You are on page 1of 258

Mantk

ve

Varolu

Hegel'in Mant zerine Bir Deneme


Jean Hyppolite

BilgeSu

Mantk ve Varolu
Hegel'in Mant zerine Bir Deneme
Jean Hyppolite

eviri

smail Ylmaz
Celal Grbz

ISBN 978-9944-795-50-0
Logique et existence
Essai sur la logique de Hegel

Universitaires de France, Paris.

1953 Presses Universitaires de France


BilgeSu Yaynclk
Yaync Sertifikas: 19366
l. Bask, 2013 (1000 adet)

Felsefe: 26
Ata 2 Sok. 65/l
Kzlay-Ankara
Tel : 312. 425 93 76
Faks : 312. 425 93 77
e-mail: bilgesu@bilgesuyayincilik.com.tr
Kapak

Ali mren
Dizgi

Turgut Kaya
Bask

Ankamat Matbaaclk
Tel: 312. 394 54 94
Sertifika no: 13256

Mantk ve Varolu
Hegel'in Mant zerine Bir Deneme
Jean Hyppolite

eviri
smail Ylmaz - Celal Grbz

BilgeSu
Ankara2013

NDEKLER

1. Blm: Dil ve Mantk ..............................................................9

Giri

............................................................................................

Dilegelmez

..............

Anlam ve Duyulur

......................... ......................................

.............................................. ..................

13
34

Felsefi Diyalektik, iir Sanah,


Matematik Simgecilik.

...........................................................

53

il. Blm: Kurgusal Dnce ve Refleksiyon ......................73

75
Refleksiyon ve Refleksiyonlar .
.
. 93
I. Grgl Refleksiyon ve Varlk Dogmatizmi
100
2. Aknsal Refleksiyon ve Grgl Dnce .............105
3. Kurgulayc Refleksiyon
..
114
Metafiziin Manha Dntrlmesi
....

....... ............

..............

...........

........................

...........

......................

..................

zdelik ve eliki Olarak Mutlak Bilgi


Logos, Doa, Tin .
..

.........

.................. ... .......................

........

123

Grgl Olumsuzlanma ve
Kurgulayc Olumsuzlanma ...............................................139
111. Blm: Mutlak'n Kategorileri

..... ..................................

171

Grgl nerme ve Kurgusal nerme .............................. 173


Mutlak'n Kategorileri Olarak Kategoriler ....................... 201
Manhn rgtlenii: Varlk, z, Kavram.......................215
Sonu: Manbk ve Varolu ......................................................239

1. Blm:
Dil ve Mantk

1
Giri
Hegelci mantk, dncenin dnlen ey ile zdeletiril
mesinden yola kar. ey, varlk, dncenin tesinde olmad
gibi, dnce de varla yabanc, znel bir refleksiyon deildir.
Bu kurgulayc mantk, refleksiyonumuza daima tebelle olup
bilgiyi inan ile bilgi-olmayan [non-savoir] lehine snrlayacak
bir 'kendinde ey'in hayaletini kovmak suretiyle, Kant'n akn
sal manhn onun brakh yerden devam ettirir. Mutlak bilgi,
bu bilgi-olmayann, yani z bakmndan bilgimize indirgene
meyen bir aknln, ilkece bertaraf edilmesi anlamna gelir. Fe
nomenoloji, bilgi ile Mutlak'm rttn, insan deneyiminin
iselletirilmesi araclyla somut ekilde ortaya koyar. Hi
kuku yok ki byle bir tantlama, bilginin ve mutlak varln
kavramna derinlik kazandrmay, yani bilgiyi ve kavramlar bir
arac ortama yahut araca dntren neredeyse safdil bir hatay
insan deneyiminin betimlenmesi vastasyla, somut haliyle gs
termeyi gerektirir. Fakat bu safdil hata, kl krk yaran akl y
rtmelere bavurmaktan ziyade "eylerin kendilerine" geri dn
mek suretiyle hatal yorumlan bertaraf edip bu hatalarn ortaya
klarndaki zorunluluu tescillemekle yetinen halis bir safdil
likle ifa edilir. Mutlak bilgi, Fenomenoloji'nin balang nokta
snda dolaysz halde bulunan bilgiden farkl olmayp onun
hakikatinin bilincine varlmasndan ibarettir. Grgl felsefe ve
aklc felsefe, birbirine kart deildir. Diyalektik icat, varln
aa kanlmasndan ibarettir; bir kuruntu deildir ve diyalek
tik tantlama, anlam dolu bir dil iinde kendini yorumlayan ve
kendi zerine dnen yahut kendini dnen gereklikle yekv
cuttur. Hegelci felsefenin herhalde aslna en uygun aklama
sn sunan Fenomenoloji'nin nsz, bu konuda nemli ve yo-

1 Bu almaya ilham kayna olan balca ada yaptlar arasnda R.


Kroner'in Von Kant bis Hegel'ini ve G. R. G. Mure'un Hegel zerine
kaleme ald A Study of Hegel's Logic'ini sayabiliriz.

10

Mantk ve Varolu

un birtakm iaretler barndrmaktadr. Felsefenin asl nesnesi,


diyor Hegel, etkin gerekliktir (Wirklichkeit); Manhn, z ile g
rnn somut birliini ifade eden bu kategorisidir; yalnzca
kendini sergileyen ve zorunluluunu ayr bir dnlebilirlik
[intelligibilite] iinde deil, kendi devinimi ve geliimi iinde s
nayan, bu tezahrdr [manifestation]. Hegel, kendini kavrayan
ve insan dilinde davuran bu gereklii, mutlak bilginin varl
na ikin olan kavram veya anlam diye adlandrr ve onu "ya
ln olan ve byle olmakla kendisi iin dolayszlk da olan
refleksiyondur, kendi zerine dnen, kendi zerinde dnen
varlktr"2 diye ifade eder. nsann dili, Logos, varla geri gt
ren, srekli kendi zerine kapanan, varln kendi kendisi hak
kndaki bu refleksiyonudur ama ne bu isel refleksiyondan ayr
bir akn veya asla taml iinde dnlemeyecek bir 'te'yi
ne srer ne de bu arac refleksiyon, varln yan banda, on
dan ayr bir ey olarak vardr. Belki de Hegel'in nihai tasars
nn, dolayszln dolaymla, etkin gerekliin de anlamla tam
olarak kaynatrlmas olduu; akln yaantsna ve etkin
gerekliin kendi deviniminden bakas olmayan bir tantla
maya ulatran bu tam kaynamann salanmas olduu
sylenebilir: "nk dolaym, kendi kendine devinenin, kendi
devinimiyle ayn oluundan baka bir ey deildir." Hegel'e
gre felsefe, dardan birletirilmesi ve ayrtrlmas gereken
durgun birlikler arasnda dolaymn yalnzca bir arac grevi
grd matematiin aksine, dsal tarutlamalarla uramaz.
Dolayszln, kendini -kendisinin- dolaym[] olarak gsterdii
ve ayn anda hem bir geliim hem de bir kendine dn olan
refleksiyon vastasyla hakiki dolayszlk olduunu -anlamn
varlk, varln da anlam olduunu- ortaya koyan dolaym ola
rak gsterdii tantlamalarla megul olur. "Felsefenin esi ve
ya ierii, etkin gereklikten yoksun ya da soyut bir ey deil-

2 Phenomenologie de l'esprit [Tinin Fenomenolojisi], fr. ev. Aubier, 1, s.


24; bundan sonra ksaca Fenomenoloji diyeceiz.

Dil ve Mantk

11

dir; gerek e, kendini ortaya koyan, bir yaam olan ve kendi


kavramn gerekletiren, orada-olmaklkhr [etre-la]" "Tezahr,
doma ve lme hareketi olmakla birlikte, kendisi domamhr
ve lmeyendir, kendi bana devinendir, etkin gereklii ve
hakikatin yaamnn devinimini oluturandr."3; mebbet za
mansallkhr, yani kesintisiz tezahr hareketidir ve gelecek ile
gemiin, anlam ile varln deitokuunu ierir ve isel bir
refleksiyon olan bu deitokuun mevcut srekliliidir.
O halde, insan deneyiminin (ki bu deneyimin dnda hibir
ey yoktur) en yksek biiminin, varlk ile bilginin zdeliinin
ifas ve tmel zbilincin yapsna nfuz etmek olduu grl
yor; varlk bu zbilincin barnda, konuulan ey hakknda ol
duu kadar konuan 'ben' hakknda da sz syleyerek kendini
dile getirir, davurur. Kategorinin, kategoriler, uraklar veya
diyalektik bir zincirin tek tek halkalar olarak eitlenen devini
minin izledii yolu takip etmek, felsefenin manbn oluturur
ve Hegelci giriimi de en iyi ekilde bu anlahr. Filozofun varlk
hakkndaki sylemi, filozof araclyla dile gelen varln kendi
sylemidir. Bu, ncelikle, Hegel'in yaptlarnda dank ekilde
ifade bulan, insan dilinin felsefesinin ak klnmasn gerektirir:
"Dncenin biimleri, amlanlarn ve varlklarn insann
dilinde bulurlar. Onun isellii veya genel anlamda tasaruiu di
yebileceimiz her eyde dil hep araya girer ve bu dilde kate
goriler bulunur; dolaysyla, insan doal olarak manba gre
dnr ya da daha dorusu, manbk bizzat onun kendi doas
dr. "4 Fakat insan dili nasl oluyor da "konuulduunda arlk
belirli bir kiinin sesi olmaktan kp kendisinin farkna varan
bu ses"* haline gelebiliyor? Varlk nasl oluyor da insanda dile
gelebiliyor ve insan nasl oluyor da dili araclyla varln ev3 Fenomenoloji, 1,

s. 40
4 Wissenchaft der Logik [Manhk Bilimi], Lasson edisyonu, 1, s. 9. Bundan
sonra ksaca Mantk diyeceiz.
* Paul Valery'nin La pythie [Kahin/Pythia] adl iirinden: "cette voix
qui se connait quand elle sonne n'etre plus la voix de personne." (ev.)

12

Mantk ve Varolu

rensel bilinci haline gelebiliyor? Bu esasl soruya bir yant vere


bilmek iin, ncelikle, dilegelmez olduu dnlen u bilgi-ol
mayann hayaletini kovmak gerekir; insan dilinin, tinin orada
olmakl ve varln anlam olarak nasl kurulduunu gster
mek gerekir. Nihayet bu mnasebetle, ayn anda hem anlam
hem de dil olamayan fakat imlerin dsal kullanmndan ve ha
ricen gerekletirilen bir hesaplama ileminden ibaret olan bir
teknik dil kavramndan da kurtulmak gerekir. Peki varln
canl ifadesi olarak niin
dir?

mathemata yerine logoi tercih

edilmeli

Sorunun bu son ksm, insan dilinde diyalektik ortamn ta

kendisini grme imkann bize tanmaktadr.

Dilegelmez
Bilginin ve dilin snrlan nelerdir? Bu sorun, bilgi-olmayan
ve dilegelmez hakkndaki sorundur. Fenomenoloji bu sorunla
grgl dzlemde lmcl bilgisizlik olarak karlar; Oedipus,
rakibi diye bildii kiinin z babas, evlendii kralienin de z
annesi olduunu bilmezken, yani kii, eyleminin tm koulla
rn aslnda bilmedii halde biliyormuasna vicdan rahat e
kilde davranrken karlar. Fakat bu bilgisizlik srf grelidir,
z gerei kavramdan kaabilen bir mutlak bilgi-olmayan ima
etmek zorunda deildir. Fenomenoloji'de felsefi bilin, byle bir
dilegelmeze kar olmaktr. Kavrayn ileli abas, Reinhold'
un szn ettii ve Hegel'in de Fichte ve Schelling'le ilgili al
masnda hakknda benzer bir hakikatin nceden varsaylm ol
mas durumunda dnceden vazgemekten ok, felsefenin an
lalmaz kavramlarn tavnda dvlerek balatlmak ve bitiril
mek zorunda kalnacan yazd kkl hakikati kavramsal
olarak dile getirmeye imkan vermelidir. Sylemden vazgemek,
bilinlerce kurulmu ortaklktan vazgemek veya dilin dzeyi
nin altnda kalan duygularn akna teslim olmak, bir ve ayn
eydir. "Saduyu, duyguya, iten gelen vahiye bel baladnda
kendisiyle ayn kanda olmayanlarla iletiimi keser. lerinde
ayn eyi duymayan ya da bulmayan kimselere syleyecek sz
olmadn aka belirtmek zorundadr. Baka bir deyile,
insanln kaynan iner geer, nk insanln doas, ba
kalaryla anlamaya ynelmektir. Onun varoluu ancak bilin
lerin ortaklnn kurulmasyla ortaya kar. nsanca olann kar
l, yani hayvanca olan, srf duyguda kalmaktr ve duygularla
iletiim kurmaktr."5 Ama dncenin, kendi kendine veya bir
bakasyla gerekletirilen bir sylei olduu doruysa, varln
kendini ifadeye teslim edip etmedii ve onu imledii iddiasn
daki Logos'tan bsbtn kap kamad pekfila sorulabilir.
s

Fenomenoloji, I, s. 59

14

Mantk ve Varolu

Antik felsefede bu sorun, duyulur dnya dzeyinde kendini

gsterir. Duyulur ey, daima ve sadece gelip geicidir; aslnda


ifade edilemezdir ve bilim de sadece duyumdan ibaret olursa
bilim olamaz. Platoncular, insann dili nesnesiz kalmasn diye,
6a'y amak zorunda kaldlar. Duyulur varlk denilen ey, saf
tekillik veya haz olduu lde, dilegelmezdir. eylerin ve tek
tek ruhlarn kendi bana var olduklarn varsayacak olursak
onlar ne kavrayabiliriz ne de adlandrabiliriz, nk kavray
ve dil, tmel olan iinde devinir. Kendileriyle eyleri dnd
mz ve adlarla karlanabilen tm belirlenimler, genel
belirlenimlerdir; sadece tekil olann var olduu ve kendini do
laysz sanp her dilin, her anlamn berisinde "bu" tekili veya
karlatrlamaz "bu belirli ey"i kavradn ileri sren duyu
lur kesinliin ilk gerek nesnesi olduu yollu yaygn kannn
aksine, eyler arasnda bir ortaklk ve sreklilik tesis ederler.
Demek ki dilin, z itibaryla dilegelmez olan bir varl kavra
yaca, bir beri yan olacaktr.
Fakat bu durumda dilin ve kavrayn, bir inan nesnesi ola
rak karmza kan bir te yan da var demektir. Hegel'in Jena
klliyah iinde yer alan nanma ve Bilme Hakknda balkl incele
mesinde ele ald felsefelerin hepsi, ona gre, inanca yer aa
bilmek iin bilgiyi reddetmi olan refleksiyon felsefeleridir.
"Bilgi-olmayan" ifadesi, tam anlamn ite bunlarda bulur. Bilgi,
anln gz nnde bulundurduu haliyle ve halihazrda isel
bir refleksiyon olan deneyim dizisini aamaz, ama dsal ref
leksiyon vastasyla kendi sonluluunu aa vurur; yleyse bu
ekilde ancak kendini olumsuzlayabilir ve inancn bu bilgiyi a
masna imkan tanr; demek ki Mutlak, bilginin deil, inancn ko
nusudur; refleksiyonun ve her bilginin tesindedir. Hegel bu
refleksiyon felsefelerinin bilgiyi nihai bir oznellie nasl indirge
diklerini ve her eyi bilginin tesinin gizemine, dilegelmez bir
Mutlak'n gizemine, nasl srklediklerini ortaya koyar. Bu nok
tada bir ayra ap Hegel'in, Kant ile Fichte'nin felsefeleri arasnda
inceledii Jacobi'nin felsefesiyle ilgili zmlemesini ele alalm.

Dil ve Mantk

15

Jacobi'nin felsefesi ounlukla bir duygu felsefesi olarak g


rlegelmitir, ama bu sadece onun varln dolaysz kavrann
bilginin yerine koymay savlad anlamna gelir ve Jacobi bunu
genel olarak inan diye adlandrr. Bilgi srf biimseldir, hibir
ierii kavramaz, sadece nermeleri birbirine balar ve Jaco
bi'ye gre tutarl tek felsefe Spinoza'nn felsefesidir - ki Hegel
Jacobi'nin bu felsefeyi de hakkyla kavrayamadn belirtir.
Oysa inan, anlalamaz bir ierii, sonsuzda bulduu kadar
sonluda da bulduu bir koulsuzu (dolaysz) kavramasyla,
felsefeyi aar. Byle olduu iindir ki Jacobi: "Hepimiz inancn
evlatlaryz ve inanl kalmalyz ... bir bedenimiz olduunu, bi
zim dmzda baka bedenlerin ve duyulur varlklarn da var
olduunu, inan vastasyla biliriz." diye yazabilmitir. Baka
bir deyile, inan, burada, srf ebedi olanla veya Tanr'yla ilgili
deildir, varolan eyler olduklar lde sonlu varlklarn biz
zat kendileriyle de ilgilidir. Jacobi ada bir tnyla "Aratr
macnn en byk hneri, varoluun zerindeki rty kaldr
mak ve onu ifa etmek deildir de nedir?" diye sorar. Fakat ona
gre bu hner, ancak, sz konusu rty kaldrabilecek yeterli
lie sahip olmayan bilimin akl temele alan biiminin bir yana
braklmas kouluyla kazanlabilir. Kavranamayan, adlandr
lamayan, kendi saf tekillii iinde tekil olandr, varolandr.
Ayn zamanda bu sonlu varlklarn tesinde olandr, yani akn
olandr ve iki varolann karlkl ilikisidir. Hegel, Jacobi'nin
bu dnya grn aklamay denedi: "Mutlak sonluluk ile
hakiki mutlak arasnda kurulan bu iliki, inantr. nan, ebedi
olan karsnda kendini sonluluk ve hilik olarak tanr, fakat bu
tanmay yine kendini Mutlak'n dnda kalan bir kendinde
varlk olarak kurtarp koruyacak ekilde gerekletirir." Hegel,
Jacobi'nin "Yasa insan iin var, insan yasa iin deil." diyerek
ahlak alan ierisinde tekil olann hayatiyetini [vitalite singulie
re] muhafaza etmek istediini kukusuz grmtr, fakat bu
hayatiyet, saf znellie, sze dklemeyene, tekil ruha gmlr

16

Mantk ve Varolu

kalr. Jacobi'nin romanlarnn kahramanlar olan Alville'lerin ve


Woldemar'lann ektikleri sknhlann kayna yine kendileridir,
nk nesnellie bir trl teslim olmazlar. Bunlar kukusuz g
zel ruhlu ve gzel ahlaka muktedir insanlardr, fakat kendile
rini unutmaya, bu znel bilinten, dnp dolap eylemde bu
lunan zneye varan daimi bir refleksiyondan feragat etmeye,
bir trl yanamazlar: "Bu kiilerin balca ayrt edici zellii,
nesnellikle ilgili bilinli bir cehalet, her zaman kendine sk s
kya tutunan bir znellik sergilemeleridir - ksacas, marazi ah
laksal karaktere sahip olmalardr." Eer cehennem, Dante veya
Goethe gibi byk airlerin de dikkat ektii gibi, kiinin hep
kendine dnk olmas, kendi eylemi zerinde srekli refleksi
yonda bulunmasysa, nostaljik sz tabii ki gzel ruhlara vergi
dir. Jacobi'nin bu izlei ve bilginin karh olan bu inan kav
ram biraz daha gelitirildiinde, her dilin alhnda bir ilk sessiz
lik, dolaysz olacak varla bir ilk ballk aa kanlm ola
cak, bilgi de refleksiyon ve kavram olarak onu rahatsz edecek
tir. Gelgelelim, kendini eletirmeye ve dnmeye muktedir bu
refleksiyon, kendi hiliini de aa karacak ve inan aracl
yla ilk sessizlik anna, varlkla kurulan dolaysz temas nokta
sna geri dnmeye alacakhr. Felsefe-varln kavramlarda ve
sylemde dile gelii- kendini ortadan kaldracakhr. Sessizlik ve
dilegelmez, sz karsnda stnlk salayacaktr. Bilgi-olma
yan, hpk inan gibi, insan iin, sonlu ve koullu bilgiyi ama
nn, sylemin dolaymnda ifadesini bulan bilgiyi amann, ye
gane imkan haline gelecektir6.
Eer bilgi-olmayan, kavranamayan, dilegelmez, bilgi iin
mutlak bir snr tekil ediyorsa, mutlak bilgi diye bir ey yoktur.
Oysa Fenomenoloji'nin temel sav, insan deneyiminin btnl
temelinde mutlak bilgiyi tesis etmektir. Fakat bilgi, srf varln
bilgisi deildir, ayn zamanda bilinlerce kurulan ortakln da
Kar. Hegel'in Glauben und Wissen [nanma ve Bilme] (Lasson edis
yonu) balkl makalesi; Jacobi'nin felsefesi iin, bak. s. 262-313

Dil ve Mantk

17

imkandr. Fenomenoloji'nin dile getirdii gibi: '"kendiliin, saf


kendilik olarak, orada-olmakl." Dil, yalnzca eyleri dile ge
tirmekle kalmaz, ayn zamanda hem dile getirenin 'ben'ini dile
getirir hem de eitli 'ben'ler arasnda iletiim kurar, onlarn
birbirlerini karlkl olarak tanmalarna imkan veren evrensel
bir ara grevi grr. "Dilde, zbilin, kendisi iin varolan
tekillik sfahyla varla gelir; dolaysyla bu tekillik, dilde ba
kalar iin vardr." Hegel buradan hareketle dilde '"Ben', bu be
lirli 'ben' olduu kadar, tmel 'ben' dir de."7 diyebileceimiz so
nucuna varr. Mutlak bilgiye hazrlayacak olan Fenomenoloji'nin
grevi gerekten de ift katlysa, bir yandan her defasnda varl
n, yaamn bilgi olduunu gstermeye alyorsa ve dier
yandan da kendi bilgisinin tmel olduunu gstermeye yneli
yorsa, yani tm tekil 'ben'lerin bilinlerini kapsayarak ayor ve
onlar zmsyorsa, zbilin kendi grsne hapsolmu dile
gelmez bir tekillik olmasa gerektir; insann sylemi hem varl
n sylemi hem de tmel bir zbilincin sylemi olsa gerektir.
Bu, tmel bir taru[n]mann olanan ierir; ayn anda hem bu
belirli, tekil 'ben'in hem de tm benliklerin olacak, anlalabilir
bir sylemin olanan ierir. Hi kukusuz, tannma sorunu,
Hegel'in yapl iinde, derhal ve dorudan doruya bir zme
kavuturulmaz. Zor kullanmak, hakir grmek, iletiim kurmay
batan reddetmek, hatta iletiim kuracak gc kendinde bula
mama duygusuna saplanp kalmak, hep mmkndr. nsanlar,
hayvanl ralayan kendini-duyumsama aamasndan g bela
kurtulduklarnda, bu kez de dncenin kendini tmel dn
ce veya kavramsal dnce olarak gsterecei gne dek efen
dilerin ve klelerin boy gsterecei, emekilerin dnyay d
ntrecekleri, bir lm kalm savanda kar karya gelirler.
Sylem de kendine zg canl diyalektii iinde, zbilinlerin
kar karya gelilerini yeniden retmekten geri kalmaz, mut-

7 Fenomenoloji, il, s. 69

18

Mantk ve Varolu

lak bilginin kendi esas esiB olan karlkl tannma devinimini


yeniden retir. "Diyalektik" szcnn zgn anlam, tarh
ma ve syleme sanat deildir de nedir? Sokrates, syleile
rinde, yaygn kanlardan hareket ediyordu ve muhatabn kendi
dna kmaya, kendi dncesini bakasnn dncesiyle kar
latrmaya zorluyordu; kartlklar ve elikileri de bu yolla
muhatabna dourtuyordu. Bylece, Sokrates'in muhatab sk
lkla kendi dncesindeki bir elikiyi kefediyor ve ancak on
dan sonra, ya tartmay srdrmeyi reddederek ya da ihtilafl
kanlar arasnda bir ahenk olduunu gstermeye alarak Sok
ratesi ironiyi savuturabiliyordu. u halde, diyalektik, syle
min, tmel zbilincin geliimini hazrlayan bir uradr; bu
zbilin, tekilin tmel olduu ve tmelin de ayn zamanda tekil
olduu, yani belirlenimlerden belirlenimlere gidildike kendini
kuran ve davuran bir znedir. Baka her tekillik, yani sessiz
lie snan ve iletiim kurmay reddeden her benlik, bu ekilde
ifadenin beri yannda ya da te yannda bulunan bir Mutlak'a
ulamay hedeflemi olmakla, bir yanlsamaya kaplr. Anlamn
davurulmas dncenin iidir ve bu i ne en bata verilecek
bir dilegelmezden yola kar ne de bir teye, dilegelmez bir a
kna varr; Hegel'e gre, hem duyulur tekillik hem de inancn
gizemi bir yanlsamadr, ama aklanmam hibir yanlsama
kalamayaca iin, bunlar olsa olsa Mutlak'n saf hilik veya or
tadan kalk olarak tezahrdr. nsansal yaam daima dildir,
anlamdr; insan onsuz kalrsa ayrt edici zelliini yitirip

hayvansal yaama geri dner, kavutuuna inand o tekillii


de bir tmellik iinde, ama bu kez soyut kalan bir tmellik
iinde, derhal znr gider; dolaysz varlk da annda hilie
dnr. Varln kendi zerine dnn, yani tmel zbilin

8 "e" szcn Hegel'in kulland anlamda, "ortam" [milieu]


diye anlyoruz - rnekse, "deniz ortam." "Kendilik" [le soi] derken de
yine Hegel'in yaph gibi biz de varln kendisinin ve benliin,
mutlak anlamda kendine dnl yapsna dikkat ekiyoruz.

Dil ve Mantk

19

veya zne olarak Mutlak'n balangta yalnzca varsayld, ii


bo bir addan ibaret olduu bu sylemi, ancak dolaysz olanla
ayn seviyede bulunmasna ramen halihazrda dolaym olan
olu nceden betimleyebilir. "Duyusal olarak grlenen ve
tasarmlanan kendilik bir yana braklrsa, geriye, saf zneyi
(yani v1foKEicvov'u, taycy/tz) gsteren, ii bo ve kav
ramdan yoksun olan gsteren, ad olarak ad kalr"9 Fakat du
yusal olarak grlenen ve tasarmlanan bu kendilik ve dilin ona
tahsis ettii anlamn darsnda kalan bu duyulur olan [sen
sible] da neyin nesidir? Tinin Fenomenolojisi bu noktayla ilgili
olarak, varln manh erevesinde tekrar ele alnacak olan ve
bu manha balang tekil eden, varln hilie dnmesiyle
ilgili mehur meseleyi de ak klmaya yardmc olabilecek
zmlemeler barndrmaktadr.
Dilegelmezin reddiyesi ve varln Logos'u olarak, tmel z
bilin olarak insan dilinin zgn ras, Tinin Fenomenolojisi'nin,
duyulur kesinlik hakkndaki ilk blmnden, tmel tan[n]may
reddeden bir gzel ruhun bu baarszlnn yegane ifadesi
olan hilie dnn anlatld yer olan son blmne ka
dar uzanan eitli aamalarnda bulunur. Kukusuz, zbilincin
bu geliimi, her tikel aamasnda kesintiye urayabilir gibi g
rnmektedir; rnein, zorbalk iinde yitebilir (Sokrates bylesi
bir zorbala kurban gider ve lr) veya can sknhsna ve ev
hama kaplp yok olabilir, diyalektik sylem de bylece sonla
nabilir; ayrca, kukuculua kaplmak da sonuta her zaman
mmkndr, fakat bu kukuculuun ayrt edici yan, onun da
ima hilikte son bulmas ve feshedebilecei, ortadan kaldrabi
lecei, zebilecei yeni bir ierie her zaman ihtiya duymas
dr. Bu hilik, canl doa iinde kendini lm olarak gsteren
eyden ve genel anlamda doadaki saf ve yaln yok olutan
veya ortadan kalktan baka bir ey deildir. Saf tekillii, onu
hi dnmeden ve imlemeden, sadece yaamak isteyen bilin,
9

Fenomenoloji, I, s. 57

20

Mantk ve Varolu

aslnda yok olmaya, ortadan kalkmaya mahkUndur; dili ve


sylemi reddederek dilegelmez bir mutlaa ulaabilirmi gibi
yapmas bounadr. Syledii ey, kastettii eyin daima tam
tersi olacaktr ve bunun sonucunda hakl kacak olan daima
dildir; bu bilin eer dik kafallkla dile kar gelmeye devam
ederse sadece znr gider, ortadan kalkar. Yineleyelim: Bu
yok olu veya znme [dissolution] her zaman mmkndr;
dolaysyla tek gerek aknlk, hiliin aknlym gibi gr
nr. Kukuculuk, sylemsel srecin hep biimlerden biimlere,
figrlerden figrlere, belirlenimlerden belirlenimlere gidilerek
srdrldn ve her hiliin bir ekilde belirli, snrl oldu
unu, "onu douran eyin hilii" olduunu grmez. Kukucu
luk, hiliin soyutlanmasyla son bulur ve bu hilii, sylemin
belirlenimlerden belirlenimlere giderek yolundan sapmadan
yrmesine izin veren isel olumsuzluk olarak dnmek ye
rine, dilegelmez olarak tecrit eder; fakat tekillii iindeki mut
lak varla, gerek kendi dnda gerek kendinde erimeye yelte
nen bilin, varln bu szde dolaymszlnn kurban olur ve
bunun neticesinde karsnda varlk yerine hiliin ta kendisini
bulur; yegane somut dolaymn aknlna ulamak yerine, en
st soyutlamann aknlna ular. Varlktan hilie bu gei,
dolaym yadsd andan itibaren olua kurban verilen dolay
sz nitelikteki duyulur kesinliin hakikatini meydana getirir.
Duyulur kesinlik ancak tm eyler arasndaki balanby ve or
takl -duyulur tekillii belirlenimlerin kesime noktas haline
tek bana getiren bu balanby ve ortakl- tesis eden belirle
nimleri kabul ederek yeniden tutarl hale gelebilir. Fenomeno
loji'nin hemen hemen tm aamalarnda var olan bu ortadan
kalkma, znme olana, zbilincin geliiminin hilikten so
mut ve belirli varla doru gideceini kesinlikle ima etmez.
Ortadan kalkma, znme, ilerlemenin tersi deildir, nk z
bilin kendi sylemi iinde her zaman belirli bir figrden die
rine doru, bir anlamdan dierine doru ilerler; anlam-olmayan
dan anlama doru ilerlemez. Ortadan kalkma, yalnzca, gerek saf

Dil ve Mantk

21

dolayszln arabnlmas olarak, gerekse her trl iletiimin


reddi olarak (ki bu ikisi ayn ey demeye gelir), bilincin tikel tm
figrlerinin bana musallat olan eydir; yleyse bu znme, bu
anlam-olmayan, dolaymn reddedilmesinin hakikatidir.
Bilin, duyulur kesinlik aamasnda, varlkla kurduu ilk
balanty snar; bu aamada, o, dolaysz kesinliktir ve dola
ymsz olann kesinlii olmay amalar. O halde, onun gzettii
yegane ey, tekil, biricik ve dilegelmez varlktr, kendi dnda
varlktr, bu belirli gecedir, bu biricik ktr, bizzat kendisidir,
bu kyaslanamaz bilintir. Fakat gzettii, hakknda sanya (Es
ki Yunancadaki ooa anlamnda) sahip olduu ey, unu syle
meye hi de elverili deildir: "Bilimden, 'bu-ey' ya da 'bu-in
san' denileni a priori bulmas, kurmas, karsamas vesaire talep
edildii zaman, eer bu taleple hangi belirli eyin ya da hangi
belirli insann kastedildii dillendirilebiliyorsa bu uygun bir ta
lep olacaktr, fakat bunu dillendirmenin imkansz olduu da
aikardr." Oysa Hegel, bu noktada dile cephe alabilecekken,
tam da bu dili, geerlilii olan yegane ey olarak barna basar.
"Szn," der Hegel, "sylediim eyin anlamn annda tersine
evirebilen, baka bir eye dntrebilen, ilahi bir doas var
dr. Baka bir deyile, duyulur kesinlik iinde, sylemeye niyet
lendiimiz eyden kesinlikle sz etmiyoruz... Ama grd
mz zere, dil, bizden daha drst ve hakikate daha sadk."10
Dolaysz, tekil varl, tekil olarak kavradmza yrekten
inanyoruz, fakat aslnda konuurken hep daha tmel bir eyi
dile getiriyoruz, hep bir "bu" ya da "u" hakknda konuuyo
ruz - her ey bir ''bu"dur ve her 'ben' bir "u"dur. Zenginliin
kendisini kavradmza inanyoruz, fakat bu deneyimden ge
riye bizim iin sadece sefaletimizin bilinci kalyor. Tekilin ken
dini tmele dntrdn ve biricik, belirlenmi varln,
belirlenimlerin hilii olarak hilie geri dndn gryo
ruz; kukusuz, bu belirlenimleri balantlar iinde alabiliriz ve

10

Fenomenoloji, I, s. 84, 86; 92

22

Mantk ve Varolu

o durumda varl, belirlenmi haliyle bulabiliriz, fakat kendi


siyle eyleri gsterdiimiz u jestle balayan sylemin iine
girdiimizde, tmel tikellese veya gitgide daha fazla belirlense
bile tmel olandan baka hibir eyi dile getiremeyeceimiz o
tmelin snrlan iinde kalmaya devam ederiz. Dolaysyla ka
tegoriler duyusal alg dediimiz ve bir bilin tarafndan yaan
d lde alg olan her eyin taycsdr: "Bu eler, bizzat
anln kendi i balantlardr ve egemenlik gleridir. Duyu
lur olan bilin iin z olarak kuran, bilincin duyulur olanla
balanhlarn belirleyen ve algnn deviniminin ve hakikatinin
doal akn devam ettirmesine izin veren, yine sadece onlar
dr." Gelgelelim, ii anlamak olan anlk ve dolaysz duyulur ke
sinlik, algnn veya kesinliin bu rasn hep grmezden gelirler
ve felsefenin sadece dncede var olanlarla urahndan
dem vururlar. "Dorusu, felsefe onlarla da urar, onlar saf
zler, mutlak eler ve mutlak gler olarak tanr, fakat onlar
ayn zamanda zgl belirlenimleri iinde de tanr ve bu ekilde
onlara egemen olur." Dolaysz kesinlik ve alg, halihazrda, he
nz kendi zerine dnmemi, kendi zerine dnmemi bir an
lamdr [sens]; henz sylem olmayan, henz kendisini bizzat
kendilik olarak ve eyler hakkndaki sylem olarak tanmayan
sylemdir.
Demek ki duyulur bilin, eritiine inand eye veya en
azndan yneldii eye, aslnda erimez; kendisini bile tekil ve
biricik ruh olarak kavramaktan acizdir. Tekbencilik, Fenomeno
loji'nin daha ilk sayfalarnda rtlr. Yine de ben, kesinliin
znesi olarak, bizzat kendim iin, her trl refleksiyondan nce
gelen dolaysz bir apaklk deil miyim? Benim; ben varm;
biricikliim ve kyaslanamazln iinde varm; bu, duyan bir
'ben'dir ve duymak da ancak bende dolayszca gerekleir. Gel
gelelim ben, benim dediimde, bir "bu"yum [celui-ci] dedi
imde, aslnda tm benliklerden sz ediyorum demektir. "Ben
benim dediim zaman, bu tekil 'ben'den sz ettiimde, genel
olarak her biri bir 'ben' olan, bu tekil 'ben'e hpahp uyan tm

Dil ve Mantk

23

'ben'leri dile getiriyorum."11 Fakat yanlsama kkldr ve di


renlidir; kesinliin znesi kendisini imtiyazl sanr, dilin dze
yinin alhnda kalan kendi blnmez varlnn grsne sahip
olduuna inanr. Oysa dier tm 'ben'ler de ayn gr zerinde
hak talep ederler ve bu vesileyle kar karya geldiklerinde on
larn bak alarnn dolayszlnn szde kald ortaya kar.
"te sen busun, nsansn, ben de yleyim." demiti Sokrates.
Bu birincil ve zgn 'ben', aslnda kendi zemininde, dilde ifade
bulduu kadaryla, sadece bir tmeldir. "Ben" dedii srece
biricik olamaz, sadece yle olduuna inanr. Bu biriciklik bir sa
ndan ibarettir. Kendisinin biricik olduunu sanan 'ben', byle
dnmekle, aslnda, bpk duyulmu olann [senti] ortamn so
yut varln kurmu olmas gibi, daha ziyade deneyimin soyut
ortamn kuran "biri[si]" olmaya yakndr. Yaanb burada dili
fiilen deil, ancak ynelimi itibaryla aar. "'Ben', genel olarak,
'imdi', 'burada' ve 'bu' gibi bir tmelden ibarettir." Dilde ifade
bulan bu tmel, dncenin en yoksul biimidir, en st soyutla
madr, belirlenimlerin rtk hiliidir; bir soyutlama olarak
varolan, fakat psikolojik soyutlama olarak deil de z-soyut
lama olarak varolan, varlktr. Ben biriciim ve kyaslanamazm.
demek, ben bir hiim demeye gelebilecei gibi, baka herhangi
bir anlama da gelebilir. Ben, bu tekillik olarak, soyut tmelim,
yani dolaym uran kendimde ve rtk ekilde, olumsuz
lanma olarak barndranm. "Bylesi yaln bir urak, olumsuz
lanmann dolaym, onu 'ne bu ne de u' haline getirir; bylece
bu-olmayan haline gelir ve o andan itibaren bu ve u olmaya
kaytszdr artk. te biz ona tmel diyoruz. u halde, tmel
olan, duyulur kesinliin hakikatidir."12 Bylece duyulur kesin
lik, kendisini hakikaten ancak kendi ortadan kalk vastasyla
ifade eder: Gelip geer, olur, kendini olumsuzlar ve ola ki bun
dan alkonmak, korunmak istendiinde geriye ancak hilikle

Fenomenoloji, 1, s. 86
12

a.g.e., s. 84

24

Mantk ve Varolu

zde olan bir varlk ve tm belirlenimlerin ortam olan bu so


yut tmel kalr. Tekil 'ben' de bundan tr gelip geicidir; ge
riye, dilin, bu szde teklii baya bir eye dntrmek sure
tiyle son derece byk bir kesinlikle ifade edebildii tmel ad
olarak 'ben' kalr. Fenomenoloji'n.in ilk sayfalarndaki Hegelci
zmleme, Hegel'in felsefesinin nasl yorumlanmas gerektii
konusunda belirleyici bir rol oynar. Bu tmel, dolaym tmel
olumsuzlanmann veya hiliin biimine dahil etmesi sebebiyle,
olu halindeki varlktr; fakat kendisini bu dolaym hareketin.in
dnda tuttuu iin, oluun sadece iki kutbunu alkoyar: Kendi
kat dolayszl iine braklnca derhal kendisini olumsuzlayan
(bylece oluan yahut olagelen) varlk ve ayn dolayszln ii
ne braklr braklmaz kendini zaten yadsyan, yani varlk hep
orada olduu iin, olu iinde var olan hilik. Asl 'ben', halis
tekillik, yani zbilin, dolaym bir yana brakmak yle dursun,
onunla daha da i ie geer, o hakiki olagelitir, kendi-olutur.
"Benlik", der Hegel, "veya genel olarak olu, dolaym ger
ekletirme edimi, yalnl gerei hem olu halindeki dolaym
szlktr hem de dolaymszln bizzat kendisidir."
Dilegelmez gr olacak, u /1asla iki kez grlmeyecek olan",
yani dolaysz tekillik, demek ki bayalklarn en beteridir. Or
taya kt gibi derhal ortadan kalkar, z itibaryla ortadan
kalktr, znmedir. Eer bu ortadan kalk, anlalr bir ey
se, eer anlam ve sylemse, hem yaratltr hem de yok olutur;
o, dolaymdr ve bu nedenle lm, tin.in yaamnn balangc
dr, nk doa dzeyinde Mutlak (tz), lm kadar yaam
olarak da grnr ve bu dngnn bir sonu yoktur; Mutlak'n
tarzlar olan duyulur eylerin ve lml canllarn tekillii, or
tadan kalknda, znnde, Mutlak' aa vurur. Doada,
bu hakiki tekilliin, zerinde dnlen bu dolaymn, ancak
tasla vardr, dolaysyla Logos, tmel bir zbilin olarak var
dr; doa, sadece onu tanyan tin iin tindir; kendinde Lo
gos'tur, ama kendisi iin Logos deildir; o, dorudan doruya,
Logos'un orada-olmakldr, ama onu o olarak koyan [posee]

Dil ve Mantk

25

da yine tindir. "Fakat organik doann bir tarihi yoktur; o,


Tm.elinden, yani yaam.dan, dorudan doruya, orada-olmak
ln tekilliine gei yapar ve etkin gereklik iinde birlik kaza
nan uraklar, yaln belirlenim ve tekil[deki] canllk, oluu sa
dece olumsal bir devinim olarak retirler; bu yolla her biri
kendi snrl blgesi iinde etkin olmay srdrd gibi b
tn muhafaza etmeyi de baarr; fakat bu devingenlik yalnzca
kendi merkeziyle, orta noktasyla snrldr, nk btn, kendi
merkezinde bulunmaz, bulunamaz da, zira burada kendisi iin
btn sfabyla bulunmaz."13
O halde, dolaysz varlk olarak, yani dolaymdan kanmak
isteyen varlk olarak tekillik, dorudan doruya kendi ortadan
kalkdr, zldr. Doada da bu byledir; ayns, anlamn
olageliinden, sylemden, dolaymdan kurtulmay talep edecek
bilin iin de geerlidir. Bu bilin, kendini dnmeyi reddede
rek, saf yaanh olduuna inand eye kendini teslim ederek,
yaamn bilinten yoksun dzeyine kadar alalr. Burada bul
duu ey ise zorunlu olarak, lmdr, tm uraklarn lm
dr; yleyse bu lm, onun -nkabul gereince- anlamad ve
ayn anda hem zorunluluk hem de muamma olan lmdr,
nk zorunluluk, zorunluluk olarak duyulur; dnce olma
yan ise tam bir muammadr. "Zorunluluun, yazgnn veya her
neyse onun, faaliyeti, zgn yasalar ve olumlu ierii hakknda
udur ya da budur gibi bir ey syleyemeyiz, nk bu ey,
varlk olarak grnenin mutlak saf kavramdr, yaln ve bo, fa
kat kesintisiz ve bklmez bir balantdr ve onun eseri de te
killiin hiliidir"14
yleyse, bilincin, bakn annda tersine eviren bir tmel
sylemi reddettiini, tekilliinin zgl zevkine [jouissance] on
da varabilecei bir saf deneyim olduuna inand eye sn
maya yeltendiini varsayalm. Bilin, dnmek yerine yaa-

13 Fenomenoloji,
14 a.g.e., s. 300

I, s. 247

Mantk ve Varolu

26

mak ister. Hegel, bu deneyimi Fenomenoloji'nin daha yksek bir


aamasnda bize betimlers; bu aamada dolaysz kesinliin en
safdil biimi iinde snanmas deil, bilinli bir ekilde, hatta
kastl olarak, bir geriye dn kararnn alnmas sz konusu
dur. Hegel, bu tr bir deneyime rnek olarak, Faust ile Gret
chen'in bir tefrikasn gsterir. Bilginin trnelliinden ve dolay
mn

getirdii ykten bkm, dilegelmez bir zevke klliyen geri

dnmek isteyen bir bilin sz konusudur. O bilin, "her kura


mn

gri, oysa hayatn altn aacnn yeil" olduunu bilir, "anla

y ve bilimi, insana bahedilmi bu en yce meziyetleri," k


mser; fakat eer durum buysa, eytana oktan teslim olmu
demektir ve temele geri dnmek zorundadr: "zu Grunde ge
hen". Bu ifade harfiyen alnmaldr. Bu temel, tam da bilincin
anlamaktan bile vazgetii kendi yok oluudur. O, Gretchen ile
Faust gibi, dolayszla gz diker ve bu, onun yok olmaya can
attn fakat neye can attn dahi bilmediini sylemekle
neredeyse birdir. Tekil bilin gibi o da dilegelmezi yaamak is
tediinden ve dnmeyi reddettiinden, "dalndan koparlan
ve onu koparan ele teslim olmaya tene olgun bir meyve gibi"
yalnzca yaam bulmak ister, fakat l kuramdan yaamn ken
disine atlmak yerine, lme, bizzat kendi tekilliinin zn
ne, feshine, dm olur. Yine de o, bu znmeyi anlaya
maz, nk nvarsaym gereince, hakiki olan syleme bala
may reddetmi, zbilinci zbilin olarak tek bana kuran dola
ymn seviyesinin altna inmeye yeltenmitir; demek ki gerek
ten de zorunluluun ve yazgnn kurbandr. Bu bilin,

noloji'nin yola

Fenome

kh dili dolanan bilincin, bu belirli tekili kav

radna inanrken aslnda soyut varl ele geiren duyulur ke


sinliin, deneyimini bu daha yksek aamada yineler ve sadece
"o, odur" diyebildiinden, ancak onun soyut olumsuzlanma
yardm edebilir. Saf tekilliin temeline geri dnmek istiyordu,
ite o temeli bylece kefeder: Kendi kendine mtemadiyen

s Fenomenoloji, 1, s. 297-299

Dil ve Mantk

27

sylenen, ama zorunluluktan veya lmden, yani saf muamma


dan baka bir ey sylemeyen bir znmedir bu temel; nk
duygu, olay denen eyin ak anlamn kendisinde barndrmaz.
"Demek ki bilin, onu kendi hakikatine ulatrmas gereken de
neyim vastasyla, aslnda kendisi iin bir muamma haline gelir,
faaliyetinin sonulan artk onun iin faaliyetinin bizzat kendi
leri olmaktan kar,"16 kendisi hakknda hibir ey syleyeme
den veya kendisini anlayamadan, kendisine yabanclar. He
gel'in yaptlarna, zellikle de genlik dnemi almalarna
bavurulacak olursa, 'yazg' teriminin 'zorunluluk' teriminden
daha ok kullanld grlecektir. Yazg, yaamn soyut devini
mine elik eden bir kavrayn balangcdr. Yazgl olmak, zo
runluluun anlamna oktan nfuz etmi olmaktr ve srf yaa
mak deildir, dolaym kabul etmek suretiyle zbilince yksele
rek yaamaktr. "Canl varlnn, cansz zorunlulua geii, ona,
hibir aracya, dolayma gerek duymayan, bir tersine dn ola
rak grnr." "Arac burada iki tarafn birlik kazand ey ha
line gelir. Dolaysyla bilin, bir urakta dier ura da tanya
caktr, yani yazgsnda amacn ve faaliyetini bulacak, amacnda
ve faaliyetinde de yazgsn bulacaktr; bu zorunlulukta kendi
zn tanyacaktr." elikiye dmekten ekinmesek, mantk
szcn Hegelci anlamyla almak kaydyla, Hegel'e gre insa
deneyiminin ancak mantksal olabileceini sylerdik (o bunu
bilmese de yledir zaten). Saf yaanh, doaya bu dn, kendi

nn

bana hibir anlam tam.az, oysa bilin daima anlamdr, sylem


dir; dilegelmez denilen ey ise mutlak bir snr olarak hiliktir.
Bu geriye dn,

Fenomenoloji'de sadece zevk seviyesinde

deil, bilgi seviyesinde de kendini gsterir. Bilen bilin, katksz


grgl dnceye kadar geri alalr: "lk etkinlii itibaryla, 'bu'
denilenin duyulur kesinlii ve ynelimi olan bilin, bu noktada,
deneyiminin btn akndan geri dner ve yeni batan, ken
disinin saf olumsuzu olann, duyulur eylerin, yani onun [bilin-

16

Fenomenoloji, il, s. 110

28

Mantk ve Varolu

cin] kendisi-iin-varlnn karsna dolaysz ve kaytsz olarak


kan eylerin bilgisi olur. Gelgelelin bu noktada o, dolaysz
doal bilinten daha fazlasdr, nk bu ekilde, artk, kendi
kendisi iin olmutur."17 Grgl dnceye bu geri dn, di
er tilin figrlerin hkmsz olduklarnn kavranmasna, yani
salt olumsuz bir kanta dayanr; o halde saf deneyime geri d
nelim; fakat bu saf, dilegelmez deneyim de bir kez daha kendi
sini en st soyutlama olarak gsterir. "Kukuculuk, grglc
ln daima yeniden hayat bulan meyvesidir." denmitir. Ku
kuculuk, yine sylemin u beri yann bulmay ve ona tutun
may hedefleyen geri dnn bir rndr. zbilin, kendi
kendisi iin Logos olmad zaman, Manbn kurban ve av
olur. zbilin kendisi iin bu diyalektik olmad zaman, ken
dinde diyalektik onun zerinde zor kullanr.
Bu sylemin geerli olabilmesi, onun tfunel bir zbilincin
sylemi olmasna baldr. Bir dil olduu lde, birbirlerini
dilde karlkl tanyan ve bu tanmaya tevessl eden tekil bi
linler arasndaki iletiimi nceden varsayd lde, zaten y
ledir de. Bu tanma, mutlak bilginin temel esidir, fakat bu ta
nma, tekil ile tnel arasnda kurulan balanb, dilin ta kendisi
dir; ite bu balanb da Hegel'e gre kavram veya anlamdr. Na
sl ki Descates'a gre, matematiki, tantlamalar gvenilirliini
yitirecei korkusuyla tanrsz olamyorsa, Hegel'e gre de haki
kat, zeminini ve temelini, bilinlerin kurduklar bu iletiimde
bulur; ruhunun saflna halel getirmemek iin kendi iine ka
panp sessizlie snarak kendi zemininde Mutlak' dolaysz
l iinde yakalayabileceine inanan gzel ruh, bunu yapmakla
ancak hilikte znp ortadan kalkar. "Uraklarnn bu say
dam safl iinde, 'gzel ruh' diye adlandrlan, mutsuz olur,
parlakln kaybeder ve havaya karan bir duman gibi, ya
vaa dalr ve yitip gider"lB Dncesini varla dntr-

17
1s

Fenomenoloji, Il, s. 110


Fenomenoloji, II, s. 189 ve devam.

Dil ve Mantk

meyi, kendine tzsellik kazandrmay ve mutlak ayrma teslim


olmay kabullenmelidir, ama o zaman da tikellii iinde, belir
lenimlerden oluan sk bir dm noktas olarak kendini gs
terir. Ama bu belirlenme karsnda, kurtuluu tanrsallkla ses
siz bir temas kurduuna inand isellie snmakta da bula
maz. nk bu saf isel yaam, bir yanlsamadan ibarettir;
nk o ne tmellikten vazgeebilir ne de kendisine orada-ol
makln tek bana baheden belirlenimleri reddedebilir. Bu
reddiye onu daha evvel de grdmz gibi, soyut tekillikte
pusuya yatm, belirlenmeyi tam da bu ekilde reddettii iin
soyut kalan ve soyut tekillikle bir ve ayn ey olduunu aa
vuran bir znmeye, ortadan kalka gtrecektir. Kendisinin
biricik olduuna inanan dolaysz bilincin, sylemin beri ya
nnda tamamlad devinimi, gzel ruh, daha bilinli bir tavrla,
kendi kendisinde tamamlar. Delilie savrularak ve saf varln
veya hiliin dolayszlna batp yok olarak sona erer. Dolak
ve k geirmez belirlenimi tmelin saydamlnda ayrtrma
nn, bu dm zmenin yegane olana, dil araclyla ileti
im kurmaktan ve syleiyi kabul etmekten geer. Descartes'm
veya Malebranche'n geleneksel felsefeleri, insan bilinci ile
Tanr arasnda kurulacak sessiz balantdan ne bekliyorsa,
Hegel de tmel zbilinci kuran bilinlerin dile dklm iletii
minden onu bekler ve bu zbilin, varln tmel kendilik ola
rak aa kdr. Tinin Fenomenoloji'sinin btn balamnda
zbilinlerin birbirlerini karlkl olarak tanmalarnn nemi
de bu noktada yatar. Bu tan[n]ma esi, kartlklar ve bilfiil
ama hallerini ifade edebilen dilin ta kendisinde bulunur. Dil,
tinin orada-olmakldr. Bakas karsnda sergilenen sessizlik
de, tpk isel sessizlik gibi, znmeye, ortadan kalka gt
rr. Kii, kendi tmelliini ele geirebilmek ve onu tannabilir
klmak iin kendi eylemini, kendi tikel dnyada olu tarzn, ik
rar etmelidir. Aynca kendisinde bakasnn tikel belirlenimine
de izin vermelidir ki onu da tmellie ykseltebilsin, tekilin ve
tmelin hakiki -yani tikel belirlenimlerin dolaymn kabul et-

30

Mantk ve Varolu

mekle ve bu dolaym reddetmesi halinde zde olduklar aa


kacak olan soyut tekil ile soyut tmel arasnda snrszca saln
maktan kanmakla ortaya kan- birlii olan bu somut tmel
lii tevik edebilsin. Dil, bu tmel dolaym ifade eder. Ben
konuuyorum; olaylardan, eylerden ben sz ediyorum; ama
szn ettiklerim, haliyle, ben deil[im]. "'Ben', hem 'bu
ben'dir hem de 'tmel ben'dir." Gelgelelim, sylediim ey, ben
onu sylediimde ve anlalabilir bir sz olmas kouluyla,
belirlenimlerin dolakln, k geirmezliini tmellik e
sine aktarr. Bylece, Mutlak, anlam ve Logos olarak, insanda
kendisini gsterir, ama "isel yaamn sylemin orada-olmakl
nda dsallatrmay reddedende, bakasnn pimanlk itira
fn, daima, hi pimanlk duymayan kiiliiyle ve dik kafal bir
tavrla karlayanda, sessizlie brnp bakasyla iletiim kur
maya tenezzl etmeyende"19 kendisini gstermez. Hegel'in gen
lik dnemi yaptlarnda niin Platon'u tekrarlad ve imdi kav
ram dedii eye o sralar niin Muhabbet [Amour] dedii her
halde artk grlebilmektedir: Her ikisi de dolaysz dolaymdr.
Belirlenimleri tmellie ykseltmenin ve belirlenimlerde
kendini yitiren benlii bu kez tmel olarak aa karmann
olana, mutlak bilginin de olanadr ve varln anlam olarak
sat ktr: "'Ben', kendisiyle ayn kalandr, topyekt1n yaban
clamasnda ve kartnda kendi kesinliini bulandr. Kendile
rini saf bilginin biimi altnda bilenlerin tam ortasnda zuhur
eden Tanr'dr." Fakat bu Tanr veya Mutlak, bundan byle, sz
konusu bilginin tesinde kalan bir aknlk, dinmeyen bir hasre
tin dilegelmez u noktas veya snr deildir. Bu bilgi, srf insa
nn kendi yazgs veya varlk hakkndaki diyalektik sylemi ol
makla kalmayp varln sylemi haline geldiinde, yani daha ev
vel kendisini yalnzca bilginin tekisi olarak gsteren eyin mut
lak z-kesinlii haline geldiinde, yani srf fenomenoloji olmak
tan kp felsefenin mant haline de geldiinde, mutlak olur.

19

Fenomenoloji, il, s. 200

Dil ve Mantk

31

Kendisini zbilin olarak, varln nihai anlam olarak veya


daha dorusu, varlkla anlamn diyalektik zdelii olarak bu
lan bu tmel zbilin hakknda, Hristiyanlk, henZ duyulur
bir tarzda (zaten her ey insann deneyiminde verilmi deil
miydi?) varln srdrrken bile ngrye sahipti ve yle di
yordu: "lahi doa ile beeri doa ayndr ve vahiy dini aracl
yla insann grsne verilen de bu ikisinin birliidir." Gel
gelelim bu gr de yine bir yabanclama biimidir, anlama ya
banc bir varlktr veya kendi[ninJ anlam olmayan bir anlam
dr. Hegel bu yzden "Tanr'ya ve Mutlak'a ancak kurgulayc
saf bilme yoluyla ulalabilir ve o sadece bu bilgide bulunur,
hatta o, bu bilginin ta kendisidir." diyebilmitir. O halde Mut
lak, tzn kendisini zne olarak, varln kendisini tm anlam
olarak, anlamn da kendisini tm varlk olarak gsterdii, mut
lak nitelikte bir bilgi olan bu bilginin ta kendisidir. Ama bu de
mek deildir ki Mutlak ortadan kalkar ve geriye, bazlarnn
dillendirdii gibi, yalnzca nsanclk kalr. Hegel Fenomenolo
ji'de insan demez, zbilin der; modem yorumcular bu terimi
"insan" diye evirmekle Hegelci dnceye bir lde ihanet
etmilerdir. Bizim bulunduumuz noktadan bakldnda, He
gel, henz saf nsanclktan sz edemeyecek denli Spinozac
kalmaktadr ve bu tip bir insanclk, ancak kukucu bir ironide
ve yavanlkta son bulur. Logos elbette kendisini yorumlayan ve
kendisi hakknda konuan insann bilgisinde grnr, ama bu
rada insan sadece bu bilginin ve bu anlamn kesitii bir kavak
noktasndan ibarettir. nsan, bilin ve zbilin olduu gibi, ayn
zamanda doal bir orada-olmaklktr. Buna karn ne bilin ne
de zbilin insandr; onlar, varl insanda anlam olarak dile ge
tirirler; onlar, bizzat kendisini bilen ve kendisini dile getiren
varlktr. Hegelci felsefenin bir tarih felsefesinin yan sra bir
kurgulayc mantk da retmi olmas ancak bu ekilde anlala
bilir.
Demek ki Hegel'e gre bilginin berisinde veya tesinde bir
dilegelmez bulunmad gibi, dolaysz tekillik veya aknlk di-

32

Mantk ve Varolu

ye bir ey de yoktur; varln sessizlii diye bir ey yoktur,


onun yerine, anlamn tedricen fethedildii, ele geirildii, diya
lektik bir sylem vardr. Buradan, anlamn, onu kefeden veya
yaratan (ki bu iki fiili bir arada kullanmak zorunda oluumuz,
sorunun gl hakknda bir ipucu da vermektedir) sylemi
ilkece nceledii sonucu kmaz, aksine, anlam kendini bizzat
sylemde gelitirir. Nasl ki anlam-olmayandan anlama gidile
miyorsa, sessiz bir grden ifadeye, ifade edilmeyenden de
ifade edilmi olana gidilmez. Dncenin ilerleyii, geliimi,
bizzat ifadenin ilerleyiidir. Gr ile dil arasndaki kartlk, dil
dnceyi biimlendirmezse ve dnce de dili biimlendir
mezse hibir anlam tamaz, fakat iletiim ortaksa, biri dierinin
haricen yaplm tercmesi olmayacaktr. Dolaysyla anlam, di
legelmez bir biim altnda nceden verilmi olmakszn geliir,
kendisini aar, aikar hale gelir. Kukusuz, ifadenin bu ilerle
yii, sayesinde tmelin hilie dmek yerine kendisini zbi
lince dntrd srekli bir atmann sonucu olarak ortaya
kar. Ama bu atma, ifadenin ilerleyiinin, tam geliiminin,
bizzat kendisidir. O halde tmel ierik sze dklmtr ve bu
sz, tmelin yan sra onu dile getirenin bizzat kendi ifadesini
de aa vuran szdr ve bu tmelde kendini kaybetmi olann
kendine geri dnmesiyle sonlanr. Birey, evrensele ykselir, t
mellik kendisini bir kendilik olarak ifa eder. airin yaph ve
yarahm da bandan itibaren byledir: "Tin bu bireyde onun
tmeli, iddetini hissettii gc, sayesinde zbilincinin zgr
ln kaybettii pathos'u olarak mevcuttur. Fakat tmelliin
bu olumlu gc, bireyin olumsuz gc olan saf kendilii va
stasyla hizaya getirilir. Devredilemez gcnn bilincinde olan
bu saf etkinlik, biimsiz zle mcadeleye girer. Bu olumsuz et
kinlik onun efendisi haline gelerek, pathos'u kendi malzemesi
haline getirmi ve kendine ierik salam olur. te bu birlik,
evrensel tinin bireysel olanda temsil edilmesi olarak, yapt ola-

Dil ve Mantk

rak aa kar."20 "Oysa," der Hegel, "iselliin ayn zamanda


tamamen dsal olduu ve dsalln da isel olduu eksiksiz
e, dildir." Peki ama dil, insann sz olarak, nasl hem konu
ulan hem de konuan olabilir? Kendiliin ve varln bu birli
ine kendi iinde nasl bir gereklik kazandrabilir?

20

Fenomenoloji, il, 226

Mantk ve Varolu

34

Anlam ve Duyulur
"nsanlarn onuru, ey aziz dil . . .

,,.

Kant felsefede anlk ve duyarlk, bilginin iki farkl kayna


n olutururlar. Duyulur eitlilik, bilginin bir 'te'sinden ve
ya bir 'kendinde ey'den kaynaklanyor gibi grnrken, anlk
duyulur olan tmel olarak belirleyip dnlebilir klmak iin
kendi kavramlar vastasyla duyulur olann zerine ykselir.
Hegel, duyulur olandan anlalr olana geii betimlemek sure
tiyle tmelin doaya ikin olduunu aa karr. Duyulur
olan, bu diyalektik srasnda Logos, yani anlaml bir dil haline
gelir ve duyulur olann dncesi de isel ve sessiz kalmaktan
kurtulup dilde var olur. Dil, imlenene yabanc bir imler dizge
sinden ibaret deildir, ayn zamanda varolan bir anlam evreni
dir de; bu evren, 'ben'in dsallamas olduu kadar, dnyann
isellemesidir de. Dil, birlii iinde kavranmas gereken bir
ifte devinimdir. Doa, insann dilinde kendini Logos olarak
aa vurur, insann simasnda ve ekalinde srf olumsal y
zn gsteren tin de tam ifadesini ancak dilde bulur.21 Doay ve
Logos'u birbirine balayan dolaym, tek bana Mutlak olandr,
nk terimler bu dolaymdan bamsz olarak varolamazlar.
Duyulur olan ile anlam arasndaki bu diyalektik, Hegel'in

Tin Felsefesi'nde insan dilinin kendine zg konumunu belir


ler22. Hatta Hegel'in estetik anlaynn geliimini ve sanatlar
dizgesinin rgtleniini de ynetir. Hegelci estetik, "anlam"
[sens] ve "duyulur" [sensible] szcklerinin anlayc ilikisi
zerinde srarla durur: "Anlam, birbirine zt iki anlamda kulla
nlan ilgin bir szcktr. Bir yandan, dolaysz kavraya kay
naklk eden organlar imler; dier yandan, biz bir eyin imle-

* Paul Valery'nin

La Pythie [Kfiltln/Pythia] adl iirinden: "Honneur


des Homnes, saint langage ... " (ev.)

21

22

Ansiklopedi, 459
a.g.e., 446 "Gr" ve 465 "Dnce"

Dil ve Mantk

35

mini, dncesini, onda mevcut olan tmeli, anlam diye ad


landrrz. Anlam bu ekilde varoluun hem dolaysz dsal ya
nyla hem de isel zyle ilikilidir. zenli bir inceleme bu iki
yn birbirinden ayrmaz, iki yn de kartn kendinde barn
drr, yani duyulur bir eyin grsnde anlann ve kavram da
yakalar. Fakat bu belirlenimler henz ayrmlamann ekilde
alglandndan, gzlemci onda belli belirsiz sezdii kavramn
bilincine henz varmaz."23 O halde duyulur olan ile ancak dil
de ortaya kabilen imlem arasnda araclar vardr ve birinden
dierine gei kendisini tinin diyalektiinde gsterdii kadar
sanatlarn diyalektiinde de gsterir. Fakat bu

arac ifadesi kim

seyi yanltmasn; Hegel'in felsefesi bir dolaym felsefesidir. Dilde


grnd haliyle imlem, kavramn sylemde olagelii olarak
da anlam, onlar douruyor grnen devinimle ilikilerinde ilk
lerdir. Nasl ki asla uyanmayacak olann rya grmesi sz ko
nusu olamazsa, nasl ki dilegelmez Mutlak diye bir ey yoksa,
dilden nce de anlam diye bir ey yoktur. Gzel sanatlarn yk
selen sradzeninde iir sanatn nceleyen mimarlk, heykel,
resim veya mzik gibi sanatlar, sze dklmeden anlam ola
bilecek bir dilegelmezin var olduu yanlsamasn yaratrlar ve
buna bal olarak da, paradoksal biimde, szn kendisinin dil
siz olduu sylenebilir24. Peki anlamn taycs olarak, sz ye
rine imge tercih edilemez mi? iir, duyulur olan imleyebilmek
iin onu yeniden youran bir hareketin son noktas olarak gr
nr. iir en st sanattr. Duyulur olandan, sadece yaylr yayl
maz yitip giden sesi alkoyup koruyan, sesler dnyasnn m
zikteki ayrmlanru kapsayp aan iir, dnyann kkensel
dr, nk dnyay dile getirir ve anlahr. iir, ayn zamanda,
epik iirle kendi anlahsna itilen, lirik iirle kendi zerine dnen
ve dramatik iirle kendi dnyasnn koullar iine braklan
'ben'i de dile getirir. Gelgelelim iir, sanahn doruk noktas ol-

23

Leons d'esthetique [Estetik Dersleri]

24

Bu ifade M. Merleau-Ponty tarafndan kullanlmhr.

36

Mantk ve Varolu

duu kadar, sanatn sonunun geldiinin de iaretidir. ki an


lamda sanatn sonunu getirir: Duyulur olann olumsuzlanmas
bu aamada ylesine tamdr ki sanat, artk, olduu gibi varolur;
imlem burada daha imdiden saf haldedir; anlam olarak anlam,
yani felsefe, grnr hale gelir. Peki dilden bamsz, dilegel
mez bir anlam yoksa, dil nedir? Bir tablonun, o tablo hakkndaki
syleme indirgenemeyecei iyi bilinir. Fakat burada yine de b
yk bir glk mevcuttur; tablo hakkndaki sylem veya eyin
kendisi etrafnda dnen gevezelikler bir kenara braklsa bile
(plastik bir yapt ile szl bir yaptn ltrlemezlii ze
rinde srar edilirken neredeyse srf u "hakkndaki sylem" d
nlyor olmasna ramen) sanat yapb yine de kendini dile
getirmeyecektir, anlaml bir sz retmeyecektir; en azndan, bir
sanat yapb olarak kendi konusuyla rtmeyip konuyu ele al
tarznda takl kald srece, konuamayacaktr. Sanattaki her
devinim, ifadenin btnnde imlem olaca bir ekilde, gerek
ten de iire ykselmeyi arzuluyorsa bile iirden nceki sanatla
rn kendi tikel aamalar iinde imlem olmadklar gerei de
imez. Yine de tablo kendisini imlemden evvel duyum olarak
gsterir, dile getiremeyeceimiz bir imlemin esinleyicisi olarak
grnr; gerekten konumuyorsa bile konumak istiyormu
gibi grnr. Kukusuz burada gerekten de bir grn sz
konusudur, ama grn sanatn ta kendisidir ve ya grn
olarak kalmaya devam eder ya da sanat olarak ortadan kalkar.
Anlam kavramnn bizzat kendisinin onsuz kavranamayaca
bir mutlak gndermeyi, Logos'un veya imlemlerin evrenini, n
ceden varsayar; fakat sanat bu evrene dorudan doruya dahil
olmaz, o da hpk doa gibi kendi bana imlem olduu halde,
kendisi iin anlam [sens] olarak da grnmesiyle doadan ayr
lr. Sanat hem doadr hem de imlemin telkinidir; asla teslim et
medii, iletmedii bir anlam taklit eder. Amasz amallkbr,
dorudan doruya imleme davetiye karan bir doadr ve bu
imlem doaya geri dnd iin, ikisi arasnda gerekleen
istikrarsz bir salnmdr. zn grnte bulunduunu telkin

37

Dil ve Mantk

eder ama o bu telkine indirgenmitir, bir aldanmadr (olumsuz


olmayan bir anlamda). "Sanat," der Hegel, "grnlerden m
teekkil bir varoluhr." iirin diyalektik olu srecinin de gs
terdii zere, sanahn hakikati gerekten de dedir. Ama bu ha
kikat artk ne grntr ne de sanattr. Sanat yaph, dolaym
grnr klar, taklit eder, bu saf grne bir tamlk ve kusur
suzluk ras kazandrr.s
Hegel'in

peygamberane ruh dedii eyin ayns, szden ve

ak klnm anlamdan nce gelen bir dnyada-olmaklk tarz


aa kma araclk ediyor grnen bu jestlerde ve ifade

nn

lerde de yok mudur? Psikoloji, sanki im.lem bu jestlerden evvel


ve bilinmeyen bir yerde varm gibi, bilindna bavurur, fa
kat burada bir tr doadan, kastl olarak imlendike ve dola
k, k geirmez belirlenimlerden oluan dm, anlamn
yla aydnlahlp zldke, tedricen ve doa olarak ortadan
kalkan bir doadan sz etmek daha doru olur. Sz konusu an
lamn nceden varsaylmas gerekiyorsa ve ancak ondan sonra,
varlk olarak varolnu olan[lar] geriye dnerek aklyorsa, her
varlk kayp bir anlam olmaz m? Demek ki bir doa temin eden
bu devinim, anlamn yeniden ele geirilmesinde ve kkenin bu
yer deitirmesinde varolur. Peygamberane ruh da -ki kendi
zerine

dnmeyen/ dnmeyen

dnyada-olma

tarzlarnn

hepsi birer peygamberane ruhtur- srf bakalar iin varolur.

Onun ifadesi veya davurumu, etkin bir yorumlama aracl


yla anlam haline gelir. Sanatlarn yan sra peygamberane
ruhta da bu araclarn dourduu asl glk, imlemin doa
dan balanarak ve duyulur olmayan bir dizi ilerleme yoluyla,
deneysel bir tarih yoluyla oluturulmak istenmesi halinde,
birbirini batan itibaren varsayan ve her biri dierini koyan iki
s Anlamn bu grn aslnda anlam bile deildir, nk o 'ken

disinden tr anlam' deildir (Hegel, 'kendisi iin' der.). Sadece dil


anlamdr ve anlamn anlamdr. Gerek anlam, kendinde ile kendisi
iin'in birlii vastasyla varolabilir. iirden baka hibir sanat kendi
sini ikilemek [redoublement] suretiyle kendisini imlemez.

Mantk ve Varolu

38

terimin karlkl konuluu anlamna gelen dolaym kavramnn


ta kendisinden de vazgeilmi olacann grlememesinden
ileri gelir.
Bu dolaym, gerekten de, duyulur olandan anlama, dolay
sz grden dnlen imleme gei srasnda ortaya kar; fa
kat dncenin, kendi yabanclamasna, orada-olmaklna, yani
dile geri geii srasnda ortaya kan da ayn dolaym.dr. Bu iki
devinim birleir. Duyulur olan iselleir, z olur, varlk Logos
haline gelir, buna karn, kendi bana alndkta varln hilii,
ortadan kalk olan isellik, dilin dsallnda ve canl szn
dsallnda dolaysz olarak varolmaya devam eder. Hakknda
konuulan ile onun hakknda konuann birbirinden ayrlmaz
olduu ortaya kar. Hegelci ontolojide, nesne ile zne, varln
halis dili iinde kendilerini nihayet bu ekilde aarlar. Bu dil,
zn varoluu olarak zuhur eder, diyalektik sylem de anlamn
olagelii olarak zuhur eder. Peki o halde artk kimsenin dili ol
mayan olan, varln tmel zbilinci olan bu dil, doal dil iin
de, u insanca, fazla insanca dilden nasl ayrlr? Baka bir de
yile, fenomenolojiden mutlak bilmeye nasl geilmektedir? Bu
soru Hegelci sorularn alasdr ve bu almann amaa da He
gel'in bu soru karsnda taknd muhtelif tutumlar, birbiriyle
karlatrmak suretiyle, ortaya koymaktr.
Dilin diyalektik nitelikteki olu sreci, burada Tin Felsefesi'ne
gre inceleyeceimiz haliyle, bu sorun hakknda halihazrda bir
ipucu sunmaktadr. Duyulur olan, dncede iselleir ve d
nce de dilde dsallar. Varln dncesi ile dncenin
dncesi birlik haline gelmelidir. Hegel

Fenomenoloji'de

sahici

dnceyi, kavram, 'ben'e kendinde-varln tutarlln, nes


nel deerini, dnlen eye de zbilincin kendisi-iin'inin z
nel deerini veren dnce olarak tanmlar. Bylece, dnce
kendini dnmekle daima varl dnr ve varl dn
mekle de daima kendi zerinde dnr: "nk dnmek
demek, soyut bir 'ben' olmak demek deildir, ayn zamanda
kendinde-varln deerine sahip, kendini nesne edinen veya

Dil ve Mantk

39

deeri onun iin varolduu bilincin kendisi-iin-varl olacak


ekilde kendini nesnel zle ilikilendiren bir 'ben' olmak de
mektir. "26 Hegel bu noktada dncenin nesnesinin artk bir ta
sarm olmadn, bir kavram olduunu ve kavramn da kendi
belirlenimi sayesinde bir varlk olduunu ve bir yandan da d
ncedeki bu belirlenme devinimi vastasyla yine dnce ola
rak kalmaya devam ettiini ekler. Bu, diyalektik sylemdir,
iinde varlk ile dncenin zde olduu, kategorilerin olage
liidir. Gelgelelim bu kategorilerin ortam dil ve szdr, onlar
ancak duyulur olan ayn anda hem olumsuzlayan hem de ko
ruyan ve kapsayarak aan, bu dilde varolabilirler. Dilin bu di
yalektii, Tin Felsefesi aamasnda, duyulur olan ile anln k
kensel zdeliini sergiler. Kant, kategorileri zneden trehnek
suretiyle, tanmann tmel 'ben'i ile duyulur eitlilik arasnda
ki sentetik dolaym gstermeyi gerekten de denemiti. Belki
de anlk ile duyarln ortak kaynan imgelemde grmt;
Fichte'den sonra Hegel, hakiki akln tohumu olan dolaym,
kendinde olan ile kendisi-iin olann diyalektik birliini, Kant
imgelemde grmekte tereddt ehnez. Ne var ki Kant, sadece,
temeli bilgiden kaabilen bir varl, bilgi konusu yapmaya a
lmtr; oysa Hegel bu mutlak grnen snr grmezden gelir.
Duyulur eitlilik, yalnzca onda ikin olan zekfuun tmelliine
gndermede bulunur ve eyleri sadece seyrehnekle yetinmeyip
ayn zamanda onlar tarafndan etkilenen, ama bir yandan da
eylemin olumsuzluunda kendini belirleyen bir belirli varolan
da, orada-olanda, insanda, kendini imlem haline getirir. "nsa
nn faaliyeti, onun [insann] orada-olmakldr." Konuan, ko
nutuu eye kaplr, belirlenir ve belirler, dolaysyla anlam ile
varln birlik kazand, kavramn zaman olarak kendini gs
terdii bu gei ve bu saf dolaymdr. Konuann, hakknda ko
nutuu eye kaplnas, epik iirden tragedyaya gei srasnda
gerekleir; kii, yky anlahnakla yknn oyuncularndan

26

Fenomenoloji, I, s. 168

40

Mantk ve Varolu

biri haline gelir, varln olumsuzluu onun da olumsuzluu


olur, zorunluluun veya yazgnn gbeinde olumsuzluk rol
n oynar ve evrensel yazg ite o zaman onun bireysel yazgs
haline de gelir. Oysa mutlak bilgi, kendisinin varlkla zde ol
duunu dile getiren bir benliin bu evrensel yazgsdr ve ko
nuan ile konuulan, onlarn birliini ve kartln, ayrca bir
liklerinin btnln ve farkllklarnn birliini de kuatr.
Fenomenoloji'nin de gsterdii zere, mutlak bilme, eylem ada
mn varsayar, nk o sadece verili bir imlem ve zorunluluk
deildir, ayn zamanda imlemi ortaya karandr, kendini-imle
medir [signification de soi]: "Mutlak, znedir"27
O halde, duyulur olan, kendisini duyulur olarak olumsuzla
dnda, anlam olur. Bu ortadan kalk (aufhebung), duyulur ola
nn, 'ben'in tmelliinde ifade bulan imlem olarak koyuluudur
[position]. Tmel 'ben', grde kendisini ilk nce dardan et
kilenmi olarak grr. Tikel bir varl bulup kavrar, fakat so
mut tikellii iindeki bu etkilenim, halihazrda, uzay-zaman uf
kunu tekil eden tmel 'imdi'ler ve 'burada'lar iinde temelle
nen bir idraktr. Varln grs, kendini daima aar, dikkat ke
silmek suretiyle kendini izleksel olarak sabitler, ama onun bu
sra d ama giriimi yine onun halen dolaysz olan tmellii
nin bir belirtisidir. Uzay ve zaman, grnn tmel biimleridir,
kendi dndaki 'Ben'dir. Bellek, tanma vastasyla olduu ey
olan bu dolaysz grnn zle[tiril]mesidir. Uzaysal-zamansal
veri, geip gider, olagelir; orada olur olmaz, orada olmaktan
kar; hpk Fenomenoloji'nin szn ettii gece gibi. 'Ben', anm
sar; eylerin i yzdr, her eyi kendi yaln tmelliine dahil
eden kendiliin saf bilgisidir. Bu kendilik, tmel zekadr, koru27 Belirtilmesi gereken nemli bir nokta da, mutlak bilgi iinde koru
nan eylemin olumsuz olduudur. Bu durum Hegelcilik balamnda
nemli bir sorun dourur. Kategorilerin diyalektii erevesinde eyle
min olumsuzluu ile dncenin olumsuzluu arasndaki balanh ne
dir? Hegel bu aynn ahna inanyordu, nk Logos kendinden da
ha fazlasdr, varlk ile anlamn diyalektik zdeliidir.

Dil ve Mantk

41

yucu gecedir. Saf anmsama, dnyann iselle[tiril]mesidir;


blnebilir, bir yere yerletirilebilir, mekansal bir imge deildir
ve beyinde onun muhafaza ediliyor olabilecei izler yahut lifler
aramak bounadr28. Gelgelelim bu iselleme, henz almam
bir tohumdur, "kendi geliimi araclyla bamsz varoluunu
kazanacak ve kendisini anmsayacak kendinde-varlkbr." Do
layszca orada-olan, bulunan duyulur [olan], yadsnr ve bu ilk
olumsuzlanma, verinin yokluunda imgeleme veriyi ikame et
me, onu yokluk olarak akla getirme imkan verir: "[O]radaki,
arlk eyin kendisi deildir; benim; eyi anmsayan ve iselleti
ren ben. Ben onu artk grmyorum, onu artk iitmiyorum,
ama onu grmtm ve iitmitim." Bellek, bylece varln ii
olur, kendi tohumuna geri dn olur, varln anmsan
olur; grnn somut belirlenimlerini saf bilginin tmelliine
ykseltir. Benlik, duyulur olan olumsuzlamakla onu bir yank
olarak muhafaza eder, bylece onu bir yokluk olarak da tasar
lam olur, orada-olmayandaki orada-olana ve orada-olandaki
orada-olmayana bavurur. mgelem, simgeseldir ve duyumu
[sens] bildirir. Bundan dolaydr ki dnyay iselletiren bu bel
lek, ancak benlii dsallabran dier bellek araclyla varolur.
Erinnerung [iselletirme, anmsama] ancak Gediichtnis {bellek]
araclyla varolur. Hakknda konuularui isellemesi ancak
onun hakknda konuann tam olarak dsallamasyla sz ko
nusu olabilir. Bu dsallk, dilin ve szn ak ulu dizgesidir,
kendinde dncedir (Gediichtnis = Denken); bu dnce kendi
ni eye, duyulur bir varla, bir sese dntrr, bu arada eyin
kendisi de olumsuzlanr ve dncede iselletirilir. Tm kar
mak eklemlenii iinde dilin bu bellei, varlk ile dricenin
zdeliidir. Bu iki bellein yakn ilikisini ve birbirinden ayrl
mazln anlamak demek (ki Bergson'un Madde ve Bellek ba
lkl yapbnda yapmad ey tam da budur, nk Bergson
orada grsel duyu ve sylem arasndaki kartlktan yola kar
28

Ansiklopedi, 452

42

Mantk ve Varolu

ve tek bir dilin eletirisini yapmakla kendisini tm dillerin ele


tirisini yapm sayar), ayn sebepten tr, dolaysz olann ve
tmelin zdeliini anlamak demektir; dolaysz varln, duyu
lur olann yapsnn, imlemler evreni iinde kalan Mantk tara
fndan hangi hakla ele alnacan bir an iin sezinlemek de
mektir. Demek ki Hegel, dncenin dilde dsallamasnn sa
dece pratik ve pedagojik adan deil, ayn zamanda kurgusal
dnce asndan da neme sahip olduu konusunda srar
etmekte hakldr. Dil, renilir ve yaanr; dncenin varl
dr. Varolan, sesli dil ve imlem, bu nesnel bellek (Gediichtnis)
araclyla birleir. "Bellek, bu haliyle, artk bir imlemi olma
yan, yani nesnellii znel olandan ayrlamayan, dncenin et
kinliine geitir ve isellii iinde naslsa yle varolur [, kendi
dna kmaz] ... Tin kuramnn imdiye dek ihmal edilmi ve
en etrefilli noktalarndan biri, anln dizgeselletirilmesi sra
snda nesnel bellein yerini, nemini ve onu dnceye bala
yan organik ba kavrayabilmektir. Bellek, bellek olarak, d
ncenin dsal varolu tarzndan ibarettir; dnceye gei, bi
zim iin veya kendi bana, akln kendi varolu tarzyla zde
liidir; bu zdelik, akln sadece znede bulunmasdr ve onun
etkinlii olmasdr, yani dnmedir."29 eylerin isel bellei
ancak anlahnn dsallnda ve onun araclyla veya eylerin
kendileri hakknda -ve bu arada farknda olmadan kendisi
hakknda- konuan araclyla varolabilir; nk konuan,
eyleri dnceler olarak dile getirir, duyulur eitlilii, onun
tmellik esine aktarmtr. Henz tam bir aklkla olmasa
da, duyulan ve duyan olsa da, kendisini bu bilgi iinde tand
n bilir, "zeka, tanmadr."3o Epik air, tmel bilin haline ge
lir, dnya haline gelen kendi dnyasn anlatr: "Onun pathos'u
nu doann yahtrc gc deil, Mnemosyne, yani uyanklk
ve aamal olarak gelien bir isellik, bellek vastasyla eskiden

29
30

Ansiklopedi, 463
Ansiklopedi, 465

Dil ve Mantk

43

dolaysz olan varln akla getirilmesi, anmsanmas tekil eder."31


Bu anmsama, akla getirme, ilk tmelliktir, ilksel dildir, epos'tur.
O halde imgelem, duyulur olann onlarda kendini at sim
ge ve im araclyla, grden fiili tasarma ykselir. Nesnel bel
lek, ayn zamanda, im ile imlemin zde olduunu da ileri s
rer. Simgede, mevcut gr ve simgeletirilmi namevcut ierik
gene de bir ortakla sahiptir; tpk yanstma sanatndaki taklit
seslerin tab sesleri andrmas [onomatopees] gibi, tpk simge
sel yaz veya hiyeroglifteki deimez ve soyut temsil elerinin,
duyulur olann keyfi biimde dilimlenmesi suretiyle korunma
snda olduu gibi, birbirini andrr. Gelgelelim zeka, dsal ve
rinin ve ayrca belirlenimlerin karlkl ilikisinin ztt olan, ti
kel belirlenimlerde ikin olan btnln ztt olan, deimez
kavramlarda gezinen bir zmlemenin, tutsa olmaya devam
eder. Hegel, bir yerde, doal dilin, zekann bu evladnn, asln
da kavramsal belirlenimlerin onda yalnzca ralanmakla kalma
dklar, ayn zamanda onlar koyan ve aarak kaldran sy
lemde kendi imlemlerini zenginletirmeye eilimli de olduklar,
bir diyalektik sylemi olanakl kldn syler. Simgeden ime
gei, duyulur olann, benlii grde etkileyen saf verinin, di
yalektik olumsuzlanru sergiler ve bu geiin tarihi, bir antro
polojide takip edilebilir. Haliyle, muamma, simgeden fazla bir
eydir. Piramit ile l firavun arasnda balant yoktur; imge
lemi, kendini ap ne id belirsiz bir srra doru ynelmeye
tevik eder, ama ortada zel bir sr yoktur: "Msrllarn mu
ammalar, Msrllarn kendileri iin de birer muammayd." Du
yulur olan, grnd gibi deildir; azdan kan sz olutu
ran ve orada olduu anda orada olmaktan kt halde yine de
bakalarna kadar ulaabilen kesintili sesler gibi, kendini olum
suzlar. Gelgelelim, gerek saf imde, yani sze dklen szckte,
gerekse imin iminde, yani yazya dklen szckte, duyulur
olan asgariye indirgenir. Kendisi bakmndan gz nnde bu-

31 Fenomenoloji, il, s. 243

44

Mantk ve Varolu

lundurulnaz. Vurgusuz konumak, ideal olandr ve eitimli in


san iin, okunan sardr, yazlan da dilsizdir. Duyulur olan, ta
sarmlanan ierikle hibir benzerlie sahip deildir, ierii im
lemesine ramen, kendisi, imledii o ey deildir; ilk bata salt
keyfilikken daha sonra bu dil Evrenini sabitleyen ve bulunup
daima geri kazanlan varln sk tutarlln ona veren dilin
yarahc bellei araclyla imlenen ierik olur. "Saf haliyle im,
temsil ettii ierik kendisinden baka bir ey olan, dolaysz bir
grdr."32 lkece, bu keyfilik onun zne ait bir uraktr. Du
yulurun, duyulur olarak kendisini tamamen amas, zekann
[intelligence] kendisini kendisine ait bir dsallkta, hep olduu
gibi olduu halde yine de kendisini yaratan, kendisinin kendi
sinde yabanclamas olan bir varlkta bulunmas gerekir. te
bu yzden, dilin antropolojik kkeni, szgelimi yansmal sesle
rin varl, Hegel iin esasl bir sorun tekil etmez, nk bu
tam olarak bir tarih sorunu deildir. Simgenin, hatta muamma
nn duyulur telkinlerinin aksine, imin bu halinde, grnn
imdi ve burada olan ierii ile imlenen ierik birbiriyle uyu
maz. Nitekim imde srf imlemi iitmek ya da grmek iin imin
mzikalitesini unutmak gerekir. Zeka imleyen haline geldii
lde simgesel imgelemin zerine ykselir, kendisi bizzat'\rar
lk ve dsallk haline gelmesine ramen, duyulur olan zerinde
egemenlik kurar. min bu grsn kesinkes kendisinin sayar ve
kendisini bu grde konumlar, ama onun dnda varolmaz,
nk kendisi bu koyma yahut konumlama ileminin ta kendi
sidir. Dil bir eviri deildir. O halde bellek imin bu duyulur hali
zerinde yeni bir olumsuzlanma olarak i grr. Olduu gibi
olan, olduu ey olmaktan, iitilir ve grlr olmaktan kar ve
biz onun yerine imlemi grp iitiriz, tmcede anlamn olageli
ini grp iitiriz. mlem orada, dilin dsallnda bulunur.
mlerin bizzat kendileri, bizim iin imlemlerdir. Bylece zeka,
kendi dna kar, nesnellie dnr, hatta yaradlndaki
32

Ansiklopedi, 458

Dil ve Mantk

45

keyfilii de bu ekilde kapsayarak am olur, nk kendi ye

rini dilde bulur ve yaamn onda srdrr. Anlamn, iselliin,


yani varln karbrun, bir varolan olduunu; varolann, yani
duyumun karbrun da bir imlem olduunu bulur. Sanki tama
men imlem olan, duyum yaam olan, harici bir dayanaa ihti
ya duymayan grlr ve iitilir bir duyum olan, doa olarak
kald halde kendi zerine dnen ve kendini yanstan, bir do
a gibidir.
Tmel 'ben', isellik, ancak dilde varolur; kendisini daha
sonra davuracak gizli bir i duyum yoktur. '"Ben', duyulur
grde, belirlenimleri bulur; zaten ona ait olan, dilde yeniden
bulmu olur."33 Dil, her halkarda, ifadesi olduu dnceden
nce gelir ya da daha ziyade, dnce kendisini bu dolaysz
lkta nceler de denilebilir. Dil sadece kendisine gnderir, ken
disini ancak dilde aar ve onun bu anlamda doal olduu sy
lenebilir. Rya karsnda uyanklk neyse, simgesel imgelem
karsnda da dil odur. "Dnya, doa, hibir tekil varolua,
orada-olmakla sahip olmayan bir imgeler diyar deildir, bir
adlar diyardr

artk.

Bu imgeler diyar, hibir gereklie, hibir

tekil varolua sahip olmayan bir ierikle oyalanp d gren tin


dir. Onun uyankl, adlar diyardr ... mgelerin sadece imdi
lik bir hakikati vardr. Rya gren kimse, kendisini uyank olan
kimseden ayramaz, fakat uyank olan kimse kendisini rya g
ren kimseden ayrabilir." Keyfi yaradl iindeki

imin,

temsil

ettii ierik, onu temsil eden grden baka bir ey olarak g


rnyorsa bile, bu ayrm nesnel bellekte ortadan kalkar. "Anlk,
im olan bu ba kendine mal eder, bu bellek vastasyla, kendisi
iin, tekil balanhy szck ile anlamn nesnel birlik kazand
tmel, yani kalc balanh haline getirir; szcn balangta
olduu ey olan grden, anlamn imle ayn ierikte zde hale
geldii bir tasarm oluturur."34 Yaradl itibaryla keyfi olan

33

Ansiklopedi, 463

34 Ansiklopedi, 461

46

Mantk ve Varolu

bir tasarmn, kendi dsall iindeki Ben'in bizzat kendisi olan


kalc bir dizgeye ykselii, demek ki im.lem ile ad arasnda g
zetilen ayrm ortadan kaldrp amaktadr. "eyleri adlarda
dnyoruz ve bunu yaparken duyulur imgelere bavurmu
yoruz. Ad, eydir ve yle olmakla anln hakimiyeti altndadr.
Bellek adda eyi, eyle birlikte de ad grsz ve imgesiz olarak
tanr ve ona sahip olur. Szgelimi, "aslan" ad verildiinde,
nce o hayvann grsne veya imgesine sahip olmaya gerek
yoktur, nk ad, onu anladmz anda, yaln ve imgesiz bir
tasarm olarak vardr; dndmz ey, bu adda bulunur."35
Dahas, ad, duyulur olana gndermede bulunmaz; duyulur
olan ada, dile gelmi veya dile gelebilir bir imlemler evrenine
gndermede bulunur: "eyin hakiki varlndan dil araclyla
sz ediyoruz. Bu nedir? Bu soruyu, bu bir aslandr, grdekin
den tamamen farkl bir eydir ve onun hakiki varl, z bu
dur, diye yantlyoruz. Demek ki nesne, ad sayesinde, ikinci
kez, fakat bu defa varolan olarak domaktadr. Tinin uygulad
yarahc g budur. Adem her eye ad vermitir. nsan, eyler
hakknda konuurken, onlardan sanki kendisine aitlermi gibi
sz eder ve tinsel bir doa iinde, kendi dnyas iinde yaar ve
bu ekilde nesnenin varl, anlam olarak varlk haline gelir."36
Bu varl anlam olarak aa karan, dildir; fakat burada dil
den, kendini kapsayarak aan bu dizge, manhksal37 dnmeyi
ngrp -halihazrda kkensel bir nerme olan-:- ad-kavram
baka belirlenmi kavramlarla ilikilendirmek Slpetiyle srekli
genileten sylem anlalmaldr. Bu sylem, bii imlemi belir
lemek iin, dilin ardndaki bir anlama deil, biziat ifade edilmi
ve ifade edilebilir olan baka imlemlere bavurur. 'Ben', tmel
lik olarak, sylemin btnlne ikindir, onun zemininde yer
alr ama kendini ondan asla ayrmaz, nk dilin yetersizlikleri
dncenin yetersizlikleridir ve dncenin yetersizlikleri de

35 a.g.e., 462
36

Real-philosophie d'Iena, 1805-6, Lasson, Hoffmeister edisyonu, s. 183.

37 Ansiklopedi, 458: "Bu mantksal itilim, dilbilgisel eye hayat verir."

Dil ve Mantk

47

dilin yetersizlikleridir. Daha nce de belirtildii gibi, szckler


artk birbirlerinden ayr halde bulunmazlar; bu dilin doasna
bal olarak, az ok olumsal veya zorunlu ekilde, birbirlerine
zincirlenirler. Fakat bu dil, felsefi diyalektik iinde, grsel an
lk ile gidimli [sylemsel] anln birliine, Hegel'in manhnn
ruhunu tekil eden bu birlie ynelir. Demek ki dil, yaam ola
rak, anlksal grdr ve ancak kendi sylemsel geliimi ve be
lirlenimlerin bu biricik grnn uraklar olarak diyalektik bi
imde zincirlenmeleri vastasyla varolur. Hegel ite bu yzden
bu sylem evrenini adlar uzay diye adlandrr: "Ad, ieriin
zihindeki varoluu olarak, zihnin kendi dnda oluudur. Adn
[bellekteki] ans, kuramsal tinin kendisini kendi dnda ko
numlandrd bir yabanclamadr da. Dolaysyla bir varlkhr
- adlar uzaydr. Bir adlar okluu, balantlar okluu sz ko
nusudur ve 'ben', onlarn tmel varldr, onlarn gcdr,
onlarn badr."38 Gelgelelim bu 'ben', konuan kii, kendini
ancak dilde ve dil araclyla bulur. Hakiki veya tmel bir te
killik olarak, baka yerde varolmaz. Ad anlamak demek, im
lemlerden imlemlere gitmek demektir, dili dille amak demek
tir. Zeka, bsbtn kendi dourduu bu dizgenin iindedir ve
kendini onun dnda bulamaz.
Daha evvel grdmz gibi, bu dil, tasarmn en st aama
sdr, dnceye geitir. Ansiklopedi'de yer alan metinler, 'ken
dinde dnce' (Gediichtnis) olan bu dilin daha sonra nasl 'ken
disi iin dnce' haline geldiini, varln dili kuran dnce
sinin, dil hakkndaki refleksiyonun kendisini dilden karmak
szn, nasl dncenin dncesi haline geldiini gsterir. Du
yulur olann onun vastasyla simge ile im arasndaki mesafeyi
kat ep dnce dzeyine ykseldii devinim ile tmel 'Ben'in
dsallah devinim, bir ve ayndr. Hakknda konuulan ya
banc ierik de ite bu yzden, orada, dilde, onun hakknda ko
nuann dncesi haline gelir. Dnce, varl dndn38

Real-philosophie d'Iena ve Ansiklopedi, 463

48

Mantk ve Varolu

de bizzat kendini dnr ve onun varlk hakkndaki sylemi


de bylece kendisi hakkndaki sylem, kendi sylemi hakkn
daki sylem haline gelir. "Zeka, eyi adda bilir, tmelin tmel
olarak ve tmelin dolaysz veya varolan olarak ortaya kan
ifte imleminde, kendi tmel esini bulur ve kendi birliinde
bakasn, varl, kuatb. aa kh iin, kendisini hakiki
tmel olarak kavrar. Bylece, kendinde zeka, kendisi iin bilir;
onda tmel olan, onun kendi rn olan, znel ile nesnelin ya
ln zdelii, yani dnce, eydir. Dnlen eyin varoldu
unu ve varolarun da ancak dnlmekle varolduunu bilir...
Zekarun kendisi iin, dnmek, dncelere sahip olmaktr,
dnceler onun ierii ve nesneleridir."39 Gelgelelim, dnce
ile refleksiyon arasndaki bu zdelik, bu seviyede henz sa
dece biimsel bir zdeliktir. Kendi zdeliinin refleksiyonu
olarak dnce, belirlenmi oldu.klan lde kendi dncele
rinin karsnda yer alr ve ierik asndan onlara yabanc bir
kaynak atfeder; Hegelci manhk, ontoloji olarak, byle bir ayr
m kapsayp amakla ilgilenecektir.
Yine de refleksiyonun dncenin dncesinin, Ansiklope
di'nin bu diyalektii iindeki biiminin, Tinin Fenomenolojisi'n
deki biiminden farkl olduunu grmek ok dikkat ekicidir.
Refleksiyon, yani 'kendinde dnce'den 'l<endisi iin dn
ce'ye bu gei, Ansiklopedi'de zorunlu bir adm olarak ele aln
mtr; bu gei, refleksiyon ieriin dncesiyle kartlahktan
sonra, bu dil felsefesince hazrlanan ve Manhn zemini olan
diyalektik zdelie gtrecektir; refleksiyonun, varln d
ncedeki yansmas olduunu, dncenin de varln dn
cesi olduunu gsterecek bir zdelie gtrecektir. Fenomeno
loji, bunun aksine, bu refleksiyonun insansal koullarn irdeler;
insana zg, tam anlamyla znel bir etkinlik olan refleksiyon
dan yola kar ve onu amay amalar; bu Fenomenoloji'nin, in
sanln izledii bu gzergahn, mutlak bilgiye, Fenomenoloji'nin

Ansiklopedi, . 465.

39

Dil ve Manhk

49

en batan itibaren varsayd ontolojik refleksiyona gtrecei


ni gstermeyi amalar. Eer Fenomonoloji'yle yetinilecek olsay
d, eer onun nsz ve sonu ksmlan bir yana braklacak ol
sayd, ondan geriye sadece bir nsanclk, bir felsefi antropoloji
kalrd ve ne Mantk ne de Hegel'in ok nem verdii u Varl
n Logos'u kavranabilirdi. Ansiklopedi'de -ki orada Fenomeno
loji 'nin yerini "Dncenin Nesnellik Karsnda Benimsedii
Muhtelif Tutumlar zerine" balkl bir giri almas alr- bu
mutlak bilgi dorudan doruya ie karr. Fakat Hegel bu a
lmada zikrettii Fenomenoloji'yi tekzip etmez. ki alma bir
biriyle uyuur: Tinin Fenomenolojisi, bir deneyim kuramdr; kendi
ieriinin bilgiye yabanc, harici bir kayna olduunu ileri s
ren deneyimin aslnda mutlak bilgiyi batan varsaydn orta
ya koyar. Fenomenoloji, mutlak bilgiye zemin hazrlar, insan de
neyiminden ve bu deneyimin sonluluundan hareketle, varl
n tmel bilincini kurar. Dieri ise dndke var olan, dili de
bu varlk ile bu refleksiyonun zdelii olan, tmel zbilinten
yola kar. Deneyimin hakikat ile kesinlik arasnda yapt ra
layc ayrm artk srdrmez. Kavram, bu diyalektik sylemde
ortaya kt haliyle, ayn anda hem hakikattir hem de kesinlik
tir, hem varlktr hem de anlamdr; kendini dile getiren bu var
la ikindir ve bu nedenledir ki Mantn sonunda, sadece
refleksiyonun dolaym araclyla anlam olan varlk olarak de
il, ayn zamanda varolan anlam olarak da grnr. Fakat bu
dolaylayc refleksiyon, bundan byle dsal veya znel bir ref
leksiyon deildir, varln ta kendisinin refleksiyonudur. Feno
menoloji'de deneyim, bilincin figrleriyle birlikte ve somut bir
biim altnda, belirlenmi uraklar kefeder ve bu uraklar
Mantk'n diyalektik sylemi iinde tekrar karmza kar. Fa
kat bu sylem, znellikle lekelenmi, daima kendi znelliini
yanstan bir deneyim hakknda olmayacaktr, insani dzeyde
kalan bir sylem olmayacaktr; kendinde ve kendisi iin tmel
varl dile. getiren bir sylem olacaktr, tmel zbilin olarak
dile gelen Mutlak'n bizzat kendisi olacaktr. Hegel, deneyim

50

Mantk ve Varolu

kuram ile felsefi manbk arasndaki bu uyumay, Fenomenoloji'nin nsznde ve mutlak bilgiyle ilgili kesiminde belirtir: "Ti
nin Fenomenolojisi'nin her ura hem bilgi ile hakikat arasnda
ortaya kan bir ayrmdr hem de bu ayrmn kapsanarak al
d bir devinimdir. Oysa bilim (mutlak bilgi veya mutlak olan
bilme) bu ayrm ve onun almasn iermez; aksine, hakikatin
ve bilen benliin nesnel biimini dolaysz bir birlikte birletirir,
nk urak, kavramn biimine sahiptir. Demek ki urak, bi
linten veya tasarmdan zbilince doru veya tersi ynde ger
ekleen bir ileri bir geri devinim olarak ortaya kmaz. Uran
bilinteki grnnden kurtulmu saf ekli, yani saf kavram
ve onun ilerleyii, yalnzca onun saf belirlenimine baldr. Kar
lkl olarak, bilimin her soyut urana genelde fenomenal ti
nin bir figr uygun der."40 Mutlak bilgi, bizzat refleksiyon
olan, kendi zerine dnen, dolaysz bilgidir, tmel zbilin olan
varlktr ve varlk olarak tmel zbilintir. te tam da bu ne
denle dolaysz bilgi olmaktan kp dolaysz olan hakkndaki
bilgi haline geldii ve kavramn, Logos'un, kendi isel urakla
rna, yani kendinde olann hakikati ile kendisi-iin olann ke
sinliine blnd bir Fenomenoloji'de kendisine grnebilir.
"Bilim gerekten de saf kavramn biiminin dsallamasnn
zorunluluunu ve kavramn bilince geiini barndrr." Ken
dini bilen tin, ayrm olarak, dolaysz olan hakkndaki kesinlik
haline geJ.ir4. Demek ki Mantk, Fenomenoloji'yi aklamaktadr.
Hegel, felsefenin kendine yabanclamak zorunda olduunu
sylemitir. Deneyim ile Logos birbirine kart deillerdir. De
neyimin sylemi ile varln sylemi, a posteriori ile a priori, bir
biriyle uygunluk iindedir ve karlkl olarak birbirini gerekti
rir. Mutlak bilgi batan itibaren varsaylmyor olsayd deneyim
de olanakl olmazd, oysa deneyimin yrd yol her admda
mutlak bilgiyi iaret etmektedir. Fakat u da bir gerektir ki, bu

40 Fenomenoloji, il, s. 310


41 a.g.e., s. 311

Dil ve Mantk

51

mutlak bilginin tarihsel olmas, Hegelciliin barnda yeni ve


zlmesi belki de imkansz sorunlar dourmaktadr.
Bu mutlak bilgi, belirlenmi dncelerin ve srf onlara de
rinlik kazandrp onlarn olagelilerini grmek iin kendisini
onlarda sabitleyip bu belirlenimlerde durarak dnen dn
cenin, dil iindeki zdelii olan diyalektik syleme ikin anlk
sal grdr. Bu sylemde varln bizzat kendisi, kendisi ze
rinde dnr ve kendisini anlalr sz olarak serimler. O hal
de bu felsefi mantk, orada, dilde varolan dncenin ayn za
manda dncenin dncesi olduunu, varln sylemi iin
deki kendiliin sylemi olduunu ve kendiliin bu syleminin,
bu refleksiyonun, ayn zamanda varln sylemi olarak kald
n da varsayar. Eer bu birlik salanmazsa, geriye ancak ken
disini mevcut ierikle kartlatran biimsel bir refleksiyon ka
lr. Dogmatizm, Grglclk, Kukuculuk, Hegel'in betimle
dii ve Fenomenoloji'nin farkl aamalarnda gsterdii bu tr
den eitli tavrlardr. Dnce bazen yoluna devam etmez ve
duyulur deneyime saplanp kalr; bazen de kendi znelliine
kapanr ve hakknda konutuu eyin daima zerine ykselir.
"Biimsel dnce, etkin gereklii olmayan dncelerle ba
bo ekilde akl yrtr... bu, ierikle ban koparm, ona te
peden bakan bir zgrlktr."42 Saf grglclk ile bo konu
an biimselcilik birbirini tamamlar. Manhn diyalektik sylemi,
ne deneyimin sylemidir (insansal zbilinlerin somut ilikisini
varsayan refleksiyonuyla) ne de ii bo veya yavan bir karlkl
konuma olan, sylem hakkndaki biimsel sylemdir. Hak
knda konuulann ve onun hakknda konuann, varlk ile
kendiliin, halis birliidir; ancak anlalabilir bir dil ortamnda
ortaya kan anlamdr. "Hakknda konuulan" ile onun "hak
knda konuan" arasndaki sk birliktelii, duyulur olann 'ben'e
diyalektik yolla aktarlmasn ve 'Ben'in dsallamasn, Hegel'
le beraber, gstermeyi denedik. Gelgelelim bu birliktelik Feno42

Fenomenoloji, 1, s. 51

52

Manhk ve Varolu

menoloji'de baka, Mantk'ta baka ekilde ifade bulur. Fenome


noloji seviyesinde bakldkta, konuan kii ile hakknda konu
tuu dnya arasnda, kendini duyan ile onu duyan ve konu
tuu kiiler arasnda bir tarbma var gibidir. te bu tarbma
insan deneyiminin diyalektiinin ta kendisini tekil eder. Yine
de iki terimin deiken snrnn ne olduu konusunda srekli
bir belirsizlik vardr. Konuan kii, hakknda konutuu eyi,
kendi insansal znelliine indirger veya onu bir 'kendinde'ye,
fakat ilerde sadece onun [konuan kii] iin olduu ortaya ka
cak bir 'kendinde'ye yanstr. Biimselcilik ve bo konuma d
zeyinde bakldkta, konuan kii, kendisini, hakknda konutuu
eyden dalna ayrr; tm nesnel ierikten kanarak znelliini
korumaya abalar. Bu bo konuma, felsefi diyalektikle kyas
landnda halis olmayn [inauthenticite] ta kendisidir, artk
ne dnyayla yahut bakalaryla tarbmaktr ne de Hegel'in
Manhnda gstermeyi denedii gibi varln hakiki dilidir.
Bu mantk, yaln tasarmsal dncenin yerine kavramn ke
sinliini koyarak varl dile getirir - bu biraz da epik airin
kendi iptidai dilini kullanarak dnyay dile getirmesine benzer.
Peki kavramn bu dilinin dier iki temel dille, airin ve mate
matikinin diliyle, ilikisi nedir?

Dil ve Mantk

53

Felsefi Diyalektik, iir Sanat, Matematik Simgecilik

"Daha saf bir anlam verdi halkn szlerine... "*


Varlk, insandan geerek dilde sze dklr, ama her dil ha
lis deildir. Felsefe, kendini deneyimin dilinden yahut znel ve
tutarsz bo konumann dilinden ayrd gibi, iirin ve mate
matik simgeciliin dilinden de ayrmak zorundadr. Fakat bi
rinden kanmak uruna hep dierine yakn olmutur. air, du
yulur olan ile kavram arasnda bir orta gibi i gren tasarmn
dilini konuur. iir, dilin douudur, dnceye ykselmedir.
Tasarmlama, konuulan ile konuan, znel olan ile nesnel
olan birbirine kartrr. Hakiki bir dolaym deildir, dolay
syla ikircikli bir konumda bulunur, o da bpk imge veya mu
amma gibi, bsbtn aa kmadan kendini sadece belli belir
siz gsteren yabanc bir 'kendinde'ye gndermede bulunur. Ti
kel varlk ile tmel anlam birbirine katar; kartrr. Hegel'in
asl birlik olarak grd kurgusal birlii akl almaz, fakat an
ln kuru ve keskin ayrmlarn nceler. Cervantes'in anln
souk ve arndrlm dnyasyla Don Kiot'un nesnesiz imge
lemini kar karya koyarak gsterdii yaplnda ok iyi betim
ledii u dzyaznn, yani dnyann dzyazsnn aksine, iirsel
dnya soyut tmel ile seik tikelin henz birbirinden ayrlma
d bir dnyadr. Tmel ile tekilin, nesnel ile znelin bu iptidai
birlii air tarafndan hissedilir ve nceden sezilir. air ona z
lem duyar. Hegel'in nazarnda genel olarak edebiyab kuatan
iir sanal (roman, Hegel' e gre destann modern biimidir ve
romans olan da, dnyann dzyazs iinde iirin hayatta kal
mas, varln srdrmesidir.), dil ortamnda yaamn srd
rr, gelgelelim bpk hakikati iir olan nceki sanatlar gibi, an
lam olarak varolacak bir anlam karsnda, bir eit d gibi de
* Stephane Mallerme'nin le Tombeau d'Edgar Poe [Edgar Poe'nun Me
zar] iirinden: "Donner un sens plus pur aux mots de la tribu." (ev.)

54

Mantk ve Varolu

grnr. iirin varoluu bu anlama gndermede bulunur, ama


bu anlam, olduu gibi aa khnda, iir de iir olmaktan
kar. Manhn diyalektik sylemi, anln kuru syleminden zi
yade iire daha yakn olsa da arhk iir deildir. Deneysel bir
hakikati ve znel bir yanlsamay kesin olarak belirleme iddia
sndaki dnyann dzyazs, anlamayla balar. Deney bilimleri
anln rnleridir ve -bir zamanlar an olarak iirsel olan- ta
rih de kesin bir bilim haline gelir ya da en azndan yle olmak
ister43. iir, dilin iptidai bysn yeniden kefetmeye ynelir.
Anlk ise somut tasarm sabit ve belirli elere ayrtrr. iirsel
karm ve mebbet simgecilik bylece znrler. Demek ki
dil, dikkate alnan her belirlemede 'ben'in sarslmaz sabitliiyle
teminat alhna alnacak bir dncenin ifadesi haline gelmek is
ter. Konuan kii bu belirlenimlerin kalcln da temin eder.
O, bizzat bu biimsel kalclktr; seik, ayr belirleniminin tikel
liinde zapt edilen ieriin bu soyut totolojisidir. Grglclk
ile biimselcilik burada her zamanki gibi birbirini tamamlamak
tadr. Anlk, belirlenimleri belirlenimlerin alhna koyar ve onlar
bu ekilde bir dzene sokar. O, btn bu belirlenimleri birpi.
rine balayan biimsel 'ben'dir, d dzendir, ama tam da bu
nedenle, soyut birliin eitlilie yabanc olmas gibi, o da on
lara yabancdr. Bu ekilde ralanan anlk, hakknda konuulan
(ierii) onun hakknda konuandan (biimden) daima ayrr.
Anlk sonludur, nk kkeni akn olan bir ierie bavurur
ve gerek onunla deney bilimlerini kurmak gerekse onun hak
knda bo konumak iin bu ierii yukardan seyreder ve by
le yapmakla 'ben'i de daima ieriin dnda, saf halde, kendi
orakl iinde tutar.
Filozof, iirsel sylemde ve anlksal sylemde, halis halde
bulunmaz, fakat bu halis olmayn nedeni, onun insanlk ha
linde, yani doal varoluunda ve tmel zbilincinde aranmal-

43 Kar. Bu konuyla ilgili olarak ve tarihin farkl biimleri hakknda,


Hegel'in Tarih Felsefesine Giri'ine baknz.

Dil ve Mantk

55

dr. Bu hal iinde, tasarm konuan ile konuulann ikircikli bir


karm olarak tanmland gibi, anlk da biimi ve eitlenmi
ierii birbirinden koparan bir ayrm olarak tanmlanr. iirde
konuan, hem hakknda konutuu eyin hem de iiri okuyann
tmel yazgsdr. Tasarm, insan ahktan sonra, tekrar ona d
ner ve onun doal orada-olmaklndan adeta bir kahinin keha
netleri gibi fkrarak ilk birlii anlatmaya veya onu tekrar ara
maya koyulur; dolaysz bilgiye, anla olduundan daha yakn
dr. Hegel

Fenomenoloji'de demek ki -daha sonra estetik dersle

rinde tekrar ele alaca bir konu olan- iir sanahnn epos'tan
balayan ve tragedya zerinden geerek komedyaya ulaan ge
liimi srecini takip eder44. Komedyada maske arhk karlr ve
tmel olan, insana geri dner. Gelgelgelim, her aknln bu e
kilde ortadan kalkmas ancak dnyann dzyazsnn yavanl
na vardrr. nsan, doal orada-olmakl iinde merkezinde
bulunduu bu dzyazda, yeni bir diyalektiin, kurban elen
dirmekten ziyade onu seyredeni elendiren bir diyalektiin av
haline gelir. Hi kuku yok ki antik komedya, "tmel olan her
eyin z-kesinlie geri dn"n45 temsil ettii iin, mutlu bir
bilinti. Fakat bu kesinlik, kendisini doal orada-olmakla ba
lamak ve ona keyfi bir sabitlik kazandrmak istediinden, seyir
ciye gln gelmektedir. Modem komedya ite bu diyalektiin
kendisidir; sevdii bir kadna, mlke, ahsi anlamalara, yani
sonlu olana sonlu olduu halde Mutlak damgasn vuran ve
emin olduu, gvendii her ey elinden kayp giderken hibir
ey yapamayan insann bu trajik halinin, bakalarna komik gel
dii bir diyalektiktir.
Kurgulayc felsefe dahi, mutlak bilgi iinde grnd ha
liyle, her aknln ortadan kayboluu olacakhr; yani srf insa
nn kendilii olarak deil, ieriin de kendilii olarak, tmel
kendilik olarak, "z-kesinlie" geri dn olacakhr. Gene de

44

Fenomenoloji, il, s. 242'den s. 257'ye kadar.

45 a.g.e., s. 257

56

Mantk ve Varolu

kurgulaya felsefe bir insanbiimcilik yahut insanclk olmaya


cakhr. Dil iinde ancak Logos olarak varolan Mutlak'n felsefesi
olacakhr. Hakknda konuulann ve onun hakknda konuann,
hakikatin ve kesinliin sahici birliini, duyulur imin imlemde
son nefesini verip znmesine benzer ekilde insann almas
nn ardndan, dnp dile getirecektir. nsanlk halinin indir
genmesi olacakhr. Manbn diyalektik sylemi, Fenomenoloji in
sann doal orada-olmaklk olarak ayra iine alnabilirliini
gsterdikten sonra, bizzat Varln sylemi de olacakhr. Beri
yandan, anln sylemi, ierii 'ben'e yabanc bir ey olarak
kavradndan ve bu biimsel 'ben' ile grgl bir 'ben'in tikel
belirlenimleri fiilen rttnden, varlk hakknda insansal bir
sylemdir. Soyut kii ile olumsal birey sadece grnte birbi
rine zttr, nk temelde birbiriyle rtrler ve biri dierinin
yalnzca biimsel klfndan ibarettir. Bununla birlikte, Hegel'in
Fenomenoloji'nin nsznde gsterdii gibi, anlk, zsel bir u
rakhr. Felsefe, r sanalnn ilkel kehanetlerinde, ayr[hrl]ma
ya direnen bu iptidai birlikte taklp kalamaz, anln zmle

mesine gemek zorundadr. Fenomenoloji'nin nsz, bu anln


kusurlarn gsterdikten sonra, onun gcn, yani blme ve ayrhrma becerisini yceltmekten de geri kalmaz. Fakat mate
matikte byk baarlara ulaan bu anlk, hakknda konutuu
eye yabanc kalan, dsal bir refleksiyondur. Onun dili ite bu
nedenle matematik simgecilik haline gelir. Anlam -ki kavramn
bizzat kendisidir- bir kalkls uruna ortadan kaldrlr. Oysa
felsefi tantlama, yani diyalektik sylem, tamamen farkl bir d
zene sahiptir. Diyalektik sylem, tantlanan eyin kendi devi
nimidir ve ierie dardan uygulanan kurallarla gerekleti
rilmez. O durumda Ben, yani konuan, kendini her bir belirle
nim iinde yahut biimsel tm belirlenimlerin tesinde bir bi
imsel Ben olarak sabitlemez, fakat daha ziyade kendisi haline
gelecek bir ieriin yaamna kendini teslim eder. Bylece be
lirlenimler Ben'e yabanc olmaktan karlar, nk Ben onlara
ikindir ve bizzat o bu belirlenimlerden ayn olmay brakr. ii-

Dil ve Mantk

57

rin iptidai dilinde olduu gibi, tmel ile tikel bir araya toplanr,
ama bu sefer belirsiz bir karm oluturmazlar, nk belirle
nimlerin her biri, gidimli bir ilem olan anlamann tm kesinlii
vastasyla kendisi iin koyulmutur ve bylelikle, belirlenim
kendi zerine dnd iin olagelir. Akl yrtme ite bu do
laym ifade eder. Onun anlam budur, dolaysyla Hel, nasl
ki iir sanatna ve edebiyata her geri dn kavramsal kesinli
in terk edilmesi olarak gryorsa, akl yrtmenin bir kalk
lse indirgenmesini de kavramn doasnn yanl anlalmas
olarak grr. Filozofun diyalektik sylemi, iki uurumun, iirin
ve matematik yaratmn, zerinden aar. zsel olan, 'ben' ile
belirlenimlerinin dolaym ve anlam olarak birliidir. "Dn
celer, ancak saf dnme, bu i dolayszlk, kendisini saf bir u
rak olarak tandnda veya kendi salt kesinliini kendinden
soyutladnda akkan hale gelirler; bunun iin kendisini da
rda brakmas veya bir kenara koymas gerekmez, aksine, ken
dini-koymann getirdii duraanl terk ederek, yani hem fark
Wam ierikle kartlk iindeki 'ben'in kendisi olan saf so
mutun, hem de saf dnme esinde koyulan farkhlam u
raklarn duraanln terk ederek 'ben'in, koulsuzluuna iti
rak ederler. Saf dnceler ite bu devinim araclyla kav
ramlar haline gelirler ve ilk kez o zaman hakikaten olduklar
gibi olurlar, yani kendiliinden devinimler, dngler, tzleri
olan eyler, tinsel zler olurlar."46
Dil bu diyalektik sylemin ortam haline nasl gelebilir? Dil,
tam da Hegel'in bu terime ykledii belirli anlamda, dnce
den nce gelir, tasarmn en st uradr ve bu yzden iir, dz
yazdan, hem dnyann dzyazsndan hem de anln dzyaz
sndan nce gelir, fakat srf onda tannan veya zerinde d
nlen dnceyi de ifade eder. Dnce, dilde, imlem olarak,
dorudan doruya bulunur, bir ey olarak varolur. Kendi d
nda varolur. Mantksal diyalektik bu yzden varln da di46 Fenomenoloji, 1, s. 30

58

Mantk ve Varolu

yalektii olacaktr. z dile getirmeden nce dolaysz varl


dile getirecektir ki, bu refleksiyondur, hpk imlemin imle iliki
sinde bir refleksiyon olmas gibi. Fakat bu refleksiyon da sras
geldiinde varolur, sylemin btnl iinde anlam olarak,
dolayszca varolur. Yukarda betimlediimiz zere dil, varln
dile gelmesini, zbilin olmasn salayan, duyulur olandan an
lama geii sergiler. Bununla birlikte, bu gei dncenin dilde
gerekleen bu refleksiyonu gibi, iirsel sylemi anlamann yan
sra, sorunlar zmek veya ortadan kaldrmak iin imlerin up
uygun bir dizgesini meydana getirebileceine inanan anln
yanlsamasn da idrak etme olana verir. Dil, dnceyi nceler
ve ifade eder. Simgesel kalklsn arlklarnn (Hegel onun
geliimini yalnzca ngrebiliyordu ve onun kavramsal anla
mn yerini alma hevesinin mesnetsizliini Leibniz'de gsterebi
liyordu) ve iirin kayna da bu elikidir. Dilin dnceyi n
celemesi dernek, dnce grnn tesinde kalan bir z mi
sali baka bir yerde, ifade edildii yerin dnda var olabilecek
saf bir anlam deildir dernektir. Dnce, ancak doaya ve
kendi sessel malzemesi vastasyla antropolojiye bavuran u
konuma iinde, dilbilgisel yaps araclyla anln biimleri
nin kimileyin bereketli, fakat ou kez orak, yetersiz taslan
sunan u konuma iinde, nceden hazr bulunarak, yani ken
dini nceleyerek varolur. rnlerni iitebilelim diye duyulur imin
ortadan kalkh bu konuma, halen duyulur olana batm bi
imi iindedir, ama derinlerine inildiinde, konuulan ile konu
an birbirinden alenen ayrmakszn bir araya toplad gr
lr. Hegel'in rencilerinden biri olan B. Croce, ilk szn iirsel
bir sz olduunu ve dili, kuramsal etkinliin ilk estetik ura
olan grsel-ifadeye evirdiini sylemitir ve bu ekilde be
timlediimiz dilin bu diyalektik treyiinin kimi yanlarn ge
litirmitir. iir felsefeden nce gelir; Hegelci gzel sanatlar diz
gesi iinde mziin hakl olarak iirden nce geldii gibi. Fakat
mzik de her sanat gibi irnlernin saf tezahrdr; iir, onu bir
ey[ler] syleyerek aa karr. "Orpheus'un rnucizelerinde, ses-

Dil ve Mantk

59

ler ve bu seslerin devinimi, onun etrafnda toplanp istirahat


ebneye gelen vahi hayvanlar uysallahrmak iin yeterliydiler,
oysa insanlar iin daha yksek dzeyli bir retinin ierii ge
reklidir." Yine de iir, im.lem iinde bu mzikaliteyi, bir hahra
olarak korur. erii bakmndan, dzyazya muhalefet eden
refleksif iirden ayrlmas gereken bu iir, bu iptidai dil, bu
epos, anln aksine doruluk-kesinlik iddias tamaz; byk
bir safdillikle, hakknda konuulan ile onun hakknda konuan
harmanlar gerei ve hayali, iirsel anlahy ve anlay birbi
rinden ayrmaz; bu ayrm veya im.lemi, tinsel anlam bir yana,
onu rneklendiren tikel ierii dier yana koymaya gerekten
de zen gsteren bu kyaslama, fabl'la birlikte ortaya kar,
Dnyann dzyazs domu ve onunla beraber, anlk vasta
syla zsel bir i ile zsel olmayan bir d arasnda kurulan ay
rm da domutur. Kurmaca anlahy ve hakiki anlahy snr
landrma iddiasnda olan halen anlkhr. Demek ki iir, filozof
iin gemie ynelik bir zlem olarak, varln halis fakat kayp
dilini aran, dolaysz bir dil olarak varolur. Zaten doal im
lem iindeki haliyle dolaysz deildi; nk ncelikle ifadenin
ifade olarak tad sanatsal kaygy, insan belleinin kalplar
kullamlarak hazrlanm bir sylemin inceltilmesini varsaymak
tayd.47
Hegel, dilin srf iirsel olduun dnmez; dil tasarmda an
l zaten bildirmektedir. Mevcut imlem olduu iin, dil, duyu
lur olann, ayn im iinde yadsnmas olarak grnr; konu
mada iittiim, yazda grdm ey, imlemin bizzat kendisi
dir. Dilin, tasarmn barnda ilerleyii, onu ifa eden duyulur
luk esinin ortadan kalkdr. Ses taklitleri [onomatopees] gz
den kaybolur, dilbilgisi yalnlap daha da genelleir, dorudan
simgecilikten doan btn bu kaba ayrmlar bei, simge salt
im haline geldiinde silikletir. Ayns yazl dil iin de geerli-

47 Hegel, refleksiyonu nceleyen iiri gz nnde bulundurur; Oysa


refleksiyondan sonra iptidai dili yeniden ina etmeye alan bir iir
akm da mevcuttur.

Mantk ve Varolu

60

dir; hiyeroglifler, sadece ilksellerdir. Hegel'e gre, simgesel bir


yazya geri dn de tpk Leibniz'in evrensel karakteristik d
gibi, srf bir topya olmakla kalmaz, ayn zamanda samadr
da; nk dncenin ilerleyii, dncenin nesnelerinin doa
sn ve balantlarn srekli deitirir. Demek ki daima dn
cenin yeni keiflerine ve yeni balantlarna uygun den, yeni
simgeler gerekecektir. eylerin grgl olarak zmlenmesini
gerektiren bu evrensel karakteristik, bu ilerlemeler karsnda
hep bir adm geride kalacaktr. Gelgelelim, anln yanlsamas
direnlidir; duyulur olann yadsnmasn u noktalara gtrr
ve sanki, imlem dsall olmayan bir isellik olabilirmi gibi,
dncenin srf dildeki

ifadesini

dikkate alr.

O zaman, bir imler

veya daha ziyade imlemlere szl dilden daha iyi uyarlanm


bir simgeler dizgesinin saf yaratmn imgeler. Yaltlabilir bir
dnceden balayarak dili onarmaya balar, dilin ve szn
kaypaklklarn ve belirsizliklerini, sanki dnce kendini n
celemiyormu gibi veya varlkta kendini nceden varsaym
yormu gibi, bu ekilde darda brakmay ister. Bu nceden
varsayma, elikili grnr; kimi ynleri itibaryla gerekten de
yledir; bundan tr dil kurgusaldr. Gelgelelim

anlk kurgu

sal olan tammazlktan gelir. Onun dil eletirisi, ancak belli bir
noktaya kadar geerli olabilir, o noktadan sonra ise i ile d
birbirinden ayrlr, dnce upuygun ekilde ifade edilme ba
hanesiyle, her anlam yitirir ve simgelerin dardan manip
lasyonu olan bir kalklse indirgenir. Bu simgeler hakikaten bir
eyleri belirtebilirler veya imleyebilirler, fakat sadece birbirinin
dnda ve birbirine kaytsz duyulur eler olarak ele alnrlar.
Bylelikle Hegel'e gre, bu saflk ihtiyac, dardan gerekleti
rilen bir maniplasyona, yerine bir makinenin de koyulabile
cei, kr bir dnceye varr. Ne var ki bu yanlsama, filozofu
imrendiren matematikteki sk tarutlamalar ve kesin hesapla
malar rneiyle desteklenir. Matematikte bir algoritma mev
cuttur.

Peki o halde felsefi dnce niin matematik tamtlama

larn bu kesinliine yknemiyor, mantk niin cebirin kullan-

Dil ve Mantk

61

d simgelere benzer simgelerle gerekletirilen bir hesaplama


ilemi olarak kendini gstermesin? Bunu yapabilirse, doal di
lin kaypaklndan da kanabilecektir. Hegel, matematik ile fel
sefe arasnda tam bir ayrm yapmaya aba gsterir. Diyalektiin
matematik tantlamayla, halis manhn ise cebirsel hesapla hi
bir ilikisi yoktur. Hegel her ne kadar biimselciliin ve ada
manbn geliimini ve matematik ile manh tek bir disiplinde
birletirmeye meyilli biimselciliin nemini ngrememise
de, onun bilimselciliin felsefenin sorunlarn ifade etmek iin
szl dilin yerini almaya ynelik kibirli iddiasna kar daha en
batan getirdii eletiri yine de deerlidir. Hegelci manhk, bu
biimselciliin kartdr, biimin bizzat anlamn aratrr. He
gelci manhk asndan, dilin szcklerinin yerine simgeleri ge
irip bu simgelere dardan birtakm ilem kurallar tatbik ede
rek kavram, yargy ve akl yrtmeyi ele alp ilemek, onlara
ikin olan anlamdan nceki/ aadaki bir alana tekrar dmek,
dolaysz varla geri dnmek demektir. Hegel'e gre matema
tik, ancak doada farkllamam okluk olarak ifade bulan, ni
celik kategorisinden ibarettir. Ne var ki logoi, mathemata'dan
farkldr. Felsefi diyalektik Logos'tur; szn varlnda dsal
halde bulunan ve szcklerin sylem oluturmaya ynelik geli
imlerinde ifade bulan anlamn ona daima ikin olduu bir sy
lemdir. Varlk, refleksiyon ve anlam, dilin uradr. Dolaysz
varlkla yetinmek, duyulur olan dilin kendisinde amamaktr,
anlam dolaysz olanda sezinleyen iire geri dnmektir; oysa
refleksiyona gemek, dilin tzsel esini yadsyp ona anlaml
bir dil olma imkaru tanmaktr.
O halde, refleksif anlk, duyulur olann, szel im tarafndan
nceden gerekletirilmi olan olumsuzlanmasn devam ettirir.
mlemin duyulur imden yaltlabileceini, dta olmaya son ve
receini gerekten de bir an iin varsayalm. Dil ite o zaman
bir bedene giydirilen kyafet gibi grnecektir ve nasl ki kya
fet bedeni rtp gizleyebiliyorsa, dilin dsal biimi de dn
ceyi gizleyebilecektir. Dil, daha mnasip bir kyafeti giyebilecek

62

Mantk ve Varolu

bir dnceyi rter. Dolaysyla, bir sorunu, o sorunun ifade


edildii dilden ayrabiliriz, onu dile getirmek iin daha uygun
imler arayabilir, irnlemin balamdan doan eitlenmelerinden,
szcklerin anlamnn srekli ikircikliinden ve belirsizliin
den kanabiliriz. Anlk, mevcut dilde bulamad bir dei
mezlii, bir kesinlii talep eder; dolaysyla saf bir dil oluturma
tasars, yani farkl kombinasyonlar halinde birbirilerine iliti
rildiklerinde mutlak anlamda sabit kalacak bir simgeler dizgesi
yaratma fikri de buradan kaynaklanr. Bylelikle belki de felse
fe sorunlar baka bir biimde ortaya konabilecekti veya biro
u szel karklklardan, yanl anlamalardan, sylemde ok
sk meydana gelen anlam kaymalarndan doduklar iin eriyip
gideceklerdi. Simgesel bir dil, bir szcn imleminde meyda
na gelen bu deiikliklerden kanabilecekti. Anln 'ben'i, im
ler dizgesinin saf ve yegane yarahcs haline gelecei iin, kar
snda hazr irnlemler bulmayacakh; hayaln iinde ve canl
olunduu srece yapld gibi onlara fazla balanmayacakh,
kendini onlarda kaybetmeyecekti. Bylece, imleri ve imlemleri
temellerinden itibaren ele alabilir, bu konudaki mevcut uzla
mn yerine, yani kendi iselliinin yabanclamas olarak gr
d eyin yerine, daha ak bir uzlam ikame edebilirdi.
Oysa dilin szckleri, fiilen orada olmadan nce orada olan,
kendisinin dndaki 'ben'dir. 'Ben', onlarn karlkl balanh
larnda, gemiteki dzenlenilerinde olduu gibi imdiki d
nmlerinde de varolmay srdrr. Ona kendi yabancla
mas olarak grnen ve gemite de mevcut olan szcklerle
ona daha evvel hi sylememi olduu eyleri imdi syleten
dile kucak aar. Kendini-anlahm ilerler, nk anlahlan ierik
boyunca, yani halihazrda orada olanda, anlam kendisini ilan
eder, kendisini tmel biimde bildirir; kendilik, hibir zaman
bu dilden, kendi dsall iinde gene de refleksiyon ve anlam
olarak kalmaya devam eden bu evrensel bavuru kaynandan,
kendisini geri ekemez. Filozofun yazdklarn okuduumuzda,
szlerini nce alldk anlamlaryla anlarz, fakat yava yava

Dil ve Mantk

63

balam bizi onlar zerinde nemsiz birtakm deiiklikler


yapmaya mecbur brakr ve filozofun balam kullanma biimi,
szckleri, filozofa has yeni bir imlemle etkiler; filozofa ait ol
masna ramen biz de onu anlayabildiimiz iin tmel olan bir
imlemle etkiler. Hegel, dilin kendilik olarak varolan kendilik ol
duunu, tekil kendiliin ve tmel kendilik olarak dilden baka
bir yerde ayn anda var olamayacan syler.

O halde anlk, bir sorunu o sorunun dile getiriliinden ayr


maya altnda, kendini aldatyor demektir. Bu durum, bizi
kanlmaz olarak u soruyu sormaya iter: Sorunun zerindeki
kyafeti karabilseydik, sorun nasl grnrd? Ne var ki fel
sefe sorunlar sz konusu olduunda, plak sorun diye bir ey
yoktur, Platon'un sorularn, onlar kkten deitirmeden, yani
baka sorunlara meydan vermeden farkl ekilde ortaya koy
mak mmkn deildir; dncenin ilerleyii, dncenin ifade
ediliinin ilerleyiiyle kouttur, ikisi birbirine sk skya bal
dr. eviri yapmann gl -ki eviri yapmak, plak bir an
lama temas etmeksizin, ona uramakszn, tmel dilin orta
mnda icra edilen bir aktarm ilemidir- bir anlamn baka bir
dildeki kabaca edeerini bulmak iin o anlamn douunu biz
zat ifade bulduu kaynak dilde takip etmenin zorunlu olmasn
dan ileri gelir.

yleyse diyalektik sylem iin vazgeilmez olan,

keyfi olarak yaratlm simgelerle ikame edilemeyen, fakat b


tn bir sylem boyunca deimeyen bir imlemin sabitliini ko
ruyan, u szck nedir? Szck, somut tmeldir, btnsellik
demeye gelen Hegeki kavramdr. Bundan dolay, szck, to
humu olduu nerme olmakszn varolmaz ve nerme de bu
btnl bir sonu olarak yeniden kuran bir nermeler k
mesi olmakszn varolamaz. Mutlak olann zne olduunu sy
lemek, szck-kavramn, ancak ona ieriini veren yklemler
de, ancak kendi balantlar iinde olduu ey olduunu sy
lemektir, fakat bu, sz konusu balantlarn bir btnlk tekil
ettiini, deimez ve hareketsiz bir varlk deil,

tayc

[sup

portl olan bir anlam oluturduunu da sylemektir. Dil henz

64

Mantk ve Varolu

tam olarak bu felsefi diyalektik haline gelmemiken bile bu di


yalektii bildirir, onun hakknda nceden bir fikir verir. Hegel,
Fenomenoloji'nin nsznde, nermeyi anlamann farkl yollar
n ve nermelerin kendi aralarndaki ilikilerini irdelemek su
retiyle, avamn sylemiyle veya anln sylemiyle ilikisinde
felsefi sylemi ralayabilir. Szck, yani szel im, imin ilkece
keyfi, nedensiz oluuna ramen, ilk bata keyfi deildir. 'Ben'
onu bulur ve tekil. bir bilinte var olduu izlenim.ini uyandran
eyi aan ikin bir imlem olarak sahiplenir. Leibniz, vaktiyle,
Altn szcnn, srf avamn ona ykledii belirlenimlerin
dayana olmadn, ayn zamanda bilginin betimledii eyle
rin de dayana olduunu sylem.itir. Szck, halihazrda ora
da olan, yine de asla olduu ey olarak, yani evrensel bir uyum
olarak kurulmam, bir evrensel uyumu ifade eder; szck de
hpk im gibi deimeden kalr, fakat szcn belirlenimleri
dilin barnda kurulan eitli balantlar vastasyla belirgin
hale gelir. Bu itibarla bir ad da farkl balamlarda zde kalan
bir eydir, fakat bu zdelik cansz bir zdelik deildir; anln
zdelii deildir. m ayn kalr, im.lem balam araclyla de
iiklie urar, bu olageli hi kuku yok ki anlam ikircikliinin
kaynadr ve kii kendini bu ikirciklie kaphrabilir, hatta air
"szcklerin arasndan yaylan dostane benzerliklerin panlhs"
iinde kendini kaybedebilir; Ama te yandan, sylemin tutarl
l da pekala arahrlabilir, kolay olann ekiciliine direnile
bilir, belirlenimlere tekrar hakim olunabilir. Anln asl ilevi
de zaten budur. Fakat bu tutarhlk snrlara kadar geniletile
mez. Anlk, szce ieriini veren ve o ierik olmakszn sz
cn sadece basit bir addan, bir fiatus vocis' ten* ibaret olaca
im.lemi nermede tecrit eder, snrlar ve dolayszca onaylanan
bu im.lemin kendini srekli zenginletirdiini ve dntrd
n grr; yine de, birlii ve deimezlii korumak esas ol
makla birlikte bu deimezlik ancak bir dolaym olarak, anlam
* Lat. "Bo ses." (ev.)

Dil ve Mantk

65

btnl olarak korunabilir. Szck ite bundan tr somut


tmeldir ve halihazrda, sylem, kavram, yarg, akl yrtme
dir; dncenin dolaysz varl, refleksiyon, dolaym, szc
n zenginliini dardan kazanyor grnd avam sylem
de ve grgl sylemde, safdil halde mevcuttur. Buna karn bi
imsel anlk, biimselcilii ve deneyimin heterolojisini uzlatr
mak suretiyle, elikiden olabildiince kanr. "Eer 'btn
hayvanlar' diyorsam, bu szcklerin karl bir hayvanbilim
deildir."48 Szck, kendi geliimini beklemeye devam eden,
ancak o geliimin sonunda gerekte olduu ey olabilecek bir
tmeldir. Bununla birlikte, diyalektik sylemde, felsefi Mantk
iinde, Mutlak kendini sonu olarak, dolaym olarak gsterir.
"Bir nermeye yegane gei, tekrar zmlenmesi gereken bir
baka oluu barndrr ya da bir dolaymdr." Dil, Logos olarak
alndnda, ancak sylemde, dncenin onun geliimine ta
mamen ikin olduu, kendini belirlenimlerinin refleksiyonuna
doru genileyen bir anlam olarak gsterdii bir sylemde, ol
duu ey olabilen bu btnselliktir.
mlemlerin eitlilii iinde anlamn bu olagelii, kaba bir
tespitten ibarettir. "Aristoteles'in fihristinde 'eidos' szc in
celediinde," diyor Bergson, "bu szcn ok farkl anlam
larda kullanld grlr. Bunlardan anlamca birbirinden yete
rince uzak olanlar seilip incelenecek olursa, bu anlamlarn bir
birleriyle badamadklar, hatta bazen birbirlerini adeta dla
dklar da grlecektir. Ama aslnda birbirlerini gerekten d
lamazlar, nk ara anlamlar zinciri onlar birbirine balar. Bu
anlamlarn hepsini kuatmak gibi bir aba iine girildiinde, tek
bir formle sdrlabilecek matematik bir zn karsnda de
il, gerein iinde olunduu fark edilecektir." Gelgelelim,
Bergson bu gerei, bir sylemde, imlemin geliiminde kavra
mak yerine, bir grde ele geirmek, bir imge -ki aslnda g
rye geri dntr- vastasyla ifade etmek isteyecektir. Ona
48

Fenomenoloji, 1, s. 19

66

Mantk ve Varolu

gre, szl dil halihazrda matematik simgeciliin balangc


dr, daha az saftr, ama ayn zamanda yapaydr, hatta kendini
dilden ayrabilecek bir dncenin geliiminin dndadr. Berg
son, "nesnelerin yerine koyduu imlerle uramak, bilimin
zne aittir. Bu imler hi kuku yok ki daha kesin ve verimli
olmalar bakmndan dilin imlerinden ayrlrlar, fakat gene de
imin kouluna, yani gerekliin sabit bir yann istikrarl bir bi
im altnda belirtmeye bamldrlar."49 Anlk tarafndan bu im
lerin yaratlmas (ya da daha ziyade, bu simgelerin yaratlmas
diyelim, nk szcn dar anlamnda yledir), doal dilde
bulunmayan bir kalcla, mutlak sabitlie ve kesinlie imkan
verir, ama buradaki kazanm, devingen bir imlemin kaybedil
mesi, anlamn yitirilmesi pahasna gerekleir. Dilin imi, imlem
olarak varolur, im olarak ortadan kalkar. Oysa simge, herhangi
bir eyi tasarmlayan duyulur gr sayesinde deere sahipti,
ama o zaman anlk hem imlem hem de duyulur olan zerinde
ilem yapyordu. Bundan dolay Hegel simgecilii -bu anlam
da- bir geriye dn, bir geri adm olarak grr: "nsan, dilde
zaten akla zg bir imleme aracna sahip olduu iin, daha ye
tersiz bir tasarm arac bulma arayna girmek tuhaf olacaktr ...
Fakat eer kavram aa vurmak ve bilmek iin simgeler kul
lanma yoluna bavurulmas ciddi ciddi nerilecek olursa, sim
gelerin dsal doasnn bu konuda hibir yardm olmayaca
hemen fark edilecektir - balanh hakkndaki hakikat tamamen
tersidir, yani simgelerde bulunan, daha yksek bir belirlenimin
yanksdr ve ancak kavram araclyla gerekten bilinebilir ve
ancak onu ifade edeceine inanlan duyulur sslerinden kurta
rldktan sonra kavrama yaklahrlabilir."so Dilden simgeye geri
dnmek, imlemleri maniple ettiine inanarak aslnda duyulur
olan duyulur olarak maniple etmektir ve bundan bir eit di
yalektik tersine dn meydana gelir. Anlk daha saf bir dil ya-

49 Evolution creatrice [Yarabc Evrim], s. 356


so Mantk, II, s. 259

Dil ve Mantk

67

ratmak iin, dahas duyulur olan olumsuzlamak iin, sadece


duyulur olan gz nne alr ve onu o haliyle maniple eder.
Dil iinde, imlem orada-olduu halde, imgelemin simgesi iin
de (rnein Descartes Kurallar'nda tm byklkleri doru
larla temsil ettiinde) inlem bir i olduu halde, snrlarna g
trlen simgecilikte simgenin neyi temsil ettii artk bir nem
tamaz, dikkate alnmaz. Elbette yine de simgeden sz edilir,
fakat bu noktada dnce artk hibir eyi kastetmez, imi im
olarak deil de hareketsiz, duyulur bir ierik olarak dikkate alr.
mlerin, aksiyomlarda temsil edilen [figurent] imlemi, dikkate
alnmaz. nceden ihdas edilmi kurallar vastasyla yalnzca bu
ieriin maniple edilmesiyle yetinilir, onunla herhangi bir
nesne tr egdmlenmez; bu, kendini totoloji olarak sergile
yen, ieriinin sabitliini ve deimezliini daima anln koru
duu bir maniplasyondur. Varsaymdan hareketle kurulan
kombinasyonlar, kendilerinden km olduklarna hibir ey
eklemezler. mlem sorunu hi kuku yok ki hem balangta
hem de sonda ortaya kar, ama ikisinin ortasnda ortaya k
maz; orada, konuan kii ile hakknda konutuu belirlenmi
ieriin birbirinden tamamen ayrlmas gerekleir; bu ierik,
belirlenmitir ve sabittir, nk salt nesneldir, konuan kii, ie
rie, onu farkl ekilde koymalarna ramen hibir ey katma
yan biimsel ilemleri gerekletirmekle yetinir; nk konuan
kii, nesneden ayr olan ve onu dardan etkileyen, hakknda
konutuu eyin ayn anda anlam da olmayan, saf ve tama
myla znedir. Buna karn Hegel'in felsefi diyalektik bala
mnda szn ettii kendilik, ieriin anlamnn ta kendisidir,
belirlenimleri mesken tutar; o, olagelileri iindeki bu belirle
nimlerin bizzat kendisidir. Hegel iin mesele bu simgeciliin,
manhn bu cebirinin inkar edilmesi olmayacaktr, o bu cebirin
deney bilimleri iin neler yapabileceini yadsyamayacaktr,.
felsefenin, bu biimselletirmenin ta kendisinde kefedebilecei
anlamn nemini -belki de glklerle karlahnda, biim-

68

Mantk ve Varolu

selleme vastasyla asla stesinden gelinemeyen engellerle kar


karya kaldnda bile- yadsyamayacakhr. Bu biimselle
tirmenin ilkesini kefetmekle, mesele sadece, onun, Hegel iin
hem bir dolaym hem de dilin de yardmyla kavram ve anlam
olan felsefi syleme olas uygulanna kar kmaktan ibaret
olacakbr. Burada Hegel'in gerekletirdii anlam arahrmasnn
yerini alma iddiasyla ortaya kan kalklsn eletirisinin ya
plmas sz konusudur. "Matematikte yaplan her ilem, meka
nik olarak yrtlr, hatta bugn bu ilemleri yapan hesap
makineleri bile icat edilmitir. Sarsc olan ey, kavramlarn, ya
ni tasmn biiminin bu belirleninlerinin, kavramsz bo bir ie
rik olarak incelenmi olnalandr."51 Hegel'e gre "kalkls,
haricen gerekletirilen bir birletirme veya aynhrma ilemine
indirgenir." "Leibniz srf tasmn biimlerini bulmak iin deil,
ayn zamanda baka kavramlarn kombinasyonlarn bulmak
iin de kombinatorya zmlemesinin yaran zerinde srar
eder. Bunlar bulduu o ilem, zar oyunundaki kombinasyonla
rn saysn hesaplamaya imkan tanyan ilemin aynsdr. Akl
sal olan, l bir ey ve bo bir kavram olarak dnlmtr;
'kavramn ve onun belirlenimlerinin zniteliini, yani bantla
rnn tinsel rasn tekil eden ey, yani bu bantlar vastasyla
kendi dolaysz belirlenimlerini amak, tamamen gz ard edil
mitir." Hegel'in, Leibniz'in bir evrensel karakteristik oluturma
tasarsna ynelttii eletiri gerekten de Hegel iin belirlenim
lerin bir olageli olduunu, anlamsz, nesnel bir ierik gibi de
imeden kalamayacaklarn aka gsterir. "Kavramlarn bu
evrensel karakteristii, her kavramn dier kavramlarla ba
lantlar iinde, dierlerinin de onunla balantlar iinde tasar
land ve z itibaryla diyalektik bir aklsal balanh iinde
ieriin tecrit edilip deimez hale getirildiinde bile eski be
lirlenimlerini aynen koruyaca bir dil olacakhr."52 Demek ki
s Mantk, il, s. 331-332
s2Mantk, il, s. 332

Dil ve Mantk

69

Hegel iin felsefi diyalektik, Leibnizci anlamda bir tmnantk


la indirgenemez, nk o, anlamn dolaymda kendini gs
terdii, dil olarak dile ikin bir yaamdr. Ontolojik mantk, bi
imselciliin antitezidir. Dolaysz varlkta, varln ona ikin
dncesini kefeder, keza refleksiyonda <la kendini ortadan
kaldran ve orada dolayszca anlam olarak varolan bir urak
grr. Bu kendini koyan ve sylem boyunca dile gelen varln
bizzat kendisidir ve bu sylemin biimleri, ieriklerinin dnda
bulunan biimsel kurallar olarak yaltlmayp, kendi anlamla
ryla dnleceklerdir. Dncenin dncesi, kurgusal ola
rak, varln dncesidir, varln dncesi de dncenin
dncesidir.
Hegel bu diyalektik sylemi, matematiin karsna koyar,
yani logoi'yi mathemata'run karsna koyar. Kant iin olduu
gibi Hegel iin de matem.atik, "byse de klse de hep ken
diyle ayn kalan" uzay olarak alnd lde duyulur dnyayla
ve nicelik kategorisi gibi [birbirine] kaytsz farkllklarn sente
ziyle ilgilenir. Bu matematik anlay, Hegel'in, matematik ta
ntlamada, eyin kendisinin dnda gerekletirilen bir ilem,
ona yabanc kalan bir refleksiyon grmesine imkan tanr. [Ma
tematik tantlamada,] eyin kendisi, tantlarunaz, onun hakkn
da dile getirdiklerimize dnmez. Refleksiyon, eye ekledii
yaplarla, onun zelliklerini grmemize izin verir, fakat bu ya
plar plak sonuta bulunmaz. Kukusuz bu plak sonu do
ru ve zorunlu grnr, fakat kendi kkenini sergilemekten
acizdir. Zorunluluk burada tantlayan zne araclyla tesis
edilir; demek ki zorunluluk gerekten de orada mevcuttur, fa
kat dolaym orada mevcut deildir, nk znede kalr. [Mate
matik] tantlama sreci, nesnesinden ayn bir bilme srecidir,
nesnenin kendisinin devinimi deildir. Bu yzden, eyin kendi
sine isel olan diyalektik, [matematik] tantlamann karhdr.
Hegel, mathemata karsnda logoi'nin deerini ykseltir. Mathe
mata yalnzca logoi'nin bir urandan ibarettir, varln (yani

70

Mantk ve Varolu

dolaysz olann) manh dahilindeki nicelik kategorisinin ura


dr.s3
53 Matematiin Hegelci kavran, yani byklklerin ve genel olarak
niceliin bilimi, denin zerk geliimini sergileyen ve bilincin kendi
nes:.esinde kaybolduu manhn diyalektiinin, ne denli kendine
zg olduunu yine aka ortaya koymaktadr. Fakat belki de ma
tematiin isel geliimi, bylesi bir diyalektik manha, grnd ka
dar aykr olmayabilir. lgintir, Jean Cavailles, Logique et la theorie de la
science [Manhk ve Bilim Kuram] balkl almasnda, mathemata'nn
geliimini neredeyse Hegeki denilebilecek terimlerle ele almaktadr.
Husserl'e atfettii bir aknsal znellik anlayna kar kan mellif,
eserinde unlar yazyor: "Eer aknsal manhk hakikaten mutlak
manh (yani mutlak znel etkinlii yneten manh) temellendiri
yorsa, mutlak manhk diye bir ey yok demektir. Fakat eer bir mutlak
manhk varsa, yetkesini kendisinden alyor demektir ki bu durumda
aknsal olamaz." Ardndan, matematikteki biimselciliin snrlarn
da yle ortaya koymaktadr: "Matematik, aceleye getirilmemesi gere
ken, iyi anlalmas gereken bir kavramsal yapya sahiptir ve z ge
rei adm adm ilerler. Bu nokta iyi anlalmaz yahut gz ard edilire,
boa krek ekilmi olur." Son olarak, matematiksel dizgelerin totolo
jik biimde kavranmasn da iddetle eletirir: "Yalnzca yan-sonlular
cebri gibi aritmetikten daha kk kuramlar yasa-baml [nomologi
que] olabilirler. Bunlarn ilerleyii hakikaten kombinatoryal dzende
dir ve srf aksiyomlardan hareketle kolayca ve etkili ekilde zerle
rinde hakimiyet salanabilir. Oysa halis matematik sonsuzla balar."
Hegel, bunun aksine, "hakiki kavramsal balanhnn, matematik belir
lenimlerden kurtulan bir sonsuzun" kavranndan matematii men
eder. Jean Cavailles, ierikleri ve ulah sonulan kendisi yaratan bir
tmdengelimli yapdan da sz ediyor: "stisnai kimi nesrmlerin
bata bir araya toplanabiliyor olmas, onlara anlamlarn verenin ilem
kurallar olduu unutulduu zaman, yanlsamann kaynan tekil et
mektedir." Demek ki Hegeki diyalektikte olduu gibi burada da tekil
ierikten tekil ierie doru isel olarak gerekleen bir ilerleyi var.
"Kendi rnlerini oluturan veya onlara ikin bir bilin yoktur. Bilin
her durumda kavramn [idee] dolayszlnda ikamet eder, kavramda
kaybolur ve kendisini onda kaybetmekle, baka bilinlerle -ki buna bi
lincin baka uraklar demek isteyenler olabilir- ancak bu bilinlerin
ikamet ettikleri kavramlarn kendi aralarndaki balar araclyla ba
lanh kurabilir. Bu ilerleyi ieriklidir, tekil zler arasnda gerekleir
ve itici gcn, onlarn her birinin almasnn zorunluluu tekil eder.

Dil ve Mantk

71

O halde felsefi sylemin zgn ortam, doal dil olarak g


rnyor. Bu mutlak olageli ancak onda, yani doal dilde ifade
edilebilecektir. Bu da ancak, halen tasarma ait olan iir dilinin
almasyla, anln belirlenimlerini ve saptamalarn elde tut
tuu halde onlar zndrmek veya daha ziyade onlarn kendi
kendilerine ierden znmelerini takip etmek suretiyle anla
mn btnln douran bir diyalektik sylemde gerekleti
rilebilir. Bu felsefi sylem elbette anl tanr ve onaylar, fakat
bir yandan da bu anln elikilerini ve o elikilerin nasl or
tadan kaldrlp aldn da gstermekten geri kalmaz. "Nite
kim anlk, bir olagelitir ve yle olmakla, bir aklsallktr da."54
Neticede, bu felsefi dilin, iirdeki btnsel itilimi, yaratc gc,
btnn ikinliini muhafaza ettii, anlktan da, tm devinimi
snrlayarak dank uzama tek ve esasl bir ynelimi serbest b
rakmasna engel olan arl ve kuvveti alkoyduu, sylene
bilir. Bylece, Logos olan anlksal gr, hem bu btnsel itilim
dir hem de bu itilimi dizginleyip sabit klarak, onun kesintisiz
bir ilerleyi iinde gereklemesine imkan tanyan kalc arlk
tr. te bu yzden o ayn zamanda sylemdir de.

Fakat bu bir bilin felsefesi deildir, bir bilim kuram da salayabilecek


olan bir kavran felsefesidir. Oluturucu zorunluluk, bir [bilin] etkinli
in[in] zorunluluu deildir, bir diyalektiin zorunluluudur." Peki
matematie has byle bir diyalektik gerekten varsa, Hegel'inki gibi
bir varlk manh iindeki yeri ne olabilir? Gelgelelim belki de Hegel'
deki kendilik, Cavailles'in diyalektiindeki bilince nazaran, ierie
daha ikindir. Cavailles'in bu noktada Hegel'den ziyade Spinoza'ya
daha yakn durduu sylenebilir. Cavailles'in kavramsal diyalektii
bize, zne ile nesnenin anlam olarak aa kan birliinden ziyade,
Spinoza'daki Tanr'nn sonsuz anln ve doru tasarmdan doru ta
sarma geii dndrtyor. Bununla birlikte, matematiin ilerleyii
diyalektik terimlerle betimlenebilecek olsa dahi, mathemata (Platon' da
ki ortalar/araclar) ile logoi arasndaki balanh sorununun halen bir
yant bekledii unutulmamaldr. Her halkarda Cavailles'in mathema
ta'dan Hegelci terimlerle sz ediyor olmas dikkate deerdir.
54 Fenomenoloji, 1, s. 49

i l . Blm:
Ku rgusal Dnce ve
Refleksiyon

Metafiziin Manta Dntrlmesi


Zerdt, dadan inerken, insanlarn dnyasyla ilikisini ta
mamen kesmi olan yalnz bir keile karlar ve onun yann
dan ayrlrken, kendi kendine yle mnldanr: "Bu ihtiyar,
Tanr'nn ldn henz bilmiyor." Hegel de Mantk'n he
men banda, metafiziin lmn tescil eder ve bu durumu,
Ebedi olann seyrine kendilerini brakabilmek iin vaktiyle dn
yadan elini eteini ekmi olan bu keilerin ortadan kaybolma
syla kyaslar: "Akli ilahiyat bugn kimin umurunda? Tanr'nn
varlna ilikin o eski kantlamalar, bugn ancak tarihsel fay
dalarndan tr veya ruhun aydnlanmasna yahut yceltil
mesine yardmc olduklar iin aktarlmaktadr. Eski metafizi
in gerek ierii, gerek biimi bakmndan her yararnn artk
ortadan kalkm olduu, phe gtrmez bir gerektir."!
Kant felsefe, yaygn ve bugn revata olan bir yorumuna
gre, tinin deneyimi aamayacan ilan eder. Bu yoruma gre,
hakikatleri ancak deneyimin topraklarnda ele geirmeyi tasar
layabiliriz. Ne var ki bu hakikatler de yalnzca fenomenlere
ilikindir; dolaysyla onlar mutlak bir hakikat iin ayrlan yeri
doldurmazlar. En azndan Kant bu yeri bo brakmtr. 1772
ylnda, fenomenoloji ile metafizik olarak iki ksma ayrlacak
kuramsal bir felsefe yazmaya niyetlenen Kant, bu felsefenin fe
nomenoloji ksmn, yani Saf Akln Eletirisi'ni, yazmay baar
mtr, fakat gelitirdii bu fenomenoloji ona bir metafizik ka
leme almann imkansz olduunu gstermitir. Fenomenin ha
kikati, elikiye dlmeksizin mutlak hakikate ykseltilemez.
Bu durumda geriye asla bilgi nesnesi olamayacak, gizemli bir
'kendinde ey' kalr. "nanca yer amak iin bilgiyi snrladm,"
der, Kant.
Gene de Kant felsefe, henz bu adla nitelenmeden evvelki
haliyle alndkta, bir pozitivizm deildir. Kant'n felsefesi bir a1

Mantk, I, s. 3

76

Mantk ve Varolu

knsal felsefedir. Bu felsefe, akl tarafndan bilinmesi mmkn


olan eylerin varlksal temelini aa karmyorsa bile feno
menlerin bilgisel temelini inceler. Bu temelin aratrlmas ise
kategorilerin gn na karlmas demektir, manhn varl
nn yerine varln manhksallnn geirilmesi demektir. kinci
dnya sorunu, yani dnlr dnya hakkndaki soru sakl tu
tulur, ama bir yandan da fenomenler dnyas anlmza uygun
olarak kurulur; deneyimin koullan, deneyimin nesnelerinin de
koullan olarak alnr. Bu kategoriler yalnzca deneyimde ge
erlidir, Mutlak'n kategorileri deillerdir. Yine de bu aknsal
mantk, Hegel'in, 'kendinde ey'i bir snr olarak tanmayan
kurgulaya manhnn tohumunu tekil eder. Varlk hakkn
daki bu mantk, akn bir dnyaya alan eski metafiziin yerini
alr. Hegel, nceki dogmatizme geri dnmez; aknsal mant,
kurgulaya manta doru geniletir. Bu mantkta kategoriler
Mutlak'm da kategorileri haline gelirler. Bu mantkta varlk,
anlam olarak yaanr ve bilginin tesinde kalmaz, nk bilgi
nin ta kendisidir. Logos, kurgusal yaam olarak, dogmatik me
tafiziin yerini alr. Eski ilahiyatn nesnesinde bu yaam, ya
banclam bir varolua mahkumdu. Hegel varln bu diya
lektik syleminin ikinliinde, onu yeniden bulur.
Eski metafiziin Manta dntrlmesi, akln bilebilecei,
ama bu akln zerinde ve karsnda bir anlalr dnya olarak
varolan bir akn varlk anlaynn yadsnmasna iaret eder.
"Mutlak, znedir," tz deildir. Mutlak, Mantn kurgusal bil
gisidir. "Tann'ya ancak salt kurgusal bilgi vastasyla eriilebilir
ve Tanr ancak o bilgide varolur, hatta o bilginin bizzat kendi
sidir."2 lahiyat, dnlebilir olan [insan] idrakn[n] tesine
koyuyordu. Oysa Hegelci mantk ne 'kendinde ey' ne de d
nlr dnya tanr. Mutlak, fenomenler dnyasndan baka
bir yerde dnlmez. Mutlak dnce kendisini bizim dn
cemizde dnr; bizim dncemizde varlk kendini dnce
2

Fenomenoloji, II, s. 268

Kurgusal Dnce ve Refleksiyon

77

ve anlam olarak gsterir. Dolaysyla Hegel'in diyalektik man


t, felsefenin mant olarak, Spinoza'nin hayata geiremedii
tam ikinlik retisinin ifadesidir.
Metafiziin manta bu ekilde indirgenmesi zerinde yo
unlaan, birbiriyle badamas g, iki nerme unlardr: lkin

ci bir dnya yoktur, ama yine de bir Logos ve bir mutlak kurgusal ya
am vardr. Fenomenoloji, birinci dnyann arkasnda ikinci bir
dnyann bulunduunu savunan anlayn tilin grnlerinin
bir eletirisini sunar. Aydnlanma, "inanan bilincin iki arlk
noktas ve iki ls vardr; iki gz, iki kula ve iki dili var
dr. Onun her tasarm, kyaslanmas mmkn olmayan iftler
olarak vardr . . . nan iki tr algda yaamn srdrr, bunlar
dan biri uyuyan bilincin algsdr, dieri ise uyank bilincin alg
sdr."3 diyerek inanca kar ktnda hakldr. Mutlak olann
bir ura olarak din, "mevcudiyetin tinsel nn altnda" he
nz bizzat bulunmamasna ramen, "duyulur beri tarafn renk
li grntleri ile duyulur olan aan te tarafn solgun gecesi
arasnda"4 gider gelir. "Vahiy dininin bildirdii birliin 'ken
dinde'si gereklememitir veya henz kendisi-iin-varlk ha
line gelmemitir."5 kinci dnya anlayn hedef tahtasna otur
tan bu eletiri, haliyle, Nietzsche'nin tednya eletirisini akla
getirmektedir, yalnz u farkla ki Nietzsche tam da ynelttii bu
eletiri dolaysyla her trl z felsefesinin amansz dman
dr. Oysa Hegel, Logos'tan sz eder ve bu Logos, bu kurgusal
yaam, deneysel bilgiden olduu kadar doadan veya sonlu
tinden de farkldr. O halde ikinci dnyann bu eletirisi, Logos
ile doa arasndaki ayrmla yahut ontoloji (Mantn) ile Feno
menoloji arasndaki ayrmla nasl uzlatrlabilir? Logos, do
ada ve tarihte gerekleen bu varoluun z olarak grnm
yor mu? Fenomenlerin veya deneysel bilginin z, kurgusal
mantk veya mutlak bilgi olarak grnmyor mu?

3 Fenomenoloji, IT, s. 120


a.g.e., I, s. 154
s a.g.e., II, s. 290

Mantk ve Varolu

78

Fenomenoloji, anlk aamasnda,

ikinci dnyay zn dnyas

olmakla eletirir. Anlk, duyulur fenomeni kapsayp aar ve


onu kendi hakikatine gre kavrar. Fakat bu hakikati fenomenin
tesinde bulunan bir varla dntrrken bir yandan da onu
hakikat hakknda yrtt kendi aratrmasndan, kendi z
nel kesinliinden de ayrr. Tek bir refleksiyonun sz konusu ol
duu ve o refleksiyonun da Fenomen hakknda olduu yerde ki Fenomen hibir eyi darda brakmayan btncl fenomen
dir, nk "duyulurst olan, duyulan ile alglanann, hakika
ten olduklar gibi, yani nasllarsa yle koyulmu halidir, buna
karn duyulan ile alglanann hakikati, fenomen olmaktr. O
halde duyulurst olan, fenomen olarak fenomendir."6-, anlk
kendi znel refleksiyonunu hakikatin kendisinden ayrr. Anlk,
onun iin henz nesnel olan bir fenomende kendisini tanmaz.
Fenomenin, kendi kendisini, kendisi iin ve anln ta kendi
sinde ifade ettiini grmez. Anlk ite bu yzden hakikati g
rnten ve anln kendisinden ayr olan bir zde yanstr hpk bir serap gibi. Fenomen, Fenomen olarak, kavramdr; ama
anlk, bu aamada kavramn doasn henz bilmemektedir:
"Bu i, bilin iin hem bir utur hem de hakiki olandr, nk
[bilin] ite, 'kendinde'de olduu gibi, ayn anda hem kendi ke
sinliine hem de kendi kendisi-iin-varlk olma urana sahip
tir. Fakat bu temelin henz farknda deildir, nk bu i'in
kendinde sahip olmas gereken kendisi-iin-varlk, olumsuz bir
devinimden baka bir ey olmayacaktr; oysa bu olumsuz devi

nim, bilinte halen nesnel olarak ortadan kalkan fenomendir; he


nz kendine has, kendisi-iin-varl deildir. Demek ki, i
onun iin hakikaten kavram olsa da bilin henz kavramn do
asn tanyacak halde deildir."7 Anlk ancak zbilin olarak
akl haline geldiinde bilir ki "ieriyi rtmesi gereken perdenin
arkasnda hibir ey yoktur; tabii eer oraya biz kendimiz gir-

Fenomenoloji, 1, s. 122

7 a.g.e., s. 120

Kurgusal Dnce ve Refleksiyon

79

mezsek"8 Kant felsefe, aknsal refleksiyon vastasyla, feno


menin hakikatinin, bilincin kendisi-iin oluunda, yani katego
rilerinde bulunduunu gerekten de anlamtr, fakat bu 'i
bo bir yer olarak korur ve refleksiyonunu, aknsal olabilmek
iin znel, hatta insansal kalan bir znelliin zerine doru ye
niden katlar. Bu bo , bir hayalden ibarettir: "Eer konu
sunda ve fenomen (yani anlk) araclyla onunla kurduumuz
ba konusunda yaplabilecek daha fazla bir ey yoksa, geriye
tek zm kalr: fenomenle yetinmek, yani hakiki olmadn
bildiimiz bir eyi hakiki saymak veya nce nesnellikten yok
sun olarak alnan, ama daha sonra kendinde boluk olarak, tin
sel balantlardan ve bilincin bilin olarak kurduu balanb
lardan ve ayrmlardan da yoksunluk olarak alnmak zorunda
kalnd iin kimilerinin kutsal olan diye adlandrd bu tam
boluu, hayallerle, bilincin kendisinden doan fenomenlerle
doldurmak kalr."9
Gelgelelim, fenomenin zbilinte ifade bulan bu hakikati,
grne kyasla z olarak grnr. Bu hakikat, Logos iinde
doann ve sonlu tinin zdr; grgl bilginin veya fenomen
lere ilikinin bilginin, mutlak bilgi olarak grnen zdr. He
gel bu sonucu klliyen reddetmez; sadece, anla ait bu ikilikle
yetinmeyi reddeder. nk bu durumda bir yanda z, dier
yanda varolu; bir yanda Logos, dier yanda doa; bir yanda
mutlak bilgi, dier yanda grgl bilgi olacakhr. Bu ayrm, her
terimi [bir tez olarak] koyan ve birini dierinde yanstan canl
ilikiyi ihmal eder. Oysa Mutlak, dolaymdr. Hegel'in zgn
l, refleksiyonu Mutlak'ta mevzilendirmesi ve ikilii, orta
dan kaldrmakszn amasdr. Aklsal asgari, l bir yapdadr:
tez antitez, sentez. Tezin, tek bana alnmasn hakl karacak
herhangi bir olumlu stnl yoktur. Hem tezin antitezdeki,
hem de antitezin tezdeki refleksiyonu dnlmelidir ve sentez

s Fenomenoloji, 1, s. 141

9 a.g.e., s. 121

Mantk ve Varolu

80

de bu kartln l bir birlik iinde ortadan kaldrlmas deil


dir. Byle bir ey, yani l bir birlik, olsa olsa soyut bir teze geri
dn olacaktr, ''bu sonsuzluk veya bu saf zdevinimin mut
lak devamll"lO olmayacaktr. Mutlak, tezin antitezde, antite
zin de tezde grnmesidir (yani yansmasdr) ve bu sonsuz ref
leksiyonun kendine benzerliidir, dolayszldr. Bundan t
r, aklsal asgari ancak btn bir leme olarak dnlebilir.
Anlk, terimleri birbirinden ayrr, rnein Logos ile doay bir
birinden ayrr, nk elikiyi kabul etmez; oysa akl, Mutlak
olann temelinde elikinin bulunduunu varsayan somut z
delii dnr. Logos, kendisini doa olarak yadsyan Mut
lak'tr, dolaysyla kendi iinde eliir ve onsuz var olamayaca
u tekiyi, yani kendi tekisini kendinde tar. O halde Doa,
mutlak denin bakal [alterite] olarak, Logos'ta grnr. Fa
kat doa, Logos'un grn olduu kadar, tinin olageliidir
de. Onlarn zdelikleri, elimeleri sayesinde ortaya kar ve
ortaya kan bu zdelik mutlak tindir. Logos ile doann, z ile
varolu olarak birbirinden ayrlmas, demek ki iki dnyann
rtmesi yahut akmas deildir; dolaym olarak, zdelik ve
eliki olarak, Mutlaktr. "Varlklarn birlikte srdren iki
farkl terim mevcuttur, bunlar kendilerindedir, kart olarak
kendilerindedir, yani her biri bizzat kendinin kartdr, kendi
lerinde tekidirler ve sadece tek bir birliktirler." m;gel'e, g
l grmedii iin deil, srf dile getirmekle yetindii iin ser
zenite bulunulabilir. Hegel, mant, bu ikilii birlik, birlii de
ikilik iinde ifade edebilsin diye eip bker. Bu yzden mantk
srf dolaysz varln mant deildir, ayn zamanda zn ve
grnen [videtur] varln refleksiyonunun mant da olmaya
devam eder. Nihayetinde, kavram ile anlamn, yani dolaysz
varlk ile onun refleksiyonunun zdeliinin de mantdr.
Mutlak, dolaymdr veya isel refleksiyondur, kendi elikisi
iinde kendisiyle zdeliidir.
10 Fenomenoloji,

1, s. 138

Kurgusal Dnce ve Refleksiyon

81

Hegelci dizgenin kuruluunda Logos ile doa arasndaki


iliki (bu konuya sonra geri dneceiz), Hegel'in akln ne ka
dar megul etmise, grgl bilgi ile mutlak bilgi arasndaki
iliki meselesi de onu Tinin Fenomenolojisi nde o kadar megul
etmitir. Bu sorun, iki tr bilginin, yani bir bilin olduu lde
deneyimin dsallna gmlm olan safdil veya doal bilin
ile varln ve kendiliin zdeliini bilen mutlak bilginin, bir
arada varolmas sorunudur. Bilin, kendisini nasl aabilir?
Kendisini varlktan ayrmakszn, varlktan nasl sz edebilir?
Kendiliin zerine dnmeyen bir refleksiyon, eylerin dnda
gerekleen bir refleksiyon olmaktan kan ve bunun yerine do
laysz olanla zde hale gelen bir saf refleksiyonu nasl yaaya
bilir? Mutlak bilgi, gerekten de tmel zbilin olarak dolaysz bilgi
dir, fakat bu, dolaysz olan hakkndaki bilgi, yani doal veya du
yulur bilin, deildir; kendisini, kesinlik olarak anlalan bilin
iin bir deneyim nesnesi haline getirip kavramn genel biimine
gre (znel) kesinlik ile (nesnel) hakikat eklinde ikiye blme
mitir. Uyankln uykuyu anlamaya imkan vermesi gibi, Mut
lak bilgi de duyulur bilgiyi anlamaya olanak tanr. Fakat bu
yine de yetmez, duyulur bilginin, mutlak bilginin olagelii ol
duunun, manhn halis (a priori denilen) biimleriyle sergile
yecei kategorileri, deneyimin (a posteriori denilen) biimi al
tnda sergiledii iin, kendisini mutlak bilgiyle zde gsterdi
inin ortaya konmas gerekirdi. Bu iki bilginin felsefi bilin -ki
Hegel buna Bilim der- ile grgl bilin olarak kartlahklar
grlr. "Eer bilincin bak as -kendisinin karl olan nes
nel eylerin bilgisinden ve kendisinin bu eylere olan kartl
nn bilgisinden ibaret olan bu nokta- bilimin tekisi ise -ki bu
durumda bilincin kendine yakn bulduu ey, Bilim asndan
tinden yoksun grnecektir- Bilim esi de bilin iin bir te
olacaktr; dolaysyla bilin artk ona kendisinde sahip olmaya
caktr."11 Mutlak bilgi, grgl bilgiye kendisini zorla kabul etti'

11

Fenomenoloji, nsz, 1, s. 24

82

Mantk ve Varolu

remez: "Bilim, hakiki olmayan bir bilgiyi, onun srf eylere y


nelik sradan bir bak tarz olduu gerekesiyle yok sayamaz.
Bilimin, sradan bilgiden tamamen fakl bir dzlemde bulun
duu ve sradan bilginin onun karsnda zerre kadar deeri
olmad yollu sz, bir teminat olarak alnamaz. Ama sradan
bilgi iinde bulunan daha tam bir bilginin srf glgesine de ba
vuramaz. Bu tr bir teminat verdiinde bilim aslnda gcnn
varlndan ileri geldiini bildirmektedir. Gelgelelim hakiki ol
mayan bilgi de ayn eyi yapar ve o da kendi varlna bavurur
ve Bilimin onun karsnda bir hi olduu konusunda gvence
verir. Ne de olsa, kendisinden baka dayana olmayan her te
minat en az dieri kadar deerlidir. Bilimin hakiki olmayan bil
ginin seviyesine inip daha tam bir bilginin ondaki glgelerine
bavurmas da yeterli olmayacaktr, nk bu durumda, bir
yandan sradan bilgide dile gelenin srf varlna bel balyor
olacaktr; dier yandan, o ey hakkndaki sradan bilgi hakiki
olmad iin, Bilim ona bavurmakla bu kez de hakikatsiz bir
bilme tarz iinde bulunacaktr; yani eyi kendinde ve kendisi
iin deil de yalnzca fenomen olarak bildii, daha yoksul bir
varlk tarz iindeki kendisine dayanyor olacaktr. "12
Fenomenloji'de bu ekilde betimlenip ele alnan grgl bilgi,
kendi geliimiyle birlikte genel olarak deneyim, Mutlak bilginin
Fenomenidir, grnd haliyle mutlak bilgidir ve mutlak bilgi
de ona grnen eyin aslnda kendisi olduunu henz bilme
dii lde fenomendir ve onun tezahr tmel zbilintir: "Bu
nedenle, srf baka bir bilgiyle birlikte sahneye giriyor diye Bi
limi fenomen olarak dnmek veya bu bal<a bilgiyi onun ha
kiki olmayan, aslsz bir grnme tarz olarak saymak arasnda
bir fark yoktur." Felsefi bilin, fenomenal bilincin att adm
lan takip ederek, daha evvel getii yoldan geer, mutlak bilgi
nin deneyimde nceden beri kendini belli belirsiz gsterdiini,
fakat deneyimin ancak kendini mutlak bilgi diye bildiinde
12

a.g.e., s. 68

Kurgusal Dnce ve Refleksiyon

83

mutlak bilgi haline geldiini ortaya koyar. Fark udur ki, mut
lak bilginin, deneyimin tesine ve bilinmeyen sakl bir ze, art
alanda duran bir uyuyan bilince ulamaya almasna arlk ge
rek yoktur, Logos'taki tmel zbilin, Anlam ile Varln, ken
dinde olan ile kendisi-iin olann, varlmaya allan zdelii
dir ve refleksiyon orada varlkla zdetir.
yleyse kurgulayc manhk, kendisini varln dili olarak
kurduu lde, dogmatik Metafiziin -zn mutlak dnyas
nn, dnlr bir dnyann- yerini alr. Bununla birlikte, bir
noktay srarla vurgulamak gerekir: Dnlr dnya yanlsa
mas, kanlmaz trden bir yanlsamadr, nk tm diyalekti
in bir urana karlk gelir - fakat yine de sadece bir urak
tan ibarettir. Varlk kendisini yadsr ve z haline gelir, grnr. Lo
gos'un doadan (ve sonlu tinden) veya mutlak bilginin grgl
bilgiden ayr olmas gibi, fenomenden ayr olan z de, sz ko
nusu Logos'un doada, doann da Logos'ta (bakalk olarak)
veya mutlak bilginin grgl bilgide grnd lde, kapsanp
alm bir grntr; her halkarda, grnr. Aslnda z u
ran belirleyen tam da bu grnmedir -bilince karlk gelen bu
ontolojik kavramdr. Her grnme, bir terimden dierine gnde
ren bir refleksiyondur, ama refleksiyon salt znel deildir, ken
dinde olanla, zne olarak varlkla ilgilidir. Gelgelelim bu ayrm,
refleksiyon kendi kendisini tam da bu grnme hareketinde ve
dsal deil de isel bir refleksiyon, bir dolaym veya mutlak bir
refleksiyon olarak gsterdiinde alr. Dolaysyla grn,
zn karl deildir, zn ta kendisidir. Grn zn gr
n olduu lde, z bir grntr. Logos, kurgusal yaam
olarak, urayla birlikte Selbst-bewusst-sein'dr: dolayszlk
olarak varlkhr (sein), varln grnmesidir (bewusst) ve anlam
veya kendiliktir (selbt).
Hegel, Logos'tan sz ederken drak, herkese ak bir dil kul
lanr: "Manhk, yani saf akln dizgesi, saf dncenin krall
olarak anlalmaldr. Bu krallk, maskesiz ve rtsz halde, ol
duu gibi olan, yani kendinde ve kendisi iin varolan, hakikat-

84

Mantk ve Varolu

tir. Dolaysyla bu ieriin, doann ve sonlu tinin yaratlmasn


dan evvel kendi ebedi z iinde bulunan Tanr'nn tecellisi ol
duu sylenebilir."13 Bu dilin herkese ak, drak karakteri,
"dolaysyla... sylenebilir" ifadesinin yan sra Logos'un doa ve
sonlu tin karsnda sahip olduu ikircikli ncelikte de kendini
gsterir. Aslnda Hegel iin nce bir tanrsal dnce, sonra da
doa ve yarahlru, sonlu bir tin yoktur. Yarabtn szc, tasa
rma ait bir szcktr. Basite, doann ve sonlu tinin (bilin
olarak bilincin) daima bakalk esi olarak koyulduunu bildi
rir. Doa da hpk Logos gibi kendi bana tanrsaldr, btn
l iinde alndkta Mutlaktr, fakat bu btnlk ancak doay
Logos ile zdeletirip onlarn somut btnln kavrayan
Tin iin mevcuttur. Manh eski metafiziin yerine geirmek,
ayn zamanda, yklemlerini nceleyen bir dayanan [substrat],
rnein akn bir Tanr'nn, bak an amaktr. "Bu sebepten
tr, rnein 'Tanr' adn kullanmaktan kanmak daha m
nasip olacaktr, nk bu szck dorudan doruya bir kav
ram akla getirmekten ziyade, belli bir zne/konu iin sabit bir
nokta tekil eden bir zel addr. Oysa varlk, Bir, tekillik, zne
gibi szckler, dorudan doruya kavramlar gstermektedir
ler." Manbn diyalektik sylemi, tek bir ey hakknda, nceden
varolan bir Mutlak hakknda bir sylem deildir, somut Tmel
olarak varolduu srece, doa veya grgl bilgi olan bu kendi
dsallndan kendisini kurtarm olarak gsterdii srece ve
bu dsalln ta kendisinin kavramn, yani grnnn te
melini kendisinde tad srece, Mutlak'n bizzat kendisidir.
Bu grn mevcut olduu iin, bu urak, kendini, duyulur
imin imlemde tamamen grnmez hale geldiinden daha fazla
silemez; im olarak ortadan kalkar, fakat o zaman imlem gr
nr; imlem orada duyulur yolla varolur ve kendi grnn
bizzat kendisi kavrar. Bu dolaym hareketi, onun, grnn
arkasnda yer alan ve kendi grnnden nce var olacak tam3

Mantk, 1, s.31

Kurgusal Dnce ve Refleksiyon

85

l iindeki bir z biimi iinde bulunmasna gerek kalmakszn


varolmasn salar. te bu bir tr zorunlu yanlsamadr, bir e
it ontolojik mutsuz bilintir. "Szgelini din, dnen tindir,
fakat kendisi hakknda dnmedii gibi kendisini de dn
mez. Dolaysyla bu tin ne kendiyle-zdeliktir, ne de dolaysz
lktr."4 Felsefe ise, aksine, "yeniden tesis edilmi dolayszlk
tr." Kendisini ve yabanclamasn, doada ve sonlu tinde kav
rar, fakat bu kavray, akn bir teye gndermez; kendisi iin,
"doa ile tinin onda tek bir varlk olduklar" fakat sadece 'ken
dilerinde' yle olduklar kesinlik olan bu mutlak bilgiden baka
yerde bulunmaz. Tin, ite bu kendinde olann kendisi iin bilgi
si haline gelir. Bu 'kendinde', grnr, kendisini koyar; ref
leksiyonun bu ekilde dolayszlkta koyulmas, kendini nce
den varsaymayla edeerdir. Logos, [nihai olarak] konulabil
mek iin, kendisini, kendini-nceden-varsayan olarak koyar.
Mutlak kendisini nceden varsayar, ama bu haliyle yalnzca
kendini-koyma olarak varolur. "Mutlak hakknda sylenebile
cek olan ey, onun bir sonu olduudur, yani ancak sonda ha
kikaten olduu ey olur." Grnme, grnen bu 'kendinde'ye
gnderir. Bu kanlmaz serap, yani anln indirgenemez bir
ikilikte katlap kalmas, ite bu yzden ortaya kar. Gelgele
lim, mantk bu serab anlamakla, Mutlak'n, terimlerden birinin
dierinde grnmesinin ta kendisi olduunu kavrar ve ayn za
manda bu grnmenin, bu mutlak refleksiyonun, anlamn
refleksiyon hareketi iinde yeniden bulunan dolayszl oldu
unu da kavrar. Katlam, donmu ikilik ite o zaman zlr
ve alr.
Demek ki mutlak bilgi, kendisini doada ve sonlu tinde ba
tan varsayan bir sonutur. Keza Logos da salkl insann anl
na ncelikle bir "glgeler diyar" gibi grnr. Gerein bi
limlerinin somut zenginliklerinin ona eklendikleri grlr. Yine
de anlk, gerei ele alan bu bilimlerden Logos'a geri dnerek,
14 lenenser Realphilosophie, Lasson-Hoffmeister edisyonu,

1805-1806, s. 272.

86

Mantk ve Varolu

bu Logos'un her tikel hakikati aydnlatan, hatta onlar hakikat


klan k olduunu kefeder. "Felsefenin genellikle ierikten
yoksun biimsel bir bilgi olduu kabul edilir. Oysa ierikte ha
kikat adna her ne varsa, ancak felsefe tarafndan aa kar
lrsa hakikat adn almaya hak kazanabilir. Dier bilimler felse
feyi bir kenara brakarak, kl krk yaran akl yrtmeler yo
luyla ilerleme kaydetmeye alsalar da, felsefe olmakszn, on
larda ne yaam ne tin ne de hakikat bulunabilir." s Tm eylem
lerimizde ve bilgimizde rtk olarak var olan bu kategorileri
gz nne almakszn, adeta bir maarada yayoruz. Onlar
refleksiyonlanmzm konular haline getirmiyoruz. "Bir ey her
kes tarafndan iyi biliniyorsa, iyi bilinmiyor demektir." Fakat
dncenin nihai hedefi, bu duyulur dolayszl kapsayarak
ap anln belirlenirnlerine ykselmek ve bu tikel belirlenim
leri, dncenin yahut Tmel olann mutlak biiminin birer u
ra olarak kavramaktr. "tkiler ve igdler olarak etkide bu
lunan bu kategoriler eitlilik gsterirler ve bu nedenle zihne ilk
olarak kark bir halde nfuz ederler ve ona ancak blk pr
k bir gereklik sunarlar. Onlar bu saf olmayan, kark halle
rinden kurtarp ak klarak tini zgrle ve hakikate ulatr
mak, manhn en yce devidir." 6 Ne var ki mevzubahis haki
kat ile zgrln, gnlk hayatta dndmz ve tikel bi
limlerde karmza kan grgl hakikat ve zgrlkle arhk il
gisi yoktur. Sz konusu zgrlk ile hakikat, mutlak biimdir,
"kendisinde dolaysz olarak varl ve o varlkta da btn ger
eklii banndran" 7 ve belirlenimleri arhk dolaysz belirlenim
ler olmaktan kp bu biricik biimin uraklar haline gelmi
olan, belirlenimlerin onda zndkleri, onun da belirlenim
lerde kendini anlad, kendinde tmeldir. "Mademki kendi
bana devinen tmellik, blnm yaln kavramdr (kendisi ve
kendi tekisi olarak blnm tmeldir, varlktr), bu kavram

1s Fenomenoloji, 1, s. 53
16
17

Mantk Bilimi, 1, s. 16
Fenomenoloji, 1, s. 250

Kurgusal Dnce ve Refleksiyon

87

bu haliyle, kendinde tam bir ierie sahiptir ve her ierik gibi,


duyulur varlk olmakszn vardr. Bu ierik, biimle elimez ve
ondan ayr da deildir: Bu ierik her eyden evvel biimin ta
kendisidir, nk sz konusu biim, kendini saf uraklarna
ayran tmelden baka bir ey deildir." s Bu uraklar genel
likle mantksal yasalar ve biimsel yasalar diye anlalmaktadr,
bu yzden yabanc, dsal bir gereklikle ilgililerdir. . Aslnda
belirli bir ierikleri vardr, yaltlm halde gzlemlenirler, fakat
onlar sabitleyip yaltan gzlem, onlar btncl biimin u
raklar olarak tanmaz; onlarn diyalektik rasn gz nne al
maz, onlar kendini dnmekle varl dnen dnce ile
varl dnmekle kendini dnen dncenin ortaya kn
srecinde, olageliinde mevzilendiren, konumlandran eyi bil
mez. "Gzlemlemek, bilmenin kendisi deildir ve bunun da
farknda deildir; aksine, bilginin doasn ona varln biimini
vermek suretiyle dntrr."
Demek ki kurgulayc manhk, deneyimlenen tmel belirle
nimleri yalhlmlklar iinde ele alr, fakat onlardan kurallar
yahut aralar oluturmaz. Onlar kendinde ve kendisi iin kav
rar, yani geliimlerinin temeli ve zemini olan tmelin uraklar
olarak kavrar. Bu belirlenimler arhk, deneyimin a posteriori'si
olan duyulur dnyada olduklar gibi birer nesne (Gegenstand)
deillerdir, mutlak bir treyiin/olageliin (Ensthehen) evreleri
dir. Onlarn zorunlu ve apriori karakteri bu mutlak olagelite
bulunmaktadr. Fakat bu a priori, a posteriori ile zdetir. Bu a
priori, duyulur olmakszn, kendisinde bakal ve belirlenimi
kapsar, kendi tmelliinde, duyulur olan her eye dayanak te
kil eden anlksal yapy barndr, onun kendisi iin hakikatidir.
Hegel bu felsefi manh, dardan gerekletirilen bir hesapla
maya dayanan matematiin karsna koyar, fakat matematiin
kendi geliimi ile bu kategorilerin balantsn kyaslamaktan
da geri kalmaz. "Baka hibir konu yoktur ki dnce kadar
s Fenomenoloji, 1, s. 250

88

Mantk ve Varolu

kendini zorunlu geliimi iinde ayn anda hem kesin hem de es


nek olarak sergileyebilsin. Dolaysyla mantk biliminin, mate
matii dahi amas gerekecektir, nk baka hibir :Konuda
ayn lde zgrlk ve bamszlk sz konusu olamaz . Bu tr
bir tasarnn hayata geirilebilmesi iin, tpk matematiksel ta
rutlamalarda olduu gibi, tantlamann aamalarnn hibirinde
o aamaya sk skya bal olmayan ve ondan nceki aamadan
devirilmeyen hibir kategorinin veya refleksiyonun ortaya k
mamasn gerekir." O halde bu grevin insansal bakmdan ya
rath gl grmek gerek; bu mant anlayacak olan filo
zof, ona srekli tarihsel yorumlar, eyin kendisinin dnda ka
lan refleksiyonlar ekleyecektir. Kategoriler zincirinin halkalarn
onlarn ikin dzenleri iinde yeniden aa karmaya ala
caktr. Gelgelelim bu bakmdan onun yapt yetkinletirebilir,
nk bu halkalar, snrsz (ama henz kendi stne kapal) bir
an uraklandr. Filozof, bu diyalektie, kendi bireysel reflek
siyonlann ona katmakszn, katkda bulunmak zorunda kala
caktr, fakat bu diyalektik ile mevzubahis refleksiyonlar arasn
daki mesafeyi korumak daima zahmetli bir itir. Bundan dolay
bu kurgulayc mant, onun hayata geirilmesi srasnda ger
ekleen insansal hatalardan kesin olarak ayrmak gerekecektir.
"Yeni ve bir eit bamsz felsefe kurmaya alanlara Platoncu
deneyimle ilgili olarak, Platon'un, Devlet kitabn yedi kez elden
geirmi olduu efsanesi hatrlatlabilir. Ayn eyi daha esasl
bir ilke zerine temellendirilmi, daha g bir konu ve daha
zengin bir ierikle kar karya bulunan modem bir alma
iin de syleyecek olursak, almann yedi deil, yetmi kez
elden geirilmesi gerekir, dolaysyla yazarn bunu yapabilecei
bo vaktinin de olmas gerekir. Dolaysyla, yazar, stlendii
grevin bykl karnda, d koullarn basksna ramen
muvaffak olduu eyle avunmaldr; iinde yaad zamann
ilgilerinin blnml, muazzaml ve eitlilii karsnda,
gelimelerin ba dndrc hz ve enginlii karsnda, me
galesinin faydasz yahut nafile olduu konusunda herhangi bir

Kurgusal Dnce ve Refleksiyon

89

vesveseye kaplmadan, ona az da olsa yer amay, bilgiyi ara


yan dncenin dinginliine snmaya devam etmeyi ihmal
etmemelidir."19
Her halkarda, Hegel bu manhn mutlak olduundan ku
ku duymaz. Onun hayata geirilmesiyle ilgili kusurlar diyalek
tik sunumun yeterince esnek olmayna veya belirlenmi kate
gorileri tekil eden tek tek u ya da bu dme balanabilir, fa
kat manhn zgl rasna balanamaz. Logos gerekten de tek
ve biricik kavramn uraklar olduklar lde btn belirle
nimlerde dnen kavraytr; bu belirlenimleri uraklar haline
getiren ey, tmel olann isel refleksiyonudur, onun tz deil,
dolaym olarak sergileniidir. Bu yzden, bu tmel bir yaam
dr; belirlenimlerle kartlamak yerine onlar uraklar haline
getiren, kendi zerine dnk bir yaamdr. Manhn yntemini
onun kendi geliiminden ayrmamza engel olan ey, ite bu i
kin refleksiyondur. Bu refleksiyon, her belirlenimin ieriini, o
ierii zmseyen biimle zdeletirir. Bu zdeleim, mutlak
bilgiyi dier btn bilgi trlerinden ayrmamza izin verir
-yntem ile ierik birbirinden aynlmaz- ve u ya da amlama
nn olas eksikliklerine ramen, ona hangi anlamda mutlak bilgi
dendiini ortaya koyar. Beri yandan, mutlak bilginin nceden
mevcut bir temeli yoktur. te yandan, bu bilgi zorunlu olarak
dngseldir ve bu iki ayrt edici zellik birbirine sk skya
baldr.
Her grgl bilim ncelikle bir ierie ihtiya duyar; bu ie
rii dardan alr ve onu tikel, belli bir ynteme gre inceler.
Matematik de bu zel kken gereksiniminden kaamaz. Tanm
lardan ve aksiyomlardan hareket eder, bu aksiyomlar tarafn
dan belirlenmi belli bir ierikten yola kar ve bu aksiyomlar
ayn zamanda konunun temelleri hakknda gerekletirilen bir
refleksiyonun rnleri olamazlar. Oysa manhk veya kurgusal
felsefe iin bu mmkn deildir, nk onun sabit yahut zel

19

Mantk, I, s. 7

Mantk ve Varolu

90

bir temeli yoktur, buna sahip olamaz, nk byle bir temel,


onun hakkndaki refleksiyona yabanc olacaktr, dsal kalacak
tr. Dolaysyla, Manhn balangc baka hibir eyin balang
cna benzemez, kendi bana saf refleksiyondur ki o da ayn za
manda varlkhr; dolaym, kkeninin dolayszl iinde haliha
zrda oradadr. "Diyeceimiz yalnzca udur ki, gkte, doada
veya tinde yahut baka herhangi bir yerde dolayszl barndr
d kadar dolaym da barndrmayan hibir ey yoktur; bu
ikisi grnte birbirinden ayrlmaz ve onlarn kartlklar hi
lie tekabl eder."20 Bu alm kartlk, kendinden baka te
meli olmayan, gerekelendirilmesi gerekecek baka bir eye
bavurmayan, fakat kendi bana dolayszlk olduu kadar b
lnme ve refleksiyon da olan mutlak bilgiye gtren, bilincin
sonlu bilgisinin sonucudur, yani

Fenomenoloji'nin

sonucudur.

Bir balangca duyulan gereksinim, eer mutlak bir balangca,


kendisi de dolaym olmayan bir dl'>laysza varmay hedefli
yorsa, aldahc bir gereksinim olacaktr. Bununla birlikte, mutlak
bilgi varlktan balar, fakat bu varlk ayn zamanda rtk ola
rak, varln bilgisidir de. Dolaym kendisini varlktan hilie,
hilikten de varla gei, yani birinin dieri araclyla belir
lenmesi olarak sunar. yleyse bir kkenden hareket etmez, ba
lama hareketinin ta kendisinden yola kar,

Varlk, Hilik

ve

Olu

aklsal asgari

olan

lsnden, yani bir dolaym olarak

Mutlak'tan, fakat onun dolaymsz halinden, yani olageli 'bii


minden, balar. Bununla birlikte, refleksiyon olan bu kken,
zgn geliim sreci iinde kendi kendisini gerekelendirir:
"Bilim iin lazm gelen, balangcnn saf dolayszlk olmas de
ildir, btnnde bakldkta ilk olann son haline geldii, son
olann da ilk olduunun aa kh, kapal bir ember olmas
dr."21 Varln ayn zamanda kendi kendisinin anlam olmas,
yani varln bilgisi olmas, nceden varsaylmtr, fakat ba
lang noktasna koyulmamtr. Varlk, kendinde, varln bil-

20 Mantk, 1,
1 Mantk, 1,

s. 52
s. 56 ve devam.

Kurgusal Dnce ve Refleksiyon

91

gisidir. Onun anlalabilirlii ilk olarak onun kendi hiliidir,


yani temeli olmayan varlk olarak, balangca koyulmakszn
orada olan dayanak olarak, saf ve yaln ortadan kalkdr. te
bu sabit temelin yadsnmas, mutlak bilginin esidir. Demek ki
bu bilginin bir temeli yoktur, fakat o yine de vardr ve onu ha
reket ettiren de bu i elikidir. Gelgelelim onun varl sadece
kendini batan varsaymaktan ibarettir, hakikaten olduu eyi
ancak sonda olacaktr. O, Tmel olann belirlenimlerinin b
tnln anlam esinde, a

priori ede koyan bu mutlak ola

geliten -betimlenmeye ilk kez Parmenides tarafndan balan


m olan bu kurgusal yaamdan- ibarettir. Nitekim Tmel olan
kendisinden baka hibir eyi bilmez ve kendisinde tm varl
bilir, dolaysyla merkezden da doru giden sonsuz bir
refleksiyondur. Orada olmadan nce orada vardr, bu onun e
likisidir, varl ile refleksiyonunun onun kendi dna kmak
szn hareket etmesine izin veren elikisidir (dolaysyla hem
analitik hem de sentetik olarak kendini gelitirmesine izin ve

rir).

O, kendi kendisini dnr, yani kendisini koyar, fakat

varl bu isel refleksiyondan ibarettir, yani kendisini nceden


varsayan olarak koyar, kendisini dnerek kendi zerine d
ner. Onun ilerleyii, kendi zerine kvrlmadr, gelecee ynelik
varlnn, gemie dnk olarak gerekelendirilmesidir. Bu
e, bu dolaysz refleksiyon ortam, kurgusal bilgidir, yani tm

a posteriori'nin, mutlak olageliin a priori'sine aktarlmasdr. Bu


aktarm Mantk olarak metafiziin bizzat kendisidir, uzayda ve
zamanda tikellemi her varolann olan kurgusal hayattr.
nsan, hakikatin onda dile geldii varlk olmas bakmndan, iki
ekilde yanlabilir. Birincisi, tikel nesnelere yakn durup onlar
tarafndan bylenir ve bu nedenle onlar aan tmele, yani bu
nesnelerin anlalmasn tek bana olanakl klan bu ak or
tama ulaamaz. kincisi, bu belirlenimlerden syrlmakla, onlar
yadsmakla, bu tmelde kalr, biimi olmayan bir grde, rne
in ''btn inekler siyahtr"da kalr. Bu Tmel o zaman tm
varolanlarn hiliinden ibaret olur. Oysa Varl Hilik iinde,
belirlenimi Tmel iinde dnmek gerekir. Kurgulaya man-

92

Mantk ve Varolu

hk, tm belirlenimlerin kendilerini zndrdkleri ve belirgin


hale getirdikleri srecin merkezinde bulunan somut Tmeldir.
Kurgulayc manhk, Kant'n hem tanrya ykledii grsel an
lkbr hem de insana atfettii gidimli anlkbr; bu ura ken
disinde kapsayan diyalektik sylemdir.
"Mantksal olann yn vardr: 1) soyut grnm veya
anlksal yn, 2) diyalektik grnm veya olumsuz anlamda
aklsal yn, 3) kurgulayc grnm veya olumlu anlamda
aklsal yn."22 Bu grnmlerden ilki, anln kavrad ve so
yutlad seik belirlenime ilikindir, bir olumsuzlanma olarak,
olumsuzluunun bilincinde deildir; ikincisi, belirlenimleri or
tadan kaldrana ilikindir, ilk ura bir olumsuzlanma, ama srf
olumsuzlanma olarak kavrar. Her belirlenme, kendinde bir yad
snmadr. Belirlenim, hilik zemininde ortaya kar. Eer varlkla
hilik arasndaki kartlk -ki bu yine de anla ait bir kartlkbr
kalc olsayd, kukuculuk bu ikinci diyalektik uran aikar so
nucu olacakt. Oysa Mutlak dolaymdr ve her "hilik, onu dou
ran eyin hiliidir", dolaysyla nc urak, diyalektiin
olumlu yann aa karr. O, tek mutlak olumlanmadr yahut
koyulmadr, nk olumsuzlanmann olumsuzlanmasdr ve
varl hilikte, tikeli de mutlak bilginin Tmelliinde kavrar.
Mutlak bilginin bu esi, doa ile sonlu tin olmakszn var
olamaz -nk felsefe kendi kendisine yabanclamaldr- fakat
kendi yabanclamasn kavrar; kendisini kapsayarak her ba
kal da kapsar, fakat onlar gereklemi mutlak de olarak .
uzay ve zamanda da var olan Tmelin balants iinde kapsar.
Buradan Mutlak'n, Logos, Doa, Tin olarak diyalektiine geri
dnyoruz. Fakat bu diyalektik bile kurgulayc felsefeye aittir.

22 Ansiklopedi, 79

Kurgusal Dnce ve Rejleksiyon

93

Refleksiyon ve Refleksiyonlar
"Seni ilk geldiin yere tertemiz yolluyorum.
Bak kendine . . . "

'

Mutlak, refleksiyondur; baka bir deyile Hegel'e gre felsefi


bilgi, varln bilgisi olduu lde kendiliin bilgisidir. Fichte'

nin

en azndan ilk haliyle bir Ben felsefesi olan felsefesi ile

Schelling'in Doa felsefesi, baz bakmlardan Hegel'in felsefesi

nin

tarihsel dayanaklarn olutururlar. Dizgeleri snflandrp

bir znel idealizmden, bir nesnel idealizmden ve bir mutlak


idealizmden sz eden, tarihin ematik vizyonu, yzeysel ve ye
tersiz olmakla birlikte, Hegel'in kurgusal bilgiden ne anladn
kavramak iin uygundur. Bizzat Hegel

Fenomenoloji'nin

ns

znde ve mutlak bilgi hakkndaki son kesiminde, bu znel ve


nesnel idealizme bavurmutur.
znellik olarak, 'ben'in devinimi olarak, sadece kendi et
kinliini bilmek isteyen ve kendi etkinliini o etkinliin rnle
rinden ayrmaya alan, koyma edimini koyulandan ayrmann
yollarn arayan refleksiyon, indirgenemez olan bir antitezi y
rrlkte brakan bir tezin stnlne vard srece, Hegel'in
kabul etmedii bir tutumdur. Bu idealizm, ilkece 'ben'den baka
hibir eyin var olmadn,

'ben'in her ey olduunu

ileri srer;

aslnda snrlarn srekli deitirecek olursa, onlar grmezden


gelemez, 'ben'in srekli karlah ve srekli yeniden do
duklarn mahede ettii engeller olarak kalrlar. Kendisini
kendisiyle kartlaarak koyar, olumlar, fakat bu kartlk indir
genemez bir kartlkhr. "Bu idealizm de hpk Kukuculuk gibi
kendisiyle elien bir ikirciklik haline gelir, yalnz u farkla ki
Kukuculuk kendisini olumsuz olarak ifade ettii halde, bu
idealizm kendisini olumlu olarak ifade eder. Yine de elikili

Le cimetiere marin [Deniz Mezarl] iirinden: "Je te


rends pure a ta place premiere, Regarde-toi ... " (ev.)

* Paul Valery,

94

Mantk ve Varolu

dncelerini -saf bilincin tm gereklik olduu dncesi ile


harici etkilerin, duyumsamann ve duyumsananlarm tasarmla
rnn ayn lde gerek olduklar dncesini- birletirmek
konusunda en az Kukuculuk kadar baarszdr. Onlar birle
tirmek yerine, ikisinin arasnda gider gelir, yani kt olana, du
yulur sonsuzlua saplanp kalr."23 Bu idealizmin hatas, 'ben'in
ierie saplanp kalacan, kendi rnnde boulacan gr
mekten korkarak, onun etkinliini snrlandrmasdr. Bu yz
den "benim ["bu bana ait"]" dediinde karsnda hep tekiyi
bulur; doadan, yalnzca doa hakkndaki bilgiyi korur, nk
o bilgide 'ben', kendisini bulur, kendisi zerinde dnr. Fa
kat onun derinlerinde, bu doa iinde, kendi zerine dnen
ben'den kurtulan bir kalnh, onun kendini-koyma etkinliinin
bir snr vardr. Soyut 'Benim' de akl tm gereklik olduu iin
ve teki de bu 'Benim'e kaytsz, yabanc bir ey olduu iin,
burada aa kan ey, daha evvel duyum [visee] olarak, alg
olarak ve duyumu alglayp anlayan anlk olarak karmza
kan akln, tekiyi bilme tarzdr."
"Bu idealizm," diyor Hegel, "akln soyut kavramn hakiki
sayd ve onaylad iin bu elikiye der. Bundan dolay
gereklik ona akln gereklii deilmi gibi grnr, dolaysz
grnr; oysa akl ayn zamanda tm gereklik olmak zorun
dayd."24 Bu soyut kavram, kendisini 'ben' olarak koruyan,
elikiye dmeden kendisiyle zdeleen 'ben' kavramdr.
Gerekten de 'ben'i veya Kendilii ralayan ey, bu kendini
koyma, kendi zerinde dnme, kendini kendinde yeniden
bulma hareketidir. 'Ben', 'ben'dir: Hegel'in, "Hakikatin doum
yeri" olarak kabul ettii zbilinci ifade eden forml budur.
Gelgelelim, bu soyut biimi alhnda bu zbilin, kendi bamll
n snamaldr. Bu zbilin "kendi btnlnde tmel gc
ve nesnel z yeniden tanmaldr."25 Buna karn nesnel ideaFenomenoloji, I, s. 202
s. 203
25 Fenomenoloji, 1, s. 166
23

24 a.g.e.,

Kurgusal Dnce ve Refl.eksiyon

95

lizm -eer bundan Schelling'in idealizmi anlalacak olursa


soyut 'ben'i ve bilgi felsefesini, 'ben'in her ey olduunu deil,
her eyin 'ben' olduunu gstermek iin aar, yani doann var
olduu yerde 'ben' de dolaysz olarak vardr. Schelling, Ben fel
sefesini bir doa felsefesiyle dengeler, iinde bilginin ve doa
nn,

dncenin ve varln, Spinoza'run tz iinde olduu

gibi birbirlerini atklar, bir Mutlak felsefesine ular.


Hegel, Ben felsefesini reddettii gibi bu Mutlak felsefesini de
reddeder. "'Ben', tzselliin ve nesnelliin biimi karsnda,
zbilin biimi iinde, kendisine yabanclamaktan korkuyor
muasna kendisini korumak zorunda deildir. Tinin gc,
kendi yabanclamasnda ayn tin olarak kalabilmesinde ve hem
kendinde hem de kendisi iin olmasnda, yani kendisi-iin-var
ln kendi ura olarak koyduu gibi, kendinde-varln da
kendi ura olarak koyabilmesinde sakldr. 'Ben', farkllklar
Mutlak'n dipsiz derinliklerine atan ve orada onlarn ayn ol
duklarn ifade eden bir

tertium quid

de deildir. Bilme, daha

ok, farkllaan eyin kendi bana hareket edip kendi birliine


geri dnn seyreden bu grnte etkinsizlikten ibaret
tir."26 Kurgusal bilgi elbette zbilintir, ama varln tmel
zbilincidir ve varlk da her trl refleksiyonun tesinde kalan
bir Mutlak deildir, kendi zerine dnenin, kendi hakknda
dnenin bizzat kendisidir.

zdelii diyalektiktir,

Varlk ve kendilik zdetir ve onlarn

tezin basknln, antitezin madunluunu

ve bu yzden sentezin teze ulamak iin srdrmek zorunda


kalaca sonu belirsiz abay darda brakr. Mutlak, znedir;
onun kendisiyle zdeliidir, kendi zerine dndr; keza
onun elikisidir de. Kendilik, tm gereklikte kendini bulur.

Her ey 'ben'dir, fakat orada

olan, bulunacak bir eydir; orada,

kendi dndaki yabanc bir ierikte bulunur, kendine yabanc


lama olarak bulunur. Tersine gidildikte, bu ierik kendisini
aydnlatr, kendi kendisinin zerinde dnr. Kendisini kur-

26

a.g.e.,

s.

309

96

Manhk ve Varolu

gusal bilgi olarak aydnlatan, kendi zerinde dnen bu Ev


ren, felsefenin ilgilendii balca eydir. Gelgelelim bu refleksi
yon dsal deildir, kendi refleksiyonundan nce varolan bir
Mutlak hakknda dnmez, kendisini dnd eyden ay
ran bir benliin gerekletirdii bir ilemi deildir. Mutlak,
refleksiyonsa, refleksiyonun kendisi de mutlak olur; varla d
ardan eklenmi znel bir ilem olmad gibi, refleksiyondaki
kendilik de bir antropoloji veya fenomenoloji tarafndan hesaba
katlan insansal nitelikli kendilik deildir artk. Tinin Fenome

nolojisi'nde zbilincin refleksiyonu, yine de insansal bir refleksi


yondur; 'ben'in kendisini bir baka 'ben'de grmesine, kendi
varl olmasna ramen yine de ona bal olmayan bir ya
amda ve iktidar ile servet olarak cisimleen bir toplumsal kuv
vette kendini kefetmesine imkan tanr. Ne var ki bu reflek
siyon, Mutlak'n refleksiyonu deildir, yani Mutlak'n refleksi
yonu olarak kurgusal bilgi deildir. Kendilik, Varln Kendisi
olabilmek iin, merkeze salt ve yalnzca insan almay brakma
ldr. Varl ileri sren, ortaya koyan formlde Varln kendi
lik olduu dile getirilmitir, nk "Varlk varlktr" nerme
sinde varlk kendisini koyar, ikiye bler ve kendisiyle balanh
kurar. Bu somut zdelik, kendiliin ta kendisidir ve kendi-ol
madr (terimin iki anlamnda aro'tur yahut ipse'dir). "Mutlak,
znedir" demek (Hegelcilik sonras baz yorumlara karn)
Mutlak'n insan olduu anlamna gelmez, insann, doann
zlmemi elikisinin (hem Logos oluunun hem de Logos-ol
mayan oluunun) ak klnp ald orada-olmaklk olduu
anlamna gelir. nsan, Logos'un ve kendisine dnen, kendini
dnen varln yuvasdr. nsan, insan olduu iin, insan ola
rak da kendi zerinde dnr ve Fenomeoloji'nin insanl, ant
ropolojik bir gzergah boyunca bir yuva olarak kendini gste
ren tmel zbilinci dourur. Fakat ulah refleksiyon, varlk
olarak kendi Logos'u iinde temel bulan Mutlak'n kendi
refleksiyonudur. Mutlak bilginin ve sonsuz bir dolaym olarak
Mutlak'n bu ras, varolann sz konusu temelinin bir sonu

Kurgusal Dnce ve Rejleksiyon

97

olmasnda, varolanda kendisini nceden varsayan bir sonu


olmasnda gsterir. Kurgusal bilgi, bu paradoksu doann ve
tinin bilgisi ile Logos arasnda kurduu ilikilerde yeniden bu
lur. Kurgulayc mantn dizge iindeki yerinden, elikiye
dmeden sz edilemez, nk bu mantk bir bakma her ey
dir, varolan her eyin varldr. Baka bir bakma ise bir doa
ve bir tin felsefesine kadar kapsamn genileten bir dizgenin
parasdr. Fakat bu elime, Logos' un zorunlu olarak kendisin
den fazla bir ey olmasyla balantldr. O, kendisinin ve kendi
tekisinin birliidir. Onu bir para olarak ele aldmzda, bir
glgeler diyar olarak grebiliriz; ama sonra, kendisine btn
sellik olarak geri dndnde, orada, doay ve sonlu tini an
lamaya tek bana imkan veren ve onlar kendinde barndran
da grebiliriz.
Plotinos, V. Ennead'nda Aristoteles'in u tezini inceler: "Akl
(vov) ya kendisini dnr ya da kendisinden baka bir eyi
dnr. Eer kendisinden baka bir eyi dnrse, dn
d ey ya hep ayndr ya da bakadr (eitlidir, deiken
dir)." Aristoteles, onun iin dnya anlamna gelen deien bu
eyi kaderine terk eder ve ilk seenei tercih eder - kendisini
dnmeyen dnce, kendisini dnen dnce tarafndan
askya alnr. Oysa Plotinos'ta ayn durum sz konusu deildir.
Akl dnlebilir olanlar dnmekle kendini dnr. O,
kendisini her dncede dnen bu [tanrsal] anlktr. Yine de
kukucular bu kendini bilmeye ilikin, belirleyici olduunu d
ndkleri bir itiraz gelitirmilerdir ve Plotinos bu itiraza
Enneadlar'm V. kitabnn 3. blmnde yeniden cevap verir. Bu
itiraz, Sekstus Empirikus tarafndan u szlerle dile getirilir:
Akl kendisini dnrse, kendisini ya btnyle idrak eder
ya da ksmen idrak eder. lki mmkn deildir, nk kendi
sini btnyle idrak ederse, hem idrakn kendisi olacaktr hem
de idrak edilen olacaktr; tmyle idrak eden olursa, artk idrak
edecei baka bir ey olmayacaktr. Akl, kendisini idrak etmek,
tanmak iin, bir parasndan yararlanamaz, nk o durumda
,

11

98

Mantk ve Varolu

bu parann kendisini nasl idrak edecei sorusu yant bekler.


Eer bu para kendisini tamamen idrak ederse, idrak edecei
baka bir ey olmaz. Bunu kendi paras vastasyla yapmaya
kalksa, o zaman da bu parasnn nasl idrak edilecei sorula
caktr, dolaysyla bu byle sonsuza dek srer." Bu kmaz
[aporie], kendisini dnen dncenin iine dt elikiyi
aydnlatr; neticede akl tekiyi kendi ynelimsel yapsnn d
nda asla bilemez ve kendi zerinde dnd zaman ya
kendini deil ancak tekini bilebilir ya da biimsel kalr. Plotinos
daha sonra Bergson'un da verecei yanta benzer biimde bu
itiraza ruhun bklmesinden, akla ykselmesinden ve orada
dilegelmezi yani 'Bir'i seyre dalmasndan sz ederek karlk
verir. Oysa Hegel elikiyi kabul eder ve bu elikiyi, kendi z
deliine varmak iin kendisiyle elien dncenin bir ura
haline getirir. Kendini bilmek, kendiyle elimektir; nk ken
dini bilmek, kendine yabanclamaktr, tekiye ynelmek ve
ondan dolanarak kendine geri dnmek, [tekinin zerinden]
kendini dnmektir. Bu teki de bu somut zdelik iinde
kendini ifa eder. ve kendi kendisi olur. Kendilik, ieriin ken
disi olduu kadar, dncenin de kendisidir.
Yine de dnyann grgl olarak gzlemlenmesi, daima o
rakl iinde 'ben'e taklp kalan biimsel idealizme tercih edi
lir: "Bilin, gzlemler; yani akl, kendisini bir nesne olarak, et
kin tarzda varolan duyulur bir mevcudiyet olarak bulmay ve
kendisine bu ekilde malik olmay ister. Gzlemleyen bilin bu
ekilde aslnda kendisini deil, eyann, eya olarak zn yaka
lamak istediini dnmekte ve sylemektedir."27 Bu grgl
tutum, refleksif kendiliin ve varln zdeliinden bihaberdir,
yalnzca Hegel'in akln itkisi dedii ey tarafndan ynetilmek
tedir. Ne var ki, kendisini bilen bu akl, saf ve soyut 'ben' deil
dir; kendisini dnmek iin kendisiyle elikiye den varln
dncesidir ve kendisini dnmekle, kendi tmelliinin iin-

27 Fenomenoloji, 1, s. 205

Kurgusal Dnce ve Refleksiyon

99

de tm belirlenimlerini de dnr. Kendisini dnen ve ken


disiyle elien bu akl, Logos'tur. "Bu (gzlemleyen) bilincin
bunu kastettii ve dile getirdii, onun akl olmasndan ileri gel
mektedir, fakat byle bir akl olarak, henz bu bilincin nesnesi
deildir. Eer bu bilin, onun hem eyann hem de bilincin ken
disinin zn ayn lde tekil ettiini ve akln halis biimiyle
ancak bilinte aa karlabileceini bilseydi, onu eyada ara
maktan vazgeip kendi varlnn derinliklerinde arard." Fakat
bu tmel bilgi -Logos- de sras geldiinde ancak doa ve tin
felsefesini aydnlatabilir. "Eer akl orada bulunsayd, tekrar d
ardaki fiili dnyaya yneltilirdi, bylece orada akln duyulur
davurumu temaa edilebilecei gibi bu duyulur davurum
znde kavram olarak da yakalanrd."28
Kurgusal bilgi, ancak hem varln bilgisi hem de kendiliin
bilgisi olabilir, nk kendini bilmek, kendiyle elieni dile ge
tirmektir, nk ou zaman birini nesneye dierini zneye
yklemek amacyla birbirinden ayrdmz hakikat ile reflek
siyon ve varlk ile kendilik, zdetir. Onlarn elikileri iinde
ortaya kan zdelikleri, Mutlak'n diyalektiinin ta kendisidir.
Mutlak'n diyalektii, dogmatik (veya safdil grgl) tavr ile bir
rneini Kant'n aknsal felsefesinde grebileceimiz eletirel
tavrn bir sentezini ierir. nceden varolan bir varla ynelen
ve refleksiyonu kendi znelliine havale eden ynelimsellik ile
varl bir 'kendinde ey'e havale ederek bilgide kendiliin ze
rine dnen aknsal refleksiyon, kurgusal bilgi iinde rtmek
zorundadr. Bu kurgusal bilgi, kendiliin ierikteki bilgisidir,
kendilik olarak ieriin bilgisidir; dolaysyla, varla bakhn
da kendisine bakan ve ayn ekilde kendisine bakhnda varla
bakan, ruhun bklmesi, elikili bir zdelii ve zdelik olan
bir elikiyi kabul eden yeni bir mantk vastasyla -bklme
nin manhyla- ifade edilir. Bu kurgusal bilgi, kendisinden n
ceki iki uran bireiminden mekanik bir biimde sonu olarak
2s Fenomenoloji, 1, s. 205

Mantk ve Varolu

100

kmaz; onlarn hfilihazrda varsaydk.lan ve ancak o temelde


onlarda aa kan a priori kendiliindenliktir. Bu a priori kendi
liindenlik, kendini koyan ve kendi yla kendini aydnlatan
Mutlak'm kendiliindenliidir. Tmel zbilin ite bu yzden
"hakikatin doum yeri"dir.

1. Grgl Refleksiyon ve Varlk Dogmatizmi


Doal bilgi, varolaru alglar veya gzlemler. Gzlem, duyu
lur olan derler ve onun sreklilik sergileyen belirlenimlerini
aratrmas itibaryla algy aar. Ama yanlsama ve hata deni
len rezaletler ile kar karya gelmeseydi asla kendisi zerinde
dnmezdi. Dnyadaki nesneleri, dnyadaki nesneler olarak
koyulularndan soyutlayarak, varl kavray iinde kavrar.
Fakat bu koyma, konulan ierikten kendisini ayracak olan ha
kikatin biimidir, nk ierik okbiimli varlktr, belirlidir ve
deikendir. Oysa koyma veya onaylama tmeldir. Doal ya
hut grgl bilgi, nesneleri betimlemek, zmlemek ve onlarn
eitli balantlarn tesis etmek suretiyle, nesnesinin kendi ken
disine benzerliini [egalite soi-meme] daima korumak zorun
dadr. Fakat balantlarnn tesis edilebilmesi iin karlatrl
maya ihtiya duyan bu eitlilik, yanlsamann ve hatanin kay
nadr. Nitekim eitlilik olarak, bakal ve olumsuzlanmay
kendinde barndrr. Oysa grgl bilgi nesnesinin yalnzca olum
lann veya koyuluunu tanmak ister; dolaysyla yanlsamay
ve hatay kendisine, dnyasnn ekonomisi iinde nereye koya
can bilemedii grgl bir znellie ykleyecektir. Dnya,
onun varln koymadan nce de orada vardr ve nceden-ora
da-olmaklk, onun dolayszldr. "Ben sadece nesneyi almak
ve kendimi onun saf kavranna vakfetmek zorundaym."29
Hata ortaya karsa, yani deneyimin eitli eleri arasnda te
sis edilmi ilikilerde bir benzemezlik, bir badamazlk ken-

29 Fenomenoloji, 1, s. 97

Kurgusal Dnce ve Refleksiyon

101

dini gsterirse, bu elikinin faili ancak ben olabilirim, dolay


syla onu zsel olmayan bir znellie, nesnenin kendisiyle ilgili
olmayan bir tarihe yklemeliyim. Bylece bu grgl bilgi ken
disi zerinde dnmeye, nesnelerini kavrarken bile zaten bil
meden kendisini dnmekte olduunu ortaya karmaya itilir.
Zaten kendisi zerinde dnmekteydi, nk yanlmh, yani
refleksiyonunu ve varl kavraym birbirine karhrmh. u
buk ayn anda hem dz hem krk olamaz; benim iin krktr,
oysa kendi bana dzdr. Demek ki hata, benim bak am
dan, benim kendime zg dnyaya yneli tarzmdan kaynak
lanr; Bu grgl bir znelliktir, kanlmas ve ardndan da nes
nel olarak aklanmas gereken bir znelliktir. Bu aklama ku
kusuz mmkndr, fakat bana, bakaln olanan, idrak etti
im eitli eler arasnda karma kan bir elikiyi gsterir.
Bundan dolay, kendisinden bihaber ilk refleksiyonun bu kefi,
beni varln tmel koyuluunu, yani dogmatik tezi aa ka
ran ve onu, zerinde hatann olanakl hale geldii okbiimli
ierikle kartlatran ikinci bir refleksiyona gtrr. Bu bilinli
refleksiyon, halis biimsel refleksiyondur; elikinin elikisini
dile getirdii gibi, bu yolla bir hakikati, yani alglayan ve gz
lemleyen znelliin elikiyi stlenmesi halinde, kendine ben
zer kalacak bir varln olumlann da aa karm olur.
Tm grgl bilgiye egemen olan elimezlik yasas, ite bu e
kilde adeta mutlak bir kar koyu, bir savunma olarak ortaya
kar. Yanl olan elikilidir. Hatann yeri, hem grgl hem de
biimsel olan bu znel 'ben'dir. Bu 'ben', varlk zerindeki ilk
refleksiyonunun hatal olmasna sebep olan zel durumundan
tr grgldr; elikiyi darda brakmak suretiyle, dolaysz
idrakta rtk halde bulunan, varln kendine benzer olduu
yollu dogmatik sav, ak bilince ykselttii iin de biimseldir.
"Algya bel balayan tutum, idrakn eitli uraklarn birbi
riyle ilikilendirme edimidir ve onun gr asndan, hakikatin
lt, nesnenin kendine benzerliidir. Eer bu karlatrma
srasnda bir benzemezlik ortaya kacak olursa, bu, nesnenin

Mantk ve Varolu

102

hakikatsiz olduu anlamna gelmez, nk nesne kendisi gibi


dir, kendine benzerdir; dolaysyla, algya bel balayan tutu
mun kendisinin hakikatsiz olduu anlamna gelir." Bu benze
mezlik kendini gsterdiinde, "bilin, kendi alglama edimini
esasen nasl kurduunu belirlemitir. Bu idrakn yalnzca saf ve
yaln bir idraktan ibaret olmadn, ayn zamanda bilincin ha
kiki olandan kendisine geri dnmesiyle sonulanan bir reflek
siyon olduunu da grr. Bu geri dn, kendisini algnn ol
mazsa olmaz olarak gsterdii iin, nesnenin saf idraknn ve
bilincin, kanlmaz olarak birbirine karmasna, dolaysyla al
gdaki hakikatin deimesine, tahrif olmasna sebep olur. Bilin
bunu fark ettiinde, nesneyi hakikatinin safl iinde muhafaza
edebilmek iin derhal idrakn bu ynnn sorumluluunu
stlenecek, ondaki hatay kendi hesabma geirecektir."30 Her
halkarda, hatann, yanlsamann kefi ve ierie bel balayan
grgl dncenin aldatcl, bilinci elbette bir eletiriye, ama
gerei idrak ettii snrlar iinde kalan biimsel bir eletiriye
yneltir. Bilin, varolan yarglayandr, l odur, ama kendini
yle bilmez, kendini hakikat-olmayan sanr, "[bilin,] kendi al
gsnda ortaya kan hakikat-olmayann, kendisinde olduunu
bilir. Ama ite tam da bu bilgi vastasyla bu hakikat-olmayan
aabilecek kabiliyete sahiptir. Hakikatin idrakn, algsnn ha
kikatsizliinden ayrr, onu dzeltir ve bu dzeltme iini st
lendii iin de, hakikat, algnn hakikati olarak, bilincin kendi
sinde ortaya kar."31 Demek ki bu bilin, aslnda hakikatin ye

rini,

hatann yerinden daha fazla biliyor deildir. Nesneyi ve

dnyadaki nesnelerin btnln kendilerine benzer halde


tutabilmek iin, srekli hata giderir, dzeltmelerde bulunur ve
bunun iin de benzemezlii kendisine atfeder. Ne var ki ortaya
kan bu kendine benzerlik, bilin iin ieriksiz bir biimden
ibarettir.

30

Fenomenoloji, 1, s. 99

31 a.g.e., s. 99

Kurgusal Dnce ve Refleksiyon

103

Bylece bilin, varolanlann var olduunu en batan tasdik


eden safdil nkabulden hareket edip tikel bilimlerin grglc
l zerinden geerek varln dogmatik olarak koyuluuna/
olunlanma varr. Bu aamada bilincin refleksiyonu ancak bi
imsel olabilir. Bu refleksiyon, olumlamann, elikiyi darda
brakan ve elikiyle bu ekilde elimekle zdelii ortaya ko
yan ya da en azndan elikiden saknrken ierie de raz ol
mak suretiyle bakal da koruyan tmel olumlanma olarak
refleksiyonudur.
Varlk dogmatizminde olduu gibi grglclkte de ierik
veya varlk esasen olumludur. Olumsuz yarg ise yanl defe
den, gideren znel bir yargdr ve bir eyin ne olduunu syle
mez, sadece onun hakknda ne sylenebileceini ngrmekle
yetinir: "Su, 1 atmosfer hava basnc albndayken 50C scaklkta
kaynamaz." Bu ifade bana bir ey retmiyor. Ancak onaylayc
bir yarg hakikatin biimi olabilir ve bir eyin ne olduunu dile
getirir. eliki ve olumsuzlama ise "hi olan", varln snrlar
iinde kalan, bir znellikle ilgilidir. Nesneye yklenen eliki,
bir kendine benzemezlik, bir kendinde olumsuzlanma olacaktr.
Suyun scak olduu kadar souk da olduunu sylemek, ancak
ne ise o olabilen nesneye bir kendine benzemezlik, kendilie de
kendinden farkl olu ykleyecektir ki onun [kendiliin] mutlak
konumundan dolay bu mmkn deildir. Dolaysyla grgl
dnce, eliki iinde kendisini artk nesne olarak deil, bir
znellik olarak kavrar, diyalektik hale gelir, kendisiyle kar
karya gelir, koymak yerine, yanstr, kendi zerine dner.
Tutarszla dt zaman ieriin bilgisi olmaktan kar,
yalnzca biimsel bir bilgiden ibaret hale gelir; kendisini yadsr,
ieriksizdir, grgl bakmdan hitir ve sonuta hakikati yoktur.
Elbette kendi elikileriyle oynamaya devam edebilir, ama o
zaman grgl dogmatizmin yerini alan biimsel bir kukuculuk
haline gelir. Bu grgl bilginin kural, ele alnan nesnede
elikiye dmemektir ve bu kural bu anlamyla srf olumsuz
olduu iin hakikati ierikte aramak anlamna gelir ki bu da

104

Mantk ve Varolu

kendi bana olumlu saylr. Ne var ki A, B'dir demek,


halihazrda bir elikidir, nk bu, A hakknda bir eyi
onaylamak iin A'nn dna knakbr; A'nn srf A deil, ayn
zamanda A-olmayan olduunu da sylemektir. Ya bizim iin
bilginin bir tarihi vardr ve fakat kendi bana alndkta varlk
kendisiyle zde olarak vardr, praedicatum inest subjecto* ya da
Megarallar gibi birbiriyle balanhs olmayan zler iine
kapanp kalmaktan baka yaplacak bir ey yoktur. Bir eitlilik
elbette vardr, fakat bu eitlilik karlkl balanh iinde var
deildir.
Hatay ve yanlsamay kefettikten sonra kendisi hakknda
dnmeye balayan grgl dnce, biimselcilie der; bi
imsel refleksiyondan baka bir refleksiyon, ona sunulan ierik
ten baka olumlu bir lt tanmaz. Bu biimselcilik onu ii bo
bir zdelie gtrebilir; bu yzden genellikle elikiden kan
makla ve kendi hakikatini ierikte aramakla yetinir. elikiyle
karlamak onun iin hatann ve znelliin bir gstergesidir;
zaten baka trl de olamaz, nk o kendisini bu ierikte tan
mamaktadr; ierie kendisini yanstmamakta ve ierik de on
dan yansmamaktadr. Grgl bilgi, varlk veya karlkl iliki
iinde olmayan varlklarn dogmatizminde olduu gibi, ieriin
koyuluunu 'ben'in znelliiyle kartlahrr. Bundan dolay,
daima biimsiz bir ierik ile biimsel bir refleksiyon arasnda
yalpalar durur. Bununla birlikte, sentetik yarglar ortaya koyan
ve doay anlk dzeyine ykselten deney bilimleri, anln
biiminin ierie ikin olduunu sergileyen bir refleksiyonu
aa karmay gerektirirler ve bu vesileyle sz konusu biimin
salt biimsel deil, aknsal bir ras olduu da aa kar.
Grgl dnce aslna uygun hale gelip eletirel dnce
olmaldr, biimsel refleksiyon ise aknsal refleksiyon haline
gelmelidir.

* Lat. Leibniz'den alnh: "Yklem zneye aittir." veya "Yklem znede


bulunur." (ev.)

Kurgusal Dnce ve Refleksiyon

105

2. Aknsal Refleksiyon ve Grgl Dnce


Grgl dnce, safdil dogmatik dncedir. Onun iin ie
rik, daima onu idrak eden dnceye yabanc bir ieriktir. Gr
g! dnce, srf olumludur; kendi zerinde dndnde,
karlah hatann yarath sarsnhyla kendisini eletirdiinde,
sadece nesnesinden elikiyi uzak tutmaya alan biimsel bir
dnmeden ibarettir. Kendiyle elimek, ancak zneye ve
onun her trl ierie yabanc kalan aldabc diyalektiine z
gdr. Biimsel olann srf biimsel olarak, srf ierik olan ieri
in karl olmas, bu dnme tarznn ayrt edici zelliidir.
Fakat Kant eletiri -aknsal felsefe- srf biimsel olan bu
refleksiyonu aar. Aknsal refleksiyon, ierik hakkndaki ref
leksiyondur, ''bilginin her ieriini soyutlayan" biimsel reflek
siyonun karbdr; bu ierii anln kategorileri araclyla be
lirler. Deneyim iinde, biim ile ieriin, a priori olan ile a
posteriori olann greli zdeliini kavrar. Kant, kategorilerin
l yapsnn aknsal bir anlam olmas gerektiini itiraf eder,
nk biimsel dnce sadece Hevet"i ve "hayr" tanr. Du
yarln belirlenebilir dolayszl, anln saf kavramlar tara
fndan belirlenmi grnr. Nesne bize gerekten halihazrda
kurulu grnr, grgl bilgi onu sadece bulduunu sanr. Fa
kat aknsal refleksiyon bu kuruluun kaynana kadar ykselir
(ve Kant iin bu kaynan psikolojik olmas sz konusu bile de
ildir). Demek ki Kant'n Fenomen adn verdii ey, deneyimin
ierii hakkndaki refleksiyonu nceden varsayar. Bu Fenomen,
grn deildir, tutarl bir btnsellie ilkece dahil edilir ve
orada nesnel deer kazanr. Tek tek alglan aan ve onlar z
gn bir balam iinde konulandran deneyim, temelini bu a
knsal refleksiyonda bulur. Bu balam, doadr ve ilkelerin
analitiinin sonunda yle tanmlanr: "(doa,] varolular a
sndan zorunlu kurallara, yani yasalara gre birbirine balan
m fenomenlerin balanblldr. Demek ki ncelikle bir do
ay olanakl klan belli a priori yasalar vardr. Deneysel yasalar

Mantk ve Varolu

106

ancak deneyim araclyla ve aslnda bizzat deneyimi olanakl


klan o kkensel yasalarn neticesinde varolabilir ve saptanabi
lirler ." Tm sentetik

a priori

yarglarn temelinde yer alan ilke,

deneyimin nesnelerinin olanakllk koullaryla deneyimin ola


nakllk koullarn zdeletirir. Dolaysyla, doada

tannan,

anln kendisidir ve bu doa aknsal anl gerek klar ve


ayn zamanda snrlar.

Aknsal olan, srf grgl insansal bir

znellik olmad gibi, nesnel bir z de deildir; deneyimin


olana ve temeli olarak, varln mantksal yapsn davurur;
zne ile nesne kavramlarnn tesindedir, onlarn deney yargs
iinde

grnen kkensel zdeliidir.

"Sentetik a priori yarglar

nasl olanakldr? Bu sorun, sentetik yargnn birbirinden ayr


olan znesi ile ykleminin

a priori

olarak zde olduklar fik

rinden baka bir eyi ifade etmez. Baka bir deyile, varln bi
imi tarafndan belirlenmi olan tikel zne ile dncenin bi
imi tarafndan belirlenmi olan tmel yklem, mutlak an
lamda birbiriyle zdetir." Kant' yorumlayan Hegel asndan,
hakiki anlamda ancak aknsal imgelem tarafndan gelitirilen
bu zdelik, kkensel sentetik birliktir ve soyut 'ben'den tama
myla farkldr. "Kant bylelikle soyut 'ben'i veya anln z
deliini, mutlak zdelik olan hakiki 'ben'den ayrr." "Kant' n,
tamalgnn kkensel sentetik birlii yetisi dedii ey ile zne
veya tasarmlama etkinlii olarak 'ben' -ki Kant bu 'ben'in ii
nin tm tasarmlara elik etmekten ibaret olduunu sylyor
birbirinden ayrlmadka, bu imgelem znel 'ben' ile nesnel
dnyann zorunlu ekilde grn ile rn olarak ikiye ayrl
dklar varlksal temel, yani ilk ve kkensel olan diye grlme
yip de varolan mutlak bir zne ile varolan mutlak bir dnya
arasna [sonradan] sokulan bir orta terim, bir arac olarak g
rldke, grnn biimlerinin ve genel olarak kategorilerin
aknsal tretimi anlalamaz. "32 Hegel, Kant'n felsefesini ken-

32 nanma ve Bilme, Kant. s. 236'dan s. 262'ye kadar. (Kant'a ait bu par


alar, Hegel'in Kant hakkndaki incelemesinden alnmlardr.)

Kurgusal Dnce ve Refleksiyon

107

di tarznda yeniden dnr. "Akln soyut 'ben'den daha esasl


olduundan" kukulanr, fakat eletirel dnceyi Kant'n ia
ret ettii bir ynde devam ettirir.
Yine de Kant felsefe, srf eletirel bir felsefe, srf soyut
'ben'i ve onun ii bo zdeliini saptayan bir grgl reflek
siyondan daha

az

dsal olan bir

dsal refleksiyon felsefesi olarak

kalmaya devam eder. Aknsal olan, kurgusal olana ykselt


meye cesaret edemedii iin, bir antropolojiye indirmekle sona
erer. Onun ulab zdelik, srf aknsal tretim.de [rtk bi
imde] varsaylan fakat aknsal diyalektikte [ak biimde]
reddedilen bir mutlak zdelik deildir; deney yargsnda ken
dini gsteren, greli bir zdeliktir. de, yani koullarn ve ko
ullu olanlarn btnl, elikiye dlmeden bir nesne ola
rak dnlemedii iin, gerekdla mahkum edilen bir
idealdir. Tzsel ruh, dnya ve tanr biiminde bir nesne olarak
dnlen bu btnselliin elikisi, 'kendinde ey'i tamamen
kendi dnda brakan znel bir elikidir. Kant'n, sradan di
yalektik yanlsamalardan tamamen ayr, doal bir tr yanlsa
mann var olduundan sz etmesi nafiledir, nk Kant her
trl aknsall, almas imkansz bir znelliin zerine do
ru

katlar. Onun idealizni, ruhsal ve biimsel bir idealizm ola

rak kalr. Yine de Kant, "kurgusal olann tohumunu bu l


yapyla atmn, nk kkensel yarg veya ikilik de onda bulu
nur, dolaysyla a posteriori'nin ta kendisinin olana da onda
dr. Bu ekilde hem a posteriori olan, a priori olann mutlak an

a priori olan, biimsel bir


zdelik olmaktan kar. Ayn zamanda a posteriori de olan daha
lamda karb olmaktan kar hem de

saf bir anln idesine, mutlak bir ortam olarak grsel bir anl
n idesine ise daha sonra deineceiz."33 Aknsal bir boyuta
sahip olmas sebebiyle kendini varln mutlak refleksiyonu
gibi sunan Kant'n eletirel refleksiyonu, en az Locke'un ref
leksiyonu kadar znel kalan bir refleksiyonla sona erer. Ken-

33

nanma ve Bilme; Kant

108

Mantk ve Varolu

dini-bilme biimsel olabilir, nk varln bilgisi deildir.


Hegel bunun byle olmasn, Kant'n kendi eletirisi sz ko
nusu olduunda safdil bir tavr taknmasna balar. Kant, kendi
refleksiyonu zerinde dnmez, eletirinin ayn zamanda bir
olumlama edimi olduunu grmez; onda Mantk olarak aa
kan yeni metafizii fark etmez. Bu yzden, kendi refleksiyo
nunu (aknsal olmakla birlikte, yine de znel kalan aknsal
refleksiyonunu) metafizikten ayrr. Kendinde eyi -bilginin
tesinde- muhafaza eder ve bilgiyi znelliin zerine doru
katlar. Fakat sadece kendi refleksiyonuna zg olan, grgl ve
biimsel refleksiyonun bilmedii bir glkle karlar. Grgl
ve biimsel refleksiyon, tm ierie yabancdr, oysa aknsal
refleksiyon deneyimi temellendirir, onu batan itibaren varsa
yan bir ierii kurar. Srf analitik (soyut kendini-bilme) deildir,
ayn zamanda sentetiktir (varln bilgisidir). Srf biimsel de
ildir, ayn zamanda aknsaldr. zerinde dnd zdelik
(somut zdelik olarak, bizzat refleksiyon olarak zdelik), artk
analitik bir zdelik deildir, aknsal bir zdeliktir, tmel
kendiliin (dncenin) ve deneyimin zdeliidir. Demek ki
aknsal refleksiyon, ierik hakknda bir refleksiyondur; ite
tam da bu yzden birbirinden ayrlmaz bir kendini-bilme ile
kendi ile elime halidir. Aknsal refleksiyon deneyimi temel
lendirdii iin, kendiliin ierikteki bilgisidir, nesnelliin orta
snda yer alan znelliktir. Bu refleksiyonun, aknsal bir reflek
siyon olmakla sahip olduu elikileri de, aksine, kendiliin
bilgisi olduklar lde varln bilgisidir. Baka bir deyile,
grgl refleksiyon elikiye dtnde biimsel olur, hibir
ey dile getirmez, buna karn Kant refleksiyon elikiye d
tnde, Mutlak' dile getirir. O halde bu refleksiyon ayn anda
hem analitik hem de sentetik olacaktr. Anln deneyde ken
dini tanmas olan aknsal analitik, bir yandan da aknsal bir
diyalektik, yani kendiyle elime olacaktr. Gerekten de bu ka
tegoriler insan deneyiminin kategorileri olmaktan kp varln
kategorileri haline gelmekle, onlar kuran kendiliin tikel olarak

Kurgusal Dnce ve Refleksiyon

109

olumlarunda kendi snrlarn ifa edeceklerdir ve bu olumla


rular iinde kendileriyle elieceklerdir. Diyalektik, devinim
ve kategorilerin olagelii olarak, analitiin merkezinde yer ala
caktr, atklarn [antinomie] ortaya kh mahal olduu l
de de bir analitik olacaktr, kendini-bilme olduu kadar Mut
lak'n da bilgisi olacaktr.
Kant kendi refleksiyonu zerinde dnmedii iin, safdil
dogmatik konuma, yani 'kendinde ey' ile znelliin kartl
na geri dner. Hatta aknsal refleksiyon, antropolojik bir ref
leksiyona indirilir. Kendiliin koyulmu ierikteki bilgisi, a
knsal refleksiyonun ilkesi olarak, deneyimin insansal yannn
bilgisinden ibarettir. lkelerin analitiinin sonunda ortaya kan
bu kurulmu deneyimin ikircikli olduu hususunda bizzat
Kant srar etmitir. Bu deneyim, gerekten de duyarln biim
leri insana zg olduklar iin -ki baka trl de olabilirdi- ve
grgl ierik hic et nunc* duyumsand iin, bizim deneyimi
mizdir. Elbette kategoriler insan aarlar; onlarn Kant tarafn
dan sadece iaret edilmekle yetinilen kurgusal dizgesi, aknsal
bir anla karlk gelir. eitliliin birlii olarak nesne zerinde
kullanlmay talep ederler, fakat gerekte ancak duyarln er
evesi ve malzemesi zerinde meru bir kullanma sahiptirler.
Ayn sebepten tr bizim deneyim adn verdiimiz ey dahi,
hem insann deneyimi hem de insanst bir anlk tarafndan
koullandrlm bir deneyim olmas hasebiyle, bu ikirciklii
sergiler. Bu anla gelince, o da aknsal kullanm srasnda bile
sonlu bir anlk olarak kalmaya devam eder, nk kategoriler,
kendilerinin oluturmad bir eitliliin birliinin koullarn
dan ibarettir. Gerekten de biz ancak bizimki olmayan ve onun
iin belirleyen ile belirlenenin, birin ve okun birbirinden ayr
olmad bir anlk dnebiliriz.
Bylece deneyim bize kesin bir hakikat verir, fakat bu haki- '
kat mutlak deildir (o halde hakikatin anlam ne?). Bizim gi-

* Lat. Burada ve imdi (ev.)

110

Mantk ve Varolu

dimli anlmz, temelini tekil ettii doada kendisini yeterince


bilir, fakat bu doa bir yandan da dnce tarafndan tam an
lamyla belirlenmi olmayan, dolaysz bir karakter de sergiler.
Koullayann ve koullanann btnln dnemeyecei
miz gibi, srf kendisinden baka bir eye gre koul olmas ba
kmndan deil, ayn zamanda mutlak, koulsuz btnlk ol
mas bakmndan da kategoriden belirgin ekilde ayrlan ideyi
de dnemeyiz: Gelgelelim bu ide nesne olarak koyuldu
unda, kendi elikisini sergiler ve Kant'a gre eliki ancak
znelliimize ait olabilir. Buna karn kurgulayc refleksiyon,
bu elikide, zneye ait olduu kadar nesneye de ait bir eliki,
varln diyalektiinin ta kendisi olan bir diyalektik grecektir.
Hegel bu aknsal eletirinin dourduu glkler zerinde s
rarla durur. Ona gre Kant, kkensel birlii, iki terimin, yani
duyarlk ile anln 'kendinde'sini ifade eden kategorilerin a
knsal tretiminde, anl aklla vaftiz etmi, fakat aknsal di
yalektikte akl anlk araclyla incelemitir. Demek ki Kantl
n aknsal olan tamamen antropolojik olana indiren -ve kap
sn bizzat Kant'n aralad- bir yorumu vardr. Hegel bunu
yle zetler: "Duyarlktaki eitlilik, gr ve duyum olarak bi
lin, kendi balarna alndkta balantsz eylerdir, dnya
kendi bana alndkta para paradr, bir btnlkten yoksun
dur. Ona nesnel bir btnlk ve istikrar kazandran, ona tz
sellik, okluk, hatta gereklik ve olanakhlk, yani insann algla
yp eyada yanstt nesnel bir belirlenim baheden, ancak an
lkla donahlm insanlarn zbilincidir." Burada asl nemli
nokta, aknsal olann insansal olana indirgenmesidir. Baka bir
deyile, Kant dnce kendi zerinde dnen varln d
ncesi deildir de nedir?
Kant, grgl kullanm amamakla ve bir kahinin hayallerine
kaplmamakla vnr. Varln insann bilgisini kat ederek ger
ekletirdii mutlak refleksiyon fikrinin temsil ettii metafizik
kibrin, yerini eletirel bir tevazuya brakmas gerekli grnm
yor mu? Oysa Hegel'e gre mutlak bilgi kavram aknsal ref-

Kurgusal Dnce ve Refleksiyon

111

leksiyonda batan varsaylmaktadr; bu refleksiyona giriilir gi


riilmez, o kanlmaz bir varsaym olarak vardr zaten. "Ken
dini bilme" ve "kendiyle elime" uraklarn yeniden birleti
ren kurgulayc dnme, ieriin dncesi olarak grgl d
nceyi hem eletirel dnce olarak aknsal dnceyi barn
drr. Kurgusal dnce, deneyim ve onun nasl kurulduu
hakknda ancak insansal bir refleksiyon olarak kalacak dn
ceyi aar; refleksiyon olarak, ieriin bizzat kendisini kavrar;
varlk zerinde dnen, insan deildir, insan araclyla ken
dini bilen varlktr. Bu kurgulayc -ya da mutlak- refleksiyon,
eski dogmatik refleksiyonun yerini alr. Antropoloji bylece
almakla birlikte, z, ilk dnyay aklayan ve temellendiren
ikinci bir dnya olarak karmza kmaz. Bu, kendini dnen
dolayszn bizzat kendisidir ve refleksiyon ile dolaysz olann
bu zdelii felsefi bilginin ta kendisidir.
Hegel, znel refleksiyonu, genel anlamda refleksiyonun zel
bir hali olarak ele almh. Refleksiyon teriminin tad salt
ruhbilimsel anlam amak istemiti. Fenomenoloji'de refleksiyon
nce znel refleksiyon olarak gsterir. Fakat daha sonra, eyin
kendisi hakknda bir refleksiyon olarak, isel refleksiyon olarak
gsterir: "Bu deneyimde ey, onu idrak eden bilince kendisini
belli bir tarzda sunar ve bu sunulu tarz iinde derhal ondan
yansyarak kendisine geri dner; dolaysyla bu deneyimin bir
birine kart iki hakikati ayn anda barndrd sylenebilir."34
Bununla birlikte Hegel'e gre bu iki refleksiyon, znel ve nesnel
refleksiyon, tek bir refleksiyondur, "bizim iin, bilincin devi
nimi araclyla bu nesnenin oluu yle bir yapdadr ki bilin
cin kendisi bu oluta ierilmitir ve refleksiyon iki tarafta da
ayn refleksiyondur veya tek bir refleksiyondur."35 Neticede
Hegel, refleksiyonu varln kendi refleksiyonu olarak ele alr.
Varlk, kendini dolaysz olarak yadsd iin grne gelir;

34
35

Fenomenoloji, 1, s. 102
Fenomenoloji, I, s. 110

1 12

Mantk ve Varolu

grn ise yadsnm varlkbr, yani zdr. Varln zdeki bu


refleksiyonu, szcn ruhbilimsel anlamnda refleksiyona kar
lk gelir ve bu manhksal refleksiyonda Hegel'in bilincin ref
leksiyonuna i ve d refleksiyon olarak verdii eitli anlamlan
yeniden buluruz. Belki Hegel'in Fenomenoloji'de zbilin ile ya
am arasnda yaph ayrm, bu refleksiyonun hangi anlama
geldiini aydnlatabilir. Yaam zbilinle ayn eydir, fakat
zbilincin kendisi iin olduu yerde, yaam, kendinde olandr.
Kant'n da Yarggcnn Eletirisi'nde grm olduu gibi, ya
am zaten kendinde refleksiyondur, nk srekli bir kendi
zerine-dntr, balangta olduu eyi sonda hayata gei
ren, gerekletiren devinimdir, ikin erekselliktir. zbilin bu
yaamn hakikatidir: "Bu tmel birlik, yani yaamn birlii, ya
amn devinimi iinde kendisi iin henz bylesi bir yalnlk
olarak varolmayan yaln cinstir. Fakat bu sonu iinde yaam,
olduundan baka bir eye, yaamn onun iin bir cins veya bu
birlik olarak varolduu bilince iaret eder."36 Bu yaam insan
sal zbilinte kendisini bilir ve kendisiyle kartlar. Yaam,
z varsayan dolayszlk olarak, yani zbilin olarak grnr;
baka bir deyile zbilin, yaam koyan refleksiyon olarak zu
hur eder. Biri dierine gnderdii iin, zbilin yaamda ken
dini bulur; ite dolayszlk ura tam da bu kendini bulma an
dr. O halde zbilincin yaam hakkndaki refleksiyonu, yaamn
kendisinin zbilinte gerekletirdii refleksiyondur. Ne ki "sa
dece tek bir refleksiyonun" varolduunu anlamak iin, bu d
sal refleksiyonun zerinden, zn Manbnda serimlenen isel
refleksiyona gemek gerekir.
Kant'n eletiri felsefesi, biimsel refleksiyon zerine ina et
tii ilerlemeye karn yine de bir " . . . hakknda refleksiyon" ve
ya halihazrda isel olan ama yle olduunu bilmeyen bir ref
leksiyon olarak kalr. Aknsal Estetik'te duyulur bir dolaysz
dan yola kar, ardndan Analitik'te bu duyarln, refleksiyo-

36

a.g.e., s. 152

Kurgusal Dnce ve Refleksiyon

113

nun aknsal koullarna uygunluunu gsterir. Bu admlarn


sonucunda, sz konusu dolayszlk halis Fenomen haline gel
mekte ve kategorilerin zsellii iinde temellendirilmekteyse de
bir indirgenemezlie sahip olmaya devam etmektedir, onda
varln halen zlmemi bir olumlaru, onun temellendirile
bilmesi iin refleksiyonun yine ondan balamak zorunda kal
d yabanc bir ey vardr. Kant, bu grn bu haliyle, yani
refleksiyonun kendi yaps olarak anlamaz. Hegel, zn Man
tnda, grnenin, kendisini yanstan ve temellendiren varln
ta kendisi olduunu gsterir; grn ite bu yzden sanki
kendisinden baka bir eye gnderiyormu gibi grnr. Oysa
bu baka, grnme hareketinin, kendini ikiye blme hareketi
nin ta kendisidir. "Refleksiyon o halde kendi bana mutlak etki
ve tepki hareketidir, nk geri dn varsaym (ki zn ba
lang noktasdr ve yalnzca dnn kendisi olarak vardr) bu
hareketin iinde vardr. Dolaysz olann almas ki refleksi
yonun balangcdr, hem amadr hem de dolaysz olana geri
dntr. Bu hareket ilerledike daima kendi balang nokta
sna geri dner ve bu yzden zerktir; kendisiyle balayan ve
kendisinde biten harekettir; koyucu yahut olumlayc olduu
lde nceden varsaylm harekettir ve nceden varsayld
lde koyucu veya olumlayc harekettir, z-devinimdir."37
Fakat Kant refleksiyon, varln bu devinimine yabanc kalr;
"Kant'n, belirli bir tikelin tmelini arama grevini ykledii bu
refleksiyonun, ayn zamanda sadece bir dolaysz olanla ve bir
verilmi olanla balants bulunan, dsal refleksiyon olduu
apaktr. Yine de bu dsal refleksiyonda mutlak refleksiyonun
kavram da iersenrnitir, nk [dsal refleksiyonun] daha
belirli hale geldike yaknlat tmel, kural, ilke veya yasa,
balang noktasn tekil eden dolayszn z saylr ve bu yz
den bir varolmayandr, oysa ancak bu zden kendisine geri d
n, refleksiyon tarafndan belirlenii sayesindedir ki dolaysz

37 Mantk, il, s. 16.

Mantk ve Varolu

114

olan kendisini hakiki varlnn albna konulmu olarak bulur.


Dolaysyla refle.ksiyonun dolaysz olana verdii ey ile bu ref
le.ksiyon hareketinden doan belirlenimler, dolaysz olann d
nda olmak yle dursun, onun asl varln oluturur."38
Kurgusal dnce, refle.ksiyonu, varln mutlak refle.ksiyo
nu olarak kavrar; dolaysz ierikten yola kh iin kendisini
batan varsaydn ve ieriin, ierii temellendiren eyde yan
sdn grmeyen dsal refle.ksiyonun kurban gittii yanlsa
may da kavrar. Demek ki kurgusal dnce, her trl reflek. siyondan nce gelen biimden ayrd bir ierikten hareket
eden grgl felsefenin pozitif dncesi ile srf znel bir dnce
olmakla kalmayp ayn zamanda ieriin koyuluunda kendisini
tanyan ve kendisini bu dolaysz olumlan iinde tand iin
kendiyle elien eletirel dnceyi birletirir. Kurgulayc d
nme, safdil dnme gibi dogmatiktir, ayn zamanda aknsal
dnme gibi eletireldir. O, kendi zerinde dnr, ama onda
kendisini dnen ve kendisine geri dnen, varlktr.

3. Kurgulayc Refleksiyon
Varlk, kendi kendisinin aydnlahc dr, kendi kendisinin
refle.ksiyonudur. Byle olmakla birlikte eletiri, varlkla ilgisin
de bilginin gcne, bu bilginin snrlarn gstermek suretiyle
dardan snr koyan bir ilem deildir. Bu dsal eletiri yal
nzca bir grntr. "Refle.ksiyon," diyor Hegel, "duyum, g
r ve tasarm aamalarnda ieriin zerinde belli deiiklikler
yapar ve nesne hakiki doasn bilince ancak bu deiiklikler
araclyla gsterir. mdi, refle.ksiyon hakiki doay gsterir ve
bu dnme benim etkinliimdir; o halde bu doa, dnen bir
zne olarak benim zihnimin rndr; yaln tmelliime gre,
kendinde kalan 'ben' olarak, bizzat bana aittir veya benim z-

38

Mantk, II, s. 19

Kurgusal Dnce ve Refleksiyon

115

grlmn rndr."39 Gelgelelim, hakiki doay yanstan


bu dnce, kelimenin alldk anlamnda znel bir dnce
olmad gibi, bu zgrlk de bireysel bir dlem deildir.
"Dnmede dorudan doruya zgrlk bulunur. nk d
nme, tmel olann etkinliidir, kendiyle balanb kurmadr ki
bu itibarla soyuttur; znellik bakmndan, belirlenmemi bir
kendiyle-olmaklktr; ierii bakmndan, ayn anda hem eyin
kendisinde hem de belirlenimlerinde bulunmaktr. Demek ki
felsefenin tevazusundan veya gsterisizliinden yahut kibrin
den sz aldkta, eer ki tevazu ya da gsterisizlik denilen
ey, znellie hususiyet, tikel bir nitelik veya tikel bir etkinlik
atfetmemekten geiyorsa, felsefe en azndan kibirli olmakla it
ham edilemez, nk dnme, ierii itibaryla ancak eye de
rinlik kazandrd lde; biimi itibaryla da, ancak znenin
tikel bir ii, oluu olmaktan kbnda, yani tam olarak, bilin
tm tikel niteliklerinden, hallerinden soyunup, tm bireylerle
zde hale gelen bir soyut 'ben' olarak Tmeli gerekleyebildii
lde halis olabilir."40 Bu zgrlk, dncenin, ieriin tm
belirlenimlerini kendinde ve kendisi iin dnmesine imkan
tanyan Tmelin zgrldr. Dnce, mat, k geirmez
belirlenimleri aydnlatan saf k olarak davranr. Yine de d
ncenin snrll kendini ounlukla iki yanyla gsterir:
"Dncenin belirlenimlerinin sonluluu zellikle iki ekilde
anlalmaldr. Birincileyin, bunlar srf zneldir ve nesnel olann
srekli karbdr. kincileyin, bunlar snrl birer ierik olduklar
iin birbirine karttr, hatta Mutlak'n karl olarak da kalr
lar."41 Hegel'in btn abas, birinci yan ikincisine indirgemek

tir. Manba giri grevi gren Tinin Fenomenolojisi ile "dn


cenin nesnellik karsnda benimsedii muhtelif tutumlar" in
celeyen

Ansiklopedi'nin Mantk'nn

nsz, bir ve ayn grevi

stlenirler: Sradan bilincin k noktasn tekil eden znellik


39 Ansiklopedi,

a.g.e., 23
41 a.g.e., 25

40

22 ve 23

'

116

Mantk ve Varolu

ile nesnellik, kesinlik ile hakikat gibi ayrmlarn alabileceini,


aldktan sonra da zorunlu grnler olarak yine de gereke
lendirilebileceini gstermek. Eletirel refleksiyon ite bu ayn
nn alabilecei snrn tam zerinde durur, fakat o izgiyi a
mad iin dsal bir refleksiyon olarak kalr; doay bilen d
ncenin nesnelliini gsterdikten sonra, bu nesnellii yeniden
bir znellie indirger; bilinemez bir 'kendinde ey'i, olduu
gibi brakr. Buna karn Hegel Tinin Fenomenolojisi'nde ve An
siklopedi'nin Mantk'nn nsznde, dncenin kendinde T
mel olduunu ve Tmel iinde varlk olduu gstermeye al
r. O halde bu btnsel dnce kendisini ancak, biimin u
raklar olan kendi belirlenimlerinde bilir. Bu belirlenimlerden
her biri sonludur. Fakat bunun nedeni bu belirlenimlerin znel
olmalar deildir; snrl bir ierie sahip olduklarndan dolay
sadece birbirlerinin karh olmakla kalmayp ayn zamanda bii
min mutlak zdeliiyle de kartlk iinde bulunmalardr. Kur
gulayc manhk, mutlak bilme, belirlenimlerin, tmelin ortamn
da gerekleen refleksiyonudur; bilincin znel refleksiyon olarak
gerekletirdii bir refleksiyon deildir. "Bu bilim dahilinde, ti
nin deviniminin uraklar, arhk kendilerini bilincin belirli figr
leri olarak sergilemezler; bilincin farkll, Kendi olana arhk geri
dnd iin bu uraklar kendilerini bundan byle belirli kav
ramlar ve onlarn kendini-temellendiren organik devinimi olarak
sergilerler... yleyse urak, bilinten veya tasarmdan zbilince
doru veya aksi ynde, ama bir o tarafa bir bu tarafa doru ger
ekleen bir devinim, bir gei hareketi olarak kendini gstermez.
Fakat uran, bilinteki grnnden kurtulmu saf figr,
yani kavram ve onun ilerleyii, uran yalnzca saf belirlenimine
baldr."42
Dsal refleksiyondan isel refleksiyona gei olarak bu znel
refleksiyondan nesnel refleksiyona gei, Hegelciliin buluu
dur. Kendi belirlenimlerinde, kendi ald konumlarda, kendini

42

Fenomenoloji, il, s. 310

Kurgusal Dnce ve Refteksiyon

111

eletiren, varln bizzat kendisidir. Demek ki kurgulayc ref


leksiyon, ayn zamanda bir eletirel refleksiyondur, fakat bu
eletiri ikindir, ierden gerekletirilir. te bu eletirinin, ie
rie ikin bu diyalektiin anlan olarak kurgulayc mantk,
metafizik dogmatizmden ayrld gibi safdil grgl dnce
den de ayrlr; nk anln belirlenimlerini gerekletirmez,
zgl ierikle soyut biimi birbirinin karsna koymaz; o, 'ken
dinde ve kendisi iin hakikat'in yaamnn ta kendisidir, kendi
kendini dnen ve byle yapmakla kendini yanstp koyan,
kendini kendilik olarak sergileyen varlktr.
Dolaysyla isel refleksiyon, dsal refleksiyonu, znel ref
leksiyonu ifade eder; bunun aksi sz konusu deildir. Kyasla
yan, soyutlayan, kavram altna alp snflandran dsal reflek
siyondan hareket edildiinde, mutlak refleksiyon olarak varl
n refleksiyonuna gerekten eriilemez. "Dsal refleksiyona
tutunan ve ondan baka bir dnme tarz tanmayan dnce,
az evvel gsterdiimize benzer bir zdelii veya onunla ayn
ey demeye gelen z kavrayamaz Bu tr bir dnme, soyut
zdelik zerinden yrr, farkllk onun dnda ama yan ba
ndadr. Bu dnme biimi, akl, zerinde kendisinin zg
(zdelik) ile atky (farkllk) dardan dzenleyip rmek iin
kulland bir dokuma tezgah olarak grr."43 Hegel'e gre z
delik, kendisini koyan, kendisini kendisinden yanstan, dolay
syla kendisiyle elien ve kendisini kendi yabanclamasnda
da koymak iin kendi dna kan, kendisine yabanclaan var
lktr. "Kendisiyle bir bakas (kendi tekisi) olarak, bu bakayla
da kendisi olarak balant iinde" bulunan mutlak refleksiyon
ite byle bir eydir. Demek ki o, znel refleksiyonu da ier
mektedir, nk znel refleksiyon, varln bu refleksiyonun
dan doar ve kendisini kendinde anlamak iin ona geri dn
melidir. Varlk grnr; bu grnme onun bizzat kendisidir,
kendisiyle zdelii ve kendisinden farklldr, onun kendi

43

Mantk, il, s. 26

118

Mantk ve Varolu

zemininde -bu grnten nce varolmayan bir zeminde-


zlen elikisidir. Bundan dolay, grn bir dolaysz varlk
olarak kavramay brakbmzda refleksiyon ile grn z
deleir. "Grn, refleksiyonla ayn eydir, fakat onun dolay
sz halidir. Kendisine geri giden grn iin, kendi dolayszl
na yabanclam grn iin, baka bir dilden dn ald
mz 'refteksiyon' szcn kullanyoruz."
yleyse, grn, gizlenmi bir varln grnmesi olarak
deil, olduu gibi, yani grn olarak almak gerekir. Hegel ta
rafndan zn Manb olarak adlandrlan ey, refleksiyonun,
bir ikilii, bir ikilemeyi, kendi zerine katlanan varln ikile
mesini barndran bir grnme hareketi olarak kavranmasdr.
Fakat bu ikilik yalnzca grnme hareketi iinde varolur; onun
tesinde varolan bir ey deildir. Bylece dolayszlk kendisini
refleksiyonda, gereklik olarak kendilik veya kavram olarak,
yani dolaymn somut birlii olarak, yeniden kurar. z, gr
nn gizi gibi olacaktr, fakat bu gizin kendisi de yalnzca bir
grnten ibarettir. Mutlak bilgi, ontolojik gizin ortadan
kalkmas demektir: "Bilin iin, kendi nesnesinde gizli bir yan
vardr - eer bu nesne onun iin bir teki veya yabanc bir var
lksa ve onu kendisi olarak tanmyorsa." Ne ki aslnda tek giz,
giz diye bir eyin olmaydr. Dolaysz olan kendi zerinde d
nr ve zerindeki rty kaldmp kendilik olarak ortaya
kar. "Kendilik, yabanc bir ey deildir; o kendi kendisinin b
lnmez birliidir, dolaysz olarak tmeldir." O halde kurgusal
yaam, varln kendini kavraydr; bu elbette bir yaamdr,
fakat bizzat Mutlak'n yaamdr; Mutlak'n seyredilmesi deil
dir, Mutlak'n kendi kendisini kavramasdr, "srf ilahi olann
grs deildir, ilahi olann kendi kendisinin grsdr de."44
"Tz, her ieriin onun dnda kalaca ve refleksiyona -tzle
ilgili olmayan bir srece- konu olaca mutlak birlik deildir,
nk tz, zne olarak, kendini kendinde dnen e olarak

44

Fenomenoloji, II, s. 299

Kurgusal Dnce ve Refleksiyon

119

veya tin olarak kavranamazd."45 Manhn ulah ve hfiliha


zrda kendinde kavram olan mutlak gereklik, yani Anlam, z ile
varoluun, i ile d'n birliidir. Gerein olana temellendirdii
gibi, olanak da gerei temellendirir. Varlk, kendisinin kendini
koymasdr; onun dsallk olacak tekideki refleksiyonu ile i
sellik olacak kendisindeki refleksiyonu, kendisinin kendini-kav
ray olan bu etkin gerekliin iinde akrlar.
Mutlak biimin tmellii iinde gerekleen bu kendini kav
ray, varlk olarak varln bu , Manhktr veya kurgulayc
felsefedir. Bu felsefe iinde biim ile ierik zdetir. Grgl
refleksiyonda biim, belirlenmi her ierii darda brakan so
yut zdelikti. Aknsal refleksiyonda ise bu biim, bandan iti
baren soyut zdelikten fazlasyd; ieriin kategorilere gre
belirlenimiydi ve duyulur ierik kendisini onda ancak belirlen
mi olarak sergileyebiliyordu. Gelgelelim biim ile ierik arasn
daki bu kartlk ortadan kalkar. Belirlenimin, kendi belirsiz
temeliyle, kendi tzyle ztlah gibi biim de ncelikle zle
kartlar. "Fakat z, srf z olarak deil... ayn zamanda biim
olarak ve yetkinlemi biimin tm zenginlii iinde de kav
ranmaldr ve aklanmaldr."46 Bu biim sadece tikel bir belir
lenim deildir, ayn zamanda tam belirlenimdir, yani olumsuz
luktur; tam hale gelmek, kendi zdeliini tam anlamyla tesis
etmek amacyla belirlenimlerinin soyutlanmasn kapsayp aan
devinimdir. Bu yzden, biim ayn zamanda zdr, nk z
ayn zamanda biimdir. Mutlak biim, zdelik olarak Tmel
dir fakat soyut deildir, kendi blnmesinden doan elikiyi
ah iin somuttur. "nk kendi bana devinen Tmellik,
blnm yaln kavramdr. Bu kavram bu haliyle, kendinde, bir
ierie sahiptir, fakat o ierik tm ierik olmakla birlikte du
yulur bir varla sahip deildir."47 nceden malumat sahibi
olunan [informee] tz olan ierik, biimle eliir nk onun bir
45

a.g.e., s. 308

46 a.g.e.,

s.

18

47 Fenomenoloji, 1, s. 250

120

Mantk ve Varolu

uradr. Bu yzden ieriin tm belirlenimleri btnsel olan


-kendiliin kendisiyle zdelii olan- biimin iindeki evreler
olarak dnlmelidir. Bu biim, zdr, kendini koyduu tm
belirlenimlerinde edimselleip onlar kendisine indirgeyen T
meldir; ama bu z ayn zamanda biimdir, nk-ancak bu de
vinimde, bu mutlak olageli iinde kendi kendisi olur. Mutlak,
bir biim veya bir ierik deildir. Bu ayrm ancak her dnce
ieriini kendi tmleiinin [integralinin] ayr [diferansiyeli]
olarak kavrayan grgl bilin iin bir deer tar. Onu bir urak
haline getiren, belirlenmemi ieriin upuygun olmaydr;
bundan dolay, kendi kendisiyle eliir. Biim gerekten de var
ln veya kendiliin zdeliidir ve klasik aklclar bu zdelii
ontolojinin tepesine yerletirmilerdir. Fakat bu zdelik ayn
zamanda elikidir ve blnmedir; srf analitik deildir, ayn
zamanda sentetiktir de. Spinoza yahut Leibniz gibi klasik aklc
filozoflar, yklemin znede bulunmasna/tekrarlanmasna ta
klp kaldlar. Bundan tr Varlk, zde olmakla birlikte, ken
dilik deildi. Kendisiyle elimiyordu; dolaysyla, kendisini be
lirlenim olarak -bir olumsuzlama olan ve sras geldiinde ken
dini veya kendi olumsuzlanmasm olumsuzlayan, fakat her ha
lkarda bir kendini-olumsuzlama olarak kalmaya devam eden
belirlenim olarak- koyuyordu; Mutlak' zne olarak tanmlayan
sonsuz olumsuzluk deildi; kendisini koyabilmek iin kendisini
kendilik iinde dnen bir yaam olarak hakikat de deildi.
Logos, yani biim ile ieriin diyalektik zdelii, felsefenin
esi haline gelir ve dncenin tm belirlenimlerinin gerek
ten de bu e iinde kendi yerlerini bulmalar gerekir. Bu e,
Logos, bu biricik kategori, kendi olan varlktr ve her biri kendi
sini hem kendini-koyma olarak hem de bir olumsuzlama ve e
lime olarak sergileyen kategorilerin oulluunda, kendisini
belirgin hale getirir. Bu kategorilerin, bu dmlerin her biri,
dierlerinde zlr. Diyalektik sylem, kendinde ve kendisi
iin hakiki olan, "sanki katlan her yenin sarho olup kendin
den getii, taknlkta bulunduu Bakkhos enlikleri gibidir ve

Kurgusal Dnce ve Rejleksiyon

121

bu taknlk hali, kendini o btnden ayrmaya ynelen her u


ra derhal kendi iinde zd iin, aslnda berrak ve yaln
durgunluk halidir." Bu Logos, a priori kendiliindenliktir, ama
bu a priori, varln bir filozofun kafasnda keyfi ekilde yeniden
kurulmas anlamna gelmez. Felsefe, deneyimde kendisini nes
ne olarak gstereni olageli olarak dnr. Fenomenoloji'de ya
hut Tarih Felsefesi'nde, varoluun tmel tm belirlenimleri ken
dilerini bilincin figrleri olarak gsterirler. Logos, onlar, kendi
sini kendi tmellii iinde dnen ve byle yapmakla kendi
sini kendi yabanclamas iinde, yani doa ve sonlu tin olarak
da dnen varlk olarak kavrar.
Grgl dnce iinde eliki ve olumsuzlanma srf znel
grnyorlard. elikiden mutlak surette kanlmalyd. Fakat
bu durum kurgusal eliki iin artk geerli deildir, nk
varln bilgisi ayn zamanda kendiliin de bilgisiyse, elime
kanlmazdr. Bu elime, o zaman mspet bilgideki bir sap
madan ileri gelmemektedir, bir yanlsama deildir, zorunlu bir
uraktr. Gerekten de, kurgusal bilgi sadece koyulmu ierie
ulap orada kalmaz, ierikte kendi kendisine de ynelir, nk
kurgusal bilgi, ierikte kendini-bilmedir, kendinin bilgisi olarak
ieriin bilgisidir, ayn zamanda hem varlktr hem de anlam
dr, bir taraftan ynelimseldir, dier taraftan refleksiftir. e
liki, soyut zdelii korumak urunda ieriin koyuluunu
ortadan kaldrmaz, fakat bunun yerine, ieriin soyut zdeli
ini, yani sadece koyuluu, bir kartla evirmek suretiyle, or
tadan kaldrr. Bu koyulmu ierik kendi kendisiyle kartlar
ve kurgulayc dnme bylelikle zdelie yeniden ular, fa
kat bu zdelik bundan byle kendiliin somut zdeliidir.
Kurgulayc elime, hakikatin grgl ltn (srf ierii)
ayn anda biimsel, mantksal ve kurgusal olan bir lte d
ntrmenin aracdr. Saf Akln Eletirisi'nin kavramakta ve ge
rekelendirmekte baarsz olduu eyi, yani analitik dnce
nin sentetik bir rasnn olduunu (mutlak akl kendisini bilir, o
halde varl da bilir) ve sentetik dncenin de analitik bir ra
snn olduunu (varl bilmekle kendisini bilir), sadece o kav-

122

Mantk ve Varolu

rar ve gerekelendirir. Kurgusal bilgi hem biimsel dnce


gibi totolojiktir hem de grgl dnce gibi heterolojiktir. Grgl
dnce heterolojiktir, sentetiktir, farkl eleri birbirine balar.
Buna karn kurgusal dnce, zerinde dnlm hetero
lojiktir, dolaysyla bakalk kendisini ona Ayn olann refleksi
yonu [yahut yansmas] olarak, kartlk olarak sunar. Kurgula
yc dnme, farkll, zerinde dnlm farkllk olarak,
zsel farkllk olarak, kendisinin kendisinden farkll olarak
dnr. Oysa grgl dnce, sentetik yargnn olumsuzlan
may ve elikiyi ierdiini fark etmez: (terimlere yabanc kalan
bir refleksiyon iin) dsal ayrmda taklr kalr. Kurgulayc d
nme, heteron'u tauton'un karsna enantion olarak, kart ola
rak koymaldr. Dsal eitlilii elikiye dntrr, nk
Mutlak'n her biri kendilik olan kategorilerini belirlenim olarak
ve dolaysyla olumsuzlama olarak dnr.
Kurgusal eliki, kendisini koymak suretiyle kendisini kald
ran Mutlak'n kendi elikisidir ve srf znel olmayan, ayn za
manda varla da ikin olan bu olumsuzlanmann buradaki
anlam, Hegelci diyalektiin dnm noktasn, grgl dn
ceyle ilgisinde kurgusal dncenin ralayc zelliini tekil
eder. Grgl dnce, tmel kendiliin her koyuluunun d
ncesi olduunda kurgusal dnce haline gelir ve ayn za
manda, dilegelmez gr olarak deil, diyalektik dnce olarak
kalmaya da devam eder. Olumsuzlanmann ve elimenin bu
ontolojik anlamn, imdi dizgenin ura -Logos, Doa ve
Tin- ile balants iinde aydnlatmaya alacaz.

Kurgusal Dnce ve Refleksiyon

123

zdelik ve eliki Olarak Mutlak Bilgi Logos,


Doa, Tin
Mutlak bilgi dier bilgilere benzemez, dsal refleksiyondan
varln isel refleksiyonuna kesintisiz ekilde geilmez. Aa
karlan bu yeni boyut, varln bizzat kendi boyutudur. Hi
kuku yok ki Hegel Fenomenoloji'yi, zbilinci bu esirin iine yer
letirmek ve ona orada hayat bulma imkaru tanmak iin yaz
mtr. Mantk'mda bu mutlak bilgiyi varln sylemi, Logos'u
olarak sunmaya almhr. Felsefe kendisini iki tehlikeden sa
knmaldr: Grg! refleksiyonu, hatta nesnesinin dnda kal
may srdren aknsal refleksiyonu amal, ama bir yandan da
Mutlak'm srf geceden ibaret olan dolaysz grsnde kendini
kaybetmekten saknmaldr. Hegel, diyalektiin, varln kendi
diyalektii olduunu ortaya koyduu bir Manhk kaleme al
makla, refleksiyon ile mutlak gry badahrmak ve onun,
varln kendi kendisi hakkndaki refleksiyonu olduunu gs
termek istemitir. "u halde refleksiyon, hakiki olann dnda
braklp Mutlak'm olumlu bir ura olarak kavranmadnda,
akln ne olduu da anlalamaz"48
Kant, diyalektii, saf grn bertaraf etmek iin kullan
mh. Ona gre diyalektik, bir yanlsama olarak, analitie ve de
neyimin hakikatine ters dyordu. Fichte ise diyalektii, ha
kikatin bilinebilir olmas lsnde hakikati bilmeye ynelen
bir yntem haline getirdi. Oysa Schelling'le birlikte diyalektik
yeniden grn haline gelir; grgl bilginin ve refleksiyonun
stesinden gelmeye imkan tanr; onlarn eletirisi olur. Diyalek
tik, halis anlksal grye nazaran estetik gryle akan bir
Mutlak bilgiye gtren bir kap araldr. Schelling bundan do
lay grgl bilginin veya refleksif bilginin mutlak bilgiyle l
trlemezlii konusunda srar etme meziyetine sahiptir.
"Mutlak olan ifade etmek iin kullanlan tm biimler, Mutlak48 Fenomenoloji, I, s. 19

124

Mantk ve Varolu

'n refleksiyonda kendini sergileme tarzn davururlar. Bu


konuda herkes hemfikirdir. Fakat hibir aklama tarz yoktur
ki mutlak olann ideal olmasna ramen dolayszca gerek de
olan kendi zn bilinir hale getirebilsin. Bu z ancak gr
araclyla bilinebilir. Betimleme yoluyla sadece bileik halde
olan bilinebilir; yaln halde olan ise ancak gr araclyla kav
ranabilir. deal bir e olarak, ama ayn zamanda gerek de
olan ideal bir e olarak (ki baka hibir ey bu tanmla
maya daha uygun olamaz), doayla olan balantlar iinde be
timlemeye almak nafile bir aba olacakbr, doutan kr olan
birisi bu betimleme vastasyla n ne olduunu hibir zaman
bilemeyecektir. Keza Mutlak'n, sonlu olann kart olarak (ki
onu baka trl betimlemek pek mmkn deildir) betimlen
mesi de tinsel gzleri kr olanlara Mutlak'n hakiki znn g
rsn asla salamayacakbr. Bu grye, geometrik bir eklin
grsne atfedildii gibi evrensel bir deer atfedilemedii iin
-nk tpk n, arpt gze zg olmas gibi, o da her tek
ruha zgdr- bir yandan srf bireysel kalan ama dier yandan
da tpk n grme duyusu iin tad deer gibi tmel bir
deer tayan bir vahiye ahitlik edilir." Schelling, Mutlak'n bu
desinin betimlenmesi konusundfl insan dilinin kifayetsiz kald
na dikkat eker.
Sonlu olan ortadan kaldrmak iin diyalektikten yararlanan
ve bizim, insansal olan aarak her retkenliin kaynayla r
tmemizi salayan bu anlksal grnn koullarn kendimiz
den tretmek isteyen Schelling'in felsefesi, her refleksiyonu
aan bir felsefedir; sonlu olann sonsuzdan nasl kabileceini
ve Mutlak olann barnda farklln nasl ortaya ktn kav
ramsal yolla ele alamayan bir felsefedir. Bu felsefe sadece imge
lerden yararlanabilir, analojileri, mitleri ve simgeleri kullanabi
lir. Grye bavuran bu felsefenin kendine has yn, srf kav
ramsal dilin dna kp kavramn yerine imgeyi geirmek sure
tiyle ileti[i]mde bulunmasdr; imge, simgesel ras vastasyla
bizi hem duyulur olana hem de duyulur olan kapsayp aana

Kurgusal Dnce ve Rejleksiyon

125

gnderir; bir eyi dorudan sylemektense ima eder. Bergson


gibi ounlukla Schelling'e yakn duran bir filozof, imgede g
rnn olanakl yegane dolaymn; fiilen kullanma sokulan im
gelerde de, tinin, duyulur olann yknden kurtulabilme imka
nm

grr. Gelgelelim kavramsal dilden bu ekilde feragat et

mek, felsefeyi yeni bir ede mevzilendirir; felsefenin iirle,


hatta iiri de nceleyen gzel sanatlarla, ok fazla yaknlamas
, ile sonulanr. Peki, kendisini dile getiremeyen bir gr, yine de
anlam mdr? Aslnda,

tin o zaman, grgl olan ile refleksiyo

nun aydnlndan nce gelen bir gece gibi . olduu halde


dourmaya elverili olmad ortaya kan Mutlak arasnda, sa
lnr durur. Hegel,

zerine

Fichte'nin ve Schelling'in Dizgelerinin Farkll

balkl almasnda, "Mutlak, gecedir ve k ondan

daha gentir. Bu ikisi arasndaki fark, mutlak bir farkllktr;


hpk gnn ilk klarnn geceden douuna benzer. Hilik, her
varln, her sonlu eitliliin ortaya kh yerde, daima ilk te
rimi tekil eder." diyen bir felsefe tipine kar karken aklndan
belki de Schelling'in felsefesini geiriyordu. Demek ki Mutlak
olann kendisi, felsefenin bir dier nkabul olacaktr: "Akl,
bilinci sadece snrlarndan kurtarmakla, Mutlak olan retir.
Snrlarn bu ekilde almas, bir snrszln batan varsayl
masn art koar." Fakat Hegel buna felsefenin zgl grevinin
ne olduunu eklemeyi de ihmal etmez: "Felsefenin grevi bu
nkabulleri badatrmaktr; varl, varlk-olmayanda, olu ola
rak; blnmeyi, Mutlak olanda, onun Fenomeni olarak; sonlu
olan sonsuzda, yaam olarak, koymaktan ibarettir."49 Dolay
mn

bu vehesi Manhn urana da tekabl etmektedir.

Dolaysz varlk iinde o, varlk-olmayandr, yani tikel varolan


larn ortadan kalkhklan veya ortaya khklan zemindir. z
iinde o, varln grne gelmesi lsnde kendini yans
tandr, yani varln bizzat kendisidir. Varolu, bu grnmenin
kendisidir: "nk grnmek ve blnmek, tamamen birdir."

49

lk bask, Lasson edisyonu, s. 16

126

Mantk ve Varolu

Nihayet, kavram iinde o, bir ve ayn ey olan yaam ile dn


cedir. Kurgusal yaam, anlamn yaamnn ta kendisidir. Kur
gusal yaam, koyar, olumlar, belirlenimde sabitlenip derinleen
anln arlyla alkonur ve bu koyulanlarn her birini. ayn
anda aar, onlar diyalektik olarak zndrr, nk her koy
ma/ olumlama bir refleksiyondur, bir elikidir, fakat bu yolla
yeni bir koymaya/ olumlamaya gtrr. Kurgusal yaamn
kendisi, kendi deviniminin Anlamdr. Kurgulayc olumsuz
lama yarahcdr; koyduu lde kaldrr da. Anlamn veya d
ncenin bu yaam, varln Logos olarak mutlak yaamdr.
Gelgelelim bu Logos'un kurgusal yaam olarak, yaam (biyo
lojik anlamda yaam, bir doa felsefesi anlamnda yaam)
yanstmaktan uzak grnmesinin sebebi, bu biyolojik yaamn
ve yaamn bu olumsuzluunun, aslnda, anlamn mutlak ya
amnn bir yansmas olmasndandr. Hegel'in en kendine
zg yan, kavramsal dilden vazgememi olmas deildir, eski
biimsel manhkla hpk ceset ile canl beden arasndaki ilikiye
benzer bir iliki iinde bulunacak bir kurgulayc Manhk ya
ratm olmasdr. Hegel'in Mantk'mda bize sunduu dnce
nin bu yaam ki bu yaph dahilinde dnme hareketinin ya
anm betimlemesi olarak grnr, herhangi bir varolan hak
knda insann sahip olduu tikel bir dnce deildir, mutlak
dncedir, insan bilincini adm adm kat eden varln, kendisi
hakkndaki refleksiyonudur. te o tam da bu yzden mutlak
bilgidir ve grgl dncenin kendi bana yeniden bulamad
bir eyi de barndrr. Fakat grgl dnce mutlak dnceyi
kavrayamyorsa bile, mutlak dnce grgl dnceyi kendi
tekisi olarak kavrayabilir, nk mutlak dnce, bakal
kendinde barndrr; tmel olmakla tikeli kendi alhnda kapsa
maz, kendi srekli geliimi iinde, kendi sylemi iinde, onu
ifade eder ve onda kendi ifadesini bulur. Bu bakalk, mutlak
bilginin, "felsefenin kendisine yabanclamak zorunda oldu
unu" kavramasna ve bir antropolojinin varlna bu mutlak
bilgi zemininden hareketle kucak alabileceinin, fakat bu ant-

Kurgusal Dnce ve Refleksiyon

127

ropolojiden hareketle, herhangi bir kopu yaanmadan, mutlak


bilgiye hibir zaman ulalamayacann anlalmasna izin verir.
Hegel, srf grsel ve dinsel nitelikli felsefelerin karsnda
olduunu, Fenomenoloji'nin nsznde kesin bir dille yle ifa
de eder: "Peygamberane sylemler, derinlikli olduklarna, eyin
derinlii iinde bulunduklarna inanrlar, belirlenime (Horos)
kmsemeyle bakarlar, yalnzca sonlu olanda barnabilen bir
refleksiyondan olduu gibi, kavramdan ve zorunluluktan da
bile bile uzak dururlar. Fakat ii bo bir genilik olduu gibi, ii
bo bir derinlik de vardr. Tzn sonlu oklukta yaylan fakat
bu okluu bir araya getirip koruyacak kuvvetten yoksun bir
uzam olduu gibi, kendini yaylmaktan alkoyan bir salt kuv
vet olarak davranan ve bu yzden yzeysellikle bir ve ayn ey
demeye gelen, ieriksiz bir younluk da vardr. Tinin kuvveti,
dsallamas ne kadarsa ancak o kadar byktr; derinlii ise
ancak kendi serimlenii srasnda yaylmak suretiyle aa k
may gze ald lde derindir. Dahas, bu kavramsz tzsel
bilme yahut bilgi, kendiliin hususiyetini ze yedirdiini ve
hakiki ve kutsal bir tarzda felsefe yaphn ileri srd za
man, aslnda hakikati kendinden gizlemi olur, nk kendisini
Tanr'ya vakfedecek yerde ly ve belirlenimi kmse
mekle, kendisinde bazen ieriin olumsallnn bazen de kendi
kaprisinin dizginleri ele almasna izin vermi olur. Kendilerini
tzn ar mayalanmasna terk edenler, zbilinci gizleyerek ve
anlktan vazgeerek, Tanr'nn seilmi kullar olduklarna ina
nrlar ve Tanr onlara bilgelii uykuda ihsan eder. Ama uykuda
onlara ihsan edilen ve gerekte ortaya kan ey, sadece dler
dir."50
Hegel, refleksiyon karsnda dolaysz bilgi olacak bu dile
gelmez gry reddettii gibi, dsal bir refleksiyon olan grgl
bilgiyi de reddeder. Jena Manhnda (1801-1802) onun Mutlak'
isel refleksiyon olarak kavramak iin, anl kapsayp aan eyi

so

Fenomenoloji, 1, s. 12

128

Mantk ve Varolu

kavramsal dile tercme ebnek iin sergiledii aba grlebilir.


Buradaki mesele, birlii, sonsuz olan ve tmeli bir yana, ok
luu, sonlu olaru ve tikeli de dier yana koymamaktr. Fakat
bunun iin dnceyi bkmek, onu elikinin dorudan do
ruya yzne bakmaya ve anln zerlerinde direttii ayrmla
rn stesinden gelecek bir ara olmaya zorlamak gerekir. Son
suz olan, sonlu olann tesinde kalmaz; eer sonsuz olan, sonlu
olann dnda, tesinde kalsayd, sonlu olan sonsuz olan iin
bir snr tekil ederdi ve bu yzden sonsuz olan da aslnda
sonlu olurdu. Benzer ekilde, sonlu olan da bizzat kendisini
yadsr, kendi tekisi haline gelir. Fakat bu olumsuzlanma, son
suza doru giden, asla tamamlanmayacak, hep eksik kalacak
bir ilerleyi deildir - bu zm, anln, sorunun tamamen far
knda olduu halde, elikiyi rtbas ebnesine imkan tanr. He
gel, Frankfurt'taki son yllarna tekabl eden genlik dneminin
sonunda, sonlu olandan sonsuz olana geiin, yaanr ama an
lalmaz bir gizem olduunu dnmekteydi. Oysa imdi, bu
geii sze dkebilen yeni bir mantk oluturmaya abalamak
tadr. Bu abann merkezinde yer alan izlek bize, Mutlak'n an
cak kendisiyle kartlaarak, kendisinden yansyarak kendisini
koyduu ya da olumlad bu refleksiyonun birlii fikriymi
gibi grnyor, fakat bu birlik kendisini prior natura suis affect
ionibus* bir tz gibi refleksiyondan ayran bir birlik olmayacak
tr. Refleksiyonun devinimi, dolaym olan bu birlik, zde-ol
mayann zde hale gelii olduu kadar, zde olann zde
olmayan haline geliidir. "Mutlak olann kendi dnda kma
sndan sz edilemez; bir k olarak grnen ey ancak eliki
olabilir ve eliki onun varlnda durup kalamaz, nk onun
z, kendini ama hareketinin getirdii mutlak kaygdr. Onun
varl, kendi eleri olacaktr, fakat bu eler artk kendileri
iin alnmazlar; birbirleriyle balantlar iinde, yani kapsanp

* Lat. Spinoza'dan alnh: "Doas itibaryla kendi duygulanmlarn n


celeyen . . . " (ev.)

Kurgusal Dnce ve Refleksiyon

129

alm eler olarak alnrlar; Kendileri iin olduklar ey, artk


kendileri iin olmamalardr. mdi, eer mutlak kartlk, bir
likten ayrysa, kartlk ne kadar kendi dnda olmaksa birlik
de o kadar kendisi iin olmak anlamna gelecektir, fakat byle
bir durumda kartln sadece ifadesi deimi demektir."51
Birlik, kartln tesinde bulunmaz, eer yle olsayd bir birlik
olmazd, kart terimlerden sadece biri olurdu. Kartlk da bir
birinin dnda kalan iki terim arasnda ortaya kan bir ikilik
deildir, eer yle olsayd artk mutlak bir kartlk olmazd,
nk birliini kendinde tamyor olurdu. "Sonsuzluk, kavra
mna uygun olarak alndkta, kartl kapsayp amann
blnmez devinimidir, kapsanp alm olma deildir; beriki,
kartln kar durduu, ztlat hiliin (boluun) ta kendi
sidir."52 Bunu yle de ifade edebiliriz: Sonsuzluk, aknlk
deildir, ama edimidir; bir terimin dierine gei hareketi ola
rak dolaymdr, terimlerin karlkl refleksiyonudur veya bir
birlerinde yansmas, kendilerine dnmesidir. Bununla birlikte
bu ilem, ancak snrl olan ortadan kaldrd lde ortaya
koyarsa mmkndr. "Sonsuz olann yok edici tedirginlii, an
cak yok ettii eyin varl araclyla ortaya kar. Kapsanp
alm olan, kapsanp ald lde mutlaktr, kendi ortadan
kalkndan doar, nk ortadan kalkma, ancak ortadan kal
kacak bir ey varsa gerekleebilir." Sonsuz olan, Tmel olan,
ancak kendisini ortadan kaldrd lde vardr, o kendi snr
lann ve blnn kendinde barndrr. Her olumlama bir
olumsuzlamadr, fakat bu olumsuzlama isel bir olumsuzlama
dr, kendiliin kendi kendisi tarafndan olumsuzlanmasdr. S
nrla[n]mann kurgusal bir kategori olarak tad anlam bu
dur. Tmel olan, kendi kendisini snrlar; yleyse kendiliin
kendi dnda yine kendisi vardr ve bu zdelik bir ifte olum
suzlamaya gtrr. "Evet" soyuttur, nk kendisini "Hayr"n

51 Ienenser Logik, Lasson edisyonu, s. 32


52 a.g.e., s. 32

130

Mantk ve Varolu

karsna koyar - hpk birliin kendisini okluun karsna;


tmelin kendisini tikelin karsna; sonlu olann kendisini son
suz olann karsna koyduu gibi. Fakat olumsuzlanmann
olumsuzlanmas, kendisine zg snrn aarak, kendisini ken
disiyle kartl iinde, kendiliin kendisiyle kartl olarak
onaylayan ve bylece kendi haline gelen somut "Evet"tir:
"Sonsuzluk, bu dolayszln iindedir, yani bu teki-varln
(veya ilk varln) benzemezliinin dolayszl iindedir, yine
bir onaylama olan ifte olumsuzlamann dolayszl iindedir;
mutlak benzemezlii .iinde kendine-benzerliktir. nk, ben
zemez veya teki olan, dolayszl iinde kendi kendisinin te
kisi olduu kadar, zne gre de bir tekidir."53
Temel eliki, kendisini snrlayan ve bu yolla kendisine kar
t hale gelen Mutlak'n elikisidir. Fakat o bylelikle kendisini
belirler (her olumsuzlanma bir belirlenme olduu gibi, her be
lirlenme de bir olumsuzlanmadr), bu belirlenmede, olumsuz
lanma olan bu z-snrlanmada, yeniden kendisini yadsr, dola
ysyla kendisini kendi karhnda somut ekilde kendisi olarak
koyar. Sonsuz olan, kendi kendisini belirlemek iin kendisini
snrlamak suretiyle kendisiyle eliiyorsa, sonlu olan, belirlen
mi olan, bunun aksine, kendi olumsuzlanmasn kendinde ba
rndrr, kendisini kendi tekisi olarak, kendi karh olarak be
lirlemek suretiyle, sonsuz olur: "Sonlu olann hakiki doas ite
budur: O sonsuzdur; kendisini kendi varlnda kapsayarak
aar. Belirli olann belirli olarak z, olduu ey olmamaktan
ibarettir, mutlak tedirginliktir; bu, hi[lik] deildir, nk kendi
tekisidir ve bu teki, halihazrda onun kendi kart olduu
iin, yeniden ilk olandr."54
Mutlak olan demek ki ancak -olumsuzlanma olan- bu b
lnme, her bir terimin bir belirlenim olduu, ama bu haliyle an
cak bir tekiyle, kendi tekisiyle balants iinde varolabildii

53 Ienenser Logik, Lasson edisyonu, s. 31


54 a.g.e., s. 31

Kurgusal Dnce ve Refleksiyon

131

kartlabrc bir ikileme vastasyla var olur. yle ki, Mutlak,


kendisini belirlenimlerinin her biri vastasyla koyarak, her biri
iinde tamamen kendisi olarak aa kar (nk her belirle
nim tekine gnderir). Mutlak olan, onlarn dolaymdr, bir
belirlenimin dierinde yansmasdr, bu yansma ayn anda
hem isel (kendiyle kurduu balanh olarak) hem de dsal (bi
rinin dieriyle kurduu balanh olarak) refleksiyondur. Mutlak
olan, kendi zdeliine ulaabilmek iin kendisiyle eliir; so
mut zdeliktir; ikilie alan birliktir; kendi dndaki varln
iinde olan kendi iindeki varlktr; kendi iindeki varln iin
de olan kendi dndaki varlktr. Bu mutlak zdelik, hem bi
imdir hem de ieriktir; hem analitiktir hem de sentetiktir; hem
totolojiktir hem de eliiktir. Hegel'in felsefesinde tezin her
hangi bir nceliinin olmad anlalmaktadr. nk diyalek
tik l, "aklsal asgari"yi tekil eder. Hakikaten, sentez, tezin
kendi antitezi, yani bir karh olmazsa, varolamaz. Mutlak olan,
terim olmakszn kavranamaz. Daha dorusu, Mutlak olan
bu terimleri birbirinden ayran ve daha sonra onlar yeniden bir
araya getiren dolaymn ta kendisidir; kendisini blen ve bu
blnme hareketi iinde kendisini birletirendir. Kartlktan
koparlan bir sentez, bir dolayszlk olacaktr ve bu haliyle yeni
oluan bir kartln terimlerinden biri haline gelecektir.
O halde, Mutlak, sadece bu kendini blme ve blmlerini
kapsayp ama hareketi iinde, yani kart terimlerin zdelii
iinde bizzat kendisi olandr. Dolaysyla, Mutlak, Logos'tur ve
Doadr; btnyle Logos iindedir ve btnyle Doa iinde
dir; bu mutlak kartlk iinde, kendisinin kendisindeki refleksi
yonu iinde kendine grnr ve bu dolaym hareketi olarak,
Mutlak olan Tindir.
Mutlak'n Logos ile Doa olarak ikiye blnmesi, belirlenme
ve olumsuzlanma andr veya anlk uradr. "Blme etkinlii
anln kuvveti ve faaliyetidir, varolan en hayret verici ve aza
metli gcn ya da daha dorusu, mutlak gcn bir faaliyeti-

Mantk ve Varolu

132
dir."55 Fakat

anlk srf bizim anlmz deildir, eyann, doa

nn ve Mutlak olann da anldr. Hegel'e baklacak olursa, do


laysz Btn hibir hayret uyandrmaz, oysa sadece Btnle
balants iinde varolabilen eylere ayr bir orada-olmaklk ka
zandran ve olumsuzlanmarun bizzat kendisi olan zmleme:
ite o, mutlak gcn ta kendisidir. Bu blnme, gerekten de
olumsuzlanmadr; birbirinin dnda bulunan blmlerin birbi
rinden ayrlmas deildir, nk blmler birbirinin dnda
olurlarsa Btn diye bir ey olmaz. Blnme en bata gerekle
mitir.

O halde blnme, kendisini Btn olarak yadsyan, ken

dini olumsuzlayarak kendisini koyan, Btndr. Bu olumsuz


lanma, belirlenme denilen eydir. Belirlenimler doada ve de
neyimde bakldkta uzaya ve zamana yaylm olarak grnr
ler; birbirinin dndaym gibi grnrler; balantlar onlar
birbirine dardan balyormu gibi grnr. Bu belirlenimler,
bilen 'ben'in dsal refleksiyonu vastasyla zdeleirler, ayr
rlar veya kartlarlar, Fakat ayn ey dnmede sz konusu
deildir. "Belirlenimin

ilk bata srf yle grnmesinin sebebi,

baka bir eyle balant kurmas ve kendi deviniminin ona ya


banc bir g tarafndan dayatlyormu gibi grnmesidir. Fa
kat dnmenin kendisi, tam da bu yalnl iinde, kendi te
kisini ve kendi devinimini kendinde barndrr. Gerekten de
dnmenin bu yalnl, hareket eden ve farkllaan dn
medir, o, zgl iselliktir, saf kavramdr. Dolaysyla

anlk, bir

olutur ve bir olu olarak aklsallktr."56


Mutlak, kendisini Logos ve Doa olarak belirler ve yadsr.
Bu kartlk mutlak bir kartlktr. Terimlerden her biri hem
olumludur hem de olumsuzdur. Her biri, kendisiyle kartlaan
Btndr. Her biri kendisiyle kartlat iin kendisinde te
kiyi temsil eder ve onu, kendi esinde, kapsayp at kendi
belirleniminde sergiler.

ss
56

Fenomenoloji, 1, s. 29
a.g.e., s. 49

"O, kendisinin ve kartnn birliidir.

Kurgusal Dnce ve Refteksiyon

133

Farklln onun isel farkll yahut kendinde farkll veya


bir eit sonsuzluk olmas, ancak bu ekilde sz konusudur.
Kapsanp alan iki terimin de varln bu ekilde devam ettir
dii bellidir, onlar kendi ilerinde kartlardr. Her biri kendi
kendisinin karhdr, kendi kendisinin tekisidir, ama yine de
tek bir birlik olutururlar."57 Bu kartlk, grgl bir kartlk de
ildir. Logos ve Doa, onlarn her ikisini de kapsayan ve onlara
birbirlerinden ayrlabilecekleri zemini salayan bir cinsin trleri
deillerdir. Bu ayrm arhk onlara ikin olmayacaktr; sadece,
onlar karlatran, onlar eit olduklar ve eit olmadklar
ynleri itibaryla gz nnde bulunduracak bir bak asndan
deerlendiren, bir nc [terim] iin varolacaktr: "Benzerlik ve
Benzemezlik de hpk zdelik veya zdesizlik gibi, onlarn
dnda kalan bir ncnn bak asdr." rnein elipsi ve
parabol birbirinden ayryorsam, onlar benim iin ancak ikinci
dereceden eriler veya bir koninin kesitleri olduklar zaman
benzer olurlar; benim iin biri kapal dieri ak bir eri vesaire
olduklar zaman, benzer olmazlar. Bu hallerde onlar ben kar
latryorum demektir, dolaysyla onlarn benzerlikleri veya
benzemezlikleri bendedir. Bu benzerlik ile benzemezlii birlikte
kavramak istersem, o zaman kendi benliim zerinde dn
rm. Bu, her ikisini de ayn anda kendisinde tayan benliktir;
'ben'i karsna alan ve 'beni', 'ben'in bizzat kendisinden ayran
benliktir. Kendilik, bylece, ayrm iinde kendine zde olan
ve zdelii iinde kendini ayran hakiki somut zdeliktir.
Kendi zerinde dnen odur. Fakat bu refleksiyon, grgl ay
rmlarla ilgisinde dsal bir refleksiyon olarak kald gibi, mev
zubahis erilerle ilgisinde de dsal bir refleksiyon olarak kalr.
A = A eklinde ifade edilen zdelik, hakiki zdelik deildir,
nk biimin ve ieriin ayn olduunu varsayar. Tikel bir A
ieriinin kendisiyle eitliini olumlar. Fichte, bu olumlamay
ve ierik ile biimin ayrln srdrenin 'ben' olduunu gs-

s7 Fenomenoloji, I, s. 136

134

Mantk ve Varolu

termitir. Oysa kurgusal kartlk, dsal refleksiyon iin var de


ildir. O, kendisiyle kartlaan ve kendisini kendisinden ayran
kendiliin bizzat kendisidir; kendi zerinde dnen kendilik
tir. Logos'un ve Doann hibir ortak yan yoktur, onlar mutlak
anlamda ayrdrlar ve tam da bundan dolay zdetirler, bir
birlerini yanstrlar ve her biri zorunlu olarak tekini kendi
sinde tar, nk ancak onun olumsuzu olduu lde vardr.
Doay ve Logos'u zerinde tayan ortak bir zemin veya nce
den varolan bir temel yoktur. Byle bir temel olsayd, o tmel
kendilik olurdu; fakat kendilik blnmezdir, tamamen Logos'
tadr, tamamen Doadadr. Bu yzden, eer Logos bir tarafa
ayrlacak olursa, onda onun kendi farkllnn, z-farkllk ol
duunu, kendisinin kendisine benzemezlii olduunu buluruz;
ayn ey Doa iin de geerlidir. Her biri kendisiyle eliir, te
kiyi, kendi tekisini kendisinde yanstr; her biri kendi kendisin
den fazlasdr, kendi birliinin olageliidir, olumsuzlanmann
olumsuzlanmasdr, dolaym olarak yeniden kurulan Btnn
onaylanmasdr. Hegel'in Tin adn verdii ey, ite bu karlkl
refleksiyondur. O halde Logos ve Doa dememek gerekir, Lo
gos Doadr, Doa Logos'tur demek gerekir. Yarg (Urteil), k
kensel blnmeyi bildirir, greli zdeliktir, halen dolaysz olan
dolaymdr. Bu -dr koacnn diyalektik rasn ancak, ayn anda
hem terimlerin kartln, hem elikilerini ve zdeliklerini
gstermek suretiyle ilerleyen akl yrtme, yani dolaym geli
tirebilir, serimleyebilir. Logos ve Doa iinde tini ancak akl y
rtme gsterir.
Mutlak'n kartlk yaratan bu ikilenii (ki o ancak bu ikiye
blnme sayesinde varolur) erevesinde olumsuzlanmann
ontolojik bir anlam tadnn all izilmelidir. Koyma/olum
lama ve olumsuzlama, birbirlerini dengeler ve zde hale ge
lirler. Her kurgulayc koyma veya olumlama bir olumsuzlama
olduu gibi, her kurgulayc olumsuzlama da koyma veya
olumlamadr. Oysa grgl olumsuzlamada durum byle deil
dir. Elipsi deillersem, bu deilleme sonucu elde ettiim eriyi

Kurgusal Dnce ve Rejleksiyon

135

belirlemi olmam - hatta ortada bir eri sz konusu olsa bile.


A'nn deillenmesi, olanaklar alann ak brakr. Oysa Logos'u

olumsuzluyorsam, ancak Doay elde edebilirim, nk Doa,


Logos'un

kendi tekisidir; keza Logos da Doann kendi te.kisi

dir: Olumsuz olann kendinde esasen olumlu da olmas, bir e


yin karl olmann, bir teki olmak, o eyin

kendi tekisi olmak

anlamna geldii bu belirlemenin bir sonucudur." demektedir


Hegel. Demek ki kurgulayc olumsuzlama, belirleyen bir olum
suzlamadr, onun bir yaralc deeri vardr. Mutlak, kendini
Logos olarak yadsyarak, kendini Doa olarak koyar; bylece
Logos'un karl olarak ortaya kar; bunun tersi de aynen ge
erlidir. Mutlak kendini yadsd zaman, kendini olumlu ve
olumsuz olarak, yani Varlk ile Hilik olarak, Varlk ile z ola
rak ve Logos ile Doa olarak koyar; fakat olumlu olan, olumsuz
olduu kadar, olumsuz olan da olumludur. yleyse, olumsuz
lamada olumlamay, olumlamada da olumsuzlamay kavramak
gerekir. Olumlama veya koyma, blnmez kendilik olduu
iin, sanki bu noktada bir ayrcala sahipmi gibi grnmekte
dir, fakat o tam da bu ayrcal gerekelendirmek iin kendisini
olumsuzlama olarak da tand ve bu olumsuzlamay olum
suzlad zaman olduunu iddia ettii ey haline gelir. Demek
ki Mutlak koyma/ olumlama, olumsuzlanmann olumsuzlan
masdr, onda onun kendi tekisini dnmek suretiyle yani
onu, dolaym olarak kendiliin mutlak olumluluu iinde d
nmek suretiyle, belirlenmeyi tamamna erdiren devinimdir.
Mutlak, Logos'ta kendisini nceden varsayar, Doada ken
disiyle kartlar, kartlarn zdelii olan tinde kendisini so
mut olarak koyar ve bu tin bizzat Logos olur, kendisini, kendini
nceden varsayan ey olarak kavrar. Logos, Doann tekisidir,
kendi belirlenimi iinde bir olumsuzlanmadr; yleyse o, bu
tekiye gnderir ve onun zerinden kendisine dner. "Sadece
ideler var olsayd, ideler var olmazd." Logos, kendi olumsuz
lan olan Doa iinde kendisini kapsayarak aar, arlk kendi
sinden fazlasdr, kendisinin kendisinden farkll olan bu

136

Mantk ve Varolu

olumsuzlanmarun zerine ykselir. Bundan dolay Logos, kav


ramn veya anlamn belirlenimi iindeki Btndr, kendine has
snrlan iinde kendisini aar, kendisini yadsr, Doay ken
dinde kavrar, Doayla kartln, kendi belirlenimine tercme
eder; eliki, bu kartln mantksal tercmesidir. Logos, kendi
siyle eliir; o, doa olarak varlktr, ama varln tmel belirle
nimi olarak, ayn zamanda bu belirlenimin hiliidir de. zn
elikisi, eliki olarak koyulmu doann elikisidir, ayn anda
hem kendisi hem kendi kart olan varln, yani Doa ile Lo
gos'un, varlk ile anlamn elikisidir.
Bu noktada, belki de Hegelciliin dnm noktas olan ve
Hegel'i gelmi gemi en byk aklc ve akldc filozof yapan
eye ulam oluyoruz: dnlemez olan kavramsal olarak
dnebilmek iin dnmenin bklmesi. Logos'un dnda
kamayz, fakat Logos, Mutlak olduu iin, blnmez kendilik
olduu iin, kendi dna kt halde kendisi olarak kalr; d
nlmemi olan dnr; anlam anlam-olmayanla, doann
mat, k geirmez varlyla balants iinde dnr; bu mat
l kendi elikisi iinde dnr. Yalruzca dnce olarak ka
lacak dnceyi, kendisiyle elimeye zorlayarak kendi zerine
ykseltir; bu elikiyi Mutlak'n kendisini dnmeye izin ve
recek kurgulayc bir araca dntrr.
Doa gerekten de Logos'un olumsuzlanmasdr ve bu olum
suzlanma yaratcdr. Doa, dncenin kartdr, ham var
olanlarn k geirmezliidir. Logos kendisini yadsm olma
sayd, kendisini kendi kartna yanstm olmasayd, Mutlak da
kendisi olamazd. Elbette Doa bir yandan kendi tekisini yan
stan eydir de; o halde doa kendi iinde z-farkll tar, Lo
gos'a, anlama iaret eder, anlam-olmaynn iinde kayp an
lam olarak grnr. O, "gizlenmi tindir, ancak onu bilen tin
iin tindir." Demek ki Doada, Logos'un dnd, zl
memi bir eliki mevcuttur; o ayn zamanda hem Doadr hem
de Logos'tur. te bundan dolay doa bilimleri ve bir doa fel
sefesi vardr. Doa, mutlak dedir de. Bu btnl iinde o

Kurgusal Dnce ve Refteksiyon

137

tanrsaldr, ama kendi kendisine yle grnmez. O kendisini

kavramaz, onu tin kavrar. Doann, kavrand lde, Logos


olduu, yani kendi tekisi olduu sylenebilir; gelgelelim, doa
kendisini kavramad iin, onu idenin kartna [l'anti-idee]
dntren kendisine zg matln korumaya devam eder.
Kimi yorumcular Hegel'e "doann bir zayfl"ndan sz ettii
iin ve ham halde varolann Logos' a diren gsterdiini ifade
ettii iin serzenite bulunmulardr, fakat biz bunun aksini d
nyoruz; hatta bu serzeniin, Hegel'in dncesinin zgn
yann aa kard kanaatindeyiz. Hegel, dnyay okul felse
felerinin sahte kavramlaryla kurmaz; "olumsuz olann ektii
ileyi, saf ettii emei ve gsterdii sabr" ciddiye alr. Onun
kavram, terimin allageldik anlamnda aklsal deildir; kendi
sinin srf soyut bir dnmeden, orak bir anlktan ibaret olma
dn kefeden akln, dnme etkinliinin menzilini soyut d
ncenin tesine doru geniletmi olmas anlamnda aklsal
dr. Logos, tini boydan boya kat ederek, kendi kendisini ve
kendi kartn dnr; bundan dolay l varln urakla
rn, yani Logos'u, Doay, Tini, birbirine balayan akl yrt
me zinciri iinde, mutlak dolaym olarak kendini gsterir.
Logos Doadr ve Doa Logos'tur yarglar, kurgulayc dn
meyi eksik ifade ederler. Ne kartl, ne terimlerin kurgusal
zdeliini ne de onlar nce kartlatrp sonra kendisinde
badatran tini gsterirler. Bu sentetik a priori yarglar, onlarn
sentezini temellendirmezler. stelik Hegel, tini, yani nc te
rimi, iki farkl anlamda kullanr. Tarihte ifade bulan znel tin ile
nesnel tin sonludur, oysa mutlak tin, Mutlak'n ta kendisidir;
onun hakiki ifadesi ise felsefedir ve felsefede kendini gsteren
kurgusal yaam olarak Logos'tur. Hegel, Ansiklopedi'nin so
nunda, bu ura birbiriyle yeniden badatrmann farkl
yollarn inceler; Mutlak, dolaym olduuna gre, onlardan her
biri bir dolaym olarak ortaya koyulabilmelidir; oysa sonu ola
rak ortaya koyulan tasm birbiriyle edeer deildir.
Bu tasmlardan ilkinde, orta terim grevini doa grr. Tin,
doann barndan kar ve Logos, doa araclyla grne

Mantk ve Varolu

138

gelir. Kavram burada "geiin dsal biimine sahiptir." Bu s


re, bir olay olarak tezahr eder. Burada dolaym, doa esi
iinde bulunan dolaysz zorunluluk olarak tasarmlanmbr. Tin
aamasnda kendisi iin haline gelen tmelin, zgrl, u
lardan birinde ortaya kan bir rnden ibaret grnr.
Bu dolaysz yan, orta terim grevini tinin grd ikinci ta
smda ortadan kalkar. Bu dolaym, bir uran dierindeki -Lo
gos'un doadaki, doann da Logos'taki- refleksiyonunun do
laymdr. Tindir, ama sonlu olarak kalan bir tindir, doal var
lklarn matln anlamn yla aydnlatan tindir. Oysa reflek
siyon dolaysz olanla kendisini badabrmaz. Uraklarn kar
tl ve zdelii tam olarak birbirlerine kavumazlar.
te bundan dolay halis dolaym, Logos'un -kendini kavra
yan akln- dolaymdr, Logos, kendisini bler, tin ve doa olur,
kendisini bilgi ve nesnellik iinde onaylar. O, doann batan
varsaydyd. Artk felsefeyle birlikte, nceden varsaydn
olumlayan ve kendisini ve kendi tekisini kavrayan bir olumla
y haline gelir. Logos'un bu kurgusal yaam ite bu ekilde
kendisini aydnlatan k haline gelir, doay ve sonlu tini de
aydnlatr; o hem dolayszlk hem de refleksiyon olan ktr.
Logos'un varoluu, bylece doada ve tinde yansr.ss
Dolaym olarak, isel refleksiyon olarak dnlen Mutlak,
kken hakkndaki her sahte sorunu bertaraf eder. Uraklardan
her biri dierlerine gnderir; uraklardan hibiri dierlerinden
yaltlamaz. Gene de Mutlak'm bu refleksiyonunun kendi ken
disini dnmesi, ancak Logos'un varoluu iinde gereklee
bilir. Logos, kendisini kendisi olarak ve kendi karl olarak dile
getirir. Kendisini kendisi olarak, kendine zg olumsuzlan
iinde bilir, olumsuzun gcn" dnr, bu g araclyla
kendisini bler ve bu belirlenimlerden her birini kapsayarak aar.
te, kurgulayc dnme iinde olumsuzlanmann sahip olduu
bu gc, grgl dnce iinde olumsuzlanmann sahip olduu
kullanmn ve anlamn karsna koymamz gerekmektedir.
/1

58 Bu dolayn iin, bak. Ansiklopedi, 575, 576, 577

Kurgusal Dnce ve Refteksiyon

139

Grgl Olumsuzlama ve Kurgulayc Olumsuzlama


"Aykr olan,
Hiliin her eye yeten gcn,
Varla kadar yceltiyor!"*
Hegel'in felsefesi, bir olumsuzlama ve olumsuzluk felsefesi
dir. Mutlak ancak kendisini belirleyerek, kendisini snrlayarak,
kendisini yadsyarak varolur. Logos, kendi dna kan, kendi
sini kendisinden doa olarak ayran Mutlak'tr ve kendisini d
nr. Fakat bu dnme srasnda dnce kendi kendisini
aar, nk o kendisinden fazlasdr; olumsuzlann ve snrla
run eliki araclyla aarak bizzat kendi tekisinin dn
cesi haline gelir. sel olarak gerekleen bu ama hareketi,
Mutlak'n, yani artk dolaysz olmayann, hakiki anlamda onay
lanmasdr. Bu onaylanma, olumsuzluktur yahut olumsuzlan
mann olumsuzlanmasdr. Baka bir deyile, Hegel'in felsefesi
iki anlamda bir olumsuzlama felsefesidir: Bir taraftan, Spino
za'nn her belirleme bir yadsmadr diyerek dile getirdii "kyas
kabul etmeyecek denli mhim" izlei derinletirir ve olumlu
olan iinde sunulann eksikliini ya da yetersizliini idrak eder.
Dier taraftan, bu yadsmann barnda olumsuzlanmann tek
rarlandn, yani olumsuzlanmann da olumsuzlandn ve
halis yegane olumluluun ancak bu ekilde tesis edildiini gs
terir. Olumsuz olan, bu ekilde iler ve ilk bata sadece zlme
ve lm olarak grnrken, daha sonra onun, "zne olarak
Mutlak" anlayan ey olduu aa kar. Byle bir nerme,
btn ayakta tutann herhangi bir dolaysz temel deil, tek
bana dolaym olduunu bildirir. Hegel'in aadaki sahrlarda
deineceimiz metni, onun bu konudaki tm dncesinin
* Paul Valery'nin Ebauche d'un serpent [Bir Ylann Silueti] iirinden:
"Jusqu'a l'Etre exalte l'etrange,
Toute-Puissance du Neant !" (ev.)

Mantk ve Varolu

140

adeta younlam halidir. Sz konusu metin, belirlenimi var


klan ve onu kendinden ayrl iinde, bir eit lm olarak, s
nrlan iinde, kendi olmad ey olarak koruyan olumsuzun,
olaanst gciin (bizim anlmz ve varln anln) ifa
eder. Dolayszlk veya masumiyet elbette bu soyutlamaya tercih
edilebilir, fakat dolaysz olan, bu haliyle, varl kavrayamadan
ortadan kalkarak hilie geer; nk o, kendisinin farknda
olmayan dolaymdr. Safdil dnce, grnr haldeki olumlu
olana inand iin, yaamn ve dncenin en yce kayna
olan olumsuz olana srbn dner. Dolaym kendi dnda b
rakh ve aslnda dolaymn masum bir kurban olduu iin
hilikte ortadan kalkan dolaysz olan, hilikte ortadan kalkma
mak iin olumsuzlanma olan bu soyutlamadan geer. Dolaysz
olan dolaymla uzlar, keza dolaym da dolaysz olmak iin
dsal bir refleksiyon olmay brakr. Hegel'in metni, insann
varoluunda ve yaamnda kendini gsteren gerek olumsuz
lukla ilgili olduu kadar, kurgulayc dnmeden mutlak an
lamda kendi zerine dnk bir yaam meydana getiren man
hksal olumsuzlukla da ilgilidir. Peki Hegel her iki durumda da
ayn olumsuzluktan

sz etmektedir, yoksa bu konuda bir

ikirciklik mi sz konusudur? Bu soruyu sormadan edemeyiz,


nk burada asl mesele Hegel'in, ontik olumsuzluu yle ya
da byle ontolojik bir olumsuzlua, gerek kartl da manhk
sal bir kartla aktarp aktarmaddr. Verilecek yant, Logos
ile Doa arasndaki iliki konusunda verdiimiz yanta benzer
olacaktr; dncenin kendi kendisini amak iin sergiledii a
bay, Logos'un kendi kendisini ve kendi tekisini kavramasna
imkan veren elikinin manhksal olarak bklmesini akla geti
recektir. Ama eer, az ok yaamsal ve insansal almay yan
stan kurgusal yaam, Fenomenoloji'nin metinlerine dayanlarak,
Hegel' de bir styap olarak dnlmek isteniyorsa, Hegel'in
bize "her defasnda denin dolayszl iinde yiten ve onunla
birlikte kendisini de yitiren ve idelerin, hakknda olduklar

Kurgusal Dnce ve Refieksiyon

141

eyle kurduklar isel balantlar araclyla baka bilinlerle


(bilincin baka uraklar demeye daha meyilli olduumuz eyle)
ilgi kuran" dncenin esrimesini gsterdii, Jena'daki Manhk
derslerinin habrlanmas gerekir. Keza Mantk Bilimi'ni v Logos
zerine Ansiklopedi'nin sonu ksmn da akla getirme1< gerekir.
Aada aktaracamz metin phesiz duygusal bir renge sa
hiptir. Hegelci dnce --0na sadk kalmayan tilmizleri tarafn
dan gelitirilecek olan- saf insanclk ile mutlak kurgusal yaam
arasndaki ayrm aar. nsanclk konusunu ve onu gerekelen
dirmek iin kullanlabilecek Hegelci metinleri kesinlikle gz
ard etmiyoruz, fakat diyoruz ki Hegel kurgulayc kavray in
sancla tercih etmitir, insann kendilii yerine varln kendi
liini semitir.
"Temelini kendinde bulan, kendi zerine kapanan ve tz
olarak, tm uraklarn bir arada tutan bu ember, dolaysz bir
ilikidir ve bu yzden hibir hayret uyandrmaz. Oysa ilineksel
olan, ilineksel olarak, kendi eperinden ayrlmbr, ba onun
sadece baka bir eyle balants iinde gerekten vardr ve ken
dine has bir belirli varolu, orada-olmaklk kazanmaldr. te
bu, olumsuz olann olaanst gcdr, dnmenin, saf
'ben'in enerjisidir. lm -eer gerekdl bu ekilde adlan
drmamza izin verilirse- en korkulan eydir, dolaysyla l
olan kucaklamak en byk kuvveti gerektirir. Gzellik, her
hangi bir kuvveti olmad iin, anlktan lesiye nefret eder,
nk anlk ondan yapamayaca bir eyi bekler. Oysa tinin ya
am, lmn karsnda dehete kaplp geri ekilen ve ykm
dan uzak durarak kendisini saf halde muhafaza eden bir ya
amdan ok, lm kendisinde tayan ve kendisini lmde
bile devam ettiren bir yaamdr. Tin, hakikatini, mutlak an
lamda zlerek, paralara ayrlarak yeniden domak, yeniden
ortaya kmak kouluyla kazanr. Tin yle bir gtr ki, olum
suz olana srtnn dnen olumluya (bir_ eyin yok hkmnde ol
duu veya yanl olduu kabul edilip derhal baka bir konuya

142

Mantk ve Varolu

geildiinde ite byle bir ey sz konusudur) benzemez, olum


suz olanla yzleir ve onunla mukimdir. te bu ikamet, olum
suz olan varla eviren sihirli gtr. Bu g, yukarda zne
olarak adlandrdmz eyle bir ve ayndr. O zne ki kendi z
gn esi iinde belirlenime bir orada-olmaklk kazandrmak
suretiyle soyut dolayszl, yani genel ve belli belirsiz varolma
anlamna gelen dolayszl aar; bu ekilde o, halis tz haline
gelir; e deyile, dolaym kendi dnda bir ey olmayan, bizzat
kendisi dolaym olan dolayszlk veya varlk haline gelir."59
Bu metin, anl tasdik edip boydan boya kat ettikten sonra
aan -ki anlk bu yzden bir olagelitir ve bu olagelii iinde
aklsallktr- kurgulayc dnmeyi, olumlu olann ncelikli ol
duuna inand iin olumsuz olan "yok hkmnde" sayp ge
riye iten safdil ve grgl dnmenin karsna koyar. Elimizde
gzelseverin [esthete] dolaysz olana snmasndan ileri gelen
sahte bir masumiyeti yahut safl da mevcuttur, fakat bylesi
bir safdillie geri dnldnde, o artk o ana kadar olduu
ey olmaktan kar, kendisini o haliyle ortadan kaldrr, zer.
Grgl dnce, varlktaki yadsnmay gz nne almay red
deder; bunu yapamad zaman, onu darda brakr, "hilik
olan" bir znellie indirger; olumsuz yargy, insansal bilincin
benimsedii bir tavrla, pimanlk veya umutla aklar. Bu tavr,
kelimenin olumsuz anlamnda bir diyalektiktir, yani sylei va
stasyla srf baka insanlar olas hatalara kar uyarma veya
onlar yapnn olduklar hatalardan kurtarp doru yola sevk
etme abasdr. Demek ki olumsuz olan, eer bu gzle deer
lendirilseydi, sadece insan ilgilendiren bir ey olurdu ve her
hangi bir ontik veya ontolojik deer tannazd. Hakikatin ye
gane biimi, bu durumda, onaylayc yarg olurdu. "Varolan
vardr, varolmayan yoktur." Anlksalc bir filozof, olumsuz d
nceye deerini teslim ettiinde dahi, onu sadece dncenin
sahip olduu bir deer olarak, dncenin zgrlemek ve tali

59 Fenomenoloji, 1, s. 29

Kurgusal Dnce ve Refleksiyon

143

yoldan varla ulamak iin kulland bir ara olarak grr,


oysa bu tarz bir olumsuzluk ancak dnceyi ilgilendirir, varl
n kendisini ilgilendirmez. "Dnmenin genellemek olduu
sylenebiliyorsa, ayn hakla, dnmenin kar kmak olduu
da sylenemez mi? Hatta bu daha esasl bir tespit deil midir?
Dnmenin ayrt edici zellii, evetlemeyi ve deillemeyi ko
ut olarak koyabilme yetisi olmasdr. Varlk, ey, bir anlamda
daima olumludur. Dnme, varla anlam vererek kendisini
varlk-olmayandan kurtarr, Var olnayan da en az var olan ka
dar, dnmenin nesnesi olnay hak eder. "60
Hegel'in zgnl, olumsuzlannann srf insansal nitelikli
bir aklamasn -ki bu aklamann bir rneini de Bergson' da
buluruz- reddetmesinin yan sra dnceye, "Varlk, ey, bir
anlamda daima olumludur." iddiasn srdrmesine imkan ve
recek bir ayrcalk tannmasn da reddetmesinde sakldr. Oysa
varolann barnda bir olumsuzlanmadan sz etmek, grgl
dnce iin bir paradoks tekil eder. Her halkarda, eyler
kendilerini birbirlerinden ayrmaktadrlar ve hem varlkta hem
de dncede olumsuzlanmann ne olduunun anlalabilmesi
iin, olumsuz yargnn grgl dncede ve kurgusal dn
cede tad anlam bile incelemeden nce, bu ayrmdan ba
lamak gerekir.
Duyulur olann dolaysz grs, oluun saf biimi altnda
olumsuzlanmay zaten ierir. Duyulur kesinliin en temel be
timlemesiyle yetinilecek olursa, duyulur 'bu'nun ortadan kalk
h, gndzn gndz olmay brakh, geceye dnd gz
lemlenir, bir duyulur 'bu' dan baka bir duyulur 'bu' ya doru
gerekleen bu srekli gei, bir gzden kaybolnadr ve bir
gze grnmedir. te bu yzden, gzden kaybolna, kanl
maz olarak bir olumsuzlanmadr. Bunun gzlemlenebilmesi iin,
anmsayan ve gemii, gemiin terimleri araclyla imdiyle
kyaslayabilen bir varln varolduunu kabul etmek gerektii
60 L. Brunschvicg, La modalite du jugement [Yarg Tarzlar] 1897, s.12

144

Mantk ve Varolu

dorudur. "Gzden kaybolmu, ortadan kalkm bir eyi tasa


rmlayabilmek iin, gemi ile imdi arasndaki kartln far
knda olmak yetmez; imdiye tamamen srt evirmek, gemite
ikamet etmek ve gemi ile imdi arasndaki kartl, imdiyi
iin iine hi katmadan srf gemiin terimleriyle dnmek de
gerekir."6 Gecenin daha evvel orada olduunu, demek ki imdi
orada olmadn syleyebilmek gerekir. Bergson'un, deneyi
min akn kaytsz artsz seyredecek bir zihin iin boluun,
hiliin, hatta nispi veya ksm hiliin ve olumsuzlanmann
var olamayacan dnd dorudur; fakat Bergson bu d
ncesine unu eklemeyi de ihmal etmez: "Bu zihni, bir bel
lekle, zellikle de gemite kalmakta srar eden bir bellekle do
natn. Ona zme ve ayrma yetenei verin. te o zaman, akp
giden gerekliin, srf edimselliini, yani srf imdiki halini,
dikkate almay brakacaktr. Geii bir deime olarak, dolay
syla da olmu ile olan arasndaki bir kartlk olarak tasarlaya
caktr. Anmsanan bir gemi ile imgelenen bir gemi arasnda
z bakmndan herhangi bir fark olmad iin de derhal, ge
nel anlamda olanan bir tasarmna ulaacaktr."
Hi kuku yok ki burada asl nemli olan nokta, geiin "bir
deime olarak" tasarlanmas ve zihnin "zme ve ayrma" ye
tisine sahip olmasdr. Bu iki ayrt edici zellik aslnda edeer
dir. Parmenides'in saf varlnn yahut Bergson'un kesintisiz
sresinin yerine, varolanlardan oluan bir okluk veya biri bi
zim iin imdiki evre olurken dieri ondan ayrlp gemite ka
lacak bir ardk evreler silsilesi geirilecek olursa, ite o zaman
deiimden, daha evvel orada olan fakat imdi orada olmayan
bir geceden sz etmek gerekecektir. Bu demektir ki gzden
kaybolu, zme ve ayrma edimini varsaymaktadr. Peki Berg
son, bu zme ve ayrma yetisini yalnzca bizim zihnimizde mi
bulmaktadr? Ona gre, gerek olann sreklilii iinde az veya
ok bireysellik kazanan canl cisimler ve bu cisimleri balan61 Bergson, Yaratc Evrim, iV. Ksm

Kurgusal Dnce ve Refleksiyon

145

gtaki kark hallerinden karp gitgide farkllabran ve onlar


hem birbirinin btnleyicisi hem de kendi iinde btn klan,
rnein bitkilerin torporunda, bceklerin igdsnde, omur
gallarn zekasnda izi srlebilecek olan, evrimin yrd
farkl ynler yok mudur? Son olarak, Bergson'un tanmlad
haliyle madde, paralarn dsallnda, zihnimizin son snrla
rna vardrd bir paralama ileminde, tam anlamyla gerek
lemeyen bir eilimle ralanmyor mu? Dolaysyla, eer Berg
son, zmenin ve ayrmann, eylerde, varlkta, srede, hatta
belki de mutlak ilkede de bulunduu konusunda bizimle ayn
fikirdeyse, olumsuzlanmay evrene ve Mutlak'n bizzat kendi
sine de dahil etmek zorundadr, nk Hegel'in gstermeye a
lm olduu zere, olumsuzlama ile ayrma birbirini ierser.
Gei, ayn zamanda bir deimeyse, demek ki en safdil ha
liyle bilin, ohmsuzlanmay deimenin dolaysz biimi altnda
bilir. Varln hiliini ve varln kalcln, bizzat onun orta
dan kalknda, yoklua geiinde bilir; zamansal dolaym olan
ve gemie ynelik zlemler ile gelecee ynelik umutlar olarak
grnen dolaysz dolaym bilir. Ne var ki duyulur olanda or
taya kan bu olumsuzlanma hayret uyandrmaz, nk o do
layszdr, nk alglayan anlk ilk frsatta onun stesinden gel
meye alr; gerekten de anlk, bu rengarenk olageliin yerine
deiimi devam ettiren belirlenimleri ve belirli eyleri ikame
eder. Saf duyusal kesinlikten algya ve anla gei kanlmaz
dr. Bu gei, bizi cisimlerin, eylerin ve belirlenimlerin var
olduu bir evrene tar; varolanlann ve belirlenimlerin oklu
unu barndran bir evrene tar. Hi kuku yok ki bellek, do
laysz olann baka bir balama aktarlabilmesi, belirlenimlerin
yeniden bulunabilmesi, bilmenin tanmaya [reconnaissance]
evrilebilmesi iin olmazsa olmazdr. Ama Hegel iin, dnya
nn iselletirilmesi demek olan bu bellek, varln zselletiril
mesine tekabl eder. Varlk grnr; onu nasl yanshyorsak
yle yansr. Bergson, zekann ve maddeselliin kaynann or-

146

Mantk ve Varolu

tak olduundan sz eder; Hegel ise anlktan sz ederken, onun


srf bizim anlmz olmadn, belirlenimler zerinde dn
mek iin bavurulan srf znel bir zme ve ayrma yetisinden
ibaret olmadn, ayn zamanda doann da anl olduunu
vurgular. "Oysa belirlenmi ve katlam dnceleri yeniden
akkan hale getirmek, duyulur nitelikli belirli varoluu yahut
orada-olmakl akkan hale getirmekten ok daha gtr ...
[D]uyulur belirlenimler, tzsel bakmdan gsz ve soyut do
layszlktr veya varlk olarak varlktr."62 Baka bir deyile, de
ime, olumsuzlanma, duyulur dolayszlk iinde aikar halde
dir. Fakat anlk tarafndan yahut -znel adan bakldkta
kendisini onlarda konumlayp onlan kendi zdelikleri iinde
muhafaza eden 'ben' tarafndan desteklendikleri iin sabitlikle
rini ve bamszlklarn koruyabilen, zerlerinde dnlm
belirlenimlerde, bunlar artk kendilerini ayn ekilde sergile
mezler. eitli varlklarn ve bu varlklar arasndaki ilikilerin
bulunduu bir evrende, dolaysz olann bu refleksiyonu, bizi
dorudan doruya eitliliin ve olumsuzlanmann karlkl
olarak sahip olduklar iermeye ve grgl dncenin bu ier
meyi tanmay inatla reddetmesine gtrr, oysa kurgusal d
nce o iermeyi benimser ve onun varln refleksiyonu ile d
ncenin refleksiyonu arasnda kurduu zdelii gerekelen
direrek hedefine ular.
Sorunu tm genellii iinde ortaya koymadan nce, hilik ve
olumsuzlanma dncelerini sadece insana zg birer yanl
sama olduklar gerekesiyle eletiren Bergson'un, olumsuzlan
mann srf eylerde, srf yaamda deil de ayn zamanda yara
hc evrimin kaynana koyduu mutlak ilkenin bizzat kendi
sinde bile bulunduunu aka itiraf ettiini gstermek ilgin
olacaktr. Bu ilke aslnda kesintiye urad zaman tersine d
ner. Dolaysyla iki farkl devinim vardr, iki olanakl dzen
vardr, sadece iki yol vardr, nk bunlardan biri dierinin ter62 Fenomenoloji, I, s. 30

Kurgusal Dnce ve Rejleksiyon

147

sinden ibarettir. Buna ramen Bergson tezin ncelikli olduu


kabulnden hareket eder. Bu dzenlerden biri olan yaratc ve
canl dzen, kendinde olumlu olan dzendir; bu dzenin kesin
tiye uramasndan doan ve onun tam tersi olan dieri ise,
kendinde olumsuz olan dzendir. u halde olanakl tek dola
ym, ilk dzeni yeniden bulmak iin ikinci dzenin barnda
sergilenen bir aba olarak tezahr eder. Fakat bu aba, yaamn
ta kendisi olan, olumsuzlanmann bu olumsuzlanmas, Berg
son'a gre, olumsuz olan karsnda olumlu olann stnl
n onaylayan ve tek bana olumlu olan, tek bana dolaysz
onaylama olan tezden daha aa seviyeli bir sentez olduu
iin, olumlu olann olumsuz olan karsndaki nceliini gerek
elendirir. Fakat srf bu yzden Bergson'da olumsuz olan diye
bir ey yoktur denemez, nk yarata dzenin tersi olan d
zeni belirleyen ey, bu tersine dntr, yani olumsuzlanmadr.
Bergson bunu ak bir dille ifade eder: "Fizikiye ve geometri
ciye olumlu olarak grnen her ey, bu yeni gr noktasndan
bakld zaman, hakiki olumluluun, psikolojik terimlerle ta
nmlanmas gerekecek kesintiye uraydr veya tersine dn
dr. Hi kuku yok ki matematiin dzeni hayranlk uyand
ran bir dzendir; urat nesnelerle tam bir uygunluk iinde
olmas, saylarn ve ekillerin ikin bir mantnn olmas, ayn
konu zerinde doru akl yrtmelerimizin, ne denli eitli ve
karmak olurlarsa olsunlar, bizi kesinlikle ayn sonuca ulat
racak olmas gibi etkenler gz nnde tutulduunda, pek
olumlu grnen bu zelliklerin arasnda bir olumsuz/anmalar
dizgesi grmekte, hakiki bir gerekliin mevcudiyetinin yerine
namevcudiyet [absence] grmekte elbette tereddt edilecektir."63
Bergson, olumsuz yargnn ontolojik bir imlemi olduunu
reddediyorsa dahi, demek ki olumsuzlanmay, yani gerek
olandaki olumsuzu, tanmazlktan gelmemektedir. Bir dzenin,
anln dzeninin, yadsnma olan bir belirlenme olduunu; bu
63

Yaratc Evrim, III. Ksm: "ki Dzen". Vurgular eklenmitir.

148

Mantk ve Varolu

nedenle, yaratc devinimi, yaratc devinimin bizzat kendi na


mevcudiyetinde gerek anlamda olumsuz bir belirlenim bula
bilmek iin amann, yadsmann, yeterli olduunu kabul eder.
Fakat bu belirlenimin, kendisini olumlu olarak gsterdii halde
olumsuz da olduunu anlad zaman, bir adm daha ileri git
mi olur; olumlu olann, tersine dnerek olumsuz olana geti
ini kavrad anda, kurgulayc dnmeyi balatm olur,
nk grgl dnce sadece olumluluu taur. Grgl d
nce, eylerin ve belirlenimlerin bir eitlilik sergilediini ka
bul etmesine ramen, eitliliin bu varlnda olumsuzlanmay
aa karmay reddeder. Hegel, grgl dncenin bak tar
zn yle aklar: "Farkl eyler, varlklarn, birbirlerine kayt
sz kaldklar bir farkllk iinde srdrrler, nk onlarn te
melini ve esini srf kendiyle zdelik tekil eder."64 "Buradan
kan sonu udur ki, onlardan hibiri farkll kendisinde ta
maz; farklar isel deildir, dsaldr." Ne ki bu dsal farkllk,
deneyimde, kendisini arada srada eylerden birindeki bir ek
siklik olarak, sayesinde bu olumsuzlanmann olumsuzlannn
ve bir olumsuzluun ifa olduu bir namevcudiyet olarak ser
giler. Bir yaam felsefesi olan Bergson'un felsefesinde de bu
olumsuzlanma ve olumsuzluk kendisini gsterir. gd, zeka
dan yoksundur, kendi koymad sorunlar zebilir; fakat
zellikle zeka, igdden, sezgiden de yoksundur ve bu eksik
lii gidermeye alr. Nitekim arzu bir yoksunluktur. Hegel Fe
nomenoloji'de bize, canlnn, yoksun kald bir tekinin peinde
olduunu gsterir. "Arzunun zn, zbilincin tekisi tekil
eder." Bununla beraber, zbilin kendi kesinliini de bu teki
nin ortadan kaldmlnda, arzunun tatmin ediliinde arar, fakat
tekilik, hayat devam ettike daima yeniden ortaya kacaktr;
dolaysyla arzu, yaanan ve hayat boyunca sren bir elikidir:
"Seni devletiren ey, susamlnd."
Yukarda verdiimiz rnekler halen fazla zel kalmaktadr64

Mantk, il, s. 36

Kurgusal Dnce ve Rejleksiyon

149

lar. Bu rnekler zellikle bir yaam ve bilin felsefesi asndan


nem tarlar. Bu tip bir felsefede belirlenim, aslnda bir olum
suzlanma olarak, herhangi bir eyin boluu olan belirlenmi
bir boluk olarak grlr. Peki ama belirlenimin bir olumsuz
lanma olarak bu kavran, ilk bakta olumlu olarak grnen
her eyi kapsayacak ekilde nasl geniletilebilir? eyleri grgl
dncede ortaya ktklar halleriyle, srf olumluluklar iinde
dikkate almak yerine, olumsuz olan, dolaysyla da olumsuz
luu dikkate almak, eyleri dznden almak varken tersinden
almak anlamna gelmez mi? "Fakat deneyime mekanik olarak
ayak uydurmakla yetinen ve gerek olann aknn ne nnden
ne de ardndan giden bu edilgin zekann, yadsmak gibi bir is
tei olmayacaktr. Olumsuzlama damgasna sahip olmayacak
tr, nk ancak varolan bir ey kayt altna alnabilir, oysa var
olmayan bir eyin varolmay kayt altna alnamaz." Yine de
edilgin zeka, demektedir Bergson, gerek olann rtk snrla
rnda, onaylayacaktr. Fakat yineleyelim: Bu snrlar varsa, bu
nun sebebi doada sadece varln veya kesintisiz srenin ol
mas deildir, ayn . zamanda varolanlardan oluan bir oklu
un, birbirinden az ok ayrlan belirlenimlerden oluan bir ok
luun da olmasdr.
eylerin birbirinden aynlm.as ve eitlilik hakkndaki bu so
run, teki hakkndaki sorunun ta kendisidir: "Bir ey, ne ise
odur, ne deilse o deildir."65 eyde ortadan kaldhlamayacak
olumsuz bir yann varolduu ite bu ekilde ifade edilmitir.
"O halde, her biime, ok sayda varolan, ama sonsuz sayda da
varolmayan elik eder." Platon bu sorunu Sofist'te, yklemeyi
[predication], cinsler ile varolanlarn ahenkli karmn, zl
mez bir karkla dmeksizin, bir kmaza saplanmakszn
olanakl klacak ekilde, teki olmay varolmann kart saya
rak zmeye almtr; olumsuzlanmay kabul ederek, kar
olumdan ve elikiden kanmaya abalamtr: "Demek ki de65

Platon, Sofist

150

Mantk ve Varolu

illemeden sz edildiinde eer kar olma kast ediliyorsa bunu


kabul edemeyiz. Yalnzca unu syleyebiliriz: Bu 'olmayan' ile
'deil', onlar nceleyen deyimlerden yahut daha ziyade bu de
yimlerin karlk geldii eylerden, ayn bir eyi gsterir." A-de
il, A olmayan her eyi gsterir. Platon, varolanlar arasndaki
balantlar ve balanbszlklar soruturur ve doru sylemi
bu yolla tanmlayabileceini dnr. Mzisyen iin sesler
neyse, diyalektiki iin de balantlar odur: "Hem ince ve kaln
tonlar iin de byle deil midir zaten? Bunlardan hangilerinin
birleip hangilerinin birlemeyeceini biline sanabna sahip olan
kimseye mzisyen denir." Platon, bakal tanyarak, farkl
cinslerin hakiki bir dzen iinde birbirlerinden pay almalarna
izin verecek ebedi ly ortaya karmay umut eder; ken
dince, elikiyi, karlkl kurulan bu balantlarn dnda bra
kr. Buna karn Hegelci diyalektik, bu bakal elikiye vard
racaktr. Olumsuzlama, eylerle ilgilidir, birbirlerinden ayn be
lirlenimlerle, birbirlerinden ayr olduklar lde ilgilidir. Ama
bu, onlarn grnteki olumluluklarnn aslnda bir olumsuz
luk olduu anlamna gelir. te bu olumsuzluk, kartl kendi
sinde, yani olumsuzlukta younlatracaktr, manbksal diya
lektiin gc olduu kadar, gerein diyalektiinin gc de
olacaktr. Hegel, Fenomenoloji'nin nsznde, 'ben' ile nesnesi
arasndaki ayrmdan bahsederken unlar yazar: "Bilinte, 'ben'
ve onun nesnesi olan tz arasnda ortaya kan benzemezlik,
onlarn farklldr; genel anlamda olumsuz olandr. Bu farkllk
her ikisinin bir kusuru olarak grnebilir, ama aslnda onlarn
ruhudur ve her ikisini de devindiren eydir. te bu yzden
kimi kadinl filozoflar, hakl olarak, boluu devindirici ilke say
mlard; nk onu, olumsuz olan olarak tasarlyorlard. Fakat
bu olumsuz olann, kendilik olduunu henz kavrayamam
lard."66 Bu olumsuz dncenin anlam, bu parada iyice ay
dnla kavuturulmutur. Platoncu bakalk, devinmeyen bir
66

Fenomenoloji, 1, s. 32

Kurgusal Dnce ve Refleksiyon

151

diyalektie, kendiliin henz onun devindirici gc olmad


bir diyalektie olanak tanr. Oysa Hegelci diyalektik, bakal
kartlkta, kartl da elikide derinletirir. Bu yzden, yal
nzca varln senfonisinden, yani ls ve uyumu iindeki
varlktan ibaret deildir, o ayn zamanda bu senfoninin yarahc
devinimidir, mutlak kaynadr; varln kendilik olarak ko
yulmasdr. Demek ki Platoncu diyalektik ile Hegelci diyalektik
arasnda fark, hpk iitilen senfoni ile o senfoninin yaratlmas
arasndaki fark gibidir. Biri, uyumu ve dzeni iinde seyredilen
varlktr; dieri ise kendisini koyan ve bu kendini koyma devinimi
vastasyla kendi i elikisinde kendisiyle zdelemek suretiyle
kendisini kavrayan varln, ilerleyiidir. Bu devinim, eitliliin
kartla, kartln da elikiye dnmesini ifade eder.
Grgl dnce, birbirinden ayr ve her biri en az bir dieri
kadar olumlu olan eyler grr; eitlilii temaa eder. Bu ey
lerden her birinin bir dierinden ve dierlerinin tmnden
farkl olduunun idrak edilebilmesi iin o eyin olumsuzlamay
da ierdiinin zaten dnlm olmas gerekir. Bu yzden,
grgl dnce, zdeliin yan sra farkWn da bilincindedir,
fakat somut zdeliin ve isel ya da zsel farklln henz bi
lincinde deildir. Demek ki farkWk, grgl dnce iin, eyle
rin birbirlerine kaytsz kaldklar bir eitlilikten ibarettir. Bu,
"dolaysz farkllktr. Bu farkllk iinde her terim, bir dierin
den ayrdr ve tek banadr; ne ise odur. Her bir terim bir dier
terimle olan ilikisi karsnda kaytszdr. Dolaysyla bu iliki
dsaldr."67 Bu farkllk iinde, hpk n prizmadan geerken
krlp dalmas gibi, varlk da krlp ok sayda paraya b
lnm gibi grnr; dolaysyla zdeliin farkll olan fark
llk, birbirinin dnda kalan terimlerden oluan bir okluk ha
linde dalr. Bylece kendisini geree dker. Manhk, doann
ar bolluk iinde gerek kld bir eitliliin Logos'u olarak,
bu dalmay bilir.
67 Ansiklopedi, 1 17

Mantk ve Varolu

152

"O ilk datan oldu,


lkesini sonulara
Birliini yldzlara"*
Bu eitlilik, zdeliin ve farklln birliidir; farkllk, ona
zemin tekil eden zdelie kk salar. Her ey ne ise odur, bu
nunla beraber belirli bir eydir. Oysa grg} bilin bu birlii do
laysz olarak alr: "Farkllk bu haliyle kendisinin ve zdeliin
birliidir, kendinde belirli farktr. Ne bir bakasna dnmek
tir ne de dsal bir tekiyle kurulan balanhdr. Kendi tekisini,
zdelii, kendinde tar, hpk zdeliin, farklln belirleni
mini alp kendisini onda onun tekisi olarak kaybetmeden ko
ruyarak, kendi zerine dnmesi ve onun ura olmas gibi."68
u halde, her varolan kendisi iin vardr, kendisiyle zdetir
ve farkldr, ama dier varolanlardan farkldr. Uraklar, "ayn
ey iinde deil, ok sayda ey iinde dalm olarak bulunur
lar; genel olarak nesnel zde bulunan eliki, iki nesneye bl
nr. Demek ki ey, kendinde ve kendisi iin, kendisiyle zde
tir, ama onun bu birlii onun dnda bulunan baka eyler tara
fndan bulandrlr. Bu ekilde eyin birlii korunmu olur, ama
bylece tekilik de hem bilincin dnda hem de eyin dnda
braklm olur."69 Hegel'in tm abas, ite bu kaytsz eitlili
in, kartla ve elikiye indirgenmesine yneliktir. Bununla
birlikte, Hegelcilie kar sk sk dillendirilen, Hegelciliin ince
niteliksel ayrnhlan grmezden gelip her eyi bir kartla in
dirgedii, bakal keyfi ekilde elikiye evirdii yollu ele
tiri de, kesinlikle kabul edilemez. "Hegelci dncenin zgn
yan ve belki de en byk kusuru, en canl haliyle bu noktada
* Paul Valery'nin Ebauche d'un serpent [Bir Ylann Silueti] iirinden:
"Il se fit celui qui dissipe

En consequences, son Principe,


En etoiles, son Unite." (ev.)
68 Mantk, il, s. 33
69 Fenomenoloji, I, s.103

Kurgusal Dnce ve Refleksiyon

153

yakalanabilir. Hegelci dnce olumlu olan ile olumsuz olan


arasndaki fark belirlemekle yetinmek ister ve niteliksel farkl
l grmezden gelir. Onlar kyaslar, ama basite onlarn baka
baka olduklarn sylemek istemez, onlar elikili bulmakla
yetinir, nk zde deillerdir."70 Hegel, uzay ve zaman iin
de dalmann tamamen farkndadr ve Hegel'in mant, kayt
sz eitlilii de -ama sadece bir urak olarak- kapsar. Kart
lamann kanlmaz olmasnn nedeni, eylerden, sonlu mo
duslardan ve monadlardan oluan bir okluun varolmas de
ildir, bunlardan her birinin bir dieriyle veya daha ziyade di
erlerinin tmyle bir balant iinde varolmasdr; dolaysyla
her bir eyin ayrm, her birini geri kalanlann tamamndan ayrr.
Bir eyin tam ayrm, o eyi tilin evrene balar; farkllklar zsel
ve isel farklla indirger, bir ey veya belirlenim ile onun te
kisi arasndaki farklla indirger. Bu ikilik, kurgusal ikiliktir,
temel ikilidir; sonlu eylerin ortadan kalknda, zlnde
bir anlna belli belirsiz sezinlenen ey ite budur. "Doada
hibir tekil ey yoktur ki ondan daha gl ve salam bir ba
kas da olmasn. Hangi tekil ey verilirse verilsin, ondan daha
gl ve onu ortadan kaldrabilecek bir baka ey de mutlaka
vardr."71 Bu kurgusal ikilii, doa, mutlak denin kendisini
"z-kesinlikle olan ilikisinden" kurtarp tam zgrln ka
zand dsallk esi olduu iin, daima tamlktan uzak olan
grgl kartlkta belli belirsiz mahede ederiz. O halde bu
rada varolanlar arasndaki eitli ince ayrmlar ve benzemez
likleri reddetmek sz konusu deildir. Doa bilimi, bu varolan
lan gzlemler, onlar snflar ve birbirine yeniden balar; fakat
doa bilimi tarafndan yaplan gzlem, geiin kendisini, dola
ym asla kavrayamaz. Gzlem, olan ve yaplan, yani bizzat
kendisini kavrayan, durgun varla dntrr. tekiyle ku
rulan balantda kendiyle balant kurmann, farkllk zemiAndler, Revue de la Metaphysique, Hegel zerine makale, Tenmuz
Eyll 1930 says.
71 Spinoza, Etika, IV. Kitaptaki tek aksiyom.
70

154

Mantk ve Varolu

ninde zdeliin ortaya kh halis olagelii yzeysel olarak


sergiler. Grgl dnce, ancak dsall ve ayr bir isellii ta
nr. "[N]esnenin bir ve ayn gr noktasndan bakldkta kendi
kendisinin karh olarak grndn, yani kendisi iin ol
duu lde bakas-iin olduunu ve bakas iin olduu l
de kendisi-iin olduunu,"72 kendisini amadka kavraya
maz.
eitlilik, her bir terimin kendi tekisine yeniden baland
ve farklln onlarn farkll haline geldii bir ikilie indirgen
dii lde, kartla indirgenmi de olur. Bergson'un, yarahc
kaynaa bir ikilik koyduunda bu kurgulayc ilkeye benzer bir
eyi kendiliinden tekrar bulduunu nceki sayfalarda gr
mtk; demek ki yarahc ilkenin tekisi, onun kendi tekisidir,
yani olumsuzlanmasdr. Fakat bu karlkllk, Bergson'a gre
hakiki deildir; bundan dolaydr ki onun felsefesi kimileyin bir
bircilik, kimileyin de bir ikicilik olarak kendini gsterir ve bu
ikisi arasnda bir trl uzlama salanamaz. Deneyim bize r
nekler sunduu gibi, kurgusal kartln, olumlu olann ve
olumsuz olann imgelerini de salar ve Kant'n olumsuz b
yklkler konusundaki denemesinden de unu biliyoruz ki,
olumsuz olan ayn zamanda olumludur ve olumlu olan ayn za
manda olumsuzdur. Fakat gerek kartlk daima kusurludur,
nk noksandr, tamamlanm deildir (baba ile oul, srf
baba ile oul deildir, onlardan baka da olandr; hatta yukar
ile aa da baka ekilde belirlenmi yerlerdir), deneyimin t
mn hesaba katmayp bir blmn bir yana brakr. Oysa
Logos, bu tamamlanmamln ta kendisi zerinde dnr ve
eitlilii eitlilik olarak kavrar; onun yerini tayin eder ve
onun zorunlulukla bir kartlklar ve elikiler dizisi eklinde
younlahn dnr, nk sadece tek bir kendinde ey vardr,
72 Fenomenoloji, 1, s. 105. Varolann temel nitelikli bir ikilikte datlma
sn younlatran Hegelci pantrajizm, okuyucunun dikkat ekmitir.
eitlilik, zsel farklln bir sonucudur, fakat zsel farkllk daima
geri dner.

Kurgusal Dnce ve Refleksiyon

155

o da mutlak kendi-olagelitir, kendi zdeliini kendi farkll


iinde koymakhr.
eitliliin kartla aktarlmas iki ekilde gerekleir. Bir
yandan, eitlilik, kartln temeli ve zemini haline gelen, bi
len znede yansr; dier yandan dsal, niceliksel eitlilik, isel
farkllkta, Leibniz'in ayrt edilebilir olan [le discemable] dedii
eyde younlar ve bu isel farkllk, eyin kendi kart, i e
likisi haline gelir. eitlilik ancak eitli eylerin dnda kalan
bir zne iin byle olabilir. "Ayr terimlerin, kendi aralarndaki
farklla bu ekilde kaytsz kalmalarndan dolay, onlarn d
nda bulunan ve onlar karlatran nc bir eye tanr.
Bu dsal farkllk, birbiriyle balantl nesnelerin zdelii ola
rak alndkta benzerliktir, zdesizlii olarak alndkta benze
mezliktir."73 zdelik, eitli eylerin benzerliiyle yer deiti
rir, farkllk da benzemezlikle yer deitir, ama bu durumda
l onlarn dnda kalr; bilen kendilik, kendisine yabancla
m bir refleksiyonda, bu l haline gelir. "Bir eyin baka bir
eyle benzer olup olmamasnn o eyler iin hibir nemi yok
tur. Onlardan her biri, kendi kendisiyle iliki iindedir, ken
dinde ve kendisi iin ne ise odur; zdelik ve zdesizlik, iki te
rimin dnda kalan ve onlar karlahran bir nc tarafn
dan benzerlik ve benzemezlik olarak dile getirilir."74 Dnce,
eylerin, varlklarn el dememi olumluluklar iinde srdr
melerine izin vermekle, karlahrma hareketini stlenmi olur:
"Dolaysyla, benzerlik ile benzemezlik, kendisine yabancla
m refleksiyonda birbiriyle ilikisiz grnr. O (refleksiyon),
onlar bir ve ayn terimle ilikilendirirken bir yandan da ayr tu
tabilmek iin geici zmlerden medet umar: bir taraf iin "ol
duklar lde"yi, dier taraf iin "hesaba katldkta"y gz
nnde bulund. Benzerlik ve benzemezlikle ilikilendirilen
farkl eyler, demek ki bir yanlan hesaba katldkta benzerdir,

73 Ansiklopedi, 117
74 Mantk, il, s . 35

156

Mantk ve Varolu

dier yanlan hesaba kahldkta benzemezdir ve benzer olduklar


lde, benzemez deillerdir. Benzerlik sadece kendisiyle ba
lanh kurar, keza benzemezlik de sadece benzemezliktir."75 Gel
gelelim bu durumda dsal farkllk kendisini ortadan kaldrr,
aar, nk benzerlik, benzemezlie gre benzerliktir ve ben
zemezlik de benzerlie gre benzemezliktir. Benzerliin bak
as, benzemezliin bak asyla asla kesimez ve bu bak
alarndan ne biri ne de dieri kendi bana bir anlam tar.
eyler, benzemez olduklar lde benzer olabilirler ve benzer
olduklar lde benzemez olabilirler. Dnce, benzerlik ve
benzemezlik iinde bir kaslr bir gever; bizzat kendi kartl
n destekler. eylere yasak edilen elikinin, onlar karlab
ran salt znel etkinliin zerine doru geri bklmesinin ne
deni ite budur. "Benzerliin ve benzemezliin birlii bylelikle
eyin dna atlr, eyin bizzat kendisinin ve kendinde benzer
lik ile benzemezliin refleksiyonu, eye ilikin dsal bir ref
leksiyon olarak tesis edilir. Nitekim benzerliin ve benzemezli
in iki yzn bir ve ayn etkinlik iinde birbirinden ayran ve
bylelikle onlar ayn etkinlikte kapsamak suretiyle birinin di
erinde grnmesini, dierinden yansmasn, kendisine dn
mesini salayan, bu dsal refleksiyondur. eylere kar sergile
nen ve tek kaygs onlarn kendi ilerinde bir tutarszla d
memeleri olan bu sradan zen, baka her yerde olduu gibi
burada da, byle yapmakla elikinin zlm olmadn, sa
dece baka bir yere telendiini, znel veya dsal bir reflek
siyonda varln devam ettirdiini unutur; sz konusu ortadan
kaldrma ve yer deitirme hareketinde srf koyulan eyler ola
rak dile getirilen iki urak da bu refleksiyonda aslnda tek bir
birlik iinde kapsanp alm halde ve birbiriyle iliki iinde
bulunurlar."76 Gelgelelim bu dsal refleksiyon, kendi zerinde
dnmez, karlatrd eylerin tesinde yer alr, zneldir.
Mantk, il, s. 36
76 Mantk, il, s. 40

75

Kurgusal Dnce ve Refleksiyon

157

Grgl dnce, eitlenmi ieriin dna kmaz, onu olumlu


olan diye adlandrmasna ramen, olumlamaz, yani ne ise o
olarak koymaz. Grgl dncenin, yaph karlahrmalar s
rasnda kurduu balanhlar, ya totolojiktir ya da heterolojiktir.
eyleri aklayacak noktaya gelip kendi elikisini de sezdi
inde ya dilsel aralar vastasyla (eyler hakknda konutu
unda sadece kendisi hakknda konuur, dolaysyla ilerleme
den, olduu yerde kendisini tekrarlam olur) bu elikiyi bash
rr, etkisiz hale getirir ya da sz konusu balantlar skerek
kukuculukta son bulur. Bu son durumda, aa kan eliki,
biimsel ve znel bir eliki olarak kalr. Hegel, Fenomenoloji'nin
anlk hakkndaki blmnde aklamann sapland bu biim
selcilik, dncenin kendisine kar oynayp tm itibarn kay
bettii (znelliin hiliinin aa kh) bu oyun zerinde s
rarla durur. eliki ancak eylerin kendilerinin elikisi olduu
zaman biimsel ve znel olmaktan kar; ierik ancak o zaman
yabanc bir veri gibi dardan alnm olmaz, koyulmu olur.
Refleksiyondaki kendilik ile ierikteki kendilik o zaman zde
hale gelir. Dnce o zaman, ierik hakknda veya onun etra
fnda oynanan ve kukuculuun daima son hamleyi yapmak
iin frsat kollad bir oyun olmaktan kar, eyin dncesinin
ta kendisi haline gelir. Aklama, gerekliin kendisiyle rtr,
gerekliin kendi geliimi olur. Ama byle olabilmesi iin, d
nce, grgl dnmenin yan sra onu tamamlayan biimsel
cilii de amaldr, ierii biimin bir ura olarak kavrad
gibi biimi de ieriin tmel biimi olarak kavramaldr, yani
daha evvel srf dsal bir refleksiyon olan bu karlahrma et
kinliinin eylerin kendilerinde gerekletiinin farkna varmal
dr. Daha evvel benzerlii benzemezlikte tek bir edimde dnen
bu znel etkinlik, bundan byle, gerek olann etkinliinin ta
kendisi olarak anlalmaldr. Ancak o zaman refleksiyon znel
olmaktan kar ve ieriin refieksiyonu haline gelir. Dsal ref
leksiyon, kendi elikisini, ieriin kendisinde kavramaldr.
Bunu ancak eitliliin kartla aktarlmasn srf znel ola-

158

Mantk ve Varolu

rak gz nne almay brakp ayn zamanda nesnel olarak da


gz nnde bulundurmaya baladnda gerekletirir. znel
olarak, benzerliin benzemezlikteki refleksiyonu ile benzemez
liin benzerlikteki refleksiyonu, kendiliin kendisine kar ol
masdr; ama bu kartlk ayn zamanda dorudan doruya
eyde de ortaya kan bir kartlktr, nk ey, benzemezlii
iinde benzerdir ve benzerlii iinde benzemezdir. eyler bir
birlerini [kendilerine] yanstrlar ve bu yansma onlarn kartl
dr. "Benzerlik yalnzca ayn olmayan eylerin, birbiriyle zde
olmayan eylerin, zdeliidir; benzemezlik ise benzer olmayan
terimler arasndaki balanhdr. Bu iki terim, farkl ynlerine ve
onlara ynelik farkl bak alarna gre birbirinden ayrlmaz,
birbirine kaytsz deildir, fakat biri dierinde grnr. Demek ki
eitlilik, refleksif farkllktr veya kendinde farkllktr, belir
lenmi farktr."77 znel refleksiyon ile nesnel refleksiyon o za
man rtr, nk farkllk, arhk, isel veya zsel farkllk ha
line gelmitir, bu yzden olumlu olann ve olumsuz olann kar
tl olarak grnr.
Her bir ey, dier eylerin tmnden farkllar; fakat bu
fark, srf niceliksel bir farkllk, yani dsal bir farkllk deildir.
"Felsefe, zsel olmayan belirlenimle ilgilenmez, fakat belirle
nimle zsel olduu lde ilgilenir. Felsefenin esi ve ierii,
soyut olan yahut etkin bir gereklikten yoksun olan deildir,
kendisini koyan ve kendi bana yaam olan etkin gerekliktir,
edimselliktir, kendi kavram iindeki orada-olmaklktr."78 z
sel olmayan farkllk srf niceliksel farkllktr, varln yzeyi
dir; eye mutlak karakterini veren eyi, yani onu o yapan eyi,
ayrt etmeye imkan tanmayan yzeyidir. Bir ey, geri kalan her
eyden ayrlabilir olduu lde kendisi iin olandr, kendi ba
na dnlendir. Leibniz'in ayrt edilemezlik ilkesi olarak ay
dnla kavuturduu ilke, ite bu ilkedir. Fakat bylesi bir

77 Ansiklopedi, 118
7B Fenomenoloji, I, s. 40

Kurgusal Dnce ve Refleksiyon

159

mutlak karakter, artk dsal bir karlahrmarun sonucu ola


maz, eyle zorunlu olarak ilgilidir, nk onun varln tekil
eder. Leibniz gerekten de eyin biricikliine ulaabilmek iin
onun dsalln amak gerektiinde srar etmitir: "Her tek e
yin geri kalan her eyden farkl olduunu bildiren nerme, fu
zuli bir nermedir, nk birden fazla olan her ey, okluu ve
belirlenmemi bir eitlilii zorunlu olarak ierir. Buna karn,
birbirine tamamen eit iki ey yoktur nermesi, bundan daha
fazlasn, belirlenmi eitlilii de dile getirir."79 zdelik ey
lere uygun dyorsa, benzemezlik ve isel farkllk da onlara
uygun der, nk her ey kendisini dier eylerin tmnden
isel olarak ayrlmal, onlardan farkl olmaldr. Onlarn kendi
ilerinde tadklar bu farkllk, zsel farkllkhr, nk bu fark
llk eyin zdelii iinde konumlanr ve onu geri

kalan her eyle

kart hale getirir. "Nitekim ancak bir belirlenim alhnda bu iki


urak, yani benzerlik ile benzemezlik, bir ve ayn ey iinde
farkl olurlar ya da farkllk, eyin dnda kalan bir ve ayn
balanh olur. te bu farkllk, kartla geer."80 Ayrt edi
lemezlik ilkesini dile getiren Leibniz, elbette bu sonuca ulaa
mamtr. Mutlak biimleri kendiliindenlik olan monadlar or
taya atarken onlar hem kendi ilerinde snrlandrmhr hem
de nceden kurulmu uyum araclyla dardan snrlandr
mhr. Ne var ki bu tasarm, kendiliin monadlar karsndaki
konumuyla uyumamaktadr. Her tek eye, isel ve niteliksel
bir farkllk, tam bir belirlenim ykleyen ilke, ayn zamanda e
yi tmel dolaymda ortadan kaldr, kendi zemininde zn
dren ilkedir. Bylelikle herhangi bir eyi,

geri kalan her eyin

.karsna koyar. "Bir eyin dier eylerle ilikilendirilmesi an


cak onun mutlak karakteri ve kartl araclyla gereklee
bilir ve ey, esas olarak bu balanh kurma srecidir. Fakat
balanh, eyin bamsz varoluunun yadsnmas anlamna ge-

79
so

Mantk, il, s. 38
a.g.e., s. 38-39

Manhk ve Varolu

160

lir, dolaysyla

eyi

ortadan kaldran, onun kendi znitelii

dir."81 Demek ki birbirinden ayn her ey, birbirinin karb ha


line gelir ve fiilen dierlerinden ayn olduu lde, geri kalan
her eye kar olur. Kartlk, eylerde gerekleen bu mutlak
ayrmn bir sonucudur ve bu daha evvel, l koyan kendiliin,
benzerlik ile benzemezliin birlii hakknda gerekletirdii
znel refleksiyonda da sz konusuydu. Tmel kendilik, belirle
nimi iinde, kendi kendisine kart olandr, hem kendi kendisi
dir hem de kendi tekisidir, yani hem tmeldir hem de tikeldir.
Leibniz, eer monadlarn refleksiyonunu dardan snrlam
olmasayd, eer kendilik mutlak konumunu monadlann d
nda kalan bir Tann'ya devretmi olmasayd, bu ayrm ilkesi

nin kartlk olara fiiliyata dkldn ve kartln da kendi


kendini temellendirdiini grebilecekti. "Belirlenmi refleksi
yon, farkllk, kartlkta tamamna erer. Kartlk, zdeliin ve
farklln birliidir. Onun uraklar, tek zdelik iinde farkl
lardr ve byle olduklar iin de kartlarlar."82 Gelgelelim, bi
rini dierinin karsna koyan, yani bir terimi

onun kendi

teki

siyle koyan, benzerlik uran benzemezlik urandan ayrp


her birini dieriyle, olumlu ve olumsuz olarak koyan kartlk,
bu terimlerin, bamsz grnlerini koruduklar halde tam
bir dayanma iinde olduklar, birbirini destekledikleri birli

ini

de gstermelidir. "Kendinde farkllk, zsel farkllktr,

olumlu olan ile olumsuz olandr. Olumlu olan, kendiyle kuru


lan zdelik ilikisidir ve bu anlamda olumsuz deildir. Olum
suz olan ise kendisi iin farktr ve bu anlamda olumlu deildir.
Bu terimlerden biri, dieri olmad iin ve kendisi iin oldu
undan, dierinde grnr ve ancak dieri var olduu lde
vardr. Demek ki zsel farkllk, kartlktr ve ayn olanlarn
karsnda

herhangi bir

teki bulunmaz, onlarn

kendi

tekileri

bulunur, yani bu terimlerde birinin kendine has belirlenimi

81 Fenomenoloji, I, s. 104
82 Mantk, II, s. 40

Kurgusal Dnce ve Refleksiyon

161

onun ancak dieriyle, yani kendi tekisiyle kurduu balantda


varolur ve ayn ey dier terim iin de geerlidir; dolaysyla bu
terimlerden her biri, dierinin kendi tekisi olur."83 Artk, srf
olumlu varolanlar gren gitrgl dnce, tamamen tersine d
ner. Her bir ey, geri

kalan her eyle kartlar, fakat bu kartlk,

biri ile dierinin kartlnda somut hale gelir. Olumlu olan,


ancak ne ise odur, nk kendi tekisini, olumsuz olan da
rda brakr, ama varln yine de onun araclyla srdrr.
Olumsuz olan ise olumlu olan darda brakr ve ayn ekilde
o da varln onun araclyla srdrr. Fakat olumlu olan,
kartln benzerlikte refleksiyonu olarak grnr. Buna kar
n, olumsuz olan, benzerlikte kendisinin refleksiyonu olarak
grnr. Her terim, kendisinde, kendi kartn gsterir. Olum
lu olan kendinde olumsuz olandr, "kendi iinde elimedir";
olumsuz olan da ayn ekilde, olumludur, ama kartl kart
lk olarak yanstr. "Demek ki olumsuz olan, kartlk olarak
alndkta, temelini kendisinde bulan btn kartl temsil
eder, bir bakas ile balant kurmayan mutlak farkllktr. Kar
tlk olarak, zdelii kendisinin dnda brakr ve bu yzden
kendi kendisinin dnda kalm da olur, nk kendisiyle kur
duu balantda kendisini, darda brakt bu zdeliin ta
kendisi olarak belirlemi olur."84

yleyse, olumlu olan, kartlk olarak, ancak olumsuz olan

da bilinebilir. Olumlu olan kavramak iin olumsuz olandan


hareket etmek gerekir. Her belirleme bir olumsuzlamadr ve
grgl dncenin aksi ynnde gidilerek belirlemenin bir olum
suzlama olarak kavranmas gerekir, fakat olumsuzlanma bu
rada kendiliin, kendi karsnda koyulan farklldr; kendi
siyle zde olmayan, kendisinden farkl olan, belirlenmi var
olann elikisidir. Kendiliin kendisinden farkll, her gerek
kartln -ontolojik kartln alameti olan her kartln-

83
84

Ansiklopedi, 119
Mantk, Il, s. 44

162

Mantk ve Varolu

sakl devindiricisidir. Bir eyin, kendi tekisiyle kurduu dsal


balantlar ayn zamanda kendiliin kendisiyle, kendi yaban
clamasyla kurduu balantlardr da (bylece kle kendisini
efendiden ayrr ve kendisini efendi> olarak da koyar), fakat ayr
isellik diye bir ey yoktur. Kendilik, kendisini dsal balant
snda koyar; srf bakalar iin oluunda, kendisi iin olur. u
halde gerek olann diyalektii, eitlilii gelitirip kartla,
kartl da gelitirip elikiye evirir, nk terimlerden her
biri, yani olumlu olan ile olumsuz olan, kendi kendisinin kar
tdr ve eliki kendi temelinde zlr. Belirlenmi eyler,
kendi temellerini koymakla kendilerini kaldrrlar. Mutlak, var
dr; nk belirlenmi sonlu ey var deildir. Gelgelelim, bu
"var deildir" zseldir. Mutlak ancak bu deillenme yahut
olumsuzlanma araclyla kendini koyabilir yahut olumlayabi
lir. eliki, onu olduu gibi kavramayan grgl tasarmda za
ten mevcuttur: "tasarm, elikiyi kendi ieriinde barndrr,
ama onun bilincine varmaz; benzerlikten benzemezlie geen
veya olumsuz balantdan farkllklarn kendilik zerinde ref
leksiyonuna geen dsal refleksiyon olarak kalmaya devam
eder. Dardan, her iki terimi birbirinin karsna koyar ve on
lar srf o halleriyle grr; grmesi gereken esas noktay, yani
onlarn dnmlerinin elikiyi barndrdn, grmez. Bu
nunla birlikte, dnen akl, eitliliin kt kalm farklln
adeta bilemek suretiyle, tasarmlanan kaba eitlilii keskinle
tirip zsel bir farklla, bir kartla evirir. eitli ve okbi
imli olan, ancak elikinin kucana zorla itilirse uyanp canla
nr ve eitliliin paras olan eyler, kendiliinden ve canl de
vinimin ikin nabz atlarna, yani olumsuzlua, ancak o za
man sahip olurlar... Gerek eyler arasndaki farkllk daha ileri
bir noktaya gtrldnde, farkllk kartla, oradan da e
likiye geer; sonu olarak, tm gerekliin toplam, kendinde
mutlak eliki olur (Mutlak, kendisiyle eliir). Tasarm ki kur
gusal dnce deildir, boluk hissi, yani eliki karsnda
dehete kaplr ve bu sonucu reddeder; nk elikinin hilikte

Kurgusal Dnce ve Refleksiyon

163

ortadan kalkmak suretiyle zld yollu dar kavrayn te


sine gemez, elikinin, kendisini mutlak etkinlik, mutlak temel
yahut akl olarak gsterdii olumlu yann tanmaz."85 Ontolo
jik dnce, kendiliin kendisiyle elimesi zerinden, kendi
sini gelitirir; Mutlak'n belirlenimlerini veya kategorileri, olum
suz uraklar olarak, Mutlak'n ayrmlar olarak kavrar. Fakat
Mutlak, ancak bu olumsuzlukta yahut olumsuzlanmann olum
suzlanmasnda kendisi olur; bu ekilde kendi kendisini olumlar
veya koyar; sonsuz Dolaym oluturan ey, ite bu kar olum
da kendini-koyma hareketidir.
Kurgulaya dnce asndan belirlenimin karakterini, olum
suzlanmann ve genel olarak olumsuz olann tekil ettiini, by
lece grm olduk. Peki o halde yargnn olumsuzlanmas hak
knda ne sylenebilir ve grgl dnce ile kurgusal dnce
asndan olumsuz yarg nedir? Olumsuzlanmann ta kendisi
olan bu farkllk, yargya nasl tercme edilir? Grgl dnce,
eyleri sadece olumluluklar iinde bilmek ister, onlar zdeli
in farklar olan belirlenimleri iinde kavramaz. u halde, gr
gl dncenin, sadece onaylayc yargy hakikatin ifadesi
sayd aktr. Yalnzca bu yarg grgl bir ierik alabilir. Onu
kuran, yklemlerini onda dile getiren bir eyden sz eder. Oysa
olumsuz yarg, grgl dnce iin hibir eyi dile getirmez,
hibir belirli ierik ortaya koymaz. Bu noktadan bakldkta, eer
olumsuzlanma, szgelimi Bergson'un Yaratc Evrim'inin IV. K
sm'nda zmledii gibi zmlenecek olursa, grgl dn
cenin veya dogmatik dncenin olumsuzlanmay znelliin
snrlan iinde tutabilmek uruna varln refleksiyonunu saf
d brakan tutumu yeniden grlecektir: "Onaylama saf bir
zeka edimi olsa bile," demektedir Bergson, "olumsuzlama sz
konusu oldukta ie zekad bir enin de karhn gremiyo
ruz, oysa olumsuzlama, kendine zg karakterini tam da ya
banc bir enin araya bu zorla giriine borludur." Kant, vakss

Mantk, il, s. 61

164

Mantk ve Varolu

tiyle buna dikkat ekmitir: "Genel olarak bilgimizin ierii sz


konusu oldukta... olumsuz nermelerin kendilerine has ilevi,
yanlgy nlemekten ibarettir. Olumsuzlama, zihnin rastlanh
sal bir onaylama karsnda benimsedii bir tutumdur... ola
nakl yarg hakknda verilen bir yargdr, dorudan doruya
gerek hakknda verilen bir yarg deildir." Olumsuzlamaya
ynelik bylesi bir bak, gerein verili olduu, yani dsal bir
ierik olduu yollu grg! koyuta dayanr. Buna ramen Berg
son, gerein bir yaratma sreci olduu konusunda Hegel'le
hemfikirdir. Eer olumsuzlama tm srece ikin olmasayd,
kusurlu ve durgun madde olarak, karsnda hem belirlenim
hem de yetersizlik olarak kalaca yarahc ahlma diren gs
termeseydi, yaratma nasl mmkn olurdu? Gelgelelim Berg
son, yaratmay anlam diye dnmemitir; dolaysyla, He
gel'in aksine, varln retken devinimi olacak bir manhk kur
maya da almamtr. Eer byle bir giriimde bulunmu ol
sayd, herhalde, insann koullaryla balanhl olan ve Hegel'in
defalarca uyard zere, ou zaman temelsiz bir diyalektikte,
bir eit bilgilikte sonlanp yozlaan insansal bir eletiri geli
tirmek yerine, olumsuzlamann arln ve ciddiyetini yeni
den kefederdi.
Grgl dnce, yargnn deillenmesine olumlu bir anlam
veremez, nk grg! dncenin kendi koyutu onaylayc
yargya olumsuz bir anlam verme hakkn ona tanmaz. Gerek
olan daima olumlu olduu iin, olumsuz yarg bu gerek hak
knda hibir ey syleyemez, demek ki o znel refleksiyondur.
"Masa beyaz deildir." demek, onun ne olduunu sylemek
deildir, yalnzca onun ne sanlabilecei konusunda uyanda
bulunmak veya olmu olduu yahut olabilecei ey konusunda
pimanlk dile getirmektir. Olumsuz yarg, gerek olanla iliki
sinde bir yer deitirmeyi [decalage], olanakl olana doru veya
koullu olana doru bir ka ima eder. Onunla pedagoji ba
lar; yani beeri, toplumsal alanda faydal bir tarhma balar. Ne
ki bu tarhma abucak yozlaarak afaki ve tutarsz bir bo ko-

Kurgusal Dnce ve Refleksiyon

165

numaya dnr; bulunduu yeri bilmez, eyin kendisiyle


olan balanhsru koparr. Grgl tavr, olumsuz yargnn bu
eletirisini ynetir. Olumsuz yargya baka bir anlam verilebil
mesi iin, olumsuz olann batan itibaren varlk iinde dnl
mesi gerekecektir: "Olumsuzlama," diyor Bergson, "bir yans
belirsiz braklan zihinsel bir edimin dier yarsndan ibarettir.
'Bu masa beyaz deildir.' biiminde olumsuz bir yarg dillen
dirdiimde, 'Bu masa beyazdr.' biimindeki yargnz baka bir
yargyla ikame etmeniz gerektiini kastediyorum, yani bir ih
tarda bulunuyorum demektir ve bu ihtar, sadece ikame zorun
luluunu dile getirmektedir." Gelgelelim bu ikame, ancak yeni
deneyimlere gnderen olumsuz yargnn kendisinde ierilmez.
"Bu ekil koni biimli deildir." demek, ekillerin belirsizliine
ak kalmak demektir. Olumsuzlamann bir anlamnn olmas
iin, A-deil, tam olarak A'nn kendi tekisi olmaldr ve bu du
rum, A'nn, kendi tekisinin olumsuzlanmas olduunu da ima
eder. Eer yleyse, A'nn olumlaru, bir olumsuzlanmay hali
hazrda barndryor demektir; kendi tekisini hem ieriyor
hem de darda brakyor demektir. Bylelikle, varlktaki olum
suzlanmay konu alan nceki zmlememize geri dnyoruz.
Grgl dnce, kurgusal dncenih aksine, bu kartl
saf haliyle sergilemez; dolaysyla olumsuzlamann faaliyet ala
nn yanl anlar. "Olumsuzlamaya, onaylamann yaratt ide
lerin kar ynnde ve onlarn simetrii olacak ekilde sui ge
neris ideler yaratma gc yklemek bounadr. Olumsuzlama
dan hibir ide domaz; nk o, deilledii onaylayc yargnn
ieriinden baka bir ierie sahip deildir." Bergson, ite bura
dan hareketle, u sonuca varabilecektir: "Bilginin srf bilimsel
veya felsefi bir karakteri olduunu kabul edelim; baka bir de
yile, gerekliin, srf eyayla megul olan ve kiilerle ilgilen
meyen bir zihin zerinde izlenimler brakbn varsayalm.
Byle bir durumda, ancak bir eyin yle ve yle olduu onay
lanabilecektir, fakat var olmad asla onaylanamayacaktr." O
halde, hakikatin biimi olan onaylayc yarg ile olanakl en ya-

166

Mantk ve Varolu

ln hatay ihbar eden olumsuzlayc yargy ayn kefeye koy


makta neden srarn ediliyor? Bergson bize bunun nedenini y
lesine derinlikli bir ekilde verir ki, bu neden, grgl yargnn
tikel rasn, ikircikliini ve elbette onda gizlenen olumsuzlan
may da ifa ederek kendi aleyhine dner. "Peki olumsuzlama
ile olumlamay yahut koymay ayn kefeye koyup onlan ayn
nesnellikle donatma sran nereden geliyor? Olumsuz olann,
znel olduunu, yapay olmasndan tr eksik kaldn ve in
san zihnine, zellikle de toplumsal hayata gre ekillenmi ol
duunu teslim etmek, bize neden bu kadar zor geliyor? Hi
kuku yok ki bunun nedeni, hem olumsuzlamann hem de
onaylamann nermeler araclyla ifade edilmesi ve her ner
menin, kavramlar simgeleyen szcklerle kurulmasndan t
r, toplunSal yaama ve insan zekasna gre ekillenmesidir.
"Yer slak" veya "Yer slak deil" diyelim. Her iki durumda da
'yer' ve 'slak' terimleri, insan zihni tarafndan az ok yapay e
kilde oluturulmu, yani deneyimin kesintisiz akndan zihnin
serbeste kesip kard ksmlan ifade eden kavramlara kar
lk gelirler." Bununla birlikte, Bergson'da yapay olmayan ay
rmlar da aslnda mevcuttur. Her yarg, deneyimin kesintisiz
aknn, bu tip ayrmlara izin vermeksizin var olamayacan
varsayar. u halde, onaylayc grg! yarg heterolojiktir; Kant
a ifade edildikte, sentetiktir, nk A'nn B olduunu onaylar.
Kant'a gre, totoloji ii bo bir biimselcilikten ibarettir, oysa
deneyim yeni bir ey retir, ierii zenginletirir, yinelemeye
yahut elikiye dmeden A' dan B'ye gitmeye izin verir. Gel
gelelim A ile B arasnda kurulan bu balanh aslnda yapay, in
sansal, olumsal da olabilir; ne zaman bir yanlgya dlse,
olumsuzlayc grg! yarg ortaya kverip olumlu yargnn
karsnda yer alr: "A, B deildir." te bu kartlk, grgl d
nceyi, deneyime geri dnmeye zorlar, nk A'nn ayn anda
hem B olduunu hem de B olmadn sylemek, elikiye
dmek anlamna gelecektir ve bu eliki, yanlgnn, mutlak
yanln belirtisidir. Leibniz, doruyu ve yanl, bu eliki ara-

Kurgusal Dnce ve Rejleksiyon

167

clyla tanmlar, doruyu tanmlamak iin yanltan dolanr.


Verum index sui et falsi' demez; doru, yanln karhdr ve eli
iidir, der. "Akl yrtmelerimizi, elikiye dayanan balca iki
ilkeyle gerekletiririz . eliki tayan eyi yanl kabul ederiz
ve yanlla elien veya kartlaan eyi de doru kabul ede
riz."86 Demek ki eliki, kendi kendisini ortadan kaldrr ve bizi
onaylayc grgl yargy,a, heterolojik yargya, geri gtrr. Fa
kat bu yargnn kendisi de elikili deil midir? "A, B'dir." de
mek, ya varln kendisiyle zde kald ve yklemlerinin de
kendisinde kapsand bir bak asndan bakld iin hibir
ey sylememektir ya da A'nn A olmadn, kendisinden ba
ka olduunu, kendisinden farkl olduunu sylemektir. Sente
tik deney yargs, ya yeni hibir ey sylemeyen analitik bir yar
gya ya da kendi kendisiyle elien bir yargya dnr. Gelge
lelim, grgl dnce, bu ikilemden kaar.
te bu andan itibaren grgl, olumsuz yarg, kurgusal bir
anlam kazanr. Sentetik yklemi reddedip terimlerin totolojik
refleksiyonuna geri dner. "A, B deildir." nermesi, A'nn A
olduu ve B'nin de B olduu anlamna gelir; bu refleksiyonda,
soyut totoloji bu kez deneyimin heterolojisinin karl olarak
tekrar ortaya kar. Hegel, onaylayc yarg hakkndaki zm
lemesi srasnda, bu biimin kendi iinde tad isel elikiyi
de gsterir. Bu biim, tekilin tmel olduunu syler. Bir cismin
ar olduunu sylemek, bu tek cismin, sadece dier tm ci
simlerle birlikte sahip olduu ortak bir zellii dile getirmek
deildir, ayn zamanda doann tmel koullarnca, yani genel
bir ekim alann olanakl klan a priori yasalarca belirlenmi ol
duunu da dile getirmektir. Oysa bu cisim, ancak kendisi iin
tekil bir varolan olduu lde bu cisimdir. u halde olumlu
yarg, olumsuz yargya dnr: Tekil, tmel deildir. Ama bu
yargnn iki totolojik anlam vardr: Tekil, tekildir ve Tmel, t* Lat. Spinoza'dan alnh: "Doru, hem kendisinin hem de yanln be
lirtisidir." (ev.)
86 Monadologie [Monadoloji], 31

168

Mantk ve Varolu

Bu noktada artk kurgusal uraklar, yani kavramn u


raklar sz konusu olduu iin, bu totolojiler tam ve somut z
deliklerdir; bu totolojilerden her biri, bizzat kendisidir. Tekil
olan, ancak tekil-olmayan da olduka, yani tmel de olduka
kendisi olabilir. Keza tmel olan, ancak tmel-olmayan da ol
duka, yani tekil de olduka kendisi olabilir. Her biri hem kendi
kendisidir hem kendi tekisidir; her biri, kendi tekisi olur ve
onaylayc yarg da ite bu ekilde yeniden kurulur: Tekil, t
meldir; ama bunun sebebi, terimlerden her birinin kendisinden
yansyp kendi olumsuzlan iinde, kendisini kapsayarak a
masdr; deneyimin heterolojisi, kartlarn birliine dnmek
suretiyle, farkll, 'kendinden farkl olmak' olarak kavramak
suretiyle, totoloji haline gelir. Onun ilerleyii hem grgl d
ncede olduu gibi sentetiktir hem de grgl dnceden farkl
olarak analitiktir; kendisinin kendi tekisi zerinden salanan
birliidir, srf biimsel bir zdelik olmayan totolojidir. Grgl
dnce, olumsuz yarg vastasyla yalnzca kendi kendisini
yadsr, kendi balantlarnn nesnelliini yadsr ve Hume' un
da gsterdii gibi, temellerini srf deneyimde bulan grg! bir
znellikte son bulur; balantlar vardr, ama sahip olduu bu
balantlar imlemsizdir, zneldir, olumsaldr ve yadsnmaya da
daima elverilidir. Oysa grgl dncenin bu olumsuzlan,
sadece bo bir totoloji olarak dnlr: A, A'dr ve B, B'dir. Bu
dnce tarz, ierii dardan edinir, onu kendisi olutura
maz, varln kendilik olarak doduu dolaym dnemez.
Srf gzlemlemekle yetinir ve geii kavramaz. Onaylayc yarg ile
olumsuzlayc yarg arasnda gidip gelirken, sadece kurgusal
dnceden beklenen eye, yani ierike zengin fakat
refleksiyonsuz (olumlayc yarg) olan grgl balant ile ierik
siz bir refleksiyon (olumsuzlayc yarg) olan totolojinin ba
datrlmas gerektiine iaret etmekle yetinir. Kurgusal yarg
nn ortaya k yle olur: "[Y]argnn veya genel anlamda
nermenin doas (ki zne ile yklem ayrmn gzetir), kurgu
sal nerme araclyla yklr; bu ekilde zdelik nermesi hameldir.

Kurgusal Dnce ve Refleksiyon

169

line gelen mevzubahis ilk nerme, zne ile yklem arasndaki


bu balantnn geri tepiliini ve reddini de ierir hale gelir.
nermenin genel biimi ile bu biimi ykan kavramn birlii
arasndaki bu atma, ritimde l ile vurgu arasnda varolan
atmaya benzerdir. Ritim, her birinin kendisine has dengeli
salnmlarndan ama yine de bir birlik oluturmalarndan do
ar. Benzer ekilde, felsefi nermede zne ile yklemin zde
lii, onlarn, nermenin genel biiminde ifade bulan farklln
ortadan kaldrmamaktadr; zne ile yklemin zdelikleri fel
sefi nermede uyumlu bir birlik olarak ortaya kmaktadr.
nermenin biimi, belirlenmi anlamn grndr veya ie
rikten ayrlan vurgudur da denilebilir, fakat yklem tz ifade
ettii iin ve zne de tmel iinde kald iin, vurgu bu birlikte
son bulur."87 Mutlak, znedir; kendisiyle zde olandr yahut
kavramdr, ama kendisini belirlenimleri araclyla koyan ve
kendi olumsuzlannda kendisiyle zdeleen ey, varln
kendiliidir. Logos, doadr. Kategorilerin Mutlak'n, yani Mut
lak'n ta kendisi olan mutlak olageliin, uraklar olduklarn
ortaya koyabilmek iin, imdi de ktirgusal nermenin yapsn
ve onun grgl nermeyle balantsn irdeleyeceiz.

87

Fenomenoloji, 1, s. 54

111. Blm:
Mutlak'm Kategorileri

Grgl nerme ve Kurgusal nerme


Hegel, Kant'n dnmek ile bilmek arasnda yaph ayrm
koruyamayacakhr, nk bo dnce diye bir ey yoktur. Na
sl ki varl dnmek ayn zamanda kendini dnmek anla
mna da geliyorsa, kendini dnmek de varl dnmek an
lamna gelir. Dnce, istese de varlktan kaamaz. Hatta hi
lii dnmek bile aslnda varl dnmektir, nk dnce
nasl ki dnd her varlkta kendini yeniden buluyorsa,
hilikte de varl yeniden bulur. Dolaysyla dnce, biimin
yabanc bir ierikle takviye edilmesine ihtiya duymaz. Bu ay
rm

sadece fenomen aamasnda, yani varln grne geldii

aamada, varln bilin iin blnd aamada geerli olabi


lir. Bilin, bilin olarak, bu ontolojik blnmeyi ifade eder, eer
"kendini blme ve grnmenin zde olduklar" doruysa, ya
rlmaya tekabl eder.
Kant, bilincin bilin olarak ortaya kh bu uran tesine
nasl geeceini bilemedi ve bu nedenle onun felsefesi bir Feno
menoloji olarak kald. Gr ile tasarm ve tikel ile tmel arasn
daki blnmeyi aamad. Kant'n Beck'le olan mektuplama
larnn temel tarhma konusunu, eletirinin aknsal estetikten
deil de aknsal tretimden balahlp balatlamayaca olu
turmaktadr. Fakat bu sadece bir yntem meselesi deildir. Du
yulur gr ile kavram arasndaki kartlk, eletirel felsefenin
ana eksenini oluturur. Kant felsefe aslnda bir yarg felsefesi
dir. "Dnmek, yargda bulunmakhr," fakat yarg, tasarmlar
arasnda az ok keyfi ekilde kurulan bir balanh deildir. Ak
sine, kkeninde bir ve tek olann ilksel blnmesini yahut iki
lenmesini aa vurur. Tekil gr ile kavramsal belirlenim,
yarg

(Urteil)

seviyesinde birbirinden ayrlr. Kant, yarg verme

ileminin genel yapsn dile getiren ieriksiz biimi, Aristote


les'in biimsel manhnda bulabileceine inanyordu. Yarg her
trl ierikten soyutlandnda, geriye sadece yargnn nicelii,
nitelii, balanhs ve tarz kalr. Ama bu tablo henz kategori-

174

Mantk ve Varolu

lerin tablosu deildir, olsa olsa kategorilerin tablosuna gtren


bir ipucudur, nk kategori, eitliliin analitik deil, sentetik
birliidir ve bu sentetik birlik nesnel ynelimi itibaryla zaten
bilgidir.
Hegel, varln sylemi olan Manbnda, bu Kant bak
asn tersine evirir. Kavramn ve akln biimleri gibi, yargnn
biimleri de bo biimler deildir. Dnce dalna ayn anda
hem grseldir hem de gidimlidir. Dolaysyla bu biimler, ken
di balarna imlemlidir, dnceyi dile getirdikleri lde var
l da dile getirirler; mutlak biimin mutlak olarak sahip ol
duu ierii, yani tm ierii dile getirirler. Dnce, yargy
bu genel haliyle alp "Gl, krmzdr." veya "nsan, lml
dr." gibi tek tek yarg rneklerini bir kenara brakbnda,
kendisi zerinde dnmeye balar ve bylelikle, kendisinin,
kendiliin dncesi olduu kadar varln dncesi de oldu
unu anlar. "Dnce kendi bana tmel olandr ve bundan
dolay da tm gereklii kapsayan varl dolaysz olarak ken
dinde barndran bilgidir. Demek ki dncenin bu yasalar
mutlak kavramlardr ve biin ile eylerin birbirinden ayrlmaz
zsel ilkelerini tekil ederler. "
Hegel, Manbnda, dolaysz varlktan ve zden sz ettikten
sonra, kavramdan ve yargdan sz ettii yerde biimlerden ka
tegorilere, kategorilerden de ematizme doru ilerleyen Kant
dzeni tersine evirir. Anlam, anlam olarak, dncenin bii
minde bulacakbr. Tmel olan, duyulur olann kendisini onun
iinde kavramsal olarak belirledii dncenin soyut ortam
deildir; ilksel hali iindeki sentetik birliktir, henz gelimemi
hali iindeki kkensel zdeliktir. Ne var ki bu, varlk ile d
ncenin zde olduklar anlamna gelir. Hegel bu kkensel
birlik ile soyut 'ben' arasnda bir aynn yaplmas gerektiinde
srar eder ve Kant felsefede bu birliin grntsn, imgele
min biininde yakalar. "[mgelem,] varolan mutlak bir zne ile

Fenomenoloji, 1, s. 250

Mutlak'n Kategorileri

175

varolan bir dnya arasna giren bir arac olarak deil, ilksel ve
kkensel varlk olarak, znel 'ben' ile nesnel dnyann ilk kez
onun zemininde grn ve rn olarak ayrlp zorunlulukla
ikilendikleri birlik olarak anlalmaldr. Bu imgelem, bir y
zn genel olarak znenin, dier yzn de nesnenin olutur
duu mevzubahis ikiliin kkenindeki zdelik olarak, ikiliin
kkensel birlii olarak, idenin kendisiyle tanmland akln
kendisinden baka bir ey deildir. Grgl bilin alannda te
zahr ettii haliyle, akldr."2
Akln grgl alandaki bu grn, tam olarak, kkensel
blnmeyi dile getiren yargdr. Nasl ki genel anlamda kav
ram, kavramn kavram olarak, dncenin ve varln tmeli
olarak, kkensel birlii ifade ediyorsa, yarg da gr (duyulur
"bu") ile kavramsal belirlenim, varolan ile tmel yklem olarak
kategori, dayanak ile zellik arasndaki blnme olarak kendi
sini muhtelif ekillerde gsteren blnmeyi ve belirlenmeyi
ifade eder. te bu yzden, yargnn bu biiminin anlam, zne
ile yklemin ne olaca batan belirlenmeksizin soruturulmal
dr. Dnmenin zn tekil eden devinime kendimizi brak
mamz gerekir. Yarg, kavramn uraklarnn koyulmasdr. Bu
yzden, yargnn grgl deil, diyalektik bir tarihi yazlmaldr.
Hegel, Mantk'nda, yargy ne grgl ierikten yaplan bir
soyutlamadan ibaret olacak simgesel dilegetirilere indirgeye
rek ne de bu grgl ieriin (somut yarg rneklerinin) kendi
sini hesaba katarak ele alr. eriin, tekinin, bu namevcudi
yeti, diyalektiin itici gcdr, nk biim, ierii ii boal
blm bir ey olarak zaten kendinde barndrr; kendi yetersiz
liini gidermek ve onu kapsayp amak iin devinir. Ama bu
biim, tm ierie ikindir. Bu biimin anlam, ayn zamanda
varln devinimi de olan, genel olarak dncenin devinimi
dir. Demek ki burada sz konusu olan ey sabit biimsel yasalar
-bir doa tarihine, dncenin anlam ortadan kaldran d2 Hegel, nanma

ve Bilme, ilk bask (Lasson edisyonu), s. 235 ve devam.

176

Mantk ve Varolu

zeneklerinin gzlemlenmesine indirgenen bir mantk- deildir,


dncenin, ierii kendisinde kendi tekisi olarak tad iin
daima bir biimden daha fazla bir ey olan mutlak biiminin,
zerk geliimidir; tam olarak yargda grnen bu blnme, so
yut zdelii, somut bir zdelie dntrr ve kkene ilikin
bu zmlemeyi de bir bireime evirir.
Yarg, hakikatin kendisini gsterdii fakat henz temellen
dirmedii ikircikli bir mahaldir. kirciklidir, nk eylerin yar
gs olduu kadar bilincin de yargsdr. Grgl bilin, yargda
bulunmak, nermeler dile getirmek ve onlar onaylamak sure
tiyle, kendisini aar. Fakat onun yargs hem nesnel, tmel yarg
olarak hem de psikolojik bir ilem olarak geerli olma iddias
tar. Yargda bulunan bilin, varl, eylerin zn dile getirir,
ama artk kendisi zerinde dnmeye baladn da bilir. Ni
tekim onun eylere ykledii belirlenimler, ona ift anlaml g
rnrler: Belirlenimler bir yandan eylerin zellikleridir, dier
yandan eylerin kavranmasna izin veren dnsel aralardr;
onlar varln hem kendisidir hem de tasarmlardr. Yarg,
grgl bilincin barnda -zihinsel bir olay olacak ekilde- mev
zilendii lde ikircikli grnyorsa da, baka bir sfatla daha
ikirciklidir: Yarg, kavramn uraklarnn greli zdeliini, ya
ni tekili, tikeli ve tmeli, bildirir. Bu iki ikirciklik (znellik-nes
nellik ve tekil-tmel) eletirel soruda rtr: "Sentetik a priori
nermeler nasl olanakldr?.. Bu sorun, zne ile yklemin, bir
birinden farkl bu iki teriminin -bunlardan ilki tikel, ikincisi
tmel olduu halde, ilki varln biimi altnda, ikincisi dn
cenin biimi altnda belirlendii halde- sentetik yargda ayn
zamanda zde de olduklar fikrinden baka bir eyi ifade et
mez."3 eylerin ne olduklarn sylemek yarg vermektir ve ey
ler ancak tmel yklemlere, yani doann genel koullarna da
bavurduklar lde olduklar ey olurlar; hatta "Hava ar
dr" gibi bir grgl yarg sz konusu olduunda bile bu byle3 nanma ve Bilme, s. 237

Mutlak'n Kategorileri

177

dir. Yarg, dorudan doruya, varln mantksalln ifade


eder. Oysa Hegel, Kant'n da Hume'a sitem ettii konudan
mustarip olduuna dikkati eker. O da Hume'un ortaya koy
duu sorunun aslnda ne denli kapsaml ve kkl olduunu
doru kestirememitir; arad yantn, zbilin ile kayna da
ima karanlkta kalacak bir deneyimin greli, ikircikli zdeli
inde bulunabileceini dnm ve bu yzden sorunun srf
znel ve dsal anlamna taklp kalmhr.
Grgl bilin, yargnn, blnme fenomeninin ve greli z
deliin aa kt yerdir. Kkenleri itibaryla zde olan d
nce ile varlk orada birbirinden kopar. Bu yzden yarg, tek
bir bilincin verdii yarg olarak grnr. Yine de onun dier
yzne, yani belirlenimlerin bulunduu yzne bakldkta, t
melin kendisini tekilde ve tikelde gsterdii de sylenebilir. T
mel, onlarda dolaysz olarak grnr. "Bu cisim ardr" yarg
snda, tekil olan, kavramsal bir tmelliin altnda dile getiril
dii gibi, tmel olan da belirlenmi olur; bu belirlenimde ken
disini yadsyp aar. Tmel olan, nasl verildii mehul k ge
irmez bir varolana dardan zorla yklenmeye allan soyut
ve atl bir tmellik deildir, kendi belirleniminin devinimidir.
Yargnn diyalektik tarihi, gzlemledii her eyi donduran ve
bu yzden geiin kendisini bir trl kavrayamayan gzlemin
yerine anlamn olageliini geirmekten ibarettir. Kant, yargnn
biimlerini bulur; ama asl mevzu bu ekilde bulunann yeniden
balant iine sokulmas iin bu biimlerin dardan ve yapay
olarak kurulmamas gerektiidir. Bu biimlerin zorunluluu,
onlarn i diyalektiidir. "Tmelliin ve edimselliin bu birlii,
bu gzlemci bilin iin sz konusu deildir, nk bu birlik
esasen organik varln i devinimidir ve ancak kavram olarak
anlalabilir. Buna karn gzlem, uraklar, varln, kalclk
sergileyen varln biiminde arar."4, Oysa kategorilerin kefi,
saf kategorinin trlerinin kefi, farklln, zbilincin kkensel

4 Fenomenoloji, 1, s. 222

178

Mantk ve Varolu

birliinin barnda doduunun da kefidir. "Farklln do


um yeri, saf 'ben', saf anlk olduu iin, dolayszlk bir kenara
braklr, salama alma ve bulma abas sona erdirilir, kavray
balar. Kategorilerin okluunun -yarglardan hareketle--- bu
lunan bir ey olduunu dnmek, stelik bu ekilde bulunan
kategorilerin uygunluklarn sorgusuz sualsiz benimsemek, as
lnda bilime ynelik bir hakaret olarak grnecektir. Neticede
eer anlk sahip olduu saf bir zorunluluu bile kendi iinde
tantlayannyorsa, zorunluluunu baka nerede tantlayabilir?"5
Yarg, grnr farkllktr ve batan varsaylan zdeliktir,
onun temeli kendisinde deildir; terimlerin hem birliini hem
de kartln ifade eder, ama bUI)u dolayszca yapar ve onu
ikircikli hale getiren de ite bu dolayszlktr; henz dolaym
olarak grnmez; kkensel birlii, terimlerin ikiliinde korunan
ve srdrlen bir ey olarak koymaz. Dncenin ve varln
Mutlak'n, dolaym olarak ortaya koymaz; oysa akl, ancak bu
dolaymla yrr (Hegel, Aristoteles'i hatrlatr biimde, buna
tasnn adn verir. nk diyalektik akl yrtme, dolaym kav
rayabilmek iin terimlerin kartln ie katmakla, ontolojik
kapsam bakmndan diyalektik akl yrtmeyi andran, fakat
varl dourmak, tretmek yerine, onu donduran, katlatran
Aristotelesi tasmn yerini alr.) Demek ki yarg, anl barnd
ran bir barnaktan ibarettir - znel olan ile nesnel olan arasnda,
grgl olan ile aknsal olan arasnda, alg yargs ile deney
yargs arasnda gidip gelen, derme atma bir barnaktr. Belir
lenimleri sabitler, onlarn devinimlerini "hakikaten" kavramaz.
Hakikat ona musallat olsa da, onu rahat brakmasa da, yarg
hakikati tek bana temellendiremez. Minerva'nn, tam tehizat
l halde, Jpiter'in bandan domu olmasna benzer ekilde,
dncenin sessiz etkinliinin de yargda kendisini taml ve
yetkinlii iinde gsterdiini syleyenler de olacaktr. Yargnn
bu dolayszl, gelitirilmemi [dolaym olan] koata grnr;
s Fenomenoloji, 1, s. 200

Mutlak'n Kategorileri

179

yarg ayn anda hem varlk olarak hem de dncenin kurduu


balanh olarak (belirsizliin birbirini tamamlayan iki yz ola
rak, yani znellik ile nesnellik olarak ve tmel ile tikel olarak)
grnr. Kant kendi sorusuna gene de bir yant vermitir:
"Sentetik a priori yarglar nasl olanakldr? eitliliin kke
ninde mutlak bir zdeliin bulunmas sayesinde olanakldr.
Bu koulsuz zdelik, kendisini bler ve yargnn biiminde
kendisini zne ile yklem, tikel ile tmel arasndaki ayrm ola
rak gsterir. Ama bu yargnn, akldan kaynaklanan yahut
Kant'n deyimiyle a priori esi, orta terim olarak mutlak z
delik, yargda deil ancak karmda kendini gsterir. Yargda
o sadece bir "-dr" ekiyle ifade edilen koatan ibarettir, bilin
sizdir, grnyle yargya rengini veren farkllktan ibarettir.
Burada, bilgi asndan bakldkta, aklsal olan kartla sapla
np kalm haldedir, genel anlamda bilin asndan bakldkta
ise zdelik grye saplanp kalm haldedir. Koa, dnlen
bir ey olmad gibi, bilinen bir ey de deildir; aksine, tam
olarak, aklsal olann tamnmaym ifade eder. Gn na
kan ve bilinte kendine yer bulan ey, demek ki sadece bir
rndr, kartl tekil eden terimler olarak ve ancak yargnn
biiminde varolan zne ile yklemdir; bunlarn birlii, dn
cenin nesnesi olarak koyulmu deildir."6 Bu birlik henz yar
gnn konusu deildir. Hegel Mantk'nda bunu tekrar vurgular:
"znel yargda bir ve ayn nesne ikilenmi olarak -nce tekil
gerekliinin iinde, sonra da zn tekil eden zdeliinin
iinde ya da kavramnn alhnda- grlmek istenir. Baka bir
deyile, bu tekil, kendi tmelliine ykselmi halde grlmek
istenir yahut ayn ey demeye gelen, bu tmel, tekillemi halde
etkin gerekliinin iinde grlmek istenir. Yarg ite bu ekilde
hakikat olur, nk bylece kavram ile gerein badamas
haline gelmitir. Ama yargnn balangtaki hali bu deildir,
nk yarg, balangta, dolaymszdr, onda henz bir reflek6 nanma ve Bilme

180

Mantk ve Varolu

siyon ortaya kmad gibi, o aamada bir belirlenme devini


minin kendini gstermesi de sz konusu deildir. "7 Tmel
olan ile gerek olan arasnda dolaym ilevini yerine getiren
yarg, bu grn iinde, sadece dnmenin gerekletirdii
bir ilem deildir; ayn zamanda, tmel olanda ortaya kan ve
yine onda ortadan kalkan, onu belirleyen ve onun, kendi kendi
sinin sonucu olmasna izin veren, eylerin kendilerinin de ger
ekletirdii bir ilemdir de. Yarg, aslnda, hakikatin bilinte
grnd kadar gereklikte de grnmesidir.
Hegel, Mantk'ta, yargnn ilerleyiini, tmel ile tikelin dolay
sz balanbsn dile getiren -m. "Bu gl krmzdr"- nitelik
yargsndan balayp koacn imlemini ereve iine alan kiplik
yargsna kadar takip eder. Kabksz ve yaln olduklar dn
len gereklik yargsnn, o hali iinde aslnda yalnzca sorunlu
yarg olduunu tespit eder. Gerek olan olanakldr, olanakl
olan da gerektir; olumsallk ite byle bir eydir. Oysa zorunlu
yargda varolu ile zorunluluk birbirine eklenir; grg! bilin
onda kendisini aar, nk varolu ile z bu yargda akr.
Koa, zorunlu yargda, varolu bildirme ilevini yerine getir
menin yan sra zorunlu balanb tesis etme ilevini de yerine
getirdiini aa vurur. te o zaman yarg alr ve akl yrtme
dolaymn ta kendisini nesne olarak koyar. Dolaym, nesnedir ve
nesne ancak dolaymdr. Hegel, nitelik yargsn inceleyerek nce
likle olumsuz yargnn anlamna iaret eder. Eer tekil olan, en
nemsiz duyulur kavrayta bile dolayszca tmel olarak gr
nyorsa, bu balanbnn elikili olduu, olumsuz yarg vasta
syla hemen ortaya kar ve terimlerin mutlak anlamda ba
damaz olduklarn ifa eden sonsuz yargda her trl ykle
menin reddedilmesine gtrr: "Tin bir kemiktir" veya "Logos,
doadr" gibi. Bu kartl aslnda olumsuz olan dourur ve
dolaysz yargy nce refleksiyon yargsna, sonra da zorunlu
luk yargsna dntrr; bylece bu iki urak, yargnn diya7 Mantk, il, s. 272

Mutlak'n Kategorileri

181

!ektiinde antitez olurlar. Refleksiyon yargs, nicelik yargsdr,


tekili, tikeli ve tmeli dile getirir. lm demeye gelen bir ba
lanb vastasyla [elerini] yeniden birbirine balar. Oysa tikel
yarg halihazrda olumsuzdur da, nk ierii olumlad gibi
darda da brakr; baz insanlarn bilge olduunu bildirdiin
de, baz insanlarn bilge olmadklarn da bildirmi olur. Son
olarak, koulsuz, koullu ve ayrk olabilen zorunluluk yargs,
cinsin, tmelin, "ya... ya da... " nerme eklemi vastasyla b
lnmesine vardrd gibi, biri ve onun kendi tekisi olarak kar
tlaan ikilikte kendisini tam olarak ifade eden btnsellie de
vardrr. Hegel, Kant'n yargnn biimleri hakknda gerekle
tirdii refleksiyonu benimser, fakat Kant'tan farkl olarak bu bi
imlerin hem znel hem de nesnel anlam tadklarn aa
karr; baka bir deyile, biimi anlam olarak ele alr. Hegel'in,
Kant'n aksi ynnde giderek, nesnel kategorilerden yola kb
n ve onlarn hakikati, anlam olan bu biimlere adm adm
ykseldiini daha nce belirtmitik. Nedensellik, karlkl etki,
koullu yargdan veya ayrk yargdan daha dolayszdr. Fakat
bu yarglar, balantlarn diyalektik anlamn, kendisini kavra
yan varln akl. alrln veya kavrann dile getirirler. Hi
kuku yok ki bu yol, "Kant gzergahn" tam tersidir. Hegel,
yargnn diyalektiini, koata bandan beri dolayszca, cansz
halde bulunan dolaymn, nihayet dolayn\ olarak canland
noktaya kadar takip etmek istemitir. D()laysz hakikatin haki
kati, hakikatin devinimidir yahut dolaymdr. Grg! gzlemde
dondurulan, dolayszca "orada" bulunan nesne, aslnda bir da
yanak deildir, dolaymn bizzat kendisidir. Dncede, akl
yrtme olarak grnen bir ve ayn dolaym, nesnede, nesne
nin diyalektik devinimi ve olagelii olarak grnr. Aristoteles,
varln durgun yapsn tasmda yeniden oluturmay dene
miti ve orta terimin, yani dolaym esinin, akl olduunu as
lnda ta o zaman sylemiti. Hegel, Aristoteles'in bu tasarsn
devam ettirmek ister, yalnz u farkla ki, bu kez dolaym canla
nr, terimleri mekan belledii gibi onlar dourur da;,devinme-

182

Mantk ve Varolu

yenin, deimeyenin seyredilmesinin yerini mutlak treyi ve


olageli alr. Tz, mutlak hakikat denilen ey, hi kuku yok ki
snk ve yaln bir durgunluk hali olmann yan sra Bakk
hosvari bir cokunluk halidir de. Diyalektiin kurucusu ite bu
ikiliktir; bu durgunluk, devingenliin tekisidir ve devingenlik
de bu durgunluun tekisidir, ama yine de bu ikisi zdetir ve
kavranan bu zdelik de mutlak dedir: "Burada saf bilincin
kendisini iki ynyle gstermesine tank oluyoruz. lkinde, tm
uraklarn kat eden ve onlar kavrarken onlarda kendini gste
ren tekiliin de farkna varp onu kapsayarak aan, alkantl
bir gelgit hareketi olarak grnr. kincisinde ise, daha ziyade,
kendi hakikatinden emin durgun bir birlik olarak grnr.
alkanhl gelgit hareketi, bu durgun birliin tekisidir, durgun
birlik de bu alkanhl gelgit hareketinin tekisidir; hem bilin
hem de nesne, bu karlkl belirlenme devinimi iinde kartla
rlar ve birbirinin tekisi haline gelirler. Baka bir deyile, bi
lin, ilkinde, oradan oraya savrulup duran bir araytr ve ara
d ey, yani nesnesi, saf kendinde olandr, zdr. kincisinde
ise kendisini yaln, durgun kategori olarak bilir ve nesnesi de
farkllklarn devinimidir."8
Yargnn kendisi -ki nermelerde dile gelir- ya grgl yarg
dr ya da kurgusal yargdr. O halde grgl yarg ile kurgusal
yarg, yaplar bakmndan birbirinden nasl ayrlr? Bu soru,
dayanak [substrat] ile dolaymn birbiriyle ne ekilde ilikili
olduunu sormakla ayn anlama gelir. Fenomenoloji'nin nsz,
Mantk Bilimi'nin son sayfalar ve Ansiklopedi'nin Manha giri
ksm, kurgusal nermenin grgl nermeyle tezat oluturan
ayrt edici zelliklerini betimler. Yine de bu almalar arasnda
kurgusal nerme hakkndaki en nemli ve en esnek aklamay
Fenomenoloji'nin nsz barndrmaktadr.
Kurgusal olan, yani mutlak bilgi, nedir ve grgl bilgiden
nasl ayrlr? Fenomenoloji mutlak bilgiye sadece bir giriten iba-

s Fenomenoloji, 1, s. 201

Mutlak'n Kategorileri

183

rettir ve kendi znel kesi'lliini hakikatten ayran, hakikatin ya


banc bir kayna olduunu varsayan bilincin bak asn be
nimser. Bilincin bu bak as, deneyimde grneni yanshr ve
znel olan ile nesnel olann biimsel olarak birbirinden ayrlma
sna dayanr. Bilin, tinin kendisinin ieriini deneyimde adm
adm aa karr, fakat bunu onun kendisi-iin olandan ayr
bir kendinde olmas lsnde yapar. Felsefe, deneyimin do
laysz bilince dsal olarak sunduu her eyi, znel ile nesnel
arasnda, kendinde ile kendisi-iin arasnda ve kesinlik ile haki
kat arasnda yaplan biimsel ayrma bavurmakszn, yeniden
bulacakhr. Kurgulayc dnme, deneyime kar kp Mutlak
olan kurmaya yeltenmez, sadece varln manhksalln sna
makla yetinir, baka bir deyile, kimilerinin bugn indirgeme
diye adlandrdklar eyi gerekletirir. Yabanc bir kaynan,
dnceden ayr ve onun tesinde bulunan bir nesnenin bilgi
zerindeki ipoteini kaldrd gibi, kendi tikel kanlarna ve
bak asna gre bilen grgl, insansal bir znenin bilgi ze
rindeki ipoteini de kaldrr. Bylece hem znel dnce hem
de eyin kendisinin dncesi olan, tam bir dnceye ykselir.
Bu dnce, bundan byle varla kar koymaz, bu varl an
lam olarak yaar; onu tmel anlama indirger ve bu tmel an
lamda, her varln, kendisini bir dnce belirlenimi olarak
kurduunu grr; mutlak dnce demeye gelen yahut daha
dorusu Mutlak'm ta kendisinin Logos hali olan bu anlamn
tmellii alhnda, her tikeli aydnlahr. Deneyimin bak as,
gzlemin srf almlayc ve hareketsizletirici bak asdr. Oy
sa mutlak bilgi, mutlak olagelitir: "Bilin iin, doan, ortaya
kan ey, yalnzca bir nesne (Gegenstand) olarak vardr; fakat
bizim iin, ayn zamanda bir devinim ve bir olageli (Entstehen)
olarak da vardr."
Bu Logos, kendisini grleyen ve insan bilincinden geerek
kendisini dile getiren Mutlak'hr. Bu haliyle ancak dolayszla
kar kmayan bir bilgide varolabilir, nk o, dolaym ile do
layszln birliidir. Bu bilginin znellik olduunu, anlam ol-

184

Mantk ve Varolu

duunu sylemek, onun, tekil bir ey hakknda sahip olduu


kendi ahsi kanlanyla yetinen bir bireyin tikel bilgisi olduunu
sylemek deildir. nk dnce bu haliyle bu tikellikten
kendisini kurtarr. Fakat yine de znelliktir, nk anlamdr,
kavraytr ve kavrama hareketinin kendisidir: "Dnme, do
rudan doruya zgrl ierir; nk tmel olann etkinlii
dir, dolaysyla soyut kalan bir 'kendiyle balanb kurma' etkin
liidir, yani znellik bakmndan, belirlenmemi kalan bir 'ken
diyle birlikte olmak'br; ierik bakmndan, eyde ve onun be
lirleniminde bulunmaktr."9 Hegel, felsefenin mtevaz ve gs
terisiz olduunu da ekler, nk ona gre felsefe her trl ti
kelliin unutulmasdr ve tmelin, tmel olarak yaamasdr.
Demek ki bu felsefe kibirli olmakla itham edilemez, "nk d
nme, ancak eyi derinletiriyorsa hakiki olabilir ve ne bir
varln tikel biimidir ne de znenin tikel bir edimidir; bilincin,
soyut bir 'ben' olarak icraabdr, tm tikel niteliklerden, haller
den syrlarak, onda tm bireylerle, teklerle zdeletii tmeli
gerekletirmesidir."10 Saf kurgusal yaam olan tmel zbilince,
yani dncenin tm belirlenimlerinde (dolaysyla, varln
tm belirlenimlerinde) kendisini dnen tmel olana yksel
mek, mutlak bilgiye ykselmektir. Gelgelelim grgl dnce,
kendisini almaz olarak grd mddete sadece hatal bir
bak as olarak kalr. Oysa dncenin belirlenimlerini hare
ketsiz klan, donduran ve eylere ruh, dnya yahut Tanr ol
makl ykleyen dogmatik felsefe karsnda hakldr. "Hakiki
olann, gerek olmas ve alg iin varolmas gerekir," eklindeki
temel ilkeyi ikrar ettii iin, akla da uygundur. Fenomenoloji,
deneyim olarak adlandrlann, yani grnenin, dnceye ya
banc yahut dsal bir ey olmadn ve onun arkasnda kimile
yin kendini gsteren kimileyin de kendini saklayan bir ken
dinde-varln bulunmadn ortaya koyar. Mutlak, grnr ve

9 Ansiklopedi, 23
10

a.g.e, 23

Mutlak'n Kategorileri

185

btnyle bu grn iinde varolur. Grgl bakn yaad


yanlsama onun bakh yerden kaynaklanr; varln ve anla
mn, grnn ve onda grnenin kkten ayr olduklarn var
sayan, kendine has dnme tarzndan kaynaklanr. Kurgula
yc felsefe, deneyimin aksi ynnde gitmez; anlamn nda
her deneyimi geri kazanmann, kendini kavramann ve varln
bir dayanak olduu kabulnn aslnda bir yanlsama olduunu
idrak etmenin baka bir biimidir. Demek ki mutlak bilgi, gi
zemli bir ey olmad gibi bir eit kibir de deildir; varln ve
-varsaylan- dayanan, anlama indirgenmesidir; mutlak varlk
ile kendini kavrama hareketinin zdeletirilmesidir; bu ken
dini-kavrama, felsefedir, hakikatin yaamdr. Dnce (hem
dayanan hem de benliin tzsel olduunu varsayan tasarm
deildir), nesnel dncedir. Onun dnceleri, eyin kendisi
nin dnceleridir. "Bu ekilde tanmlanan dnceler nesnel
diye nitelenebilir. u halde Manhk, metafizikle -eyann zsel
niteliklerini ifade ettikleri kabul edilegelmi ideler araclyla
eyleri kavramaya alan bilimle- i ie geer."11 te bu yz
den, "nesnel dnceler" ifadesi, srf felsefenin sonu yahut
erei deil, ayn zamanda mutlak nesne de olmas gereken, ha
kikati belirtir. Fakat bu dnceler belirlenmitir ve sonlu ol
malar da (ki bu arlk kesinlik ile hakikat asndaki kartlktan
ibaret deildir) belirlenmi olmalarndan ileri gelir. O halde
onlar uraklar olarak, yetkin biimin yahut dnme devini
minin dm noktalan olarak anlamak gerekir. "Benim gr
me gre -ki bu gr ancak dizgenin kendisinin amlan
yla dorulanabilir- her ey hakikatin yalnzca tz olarak de
il, zne olarak da kavranmasna ve aklanmasna dayanr."
Fakat tzsellik, dolayszlk, burada yalnzca dnceyle kart
lk iinde olan varln tzsellii deildir, soyut tmelde kald
srece, farkll reddettii srece, dncenin de tzselliidir.
Mutlak, ne Spinoza'nn tz gibi kendi davurumlannn ve
Ansiklopedi, 24

186

Mantk ve Varolu

refleksiyonunun tesinde kalan bir tzdr ne de tm belirle


nimlerin saf bilgisidir, yani devinimsiz ve belirsiz dncedir:
"O, kendisinin teki oluu ile kendi kendisi arasndaki dola
ynndr." te bu dolaym, bu refleksiyon, somut tmeldir, be
lirlenimlerine kart olmayan ve onlara nfuz edip kendisini
onlar araclyla ifade eden ve onlar aan tmeldir. Mutlak bi
im, tikel biimlerden (kendi ieriinden) kendisini soyutlad,
kurtard iin deil, oban Proteus misali onlar kucaklad
iin, yani onlar kapsayp al iin biimsizdir. Onun mutlakl
nn srr, tm belirlenimlerin iselletirilerek almas anla
mna gelen bu tam belirlenmede sakldr. "Hakiki olan, ancak
kendisini yeniden kuran bu aynlktr ya da kendi iinde teki
liin bu refleksiyonudur. Kkensel birlik olarak kkensel birlik
yahut dolaysz birlik olarak dolaysz birlik, hakiki deildir. Ha
kiki olan, kendi kendisinin olageliidir, kendi sonunu kendi
erei olarak batan varsaym olan ve byle yapmakla kendi
sonunu kendi balangc haline getirmi olan bir emberdir ve
ancak gelitirildiinde ve kendi sonuna gtrldnde fiili
hakikat olabilir."12 Hakiki olan, dnceden ayr ve onun ta
rafndan yeniden bulunacak, dolaysz ve kkensel bir Mutlak
deildir; ancak kendi kendisinin iinde teki-olmaklnda,
yani kendi belirleniminde varolabilir ve onun ne olduu bata
ancak varsaylp sonda bir sonu olarak koyulabilir. Kendisini
adm adm gerekelendiren bir hakikatin bu yaam, kurgusal
yaamdr. Ne ki bu yaam grgl nermeler araclyla ifade
edilemezdi, nk grgl nerme birbirini tamamlayan u iki
hipotezi: tasarmlanan tm belirlenimleri yeniden birbirine ba
layan bir grgl kendilii ve bu tasarmlar destekleyecek de
vinmeyen bir dayana, varl, varsayar. Mutlak'n, zne oldu
unu sylemek, bilginin grgl nermede ifade bulan bu kav
rann kapsayp amaktr. Grgl nerme, ykleme ileminin
sabit bir dayanak, nceden varolan bir varlk ve yklemleri bu
12 Fenomenoloji, 1, s. 18

Mutlak'n Kategorileri

187
/

dayanaa az ok keyfi ekilde balayan bir zne gerektirdiini


kabul eder. Grgl nermenin yaps zmlenecek olursa,
onun niin kurgusal nermenin karsnda bir engel tekil ettii
de anlalabilir. nerme zaten bir dolaymn ifadesidir: "Soyut
szcklerden fazlas olan her ey, hatta en yaln nermenin ku
ruluu bile, bir dolaym gerektirir; szcn veya nermenin
bizzat kendisinde ortaya kan bir tekilemenin, onun kendi
birlii iinde yeniden zmlenmesini gerektirir. Bu dolaym,
ilahi bir korkuyu esinler, nk dolaymn mutlak bir ey ol
madn, mutlak olann tamamen dnda kaldn kabul et
mek yerine onu srdrmenin, mutlak bilgiden vazgemek an
lamna gelecei dnlr." 13 Hegel, Mutlak'm bu gizemci
veya estetik grsn reddettii gibi bu grgl refleksiyonu da
kabul etmez. Dolaym Mutlak'n dnda deildir, dsal deil
dir. "Aslnda bu ilahi korku, dolaymn ve mutlak bilmenin do
as hakkndaki bilgisizlikten ileri gelir; nk dolaym, kendi
siyle ayn olann kendi-ilerleyiinden ibarettir... 'Ben' veya ge
nel olarak olageli, yani dolaym, yaln doas gerei, dolaysz
ln bizzat kendisi olduu gibi, olagelii iindeki dolayszlktr
da... Demek ki refleksiyon, Mutlak'n olumlu bir uradr."14
Grgl bilin, yarg verir; yklemleri bir zneye ykler; fa
kat bu zne, anlam ikircikliinin ta kendisidir. Onun nemli
anlamn birbirinden ayrmak gerekir:

l} zne, hakknda konuulan eydir, hakknda yarg verilen


eydir. Bu haliyle alndkta, yargnn tayc temelidir; kendi
sini yaln algda gsteren ve deney yargsn nceleyen bir ta
ycdr; \nroKEievov veya subjectum'dur. Bu tayc temel, bilgiyi
nceliyormu gibi grnr; biz onun hakknda herhangi bir
bilgiye sahip olmadan nce bile o oradadr; biz onun hakknda
herhangi bir yargda bulunmadan nce bile onunla balanh
iindeyizdir (Hegel bu tezi, eyin kendi dolaymnm unutulmu-

13 Fenomenoloji, 1, s. 18
14 a.g.e.

188

Mantk ve Varolu

luu olarak anlalmas kouluyla, aklayacakhr.). Hegel, Feno


menoloji'nin alg hakkndaki blmnde, grye dayanan ilk
bilginin, eylerin halihazrdaki bilgisinin zerine nasl kurul
mu olduunu gsterir. Bu tuz billurunun, beyaz olduunu,
tadnn gzel olduunu, kp eklinde olduunu ve belli bir
arla sahip olduunu sylediimizde, aslnda eylemi, ci
simlemi bir 'bu' hakknda konuuyoruz demektir. Bilen zne
nin, eyi somut btnl iinde idrak eden ve onun eitli
ynlerini irdeleyen devinimi ile eyin, bu somut idrakn nce
leyen hali, birbirinden ayrlmhr. "Bunlardan biri, yaln olarak
belirlenmi olandr, nesnedir, alglanp alglanmamasna kayt
sz kalan zdr. Oysa alg bir devinimdir ve nesnenin zne ait
deildir, istikrarsz bir eydir, olsa da olur, olmasa da olur."15
Yine de alg, bu eyin eitli zelliklerini, bilen bir 'ben'le ba
lantlar iinde idrak ettii gibi, baka eylerle balantlar iin
de de idrak eder. Somut alg, bizi bir zellikten dierine gt
rr, benzerlikleri ve deimez ardklklar aa karr, fakat
tmele, yani hakiki zorunlulua kadar ykselmez. "Grgl
clk, hi kuku yok ki saysz benzer algnn var olduuna ia
ret eder, ama tmellik, sayca byklkten baka bir eydir.
Keza grglclk, ardk deiikliklere ve yanak nesnelere
ilikin alglar da salar, fakat onlarn arasndaki zorunlu ba
lanhy gsteremez. Demek ki alg, kendisini hakikat denilebile
cek eyin yegane temeli olarak grdnde, tmellii ve zo
runluluu temellendiremeyecektir; algy znel bir olumsallk,
ierii de baka trl de oluturulabilecek yaln bir alkanlk
olarak sergileyecektir."16 Hegel, Hume'un duyulur algya daya
nan kukuculuunun, Eskia filozoflarnn kukuculuundan
olduka farkl olarak, duyulur olann ortadan kalkn, zl
n de gsterdiine iaret eder. Alg aslnda dncelerin be
lirlenimleri tarafndan, sabit bir dayanakta kaynan bulan bir

15
16

Fenomenoloji, I, s 94
Ansiklopedi, 39

Mutlak'n Kategorileri

189

yap tarafndan, batan itibaren ynlendirilmektedir (ama bunu


bilmez). Bu temel, addr ve ona ancak yklemler anlam verebi
lir; fakat grgl nerme daima bu dayanaa bavurur, onu da
ima temele koyar. Bu dayanak, eydir veya daha genel biimde
ifade edildikte, hakknda konuulandr; dolaysyla herkese
farkl anlalmaya msaittir. "Bir ey herkes tarafndan iyi bili
niyorsa, iyi bilinmiyor demektir." Her nerme, her grgl bilgi,
dayana varsayar.
2) kinci olarak, zne, bu dayanaa bavuran grgl 'ben'dir;
yer kaplayan eyin karsnda yer alan, dnen eydir. Hegel,
algda olduu gibi dolaysz kesinlikte de, srekli olarak hak
knda konulan eyden onun hakknda konuan 'ben'e, yani ke
sinliin hakikati olacak eye gider. znenin kendilii nesnenin
kendiliinin karb olur, fakat filozof onlara ayn yolla kurulu
yorlar diye bakar: "Bunlardan biri, belirtme hareketidir, dieri
ise bu hareketin yaln bir ey olarak kendisidir, yani ilki alg
lama edimidir, ikincisi ise nesnedir. Baka bir deyile, bu nesne,
z itibaryla, bu hareketin kendisiyle bir ve ayn eydir."17
Bylelikle Hegel'in niin nesnenin kendilii diye bir eyden sz
ettii de anlalmakta.dr. Nesne dolaymdr, anlamn varldr,
fakat grgl alglama ile anlk, varlk ile anlamn bu zdeliini
kavrayacak seviyeye ykselemez. Dayanan ve onun hakknda
konuan grgl znenin batan varsayldklar seviyede kalr;
nitekim deneyim (terimin en belirsiz anlamnda alndkta; rne
in, ahsi deneyimimden sz ettiim andaki haliyle}, bazen
nesnel bir dayanaa, bazen de znel bir dayanaa yklenir.
Grgl benlik, yklemleri eye balar, eitli yklemler arasn
da ilgi kurar, onlar karlabrr ve birbirinden ayrr. Bu ilem,
grgl bilginin ta kendisidir; kr ve anlk grden, genel belir
lenimlere kadar ykselir. Hava, eitli gazlarn karmndan
oluur, youndur ve saydamdr. Grgl bilgi, belli bir tay
cyla -ki bu tayc, hava gibi, genel bir temel de olabilir- s7 Fenomenoloji, 1, s. 93

190

Mantk ve Varolu

nrlandndan, bu taycy eitli yklemlerle balanh iine


sokmaya alr. Grgl nerme, bu balantlar dile getirir ve
nesnesini somut olarak kuran, bilen bir znenin eseridir. Hegel
Fenomenoloji'de, bu bilginin snflardan yasalara, balantlara
kadar nasl ykseldiini ve her defasnda dayanan nasl geri
dndn gsterir. Grgl zne, kurulan bu nesnede kendi
sini tanmaz. Ama kendi zerinde dnmeye devam ettii iin
deneyimin ya btnn ya da bir parasn kendisine mal eder.
Yklemlerin hakikaten tmeller olduklar dorudur, nk on
lar arlk sensibilia deillerdir, dncenin fiili belirlenimleridir.
O halde bu yklemler kategorilerdir, nermenin znesi de, da
yanak olarak, her eydir yahut Btndr. Bylelikle nermenin
znesi (hakknda konuulan ey) ile hakiki anlamda tmel olan
yklemler arasndaki balanh sorunu bu kez farkl bir ekilde
ortaya koyulur. nerme kurgusal hale gelir ve az ok yapay bir
ekilde yaltlm olan tasann, onun temeli olmaktan kar. z
nellikten genellikle anlalan ey, bu bilen, grgl znedir ve
grgl nesneyle yakndan balantldr; bata biraz zorlansa da
kendisini tasarmlarnn rastgele akndan kurtarabilir. Hegel,
bu znenin, kendisi hakknda sahip olabilecei bilginin hem
olumlu olarak hem de olumsuz olarak anlalmas gerektiinde
srar eder. Olumsuz olarak anlaldkta, bu <Jzne, kendisini ie
riin dnda dndnde, eyin tasarmJar olarak anlad
tasarmlarn zerine ykseldiinde, ancak o konuabilir, ya
van bir sylem retebilir. Neyi ve nasl reddedeceini bilir,
bakh her yerde neyin eksik olduunu bilir, ama neyi ve nasl
kavrayacan, kendi olumsuz deerini nasl olumlamaya d
ntreceini bilmez. Baka bir deyile, bu dnce, ancak e
yin ne olmadn syleyebilir: "erii reddetmeyi ve onu hi
lie indirgemeyi bilir, ieriin sadece ne olmadn grd
iin olumsuzdur, bu onun son snr olduu iin onun tesine
adm atamaz, dolaysyla yeni bir ierie kendi imkanlaryla
ulaamaz. Fakat ne pahasna olursa olsun yeni bir ierie sahip
olmak istedii iin, onu baka bir kaynaktan dn alr; dolay-

Mutlak'n Kategorileri

191

syla bu dnce, bo bir 'ben'de gerekleen refleksiyondur,


kendini bilmenin bounaldr. Gelgelelim bu bounalk yal
nzca bo bir ierii anlatmakla kalmaz, ayn zamanda gerek
letirilen incelemenin bounaln da anlam; nk bu dn
cenin, kendisindeki olumluluun farkna varamayan bir olum
suzluk olduunu da ifade eder."18 Hegel, her trl belirli ieri
in zerine kan kendiliin srf olumsuz olan bu gcnde srar
eder. "Bu refleksiyon kendi olumsuzluunun deerini ierie
aktarmad iin, genel olarak eyde bulunmaz. Daima onun d
nda ve tesinde kalr. Bu yzden, boluu onaylad iin,
kendisini ierike zengin bir dnceden daima daha engin sa
nr ."19 Saf kltr, benlii her eyin stnde tutan, ama bunu her
eyden kendi bounal konusunda bir tatmin salamak iin
yapan, karlkl konumada son bulur. Bu 'ben', "tzsel olan
hakknda yarg vermenin ne demek olduunun pekala farknda
olsa da onu anlama kabiliyetini yitirmitir. te bu bounalk,
zbilincin kendilerinden ekip karlabilecei her eyin bou
nalna da ihtiya duyar. Demek ki bu bounal bizzat o ya
ram ve onu glendiren ruhtur." Grgl zne, ierikle ilgisinde
olumlu bir tavr da sergiler: "Kl krk yaran akl yrtme, yu
karda szn ettiimiz olumsuz tavr iinde, ieriin kendisine
geri dnd kendiliin bizzat kendisidir. Buna karn kendi
lik, olumluluu iinde bilindiinde, ieriin ilinek ve yklem
olarak, kendisiyle ilikilendirildii bir zneyi temsil eder. Bu
zne, ieriin kendisine baland temeli tekil eder ve ileri
geri salnm hareketi ite bu temel zerinde gerekleir."20 Bu
dayanan batan varsaylmas kurgusal nermenin nndeki
en byk engeldir, nk bu dayanak, zerinde dnlme
yendir. Grgl yklemlerin yklenmesi sz konusu olduunda
bu varsaym kanlmazdr, fakat kurgusal nermelerde zne,
yani Mutlak, artk ayn ekilde anlalamaz.
Fenomenoloji, 1, s. 51
a.g.e., s. 52
20 Fenomenoloji, 1, s. 52
1s

19

192

Mantk ve Varolu

3) Nihayet bu noktada, zneden, kurgusal nermenin z


nesi, yani tam anlamyla Btn olan Mutlak anlalabilir. Bu
zne artk ne grgl nermenin taycsdr ne de grgl ben
dir; hibir zaman sabit bir dayanak olarak kavranamayan, olu
veya dolaym olarak kavranmas gereken, tmel zne-nesnedir.
Bu son durumda, kurgusal nerme, artk grgl nermeyle
ayn yapya sahip deildir. "Mutlak, varlktr, hiliktir, zdr,
vs. ... " dediimizde, "Hava ardr" veya "nsan bir omurgal
dr" gibi grgl nermelerden son derece farkl, kurgusal ner
meler dile getirmi oluruz. Dncenin bir belirlenimi Mutlak'
a yklendii zaman, yani halis tmel bir yklem olduu za
man, bilen znenin taknaca tavr, grgl nermede taknd
tavrn ayns olamaz.
Grgl nermede, znenin, sabit olduu ve bilgiyi ncele
dii varsaylan bir tayc olduunu yukarda grdk. Bilgi bu
taycya gndermede bulunur. Bu tayc zerinde, deneyim
alannda kt biimde snrlandrlm bir tasarm temellenir.
Yklemlerin ona balanmas gerekir ve onlarn bu balantlar
sentetiktir. Matematik tmdengelimde olduu gibi, grgl t
mevarm.da da tayc sabit kalr, yklemler ona ancak dar
dan gerekletirilen bir ilemle, bilen znenin gerekletirdii
bir ilemle verilir. Bu tayc, kantta gsterilemez; kant ona
yabanc kalr. Btn sre, bilginin bir srecidir. Diyalektik
olan felsefi tantlamada ise ayn durum geerli deildir. "ner
me, hakiki olann ne olduunu dile getirmelidir; ama hakiki
olan, z itibaryla znedir ve yle olmakla, diyalektik devi
nimden ibarettir, kendi kendisini douran ilerleyitir, kendin
den k ve kendine geri dn srecidir. Dier her bilgi t
rnde, tantlamann rol, isellii ifade etmektir. Ama ne za
man ki diyalektik, tantlamadan ayrlmtr, ite o zaman felsefi
tantlama kavram da fiilen kaybedilmitir."21 Bundan dolay
hakikat, nermede dile gelmez; dolaymda ifade bulur. Dola-

21

Fenomennloji, I, s. 56

Mutlak'n Klltegorileri

193

ym yegane znedir ve bir dayanak deildir. 11Dogmatik d

nme tarz, hakikatin, deimez bir sonu olan bir nermede


dile geldii veya dolayszca bilinen bir nerme olduu kansn
dan baka bir ey deildir." Demek ki Hegel, grg! nermenin
nasl kurulduunu ve nesnenin kendiliinden, bilen kendilie
geiin nasl gerekletiini gstermektedir "Genellikle, zne
nce nesnel ve sabit kendilik olarak koyulur; ondan sonra belir
lenimlerin veya yklemlerin eitliliine doru zorunlu bir ge
i hareketi balar ve bu noktada znenin yerini kendini bilen
'ben' alr ve bu benlik, yklemleri, onlar tayan zneye ba
lar. "22 Sabit tayc varsaymndan, u sonu zorunlulukla
kar: Yklemlerin zneyle balants ve kendi aralarndaki ba
lantlar, bilen zneye bamldr. Bu zne, sabit taycnn ye
rini alr ve bilginin faili haline gelir. Praedicatum inest subjecto'yu
ilkece onaylamay srdrr, ama aslnda fiilen sregiden devi
nimden ibarettir. Grgl zne (hatta daha derin bir bakla, a
knsal zne), eyden, "beyazdr", "tatldr", "ardr", diye sz
eder. Ama bu isnatlar onun kendi eseridir. te bu yzden, daha
evvel de belirttiimiz gibi, bu znenin refleksiyonu kukucu
lukta ya da bounalkta son bulur. Yklemlerin balants, im
geleme bamldr; bu yzden bu balanhda zorunluluk nok
sandr. Grg! refleksiyon, aknsal refleksiyona dnt
anda, dayanak bilinemez hale gelir, eriilemez hale gelir, onun
yerini aknsal ben'e izafe edilen yklemlerin birlii alr. Nesne,
nesne olarak verilemedii iin, onunla ilgi kurmak zorunda
olan deneyim, yklemleri ilgili olduklar bir ve ayn nesneye
balayan bu birlii sahiplenmekle yetinir sadece: "Bilgilerimiz
rastlanhsal veya keyfi deildir, a priori olarak ve kesin bir
tarzda belirlenmitir, nk bir nesneyle ilgili olmalar gerektii
iin, bu nesneye gre kendi aralarnda badamalan da gerekir,
yani bir nesnenin kavramn kuran birlie de sahip olmalar ge
rekir. Ama biz yalnzca tasarmlarmzn eitliliiyle ilgilendi22 a.g.e., s. 53

194

Mantk ve Varolu

imiz iin ve onlara karlk gelen u X, yani nesne, tilin tasa


rmlarmzdan ayn olmas gereken bir ey olarak, bizim a
mzdan bir hibir anlam tamad iin, uras aktr ki nesne
nin birlii, tasarmlarn eitliliinin sentetik birlii iinde bilin
cin biimsel birliinden baka bir ey olamaz. Ancak grdeki
eitliliin sentetik birliini kurduumuzda nesneyi bildiimiz
den sz edebiliriz." Bilen kendilik, nesnenin kendiliinin yerine
daima kendi kendiliindenliini geirir. Grgl dnce, tutar
sz kalan bir balanb dzeyinde takl kalr. Eletirel dnce,
deneyimin zorunlu birliine kadar ykselir. Ama her iki du
rumda da dayanak fikri, znel kendiliin ve nesnel kendiliin
zdelemesini imkansz hale getirdii iin, Mutlak'n kendisi
nin zne olarak kavranmasna izin vermez. Bu dayanak, her ta
sarmdaki almaz snr tekil eder. Leibniz'in monad bile,
refleksiyon olmasna ramen, kendisinde bu mutlak snn, an
cak refleksiyonun kendine yabanclamas olan dinbilimsel bir
tasarmda kendisi-iin haline gelebilen bu 'kendinde'yi barndrr.
Byle olmakla birlikte, kurgusal dnce, ieriin devingen
ve keyfi ilkesi olmay brakmal, "bu zgrl ierie yerle
tirmeli, bu ierii onun kendi doasna gre, yani aslnda ken
dilik olarak ve kendilie gre devinmeye brakmal, sonra da
bu devinimi seyretmelidir."23 Bylece felsefi diyalektik, filozo
fun yrtt bir sre olmaktan kar ve eyin kendisinin filo
zoftaki devinimi, "tecellisi" [monstration] haline gelir. Bu e
kilde tmel kendilik haline gelen filozof da arbk "kavramn i
kin ritmine mdahale etmekten vazgemeli, her yerden edinil
mi olabilecek keyfi bir bilgelikle araya girmemelidir; bu ekim
serlik, dikkatin kavram zerinde younlatrlabilmesi iin ol
mazsa olmazdr."24
Mutlak'n zne olduu sylemek, nermenin birliinin, in
sansal bir znenin birlii olmadn veya dayanan bo birlii

Fenomenoloji, 1, s. 51
24 Fenomenoloji, 1, s. 51

23

Mutlak'n Kategorileri

195

olmadn sylemektir; nerme vastasyla grne gelen an


lamn birlii olduunu sylemektir. "Mutlak' zne olarak tasa
rmlama ihtiyac, "Tanr ebedidir" veya "Tanr dnyann ahlak
sal dzenidir" yahut "Tanr aktr" gibi eitli nermelerde ifa
de bulmutur. Byle nermelerde hakikat, dorudan doruya
zne olarak koyulur, ama kendisini kendisinde dnme devi
nimi olarak sunulmaz. Bu tr bir nermeye 'Tanr' szcyle
balanr. Bu szck kendi bana alndnda, sadece anlamsz
bir sesten, ii bo bir addan ibarettir. Tanr'nn ne olduunu an
cak yklem syleyebilir, ona ancak yklem bir ierik ve imlem
kazandrr. Bo balang ancak sonda fiilen bilgi haline gelir.
Hal byleyken, niin sadece ebedi olandan, dnyann ahlaksal
dzeninden ya da Eskia filozoflarnn yaph gibi Varlk, Bir,
vesaire saf kavramlardan, yani kendisi yklem olandan sz
edilmedii, niin ona anlamsz bir sesin, ii bo bir szcn
daha eklendii meselesi sessizce geitirilemez. te bu szck
tam olarak, koyulann bir varlk olmadn, bir z yahut genel
olarak tmel olmadn, kendi zerine dnen veya kendi ze
rinde dnen bir zne olduunu belirtir."25 Kukusuz, bu z
ne ne grgldr ne de aknsaldr; bu zne, varln tmel ken
diliidir. "Ne var ki bu," diyor Hegel, "henz sadece bir ng
rdr. nk znenin sabit bir nokta olduu varsaylr ve ta
ycs olduu yklemler bu sabit noktaya, bu zneyi bilenin
gerekletirdii bir devinim araclyla ilitirilir, ama ayn de
vinimin, sabit noktann kendisine de ait olduu hesaba kahl
maz. Oysa ierik zne olarak sunulabilmise, bu ancak bu ken
dine has devinim sayesindedir."26 Bu devinim burada anlahl
d haliyle kurulduunda zneye ait olamaz; dolaysyla, kur
gusal nerme, grg! nerme gibi yorumlandnda yanllanr.
Oysa kurgusal nermenin kurgusall, ancak grgl zne
nin refleksiyonu karsnda sergiledii diren vastasyla g-

a.g.e., s. 21
26 Fenomenoloji, 1, s. 22
25

196

Manhk ve Varolu

rlebilir. Kurgusal nerme yklemin artk bir snr, duyulur bir


genellik olmad, fakat bir kategori, tmel bir belirlenim ol
duu nermedir. Demek ki yklem, tzn, yani hakknda ko
nuulan eyin zdr. Grg! zne, yklemden nermenin z
nesine artk geri dnemez, nk zsel belirlenimin arl onu
bundan alkoyar. Bylece zsel belirlenim, zne haline gelir.
"Kavram, nesnenin kendi -kendisinin olagelii olarak grnen
kendilii olduu iin, bu kendi[lik], ilinekleri edilgin tarzda ta
yan durgun bir zne deildir, kendi kendine devinen ve be
lirlenimlerini geri kazanan, barna basan kavramdr. Bu devi
nimde durgun zne ortadan kaybolur, nk belirlenime da
rdan ve kardan bakmak yerine farkllklara ve ierie nfuz
etmek suretiyle, daha ziyade belirlenimi kurar, onu hem farkl
lam ierik olarak hem de bu ieriin devinimi olarak kurar.
Bunun sonucunda, kl krk yaran akl yrtmelerin znede
bulduunu sand salam dayanak sarslr ve bu devinimin
srf kendisi nesne haline gelir. zne, kendi ieriini doldurmak
iin onun tesine gemeyi keser, artk baka yklemler yahut
ilinekler edinmez."27 mdi, "Hava ardr" gibi grg! bir ner
mede hava sadece ar deildir, ayn zamanda saydamdr ve
akkandr; dolaysyla nermenin znesi, tikel yklemlerden
taar. Oysa kurgusal nermede bu durum sz konusu deildir.
Kurgusal nermede zne kendisini belirlenimde kaybeder, de
vinen ve derinlik kazanan belirlenimin ta kendisi haline gelir:
"Dier taraftan, dalm ierik, kendiliin altnda bir arada tu
tulur. Bu ierik, zneden kurtulduu iin artk bakalarna da
ait olabilen tmel deildir."28 Grg! nermede yklemler, bu
zneye ait olduklar gibi baka znelere de ait olan genel belir
lenimlerdir. Akkanlk yalnzca havann yklemi deildir. Kur" gusal nermede belirlenim, znenin belirlenimidir; ancak zne
nin onu al lde zneyi aar. "Nitekim ierik, artk fiilen

27 a.g.e., s. 52
s Fenomenoloji, I, s. 53

Mutlak'n Kategorileri

znenin yklemi deildir, tzdr, zdr ve hakknda konuu


lan eyin kavramdr. Grg! dnce, ite bu yzden kurgusal
nermenin karsnda dumura urar; onun karsnda, her za
man davrand gibi davranamaz, ilinelderin ve yklemlerirt
ilerisine geemez; nermede yklemin biimine sahip olan ey
bizzat tzn kendisi olduu zaman, grgl dncenin olaan
ak kesintiye urar; onu bu ekilde imgelemeye altnda
yaad okla geri savrulur. Grgl dnce, sabit bir dayanak
olduunu varsayd zneden yola kar; fakat sonra, yklem
tz olduu iin, zneyi ykleme gemi halde bulur; kapsanp
alm halde bulur. Bylelikle, yklem olarak grnen eyin
aslnda bamsz ve btnsel bir ktle olduu ortaya kar; bu
ktlenin arl, dnceyi babo ekilde hareket etmekten
alkoyar. "29
Kurgusal nermenin znesi, belirleniminin veya farkllnn
iinde, tam olarak olumlanr; dolaysyla onu kuran belirlenim
de zne haline gelmitir, fakat kendisini bir soyut tmel olarak
deil, bir kendilik olarak gsterir. Demek ki bilen 'ben', artk
kendisinden yansmaz; d.andan ileyip d.andan tantlamaz;
artk u veya bu yklemin birincil zneye yklenmeye uygun
olup olmad konusunda keyfi kalan kararlar veremez, "bu
nun yerine, ierikteki kendi[lik) ile megul olur. Kendisi iin ol
mamal, ieriin kendisiyle bir olmaldr."
Hegel'in kavram diye adlandrd eyi dile getiren byle bir
kurgusal nermenin k noktas, kkensel birliktir, yani Mut
lak'tr; onun yklemi, ite bu yzden, baka herhangi bir eye
yklenemez. te yandan bu zsel nitelik, bir tasann da deil
dir, bir kavramsal belirlenimdir; kendi belirlenimiyle zde
olan Mutlak'm, ta kendisidir; dolaysyla, znenin iini doldu
rur, onu yetkinletirir. Spinoza'da znitelik sadece tz davu
rurken, burada daha fazlasn davurur; nk tz, kendi z
niteliinde kendisini btnyle ortaya koyar, fakat ortadan

29

a.g.e.

Mantk ve Varolu

198

kalkmaz, nk tz, davurumlarndan sadece biri olmaktan


kp almas gereken bir uraa dnen ve bilfiil zne olan
bu zniteliin devinimidir. Hegel,

Mantk'nn mutlak de hak

kndaki son blmnde, bu belirlenimin kendisinin zne olarak


dnlmesinin nemini ortaya koyar.
Kant'n tarth trden bir kurgusal nermeyi alalm: "Dnya
sonludur." Bu nerme kurgusaldr, nk tmcenin znesi,
yani dnya, kendi bana Btndr. Gelgelelim, Kant bu ner
menin karsna "Dnya sonsuzdur." nermesini koyar. Bu
nermenin taycs da ilk nermenin taycsyla ayndr, yani
dnyadr, ama yklemi ilk nermenin ykleminin karhdr.
Demek ki Kant burada bir atkdan sz etmektedir. nerme
nin znesi sonuta sabittir, devinmezdir, hakknda konuulan
eydir, dnyadr. Ama "sonlu" ve "sonsuz" yklemleri, bu
nermelerde dolayszlklan iinde braklmlardr. u halde a
hma sadece bu yklemlerin elikiden mnezzeh olmas gere
ken bir ve ayn taycya atfedilmelerinden kaynaklanmaktadr.
Dogmatik dnce burada, belirlenimleri nasllarsa yle ald
n ve yalnzca aralarnda bir seim yapmaya alhn ileri
sren dncedir: Dnya sonlu mudur, yoksa sonsuz mudur?

Ruh yaln mdr, yoksa bileik midir? Eletirel dncede de


belirlenimler nasllarsa yle alnrlar, fakat bu dnce, tay
cy elikiden uzak tutabilmek iin onlar taycya atfetmek
ten kanr; bu yzden elikiyi, dnen znenin hesabna ge
irir. Oysa kurgusal nerme, belirlenimin deviniminin zne ha
line geldiini gstermek zorundadr. Dnya ne sonludur ya da
sonsuzdur ne de hem sonludur hem de sonsuzdur. Gelgelelim
eliki kendisini belirlenimlerin her birinde gsterir. Sonlu olan,
soyut sonsuz olanla elitii lde, kendisiyle de eliir. Dn
ya ancak bu yolla zne olarak grnr. Kendi belirleniminde
koyuluunda, sabit ekilde, nceden varolan bir ey deildir.
Kendiyle zdelii iinde, devinimsiz bir ey olarak koyulan ta
yc, elikiyi nesnesinin dnda tutabilmek iin kendi hesa
bna geiren bir znelliin davurumundan ibaret olan diya-

Mutlak'n Kategorileri

199

lektik devinimi olanaksz klar. "Bylece her il<lsi -yani nesne


ile bilgi- de, yklemler, hassalar yahut bamsz tmeller bii
minde, kendi balarna alndkta sabit ve uygun olduklar halde
ancak bir nc terimin onlarla ve onlarn aralarnda kurduu
dsal ve olumsal balanbda diyalektikle ve elikiyle tanan
belirlenimlerin dahil edildii, zneler olarak tasarlanrlar"30 Fa
kat belirlenim, diyalektik bir yapda olduunu -kendi zerine
dndn- ve dolaysyla zne olduunu, kendisi gsterme
lidir. Refleksiyonun snn, yani dayanak, onda ortadan kalkma
ldr.
Kurgusal nerme, kendisini grgl bir nerme olarak sunar.
Bata, yklemi zneye dardan balayan u sentetik bilgi tar
zn arbnr. Ama sonra, onun bir zdelik nermesi olduu
ortaya kar. zne, kendi yklemi olmutur; yani artk belirli
tmeldir, fakat bunun yan sra yklem de zne olmutur, ama
arbk bilginin znesi deildir, ieriin znesidir; daha dorusu
bu iki znenin -taycnn ve sadece dsal bir refleksiyonda ie
yarayan grgl znenin ortadan kalkmasyla aa kan- z
deliidir. Hegel asndan, felsefi nermeyi anlamann gl
ite bu durumdan kaynaklanr, nk felsefi nerme, grgl
nerme gibi anlalmak istenir. Aslnda kurgusal olmayan d
ncenin de bir gerekesi vardr, nk kurgusal olmayan bi
imin almas, yani zdelie geri dn, dorudan doruya
grye bavurmak suretiyle gerekletirilmemelidir. Kavramn,
kendisine nasl geri dnd, mutlaka sergilenmelidir. Dola
ym grnmelidir. Bu zdeleme devinimi, tantlamann deil,
diyalektiin devinimidir. Yklem kendisini zne olarak gs
termek zorundadr ve bunu da ancak kendi diyalektik geliimi
vastasyla yapabilir. Kurgusal olan, ite bu nedenle tek bir
nermede tm zenginliiyle dile getirilemeyecektir. u halde,
diyalektik devinimin srekli nermelerden nermelere geip
duraca ve bu yzden iyi bilinen bir gln tekrar ortaya -

3()

Mantk, II, s. 494

200

Mantk ve Varolu

kara yolunda bir itiraz gelebilir. "Bu, sradan tantlamada or


taya kan duruma benzer; tantlamann temellendirildii zemi
nin kendisinin de temellendirilmesi gerekir ve bu byle son
suza kadar gider." Oysa felsefe, bir dayanaktan veya bir varsa
ymdan deil, kavramdan, yani herhangi bir dayanaa ihtiya
duymayan, kendi bana tam ve yetkin zne olan ierikten yola
kar. "Duyusal olarak grlen veya tasarmlanan kendilik bir
kenara brakldnda, geriye yalnzca saf zneye, ii bo ve
kavramdan yoksun bir[im]e iaret eden, ad olarak ad kalr.
Dolaysyla, rnein 'Tanr' adndan uzak durmak daha uygun
olacaktr, nk bu ad, dorudan doruya bir kavram gster
mez, bir zel addr, tayc znenin geri kalannn sabit noktas
dr."31 Bylece diyalektik mantk, kendisi hakknda refleksiyon
da bulunan, fakat kendi refleksiyonunun dnda bulunmayan
ve aslnda bu refleksiyon hareketinin ta kendisi olan tmel bir
znenin sergilenii olacaktr ve bu hareket emberseldir. Onun
temelini, kendi ilerleyii oluturur. Varlk, z ve kavram kate
gorileri, Mutlak olana aittir veya daha dorusu, bu kategoriler,
kendisi hakkndaki refleksiyonunda aa kb haliyle, Mut
lak olandr.

31

Fenomenoloji, 1, s. 57

Mutlak'n Kategorileri
Mutlalc'tn

201

Kategorileri Olarak Kategoriler

Kurgusal nermenin zmlenmesi., bizi Hegelci Mantk ile


kar karya brakb. nceden varsaylan bir dayanan ortadan
kalk, bizi, tepeden bmaa refleksiyon olan, ancak kendi ken
disi zerinde dnen bir zneye vardrd; fakat bu "kendi
kendisi" de yine bir refleksiyondur. Dolayszlk ve refleksiyon
artk birbirinin karb deildir. Artk, kendisi iin olmaya elve
risiz bir 'kendinde' var olmad gibi, kendinde olana daina
yabana kalacak bir kendisi-iin yoktur. Varln refleksiyonu
nun nne almaz bir snr kamaz, onun n daima akbr;
eer kendisine geri dnyorsa, yani emberselse, bunun nedeni
yeniden bir snrn ortaya kmasna sebep olacak sahte bir son
suzluun peine dmemesidir. Bu aklk, Manbn bandan
itibaren, varln ve hiliin zdeliinde, dolaymda kendini
gsterir. Mutlak'n dolaym olarak dnlmesi gerekir, ama
bu dolaym ayn zamanda dolayszlkbr; Mutlak' dnmek
iin bavurulan bir ara deildir, Mutlak'n ta kendisidir; var
l onun anlamdr, anlam da onun varldr. Oysa Spinoza'
nn tz dedii ey, refleksiyonun bu ilkesinden yoksundu;
kendi bana saf etkinlikti, kendi kendisinin nedeniydi, fakat
onun bu etkinlii henz bir dolaym olarak, kendi-olagelii ola
rak tezahr etmemiti: "Mutlak, bir ilk, bir dolaysz olan deil
dir, nk ancak kendi kendisinin sonucu olarak koyulabilir."
Spinozac tz, olumlu olan ve bu nedenle, dolaysz birlii, yani
tm ieriin birliini temsil eder, Hfakat bu eitli ve deiken
ierik, bu haliyle tzn kendisinde deil, dsal bir refleksi
yonda bulunur."32 Leibnizci tz kavramnn, dolayml olma
yan bu olumluluu, batan varsaylan bu dolayszl bertaraf
ettii, nk monad denilen eyin, dnyann ieriinin olum
suz birlii ve dolayml birlii olduu, yani monadm zne de
olduu ileri srlebilir; fakat monad aslnda byle bir ey de32

Mantk, il, s. 166

202

Mantk ve Varolu

ildir; "monad ayn zamanda belirli olandr ve belirlenimi onu


dierlerinden ayrr. . . Monadn bu snrll, kendini koyan
yahut kendini tasarmlayan monada ait deildir, onun srf ken
dinde-varlna aittir; dolaysyla bu snrn, mutlak bir snr ol
duu, monadn baka bir varlk tarafndan nceden belirlenmi
yazgs olduu da sylenebilir. Snrl varlklar ancak baka s
nrl varlklarla balanh iinde varolabildii iin, monad, ayn
zamanda kendi iine kapal bir Mutlaktr ve buradan, bu snrl,
kapal nesnelerin arasndaki uyumun, yani monadlarn kar

lkl ilikilerinin onlara dardan dayatld veya ayn ekilde,


baka bir varlk veya baka bir 'kendinde' tarafndan nceden
kurulduu sonucu kar."33 Leibniz'in tanrbilimsel tasarm,
refleksiyonun yabanclam halidir. Mutlak'n bilfiil zne ol
masna engel olur, 'kendinde' ve 'kendisi-iin' arasnda yaplan
ayrm kutsar; Mutlak anlamda kendisi hakknda refleksiyonda
bulunan ey srf kendinde olandr ve bu yzden de fiili ref
leksiyonun tesinde kalr; bu sadece refleksiyonun bir tasar
mndan ibarettir.

Fiilen kendisi hakknda refleksiyonda bulu

nan ey ise sadece bir bak asndan, snrl bir kendilikten


ibarettir. Leibniz, ilkece her trl dayana darda brakan bir
tz kavramn itinayla oluturduktan sonra, bu dolayszl, n
ceden belirlenmi yazg, bir kapan olarak, ona tekrar dahil
eder. Leibniz'in metafizii, Spinoza'nn metafiziine kyasla,
teknik anlamda daha ileri bir noktay temsil etmekle birlikte,
kesinlikle daha iine kapaldr. Tanrbilimsel tasann, felsefi
adan gelitirilmemi, kurgusal ilkelere kadar ykseltilmemi
olan "tasarmlarn ak" anlayna geri dner. Leibnizci Theo

dicee, kavram olmayan ve olamayacak bu tasanmn bir sonucu


dur. Hegel'in, Logos'un da izleini oluturan bu mutlak zne
yahut biricik monad kavramn Monadolojiden ayn tutup Leib
niz'i bu kavrayndan tr takdir ettiini liatrlatmak da ya
rarl olacaktr. Kurgulayc refleksiyon, grgl kendilii, yani

33

Mantk, Il, s. 168

Mutlak'n Kategorileri

203

insan, batan sona kat eder, ama nceden belirlenmi hibir s


nr tanmaz. Mutlak varlk, kendisini yanstr ve kendisini d
nr. Grgl bilincin grgl bilin olarak ayrt edici zellii
olan tasarm, yerini kavrama brakr. Artk dayanak diye bir ey
yoktur.
Demek ki kurgusal nerme, yklemler yerine dnce belir
lenimlerine, bizzat kendileri zne olan kategorilere sahiptir. Bu
kategoriler diyalektik biimde oluurlar ve insansal bilincin,
kendisi dnda kalan ve hakikate gebe olduu varsaylagelmi
bir gereklie ynelik bak asn artk yanstmazlar; bundan
byle Mutlak'n zbilincini yanstrlar. Hegel, Mantk'mda, da
yanan bu eletirisine geri dner: "Gelgelelim, kavram veya
hi deilse tmeli ve z veren, yklemdir. Yargda ilgilenilen
ey odur. Dolaysyla, Tanr, doa, tin vesaire yargnn zneleri
olarak balangta yalnzca addan ibarettir. Biz bu znenin do
asn, yani kavramna gre ne olduunu, ncelikle yklem
araclyla reniriz. Yklemin bu zneye uygun olup olmad
n soruturduumuzda, yargmz halihazrda kavramsal bir
taycya sahip olmak zorundadr. Fakat bu kavram, onu dile
getiren bir yklemden ibarettir, dolaysyla zneye yklenen rol
ancak tasarmda bulunur, bir ad araclyla sz aklayan
odur. Bu addan ne anlalmas gerektii ise kaderin cilvelerine
ve tarihsel durumlara baldr. Hangi yklemin hangi zneye
yklenmeye uygun olduu konusunda yaplagelen pek ok tar
tma, nemsiz szck tartmalarndan ibarettir, nk k
noktalar yukarda szn ettiimiz biimdir. Oysa bu tart
malarn temelinde (subjectum veya u1roKEimov), addan baka
bir ey bulunmaz."34
Ama eer Mantk, kendisini en yetkin felsefi sylem olarak
sergiliyorsa ve Mutlak'n belirlenimlerinin ta kendileri olan ka
tegorilerin kendi geliimi demeye geliyorsa, Hegel'in bu kate
gorilere verdii yeni anlamn ve Mutlak'n kategorisi olarak ka-

34

Mantk, II, s. 206

204

Mantk ve Varolu

tegorinin onun iin ne anlama geldiinin de anlalmas nem

tamaktadr.
Kategorinin bir yklem olduunu, terimin eski Yunanca hali
olan 1eaf'710pev zaten bildirmektedir. Aristoteles'te bu szcn
"yklemek" anlam vardr ve kategori bir yklemdir yahut en
azndan yklem olabilen bir tmel kavramdr. Bu tanm, kendi
leri hibir eye yklenemeyen eyler olarak tanmlanan birincil
tzler dndaki her kategoriyi kapsar. Aristoteles'te kategoriler,
ortak bir cinsin altnda sralanamayan en st cinslerdir. Bunlar
varln trlemeleri deildir, varla ilikin en genel gr
noktalardr, varln, birbiriyle badamayan cinsleridir. Aris
toteles'in varlk grnde, varln bu gr noktalarnn, her
varolarun bu genel ve gerek belirlenimlerinin arasnda, bir ay
krlk var gibidir. Kategoriler eylerin kendilerine ait ilk yk
lemler olmakla beraber, aralarnda bir gei mmkn deildir.
Varln nicelii veya nitelii kavranabilir, fakat birinden die
rine geilemez. Varlk, varlk olarak, onun gerek veheleri olan
kategoriler araclyla bilinebilir. Kategoriler arasndaki bu
mutlak ayrm, varln cinslerinin bu okluu, Aristoteles'in fel
sefesini Parmenides'in veya Platon'un felsefesinin karb haline
getiren eydir. Hegel, Aristotelesi dizgenin btnne ok ey
borlu olsa da, bir manbk olarak, Parmenides veya Sofist syle
ilerindeki Platoncu diyalektie daha ok ey borludur: "Var
ln cinsleri," diyor Aristoteles, "birbirlerine indirgenemez ve
ortak bir cins albnda toplanamaz."
Yine de Aristoteles, kategorilerin en az bir ayrt edici zellii
konusunda bizi nceden haberdar eder: Bunlar her varolann
tmel yklemleridir; hatta tz kategorisi bile her varolana uy
gun der, nk zne/konu olmak genel bir varolma tarzdr.
Bu yzden, henz sensibilia olan dier yklemlerden ontolojik
olarak ayrlrlar.
Kavram Manbn asl esi olarak belirlemi olan Hegel,
kavramn kendi bana alndkta iinin bo olduunu, daima
duyulur bir malzemeye ihtiyacnn olduunu ve bu malzeme-

Mutlak'm Kategorileri

205

nin iminden baka bir ey olmadn iddia eden gre var g


cyle kar kmakla birlikte, kavram olarak kavram, yani k
kensel birlii, grgl kavramlardan ayrr. Bu sahte kavramlar ki sadece tmelin ortamna ihtiyalar vardr- duyulur olandan
yaplan soyutlamalarn rnleridir: "Bu bak asna gre, so
yutlamak, somut olandan u veya bu ralaya zellii ahsi ve
znel amalarmza gre seip almak, fakat bunu yaparken ger
ek deerinden bir ey kaybolmasn diye onu naslsa yle b
rakmaktr."35 Oysa halis kavram, nceden varolan duyulur bir
gereklie deil, kendi diyalektiine baldr. Duyulur olan
yadsnr ve temellendirilir: "Kavramlatra dnme, duyulur
malzemenin bir kenara atlmas deildir, onun srf fenomen ola
rak alnmas ve sadece kavramda kendini gsteren zsellie in
dirgenmesidir, yani kapsanarak almasdr."36 Demek ki d
ncenin ve varln uraklar olan kategoriler, duyulur olarak
kalmaya devam eden ve grgl dncenin peinde olduu s
nflar veya cinsler deillerdir.
Duyulur eyleri snflandrmak istediimde, onlar duyulur
olarak kalan tmellerin allna koyann, hem belirlenmemi t
mellikten hem de katksz ekilde duyulur olan duyulurdan
pay alan belirlenimlerin allna koyann. Hegel, Fenomenoloji'de,
gzlemin eyleri snflandrma abasndan sz ederken unlar
yazar: "Bu farkllklar ve zsellikleri mnasip bir nizamda bir
arada veya birbirinden ayn tutan ve balangta onlarda sa
lam, deimez bir yan bulduunu sanan gzlem, zamanla il
kelerin st ste bindiini de mahede eder (m. Aristoteles'
teki hilkat garibeleri ve talih); kesin izgilerle ayrldn dn
d eylerin arasnda geilerin olduunu ve karmalarn
meydana geldiini (hem karada hem denizde yaayan canllar),
bir arada veya bileik halde bulunduunu sand eylerin bir
birlerinden aynldklann da grr. Sonuta, bu bilin, deime-

35
36

Mantk, il, s. 255 ve devam.


a.g.e.

206

Mantk ve Varolu

yen ve devinmeyen varla sk skya bal kalmakla, kendiyle


ayn kalan eyde srar etmekle, yani tam da bu en genel belirle
nimlerde durduu iin, rnein hayvan ile bitkinin ayrt edici
zelliklerini bilmek sz konusu olduunda belirlenimleri on
dan teker teker alnr ve ykseldii tmellik de bu yzden bir
suskunlua indirgenerek, onun ii bo bir gzlem olarak veya
dnceden yoksun bir betimleme olarak kalmasna neden
olur."37 Doay gzlemleyen bu bilin, eski bilimin kendine
zg snflandrmalarndan, modem bilime zg yasalara ve
balantlara geer gemesine, ama bu duyulur dsalla ba
vurmaya da devam eder. te bu yzden, belirlenimleri ya yal
tlm ya da bir arada ele alr; onlarn devinimlerini, birbirlerine
geilerini idrak edemez. Bu tavr, kavrayan tavr deildir, bu
lan avrdr. Aristoteles, Manh ite bu ekilde bir eit doa
bilimi olarak grm, dncenin biimlerini, yasalarn bul

mutur. Kant da, tamamen farkl bir ilkeden hareket etmesine


ramen, kategorileri yalnzca bulmakla yetinen, onlarn devi
nimlerini kavramayan bu giriimi srdrme grevini kendi
zerine almtr. "Bu biim veya ierik, gzlem olarak gzlemin
konusu olduunda, bulunmu, verilmi bir ierik olarak, yani
srf varl bakmndan koyulmu bir ierik olarak belirlenim
kazanr. Balantlardan mteekkil durgun bir varlk haline ge
lir; kendinde ve kendisi iin sabit bir ierik olarak, belirlenim
leri itibaryla bir hakikate sahip olmalar gereken ve bu ekilde
aslnda biimden kurtulan, birbirinden ayn zorunluluklardan
mteekkil bir okluk haline gelir. Ne var ki sabit belirlenimle
rin veya muhtelif yasalarn okluunun bu mutlak hakikati,
zbilincin veya dncenin birliiyle elitii gibi, genel olarak
biimle de eliir."38 Bununla birlikte, ancak ksmi alanlara, te
kil nesnelerin snflarna karlk gelen ve bunlarn arasndaki
balanhlar tekil nesnelerin kendi aralarndaki balanhlardan

37 Fenomenoloji, I, s. 210
38 a.g.e., s. 250

Mutlak'n Kategorileri

2ffl

farksz ekilde muhafaza eden duyulur kavramlar amtk. Bu


duyulur kavramlarn eitliliinin, nispeten genel yklemlerin
(bazs ralayc zelliklerden ziyade balantlar bildirir), kate
gorilerle hibir ilgileri yoktur. Manta gre bunlar olsa olsa bir
doa yahut tin felsefesi asndan deer tayan belirlenimlerdir.
Kategoriler, ncelikle, her varolana uygulanabilmeleri bak
mndan duyulur yklemlerden ayrlrlar; onlar varln, tm
varlktan sz eden yklemleridir. Tz, nedensellik, karlkl et
ki, duyulur genelliklerden tamamen farkl bir anlamda tmel
belirlenimlerdir. Bu yklemler duyulur eylere yklenmelerine
ramen, onlar duyulanlar olarak deil, dnlenler olarak
ralarlar; kendisine yklendikleri eyi bir duyulur imge olmak
tan karr ve bir dnce haline getirirler (rnein, "yeil" bir
niteliktir, " metre" ise bir niceliktir). Demek ki kategoriler,
Aristoteles'in de nceden belirtmi olduu zere, mutlak an
lamda tmel yklemlerdir; uygulanabilirlikleri ksm alanlarla
snrl kalan, mulak veya kt tanmlanm yklemler deil
lerdir. Bu tmellik, onlar duyulur olandan koparr. Byle an
laldklarnda, kategorilerin artk duyulur hibir yanlar kal
maz; onlarn dnlebilirlikleri, yine ancak bir duyulur dnya
(imgelemde) olabilecek baka bir dnyann var olduu anla
mna gelmez, btnselliin hesaba katlmas anlamna gelir.
Duyulur olan, ksmi olandr, geri kalana kar sergilenen kayt
szlktr, eitlilik olarak eitliliktir. Dnlr olan, duyulur
her eye ikin olan btnselliktir; dolaysyla, duyulur olann
dayanadr. Bu kategoriler, duyulur olann, duyulur olarak,
tmel yapsn, kalbn tekil eder. Tasarm ve grgl anlk, bu
tmel belirlenimlerin, duyulur olann kendisini arta baladk
larn ve onun nesnellii temellendirdiklerini bilmez: "Oysa an
lk, her trl malzeme ve ierik arasnda kendi yolunu bu e
ler araclyla yapar; nk bu eler, anln bizzat kendisinin
balant ve hakimiyet kurma gcn tekil ederler. Tek bala
rna, duyulur olan zbilin iin z olarak kurarlar, duyulur
olan ile bilin arasndaki balantlar belirlerler ve algnn devi-

208

Mantk ve Varolu

nimi ile hakikati, kendi yoluna onlarda devam eder."39

Bu tmel yklemler, snflar deillerdir, ama fenomenleri z


gl ilevlere gre snflamaya ve rgtlemeye izin verirler. Kant,
kategorileii varln cinsleri olarak anlamay brakm, onlar
tam da byle ilevler olarak kavramaya almbr ve bu yal
nzca tz ve nedeni tekil eden balant eitleri iin deil, do
laysz varolann belirlenimlerinin ta kendileri olan nitelik ve ni
celik iin de byledir. Bunlar evrenin matematik hale getirilme
sinin aralardr. Hegel'in anlad anlamda dnce, Kant' bu
rada aar, nk duyulur olanda taml iinde bulunmasa bile
duyulur olan zde yeniden bulur (Mantn en nemli blm
lerinden birini dolaysz varln mant oluturur ve Hegel bu
dolayszn, Mantn kendisinde muhafaza edildiini syleye
bilecektir: "Yine de felsefe, duyulur varln gerekliinin neyi
temsil ettii konusunda kavramsal bir fikir verir."). Hegel, ka
tegorinin, varln cinsi ve dncenin ilevi olarak gsterdii
bu iki yzn birletirecektir.
Aknsal idealizm, kategoriyi dncenin bir ilevi olarak ta
nmlamakla, mantn varlnn yerine varln mantksalln,
tanrsal anln yerine de aknsal anl geirir. Yeni bir ontoloji
icat eder. Kategori, tinin kavrayc ve birletirici bir tavrdr. Bir
kavrama tarz olmann yan sra kavranan eyin ayrt edici
zelliidir de; kategorinin, varolandaki ve dncedeki zde
lii, Kant'n aknsal tretim izleidir ve Hegel bu izlei yeni
den ele alr: "Kategori, daha evvel, varolann -hem genel olarak
varolann hem de bilin karsnda varolann- belirlenmemi
kalan zsellii anlamn tayorken, imdi, varolann -yalnzca
dnen gereklik olduu lde- zsel yahut yaln birliidir.
Baka bir deyile bu kategori, zbilincin ve varln bir ve ayn
z olduklar anlamna gelir; onlarn bir karlabrma iinde de
il, kendinde ve kendisi iin ayn olduklar anlamna gelir."40

Fenomenoloji, I, s. 107
40 Fenomenoloji, I, s. 199
39

Mutlak'n Kategorileri

209

Ne var ki Hegel'e gre Kant, kategorinin mutlak anlam ola


rak tanmland bu tanma ihanet etmitir: "Bu birlii yeniden
bilin olarak bir yana koymutur, onun karsna da 'kendinde
ey'i koymutur."41 Hegel, varln bir cinsini tmel 'ben'in bir
ura haline getiren Kant dnemecin ne denli nemli oldu
unu

Mantk'n

kavram hakkndaki blmnde ak biimde

ortaya koyar. Gelgelelim bu 'ben', insansal bir 'ben' deildir:

"Saf Akln Eletirisi'nde bulunabilecek en esasl ve hakikatli sap


tamalardan biri, kavramn zn tekil eden birliin, tamalg

nn sentetik ve kkensel birlii olduu fikridir, yani


rum'un yahut zbilincin birlii olduu fikridir...

dnyo

"42 Bu birlik,

'ben'in birlii olduu kadar, nesnelliin kendisinin de birliidir.


"Bu tanma gre kavramn bu birlii araclyla herhangi bir
ey, srf duygulanm, srf gr, hatta srf tasarm olmaktan kp
nesne haline gelir ve bu nesnel birlik, ayn zamanda 'ben'in
kendi kendisiyle birliidir. 'Ben', grde ve tasarmda mevcut
olan nesnenin kendinde ve kendisi iin varln kavrar ve onu
koyulmu bir varla dntrr; bylece bu varlk dnceye
nfuz eder, ama bu varln kendinde ve kendisi iin ne oldu
u, yani hakikaten ne olduu da ancak dncede bulunabilir;
nk grde ve tasarmda o yalnzca bir fenomenden ibaret
tir." Bununla birlikte, kategorilerin ona gre uraklar olduu
bu 'ben' veya belirlenimlerin ona gre trler olduu bu kate
gori, yani kavram, dogmatiklerin insansal 'ben'i ya da ruhsal
tz deildir: "'Ben' hakkndaki saf ve yaln tasarmnn tesine
geilmedii mddete -ki benlik kendisini sradan bilince byle
gsterir-, benlik, kavramlara sahip olan, onu kendi mal belle
yen yaln bir ey, yani terimin yaygn anlamnda bir ruh olarak
grnmeye devam edecektir. Kavram veya benlik hakknda
esasl bir fikir edinmeye ynelik hibir giriimde bulunmayan
bu tasarm, kavramn kavranna hizmet etmedii gibi bizi ona

41
42

a.g.e.
Mantk, II, s. 221 ve devam

Mantk ve Varolu

210

yaklahrmaz da."43 Kant asndan kategoriler, znel bir anl


raladklar gibi, anlalann zsel yapsn da ralarlar (ama
Kant'a gre, anlalan, olanakl deneyimden ibarettir); bunlar
hem belirleyicidir hem de dnmldr (tarz kategorisi ise srf
dnmldr). Hegel, anln grsel ve ayn zamanda gi
dimli olan rasn kavrayarak, mutlak dnceyi, tamamen be
lirlendii halde mutlak kalmaya devam eden dnce diye an
layarak, Kant'n ilerisine gidecektir. Dncenin -ve onunla
birlikte tm varln- bu devinimi, felsefi Logos olacaktr. Ama
bu noktada Kant'n kategori anlaynn kendine has baka bir
yn daha aa kar. Kategori, tmel olduu, duyulur olma
d lde, anln bir ilevidir ve daima

Btnn

parayla

balanhsn gz nnde bulundurur; dolaysyla zorunluluktur,


zorunluluk ilevini grr. Bu btnsellik yahut adeta-btn
sellik idesi (Kant'ta, olanakl deneyim olarak fenomenlerin bir
lii), temel niteliindedir. Kategorilere gre dnmek -ksa
cas, dnmek- daima az ok btnsellie ulamaya almak
tr. Belki de her bilin en nemsiz algsnda bile bu btnsellie
sahiptir. Kategoriler, yalnzca her tekile, her 'bu'ya uygun d
mekle kalmayp, Btnn yklemleri de olduklar iin, hak
knda konuulan ey onlar araclyla Btn olduu iin ve
kategoriler Btn parayla ilgisinde dnmemize imkan ve
ren ilevler olduklar iin, yani duyulur olandaki anlalrlk da
olduklar iin tmellerdir. Duyulur olan, tekil grdr; anln
ikinlii de Btnselliin ufkudur. Kategoriler tekil deneyimde
Btn kuatrlar; dolaysyla, zorunlu olduklar iin evrensel
lerdir. Dncenin nesnesi daima dnyadr; ama izleksel olma
yan nesnesi, bir Btn olarak evrendir.
Kant felsefenin ikirciklii burada bir kez daha kendini gs
terir. Deneyim varsa, bu deneyim

varlk olmak bakmndan tikel

bir deneyime benzemez. Dnce, varlkla balantsn kopar


maz, fakat varlk onun iin arhk tikel bir varlk deildir; Bt-

43

Mantk, il

Mutlak'n Kategorileri

211

nn varldr; hem kendisini dnen hem de kendisinin tr


leri olan eitli kategoriler araclyla kendi kendisini belirle
yen mutlak kavram anlamna gelen varlktr. Ben, en gsterisiz
deneyimde dahi, en azndan nesnesi kadar tmel olmaldr.
Aksi halde, monadclkta, yani tm deneyimden tek ve kendine
has bir balam meydana getiremeyen bir deneyimler oklu
unda kalnr.
Hegel, kategorilerden, dnce iindeki varlk olan bu Bt
nn belirlenimlerini anlar. Demek ki kategoriler, birbirlerine di
yalektik olarak zincirlenen uraklardr ve her biri, dierlerini
yanstr, kapsanarak almay talep eden Btn hakknda gr
bildirir. "eylerin saf zsellikleri de hpk farkllklar gibi akla
aitlerse, eylerden, yani bilin iin yalnzca kendi olumsuzu
olan bir gereklikten dorusu arhk sz edilemez; nk katego
riler saf kategorinin trleridir, dolaysyla saf kategori onlarn
karb deildir. Gelgelelim saf kategorinin aksine kategoriler
ikirciklidir, nk eitlilikleri iinde alndkta, kendilerinde bir
tekilii barndrrlar. Aslnda bu eitlilikleri yznden saf
kategoriyle eliirler. Dolaysyla saf birlik, kategorilerin bu
okluunu kendinde kapsayp amal, bylece kendisini farkl
lklarn olumsuz birlii olarak kurmaldr."44
Demek ki kategori kendisini Btnn kategorisi olarak, t
mel kendiliin kategorisi olduu kadar varln kategorisi ola
rak da gsterir. Bunlardan her birinin, Leibniz'in monadlar gi
bi birer gr noktas olduunu sylemitik; fakat monad da
rdan snrlanm, sonlu bir bireyselliktir, oysa mevzubahis g
r noktas, kendisinin kapsanp almasn salayacak, baka
bir gr noktasna gemesini salayacak devindirici gc yine
kendisinde barndrr. Kategori, monad gibi tzsel bir bireysel

lik deildir, Mutlak'n bir davurumudur; 'tm kendisi-iin


lerin kendisi-iini'nde zlen yahut kendisini fesheden bir
kendisi-iin'dir; yine de Mutlak, bu davurumlannn dnda

44

Fenomenoloji, 1, s. 200

212

Mantk ve Varolu

varolmaz; o, bataki varsaymda -yani hilik de olan bir varlk


olarak- deil, ancak kendi hareketinin sonunda olduu ey
olan tmel kategoridir.
u halde Hegelci Manhn kategorileri ne Aristoteles'in
kategorileri gibi sadece varln cinsleridir ne de Kant'taki gibi
olanakl deneyimin adeta-Btnn dnmeye yarayan, 'ben
'in ilevleridir; Bu kategoriler, Mutlak'n kendi davurumlan
dr; dolaysyla, yalnzca fenomenlerin, duyulur olann veya
grgl bilimlerin dayanaklar deillerdir, ayn zamanda Felsefe
nin Mantnn uraklandr da. Bu uraklardan her biri, Mutlak
olan o urak vastasyla dnmeye karar vermi olan bir filo
zofta kendi ifadesini bulmutur. Elbette bu bir tali gzlemdir,
Manhn diyalektiine ait deildir, olsa olsa Mantk ile felsefe
tarihi arasndaki mtekabiliyeti grmemizi kolaylahnr. Oysa
Mantk bir tarih deildir, onun gelitirmeye izin verdii ey, ka
tegorilerin zincirleniidir, varln mutlak olageliidir; Aristote
les'in ontik manh, Kant'm aknsal manhna dnr, Kant'
n aknsal manh da daha sonra kurgulayc mantk, yani
Hegel'in onto-logik'i (hem ontik hem de ontolojik Manh) ha
line gelir.
O halde kategoriler sadece dnyann ve dnyay hic et nunc
dnen znenin deil, Mutlak'n tanmlandr; bilginin devini
mini -Varl, z, Kavram- yetkin biimde ifade ederler, fa
kat bu devinimden bamsz ekilde, saf Logos olarak kavran
malar gerekir. "Bu devinim, saf varlktan yola kan ve onu or
tadan kaldrp ze dolaysz ekilde ulamak isteyen bilginin
ilerleyii olarak tasarlandnda, varln dnda kalan ve onun
doasyla hibir ortakla sahip olmayan bir bilisel etkinlik
olarak grnr. Oysa bu ilerleyi, ayn zamanda, doas gerei
iselleip ze dnen varln kendi kendisinin de ilerleyiidir.
Dernek ki bize bata varlk olarak grnm olan Mutlak, imdi

* Lat. Burada ve imdi (ev.)

Mutlak'n Kategorileri

213

z olarak grnmektedir."45
Hegel, Felsefenin Mant araclyla, felsefenin en yce gre

vini yerine getirmeyi stlenir. Sadece deneyimin temel belirle


nimlerini, yani deneyimi genellii ve tutarll iinde dn
meye izin veren belirlenimleri kavramak istemez, ayn zaman
da bu belirlenimlerin her birini Btnn bir ura olarak gr
mek de ister. Parmenides, Mutlak' varlk olarak kavramh, ite
bu kavray Mutlak'm uraklarndan biridir. Bu urak, onun
dndaki baka bir urakla kyaslanmakszn, yani onda kalna
rak derinletirilmelidir. Mutlak akl, hilie kar koymak sure
tiyle, kendisini dolaysz varlk olarak gsterir. Onun bu gr
n, duyulur deneyimin de kurucusudur, duyulur olann ilk
dncesidir, fakat bu dnce baka bir dncenin, rnein,
varln nicelik olarak dncesinin yan banda, ondan ayr
bir ey olarak varolmaz -belirlenimler arasndaki kaytszlk
sadece doada sz konusudur-, diyalektik zincirin halkalarn
dan biri olarak varolur ve bu halka da bir baka halkaya bala
nr,

kendi kendisinde bu baka halka olur. Hegel'in stlendii

grevin gl, felsefenin bu manhnn -tarihi az ok yeni


den retiyorsa bile- felsefenin tarihiyle, yani mutlak denin
zamanda serpilmesiyle, bir ve ayn ey olmamasndan ileri ge
lir. Bu grev, tarihte birbirini takip eden dnya grlerinin
yeniden derlenmesi deildir, nk bu dnya grleri halen
znel grnrler. Felsefenin manh, bata dolaysz olarak var
ken, daha sonra kendi kendisini z olarak dnen ve sonda
kendisini kendisinin kavram olarak, yani anlam olarak kavra
yan varln, ebedi tarihidir. Fakat bu indirgemenin zgnl,
Logos'u genel olarak anlamn ve her tek anlamn mutlak esi
haline getirmesinde sakldr; anlamlandran her kavray bu Lo
gos iinde, bu sonsuz ve embersel sylem iinde, kendi yerini
bulabilsin diye, varlkla kartlk iinde olmayan bir kavrayn
ontolojik boyutuna kap aralamak iin, grgl 'ben'in ve daya-

45

Mantk, il, s. 3

214

Mantk ve Varolu

nan [felsefeye] koyduu ipotei kaldrmasnda sakldr. Felse


fenin manhnda, anlam ile anlam-olmayan [non-sens] kar
karya gelir. Bu Logos, tikel her biimin -ki bu noktada zgl
ierik demektir- uygunsuzluu anlamna gelen mutlak biim
den bakas deildir. Logos, Btndr; Btn olarak, Logos'un
karhn, yani anlam-olmayan da kapsar ve anlam-olmayann,
anlam-olmayan olarak, yani Logos'un yabanclamasnn ta
kendisi olarak kavranmasdr. Kant doann kendisinden biha
berdi ve doann hakikati zerinde ancak kesin bir bilim ere
vesinde dnyordu. Onun felsefesi, eletirel bir epistemoloji
nin ilerine uzanyordu ama doay doa olarak, daima da
rda brakyordu. Oysa Hegelci Logos, doay da kavrar; baka
bir deyile bilme kendi olumsuzlamn da tanr. Hegel neticede
felsefenin bu manh iinde, gemiin tarihsel dizgelerini yeni
den buluyorsa, bunun sebebi onlara znel dnya grleri ola
rak derinlik kazandrmak istemesi deildir, tarihsel olaylara ve
rastlantlara duyduu kiisel bir merak da deildir; aksine, on
lar, Mutlak'n eitli yzlerini aa karm olan ve kendi ile
rinde belli bir rgtlenmeye sahip olan uraklar olarak kavra
maya almasdr. Bu aba elbette mevzubahis dizgelerin k
msendii, onlarn yalnzca birer ara olarak alndklar anla
mna gelmez. Aksine, bu felsefeleri ciddiye almak anlamna ge
lir, mutlak varln onlardan yansyan grnmlerini aratr
mak anlamna gelir. Bu uraklar reddedileceklerse bile, bu, on
larn dna klarak yaplacak bir kyaslamayla olmayacaktr,
onlarda kalnarak ve onlara derinlik kazandrmak suretiyle ola
caktr. Diyalektik eer bir bo konumadan ve bir kuruntudan
fazlas olmak istiyorsa, varln diyalektiini yeniden retmelidir.

Mutlak'n Kategorileri

215

Mantm rgtlenii: Varlk, z, Kavram


Hegelci manhk, anlamn -kendisi kendisinin anlam olan ve
anlam olduu varla kart olmayan, hem anlam de hem var
lk olan bir anlamn- mutlak olageliidir. Bu olageli, organik
bir geliime benzer; srekli bir treyitir ve kendi kendine b
ymedir. Hibir dsal eree sahip deildir; hpk doadaki or
ganik yaam gibi o da kendi ereini kendinde tar, ikin bir
ereklilie sahiptir. Bu geliimin elikisi -ki onun ikin yneli
midir- nasl zenginleir? Sonda ortaya kacak her eyi daha en
bata rtk olarak iermiyor mu? Dolaysz varlk, daha en ba
ta, en sonda ortaya kacak olann mutlak desi deil midir? Bir
ressam ayn yzleri tekrar tekrar izer; balangta resimlerinde
belli belirsiz halde mevcut olan bir ynelimin, tablolarnda za
manla belirgin ve aikar hale geldii grlebilir. Sanat aslnda
ou durumda kendisini yinelemez; yaph, yeniden retmek
tir, yani hem grsel hem de gidimli bir itir; yaratmaktr. B
tnsellik daima ikindir, sonda olana bata yalnzca iaret edilir
ve bata olan ancak sonda ve geriye dnk olarak kavranabilir.
Hegelci manh anlamann baka bir yolu yoktur. Btn, ken
disini daima gelitirendir; daha derinlikli ve belirgin bir biim
albnda kendisini yeniden retendir. zn dngs, Varln
dngsnn yerini alr, Kavramn dngs de zn dngs
nn yerini alr. "Btnde arhc olan hibir ey yoktur." Asl
arhc olan ey, onun blnmesidir, amlanmasdr; btn
sellik olmasna ramen, hibir zaman koyulularnn dnda
bulunmamasdr ya da daha ziyade, Logos'un ortamnda, B
tnn bu ortadan kalkn imleyebilen hibir szcn olma
masdr. Btn, darda tutulduu, ortadan kaldrld lde
orada var olandr, hatta eksiklii "orada" olduu iin orada var
olandr; yani olumlamadaki olumsuz olarak ve isel olumsuz
luk olarak orada vardr. Darda braklmak istenen Btn, as
lnda ieridedir; dta olduu lde itedir. Bu betimleyici sz
ckler, yani "i" ile "d", mutlak denin kaytsz bir uzamda

Mantk ve Varolu

216

kendisini gerekletirmesi anlamna gelen doada kendilerine


uygun karlklar bulabilirler, fakat mutlak biim yahut Logos
sz konusu oldukta, sadece diyalektik terimlerdir. Hegel'den
sz ederken sk sk Bergson'u anarz. Oysa bu iki filozof kadar,
felsefi mizalar bakmndan birbirinden farkl iki insan daha
bulmak gtr. Buna ramen Hegelci Mantkta ve Bergsoncu di
namik emada ayn yaratc denin kendisini gsterdiini ma
hede ediyoruz. Fakat Hegel'deki de, hakiki anlamda dedir, an
lamdr, oysa Bergson' daki de, anlamn berisinde bulunur veya
tesinde kalr. Hegelci Logos'ta olage, kavraycdr; varln,
kendi kendisini kavramasdr, ama kendisini tm kavrayn on-
tik snrlarnn izin verdii lde kavramasdr.
Hegelci mantkta grlmesi gereken nokta, her anlamn ya
ratld ve kavrand, kavrayn mutlak ortamdr, nk bu
ortam kendisinden bakasna gndermez (kendisinde tekiyi
tar), herhangi bir eyin kavranmas deildir, kendini kavra
madr ve kendini kavrama olduu iin d her eyin kavranma
sdr, varlk ile anlamdr. Bu Hegelci Logos'un darda brakt
yegane ey, alamaz bireysel yaplarn varolduunu iddia et
mek suretiyle refleksiyonu snrlandran bir monadclktr. B
tn elbette Tekilliktir, fakat halis Tekillik ancak kendi geliimi
nin perevindeki Btndr, somut tm.eldir, ayn anda hem g
rsel hem de gidimli olan anlktr. Bu mutlak olagelie nfuz
edilmezse, iine girilmezse, rnein L. Brunschvicg'in Yarg
Tarzlar adl eserinde yapt gibi onu rtmek kolaydr:
"Mutlak tin, diyalektiin bir rn olmak yle dursun, onun
koulu ve ilkesidir. Diyalektik evrim, devinimini, hareket nok
tasna deil, bir sona, yani ereine borludur; ayn anda varl

n hem dndadr hem de onunla kouttur; dolaysyla, bir iki


ciliktir."46 Oysa Hegel'in zgnl, bir son tarafndan belir
lenme dncesini reddetmesidir. Diyalektik evrim, ekim ile

46 L. Brunschvicg, Yarg Tarzlar, s. 73: "Anln koullarnn dizgesi,


ancak varln aklsal bir dizgesini yeniden retir...
"

Mutlak'n Kategorileri
itilimdir, dolaysz varlktan yola kar ve

217

dolaysz varla geri

dner; onun hakikati dourulmu, tretilmi bir hakikattir; keza


ikicidir

de,

fakat bu ikicilik, Spinoza'run felsefesindeki

gibi yol

lar asla kesimeyen Logos ile doann paralelizmi deildir, do


laymn ikiciliidir. Doa ile Logos ayn anda hem karttr hem
zdetir. Dolaysyla Logos, kendi kendisini ve bakasn d
nebilir; kendi kendisiyle eliebilir ve bu yzden Logos'un kar
t olan Doa, Logos olarak da grnebilir
Logos, kendi-olagelii iindeki mutlak hakikattir. Peki ama
bir biimin hakikatinden nasl sz edilebilir? Mutlak biimin bi
limi olarak mantk, kendisi iin hakikattir, ayrca dier felsefi
bilimlerin, yani doa ve tin bilimlerinin kart olduu iin

saf

hakikattir: "O halde bu biimin doas, genellikle mantksal bi


im olarak adlandrlan eyin doasndan tamamen farkldr.
Nitekim bu biim, kendisi iin hakikattir, nk bu ierik, bii
miyle yahut gereklik, kavramyla uygunluk iindedir ve saf ha
kikattir; nk bu ieriin belirlenimlerinde baka bir mutlak
tekilik veya mutlak dolayszlk artk yoktur."47 Kant'n da tek
rar dikkat ektii gibi: Hakikat, bilginin nesnesiyle badama
sdr [accord]. Bu tanmn paha biilmez bir deere sahip oldu
una kuku yok, fakat bu tanmdan hareket edecek olursak,
eylerin kendilerinin aklla kavranamayacaklarn, bilgi konusu
olamayacaklarn, gerekliin kavrama yabanc olduunu ileri
sren Kantlk hakknda ne dneceiz? "Nesnesiyle -ken
dinde eylerle- badamayan bylesi bir akln, akln kavramla
ryla badamayan kendinde eylerin, gereklikle badamayan
kavramn ve kavramla badamayan gerekliin, hakikatsiz ta
sarmlar olduklar aikardr. Kant, grsel bir anln idesini,
hakikatin yukardaki tanmnn nda deerlendirmi olsay
d, ihtiya duyduu badamay ifade eden bu idenin akln bir
icad deil, hakikatin ta kendisi olduunu grecekti"48 Mutlak

47Mantk, il, s. 231


48 Mantk, il, s. 232

Mantk ve Varolu

218

biim aslnda ieriksiz deildir. O, kendi kendisinin ieriidir


ve varl da kendisindedir; nk tm.eldir, grsel dnce
dir. Oysa Kant, bu a priori sentez ilkesini dile getirmitir (ikilik,
bu ilke araclyla birlik olarak bilinebilir). Demek ki biimsel
cilie kyasla kendi eletirel felsefesinin menzilinin niye ksa
kaldn -ltn, her trl bilgi asndan deer tayacak bir
eletirisini yapmadn- fark edebilirdi. "Bu noktada, bilginin
ieriini hakikati bakmndan deerlendirmeye izin verecek bir
lt aramann sama olaca bize sylenecektir; fakat tanma
gre, hakikat srf ierikte bulunamaz, kavram ile ieriin ba
damasnda bulunabilir."49 erii, yabanc bir varlk olarak bu
ekilde ayrmak ve bylesi bir ieriin hakikatini, hakikatin ba
dama demeye geldiini gz ard ederek arahrmak, doal ola
rak bu ierii anlalmaz hale getirmekte, ruhsuz ve anlamsz
bir ierie dntrmektedir. mdi, bu ayrma ileminden ha
reket edilip manhn kendisi srf soyut ve dnce de sradan
biimselcilikteki anlamyla ii bo olarak anlalrsa, badama
dan sz etmek bouna olacaktr (nk badamann sz ko
nusu olabilmesi iin badaacak iki ey olmaldr); dolaysyla
hakikatten sz etmek de bouna olacaktr. Hakikat sorunu Kant
tarafndan, a priori sentetik bir dnce, yani kendi kendisinin
ierii olabilen bir dnce fikriyle olduka esasl biimde or
taya konulmutur. "Mademki manhk srf biimsel bir bilimdir,
bu biimsel bilim, hakiki olabilmek iin, bu haliyle, kendi bii
miyle uygun bir ierie sahip olmaldr; demek ki bu biimsel
manhk saf biim olduu iin, hakiki manhk da saf hakikat ol
maldr."50 Manhksal enin ralayc zellii, gereklik ile kav
ram arasndaki bu uyumadr [adequation] ve bu uyuma, bi
imin ieriden-btnleyici geliimini [le developpement integ
rale] imler. Manhk, somut hakikat deildir, yani denin doa
.daki yahut tindeki hakikati deildir; saf hakikattir, kavramn

49 a.g.e., s. 232

50 a.g.e.,

s.

233

Mutlak'n Kategorileri

219

kendi gerekliinde, gerekliin de kendi kavramnda gelime


sidir, kavramn yaamdr. Mantksal biimler dnlecek olur
sa, onlarn, yalhlm haldeyken hakikatten yoksun olduklar
fark edilir, nk biimler olduklar mddete, yani tikel kal
dklar mddete, dnme hareketinin btnne -kavrayn
kendisine- uygun olmayan bir ierie sahiplerdir. Szgelimi,
onaylayc yargnn, biimi itibaryla doru olduu, hakikati
dile getirdii dnlr, nk bu yarg srf ierie bavurur.
Oysa biimi bakmndan diyalektiktir; tekilin tmel, varln
kavram olduunu bildirir; kendisiyle ve kendi iinde eliir;
hakikatin tanmnn gerektirdii eyden, yani kavram ile ger
eklik arasndaki badamadan yoksundur. Demek ki mutlak
kavram (biricik biim), tm uraklarnda, eitli olduklar l
de kendilerini ona ierik diye sunan tm biimlerde, kendi
sini yeniden bulmaldr. O halde biimin her belirlenimi, mut
lak bir yaam, mutlak bir zbilin demeye gelen bu hakikatin
btnsellii iinde eriyip giden bir byklkten ibarettir: "Ha
kiki olan, sanki katlan her yenin sarho olup kendinden ge
tii, taknlkta bulunduu Bakkhos enlikleri gibidir ve bu ta
knlk hali, kendini o btnden ayrmaya ynelen her ura
derhal kendi iinde zd iin, aslnda berrak ve yaln dur
gunluk halidir."51 yleyse mantk bilimi, saf hakikattir. Ama bu
durumda Hegel'in karsna kan glk, doann ve tinin,
"mutlak tekilik veya mutlak dolayszlk" olduklar halde nasl
felsefedeki somut bilimler de olabildikleridir, Jena'dayken ken
disinin Realphilosophie [Gerein felsefesi] diye adlandrd bir
doa felsefesi ile bir tin felsefesi de olabildikleridir. Bu bilimler,
Fenomenoloji'nin gz nnde bulundurduu grgl bilimler de
illerdir: "Manha kyasla elbette denin daha gerek bir bii
mine ularlar. Ama bunu, bilincin kendi fenomeni olarak Bi
limde alp terk edilmi olan bir gereklik anlayna geri dn51 Durgunluk -tarihin sonu anlamnda- son deildir, devingenliin
tekisidir; devingenlik de durgunluun tekisidir. Hakikat, bu ikisinin
diyalektiidir.

220

Mantk ve Varolu

mek suretiyle yapmadklar gibi, sonlu olduklar veya hakikat


olmadklar Mantkta gsterilen, refleksiyonun kategorilerine
veya belirlenimlerine bavurarak da yapmazlar. Aksine Mantk,
denin, yetkinleme srecinde nce doann yarabcs olarak
ortaya kbn, oradan somut bir dolayszla ilerlediini ve
nihayet kavramnn bir kez daha krlmasyla, kendisini kendi
sine somut tin olarak, en yetkin tin olarak sergilediini, yani
Logos olarak, felsefe olarak aa kbn gsterir." Demek ki
manbksal e kendisini en st dolaym olarak gstermektedir;
doa olarak ve sonlu tin olarak, ncelikle dolaysz halde vardr,
fakat tin olmas hasebiyle kendisine geri dner ve kendisini ta
mamlar, yetkinletirir.
Mantk, mutlak denin olageliidir. Dncenin btn yaa
mn kendi tmelliinde kapsayan bu mutlak de, Hegel asn
dan, "tek varlktr, ebedi yaamdr, kendisini bilen hakikattir ve
tm hakikattir."52 Felsefenin yegane nesnesidir ve yegane bii
midir. "Btn belirlenimlerini kendinde barndrd -ve z
n, kendi belirlenimleri ve blnmeleri zerinden kendine geri
dnmek tekil ettii- iin, kendisini muhtelif biimlerde gste
rir. Felsefenin ii, onu bu grnlerinde tanmaktr." u halde,
doa ile tin, onun kendi orada-olmakln, belirlenmi varolu
unu -uzamdaki yaylmn ve zamandaki dalmn- sergi
leme tarzlardr ve birbirinden ayrdr - bpk sanabn ve dinin,
onun kendisini idrak etmesinin ve kendi imgesine bir varlk at
fetmesinin farkl tarzlar olmas gibi. Bununla birlikte, mutlak
deyi tanmann en yetkin -ve yegane halis- tarz felsefedir;
nk felsefenin tarz kavraycdr, yani hakikat ancak onda
hakikat olarak varolabilir. Demek ki felsefe, gerek sonluluun,
yani doann figrlerini kavrad gibi, ideal sonluluun, yani
tinin figrlerini de kavrar; onlar da bpk dini ve sanab kavra
d gibi kavrar, ama bu srada aslnda kendini kavrar; bu ken
dini kavrama, "her eyden evvel, Manbktr." Her eyden evvel
s2

Mantk, II, s. 184

Mutlak'n Kategorileri

221

nitelemesi bir ihtiyati tedbir olarak, Manhn gerekten de tikel


bir tarz olarak ele alnabileceini bildirir, "ama tarz, biimin bir
trne, tikel bir haline iaret ettii iin, Manhk, iinde tm tikel
biimlerin kapsanp ald, sahiplenildii, tmel biimdir."53
Demek ki felsefe iin, doay ve tini kavramak demek, yarahc
kayna Logos'un kendisinde grmek demektir, onu Logos'un
aralad kapdan grmek demektir. Dil, anlam olarak, varln
evidir, yuvasdr. Logos, bir dsallama olan, ama yle olduu
iin de ortaya kar kmaz ortadan kalkan, kkensel, ilk sz
dr. Hegel'e gre artk bu anlamn yegane belirlenimi kendini
anlamaktr, kendini kavramaktr; ierdii farklln (dsal do
ada ve sonlu tinde serbest brakaca farklln) bakala d
nmesi neticesinde dncenin kendi kendisini amasna im
kan tanyan, saf dncedir.54
Hegel'e, Manhn doa ve tinle balantsna ilikin olarak,
birbirine zt iki eletiri yneltilir. rnein Marx, Hegel'i, man
hksal ede somut varln bir yansmasn, soluk bir glgesini
grmek yerine, manhksal eyi doa ve tarih felsefesi iinde
hep yeninden bulmakla itham eder; bu eletiriye gre Hegel'in
somut felsefesi, bu gerek ierii bir kenara brakp bakh her
yerde daima deyi yeniden bulduu ve srf onu ele ald iin,
clzlar, gsz der. Dier kimi eletirmenler de, Hegel'in
felsefesinin, snrsz zenginliini somut bilimlerden dn al
d deneyimlere borlu olduunu ve bu yzden, Hegel'in ge
litirdii Manhkta kkl bir grglcln sakl olduunu ileri
srmektedirler. Aslnda bu iki itham birbirini ortadan kaldr
maktadr. Her iki itham da mnferit durumlarda, ayrntlara
inilmediinde, belki hakl grnebilirler, fakat konu btnl
iinde ele alnacak olduunda, Hegel'in Logos ve deneyim kav53
54

Mantk, il, s. 184-185

Tekrar hahrlatalm: Hegel iin, kavram, ayn zamanda kendi ken


disinin anlam da olan anlamdr ve felsefe de, kendisinden nceki tasa
rlarn yerini alm olan, baka bir tasardan ibaret deildir; o her eyin
anlam olarak aydnla kavuturulduu ortamdr, ak klnd edir.

222

Mantk ve Varolu

ramlarn, a priori ve a posteriori kavramlarn yanl anladklar


grlr. Ontoloji antropolojiye ne kadar karysa, Mantk da
deneyime o kadar kardr. Hegel'in, deneyimi kaldrp atmak
gibi bir ihtiras yoktur, o sadece antropolojiyi indirgemek (teri
min modem anlamnda) ve onto-logik'in barnda felsefenin
"kendine yabanclamak zorunda olduunu" gstermek ister.
Dolaysyla hakikatin ve tm hakikatin aa kh yegane e
felsefedir.
Eer Logos, anlksal grnn tmleyici ve organik gelii
miyse, her devinime elik eden tmelliin bilinci, Manhn yn
temi olarak grnr. "Yntem, Btnn, saf zsellii iinde
sergilenen yapsdr."55 Fakat buradaki yntem, terimin yaygn
anlamnda bir yntem deildir, dolaysyla yanl anlamalara
mahal vermemek gerekir. Yntem, Manhn tmelidir, nesnel
olan znel olandan ayrmaz. Mutlak refleksiyon olarak, srf z
nel kalan arasal bilginin yahut dsal refleksiyonun karhdr.
Manhn balangcnn nvarsaymsz olmas gerektii fikri,
bunu anlatr. Balang, ancak bir dolayszlk olabilir. Bu yz
den, Logos'un itilimi, Varlk, z ve Kavram, dolayszdr,
ama hakiki balang, ilk dolayszlktr, yani Varlktr. Bu, du
yulur dolayszlk deildir, saf dncenin dolayszldr, "bu
na, duyulur-st olan veya isel gr de denilebilir." Sonlu bil
gide, dncenin varla gndermesi gerektii, yani orada olan
varl gstermesi, snrlandrmas gerektii yinelenip durulur,
oysa bu gsterme ve snrlandrma hfilihazrda bir dolaymdr.
Varlk tantlanmak istendiinde, varlk belirlenmek isteniyor
demektir; saf dncenin soyutlamasndan dourtulmak, srf
kendiyle kurulan balanhdan tretilmek isteniyor demektir. O
halde, varln tantlanmas, kavramn gereklenmesi, belirlen
mesi anlamna gelir. Mantk Bilimi'nin en bandan itibaren,
kavramn gereklenmesi ve belirlenmesi demeye gelen bu bil
me deneyiminin kendisini yeniden buluruz. Saf dnceye in55

Fenomenoloji, l, s. 41

Mutlak'n Kategorileri

223

dirgenemeyecei sanlan varlk, mutlak bir kendiyle-balant


kurma olduu lde, saf dncedir. Dnceler varlktan
yoksun deildir, belirlenimden yoksundur; keza varlk da ken
diyle kurulan balantdan ibaret olduu lde, belirlenimden
yoksundur. Bunlarn, varlk ile hilik biiminde ve varlk ile
varlk hakkndaki sorun biiminde kendini gsteren kartlk
lar, karlkldr. Dolaysyla kendiyle kurulan saf balantnn
almas gerekir.
Yntemin balangc, belirlenimsiz olan tmeldir. Gelgelelim
balangcn bu yalnl, aslnda onun belirleniminin ta kendisi
dir. Yntem, bu belirlenimsiz tmelliin bilinci olduu md
dete, kendisinin yalnzca bir urak olduunu ve kavramn
kendinde ve kendisi iin henz belirlenmemi olduunu bilir.
Fakat bu znel bilinte kalacak olursa, bu balangc, bir eyle
rin eksik kald soyut e olarak alr; soyutlamay, soyutland
eyi batan bir kenara brakm olmasna ramen yine de onun
tarafndan tamamlanmay talep eden, psikolojik bir ilem ola
rak anlar. Dolaysyla, yntem, sanki dnce -ki hem dn
cedir hem de varlktr- kendi kendisinin ierii deilmi gibi,
sanki onun ilerleyii ikin deilmi gibi, balangca dardan ne
eklenmesi gerektiini aratrr.
Balangcn dolayszl, balang olduu iin, kendi olum
suzlann ve kendi balangln amaya ynelten itilimi biz
zat kendinde barndrr. Tmel yalnzca soyut deildir, ayn za
manda nesnel anlamda tmeldir; kendinde olan ama kendisi
iin olmayan somut btnselliktir. Dolaysyla, kendinde-var
lktr, ama henz kendisi-iin-varlk deildir; dolaym olmayan
ve dolaysz olan Btndr. Demek ki balang, Mutlak'tr, fa
kat kendinde Mutlak'tr ve onun ilerleyii, onun kendisini se
rimleyiidir, kendisi-iin haline geliidir. Ne ki Mutlak, henz
srf kendinde olduu iin, mutlak deildir; ne koyulmu kav
ramdr ne de dedir. Adm adm ilerleyen bu serimleme bir eit
artk veya bir fazlalk deildir, nk Mutlak, serimleniinden
nce orada mevcuttur. "lerleyi daha ziyade tmelin kendini

224

Mantk ve Varolu

belirlemesi, kendisi iin tmel oluu, yani zne haline gelii s


rasnda gerekleir."56 Hakikat, ancak kendi olagelii aracl
yla hakikat olur. Dolaysz olan, nesnel btnlk olarak ko
yulduunda yahut olumlandnda, dolaymn karna koyul
mu olur. Balang dolayszdr, fakat onun kendi belirlenimi,
olumsuzlanmas orada mevcuttur; onun kendiyle kurduu
balanh henz, olumu olan birlik deildir, olumlanm ba
lanh deildir. Dolaysz olan, olumam olandr, hitir, ama bu
hi, halihazrda onun kendi dolaymdr, ilk olumlandr ya
hut koyuluudur. Bu hi araclyla amlanr ve oluur. Bu
rada asl nemli nokta, mutlak yntemin, tmel olann belirle
nimlerini bizzat kendisinde bulup tanmasdr. Bylece sonlu
bilgi, soyutlama srasnda bir kenara brakh eyi yeniden ele
geirir, fakat mutlak yntem nesnenin dnda olmad iin,
onda kendi ikin belirlenimlerini bulur, onun devinimini ieri
den takip eder, dardan ilemez. Bundan dolay, yntem anali
tiktir: "kavramn mutlak nesnelliine bal kalr ve bu bakm
dan onun kesinliini tekil eder. eyin kendisinin ne olduunu,
onun dnda, baka bir yerde aramaz veya dnmez, Pla
ton'un da arzulad gibi, eyleri kendilerinde ve kendileri iin
gz nnde bulundurur, onlar nasJllarsa yle dnr."57 By
le olmakla birlikte, yntem ayn zamanda sentetiktir de; nk
yntemin, dolaysz ekilde yaln tmel olarak belirlenmi nes
nesi, sahip olduu dolayszln belirleniminden tr, kendi
sini bir teki olarak da gsterir. Bu analitik (ikin) ve sentetik
(tekine gei) sre diyalektiktir. Felsefi yntem de ite bu
yzden diyalektiktir.
Genellikle diyalektiin sonucunun olumsuz olduu dn
lr ve bu sonu tarih boyunca farkl anlamlar tamtr. rne
in, diyalektik, nesnenin varolmayn [inexistence] gstermi
tir; nitekim Eleallar, deiimi ve devinimi bu yolla yadsrlar.

56 Mantk, II, s. 490


57 a.g.e., s. 491

Mutlak'n Kategorileri

225

Diyalektik, bir bilginin boluunu, diyalektiin kendisinin bo


ve bouna olduunu gstermitir; nitekim Diogenes, devinimi
yadsyan diyalektie kar bir tepki olarak, sessiz biimde ileri
geri yrr ve bylelikle, gereinden fazla kantlamalarda bulu
nan dilin laf kalabalna kar, susarak, kmseyici bir cevap
verir. Diyalektik, diyalektie karlk verir; Sokrates, sofisterin
kararsz diyalektiinin karsna ironik bir diyalektikle kar;
ama bizzat kendisi bu ironik diyalektiin kurban olur; onu
yerleik ahlaki dzeni sarsmakla sulayan bir fkenin kurban
olur. Son olarak, diyalektik, saf bilginin btnlnn ie ya
ramazln gstermitir; nitekim Saf Akln Eletirisi'nin aknsal
diyalektikle ilgili blm bunu anlatr. Fakat Hegel, aknsal
diyalektiin, nesneye ve bilgi trlerine saldrdnn aikar ol
masna ramen, belirlenimlere yeterince gl ekilde saldr
madna dikkati eker. Aknsal diyalektikte, zellikle "ya... ya
da... " kartlnn, belirlenmi nsavlara dokunmad, onlar
olduklar gibi brakh grlr. Oysa diyalektiin asl kurban
lar bu belirlenimlerdir ve bu belirlenimlerin alhnda istikrarl
bir nesne bulunmaz. eyin kendisi, belirlenimleri itibaryla di
yalektiktir yahut eyin kendisini, belirlenimlerin diyalektik de
viniminin kurduu da sylenebilir. Ancak bu saptamadan
sonra diyalektiin olumlu olduu da anlalr, "nk her hi
lik, onu douran eyin hiliidir."58
lk terim, daima, dolaysz olan olarak, tmeldir. Ama bu du
rumda o belirlenmi demektir ve bu belirlenim, onun kendi
sinde tad olumsuzlanmadr. Bu yzden ilk terim, ikinci
sine, yani olumsuz olana, kendi tekisine geer. Varlk, kendi
kendisi deildir, hiliktir. Bu ikinci terim, diyalektik hareketin
dnm noktasdr, ifte olumsuzdur. Birincileyin, ilk terimin
olumsuzudur. kincileyin, kendi bana alndnda, ilk terimi
yeniden tesis eder. Hilik daima varln hiliidir; teki ola
rak, tekisi olduu tekiyi srekli yeniden tesis eder; kendi

58

Kar. Mantk, il, s. 492 ve devam.

226

Mantk ve Varolu

kendisinde, tekinin tekisidir, bu yzden diyalektiin ucu on


da devaml sivrilir, incelir; o sonsuz olumsuzlanmadr, ikinci
olumsuzdur, olumsuzlanmarun olumsuzlanmasdr veya olum
suzluktur. Ardndan, ilk olumluluk, bir nc terim olarak,
deviniminin btnl iinde douu olarak, yeniden grnr;
ama bu olumluluk, oluan ve bu yzden yeni bir dolayszlk
olarak verilen, bir ikinci olumluluktur. Balangcn gereke
lendirilmesi, onun terfi ettii yeni grevidir, nk yeni bir do
layszlk ve yeni bir dngnn balangc ortaya kmtr. By
lece, varlk ile hiliin ahmas, oluun istikrarszl iinde
kendisini tketir, fakat olmu olan, yani orada-olmaklk, yeni
bir dolayszlk olarak ortaya kar. Sre, bir ekilde katlar,
donar. Btnsel devinim iinde z, ikinci diyalektik uran is
tikrarszln tekil eder. z iinde varlk, varln dolaysz bi
imi altnda olduu gibi hilik olarak deil, kendi kendisinde
yadsnr; varlk grnr; z ve grn olarak, hem varlktr ve
hem de varlk-olmayandr; kendisi olarak grnr ve ancak bu
refleksiyondur. Fakat dolaysz varln bu olumsuzlanmas da
kendi kendisini yadsr. Mutlak deyle birlikte kendi tamlna
ulaan kavram, balangtaki dolaysz varl yeniden tesis
eder. Mutlak de ile doa zdetir "Balangcn geriye dnk
olarak gerekelendirilmesi ve yeni belirlenimlere doru ilerle
mesi, aslnda bir ve ayn devinimdir."59
Varlk, z, Kavram, Logos'un itilimidir, farkl aamalarda
ayn temel izlei yeniden reten dngy olutururlar. To
hum, balangtaki ilk hcre, bunlar varlk, hilik ve olutur.
Varlk ancak hilik tarafndan belirlenir; z aamasnda aa
kaca zere, aslnda kendi kendisinin hiliidir, nk z,
varln ve her varlk kresinin ieriden olumsuzlanmasdr.
Hilik, varln figr albnda olunsuzlamayd. Hilik de hpk
varlk gibi bir dolayszlkhr; varln hilie geii de hiliin
varla geii gibi, yalnzca bir geitir, olutur, halis geiin,

59

Mantk, il, s. 503

Mutlak'n Kategorileri

227

yani dolaymn nasl bir ey olacana ilikin yalnzca bir nse


zidir. Varln ilk olumsuzlanmas olan -sonra da kendi kendi
sinin olumsuzlanmas olan- z kresi, refleksiyonun ve bln
menin alandr; varlk, kendisiyle kartlar, kendisini varlk
olarak yadsr ve z olarak koyar. Gelgelelim z, grntr;
kendisini, grnte, yani yadsnm varlkta ve sadece orada
koyar. z ile grn eklindeki ikileme, tamamen grn
tedir; dolaysyla zn bizzat kendisi ontolojik bir grntr.
Refleksiyon kendisini yadsr; varln kavran olarak, z ola
rak varlk, varln bizzat kendisinden, yani gerekliin ontolo
jik olanandan, farkl deildir. Bundan dolay, Kavramn k
resi, ayn izlei, bu kez dolaym bakmndan, kendini kavrama
esi bakmndan tekrar ele alr. Dolaysz varlk, geip gider;
olur. Onun kavran kendi dndadr. Varln reflkeksiyonu,
yani z, onun grnn ve dnlebilirliini tekil eder.
Fakat bu dnlebilirlik, bu kavray ile grn, ayn anda,
hem birbirinden ayrdr hem de birbiriden ayrlmazdr. Dolay
szln karl olarak koyulan refleksiyon olarak z, zlme
mi bu elikidir. te bu yzden refleksiyon, varln ilk dolay
szln, bu dolayszlk zde dnlm olduu lde, yeni
den tesis eder. Dolayszln kendi kendisi kavranr; etkin ger
eklik, varln dolayszl aamasndaki gibi yalnzca bir ora
da-olmaklk, yani belirli varolu olmad gibi, z ve reflek
siyon aamasndaki gibi srf kendi z araclyla da kavran
maz, nk o ayn zamanda kendi kendisinin anlamdr ve bu
Anlam, onun varldr. Varlk, kendi kendisinde kendisini d
nr ve bu refleksiyonda, anlam olarak vardr. znel manhk
veya kavramn manl, anlamn manldr; fakat bu anlam,
nesnenin karl olan bir zne deildir; kendi kendisinin anlam
ve zbilinci olan varlktr ve bu zbilin ayn zamanda varln
kendisidir, doada ve tarihte serpilmi olan mutlak dedir. Var
lk, Logos iinde kendi kendisini dnr; dnlebilirliini
kendi arkasnda bir yerde deil, bizzat kendisinde temellendi
rir, bu yzden, kendisini bulduu kadar kendisini dnr. Lo-

Mantk ve Varolu

228

gos'un ura, u Alnanca terimde ierilmitir: Selbstbewuss


tsein varlk, grn, kendilik.
Varln manh, aknsal estetie tekabl eder; duyulur ola
nn Logos iinde korunmas lsnde, duyulur olann man
hdr. "Felsefe, duyulur varln gerekliine dnceyle kav
ranabilirlik verir" Bunu yapabilir, nk anlam duyulurdur,
"orada olduu anda orada olmaktan kan" szn iinde bulu
nur. zn manh, aknsal analitie tekabl eder; varln anla
ydr. Fakat zn manh, yalnzca fenomenler dnyasnn bi
liminin manh deildir; ayn zamanda, z varoluun koulu
haline getiren u metafiziin manh olmaya da devam eder.
Kategoriler gerekten de deneyimin kategorileri olduu kadar
Mutlak'n da kategorileridir. Son olarak, kavramn manh, a
knsal diyalektie tekabl eder; sadece eski dogmatizmi, yani d
nlr dnya metafiziini metafizik olarak tanyan ve aknsal
mantn znde kurgulayc manhk olduunu, nk orada
manhn varlnn yerini varln manhksallnn aldn id
rak edememi olan Kant'n, yalnzca dzenleyici bir ilke oldu
unu dnd deye tekabl eder. Kavramn mantyla bir
likte, anlam kategorisi, varlk ve z kategorilerinin hakikati ha
line gelir.
Varln mant, dolaysz olann manhdr. Fenomenoloji'
nin ilk blmnde betimlendii haliyle, duyulur olann bu [ola
rak] grnmesini ve bu [olarak] gzden kaybolmasn ifade
eder. Duyulur olann varl, onun yok oluudur da; duyulur
olan geer gider; ama yok oluunda geri dner. Varlk hilie,
hilik de varla geer ve bu byle srp gider. Olageli srekli
dir. Dolaysz olan, kendisini idrak edemez; dolaym burada el
bette mevcuttur, ama olu olarak ve dolayszca mevcuttur.
Varlk kendisini yadsr ve bu olumsuzlan iinde kendisini
muhafaza eder, ama dolayszlk aamasnda, ne eliki eliki
olarak, ne de zdelik zdelik olarak bulunur. Varlk bir baka
varlk haline gelir. Duyulur olann bu ekilde kendi zerine
k, onun dnlebilirliinin ve kendine zg akla geli [re-

Mutlak'n Kategorileri

229

collection] biim.inin kouludur. Duyulur olann olageliinin,


duyulur olann zsellemesi olduu, fakat zsellemenin bu
aamada zselleme olarak bulunmad sylenebilir. Bu yz
den, dolaysz varln kresinde kalndkta, belirlenimlerin bir
birini dladklar veya birbiriyle dolaysz ekilde zdeletik
leri mahede edilir. Varlk bir an "orada" vardr, bir an sonra
"orada" yoktur, deiir. Bu bakmdan olu, varlk ile hilik ara
snda gerekleen istikrarsz bir mbadeledir. Bu aamada var
lk, kendisi haline gelmez, kendisiyle kendi tekisi zerinden
dolanarak balant kurmaz, kendisine yansmaz. Bu aamada
eliki ve zdelik dolaysz olarak vardr, tpk doadaki devi
nimle birlikte varolduklar halleriyle.60
Varlk ile hiliin kartl, ardndan da bu ikisinin ilk so
mut sentezi olan olu, tm mantn temelini tekil eder. Fakat
bu terim birbirinden ayrlamaz. Yine de varln kendisini
varlk ile hilik olarak ikiye bld ve kendisini olageli ola
rak gsterdii pekala sylenebilir. Hegelci mantk, birletirecei
iki yabanc terimden deil, dolaymdan yola kar. Varln
mant, yalnzca varlk ile hiliin kartlklarn ak ekilde
bilebilir; bu aamada rtk olan ve ancak daha sonra aa ka
ca zere, bu kartlk, varlk ile varln dncesinin ve
varlk ile varlk hakkndaki sorunun da kartldr. Varlk so
rusu, varln kendi kendisine sorduu sorudur, asl sorusu
kendisi hakknda olan varlktr. Gelgelelim varlk, dolaysz bi
imi iinde, rnein doada, saf olutur - doal varolanlann
dolaymdr. Hilie getii, ortadan kalkt iin, kendisini i
selletirir, kendisini kavrar.
samann

ontolojik

te bu yzden unutmann ve anm

bir imlemi vardr. zn grlebilmesi iin,

varlk kresinin bir dolayszlk alan olarak ortaya kan halinin


tamamen yadsnmas gerekecektir.
Oluun istikrarsz yaps, bir olumluluu yeniden tesis eder.

60

Mantk, II, s. 59: "Duyulur dsal devinim, elikinin orada-olmakl

dr. "

Mantk ve Varolu

230

Orada-olmakl iinde alnan varlk, olumu bir varlkbr; var


lk ile hiliin bir karm olduu iin, z itibaryla sonludur,
ama onun bu sonluluu, sonsuzluu batan varsayar. Sonsuz
luk da dolaysz olarak orada mevcuttur, fakat bu adi bir son
suzluktur, yani herhangi bir eyin ve o eyin kendi tekisinin
snrsz ardkldr, pei sraldr. Dolaysyla bu belirli
varolann iki temel kategorisi nicelik ile niteliktir ve manh da
betimleyici mantk ile saf niceliin manhdr. Nitelik, varlkla
yekvcut olan bir dolaysz belirlenimken, nicelik ilk belirsizlie
geri dn imler. Bu ikisinin sentezi, varln ze geii anla
mna gelen, ldr. l, kendiyle kurulan balanhnn dolay
sz olanda bulunan balangcdr. Niceliksel deiim, "artsa da
azalsa da hep kendisiyle ayn kalan" quantum'un [nicemin] be
lirsizliidir; kendi dndalkbr. Bu kendi dndalk, daima isel
ve niteliksel belirlenime geri gtrr. Bir lnn etrafnda
salnmaktan baka bir ey deildir. "Her eyin kendi ls
vardr." Hegel'e gre bu dnce, Yunan felsefesinin ulat en
yetkin dncelerden biridir. Nereden bakldna bal olarak,
duyulur olann yalnzca glgesi olabildii , gibi hakikati de
olabilen bu dolayszlk mantnda, sonsuz o
kendisini sonlu
olanla dolaysz bir kartlk iinde gsterir.
sa snrszlk ya
hut usuz bucakszlk demeye gelen belirsi!5 ilerleyi, zdelik
olarak, kendiyle kurulan balant olarak dnlmemi dolay
sz farkllkbr. l, dolayszlkta halihazrda zdr; kendi d
nda bulunan kendine dolayszca geri dn tr.
Mutlak'n varlk olduunu sylemek, onun kendinde oldu
unu, yani Parmenides'in bahsettii kusursuz varlk kresi
olduunu sylemektir. Peki varlk olarak belirlenmi olan bu
'kendinde', kim iin 'kendinde'dir? Varlk kendindedir; srf
kendiyle kurulan balantdr; bu gibi yarglarn kendileri bile
dolaysz varln almasdr aslnda; nitekim kendiyle kurulan
balantnn esas, varl amakbr; nk varlk 'kendind' olsa

fn
'f>y

bile, henz kendisi iin 'kendinde' deildir. te ilk doa .felsefe


leri varln bu dncesinin safdil ifadeleridir; Parmenides de

Mutlak'n Kategorileri

231

bu safdil varlk anlayn dile getirir.


z, kendisi iin 'kendinde' haline gelen varlkhr. Bu varlk
bata srf kendindeydi ve kendi karlnda, hilikte, kendi ken
disiyle zdeti. Sonu gelmez olu iindeydi; ortadan kalk
yordu, kendi kendisini kaybediyordu ve daima yeniden bulu
yordu. Fakat bu kendine geri dn hareketi dolaysz varlk
aamasnda tamamlanamyordu. Varlk kendi kendisini yanst
myordu, dolaysyla kendi kendisini yeniden bulduu sylene
mezdi; nk bu kendi kendisi olma hali, refleksiyon olarak
refleksiyonu, yani varln mutlak kendiliini varsayar.
zn manh, ite bu refleksiyonu sergiler. Varlk artk s
nrszca kendi dndakine geemez, kendi kendisine geer,
kendi kendisini dnr. zn manh, bilgiye tekabl eder;
duyulur olann zmlenmesine tekabl eder. Fakat burada sa
dece bir mtekabiliyet sz konusudur. Refleksiyon, varln bi
len bir znedeki dsal refleksiyonu deildir, varln kendi
kendisinin isel refleksiyonudur. Buna karn, bilgiyi ve bilincin
ontolojik uran kavramaya olanak tanyan, Logos'tur. Varlk,
hpk bilgide bellein duyulur olan iselletirdii gibi, kendisini
zselletirirken iselletirir de. Gemi, zdr.
z, varln -ilk- ve nceki krede sunulduu haliyle, b
tnl iindeki varln, olumsuzlanmasdr. Varln belirle
nimleri bu aamada yeniden retileceklerdir, ama bu kez
zerlerinde dnlm belirlenimler olarak retileceklerdir.
Btn olarak yadsnan dolaysz varlk, kendi kendisinin hilii
haline geldiinden, zdr; yani varln dnlebilirliidir,
kendisi iin 'kendinde' oluudur. Ama varlk bu aamada he
nz kendindelik esi iinde bulunduundan tr, ayn za
manda grntr de; nk yadsnm varlk, grnten iba
rettir. Daha evvel varlk hakknda konuulan yerde imdi g
rn hakknda konumak, yine de varlk hakknda konumak
demektir, nk grn belli bir anlamda, vardr. Ama bu,
onun varlnn yadsnmas anlamna da gelecektir, nk g
rnn grnten baka bir ey olmad, yani var olmad

232

Mantk ve Varolu

sylenmelidir. zn mantnn bu iki yz, yani dolaysz var


ln kendisini yadsmas ve bunun sonucunda kendisini kendi
arkasndan, temelde z olarak koymas ve dolaysz varln ken
disini yadsyp grn haline gelmesi, bir ve ayn devinimdir.
u halde, zn veya refleksiyonun elikisi, onun ayn za
manda hem z hem de grn olmasdr, dolayszl iindeki
varln olumsuzlanmas ve bu olumsuzlanmada varln z
olarak koyulmasdr. zn mant, btnlnde alndkta,
grnmenin mantdr: Varlk tamamen grn haline gelir
ve bu aamada artk ''bu sadece bir grnten ibarettir" ya da .
"her ey grntedir" denilebilir.
zsel olanla zsel olmayan ayrm, dolayszln z aama
sna brakt bir hatradan ibarettir, nk iki varlk yoktur; bu
ayrm keyfidir, nc bir terime bal olarak ortaya kar ve
dsal bir refleksiyon iin sz konusudur. Oysa z, kendi kendi
sinde grne gelen varln, isel refleksiyonudur. "Grn,
refleksiyonla ayn eydir." Refleksiyon bu haliyle zdeliktir ve
farkllktr, yani elikidir. Bunlar refleksiyonu kuran zsel ya
plardr. Grnen varlk, kendi farkll iinde kendisiyle z
detir ve onun bu farkll, zsel farkllktr, yani onun kendi
zdelii iinde kendisinden farklldr. Dolaysyla, grnen
varlk, kendisiyle eliir. Bununla birlikte, z, zlmemi eli
kidir, nk ayn anda hem varln olumsuzlanmasdr hem
de bu olumsuzlanmann olumsuzlanmasd, henz soyut olan
ve saf diyalektik atmaya indirgenmi olumsuzluktur. zn
mantnn devinimi, tek olanda gerekleen ifte devinimdir;
varlk bu devinim araclyla kendini yadsyp grn haline
geldii gibi, kendisini bu yadsrunda ortaya koyar, yani gr
n iindeki z haline de gelir.
z, varln, kendi hiliinin iine geri ekilmesidir, temeldir,
ayrca bu temelin grn iinde aa kmasdr. Dolaysyla,
zn ura unlardr: temele ulaan Refleksiyon, yadsnm
ve temellendirilmi varlk olarak Fenomen ve temel ile Fenome
nin, z ile grnn birlii olarak Gerlclik. z, varln kendi

Mutlak'n Kategorileri

233

kendisinde blnmesidir, varln srrdr ve bu srra vakf olu


tur; fakat bu sr, onun dnlebilirliini ve akl alabilirliini
tekil eder. Varln srr, varln kendisinin olanaklldr.
Ama bu olanan varlktan ayrlabilirlii, bir metafizie, yan
ilineklerinden ayn bir tzn, etkilerinden ayn bir nedenin, on
tik gereklikten ayn bir ontolojik olanaklln var olduuna
inanmaya gtren ontolojik bir seraptan ibarettir. Varlk, kavra
nabilmek iin, koyulabilmek iin, kendi kendisine yabanclar.
z, varln kendi kendisine yabanclah bu diyalektik u
raktr; dolaysyla, ontolojinin mutsuz bilinci olduu da sylene
bilir.
Dolaysz varlk, kendi dnlebilirlik koullarna nasl sini
yorsa ze de yle siner, fakat bu koullar onun kendi tezahr
ile birdir. z, btnsellii iindeki tezahrdr. Dnlebilirlik
tamamen, tezahrn etkin Gereklik kategorisi altndaki geli
imi iinde varolur. Etkin gereklikte, tezahr biimine sahip
hibir mutlak ierik (tz) yoktur. (mysterium magnum revelans se
ipsum'); o, btn olarak revelans se ipsum'dur ve kendisi mys
terium magnum olandr. "Mutlak, ne bir iselliin tezahrdr
ne de baka bir eyin tezahrdr. Mutlak, kendi kendisiyle
mutlak zdeliini sergileyecek tarzda kendisiyle balanh kur
duu anlanma hareketi olarak mutlak tezahrdr, kendinde
ve kendisi iin tezahrdr. Bundan dolay da etkin gereklik
fu."61 Fenomenoloji'nin nsznde unlar yazldr: "Tezahr,
kendinde olandr; kendisi ne doan ne de len, ama etkin ger
ekliin ve hakikatin yaamn kuran, doma ve lme hareketi
dir."62
Bu etkin gereklik, idrak edilmi zorunluluktur. Hegel'in,
olanakl, gerek ve zorunlu arasndaki balanhlan ele alan
zmlemesinin, belki de btn bir z diyalektiinden daha ay
dnlahc tespitler barndrdn sylersek herhalde abartm ol-

* Lat. "Kendini ifa eden/anlayan en byk gizem." (ev.)


61 Mantk, II, s. 164
62 Fenomenoloji, 1, s. 40

Mantk ve Varolu

234

mayz. Etkin gerekliin temeli, onun tesinde kalan bir ola


nakta bulunamaz. O, kendi kendisinin olanadr. Elbette varlk
temellidir, fakat bu temel onun kendisinde bulunur, onun d
nda deil. Vardr, nk olanakldr, olanakldr, nk var
dr. Kant'n

Yarggcnn Eletirisi'nde

szn ettii ve olum

sallk ile koullu zorunluluun rastlamas olan bu aknsal


rastlanb, Hegel asndan mutlak zorunluluktur, nk gerek
lik kendinden baka bir eye bavurmaz, ama yine de temellidir
ve idrak edilir. Logos, varolann, varolann dnda bulunan
olana deildir, varolann kavranmasdr ve varolan, teki ola
rak, kendi kavrannda ierilmitir. Olanaktan baka bir ey
olmayan olanak, olanakszdr, kendisiyle eliir. Var olduu
iin olanakl olmas ve olanakl olduu iin var olmas, ite bu
yzdendir. Dorusu, Btnsellik olarak etkin Gereklik, olana
n ve gerekliin diyalektik sentezidir ve ite bu yzden, kav
ranm zorunluluktur.
Bununla birlikte, kavranm zorunluluk, kendi kendisini
kavrayan zorunluluk deildir. Bakalarnca bilinir, ama

sini

kendi

tanmaz. z, hakikaten kendinde-ve-kendisi-iin-varlktr,

ama henz srf kendindedir; nk onun kavran, onun kendi


kendisini kavray deildir. z bu ekilde varln dolayszl
n yeniden tand iin arbk z deildir, kavramdr.
Kendinde-varlk, zde grne gelir, ama bu grnme ar

lk bu noktada onun grndr, onun kendini koyuudur.


Burada grnen, varlk deildir, kendisidir; dolaysyla, kendi
sini tanr. Bu kendini-koyma hareketi, bizim

anlam

diye evire

bileceimiz ve Hegel'in kavram dedii eydir. Kavramn man


b, varln ve zn tm belirlenimlerini kendi aamasnda
yeniden ele alr, ama bunu onlarn kendi kendilerini

larn,

nasl kurduk

kendilerini nasl koyduklarn ve oluturduklarm gs

termek iin yapar. Anlamn bu olagelii, varlk ve z krelerin


de rtk haldeydi. Bu olageli, Manbktr, nk Manbk, varl
n anlam olarak, kavray olarak kuruluudur, ama bu kav
rama hareketinin kendisinden ayr olarak kavranan bir eye

Mutlak'n Kategorileri

235

bavurmaz; eyin dnlebilir olagelii olarak, bu hareketin ta


kendisidir (ve eyin kendisi bu hareketten ibarettir). Manhk da
kendi nesnesi kendisi olan mutlak biimdir, bu bakmdan hpk
nesnesi iir sanah olan ve bu yzden tm iirlerin kendine zg
yanlarn kapsayan bir iire benzer. Fakat bu "kapsamak" sz
cn uzamsal anlamda almamak gerekir, nk tmel an
lam esasen tm tikel anlamlar kapsar. Gelgelelim bu anlam,
Manhn dier blmlerinde henz kendisi iin var deildi;
varln oluu iinde, dolaysz olarak vard; z olarak, grn
n ardndaki temeldi. imdiki aamada ise kendisini tm an
lamlarn anlam olarak bilmektedir. Hegel, bu kavram yahut
anlam manhnn, znel manhk olduunu syler, fakat burada
varlktan ayr bir znellik sz konusu deildir, her nesneye i

kin olan zne veya kendilik sz konusudur. Bunun kanh,


Manhn bu sonunu, onun balangcna tekrar gtren, varln
ve anlamn diyalektiidir. Varlk, z aamasnda kendisini an
lam olarak gsterir, fakat anlam da ayn ekilde varlktr veya
daha ziyade, varlk zaten anlama gndermekteydi. Demek ki
varlk, bir

yitirilmi anlamdr, bir unutulmu anlamdr,

anlam ola

rak, hatrann [souvenir] varla iade edilmi iselliidir. Bilgi


alannda, unutma ile hatrlama arasnda yaplan ayrm, varlk
ile anlam arasndaki diyalektie karlk gelir, meerki hahra
dondurulup bir 'kendinde' haline -ki o zaman z olacaktr- ge
tirilsin. Dolaysyla, hahrlama, akla getirme hareketi olarak an
lalmaldr; gemii kuran kavrayc olageli olarak anlalma
ldr. Anna [reminiscence, tekrar hahrlama], ilk ze geri git
mez, ama z, kkensel bir edim olan anma araclyla kurulur.
Anlam, kendisini, z olarak koymak suretiyle kavrayan, zdr.
Varlk ze gre ne idiyse, z de anlama gre odur. Varlk, 'ken
dinde z'd, z de 'kendinde anlam' dr. Bu haliyle sanki ilkinin
ardndaki ikinci varlk gibidir, ama bu koyuluundan soyut
lanmayp kendi kendisini koyan ve kendi kendisini kuran ola-

Mantk ve Varolu

236

rak dnldnde, o artk z olmaz, anlam olur.63


Kavram, ncelikle genel olarak anlamn ortamdr, kavrayc
her olageliin ortamdr. Kavram, szck iinde olduu gibi,
kendi kendisini at iin her tikel anlam iinde daima tmel
olarak kalan tmel anlamdr ve bu ama oradadr. Onun zbe
lirlenimi, kavram dzeyinde zn blnmesini, tmelde tik
lin, tikelde de tmelin grnmesini yeniden reten yargdr.
Tmel iine alnan belirlenim, anlamdr; fakat dolaysz balant
ancak dolaym yoluyla, ancak tikelin ve tmelin balantlarn
aklayan akl yrtme yoluyla geliir. Bylece anlam, anlam
olarak geliir ve bundan ite bundan dolay vardr; onun anlam
varl, nesne ve nesnelliktir. Dolaym, nesnenin kendisidir ve nes
ne dolaymdr. Hegel'in mutlak de dedii bu birlik, var olan
anlam ve anlam olan varlktr. Anlam, sadece kendi kendisinin
nesnesi deildir, o, ayn zamanda kapsanp alan nesnedir de.
Mutlak de, aslnda, anlam olarak Logos olduu gibi, yitirilmi
anlam olarak dolayszlk ve doadr da.
Kavramn mant, felsefe tarihinde aknsal mantn temsil
ettii byk dnm noktasna karlk gelir. Kant, bir mektu
bunda ondan kendi ontolojisi olarak sz ediyordu. Hakikaten
yeni bir ontoloji sz konusudur, aknsal mantkta bir zler
dnyasnn, yani Mantn varlnn yerini, varln mantksal
l alr. Hegel'in kurgulayc mant, aknsal mantn antro
polojiyi indirgemek iin balatt giriimien u snrlarna ka
dar vardrdndan, anlamn bu boyutunuh derinletirilmesidir.
Varlk, kendi kendisinin kavraydr, kdisinin z anlamdr
ve Logos da kendisini anlam olarak koyk varlktr ve bu onun
varla yabanc olmad, kendi dnda veya tesinde bulun
mad anlamna gelir. te bu yzden anlam, anlam-olmayan,
yani Logos'un kartn da kapsar, kendisi iin olduu lde
kendindedir, ama onun kendindelii kendisi iindir ve kendisi

63

Varlk-Anlam, Anlam-Varlk dngs, refleksiyonda ald iin,

anlamlann kapall deil, ak oluudur. Aksine, snr oluturacak olan


ey, varlk ile anlamn belirsiz ekilde ayrlmasdr.

Mutlak'n Kategorileri

237

iin1ii de kendindedir. Anlam boyutu sadece anlam deildir,


ayn zamanda, genel olarak anlamn mutlak olageliidir ve ken
di kendisine yeter.

kinlik tamdr.

Sonu: Mantk ve Varolu


Hegelci felsefeyi iki farkl dorultuda devam ettirmek mm
kndr. Bunlardan biri, nsanln tanrlahnlmasdr. Dieriy
se, bizim de bu alma boyunca izlediimiz yol olan, Mutlak'n
insan araya koyarak kendini bilmesidir. Bu durumlarn her bi
rinde, insansal gereklie uygulanan Varolu terimi farkl an
lamlar tamaktadr. Dolaysyla bu terimin hangi anlamlara
geldiine ksaca deinmek yararl olacaktr.
Hegel Feuerbach' dourur, Feuerbach da Marx' dourur, derler
ve bu tarihsel soy kt olduka anlamldr. Hegel, Mantk Bi
limi'nin olduu kadar, Fenomenoloji'nin de yazandr; Tarih Fel
sefesi'nin yazan olduu gibi Ansiklopedi'nin sonu ksmnn da
yazardr. Bundan dolay, tarihte gerekleen mutlak de, insan
lk tarihinin bu anlam, mutlak bir tinin kendisini tarihte an
lamas olarak deil, insanln gereklenmesi [realisation] ola
rak grnebilir. Hristiyanlk, vahiy veya tebli dinidir. "lahi
doa ile beeri doann ayn"l olduunu vahyeder. Fakat din
yine de bir tasanmdr; bu zdelii bizim kendi eserimiz olarak
deil de bir arabulucunun eseri olarak sunar. Dnyayla uz
lama, yeniden tecelli etme [transfiguration], dinde fiilen bu
lunmaz. Dinsel tin, henz kendisine yabancdr. Her aknl,
ancak kavram olarak felsefe ortadan kaldrr. zbilin her ya
banclamann stesinden gelir ve bo bir znellie snmaks
zn, her ierikte, her nesnellikte, kendi kendisini dnr. Doa
ve tarih, Mutlak'm uzayda ve zamanda tezahrdr, ama bu
Mutlak, kendi kendisini Logos olarak dnr; kendi kendisini
bilir. Bu Logos, baka bir dnyada, baka bir yerde varola
bilecek bir tanrsal akl deildir; varln, insan gerekliinden
yaylan dr.
Demek ki dinsel tin, halen bir blnmeden mustariptir;
zbilinci, bilinciyle uzlamaz. "Oysa onun uzlam kendi ba
rndadr, ama bilinci blnm ve gereklii de henz darna1

Fenomenoloji, il, s.267

240

Mantk ve Varolu

dan haldedir. Onun bilincine, 'kendinde' olarak veya saf do


laymn vehesi olarak giren ey, onun tesinde kalan bir uzla
mdr; ama ona bir mevcudiyet olarak, dolayszln ve orada
olmakln vehesi olarak giren ey, kendi yeniden tecellisini
henz beklemek zorunda olan dnyadr. Dnya esasen kendi
iinde zle uzlamtr ve z de elbette nesnesiyle muhabbeti
vesilesiyle onun artk yabanc olmadn, kendisiyle zde ol
duunu renir. Gelgelelim, zbilin iin bu dolaysz mevcudi
yet henz tin ekline sahip deildir."2
Din, zaten mevcut olan eyi, bir te olarak sunar. Kendi ken
disini idrak edemez, zdelii deneyimler, fakat dnmez.
Buna karn Tinin Fenomenolojisi, tednya yanlsamasnn ele
tirisini de yapar ve bu eletiri, yabanclama eletirisi klnda
karmza kar. Yabanclama kavram, Tinin Fenomenolojisi'nin
anahtar kavram olarak kendini gsterir. Elbette Feuerbach ile
Marx da srtlarn bu kavrama dayayacaklardr. Ama onlar yal
nzca bir din eletirisi biimi altnda Hegelci eletiriyi genilet
mekle kalmayp kurgulayc felsefenin, Hegel'in mutlak bilgisi
nin, bir yabanclama biimi, dinin bir ikamesi olduunu gs
termeye de alacaklardr. nsan, bu dnyann cefasndan ka
mak iin tednyaya inanr; kendi zn tednyaya yanstr,
nk z bu dnyada gereklenmemitir. Oysa tarih, evrensel
"tanrsal insan"n gereklenmesidir. Tarihi, insann olagelii
haline getiren kii de bizzat Hegel'dir. O halde Mutlak tinden
sz etmek niye? "Mutlak tin," diyor Feuerbach, "nsandr."
Marx, Feuerbach'ta bulduu din ve mutlak bilgi eletirilerini
daha ileri bir noktaya tamtr. Tinin Fenomenolojisi ve iktisat
larn yaptlar hakknda tuttuu notlardan oluan 1844 Elyaz
malar'nda, "zbilin" terimini "insan" terimiyle ikame etmeyi
nerir, Hegelci felsefenin bu yolla gizemci ynlerinden arnd
rlabileceini dnr. Ne var ki bu ikame ilemi, tm Hegelci
felsefeyi dnme uratr.
Fenomenoloji'nin, "kavranm tarih" vastasyla aa kard
2 Fenomenoloji, il, s. 290

Sonu: Mantk ve Varolu

241

ey, "tinin yaam evresi" olan evrensel bir zbilincin varolu


udur. Bu zbilin, insann zbinci deildir, insansal gereklik
boyunca kendini sergileyen, varln zbilincidir. Dolaysyla,
mutlak bilgi bir antropoloji deildir (bunu anlamak iin Hegel'in
Mantk'm okumak yeterlidir); varlk ile kendiliin kartln
am olandr; ama bu mutlak bilgi, tarihte aa kan eydir. O
halde, bu ifa niin tarihin hakiki sonu, erei yaplmasn? Niin
tarihin bu sonu ile insann gereklenmesi rttrlmesin? Bu
nun yapabilmek iin, doann Logos'la aklanamayacan, ama
Logos'un doayla aklanabileceini telkin eden aldatmacann
maskesini drmek yeterlidir. Feuerbach'n getirdii eletiriden
ok daha kapsaml ve derinlikli olan Marx eletirinin btn,
Hegel'in her nesnellemeyi bir yabanclama, her yabanclamay
da bir nesnelleme olarak yorumlamas neticesinde felsefesinin
kurban gittii karkln gsterilmesidir.
Bunun gsterilebilmesi, Hegelci felsefe dizgesinin yeniden
ayaklarnn zerine oturtulmasn gerektirir. Bu dizge, Mutlak'
dolaym olarak, Logos'un ve doann karlkl balanhs olarak
tanmlar, oysa doa nce gelir, aslolan odur ve Logos sadece bir
soyutlamadan ibarettir. Marx bu soyutlamann nasl olanakl
olduunu ve doann, kendisini kendisinden nasl soyutlaya
bildiini, kendisini nasl anlam olarak anladru, kendisini
nasl dnebildiini sormaya gerek grmez. Feuerbach' n,
duyulur dnya ile varln soyutlanmasn kartlahran kant
lamasndan hareket eder. Neticede Marx, hakikaten yalnzca bir
soyutlamann sz konusu olduunu, gry ve cismani doay
yeniden bulabilmek iin onun stesinden gelmek gerektiini
ortaya koyar. "Dorudan gr haline gelen soyut de, kendisi
olmaktan vazgeip grye dnen soyut dnceden baka
bir ey kesinlikle deildir. Manhktan doa felsefesine doru
gerekleen ve soyut dnmeye alm zevahn anlamakta
glk ekip tedirgin olduu iin ayn lde bir beceriksizlikle
ifade etmeye alh bu topyekiln gei, soyut olandan grye
gei anlamna gelir. Filozoflar soyut dnceden grye s
rkleyen gizemli duygu, can sknhsndan, bir ierie duyulan

242

Mantk ve Varolu

zlemden baka bir ey deildir. Kendisine yabanclam in


san, kendi varlna, yani doaya ve insann varlna yabanc
lam dnrdr de."3
Demek ki doal ve insansal varlktan, yani doann bir r
n olan ve emeiyle doada kendisini nesnelletiren insandan
hareket etmek gerekir. Fenomenoloji'de 'zbilin' teriminin ye
rine 'insan' terimi geirildiinde, insanlk halinin kymet arz
eden bir betimlemesine ulalr. Bu betimlemedeki temel fikir
udur: "nsann kendisine has retim faaliyetini bir sre olarak
dikkate almak. . . Dolaysyla, almann zn anlamak ve
nesnel insanda, gerek olduu iin nesnel olan insanda, kendi
almalarnn sonularn grmek." nsan kendisini retir ve
yeniden reterek byr, serpilir, kendi tarihini yaratr. nsann
doayla ilikisinde ve bir varlk tr olarak kavrand bir in
san felsefesi de olan bu tarih felsefesinin temellerini Hegel at
mtr. Tmel zbilin, insann tr olarak varlnn, yani yuka
rda insann z olarak adlandrdmz eyin, tannmak iin
verilen mcadele aracrlyla gereklenmesidir. Marx'n, insa
nn tr olarak varln, yani insann zn, Hegel'in mutlak
desinin yerine geirdii aktr. u halde tarih, nsanln ger
eklenmesidir. Hegelci tmel, ideal btnsellik olarak, "toplu
mun, kendisi iin dnlen ve duyulan znel varoluu ola
rak," her insan bireyine ikindir. Birey ljir, nk bu tmele
uygun deildir. "lm, trn birey karfonda kazand ezici
bir zafer olarak grnmektedir ve sanki bu durum trn b
tnlyle eliiyor gibidir. Gelgelelim, belirli bir birey aslnda
trsel varln belirlenmi halidir, dolaysyla lml olmasnda
alacak bir ey yoktur." Bu insanlk, doadan trer, ama onu
kendi ehresine gre dntrmesini de bilir. "Nasl ki toplu
mun kendisi, insan insan olarak retiyorsa, insan da insan ola
rak, toplumu retir. Bunlarn ieriklerine gelince: etkinliin ve

Economie politique et philosophique [Siyasal ktisat ve Felsefe: 1844 El


yazmalar]. Marx'n bu kitapta aktardmz metinleri bu felsefe ya
pbndan alnmlardr.
3

Sonu: Mantk ve Varolu

243

tinin varolu tarz ayndr, toplumsallktr; dolaysyla, etkinlik

toplumsal etkinliktir, tin de toplumsal tindir. Doal bir varlk


olarak insan ancak toplumsal bir varlk olarak insan iin, beer
[homme] iin sz konusu olabilir, nk doa beer iin, ancak
orada, yani toplumda, beerle kurulan ba olarak, bakalar iin
varolu olarak ve bakalarnn da onun iin varoluu olarak
bulunur. nsann doal varoluu, beeri varoluu haline ancak
toplumda gelir ve doa da ancak toplumda insan haline gelir
Demek ki toplum, insanla doa arasnda varlan bir tzbirli
idir [consubstantialite]; doann hakiki anlamda yeniden diri
liidir; insanda doalcln ve doada insancln gereklen
mesidir." O halde Hegelci de, somut ve toplumsal bir insanl
n desi haline gelir ve tarih de insann abidevi nitelikteki ola
geliidir. Marx, Hegel'den, tarihin bu genetik kavrann dn
alr, ama onu bizim tarihimiz olmayacak bir doal tarih mode
line gre deil, kendiliin kendisi tarafndan kavrand bir
kavrayc yaratm modeline gre deerlendirir. Bu retim, di
erleri gibi doal bir olgu deildir -Marx'n aksi ynde ok ke
sin kimi ifadelerine ramen- zne olan Mutlak'tr, arfiladan
dnyay seyreden Tanr deildir, fakat kendisini yaratan tanr
dr, ilahi nitelikli tmel insandr: "Demek ki insan, kendi tmel
varln tmel bir tarzda, yani btnsel insan olarak sahiplenir.
Dnyayla insan olarak kurduu tm balantlar, grme, iitme,
koklama, tatma, dokunma, dnme, gzleme, hissetme, iste
me, hareket etme, yani ksacas bireysel varln tekil eden ve
biimleri itibaryla dorudan doruya toplumsal nitelikli de
olan tm organlar, nesnel balantlar yahut nesneye ynelme
tarzlar itibaryla, nesnenin sahiplenilmesi, insan gerekliinin
sahiplenilmesi anlamna gelirler; nesneyle yz yze geldikle
rinde sergiledikleri davran tarzlar, insan gerekliinin teza
hrdr. Bu tezahr, belirlenimler ve insansal faaliyetler ne
denli eitliyse, insann amelleri ve aclan ne denli eitliyse, o
denli eitlidir, nk aclar bile, insansal aclar olarak aln
dkta, yalnzca insann keyfini srd eylerdir."
Oysa Hegel, nesnellemeyi yabanclamayla kartrmtr. Nes-

244

Mantk ve Varolu

nellemede Logos'un yabanclamasn grmtr. Nitekim


Doa, Logos' un tekisidir. Tikel bir tarihsel sreci kurgusal fel
sefeye tam, neticede hem doay tanmazlktan gelmek hem
de tarihi arptmak zorunda kalmtr. Doay tanmazlktan
gelmitir, nk doadan hareket etmemitir, onu kk olma
yan greli bir terim olarak dnmtr. Tarihi arptmtr,
nk yabanclamann almasyla nesnelliin almasn ayn
ey olarak dnmtr. Doann gizemselletirilmeksizin al
mas mmkn olmad iin, yabanclamay kurgulayc felse
feye, yani kendisini kendi yabanclamasnda yeniden bulan
zbilince indirgemitir. Dolaysyla, tarihe zg yabanclama
gerekte ortadan kalkmamtr. i, emeinin rnlerine, hatta
kendi emeine bile, yabanc kalmay srdrmtr. Kapitalist,
idaresini elinde bulundurduuna inand bir dzenein kur
ban olmaya devam etmitir. Yabanclama, nesnelleme deil
dir. Nesnelleme doaldr; bilincin kendine yabanclama tarz
deildir, kendini doal yolla ifade etme tarzdr: "Nesnel varlk,
nesnel davranr. Varlnn belirleniminde nesnellik tamasay
d, nesnel davranamazd. Nesneler yarahp onlar koyabilir,
nk nesneler tarafndan koyulmutur, kkeni itibaryla do
aldr. O halde, koyma edimi srasnda nesneyi yaratmak iin
saf ediminin dna kmaz, fakat kendi nesnel rn, onun
kendi nesnel etkinliini, doal ve nesnel bir varln etkinlii
olarak sergiler. Burada, doalcln veya insann gereklenme
sinin, idealizmden, hatta materyalizmden farkl olduunu ve
her ikisini birletiren hakikati gryoruz. Doalcln evrensel
tarihi kavramaya tek bana elverili olduunu gryoruz."
Fakat bu tarih, sermayeyi -zorunlu bir urak olarak- dour
duu, deerden deer rettii lde, gerekten de yabanc
lama haline gelmitir. Dolaysyla insann nesnellemesi de -ki
daha ziyade istikbalini gvence allna almas iindir- bir yaban
clama haline gelir. "Bu anlamda yabanclama, benim geim
aralarmn bir bakasnn geim aralar olmasdr; arzu nes
nemin, bakasnn bana yasak mlk olmasdr; her eyin ken
disinden baka bir ey ve bakasna ait bir ey olmasdr; insan-

Sonu: Mantk ve Varolu

245

lk d bir iktidarn tahakkmdr - ki bu sonuncusu, kapita


list iin de geerlidir. Tarihte, insann yabanalamas kapita
lizm olarak ortaya kar; insann doasnn genilemesi anla
mna gelen insann nesnellemesi olarak ortaya kmaz. te bu
yzden, yabanalamann nasl ortaya khn kavrayan tarih,
toplumsal emekten ve insanlarn karlkl ilikilerinden hare
ketle, insan zgrletirecek aracn, "yetkinlemi doalclk ola
rak insanclk ve yetkinlemi insanclk olarak doalclk olan"
komnizm olduunu da kefeder. Komnizm, "insann insanla
uzlamaz kartlnn hakiki zmdr; kken ile varlk, nes
nelleme ile znelleme, zgrlk ile zorunluluk, birey ile tr
arasndaki atmann da hakiki zmdr. Tarihin zlen bil
mecesidir ve tarih bu bilmecenin zlmesi olarak grnr."
Marx, Feuerbach', "1) Felsefenin, dnceler olarak koyul
mu ve yine dnce araclyla gelitirilen dinden baka bir
ey olmadn, dolaysyla, insann yabanclamasnn bir baka
biiminden ve bir baka varolu tarzndan ibaret olduunu ka
ntlad iin; 2) 'nsandan insana' toplumsal ilikiyi kuramn
temel ilkesi haline getirip gerek bilimde hakiki materyalizmi
temellendirmi olduu iin; 3) Mutlak olumlu olduu ileri s
rlen olumsuzlanmamn olumsuzlanmasnn karsna, kendini
olumlu olarak temellendiren ve kendine dayanan ilkeyi kar
d iin," ver. Elbette btn tarhma bu son nokta zerinde
younlar. Olumsuzlanmamn olumsuzlanmasnn yerine do
ann ilksel olumluluu koyulmal ve nesnelleen insan, bu
olumluluktan yola klarak anlalmaldr. Kendisine dayanan
bu ilkeyi burada tartmyoruz, nk doann koyulmas ya da
olumlanmas doadan daha fazlasn gerektirir; yoksa hepimiz
bu kendini temellendirme sayesinde uyum iinde olurduk. Oy
sa tarihte bir olumsuzlaruna, bir yabanclama vardr, ama bu
yabanclama yalnzca tarihte sz konusudur ve tarihin ortaya
koyduu bu sorunu yine tarih zecektir. Marx, Feuerbach'n
gelitirdii savlara bu tarihsel boyutu ekler ve ite o zaman ta
rihteki somut almalarda hemen hemen Hegelci bir diyalektik
olduunu kefeder, fakat olumlu olan, olumsuzlanmann olum-

246

Mantk ve Varolu

suzlanmasna indirgemeyi reddeder. Buradaki ayrm nemlidir.


Hegel asndan Mutlak asla devinimsiz bir sentez olmayacak
br, onun koyuluu, olumsuzlanmay, kartln gerilimini da
ima barndracakbr. Oysa Marx, grglcln yapl gibi,
olumlu olandan, kendinde olumsuzlanma olmayandan, doa
dan hareket eder. nsann nesnellemesi, Marx'a gre, bir ya
banclama deildir, nk belirlenmi nesne bir olumsuzlan
ma deildir, ilktir. Tarih, ondan sonra gelmi, almalar ya
ratmbr ve sonlandracakbr. Tarihteki bu olumsuzlanmann
kaynann ne olduu, niin srf doada kalnamad sorulabi
lir. Kukusuz bu soruya verilecek yant, srf doada kalamam,
kendisini am, kendisini yaratm ve yaratmaya devam eden,
insann doasndan sz etmekten geer. Kapital okunduu za
man, bir dnya ina etmi, deerin kendisinden deer reten
bir g istencinin mevcut olduu izlenimi edinilir. Fakat bu
ikircikli g istenci terimi .zerinde srarc olmakszn (Hegel'
de, tarihin koulu olarak saf bir itibar mcadelesi bulunur) u
nu belirtmek gerekir ki, insann zbilincinde bir olumsuzluk
tan, nesnelliin onu yutmasna izin vermeyen, her belirlenimde,
her dnyada olma tarz iinde yabanclam halde bulunan bir
varolutan sz edilebilir. Daha evvel grgl refleksiyonu ve
eletirel refleksiyonu incelerken karmza kan bir sorunu,
olumsuzluun kkeni sorununu, bu yeni aamada tekrar buluruz.
Doann, ilk bata olumluluu iinde varolduu, ondan ha
reket edilmesi gerektii, Logos'un yalnzca bir soyutlama ol
duu (peki bu soyutlama neyi imliyor?), insann doa aracl
yla kendini nesnelletirdii ve yabanclamann, tarihimizin
imdiye kadarki ksmn aklamak iin olmazsa olmaz, ama
nne sonunda ortadan kalkmaya yazgl ikincil bir sre ol
duu yollu dnceleri Marx'a atfederken aceleci davranma
mak gerekir. Tarihsel almalarn zlmesinin ardndan insan
doas zuhur edecektir. Olumluluk ilktir ve son olacakbr; bu
olumlulukta herhangi bir atlak, bir olumsuzluk bulunmamal
dr. Hegelcilik bir tarih felsefesi olmasna ramen, ikin yaps
iinde, olumsuzlanmay her olumlamann barnda muhafaza

Sonu: Mantk ve Varolu

247

eder; fiili tarihte gerek bir olumsuzlama sz konusudur, fakat


Logos bu olumsuzlanmay kavrar, nk olumsuzlanma onto
lojiktir. Logos, kendi kendisinin ve her etkin gerekliin dn
cesidir.
Peki Marx'a gre bu gerek olumsuzluun, bu yarahc tarih
sel gelimenin, yararll kukulu olan bu yryn [edifica
tion] kayna ne olabilir? Bu tarihi douran insansal varolu
nedir? Hegel'in bu noktada Marx'tan fersah fersah ileride oldu
unu itiraf etmek gerekir. Antropoloji iinde kalarak, Marx' m
gz ard ettii gr alarn kazandrr ve bu gr alan He
gel asndan her belirli nesnellemenin bir yabanclama ol
duu gereini sergiler. Hilik olan saf znellik boyutunu aa
karmtr. zbilincin temeli, doada, ortadan kalk ve lm
olarak tezahr eden eydir. Olumsuzlama doada elbette tek
tek eylerin yaamnda mevcuttur, fakat onu orada bulan tin
iin, kavram olarak mevcuttur. Hayvanlar lr, fakat ne lm
bilirler ne de ldklerini bilirler; olumsuzlanma dsaldr,
nk iseldir. Dolaysyla, insan lmn bilincine varmakla en
yksek zgrle eriir, daha dorusu, onun kendisinde bu
lunduunu sezinler, nk onun belirlenimlerini destekler: "n
san, ne ise o olmayan ve ne deilse o olan varlkhr," gelecei
daima aktr. lm, mutlak olumsuzluun aa kmasdr,
nk insan saf zbilin olarak, bu hilii yaar /var klar
[existe ce neant]. nsan, lmden korkmakla bu en st soyut
lama -ki doann iselliiydi, hiliiydi, her belirli varolandan,
her belirlenimden ayrlmakh- haline gelir. "Kayg duydu. Ama
belirli bir eyden veya belirli bir andan kayg duymad. Bilin,
varlnn btnl konusunda kayg duydu. nk lm
korkusunu, mutlak efendiyi, iliklerine kadar hissetti. Bu kayg
onu iten ie eritti, onu en derininden sarsh, salam ve sabit
bildii ne varsa yerinden oynatt. Oysa bylesi saf ve tmel bir
devinim, salam ve kah bilinen her eyi eritip gtren bylesi
bir mutlak akkanlk, zbilincin yaln zdr, mutlak olum
suzluktur, saf kendisi-iin-varlktan baka bir ey deildir, do-

248

Mantk ve Varolu

!aysyla bu bilincin ta kendisinde bulunur."4 Kat ve kalc g


rnen her eyin bu akkanl, olumsuzlanmann olumsuzlan
masdr, nk kalclk insan iin bir olumsuzlanma, kendini
snrlamadr. Marx'ta proletarya, insann yabanclamasnn bi
lincine varlmasdr ve bu bilinlenme onun varoluudur. He
gel, zbilincin yabanclamasn aa kararak bu terimi her
nesnellemeyi kapsayacak ekilde geniletir. Fakat kendisi-iin
varlk, kendisini nesnelletirmeden edemez, dnyada daima
belirlenmi halde bulunur. "Birey, dnyas ne ise odur.", ba
kalar-iin olandr ve bakalar-iin oluu, onun znelliinin
aamayaca snrdr. "Her birey, ilkin bakas iin bir nesne
konumunda bulunur." Srf bakasnn eserinden ibaret olmay,
kendi zn tam manasyla gereklemesine izin vermeyen bu
bakas iin grnnden ibaret olmay, reddeder. Baka bir
deyile, her birey, kendi davurumunun tesinde kalr. Bu
tede-olmaklk, ikin olumsuzluktan baka bir ey deildir. Bi
lin bu kanlmaz nesnellemenin barnda kendisini aar.
Nesnelleme bir yabanclama deilse tarih duracak, kendisi
iin-varlk bu haliyle ortadan kalkacaktr. Hegel, bilincin ya
banclamasn doal yaamda betimledii gibi, toplumsal kuv. vetler olan Servet ve ktidar erevesinde de betimlemitir: "k
tidar ve Servet, bilincin kendi abalarnn en yksek hedefleri
dir. Vazgemekle, fedakarlkta bulunmakla, kendisini Tmel
olana ykselteceini ve onu sahiplendii zaman tmel olarak
tannacan, kabul greceini bilir, nk iktidar ve servet,
kendilerini kabul ettirmi etkin glerdir. Gelgelelim bu ta
nnm a,

kabul grme, bir yandan bounadr da; nk onlar ele

geirdii anda, onlarn aslnda zerk gler olmadklarn, ken


disinin onlarn gcnn kayna olduunu, dolaysyla onlarn
temelsiz olduklarn bilir." Tarihin diyalektik balangcn, bu
snrsz tannma arzusu, bakasnn arzusunu arzulay, temel
siz bir g istenci oluturur (temelsizdir nk ilk olumluluk
diye bir ey yoktur). Hegel, Servet iinde yabanclaan zbi-

4 Fenomenoloji, 1, s. 164

Sonu: Mantk ve Varolu

249

lincin ve bu yabanclamann yaratt paralannu dnyann


kendine zg yann da ortaya koymutur: "Onun nesnesi, ken
disi-iin-varlkbr, dolaysyla bizzat ona aittir. Gelgelelim bu
kendisi-iin-varlk, onun nesnesi olduu iin, ayn zamanda fi
ilen onun dnda, ona yabanc bir etkinliktir, kendisini yabanc
bir istencin hakimiyeti altnda gren bir baka istentir; stelik
kendisini yeniden sahiplenebilmek iin ona muhtabr ... Kendi
lik, bu ekilde, z-kesinliinin aslnda zden yoksun, en temel
siz ey olduunu grr; kendi saf kiiliinin mutlak anlamda
kiiliksizlik olduunu grr. Demek ki bu minnettarlnn ru
hunu, en derin isyan duygusu kadar, en derin aalk duygusu
da oluturmaktadr. Saf 'ben', kendisini kendi dnda, yani
paralanm halde bulduunda, sreklilii ve evrensellii olan
her ey, hukuk, hak, iyi vesaire de paralanr ve eitlik namna
ne varsa dipsiz bir uuruma savrulur, nk burada saf ben
zemezliin en deriniyle kar karyayzdr: mutlak olarak zsel
olann, zsel olmaynn mutlakl; kendisi-iin-varln, kendi
dnda oluu. Saf 'ben', mutlak anlamda blnmtr."5
Varolu demek ki zbilincin tikel tm figrlerinin zeminlni
tekil eden zgrlk olarak grnr. zbilin bu figrleri her
zaman aar; asla varmas veya kalmas istenen yerde bulunmaz.
Fakat bu ama hareketinin bir anlam vardr. "Olumsallk bii

mi iinde, tarihte tezahr eden zgr orada-olmaklk vehesi"

ile ''bu figrlerin kavramsal rgtleniinin vehesi veya Feno


menoloji"6

ifadeleri birbirinin yerine koyulduunda, Mutlak

de demeye gelen en st amay zamana dalml iinde so


mutlahran kavranm tarihte, birbirlerini dourduklar gr
lr. zbilin aslnda bu tam, yetkin zgrle -srf znellikten
baka bir ey olmayan bu biime- kendini ortadan kaldrmadan
geri ekilemez. Bu zgrlk, en st soyutlamadr. zbilin tm
belirlenimlerinden feragat edip geri ekildiinde, etkin olmay,
kendini yaratmay, dnyada-olmakln ve orada-olmakln

5
6

Fenomenoloji, ll, s. 75
Fenomenoloji, il, s. 313

250

Mantk ve Varolu

brakr. Varl, hiliidir; bu yzden zlr, "parlakln kay


beder ve havaya karan bir duman gibi, yavaa dalr ve yi
tip gider."7 Hilik burada ancak ruhu ve almas olduu tikel
bir belirlenimin hiliidir. Hilik kendini olumsuzluk olarak
gsterir. Kukuculuun aksine, Hegelci diyalektik, tm belirle
nimlerin ortadan kaldrlmas deildir, onlarn dolaymdr. Ken
disi-iin-varlk, dolayma, yani ortak eser [l' reuvre commune]
olan, herkesin ve her bireyin eseri olan, kendini dnen tarihe,
raz gelmelidir. Bu eser, kendisini yaratarak dnr, sonlu ve
nesnel tinin tarihidir ve _bir tarih felsefesi vardr, nk tarihi
anlamca belirlemeden kavramak -en azndan, geriye dnk
olarak kavramak- mmkn deildir. Hegelciliin, bizi almaz
glklerle kar karya brakt yer ite burasdr. Mutlak
bilgi, Logos ve bu tarih felsefesi arasndaki balant nedir?
Hegel asndan bu ortak eser, nsanlk mdr? Bu ikinci soruya
ak bir yant verilebilir. nsanlk, insanlk olarak, Hegel iin ni
hai bir erek yahut son deildir. nsan, kendisine indirgendii
zaman mahvolur. nsann antik komedyada ve Aufkliirung'da
karmza kan hali budur. zgrln, soyut z-kesinlie
snmak iin kullanr, ama bu kesinlik ieriksizdir, ancak gr
gl ve sonlu bir tasarya sahip olabilir. nsan bir kavak nokta
sdr, ilksel bir olumlulua sahip olan doal bir orada-olmaklk
deildir. Soyut z-kesinlii bu doal orada-olmakla bala
mak, "yalnzca sonlu olan bilmeye, stelik onu hakikat diye
bilmeye ve sonlu bilginin, hakikat olarak ulalabilecek en yet
kin bilgi olduunu dnmeye"B mahkt1m olmaktr. nsan o za
man en yavan haliyle tanmlanr. "Her ey insann yararna ol
duu gibi, insan da insann yararnadr. Onun en byk gayesi
toplumla kaynamaktr, kendisini toplumun yararna ve herke
sin hizmetine vakfeder. Kendi uralar iin hrcad abay
bakalarndan esirgememelidir ve bakalarna hizmet etmek
iin gsterdii abay da kendi uralarndan esirgememelidir.
7 a.g.e., s. 189
s Fenomenoloji, IT, s. 113

Sonu: Mantk ve Varolu

251

Bir el, dierini ykar. Onun bulunduu konum, bulunmas ge


reken konumdur; o nasl ki bakalarn kullanyorsa, bakalar
da onu kullanr."9 Hegel burada Nietzsche'yi nceden haber
vermektedir. nsanc refleksiyon [la reflexion humaniste], "in
sanca, fazla insanca" kalr. Hatta insanlk tasarsn Mutlak ha
line getiren bu refleksiyonun, ulaacan iddia ettii eyin tam
tersine ulah da sylenebilir. Hegel gerekten de tarihin bir
anlam olduundan ve bu anlamn mutlak de olduundan
bahseder. Fakat bu de, insan deildir, bireyin aklna uygun bir
tasar deildir. Aksine, birey, tarihin gidiahnda belli bir zo
runluluu tanmay renir. "Bireysel ben, tasarlad ve yap
h her eyde kendisini bulmaldr. Hatta sofu birey bile kurta
rlmay ve mutlu olmay diler. Bu uta, mutlak ve tmel zden
farkl olarak, tikellii bilen ve isteyen bir tikel bulunur ve o
kendisi iin varolur. Bu ekilde kendisini genel anlamda feno
menler dnyasnn iinde bulur, onun yeri burasdr. Buras, bi
reylerin kendi bireyselliklerini temin, tesis ve icra ettikleri lde,
tikel amalarn faal olduu bir yerdir. Mutluluk ve mutsuzluk
burada kendini gsterir. Mutlu birey varoluunu mizacna, isten
cine ve kendi keyfine uyduran, kendi varoluundan honut olan
dr. Dnya tarihi ise mutluluun yeri deildir, Tarihteki mutlu
sayfalar bo sayfalardan ibarettir."10
Fakat varolu, srf ama olarak, insann imkansz serveni ola
rak, ayn zamanda bir kmaz sokaktr da. nsan, kendinde-var
la daima kart olan ve onunla daima balanh iinde bulunan
kendisi-iin-varln zgrlyle tanmlar. nsan, belirlenimden
belirlenime dolamasna, hilik iinde zlmesine, ortadan kalk
masna imkan tanyan zgrln, sahibi deildir; bu zgrlk
tarafndan sahiplenilendir. Hilik demek ki kendisi-iin ile
kendinde arasnda deildir, varln hiliinin bizzat kendisidir
veya hiliin varldr. nsana, nesnel tarihi tekil eden yegane
gerek olumsuzluun kapsn amakla kalmaz, her anlamn

a.g.e., s. 113
Tarih Felsefesi Dersleri

10

Mantk ve Varolu

252

belirlendii ve doduu yer olan tmellik boyuhnun kapsn da


aar.

nsan, Hegel'in, tm tarihe ikin mutlak de diye bahsettii

bu zgrlk araclyla (ki Hegel' deki ikirciklik tam da tarih


felsefesi ile Logos arasndaki bu balanhda, bu zgrlk
teriminin kendisinde aa kar), kendisini insan olarak kazan
maz, fakat Tmelin, Varln Logos'unun barna yahut evi ha
line gelir; Hakikate elverili hale gelir. Doadaki varolanlarn ve
tarihin kendisinin aydnlanmasna, kavranmasna imkan veren
bu aklkta Varlk kendisini, ebedi-kendini-douru olarak kav
rar; bu, Hegelci anlamda Mantkbr, mutlak bilmedir. nsan o
zaman varln tmel zbilincinin kendini gsterdii doal ora
da-olmaklk hali iinde

varolur.

nsan zbilincin sadece bir zerre

sidir, ama zbilincin onsuz varolamayaca bir zerresidir. Eer


varolu, insann evrensel nitelikli ve anlamn

olan bu z

grlyse, Mantk ve Varolu burada birbirine kavuur. Her


ey, hatta anlamn kendisi bile, bu Logos iinde anlam kazanr.

halde ilk sorumuza geri dnebiliriz: Mutlak bilgi, Logos ve tarih


felsefesi arasndaki balant nedir? Hegel'in bu soruya bizzat
verdii yant mphemdir, hatta Fenomenoloji'de verdii yantn
Ansiklopedi'de verdii yanttan farkl olduu bile belki sylenebi
lir. Bu mphemlik, Hegel'in ardllar arasndaki kkl gr ay

rlklarn da aklar. Bununla birlikte, dikkat edilmesi gereken


nokta, tarihin de tpk doa gibi, Logos'un kendine tamamen ya
banclamasnn tezahr olduudur. Bu tezahr, ayn zamanda
Logos'un tarihte kendisini anlamasdr da. "Bilgi yalnzca ken
dini bilmekle kalmaz, kendi olumsuzunu da bilir."

"Tin, tin olma

srecinde, saf kendiliini kendi dnda zaman olarak, varln


da kendi dnda uzay olarak grlemek suretiyle, kendisini ba
msz ve olumsal olaylar biiminde sergiler. "11 Fakat uzay, be
lirlenimlerin kaytszldr. Zaman ise olumsuzluktur; farklln
tedirginliidir. Zamanda, yabanclama kendine yabanclar:

"Olumsuz olan, kendi kendisinin olumsuzudur." Dolaysyla, ta


rih, tinin olageliinin nesnelliidir

11

Fenomenoloji, II,

s.

311

(onun, anlamn anlam olmadan

Sonu: Mantk ve Varolu

253

nce sahip olduu anlamdr), zaman iinde cisimlemesidir.


Bununla birlikte, mutlak bilgi, bilginin tarihte grnen teme
lidir ve bu boyutun kaps ancak tarihte alr. Tarih, zaman
iindeki nesnel tinin mutlak tine ve Logos'a getii yerdir. Ta
rih, zgrln, yani insann onun araclyla ebedi anlama
ulaabildii kavramn, grnmesidir. Ama bu anlam, tarihin ar
kasnda bulunana bir baka dnya deildir. Logos sadece
"orada" dr [la]. Kendi kendisini kavrad gibi, doay ve tarihi
de kavrar. Bu kendini kavray tasars herhangi bir insansal ta
sarya benzemez. Hegelci manhk, dnyaya ilikin her trl in
sansal ve

ahlaksal vizyonu

aar. Varlk kendinde temellenir; ola

nakl olduu iin vardr ve var olduu iin olanakldr. Tarihin


gerek olumsuzluu "orada" dr ve kendini Logos' ta varln
olumsuzluu olarak kavrar. Varl gerekelendirmek diye bir
ey sz konusu deildir, nk gerekelendirme, anlamn ge
rekelendirilmesidir, oysa Anlam ve Varlk sorusu Logos'un ta
kendisidir. Tarih, Logos'u, Mutlak'n bilgisini, nceden tasar
lanm bir plana gre varlan sonu misali retmez. Felsefe bi
linli bir erek deildir, ama insan, filozof olduu iin varolur.
Tarihten mutlak bilgiye bu ekilde geilmesi, yani zamana
tabi olandan ebedi olana geilmesi, Hegelciliin en karanlkta
kalm sentezidir. Tarih, Logos olarak, kendini-yaratmadr. Fa
kat bu yarahm, ilkinde zamana bal yarahmdr, ikincisinde
ebedi yaratmdr. Logos bir z deildir, mutlak olagelitir, varl
n ve anlamn birbirinden yansdklar, kendilerine dndkleri
edir; anlamn varlk olarak, varln da anlam olarak grn
d yerdir ve zaman bu dolaymn imgesidir, tersi deil. Za
man kavramdr, fakat dolaysz orada-olmakl iindeki kav
ramdr, nk zaman farklln kendinden kdr, esrimesi
dir [exstase) ki Logos'ta kendisini belirlenimlerin isel devinimi,
mebbet zamansallk olarak gsterir. Hegelci ebediyet, zaman
nceleyen bir ebediyet deildir, kendisini mutlak olarak zaman
da varsayan dolaymsal dncedir. Tarihteki nesnel tinin,
mutlak tin haline gelmesi ve bu olageliin srf dnya tarihinin
aamalarndan biri olarak kavranmasnn g olmas da ite bu

254

Mantk ve Varolu

yzdendir; "Fakat dnya tarihini dnen tin, halklarn tikel


tinlerinin getirdii snrlamalardan ve dnyann kendine has
grglclnden kendini kurtardktan sonra ancak kendi so
mut evrenselliini idrak eder ve mutlak tinin bilgisine, ebedi
yen gerek olan hakikate kadar ykselir ve bilen akl onda z
gr olur. Buna karn, zorunluluk, doa ve tarih, tinin kendini
ifa etme aralardr ve onun vn kaynaklardr."12 Hegelci
felsefenin balca gl, Fenomenoloji ile Mantk arasndaki
balanbdr. Bugn yazlm olsalar, ilkine antropoloji, ikincisine
ontoloji diyecektik, nk biri tam olarak insansal refleksiyonu
incelemektedir, dieri ise insan araclyla gerekleen mutlak
refleksiyonu ele alr. Hegel, Fenomenoloji'de, mutlak bilginin
nda insansal refleksiyonu (eserin bizim-iin'ini) kavrayabile
ceine inanmh ve bize yle geliyor ki bu kavrayn ilkesi
Hegelci ontolojinin anlamnda ierilmektedir. Gelgelelim Hegel,
insansal bilincin mutlak-bilgi-olageliini, sanki bu olageli bir
tarihmi gibi, gsterebileceine de inanmtr. Tarih elbette bu
geiin gerekletii yerdir, ama bu gei bir tarihsel olgu deil
dir. Ayrca unutma ve hatrlama da vardr. Varolu, yani insa
nn Logos'la olan balants, Logos'u aslnda balangta bu
lunduu yere geri koyar:
"Oysa yanstmak iin kasvetli glgeye ihtiya var."*

Ansiklopedi, 552
* Paul Valery'nin Le Cimetiere Marin [Deniz Mezarl) iirinden: "Mais
12

rendre la lumiere suppose d'ombre une mome moitie." (ev.)