You are on page 1of 416

USTAM VE BEN

Yazan: EJifJafak eviren: Omca A. Korugan


Yayn hakian: > Doan Egmont Yaynclk ve Yapmclk Tic. A..
Bu eserin btn haklan sakldr. Yaynevinden yazl izin alnmadan ksmen veya tamamen
alnt yaplamaz, hibir ekilde kopya edilemez, oaitlamaz ve yaymlanamaz.
T. bask/ Aralk 2013 / ISBN 978-605-09-1803-8 Sertifika no: 11940

Kapak tasarm: Uurcan Ataoiu Kapak grafik tasarm: Handan Tepe Dijital illstrasyon:
Onur Aynagz 8im illstrasyonlar: Yiit Karagz Bask: Mega Basm Yayn San. ve Tic
A..
Cihangir Mah. Gvercin Cad. No: 3/1 Baha Merkezi. A Blok Kat: 2 34310 Haramiderestanbul Tel. (212)41217 00 Sertifika no: 12026

Doan Egmont Yaynclk ve Yapmclk Tic. A..


19 Mays Cad. Golden Plaza No. 1 Kat 10,34360 ili - STANBUL Tel. (212) 373 77 00 / Faks
(212) 355 83 16

www.dogankltap.com.tr / editor@dogankitap.com.tr / satis@dogankitap.com.tr

Ustam ve Ben
Elif afak

eviren: Omca A. Korugan


(Yazarla birlikte)

DOAN

Getirdi acz, grp ak mkl olduun, Kamu


hnerlere stad grdn gnlm.
Fuzuli (16. yzyl Osmanl airi)

... cmle lemi gezdim de Bulamadm aka


deer bir nesne. Bu yzden yabancym kendi
halkma, Ve srgnm onlarn arasndan,
Ermilerin dostluunu aradmdan.
Mira Bai (16. yzyl Hindu airi)

Ciso

Allah'n yaratt, eytann artt bunca insandan sadece bir avucu


kefedebilmi Arzn Merkezini - iyi ile ktnn, gemi ile gelecein, ben

ve sen ayrmnn kalmad; zamann hep bu an olduu, kavgasz savasz


bir asude diyar. Bulduklar yer ylesine gzelmi ki dilleri tutulmu.
Melekler hallerine acyp iki seenek sunmular. ayet konuma
kabiliyetlerini geri almak istiyorlarsa, grdklerini unutmalar gerekiyormu. Her ey silinecek ama kalplerinde bir boluk kalacakm. Eer

grdklerini hatrlamay tercih ediyorlarsa, o zaman da zihinleri


bulanacakm. Bylece, kimsenin bilmedii o beldeye varanlarn yars,
yreklerinde bir eksiklik duygusuyla dnm. Yars da akllar karm

halde. Hasret ekenlere klar denmi; kafasnda sorular olanlara da


kirtler. Birinciler ak renenlermi, kinciler ise renmeye k.
Byle derdi ustam Sinan, biz drt rana. Ban yana eip gzlerimizin iine bakard, ruhumuzu grmek istercesine. Biliyorum doru
deildi byle dnmem; kimdim ki ben, cahil bir olan, ama ne vakit

ustam bu hikyeyi anlatsa, dier nden ziyade bana hitap ettii hissine
kaplrdm. Sanki bir ey vard benden, en gen kandan bekledii.
Baklar yzmde oyalanrd. Gzlerimi karrdm onu hayal krklna
uratmaktan korkarak. Kim bilir, belki de anlamt huyumu. Daha
bandan biliyordu ne kadar azimli bir renci olacam ama i sevmeye
ve sevilmeye gelince kep geride, kep acemi kalacam.
Keke gemie bakp diyebilsem ki, renmeye sevdalandm kadar
sevmeyi de rendim u hayatta. Ama yalan sylersem yarn bir gn
cehennemde benim iin de bir kazan kaynayabilir. Zira ok yalandm.
Bir nar aacym; bir ayam burada, bir ayam ukurda.
Biz alt can idik: Usta, drt rak ve beyaz fil. Beraber yaptk her eyi.
Kprler, camiler, medreseler, kervansaraylar ina ettik. O kadar uzun
zaman nceydi ki hafzam hatralar eritip som bir szya evirdi.
Yzlerini bile unuttum. Ne tuhaf, szleri hatrlyorum oysa; verdiimiz
ve sonra tutamadmz tm szleri. Etten kemikten yaplma suratlar
unutup, nefesten mteekkil kelimeleri hatrlamak ne garip.
Hepsi gittiler. Tek tek. Bir ben kaldm geride. Neden onlar ld, bense
bu yaa kadar durabildim Tanr bilir. Her gn dnyorum maziyi.
Geride braktm ehri. nsanlar yryp geiyordur imdi; grmeden,
dnmeden. Zannediyorlar ki etraflarndaki binalar ta Nuh Nebiden

beri orada. Halbuki biz ykselttik onlar; gnbegn, senebesene. stanbul


dediin unutkanlklar ehri. Orada her ey suya yazlm. Ustamn
eserleri hari, onunkiler taa kaznm. O talardan birine bir str sakladk.
ok zaman geti zerinden, nice alametler birikti ama hl orada olmal,
braktmz noktada. Bilmem bulan kar m? Bulsa bile anlar m?
Ustamdan geriye kalan yzlerce eserden ve binlerce, binlerce tatan bir
tanesi var ki, altnda gizli Arzn Merkezi.
Agra/Hindistan- 632

O
stanbul 122 Aralk 1574
Karanln derinlerinden gelen tok ve tehditkr grlemeyi
duyduunda vakit gece yarsn oktan gemiti. Tanyordu sesin
sahibini: Kaplan. Yz altm okka arlnda, drt endaze boyunda
kzl-kahve krkl bir Hazar kaplan. Hayvan kimin -veya neyintedirgin etmi olabileceini dnd korkuyla. u anda cmle lem
uykuda olmalyd - insanlar, hayvanlar ve cinler. Yedi tepeli ehirde,
sokaklar arnlayan bekiler hari, sadece iki eit insan ayakta
olurdu bu tekinsiz saatte: Ya ibadet edenler ya gnaha meyledenler.
Cihan da uyankt. alyordu.
almak, bizim gibiler iin ibadet saylr derdi ustas. Biz
duamz da, niyazmz da byle ederiz.
Peki ya Yaradan? O nasl karlk verir? diye sormutu Cihan
bir kez.
Bize daha ok i kararak tabii ki!
Valla, ayet yleyse senelerdir Kadiri Mutlak'a epey yaknlam
olmalym, diye geirmiti aklndan hnzrca. Zira bir deil, iki
megalesi olduundan, ifte ter dkyordu. Hem fil- bazd, hem
mimar ra. ki zanaat vard, iki tutkusu. Lkin biricikti ustas.
Hrmet ettii, hayranlk besledii ve iten ie, bir gn ondan daha
mahir olmay diledii tek insand Mimarba Sinan.
Haftada birka kez, ustas Cihana ve dier rana yeni bir
vazife verirdi. Bazen tek gz bir kulbe resmetmek kadar basit
olurdu devleri. Bazen daha etrefil: Bir konan salamlndan
feragat etmeden iindeki stunlarn nasl azaltlacam sorard
mesela; talan skca tutan ama zamanla kuruyup atlayan bir harcn
yerine ne kullanlabileceini; topran altndan ve stnden geen su
kanallannm zamanla tkanmasna nasl mni olunabileceini... Tm
bu sorulan kendi balarna cevaplamalan gerekiyordu. Aralann- da
fikir alveriinde bulunabilir ama katiyen birbirlerinin taslaklanna
gz atamazlard.
Mimari takm iidir derdi ustas. raklk ise tam tersidir

14

maalesef
Gene bir sefer dayanamayp sormutu Cihan: Neden msaade
etmezsin birbirimizin yaptklann grmemize?
nk karlatrrsnz. ayet berikinin yaptn kendinizinkinden hakir bulursanz, kibir der kalbinize. Yok eer
dierininki daha l gelirse, bu sefer de balar haset iinizi
kemirmeye. Her halkrda zehirdir bnyeye. Bir rak iin en
hayrls, hi bakmamaktr dier raklann ilerine.
Hassa mimarlarnn ba olarak stat Sinann yzlerce talebesi,
binlerce iisi ve bir o kadar ona bal neferi vard. Fakat senelerdir
hep ayn drt rakla yakndan alrd. Geri birer birer hepsi
kalfalk mertebesine ermiti ama herkes onlardan hl ar-rak diye
bahsederdi. Nasl ki drt maddeden olumusa kinat -su, ate, hava
ve toprak onlar da kendi evrenlerinde anasr- erbaa idi.
Drdnn de karakteri farklyd. Adeta ayr unsurlardan
yaplmlard: cam, metal, tahta ve mermer. Kimse bunu
dillendirmese de herkes bilirdi ki gn gelip, ustalarnn fani mr
tkendiinde, onun yetitirdii bu drt olandan biri yerini alacakt.
Cihan, Sinann raklarndan biri olduu iin mutluydu ama
inanmakta glk ekiyordu bu kadar ykselebilmi olmasna.
Elinin altnda o kadar kabiliyetli iolam odalar talebesi varken
ustas tutup onu -basit bir hizmetkr, sradan bir hayvan terbiyecisisemiti. Bunu bilmek Cihana gurur deil, endie ve evham
veriyordu. Hayatnda hi kimse ona Sinan gibi destek kmamt.
Bunca zamandr emrinde alyordu ama ona inanan bu insan
hsrana uratmaktan hl korkuyordu.
Bu haftaki grevleri, pencereleri sivri kemerli ve st kubbeli bir
hamam resmetmekti. stadn talebi gayet akt: Sekizgen gbekta
ykseke olacak, altna yerletirilecek kazan dairesinin hararetiyle
snacak; duvarlarn iine gizlenmi dehlizler vastasyla duman
tahliye edilecek; girip kan erkeklerle kadnlar birbirlerini grmesin
diye hamamn iki ayn kaps olacak ve bunlar iki ayn sokaa
alacakt. te gecenin o ge vaktinde Cihan, Topkap Saraynn

hayvanat bahesindeki barakasnda, kabaca yontulmu bir masada


oturmu, bununla uramaktayd.
Arkasna yaslanarak atk kalarla resmini inceledi. Zarafetten ve
ahenkten mahrum buldu eserini. Halvetlerin zerindeki kk
kubbeleri oturtamamt. Hep byleydi, kubbe tasarlamakta
zorlanyordu. Binalar deil, tepeleriydi onu uratran. Damlarla
cebelleeceine trnaklaryla temel kazmay tercih ederdi. atlardan
hepten kurtulmann bir imkn olsayd keke - demoullar,
havvakzlan gkyznn altnda apak ve zgrce yaayabilseydi;
yldzlar seyredip, yldzlarca seyredilmeyi gze alarak.
Tam yeniden izmeye balayacakken -saray ktiplerinden kt
armt- bir kez daha kaplann sesini duydu. Tyleri diken diken
oldu. Nefesini tutup kulak kabartt. nsann kann donduran cinsten
bir ihtar sesiydi iittii. Grnmeyen bir dmana, daha fazla
yaklamamas iin savrulmu bir tehdit!
Cihan kapy usulca at ve etraf saran kesif karanla dikti
gzlerini. Bir hrlama daha ykseldi o anda, dierlerinden de
tehditkr. Aniden teki hayvanlar da balad feryada: Papaan bir
lk att kuytuda; gergedan brd; ay fkeyle homurdand;
aslan kkredi; leopar tslayarak gzda verdi. Tavanlar, ne vakit
korkuya kaplsalar yaptklar gibi ayaklaryla pat pat yere
vuruyordu. Maymunlar, saylar be olmasna ramen bir orduya
bedel patrt karyordu. Bu arada atlar ahrlarnda huzursuzca
kinemekteydi. Btn bu curcunann orta yerinde ksa, kesik bir
homurtu alnd kulana; grltye dahil olmak istemezmi gibi
gnlszce bir k. Beyaz filin sesiydi bu. Sevgili ota! Belli ki
bir ey rktmt btn bu mahluklar. Bu her neyse, hl etrafta,
hatta yaknda olabilirdi. Ya kandilini eline alp avluya kt.
Otlardan ve bitkilerden ykselen baygn bir rayiha hkimdi serin
havaya. Daha iki adm atmt ki bir aacn altna toplam,
fsldaan hayvan terbiyecilerini fark etti. Geldiini grnce
balarn kaldrp baktlar. Kayglan yzlerinden okunuyordu.
Neler oluyor?' diye sordu Cihan.
Hayvanlar gergin dedi zrafa terbiyecisi Dara, kendi daha da

16

gergin.
Belki kurt dadanmtr dedi Cihan.
Ne de olsa daha evvel balanna gelmiti. Takriben iki sene
evveldi. Bak gibi keskin ve souk bir k gecesi kurtlar ehre
inmi; Yahudisi, Mslman, Hristiyan demeden tekmil
mahalleleri basmlard. Bir iki tanesi, nasl olduysa, sarayn
kaplanndan ieri szm, hametli sultann rdek, kaz, kuu ve tavus
kulanna musallat olmutu. Amma kargaa kmt. Gnlerce
allarn altndan kanl ku tyleri toplamlard. Fakat imdi ne kar
vard ortada, ne de yle fevkalade bir ayaz. Hayvanlan huylandran
ey, sarayn dndan deil, iinden geliyordu.
Her keye bakn dedi aslan terbiyecisi Olev - yukar kvrlan
byklan ve alev rengine alan uzun salanyla iriya- n bir adamd. Bu
cva gibi hareketli, adaleli hizmetkr, herkesten hrmet grrd.
Olevin haberi olmadan kimse adm atamazd. Aslanlara ve
kaplanlara sz geirebilen kii, sultann dahi az biraz gpta ettii
biriydi.
Saa sola dalp ahrlar ve allar, kmesleri ve kafesleri
yokladlar; kaak hayvan var m diye baktlar. Sultann yaban
hayvan koleksiyonundaki cmle mahlukat yerli yerinde
grnyordu. Aslanlar, maymunlar, srtlanlar, leoparlar, yass
boynuzlu erkek geyikler, tilkiler, kakmlar, vaaklar, yabankeileri,
yabankedileri, ceylanlar, tavus kulan, yabani katrlar, dev
kaplumbaalar, karacalar, devekular, rdekler, kuular, kazlar,
kirpiler, kertenkeleler, tavanlar, ylanlar, zebralar, zrafa, kaplan ve
fil.
Cihan otaya bakmaya gittiinde, arl doksan kantan akn,
boyu neredeyse be arn olan beyaz fili rkm ve huzursuz buldu.
Koca kulaklan rzgrla dolmu yelkenler gibi almt. Huyunu
suyunu gayet iyi bildii hayvana glmsedi.
Ne oldu? Tehlike kokusu mu aldn? diye sordu Cihan. Her daim
kuann iinde hazr bulundurduu bademlerden bir avu uzatt.
Hayatnda bir ikram reddettii vaki olmayan ota gzlerini

kapdan bir an olsun ayrmadan hortumunu kvrd, bademleri azna


att. Devasa arln yere sabitledii n ayaklarna vererek durdu;
uzaklardan gelen bir sese kulak kabartt.
Sakin ol! Korkacak bir ey yok dedi Cihan tatl tatl, ama
sylediine ne kendini inandrabildi, ne fili.
Tekrar baheye ktnda Olevin sesi alnd kulana. Her
yere baktk! Hibir ey yok!
Ama hayvanlar durmuyor... diye itiraz edecek oldu birisi.
Olev adamn lafn keserek Cihan iaret etti. Hintli doru
syler. Kurttu zaar. Veya akal. Her halkrda belli ki gitmi. Hayvanlarnz sakinletirin. Beceremezseniz zbarp yatn.
Haydi, uzatmayn.
Bu defa kimse itiraz etmedi. Balarm sallayp mrldanarak
daldlar. Hatr hutur sert, stelik bitli pireli de olsa, bildikleri tek
scak yerdi ottan dekleri. Oraya dndler ayaklarn srye srye.
Bir, Cihan kald geride.
Sen gelmiyor musun Hintli? diye seslendi timsah bakcs Kato.
Birazdan dedi Cihan. avludan ykselen bir inilti dikkatini
ekmiti.
Ald yanm brakt izimdeydi. Ertesi gn ustasna teslim
etmeliydi. Buna ramen barakasna gitmek iin sola dneceine
saa, iki avluyu birbirinden ayran duvara doru seirtti. En utaki
leylaa yneldi. Ne ok hatras vard bu aacn altnda. Onun ve
sevdiceinin. Yrei szlad. u dallarn dili olsa da anlatsalard.
Bunu dnmesiyle piman olmas bir oldu. yi ki yoktu aalarn
azlan. smini bile anamad o sevgiliyle arasnda geen her ey
bir srd ve hep yle kalmalyd.
Az tede duran bir glge fark etti. Eli aya buz kesti. Az kalsn
arkasna bakmadan kap gidecekti. Ancak tam o anda dnp
yzn gsterdi karalt: Sibiryal Tara. Bin musibetten, krk
illetten, her felaketten sa kmay baaran bu adamcaz herkesten
daha eskiydi buralarda. Yan bilen yoktu. Kendi dahil. Neler
grmemiti ki. Kudretlilerin devriliine, en azametli kavuklar

18

tayan kafalarn amurlarda yuvarlanna ahit olmutu. Sadece iki


ey bakidir, derdi hizmetkrlar. Bir, Sibiryal Tara, bir de Osmanl
saltanat. Gerisi fanidir...
Sen misin Hintli? diye sordu Tara. Hayvanlar uyandrd seni
de, ha?
yle. Bir ses duydun mu az evvel?
htiyar adam cevap vermedi.
uradan geldi diye srar etti Cihan, boynunu uzatarak.
n sra kara akikten bir ktle gibi dikilen duvara bakt. Sarayn
stne ken sis, aralarnda fsldaan hayaletlerle doluymu gibi
geldi birden. Tyleri rperdi.
Kof bir atrt aksetti avlunun beri tarafndan. Ardndan ayak
sesleri dklverdi elale gibi, sanki bir sr insan kouturuyordu
saa sola. Derken bir demolundan kamayacak kadar vahi bir
feryat ykseldi sarayn barndan. Hzla sustu ya da susturuldu;
bouk bir hkra dnt. Bir keden baka bir lk yrtt
geceyi. Belki de ilkinin kayp bir yanksyd, kim bilir? Sonra
aniden her ey sessizlie gmlverdi. Cihan gayriihtiyari duvara
doru hamle etti.
Nereye gidiyorsun lgn? diye fsldad Tara, gzleri akmak
akmak. Yasak!
Neler oluyor merak ediyorum.
Bizi alakadar etmez dedi ihtiyar. Uzak dur.
Cihan bir an tereddt etti. Gidip bir bakaym. Eer bir ey
gremezsem hemen dnerim.
Tara i geirdi. Yapma desem, dinlemezsin biliyorum. Aman
ha, ierilere girmeye kalkma evlat. Duvara yakn kal. Anlyor
musun?
Tasalanma, gitmem bir yere.
Ey, peki. Ben burada beklerim seni. Dnene kadar uyumam.
Tapma desem, dinlemezsin biliyorum dedi Cihan muzip bir
tebessmle.
Bir avludan berikine gemek o kadar kolay deildi. Ama Cihan

etrafna hkimdi. Ne de olsa geenlerde ustasyla beraber saray


mutfaklarnn onarmnda almt. Birlikte haremin baz
ksmlarn da bytmlerdi. Son zamanlarda hatr saylr ekilde
artmt ya saray nfusu, ha bire eklemeler yapmak gerekiyordu.
Tadilat esnasnda iiler esas kapy kullanmamak iin duvarda bir
delik ap kestirme yol yaratmt. ini sevkiyatnda gecikme olunca
buray pimemi tula ve kille geici olarak kapatmlard. iniler
teslim alnr alnmaz devam edecekti inaat ve tamirat.
Bir elinde kandil, br elinde sopa, duvara vura vura ilerledi. Bir
mddet hep ayn tok sesi iitti. Tak-tak-tak. Derken, bo bir yank
geldi. Durdu. Dizlerinin stne kerek en alttaki tulalar itti var
gcyle. Duvar nce mukavemet gsterdi. Sonra geit ald.
Dnte almak zere kandili oraca bira At ve srnerek delikten
ieri dald. Dirsekleri ve ayak bilek leri izilse de i avluya gemeyi
baarmt.
Ay m avkyla esrarengiz bir aydnla brnmt bahe. Gn
nda krmz, pembe ve yeilin en parlak tonlarna sahip k
bitkilerine imdi adeta madeni bir cila vurulmutu. Gmi bir deniz
gibi alkaland toprak. Cihanm kalbi yle hzl ve yksek atyordu
ki bilileri duyacak diye d patlad. Dinledii birbirinden korkun
hikyeler geldi aklna: Zehirlenen haremaalarna, kellesi uurulan
vezirlere, Boazm sulanna atldklar esnada hl kvranmakta olan
uvallara dair rivayetler t zihnine. rperdi. stanbulda nice
mezarlk tepelerde ve yamalarda, nicesi de denizin yedi kula
altnda deil miydi?
Usulca ilerledi. Az tede, dallarndan earplar, mendiller,
kurdeleler, kolyeler ve danteller sallanan bir aa vard: Adak
Aac. Haremdeki cariyeler ve halayklar, ne vakit Allahtan baka
kimseye aamayacaklar bir srlar olsa, ha- remaalanndan birini
kandrp kendilerine ait bir nesneyi buraya yollarlard. Bu eya bir
dala balanrd; ister istemez, bir bakasmnkinin hemen yanna. Bir
kadnn gnlnden geenler ekseriya bir bakasmnkine taban tabana
zt olduundan, elien dilekler ve ekien dualarla yklyd aa.

20

Gene de akam esintisinin kprdatt yapraklaryla huzurlu


grnyordu u an. ylesine huzurlu ki hatta, Sibiryal Tarasa daha
fazla ilerlemeyeceine dair sz verdii halde, aaca doru
yrmekten kendini alamad Cihan.

Buraya kadar gelmiken, arkasndaki ta binaya bakmamak


olmazd. Otuz admdan az bir mesafe vard ikisinin arasnda. Aacn
gvdesinin ardna saklanarak yavaa ban uzatt ve derhal geri
ekti. Bir daha bakabilmek iin cesaretini toplamas gerekecekti.
Grd ki takriben bir dzine sar-dilsiz, tela iinde saa sola
seirtmekte, bir giriten dierine koturmaktayd, ilerinden bazlar
ipek uvallara benzer bir eyler tayordu. Ellerindeki mealeler
karanlkta iplik iplik patikalar brakyordu. Ne vakit iki mealenin
yolu kesiecek olsa duvarlara vuran glgeler katmerleniyor,
byyordu.
Bu manzaray neye yoracan bilemedi Cihan. Topran
kokusunu iine ekerek binann arka tarafna hamle etti. Soluduu
hava kadar hafif ve sessizdi admlan. Bir yarm daire izerek avluyu
kat etti ve en nihayetinde yan kapya ulat. Tuhaf bir ekilde, hi
muhafz yoktu girite. Dnmeden ieriye dald. Ne yaptn
dnmeye balasa dehetten eli aya tutulurdu.
ierisi rutubetli ve serindi. Ensesi terden srlsklam olmutu. O
kadar kaslmt ki farknda olmadan, enesi an- yordu dilerini
skmaktan. Yan karanlkta el yordamyla ilerledi. Piman olmak iin
ok geti. Bundan sonra dn yoktu, bir tek ileri gidebilirdi.
Duvarn dibinden adm adm devam etti. Karsna kan ilk odaya
kendini att. Etrafa yle bir baknd: stlerinde billur kseler olan
sedef sehpalar; minderlerle kapl uzunca sedirler; Frenk diyanndan
hediye gnderilmi, tavandan aslm sslemeli duvar hallan ve
yerde gene o ikin uvallar.
Arkasndan kimsenin gelmediinden emin olmak iin ikide bir
geriye bakarak ar ar uvallar seyretti, ta ki kann donduran o
eyi seene kadar - hafife yrtlm uvaldan kan bembeyaz bir
eldi bu. Kuma ynnn altnda, vurulmu bir ku gibi solgun ve
cansz yatyordu souk mermer stnde. aknlkla gzlerini
krptrd Cihan; kalbinin oktan kavradn grmeyi reddetti
gzleri. Derken kabullendi. El, bir kola balyd; kol da kmen bir
gvdeye. uval deildi bunlar. Cesetti her biri. ocuk cesetleri.

Titreyerek yaklat Cihan. zerlerindeki kumalar yar bellerine


kadar indirince grd ki hepsi de oland; yan yana yatrlmlard,
en uzun boylusundan en ksasna. En bykleri neredeyse
delikanlyd, en kkleriyse bebeklikten yeni kmt, aznda st
kokusu. Sarayllara has kyafetleri zenle dzeltilmiti, ehzadelere
layk bir asalet iinde olsunlar diye. Huzurlu grnyorlard.
Tenlerinin iinde bir mum saklymasna parlyordu ehreleri.
yle ki bir an ldklerinden phe etti. Kprdamyor,
konumuyorlard ama belki de aklnn hayalinin almad varlklara
dnmlerdi. Byle zannetti bir an. Sonra aniden olanca
plaklyla iniverdi hakikat. Drd de boulmutu. i acd.
Gzleri doldu.
Dizlerinin ba zlm halde ylece kalakald. Hareket
edemedi bir mddet. Ancak yaklaan ayak seslerini duyunca silkip
atabildi sersemliini. Hzla dzeltti llerin rtlerini. Zar zor
kuvvetini toplayarak frlad. Ne bir dolap, ne bir sandk, saklanacak
hibir yer yoktu. arnaar, tavandan yere kadar uzanan saf ipekten
rengrenk bir duvar halsnn arkasna gizlendi. Bir dakika sonra
sar-dilsizler ieri girdi. Bir ceset daha getirmilerdi. Onu da
dikkatlice yerletirdiler dierlerinin yanma. Bylece cesetler bee
tamamland.
te o an katillerden en dikkatli ve pheci olan, llerden birinin
zerinin yarm yamalak kapanm olduunu fark etti. Yavaa
yaklat. Emin olamad acaba onlar m bu halde brakmt, yoksa
biri mi arkadan gelip amt. Eliyle bir iaret akt arkadalarna.
Onlar da durdular. pheyle etraf szmeye baladlar.
pek halnn arkasnda, duvardaki oyukta, Cihan soluunu tuttu.
Canilerle arasnda incecik bir katman vard, ile

rinden birisi elini kaldrp u haly aralamaya kalksa, yanmt.


Saatlerce gizlenmeyi baarsa bile bu odadan sa kmas imknszd.
yle bir belaya sokmutu ki dertsiz ban, onu kimse kurtaramazd.
Demek buraya kadarm, diye dnd ac ac; btn hayat, bunca
abas boa gitmiti. Her ikisi de olaylardan habersiz, scak
yuvalarnda muhtemelen uyumakta olan sevgili filini ve saygdeer
ustasn dnd. Sonra k olduu kadna gitti akl. oktan yatm
olmalyd. Hayatndaki bu kymetli varlk kim bilir hangi tatl ryalar grrken, o burada, olmamas gereken bir meknda
bulunduu ve grmemesi gereken cinayetlere ahitlik ettii iin
ldrlecekti. Ve bunlarn hepsi bu kadar merakl olduu iin bana
gelmiti - teden beri gem vurulmaz, uslanmaz bu huyundan tr.
Sessizce svd kendine. Mezar tama unu yazsalar isabet olurdu:
Burada merak yznden canndan olan bir gafil yatmakta
Hem filbaz hem kalfa Cesur ve cahil ruhuna el fatiha
Ne yazk ki bu son dileini dahi tembihleyebilecei kimse yoktu
yannda. Halnn arkasna sindi sinebildiince. Bildii tekmil dualan
okumaya balad dehet ve ter iinde.

csvo
Ayn gece stanbul'un bir baka ucunda, geni ve ferah bir
konakta, khya kadn oturmu tespih ekiyordu. Yanaklar kuru
zm gibi buru buru, zayf gvdesi kamburdu. Gzleri
ihtiyarlktan kr olmutu. Yine de, efendisinin evinin hudutlar
iinde olduu mddete her eyi mkemmelen grebiliyordu. Her
ke buca, her gevek menteeyi, merdivenlerde gcrdayan her
basama biliyordu. Bu atnn altn onun kadar iyi tanyan ve evin
efendisine onun kadar bal kimse yoktu. Bundan emindi
kadncaz.
Hizmetkrlarn odalarndan gelen horlama sesleri dnda t

24

kmyordu koca meknda. Arada bir, ktphanenin kapal kapsnn


ardndan alack, belli belirsiz bir nefes duyuluyordu, o kadar. Yine
ge saatlere kadar alm olan Sinan orada uyuyordu. Genellikle
akam yemeinden evvel, karsyla kzlarnn ikamet ettii ve
raklaryla talebelerinin katiyen girmedii haremine ekilir,
akamlarn ailesiyle geirirdi. Ama bu gece, pek ok kez olduu
gibi, kitaplarnn ve kt tomarlarnn arasnda uyuyakalmt.
Khya kadn da halnn stne bir dek sermi, yatak yapmt.
Haddinden fazla alyordu usta. Onun yandaki bir adamn
ocuklar ve torunlaryla oturup dinlenmesi, doru dzgn yemek
yemesi ve bol bol ibadet etmesi gerekmez miydi? Kolunda
bacanda ne takat kalmsa onu da hacca gitmek iin kullanmalyd.
Neden ahirete hazrlanmyordu acaba? Yok ayet hazrlanyorsa, o
halde ne diye hl inaat sahalarnda dolap gzelim kaftanlarn
toza amura buluyor, kendini heba ediyordu? Khya kadn,
efendisine ierlemekle birlikte esas onu bu kadar altran sultana
ve vezirlere sitem etmekteydi iten ie. Hele o raklar yok mu!
Ustalarnn omuzlarndaki yk hafifletmeyen o tembellere kzyordu. Cahil olanlar! Artk olan filan saylmazlard ya. Drdn de
biliyordu khya. Nikola en iyimserleriydi ve rakamlarn diline de bir
o kadar vkft; Davud, kararl ve arbalyd ama bir o kadar inat;
dilsiz olan Yusuf, geit vermez bir orman gibi esrarlyd; bir de u
Hintli filbaz Cihan vard, bu niye byle, u nasl alr, onu nasl
yaparz, diye daima sorular sorar, fakat verilen cevaplan nadiren
dinlerdi, akl bir kan havada.
Derin bir nefes alarak, gzlerinin iindeki uurumu seyre dald
khya kadm. Derken, tespihin tanelerini eken parmaklan yavalad.
Elhamdlillah, Elhamdlillah... Mrldan azald. Ba nne
dverdi. Uyku baldan tatlyd.
Bir an m geti, yoksa bir saat mi bilemedi srayarak
uyandnda. Uzakta bir grlt vard. Kaldran talannm stnde
takrdayan nallarn ve dnen tekerleklerin yanksn ayrt etti. Son
srat bir at arabas gelmekteydi; hem de sesinden anlald
kadaryla onlara doru. stat Sinann evi bu kmaz sokaktaki tek

konakt. Araba keyi dnd m onlardan baka gidecei yer yoktu.


Hava birden soumu gibi bir me geldi khya kadna. Dualar
ederek, yandan beklenmedik bir eviklikle ayaa firlad. Yolunu
bulmak iin ne a ihtiyac vard, ne yardma. Tez admlarla indi
merdivenlerden, sofay geti, avluya kt. Setlere blnm, bir havuzla sslenmi ve her daim tatl rayihalarla buram buram kokan bu
bahe, gelen her misafirin kalbini neeyle doldururdu. Sinan, evine
su tamak iin sultandan izin alm, her eyi kendisi yapmt dmanlarnn hasedini zerine ekmek pahasna. Usulca dnyordu
imdi su deirmeni. Hibir eyin tekin olmad bu evrende az biraz
da olsa istikrar vaat edercesine.
Yukarda, gmten bir oraa benzeyen ay bir bulutun arkasna
sakland. Bir an iin gk ile yer ayn kuruni renge brnp
birbirine akt. Khya kadnn sa tarafnda kalan patikann sonunda
genie bir aalk alan vard; yamacn aasnda da muhtelif sebze
ve otlar yetitirdikleri bir bostan. Kadncaz dier yolu seti;
yukardaki byk avluya doru yrmeye balad. Yolun bir
yannda, suyu yaz k buz gibi bir kuyu mevcuttu. Kar kede ise
kenefler duruyordu. Onlarn uzandan geti, her daim yapt gibi.
Geceleri cin taifesi helalarn etrafnda toplanr, dn yapard.
Onlar rahatsz eden gafil yle bir arplrd ki yedi ceddi
kurtulamazd lanetten. Karanlkta helaya gitmeye ekinirdi khya
kadn. Lazmlk kullanmay da sevmediinden, mesanesinin insafna
kalmamak iin, akam ezanndan sonra ne bir ey yer, ne de ierdi.
Sokaa alan kapya vardnda dardaki sesler artm, endiesi
ikiye katlanmt. u hayatta kimseye hayr getirmeyeceinden emin
olduu ey vard: Ruhunu iblise satan adam; gzelliiyle
bbrlenen kadn ve sabah bekleyemeye- cek kadar acil olan haber.
Araba ok gemeden gelip yksek parmakln br yannda
durdu. Atlarn solumas duyuldu evvela; akabinde sert ayak sesleri.
Khyann burnuna ter kokusu alnd ama hayvanlardan m
geliyordu, adamdan m bilemedi. Ziyaretinin kim olduunu
renmek iin acele etmiyordu. Evvela Felak Suresini okumas
lazmd. Tam yedi kere. Snrm ben, karanl yarp sabah ortaya

26

karan Rabb'e, yaratt eylerin errinden, karanl kt


zaman gecenin errinden, dmlere fleyip tkren kadnlarn
errinden...
Bu arada ulak kapya vurmaya balamt. Nazik ama srarl. Tez
cevap verilmezse iddetlenip yumruklamaya kadar varabilecek bir
alma tarz. Nitekim yle oldu. Bunun zerine uyanan hizmetkrlar,
ellerinde kandiller, geceliklerinin stlerine aldklar allaryla birer
ikier koturdular baheye. Olaca daha fazla geciktiremeyeceini
anlayan
khya
kadm
kapnn
srgsn
ekti,
Bismillahirrahmanirrahim.
Ayn anda ay bulutlarn arkasndan synlverdi. Bir yabanc zuhur
etti. Ksa boylu, tknazd; gzlerinin ekline baklrsa Tatar
olmalyd. Omzuna ast deri bir mataras, pek kasnt bir hali vard.
Karsnda bu kadar ok insan bulmaktan holanmad aikrd.
Saraydan geliyorum diye beyan etti, lzumundan yksek sesle.
Kimse bir ey demedi.
Efendinizle konumam gerek dedi ulak.
Omuzlarm dikletirip tam ieri girecekti ki khya kadn elini
kaldrarak durdurdu adam. Sa ayanla m giriyorsun? Ne?
ayet bu eii aacaksan evvela sa ayam atmalsn. Bir an
aknlkla ayaklarna bakt ulak. htiyatl bir adm att, doru
ayakla. eri girince, kendisini padiahn yolladn, vazifesinin
ehemmiyetini ifade etti. Bunca lakrdya lzum yoktu aslnda.
Saraydan geldiini de, sultan tarafndan gnderildiini de herkes
tahmin etmiti zaten. Baka kim bu saatte, byle bir azametle
dikilirdi ki tanmad insanlarn kapsna?
Sermimar efendiyi saraya gtrmem emrolundu dedi. Khya
kadnn surat asld. Rengi ruhsan soldu. Boazn temizledi,
syleyemedii kelimeler azm doldurdu. Daha yeni uyumu olan
efendisini kaldramayacan anlatmak isterdi, yapabilseydi. Ama
byle bir ey demedi elbette. Onun yerine mrldand: Bekle hele
burada.
Gzlerini bolua doru krptrarak bam evirdi. Kerim,

haylaz olan, gel benimle.


Kokusundan tanmt gen hizmetkr. Khya nde, ocuk elinde
kandiliyle pei sra eve girdiler. Merdivenler ayak- lanmn altnda
gcrdad. Kadncaz kendi kendine glmsedi. Yakn, uzak
demeden her yere muhteem binalar yapan efendisi, kendi evinin
basamaklarn tamir etmekten cizdi.
Ktphaneye girdiklerinde, huzur veren bir koku yalad yzlerini
- kitaplarn, ktlarn, mrekkebin, derinin, balmumunun, mee
raflarn ve sedir aacndan sehpalarn kokusu.
Efendi, uyan hele diye fsldad khya kadn. Sesi ipek gibi
yumuackt.
Yataktaki adamn nefes alveriine kulak verdi. Bir daha
seslendi, bu defa daha yksek sesle. Bu arada, efendiye ilk defa bu
kadar yaklama imkn bulmu olan olan da frsat bu frsat adam
inceliyordu. Uzun, kemerli burnuna, alnndaki derin izgilere,
dnceli olduunda ekitirip durduu, aarm gr sakalna bakt.
Ellerine kayd baklar. Kuvvetli, kemikli parmaklan, nasrl sert
avulanyla, danda almaya alm bir insann elleriydi bunlar.
nc seslenite gzlerini at Sinan. Baucunda dikilenleri
grnce bir glge dt yzne. Mhim bir hadise kmadka yahut
ehir cayr cayr yanmadka bu saatte onu uyandrmaya cesaret
edemeyeceklerini biliyordu.
Bir ulak geldi dedi khya kadm. Saraydan beklerlermi.
Usulca kalkt Sinan. Hayrdr inallah.
Bir eliyle bir leen tutup br eliyle ibrikten su dkerek ve
kendini gayet nemli hissederek efendisinin yzn ykamasna ve
ardndan giyinmesine yardm etti olan. Ak renk bir mintann
stne bir kaftan geirdi Sinan; eski, kahverengi bir kaftand bu,
kaln ve yakas krkl. Sonra merdivenlerden indiler paldr
kldr.
Geldiklerini gren ulak ban edi. Affedin, sermimar efendi,
rahatszlk verdim, ama sizi saraya gtrmem emro- lundu.
Hazrm dedi Sinan.
Khya kadn araya girdi. Olan da gelsin, yardm eder.

28

Kalarn atan ulak dosdoru Sinana bakarak cevap verdi.


Maalesef, sadece sizi gtrmem emrolundu.
fke, safra gibi doldurdu khyann azn. Neredeyse adama
kacakt ki Sinan elini kadnn omzuna koydu. Merak etme. Bir
eycik olmaz
Sinan ile ulak avludan kp gecenin iine yrdler. Etrafta
kimsecikler yoktu Sokak kpekleri bile ortalarda deildi her nasl
olduysa. Sinan arabaya yerleince ulak kapy kapatt ve tek kelime
etmeyen arabacnn yanma oturdu. Atlar silkinerek hareketlendiler.
ok gemeden son srat mahallelerin iinden gemekteydiler.
iindeki sknty hafifletmek iin kadife perdeleri aralayp
dary seyre koyuldu Sinan. Haliin yanndaki Yahudi mahallesini, ardndan Araplarn, Ermenilerin oturduu muhitleri kat
ettiler. Mslman, gayrimslimi, ne ok hayat vard u ehirde
dillendirilmeyen. Darack ve yamru yumru sokaklar boyunca
drtnala giderken, hznle boyun bkmesine eik dallarn
altndan geerken, hanelerinde uyuyan insanlar dnd
konaklarndaki kodamanlan, kulbelerindeki fukaralar. En
zenginlerin evleri bile ucuz malzemeden, ahaptan, kireten ve iyi
frnlanmam tuladan ina ediliyordu. Yeterince kaya ve mermer
getirilemiyordu stanbula. Btn mr yamur duasna karcasna
ta duas etmekle gemiti.
Nihayet durdu araba. Saray khyas, becerikli hareketlerle
yardma geldi. Sinan ile ulak devasa bir kapdan geerek avluya
girdiler. Biraz geride, ikyeti olanlann dilekelerini sunduklan
Deavi Kasn vard. Orta Kapdan sonra saray mektebinin hastanesini
grdler. Karanlkta bir hayalet gibi parlayan oymal emenin
yanndan ilerlediler. Daha geenlerde saray mutfaklarm tamir etmi
ve haremi geniletmi olan Sinan civara ainayd.
Hava serin ve duruydu. Mersin aac ve biberiye kokular
geliyordu hafiften. Akamst yamur yamt; otla kapl toprak,
yumuack bir hal gibiydi ayaklarnn altnda. Muhafzlar kenara
ekilerek gemelerine izin verdiler. Frtna bulutlarnn rengine
boyanm binaya vardlar; rzgrda titreen mealelerin aydnlatt

divanhaneye ayak bastlar, iki odadan geip ncsnde durdular.


Buraya adm atmalaryla ulan msaade isteyip kaybolmas bir
oldu. Sinan meknn loluuna, almak iin gzlerini kst. Etrafa
baknd. Her tepsiden, her minderden, her ziynetten duvarlara den
glgeler, ona bir ey anlatmak istercesine eilip bklyor,
kvranyorlard.
ileride yerde dizili uvallar dikkatini ekti. Anlamadan yaklat,
bo bo bakt. Ne tadklarm ayrt edince nefesi kesildi birdenbire.
rpertiyle geriledi. Be cesetten birinin ksmen alm yz Sinana
dnkt. Merhumun ne kadar gen olduunu grnce gzleri
yaard sermimann. Bana darbe almasna sendeledi. Dudaklar
kpr kpr rahmet okudu her birine. Ta ki aniden bir trt duyana
dek.
Hzla arkasna dnd. Sesin odann iinden geldiine emindi.
Eyalar tarayan baklar, duvarda asl ipek halya takld, iinden
bir ses drtt, gidip bakmasn syledi. Aznda kekremsi bir tat,
boaznda bir yanma, tedirgin ama kararl bir ekilde uzanp haly
kenara ekti ve korkudan sapsan kesilmi, tir tir titreyen ran
buldu karsnda.
Cihan?
Ustam!
Ne yapyorsun burada evladm?
Cihan u koskoca lemde onu kurtarabilecek yegne insan
yanna gnderen kuvvet her ne ise, artk melekler mi, Hzr
Aleyhisselam m, hnzr bir cin mi, yoksa dorudan Tanr m,
hepsine cmleten krler yadrarak frlad yerinden. Diz kerek
Sinann elini pt.
Ustam, stadm, Allah senden raz olsun! Hep phelenirdim
ermi olduundan. imdi emin oldum.
t, barma. Neden buradasn?
zah edecek vakit yoktu. Koridordan gelen ayak sesleri, yksek
tavanlar ve oymal duvarlardan aksediyordu. Cihan kocaman alm
gzlerle ustasna sokuldu. Biraz sonra nc Murad, peinde

30

maiyetiyle birlikte odaya dald. Uzun boylu deildi, gbekli


saylrd; kartal gagasna benzer bir burnu ve sarmtrak bir sakal
vard.
Sinan abucak toparlad kendini; hkmdarn kaftannn eteini
pt. Cihan, o mertebeye varamamt henz, iki bklm yerlere
eildi, saygda kusur etmedi. Ne de olsa Mu- rad artk sultand.
Babas Selim, hamamda aya kayp derek can vermiti.
Grnmez kazayd belki. Geri om azlara kalsa, imeye tvbe
ettii halde yine kfelik olduundan bast yeri grememiti. Olu
Murad, ikindiden evvel, bartlar ve fiekler, davullar ve zurnalar
ortasnda, ecdad Osman Gazinin klcn kuanm ve padiah ilan
edilmiti.
Darda, yaknlarda, deniz uuldayp inledi. eride Cihan,
kprdamaya cesaret edemeden, alnnda boncuk boncuk biriken
terlerle kaya gibi sabit bekledi. Omuzlarna ken sessizlik arlat;
dudaklar yere o kadar yaknd ki neredeyse pecekti zemini, souk
bir sevgiliyi per gibi.
Kimdir bu? raklarndan biri midir? diye sordu sultan. Sinan
cevaplad: yledir, evketli padiahm. Drt kalfamdan biridir.
Yalnz getirilesin diye emretmitim. Ulak itaat etmedi mi
yoksa?
Kusur bana ait dedi Sinan. Affedin, ihtiyarlkta yardma
ihtiyacm olur.
Sultan bir an dnd, ismi ne peki?
Cihan, hametmeap. Sarayn filbazdr kendisi ayn zamanda,
belki yle hatrlarsnz. Beyaz filin bakm senelerdir onun vazifesi.
Hem filbaz hem mimar ra, duymadk bylesini, pek tuhaf
dedi sultan hafif bir alayla. Nasl oluyormu?
Rahmetli, evketli bykbabanzn hizmetkryd Cihan. Fille
beraber geldi Hint diyarndan. Harpte, kpr inaatnda hayvan da, o
da bana yardm etti. Kabiliyetini, zeksn grnce saray mektebine
gnderip terbiye verdik.
Dedem... emsali grlmemi hkmdard dedi sultan, dalgn,

durgun.
yleydi phesiz.
Kanuni Sultan Sleyman -nicedir topran altnda ve artk kefeni
rm de olsa- tam krk alt k boyunca saltanat srmt ve ne
gariptir ki hl ancak alak sesle anla- biliyordu.
Allah meknn cennet eylesin. Benim yerimde olsayd... dedi
Sultan Murad, sesi ilk defa atlad. ... O da aynsn yapard.
istemezdi byle olsun. Ben de istemedim. Lkin tahtn bekas iin
yapmaya mecburdum.
Cihan, padiahn yerdeki llerden bahsettiini anlad. Midesi
kasld. Yan gzle cesetlere bakt. Bir tanesi tek eli danda kalano kadar yaknndayd ki avucunun iindeki izgileri grebiliyordu. O
izgilere bakp da, bunca asil ehzadelerin byle ani ve ac sonlan
olabileceini tahmin edecek bir tane falc var myd acaba u
ehirde?
Kardelerim Hakkm rahmetine kavutu dedi sultan.
Allah taksiratlann affetsin, cennetine buyur etsin dedi Sinan.
Sessizlik, sis gibi kt zerlerine perde perde. Ta ki sultan
yeniden konuana kadar. Mimarba seni buraya unun iin
ardm. Babam lmne yakn senden bir trbe istemiti.
Dorudur hametlum.
imdi ben diyorum ki, kardelerim de oraya gmlsn. Bu- dur
arzum. Budur seni armama sebep, sermimar efendi.
Ba stne devletlum.
Trbe yle grkemli olsun ki asrlar sonra dahi insanlar gelip
ruhlarna fatiha okusun. Lkin... dikkat et, lzumundan grkemli
yapmayasn. Kararnca olsun. Ne byk ne kk.
Ba stne izzetlum.
Ustasnn ne yaptn gremeden biraz daha eilmeye kalknca
alm kt diye yere dedi Cihanm. Son anda soluunu tutmasa az
kalsn bir ah kacakt azndan. O vaziyette durdu, bekledi.
Sultann ayaklarn seyretti. Birdenbire hareketlenip ona doru
ilerledi ayaklar. Pek yakndlar imdi. Hkmdarn gzlerinin
zerinde gezindiini hissetti. Kal

bi kt kt atmaya balad. Acaba phelenmi miydi? Bu gece


hayvanat bahesinden kalkp buraya gizlice szdn anlam
olabilir miydi?
Filbaz, ha? dedi Sultan Murad. Bakaca bir laf etmeden, ardnda
sadrazam, vezirler ve muhafzlarla kp gitti.
Bylece, Mimarba Sinan ve bu bulumada hibir yeri olmayan
ama hadiselerin akyla kendini burada bulan Cihan, Ayasofyamn
bahesinin iine bir trbe kondurmaya memur edilmi oldular. Bina,
be ehzadeye -Sultan nc Muradm tahta kt gece
bodurttuu erkek kardelerine- layk azamet ve asalette yaplacak,
ancak onlarn ne ekilde ldn insanlara hatrlatmayacak kadar
ufak ve nemsiz olacakt.
Henz hibiri bunu bilmiyor olsa da, ne gariptir ki bundan seneler
sonra, gene byle bir gecede rzgr uuldarken, hayvanlar yine
kafeslerinde huzursuz dolanrken, bu sefer Sultan Muradm kendi
oullan -stelik on dokuzu birden- ayn ekilde soylu kanlan
dklmesin diye yay kiriiyle bodurulmak suretiyle tek tek
ldrlecek, sonra da gene ayn yere, usta ve ran ina ettikleri o
hznl trbeye gmleceklerdi.

USTAMDAN
EVVEL

C8BO
Hazreti Yakubun on iki olu vard, Hazreti Isann on iki havarisi.
Kuranm on ikinci suresinde hikyesi anlatlan Hazreti Yusuf, on iki
kardeten biriydi. Yahudiler on iki somun ekmek koyard masalarna.
On iki aslan beklerdi Hazreti Sleymann tahtn. Alt admda klrd
o koltua ve her kn bir inii olduuna gre alt adm daha demekti
bu, ki toplam on iki ederdi. On iki temel inan Hint diyarnda hkm
srerdi. On iki imam, derdi iiler, Hazreti Muhammedin pei sra
gelirdi. Hazreti Meryemin tacnda on iki yldz vard. Ve ismi Cihan
olan bir olan henz on iki yandayd stanbulu hayatnda ilk kez
grdnde.
Zayft, pire gibi hareketliydi. Yana gre ksayd bir parack.
Salar tam tepede bekleip ondan ayr bir mahlukmu gibi yukarya
doru trmanrd, boysuzluunu telafi, etmek istercesine, insanlar ona
baktklarnda ilk nce asi salarn grrd. Sonra da beheri bir haydut
yumruu byklndeki kulaklarn. Ama anas her daim sylerdi,
gn gelecek, o candan tebessm ve sol yananda hamura bastrlm
parmak izi gibi duran tek gamzesiyle kzlarn gzlerini kamatracakt.
Byle derdi anas, inanrd Cihan.
Erkenden gelin aramaya balayan anas, ka kez konu komunun
kzlarn gzden geirmiti. Dudaklar gl-buse olacakt oluna bulduu
ein, yanaklar ipek gibi przsz, beliyse dal gibi ince. Ceylan kadar
evik, sr gibi kuvvetli olmas kfi deildi; sesi de blbllere denk
olmalyd. O sesi ocuklarna ninni sylemek iin kullanacakt; yoksa
yle bo konumak iin deil, hele kocasna laf yetitirmek iin hi
deil. Biricik oluna layk grd dii ite byle bir varlkt. Cihan
aldrmazd bu lakrdlara. Onun btn istedii k olmakt. Uzun
srmese de olurdu. Bir yere varmasa da olurdu, isterse gz ap
kapayana kadar gesin, uan bir kuun glgesi gibi elle tutulmaz olsun;
yine de akt onun arad, yuva kurmak deil.
Artk hayatta deildi anas. Cierlerinde yara varm, demiti hekim;
fakat Cihan biliyordu ki hamileyken yedii tokat ve tekmelerdi esas
sebep. Cihanm vey babas -ki am- casyd ayn zamanda- lme
sebebiyet veren o deilmi gibi bara ara alamt cenazede bir de
utanmadan. Cihan nefret ediyordu adamdan ve onun riyakrlndan.

38

Bu gemiye bindi bineli ka kez piman olmutu anasnn intikamn


almadan yuvay terk ettiine. te yandan biliyordu ki eer kalsayd, ya
amcas onu ldrecekti, ya o amcasn. Henz ya kk, gc kstl
olduundan muhtemelen amcas kazanacakt. Ama dnecekti bir gn,
mutlaka...
Haftalardr ak denizdeydi. Bir karavelada. Hayatnda ilk defa gemi
seyahati yapyordu. Bunca zaman tuzlu yel soluyup, mavinin envai eit
tonuna baktktan sonra ufukta kara grmek zihninde tuhaf bir tesir
brakacakt - bilhassa byle sisli puslu bir gnde, ileriye, denizin sahille
bulutuu izgiye bakt. O an stanbula varyor mu, yoksa stanbuldan
kayor mu anlayamad. Seyrettike toprak, deryann devamym gibi
grnd. Dalgalarn tepesine kondurulmu, her daim kabanp
alkalanan, insann ban dndren bir yerdi bu. Kat deil, sv bir
ehir. stanbula dair ilk izlenimi byleydi ve bunu henz bilmese de
burada bir mr geirdikten sonra dahi bu kans deimeyecekti.
Limana yaklatka civardaki kular artt. Martlar, sereler,
alakargalar, ard kular ve saksaanlar - ki bir tanesi gagasnda parlak
bir cisim tayordu. Birka -en cesurlar veya en aptallan- yelkenlerin
stne konmutu. Gemiciler hep derdi, bann stnde daha fazla kanat
grmek, karaya delalettir diye. Sylemedikleri ey, sahile yaklatka
denizin insan nasl ruhundan yakalad, brakmak istemediiydi.
Cihan ar admlarla gverteyi kat etti. Denizciler onun ayakaltmda
dolamasna aldrmayacak kadar meguld. Ba tarafn en u noktasna
kadar yrd. Yzne vuran rzgra aldrmadan, stanbulun barna
dikti gzlerini. Bir mddet bir ey gremedi. Derken, birileri bir
perdeyi tutup kenara ekmiesine sis dald. ehir, btn hatlaryla,
prl prl ald nnde. Nurlar ve glgeler, srtlar ve bayrlar, tepeler
boyu bir aa bir yukar, tezatlardan mrekkep bir diyar. Her admda
kendini inkr eden, her mahallede miza deitiren, ayn anda hem
nikbin hem bedbin olabilen bir kentti stanbul; bir yandan cmerte
verirken, bir yandan cmlesini geri alrd. Kalabalk ve kemeke iinde
felek-i lya ykselmek ister, hep daha fazlasn arzular, tatmin
olmazd. Sihirkrd, ivebazd. Bunlar henz bilmese de Cihan, insann
onun efsununa kolayca kaplabileceini hissetti.

Aceleyle ambara dnd. Kaptann emirleri dorultusunda haftalardr


kafesinde kilitli tutulan beyaz fil perian ve mecalsizdi.
Geldik! Bak, vardk nihayet! Sesi titredi nk bu kentin ne
menem bir yer olduunu bilmiyor, endieleniyordu. Ama mhim
deildi. Burada onlan bekleyen her ne ise u korkun seyahatten daha
beter olamazd herhalde.
ota hareketsiz duruyordu. yle ki Cihan bir an iin filin kalbinin
teklemi olmasndan korktu. Yanma yaklap, hayvann zar zor ve
nizamsz da olsa nefes aldn anlaynca rahatlad. Ama ne gzlerinde
fer kalmt, ne derisinde revnak. gndr bir ey yememi,
imemiti. enesinin yannda rktc bir yumru vard, bastrnca irin
akyordu iinden; hortumu bariz ekilde imiti. Hayvann stne su
serpti. Kuruduunda derisinde tuz lekeleri brakan deniz suyu kulland
gene, ne yapsn. Kyya ayak basar basmaz otay tatl sularla
ykayacana sz verdi kendi kendine.
Bak greceksin, sarayda herkes sana hayran olacak. Cari- yeler var
ya, hepsi baylacak sana.
efkatle, itinayla balsam srd filin iliklerine. Hayvancaz nasl
da zayflamt. Seyahatin son iki haftas bilhassa zor gelmiti; geminin
sallantsna tahamml edemez olmutu artk.
Keyfinin yerinde olduunu grmeden hibir yere gitmem, merak
etme dedi Cihan. Derken bir baka ihtimal geldi aklna. Baktk ki iyi
insanlar kmadlar, biz de kaanz. Yakalayamazlar ya.
Merdivenlerde ayak sesleri iitmese bu minvalde devam edecekti.
Bir gemici ieri dald. Hey velet, reis seni grmek ister. Hemen!
Az sonra Cihan kaptan kknn kapsnda dikilmi, ieriden gelen
ksrkleri dinliyordu. Korkuyordu adamdan, her ne kadar bunu belli
etmek istemese de. Kaptan Garreth, nam dier Gvur Garat yahut
Delibozuk Reis, kimsenin takmak istemeyecei cinsten bir adamd.
Bouna deildi lakab. Hak edilmi bir unvand. Bir an gayet sakin ve
gle bir halde bir denizciyle akalarken, bir an sonra ban ekip
ayn denizciyi dorayabilirdi para para. Cihan bizzat ahit olmutu
byle bir hadiseye. ngilterenin bir kysnda dnyaya gelen, u hayatta
hibir eyi ve muhtemelen hi kimseyi, kzarm domuz eti ve kpkl

40

bira kadar sevmeyen bu adam, seneler evvel, kimsenin akl sr


erdiremedii bir sebepten, stelik savan tam ortasnda saf deitirmi,
Osmanl donanmasna katlvermiti. O gn bugndr, vaktiyle yanda
olduu Hristiyan gemilerine ei benzeri grlmemi bir hnla
saldrmakta, Frenklerin yreklerine korku salmaktayd. Sarayn iine
geliyordu bu serkei hizmetinde kullanmak. Fakat dediklerine gre
Sultan Sleyman ona zerre kadar gvenmiyordu. Biliyordu ki senin
dmanna ihanet edip, sonra sana gelen adamdan asla dost olmazd.
Bugn kapma kpek olan, yann seni de snp bakasna yaltaklanrd.
Cihan odaya girince kaptan masasnda oturur buldu. Ykanm,
taranmt, hayret! Yal sakal haftalardr olduu gibi katran karas
deil, neredeyse sarya alan bir renkti. Uzunca bir yara izi vard
yznde, sol kulandan dudaklarnn kenarna kadar uzanan. Ya ve
kan lekeleriyle dolu nefti gmleini karm; soluk, bol bir gmlekle,
ividi bir alvar ve cepken giymi, boynuna bir sra nazar boncuu
geirmiti. Her zamanki gibi yksek keli deri izmeler vard
ayanda; ulan o kadar sivriydi ki birini fena yaralayabilirdi bir tekmede. Masann stnde dibine kadar yanm bir mum ile yol boyu
topladklan ganimeti kaydettii defter duruyordu. Adamn sayfay
rttn fark etti ocuk. Lzumu yoktu halbuki. Cihan mmiydi.
Okuma yazma bilmiyordu ama resmetmeyi pek severdi. Grd her
eyi, bulduu her yere -kile, amura, deriye, varsa kda- izerdi.
Seyahat boyunca onlarca resim yapmt gizlice. Gemiler tasarlamt
kendince.
Grdn m evlat, szmn eriyim. Seni de, hayvan da sa salim
getirdim.
ota hasta dedi olan alak sesle. Kafesten karmama izin
vermedin.
Salam zemine bast m bir rpda toparlanr dedi Kaptan Garreth.
Hem sana ne ulan? Senin mi mahluk?
Yok deil, padiahn fili elbet.
Ha yle, haddini bil. Bana bak velet, sana dediklerimi harfiyen
yaparsan ikimiz de kr ederiz.
Cihan baklarn yere indirdi.
Saray altnla, elmasla dolu. Her yerden mcevher gelir, hesap et.

Hrszlar iin cennet. Girip benim iin alacaksn. Bir seferde vurgun
yapmaya kalkma, hemen anlar, kelleni uururlar. Ufak ufak aracaksn,
aktrmadan."
Ama her taraf asker kaynar. Nasl yapaym..."
Yldrm hzyla atld Delibozuk Reis. Olan yakasndan yakalad
gibi kendine doru ekti. Bana bak, tepemi attrma. O nursuz Hintli
herife ne oldu hatrla. Unuttun mu yoksa? Kpekbalklarna yem
yapmadk m flbaz?
Unutmadm dedi Cihan, surat sapsan.
Ben olmasam halin harapt. Senin gibi krpe, sa kamazd bu
gemiden.
Sa olasn reis."
Minnetini kuru lafla deil, aldklannla gster ki inanaym.
Boazndan gelen bir hmltyla kesildi laf. ksryor mu, ryor
mu anlalmas imknsz sesler kararak aa yukar yrd. Grtlan
temizleyip var gcyle tkrd. Cihanm yanndaki tkrk hokkasna
okkal bir balgam dt. Tekrar yakasna yapt ocuun; nefesi iki
kokuyordu. O tayfalar var ya, ben olmasam fili lokma lokma dilimler,
piirirlerdi. Senin de stnden geerlerdi teker teker. O gzel kndan
sklnca gtrp en beter kerhaneye satarlard. Bana borlusun serseri.
Sarayda yerini yapana kadar beklerim. Sonra gelip seni bulurum.
Borcumu ske ske alrm. itiyor musun? Hele bir dn sznden,
gebertirim!
Cihan, adamn elinden kendini kurtard. Odadan dar frlad,
gverteyi koarak kat etti; ambara iner inmez ota'nm yanma kvrld.
Ancak imdi ocuk olduunu hatrlam gibi hkra hkra alamaya
balad.
Fil ve olan, sonraki birka saat hamulenin boaltlmasn beklediler.
Yukardaki koturmaya kulak verdi Cihan. Temiz havaya hasretti ve
alktan midesi kaznyordu ama yerinden kprdamaya cesaret edemedi.
Ortalkta cirit atan sanlarn hepsi kaybolmutu. Acaba kemirgenler
gemi rhtma yanar yanamaz tek sra halinde karaya m kyorlard?
Dzinelerce kzl-siyah kuyruun stanbul sokaklarnda gzden
kaybolduunu hayal etti.
Beklemeye daha fazla dayanamaynca gverteye dnd; neyse ki

42

kimseler yoktu etrafta. Rhtma gz gezdirirken, gemicilerin btn


len gemiden karmakla uratklar sandklar tefti eden sarayly
fark etti. Parlak kaftan ve koca saryla nemli bir zatt besbelli.
Yannda ne yazk ki De- libozuk Reis duruyordu. Adamlar gemiden
bakan olan grnce aralarnda bir eyler fsldatlar; sonra ona iaret
ettiler. Cihan tedirgin bir halde tahta kpry geti, aaya atlad,
yanlarna vard.
Reis der ki filin bakcs enmisin dedi sarayl. Duraklad olan.
Yalan sylemeden evvel anlk bir tereddt yaad. Gzn karartt.
Dorudur efendi. Hint diyarndan geldim mahlukla beraber.
Bir phe bulutu geti adamn yznden. Nasl olur da dilimizi bu
kadar iyi konuursun?
Bu soruya hazrlklyd Cihan. ahmzn saraynda az biraz
renmitim. Seyahat boyunca Reis, sa olsun, iyi belletti. Fevkalade.
imdi iimiz bamzdan akn. Evvela ykleri halledelim. Yarat
yann ikindi gibi karrz kafesinden. Ani bir drtyle kendini yere att
Cihan. Efendi, yalvarrm. Zavall o berbat yerde bir gece daha kalrsa
canndan olur. Mahvoldu zaten.
akn bir sessizlik kt. Bir hayvan iin fazla dertlenirsin dedi
sarayl.
Ya, altn kalplidir bu olan dedi Delibozuk Reis, zehirli baklarn
Cihandan ayrmadan.
Beriki bayla komut verdi. E madem yle, karalm mahluku.
Drt denizci geldi ambara. Hor gren bir nazarla bakarak ve kfrler
yadrarak filin sana soluna halatlar doladlar; olanca kuvvetleriyle
ekmeye baladlar. ota kmldamad bile. Cihan adamlarn
abalamasn seyretti, giderek artan bir endieyle. Filin iinde
bulunduu kafesle beraber bocurgatla kaldrlmasna karar verildi. Bir
alay hamal ambarn stndeki kapaklar at, palamarlar kafesin
kenarlarna balayp br ularn da nar aalarnn gvdelerine
dolad. Hazr olduklarnda hep beraber asldlar; kollan hep birden
kaslyor, yanaklar hep birden iiyordu. Epey ter dkldkten sonra
kafes yava yava ykseldi. Limann zerinde, hilkat garibesi bir ku
gibi havalanm fili grenler, azlan ak vaziyette bakakaldlar
yukanya. O gn orackta ok i yapt yankesiciler.

Derken, hamallann gc tkenmi olmal ki havada kalakald ota.


Ortalk kalabalklat. Her kafadan bir ses kyordu. Ksa sre sonra bir
ipin ucundan tutmayan ya da durup olanlar seyretmeyen kimse
kalmamt etrafta. Cihan da yardm etme umuduyla saa sola
koturuyor ama ne yapacan bilemiyordu. Nihayet yeniden
hareketlenen kafes feci bir arpmayla yere indi. Filin ba parmaklklara
toslam, etleri ezilmiti. imdi inlercesine sesler kararak bitap
duruyordu. Hamallar, etrafa saldrr korkusuyla hayvan dar
karmaya yanamadlar. otann byle bir ey yapmayacana onlar
ikna etmek iin epey dil dkt olan. Nihayet ald kafesin kaplar.
Cendereden kurtulan fil bir iki adm atmaya kalkt; ipleri kesik bir
kukla gibi yld kald. terek, ekerek, kamlayarak hayvan
yrttler. Bir dzine kzn koulduu devasa bir kanya
yerletirmeyi baardlar. Cihan tam atlayp oturmak zereydi ki bir el
bileinden yakalad.
Kaptan Garrethti, dudaklarnda sahte bir glmseme vard. Allaha
emanet ol evladm dedi herkesin duyabilecei bir sesle. Sonra
fsldayarak ekledi: Hadi uurlar ola hrsz. Yakutlar, inciler getir
bana. Unutma, beni kandrmaya kalkarsan hayalarn dorarm.
Cihan sznden dnmeyeceine yeminler ederek telala arabaya
trmand. Az sonra sarayl adam da gelip yanna oturdu, dizginleri
kavrad. Delibozuk Reis ksk gzlerle arkalarndan bakt. Limandan
saraya bu vaziyette yollandlar. Getikleri her sokakta, insanlar
hayretler iinde kenara ekiliyordu. Kadnlar ocuklarn saknyor,
ihtiyarlar asalarna sarlyordu. Hristiyanlar ha karyor,
Mslmanlar eytan def eden ayetler okuyor, Yahudiler dua ediyor,
AvrupalI seyyahlar yar mstehzi, yan muzip bir ifadeyle seyrediyorlard. riyan bir Kazak hayalet grm gibi bembeyaz olmutu.
Adamn korkusunda o kadar saf bir hal vard ki Cihan gayriihtiyari
kkrdad. ocuklar, sadece onlar, sevinle bakyor, parmaklanyla
birbirlerine gsteriyorlard beyaz fili.
ehir file bakadursun, Cihan da ehri incelemekteydi. Kafesli
pencereler ardnda yar gizli kadn suretleri; duvarlarda ufack, ssl
ku evleri; mezarlan evreleyen servi aalar; gnein avkn
yakalayan kubbeler iliti gzne. Ne yana dnse martlar ve kediler

44

vard; hogryle baklyordu bu iki hayvana. Martlar, arsz ve gamsz,


emberler iziyor; aniden dalp ya bir balknn kovasndaki yemlere
ya bir sokak satcsnn tezghndaki cierlere yahut pencere pervazna
sousun diye konmu bir tatl tepsisine musallat oluyorlard.
Mhimsemiyordu insanlar. Kulan kovaladklarnda bile bunu
gnlszce, det yerini bulsun diye yapar gibiydiler.
ehrin ksmdan meydana geldiini rendi Cihan: stanbul,
Galata ve skdar. nsanlarn muhtelif renklerde kyafetler giydiklerini
fark etti. Sarayl ara sra kulana eilip anlatyordu: Bak bu Yahudi,
teki Ermeni. uradaki Torlak, omuzunda koyun postuyla dolaan ise
Kalender; az ilerideki Floransal. Araplar, Krtler, Nesturiler,
erkezler, Kazaklar,
Tatarlar, Arnavutlar... Bu insanlarn her biri kendi yolunda yrse de
glgeleri birbirlerine deiyor, dolanp dm oluyordu.
Yetmi iki buuk millet barnr burada dedi sarayl. Herkes
hududunu bildii, kurallara riayet ettii mddete sulh iinde yaarz.
Buuk olan kim? diye sordu Cihan.
ingeneler. Kimse hazzetmez onlardan. At arabas srmeleri yasak,
bir tek eee binmelerine izin var. Fetva kt.
Filler hakknda da bir fetva var myd acaba, merak etti olan.
Soramad. Giderek evler seyrekleti, velvele hafifledi.
Sultana takdim etmeden evvel fili hazrlamal dedi Cihan. Hint
ahnn hediyesidir ya, gzel grnsn.
Adam kalarn kaldrd. Haberin yok mu evlat? Gitti o ah.
Anlayamadm efendi.
ah Hmayunu demiyor musun? Tahtm kaybetti. Karsyla birka
hizmetkrndan baka eyi kalmam diye duyduk. Hkmdar deil
artk.
Kimden bahsedildiini bilmese de durumun filin aleyhine
olabileceini anlamt Cihan. Peki ya mahluku geri gnderirlerse
imdi? Hayvancaz bir seyahate daha dayanamaz vallahi.
Sen onu iyi etmeye bak; tez toparlansn, bir yere yollamazlar,
korkma dedi adam. Sarayda her nevi hayvan var ama beyaz bir
filimiz hi olmad!
Severler mi acaba efendi?

Valla sultann umurunda deil. Mhim meseleleri var, hayvanlarla


uramaz. Lkin Hrrem Sultan...
Gzlerini uzaktaki bir eye dikerek aniden sustu adam. Cihan onun
nazarm takip edince, bir tepeye kurulmu Tbpkap Sarayn grd.
Yrei hop etti. Kim bilir ne elmaslar yakutlar, ne paha biilmez atlas
kumalar vard iinde. Bir mcev

her odas hayal etti; tabandan tavana parlak talar ve som altnlarla
dolu. Uzanp birka tanesini arsa, sonra da Kaptan Garrethe
vermeyip kendine saklasa, kime ne zaran olurdu ki?
Sert ehreli muhafzlarn desturuyla Birinci Kapdan getiler.
Adamlar hayvan yle bir szd, pek oral olmadan. Gren de
zannederdi ki Allahn her gn beyaz bir file rastlamaktaydlar.
ki tarafnda srekli mealeler yanan Orta Kapya vardklarnda
aa indiler. Bundan sonrasn onlar yaya, fil kanda kat edecekti. Zira
padiahtan baka kimse buradan teye binek stnde gidemezdi.
Yardma gelen seyisler atlar yularlarndan ekerken, Cihan da ani bir
hisle rpererek ban kaldrd. Az tedeki karaltlara kayd baklar.
Gzleri fal ta gibi ald. Donakald.
Orada kazk dikiliydi. Biri ksa, ikisi uzun. Her birinin zerinde
kesik bir ba taklyd. imi, morarm, az ve burunlar samanla
doldurulmu kafalar.
Hainler... diye fsldad sarayl, onun nereye baktn fark edince.
Allah belalarn vermi, az bile.
Nedir acaba kabahatleri? dedi olan clz bir sesle.
Ne olacak? Ya ihanettir, ya itaatsizlik. Ya namussuzluktur, ya
hrszlk. Doru yoldan sapmlar ya, mstahak. Bylece Cihan beti
benzi solmu, omuzlan dm vaziyette koca kapdan geti. Fili o
halde brakp kamak geldiyse de aklna, yapamad. dama giden bir
mahkm gibi kaderini kabullenerek adm adm yrd Tbpkap
Sarayndan ieri.

0580

O gece olann tek grd, devasa duvarlar, heyula bir kap,


kinat yutacak kadar geni bir avlu ve daha fazla duvar oldu. Bir
insann sarayn iinde ikamet edip de saray nedir bilmeden
yaayabileceini rendi. Evvela toprak zeminli ve yksek tavanl bir
ahra gtrldler * otamn yeni eviydi buras. Kineme sesleri geldi
yaknlardan. Filin varl atlan rahatsz etmiti.
Ahrn iinde bekleyen kii, Sibiryal Tara olarak tantt kendini.
Bu ask suratl, gaga burunlu, omzunda bir kurt postu tayan

baytarn hayvanlara ifa datan sihirli parmaklar vard. Adam


otann azn, gzlerini, hortumunu muayene etti; dksn
inceledi. Ters ters bakt Cihana; belli ki ocuu suluyordu fili bu
hallere drd diye. Sibiryal, keskin kokulu bir merhem srd
otamn iliklerine; hortumunu ifal yapraklar ve Cihanm
sonradan yedi ayr mirra aacndan alndn renecei bir
maddeyle sard. Bu arada olan bir kova su getirdi; elma, armut,
lahana, yeillikler yd hayvann nne. Gemideki berbat lapalardan
sonra tam bir lendi. Fakat fil hibirim yemedi.
Haset ince bir ok gibi sapland Cihanm kalbine. Bir yandan bu
baytarn otay iyiletirmesini dilerken, bir yandan da hayvan
dzelip ayaa kalktnda onu kendisinden ok severse diye kayg
duydu. Beyaz fil Sultan Sleymana hediye edilmi olabilirdi ama
derinden derine Cihan onu kendine ait sayyordu. Ahrdan dar
karken zihni bylesi zt fikirlerle doluydu.
Kapda baka bir hizmetkr bekliyordu. Kara tenli, iroz, gzleri
elmas gibi parlak bir adamcaz, ismi Sangramd. Hintliydi. Dilini
konuan biri geldi diye heyecanlanmt. Scaklk hasretiyle mangala
sokulan kedi gibi memleketlisine yanaarak balad Hint dilinde bir
eyler anlatmaya. Cihan bo bo bakt, kulaklarna kadar kzard.
Ne o? Anlamyor musun? dedi Sangram bu sefer Trke.
Eh, bizim kelimelerimiz farklyd diye geitirdi Cihan.
Doduu kyden bahsetti. Yer ile gk arasnda bir katmanda asl,
bulutlarla hemzemin ama ahn sarayna bir lk rae-

48

safedeydi evleri. Annesini ve kz kardelerini anlatt. Sesi titredi


konuurken.
Sangram sessizce olan inceledi. Bir ey diyecekti sanki ama fikir
deitirdi. Hadi seni barakaya gtreyim dedi onun yerine.
tekilerle tanrsn.
Bahedeki kameriyelerin yanndan kvrla kvrla uzanan bir yoldan
geerek iinde envai eit baln oynat bir havuza yneldiler. Sa
taraflarndaki akasya aalarnn altnda kafesler diziliydi - aslanlar,
leoparlar,maymunlar, srtlanlar, yass boynuzlu erkek geyikler, tilkiler,
kakmlar, vaaklar, cins kpekler, yabankedileri... Bunca mahlu- kat
beslemek, bitlerini ayklamak, pisliklerini atmak, azdklarnda
yattrmak bakclarn vazifesiydi. Ksa sre nce Habeistandan bir
gergedan gelmiti ama yaata- mamlard. Bir de aya sakat bir zrafa
vard, geici olarak getirilmi. Burada istenmeyen hayvanlar ehirdeki
dier meknlara gnderiliyordu. Terbiyecileri de onlarla beraber.
Bazlar eski Tekfur Saraynda, dierleriyse Ayasofya yaknlarndaki
bir Bizans kilisesinden devirilmi Arslanhanede tutuluyordu. Alt kat
hayvanlara tahsis edilmiti o binann, st kat nakkahaneydi. Filler
vaktiyle bir su sarnc olan Fildamnda kalyordu. Ama ota hem
henz yavru olduu iin, hem de renginin tuhaflndan, imdilik
saraydaki mah- lukat arasna kabul edilmiti. Dnyann drt kesinden
yollanan, balta girmemi ormanlardan yahut usuz bucaksz llerden
toplanan tm bu yrtc hayvanlar artk ehrin dzenine alm, bir nevi
stanbullu olmulard.
Bakclarn kimi komu diyarlardan gelmiti, kimi haritada bile
olmayan adalardan. Kulardan ve kmes hayvanlarndan mesul olanlar
kuhaneye yakn barakalarda kalyordu. Ceylanlar, karacalar, tavus
kular ve kaplumbaalar sabahtan akama kadar kasrlarn etrafnda
gezinip duruyordu. Sultan Sleymann hayvanat bahesi bal bana
bir lemdi. Tabiattaki en dehetengiz yaratklarla dolu olsa da, ehr-i
stanbuldan daha yabani saylmazd.
Saray bahesindeki envai eit hayvan, temelde ikiye ayrlrd: yrtc
etoburlar ve alml otoburlar. lk kmedekiler hayranlkla kark korku
uyandrrd; kinciler ise merak ve efkat. Nasl ki bir leoparn blblle
mnasebeti olmazsa, leopar bakcs da blbl bakcsyla

selamlamazd. Vahi hayvan terbiyecileri mstesna bir taifeydi.


Sarayda yaayan yzlerce hizmetkr arasnda ne en yksek maa alan,
ne de karnlan en ok doyanlard ama phesiz en fazla hrmet gren
onlard.
Nihayet barakaya vardlar. Kereste ve tatan bir mtemilatt
Cihann kalaca yer. eride dokuz bakc vard. Aslan ve
kaplanlardan sorumlu, Olev adl, kzl sal, kzl bykl, am yarmas
bir adam; Dara isminde ve Msrdan gelmi, a zrafa terbiyecisi;
Kato namdar ve btn vcudu yara bere kapl timsah terbiyecisi;
maymunlarla ebeklere bakan inli ikizler; geni omuzlan ve kaln
bacaklanyla kendisi de ayya benzeyen Mirka ismindeki ay terbiyecisi;
saf kan atlarla alakadar iki erkez seyis ve ihtiyar baytar Sibiryal
Tara. Sessiz bir ilgiyle karladlar ocuu; yann kkl hayrete
drmt herkesi. mal imal baktlar kendi aralarnda.
Sangram bir kse stla getirdi. Bizim oralarn tad var, ye.
Cihan o kadar at ki kimselere aldrmadan yalad yuttu. Midesi
yatmad ama baka bir ikramda bulunan kmad gibi o da istemeye
ekindi. stndeki aputlan soyunup Sangramm verdii kyafetleri
giydi: bol tulum, tiril tiril gmlek, mor cepken, deri arklar. Sonra ikisi
bahede biraz daha yrdler. Hintli hizmetkr, balmumuna benzer
yuvarlak bir ey att azna - bunun baharat ve afyon kanm bir macun
olduunu sylemedi. Ksa srede yz hatlan yumuad, dili zld.
Temekleri bizimkiler kadar iyi deil dedi Sangram. Alsan iyi
olur.
Sultann sknet kaidesinden bahsetti. Her ne kadar hayvan
bakclarn, i ksmdakiler kadar ilgilendirmese de herkesin daima
sessiz olmas bekleniyordu. Gn boyu fsltyla konuup parmak
ularnda ilerliyordu saray ahalisi.
Peki ya ark sylemek? ota uyumadan nce ninni dinlemeyi sever
de.
ark m... diye mrldand Sangram. E, fazla ses karmadan
sylersen olur.
Derken i avlunun duvarlarna yaklap durdular. Sk allar doal bir
hudut oluturmutu adeta; bek bek kknarlar nbet tutan askerleri
andryordu.

50

Buradan teye geemeyiz dedi Sangram. Sesi aniden deiti,


ciddileti. Sakn ola deneme.
Olacaklar daha o andan tayin edilmiesine Cihanm ii rperdi.
Tzn... dedi Sangram.
Ne?
Mutluysan suratndan okunuyor. Endieliysen, o da. Ban iki
yana sallad. Kan ksm hislerini saklayamaz, zayflar zaar. Pee arkas
mnasiptir onlara. Fakat bir erkein hissiyatn gizlemesi yedir. Hele
ki sarayda!
Peki ne yapaym? diye sordu Cihan.
Suratn perdele, kalbini mhrle evlat dedi Sangram. Yoksa
ikisini de harcarlar, haberin ola.

stanbuldaki ilk gecesinde hatr hutur bir ot dekte kaskat yatm,


karanln seslerini ^inliyordu. Yaknlarda bir bayku tt, bir kuytuda
kpekler uludu. Barakann ii daha az grltl deildi; bakclardan
kimi saa sola dnyor; kimi uykusunda horlayp osuruyor, konuup
dilerini gcrdatyordu. Hangisi olduunu karamad biri, anlalmaz
bir dilde bir eyler mrldand. Cihan kamnn gurultusu da patrtya
dahil oldu. En sevdii yemekleri and ama anas dt aklna, vazgeti.
Yzn pencereye dnp ufack bir aralktan grnen gk kubbeye
bakt. Gemideyken seyrettii hudutsuz mavilie benzemiyordu sultann
sarayn kaplayan sema. Ne menem bir yerdi buras acaba? Hi uy
uyamayacam sanyordu, fakat o kadar yorgundu ki gzleri 1
apamverdi.
Ni:e sonra bir karabasandan kaarcasma ter iinde uyand. Bir an ne
olduunu, nerede bulunduunu anlayamad. Birisi ensesine doru
soluyordu, kaba etlerine srtnyordu. Barakann orta yerinde bir adam
girmiti deine. Tacizci, bir eliyle Cihann azn kapatm, bir eliyle
onu skca bastrmt yataa. alvarna aslyordu imdi. Nefes alamad
Cihan, boulacakt. ocuun azm burnunu tamamen kapattn fark
eden adam elini biraz oynatt, ite o an Cihan frsat bulup berikinin
baparman srverdi var gcyle. Gayriihtiyari bir feryat kt
heriften. Cihan onu ittii gibi ayaa frlad hemen. Pencereden szlen

ay nda, ay terbiyecisiyle yz yz geldi.


Gel buraya diye fsldad Mirka dilerini skarak.
Alak sesle konumasndan, yakalanmak istemediini anlad Cihan.
Avaz kt kadar barmaya balad. Varsn ihlal etsin sultann
sknet kaidesini. Umurunda deildi. Bana bir daha dokunursan filim
seni ezer! ldrr valla!
Dier terbiyeciler birer birer uyandlar. Mirka alvarn ekti, ks ks
deine yrd. Fil dediin daha yavru be. abuk byr, grrsn
dedi olan.
Aslan terbiyecisi Olev ile gz gze geldi Cihan. Adamm baklarnda
merhametle kark takdir buldu. O da girdi lafa: Bana bak Mirka
ays, hele bir daha dokun Hintliye, nce beni bulursun karnda,
haberin ola.
Allah topunuzun belasn versin dedi Mirka, kzgn ve yenik.
Kalbi kt kt atarak deine kvrld Cihan. Bu sefer srtn
pencereye verdi ki gz odada olsun. Demek byleydi bu ehir.
Uyurken bile alesta olmal, kimseye gvenmemeliydi. Alamakl oldu.
Ne kadar yalnzd, nasl savunmasz. Bilmiyordu ki o esnada ota da
ahrnda uyankt. Geceyi dinliyor, bir uursuzluk hissediyordu. Her
eyi ve herkesi yutacak kadar zifiri karanln barnda bir koku almt
beyaz fil. Yakndan geliyordu. Fazla yakndan. Hayatta en korktuu
hayvann varln sezmiti: Kaplan.

0510
Topkap derlerdi adna. Duvarlarnn arasnda ka cann ikamet
ettiini tam olarak bilen yoktu. Kimine gre en az drt bindi. Ezelden
beridir burada olan Sibiryal Tarasa kalsa semada yldz, deryada kum,
lodosta uuan fslt kadar oktu. Cihan bazen, kendisini i avlulardan
ayran devasa kaplara gzlerini diker, te yanda nasl insanlar olduunu hayal ederdi. Bunlar sorgulayan sadece o deildi. Tand her
hayvan terbiyecisi sarayn muhtelif sakinleri hakknda -helvacbandan
enicibana akla kim gelirse- atp tutmaya baylr, her dedikoduyu
akide ekeri gibi tatl tatl emerdi.

52

En ok da cariyeler merak konusuydu. Sultan ile hadmlar dnda


cmle erkek taifesine grnmez olular, haklarndaki efsaneleri
besliyordu. Hayvan terbiyecilerinin, bu kadnlar diledikleri gibi hayal
etmelerine bir mni yoktu. Yeter ki hayallerini kimseyle
paylamasnlar. Sultann kadnlan hakknda mmldanarak dahi
boboazlk edilmezdi. Hrrem Sultan hari. Onun aleyhine atp tutmak
serbestti. ylesine nefret ediyordu ki niceleri bakadmdan, ona iftira etmeyi kendine hak
gryordu.
Harem-i hmayuna dair, kimisi hakiki, nicesi farzi ok ey
iitmiti Cihan. Kaplarnda nbet tutan baz aalar yle fena hadm
edilmiti ki, ancak kuaklarnn iinde tadklar borular vastasyla
ieyebiliyorlard. slamda hadm etmek yasak olduundan, saray bu
olanlar, Hristiyan ve Yahudi tccarlardan edinirdi. Onlar da bu
eziyeti baka yerde kle tacirlerine yaptrp, sa kalanlar getirtirdi.
Bylece kimsenin dorudan stlenmedii ama herkesin ortak olduu
bir gnah, kuaktan kuaa devam ederdi. Sangram bu talihsizlerin
kesilip atlan tek uzuvlarnn hayalar olmadn, ounun kalbinin
de kartldn sylyordu. Zamannda kendilerine gsterilmeyen
merhameti imdi de onlar bakalarndan esirgiyordu. Cariyelerden
biri kamaya kalksa hadmlar bulurdu karsnda. fkelendiklerinde
nasl rktc olduklarn Cihan bizzat tecrbe etmiti. Geldiinin
haftas Karanfil Kmil Aa namyla bilinen ve ak hadmlarn ba
olan kap aasndan okkal bir sille yemiti. Srf ahrdan ald bir
krei yanl yere brakt diye.
Takn ama grnmez bir nehir gibi saray hayatnn orta yerinden
akyordu harem. Oda ve dairelerinin her birinin valide sultann yatak
odasna bal olduu rivayet ediliyordu. Yzlerce kadnn ne yiyip
itiine, nasl giyinip kuandna yllarca o nezaret etmiti. Onun
bilgisi ve rzas olmadan tek erbet iilmemi, tek ark alnmam,
tek cariye sultann koynuna alnmamt. Karaaalann en kdemlisi
olan ve padiahn huzurunda samur krk bile giyebilen kzlar aas,
validenin gz kulayd. Kadn bir ey karacak olsa, sadk casusu
mutlaka yakalard. Lkin artk valide, Hakkn rahmetine
kavumutu. Ve onun btn kudreti ve daha fazlas, kadn efendiye

gemiti.
Hrremdi ismi ama niceleri ona cad diyordu. Hayranlan da oktu,
dmanlar da. Sultann hoafna iksir koyarak, yastn ttsleyerek,
dolunayda kyafetlerine dmler atarak onu byledii sylenirdi.
Sleyman, yz yllk teaml ihlal ederek onunla yle aaal bir
merasimle evlenmiti ki ehirdeki her meyhane, kerhane, esrarhane ve
imdilerde alan kahvehanede bu konuuluyordu. Geri Cihanm
stanbul meyhaneleri, kerhaneleri, esrarhane- leri ve kahvehaneleri
hakknda pek malumat yoktu. Saray haricinde neler olup bittiine dair
bildikleri ba dedikoducu Sangramdan geliyordu.
Cad veya deil, Hrrem olaanst eylere dknd. Bunlar
toplamak iin hibir zahmetten kammazd. mparatorluktaki en ufak
cce, gizli blmeleri olan bir oyuncak ev veya elmas kakmal bir mzik
kutusu... hepsini sahiplenirdi. Kulan sevdiinden her trlsn sk sk
ziyaret ederdi. Hele bir tuti vard ki -yeil kannl, tepesinde krmzmavi tyler olan bir papaan- ona baylrd. Bu ucubeye bir dzine
kelime retmiti; o da Sultan Sleyman ne vakit yaknma gelecek olsa
bunlan bet sesiyle bara ara syler, padiah glm- setirdi. Hrrem
ceylan ve karacalan beslemekten de holanr- d. Fakat bahenin vahi
mahlukata has ksmna neredeyse hi uramazd. Cihanm bu
durumdan ikyeti yoktu. Aman gelmesin, daha iyiydi. Zira
Hrremden korkuyordu, insann zihnini okuyup ruhunu alan bir
kadndan kim korkmazd?
Payitahttaki ilk haftalar hadisesiz geti. ota hzla iyileti,
imanlad, keyiflendi, iki haa verildi hayvana: Metrelerce srma ili,
ividi kadifeden olan yevmi kullanm iindi; altn ve gm telle
dokunmu seraser olansa merasimler iin. Her ikisi de yle deerliydi
ki, Cihan ilemelerine parmak ularyla dokunmaya baylyordu. ah
Hmayunun fille yollad ama Delibozuk Reisin emrindeki
gemicilerin arszca yamaladklar kumalara artk zlmyordu.
Geceleri gzlerini kapatr kapatmaz vey babasnn yz zuhur
ediyordu karanlkta. Bir yan derhal geri dnmek istiyordu. Dnmek ve anacnn
lmne sebep olan adam gebertmek. Bir baka yan, evvela
istikbalini kurtarmasn sylyordu. Sultann cevherlerini annca

54

birka tanesini kendine ayrabilirdi pekl. Ganimetini saklarsa


Kaptan Garrethin ruhu bile duymazd. O zaman zengin ve muktedir
dnerdi kyne. Ablalar byle ekip gittii iin krgn olsalar da,
onu yeniden grmenin sevinciyle affederlerdi. Ellerini pp,
getirdii heybeyi boaltrd; elmaslar, zmrtler, yakutlar saard
ayaklarna...
Sonra gnn birinde ay paras gibi bir gen kza rastlard. nci
gibi dileri, kokulu kavunlar gibi memeleri olurdu. Cihan onu bir
tehlikeden kurtarrd (boulmaktan, haramilerden veya vahi bir
hayvandan; hayalin bu ksm hep deiiyordu). ptklerinde
dudaklarna yamur tad gelirdi. Ak olurlard birbirlerine; kzn
okaylar trl sular gibi akard teninde. Krk gn krk gece dn
yapar, midelerini baklava, azlarn kahkahayla doldururlard.
Saadetleri yle mkemmel olurdu ki seneler sonra bile insanlar
onlar u fani dnyaya gelmi en mesut ift olarak hatrlard. Buydu
kimselere anlatamad ryas.
ayet aslanbaz Olev onu kanatlarnn altna almasayd, Cihanm
hayvanat bahesindeki ilk demleri hayli zor olurdu. Hep mis gibi
kokular srnen, an dkn olduu byklan- n gnde be alt defa
tarayp yalayan, cesur ve cevval Olev. On yandayken yoluna
kan kle tacirlerince alnm bir hayatt onunki. Kzl salan,
salam vcut yaps ve bilhassa gz peklii, kaderini tayin etmiti.
Kynden kanld gibi doruca saraya getirilmi, bir daha hi
ayrlmamt.
Her sabah seher vakti kalkp mermer bir emede yzlerini ykard
bakclar. eme suyu yle souk akard ki elleri donar, kpkrmz
kesilirdi. leden nce buday orbas ve yavan ekmek yer, akam
da kuyrukyayla yaplm pilav ka- klarlard hep beraber.
Karanlk knce, bir sr bitin cirit

att deklere koyarlard balarn. Sirkeler her yerdeydi. Pireler de.


Hayvanlardan insanlara, insanlardan hayvanlara atlayp dururlard.
Kandnda iip kabaran izler brakrlard. Bakclar haftada iki defa,
byk kk fark etmeksizin, hayvanlarn muayene eder, onlan ezilmi
kfuru, kakule ve limonotuyla fralarlard. Gene de bir sirke illaki
paay kurtarrd. Zaten bir sirke kfiydi herkesin yeniden bitlenmesine.
Her eye ramen iyi bakyorlard mahluklara. Hayatlar onlarn salk
ve saadetine balyd ne de olsa. Hayvanlar iyiyse terbiyeciler de en
oluyordu; hayvanlar gzden dnce terbiyeciler de tepetaklak
gidiyordu.
Birka gnde bir Karanfil Kmil Aa teftie gelirdi iman, ipil
gzl bir adamd; hadm edilmiti bulu ama varmadan evvel. Teni
kardan beyaz ve o kadar effaft ki damarlar seilirdi. Geceleri
uyuyamadmdan gzlerinin altnda kpkrmz halkalar olurdu nice
zaman. Gldn duyan olmamt. Kolay kolay kimseye barmazd.
Buna ramen, atnca elikten keskin kalaryla sarayn en korkulan
sima- syd. Ufack bir pislik yahut ihmalin onu kplere bindirmeye
yeteceini bildiklerinden, bakclar ilanihaye temizlik yapard.
Kafesleri, allar, ahrlar tekrar tekrar ykar, fralar, suya tutarlard.
Yerlerdeki sidikleri siler, dklar toplar, yemek kaplarn alkalarlard.
Cihan hayvanlarn bu temizlik hummasndan hazzettiklerini
sanmyordu. Tabii kokularndan mahrum kalnca, hangi blgenin
kendilerine ait olduunu kartryorlard. Ne var ki terbiyecilerin hibiri
bunu Karanfil Kmil Aaya amaya yanamyordu.

Nisan ortasnda bir gn tuhaf bir ey oldu. Cihan otay ahrna


gtrrken bir alnn arkasndan bir hrt duydu. Alack ve hafif bir
sesti ama yle yakndan gelmiti ki irkildi. Fark etmemi gibi yapt.
Fakat tetikte, tedirgin bekledi.
Acaba Delibozuk Reis mi gelmiti hesap sormaya? Yoksa gene ay
terbiyecisi Mirka m musallat olacakt? Cihan bunlar dnrken
ilemeli bir ipek terlik grnverdi allarn altndan. Saklanan bir kzd
anlalan. yi de, bakclar arasnda hi kadn yoktu. Cariyeler desen, tek

balarna buralara gelmezlerdi. Kz rktmek istemedii iin yanma


yaklamad. Onun tek arzusunun fili grmek olduunu tahmin etti.
Hibir ey yokmu gibi iini yapmaya devam edip kzn kendilerini
gzetlemesine izin verdi.
Sonraki gnler yine geldi kz; her seferinde saklanarak - ayaklarnn
altnda trdayan dallar, kyafetinin hrts varln ele verdi. Ayn
sonuna doru bu esrarengiz seyirciye almt Cihan. Belki de hep
byle gidecekti, her eyi bozan bir eekars olmasayd.
O sabah Cihan, otamn kuyruuna yapan kir topaklarn
temizlemekle meguld ki havay delip geen bir feryat duyuldu.
allarn ardndan bir kz frlad. Ellerini sallayarak ve avaz kt
kadar bararak ahra dald. Kapy yle bir arpt ki kapanacana
sekerek geri ald. Cihan eline bir bez alp birka uratan sonra
eekarsn uzaklatrd.
Ee ey... gitti artk... kovaladm.
Dan yrmeden evvel seslendi kz. E ban seyis, kyorum.
Cihan gzleri yerde, kprdamadan bekledi.
Allah gnah yazmasn, ne demeye eekanlann yaratm, anlamam
diye sylendi kz. Bu sefer yan taraftan gelmiti sesi. Onun file doru
yrdn anlad Cihan. Belli etmeden hzlca bakt. Yanaklarndaki
illeri fark etti. Takt hz- ma gkten burnunun ucuna dvermi bir
elmas damlas gibiydi. Bana ylesine rtverdii rtnn altndan
dalgal salan grnyordu. Yana gre uzundu ama ocuktu hl.
Belki de bunun cesareti vard zerinde. Bir jul sonra bir yabanc
erkekle, hele ki bir hizmetkrla byle konumay akl

nn ucundan dahi geirmezdi. Oysa imdi beyaz fil o kadar ilgisini


ekmiti ki, saray adabn bir an iin kenara itebilmiti. Hametli
babam fili grmeye geldi mi? diye sordu kz. Kiminle konutuunu
daha yeni idrak eden Cihan tela ve korku iinde yerlere eilip selam
verdi: Mihrimah Sultan. Kz ban sallad, umursamadan. Kehribar
gzleri otaya odaklanmt.
Sultanm file dokunmak ister mi? diye sordu Cihan.
Ya srrsa?
Sultan temin ederim ki otann iinde efkatten baka ey yok.
Kz, temkini elden brakmadan birka adm yaklat. Parmaklar filin
kaln, krk derisine dokunup ekildi; yeniden denedi, bu sefer daha
cesurca. Bu arada Cihan onu seyretme frsat buldu. Boynundaki
kolyeyi grd, yedi iri inci dizili. Kim bilir ne kymetliydi; ah,
yrtmenin bir yolunu bulabilseydi. Derken kzn ellerine kayd
baklar. Nasl da narin ve nazeninlerdi; kh gsne gtryor, kh
birbirine kavuturuyordu. O an Cihana yle geldi ki kelimelerin ve
kisvelerin altnda o da kendisi gibi yalnzd bu koskoca sarayda. Bu his
olmasa hayatta cesaret edemezdi azn amaya. Ap da unlar
sylemeye: nsanlar hayvanlardan beyhude korkar. nsan zalimdir
halbuki, hayvan deil. Ne timsah, ne aslan; hibiri bizler kadar vahi
deil.
Amma laf ettin dedi Mihrimah. Bunlar yrtc mahluklar. Ondan
kafeste dururlar zaar. Bir lokmada yutarlar bizi. zzetli sultanm,
buraya geldim geleli hibir hayvann karn tokken birine saldrdn
iitmedim. Biz onlara karmazsak onlar da bize dokunmaz. Ama insan
yle mi? ster a olsun ister olmasn, fenalk etmiyor mu? Demem o ki,
kam tok bir aslann yannda m daha rahat uyursunuz, yoksa karn tok
bir yabancnn yannda m?
Bu szler zerine aniden durup dnd, olan inceledi
Mihrimah. Neyse ki Cihan ayn anda emiti ban. Kesimedi
baklar. Pek tuhaf ocuksun sen. Ka yandasn? On ikiyi
gemi olmam gerek efendim.
Ben senden bir ya bym. Senden l bilirim.
Elinde olmadan glmsedi Cihan. Yalarn mukayese etmiti,
aralarnda bir denklik varm yahut olabilirmi gibi; hani biri sarayn

58

ta zirvesinde, beriki en dibinde deildi sanki. smin ne senin? diye


sordu Mihrimah.
Olan kpkrmz oldu. Adn sylemek zor geldi bir an. Fi- linki
ota. Benimki Cihan efendim... ama anam derdi ki... Ne derdi?
Nedendir alvermemiz birdenbire hi tanmadmz bir insana?
Nedendir dile getirmemiz daha evvel kimselere sylemediklerimizi,
bakasna deil de, tek ona ? Kalbimizi gm tepsi iinde ikram
edercesine bir yabancya gstermemize sebep nedir?
Nice sonra bunlar kendine soracakt. Ama o anda dnmeden
atld. Anam bana smbl olum diye seslenirdi. Mihrimah gld.
Amma garip isim. Ciddileti gzel yz. Neden byle derdi
peki?
Doduumda bir acayip renkmi gzlerim. Mavi desem deil,
kara desem deil. Eflatunmu. Anam gebeyken mor bir iek
koklam, ondan oldu derdi.
Smbl Olan dedi Mihrimah usulca, sevecen bir tnyla. Tam o
esnada bir ses duyuldu. Sultanm... ah, melek sultanm. Sizi
aryorum. Bakmadm yer kalmad. Vallahi ayaklanma kara sular
indi. Gitmemiz gerek, ge oldu.
Bir kadn belirdi. Ksa boylu, tknaz, surat cetvelle izilmiesine keli ve yayvan. Cihana bir kez olsun bakmad.
Dorudan Mihrimaha yneldi; bu evrende ondan bakas yoktu
adeta. Ne gller, ne hayvanlar; bahe botu sanki. Ayn anda hem
ekerriz hem sert bir sesle ekledi: Buralara tek banza
gelmemeliydiniz. Doru olmaz, nevnihalim.
Beyaz fili grmek istedim dedi Mihrimah yaramaz bir edayla.
Sonra Cihana seslendi, ondan yana dnmeden. Bu benim dadm
Hesna Hatun. Dada derim ona. Hep byle endielenir benim iin.
. Endielenmez mi insan, sevdicein inci tanesi, dnya nursuz
olunca? dedi kadn.
Mihrimah gld. Dadm hayvanlar sevmez ama birini ok sever
dedi. Kedisi Kakule bir tanedir, deil mi dada? Aralarnda bir bak
gitti geldi; scak, yumuak, esrarengiz. Mihrimah birden ciddileti.
Validem beni mi sordu yoksa? Sordu ya, sormaz m? dedi Hesna

Hatun. Hamamda olduunuzu, hemen kacanz syledim.


Ah, bir tanesin dada; her zaman kurtarrsn beni. Sen ol- masan ne
yapardm vallahi bilmem dedi Mihrimah. Elini kaldrd, hayali bir
mendil sallarcasna. Allaha emanet ol ota. Belki gene gelirim seni
grmeye.
Bylece fille vedalaarak ama Cihana tek kelime bile etmeden salma
salma uzaklat prenses. O nde, dads yedi adm arkada, ahenkle
yryerek gzden kayboldular. Arkalarndan bakt bakt olan. Sudan
km balk gibi, alamaktan bitap dm bebek gibi, takatten
kesilmi rzgr gibi, bir an kim olduunu, ne yaptn unutarak.
Zihninde cevapsz sorular, genzinde yepyeni bir rayiha ve gsnde
nedenini bir trl anlayamad bir arlk hissiyle kalakald orackta.

osuo
Bir daha hi gelmez sanmt. Ama geldi. Hem de bir deil,
defalarca. Yannda fil iin attrmalk getirdi - elma, armut gibi sradan
meyveler deil, incelikli lezzetler: kaymakl hurma tatllar, ball
bademle doldurulmu yemiler... Mihrimah ne vakit saraydan ve
sarayllardan bunalsa, soluu beyaz filin yannda alyordu. Belki de merak ediyordu bylesine heybetli ve
heyula bir hayvann nasl bu kadar yumuak ve uysal olabildiini. Fil
de hayvanat bahesinin sultanyd bir bakma; halbuki onun
babasndan ne kadar farklyd mizac.
Belli bir nizam yoktu ziyaretlerinin. Bazen haftalarca grnmezdi. Cihann iine bir kurt derdi. Ne olmutu, nerelerdeydi?
Bir derdi mi vard acaba, yoksa pek mi bahtiyard da yolunu
gzleyenleri unutmutu? Cihan kimselere aamazd akln kemiren
sualleri. Derken pat diye kagelirdi Mihri- mah; hem de pe pee
yedi gn boyunca. Her seferinde Hes- na Hatun olurdu yan banda.
Ve her seferinde honutsuzluunu belli ederdi kadn. Byle asil bir
prensesin nasl olup da alelade bir hayvanla ilgilendiini
anlayamyordu besbelli. Mihrimahm file dknln tasvip

60

etmese de az skyd. Bu ziyaretlerden kimselere bahsetmiyor, her


daim velinimetini kolluyordu.
Bir k byle-geti. Ardndan bahar ve yakc bir yaz. Cihan
aldklarn zulasnda biriktiriyordu: gm bir tespih (bahelerin
bakmndan sorumlu bostancbamn), sekiz ake (ki- lercibandan
yrtlm), birer kutu badem ve fstk (gene kilercibamdan,
maalesef adama yakalanmt), altn bir yzk (hayvanat bahesini
ziyaret eden elilerden birine ait)... Ufak tefek eylerdi. IJl sultann
mcevherlerine ulamann bir yolunu bulamamt. Dorusu* gnler
geip burann dzenine altka giderek daha az kafa yorar olmutu
yapaca hrszlklar tasarlamaya. Kaptan Garrethten ses seda
kmamt. Geri hl ryalarna giriyordu o korkun suratyla.
Glgelerin arasndan syrlan bir yaratk gibi. Adamn neden
gelmediini bilemiyordu Cihan. Uzun deniz seyahatlerinden birine
km olmalyd. Her neresi ise gittii yer, keke hi dnmeseydi.
Tm bu zaman zarfnda prenses ile flbaz arasnda sarf edilen
kelimelerin neredeyse tamam file dairdi. Hayvann
arl, uzunluu, gdas, huylar... Dolaysyla bir gn, stelik durup
dururken, Mihrimah kendisinden gemiini anlatmasn istediinde
ard Cihan. Emin olmak iin sordu: Filin hikyesini mi dinlemek
ister sultanm?
Yok, eninkini.
Mahluktan ayr neyim var benim?
yleyse ikinizi birden anlat.
Dediine gre Hindistandaki hayatlarn, buraya nasl vardklarn,
balarndan geen maceralar renmek istiyordu. Ertesi gn Mihrimah
tekrar geldiinde, Cihan hazrlk- lyd. Anlatacakt. Prenses bir leylan
altnda, flbaz yerde iki bklm; prenses baklarn olandan
ayrmadan, olan ona bir kez olsun bakmaya cesaret edemeden, hem bu
kadar yakn hem bylesine ayrk... Sann kokusunu duyabiliyordu
Cihan gzlerini kapadnda. Hani elini uzatsa dokunabilirdi, aralarnda
kapanmaz mesafeler yoktu sanki, her ey sadece u anda ve buradayd.
Dnyann bir kalbi varsa eer, Cihan emindi o aacn altnda attndan.
T icazn prensese anfatt hikye:

Bir zamanlar Hint diyarnda bir olan vard. Tamtakr bir kulbeydi
yaad yer; ah Hmayunun sarayna uzanan yolun kenarna
ilitirilmi, ireti ve arpk. Gidip gelen muhafz alaylarn izleyerek
bymt ocuk. Cihan, be kz kardei, anas ve vey babas ki
ayn zamanda amcasyd- ayn dam altndayd. Merakl ve mahirdi
olan. Ha bire bir eyler yapmay severdi. Durmadan resmederdi.
amur, tahta, ta, tezek yahut al rp... eline ne geerse, parmaklar
balard dizmeye, eklemeye, cansz cisimlerden yeni ekiller yaratmaya.
Bir keresinde annesi iin bahede kocaman bir frn yapmt. Nasl da
mutlu olmutu kadncaz. Daha evvel kullandklarnn aksine kara
dumanlar ykselmiyordu bundan. Gn boyu ekmek piirebilirdi ksrp aksrmadan. ylesine
sevinmiti olunun hediyesine.
Cihan alt yama bastnda babas -zira bir babas vard vaktiylesrra kadem basmt. Ne zaman annesine nerede olduunu sorsa hep
ayn cevab verirdi kadn: Uzaklara gitti.
Gemiyle mi? diye sorard Cihan.
Kocaman kadrgayla derdi anas. Karun kadar zengin bir
hkmdarn memleketine. ylesine mreffehti ki gittii diyar, dilenci
grmemilerdi hayatlarnda, ta yerine kle altn kullanrlard
yaplarnda.
rmcek andan yaplmasna incecikti annesinin rd yalanlar,
iplik iplik. Bir baka ocuk olsa hemen anlard kadnn doru
sylemediini. Ama Cihan hep kand. Babasnn bir gemiyle asude bir
lkeye gittiine ve bir gn oradan dneceine inand. Anas, amcasyla
evlendirildiinde direndi. aresiz bir fkeyle seyretti amcasnm, gidip
babasnn kesine kurulmasn, babasnn kenevir yapraklarn inemesini, babasnn yatanda yatmasn ve gene de bir kez olsun minnet
duymayn. Cihanm anas ne yaparsa yapsn adam memnun
edemiyordu. Sanki yakt ate yeterince scak deildi, stt st
rkt; piirdii puri*\er toprak ta- dmdayd ve her gece sunduu
vcudun ne faydas vard mademki hl ona bir evlat douramamt.
ikyet, gybet ve kfr etmekten artakalan zamanlarnda sava filleri
yetitirirdi amcas. Bu heybetli, lkin munis hayvanlara, saldrp
ldrmeyi retirdi. Sadece birka fil onlarla kalrd - hastalar, acemiler
ve gebeler. Gerisi ormandayd; terbiye etmek iin ara sra getirilirlerdi.

62

Yoksa hi kimse bir ordu fili senelerce doyurmay gze alamazd. ahn
bile gc yetmezdi. Cihanm anas ve kz kardeleri ilere yardm eder,
Cihan ise her trl yardmdan uzak dururdu. vey babasna olan nefreti
yle derindi ki ne adam grecek gz vard, ne de fillerini. Bir tanesi
hari: Pakize.
Hamileydi Pakize. Gebeliinin bininci gnne varm, hl doum
yapmamt. k geride kalm, gene bahar gelmiti. Yolun
aasndaki aa glckler am, bayrlar yaban iekleriyle
rtlm, ylanlar uykularndan uyanmt ama bebek fil hl
domamt. Pakize yle imanlamt ki hareket edemiyordu.
Gzkapaklanna binen arlk m daha bykt, yoksa kalbine
reklenen mi bilemeden, sabahtan akama bir aacn altnda
duruyordu.
Cihan her sabah Pakizeye bir kova su, bir sepet dolusu kk, aa
kabuu ve ot getirirdi. Elini onun buruuk derisinin stne koyard.
Kim bilir, belki de bugn dourursun, ha?
Pakize, ar ve gnlszce de olsa bam kaldrrd. Cihana kfi
gelirdi bu hareket. Filin, yorgunluuna ramen onunla ayn midi
tadn anlard. Derken gne kat ederdi semay; ufuk kzl izgilere
boyanr, bir gn daha sona ererdi. Yamur mevsiminden evvelki
haftalard; hava boucu, rutubet fazlayd.
Acaba yavruya ana rahminde bir ey mi oldu diye pheleniyordu
Cihan. Hatta bazen, Pakizenin hazmszlk ektiini, ikin karnnn
iinde boluktan baka bir ey olmadn dnyordu. Fakat ne vakit
kulan, onun yerlere kadar sarkan karnna dayasa bir kalp at
duyuyordu, rkek ama istikrarl. Ufaklk oradayd. Kim bilir neden ii
ardan alyor, bekliyor, saklanyordu.
Bu arada Pakize tuhaf eylere aerer olmutu. tahla amurlar
yalyor, kil grnce azn aprdatyor, tezekleri btn btn
yutuyordu. Duvarlara srlen kire tabakalarn inemeye kalkyor, bu
yzden Cihanm amcasndan ha bire kam yiyordu.
Pakizenin slalesi gnar ziyaretine geliyordu. Ormandan kp
tozlu patikalarda ilerleyerek, admlarn sadece kendilerinin duyabildii
bir ezgiye uydurarak tek sra halinde yryorlard. Vardklarnda, erkekler kenarda beklerken diiler
kadim dillerinde sesleniyordu. Avlunun iinde Pakize kulaklarn ap
dinliyordu. Bazen cevap veriyor, endieye mahal olmadn

sylyordu. Bazen kprtsz duruyordu - ya umutsuzluktan uyutuu


ya sevgiden yatt iin, bilemiyordu Cihan.
Pakizenin hamilelii ilerledike hreti yaylyordu. Hindistann
drt bucandan insanlar geliyordu mucizeyi grmeye. Hindusu,
Mslman, Sihi, Hristiyanyla kaynyordu kulbe. ieklerden
elenkler getiriyorlard. Mumlar, ttsler yakyor, trkler
ryorlard. Bu yavruda keramet olmal diyorlard. Aa
dallarna aput balyor, inandklar Tanrya yakaryor, kendi
dualarnn dierlerininkin- den daha deerli olduuna inanyorlard.
Ziyaretiler gitmeden evvel muhakkak Pakizeye dokunur, muratlar
olana kadar ellerini ykamamaya yemin ederlerdi. Aralarndaki kimi
mnasebetsizler zavall filin kuyruundan birka tel koparmaya
kalkard. Cihanm gz daima bylelerinin stndeydi.
Bazen de ifaclar zuhur ederdi kaplarnda; kimi bir yardm
dokunur diye, kimi meraktan. Bunlardan biri Sri Ziand. Marsk
tenli, sskaca bir adamd. lerindeki hayat hissetmek iin aalan,
talan, kay alan kucaklamak gibi garip bir huyu vard. Evvelki sene,
gnbatmn banna basmaya alrken dengesini kaybedip bir
yardan tepetaklak yuvarlanmt. Krk gn kalkamamt dekten. Ne
bir lakrd etmiti; ne de hl dyormu gibi sinirle oynayan gzkapaklan dnda herhangi bir uzvunu kprdatabilmiti. Kans artk
yasn tutmaya balamt ki, krk birinci gnn sabah aniden ayaa
kalkmt. Ondan beri akl salncak gibi gidip gelirdi. Kazann
neticesi hususunda rivayet muhtelifti. Kimileri bu vakann Zian
daha evvel hibir faninin varamad bir mertebeye terfi ettirdiine
inanyordu. Kimileriyse akln hepten kaybettiine.

64

yle ya da byle buradayd Zian. Gzlerini kapatp kulan


Pakizenin
karnna
dayad.
Dt
uurumun
dibinden
geliyormuasna bouk bir sesle dedi ki: Bebek fil bizi dinler.
Cihanm gzleri parlad. Bizi iitebiliyor mu?
itir elbet. ayet banr sversen, kfreder kzarsan hi kmaz
oradan, benden sylemesi.
Cihanm surat glgelendi. Hanelerinde bar an ve dayak eksik
olmazd ki! Besbelli, amcas olacak herif yznden doamyordu yavru
fil.
Bakalm kz m, olan m? Zian yzn karp bir ipe balad.
Eer ip dz izgide hareket ederse bebek erkek demek. Daireler
izerse, dii.
Yzk Pakizenin karnna yaklanca Cihan sevinle haykrd.
Erkek!
E hadi bana eyvallah dedi Zian, asasn alarak. Cihan peinden
frlad, yal adama yardm etmek iin koluna girdi. Aferin sana dedi
Zian. smin ne bakaym senin? Endieyle bakt Cihan. Anas ka kez
anlatmt Zianm onun doumunda hazr bulunduunu, ismi
konulurken orada olduunu ve geirdii her hastalkta yardm ettiini.
Ylan soktuunda onu hayata dndren Ziandan bakas deildi. Nasl
unutmu olabilirdi ismini? Belki de dedikoducular haklyd, adamcaz
keileri karmt. Yine de hrmetle cevap verdi: Cihan efendim.
ifac kuru bir dal parasn andran parman sallad. Bak evlat
dedi, bu yavru, baka fillere benzemiyor. Garip bir mahluk bu.
Nasl?
Valla ok akll, pek duygulu. Domak istemiyor. Sen teskin et. Bir
ey olmaz, gel hadi de; buras o kadar kt bir yer deil de. Bak o vakit
nasl geliyor. Sev onu, greceksin seni hi terk etmeyecek. Byle dedi
ve ikisinin arasnda gizli bir akit
varmasna gz krpt Cihana, yryp gitmeden evvel.
O len, bir yandan semann yamura hazrlanmasn seyredip; bir
yandan Zianm laflarn dnyordu olan. Bu lemin domaya deer
olduuna yavruyu nasl ikna edecekti? Fil lisan konuamyordu ki. Ho,
konusa bile ne diyecekti? u duvarlarn arkasndaki hayata dair ne
biliyordu? Hibir ey.
Uzaklarda imek akt. Cihan ardndan kopacak gk grltsne

kulak kabartt. te tam da bir eylerin olmasn bekledii o aralkta


aklna bir fikir geldi. Dnyay tanmad doruydu ama korkmann ne
demek olduunu biliyordu. Ufak bir ocukken rkt vakit, anasmn ta
dizlerine kadar inen salarnn altna saklanrd. Oras iyi gelirdi ruhuna.
Sakinleirdi o zaman.
Cihan koarak eve vard, anasna seslendi. Kadncaz, tahta bir
teknenin iine oturttuu koca msveddesini ykarken buldu. Amcas
sudan hazzetmezdi ve bitlerle ba dertte olmasa ykanmaya asla raz
olmazd. Banyodan ktnda teni kzarm, ruh hali kararm olurdu.
imdi de teknenin iinde oturmu, gzlerini kapatm, kfuru
mucizesinin bitleri haklamasn bekliyordu. Cihan anasna iaret etti, pei sra avluya gelsin diye yalvard gzleriyle. Kyamad kadn, geldi.
Cihan, analarnn gzelliini deilse de, gr salarn alm be kz
kardeini yakalayp kard evden. Onlara Pakizenin yannda
dikilmelerini syledi. Neyse ki dinlediler olan; el ele tutuarak
dediini yaptlar. Rzgra arkalarn verip balarn ne ediler ki
salar okasn Pakizenin koca kamn. Hep birlikte, sihirli bir hal gibi
orta yerde asl duran, satan bir rt meydana getirdiler. Bu arada
Cihann amcas evin iinde baryordu. Yine de kmldamadlar, bir
teki bile. Salaryla sarmaladlar hamile filin rahmini. Havada bir letafet
vard, bir merhamet yeli.
Cihan usulca seslendi yavruya: Bak, o kadar fena deil buras.
yilikler de var. Hadi gel artk. ok beklettin bizi.
Merasim bitince daldlar. Amcas annesini itaatsizliinden tr
dvd. Cihan mdahale etmek isteyince o da kendi payna den sopay
yedi. O gece ahrda uyudu olan. Sabah uyandnda tekinsiz bir
sknet hkimdi etrafa. Ana! diye seslendi, yanandaki ilik
zonklad. t yoktu. Anas evde deildi demek.
Pakize yan banda duruyordu. Tam o anda hayvann karn kasld;
bir defa, sonra bir daha. Seirip genilemeye balad. Cihan daha evvel
doum yapan hayvan grmt grmesine de bunlar ya kei ya att, dev
bir fil deil. Bunun Pakizenin ilk yavrusu olmadn hatrlatt kendi
kendine, ne yapacan biliyordu herhalde. Fakat iinden bir ses -daha
akil bir ses- anneye yardm etmesini tembihledi.
Bir kese belirdi evvela; yosun tutmu talar kadar slak ve kaygan.
Hayret verici bir sratle kverdi yavru; kanla ve vck vck bir

66

maddeyle kaplyd. Hakikaten erkekti! Sersem ve yorgun bir hali vard;


uzak yoldan gelmi gibi. Pakize hortumuyla nazike drterek koklad
bebei. Yerdeki effaf keseyi azna atp inedi. Yavru bir gayretle
ayaa kalkt, dt; bez bir bebek kadar gevek, bir yarasa kadar krd.
Tm vcudu tylerle kaplyd. Cihan esas hayrete dren iki ey
olmutu: yavrunun boyu ve rengi. Hint diyarna gelmi en minik fil
olmalyd bu. stelik pirin lapas kadar beyaz, bembeyazd.
Pakizenin olu dier bebeklerin yars kadard. Tekmil fil yavrular
gibi hortumu ksa olduundan, ilk stn imek iin azm kullanmas
gerekiyordu. Ama gel gr ki kafas anasnn dizlerine yetimiyordu.
Sonraki bir saat boyunca Cihan anne filin yavruyu tevik ediini seyretti.
Bata nazike, derken artan bir sabrszlkla yalvaryordu Pakize yavrusuna, yakma gelsin, stn emsin diye, ama ne fayda.
Bir ey yapmas gerektiine ikna olan Cihan frlayp ahrlarn
arkasndaki teberiye kotu. Orada, kn hayvanlara
t
yedirdikleri yemle dolu bir f duruyordu. Kenara ekti. Rahat
bozulan bir fare koarak kat. Ayaklan toza bulansa da fy
boaltt Cihan ve bu hantal nesneyi anneyle yavrunun durduu
yere yuvarlad. Gs krk gibi inip kalkarken eve koup bir
tencere kapt. Nihayet, fy Pakizeye yaklatra- bildii kadar
yaklatrd ve stne kt.
Pakizenin imi memelerini bu kadar yakndan grnce nce
afallad. Baparmayla iaretparman memelerden birine dolad.
Fili kei saar gibi saabileceim mit ediyordu. Bir damla bile
gelmedi. teki parmaklarn da iin iine
;
katarak ve aslarak yeniden denedi. Acyla geri adm att PaJ
kize. Az kalsn olan deviriyordu. Cihan, elinden geldiince nefes
almamaya gayret ederek dudaklarn memelerden birine yerletirip
emdi. Azna deen ilk damlada midesi kalkverdi. Koku
korkuntu. Stn bu kadar berbat kokabilecei hi akima
gelmemiti, ikinci ve nc hamleleri ilkinden teye gidemedi.
Kendini dar atp, kusmaya balad.
Daha evvel tatt hibir eye benzemiyordu fil st. Hem tatl
hem eki, koyu kvaml ve yalyd. Cihann ensesi terden
srlsklamd, ba dnyordu. Burnunu bir mendille kapatmak ie
yarad. Ondan sonra biraz olsun yol alabildi.
i
Emip emip tencereye tkryordu azmdakileri. Kabn te birini

doldurduunda, hediyesini yavruya gtrd iftiharla.


Btn leden sonra ayn hareketi tekrarlad. Bin bir zahmetle
kard st bir yudumda bitiriveriyordu bebek fil, hop diye.
Byle bir dzine sefer yaptktan sonra yorgunluktan bitap, mola
verdi. Szlayan enesini ovalarken, bir yandan da adeta afacan bir
tebessmle onu seyreden yavruya bakt.
Bilmem farknda msn, stkardei olduk dedi Cihan.
Fil kuyruunu oynatt cevap niyetine.

Sana ota1 ismini vereceim. Pek ufaksn. Ama sz ver, toparlanp


kuvvetleneceksin. Herkes korkacak senden, tamam m?
Yavru, rza namna clz bir ses kard. hafta iinde anasnn
memelerine yetiecek kadar bymt. ok gemeden avlunun iinde
koturmaya, tavuklar kovalayp kulan rktmeye balam, lemi kefe
dalmt. i gc oynamak, st imek ve renmekten ibaretti. Ne gk
grltsnden ne kamdan rken cesur bir fildi o. Tek bir ey vard kalbine
korku salan - ormandan zaman zaman ykselen bir ses: Kaplan.
Her ne kadar ona baka adlar vermeye kalkanlar ktysa da, hayatnn
hibir safhasnda olann ona takt isimden bakasna mukabele
etmeyecekti hayvan. otayd ad ve her daim ota kalacakt.

Cihan hikyesini bitirdiinde hl dizlerinin zerine km


vaziyetteydi. Son bir saattir bu ekilde imenlere bakarak, ba aada
durmaktan beli tutulmutu. Buna ramen ne kprdamaya cesaret edebildi,
ne de Mihrimaha bakmaya. ayet bakabilseydi, kzn dudaklarnda beliren
tebessm grecekti buu kadar hafif ve uucu.
Ya sonra ne oldu? diye sordu Mihrimah.
Ne var ki Cihan yant vermeye frsat bulamadan Hesna Hatun buz gibi bir
sesle girdi araya: Efendim, melek sultanm, ge oldu, hava kararmakta.
Hametli anneniz sizi aramaya km olmal.
Mihrimah usulca i geirdi: Pekl dada. Gidelim o halde.
Ayaa kalkp zerindeki krklklar dzeltti. Gene file Allaha emanet
ol, tekrar gelirim deyip, yine filbaza veda etmeden, ieklerle evrili
patikadan aaya yrmeye balad. Hesna Hatun geride kald bilerek;
gzlerini ayrmadan prensesi seyretti bir mddet. Mihrimah yeterince
uzaklar uzaklamaz Cihana dnd. ylesine kadifemsi bir sesle konutu
ki szlerindeki sertlii ve tehdidi bir an kavrayamad olan.
Bin gn hamile kalan hayvanlar! Fillerle stkardei olan bir olan! Ne
tuhaf tipsin Hintli. Ya hakikaten yle, ya da pek mahirsin yalan
sylemekte. ayet buysa, sultanm kan- diriyorsan, inan olsun anlanm.
Anlar ve seni saraya geldiine piman ederim! Gzm zerinde, haberin
ola!

CZBO
Tekrar beyaz fili grmeye geldiklerinde Hesna Hatun, Mihrimahm
arkasnda bir ceset gibi sessiz duruyordu. Prenses ise daha da gzellemiti;
batan gnein altnda bir lt gelmiti hatlarna. Parmanda bir elmas
parlyordu, badem byklnde, gvercin kan renginde. Cihan yutkundu.
u elmas onun olsa ne kard? Bu kadar zengin biri iin fark etmezdi nasl
olsa, ha bir eksik ha bir fazla. Ne var ki bunlar dnr dnmez
kendinden utand. Mihrimah aklndan geenleri anlar endiesiyle, zaten
emi bulunduu ban iyice uzatt topraa doru. Kellesini uzatan bir
sulu gibi.
otay kurumu erik ve ball kestanelerle besledikten sonra, gene o
leylan altna oturdu Mihrimah. Bir esans ykseldi teninden, iekler ve
yabani otlarla rl bir rayiha. Cihan'm kalbi hzland. Bu sefer prenses her
zamankinden daha almlyd. Acaba onu greceini bildii iin mi sslenmiti? ylesine heyecan verici ve o kadar imknszd ki bu fikir,
hemencecik kard zihninden.
imdi anlatabilirsin devamn. Dinliyorum, sonra ne oldu?
rperse de sabit durmaya, rkse de sakin olmaya kararlyd Cihan:
Sultanm nasl arzu ederse dedi. Ve balad kald yerden nakletmeye.

CFSaznprensese anCatt hikye:


otann doumundan takriben yirmi ay sonra ah Hmayundun
huzuruna pek deiik bir misafir kt: Donanmasnn tamamn ve
mrettebatnn yansn frtnada kaybetmi bir Osmanl amirali. ah, talihsiz
adamn bana gelenleri dinledikten sonra ona yurduna dnebilsin diye bir
karavela vermeyi vaat etti.
Kfirlerle harp etmek iin yelken amtm dedi Osmanl. Lkin beter
bir tufan beni bu kylara savurdu. Sebebini imdi anlyorum. Yce Allah,
asil ahn cmertliini grmemi ve dnte bunu sultanma anlatmam
istemi olmal.
ittiklerinden memnun kalan Hmayun amirale kyafet ve mcevherat
armaan etti. Sonra kendi odasna ekildi. te orada, gl yapraklaryla dolu
hamam teknesine uzanm ykanrken bir fikir geldi akima. Nicedir dertleri

bandan aknd; dmanlarnn haddi hesab kalmamt. stelik ilerinde


en azllar kendi kanndan canndan olanlard. Ne demeye tembihlemiti
rahmetli babas, hem de lm deinde: Kardelerine katiyen zarar verme
Hmayun, hak etseler bile. yi de, zarar vermeden nasl savaacakt? Ve
ayet mcadele etmezse nasl tahtta kalacakt? Orada ylece, anadan ryan
ve buhardan kzarm halde, iine dt amaz sorgularken bir gl
yapra iliti gzne. Nazl, nazenin. Grnmez bir elin
klavuzluundaym gibi yzerek ona doru geldi ve gsnn stne
kondu yaprak.
Doutan nazik ve biraz da mistik olan Hmayundun nefesi kesildi. Bu
bir alamet olmalyd! Gl yapra ona en zayf yamm gstermiti: Kalbini.
Hislerinin onu ypratmasna izin vermemeliydi. Dndke, gemisi batan
kaptann da gl yapra gibi saraya varm olduuna kanaat getirdi. Allah
ona, dmanlarna kar kuvvetlenmesini ve lzumu halinde OsmanlIlardan
yardm istemesini sylyordu besbelli.
Seneler var ki iki Mslman sultanlk arasnda eitli mnasebetler
olurdu - tccarlar, sefirler, casuslar, ehl-i tasavvuf, ehl-i hiref ve hac taifesi
gidip gelirdi bir kydan bir kyya. Saraydan saraya hediyeler yollanrd:
ipekliler, mcevherler, hallar, baharatlar, sedefli dolaplar, musiki sazlan,
ca- riyeler, haremaalan ve bir de hayvanlar, bilhassa kaplanlar ve kobralar.
Mutis Selam ve Zillullah-i fil-lem ah Hmayun, Sltanl Berreyn
ve Hakanl Bahreyn ve Zillullah-i fl-Alem Sultan Sleyman pek merak
ediyordu. Casuslannn naklettiine gre, hemnam Hazreti Sleymana ait
olan ve ona hayvanlara, cinlere, iklimlere hkmetme kabiliyeti veren bir
mhr yzk takyordu Osmanl hkmdan. Sleymann kudreti aikrd.
Ama her birini sadece bir defa giydii sylenen o kaftanlarn altnda sakl
bir korkusu var myd acaba, ite bunu bilmek istiyordu Hint ah.
Hrremi de duymutu tabii - Sleymann hareminin kimselere
benzemez incisi. Onun acayip eylere ilgisi olduunu da renmiti. Yakn
zamanda Msr'dan yzlerce haberci gvercin getirtmiti mesela. Dalan
denizleri aan kular stanbula vardklannda gkyz kapkara kesilmi,
ahali Eyvah, Kyamet Gn geldi! diye camilere akn etmiti. Bouna
cad demiyorlard ona.
Hmayun fevkalade bir hediyeyle hanm sultan etkilemeye karar verdi.
Gnderdii ey Sleymana saygsn gsterecek ama ayn zamanda ona

elinin ermedii, gcnn yetmedii diyarlan, dolaysyla hudutlann


hatrlatacakt. Hem dostluk tazeleyecek, hem yardm isteyecek, hem de
altta kalmayacakt. Btn bunlan ayn anda yapabilmeliydi. Heyecan

72

iinde hamamdan kt, petamala sannd ve vezirini artt.


De bana, her eye sahip birine gnderilecek en isabetli hediye nedir?
Vezir yantlad. Ne ipek ne elmas. Ne altn ne gm. Her eyi olan bir
adam bunlara itibar etmez. Kanaatimce bir hayvan olmal. Zira hayvanlarn
ahsiyetleri vardr, hibiri dierine benzemez.
Hangi hayvan bizlerin ihtiamn daha iyi temsil eder? Fil, majeste.
Karadaki en yce hayvan odur zira.
ah bir an dnd. Peki, gnderdiim hediyeyle, krallmn ulu
olduunu ama dara dtmz, yardm istediimizi ima etmek istesem?
O takdirde, hametmeap, yavru bir fil gnderelim. Bu, u anlama
gelecektir. Cenkten korkumuz yok, kuvvetliyiz alimallah ama u anda deil.
Byyp gn geldiinde savarz. imdi biraz bakma ihtiyacmz var.

Bavezir, yannda bir alay askerle kaplarn aldnda Cihan artk


yz okka eken ve hl bembeyaz olan otay doyurmaktayd.
Cihann amcas gelenleri grnce el pene divan durdu. Aman
efendim, sefalar getirdiniz. Sefil avlumuzu aydnlattnz.
Yavru bir filin varm diye iittim dedi vezir, adamn yalakaln
umursamadan. Onu bize veresin. ahmz Osmanl sultanna gndermek
ister.
Tabii efendim, ereftir bizim gibiler iin aha hizmet etmek. Ne
yani? diye bir ses ykseldi. otay vermeye kalkmyorsun herhalde,
deil mi?
Herkes dnp olana bakt bir an. Cihanm amcas kendini yerlere att.
Affedin muhterem vezir. Anas geen ay ld. Beter bir hastalktan. Durup
dururken gidiverdi kadnca
z. Gebeydi yazk. ocuun azndan kan kula duymuyor.
Keder akim ald.
Anam senin vicdanszln yznden gitti. Her gn dvyordun...
Tamamlayamad laflarn Cihan. Yedii amarla yere yuvarland.
Vurma oluna! dedi bavezir.

Ben onun olu filan deilim diye bard Cihan dt


zeminden.
Vezir tebessm etti. Cesur bir ocuksun sen. Gel bakaym
yaknma.
Amcasnn yakc baklar altnda syleneni yapt Cihan.
Neden istemezsin fili vermeyi?
ota baka fillere benzemez dedi Cihan. Farkl o. Doduundan beri yle. Hibir yere gidemez.
Seviyorsun bu hayvan, belli dedi vezir. Bir ey olmaz, dert
etme. ehzadeler gibi baklr Osmanl saraynda. Hem ailen de
mkfatlandrlacak. Vezir hizmetkrlarndan birine iaret etti, o
da kuandan bir kese kard.
Ayaklarnn dibine salan paralar grnce Cihanm amcasnn
gzleri parlad. Siz ona aldrmayn hametlim dedi. O ne
bilirmi? Fil sizindir. Tepe tepe kullann. ah ister de, kul hayr
der mi hi? Ne haddimize.

otann kaderi mhrlenince Cihana da fili seyahatine


hazrlamak kald. Ona hazm kolaylatran ifal otlar yedirdi;
ykad, fralad, derisini trl yalarla ovdu; ayaklarnn altn
trpledi; trnaklarm kesti. Gemiye binme vakti geldiinde
otaya refakat edecek kiinin kendisi olmayacam bile bile
yapt bunlan. Ondan be ya byk ve gya daha tecrbeli bir
filbaz tayin edilmiti. kk eneli, gzleri birbirine yakn, tknaz
bir tip. smi Gurabd.
Saraydan devasa bir kafes gnderildi; keleri altnla lehimlenmi, parmaklklar gm ieklerle bezenmi. Kafesi
grnce gzleri doldu Cihann. Doduu andan beri zgr ve en
olan ota zincire vurulacak, mcrim gibi kilit altna alnacakt.
Hayvann denizde seyahat etmesinin tek yolu buydu, biliyor ama
kabullenemiyordu. Aynlma zaman yaklatka yemeden imeden
kesildi. Kz kardeleri onun iin endieleniyordu; amcas bile ona
satamaz olmutu.

74

Gurab, ilerin nasl gittiine bakmak iin ve kendi deyiiyle


mahluk intibak salasn diye arada srada uruyordu. Fil, yeni
bakcsn kale almyordu.
Tut! diye baryordu Gurab, elindeki denei havaya
kaldrarak.
Kprdamak yle dursun, ondan yana bile bakmyordu ota.
Hadi al bu oma! diye kardan sesleniyordu Cihan ve fil
onun isteini harfiyen yerine getiriyordu.
ota Cihandan baka kimseden emir almyordu. Baktlar ki
olmayacak, ocuun da onlarla birlikte Goa Limanna gitmesine
karar verildi. Hayvan orada onu stanbula gtrecek olan gemiye
bindirilecek, Cihan da Agraya dnecekti.
Yola kacaklar sabah, Cihanm en byk ablas onu bir kenara
ekti. Yavaa bir nefes alp cierlerinde tuttu; hazr deildi sanki
brakmaya - ne nefesini, ne kardeini.
Gidiyorsun dedi, malumu ilan etmesine gerek varm gibi.
otaya yardm edip amcamla dnerim dedi Cihan. Bir iki
gnlk aynlk.
Ksa m srer uzun mu bilinmez, yol hali. Sabah sordum
kendime. Anam hayatta olsayd Cihana ne derdi, diye. Dua ettim
ki Rabbim bana sylesin, fsldasn kulama, ben de sana
aktaraym. Ama hibir ey gelmedi.
Cihan bam edi. O da bilmek isterdi anac ne derdi byle bir
anda. Pencereden dar baktnda grd ki kyller beyaz fili
sslemilerdi. Hortumunu, kafasn rengrenk
desenlerle donatmlard. Orada durmu filin renklerine bakarken, u
kelimeler kverdi dudaklarndan: Hayvana efkat gster, hncn
zayflan karma, derdi herhal.
Ablasnn koyu, kederli gzleri aydnland. Doru ya. Derdi ki,
kimseye hoyratlk etme ve kimsenin kalbini krmasna izin verme. Ne
incitenlerden ol, ne incinenlerden.

o&no
Goa Liman. Kuruni semada beliren bulutlar gnlerdir drt gzle
bekledikleri rzgn getirmiti beraberinde. Demir alnm, yelkenler
almt. det olduu zere eski psk bir alvar suya atlmt
bahtlar ak olsun diye.
Kuru yaprak renginde, ilemeli bir ceket giymiti Gurab.
Paavralar iindeki Cihanm yannda bir mihrace gibi parlyordu.
Kalarn atarak konutu ocukla: Basp gitsen iyi olur. Sana
ihtiyacmz kalmad artk.
Gemi kalkana kadar uradan uraya gitmem.
Seni serseri dedi Gurab.
Cihan onu itiverdi. Gafil avlanan Gurab yere devrildi, ceketi
kirlendi. Ayaa kalkp hnla homurdand: Gebertirim ulan seni.
Ne var ki kendini mdafaa etmesini biliyordu Cihan. Yumruklardan nasl kalaca konusunda idmanlyd. Ne de olsa az dayak
yememiti amcasndan. Adam da bu arada kenarda durmu, elenerek
onlan seyrediyordu. Hem yaa hem boyca byk olan Gurab istese
Cihan bir gzel hrpalard ama yapmad. Zira olann gzlerindeki
delilii grmt. Kendisi iin alelade bir fildi ota. Ama Cihan iin
ei benzeri yoktu; tek dostu, stkardeiydi.
Allah belan versin dedi Gurab, ama oktan vazgemiti kavga
etmekten.

Hl titreyen Cihan, otamn yanna gitti. Bahtn ak olsun. Ben


buradan dnyorum gayr.
Zincire vurulmu fil hortumunu savurdu.
Meraklanma, bir eycik olmaz. Sultan seni ok sevecek. Bunlar
syledikten sonra gzyalarn silip yrd olan. Uzaa gidemedi.
Bir duvann arkasna saklanp seyretmeye karar verdi. Bir vakit sonra
Gurab geri dnd, ceketini temizlemiti. Rakibini def ettiinden emin
bir edayla konutu: Hey koca mahluk! Kaldk m ba baa? Szm
dinlemezsen seni a brakrm. Mum gibi duracaksn karmda,
duydun mu? Fazla martmlar seni. Ben o salak olana benzemem.
Vakti gelince Gurab file yrmesini emretti ama lafn dinleyen
olmad. Deneiyle vurdu hayvana. ota gene de kln
kprdatmaynca Gurab balad onu dvmeye. Sakland yerde dehet
iinde izliyordu Cihan. Anlad ki stkardeini bu nemrudun eline
brakrsa stanbula sa salim varamayabilir- di hayvancaz.
Halasiler1 her eyi yklemiti gemiye. skelede ota ve kafesi
dnda bir ey kalmamt. Gurabm seslenmesiyle zuhur eden drt
adam filin karnna ipler baladlar. Bundan hazzetmeyen hayvan
brd, homurdand. Daha iki yama henz basmt ama
kuvvetliydi. Drt adam, oldu on adam; kimi arkadan iterken kimi
nden ekiyordu. Fili iine tkar tkmaz kafesin kapsn kapatp
srglediler. ota arkasn dnd, kapana ksldn anlamann
strab vard gzlerinde. Tepesinden zincirlerle balanan kafes, bir
bocurgat vastasyla kaldrld. Bir anda kendini havada bulan hayvan
etrafa baknd; tm slalesinin dertsiz tasasz dolat ormanlara, sisli
vadilere doru.
ite tam o lahzada bir ey Cihanm dikkatini ekti. Az ileride, yerde
bir sandk duruyordu; baz tahtalar kalkm olduundan muhtevas grlyordu. Kutu kutu baharat vard iinde.
Bunu da gemiye tayacaklard nihayetinde. Bir sanda bakt Cihan,
bir de beyaz file.
Hayatmzn bir haritas varsa ayet, yollarda deil, yol
ayrmlarnda izilmekte, iki ey arasnda tercih yaptmz o ksa,
1 Halasi: Hindistan'da ok eski zamanlardan beri limanlarda alan, ounlukla Mslman iiler.

ksack anlarda. Gz ap kapayana kadar deiir kaderimiz, tek bir


kararla. Kimsenin bakmadndan emin olunca sandn iine
szlverdi Cihan. Bir ta gibi kprtsz, durup bekledi. Amcasnn
onu ke bucak arayacan dnp keyifle glmsedi. Bir mddet
sonra bir sarsnt hissetti. Hamallar sand srtlanmt, ne yazk ki
kabaca. Bu vaziyette tandktan sonra birdenbire havalandn
hissetti ve hzla yere indi. enesini tahtalara o kadar sert arpt ki, az
kalsn dilini koparyordu. Damanda kan tad, derin bir soluk ald.
Paldr kldr de olsa gemiye binmiti.
Kendini ambarnda bulduu karakm2 ismi Batmayan Gne'ti.
Drt direkliydi, nde bir cvadras ve byke bir ba kasaras vard.
Gneten kararm bir gemicinin karga yuvasnda oturduu orta
direin zerinde rzgrn keyfne gre taklp kanlabilen yelkenler
tayordu. Elli iki gemici ve birka papaz, sefir, tccar ve
seyyahlardan oluan bir dzine yolcusu vard.
Cihan gndz gzyle ortalkta dolaamazd. Gverte demelerinden szlen k huzmeleri azalr azalmaz dan kp fili
aramaya koyuldu. Karanlk ve rutubetli ambarn bir kuytusunda
buldu onu. Gurab ortalarda yoktu. ocuu fark edince tatl bir sevin
sesi kard ota.
Selam kardeim dedi Cihan.
Hayvann yanna kt. Onu sa salim stanbul'a gtrp saraya
yerletireceini, ardndan Hindistana, kz kardelerine dneceini
anlatt. Dinledi ota, kulaklarn kocaman aarak.

2 Karak: 16. yzylda Dou Hindistan seferlerinde kullanlan Portekiz ticaret gemisi.

78

Ertesi sabah midesi kaznan Cihan, bir papazdan yalvar yakar su


ve kuru ekmek edindi. Dnte ota'y ziyaret etti. Hayvan yine
yalnzd. Gurabm ambarda kalmaya niyeti yoktu anlalan. Cesaret
bulan Cihan, ota ile daha ok vakit geirmeye balad - ta ki
yakalanana dein.
Sen! diye grledi aina bir ses.
Cihan arkasn dnnce atk kal Gurab buldu karsnda.
Allah seni kahretsin! Ne aryorsun lan burada? Bela gibi yaptn.
Ya sen ne demeye yoksun? Ne vakit gelsem ota tek bana./
Geberesice! Sana ne be? Sultann fili. Senin deil ki.
Birbirlerine barmaya baladlar. Grltye koan gemiciler
ikisini de enselerinden tutup kaptana gtrdler. Afyona meyyal,
dilerinin yars kararm, yars dklm bir adamd kaptan.
Bir fil, iki terbiyeci dedi. Demek biriniz fazlasnz.
Vezir beni grevlendirdi dedi Gurab gururla. Hem o daha
velet.
Yam kk ama hi deilse file bakyorum. Onun umurunda
bile deil! diye kendini savundu Cihan.
Kesin sesinizi! diye grledi kaptan. Kim kalacak, kim gidecek,
ben sylerim.
Ama unuttu. Gnler geti, kaptandan ses kmad. Birbirlerine
rastlamamaya gayret ederek, filin "yannda nbetlee bekledi dman
filbazlar. Tuzlu et ve peksimet yemekten gna geldi Cihana.
Ambarda tkl kalan ota gnden gne eriyordu mum gibi.
Gemicilerin batl itikatlar oktu. Uursuzluk getirir diye baz
laflan aza almyor, alan da orackta pataklyorlard. Batmak
diyemezdin mesela ya da kaza, felaket veya kayalar. Frtna
ortasnda bile firtna kelimesini sarf edemezdin. Denizkzlarnm
ezgisini duyan, sol omzunun stnden arkaya doru bir imdik tuz
atmalyd, zira eytand seslenen. Mrettebatn ha bire tekrarlad
detler vard. Ne vakit beenmedikleri bir ey grseler ayaklarnn
dibine tkrrlerdi. Gece vakti slk alan, ktei hak etmi saylrd.
Baz eylerden hazzetmiyorlard - ters dnm bir kova, dolam bir
halat, eilmi bir ivi ya da gemide hamile kadn bulunmas.
Sanlar seviyorlard, ne tuhaf. Bu kemirgenlerin batan gemide

durmad bilindiinden, varlklar her eyin yolunda olduuna dair


bir teminatt. Fakat direklerden birine bir karga konsa hemen
kovalyorlard. Gemicilerden biri, yola kmadan evvel bir khine
gidip yol iin elverili rzgr satn aldn anlatt Cihana. Daha
fazla almak istemiti ama elindeki gm baburi bu kadarna kfi
gelmiti.
Derken bir ikindi vakti sanlar ortadan kayboldu. Semann masum
mavisi siyaha boyand. Ve ardndan katiyen yksek sesle
sylenmemesi gereken ey balad. Bardaktan boanrcasna
yayordu yamur. Deniz fkeyle kabard. Her dalga bir ncekinden
yksek, gemi rotasz ve elimsiz bir ceviz kabuuydu. Sular
gverteye doluyordu. Denizciler kova kova boalttka, deniz
misliyle geri koyuyordu. Tufanlarda kullanlan yedek yelkenler
almad. Esas felaket dmenin krlmasyla yaand. Dnyann sonu
geldi, diye dnd Cihan. Bilmiyordu ki hakikaten yleydi, ama
sadece fil ve kendisi iin.
Frtnann ikinci gn bir blk gemici ambara indi. Suratlarndaki
ifadelere bakar bakmaz kam dondu Cihanm.
Mahluk gitmeli dedi bir tanesi.
Hi almamalydk gemiye diye lafa kart arkada. Beyaz fil
olur mu hi! Belli ki iblisin ua. Nemrut, lanet hayvan!
Ne yani biz mi sebep olduk frt... O kelimeyi anmamas
gerektiini hatrlayp bocalad. mitsizce Guraba dnd. Ne olur
bir ey syle!
Gurab omzunu silkti. Benim filim mi sanki? Git kaptanla konu.
Merdivenlerden yukar ok gibi frlad Cihan. Gverte maher yeri
gibiydi. Mrettebat ha bire koturuyor, her taraftan sel gibi sular
geliyordu. Srlsklam vaziyette ve denize savrulmamak iin
parmaklklara tutunarak, zar zor ilerledi olan. Nihayet saa sola
emirler yadran kaptan buldu. Kaptan yeti. Fili ldrecekler!
Salak! diye bard kaptan, olan kolundan iterek. Biz can
derdindeyiz, sen hayvan derdinde. Ykl karmdan.
O zaman anlad ki Cihan, adamn her eyden haberi vard. Hatta
belki de denizcilere ambara inmelerini o sylemiti. Kimi kime

80

ikyet ediyordu?
Kimse gemide beyaz fil istemiyor. Haksz deiller dedi kaptan.
Peki ne olacak? diye korkuyla sordu Cihan.
Suya atyoruz.
Ne!
Barma ulan. Sen kalyorsun dedi kaptan. Mahluk gidiyor
sadece.
Olmaz. otay yalnz brakmam. Boulur hayvan.
Yzer, dert etme.
Bu havada m? Bu halde mi? diye haykrd Cihan alamakl. Bir
mit belirdi zihninde. Osmanl sarayna ait bu fil. Koskoca
Sultan Sleyman hediyesine ne yaptnz iitince sizi sa koyar
m?
Yolda bana bir i geldi deriz, buluruz bir mazeret dedi kaptan.
Denizin gazabmdansa sultanmki yedir evlat. Cihan titremeye
balad. Gemide beyaz fil uursuzluksa, ldrmek daha beter
uursuzluk deil mi? Korkmuyor musun arplmaktan?
Byn ekitirdi kaptan. Kayk veririm. Yaknda bir ada var.
Oraya varmaya bakn, kurtulursunuz.
Bir filika indirildi suya, iki filbaz fal ta gibi alm gzlerle
baktlar.
Atlayn dedi kaptan.
Bana ne ya? Fille alakam yok dedi Gurab. Benim deil
ya.
l. Kaptan olana dnd. Peki sen? Senin de gitmen art
deil.
B .r kez daha kaderini deitiren bir tercih yapyordu Cihan Tek
kelime sylemeden bindi filikaya. Rzgr iddetlendi. Korkun bir
dalga gverteye arpp, yamur oldu yad zerlerine.
Hazreti Sleyman efsanesi gibi dedi kaptan. Hani iki kadn
bir bebei paylaamaz. Yalanc ana der ki, bl o zaman ikiye.
Hakiki ana kyamaz evladna ya. imdi anlald hanginiz sahtekr,
hanginiz hakiki filbazm.
Neye yarar? Cihan hayatnda hi bu kadar korkmam- t.
Kafesinden karlp gverteye getirilen ota delirmi gibiydi,

ayaklan slak tahtalar zerinde sabun gibi kayyordu. Birka


denemeden sonra hayvan suya itiverdiler. Dehetengiz bir lkla
dt aaya. Deniz karanlk azn aarak yutuverdi koca fili bir
lokmada.

Cihan burada son verdi szlerine. Dili damana yapmt.


Mihrimah kocaman alm gzlerle bakyordu. Peki nasl
kurtuldunuz?
Karaya vurduk. Bir adaya ktk. Oradan bir gemi ald bizi.
smi Guyabani
Mihrimah glmsedi. Bari onlar file iyi davrand m?
Keke. ldryorlard zavally az kalsn. Yolda salgn kt.
Biri dedi ki fil eti iyidir. Ktr ktr kesecekti denizciler otay.
Kaptan Garreth diye gvur bir reis vard, o kurtard. Sonras
malum, geldik buralara.
Demek bitti dedi Mihrimah. Bin gn anlatsan bin gn dinlerdim
halbuki. Houma gidiyordu sen konuurken hayaller kurmak.
Cihan birden kendini berbat hissetti. Aptallk etmiti! Ne demeye
bitirmiti ki hikyeyi? Ya imdi giderse prenses? Gider ve bir daha
gelmezse? Panie kapld. Tam anlatmaya devam etmenin bir yolunu
aryordu ki Hesna Hatundan gelen sesle irkildiler. Kadn aniden iki
bklm olmutu. Astm nbeti tutmutu. Nefes alamyordu;
kpkrmz kesildi, boyun damarlar patlayacak gibi iti. Hrltlar
ykseliyordu gsnden. Prenses ve filbaz birer koluna girip aa dibine oturttular. Mihrimah dadsnn kuandan sallanan ipek keseyi
at ve hemen burnuna tuttu. Keskin bir ot kokusu ykseldi. Demek
Mihrimahm salarndan gelen rayiha buymu, diye dnd Cihan.
Hesna Hatunun kesesinden bulaan koku. indeki bitkiler ifal
olmalyd ki derin derin soludu kadn. Nihayet nefes alverii
yavalad, rengi ald.
Nasl oldun dada? dedi Mihrimah.
Daha iyiyim dedi kadn, gen kza glmseyerek. Sultanmn
eli ifal geldi.
,

82

Hadi gidelim dedi Mihrimah kaygyla. Yoruldun.


Gidelim, melek sultanm.
deti olduu zere prenses sevecen bir sesle veda etti beyaz ille.
Allaha emanet ol mahluk. Ne badireler atlatmsn, acdm sana! Bir
dahaki geliimde sz, harika bir tatl getiriyorum.
Tam gidiyordu ki durdu, hafife yan dnd. lk defa Cihana hitap
etti ayrlrken: yi ki yalnz brakmamsn fili, Smbl Olan.
Sevinemedi bile Cihan. Ne sevinmeye vakit vard, ne yeni
hikyeler uydurmaya. Bir kez daha seyretmek dt bahtna, hep
yamnda kalsn istedii insann gidiini.
O
Hey filbaz, hangi cehennemdesin?
Cihan ahrdan koarak ktnda karsnda Karanfil Kmil
Aay buldu. Neredeydin? diye sordu adam.
Temizlik yapyordum...
Git hazrlan. eyhlislam efendinin mahluka ihtiyac var.
Ne... ne iin?
Karanfil Kmil Aa frlad gibi ocua bir tokat att. Ne
haddine ulan sormak? Sana ne emrediliyorsa onu yap. Konuma
fazla.
Cihan, teki terbiyecilerin yardmyla mahfeyi otann srtna
takt. Hazr olduklarnda kap aas tepeden trnaa szd hem fili
hem flbaz. Haydi gidin. Sangram yolu gsterecek. Bir zndn
mahkemesi var. Anlald m?
Evet efendim dedi Cihan ama ne olup bittiine dair en ufak fikri
yoktu.
ehirde, iseleyen yamurun altnda, telal bir cuma sabah
yaanyordu. Cihan ile Sangram mahfenin iine yerletiler ve bu
vaziyette, yokular, sokaklar boyu ilerlediler. Kap aasnn
anlatmadn arkadann azndan kopard Cihan. Vazifeleri
eyhlislam evinden alp bir meydana gtrmekti. Orada bir
mlhidin davas grlecekti. Sultann, filini eyhlislamn emrine
vermesi, ulemann yannda olduu anlamna geliyordu. Mahkemeye
ahsen katlmamas ise dini meselelerle arasna mesafe koymak
istediini gsteriyordu.

Hali civarndaki bir mezarln yanndan getiler. Beyaz fil


aniden durdu. Havaya kaldrd hortumunu, bir ses duymu gibi
bekledi. Cihan komut stne komut verse de hayvan bir mddet
kprdamad.
Bu mahluklar lecekleri yeri seermi dedi Sangram. Bu da
galiba buray beendi baksana.
Cihan rperdi bu laf duyunca. ota daha yavru, o nasl lalard?
Canm kzma, yle derler dedi Sangram. Neyse ki o anda beyaz
fil tekrar yrmeye balad ve konu kapand kendiliinden.
eyhlislamn Kzta civanndaki konana vardklarnda len
olmamt. Duvarlarnda oymal gvercinlikler olan byke bir
konakt. Cihan mekn ilgiyle inceledi. kinci kattaki pencerelerin
kuzeye baktm ve bazlarna renkli camlar takldn fark etti.
Bunun bir hata olduunu dnd, nk bu ekilde gne ndan
yeterince faydalanamyor- lard. Bir yerden bir tire arabilse buray
sil batan izmek isterdi, kafasna gre.
Bu arada ev ahalisi, daha evvel byle yaratk grmedikleri iin
perdelerin arkasndan fili gzetlemekteydi. Zevceler, ocuklar ve
cariyeler... Onlann korkulu baklar altnda Cihan evin efendisini
selamlad. Bir merdiven ve bir dzine hizmetkrn yardmyla
mahfenin iine yerleti ihtiyar adam. Cihan da otann ensesine
oturdu. Sangram yryecekti.
Buradan den oldu mu hi? diye seslendi eyhlislam, yola
knca.
elebim, sizi temin ederim yle ey hi olmad.
inallah ilk ben olmam.
Sokaklar boyunca ar ar ilerlediler. eyhlislamn mmkn
mertebe ok kiiye grnmek istedii izlenimine kapld Cihan.
Sultan Sleymann filine binmek her gn ksmet olmazd ne de olsa.
Nihayet kalabaln bekletii meydana vardlar, insanlar onlan
cokuyla karlad. El sallayanlar m ararsn, ban- anlar m? Geri
otay m, yoksa eyhlislam m daha fazla cokuyla
selamladklarn anlamak kolay deildi. ylesine tezahrat vard
beyaz file. Bir heyecan havas esiyordu; bir beklenti vard herkeste.
Gnlerce hakknda konuacakla- n, ee dosta ballandra ballandra

84

anlatacaklar
bir
mahkemeye
tanklk
edecekti
ahali.
Sabrszlanyorlard.
Filin srtndan aa zorlukla indirilen eyhlislam cuma namazm
kldrd. Cihanla Sangram aralarnda fsldaarak otann banda
beklediler. Arada srada, irikym askerlerin nbet tuttuu akla
kaamak baklar atyorlard. Muhafzlarn ortasnda tek bana
namaz klan biri vard ince yapl, uzun boylu bir delikanl; zarif
yznde birka gnlk sakal uzamt.
Cihan sank hakknda bilgi edindi etraftan. Kuzguni salarndan ve
hznl ehresinden dolay herkes Leyli diyordu ona. Mecnun eyh
olarak da biliniyordu. Tpk seneler evvel benzer bir sulamayla
yarglanan Olan eyh gibi o da hocalarn en genciydi. Yamur
rengiydi gzleri, ylesine gri; solgun iller vard suratnda, sanrsn ki
ebru teknesi yam yzne damla damla.
Byleyici ztlklarla doluydu Leyli. Hem lemin ileyiine dair
ocuka bir merak tar, hem pirlere has telasz bir bilgelik
sergilerdi. Bir yandan kaytszlk raddesinde cesurken, bir o kadar
utangat. Yerinde duramayacak kadar cevval, glmserken bile
gamlyd. Kelimeleri kullanmakta mahirdi ama bazen gnlerce bak
amazd azn. Cez- beli sohbetlerine rabet eden oktu; memleketin
her yanndan gelirlerdi vaazlarn dinlemeye. Sesi kadifeydi, biraz da
kska, ama ne vakit hislense ykselip namelenirdi. Fikirleri
ulemay hayrete ve dehete drm, rahatsz etmiti. Mecnun eyh
de onlardan hazzetmezdi. Bilhassa medresede ders verecek bilgiden
yoksun olduklar halde iltimasla mderris yaplanlara ve babadan
oula devreden ulema soylarna veryansn ederdi. Gn gemiyordu ki
erbab- zahiri ineleyip alaya almasn. nsan daha yksek bir idrak
mertebesine eritii vakit* diyordu, ne haramdan dem vurur, ne
helalden. Ne cennet ister, ne cehennemden rker. mann zdr
aslolan; ekli emaili, kabuu kisvesi deil. Kadlarn buyruklarnn,
hatta eyhlislamn fetvalarmn kendisini balamadn iddia edecek
kadar ileri gitmiti. Ynlar iindi kurallar; dnmek istemeyip de
bakalarndan onlarn yerine dnmesini bekleyen hazr lokmaclar
iin icat edilmilerdi.
Aktan bahsediyordu. Cmle kinata, en ufaktan, zerreden en

mhime kadar her eye eit nazarla bakmaktan sz ediyordu. Cahil


bir kyl, senelerce mrekkep yalam hocadan yahut yedi kez hacca
gitmi hacdan ok daha yakn olabilir Allaha diyordu. yleyse, ya
ne demeye paye vermeli ulemaya?
Dua etmek, ilan ak etmek demekti. Yaradana olan sevdam ak
etmek. Akta korkuya yer yoktu, ya da karcla. nsan ki kinatn
gayesiydi, kymetli ve kadimdi, ona hibir ey haram deildi.
yleyse insan ne kaynayan kazanlardan ekinmeli, ne huriler
beklemeliydi, nk cennet de cehennem de, azap da sefa da yarn
deil, imdi; uzaklarda deil, buradayd. Allahtan korkmaya daha
ne kadar devam edeceksiniz? diyordu. Onu sevmek varken?
Cemaati -zanaatkrlar, kyller, medrese talebeleri ve
yenierilerden oluan renkli bir kme- Leylinin vaazlarn pr dikkat
dinlerdi. Fikirleri fakir fukaraya cazip gelirdi; tavn, endam da
zenginlere. Kadnlar, genler, cariyeler, esirler, kafas karklar ona
ehemmiyet veriyordu. Sade Msl- manlar deil; Yahudiler,
Hristiyanlar ve kitaplarn kimsenin grmedii Zerdt taifesi de.
Cuma namaz bitmi, ulema yerlerine yerlemiti. Leyli, uyku
mahmuru bir ocuk gibi gzlerini ovuturdu, kendisini sorgulayacak
adamlarn yzlerine bakt birer birer.
Neyle itham edildiini biliyor musun? diye sordu eyhlislam.
Size gre kfirlik olan eyle diye cevaplad Mecnun eyh.
Utanmadan, Allah olduunu ve herkesin Allah olduunu iddia
ettin mi?
Benim sylediim, Allahn her birimizde mevcut olduu. nk
O bizi sadece ilahi suretinden deil, ayn zamanda ilahi znden var
etti.
Allah korkusu nedir bilmediini sylemisin, asl var m?
Sevdiimden neden korkaym? Siz sevdiklerinizden korkuyor
musunuz?
Kalabalktan bir uultu ykseldi. Bir muhafz bard: Susun!
Allaha benzediini ileri srdn kabul ediyorsun o zaman.
Siz Allah kendiniz gibi zannedersiniz. Kzgn, kindar, kat. Olur
mu hi yle ey? Bense Onun insana benzediini sanmaktansa,
insann Ona benzeyebileceine inanmay tercih ederim.

86

Ulemadan Ebussuud Efendi araya girmek iin msaade istedi. Az


evvel azndan kann dpedz kfr olduunun farknda msn?
yle mi oldu? Leyli, bu ihtimali mtalaa eder gibi bir an
duraklad.
Ebussuud Efendinin yz asld. Nedamet getirip af dileyeceine
mahkemeyle alay m edersin?
Neden edeyim? Kisvede siz orada, ben buradaym, lkin zde
baka deiliz. Haliyle bende beenmediiniz her ne varsa sizde de
mevcut.
Haddini bil! Aramzda ne benzerlik var? dedi Ebussuud Efendi.
Benim Rabbim senin o kt anlaymdakine benzemez. Peki bu irk
komak deil mi? Birden fazla Rab mi var? dedi Leyli.
Kalabalk fsltyla dalgaland.
ksrerek araya girdi eyhlislam. Biraz daha anlat madem
Yaradan.
Mecnun eyh buna cevaben, Allahn semavi bir tahta kurulmu
bir kral, raca veya padiah olmadn syledi; gn geldiinde
cezalandrmak niyetiyle semadan bizi seyredip her gnahmz
kaydetmiyordu. Allah tacir mi hesap tutsun? Niye baksn gnahn
sevabndan fazla m diye, elinde terazi mi tutar? Buysa oru tutmana
sebep, tutma. Buysa sana secde ettiren, etme. Allah ktip deil ki
deftere kaydetsin. Takvada sahtekr olacana, gnahnda samimi ol,
daha iyi. Mahkeme hazzetmedi bu laflardan. Drt koldan sigaya
ekmeye baladlar. Her seferinde benzer cevaplar aldlar. Ta ki
unlan duyana kadar sann azndan: Sizin hudut ektiiniz
boydan ben oktan getim gittim efendiler. Dur deseniz de duramam
artk. Haram dedikleriniz bana helaldir. Sus deseniz de, susamam
artk.
Akam kt; sema al bir rt oldu tepelerin stnde. lk
saatlerdeki heyecan dalm, insanlar sklmaya balamt.
Yaplacak iler, doyurulacak mideler, memnun edilecek eler vard
evde. Peyderpey, seyirci kitlesi eridi. Sadece sann sevenleri kald
geride; tek kelime etmeseler de yzlerinden okunuyordu sadakatleri.
Geen bir kayn lambas parlad uzaktan. Martlar bart, bir para
rm eti payla- amyorlard.

Sana son bir ans veriyoruz dedi eyhlislam. Sylediklerinin


kfr olduunu kabul edip af dilersen, bu seferlik balanabilirsin.
Omuzlarn dikletirdi Leyli, bir karar almt sanki. Ben Mauku
sevdim, Mauk beni. Herhal u hayatta piman olunacak daha isabetli
eyler var: Tamahkrlk. Agzllk. Kemdillik. ktidar hrs. Yalan
dolan. Bunlardan utanmal insan. Lkin ak... Ak iin nedamet
niye?
Cihan korkmaya balamt. Farknda olmadan yle bir asld ki
filin yularna, hayvan garip bir ses kard. Herkes durup otaya
bakt. Seyirciler, ulema ve sank.
"Bu mahluk... dedi Leyli uzaktan fili inceleyerek. Hakkm
heybetine ve evrenin eitliine delalet deil mi? Her ne kadar
bazlan hayvan deyip gese de ne kadar gzel ve asil. ldmzde
ruhumuz durmaz ki. Devam eder seyrseferine. yleyse lm yoktur.
Kinatn gayesi insandr, insann gayesi renmek. Korkuyla,
yasaklarla bcek gibi sinmek niye? Anlamadan, sorgulamadan
tekrarlamak niye? Aslolan Kurann mnsna ermek ve kendinde
lemi, lemde kendini kefetmek. Belli bir mertebeye varanlar iin
herkese verilen kurallar geerli deildir.
O vakit ilan etti eyhlislam: Hepiniz ahitsiniz, ka kez frsat
verdik piman olsun diye. Kendi sonunu kendi azyla mhrledi.
Geri almad gibi kfrleri tekrar etti. gnbatmnda katli
vaciptir. Dikenli bir sessizlik kt. Kimseden ses kmyordu
imdi.
Mritleri tek tek sorgulanacak, tvbekrlar bir kenara ayrlacak,
geri kalanlar ayn sona mstahak diye kararn noktalad
eyhlislam.
Cihan daha fazla bakamayacan hissederek gzlerini yere indirdi.
O ekilde dururken duyduu szle irkildi.
Mfti hazretleri msaade ederse bir fikrim var dedi genten bir
mderris. Sultanmzn beyaz filini ahali pek sever. Yedisinden
yetmiine tm stanbul mahluka muhabbet gsterir. Neden mlhit
filin ayaklan altnda can vermesin? O vakit bunu kimse unutmaz.
breti lem olur.
eyhlislam duraklad. Byle ceza ne grlm, ne duyulmu.

88

Ebussuud Efendi konutu bunun stne. Bizde yoktur. Fakat


duyanz ki Hint diyannda bu usule bavurulur. Orada hrszlann,
katillerin cezas budur. Madem fil ile filbaz oradan gelmekte...
Btn kafalar fil ve terbiyecisine evrildi. Cihan kpkrmz
olmutu. Azn atysa da hemen konuamad. Kalbi gs
kafesinden frlayacak gibi arparken dedi ki: Muhterem hocalar,
ota daha evvel byle ey grmedi. Ne yapacan bilmez hayvan.
Hindistandan gelmiyor musun? dedi Ebussuud Efendi pheyle.
Rengi utu Cihann. Dorudur, efendim.
Son sz eyhlislam syledi. ret o zaman. gnn var.
gn sonra dalda yaprak gibi tir tir titreyerek filin zerinde
oturuyordu Cihan. Aada bir insan denizi dalgalanyordu. Tm
stanbul gelmiti beyaz filin bir znd ezdiini grmeye. Gen
mderris haklyd. Byle ceza kolay kolay hafzalardan kmazd.
Mecnun eyhin elleri ayaklan gzleri balyd. Dua etmekteydi.
Kalabaln sesi bouyordu mmltsm. Yere boylu boyunca
yatnlmt ki ota zerine basabilsin. Filin, sulunun midesine yahut
kalbine tek ayan hzla indirmesi yeterli olacakt.
Haydi dedi Cihan en buyurgan ses tonuyla.
Fil kprdamad bile.
Yr dedim mahluk!
Bakt olmuyor, asayla drtt. Bard, ard. Tehdit ie
yaramaynca rvet denedi. Elma, armut, fstk. Gene de oynamad
yerinden koca fil, ikram edilenleri yemeyi ihmal etmese de. Bunun
zerine hayvann gzleri bir pelerinle rtld, ayaklarnn altndaki
bedeni grp huzursuzlanmasm diye. Fayda etmedi. Grmese de
seziyordu ota. Direniyordu.
Mahkeme bakt ki olmuyor, gne batmak zere, vakit geiyor;
baktlar ki ahalinin yars sklm, kalan yans ise zaten tasvip
etmedikleri bu cezaya tepki gstermek zere, son anda karar
deitirdiler. Bildik usulle ldrlecekti mlhit ve mritleri. Aslarak.

89
Sonunda Mecnun eyh ve dokuz mridi idam edildiler. Cesetleri Boazn sularna atld. O esnada stanbul'da olmad iin
kurtulan sonuncu mrit, karann denize doru uzand en u
noktada bekledi. Akntnn cesetleri getireceini biliyordu. Birer
birer yakalad onlar; ykad, pt, kefenledi, gmd. Koca
ehirdeki Mslman mezarlar arasnda sadece onlarnkiler basz
ve ayaksz olacakt.

osuo

Saraya geldikleri andan itibaren Cihanm heyecanla yolunu


gzledii biri vard: Sultan Sleyman. Fakat bunca zaman gemi,
hkmdarn glgesi bile grnmemiti. Hi mi merak etmiyordu
acaba ah Hmayunun hediyesini? Niin gelip grmemiti beyaz
fili? Her daim ya savatayd ya seferde. Sarayda kald nadir
anlarda, devlet meseleleriyle alakadar deilse ayet, Hrremin
borusunun tt sylenen haremdeydi. Halbuki Cihan, otann
sultan tarafndan sevildiinden emin olmak istiyordu. Ondan
sonra gnl rahatlyla hrszlk edip ayrlabilirdi. Bekliyordu
Osmanl sultann. Halbuki onun yerine Hrrem kageldi bir
ikindi vakti.
Sere peindeki kedi kadar sessiz, poyraz gibi sratli, Hrrem
Sultan vahi hayvanlarn ksmnda bitiverdiinde, hazrlksz
yakalad herkesi. Daha az evvel avlu bomboken karlarnda
belirdi birdenbire. Arkasnda maiyeti, zerinde ate krmzs bir
kaftan, banda sivri enesini vurgulayan bir serpu,
ortaparmanda ku yumurtasndan irice bir zmrt vard. Tek
kz Mihrimah yanndayd. Gen kza bakmaya hakk olmadn
biliyordu Cihan ama yine de... yine de...
Orada, annesinin apraznda, dimdik ve vakur, herkesten ve her
eyden ayr duruyordu prenses; ince tller iniyordu balndan.
Meltem, ona dokunabildii iin ansl ve bahti-

90

yar, raks ediyordu salarnda. Cihanm hayranlk dolu bakn


fark etmi olmal ki, dere diplerindeki akl talan gibi ldad
gzleri. Dudaklan bir tebessmle kvnlmca ortaya kt n dilerinin arasndaki boluk; en ve haylaz bir hava verdi yzne.
Cihan azn ap kapatt; dili kendisinden habersiz, kza bir
eyler demek istermi gibi. Handiyse Mihrimaha doru bir adm
atacakken haremaalarndan biri ensesine okkal bir amar
indirdi. Diz k, densiz! Bu ne cret?
Cihan yle hzl eildi ki dizkapaklar talara arpt. Etrafta
glmeler oldu. Utand olan. Hrrem Sultanm kaftanyla ayn
renge brnd surat.
Hrrem oral olmadan yrd; etekleri Cihanm alnna
srnd. Bu mahluka kim bakyor? diye sordu.
Ben kulunuz, sultanm dedi Cihan.
Ad ne hayvann?
ota, hametlim.
Ne marifeti var? Neye yarar?
Cihan bu soruyu yle tuhaf buldu ki cevap vermeden nce
duraklad. O... soylu bir hayvan.
mkn olsa ona fillerin sadece ebat olarak deil kalben de
azametli olduklarn anlatmak isterdi. Nice hayvann aksine
hayat da, lm de idrak edebilirlerdi; bir yavrunun doumu
veya ihtiyar filin vefat halinde merasimleri bile vard. Aslanlar
yrtc, kaplanlar heybetliydi; maymunlar zeki, tavus kular gz
alcyd, ama bir tek filler bu sfatlarn hepsine birden ayn anda
vkft.
Cihanm akimdan geenlerden bihaber seslendi Hrrem: Bize
birka hner gster bakalm.
Cihan akn, yutkundu. Biz hner bilmeyiz.
Ban kaldramad iin Hrremin yz ifadesini gremedi.
Onun yerine ayaklarna bakt kadnn. Glfam terlikler iindeki
ince, biimli ayaklar birka adm atarak filin nnde durdu. Bir
sopa bulun diye emretti Hrrem. Derhal bir kuru dal
tedarik edildi. Cihan onun otaya vurmasndan korktu ama kadnn
niyeti bakayd. Mahluk bunu yakalayabilir mi? Cihan cevaplamaya
frsat bulamadan, Hrrem elindekini firlatt. Sopa havada yarm daire

izdi, hayvann n ayaklarnn ortasna dt. ota oral bile olmad.


Hortumunu sinek kovarcasma sallamak dnda kln kprdatmamt.
Hanm sultann kalan kalkt. Cihan, birden otay onun gzlerinden
grd: Haddinden fazla yiyen, haddinden fazla ien, haddinden fazla yer
kaplayan ve buna mukabil hibir ey sunmayan devasa bir mahluk.
Bu heyulann hi marifeti yok mu? dedi Hrrem bir sualden
ziyade bir tespitti.
zzetli sultanm, bu bir sava fili dedi Cihan. Daha kelimeler
azndan kar kmaz tedirgin olduysa da devam etti konumaya.
Atalar gibi. Geri henz gen ama imdiden cesaretini ispatlad Hint
ellerinde.
Hrrem durdu. Bu tuhaf ve besbelli saray adabndan habersiz olana
bakt. Demek sava, yle mi?
Evet sultanm...
O takdirde bahede ne arar? Gitsin harp meydanna! Cihann benzi
soldu. Dili tutulsayd da o laflan etmeseydi. Ama ok geti. Bu arada
Hrrem, Karanfil Kmil Aaya talimat vermiti bile. Hayvann baht
akm. Yaknda cenk var. Dahil olsun yiit erlerimize.
Emriniz ba stne dedi hadm.
Hmla dnp yrd Hrrem; odalklar yetimek iin koturdular
pei sra. File ve filbaza souk bir nazarla yle bir bakt Karanfil Kmil
Aa. O da dierlerine katld. Ama herkes gitmemiti, iki kii arkada
kalm, Cihan seyrediyordu: Prenses ve dads.
Annemi kzdrdn dedi Mihrimah.
Hi ister miydim dedi Cihan, alamakl.
De bana Smbl Olan, neden zgnsn?
nk... Bu fil harp etmeyi bilmez sultanm.
Yani valideme yalan m syledin? Ayplamaktan ziyade eleniyor
gibiydi.
Cihan ses karmad; ne kabul ne inkr edebildi.
Gafil ocuk, imdi yandn. Annem bir defa karar verdi mi kimse onu
dndremez. zlm gibi i geirdi Mihrimah. Bak bana.
Cihan emri duyduu halde yerine getirmekte zorland. Prensesin ince
yamakl yzne bakar bakmaz panikle tekrar edi ban. O ksack
anda, kzn gzlerinin muzr bir alevle parladn gremedi. Ama sen

92

gitmeyebilirsin. Senin kalman salayabilirim. Baka bir hayvana


bakarsn.
Cihan sevindi bunu duyunca ama yine de gnl raz olmad.
Yalvannm yapmayn. Bensiz gndermeyin otay.
Dndmden de budalaymsn. Sylesene hi sava grdn m?
Yok, izzetli sultanm.
Ben de grmedim ama evketli babam beni ok diyara gtrd dedi
Mihrimah gururla. Annemden fazla seyahat ettim. Hatta
biraderlerimden de!
Hesna Hatun hafife ksrerek gitme vaktinin geldiini ima etti.
Sessiz bir hasbhal geti dadyla prenses arasnda. Cihan fark etmedi.
Brak da sana yardm edeyim dedi Mihrimah.
Filin benden baka kimsesi yok. O giderse ben de gitmeliyim.
Git de gr gnn dedi Mihrimah. Oyun sanrsn zaar.
Dndnde seni grmeye gelirim. Bakaym hl fil ayn fil, sen ayn
olan msn?
Ayn akam, Cihan cesaretini toplayp Karanfil Kmil Aanm
huzuruna kt. otanm henz harp meydanna ha-

wr
-

zr olmadn anlatt. Heyecanla konuuyor, ha bire kendini


tekrarlyordu - adamn idrakinden phe ettiinden deil, ayet susarsa
alamaya balayacandan korktuu iin.
Neye hazr olacakm? Sava fili deil mi zaten? diye sordu
hadm. Yoksa senin ah aldatt m bizi?
Aam, bu hayvan terbiye edilmemi. Korktuu eyler var.
Ne mesela?
ocuk yutkundu. Buraya geldiimizden beri dikkatimi eker. Ne
vakit kaplan hrlasa, fil titrer. Bilmem neden... Bbs-saade aas
lafn kesti. O vakit endieye mahal yok. Kara Bodanda kaplan yok
ya.
Kara Bodan? diye tekrar etti Cihan, aksiseda gibi. Ordumuzun
istikameti oras. imdi ykl karmdan ve bir daha byle zrvalarla
gelme.
Adamn kaftannn eteini ptkten sonra salyangoz yavalyla
geri geri kt. Bir trl anlatamamt meramn. Halbuki Sibiryal
Tara uyarmt onu. Demiti ki yal baytar, korkularn alt etmemi
bir file gvenilmezdi. Galeyana gelir, kime saldraca belli olmazd.

Aslanbaz Olev olann imdadna kotu. Oturup hayflanmak yahut


ona buna yalvarmak yerine kendi balarnn aresine bakacaklard.
Madem hayvan kaplanlardan korkuyordu, ona korkuyu alt etmesini
reteceklerdi.
Allah bilir nereden, bir kaplan postu buldu Olev. Ardndan, lzumlu
yerlere rvet verdikten sonra, kahverengi gzleriyle bo bo bakan,
masum bir koyun temin etti. Braktlar otlasn bir mddet. Bu arada
mutfak yamaklarndan birine bir kova verip, hindi yahut tavuk
kesildiinde bunu kanla doldurmasn syledi.
Ertesi sabah Olev, Cihandan kaplan postunu srtna geir-

94

meini, sonra da emekleyerek filin etrafnda dolamasn, hrlayp


grlemesini istedi. Olan arsa da bu talep karsnda, Olev'in
sylediklerini aynen yerine getirdi.
Yala devir!
Cihan sylenenleri yaparken fil de yan gzle onu seyretmekteydi. O
gn ne yemek verdiler otaya, ne su. Dedi ki Olev, bir file zarar
vermenin en kolay yolu hortumunu hedef almakt. Kemiksiz, saf
kastan mteekkil hortum ayn zamanda hem burun, hem dudak, hem
el, hem koldu. Onunla koku ve nefes alr, yer ier, su eker, kendini
kar, gzlerini ovalar, dilediine su fkrtrd. Buna mukabil
hortumundan yara alrsa vay haline! Kendini koruyabilsin diye
otamn kafasna uygun bir zrh sipari edip, fldilerini trplediler.
leri bittiinde o kadar sivri olmutu ki bunlar, dokunsan kanard
parmaklarn.
kinci ve nc gn, Cihan yine postu zerine sarnp otamn
etrafnda emberler izdi. Gene a susuz braktlar fili. kp
gezinmesine izin vermediler. ota, ektiklerinden sorumlu tuttuu
sahte kaplana fkeyle bakmaya balad. Drdnc gn, Olev koyunu
getirdi. Kaplan postunu onun srtna geirdi. Zavall hayvan silkeleyip
atmak istedi stndeki yk ama Olev postun i ksmn yapkan
reineyle kaplamt. Koyunu bu vaziyette ahra, otamn yanma srklediler. O noktada artk filin alktan gz dnmt; koyun ise
korkudan akln kaybetmiti. Olev, mutfak yamann getirdii kovay
kard. indeki kan zavall koyunun stne boca etti. Bana siyah
bir kuma rtt. Bir ey gremez olunca hepten ldrd hayvan. Onun
gerginlii otaya bulat; koca fil durmadan kafasn sallyordu.
Sersemlemi koyun saa sola kotururken sonunda gidip file arpt.
ota hortumunu savurarak muazzam bir kuvvetle hayvana vurdu.
Koyun, korkun bir ses kararak devrildi, toparland.
Olev ve Cihan dar kp ahrn kapsn kapattlar. Kulaklar kirite, beklediler. Cihan kap kolunu yle sk tutuyordu ki
elinin kan ekilmiti. Koyunun bitmeyen melemelerini iitti - kan
donduran feryatlar. Azar azar kesildi sesler. Nice sonra atlar kapy,
ierisi kan, sidik ve dk kokuyordu. Orada, tepedeki aralklardan

szan akam gneinin altnda yatyordu koyun; nefes almyordu;


vcudu delik deikti.

O gece hayvanat bahesinde, teki terbiyecilerle beraber atein


etrafnda oturdu Cihan. Ball boza iip fsldatlar. inli ikizler, kafa
yapan sar bir tohumu afyonla kartrp yutmulard; gaipteki bir
eylere bakp kkrdyorlard. Merak etti Cihan ne gryor
olabilirlerdi, onun gremedii? Bu glgeler ve yanklar dnyasnda
hangisi daha gerekti, onlarn seyrettikleri tatl hayaller mi, yoksa
kendi evharu ve endieleri mi?
stanbulun stnde kocaman ve alak bir ay vard. Yldzlar oktu.
Sonsuz saydaki deliklerinden, uyuyan ehrin zerine k serpen dev
bir kevgir gibiydi sema. ocuun bir vakitler heyecanla dolu olan ruhu
imdi endieli ve yorgundu. Burada ne yapyordu? Bu yabanc
insanlarn arasnda? O esnada kz kardelerinin de baka bir atein hararetiyle Cihan stamayacak kadar uzak bir atein- etrafnda oturuyor olabilecei fikri kalbini hznle doldurdu. Saraydan da,
sarayllardan da korkuyordu. Eve dnmek istiyordu. Halbuki o tutmu,
dpedz savaa gidiyordu, inanmad, anlamad bir savaa...

c&no

Cuma namazn mteakiben, dvme bronzdan koca bir tepsiye


benzeyen harp davulu, her sefer ncesi olduu gibi

yedi kere alnd. nsann tylerini diken diken eden bu gmbrt,


kasrlara, bahelere, kafeslere vardktan sonra duvarlardan tat, zengin
fakir demeden mahallelere yayld.
Tekmil ehir, Cihann gzleri nnde savaa hazrlanyordu. Bir nevi
asker olmayan yoktu adeta. Yenieriler klalarndan kt. Paalar kl
kuand. Bahvanlar, brekiler, hallalar, sakalar, ulhalar, krkler,
kazzazlar, krklar, mlekiler, debbalar, nalbantlar, bkclar,
duvarclar, hakkkler, mumcular, halatlar, tulaclar, kalafatlar, okular, balklar, tavukular, falclara kadar cmle esnaf teyakkuza
gemiti. Muhabbet tellallannnki dahil her loncada hummal bir faaliyet
vard. Buna ramen, sefere kmak iin mneccimbamn mnasip bir
gn ilan etmesini beklediler. Her eyin -merasimin, dnn, snnetinbir vakti vard. lmenin ve ldrmenin de. Nihayet bir tarih verildi. Askerler, on iki gnbatm akabinde yola koyulacakt.
Dman gelip seni bulmuyorsa senin onu bulman gerekiyordu
kovuunda. Koskoca ordu Halile Prut Nehri arasndaki mesafeyi kat
edecekti. Beyaz filin n saflarda yrmesi emrolunmutu. Ne var ki
Cihan Deliler'e bu radde yakn olmak istemiyordu. Ay ve kaplan
postlarna brnm, tepeden trnaa dvmelerle kapl, kulaklar delik,
kafalar ya tral ya kurt takkeli, ellerinde zincirli topuzlar tayan bu
adamlar ya zrdeli ya yabaniydi. Aralarnda tehlikeli haydutlar vard.
Zurnalar, borular, davullar alarak ve lleri mezarlarndan kaldracak
ekilde bararak dmann kann donduraca muhakkak bir velvele
koparyorlard. Cihan filin bundan hazzedeceini zannetmiyordu.
Bu derdini kime aacan dnedursun bir ey sylemeye gerek
kalmad. Kara Bodana doru yola ktklar sabah yan banda kopan
tantana otay yle bir galeyana getirdi ki, heyula gvdesiyle arka
ayaklarnn zerinde kalkt. Neredeyse askerlerden birini eziyordu.
Akam ezan okunmadan,
fil ve filbaz arka saflara, sipahilerin yanma gnderilmiti bile. Ama bu
sefer de atlar huzursuz oldu. Nihayetinde tekrar yer deitirerek
piyade birliklerine katldlar.
Ondan sonras rast gitti. Aylar boyunca saray avlularnda kapal
kaldktan sonra ak hava ve uzun yryten holanan ota, hareketli

bir trs tutturdu. Filin ensesinde oturduu yerden etrafa bakan Cihan,
usuz bucaksz insan denizi karsnda hayrete dt. Serpularnn
altndan sarkan zlfleriyle baltaclar; hu eken dervileri; aygrnn
stne kurulmu yenieri aasn; her iki yannda ikier sersolak ve
etrafnda keskin okular olmak zere, etraf muhafzlarla sarlm
halde kheylanna binmi giden Sultan Sleyman grd. n sra
bir muhafz yedi at kuyruklu sanca tamaktayd. Hayvanlar da
savaa gidiyordu. Erzak yklenmi develer; devasa toplar eken
katrlar; mancnklar getiren kzler ve tabii ki atlar... yelelerinde
rzgr, gzlerinde bilgelik tayan atlar. Canlarn tehlikeye atyor;
yollarda telef, savalarda hedef oluyor, gene de kimseden takdir
grmeden lyorlard.
Askerin geecei gzergh nceden temizleyen silahdar bl;
glleleri hazrlayan humbaraclar; hendek kazan, tneller aan, en
salam surlar bile havaya uuran lamclar; sancak- erifi ve
arlklar muhafaza eden garipler; hemen yanlarnda sa ve sol
ulufeciler; silahlar ve zrhlar temin eden cebeciler; toplardan ve
mhimmatn tanmasndan sorumlu top arabaclar oca; kllaryla
sekbanlar; dman geceleri uyutmamak iin naralar atan bozanclar;
su tayan gencecik sakalar... Bunca asker, bayrak ve sancaklarn
sallayarak; mzraklar, palalar, nacaklar, arkebzler, baltalar, kalkanlar,
oklar ve yaylar tayarak ilerliyordu. Cihan hayatnda bu kadar ok
insan bir arada grmemiti. Binlerce ayr kafadan ziyade tek bir
vcuttu ordu. Ayn anda adm atan ayaklarn yere vuruuyla kan ses
tyler rperticiydi. Bak
gibi kesen yele kar bir-ahenk, pr-nizam gidiyorlard.
Aniden ac bir feryat duyuldu. Yer yarlm, dokuz sipahiyi
yutuvermiti. inde sipsivri kazklar bulunan derin bir ukura
yuvarlanmt hepsi - dmann kurduu ve kurnazca zerini rtt bir
tuzakt bu. Koup baktlar aaya. Gslerinden, midelerinden kanl
kazklar kan paralanm bedenler buldular. Boynundan yaralanm
yaz bir at haricinde nefes alan yoktu; onu da bir oku vurdu ki strab
dinsin. lleri karp gmmek mi, yoksa olduklan yerde brakmak m
gerektii konusunda ksa bir mnakaa yaand. Vakit azd, vakit

kymetliydi; nihayetinde, bulunduklar ukurda defnedildiler. Askerler ve


atlar ayn isimsiz mezar paylatlar.

O gn srtnda krbasyla, pire gibi hareketli, biraz da peltek bir azap


eriyle tant Cihan. Adam dmanla karlamaya can attn anlatt.
Kellesini aldn her kfir iin cennette bir kkn olacak dedi.
Dokuz asker ldrmt imdiye kadar. Bir o kadarn daha
haklayacakt, kararlyd. nsann bu kadar kkle ne yapacan
anlayamayan Cihan bir ey demedi.
Azap eri Mohata savamt. Sryle kfir can vermiti orada;
gkten dolu gibi, ekirge gibi, yaral ku gibi ceset yamt. Toprak,
klcn hl elinde tutan, gzleri ak giden llerle kaplanmt. Etten ve
kemikten bir hal gibi.
Altn rengi bir k grdm dedi adam, fsltyla.
Nasl?
yle parlakt ki... Btn meydan aydnlatmt. Anladm ki Allah
bizden yana.
Ortada byle kocaman bir nur varsa herhalde kar taraf da grmtr
diye dnd Cihan. Demek ki dman ordusu da inanmt ilahi bir
kudretin onlarn tarafn tuttuu

99

na. Belki de sava dediin, Tanrnn bir tek kendilerini sevdiine


inananlar arasnda bir kavgayd. Byle bir iddias olmayann savamak
iin sebebi de yoktu. Kukularn kendine saklad.
Gne altnda ilerleyip, karanlk knce mola vererek vadileri,
tepeleri atlar. Alt gn be gece sonunda Prut Nehrine vardlar. Suyun
stnde sisten bir perde aslyd. Onlar kar sahile geirecek hibir ey
yoktu. Ne bir gemi, ne bir kpr. Bir are bulunana kadar kamp kurup
dinlenmeleri emrolundu. Nehrin dirsek yapt yerde epeyce amur
birikmiti. Oraya doru frlayan ota, kendini vck vck birikintinin
iine att; keyifle yuvarlanmaya balad. yle en sesler karyordu ki
tabur tabur askerler durup onu seyre dald.
Ne yapyor bu? diye sordu azap eri.
Filler amuru sever dedi Cihan. Derilerine iyi gelirmi. Bizim gibi
terleyemiyorlar da. Tara anlatt hepsini.
Tara da kim?
Eee.... Sarayda ihtiyar bir baytar var. yi bir hayvanlan.
Adam dikkatlice szd Cihan. Yani sen imdi kendi filinin huyunu
suyunu o heriften mi rendin? Sen neden bilmezsin?
Cihan tedirgin halde gzlerini kard. Fazla konumutu. Hep byle
oluyordu. Ne vakit birine bir para alverse pimanlk duyuyordu.
Midye gibi iine kapand, suskunlat. ok gemeden anlald ki ota
dnda bu zoraki moladan memnun olan yoktu. Zafere ve ganimete
dkn yenieriler beklemekten holanmamt. Her yer sivrisinek
doluydu. Bizzat dman tarafndan yetitirilmi gibi hnla sokuyorlard.
Askerler gergin, atlar huzursuzdu; aknclar hep ayn kylerden yiyecek
toplamaktan bkmt; itikleri orba gn getike yavanlayordu.
Bu esnada, yol ap kpr ina etmeleri iin nden gnderi

len msellemler almaya koyulmutu. Fakat ilerine eytan karm


olmal ki kprnn ayaklan birer birer ykld. Hafta bitmeden, ikinci
kprnn temeli tamamland - daha kuvvetli grnse de ilkinden de
abuk kerek yanm dzine askerin yaralanmasna sebep oldu. nc
deneme daha da clzd. Zemin bataklktan beter, aknt insafszd.
Cesaretleri k- nlm, asaplan bozulmu halde orada kaldlar. Hzland nehir, yavalad zaman. Bir uursuzluktur geldi kondu zerlerine. En
yksek rtbeliden en basit ere, herkese sirayet etti atalet. Cihanm
konutuu azap eri bile umutsuzdu. Buralara kadar getirip de ne demeye
aresiz brakmt Allah, anlamyordu. Bir an evvel zm bulunmazsa,
her kademede ba gsteren huzursuzluk daha balamadan bitirecekti bu
sava. Dmana gerek kalmadan ordu, kendi sabrszlna yenilecekti.

iv vis n

C3B!)
Prut rmann kenarnda durduk, geemedik. Dman ite aramzda kudut
izdi sular; akt, alad. Koca ordu aresiz kald. Bir an evvel zafer ve
ganimet isteyenyenieriler kar kyya varmaya can at- vordu. Elden bir
ey gelmiyordu.
Gnlerden bir gn, baktm ki cebeciba telala koturmakta. Bir eyler
dndn anladm. Merak bu ya, peine takldm. Beni fark etti. Filden
tr kemen tand. Yavalamadan seslendi: Hintli, mahluk nasl?" Gayet
iyi olduunu syledim. Harp etmeye pek hevesli! dedim. Ban sallad.
Tez vakitte, inallah. Evvela u deli nehri bir geelim de.

Adam bunu dedikten sonra iriyar mukafzlarca korunan bir adrn


kapsndan girerek kayboldu. Orada durmam lazmd. Durmadm. Bu
adrn kime ait olduunu dnmeden yle bir kararllkla yrdm ki
muhafzlar beni cebecibann hizmetkr zannederek gememe izin verdi.

erisi kayli kalabalk, herkes pek gergindi. Kimse beni mkimse- medi.
Ben de fare gibi sessizce bir keye gidip, iolanlarn arasna kartm.
Kemka kumala kapl duvarlar, srmal minderler, gz kamatrc kilimler,
gm tepsilerde yemiler, pirin maltzlar, enfes kokular saan ttsler...

Benim yattm yer burann yannda kstebek yuvas gibi kalyordu.


Sanma balkl ty takl Vezir-i Azam Ayas Paa, yana yakla bir
eyler anlatyordu. Sultan en kedeydi; nefti kaftanyla bir heykel kadar dik
ve vakur duruyordu. Boynu uzun, sakal ksa ve biimliydi. Sekilerin zerine
yerletirilmi taktndan herkesi izliyordu. eyhlislam, yenieri aas ve
dier vezirler iki yanma dizilmi, ara sra ftkir beyan ediyorlard. Rotay
deitirip nehir boyunca ilerleyerek kpr yapmaya elverili bir mntka
aramay tartyorlard. Bu deiiklik orduya zaman kaybettirecekti;
muharebenin belki bir ay gecikmesi, mnasip havann elden kamas demekti
btft. Paa konumak iin msaade istedi evketli sultamm, muhkem bir

kpr ina edecek birini biliyorum. Sultan kim olduunu sorunca cevap
verdi: Haseki kullarnzdandr. smi Sinan. Sultann emriyle sz konusu

110

asker bulundu, getirildi. adra girer girmez, diz kt. Durduum yerden
birka adm tede olduu iin yzn rahatlkla grebildim. Aln geni,
burnu keskin hatl, kalar kavisliydi; koyu renk gzlerinde arbal bir ifade
vard. Sknet ve metanet yayyordu. One kmas sylendiinde, rzgra
kar yrr gibi ban eerek ilerledi Neden arldn iitince, evketli
padiahm, tez vakitte bir kprmz olacak Allahn izniyle dedi. Sultan
sordu: l, ka gn alr? Bir sessizlik oldu. Nihayet Sinan cevaplad:
Hesaplarma gre on gn kfidir.
On! Bunca gayret boa kmken sen muvaffak olacana nasl kanaat
getirdin? diye sordu sultan. O vakit Sinan dedi ki: Hnkrm, onlar,

phesiz iyi niyetten, derhal ie koyuldular. Bense kpry evvela zihnimde


yapacam. Ondan sonra ina edeceim. Tuhaf bir cevapt amma Sultan
Sleyman tatmin etmie benziyordu. Vazife Sinan'a verildi. O da, tpk
vard gibi, acele etmeden huzurdan ekildi Aklma cin gibi bir fikir geldi o
anda. Sinanyakla- manm bir yolunu bulursam yneticilerin adrlarna

girip kabilir, bir iki altn yrtebilirdim. Hemen frladm pei sra. Biraz
takip ettim, cesaretimi toplayp seslendim. Ne istediimi sorunca, beyaz
filin bakcs olduumu, hayvann kendisine yardm edebileceini anlattm.
Daha evvel inaatta alp almadmz sordu. Hint diyarndan
tecrbeliyiz dedim. Gzlerini zerimden ayrmadan beni dikkatle inceledi.
Ruhumu grecek diye endielendim. Vezirin adrnda ne aradm sordu. Bu
kez doruyu syledim. Cebecibann peine taklp kendime yer atm
saklamadm. Suratndan bir tebessm geti Kabna smaz bir olansn
belli dedi. arktafdler mimarlarn dostudur, bilirim. Senin gibi cesur
birflbaz da bize yardmc olur.

On drt yana basmtm ama bayatta kimse bana gzel bir kelime
etmemiti, anamla ablalarm dnda. Gayriihtiyari glmsedim. Ve bylece
kendimi Sinan nam bu yabancnn emrinde, beyaz fille beraber kpr

yapmnda alr buldum. Dlger ve duvarc taifesine dahil oldum. Nereden


bilebilirdim bu bir anlk kararn bir mr sreceini?

O
Msellemler ie koyulmaya hevesliydi ama ilk gn parmaklarn bile
oynatmadan geti. Keza ikinci gn de. Bu arada Sinan tek bana nehir
kysnda dolayor, gzlerini uzaklara dikip dalyor, suya omaklar
sokuyor, l stne l alyor, tad tomarlara birtakm rakamlar
yazyordu. Remil dken falclar, remiz okuyan khinler gibi tuhaf
ekiller iziyordu. Ne yaptn anlamayan yenieriler homurdanmaya
balamt. Geceleri adrlarda Sinan denen ne id belirsiz
neferin bu grev iin doru adam olmad, bo yere vakit yitirildii konuuluyordu.
nc gnn sabah, Sinan inaata balayacaklarn duyurdu.
Drt buuk fersah kuzeyde, nehrin yatan geniletmeye balad
bir nokta semiti. Karar herkesi artt. Neden oraya gideceklerini
soranlara bir kprnn ksa veya uzun, dar veya geni olabileceini
ama temelinin muhakkak salam atlmas gerektiini syledi.
almaya baladlar. Evvela yapy akntdan korumak iin bir
bent yaptlar. ota kalaslar tayor, amura saplanan malzemeyi
karyor, kayalarn yerini deitiriyordu. Suyun iinde kolay
yryebilmesi gayet yararl olmutu. Hzl akan ve adamlarn
boyunu geen nehirde kymetli eydi fil. ileri alyla kaplanarak su
geirmez hale getirilmi devasa flar vastasyla derin ukurlar
kazdlar. Bunlarn iine kazklar aktlar. Bala ve pislie
bulanarak duvarclar ve dlgerlerle beraber didindi Cihan. Acayip
tiplerdi bunlar. Her ne kadar sert ve ketum grnseler de
kendilerinden olana kar da bir o kadar sevecen ve efkatliydiler.
Az konuur, bir bakta on cmle anlatrlard. Ne vakit birileri,
marangozlarn piri Hazreti Nuh, dlgerlerin piri Hazreti brahim
yahut mimarlarn piri Muhammed Ibn Ebubekirin adlarn anacak
olsa, sa ellerini kalplerinin stne koyar, Selam ola! derlerdi.
Olan, onlann yannda, hi olmad kadar rahat hissetti kendini.
Tpk onlar gibi, ta stne ta koymann, tahtalar srtlamann ve

112

zorluklara ramen bir eser yaratmann tadna vard. Vazifenin


Sinana tevdi edilmesinden tastamam on gn sonra kpry
bitirdiler.

Karya ilk geen Sultan Sleyman oldu. Atna binmi, dizginleri


tek eliyle smsk tutmutu. Onu Vezir-i Azam Ayas Paa takip etti.
Ltfi Paa da kpry ilk kat edenler arasmdayd. Doru mimar bulduu iin kendiyle iftihar ediyordu. Sultan
ve maiyeti teki kyya varnca herkes bayram etti. Tekmil ordu, altar
kiilik ekipler halinde kprden yrmeye balad. En kanl
savalardan korkmayan ama yzme bilmedikleri gibi sudan dleri
kopan koca koca adamlar, dualar mrldanarak gittiler. Sra onlara
geldiinde fil ve fil- baz hareketlendi. Ama sancakbeyi onlar
durdurdu. Hayvan beklesin. Ardr. Ykverir yanllkla.
Neyse ki Sinan yetiti imdatlarna. Efendi, lzumu halinde elli fil
bile tar bu yap.
Sancakbeyi gnlsz raz oldu. Eh, madem mimardr bunu
diyen...
Haydi dedi Sinan, Cihana dnerek. Ben de seninle ge
ecem.
Sinan ve Cihan kprden yrrken, fil de olanca arlyla
pelerinden geldi. Kar kyya ayak basar basmaz birisi Sinana
seslendi. Efendi, gel hele. Bize lazmsn.
Sinan admlarm hzlandrd. Kimse ona durup beklemesini
sylemedii iin Cihan, Sinan takip etti, ota da aynen Cihan.
Az ileride, aklk bir mevkide, birtakm muteberler, ordu
ayrldktan sonra kprye ne olacan tartyorlard. Yz ifadelerine
baklrsa anlamazlk kmt. Ltf Paa bir gzetleme kulesi ina
edip bir de mfreze brakmay neriyordu. Vezir-i Azam Ayas Paa ile
Budin Beylerbeyi Sofu Meh- med Paa raz olmuyordu. Bir orta yol
bulamaynca mimara danmaya karar vermilerdi.
Muhterem efendiler, ayet bir kule ina edersek, dman hem
kuleyi hem kpry ele geirir dedi Sinan, iki misli olur kazanlar.
Arkamz sanp pusuya drrler.
Ya sen ne tavsiye edersin? diye sordu vezir-i azam.
v *

Kendi ellerimizle yaptk, gene kendimiz ykalm dedi Sinan.


Dnte yeni bir tane yapanz.
Sinan divana nermi olan ve dolaysyla ondan mutlak itaat ve
sonsuz minnet bekleyen Ltf Paa kplere bindi. u dlee bakn!
Kuleyi kollamak iin seni muhafz brakrz diye korktun zaar!
Bilseydim ftratnn byle i olduunu, bouna seni tavsiye
etmezdim.
Cihan endieyle bakt Sinana. Onun da beti benzi atmt ama
konumaya baladnda sesi sakindi. Efendiler, sultanm bana kule
ina etmemi ve banda nbet tutmam emrederse harfiyen yaparm.
Lkin siz bana kanaatimi sordunuz, ben de drste syledim.
Sessizlii beylerbeyi bozdu: Eh, Araplar da gemilerini yakyor.
Gemiden bahsetmiyoruz. Bedevi miyiz biz! diye kt Ltf
Paa, Sinana ters ters bakarak.
Bir uzlama salanamadan tartma bitti. Olanlardan haberdar
edilen Sultan Sleyman ikindiye doru kararn ilan etti. Kpr
yklacakt.

Ykmann yapmaktan ok daha kolay olduunu byle rendi


Cihan. Bu kadar urap dizdikleri talarn paldr kldr dtn
grmek iini actt. erledi Sinana. O kadar hamallktan sonra nasl
yerle bir edebilmiti eserini? Alm terinin hi mi kymeti yoktu
gznde?
Bulduu ilk frsatta sordu: Efendi, bala ama neden byle
yaptk anlamadm. O kadar emek vermitik.
Bir dahaki sefere gene emek veririz dedi Sinan.
Bu kprnn nesi vard ki?
Bir kusuru yoktu. imizi grd, miadm doldurdu.
Anlamyorum dedi Cihan. Tamam, dmann eline gemesin ama
insan nasl eserini gzden karr?
Sinan bir nefes ald. Benim ilk ustam babamd. Yrenin en iyi
marangozuydu, beni de o yetitirdi. Zadik evveli krk
gn oru tutard. Ben de ona elik etmek istediimde Sen al,
tahtadan bir kuzu oy bize derdi. Dinlerdim. Fakat her seferinde
yaptma bakar, iyi olmadn syler, elimden alrd. Attm derdi,

114

hadi git yenisini yap. Darlr, kzardm ama kuzularm giderek daha l
oldu. Bir an duraklad. Babam lnce bir sandk bulduk. inde
ocukluumdan beri oyduum btn kuzular duruyordu. Meer her
birini saklam rahmetli.
O zaman ne demeye attm diyormu?
nk zanaatnda ustalamak isteyen, yaptklarn geride brakmay
da bilmeli. Eserinden ziyadesiyle memnun olursan renmeyi kesersin.
Ben artk oldum dersin. Orackta kalr, yerinde sayarsn. En iyisi her
seferinde yeniden hevesle ie koyulmak, sil batan.
Tuhaf i dedi Cihan, kafas karm halde.
Vakti gelince, belki gene konuuruz bunlar dedi Sinan, usulca.
Bylece geride braktlar gayretlerinin meyvesini; hem de yle ykk
dkk bir harabe halinde terk ettiler ki, bir zamanlar ne denli ahane
bir kpr olduunu kimse hayal bile edemezdi.

csvo

Savatan sonraki deil, nceki gecedir insann ruhunda iz brakan.


Hani hl sen, sandn insan iken; dnya, altn mekn.
Bulamamken henz ellerine hi tanmadn kiilerin kan; zihninde
kimselere anlatamayacan sular birik- memiken daha. Cihan, ottan
deinde yatm Mihrimah dnyordu. stese de istemese de akl
kendiliinden kayyordu. Gzleri prensesi hayal ediyor, ne yana baksa
onu gryordu. Kulaklar kadife sesini iitiyordu, durup dururken.
Parmaklar salarna dokunuyordu, kendi buna asla cret edemese de.
Hisleri tek bana harekete gemi, adeta yoktan var ediyordu
Mihrimah.
Gne battktan sonra ordugha hkim olan hava deimi, bir
tedirginlik kmt. Karanlk arttka, kasvet neredeyse elle tutulacak
hale geldi. Rtbesi ne olursa olsun her asker biliyordu ki u yaldzl
semaya son defa bakyor olabilirdi. Belki de bu, grd en son hilaldi.
Bir daha olmayacak^ . Ne byle bir gk, ne byle bir toprak. Burada
noktalanacakt fani mrleri. Sinirler gerilmiti. Bu uursuz vadide
Jp, cesetlerini akbabalar didiklesin istemiyorlard. Bir mezar tandan
mahrum kalacak, hayaletleri ilelebet feryat figan ortada dolanacak diye

kayg duyuyorlard. Sakin bir mezarlkta, servi aalan ve sarmak


gller altnda, aina olduklan topraklarda gmlmeyi tercih ederlerdi.
Etrafta isimlerini bilenler olsun, ruhlanna fatiha okunsun, daha iyi deil
miydi? Pek ou gizliden gizliye bir ata atlayp kamay aklndan
geirdi. Ertesi gn, gne doduunda, dmanla burun buruna
geldiklerinde yapmalar gereken neyse harfiyen yerine getirmekte
tereddt etmeyeceklerdi, fakat imdi... nan ile phe, cesaret ile
dleklik, sadakat ile ihanet arasnda bir eikteydiler. Her an bir tarafa
meyledebilecek bir hacyatmaz olmutu yrekleri. Savatan bir nceki
gece en derin kararszlklarn yaand, en uzun geceydi.
Yat borusu almt ama uykuya dalmak zor geliyordu. Paylalan
hikyeler, ifa edilen srlar, verilen szler, edilen dualar fsltlar
halinde szlyordu adrlardan dar, Humbaraclar ocana ait iki
direkli koca adnn yanndan geerken, yabanc bir dilde arklar
mrldanan bir askere rastlad Cihan. Bin bir meneden gelirdi
yenieriler; kimi Anadolu evladyd, kimi Rumeli. Evvelki hayatlarn
bir sanda koymu, anahtarm uzaa atmlard. Ama byle fevkalade
anlarda, lmle karlatklarnda, o sandklar kendiliinden alr ve
ocukluklarna, ailelerine dair hatralar etrafa salrd. Vaktiyle
grdkleri ama toparlayamadklan bir ryann knk paralan gibi.
File yiyecek bulma bahanesiyle, elinde bir kova, ordughta doland
Cihan. Semaya alm sa elleri ve topraa evrilmi sol elleriyle
emberler izen semazenlere rastlad. Namaz klan askerler grd.
Dmann eline dt takdirde, kuann iindeki kutuda tad
akrebe kendini sokturacan anlatan bir cebeciyi dinledi. Kfrler
savuran, kavga arayan cebelilere kulak misafiri oldu; denkler arasnda
yaanan, ertesi sabah unutulacak trden mnakaalard bunlar. Cenkten
evvel kmalar yasak olduu halde adrlar arasnda dolanan fahieleri
fark etti. Bu en kazanl geceleriydi.
Az ileride, yzlerini harmanileriyle ksmen kapatm fahie vard.
Her zamanki gibi merakna yenik dt Cihan, pelerine takld.
Kadnlardan biri -esmer, endaml ve kyafetine baklrsa Yahudi olandurup arkaya bakt.
Cesur asker dedi ipeksi bir sesle. Ne o uyku tutmad m? Ben
asker deilim dedi Cihan.

116

Ama cesursundur eminim.


Ne cevap vereceini bilemeyen Cihan omuz silkti.
Bir bakaym hele sana. Pek de gensin.
Kadn ona dokununca irkildi Cihan. Gene de koluna girmesine izin
verdi. Parmaklan yumuakt fahienin; vcudu odun atei ve slak
imen kokuyordu. Cihan, iini saran titremeyi belli etmemeye alt.
Bilmiyordu nasl bir eydir bir kadnn sinesinde uyumak ve uyanmak.
Bunu dnr dnmez Mihrimah geti akimdan. Utand. mlplak
yakalanmas- na kzard. ekip kurtard kendini kadnn elinden.
Gitme dedi fahie, boynu bkk bir sevgili gibi.
Cihan hareketlenince beriki de pei sra seirtti. Eteklerinin hrts,
saak altnda tylerini kabartan gvercinleri artryordu. Gecenin
iinde zmesi gereken bir bilme

117

ce varm gibi kalarn atarak yrd olan. Vakit geti;


ordughn iinde peinde bir orospuyla dolamak tehlikeliydi. arnaar
adrna yneldi gnlszce.
seyis kalyordu ieride. Hey, Hintli, ne getirdin bize? diye
sordu ilerinden biri pis pis srtarak. Bir ceylan, ha?
Kendi geldi dedi Cihan, serte.
Bir an duraklad herkes. Seyislerden birinin bir ift deri izmesi
vard, para yerine verecei. O gtrd kadn yatana.
Cihan, keye ekilip ot deine uzand. Uyuyamad. Dinledi
inlemeleri, giderek hzlanan nefes almalar. Nihayet bittiine
hkmedince dirseinin stnde kalkp etrafa baknd. Mum nda
grd onlar; adam kadnn stnde gidip geliyordu hl, kadnsa
baklarn gaipte bir glgeye dikmi, bezden bir bebek gibi hareketsiz
yatyordu. Ban yana evirdi fahie. Gz gze geldiler. Kadnn
kinatn grd gzbebeklerinde, onun yalnzlnda kendi sszln
buldu. Hasta hissetti birdenbire Cihan kendini; ba dnd, zemin,
arlnn altnda eildi. inde, henz tanmad vahi bir kuvvet
olduunu ite orada anlad. Tabiatnda esrarl bir yan vard; ruh evinin
altnda, henz inip grmedii karanlk bir mahzen.
Ayaa frlad gibi seyise doru ilerledi. Adam kadnn stnden
iterek yzne beceriksizce bir yumruk indirdi. Her ne kadar seyisi yere
devirdiyse de esasen kendi elini actmt. Kzmaktan ziyade aran
adam, gzlerini krptrarak bakt bu acemi, bu duygusal olana.
Alayl alayl bkld dudaklar, glmeye balad. Dierleri ona
katldlar. Cihan orospunun da gldn grd. adrdan dar kt
hmla; fili gresi gelmiti. efkatliydi ota; insanlann aksine, ne kibir
bilirdi, ne kabalk.
Her zamanki gibi ayakta uyukluyordu fil. Cihan suyunu deitirdi,
yemini tazeledi, pisliini krekle temizledi. Ardndan yere oturdu,
amura bir omakla izmeye balad. Prut Nehri zerine ina ettikleri
kpry resmetti; sonra sildi, yeniden denedi. Nasl yapmt acaba
Sinan? Evvela zihninde tasarlamt. Cesaretlendi, birka denemeden
sonra bambaka bir ey izdi. Hayali bir nehri aan yedi kemerli bir ta
kpr. Ayaklarn suyun tazyikinden koruyacak bentler, yukarda yaya
ve hayvanlarn yryecei kaldrmlar olacakt. Eer fazlaca byk bir
kz arabas geerse, herkesin kenara ekilebilecei melceler

118

yapacakt. Alp kapanan ksm sayesinde, altndan gemiler


seyredebilecek, emtia ve yolcu ak idare edilecekti. Keyiflendi bunu
hayal ederken.
Nihayet yorgun argn gidip bir saman ynnn tepesine 'uzand.
Gzlerini kapaynca fahieyi grd; kirli bir dek stnde yan
plak... Onu dlerken kadnn yz silindi, yerini Mihrimahm
ehresine brakt. Tela iinde doruldu. O zavall afteyle asil bir
prenses nasl i ie geebilirdi zihninde? Fakat ne kadar gayret etse de,
ne fahieyi hor grmek geldi elinden, ne Mihrimah arzu etmemek.
Uyanan erkekliinden utanarak yzn samanlann arasna gmd.

afakta ezan sesiyle gzn at. Be vakti bildirmek iin orduya


elik eden mezzinler vard. adrna dndnde teki seyisleri
oktan hazrlanm, fahieyi de gitmi buldu. Adamlarn yzlerinde
herhangi bir sululuk emaresi arad; yoktu. Evvelki gece hi
yaanmam gibiydi.
Sava ncesi ne denli yavasa, savan kendisi o kadar hzlyd. Bir
gmbrt duyuldu evvela; nce uzaktan, derken fazlasyla yakndan.
Dman bir ihtimal deildi artk. Bir yz vard - zrhlarnn altndan
bakan, nefret dolu binlerce yz. Cihan, filin srtna oturup harp
meydann inceledi. Uzakta, iki ordunun arpt hat boyunca btn
renkler eriyerek gri bir alayana dnyordu. Kllar birbirine arptka kvlcmlar parlyordu. lm kutlayan havai fiekler gibi.
Nereye dnse metal ve et, et ve metal grd - mzraklar, kllar, en
salam zrhlan bile paralayabilen grz ve topuzlar... Savrulan,
tkezleyen, devrilen bedenler...
Grlt kulaklar sar edecek raddedeydi. Nal takrtla- n arasnda
kaya ve ate frlatan mancnklann gcrts; ila- nihaye tekrarlanan
Allah Allah nidalar. Sultan iin savayorlard. Din iin keza. Ama
ayn zamanda, ocukluklarndan beri onlara fena muamele eden
herkese, canlann yakm her eye kar. Kan stne kan dkldke
toprak koyulat. Burun delikleri genilemi, azlan kprm atlar sahipsiz, drtnala kouyordu. Her yandan duman ykseliyordu. Henz
gndz olduu halde ziya ferini yitirmi, sema siyah bir pelerin gibi
kapanmt stlerine.

ota, aknlk iinde saa sola dnp duruyordu; hl alamad


zrhl rtnn altnda rahatszd. Trplenen fildi- leri keskin bak
gibiydi. Cihan onunla konumaya altysa da szleri hengmede
kayboldu. Derken gz ucuyla bir hareketlilik fark etti. Bir elinde tfei,
bir elinde klcyla iriyan bir Frenk, tkezleyip kargsn drm bir
yenieriye saldryordu. Yenieri ilk kl hamlesini savuturduysa da
kincisi omzuna sapland. Fili o tarafa ynlendirdi Cihan. Bard avaz
kt kadar: ota, saldr! Neden byle dediini kendi de bilmeden
ekledi: Kaplan bu, kaplan!
Her ey bir anda oldu. Fil ileri atlp Frenk askerini havaya kaldrd.
Sivri dilerinden birini adamn brne geirdi. Kan fkrd zerlerine.
Yeter ota! diye haykrd Cihan korkuyla. Brak artk!
Fil nce dinler gibi yapt. Sald adam, topraa att. Ne var ki hemen
ardndan, n ayam kaldrp kurbannn stne indirdi olanca
arlyla. stanbulda bir meydanda Leyliyi ldremeyen o masum
fil gitmi, bambaka bir mahluk gelmiti. Saldrganlamt. Askerin
azmdan kpkrmz bir yol szd; gzbebeklerinde sonunun bir hayvan
elinden olduuna inanamayan bir nazarla can verdi. Deminden beri
kendisinin otaya deil, aslnda otann ona kumanda etmekte olduunu daha yeni anlayan Cihan dehet iindeydi.
O andan itibaren sadece bir seyirciydi Cihan. ota dman saflarna
doru komaya balad; karsna kanlar tek tek topluyor, havaya
kaldryor, yere atyor, zerlerine basyordu, ki Frenk askerini altna
ald. Kurbanlarndan biriyle daha fazla urat; fareyle oynayan kedi
gibi, adeta ac ekmesini istedi. Kim dman, kim dost bilmediinden
bir de yenieriye saldrd. Adam ans eseri kurtuldu ezilmekten.
Sratliydi sava; durup dnmeye frsat yoktu. Nice sonra olanlar
kafasnda binlerce kez canlandracakt Cihan. ahit olduu halde
grmedii lmler, duyup da iitmedii feryatlar birer birer gelecekti
aklna. htiyar bir adam olduunda bile hatrlayacakt o leden
sonray; amurun iinde kanl oklar, ucundan etler sallanan karglar,
karn yarlm bir at, btn vcudu yanm kavrulmu, artk hangi
taraftan olduunu kendi de bilmeyen neferler ve bu deryann ortasnda
bir yerlerde, fahienin glen yz...
leride sendeleyen bir asker grd; karnna bir mzrak saplanmt.
Biraz yaklanca Cihan, yolda tanp konutuu azap eri olduunu

120

anlad.
Dur ota! diye bard. ndir beni.
Fil gene emre itaat etmedi. Cihan hi dnmeden hayvann
srtndan aa att kendini. Yanma vardnda azap eri dizlerinin
stne kmt. Grnmez bir halata tutunur gibi birbirine dolanmt
parmaklan. Burnundan akan kan boynundaki muskaya sramt.
Cihan, ceketini karp adam sard. Azap erinin yznde bir tebessm
belirdi, ama bunun sebebi tandk birini grmenin verdii rahatlama
myd, yoksa Cihan bakasyla m kantrmt, bilmek imknszd.
Dileri birbirine vururken anlalmaz bir eyler
geveledi. Cihan askerin zerine eilerek dinledi; nefesi kart nefesine.
I... grdn... m?
Cihan ban sallad, yalan syledi. Grdm ya, ne gzelmi.
Bir teselli prlts gezindi askerin yznde. Vcudu arlat, nabz
yavalad, gzleri oktan geip gitmi, bir buluta taklm gibi ak
kald.

Nice sonra, her ey bitip de Osmanl ordusu muzaffer olduunda,


cmbe katlmak gelmedi Cihanm iinden. Ayaklarn srye srye
harp meydan boyunca yrd. Aklszca bir iti yapt. llerin
arasna saklanm bir dman erinin saldrsna urayabilirdi.
Kullanabileceinden emin olmad bir kama dnda, silah bile yoktu.
Gene de dnmedi. Sise brnmt vadi. Sadece birka saat nce
binlerinin oullan, kocalan veya kardeleri olan, sevilen ve zlenen
insanlarn cesetleriyle kaplyd ortalk. Bir an yle geldi ki Cihana,
glgeler ve kllerle dolu bu alan dnyann sonuydu; ayet yrmeye
devam ederse kinatn kenarndan aa decekti. Bolua, yoklua.
Bu arada ota, su, yiyecek ve ilgi bekliyordu muhtemelen. Ama
olann en son istedii eydi beyaz fili grmek. Bir katilden kaar gibi
kayordu bunca sevdii varlktan.
Birka kez oynak ya da kaygan bir eyin stne bast - l bir
adamn baca ya da kopuk bir el olduunu fark etti dehet iinde. Kan
ve le kokuyordu her yer. Tekinsiz sesler vard etrafta: yanan odunlarn
trts, binicisiz kalm atlarn nal tkrtlar, can ekien askerlerin,
nereden geldiini tespit edemedii iniltileri... Daha nce hissettii

hibir eye benzemeyen bir ac duydu. San solunu muayene ettiyse


de kesik filan bulamad. Kafasnn iindeydi yaras; kolunda, kar- mnda
deil, ruhundayd. Kh kemiklerini kemiriyor, kh iini sktryor, kh
vicdann burkuyordu. ki bklm olup kustu.
Ne yaptn dnmeden kotu, hem de ne ok; ayaklarnda sz,
alnnda ter, en nihayetinde bir aa bularak dibine kt. Lamc
ocandan bir alay asker ileride koca bir ukur kazmakla meguld.
leri bitince lleri ayracak ve kendilerinden olanlar buraya
gmeceklerdi. Frenklerin cesetlerinin akbetini kestirmek zor deildi.
Akbabalar dolayordu gkyznde. Mutlu ve besili. yle dalmt ki
Cihan dncelerine, arkasndan yaklaan adam fark edemedi.
Hintli dedi bir ses. Ne yapyorsun burada?
Nefesi kesilen Cihan korkuyla dnd. Efendi Sinan!
Burada olmamalsn evlat.
Esasnda Sinann da olmamas lazm gelirdi ama bunu syleyemedi
Cihan. Onun yerine, dedi ki: Geri gidesim yok efendi.
Sinan olann imi gzlerine, allak bullak yzne bakt. Usulca
oturdu yanma. Gne, ufukta al lekeler brakarak batyordu. Kanyordu
sema. Scak diyarlara giden bir leylek srs geti tepelerinden. Cihan
alamaya balad.
Kuandan bir ak kararak yakndaki bir ktkten para kopard
Sinan. Balad yontmaya. Bir yandan da doduu kyden, Arnastan
bahsetti - kayalarn iine yontulmu kadim mabetleri; Ermeni ve
Rumlarn ansz kiliselerini; kederli trkler mrldanan sabah yelini;
anasnn yapt ve yazn souk, kn scak iilen yourt orbasn; en
ufak tahta parasnn bile nefes aldn ona reten babasn anlatt.
Yirmi birinde devirilip Mslman olmu, yenieri ocana girmiti.
Pe pee pek ok cephede grev almt: Rodos seferine yenieri,
Moha seferine atl sekban olarak katlmt. Viyana, Irak, Pulya ve
Korfuda savamt. Van Glnde kadrga yapp askerlerin kar
sahile gemelerini salamt. Btn bu savalar boyunca en cesurlarn
kuyruu kstrp katna, en korkaklarn kaplan kesildiine tanklk
etmiti. Artk hibir eye armyordu.
Beyaz fil... dedi Cihan sesi yeniden ktnda. Sarayn aslanbaz
Olevle beraber ona ldrmeyi rettik. O da bugn ldrd ite. Ben
sebep oldum.

122

Sinan yontmay durdurdu. Kzma hayvana. Kendine de kabahat


bulma. Savata kim masum kalr?
Olan titredi, yordu. Sayklarcasma konutu: O kpry yaptk
ya, ne gzeldi. Keke orada kalsaydk, hi gelme- seydik buraya.
Yaptn ii gnlnde hissedersen, rmaklar alar iinde. Kimin
lafdr bu?
Bir air demi, bir arif dedi Sinan. Elini ocuun alnna koydu.
Atei vard Cihann. Syle bakalm, gene inaat yapmak ister misin?
Hem de nasl. sterim elbet.
Ama ok alman gerek.
alrm efendi. Gocunmam ki.
Karanlk knce ordugha doru yrmeye koyuldular. Yar yolda
tek bana dolanan eyerli bir at kt karlarna. Kim bilir binicisine ne
olmutu? Sinan, Cihan ata bindirdi, kendi de yular ekti. Nihayet
kampa varnca Cihan adrna gtrd; seyislere olann dinlenmesi
gerektiini syleyip fille alakadar olmalarn tembihledi.
Cihanm atei frlad o akam. Cayr cayr yanyordu alm, vcudu.
Sayklyordu. Istrapl uykulara batt kt. Bir ara st ste mrldand:
Smbl Olan... Smbl Olan.
Bu arada Sinan onun yzne, koltukaltlarna sirkeli bezler
yerletirdi. Bir yandan da tahta parasn yontmaya devam etti. Ancak
sabaha kar, delikanlnn badireyi atlattndan emin olunca ayrld
yanndan.
Ertesi sabah Cihan, srlsklam ter iinde ama atei d- ra halde
uyannca, yumruk yapt sol elinde bir ey tuttuunu fark etti. At
bakt, tahtadan bir fildi. Yznde, sivri ve kanl fldileri yerine iki
iek vard.

ehr-i ehir orduyu bekliyordu, insanlar sabah ezanndan beri


evlerine girmemi, yollara, meydanlara akn etmiti. Muzaffer askerleri
karlamak hevesiyle aalara trmanm, atlara km,
Edirnekapdan Topkap Sarayna uzanan yol boyunca bulduklar her
bolua skmlard. Sebilleri ve sarnlaryla, bedestenleri ve

bostanlaryla stanbul bayramlk esvaplarn giymi, glckler


sayordu.
Askerler geliyooor! diye bard, bir emenin tepesine tnemi
bir velet. Szleri, bir havuzun sathmdaki emberler gibi yaylarak
kalabaln kylarna ulat ve oradan dnerek tekrar merkeze vard yolda hayli deimi olarak. Kendi nidasnn yanksn duyduunda
bambaka geldi szler ocuun kulana: Sultan altn datyooor!
Kalpleri iftiharla dolu ihtiyarlar, eteklerinin iine dikilmi
keseleriyle tccarlar, ubuklardan sarkan etleri ve pelerinde sokak
kedileriyle cierciler, Allahn doksan dokuz adn dillerinden
drmeyen derviler, parmak ulan mrekkep lekeli ktipler,
boyunlanna anak asm dilenciler, sincap gibi evik yankesiciler,
Frenk diyanndan seyyahlar ve Venedik casusla- n... herkes yanat,
daha yakndan grebilmek hevesiyle.
Az sonra, sultann muhafzlar, svari alaynn nnde, merasime
uygun bir tns tutturmu atlannn srtnda, tam tehizatl olarak kemerli
kapnn altndan getiler ve kenar- lannda akasya aalan dizili
caddeye girdiler. Hemen arka- lanndan, zerinde gk mavisi bir kaftan,
banda yuva yapacak yer arayan leyleklerin akln elecek kadar
kocaman bir sarkla, safkan bir Arap atma binmi Kanuni Sultan
Sleyman zuhur etti. Seyircilerin azlarndan dualar ve methiyeler
dkld. Yzlerce pencere ve balkondan salan gl yapraklar havada
raks etti. Sra halinde, kimi yryerek, kimi at srtnda, kimi bineini
yularndan ekerek geti askerler.
Arkalarndan fil ile filbaz belirdi. Bir alk koptu. lk bata Cihana
filin ensesinde oturup, mahfeyi yenieri aasna brakmas
emredilmiti. Ama bu ekilde birka adm atmak bile adamn benzinin
kl gibi olmasna yetmiti. Siyasi alkantnn her trlsne alk
olsalar da, fil yry fazlayd Osmanl erafna. Bylece mahfe
Cihana kalmt. O da srgnden dnen bir ehzade edasyla yerine
kurulmutu. Ahalinin file ve kendisine gsterdii sevgiyle allak bullak
olmutu. yle ho bir histi ki sevilip el stnde tutulmak, bir an iin de
olsa, harp meydann ve hl teninden yaylan lm kokusunu unuttu.
Beyaz filin btn alakaya mazhar olaca abuk anlald. Sultan
hari kimse bu kadar tezahrat almamt. Her yerde insanlar otay
iaret ediyor, el sallyordu. Bir kadn kurdeleler frlatt zerlerine, bir

124

kz gizliden pck yollad; hayvann dilerine dokunmaya alan bir


serseri tnedii daldan aa yuvarland. Bunca muhabbetten
keyiflendii aikr olan ota kuyruunu sallayarak ilerlerken, Cihan
da hlyalara dalmt. Adeta bir mn kazanmt bu ehirdeki
mevcudiyeti. Belki de sadece onun doldurabilecei bir boluk vard.
Kendini daha evvel hi olmad kadar mhim hissetti. Gren de btn
bu insanlar onun iin toplanm sanrd. Yanaklar kzarm, ha bire el
sallyordu.
Sarayn hayvanat bahesine vardklarnda ota bir kahraman gibi
karland. Fildamna gnderilme vakti geldii halde, burada
tutulmasna karar verildi. Gnlk tayn iki katna karld; haftada
birka defa avlunun beri tarafndaki, nilferlerle kapl havuzda
ykanmasna izin kt. Dier vahi hayvanlarn hibirinin bahe
hudutlar dna gemesine msaade edilmedii dnlrse byk bir
imtiyazd bu. Cihan tam olarak affedemese bile, unutmaya balad filin
harp meydanndaki saldrganln. Hayvann dilerini ipekli kumalarla sard ki kimseyi yaralamasn. Ona kendi elleriyle bir rt
yapt. Ularn gm anlarla ssleyip zerine nazar boncuklar dikti.
Gnler ar ve sakindi. Bahtiyar demlerdi - kymeti ancak geip
gidince idrak edilecek trden.

Sal sabah, Cihan ahrda temizlik yaparken, aslanbaz Olev belirdi


yannda. Hintli, biri sana mektup brakm.
Kim? dedi Cihan, sesinde bir tedirginlikle.
Grmedim. Kapdaki muhafzlara teslim etmi, sana versinler
diye. Byle diyerek Olev kuandan bir parmen kard.
Ben okuma bilmem dedi Cihan, bu bahaneyle savuturmay
umarak. Doru deildi. Sibiryal Tara sayesinde harfleri epeyce
bellemiti.
Okuyacak bir ey yok zaten. Baknca anlarsn dedi Olev.
Cihan tireyi ald, korkarak at. Orada, hassas yzeyde bir resim
vard. Bir fil, hayli kt izilmi; zerinde de bir olan, koca kulakl,
kabark sal. Hayvann az yayvan ve kocamand. Bir eye gler gibi.
Olan ise tam kalbinden bir mzrakla yaralanmt. damla kan

damlyordu mzran ucundan. Bir tek bunlarn rengi farklyd; hem


rengi, hem dokusu. Zira hakiki kan kullanlmt. Belli ki bu tatsz
mektubu Delibozuk Reis yollamt. Varln hatrlatyor, bir an evvel
hrszlk yapmaya balamasn istiyordu.
Bu... ne demek bilmiyorum dedi Cihan telala.
Pekl dedi Olev durgun bir ifade, ama babacan bir edayla.
Madem yle dersin, yok edelim gitsin. Kimseye bahsetme, ben de
sylemem. Fakat her kimse seni tehdit eden bu herif, bir daha gelirse
ne yapacan dnsen iyi olur evlat. Sarayn duvarlar kalndr ama
seni iblisten koruyacak kadar deil.

czvo
kt geldi Hrrem Sultan gnlerden bir gn. Gene Cihan kendini
yerlere att; yrei aznda. Kadnn etekleri hrdad; maiyeti kenarda
bekledi, yine yle sessiz, munis. Bir kez daha Mihrimah muzip bir
tebessmle seyretti olan biteni. Her ey ayn gibi grnse de Hrremin
file kar davranlarnda bariz bir deiiklik vard. Daha sevecen
bakyordu hayvana, hani neredeyse saygyla.
Duyduk ki beyaz fil cephede cesaret gstermi dedi Hrrem,
Cihana bakmaya tenezzl etmeden.
Evet sultamm, ota kahramanca cenk etti.
Hmm, senin iin yle demiyorlar ama. Korkup katn m sahiden?
Cihan bembeyaz kesildi. Mihrimahm nnde bu laflara maruz
kalmaktan iki misli utand. Kim byle bir ey demi olabilirdi
arkasndan? Akimdan geen soruyu okumuasna Kular dedi
Hrrem. Kular bana havadis tar.
Cihan inanmamaya alsa da etkilenmiti. Tabiattaki tekmil kularn
-papaanlar, ahinler, atmacalar, saksaanlar, hatta o masum serelerher yerden Hrreme haber getirdiini dnp rperdi.
Yine iittim ki sava sonras ahali mahluka byk sevgi gstermi
dedi Hrrem. Szlerinin tesir etmesini beklercesi- ne bir an durdu.
Oullarmz, iki can ehzademiz, tez vakitte snnet olacak. enlikler
yaplacak.

126

Konunun nereye gittiini merak eden Cihan huzursuzland.


evketli sultann ve ben, beyaz filin halk elendirmesini arzu
ederiz.
Fakat efendim...
Fakat ne, Hintli?
Ses yerine boncuk boncuk ter kt Cihandan. Hrrem buz gibi bir
nazarla szd olan. Senden hazzetmeyenler var, bilesin. Senin de,
yaratn da artk Fildamna gnderilmesi gerektiini sylyorlar,
haksz da deiller hani. Fakat ben sana gveniyorum.
Cihan yutkundu. Ltfedersiniz sultanm.
Cihanm bunu anlamasna imkn yoktu ve ancak zamanla
renecekti ama byle yan kollayan, yan tehditkr bir dil kullanmak
Hrremin huyuydu. nsan evvela korkutup, istese ezip geebileceini
ima eder, ardndan bir iki tatl kelam dzp, akn ve kendine borlu
brakrd. Peinden koturan hizmetkrlarla uzaklat Hrrem. ki kii
geride kald: Mihrimah ile dads.
Baktm da, sava seni deitirmemi dedi Mihrimah. Gene o eski
akn Smbl Olan...
Bu laf neye yoracan bilemeyen Cihan iltifat duymu gibi
teekkr etti.
Validem filden memnun dedi Mihrimah. ayet ahaliyi
elendirebilirsen gzne girersin. Ve annemin gzne girersen asla
srtn yere gelmez, bilesin.
Fakat... otann byle kabiliyetleri yok dedi Cihan. Sesi o kadar
alak kmt ki sanki konumam, hayal etmiti konutuunu.
Hatrlyorum, daha evvel demitin. Hazrlkl geldik. Mihrimah
dadsna iaret etti. Hesna Hatun elbisesinin geni kollarndan birka
halka kard.
Al, bunlarla bala. Dada ile ben her gn gelip bakarz ne haldesiniz
diye.
Cihan sevindi. Yeni bir sebep vard Mihrimah grebilmek iin. Bir
hevesle grevine asld. Btn hafta otaya emberler atp durdu, fil
oral olmasa da. emberlerin yerini yumaklar, yumaklarn yerini toplar
ald. Fil bunlan da yakalamaya yanamaynca, ayn numaray elma ve
armutlarla denedi. Bu sefer oldu. Yakalad gibi her birini havada,
midesine indiriveriyordu ota.

yle ya da byle Mihrimah szn tuttu. Dadsyla beraber her gn


urad. ota yeni bir numara rense, sevinip alklad.
Beceremediinde cesaretlendirdi. Bir kez daha beyaz fil, baka trl
birbirlerini grme ihtimalleri dahi olmayan prenses ile filbaz birbirine
yaknlatrd. Ne var ki artk ocuk deillerdi. kisi de serpilmi,
uzamt. Her ne kadar bakmamaya gayret etseler de, pekl
farkmdalard hem kendilerindeki, hem berikinin vcudundaki
deiimlerin. Eskiden onlan bir araya getiren tek sebep beyaz fildi.
Prensesin hayvana olan merakndan baka bir neden yoktu buralara
gelmesi iin. Oysa imdilerde fil, hl pek seviliyor olsa da, adeta
bahaneydi. Esas filbazd, Mihrimahm grmek istedii. Bu arada Hesna
Hatun, tm bu yaananlarn sessiz ve somurtkan ahidiydi.
Dadnn huylarna aldrmayacak kadar mutluydu Cihan. Mihrimah
varken canlanyor, o yokken hayaliyle avunuyordu. Hayvanat
bahesine geldii gnden beri rendiklerini Mihrimahla paylat.
Haremde bym, hep el stnde tutulmu, tabiattan kopuk bu kza,
hayvanlara ve bitkilere dair bildiklerini anlatt - aalarn iindeki
halkalara bakarak yalarn tahmin etmeyi; l kelebekleri bozulmadan
muhafaza etmeyi; reinenin nasl damla damla kehribara dntn;
devekulannm atlardan hzl koup, aslanlardan iyi kkreyebildiim;
nasl ki parmak izlerimiz farklysa, kaplanlarn derilerindeki izgilerin
de biricik olduunu; zrafalarn dillerinin siyaha aldn;
kaplumbaalarn konumalarndan dii mi, yoksa erkek mi olduklarnn
anlalabileceini... Yava yava prenses de kendisiyle ilgili blk
prk eyler anlatmaya balad. Kardelerinden, ocukluundan, hatta
hem sevip sayd, hem ekinip korktuu annesinden bahsediyordu.
Hakknda konumad, tek kelime dahi sarf etmedii bir insan
vard: Sultan babas. kisi de, nedense, hayatlarnn ortasnda byle bir
abide yokmu gibi davranmaktayd. Halbuki ikisi de biliyordu ki
padiahn kulana bir gitse hayvanat bahesindeki bu kaamak
bulumalar, Cihan -o da en iyi ihtimalle- ya derdest edilip saraydan
uzaklatrlr, ya da zindan boylard.

128

C8HO
enlikleri beklerken veba geldi ehre. skdarn kenar
mahallelerindeki viranelerde boy gsterdi evvela. Evden eve srad,
drt bir yana yayld. Kalkmayan bir sis gibi stanbulun stne kt
lm; en ufak delikten, en ince atlaktan ieri szd. Denizden esen
yelde, ekmein mayasnda, kahvenin koyu kvammdayd. nsanlar
sokaklara kmaz oldu; her nevi cemden saknarak yalnzla
gmldler. Akamlan krek sesleri iitilmiyordu artk. Kimse mecbur
olmadka bir kydan-dierine gemek istemiyordu. Hi bu kadar
rkmemilerdi danda dolamaktan, grnr olmaktan. Ve hi bu
kadar korkmamlard Allahn gcne gidecek bir kabahat ilemekten.
Hrnd zira salgnn ilk demlerindeki Tanr. yle anlatyordu din
adamlan. Ahali kendi glgesinden ekinir olmutu. Azlanndan yanl
bir laf kaar, elleri bir gnah iler diye endie iindeydiler. Gne
nlarnn bu maraz yaydna inandklar iin kaplarn srgleyip,
perdelerini smsk rtyorlard. Her mahalle kutu gibi kendi iine
kapand; her sokak, sakinlerinin dan kmad bir kaleye dnt.
nsanlar alak sesle konuuyor, ayaklarn sryerek yryor, pespaye
kyafetler giyiyordu. pekliler kaba kumalarla tebdil edilmi, ssl
serpular bir kenara braklmt. Altn sikkeler kplere, sandklara
doldurulup ukurlara gmlmt. Zenginlerin zevceleri mcevheratn
saklam, Allahn gzne girmek midiyle hizmetkrlarnn esvabn
donanmt. u illeti atlatrlarsa, seneye hacca gidip Arabistandaki
tekmil fakir fukaray doyuracaklarna ant iiyorlard. Herkes biteviye
pazarlk halindeydi Yaradanla. Kurbanlar kesiyor, dualar ediyor,
adaklar adyorlard. Gene de durmuyordu veba; her akam onlarca
ceset kanlara yklenip mezarlklara gtrlyordu.
Yumrucuk diyorlard adna - kurbanlarn koltukaltlarm- da,
kasklarnda ve boyunlarnda kan ve bazlarnn, yakndan
bakldnda Azrailin ehresini tadna inandklar ilikler iin,
gereinden sevimli bir isim. Haprmak hayra alamet deildi; haprk
duyunca irkiliyordu herkes. Byle balyordu zira. Basit ve masum bir
aksrkla. Arkasndan ate, kusma, ishal geliyor ve hzla kabarp
koyulaa banlar vcudu saryordu.
Havadan geiyor, diyorlard; zehir yklyd lodos. Hastalarn can
verdikleri odalar sirkeyle ykanyor, kirele kaplanp zemzem suyuyla

kutsanyordu. Bir erkek hastalandnda zevceleri ona kimin bakaca


konusunda kavgaya tutuuyordu. Ekseriyetle en yal zevce -veya ksr
ya da kz annesi olan- stlenmek zorunda kalyordu onun bakmn.
Bazen de zavall bir car iyeye veriliyordu vazife. Drt zevcesi ve bir
dzine cariyesi olduu halde yine de son nefesini yalnz veren adamlar
vard.
Kimi kodamanlar Bykadaya kat, kimileri Karadeniz sahillerine.
Kimilerine ok yaklat ama ilimedi; kimilerinin pelerinden yetiti
lm. Varlk ve kudret sahiplerinin de sapr sapr dklyor olmas,
bazlarna teselli verirken, bazlar iin mitsizlik iaretiydi. Gene de
kimse isyan etmedi. Nasl olsa alnnda yazlyd her insann ne vakit
gecei. Kadercilikten tr nlem almakta gecikti ahali. Veba bunu
firsat bilip her yere sirayet etti.
Sokaklar kan gcrtlaryla yanklanyor, koku giderek
arlayordu. Kilise avlularndaki mezarlar, tekke bahelerindeki vdi hmn hepten dolmu, Kurban Bayramnda kesilip derisi yzlen
ve aaca aslan koyunlar gibi imiti ehirdeki kabristanlar. Mezarc
taifesi her yeni ukuru daha derin kazyor, bazen yanm dzine cesedi
ayn yere gmyordu. llerin ou ne ykanm, ne kefenlenmiti ama
bunu kimse konumuyordu. Keder, ok az kiinin gcnn yettii bir
ayrcalkt. lenlerin mateminin tutulabilmesi iin, evvela Azrailin
hayatta kalanlarn yakasn brakmas gerekiyordu. Ancak veba
gittikten sonra, gnlnce gzya dkp dv- nebilecekti hsm
akraba. imdilik kederin turusunu kurup kaldryorlard bir kenara;
vakti gelince karmak zere koyuyorlard kilerlere; pestillerin ve biber
kurularnn yanma.
Gemiler yklerini boaltamadan geri gnderiliyor; kervanlara
yollarn deitirmeleri buyruluyordu. Btn musibetler gibi bu illet de
Batdan, Frenk diyarndan sram diyorlard. Nereden geliyor olursa
olsun, her yabancya pheyle baklyordu. ster firari, ister abdal;
bedevi, serseri, seyyah, ingene veya kalenderi... kk salmam kimse
istenmiyordu stanbulda.
Yaz ortasnda, Ayas Paa -koskoca vezir-i azam- hastaln
penesine dt. Onun akbeti sarayllar huzursuz etti. Demek ne
duvarlar yeterince yksek, ne kaplar lm engelleyecek kadar
salamd. Ayn hafta drt cariye hastaland. Rastk karasndan koyu bir

130

korku dolat haremin koridorlarnda. Hrrem ocuklaryla birlikte


dairesine kapand. Sultan hari kimseyle grmyor; hizmetkrlara
gvenmedii iin kendi yemeini yapp, kendi suyunu kaynatyor, hatta
kendi amarlarn ykyordu.
Hayvanat bahesinde seyislerden drd can verdi; hepsi de hayatnn
baharnda. Buna mukabil, ihtiyarlna ve zayflna ramen hl
hayatta olan Sibiryal Tara, herkesin nefretine nail olduu iin
gnlerce kulbesinde sakland, insanlarn sokaklara kmaktan imtina
ettii gnler geride kalm, o ekingen kadercilik elden braklmt.
Ahali camilere, havralara, kiliselere kouyordu imdi; dua ve tvbe,
tvbe ve dua etmeye. Allahn gazabyd. Cezayd hastalk, mstahakt,
zira hepsi gnahkrd. Nefs iradesizdi madem, beden zayft; o gnah
yuvas tenlerde imdi kara gller ayor olmasnda aacak bir ey
yoktu... Cihan bu szleri hayretle dinliyordu. Allah insanlar hem
zaaflar ve kusurlarla yaratmt, hem de zayf ve elikili olduklar iin
onlar vebayla cezalandryordu, yle mi? Akl da, yrei de bunu
almyordu.
Gnah iledik diyordu imamlar. Musibeti hak ettik diyordu
papazlar. Tvbe edelim diyordu hahamlar. Sylenenleri harfiyen
yapt stanbullular; binlerce insan, yana yakla, feryat figan yalvararak,
bir balarna veya cemaatler halinde camileri, kiliseleri, havralar
doldurdular. Geceleri gene ceset toplad kanlar.
Pek ok kii sofu kesildi birdenbire; en bata da Sultan Sleyman.
arap yasakland, mzik aletleri yakld, meyhaneler kapatld,
kerhaneler mhrlendi, yeni alan kahvehaneler ii gemi cevizler
gibi bombo kald. Btn vaazlarn konusu hastalk ile ahlakszln
nasl i ie getiiydi; bir odaln sa rgleri gibi.
Derken, sanki szlemiesine, vazgetiler kabahati kendilerinde
aramaktan. Bu illeti ehrin bana saran bakalar olmalyd. Korkunun
yerini kzgnlk, kzgnln yerini garez ald. Ve garez yle bir ate
topuydu ki kimse tutamazd elinde; birine frlatmak gerekirdi, bir
hedefe.
Temmuz sonuna doru bir gruh Galata yaknlarndaki Yahudi
mahallesine dald. Kaplar iaretlendi, insanlar katrana buland, direnen
bir haham dvld. Yahudi bir tccarn vebay yayd syleniyordu.
Hastalk tohumunu getirip ehrin sularna brakmt. Onlarca insan
tutukland ve sularn kabul etti. tiraflarn ikence altnda alnm

olmas kimsenin dikkatini ekmedi. Zaten Yahudiler spanya


diyarndan kovulmam myd? Hatta Frengistann muhtelif
ehirlerinde diri diri yaklmamlar myd? Bir sebebi vard demek.
Hristiyan ocuklar kanp kanlarn ayinlerinde kullanyorlard.
Sulamalar ylesine artt ki, en sonunda Sultan Sleyman bir ferman
yaynlad. Kadlara emretti ki bu tr vakalarda hkm vermeyip,
meseleyi saray yetkililerine braksnlar. Onlar da kan iftirasnn aslsz
olduunu beyan ettiler. Bylece haftalar sren saldrlardan sonra,
Yahudi taifesinin bu tuhaf iddialardan zarar grmesi az biraz
engellendi. Peyderpey dindi hezeyan.
Bu sefer dendi ki, kabahat Yahudilerde deil, aslnda Hristiyanlardayd. Hamama gitmiyorlard bir kere; ileri dlan pisti.
arap itikleri yetmezmi gibi, bir de bunun Hazre- ti sann kan
olduunu iddia ediyorlard. Her trl musibeti tayan domuz etini
utanmadan afiyetle yiyorlard. Onlar- d sebep. Veba domuz
yiyenlerden gemi olmalyd. Yani se- vilerden. Yahudi
mahallelerine dalan fkeli simalar bu sefer Hristiyanlann evlerine
hcum ederken grld.
Gnler sonra Eypte bir urganc, gruhun bana geti. Yahudiler
ile Hristiyanlann ehl-i kitap olduklarn, hataya dm olsalar da veba
tamadklanm beyan etti. Esas kusurlu, abdalan ve dervian
tabakasyd. Ha bire terennm ve sema eden hatmilerdi. Kendine
Mslman deyip de Mslmanlkla alakas olmayanlardan daha
tehlikeli kim olabilirdi? lerinde ne cehennem korkusu ne cennet
arzusu olmadn syleyen onlar deil miydi? Allahla sanki
denkleriymi gibi hasbhal etmeye kalkanlar, hatta zlerinin Onunla
bir olduunu iddia edenler gene bunlard. Rafzlerin kfryd felaketi
davet eden. Eli sopal kalabalklar sokaklarda Sufi avna kt.
Derghlar basp, tuttuklarn patakladlar. Bulduklar Kzlbalar da
fena halde hrpaladlar. Suba ile muhafzlar bir kenardan izledi olan
biteni.
Ardndan, bunca zaman yanl insanlar dverek vakit
kaybettiklerine hkmetti gruh. Vebaya sebep veren pislik, ahlakszlk
ve kokumuluk neredeyse orada aranmalyd. Cuma namazndan sonra
Karaky sokaklarna daldlar. Yol boyunca baka erkekler ve kimisi ta
atlasa on yanda olanlar, ellerinde mealelerle onlara katldlar. Ad

132

km yerleri bastlar, orospular dar srklediler, evleri atee verdiler. imanlktan kprdayamayan bir fahieyi bir diree balayp
krbaladlar; kadnn bngl bngl etlerinde kan krmz izler meydana
geldi. Hnsanm tekini, yani yan kadn yan erkek birini nlplak soyup
zerine tkrdler; san kan tra edip boka batrdlar. Fakat
nedense kabak, bir cce kadnn bana patlad. Ak hadmlann ba
Karanfil Kmil Aaya yaknlyla bilinen, sarayda dnen dolaplarda
parma olduu ve emrinde dzinelerce fahienin alt sylenen
cce beter dayak yedi. Ertesi gn sokak kpekleri onu perian halde,
kanlar iinde buldu; dileri dklm, burnu knlm, kaburgalan
ezilmi, bir kula kesilmiti ama bir ekilde hl, inadna, hayattayd.
nne gelene haddini bildirmenin tadna varan gruh saraya
yrmeye kalkt. Ancak o zaman mdahale etti suba ve muhafzlar.
On be kii tutukland. Ayn gn asldlar; ibreti lem olsun diye
meydanlarda sallandrldlar. Rzgrda usulca dnd cesetleri. Veba
ehirden nihayet ayrldnda stanbulun nfusu sekiz bin yedi yz
krk iki kii eksilmiti. Cihan, Kaptan Garrethin de lenler arasnda
olduunu iitti. Kimseye sylemese de rahat bir soluk ald. Artk
zgrd.
Veba sonras, rahmetli Ayas Paann yerine Ltfi Paa -Prut
Nehrinde orduya kpr yapacak doru mimar neren muteberatanarak yeni vezir-i azam oldu. Birka hafta sonra bu sefer mimarba
vefat etti. Boalan makama Sinan getirildi. Ne tuhaftr ki bu iki adam,
kaderin cilvesiyle, ayn tarihlerde ykselmilerdi. Bundan byle
beraber alacaklard. Oyunbaz felek grmek istiyordu Ltf Paa ile
Sinann anlap anlaamayacaklarn ve ayet anlaamazlarsa,
ilerinden hangisinin gidip, hangisinin kalacan.

c&no
At Meydan. Bin yl zarfnda tank olduu cmbn haddi hesab
yoktu - hep tka basa dolu, grltl. Elenceleri seyre gelenler her
yatan erkeklerdi. ayet gsterileri beenirlerse kahkahay basar, bunda
kendi paylan varm gibi gelinirlerdi. Grdkleri holanna gitmezse
ayaklann yere vurur, kfrler savurur, ellerine ne geerse frlatrlard.

Seyirci ksm, Bizanstan bu yana pek deimemiti; gldrmesi kolay,


memnun etmesi zordu.
Uzakta, tahta sralann ortasnda, parlak kumalar ve altn pskllerle
sslenmi bir set kurulmutu. stnde Sultan Sleyman Han, herkesi
grp herkese grlebilecei ykseklikte bir tahta oturmutu.
Yannda, kz kardeiyle evlenmi olan Vezir-i Azam Ltfi Paa ile
divan azalan vard. Hkmdann bulunduu yerden srmal perdelerle
ayrlm ksmda Haseki Hrrem Sultan ve maiyeti oturuyordu. Kafesli
paravanlar, onlar kalabaln gzlerinden saklyordu. Sultanm kadnlan
haricinde cins-i latif yoktu ortalkta.
Yabanc sefirler yaknlardaki bir locaya alnmt. Venedik dounun
elisi dimdik oturuyordu yznde dalgn bir ifadeyle. Adamn
zimarrasna ilitirilmi bro Cihanm gznden kamad. Muhteem
bir safirdi, ceviz byklnde. Ragusa temsilcisi, Floransal
Medicilerin ve Ceneviz podestd>snn vekilleri, Lehistan kralnn sefiri
ve Frengistandan gelmi seyyahlar... Onlan semek kolayd - sadece
kyafetleriyle deil, yan akn yan marur halleriyle de hemen dikkat
ekiyorlard.
enlikler gnlerdir devam ediyordu. Geceleri a boulan stanbul
gen bir gelinin gzleri gibi parlyordu. Lambalar, fenerler karanla
geit vermiyordu. Sslenmi kayklar, kayan yldzlar misali yarp
gidiyordu Haliin sularn. Sokaklar boyunca devasa nahllar
sergileniyordu. yle ok kurban kesilmiti ki mezbahalarn arkasndan
geen ay kpkrmz akyordu. olanlan, kenarlarndan kuyrukya
damlayan pilav tepsileriyle saa sola koturuyorlard. Karnlarn
doyurup erbetlerini ienlere zerde ikram ediliyordu. Zengin fakir
demeden herkes ayn yemeklere yumulmutu.
ehzadelerin yan sra yz yoksul ocuk snnet edilmiti.
Boyaclarn, hallalarn, nalbantlarn ve aylaklarn oullan, devletli ve
necabetli ehzadelerle birlikte feryad basmt. imdi toplam yz iki
olan, srtlannda snnet entarileriyle uzanm, kh kederle ilerini
ekiyor, kh Hacivatla Karagze glyorlard.
Cihan, kocaman alm gzlerle bu lgnln orta yerinde
yryordu. rkmt. Saray memurlan otann, enliklerin son
gnnde marifetlerini icra etmesini istemilerdi. Cihan sabah erkenden
fili At Meydan yaknndaki ahrlara getirmiti. Yol boyu ayaklanna

134

geirilen zincirlerden ikyet eden ota nihayet sakinlemi, nne


konan yapraklan attrmaktayd. Cihan ondaki bu rahatla gpta
ediyordu. Keke o da gamsz olabilseydi. Gece boyunca yatakta kendini
oradan oraya atm, kemirmekten dudaklarn kanatmt.
Dier hayvanlar onlardan nce gsterilerini tamamlad: aslanlar,
kaplanlar, maymunlar, devekular, da keileri ve Msr'dan getirilmi
yeni bir zrafa. Ardndan ylanbaz, bir ngraklysam rakkas gibi
oynatt; emirbaz bak ve kllarla nefes kesen bir gsteri yapt;
perendebaz ne arkaya taklalar att; emberbaz boy boy halkalardan
geti; atebaz yutmadk alev brakmad; cambaz yksee gerilmi
palamann stnde yrd ve deli bakl bir zorbaz, tka basa insan ve
erzak dolu bir at arabasn dileriyle ekti. Derken sra loncalara geldi.
Ellerinde varyos ve murlanyla sengtralar; gllerle dolu el arabalarm
iten bahvanlar; ina ettikleri camilerin minyatr maketleriyle
mimarlar... Bunlarn nnde Sinan vard. Kakm krkl bir kaftan
giymiti. Cihan fark edince glmsedi. Bu kadar gergin olmasayd,
Cihan da aynen mukabele ederdi.
Nihayet sra beyaz file geldi. Cihan kaplan aarak otay dar
kard. Onlarca insann ve hayvann andrd patikadan yrdler.
otann zerinde, Hrrem Sultanm lt- fuyla dikilmi mor desenli
yeil kadife pelerin vard. Yzeyindeki ufack aynalardan klar
aksediyordu etrafa. Seyirciler onlar grr grmez sevinle bart.
Cihan, otann yularndan tutmu nden gidiyordu ama esasnda fil
kendi hzm kendi tespit ediyordu. Bu ekilde ilerlediler. Saray
erknnn bulunduu sete vardklarnda durdular. Cihan, Sultan
Sleyman selamlad. Hrremi gremese de onun delici baklarn
zerinde hissediyordu. Az kurudu, midesine an sapland; tir tir
titriyordu.
Filbaz kuandan bir yn yuma kard. Bunu otaya frlatt. Fil,
yuma hortumuyla yakalayarak ona geri att. Bu oyunu birka defa
tekrarladlar. Bilahare Cihan, Mihrimahn verdii halkalar kard.
Onlan da birer birer otaya att. Hayvan her birini yakaladktan sonra
hi umurunda deilmi gibi sallayp kenara brakveriyordu. Seyircileri
gldrd bu hareket. Cihan sopasn kaldrarak yalandan azarlad
otay. Fil mahcup, kafasn edi. Her ey gibi bu da msamerenin bir

parasyd. Barmak iin bir elma uzatt olan. Buna mukabil, ota da
seyisin esvabna takl bir iei ekip ona takdim etti. Yine kahkahalar
ykseldi kalabalktan.
Cihan bann stne bir klah yerletirdi. Onun tepesine bir tane
daha... bir daha ekleyerek sekiz klah st ste dizdi. Yukar! diye
bard.
Fil hortumunu filbazn beline dolayarak olan dikkatlice kaldrd,
ensesine koydu. Klahlardan bir tanesi bile dmedi. Cihan kollarn
aarak bir nara att. ota muzaffer bir ses kard kendi dilinde;
seyirciler keyiften mest, alkladlar.
Aa! buyurdu Cihan.
Bin bir zahmetle, ar ar yere kt ota. Hl filin srtnda olan
Cihan skca tutundu; yznden szlen terleri rzgr kuruttu. Fillerin
dizkapaklan olmadndan, eilmek bir klfetti. Sultan Sleymann
bunu anlayp takdir edeceini mit ediyordu filbaz. Nitekim kt diye
bir kese dt yanlarna. Cihan derhal atlayp yerden ald. Altn
doluydu. Filbaz eilerek teekkr etti; gene bir alk koptu.
Sra sonuncu gsteriye geldi. Islamiyeti temsil eden ota,
Hristiyanl temsil eden yabandomuzuyla arpacakt. imdiye dein
bu oyunda hep bir ay kullanlmt ama halkn beyaz file olan
sevgisinden dolay son anda vazife otaya verilmiti.
Cihan, keskin dilerini sallayp ayaklarn srterek saldracak yer
arayan yabandomuzunu grnce endieyle yutkundu. otadan
kkt hayvan kk olmasna da, delice bir hal, nereden geldii
mehul bir hn vard zerinde. Zincirleri karlr karlmaz ok gibi
frlad yaratk onlara doru. Cihan son anda kenara ekilmese uyluunu
paralyordu az kalsn. Seyirciler kkrdad. O vakit Cihan anlad ki
izleyici milleti, ayet hayal krklna urarsa, pekl domuzun tarafm
tutabilir, filin aleyhine dnebilirdi.
Eli aya boalan bir tek Cihan deildi. ota da olduu yere aklp
kalmt. Cihan bararak sopasyla hayvan drtt. Dil dkmeyi
denedi; fstk ikram etti, amur banyosu vaat etti. Hibir ey fayda
etmiyordu. Harp meydannda dman askerlerini gzn krpmadan
ldren fil, bu kadar seyircinin nnde uyumu kalmt aniden.
At Meydammn stne kaya gibi kt sessizlik. Herkes nefesini

136

tutmu, bekliyordu. Domuz, bir daire izerek dnd; fili brakp


Cihana hcum etti. Filbaz yere devrildi. Tam domuz Cihana yeniden
saldrmak zereydi ki bir ses ykseldi: Hey ucube, buraya bak!
Ay terbiyecisi Mirka bir keden km, domuzun ilgisini ekmeye
alyordu. Elinde bir mzrak vard, arkasnda da koca bir ay. Hayvan
da, terbiyecisi de ainayd oyuna. Mirkanm tevikiyle ay, domuza
yneldi. Domuz, ayya hcum etti. kan sesler kimsenin
kulaklarndan gitmeyecekti kolay kolay. Cihan olanlar bir perdenin
arkasndan seyrediyordu sanki. Kalabalk cotuka cotu. stedikleri
olmutu; kan revan iindeydi hayvanlar. Yetmezdi ama. Birinin ls
kmadan bu elence bitmezdi.
Ay daha evvelden sivriltilmi peneleriyle rakibinin karnn deti.
Domuzun barsaklar dan dkld. Yere dt mahluk. Arka
ayaklan seiriyor, tekmeler atyordu. Bir daha saldrd ay. Burnunu
kopard bu kez dmannn. Mirka, can ekien domuzun stne
izmesiyle basarak seyircileri selamlad. Bir tezahrat koptu, delice bir
alk. Derhal bir keseyle mkfatlandrld Mirka. dln alrken,
Cihana dnp bakt; suratnda saklamaya gerek grmedii bir kmsemeyle. Fare kadar klmt Cihan; yer yarlsa da iine
girseydi.
Filbaz srra kadem basmay dnedursun, fil yava yava
fkeleniyordu. Zira seyircilerden bazlar kimse grmeden hayvana ta
atmt. Bunlardan birka tanesi hortumuna gelmi, cann fena
yakmt. ota kulaklarn sallad homurdanarak. Bu kadar byk bir
mahluku sinirlendirebil- diklerini fark eden izleyiciler ne bulurlarsa
frlatmaya baladlar: tahta kaklar, arklar... Cihan otay
sakinletirmeye alt ama sesi bir sinek vzlts gibi kald o amatada.
Birdenbire fil komaya balad. Hem de seyircilerin bulunduu
sralara doru. Cihan kollarn sallayp bararak peinden frlad.
Kalabalktakilerin surat ifadelerinin hayretten dehete dntn
grd. nsanlar saa sola kayor, yere denlerin stne basyorlard.
Ezilenler, baylanlar oldu. Cihan nihayet yetiip otay kuyruundan
ekti. Hayvan onu ezebilirdi ama o an bunu dnmedi. Geri bir ie
yaramad mdahalesi. otay durdurmak kabil deildi. Muhafzlar,
ellerinde mzraklarla etraflarn sard ama kimse ne yapacam
bilmiyordu. O karmaada ota sslemeleri yrtt, nahllan ezdi.

Yabanc sefirlerin locasna dald. Venedik elisi kamaya alrken


tepe st devrildi; birisi adamn fiyakal zimarrasna basarak
kyafetini yrtt. O kargaada safir brou yere yuvarland. Cihan frsat
karmad. Etraf hzla kolaan edip mcevheri kuann iine att.
Fakat o, hrszlk yapaym derken, fil sultann bulunduu yere
ynelmiti. Cihan korkuyla arkasndan bakt. Sultan Sleyman
yerinden kmldamamt. Dimdik duruyordu; yznde anlalmaz bir
ifadeyle. Vezir-i Azam Ltfi Paa ise tam tersine. Azndan kpkler
saarak emirler yadryordu. ota aniden Ltfi Paaya doru seirtti.
yle bir hzla toslad ki setin duvarna, adamn sar yuvarland
kafasndan. O zaman anlald filin niye byle yapt. Vezirin yannda
duran fstklar gzne kestirmiti. Afiyetle hepsini mideye indirdi.
Ardndan, yerdeki san hortumuyla kapt gibi onu da yutuverdi.
te tam o lahzada filbaz, okulardan birinin otaya nian aldn
fark etti. Hayvann padiaha saldracan sanm olmalyd. Cihan
haykrarak askere doru atld ancak yay, ondan atak davranmt.
Okun nne geen Cihan sendeleyerek yere yld. Sa omzunda
keskin bir strap duydu. Bir feryat kt azndan, farknda olmadan.
Bakcsnn sesini iiten fil dnd, bakt. n sralardaki insanlar da durdu. Kaanlar yavalad. Sesleri soluklan kesildi. Yerde yatan filbaza
bakyordu herkes. Az sonra, padiah sakin admlarla ne karak
kimsenin beklemedii bir ey yapt. Btn bunlar gsterinin
parasym gibi glmseyerek alklad.
Hkmdar beenisini ifade eder de ahali durur mu, balad onlar da
tezahrata.
ayet ota vezire deil de, Sultan Sleymana hcum etmi olsayd
neler olabileceini hayal bile edemiyordu Cihan. Fakat u haliyle, olan
bitenler sultan keyiflendirmiti. Bu durumda bir ey diyemeyen Ltfi
Paa, fkeyle koltuuna oturdu. Seyirciler de kelerine dndler.
Sebep olduu rezaletin farknda bile olmayan ota k kapsna
yneldi. Bir Cihan kald geride, toprakta boylu boyunca. Omzundan bir
okla vurulmu vaziyette, kan revan iinde.

Ah ota ne yaptn, mahvettin bizi diye haykrd Cihan yatt


sedyeden. Dilerini kesip seni mezbahaya gnderecekler. Beni de
zindana atacaklar!

138

Ayaa kalkabilseydi kovalara, flara tekme atmak isterdi. Lkin


akl fini fini ilerken, vcudu kle gibi ard. Hissettii acya baskn
gelen tek ey siniriydi. En ok da kendine kzyordu. Bir filin peine
taklp saraya gelmek aptallkt, nasl yapabilmiti?
Budala! diye bard - ya kendine ya hayvana ya her ikisine.
Kapa eneni! dedi bir hizmetkr.
Ama Cihan iitmedi bile. Acdan baylmt. Bir at arabasna
yerletirilerek saraya getirildi. Hayvanat bahesine vardnda
baygnd. Surat bembeyaz; aln ter iinde; dudaklan buzdan farkszd.
Aslanbaz Olev ve Sibiryal Tara yle bir baktlar yaralya. Yaplacak
ey belliydi. Olev, inli ikizlere bayla iaret verdi. ki adam ortadan
kayboldu; az sonra ellerinde bir torba afyonla geri dndler.
Ahh... lyorum... diye bard bilinci gidip gelen Cihan. Derken
etrafndaki hazrlklar fark etti. Ne yapyorsunuz? O baklar ne
iin?
Merakl olan diye mrldand Olev, muhtelif ebattaki aletleri bir
tepsiye dizerken. Oku karacaz evlat. Yoksa teki lemi boylarsn.
Yok... karmayn, istemem.
Kimse kale almad. Onun yerine, adna maslak denen, kurutulmu
kenevir yapraklarndan elde edilen yemyeil bir ay iirdiler Cihana.
Tad o kadar ktyd ki azna almasyla tkrmesi bir oldu. enesini
zorla aarak, burnunu skarak, ay boazndan aa boca ettiler. Son
yudumda ba dnmeye balad. Garip bir k kt; kat cisimler
macun gibi eridi. Yapraklarn geri kalann ezip lapa haline getirerek
yarann stne srdler. Sonra gn ndan faydalanmak iin avluya
tadlar delikanly.
Isr unu! dedi Olev.
yice sersemlemi olan Cihan, dilerini azna tklan bez parasna
geirdi. Bir mancna oturtulmu, bolua frlatlmt sanki. Ne
bedeni kendi bedeniydi, ne bilinci yerindeydi. Ok etinden ekilirken
yle bir feryat etti ki kuhanedeki kular tneklerinden havalandlar.

O akam Cihan szlar iinde deinde yatarken Sinan belirdi


kapda. Tpk sava sonras o korkun gece cesetlerle dolu vadide
olduu gibi efkatle yan bana oturdu olann.

yi misin evlat?
Cihan bir initiyle cevap verdi. Alamamak iin kendini zor
tutuyordu.
Seyirci elendirmekte mahir deilsin galiba dedi Sinan
glmseyerek. Fakat file olan sevgin takdire ayan.
Zindan boylar mym?
Kfi derece ac ekmedin mi? Sultan hazretleri bunun farknda
phesiz.
Ama... Ltfi Paa benden nefret eder.
Laf aramzda, benden de pek hazzetmez dedi Sinan sesini
alaltarak.
Prut Nehrindeki kpry yktn iin mi?
Muhalefet ettiim iin. Affetmedi zaar. Etrafn her dediklerine
evet diyen dalkavuklarla dolduranlar, fikrini drste syleyen adam
hain zanneder.
Sinan olana ailesini sordu. Cihan kz kardelerini, vey babasn,
anasnn lmn anlatt. Hikyesinin tamamn aktarmasa da, bu ehre
geldiinden beri ilk defa yalan syle- meksizin kendinden bahsetti.
Karanlk kt.
Geri dnmek istiyor musun? diye sordu Sinan. Dneceim ya.
Zengin olunca. Amcam olacak herife gnn gstereceim.
Demek hayattaki gayen amcana ac ektirmek?
Beter olsun, srnsn. Allah ahidimdir, burnundan getiv *

recem.
Sinan dnceye dald. Savatan dnnce sen bana birka resim
yolladn. Bir tanesi bir evdi, kimindir?
Ha o mu? eyhlislam efendinin kona. Mecnun eyhin
mahkemesinin olduu gn oraya gittik. Bu evi resmedeyim diye
iimden geti. Ama izerken deitirdim bir para. Neden?
Baktm o blge ok rzgr alr. Evin pencerelerini ufack yapmlar
o sebepten. Ama bu sefer yeterince k gelmez. Pencereler yan
cephede deil, daha yukarda olsa, atya doru, hem yelden korunur,
hem gne alr, hem yldzlan seyrederler...
Sinan ban sallad. Beendim yaptn resmi.
Sahi mi? dedi Cihan.

140

Fakat hendese bilmeden olmaz. lmini tahsil etmelisin. Kpry


yaparken seni izledim. Azimlisin, meraklsn, tez kavrarsn. ok
alrsan bir gn sen de bizim gibi olabilirsin. Kabiliyetin var.
Cihan o kadar sevindi ki bunu duyduuna, ektii acya ramen
kocaman bir glmseme yayld suratna. Sizinle almak ne iyiydi,
efendi. ota da memnundu. Her daim ahrda kapal kalmaktan
hazzetmez zaten. Ne olur gene inaatlarda yardm edelim, olmaz m?
Olur elbet... Fakat ayet bir ii baarmak istiyorsan, onu neden bir
bakasnn deil, senin yapman gerektiine kinat ikna etmen lazm.
Bunun da tek yolu almaktr.
Amma tuhaf lap. diye dnd Cihan. Devam etti Sinan: Etrafna
bak. evketli padiahmz hari, saraydaki herkes basit bir
demolunun evlad. Kimse unvanlarla, payelerle domuyor. Bizim
burada, yle Frenk diyarndaki gibi doutan asilzade olman gerekmez.
Herkes bulunduu makama yle ya da byle vard, geride ne hayatlar
brakarak. Gemiini srtnda tayan adam tez tkenir, yol gidemez.
Buraya nasl geldin, bilmiyorum. Fakat imdi bizimlesin.
Yapabileceinin en lsn yap. Olabileceinin en iyisi ol.
Cihan ban edi.
Kabiliyetlisin. Zekn kvrak. ayet azmedeceine sz verirsen,
iolan odalarnda ders alman iin urarm. Sadrazamlarn,
sancakbeylerinin kt okul. Herkese nasip olmaz. Ders alr,
yetiirsin. Ama misliyle emek vermen gerek. Senelerce. Becerebilir
misin?
Cihan hi dnmeden hevesle ban sallad. Sz veririm, efendi.
Kzma artk gemie. Kabiliyetin ku gibi tutsak kalm. Maziyle
uramaktan, ona buna kzmaktan frsat olmam ki ksn. Eer
cehalet kafesinden kurtulursa ku zgr kalr, gnlnce uar, ykselir.
yi bir talebe olursan hayatn kaplar nnde alr. Ama evvela karar
vermen gerek. renmeye hazr msn?
Efendi, inan olsun hazrm ama anlamadm bir ey var... Ben
kimim ki? Neden yardm edersin?
Farz et ki biri de bana yardm etmiti vaktiyle. Grdm iyilii
gstermeye mecburum dedi Sinan. Dorusu bir an bile inanmadm
hayvan bakcs olduuna. Anlatmadn eyler var kanmca. Beyaz

fille yolunuz kesimi ama sen filbaz deilsin. Cihan titremeye


balad. Sesi kmad.
Haydi dinlen biraz. Sabah ola hayrola.
Sinan barakadan karken bir damla gzya dt Cihann eline.
Hayretle bakt. O ana kadar aladnn bilincinde deildi. nsan
bilmeden, hani adeta kendinden saklanarak, hzn duyabilir miydi?
Kalp alarken, akl farknda bile olmayabilir miydi?

oso

Zamanla Enderun mektepleri ismini alacak olan iola- n odalar


titizlikle dzenleniyordu. Yan sra Galata Saray, Edirne Saray ve
brahim Paa Saraynda da acemiolan odalar mevcuttu. Buradaki
renciler hi dar kmadan yatl kalyor, saraydaki okul iin
hazrlanyordu. En parlak devirme olanlar bu kurumlarda ders alr,
devlet adam olacak surette yetiirlerdi. Kelam, hadis, tefsir,
peygamberler tarihi ve Kuranm yan sra riyazi ilimler, hikmet, belagat, hitabet, edebiyat, corafya, hendese, astronomi, mantk ve Babil
Kulesinin her katma inip kabilecek kadar eitli diller renirlerdi.
Ayrca yetenek ve eilimlerine gre tezhip, ebru, iir, musiki, cilt
sanat, oymaclk, kakmaclk, deri ilemecilii, ok atma, gre, cirit,
kl kuanma, binicilik, kuyumculuk ve hat sanatnda ustalarlard.
Kimisi de inaata ve mimariye ynelirdi.
Hocalarn hepsi erkek, bazlar hadmd, Uzunca sopalan ve
falakalar vard, talebelerinin zerinde kullanmaktan hi
ekinmedikleri. Koridorlar sessiz, kurallar katyd. ren- iler
arasnda Arnavut, Yunan, Bulgar, Srp, Bonak, Ermeni kkenliler
vard. Trklerin, Krtlerin, Acemlerin ve ingenelerin oullan
devirme olarak alnmadklanndan burada yoklard.
Sinan sayesinde ders almaya balayan Cihan ilk balarda
anlatlanlan takip etmekte o kadar zorland ki defalarca ka yollar
arad. imdiye dein tatt hibir eye benzemiyordu mektep hayat.
Madem kaamyordu, atlmay bekledi. Fakat bol bol azarlansa ve
birka kez kzlck sopasnn tadna 1: aksa da atlmad. Haftalar geti.
O sene ramazan yaz sonuna denk geldi. Gnler arlat; geceler sesler

142

ve kokularla doldu tat. Dkknlar ge saatlere kadar ak kalyor,


panayrlar kuruluyor, enlikler yaplyordu. Yenieriler, ulema, eraf,
tccarlar, hatta mptelalar -geri ekserisinin kzl-kah- ve bir macun
yuttuu ve bunun midelerinde zlmesi sayesinde alkla ba
edebildikleri malumdu- herkes oru tutuyor ya da tutar gibi yapyordu.
Bayram bitti. Cihan derslerine devam etmekle birlikte endie iindeydi.
Sadrazam Lt- fi Paanm, At Meydannda olanlar yznden otay
affetmediini, diri diri derilerini yzmek iin frsat kolladn dnyordu. Oysa bilmiyordu ki, o kafasnda evhamlar retirken, bunca
ekindii Ltfi Paa, memleketin en kudretli ikinci adam, Sultan
Sleymann kz kardeiyle evli saltanat damad, etin bir nefs
snavndan gemekteydi.

Her ey Galata Kulesi yaknlarnda ad km bir hanede balad.


Orada teninin renginden dolay Pembeeker lakabyla anlan bir fahie,
mterilerden biriyle yatmay reddetti. Zira adam tanyordu. Biliyordu
ki paras var, vicdan yoktu. Kadn ters knca, adam onu fena halde
dvd. Hncn alamad, bir de aaca balayp krbalamaya kalkt. Ancak bu, stanbul kerhanelerinin kadim ahlakna aykryd.
Bir fahieyi odada, drt duvar arasnda pataklasan kimse oral olmazd
ama sokaklarda, kamuya ak alanda krbalamaya ahali karyd.
Genelevdeki herkes Pembeeker'in yardmna kotu. Mteriyi tezek
yamuruna tuttular. Kafasndan aa dk dolu kova boaltp
geldiine geleceine piman ettiler. Ne var ki adam kindard. ntikam
almaya ant iti. fkeden kprerek kadya bavurdu, ikyeti oldu.
Kad, pezevenklerin tepkisinden korktuundan bir orta yol bulup
meseleyi sessizce kapatma yanlsyd. Halbuki bu arada olay Vezir-i
Azam Ltf Paanm kulana gitmiti.
Paa zaten nicedir ahlakszln kkn kurutmaya niyet etmiti.
Umumhaneleri hepten kapatmak maksadyla, bu izbe yerlerin sapkn
sakinlerini uzaklara srgn etmeye azmetmiti. Dvlen fahie vakas
tam da bekledii frsatt. Bir kaltaa ceza verirken btn kaltaklara ve
yardaklarna ders vermi olacakt. Kadnn uzlamac kararn yok
sayd. Onun yerine kendi uygun grd cezay aklad. Fahie- nin
cinsel organ kesilecek; kadn bu vaziyette bir eein srtna ters

bindirilecek ve kafasna kz barsaklar dolanm halde sokak sokak


dolatrlacakt. Bylece onun gibilerin sonunun ne olduunu grmeyen
kalmayacakt.
Byle gaddar bir ceza ne duyulmu, ne grlmt. Vezir-i azama
yalakalk edenler, kararndan dolay onu kutlarken, evlerde analar,
baclar, velhasl kadnlar honutsuzdu. Nitekim Sultan Sleyman'n kz
kardei ah Sultan, zevcinin bu kadersiz fahieye nasl bir ceza
verdiini renince dehete dt. Bir dediinin iki edilmemesine
alkn olan hatun, vezir ile konuarak onu kararndan
dndrebileceine inand. Akam kocasnn srtndaki giysilerden ve
rtbelerden syn- laca an bekledi. Gn boyu alar ve yamaklar hani
hani almt. Gne batarken mutfaktan enfes kokular yaylyordu:
ikembe orbas, sln yahnisi, zbek pilav ve Ltfi Paann en
sevdii tatl olan cevizli baklava. ah Sultan ayet kocasnn midesini memnun ederse, fkesini de yattrabileceini
ummutu.
Yemek sonras hizmetkrlar yer sofrasn kaldrd; kar- kocann
ellerini gl suyuyla ykad; kahveleri ikram ederek ortalktan ekildi.
Konuyu amak iin o ana kadar beklemi olan ah Sultan, kendi
kendine mrldanr gibi, u zavall fahie herkesin dilinde dedi.
Vezir-i azam hibir ey demedi. Duvardaki lambadan szlen k
hzne boyuyordu her eyi.
yle korkun ekilde mi cezalandrlacak sahi? diye sordu ah
Sultan.
nsan ne ekerse onu bier dedi Ltfi Paa.
Ama haddinden sert bir ceza deil mi?
Sert mi? dedi vezir. Yoo, gayet mnasip.
Sende hi mi merhamet yok bey? diye sordu hatun; sesi titredi.
Merhamet, hak edene gsterilir.
ah Sultan hzla ayaa kalkt. Sadece onun sylemeye cret
edebilecei szler dkld azndan: Bu gece yatama gelme. Yarn
ve ertesi geceler de.
Ltfi Paann benzi att. Bu izdiva baa belayd. Ona gpta edenler
enayilik ediyordu! Padiahn kz kardeiyle evli olmak ne zordu. Hatta
lanetti. ah Sultan e alabilmek iin ka senelik hayat arkadandan ocuklarnn anasmdan- boanmak zorunda kalmt; zira padiahn

144

bacs kimsenin stne kuma gitmezdi. Buna mukabil herhangi bir


kran emaresi grm myd? Aksine. Kars yapt her eye dudak
bkyor, onu her daim aalyordu, hizmetkrlarn yannda bile.
Vezir-i azam azn atnda, bunca zaman iinde birikmi btn hrs
dile geldi bir anda. Hibir vakit dkn olmadm zaten sizin
yatanza!
Bu ne densizlik! diye bard ah Sultan. Sen kimsin ki?
Aabeyim sultan hazretlerinin kulusun!
Ltfi Paa sakaln ekitirerek birka tel kopard.
ayet cezadan vazgemeyip o kadncaza strap ektirdiini
iitirsem, yemin ediyorum seni kocalktan azlederim! ah Sultan bunu
syledikten sonra fkeden kpren kocasn yalnz brakarak hmla
odadan kt.
Esasnda biroklar gibi ah Sultan da, vezir-i azamin mahkmu son
anda affetmesini bekliyordu. Byle yaparak Ltfi Paa bir tala iki ku
vurmu olacakt. Hem kerhane ehlinin yreklerine korku salacak, hem
merhamet gstererek ahaliden hrmet toplayacakt. Ancak tam tersi
oldu. Serin bir sabah, mahkmun cezas nce ilan, sonra infaz edildi.
Fahie sokaklarda yuhalanarak dolatrld. Ayn gnn akam kadn
kan kaybndan ld. Bunu duyan ah Sultan kplere bindi. Ltfi Paa
eve geldiinde, zevcesini bir barut fs gibi onu bekler vaziyette
buldu.
Ayptr bu yaptn dedi ah Sultan, hizmetkrlarn duvarlar
arkasndan dinlediklerini bile bile. Ta kalpli bir adamsn!
Azndan kan kulan duysun, insan kocasyla byle konumaz.
Sen kendine koca m diyorsun? Kudreti ancak bahtsz kadnlara
yeten adamdan koca m olur?
Kendinden geen paa, karsn ini kapl duvara doru itti ve bir
tokat att.
Senin gibi iblisle evli kalamam diye bard ah Sultan alayarak.
Ve yle ar laflar saydrd ki, ertesi gn en kdemli dedikoducular ve
kemdiller bile utanlarndan tekrar- layamad duyduklarn.
Hiddetten ne yaptm bilmeyen Ltfi Paa bir kou gitti, bir topuz
getirdi. Bununla einin stne yrd. Annda ev ahalisi odaya dald.
nde siyah bir hadm aa, peinde halayklar, kleler, bulaklar,
aba ve yamaklar, hep beraber ah Sultana yardma kotular.
Elbirliiyle paann elle-

rini azn balayp, hanmefendinin msaadesiyle bir gzel


patakladlar.
Sultan Sleyman bavezirinin, kz kardeini topuzla dvmeye
kalktn duyunca fkeden lgna dnd. Bu, Lt- fi Paanm sonu
oldu. yle arabuk mevkiinden indirildi ve tm mal mlk elinden
alnarak Dimetokaya srgn edildi ki kimseyle vedalamaya vakti
olmad.

Hayvanat bahesinde, Cihan btn bunlan hayretler iinde dinledi.


Nasl da tepetaklak olabiliyordu hayat ve ne fena debiliyordu en
tepelere ykselenler bile. Sanki sultan olsun, seyis olsun, herkes iin
iki kavis vard hayatta. Kendi amellerimiz ve kelamlarmzla yukan
karken, yine kendi amellerimiz ve kelamlarmzla aa
yuvarlanyorduk.
Bunlan dnerek iolan odalarndan hayvanat bahesine
dnyordu. Filin kald ahra yaklanca aralk duran kapdan bir
ksrk sesi iitti. Tepeden trnaa rper- di. Ayaklann sryerek
tedirgin bir edayla yaklat; omuzlan bir arln altnda ezilmiesine
bkld. Kapdan ieri daldnda korktuu bana geldi. Kaptan
Garrethi kendisini beklerken buldu.
Bak sen, kimler gelmi! dedi Delibozuk Reis. Ne o, arm bir
halin var? Deryadan dndm. Uzun bir seferden. Neler geldi bamza.
Geberiyorduk az kalsn. Geleyim de bir bakaym benim kk hrsz ne
lemde dedim. zlemitir beni herhalde.
Cihan, sesi korkusunu ele verir diye bir ey demedi. Adamn
nefesindeki iki kokusunu alabiliyordu.
Kaptan gzlerini kst. Konusana ulan. Dilin mi tutuldu? Hayalet
grm gibisin.
Ben seni vebada ld bilirdim de dedi Cihan.
Tam on adamm hastalk ald. Sekizi atmada gitti.
Ama veba sakalmn teline demedi. Niye sordun? Sevinmedin mi
grdne?
Ta... tabii sevindim diye kekeledi Cihan.
Ka zamandr buradasn. Hadi gster, ne aldn. ittim ki sultann

146

kz seni kollarm. Sohbet edermisiniz. Aferin, gzme girdin valla.


Cihan irkildi. Kimden duymutu acaba bahedeki bulumalar? Etraf
casus doluydu. Efendi, fazla ey alamadm, kolay deil. Her yerde
muhafz var. Bir iki ufak tefek alabildim sadece.
Oyun oynama, beter ederim! Delibozuk Reisin sesi ykseldi; yz
kpkrmz kesildi. Al zemin stnde yara izi daha belirgindi imdi.
Cihan arnaar gidip zulasnda sakladklarn getirdi. Venedik
sefirinden yrtt safir broa derhal el koydu kaptan. Geri kalanna
kmseyerek bakt. Bu mu lan? Topu topu bu kadar m? Sen beni
aptal m sandn? Dnk ocuk muyum?
Vallahi billahi dorujn sy...
Hzla atld adam. Hanerini kard gibi Cihanm boazna dayad.
Bana bak, yalanclar sevmem. Bana ihanet edeni hi sevmem. Bir ey
syle yoksa derini yzerim. Hanerin sivri ucu etine batarken Cihan
yutkundu. Efendi, dur... haberlerim var. Sermimar ile almaya
baladm. Ee, yani?
Sultan iin camiler yapacaz. ok para var. Hem de ok. Metal
bir para gevedi. Kaptan Garreth olana ilk defa gryormuasna
bakt. t bakalm!
Demem o ki padiah bu ie ok nem verir. Efendi bi dn, bu
sultan taa tahtaya, mcevherden bile fazla der.
Bir an duraklad kaptan, iyi tamam diye homurdand. Saraydan
alamadn, inaattan arakla o zaman. Bana bak, bu son ansn.
Tamam efendi.
Gemide tayfalarn elinden seni ben kurtardm, iyiliimi ske ske
geri alrm.
Yemin billah, bu sefer kotaracam. Sinann inaatlarnda yolumu
bulurum gayn. Az buuk zaman ver, hele bir gvensin sermimar
bana... dedi Cihan ve iin kts o an, sylediklerine kendi de inand.

Bir bela musallat oldu memlekete. Su toplayan kabarcklar, kusma,


ate, lm, iblisin tkr diyorlard o kzl beneklere. Birka gnde
gtryordu insan; niceleri telef oldu. lenler arasnda Sleyman ile
Hrremin gzbebei, Manisa sarayndaki yirmi iki yanda oullan

ehzade Mehmed de vard.


Periand sultan. Srtnda kaba uhadan kyafetlerle inzivaya ekildi;
kendini ibadete verdi. stanbul da onunla birlikte mateme girdi.
Lambalar ksld, sesler alald. Dkknlar erkenden kapand;
Katolikler ergenlik ayinlerini, Yahu- diler Bar Mitzvalarn,
Mslmanlar snnetlerini erteledi. Kimse evlenmedi o ay; patanlar
gayesiz, dnlerden geinen algclar ekmeksiz kald. Keder
uyandnlmama- s gereken bir bebekmi gibi, sessizce geti balk
tekneleri Saraybumundan. Kahvehanelerde meddahlarn, hanlarda
ozanlarn, sokaklarda bezirgnlarn, namelerle yatp namelerle
kalkan klarn sesleri kesildi. Sessizlie halel getiren tek ey
dinmeyen yamurdu. Gren, semann gzya dktn sanrd, ite
byle bir gnde sultan ilk defa beyaz fili ziyaret etti.
Yanaklar kk, benzi san, omuzlan dkt. Cihanm At
Meydannda selamlad heybetli adamdan o kadar farklyd ki,
arkasnda muhafzlar olmasa onu neredeyse tanmayacakt. Apar topar
eildi.
Bildim seni, hatrladm dedi Sultan Sleyman.
O berbat gnn hatrasyla yanaklan kzard Cihanm.
Omzun nasl oldu?
yileti hnkrm.
Bana u mahluktan bahset bakalm. Ne yer, ne ier? Huylan
nasldr?
Cihan, sultann ihtiyacmn bilgiden ziyade kederini unutturacak bir
avuntu olduunu hissetti. Balad geliigzel anlatmaya. otanm
amuru, suyu, yemeyi ne kadar sevdiinden bahsetti. Hortumun
nemini anlatt. Erkeklerin aksine diiler yirmi yalanna gelince
bymeleri duruyordu. Oysa bir erkek filin boyu alt arn, arl
120 kantan aabiliyordu, insanlar nasl sa veya sol ellerini daha iyi
kullanyorlarsa filler de sa veya sol dilerini tercih ediyorlard. ota
solakt.
Ne ihtiaml hayvan ama kuyruu pek uyduruk diye mrldand
padiah, kendi kendine konuur gibi. Allah bize kudretlilerin bile
zayf yanlan olduunu hatrlatmak istemi.
Ne diyeceini bilemedi Cihan. Neyse ki sultan bir yorum
beklemeden devam etti: Sermimarn dediine gre fil inaatlarda

148

faydal olurmu.
Evet efendim. alkandr ota.
O halde hazr ol. Yaknda mahluku tekrar ie koacaksn.
Sultann ne demek istediini sonradan anlayacakt Cihan. Padiah,
vefat eden olu iin bir cami ykseltmesini buyurmutu Sinana.
Bugnden yarna ne olaca belirsiz bu glgeler leminde ehzadenin
hatras yekpare mermerle sabit- lenecekti. Bylece, eyll aynn
yedinci gnnde -Mneccim Takiyeddin tarafndan tespit edilen en
hayrl vakit- Cihan ve ota kendilerini ehzade Camiinin yapmnda
buldu, ilk kazmann topraa vuruluunu seyrettiler. Krk koyun, krk
ko kurban edildi; kanlar drt keye serpildi, etleri devasa kazanlarda
piirilerek fakir fukaraya ve czamllara datld. Cihan, koca sar ve
dkml kaftanyla Ebussuud Efendiyi grd kalabaln iinde.
eyhlislam olmutu. r- perdi. Mecnun eyhi hatrlad.
Unutmamt.
Sonra hepsi gitti: sultan, divan azalan, seyirciler. Sadece ameleler
kald. Yzlercesi. Cihan iki eit ii olduunu fark etti birinciler,
insann gznn iine bakmayanlar; kinciler, ara sra bakanlar. lk
kme krek mahkmlanyd. Ayaklarndan prangalanm, badireler
atlatm, krba zoruyla boyun edirilmilerdi. Bir vakitler denizci,
kyl, hekim ya da hoca olan bu adamlarn hayatlan aniden bitmiti; u
yaadk- lan bir rya myd, yoksa mazi miydi hayal olan, kendileri bile
bilmiyordu artk. Kuru pide ve yavan orbayla doyurduklar kannlanyla
sabahtan akama kadar kazma krek sallayarak Mslman mabetleri
ina eden Hristiyan esirlerdi bunlar. Bir de Cihan gibi kendi rzalaryla
gelenler vard. Onlara gnde iki ake veriliyor, nlerine daha leziz
yemekler konuyor, daha iyi muamele ediliyordu. Duvarclar,
kazmaclar, dlgerler, doramaclar, demirciler, kuruncular, camclar,
hamallar, atl hamallar, krklar, naklar, altn yaldzclar, pirin
telciler... hepsinin kendi loncas vard. Her masraf bir ktip tarafndan
kaydediliyor ve bina emini tarafndan denetleniyordu.
Ne yana dnse telal bir faaliyet grd Cihan. elik makaralar,
bocurgatlar, arklar, palamarlar... Sinan daha evvelden dev bir ember
yaptrmt. Ameleler kme kme bu dolabn iine giriyor, kh yryp
kh koarak en ar talan kaldran ark dndryorlard. Cihan, inaat
sahalan ile gemi gverteleri arasnda benzerlikler buldu, ikisinde de en

ufak hata herkese mal oluyordu. Gerek bina ina ederken, gerek sefer
halindeyken, yanmdakini kollamay reniyordu insan; kuvvetli bir
beraberlik hissi, bir nevi kardelik douyordu. Yol alabilmek iin
ahenkle almak artt. Kimse kimseyi sevmeye mecbur deildi. Ama
herkes herkesi saymak zorundayd.
Kazdka topran altndan ok ey kyordu: dehlizler, sarnlar,
testiler, sandklar, kemikler, kurukafalar... stanbul'un altnda bir
stanbul daha vard, kefedilmeyi bekleyen.
Amelelerin batl itikat hususunda denizcilerden geri kalr yan
yoktu. ivi akarken slk almaz, uursuz kelime sarf etmezlerdi.
Bunlar eytana davetiye karmak demekti - ki bir kez olsun davete
icabet etmedii grlmemiti. ayet eytan ivinin duvar deldii anda
gelirse ayak izi binaya ilenirdi. Hem de ebediyen. Bunlara inananlar
sadece Msl- manlar deildi. Hristiyanlar ve Yahudiler de ayn
kamdayd. Nazar demesin diye, en yksek tan zerine tuz serperlerdi. naatn hibir safhasnda kzl sal, mavi gzl veya tavandudakl birinin olmasn istemezlerdi. Bir keresinde salar alev
rengi bir duvar ustas kagelmiti. Sinan bile kur- taramamt
adamcaz dan atlmaktan.
Kimi mahlukattan holanmyorlard: kurbaalar, domuzlar, varsa
bacakl keiler. Kimilerini dert etmiyorlard: ylanlar, akrepler,
yanlar, krkayaklar, solucanlar. afiler hari, ameleler etrafta kpek
olmasndan memnundu. Peygamberi kurtardklar iin ba tac edilirdi
rmcekler. Cihanm ansna, uurlu saydklar bir dier hayvan da
fildi. Tabiatta olan biten her eye alamet diye bakyorlard. Her geen
kua, kazmalarn arpt her aa kkne dikkat ediyor, yerde gkte
emareler gryorlard. ayet havada garip bir koku varsa bililerinin
by hazrladndan pheleniyorlard. Gnlller derhal mntkay
taryor, byclkle itham ettikleri bir dilenci veya acuzeyi tutup
getiriyorlard. Sinan her seferinde mdahil olup zavalllar
brakmalarn emrediyordu.
naat sahasnda bbrlenmek ho karlanmazd. Senalar
yutulmalyd; methiye dzmek onlara dmezdi. nsan yaptklarn
sayp dkmemeli, her daim inallah demeliydi, nk Allah her eye
kadirdi. Ne vakit bilileri meydanlarda aslsa, baz iiler gidip
daraacndan paralar keser, bunlardan muska yapard. Cihanm akl

150

almyordu. Bir adamn acs bir bakasna nasl hayr getirebilirdi?


Ustabalardan biri Lbnan dalarndan Hristiyan bir Arapt. Ad
Karl Gabrieldi. Salar, kalan, kirpikleri bembeyazd. Gzleri
gnete tavan gz gibi pembeye dnerdi. Bazen ie yeni balayan
biri, uursuzluk getireceinden korkup onunla almay reddederdi.
Sinan o vakit araya girer, onun memleketin en iyi zanaatkrlanndan
olduunu syler, kefil olurdu. Yatrd ortalk.
Karl Gabriel sokaklarda rahat dolaamazd. Anneler haylaz
evlatlarna onu gsterir; hamile kadnlar, bebekleri ona benzemesin
diye yere tkrr; ocuklar bararak peine derdi, kh meraktan kh
zalimlikten. te bu adam, Gabriel, aralarnda en fazla batl itikad
oland. Hibir amelenin alet edevat sol eliyle kavramasna izin
vermezdi. Solaklar dahil. Her sabah inaata girenleri tek tek sayar,
krkncya tekmil peygamberlerin adlarn syletirdi. Tepelerinde dnen
bir kartal veya akbaba grecek olsa, derhal ii brakp dua etmeye
balard.
Cihan zamanla Sinann da kendince itikatlar olduunu fark etti.
Boynundan hi karmad bir tlsm vard. Deriden yaplm i ie iki
daireden mteekkildi; biri ak, dieri koyu. Yeni bir inaata
balamadan evvel gn oru tutard. Bitirirken, bina ne kadar
grkemli olursa olsun geride muhakkak bir kusur brakrd - ya ters
denmi bir ini, ya ba- aa bir ta veya kenar krk bir mermer.
Hata orada, avamn algsndan uzak ama bilen gzlere ayan dururdu.
Zira mkemmellik Allaha mahsustu.
Beyaz fil halatlara aslarak, kalas, kereste, ta tayarak yardm
ediyordu. otayla Cihan her sabah saraydan kp yenieri klas
yaknlarndaki inaat sahasna geliyor, akam vakti yine ayn yoldan
dnyorlard. Bata ocuklar olmak zere, ahali yol kenarna dizilerek
onlarn gemesini bekliyordu. Filin bast topran ifal olduuna
inanp arkalarndan toprak topluyordu kimileri.
Sinann ra vard. Birincisi Nikolayd; ince yapl, buday
tenli bir Anadolu ocuuydu; kkken geirdii bir hastalk yznden
topallard. Bir binaya bakar, gzlerini kapatr ve tafsilatyla
resmedebilirdi. Evvela ailesinden, sonra Rum mektebinden salam bir
temel almt. Hafzas mthiti. Uzun boylu ve topluca olan kincisi,
ran hududu yaknlarnda bir kyde domu, ana-babas ekyalarca

katledilince dedesinin yannda bymt. Bir tesadf eseri Sinan tarafndan kefedilmi, eitilmiti. Ad Davuddu; bak gibi keskin bir
zeks vard. Varl hemen hissedilir, szne itibar edilirdi. ncs
ise Yusuf adnda bir dilsizdi; bu delikanl hesaplara o kadar vkft ki
Sinan btn lleri bir de ona tefti ettirirdi. ri, yeil gzleri vard;
kseydi. ocukken geirdii kazadan tr elleri feci yanmt; srekli
eldiven takard. Sinandan korkmasalar Yusuf a sataacak tipler vard
ameleler arasnda. Bunu bildiinden, dilsiz olan yerden kaldrmazd
gzlerini.
Cihan her frsatta svp bu ran yanma gelir, i- zimlerine
bakard. Hayvanat bahesine dndnde grdklerini aynen taklit
eder, kile veya slak kuma yahut yrte- bildiyse tireye, kda
resmederdi. Bir yan ok alp bir gn onlar gibi olmak istiyor, bir
yan inaat sahasn sadece hrszlk mekn olarak gryordu. Henz
bilmese de iinde mevcut olan bu iki zt eilim er ya da ge
kapacakt.

OSBO
Ocak ayyla beraber ac souklar balad. Saaklardan sarkan
buzkandillerinin tehlikeli bir gzellii vard. Fazla kar almayan
stanbul bu sefer beyaz bir battaniyenin altna kv- nlp uyumutu,
inaat buna ramen devam ediyordu. Krek mahkmlar ayaklarna ul
aput sarmt. Paavralar arasndan, iltihaplanp imi parmak ulan
grnyordu.
Bir sabah fille bakcs, yine mutat saatte saraydan kt. Yolun
yarsna vardklan srada bir kpek koarak yanlarna geldi; onlara bir
ey anlatmak ister gibi delice havlyordu.
Gidip bakalm ne ister! dedi Cihan, filin ensesinde oturduu
yerden.
Kpein peine takldlar. Hayvan, arzu ettii alakay bulmaktan
memnun, kuyruunu sallaya sallaya sahile doru seirtti. Az tede su
ierilere girerek ufak bir koy oluturmutu. Kenarlan buz tutmutu. Fil
sratlendi.
Hey, yava ol!

152

Cihann szn bitirmesine frsat kalmadan ota buzu krd,


karnna kadar sulara gmld. Birka arn ileride, suyun iinde bir
ceset vard. Teni morarmt, dalgalar sala- nm taryordu. Kyafetine
ve boynundaki mcevhere baklrsa zengin bir evden geliyordu. Belki
de saraydand.
Cihan file yaklamasn emretti; kolyeyi gzne kestirmiti. unu
Delibozuk Reise verip herifin enesini kapasa ne iyi olurdu. ota biraz
daha yrd. Sonra pat diye durdu. Fil- baz ne dese fayda etmedi.
Hayvan ileriye gitmedii gibi, geriye de dnemiyordu. Filin srtnda,
buz gibi sularda, cesede bakmamaya alp gene de bakarak, imdat
diye barmaya balad Cihan. Neyse ki az sonra bir eein ektii bir
araba zuhur etti. zerinde be ingene vard. Durup sessizce seyrettiler
bu tuhaf sahneyi.
Yardm etsek mi Balaban? diye sordu adamlardan biri, uzun boylu
olana.
Evvela kza. Sonra mahlukla delikanlya oldu cevap.
Salak msnz? diye feryat etti Cihan. Kz l zaten. Bizi
kurtarn.
Balaban adl adam, arabann stnde usulca ayaa kalkt. Yz
keskin hatlyd, teni yankt; defalarca krlm olan burnu yamuktu;
sa bir mnzevininki kadar uzundu ve yar ak aznda altn kaplama
bir di grnyordu. Serpuuna takl rengrenk ku tyleriyle hem
zrdeli, hem cezbedici bir hali vard; kendi de bunun farkndayd.
Benimle bir daha byle konu, o dilini keser, balk pazarndaki
kedilere yediririm dedi.
Cihan hemen sustu. ingenelerin iki kement yapn seyretti. Fili
hortumundan, cesedi de bileinden yakaladlar ve ikisini birden kyya
ektiler. Karaya vardklarnda rahat bir nefes alarak aaya atlad
filbaz.
Valla canmz kurtardnz. Sa olun efendiler dedi Cihan. Ne
demeye girdin ki suya? dedi Balaban, bir cevap beklemeden. Sonra
otay iaret etti kafasyla. Bunlar iyi mahluklar. Bizde de diisi
var.
Kulaklarna inanamad Cihan. Fil mi beslersiniz?
He ya. Seninkinin rengi bi tuhafm dedi Balaban gzlerini

ksarak.
O arada Cihanm baklar arkadaki adamlara takld. Boynundaki
gerdanl alm, cariyeyi yeniden suya brakyorlard. ly ne
yapyorsunuz? diye isyan etti. Mezarla g- trsenize. Usulnce
gmlsn zavall.
Balaban ac ac glmsedi. Bir avu ingene yanlarnda bir cesetle
kagelince, sanyor musun bize teekkr ederler? Derler ki, siz
yaptnz. Zindana atlrz. Burada braksak kpekler paralar, yazk. Su
daha emin onun iin. Bir an durdu. ayet gerdanlksa akln
kurcalayan, o da zahmetimizin karldr. Hem kzcazn ihtiyac
yok artk.
Acaba ldrlm m? diye sordu Cihan sesini alaltarak. Kim
yapm olabilir?
Balaban, Cihan taklit ederek sesini fsltya evirdi. O dilini
kessem senin iin daha hayrl olurmu dedi. Benden sana nasihat,
cevabn tayamayacan sorular sorma. Git,
mahlukla ilgilen. Souk alm bak, donuyor.
Ne? Cihan, otaya dnd. Hayvann derisi buz tabakasyla
kaplanm, rengi rktc bir pembeye kesmiti. Koca fil zangr zangr
titriyordu.
O esnada ingeneler yeniden yola koyulmak zereydi. Cihan
pelerinden kotu. Nolur gitmeyin, aalar. Ne yapmak lazm
bilmiyorum.
Tek are var dedi Balaban. Rak.
Nereden bulunur ki?
Kolay deil. Limni Adasndan gelir. Mahluk byk. Bir f gerek,
en az.
Cihan yalvar yakar oldu. Aman efendiler. Alelade bir hayvan deil
bu. Sultammzndr. Bulun u raky.
ingeneler aralarnda bakt. Kim deyecek?
Sermimar Sinan dedi Cihan, sylediinin gerek olmasn umarak.
ok gemeden bir f rak getirildi. Bir yerlerden alnmt
muhtemelen, sormad Cihan. kiyi suyla kartrp otann
hortumunu iine soktular. Fil, ilk yudumda grltyle geirdi. Ama
lezzetini beenmi olacak ki imeye devam etti. Giderek derisinin rengi
deiti, gzlerindeki ifade de.

154

Takriben bir saat sonra inaat sahasna vardlar; Cihan, otanm


ensesinde oturuyordu, ingeneler eek arabalaryla pelerinden
geliyordu.
Nerede kaldn? diye sordu Sinan.
Yolda bir kaza geldi bamza. Bunlar bizi kurtard dedi Cihan.
Sinan ingeneleri selamlad. otaya doru bir adm atmasyla
gzlerinin bymesi bir oldu. Filin dz yryemediini fark etmiti.
Mahluk iyi mi? Sarho mu bu hayvan?
Cihan sebebini anlatnca Sinan babacan bir edayla tatl- sert bakt.
ingenelere para verip yardmlar iin teekkr etti. Sonra Cihana
dnd. Sarho fille cami ina edemem.
Erkence gidin bugn, ota aylmadan da gelmeyin.
Peki usta dedi Cihan, boaz kurumutu. Kzdn m bana?
Sinann yz yumuad. Kzdm evet. Hayata tutunmann bir
yolunu buluyorsun hep. Takdire ayan. Fakat senin u merakn ne
yapacaz bilmem. Bak gene meraktan geldi bunlar bana. Sana bela
olur diye endielenirim.
Gld Cihan. Annesi ya da ablas gibi konumutu Sinan. Derken
ustas hi beklemedii bir ey syledi. Tedrisini hzlandrmamz
gerek.
Nasl?
Eh, kafan iyice megul edelim ki yanl yerlere kaymasn.
Mektepteki derslere devam et. Artakalan vakitte Yusuf ile riyaziyyat,
Davud ile hendese, Nikola ile resim alacaksn. raklarmn ra
olacaksn. Yeterince emek verirsen bir gn sen de onlarn arasna
katlrsn.
Cihan hem kayglanm, hem duygulanmt. Ustasnn eline sarld.
Allah raz olsun, efendim. yle...
Lafn tamamlayamad. Kulaklar sar eden bir gmbrt birden
havay yrtt. ingeneler dahil herkes sesin geldii tarafa kotu. skele,
olduu gibi yklm, mucize eseri kimse zarar grmemiti.
Allah Allah... Nazar m var stmzde nedir? dedi Cihan
titreyerek. Kaza stne kaza!
Bir ksrk sesi geldi arkadan. Dnp baktklarnda eriba

Balaban grdler. Elinde kopuk bir halat tutuyordu. Suratnda


dnceli bir ifade vard. Kaza dersiniz amma yle durmuyor.
Sevabna haber vereyim dedim. Birisi bunu tezghlam. Benden
sylemesi.
Ne diyorsun eriba? dedi Sinan.
Vallahi ben demiyorum, hakikat ortada diye cevaplad Balaban.
Bak efendi, birisi enmemi, halatlar tek tek kesmi. Kaza deil,
olsa olsa tuzak denir buna.
Kereste kt ve kymetli olduundan iskelelerini, aadan yukarya
tahtalarla kmak yerine, iplerle tutturarak yukardan asarlard. pler
kopunca her ey aa inmiti.
Kim niye byle bir fenalk yapsn? dedi Sinan.
Gld Balaban. lahi efendi. eytana bahane mi yok? blis
buraya uramaz dedi Sinan. Btn iiler canla bala alyor.
Kalle ile karde yakn kelime. nsana ihanet, beklemedii yerden
gelir dedi Balaban. Bana sorarsan aranzda bir hain olabilir efendi.
Gene de dikkat edin derim.

OSlfO
Sulu hibir zaman bulunamad ve hadise bir mddet sonra
kendiliinden unutuldu. olan odalarndan hayvanat bahesine,
hayvanat bahesinden inaat sahalarna gidip geliyordu Cihan. Anlad
ki Sinann emrinde almak demek, ha bire didinmek demekti. Pe
pee verdii fetvalarla eyhlislam Ebussuud Efendi memleketin her
yerinde daha ok mescit yaplmasn, cemaatle beraber namaz
klmayanlarn iddetle cezalandrlacan, emirlere srarla uymayanlarn ise katledilmesi mstahak imanszlar saylacan buyurmutu.
Kadlar be vakit namaz klmayanlar serte uyaryor, ky ve ehirlerde
her erkek cuma namazna gitmeye tevik ediliyordu. Bylece cami
says da, camiye giden says da katlandndan, Sinan ve raklarnn
omzundaki yk misliyle artmt.
ehzade Camiini bitirdikten sonra hi mola vermeden yenilerine
baladlar. Cihan henz inaatlardan para pul a- ramamt. Her ey

156

gayet sk denetleniyor ve her masraf en ince ayrntsna kadar


kaydediliyordu. Ama alkanl, kvrak zeksyla beklenenden tez
zamanda Sinann raklar arasna katlmay baard. Hem Kaptan
Garreth, hem kendisi iin hrszlk yapmann yollarn arar, vey
babasn cezalandrmann hayalini kurarken, farknda bile olmadan
hzla dalmt mimarlarn dnyasna.
Bu arada Mihrimah gremedii gibi ondan haber de alamyordu.
Ne tuhaftr ki yokluunda daha da nem kazand kz gnlnde.
Yreini bir mendil gibi zenle katlad, iine beraber geirdikleri tm
o gzel leden sonralar saklad. ektii hasreti bir tek otaya
anlatt. Fil ok bymt; saraya gelen o sevimli yavrudan eser
kalmamt. Glgesinden iriydi maallah itah. Sarayn kaplarna
zorlukla sdndan her an Fildamna gnderilmeyi bekliyordu Cihan.
Ama birileri ya onu ya da fili kayryor olmalyd ki hl bu- radalard.
Yaz mevsimi gelince Sinan ile raklar o gne kadar- ki en byk
inaatlarnda almaya balad: Sleymaniye. Sultanm kendi adna
yaptraca bu cami ismini ebediyete tayacakt. Mneccim
Takiyeddin zayiesine danarak ve eski eserleri inceleyerek bu cami
iin en hayrl tarihin Aslan burcunun 22. derecesi olduuna
hkmetmi, bunu risalesinde arz etmiti. Aslan burcu oynak deil,
sabit; kararsz deil, sebatkr; uan deil, gvenilirdi.
Sinan, ilk ta nereye dikeceine karar vermeden evvel, kasaplara
inek ve koyun leleri smarlad. Bunlar demir halkalara aslarak eitli
yerlerde rmeye brakld. Sinan birka gnde bir gidip etlerin
vaziyetine bakyordu. Bozulma nerede daha hzlysa orada rutubet
fazla demekti. Gveler nasl kumalan yiyorsa, rutubet de binalan yle
kemirdiinden buralardan uzak duruyordu mimarba. Havann kuru,
zeminin depreme dayankl olduu yerleri seiyordu. Bunla- n padiah
ile paylat. Nihayetinde en uygun tepe belirlendi. Cami, tpk adn
tad hkmdar gibi, tm ehre hkim olacakt.

r
t

Her malzeme ihtimamla seildi. Kurun ve demir Srp ve Bosna


ellerinden, keresteler Varnadan getirildi. Beyaz mermerler Marmara
Adasndand. Mermerlerin kalan Arap diyarlarndan, vaktiyle Hazreti
Sleymann saraynn kurulduu beldeden gelmiti; yzeyleri hl
Seba Melikesinin gzelliini yanstyordu. Dev stunlardan biri,
Gne lahnm ehri, Baalbektendi. Tpk kendisinden evvel
lustinianosun yapt gibi Sleyman da Byk skenderin stunlarn
kullanyordu. mparatorie Theodorann hayaletini huzursuz etmek
pahasna, tam on yedi stun getirilmiti At Meydanndan.
bin yz kiiydiler. Neredeyse yars Hristiyan, az bir ksm
Yahudi, gerisi Mslmand. Duvarclar, kazclar, bkclar, dlgerler,
kireiler, hamallar, atl hamallar, demirciler... Sinan, her taifenin
bana bir ustaba tayin etmiti. Gene de her eyin yolunda gittiinden
emin olmak iin sk sk btn sahay bir batan bir baa kat ederdi.
Msaade edin, ota sizi dolatrsn dedi Cihan bir gn
dayanamayp. Nereye isterseniz gtrr.
Mahlukun stne mi trmanaym yani? diye sordu Sinan. Houna
gitmi gibiydi bu fikir.
Cihan mahfeyi otamn stne koyduunda ksa bir tereddt geirse
de teklifi reddetmedi Sinan. Yola kmadan nce filbaz file alak sesle
tembihledi: Aman nazik ol. Sakn sarsma ustay.
O andan itibaren beyaz fil ile mimarba, her gn sahay beraber
dolatlar. Onlar gren ameleler gayriihtiyari glmsyordu. Herkes
ok alyordu. Fakat stanbul, asla tatmin olmayan, devaml arkadan
konuan binlerce kem azdan mteekkildi. yle fena eyler
diyorlard ki Sinan aleyhinde. Onda bu kadar azametli bir yapy
bitirecek istidat yoktur, dediler. Derken onu kendi evini geniletmek
amacyla inaattan tahta ve mermer almakla itham ettiler. D

pedz hrsz olduunu sylediler. Ardndan, Hristiyan doduu,


yirmi birine kadar byle bytld ve ocukken vaftiz edilmi
olduu iin devasa bir cami-i erif yapmak ona dmez; yapsa da
kubbesi bana yklr, dediler.
Bu laflar Cihann kulana geliyor, yreini burkuyordu. Ustasn
korumak istiyordu. Ka kere, sra sra sokaklara doru avaz kt
kadar barmak, insanlara dillerini tutmalarn sylemek gelmiti
iinden. Her afak vakti yataktan, rzgrn dedikodular dataca
midiyle kalkyor, her gece yataa yeni ithamlarn arl altnda
ezilmi olarak giriyordu. Ama en beteri bu gybet dalgasnn padiaha
ulam olmasyd.

Bir ikindi vakti sultan ziyarete geldi. Cihan nal seslerini iitir
iitmez anlad dedikodularn hkmdar etkilemi olduunu. ii
durdurdular - esirler, ameleler ve hayvanlar bekledi. Tokmaklar,
testereler, baltalar ve nacaklarn patrts sona erdi. Sultan, sessizliin
iine srd atn. Yular elinde, aygrnn tepesinden sert sert bakt.
Mtevaz bir giysi vard srtnda - saf ipekten, gz kamatrc
kaftanlar terk etmiti. ilerleyen ya ve nikris hastal yznden huyu
suyu deimiti. arab hepten brakm, zevku sefadan vazgemi,
sarayda kalan mzik aletlerinin yaklmasn emretmiti. Yemeklerini
gm kaplar yerine toprak kaplarda yemeye balamt. Kendi mey
imedii gibi baka kimsenin de tketmesini istemediinden,
meyhaneler, araphaneler, esrarhaneler kapatlm; divan kararyla,
boza dahil her nevi mayal iki yasaklanmt. Bu yeni Sleymandan
rkyordu Cihan. Sinan hemen eildi. eref verdiniz sultanm.
Hakknda iittiklerimin asl var m? Cevap ver abuk! evketli
sultanm u garip Sinan kulu hakknda neler iittiklerini ltfedip syler
mi? dedi sermimar.
Ssle psle uraarak kymetli vakitleri harcarmsn, doru mu?
Sizi temin ederim ki zat- linizin camiinin ne ii, ne d iin hibir
zahmetten kanmyorum. Benim gayem, en ince iilikle...
Kfi! diye araya girdi sultan. Sslemede gzm yok. Akllysan

senin de olmaz. Bu ii bir an evvel bitirmeni emrediyorum. Bir gn


dahi gecikme! Kubbeyi grmek istiyorum, tezyinleri deil.
raklarnn ve iilerinin nnde azarlanan Sinan gene de sakin
konumay baard. Sultanm, kubbeyle tezyini birbirinden
ayramayz. Biz...
Mimar efendi! Dilin pek uzun! Atam Mehmed Hann ustasnn
akbetinden haberin yok galiba. Ad da seninkiyle aynyd. Tesadf m
dersin?
Sinann benzi att. Huysuz bir ocua laf anlatr gibi dikkatle cevap
verdi: Rahmetli mimann hazin sonundan haberdarm.
O halde vazifesini laykyla yapmayanlar ne cezalar bekler,
biliyorsun. Maazallah sen de onlardan olma! Yazk olur sana.
Padiah gidince yeniden ie koyuldular ama hevesleri krlmt.
Herkes tedirgindi. ayet hnkr memnun edemeyeceklerse ne kymeti
vard harl harl almann? Sonunda takdir grmeyeceklerse neden
insanst bir gayretle abalyorlard ki?
Sonraki gnlerde Sinan ile konumak iin frsat kollad Cihan.
Nihayet yanaabildi ustasnn yanma. Etrafnda kt tabakalar, srt
kamburlam, izim yapyordu. Onu grnce yorgun bir tebessm
belirdi Sinann yznde. Derslerin nasl gidiyor Hintli?
nallah yznz kara karmam.
karmayacandan eminim.

160

Evvelki gn sultan bir mimardan bahsetti. Ad seninkiyle aynym.


Ne oldu ki ona?
Ha, Atik Sinan...
Bir sre susup kald Sinan. Ama neticede anlatt hikyeyi. Atik
Sinan, Fatih Sultan Mehmed Hann sermimanyd. Titiz ve mahirdi;
kendini iine adamt. Hkmdar iin bir cami ina etmeye balayana
kadar her ey yolundayd. Fatih istiyordu ki kendi camii o gne dein
yaplm ibadethanelerden daha heybetli olsun, Ayasofyay bile
glgede braksn. Srf bunun iin upuzun direkler getirtmiti.
Mimarnn bu stunlar ksalttn duyunca fkelenmiti, hem de nasl.
Bunda bir kast olduuna inanmt. Sermimar, hibir art niyet olmadn dili dndnce anlatmaya almt. stanbul, zelzele ehridir
hnkrm, tek gayem camiyi salam klmaktr demiti. Fatih bu
cevab beenmemiti. Atik Sinan hapse attrlm, orada onlarca
gardiyan tarafndan dvlm ve elleri kesilmiti. Merak eden gidip
kitabesinde okuyabilirdi. Bu usta zanaatkr, bu bilgili ve duygulu
adam, deniz kenarnda bir zindanda, yapayalnz ve aclar iinde bu fani
dnyadan ayrlmt. Srf sultann direklerini azck ksaltt diye...
Cihanm duda titredi. Demek topunun hayat pamuk ipliine
balyd. Mimariye balarken bunun tehlikeli bir zanaat olduunu
dnmemiti. Saraya ilk geldii gn grd kesik balar hatrlad.
Sultann iki duda arasndayd akbetleri. istese ta yanl koydunuz
diye hepsini daraac- na gnderebilirdi. Byle korku iinde insan nasl
alabilirdi? Korkunun olduu yerde sanat nasl yeerebilirdi?
Sinan elini rann omzuna koydu. Dnme bunlar. Dnrsen
iini yapamazsn. Unutma, kabiliyet, Allah'n bahettii bir hediyedir.
Biz hediyeye layk olmak iin didiniriz. Gerisine kafa yormayz.
Ama ustam, korkmuyor musun...
Sultann gazabndan korkulmaz m? Elbette ben de senin
kadar korkuyorum. Fakat abalamamn sebebi bu deil. ayet mkfat
yahut ceza ihtimali olmasa daha m az alrdm? Sanmam. Ben ilahi
bir armaana hrmeten alyorum. Her zanaatkr, her sanat
Tannyla bir mukavele imzalar. Suratn buruturdu Cihan. Nasl
yani?
Sana bir sr vereyim dedi Sinan. ster kk ister byk, ister
selatin cami, ister basit bir mahalle emesi olsun, yaptn her binann
altnda, farz et ki kinatn kalbi atmakta. Sen Arzn Merkezinin stne

ina ediyorsun. yle dn. O zaman daha zenle, efkatle alrsn.


Cihanm kafas karmt. O nasl bir yer usta?
Lakn Sinan cevap veremeden Karl Gabriel koarak geldi;
bembeyaz salarnn evreledii yz kl rengiydi. Mahvolduk, bittik.
Felaket bu. Teslimat...
Haftalardr skenderiyeden bir sevkiyat bekliyorlard. Srf bu
sebepten inaat yavalamt. Nihayet gemi bugn gelmiti ama
smarlanan mallarn hibiri yoktu iinde. Frtnaya yakalandklarn,
ykn yarsn denize atmak zorunda kaldklarn anlatyordu kaptan.
Kimse bu masala inanmamt ama elden bir ey gelmiyordu. Saraynda
sultan her geen gn daha da hiddetleniyor, yap geciktike gecikiyor,
ehirde Sinan aleyhine dedikodu ve iftira kazanlar kaynyordu. Bu
arada Sleymaniye Camiinin mermerleri denizin dibinde balklara
kk olmu, ylece yatyordu.

Sinan ara sra raklarn beklenmedik ilere koard - pazardan


mrekkep almaktan tutun da bir kilise harabesini grmeye ve neden
kimi ksmlar rrken kimilerinin ayakta kalm olduunu izah
etmeye; hangi tr topran solucan kaynadn lmek iin tepelerde
kaz yapmaktan, btn gn ney imalatlaryla geirip o basit aletten
nasl byle muazzam bir ses ktm anlamaya kadar her devi en iyi
ekilde yapmalar gerekiyordu. Gene de raklar kendi grevleriyle
dierlerininkini karlatrr, birbirlerini kskanrd. Henz bu seferlere
gnderilmediinden Cihan ekimenin dnda kalmt.
Bir perembe sabah durum aniden deiti. Sinan ona tek deil, iki
vazife birden verdi. Evvela devekuu yumurtas tacirlerine gidip mal
teslim tarihini konuacakt. Ardndan bir sahaftan kitap alacakt. Eserin
adn sylememiti usta. Oraya gidince anlarsn demiti. Cihan bu
ayrnty tuhaf bulsa da dert etmedi. Yola kmaya hazrlanrken ocuk
oyunca diye dnd kendi kendine. Niyeti, bunlar mmkn
mertebe hzl yerine getirmekti ki, ustas bir sonraki sefer daha ciddi
sorumluluklar versin.
Ee? Neymi bakalm? diye bir ses geldi arkadan.

162

Geriye dndnde ra onu seyreder buldu.


Hii. Devekuu yumurtalar, bir de kitap.
Kitap m? diye sordu Nikola. Yoksa Peradaki sahaftan m?
Cihanm ban salladn grnce nn birden kalar atld.
Tebrikler, aylak! dedi Davud. stat sadece en sevdiklerini
gnderir o ihtiyar keiye.
Sevindi Cihan. Yz aydnland hemen.
Benden sana nasihat. Sahafn yannda mtevaz davranma dedi
Nikola. Ne kadar bilgili olduunu gster muhakkak.
Dilsiz Yusuf da tasdik edercesine glmsedi.
Simeon duvar gibi sardr. Bararak konu dedi Davud.
Cihan tavsiyeleri iin teekkr etti. otay bakasna emanet
etmekten holanmasa da hayvann tedarikini salad. Ve leden nce
bir atla yola kt - tembel, halsiz hayvann tekiydi. Bir de birka ake
vermilerdi eline. Atla ikisi, yemyeil bostanlarn ve servi aal
mezarlklarn yanndan geerek Tahl Kapan4 cihetinde ilerlediler.
Oraya vardklarnda, gzergh uzatmak pahasna rhtma yneldi
Cihan. Buraya gelmeyi seviyordu. Olur da iler bir gn sarpa sararsa
bir gemiye atlayp, hl kendisini beklediine inand ablalarna
dnebileceini hatrlamak ruhuna iyi geliyordu.
Liman, sesler ve rayihalarla doluydu. Dalgalarn uultusu, mart
lklar ve hamallarn bartlan, zincir ve krba akrtlarna
kanyordu. Keskin bir yosun kokusu hkimdi havaya ama tek sra
halinde ilerleyen yzlerce vcuttan kan ter ve pislik kokusuyla
beraber. Bunlar en son deniz seferinde yakalanm tutsaklard. ocukyal, erkek-kadm ite kaka yrtlyorlard. Daha birka hafta evvel
adlar ve bahtlan olan bu insanlar, ayak bileklerine takl prangalany- la
ackl haldeydiler. Tepeden trnaa toz ve kire bulanmlard. Dikkatli
baknca kyafetlerindeki aynntlar seilebili- yordu. Bazlanmn zerinde
vaktiyle zarif olduu aikr elbiseler vard. Onlann asilzade olduklarn
tahmin etti Cihan. Bazlarysa Eypteki dilencilerin bile tenezzl
etmeyecei paavralar iindeydi. yle ya da byle fark etmiyordu.
Evvelki hayatlarnda kim olduklarna bakmadan rastgele iniyordu
krbalar srtlarna. Ne gzlerinde fer kalmt, ne vcutlarnda derman.
Bu ekilde gidiyorlard Esir Pazanna.
Cihanm ii acd. Fillerin dnyasnda hi byle eyler yoktu.

Hayvanlar da ldryordu ama esir almak insana mahsustu. Atn


mahmuzlayp arya yolland. Devekuu yumurtas satan tacirleri
buldu. Sinann yakn zamanda ellerindeki emtiaya ihtiya duyacam
bildirdi. Sermimar, rmcekleri uzaklatrmak iin kullanrd bu
yumurtalar; byle- ce camilerin tavanlarnda rmcek alar
olumazd. Tacirler Cihan dinlediler. Ama mallarn bir ay iinde hazr
olup olmayacan sorusuna tek cevaplan, nallah! oldu. Cihan,
<. Unkapan.

ilk vazifesini tamamladndan emin olamadan kincisine geti. imdi


gidip Sahaf Simeonu bulmalyd.

Simeonun yeri Galata Kulesi yaknlarnda ahi gitmi vahi kalm iki
katl bir evdi. Oraya vardklarnda Cihan m attan kurtulduuna, at m
ondan kurtulduuna daha ok sevindi, bilinmez. raklarn tavsiyesini
hatrlayp serte tokma ald. Bakt gelen yok, iyice asld. Birazdan
kap ald; lerzan bir adam zuhur etti; keyifsiz bir hali vard.
Ne o delikanl? Evimizi mi ykacaksn bamza?
Selamnaleykm, beni mimarba yollad! diye haykrd Cihan.
Yahu ne baryorsun? Sar m sandn?
Kafas kanan Cihan kekeledi. Yok... estafurullah. Sahaf
karsnda delinin teki varm gibi pheyle bakt. Demek Sinan
gnderdi dedi nihayet. Gel ieri madem. Eii geince taze pimi
somun kokusu battaniye gibi sarmalad Cihan. Kede, kambur, yal
bir kadn, elindeki dikie eilmi oturuyordu. Zevcem dedi Simeon.
Rahatsz etmeyelim.
Sofadan sessizce geip kvrlan merdivenleri trmandlar. Ev deil,
labirentti sanki. Sal sollu onlarca rafta ciltli-cilt- siz saysz kitap
diziliydi. Kimileri korsanlar tarafndan adalardan, liman ehirlerinden
yahut dman gemilerinden ya- malanmt. Simeonun merakn
bilen deniz kurtlan bunla- n mnasip bir bedel karl getirirdi.
Kimileri Frenk kral- lklanndan siparile toplanmt. Bunlann arasnda
spanyol hekimlerinin tbbi risaleleri ve Fransz feylesoflanmn eserleri
vard. Bir ksm da stanbul veya Selanik'te baslmt. Se- farat
Yahudileri sultann izniyle kendi matbaalanna sahipti. Bir kede,
Cihanm Molla Ltfi isimli bir lime ait olduunu rendii ilm-i
riyaziye ciltleri duruyordu. Onlann he-

164

men yannda rzgrlar, yldzlan, hava akmlann ve semavi cisimleri


gsteren dzinelerce izim ylyd. Ispanyadan yeni gelmi Livro del
Cavallero Cifar; Antonio da Sangalloya ait gravrler; Sebastiano
Serlio diye Bolognah bir mimann Regole Generali DArchitettura adl
risalesi ve Vitruviusun kenarlan yaldzl, Latince elyazmas, De
Architectura. Bu sonuncusu, Budanm igali srasnda bulunup
stanbula getirilmiti. Leon Battista Alberti adl birine ait risalenin
bala De Re Aedifcatoriay inaat Sanat diye tercme etti Simeon. Bir de Ibn Meymun gibi acayip isimli bir zatn yazd koca bir cilt
vard. Cihan, Delaletl-Hairin (aknlar iin Klavuz) adl bu eseri
pek merak etti.
Arka tarafta genie bir odaya vardlar. Ocaktaki atele aydnlanan
mekn lotu. Ortada, dzinelerce ekmecesi olan, kapaklan oymal bir
dolap, kenarda bir tabure duruyordu. Simeon, oturmas iin iaret etti
Cihana. Ustan nasl? Epeydir grmedim.
Selamlann yollad dedi Cihan. Bir kitap almam istedi. Ama
hangisi olduunu sylemedi.
nce de bana, ama drste. renenlerden misin? Afallad
Cihan. olan odalannda ders alyorum. Simeon lafn kesti.
renci misin demedim, renenlerden misin dedim.
Haydal Bilmece gibi konuuyordu adam. Cihan Nikolann
tavsiyesini hatrlad. Belki de fazla alttan almt. Bu aksi ihtiyara kafa
tutma zaman gelmiti. Zaten binalarda altka zanaat reniyoruz,
insan kendiliinden piiyor dedi gayet emin bir edayla.
Simeon alay dolu bir bak att. evketli sultanmz ahmaklk
vergisi koysa ne iyi ederler. Azlardan kan her aptalca lakrd iin
bir kuru alsa hzinemiz dolar taar.
Bozuldu Cihan. Anlad ki Nikola-Davud-Yusuf lsnn oyununa
gelmiti. Adam gck edecek ne varsa yapmasn tembihlemilerdi.
Sesi daha sayglyd tekrar konutuunda. Dier raklar da geldi
buraya, deil mi?
Gelmez mi? Hem de ka kez dedi Simeon. Sinan gibi muhterem
bir zatn emrinde altn iin anslsn. Ustann deerini biliyor
musun bari?

Huzursuz oldu Cihan. Kadir kymet bilmek bir yana inaatlarda


hrszlk etmenin yollarn aradm bilse, ne derdi acaba sahaf?
Elimden geleni yapyorum dedi yavaa.
statlar mhimdir ama kitaplar daha ldr, unutma, insann bir
ktphanesi varsa bin retmeni var demektir. Aslolan renmek.
Chela takm zanneder ki bu leme yiyip imeye yahut kavga
karmaya geldik. Veya oluk ocua karmaya. Halbuki esas iimiz
bilgimizi ilerletmek. Bu sebepten buradayz. Simeon duraklad.
Syle bakalm, Yaradanla hasbhal eder misin?
Ee, dua ederim.
Duay sormadm, gafil. Madem mimar olmak niyetin, kendinden
te bir kudretle konuman lazm!
Koskoca Allah ne yapsn sohbetlerimi? dedi Cihan yar mahcup.
Beyaz fille dertleirim. ota ok aklldr. Sanrsn doduunda yz
yandaym. yle limdir.
Yal adamn baklar yumuad. Fili konutular bir mddet. Cihan
gnlerinin nasl getiini anlatt. Sonunda Simeon dedi ki:
Merhametli birine benzersin ama kafan pek kark. ki krei zt
yne eken sandal gibisin. Bir o tarafa, bir bu tarafa. Yreinin
merkezini bulamamsn henz.
Daha geen gn ustasnn bahsettii kinatn kalbi lafn hatrlad
Cihan. rperdi. Bu arada Simeon srdrd konumay: Peki de bana,
en ok ne ina etmeyi seversin?
Kpr dedi Cihan hi dnmeden. Zaten o sayede tamdm
ustam.
Darda yamur iselemeye balad. Sessizliin iinde ahaplar
atrdad. Sahaf bir sand aarak iinden bir izim kard. yleyse
bak una. Hali iin bir kpr. Leonardo tasarlamt.
Bu ismi daha evvel iitmi bulunan Cihan kulak kesildi.
Sultan Bayezid davet etmiti, ikisini de. Leonardo ve Michelangelo. Haliin zerine bir kpr isterdi hnkr. Leonardo
resimlerini gnderdi. Kibirliydi bir para. Dedi ki, yaparm kpry.
Sade onu deil, ok ey yaparm ehrinize. Boazn sularnn stne
yle bir kpr koyarm ki alr, kapanr.
Cihan hayretle dinledi. Hareketli bir kpr nasl olur merak etmiti.
O arada sahaf bir baka sandn kapan aralad. iinde taslaklar

166

vard. Ekserisi kubbeli yaplard: Panteon, Floransa Katedrali,


Ayasofya. En ok da Michelangelo gelmeye niyetliydi. Hep derdi
mektuplarnda.
Size yazd m?
Uzun zaman nce. Gentik o vakitler. Sade ziyaret etmek deil,
burada almak istiyordu. Yreklendirdim. Muhakkak gel, dedim.
Sultann eli boldu. Aralarnda tercmanlk yaptm. Bir ben, bir de
Fransisken keiler. Ama sanmam ki onlarn faydas olsun. Trklere
gvenmezler. Simeon dncelere dald. stanbuldan Peraya bir
kpr ina edecekti. iinde rasathane olacakt, dn. Bir de ktphane.
Ben idare edecektim ktphaneyi. Frenk diyarnda ne kadar mrekkep
yalam lim varsa, bize gpta edecekti.
Cihan adamn krgnln sesinden anlad. Ne oldu peki?
Gelmemeye ikna ettiler. Osmanh padiahmn mkfatna nail
olacana, papann elinde srn daha iyi, dediler. Cesaret edemedi.
Mesele kapand. Roma Romadr. stanbul da stanbul. Artk kimse iki
ehri buluturmaktan sz etmiyor. Halbuki mmknd... Roma ve
stanbul... Simeon duraklad. Ama gene de takip ediyorlar.
Kimler, efendim?
Roma'nn gzleri. Ustan izliyorlar, haberin olsun.
Cihan tedirgin oldu, inaat sahasnda kopan halat dnd ve bir
trl gelmeyen, denizin dibini boylayan teslimat... Acaba pe pee
yaanan kaza ve aksamalarn arkasnda Romann gzleri mi vard? Bir
soluk ald, kendine kzd. Gene zihni daldan dala atlam, bir sr
evham retmiti.
Simeon bir rafa doru yrd; gravrlerle resimlendirilmi bir cilt
kard. Bu senin. Ustana syle sana bunu setim. Cihan kitabn
kapana gz atmadan kesesini kard. Ama sahaf reddetti. Paran
sende kalsn delikanl. Benden sana tavsiye, talyanca ren. Kprler
kurmak isteyen kii birden fazla dil konumal.
Cihan teekkr ederek eseri kolunun altna sktrd. Dar
ktnda at onu bekliyordu. Ancak Sinann evine varnca durup bakt
hediyesine. Dante namdar bir mellif yazmt. La Divina Commedia.
Cihan ne aldn gsterince Sinann yzne tebessm yayld.
Simeon seni tutmu dedi. En sevdii kitab vermi. Sahi mi?
dedi Cihan gzlerini krptrarak.

talyanca renmesini istediklerine talyanca kitaplar verir. Bu da


en sevdii eserdir.
Peki ama... kim retecek?
Kim olacak, Simeon tabii! Davud, Nikola ve Yusufa da o retti.
Cihan bunu duymaktan rahatsz oldu. Kskanlk sard ruhunu. O
ana kadar ihtiyar sahafn onu dierlerinden daha ok beendiine
inanmt nedense.
rann kalbinden geenleri bir bakta okuyan Sinan dedi ki: Bir
dil rendiinde koskoca bir kalenin anahtarn teslim alrsn. Kale
kapsndan baka kimler girmi, seni ne ilgilendirir? Sen kendi kefine
bak.
Houna gitti bu fikir Cihanm. Gznn nnde altn kupalar, kadife
perdeler, elmaslarla dolu bir ato canland. Glmsedi elinde olmadan.
Sen nasl emredersen ustam.

168

te Cihan nice saatini geirecei bir meknla byle tant.


Peyderpey, Sahaf Simeonun evi ona smak oldu. Bu duvarlarn
arasnda kendini yabanc hissetmiyordu. Nereden geldii, korkular,
zaaflar, hibiri mhim deildi. Kitaplarn arasnda kaybolarak kendini
arayacakt. Dillere kabiliyetli olduunu mektepteki hocalar da
sylemiti. Italyancada artc bir hzla ilerleme gsterip, bilahare
Latince ve Fran- szcayla da uramaya balaynca, Simeonun
koleksiyonunun derinlii karsnda hayrete decekti.
Saray mimarlarnn Vefada bir ktphanesi vard. Yllar iinde
oray da pek ok kez ziyaret edecekti Cihan. Ama Simeonun khne
evinde; mrekkep, kt, tire, balmumu ve ekmek kokularyla sanl
halde, bir kitaba burnunu gmerek herkesi ve her eyi unutmann,
unutabilmenin verdii hazz hibir eyden alamayacakt. Ak gibiydi
okumak da... Neden, nasl mptelas olduunu, bilen zaten gayet iyi
bilirdi; bilmeyene de anlatamazdn bir trl.

Avusturya Sefiri Busbecq, devlet ilerine olduu kadar doaya ve


hayvanlara da merakl adamd. Ne vakit saraya davet edilse, hayvanat
bahesini grmeyi talep ederdi. Kendi maliknesinin bahesinde de
hatm saylr bir hayvan koleksiyonu vard. En sevdii mahluklar
kaplanlard - bir de ota.
Bir ikindi vakti yannda bir ressamla kageldi Busbecq. Sanatkrn
ismi Melchior Lorichsti ve bilhassa iki eyi resmetmeye can atyordu:
bir, uzun feraceleri ve yamaklaryla Osmanl kadnlarm; bir de Sultan
Sleymann muhteem beyaz filini. Melchior bunlardan ilki deilse
de, kincisi iin hnkrdan izin koparnca Cihan ile otann hayatlarnn dzeni tepetaklak oldu. O andan itibaren haftann gn fil ile
filbaz, sefirin Peradaki konan ziyaret etmekle grevlendirildi.
Busbecq kitaplara dknd ve Cihann, ilk izleniminin aksine,
cahil bir hayvan terbiyecisi olmadn fark edince onunla muhabbet
etmeye balad. Cihan hayrete ayan bir ey rendi bu sayede. Sefirin
lkesinde, kraln saraynda da bir fil vard. stelik ad Sleymand!
Hakaret deil, seni temin ederim dedi Busbecq. Bilakis sayg

ifadesi file sultann ismini vermek. Byle dedi ve gz krpt muzipe.


Busbecq ile Cihan bunlar konuurken ressam Melchior, zerinde
kl rengi, uzun bir nlk ve gzlerinde sert bir bakla belirdi. yi birine
benziyordu ama sanatkr taifesinin nicesi gibi kendine fazla dknd.
Bir trl filin nerede poz vereceini bulamad. Oraya bakt olmad;
buraya bakt beenmedi. Sonunda, Cihanm itirazlarna ramen,
otanm bir akasya aacnn altnda durmasna karar verdi. Tam fili
istedii yere yerletirmi, resim sehpasn da karsna koymutu ki
ota uzanp bir dal yakalad, yapraklan yemeye balad.
Hey, dursana! diye bard Melchior.
ota dinlemedi.
Filbaz! Neredesin? Bu mahluk neden a?
A deil, efendim dedi Cihan. Sk kahvalt etti.
O vakit neden yiyor yapraklan?
Hayvan olduu iin, efendim.
Delikanlnn kendisiyle dalga getiinden phelenerek ters ters
bakt Melchior. Bir dahaki sefere, buraya gelmeden nce mahluku
daha iyi besle.
Cihan syleneni yapt. ota artk her sabah iki misli yiyor; sefirin
konana varnca da akasya yapraklann gtryordu. Birka
denemeden sonra*ressam yer deitirmeye raz oldu. Fili dar karp
sokaa kuruldular. Artk tabloda nde beyaz fil, arkada kafesli tahta
evlerin sraland uykulu bir mahalle grnecekti. Ne var ki
kprdamadan durmak hayvan zorluyordu; geri bu ikenceye birok
insandan daha iyi dayandna emindi Cihan. Bu arada Busbecq
pencereden izliyordu. ki lke arasndaki ilikiler bozulduundan, sefir
imdilerde ev hapsinde tutuluyordu. Bylece Melchior sokakta fili
resmederken, Cihan BusbecqJin yannda kalp ondan bitkiler, kayalar
ve memleket meseleleri hakknda bilgiler ediniyordu.
B rka kez beter yamur yad, bir defasnda ota kamaya kalkt,
bir kez ressamn kafasna ku pisledi ama bunlar dn ia ahenk iinde,
hadisesiz altlar, iki ay sonra Melchior tasviri bitirdi. Busbecq
kutlamak iin pek ok misafir davet etti: Paalar, vezirler, seyyahlar ve
eliler. Fil ile fllbaz da arld tabii. Hem de onur konuu olarak.

Resim sehpas boydan boya beyaz bir rtyle kaplanmt. Avlunun

170

bir kesinde durmu, vaktinin gelmesini bekler gibiydi. Melchior,


zerinde mavi kadifeden kyafetiyle misafirlerin iltifatlanna
glmsyordu. Cihan merak etti, acaba bu sanatkr taifesi hep byle
miydi? Bir damla methiyeyle bile sarho olmaya meyyal. Bu arada
ota avlunun dip tarafin- dayd. Cihan, birilerinin stne basp
ezmesin diye bir mee aacnn gvdesine balamt hayvan.
ok gemeden, sefir resmin aln yapma vaktinin geldiini
duyurdu. Misafirler yaklarken heyecanl bir mrlt ykseldi. Sz
konusu olan bir insan tasviri olmadndan dindar Mslmanlar dahi
grmeye hevesliydi. rt kaldrld ve Cihan tuhaf bir sahne buldu
karsnda.
Tablodaki fil otaya benzemiyordu. Fildileri daha uzun ve daha
sivriydi; ereveden frlayp hcum edecekmi gibi yrtc bir ifade
vard yznde. Ama sokak, evler ve sema yle hakiki grnyordu ki
uzansa dokunacakm gibi hissediyordu insan. Resimden bir huzur
yaylyordu. Hayranlkla alklad herkes. Busbecq ressam koca bir
keseyle mkfatlandrd. Cihana da cmert bir bahi verdi bir sanat
eserinin domasna vesile olduu iin. Melchior neeyle kucaklad
filbaz. arap kokuyordu buram buram.
Bir saat sonra, gitmeye yakn, tabloya bir kez daha bakmak istedi
Cihan. Sehpann nnde durmasyla aznn ak kalmas bir oldu.
Resmin st ksm gitmiti. Daha az evvel pofuduk bir bulutun gezindii
yerde imdi kocaman bir delik vard. Cihan, kalbi kt kt atarak
otaya dnd. Korktuu olmutu. Hayvan ipini koparm, bahede
geziniyordu. Hortumuna bulam mavi boya suunu ele veriyordu. Bir
kou yanma gitti.
ota ne yaptn? Nasl yersin tabloyu? dedi sinirden titreyerek.
Misafirler hadisenin farknda deildi henz. Cihan kimseye bir ey
demeden otamn yularna asld gibi sefirin konandan kt.
Melchioru bir daha grmeyecekti. Onun memleketine dndn,
orada mehur olduunu, bilhassa oryantal koleksiyonuyla isim
yaptn duydu. Fakat Frenk diyarnda pek rabet gren stanbul
tablolar arasnda, Sultan Sleymann beyaz fili olmayacakt.

OSBO
Sinan ve raklar Sleymaniye Camii inaatnn sonuna
yaklatnda, sultann nikris hastal o kadar ilerlemiti ki, bacaklarn
oynatmakta glk ekiyordu. Bezlerle sarl ayaklan i i, yaralarla
kaplyd. Ne ok deimiti o da, vcudu da. Bu yaa gelmi, baharlann
ardndan etin klardan gemiti. Ona en yakn olanlann kan vard
elinde - veziri brahim, olu Mustafa en bata.
Cihan rahatszl ilerlediine gre uzun sre padiahtan ses seda
kmaz zannediyordu. Yanldn abuk anlad. Yatt yerden ha bire
haber yolluyordu hnkr, hain ve sabrszd. Derken bir gn sahada
zuhur etti; strap iindeydi ama gzn fke brmt. Bir bak att
henz bitmemi binaya. Yzn buruturdu. Atn dosdoru Sinann
stne srd.
Mimarba, haddinden fazla zaman harcadn. Sabrm tat!
evketli padiahm emin olsunlar, camilerini bitireceim Allahn
izniyle.
Daha ne kadar vakit lazm?
Ban yana eerek cevap verdi Sinan: iki ay efendim. Sultann
kalar atld, iki ay o halde! Bir gn bile fazladan vermem. ayet o
vakte kadar teslim etmezsen hesabn soranm, bilesin!
Padiah gittikten sonra ameleler endieyle birbirlerine baktlar. O
kadar ksa zamanda inaat nasl bitireceklerine kimsenin akl
ermemiti. Nicedir omuz omuza ter dkmlerdi. Hristiyan ve
Mslman duvarclar, forsalar ve zanaatkrlar elbirliiyle minareler
dikmiti. Kimi artk ahbap olmutu. Ama kaderlerinin nasl i ie
getiini ancak o an anladlar. Huzursuzluk balad, usul usul; atete
kazan gibi iten ie fokurdayarak. Sultann hepsini cezalandrmasndan
korkuyordu ameleler. Birou iten kamann yollarm aryordu. Kuytularda fsr fsr hep bunu konuuyorlard.
Perembe gn, tam iler sarpa sarmken Sinan, Cihan ard.
Senin filin srtna kart beni, hadi.
Cihan syleneni hemen yerine getirdi. Ustas imdiye dein
yapmad bir ey yapacak, nutuk verecekti. Az sonra otann
srtmdayd sermimar. Oradan seslendi: Kardelerim! Bu sabah etrafta
uan bir an vard. Fark ettiniz mi? Kimse cevap vermedi.
Kendi kendime dndm: ayet o an olsam, tek tek iilerin

172

omzuna konup aklndan geenleri dinlesem, ne duyardm?


Kalabalk hafiften hareketlendi.
Zannedersem iiteceim ey evham olurdu. Aranzda huzuru
kaanlar var. Cami vaktinde bitmezse bamz derde girer, diyorlar.
Msterih olun, byle bir ey olmaz. ayet sultanmz memnun
kalmazsa hibirinize zeval gelmez. Kabahat benimdir.
Seninkiyle beraber bizim kellemizin gitmeyecei ne malum? diye
sordu birisi yzn gstermeden. Balarm sallamalarna baklrsa
dierleri de onunla hemfikirdi.
Buras orak bir araziydi vaktiyle dedi Sinan. Bu yapy siz
ykselttiniz. Aln terinizle. Yaz k dur durak bilmediniz. Karnzdan,
evladnzdan ziyade birbirinizi grdnz. Doru mu?
Tasdik eden fsltlar yayld sahaya.
Biz gp gittikten sonra insanlar gelecek. Adlarmz bilmeyecekler. Fakat bu ulu camiyi grecekler. Bizi kranla yd
edecekler.
Etseler ne kar? diye haykrd biri ta arkalardan.
Sinan gene de devam etti. ayet vakitlice bitiremezsek vebali bana.
Laykyla tamamlarsak, mkfat hepimizin.
Onu bize deil kodamanlara anlat! diye bard bir bakas.
Cihan kulaklarna inanamad. Bunca zamandr emirlerini dinleyip
hrmet ettikleri adam bir kalemde harcamaya hazrlard. Oysa Sinan
her zaman iilerin haklarn savunmutu. Daha iyi alma artlan iin
padiaha defalarca talepte bulunup uram, en nihayetinde
gndeliklerin ykseltilmesini salamt.
Kardelerim! dedi Sinan. Gryorum ki sizi ikna edemiyorum.
Sylediim her eyi yazya dker mhrlerim. Bama bir hal gelirse
sultanmza takdim edersiniz. Sabr ve itimadnz iin bir de bahi
datacaz.
Bu sefer kimse itiraz etmedi. Ne bir laf, ne bir satama. Bylece
Sinan, o zarif el yazsyla, Sleymaniye Camiinde herhangi bir
kusurdan sorumlu tek kiinin kendisi olduunu yazd. Mektup
mhrlendi, gerektii takdirde karmak zere kaldrld. Ertesi sabah
ie gelmeyen olmad. Bahiler verildi. Cihan hengmeden kendince
faydalanmay bildi. O gne kadar bir trl para kaynana
ulaamamt. Masraflar ve malzemeleri denetleyen bina emini
Hseyin Efendi titiz, drst adamd. Cihan ne yapt ne ettiyse onun bir

boluunu yakalamay baaramamt. Oysa imdi esen bahi furyasnda sandktan elli ake armay baard. Bir yan bu yaptndan
memnunken, bir yan Sinana fenalk ettiini dnp utand. Fakat bu
miktar Sinandan deil, bizzat sultandan ardm syleyerek
yattrd ruhunda kopan kavgay.
Kaldklar yerden devam ettiler. Dzinelerce insan yardm iin
getirildi. Rumeli ve Bursada, megul olmayan ne kadar ta ustas varsa
arld; keza oymaclar, hakkkler, mermerciler, kuruncular,
neccarlar... Tam herkes korkudan elinin ayann kesileceini
zannederken Sinan ataa gemiti. stlendii ii bitirmeye kararlyd.
Onun bu hali herkese sirayet etti. Ustalarnn gayretini gren raklar
iki misli abalad. Masraflar artt. Bittiinde hzineden tam 54.697.560
ake km olacakt.
Bunca tela ortasnda dahi sermimarm dnmedii tek bir husus
yoktu. lk defa bu camide kullanlan ve krmz ieren sr-alt znik
inileri rengrenkti - krmz, mavi, beyaz, firuze. Saray hattat Haan
elebi, celi sls yazyla yazd Allah, Muhammedi, nereye
aslacaklarna karar versin diye Sinana teslim etmiti. Murano
camndan kandiller ve aynal kreler tavanlardan sarkyordu.
Aralarnda zevkle boyanm, pskllerle sslenmi, ince ve narin
devekuu yumurtalar gze arpyordu. Fildiinden yaplm minyatr
camiler, camdan krelerin iinde aslyd. Akam olup da fenerler
yaklnca ve aynalar aksettirince koca cami, gnei yutmu gibi
parlyordu. Ve hallar... Anadoluda yzlerce evde, her yatan kadnlar
Sleymaniye iin dokumutu. Teslim tarihi yaklatka uykularndan
olmulard; ryalarnda dahi parmaklan almaya devam etmiti.
Kandil nda oturmaktan gzleri bozulmutu.
Cami devasa, drt krmz stunla desteklenen merkezi kubbe
heybetliydi; drt minaresi semay selamlyordu. ki e- refeli minareler
kuzeyde, daha uzun olan erefeli minareler ise gneyde olduundan
aadan baknca yap kartal gibi ykseliyordu. Kat kat setler zerine
ina edilmi; medrese, ktphane, hastane, dergh, misafirhane,
mutfak, finn, yemekhane, imarethane ve dkknlarla evrelenmiti.
Son ta da yerine koyduklarnda artk hibir ey eskisi gibi deildi;
ehir de, hkmdar da. Temelinden tamamlanna kadar dnya daha
kasvetli bir yer olmutu, padiah ise daha kederli bir adam.

174

Herkes Sleymaniyeyi, tekmil selatin camilerini gemeye ahdetmi


abideyi grmeye geldi: sefirler, seyyahlar, hatta ah Tahmaspm elisi
- her ne kadar iki memleket arasnda hakiki bir ban salanamam ve
alttan alta dmanlk devam ediyor olsa da.
Altn anahtar elinde tuttu sultan. Mimarm bana kyamet gnne
kadar ayakta duracak bir cami yapt. Mansur dirilip dalan sallayabilir
ama bu kubbeyi oynatamaz. Byle diyerek kalabala dnd.
Aranzda en temiz kalpli kimdir? Kapy onun amas mnasiptir.
Cihan etrafna baknd. Ustasn ekitiren, aleyhine atp tutan
kemdiller imdi hibir ey olmam gibi glmsyordu.
Aranzdan hibiri sermimar kadar layk deil buna dedi sultan.
Ardndan Sinana dnd. Yzm kara karmadn. Senden pek
memnunum.
Sinan ban ne edi. Gzleri doldu. Anahtar alp kapy at ve
padiah gesin diye kenara ekildi. Divan yeleri takip ettiler.
Pelerinden girebilmek iin yart insanlar. tiip kakarak. Cihan
kalabaln iinde kendine yol at. Etrafnda imparatorluun en zengin
simalar vard. Parmaklarnda mcevherler ldyordu, pahal
kumatan esvaplarnn altnda para keseleri tayorlard. Sol tarafna
baknca birisiyle sohbet eden imanca bir paa dikkatini ekti. Adamn
elindeki tespihin talar kpkrmz yakuttand. Bu kadar kymetli bir
tespihle dua ediyorsa, soyulmay hak ediyor diye dnd. Tam o
esnada arkadakiler sabrszlktan ititirmeye balad. Kalabalk ne
arkaya dalgaland. Frsattan faydalanan Cihan gidip paaya toslad.
Aman efendi, bala. Mahcup bir edayla glmsedi Cihan,
durumun elinde olmadm gstermek iin.
Paa ters ters bakt ama Cihana deil, omzunun stnden
arkadakilere. Bir dalgalanma daha oldu. Herkesle beraber nlere
savruldular. Paa kble kapsndan ieri dald. Bilmiyordu ki bu arada
Cihan tespihini yrtmt.
Adamla bir daha karlamamak iin Cihan kalabal zar zor
yararak ters istikamete yneldi, insanlar geti iki tarafndan. Bir
mddet kenarda bekledi. Ancak misafirler seyrekleince camiye sol
yan kapdan girdi. Sabrettiinize karlk size selam olsun. Dnya
yurdunun sonu ne gzeldir* yazsnn altndan geti. Parmaklarnn
arasnda yakutlar hissederek, kendinden memnun ilerledi. Kaptan

Garreth azman tatmin olurdu herhalde. Belki de yakasn brakrd


artk. O gelene kadar ganimetini emin bir yere saklamalyd. Gene de
iinden bir ses tespihi satp, Mihrimaha hediye alabileceini fsldad.
Salarm tarayaca fildii bir tarak mesela, incilerle bezeli. Delibozuk
Reis duysa kyameti koparrd ama olsun, Mihrimah iin deerdi.
Bunlan kurarak caminin eiini at. Pencerelerden dklen klar
ieriye mthi bir genilik ve gzellik veriyordu. Yaprak yeili, ini
mavisi. Kubbeye azlar aaya bakar ekilde kpler yerletirerek
ustas btn sesleri ve yanklar tek bir merkezde toplamt. Cihan
kimsenin bunu anlayacan sanmyordu ama Sinan adeta kubbeyi cami
iin deil, camiyi kubbe iin dikmiti.
Birden durdu. Hatrlad. Kk bir ocukken aalarn altna yatar,
oradan gkyzne bakard. Kendi kendine hep derdi ki, Olur da sema
derse, bu aalar onu tutar. O kadar kudretli grnrd dallar,
aadan baknca. Defalarca byle topraa uzanmt ama sadece bir
seferinde tuhaf bir ana denk gelmiti.
O gn aka paka, topak topakt bulutlar. ylesine yakndlar ki
neredeyse uzamp gdklayabilirdi. Yukan baknca dallardaki yeilin
gk kubbenin maviliine aktna tank oldu. Adeta svyd renkler.
Hatta btn cisimler. O an kendini Cihan olarak deil, minnack bir
katre olarak deil, kinat olarak grd. Tad ismin mnsna erdi.
Ufack, nemsiz bir olan deil, koskoca ve bitimsiz cihan idi. O kadar
fevkalade bir duyguydu ki bu, nefesi kesildi. Gz ap kapayncaya kadar srmt, daha fazla deil, ama bunca sene sonra bile hatrlyordu.
imdi durmu, Sleymaniye Camiinin, drt devasa kemer ve kare
biimli drt duvar zerinde ykselen kubbesini seyrederken, belki bin
kez bakt o lacivert yeri imdi yepyeni bir nazarla szerken, birden o
leden sonraki gibi hissetti.
O gn yapt gibi srtst yere uzand Cihan. Kim bilir kimin
dokuduu bir halnn stnde yatp, kubbeyi seyre dald. Kollarn,
bacaklarn, yreini at. Kendini aka brakt. Sald nefesini
sonsuzlua. Bir kez daha aalarn altndaki o haylaz ocuk oldu.
Ne yaptn sanrsn bre imansz, camide byle yatlr m? Sen
nasl Mslmansn?
Tepesinde bir yabanc dikilmiti. Cihan hemen doruldu, kendine
ekidzen verdi. Kubbeyi seyrediyordum dedi.

176

Allahn meknnda secde edilir; yerde yatlmaz, dek mi yahu


bu? Tvbe estafurullah! dedi adam. Kendisini de gnaha soktu diye
iyice kzd Cihana. Sylenerek uzaklat.
Ann bys kat. Evrenle kurduu o harikulade ba koptu.
Bozuldu Cihan. Neden karrd ki insanlar bakalarnn ibadetine?
Gzlerini kapayp denediyse de bir daha o sihri yakalayamad. Camide
yalnz kalmt, koca evrende bir noktayd tekrar. Gene de kalkp
gitmedi. Oturmaya, dnmeye devam etti. Belki de bu lem hummal
bir inaat sahasy- d. Sinan ve raklar bina stne bina yapadursun,
ayn anda kinat da tek tek herkesin hikyesini ina ediyordu. Tanr da
bir nevi mimard. Kat kat semadan olumu grnmez bir kubbe
aslyd yukarda. Hristiyan, Yahudi, Mslman, Zerdti ve daha
bilmedii ka itikat ve hal... kubbenin altnda herkese yer vard. Gn
yedi katman, yerin yedi katnn stnde stunsuz, direksiz
ykseliyordu. Bakmasn bilene bu evren mkemmel bir yapyd.
Bylece elinde alnt bir tespih ve kalbinde nereden ktm
anlayamad ani ama samimi bir kran duygusuyla, btn elikileri
ve zaaflaryla Sleymaniye Camiinin kubbesinin altnda durdu,
filbazlarn en aklls, raklarn en oyunbaz. Onunla beraber zaman da
durdu, bir sreliine de olsa. Ve o an ona yle geldi ki, hi bilmeden,
hi anlamadan, ustasnn bahsettii Arzm Merkezine yaklamt.

Korkun sesler kartarak, bir aa bir yukar volta atyordu ota. Daka
evvel onu iki kez bu balde grmtm ama bu seferki vabimdi.
nceki delilikleri gelip gemiti. Oysa imdi dzelmedii gibi gn

den gne beter oluyordu. Herkesi o kadar korkutmutu ki zincirlemek


zorunda kalmtm. Sabak bir baktm zincirlerini krm, aalara toslam,
duvarlara saldrm. Kafasnn kenarlarndan tuhaf bir sv szyordu damla
damla. Bunun ne anlama geldiini renmitim artk -fd azmt. Acilen bir
e istiyordu.
stanbulda dii jil aramak yaz ortasnda kar duasna kmak gibi bir
eydi. Nereden bulacaktm? Her yere baktm. Aklma gelene sordum.
Fildamnda da yoktu. Elilerin, paalarn aksi bahelerinde de. Hangi
kapy aldysam yzme kapand. Aslanbaz Olev ve Sibiryal Tara bile ne
yapmak gerektiini bilemiyordu. Tam kendimi aresiz hissederken birden
hatrladm. ota'y donmaktan kurtaran u ingeneler, Bizde de bir jl var
dememi miydi? Fikrimi teki hayvan terbiyecileriyle paylatmda balarn

salladlar. ingen taifesi yaz bahar dolar. Onlar nerede bulacaksn? Drt
buca taraman
Sonunda ustam bana yardm etti. Sadece iten gten izin vermekle kalmad. Bir de gm ake ile emrime araba ihsan etti. Ve g-

lmseyerek, Hadi git,filimize yle gzel bir hanm bul demez mi?

Hzla getiler Silivri Kapdan. Arabacyla Cihan yan yana


oturmulard. tede pembeye dnyordu bulutlar. Harabeler etrafnda
dolaarak ingeneleri aradlar. Dere tepe gittiler. Sonunda bir vadide
eeklerin ektii arabalar grdler. allarn zerine ykanm
amarlar atlmt. Battaniyeler, kyafetler... Kl rengi manzarann
iinde bir renk cmbyd ingenelerin eyalar. Arabac daha fazla
yaklamaya ce-

178

saret edemedi. Romani lanetinden korkuyordu. imdiye dein


ingene kan tayan kimseyle sohbet etmemiti, bundan sonra da
etmeye niyeti yoktu.
Aman dikkatli ol dedi arabac. Olur da bir ey ikram ederlerse,
sakn yeme. Ellerinden su bile ime. Hayatn kararr.
Merak etmemesini syleyerek ingenelerin kampna doru
yrmeye balad Cihan. Pabular inceydi, talar tabanlarn actt. Bir
sr ocuk buldu karsnda; burunlar akan, ayaklan plak veletler.
Bir kadn ikiz bebeklerini emziriyordu, her memede bir bebe. Cihanm
baktn grnce kalann att. Utanarak ban evirdi filbaz.
ocuklardan birine yaklat. eriba burada mdr? Velet Cihana
bakt, dudaklarn yaptrd; kim olduunu bilmedii bu ziyaretiye tek
kelime sylememeye kararlyd.
Arkadan bir ses geldi. Ne istersin? Bo bulunan Cihan korkuyla
srad. Dnp baktnda iriyan iki erkein ona ters ters baktn
grd.
ey, efendiler... Balaban grmek istemitim de.
Sen nerden bilirsin onu?
Bir keresinde hayatmz kurtarmt. Souk sulardan karmt
bizi. Sorsanz, hatrlar.
Az sonra Cihan bir adra buyur ettiler. Rengi o kadar parlak ve
crtlak bir maviydi ki, saraydaki papaanlar grse kskanrd. erisi
tka basa eya doluydu. yle ki bir an ne tarafa bakacan ard
Cihan. Duvarlarn ou iek ve hayvan motifli hallarla kaplyd. Bir
tanesinde Hazreti brahime olunun yerine kesmesi iin gkten bir
koun indirildii an tasvir edilmiti. adrn br ucunda, ay postuyla
kapl ykseke bir sandalye vard. Tahtna kurulmu padiah edasyla
orada oturuyordu uzun boylu, gaga burunlu, keskin bakl Balaban!
Vay kim gelmi? Bizim Hintli dedi onu grnce. Anlat
bakalm, hangi rzgr tad seni buraya.
Ocana dtm, yardm et. otay hatrlarsn. Birdenbire azd
beyaz fil. Hem de nasl. Zincir bile kr etmiyor. Her yere saldryor.
Bize acilen senin dii fil...
Szlerini bitirmeye frsat bulamamt ki Balaban ayaa frlad.
Cihan yakasndan tuttuu gibi kendine doru ekti. imek hzyla bir

haner kard kuandan; Cihann karnna dayad. Ne diyon lan


sen? Pezevenk mi sandn bizi? Syle, burada m deeyim
barsaklarm, darda, ak havada m?
Cihan yalvarsn m, diklensin mi bilemeden ylece kalakald bir an;
ter ve tela iinde. Aman efendi, etme eyleme. Niyetim fena deildi.
Hayvanlarn iyilii iin. Yoksa benim neyime? Balaban elinin tersiyle
iteledi onu. Eee, bizim karmz ne bu iten?
Eer senin fil hamile kalrsa, iki filin birden olur dedi Cihan.
Valla byk kazan. O zaman ikisi birden hizmet verir. Balaban
biraz dnd, pek etkilenmie benzemiyordu. Baka?
Cihan, ustasnn verdii akeyi gsterdi. eriba bunu almakla
beraber tatmin olmamt. Daha baka?
Cihan bakt sunacak bir ey yok, deiik bir yol izlemeye karar
verdi. Belki tehdit etmek ie yarard. Beyaz fil padiahmzn en
sevdii hayvan. Yardm etmezsen, Sultan Sleyman ok kzar.
Sultan m dedin?
Tabii ya, sarayn fili ne de olsa dedi Cihan, nihayet adam ikna
ettiinden emin, kendinden memnun.
Ulan namussuz, seni gidi erefsiz! diye bard Balaban.
Hncndan yerdeki yast tekmeledi. Yastk utu, duvar halsna
toslad, Hazreti brahimin kouna arpp dt. Bu mu sultann
cmertlii? Madem bu kadar sever bu mahluku getire getire bir ake
mi getirdin?
Hata yaptm anlayan Cihan telala yutkundu. Efendi merhamet et.
Sermimar Sinann file ihtiyac var. Cami inaatlarnda yardm eder.
Bir sessizlik oldu. Uzunca bir sessizlik. ingeneler kendi aralarnda
baktlar. Cihann anlayamad bir dilde bir eyler konutular.
Balaban ban sallad, karar verilmiti. Dedi ki: Glbahar nilfer
iei gibidir. zenle byttk. Kolay kolay kimselere vermeyiz
kzmz. Evvela damat tarafnn hak etmesi gerekir.
otann ne yapmasn istersin ki? dedi Cihan kukuyla.
Damadn deil. Damadn babasmn!
Anlamadm.
Yani sen, anla yahu.
Cihan kayglanmamaya altysa da sesinin titremesine mni

180

olamad. Ben mi? Ben ne yapabilirim ki?


Gel bizimle bir iki i. Yol yamuksa dz yrmenin gerei var
m?
Cihan bu laf neye yoracan dnedursun, az evvel ikizleri
emziren cadn elinde bir tepsiyle kageldi. Bardaklarda acayip renkli
bir sv vard. Arabacnn uyars geldi aklna ama yapacak bir ey
yoktu.
Tek yudumda bitirmeyenin kans lsn! dedi Balaban. lsn!
diye tekrar etti dierleri ve ikilerini kafaya diktiler. Hepsi birden ayn
anda boalan bardaklarn yere atarak, ellerinin tersiyle azlarn
sildiler. Cihan bakt kaar yok, gzn karartp o da aynsn yapt.
Buruk, keskin sv boazn yakarak aa indi. Bir an btn i
organlarnn alev aldn sand. ksrmeye balad. Gldler. Sonra da
ona ne yapmas gerektiini anlattlar, istiyorsa tabii. Cihan dinledike
dehete dt.
Sana kalm dedi Balaban, ister kabul et, ister git. Karar senin.
Hem otaya olan sevgisinden hem dik kafallndan yenilgiyi
kendine yediremedi Cihan. Tamam, kabul ediyorum. O zaman
erkekler ktlar. Kadnlar kald geride. Elenerek, glerek, kyafetler
tututurdular eline, perdenin arkasnda giysin diye. Mor renkli bir
alvar; ksack all pullu bir yelek, gbei akta brakan cinsten.
Suratn pirinten yaplm beyaz bir pudrayla kapladlar. Gzlerine
srme ektiler; yanaklarn, dudaklarn krmzya boyadlar. Ellerine
kna yakp, kafasna da at kuyruundan bir sa oturttular.
Balaban ve adamlar geri gelip de Cihan o halde grnce
glmekten iki bklm oldular. Mzisyenler kkrdamaktan frsat bulup
da doru dzgn bir ezgi alamad. Herkes glerken, zenne klndaki
Cihan oynamaya balad. Seyirciler durumdan memnun, alklarla elik
ettiler bu beceriksiz rakkasa. akrkeyif bir herif Cihana sarkmaya
kalknca, tahta bir kak havada dne dne geldi, adamn eline tak diye
indi. Acyla geri ekildi tacizci. Ka frlatan Balaban oturduu
yerden azarlad: Bana bak, misafir velinimettir. Kendine gel! Cihan
tek istediklerinin dalgalarn gemek olduunu anlad. Bakt ki o
szn tutarsa ingeneler de szlerini tutacak, bunun zerine daha
istekli ve kvrak tamamlad dansn, Balaban sntt. Yaa be filbaz.
Helal sana. Pek severmisin filini. Glbahar enindir!
Bylece kampa vardktan birka saat sonra Cihan, endieyle geldii

yerden suratnda boyalar, ellerinde knalarla ayrld. Arabacy


gremedi hibir yerde. Kap gitmiti belli ki Cihan gecikince.
Duyduu mzik ve kahkaha seslerini neye yormutu acaba? Varsn
gitmi olsun. Nasl olsa yrmek zorunda kalmayacakt Cihan.
Yannda kocaman bir dii fil vard.
Drt gn sonra Cihan, Glbaharla beraber kampa dnd. ingeneleri
brakt yerde bulamad. Bu arada tekrar gmlerdi. Uzun aramalar
sonucu nihayet saptad yeni yerlerini. Onu grnce ufak ocuklardan,
disiz ihtiyarlara kadar herkesi glme tuttu. Filine e bulmak iin zenne
klnda dans etmeyi gze alan flbazm hikyesi azdan aza yaylmt belli ki.
Balaban seslendi. E hadi gemi olsun, senin fil artk bakir deil.
Haklsn dedi Cihan glmseyerek. Dnyann en mutlu fili oldu.
Sonra durdu, usulca ekledi: Farknda msn eriba, gene kurtardn
bizi.

C&&L)
Her aramba Sinan raklarn evine toplar, onlardan bir yap
tasarlamalarn isterdi; bazen bir sukemeri, bazen medrese, hamam
veya bedesten. Delikanllar bu devleri ciddiye alr, sadece
yeteneklerini gstermek iin deil, ayn zamanda rakiplerinin nne
gemek iin de frsat bilirlerdi.
Yine byle bir ikindi vakti harl harl alrken, bir hizmetkr,
stadn onlan ktphanede beklediini bildirdi. Kalemlerini kenara
koyup sessizce denileni yaptlar, merak iinde. Yukarda, kt
tomarlarnn arasnda buldular Sinan. Odanm ortasndaki masada
ahap bir maket duruyordu.
Gelin gelin dedi Sinan.
rkek ve beceriksiz hareketlerle, tkezleyerek ieri girdiler.
Bunun ne olduunu biliyor musunuz? diye sordu Sinan.
Davud, maketi atk kalarla inceledi. Kfirlerindir zahir.
Cihan mrldand, gzlerini maketten alamadan. Kubbesi ne

182

gzelmi. Ne byklkte acaba? Nerededir?


Romada dedi Sinan; Roma pencerenin dndaym gibi elini
sallayarak. Adnn San Pietro olduunu ve bittiinde Hristiyan
leminin en byk kubbesi olacan syledi. ok mimar almt
zerinde; kimisi eski bazilikay ykp sil batan yapmak niyetindeydi,
kimiyse mevcut yapy tamir edip yenilemek. Mimar Sangallo vefat
etmiti. naat, papann emriyle Michelangeloya verilmiti. Sahaf
Simeonun anlattklarn hatrlayan Cihan dikkat kesildi.
Sinann dediine gre artk pek gen olmayan Miche- langelonun
nnde iki tercih vard. Ya evvelki tasarmlar tamamen bir kenara
brakacak ya da onlardan faydalanarak inaat tamamlayacakt. Alaca
karar sadece bir zanaatkr olarak istidadn deil, ftratm da
gsterecekti. Sinan yle hararetle konuuyordu ki Cihan bir
heyecandr ald. Yine de zihnini kurcalayan bir soru vard: stat
bunlar neden anlatyordu onlara?
Onun ruh halini anlam gibi aklad Sinan: San Piet- royu kendi
gzlerinizle grn isterim. Resmedin. Orada yaplan gzel ileri idrak
edin.
Yani kilise mi gezelim? diye sordu Davud. Ta oralara gidip hem
de!
Peygamberimizin snnetidir, dinleriz. lim irfan inde olsa arar,
bulur, reniriz. Sinan genliinde ne ok diyar grdn anlatt.
Frenk ellerine de, Acem ellerine de uzanmt. Balkan dalarndan
Msra, Iraktan Azeri beldesine yollar kat etmiti. Gittii her yerde
yaplan incelemi, eksik ve artlann saptamt. Ehl-i hner,
kaynaktan beslenirdi: kitaplar, insanlar, yollar. Bol bol okumak,
ustalann yannda eitilmek, seyahat etmek. Dikkatli bakarsan ta bile
sabit deildir. Hele ki ta ustas, Yrk at gibi olmal. Ha bire hareket
halinde.
Onlar bizden rense ya dedi Nikola.
Her iyi zanaatkr, nerede olursa olsun, hrmete ayandr.
Hocandr.
Byle diyerek iki kadife kutu kard; biri ince uzun, dieri tombik,
yuvarlak. Birinde gm bir ine vard. brnde irice bir elma
byklnde bir kristal.

Nedir bunlar? diye sordu Davud, kara byye bakar gibi sesini
alaltarak.
Kristal, katedrallerin iinde n nasl seyahat ettiini anlamak
iin.
Ya bu? dedi Cihan, ineyi bir ku yavrusu tutar gibi avucunda
tutarak.
Ses iin. Bir binaya girdiinizde etrafnzda kimsenin olmad an
kollayn. Sonra ineyi ba hizasnda tutup brakn. Kulak kesilin. Ses
duvarlardan aksediyor mu? Hemen snyor mu? Yoksa en uzak
kelere ulayor mu? yleyse mimar bunu nasl yapt, sorun
kendinize. Ses de su gibi akar. Tabii nnde engeller olmazsa.
Hepimizi birden oralara m yollarsm, usta? dedi Nikola.
Yapacak i ok. Drdnz birden gnderemem. ki kii gitsin,
daha mnasip. Nedir cevabnz?
Nikola, Davud, Yusuf ve Cihan birbirlerine kaamak baklar
frlattlar. Bir yandan ustalarnn gzne girmek istiyor, bir yandan
byle uzun ve mehul bir yolculuktan ekiniyorlard. lk ne kan
Yusuf oldu. Ban iki yana sallad kimseye bakmadan. Gitmek
istemiyordu. Semavi bir cisim etrafnda dnen uydu misali Yusuf,
Sinann yrngesinden aynlamyordu.
Ya siz? diye sordu Sinan.
Ben de gidemem usta dedi Cihan. File kim bakar sonra?
Doruyu sylemiyordu. ayet saraydan izin alnrsa bir baka bakc
otaya rahatlkla gz kulak olabilirdi. Onu esas tasalandran
Mihrimahtan uzaklamakt. Son haftalarda eskisinden daha sk
gelmeye balamt hayvanat bahesine. Ne yazk ki her seferinde ok
az kalyordu. Beyaz file yiyecek verip birka kelam edip gidiyordu.
Yznde hep glgeli bir ifade oluyordu. Sanki bir derdi vard ama
paylaam- yordu. Sadece bir keresinde, solgun bir ifadeyle, Belki
bundan sonra birbirimizi bir daha gremeyiz demiti. Cihan sebebini
sorduunda, Yaknda renirsin nasl olsa cevabm almt. Yreine
oturmutu Cihann bu laflar. Mihrimahn bir sknts vard. Onu bu
halde brakp gidemezdi.
Bu arada sz Nikolaya gemiti. Anam babam takatsiz; yalandlar
artk. Benden baka kimseleri yok. Yalnz brakamam.
Btn balar Davuda evrildi. O da hafife i geirdi. Ben

184

giderim.
Pekl dedi Sinan. Olur da herhangi biriniz fikir deitirirse,
birka gn iinde haber versin. Yoksa Davud tek bana gidiyor
Romaya.

Ertesi sabah Mihrimah beyaz fili grmeye gelmedi. Ne de bir sonraki


gn. Onun yerine Hesna Hatun kageldi, haremden haberlerle.
Bekleme bouna dedi. Melek sultanm evleniyor.
Ne? O nasl laf dada?
Ters ters bakt kadn. Bir ey syleyecekti ki ksrmeye balad. Hep
yannda tad ipek keseyi kard, at, derin derin nefes ald. Otlarn
kokusu dolat havada. Sakn bana yle seslenme bir daha. Senin ne
haddine? Sadece sultanm byle diyebilir!
Tamam, ne olur anlat, nasl oldu? dedi Cihan.
Anlatt kadn. Mihrimah, Rstem Paaya verilmiti. Kallavi hrslar
olan bir zatt paa. Kimse sevmiyordu adam ama Hrrem tutuyordu ya,
yeter de artard. Nicedir harem koridorlarnda bu ihtimal
konuuluyordu zaten. Mihrimah ok alamt. Mni ol diye
yalvarmt Hesna Hatuna. O da Rstemin czaml olduu
dedikodusunu yaymt. e yaramt sanki. Sleyman kzn onunla
evlendirmekten vazgemek zereydi. Fakat Hrrem saray hekimlerini
getirtip damat adayn etraflca muayene ettirmiti. zerinde bit bulmulard. Ve bit czamlya gelmediinden Rstem aklanmt. Elden
gelen bir ey yoktu.
Dad gittikten sonra Cihan bir resim zerinde alt, yerleri sprd,
yalaklar ykad, filin zrhn parlatt, cildine merhemler srd, izdiini
paralad ve yeni bir tane yapmaya balad, kaplar yalad, biraz daha
izdi ve yrtt att hepsini; hzn alamayp maymunlarn, tavanlarn,
kirpilerin, kaplumbaalarn kafeslerini temizledi ve otay beslemeyi
hepten unuttu. Delirmi gibi oradan oraya koturuyordu. Srf
durmamak, durup da dnmemek, dnp de kahrolmamak iin.
Gece olduunda hayvanat bahesi dedikoduyla alkalanyordu.
Barakada herkes Mihrimah ve Rstemi konuuyordu. insan Rstem
gibi ballysa biti bile kymetli diyorlard. Ulan biz bitlensek ktek
yeriz, herifin bitine nur yayor! diye glyorlard.
Cihan dayanamayp, dar kt. Elleri kollar yorgunluktan

szlyordu ama esas, gsnde imdiye dein bilmedii bir ar vard.


Kendi avlularm i avludan ayran duvara kadar yrd. Vaktiyle
Sangramn Sakn buradan teye geme diye uyard yerde durdu.
Gidemedi ileriye. Gitse ne olacakt ki? Kendi hayatn tehlikeye
atmaktan baka? Geri dnd arnaar. Mihrimahn ka kez glgesinde
oturduu leylaa ulat. Kza anlatt hikyeleri hatrlad.
Hindistandan geliini, otanm doumunu, srf prensese kendini
beendirmek iin uydurduu btn masallar...
Karanlkta aa bir baka dnyadan gelmiesine parlad. Cihan
kulan dayad gvdesine. Bir sese ihtiyac vard, bir teselliye. Tek
iittii derin bir sessizlik oldu. nat, yapkan bir sessizlik. Rzgr
hzland, hava serinledi. Orada ylece durmaya devam etti. Gecenin
souunun onu sarmalamasn, btn hislerini dondurmasn
bekleyerek. e yaramad. Hl hissediyordu. Ac ekiyordu. Etinden et
koparmlard sanki. inde grnmez bir yara alm, kanyordu. yle
acyordu can. Duramayacakt buralarda. Durursa ayet, aptalca bir ey
yapacakt. Sadece kendini deil Mihrimahi da zor durumda brakacak
bir delilie kalkacakt.

Ertesi sabah ilk i bir mektup yollad Sinana.


Kymetli ustam, hl arzu ederseniz, Davuda elik etmeye
haznm Roma yolunda.

O32
Roma... iirlerin mermere yazld ehir. Vardklar gn yamur
iseliyordu. Atlarnn zerinde bir mddet ar aksak dolatlar. Her
sima yabanc, her sokak bir evvelkinden daha kafa kartrcyd. Ara
sra bir kprnn stnden, bir kemerin -deirmi yahut sivri- altndan
ya da tka basa insan dolu bir piazza*dan geiyorlard. ehrin bykl ve hareketlilii karsnda akndlar. Davud ile Cihan, gergin ve
tedirgin bir halde, kalabalklar arasnda kayboldular. Antik bir
forumdan geriye kalm harabelere rastlaynca durup hayranlkla
seyrettiler. Kara cppeli keiler, ikier ikier yryen paral askerler,

186

Istanbuldakilerden farksz dilenciler grdler. Kadnlar, kt kokulara


kar boyunlarna esans toplan asyor, ne salann ne de barla- nn
rtmeye tenezzl ediyorlard. Ne vakit, yannda hizmetileriyle
dolaan, elbisesi kabank, gs yan ak bir hanmefendi grseler,
kaamak bakyordu Cihan ile Davud. Bu vaziyette sahaf Simeonun
verdii adrese yneldiler. Sokaklarda birka kez yol sorsalar da
kolayca vasl oldular Yahudi mahallesine.
Leon Buendiamn Romadaki evi ile Simeon Buendiann
stanbuldaki evi arasnda hayrete ayan bir benzerlik vard. Bu hane de
darack bir sokaktayd; bunun da tahta kaps eskiyip kararmt ve bu
kapnn arkasnda da odalar dolusu kitap ve elyazmalan bulunuyordu.
Burada da iri kulakl ve gr kal bir ihtiyar oturuyordu, ama kardei
gibi aksi mizal deildi.
eri buyur edilip bir masann etrafna oturdular. kram edilen
bademezmelerini yerken, Simeonun selam var dedi Cihan
talyanca.
Ne yapar ne eder birader?
Memnun deil halinden. Cahil chela takmna kzar. Leon
glmsedi. Hakl ama. Uralr m cehaleti marifet sananlarla?
Bizimki atacak yer aryor. Her zaman huysuzdu zaten.
stanbula tanmanz istiyor dedi Cihan.
Ona sorsan oras l. Bana sorsan buras. O ister ben gideyim, ben
isterim o gelsin. lml mahluklarz. Neye al- tysak ylesi doru
zannederiz.
Davud lafa girdi: Michelangeloyu ziyaret etmek istiyoruz.
Ustamzdan mektup getirdik.
Sahaf ban iki yana sallad. Ustanza hrmetim sonsuz ama...
biraz zor... II Divino kimseleri kabul etmiyor. Matemde. Kim ld
ki? diye sordu Cihan.
Evvela erkek kardei. Sonra en sevdii ra. Bu onu ykt. rak
m? diye sordu Cihan, ilerinden birine bir ey olsa Sinan'n ne kadar
yas tutacam merak etti.
Sahafn anlattna gre Urbino adl rak on drt yandan beri
Michelangelonun yanndayd. Tam yirmi alt sene ikisi birbirinden hi
ayrlmamt. stat bu zeki yardmcsn o kadar severdi ki Urbino
hastalannca kimsenin onun bakmn stlenmesine izin vermemi, gece

gndz bam beklemiti. Zaten mnzevi bir adam olan Michelangelo,


rann lmnden sonra daha da ketum ve kzgn biri haline
gelmiti.
II Divino insanlardan hazzetmez. Ama sevdii bir iki kiiyi de an
sever.
Cihan kalann kaldrd. Onun ustas byle deildi. Sinan
bakalanndan ne nefret ediyor, ne kayordu. Aklselim sahibiydi, her
daim makul ve dengeli. En kaba adamlara bile nezaketle cevap verirdi.
Hakaret karsnda dahi hiddetlendii grlmemiti. Ama Cihan bunun
o kadar da iyi bir ey olduundan emin deildi. Belki de herkesi
sevmekle hi kimseyi sevmemek arasnda fazla mesafe yoktu. Cihan
isterdi ki ustas kimseleri sevmesin ama bir tek onu ok sevsin, isterdi
ki Michelangelo ile Urbino gibi olsunlar. Sinan ile Cihan. Bu fikrin
zihninden gemesiyle utanmas bir oldu. Gene ne tuhaf dnceler
retmiti. Sarayn bahesindeki maymunlar gibiydi zihni. Daldan dala
atlyordu.
Leon szlerine devam etti bu arada: II Divino nasl kimseyi
sevmezse, pek oklan da onu sevmez elbet.
Dman m var? diye sordu Davud.
Olmaz m? Hayranlar kadar hasmlan da bol. Hangi taraf sayca
fazla Tann dahi bilmez.
Dedi ki Leon, San Pietronun inaatn gnlszce devralmadan
nce de ok sayda rakibi vard mimann, ama kskananlar artk ikiye
katlanmt. Selefi hakknda ileri geri konumas, dmanlannn
gzndeki mevkiini ykseltmemiti dorusu. Sangallonun tasanmnn
acemice olduunu, yetersiz kullandn syledi. Olsa olsa ayr
imen olur bundan, dedi.
ayr m? diye tekrarlad Cihan.
Otlamak iin. Sangallonun yapt, sanattan anlamayan kzlere
ve koyunlara layktr, dedi. Rahmetliyi sevenler hazzetmediler tabii bu
laftan.
Cihan i geirdi. Bu hususta da farklyd ustas. Sinann l veya
diri bir baka mimar hakknda fena konutuunu duymamt.
ekinerek sordu: Ama papa, Michelangelodan yana deil mi?
Evet. Papa hazretleri olmasa onu para para ederlerdi zaten dedi
Leon. Sandalyesinde hafife kprdand. Bir an yz glgede kald.
Sizin ustanzn da epeyce dman olmal. Davudla Cihan gz gze

188

geldiler. Garip szd ama bir o kadar doruydu.


Var maalesef* dedi Davud. Kskanan, ekemeyeni oktur. Leon,
Michelangelonun dmanlarnn banda Nanni di Baccio Bigio nam
bir mimar-heykeltra olduunu anlatt. Ne acayip, deil mi? Bize
benzer gayeler tayanlar en tehlikeli dmanlarmz oluyor. Mimarn
hasm mimar, hekimin hasm hekim... Bir adam sana ne kadar yaknsa,
senden nefret etme ihtimali o kadar fazla.
Bunu syler sylemez duraklad Leon, dememesi gereken bir eyi
azndan karmt sanki.
Yorduk sizi dedi Cihan. Gitsek iyi olur.
Kalmanz isterdim ama... dedi Leon.
Yahudi mahallesinde bir saatten sonra sokaa kmann yasak
olduunu anlatt. Mahalle kaplan kapannca ne ieri girilebiliyor ne
dan klyordu. Ziyaretileri olduunda yetkili mercilere nceden
haber verip izin almalan gerekiyordu. ihtiyar adama zahmet vermemek
iin ondan kendilerine kalacak yer tavsiye etmesini istediler. Leon bir
hizmetkr ard; Osmanl diyanndan gelen bu zanaatkrlan iyi bir hana gtrmesini tembihledi.
Bylece Cihan ve Davud kendilerini yeniden sokaklarda buldular.
Atlannm yularlanndan ekerek olann pei sra gittiler. Caml
pencereleriyle zenginlerin maliknelerini grdler; atete domuz
evrilen pazaryerlerinden getiler. Hizmetkr yolu uzatyordu galiba.
Onlara ehri gstermekten ziyade ehre onlan gstermek iin.
zerlerindeki kyafetlerle hemen gze arpyorlard.
Kesif kokular yayan bir peynir dkknnn nnden geerken, Cihan
Davuda bir ey sylemek iin arkasna dnd ve aniden pheyle
durdu. zlendikleri hissine kaplmt. Sanki bir adam vard arkalarnda.
Glgesini fark etmiti kendinden evvel. Sama soluna bakndysa da
bir ey gremedi. Nihayet, sucuk, ter ve idrar kokan bir binaya geldiler.
Odalann ve lazmlklarn kiiyle paylamalar gerekiyordu: bir
ressam, bir terih talebesi ve bir kumarbaz.

Ertesi sabah ilk i Michelangelonun evine vardlar. Zor olmad


bulmak. ocuklar bile biliyordu mehur mimarn nerede oturduunu.
Ne var ki kapdan gemek imknszd. Kendilerini takdim edip

Sermimar Sinan tarafndan gnderildiklerini anlattlar. talyan kalfa


nazike dinledi ama ustasnn kimseyi grmek istemediini syledi.
Kum olduunu sanyor bu? diye homurdand Davud uzaklatklarnda. Bizi hakir grr.
Haklsn dedi Cihan. stanbuldayken Davud ile ikisi i dnda
pek sohbet etmez, birbirlerine almazlard. Halbuki yola ktklar
andan itibaren iki adam yaknlam, dertlemi, dost olmutu. nsan
bir baka insan yolculuklarda tanyordu demek. Ayn yolun yolcusu
olduunda.
Bunlara ders vermeli, bize deil. Bu, ustamza hakaret. Vallahi
stat duysa ok zlr dedi Cihan.
Sonraki gnlerde, Sinann tembihledii gibi kilise ve mabetleri
gezdiler. Romada kullanlan kirecin alml bir rengi vard ama vasfa
daha aayd. Pozzolana dedikleri kahverengimsi bir maddeyle
kartryorlard. Kuruduu vakit ince, tozumsu bir hal alyor, zamanla
atlayp, kf tutuyordu. Cihanla Davud grdklerini unutmamak iin
ha bire defterlerine yazyor, binalarn resimlerini yapyorlard. Ka
defa labirent gibi darack sokaklarda kaybolup kendilerini bir bazilikaya hayran hayran bakarken buldular.
Onlar en ok etkileyen San Pietro oldu. Sabahn souk nda,
unutulan bir ryadan geriye kalan suret gibi tarifi zor, deirmi bir
mabetti. Bitmesine daha vard ama Cihan da, Davud da maketleri
inceledikleri iin, tamamlandnda nasl devasa ve grkemli olacan
biliyorlard kubbesi, kasna ve cupolasyla. San Pietroyu
seyrederken zerlerine sinen ta, kum, mermer ve tala kokusunu
beraberlerinde getireceklerdi stanbula.
Cihanm gzlemlerine gre hangi dinden olursa olsun, ibadethaneler
ikiye ayrlyordu: Semaya uzanmaya alanlar ve semay topraa
yaklatrmaya uraanlar. Birinciler insan Tanrya, kinciler Tanny
insana doru getirmeyi amalyordu. Nadiren her ikisini ayn anda
yapabilenler de kyordu. San Pietro gibi.
Gneydeki hava artlarndan dolay teslimat geciktii iin ortada
fazla ii yoktu. Sinann raklar daha rahat dolaabildiler bu sayede.
Bir tepeye yerleerek dzinelerce izim yaptlar. stisnasz her gn
Michelangeloyu grmeye gidip, her defasnda geri evrildiler. Hep
ayn kalfa onlara mni oldu. Ad Ascanio idi. Girite nbet tutuyor,
kimseyi ieri salmyordu. Cihan ustasna kar bu kadar himayeci bir

190

kalfaya hi rastlamamt.
II Divino bu dnyaya ait deil dedi Ascanio. Ustasnn ne kadar az
yemek yediini, bir para kuru ekmekle yetindiini anlatt. Romadaki
btn scudolan bandan dksen, o yine dnp bakmaz, yoksul yaar.
Varlk iinde yokluk ekmenin ne lemi var ki? diye sordu Cihan.
Anlamyorsun. Parada pulda gz yok.
Davud atld. izmelerini karmadan yatt, hi ykanmad
doru mu?
Sinirlendi Ascanio. Her duyduuna inanma. Romanm de-

191

dikodulan gaddardr. Sylediine gre Michelangelonun


Floransadaki arkadalar onu geri aryordu ama o sanat ak
yznden ve sznn eri olduu iin Romay terk etmiyordu. Kymet
biliyorlar m? Ne gezeri Kimsede minnet yok! Ne kadar ok verirsen, o
kadar fazla istiyorlar.
Michelangelo, San Pietroyu bitiremeden lmekten korkuyordu.
Zeks hl bak gibi keskindi ama ya ilerlemiti; ruhen keyifsizdi,
bedenen zayf. Birok hastalktan mustaripti: ikinlik, kann ans,
bbrek talan... Bunlan zamanla rendi Cihan. Merak etti, acaba kendi
ustas da yalanmaktan korkuyor muydu? Sinan gibi alkan ve
almaya mptela bir adam, faniliini kabul etmekte zorlanyor muydu? Geldi geti bu fikirler akimdan. Dnmesiyle unutmas bir oldu.
Ancak seneler sonra hatrlayacakt. Yeniden.

Bir ikindi vakti, gene II Divinoyu ziyaret etmi, gene grmeyi


baaramamlard. Le gibi duman ve ya kokan bir aevine girdiler.
Ylanbal orbas, bldrcn kebab ve torro- ne denen bir tatl
smarladlar.
Sakn bakma. Biri bizi izliyor dedi Cihan. leride, koyu renk bir
pelerinle kafasn rtm, suratnn ancak yans grlen bir adamdan
kukulanmt.
Kim? dedi Davud, annda arkasna dnerek.
Beriki ona baktklarn grnce ayaa frlad gibi kt gitti. Davud
ve Cihan ylece kalakald.
Yankesicidir Allah bilir. Yabancyz diye soyacak aklnca... dedi
Davud.

Onuncu gnde artk son defa Michelangeloyu ziyaret etmeyi


denediler. Bu kez de baaramazlarsa stad grmeden Romadan
ayrlacaklard. Ascanio bir i iin km, henz dnmemiti. Onun
yerine baka bir rak kt karlarna; nazik biriydi. lk kez geliyormu
gibi kendilerini takdim ettiler. Hi ummadklar bir ekilde, dostane bir
tebessmle ban sallad bu rak, ustasna haber vermeye gitti. Az

192

sonra geri geldi. Michelangelo onlar kabul edecekti. aknlklarm


belli etmemeye alarak delikanlnn peine dtler. Belki de
Ascanio, ustasnn rahatsz edilmek istemediine inandndan, bunca
zamandr kapsn andran iki Osmanldan ona bahsetmemiti bile.
Ustalarm babalan gibi sahiplenmeye kalkan raklar an korumac
oluyordu.
Geni bir odaya alndlar. Boyalar, kavanozlar, keskiler, ekiler,
tomarlar, kitaplar, haritalar ve kyafetlerle darmadankt etraf.
Sokaktan gelen grlty kesmek iin duvarlar kaln dokulu, parlak
perdelerle kaplanmt. Bu da mekna esrarengiz bir hava veriyordu.
Bir adam, bu karmaann orta yerinde durmu, donyandan mumlann
nda heykel yapyordu. Bir mum da kafasndaki baln stne
tutturulmutu. Ne uzun ne ksa boyluydu. Adaleli kollan hari yapl
saylmazd. Gzleri kk ve koyu, yz ifadesi ciddi, benzi solgundu.
Burnu yassyd; sakal yer yer aarm. Cihann esas ilgisini eken
adamn elleri oldu - uzun ve kemikli parmaklan; kmlm, yenmi, toz
toprak ve kir kapl trnaklan.
Bizi kabul ettiiniz iin minnettanz dedi Cihan eilerek.
Yana dnk duruyor, bir heykel zerinde alyordu Michelangelo.
stifini bozmad. Sultannzdan mektup almtm bir zamanlar.
Rahmetli padiahmz Bayezid olmal diye lafa girdi Davud.
Duymad bile II Divino. Anlamadm bir ey var, neden heykel
yapmaya kar karsnz? Nasl putperestlik sayarsnz? Geri
sultanininiz cmertti. Gelmeye niyetliydim. Grandissima vergogna.3
yle dediler! Olmad.

Kendi kendiyle konumaya alkn her adam gibi bouk ve hzl


konuuyordu. Szlerinin muhatab kendisiydi. Cihanla Davud snrl
Italyancalan ile takip etmekte zorland. Ustanz nasl? diye sordu
Michelangelo.
Sebeb-i ziyaretlerini ancak o an hatrlayan ikili, Sinann mektubunu
takdim ettiler. Ellerini, ellerinden de pis bir nle sildikten sonra
mhr krd II Divino. Okumay bitirdiinde huzursuz ve hznl
grnyordu. Bir eye can sklmt sanki. zeri her trden
3 En byk ayp.

dkntyle kapl bir masaya yneldi. Eyalar yere atarak kendine yer
at; dnceli bir ifadeyle oturup Sinana mektup yazmaya balad.
Kimse onlara oturmalarn sylemedii iin ayakta kalmt Cihanla
Davud. Etrafa bakndlar. Bir tezghn stnde, her ikisi de San
Pietroya ait iki maket duruyordu; biri tahtadan, dieri kilden. Biri eski
tasarm, biri yeni. Michelangelonun binann n cephesini yeniden
biimlendirdiini fark ettiler. Kubbeyi tayan ana ayaklarn ekli
deimiti. Sangallonun tek kabuklu kubbesinin yerini stunlu
payandalarla desteklenen ift kabuklu kubbe almt. Kk pencereler
gitmi, daha az sayda ama daha byk ve dolaysyla daha ok k
alan pencereler konmutu.
Bir angrtyla irkildiler. Mektubunu bitiren II Divino balmumu
aramaktayd. Sinirle kt tomarlarn kenara iterken bir ie krmt.
Kitaplarn altna, ekmecelerin iine, kutularn stne baktlar.
Nihayetinde aranan ey bir minderin altnda, ezilmi halde bulundu.
Michelangelo balmumu- nu eritti, mhrn bast ve mektubu bir
kurdeleyle balad. Bunu ustanza iletin.
Muhakkak yapacaz dedi Davud. Bu arada Michelangelo
ziyaretilerinin San Pietro maketlerine gsterdikleri alakay fark
etmiti. Sangallonun bir maketi bitirmesi yllann ald dedi. Ben on
be gnde yaptm!
Sesindeki fkeli rekabeti iitmek Cihan artmt. Romann en
ok hrmet gren sanats bir hayaletle kavga ediyordu. Heykel
yapmak, sert mermerle mcadele etmek bu adamn mizacna bina ina
etmekten daha uygun, diye geirdi aklndan. Tabii bunu sylemedi.
Onun yerine, az evvel grd at resmini hatrlayarak Hayvanlan
seviyorsunuz dedi.
Severim dedi stat. Bazen hayvan llerini kesip incelediini
anlatt. Adaleleri, sinirleri, kemikleri grmek iin buna ihtiyac vard.
Ben de beyaz bir file bakyorum dedi Cihan. naatta bizimle
alr.
Sahi mi? Demek Sinann fili var? Durdu bir an. Ben de mi bir
tane bulsam?
Ardndan ehzade Camii ve Sleymaniye Camiine dair sorular
sordu. Sinann yapt ilerden sitayile bahsetti. Cihan bir talyan
sanatnn nasl olup da ustas hakknda nice Osmanldan daha fazla

194

ey bildiine hayret etti. Ne var ki bunun cevabn renemeyecekti.


ok gemeden mimar elini kaldrd ve mrldand: Altro non mi
achade.4 may anlayarak sessizce ktlar.

c&no
Dn yolunda Cihan dnceliydi. otay pek zlemiti. Hayvana
iyi bakld m diye endie ediyordu. Ya zntden yemeyi imeyi
kestiyse? Filler duygusal mahluklard. Ama ehre yaklatka
bambaka bir sz kaplad ruhunu. Romadayken Mihrimah
dnmemeye alm, bunu her zaman baaramasa da yreini kilitli
tutmutu. Fakat imdi katlanarak dnyordu sevgisi, hasreti, fkesi.
Sanki bir mddet sulara set ekmeyi baarmt. imdi talar yklm,
alayarak akyordu durdu zannettii o nehir.
Mola verdiklerinde Davudun da hznl grndn fark etti.
Yetim bydn bildii arkadana ekinerek ocukluunu sordu.
Dedemle ninem bakt bana. Anlatacak ne var ki? dedi Davud usulca.
Tpk Cihan gibi onun da hayat hepten deimiti Sinanla tantktan
sonra.
Uzun sre konumadan yol aldlar; her ikisi de kendi dncelerine
dalmt. Karanlk kt; drtnala devam ettiler. Ancak srtlan
anmaya balaynca ve atlarda takat kalmaynca yavaladlar. Geceyi
yaknlardaki bir handa geirmeyi kararlatrdlar.
ierisi yolcu kaynyordu. Yemek salonu geniti ama tavan o kadar
alakt ki iriyan bir adam gelse kafasn emek zorundayd. Kede
tatan bir ocan stnde isten kararm bir kazan kaynamaktayd.
Tahta masalarda mteriler oturuyordu; her ya ve itikattan erkekler.
Cihanla Davud ieri girdikleri an btn balar onlara dnd; grlt
azald. Bir masann ucunda bo yer olduunu grerek oraya stlar.
Cihan etrafna baknd. Solunda kadidi km bir adam oturuyordu;
parmaklarndaki mrekkep lekelerine baklrsa ktip olmalyd.
Dierleri seyyahlar, tccarlar, haclar, askerler, derviler,
zanaatkrlard. aprazlarndaki masada, salan saman rengi bir adam
oturmu, ellerini buhar tten bir kseyle styordu. Selam verir gibi,
4 Bu kadar kfi herhalde.

onlara doru enesini kaldrp indirdi.


Tanyor musun? diye sordu Cihan, Davuda.
Bu delikte kimi tanyabilirim? dedi Davud, yzn buruturarak.
Elinde bir tepsi ikiyle, bir cce geti yanlarndan. Adam azimle
ilerlerken binleri tutup elme taknca paldr kldr dt, bardaklar
yerlere yuvarland. Kahkahalar patlad. Cce ayaa kalkt, zerini
rpt; yz kzarsa da sakin ve metin grnyordu. Mteriler nlerine
dnd. ehla, gbekli ve kulaklarndan kllar kan bir hanc belirdi;
siparileri ald. kembe orbas, testide bol soanl kuzu eti, pilav, bademli erik hoaf.
Yemekten sonra Davud akam namaz iin yukar kt. Erkenden
yatacakt. Cihan biraz daha kalmaya karar verdi. Efkrlanmt. Artk
kimseye k vermeyen bir deniz feneri gibi yalnzd. Bir yandan
ustasn ve fili grmeye can atyor, bir yandan Mihrimahn evlendii
ehre dnmek istemiyordu. Bir kez daha kendi iinde ikiye
blnmt.
Ne o, arkadan gitti galiba?
Cihan ban kaldrnca san sal, tknaz adamn tepesinde dikildiini
grd.
Oturabilir miyim? diye sordu adam ve cevap beklemeden
kverdi. Parmaklann klatarak cceye iaret etti. Annda bir testi
krmz arap kondu masaya. Davud aa iner de onu bir yabancyla
ierken grrse ne dnr diye merak etti Cihan. Aa kabuu ve
kurutulmu gl tad vard badede.
Tomaso isimli bu seyyah akll birine benziyordu. arka seyahat
ettiini, Ayasofya ve Sleymaniyeyi grmek iin sabrszlandn
syledi. Bardaklar tazelendi. Ardndan koca testi. Cihan konuulanlarn
yarsn bile hatrlayamayacak- t ertesi gn.
Ustamz bizi Romaya yollad dedi Cihan. akrkeyif olmasna
ramen yanlarnda tadklar mektuptan bahsetme- meyi akl
edebilmiti. lmimizi grgmz artralm diye. stanbula dnnce
yeni kubbeler ina edeceiz.
Tomasonun gzlerinden delice bir bak geti. O zaman sana bir
bilmece. Mhim olan hayatta ne yaptmz m? Yoksa ne
yapmadmz m?
Cihan ard. Ne demek o?

196

Velev ki bir ormandasn; karna gzel bir dilber kt. Tek bana
mahsur kalm. Istesen aresizliinden faydalanp ona orada sahip
olabilirsin. Yapmazsan, o zaman adamsn. Yahut birileri sana kfredip
hakaretler yadrd. Dama- nna bast. Hiddetlenip dver misin? ayet
yapmazsan, o zaman adamsn. Demek ki ne yaptmzdan ziyade,
yapmadklarmz tynetimizi gsterir.
Cihan gld. <fYani hibir ey yapmamak daha m ye?
Becerebilirsen dedi Tomaso kurnaz bir tebessmle. Tala, tahtayla,
demirle bina yaparsn. Ama sade bunlarla deil. Bir de boluu
kullanrsn. Yokluu. Ustan gayet iyi bilir bunlan.
Kt bir his reklendi Cihann midesine. Nerden tanyorsun ki
sen benim ustam?
Onu tanmayan m var? Tbmaso ayaa kalkt. Cceye bir sikke
att. Artk gitmem lazm.
Cihan, hesab adamn demesine sevinmiti. Sinann parasn araba
harcasa kendini sulu hissedecekti.
Bu arada Tomaso son anda bir ey hatrlam gibi duraklad. Bir
eyler yapmak, ykselmek istemen gayet doal. Yeter ki o pespaye
ruhlardan biri olma.
Az sonra Cihan sallana sallana st kata kt. Davudu derin uykuda
buldu. Bir dzine seyyah daha vard odada horlayan, sayklayan.
Yalpalayarak gidip pencereyi at. Yakndan bir yarasa geti. Bir
bayku tt. Gkte altn bir oraa benziyordu ay. Gece efsunkrd. Az
ileride bir yelpaze gibi alan, kenarlan tarhlarla bezeli baheden latif
bir koku ykseliyordu. Ancak o vakit hatrlad. Daha nce okumutu bu
laf. Dante. Cehennem blm. Hayat boyu ne svg ne vg
toplayarak yaayan o pespaye ruhlardan biri olma.

Ertesi sabah Cihan ve Davud uyandklarnda bir de baktlar ki gece


hrszf girmi odalarna, tepeden trnaa soyulmular. Keselerinde
kalan son kurular, deri izmeleri, teki raklar iin aldklar
hediyelikler, en nemlisi seyahat boyunca yaptklar btn izimler,
tuttuklar defterler ve
Michelangelonun Sinana yollad mektup... Hepsi gitmiti.

iin acayip yan odadaki dier yolculardan bir ey alnmamt.


Hrsz, her kimse, bir tek onlar, Sinann raklarn hedef almt. Her
yeri aradlar. Alayp szlandlar. Nafile. Huzursuz, tedirgin ve ezik
ayrldlar handan, ikisi de kendini suluyordu: Cihan iip de szd
iin, Davud kp gibi uyuduu iin.
E ibir zaman bilemeyeceklerdi artk, II Divino Michelan- gelcnun,
Sermimar Sinana ne yazdn. Cihan ile Davud stanbula ayak basp,
ustalarnn evine vardklarnda ona somut bir ey sunamadlar. Bu uzun
yolculuktan geriye hibir ey kalmamt adeta. Daha imdiden
silinmeye balayan Roma hatralarndan ve San Pietronun, sisler
arasndan ykselen o rpertici siluetinden baka.

c&no
Kaptan Garreth geldi iougn; beraberinde tuz, ter ve iki kokusu getirdi
Yine nasl gemi saray kaplarndan, bilemedii. Ya hayalet gibi szlm
olmal, ya da ieride adamlar var. Korkuyor herkes heriflen. Belal. Seveni
de yok, sayan da amma ayana basmak istemez kimse.
Bir acayipti kak tavr. Her zaman pespembe olan derisi solmutu.
Dudaklar kuru, avurtlar kkt. Terliyordu durduu yerde. Seferlerden
birinde hastalk kapm diye tahmin ettim, bir ey sormadm. Beni grnce

pis pis srtt. Geen gn onca yoldan geldim, bizimfd- baz grmeye. Bi de
demesinler mi, yok seninki, Romaya gitti? Maallah, seyyah kesildin
bamza. Ne ball kulsun.
Ustam msaade ald saraydan, yle gittim dedim.
Vay be. Demek hakkaten tutar seni sermimar. yi, iyi. Ne getirdin peki
oralardan?
Roma'da hrszlk etmemitim. Frsat olmadndan deil, iimden
gelmemiti. Tabii bunu sylemedim. stanbula gelirken yolda nasl
soyulduumuzu anlattm. nanmad. enesini kapasn diye evvelden
ardm elli akeyi ve yakut tespihi verdim. Satp da Mihrimaha hediye
alrm sanmtm. Ne aptalmm.

198

Suratn ekitti. Bu mu lan? Saraydan alarm dedin, zrnk alamadn.


naatlardan koparrm dedin, oyaladn. Vere vere bunlar m verirsin? Ben
seni napaym?
Aslnda tam olarak bu kadar deildi. Ayn leylan altnda, baka bir
ukurda bir kutu daha vard beni bekleyen. inde saray mutfandan

arlm gm takmlar, altn ulu bir ty kalem ve altn divit, kilerden


yrtlm bir kavanoz halis bal ve Hesna Katunun sa- jr sslemeli sa
tokas vard. Bir geliinde gene beni azarlarken yrtmtm. Astm krizi
tutunca iki bklm olmutu; barts kaymt; usulca ekmitim tokay,
ruhu bile duymamt. Bunlar Deli- bozuk Reise vermedim. Gn gelir satar
svrm diye saklyordum. oktan yapmalydm ya; filin sevgisi,
Mihrimahm ak ve Sinana olan saygm koldan beni bu diyara
balamt.
"Sabrm tat dedi Gvur Kaptan. Yazk, gensin daha. Bunca zaman
ne yalanlar sylediini renince derini yzecekler.
rperdim. Eskisi gibi adamn kaba kuvvetinden korkmuyordum. Benden
iriydi ama yumruklamaya kalksak altta kalmayacamdan gayet emindim.

Mesele bedensel kuvvet deildi. Beni keye sktran yalanlard.


evirdiimiz dolaplar anlatmas halinde neler olacan dnmek bile

istemiyordum.
Benim bam belaya girerse, seninki de girer dedim. Hepsi senin
fikrindi. Arkasndan geleceine kesin gzyle baktm kfr veya tehdidi
bekledim. Ama hibir ey yapmad. Sadece homurdand: Seninki pek
bedbahtm diyorlar. Yazk tak i i, hem koskoca suttan kz ot, hem bu kadar
bahtsz.
Mihrimahtan byle bahsetmesine atrdm. Aylar var ki grmedim
dedim huzursuz bir ekilde.

Grrsn yaknda... Beyaz file dkn madem, gelir herhalde.


0 vakit anladm. Btn stanbul akalisi gibi Kaptan Garretk de
Mikrimakm mutsuz olduunu duymutu. Rstem Paann konanda olan
biten ker ey annda hizmetkarlar sayesinde yaylyordu. Prensesin yeniden

geleceini,

benimle

sohbet

edeceini

dnyordu.

Altn

yumurtlayan

tavuktum. En azndan imdilik. Beni abuk kesmek istemiyordu. Birden bir


cesaret geldi zerime. Gitsen iyi olur, Karanfil Kmil Aa bu saatlerde

teftie gelir. Yakalarsa jena yapar. Gazab beterdir dedim.


Gzlerijal ta gibi ald. Bir an ne diyeceini tartamad. Ekledim hemen:
Verecek bir ey olunca kaber salarm, getirsin. Bo yere zak- met etme
buralara.
Buz gibi baksa da itiraz etmedi. Bytece bir ey kefettim bayatta. Onun
gibi

ceberutlar

zayflndan

kudretlerini

almaktayd.

kendi

Eer

glerinden

sarayda

deil,

kalacaksam,

bakalarnn

bu

ehirde

tutunacaksam, kendime bir karem kurmalydm, iine herkesten uzak


olmasn

dilediimyanlarm

koyacaktm:

zaaflarm,

krslarm,

krgnlklarm, sra yreim. Aas da ben olacaktm o karemin, sultan da.


Ve bundan byle kimsenin ieri girip bu sakl yanlarm grmesine izin
vermeyecektim. Ustamn bile...

200

KUBBE

C8BO
O seneyi kep saadet senesi olarak katrlayacam. Herkesin Hayatnda byle
mutlu bir zaman vardr kerkalde. Kendiliinden boy verir, yeerir, iek aar
ve sen kep byle devam edecek zannederken pat diye kurur, bitiverir. Benim en
mutlu senem Mikrimak iin bir cami yapmamzla balad. Artk evli barkl bir
kadnd. Sultan babas ona o kadar Jazla toprak iksan etmiti ki herkesten
zengindi. Ho- murdanmt kimileri, Devlet kendi aile fertlerine bu kadar mlk

balar m, el insaf nerde grlm, dzen bozuldu" diye, ama kimin


umurundayd. Kudretliydi Mikrimak. nsanlar ondan ekiniyordu. Yusu

Nikola ve Davud dakil. Hatta ustam bile, prensesle konuurken temkinliydi.


Hem ok varlkl, kem kederli bir insan bakalarn huzursuz eder. nk
kerkes servetin mutluluk getireceini zanneder. Zengin olup da yz
glmeyenden iten ie rkerler bu yzden. Mikrimak da herkesi tedirgin
ediyordu. Ben hari. O kadar ktm ki, zaten teden beri onun yannda o kadar

gergindim ki, bir de ilaveten ondan korkmay dnecek kalim yoktu. O yzden
dier kalfalar tutuk davranrken, ben ka bire yeni fikirlerle geliyordum.
Durmadan iziyor, Mikrimak Camiine yenilikler getirmek istiyordum. Haddimi

bilmiyordum yani. Ama ak biraz da byle bir ey deil midir zaten?


Haddini bilmemek, hudutlarn tesine gemeye azmetmek...

O kadar fazla alyor, yle az uyuyordum ki Daha krk Jinn ekmek yemem
gerekiyordu, fakat ustam benim kzl rendiimi, alkanlm takdir ettiini

sylyordu. Ne vakit prensesi ziyarete gitse beni de beraberinde gtrmeye


balad. O bir sene boyunca bu sayede ne ok grdm Mihrimah. Ne
anslydm. Her seferinde yanmzda ustam ve Hesna Hatun olurdu geri. Olsun.
Gl yzn grebiliyor, sesini iitebiliyordumya. Onunla bir odada bulunmak,

ayn havay solumak bile fevkaladeydi.


Geceleri bam dee koyduumda ustamn izdiiyapty dnyordum.

Binay zihnimde sil batan ykseltiyor; giriini, kubbesini, pencerelerini


deitiriyordum. Uykumda dahi ta tayor, resim yapyordum. Bir gn
cesaretimi topladm, ustamn nne taslaklarm koydum. Bakt, inceledi.
Caminin girii grkemli olmal ama artmak da. Beklenmedik bir gzellik
bulmal insanlar karlarnda dedim. Ustam orackta beni azartayabilirdi. Sen

218

kendini ne sanrsn? diyebilirdi. Mekn cennet olsun, Mimarba Sinan


Hibirini yapmad. Aksine, beni dikkatle dinledi, sorular sordu. izmeye devam etmemi, tamamladm her resmi getirip gstermemi tembihledi. Ben de
yle yaptm. Hep altm.
Ustama demedim ki Mikrimak Sultan Camiinin yaps bana onunla
tantm gn hatrlatmakta. Hani henz anlardan kaan bir kz ocuu
olduu demleri. Yedi ncili bir kolye vard o gn boynunda^ Giydii elbise ve
yzn rten tl misali, ak renkliydi mermer ve granit. Drt byk arlk
kulesi zerinde ykseliyordu kubbe. Bahede drt can idik biz de: prenses,
Hesna Hatun, ben ve ota. Ve tek minaresiyksek, ince ve zarifti, tpk onun
gibi. Mihrimah Sultan Camii bol pencereliydi; kem kubbe kem mekn gani gani
gne alyordu, salarndan yansyan klar gibi.
Ben byle izip gstermeyi srdrdm. Nikayet ustam beni bir kenara ekti.
Nicedir seni izlerim Cikan. Her ne kadar kazr olmasan da endeki irade ve
kabiliyeti takdir ederim. nanyorum ki bu kararllkla gzel iler baaracaksn.
Seni de kalfa yapacam. Ama bundan bile fazla emek vermen gerekecek. Ne
dersin, yapabilir misin?
Elini ptm, alnma koydum. u andan itibaren kayat bambaka olacakt
seziyordum. Mikrimak Camiinin inaatnda kendimi paraladm. Deli gibi ker
ayrntya kotum, ker ihtiyaca yetimeye abaladm. Bilmediklerimi kapmak
iin ziknimi ak, kulam delik tuttum. Hep didindim. Ustam beni dikkatle,
merakla, takdirle izliyordu. Onun baklarn hissetmek bana gven veriyordu.
Lkin beni seyreden bakalar da vard. teki kalfalar bu cevval kalimden
bolanmamt. Kzmaya balamlard heveskrlma. Halbuki sebebini bir
bilseler... Birdenbire ortaya km, aralarna karmtm ve imdi de kzla
onlara yetimeye azmediyordum. Bana di bilediler, ierlediler. Ne var ki tm
bunlar sonradan anlayacaktm. O zaman da ker ey iin ok ge olacakt.

Mihrimah

Camiinin

CXV
inaat hadisesiz

devam

etmi,

sonlara

yaklalmt ki usta ve kalfalar beklenmedik bir engele toslad.


Gnderilen iniler defalardr krk dkk kyordu. Paralanmayanlarn
ya desenleri sorunluydu ya renkleri oturmamt. Sinan durumdan
memnun deildi. Ehl-i hi- ref krhanelerinin kusursuz ilemesine nem
verirdi. Cihan ile Nikoladan gidip ini ustasyla konumalarn istedi.
naat sahasndan doruca oraya gideceklerdi.
O zaman fili de alalm dedi Cihan.
zin knca yle yaptlar. Havada yamur kokusu vard. Yapraklar
uuuyordu. Halie yaklarken rzgr hzland. inicilerin yerleri sal
sollu bir sokak boyunca sralanmt. Kaplan o kadar alakt ki insan ieri
girerken eilmek zorunda kalyordu. Buna karlk pencereleri byk ve
kocamand, mmkn mertebe k gelsin diye. Burada satlan mallar
znikten geliyordu. Ziyaret edecekleri dkkn sokan sonundayd. Sinan
senelerdir ayn zanaatkrla almt. Adamcaz vefat edince ii olu
devralmt. O gn bugndr hibir ey ayn olmamt.
Kk, bask bir yerdi. Baka gnler daha aydnlkt belki ama imdi
hava bozduundan ierisi lotu. Bir kandilin solgun nda alan ra
grdler; surat sivilceli bir oland. Cihanm saraya geldii yatayd.
Selamnaleykm, ustan yok mu?
O daha cevap veremeden bir ses ykseldi: Kim merak ediyor?
Odann arkasmda tknazca bir adam vard. Haline baklrsa ekerleme
yapyordu ve uyandrlmaktan holanmamt.
Bizi Sermimar Sinan gnderdi dedi Nikola ve bekledi. Ustasna olan
saygs o kadar derindi ki Sinann ismini telaffuz ettiinde herkesin mum
gibi duracan zannediyordu; yle bir ey olmad.
Git misafirlere tabure bul diye bard adam olana, iecek getir,
boazmz kurudu. Geri zekl msn ne dikiliyorsun? Ahmak!
Delikanl telala koturdu. stenenleri getirdi. erbet ikram etti. Gene
de yaranamad ustasna; azar iitti. Ne salaksn. Manday getirsem
senden abuk renir!
Adam, katlmalarm beklercesine misafirlere bakt. Ama

220

Cihan da, Nikola da olann haline zlmt. erbetlerine dokunmadan


durumu anlattlar. Bu arada adam kendi ieceini bitirmi, yenisine
balamt.
Efendi, bilirsin bunca zaman merhum pederinle altk. Allah rahmet
eylesin, bize hep en iyi inileri verdi. O vefat edince yerine olunun
gemesine memnun olduk. Lkin imdilerde iniler eskisi gibi deil
sanki.
Ne diyorsun? dedi adam ters ters, bunca laf arasnda kaybolmutu.
Nikola yeniden denedi. Mihrimah Camiini vakitlice yetitirmek
isteriz ama iniler gecikince yap da gecikiyor.
Ben size gnderdim dedi herif gayet pikin.
Doru ama kullanmadan knlyor ve...
Ne yani inilerimi kmp bir de bana hesap sormaya m kalkarsnz?
Kabala alkn olmayan Nikola kpkrmz kesildi. Kekelemeye
balad. Yok, anla...ta...ta...madm.
O ana kadar Cihan azn amamt. Nikola kendisinden kdemli
olduu iin geride durmutu. Bakt ki iler sarpa sa- nyor, adamn
anlayaca dilde konumaya karar verdi. Hem ustasn zyor, hem
Mihrimahn camiini aksatyor diye herife iki misli kzgnd. Lafa girdi:
Sana kibarca unu sylyor: Yolladn inileri hayvanat bahesindeki
mahluklara versen kafeslerine koymazlar.
Vay! Benle nasl byle konuursun? dedi adam.
Esas sen camiye bozuk malzeme yollamaya utanmyor musun? dedi
Cihan ayn ekilde diklenerek.
Aman, kavga etme... Nikola araya girmeye alt.
inici rana dnd. Hemen kar dan bu deyyuslar!
Zavall olan korkuyla bakt Nikola ile Cihana. Yakalarndan m
tutsun, srtlarndan m iteklesin bilemedi. Kalakald. O zaman Cihan sakin
bir edayla Nikolaya seslendi: Neden

gidip otamn yannda beklemezsin? Yalnz kalnca tedirgin oluyor,


bilirsin.
Oradan uzaklamaya can atan Nikola teklif! derhal kabul etti. rak da
onun peinden seirtti. Bir Cihan kald geride, bir de inici. Ne
bakyorsun suratma kz gibi? dedi adam.
Cihan cevap vermedi.
Sar msn ulan?
Cihan yavaa arkadaki raflara yrd. Orada porselen kseler vard.
Birini ald, inceledi ve pat diye yere brakt. Tuzla buz oldu. Adam
yerinden frlad. Ne yapyorsun lan? ldrdn m?
Cihan bir sonrakine uzand. Onu da krd. Kseleri kar duvara
frlatt takdirde daha kolay paralandklarn fark etmiti. Sonrakilerin
hepsini oraya hedefledi, duvara vurup dalyordu porselenler birer birer.
Aptal olan neredesin? diye bard inici, sesinde korku vard. Gel
u deliyi kar!
Cihana yle geliyordu ki rak bir sre daha darda oyalanacakt. Bu
hoyrat herife yardm etmeye niyeti yoktu belli ki. Cihan adama o kadar
yaklat ki herifin yedii trlnn kokusunu alabiliyordu. Efendi,
darda bekleyen mahluku grdn m?
Ne mahluku?
Git bak.
Homurdanarak camdan bakt adam. otay grnce surat deiti.
Sava filidir dedi Cihan. On asker ldrd, onlarcasm yaralad.
Seninki gibi ka dkkn ezdi. Kim bizi aldatr, dolan- dnrsa Sermimar
Sinan bunu gnderir cezalandrmak iin.
Kuyruklu yalan dedi adam.
nanmyorsan dene, bana gre hava ho.
Adamn fille karlamaya niyeti yoktu. Ters ters sordu: Ne
istiyorsun?

222

iki ey dedi Cihan. Bize sattn o berbat inileri geri alacaksn.


Doru dzgn, Mihrimah Sultann anna layk malzeme yollayacaksn.
kincisi neymi?
O senin ra hrpalarsan, Allah ahidim, ben de, fil de tekrar geliriz.
Sana ne yahu? Gbeiniz bir mi kesildi?
O benim kylm diye uydurdu Cihan. Anas st ansm. Herif
gld, inanmamt ama kurcalamad.

Cihan dar ktnda Nikola ve otay bir aacn altnda bekler


buldu. Fil hortumunu yle bir sallad. Sanki filba- zm ne dolaplar
evirdiini anlamt.
O patrt da neydi? diye sordu Nikola.
Ufak bir kaza dedi Cihan. Hadi gidelim.
Biri filin mahfesine, teki boynuna kuruldu. Yamur ise- lemeye
balad. Cihan, Nikolanm ne dndn bilmiyordu ama kendi akl ha
bire dkknda yaananlara kayyordu. Nasl da deimiti ruh hali. Hem
de bir anda. Kimse ben yleyim, ben byleyim dememeliydi fazla.
Belki de her insann iinde hi tanmad biri gizliydi. En skntl, en
beklenmedik anlarda kveriyordu. Mneccim Takiyeddinin gzetledii
semavi cisimler gibiydi insan yrei. Kimse bilmiyordu derininde ne
esrarlar barndrdm. Sadece tepemizdeki sema deil, aslnda tek tek her
insan koca bir muammayd.

OBO

Nfusu gnbegn oalan stanbulun su talebi katbe- kat artmt.


Hanelerin, hanlarn, hamamlarn, mezbahalarn; cami, kilise ve havralarn
altnda, bo sarnlar, kapanm kuyular vard. Mslmanlar hastalarn
Eyp emelerinin suyuyla ykar; Hristiyanlar gebe kalamayan kadnlar
Balkl Kilisesinin ayazmasna getirirdi. Keza Muhamme- dilerin
kiliselerde mum yakt, t sevilerin slam evliyalarna adak adad da
olurdu. Paylatklar ayn suydu. Ne var ki artk yetmiyordu.
Sinan yeralt sularn ve dereleri deerlendirerek ehre misliyle su
getirilebileceine inanyordu. Hemen ie koyulmaya hazrd. Bizanstan
bu yana yaplan surlar onarmakla yetinmiyordu. Niyeti daha bykt.
Birbirini takip eden kanallar ve kemerler ina ederek, muazzam bir su

ebekesi kurmak istiyordu. Ak ve kapal sarnlarla kurak yaz aylan iin


su depolayacak; kuleler kp, kuyular aacak; knklerle ara mahallelere
su datacakt. Teklifi kabul grrse ilk defa bu kadar geni bir alana su
salanacakt. Cretkr teebbst. Sinan hakknda teden beri kem
konuanlara yeni bir firsat karmakla kalmam, ona yeni hasmlar da
kazandrmt. Bunlann hibiri gzde damat Sadrazam Rstem Paa kadar
rktc deildi.
Rstem Paa, Sinann teklifine bandan beri muhalifti. Daha ok su,
daha ok insan demekti. Bu da daha fazla izdiham, virane, salgn hastalk
getirecekti. Zaten yeterince kalabalk olan stanbula, knnda hayaller,
kafasnda bitlerle yeni sakinler davet etmenin mns yoktu.
Birok kii Rstem Paann tarafm tutuyordu, farkl sebeplerle de
olsa. Sinann istidadn ekemeyen rakip mimarlar onun baarmasndan
korkuyordu. Meslekten olmayanlarsa, bir insann -ayet irinin hatrna
kayalar delen Ferhat deilse- dalardan, tepelerden su getirmesinin
mmkn olmadnda srarcyd. Vaizler, yeralt cinlerini uyandrp
demoullannn bana bela amamak iin topran rahat braklmas
gerektiini sylyordu.
Herkes byle itiraz ededursun, Sinan endielenecek bir ey

3Tokmu gibi almay srdryordu. Onun bunca irkef ve ithamn

ortasnda inancn nasl kaybetmediini, dedikodulara kar nasl sar ve


dilsiz kalabildiini Cihanm havsalas almyordu. Bir defa olsun atlan
amura amurla mukabele etmemiti. Bu haliyle, ky ocuklar tarafndan
drtkle- nerek taciz edildiinde kabuuna ekilerek deliliin gemesini
bekleyen bir kaplumbaay andryordu. Lkin kaplumbaa gibi sabit
durmak yerine Sinan ha bire didiniyordu.
Su iinde Cihan ile Nikola ustalarna yardm ediyordu. lleri almak,
hava terazileriyle hesap yapmak, suyun ka lle olduunu yazmak ve
Bizanstan kalma suyollarnn nasl slah edileceini saptamak onlarn
sorumluluuydu. Bilgileri toparladklarnda vardklar neticeleri sultana
takdim edeceklerdi. Kalfalar bu nemli vazifenin kendilerine verilmesi
karsnda hem heyecana, hem dehete kaplmlard. Yllar iinde
zerlerine aldklar grevlerin hepsinden daha zordu. Ustalarn mahcup
etmemek iin var gleriyle asldlar ie. Membalan ve kuyular, dereleri
ve aylar, sarnlar ve hazneleri birer birer bulup haritada iaretlediler;
bunlar yeralt ve yerst boazlaryla birletirmenin arelerini
dndler. Nihayet bir perembe gn, statla kalfalar iki dirhem bir
ekirdek, ellerinde izimleri, kalplerinde mitle huzura ktlar.
Onlan karlayan Rstem Paa kibar ama souktu. Cihan, Mihrimah
elinden alan adamn nnde sakin olabilmek iin trnaklarn avularna
geirip, gzleri yerde bekledi, Sadrazam farknda bile deildi. Vann
younu Sinan engellemeye adam grnyordu. Anadoludan gelen
gmenlerden o kadar rahatszd ki srf onlar durdurmak iin ehirdeki
herkesin refahn feda etmeye hazrd. Belki de kibirli ve kararl olmak bir
lanet, diye dnd Cihan. Bylelerinin kendi akllarna olan gvenleri
yle yksekti ki farkl fikirleri dinlemiyorlard. Halbuki onlardan daha
vasat olan insanlar renmeye daha ak oluyor, daha isabetli kararlar
alyorlard.
Kabul odasna alndklarnda Sultan Sleyman mcevher kakmal
tahtnda oturur buldular. Kedeki fskiyenin rlts odadaki sessizlii
bozan tek eydi. lemlerin hkmdar, Sinan muhabbetle karladysa da
sesindeki sertlik kimsenin dikkatinden kamamt. Haftalardr ilk kez
renkli esvap geirmiti srtna. Nicedir ne kalbinde ne kyafetlerinde
revnak kalmt. Zaferleri ve kudreti pekitike, ne gariptir ki gnahlar ve

zaaflar da derinlemiti, iki olu taht iin rekabet halindeydi ama onu her
eyden ok sarsan, Hrremi kaybetmek olmutu. Muhibbi mahlasyla ak
iirleri yazd, sevildii kadar nefret edilen kadn; biri kk yata vefat
eden alt ocuunun anas; haremde daha evvel hibir kzm dnemedii
mertebelere ykselen cariye; o glen ehre kulun hastal dahil, nice
eziyet ekmi, sonunda lme yenilmiti. Evlatlarndan birini Osmanl
tahtnda gremeden lmt.
kez yere kapandktan sonra ustalarnn pei sra ilerledi kalfalar;
baklar, ayaklarnn altnda uzanan halnn desenlerine aklyd. Cihan,
amdanlarn titrek n ve dardan gelen hlamur kokusunu
unutmayacakt.
Sultan, sermimardan teklifini takdim etmesini isteyince, Sinan
kalfalarna bayla iaret etti. izimler iin deve derisinden neredeyse
effaf levhalar kullanmlard. Hepsi drt adetti. Cihanla Nikola ilk resmi
ularndan kavrayarak atlar, herkesin grebilecei ekilde tuttular. Sinan
yapmak istediklerini anlatyor, ara sra bir teferruata dikkat ekiyordu.
ehrin kuzeybatsnda otuz sukemeri ina edecekti. Bununla yzlerce
emeye yaz-k su verecekti.
Ne sultan ne sadrazam, olumlu yahut olumsuz tek kelime sarf ettiler.
Bunun zerine ikinci ve nc izimlere geildi: Muhtelif ebat ve
mevkilerdeki sukemerleriydi bunlar. Eski devirlerden kalma kadim
sukemerlerinin acilen tamire ihtiyac vard. Ykk halleriyle, dileri
dklm devler gibi dizilmilerdi ehrin yamalarnda. Bunlar on anim
alyd. Pek ok memba birletirecek bir yeralt su yollan ebekesi olan
drdnc tasla -ki ilerinde onu en ok heyecanlandran buydu- imdilik
kenara koydu Sinan. Daha scak olsayd dinleyenlerin tutumu,
gsterecekti. Oysa imdi iinden bir ses bunu kendine saklamasn
sylyordu. Kanallar vastasyla suyu mahallelere, balara bahelere
getireceini anlatt. Susuza su vermek kadar byk sevap olmadndan
bahsetti. Bitirdiinde padiahn yz durgun bir gl gibiydi. Ne dndn kestirmek imknszd.
Ne dersin? Akln yatar m? dedi sultan, sadrazama. Rstem Paa bu
an bekliyordu. Syleyeceklerinden znt duyuyormu gibi kederli bir
ifade taknd. Sermimar fevkalade mahirdir, biliriz, iinin eridir. Buraya
halis niyetlerle gelmi. Ona phe yok. Lkin korkarm, bu fikirler bize

sadece dert getirir.


Nasl dertler?
Sultanm, masrafldr, hzineyi dara sokar. Hele byle zamanda.
Bu konuda fikri alndnda Sinan dedi ki: Masraf olacaktr ama
deer. Mmkn mertebe kanallar ksaltr, malzemeyi uygun seer,
tutumlu davranrz.
Diyelim ki yaptn, ya sonra ne olacak? dedi Rstem Paa. Daha
fazla gmen gelecek! Yaban mantar gibi dip dibe evler bitecek. Bir
yangn ksa, nasl sndreceiz? Bir mendil karp, alnndaki terleri
sildi. ehir azna kadar dolu zaten. Kaldrabileceinden fazlasn alrsa
hepimiz iin felakettir. Sinann yznde belli belirsiz bir glge dolat.
ehre ka kiinin gelecei sultanmzn verecei karardr. Ama halihazrda burada olanlara su lazm.
Ne biri dn verdi, ne dieri. Sermimar sadrazam, sadrazam
sermiman ikna edemedi. Nihayet sklan sultan araya

girdi:227Bu kadar kfi. kinizi de dinledim. Kararm bilahare


renirsiniz!
Sinan ile kalfalar geri geri yryerek odadan ktlar. Rstemin
arkada kalmas ne hakszlk diye dnd Cihan. Onlarn yokluunda
sultann akln elecekti. Adil deildi. Denklii salamak iin ne
yapabileceine kafa patlatt. ayet ilerinden biri, vezirin mdahalesi
olmakszn padiahla vakit geirebilse dengeler deiirdi. Aksi takdirde
anslar yoktu.

ki kalfa o akam Sinann evinde kald. Cihan, oturup bu mevzuyu


tartabileceklerini mit ediyordu ama aylaklktan hazzetmeyen ustalan
onlar gene ie kotu. Nihayet yorgun argn deklerine ekildiler, ite
orada uzanm, karanlkta dnp dururken bir fikir geldi Cihanm aklna.
Sabah bek- leyemedi; odann br tarafnda uyuyan arkadana seslendi:
Nikola!
Srayarak uyand beriki. Ne? Ne oluyor?
t, benim.
Cihan... ne oldu?
Uyku tutmad. Aklmdan kmyor.
Benim de dedi Nikola, halbuki bir saniye nce ml ml
uyumaktayd.
Vezir yanndayken sultanmz nasl adil karar verebilir? Bizim usta
arada bir kar padiahn huzuruna. Rstem Paa her gn.
Doru, ama elden ne gelir?
Bir fikrim var dedi Cihan. Vezirin sultana ulaamayaca bir yer
var, bildin mi? Oraya gidebilirsek...
Nikolanm soluu kesildi. Hareme mi gireceksin yoksa? Yok yahu,
ahmaklk etme dedi Cihan. Baka bir yer. Tahmin et!
Ee, bilemedim dedi Nikola. Sylesene.

Av! Sultanmz ava ktnda onu grebilirsem niyetimizi izah


ederim. Yannda sadrazam olmaynca dinler.
Vallahi iyi skl ettin dedi Nikola.
Rstem Paann avlanmaktan holanmadn ikisi de biliyordu. Zihni
ne kadar evikse, bedeni de o kadar hantald sadrazamn. An pimpirikli
olduu iin, dere tepe geyik peinde iz sremiyor, dierlerine ayak
uyduramyordu.
Bu ii kotarsak usta nasl sevinir dedi Cihan. Sakn bir ey
syleme.
Nikolann sesi fslt seviyesine indi. Ya tehlikeliyse?
Neden olsun ki? Sultan dinlemek istemezse hemen dnerim.
Ben de geleyim mi?
Yalnz gitsem daha iyi. Gelince her eyi anlatrm, sz.
Fakat... Dikkatli ol.
Merak etme. Bir eycik olmaz.
Arkadana bu ekilde teminat verse de Cihanin zihni ar kovan gibi
kaynad btn hafta; sinirleri lime limeydi. orbasn ierken, taslak
izerken, fille konuurken, aklnda hep sultana ne syleyecei vard.
Kelimelerini dikkatlice semeliydi. Defalarca iinden tekrar etti,
hazrland.

Nihayet beklenen gn geldi. Cihan, hayvanat bahesindeki ahbaplar


sayesinde sultann nerede avlanacan kolayca rendi. Tertibinin
Nikolaya anlatmad ksmna geti. otay da yanma alacakt. O vakte
kadar beyaz fili sultana sevdirme gayretleri boa kmt. Hem filin hem
de filbazm padiahn gnln kazanmak iin bir ans olacakt imdi.
otann bunca zamandr Mimar Sinann emrinde alyor olmas, ona,
dier hayvanlarn yararlanamad baz haklar salamt. Herkes fil ile
filbazm saray kaplarndan girip kmasna alknd. Cihan bundan
faydalanacakt. Bylece filin boynuna oturdu; omuzunda koca bir deri
antayla kapya vard.
Nereye gidiyorsun? diye sordu muhafzlardan biri.
Sultanmz uurlu yayn almay unutmu. Derhal gtrmem
emrolundu.

Neden bir svari gndermezler? diye sordu ikinci muhafz.


Filler atlardan sratlidir dedi Cihan gzn bile krpmadan.
Muhafzlar gldler. Ama Cihanm ciddiyetini fark edince
stelemediler. Gidip sorsam iyi olur dedi ilk muhafz.
Elbette, ben beklerim. ayet padiah uurlu yaynn yannda
olmadm fark edip sinirlenirse, sebebi ben deilim.
Byklarn ekitirerek bir an duraklad adamlar. Derken grnmez
sicimlerle balymasna ikisi birden yana ekiliverdi.
Haydi! dedi ilk muhafz. Acele et bari.
Bylece kuzeydeki ormana vardlar. Sultann peine dt
hayvanlar bir uurumun kenarna srdn renmiti Cihan. Gidip
orada bekledi. Uzunca bir mddet geti - ya da Cihana yle geldi.
Endielenmeye balad. Ya allarn arasmda pusu kurmusa birileri? Ya
kazara onu vururlarsa? O byle korkular icat ededursun uzaktan havlama
sesleri geldi. Yarm dzine kpek hzla yaklat. Derken av grnd:
heybetli bir erkek geyik. Sendeleyerek frlad ormandan. Boynuna bir ok
saplanmt, bir dieri de kalbine. Kouyor olmas mucizeydi.
Vurulduunu idrak etmemiti adeta. Cihan, ldkten sonra insann trnak
ve salarnn bir sre uzamaya devam ettiini iitmiti. Benzer ekilde,
avlanm bir hayvann bedeni de, can verdii halde kamaya devam
edebilir miydi? Ruh oktan gitmi ama beden hl rpnyordu belki de.
Geyik, batan gnein nda parlayan boynuzlaryla yaklat.
Muhteem bir hayvand. ri gzlerinde keder vard. Kan kokusundan
rahatsz olan ota hortumunu sallad. Geyik korkmad. Her trl tehdit ve
tehlikenin anlamn yitir

230

dii eie varmt. Burun deliklerini ap, bir ey diyecekmi gibi


azn aralad; aniden ylp kald.
Cihan yere atlayp ona doru kotu. Geyiin yanma vardnda yalnz
deildi. Av kpekleri ondan evvel ulam, hayvann lsnn etrafn
sarmt. O an tuhaf bir seziyle arkasn dnd Cihan. Sultan Sleyman,
atnn stnde oturmu ona bakyordu. Cihan titreyerek kendini yere att.
Ne yapyorsun burada? Filin ne ii var?
Bu fakir kulunuz sizi grmeye geldi; iki kelime sylememe msaade
buyurursanz mr boyu minnettar olurum. Filbaz deil misin sen?
Evet efendim dedi Cihan. Besbelli yzn hatrlamyordu sultan.
Halbuki daha geen gn huzuruna km, ona izimler gstermiti. Ayn
zamanda Sermimar Sinann kalfa- lanndanm. Bu hususla alakal
geldim.
Onlar konuurken hizmetkrlar geyiin lsn bir at arabasna
yklemilerdi. Hl deli gibi havlayan kpekler, yaygaray kesmeden
peinden gittiler. Tek bir kpek kald geride - dk kulakl, kzlkahverengi, parlak tyl. Geyiin arkasndan hrlasa da hnkrn
yanndan ayrlmad.
Bana ait fili kendi bana kardn dedi sultan. Bunun iin bin krba
yiyebileceini bilirsin herhalde.
Sultanm, affnza snrm. Sizi grmem artt. Beyaz fil uur getirir.
Diledim ki o da olsun.
Cihan cesaret edip bakabilseydi, padiahn yznn tebessmle
krtn grrd. Byle mnasebetsiz bir ie kalkmak iin sebebin ne
ola?
Msaadenizle... Hem sesi hem elleri titriyordu. Geen gn gsterme
imkn bulamadklar drdnc izimi at. Sinann tasavvur ettii su
ebekesinin ehir iin ne kadar hayati olduunu anlatt. htiyar, hasta,
zayf, fukara bunca insann itikleri her yudumda padiaha dua
edeceklerini belirtti. Sultan onu dinledi. Saray duvarlar dnda daha sakin, daha efkatliydi. Derken sordu: Ustan burada olduunu biliyor mu?"
Bilmiyor. Bilse ok kzar.
Esas ben kzmalym, lkin belli ki ustana hrmet edersin. Eer btn
raklar senin gibiyse, ne mutlu sermimara.
Cihan sevindi bu lafa ocuk gibi. Glmsedi. Ne iyi etmiti gelmekle.

Oysa hayattaki en vahim aldanlar, kendimizden memnun olduumuz


anlarda kar. eytan kulamza fsldar: *Neden daha fazlasn
istemiyorsun?
Hnkrm, size bir ey daha gsterebilir miyim? dedi Cihan.
Bayla hafife onaylad sultan. Akl yanm kalan avdayd. Cihan yine
de kard esvabmda saklad tireyi. Kendi tasarmyd bu. Hayali bir
nehri aan yedi kemerli bir ta kpr. Bunu ilk kez savata izmeye
balam, Romada grdklerinden etkilenerek gelitirmiti. Aada
kprnn ayaklarn suyun tazyikinden koruyacak bentler, yukarda yaya
ve hayvanlarn yryecei kaldrmlar olacakt. Eer byke bir kz
arabas geerse, herkesin kenara ekilebilecei melceler yapacakt. Alp
kapanan ksm sayesinde, altndan gemiler geebilecek, emtia ve yolcu
ak idare edilecekti. ayet sultan, Sinann su yollaryla beraber Cihanm
kprsn de kabul ederse, o vakit Cihan hibir kalfaya nasip olmayan bir
ansa nail olacakt. Sinann dhi talebesi diyeceklerdi. Mutat olan,
rak ksmnn, ayrda ilerleyen smklbcek gibi yava ykselmesiydi
ama Cihan istisna olabilirdi. Baarlan Mihrimahn kulana giderdi.
Belki o zaman onu beenir, zlerdi.
izime gz ucuyla bakan sultan atnn yulann kavrad. Girikenliini
beendim. Ama cesaret tehlikelidir, dikkat et. Unutma, bir hkmdar
karar vermeden evvel her hususu dikkate alr. imdi git, haber bekle. Bir
daha byle ey yapma. Bugn efkatimi grdn, o gn gazabm
grrsn.
Peinde adamlar, kpekler ve atlarla ekti gitti sultan. Onlar gzden
kaybolunca Cihan derin bir nefes ald. Her ey yolunda gitmiti. En
azndan meramn anlatmt. Etrafta Rstem belas olmadan.

Ertesi gn, inaat sahasnda Nikola koarak geldi. Ne oldu?


Padiah grdm. Benimle konutu.
Nikolamn gzleri kocaman ald. Sahi mi?
Evet! dedi Cihan, zapt edemedii bir zafer hissiyle. Bana sorarsan
sultanmz bizden yeni bir sukemeri ve kpr ina etmemizi isteyecek.
Ne kprs?
ey... Kendi tasarladm bir kprden de bahsettim. stada
sormadan m?
Huzursuz olan Cihan cevap veremedi. Btn gn Sinanla konumak

232

iin frsat kollad. Olmad. Onun yerine, akam ezanndan nce


yenieri kageldi.
Sinan karlad onlan. Selamnaleykm, buyurun.
Adamlarndan birini almaya geldik mimar efendi.
Bir hata olmal dedi Sinan. Amelelerim namuslu insanlardr.
Amele deil. Kalfa!
Kulak misafiri olan Cihan bana gelecekleri hissederek ar ar ne
kt. Tam o esnada Sinan sordu: Hangisi? Askerlerden biri Cihanm
adn verdi.
aknlktan dili tutulan Sinan gzlerini krptrd. yi talebemdir.
Vezir-i azamin emirleri dedi asker. Belli ki stada hrmet ediyordu
ve ram derdest ederek onu zmek istemiyordu. Fena bir ey yapmad,
deil mi? diye sordu Sinan.
Kimse cevap vermedi. Bu tedirgin sessizliin ortasnda
Cihanm sesi iitildi: Affet usta, kusur ettim, bala.
Ortalkta bilmedii eyler dndn sezen Sinann yz asld.
Ellerini Cihanm omuzlarna koydu. Tpk seneler evvel, o harp
meydamnda yapt gibi. Her ne ise sebep, yreini ferah tut. Bu da
geer.
Cihanm boaz dmlendi. Dudaklarndan bir hkrk ka verir diye
azm aamad. Askerler ilk bata ilimeden yannda yrdler ama gr
mesafesinden kar kmaz ellerini baladlar. Sadrazam Rstem Paann
huzuruna bu ekilde getirildi. Yer yanlsayd da Mihrimaha koca olan adamn karsnda bu halde durmasayd.
Sen! dedi parman sallayarak sadrazam. Demek hametli
sultanmza pusu kurdun! Bu ne cret! Ylan gibi arkamdan i evirirsin.
Cihan ensesinin terden nemlendiini hissetti; titriyordu. Niyetin
hzineye zeval getirmek! Aratrdm soyunu so- punu. Nereden geldiin
belli deil. Sahiden Hintli misin deil misin, mehul.
Tam o esnada sadrazamn iaretiyle arka tarafta bir kap ald. Deri
izmeleri, biimsiz sakalyla Kaptan Garreth belirdi. Rstem Paamn
nnde yerlere kadar eildi. Cihana gz ucuyla bakmakla yetindi.
Seni buraya ahitlik edesin diye getirdik Delibozuk Reis. Bu mudur
vaktiyle geminde seyahat eden kii?
Budur dedi Kaptan Garreth.
Peki filbaz mdr? Yoksa dolandrc mdr? Syle, kellesini uuralm.
Delibozuk Reis, Cihan inceledi. Gzlerinde delice bir parltyla sustu.

Belli ki durumdan gayet honuttu. Derken cevap verdi: Kendisi aceminin


tekidir amma filbazdr hakikaten. Hindistandan fille beraber geldi.
Deminden beri ecel terleri dken Cihan kulaklarna inana- madan bakt.

yi, peki dedi sadrazam. Tatmin olmamt. Tekrar Cihana dnd.


Gene de Acem ahmn casusu olmayasn?
Efendim dedi Cihan, sesi atlayarak. Kurana el basarm ki casus
deilim. Acem diyann bilmem etmem. Art niyetim yoktu.
Greceiz bakalm. Mahpusta akim bana gelir, dilin alr naslsa.
Muhafzlarna dnd Rstem Paa. Gtrn! Ve bylece Cihan, hem
filbaz hem kalfa, hem mcrim hem masum, stanbula su getirme iinde
Sinana yardm edeyim derken, ne olduunu bile anlayamadan atld
Yedikule Zindanlarna - ondan evvel nicelerinin girdii ama sadece bir
avu insann sa kabildii o karanlk ve kasvetli mekna.

czo
smin? diye bir daha sordu ktip, bu sefer daha kzgn bir ekilde.
Cihan susmakla hayrl bir i yapmyordu. Fakat bu kapdan ieri giren
bahtszlar listesinde kendi adn grmeye yrei elvermediinden bir trl
konuamyordu. Sanki ad bir defa yazlsa ebediyete kadar bu delikte
kalacakt. yle bir korku dmt iine.
Ktip fkeyle bakt. Bana bak, biz sorunca sen cevap vereceksin.
Yoksa dilini keseriz, istesen de tn kmaz.
Hapishane emini araya girdi. Hadi, hadi. Civcivi korkutmayalm.
Besili saray tavuu! dedi ktip.
Fark etmez. Tyleri yolundu mu tm tavuklar ayn. sterse paa olsun,
burada skmez kimsenin rtbesi dedi hapishane emini.
Haklsn efendi!
Kprdamadan mahkma bakyordu hapishane emini. kk gzleri ve
dk omuzlaryla Cihanm kyndeki bir olana benziyordu.
Kurbaalar yakalayp bir sopaya balar, bayla dorard. Bu esnada
yz ifadesinde en ufak deiiklik olmazd.
Yalla epeydir bylesi dmemiti dedi ktip, Cihan odada deilmi
gibi.
Sadrazamn armaan!
Cihan, adamlarn ona dair her eyi zaten bildiklerini anlad. smini
sormalar -tpk kavga karmayaca aikrken zincire vurmalar gibi- srf
zevk iindi. Susarak bu maskaraln uzamasna sebep oluyordu. Konutu.

Sesi bouk kt: Cihan, ismim. Sultanmzn flbaz, sermimar


kalfasym.
Kuty kalem kda dkt kelimeleri. Yazk etmisin kendine dedi
ktip. Kk adamn dman byk olursa, vay haline.
Cihan glkle yutkundu. Ustam karr beni.
Hapishane emini yaklat. Cihan adamn eki ter kokusunu ald.
Burada ryen her herifin bir ustas vard. Faydas olmad. O senin
sylediin ustalar, cenazelerini almaya bile gelmedi.
Cihan srar etti. Benimki baka.
Adam gld. Muhafzlar ard: Haydi, gtrn ehzadeyi sarayna.
Mealeler tayan muhafzlar -ikisi yannda, biri arkasnda- Cihan ite
kaka pis ve rutubetli bir dehlize soktular. Bir kat aa indiler ve o kadar
dar bir geide girdiler ki tek sra olmalar gerekti. Duvardaki atlaklarda
kaygan, yeil yosunlarn bittii Cihann gznden kamad. Tfekrar
merdiven indiler. Koku kesifleti, karanlk koyulat. Cihan, bir vakitler
canl olduunu tahmin ettii yumuak bir eyin stne bast.
Zindann barsaklar derlerdi buraya. Duvarlarda bir iki meale can
ekiircesine clz yanyordu. Diplere doru yle zifiriydi ki Cihan sabah
getirildiini bilmese gece oldu zannederdi. Sada solda, kapkara oyuklar
halinde hcreler vard. Derken gzleri karanla alt, onlar grd.
Avurtlar km, bir deri bir kemik kalm bedenler. Kimi ksa boylu, kimi uzun; kimi gencecik, kimi burada ihtiyarlam. Baz mahpuslar
alnlarn demir parmaklklara yaslam sabit gzlerle onu izliyordu.
Kimileri srtn dnm, ilgilenmiyordu. Yerlerde kaba hasrlarn stnde
inleyerek yatanlar vard. inde fare ls yzen bir kovadan kepeyle su
ien bir adam, azna kadar pislikle dolu kaplarn yannda ylm boklar
grd. Midesi buland. rd elinde olmadan.
Bir mahpus anlalmaz bir eyler fsldad. Cihan ne dediini iitmek
iin ban o yana evirdiinde adam var gcyle stne tkrd. Ellerini
hareket ettiremeyen Cihan yzndeki balgam omzuyla silmeye alt.
Beriki bir kahkaha att. Cihanm kulaklarnda nlad adamn gl alak perdeden ama bir trl bitmeyen, needen yoksun, srf actmak iin
atlm bir kahkaha. Cihan o lahzada zindandaki herkesin onunla alay
ettiini hissetti. Dizleri boalverdi. Onun da bir yankesici olduu
hakikatti ama buradakiler gibi deildi. Bunlar haydut, katil, tecavzcyd;
kimseye hayrlar do- kunmamt. Yanlannda yeri yoktu. Hakszla kar
hissettii fke ve isyan, safra gibi doldurdu boazm.
Yr, ne durursun! diye bard arkasndaki muhafz.

Az ileride bir ey ciyaklad. Muhafz mealeyi oraya tutunca grdler


ki bir yarasayd. Cihan hayvann buraya nasl girdiini merak etti. Belki
de yaknlarda bir delik vard. Dnmeye vakit bulamad. Muhafzlar
pasl bir kapy aarak, Cihan tekme tokat bo bir hcreye ittiler.
Tahtnz hayrl olsun hazret! dedi ilerinden biri ekip gitmeden
evvel.
Duvarlarda minnack deliklerden gdm gdm hava ve k szyordu.
yan ta duvar, alt toprak zemindi. tede yatak niyetine, eprimi bir
hasr duruyordu. Yannda da iki tahta kova - birinde kurumu pislikler,
dierinde her trl haarata havuz olmu ime suyu. Hepsi bundan
ibaretti.
Neden buraya getirmedin ayla? dedi bir ses.
Cihan gayriihtiyari dnp bakt; kar hcrenin mumlarla aydnlatlm
olduunu grd. Orada bir insan azman, dudaklarn aprdatarak, eline
geirince Cihana neler yapacan sayp dktryordu. Etrafndakiler
syledii her ehvetli sze kahkahayla yant veriyordu. Cihan esas
hayrete dren, onun ve yanndan getii btn tutuklulann aksine,
buradaki hi kimsenin zincirlenmemi olmasyd. Dierlerine tannmayan
bu imtiyaza nasl nail olmulard, anlayamad. Derken ark sylemeye
baladlar - saa sola vuruyor, el rpyor, tepiniyorlard. Mahpuslardan
biri kvrck sal, badem gzl, alml bir delikanl- slk ve alklar
eliinde raks etmeye koyuldu. Ar ar salnarak mintann syrd ve
iine bir inci tanesi kondurulmu gbek deliini aa kard. Altnda
Cihanm okuyabilecei kadar iri harflerle bir dvme vard: Akbaz.
Hadi Kaymaktaba!
Salla o tatl kn!
Cesaretlenen Kaymaktaba daha ok krtmaya balad. O oynatka
satamalar da irkinleiyordu. Dier mahpuslar kkrdyordu ama Cihan
onlann alttan alta kabadaydan korktuklarn fark etmiti.
Cihan delikanlya bakadursun, ismi Abdullah olan kabaday da Cihan
incelemekteydi. Aniden Kaymaktaban arkasndan yakalayarak stne
aband. Bir kahkaha koptu. Kulaklarna kadar kzaran Kaymaktaba,
gergin glmsedi. Bar ar her yerden iitiliyor olmalyd ama
ortada tek bir muhafz yoktu. Abdullah izmesinin iinden bir bak ekti.
Souk, keskin kenarn yaladktan sonra Kaymaktabann boynuna
dayad. Delikanlnn tedirginliini ele veren tek ey hzla inip kan
demelmas oldu. Gene de raks kesmedi. Bir mddet kendi
lemlerinde kayboldu - kabaday, rakkas ve bak.
Abdullah kenara ekilerek kollarm svad. Sol kolu, kimi kabuk

balam, kimi yeni iziklerle kaplyd. Tek hamlede dirsekten bilee


kadar kendini kesti. Szan kanlar, koyu lekelerle kapl zemine damlad.
Kaytsz grnmeye gayret etse de Cihanm eli ayana dolat. Birden,
bu adam ldrebileceini hissetti. Ondan da, kendinden de rkt.
Tam o esnada bir ses yard havay. Kesin ulan amatay! Suspus oldu
herkes. Cihan soluna, dehlizin sonundaki hcreye bakt. Karanlkt. Adm
adm, aina bir surat ne kt: Balaban!
Kabaday homurdand. Bizimkiler azck eleniyordu be. Syle
slklerine bam ard dedi Balaban.
Abdullah adamlarna iaret etti. Kaymaktaba dahil hepsi kelerine
ekildiler.
Bir ey daha var dedi Balaban.
Ha?
Ulan ka kez syledim sana kendini kesmeyeceksin diye, ha? Kan
grmek zorunda myz sabah akam?
aylak iindi dedi Abdullah, dkt kann kymeti bilinmedi diye
darlm gibiydi.
Tamam merasim bitti" dedi Balaban. Parmaklklara yaklat. Ancak o
an bakt Cihandan yana. u ie bak yahu! Bizim filbazm!
Yannda be ingene daha vard; hepsi de sapma kadar sadkt
eribama. Tek tek kafalarm uzatp Cihan selamladlar.
Ne o rak? Nasl becerdin buraya dmeyi? dedi Balaban. Bu
ikisinin birbirini tandna inanamayan Abdullah kendi hcresinden
kulak kesildi.
Sadrazam kzdrdm dedi Cihan. Ya sen?
Limandan bir sandk hurma alarken yakalanan bir ingene ocuu
falakaya yatrtp, tabanlarndaki etler dk- lnceye kadar dvdrten,
sonra da katr stnde ters oturmu vaziyette sokaklarda dolatran Edirne
kadsndan intikam almay kafaya takmt Balaban. O ve reks, adamn mcevherlerini ve kaftanlarn arm; avlusundaki rdek ve kazlar
kesip piirmi; drdnc karsn karm; ahrlarm atee vermiti. O
safhaya kadar anslar yaver gitmiti. Ama gzlerini kodamann yeni
arabasna dikince -ki Frengistandan getirilmiti ve daha evvel bir senyre
aitti- yakay ele vermilerdi.
Balaban zindanda krald. Sefaletin ortasnda bir vaha yapmt - ipek
minderler, Acem hallar, snmak iin bir maltz, kahve piirmek iin
pirin bir cezve, oymal mee masa ve ceviz koltuk. Mahpuslar ona sayg
gsteriyor, damarna basmamaya zen gsteriyordu. nk her birinin
sevdikleri -ebeveynleri, karlan, ocuklan- vard danda. En azl

mahkm bile biliyordu ki ayet Balabana ters giderse, ingenenin hsm


akrabalarndan biri intikam alrd. Zira Balaban, geniliini kendisinin de
bilmedii devasa bir airetin bayd. Ama bu kadar itibar grmesinin tek
sebebi bu deildi. Mahpuslar da muhafzlar da Romani laneti1 nden ekiniyordu. Bu bedduaya maruz kalan kii, hele bir dolunay gecesi
lanetlenmise, mr boyu srnd gibi yedi kuak ailesi dertten
kurtulamyordu.
Cihan bunlar zamanla rendi. Balabanla ilgili efsanelerin arkasnda
gene Balaban olduundan pheleniyordu. Sinandan sonra karsna
kan en akll adamd eriba. Ustasnn akl sakin, dipsiz bir gl
gibiyken, Balabanmki yatana samayan alkantl, hrn bir nehirdi.

Cihan, ondan evvel bu hcrede kalm bahtszlarn ter kokusunu


tayan, gve yenii dolu bir rtye sarnyordu geceleri. Merak ediyordu
neredeydi o insanlar imdi - eer ha

yatta kalmlarsa. Bazen yle souk oluyordu ki, dileri takrdyordu;


kan ses tahtaya vuran keskileri anmsatyordu. Duvarlardaki atlak ve
deliklerden ayaz giriyor, bcekler kyor, sanlar koturuyordu. Bu
mahlukattan birinin kulana kamas veya burnunu kemirmesi ihtimali
bile kfiydi Cihan uyank tutmaya. Kaskat bir halde karanlkta oturuyor,
sonunda afan sktn tahmin edip ancak ondan sonra uykuya
dalabiliyordu. otay deli gibi zlyordu. Mihrimah grmeyi, onun
atlas yumuaklndaki sesini iitmeyi istiyordu. Evvelki hayat, bir
bakasndan dinledii, hayal meyal bildii bir masal gibi duruyordu
aklnn kesinde.
Haftalar gemek bilmiyordu. Zaman, hibir yere varmayan, ba sonu
olmayan bir merdivendi. Yalnzlkla ba edebilirdi ama terk edilmilikle
deil. Ne kadar mazeret bulmaya alsa da Sinann neden ziyaret
etmediini yahut hi olmazsa bir mektup gndermediini anlayamyordu.
ilk gnlerde ne vakit dehlizde ayak sesleri iitse ustasndan haber geldiini dnmt. Umutla beklemiti. Ama artk vazgemiti. Belli ki
burada unutulmutu. Onlar -Yusuf, Nikola, Davud, Sinan ve beyaz filyokluundan etkilenmemi halde alrken dnmek arna gidiyordu.
Mihrimah geliyordu gznn nne; onu elinde bir Venedik aynas,
yzn incelerken dlyordu. Duyunca zlr myd acaba?
Sanmyordu. Arkasndan matem tutacak kimse yoktu. Yreindeki fke
ve krgnlk, zerindeki bitlerden hzl oalmaktayd.
Gnde bir defa kfl bir pide ile iinde kkrdak paralar yzen yavan
bir orba veriliyordu. Cihan hibirini rmeden yutamyordu. Aln
insana tuhaf eyler yaptn kefetmiti. Uyurken de, uyankken de
yemek hayalleri kuruyordu. Kendi kendine konuuyor, mazide onu
incitenlerle tartyor; vey babasna, Gvur Kaptana, Karanfil Kmil
Aaya, aybaz Mirkaya laf yetitiriyordu. teki hcrede Abdullah,
ondaki deiimi srtarak seyrediyordu.
Bir ay sonra muhafzlar ay yzl bir olan getirdi - kapkann tekiydi.
Falakaya yatrlp her bir ayana yz sopa yedii iin zorlukla yryordu.
Usul olduu zre, cezasn ifa eden adamn elini pm, ona doru yolu
gsterdii iin teekkr etmiti. Kendisini kamlayan bu zata zahmetleri
iin para demesi istenmiti. Halbuki olamn benim diyecek tek akesi
yoktu. Bir defa daha dvlp zindana atlmt neticede.
Cihanm yannda yer olduu halde olan kar hcreye konuldu.
Abdullahn onu taciz etmeye balamas uzun srmedi. Ay yzl iddetle

240

kar koydu. Cihan onun korku dolu crtlak itirazlarn iitiyordu aralarda.
Koyu halkalar kmt gzlerinin altna. Srekli tetikte olmak zorunda
hissettiinden bam koyup uyuyamyordu belli ki. Cihanm ii acd.
Hayvanat bahesindeki ilk gece kendi yaadklarn unutmamt.
eytanelmas denen -nam dier tatula- beter bir uyuturucunun
mptelasyd Abdullah. Afyonla kartryordu bunu bazen. O zaman ne
yaptn bilmiyor, ruhundaki btn iblisler ve zebaniler ortaya kyordu.
Bir len, yine sabaha kar uykuya dalabilmi olan Cihan bouk
seslerle uyand. Kar hcreye baknca bir kede kalarm alan
Kaymaktaban grd. Dierleri zar oyunu oynuyor, olan bitenden
habersizmi gibi davranyorlard. Yan tarafta Abdullah ban olann
boazna dayam onu sessiz olmaya zorlarken, bir yandan da alvarn
indirmeye alyordu. Cihan parmaklklara koarak avaz ktmca
bard: Balaban!
t yoktu. Balaban, hey!
Ne var ulan? Ne bu patrt?
Ufakln ba dertte!
Ee?
Yardm etsene!
Etraftaki her andavallya yardma kalksam smaya vaktim kalmaz.
Cihan feryat etti. Allah kahretsin! Laf yetitireceine bir ey yap be
adam! Bak yapmazsan...
Bitmemi cmle asl kald havada. Cihan tereddt iinde yutkundu.
Neyle tehdit edebilirdi ki? Bitkin bir sesle tamamlad cmlesini: ...
Yapmazsan Abdullahtan farkn yok demektir.
Var diyen mi oldu? dedi Balaban.
Abdullah ks ks gld. Elleriyle olan kendine ekti. Gzlerim
yaard. Ufakl kurtarmak m istiyorsun? dedi. Gel onunla yer dei
madem!
Cihan ne yapacan bilemedi bir an. Balaban, Kaymak- taba, ay
yzl, dehlizdeki mahkmlar... sanki herkes durmu, verecei cevab
bekliyordu. Fevkalade bir ey sylemeye kendini mecbur hissetti. Bana
bak Abdullah kz. Fil nedir bilir misin? Heyula bir filim var benim.
Ezdii adamn haddi hesab yok. Buradan knca ahdim olsun, fil gebertir
seni.
O ne lan? dedi Abdullah, yan akn.
Karadaki mahluklann en by. Nahldan uzun, kantar topundan

ar.
Abdullah kahkahay bast. Yahu haha m yuttun yoksa? Ne kirli
knsn. Nerden buldun?
Sahi sylyorum. Mahluk seni haat eder. Savata ok kfir ldrd.
Zrvalama! dedi Abdullah.
nansan iyi edersin diye araya girdi Balaban. Bizde de var bir tane.
Zeki hayvanlar. Senden zeki olduklar kesin. Bcek gibi ezer valla.
Balaban ie kannca, ciddiye ald Abdullah. Ne yer, ne ier bunlar?
nsan eti! dedi Cihan.
Zrvalama dedi Abdullah gene, fakat deminki kadar emin kmad
sesi.
O arada olan kendini kabadaynn elinden kurtarp hcrenin br
yanma kamt. Btn gn tek kelime etmedi. Allahtan, ksa sre sonra
salverildi. Cihan onun kurtulmasna ne kadar sevinse de kalkp
uurlayamad. Bitap hissediyordu kendini. Hem yanyor hem yordu.
Atelenmiti. Bilin i gidip geliyor, ha bire sayklyordu. Hezeyanlar iinde
kh Mihrimah dudaklarndan pyor, kh Sinanla konuuyor, k ih
Nikola, Yusuf, Davudla yan yana izim yapyordu. Yemeyi imeyi
hepten brakt.

ki gn sonra hcre kaps ald, bir glge belirdi. Ecinni taifesinden


olmalyd. Yanna oturdu, alnna elini koydu. Israrla bir iki iirmeye
alt.
iyi saatte olsunlar elinden bir ey almam dedi Cihan.
Gld beriki. Cine benzer halim var m ulan?
Gbela at Cihan gzlerini. Balaban?
Bildin ya, hadi, i unu! Cayr cayr yanyorsun. Bir eliyle barda
tutarak, Cihanm dorulup srtn duvara yaslamasna yardm etti.
Ne yapyorsun burada?

Sana bakyorum.
Ama nasl girdin ieri?
Her hcrenin anahtan var bende dedi Balaban.
Ne?!
t, bunu sonra konuuruz. Sylesene, avradn var m? Yok.
Peki bir sevdiin? Koca memeli bir hatun? Farz et ki sana erbet
yapm. Hadi al bir yudum, krma kadncazn kalbini.

Mihrimahn ona -veya herhangi birine- erbet yaptn hayal bile


edemedi Cihan. Gzlerini kapatt, istemem... Yahu delirtme, i unu.
Gven bana.
Sana m gveneyim? diye parlad Cihan. Olana yardm etmedin.
Ne biim adamsn. Nerde vicdann?
Balaban i geirdi. Sa salim gitti ya, bir ey olmad. Hem bizden
deildi. Herkesi korumaya kalksam kendi adamlarm tutamam.
Demek sadece kendinden olanlar korursun, ha? Naparsm, yle bu
devran. Madem kimse Romani sevmez, madem bizi hor grrler, ben de
bir tek Romaniyi esirgerim, o kadar. Sade kendi kanm canm!
Kann cann batsn!
Filbaz! Azndan kan kulan duysun. Dua et severim seni. Niye
kollayaym her ipsiz sapsz?
Beni niye kolluyorsun o halde? dedi Cihan. Hata etmiim. Sen
Abdullah gibi deilsin. Daha da betersin. Onun ne olduu belli. Ktyse
kt. Ya sen nesin? Mert misin, namert mi belli deil.
Bak byle konumaya devam edersen, keserim o dilini. Hi durma
dedi Cihan. Hem titriyor, hem boncuk boncuk terliyordu. Kes, at.
Umurumda sanki. lyorum zaten. ayet... bizden olursan baka. O
vakit byle konuabilirsin dedi Balaban. Gel enle anlaalm. Sen unu
i, iyile. Ben de baharda ziyafet vereyim. Seni fahri Romani yapaym.
Dilini dalamama gerek kalmaz.
Cihanm hi glesi yoktu ama gld. Balaban sinirlendi. Ne o lan?
Beenemedin mi bizi?
Yok yahu, ondan deil dedi Cihan, iftihar ederim. Sadece... bu
delikten sanmam ki sa kaym.
Deminden beri kendi hcresinden onlar dinleyen Abdullah lafa dald.
Brak gebersin!
Kapa eneni! diye bard Balaban. Cihana dnerek sesini alaltt: Sen unu i, ben seni manevi Romani yapacam, iyidir bu
iksir, daki dey7 ta nerelerden yollad.
O da kim, diye sormad Cihan. Bir yudum almasyla tkrmesi bir
oldu. Iyy. iren!
iren ha? dedi Balaban gayet sakin. Aniden evik bir hareketle
Cihanm kafasn geriye yatn p omzuna yaslad ve maiyi azndan ieri
boca etti. Yar boularak, yar ksrp rerek, neticede iti.
l dedi Balaban. Yeleinin cebinden uzunca bir mendil kanp
Cihanm bana balad. Bu bahar ailemize dahil oluyorsun. Haydi

hayrl olsun!
O gnden sonra bir hafta boyu itii iksirin marifetiyle mi, yoksa hi
sahip olmadn sand talihi sayesinde mi bilinmez ama Cihan illeti
nihayet atlatt. Hatta tekrar izim yapmaya balayacak kuvveti bile buldu
kendinde. lm gelip yoklamt yle bir. Yanma almak istemiti. Sonra
kim bilir hangi sebepten, brakmt yaasn.
Zindanda en kt ey umuttu, en bol ey insan pislii. Kovalar nadiren
boaltlyordu. Cihan hibir zaman alamasa da kokuya, ilk zamanlardaki
kadar hassas deildi artk. Vaktiyle mimarlar izimlerini topraa, kile
yaparm. O da bakt ki ne kt var, ne tire; kede biriken dklar
kullanmaya balad. Bir omak vastasyla izebiliyordu.
Evvela bir kervansaray tasarlad. Onu silip bir malikneye balad.
Mihrimaha layk bir saray yavrusu. Ama en ok urat, bir hapishane
binasyd. Dikey deil yatay bir yap. Tavandaki geni mazgallar
sayesinde bol bol k ve hava alacakt. Zengin evlerinin pencerelerindeki
gibi camlar taklacakt. Onun zindannda ya kk mahkmlar
yetikinlerle bir araya konmayacakt. Ve hi kimse zincire, prangaya vurulmayacakt. Mahkmlar, ana binaya bitiik iliklerde al7. Daki dey: Anneanne.

acak, dlgerlik ya da duvarclk gibi meslekler reneceklerdi. Geceleri


zindanda uyuyacak ama gn boyu alp, faydal olabileceklerdi.
Gemek bilmeyen saatlerde en sevdii ey bu hapishaneyi tasarlamakt.
Hi dnmedii konulara kafa yoruyordu artk. Eskiden onun iin
aslolan bir bina veya kpry ykseltmekti; bunu kimlerin kullanaca,
kullanrken nasl hissedecekleri akima bile gelmezdi. Oysa artk nemsiyordu bu tr hususlar; yaplar kadar, iindeki insanlar.
Gene ne iziktiriyorsun? diye sordu Balaban bir sonraki ziyaretinde.
Bir imaret. Yoksullar iin. Bak buras mutfak. Burada uyuyacaklar
odalar. u da ktphanesi. Memleketteki her lim burada bir gn ders
verse, ne cevherler kar fakir fukara arasndan.
Amma hayalperestsin dedi Balaban. Ya dieri?
O da hastane. Akl gidip de gelmeyenler iin. Meczuplar, mecnunlar...
yle bir mekn olmal ki en ar delileri bile barndrabilmek. Ama
hapsetmeden ve zaptetmeden.
Balaban glmsedi, iyice tuhaflatn. Git darda yap artk

resimlerini. Mjdemi isterim. Sadrazam seni affetmi. Ne? Nereden


biliyorsun?
Sarayda akrabalarm var.
Bir kuku dolat Cihanm gzlerinde. Neden acaba? Ne deiti ki?
Yahu ne zorun var? dedi Balaban, ileden kmasna ellerini
kaldrarak. Diz k, kret Mevlaya. Ne diye kurcalyorsun? Kucana
den nimeti p bana koy, nereden geldin diye sorma.
Sabah ezanndan evvel ayak sesleri iitti Cihan, bir anahtar dnd
kilitte, iki muhafz girdi hcreye. Zincirlerini karp onu ayaa
kaldrdlar. Aklndan geen ilk ve tek ey kendisini idam edecekleri oldu.
Sendeledi. Bir cellat geldi gznn nne... Bu arada gnlszln
anlayan muhafzlar iteklediler ama ilk gnk gibi hoyrata deil. Bu
beklenmedik merhamet, Cihan iyice telalandrd.
Asacak msnz beni?
Yok be, ahmak. Serbestsin. Gidebilirsin.
ittiklerine inanmaz bir halde, ayaklarn srye srye kt haftalardr
esir olduu o darack, kokumu mekndan. Doruca Balabanm
hcresine yneldi. Uyuyorlard. Veda etmeden gitmek istememiti.
ingenenin ona verdii mendili karp demir parmaklklara balad.
teki hcrede Kay- maktaba anlalmaz bir eyler mrldand. Yannda
yatan Abdullah, yle huzurlu uyuyordu ki gren inanmazd iinde bunca
iddet barndrabileceine.
Dehlizler boyu yrdler, merdivenleri trmandlar. Cihan ona kimin
yardm ettiini dnyordu durmadan. Ktip ile hapishane emini, km
yaparken gene bir sr kem laf ettiler ama bu sefer daha temkinli, daha
llydler.
Darda onu bekleyen muhteem bir araba olduunu grnce ard
Cihan. Arabac, stne bana yle bir bakp surat assa da, buyurmas
iin kapy at.
Nereye gidiyoruz?
Mihrimah Sultanmz gnderdi. Seni grmek ister. Bylece anlad
onu kimin kurtardn. Usulca geti, oturdu. Arabann penceresinden
dar bakt. inde yunuslarn oynat denizi kaplayan sis tabakasna,
am aalarnn yeiline, meltemle dertleen yapraklara... Her ey
brakt gibiydi. Ayn zamanda hibir ey ayn deildi. nsan kendi deiince, dnya deiti zannediyordu ya, ona da yle oldu.
Cihan ban kararak arabacya seslendi: Allah rzas iin evvela bir

hamama gtr.
Olmaz. Oyalanmadan hanm sultana getiresin diye emir aldm.
Bu vaziyette kamam karsna yahu, merhamet et.
Dinlemedi adam. Onu alakadar etmezdi. Zindana girmeden evvel
dnseydin dedi serte.
Bunun zerine dellendi Cihan. Hiddetten kan hcum etti yanaklarna.
Bana bak, yeni ktm zindandan, gerekirse yine girerim. Ama nce seni
gebertirim. Dn yoksa fena olacak.
Arabac yksek sesle homurdand. Fakat ne olur ne olmaz, delinin
tekidir diye, bana bela almamak iin ztlamad. Meydanda durup, ters
yne evirdi atlan. En yakn hamama doru yollandlar doludizgin.

Hamam sahibi erkez tepeden trnaa irin, yara ve bit kapl Cihan
grnce ieri almak istemedi. Seni kabul etsem btn mterilerim kaar
be! Nuh dedi Peygamber demedi. Ne zaman ki arabac, Mihrimah
Sultann ismini, stne de rvet verdi, hamamcba ikna oldu.
Temiz scak su tenine deince rperdi Cihan. Ayaklanmn altnda
mermerin scaklm hissetmek, bulutlann stnde yrmek gibiydi.
Aylardr ilk defa tra oldu. Ykand. Sonra yzst yatt gbektama.
am yarmas bir Krt tellak honutsuzca bakt. iroz gibisin birader;
etin yok budun yok, ben senin nereni youraym. Srtn inesem, lr
kalrsn altmda.
Gene de kklamad bu ackl mteriyi. Aksine, daha o sabah
bandan geen bir adaletsizlie bozulmuasma hnla ovalad, keseledi.
i bittii vakit Cihanm teni gelin duva gibi kpkrmz olmutu.
Zindann kiri ve kokusu, kapkara zerreler halinde kmt derisinden.
Ayaa kalktnda ba dnyordu. Buhann iinde gbela yrd
serinlik ksmna doru. Az evvelki hararetten sonra serin, latifti buras.
Yaban ilei erbeti ikram ettiler. erken etrafna baknd. Bir yanda
elma yanakl, tknaz bir adam -muhtemelen bir tccar- uyukluyordu. br
yanda petamalla rtt bacaklarm sallayarak oturan bir Kazak vard.
Cihan bir kez szp, ilgiye deer bulmayarak arkasn dnd.
Az sonra iki olan belirdi - yzleri tysz; gzleri iri, parlakt. iman
adam getirtmiti belli ki. Cihan neler dndn biliyordu. Hususi
odalarda, imtiyazl mterilere hizmet veriyordu bu gencecik
hizmetkrlar. Kaymaktaba ile Abdullah geldi akima. Surat asld.
Ne o, olanlardan hazzetmiyor musun? dedi kulann dibinde bir

ses.
Cihan geri ekildi. Bir adam lop diye oturmutu mermerin stne.
Kaln, gr bir by vard; gs, kollan, bacaklan, omuzlan kapkara
kllarla kaplyd.
Olan bitenden hazzetmiyorum.
Adam onunla hemfikirmi gibi kafa sallasa da hemen ekledi: Bilirsin
ne derler. Yazn avratlara, kn olanlara. Ne r, ne terlersin bylece.
Yazn stn ak yat, kn battaniye rt. Ne r, ne terlersin
bylece.
Beriki gld. Hiddetlenme mirim. Nasnna basacak herifin vay
haline. ,
Adam ona neyle itigal ettiini sorunca Cihan hem filbaz hem mimar
kalfas olduunu anlatt. Ya sen?
Benim de iki zanaatm var ya. Nalbandm.
Cihanm baklar adamn ellerine kayd. ri, kaba, nasrlydlar;
vcudunun dier yerleri gibi kll. Beriki gururla at avularm. Daha
ocukken turpu sktm m suyunu karrdm. kinci megalen ne peki?
diye sordu Cihan.
Adam, ocukluk hikyelerine ilgi gsterilmemesine ierlemi gibi
kalarn att. Fanileri Hakka kavuturmak. Birden anlad Cihan.
Cellatt karsndaki. Daha bu sabah zindandan alnp teslim edileceine
inand adam. Kalkp gidebilirdi o an. Yapmad. Bir kez daha merak ar
bast. Baban da m yleydi?
"Yok yahu, peder frncyd. Tavuk bile kesemezdi rahmetli. Onun
yapaca i deil bu.
Senin iin olduunu nerden anladn peki?
Cellat omuzlarn silkti. Birinin yapmas lazm. Ben olmasam
bakas.
Ryana girmez mi astn adamlar?
Niye girsin? Kad deilim ya. Emir kuluyum. br tarafa gidince
Allaha sylerim. Gnahsa, cezay verene yaz derim. Peki nasl
gzlerine bakarsn?
Kafalar rtl be mirim. Kimsenin kimseye bakt yok. Sustular
bir an. Derken adam mrldand: Sadece bir kez... Ne?
Biri vard. Zndn teki. Genti de, Allah iin.

Ne oldu?
uval bandan karmam istedi. Kimseden byle laf
iitmemitim. Nicesi yalvarr. Alayan m istersin, altna karan m?
Kimi baylr, kimi rvet teklif eder. ldrme de ldrm gibi yap
diye. Her trlsn grdm. Ama bu, a gzlerimi, diyordu. brleri
de duydu.
Hangi brleri?
Dokuz tane daha vard. Mritleriymi, yle dediler. Cihan irkildi.
Mecnun eyhten mi bahsediyorsun? Leyli! Tanr msn?
Mahkemesini seyretmitim. Az kalsn fille...
Cellat onu duymamt. En son o idam edildi. Tek tek grd
dierlerinin gidiini. Onlar bunun gibi deildi. Alaya szlaya ldler.
Bu da hepsini iitti. Sonra dndm. Yzne baktm. O da bana bakt,
inanr msn terlemeye baladm. Ellerim titredi. Ka kez yaptm bu ii,
ilk kez byle oldum. Korktun mu?
Korktum ya. Azrail gelince istifini bozmayan adam ya eytandr ya
ermi. Bilemedim hangisi.
ikisi de karya diktiler gzlerini, bir hayaletin zuhur et- meini
beklercesine. Sadece buhar vard, incecik bir tlbent gibi hafif ve narin.
Cellat devam etti: Yazk, dedim, keke gitmeseydin. Bir kfirle
konutuumun farkmdaydm ama byle dedim.
O ne dedi?
Merak etme, geri gelirim demez mi? Baya tuhaf, ha? Daraacmdaki
herif beni teselli etti, bildiin.
Ne kastediyordu ki?
Ben de sordum. ldmde beni gmecekler, topramda solucanlar
dolaacak, iekler byyecek, anlar bal yapacak. Ben imen olurum, sen
stmde yrrsn, dedi. Damla olup semaya kacakm. Buluta tutunup
bekleyecekmi. Yamur olup burnuma decekmi. Byle zrvalklar.
Ya sonra?
Sonras ne? Astk gitti. Cellat gzlerini kard. Ama ne vakit
yamur yasa aklma gelirdi. Nihayetinde bir hocaya dantm. Olanlar
anlattm. Bir bardak suya okuyup fledi. Yedi gn boyunca her sabah bir
yudum itim. Faydasn grdm. Gene de hl hazzetmem yamurdan.
Bir mddet konumadlar. Derken Cihan usulca sordu: Neden
brakmazsn cellatl?

Neden brakaym? dedi adam meydan okurcasna. Yz herif asarm,


ilerinden biri byle kar. Gerisi rahatsz etmez ki.
Doruldu Cihan. Artk gitmeliydi ama adam sze devam etti. Neye
sinirleniyorum? Kendini benden pak sananlara! Deiller. Benimki de bir
meslek ite.
Ama ustam der ki yaptmz i bize geri dner: Ktipsen kdn,
iftiysen topran, mimarsan tan dilini konuursun. yi iler yapalm ki,
u leme bir hayrmz olsun.
Yahu, ne fark eder? nsan hep aym.
Benim ustam mstesna dedi Cihan. Kimseyi incitmez. Celladn
yznde buruk bir tebessm belirdi. yi gnde

249

grmsndr hep, kt gn gelmeden bilemezsin.


Bu laf zerine rperdi Cihan. Dalgn admlarla uzaklat. Arabacnn
kim bilir nereden bulup getirdii esvab giyerek hamamdan aynld.
Ayn gn ikindi vakti Mihrimahm Boazdaki yalsna girerken iinde
bir kprt hissetti. Demek hissizlememiti kalbi. Sakinlemek iin derin
bir nefes ald. Eikten ieri girdi. Hemen diz kt.
Allahm, ne yapmlar bu zavall kuluna! Elini azna gtrd
Mihrimah. Bir deri bir kemik kalmsn.
Cihan ban kaldrp bakmaya cret etti. Mihrimahm boynundaki bir
sra inci, gne klarm ekiyordu. zerindeki nefti elbise yumuak, saf
ipektendi. Evli ve ocuk sahibi bir kadnd artk. Duruu bile farklyd.
nce yamann arkasnda ne de gzeldi - ve zgn. Gzlerinde bir damla
duruyordu. Henz dmemi. Muhtemelen hi dmeyecek. Olsun varsn.
Kendisi oradayd ya. Kimsenin kederi byle tatl gelmemiti Cihana.
Demek onun iin alayabiliyordu Mihrimah; demek onu az da olsa
seviyordu. Tabak tabak yemek getirterek hepsinden yemesi iin srar etti
Mihrimah. Kuzu kapama, yaprak sarmas, erik hoaf. Ufack bir tabakta,
daha evvel hi tatmad bir ey vard - havyar. Hayat ne garipti. Daha bir
gn evvel zimdann kat kat dibinde bokun stne izim yapyordu. imdi
denize nazr oturmu, sevdiinin elinden havyar yiyordu. Gzlerini kapatt
ve bir an iin, acaba dn m bir hayalden ibaretti, yoksa bugn m,
bilemedi.

oano

Zindandan ktnn ertesi gn kalbinde bir arlkla uyand. Bir an


nerede olduunu anlamayarak gzlerini kr- pitirdi. teki hayvan
terbiyecileri oktan kalkm, ilerinde glerindeydi. Kapal kapnn
ardndan bir leoparn hrlamas iitiliyordu. Avluya kt, emede yzne
su arpt. Bir gn evvel fille hasret gidermiti ama gene de ilk i koa koa
ahra gitti. Yokluunda hayvan iyiden iyiye bym, daha da
imanlamt. otann her zamanki rehavetine gpta etti. Bugn ustasm
ziyaret edecekti. Onu grecei iin hem sevinli hem gergindi. Sinana
neden bunca zaman zindana bir mektup bile yollamadn sorup,
krgnln dile getirecekti.

250

le vakti ustasnn evine vard. Sinan' grnce iinde birikmi


sitemlerin hepsi akt. ocukken kaybettii babas ona byle bakm myd
hatrlamyordu ama ustasnn gzlerinde sadece sevgi ve efkat vard.
Elini pmek iin eildiyse de Sinan onu yakalayp kendine ekti,
kucaklad. Sesi titreyerek, Dur bakaym dedi. Ne kadar zayflamsn.
Ne yaptlar sana byle?
Emektar khya kadn koar adm girdi odaya.
Yemek yemesi lazm dedi Sinan oturduu yerden.
Elbet ya! dedi khya.
Gz ap kapayana kadar hizmetkrlar, ellerinde bir yer sofras,
pekirler, tahta kaklarla ieri daldlar. Cihanm nne kse kse bal,
tereya, kaymak, pekmez, helva, yourt, baklava ve scack pide
getirdiler. Zindandan ktndan beri herkes ha bire onu besliyordu.
Ye efendi! Bolca ye! dedi khya.
Cihan kendini a hissetmedii halde syleneni yapt. Nihayet bir lokma
daha yutacak hali kalmadnda onu seyreden Sinan alak sesle konutu.
Benim stme gelmek iin seni cezalandrdlar. Bu herkesin malumu.
Hep kendimi suladm, durdum.
Cihan ne diyeceini bilemedi. Ustasna soraca sorular boazna
takld. rann kalbinde mayalanan dargnlktan bihaber devam etti
sermimar: Padiahmz su iini mtalaa etmek ister. Adn temizlememiz
lazm. Benimle beraber saraya gel.
Cihan tereddt etti. Onu zindana yollayan adamn suratn grmek,
istedii en son eydi. Rstem Paa da orada olacak m?
Hi phesiz. Elini pp af dilemeni bekler. Yapabilir misin?
Cihan soruya soruyla yant verdi: Bu yumuama neden, anlamyorum.
Ne deiti ki?
Tek bildiim, sultanmz haftalar sonra beni yeniden grmek istediler.
Ayn gnlerde sen salverildin.
Cihan bir sre sessiz kald. Mihrimah olmalyd sebep. Babasna
yalvarm, kocasna yakarm, sermimar ve kalfalarnn bir kez daha
dinlenmesini salam olmalyd. Ustas, aklndan geenleri okur
korkusuyla hemen bam nne edi.

Ziyaret gn, yeni esvap giydi Cihan ince pamukludan alvar, keten

gmlek, sivri ulu deri pabular. Sinan almt hepsini. Kendisi de


itinayla giyinmi, kzl-kahve kaftann srtna geirmiti. Khya dualar
mrldanarak yedi imama okutulmu gl suyu serpitirdi kafalarna.
Saraydan araba gnderilmiti sultann onlara kymet verdiini
gsteren hayrl bir alametti, phesiz. statla kalfas arabaya kuruldular;
kt tomarlar kucaklarnda. Mideleri dm dm olmutu; konuacak
halleri yoktu. te Sinanla Cihan, Topkap Sarayna byle bir
haletiruhiye iinde girdiler.
Huzura buyur edildiler. Padiahn bir yannda sadrazam
dikilmekteydi. Dier yanndaysa eyhlislam ile yenieri aas. Ellerini
kavuturmu, souk nazarlarla szdler gelenleri.
Mimarba diye seslendi Sultan Sleyman. Bu muhterem insanlar
sana sorular sormak ister. Cevaplamaya gnln var m?
Sinan eildi. eref duyanm, evketli padiahm. Ebussuud Efendi
konutu evvela. Aziz ehrimizde, kfirlerden kalma kprler mevcut.
Bunlar, hi phesiz, imanla yaplmadklar iin yklmlar. Bunda
mutabk msn? Sinan bir nefes ald. Birok eski kpr harabe
halindedir, nk salam zemine yaplmamlar. Yahut seilen malzeme
uygun deilmi. Biz kpr yaparken, suyun slndan, topran
salamlndan, akntnn kuvvetinden emin oluruz. Kprler imanla ina
edilir, dorudur. Ayn zamanda ilim irfanla. Hnkrn iareti zerine
yenieri aas girdi lafa. Sultan hazretleri, anlalan o ki, ilim irfan
derken kulunuz Sinan yerin yedi kat altnda ne kadar su bulunduunu
bileceine inanyor. Biz onu mimar bilirdik, byc deil. Yoksa sihirle
mi itigal eder kendisi?
Cihanm rengi utu. Ama Sinan hazrlklyd. Ne sihir, ne keramet. Bu
hususlarda tecrbem yok. Topran altndaki su miktarm, doru alet
edevatla lebiliriz.
Peki bu bahsettiin alet edevat, Allahtan m gelir yoksa eytandan
m? dedi yenieri aas.
Hi phesiz, Haktan dedi Sinan. Bize akl vermi, kullanmamz
iin.
eyhlislam araya girdi. Suyu Hzr Aleyhisselam buldu. Yoksa sen
de onun gibi mbarek bir adam olduunu mu iddia ediyorsun?
H! Trna olmaya layk deilim dedi Sinan. Hzr Aleyhisselam,
Hazreti Musa ile seyahat ederek kinatn srlarm kefetti. Onun ilminin

252

yannda benimkisi katredir. Ama doru lmleri kullanmak suretiyle


grnmeyen membalan bulabileceimize itikadm tamdr.
Sultan sadrazama dnd. Ne dersin paa? Cevaplan duydun.

Rstem Paa hafife ksrd. Sermimannzn bu ie ne kadar para


harcamay dndn renmek isterim. Hzineyi dara sokamayz.
Bu soruyu bekliyordu Sinan. Kanmca iki yol var dedi.
Padiahmzn hangisini tercih edeceine gre masraf deiir.
Hkmdar meraklanmt. Anlat hele, mimar efendi? Sultanm,
gayemiz ehre temiz su getirmek. Bunun iin amelelere ihtiya var,
yzlercesine. Dilerseniz krek mahkmlarn kullanrz. Onlara bir ey
demeyiz. Kullarnzn haddi hesab yok.
Ya ikinci yol?
inin ehli zanaatkrlar tutarz. Maharetlerine ve hizmetlerine gre
bedel deriz. Buna mukabil onlar da alm terlerini ve hayr dualarn
verirler.
Demek, sermimar hzineyi ter ve duayla dolduracak! dedi Rstem
Paa.
Sultan eliyle kesti sadrazamn szn. Sinana sordu. Sen hangisini
tavsiye edersin?
Kanaatimce gayretlerinin karln vermeli, hayr dualarn
almalyz. Hzineye tesiri olacaktr. Ama hem taht hem tebaa iin bylesi
daha iyidir.
Cihan kire gibi bembeyaz olmutu; balarna gelecekleri dnmek
bile istemiyordu. Bu szleri takip eden sknet o kadar ard ki nefesi
darald. Nihayet hnkr elini kaldrd ve dedi ki: Mimarbamn hakk
var. Su getirmek hayr iidir, cmert olmal. Tebaama su bahedeceim,
amelelerimin parasn deyeceim. Sonra Sinana dnd. Ama o alr
kapanr kpry ina etmenize msaade etmiyorum. Yeni suke- mereri
yapn, sarnlar onarn, yeraltndaki kaynaklan bulun, kfidir.
Ne kprsnden bahsettiini anlamayan Sinan gz ucuyla Cihana
bakt. evketli sultanm dedi, msaadenizle Hintli kalfam bana
yardmc olacak.
Sultan, parman sakallarnn arasnda gezdirerek Ci- han tepeden
trnaa szd. Hatrladm. Sana bunca sadk bir rann olmas iyi.
Tekrar vezirine dnd. Sen ne dersin paa? Affedelim mi?
Rstem Paa ne kt bir adm, kolunu uzatt. Sinan kalfasn
cesaretlendirmek iin bayla iaret etti. Cihan, bir sis tabakasnn iinden
geercesine sendeleyerek yaklat ve yzklerle donanm kupkuru eli

pp bana koydu. u mcevherlerden birini araklamak ne iyi olurdu,


diye geirdi aklndan. ektii eziyete karlk. Allah biliyordu ya, dl
hak etmiti, sadrazam da soyulmay.
Dnte mimar ve ra mermer kapl koridorlardan getiler. Cihan
duyduu arpntnn sadece kendi kalbinden gelmediini biliyordu. Ustas
da korkmutu. Bir defa daha, tek arzusu iini doru drst yapmak olduu
halde, Sinan tehlikenin eiine kadar gelmi ama kurtulmutu. Uurumun
kenarnda durmutu. Gene gizli bir elin yardmn almasna paay
kurtarmt. Belki de bilinmeyen bir destei vard Mimar Sinann. Ne
zaman dara dse ona arka kan, dedikodulara kalkan olan, onun ne denli
kymetli bir insan olduunu sultana hatrlatan, henz adna camiler ina
edilmemi ve belki de hi edilmeyecek esrarengiz bir bani... grnmeyen
bir iyilik melei...

o&no
Cihan hayvanat bahesine dndnde ahbaplarn suratlarnda tuhaf
bir tebessmle onu bekler halde buldu. Aslan- baz Olev, zrafabaz Dara,
timsahbaz Kato ve Sibiryal Tara aralarnda bakp gltler.
Gel benle dedi Olev.
Nereye gidiyoruz?

Sorma dedi Olev, Cihan dirseinden ekerek. Zindandan km


adamn neeye ihtiyac var.
Olevin onu gzde atlarn kald ahrlara gtrdn fark edince
ard Cihan. Bbs-saade aasnn kymetli kheylan Zebella,
geldiklerini grnce kinedi. Asil, hametli ve yalnzd. Olev hayvan
okayp kulana bir iki tatl sz fsldad.
Birisi neler olduunu syleyecek mi bana? dedi Cihan. Sen hep bu
ata binmeyi istemez miydin? Al, sana birinci hediyemiz.
Ama Karanfil Kmil...
Olev elini kaldrarak szn kesti. Merak etme. Her ey tertip edildi.
Aa bu akam sarayda deil. Hznler Hamamna gitti gene. Oras
neresi diye sorma, syleyemem. Peki ben napaym istersin?
Hiii. Git, yle bir gnlnce zgr kal, gel.
Az sonra ahnn kapsndan bir glge dar frlad. Vcudu neredeyse
atn srtyla ayn hizada olan Cihan, Zebellay karanlklara doru srd.
Kapdaki iki muhafz, evvelden rvetlerini aldklar iin onu grmezden
geldiler. Olevin dedii istikamete doru drtnala gitti Cihan. zgrlk
dedikleri belki de buydu. Muhteem bir kheylanm stnde doludizgin
her eyden ve herkesten uzaklaabilmek... Epey sonra durdu. leride bir
eek arabas bekliyordu, iinde de ingeneler!
Balaban... ne zaman ktnz hapisten? dedi Cihan.
Biz zaten geen ay salverilmitik, seni yalnz brakmayalm diye
biraz daha kaldydk.
Ne? Niye sylemedin? dedi Cihan hayretler iinde. Peki burada ne
ararsn bu saatte?
Senin aslanbaz haber uurdu dedi Balaban, bir yandan Zebellann
dizginlerini arabaya balarken. Dostlarn aralarnda konumu; zindanda
perian oldun ya, azck neelenmeyi hak ettiine kanaat getirmiler. Bizden yardm istediler. O ne
demek? dedi Cihan pheyle.
Grrsn! dedi Balaban ve Cihanm bir soru daha sormasna frsat
vermeden eei kamlad. Araba hareketlendi, Zebella da peindeydi.
Gkyznn kusursuz bir laciverde brnd bir gz akamyd.
Tarlalardan geip, iki yanlarnda boraya tutulmu fidanlar gibi yan yatm
ahap evlerin olduu cra sokaklara daldlar. yle darackt ki, arabann
dingilleri duvarlara srtnyordu. Getikleri her mahalle bir evvelkinden

256

daha khne ve daha kederliydi sanki. Nihayet araba durdu, indiler. Cihan
attan atlayarak etrafna baknd; aina bir ey aryordu gzleri ama nafile.
Hadi dedi Balaban. Adamlarna dnd ve sa elini kalbinin stne
koyarak Siz gidin dedi. Selametle.
Balabanm ard sra yrrken elinden nasl kurtulacam dnyordu
Cihan. Bir yan kap gitmek isterken, bir yan bu yolun sonunun nereye
kacan merak ediyordu. Her admda kokular kesifleti: Yaseminlerin
ho rayihas kzartma kokularna kart. Terbiyeciler hayvanlarndan ok
ey kapard farknda bile olmadan. Cihan da otadan iyi koku almay
renmiti. Bir mddet sonra yaknlardaki bir evden yaylan baygn esans
yakalad. Neresi buras? diye fsldad.
ilahi filbaz dedi Balaban srtarak. Yahu hl anlamadn m?
Kerhaneye getirdik seni.
Cihan bembeyaz oldu. Ben gitmem.
Kanlardan m korkuyorsun? dedi Balaban. Houna gitmezse hemen
kanz, sz. Yalanm varsa kamm su gibi aksn. Cihan tereddt etti. Ne
evet ne hayr diyebildi. Balaban aknln frsat bilip koluna girdi. Bu
vaziyette gide gide bir eikte durdular. Cihanm hayatmda grd en
siyah adam kapy at. Balaban grnce Ho geldin aam dedi.
Cihan fsldad. Buras senin mi?
Balaban iki elini havaya kaldrarak Yok yahu dedi. Gariban bir
Romanm. Tekerlekleri mi var bu evin, benim olsun? Hadi gel, vakit
kaybetmeyelim.
st katta, ihtiyar bir kadn Balaban an hrmetle karlad. Cihan
gene pheyle bakt eribana. Kedeki sepette bir anne kediyle alt
yavrusu kvnlm yatyordu. Bunlar burada dodular dedi kadn
Cihana. Her birine kzlardan birinin adn verdim. Arap Fati, Cilveli
Nefise, Fettan Kamer, Yahudi Ester, Ermeni Ani, bu kenardaki de Tombul
Zarife.
Kapal kaplar ardndan mrltlar iiterek koridorlardan getiler.
Balaban Cihan odalardan birine soktu, yerdeki minderlere oturttu. Gidip
sazendelere bakacan syleyerek svt. Az sonra elinde bir tepsiyle bir
hizmeti kz belirdi. Ate rengi upuzun bir sa rgs vard. Yznn sol
tarafnda byke bir yara izi gze arpyordu. Meze ve arap getirmiti.
Bunlan braktktan sonra baka bir arzusu olup olmadn sordu.
k nerededir? dedi Cihan.
Kz glmsedi bu soruyu duyunca. Yeni geldin daha efendi.
O anda kadn dald odaya. Bir tanesi o kadar imand ki tam drt
kat gds vard. Yanaklar yusyuvarlak, kpkrmzyd. ota burada

olsayd bu yanaklar elma sanp mideye indirirdi, diye dnd Cihan.


Glmsedi.
Beendin mi beni? dedi kadn kendisine gldn grnce.
Yok, hayr... yani... o ekilde deil.
Gldler. En ok da iman fahie gld. Gbeindeki etler hoplad.
Dudaklarn slatarak ne eildi. Korktun mu bizden? memem var
benim; karnmn iinde de bir canavar yaar!
Cihan yle bir bakt ki kadnlar yine kahkahay bast.
Biriniz Balaban arabilir mi bir zahmet? dedi Cihan terleyerek.

Kadnlar tedirgin oldular, ileri gittiklerini fark edip ciddiletiler. Ne var


ki Cihann kalas yoktu. Ayaa kalkt gibi dar frlad. Kapnn
zerindeki anahtan kapt gibi, hi dnmeden fahieyi odaya
kilitledi. Koridorlarda koarken az evvel tepsiyi getiren kzla burun
buruna geldi.
iyi misin? dedi kz. Neden gidersin?
Gideyim. ota bekler beni.
Karndr?
Gld Cihan. Yok yahu, filim. Kocaman bir hayvan.
Kzn koyu gzleri ldad. Tam o anda birtakm grltler iittiler.
Fahieler kapy amay baarmt anlalan. Cihan panikle baknd.
Gel benimle dedi kz, Cihann elinden tutarak. Gcrdayan bir
merdivenden yukar ktlar. at arasnda ufak bir odaya vardlar. Tavan
o kadar alakt ki eilmek gerekiyordu. Cihan aada olanlar anlatnca
kz kkrdad. Ad Periydi. O da biraz kendinden bahsetti. Eskiden o da
bu meslei yapmt. Harp meydannda grdkleri yznden aklm
kaybetmi bir asker tarafndan yaralandndan beri kimse onu
istemiyordu. irkinim diye kapya koyarlard az kalsn... Sonra dediler
kal madem, getir gtr, hizmet et. irkin deilsin ki dedi Cihan.
Aadaki hatunlarn hepsinden daha gzelsin, bana sorsan.
Perinin hznl yz aydnland. Yaklat, parmak ularyla Cihanm
salarn okad. Daha evvel hi yapmadn, deil mi?
Cihan kpkrmz oldu. Sessizlii kfi cevapt.
Bana gven efendi dedi Peri elinden tutarak.
Gen kadnn onu alp gtrd diyar ylesine gzeldi ki kendinden
geti Cihan. Ancak seneler sonra anlayacakt ilk sevimesini onun gibi
sevgi dolu biriyle yaad iin ne kadar ansl olduunu. Perinin
koynunda uyuyakald. Bir rya grd. Fille beraber evlerin tepesinde
dolayor, bir atdan dierine hoplayarak gidiyorlard. Btn ehir hal
gibi ayaklarnn altnda uzanyordu. Derken uzakta onu grd.
Mihrimahm zerinde uzun, bembeyaz bir elbise vard. Salar
uuuyordu. Sitemle bakt Cihana ve arkasn dnd. Bekle diye
bard Cihan. Gitme ne olur. Mihrimah iitmedi. Gene haykrd Cihan,
korkuyla.
t, uyan.
Gs krk gibi inip kalkyordu gzlerini atnda. Nerede olduunu

259

karamad bir an. Hatrlaynca ter boald srtndan. Hzla frlad


yataktan. Sratle giyinirken bir yandan da Benim gitmem gerek, kusura
bakma diye mrldanyordu. Perinin yznn glgelendiini fark ederek
durdu. Affedersin. Sana... nasl..?
Peri soruyu anlamt. Ban evirdi. Bana bir borcun yok efendi.
Cihan ona yaklap salarn okad. Son bir kez sarldlar.
Sayklyordun dedi Peri kapy aarken. Besbelli kalbinde biri var.
Her kimse artk.
Duraklad Cihan.
Utanma dedi Peri. Ne demeye utanr ki insan aktan?
Cihan tek kelime edemeden ayrld oradan. Mihrimaha kar hissettii
eye ak demeye hibir zaman dili varmamt. Fakat imdi bir bakas
kullannca ayn kelimeyi, beklenmedik bir hediye almasna zenle
tutup banna bast. Evet, insan ne demeye utanrd ki aktan?

erefli bir vakitte almaya baladlar. ki yz otuz adam tutulmutu. ki


takm halinde hareket ediyorlard. Bu esnada drt rak, usturlap
yardmyla vadilerin derinliini
A

ve tepelerin yksekliini tespit ediyordu. Adeti olduu zere Sinan,


Bizansl zanaatkrlann nerede baarl olup nerede yetmediklerini tespit
etmelerini istemiti. Hendese ilmine hkim Nikola ile Yusuf su yollanmn
llerini aldlar. Da- vud ile Cihan dere tepe dolaarak krk kanallar,
tkal arklar buldular. Baz yerlerde, oluklar viran olduu iin su akamyordu. Bazen yeil bir ayrn orta yerinde akan su aniden kayboluyor,
insanoluna bir fayda salamadan topraa dnyordu. Baka mntkalarda
ayn membam bulmalar yahut kaz yaparak ortaya karmalar
gerekiyordu. Suyu tek bir istikamette aktabilmek iin setler yaptlar. Yeni
hendekler vastasyla vadiyi batan baa gemesini saladlar. Her
safhada, suyun miktarm lyor, yol boyu ne kadar biriktiini
kyaslyorlard.
Bir hafta sonra tuhaf bir ey fark etti Cihan. Ameleler onlardan uzak
duruyor, emirleri yerine getirmekte isteksiz davranyordu. Dikkat ettike,
adamlarn ivi akmamak, kalas tamamak iin bahane aradklarndan

260

emin oldu; iler giderek sekteye uruyordu.


Nakkarlar arasnda Selahaddin isimli bir Krt vard. Onu bir kenara
ekti. Kans yakn zamanda ikiz olan dourmutu. Temiz kalpli bir
adamd, ondan hakikati renebileceini umdu.
Neler oluyor? Neden herkes ardan alyor iini?
Selahaddin gzlerini kard. alyoruz efendi.
Ha bire geri kalyorsunuz, neden?
Selahaddinin alm kaygyla krt. Burada evliya olduunu
demediniz.
Kim sylyor bunu?
Omuzlarn silkti adam, kimseyi gammazlamak niyetinde deildi.
Cihan baka bir soru denedi: Evliya olduunu nereden bilmiler?

ey... hayalet grmler dedi adam tasdik beklercesine Cihana


bakarak.
stanbulun fethi esnasnda ehit den bir askerin ruhuydu grdkleri.
Bir ok bann delip kalbine saplanmt ama o buna ramen durmam, iki
gn daha cenk etmi, nc gnn sabahnda can vererek buraya
gmlmt. Bir asr boyunca huzur iinde uyuduktan sonra uyanmt;
bu hummal faaliyetten rahatszd. Hayaleti ortalkta dolanyor; amelelere
grnp tehditler savuruyordu.
Bo lakrd. Bunlar kim yayyorsa stat Sinan'a zarar vermek
istiyor.
Yalan deil efendi dedi Selahaddin. Grenler var.
Yahu nerede? dedi Cihan, ileden km halde kollarn iki yana
aarak. Gster o zaman!
Adam enesiyle inaat iskelesini iaret etti. Cihan dayanamad. Ne
yani? Ev mi yapm hayalet oraya?
Ama Selahaddin ciddiydi. Hep orada grnr.
Huzursuz olan Cihan o len iskelenin etrafnda doland, ona buna
pheli pheli bakarak kalaslar yoklad, halatlar sklatrd; her ey
salam ve dengede mi diye defalarca denetledi.
Dikkatini vermiyorsun dedi Davud, aldklar lmler zerinde
beraber alrlarken.
Affedersin. Aklm... dedi Cihan ve birden nefesi kesildi. Yukarda,
iskelenin nc katnda bir ey fark etmiti. Birka amele alyordu
orada; bir tanesinin elinde moloz dolu bir kova vard. Cihan aniden
adamn grnmez bir el tarafndan itilmiesine sallandn grd.
Tyleri diken diken oldu. Daha az tahta kullanmak iin genelde iskeleleri
iplerle tutturarak yukardan asarlard. Ama bu sefer iskele yere kurulmu,
stelik dikme ve kirilerle desteklenmiti. Bu ekilde ne arkaya
oynayabilmesi iin halatlarn zlm olmas lazmd - ya kendiliinden
yahut bir hayalet tarafndan.
iyi misin? dedi Nikola, Cihanm bakt yere bakarak.
Korku ve tela dolu bir feryat ykseldi. Tahta bir levhann, rzgra
kaplm yaprak gibi havada dnerek yere akl- n seyrettiler. Ardndan
baka bir levha koptu; iilerden birine arpt. Tek tek iskelenin paralan
insanlann zerine dyordu. Kan revan iinde kald bedenler. Havadan
tahta ve metal yayor, ameleler saa sola kayordu.

Kyamet, kyamet diye figan etti birisi.


Yaral kzler strap iinde bryordu; baca knk bir at, burun
deliklerini kocaman am yerde yatyordu. Cihan bu hengmede otay
gremedi. Deliye dnd. Neyse ki bir kenarda sa salim buldu onu.
Daha birka gn evvel iftiharla kurduklan iskele parampara olmutu.
Orta ksmdaki iiler kazadan en fazla zarar grenlerdi. Bir onlar, bir de
aada yrrken stlerine kalas den talihsizler. Bunlardan sekizi
hayatn yitirdi, ilerinden biri de Selahaddindi.
imdiye kadar ok kaza atlatm, nice aksaklkla bou- mulard. Ama
byle bir felaket, balarna ilk defa geliyordu. Cihanm artk kukusu
kalmamt. Ya hakikaten bir hayaleti uyandrmlard yahut Balabann
seneler evvel uyard gibi, aralarnda bir hain vard.

0890
Usta nde, kalfalar arkada, gassalin yanma vardlar. Sinann adama
yle sorduunu iittiler. Mevtay ykarken ben de hazr bulunabilir
miyim?
Adam bir an tereddt etti. Sonra ya sermiman tandndan ya da onu
yal hsm akrabadan sandndan, Mnasiptir efendi dedi.
Sinan yardmclarna dnd. Hanginiz gelmek ister?
Yusuf telala gzlerini kard. Nikola Mslman olmad iin
gassalin kendisini istemeyeceini syledi. Beni mazur grn dedi benzi
aniden solan Davud. ocukken grd lleri unutamadn, o yzden
hibir cesede bakamadn dile getirdi. Geriye bir Cihan kalmt. Olur,
gelirim dedi.
Selahaddinin plak bedeni souk mermerin zerine yatrlmt.
stne den keresteler yznden kafatas ezilmi, gsnn sol taraf
morarmt. Buna ramen, btn bu yara berenin Selahaddinin iine
ilemekten ziyade stne boyanm olduu hissine kapld Cihan; sanki
bir ykanp temizlense her an hayat emareleri gstermeye balayabilirdi.
Vcut sarayn Rab ina eder, anahtarn bize teslim eder dedi Sinan.
Sesi o kadar kskt ki, arkada duran gassal onun dua ettiini sanarak
ban edi.
Vcut saray... Ne tuhaf laf, diye dnd Cihan. Onun grd,
senebesene ihmallerle ypranm bir et ynyd. Ustasnn bir cesede

neden bu kadar ilgi gsterdiini anlayamad. Derken Sinan yakma


gelmesini syledi. Dedi ki: Madem iimiz bina yapmak, insan
anlamalyz. Zira beden de bir binadr. Merkezinde denge ve ahenk var.
Daireleri, drtgenleri gryor musun? Bak nasl da tanzim edilmiler.
Gassal ile Cihan telala baktlar. kisi de Sinann byle konumasn
yadrgamt.
Yz, n cephedir; gzler ise pencereler; az kinata alan kapdr.
Kollar ve bacaklar da merdivenler. Bunlar syledikten sonra Sinan bir
ibrikten su dkt; elleriyle emberler izerek cesedi yle efkatle
ykamaya balad ki, ii bu olduu halde gassal karmak istemedi.
Bu sebepten, ister kle ister vezir, ister Mslman, ister kfir,
grdn her insana hrmet etmelisin. Unutma ki dilencinin bile bir
saray var.
Cihan dayanamad: Saygszlk etmek istemem ama ben mkemmellik
grmyorum. Yani hibirimizde. Dilerimiz eksik, kemiklerimiz yamuk;
kiminin srt kambur,..
Bunlar sathtaki atlaklar. Tamire muhta ksmlar. Ama bina
kusursuz.
Bu sefer gassal katlrcasna ban sallad. Belki de Sinann
fikirlerinden ziyade ses tonu olmutu onu ikna eden. Ondan sonra
sessizletiler. Mevtay iki defa ykad gassal bir scak suyla, bir lk.
Tepeden trnaa beyaz bir kefene sard. Darda brakt sa elini alp
kalbinin stne yerletirdi - hem bu leme veda eder, hem sonrakine
selam verir gibi.
Cenaze namazn kldran imamn boynundaki guatr nefes borusunu
sktryor, kesik ve hrltl soluk alp vermesine sebep oluyordu.
Rahmetlinin bir inaat sahasnda lmesinin teselli olduunu syledi. Ad
km kadnlarn peinde gezerken, kavga edip kafa ekerken deil,
namusuyla alrken vefat etmiti. Maherde Rab bunu hi phesiz hesaba katacakt. Selahaddinin u fani dnyay, Allahn yer- yzndeki
glgesi olan sultan iin bir kpr yaparken terk ettiini anlatt - kimse
kpr deil, sukemeriydi diye dzeltmeye cesaret edemedi. Dedi ki
imam, buna mukabil, br dnyada, o kldan ince, kltan keskin, yadan
kaygan Srat Kprsn geme vakti geldiinde iki melek ellerinden
tutacak, cehennem ateine dmesine mni olacakt.

Ardndan tabut, feryatlar ve atlarla mezarla tand. Selahaddinin


ailesi fakir olduundan Sinan demiti mezar tann parasn. Mevtann,
ihtiyarlktan ve kederden bitap dm babas, zorlukla yryerek
yanlarna geldi. Onu o halde grnce Sinan ile kalfalarnn gzleri doldu.
Adamcaz Sinan gibi bir muteberin, olunun cenazesinde olmasndan
duygulanmt, teekkr etti. Ama Selahaddinin kardei bir kenardan
hnla bakyordu. Ya ta atlasa on drt olan bu delikanl belli ki
aabeyinin kaybndan onlan sorumlu tutuyordu. Cihan, yeni bir dman
kazandklarn anlad. Biraz bekledi. Delikanl mezara bir iki krek toprak
attktan

265

sonra yanma vard. Ban sa olsun dedi.


Dostlar sa olsun. ldnde yannda miydin?
Yannda deil ama yaknndaydm.
Hayalet itmi diyorlar. Grdn m?
ard Cihan. Gene kim uydurmutu bunlar? Yalan! Kimse itmedi.
Kazayd dedi. Geri olayn tuhafln inkr edemiyordu.
Anlamyorsun! Hayalet artk durun diyor. Yoksa felaketlerin ard
arkas kesilmeyecek, ama ustanzn umurunda m? llere bile hrmeti
yok.
Bu doru deil. Ustam dnya iyisidir.
Olann yz hiddetle karard. Arkadan haklym. Mukaddes bir
mekn kirletiyorsunuz. ekileriniz, eeklerinizle. Hepinizin sonu
cehennem.
Defin bitmi, cemaat dalmaya balamt. Yasl kalabaln arasnda
ar ar yryen Sinan grdler. Ustama kabahat bulma dedi Cihan
usulca.
Mezarlktan karken sert bir rzgr esti aniden. Gzlerine azlarna
toz toprak doldu. O hengmede, Selahaddinin kardeine, konutuu bu
kiinin kim olduunu sormay akl edememiti Cihan. ayet edebilseydi,
belki de bambaka olurdu kaderleri, hikyeleri. Ne yazk ki bunu ok
sonra fark edecekti.

Ertesi gn amelelerin sadece yans geldi ie.


Akeli ameleyle bu kadar olur! dedi Davud sinirle. Zincirli krek
mahkmlar altrsaydk hibiri brakp gidemezdi.
stat yeni adamlar bulur elbet dedi Nikola iyimser olmaya alarak.
Haklyd. Balad ii bitirmeye kararl olan Sinan yedek ameleler
tuttu. Bu o kadar zor deildi. ehir misliyle kalaba- lklamt, nfusu
be yz bine varmt. Alk ekmektense evliyann lanetini yeleyecek
yeterince insan vard. Bir mddet iler dzelir gibi oldu. naat olaysz
devam etti. Gz geldi, hava serinledi, yamurlar balad.
Derken sel bastrd. Vadilerden toplanarak haneleri, meyhaneleri,
imaret ve ibadethaneleri nne katt. Sukemerine varan yollar tamamen
amaya frsat olmamt henz. Aka- mayan sular birikti, bentleri ykt;
iskeleyi paralad, kanallar un ufak etti. Hazrlksz yakalanmlard.

266

Neyse ki kimse yaralanmad. Fakat haftalarn emeini ve kymetli malzemeleri kaybettiler.


En kts de felaket, dedikoducularn ellerini kuvvetlendirmiti. Artk
herkes Sinan ile drt kalfasnn lanetlendiine inanyordu. Nasl olduunu
bile anlamadan btn ehri karlarna almlard. Asaplar bozulmutu.
Bugne kadar ustalarnn nice badire atlattna tank olmulard ama bu
kez bakayd. Sinan gibi biri her trl zorlua gs gerebilir, en etin
ilerin altndan kalkabilirdi. Fakat bir hayalet ile nasl baa kabilirdi ki?

Zaman durdu. Ameleler alet edevatlarn kenara brakt. Ne kadar


urasak da bir kiiyi bile almaya ikna edemedik. Bize itimatlar
yoktu. Sultana yaranmak iin onlar teklikeye attmz dnyorlard.
Uursuz olduktan sonra suyun kime jaydas olacakt? Su- kemerleri
Bizans'tan kalmayd. Kjr iiydi yani. Onlar tamir etmenin ve yenilerini
yapmann putperestlii yaymaktan baka ne maksad olabilirdi?
Yzmze kar sessiz ve itaatkrdlar; arkamz dner dnmez
dedikoduya balyorlard. Yakc baklarm, birikmi nefretlerini
hissediyordum. k yolu gremiyordum. Dier kalfalarn da

ha.lt daha, az harap deildi Davud, Nikola, Yusufve ben, kepimiz iimizin bittiine inanyorduk.
Bir hafta byle getikten sonra ustam bir gn yannda ufak tefek, al
gibi ince bir adamla kageldi. Yeni iskeleye trmandlar. Sinan seslendi:
iler! Ustabalar! Mukterem bir koca sakamz terif etti." Sinan elini
yabancya doru uzatt. Adam bir adm ne kt, ykseklere alk
olmadndan benzi kl gibi olmutu. Gzlerini kapatarak Kurandan
ayetler okumaya balad. Sesi gzeldi rendik ki Blbl Hocaym ismi.
Bosnada domu, Allaklayedi dilde kasbkal edermi ve pek ok mezkep
ve tarikatn usul ve detlerini bitirmi. Gayet alelade bir adam gibi
grnse de sesinde ameleleri byleyen bir ey vard. Onlara ilerine
bakmalarn, kimseye dil uzatmamalarn syledi, nk ayet tembellik
ve dedikodu denen iki kanat olmasa eytan asla bu kadar yksekten
uamazd.
Hoca her gn gelip sabak ezanndan akama kadar bizimle durdu; sa
tozland, pabular amurland. Okunmu sular serpip Ceven duas
ederek sukemerlerini okudu fledi Yakudi, Hristiyan ve Mslmanlarn
korkularn teskin etti. Sonra bir gn Tamam artk temizlendi dedi.
Ananzn ak st gibi pak bu mntka. Haydi, iinize dnn.
Onu dinlediler. Ustalarnn aleyhine atp tutan iiler, bu kocaya kulak
verdiler. Bylece gecikerek de olsa kem tadilat kem inaat tamamland.
stad ekemeyenler durur mu? Bu sefer dediler ki: Bu su acdr;
topran altndan geldii iin rktr, kokumutur. Neyse ki bu laflar
da bir yere varmad. Sular Kathane civarnda topladk. rmak ve
derelerin ilerinde lleler yaparak ehre tadk. stanbulu Krkeme
sularna kavuturduk.
Sultan Sleyman memnun olmutu. Ustama hediyelerve methiyeler
bahetti, ona insan- kmil dedi. Hiiat giydirerek ustam taltif etti. Ancak
bu hadiseden sonra anladm ki Sinann srr ne sertliindeydi ne
yklmazlnda, nk sert de deildi, yklmaz da. Onun sim deiikliklere ve aksiliklere uyum salama kabiliyetindeydi Bizim cesaretimiz
krlrken o areler retiyordu. Her seferinde harabeler iinden kendim
yeniden ina edebiliyordu. Ne benim gibi ahaptan, ne Davud gibi ma-

denden, ne Nikola gibi tatan, ne de Yusuf gibi camdan mamuld. Ustamn


malzemesi akan suydu. Ve ne vakit kerkangi kir engel yolunu kapatacak
olsa, kir ekilde, ya altndan, ya stnden, ya etrafndan dolayor,
atlaklardan kir yol kuluyor, akmaya devam ediyordu.

O390
Ne berbat bir geceydi! ota strap iindeydi. Grleyerek,
homurdanarak, inleyerek sabah zor etti; bitkin bir halde hortumunu saa
sola sallyordu. Rahatszl o raddedeydi ki Cihan onun yamnda uyumak
mecburiyetinde kalmt tabii buna uyumak denirse. Hayvann aznn
iine bakar bakmaz bu azabn sebebini anlad: Altenesinde sol arka
taraftaki azdii kararm, iltihaplanp imiti.
Cihan, evvelki yaz kendi ektii korkun di arsn hatrlad.
Yemeklerden sonra padiahn ellerini ykayan ibriktar ile kimi Enderun
aalarn tra etmek iin bir berber gelmiti o gn. Adam Cihanm haline
acmt. Feryatlar arasnda diine aslm, strabn dindirmiti. Fakat
koskoca stanbulda bir filin azdiini ekmeye kadir tek kii bile kacan sanmyordu.
Ne var? diye sordu Sibiryal Tara, ahra girip de Cihan grr
grmez. Yznden den bin para.
ota. Dii ldryor zavally.
Ah imdi taygada olsaydk dedi Tara i geirerek. Onu p diye
iyiletirecek bir al biliyorum. Ninem her zaman kullanr.
Cihan hayretle sordu: Ninen hl hayatta m?
Yaa sorma, o da lanetlilerden dedi Tara. Cihanm anlamadn
grnce aklad: Btn sevdiklerini gmp nefes almaya devam etmek,
lanettir.
Yllar sonra bu an hatrlayacakt Cihan, bu konumay, ama imdi
kelimeler bir kulandan girip bir kulandan kt.
Git sarmsak bul, bolca. Rezene, karanfil ya, anason... Hepsini
kartr.
Malzemeleri mutfaktan alan Cihan, bir havana koyarak gzelce dvd.
Tamam dedi Tara. imdi bunu mahlukun dietlerine sr, ovala. Bu
biraz rahatlatr - imdilik. O diin ekilmesi lazm. Gen olsam ben
yapardm ama kollarmda derman yok. Sana der.
Cihan koarak ahra dnd. Fakat beyaz fil, onun gayretlerine yle bir
kar koydu ki tertibin ancak yarsn srebildi. ki uval bezini birbirine
tutturup kalan merhemi bunun iine koydu ve iltihaptan imi olan yere

denk gelecek ekilde hayvann kafasna sard. ota gln grnyordu


ama o kadar ac ekiyordu ki Cihan glemedi bile. Fena bir koku
geliyordu filin azndan. Epeydir bir ey yememiti; alk, her zamanki
gibi, sinirlerini tepesine karmt.
Cihan sokaa kp seyyar berber aramaya balad. lk sorduu adam,
hastann kim olduunu renir renmez kahkaha att. kinci adamn yle
korkutucu bir hali vard ki Cihan onu sarayn bahesine sokmak istemedi.
Meyus bir halde tam vazgemek zereyken her ey hakknda her eyi
bilen adam geldi aklna: Sahaf Simeon. Gidip ona sormalyd.
Galata Kulesinin etrafndaki mahalle insan kaynyordu. Tacirler,
mteferrikalarla nl arkal yryor; yabanc memleket temsilcileriyle
mtercimler kanlara yol vermek iin kenara ekiliyordu. Bir eli, siyah
klelerin tad tahtrevanda oturmu etraf seyrediyordu. Tevrat
derslerine gidiyordu kimi Museviler; kede birka ihtiyar muhabbet
ediyor, bir kadn olunu elinden tutmu ekitiriyordu. spanyolca,
Franszca, talyanca, Arapa kelimeler havada uuuyordu. Akl otada,
aceleyle koturan Cihan, bir keyi dnd ve birden irkildi. Az ileride,
Simeonun evinin iki adm uzanda, vaktiyle yol kenarndaki bir handa
beraber arap itii, sonra da eyalarn aldndan phelendii Tomaso
duruyordu. Sinan hakknda ok ey bilen Italyan. Ama Cihan esas
artan yannda tandk bir sima olmasyd: Yusuf.
Adam Yusufa bir eyler syledi. Beriki bam sallayp, glge gibi
sessizce ufaklat. Yalnz kalan Tomaso etrafa baknrken Cihan ile gz
gze geldi. Sust yakalanm gibi surat aniden deiti. Hzla dnp
koar adm kalabaln iine dald, gzden kayboldu.
Hey, Tomaso! diye arkasndan bard Cihan. Kafas o kadar allak
bullakt ki komaya baladnda beriki oktan gitmiti. yi de bu adamn
Yusuf ile ne ii vard? Sokaklarda buluup, gizli gizli ne konuuyor
olabilirlerdi? Birdenbire, st ste atlattklar kazalarla Yusuf arasnda bir
ba olabileceini fark etti Cihan. Aralarndaki hain o olabilirdi. Nasl da
anlayamamt bunca zaman, ilk frsatta dilsiz ra sorgulayacakt.

Simeonun kapsn aldnda zihni bunlarla meguld, iyi misin?


diye sordu sahaf.
Yusuf geldi mi buraya? Sarn Italyan bir herifle?

Yoo dedi Simeon. Epeydir grmedim, niye ki?


Sen bana dediydin, Romann gzleri ustann stnde diye. Ya
iimizden biri, onlarn casusuysa?
Yahu dur, sakin ol biraz. Byk laf etmeden evvel insan uzun mddet
dnmeli.
Haklsn dedi Cihan i geirerek. Unut dediklerimi. Aklm kart.
Yardmn gerek.
Tam vaktinde geldin. Ispanyadan yeni kitaplar var. Onlara sonra
bakaym. Evvela filin derdine are bulmal. Cihan iine dt amaz
anlatnca Simeon i ekti. Ben fikir adamym, bir hayvana cerrahi
mdahale yapamam. En iyisi kitaplara bir bakaym. Gcn kuvvetin
yerinde, kendin kotarabilirsin.
Peki dedi Cihan arnaar.
Teskin edici bir ey vermen gerek. Bol boza. Daha iyisi, uyku ilac.
Simeon, tarih boyunca hekimlerin baldran otu kullandklarn ama
bunun iyiletirdii kadar ldrdn de anlatt. imdilerde, topraktan
skldnde lklar atan adamotu tercih ediliyordu. Gene de cerrahi
mdahalelerde en iyisi afyondu. Galenos, afyonu sanlk, istiska, czam,
ba ans, ksrk ve karasevda iin tavsiye etmiti. Cihan yanda ve kilosunda bir insan iin uygun miktar iki kakt. Fil 120 kantar olduuna
gre... Simeon kalann atarak hesap yapt akimdan. Vallahi bir f
gerek sana!
Eyvah, nereden bulacam?
Karanfil Kmil Aaya git. Onun yapamayaca ey yoktur.
Cihan saraya dndnde kolunun altnda bir kitap, zihninde kukular
vard. Bbs-saade aasyla aka olmazd. lk gnlerde ondan yedii
tokad hl unutmamt. Yine de cesaretini toplayp onu grmeye gitti.
Beklediinin aksine adam gayet yardmsever davrand.
Bir f olmasa da gerekli E^fyon temin edildi. Nereden geldiini
kurcalamad Cihan. Sarayda geirdii onca yldan sonra sknet kaidesi
iine ilemiti artk. Ne zaman soru

271
sorulmayacan
biliyordu. ki terbiyeci otanm stenesi- ni
kaldrdlar; ikisi de altenesini tuttu. Yorgunluktan tkenmi olan filin
direnecek hali kalmamt. Yetmezmi gibi, bir huni vastasyla bir srahi
arap dktler hayvann azndan ieriye. Yava yava, otanm nefes
alverii hafifledi; yz balmumu gibi eridi, gzleri camlat. Bacaklar o
devasa arln tamaz oldu, yere devrildi. Uyanr da zerlerine
saldrrsa diye palamarlar, zincirler ve halatlarla bal; dlar hayvan. Bu
vaziyette, kitaba baka baka, Cihan cerrahla giriti. Keskiyle balayp,
ekice geti. Zrafabaz Dara, timsahbaz Kato ve aslanbaz Olev srayla
yardm etti; kh ekile vuruyor, kh penseyle itiyorlard. Defalarca ekitirip asldlar. Bitmeyecekmi gibi gelen saatler sonunda kan, ter ve
tkrk iinde kalan Cihan dii ekmeyi baard - meddahlarn anlatt
hikyelerdeki dev ylan dii gibi bir eydi kan.
Ver onu bana buyurdu Bbs-saade aas; gzleri l ld.
O zaman anlad Cihan, Karanfil Kmil Aann neden bu kadar
yardmsever davrandm. Adam bandan beri otamn diini almak
istiyordu. Hrrem Sultanm acayip eyler koleksiyonu, kadn lnce ona
kalmt. Cihan, o tuhaf ve karanlk koleksiyonda baka neler
olabileceini dnerek rperdi.

c&no
ldn iittiimde zldm desem yalan olur. Gnah boynuma., en
ufak bir keder hissetmediim gibi, kurtulduk diye sevin- dimgizlice.
Mihrimah Sultanm kocas... ocuklarnn bahas... Sadrazam Rstem
Paa. Haddinden hzl ykselen ve vaktinden evvel vefat eden, her gece
Mihrimaha dokunan ve onun tenini koklayan, zin

dana atlmama sebep olan adam... Dilemem tabii cehennemde yanmasn ama cennete gitsin ister miyim, dorusu ondan da emin deilim.
Nihayet gitti. stiskadan mustaripti bir vakittir, biliyordum. Zira ne kadar
aklmdan uzak tutmaya alsam da her gn adamla ilgili bir eyler
iitiyor ve ondan biraz daha nefret ediyordum.
Paa gnce Mihrimah Sultan ustam artt. Dedi ki Sermi- mar
E/endi, rahmetli zevcim Rstem Paa -mekn cennet olsun- iin bir cami
ina edeceiz. Ve ustam, Emriniz bam stne dedi. Ben ustamn
arkasnda bekliyordum; ellerimi kavuturmu, gzlerimi ipek halya
dikmitim. Kendi kendime dedim ki bu camiden ben mesul olacam ve
iine bir iaret koyacam; incecik, ufack bir ey olacak. Oraya
kazyacam Rsteme duyduum fkeyi Sadece bilen gze grnecek.
Aklmdan geenlerden bihaber, Mihrimah konumaya devam ediyordu. Cami pek grkemli olsun. Hibir masraftan kanlmasn dedi,
zira her eyi kendisi deyecekti. Annesi Hakkn rahmetine kavutuundan
beri memleketin en zengin kadn oydu, ne de olsa. O kadar kudretliydi ki
imdi, kimse onunla yaramazd. Dads Hes- na Hatun epey yalanmt
ama her zamanki gibi yan banda hazr ve nazrd.
Cami tafsilatyla konuuldu. Mihrimah ara ara ustama danyor ama
son sz hep kendisi sylemek istiyordu. Babasna ne kadar benzediini
daha evvel anlayamamtm. lk defa orada grdm.
Artk kapdan kmak zereydik ki birden durup bana seslendi
Mihrimah: Ci-han dedi. O kadar. Sanki ismim dilini actmt. Sonra
yavaa ekledi: Ne ok zaman oldu, konuamadk seninle.
Sultann kznn bana byle sevgiyle hitap ettiini duyunca ustam
ard. Bir ona bir bana bakt. Ama onu esas hayrete dren suratmn
kpkrmz kesildiini grmekti muhtemelen. Korkarm, anlad.
Tabii zindandan ktmda Mihrimah ziyaret etmitim ama bunu
kimse bilmemeliydi, farkndaydm. Seneler oldu sultanm dedim. Oysa
iimden haykrmak geldi: Evet, sen yoktun ama ben her gece
seninleydim ryalarmda; yarasalar uyanr, baykular terken, her

karanlk k, enle sohbet ettim, hasret giderdim. Etime taklm bir


engel gibi her yere tadm ismini ve imdi senin iin uzak bir hatradan
ibaret olsa da zlyorum o eski gnleri. kimizin de hl ocuk
olduumuz, hrs denen eyin tadn bilmediimiz ve beyaz bir filden
bakaca bir ey konumadmz o masum, o en, o asude demleri...
Bunlarn hibirini syleyemedim elbette. Onun yerine, mrldandm:
ota sizi pek zledi. Gelip grseniz keke.
Dikkatle bakt bana; zamann yzmde brakt izleri inceledi. "Syle
otaya dedi, vazifelerim vard, meguldm, gelemedim. Ama bundan
byle onu daha k ziyaret edeceim. Zira onun gibi beyaz bir fil hi
kmad karma.
Titredim. Ustam ve Hesna Hatun orada olduu halde, bam kaldrp
yzne bakmaya cret ettim. ota bunu iitince ok sevinecek sultanm.
Hznle glmsedi. Syle ona, kaderlerimiz Hudann elinde, bizlerin
deil.
Pencerenin dnda, atal kuyruklu bir uurtma dolayordu mavilikte.
Latif bir esinti yakalam ykseliyordu ehrin zerinde; gzel, gamsz ve
zgrd. Keke ak da byle olabilseydi. Gzlerim sema- danyere kayd.
"Eminim anlyordur sultanm dedim. "Ve eminim sizi hl bekliyordur; eskisi gibi... Filler hibir eyi unutmazm. Hele sevdiklerini asla.
Diyemedim ki, sade jller deil,/lbazlar da yle.

OSBO
Payitaht tka basa doluydu. Her gn taradan insanlar geliyordu dalga
dalga: iftbozan kyller, akta kalan sekbanlar, hnerini gsteremeyen
zanaatkrlar, Yrkler; isiz ve ekmeksiz onlarca can. Balarn kaldrp
baktklar yldzlardan oktu saylan - Mslman, Hristiyan,
Yahudisi, her itikadn mmini ve mlhidi, hep birden stanbuldayd.
Dua, niyaz ve sitemleri rzgrla tamyor, martlarn lklarna, lodosun
fsltsna karyordu. Cihan merak ediyordu acaba Rab bunca amatann
iinde kimin ne sylediim nasl duyabiliyordu.
Bahar ortasnda eyhlislam Ebussuud Efendi, bir tadilat srasnda

Ayasofyadan taman mermer levhalann lanetli olduunu ve bela


getirdiklerini beyan etti. Galeyana gelen halk hemen Sinan ve kalfalarna
tepki gsterdi. Kimse eski kilisenin talarm yaknnda istemiyordu. En
nihayetinde mimarba, Haseki Hrrem Sultan, Allah rahmet eylesin,
naslsa byle eyleri dert etmez diye dnerek, onun mezarnn
tamirinde kulland mermerleri.
Mays aynda Zigetvar Kalesini igal etmek iin ordu yeniden yollara
dt ve filin hizmetlerine ihtiya duyuldu. Bir daha asla savaa gitmek
istemeyen Cihan her ne kadar bunu iitince bedbaht olsa da arnaar
boyun edi. Sinann kalfas olsa da esasen hl sultann filbazyd ve
ota hayatta olduu srece yle kalacakt.
Belgrada haziranda vardlar; Tuna Nehri gz alabildiince akp
gidiyordu - iddetli, cezbedici, azametliydi. O ana dek nlerinden giden
Sultan Sleyman, doru ksram yavalatp tns gitmeye balad. Kimse
bilmiyordu ki artk nikris hastal epey azdndan strap iindeydi; at
srtnda oturmakta zorlanyordu. Vezir-i Azam Sokollu bir Bonak
kynden devirilmi; arbal, basiretli zat- padiah tahtrevanla tamay dndyse de vazgeti. Kumandanlarn elden ayaktan dm
grmek asker ksmna yaramazd. te o esnada bir are bulundu: ota!
Cihana fili hazr etmesi emredildi. Yalnz dikkat et, hayvan srtnda
kimi tadnn farknda olsun ha! diye tembih edildi.
Ertesi sabah Cihan, yllar sonra ilk kez sultan bu kadar yakndan grd.
Feri kam teni, ocak dibinde biriken souk klleri artryordu; eski
alevinden eser kalmamt. Geni alnnda -ki Mihrimaha da aynen
gemiti- krklar derinlemi, oalmt. Eilip kaftannn eteini pt
Cihan. Sleyman hl gsteriten kand iin kuman dokusu sert ve
kabayd. Muhafzlar, hnkrn filin mahfesine yerlemesine yardm etti.
Zor oldu ama baardlar. Cihan da otanm ensesine oturdu her zamanki
gibi. Bu ekilde yola devam ettiler.
Zigetvara Austosun beinde vardlar. Bunaltc bir ikindiydi;
ayrlarda hindibalar amt. Ordugh kurup, dzinelerce kzn ektii
kuatma toplarn getirdiler. Dualar ve zikirler eliinde, ssl psl,
yksek etekli, kpkrmz ota- hmayunu, almaya ant itikleri kaleden
rahatlkla grlebilecei bir tepenin stne kondurdular. Kalenin iinde
Kont Nikolas Zrinyi ba ekiyordu. Onlar da bo durmamt. Halk, d
duvarlara devasa kumalar asmt; benzer ekilde kan krmz.
Ne demek oluyor bu? diye sordu Cihan zengi aasna.
O melun kaleden kmayacaklar demek oluyor. lmeyi yeliyorlar.

Cesurdu Kont Nikolas. inatla mdafaa ediyordu kaleyi. Gnler


haftalara dnd. Bir ay geti. Scak, tahamml edilmez bir hal ald.
Dmann, yiyecek ktlna ve ok daha az adamlar olmasna ramen
nasl byle diren gsterebildiini anlayamyordu Cihan. Osmanl ordusu
hcum ediyor, kale direniyordu. Yklan duvarlar ieriden onaryorlard.
Hi uyumuyor olmallard. Cihan byle bir dmana sayg duyduunu
fark etti. Korktu, kimseye sylemedi.
Her iki tarafta da byk kayplar oldu, Osmanlnmki daha fazlayd.
Fakat dier tarafn her yz askerine kar sultann bin askeri vard.
llerini devasa ukurlara gmp cenge devam ettiler. Konta defalarca
eliler gnderip teslim olmasn istediler. Silah brakrsa canna bir zarar
gelmeyeceine dair sz verdiler. Hatta Sultan Sleyman ona Osmanl
hkimiyeti altnda Hrvatistann bana gemesini teklif etti. Fakat her
eli ayn cevapla dnd: Ret!
Topu atei iddetliydi. Dmann mukavemeti de. Gn boyunca
kalede alan delikleri, geceleri kadn-erkek, oluk-o- cuk elbirliiyle
ieriden tamir ediyorlard. Duvarlar takviye etmek iin ellerindeki her
eyi -kereste, demir, masa, sandalye, kuma, hal, hatta battaniye ve
kyafet- kullanyorlard. Bir ara, zengin bir aileye ait olduu besbelli
muhteem bir ipek hal aslmt kalenin d duvarna. Su perileri raks ediyordu stnde; ellerinde lirler, salarnda ayn avk. Cihan gzlerini
alamamt haldan. Yenieriler de yle. Efsunkr bir ey vard resimde;
bu revnakl cennet tasvirinde; yle cezbedi- ciydi ki byden phelenen
kumandanlar halnn derhal topa tutulmasn emrettiler. Bylece yok oldu
su perileri. Geriye is ve cruftan mteekkil bir oyuk kalana kadar
toplarla dvld kalenin o ksm.
Berrak bir eyll ikindisi, gene Cihan otann srtnda oturmu, sultan da
mahfede kurulmu halde dolamaktaydlar. Onunla hemen hi
konumayan padiah o gn ilk defa seslendi: Filbaz! Beni dinle. lm
Allahn emri. Bir vasiyetim var. Sana teslim ediyorum. Yerine getirecek
misin? Aman hnkrm, Allah uzun mrler versin... dedi Cihan.
Sleyman bu basmakalp laflan savuturmak istercesine elini sallad.
Mezarma muhakkak konulmasn istediim bir ey var. itiraz etseler de
kimseyi dinleme. eyhlislamn fetvalan benimle gmlmeli. Ne
ettiysem onu dinleyip ettim. Fetvalan yanmda isterim.

Cihan nce kem km ettiyse de sz verdi. Tam padiah bir ey daha


syleyecekti ki, gnlerce kulaklarnda nlayacak bir gmbrt iittiler.
Patlamayla yer sarslm, kan dumanlar ar- lya ulamt. Korkuyla
srayan fil neredeyse onlan srtndan atacakt.
Cihan bir yandan otay sakinletirmeye alyor; bir yandan da
kararan semaya bakyordu hayretler iinde. Padiah seslendi: Filbaz...
Neler oluyor?
Sultanm, cephaneliklerini havaya uurdular... kendilerini de.
Ne dedin? Sleyman dorulup ne uzand daha iyi grebilmek iin.
Hakikaten yle diye mrldand.
Dehet dolu bir an boyunca hkmdarla filbaz yangn seyrettiler. ota
ha bire hortumunu sallyor, kulaklarm ne arkaya savuruyordu. Hayvann
huzursuzluunu fark etmeyen sultan buyurdu: Yakla. Bakmak
istiyorum.
Filin, ar dumandan tr zvanadan kmayacan mit ederek
syleneni yapt Cihan. Ama yaklatklarnda sarslan ota deil, kendisi
olacakt. Paralanm silahlar, kopmu uzuvlar salmt her yere - o et ve
kemik ve demir ynnn iinde hangilerinin dmana, hangilerinin kendi
askerlerine ait olduunu ayrt etmek imknszd. Midesi kalkan Cihan,
kesik kesik nefes alabiliyordu. Az safrayla dolarken yzn elleriyle
kapatt.
Alama filbaz dedi padiah. Dua et.
Mahcup olan Cihan omuzlarm dikletirdi. Askerlerimize duacym.
Hepsi iin dua et. Onlara da, bize de. Ayn gayr kald m? Krk alt
yllk hkmdarl boyunca dur durak bilmeden cepheden cepheye
koan; en parlak veziri ve belki de tek dostu olan brahimin lm emrini
veren; en byk olunun boulmasn seyreden; bir dier olunun
zntden lmesine sebep olan, nc bir olunun da uzaklarda, randa
ldrlmesini tertipleyen; Osmanl padiahlarnn en kudretlisi ve en az
anlalan; sevdiklerine ve sevenlerine iyilik kadar ktlk eden bu adam;
imdi, hindiba ve lm kapl bir ayrln ortasnda durmu, kalenin
iindeki dman eriyle dndaki Osmanl eri arasnda bir fark olmadm
sylyordu. Cihan yllarca zemeyecei bir bilmeceyle ba baa brakarak...

(J&HO
Ertesi sabah, yank et kokusu hl kalkmamt harp meydanndan.
yle kesif bir kokuydu ki, kudretli rzgr bile da- tamamt. Kale
teslim olmutu.
Cihan, alt zre otay padiahn binmesi iin hazrlad; gidip
otan nnde beklemeye balad. Ama bir mddet sonra Sleyman
yerine Sokollu kt ve alak bir sesle filbaz ile konumas gerektiini
syledi, irkildi Cihan. Ka zamandr saraydayd. Artk iyi biliyordu ki,
ayet koskoca bir sadrazam bir hizmetkrla fsltyla konuuyorsa,
korkun bir eyler ya olmu ya da olacak demekti. Yrei aznda, takip
etti veziri.
Sultann adrnda kfi gn olmasna ramen kede bir lamba
vakur bir ekilde yanyordu. Onun karsnda, kadife bir divann zerinde
Sleyman yatyordu, kprdamadan.
Dinle dedi vezir. Grdn henz kimse bilmiyor. Anlyor
musun?
Yoksa..? diye kekeledi Cihan.
Maalesef. Sultanmz Hakkm rahmetine kavutu, mekn cennet
olsun. Yasmz sonra tutacaz. imdi bizlere mhim bir vazife dyor.
Ban edi Cihan. Demek yetmi iki yandaki sultann mr,
kazandklar zaferin zevkini srmeye yetmemiti.
Hakikati ordudan saklamak boynumuzun borcu. Sokollu dikkatle,
duraklayarak konuuyordu. Sultan, her gnk gibi filin srtna oturacak.
Sen de etrafta dolatracaksn. otanm stne ceset mi koyuyoruz?
dedi bo bulunan Cihan. Peki ya birileri padiahla konumak isterse?
Filin kimseye yaklamasna izin verme. Yenieriler sizi uzaktan
grsnler, yeter. nemli olan hnkrn hayatta olduuna inanmalar.
Birden ayak sesleri iittiler. Muhafzlar birini getiriyordu. Sokollu
gelenin kim olduuna bakt. Ksa boylu, kaln ense- li bir Tatard.
Ha, sen misin? Yakla.
Bunu syledikten sonra esvabnn iinden kozayla bir mektup kard,
pp bana koydu. Bunu tez ehzade Selime gtr.
Adam yerlere kadar eildi.
Yel gibi git. Yolda durma. At stnde ye. Uyuma. Vakit harcama. Bil
ki kaderimiz senin elinde.
Cihan, ZigetvaPdan, ehzadenin bulunduu Ktahyaya atla ne kadar

zamanda gidileceini merak etti. Babasnn lm haberinin Selime bir an


evvel ulatrlmas yetmezdi; onun da vaktinde stanbula varmas
gerekliydi. Bo bir taht hayra alamet deildi; babann vefatyla oulun
tahta kmas arasnda her an her ey olabilirdi. Bunlar iyi bilen Sokollu, sedefli bir mahfaza getirdi. Kurana el basmanz istiyorum. kinizin
de.
Syleneni yaptlar. Ama sadrazam tatmin olmu grnmyordu. Nereli
olduklarm sordu.
Hindistan dedi Cihan, ne desin.
Kazan dedi ulak.
Sokollu, yaldzl bir haner kard. Uzatm ellerinizi.
Evvela ulan iaretparmana bir kesik att, sonra Ci- hanmkine.
Ellerinden akan kan hanerin knna damlad. ayet iinizden biri sim
ifa ederse ikinizi de ldrrm.
Cihan kendi hayatnn neden bir yabancya teslim edildiini
anlayamamt; ulak da benzer eyler hissetmi olmal ki o da kalarn
atarak baknd. Yine de itiraz etmediler.
Sokollu, parmaklarn sarmalar iin birer ipek mendil verdi. Haydi git
imdi dedi ulaa. Allah yolunu ak etsin.
Filbaz sadakatine bel balad ulaa son defa bakt. Sessizce
selmlatlar. Cihan bunu bilmiyordu ama yllar sonra, uursuz bir gecede
ustas Sinan saraya getiren Tatar ulak ayn kii olacakt.

Az sonra Hekimba Kaysunizade belirdi. O da Kurana el basarak


sessiz kalacana yemin etti.
Delikanl bana yardm edebilir mi? diye sordu adam.
Srt onlara dnk duran Sokollu, sultann turasn taklit ederek
padiah adyla talimatlar hazrlamaya kendini kaptrmt. Bandan
savarcasna bir el hareketiyle Tabii dedi omzunun stnden. Hadi git
yardm et.
Hekimba birka kavanoz aarak adr keskin bir kokuya bodu.
Mrrsafi, sinameki, misk, amber ve bilumum baharatn karm havada
doland. Sultan soyup vcudunu yaladlar. Cihan bundan sonra tank
olduklarn kimselere anlatamayacakt. Yaadklar ryalarna girecek, hi
beklenmedik anlarda gzlerinin nne gelecekti, tekrar ve tekrar.

Hekimba tecrbeli hareketlerle padiahn gsnn sol yann kesti ve


at. Kalbini kard. Krmz bir kua benzeyen yrei dikkatlice gm
bir leenin iine yerletirdi. Sonra tam on iki mkemmel dikile kesii
dikti. Cihan bunlar dehet iinde izledi. Btn kan ekilmiti. Efendi
neden yaptk bunu? diye sordu konumaya cesaret edebildiinde.
Kalp
merkezdir.
Ruhumuzun,
mevcudiyetimizin
merkezi.
Sultanmzn kendi arzusuydu kalbinin buraya gmlmesi...
Sandklarda bulabildikleri en gzel kaftan seerek cesede giydirdiler.
Sakalm taradlar, gzlerine srme ektiler; yanaklarna renk gelsin diye,
rahmetlinin salnda yapt gibi bolca al srdler. leri bittiinde
Sultan Sleyman her zamankinden salam ve shhatli grnyordu.
karn o kaftan dedi Sokollu, arkasn dndnde. Haddinden
ssl. Eskidendi o halleri. Byle giyinmezdi.
Cesedi yeniden soyup sade bir kaftanda karar kldlar. Akam knce
ordugh yoklayan sadk muhafz asayiin berkemal olduunu haber
verdi. Onlann da yardmyla ota kapya getirildi. Fevkalade bir vaziyet
olduunu hisseden fil sinirliydi; kimseyi yanma yaklatrmyordu.
Ne oluyor? diye sordu Sokollu sabrszca.
Mahlukla ba baa kalmama msaade edin.
Cihan drste konutu otayla. Ona srtnda l bir adam
tayacan syledi. Sadece birka gn iin. Bak, koskoca memleketin
kaderi sana bal. Epey dil dktkten ve bir dzine elma verdikten sonra,
yatt hayvan. Sultan mahfeye yerletirmelerine izin verdi. Cihan filin
ensesindeki yerine geti. Gzleri semada dolanan akbabalara takld.
Nasl da oalmlard. Akbabalara gn domutu. Zigetvar muhasarasnda yirmi bin kayp verilmiti.

Dn yolunda ehzade Selimin ehre vard haberini aldlar. Ulak


baarmt. Sokollu gnlerdir ilk defa rahat bir soluk ald. Artk bir ey
saklamaya lzum kalmadndan, muhafzlarna hakikati duyurmalarm
emretti. Sultann cesedi mahfeden indirildi; iki aygr tarafndan ekilen bir
tahtrevana yerletirildi. Payitahta bu vaziyette vardlar.
stanbul ahalisi onlan bekliyordu. Mercan Yokuundan Vefa
sokaklarna kadar tm sokaklarda binlerce kii toplanmt. Alayanlar,

hkranlar, salarn yolup, barlarn yumruklayanlar vard. Koca


adamlarn, ocuklar gibi hkra hkra aladna tank oldu Cihan.
Babann cenazesinin hemen ardndan oul tahta oturdu. Selim, ei
benzeri grlmemi bir enlik yaplmasn talep etmiti. Hastalklar,
korkular, lmler... O kadar ok musibet st ste yamt ki ne nee
kalmt ahalide, ne umut. Bunca yeis ye terliydi. imdi bayram etme
vaktiydi.
Ulema dehete dt. Sokollu bile tepkilerden ekiniyordu. Onu ikna
eden yardmcs Feridun Bey oldu. Kitlelerin arada bir cmb
yapmasnda, datp oynamasnda beis olmadn anlatt. Hangi vcut
her daim peklik ekebilir? dedi Feridun Bey. lemin de ara sra
barsaklarn boaltmaya ihtiyac var. Msaade edin, isinler, glsnler
vezirim. Elenceden korkmayalm.
Bylece Selimin tahta oturduu gn ota, banda muhteem bir
balk ve srtnda all pullu bir haa ile ahrdan kt. Saltanat alay beyaz
filin ard sra dolat stanbul sokaklarnda. insanlar el sallyor, alklyor,
glyordu. Ve Cihan inanamad, halkn bu kadar ksa zamanda nasl byle
dei- ebildiine; daha dn alayanlarn imdi kahkaha atabildiine;
nefretten aka, aktan nefrete; needen kedere, kederden neeye nasl
kolayca
savrulup,
gzyalar
daha
kurumadan
elemlerini
unutabilmelerine.

c
Sultan Selim takta geince otaiyla ben de inaat sakalarna dndk.
Sakaklar hayva.nnt bahesinden kyor; akamlar toz toprak iinde,
yorgun argn geliyorduk. stat Sinan, Byk- ekmece Glnde bir
kpr ina etmeye balad uzun, kemerli, Mikrimakin ka gibi zari/:
Hayrl bir vakit saptand. Dualar edildi, tekbirler getirildi; develer ve
koyunlar kurban edildi ve biz, yzlerce ta ustas, amele ve zanaatkarla
birlikte ie sarldk. Topran batakla dnd kylardan rak bir yer
setik ve ilerine stunlarn dklecei kaim kalplar oraya kurduk. Suyu
tulumbalarvastasyla boalttk; temelleri derinlere aktk. Yap kavi olsun
diye talar demir mengenelerle baladk ve atlaklara erimi kurun

dktk. Bilakare bir de kervansaray yaptk. Bu sayede seyyahlar ve baclar


stanbul'a varmadan evvel, durup karnlarn doyuracak, atlarn
besleyecek, dinlenip temizleneceklerdi Frenkler, Yunanlar, Srplar,
Yakudiler, Ermeniler, Araplar, Farisiler, erkezler, Grcler...
Memleketlerindenfersahfersah uzakta, ayn at altnda uyuyacak, ayn
yahniye kak sallayacak, ayn namelere el rpacak; masalarna oturan
veya yandaki dekte uyuyan adamn dinini, uyruunu dert
etmeyeceklerdi. Gmen kularn kan abuk kaynard birbirine. ayet
herkes her daim seferi olsayd, belki de dnyada hi sava olmazd.

282

Bir eyll akam, inaatn kabasn bitirmi ebre dnyorduk statta


kal/a arabada; ben nde, otanm srtnda. Tam yolda bir kavisi
dnmtk ki uzaktan bir grlt geldi; tiz lklar ykseldi. Bam
semaya kaldrdmda turuncu, sar ve krmz bir elale grdm.
Yangtnvar! diye bardm.
Araba kemen durdu, iindekiler indiler. Ustam zntden periand.
Nice mimarlar gibi o da depremler ve afetler karsnda aresizdi. Yardm
etmemiz gerektiini syledi Neden otayla gitmiyoruz? dedim. Daka
kzl olur. Bylece kepsi makfeye dolutular. Ben defdin ensesine
yerletim.
Alevler, Topkap Saraynn d duvarlarnda balam, Sleymani- ye
Camii ne yaylmt. Biz de o tarafa yneldik. Aklma Rstem Paa Camii
nin de yol stnde olduu geldi Gnlmden geeni Allak bi- liyorya... Bir
yandan yangn snsn diye dua ediyordum, biryandan tek o cami tutusun
istiyordum kem de kendi ellerimizle yapm olduumuz kaide. Bunu
kimseye sylemedim tabii, ama o gn iten ie alevlerin ekri
esirgemesinifakat Mikrimakm kocasmayaptrd camiyi yalayp kl
etmesini diledim Hudadan.
Duymad sesimi Rab. Sonunda Rstem Paa Camii dimdik ayakta
kalrken, olan gene fakir fukaraya oldu.

c
Havay yanp geen lklar takip ederek sokaklar boyunca glkle ilerlediler.
Yangnn merkezine yaklatka scaklk artt. Poyraz etindi; felaketi bir ahap evden
dierine tayordu. Cihan gzlerini krptrarak etrafa baknd, bunca telatan ve
ktan akna dnmt. Arada srada bir yerde

patlamalar oluyor, aalar Murano avizeleri gibi l l parlyordu


tutuup lmeden evvel.
Dndkleri her kede, insann yreini kanatan, akln bandan alan
bir manzara kyordu karlarna. Hayvanlar ortalkta koturuyordu kayp ve akn. Kpekler, atlar, katrlar, inekler, koyunlar, rdekler,
tavuklar... Bir bar artr gidiyordu. Aileler iki para eya daha
kurtarma der- dindeydi; erkekler sepetleri kucaklam; kadnlar korkudan
bembeyaz kesilmi, bebekler avazlar kt kadar baryordu. ocuklar,
sadece onlar korkusuzdu; btn bunlar byklerin icat ettii bir oyunmu
gibi ortalkta koturuyorlard.
Koskoca mahalleler dumana karp yok oldu. Doumlarn, lmlerin,
snnet trenlerinin, kna gecelerinin yaand odalar, sakladklar onca
hatrayla birlikte kle dnd. Yerlere sald eyalar, arklar, kim bilir
hangi duvan ssleyen nazar boncuklan... Sinan ve kalfalan filden inip etraf kolaan ettiler. Sermimar alamaklyd. Bu musibeti nlemek iin ne
kadar gayret etmiti; sokaklara ta demi, bi- nalan muayene etmi,
evlerin aralann amt. Nafile.
Etrafta ok yenieri vard ama altklar sylenemezdi. Aylaklk
ediyor, onunla bununla konuuyor, bir ey tadklarnda dahi bunu ar
aksak, adeta gnlszce yapyorlard. Sinan birine doru yrd - adam
bir ktn stne oturmu, bo gzlerle etrafa baknyordu.
Neden iin ucundan tutmazsn?
Sorgulanmay beklemeyen ve sermimar tanmayan yenieri
hlyalarndan syrlverdi. Ne?
Neden yardm etmezsin ahaliye?
Adam, yenieri aasnn hasta yattn, henz ondan haber
alamadklarn, o sebepten oyalandklarn anlatt. Bunu duyan Sinann
yz bir anda karard. Ne emri beklersiniz? ehir cayr cayr yanarken
nasl durursunuz?
Sinan yenierilerle konuadursun, Cihan ara sokaktan gelen bir sesi
merak etmiti. Fili de alarak o tarafa yneldi. Az ileride, birbirine baran
iki kadn grd. Komulardan rendiine gre bunlar seyahatte olan bir
tacirin kanlaryd. Yangn knca ocuklarn yakaladklar gibi dar
km ama yeni domu bebei unutmulard. Zira her ikisi de bebein
berikinde olduunu sanmt.
Cihan bir yanan eve, bir dvnen kadnlara bakt. O an iki ey geti

aklndan. Kadnlar besbelli evden bir ey kurtara- mamlard, ki tccar


hanesi olduuna gre ieride epey kymetli eya olmalyd. Girip bakarsa
hem bebei kurtarabilir, hem birka ganimet arabilirdi. Kaptan Garreth
gene haber yollamt; uzun bir seferden dnmek zereydi. O gelmeden
Cihan zulada bir eyler tutmalyd.
Sen burada bekle. Ben ieri giriyorum dedi Cihan o- taya. Ateten
d kopan fili yannda gtrmeyi akimn ucundan geirmezdi.
Ar ar yrd yanan eve doru. Eii anca hararet misliyle artt.
Her adm dikkatle atyor, en ufak sese kulak kesiliyordu. Birden alevler
drt yandan saldrmaya balad. Pirin bir amdan grd, ederi fazla
olmadndan almad. Birka adm sonra altn bir mrekkep hokkas
buldu, keyiflendi. Ama alevler etindi. ksre hrlaya, duman perdelerinin arasnda elleriyle etraf yoklayarak ilerledi; gzleri o kadar
sulanyordu ki burnunun ucunu gremez haldeydi. Bir kalas yanarak
dt. Daha ileri gitmesine imkn yoktu. Birden yumuak bir et halkas
beline doland. ota! Cihan onun buraya nasl girdiini anlayamad. n
cephe yklnca alan boluktan gemi olmalyd. Azna duman dolacak
diye konuamad.
Beyaz fil bir eyler hissetmi gibiydi. Evin sa tarafna yneldi. Nefes
almakta zorlanan Cihan onu takip etmek istemedi. Filin kulaklarna
vurarak geri dnmesini iaret etti. Ama ota dinlemedi. Cihan gmleini
kararak suratna dolad. otann drtklemesiyle gbela ilerledi. Bir
sonraki odada, alevlerle evrili halde, Cihan yere yld, tekrar kalkt. Fil,
belli belirsiz bir ses yakalamak istercesine kulaklarm oynatyordu.
Alevlerin iinden kar keye yrd. Hassas ayaklan yanyor olmalyd
ama umursamyordu.
Oradayd ite: Bir beik. zerine serili tlbentler sayesinde dumandan
bir para korunabilmi, nefes alabilmiti bebek. Cihan kunda yakalad,
iindekinin sa olup olmadna bakmadan kucaklad. O kadar ok
alamt ki sesi gitmiti zavallnn; gl goncas az sessizdi. Bir eliyle
hayata tutunur gibi yapt Cihana.
Beiin yannda kenan delik, byk bir altn buldu Cihan. Kurdelesi
yanp gitmiti. Bunu da ald.
otayla Cihan dar ktklannda sokaktaki insan says ona
katlanmt. Alevler iindeki, ksmen yklm f;va dalan beyaz filin

hikyesi yangndan hzl yaylmt. Sinan ve kalfalar oradayd. Kederden


deliye dnm anne onlara doru atlp bebeini ald. Ayn anda hem
alyor, hem teekkr ediyor, hem otaya dualar ediyordu.
Cihan, kollarn am yaklaan ustasna doru yrd sendeleyerek.
Hintli filbaz dedi Sinan. Kzgnm sana, kafana gre nasl gidersin...
amma seninle iftihar ediyorum olum.
Bilahare rendiler ki yenieri aas hakikaten hastayd. Fakat
yenierilere emir vermekte gecikmesinin nedeni bu deildi. Ulufelerine
zam isteyen ordu, yangn kendi nemlerini ispatlamak iin bir frsat
olarak grmt. Hatta ilk kvlcm onlarn kardna dair rivayetler
dolayordu etrafta. Neticede sadrazam ulufeleri artrmay; yenieri aas,
adamlarna yangn sndrmelerini emretmeyi; yenieriler de ahaliye
yardm etmeyi ardan almt. Herkes bu kadar yava ve isteksizken,
sratli ve kararl ilerleyen tek ey yangn olmutu.
Cihan ile ota tepeden trnaa kuruma bulanm vaziyette ustalarnn
evine gittiler. Cihan hayvann ayaklarn sard. Trnaklarndan ikisi
krlmt. Derisinin muhtelif yerlerinde yanklar vard. O geceden geriye
hi iyilemeyecek yaralar kalacakt.
Sinan, fil ve filbaz bahede oturup aadaki ehre baktlar. Oradan
buradan incecik dumanlar ykseliyordu hl. afak vakti ne tek bir ku
tt, ne bir ocak trdad, ne martlar szld. Her ey skta
gmlmt. Ayaz kt; gecenin hararetinden sonra serinlik insana tuhaf
geliyordu. Yangn tamamen snnce anlalacakt felaketin bykl.
Ancak o zaman grlecekti ki, stanbulun yansndan ou kl olmutu.
Yangn bize ders verdi dedi Sinan hepsi tekrar bir araya
geldiklerinde. Ders veren hoca, bir gn dner gene sorar, rendiniz mi
diye. O vakit evet diyeceiz. ehri yeni batan ina edeceiz.
Sinan o hafta saraya gidip gerekli msaadeleri ald. Yemeden imeden
alp, yeni taslaklar hazrlad. Sokaklar her iki yanlanndan, yanm arn
geniletilecekti. ki kattan yksek ev olmayacakt. Bu kurala uymayan ne
varsa yklacakt, na etmek, hatta salam binalar ina etmek bile kfi
deildi. Depremlere ve yangnlara bylesine ak bir ehirde, afetleri yok
sayarak yaamak balanmaz cehaletti.

Artk iyice yalanmt Hintli hizmetkr Sangram. Bir akam, tpk


seneler evvel yapt gibi bir kse stlala kageldi. Saray mutfandan
koparmt besbelli. Ben yerken sessizce izledi. Sonra dedi ki: Delibozuk
Reisin ettiini duydun mu?
Az kalsn elimden ka dryordum. Ne olmu ki? dedim sakin
grnmeye alarak.
Kaptan Garretk, seneler evvel kendi donanmasna ihanet edip
Osmanlnn tarafn seen, kurada el stnde tutulup emrine gemiler
verilen ama kimsenin gvenmedii bu deniz kakn, kir atma
esnasnda, papann safna geivermiti. ayet yakalanrsa kaza
oturtulacan bildiinden artk stankuPa dnemiyordu. Ho, keyfi
yerindeydi. Sangramm duyduuna gre, Papalk tarafndan ona dzinelerce denizci ve drt gemi taksis edilmiti. Sularda saldracak Osmanl aryordu imdi.
Bunlar renince allak kullak oldum. Onlarca paraya klnd ruhum;
ne dneceimi, nasl hissedeceimi ardm. Seneler evvel saraya
varmama sebep, Gvur Kaptand. O uursuz gemiyi hatrladm. O
korkun gn. Filin yannda, Hindistandan hayvanla beraber gnderilmi
hakiki jllkaz seyahat ediyordu. Bir tartma kopmutu adamla denizciler
arasnda, kim bilir hangi sama sebepten. Birbirlerinin dilini bile
bilmezken Kaptan Garretk klcn ektii gibi, herkesin gz nnde
doramt adam. Fili de, Jlbazm lsyle birlikte sulara atacaklard.
Tam o esnada Delibozuk Reisin aklna cin gibi bir/kirgelmiti. Tm
hayatm deitirecek bir desise... Ben bunlar hatrlarken Sangram ile
gz gze geldik. Ne diye bana anlatmt Delibozuk Reisi? Kuku dt
iime. Biliyordun demek... dedim usulca.
Nasl bilmem? dedi. Bizim oralardan olduunu syledin. Ne tek
kelime dilimizi konuurdun, ne anlattklarna inandm.
yleyse niye ikyet etmedin? Niye demedin bu olan sahtekr,
yalanc? Hakikiflbaz deil deseydin?"
Glmsedi. Yapacaktm ama... kamm kaynad sana zaar. stemedim

bana bir kal gelsin. Kfi derece aclar ekmi gibiydin; bir de ben
derdine dert eklemek istemedim.
Gemi... O gnlerde, Delibozuk Reisin yannda mio olarak almaya henz balamtm. Anamn lmne sebep olan vey babamdan
kap gelmitim. Gidecek yerim yoktu; Anadolu ocuuydum. zmir'e
varm, limandayatm,yalvaryakar karn tokluuna kendimi bir gemiye
kabul ettirmitim. Nereden takmin edebilirdim kaptann belal olduunu.
Ne stanbulu bitirdim, ne ak denizleri. Neftilerden anlardm, ne saray
adabndan. Ama seyahatin sonunda Kaptan Gar- reth beni Hintli filbaz
klnda Topkap Sarayna sokmaya karar vermiti. Bu sayede Sultan
Sleymann mcevherlerine ulaacakt.
Bylece srf onun tezghlad yalana ayak uydurarak kp gelmitim.
Ondan sonra hep masallar uydurmutum. teki bakclara, Sangrama,
Mihrimaha, hatta kendime... Giderek saray hayatna uyum salam,
derken Sinanla beraber almaya balayarak yeni bir hayata
kaplmtm. Ama Delibozuk Reis, her zaman zihnimin bir kesini igal
etmiti. Yaklaan bir frtna bulutu gibi. imdi o tehlike ortadan kalknca
kular gibi hrdm. Ve ne gariptir ki, gitmek istemiyordum. Ne beyaz fili
brakabilirdim, ne ustam Sinan. Burasyuvam olmutu; yadandan iine
girdiim bu hayat, artk tek hakikatimdi.
Kalktm. Sangramm yanma oturdum, etini ptm. Hey gidi lgn
Cihan, nerden nereye? dedi tekrar, efkatle.
Ne tuhaf Bizi koruyan kollayan insanlar vardr etrafmzda. Hi f ark
etmesek de onlar oradadr daima. Karlk ya da minnet beklemeden,
sadakatle, sevgiyle, sessizce... Nice sonra anlarz kymetlerini. Hep ge
kalnz teekkr etmekte.
C3&>
Sultan Selim hayvanat bahesini geniletmeye niyetliydi. Senelerce
avluda yaayan mahlukata kaytsz kalan babasnn aksine, yeni padiah
hayvanlarla alakadard. Baheyi sk sk ziyaret ediyordu; kimi zaman tek

bana gelse de genellikle yamnda maiyeti oluyordu. Byk kedileri


seviyordu - kaplanlar, italar, aslanlar. Bir de nedense devekuuna kan
kaynamt. Maymunlar esrarengiz hareketleriyle merakn cezbediyordu.
Ama en sevdii otayd. Bilhassa beyaz filin srtnda gezinmekten
memnundu. Bu maksatla, daha geni bir mahfe ve katlanabilen bir
merdiven yaptrmt kendine. otaya, yarm fersah teden dikkat eken
yeni bir rt diktirilmiti. Parlak firuze renkli, simli pskller ve tavus
kuu tyleriyle ssl. Maalesef Cihana da onunkiyle uyumlu bir esvap
verilmiti - zerine mavi laleler ilenmi, gm renkli, prltl bir yelek
ile beyaz bir sank. Glnlk raddesinde gsteriliydi. ehirdeki kimsenin
kyafetine benzemiyordu; zaten ama da buydu. Sultan ihtiama
dknd. Cceler, oyunbazlar, dalkavuklarla vakit geirmekten haz
alyor, onlarn muhabbetini vezirlerin skc konumalarna yeliyordu.
air ve oku olan Selim, hznl bir adamd. iman bir vcut, sarkk
bir gbek, neredeyse yok denecek kadar ksa bir boyun, kzarmaya
meyyal bir cilt, pembe yanaklar ve sanki sadece kendisine malum olan bir
ykn altnda eziliyor gibi duran dk omuzlar vard. Sultan olduunda
krk iki yandayd, mrnn baharn geride brakmt. Hayat boyunca
Osmanl tahtna kmay beklemiti ama gn geldiinde hazr deildi.
Cihan onu titrek bir mum alevine benzetirdi - asabi, kararsz, bir gn onu
sndrecek rzgr korkuyla bekleyen.
Kardei Bayezid -en byk rakibi- randa idam edilmi, bylece Selim
yegne vris kalmt. Bu durumun onu memnun etmesi beklenirdi.
Halbuki iine dert olmutu. Madem ehzadeler tereyandan kl eker gibi
kolayca ve en ufak bir vicdan azab hissetmeden ldrlebiliyordu, o
halde Selim kime itimat edecekti bu lemde? Bol bol iiyordu. Yemeye
meraklyd. Kadnlara da. Ve ava kmay, geyik, yeilba, keklik,
yabandomuzu avlamay seviyordu. Bunlarn boynuzlarn, dilerini,
trnaklarn biriktirir, sonra sklp hepsini atard. Susuzluunu hibir ey
sndrmyordu. Babasndan ne kadar farkl olduunu grmek iin
klna gz atmak kfiydi. Gsteri mptelas olduundan ipek kaftanlara
brnr, nadir talar ve srmal ilemelerle sslenir, ba dndrc
kokular srerdi. Gzlerine ektii srme, ahsiyetine uymayan bir sertlik
verirdi nazarna. Renkli ku tyleriyle bezenmi sarklarnn, Sultan
Sleymannkilerden daha byk olduu kimsenin dikkatinden
kamyordu.
Pek ok kadndan ok ocuu olmutu. Lkin bir odalk vard ki,
dierlerinin nne gemiti - Nurbanu. Evvelki ismi Ceciliayd.

Venedikli nezih bir aileden geldiini, ayet on iki yanda korsanlar


tarafndan karlmasayd, memleketinde asilzade olarak yaayacan
sylerdi. Hikyesinin eksik kalan taraflarm birtakm om azlar
tamamlard - asilzade bir babas olduu doruydu ama kendisi evlilik d
dnyaya gelmiti.
Nurbanu, Korfu ve Venedikteki akrabalarna mektuplar yollamay huy
edinmiti. Balyosa, doa ve senatoya da yazard. Buna mukabil sadece
mektuplarna cevap deil, hediyeler de alrd. Selim gibi Nurbanu da
aaay severdi. Venedikten ss kpekleri smarlamt - krpk tyl iki
enik. Boylarna bakmadan her eye havlayan bu hayvanlar yanndan hi
ayrlmazd. Olur da kara vicdanlnn biri tutup zavalllar zehirlemeye
kalkar diye, her n, kpeklerin yemeklerini nce bir enici tadard. Ne
de olsa Nurbanuya olan hnlarndan kpeklerini ldrmeye kalkacak
epey insan vard etrafta.
Hayvan terbiyecilerinden kimileri lm, yerlerine yenile

ri gelmiti. Nasl ki eskiden geceleri atein etrafnda oturup Hrremi


ekitirirlerse, imdilerde yeni simalar Nurbanuyu konuuyordu.
Herkesin parmak ularnda yryp sessiz olmasn mecbur tutan sessizlik
kaidesi ortadan kalkmasa da eskisi gibi sk uygulanmyordu. Kelimelerini
dikkatli semekle beraber gnllerince ene alabiliyorlard. Sadece onlar
deil. Hadmlar avlusundan hekimbamn kulesine, ehzade dairelerinden
zlfl baltaclarn koularna kadar btn saray seslerle doluydu.
Sleymann saltanat boyunca bastrlm ne kadar gevezelik varsa
tekmili birden serbest kalmt.
Havann lk olduu gnlerde sultan, maiyetiyle beraber bir tekneye
binip, bir yandan Halite gezinirken bir yandan yiyip imeye baylyordu.
Memleketin dizginlerini Sokollunun ellerine brakmt. Tahta
hapsolmasayd air olmak isterdi Selim yahut bir ozan. Byle idi hamuru,
mayas.
Ulema honut deildi. Yenieriler de. Orduyla beraber cepheden
cepheye komad iin topa tutuluyordu. Babas savamaktan payitahtta
pek durmamt. Halbuki o sarayndan kmyordu. nsanlar onu
durmadan Sleymann hayaletiyle mukayese ediyor, kifayetsiz
buluyordu. Bundan daha iyisini douramad iin, hayaleti hl mermer
divanhanelerde dolaan Hrreme bile syleniyorlard. Selim ise, tavizler
verip hediyeler datarak herkesi ho tutmaya alyordu. Honut olsunlar
ki onu rahat braksnlar. Eli akl sayesinde hakknda sylenen kem
szler unutuluyordu. Ta ki yeniden balayana kadar.
Selim etrafna airler, mzisyenler toplamt. Bunlar arasnda Hubbi
Hatun namdar bir kadn air vard. Gzlerini kapatp, esen yele kaplm
turna misali sesini ykseltip alaltarak, saatlerce ezberden iir
okuyabilirdi. Bir kez bile tkezlemeden. Bir de bir gn mutlaka krmz
renk elde etmek iin kendi kanm kullanacam syleyen bir ressam vard.
Cihan bunlan iyi tanyordu. Zira sk sk gl bahesinde dolar, sonra da
mutlaka hayvanat bahesine urayp hayvanlar seyrederlerdi. Elenip
amata yapmay en az velinimetleri kadar seven grltc tiplerdi.
Ziyaretleri hep aniydi. Gndz veya akam, herhangi bir saatte kp
gelirlerdi.

Bir perembe gecesi, hayvan terbiyecileri musiki ve kahkaha sesleriyle


uyandlar. Uykulu gzlerini krptrarak birbirlerine baktlar.

291

Nerede u hizmetkrlar? diye bir ses grledi karanln iinde.


Derhal kyafetlerini srtlarna geirerek dan kotular. Sultan Selim
hayvanat bahesine terif etmiti. Bu saatte. Yannda da misafir. en
akraktlar, hallerine baklrsa zilzurna sarhotular.
Selim haykrd: Filbaz! Neredesin?
Cihan bir adm ne karak yerlere kadar eildi.
Seni aryoruz. Bizi fille gezdir.
Cihan hemen ahra kotu. Rya leminden uyandrlan ota
homurdand. Ama hayvan dar karp, srtna mahfeyi koymay baard
filbaz.
Cihan, Selimin imanlam olduunu fark etti. Oflaya poflaya
trmanmt. Ardndan, mzisyen, air ve ressam da filin mahfesine
oturdular. Aada kalan hizmetkrlarn ellerinde yiyecek iecek dolu
sepetler vard. Bunlar iplerle tek tek yukan ekildi. ota bakcsn
hortumuyla yakalayp kaldrd, ensesine oturttu. Bu vaziyette baladlar
gece seyirlerine. Cihan saray bahelerinin iinde kalacaklarn ummutu
ama kapya geldiklerinde sultan emretti: Devam et filbaz.
Nereye, efendim?
Yr, ben syleyene kadar durma.
Muhafzlar, hayretten kocaman alm gzlerle kenara ekildiler. ota
salyangoz sratiyle yryor, Cihann srarlarna ramen hzlanmyordu.
Mahfenin iindekilerin umurlarnda deildi. ark sylemeye
balamlard. Bir ut sesi doldurdu havay. Yaprak bile kprdamayan
ylankavi sokaklardan getiler.
Filbaz, dur! diye emretti Sultan.
Cihan syleneni yapt.
Atla aaya!
Bunu da yapt Cihan.
imdi tut unu!
ocuklar gibi kkrdayarak bir sepet sallandrdlar aaya. inde bir
arap testisiyle, bir de marapa vard. Sultan emretti: !
Efendim...
Hadi. Ayklarn akrkeyiflere ne yavan geldiini bir bilsen!
ti Cihan. Btn testiyi. ota onu tekrar ensesine kaldrdnda ba
frldak gibi dnd, hkrmaya balad. Hayvann boynuna yerleti,
dmemeyi baararak. Orada ylece durdular. Gecenin iine baktlar.
Cihana yle geldi ki, insan sultan da olsa, kinatn sonsuzluu karsnda

kk ve lml olmak zordu. Onlan seyreden Allah bu duyguyu anlyor


muydu acaba?
Aniden padiah sordu: Sylesene filbaz, hi k oldun mu?
Hnkrm dedi Cihan, benim aktan yana tek bildiim strap
verdiidir.
Gzel syledin dedi Selim. Filbaz deil, air mbarek. Gltler.
Mahfenin iinden kederli bir name ykseldi; oktan uup gitmi bir
kutan geriye kalan bir ty gibi dnd meltemle. air bir iir okumaya
balad: Mirt- glde hsn-i dil-efrz- yri gr...5 Cihan duygulanmt.
iir bitince cokuyla alklad. Baka zaman olsa bana dert aard bu
cret. imdi kahkaha ve keyifle karland.
Birdenbire, tok bir ses havay delip geti: Noluyo ulan? nlerine
yalpalayan bir adam kt. Yeni uyanm birinin mahmurluu vard
zerinde. Meer yan banda durakladklar kuytuda yatarm. Eve
gidemeyecek kadar sarho olup oraca szm. Bir anda kendine gelen
Cihan adam uyarmaya alt. ne doru eilip fsldad: Hey, aman
dikkat et. Yukardaki padiahtr!
Tabii yaa dedi adam hnzr bir glmsemeyle. u padiah! Selimi
iaret etti. Bunlar da bamelekler... Sultann maiyetindekileri gsterdi.
Bu mahluk cehennem zebanisi. otay gsterdi. Ben de ldm zaten,
teki lemdeyim. Sultan araya girdi. Ne yapyorsun gecenin bu vakti
sokakta?
Hi dedi adam.
Ayakta duracak halin yok ama hl mey ararsn. Hi utanman yok
mu?
Adam otann hortumunu pmek istercesine ne eildi. Aryorum,
evet. Ama bade deil. Elini gsne vurdu. Muhabbet aryorum, bade
bahane!
Maiyetindekiler glnce sultan da gld ama keyfi kamt. Sende
hayr kalmam.
Sarho ban kaldrd. Hadi beni anladk, ya sizlere ne demeli?
Cihan bembeyaz oldu. Sultan bu densiz kuluna kim bilir ne korkun bir
ceza verecekti. Ama Selim konutuunda sesi sakin, merhametliydi.
Yakala unu!
Kaldrm talarnn stnde bir ey tngrdad. Adam alp merakla
5 Giiln aynasnda sevgilinin gnl aydnlatan gzelliini gr.

293

bakt. Bir yzkt.


ayet aradn bulursan dedi Selim, saraya gel, mhrm gster.
Karsndaki insann hakikaten padiah olduunu daha
yeni idrak eden sarho, zangr zangr titremeye balad. Elini eteini
pmek iin ileri atld ama bunlarn hibirine yetie- meyince onun yerine
otamn ayana sarld.
Uzak dur dedi Cihan. Ezileceksin.
Nutku tutulan adam bir adm geriledi; krann ifade etmeye altysa
da dili doland.
Hadi gidelim filbaz diye buyurdu Selim. Dn yolunda bir kasvet
bulutu kt stlerine. Gecenin tad kamt.

OTOD
Seneler evvel saraya vardklar andan itibaren nice badire atlatmt
ota. Ara ara ihmal edildii de olmutu ama her daim biricikti. Ibpkap
hudutlar iinde baka fil yoktu. Koskoca imparatorlukta baka beyaz fl
olmad gibi. Ama gnlerden bir gn Galata limanna yanaan bir karak
her eyi deitirdi.
Aylardan nisand. Erguvanlar iek am, tekmil ehir trlara
brnmt. Geminin getirdii ykler arasnda hayvan vard: bir zebra,
bir zrafa ve bir Afrika fili. Her biri Selimin zel isteiyle getirilmiti.
Heyula gibi arabalara konup saraya tand mahluklar. Eziyetli bir seyahat
sonras perian ve hastaydlar. Kara dilli, munis bakl zrafa fazla
yaamad. Zebra Arslanhaneyi boylad. Fil ise -yirmi yanda, Mahmud
isimli bir erkek- hzla toparland ve orada kald. Onunla birlikte sevimsiz
bir herif gelmiti hayvanat bahesine: Buziba.
ota artk orta yal saylrd. Fil zamanyla yle elden ayaktan
dlecek bir ya deildi ama o eski eviklii kalmamt. Bununla
beraber, geen her yaz biraz daha akllanm- t. Eskisinden daha zeki ve
duyarlyd. Sangram bir keresinde anlatmt. Hindistanda grm
geirmi askerler yal filleri genlere tercih ederler demiti. Her ne
kadar bedenen salam olsalar da gen filler fazlasyla delidoluydu. Tpk
insanlarda olduu gibi...

Mahmud, otayla ayn ahra yerletirilmi, Buziba da barakada


terbiyecilere katlmt. Cihan ondan uzak durmaya gayret etse de
mmkn deildi. Her yemek vakti beraber sofraya oturuyorlard. Saa
sola krntlar sap, saray adabna uygunsuz bir ekilde azn
aprdatyordu Buziba. Hamam diye bir ey olduundan haberdar deildi
galiba. Nadiren ykanyor, etrafn temizlemiyordu. Yeni gelenlerden hazzetmeyen bir tek Cihan deildi. ota da huzursuz olmutu. Mahmudun
onun yemlerini yemesine, suyunu imesine bozuk alyordu.
Cihan bir sabah ahra girdiinde otay, Mahmudun rtsnn
stnde tepinir buldu. Gzlerine inanamad. Fillerin kindar olduklarn
bilmiyordu.
Ayp, ayp! diye tslad Cihan, sesini alaltarak. ekil o eyin
stnden.
Ama ge kalmt. Haa pislie bulanmt.
Neler oluyor? Buzibann sesiydi arkadan gelen.
otann yapt yaramazl inkr etmedi Cihan. Ben temizlerim,
sz.
Buziba, bir eyler homurdand. Kuma yerden kaldrd. Sen beni
aptal m sandn? Ne olduunun farkndaym dedi. Sesinde fkeden
ziyade tatmin vard. Sen de, mahluk da hasetten atlyorsunuz.
Ne diyorsun ya?
Doru ama armyorum. Tez zamanda kap dar edileceksiniz.
Hangi filin daha iyi olduunu kime sorsan p diye syler.
Ertesi gn Sultan Selim maiyetiyle beraber kageldi. Tam Cihan
otay hazrlamaya davranrken, u yeni fili bir tecrbe edelim
bakalm dedi padiah.
Buziba kendini yerlere att; gelmi gemi hkmdarlarn en adili, en
ismetlisi ve en ehl-i salah olan Hnkr- Hanedan- l-i Osman, Emir-l
Mminin ve Halife-i Resul- Rabbl lemin, Zillullah-i fil-lem Selim
Han Hazretlerine memnuniyetle hizmet edeceklerini ilan etti. Cihan hayatnda hi bu kadar dalkavuka, byle zerinden eker erbet damlayan laf
yn duymamt. Fakat sultan memnun olmua benziyordu. otann
mahfesi yldrm hzyla getirildi, Mahmudun srtna yerletirildi;
Cihann ceketi de Buzibaya giydirildi. kp gittiler. Cihan arkalarndan
ks ks bakt. O sevmedii berbat ceket bile kymete bindi gznde.
Arna gitti olanlar. Demek bu kadar basitti. Gz ap kapayncaya kadar
Mahmud ile Buziba, ota ile Cihanm yerini alvermiti. Cihan hznle

295

beyaz fili okad, o da hortumunu Cihanm beline dolad. Bir mddet


ylece durup birbirlerinde teselli aradlar.
Ertesi sabah kzlca kyamet koptu. ota ahrlarn arkasndaki balkl
havuzda vakit geirmeyi severdi. Selim de suyla oynayan fil manzarasn
sevimli bulduundan, otann iznini iptal etmemiti. Ama bu kez fille
filbaz havuza vardklarnda, Mahmud ile Buzibay orada buldular. Rakip
bakc plak ayaklarn suya sallandrm, gzleri kapal, az yan ak
halde gneleniyordu.
Cihan durumu tartt. Kavga karmann mns yoktu, nk Karanfil
Kmil Aanm kulana giderdi. O vakit ba derde girerdi. Ama bu
yaptklann yanlanna brakmak da olmazd. Ne yapacana karar
veremedi. Bu arada ota bir fare kadar sessiz duruyordu; sanki o da
seeneklerini mtalaa ediyordu.
Buzibanm omzuna vurdu Cihan. Srayarak uyand adam. "Ne
istiyorsun be?
Buras otann yeri.
En ufak histen mahrum, ruhsuz yzyle bakt Buziba. Gzlerini
kapatarak esnedi ve Cihanla ota orada deillermi gibi tembel tembel
oturmay srdrd.
Yr gidelim ota dedi Cihan. Baka zaman geliriz.
Cihan daha bir adm ya atm ya atmamt ki bir ses iitti. ota,
Cihanm yapmaya cesaret edemediini yapm, Buzibay havuza itmiti.
Adam kfrediyor, ksryor, kollarn sallyordu. Yzme bilmediini
grnce yardma kotu Cihan.
Tut elimi, ekeyim.
Buziba suyun ne kadar s olduunu fark etti. Ayaa kalkp kendi
bana kt ve her yanndan sular damlayan bir fke topu halinde
yanlarndan yryp gitti.
te byle balad aralarndaki sava. Her gn birbirlerinin grtlana
sarlmak iin yeni bir bahane buluyorlard. Onun yokluunda Buziba
beyaz file bir zarar verir diye korkusundan ilerine akln veremez
olmutu Cihan. Uykusuzluk ekiyordu, itah kamt. Sinann bir
vakitler syledii bir laf hatrlad: Her eyi ayakta tutan, dengedir.
Binalar da. nsanlar da. Cihan dengesini kaybetmiti. Keza ota da.
Zavall fil, gnlerini, ufukta bir noktaya bakarak geiriyor, sanki btn

varlyla, hasmyla paylamak zorunda kald ahr duvarlarnn tesine


gemeyi diliyordu. Bu ilenin ikinci haftas Cihann aklna bir fikir geldi.
Artk hava serinlemeye balamt, yaz bitiyordu. Trakya taraflarndan
dnen Balaban ve ingeneleri yaknda gneye gidecekti. Cihan, yola
dmelerinden evvel onlan ziyaret etmeye karar verdi.

Uzun zamandr grmedikleri bir karde gibi karladlar filbaz. Bir


nceki bahar Balaban szn tutmu, Cihan manevi Romani ilan etmiti.
Artk o da ailedendi. Demirhindi erbetleri iildi; pekmez, kei peyniri ve
kavurma ikram edildi. ocuklar etrafta koturuyor, nineler disiz
azlaryla glyorlard.
Ee? Neden buradasn, de bize dedi Balaban.
"Yardmn gerek dedi Cihan. Yalnz konuabilir miyiz? "Yok yahu.
Aile herkes dedi Balaban ellerini iki yana aarak.
Fsldad Cihan. Bir erkei, bir diinin peinde yana yakla koturacak
bir ey var m?
Balaban sntt. Var tabii. Adna ak derler.
yle deil. ey... iftlemek iin. Toz veya urup... ehvet uyandran.
Balaban, Cihanm yzne bakt. "Ya ben seni napaym? Her seferinde
bize acayip taleplerle gelirsin. Ne o? Hasta msn?
"Of ya, benim iin deil. Fil iin.
Ne? Zavall Glbahara ne garezin var?
"ota iin deil! diye bard Cihan telala.
Ve her eyi anlatt. Balabanm onunla dalga geeceini sanmt ama
bitirdiinde eriba gayet ciddi cevap verdi: "Dert etme. Hallederiz.
Bylece Cihan hayvanat bahesine dnd. Kafas cad kazam gibiydi;
iinde utan, umut, sululuk... ne ararsan vard, ki gn sonra bir a
yama geldi; elinde bir kavanoz tutuyordu. Birisi sana bunu yollad.
Cihan yle bir bakt ocua - parlak siyah gzler, esmer ten.
Balabanm akrabas olduuna phe yoktu. Kavanozun iinde bir toz
mevcuttu, zerdeal renginde. Parman daldrarak tadna bakt. Pek
baskn olmayan, hafif tuzlu bir tad vard. Her eyle rahata
kantnlabilirdi. Cihan da yle yapt. Mutfaktan nar erbeti alarak bir
kak tozla kartrd. Buziba dar kar kmaz iecei Mahmuda verdi;
o da memnuniyetle iti. Hibir ey olmad. Ertesi gn, miktar artrarak

297

tekrar denedi. Yine bana msn demedi koca fil. Nihayetinde btn tozu
pirin orbasna kartrd ve Mahmudun hepsini yalayp yutmasn
seyretti.
Tesadf bu ya, o gece Sultan Selimin maiyetiyle beraber gelecei
tuttu. Yanlarndaki yiyecek ve mey dolu sepetlere baklrsa sultanla
arkadalar yine cmb yapmak niyetindeydi.
Filbaz! diye bard sultan.
Cihan eilerek selam verdi. Buyurun sultanm.
Sen deil. br filbaz nerede?
Buziba koarak geldi. Aln ter iindeydi. Padiahm, fil pek iyi deil.
Yalvannm bu gece bizi mazur grn.
Nesi varm mahlukun? diye sordu sultan.
Tam o anda, soruya cevap verir gibi korkun bir ses ykseldi ahrdan;
ardndan bir eyler paraland. Sultan grltnn geldii yne doru
seirtti; dierleri de pei sra koturdu. Tuhaf bir manzarayla karlatlar.
Mahmud, cinnet getirerek duvara tos vurmutu; fildilerinden biri tahtaya
saplanmt. Ne ileri gidebiliyor, ne geri ekilebiliyordu. Erkeklik uzvu
imiti. Kafasndan ha bire svlar akyordu. Istraptan ziyade hntan
baryordu fil. Buziba dahil hi kimsenin gz yemedi yanna
yaklamay.
Mahmudun sonu oldu bu. Takld yerden kurtarlsa da fkesi bir
trl dinmedi. Zincirlerini koparp duvarlar ykt, aalan devirdi. En
fenas kard seslerdi. Bir hafta gemeden Mahmud ile Buziba eski
Tekfur Sarayna gnderilmiti.
Hi kimse bir eyden phelenmedi aslanbaz Olev hari.
Sen yaptn, deil mi? dedi Olev.
Cihanm cevap veremediini grnce usulca ekledi. Geldiin gn
hatrlyorum da. Saf, temiz bir olandn. Artk o eski masumiyetin
kalmad. Farknda msn, bizden biri oldun. Sen de ezilmemek iin
ezenlerdensin.
Cihan ban nne edi. Kymk gibi etine batt bu laflar. Ufack,
grnmezdi etkisi, ama alttan alta hep rahatsz edecekti.

Tahta kt gnden beri, ne vakit stanbuldan bunalsa, genliinin bir


ksmn geirdii Edirneye kaard Sultan Selim. Orada, inceleyen
gzlerden ve laf sokuturan dillerden uzak, gnlnn ektii gibi avlanr,
avarelik eder, iki ierdi. Pek sevilmediinin farknda olan herkes gibi
padiah da ona arka kan bir avu insana kran borlu hissediyordu k
indini - ve Edime halk hep ondan yana olmutu. By- lece saltanatnn
nc ylnda kendi adna bir cami iste- dii de, Edirnelilerin bu
sadakatini dllendirmek iin yapy payitahtta deil, sna olan ehirde
yaptrmaya karar verdi.
Hnkrn muhteem bir cami yaptraca duyulduu an dedikodu
deirmenleri dnmeye balad. Dediler ki, stanbulu tercih etmemesinin
nedeni belli. Ordunun banda bir kez olsun savaa gitmemiken
payitahtta ivi aktrmaya yz yok, dediler. Babasnn eline su
dkemeyen Selimin camii nasl Sleymaniye ile ayn ehirde olabilirdi
ki? ite bu sebepten, dediler, bu inaat ancak Edirnede ykselebilir. Al
szler, kem niyetler.
Her eye ramen, Sinan ve drt kalfas, baharda Selimiye Camiinin
temelini att. Ahap ustalarndan forsalara kadar herkes esiz bir yap
vcuda getirmeye ahdettiklerini biliyordu. Bunun bilgisi -ksmen de
endiesi- ile alyorlard. Daha imdiden caminin azametini eletirmeye
balamt om azlar. Yaradanla boy lrcesine bu kadar heybetli
bir ie kalkmak gnah diyorlard.
Bir rya grmt Selim. Rivayete gre cami fikri aklna byle
dmt. Peygamber belirmiti ryasnda. ayet Kbns fethederse
oradan gelecek ganimetle ahane bir selatin cami ina edeceine sz
vermiti sultan. Peygamber bunu duyduuna memnun olmu, meleklere
iaret etmiti. Onlar da atebcekleri gibi parldayarak ge ykselmi,
sonra da ellerinde bir kt tomaryla dnmlerdi. zerinde Selimiye
Camiinin resmi vard.
Sultan o kadar sevmiti ki bu ryay ertesi sabah uyanmak istemedi.
Nihayet kalktnda Sokolluya anlatt. Zekiydi vezir-i azam. Bir
hkmdarn iki tr rya grebileceine inanrd: Birincisi, kimselere
anlatmamasnda fayda olanlar; kincisi yedi dvele davul zurnayla
duyurulmas gerekenler. Bu rya, kincilerdendi.
len olmadan Sokollu meseleyi niancya at. Tatlya dkn bir

adam olan nianc, helvacbama anlatt; o da saray mutfaklarndaki


fndk fstklarn tedarikinden sorumlu tccarbana. O ikindi, hikye, bir
tccarn at arabasyla saraydan kt; stanbulun kenar mahallelerine
ulat. Oradan da dou-bat, kuzey-gney, yayld. Akam ezan
okunurken, yzlerce kiinin haberi olmutu bile. Hafta bitmeden, Venedik
balyosu dahil, tekmil ehir Hazreti Muhammedin Sultan Selimden
Kbrs Hristiyanlarn elinden kurtarmasn istediini duymu,
duyduuna inanmt.
Selim, ecdadnn mezarlarn ve Eyp Sultan Trbesini ziyaret etti.
lmlerin rzasn ald sava amak iin. Ama yola kma vakti
geldiinde onlarla gitmeyecekti. Korkaklkla ve tembellikle
eletirilmesine ramen. Kbrsn fethi, sultan klcyla deil, sultan
ryasyla olacakt. Ganimet bykt. Lefkoa gnlerce topa tutulduktan
sonra dt. etin bir kuatmann ardndan da Magosa alnd - yzlerce
esirle beraber.
Bu esnada Edirnede, mimar ve kalfalar canla bala alyorlard.
Sinan, ne kadar zor ve zahmetli olursa olsun, stlendii her greve bir
koza olarak bakyordu. Bir kez o kozann iine girdi mi gz dnyay
grmyordu. Savalarla, zaferlerle ilgilenmiyordu. Fakat Kbrstan gelen
ganimetle hz kazanacakt inaat. Oluk oluk akmaya balayan para, daha
fazla amele ve daha kaliteli malzeme getirecekti.
Bu ikisi, sultan ile cami, insan ile yap, birbirlerine grnmez ipliklerle
balyd sanki - lkin geceyle gndz gibi. Birinin glenmesi iin,
dierinin zayf dmesi gerekiyordu. Binaya aklan her ivi, yerine
yerletirilen her ta, Selimden pare pare bir eyler alp gtryordu. Ne
tuhaftr ki, adna ina edilen cami gnbegn ykselirken, Sultan Selim
saraynda anbean eriyordu.

CBO
ehr-i Edirnede, Selimiye Camiinin sekiz devasa, ayan ykselttik. Bir
ikindi vakti, ustam bizi yanma artt. D neft i, ii mavi kadifeden adrna
vardmda, dier kalfalarn kapda oyalandn grdm. Bir peykeye ilitim.
Sinann birtakm camclarla grmesinin bitmesini bekledik. Davud, deti

olduu zere evhamlyd. stat katiyyen drdmz birden iten alkoymaz.


Kt bir eyler olmal.
Neyse ki camclar tez vakitte gitti de tahminlerde bulunmaktan kurtulduk.
SinanL ieride, yerde oturur halde bulduk. Severdi bu haly. Horasanda
dokunmutu ve adna imarethane ina ettii bir Krt beyi tarafndan kediye
edilmiti. Ustam, bir mindere yaslanm, ar ar tespih ekiyordu. Onun, ruh
haline grejrkl tespihler kullandn biliyordum dnceli olduunda
fruzefam ayn--ems tandan olan; tasasz gnlerinde sar kehribar; yeni bir
ie balarken siyah akii kullanrd. Bugn elinde olan yeil zmrd ise zihni
megulken tercih ederdi. nndeki yer masasnda birfncan kahve ile bir
bardak su vard. Onlarn yannda da tandk bir izim: Ayaso/ya.
Yzmz stada dnk ekilde birer birer halnn stne oturduk. Hepimiz
yerleene kadar sknetini bozmad; hzlanan tespih
tanelerinin sesi doldurdu havay. Derken derdini anlatt. Szleri bittiinde
hepimizin iine yle fena, bir his dmt ki birbirimizin

cno
Ayasofyann etrafndaki mntka, kanunsuz bir ekilde ina edilmi
barakalarla dolmutu. Bu konu stanbul ba kadsna defalarca ikyet
edilmiti ama bir faydas olmamt. Nihayetinde, durumun ktletiini
gren Sinan oturup sultana bir arzuhal yazmt. Mektubunda, zanaat
bilmeden, evreye dikkat etmeden, arn ellerine alp hane yapmaya
yahut evlerine kat kmaya kalkanlara zldn anlatm, bunun
tehlikelerine dikkat ekmiti.
Sultanmz bu fakir kulunun ricasn mtalaa etmi dedi Sinan.
Bunun iin stanbula dnmem lazm. Sizler de benimle gelin, bu mesele
byyecek.
Ba kad, cami imam ve ulemadan nemli zatlar, hasar tespit etmek
iin toplanacaklard. Ardndan, ayet sultan onaylarsa, Mimar Sinan

Ayasofyay tamir edecek, civara ekidzen verecekti.


Cihanm gzleri parlad, heyecanlanmt. Ate kesilmiti her yan.
Kim istemezdi Ayasofyada almay? ustinianosa Ey Sleyman
Peygamber, seni bile getim! dedirten aheser. Bir vakitlerin pek sevilen
bazilikas, imdi cami olan binay tecdit etmek ne byk erefti. Fakat
birdenbire Cihann iine bir kurt dt. Sultanmz tamirata izin verirse,
etraftaki evlere ne olacak?
Sinann yz glgelendi. Hepsi yklacak.
Cihan derin bir nefes ald, ustasnn iine dt ikilemi daha yeni
anlamt, insanlar ile binalar arasnda bir tercih
yapmak zorunda kalmt ve kimileri bunu anlamayacak olsa da, kinciyi
tercih etmiti.
Ayasofyay denetleyecek heyetin topland gn beklenmedik bir ey
oldu. Sultan Selim maiyeti ile onlara katld. Durumu kendi gzleriyle
grmek istemiti. Bylece dolatlar Ayasofyann evresini, arka
taraflarn. Bulduklar manzara karsnda dilleri tutuldu, asaplar bozuldu.
Ne yana baksa- lar babozukluk, bakmszlk ve pislikle karlatlar.
Caminin d duvarlar boyunca uzanan oluklardan akan su yle boz
bulankt ki her nevi hastala sebep olabilirdi. Kenarlarnda kurbaalar
vraklyor, sanlar koturuyordu. Orda burda dklar vard - hem
insanlara, hem hayvanlara ait. Bir keyi dndklerinde bir kpek lei
kt karlarna; enesini fareler kemirmiti; gzleri akt. Etrafta arpk
urpuk kulbeler gze arpyordu. reti kondurulmu, ileri tka basa
insan ve at, katr, eek dolu haneler.
Bu ailelerin hepsi yakn zamanda gelmiti stanbula. Kylerini geride
brakarak payitahta varmlard ama burada ne bir ev vard onlan
bekleyen, ne de ekip biebilecekleri bir toprak paras. Bililerinden,
Ayasofyamn etrafnn bo olduunu iittikleri iin gelip buraya kk
salmlard. Srtn kadim binaya dayayan, muhtelif ebatta barakalar ina
etmilerdi. Sade evler deil. malathaneler, ahrlar, koyun allar, sam
alanlar, tavuk kmesleri, mezbahalar ve kenefler vard. Tekmili birden
koca camiye yaslanm, onu drt taraftan kuatmlard, isknn daha
youn olduu bat tarafnda Ayasofyamn duvarlar ie yatmaya
balamt.
Heyet, bir kundura imalathanesine girdi. Zanaatkr, karsnda sultan

grverince titreyip kekelemekten tek bir soruya bile cevap veremedi.


Allahtan baylmad. Az ileride bir baka izbede, mum yapmak iin hayvan
barsaklarnn kaynatld devasa kazanlar grdler. Koku yle korkuntu ki padiah, burnuna ipek bir mendil tutarak dan kat. reks da
peinden...
Bu acayip mahallenin sakinlerinden biri kendine bir sr damyla
katl bir ev ina etmi, fazla odalarn bekrlara ve haclara kiralyordu.
Bir bakas, arka baheye kuyu aaym derken yle derin bir ukur
kazmt ki Ayasofyanm temellerine zarar vermiti. Bir ncsnn
yapt kulbe km, mucize eseri kimseye bir ey olmamt; fakat
adam durmam, bir ev daha dikmi, bu seferkini ayakta tutmay
baarmt. imdi arka bahedeki enkaz ynnda ocuklar oyun oynuyor,
kpekler pinekliyor, horozlar eeleniyordu.
Gezinti sona erdiinde sultan atnn zerinden seslendi: Sermimar,
yakla.
Sinan syleneni yapt, eilerek.
Olacak ey deil, haklydn. Bu kutsal caminin tamir edilmesini,
etrafn slah edilmesini sana emrediyorum.
Sinan tekrar eildi, gzleri minnettarlkla kapand.
Sana benden icazet. Tez bala. Gerekli grdn yerlere payandalar
koy. Barakalar yk. Hibiri benim msaademle ina edilmedi.
Sultan yzkl elini sallaynca iki hizmetkr ne kt - biri nden
yryor, dieri, kucanda saf ipekten, kakm krkl bir kaftanla arkadan
geliyordu. Vezir-i azam bunu alarak Sinana dnd. Nazik bir sesle, hl
diz km bekleyen Sinana ayaa kalkmasn syledi. Bylece hilat
takdim edildi. Davud, Yusuf, Nikola ve Cihan glmseyerek birbirlerine
baktlar.
l. O halde ie balayabilirsiniz buyurdu Sultan, atnn dizginlerini
ekerek gitmeye hazrland.
Sultanm, gayrimeru binalardan birinin saraya ait bir ardiye
olduunu saptadk dedi Sinan. Onu da dierleriyle birlikte ykmamza
izin var m?

303

Selim tereddt etti, ama sadece bir an iin. Ne lazm geliyorsa yapn.
Bakalarna kural koyup, kendimizi kayrmak olmaz.
Ertesi gn ikinci bir ekip Zeyrek ve Kalenderhane mahallelerini tefti
etti. Burada da ehliyetsiz ina edilmi ok sayda bina bulundu. Orada da
bir temizlik yapmak gerekecekti. Sinan ncelii Ayasofyaya verdi.
Caminin etrafnda bir alan izerek, iinde kalan her eyi yerle yeksan
etmeye karar verdi. Kalfalarna, yaplacak ileri ayrntlaryla yazdrd. Bir
deil, iki kere. Bir rnei sultann onaylamas iin, bir rnei de
Vefadaki mimarlarn evrak hzinesi iin ayrd. Yapmay vaat ettikleri
her eyi kayda geirdiler: Ayasofyann iinde ve dnda harap olmu
tekmil ksmlar tamir edecek; yeni su yollan vastasyla camiye temiz su
getirecek; akan atlan kurunla kaplayacak; minarenin tahrip olmu ve
ufalanmaya balam tahta kaidesini tuladan, salam bir kaideyle
deitirecek; barakalan kaldrarak medresenin evresinde zira yol
brakacak; Ayasofyamn sanda ve solunda otuz beer armlk bir
mntkay boaltarak gayrimeru bina- lan ykacak; ykmlardan elde
edilecek ta, tula ve keresteleri gene Ayasofyamn tamirinde
kullanacaklard.
Liste eline getikten sonra sultan sadece onaylamakla kalmad ayn
zamanda mevzu herkese bilinsin diye bir de ferman kard:
stanbulun ba kads ve Ayasofya Camii vakfiyesinin bana, Bu
benim size buyruumdur ve acilen ve harfiyen tatbik edilmelidir; Camii Kebirin zamann ypratmas ve insanlarn hrpalamas neticesinde
zarar grm olduu bana bildirildii vakit, yanma Sermimar Efendiyi
ve dier statlar alarak -Allah hepsinin akllarna akl katsn- ahsen
tefti ettim ve tamiratn art olduu ve tez zamanda yaplmas gerektii
kanaatine vardm, zira mbarek mabetlerin tamiri Allah- Tealamn
emri ve Sultan'n asil mesuliyetidir. Binaenaleyh, sizlere Hassa mimarlarmn ba Sinan ve kalfalarndan yardmlarnz esirgememenizi
ve vazifelerini mkemmelen yapabilmeleri iin ne ihtiyalar varsa
tedarik etmenizi emrediyorum.
Bu fermanla maneviyat ykselen Sinan ve kalfalar ie koyuldular.
Yanlarnda, ellerinde balyozlar ve tokmaklaryla seksen be amele ve kfi

miktarda barut vard. Bir de hayvanlar tabii ki: kzler, develer, katrlar
ve mutat olduu zere, beyaz fil. Ayasofyaya vardklarnda onlar
bekleyen bir insan gruhuyla karlatlar. Etten kemikten duvar kurup
yolu kesmi, ameleleri geirmiyorlard. km gzleri fkeyle kslmt,
azlar smsk kapalyd. Havadaki hm, yle belirgindi ki uzansa
dokunacakm gibi geliyordu insana. Byle bir nefrete aina olmayan
kalfalar tedirgindi. Ustalar da farkl halde deildi; yzndeki btn kan
uup gitmi, aniden ihtiyarlamt sanki.
Ne oluyor? diye sordu Sinan.
Evlerini ykacaz diye bize di biliyorlar efendim dedi Nikola. .
Ustam, msaadenizle ben bir konuaym. Davuddu bunu syleyen.
Bu insanlarn ou memleketlim. Onlarn huyunu suyunu bilirim.
Kimseyi kendimize dman etmesek iyi olur.
Hakk var dedi Cihan. Balamadan evvel ahaliyi ikna yoluna
gitmeli.
Bir anda rperen Sinan, srtndaki harmaniye sarnd. Pekl Davud,
git konu. Zararlarn tazmin edeceimizi de iyice anlat. Sultanmzn sz
var.
Sonra amelelere dnd. Bugn bir ey yaplmayacak.
Ertesi sabah oraya vardklarnda sokak botu; her ey sakin
grnyordu. Ta ki Ustaba Karl Gabriel, kpkrmz bir yzle gelip,
selam dahi vermeden lafa girene kadar. Efendi, eyvah, bittik!
Ne oldu? diye sordu Sinan.
Alet edevatmz alp arabalarmz krmlar. almamza msaade
etmiyor, soysuzlar! Sylediine gre nceki gnknden daha byk ve
daha fkeli bir kalabalk caminin br tarafnda toplanmt.
Ne istiyorlarm? dedi Sinan.
Bu bir kfir mabedidir diyorlar dedi Karl Gabriel. Neden
Mslmanlarn evlerini ykarsnz? Demek siz de kfirsiniz. Byle
konuuyorlar bizimle!
Ama camiler, kiliseler, havralar... hepsi Allah anmak iin yaplr
dedi Sinan. Kutsal meknlar bunlar, nasl saygszlk edilir?
Gruhun bunlar dinlemeye niyeti yoktu. Onlara kalsa camiler kutsal,
kiliseler deildi. Ayasofya da kiliseden bozma olduuna gre... Sonraki

305

gnlerde kalfalar musibet stne musibetle uramak zorunda kald.


Amelelerin gz korkmutu. Pe pee hayvanlar lmeye balad. Hepsi de
zehirlenme belirtileri gstererek. otaya bir ey olacandan endie eden
Cihan onu sahaya getiremiyordu. Ne bir ivi ak- labiliyor, ne bir ta
yerinden oynatlabiliyordu.

Bir hafta sonra Sinan, yardm istemek iin kalfalarn stanbul kadsna
gnderdi. Kr sakall, ehla bir adamd bu; ihtiyatl bir ifadesi vard.
Cihan, onun Ayasofyann etrafna ev konduranlara kzacan
zannetmiti. Halbuki kad, Sinana atyordu.
Ustanz tuttu bir mektup yazd, hamiyetperver padiahmz da onun
talebini ciddiye ald. Bakn durduk yere Sinan bamza ne iler at!
Efendim, bu insanlarn hi mi suu yok? dedi Cihan.
Ayasofyann etrafn talan etmiler. Ne halde olduunu grmez
misiniz?
Evet, evet diye szn kesti kad. Bir eyler yapmaya gayret
ederim. Mucize beklemeyin.
Sinann kalfalar, kadnn yanndan krgn ayrldlar. Cihan anlad ki
onlara destek verebilecek kiiler, kh rehavetten, kh cehaletten, kh
Sinann baarlarn kskandklarndan, hibir ekilde yardm
etmeyeceklerdi. Neyse ki ok gemeden bir fetva kt. Bu olmasa iler
hi yoluna girmeye- bilirdi. eyhlislamn kelimeleri dolu taneleri gibi
yad ehrin stne ve irili ufakl btn yangnlar sndrd.
Sual: Evvelden kilise olan bir cami-i erifin tamirat hususunda
yle diyenler var: Biz buradan gitmiyoruz nk kfirlerin ina ettii
bu bina naslsa gn gelip kecek ve zaten kse de mhim deil. Ve
bir de, her kim ki bir kfirin mabedini tecdit eder, muhakkak ki o da
kfirdir, diyerek bunlara arka kanlar var. Bu nevi insanlar ve onlara
tabi olanlar hakknda ne yaplacak?
Cevap: Her kim ki bu nevi yalan yanl lakrdlar sarf eder, esas o
kii kfirdir ve crmnde srar ederse idam edilir, iin ilerlemesine
mni olanlarn cezalandrlmas lazm gelir. Caminin tamirat, eriatn
adaletine yarar ekilde, aksamadan devam edecektir.

O andan itibaren ortalk biraz sakinledi. urada burada ufak tefek


vakalar ksa da -alet edevatn alnmas gibi sokaklara dklen
gruhlar yoktu artk. Sinan, Yusufu da yanma alarak, Selimiyeyi
tamamlamak iin Edirneye dnd; Davud, Nikola ve Cihan,
Ayasofyadaki iin banda brakt. Birka gnde bir ustalarna mektup
gndererek onu gidiattan haberdar etmeleri gerekiyordu. Cihan, hain
olduundan phelendii Yusuf ile konuma frsat bulamamt henz.
Onun Edirneye ustayla birlikte gittiini grmekten rahatsz oldu. Ama
yapabilecei bir ey yoktu. Bir an evvel Ayasofyada grevini
tamamlayp u dilsiz kalfay konuturmann bir yolunu bulmalyd.

ezo
stanbulda kalan kalfalar balarda sk sk yazyorlard ustalarna.
Giderek seyrekleti mektuplar. Bunu kendilerine bile itiraf edememilerdi
ama tedirgindiler. Her defasnda, ykacaklar kulbede oturanlar nceden
uyaryor, onlara eyalarn tamak iin zaman tanyorlard. Fark
etmiyordu. Ykm vakti geldiinde hep ayn keder dolu anlar yaanyordu.
Kimse kmaya raz deildi. Aile fertleri, bir yandan gzya dkp bir
yandan sverek, be para eyalarm -tabak anak, lamba, hasr, beik,
kilim, kafeste bir ku- tayorlard. Kalfalar her seferinde buna tank
oluyor, vicdan azab ekiyorlard.
Cihan zihnini datmak iin, bazen bir baka kalfayla, genellikle de tek
bana, mahallede dolamay huy edinmiti. Byle bir gn, Nikolayla
ikisi boaltlm imalathanelerin olduu bir sokaktan geiyorlard, iki
ocua denk geldiler. Suratlarna haylaz bir hava veren illeri ve gri-yeil
gzleriyle bir kz ve bir olan. Aralarndaki benzerlie baklrsa abla
kardetiler. Salan ksack kesilmiti bite kar tedbirdi muhtemelen.
Her ikisinin de ayaklar plakt.
ocuklar ne iiniz var byle bir banza? dedi Cihan. Eviniz
nerde?
Kz, sokan sonundaki barakay gsterdi. Nikolayla Cihan sulu sulu
baktlar. Ertesi sabah ykacaklar yerlerden biriydi bu.
Olan Cihanm eline yaparak ekmeye balad. Gmleinin geni,

307

eprimi yenlerinin iinden incecik bilekleri grnyordu. Cihan, ocuun


onlan evlerine gtrmek istediini anlad. Hayr, gelemeyiz.
Ufaklklar srarcyd. Olan gzleriyle yalvarrken, kz da Nikolay
ekitiriyordu. Nihayetinde Sinann kalfalar daha fazla kar koyamad.
ocuklarn yuva bildikleri izbeye adm attklar an, kf, ya ve rk
kokusu arpt burunlarna. lk odada hasta bir adam yatyordu. Tepeden
trnaa rtl bir kadn ona refakat ediyordu. Kadn onlan grr grmez
aceleyle kt. Babamla anam dedi kz.
ocuun sesini iitince hasta ban onlara doru evirdi. Cihana
bakan gzlerinde ac vard. Azndan sadece bir fslt kt. Kz, boynunu
eerek dinledi, ban sallad. Sen Azrail misin diye soruyor dedi
Cihana.
Cihan titredi. inden bir ses oray terk etmesini syledi. Ama bunu
yapmak yerine adama acil ifalar dileyerek ocuklarn pei sra evin
derinliklerine doru ilerledi. Nikola da onu izledi. kinci odada, ayn
beikte uyuyan ikiz bebekler grdler. Pencereden bir dilim gne
vuruyordu zerlerine. Bebeklerden birinin duda doutan yarkt. Asla
birbirlerine benzemeyecek ikizlerdi onlar.
ocuklar Nikola ile Cihan ekitirmeye devam etti. Alak tavanl, lo
bir sofadan geerek arka baheye ktlar; Ayasofyaya ne kadar yakn
olduklarn grnce arp kaldlar. Bir tarafta bo bir tavuk kmesi
duruyordu; o pasl, kokumu haliyle herhangi bir canly barndrm
olacan insan dnemiyordu. Uyduruk bir tahta kapnn ardnda hela
niyetine kullanlan bir ukur vard. Onun yannda alacal bir anne kedi,
be yavrusuyla bir sepete uzanmt.
Kz, yavrulardan birini ensesinden yakalad ve Cihana uzatt. Al
bunu.
Yok, olmaz.
Senin diye srar etti kz.

Cihan da ayn derecede kararlyd. Yok, istemiyorum. ocuun yz


bir anda kt. Burada kalrsa lecek. Evimiz yklacak.
Ablasnn skntsn gren olan yavru kediyi kapt gibi Cihanm
eline tututurdu. Korkuya kaplan hayvan can havliyle Cihann
baparman trmalayp kat. Kalfalar afallam, sarslm halde kapya
yneldi, kaarcasma sokaa ktlar. Onlarn orada olduunu haber alan
komular toplanmt. Bilileri ta att, Nikolay omzundan vurdu.
Sinann kalfalar dehet iinde kamaya baladlar. aknlkla yanl
yne dnerek bir arsaya daldlar. Ayak bileklerini allar izdi. Gsleri
krk gibi inip kalkyordu; her an birinin stlerine atlamasndan
endielenerek ter iinde kotular. Nihayet yavaladklarnda Nikola itiraf
etti: Bunu yapasm yok valla.
Benim de dedi Cihan eline, kedinin izdii yere bakarak, inaat
sahasna dndklerinde Davudu ibanda buldular. Onlan o halde
grnce kaygyla sordu Davud: iyi misiniz? Ne oldu?
Cihan balarna gelenleri anlatt. Hasta adam, ocuklar, kedileri,
komular...
Bunlarn sizi etkilemesine izin vermeyin dedi Davud. Barakalar
yapmaya haklan yoktu. Yann bir gn deprem olsa tepelerine yklr o
damlar. Hem yanl, hem tehlikeli. Ama gidecek baka yerleri yok dedi
Nikola.
Tazminat alacaklar ya. Sultanmz syledi.
Yeterli deil; sen de bilirsin, ben de dedi Cihan.
Ne yapabiliriz? diye mrldand Davud parmaklann sakalnda
gezdirirken.. Ustamz bize emanet etti buray. Peki kendisi nerede? Biz
belayla urarken o sultann camiini ina ediyor. Kelimeler azndan
kar kmaz utand Cihan; fkesi karsnda sarslmt. Unut bunlar
dediimi.
Unuttum bile dedi Davud anlayla.

O hafta hibirinin iinden Sinana yazmak, yazp da durumu anlatmak


gelmedi. Birbirlerinden uzak durdular. Derken ustalarndan haber ulat.
alkan kalfalarm,

ayet sultanmzn camiini tez vakitte bitirme emri almam


olsaydm, yannzda olurdum. Selimiye Camiinin acili- yeti ve
ehemmiyeti, beni Edirnede kalmaya mecbur brakt. Ayasofya-i Kebir
Cami-i erifini sizin mahir ellerinize gnl rahatlyla emanet
edebileceimi bilerek buraya geldim. Mamafih, bunun en meakkatli
iimiz olduunun farkndaym. Bizim zanaatta talarla dostluk kurar,
inilerle hasbhal eder, mermerleri dinleriz. Fakat bu defa, sizler
evlerini yktnz insanlarla yz yzesiniz. Bu pek zor ve klfetli.
Elimden gelseydi o ailelerin her birini baheli konaklara tardm. Ama
bu beni aar. Sizleri de.
Yalnz unu unutmayn ki ehirler de insanlar gibidir. yleyse
sadece tatan ve ahaptan yahut sokaktan ve abideden mteekkil
deiller. Onlarn da yrei, beyni, midesi, cierleri var. Onlar da
yaralanr ve kanar. Yaplan her gayrimeru bina stanbulun kalbine
aklm bir ividir. Her yangn cierlerine is doldurur. Bir ehre, tpk
bir masuma merhamet ettiiniz gibi acyabilmeniz lazm. Yoksa
dengeli kararlar alamayz. Herkes her yere inaat kondurmak
isteyebilir ama bu stanbulu zer, incitir, bitirir. Buna hakkmz var
m?
ehirlerin dertlerini anlatmaya dilleri yok. Seslerini biz duymazsak
kimse duymaz. Allah muvazenenizi daim klsn.
Naiz Saray Mimarlarnn Ba,
Marangozlar Piri Habib-i
Neccarn ra Fakir Sinan
O sonbahar, Nikola, Davud ve Cihan saysz kulbeyi yerle yeksan
ettiler. Ne kadar kararl alsalar da ehre yeni g edenler onlardan daha
hzlyd. Kalfalar bu tarafta gecekondular ykarken, baka semtlerde ok
daha emniyetsiz ve irkinleri ina ediliyordu. Sinann, sokaklarn eni ve
evlerin yksekliine dair koyduu kurallara kimse itibar etmiyordu. Ne
suba, ne kadlar, ne de giderek yalnzlaan sultan, mi- marbama
yeterince arka kyordu.
Sinann kalfalar stanbulu kurtarmak iin stanbul ahalisine ramen
mcadele veriyorlard. Hibir zaman dnmemiti Cihan ilerin bu
raddeye varabileceini; bir mimarn vazifeleri arasnda, binalar insanlarn

elinden ve gemii bugnn hrslarndan kurtarmann da olduunu.

ozno

Kubbe... Herkesin dilinde bu vard. Mimarbana yazd talimatlarda


Ayasofyannkinden bile byk bir kubbe talep ediyordu Sultan Selim,
ismine adanan cami, Islamiye- tin Hristiyanlk karsndaki zaferini
dnya leme ilan etsin istiyordu. Btn bu konumalar Cihan
ziyadesiyle geriyordu. Halbuki vaktiyle Bizans hkmdar da benzer bir
arzuyla yola kmt. En devasa kubbe onunki olacakt. Saray mimarlar
bu kadarna cesaret edememiti. Ayasofyamn mmkn olduunu
yetenekli bir matematiki olan Anthemi- os ispatlamt. Demek her
dnem her muktedir kendi an yrsn diye bir ncekinden de grkemli
binalar talep ediyordu. Tpk padiah gibi ahali de kubbeleri ve
kubbebazla- n yantnyor; marangozluktan yetien Sinan ile matematiki
Anthemiosu kyaslyorlard.
Cihan, Davud ve Nikola nihayet Edirneye, ustalarnn yanma dnm,
caminin yapmna yardm etmeye koyulmutu.
Sabahtan akama zerleri toz, pabular tala kapl; alnlan ince bir ter
tabakasyla parlar halde koturuyorlard. Herkes bitapt ama yapy
vakitlice teslim edebilmek iin canla bala almaya devam ediyorlard.
Keyfini karan bir ey var galiba dedi Sinan bir gn Cihana.
Dalgnsn.
Ustam bala, bu cami bitse diye sabrszlanyorum dedi Cihan.
Drt haftaya tamamlanr, Allahn izniyle dedi Sinan.
O bile haddinden uzundu esasnda ama Cihan sesini karmad. Seksen
ksur yandaki ustas seher vaktinden akam ezanna alp didinirken,
ikyet etmeye utanyordu. Ne kadar yalvarsalar da Sinan dinlenmeye
ikna edemiyorlard. Atee uan pervane gibi, Sinan da inaat sahalarnn
kirine, amuruna ve ou zaman klelikten aa kalmayan alma
artlarna ekiliyordu. Merasimlerde saf ipekten kaftanlar giyse de, nasrla
kapl elleri ve krk trnaklaryla amele gibi didiniyordu sermimar.
Emrindekiler iin Sinan bilfiil sahada grmek, bir askerin kumandanm
harp meydannda izlemesinden farkl deildi. Sinann inat alkanl
herkese sirayet ediyordu.

Bu cami yordu bizi dedi Sinan birden. Ana rahminde bir bebek
dn. Aylar boyu anasndan beslenir, onu yorar. Biz de inaat yaparken
gebe bir kadn gibiyiz. Hele bebek dosun, o vakit bizden mesudu
olmayacak.
Cihan ustasnn inaat yapmak ile doum yapmak arasnda benzerlik
kurmasna ard. Baka binalarda bu olmad. Kprler, camiler,
medreseler, sukemerleri yaptk. O vakit neden byle hissetmedik?
Hissettin, ama hatrlamazsn. Nesnenin tabiatnda var. Geen sefer ne
ektiimizi unuturuz. Gene analar gibi. Sinan duraklad. Bir sonraki
cmleyi syleyip sylememekte tereddtlyd. Fakat baz doumlar
daha zordur tabii.

312

Bu konumadan iki hafta sonra, Sultan Selim bir mektup gndererek,


camiyi denetlemeye geleceini bildirdi. Merasimle varacakt Edirneye.
Bunun iin beyaz illi istiyordu. Mahmud gzden dtnden beri ota
yine rabetteydi.
Ustasnn izniyle Cihan, otay alp saraya dnd. Fil, ahrda istirahat
ederken, o da hayvanat bahesindeki ahbaplaryla hasret giderdi. Ertesi
sabah ikisi de sslenip pslen- mi, alaya katlmaya hazrd. Her ey
ihtiamlyd. Yenieriler, haseki muhafzlar ve okular parlak renkli
kyafetlerle donatlmt. ok sayda cariye, kaln perdeli arabalara binmi, hnkra refakat ediyorlard.
Havada heyecan ve gurur hissediliyordu. Mamafih, bunun altnda,
gneli bir gnde ufukta toplanan kara bulutlar gibi bir huzursuzluk vard.
Kbrsn kaybedilmesi ve katedrallerin camilere evrilmesi karsnda
akna dnen H- ristiyanlar, Mukaddes ittifak oluturmulard. Papa,
Ispan- yollar ve Venedikliler, aralarndaki kadim dmanlklar bir kenara
brakarak kuvvetlerini birletirmiti. Bir tarafta sultan Edirneye seyahat
ederken, ak denizde donanmalar sava halindeydi.
Bir saat sonra Sultan Selim, toparlak, al yzyle kageldi. Askerleri
selamladktan sonra atma doru seirtti - safkan, siyah bir aygr, ite tam
o esnada tuhaf bir ey oldu. At durup dururken ileri atld ve grnmez bir
buz tabakasnn stne basm gibi kayd. Kalabalktan mterek bir
endie nidas ykseldi. Bu bir alamet olabilirdi ancak; hayrsz bir iaret.
Bariz ekilde can sklan Selim atn ahra gtrlmesini emretti.
Uursuz bir hayvana binecek deildi. Atn yerine bir baka binek bulundu
hemen: ota! Madem padiah stanbulu tantanayla terk etmek ve
Edirneye ayn ekilde varmak niyetindeydi, fil srtnda gitmekten daha
isabetli ne olabilirdi? Cihana derhal hem mahfeyi, hem otanm nefret
ettii o parlak, mgrtl bal hazr etmesi sylendi.

Az sonra sultan, filin srtndan sallanan merdivene tutundu ve zorlukla


da olsa yukar kmay baard. Tam mahfenin iine oturmak zereyken
ota, ya balk kandrd ya eytan drtt iin, o koca vcudunu yle
bir sallad ki hkmdar dengesini kaybetti. Ku tyleriyle bezenmi dev
bir kuma yn olan sar kafasndan yuvarland ve Cihann ayaklarnn
dibine dt. Sar kapt gibi apar topar merdivenden yukar trmand
flbaz.
lk defa birbirlerinin gz hizasndaydlar. Cihan merdivende, sultan
mahfenin iinde. Filbaz ban edi. Ama bir an iin de olsa baklar
kesimiti.
Devletlum dedi Cihan. Bir eliyle ipi tutup, dier eliyle san uzatt.
Ver unu dedi Selim, kzgn bir sesle.
Bunun ardndan gelen ey yle acayipti ki, yllar sonra bile ne vakit o
an hatrlasa, tepeden trnaa rperecekti Cihan. Sank, padiahn elinden
kayarak gene yuvarland. Aada, hizmetkrlar kouturdular. San
Cihana uzattlar, o da sultana verdi. Bu defa Selim, l gibi bembeyaz bir
yzle, dikkatle ald san. ekilebilirsin dedi.
Cihan alelacele merdivenden inip otanm hortumuna usulca vurdu.
Hayvan onu kaldmp ensesindeki yerine koydu. Dualar ve methiyelerle
yola koyuldular. nsanlar iki tarafa dizilmi, hayranlkla bakyordu. Nal
seslerinden, tekerlek tkrtlanndan ve otann balndaki zillerin
ngrtsndan bakaca ses duyulmuyordu.
stanbulu geride braknca moralleri dzeldi. Sakin, huzurlu manzara
sinirlerine iyi geldi. Edirneye vardklarnda kendilerini daha zinde
hissediyorlard. Fakat kara haber onlar ehrin kapsnda karlad. Sadece
sava deil, Osmanl donanmasnn neredeyse tamam kaybedilmiti.
ayet kyametin baka ismi olsayd, nebaht olurdu. Binlerce kii boulmu, ldrlm, esir alnmt. Herkes dehet iindeydi ama bu hal
uzun srmedi. Hayretin ardndan honutsuzluk geldi; honutsuzluktan
sonra da fke. Birdenbire herkes padiaha di biler olmutu.
lk defa sokaklarda yrmeye korkuyordu Cihan. Bir keresinde
otayla ikisi pazaryerinden geerken birileri ta att. Filin kulann
zerinden geerek bir aacn gvdesine arpt. Cihan etrafa bakp suluyu
bulmaya altysa da nafile. Ak oynayan birka olan, seyyar
sakatatlar, alveri yapan insanlar grd sadece. Sulu herhangi biri
olabilirdi. Daha evvel mimar kalfas sfatyla kovalanan Cihan, bu kez de

hnkrn flbaz vasfyla halkn nefretine hedef olmutu.


inaat sahasndaki ruh hali karamsar ve kederliydi. mitle balayan
yapya imdi kasvet hkimdi. Kbrsn fethinden az evvel tasarlanan;
zafer ve kudret yanstan; iziminin bizzat peygamberden geldiine
inanlan Selimiyenin son demleri yenilgi ve eziklikle geti. Bir utan
br uca savruldu ruh halleri. Dedikodular durmuyor, dmanlk edenler
artyordu. Btn bunlarn ortasnda Sinan hibir eyden etkilenmeden
yola devam ediyordu. Uzaklarda, ak denizlerde adalar fethedilir, gemiler
batarken; Mslmanlar Hristiyanlar, H- ristiyanlar Mslmanlar
katlederken; Sinan, kozaya benzer evreninde, durmadan didiniyordu. Bu
arada sultan mektuplar gnderiyor, camiinde ne zaman namaz khnacam
soruyor; inaatn bir an evvel tamamlanmasn istiyordu.
Hassa mimarlarmn ba Sinana hkm ki erefli caminin
kubbesinin Allahn yardmyla kapandn haber vermisin. l.
Dikkat ve ihtimam edilirse Kurban Bayramna dek orada namaz
klmak myesser midir deil midir, tez bildiresin.
incecik, zarif minareler oktan tamamlanmt. Tek katl revaklar
stnde iki sra pencerelerden ve kubbenin eteinde inci kolye gibi dizili
yuvarlak kemerli pencerelerden ieriye bol k giriyor, inilerden
aksederek camiye aydnlk, adeta neeli bir hava veriyordu - hem de
havadaki bedbinlie ramen. Kumta duvarlara vurulan bal rengi scak,
davetkrd, mekn alabildiine geniti ve bir utan bir uca gr kesecek hibir ey yoktu, insan nereye diz kerse ksn mihrab
grebiliyordu. Herkes eit mesafedeydi. stanbuldaki tekmil selatin
camilerinden ve Ayasofyadan farkl olarak burada kare baldaken yerine
sekiz ayakl merkezi bir kubbe yaratlmt. Bu ekilde yarm kubbeler
kaldrlnca devasa ve yekpare bir dam altnda birlemiti btn yap.
Sinan vaktiyle padiaha sormutu. Mihrap niini ssl m olsun isterdi,
yoksa sade mi? Selimin cevab sarihti: Pencerelerin tepesine kadar
inilerle ssl olsun. Sakz Adasndan Rum ressamlar getirildi. Bir de
Mslman sanatkr vard - Nakka Ahmed elebi adnda hlyal bir
adam. Camiye hrmeti o dereceydi ki sadece seyretmek iin gnn farkl
saatlerinde ziyaret ederdi. Mermer ve granitten yaplm filayak- lan
zerinde sekiz ayakla desteklenen msemmen kubbe, sekizgenden daireye

akan bir mimari karmt ortaya. Soranlara, Kyamet Gn geldiinde


ar sekiz melein tayacan sylyordu Sinan, muzip bir
glmsemeyle. Rakamlardan sekiz kutsald.
Sinan ve kalfalar, daha evvel yapmadklar bir ey daha yapmlard.
Mezzin mahfilini kubbeli baldakenin tam ortasna koymulard.
Geleneklere tamamen aykryd bu hal. Cihan en ok heyecanlandran
aynnt buydu. Arzn Merkezi. Yeryznn gbei. Caminin kalbini
saptam ve kutsa- mlard; beyhude kavgalar yaayan bir dnyaya denge
ve ahenk getirmek istercesine, merkezi ne karmlard.
Caminin banisi olan sultan nasl seviyorsa gsterii, renkleri,
Selimiyenin ii de ona uygun ekilde tezyin edilmiti. znik inileri,
incecik kalem ileri, ahap kemerlerde altn yaldzl ilemeler... Dou,
bat, kuzey, gney, nereye giderse gitsin hibir seyyah byle bir binaya
rastlamayacakt. Caminin hem ii, hem d herkesi bylyor, takdir
topluyordu ama insanlarda esas merak uyandran kubbenin ebatlaryd.
Acaba Selimiyenin kubbesi Ayasofyannkini gemi miydi?
Hem evet, hem hayr. Kubbenin evresi llecek ve ykseklii kubbe
tabannn hizasndan itibaren hesaplanacak olursa, onlarnki daha
bykt. Selimiye Camiinin yuvarlak kubbesi, daha yksek olan
zirvesiyle lustinianosun yass kubbesini amt. ayet yerden itibaren
llecek ve kubbesinin evresi deil de kutru hesaba katlacak olursa
onlarnki azck daha kkt. Ayn anda daha byk, daha kkt. Ve
her ne kadar bunu asla sormaya cesaret edemese de, Cihan, ustasnn
aynen bu ekilde tutmak istediinden emindi.

OSUO
Marcantonio... Kimselere benzemeyen Venedikli eli. Vazife sresi dolmu,
stanbuldan ayrlyordu imdi. Osmanl semalar altnda uzun seneler
geirmiti ve bu diyarlara gelen birok seyyahtan farkl olarak, stanbullu
olmutu. Scakkanl bir insan olduu iin saysz dost edinmiti; bunlardan
ikisine bilhassa kymet veriyordu: Sadrazam Sokollu ve Sermimar Sinan.
Balyos bilgili biriydi; heykel ve mimariye istidad vard. Sk sk ustam
ziyarete

gelir,

parmaklarn

k-

latarak,

Sinann

yapt

ilerin

superbissime/abriche! olduunu ilan ederdi. Ustam da bir kfirle ahbaplk


ediyor diyenlere aldrmadan, Marcantonioyugrmeye giderdi.
Bu ehirde elinin kannn kaynad bir can daha vard: ota. Beni ne vakit
grse hayvann halini hatrn sorar, ona attrmalk geti- rrdi. renme

akyla bana J iler hakknda sorularyneltirdi - ama yle ne yiyip ne itiklerini,


ka okka ektiklerini veya ne kadar yaadklarn deil. Byle suallere
alktm. Marcantonio'nunkilerjark- lyd. Fillerin de kadnlar gibi kalpleri
krlnca aladklar doru muydu? Mahluk uyuduunda ryasnda ne
gryordu? Sadece kendi haricindeki dnyay m idrak edebiliyordu? Yoksa

bir fil-ben var myd iinde, hatta bir Jil-nefsi? Bu tuhaf sorulara gcm
yetmezdi. Derdi ki eli, hem arkta hem Garpta ilim tehlikeli uratr. Fakat
sadece arkta, devlet bir yandan, ahali bir yandan, insann renme evkini
krar. Garpta da limlerin ba derde girer ama yenileri abuk kar. Halbuki
arkta yenilerin yetimesi zordur, nk raklar da, ustalar gibi kstek grr
her koldan... Syledikleri beni dndryordu. Bir defa daha beyaz fil
sayesinde, kymetli bir insanla tanma ve ondan yeni eyler renme ans
edinmitim.

OS&>
Gzel bir bahar gn, Marcantonio arkasnda, kocaman bir ereve
tayan iki hizmetkrla zuhur etti.
Gidiyorum ya, sadrazam iin bir veda hediyesi dedi balyos.
Bakabilir miyim? diye sordu Cihan.
Kuma kaldrdklarnda, garip bir resim belirdi. talyan elinin
resmiydi bu. Ama Osmanl klnda. Sark ve kaftanla resmedilmiti. Bir
sedirde oturuyordu ve Frenklerin yapt gibi bacak bacak stne atmak
yerine, Osmanllar gibi bir bacan altna alarak oturmutu. Geride
stanbul grnyordu - yemyeil tepeleri, pofuduk bulutlar, zerine
kayklar serpitirilmi masmavi deniziyle. lk bakta balyosa benzemiyordu resimdeki zat. Marcantonionun benzi sar, cildi bozuktu,
halbuki tasvirdeki adam genlik ve salk sayordu. Burnundaki kemer,

kulandaki kllar, yanandaki o her gn pudralad et beni silinmiti.


Ressamn karsnda oturmaya raz olunca, bir anda, her eyin daha
yumuak ve parlak olduu baka bir leme gemiti sanki. erevenin
altnda bir ithaf vard: Illustrissimo Domino Mahomet Pacha Musulmanorum Visiario amico optimo. Cihan baktka tasvir adeta canland.
Yava yava kayklar denizde kaymaya balad; krekleri prtyla sulara
dalp kyor, ufuktaki bulutlar ate krmzsna dnyordu. Cihan
rpererek rty kapatt. Binalar gibi, kitaplar gibi, resimler de canlyd.
aramba gn, kalfalar alrken bir hediye daha geldi
Marcantoniodan; bu seferki Sinan iindi. Oymal gl aacndan, zerinde
altn harflerle MB yazan bir kutuydu, iinde deri kapl bir kitap vard:
Vitruviustan Mimarlk zerim On Kitap. Tercmesini yapp girizghn
yazan, Marcantonionun kardeiydi.
Eseri daha evvel okumu olduu halde, Sinan bu yeni talyanca basky
alnca ocuk gibi sevindi. Kutuyu gsne bastrarak ktphaneye ekildi.
Ama nce Cihana seslendi: Gel, okumama yardm et.
Cihan, aralarda zorlansa da sayfalarda gezinmeyi baard. O okuduka,
Sinan da gzlerini ksm, prdikkat dinliyordu. Mimarlk bir ilimdir
diyordu kitap. ayak zerine ina edilmitir: firmitas, salamlk;
utilitas, fayda; venustast, gzellik.
Bu nden birinden feragat etmen gerekse hangisini seerdin filbaz?
Venustas diye cevaplad Cihan, kendinden emin bir tavrla.
Salamlktan veya gayeden vazgeemeyiz. Gerekirse gzellik olmadan
da idare edilir.
Sinann yznden yle dnmedii okunuyordu. Bir binann
gzelliini yabana atamayz.
Ee, o halde hangisinden vazgeeceiz?
Hibirinden dedi Sinan rrnzip bir edayla.
Tam o esnada khya, elinde bir mektupla ieri girdi. Sinan, mhr knp
okudu, gzleri ldad. Sultanmz, Mar- cantonio iin bir yemek
veriyor dedi. Grne baklrsa sen de orada olacaksn.
Ben mi? diye sordu Cihan, isminin, sultann satrlarnda getiine
inanamamt. Zaten tam olarak yle deildi. Birincisi, mektup
Sokolludand. kincisi, orada bahsi geen fl- baz deil, fildi. Balyosun
hayvan ne kadar sevdiini bilen Sokollu, otann o akam misafirleri
elendirmesini istiyordu. Cihanm yrei burkuldu.
Keyfin kat dedi Sinan.

Koskoca sermimarn kalfasym ama vezir beni sade fil- baz bilir. .
Hadi, asma suratn dedi Sinan. Nasl ki ben hem marangoz hem
mimarm, sen de filbaz ve mimarsn. Bunda bir beis yok. Yeter ki
ilerimizi tam yapalm. Yemee benimle gel. nce bizlerle yer, sonra
mahlukla gsterinizi yaparsn. Cihan, az bir kar ak bakakald
ustasna; heyecann zor zapt ediyordu. Srann gelmesini beklerken
seyislerle oturmak yerine, sekin misafirlerle oturacakt. Fakat ustasna
teekkr edeceine otanm pek bir hneri yok ki szleri dkld
azndan.
Basit bir iki numara kfi. Artk herkes fili tanyor. Allahn yaratt
bu heyula hayvan yakndan grmek isterler, senin file ne yaptrdn
deil.
Bylece Cihan, istemeyerek de olsa otayla oyun talim etmeye
balad. Sultan Selim, otaya gene bir haa hediye etmiti. Karanlkta
dahi rahatlkla seilecek kadar parlak san. Fil bunu giyince ate topu gibi
grnyordu uzaktan. Ayaklan- na da yzlerce minik an ilenmi gm
halhallar takld. Cihan otaya bunlan ilk kez taktnda zavall fil inme
inmi gibi oldu. Grltnn nereden geldiini bir trl anlayamayan
hayvan bir iki adm atp duruyor, yeniden yryor, yine duruyordu.
Ayaklarnn altndaki yumuak, etli ksm sayesinde filler hayrete ayan
bir sessizlik iinde yryebilirdi. Halbuki imdi ordudaki Deliba
taifesinden beter bir ses karyordu.
Byk gn geldiinde Cihan otay kuyruundan kulana kadar
ovdu, ykad, fralad, yalad. Sonra da haay ve halhallan takt. Gld.
Pek yakkl oldun. ayet dii bir fil olsaydm sana kesin abay
yakardm.
otann, cssesine gre ufak olan gzleri keyifle ksld. Bir kez daha
Cihan onun sylenenleri anlad hissine kapld. Bu vaziyette, ahrdan
karak i avlulara doru yrdler.
Akam, bir hediye merasimiyle balad. Memleketine giderken yannda
gtrsn diye Marcantonioya allar, kunduralar, mcevherli kemerler,
altn kafesler iinde blbller ve iinde tam on bin ake bulunan ikin bir
kese verildi. Bir takdir mrlts ykseldi izleyenlerden; herkes Selimin
cmertliini methetti. Fakat padiah gren olmamt. Eli, yemek

yiyecei yere buyur edildi. Yksek tavanl bir odann ierisinde


hazrlanm drt sofrada en muteber misafirler oturacakt. Marcantonio,
sadrazam ve Sinan ayn sofradayd.
Sultan, det olduu zre tek bana yiyecekti. Cihan, hep kalabalklar
arasnda karnlarn doyurduklar sylenen kral ve kralieleri dnd.
Acaba onlarn usulleri mi daha iyiydi, yoksa Osmanlnnki mi?
Hkmdar bir tavuk budunu kemirirken yahut parmaklarndan ya
damlarken izlemeyi
A

kim isterdi? Onun da beni Adem gibi yiyip itiine, azn aprdatp
geirdiine tank olmamak, sultann itibarna itibar katyordu. te yandan
onu daha da ulalmaz ve yalnz klyordu. Beraber yemek yediin, ekmek
ve su bltn birini sevmek de, anlamak da daha kolayd.
Cihan dahil, misafirlerin hepsi odalara yerletirildiler. Yeil
alvarlar giymi, birbirine artc derecede benzeyen elli olan
yemek datmaya balad. Maharet ve sratle, yuvarlak siniler
getirerek bunlar tahta kaidelerin stne oturttular. Tepsilere, insann
krarm korkusuyla dokunmaya kya- mayaca kadar kk kselerde
zeytin, turu ve muhtelif baharat koydular. Herkes ellerini ykasn diye
leenler ve gm ibrikler getirdiler. En son olarak havlular ve
misafirlerin parmaklarn silmek iin kullanacaklar pekirler datld.
Adaba uygun davranmak isteyen Cihan saa sola baknarak
herkesin ne yaptn takip ediyordu. En sevdiin yemek dahi olsa ar
yemen ve agzllk etmemen gerekiyordu. Neyse ki, etrafta onun
gibi tedirgin duran bakalar da vard. Bunlarla birka defa gz gze
gelerek kibarca selmlat.
Yannda koca bir kara ekmekle sunulan buday orbas o kadar
doyurucuydu ki Cihan o lahza kalkabilirdi sofradan. Fakat anaklar
nlerinden alnr alnmaz, etli yaprak sarmas, i pilav, pili kebab,
mantarl pili, tereyal kuzu, kzarm gvercin, fnnda keklik, paa,
elmal kaz dolmas, hamsi turusu, devasa krmz bir balk, kymal
brek ve soanl yumurta geldi. Hoaf ile limonata ikram edildi. Enfes
kokularla itah alan Cihan her yemekten tatt. Onlar yerken
enicibayla klerciba her eyin yolunda gittiinden emin olmak
iin ortalkta dolayorlard. Sonra tatllar yad: bademli baklava,
amberli armut tatls, vineli muhallebi, buz stnde ekerli yaban

ilekleri ve bek bek ball incir. Yemek bittii vakit misafirler


arlam, herkesi uyku bastrmt. Cihan bu tr sofralara davet
edilmediine sevindi. ayet her gn byle yemeye kalksa yle
imanlard ki ota bile onu tayamazd.
Misafirler darda hazrlananan minderlere yldlar. Ate
yutanlar, simli yelekleriyle ortalkta dolayor, cambazlar taklalar
atyor, khbazlar en keskin ileri yutuyorlard.

321

karde belirdi: Biri emberbazd, halkalarla oynuyordu; kincisi


iebazd, ielerle oynuyordu; sonuncusu canbazd ve havaya gerili
bir ipin zerinde canyla oynuyordu. Sra onlara gelince Cihanla ota
sahte bir gvenle yrdler. Bildikleri az buuk numaray kazasz
belasz icra ettiler. ota, Cihanm kemerine takl iei alp balyosa
uzatt, balyos da keyifli bir kahkaha atarak kabul ve teekkr etti.
Gecenin ilerleyen saatlerinde, -usta, kalfa ve hayvaniler biri
kendi dncelerine dalm vaziyette i avludan ayrldlar. Havada bir
hzn vard. Balyos gidiyor, yaz bitiyordu. Sultan Selim btn akam
grnmemiti; salnn ktledii syleniyordu. Cihana yle geldi
ki, esasnda bu dnya seyirlik bir yerdi; yoksulu zenginiyle herkes, u
veya bu ekilde, bir resmi geitteydi. Her biri hayatta kendi
numaralarn icra ediyor; sahnede kimi daha ksa, kimi daha uzun
kalyor ama nihayetinde her insan, benzer bir tatminsizlik ve tamamlanmamlk duygusuyla arka kapdan usulca kp gidiyordu.

ozno

Selimiye Camii'nin al merasiminden evvel sultan malilnilya- ya


dt. yle hznlyd ki adna yaplan muazzam eserden hile keyif
alamyordu. Camide namaz klan kalk, kanisinden daka ok tadn
karyordu. tirakinin sekeki vcudundaki ifrazat diyorlard. Kannda ok
fazla kara safra kirikmiti ve kunun neticesinde kederli kissediyordu
kendini. Usulnce kacamat edilmiti, akpleme otu yedirilerek istifra
etmesi salanmt ama keder kir trl akp gitmemiti.
Aralk aynda kir ikindi vakti sultan kageldi. Yannda Halveti eyhi
Sleyman Efendi vard. Gl bahelerinden yryerek geldikle

rini iittiimde, jllin yannda oturmu, yapmaya baladmz bir darifann resmini iziyordum. Padiakm ayak seslerini duyunca saman
balyalarn sakladmz tavan arasna ktm. Gzm abap duvardaki bir
atlaa denk getirerek baktm. Selimin yz solgun, sakal bakmszd;
iyice imanlamt. Gzleri imiti. Ya yine imiti, ya da alamt.
Sultanla Suf, kaplanlarn kafeslerine yakn ta bir peykeye oturdular.
Koskoca padiakm o souk yere oturmaya tenezzl ettiine inanamadm.
Fsltlar, ar akan bir nekrin sesi gibiydi; sylenenlerin ounu
iitemedim. Derken, sultann dudaklarndan dklen kelimeleriyakaladm.
Allah'n arnanlar sevdii doru mudur?
Tevbe Suresiydi, biliyordum. Sultan bu duay o kadar seviyordu ki
Konyada yaptrd caminin duvarna sls yazyla yazdrmt. Baka
vakit olsa cesaret edemezdim. Saklandm yerden karak yanlarmavardm.
Filbaz, makluk nasl? diye sordu beni grnce.
Sizi bekler. evketli efendimiz, fillerine binip dolamay arzu eder mi?
Baka bir gn. imdi yorgunum dedi Selim durgun bir edayla.
Baka bir gn olmayacakt. O kafla kamamda dp ban arpt.
ldnde zilzurna sarhomu, dediler. Kimileri de aykm ama yle
dalgnm ki nereye bastn grmemi, dedi. Ziyadesiyle tahakkmperver bir babann olu, ziyadesiyle geni bir memleketin hkmdar,
ziyadesiyle yaral bir ruhun sahibi, ziyadesiyle incelikli iirlerin airi
Sarho Selim, Sar Selim, Meyus Selim dnyay terk ettiinde elli
yandayd. Kabrini, ustam ve biz kalfalar ina ettik.
Bylece Sultan Murad, ly- vl ile kl kuanp, clus datarak tahta
kt. Ayn gn be erkek kardeini bodurttu. Ve ben kendimi bir duvar

halsnn arkasnda tir tir titrerken kuldum. Ustam olmasayd oradan nasl
sa kardm bilemiyorum. Her hkmdar gibi yeni sultan heybetli
camilerden hazzetse de, ne dedesi Sleyman gibi ihtiama kymet veriyordu,
ne babas gibi grne. Firmitas (salamlk) yahut venustas (gzellik) deil,

utilitas (fayda) mhimdi artk. Hayatlarmz deiiyordu, biz bunu ok ge


fark etsek de.

osuo
Bir gece hayvanat bahesinde beter bir grltyle uyandlar.
Birbirine kanan kinemeler, havlamalar, homurtular, haykrlar,
karanlkta patlayan havai fiekler gibi delip geiyordu havay.
Battaniyesini kenara att gibi frlad Cihan. Ay nn utanga bir
edayla ldad baheye kt. Bam evirince bir k seliyle
karlat - kpkrmz bir alayan.
Yangn! diye haykrd birileri.
Cihan sarayda bir yangna daha ahitlik ediyordu. Ne var ki alevler
ehrin ara sokaklarnda deil burada, sarayn barnda ykseliyordu. O
sakin avlular, kkler ve geitlerde imdi imdat lklar
yanklanyordu. Felaket, ikinci avlunun dou kenarnda patlak
vermiti. Cihan orada ne olduunu biliyordu: saray mutfaklar. Kiler,
ambar, hizmetkrlarn odalar ve mutfaklar - memleketin drt
kesinden getirilmi onca malzeme yanyordu. stelik Sinan ve
kalfalar daha yeni bitirmilerdi mutfaklarn tamirini ve haremin geniletilmesini. Alevler ileriye sram, kuhaneye yaklayordu. Cihan
birinin kular salp salmadn merak etti. Havala- namayan yzlerce
ift kanadn dehet iinde rpmm dnmek iini paralad.
Onlarn bulunduu avluya henz uzakt yangn. Ama rzgr
kuvvetliydi. Ara sra l kelebeklere benzeyen kl paralan tayordu
bu yana. Duman gzlerini actyor, cierlerini yakyordu. Hayvanlar
korkmutu. Maymunlar dilerini gstererek, delirmiesine demir
parmaklklara vuruyordu. Terbiyeciler, hayvanat bahesini acilen
baka bir yere tamak zorundayd.
Oysa bu hi de kolay deildi. Hayvanlar tehdit altnda saldrganlaabiliyordu. Saray bahesi doal meknlan olmasa da buraya
almlard. Kafeslerinden karlp baka bir yere tanmaya ne tepki
vereceklerini nceden kestirmek zordu. stelik ellerinde fazla araba
olmad iin her seferinde ancak az sayda mahluku
gtrebileceklerdi. Hazrlksz bir halde, ne yapacaklarn tarttlar

aralarnda. Bazlar artk hayli yalanan Karanfil Kmil Aadan emir


gelene kadar beklemek istiyordu. Fakat duman oalmt. Kaybedecek vakit yoktu.
ilk olarak goril ve ebekleri gtrdler. Onlar daha kymetli
olduundan deil, kopardklar velveleye kimse tahamml
edemediinden. Cihan, otay ahrdan ald. Akil bir hayvan
olduundan zorluk karmad. Birou feryat edip, hoplayp zplayan
ve babozuk sarholar gibi savrulan maymun ve empanzeleri
yerletirdikleri arabay gene beyaz fil ekti.
Birbirine saldrmadan koabilecek hayvanlan -atlar, develer,
zebralar, zrafa, ceylanlar ve geyikler- zincirleyerek dar kardlar.
Ani bir grltnn onlar rkteceini ve izdihama neden olacan
bilen terbiyeciler temkinliydi. Hayvanlar boyunlarndan birbirlerine
balayarak, garip bir kervan dzdler. Ne var ki saray duvarlannm
tesine geer gemez zebralar, cin arpm gibi, kervann geri kalann
pelerinden srkleyerek tepeden aa kamaya balad. Terbiyeciler
arkalarndan frladlar. Kan ter iinde, toza ve kfre bulanm
vaziyette, btn sr birbirine dolanp dmeden, zebralar
dizginlemeyi baardlar.
Sopalarla, alarla, dller ve tehditlerle hayvanlan arabalara
yklediler. Ylanlar, bukalemunlar, devekulan, kaplumbaalar,
rakunlar, gelincikler, tavus kular, hepsi tand. Sra tilkilere,
srtlanlara ve leoparlara geldi. Onlar da saray kapsndan karp
bayrdan aa, rhtma yakn bir akla tadlar. Gecenin sonunda
alevlerin nereye varacam kimse kestiremiyordu zira.
Fil ile filbaz bir sefer daha yaparak hayvanlar iin yem, su ve
saman tadlar. Nihayet Cihan, otanm nne bir sepet dolusu
yaprak koyarak onu inli ikizlere teslim etti ve tek bana hayvanat
bahesine dnd. Yangnlar hrsz taifesi iin ganimetti. Bir yerlerde
unutulmu, enkaz altnda yanmadan kurtulmu kymetli bir nesne
olabilirdi. Fakat Cihan Kaptan Garreth gitti gideli hibir ey
almyordu; eski huylarna son vermiti. Bu deildi geri dnmesine
sebep. Mihrimaht. Kardei Sultan Selim gittiinden beri saraya pek
adm atmayan Mihrimah uzun zamandan sonra ilk kez ziyarete
gelmiti. Bu gece o da haremdeydi. Korkmu muydu acaba? Ya harem

dairelerine de ularsa dumanlar? Hes- na Hatun geldi Cihann akima;


astm yznden zaten nefes almakta zorlanan dad acaba imdi ne
yapyordu?
Bir avu muhafzn saa sola koturduu saray kapsndan geti.
erilere ilerledike duman kesifleti. Artk alevler daha yakma
gelmi, gl bahelerine nazr duvarlar yalamaya balamt.
Kvlcmlar gecenin siyahnda havai fiekler gibi etrafa sryordu.
Cihan kafeslere vardnda aslanlarn hl orada olduklarn grd iki dii, bir erkek. Yrtc mahluklar, huzursuzca bir aa bir yukan
dolanyor, beklenmedik bir hasmla yz yze gelmi gibi hrlyorlard.
Kafesin dnda Olev duruyordu. Her zamanki en haliyle seslendi:
Hey Hintli, neden geri geldin?
Etraf kolaan edeyim dedim. Yardm lazm m?
Kzlar rkt, olan asabi. Srkleyerek karmam gerek. Yoksa
zavalllar aslan kebab olur.
Kendi yapt akaya kendi gld. Elinde bir iple demir kapy ap
ieri girdi. Cihan onun tatl bir sesle mrldanarak, kedilere
yaklamasn seyretti. Aslanlar gzlerini dikmi, bakclarn takip
ediyordu. Olev, yava ve temkinli hareketlerle diilerden birinin
boynuna bir kement geirdi, hayvan dikkatlice dar ekti. Bir at
arabasnn stne yerletirdii tahta kafese soktu. Dier diiyi de ayn
ekilde teskin etti. Bu arada erkek aslan ksk gzlerle kenardan
izliyordu.
Cihan ensesinin yandn hissetti. Endielenmeye balamt.
Uzakta yangnn trtlar duyuluyordu. Sadece ikisi vard kafeste aslan ve aslanbaz. Olevin yznden yorgunluk akyordu. Bununla ne
yapacan bilmez gibi gevek tutuyordu ipi. Cihan ilk defa onun
tereddt ettiini grd. Eline bir sopa geirdii gibi kafese yneldi; bir
aya ieride bir aya darda, tam eikte durdu. Gerekirse Oleve
destek olmak iin orada bekleyecekti. Ho, ne yapacana dair en ufak
bir fikri yoktu ya...
Geri git dedi Olev. Uzakla!
Ama...
Kapy kapat! diye bard Olev ardndan.
Cihan syleneni yapt. Uyumu gibiydi, akim toparlaya- myordu.

Olevin at kuyruu alm; alev rengi salar omuzlarna dklmt.


Hadi cancazm, zorluk karma dedi aslanbaz senelerdir bakt
hayvana. Ama aslan hrlamay kesmedi. Bunca zamandr ona bakan,
kendi karnndan evvel onunkini doyuran adam tanmam gibiydi.
Olev alnnda biriken terleri sildi. Bir an dikkati dald. Mahluk
penesini havaya kaldrp, onu yere devirdi.
Olev yere dt. Yznde acdan ziyade hayret vard. Olu
tarafndan d krklna uratlan bir babann ifadesiydi yzndeki.
Kafesin dnda, Cihan ldrm gibi koturuyor, kollarm sallayp
baryor, hayvann dikkatini ekmeye alyordu. ie yarad. Aslan
geri ekilip Cihana bakt.
Bu arada Olev ayaa kalkt, sendeledi. Kapya doru yryp
kaacana, kediye sokuldu. Cihan, bir ryada gibi seyretti. Her ey
ok hzl oldu. Aslan, aniden arkasn dnd. Aslanbazm stne
atlad gibi dilerini boynuna geirdi.
Cihan bir lk att ama kan ses onun deil, bir yabancm i
sanki. Bararak elindeki sopay parmaklklara vurdu vur gcyle.
Kedi bakar gibi yapt ama sadece bir anlna. Tekrar saldrd avna.
Cihan, kalbi kt kt atarak kafesin ine girdi, korkudan eli aya titrese
de geri dnmedi. Olevin yatt yerde bir kan gl birikmiti. Aslan
oktan kesine ekilmiti. Artk onlarla ilgilenmiyordu. Baklarn
kediden ayrmayan Cihan ar hareketlerle yaraly tad. Olevin
gzleri akt, boazndan kan fkryordu. Boynu kesilmi, ahdamar
yrtlmt. Cihan aslanbaz dan kanr karmaz kapy kapatt.
Alevlerin aslana ulap ulamamas umurunda bile deildi. Hatta
yansn istiyordu...

Olevi Topkap Sarayndan uzak metruk bir mezarla gmdler.


Cenazesine sadece bir avu hayvan terbiyecisi katld. Erkek aslan,
Cihanm dileine ramen yangndan kurtuldu. Aslnda alevler
hayvanat bahesine hi ulamad; bo yere tela etmilerdi. Saray
mutfaklar, haremin kuzey kanad ve Has Odann kimi ksmlar kl
olmutu. imdi Sinan ve kalfalarnn, hepsini yeniden ina etmesi
gerekiyordu.
O gnden sonra deiti Cihan. Bir lm grmekle herkesin sonuna
ahit olmu gibi durgunlat, iten ie fkeliydi ama arkadam ldren

aslana deil, herkese. Olevi o kafesin iinde bir bana brakt ve


ok ge davrand iin kendine; hizmetkrlar can verirken ruhu bile
duymayan padiaha; felaketlerden etkilenmeden bina stne bina ina
eden sermimara; byle ile ekmelerine izin veren, sonra da kr
bekleyen Allaha... hepsine kzgnd. Evet dnya gzeldi ama actan
bir gzellikti bu. Gne ve ay, onlar olsa da olmasa da ayn ekilde
doup batacakt. Ha mutsuz, ha mesut olmular, kimin umurundayd?
Her biri bir kannca kadard. Ustas Sinan sk sk kendinden karnca
diye bahsederdi ama Cihan imdi bu kelimeyi bir aresizlik ifadesi
olarak alglyordu. Ne gariptir ki gcenmedii tek mahluk otayd.
Beyaz filin sakinliinde huzur buluyordu.
Daha evvel hi bilmedii bir hrs brmt yreini. Onu rak
edinen stada, filbaz yapan sultana, zaaflarla yaratan Allaha, ama en
ok da bunca yldr ulaamad Mihrimaha atmak istiyordu.
Derslerini tamamlamt. alkand. altka ruhunun bilendigini
hissediyordu. Patlamaya hazr bir volkand. Ha bire didiniyor ama
giderek daha az konuuyordu. Sinan ile kalfas Topkap Saraynda
kan bu yeni yangnda oluan hasar onarmak iin vardklarnda,
Cihan ite byle karmak ve tehlikeli bir ruh hali iindeydi.

Sahile yakn yeni bir kk yapacaz dedi Sinan. Haremin ve


Has Odann yeniden tamire ihtiyac var. Onlan geniletip, hamam
onaracaz. Yaptmz her ekleme binann mizacyla uyum iinde
olmal. Bir an duraksad. Birer resim yapmanz istiyorum. Her kim
ki bana en l tasla getirir, onu bakalfa yapacam.
Cihan bunu duyunca ard. O gne dek onlara hep eit
davranmt ustalar. imdiyse adeta onlar birbirleriyle yartryordu.
Baka vakit olsa heyecan duyard. Ama gnl yoktu. Yine de alt.
Bahede dier kalfalarla durmad.
Ahra gidip otann yanna oturdu ve resmini orada bitirdi. Mihrimah
hl haremde yayormuasma taslan hazrlarken hep onu dnd.
Haremden hamama geii nasl yapar, odalan nasl geniletirse
sevdicei daha rahat ederdi? Her eyi buna gre tasarlad ve ustasna
sundu.
Ertesi gn Sinan onunla konumak istedi. Gel filbaz dedi stat.

unlara bak, ne grdn syle. Drt resmi de yan yana dizmiti.


Hangi tomarn kime ait olduunu bilmeden izimleri inceledi Cihan.
Her birini kendininkiyle karlatrd. Resimlere dikkatle baknca
Davudun keskin izgilerini, Nikolanm titizliini ve Yusufun o hafif,
akc elini tamd.
Ne dnyorsun? diye sordu Sinan.
Skla skla her izimin iyi yanlarm iaret etti Cihan. Bunun
zerine Sinan, stnlklerini ben de biliyorum dedi. Sen zaaflarn
anlat.
u aceleye getirilmi dedi Cihan. Dieri, ustay taklit etmek adma
kendi ruhundan bir ey katmamt.
Peki bu? diye sordu Sinan. Harem halkn dnerek
yaplmasn, onlann hayatn kolaylatrmasn beendim. Sen ne
dersin?
Cihan yanaklarnn yandm hissetti. Onun izimiydi bu. Kendini
eletirdi: Evet ama sarayn tamamna dikkat etmemi. Yeni ilavelerle
eski bina arasnda ahenk yok.
O zaman Sinan son tasla eline ald. Ya bu?
Dikkatli, dengeli. Binaya hrmet etmi ve mtenasip ekilde
geniletmi.
Haklsn. Benim merak ettiim, senin taslan, bundan iyi olmasna
ramen, neden elendi, sen syle.
Cihann yz glgelendi. Bilemiyorum, ustam.
Seninki en llaryd ama saray ve civan grmezden geliyordu.
Sanki bilerek. Halbuki biz bolukta yzen binalar ina etmeyiz.
Bylece dilsiz rak bakalfa oldu. Kulaklarna kadar kzaran
Yusuf, yerin dibine girmek istercesine baklarn nne edi. Cihana
gelince, o da kendine dair bir ey renmi oldu: Zanaatnda yle bir
noktaya gelmiti ki ya istidadn gelitirecek ya krelecekti. Ne Davud,
ne Yusuf, ne Nikola ile rekabet etmeliydi. Onun rakibi kendi
fkesinden bakas deildi.
Yaz aylarn saray genileterek ve yangnda tahrip olan ksmlar
tamir ederek geirdiler. Her nevi sahada almaya alkndlar ama bu
seferki farklyd. Ameleler keresteleri tarken, makaralar kaldrrken
yahut orbalarn kaklarken genellikle birka lakrd ederdi kendi
aralarnda. Oysa imdi tedirgindiler. Dzinelerce adam, avularnda

halat kesikleri, hep birden aslmak suretiyle mermer ktleleri


kaldrrken bile ses karmamaya gayret ediyordu. Tokmaklar,
testereler ve baltalar bile daha az grlt yapyordu sanki. Demek sultana yakn almann byle bir tesiri vard.
Sarayda tadilat devam ederken Cihan daha evvel rastlamad
hizmetkrlarla tanp, bilmedii divanhaneler kefetti. I ie gemi
odalardan ve kendi kuyruunu yutan bir ylan gibi halkalar izen
koridorlardan oluan bir labirentti Topkap Saray. Burada insan hem
kendini glgesiyle dertleecek kadar yalnz hissedebilir, hem nefesi
skacak kadar kalabalktan bunalabilirdi. Sleyman zamanna
nazaran ok daha fazla insan mevcuttu atsnn altnda haremde
daha fazla cariye, kaplarda daha fazla muhafz, daha fazla yemek
tayan daha fazla iolan. Tpk doyduu halde doyduunu bilmeyen
bir balk gibi iip kabaryordu saray.
Mutfaklarn inasn tamamlayan kalfalar haremin d ksmna
yaplacak ilavelere baladlar. Odalklar ortalkta grnmyordu.
Cihan, Mihrimah deilse bile, ona ait olan bir eyay -adnn
ilendii bir mendil, bir ift kadife terlik, fildii bir tarak- grebilmeyi
mit ediyordu. Hibirini bulamad. Ama bir hafta sonra Mihrimah
haber yollad. O ve dads kklerine dnyorlard. len vakti Orta
Kap Bbs- selamdan geecek, birinci avluya varacak, ilk kap Bb Hmayundan kacakt. ayet bir yolunu bulursa onu uzaktan
grebilirdi.
Nasl yolunu bulmazd ki Cihan! Erkenden, ilk kapya yakn bir
aacn dallarna trmand. Artk eskisi gibi evik olmadndan biraz
zorland. Orackta tneyip beklemeye balad. nsan uyuturan bir
scak vard; gne, padiaha ait olduu iin kimselerin toplamad
meyvelerin arasndan parlyordu. Nihayet uzaktan gelen bir sesle
irkildi. Ar ar ilerleyen bir araba zuhur etti. Cihan donmu kalmt;
onun dndaki hayatsa aynen devam ediyordu. Kendini dnyann dna itilmi hissetti. Her ey hem aina hem tuhaft. Kinatn
bykl karsnda kalp atlar iitilmez olmutu. Bir yaprak
hrdad, bir kelebek kanatlarn rpt. Cihan bu an hayat boyunca
bir daha yakalayamayacan anlad. Zaman bir nehirdi. Suyun
kysnda durmu, aknty seyrediyordu. Zarif bir el, arabann
penceresinden uzanarak perdeyi ekti. Ban kaldrp Cihann olduu
yere bakt Mihrimah. Yz incelmi, almna krklklar eklenmiti.

Artk dul bir kadnd. Ama Cihann hayranlk dolu baklar altnda
kendini yeniden gen kz gibi hissetti. Aradan geen onlarca yla ve
bunca mesafeye, imknszla ramen, derinlerde hibir ey deimemiti. Uzun uzun Cihana bakt Mihrimah. Glmsedi. Karbeyaz
bir mendil kard koynundan. Koklad, pt, tekrar Cihana bakt ve
gelip almas iin yere drd.

Q$HO
Ramazan aynda, yakc bir ikindi vaktiydi; oru sratlerini
kesmiti. Cihan al o kadar dert etmiyordu ama susuzluk vahimdi.
Sahurda ka marapa su ierse isin, inaat sahasnda bir saat almca
dili dama kuruyordu. Aralarda kaamak emeye gidiyor, azn
alkalyordu.
Bir gn gene byle gizlice emeye giderken az ileride bir karalt
fark etti. Dikkatle baknca dilsiz kalfa Yusufu tand. Nicedir onunla
konumak istemi, bir trl frsat bulamamt. Peine dt.
Yusuf, otamn ara sra girip serinledii havuza ynelmiti. Orada
oturmutu; yz ifadesini okumak zordu. Cihan onun da susuzluunu
gidermeye geldiini zannetti. Fakat Yusuf, az nce sevdii birinden
ayrlm gibi durgun ve zgn, ylece durmu, suyun yzeyinde aksini
seyretmekteydi. Cihan bir mddet izledi. Yusuf yle dalgnd ki
eldivenli ellerinin hareketi olmasa pekl cansz olduu samlabilirdi.
Karanfil Kmil Aann acayip eyler koleksiyonundan bir oyuncak
bebekti sanki.
Derken, usulca, eldivenlerini kard. Elleri ince ve beyazd. Cihan
esas hayrete dren en ufak bir yank izinin bile olmamasyd. Neden
herkese yalan sylemiti? Ardndan gelen ey daha da hayretengizdi.
Yusuf bir ark mrldanmaya balad. Sesi -daha evvel kimselerin
iitmedii o ses- kvrak ve kadifemsiydi. Cihan nefesini tuttu ve bunca
zamandr dilsiz zannettii raa bakt. O an yanllkla bir kuru dala
bast. trty duyan Yusuf srayarak dnd ve onu grd. Surat
asld, duda bir ocuunki gibi sarkt, ikisi de bir an ne yapacaklarn
bilemeden birbirlerine bakt. Cihan allak bullak halde iine dnd,
olanlar zihninden uzaklatrmaya alt. Gene de arada dnp Yusufa

bakmadan edemiyor, onu her seferinde ba eik, gzleri yerde


yakalyordu.
Cihan ancak akamzeri oturup bu muammaya kafa yorma imkn
buldu. Sakalsz yz, uzun ve kvrk kirpikleri, kucana brakt
eldivenli elleriyle o mahcup oturuu...
imdi anlalyordu. Nasl olmu da daha evvel anlayamamt. Ertesi
sabah Yusufu toza ve kire bulanm vaziyette izim yaparken buldu.
Konumamz lazm dedi Cihan. Gel benimle, Allah akna.
Yusuf endieyle bakt ama itiraz etmedi. Bir aa glgesi bulana
kadar sessizce yrdler. Yere bada kurup oturdular. Cihan lafa
nasl balayacan bilemedi. Sana hep gpta ettim. Allah vergisi bir
kabiliyetin var. Ustam seni bakal- fa yapnca kskandm ama
armadm. Srtnda moloz tayan bir amele geti nlerinden.
Dikkatleri dald. Lkin tuhaf hareketlerin vard dedi Cihan.
Bamza gelen kazalarda hep senin parman olduundan
phelendim.
Yusuf un kalan hayretle kalkt.
Ama imdi anlyorum ki baka bir ey varm. Sr kpydn,
nedenini zdm. Dilsiz deilsin. Sesini herkesten gizliyordun
nk... erkek deilsin.
Bunu iitince hayalet grm gibi kocaman ald Yusufun gzleri.
Titredi. Dudaklar kprdand. O kadar uzun zamandr sesini doru
drst kullanmyordu ki bir an bocalad. Ki... kimseye diyecek
misin?
Bilmiyorum, derdim seni zmek deil ama...
Araya girdi Yusuf. ayet sylersen, sonum olur. Sana her eyi
anlatrm yeter ki kimseye bir ey deme.

Dilsiz ran yalann kefetmek, Cihanda hem ona hem ustasna


kar merak uyandrmt. Sinan'n bu durumdan haberdar olduundan
emindi. Yusufun bir kadn olarak, yllar yl, saysz inaatta, yzlerce
amele arasnda almasn salayan, buna itiraz etmedii gibi izin
veren, Sinandan baka kim olabilirdi? Btn hafta bu meseleyi
dnd. Neticede ustasn grmeye gitti.
Filbaz! dedi Sinan en bir sesle. Soracaklarn var, besbelli.
Msaade buyurursanz, kalfalarn nerden setiini bilmek

isterim.
Mahir olanlar arasndan.
Enderunda bir dolu talebe okur. Bizden daha iyileri var.
Belki... dedi Sinan, cmleyi havada asl brakt.
Eskiden zannederdim ki en l biziz. Ya da en akll. O sebepten
bizi rak setiini sanrdm. Ne kibirliymiim! Artk biliyorum ki
yle deil. Biz ne en yetenekli, ne fevkaladeyiz. Zaten en iyileri
deil... Arad kelimeyi bulmak iin duraklad. yi ama arzal
olanlar alyorsun usta. Doru mu?
Sinan bir an durdu. Haklsn. En zekiler yahut en talihliler zaten
kendi bann aresine bakar. Bana kabiliyetli aknlar gerek.
raklarm dikkatle seerim. Maharetli, akll lkin gidecek yeri
olmayanlar tercih ederim.
Ama neden?
Sinan derin bir nefes ald. Senin denize almln vardr.
Bu bir soru deildi ama Cihan ban sallad.
Hi kyya vurmu yavru kaplumbaalar grdn m? Btn
gleriyle yrmeye devam ederler, ama istikamet yanltr. Onlar
denize, ait olduklar yere dndrecek bir ele ihtiyalar duyarlar.
Sinan artk iyice beyazlam olan sakalm ekitirdi. Seni ilk
grdmde ne zeki, ne cevval olduunu anladm. ayet ok alrsan
iyi bir renci olabilirdin. Buna inandm.
Cihan bam edi. Ustasn dinlerken arad kelimeyi buldu:
incinmiler. Sinann ta en bandan beri ne yapmaya altn
anlad. Cihan, Davud, Nikola ve Yusuf. Drd de dnyann ayr
kesinden, birbirinden alabildiine farkl ama benzer ekilde
incitilmi insanlard. Mimarba Sinan sadece bina yapmay
retmekle kalmyordu onlara; ayn zamanda ruhlarndaki yaralan da
tamir ediyor, rm, viran olmu ksmlan da onanyordu. Sabrla,
sebatla...

osuo

Cihan szn tuttu. Yusufun smm kimselerle paylamad; hatta


hayvandan mahfeye, mahfeden insanlara geer diye batl bir itikada

kaplarak otaya bile amad. Peyderpey, i aralannda Yusuf ona


hikyesini anlatt ve eski ismini ifa etti: Sancha.
Salamanca denen bir ehirde morsalkmlarla kapl, st- beyaz,
byk bir evleri varm. Babas naml bir hekimmi. Hastalanna
efkatli, karsna ve ocuklanna kar sert olan bu adamn en byk
arzusu, olunun onun asil mesleini devam ettirdiklerini
grmekmi. laveten kznn da tedrisi hususunda srarcym. Bylece,
eve gelen her muallim drt ocua birden ders verirmi. Kzn sekiz
yama bast yaz, veba ehrin kaplarndan ieri dalm. lm birer
birer olanlar alm. Geriye sadece Sancha kalm; srtnda, kendisinden ok sevilenler lmken hayatta kalm olmann verdii ykle.
Kederden hissizleen annesi Valladolid yaknlarnda bir manastra
kapanm; dnyaya srt evirmi. Sancha ve babas ba baa kalm.
Adam onun gayretlerini k- msese de Sancha canla bala babasna
bakm. Zamanla kzma dersler vermeye balam adam. Tp dersleri
deil, zira kadnlarn tabiatlar gerei hekimlik yapamayacana
inanrm. Baka alanlarda bildii her eyi retmi kzna - aritmetik,
cebir, felsefe. renme akndan ziyade babasnn sevgisini
kazanabilmek midiyle iyi bir talebe kesilmi Sancha. Ama zamanla
rendiklerini de sevmi. Giderek daha iyi hocalar olmu. Dertli ama
yetenekli bir mimar varm mesela; Sanchaya uzun mddet ders veren
ve aralarda
ondan bir iki pck almaya alan bir adam.
Babasnn arkadalar da kendisi gibi ilme kymet veren insanlarm.
Yahudi dnmesi conversos, Katolikler, Mslman Araplar, her dinden
insandan ders alm. Yine de korku kol geziyormu. Engizisyonda
yarglananlar yaklyor, yank et kokusu rzgrla yaylyormu. Sal
bozulmaya balayan babas, Sanchay bir akrabann oluyla
evlendirmeye karar vermi. Sancha, hi karlamad bu zengin tccardan daha grmeden nefret etmi. Yalvarm babasna onu
gndermesin diye; ama beyhude, dinletememi.
Kz szlsne gtrecek olan gemiyi korsanlar basm. Haftalar
sren, hatrlamak bile istemedii bin bir eziyetten sonra kendini
stanbulda, Esir Pazarnda bulmu. Sarayla balan olan bir sazende
satn alm onu. nce ruhlu, nazik biriymi ansna. Yoksa korkun
birine de debilirmi. Bu arada slama dndrlp ad Nergis olarak
deitirilmi. Hi istememi bunu ama elden bir ey gelmemi. Sazen-

de ona iyi davranm; kzn kitaplara, izime merakl olduunu


anlaynca krmayp bunlan tedarik etmi. Fakat adamn kans her gn
burnundan getirirmi. Onun genlik ve gzelliine hasedinden, iyi bir
odalk olmadn, i yapmadn sylermi. Hl gizli gizli hal,
anl Hristiyan kiliseleri iziyor dermi. Sazende zevcesinin
ikyetlerini dinler gibi yapar, oral olmazm.
Bir gn, adam seyahatteyken kars Sanchay dvp resimlerini
yrtm. Tevafuk bu ya, ayn gnn akam adam rahatszlanp eve
erken dnm. Birka gn ge dnse, Sanchann yara bereleri
iyileecek ve belki de kaderi bambaka olacakm. Ama bu ekilde,
kzn yrtlan esvabn, arplm suratn, imi gzlerini grm.
Yrtlan resimleri bulmu. lerinden bir tanesi salam kalm. Bunu
alp teden beri tand Sinana gstermi. Sermimar izimi beenip
bunu yapanla tanmak isteyince aran adam, resmin evindeki bir
odaln ellerinden ktn, artk bakire deilse de kzn gen ve ay
paras gibi gzel olduunu ve Sinan arzu ederse seve seve ona hediye
edebileceini sylemi. nk kendi evinde kalacak olursa kars
kilim gibi ayaklarnn altnda ezecekmi kzcaz.
te Sancha, Sinann evine byle varm. Sabahtan lene kadar
efendinin kars Mihriye ev ilerinde yardm ettii takdirde
ktphaneyi kullanmasna, izim yapmasna izin verilmi. Bir sene
sonra Sinan, yeteneini grd kza ders vermeye balam. Bu
umulmadk talebeden memnun olmakla beraber onu inaat sahalarna
gtrmeyi aklnn ucundan bile geirmezmi elbette.
Sinan, ehzade Camiinin temelini attnda, Sancha onunla birlikte
almak iin gece gndz yalvarm. Tekrar tekrar reddedilmi. O da
bir makas alarak kzl-kahverengi salarm kesip bir bek halinde
stadn kapsnn nne brakm. Ertesi sabah odasndan kan Sinan
ipek gibi salardan bir halya basm. Anlam. Sanchaya erkek
kyafetleri bulmu. Kz bunlan giyince Sinan hayret etmi. Kz pekl
delikanl zan- nedilebilirmi. Tek engel sesiymi. Bir de elleri. O
zaman kzn dilsiz olmasna karar vermiler. Ellerini de bir ift
eldivenle saklam, derisinin yandn sylemiler. Bylece Sancha
olmu Sinann ll ra Yusuf.

Sancha btn bunlan, Molla elebi Camii inaatnda alrlarken,


bir ikindi vakti anlatt Cihana. Mseddes kubbeli bir baldaken ve st
kubbeli drt kulecik. ki kalfa mihrabn zerindeki yanm kubbeye
bakan bir peykede oturuyorlard.
Kimse bilmiyor mu? diye sordu Cihan.
Sadece bir kii dedi Sancha. talyan bir mimar, Tomaso. Her
daim bizim ustann peinde casusluk eder. Bir defasnda konutuumu
duydu korkanm.
Cihan bir ses iitti - gececil bir hayvann karaca hrt kadar
belli belirsiz. Korkuyla arkaya dnd. Kalbi gsnn iinde kt kt
atarken kalkp etrafa baknd, ileride sinsi sinsi gezinen birka adam
grd, ilerinden birini tamd. Selahaddinin kardeiydi! Mezarlktaki
tatsz konumay hatrlad. Gen adamn Sinan aabeyinin
lmnden mesul tuttuunu ve ondan nefret ettiini biliyordu.
Hrszlk etmeye gelmi olabilirlerdi, inaat sahalarnn etrafnda her
daim birka tane olurdu; malzeme almann yollarn ararlard.
Sanchay telalandrmamak iin zerinde durmad.
Seni Tomasoyla beraber grdm dedi Cihan tekrar yerine
oturunca. Yz glgelendi. Demek buymu sebebi. Tehdit edip
sktryor, deil mi?
Sancha gzlerini yere indirdi. Evet.
Ama zengin deilsin ki. Ne istiyor senden?
Para pul peinde deil dedi Sancha, mintannn ucunu parmaklarnn arasnda evirerek. stadn izimlerini istiyor. Cihan
dehetle bakt. Verdin mi yoksa?
Birka vasat taslak verdim. Onlar da Sinana deil, bana ait.
Bilmiyor aptal. Ustama ihanet etmem!
Bala dedi Cihan. Senden phelenmekle aptallk ettim.
Bir tebessm geti aralarnda. Bir kardelik ba.
Halbuki Yusufun o an anlatmad, Cihanm da ancak zamanla
kefedecei bir sr daha vard. Buydu Sanchaya g veren. Ve sonuna
kadar Sinana sadk kalmasn salayan. Onun rayd. Onun
odalyd. Onun esiriydi. Onun ba- kalfasyd. Ve ta atlasa kz
olacak yatayd. Ama yine de Yusuf veya Nergis yahut Sancha Garcia
de Herrera, o incecik vcudunda haddinden fazla isim tayan bu can,
stat Sinan'a krktk kt.

Cihan ile Sancha bir daha byle samimi sohbet etme frsat
yakalayamayacakt. Ayn gnn akam yeni bir felaket ol

337

du. Koca talar yerlerinden kayp dt ve iki rgat yaralayp


tecrbeli ustaba Karl Gabrieli ldrd. Kimsenin aklayamad
kazalar da, pelerini brakmayan lanet de yeniden balamt.

CglO
Memleketin nde gelen dehalarndan Takiyeddin, sarayda
ykselmi, artk mneccimba olmutu. Sinan sk sk ziyaret
ediyordu. kisi ktphaneye ekilip saatlerce konuurdu. Bir eyler
dnyordu ama ne olduunu kestiremiyordu Cihan. Bu ihtiyar
adamlar ocuk gibi heyecanlandran ne olabilirdi?
Mneccimbayla mimarba daima birbirlerine sayg beslemiti.
Takiyeddin defalarca yeni bir caminin temel atma merasiminde hazr
bulunmu, lmlere yardm etmiti. Benzer ekilde o da, hendese
ilmine dair hususlarda Sinana akl danrd. ki adam pek ok lisanda
-Trke, Arapa, Farsa, Latince ve ksmen talyanca- okuyabiliyordu.
Yllar yl, saysz kitap, fikir ve muhtemelen sr paylamlard. Bir
ortak yanlan saylar ise, bir dieri alkanlklanyd. Her ikisi de,
onlara bahettii hnerler iin Allaha teekkr etmenin en l yolunun
durmadan almak olduuna inanrd. Tembellikten, cehaletten
hazzetmezlerdi.
Benzerliklerine ramen, kiilikleri farklyd. Takiyeddin duygulu,
tutkulu bir adamd. Yz, kalbinden geen her hissi okuyabilecein
ak bir kitapt. Sevindiinde gzlerinin ii glerdi; dnceliyken
tespihini yle hzl ekerdi ki neredeyse ipini koparrd. renme
akyla mezarclara rvet verip, zerinde alaca cesetler getirttii
rivayet edilirdi. ayet bir astronumun insan vcuduyla ne ii olduunu
soran karsa klli kinatla czi kinatn birbirinden ko

puk olmadn sylerdi. Sk sk ulemann kibrinden ve ahalinin


cehaletinden ikyet ederdi. yle ateli bir ruhu vard ki arkadalar
onun kendini yakmasndan endie ediyordu. Takiyeddinin hararetli ve
heyecanl hali, cokusunu nadiren belli eden Sinann sakinliiyle
taban tabana ztt.
Yalnz imdi, Sinan da heyecanlanm grnyordu. Gnlerini
mutat olduu zere okuyup izim yaparak geirse de aralarda uzun
uzun camdan dan bakyor, dalgn grnyordu. Cihan onun birka
kez hizmetkrlara, adna bir haber gelip gelmediini sorduunu iitmi
ti.
Bir aramba gn, kalfalar ustalarnn evinde alrken beklenen
haberci, elinde bir kt tomanyla kageldi. Sinan, rencilerinin
merakl gzleri nnde mhr krp mektubu okudu. Yz gld.
Bir rasathane ina ediyoruz! dedi.
Semann engin karanln incelemeye adanm bir mekn. Daha
evvelki tm rasathanelerden, hem arkta hem Garptakilerden byk
olacakt. Dnyann drt yanndan ilim ehli buraya gelmeye can
atacakt. stanbul, bir irfan merkezine dnecekti. Sultan Murad,
Takiyeddinin yldzlan ve gkcisimlerini renme arzusunu
destekleyeceine sz vermiti.
Kinata dair idrakimiz misliyle artacak! dedi Sinan.
Peki ama bizi neden alakadar ediyor? diye sordu Davud
ekinerek.
Sinan dedi ki, ilim, birok atn ektii bir araba gibidir. ayet
kheylanlardan biri aha kalkar hzlanrsa, dier atlar da kendiliinden
hzlarn artracak, arabann iindeki seyyahlar, yani ehl-i hikmet,
bundan kazanl kacakt. Demek ki bir alandaki ilerleme, dier
sahalardaki gelimeleri tevik ederdi. Kald ki mimari, baka ilimlerle
dost olmak mecburiye tindeydi; hendeseyle, felsefeyle...
Bir ey daha var dedi Sinan. Rasathaneyi siz ina ede- eksiniz.
Ben gz kulak olurum ama sizin eseriniz olacak.
Kalfalar azlan ak, bakakaldlar. nanamyorlard. Bunca sene
birok inaatta almlard, ama hi kendi eserlerini vcuda
getirmemilerdi.
Ustam, bizi ihya ettin dedi Nikola.

Allah yolunuzu ak etsin dedi Sinan usulca.


Sonraki haftalarda kalfalar ustalanna taslaklann sundular. Tophane
tarafnda onlara verilen alana gidip topra tetkik ettiler, nemini
ltler. Yaptklan her eyi titizlikle ve heyecanla yerine getirdiler.
Her ne kadar ustalarnn gzdesi olmak iin birbirleriyle rekabet
etmekten geri durmasalar da bu sefer kuvvetlerini birletirdiler.
Beraber ina etmenin gzellii, kskanla baskn geldi.
Bu esnada Takiyeddin memleketteki en sabrsz insand. Kymetli
rasathanesinin bitmesini beklerken inaat sahasndan ayrlmyor, ard
arkas kesilmeyen sorular soruyordu. Durup dururken bir lm
korkusu dmt iine. Bana bir hal gelir de bina tamamlanmadan
terk-i dnya eder diye d patlyordu. Cihan, bu kadar akll ve
birikimli bir insann evham ve vesveseyle kendini mahvetmesine
inanamyordu. Bu arada drt iklim, yedi bucaktan alet edevat
getirtilmi; kitaplar, elyazmalar, haritalar toplanmt. Yksek
pencerelerinden ieri dolan kla aydnlanan yuvarlak, geni
ktphane, grmeye deerdi. Cihan buray hem ok seviyor, hem de
tasarlanmasna yardm ettii iin gurur duyuyordu.
naat devam ederken Sinann kalfalar, Takiyeddinle ilgili yeni
eyler renme frsat buldu. amda domu, Nablus ve Kahirede
tahsil grm, derken ilmini ilerletmek iin en uygun ehir olduuna
inand stanbula yerlemiti. Burada baarlar gstermi,
mneccimbalk mertebesine ykselmiti. Cihan bunu henz
bilmiyordu ve ancak zamanla kefedecekti ama sultan, bir
rasathaneye ihtiya olduuna inandran, bu teebbse n ayak olan
gene Takiyeddindi. Lkin bu, saraydaki herkesi ikna edebildii
anlamna gelmiyordu. Bazlarndan sayg grrken, kimilerinin de
nefretine hedef olmutu. Dostu kadar hasm da oktu.
Matematiki Gyaseddin Cemid el-Kainin almalarndan ve
Nasireddin Tusinin ilerlettii aletlerden faydalanan Takiyeddin, Ulu
Beyin -ki hem astronom, hem matematiki, hem sultand- Semerkant
rasathanesindeki kazanm- lann gelitirmek niyetindeydi. ki yz
sene evvel diyordu, limler kinatn pek ok srrn kefetti. Fakat
onlarn baarlan, gelitirilmek yerine yasaklar, ihmaller ve cehalet yznden unutuldu. Kymetli bilgiler sonraki nesillere devre- dilemeden

kayboldu. Hikmet incileri saa sola sald; yerin derinliklerinde


hazine dolu sandklar gibi kefedilmeyi bekliyorlar. Yani renmek,
illa gidip yeni eyler kefetmek deil, bazen de kayp bilgileri
hatrlamak demekti.
Takiyeddin sk sk Frengistanda bir rast olan Tycho Brahe diye bir
zattan bahsederdi. Tesadf bu ya, tam da kalfalar stanbulda temel
tan yerletirirken, uzak bir memlekette onun da rasathanesi ina
edilmekteydi. Takiyeddin ve Tycho Brahe, biri arktan biri Garptan
bu iki kabiliyetli adam, birbirlerine sayg ve hayranlk dolu mektuplar
yol- luyorlard.
ikimiz de ayn kadn seviyoruz dedi Takiyeddin.
Nasl? dedi Cihan.
Ad Sema, ikimiz de ona abay yaktk. Maalesef bizler lmlyz,
o deil. Biz gittikten sonra, onu bakalar sevecek.
Semavi aletler yerlerine yerletirildikten sonra, kalfalarn srar
zerine Takiyeddin onlara etraf gezdirdi. Birka dnda aletlerin
hepsi devasa boyuttayd. Ne yana baksa Cihan, ince bir iilikle imal
edilmi, kadranl, hassas, ilm-i heyet saatleri grd. Arka taraftaki
bir odada muhtelif ebatlarda su tulumbalar olduunu fark ettiler.
Takiyeddin bunlar kendisi iin tuttuunu syledi; zira bir dier merak
da su tulumbalaryd. st katta alt halkal dev bir usturlap vard.
Bunun yldzlarn ykseklik derecelerini tespit iin kullanldn
rendiler. Duvara taklm bir baka alet iki byk pirin kadrandan
mteekkildi: yldzlarn ve Gnein meyillerini lmeye yarayan
libne. Mtevaz grnlerine bakp kymetli olacana ihtimal
vermedikleri uzun tahta paralar Ayn ihtilf- manzann lmeye
yaryordu. Bakr halkal bir dier alet, yldzlarn zaviyelerini tespit
ediyor; onun yanndaki ztl-evtr geceyle gndzn eitlendii
vakitleri buluyordu. Cihann en ok houna giden, semavi cisimler
arasndaki mesafeyi len el-mebbehe bil-mentk (seks- tant)
olmutu.
Girdikleri her odada, maviliklerin bir srrn daha ifa eden bir baka
cihazla karlatlar. Mneccimba, hayattaki birok eyde olduu gibi
semavi cisimler hususunda da doru rehberi bulmann nemini anlatt.
Nirengi noktas olarak Ay almak yerine yldzlar inceliyordu;

bunlardan birinin ad, Aldebarand. Bu isim Cihanm o kadar houna


gitti ki, bir iir gibi kendi kendine tekrarlayp durdu.
Yepyeni olan alet edevatn aksine, rasathanedeki kitaplar ve
elyazmalar ok eskiydi. Takiyeddin, hendese, cebir ve ilm-i cerr-i
ekal risalelerini burada tutuyordu. Sultann stanbul kadsna hitaben
yollad fermanda, kymetli koleksiyonlara sahip kiilerin bunlar
rasathaneye vermelerini emretmesi Takiyeddini bilhassa mutlu
etmiti. Bu emri aldnzda ilm-i heyet ve hendeseye dair tekmil
kitaplar bulun ve onlar muhterem mneccimbam Takiyeddine
verin ki o da, himayem altnda, mkemmel mtalaalarna devam
edebilsin.* Arkalarnda bu kadar kuvvetli bir destek varken hibir ey
ters gidemez zannediyorlard. i de d gibi kusursuzdu rasathanenin,
onlarn rasathanesinin. Gurup vakti ldayan pencereleriyle, Tophane
srtlarna dm bir yldz gibi parlyordu.

Al merasimi aaal oldu. Balarnn stndeki gne parlak ve


cmert, sema kusursuz maviydi. Buna ramen, sanki hem k hem yaz
mevsimi bu mhim gnde hazr bulunmak istemiesine, hava kuru
ayazd. Martlar her zamankinden sessiz szlyor, krlanglar
avludaki mermer emeden su iiyorlard. Giysilerine ve sakallarna
sinen mrrsafi kokusu, binay vaktinde bitirmek iin canla bala
alan amelelere datlan helvann rayihasna karyordu.
zerinde tarn rengi kaftanyla hazr bulunan Sinan, sa elinin
parmaklarn, hayali bir tespih ekitirir gibi oynatyordu. Kalfalar
onun birka adm arkasnda durmu, sevin ve gururlarn belli
etmemeye alyorlard. Her ne kadar orada toplanmalarnn sebebi
Sultan Muradm afiyeti ve m- neccimbanm muvaffakiyeti iin dua
etmek olsa da, Sinann drt talebesi bu rasathaneye ok ey katmt.
Tasarlayp vcuda getirdikleri iki binaya kaamak baklar atmadan
duramyorlard. Ustalarnn sayesinde ve onun izniyle yapm da
olsalar, bu eser onlannd.
Avlunun dnda merakl bir kalabalk birikmiti, esen yel seslerini
tayordu. Yabanc eliler ilgiyle seyrediyor, haclar dualar
mrldanyor, tacirler bunun onlara ne getireceini hesaplyordu.

Dilenciler sadaka, yankesiciler arpacak adam aryordu. ocuklar,


kayan yldzlarn nereye dt sorusuna cevap vereceine
inandklar rasathaneyi grebilmek iin babalarnn omuzlarna
trmanmt. Uzun boyuyla orta yerde, dimdik duran Takiyeddin, tiril
tiril bir kyafet giymiti. Krk ko ve krk boa kurban edilmi, etleri
fakir fukaraya datlmt. imdi Takiyeddinin alnnda bir damla kan
ldyordu. Sanda solunda, yirmi drt ehl-i heyet sralanmt.
Onlara hayr duas edenlere glmsyorlard.
Birden tekmil sesler kesildi. Seyirciler arasnda bir heyecan dalgas
yayld. Sultan Murad geliyordu. Daha svari alay grnmeden,
padiahn mevcudiyeti avluya su gibi akm, hissedilmiti. Yedi
iklimin en byk rasathanesini aacakt. Hkmdar ile maiyeti nihayet
yerlerine yerletiklerinde bir Sufi eyhi yksek sesle duaya koyuldu.
Allah licenap sultanmzdan raz olsun!
Leziz bir lokma gibi tadna vararak, hep bir azdan tekrarladlar:
Amin!
Allah anl devletimize zeval vermesin, her amelimizde bize yol
gstersin; bu dnyaya bizden evvel gelip de hatasz ve gnahsz gitmi
kullarnn saflarna katlmay nasip etsin! Allah bu rasathaneyi korusun
ve gklerin srlarn sadece ve sadece bunlar srtlayabilecek olanlara
ifa etsin. Amin!
Sufinin kelamlarn dinlerken, Cihanm gz merasimi seyreden
ulemaya kayd. Cemaate dua ettirme iinin eyhlislama teklif edildii,
ama onun reddettii dedikodular dolayordu. Cihan, bulunduu
yerden adamn yzne dikkatle bakt. Durgun bir gl gibi kprtsz
olan ifadesinden hibir ey anlalmyordu. Fakat bir an, naho bir ey
tatm gibi dudaklar bzlverdi; az memnuniyetsiz bir ifadeyle arpld. Herkes yle huu iinde dua ediyordu ki kimse fark etmedi. Bir
tek Cihan grmt bu minicik yz hareketini. Can skld. Bir
eylerin ters gittiine dair bir his dodu iine. Sinan'n da bunu
sezdiini dnd. Besbelli bu yzdendi ustasnn yzndeki
tedirginlik. Bu arada, Takiyeddin, pr nee, hibir eyin farknda
deildi.
Cihan sonralar uzun uzun dnecekti bu an. Ulemayla pek
tecrbesi olmad halde Sinan, onlardaki memnuniyetsizlii
sezebilmiti. Takiyeddin ise ulemay herkesten iyi tanyordu. Ne de
olsa kadlk, ilahiyatlk, muvakkitlik ve medrese muallimlii

yapml vard. Buna ramen, o gn Sinan ile Cihann ilerine den


huzursuzluktan eser yoktu onda. Belki de insan bir eye ne kadar
yaknsa o kadar az grebiliyordu. Yldzlar gibi hayatn hakikatlerini
kefedebilmek iin de mesafe gerekiyordu.

Takiyeddin, semavi cisimlerle ilgili bir risale -Zic ad verilen bir


kitap-yazyordu. Bunun iin, Gnein, Ayn, yldzlarn ve
gkcisimlerinin yerlerini, mesafelerini ve hareketlerini kaydediyordu.
Kitabn bitmesi yllar alacakt ama tamamlandnda ebediyete kadar
kullanlacak bir rehber olacakt.
Uzun zaman evvel, Aristoteles adnda bir akil kii -Byk
skender'e bildii her eyi reten hoca- Dnyamn, kinatn
merkezinde olduunu ve dier gkcisimlerinin aksine, orada hi
hareket etmeden, sakin sakin durduunu iddia etmiti. Onun etrafnda
dnen ve tepemizdeki trl kubbeleri tekil eden krelerin saysn
bulmay da ehl-i heyete brakmt.
Sayabildiniz mi? diye sordu Cihan, al trenini mteakip,
Davudla ikisi Takiyeddini ziyarete gittiklerinde.
Sekiz dedi Takiyeddin, kararllkla.
Sekiz mkemmel bir sayyd, nk dnyann ekli, semavi
cisimlerin dzeni, evrenin katlan, her ey, insanlann incelemesi ve
renmesi iin Tann tarafndan dzene konmutu. Konutuka enesi
ald Takiyeddinin. Bu Aristoteles nam zat, pek muhterem bir ahs
olsa da meseleyi yanl anlamt. Kinatn kalbinde oturan Gneti;
Dnya deil. Dier cisimler bu ate topunun etrafnda, daireler
zerinde dnmekteydi. Takiyeddin bunu hi pheye mahal
brakmayacak ekilde ispat ettiini syledii bir kitap gsterdi.
Yazannn adn yksek sesle okudu. Dilinin zerinde kayan, przsz,
yuvarlak bir kelimeydi: Kopernik. Ne de tuhaf bir isim diye dnd Cihan, ama astronom yle hrmetle sylemiti ki bir efsuna
dnmt sanki.
Bir sevdii varm ama evlenmemi dedi Takiyeddin;
canlym gibi, deri kapl cildi iaret ederek. Kz kardeinin
ocuklarn bytm, kendi ocuu olmam.
Neden dnya evine girmemi? diye sordu Davud.

Allah bilir. Muhtemelen kzn iyilii iin. Gz semadan baka


ey grmeyen kocay hangi kadn ister?
Davudla Cihan, astronom ve yardmclarna teekkr edip t
ayrldlar. Romadan bu yana iki kalfa hep yakn olmulard. Maceral
bir seyahatte yoldalk bir nevi srdalkt ve aralarndaki bu ba hi
bozulmamt.
Sence kendini mi kastetti? dedi Davud.
Bence yle dedi Cihan.
ikisi de ayn eyi dnmt demek. Takiyeddin evliydi ama
gecelerini genellikle rasathanede geiriyordu. O kadar ok
alyordu ki ailesini de, zevcesini de ihmal ediyordu istemeden.
Belki de lafn ucunu kendine dokundurmutu.
Dan kar kmaz, insann iliklerine ileyen bir sis dalgas sard
etraflarn. Gbela otay buldular, yerlerine trmandlar ve ar
ar yola koyuldular. Birka adm sonra, dnp arkasna bakt
Cihan. Tuhaf bir ey oldu. Rasathaneyi oluturan iki devasa bina
grnmyordu. Ne pencerelerde titreyen bir mum , ne tepedeki
aletlerden yansyan bir parlt. Binalarn d hatlar bir kuruni deniz
iinde ylesine kaybolmutu ki o an sanki rasathane hi var
olmam, o atlarn altmda yaplan ve sylenen her ey geiciymi
gibi geldi. Kumda ayak izleri gibi...

OSK3
Piyale Paann camiini yapmaya seneler evvel,
Sleymann son demlerinde balamlard. O zamanlar Pi-

Sultan

345

yale Paa annn doruunda kahramand. O gnden bugne ok sular


akm, camiyi ancak tamamlayabilmilerdi. Afyonke, sra d paann
binas da kendi gibi farklyd. Rzgrl bir gnde Sinan ve kalfalar
inaattan dnyordu. Cihan otamn ensesinde, usta ve kalfalar
mahfenin iinde. Takiyeddini, dertli bir ifadeyle avluda bekler
buldular. Onu uzun zamandr grmemi olan Cihan, mneccimbamdaki deiiklik karsnda hayrete dt. Rasathanenin ilk aylarnda
gzlerini ldatan heyecan kaybolmu; geriye kk, gergin bir ehre
kalmt. Selamlamann ardndan Sinan ile Takiyeddin bahedeki
kameriyeye ekilip alak ve skntl seslerle dertlemeye balad
Onlarn yanna gidemeyen ama meraktan atlayan kalfalar mutfa
igal edip, ann homurdanmasna aldrmadan pencerenin nne
kuruldular. Buradan ustalarn rahatlkla gzetleyebilirlerdi. Geri
bunca mesafeden sylenenleri iitmek mmkn deildi ama
tahminlerde bulunmaktan geri durmadlar.
Kt bir ey olacak diye mrldand Davud. iime douyor.
Belki sadece bir ey danyordur dedi Nikola, iyimser olmaya
alarak.
Takiyeddin yannda raklarndan birini getirmiti. iek- bozuu
yznde, incecik bir sakal tayan genten bir rast. O yanlarna
gelince Sinann kalfalar delikanly soru yamuruna tuttular. Evvela
cevap vermek istemese de sonunda azndaki baklay kard. Ustam
Kavs burcunda bir kuyrukluyldz grd.
Cihan brlerine bakt. Nikolann kafas karmt, Davud
phelenmi gibiydi; Sanchann ne dndn anlamaksa
imknszd nk gzlerini yere dikmiti. Cihan tek cahilin kendisi
olamayacana hkmederek sordu: O ne ki? Rast i geirdi. Bir
kuyrukluyldz. ok byk. Bize doru geliyor.

Ya ne olur gelirse? diye sordu Davud.


Onu ustam bilir.
Sen de biliyorsundur diye srar etti Cihan.
Baz kuyrukluyldzlar sellere sebep olur. Bir memlekette hamile
kadnlar ocuklarn drm. Baka bir sefer gkten bacakl
kurbaalar yam.
Kalfalar dehet iinde dinlediler. Kendi sesiyle coan delikanl
musibet stne musibet saymaya devam etti. Bir baka
kuyrukluyldz yedi yl kuraklk getirmi. Tufanlar, zelzeleler...
, geliyorlar! dedi Nikola birden.
Haylazlk etmi ocuklar gibi sklm pklm baheye ktlar.
Takiyeddinin cann skan ey her neyse, bir aatan dierine bulaan
bir hastalk gibi Sinan da etkilemie benziyordu. kisinin de
yznden den bin parayd. Ama yardmclarnn merakl baklarn
grnce kalarn attlar.
unlann haline bak dedi Takiyeddin.
Dedikodu kuyrukluyldzdan hzl dedi Sinan, babacanca
serzenite bulunduu zamanlar kulland o tok sesiyle.
Hele kimileri dillerini tutamyorsa diye azarlad Takiyeddin
yardmcsn. Kulaklarna kadar kzard delikanl. Mneccimba
yumuad. Zarar yok. Naslsa tekmil ehir iitecek yaknda.
Cesaret bulan Cihan sordu, Peki ne olacak?
Allah byk, alametleri de dedi Takiyeddin. Biz bunu
grmeyebiliriz ama neticede hep yledir.
Bu cevaptan tatmin olmayan Cihan mneccimbama bakt. Keyfi
kamt. Dier kalfalar da farkl grnmyordu. O ana dek ortada fol
yok yumurta yokken ihtimaller uydurmulard. Halbuki imdi bir
tehlike olduunu hepsi biliyordu.
Sinan dedikodunun srati konusunda haklyd. Sonraki gnlerde
stanbulda herkes bunu konuuyordu. Endieli fsltlar ve kara
kehanetler duvarlardaki atlaklardan szp, kaldrm talarnn arasna
doldu, lamlardan akt, deliklerden geip, soluduklar havay kirletti.
Herkes endie iindeydi. Ksa zaman sonra sultan, eraftan,
vezirlerden ve ulemadan bir divan toplamaya karar verdi. Takiyeddin,
bu meclisin huzuruna kp neler olduunu anlatacakt. Sinann da
gelip fikrini paylamas istenmiti.
Bunu duyunca heyecanland Cihan. Usta beni de gtr yannda

diye yalvard.
Neden? Meraklnn tekisin diye mi?
Beni deilse aramzdan birini gtr. Bu rasathaneyi biz ina
ettik... Cihanm boaz dmlendi.
Sinan teslim oldu o byle konuunca. Hadi, git de hazrlan.
statla filbaz le ezanndan sonra saraya vardlar. Dierleri gibi
onlar da Arz Odasna alnd. Ricalden krk kadar kii ve bazlarnn
yardmclar geni odamn her iki yanma dizilmiti. Sultan Murad
tahtna gemi, etraf szyordu.
Az sonra Takiyeddin ieri alnd. Cihan onun diz kp sultann
eteini pn, eilip divan azalann selamlayn, ellerini nnde
birletirerek hrmetle bekleyiini seyretti. ii acd. O an kimse onun
yerinde olmak istemiyordu.
Mneccimba, kuyrukluyldzn neler getireceini evketli
hnkrmza anlatmak iin buradasn dedi Vezir-i Azam Sokollu.
Padiahmz msaade ederse... Takiyeddin, kaftannn iinden bir
tomar kard. Kendisine ne sorulacan bildiinden, cevabm bir
konuma eklinde hazrlamt, izin alnca yksek sesle okumaya
balad.
Saray rastlannn ba olarak, ben Takiyeddin bin Maruf, Kavs
burcunda bir kuyrukluyldz grdm. Zicime dantktan ve
Nasireddin Tusinin de bir vakitler yapt gibi zt - ubeteynimi
kullandktan sonra kuyrukluyldzn tul derecesinin Kavs 26 ve arz
derecesinin imal 22 olduunu tespit

ettim. lmlerimde byk yldz nirengi noktas olarak aldm:


Aldebaran, boann gz; Algorab, kuzgun ve Altair, kartal.
Kuyrukluyldzn mizacn anlayabilmek iin gnlerce hareketlerim
izledim. Grdklerimi, ruhum bu glgeler leminden gtkten sonra
gen rastlar faydalanabilsin diye tafsilatyla uzun uzun yazdm. Arzu
eden bunlar okuyabilir. Takiyeddin burada duraklad. Odada t
kmyordu. Mteakip yedi gece az uyudum. raklarm ve ben
durmadan alarak...
Sokollu mdahale etti: Senin neler yaptn deil, yldzn ne
yapacan anlat bize.
Takiyeddin derin bir nefes ald; her hareketini inceleyen kimi dost
kimi dman ehrelere tek tek bakt. Belki de izledii o kuyrukluyldz
kadar yalnz hissetti kendini. Parman yaznn stnde kaydrarak
birka ksm atlad ve sonlara doru bir yerden okumaya balad:
Yldzn Zhre tarafndan ekildiini, istikametinin imalden cenuba
olduunu buldum. Bnyesini ve ekimine kapld seyyarenin
mizacn inceleyerek u neticeye vardm: Semalarmz eski vakitlerde
ziyaret eden kuyrukluyldzlarn aksine, bu seferkinin hayrhah bir
tabiat var. Ktlk getirmeyecek.
Dinleyenler bir oh ekti. Bunun zerine Sultan Murad l dedi
bam sallayarak. Anlat biraz daha.
Bol bol yamur getirecek, hasat bereketli olacak dedi Takiyeddin.
Ya harp meydannda halimiz ne olacak? diye sordu Sultan.
Ordularmz klli bir zafer kazanacak.
Bir heyecan dalgas yayld. Gzler byd, sevinle ldad.
Meclis bu ekilde noktaland. Cihan da memnun mesut kt, ustasnn
pei sra.
Ne var ki bunlarn hibiri gereklemedi. ranla sava mit edildii
gibi gelimedi. Osmanl ordusu muzaffer oldu olmasna ama kayplar
o kadar fazlayd ki kimse doru drst sevinemedi. Ardndan kuraklk
bastrd. Kylerde, ehirlerde kilerler aylarca bo kald, ocuklar
geceleri a yatt. En beteri, tekmil mahalleleri yerle yeksan eden
depremdi. nsanlar topluca lp topluca gmldler. Her yerde
fukaralk, hastalk, elem ba gsterdi.
Kuyrukluyldz beladan ve dertten baka bir ey getirmemiti. En
ok da Takiyeddine. Ulema artk onu diline dolamt.
Mneccimbamn ayan kaydrmak iin frsat kollayan eyhlislam

349

Ahmed emseddin Efendi imdi var gcyle hcum ediyordu:


Rasathane yznden baa gelmiti bu felaketler. Allah gzetlemek
onlarn ne haddineydi zaten? Tam tersi olmas gerekirdi; Allahn gz
onlarn stnde olmalyd. insan dediinin baklar toprakta olurdu;
semann katmanlarnda deil.
Ve sultan rasathanenin yklmasn emretti.

C3HO
Haberi alnca ustamn evine dolutuk. Sanki bir ryada yryorduk,
ne zaman uyanacamz anlamadan. Bo gzlerle baktk birbirimize.
Sinan btn gn kameriyenin altnda bir bana oturarak geirdi.
Takiyeddinle o eski umut dolu sohbetlerini hatrlyordu belki de.
Akam namazndan sonra yanmza geldi, yle yumuak bir sesle
konutu ki szlerindeki sertlii hemen idrak edemedik: Siz yaptnz,
sizinykmanz gerek.
Ama ustam... diye itiraz edecek oldu Nikola.
Fili de aln muhakkak dedi Sinan.
Bana ne oldu bilmem. ime eytan girdi. Kendime hkim olamadm. Bu kadar basit mi usta? Yoksa byle olacan bildiin iin mi
bize yaptrdn rasathaneyi? diye sordum. brleri azlar bir kar
ak bakakaldlar bana. Neticede (tepsinin aklndan geen eydi ama
bir tek ben, aptal gibiyksek sesle syleyivermitim. Ustam bznle
bakt. Bilmiyordum byle olacan dedi. Bilsem size yaptrmazdtm. Ben gene de srar ettim: Peki ama binamz neden mdafaa
etmezsin? Nasl izin verebilirsin?
Sinann gzlerinin kenarndaki izgiler, kederi i bir tebessmle
derinleti. Elimde olan eyler var, olmayan eyler var dedi, insanlarn yakmasna, ykmasna, bozmasna mni olamam. Ama yangnlara, ykmlara ramen inaya devam edebilirim. Budur tek yapabildiim.

czno

Ykmdan evvelki akam Sinann evindeydiler. Herkes bir keye


ekilmiti. Usta, ailesiyle beraber yukarda haremdeydi; Nikola ilikte
tek bana alyordu; Davud ortalarda yoktu; Yusuf evin arkasndaki
odasndayd ve Cihan da ahrda, filin yanndayd. Zavall khya onlan
beraber yemek yemeye ikna edemeyince herkesin an ayr ayn
tepsilerle gnderecekti.
Fille ba baa vakit geirmeye hasret kalan Cihan, seyisi
kovalamt. Esasnda, hayvana kimselerin onun kadar iyi
bakamayacana inanyordu. Tpk eski gnlerdeki gibi, yerlerdeki
idrar ykad, pislikleri krekle toplayp att, fda azalm suyu
tamamlad, teknedeki yapraklan tazeledi. Alt- lanndaki yumuak etli
ksmlar actmamaya itina ederek otann ayaklann -byk n
ayaklarn ve daha kk ve beyzi olan arka ayaklann- ova ova ykad.
On sekiz trnan tek tek itinayla kesti, temizledi, ifal yalarla ovdu.
Sene- besene inaat sahalarnda ter dkmenin ve dik yokular kp
inmenin bir bedeli olmutu. Trnaklarndan drd krkt ve biri de
dmek zereydi.
Siil sivilce var m diye hayvann hortumunu, pislik var m diye
kuyruunu dikkatle muayene etti. Kulaklarnn arkasna bakt. Pire en
fenasyd. Bu kadar kocaman bir hayvann en minik mahluk karsnda
aresiz kaldn grmek garipti. Fakat tek bir tane kfiydi koca filin
keyfini karmaya. Birka kk, kahverengi topak buldu ama telaa
mahal verecek bir vaziyet yoktu. otay ykadktan sonra, yara veya
ban var m diye arkasn tetkik etti irenmeden. Kuruyan deriye
merhem srd. O bunlar yaparken, ota da sabrla bekliyor, grd
ilginin tadn karyordu. Cihanm da houna gitmiti bunlarla
uramak. Hi olmazsa i sknts hafifliyordu. i bittiinde, ota
Naslm? dercesine hortumunu sallad.
Pek yakkl oldun dedi Cihan.
Hafif aralk kapnn ardndan ayak sesleri iittiler. Buradaym
diye seslendi Cihan, yamaklardan birinin yemek getirdiini
zannederek. Gelenin Sinan olduunu grnce afallad. Ellerini bir beze
silerek koturdu. Ho geldin ustam. Beni affettin mi yle konutuum
iin?
Sermimar ahra buyur etmek yakksz olacandan aceleyle

351

ekledi: Dar geleyim mi?


Yok, yok. Burada konualm, daha iyi.
Cihan otamn haasn bir saman balyasnn zerine sererek
ustasna yer yapt. Yan kadifeden yan ottan bir koltuk.
Gn gelip de senden bunu isteyeceim, krk yl dnsem aklma
gelmezdi dedi Sinan oturduktan sonra.
Neymi ki o? dedi Cihan.
Hnerlerine ihtiyacm var. izim hnerlerine deil. Daha
eskilerine, ayet onlara hner denirse tabii.
Cihanm hibir ey anlamadm grnce aklad: Eskiden
yankesicilik yapardn, doru mu? Biliyorum, artk deitin.
Cihan bembeyaz oldu. Demek ustasnn haberi vard. Hem de bunca
zaman. Sululuk hissi ta parmak ularna yayld. Bir ey diyemedi.
Lafn ksas, benim iin birka ey alman isteyeceim. Cihan
hayret iinde ustasna bakakald.
Yarn, senin de bildiin gibi rasathane yklacak. Bunca alet edevat
yok olacak. Kitaplar da. Her ey o kadar hzl oldu ki, Takiyeddin
hibir ey kurtarma frsat bulamad. Kaplar kilitli, kimse ieri
giremiyor.
Nihayet ustasnn ne dediini anlamaya balad Cihan. Birka
kitap alsak bile dostumuz iin teselli olur.
Olur hakikaten ustam.
Kabul etmek mecburiyetinde deilsin elbet dedi Sinan sesini fslt
seviyesine indirerek. Parlak bir fikir olmayabilir. Bence mkemmel
bir fikir.
Tehlikeli olabilir.
Bunu sylememi mazur gr ustam ama hrszlk hep tehlikelidir.
Sinan ban edi. Sanki flbaza baknca hem umutlanyor hem
dertleniyordu. O an Cihan tuhaf bir hisse kapld. Belki daha da yal
ve olgun olsayd veyahut ustas gen ve toy olsayd, her ikisi iyi dost
olabilirmi gibi geldi.
Aramzda sr olarak kalmal dedi Sinan.
Tabii bir de otanm dedi Cihan. Yardm eder. Attan sessizdir ve
daha fazla ey tayabilir.
Pekl. Onu da alnz yanmza.
Cihan durdu. Ustam siz de mi geliyorsunuz?
Elbette. Seni yalnz gnderecek deilim ya.

Cihan dnd. O yakalanacak olursa, adi hrsz muamelesi


grrd. Ama ustas yakalansa hreti lekelenir, saraydaki iini
kaybederdi. Ameleleri, ailesi, talebeleri, yzlerce insan perian olurdu.
Bala ustam, yanmda biri varken alamam. Yalnz gitmeliyim.
Sinan itiraz etti. Cihan direndi. Usta vazgetiini syledi. Kalfa,
artk ok ge, dedi. Bir kere iittim ya, yapmadan brakmam. Bir
sz harbiydi. Kavga etmeden tarttlar orackta.
Pekl diye raz oldu Sinan nihayetinde. Bir para kesesi kard.
Olur da bekiye yakalanrsa rvet vermeyi deneyecekti. Belki ie
yarard. Adamn mizacna bakard bu iler, bir de Cihanm ksmetine.
Yaklaan ayak sesleriyle irkildiler. Duman tten bir tas orba,
ekmek, su ve zerde ykl bir tepsiyle bir hizmetkr belirdi. O,
yemekleri brakp ekilene kadar beklediler.
Hadi ye dedi Sinan. Uzun bir gece olacak.
Cihan orbadan telala bir yudum ald. Dili haland. Bilhassa
kurtarmam arzu ettiiniz bir ey var m? diye sordu.
Var esasnda dedi Sinan, tek kan kaldrarak. Bu soruyu
bekledii belliydi. Alet edevat brak; onlar fazla byk. Kitaplar
kurtarmak lazm, ne kadarn kurtarabilirsen. Bir de bulabilirsen,
Takiyeddinin zicim bul; bilirsin ne ok abalad onun iin.
Ayn, gnein, yldzlarn ve semavi cisimlerin haritas. Senelerin
emei. Nasl yanma almam olabilirdi? Akimdan geenleri okumu
gibi konutu Sinan: Takiyeddin kymetli eyalarn rasathanede
tutard. Oras onun yuvasyd.
orbasn hzla kaklad filbaz; azna bir para ekmek att,
kalann kuann iine koydu. Yola koyulma vakti. Ben hazrm
ustam.

oareo
Dolunay vard - gemi zamanlardan kalma bir enlik atei gibi
parlyordu ehrin stnde. Kprdayan, adeta nefes alp veren glgeler
arasndan Tophaneye doru ilerledi fil ile filbaz. Pek kimse bilmezdi
bunu ama ayaklarnn altndaki kaln, kadifemsi etler sayesinde filler
hayret verici bir eviklik ve sessizlikle yryebilirdi. Bylece vasl

353

oldular rasathaneye. Binalar, kuruni semann altnda, kaygyla


birbirlerine sarlm iki deve benziyordu. Ertesi gn bu vakitlerde
onlann gitmi olacan dnnce bir sz sapland Cihanm yreine.
Aaya atlad; etrafta kimsenin bulunmadndan emin olmak iin
durup geceyi dinledi. otaya kendisini beklemesini syledi. Mkfat
olarak verdii fndk, fstk ve armutlar amnda silip sprd hayvan.
Cihan, kitaplar tamak iin uvallar getirmiti. Onlar ald, uur
getirsin diye otamn hortumunu defa pt ve doruca rasathaneye
yneldi.
Evvela ana kapy denedi. stne pasl bir asma kilit taklmt.
Kuandaki bakla biraz kurcalad. Zorlayarak aabilirdi ama byle
yaparsa kilidi eski haline getiremezdi. O zaman gece birilerinin ieri
girmi olduu anlalrd. Srnerek duvarlarn arkasna geti ve her
iki yandaki kaplar yoklad. ki bina arasnda bir geit olduundan,
ieri girmenin bir yolunu bulduktan sonra hangi taraftan girdiinin
nemi yoktu. Derken, zemin kattaki yuvarlak pencere arpt gzne.
Km yerinden oynadn ve bir trl tamir edilmediini hatrlad.
ikyet etmiti Takiyeddin. Derken unutmutu, herkes gibi.
Bir an sonra oradayd Cihan, pencereyi zorluyordu. Tahmin ettii
gibi mentee kolayca kverdi. Pencereyi itip aarak ieri szld.
Ortalk yle karanlkt ki dizlerinin ba zld. Gzleri alana kadar
bekledi, derken etraftaki cisimleri semeye balad. Merdivenlerden
kp ktphaneye vardnda kt, tire, mrekkep ve deri karm
kuvvetli bir koku arpt yzne. Ak bir yarayd adeta her raf. Sendeleyerek saa sola baknd. Binlerce kitap, harita ve elyazmas vard.
Hangilerinin daha kymetli olduunu nereden anlayacakt? Nasl
kyaslayacakt? Tarihlerine gre mi? Daha eskiden yazlm olan
eserler daha m deerliydi? Yazarlarna gre mi ayrmalyd? Yoksa
konularna gre mi?
Cihan, bir raftan dierine koarak rastgele birka kitap seti; ayn
avknn vurduu pencerenin kenarna getirdi. Latince, Arapa,
branice, Yunanca, talyanca, Ermenice, Farsa, Trke, Krte,
Sryanice kelimeler yamur olup yad zerine. Nefesi kesildi.
Kendine sinirlendi. Ne demeye oyalanyordu? Tereddtlerle
kaybedilemeyecek kadar kymetliydi vakit. Yannda getirdii uvallar

aceleyle ap, eline geirdii kitaplarla doldurmaya balad. Madem


seemiyordu, o halde semeyecekti. Hepsini birden kurtaracakt.
ilk raf uvala aktard; ardndan iki taneyi daha. Birinci uval
dolmutu bile, ikinci uval da sonraki raf yuttu. O kadar. Bir adm
att ne doru, sarho gibi yalpalad. Haddinden ard yk. Elleri
titreyerek ciltlerin bir ksmm kard mecburen. Geri geleceim
diye fsldad.
Dan kp ota'y buldu, ip merdivene trmand, kitaplar filin
mahfesinin iine boaltt ve koarak, nefes nefese geri dnd. El
arabas getirmedii iin kendi kendine lanet okudu. ylesi daha
akllca olurdu. uvallar bir daha doldurdu. Bu sefer be raf daha
tamamlad ve yine dar kotu. Sonra bir daha. Ardndan bir daha. Bu
gidi gelilerden ka tane yaptn kendi de sayamad. yle zor nefes
alyordu ki bilileri iitecek de yakalanacak diye korktu.
Nice sonra dili dama kurumu bir halde yutkunarak kendini
toparlad. Pencerenin dnda afak skyordu. Bu sonuncu sefer
olmak zorundayd. Buraya kadard. Kurtarabilecei kadarm
kurtarmt; daha fazlasn yapamazd, ite o an acayip bir ey oldu;
yllar sonra beli bkk bir ihtiyara dntnde bile kimselere
anlatamayaca bir gariplik. Kitaplar, elyazmalar, haritalar, izimler...
hep birden ona seslenmeye baladlar. Evvela alak perdeden geliyor

du sesleri. Bir uultu halinde. Giderek tizleti. lk la


yalvaryor, haykryorlard kendilerini de almas iin. Yrtk kttan
azlarn, mrekkepten damla damla gzyalarn grebiliyordu.
Kendilerini raflardan attlar, birbirlerinin stne bastlar, dehetten
kocaman alm gzleriyle nn kestiler. Cihan, frtnal bir denizde,
etrafnda yzlerce kii boulurken, bir sandaln iinde, kurtarabilecei
bir dzine insi m semeye alan bir adam gibi hissetti kendini. Alamaya balad.
l uval daha doldurdu. Grnmeyen bir zebani tarafndan
kovalanyormu gibi hzla kt oradan. otaya nasl bindiini,
Sinann evine nasl vardn hatrlamayacakt. Kitaplar ustasna
teslim etti ve gene onunla konumaya kalkarlar diye korkusundan bir
sre yanaamad yanlarna.
Hintli, ne ok kitap kurtarmsn dedi Sinan gururla.
ok daha fazlasn braktm dedi Cihan ksk bir sesle.
Sinan uvallar boalt, ciltlerini sildi, hepsini ktphanesine
saklad. Daha sonra tastamam drt yz seksen dokuz kitap kurtarm
olduunu syleyecekti. Cihan ancak odasna dnp, bam yasta
koyarak titremesini durdurabildiinde bir eyi fark edecekti: o telala
Takiyeddinin zicini aramay unutmutu!
Nihayetinde, en ok tenkit ettii eye yenik dmt mneccimba. lim ve irfann ilerlemesi iin birikim gerekliydi. Birikim
iinse mevcut eserlerin ve emeklerin zenle muhafaza edilmesi. Kat
stne kat ina ederek ilerlerdi toplumlar. Her kuakta yeniden
balayarak deil. Halbuki Takiyeddinin ardndan gelecek olan rastlar
gene sfrdan balamak mecbu- riyetindeydi.

Ertesi gn, tan aardktan sonra, alts birden -Sinan, kalfalar ve filkendi yaptklar eseri ykmaya hazr bekliyorlard. Ne bir gvercin
kprdad saaklar altnda, ne bir meltem esti. Sanchann gzlerinde
yalar olduunu fark etti Cihan. Kimse tek kelime etmedi.
Takiyeddin bir kenarda duruyordu. Ellerini gsnde kavuturmu,
teselliye muhta bir bebek gibi kendi kendine hafife sallanyordu.
Surat bembeyazd. Taramay unuttuu sakallarna bir damla
dyordu bazen. Alamaktan gzleri kan anana dnmt.

356

Ellerinde balyozlar, tokmaklar ve barutlarla gelen amelelerin


banda durup, btn gn kaplan ve pencereleri paraladlar. ota,
erevelere bal ipleri var gcyle ekti, du- varlan ykt. nsanlar
seyretmeye gelmiti. Kimisi alklayp tezahrat ederken, ou akn
bir sessizlik iinde seyretti. Be gn sonra, sonuncu ta da kaldmld.
Tpk seneler evvel Sinann raklan temel attnda olduu gibi
dualar okunuyordu. Ne var ki bu defa, bu gnah binasn yerle yeksan
ettii iin Allaha kredenlerin duasyd ykselen.
Rasathaneyle beraber Cihann iinde bir eyler ykld. Zaten
Olevin lmnden beri bir yan hi toparlanmamt. imdi bir baka
yan daha yara almt. lme, fenne, ilerlemeye inanan yan.

Mihrimaha hasreti, file muhabbeti ve Sinana hayranl olmasa,


bu krk tulalar ve yank tahtalar ehrinde bir gn daha durmazd.
ek git diyordu iinden bir ses, ama nereye? Yeni maceralara
atlmak iin ya gemiti. Git! diye yalvaryordu ses, ama nasl?
detlerine, huylarna alamasa da ruhunu zapt etmiti stanbul.
Ryalar bile baka diyarda gemez olmutu. Git! diye uyaryordu
ses, ama niye? Dnya kaynayan bir kazand, nereye varsa insan, hep
ayn dler ve d krklklar olacakt.
Ylar boyunca, umutlarn yabancs olduu bir ehre; kalbini asla
elde edemeyecei bir kadna; genliini, her ne kadar kymet verilse
de kolayca gzden kanlabilen mimarlk

357

mesleine balamt. Hayatta hibir ey, da vurulamayan


kzgnlk kadar zarar vermez insan ruhuna. Ve Cihann fkesi iinde
birikiyordu anbean. Hibir eye inanc kalmamt. En sradan ayrnt
iin bile ne ok aba harcyorlard ama kimin umurundayd? Kimse
emeklerini anlamazken ne diye hl bu kadar abalyorlard? Sonunda
takdir edilmeyeceini bile bile kendini paralamann ne anlam vard?
Senelerdir ilk defa almak gelmiyordu iinden.
Usta ve kalfalar mermeri gergef gibi iliyor; kayalar hamur gibi
youruyor, hendese ekillerini su gibi akkan eyliyorlard. Oysa
muktedirlerin de, ahalinin de nem verdii tek ey binalarn ykseklii
ve kubbelerin byklyd. Bu arada pek az kii fark ediyordu ne
denli ince, nazenin bir zanaat icra ettiklerini; her pare taa ruhlarndan
ruh flediklerini.

OSBO
lemeyen demir pas, kullanlmayan ahap kf, almayan insan
zan besler, derdi Sinan. Bo durmak yoktu. Kalfas Cihann
isteksizliini grnce, zehrin devas panzehirdir diye ona iki misli i
verdi. Yangnlar, depremler, savalar, ktlk ve kuraklk geldi geti;
Sinan sebatla yola devam etti. Cuma camileri, mescitler, medreseler,
kprler, hamamlar, da- rifalar, imarethaneler, ambarlar ve
kervansaraylar yaptlar. Bunlarn ounun banileri padiahlar ve
onlarn valideleri, eleri, kzlaryd. Keza vezirler ve kaptan- deryalar
da. Ancak Sinann yapt her ey ynetici taifesinin arzusuyla
olmuyordu. Mesela rya trbeleri.
Halktan birileri ryasnda bir evliya grrd durduk yerde. Ya da
mezan harabeye dnm bir abdal veya mlhit diye idam edilmi bir
Sufi. Tm bu ller naalarnn yerini gsterir, hak ettikleri mezarlara
kavumak isterdi. Ertesi sa

bah ryay gren kii Sinann kapsna dayanrd. Mademki


mimarbayd, bu meseleye de bakmalyd. Bylece Sinan, sermimar
sfatyla, sadece binalar yapp koca ehri tanzim etmekten;
kanalizasyon ve yollan denetleyip yangn nlemleri almaktan;
sukemerleri ykseltip inaat izinleri vermekten sorumlu deildi. Bir de
rya tabirlerine nezaret ediyordu.
Rya arzuhalcileri hep sabrsz, aceleciydi. Mimar ve kalfalarnn
ellerinde ne i varsa brakp, onlann talebiyle ilgilenmelerini
beklerlerdi. Kimisi tehdit bile ederdi: Vallahi bu kudretli bir evliyaya
benzer. Dediini yapmazsanz arplrsnz maazallah. Bu ahsiyetleri
dinlemek kalfalarn greviydi. Gelen herkesi tek tek buyur edip,
drstleri sahtekrlardan ayrmak da. Cihan, kim bilir ka perembe
sabah bir tabureye km, hi tanmad insanlara kulak vermiti.
Yannda bir de ktip olurdu. Ne kadar sama olduuna bakmadan her
bavurunun kaydedilmesi gerekiyordu. Sinan sevecenlikle karlard
arzuhal sahiplerini. Akil rann onlar dinleyeceini syler,
Cihanm olduu yne bir bak atar, sonra da dudaklarnda muzip bir
tebessmle ayrlrd. Yapt her hareketi izleyen dzinelerce gzn
altnda ter basard Cihan. Oda bask ve havasz gelirdi. Btn bu insanlara ve beklentilerine dard mekn.
Rya arzuhalcilerinin ou muhtelif yalarda erkeklerdi.
Babalarnn refakatinde gelen ocuklar olurdu. Arada bir kadnlar da.
Kocalan veya erkek kardeleri ryalarn anlatrken onlar danda
beklerdi. Her yerden gelirdi bu insanlar. Hareketli limanlardan cra
mezralara kadar. Ve kalfa- lann da her yere gitmelerini beklerlerdi. Bir
kasabada, iftlikte veya da banda trbe ina etmeleri iin
yalvanrlard. Mademki ryadaki zat byle demiti.
Bir defasmda, baz kyller emelerinin tamir edilmesini istemiti.
Daha evvel kadya bavurdularsa da bir sonu elde edememilerdi.
Derken bir eri bir rya grmt. Kuvvetli
.'
i

359

ve kzgn bir ermi, emenin altnda bir dergh kalnts olduunu


sylemiti. Su aktka orada yatan hmn huzurluydu. Halbuki
imdi su kuruduu iin rahatsz olmulard. emenin onarlmas
artt, hem de gecikmeden.
Cihan ustasna o gn dinledii hikyeleri aktarnca Sinan, bu taleple
bizzat ilgilenmelerini istemiti.
Ama ustam, doru syledikleri ne malum? Bana yalan gibi gelir.
Ne fark eder? dedi Sinan. Onlarn suya ihtiyac var. Benim neye
inandmn nemi yok. Bylece dalardan su getiren hendekleri
temizleyerek emeyi yaptlar. Kyller de memnun oldu, Sinan da;
ayet varsa, ryadaki zat da.
Aa yukar o gnlerde bir deirmenci geldi. Buday tanelerini
ayklayp trken bir kadn sesi iitmi - ho ve cez- bedici bir ezgi.
Cindir diye korkup kam. Ertesi gn, bir fiske tuzu sol omzundan
arkaya atp, kez atee tkrm olduu halde ses yine onu
bekliyormu. Ayn gece adamn ryasna girmi kadn. Yz ldyor,
salar omuzlarna dklyormu. Valide sultann emriyle ayana ta
balanp boulduunu anlatm, fakat bunun hangi valide olduunu
dememi. Ruhu, o vakitten beri dnyay gezer, denizin derinliklerinde
bedenini ararmi. Yakn zamanda bir balk, kadnn, denize atld
esnada sanda takl olan baa tara bulmu. Bunun ne olduunu
anlamadan bir kutuya koymu. te kadn, deirmenciden gidip o
tara bulmasn, bulup gmmesini istemi. Bylece bir mezan olacak,
bir para huzur bulacakm.
Neden balkya grnmemi? diye sordu Cihan kukuyla.
yi bir insan deil o dedi deirmenci. Rumeli Hisarinda oturur.
Mavi bir kulbesi var. Ben grmedim. Kadn anlatt. Fukara adamm,
kanm hasta, olum da yok ki un uvallarn tasm. Nasl gideyim
oralara?
Cihan tersledi. Ben de gidemem. im gcm var.
Adamn gzlerindeki d krkl grlmeyecek gibi deildi. Ama
Cihan esas artan Sinann tepkisi oldu. Bu hikyeyi iitince
mimarba, gidip bir bakmasn syledi. Ertesi gn fil ile filbaz yola
koyuldular.
Balky bulmak kolayd; onunla konumaksa imknsz. Hnla
kararm gzleri ve asrlardr glmemi gibi grnen azyla kat
yrekli bir adamd. Cihan, eyalarm kartrmasna izin
vermeyeceini bir bakta anlamt. Baka bir tertip dnd. Biraz

uzaklap otay, istese kolayca skebilecei bir st aacna


balayarak Burada bekle. Hemen dnerim dedi.
Geldii yoldan geri dnd. Parmaklarnn ucuna basarak barakann
iine szld; birka kutu buldu ama tarak hibirinde deildi. Derken
yerdeki sepet iliti gzne. Merakla ap bakt. Oradayd. St beyaz,
kenarlar krk bir tarak. Cebine att gibi topuklad. Allahtan Sinan
taran nasl ele geirildiini sormad. Onun yerine Kadncaz
gmmemiz gerek dedi. Bir de mezar ta gerek.
Ama sonra ne derler? Ceset yerine tarak gmlr m? diye sordu
Nikola.
ayet bir insandan kalan tek ey buysa, neden olmasn? dedi
Sinan.
Bir dut aacnn dibini derince kazd Sinan ile kalfalar. Tara
ukura yerletirdiler. Mezara toprak atarken dualar okudular.
Nihayetinde, deirmencinin ryasndaki kadn bir mezara sahip
olmutu. Tan stnde yle yazyordu: smi bize mehul, Rabbe
malum olan bu hatun kiinin ruhuna fatiha...

czo
Son krk yln en souk gnym dediler, Mikrimakn ld
gn. Eypte sokak kedileri bir damdan dierine atlarken havada donup kalm, billur lambalar gibi. Dilenciler, mecnunlar, abdallarve
evsizler imarethanelere snm donmamak iin. Mikrimak n keni
terk etmek iin neden byle bir gn setiini asla bilemeyeceim. Bakarda domutu halbuki, iekleri severdi Aylardr hastayd;
etrafndaki hekimlerin says gnbegn artt halde skkati
ktlemiti. O uursuz aylar boyunca alt kere grebildim onu. Her
seferinde biraz daha bitkindi. Gnlsz ulak Hes- na Hatunu daha sk
grdm elbette. Mikrimakm mektuplarn hayvanat bahesine getirir,
ben okuyup cevap yazarken bir kenarda somurtarak keklerdi. Dadnn
oflayp poflamasna aldrmadan kelimelerimi itinayla seer, ar ar
yazardm. Nihayet bitirdiimde, mhrl mektubumu fkeli bir
nazarla alr, gzden kaybolurdu.
O ocak sakak dad, zerinde krk bir harmaniyeyle belirdiinde

361

gene mektup getirdiini zannettim. Halkuki o, Sultanm seni grmek


istiyor dedi.
Kapal kaplar ardna kadar alverdi nmde, gizli duvarlar aydnland. Beni gren mukafzlar kafalarn evirip grmezden geldiler.
Her ey evvelden ayarlanmt. Mikrimakm kuzuruna vardmda
glmsemek iin epey gayret etmem gerekti. Yzmden anlamamalyd ne kadar kt grndn. Surat iltikaplanm, vcudu
imiti. Bacaklar, kollan, koynu, parmaklar, gen kir kzken kat
ar tarafndan sokulmutu sanki. Cikan, kymetlim... dedi usulca.
Yzm yatak rtsnn danteline gmdm. Bunca zamandr ait
olduum mevzi kurasydt ite onun mevcudiyetinin kysnda
kenannda bir yer. Aladm grnce elini kaldrp yumuack kir
sesle Yapma dedi.
Derkal durdum. Af diledim. O yine "Yapma dedi. Yakma gelmemi
emretti, daka yakma Hesna Hatunun yakc kaklarna ramen.
Elini elimin stne koydu ve her ne kadar daha evvel birbirimize
birka kez temas etmi olsak da ilk defa o an bedeninin loedenime
aldn hissettim. Odada bizlerden baka kimse yoktu. Dudaklarn
ptm. Topra tattm.
Sen ve beyaz/il hayatma nee getirdiniz dedi. Ben gidince hakkmda houna gitmeyecek eyler iitebilirsin.
Onun maneviyatn ykseltecek bir eyler gevelemeye altm, lkin ne ben kelimeleri bulabildim, ne o izin verdi. Ben ldkten sonra dedi srarla, ne olursa olsun, beni her daim kalbinde muhabbetle
anman istiyorum. Hakkmda jena eyler duysan bile bu deimeyecek, deil mi?
Dnmeden sz verdim. Onu her daim sevgiyle hatrlayacama
orackta yemin ettim. Tutmas kolay bir yemindi. yle sanmtm...

CSEO
Kasm banda, Sinanla kalfalar Sokollu Mehmed Paa Camiinin
son teferruatlaryla urayorlard. Tek minare, altgen yap, sekiz
ayak stnde kasnaa oturmu merkezi kubbe, yan sofalarda revakl
kat, mermer mihraptan tavana kadar ieklerle bezeli iniler, kubbeli
adrvan ve Kbeden gelen Hacerl-esved paralan. Kasnakta
oyuklar brakm, bunlarn iine kpler gmdrmt Sinan. Bylece
tm sesler bir kubbede toplanmt. Camide verilen vaaz her yerden
rahatlkla duyuluyordu.
Sokollu, yannda muhafzlar, danmanlan, uaklaryla inaat
grmeye geldi. Onu lmsz klacak binay tefti etti, bir an evvel
bitmesi iin sabrszlanyordu. Memleketteki en aklselim sahibi
adamd; her daim vakur bir hali vard, dirayetli ve mahirdi. O gne
kadar sultana hizmet etmiti: Sleyman, Selim ve Murad. Pek ok
devlet adam en ufak kusur yznden kellelerinden olurken
Sokollunun nasl bu kadar uzun ayakta kalabildii herkesin merak
ettii bir husustu. Bir dii cinin ona abay yakt ve her iinde yardm
ettii rivayet ediliyordu. Ne vakit Sokollu bir tehlikeyle kar karya
kalsa, cin onu ihtar edermi.
Sokolluyu grnce gemii hatrlad Cihan. Yllar evvel
Zigetvarda Sultan Sleymann cesedini otann mahfesine
yerletirdikleri gn unutmamt elbet. O vakitten bu yana, usta bir
oymac gibi alan zaman, Sokollunun yz hatlanm keskinletirmi,
ehresine sert bir ifade vermiti. O tam bunlar dnrken sadrazam
durdu, arkaya dnd. Cihan grnce gzleri ldad.
Filbaz! dedi Sokollu. Yalanmsn!
Sinan lafa kart. Cihan drt kalfamdan biridir efendim. Sokollu
Cihana halini hatrn ve filin nerede olduunu sordu ama cevaplar
pek dinlemedi. Bir saat sonra peinde maiyetiyle beraber ayrld.
Cihan, atlan alacakaranlkta kayboluncaya dek bakt arkalanndan. O
gece kan frtnada atlar utu, aalar devrildi, ukurlar suyla doldu.
Ertesi sabah btn sahay amur iinde buldular. Her taraftan pis
dereler akyordu. Az ileride bir dzine amele bala saplanm bir
arabay kurtarmaya urayordu. Bir blk ii, sanki inaat,
kazanlmas gereken bir savam gibi hep bir azdan Allah Allah
diye bararak, devasa bir keresteyi makaralar yardmyla kaldrmaya
urayordu. evli atnn stnde hasarl ksmlar tamir eden adamlar

363

vard. Cihan ne tarafa baksa canla bala alan birilerini grd. Bir tek
ota tembellik ediyor, pek sevdii amurlann iinde keyifle
yuvarlanyordu.
Caminin karsnda, stadm ara sra dinlenmek iin ekildii derme
atma bir kulbe vard. O gn Sinan srt ardndan leden sonray
orada, scak havlulara sanl vaziyette geirmiti. Bir ara, Yahudi bir
hekim gelip, kt ifrazat aktmak iin iki kap kan almt.
Akam ezanndan sonra kap ald, Sinan dan kt; solgun ve
uykulu grnyordu. Cihana el sallayp, bir eyler sylemek zereydi
ki tuhaf bir ey oldu. atdaki iilerden biri, kurun tablalar yukan
ekerken ykn zapt edemedi. Tuttuu ip koptu ve tam Sinan oradan
geerken koca yk aa kayd.
Bir feryat yrtt havay. Yksek perdeden bir kadn sesi. Sanchayd.
iki kelime dkld dudaklanndan: Ustam, dikkat!
Kurunlar korkun bir gmbrtyle yere indi. Son anda yana kaan
Sinan mucizevi bir ekilde kurtulmutu. ayet hareket etmeseydi
ykn altnda kalacakt.
yiyim, iyiyim dedi Sinan yanna koanlara.
Birer birer btn kafalar Yusufa dnd. Sorgulayan nazarlar altnda
kulaklarna kadar kzard o da. Bunca zamandr saklad sr ortaya
kmt.
Sessizlii Sinan bozdu. Durumu idare edebilmek iin glmsedi.
Yusufun sesini iitmek ne bahtiyarlk. Tevekkeli demezler, korku,
bal dilleri aar diye.
Yusuf titreyerek ban ne edi, vcudu pelte gibi olmutu. Gnn
sonuna kadar herkesten uzak durdu. Cihan konumak istediyse de
herkes bakarken yanna gitmeye cesaret edemedi. Ameleler
phelenmiti. Yan gzle ona bakarak, meer aramzda hnsa varm,
diyorlard. Hnsa, yani ilelebet arafta kalm biri. Yusufun kadm
olabilecei ihtimali he9

nz kimsenin akima gelmemiti.


Ertesi gn, Sinann bakalfas sahaya gelmedi. Ondan sonraki
gnler de. Yusufun kendini iyi hissetmedii ve birka haftalna bir
yerlere gittii sylendi. Nereye diye soran olmad. Hemen herkes
hasbelkader bir srra denk geldiklerini ve bu hususta fazla ey
bilmemenin daha iyi olacam hissetmiti. Sadece Cihan meselenin

ciddiyetini kavryordu. Sancha artk onlarla almayacakt. Bir daha


gelirse hem kendini hem stad tehlikeye atard. O hi sevmedii
hayata -bir odaln hayatna- geri dnmt.

Ayn hafta, dnceli dnceli sahada dolaan CihanTn gzne,


otamn amurda oynarken ezdii bir ip arpt. Gay- riihtiyari eilip
ald. Dikkatle bakt, yz asld. Kenarlardaki sicimler kopmann
etkisiyle krpk krpkt; halbuki ortadaki sicimler ksa ve dzgnd.
Birisi ortasn kesmek suretiyle ipi inceltmiti. Dardan baknca
sradan grnen ip, ieriden yumurta kabuu kadar dayankszd.
Cihan dosdoru Sinan grmeye gitti. Ustam birisi tuzak kurmu.
Sinan tek kelime etmeden ipi inceledi. Kaza deildi dersin, yle
mi?
Olmadna eminim dedi Cihan. Kulbeden neden ktnz?
Birinin bana seslendiini iittim.
Her kim tertiplediyse o seslenmi olmal. pin kopacan biliyordu,
nk o kesti. Zavall San... Yusuf sizi kurtarmaya alt. Yazk imdi
ba dertte1.
Madem bu kadar ok biliyorsun... dedi Sinan hznle. Ailemle
beraber evde. Bir eyi yok.
Sizinle almakt tek mutluluu. Geri gelmesi gerek.
Sinan ban sallad. Olmaz. naat sahasnda kadn olduu bir
duyulursa...
Cihan dudaklarn skt. Neden suluyu bulmak iin herkesi
sorgulamyordu ustas? Bu iten niye Sancha cezal kyordu? Kimin
yaptnn peine dmeyecek miyiz?
Ne gelir ki elden? Sahadaki her adam sigaya ekemem.
Cihan duygularna kaplp sonradan piman olaca eyler sylemek
istemiyordu ama kendini tutamad: Michelangelo yardmcs lnce
ne kadar yas tutmu. Halbuki bizim ne kymetimiz var sizin
gznzde...
Sinan zntyle bakt. Bu doru deil, sen de bilirsin. Fakat
Cihan dinlemedi bile.

365

Bir kalfas eksik de olsa Sinan, Sokoilu Camiini vaktinde


tamamlad. Dualar eliinde knal kolar kurban edildi, etleri fakir
fukaraya datld. Sokoilu amelelere bahi datp klelerinden yz
tanesini azat etti. Bundan ksa sre sonra, bir divan meclisi esnasnda,
dervi klkl bir adam sadrazam grmek istedi. O da Bonakt.
Kimsenin anlayamad bir ekilde, Sokoilu adamn ieri girmesine
izin verdi. Sadrazam bu yabanc tarafndan bakland. Katil derhal
yakalandysa da cinayetin ardnda ne olduu anlalamadan orackta
ldrld. Sokoilu, Sokolovi, padiahlarn sa kolu ve Sinann
inaatlarnn son banilerinden biri bylece gp gitti. Ona yardm
eden dii cin, ayet varsa, bu kez uyumutu.
Sokolludan sonra sultan pe pee vezirler tayin etti ama hibiri
seleflerinin eline su dkemedi. Sanki bir anda bir kapak kaldrlm,
altnda kaynayan kazan ortaya kvermi- ti. Hazine botu, sikkeler
kymetsiz. Yenieriler fkeli, kyller keyifsiz, ulema tatminsizdi.
Sinan iyice ihtiyarlamt ve kalfalar drtten e dmt. Ona
sonuna kadar bal, ona k dilsiz rak artk yannda yoktu.

0330
Cihan ryasnda kyndeydi. Ensesini yakan gnein altnda,
evlerine uzanan yolda yryordu. Bahe kapsn ak bulup ieri
dald. Avluda tekinsiz bir sessizlik vard. Bir aacn altndaki glgeyi
fark etti: bir kaplan. Az ileride bir tavus kuu dolanyor, bir geyik
otluyordu. Dikkat ekmemek iin ar admlarla ilerledi. Beyhude bir
gayretti, zira kedi onu oktan grmt. Her admda karsna yeni bir
hayvan kt: gergedan, ay, zrafa. Doduu ev, sarayn hayvanat
bahesine dnt. Mermer koridorlarda koarak annesiyle kz
kardelerini arad. st katta, Arz Odasna benzer bir yerde vey
babasna rastlad. Konumadlar. Tekrar dan ktnda azgn bir
nehir akmaktayd. Uzaklarda, bir kaykta tek bana giden Sinan
seti. Ustasna seslendi. Onu grnce Sinan ayaa kalkt ama
dengesini kaybetti. Aniden kayk devrildi, Sinan da sulara ekerek.
Cihan korkuyla haykrd. Yannda birileri baryor, omzunu

drtyordu.
Uyan Hintli!
Cihan gzlerini at, kalbi kafesinden frlayacak gibi arpyordu.
Grmeyi en son isteyecei insan karsnda duruyordu: ay terbiyecisi
Mirka. Yllar nceki tacizin ans kmndan ekilen bir haner gibi
keskin ve hzl geri geldi. Ne istiyorsun? dedi Cihan ters ters.
Mirka bir adm geriledi. Bir ey oldu. Sana haber verelim dedik.
Cihan ancak o an fark etti Mirkann yanndaki kiiyi. otamn yeni
bakcs Abeydi - gencecik bir Afrikal, ta atlasa on altsnda. yi
ocuktu ama yle tecrbesizdi ki, koskoca fil bir yana, tavan bile
emanet etmek istemezdi Cihan ona. O yzden pheyle sordu: Ne
oldu?
Mirka gzlerini kard. Mahluk gitti. Kat.
Cihan, zerindeki rty atarak ayaa firlad ve Abeyi kolundan
yakalad. Sen neredeydin? Neden gz kulak olmadn? Olan bo bir
uval gibi ylp kald. Mirka araya girdi. Onun kabahati yok, kzma.
Hayvan kudurmu gibiydi, hepimiz ahidiz. Hi byle grmemitik.
Bir sebebi olmal dedi Cihan olana bakarak, Ne yaptn, syle.
Hi diye cevap verdi Abe, sesinden korku akyordu. Cinlendi
sanki.
Cihan zerine alvarn geirip yzne su arpt. Koularn
yanndan sessizce getiler. Bo ahnn kapsnda durdular, ipular
ararcasna.
Ne yne gitti? diye sordu Cihan.
Mirkayla Abe baktlar. Ana kapdan km. Muhafzlar
durduramam.
Cihann ii burkuldu. Bu heyula ehirde nasl bulacakt otay
bana bir hal gelmeden? Bana bir at gerek dedi. Bir de izin
belgesi, abuk!
Az sonra Cihan saray kapsndan km, ne tarafa yneleceine
dair hibir fikri olmadan drtnala gidiyordu. Meydanlardan,
pazaryerlerinden geti. Bir keyi dner dnmez karsna gece
bekisi ve iki yenieri kt. Beki elindeki sopay kaldrarak bard:
Dur hele! n misin, cin misin? demoluyum efendi dedi Cihan.
Bu saatte sokakta ne iin var?
Saraydan geliyorum dedi Cihan, bir eliyle eyer kana tutunup,

367

bir eliyle evrak uzatarak. Sultanmzn bahesinden bir mahluk kat.


Onu bulmaya yolladlar beni. nanmaz gzlerle bakt beki. Ne
hayvanym bu?
Fil dedi Cihan. Karlk alamaynca ekledi: Karadaki en byk
mahluk.
E, nasl yakalayacaksn o halde?
Ben filbazm, beni dinler... beni sever derken sesi titredi. Neyse
ki adamlar fazla stelemedi. Onlardan uzaklanca atn mahmuzlad.
Ne kadar uzun zamandr aramakta olduunu ancak sabah ezann
duyunca anlad. te o an ta seneler evvel Sangramm sylediklerini
hatrlad; adeta bir mr gemiti zerinden. Bu mahluklar lecekleri
yeri seermi...

Bu da galiba buray beendi baksana.


Halie bakan mezarla vardnda ay bir bulutun arkasna
saklanmt. leride devasa bir glge gzne arpt. Atndan atlayarak
yaklat. ota?
Kaya kprdand.
Neden geldin buraya?
ota ban kaldrd. Yorgundu.
'Haylaz seni! Bir daha sakn byle bir ey yapma. dm patlad.
Hayvann hortumuna sarld Cihan, alyordu.
Gnn aarmasm seyrettiler beraber. Kymetli ipeklilerini
sergileyen bir kuma taciri gibi en parlak renklerini serdi sema
nlerine. Ta kitabeleri, ylankavi geitleri ve tepeleriyle stanbulu
seyrederken, bu ehirde vakitlerinin nihayete erdiini hissetti Cihan.
Tuhaftr, zlmedi. Sonradan gelecekti keder, biliyordu. Keder hep
gecikmeyle ulard insana.
Yalvar yakar otay saraya dnmeye ikna edebildi. Hayvan ahnna
koydular, ayaklarndan zincirlediler, kovasm taze otla doldurup
olanlar unuttular. Fakat filbaz, hakikati grmt. Beyaz fil
lmekteydi. Ve sonu geldiinde, bir bana olmak istiyordu.

USTAMDAN
SONRA

Cennette bir aa var derler, dnyadaki hibir aaca benzemeyen.


Dallar effaftr, kkleri su yerine st eker yeraltmdan ve gvdesi
buzla kaplym gibi ldar. Bu aacn ber bir yapranda bir insann
ismi yazldr. Ylda bir defa, aban aynda, on drdnc gn on
beinciye balayan gecede, tekmil melekler onun etrafnda toplanr,
kalka olurlar. Hep birden kanatlarn rparlar. Dallar sarsan kuvvetli
bir rzgr meydana getirirler. Usulca kopar baz yapraklar, dmeye
balar. Bazen bir yapran yere ulamas epey vakit alr. Bazen de
gz ap kapayana kadar. Bir yaprak topraa dt an, zerinde ad
yazl olan insan son nefesini verir. te buyzden, akl ve ilim sakibi
kimseler kuru yapraklara basmamaya zen gsterirler, bu inana
hrmeten.
1588 ylnda, yamurlu bir gnde ustamn can yapra yere dedi

Son lakzaya kadar almt, akl ve sal kep yerindeydi. Sadece


son hafta onu yatakta grdk. Biz kalfa, senelerdir onunla alm ustabalarla beraber haueana toplandk. Kadnlar, peelerini takp kapya dizilmilerdi; her ne kadar bakmaya cesaret edemesem de
Sanckanm da aralannda olduundan emindim. Kafesli pencerelerden
szlen soluk kta, ancak bir jslt kalinde kan sesiyle ustam, vasiyetnamesini

yazp

mhrlediini

syledi.

Ben

gnce

okursunuz.
Allak sizi bamzdan eksik etmesin dedi Nikola, gzyan
silerek.

stat, bu nevi szleri istemediini anlatrcasma elini havaya kaldrd. "Bilmeniz gereken mhim hir ey var. Kazalar... Nasl olduklarn anladm. Hep gzmn nndeymi meer... Bunca zaman, hi
grmemiim.
Odadaki hava birden deiti. Herkes nefesini tutup, hirhirine hakti.
Bir mddet nce hzn hkimken gergin hir bekleyi vard imdi.
Ben ldkten sonra krk gn bekleyin dedi Sinan. Bilahare
vasiyetnamemi am. Allahn izniyle kimin halefim olmasn arzu
ettiimi grn. naya devam etmeniz lazm. Maziyle uramayn,
ok aln. Ustam, ama kimmi kazalara sebep? diye sordum.
Cihan... en merakl endin hep dedi Sinan. Dinle. Hepsinin hir
nedeni vard. nsan o nedeni anlamaya almal, bunu yapandan
nefret etmek yerine.
Bir izahat bekledim, gelmedi. Az sonra dan ktk, stad
yeterince yormutuk. Bu onu son grm oldu. Ertesi akam, mutat
olandan daha erken bir saatte uyumu. Bir daha uyanmam.
Sermimar sfatyla geen elli yldan, drt yzden fazla bina, saysz
trbe ve emenin ardndan byle terk-i dnya eyledi ustam Sinan.
Hani mkemmel olma- dm gstermek iin hep bir kusur brakrd
ya camilerinde, yaplann- da. Ayn ekilde, lm de ahane ama
natamam denebilecek birya- ta geldi. Yz deil, tam doksan dokuz
buuk yanda son nefesini verdi.

0330
Sinann lmnn haftasnda ailesi mevlit okuttu. Akrabalar,
konu komu, paalar, ehl-i hiref, ameleler... Uzak yakn, her yerden
gelenler oldu. yle ok misafir vard ki, ao- kaklara tatlar. Akide
ekeri ve erbet ikram edildi; yedi mahalleye etli pilav datld. Bir
yandan hatim indirilirken, bir yandan ttsler yakld. Yusuf

391

Sinaneddin bin Abdullah. Tekmil adlan birden anld; kapal kalpleri


aan bir tekerleme oldu azlarda. Duann ortalannda Cihann
burnuna tandk bir koku arpt: ustasnn, kaftanlanna srd mrrsaf ve yasemin harman. Bir an sanki Sinan da oradaym gibi
rperdi.
Duadan sonra Nikola, Davud ve Cihan bir mddet beraber
yrdler. Sema, ruh hallerine uymak istercesine bulutlu ve
kasvetliydi. Birbirlerine syleyecek lakrd bulmakta zorlandlar.
Sade kederden deil. Bir ey daha vard, daha evvel olmayan bir
mesafe. Doru, mazide ufak tefek kskanlklar olmutu aralarnda
ama Cihan bunlan ustalarna hissettikleri ortak sevgiye yormutu
hep. Halbuki imdi gryordu ki tamamen farklyd mizalar. Bir
tek o deildi bunu hisseden. Aniden, kelimelerini dikkatle semeye
balamlard. Sinan bunca yldr onlan bir arada tutan grnmez
bad. O ba ortadan kalknca bir ekingenlik gelmiti zerlerine.
Bir pazaryerinden geerken bazlama almak iin durdular. l
evinde yemediklerinden ackmlard. Cihan satcyla konuurken
birinin haprdn iitti. Hzla dnp bakt. Zannettiinin aksine bir
yabanc deil, Nikolayd. Utanm gibi iki eliyle yzn kapamt.
Ellerini ektiinde avularnda kan vard.
iyi misin? diye sordu Cihan.
Nikola glmsedi. Yznn sonsuzluunda iki gktay- d
gzleri, uzak ve ulalmaz. Bu esnada bir kylnn satt
kaplumbaalarla ilgilenen Davud olan biteni fark etmemiti.
Kaplumbaalar revatayd; kabuklarn toz haline getirene kadar
dvp yourda kartrarak yemenin her derde deva olduu
syleniyordu.
Bir st aacnn altnda oturup yediler, itahlar yoktu. Yzleri
solgundu. Beraber ustalarn yd ettiler. Bu arada her birinin kendi
kendine sorduu soruyu amaya kimse cesaret edemedi. Acaba
ilerinden hangisi stadn halefi olacakt? Vasiyetnamenin
okunmasn bekleyeceklerdi. O vakte kadar ne deseler botu.
Yldzlarda neyin yazl olduunu bilemezlerdi, Takiyeddin bile
bilemedikten sonra. ok gemeden her biri kendi yoluna gitti.
Ertesi gn Bbs-saade aasnn huzuruna arlan Cihan'a tez

vakitte iolam odalarnda ders vermeye balayaca bildirildi. Artk


hocalk mertebesine ermiti. Buruk bir gurur hissetti. Ustas hayatta
olsun da bugnleri grsn isterdi. Daha sonra talebeleriyle
karlatnda onlarn gencecik ehrelerinde masumiyet ve merak,
cesaret ve cehalet, girikenlik ve tembellii bir arada bulacakt.
Acaba zamanla bunlardan hangileri dierlerine ar basacakt?
Mektep bir fark yaratacak myd, yoksa yollan zaten izilmi miydi?
Nasl olduunu anlamadan haftalar geldi geti. Bu arada ne
Nikoladan ne de Davuddan ses kmadn fark etti. Endielendi,
bilhassa Nikola iin. Davudun kars ve ocuklan vard; Sancha hl
Sinann evinde yayordu; Cihann ota- s vard. Halbuki
Nikolann kimsesi yoktu. htiyar anne babas da yaknlarda rahmetli
olmutu. Cihan onu ne kadar az tandn anlad. Bunca yldr, yaz
k beraber ter dkmlerdi, ama birbirleri iin hl birer
muammaydlar.

Sah sabah Cihan Nikolay ziyaret etmeye karar verdi. ehrin


stne bir sis kmt. Gne, kl rengi bir perdenin arkasnda
solgun bir haleden ibaretti. lk bakta, Galata yaknlarndaki bu
mahalle her zamankinden farksz grnyordu. rk diler gibi sra
sra dizilmi yan ta, yan ahap binalar; ansz kiliseler; mum ve
buhur kokulan; ortalkta dolanan eit eit insan: Floransallar,
Venedikliler, Rum- lar, Ermeniler, Yahudiler ve Fransisken keileri.
Atm ekin srerek etrafna baknd. Arka sokaklara girdike
kalabalk azald. Buralar daha sessizdi. Haddinden fazla sessizdi
hatta. Yolunda gitmeyen bir eyler vard. Kapal kepenkler, srgl
kaplar, kaldrmlarda kedi leleri ve her eyi sarp sarmalayan eki
bir koku. Nikolamn sokana girince rperdi. Baz evlerin
girilerine krmz boyayla ha izilmiti. Latince ve Rumca dualar
dikkatini ekti; yarm yamalak, belli ki aceleyle karalanm.
Atndan atlad, ileride bir iaret daha vard. Bu seferki Nikolamn
kapsnda. Ne yapacan bilemeden orada dikildi. Kambur bir adam
yaklat yanna. Ne istersin yabanc? Arkadam Kiriz Nikola

393

burada yaar, tanr msnz? Tanrm elbet. Komum dedi adam.


Girme, uzak dur. Ne var ki?
Lanet. Geri geldi.
Yani..? Cmleyi tamamlayamad. Anlamt. Veba! Biz niye
duymadk?
Ac ac gld adam. Neyi duymana izin verirlerse onu duyarsn
dedi, yryp gitmeden evvel. Fazla uzaklamad. Kar evin
eiinde durup oradan seyretmeye balad.
Cihan, Nikolann kapsn itti. Kilitli olsayd dnp gitmeye
hazrd. Fakat aralkt; kapanmasn diye bir kama sktrlmt
altna. Onu oraya kim koyduysa belli ki geri gelmeye niyetliydi ve
evde kapy aacak kimse olmadm biliyordu.
eri girdii an, kesif bir koku tokat gibi arpt suratna. Kuan
belinden zerek azna burnuna balad. Dar bir sofadayd. Gzleri
lolua alnca ilerledi, ilk oda botu. kincisinde, dekte yatan biri
vard, hasta ve yalnz. Giysileri terden slanm, dudaklar kuruyup
atlamt. Koyu salarnn parlakl gitmi, benzi solmutu, alm
terle kaplyd; her daim titizlikle tra ettii yznde birka gnlk
sakalla bu kii hem Nikolayd, hem baka biriydi sanki. Yannda
tahtadan bir heykelcik duruyordu; uzun sal, uzun sakall biri.
Cihan elini arkadann alnna koydu. Yanyordu. Nikola
gzlerini aralad. Tanmam gibi botu baklar.
Benim, Cihan.
Derinden bir hrltyla konutu Nikola. Su dedi bouk bir
sesle.
Uzatlan kseden kana kana iti. Ama susuzluu gememi
gibiydi. Ak mintanndan, gsndeki morumsu lekeleri ve
koltukaltndaki ilii grd Cihan. Bu ileli yerden derhal
kamak iin iddetli bir arzu hissetti ama akl korkaklk ederken
bedeni kprdamad. Derken kapda bir tkrt duyuldu. iki rahibe
belirdi. zerlerinde uzun, koyu elbiseler, azlarnda tlbentten
maskeler vard.
Sen de kimsin? diye tersledi daha yal olan. Ne istiyorsun?
Arkadaym dedi Cihan yzndeki kua indirip. Rahmetli

mimarbanm yanmda beraber alrdk.


Sert ktysam kusura bakma dedi rahibe. Seni hrsz
sandm. Bu evlere bir tek onlar gelir. Ne var ne yoksa alarlar
hastalardan.
Kadn sirkeye batrlm bir bezle Nikolann alnm sildi.
Pislenmi yatak arafn deitirdi. Tahta heykeli pp yaknna
koydu. Cihan bu iki rahibenin nasl olup da lmden
korkmadklarn merak ettiyse de soramad. Onun yerine korkuyla
fsldad: ok hasta var m?
Yok ama yaknda olur. Daha yeni yaylyor.

Nikola ksrmeye balad. Azndan kan geldi. Cihanm


tedirginliini fark eden barahibe Siz gidin dedi. Burada
yapabileceiniz bir ey yok.
Hznlendi Cihan. Nasl yardm edebilirim?
Kadnn syledii tek ey Dua edin oldu.
Cihan kapya yrrken duraklad. Yanma koyduunuz heykel
kimin?
Aziz Tomas dedi rahibe yorgun bir tebessmle. Dlgerlerin,
inaatlarn, mimarlarn, amelelerin koruyucu azizi. Kukuculuuyla
bilinir. Her eyden phe edermi. Tanndan bile. Ama Tanr onu
yle severmi.

iki gn sonra Nikolamn lm haberi geldi. Her eyin ha bire


deitii bir dnyada, Cihann stat Sinandan sonra bildii en
salam ve en gvenilir adam da gitmiti. Onu bakalar takip etti.
Yzlercesi. Salgn Galatadan skdara, oradan stanbula srad
ve fkeli bir elle frlatlm gibi tekrar Galataya sekti. Kimse muaf
deildi, saraydakiler dahil. inli ikizlerin yerine atanm erkez
terbiyeciler Hakkm rahmetine kavutu. Bakcsz kalan maymunlar
kafeslerinde saldrganlat. Sangram da ald hastalk. Memleketini
hep hasretle anan bu sakin tabiatl hizmetkr Hint diyarndan fersah
fersah uzakta gmld. Vebann bir sonraki kurban Sahaf
Simeondu. Teker teker gittiler. Cihan, bir sonraki kim olacak acaba
diye endieyle bekledi. Fakat nedense illet ona dokunmadan, gmen

395

bir ku gibi ehri terk edip gneye yneldi.


imparator ustinianosun kilisesi gitmi olsa da ayazma hl
duruyordu. Balkl Meryem Ana yaknlarnda, Rum mezarlna
gmld Nikola. stirahatghmda yle yazyordu:
Sermimar kalfas Nikola, ina ettii binalar misali ge ykseldi.
Mekn cennet, Aziz Tomas yolda olsun.

Topkap Sarayna dndnde otay tek bana buldu Cihan.


Onu grnce sevinli bir ses kard hayvan. Cihan hortumunu
okad; yannda getirdii fstklar, armutlar uzatt. Eskiden olsa
derhal kokularn alrd fil. Fakat vcuduyla beraber koku duyusu da
zayflamt. ota fstklar kaptysa da armutlar yiyemedi. Aznda
sadece birka dii kalmt. Ona cenazeden bahsetti Cihan. Nikolay
anlatt hznle. Her zamanki gibi gzlerini ksarak dinledi beyaz fil.
Ve Cihan bir kez daha onun sylenen her eyi anlad hissine
kapld.
Az sonra ayak sesleri iittiler. Kapda iki glge belirdi. Abe ile
oul-Sangram. Babasnn yerini alan delikanl, Sangrama hem
grn hem hal ve tavr olarak o kadar benziyordu ki, lm bir
oyunmu da yal adamn ruhu tekrar dnm gibi herkes ona da
Sangram diye sesleniyordu.
Cihan gelmi! dedi oul-Sangram sevinle, amcas gibi grd
adam karsnda bulunca.
Ben buradaym da beyzade nerede? dedi Cihan, yeni fil- baz
Abeyi kastederek. Neden yalnz bu fil? Ayak trnaklarndan biri
krlm baksana. Ykanmas gerek. Hem buramn pislii ne byle? En
son ne vakit temizledin ortal?
Abe bir al sprgesini kapt gibi rastgele sprmeye balad.
Toz bulutlar havalanrken oul-Sangram endieli bir ifadeyle
sokuldu. Haberleri iittin mi?
Neymi?

Davud. Terfi etmi.


Ne dedin?
Herkes bundan bahsediyor. Arkadan yeni mimarba oldu.
Na...sl? Bizim Davud mu? diye kekeledi Cihan.
Eh, pek bizim saylmaz artk. Ta nereye ykseldi baksana! dedi
oul-Sangram, eliyle tavan iaret ederek. Gsterdii yerde kocaman
bir rmcek a sallanyordu; tam ortasnda, l bir atsineiyle.
Vasiyetnameyi amlar m peki... ustam m istemi?
Oul-Sangram, Cihana zntyle bakt. Aml a\ Anlalan
ustan Davudu halef semi. Padiah da onun tavsiyesini dinlemi.
Sahi mi... anlyorum, iyi olmu dedi Cihan tekleyerek.
Ayaklarnn altnda aniden bir uurum alvermiti ve sratle
dyordu iine, bolua.

Ayn gnlerde Sinann dul ei Mihri, det olduu zre evdeki


klelerin bir ksmn azat etti. Berat verilen ilk kii Sanchayd.
Mihrinin, ats altnda yaayan bu mstesna odalkla ilgili kark
hisler beslediini tahmin ediyordu Cihan. Kz hem seviyor
kolluyordu, hem de varlndan rahatsz oluyordu. Nihayetinde
kocasyla, onun asla paylaamad eyleri paylamt Sancha.
Beraber camiler, kemerler ina etmilerdi. Mihri, onun erkek esvab
giyerek inaat sahalarnda almasndan holanmadysa da hislerini
kendine saklamt. Bu iki kadnn arasndaki uurum yle derindi
ki, iki yakasn birletirecek bir kpr yapmak kimsenin, Sinann
bile elinden gelmemiti. Ve artk Sinan da gittiine gre, Mihrinin
grmeyi istedii en son ehre Sanchannkiydi. Yine de cariyesine
fena muamele etmedi. Sanchaya atlaslar, taftalar ve ho kokular
alp, onu hayr dualaryla uurlamak istiyordu. ite, mehur bir
Ispanyol hekimin kz Sancha Garda de Herrera, stanbulda esir
olarak geirdii uzun senelerin ardndan byle zgr kald.
Cihana bir mektup gnderdi. Kelimelerinden heyecan ve endie
tayordu. Hazrlk kabilinden ne yapmas gerektiini bilmediinden

397

yardm istiyordu. Cihan gecikmeden cevap yazd.


Kymetli Sancha,
Mektubun beni hem mutlu hem bedbaht etti. Sevindim nk
nihayet memleketine dneceksin. zldm nk seni bir daha
gremeyeceim. Haftaya perembe gelip sana yardm ederim.
Hazr olmak hususunda endielenme. Sen uzun zamandr buna
hazrdn zaten.
Beklenen gn gelince, Cihan Sinann evinde Sanchay ziyaret
etti. Tantklarndan beri ilk defa onu zerinde bir elbiseyle grd.
Gzlerinin rengini ortaya karan zmrt yeili elbisesinin etei
kabarkt. Hl ksa olan salarnn stnde Frengistanda hanmlarn
kulland trden tll bir balk vard.
yle bakma bana dedi kzararak. ok irkinim.
Nasl byle dersin? Hem de bu kadar gzel olmuken?
Sanchanm yanaklarnn pembeletiini grnce muzipe ekledi:
Dnsene, btn o duvarclar bunca yldr aralarnda bir hatun
olduunu bilselerdi ii gc brakp sana ak iirleri yazarlard. Bir
tane bile cami ina edemezdik.
Sancha gld; gzlerini yere dikmi; parmaklarn, altnda balina
kemiinden ember bulunan elbisesinin kvrmlarnda dolatryordu.
O kadar dar ki zor nefes alyorum. Kadnlar nasl giyiyor bunlan?
Alrsn, tasalanma.
Keke ustam da byle grebilseydi beni dedi Sancha. Dardan
geen bir arabann tngrts iitildi. Cihan pencereden baknca st
ste kafesler iinde gzleri bal ahinler grd. O arada Sanchann
aladn fark etmedi. Kadn olduu halde erkek, syleyecek ok
sz olduu halde dilsiz, mimar olduu halde odalk... Hayat
yalanlar ve kabuklarla doluydu. Cihan gibi.
Serbest kaldn iin sevinten havalara uarsn sanmtm.
Mutluyum dedi Sancha burnunu ekerek. Sadece... Ustamn
mezar bu ehirde. Beraber yaptmz her ey... stanbulu brakmak
kolay deil.
stat gitti dedi Cihan. Artk bizimle deil. Onu terk etmiyorsun.

Sancha, bu konuda daha fazla konumamaya altysa da


baaramad. Sence beni hi sevdi mi?
Cihan duraklad. Kanaatimce sevdi. Yoksa neden bize katlmana
izin versin? Biri anlasa ba derde girerdi.
Kendini benim iin tehlikeye att dedi Sancha bir nebze gururla.
Ama beni sevmedi. Benim onu sevdiim gibi deil. Cihan bu defa
yorum yapmad. Sanchanm da cevap bekler gibi bir hali yoktu,
iittiime gre iki haftaya Venedik gemisi yelken aacakm.
Cihan bayla onaylad. Gnlerdir geminin evlerden, aalardan
uzun gabya direini seyrediyordu. Gerekli tertipleri yaparm.
kranla bakt Sancha. Huzursuz bir heyecan geti gzlerinden.
Sen de gel. Seni buraya balayan hibir ey yok. Vasiyetname
ald.
Byle konumasna aran Cihan akaya vurmaya alt. Tabii
ya, Ispanyol kibarlarna konaklar ina ederiz.
Sancha, Cihanm elini tuttu; dokunuu yumuak, elleri souktu.
Bir bani buluruz kendimize. Birbirimize kol kanat gereriz.
Sanchamn tandk hareketlerini seyrederken kalbinde bir kprt
hissetti Cihan. Olabilirdi. Onlar bir arada tutan kuvvetli bir zamk
vard: Sinann hatras. Kalplerini zanaatlar dnda her eye
kapatarak yaayabilirlerdi. Ak gerekli deildi. Hatta yokluu daha
iyiydi. Ak sadece strap getirirdi. Sevgi yeterliydi.
Belki hl ge deil, ocuumuz olabilir dedi Sancha utanarak.
Ildad Cihanm yz. Cesaretini senden alan bir kz.
Ya da deliliini senden alan bir olan.
Peki ya ota?
ota ihtiyarlad. Sarayda mutlu. Bir ey olmaz ona. Burada
gecek, sen de biliyorsun. Halbuki biz inaat yapmaya devam
etmeliyiz...
Bize nimet gkten yamaz, tatan topraktan gelir dedi Cihan,
ustalarnn dsturunu tekrar ederek.
Kubbe dedi Sancha. Btn sesleri toplayan bir kubbe. nsanlara bir Rab olduunu ve onun korku ve ceza deil, merhamet ve
sevgi satn hatrlatacak kubbeler yapmalyz. Kimseyi ezmeyen.
nsan ile Tanny yaknlatran kubbeler. Cihan durdu. O an grd

399

ki esasnda semediimiz tercihler, sapmadmz yollard


hayatlarmz izen. Sanchaya olan sevgisine ramen onunla
gitmeyecekti. Hislerini yznden okumutu Sancha. Gzleri doldu
ama alamad. Gzyalarn ustasna saklyordu, tek akna.
Beni unutma... Yusuf... dedi Cihan.
Sancha bam edi. Unutur muyum Hintli dedi sadece.

Bundan takriben bir hafta sonra, direkli ve yuvarlak kl bir


karak dn seyahatine hazrd. mtiyazlarm Franszlara,
HollandalIlara ve ngilizlere kaptran tm Venedikli tacirler gibi
kaptan da mutsuzdu. Gene de o gn kayglarn datmaya yetecek
kadar tela ve kouturma vard. Gemiciler flan tarken tccarlar
atmaca gibi mallanna gz kulak oluyordu. Bir kenarda durmu
bekleyen az sayda yolcu mevcuttu: Cizvit papazlar, Katolik
rahibeler, seyyahlar, elinden yelpaze dmeyen bir talyan asilzadesi.
Bunlar dndakiler denizcilerdi.
Cihan elini gzlerine siper ederek etrafa baknd. Sancha
grnrde yoktu. Fikrini deitirmi olabileceini dnd. Sabah
uyandnda gidemeyeceini, buraya ait olduunu anlamt belki.
Fakat az sonra, yklenmeyi bekleyen flar arasnda dolanrken
Sanchay karsnda buluverdi. Onu yeniden erkek giysilerinin
iinde grnce ard. Azck uzayan salarn gene kesmiti.
Niye kardn elbiseni?
Bylesi daha iyi dedi Sancha.
Cihan etrafa bakt hamallar nerede diye. Kimse yoktu. Eyalarn
nerede?
Sancha yerde srkledii bez heybeyi gsterdi. Elbiselerin?
Mihri Hatunun hediyeleri?
Hepsini fakir fukaraya dattm. Sakn syleme. Heybesini ap
Sinann ona verdii oymal kutuyu gsterdi. Yannda bir dzine
kt tornan ile kymetlice grnen bir gerdanlk vard. Bunlan
aldm. stattan bana miras.
Gemiyi karaya balayan kprye kadar sessizce yrdler.

Davuda veda edemedim dedi Sancha. Benim iin de tebrik et


onu.
Cihan bam sallad. Kendisi de henz temas kurmamt, dorusu
iinden gelmemiti. Aman kimse anlamasn kadn olduunu...
Tasalanma. Bamn aresine bakabilirim.
Biliyorum dedi Cihan usulca.
Sancha gzlerini kaldrd. Dn gece... kt bir rya grdm.
Tuzaa dmtn. Benden yardm istiyordun ama seni bulamadm.
Dikkat et.
Birileri gverteden kalk borusunu ald. Cihan boaznn
dmlendiini hissetti. Parmaklarnn arasndan kum taneleri gibi
akyordu her eyr Mihrimah gmt; ustas ve Nikola da; otann
gnleri saylyd ve imdi Sancha ayrlyordu. Yalnz diye Nikolaya
zlmekle hata etmiti. Kendisi de onun kadar kimsesizdi aslnda.
Sanchayla gitmek istedi bir an. Her eyi brakp gidebilmek... Beyaz
fil olmasa yapard sanki.
O ikindi, limanda durup, Sinann dilsiz kalfasn tayan geminin
uzaklamasn seyretti. Her kalp atnda biraz daha ald
aralarndaki mesafe. Her kalp atnda biraz daha eridi hikyeleri,
sonunda sadece bir masal oldu.

OSBO
Cihan gnlerce Davuda nasl mektup yazacan dnd. Hangi
cmleye baladysa samimiyetsiz buldu, vazgeti. Defalarca
uratktan sonra tebrik ve iyi dileklerini ileten ksack bir mektup
kaleme almay baard.
Hemen bir cevap beklemiyordu ama geldi. Her ey ok hzl
oldu diyordu Davud. stat Sinan'n vasiyetnamesini ap onun son
arzusunun ne olduunu renen evketli sultanmz, Allah ona uzun
mrler versin, naizane bana bu erefi bahetti. Ustamzn kymetli
kaftann benim naiz omuzlarmn stne att. Kabul etmekten
baka ne yapabilirdim ki? diye soruyordu, tasdik edilmeye ihtiyac
varm gibi. Cihana muhakkak gelip kendisini ziyaret etmesini

401

sylyordu. Eski gnlerden dem vurur, hasret giderirlerdi.


Gidemedi Cihan. Kalbi pak deildi. Davudun bunu gzlerinden
okumasndan korkuyordu. O ana kadar denktiler birbirlerine.
imdiyse kader, arkadann yzne glmt. Cihan anlad ki e
rtbeli iki insan arasnda en zor hazmedilen ey, birinin terfi edip
dierinin etmemesiydi. Gpta etmemeye altysa da baaramad.
Ustam hayatta olsayd halimi ayplar, benden utanrd dedi kendi
kendine. Bylece, gnler gelip geti. stese de istemese de kulana
Davudla ilgili dedikodular alnyordu. erefine dzenlenen merasimde Davuda altn bir mur ile keseler dolusu para ve stat
Sinann mhrn tayan yeim yzk takdim edildiini duydu. Her
taraftan onunla ilgili haberler yayordu: geenlerde zerinde
muhteem bir kaftanla grlmt; erkez odalklara baylyordu ve
haremini onlarla doldurmutu; zevcesinin stne ikinci ve ncy
almt; avlusunda tavus kulan ve Semerkanttan getirttii ahinler
besliyordu... Cihan bunlar dinledike kskanl bileniyordu. Bu
arada ders vermeye devam ediyor, talebelerinin baanlannda teselli
buluyordu. Bilhassa bir tanesinden pek memnundu, ismi sa olan bu
olan ileride yetenekli bir mimar olacakt.
Geceleri, deinde, asla ina edilmeyecek binalar tasarlyordu
Cihan. Bunlardan biri, yaban hayvanlannn serbeste dolatklar,
insanlann camlarla kapl bir dehlizin iinde yryerek kendilerini
tehlikeye atmadan onlar seyredebildikleri bir baheydi. Bu arada
otann trna daha dt. Mantar olmalyd. Cihan zavall
Abeye atmaktan vazgeti. Fil yalanmt. Ve kabul etmeye raz
olmasa da, Cihan da yle.
Bir ay sonra yeni bir camiye balanaca ve kendisinin de
bakalfa olarak atandna dair bir mektup geti eline. Maa olarak
mebzul bir miktar denecekti. Davud'un ona ne kadar gvendiinin
emaresiydi bu. O, hasetten yanp kavrulurken arkada onu
ereflendirmiti. Cihan, Davud ile grmekten daha fazla
kaamazd. Bir mektup yazarak teekkr etti; ziyaretine gelmek iin
izin istedi. Davud cevaben onu Vefada- ki evine davet etti.
Itrl bahesi gz alabildiine uzanan kk bulmak zor olmad.

Ne de olsa ahalinin dilinden dmyordu Davudun yeni evi. Bir


uak, misafiri bahe kapsnda karlad; geni ve aydnlk bir odaya
ald. Yalnz kalnca etrafna baknd Cihan. Sedef kakma bir dolap ve
e sehpalar; ilemeli minderlerle bir divan; altn yaldzl amdanlar;
insann stne basmaya kyamayaca ahane bir Acem hals ve
ortada pirinten bir maltz vard. Derin bir sessizlik hkimdi eve. Ne
harem tarafndan bir ses geliyordu ne de yoldan geen bir arabann
tngrts. Sanki martlarn lklar bile ulamyordu buraya.
Davudun karsnn bu deiikliklere -ve stne gelen kumalara- ne
dediini merak etti. O bunlara kafa yorarken bir baka uak gelip
efendisinin Cihan kabul etmeye hazr olduunu syledi.
Davud imanlamt. Srtnda gk mavisi kaftan, banda koca
sank ve ksa kesilmi yuvarlak sakalyla neeli grnyordu. Ceviz
bir masada oturuyordu, elinde tuttuu kut- yye az evvel bir
eyler imzalamt besbelli. Drt rak vard y nnda: Benzer ekilde
giyinmi, ellerini nlerinde birleti, ini, balarm emi halde, ikisi
bir yanmda, ikisi dier yannda duruyorlard. Cihan grnce
glmseyerek ayaa kalkt Davud. Nihayet kavutuk!
Cihan daha dne kadar arkada, bir ara yolda, imdiyse ustas
olan adam nasl selamlayacan bilemedi. Tam ne eilecekti ki
Davud elini onun omzuna koydu. Bu odann dnda senin stn
olabilirim. Ama ieride arkadaz.
Sa olasn. Daha evvel gelemedim, kusuruma bakma dedi
Cihan.
Mhim deil. imdi buradasn ite dedi Davud.
Yusufun ehirden ayrldn anlatt Cihan, hibir ayrntya
girmeden.
Demek sadece iki kald diye mrldand Davud.
Ne?
Drt idik, enle ben kaldk. Sinann vrisleri biziz. Birbirimizi
kollamamz gerek. Ustamzn mirasna sahip kmalyz.
Siyah bir hizmetkr, erbet dolu bir tepsiyle ieri girdi; bir fslt
kadar sessizce tepsiyi sehpanm zerine brakt. Odann dier
tarafndaki acemi genler hi kprdamadan ylece dikiliyorlard.

403

Hadi buyur! dedi Davud, misafirine oturmas iin iaret ederek.


Karanfilli gl erbeti harikayd, iine konan buzlar Bursadan
getirilmiti - zengin evlerine has bir imtiyaz. Davud lafa girdi:
Yapacak o kadar ok i var ki ba edemiyorum valla. Zevcelerim
ikyet ediyor. Sermimar olacaksn ama evin etrafndaki
parmaklklar tamir etmekten cizsin diyorlar. Arka bahedeki
parmaklk rd, hl ilgilenemedim. Cihan anlayla glmsedi.
Senin gibi namuslu birine ihtiyacm var. Sa kolum olman
isterim.
Cihan bunu kabul ederse ders vermeyi brakmak zorunda
kalacan fark etti; talebelerini dnd. Tereddd yznden
okunmu olmal ki, Ne oldu? diye sordu Davud. Benden emir
almak zor mu geliyor?
Olur mu yle ey? dedi Cihan ama ikisi de bu lafta bir doruluk
pay olduunu biliyordu.
O halde tartacak bir ey yok demektir dedi Davud ellerini
rparak.
Yapmay istediklerinden bahsetti. Anadolu dzlklerini kasp
kavuran Celali isyanlar yznden inaat malzemesi getirmek
glemiti. Artk kimse devasa selatin camileri sipari edemiyordu.
Cihat ganimetleri yoksa hibir hkmdar byle masrafl inaatlara
giriemezdi. Payitahtta mimarinin gelimesi iin evvela hazine dolu
olmalyd. Anlayacan ustamz vakitlice ld dedi Davud durgun
bir sesle. ayet bugn yaasa yrei burkulurdu.
Beraber almak istedikleri zanaat erbab -dlgerler, duvarclar,
sengtralar, iniciler- hakknda konutular. Eski gnlerden dem
vurdular. Derken bir ulak mektup getirdi. Grne baklrsa
mhimdi. Davud masasna oturdu, raklar da iki yanndayd. Onun
ne kadar megul olduunu gren Cihan ayakland.
Gitme dedi Davud, ban hokkasndan kaldrmadan. Yemee
kal.
Rahatsz etmek istemem.
Yok yahu. Israr ediyorum dedi Davud.
Yapacak ii olmayan Cihan, pencerenin yannda durup, bir balk
teknesini seyretti. Derken kedeki ktphaneye yrd.

Parmaklarn ciltlerin srtlarnda gezdirdi. u Luther nam rahibin


yazd Trklerle Harbe Dair adl kitap ile Elyot nam Ingilizin
kendi kralna ithaf ettii Valinin Kitaplar adl eseri grd orada.
Macar Kral Matyasn ktphanesinden gelen risaleleri buldu. Ve
ite Dantenin La Divina Commedias da oradayd. Sahaf Simeonun
Cihana hediye ettii, Cihanm da defalarca okuduktan sonra ustasna
verdii kitap. Titreyen ellerle ekip ald, sayfalarm kartrd. Hi
phesi yoktu, onun cildiydi bu. Besbelli, stat Sinan'n kitaplarm
devralmt Davud.
Bir olan gelip mumlan yakt. Cihanm glgesi duvarda byd.
Vitruviusn De Architecturasn grd o srada; uzanp ald
Budadan stanbula seyahat etmi olan kitab; elinde tuttu bir sre.
Onu yerine koyarken, rafn arka tarafnda, burumu bir tomar
olduunu fark etti. Aar amaz tand Selimiye Camiinin taslam.
Caminin ihtiam karsnda eskisinden de byk bir hayranlk
hissetti. Resme baktka, daha ak renk mrekkeple yaplm
birtakm iaretler arpt gzne. Sanki taslak tamamlandktan sonra
birisi zerinde alm, inaatn muhtelif ksmlarm gzden
geirmiti. Bu iaretleri ustasnn yapm olduuna kanaat getirdi.
Cihanm gzleri kdn kysn tarad. 15 Zilhicce 980.0 gnlerde
neler yaptklarn hatrlamaya altysa da hibir ey gelmedi akima.
Arkadan mrltlar ykseldi; iini bitiren Davud, raklarna emirler
yadryordu. Cihan tornan aceleyle ald yere brakt ve arkadana
katld. Yemekte ikembe orbas vard; arkasmdan dana etli pilav,
kuzu yahnisi, sln, etli brek ve koca bir tabak dolusu, Cihanm ne
olduunu bilemedii bir et.
Bak bu ahane bir lezzet dedi Davud.
Nedir ki? diye sordu Cihan.
Karaca! Dn avland. eker gibi eriyor azda dedi Da-

vud. Meer hayvan ne kadar hzl lrse tad 405


o kadar gzel
olurmu. Korku lezzeti bozuyormu. Bizimki hi korkmam. Bana
ne geldiini anlamam garip."
Yllar evvel ormanda Sultan Sleyman beklerken grd
geyii hatrlad Cihan. Kabalk etmemek iin bir lokma yemeye
zorlad kendini. inemeye altysa da et aznda topak oldu,
midesi kasld. Nihayet yutabildiinde Ava gittiini bilmiyordum
dedi.
Cihann rahatszln hisseden Davud taba kenara koydu. Ben
deil be Hintli. yle eylere vaktim mi var? Yreim dayanmaz
zaten.
Ayrlma vakti gelince Davud misafirini kapya kadar uurlad.
Arkadandan ykselen bir koku arpt Cihanm burnuna: yapraks,
baygn ve aina olduu bir rayiha. Fakat yle abuk dald ki
gecenin esintisinde, bunu daha evvel nerede, ne zaman koklam
olduunu hatrlayamad.

OBO
Yeni balayan inaattan vakit bulduka otanm yanma
kouyordu Cihan. Taslaklarn da alp ahra gidiyor ve dier
terbiyecilerin glerek taht dedikleri bir saman balyasnn stne
oturarak izim yapyordu. ota dalgn dalgn onu seyrediyordu ama
Cihan mahlukun kendisini grdnden emin deildi. Zaten hibir
zaman iyi olmayan gzleri iyice k- tlemiti.
Zavall Abe elinden geleni yapyordu. Cihandan korktuu iin
deil, beyaz file olan sevgisinden. Fakat tm gayretlere ramen ota
dzelmedi. Kalan diinden birini daha kaybetti. Artk ne
srabiliyor, ne ineyebiliyordu. Ne kadar zayfladn anlamak
iin Karaky limamnda denizcilerin kulland kantarlarla tartmaya
gerek yoktu. Durup dururken
uyuyakalyor, dengesini kaybedip oraya buraya arpyordu. Su
ierken, ykanrken ya da bahede dolanrken hareketleri yavalyor,
kafas nne dyordu. Onu byle aresiz ve akn grmek
Cihann anna gidiyordu. Birka kez hayvan, kemirmeye bayld
hlamur aacna hasretle bakarken yakalamt. Yemeklerini ezip toz

haline getiriyor, sonra da bunu suyla kartrarak bir huni vastasyla


azndan ieri dkyorlard. Hi deilse midesine besin gidiyordu.
Bir daha kamaya kalkmad. Esasnda gnbegn hareketsizleti;
havuza kadar yrmeyi bile reddediyordu. Abe pisliklerini krekle
temizliyor, teknesini ykyor, stle besliyordu ama beyaz fil mum
gibi eriyordu.
otaya endielenmekten uyumakta zorlanyordu Cihan, ite yine
byle uykusuz bir gece yatanda dnerken ustasnn vasiyetnamesi
takld akima. Sinann kendisinden ya da filden hi bahsetmemi
olduuna inanamyordu. Onun bildii ustas, bunca yl kendisiyle bu
kadar yakn alm iki varla mutlaka bir ey brakrd. Kim bilir
belki de Sinan brakmt ama kimse bunu Cihana syleme
zahmetine girmemiti. Dndke bu ihtimal akla yakn geldi.
ayet stadn ota iin bir son arzusu varsa bunu bir an evvel renmeliydi. Zira filin yaknda leceine phesi yoktu. Bu niyetle kalkp
Bbs-saade aasna gitti.
stat Sinann vasiyetnamesini soracaktm. Siz grdnz m?
Adam srme ekilmi mavi gzlerini kst. Neden bana
soruyorsun?
Tandm en kudretli saray memurusunuz da ondan.
Kalarn att hadm. Grdm, evet.
Cihanm yz aydnlanverdi. otamn bahsi geiyor muydu?
imdi sen sorunca hatrladm, file kymetli bir haa brakm.
Unutmayaym da gndereyim.
Allah raz olsun dedi Cihan. Demek gerekten Sinan filden
bahsetmiti. Peki ya... ben?
Sana da kitaplarm brakt.
O halde Davud neden bahsetmedi acaba? stadn ktphanesini
onun evinde grdm. O kitaplar benim mi yani?
Amma sorarsn be mbarek. Nereden bileyim. Bunlar farkldr
herhalde... dedi hadm sabrszca. Haa ile kitaplar gndermelerini
sylerim. Hadi git artk.
Cihan bam sallad. Ama iine sinmeyen bir eyler vard.

Ertesi gn Cihan, Abeyi bir taa oturmu alar buldu. Mahluk

407

dedi olan, cmlesini havada asl brakarak.


Cihan usulca ahra girdi. atlaklardan ieri gne nlar
szlyor, tozlar havada uuuyordu. ota bir banayd, glkle
nefes alyordu. Cihan hortumunu avularyla ovalad, su iirmeye
alt ama fil istemedi. Kzl-kahve gzlerini terbiyecisine dikti.
Cihan, o gne dek kat ettikleri yollarn izlerini grd o gzlerde.
Krk akn sene evvel bitkinlikten perian bir halde beyaz filin
gemiden kartlm hatrlad. Ne ok badire atlatmlard beraber.
Affet dedi Cihan. Sana daha iyi bakamadm.
O gn otann yanndan ayrlmad. Hayvann tekdze kalp
atlarn dinleyerek uyuyakaldnda saat gece yansn gemiti.
Sabah, bir aakakann, ifreli bir haber verircesine tktklamasyla
uyand. Ahnn ii sessizdi. Fil, hareket etmeden yatyordu. Vcudu
imiti; sanki uyurken yel hortumundan ieri dolmu ve bir balon
gibi onu iirmiti.

anna yarar bir cenaze olmal dedi Cihan grd herkese.


Abe ile beraber hayvan ykayp ilaladlar. Nurbanunun, olu
tahta varana dek Sultan Selimin cesedini nasl bozulmadan
sakladn hatrlayan Cihan, buz kalplan buldurttu. Beyhude bir
abayd. Fil fazla byk, buzlar yetersizdi. Gene de otanm
heybetine yakr bir merasim tertip edilene kadar cesedini saklamaya
kararlyd. Ancak mesele Bbs-saade aasnn kulana gitti.
Karanfil Kmil Aa keder ve delilik de dahil her eyden mesul zat
sfatyla hayvanat bahesine geldi. imdi de merasim diye
tutturmusun.
ota Hint ahmn Sultan Sleymana hediyesiydi. Byle fil
gelmedi buralara, gelmez de dedi Cihan.
Alt tarafi bir hayvan dedi Karanfil Kmil Aa.
Fevkalade bir hayvan.
tiraz edilmeye alkn olmayan hadm aa fkelenmekten ziyade
arm gibiydi. Bu kadar zevzeklik kfi dedi. Ve- dan et.
Fransz sefiri alacak mahluku.
Ya? Ne iin?
Terih edecekmi. Msaade istedi, ald.
Karnna yumruk yemi gibi irkildi Cihan. Kesip aacak m yani?

Asla!
Sultann emridir, sana laf dmez.
Peki ama... Cihan cmlesini bitiremedi. Peki ama sultan biliyor
mu bunun alelade bir hayvan olmadn? Bu soru ruhunun en derin
kelerinde yankland. Keke stat Sinan hayatta olsayd; o bilirdi
ne yaplacam, nasl konuulacan.

Ayn gn, ota'nn elenklerle sslenmi bedeni be kz


tarafndan ekilen bir arabaya yklendi. Bu vaziyette stanbul
sokaklarnda son kez dolat koca fil. insanlar aknlkla baktlar.
zntden ziyade ilgin bir ana tanklk etmenin merak ve keyfi
vard yzlerinde. Kimileri ii gc brakp arabann peine takld.
Cihan alayn banda gidiyor, donuk gzlerle ileriye bakyor,
alamamak iin kendini zor tutuyordu. Kurbanlk kuzuyu kasaba
teslim eder gibi filin cansz bedenini sefire teslim etti.
Dner dnmez soluu Karanfil Kmil Aann yannda ald.
taatsizliin cezas bykt ama umurunda deildi. Can o kadar
yanyordu ki...
Ustamn beyaz file hediye ettii haa nerde? Hani? Bari lsnn
stne rtelim. Vermezseniz urdan uraya gitmem. Hem ben bu
vasiyetnameyi grmek isterim. Grene kadar da susmayacam.
Umurumda deil ne ceza bitiiniz! Karanfil Kmil Aann
gzbebeklerinde garip bir prlt yand snd. Yastasn diye ses
karmyorum, zerine varmyorum. Git benden haber bekle dedi
bouk bir sesle. Seninle bir konumamz lazm.

Ertesi gn, Cihan Bb's-saade aasmn huzuruna arld.


Aklna ilk gelen, adamn ona beter bir ceza vereceiydi. Olsun
varsn, ne gam. Daha evvel hi bilmedii bir ftursuzluk gelmiti
stne. Aann odasna alndnda gnlszce eildi ve gzlerini
mermer zemine dikerek bekledi.

409

Kaldr kafan! Emir, bir krba gibi aklamt havada.


Syleneni yapt Cihan. Ve Topkap Sarayna geldii, gelip de o
unutulmaz sopay yedii gnden beri ilk kez Bbs- saade aasnn
gzlerinin iine bakt. Koyu maviydi gzleri bugn, devedikeni
renginde.
Yllardr seni izlerim. Kimselere benzemezsin. Hemen ykseldin.
Baka hibir terbiyeci senin yaptklarn yapamad. Hem filbaz
oldun, hem mimar kalfas. Ama seni tutmam bundan deil. Niye
takdir ederim biliyor musun?
Cihan kaytszca bekledi. Adamn kendisini takdir ettiinden
haberi yoktu.
Her devirme, elie su verir gibi ekillenir. Sen de bizden
birisin. Fakat hata yaptn bir husus var. Ne biliyor musun?
Bilemedim dedi Cihan.
Fazla muhabbet! Kelime dilinde naho bir tat brakm gibi
aa kvrld aznn kenarlan. ehirde bir sr rak var. Yzlerce.
Ustalanna hrmet eder hepsi. Sense sevdin. Fille de ayn ey. Senin
iin ona bakmakt; kamn tok, srtn pek tutman yeterdi. Tutup
sevdin hayvan.
Bilerek yaptm bir ey deil. Kendiliinden olur.
Beni dinle, kimseyi fazla sevme dedi hadm aa. Madem ustan
gitti, fil de yok, seni ben kollayacam gayn. Bana sadk kalrsan
malup olmazsn.
Harpte deilim ki galibiyet arayaym dedi Cihan.
Bu k iitmezden geldi hadm aa. Sana yardm edeceim
diyorum. Evvela u gerginlikten kurtulalm. Gamn kederin
temizlendii bir yer var. Oraya gtreyim. Hznler Hamam deriz
adna.
Cihan gzlerini krptrd. Bu ismi bir yerlerden hatrlyordu ama
yle silik bir hatrayd ki, bir bakasnn hayatndan alnm gibiydi.
Oraya gidip unuturuz. Her eyi. Anlyor musun?
Anlamasa da bayla tasdik etti Cihan.
l. Hadi git hazrlan. Bu gece seni oraya gtreceim.
Hava kararnca bir hizmetkr gelip Cihan ald. Iriya- n, geni

omuzlu bir adamd; sar ve dilsizdi. Cihan adamn elindeki feneri


izleyerek avluyu kat etti; arka kaplardan geti. Kimse dnp
bakmyordu. Balarnn stnde uuan sineklerle ayaklarnn
kard ses olmasa grnmez olduklarna inanacakt.
ehrin st simsiyah kadifeden bir rtyle kaplanm g* biydi.
Alt kheylamn ektii bir araba bekliyordu. Cihan, o lo kta bile
seebildii yaldzl tokalara, oymal levhalara hayranlkla bakt.
eride Bbs-saade aas, kenarlan kakm krkl bir harmaniyeye
brnm, oturuyordu. Cihan yerleir yerlemez adam asasyla
tavana vurdu. Yola dtler.
Araba yle hzl ve grltl gidiyordu ki Cihan insanlarn ekmek youran fnnclann, bebeklerini emziren annelerin, ykn
tutmu hrszlann, bir kadeh daha gtren ayyalarla bir dua daha
eden dindarlarn- onlar duyduundan emindi. Bbs-saade aasnn
gece seferlerinden kim bilir ka kiinin haberi vard da enelerini
kapak tutuyorlard. Demek hemen herkesin bilmesine ramen hl
konuulmayan srlar vard.
Nihayet durdular. Geldikleri ara sokak yle karanlkt ki Cihan
inip inmemekte tereddt etti. Arabac, elinde lambayla nden
gidiyordu. Ssl bir bahe kapsna vardlar. Bbs-saade aas
defa yzyle, iki kez eliyle vurdu.
Smbl? dedi kapnn arkasndan bir ses.
Smbl, evet! diye tekrarlad Bbs-saade aas.
Huzursuz oldu Cihan. Hadm aa, annesinin ona ocukluunda
takt ismi biliyor olabilir miydi? Her tarafta casus olduunun
farkndayd ama... O bunlara kafa yorarken kap almt.
Dier yanda kimsecikler yoktu. Belki de rzgrd demin konuan.
Srgy de erguvan aac amt, alt dallarn uzatp, ieri
girdiklerinde, Chann hayatta grd en ksa boylu insan
tarafndan karlandlar. Vcudunda yara ve knk izleri vard. Cihan
bunu bilmede de bu vaktiyle bir veba salgnnda fkeli gruhtan
dayak yiyen cce kadndan bakas deildi bu. Cihanm sabit
baklarm fark edince bir kahkaha att. Ne o? Cce mi grmedin
daha evvel, yoksa kadn m?
Cihan kzard, bu da kadn daha ok gldrd. Bb's- saade
aasna dnerek sordu: Nereden buldunuz bunu? ismi Cihan.

411

Mimardr. Kabiliyetli ama kalbi pek yumuak.


aresi bulunur dedi kadn. Ho geldin civanm!
Buraya gayet aina olan Bbs-saade aas minderlere yayld ve
Cihana da aynsn yapmasn syledi. ok gemeden, ellerinde
musiki aletleriyle be odalk zuhur etti. yle k giyinmilerdi ki
Cihan onlarn kendilerini beklediklerinden emindi. Bir ehreden
dierine kayan gzleri sonuncu kadna takld. Geni alm, biimli
burnu, sivri enesi ve iri kehribar gzleriyle, Mihrimah'a alacak
derecede benziyordu. Cihann ba dnd. Onun stnde yaratt
tesirin farkndaym gibi, ban eip tebessm etti kadn. Neeli bir
hava sylemeye baladlar.
Gm bir tepsi stnde, safran rengi, fndk byklnde
macun toplan ikram edildi, ilerinden birini seerek parmaklannn
arasnda dikkatle tuttu Cihan. Bbs-saade aas tane ald ve arka
arkaya hepsini att azna; uzanp gzlerini kapatt. Cesaretlenen
Cihan kendininkini yuttu. Tad bir tuhaft. Derken arap geldi.
Dikkatle iti Cihan, kimseye gvenmiyordu.
Cce kadn gelip yanma oturdu, iittim ki sevdiin birini
kaybetmisin.
Filimi.
Cihan bir kkrdama ya da kahkaha bekledi ama gelmedi. Onun
yerine kadn Cihanm bardan doldurup i ekti. Nasl olduunu
bilirim dedi. Benim de bir kpeim vard. lnce perian oldum.
Kimseler anlamad. Alt taraf bir enik, hadi alama Zeyneb. Onlar ne
anlar! nsanlardansa hayvanlarla dost olmak yedir.
Haklsn dedi Cihan, bir yudum alarak. Hayvanlar daha
drst.
Mzik devam ediyordu. Macun toplarnn olduu tepsi geri geldi.
Cihan bu defa daha byk bir top alp arapla beraber yuttu. Ne
kadar gayret etse de Mihrimaha benzeyen kadna bakmadan
duramyordu. Melekleri andran tebessm, altdudamn o hafifecik
kvrl bile ayn Mihrimaht. Sabah sisi gibi effaf peesinin
kvrmlar yzn evreliyordu.
Zeynebin sesiyle kendine geldi. Sana esvabn gstermemi ister
misin?

Ne?
Kpeimin elbiselerini? Grmeyi arzu eder misin?
isterim ya.
Artk kafay bulmu olan Bbs-saade aas somurtarak bakt
ama bir ey demedi. Bir an evvel onun gznn nnden uzaklamak
isteyen Cihan, Zeynebin peine takld. Kadn onu bir odaya
gtrd. Kede, dzinelerce ekmecesi olan, gl aacndan bir
dolap vard. Dnyann en kk deri yelekleri, krkleri oradayd.
Hepsi de len kpee aitti. Onu bulduunda daha yavru olduunu
anlatt Zeynep, burnunu ekerek. O andan itibaren birbirlerinden hi
ayrlmamlard.
Cihan kadna mendilini uzatt, o da kibarca burnunu sildi. Sanki
ilk defa gryormu gibi bakt Cihana. Otuz yldr bu iin
iindeyim. Cenneti de yaadm, cehennemi de. Melekler de kt
karma, iblisler de. Hayatta kalabildiysem, dudaklarm mhrl
tutmama borluyum. Bakalarnn iine burnumu sokmam. Ama sana
kanm kaynad. yi birine benziyorsun.
Yandaki odadan bir tkrt geldi. Demelerin arasnda bir fareydi
belki. Hadm aa dedi Zeyneb fsltyla. Dikkat et ona.
Neden?
Kendini kolla dedi kadn, o kadar.
Odaya dndklerinde terennm devam ediyordu, fakat az evvelki
neeli hava, yerini gaml namelere brakmt. Zey- neb, Bbssaade aasnn yanna oturup onu methiyelere, yemee ve araba
bodu.
Cihan arkasna yaslanrken gzleri kapanmaya balad. Tam
uykuya dalacakken kulana bir ses geldi. Msaade buyurur
musunuz?*
Oydu. Mihrimahm benzeri olan kadn. Cihanm kalbi duracak
gibi oldu.
Kadn nnde diz kt. Uzanp Cihanm bardana arap
doldurdu. Cihan ierken, kadn bu sefer eilip onun pabularm
kard ve ayaklarn alarak ovmaya balad. Cihan telaa kapld. Bu
kadn arzulamaktan korkuyordu. Ellerini tuttu. Onun kendisine
dokunmasna engel olmak myd gerekten niyeti, bilemedi.
Bana birini hatrlatyorsun dedi Cihan.

413

Sahi mi? Sevdiin biri miydi?


Cevap yerine arab kafasna dikti Cihan ve kadnn boalan
kadehi dolduruunu seyretti.
Nerede peki imdi?
ld dedi Cihan.
Ah canm, yazk sana. Kadn Cihan usulca pt. Dili diline
deip geri ekildi. Tahrik olan Cihan o an durmak istedi. Fakat kadn
ona smsk sarld, trnaklarn ensesine bastrd. Cihan herkesin
ortadan kaybolmu olduunu fark etti; sazendeler, Zeyneb, Bbssaade aas, hepsi gitmiti.
Neredeler? diye sordu, sesini huzursuzluk brmt.
Sakin ol, herkes kendi dairesine ekildi. Biz iyiyiz burada
Yeniden ptler. Kadn Cihanm ellerini tutup vcudunda
gezdiriyor, gslerini, geni ve yuvarlak kalalarn okamaya
tevik ediyordu. Cihan kadnn eteklerini yukan kaldrd, giydii kat
kat taftalar bedeninin arl altnda esd- di. Parmaklarn
bacaklarnda kaydrd; slak ve karanlk maarasn okad. Soluk
solua altna ald kadn; bir yandan soyunuyor, bir yandan onu
soyuyordu.
Aslanm diye fsldad kadn. Gzel iniyim syle?
Gzelsin, ok.
Boynumu sr, bak buray.
Cihan dediini yapt; nce nazike, sonra daha sert.
Mihrimah de bana dedi kadm hzla soluyarak.
Cihann zihninde bir feryat koptu. Kadm iterek, sendeleyerek
ayaa kalkt. Nereden biliyorsun onun adm?
Kadnn benzi att. Sen syledin ya.
Sylemedim.
Syledin. Az evvel. Hatrlasana.
Sylemi miydi? Emin olamyordu. Onun aknlm gren
kadn, arap zihnini bulandrd. Vallahi billahi syledin, yoksa ben
nereden bileyim? dedi.
Ban ellerinin arama ald Cihan, midesi bulanyordu. Belki de
kadm hakikati sylyordu.
Yalvarrm, yalnz brak beni dedi Cihan.

Hadi ama, oyunbozanlk etme dedi kadm. Yznde kendinden


emin bir tebessm, bedenini Cihannkine bastrd. Baladn bir
ii bitiremez misin? Yoksa bu kadar m korkuyorsun eski sevgilinin
hayaletinden?
Cihan kadnn her iki bileini yle sk kavrad ki ellerinin kan
ekildi. Bir an onun cazibesine teslim olacak gibiydi. Fakat onun
yerine itti kadn, hem de haddinden serte. Beriki dt. Bir ah
ykseldi dudaklarndan. Sonras sessizlikti. Cihan sendeledi; kadnn
derken ban vurduu demir knty ancak o an fark etti. Akln
toplamasna frsat kalmadan kap ald ve Zeyneb koarak,
bararak ieriye girdi. Parmaklarn kadnn boynuna koyup, nabzn
yoklad.
lm diye haykrd. Cihana dnd, gzleri dehetle almt.
Hadm aann gzdesini ldrdn. Katil!

czno

Odadan nasl katm bilmiyorum. Kendimi baheye attm, oradan da sokaa. Kuytularda her an birinin stme atlayacan dnerek kotum, Hznler Hamamndan katm. Karanlklardan getim. Sokan bana vardmda boncuk boncuk terlemitim. Krk
gibi inip kalkyordu gsm. Anayola adm attm an, bir yeis dalgas kt stme. Gidecek bir yerim yoktu. Saraydaki koulara dnemezdim. Bb's-saade aasnn ilk bakaca yerdi oras. Hayvanat
bahesindeki terbiyecilerdenyardm isteyebilirdim belki ama hepsine
itimadm yoktu ve tek bir casus beni ele vermeye kfiydi.
Tam o anda bir fikir geldi aklma: Davud. Kona, beni bir iki
gn, hatta haftalarca saklayabilecek kadar geniti. Mehur ve
muteber biri olarak belki de beni Bb's-saade aasnn gazabndan
korumann bir yolunu bulabilirdi. Fakat gecenin bir yars Vefaya
yryemezdim. Bir at gerekliydi. Bizi buraya getiren araba
yaknlarda bir ahrda bekliyordu. Arabacnn uyuyor olmas iin dua
ettim.

415

Uy umuyordu. Hatta cin gibi uyankt ve keyfi de yerindeydi.


Anlalan adam da efendisinin yolundan gidiyordu. Karanfil Kmil
Aa haha ve arapla lem yaparken, hizmetkr burada kendi
elencesine bakyordu. Varmak ularma basarak sessizce szldm
ama

bunagerekyoktu.

Arabacyla

jahie

benijark

etmeyecek

kadardaitp gitmiti. Atlar kprdanmadan, prdikkat duruyor,


dikilmi

kulaklar

ve

alm

gzleriyle

ne

olup

bittiini

hissediyorlard.
Hl arabaya bal vaziyette duran alt kheylana yaklatm. Ar,
ok ar hareketlerle hayvanlardan birinin kaylarn zp kapya
gtrdm. Tam o anda, arabac bir zevk nidasylayana devrildi. Telala ekiverdim atn dizginlerini. Allahtan kinemedi. Oradaki en
munis hayvan olmalyd. Kim bilir belki de bir kayalet bana yardm
ediyordu: Ya Mihrimakm, ya N i kolann ya da stat Snann ruku
olmalyd. Hatta otanmki. Ne ok l vard artk kayatmda.
ok gemeden ata atlam, son srat gidiyordum; rzgr salarm
uuruyordu. Karanlk keleri mekn tutan cinlerden korkmuyordum
artk, onlarn insanlardan daka az rktc olduunu kabullenmitim.
Kimse

beni

durdurmad.

Nikayet

Davudun

evine

vardm.

Hizmetkrlar byle mnasebetsiz bir saatte gelen misafire arsalar


da beni ieri alp yukarya, uykuya ekilmek zere olan efendilerinin
yanma kardlar. Davud beni grnce ayaa frlad. Ci- kan, iyi
misin?
Ajfet, gidecek yerim yoktu dedim.
Davud oturup soluklanmam syledi. Hizmetkrlardan birinin
getirdii erbeti aldm. Ellerim o kadar ok titriyordu ki kalya dktm. Silmeye altm, insann etrafnda korkun eyler olurken byle
teferruatlara dikkat etmesi tuhaf ama ilk gidiimde grmediim bir

eyi fark ettim. stat Sinann kalyd. Davuda baktm. Ben galiba
birini ldrdm dedim.

oreo
Davudun benzi kl gibi oldu. Kimi? Nasl?
Bbs-saade aasnn gzdesiymi dedi Cihan, sze nasl
devam edeceini bilemeden. Akam olanlar anlatt. Odaln
Mihrimaha benzediinden bahsetmedi. Gencecik bir kadn
ldrdm... dedi st ste. Sersemlemiti, teselliye muhta bir ocuk
gibi ileri geri sallanyordu oturduu yerde.
Yann sabah sorar sorutururum. Sen imdi biraz dinlen.
Kmil Aanm atndan kurtulmamz gerek. Yoksa beni hemen
bulur.
Bana brak dedi Davud. imdi uaklardan birini yollarm.
Saraya yakn bir yerde terk ederiz, kimse bilmez. Hadi uyu biraz.
Hizmetkrlar, Cihana bir dek atlar, yanma birer kse incir ve
hurma ile bir bardak boza braktlar. Cihanm boazndan bir ey
gemedi; akl hep iledii cinayetteydi; karanlk ve huzursuz bir
uykuya dald. Ruhunu kemiren eytanlara ramen uyuyabildi.
Uyandnda len olmutu ve divann stnde yeni esvap vard.
Onlar srtna geirerek, aaya indi. Davud orada, ocuuyla
beraber onu bekliyordu. En kk kz henz drt yanda yoktu.
Olanlar babalarna benziyordu ve belli ki ona hayrandlar. Cihanm
ii burkuldu. Onun ne kan1?! mri, ne ailesi. Bu sayeler ve akisler
ehrine bir bana gelmiti ve bunca yl sonra yine yapayalnzd.
Haberler kt diye fsldad Davud. Haklymsn, kadn
lm.
Cihanm nefesi kesildi. O ana dek iten ie sadece bir yaralanma
olduunu mit etmiti. Ne yapacam imdi? diye sordu.
Ne kadar istersen kalabilirsin bizimle dedi Davud efkatle.
Cihan duyguland. Davudun yerinde hangi muteber olsa, ba
dertte bir adamdan uzak durmaya alrd. Evet, buraya gelirken
niyeti bir sre saklanmakt. Ama imdi Davudu byle, yannda
oluk ocuuyla grnce onlan tehlikeye atamayacam anlamt.

417

kran borluyum ama gitmeliyim. Size yk olamam.


Davud biraz dnd. Edirne yaknlarnda bir meyve bahesi var,
yeni kaymbabama ait. Ortalk yatana kadar orada kal, haber bekle.
Sana bir at veririm.
Ban sallad Cihan. Aklna yatmt. Hakkn nasl deyeceim?
Biz beraber bydk dedi Davud. stadn ne dediini
hatrlasana: Sadece karde deil, ayn zamanda birbirinizin
ahidisiniz
Cihan hatrlad, boaz dmlenmiti. Sizler birbirinizin
seyrseferine ahitsiniz. En iyi siz bilirsiniz nerelerden getiniz. Bu
nedenle ayet biriniz yoldan karsa ilk fark eden siz olacaksnz.
Daima akil olann, sevmesini bilenin, gayretli olann yolundan
gidin.n Birbirlerine sarldlar ve bir an sanki kucaklamalarnn
iinde belli belirsiz bir vuru, bir nc kalp at daha varm gibi
geldi Cihana. Sanki Sinan da oradayd; seyrediyor, dinliyor,
hallerine zlyordu.

OSFD
zerinde yzn gizleyen bir pelerin, ara sokaklardan at stnde
geti Cihan. Davuda sylememiti ama stanbuldan ayrlmadan
evvel otaya son defa veda etmek vard akimda. Fransz sefirin
maliknesine byle vard. Habersiz, davetsiz bir eliyi ziyaret etmek
yakkszd ama gzn karartmt.
Kapy aan hizmetkr onu ieri almak istemedi. Msy sabah
uykusuna dknd ve henz kalkmamt. Cihan srar etti.
Karlkl yle amata yaptlar ki nihayetinde uykulu bir ses geldi
evin iinden: Ahmed, kimdir?
Arszn teki, efendim.
Ekmek ver de gnder madem!
Ekmek istemiyor. Sizinle beyaz fil hakknda konumak istermi.

Ya? Ksa bir sessizlik oldu. Misafiri ieri al.


Banda peruu, yznde pudras olmadan, zerinde dizlerine kadar
inen ve gbeinin hametini ele veren geceliiyle belirdi sefir.
Rahatsz ettim, affedin dedi Cihan eilerek.
Kimsiniz? diye sordu sefir, mkemmel bir Trkeyle.
Terih ettiiniz filin bakcsydm.
Aaa, imdi anladm dedi Msy Brves, cesedi ona vermek
istemeyen terbiyeciyi hatrlayarak.
Cihan yolda gelirken hazrlad yalan syledi. Bunca sene rya
tabircilerini dinlemiti madem, imdi o da ayn yola bavuracakt.
Bu gece bir rya grdm. Fil ac iindeydi. Onu huzur bulaca bir
yere defnetmem iin yalvaryordu. Ama mahluk oktan gmld
dedi Msy Brves. Yoksa kokacakt.
Cihanm yrei burkuldu. Mezar nerede peki? Bilmiyordu ki
adam. Hi merak etmemiti. Cihann zldn grnce, koluna
girdi: Hadi neelenin biraz. Gelin, size gstermek istediim bir ey
var.
Kitaplar, elyazmalan ve haritalarla dolu bir odaya getiler.
Franois Savary de Brves Osmanl hakknda geni malumata
sahipti ve mkemmel Trke, Arapa ve Farsa konuurdu. Her iki
taraftaki eserleri incelemi biri olarak Pariste Arap harfleriyle kitap
basacak bir matbaa kurmak niyetindeydi. Cihan imdi anlyordu
kapsnda byle bitivermesinin Msy Brvesi neden
sinirlendirmediini. Yapt terih hakknda konuacak birini
bulduuna memnundu adam. izim- leri gsterdi. yi bir ressam
saylmazd ama filin bedenini ayrntyla aksettirmiti.
Bir gn risale yazacam dedi. nsanlarn bilmesi gerek. Byle
muhteem bir hayvann iini grmek herkese nasip olmaz!
Cihanm gzleri rafa kayd. Orada, prl prl cilalanm bir fildii
duruyordu. br dii krld. Bunu sakladm. Kons- tantiniye
hatras dedi Fransz sefir.
Bakabilir miyim? diye sordu Cihan. Onay gelince dikkatle dii
raftan ald. Kederlendi. Gzleri doldu.

419

Msy Brves sessizce bakt Cihana. Hadi aln, sizin olsun.


Sahi mi? dedi Cihan sevinle.
Kimse o hayvan sizin kadar sevmiyordu dedi sefir. izimlerim var naslsa. Paristeki herkesi hayran brakmaya yeter de
artar.
Minnettarm derken sesi atlad Cihanm.

otann dii elinde, kp gitti Cihan. Evvelki geceye nazaran


daha az endieliydi. Diten yaylan lt iini styordu. Sanki fil
yanndayd. Omzuna vurduu torbada Msy Brvesin almasna
msaade ettii birka para ey vard: bir krek, bir mum, krmz bir
al, bir ip. Cihanm aklnda bir tertip vard. Esasnda kendine
saklayabilirdi dii, ama bencillik olurdu bu. ota bir mezar tan
hak ediyordu. Sultanlar, vezirler ve zenginlerdi hep adlarna abideler
yaplanlar. Fakir fukaradan biri bu lemden gittiinde geriye bir ey
kalmyordu, hsm akrabann dualarndan gayri. Hele hayvanlar. Ne
abuk unutuluyorlard. otanm sonunun byle olmasna gnl raz
deildi. Onun takdir ve sevgiyle hatrlanmasn istiyordu.
Mihrimah Camiine vard. D duvarlar boyunca ilerledi. Neyse ki
etrafta ok fazla insan yoktu bu saatte. Batan aa iee durmu
bir erguvan aac grd. Oray seti. Caminin, gnein batt yne
bakan en utaki yaptann altna bir ukur kazd. Dii itinayla iine
yerletirdi. Elveda ota. Cennette grrz inallah. Attrmak
iin ahane yapraklar varm orada.
Demek byleymi, diye dnd. Ustasnn anlatt o asude yeri,
kinatn merkezini bulamamt henz. Ama o an iin evrenin kalbi
orada atyordu, bundan emindi. Krek krek toprak atarak, st
yeniden dzgn ve sk bir zemin olana kadar doldurdu ukuru.
Sonra, getirdii ipleri kullanarak etrafn evirdi. otamn bann
olabilecei yere bir dal dikti ve krmz al ucuna balad. Yanma
mumu yerletirdi. Bada kurup oturdu, srt dimdikti. imdi artk
tek yapmas gereken binlerinin oradan gemesini beklemekti; kim

olsa olurdu.
Uzun srmedi. Genten, sran gibi bir saka yaklat. nce ala,
sonra Cihana, tekrar ala bakt. Bu ne ola ki, efendi? Mezar.
Delikanlnn dudaklar okuduu duayla hareketlendi hemen.
Bitirince sordu: Kim ld? Bildik biri mi?
! Hrmet gster.
Sakann koyu gzleri ald. Kimmi?
Evliyadan biri. Kudretlilerinden.
Buralarda evliya olduunu iitmedim.
Yz sene boyunca kimse bilmesin istemi.
Peki sen nereden biliyorsun?
Ryada bana mezarn ifa etti.
Cihanm yanma diz kerek ban yana edi olan; topran
altndaki cesede gz atmak ister gibi bir hali vard. yi ettii bir
hastalk var mym?
Her eyi iyi eder.
Ablam ksr. yaz oldu evleneli, hl bekliyor, yazk. Getir
buraya. Evliya iyiletirir. Kusur damattaysa onu da getir.
Ad neymi bu evliyann?
ota Baba.
ota Baba diye tekrarlad saka.
Cihan usulca doruldu. Benim gitmem gerek. Gz kulak ol bu
mezara. ota Baba Trbesinin muhafz sensin. Sana gvenebilir
miyim?
Saka ciddiyetle bam sallad. Dert etme efendi. Szmn
eriyim. Ve ite bylece, Mslman, Hristiyan ve Yahudisiyle,
eski yeni yzlerce trbesi olan yedi tepeli ehir, neede kederde
ziyaret edilecek bir evliya daha kazanm oldu.

0310
stanbulu byle geride brakt Cihan. Hi durmadan saatlerce at

421

srp, akama doru yolun atalland bir yere vard. Sadaki


patika, kuru dere yataklar boyunca ilerleyerek Edirneye ulayordu.
Davudun ona tembihledii gzergh buydu. Soldakiyse, ovalar ve
alak tepeler zerinden, kvrla kvrla uzanyordu; bu yol daha yeil,
daha gzeldi ama hem dolambal ve engebeli olduundan, hem de
ormanlarnda haydutlar fink attndan tercih edilecek gibi deildi.
Cihan tam nceden kararlatrdklar gibi saa dnecekken duraklad. ayet ota hayatta olsayd, dier yolu tercih ederdi diye
dnd. O da ayn eyi yapt.
Bir mddet atn ekin srerek ve manzaray seyrederek yola
devam etti. Havada am, amur ve rutubet kokulan vard. Derken
tuhaf bir hisle yoldan aynlp dolanmaya balad. Ksa sre sonra
gne batt ve ay -ince, solgun bir hilal- ykseldi. ite o vakit
hatrlad. Bir vakitler Davudla ikisinin Roma dn iki gen ve
heyecanl rak olarak konakladk- lan han buralarda bir yerde
olmalyd.
Cihan binay bulana kadar karanlk kmt. O ieri girerken bir
seyis atn ahra gtrd. Her ey tpatp aynyd - st kattaki havasz
odalar, aadaki byk ve grltl mekn, pimi etin kokusu.
Hzn brd ruhunu. Keke gene o gen haline dnebilseydi.
Ocan yaknlarndaki kabaca yontulmu masaya iliti.
Etraftaki kahkaha ve dedikodu uultusunun arasnda bir o sessiz,
kelimesizdi. Yamaklar saa sola koturuyordu. Bir mddet sonra bir
delikanl geldi sipari almaya. en ve gle bir ifadeyle, Cihana
kim olduunu, nereye gittiini sordu. Cihan gen adamn gzlerinde,
onun yalarndayken kendisinde de mevcut olan lty buldu:
dnyaya kar doyumsuz bir merak ve doup bydn yerleri bir
an evvel terk edip gitmek iin gizli bir arzu.
Delikanl yahniyi getirdiinde Cihan glmsedi: Buraya en son
geldiimde sen daha domamtn bile.
Sahi mi? O zaman size babam hizmet etmi olmal. imdi
nerede peder? diye sordu Cihan iki lokma arasnda. Buralarda. Sa
kula ar iitir. Sol iyi. Burada olduunuzu sylerim. Zaten artk
tek yapt maziden bahsetmek. Yemeine dnd Cihan. Taban

syrrken hanc belirdi. imanlamt. Cihan, delikanlnn onu iaret


ederek babasnn kulana bir eyler sylediini grd. Yan banda
bitiverdi adam.
Olumun dediine baklrsa mimarmsn ve ta ne vakit
gelmisin buralara.
Doru. Yanmda arkadam vard dedi Cihan sesini ykselterek.
Adam gzlerini ksarak bakt, bakt. Sonra ban sallad.
Hatrladm.
Cihan inanmad. Yzlerce mterinin gelip gidiine ahit olmu
biri nasl hatrlayabilirdi ki onlan? Akimdan geenleri okumu gibi
Cihanm karsna oturdu hanc. Sizi niye unutmadm biliyor
musun? dedi. Yanndaki delikanl yznden. Tuhaf biriydi. Kendi
kendime bunlar dost mu, dman m diye dnmtm.
Kafas karan Cihan adama bo bo bakt. Ne demek istiyorsunuz?
Arkadan benden bir satr istedi. Ne yapacaksn diye sordum.
Buraya her nevi insan gelir; dert ksn istemedim. Birine
saldrmayacan nereden bileyim? Geri getirmeye sz verdi. Getirdi
de, hakikaten.
Cihan bir huzursuzluk hissetti. Fakat adamn anlatacaklar daha
bitmemiti. Dedi ki: phelenmitim. Kapdan baktm. Sen
aadaydn. Herkes aadayd.
Ne grdn peki? diye sordu Cihan.
Senin u dostun dedi adam, kelimeyi vurgulayarak, kitab
kesiyordu. Deri ciltliydi. Aa budar gibi kesip paralad defterleri,
izimleri.
Ama... soyulduk biz dedi Cihan, izimlerimiz, defterlerimiz,
hepsi gitti.
Yok efendi. Benim hanmda bir ey alnmaz. Biz namuslu yer
iletiriz. Eyalarn senin ahbabn olacak herif mahvetti.
Niye yapsn ki byle bir ey?
te ben de senelerdir onu merak ederim ya. renirsen bana da
anlat.

423

Adam yanndan ayrldktan sonra Cihan ne dneceini


bilemeden oturdu. Danda uuldayan yel, kemiklerinin arasnda
esiyormu gibi rperdi. Bahi brakarak kalkt ve doruca ahra
gitti.
Atma su ve yem verildi mi?
Evet efendi.
Eyerlensin o halde.
Gidiyor musunuz? Frtna geliyor. Orman tehlikelidir gece
vakti.
Ormana gitmiyorum dedi Cihan. ehre dnyorum.

Sra sra karaaalar arasndan, dereler zerinden geerek


stanbula dnd. Frtna, topuklarna saldran bir it gibi peindeydi.
At her gk grltsnde irkiliyordu. Yamura yakalanmamay
baard her naslsa. Birbiri ardnca dald tarlalara. Dev kayalarla dolu
bir vadiyi kat etti. Yanlarndan geerken kayalar onu seyrediyormu
gibi geldi Cihana; hayata dair heyecanlar kalmam insanlarnki
gibi donuktu baklar.
stanbula yaklarken, frtna nne geti ve ehre ondan evvel
vard. Uzaklarda bir yere den yldrm, parlak, mavimsi bir
aydnla bodu kubbeleri ve tepeleri. Hayatnda bir defa daha,
bunun ne kadar gzel bir ehir olduunu dnd; ah bir de ta
kalpli olmasayd. Belgrad Kapsna yneldi. O saatte kapal
olmayacan umduu tek giri orasyd.
Haklyd. Bir blk yenieri nbetteydi; bir tanesi ayakta
uyuyordu. Cihan onlara saray okulunda hoca olduunu syleyip
mhrn gsterdi. pheyle szseler de ezkaza yksek kimselerle
rabtas vardr diye hrmette kusur etmediler. Nihayetinde sklp
gemesine izin verdiler.
Deniz mrekkep rengine brnmt. Bora fkeyle esiyor, atlan
uuruyor, dallan kmyor, dalgalan kabartyordu. Davudun konana
vardnda mintan srtna yapm, iliklerine kadar slanmt. Bir
yerlerde bir kpek uludu. Sonras sessizlikti. Yamur sessizlii

bozacana derinletiriyordu.
Daha evvelki geliinde burann ne kadar korunakl olduuna
dikkat etmemiti: yksek duvarlar, demir kaplar, dikenli allardan
bir it. Derken Davudun szlerini hatrlad: Zevcelerim ikyet eder.
Sermimar olacaksn ama evin etrafndaki parmaklklar tamir
etmekten cizsin diyorlar. At bir diree balayarak arka bahenin
etrafndaki parmaklklara yrd, tamire ihtiyac olan ksm arad.
Hakikaten ubuklardan birka eilmi, eskimiti. Azck bir
zorlamayla iki tanesi yerinden kt; arasndan geilebilecek
genilikte bir delik alm oldu. Bahe, ba dndrc rayihalarla
karlad onu. Eve nasl gireceine karar verene kadar bir aa bir
yukar dolat.
Tahmin ettiinden kolay oldu. Menteeleri gevemi bir ambar
kapandan srnerek girdi ve kendini kilerde buldu. Etrafndaki bal
ve pekmez kplerine, peynir ve tereya flarna, iplere dizilmi kuru
meyve ve sebzelere, bakliyat ve yemilere baknca, ota olsa bu kadar
yiyecein ortasnda ne sevinirdi diye dnd, glmsedi kendi
kendine.
Duvardaki oyukta duran lambay alp st kata kt. Geen gn
Davudla yemek yedikleri oda imdi daha byk grnd gzne, gn
batnca genilemi gibiydi. Ne aradn bilmiyordu ama bulunca
anlayacana emindi. Kitap raflarna yaklat. Daha evvel oradaki
kt tomarlarn inceleme frsat bulamamt, ilerinden birini ap
dikkatle bakt. Fevkalade bir ey yoktu. Sonraki iki izime daha az
vakit harcad. Evin ta derinlerinde bir yerlerden, bir kelebein kanat
rp kadar hafif, alack bir hrt geldi. Kaskat kesildi Cihan.
Soluk bile almadan kulak kabartt. Hi ses yoktu. Bir kt topunu at
ve ustasnn yazsn tand.
Sadk ram Cihan,
Bugn seni grmeye geldim, lkin ieri alnmadm. Daha evvel
de mni olmulard seni grmeme. Vezir-i azamin emriymi, yle
diyorlar. Sultanmzn huzuruna kp hususi msaade almaya

425

gayret edeceim. O vakte kadar sana bu mektubu yolluyorum ki


selametinin duacs olduumu ve sen o duvarlarn arasndayken
bana da darda huzur olmadm bilesin, olum.
Cihanm nefesi kesildi. Bir yumru oturdu boazna. Gelmiti
demek ustas; zindandayken onu ziyaret etmiti. Temas kurmaya
alm, baaramamt. Peki, bu mektup niye eline gememiti
acaba?
Bir
sonraki
tomar
incelerken
titriyordu.
Krkeme
Sukemerlerinin taslayd bu. nc byk kazann, Sela- haddin
dahil sekiz iinin canna mal olan felaketin yaand yer. Altn ulu
ty kalemin yumuak dokunularyla ustasnn el yazsn tand.
Onunkinin yannda, farkl renkli bir mrekkeple yaplm iaretler
vard. Bunlan bir bakas izmi gibiydi. in tuhaf yan hepsi de kaza
ve yaralanmalarn gerekletii noktalara denk dyordu.
nc taslakta -Molla elebi Camii- Cihan yle bir teferruat fark
etti ki neredeyse nefesi kesildi. O ana kadar iskelenin etrafndaki
alanlara dikkat etmiti. Halbuki burada, mihrabn zerindeki yanm
kubbeye denk gelen birtakm iaretler vard. Bir hatra canland
zihninde. Uzam glgesi imenlere den Sanchann, kl gibi benzi
ve o inili kl aksanyla, stanbula getiriliinin hikyesini anlatn
hatrlad; tam da bu iaretli yerde oturuyorlard o gn tesadfen. Hatta
Sancha konuurken etraflarnda sinsi sinsi dolanan birtakm adamlar
olduunu ve bir nevi hissikablelvuku ile o adamlardan kukulandn
anmsyordu. Bunlarn sahadan malzeme almaya gelmi adi hrszlar
olduklarn zannetmi, zerinde durmamt.
imdiyse adamlarn oraya inaat kurcalamak ve bir kaza daha
tezghlamak niyetiyle geldiklerini anlyordu; demek Sanchayla onun
oradan kalkp gitmelerini beklemilerdi. Anlalan, gitmeyip kalarak,
adamlarn, aldklar emri yerine getirmelerine engel olmulard
bilmeden. Yani birileri stat Sinann taslaklarnn stne bu iaretleri
kazalardan sonra, aksaklklarn sebebini incelemek niyetiyle deil,
kazalardan nce yapmt, onlar tertiplemek iin. Dehete kaplarak

elindeki tomar yere drd. Sakarlna lanet etti. Almak iin yere
diz kt; odaya giren ift aya grdnde hl yere eilmi
haldeydi.
Davud, zerinde gecelii ve iki yannda birer zebellayla karsnda
duruyordu. Bakn kim gelmi gecenin bu vakti! Dman sandk, dost
kt!
Cihan yavaa ayaa kalkt.
Neyin izimi o? dedi Davud.
Molla elebi Camii dedi Cihan, aln boncuk boncuk ter iinde.
En iyi eserlerimizden deil ama gzeldi dedi Davud, arabuk
yok olan bir tebessmle. Tekrar konumaya baladnda sesi sert
kt. Ne yapyorsun evimde? Neden geri geldin?
Cihann baklar, Davudun arkasnda duran adamlara kayd
gayriihtiyari; gzleri, ellerinde tuttuklar mumlarn nda parlyordu.
lerinden birini tand. Korku bir ok olup sapland midesine: Geen
gece onu alp Bbs-saade aasnn arabasna gtren sar-dilsizdi
bu.
Sana bir at ve saklanacak yer temin etmedim mi? diye sordu
Davud.
Ettin dedi Cihan buruk bir edayla. Ayana dolamayaym diye
herhalde.
Nankrlk eytana mahsustur.
Benim anlamadm, neden beni bakalfa yapmaya kalktn. Ne
lzum vard bu zrvala?
Vallahi istedim bakalfam olman. Beraber alabileceimizi
zannettim. Sense her eyi berbat ettin. stadn vasiyetnamesini
kurcalamaya baladn. Neden hibir eyi olduu gibi kabul etmezsin
ki? Cihandan teye, yamurun effaf damlalar brakt pencereye
bakt Davud. Hep byleydin diye mrldand. Haddinden fazla
merakl oldun her zaman.
Bbs-saade aas ile sen su ortasnz.
Su orta diye tekrarlad Davud. Ne dikenli bir laf byle.
Sence ne demeli?

427

Davud soruyu iitmezden geldi. Seni o gnah yuvasna gtrmenin


iyi bir fikir olmadn syledim ona. Dinlemedi. Seni fahieler ve
hahala satn alabileceini zannetti. Bir teselli arar gibi bakt
Cihanm yzne. Bana braksayd, bunlarn hibiri olmayacakt.
Kazalar... Hepsi senin bann altndan kt. Ustamn taslaklarm
alp zerinde oynadn. Selahaddinin kardei sana alyordu, deil
mi? Abisini ldrenin sen olduunu anlamamt zavall. Herkesi
ustama kar doldurdun. Daha ka kiiyi aldattn? Nasl yapabildin?
Davud, adamlarna dnd. Darda bekleyin dedi.
Dudak okumay bilen sar-dilsizler balaryla onayladlar. Derhal
ktlar. kisi ba baa kalmt imdi.
Bunlan tezghlayan hep endin dedi Cihan; az kupkuruydu.
Ayasofya tadilatnda ahaliyle sen konutun, her ey daha beter oldu.
Ne syledin onlara?
Hakikati dedi Davud, ateten srayan kor paras gibi frlad
kelime dudaklarndan. Sultan ve dalkavuklan bir kfir mabedini
rahata seyredebilsinler diye evlerinden edildiklerini anlattm onlara.
Bir an durdu Davud, eskilere gitti zihninde. Nikola da, sen de o kadar
saftnz ki. O ocukla- n ben ayarladm. Sizi muhakkak evlerine
gtrmelerini tembihledim. Duygulanacanz biliyordum.
Srf ustaya tepki duyalm diye dedi Cihan, titriyordu. stada
ihanet ettin.
Davud zgn bir bak att. O sana gre yle.
leri altst etmek iin elinden geleni ardna koymadn. Bu ihanet
deil mi?
Niye olsun dedi Davud. Fenalklar yaptm, ama yanl bir ey
yapmadm.
Romadayken bir tasvir grmtk hani. Hainlik eden havari.
Onda hi mi kendini grmedin?
Tasviri hatrlyorum. Ama ne ben havariyim, ne ustamz
peygamberdi.
O ana kadar Davudun ehresinde pek ok duygu grmt Cihan:
fke, keder, sitem. Grmedii tek ey pimanlkt. Nasl olur da
nedamet hissetmezsin?

Benim erefsizin teki olduuma inanmak istiyorsun, buyur inan... Davudun sesi kslr gibi oldu, tekrar ykseldi. Doru,
ustamza yalan syledim. Kyde akrabalarm varm gibi yaptm.
Onlara mektuplar yazdm. Hileydi. Anlamyorum.
Kyde kimsem yoktu. Hepsi katledildi. Senin o sultann
tarafndan.
Kim? Cihan sendeledi. Hangisi?
Fark eder mi? dedi Davud. Hepsi bir deil mi? Sleyman?
Selim? Murad? Baba, oul, torun. Hepsi de ecdadnn yolundan
devam etmiyor mu?
Ailenin bana gelenlere zldm. Ama bu yaptklarn
aklamaz dedi Cihan.
Sultan Sleymand, madem bilmek istersin. O sene hasat
ktyd; r denkletiremedik. Herkes k gelince tas tara
toplayp aha snmaktan bahsediyordu. Bizim ky Kzlba
deildi, ama gerekirse onlara katlrz diyorduk. Yoksulluk canmza
tak etmiti. airlerimiz iir okur, kadnlarmz sylerdi. Sultan bize
ders vermek istedi. On yandaydm.
Darda yamur hafiflemiti. Cihan yaknlardan geen bir balk
teknesinin kard sesleri iitebiliyordu.
Birka kiinin kellesini vurdular. Kazklara takp gn
beklettiler. Durmad isyan. Yenileri asld. Sallandlar rzgrda.
Hl ryalarma girer. O zaman herkes ayakland. Geri geldiler.
Tekmil ky yerle yeksan ettiler.
Sen nasl sa kaldn?
Anam beni kilere atp kapy stmden kapatt. Bekledim. Dar
ktmda gece olmutu. Cesetlerin stne ay vuruyordu.
Kardelerim, amcalarm, yengelerim, annem, babam... hepsi.
Cihann tekrar konuabilmesi vakit ald. Neden anlatmadn
ustamza? Sana yardm ederdi.
Sahi mi? dedi Davud hor gren bir nazarla. stadn lleri
hayata dndrdn bilmiyordum. O bakmdan m benziyordu Isa
Peygambere?

429

Seni olu gibi severdi.


Ben de onu baba gibi severdim. Kusurlu bir baba gibi. Byk
mimard. Ama ne zulme kar tek kelime etti, ne adaletsizlie. Sen
zindanlarda rrken bile parman oynatmad! insaf! Ne
yapabilirdi ki?
Sultana gidip, ram saln, aksi takdirde artk sizin iin inaat
yapmyorum diyebilirdi.
Aklm m kardn? Annda asarlard.
erefli bir son olurdu diye kt Davud. Halbuki o ne yapt?
Sana sefil, ackl mektuplar yazd.
Demek biliyordun, ha? Cihann yz soldu. Mektuplan sana
emanet etmiti, deil mi? Ona mektuplan zindana gnderdiini
syledin, ama yollamadn. Benim stada kzmam, gcenmemi
istiyordun.
Sylenenlerin hibir ehemmiyeti yokmu gibi omuzlann silkti
Davud. Onun tek istedii inaat yapmakt. Birini bitirip brne
balamak. Peki, kim namaz klacakt o camilerde? Hasta veya alar
myd, halleri niceydi? Ehemmiyeti yoktu. Her sene al, al.
Baka hibir ey umurunda deildi. Doru deil bu!
Davud sesini alaltp, karsnda bir ocuk varm gibi tane tane
konutu. Sen baka memleketten geldin. Bunlar anlayamazsn.
Cihann omuzlan kt. Masallar uyduran tek sen deildin. Ben
yetimim. Hindistan grmedim. Hint ahmn elini pmlm de
yok. Yaland bunlar.
Davud hayretle bakt. stat biliyor muydu? Zannedersem.
Beni koruyordu.
Peki ya fil?
Kader ite dedi Cihan. Allah kesitirdi yollanmz. Demek
bir ortak yanmz varm. Yine de sen ben deilsin dedi Davud. Hayatta iki nevi insan var, bunu bilir, bunu derim.
Bir, saadet peinde olanlar. Bir de, adalet peinde olanlar. Sen mesut
bir hayat istedin, bense adalet. Farklyz. Cihan kapya yneldi;
Davud arkasndan seslendi: Nereye gittiini sanyorsun?

Senin gibi adamn yaknnda olmak istemiyorum.


Ahmak! Gitmene izin verir miyim sandn?
O ana kadar Davudun ona zarar verebilecei aklna gelmemiti.
Anlamasna yardm etmek ister gibi Davud dedi ki: Haddinden
fazla ey biliyorsun.
Cihan kapy at, iki izbandut, elleri bellerinde duruyorlard.
nn kestiler ve onu yeniden odann iine ittiler.
Kpeklerine syle, benden uzak dursunlar diye haykrd Cihan.
Keke byle olmasayd dedi Davud. Elveda Hintli. Cihan
yle aknd ki bir an kalakald. O toparlanana kadar Davud odadan
kp gitmiti. Cihan avaz kt kadar barmaya balad. Evde
sesini iitip ne olduuna bakmaya gelecek birileri vard mutlaka.
Zevceler, ocuklar, odalklar... imdat! Yardm edin!
Adamlardan biri onu yle bir itti ki yere yuvarland Cihan.
Darda bir ku akmaya balad. afak skyordu. Kafasnn
arkasna sert ve ar bir eyle vurdular. Zemin altndan kayd. Her
ey karanla brnmeden evvel son iittii ey o kuun cvlts
oldu.

O
Kendine geldiinde kafasna bir zrh geirilmi zannetti. karp
atmak istedi ama elleri balyd; ayaklan da. Bir yrtktan etrafna
bakt; her ey bulankt. Sonradan anlad ki yznn stnde bir ey
yoktu. Sa gz iip kapanm, hareket edemiyordu. Yar ak sol
gz tela iinde krparak nerede olduunu anlamaya urayordu.
Aznda kan tad vard. time esnasnda dilini srm olmalyd.
Vcudu dklyordu: uzuvlarnda sz, ellerinde an, beyninde
zonklama ve en beteri, sa ayanda korkun bir sanc vard. Yana
yanyordu ama nedenini sonra hatrlayacakt. Davudun odadan
kp onu muhafzlarnn merhametine terk ettiini hatrla i; derken
her ey durmutu. Tekrar uyandnda sratle gi ten bir arabann
iindeydi, iki yannda sar-dilsizler bu kadsr abuk aylacan
beklemiyorlard besbelli. Ona vurmaya baladlar. Cihan mukabele

431

etti. Delirmi gibi, kapy ap, drtnala giden arabadan aa att


kendini. Bir hendee yuvarlanp ayan burktu. Sar-dilsizler onu
bulduklarnda o vaziyetteydi. Sonras yine karanlkt.
Etraftaki ar, ekimsi havay iine ektike gs acyordu. Kim
bilir nerede, sala bir kulbede smsk balanm vaziyette toprak
zeminin stnde yatyordu. Tekrar kendinden geti. Ayldnda
hava o kadar soumutu ki dileri birbirine vuruyordu. Bu arada, ya
dier gz de kapanm ya da gece inmi olmalyd, nk her yer
zifiri karanlkt.
alvarna ilk defa pislediinde hissettii utan, yaylan kokudan
beterdi. Daha sonra bunlarn hibirinin nemi kalmayacakt. Ala
bir mddet dayanabilirdi. Ama susuzluk korkuntu. Susuzluk, bir
kt lokma lokma yiyen balta gibi etini yontuyordu. Dudaklarm
aprdatyordu durmadan. Koca bir bardak su itiini hayal
ediyordu. Belki de akln kaybediyordu.
Uzaktan bir yerden dalgalarn sesini duyabiliyordu. stanbulun
hangi kesindeydi acaba? Balklara yem edilen odalklar geldi
hatrna. Tekrar tekrar banp yardm istedi. Hi kimse yoktu. ota
yannda olsayd, bu kadar kalabalk ve grltl bir ehirde byle
yalnz ve sesini kimselere duyura- madan lmenin garipliini
anlatrd ona.
Cihanm bilinci bir gidip bir gelirken vakit ilerliyordu. Istrap
nbetleri arasnda szp kalyor, sonra ruhu henz malubiyeti
kabul etmiyormu gibi srayarak uyanyordu. Koskoca Sinana
kalfalk yapmt; nereden nereye gelmiti, byle srnerek
lmek iin kmamt o kadar yukarlara.
Davudun onu lme terk ettiine bir trl inanamyordu.
Fakat ne kadar beklese de ne Davud geldi, ne adamlar. Cihan
sabah m, akam m olduunu bilmiyordu. Ka gndr burada
olduunu da. Fillerin drt gne kadar susuz dayana- bildiklerini
duymutu. Kendisi bundan daha iyisini yapabilir miydi,
sanmyordu. Ryasnda Mihrimah grd; bir hanmelinin
altnda kahkahalarla glyordu, ilk karlatklar zaman olduu
gibi, hayat dolu, mutlu bir kzd.
Gel diye fsldad elini uzatarak. Dnyay brak gayr.

Cihan ona doru gitmeye yeltendi. Fakat yar yolda bir ey


dikkatini datt. br taraftan bir ses geliyordu. Birileri zorla
ieri girmeye alyordu. Bir grlt iitti: ahap zerinde
alan delici bir aletin kard sesti bu. Derken bir esinti geldi.
Birileri pencereyi am olmalyd.
Kimse yok dedi bir ses. Haydi!

Hadi bul u sand. Buralarda olmal.


Ar bir ey dt yere kt diye. Bir adam. Arkasndan biri
daha, iki hrsz, Cihanm varlndan habersiz etrafta dolanmaya
balad. Yanlarnda getirdikleri fener clz bir k veriyordu.
Iyy, bu koku da ne be?
San ls filan herhalde.
Bu boktan yerde hazine olduuna emin misin?
Ulan ka kez syledim? Bir ey tayordu o iki zebella.
Gzlerimle grdm.
Sarho gzlerinle mi, ayk gzlerinle mi?
Ben ne dediimi biliyorum, ahmak herif. Burada bir ey
sakl.
Haydutlar! Cihan titredi. Onu dilim dilim edebilirlerdi. Geri
kaybedecek bir eyi yoktu. Her halkrda lecekti. Kuru, bouk
bir ses ykseldi dudaklarndan.
Neydi o?
Cihanm nefesi boaznda hrldad.
Kim var orada? dedi bir tanesi. Sesinden korku damlyordu.
ayet Cihan bir an evvel bir ey sylemezse onu gul- yabani
sanp tabanlar yalayacaklard.
Im...dat diye yalvarrcasna seslendi Cihan.
Kutularn arasnda onu bulmalar uzun srmedi. Cihan sarf
ettii abadan bitap dmt. Ayldnda adamlardan biri
omuzlarndan tutmu, dut aac silkeler gibi silkeliyordu onu.
teki adam bu usul beenmemiti:
Napyorsun be? Zavally yeterince marizlemiler zaten.
Ayltmaya alyorum.

433

Hah, aferin. Yaradana iyice yaklat sayende!


Sen aylt o zaman.
Git biraz su getir.
Cihanm bandan aa bir kova deniz suyu, dktler; kesik
ve syrklardan giren tuz, kemiklerine iledi. Acyla inledi. Tam o
srada bir baka ses iitti; aina bir ses. Lan bir girdiniz buraya,
bir trl kamadnz. Noluyor orada?
Bu herifi bulduk aam. Birileri iyice hrpalam garibi.
Ayak sesleri yaklat. Yahu bu adam susuzluktan lyor, kaz
kafallar! Dve dve pestilini karmlar, siz de tutup yaralarna
deniz suyu dkyorsunuz! Geri ekilin! Cani herifler! Bir ie
ald. Adam mendilini suyla slatarak Cihanm dudaklarna
bastrd. Da...ha diye yalvard Cihan.
Ar ol birader. Acele etme.
Kann, amurun ve pisliin altnda nasl bir bahtszn olduunu grmek iin yzn silmeye baladlar. Cihan bir eyler
sylemek istedi ama hali yoktu; bir kelime etse tkenecek
gibiydi. Ba nne dverdi.
Hey Allahm. Getirin u feneri diye grledi ayn ses. Allah
kafamza bir ey atsn, e mi? Bizim filbaz bu! Ah, bu herif var
ya, ku kadar akl yok bunda! Buz gibi sulardan ektim aldm
yetmedi, zindanlarda kt karma; al ite imdi de plkte!
Ba hi mi beladan kurtulmaz bir insann? Cihan kekeledi:
Ba...laban?
Ta kendisi birader.
Cihan gld. Bir delinin kahkahas gibiydi kard ses.
Akln kaybetmi bu, aam dedi ingenelerden biri. Balaban
itiraz etti. Yok, yok dedi efkatle. Fil kuvveti vardr bizim
filbazda. Toparlanr, evvel Allah.
plerini zp ayaa kaldrdlar Cihan ama yrmesine
imkn yoktu. Mosmor bir et ynna dnen sa aya imiti.
ki adam, kollarnn altna girerek tadlar. Dar kar kmaz,
esen poyraz cam krklan gibi batt tenine. Umurunda deildi.

Bitmiti. u hayatta, bir defa daha, son srat dibe doru


giderken, tam teki taraf boylamak zereyken, grnmez bir
kuvvet uzanp ensesinden yakalam, yeniden yuka- n, hayata
ekmiti.

osuo
Balabancn kars Cihan kanatlannn altna ald. Yarala- nna
lapa koydu, kesiklerine gvercin pislii sard. Sabah akam
grtlandan aa zorla pas rengi bir iksir boca etti. Yanandaki
kesik, ne vakit kprdasa kanyordu; kadnn sylediine baklrsa
dikilmesi gerekiyordu. Sylemekle kalmad, dikti de. Cihan ac
iinde brrken kadnn elleri bir an olsun titremedi.
ini bitirince, sevinle bakt Cihana. Artk hatun ksmndan
yana bahtn ald. Yz faal herif makbuldr. Savatan
dndm dersin,
Savaa gitmedim ki diye itiraz edecek oldu Cihan.
Kuzum nereden bilecekler? Grrsn bak armut gibi derler
nne. Ama ayann hali fena. Lokman armak gerek.
O da kim?
Grrsn dedi kadn, esrarengiz bir edayla. Seninle ii
bitsin, yeni domu gibi olursun, Allahn izniyle.
Ayn gn ksa boylu, dal gibi zayf adam bir adam urad.
Srtndaki paavralar ve boynundan sallanan tahta kakla dikkate
ayan gelmedi Cihana. Nasl da yanlmt. Ayana yle bir
bakt ifac. Daha Cihan ne yapacan soramadan, ka
hastann azna soktuu gibi ayan avucunun iiyle kavrad. Bir
anda var gcyle evirdi. yle bir feryat etti ki Cihan, ingene
kampndaki btn ocuklar korkuyla analarna sokuldu. Lokman,
kaktaki di izlerini gsterdi sonradan. Cihanmkinden baka
izler de vard.
Bunlarn hepsi knk kk myd? diye sordu Cihan, yeniden

435

konuabildiinde.
He ya. Bir de doum yapan kadnlar. Onlar da fena snr.
Sonra tembihledi: Gzn sidiinde olsun. drar, alts san,
drd krmz, yeil ve ikisi siyahms olmak zere on be
farkl tona brnebilirdi. ifac dediin, hastaya bakarak vakit
kaybetmezdi; idranm tetkik ederek anlard derdini. Adamn sran
stne, bir kaba iedi Cihan. Adam kaptaki mai- yi alp alkalad,
koklad, parman idrara batnp sonra azna gtrd.
Dahili uzuvlarda bir kanama yok dedi. Biraz istiska var.
Karasevdaya meyyalsin. Onun haricinde, iyisin.
Bu ekilde dikilmi, dzeltilmi, ykanp paklanm olarak
yataa yatmlan Cihan, iki gn kesintisiz uyudu. nc gn
uyandnda, yan banda oturmu, bir yandan sepet rerek ona
gz kulak olan Balaban grd.
Ho geldin birader. Bakalm bir dahaki sefer nereden kurtaracam seni.
Yzndeki dikiler acsa da gld Cihan.
Filden naber? dedi Balaban.
ota ld.
Hay Allah! zldm be.
Sessizletiler. lk konuan Cihan oldu. Sence hayvanlar cennete
gider mi? mamlar gitmez diyor.
Yahu onlar ne anlar hayvanlardan? iftilere sor. ingen
taifesine sor. Kim hayvanlarla yaarsa ona sor. mamlar, ner- den
bilsin? Sen tasalanma. Cennete gidince ben Allaha derim. otaya
bir gzellik yapmas iin yalvarrm.
Cihan srtt. Hrszlk yaparsn. ki iersin. Kumar oynarsn.
Rvet verirsin. Kadlara kzp mallarm yamalarsn. Yine de
cennete mi gideceksin?
He ya... dedi Balaban. O softa bozuntularna bakyorum.
Sonra da kendime diyorum ki, ayet bu herifler gidiyorsa ben haydi
haydi giderim. Byle tartyorum gnahlarm. Balaban i ekti.

Yazk, babasn tanyamayacak.


Kim?
'
Filin olu...
Ne? otann ocuu mu oldu?
Taol9 Yahu ne sandm? O kadar ana finenin bir neticesi olmaz
m? Zavall Glbaharm gebelii hi bitmeyecek gibiydi.
Evet dedi Cihan ban sallayarak. Hamilelikleri biraz uzun
sryor.
Uzun mu? Sonsuz!
Ne isim verdiniz yavruya?
Sen bana bir ey anlatmtn. Kinat drt fil tarm hani,
hatrlyor musun? ayet ilerinden biri kprdanrsa deprem
olurmu. Yeni bir sepete balad Balaban. Yavruya Pen adn
verdim. Be demek. Drtten biri, olur da fire verirse, yardma gelsin
diye.
9.Tao: Doru.

Cihanm boaz dmlendi.


Grmek ister misin torununu? dedi Balaban.
isterim ya!
Bir tahtrevana oturtup ahra gtrdler Cihan. ite oradayd.
otamn olu. Kafasn annesinin kamna srtyor, hortumunu
sallyordu. Rengi beyaz deil, bir frtna bulutu kadar griydi. Cihan,
anne filin dikkatli nazarlar altnda bebei okad, ona yemi uzatt,
ikram keyifle mideye indiren Pen koklanarak daha var m diye
arand. Akll, pheci, evikti. Cihan bir an otaya bakyormu
gibi hissetti kendini. Bu ufak mahlukta beyaz fil yaamaya devam
ediyordu. Gzleri yaard.
Tahtrevan ahrdan kt. Avludan geerken Cihanm burnuna bir
koku alnd. Zihninin bir kesini harekete geiren bir rayiha.
Durun! diye bard.
Can yand zannederek telala yanma kotular.
Bu koku nereden geliyor? diye sordu Cihan.
Koku moku yok. Yat hadi, atein ykseldi diye kt Balaban.
Delikanllardan biri glmeye balad. Ben anladm neden

437

bahsettiini aam. Daki dey ot yakyordu.


Ne olur bul bana bu kokunun kaynam dedi Cihan.
Az sonra irice bir et beni ve siyah byklan olan esmer bir kadn
belirdi. Aa beni grmek istediini syledi.
u yaktn ey dedi Cihan. Nedir o?
Srkuyruu. Pazartesileri atee atanz. Bir de bedir vakti.
Duman uursuz ruhlan uzak tutar. ayet hasmn varsa kaynatp
suyunda ykanmalsn, ister misin?
Yok sa ol, sylesene... Bunu baka kim kullanr? Romanlardan
baka, yani?
Bir mddet dnd kadn. Nefes darl ekenler. Hep
yanlannda tarlar.
Astm olanlar dedi Cihan. Gzlerini kapatt, zeminin altndan
kaydm hissetti.
O gece tezek ateinin etrafnda otururlarken Balabann kans
alevlere tutam tutam tuz att. Altn rengi kvlcmlar fkrd
korlardan. Bylenmi gibi, gzlerini bu manzaradan ayramadan,
Yaknda gitmem gerekecek dedi Cihan.
Balaban bam sallad, er ya da ge bunu iiteceini biliyordu.
Ne vakit?
Grmek istediim son bir kii var. Ondan sonra bu ehirde bana
yer yok.
Davud, Cihann intikam insan olmadn sylerken haklyd.
Fakat ksmen de hakszd. Zira Cihan, hayatta arad yegne eyin
saadet olmadm anlamt. Bir ey daha vard zerine titredii:
hakikat.

Gm anan iindeki suya bakt kadn. Sath dalgalanm, dibi


kararmt. Yz asld, grdkleri houna gitmemiti. Her nefes
alnda slk gibi bir ses deliyordu havay. Hali ktlemiti yllar

iinde. Mor damarlarla dolu, buruuk elini kedinin bana koydu.


Gryor musun ne iler evirir bizimki? Grnd kadar
apal deil, ha?
Pencereye doru bakt, bir esinti geliyordu. u beslemeye ka
kere tembihlemiti ama aptal kz, bulduu her frsatta ardna kadar
ayordu pencereleri. erideki kokuyu def etmek iin yapyordu
tabii. Zira sk sk yelleniyor, geiriyordu kadn. htiyard bedeni.
Tpk ne kadar silinirse silinsin toz kokan kadim bir kitap gibi bir
koku yayyordu, farkndayd. Hizmetiler korkuyordu ondan,
caddan. Gyabnda bu ekilde bahsediyordu herkes ondan.
Srtndaki ipek esvabn iinde, omuzlan kk duruyordu.
Bazlar elbisesini yana gre haddinden ziyade parlak ve ssl
bulabilirdi. Umurunda deildi. Kaba kuma mafsallarnn arsn
azaltmyordu. Bir hatralar mezarlyd zihni. Allahla mnakaa
etmeyi kesmiti. Herkesi haddinden evvel alp gtrrken onun
yaamasna nasl izin verdiini sorgulamyordu artk. Tam yz
yirmi bir yandayd. Salan artk kzl ve dalgal deildi, fakat hl
nice gen kznkinden kaimdi rgleri. Sesi grd, kararlyd.
inde ikamet eden daha gen bir kadnn sesiydi.
ana eliyle itti. Yllardr oradan seyrettii adamn onu
grebileceinden korkmutu sanki. Masann stndeki keseye
uzand, ap iindeki otlardan birazn avucuna serpti ve koklad.
Gsndeki hrlt nispeten yatr gibi olunca kediye dnp
mrldand: Bizi kefetti u Hintli. Buraya gelecek. Hazrlkl
olalm.

Gzden dmler hanesi deniyordu adna. am aalaryla


yksek duvarlar arasna saklanm bir binayd. Buraya, sultann
gznden dm cariyeler gnderiliyordu ekseriya. An kskan
veya hrsllarla, fitne-fesada kanm olanlar da sarayda terfi etme
ihtimalleri kalmad iin kendilerini bu atmn altnda

439

bulabiliyordu, ilaveten, alamayacak kadar yalanm veya


rahatszlanm odalklann da sonu bura- syd. Neticede, gen de
vard sakinleri arasnda, ihtiyar da; gzel de vard, alelade de;
salam da vard, hasta da.
Mutsuz bir yerdi. Tavanlarda kahkahalar nlamaz; hallarda
kimse raks etmezdi. Fokurdayan bir yemekten kan buhar gibi,
mzmin bir hn tterdi bacalardan. Sylenen tek tk ark da yle
gaml olurdu ki etrafta tek bir kuru mendil kalmazd. Buradaki
kadnlar gelecei dnmezlerdi. imdiki zaman da. Sadece mazi
vard. Ha bire eski gnlere dner,
yaptklar hatalara, kardklar frsatlara, sapmadklar yollara,
harcadklar genliklerine yanarlard. Isnmak iin yataklarna
kaynam ta koyar, gene de hep rlerdi. Saaklardan buzlarn
sarkt k gecelerinde, dardaki toprakla beraber kalpleri de
donard. Saraydaki harem ile bu tatsz taklidi arasnda byk
farkllk vard. Kurallara ramen canl ve hercaiydi harem; renkli,
hareketliydi. Geceleri sryle rya grrd haremdeki cariyeler.
Halbuki gzden dmler hanesinde ryalar bile soluktu.
te Hesna Hatun son on be yldr burada yayordu. Dier
kadnlan o kadar korkutmutu ki, onu bahenin ucundaki kulbeye
srgn etmilerdi. Umurunda deildi. stese Mihrimah Sultann
ona balad konaa gidebilirdi. Kendine ait mal mlk oktu.
Fakat o evi bo ve boucu buluyordu. Buras daha iyiydi. Hem o
ba dndrc kokulanyla nefesini daraltp ksrmesine sebep olan
gller ve ieklerle dolu baheyi her gn grmesi gerekmiyordu.
Astm ktle- miti. Gene de kimseden yardm istemezdi.
stedikleri kadar nefret edebilir, korkabilir, kaabilirlerdi ondan,
ama kimsenin acmasna izin vermezdi.
Hepsinin can cehenneme dedi. Kendi kendine konumutu
gene. Son zamanlarda sk oluyordu. Kafasnn iinden geen ve
orada kalsa daha hayrl olacak eyleri pat diye yksek sesle
sylyordu.
Ar admlarla yryerek ellerini atee uzatt. Bahar veya k

olmas bir ey deitirmiyordu; hep yank tutuyordu oca. Bir


para snnca, frasn eline alp, pencerenin pervaznda oturan
kediye dnd. Hadi gel, seni gzelletirelim, ha?
Kediyi kucana alp divana oturdu ve krkn taramaya balad.
Hayvan, gzlerinde sklm bir ifadeyle duruyordu.
Kap alnd. Ta atlasa yedi yanda grnen bir kle zuhur
etti. Bir ulak geldi, nine dedi atlak sesiyle. Acil bir mektup
getirmi sana.
Syle o yalancya, her kimse ekip gitsin. Acil hibir eyim
yok.
Kadnn gzlerine bakmaya cesaret edemeyen olan, kendi
ayaklarna bakt.
Ne sallanyorsun, bre cahil?
Adam dedi ki ayet reddederse, syle ona Mihrimahtan haber
getirdim. Byle dememi tembihledi.
rkildi Hesna Hatun, yanaklarndaki kan ekildi. Asla tehditlere
boyun een biri olmamt, kendini toparlad. Bunun iin sana ne
dedi? Utanman yok mu?
Olann altduda sarkverdi.
Sana barmann lemi yok dedi kadn. Git getir o serseriyi
madem. Kendim vereyim aznn payn.
Hadmlar ve ocuklar hari hibir erkein gzden dmler
hanesine girmesine msaade yoktu. Hele yabanclarn asla. Fakat
dadnn kendi kurallar vard. Cad diye korku salmann birtakm
nimetleri oluyordu neticede.
Az sonra Cihan belirdi. Arkasndaki olan, ieriye girmeye
cesaret edemediinden kapy kapatp darda kald.
Bekliyordum seni dedi Hesna Hatun, grtlaktan gelen hini tl
bir sesle.
kisi de saklamaya zahmet etmedikleri bir nefretle baktlar
birbirlerine. Kadnn nasl ihtiyar ve zayf dtn grd Cihan.
Yznn her yeri, srlm bir tarla gibi izgi izgiydi; srt
bklm, kulaklan bymt. Ulan knal, bir tutam gmi sa

441

grnyordu bartsnn altndan. Her ne kadar tannmaz hale


gelmise de gzleri deimemiti; her zamanki gibi kurnaz ve sertti
nazan.
Prensesin adn kullanmaya nasl cret edersin? Seni krbalatsam yeridir.
Ne yapaym? dedi Cihan. Aksi takdirde beni kabul etmezdin
dada
Sadece Mihrimahm kulland bu hitab iitince irkildi kadn.
Az, fkeyle alp kapand. Bu kelimenin onun zerinde yapaca
tesiri bilen Cihan, kadnn her hareketini inceliyordu. Dimdik ve
kaskat duruyordu; ne eilmeye ne de el pmeye yeltenmiti. Bu,
Hesna Hatunun gznden kamamt. Ziyaretini neye
borluyum? diye sordu. Ve bu terbiyesiz tavrlarn?
Kadna doru bir adm atan Cihan, onun kucandaki kar beyaz
kediyi o an fark etti. Yannda getirdii sa tokasn itinayla masann
stne koydu. Bunu iade etmek istedim. Sana aitti.
Pek cmertsin. Benim yamda insann sa tokasna ihtiyac
oluyor tabii dedi ineleyici bir edayla. Bunun iin mi geldin
bunca yolu?
Geldim, nk buralardan temelli gidiyorum.
Yolun ak olsun o halde dedi Hesna Hatun, hor gren bir
tebessmle.
... ve gitmeden evvel seninle grlecek bir hesabmz var.
Seninle benim mi? Hi sanmam.
Cihan derin bir nefes ald. Sen bir daddan fazlasydn
Mihrimah iin. Ona bebekliinden beri bakmtn. Sana balyd,
btn srlarn paylard seninle.
Onu ben byttm. Hrrem Sultanm -Allah o sefil ruhunun
taksiratn affetsin- ocuklarna ayracak vakti yoktu. Hele kzma.
Ta ki evlenme yama kadar. O vakit de masum kzcaz kendi
oyunlarna alet etti, o baka. Hesna Hatun duraklad, nefesi
daralmt. Ona st anal yaptm biliyor muydun? Mihrimah
benim stmle byd dedi, yamyass olmu sinesine iftiharla

dokunarak.
Cihan, ne teselli edebilecei ne de akl erdirebilecei bir kederle
kar karya kaldn hissederek sustu.
Mihrimah ateler iinde yanarken baucunda ben bekledim,
anas deil. Dtnde dizlerini ben sardm. Gzyalarn ben
sildim. lk kez det grdnde bana geldi koa koa. lyorum
zannetti zavallck. O vaziyette tokat atlr kzlara. Ama prensese
yapamazsn. Ben de sarldm skca. lmyorsunuz sultanm dedim.
Bydnz artk.
Bir deri bir kemik kalm eliyle kucandaki kediyi okad. Peki,
Hrrem ne yapt? Sultana mektup yazarken ocuklarn kullanmak
dnda? Dnn artk harpten, aslanm, gelin kollarma. Evlatlarnz
kimsesiz kaldlar. Hasretiniz kalbimde snmeyen bir ate oldu,
yanyor. Kznz Mihrimah gzyalar iinde. Her daim byle
samalklar yazard.
Sen nereden biliyorsun Hrremin mektuplarnda ne yazdn?
Tiz perdeden bir kahkaha ykseldi. Haremde sr yoktur dedi
Hesna Hatun. Hrrem marifetli bir zevceydi ama anal be para
etmezdi. Oullarna bir nebze analk etti ama kzm unuttu.
Bir ikindi vaktini hatrlad Cihan. Mihrimah ona ne kadar yalnz
olduunu anlatmt. Cihan ise her eye sahip olan birinin nasl
byle hissedebildiine armt o zaman. Mihrimah ocukken en
iyi muallimler getirildi onun iin. Babas iyi tahsil almasn
istiyordu. Sen de onunla beraber girerdin derslere. Mihrimah seni o
kadar severdi ki, sen yannda olmaynca derslerini dinlemezdi. Ona
retilen her eyi sen de rendin.
Ee? Gnah m bu?
Hi deil dedi Cihan. Hrrem, Mihrimahn sana ne kadar
bal olduunu anlayamamt. Sultanla meguld hep. Kznn
iplerinin senin eline gemesine engel olamad. Fakat sonra bir
eyler oldu. Hrrem seni etrafta istemedi artk. Sen nereden
biliyorsun bunlan?
Mihrimah anlatmt ama paralar bir araya getiremedim.

443

imdiye kadar. Hanm sultan neden bu kadar kzmt sana?


Hrrem... Bu isim vcudundan atmas gereken bir zehirmi gibi
ksrmeye balad Hesna Hatun. Tekrar konutuunda sesi zor
kyordu. Hrrem, ocuklaryla beraber Bursaya gitmek
istiyordu. Mihrimahm daha dokuz yandayd. Dadm gelirse
giderim dedi. te o vakit anlad Hr- rem, kznn beni ondan ok
sevdiini.
Ve seni saraydan gnderdi.
Gnderdi vallahi. Benden kurtulmaya alt. Hem de iki kere.
Sonra ne oldu peki? Nasl geri dndn?
Mihrimah yemeden imeden kesilmi ben gidince. En sevdii
tatllar getirmiler. Bir ocuk tatlya nasl hayr der? O demi. yle
hastalanm ki lecek zannetmiler. Neticede beni armak
zorunda kaldlar. Saraya varr varmaz bir tas orba getirttim, ona
kendi ellerimle iirdim.
Dedikodular o zaman m balad? diye sordu Cihan. Sana cad
dediler. Prensese by yapmakla suladlar.
Cadlarn en by Hrremin kendisiydi! Herkes biliyordu.
Aleyhimdeki dedikodular yayan da oydu. Ah, ne eytand o!
iki cadnn harbi dedi Cihan.
Hesna Hatun kibirle bakt. Velev ki yle, o lp gitti. Bense
hl bu lemdeyim. Grdn hangimiz daha glym. rperdi
Cihan. Ya kincisi? Hrremin seni iki kez gnderdiini syledin.
O da... Mihrimahm Rstem ile nikhlanaca vakitti. Hrrem
beni ortalkta istemiyordu. nanabiliyor musun? Kzmn bana en
ok ihtiyac olduu zaman beni zorla hacca gnderdi. Tuttuklar
gibi bir gemiye bindirdiler. Nasl aladm bir Allah bilir, bir
ben.
Dnte gemiye korsanlar saldrmt, deil mi?
Yok canm, hepsi yalan. Lafn yanm brakt, yeni bir nbete
yakalanm, ksryordu. Hrrem iimi bitirmek istiyordu. Bana
tertip kurmutu.
Nasl katn?

Ban kaldrp gururla bakt. Kzm kurtard beni. Yemeden


imeden kesildi. yle ok alad ki Sultan Sleyman beni aldrmak
iin gemiler gnderdi. Bir dady kurtarmak iin Osmanl
donanmas geldi! iitilmi ey mi?
Kudretin nereden geliyordu dada?
Byclkten diyeceksin, deil mi? Sevgiden! Kzm beni
severdi.
Cihan, gzn kediden ayrmadan ne doru eildi. Sen de
Mihrimah seviyordun. Ama uruna deli divane olduun tek kii o
deildi... Bunu yeni anladm. Sultana abay yakmtn. Yz
karard kadnn. Esas o bana abay yakmt dedi iftiharla,
istedii bendim, Hrrem deil. O irret kadn aramza girdi.
Hakikaten inanyor musun buna? Akln oynatmsn dedi
Cihan fsltyla. Hayallerinde yayorsun.
Kadn dinlemedi. O dii eytan olmasa Mihrimah benim kzm
olabilirdi. Aslnda yleydi. Bizim ocuumuzdu o. Sultan
Sleymanla benim.
Hastasn sen dedi Cihan. Hrrem vefat edince Mihrimah
memleketin en kudretli kadm oldu. Sen de arkasmday- dm.
Glgeler arasnda. Gze grnmeden, phe uyandrmadan...
Cihan birden durdu. O kedi neden hi kprdamyor? Uyuyor.
Rahatsz etme dedi Hesna Hatun. Niin geldin buraya?
Hakikati renmek iin...
Hakikat dediin bir kelebektir, o iekten kalkar, bu iee
konar. Sen de elinde bir a, peinden koarsn. Yakalarsan
sevinirsin. Ama fazla yaamaz. Nazik eydir hakikat.
Zor nefes alyordu kadn, vcudunda armayan kemik yoktu.
Yorulduunu gryordu Cihan. Fakat daha hazr deildi onu
brakmaya. Davudun pay neydi peki bunlarn iinde?
Bir glge dolat kadnn yznde.
Yllar yl onu kullandn, deil mi? Ustamn inaatlarn sen
baltalyordun, insanlar ld sizin yznzden. Neden? Hesna
Hatun serte okamaya balad kediyi. Ne mrlyor, ne kuyruk
sallyordu hayvan.

445

Senden hi phelenmedim. Kimse phelenmedi. Bir daddan


kukulanmak kimin aklna gelir ki? ok akllydn, hi iz
brakmadn.
Brakm olmalym. Aksi takdirde burada olmazdn dedi kadn
aksi aksi.
Astmn iin yaktn otlar. Mihrimahn salar, elbiseleri yle
kokard. Geen gn Davud da ayn ekilde kokuyordu. Sonradan
hatrladm.
Burnun iyi koku alyormu Hintli.
Filden rendim. Cihan duraklayp sakaln svazlad.
Davudu kullandn, ama sonra zapt edemedin. Artk seni
dinlemiyor, deil mi?
Kedisini kendine ekmi, bir kaya paras gibi hareketsiz
oturuyordu kadn.
Neden yaptn bunlar? Para iin mi? Kudret iin mi? Kim rvet
verdi sana? talyanlar m? Onlar m durdurmaya alyordu
ustam?
Samalama dedi Hesna Hatun. Hakikati bilmek mi istiyorsun? Dinle o vakit. Zannediyor musun bunlar Mihrimah'n
bilgisi olmadan yapabilirdim?
Yalan. Mihrimah ld. Onu sulama dedi Cihan, titrek bir
sesle. Kabahati nasl ona atarsn? Onu sevdiini zannetmitim.
Herkesten ok sevdim. Her eyden ok. Ve bu yzden o ne
isterse yaptm. Nedenini hi sormadm.
Yalanc!

nsan neye isterse ona inanr dedi kadn, hrltl bir sesle.
Endie, yaklaan bir frtna gibi gelip yerleti Cihanm yzne. Mihrimah neden ustam gten drmek istesin? Onunla ne
alp veremedii var?
Senin ustanla bir derdi yoktu. Kendi babasyla vard.
Sultan Sleymanla m?
O irret Hrrem yanltyordu sultanm. Kendi oullarn
ldrd, Mihrimahm kardelerini. brahim Paay ldrd.

Mihrimahm amca dedii adam. Sultann ei ben olsaydm bunlar


olmazd. O korkun crmleri ilemezdi. Yanl insann
refakatindeydi zavall padiahm.
Cihan bakakald, ne diyeceini bilemiyordu.
Mihrimah ka kere babasna kzp ondan uzaklamak iin
dairesini haremin ilerine tad, biliyor musun? Sonra hep geri
dnd ama... Onu severdi. Zavall yavrumun kafas karmt,
inaatlar tamamen bozmak deildi ki niyetimiz. Sadece
yavalatmak istemitik. Sultann kibri ff&s&n diye.
Anlamyorum...
Mihrimah hzineden zengindi. Ondan kudretlisi yoktu. Fakat
kalbi krkt. Kardelerini ldrd iin babasn affetmedi. Bir de
onu Rstemle evlendirdii iin tabii. Ne berbat evlilikti o, Allah
biliyor. Mutsuzdu. Mihrimah annesi gibi kalpsiz deildi ki. Baka
bir kadndan domu diye Mustafann ldrldne sevinmedi.
Hrrem kendi ocuklarndan birinin tahta kmasn arzu ediyordu.
Ama Allah byktr. Sleyman, Hrremden olan oullarm da ldrd nihayetinde.
Bu kadar ok bilginin istilas altnda ba dnen Cihan kede
duran sanda yryp stne oturdu. Oradan ihtiyar kadnn
kucandaki kediyi grebiliyordu. Gzleri bir tuhaft; biri zmrt
yeili, biri mavi, her ikisi de donuktu.
Zaten kazalar Sleymaniye Camiiyle beraber balad diye
mrldand Cihan.
Gaye durdurmak deil, sadece inaat yavalatmakt. Padiahn cam bir para sklsn istedik. Buralara varacan nerden
bilelim?
iimizi sekteye uratmak iin bizden birini maa olarak
kullandnz.
Her birinizi tek tek dndk. Nikola rkekti. Yusufa
yaklaamadk; midye gibi kapalyd. Seni ayr tuttuk, yedek- te. En
iyisi Davuddu. fkeliydi, azimliydi.
Ama Davud zamanla sizi dinlemez oldu!

447

Bata itaat ederdi. Sonra gzn hrs brd. Sultan Sleyman


gnce onu arp artk bir son vermesini istedik. Dinlemedi.
Ustanzla bir derdi vard herhalde.
Bir bulant sard Cihann iini. Davudun stnde senin
otlarnn kokusunu aldmda ustam oktan lmt. Neden hl
gryordunuz?
Durdu kadn. Davud onun mimarba olmasna yardm etmemi
istedi. ayet etmezsem bunca yldr yaptmz her desiseyi ifa
edeceini syledi.
Tehdit etti seni! dedi Cihan. Peki, ustamn vasiyetnamesine ne
oldu? Halefi olarak Davudu mu istiyordu hakikaten? Hayr dedi
kadn gayet sakin. Akimdaki endin.
Cihan hayretle bakt. Ne?

Ustan yle yazmt. Seni semiti. En merakl kalfam, asi


ruhlu ama kalbi temiz Cihan... Vasiyetnamenin bir nshasn evinde
tutuyordu. Biri de mimarlarn Vefadaki evrak hazinesindeydi.
Cihan allak bullak olmutu. Davud bu nedenle mi ktphaneyi
ald? Vasiyetnameleri yok etti... deil mi?
Btn nshalar yok ettiinden emin olmak istiyordu dedi
kadn. Tamam ite, artk her eyi biliyorsun. Hadi git, yoruldum.
Yzn pencereye dnd, artk Cihanla ilgilenmiyordu. Batan
gnein nda, unutulmu bir heykel gibiydi yz. Beni hi sevdi
mi? diye sordu Cihan.
Byle aptalca bir eyi neden merak edersin?
Bilmem gerek. Yllar yl ne vakit baka bir kadn arzulasam kendimi kabahatli hissettim.
Kmseyerek bakt kadn. Sen kimdin ki? Hayvan terbiyecisi! Daa uzanan bir fare! Sultann biricik kzna k bir
filbaz! Bir de kalkp bana onun seni sevip sevmediini sormaya
cret edersin? Seninki safdillik deil, salaklk.
Kadn kolunu oynatnca Cihan kediyi grebildi. Yllar nceden bildii Kakuleydi bu. ii doldurulmutu. Gzlerinin
yerinde bir ift kymetli ta vard; solundaki safir, sandaki
zmrt.
Dknd sana. Ama bir kolyeyi sever gibi... Gll lokumu

beenir gibi. Her gn yersen sklrsn. Aralarda tadmlk


grrd seni. Yoksa seni niye sevsin, Smbl Olan?
Cihan dudaklarn skt; syleyecek bir eyi yoktu.
Budala diye fsldad kadn. Benim gzel budalam. Byle
derdi sana. Ak denir mi buna? Denmez, elbet.
Ayaa kalkan Cihan sendeledi. Kadn o an, orackta ldrebilirdi. Kendi bartsyle boabilirdi. Kap kapalyd.
Kimsenin ruhu duymazd. Duysa bile alayan olmazd arkasndan.
Hesna Hatuna doru bir iki adm att, gzlerindeki korkuyu
grd. Ka yandasn dada? Yzn stnde olmal. Ebedi
hayata mahkm edildiin doru mu yoksa?
Hesna Hatun tam glecekken kuru bir ksrkle durdu. Bir
tek... ben deildim.
Ne demek bu? Ama daha kelimeler azndan dklrken
cevab sezmiti.
Dn, gzel budala. Hangi zanaatkr, hangi ressam, hani
sanat arzu etmez benim kadar uzun yaamay?
Cihan ban iki yana sallad. ayet ustam kastediyorsan, o
rnek bir insand. Senin gibi cadyla alakas yoktu. Ka
yanda ld peki? dedi dad. Ks ks gld.
Birdenbire Cihan ne atld; l hayvan kadnn kucandan
ekip ald.
Geri ver onu bana diye bard Hesna Hatun.
Cihan durdu, dadya bakt ve kediyi atee att. Hayvann krk
bir anda tutuuverdi; mcevherden gzleri alevlerin arasndan
parlyordu.
Brak da ller huzur iinde yatsn dedi Cihan.
Gzlerinden yalar szld Hesna Hatunun. fkeden enesi
titriyordu. Sana beddua ediyorum Hintli. Sana lanet okuyorum.
Cihan, kapya seirtti. Eikten admn atarken iitti kadnn son
kelimelerini.
nallah, gn gelir, diz kp yalvarrsn, al artk canm

449

Allahm, yeter, tahammlm kalmad diye. nallah O da iitir


yakarmalarn... inallah grr ektiin strab ve acr sana... acr
Sinann zavall rana, lkin yine de... yine de msaade etmez
lmene. Benim yama gelesin inallah, srnesin...

OBO
Balaban her sabah adamlarndan birini limana gnderiyordu:
Git bak bakalm, frtna gemi, bulutlar dalm m? Her
seferinde ayn haberle dnyordu casus: Bulutlar orada, aam.
Dalmaya niyetleri yok.
Davudun yardaklar kulbeye geri dnm, Cihanm katn
anlamlard. O gn bu gndr fellik fellik her yerde onu
aryorlard. Neyse ki ehirdeki tm dilenciler, kapkalar,
kalayclar, eriler, patanlar, bohaclar ve ipsiz sapszlar
Balabanm gnll casuslaryd. Bu sayede Davud'un ne yapmaya
altm nceden kestirebiliyorlard. Adamlar limanda kol
geziyor, seyyahlar durdurup bakyor, ykle

nen emtiay yklyorlard. En iyisi deniz yoluyla gitmekten


vazgeip ehrin kaplarndan kan bir arabann iine saklanmakt.
Bir kez paay syrdktan sonra baka bir limanda ansn
deneyebilirdi - zmir'de veya Selanikte mesela. Fakat ne kadar
sama da olsa, stanbula nasl geldiyse yle ayrlmay koymutu
kafasna Cihan. Ve Davud da, onu gayet iyi tand iin, bir ekilde
bu inadn sezmiti.
Balabanla Cihan kafa kafaya bir are aradlar ve limana tebdil-i
kyafet gitmenin daha emin olacana karar verdiler. Romanm
desem inanrlar dedi Cihan. Benzer ekilde giyinip bir arada
dolarlarsa olabilirdi bu i.
Balabann akl yatmamt. Bizim gibi fena muamele grmek
istemezsin.
Cihan tacir klna sokmay dndler. ayet zengin biri
olduu izlenimi verirse gemiye binmesi kolaylard. Ama bu sefer
de denize alr almaz gemiciler onu donuna kadar soyard.
Zengin deil, itibarl grnmesi gerekliydi. Nihayetinde, Italyan bir
ressam klna girmesi uygun bulundu. ark dolam,
memleketine dnen bir hayalperest olacakt. Tasvirlerini soran
karsa onlar nden yolladn syleyecekti. Her ey mit ettikleri
gibi giderse on gn iinde Floransaya varabilirdi.
Balabann adamlar kyafeti kolayca buldular, bir de boyunu
tutturabilselerdi. Getirip bir torba esvap verdiler - keten bir mintan,
kollan tuhaf kesimli bir cepken, deri bir yelek ve diz stnden
balanabilen bir nevi potur. Hepsi de has kumatand ve hepsi de
bykt. Venedik dounun ktibini soymulard anlalan.
Cihan bunlan giyince Balaban sntt. Sinyor Cihanniani,
ekmisiniz!
Hnzr olanlar gibi gltler. Neyse ki Balabanm kars
kyafetleri kltt. Cihanm sama ve sakalna kna yaktlar.
Kafasna morlu-siyahl, kadife bir apka oturttular. Ci* han bile
tanyamazd artk kendini. Yara beresi iyilemiti. Sadece
yanandaki yara izi kalmt, unutmak istedii o geceden yadigr.

Aynlk gn atnca, Balaban ve adamlar bir eek arabasna


dolutular. Cihann erefine ieklerle donatlmt. Titrek dedeler,
geveze amcalar, asabi yeenler, ufack veletler... Arabaya o kadar
ok insan dolumutu ki, zavall eek, brakn gitmeyi,
kprdayamyordu bile. ingenelerin at srmesini yasaklayan
kanuna sverek ve kendi aralarnda kavga ederek, birbirlerini evde
kalmaya ikna etmeye altlar - beyhude. Her erkek gelmek
istiyordu Cihan uurlamaya. Nihayetinde araba hazrladlar.
Alacal bulacal bir kafile halinde, onlara sanki baka bir dem ile
baka bir Havvann torunlarym gibi yar hayret, yar
kmsemeyle bakan ahaliyi grmezden gelerek, sokaklar boyunca
ilerlediler.
Yolun ortalarnda Balabanm days bir trk tutturdu; sesi
bouk ama yumuakt. Meltemde dalyordu. Olanlardan biri
kuandan kard kavalla nameyi yakalayverdi. Trknn
neden bahsettiini sordu Cihan. Dedi ki Balaban: Adamn biri
dne gider. Bakar herkes en akrak oynayp iiyor. O da oynar,
napsm. Ve alar.
Niye ki?
.
nk kza ktr, salak. Kz da onu sever. Ama bakasna
verirler.
Cihanm gs darald. Trk sonland. Evvela szler bitti,
sonra name. Tuhaf bir hzn kt stlerine. Limana yakn bir
tepede durdular.
Burada brakalm seni dedi Balaban. Bylesi daha iyi.
Birer birer aa atladlar. Herkesi tek tek kucaklayp, ihtiyarlarn ellerini, ocuklarn yanaklarn pt Cihan. Hepsiyle
helalletikten sonra Balabana doru yrd. Berikinin elin-

de blbl yumurtas gibi mavimsi bir ey olduunu fark etti. O


da ne?
Muska. Daki dey yollad, nazardan korusun diye. Denizdeyken
ba aa tak, karaya knca dz.
Cihanm boazna bir yumru oturdu. Sana ok ey borluyum.
Aile arasnda laf m olur dedi Balaban glmseyerek. Birden
ciddileti. Bak ne diyeceim. u fahie... Sorup soruturduk. Hep
sekiz kadn varm Hznler Hamamnda. Yani?
Yani hl sekiz hatun var. ittiime gre ne ayrlan olmu, ne
gelen.
Ne diyorsun?
Cenaze filan da olmam. Bir tuhaflk yar. Hayat boyu vicdan
azab ekmeni istemem. Kimseyi ldrmedin birader. Hepsi bir
oyundu muhtemelen.
Ama o cce kadn... Zeyneb dedi Cihan. Benden yanayd.
Balaban i geirdi. Gidiyorsun diye zlyorum ama senin iin
seviniyorum. stanbulda duramayacak kadar safsn. Ne abuk
inanyorsun insanlara. eriba Cihan tutup kendine ekti ve
midesine yalandan bir yumruk att. Ulan, sen gidince ben kimi
kurtaracam?
Cihan gld. otanm olunu kurtarrsn. yi bak ona. Dert
etme. Ne mthi bir babas olduunu anlatrz artk. Balaban
dnp arabaya atlad ve dizginleri eline ald. Adamlar da Cihanm
omzuna birer birer vurarak arabalara bindiler. Hareket ederken
herkes el sallyordu, Balaban hari. eriba duygulanmt.
Gzlerini kard. Uzun, koyu salar rzgrda savrularak uzaklat.
Tam keyi dnecekken araba durdu ve Balaban arkaya bakt.
Hznl bir tebessm geti aralarnda. Elini kalbine koydu
Balaban. Elini kalbine koydu Cihan. ylece ayrldlar.
Etine bak saplanm gibi hisseden Cihan bir aa ktne kt. Kaderinde ne olduunu bilmiyor, bir kez daha cahil
cesaretiyle atlyordu. Dn yoktu artk. Gne semada
ykselmeye balarken o da kalkp yola dt.

453

Liman, seyyahlar, denizciler ve klelerle dolup tayordu.


Frtnadan sonra karaya vurmu yzlerce balk gibi bir araya
gelmi, ayn havay soluyorlard. Rhtm, canll ve byklyle,
daha ayak basar basmaz alverdi onu iine. O gn etrafta bir sr
gemi vard; sadece birkann yelkenleri sefere hazr vaziyetteydi.
Venedik yolcusu direkli karak zarif ve asildi. Cihan ona yneldi.
Madem Italyan bir ressam klmdayd, karsna kan her
tuhafla ilgiyle bakyor, her kadna apka kararak selam
veriyordu. Kl mintanl ve cppeli Cizvit rahipleri ve parmaklarnda
sabit mrekkep izleriyle rical vard etrafta. Adamn biri, safkan bir
at kydan gemiye uzatlm bir kalastan karmaya alyordu.
Onu nereye gtrdklerini merak etti Cihan; yolculuktan sa
kabilecek miydi? insanlarn hrslan ve hevesleri uruna hayvanlar
oradan oraya tamyordu.
Aniden onlan grd. Davud'un iki sar-dilsizi kalabaln iinde
ar ar ilerleyerek onun bulunduu tarafa geliyorlard. Cihan
nefesini tutarak bekledi. Adamlar onu tanmadan geip gittiler. Bir
an sonra, keskin bir feryatla yrtld hava. Dur ulan!
ahane at aha kalkm, seyisini suya atvermiti. Limana dalga
dalga yaylan kahkahalar, kheylann kalabala doru komasyla,
yerini lklara brakt. Sudan karlan seyis kfrler
yadryordu. Cihan yanma kotu. Atn ad ne?
Adam kalarn kaldrd. Abanoz.
Hayvann pei sra seirtti Cihan. Abanoz diye seslendi, sesini
mmkn olduunca sabit tutmaya gayret ederek. Sibiryal Tarastan
renmiti. Atlar isimlerini bilmezdi tam olarak. Ama tamdk
sesleri yakalar ve seslerin ardndaki niyeti hissederlerdi. Cihan
birbiri ardnca teskin edici kelimeler fsldayarak adm adm
yaklat. Dizginlerinden yakalayarak boynunu efkatle okad
kheylamn.
Birdenbire bir sezgiyle arkasna dnd Cihan. Orada, sadece
birka adm tede duruyordu sar-dilsizler; yzlerinde okumas
imknsz ifadelerle, gzlerini bile krpmadan bakyorlard. Cihanm

gs skt. Ensesinden aa ter akt. Durup dururken dikkatleri


zerine ekmiti.
Tam ne yapacan tartarken, grnmez bir bakla kesilmi gibi
ikiye ayrld kalabalk. Fransa sefiri geliyordu. otann bedenini
terih eden adam. Vcudunu saran ilemeli ceketi ve yemyeil
kadifeden, kabark etekli elbisesiyle yannda yryen kars,
etraftaki koku yznden yzn buruturmu, burnuna da bir
mendil tutmutu. Cihan tanmadan yanndan getiler. Hemen
arkalarndan koturan hizmetkr srs, ilerinde tslayan, ten,
havlayan envai eit mahluk bulunan kafesler tayordu. Msy ve
Madam Brves, hayvanat bahelerini de yanlarna alm, Fransaya
dnyorlard. Parlak tyleriyle tavus kulan, blbller ve
papaanlar; bir ahin, bir atmaca ve bir de sultann hediyesi koca
gagal bir tuti vard. Ama herkesin grmeye can att,
maymunlard: asilzadeler gibi giydirilmi bir dii ve bir erkek
ebek. Msy ve Madam Brves, kendi kyafetlerinin ay- mlanndan
diktirtmiti onlara. pek ve kadifelere brnm o iki maymun, yan
rkek, yan en gzlerle kalabal seyrediyordu. Dii olan zaman
zaman dilerini gstererek, kendisine glen insanlara glyordu.
Arbededen yararlanp svt Cihan. Bir kere bile dnp bakmad
arkasna. Sandklann, halatlann, kalaslann arasndan ve gemicilerin,
hamallarn, dilencilerin ortasndan geti. Epeyce ileride bir karak
daha vard. Nereye gittii hususunda en ufak fikri yoktu ama ona
doru ekildiini hissetti. Davudun adamlarna, Italyan limanlarna giden gemilere
bahusus dikkat etmelerini sylemi olabileceini anlad. Baka
istikamete giden bir gemiye binmek daha akllca olacakt.
Yabanclar almyoruz dedi kaptan. Haydut olmadn ne
belli?
Ressamm dedi Cihan ve adamn ispat iin kendi tasvirini
izmesini istemesinden ekinerek hemen ekledi: Manzara
resimleri yaparm.
Para kazamyor musun bari?

455

Cmert bir hami bulursam...


Oh ne l! Bizim sularda kmz kyor. Sen git iki boya bir
frayla krallar gibi yaa. Yok, gelemezsin. Uursuzluk getirir senin
gibiler.
Vallahi uur getiririm dedi Cihan. u ufak hediyeyi kabul
buyurun.
Kesesini karp masann stne boaltt. Gzleri ldayan
kaptan uzanp paralardan birini ald, kenarn srd. Pekl.
Ortalkta fazla dolama. Bizim olanlarla yemek ye. Sakn gzme
grnme.
Kaptan Garreth belasn grmt Cihan. Bu adamdan m
korkacakt? Ban sallad. Sz kaptan.
Yelken atklarnda gverteye kt. arlar, trbeleri ve
kubbeleriyle parldyordu ehir. Sleymaniyenin ve ehzade
Camiinin minarelerini seyretti. Ayasofyann kubbesine bakt. Ve
adn ald kadn gibi srlarla, hikyelerle dolu Mihri- mah
Camiini grd. Sa elini kalbinin stne koyarak selamlad onlan;
inalar esnasnda dklen terleri, edilen dualar, beslenen mitleri
and. Hrmeti sadece insanlara deil, ayn zamanda taa, ahaba,
mermere ve camayd; tpk ustasndan rendii gibi. Martlar,
uurlamak istercesine lklar atarak pelerinden utular. Rzgr
kuvvetlenince yorulup ehre dndler. Tuhaftr, onlarn bu hali
kendi ve- das kadar buruk geldi Cihana.
O#80
Hesna Hatunun tehdidini ciddiye almadm. Cad da olsa bedduasnn
tutacana inanmadm. Tutsa bile ne gam, niye rahatsz olacaktm ki?
Kim istemezdiyz ksur yana varmay? Hangi mimar, hangi air?
imdi biliyorum halbuki, suretlerin bizi aldattn. Nimet zannedip
sevindiimiz nice eyin aslnda klfet ktn...
Kararllk ve heyecan iinde bir limandan dierine seyahat ettim.
Romaya, Fransaya, ngiltereye ve Sancha'y bulmay umduum

spanyaya gittim, fakat dilsiz ran izine rastlayamadm. Herhangi bir


loncaya dahil olmadm iin dorudan i alamyordum. Fakat baka
mimarlar iin cret mukabilinde izim yaparak zanaatm dolayl olarak
icra edebildim. Eer ortada bir by varsa, bana kuvvet vermiti ama
gen grnmemi salamamt. Din hissetsem de ihtiyarlm belli
oluyordu. nsanlar tuhaf ve karanlk bir eyler dndn seziyor, ha
bire ka yanda olduumu soruyordu. Doksan alt, doksan sekiz, yz
iki... onlara hakikati sylediimde hayretle bakyorlard. eytanla
mukavele yapp yapmadm merak ediyorlard. ster Dou olsun ister
Bat, ne yne gidersem gideyim mutat olandan daha fazla yaam birine
pheyle bakyordu herkes. Vebay grmt bu insanlar ve daha nice
felaketi Alk kuraklk ekmi, savalarda telef olmu, hastalklarda
sapr sapr dklmlerdi. Benim gibi yz yan gekin adama tahammlleri yoktu. te o vakit dnmeye baladm cadnn hakl
olabileceini.
Belki de ustam onunla bir akit yapmt. Bildiim tekmil
zanaatkarlardan daha uzun yaamt Sinan. Herhangi bir faninin
tahayyl edemeyecei kadar ok bina ina etmiti. Bir noktada o da
Hesna Hatunun otlar gibi, kokmu olabilirdi, ama zihnimi ne kadar
zorlarsam zorlayaym byle bir ey hatrlayamadm. Sonra vazgeip
bunun bir nihayete ermesini istemiti. lmeden nce cady ziyaret
etmiti. Son defa. Bu doruysa, demek byy bozmann bir yolu vard
ve ben stanbul'u terk ederek bu ans kaybetmitim.
Yllar gelip geti. Neredeyse yz be yandayken Portekize giden
bir gemiye bindim; oradanyeni dnyayayelken alabildiini iitmitim. Gneli bir ikindi vakti, n gvertede bir adam arpt gzme.
Yreim hoplad. Balaban sandm. Sevinle atldm. O deildi tabii.

457

Affedersin, seni bakas sandm" dedim.


yi birine benzettiysen dert deil dedi yabanc. Gel, otur, gne
varken tadn karmal. Bana bandan geen servenleri anlatt.
Konumaktan yorulduunda neyle itigal ettiimi sordu. Mimar
olduumu ve kiminle altm duyunca, Madem yle muhakkak
Agraya gitmelisin dedi. Adan ah Cihan, karsnn hatrasna bir
saray dikiyor. Omuz silktim ama meraklanmtm. Ne olmu ki karsna? diye sordum.
Doum yaparken lm dedi. Oral olmadm. Ben o tarafa gitmiyorum, yolumun st deil" dedim. Yzme bakt. O zaman rotan
yeniden iz. Yol deil, yolcu deiir" dedi. Hindistan'a vasl olduumda

sene 632ydi; niyetim u herkesin dilinden dmeyen inaatn nasl bir


ey olduunu grmekti, o kadar.

Baz ehirlere kendi istedii iin gider insan; bazlarna da ehir


istedii iin. Buraya ayak bast an, Agramn ta en ba- mdan beri
onu ard hissine kapld Cihan. Oraya gelir* ken, yolda, ah ve
saray hakknda o kadar ok ey dinlemiti ki, tamdk bir yere
dnm gibi hissetti kendini. Havadaki mayho ve keskin kokulan
iine ekerek etrafta doland; tenini okayan gne, yara izini
szlatt.
Yamuna Nehri kysndaki inaat grmeye gitti. Orada, Trke
bilen bir seyyah vastasyla izimcilerle tant. Mesleki sicilini
dinleyip, mimar Sinann mhrn grnce, Cihan hemen
kalfalanna gtrdler. Koca burunlu, kaln kal, gle yzl bir
adamd. smi Mir Abdlkerimdi. Cihanm yannda getirdii
izimleri itinayla, beeniyle inceledi. Vezir-i azamla tanmadan
brakmayz seni dedi.

Bu vastayla, birka takdimi mteakip kendini, ada olduu


ahn huzurunda buldu Cihan. Tahtnda oturan hkmdar, kaybnn
acsyla ldayan marur gzleri, kederden beyazlam sakal,
mateminin nianesi olarak brnd sade kyafetiyle Sultan
Sleyman hatrlatt ona. Sevgili zevcesi, Sarayn Mcevheri
Mmtaz Mahalin, ona on sekiz ylda on drt evlat veren kadnn
vefatyd ah byle kederlendiren. Merhumenin naa, Tapti
Nehrinin kysna defne- dilmiti. imdiyse Agraya getirip ebedi
istirahatghma defnedeceklerdi.
Hibir kadn onun kadar sevmemiti ah. Dediklerine gre,
Mmtaz Mahale ball o dereceydi ki, btn fermanlarn
evvela ona okutur ve ancak o tasdik ederse saltanat mhrn
vururdu. Sadece zevcesi deildi Mmtaz; can dostu, srda ve akl
hocasyd. Onun kayb tesellisiz bir yeise drmt ah. Geceleri
hl onun dairesine gidiyor, bo odalarla karlanca gzyalarna
bouluyordu.
Daha gen olsa, ahla tannca utanr sklrd Cihan. Yz
yanar, avular terler, yanl bir ey sylerim korkusuyla kekelerdi.
Artk byle hissetmiyordu. Ne saklayacak bir eyi, ne de bir
beklentisi olduundan, sakin ve serinkanlyd. Bu
yeni ruh hali nereden gelmiti bilmiyordu ama keke daha evvelden
sahip olsayd. Hayat boyunca karsna kan her padiah veya
vezirin huzurunda byle emin durabilseydi keke. Bir vakitler
ustasnda grp beenmedii o dengeli mizaca imdi kendisi
kavumutu.

ah, Mimar Sinan hakknda hayret edilecek kadar ok malumat


sahibiydi. Cihan onun sorduu her soruya ksa ama samimi
cevaplar verdi. Ecdad Babr'n aksine, bu ah Trke bilmiyordu.
Farsadan Trkeye, Trkeden Farsa- ya bir tercman vastasyla
anlatlar. Arada kimi ortak kelimeler yakaladlar, aa taklan
kelebekler misali.
Derken mlakat sona erdi. Tam Cihan odadan geri geri karken,
ittiime gre hi evlenmemisin dedi ah. Neden? Cihan

459

durdu. Bir sessizlik kaplad divanhaneyi. Sanki tekmil divan, onun


ne syleyeceini iitmek iin bekliyordu. Birini sevdim ah
hazretleri...
Sonra ne oldu?
Hi dedi Cihan. Ak masallar ve kahramanlk destanlaryla
byyenler bunu pek anlayamazlard ama ak dediin ou zaman
koca bir hi ile sonlanrd. Ulaamayacam biriydi ve beni
sevmiyordu. Ksmet deilmi.
Baka kadn m yoktu? dedi ah.
Cihan ayn eyi ona sormak isterdi. O neden hl yas tutuyordu
karsnn arkasndan? ah anlam gibi glmsedi. Belki de yoktu
dedi.
Ertesi gn ikindi vakti saraydan bir mektup ald Cihan: Ikl
Trbeyi -Ravza-i-mnevvereyi ina edecek iki sermi- mardan
biri tayin edilmiti. Rupi ve erefi cinsinden ykl bir maa ve her
alt ayda bir mkfat alacakt. Fakat esas aklnda yer eden,
mektubun baka bir satr oldu: Ei benzeri olmayan ve cmle
lemce bilinen muteber usta Mimar Sinann rahle-i tedrisinden
geen Cihan Hann, Kyamet Gnne kadar nesilden nesile
hayranlk uyandracak anl bir trbenin inaatna yardm etmek
iin topraklarmzda kalmasn emr ve talep ediyorum.
Kabul etti Cihan. naatlara dahil oldu ve yabanc bir
memlekette olduu halde gariptir, evindeymi gibi rahat hissetti
kendini. naat devasa boyuttayd. Pahalyd. Zorluklarla doluydu.
Binlerce amele durmadan didiniyordu. Sahann bir ucundan bir
ucuna yryen biri, envai eit lisana kulak misafiri olabilirdi.
Buharal heykeltralar, Isfahanl talar, Tebrizli hakkkler,
Kemirli hattatlar, Semerkantl ressamlar, Floransal bezemeciler ve
Venedikli kuyumcular vard. Binann bir an evvel bittiini
grebilmek iin dnyada iine yarayacak kim varsa armt ah.
Mklpesent ve inat biri olarak her eye karyordu; neredeyse
oturup izimle- ri de kendisi yapacakt, iki gnde bir, mimarlarla
meclis kuruyor, sorular soruyor, fikir bildiriyor ve banda ta

olanlarn sk sk yapt gibi, karlanmas imknsz yeni istekler


karyordu.
Cihan stanbuldaki baz duvar ustalarna mektup yazarak onlar
Hint diyarna davet etti. En sevdii talebesi Isann olumlu cevap
vermesi onu bilhassa sevindirdi. Isaya ve onun gibi yetenekli gen
kalfalara kar babacan bir efkat hissediyordu. Acaba Sinan da
onlar iin benzer hisler beslemi miydi? ayet yleyse, bunu
zamannda anlayamam olmas ne kadar yazkt.
Sahada filler de vard. Erkek ve dii, gen ve yal filler... En ar
mermerleri, en uzun kalaslar tayorlard itiraz nedir bilmeden.
Bazen batan gnein altnda onlarn amurlarda yuvarlann,
hortumlarndan su pskrtmelerini seyrederdi Cihan, ii
burkulurdu. otamn hatrasyla gzleri dolard. ayet insanlar da
hayvanlar gibi, maziyi de, gelecei de dnmeden, birbirlerinin
altn oymaya almadan, u ann iinde kalarak ve bir yudum
suyun tadna vararak ya- ayabilselerdi, u dnya daha az mutsuz
bir yer olabilirdi.

orao
Evlendim. Konumamz unutmayan ah, hana iyi kalpli bir zevce
bulunmas iin emir vermi. Buldular da. Benden altm ya gen olan
karm, nazik, akil bir duldu. Birka ay evvel ailesini selde kaybetmiti.
Bir tek o ve karnnda tad bebek kurtulmutujelaketten. O vakitten
beri yalnzd. Tpk kadn air Mira Bain yapt gibi, o da kocasnn
cenazesinde onunla birlikte yaklma kdetine sonuna kadar direnmiti.
Gzleri benim btn srlarmdan daha kara, tebessm her daim amaya
hazr bir gonca gibiydi; siyah, parlak salar trl sular gibi akard
parmaklarmn arasndan. Birok gece, mum nda onu hayranlkla
seyrederken, zaten bildii bir eyi dillendirirdim: Ben seni hak
etmiyorum Amina.
evlenmeksin.

ldm vakit gen, grbz bir adamla

461

Byle eyler syleme derdi, her seferinde. Uursuzluk getireceksin.


Aminamn bebei bir afak vakti dodu. Kara sal, toparlak yzl,
ela gzl bir olan. Onu kendi evladm gibi sevdim. Adn Sinan
koyduk. Sonra beyaz fdi hatrlayarak yanma ota ilave ettik ve karmn
ailesine hrmeten, kaynpederimin ad olan Mutemdi de verdik. te
bylece, bu lemde bir benzeri olmayan olumuz Snan ota Mutemid,
Agra gneinin altnda gnbegn byyp serpildi. Ben Osmanl
diyarnda sahte bir Hintliydim; olumsa Hindistanda hakiki bir
Osmanl oldu.
Olum di karmaya balad vakit, annesi ve komular, onun
hayatta tercih edecei yolu anlamak iin birka cisim koydular nne:
yaldzl bir ayna, bir ku ty, altn bir bilezik ve mhr mumu. ayet
aynay seerse ressam veya air olacakt. Ku ty: Katip olacak
demekti Bilezik: Tccar. Mum: Rtbeli bir memur Sinan bir an
hareketsiz durdu. zmesi gereken bir bilmece varm gibi kalarn
atarak nndeki cisimlere bakt. Bu arada kadnlar, kendi gnllerinde
yatan sesin diye seslenip aryorlard. Onlar iitmezden geldi. Sonra
ani bir hareketle uzanp boynumdaki muskay yakalad. ingenelerin
tlsmm semiti.
B'* ne anlama geliyorT dedi Amina endieyle.
G.dm. Emin ol, kt bir ey deil dedim. nne ne koyarsak
koyal.n, kendi kararlarn kendisi verecek demek, o kadar.
mz beraber sokaa ktmzda, herkesin gzleri zerimizde.
Edepsiz akalar yapyorlar hakkmzda. Biz de sokaktayrmenin baka
bir yolunu bulduk. Karm, kucanda olumla nden yryor Ben geride
kalp, ar ar pelerinden gidiyor, onlar seyrediyorum.

Karm, Mikrimah'a ki benzemiyor Ne sesi, ne ekresi, ne de mizac.


Yldzl gecelerde, tenimi bir rt gibi kaplayarak zerime uzandnda,
gzelliiyle irkinliimi yutar ve kulama Seni bana Allak gnderdi9
diye fsldar.
Biliyorum ki, beraberlik kaderimizde olsayd bile Mihrimah'tan asla
byle eyler iitmeyecektim. Evet, karm Mikrimaktan alabildiine
farkl. Ve ben onunla mutluyum. Fakat yine de... stanbul'dan
ayrldmdan beri Mikrimak dnmediim tek bir gnm olmad.
Onu kala hatrlyorum. im kala acyor. nsan kendisini sevmeyen birini
seneler sonra bile zlediini/ark ettiinde, onu hakikaten seven kiinin
karsnda beter bir sululuk duyuyor.
ak iin almaya balamamn zerinden bir yl gemiti ki, artk
Tac Mahal dedikleri kl Trbenin kubbesini tasarlamak vazifesi bana
bahedildi. Artk herkes, katta kk ocuklar bile Kubbebaz diye
aryor beni. Sakay ker sabak tefi i ediyorum. Geen gn, yannda
kirtille, acemi bir delikanl kt karma. zin verin, makluk sizi
gezdirsin stat demez mi?
Trmanmama yardm ettiler. Makfenin iine oturdum. Dur durak
bilmeden alan iilere baktm oradan. Yanaklarmdan aa akan
yalar tutamadm. Tac Makalin tamamlandn gremeyeceim. ayet
yaknda lmezsem, dadnn laneti devam ediyor demektir. O vakit kendi
bama terk etmeliyim bu diyar. Kendim son vermeliyim bayatma.
saya ve dier talebelerime talimatlar, taslaklar braktm. Dinlerler mi
bilinmez. rak taifesinin ne zaman ne yapacan nceden kestirmek
zor. Sonuta ben olsam da olmasam da, bu anl yap bitecek naslsa.
Ustamla ilk byk inaatmz olan ekzade Camiinin kubbesinin
iine koyduumuz bezemeleri Tac Makalin kubbesine tayacam.

463

Mikrimak

iin,

sadece

bilen

gzlerin

grebilecei

bir

iaret

saklayacam. Saf mermerin stne yle yazacaz: Bu bina bu


lemde ykseldi kat kat / akitlik etsin diye Tanrntn rakmetine / Ve
kdemolunun ak u muhabbetine...

Tac Makal... Tan aksi suya yansr burada. Yaradanm yansmas


insana. Ak, kalp arsnda bulur aksini. Hakikat ise hikayelerde.
Hepimiz ayn grnmez gk kubbenin altnda yayor, didiniyoruz. Zengin
ve fakir, Mslman ve va/tizli, kadn ve erkek, efendi ve kle, sultan ve

jlbaz, usta ve rak... Btn ayrmlarn ortadan kalkt bir kal var,
tekmil sesler kubbede toplanp som bir sessizlie dntnde. Belki
de kinatn merkezi yerin altnda deil, stnde: Kubbede.
Bu lemi byle tahayyl edebildiimde, ynm aryorum. Ne

464

Dou kalyor, ne Bat. Gemi ne zaman bitti, gelecek ne vakit


syleyemiyorum. Ne

semann

doar

nerede durup, topran nerede baladn

biliyorum artk; ne de ark ile Garpn ne yne

dtn. Tek

bildiim

u:
renme akyla geti

mrmz, ak renemesek de...

Yazarn notu

Bu roman yazmaya koyulduumda tarihimizin en renkli ve


kymetli, fakat ne yazk ki bizde de, dnyada da yeterince
bilinmeyen dehalarndan Mimar Sinan, ustay, bambaka bir
cepheden anlatmay arzu etti gnlm. Onu ve onunla senebesene
yakndan alan raklar, iileri, krek mahkmlarn ve
hayvanlan yazmak istedim. Sinan gibi ok eser retmi, uzun
yaam birini roman karakteri yapmaya kalknca, en byk
zorluk zaman nasl kullanacanz sorusu oluyor. Nasl yapmal
da, bunca farkl hadiseyi edebi bir kitabn sayfalanna
sdrabilmek? Bir caminin yapm yedi sekiz sene srebiliyordu.
Bu haliyle dmdz kronolojik bir aka sadk kalmam zordu.
Anlatm yavalayacak, gereksiz uzamalar ve kopukluklar
olacakt. Bu sebepten zaman daha esnek, hzl ve akkan
kullandm.
Dikkatli okurlarn gznden kamamtr sanrm. Mesela
Mihrimah Sultan gerekte on yedi yanda evlenmiti. Ben onu
daha ge evlendirdim. Zira flbaz ile bahedeki sohbetlerinin
srmesini tercih ettim. Keza Rstem Paanm lm aslnda daha
erken olmalyd, romann ritmi iin ben onun sonunu biraz

erteledim.
Yahut mesela Delibozuk Reis ya da nam dier Gvur Kaptan.
Tamamyla hayali bir karakter. Fakat hakikaten Osmanl saflarna
geen Avrupal denizciler vard. Bunlarn hikyesi henz
anlatlmad. Ne bizde, ne Batda.
Takiyeddini hikyeye erkenden sokmak bilinli bir tercihti.
Yoksa mneccimba olmas Sultan III. Murad dnemine rastlar.
Halbuki ben ondan daha evvel bahsetmeye baladm, nk
nemsediim bir ahsiyetti. Daha ok nefes alsn, hem emekleri
hem ektikleri bilinsin istedim. Keza Sokollunun lm,
rasathanenin yklmasndan nce olmalyd, ben daha sonraya
braktm. Zira rasathaneye ncelik verdim. Bu kadar nemli bir
bilimsel gelime, bu kadar hazin bir sonla noktaland iin...
Melchior gerek bir karakter. Q da, Busbecq de 1555e doru
gelmiler stanbula. Ben gene romann ak iinde geli, kal ve
ayrl sreleriyle biraz oynadm. Romada bir grup Osmanl
mimarn dolat biliniyor. Kimdi bunlar, ne yapmaya gittiler,
pek fazla inceleme yok haklarnda. Ben onlar Sinann kalfalar
Davud ve Cihan olarak hayal ettim. Ve hakikaten Sleyman
isimli bir fil vard Viyanada. Onun yolculuunu dnya
edebiyatnn gl kalemlerinden Jos Saramago, Filin Yolculuu
adl eserinde anlatmt vaktiyle.
Son tahlilde anlattm hikye bandan sonuna sadece bir d.
Tarihsel gerekliklerden beslenerek kurulmu, kat kat ina
edilmi, bir baka ve bir te evren.
Bu kitab yazarken gerek Trke, gerek ngilizce kaynaklardan
yararlanarak epeyce aratrma yaptm. Nice kitap ve makale var
zikretmem gereken. Fakat bir tanesi var ki, bende izi derin: Prof.
Glru Necipolunun Sinan a adl almas. Kendisine aynca
bu romann erken bir kopyasn okuduu, deerli fikirlerini
benimle paylat iin teekkr ederim.
Dnya su gibi aksn derdi Sinan.

466

Dilerim ki bu roman da okurlarnn gnlnde su gibi akm


olsun...