldırdı- numundan, Avrupa'nın da dağlarındaki gıımüş cevherinden yararlandıgı kanısına varılabi-
ğını anlamasına imkAn yoktu. Mekanizma gitgide inceldi. Dişli yapımı da gelişince çark- lir. oysa Avrupalılar bu şanslarını akıllıca kullanmayı da bilmişlerdi' L4. ynzyılın Sonuna ge-
lar daha kuçuldu, bu da onlaıı çaIıştırmak ıçin muazzam ağırlıkların gerekmedigi anla- lindiğinde maden ocakları o çağın teknolojisi açsından tüketilmişti; Avrupa'daki durum As-
mına geiiyordu' Artık odalara da konulan saatlere bir de kadran yapıldı ki aletin çalma- ya'nm mevcut koşuilarından pek de {arklı degildi. Harzve Alpler'deki kuyular, Kafkaslar>

1 Felemenk'in guneyindeki gerileme kuzeyde gemi inşa endüstrisinin gelişmesiyle kısmen telafi edilmişti. Hollandalı gemi 2' ynayida Çin'de geliştirilmişti; batının katkısı yayı çelikten yapıp güçlendirmek oldu. Sıvılı pusuladan ilk kez bir 11.
inşaatçıları Hanmlı rakiplerinden daha iyi gemi modelleri yapryorduı ynzyı|ın sonunda Baltlk denizine giren heı on tekneden yİizy.ı| Çin msiklopedisinde söz edilir; bu pusula bir yüzyıl mroa Avrupa'da kullanılmaya başlanmlş ve l29O'larda pusu-
dördünün sahibi Hollandalıydı. Balık]ar bile Almanları terk etmişti. Bilinmeyen sebeplerle Baluk'ta yakalanan ringa miktarı la kartının eklenmesiyle (muhtemelen Amalfi'de) çok daha kullanışlı hale gelmişti. Kalıpla baskı 8. yüzyılda Çin'de geliş-
15. yüzyılın başında birden düştü' Böylece, Avrupa pazarını Kuzey Denizi'nde balık avlayan Hollandalılar ele geçirdi. tirilmişti. Çin sistemi lran'da llhanlılar taıafından kullanılmış, kalıp baskıyla basılan oyun kartları buradan Batı'yayayıl-
2 Kağ1t ilk kez lS IS 1. ynzyı|da Çin'de yapıldı. YaPım sürecinin bilgisi lpek Yolu'yla batlya doğru aktarıldi, 8. yüzyılın
dogru aktanldı, mıştı. Çinliler haıeketli baskı denemeleri de yapmışlardı ama pıatik bir teknolojiye dönüştüfemedilel; Gutenberg sistemi-
tasında Semerkand'a ulaŞtı.
ortasında
ortasnda Buradan hızla Islam dünyasına
ulaştı. BuIadan dtinyasına yayıldı
yayıldı (Bagdat'a yak. 790'da, Kahire'ye ye yak. 800'de); nin bu deneylerle ilgisi yoktuI. Baruttan ilk kez IS 9. yüzyıIa ait bif Çin simya risalesinde söz edilir, ama patlayıcı degil
Avıupa'ya gelişi İspanya lJ.2. yfl ve ltalya (13. yy) yoluyla oldu, 14. yüzy|Ida da Fransa ve Almanya'ya girdi. yanıcı baruttur bu. Bu tür barut esas olarak roketlere uygulanmıştır. Çin ordusunun "ateşli fırlatıcılar" kullandlgına dair
Bundm başka dört qn icadı hakkında birkaç soz soylemek için uygun bir noktadayız sanlyorum. Batının teknolojide öne kanıtlar vardır Gabit bir roketin ateşi düşmana yöneltiliyordu); ama bunun bir ateşti Silaha dönüştürüldugune dair her-
geçişine başlangıç noktası oluşturan bu icatlar talal y^yl, pusula, barut ve baskı kalıbıdır . T^l^l yay| dedigimiz yatay yay IÖ hangi bir işaret yoktul.
> ve Pamir daglarındaki çoktandır terk edilmiş kuyular kadar sessizdi. Ama l460'lardayeni jador Bumu'nu döndtı, sonraki on yıl boyunca da hem o, hem de yurttaşları, Bojador ile Ar-
yöntemler ve yeni makinelere yapılan bü}uk yatırımlar sayesinde Avrupalılar madenlerde guin arasındaki kıyı şeridinin tamamının haritasını çıkardılar. Arguin'den Sahra ticaretiyle
yeniden üretime başlayabildiler. Kısacası, kendi şanslarını kendileri yaratmışlardl. bağlantı kurmak kolaydı, dolayısıyla 1457'de Portekiz Krallığl ilk altın sikkesini, yani cruza-
|5' yuzyı|da Avn-ıpa'da gönilen teknik ilerlemeler arasında, bu servet yaratma sürecine en da'yu darp ettirebilecek kadar altın sağlayabildi' Buna Madeira'daki gelişen şker piantasyon-
çok katkısı olan yenilik, üç direkli gemıydi. Baltık'ta bolh, başka yerlerde karaka ya da ıwo di- larını eklerseniz, Prens Henrique'in girişiminin kara bile geçtiğini soyleyebiliriz'
ye bilinen üç direkli geminin yük kapasitesi tek direkli bir kökenin iki katıydı; koke 150 ton Girişimin k6rlı olup olmadığ bir yana, Lizbonlu başka bir girişimci, Fern-o Gomez, biraz
taşırken karaka ortalama 300 ton taşıyordu. Böylelikle maliyetler çarplcl biçimde düştü ve ba- dürtüklemeyle daha büyuk kar elde edilebileceğni düşünüyordu. Prens Henrique'in ölümün-
tı Avrupa ekonomisinin yapısında gerçek bir değişim gönildu. Geleneksel olarak ithalat ka- den sonra Portekiz l<ralı ile pazar|ıg girişip sonunda bir anlaşmaya Vardr; |469'da imzalanan
lemleri sadece deniz aşın ülkelerde bulunabilen mallardı: Karabiber Hindiştan'dan ithal edili- ve beş yl için geçerli olan anlaşmaya göre fuguin'in ötesinde ne bulursa Gomez'in tekelinde
yordu, çünkü Avrupa'da yetişmiyordu; fildişi Ajrika'dan gelirdi, çünki Aın:pa'da fil yoktu. olacaktı. Karşılıgında Gomez her yl kyı şeridinin 100 fersahhk (300 mil) bölümünü keşfede-
Eğer bir mal yerel olarak elde edilebiliyorsa, kötü kaliteli bile olsa tercih edilirdi. Karaka bu- cek ve lnzineye yılda 500 cruzad,o ödeyecekti, Bu bir kumardı, ama muhteşem kAı getirdi.
nu değşürdi. Daha önceieri Baltık çwresindeki ulkelerin tuz ihtiyacl Lübeck'ten biraz içerde- 747l'de Gomez'in kaptanlanndan biri Akan kıyıIanna ulaştı; bu hyılar herkesin niyasındaki
ki Luneberg yataklarından karşılanıyordu, Ama toplu taşımacılık maliyeti düşünce Lübeckli Afrika altın madenlerinin gizli kapısıydı. Portekizliler bu keşifleriyle Ghana Krallığı'yla -bugun
1er Loire Irmağı lıyısına gidip daha ucuza, daha iyi kalitede tuz satm aImayı tercih ettiler. Bü- Gine diye yazı|ıyor- temas kurduklarını sanmışlardı, dolayısıyla Gine Klyısı, Gine Körfezi gi-
yük miktarda Isveç demiri de ahp Satmaya başladılar. Avrupa'nın kullandıgı demir hala yerel bi isimler kullandılar; ama aslında artık ortadan kalkmış olan, Sahil bolgesinde yer alan orta-
ocaklardan çıkarılıyordu ve bu durum 15' yı4rılırı sonuna kadar, hatta daha sonra da devam çağ Ghana'sı ile Akan loysının (somürge döneminin Altııı Sahili, bugtinki Gharıd hiç ilişki-
etti. Ama uluslararası ticaret yoluyla Satın alınan demirin oranl artıyordu; kabaca 100.000 ton si yoktu. Ama hiç önemli degildi bu; Gomez, Afrika'nın şişkin kısmını dönüp Körfez'e ulaşa-
olduğu tahmin edilebilen toplam tüketimin yuzde 1O'undan fazlası artıktl1ketim bolgesinin dr rak coğraİyayahizmet etmiş, bir de servet sahibi olmuştu. A1rıca yurttaşlarına peşinden ko-
şından sağlanıyordu. Gemi taşımacılğı maliyetleıinin azalmasıyla k6r getirmeye başlayan baş- şabilecekleri yeni bir amaç vermişti: Afrika lotasını boydan boya dolaşmak. Bu zor işin ödü-
ka bir meta da kömürdü. 13. yijzyıJn sonundan itibaren l.ondra evlerinde yakılan komur ku- lü Hint okyanusu'na ulaşmak ve Arapların baharat ticareti tekeline son vermekti.
zey Ingiltere'deki madenlerden geliyordu. 15. yuzyıIın sonunda kömür artık Manş Denizi'nin Gomez anlaşmasının geri kalan süresini alışılmış gayretli çalışmalarıyla geçirdi. Ön-
her iki yakasında da pazarlanmaktaydı, Newcastle'ın doğrudan rakibi de LiĞge'di. celeri ikinci kezzafere ulaşacağa benziyordu, dosdoğru doğuya yelken açılırsa birkaç haf-
Üç direkli gemi, maliyetleri düşürmekle kalmadı; eski teknelere göre denizde daha uzun sü- ta içinde Portekizliler Hint okyanusu'na girebileceklerdi sanki. Ama Fernando Po'nun
re kalabiliyordu. Böylece birçok olanak orlaya çıktı, en ilginç olanı da Afrika'nın Atlas oğa- -Gomez'in kaptanlarından birinin adı verilen ada- arkasında kıyının güneye doğru kıvrıl-
nusu lıyılannın keşfiydi. Önceleri ilgi odağı 14. yijzyılda yeniden keş{edilmiş olan Kanarya dığı ve yizlerce mil gtineye uzandığı anlaşıldı, Afrika'nın çevresinin dolaşılması, eğer
Adaları'ydı; 15. yuzyılın ilk yıllarında daha yakın adalarda da yerleşimler kuruldu. Daha sonra mümkünse bile, tahmin edilenden daha pahahya malolacaktı.
Portekiz Prensi Henrique, AJrika'nın Kanarya Adalan'nm guneyinde kalan kıyılannın keşfini fi- PortekD Kralı Joao imdada yetişti. Kraliyet hazinesini açtı, bir filo sipariş etti ve Akan
nanse etmeye karar verdi. Batı A{rika'da altın çıkanlan bölgelerle bağlantı kurmayı, boylece bol- kıyısında daimi bir üs kurdu: Sao Jorge da Mina Kalesi [Madenleriı azizi Georgiosl. Bura-
ge üretiminin tekelini ele geçirmiş olan Berberi aracıLarı ortadan kaldırmayı düşünüyordu. da gönderme yapılan maden hayal ıırunuydu, çunku yerli halk altını alüvyonlu yataklardan
Ama Afrika kıyılarının bu kesiminde rijzgdrlar sorun çıkarıyordu. Giderken nizgArın yö- çlkarıyordu; bu arada kalenin ismi basitleştirilip El Mina oldu Ve hem altın ticareti, hem de
nü uygundu, ama öylesine aralıksız esiyordu ki bu ruzgArlar, geri dönebilme umudu kalmr Afrika kıyılarının keşfi için önemli bir üs haline geldi. Bu ikinci görevi üstlenen Kaptan Di-
yordu. Prens Henrique'in yirmi yıl boyunca keşif seferlerine para dökmesine rağmen Bojador ogo C6o 1482-83'teki ilk yolculugunda Kongo Irmağı'na (bugıinkü Zaire) ve Santa Maria
Burnu aşılamadı, Aslında Henrique'in parasl Ve zamanı boşa harcanmamştl. Portekizli ge- burnuna ulaştı. oysa daha çok yol vardı, Ceo yolculuğu tamamlayamadı. İkinci yolculuğun-
miciler yavaş yavaŞ dönüş rotasınl saptamayl öğrendiier; önce Atlas okyanusu'nda enginle- da oldu ve varabildigi en uzak noktaya, Cross Burnu'na gömüldü, Ama insanın yerkürenin
re doğıu yol alıyor, sonra da bağlama limanlarırıın bulundugu boylama donebiliyorlardı' Çi- sınırlarını ilk kez gerçekten ölçebilmesini sağlayacak girişimlere hazırlanan başka gemiciler
zilen bu geniş yay, neden ilk yıllarda program hedefine göre AIrika kıyısından çok uzakta de'vardı. El Mina'nın kurulduğu keşif yolculugunda yer almış olan Bartholomeo Diaz,
olan Madeira (1418) ve Asorlar'ın (1431) keşfedildiğini açıklar, Prens Henrique'in kaptanları Cao'nun bıraktıgı yerden başlamaya hazırdı Nitekim 1488'de Ümit Burnu'nu dolaşacaktı.
eve dönüş yolunu bulabileceklerine güvendikleri andan itibaren yeniden ilk baştaki hedefle- Madeira'da yerleşmiş bir Ceneviz kaptan olan Kristof Kolomb, Diaz'dan birkaç yıl sonra El
rine yöneldiler; üstelik artık latin armalı, üç direkli, rozgera karşı beş derece orsalayabilen ka- Mina'da ticaret yapmaktaydı. ortapğ ufuklarının Sınırlarını aşmaya o da kararlıydı, hatta
ravelalara sahip oldukları için kendilerine güvenleri daha da artmıştl. Gil Eannes l434'teBo- bunu nasıl yapacağ| hakkında çok daha radikal Iikirlere sahipti.

100
DIZIN
A Alptekin 48 Athaulf 12 Bavarlar, Bavarya C5, 18,24,26n,34, 40, 42, 48
Abazya 32, 40, 42, 56 Alpuente 56n Atina D7, 79, 84 Bayezit (Yıldırım) 90' 92,94
Abbasiler 40, 42, 44, 46, 48, 58,66,76 Altın 12' 22' 38' 54' |0| Atlas Dağları ABB' 58 Becaye 88

Adrianapolis (Edirne) D6, 10, 60 Altrn Sahili bugunku Ghana), Atlas okyanusı |,6, 42, 50' 54' 78 Belçika 8

Adriyatik Denizi C6, 46, 46, 66,80, 88n bkz. Akan kıyıları A$1la 74, 76,24,26 Belisarius 24

Aetius 14 Altınordu Hanlığı 76,76n' 79'80' 82' 90 92' 94 Augsburg BC5, 46 Belozero 82, 44
Amalfi C6, 6,48n, 9Bn Augustus 8, 36, 38 Benediktenler 52
Alganistan 8, 14, 18, 32,48,58,64
Amerika, Kuzey 54 Austrasia 28, 32 Benediktus (AzizJ 52
Afrika
Anadolu 6, 7, 30, 60, 62, 62n, 66, 68, 68n, 79, 82, Avarlar 24,26,26n,28, 42, 74, 74n Benevento 26, 42, 44, 46, 76
Doğu 1, 2
83,88, 90, 92 Avignon P,6,82, B2n,88n, 96, 98 Beni Hilal 58
Baı 50' 101
Anagni C6, 82 Avusturya 80 Beni Süleym 58
Afrika'nın keşfi 101
Angıllar 8, 14, 18 AyaSofya24,52 Berberiler 4, 7, 24, 32, 38, 46, 48, 50, 56,58, 58n,
Mağrip 56' 58' 66' 76' 78' 80' 83, 88
Anglosaksonlar 20,28,32, 34, 40 Aydın 79n 100, 101
Roma eyaleti 12, 14, 18,22,24,28,32, 34,36
Ani F6, 60 Ayn Calut E8, 76 BeyazDenizE2,54
Biladü's-Sudan 38, 50, 100
Anjou hanedanı 79, 82,96; ayrıca bkz Charles Azak Denizi E5, 16, 28, 54 Birgi 79n
Agincourt 84, 92 (Anjou dükü) Azerbaycan 6, 44, 46, 48,74,76 Birka C3, 54
Aglebıler 42' 44' 46
AnkaraE6'7,88,92,94 Biskay Körfezi A5, 86
Ak Hunlar 14, 18,24
Ak Koyunlular 94
Antakya E7,22, 48, 62, 62n, 64, 66, 72,76 B Bizans lmparatorluğu 7, 28' 30,32' 34,34n,42'
Antalya 79n Babıl 22 44, 44n, 46, 48, 52,56, 58, 60, 62, 62n, 66, 68,
Akan kıylları 101
Apennin Dağ|arı C6, 6 Badajoz (Batalyos) 65n, 60 72, 78, 79-80, 83, 88,92,96
Akdeniz 2,22,38
Apulia C6, 58,60,64 Badon Bizantion 38
Akhaia 78, 92; ayrıca bkz. Mora
Aragon 44,48n, 60, 66, 6Bn, 74, 78, 79,88,92, Baifin Adası 50 Blois 62
Akitanya AB5, 66, 88, 90, 94
94n,96 Bağdat FB, 40' 42' 58' 76' 98ı Bogaz (lstanbul) D6, 28, 60
Akka E8, 68, 76 Aral Golü GH5-6, 2, 58 baharat, Baharat Yolu 22, 38, 72, 98, I0l Bohemond 62
Alamanlar 8, 12, 14, 16, 18 Aran 48 bakır 84 Bohemya 6, 18,26n,28, 46, 48, 52
Alamut F7, SBn,76 Arap Halifeligi 30,32, 36, 42, 44, 48, 58n, 66, 76; Baldwin 54 Krallığı 66, 79'80' 92' 94n
Alan dili 4, 4n ayrıca bkz. Fatımiler, Idrisiler, Emeviler Balear Adaları 86-7 |6' 56n, 78 Bojador Burnu 101
Alanlar 8, 10 12, 14,26,30,74,76
'
Araplar 4, 6,7,22,30,32,36,38, 40, 42, 48, 52, balıkçılık 72' 84' 98n Boleslav (Cesur) 56
Alarik 10, 12, 16
58. 100 Balina 40 Bonifacius VIII (Papd 82
Albarracin 56n Ispanya'da 32, 40, 42, 48, 58n Balkanlar 4,7, 14, 16,20,26,28,34, 46, 48, 62, Bordeaux 1'6,82,86,94
Albi 86, 70 Arcos 56n 66, 76, 78,82, 88n, 90 Bosna, BosnalıIar 66,90,90n' 92' 94
Albigens Haçlı Seferi 70 Arguin 101 Balkaş Gölü J5' l Bothnia Korfezi D2, 80
Aleksander Nevski 78, 78n Arius, Ariusçuluk 20' 34 Baltık Denizi c3' 4' 8' 40' 48' 68' 70' 72' 74,78' Bohmerwald C5, 6
Aleksius 62 Arnavutça 4, 4n 79-80, 82,90, 98n, 100 Brabant 92
AlionsoV (Aragon Kralı) 84n Arnavutluk, Arnavutlar 78, 80, 88n, 90 Baltlar 4 Bretonlar 18, 42; ayrıca bkz. Brötanya
Alfonso VI (Leon Kralı) 60 Arnulf 46 Bardi 84 Britanya Adaları 44, 48' 54' 56' 86
Aliöld (Büyük Macaristan ovası) CD5, 10' 26' 46 arpa 84 Bari 44 Britanya, Britanyalılar 6' 8, 72' 14, I8' 22' 28' 30'
Alfred (BuyuH 44, 54 Arthur 18 Barselona 86, 42,79 32,40, 42, 48n
Algonkiler 50 Arzila 47,94n Kontluğu 44,64, 66; ayrrcabkz. Katalonya Brötanya 16, 18n
Ali (Hz.) 30,40 Asding Vandalları 10, 12' 14 Ba4ıt bkz. ateşli silahlar Brngge 54,72,98
Alman lmparatorluğu 6, 48' 56' 60' 62' 64, 6Bn, Askelan E8, 64 Basklar 4, 16,32n, 42, 44, 46 Bryansk E4, 88
70, 76, 76n,80, 82, 86, 88n, 92 Asor Adaları 101 Basra F8, 3d Budizm 66n
Almeria 56n Astrahan F5,86,94 Basra Körfezi c9' 6' 22' 38 Buğday 22' 38' 84
Alp Arslan 58, 60 Asturias 32n, 40 Batı Adaları (Iskoçya) ,\3, 42 BuharaH6-7, 44
Alpler BC5, 6,24,26, 52, 70, 100 ateşli silahlar 94' 98, 98n Batı Bulgar imparatorlugu 48, 56 Bulgar Patrikliği 52' 70' 82
DIZIN
Bulgarlar; Bulgaristan 8, 28, 30, 32n,42, A2n,46, Cluny 85, 1, 52 dokumacılık, dokuma 38' 54' 72' 84' 98 Fernando (Aragonlu) 96
48, 52' 68' 74' 76' 79-80' 88, 90; ayrıca bkz. Colonna, Oddo (Papa V. Martinus) 96 Dokuz Oguzlar bkz. Oguzlar Fernando I (Kastilya Kralı) 56n, 60
onogur Bulgarları, Volga Bulgarları, Batı Bulgar Commachio C6, 44n Domitianus 6 Fernando Po 101
Imparatorlugu Commodus 6 Don Irmagı F4' 8' 46' 76' 86 Ferrante (Napolilil 94n
Burgonlar 12, 14, 16,20 Conradin 76 Donetz Irmağı EF5, 54 Fırat Irmagı P8' 8,22, 76,92,94
Burgonya Constance 85 Dorylaeum (Eskişehir) E6-7' 62 Filistin 6, 22,28, 30, 60, 62, 66, 68, 76, 80, 86
Dukalığı 52' 90' 92' 94 Constance Konsili 96 Dublin A4, 46, 48, 56,94 Finlandiya Körİezi D2' 42
Kontlugu 90, 94 Constantinus (Büyüb 6' 20' 22' 94 Dvina lrmağı D3, 54 Finlandiya, Finler, Fince 4,8, 42n, 54, 68,
Alman Krallığı 24' 44' 46,48n,60 Cordoba 56, 56n Dyrham A4, 28 78, 80
Bursa 79n Cornwall 28, 42 Finnmark 80
Busento Irmağı C7, 12 CrĞcy 84, 88' 90,94 E Floransa 6,84,96,98
Butsa Gallorum 24 Cross Burnu 101 Eannes, Gil 101 Foça D7, 98
Büveyhiler 48 Cumbria 48, 48n,60 Ebro Irmağı .46, 66 Foederatii 8, 12, 18
Büyük Moravya 44, 46 Çad Gölü 50 Ebu Said 79 Franklar, Frank imparatorluğu 8, |0, |2'|4'|6'|8'
Çagalay Hanlığı 76n, B0 Edward III 84, 88 24,26n,28,32, 40, 52, 58, 74n
C-Ç Çandarlı Beyligi 79n, 94 Eflak fflahya) 79,90,92 Fransa, Fransızlar 6, 8, 40' 42' 44' 46' 54' 58n'
Calais 88, 94 Çek|er 44' 92 Ege Adaları, Ege Denizi D7 78' 79-80' 92' 98 60, 62, 66,68, 68n, 72, 78, 82,82n,84,86, 88n,
'
cam22 Çerkezler 38, 92 Eğridir 79n 90,92,94,96
Campus Mauriacus 14 Çernigov F.4' 56' 58 El Cid 62n Frenk (Batılı anlamında) 28n
Canossa 70 Çin, Çinliler 2' 7' 22' 38' 74' 76' 76n,79, 79n, El Mina 100 Friedrich Barbarossa 66, 68
Canute bkz Knut 92,98n Elbe Irmağı C4' 26n' 66' 83 Friedrich II 76
Cöo' Diogo 101 Çobaniler 79 Elburz Dagları G7' 30 FrizyaB4,42
Capella Sistina 96 Eleanor (Akitanyalı) 66 Fustat (eski Kahire) E8-9, 38,72n
Capua 44, 46, 58 D Emeviler 30, 40, 46, 48, 56
Carmona 56n Daçya 4n Endonezya 22 G
Castillon A85-6,94 Dalmaçya 16n, 18' 24' 68' 88' 88n' 92 Epir, Epirliler D6-7, 10, 68, 74, 78, 80 Gaeta 44, 58
Cava 100 Danegeld 54 Erik (Kızıl) 50 Gaillard Şatosu 68
Cebelitarık A7' 32' 92 Danelaw 44, 46 Eritrea 20, 38 Gaiseric 14, 16
Celaleddin 76 Danişmendler 64 Ermanarich 8, 10, 16 Galiçya (Ispanyol Krallığı) A6, 40, 46, 60
Celayiriler 88 ' Danlar, Danimarka 6, 14, 40, 44, 46, 48, 54, 58, Ermeniler, Ermenistan 4, 8, 10, 20,26,28, 30, 32, Galiçya (Rus Prensligi) D5' 56' 79' 88
Cengiz Han 74, 74n, 76, 76n 66, 68, 72, 74,78,80, 84,88,90,94 34, 44, 46, 48, 56, 60, 68, 76, 76n,82, 88 Galler, Galler halkı28' 32,78
Cenova, Cenevizler 86, 6, 26, 30, 72, 79, 84, 86, Dauphin6 86, 88n Erzgebirge C4, 6 GalyaS, I0, 12, 14, 16, 18,20,22,32
88,90,94,98, 101 değirmenler 52, 83 Estonya D3, 74, 78,80 gazi devletleri 79, 79n, 82
Ceuta bkz. Septe Delhi 90 Euboea (Negroponte) D7, 80, 94 Gazneliler; bkz. Mahmud (Gazneli), Mesud
Ceyhun Irmağı (Amu Derya) GH6, 24'30,32' Delos D7, 84 Eyyubiler 66,74,76 (Gazneli)
38, 66 demir 22, 84, 100 Gelibolu D6, 88 i
Chanson de Roland 42 Denia 56n, 60 F gemiler 38, 40, 50, 84, 86, 100
Charlemagne 6, 42, 44, 44n, 48, 42,76 Derbent F6, 48n Faroe Adaları A2' 42 62n Gepidler 10, 14,26
Charles (Anjou'lu) 76, 78, 79,82 deve 38, 50 Farsça 4, 4n Germenler 4, 6,8, 12, 14,20,26n,36, 44, 46, 66,
Charles (Cesur) 94 Devon 28 FeaA8, 42,62n 68,72,80,84, 90, 98
Charles Martel 32, 40, 52, 58n Diaz, Bartholomeo 101 Fas 6, 48, 58, 60, 66,78,80,83,92 Germiyan 79n
Cherbourg 94 Dicle Irmağı F7-8, 8 Fahmiler 46, 48, 56, 58, 60, 62n, 66 Getler 8, 40
Civita vecchia 98 Diyarbakır F7, 48 Fatma 46 Ghana (bugünkü); bkz. Akan
Clement VII (Papa) 96 Dinyeper lrmagıE5, 44, 54 Felemenk 6,92,98n Ghana (ilkçağ) 38' 50, 101
Clovis 18, 18n, 20, 24.32, 40 Dinyester ırmagı D5' 8 feodal sistem 7, 58n, 68n, 74n Ghenr 54,72,98
DIzıN
Ghibellino 76n Hastings 58 Ilmen Gölü John (Ingiltere Kralı) 68
Gımata bkz.Granada Haşhaşiler (Haşşaşld 60ı' 76 lngiltere, lngilizler 4, 18,28,34, 42, 44, 46, 48, Johnson, Samuel 2
Gibbon, Edward 6,7,96n Hattin 88, 68 54, 56, 58,58n, 60, 64, 66, 68, 72, 78, 80, I0L Jütler 14' 40
Gine Körfezi 101 Haı.ar Denizi G6-7' 2' 6' I0' 24' 26' 30' 32' 54 ipek, Ipek '{olu 2,22, 38, 54n,84, 98n
Girit D7, 42, 4 68 Hazar Geçidi 48n Iran 1, 8, 18, 22, 24, 30, 40, 44, 48, 58, 68n, 74, K
Gobi Çölü 74 Hazar Türkleri 26' 28' 30' 32' 32ı,38' 44' 48 79,84,88,90 IGdisiye F8, 30
Godfrey (Lorraine'li) 62 Hedeby 84, 54 Irlanda, Irlandalılar 8, |4,20,24, 34, 42' 44, 46, Kafkas Dağları F6, 33
Gomez, Femao 101 Heinrich IV 6lman Imparatoru) 70 48, 50n, 66,80,86,94 Kafkasya F5, 4, 8, L0, 14,26,38, 48n, 56,
Gotland Adası C3, 54 88 90 Heinrich VI (Alman Imparatoru) 68, 68n Isabela (Kastilyalı) 94 92, 100
Gotlar 8, l0' L2' 18' 20ı Helluland 50 Iskandinar1,a l,2' 4' 30ı' 40' 42,44' 48' 50' 52' Kağlt 98' 98n
ayrıca bkz. ostrogotlar, Vizigotlar Hemedan F7,22,64 54, 72,80, 88,90 Kahire E8-9' 6n, 48' 86' 98ıi ayrıca bkz. Fustat
Granada 56n,74,78,94 Henri Plantagenet 66 Iskenderiye D8, 22, 54, 72, 79, 86 Kalmar, Kalmar Birlğ c3' 90' 94
Gregorius VII (Papd 70 Henri VII (Luksemburglu) 80 İskitler 8 Kanarya Adaları 2' 50' 100, 101
Gregorius X €apd 96 Henrique ('Denizci'; Portekiz Prensil 100, 101 lskoçlar, Iskoçya 8,24' 32' 43, 48, 48ı, 56, 60, Kara Koyunlular 88, 92
Grönland 50,54' 100 Henry V (Ingiltere Kra|ıl 92 78, 80, 94,96 Kara Ölüm 36n, 86, 98
Guanşlar 100 Henry VI (lngiitere Iftatil 92 Islamiyet, Isiam ilemi 30, 32, 38,58, 58n, 66, 80, Kara Prens 88
Guelfo 76n Heraklios 28,30,34 86,94 karabiber 12,22, I00
Gutenberg, Johann 98, 98n Herat H8, 44, 88 Ispanya, lspanyollar 6, 7, 8, 96, 100 Karadeniz E6, 8, 42, 54, 79, 86, 92
gıımüş 12, 54' 54n' 7l' 98 HicazE9,58 ayrıca blu. Aragon, Barselona, Kastilya, Galiçya' Karahanlılar 48' 50, 60, 66n
Gürcüler, Gürcistan 4' 48' 56' &' 74' 76' 82' 9Dn' 96 Hildebrandt (Papa VII. Gregorius) 70 l,eon, Navarra, Vizigot Krallıgı Karahitay 66' 66n' 68ı' 74
Hindistan l,2, 8,22,32, 56,72,90, 100 Istanbul 94i aynca bkz, Konstantinopolis Karaman Beyliği 79n, 88' 92' 94
H Hint Okyanusu 10L Istria 48n keranİi| 22
Habeşiler 38 Hint-Avnıpa dillefi 4 Iweç, lweçliler 8, 40' 42, 48' ü' 78' 78n, 80, 86, Kardinaller 70
Habsburglar 76, 80, 90, 94 Hohenstaufen 76, 76n 88,94, 100 Karintiya C5,72
Hacılar 38 Hollanda 92 Iwiçre, Iwiçreliler 80, 94 Karpat Dağlan D5' 26n
Haçlı Seferleri Holstein 94 Italya, Italyanlar 6,7, 12, 14, 16, 18,24,26,30, Kartaca C7, lA, 26, 24, 32
Birinci 62, 64,70, n,84 Honorius 12 32, 40, 42, 44, 44n, 46, 48, 54, 58,60,68,70, Kartlar 88
Ikinci 66 Huelva 56n 76n, 78-79,82, 84, 86,96,98 Kastamonu 79n
Üçüncü 68 Humber Irmağ 46 Itil F5, 32 IQstiŞa 56n, 60, 66' 74' 78' 96
Dördüncü, 68,70' 72 Hunlar 6, 7 8' |0, 14, 16' 24, 28' 74nı ayrıca bkz. Iulianus I, I0,22 Katalanlar, Katalonya 79; ayrıca bkz. Barselona,
'
AlbigensT0 Bulgarlar, Kutrigurlar, Utigurlar, Ak Hunlar Iulius Nepos 16n, 18 Büyük Katalan Birliği
Kızey 66, 68' 72' 78 Hütagu 76 Iustinianus 20,24, 34, 36n Katolik Kilisesi bkz. Hıristiyanlık
son (Sigismund'un) 90 Hüsrev II 26' 28 Ivan (BüyüH 94 Kavimler Göçü 26, 40
Hafsiler 78, 88 lon Adaları CD7,94n Kaydu 76n
Halep E7, 62, 90 I-İ Izborsk D3, 44 Kayrevan BC7,32, 46, 56, 58
Haliç (Istanbul) 54 Innocentus III (Papd 70 Izlanda 44,50, 50n, 54,72, 78 Kaysiriye (Caesarea) E8, 38
Hamid 79n Irak 6, 8, 22,38, 48,58, 83, 90 Izmir (Smymd D7,92n Kazan F3,94
Hammadıler 58 Iberya (Kafkaslar'dd 8, 10, 20,24,28,30,32, 44, 56 Iznik Nikaed D6, 62 Kazimir III (Büyük)

.I
Hansa, Hansa Birliği 84' 90, 98n Ibi7a,87,42 Kazimir IV
Hiristiyanlık, Hıristiyanlar 8, 20, 30, 34' 34n' 52' ldrisiler 42 Keİe E5-6' 79' 86
62,70,82,96 Igor 46,48 Jamtlarıd C2' 44 Kehribar 84
Harizm, Harizm Şahı G6' 32, 68n' 74' 76 iklim 36n Japonya 100 Keltler, Kelt dili 4, 4n,7,8, 12
Harold Godwinson 58 lkonlar, ikon kırıcılık 34, 52 Jeanne d'Arc 92 kentleşme 98
Hırvatistan, Hırvatlar 44' 46, 52' 60' 68 Ilhanlı Devleti 76, 76n, 79, 82, 84, 88, 98n Joao (Portekiz kralı) 101 kereste 22
HaızDag|alBc4' 100 Illirya 10, 18 Johannes XXIII €apd 96n Kerkula C6, 79
DIZIN
Khios (Sakız) D7' 79' 98 Kütahya 79n Lubeck C4, 84, 100 Mekran 1
Kıbrıs E7-8, 6' 30, 48, 68' 88 Kyrenaika D8, 58 Lubnan 22 Melfi 58
Kılıç Birliği laıikatı ü,74, 78 Lüksemburg 85, 80 Meloria 79
Kırım E5, 16' 26' 79' 86' 94 L Lüksembuıg hanedanı 80,90' 92' 94n Memloklaı 76' 79, 88' 90
KızıLdeniz E10' 1' 8, 22' 38 Labrador 48 Lyon 85, 82, 88n Menteşe Beyliği 79n
Kiev E4, 44, 52, 60,66,76,79 Ladoga Gölü E2' 42' 54 Marakeş A8, 58
Kililgıa E7 , 62' 66 Laplar 40, 54,78 M Mercia 30, 32, 42
Kiril alfabesi 52 Larende 79n Macaristan, Macarlar, Macarca 4, 6, 76, 42n, 46, Meriniler 78
Kirillos 6ziz) 52 Laterano Sarayı96 48' 51' 60' ü'76'79,88' 88n' 90' 90n' 92,94n Mertola56n
Knut 56, 58 Latinler, Latince 4, 4n Madeira 101 Merv H7, 30,58,64
Kola Yaıımadası B0 Latin imparatorluğu 68, 74 Magdeburg BC4, 84 Mesud (Gazneli) 58
Kolomb, Kristof 100 Balkanlar'daki Latin devletleri 78-79, 88 Mağrava Emirlğ 56 Mehmet II Fatiil 94
Kongo Irmağı 101 Layoş (Buyrık; Macar Kralı) 90 Mağrip; bkz AJrika Mezopotamya F7-8, 8, I0,22,28,30
Konstantin kent) 87, 88 Lazika 8,32, 42 Mahmud (Gazneli) 48, 50, 56, 58 Mısır, Mısırlılar 6' 7 ' 22' 28' 30' 34' 38' 44' 46'
Konstantinopolis (Istanbul) D6' 6' 16' 16n, 18, Lech Irmagı C5, 46 Mainz 10 48, 56, 58, 66, 68,72,72n,76,83, 84, 86, 98
22,24,28,32,34,38, 42, 44, 52, 54, 60, 62, 68. Lechfeld 46 Makedonya D6, 20, 80 Milano 85, 6, L2,72,84,92
70, 72,74, 78, 79, 86,88,94,96 Legnano (Milano civarındd 68 Malaya Yarımadası 2 Milas 79n
Konstantius 6, 20, 22, 94 Leif (Erik'in oğlu) 50 Malazgirt F6-7,60,66 Minorka 87, 46
KonyaE7, 64, 68,88 Leo III 34 Maha C7, 60 Moğollar 6' 7 24: ayrıca bkz, Cengiz Han,
'
Kore 74 Leon; Iron Krallığı A6, 46' 56' 60' 66' 74 Man Adası A4' an A]tınordu, llhanlı, Çağatay Hanlıgı,
Korlu C7, 78. 90 l.esbos (Midillil D7, 88, 94 Manastırlar 52 Yuan hanedanı
Korsika 86, 16, 46, 60,76n, 79 Levant 4, 6,7,64,66,68,72,84, 86, 88, 98 Manfred $icilyalt 76,79 Moldaı,ya 88' 90n, 94
Kosova D6, 92 Libya 58 Manisa 79n Monemvasia D7, 68
kole, kolelik 6,38, 54 LiĞge 84, 101 Mansor 48 Monofizit 20,34, 52
Köln 84 Litvanya, Litvanyalılar 78' 79, 88' 90n' 92' 94 Manş Denizi A5' 10' 54,58' 66' 86, 101 Mora Cd7, 68, 78 ayrıca bkz Akhaia
kömür 100 Livonya (bugünlni Latvid D3, 8' 78' 92 Marco Polo 79, 80n Moravya C5, 48ayrıca bkz. Büyük Moravya
Krum 42 Livorno 80 Marcus Aurelius 36n Moron 56n
Ktesiİon F8, 22 Lizbon A7, 66 Markland 50 MoskovaE3, 80, 86, 94, 96
Kubilay Han 76, 76n l,ofoten Adaları Markomanla 10r Mozambik Boğazı 100
Kudüs E8' 16 62 62o74 76 Loire Irmağı AB5, 16, 44,68' 88'92' |00 Markus 6ziz) 54 Muhammed (Hz.) 30
Krallığı 64, 68 Lombard BiIliği 68 Martinus V. (papd 96 Murabıtlar 58' 60' 62n' 64' 66
Patrikliği 20n' 34' 70 lombardiya 36n,70,92 Matbaa 98, 98n Murom F3, 44
Küfe F8, 38 Lombardlar, Lombard Krallıgı24,26' 26n' 30' 34' Mavrikios 26, 28 Musul F7, 62,66,68,72n
Kuman Türkleri 58, 60, 64' 74' 76 40, 42, 44, 52, 58 Maveraünnehiı H6' 4' 8' 14' 24' 26' 32' 38, 60, 66, 68n Muvahhidler 66, 68ı' 74' 78
Kuıland D3' 40' 42 Londra AB4, 54, 72, 84, 701 Maximillian94 Muzafferiler 88
Kurtuba bkz.Cordoba 56, 56n Lorenzo (Muhteşem) 96 Mayorka 87, 46,74,88 Myriokephalon (ÇardaH E7, 68
Kuşanlaı 4' 8' |4' 18 Los Navos de Tolosa A7, 68n,74 Mazdekçilik 8
Kutrigur Hunları 16, 28 Louis (Dindar; Frank imparatoru) 42 Mazenderan 66 N
Kutsal Topraklar bkz. Filistin Louis II tta|yaKralı) 44 Mazovya 79,88 Nancy 94
Kuvadlar 10 Louis IX (Aziz Louis; FransaKra|ı) 76,78 Mçdine E10, 30, 38 Napoli (kent) C6, 6,26, 32, 48n,82
Kuzey Bumu 54, 80 Louis XI (Fransa Kralı) 94 Mehdi Kra|lığı 79' 82n' 90, 94, 94ı' 96
Kuzey Buz Denizi 1 Lovat Irmağı E3, 54 Fatımi 46 Narses 24, 26
Kuzey Kutup Dairesi 80 Lucca 84 Serbedaı 88 Nasturiler 20
ktirk ticareti 12,38,40,54, 80, 84, 86 Luneberg 100 Mehdiye C7, 46, 48,58 Navarra 46, 48n,56, 56n, 60, 64, 66,78,94
Kurtler 4, 4n, 48, 68 Lusatya C4' 48' 56' 60' 94ı Mekke E10, 30, 38 Nedao Irmağı 14, 16
DızıN
Neustria 28, 32 P Raymond (Toulouse'lu) 62 Samsun E6, 79
Neva l.rmağı E2' 54' 78n Pakistan 32 Ren lrmağı B.4' 7,8, l0' |2' |4 San Vitale (Ravenna) 24
Newcastle 101 Palermo C7, 64 Rey G7,22 Sancar 64, 66
Newfoundland 50 Rhone Irmağı 85, 16, 18,88n Sancho (Buyuk; Navarra Kralı) 56n
Pamir Dağları 54n, 100
Niebelungen 14 Pamuk72,72n,84 Richard (Aslan Yürekli) 68 Santa Maria Burnu 101
Niebla 56n Papalı( Papalık Devleti 20, n' 32' u' ü, 4a' 42,
Robert (Normandiya Dukü) 62 Santa Maria del Algarbe 56n
Nihavent F8, 30 Robert Guiscard 58, 62 Sao Jorge 101
46, 48, 52, 60, 62, 68, 70, 76, 76n,82, 84, 88n, 90, 98
Nijer Irmağı 50 Rodos D7, 80 Saray F5, 86, 90
Paris 72,94
Nikeforos I 42 Roger (Sicilya Kontu, sonra kralil 60, 64 Sardinya 8,6, 16,24, 46, 60, 62, 72, 76n, 79,94
Patnck (Aziz'. 20
Nikopolis Nigbolu) D6, 90 Rollo Miking) 46 Saruhan 79n
Pavia 26
Nil Irmağı E9' I' 2' 6, 8' 20, 38' 50 Roma (kent) C6, 6n, 10' 12' 14' 16' 16ı' 22,24' Savoy 85, 14
Peçenekler 44' 46, 48' 60' 64
Ninova F7, 28 26,32,34,38, 42, 44, 48, 52,70, 82,84, 86; Seine Irmağı B.5' 14, 44' 46' 68' 86
Pedro III (Aragonlu) 79
Normandiya 66, 68, 88, 94 Yeni Roma bkz. Konstantinopolis Selahaddin 68
Peipus Gölü D3, 78
Normanlar 46, 58, 58n, 60, 64 Roma Imparatorluğu 4, 7' 8' I0' 38 Selanik D6, 80, 92
Pencap 56
Norsklar, Norveç, Norveçliler 40' 42' 44' 46' 48' Doğu kısmı 6' 14, 16' |8'24'26'28ı Selçuklu Türkleri 58' 58n, 60n' 62' 62n' 64n,66
Pepin III 40, 42, 52
50, 50n, 56,62n,78, 80, 84; ayrıca bkz. Bizans Imparatorlugu Hemedan Sultanıığı 64, 66
Pereyaslavl E4-5,76
ayrıcabkz. Normanlar Romans dilleri 4, 4n Merv SultanlÇı 64' 666
Pers 8, 10, L4, 18, 22, 24, 26, 28, n, U, 38, 74, 84
Rom Sultanlıgı 62' 64' 68,68n,74' 76' 79' 88
Nothumbria28, 30, 32, 42 Romanos (Bizans imparatoru) 60
Persepolis G9, 30
Novgorod E,3, 44, 56, 58, 64, 64n,78,78n,80, Romanya prenslikleri 96; Seleukia F8, 22
Peruzzi 84
84, 88, 94 ayrıca bkz. Moldavya, E{lak Semerkand H6-7,92,98n
Petrus 6ziz) 84
Nureddin 66, 68 Romulus Augustulus 16. 16n St. Jean Şovalyeleri 80
Philippe ffakışıklil 80 Senhace kabilesi
Nübye 2, 8,20' 38 Rostov E3, 44
Philippe Augustus 68, 68n, 88
nüfus 8, 36' 83,86 Rudolph fiabsburg) 76, 80 Septe A7, 56n, 92
Piktler 14, 32,34, 44 rum ateşi 32 Septimania 86, 18, 40
o-Ö Pirene Dağlan A86' 18, 66
Rüm, bkz Anadolu, Selçuklular fürbedarlar 88
Pisa, Pisa Konsili 6, 60,72,76n,79,96,98
oder Irmağı C4, 66 Rus kilisesi 82 Sevilla 56n, 74
Odo (Cluny) 52 Po Irmağı c5-6' 24,26 Rusça 4 Seyhun Irmağı (Siri Derya) 32
Odoakr 16, 18 Poitiers 85, 32, 88, 90 Rusticello (Pisa'lı) 79n Shetland Adalaı A2' 42' 94
oğuz Türkleri 58' 66 Polonya, Polonyalılar 6' 48' 52' 56' 64' ffi' 68' 76, Rusya, Ruslar l' 2' 6' 16' 36n' 42' 42ı' 44' 44n' Shona 100
Oleg (Novgorodlul 44, 46 79, 86, 88,90n,92,94, 94n 46, 48, 52, 54, 56, 58, 64, 66,74,76,78,79-80, Sırplar 56, 66, 68' 80' 88' 90' 92' 94
Oman, Charles 6 Polotsk D3, 44,56,58 82' 84' 86' ü,90' 92 Sicilmese A8, 58
Onogur Bulgarları 42n Pomeranya, Pomeranyalılar c4' 64, 79 Rügler 18 Slcilya C7' 12' L6' |8' 22' 34' 34ı' 42' 44' 48. 58.
orkney Adalan; orkney Uçbeyliği A3' 44' 48' 56' Portekiz, Portekizliler 66, n, n,94,94n,100, 101 RyazanF4,76 60, 62, 68, 76, 78, 79, 92, 94
62n,94 PragC4-5,92 Sicilya Vesperum Ayaklanması 78, 79' 82
Orleans 85, 14 Pripet Bataklıklan D4, 44 s-Ş Siena 98
orta Asya 1' 8, 14, 66ı' 76n' 80' 92 Provence 18,24' 44' 46' 48ı' 64, 68n' 78' 82n' Saat 98 Sigismund 90,92,94n
Ortodoksluk 34,34n, 52, 62, 70,82,96 90,94 Sabinler 10 sikke, madeni pan84
Osman Bey 79 Prusya D4, 74, 78, 84, 92, 94 Saİarİler 44, 46 Sllezya C4, 79, 92, 94, 94n
osmanhlar 4'79'79ı' 88' 90,90n' 92'94'96 Pskov D3, 88 Sahil 38,50,58, 101 Siling Vandalları |0' L2' |4
Ostrogotlar S, 10, 14, 16, 18, 24, 34 Ptolemeus (Batlamyus) 2, 50 Sahra 1, 6, 8, 38, 50, 58 Simeon (Aziz) 52
Otrar H6, 92 Pusula9Sn Saksonlar 8, L4,26n, 52 Sind 32
Otto I46 Saksonya 42' 54ı' 72 Sinop 86, 74
ouo II 70 R Salerno 44,58,70 Sis (Kozan) 87, 82
Ögedey 76,76ı Ragusa C6, 88n Samaniler 44,46,4 54n Sistini Şapeli bkz. Capella Sistina
Özbekler 92,94n Ravenna C6, 72, 24, 26, 32, 40 Samogitya D3, 92 Sivas E7. 64
-

DIZIN
Sixtus IV (Papd 96 Tarım Havzası 92 U-Ü Wessex 42, 44, 46, 48
Skaelingler 50 Tarusa E4, 88 Umman William Rufus 60
Slavlar 4, 8'24'26n,28' 40' 42' 44ı' 48' 52' 66 Taşkent HI6' 32 Umman Denizi William (Fatiil 58, 58n, 60, 62, 66
Sluys 84, 88 latat yayı 98n Ural Dağları G2-4,7' 6' 42n Worms 14
Smolensk E4, 44,79,92 Tatarlar 92,94
Urd Irmagı G5, 92
Somali 38 TebrizFT,79,84 Urbanus II Papd 62 Y
Somme Irmağı B4-5' 44 Teke Beyliği 79n Yahudiler 6, 30
Urbanus V (Papd 96
Spoleto 26, 42, 46 Teodorik 18 Yarmuk Irmağı E8' 30
Urbanus VI (Papa) 96
Sri Lanka 2 Thorvald Grik'in o$d 50 Yaroslav (Novgorod Prensi) 58
Urfa (Edessa) E7' 60' 62ı' 64' 66
St. Tropez 46 Thüringiya, Thtıringleı BcA, t4' 24,26ı,34 Yemen 8
Utigur Hunları 15,26' 28
Stefan Arpad (Macar Kralı) 48 Tlbet 22 Yeni-Platoncu 20
Ümit Burnu 101
Stefan Duşan 80, 82, 88, 88n Ti{lis F6. 48n,64 Yezdigerd 30
Üzengi
Stephanus II Papd 52 Timuçin bkz. Cengiz Han York ^A4, 46, 48
Stephen (Blois'Iil 62 Timur (TimurlenH 90,92, 92n
Stilicho 6. 10. 12 Timurlu Imparatoıluğu 94n
V Yuan hanedanı 7
Yuan-Yuan 24
Yalencia 74n
Stockholm C3, 54 Tirol C4, 90 Yunanca 4, 4n
Valdemar Atterdağ 88
Strathclyde 28,32, 48n Titus 16 Yunanistan, Yunanlılar 28' 42' 78' 80' 82'
Van Gölü F7, 60
7
' L0'
sür (Tyre) E8, 68 Tlemsen 48, 78, 80 88,90,92,94
Vandallar 8, 10, 12, 16' 18, 20' 22,24,34 ayrıca
Suriye 22, 28,30, 34,36, 38, 58, 60, 62, 66, 72, Toledo 56n, 60 Yün 84
bkz. Asding Vandalları, Siling Vandalları
76,86 Tolfa 98
Suzdal F3, 64,66,78,80 Toros Dağları E7 32, 62
'
Varenjler 36n, 42, 44, AAn, 46, 58, 54, 54n
Vaspurakan 46, 56
Z
Südeüer C4' 6 Tortosa 56n Zara 68
Vatikan 96
Süevler 10, 12' 16' 18'26 Toruı C4' 74 Zaragoz.a 56n, 58n, 64
veba bkz. Kara Ölüm
Sünniler, Sünnilik 30, 58n Toscana C6, 26 Zengibar 2
Venedik, Venedikliler C5' 6' 32' 44n' 48ı' 54'
Sveyn (Çatal Sakallil 48, 56 Toumai 1.8 Zengller 66
Töton Şövalyeleri 74' 76' 78, 79-80' 84' 90' 54n, 68, 72, 76n, 79-80, 84, 86, 88, 88n, 90, 92, znylinyağ22
Süatoslav 48
Syagrius 16, 18 92,94 94,94n,98 Zimbabve 100
Trablus Libya' da) C8, 46 Vikingler 36n, 42, 44, 46, 48, 50, 54, 56, 58,84 Zirıler 56, 58
Şahruh 92
Trablus Lııbnan'dd E8' 64' 76 Vinland 50 ZiyaniEmirliğ
Şam E8, 38' 62' 66' 72n' 90 78
Tıabzon E6' 68' 75' 76, 79' 86 Visby C3, 84
şap 98
Tralcya D6, 42, 90 Vizigotlar 8, 10, 12, 14,16,18,24,26,28,32,
şarap 22
Transilvanya D5, 4n 32n,34, 40
şker 38
Şeria Irmağı Treviso C5, 80 Vladimir (Suzdal'dd F3, 66, 76, 80
Şiiler, Şiilik 30' 40' 44, 46' 58, 60ı' 66; ayrıca Tuaregler 58 Vladimir Buyük Prensleri 66, 78n, 80, 86
bkz. Mehdi Tuluniler 44, 46 Vladimir I Kiev Prensi) 52, 56
Şiraz G9, 88 Tuna Irmagı CD5-6' 4n, 8, 10' 14, 16' 18,24'28, Vlahlar 4n, 79, 88
Şirvan 32, 48n,66 30, 46, 48,79 Volga Irmağı F4' 8' 10, 24' 30' 32' 42n, 44' 86
Tunus 14, 32, 42,84 Volhinya 79,90n
T tuz 38, 100 Volhov Irmagr E3, 54
Taberistan 30, 40, 44 Türkçe 4 Vqltaire 7
Taman 85, 48,54,60 Trirkistan 22, 64 VouillĞ AB5' 18, 20
Tana E5, 86 Türkler 6' 7 ' 8' 24' 26' 30' 38' 44' 48' 56' 58' 60'
Tanca 47,56n, 94n 62' 64ı' 68,74' 74n' 83,90' 92 w
Tancred d'Hauteville 58 Tver 83, 80 Waiblingen 85,76n
Tannenberg D4, 92 Tweed lrmağ A3, 56 Welf hanedanı 76n