You are on page 1of 98

Ali Akay, Paris'te Sosyoloji, Felsefe ve Siyaset Bilimi okudu.

Trklerde Devleti ktidarn Oluumu


adl tezini 1986'da savundu. M.S.. Sosyoloji Blm retim yesidir. ada sanat sergilerinde
kratrlk ve sanat eletirmenlii yapmaktadr. Toplumbilim dergisinin kurucusu ve editrdr.
PSTMODERN
GRNT
AL AKAY
Q>
BALAM
I
Balam Yaynlar 112 nceleme/Aratrma 63
Theoria Dizisi-4 ISBN 975-6947-04-7
Theoria Dizisi Editr: Ali Akay
Ali Akay Postmodern Grnt
Ali Akay Balam Yaynlan
Birinci Basm: Ekim 1997 kinci Basm: Ekim 2002
Kapak Fotoraf: "Digital Hybrids". Aziz+Cucher. "George"
(serie "Dystopia"). 1994-95.100x120 cm. Color photograph
Kapak ve Sayfa Dzeni: Canan Suner
Bask: nsz Basm Yaynclk
Web: www.baglam.com e-mail: baglam@baglam.com
BALAM YAYINCILIK Ankara Cad. 13/1 34410 Caalolu-stanbul Tel: (0212) 513 59 68 Tel-faks:
(0212) 243 17 27
NDEKLER
li
KNC BASKIYA NSZ
I. Blm
POSTMODERN GRNT: SMLAKR
Kimliksizleme Srecine Girebilmek-----Hazc Toplum ve Simlasyon--------------Postmodern'in Saptrc Yan: Simlakr (Grnt) Simlakr zerine----------------------------------------Simlakr'dan Xenopatik mgeye: Orlan'n Surat
Postmodern Konumdaki Filozoflar ---------------eliki ve Fark
Modernizm ve Postmodernizm zerine Sylei Postmodernizm: Aynlk ve Farkllk ---------------Modemite-Postmodernite / Modernizm-Postmodemizm
Postmodernite ve Postmodernizm zerine----------------Yapbozma veya Eletirisi--------------------------------------Hermes: Michel Serres'in Kavaklarndan
Oluan oul Bilim -----------------------Sosyal Bilimler --------------------------------Sosyolojiden Sosyallikler Analizine-zne Olmak ---------------------------II. Blm
KAMU ALANI VE ENTELEKTEL
Kamu Mekn ve Uygarlk--------syan le Balanma Arasnda Entelektel
-19 -21 -29 -33 -40 -47
-59 -81
-95 106
112 117 128
135
-----------155
-----------167
Formel Olmayan Bir Sanat Sosyologu: Georges Bataille ------172
Ktlk Yolculuklar -----------------------------------------------------183
Yorgun Amerika-----------------------------------------------------------192
Oryantalist Hegemonyann Gizemi------------------------------------199
Guattari'nin Ekozofisi -----------------------------------------------------204
Tarihimizde Dlananlar ve Demokrasi --------------------------------21 o

III. Blm
SANAT VE CNSELLK
Gnmz Sanatnda Yaratclk -----------------------------------------217
mge, Ne Hallerde?--------------------------------------------------------220
Kim-lik Yazar ----------------------------------------------------------------224
Araba Kazalarnn Otoerotizmi--------------------------------------------231
Cuma, Etnografik Bir Roman --------------------------------------------237
Erkek Cinsellii -------------------------------------------------------------241
KNC BASKIYA NSZ
Bu kitabn yaymlanma tarihi olan "1997'den bu yana geen 5 yl iinde dnyada ok ey deiti"
denebilir. Bu cmlenin anlam doru olabilir ve zaten de buna kar olarak "ok eyin deimediini"
syleyenlerin says da az olacaktr. Belki de sadece, kapitalizmin kendisi ve ilkeleri ve de bununla
birlikte smrnn halleri deiemedi nermesini de ileri srebiliriz. Snflar arasndaki eitsizlik de
snflarn artk homojenliinin kalmad da "doru" cmleler arasnda saylabilir. Bu, byle olsa bile,
"denonatif" (addan treyen) bir cmle olurdu; yani bu nermemin ne kadar doru olduunu benim
karmda duran okuyucu tuhaf karlayabilirdi. Trkiye'de yaanan ekonomik krizin veya ikiz kulelerin
artk olmaynn dnyann deiimiyle bir alakas olup olmad sorgulanabilirdi (Klasik deiimin
snf smrsnn ortadan kalkmasna balayan biri bunu iddia edebilirdi). Kimisi iin ikiz kulelerin
artk yok olmas nemsiz gibi gzkebilir; dierleri ise artk her eyin baka trl olacan
syleyenlerin savlarn tekrarlayabilirler. kisinin de "doru" veya "yanl" olabilip olamayacann bir
garantisi olmakszn bu iki szce de tahammlsz bir ekilde iki tarafa "kaytsz artsz" gelebilir. Bunu
syleyen ve dolaysyla yazan "ben" bu cmlenin znesi, szcelemin de znesi olduum kadar, szcenin znesi olacak mym? Yani; bazlar arasndan A adl kii "artk her eyin deitiini, hibir eyin
eskisi gibi olamayacan" sylyor dediim zaman, tpk B'nin bunu tersini sylediini yazdm
zamanki gibi, A veya B sylediklerinin znesi deil, artk szcenin znesi haline gelmi olurlar. Baka
biri de benim "sylediimi" syledii, tekrar ettii zaman, yine; beni szcelerin znesi olmaktan
karp, szcenin znesi haline getirebilir. Anlalaca gibi zne gramatikal olmaktan ok cmlelerin,
szcelerin yerlerine, anlatm sralarna gre yer deitirebilmekPostmodern Grnt
tedirler. te, bir ekilde, postmodern durumun gerei olarak Jean-Franois Lyotard tarafndan
anlatlmak istenen bu deil mi?1 Veya yle syleyebilirim: VVittgenstein'in 23. skolide gsterdii gibi
{Felsefi Aratrmalar, ev. Deniz Kant, 1998, Kre-yel yaynlar)/ dil oyunlar ile gndergelerle
zneler arasndaki ilikide sabitlik yoktur. Tmcelerin saysz trleri vardr: Simgeler, szckler,
tmcelerin saysz kullanmlar olabilir (Burada Witt-genstein, Russell'in sabit kavramlarn var olmas
zorunluluunun karsnda sabit olmayan anlamlar ve kavramlarn var olduunu gstermektedir). O
halde "dil oyunlar" kavram iin, Lyotard' takip ederek, postmodern dnemin bir kavramdr
diyebiliriz.
Postmodern durum, o halde bize, bir yandan dil oyunlaryla birlikte meruiyetler yitiminden de sz
etmektedir. Bu da Ulus-devletin ve Refah Devletinin krizlerini beraberinde getirmektedir. 1990'larn
banda balayan mikro-milliyetilikler ve ulus devletlerin paralanma ve blnme halleri, Berlin
duvar ve SSCB sonras bir yeni siyasi haritalanmay bize gsterdi; ancak bu durum, milliyetiliklerin
sonu olarak gstermedi kendini. Kitabn bandaki "kimliksizleme srecine girebilmek" nermesi, bu
iinde olduumuz dnya iin de hala devam etmektedir. Bosna krizi, srail ve Filistin krizi gibi, kiz
kuleler ve Pentagon sonras "medeniyetler atmas" eklinde yeniden gncel-leen dnyann
"antagonizmatik", vaziyetinin atmac ruhu devam ettike, "kimliksizleme" meselesinin nemini
koruduunu dnyorum. Farklkllar zerine kurulu olan "okluk" durumu, Marksist ikili
toplumsall olduu kadar, Persons'cu birlik
1 Jean-Franois Lyotard, Postmodern Durum (Franszca's, Minuit Yay. 1979) kitabnda "dil oyunlar"
adl blmde (s.20) denotatif (addan treyen) bir szcenin rnei olarak "niversite hastadr" rneini
gsteriyor; yani syleyenin syledii bilinen bir durumdur, gnderenini alan iiten ise bunu kabul
edebildii gibi ret de edebilir. kinci szce performatiftir (edimsel): Burada rektr "niversiteler ald"
diye seslenir dinleyicilere. Burada gnderme ile sylenen akmaktadr. Rektr yle sylyorsa doru
olmas lazmdr. Burada syleyen ve dinleyen arasnda bir tartma olma durumu yoktur letiimin
ilemesi iin gereken koullar burada hazr gzkmektedir. nc szce ise, "niversiteye imkanlar
tanynz" szcesidir. Bu nermede bir isteme, bir dilekte bulunmadr sz konusu olan. Konuann bir
otoritesinden bahsetmek mmkndr. itenden gndermenin eyleminin gerekletirilmesi
beklenmektedir: yardm gerekmektedir, veriniz! demek ki, kurallarn kendilerine ait bir meruiyetleri
yoktur dil oyunlarnda, sylemin szcesinin olduu srada pragmatik bir kurallamadan sz etmek
mmkn hale gelmeye balamtr.
I


kinci Baskya nsz
sosyolojisini de tanyamamaktadr. Paralanan toplumun iinde ne ezen ve ezilenler ikili kartlklar
eklinde atallamakta ne de btnleebilmektedirler. Bunun kavram, Spinoza'dan berif varln
srdren "okluk"2 olmaldr: ktidarda bulunmad gibi, belirli bir dzen iinde rgtlenmemi
kalabalklar.3 Bunlar arasndaki g ilikileri "okluklar" eklindedir ve de sabit deildir. Dil
oyunlarnda olduu gibi, szceler yer deitirebilir ve kendi kurallarn sre zarfnda srekli olarak
yeniden kurarlar. Burada artk ne BM ne de ABD'nin geerli olan kurallarnn meruiyetinden sz
etmek doru olacaktr. Bir ayrm (diffe-rend) ortaya kmtr ve yetkili akn merciiler, veya Kant'n
nerdii "akln mahkemeleri" taraflar arasndaki ayrmlar zebilecek nitelikte deildir. Kimlikler var
olduka bu ayrmlar srecektir. Ama zdelik zerine kurulu olan kimlikler de srdke, ikili
atmalarn oalmalarndan baka bir durumla karlamadmz fark etmekteyiz. Atalara
gnderimde bulunan kklere doru giden modern zneye ait kimliklerimiz bizi ayn zamanda
atmalara balayan sabitliklerimiz gibi durmaktadr.
Bu nedenle; Postmodern Grnt adl kitabmn ana eksenini oluturan kimliklerin varl ve
kimliksizleme srecine doru giden ve saptrc olarak kimliksizletiren "simlakr" kavramnn hl
kendi "doruluk paynn" srdn dnyorum. Pla-ton'un "Mara metaforu" iinde de gzken
grntlerin gerei gstermedii meselesi iin yukarda ele aldmz Witt-genstein ve daha sonra da
ondan yola karak bunu sorunsal-latran Lyotard'a ait olan iin, sabitliin olmad bir yerde "sabit bir
gerek" bulmann da zor olduunu, burada, yeniden hatrlatmak istiyorum. VVittgenstein'n 1953'de ele
ald kitabnda (Felsefi Soruturmalar) dil kuramna verdii son durumu ele alan Lyotard, ondan yola
karak, dilyetisinin "bir tz", bir mantksal, nceden belirlenmi sz dizimsel, anlamsal yaps
olamayacan gstermek istemektedir (destruens sav). kincisi ise pratiklerce yaygnlatrlm bir
okluk gibi kurulan bir dil
2 Bkz. Spinoza, Traite Politique, Franszca'ya ev. Charles Appulin, GF Flammari-on, 1966.
3 Bu kullanm iin Bkz. Micael Hard ve Negri, mparatorluk, Ayrnt yay. 2001
Postmodern Grnt
ancak var olabilir (construens sav). Bu dil oyunlar olarak adlan-drlabilmektedir. Bunlarn
kullanmlar srecinde kurallatn ve znellikler aras sosyal pragmatie bal olduunu tekrar
hatrlatmakta yarar var. Burada Sofist'e ait bir sorunla karlamaktayz: st-dil sorunu. Her trl
paralanmay ve yaylmay engellemek ve birletirmek amacyla yaplan mdahalelerin tzn
tanmlamak, "kuramsal olarak, paradoksal ve an-ti-demokratik" bir durumu ortaya koymaktadr.4 Yani,
en pratik olarak, totaliterlemektedir.
kincisi ise yukarda aklamaya altmz gerek meselesi ile ilikilidir: Eer VVittgenstein'n
1953'deki kitapta dorulad gibi, 1922 ylnda yazd Tractatus5 adl kitabnnkinin tersine,
kelimenin bir gndermesi olmaktan ok, kelimenin anlamlar kullanldna gre belirleniyorsa ve bir
nsele taklp kalmyorsa, gerein anlambilimine nazaran kullanmn pragmatiklii-nin bir
nceliinden sz ediyoruz demektir. Buna gre de, gerek dilyetisinin evrensel bir ilemini
oluturmamaktadr. Evrensel, genelgeer ve herkesin kabul ettii bir gerein olmamas ise byk G
harfiyle yazl bir gerein fikrinin - hatta dil oyunlarnda bile, belki, bir gerek aray olsa bile pragmati-ko-pratik imkanszln sz konusu edebiliriz demektir.
Byle bir durumda, gnderenin metafiziine nazaran artk kullanmn pragmatiklii ne kt vakit,
artk dilin darsnn da bir yanlsama olduu, VVittgenstein tarafndan iddia edilecektir; Tractatus'daki
dilin mutlak dars artk "i-d" ayrm olmakszn birlikte oynak bir ekilde durmaktadr; nk,
gnderenin sabitlii meru olmaktan ktna gre, sabit olann dars da kalmamaktadr; bu nedenle,
en znel ve zel gerek bile bir eit "dil darbesinin" okluklaryla, yani oyunu yalnz bana oynama
ihtimalinin bile kalmad bir durumda (postmodern durum) ilemeye balamtr. Dilin artk dars
yok4 Alberto Gualandi, Lyotard, Les Belles Lettres, 1999, s.64.
5 VVittgenstein, Tractatus Logico-Philosophicus'e nsze balarken "Bu kitab belki de bir TEK,
iinde dilegelen dnceleri-ya da benzer dnceleri- kendisi de BR KEZ dnm biri anlayacak"
(Y.K.Y. ev: Oru Aruoba, 2. bask, 1985, s.9) diye belirtmektedir. Bu onun Russell ile birletii
dneme tekabl etmektedir ve bir birlik kuramnda sabitlenmek istencinin hakimiyetinden sz
edebiliriz.
JL_
kinci Baskya nsz
tur. Lyotard da# bu nedenle, sofist gibi, filozofun amacnn "sylenmesi mmkn olmayan sylemek"
olduunu bildii halde, gerein "anlamnn" dars olmayan bir dilyetisi tarafndan belirlendiini
yazmtr.6 "Tanr merkezli" bir dncenin yerine gelen Modernliin yerinin, artk meru olmadn;
nk insan mertezli bir modernliin de "temelsizletiinin" farkna varan Lytotard postmodern

durumun iindeki dnmlere dikkat eker: ereksel olann, teolojinin eski ve yeni halinin meruluk
yitimi: Byk anlatlarn sonu. Bu dnyadaki dil oyunlarnda st-dilin kuraca bir geerli szce
kimseyi evrensel bir ekilde balamamaktadr. Bu yzden kimliklerin kklere gnderme yapan,
anamnezik yaplarnn da temellerinin bozulmas gerekliliinin sras gelmitir. Kken ve dil ayn
ekilde yapbozurna uratlmak zorundadrlar. Buradaki kim-liksizleme nermesi sylem tarz olarak
modernliini korusa da, ierik olarak veya temel olarak postmodernle ilikilendiri-lebilir. Lyotard da,
postmodern bir grecilik bulmaya alanlara karn Postmodern Durum kitabnda, tekno-bilimin totalitercileen bir dnya kurma tehlikesini fark etmitir. Buna karn, iletiimsel eylem kuramn
gelitirmek isteyen Haber-mas'dan ok daha fazla bir ekilde dil oyunlarndan birinden dierine
geii bir st-dil yaratmadan baarmak istenci hakimdir. Bir tr konsenss yerine st-dil olmayan bir
para-loji gelitirmitir.7 Habermas'n byk anlatlarn politikann ve hukukun Aydmlanmac
totaliterliinin meruluk krizine kar bir "reform" nermesine karn, Lyotard "dil darbelerinin" hepsinin, hatta en tikel olannn bile kabul grebilecei bir farkllklar ortamnn meru olabileceini
savunmaktadr. Bu konsenss deil, ayrmdr; bu sayede farklarn hepsi "geici bir st-dile"
yerleebilir; bu st-dil de pragmatiktir ve hep ak ulu olmak zorundadr; zira konsenss bu akla
ancak baz ti-kellikleri dlayarak varmaktadr. Lyotard hibir konvansiyonu
Gualandi, a.g.e.,s.65
7 Buradaki ikili analojiden sz etmek gerekecek: dilin bilimselliinin ve sosyal ilikilerinin
(politikann) analojikliinden rnekler verir Lyotard.
Postmodern Grnt
kabul etmez. Bu nedenle de Habermas'n konsenss zmne yaklamaz.
Burada nemli gibi duran ikisinin de farkl zmlerle gre-cilii aarak bir zm bulma arzulardr.
Lyotard bu zm VVittgenstein'n dil oyunlar ile Kant'm evrensellii arasnda bir ak denge iinde
aratrmtr.
Postmodern Grnt'dekl (1997) nermem def "kimliksiz-leme sreci", bu anlamda nemli gibi
gelmektedir bana; nk kimliksizleme, kimliklerine sahip olanlarn yapabilecei bir itir; yoksa buna
"kimliksizletirme" derdik ve bu kltrel veya ekonomik emperyalizmin ve devleti totalitarizmin bir
paras olarak kalrd. Kimlie sahip olarak dier kimliklere empatiyle alan bir hareket olarak aklk
ve okluk zerinden bir aidi-yet-sonras nermesidir bu.
11 Eyll sonrasna tekabl eden ve 1948'den beri sorunlu olmay srdrerek, srail'in Arafat'a ve
Filistin'e ynelik saldrlarnn genelde kimlik politikalar, "insan haklar sylemi" (yoksa pratikte var
olan rgtlerin, mesela B'Tselem'in veya Gush a-lom'un almalarn kastetmiyorum), tarihi
kopmalar gibi deerler zerinden okunduu Trkiye'deki "genel durum" zerine yazlanlarn ardndan
ortaya yle bir tablo km gibi duruyor: Saldrlar bir "Byk srail" (Erez srail) yaratmak zere,
Filistinli kimlii yok etmek ve hatta "soykrmna uratmak" abalarnn parasdr. srail'in bu
saldrganlnn arkasnda, Amerika'nn tavr Arap politikalar karsnda daha karmaktr. Bu durum
da aron'un "vurdumduymaz yaylmaclna" bir kat daha yardm etmektedir. srailli muhalifler ise,
burada, ok fazla kale alnmaz gzkmekte; daha ok "Temerkz kamplarn unuttunuz mu" yaklam
hakim durmaktadr.8
Byle bakldnda, kimlik politikalarnn arlnn, milliyetilii ve ovenlii "dinsel inanlarla
birletiren bir tecrit politika8 zellikle Liberal Demokrat Partili (LDP) genlerin srail Eliliinin kapsnda tepsiler iinde
"sabunlan" gstermelerini tahamml edilemez bir budalalk olarak nitelemekteyim.
JL2_
kinci Baskya nsz
n yapld u haftalarda, baka yerlerde (Bosna, Kuzey k Ruanda vb.) sanki bunun sorgulanmam
olduu izlenimi ze arpmaktadr. Byle bir okuma iinde rahatsz edici gibi duran, ncelikle milletlerin
homojen varsaylmas, eletirilerin hu homojenlik balamnda dnlmesi (tek lke, tek din veya +ek
millet), ierideki hkmet politikalarna kar aznlkta duran muhaliflerin gz ard edilmesi ve kimlik
politikalarndan kan, uzaklaan, "misafirperverliki" (herkesin kabul ve armaan zihniyeti)
yaklamlarn marjinalize olmasdr.
Oysa, sz konusu olan bu durum, daha Krfez savandan itibaren balayan ve Afganistan'dan, srailFilistin meselesine kadar, bir yandan kimlik politikalarnn homojenletirici basitliinden kurtulamama,
dier yandan ise "Akln mahkemelerinin" ilememeye balad bir dnyaya girmi olmamzn,
kimliklerin yasaklanmas ve bastrlmas demek olmayan, tersine bunlara sahip olduktan sonra terk
etme anlamna gelen "kimliksizleme srecine" girebilmenin ok fazla vurgulanmamasdr. 18. yzyln
sonundan (zellikle "Srekli Bar" fikriyle,1795) beri var olan ve modernliimizin kurucusu olarak
kabul edilen "Akln mahkemeleri" ve uluslararas yetkili mercilerin var olmas sayesinde, Kant'n
gelitirdii bir dnyann - Kant buna "Milletler Topluluu" (Foedus Amphictyonum) adn
vermekteydi- ve volkgeist (halkn ruhu) fikrinin iinden kmakta olmamz bugn dnmemiz

gereken eydir. B.M., I.M.F, Dnya Bankas vb. gibi yetkili mercilerin kurduu modern dnyamzn
krizi iinde, ne homojenletirici kimlik politikalarnn, ne devletlerin bamszl retoriinin
(ekonomik olarak neredeyse tm dnyann kresel bir ekilde birbirlerine zincirlendii bir dnemde)
ne de bunlarn meruiyetlerinin norm olarak ileyebildii bir dnemden kmakta olduumuz yeterince
vurgulanyor mu? Jean- Franois Lyotard'n "ayrm" (le differend) diye adlandrd bir kavramla
dnmeye baladmz kresel dnyann iinde (bu tabii ki, "koruyucu duvar" demek deil),
uluslararas iliki-erde de, istenildii kadar iyi niyetli olsun, yrmeyen, ilemeyen bir "yetki"
politikalarnn kmaz sklkla vurgulanmakta. Ayrm yeniden st-dil yaratmadan evrensellii aramak
anlamPostmodern Grnt
na gelmekte Lyotard iin. Tanovi'in "A/o man's Land" filmi, belki de, byle konumlarn en traji-komik
bir ekilde bize gsterildii rneklerden birisidir. Kimliklerin "samal", B.M/in varl ve
mdahaleleri zmszlkler yaratmaktan teye gidemiyor. Ancak; buna ramen, kimlik politikalarnn
ok yerde yrrlkte olduunu ve durumlarn bu erevede dnmeye devam edildiini gryoruz.
rnein, Habermas'c "konsenss"fikrinin de sadece ideal bir fikir olarak kaldn grmemek mmkn
deil. Kendisinin, bir tr yeni Kant olarak alglayan fikri yaps bize yeniden meruluklar vermeye
hazr; ancak bunun da en ideal iletiimsel ortamda yaplmas gerekiyor. Oysa "ayrm" yeniden bir
evrensellik zemini bulmakta bize yeni yollar aabilecek.
Bu kavram, askeri saldrganlklar dneminde, kar taraf anlamamak deil, ilikilerde birletirici bir
"st-dil" kurmamay amalamakta ve nihai bir btnclk iddiasndan kamay ngrmektedir. Yeni
uluslararas ilikiler politikalar bu balamda okunmaya hazrdr; ancak, insan haklar (tekrar
hatrlatyorum, insan haklarn savunan ve ikenceye kar haber alma rgtlerinin pratiklerinden sz
etmiyorum) ve ulusal meruluklar temelinde okumaya kalktmz olaylar iinden ktmz bir
dnyann nostaljisi iinde baktmzda, taraflarn bu yetkili st mercileri tanmadklarn da fark etmek
zorundayz. Ne Saddam Hseyin'li bir Irak ne srail'in aron ve kimi yerlerde ABD tarafndan
yrtlen igalci politikalar, ne de bunun karsndaki kolektif ve bireysel terrizmler "uluslararas
toplumu" dinlemekte. Eskiden ihtilaflar zecek diye tasarlanan ve belli bir mddet zmekte baarl
olan ve bugn meruluklarn yitirmekte olan evrensel merciler krizdedir. O halde, ideal uzlama
ortamlarndan klnca, evrensel diye adlandrlan mercilerin meruiyeti taraflar tarafndan
tannmaynca, yksek akla tarafl diye baklnca yeni konumlar zmlemek gerektiini dnebiliriz
sorusu (Heidegger'in bize hatrlatt gibi, daha dnmeye balamadmz dnmek) bize yeni
dnme tarzlarn hayal ettirmeye zorlamakta. En azndan, dnce, bu "reel" durum karsnda "yeni
imkanlar" aramaldr. zmlemeler de, bu yekinci Baskya nsz
dnemi (evet belki de ne yazk ki!) kale almak zorunda. Han-, balamda olduumuz, en azndan, ne
yapmalyz? sorusunun nne gemeli. "Hangi durumdan ktk"?, bu anlamda, yeni zmlemelere
almal. "Minr" bir politik yaklam, bu yeni dnyann sorularn sormaya, en azndan, sanatlarda
balad. lhaklarla, byk bir evrensel insan haklar sylemiyle (uzun zamandan beri byle durumlarda
"insan haklarnn" yerine artk "yaam haklar" sz konusu oldu), Temerkz kamplarn Yahudilere
hatrlatacak kadar "dncesiz" sivil ve siyasi yaklamlarla, terrizmle ve "patlayan canl bombalarla",
"din kardelii ittifaklaryla" iinden klmaz bir dm iine girmekte olduumuz izlenmekte,
gzlemlenmekte; ve, buna ramen, eski sylemlerin var olduunu grmek zc olarak durmakta deil
mi?
21. yzyln iine girdiimizde, artk, eletirel dncenin de yeni versiyonlarn aramann zaman geldi
gibi duruyor. Yoksa dnyann tm barbarlna ak, uzlama imkan konsenss aramakla, insan
haklarn sadece sylem dzeyinde aza almakla, sulu haklarn es gemekle, yaam haklarna sayg
gsterilmeden ve kavramsallatrmadan veya kimlikleri kuvvetlendirmekle geen, byk idealler
peinde koarken bu idealleri milliyetiliin en iddetli ekilleriyle tantran bu uluslararas artlardan
kmamz, terrizmi "onlar" m yoksa teki "onlar" m yapt tartmalarnn ksrlnda boulmaktan,
medyann tarafgirlii zerine gerekten nemli fakat, sadece, konu bu olduunda ksrdng ve
tarafszl kimlikler zerinden dnen fikirler retmekten, yrtmekten kurtulmamz mmkn
olmayacak gibi.
JL5_
\
I. Blm
POSTMODERN GRNT: SMLAKR
Postmodern Grnt: Simlakr
KMLKSZLEME SRECNE GREBLMEK
Dnyamzda savalar, atmalar, kk devletlemeler, mikro-emperyalizmler, modern ve postmodern
tartmalar srp giderken, tartanlarn gncel olaylara gndermeli yorumlar yapp, siyasi ortam,

uluslararas ilikilerin evrenselliinin mdahaleci tavrlar zerine fikir yrtmekte (mdahaleci tavr
olarak son birka yldaki olaylar anmsamak yeterli sanyorum: A.B.D.'nin Libya'ya/ Panama'ya ve
sonra B.M. olarak Irak'a yaptklar saldrlar ve Fransa'nn ad'a, ve Saraybosna'ya yapmak istedii
mdahaleler, Sudan ve 11 Eyll sonras Afganistan), Bernard Henri Lavy bu konu zerine ok
uramtr bunlar da modernliin paradigmasnn srdn bize gstermekte deil midir? Bilindii
gibi modern etika zellikle bir eye gnderme yaparak hareket etmektedir (anayasaya, ulus-devletin
tzne, proleteryaya, insan haklarna vb.). Gemi ve gelecekte yaanan eylerde gnderme noktalar
aranr; dolaysyla tarih ve topya ile i iedir. Tarihle birlikte Ulus-Devlet kavramnn dayankllk
plannn gnderme noktas olarak milliyetilik ve kimlik meseleleri n plana kar.
Tarih kimlik atalara gnderimde bulunurken, modern olanda bir kke gnderir. Modern bu karakterini
gemiteki akn gndermelerden edinmitir: Tanr'dan dnyasala uzayan bir evrim izgisinde, sonunda
insan haklar "adna" dnyann ticari ve siyasi konumunu tehlikeye sokabilecek her durumda mdahalecilik ortaya kar. Mdahale etmek d ve i odaklara gndermenin zedelenmemesi iin yaplan
eylemdir. Modern sanat da yeniyi ierirken, bunu gndermelerle mmkn klar (rnein, kbist sanatn
klid'i mekan zihniyetinden kurtulup, Ri-emann'n drt boyutlu mekanna geerken, zamannn
fiziine gndermede bulunmutur). Kimlik ve milliyetilik ise, iki gnderme noktas olarak gnmzde
izlenen barbarca eylemlerin
Postmodern Grnt
gizil odaklardr. Postmodern dnce ise sadece keyi dnmeyi, eklektik olan ve eskinin yeniden
gncellemesini salamakla kalmaz, ayn zamanda imdiki zaman ne karr ve tarihten ok corafya
ile ilgilenir. Neticede, imdiki zamanda gnderme yerine zerklii ve bireysellik srelerini hzlandrr.
Bu konumda artk nemli olan kimlik deil, ama kimliksizle-mek, yersizyurdsuzlamaktr. Kimlie
yabanclamaktr (bylece, bilin ile ilgili "yabanclama" yerini bilindnn imdiki zamanda ortaya
blok halinde kmasna brakr). Kimlik ve milliyetilik ise intersbjektifliini kaybetme durumunda
objektif olur. Objektif ise Kant'n da belirtmi olduu gibi, bir amatr. Milliyetiliin amac ise znel
deil ortaktr.
Sorgulamak istediim, kimliksizleme srecimizi yaamadka kar kimliklerle atma iine girip,
modernliin gnderme noktas olarak kendi kimliimizi karmzdakinin kimliini yadsyacak derecede
egemenlik altna aldmzda, tarihin ok ynl barbarlk rneklerini yenilemek durumunda
kalmayacak myz? Bugn yaanan onca kimlik ve mikro-milliyetilikler "modern" paradigmasnn en
belal yanyla, yani kimlie gndermeyle, kendi zgrlk ve ilerlemeci karakterini ayaklar altna
almam mdr? Ayrca, nk, Aydnlanma zgrlk iin tek art deildir. zgrlk ve bamszlk iin
aknlktan kurtulup, kolektif ve tekil bireysellik srelerine, ikin olarak, girmek yeterli olabilir.
Sonuta, zaten Aydnlanma da, Rnesans da, Reform da gndermeler zerine kurulmad m (srasyla
akla, Eski Yunan'a, dinin tzne gnderdiler)? 0 halde kimliksizleme srelerini gndermesiz ve zerk
olarak denemeli miyiz?
Postmodem Grnt: Simlakr
*ZCI TOPLUM VE SMLASYOM
A ~nn Avrupa'n, kltr merkezi
aras,ndaki
konu>a
h
Vandan Ane^an kltM
o
"* 6Sk Klta Avrupa's.n,n
T
$ yakmlannda Marne 'a- V tarafmdan ku^k farkl,(lkla^ 9-nda Disney,and
'a; deil, ama aynntUar gostermekten ok. b s topografk analiz crr^
D*neyland anafe^ Umberto Ece4). Fr n ' -Amerikan bir geCTkle >! ^m de De Gau.,e^'
kastediyorum) l He^ ne kadar ai
ve yeni sa) bir
elerinden biri
keiin^iimii
'. Bu adan bakld-byk kltrel fark-var. Bu yazdaki ama bunu ve hazc toplum olan AT'nin3
ncelemek olacak. :. Baudrillard, Louis Marin, eski Paris'e has devrimci, an-(burada hem geleneksel sol
syle-innmf.-u."''- ieyen sa syle-etkisiz kalma yolunda, (zellikle ar sa , postmodern kltrn
ve hazc toplumun haz t-J~~ 'uri Euro-Disney'de serl, Marc Auge'nin makalesi
Postmodern Grnt
gileniyor.5 Michel Foucault'nun ngrd bir politika bu balamda kendini gsteriyor: nsanlar
kurallar iselletirmiler ve gsterilenlere uymak zorundalar. Eer uyulmazsa grevliler, (onlar
olmazsa yannzda gsteriyi tketmekte olanlar) sizi ihbara hazrlar; nk gvenlik bunlar

gerektiriyor (zellikle yeni teknolojilerin kullanld "Discoveryland" ksmnda, "sigara imeyiniz, fla
kullanmaynz vs. anonslar srekli yaplyor).
Disneyland'n (veya Euro Disney topolojisinin gzler nne serilmesinde yarar var: Otobs, metro
R.E.R (Banliy metrosu)... veya zel otomobilinizle gelip park yerine giriyorsunuz. Baudrillard'n
dedii gibi zel mekannz terkedip, topiler ehrinin kuyruklarna doru ilerliyorsunuz. Yol
gstericiler size nereye dnmeniz gerektiini, nereye park etmeniz lazm geldiini iaret ediyorlar.
Hosteslerin uaklarda emniyet k kaplarn vs. gstermeleri gibi eller ne, saa, sola yol
gsteriyorlar. Bu andan itibaren Euro Disney personelinin elindesiniz, sizi onlar ynlendirecekler.
zgrlnzn alar kk detaylar alglayp, bunlar bulmaktan duyduunuz sevinle snrl.
Ardndan, demin bahsettiimiz, Baudrillard'n deyii ile ayn paralelde giden kuyruklara balyorsunuz;
bu kuyruklar yirmi ile yetmi dakika arasnda deiiyor. Bir pano ka dakika kuyrukta kalacanz size
gsteriyor (Paris'teki kuyruklar Los Angeles'teki kuyruklarla ayn sreyi iermekteydi). eriye Main
Street USA ile giriyorsunuz. Solda hayaletlerevi ile Frontierland balyor. Tom Savvyer'in gemisi ile,
kzlderili kayklar ile Big Thunder Mountain etrafndaki glde dolayorsunuz. En ufak detayna
kadar, her ey gerek ile sahtenin i ie girmesinden rlm. Big Mountain'de normal byklkte bir
otogar var. Kuyruk balyor, trenin etrafnda en ufak ayrntsna kadar hazrlanm bir mekanda kovboy
arklar eliinde yava yava hedefe doru ilerliyorsunuz: Yani birka dakikalk olaanst heyecan
verici bir tren yolculuuna. Sizi heyecann doruklarna kadar gtrecek, dalarn arasndan eik bir
hzla geiyorsunuz. Bu birGsteri toplumu olarak Guy Debord'un kitabna ve Uluslararas Sitasyonist harekete gnderme
yaplyor. Ayrca Cobra grubunun Uluslararas Sitasyonist-lerle olan ilikisini vurgulamak gerekiyor
sanyorum.
Postmodern Grnt: Simlakr
ka dakikalk hazz alabilmeniz iin bir saatten fazla kuyrukta kalmanz gerekiyor. Amerikan Stili
kuyruklar oluturmak demek tam hedefe varlacan sandnz anda, kuyruun yeni bir eriyle
uzamas anlamna geliyor, labirentimsi bekleme saa ve sola ilerleyerek ylan gibi gidiyor.
Trenden keyfinizi aldktan sonra Adventureland'a geiyorsunuz: Burada gerek kadar iyi simle
edilmi maaradaki Karaib korsanlarnn vahet dolu maceralarn izlemeye balyorsunuz. Gemiden
toplar atlyor, siz sava meydannn ortasndan geiyorsunuz. Bu ekilde de ehrin korsanlar tarafndan
nasl igal edildiinin hikayesini "canl olarak" izliyorsunuz. Haz ile ac (kuyruklar ve atraksiyonlar ve
hatta akama doru kuyruk sokumunuza kadar balayan yorgunluk arlar) arasndaki mbadele ilkesi
sizin bedeninizi ve ruhunuzun enlikli halini denetim altna alyor. Disney lkesi personeli nazik bir
ekilde yapmanz gerekenler konusunda sizi ynlendiriyor. Sonra Fantasyland'a geiliyor.
Yolculuumuzu burada, bir anlk keselim ve Fantasyland'a gemeden evvel Louis Marin'in analizlerini
izleyerek, baz nemli gstergebilimsel aklamalar yapalm; nk Fan-tasyland (fantaziler diyar)
gerek dnyann tam tersi bir konumda ve gemiin maceralar diyar (Adventurland), yani Ba-t'ya,
altna hcum ve korsanlar vs. ile gelecein (makinalar, uzaya yolculuk vs.) Discoveryland' arasnda bir
gei eii oluturuyor. Buna iaret ettikten sonra, konumuzun ikinci ana esi olan Paris ve Los
Angeles (Kta Avrupas ve Amerika) arasndaki kk farklara geebiliriz. Aralarnda mitolojik bir fark
var; gnderme noktalar akyor, ama ayr serileri de oluturmadan yapamyor; ilk olarak Main
Street'den balayalm. A.B.D/nin byk caddesi kapitalist toplumun verilerinin olduu gerek bir
dnya; bu nedenle Paris'in kapitalist dnyas ile bir fark tamyor. Asl farklar gnderme
mitolojilerinde (Amerika'da Grand Canyon ile Paris'in Jules Verne'i arasnda) ortaya kyor. Main
Street, Walt Disney'in hayalinde gerek dnyay temsil ediyor. Yol boyunca eski (19. yy.) butiklerinde
gerek para veya kredi kart ile hatra eyalar satn alabilirsiniz. (Deiim deeri olarak gerek para
verip Miki Fare maskeleri, Donald Amca
Postmodern Grnt
T-Shirt'leri satn alabilirsiniz). Halbuki Disneyland'n zellii arabanz braktktan sonra yemek ve
imek haricinde para kullanlmamas, Yani Louis Marin'in dedii gibi, topik (parann kullanlmad
anlamnda) bir yerdesiniz. Bu arada Paris ile Los Angeles arasndaki ilk fark da ortaya kmaya
balyor: Los Ange-les'deki Disneyland'da arabann gstergebilimsel ve imgesel deeri malum.
Amerikalnn kiisel zel arabas olmasa, yemek yemee, al veri yapmaya bile gidemeyecei bilenen
bir ey. L.A.'de Amerikal arabasn brakyor ve gerek hayatn simgesi terk edilmi oluyor ve
topyalar dnyasna giriyor (Paras olmadan hazc tketim maddeleri kullanma ansna sahip:
Disneyland#a girilirken deiim deeri olarak para veriliyor ve karlnda haz-ac ve fantezi alnyor).
Gerek ve frntazma mbadelesinin yapld yer, biletlerin alnd gieler. Buras gerek dnya ile
hayal ve topya dnyasnn ayrld yer. Bu snr gerek boyutlarda veya ona yakn bir tren ile
iziliyor. Bu boyutlardaki kltlm ama modeli ayn tren hayal ile gerein snrn temsil etmekte
(ieri girilirken para verildii halde trene binerken para artk kullanlmyor^ Bu iin topyas da bu. Los
Angeles'deki Disneyland'n topografyasnda Maceralar diyar hemen alt solda iken Paris'teki Euro-

Disney'de Main Street U.S.A.'dan Fron-tierland'a giriliyor. Yukarda da sylemi olduum gibi mekan
gstergesel olarak snrlar iinde kendini ortaya koyuyor, nk LA.'da snr Bat'nn kefinden
balyor, halbuki Paris'teki Euro Disney'de snr Frontierlandia izilmi ve hayal dnyas ile gerek
dnya arasndaki elikinin snr iziliyor, bu ekilde, Para ile ah-veri yaplan merkeze doru giden
(Merkezin ad Palaza Center) byk Amerika Birleik Devletleri caddesinden Hayaletli Eve giden yol
gerekten fanteziye giden yolu oluturuyor. Oysa Amerika iin gemi kltr nem tadndan
dolay, nce Vahi Bat'nn kefi, sonra da Bat'nn kovboylar tarafndan doldurulmas hikayesi
anlatlyor (Her yerde dolaan kii bir hikayeyi yayor). Amerika'nn tersine Paris'te orta halli
Amerikalnn simgesel deerini oluturan araba imgesi o kadar nemli deil. Burada toplu tamaclk
n plana kyor. Euro Disney'in
-24L
Postmodern Grnt: Simlakr
kaplarna kadar giden yeni bir R.E.R. metro hatt dzenlenmi. Paris'te birok kimse zel arabasyla
Euro Disney'e gelmek yerine ortalama yirmi dakika kadar sren bir metro yolculuunu tercih
edebiliyor.
L.A/nn tersine Paris'te ilk olarak Hayaletler evi sz konusu. Bu ev Edgar Allan Poe'nun hikayelerinden
ortaya km bir mekan. Simlasyon ilk batan balyor. LA.'da mezar talarnn gerek tatan m
yoksa ta simlasyonundan m yapldn tartrken, Paris'tekinde mezar talarnn yerine gerek
yeillikler var bahede. Kuyrukta uzunca bir sre yrdkten sonra biri kapy sizlere ayor: Gen bir
kz mendebur bir suratla "Belanz aramaya m geldiniz? diye sesini titretiyor. Sonra bir ana salona
alnyorsunuz. Artk hayaletler dnyasnn konuusunuz. Hayal dnyasnda etlerden yapl bedeniniz
heyecan ve korkudan titreyebilir. Bunu yenmek iin sesinizi titretiyorsunuz ve kahkahalar ykselirken
ev sahibi rktc sesiyle sizi evine davet ediyor: Labirentime ho geldiniz. Gz yanltclar (Trompel'Oeil) hiperrel bir tabloda sizi kendine ekiyor ve duvardaki aynada bir bayan portresi gzkp
kayboluyor. Bulunduunuz salon aa yukar yok oluyor, kayarm gibi "duruyor". Yine bir gz
yanlts: (trompe l'oeil) Salon mu aaya gidiyor, yoksa duvarlar m yukar kyor, anlamaya
alrken salonun kaplar alyor ve yer gsterenler sizi birer sandala bindiriyor. Burada artk hayal
dnyasnn, maceralar diyarnn snr simlasyon oyunlarna kendini terkediyor. Hem Paris, hem de
LA.'da hikaye ayn: Evin iinde ahlaki deerlerin temsili olan gelinlikli kzlarn ruhlar sizleri karlyor
ve hikaye sondan balayp, ardndan baa dnyor. Bu teknik her atraksiyonda kullanlm. Hatal
evlilikler veya ihtirasl aklarn sonucunun lm olduu anlatlyor burada. Gelinlikleriyle bedbaht bir
ekilde lm gen kzlarn ruhlar artk dansediyor. Piyano almaya da devam ediyorlar. Yukarda
sylemi olduumuz gibi, hikaye imdiki zamanda geiyor ve eve girdiinizde size kt bir felaket
haberi veriliyor. lm fakat teki dnyaya gidememi ruhlarn sknts (agonisi) seyrediliyor ve bilin
dnza ileniyor. teki dnyaya gitmeyen ruhlar seyreden siz aslnda topya dnyasnda, yani
Postmodern Grnt
bu dnyann tekisinde bulunmaktasnz (Leibniz'in mmkn dnyalar kuramn burada
anmsatabiliriz. Mmkn birok dnya var ve orada yaayan ayn adlarda insanlar var, ama hikayenin
gidiat, dizisi ayr ekilde kuruluyor).
Main Street'te gerek mbadeleyi yaayp, dier mekanlarda oyunun bedaval ilkesinin yanstlmas
gibi Tanr'nn yaratt dnyalarn en iyisinde bulunurken bu dnyann tekisine gemi bir kiiyi
oynuyoruz. teki dnyay gezen birini oynayp, teki dnyadaki bir hikayeyi simle edildii mekanda
izliyoruz. Hikaye imdiki zamandan balayarak (nceden bilinen son ve geri dnler) geri gidiyor ve
tm hikayenin oluumunu izleyerek dolayoruz. Sonuna doru hayaletler andan kyor ve
muhteem bir balo salonunda k kyafetli lgnca dans eden ruhlar gryoruz. Biz bunlar seyredip
yol alrken, evin dna doru sizleri gtren raylarn zerindeki sandalnz sizi aynalarn nnden
geiriyor. Levvis Carroll'un aynas srrnn teki yzn gsteriyor: hepimizin srtnda birer canavar
var; hikayenin anlatmak istedii ey ise olduka gerek: Hepimizin bana gelebilecek bir hikayenin
simlasyonlarla temsili seyredildi; hepimizin iinde bir canavar bulunabilir. Ve... gerek dnyann
gne (gerekten yakp, bronzlatran, stan gne) bize kendisini gsterdiinde evden km
oluyoruz. Ardndan bu gne altnda biraz yryor ve yine kuyrua girip, Tom Savvyer'in gemisine
biniyoruz. Buradan ise madenlerin bulunduu Big Thunder Mountain'e geiyoruz. Bir baka heyecan,
bir baka hikaye: Kovboylar ve kzlderili kayklar nehirde gidiyorlar. Kovboylar evlerin tepesinde
dvyor ve birbirlerine ate ediyorlar. Ve, ardndan madenleri tayan tren dalar ka-tedecek, siz de
iinde olacaksnz. Mekann dou yakasna gemeden nce "sahte bilin" kavramna deinmek
istiyorum; nk simlasyon ile ideoloji arasndaki snrda o bulunuyor:
Bilindii gibi Engels, 14 Temmuz 1893'de Mehring'e yazd bir mektupta6 insanlarn bilinle inanarak
yaptklarna ideoloji adn veriyordu; ama bu "sahte bir bilinti", nk onu inanma6 Bkz., Raymond, Boudon, L'ideologie, Fayard, 1986, s 55
Postmodern Grnt: Simlakr


ya iten gler bilinmeyen glerdi (Freud buna bilind adn vermiti); ancak bu anda "Sahte
Bilinli" ideolojiler ilemlerini srdrebileceklerdi. Disneyland# ite Engels'in "sahte bilin" adn
verdii an gerekletiriyor ve Amerikan hakim snfnn (terim eski kokabilir, ama geerliliinin hl
varolduunu sanyorum) ideolojisini gstermektedir. Orta halli, beyaz rkl Amerikalnn mitolojisinde
duyduu gveni pekitirir (ahlak bir yan# macera ve maceralar sonucu fanteziler ve de evrimci bir
tarih anlay ile hakl gsterilen ilerleme, teknolojik baar ve uzaya alan gelecein dnyasna giri
hazrlanyor). Bu ideoloji Amerika'nn tarihinin fantastik tarihinin bir simlasyonundan gemekte ve
gemiten gelecee giden bir yolda mekan eklemlenmektedir: "Amerikal ideolojine gven!" tavr
verilmektedir. Paris'te ise Fransz ideolojisi ile Amerikan ryas eklemlenmekte ve beyaz rkn tarihi
anlatlmaktadr; bir istisna ile "/Y's small world" kk boyutlarda tm rklarn ve milletlerin ocuklar
ark syleyerek bar topyasna bizleri armaktadr.
Mekann Dou yakasna getiimizde ise merkezden yaylan baka imleri gryoruz: Bat'nn gemie
dnk mitolojisinin karsna Dou'nun gelecekteki rol ortaya konulmu oluyor (burada corafi olarak
Pasifik Okyanusu'na doru kayan bir gc gelecein dnyas iinde anabiliriz: Japonya). Ancak gelecein "mitolojisi"nin topyas yine bir "Amerikan ryas". Burada gemi iindeki kiilerin tersi, sz
konusu: Gemite gerek olmayan normal boyutlardaki kiiler (korsanlar rneinde olduu gibi) yerine
boyutlar kk, ancak modellerin gerekten alnd uzay aletleri, fzeler var: Gelecein dnyas hayal
zerine kurulmu (gemiten gelecee gitmek iin fantezi dnyasndan geiliyor), ancak modeller
gerek. Cine Magique boyutlu film bize genlerin ilah Michael Jackson'u "Capitain E.O." olarak
sunuyor: Cadlarn esir ettii robotlar dans haline eviren Jackson robotlar insanlatrdnda
terminatr II ile ayn paralelde; insanlara hizmet iin var robotlar, onlar hakimiyet altna almak iin
deil. (Burada Foucault ve Derrida'nn "nsann Sonu" ad altnda Nietzsche'nin insann lm temasn
ele alan Visionarium'da robotlarn hizmet verdikleri dnya anlatlyor.
2JL
Postmodern Grnt
kinci "ana salonda" 360 derecelik bir ada 9 ayr ekran bize gerek boyutlara yakn byklkte Jules
Vernes ve VVelIs'in maceralar birer Avrupal olarak gsteriliyor. L.A.'de Grand Canyon gsterilirken,
Paris'te Eiffel Kulesi ve 1900'deki Uluslararas Evrensel Sergi sunuluyor. Bu arada Fransz
devriminden de bahsedilmediini sylemeden geemiyorum. Postmodernizmin Ay-dnlanmac ve
tepeden inmeci Fransz devrimine olan alerjisi dnlrse, 200. yl srasnda Fransa'daki tartmalar
gzn-ne getirildiinde, Terr dneminin, zellikle vurguland tarihi tartmalarnn burada popler
topya dnyasna yansdn grmek mmkndr sanyorum.
Tm Disneyland veya Euro Disney'de seyirci ve yer gstericiler dnda hibir ey tamamen gerek
deil (postmodern paradigmann gerek oyunlar gz nne geldiinde, tek bir evrensel gerein
dnlmesinin mmkn olmad bir dnemde bu mekan iyi bir rnek tekil ediyor). Tm yaanan
"yapaylk" ve tm "Doa" (aalar, evler, korsan maketleri vs.) birer simlakr (grnt). "Doa" vahi
ile ilkel bir canavar gibi gsterilmi".7 Ama "Bu canavar, teki dnya topyasnn oyun bedavalnda
edindii bir grntden baka bir ey deil. Disneyland veya Euro Disney simlasyonunun
simlasyonu, nk zaten model bir simlasyon olduundan bu gerek bir modelin simlasyonu deil,
dolaysyla bu sahtenin, grntnn veri olduu yerdir. Disneyland modernizmin modelleri
gndermelerinden sadece gndermeleri dn almtr. Gerisi, gerek ile grntnn ve hayalin
birbirine karmdr. (Doann yapaylamas ile yapayln doallamas arasndaki denklem
Disneyland'n belitselidir).8
ktisadi Kalknma Vakf dergisi, Eyll-Ekim 1992, s.107-108
L Mazn, a g c
Bu nedenden dolay A C Sponvlle, Spnozac filozof olarak insanlarn burada lmden korkarak
yaamdaki elenceyi aramalarn yazp, Euro Dsney'n kul-tursuzluun kulturu olduunu yazmtr
Yan can sknts kulturu (Bkz L'Evenement du Jeud, Ce qul nspre un phlosopha une journee
Euro Disney " (19'dan 19 Austos 1992, s 36-3)
23L
Postmodern Grnt: Simlakr
POSTMODERN'N SAPTIRICI YANI: SMLAKR (GRNT)
Postmodernizm zerine yazlanlar arasnda adndan en ok bahsedilen kavramlardan biri olan simlakr
(grnt) kavramn ele alp, postmodern dncenin bu kavram sayesinde nasl "devrimci" bir rol
stlendiini sorunsallatraca-m. Modern olann gndermeler zerine kurulmas ve bu gndermelerin
belli ve var olduu ne srlen modelleri iermesi modernizmin (modernite ile olan ayrmn burada
sz konusu etmiyorum ve Habermas'n modemitenin henz bitmemi bir proje olduunu sylemesini
bu konunun dnda brakyorum), kimliki ve milliyeti karakterini gstermektedir. Buna karn simlakr kavram sayesinde modellerinden kurtulan postmodern dnce (buna hipermodern veya

stmodern de diyebiliriz), belki de, kimliksizleme srecini salayacak bir oluumu balatmaktadr.
imdiki zamanda, gndermeler yerine, zerklii ve bireyselleme srelerini hzlandran bu dnce
model ve ona gre kurulan bir kopya zihniyetinin dna doru karken, De-leuze'n anlad anlamda
Platon'u da tersyz etmektedir; dolaysyla da bir tr yersizyurdsuzlama srecine girmektedir. Bilindii gibi Platon model ve kopyann ilikisi zerinde durmu ve kopyann iyi bir kopya olmas iin
modelin tzne sadk olmas gerektii fikrini ne srmtr. yleyse, adil olan ey sadece adalet
fikridir, cesur olan ise cesaret. Sofist kitabnda Platon, aslnda model ve kopyay birbirinden
ayrmaktan ok kopya ve grnty ayrmaktadr. Buna gre sonsuza dek olan olu grntnn
maddesidir ve bu idea'nn eyleminden kurtulmaktadr. Bu ekilde de hem model hem de onun
kopyasna kar km olur.
Kurulu mitoslar ilk gndermeyi oluturmaktadr: Talip olmayan, talip olan ve talip olunan ilk neoPlatoncu teslisi ortaya karr. Bu l iinde talip olmayan kii kurucudur. Bu anlamPostmodern Grnt
da bir babadr, kahramandr, rnek alnacak bir modeldir. Talip olan kii daima ikinci gelmektedir, onun
yapaca eylem talip olmayann yapm olduu eylemin kopyas olmaldr ki, dzen srsn. Bu
anlamda talip olan nesne konumundadr ve ilk zneyi taklit etmek, kopya etmek durumundadr. Talip
olunan ise yine nesnedir, ama o, ilk talip olmayann nesnesidir. Talip olana talip olunan veren talip
olmayandr. smi stnde, o verir. Mauss'un1 kulland anlamda veren kii karlnda bir ey almak
iin verir, ama bu ekonomik bir alveriin dnda sembolik bir transferi iermektedir. Bu l ilikiyi
biraz daha somut hale getirmek iin antropolojik bir mbadele sisteminden bahsetmekte yarar var:
Talip olmayan kiiye Baba dedik. Talip olunan kii ise onun kzdr. Onun yarat ve nesnesidir. Talip
olan ise nianldr. Dier kabileden gelip, babann kzna talip olandr. Bu balamda nianl kuraca
ailede babay rnek almal ve onun kurulu mitosunu izleyip, onu kopya etmelidir. Burada kopyann
yararl yan vurgulanmtr. Modernizmin ilk modeli rnek almaktan ok gnderme mitoslarn kopya
etmesi gibi, si-mlakr bu gnderme mitoslarnn dna kmay hedefleyen bir kavramn eylemidir.
Baba ilk yapandr ve ilk sahip olandr ve ilk olarak talip olana talip olunan sunandr. kinci sahip olan
kii nianl olacaktr. Kadnn sayesinde iki kii arasndaki iliki, iki cemaat ilikisini de pekinletirip,
ilk mitosa gndermede bulunup, modelin kopyasn kuracaktr Bu daha sonra Hristiyanlkta Tan-r'nn
imgesine gre kurulan insan imgesini ortaya karmtr.
Yine Platon'a dnersek, Politika adl kitabnda gerek bir politika veya iyi kurulu bir siyaset bunun
taklitleri, simlakrlar ve kle grntleri vardr. Sofist adl kitabnda Platon, simlakr kavramyla
sofistlerin eylemini gstermek istemekte ve dersleri kurulu mitoslarna gre vermek yerine, bilgi
vermek amacyla sofistik yaplmaktadr hocalar tarafndan. Belagat ustalar diyalektik yntemi kullanp
rencilerin, paralarn almak iin dersler vermektedirler. Sofist, adil olandan ok grntnn varln
tanmlamaktadr. Kopya edenler burada ikinci olarak sahip olanlar, yani talip olanlardr; nk onlar
kurulu mitosuna sa1 Marcel Mauss, Socio/ogie et antropologie, quadnge/ P U F , 1950, s 145-171.
Postmodern Grnt: Simlakr
dik kalarak, benzerlik yaratanlardr. Yalanc olarak talip olanlar ise simlakrlardr (grntlerdir).
Bunlarn benzerlikleri benzemezlik ilkesine gredir. Burada Platon ikili bir ayrma girer: Kopyalar ve
ikonalar; grntler ve fantazmalar.
Kopyalar ve ikonalara gelince, bunlar benzerlik zerine kurulmulardr. Bu benzerlik benzeme zerine
kurulmutur; ama d benzerlikten ok i, tzsel bir benzerlii ierir, yani nesne bir idea'ya benzer. dea
i tz oluturmaktadr ve bu ekilde model ile kopyas arasndaki ilikileri belirmektedir. yleyse tzsel benzerlik bir fikir benzerliidir: Adil olan adalet fikrine benzeyerek hareket edendir, ama yine bilir
ki, tek adil olan adalettir, dierleri birer kopyadr.
Kopya bir nesneye ancak o nesnenin ideasna benzedii zaman kopya olarak var olur: Btn
benzerliklerse stn olan bir model idea zerine kurulmutur ki, bu, ilk mitostur. Varolduu kabul
edilen, gerekte olmasa da olur, bir ilk kurulu mitosudur. Bu bakmdan insanlk tarihi anamnezlerle
doludur.
Simlakrlar (grntler) ise sapmann balad yerde ortaya karlar, burada artk bir iddet sz
konusudur: Babaya kar gelinir ve bunun iin idea benzerliine gerek yoktur. Derri-da'nn vermi
olduu rnei ele alrsak, yaz ile logos arasndaki ilikiyi ne srebiliriz: Logos yaznn babas, yaz
ise bir grntdr, simlakrdr: nk logos'u iddet ve kurnazlkla ele geirir ve babay hesap d
brakarak, kendi egemenliini kurar. yleyse simlakr, kopyann kopyasdr veya Baudrillard'c bir
ifadeyle syleyecek olursak kopyadan daha kopyadr, yani hiperkopyadr. Burada benzerlik ve kimlik
(aynlk) fikrinin yerine fark fikrinin ortaya kmaya baladn grmekteyiz. Babaya kar ilenen su,
onun kopyas olmaktan tr deil, bir hiper-kopya olmaktan gemektedir. Yani talip olan talip
olmayana kar farkl bir konuma girmitir, nk Deleuze'e gre "sadece benzerler ayrdr ve sadece
farkl olanlar benzerler".2 Ancak bu iki nerme ayn eyi iermektedir. Kopya ve ikona benzerlikten

yola kar ve zdelik (kimlik) sorununu kendine konu eder, oysa simlakr ve fantazmalar farktan yola
kan bir benzerlii or2 Gilles Deleuze, Difference et rpetetion, P.U.F., 1968.
Postmodern Grnt
taya koyarlar. Birinci nermede zdelik, ikinci nermede ise farkllk n plandadr, ilktir. Kopyalarda
nemli olan benzerliktir, oysa simlakrlarda imgedir.
Yine neo-Platonculua dnecek olursak, bu tip Hristiyan kateizminde (din dersleri) Tanr'nn insan
kendisine benzeterek, kendi imgesine gre yaratmas sz konusu edilmektedir. Gnah ortaya knca
kurulu olan ideann dna klmaya balanr. Gnah ile birlikte insan Tanr'ya olan benzerliini
kaybetmi ve sadece imgesini saklamtr. nsan bundan byle bir grnt haline gelmitir. Bu
benzerlik artk d benzerlikten ibarettir (imge benzemesi). O halde grnt, fark ve ayrm zerine
kurulmu ve modeli bir kenara brakmtr. Modernizmin neo-Platonculuktan edindii en byk
ideallerden biri, kopyann gerek kopya zerine yaplmas deil, ancak ilk olan modelin tzsel birlii
zerine yaplmasndan ileri gelmektedir. O halde bir Malevitch tzsel bir benzerlii iermektedir,
denilebilir. Yahut Modrian'n teozofi ile olan ilikisi buradan gemektedir.3 "Dncede kendine yeten
bir bilge". Bu adan grnt, sim-lakr deer kaybetmi bir kopya deildir; orijinal olan kopyay,
modeli, rprodksiyonu da yadsr. Artk ne model, ne orijinal ne de kopya kalr. Simlakr,
Nietzsche'nin de belirtmi olduu gibi "erinin (doru olmayan) yksek gcdr". Ebed dn (bengi
dn) sayesinde ikonalardan, modellerden kurtulunur ve temsili olan bir dnya sistemi saptrlr.
Nietzsche'nin ortaya kard budur: Demiurgos'un modeli zerine deil, ama denetlenmi bir
lgnlk; ebedi olan simle eden belirli bir olu zerine kurulmutur. Bu kaostan bir kaozmos
oluturma, evetleme gcdr. Babann imgesinden kldnda, modernizmin babalar da terk edilmeye
balanr (Ata, kurucu, anayasa, ulus-devlet, proletarya, insan haklar vb) ve yeni yaratclk srelerine
girilmeye balanr. Yersizyurdsuzlalr ve kimliksizlei-lir (milliyetilik temas iin nemli bir sretir
bu). Bu, simlakr ile i ie olarak kabul edilen postmodern dncenin zgrle-tirici ve saptrc
yandr.
Varlk, Ekim 1992, s. 1021
3 Dora Valiier, L'art abstrait, Pluriel, 1980, s.94.
4 Joyce buna "kaozmoz" adn vermektedir.
32
Postmodern Grnt: Simlakr
SIMULAKR ZERNE
| iarlk dergisinin Ekim 1992 tarihli saysnda postmodern w dncenin saptrc yan olan simlakr
konu etmi ve onun sayesinde var olan modellere bal kalma zorunluluu olmadan, kimliksizleme
srecine girilebileceini belirtmitim. Gnmzdeki siyasi olaylarn (milliyetilik, oven duygular, rklk, ar rk vb) modernliin kke gnderici yanlaryla nasl hl gnmz siyasetine hkim olduunu
belirtmitim. ster insan haklar ve hmanizma adna olsun, isterse "saf etnik rk" adna yaplsn sonuta
modellere gnderen ve bu modellere gre baklan ve kuramsallatrlan bir dncenin hkimiyetinde
olduumuzu saptayabiliriz. Postmodernin en saptrc ve bu lde de "en devrimci" yan bence bu:
Simlakra kar gerein savan vermekten ok simlakrn "kt ve akn gerekleri" nasl yok edici
gce sahip olduunu grmeliyiz. "Vatan, dil, milli snrlar" gibisinden birtakm modernist
gndermelerin zerine kurulu dnce bizi ancak "vatanm severim, doruyum" sloganna
gtrebilmektedir. Aydnlanma ile Fransz htilali ve Alman romantizmi ile ortaya kan lkler bizi
son iki yzyln barbarlklaryla tantrmaktan teye gitmedi. Modern sylem kendi iindeki potansiyel
gzellikleri de, bu ekilde tketmek durumunda kald: Kardelik, eitlik, gerei gstermek vb. Bu
sreten kabilme olanan bize simlakr verebilecei iin kimliksizleme ve yersizyurdsuzlama"
iinde onun nemli bir yere sahip olduunu sanyorum.
Var///c dergisinin Aralk saysnda Enver Ercan'n Onay Szer 1 e yapt konumadan sonra bu konuyu
tekrar ele almak ihtiyacn duydum. Geen yazda Deleuze'n simlakr ile olan ilikinden bahsetmeme
ramen, Onay Szer'in dikkatimi ekmedi e<Baudrillard'dan da bahsetmek zorunda hissettim kendinay Szer hakl olarak "postmodernin 'modellerden kurPostmodern Goruntu
tulduunu sylemenin" yanl anlalmasndan korkarak, konuya mdahale ediyor. Ben de kendi
okumam iinde konuyu yeniden ele almak durumunda kalyorum. Onay Szer'in, Baudril-lard'dan
alnt yapt cmleyi ele alp, baka trl yorumlamak istiyorum. Baudrillard Simulacres et
Simulations (Grntler ve Benzeimler) adl kitabnn 10. sayfasnda u cmleyi kullanyor: "La
simulation n'est plus celle d'un territoire, d'un etre re-ferentiel, d'une substance. Elle est la generation
par les mode-les d'un reel ans origine ni realite: hyprereel." Bu cmleyi . Szer'in evirisi ile
okuduumuzda "model szc" arlkl bir okuma yapyoruz: "Simlasyon bir alann kendisine
gnderme yaplan bir varln, bir tzn simlasyonu deildir. Modeller yoluyla, (Szer burada

nedense Model szcn cmlenin bana alm - A.A). ne balangc, ne de gereklii olan bir gerein ("reel") yani gerekten daha gerek olann ("hyperreel") retilmesidir.
Oysa cmlenin Franszcasna bakldnda model szcnn deil, ama "Ne gereklii ne kk olan
bir gerein modelleriyle retilmesidir" cmlesinde ne gereklii ne de kk olan bir gerein
modelinin sz konusu olduunu greceiz. Yani gerei olmayan bir model, gerekten daha gerek
olan bir model, artk gerekliini kaybeder. Model artk gerek deildir. Bunun anlam udur: mademki
gereklii ve ilk ortaya kt andaki kk yoktur, nk bu bahsedilen model kk olmayan ve
"mevcut olmayan", "var olmayan" modeldir. O halde simlas-yonun modeli de gerek olmayan bir
modeldir. Yani modelini terk etmitir. Hiperreel olmutur artk, yani gerekten daha gerek olarak
ortaya konulmutur. Bu cmlenin mantn kitap boyunca izlemek mmkn. Bunu gsterebilmek iin,
yazy uzatmak pahasna da olsa birka rnek daha vermek istiyorum. Sayfa 11#de Baudrillard yle
devam ediyor. "(Simlasyon) bir hiperreeldir, atmosferi olmayan (yani canl olarak hibir yaam
belirtisi gstermeyen, dolaysyla yaam iinde gerei var olmayan - A.A.) bir hipermeknda (yani
mekn olmayan, mekndan daha ok mekn olan bir yerde - A.A.) karm modellerinden (yani, bir
model olmad gibi, birden ok modelin karPostmodern Grnt: Simulakr
mndan, biletirenlerinden meydana gelmi bir ey, demek ki, var olmayan, mevcut olmayan bir model,
modelliinin kkn kaybeden bir model -A.A.) yaylan (nlanan -irradiant-, bu da bir tumturakllk
deil, nk nlanm szc bilim kurguda kullanlan "nlamak" fiilinden gelmekte, T.V.
izleyicileri "Uzay Yolu" dizisinden bu nlanma szcn anmsayacaklardr -A.A.) sentezin
rndr." (Sentez szc adndan da anlalabilecei gibi birden ok eyin karmndan ortaya
kan, "yeni" oluturulan, eskiye ait olmayarak, eskiyi aan (Aufhebung) anlamn iermektedir -A.A.)
Baudrillard yine ayn sayfada: "5/-mlasyon dnemi her trl gndermenin yok edilmesiyle ortaya
kar" diye yazyor. Demek ki, modern dnemin gndermelerinin yok olduu ve artk gndermelerin
mmkn olmad bir dnem balamaktadr. Baudrillard Amerika (Amerique) adl kitabnda da1 her
eyin simlasyon olduu Amerika'y betimlerken u ekilde yazyor: "Kant u ki, cinsellik, sonunda,
mmkn modellerden biriydi ve en kesin olan deildi. Ancak gnmzde yeni modeller hangileri
olabilir (nk tm dierleri, bu arada, yok oldular, Yani simlasyon dnyasnda artk "model"
kalmad -A.A.)
Anlalaca gibi simlasyon doru-yanl zerine kurulu bir gerein bittiini gsterir. Simlasyon
doru ve yanl modellerini yok eder, nk artk neyin doru ve neyin yanl olduunu bilemez
duruma gireriz.2 Roland Barthes gnmzn aydnlarnn "talihsizliini" neyin yanl neyin doru
olduunu bilememelerinde grr. Simlasyonun dayand model artk model olmaktan kmtr.
Baudrillard bunu aklarken, simlasyon imajlarn safhalarn u ekilde sralar; bunlar temsiliyet
fikrine kar karlar:
" Temel bir gerein yansmasdr
Temel bir gerei maskeler ve doasn deitirir
Ne olursa olsun herhangi bir gerekle ilgisi yoktur"3
Baudrllard, Amerque, Grasset, 1986, s 49 Amerika, Ayrnt Yay Aydnlanma dneminden bahseden
Barthes yle yazmt "O donemde, ya-zar-aydn kimlerle mcadele etmesi gerektiini bilmekteydi
unku dmanlarn bir btnlk iinde grebilmekteydi" (Bkz , Al Akay, Tekil Dnce, Afa, 1991) 3
Baudrillard (a.g e)
Postmodern Grnt
Mevcut olmayann temsiliyeti ancak var olabilir Gerek fV rinin temsilcisi olabilir, ama hi
olmayann, var jibi durann yoktur. Mevcut olmayann temsiliyeti olamayacagibi, modeli de artk
yoktur. Simlakrn ne ncesi (modo) ne sonras (post) vardr. Ancak modelin modeli olabilir. Eer bir
nce ve sonra varsa, sonras deil (kopya gibi) ama ncesi vardr. "Kapitalist dnemdeki retimin seri
halinde retimi model ve kopyann nsellii zerine kurulmutur. Son yeni gelimelerde ise simlasyonlarla retim yaplr: Gerein temsiliyeti yerini simlas-yonlarn ynetim kodlarna
brakmtr."4
Aslnda modellere bal olmamak, modellerden kopmak, modelin doasnn deimesi ilemidir.
Kopyadan modele mesafe fazla deildir. Orijinal kendi kendisini taklit eder; Duc-hamp'n y readymade'leri Pisuar ele alndnda, veya ie taycsna bakldnda, bunun gerek mi sahte mi, yoksa
gerek sahte mi ve sahte gerek mi olduu aniden sylenemez olur. "Duchamp modelinin doasn
deitirmitir ve ciu simlakr mertebesine eritirmitir".5 Neticede, modelin iine bir konfz-yon sokan
simlakrn bozucu bir gc vardr."Bu ekilde modelin modeli haline gelir".6 Bu demektir ki, modelin
nne gemitir, evvelindedir, var olan modelden sonra gelip onu taklit etmek yerine modelden nce
gelir. Kkene dein olan model, bu ekilde, bozulmu olur. nk simlakr kopyann kopyas
deildir". Kopya ile simlakr arasndaki doa fark udur. Kopya benzetme zerine kurulu bir
imajdr".7 Bu nedenle "kopyalarn benzerliinin tredii aynnn modeli, kopyalara lkim olan modele

gre simlakr tanmlayamayz (...). Simlakr deerinden dm bir kopya deildir, hem orijinali ve
kopyay, hem
4 Postmodernism, ICA Documents, Edited by Lisa Appignanesi, freeAssociation Books/London, 1989
Bu kitapta krator ve sanat eletirmen Mchael Nevv-mann'n makalesi "Revising Modemizm,
Representing Postmodernzm". New-mann, Deleuze'n Baudrillard'dan da iieri giderek simlakrn
basdondrculu-ne hibir modelin kar kamayacan alntlar. (Bkz. "Plato and the simulac-rum"
October, No:27, VVinter, 1983.
5 Mathieu Kessler, "Le simulacre au jeu de Paume" in Esprit, ubat1992, s.39.
6 M. Kessier, a.g.e., s.42.
7 Gilles Deleuze, "Platon et le simulacre" in Logique du sens, MinutYay 1969 s.297.
I
I
I
I
Postmodern Grnt: Simlakr
, jj ve hem de yeniden retimi yadsyan pozitif bir gc
irinde tar."
Modelin kalmamas demek (mademki, simlakr modeli de dsvor) bir eyin modelin yerini alm
olmasn gerektirebilir, i (iaret) bir eyin yerini aldnda var olmayan, mevcut olma-nesnenin yerinde
mevcut etmek, demektir. Derrida "diffe-ance" kavramn aklarken im denilenin "varolan yokluu
(na-mevcudiyeti) srasnda temsil eden" olarak sunar. (Seance du 27 Janvier 1968). Eer elimizde bir
ey yoksa geriye dnp o eyin yerine var olan ama o eyin yokluunda var olabilen bir im vardr. m
ve ey arasndaki iliki, yleyse, mevcut olma ve mevcut olmama ilikisidir. Televizyon diliyle
konuursak banttan, naklen olmayan bir im sz konusudur. yleyse, im ikincil ve geicidir. Orijinal bir
mevcudiyete gre kaybolan orijinalliin yerini alan im o eyin yerini almtr.8 Derrida'nn9 (a) harfi
ile yazlan "differance" kavramn artk im ile anlamak da zorlar, nk im mevcut olmayann
temsilinde mevcut olabilir, bu mevcudiyetin bak asnda kurallar. Halbuki naklen olmayan bir ey
sz konusu olduunda, artk mevcudiyetten bahsetmek imkanszlar, imin yerini imaj alr. Ancak
imajdan bahsettiimizde de hemen Saussure'e dnmek zorunda kalp, imin imleyen ve imlenenlerine
bakacaz; nk imin imleyen ve imlenen diye iki yz var: mleyen kavramdr, ideal anlamdr ve imleyen Saussure'n adna "maddi, fiziki imaj" dedii eydir. Yani, dilde sadece farkllamalar ve
farkllklar vardr.
Her kavramn (imleyenin) farklar oyunu tarafndan baka kavramlara gndermede bulunma hakk
vardr. yleyse, her
moH v SZ konusu olan' anlalaca gibi, modelliini terk eden bir model-im'in mod l yenn
almasdr- Simlakr modele deil, ama bir model-im'e (olmayan de old ~mdel" yerin' alana)
gndermede bulunabilir. Pico yer'in bir mein-kadar "^ T*3' 'nSan moc'e'' ne kadar da az tanrsa, yani
ona olan mesafesi ne mis i^ rsa kadar onun kendisini deil, ama onun simgesini (imini) tan-| oiur.
(Michael Jackson rnei, Bkz. "Yeni Kltr tek Tip mi Olacak?" in ^^ K, 1992, no:3,s.41.
Bfm^ti DerVda' la differance in Marges de la philosophie. Minuit Yay., 1972. t' konu'
da 27
Ocak 1968'de Societe franaise de la philosophie'de yap_3Z_
Postmodern Grnt
kavram yeni kavramsallatrma akl, imkan tanr. Bu dil sistemi, bir dilde, daima farkllamalar
zerine kurulmutur.
Simlakr ise imler, modeller, imleyen ve imlenen zerine kurulmamtr, nk simlakr modeli bozan,
modeli yok etmeye varan, doasn deitiren olarak modele bal deildir. Simlakr zaten mevcut
olmayan bir grntdr, o cisimsizdir. Sim-lakrn sahte anlamnn dnda grnt anlam model
zerine kurulmaz. Simlakr Derrida'nn adna differance dedii kavram gibidir: Hem mesafe-mekn
hem de zamanlama, uygun zamana brakma. Bu hareketin artk kk, kayna yoktur.* Buradan
temsiliyet sorununa geebiliriz (Baudrillard temsiliyetin karsna simlakr koymutu). Mevcut
olmayan, "naklen" mevcut olmayann temsil ettii eydir. Yani, Saussure'e gre olan imleyen ve
imlenenin temsili bir dilbilimi sitemine aittir. Tpk imin nesnenin temsili olmas gibi. Halbuki simlakr
sistemi "temsiliyetin kategorilerinden ok farkl gibi durmaktadr:10 "Simlakr ayrlma ve
merkezsizleme sistemidir".11 Simlakrn tek birlii, tm serilerin kesimesi hepsini iine alan bir
kaostur. Serilerden hibiri dieri zerinde bir ayrcala sahip deildir; hibir modelle zdelemez.u
Kopyalar modelin taklidi ve benzeridir,13 ama simlakrn modeli yoktur. Serilerden herbiri farkllktan
olumutur ve farklarn farkll sayesinde dier serilerle iletiim halindedir; nk "model fark iinde
parampara olur".14 Bu tanmlama Baudrillard'n hiperreellerinden ok farkl gibi gzkmemektedir.
Simlakr "ebedi dnn merkezini kaybetmi merkezleriyle geip giderek sadece kendi kendinde

iler.15 Btn bu yazdklarmn tesinde Onay Szer'in syledikle* Kendine yaplan bir eletiri srasnda Derrida, gramatiinin Heideggerci metafizik zerine
modellendiini syleyenlere yle cevap veriyor: "Nasl yap bozulan zerine model alnabilir" (model
artk imkanszlamtr) Bkz. Derrida, Positions, MinuitYay. 1972, s.70.
10 Gilles Deleuze, Difference et Repetition P.u.f., 1968, s.355.
11 Deleuze, a.g.e., s.356.
12 Derrida'nn differance kavram da zde olmayan fark zerine kurulu olan ayn kavramdr. Deleuze
iin bkz., a.g.e., s.356.
13 Bkz., Platon'un Trke'ye evrilen kitab "Timaios", M.E.B., 1989, s.29.
14 Deleuze, a.g.e., s. 168.
15 Deleuze, a.g.e., s. 168.
Postmodern Grnt: Simlakr
riyle (model sorunu hari)16 bir eliki olduunu sanmyorum.17 Zannediyorum ikimiz de tzn
hkimiyetine kar bir mcadele veriyoruz. Onay Szer benim, simlakrda aradm k noktasn
"rnek" kavramnda aryor ve hem "tz hem de postmoder-nin simlasyon modelleriyle" mcadele
vermenin zorunlu olduunu vurguluyor. Burada postmodern ad verilenin ieriine ne ekilde
baktmzn nemi var sanyorum; nk bilindii gibi bir postmodern deil, birok postmodern var.
Hepsinde de belirsizlik ilkesi (Kuantum fiziinin belirsizlii) hkim gibi duruyor. Simlakr zerine
onca sayfa yazm olan Klossovvski simlakrda zihinsel bir fantazma grmekteydi. Bu zihinsel
fantazma yeni bir dnyaya alan kapdaki ana temay zorlamaktadr. Bu ana tema ise "kiisel kimlii
kaybetmeyi garantilemek, beni bozmaktr, zmektir".18 Klossovvski'nin kahramanlarnn (roman
kiilerinin) deliliin snrndaki "yolculuktan tayp getirdikleri muhteem zaferdir". Klossovvski Tanr
zerine kurulu olan kimlii zp, bozuyor: "Benim kimliim daima bizim dmzda bir eylerin
kimliine gndermede bulunmaktadr; halbuki, Tanr ve bizim kimliimiz tamamen bir ba ise eer,
bizim kimliimiz gramatikal bir akadan" baka bir ey deildir.19 Modernliin kimlii balayc,
kimlii salamlatrc gcnn karsnda simlakr bizi "kimliksizleme srecine sokabilecek" yeni bir
gc gsterir gibi duruyor. Bana bu kavram yeniden dnme olana verdii iin Onay Szer'e
teekkr ederim.
Varlk, Ocak 1993, s. 1024
Yeni teknolojinin simlasyon makinelerinin bir modele gre kurulduu dnlse bile baz kimyasal
deneylerin simiasyonu daha sentetize olmam (var olmayan) bilekeleri de test edebiliyor. Bkz., JeanLouis VVeissberg. Simu-ler-interagir-s'hybrider = le sujet rentre sur scene, in Modernes et apres, Autrement, 1985, s. 139.
17 Onay Szer "Felsefenin ABC'si (Simavi Yaynlar, 1992) kitabnda benzer bir ey sylyor:
"nsann yeteneklerinden biri de belli bir modelden yola karak o modele hangi ynden benzerlik
tayaca bilinmeyen dzenler gelitirebilmesidir. Model ya da rnek bir anlamda "kod"dur, ama
deiebilen bir kod..." (s.III) Bu, bir bakma, benzemezlik zerine kurulu simlakrdr, diyebiliriz.
18 Gifles Deleuze, Logique du sens, Minuit, s.329.
19 G. Deleuze, a.g.e., s.342.
39
Postmodern Grnt
SMLAKR'DAN XENOPAT!K MGEYE: ORLAN'IN SURATI
Orlan ile 1997 ylnda yaplan stanbul Bienali projesinde sunduu video almas zerine yaptmz
konumaya baktmzda ve Orlan'n video kasetini izlediimizde, bana ilgin gelen noktalardan birisi,
Orlan'm sanat bir direnme biimi olarak almas. Bu bana, hemen Gilles Deleuze'n yaratclk zerine
dnd ile ayn anlama gelen bir sanat biimini dndryor. Sanat direnerek yaratr. Topluma,
inanlarna, konumlarna, basklarna, sanatn kendi i problemlerinin dayatmalarna direnendir sanat.
O bakmdan, Orlan'n "sanat direnmeye aittir" "normlarn dndadr" "sanat risk almak zorundadr"
nermelerini ciddiye almak gerekir diye dnyorum.
Bu direnme nasl gerekleebilir? Gsteri dnyasnn, parann ve kapitalist sistemin normlar ile
yaratclk ve zgrlk nasl uyum iinde kalabilir? Sisteme direnme biimi; kendi iinde, btnl,
kimlii ve uyumu salamakla ayn ey midir?
ncelikle, direnme biiminin 1960'larda Uluslararas sitas-yonistler'in yapt gibi, var olan verilerin,
dayatmalarn saptrlmasndan geeceini dnyorum.
Orlan, burada, bir ilk adm atm gibi duruyor.
1- Para ve gzellii ycelten toplumsal ideolojik konumuyla estetik cerrahiyi bir tiyatro sahnesine
dntrerek, gerek bir operasyonu sahteletiriyor. Sahtelik effekti ile simlakr kavramn iin iine
sokuyor. Ve simlakr'dan toplumsal bir proje sunuyor. Simlakr Platon'un Sofist kitabnda sofistlere
atfettii, beenilmeyen bir kavram. Model ve kopyalara verdii nemle hem sanat hem de siyaset iin
bugn hl iinden kamadmz Platon'cu sorunlarla uramaktayz. O bakmdan Nietzsc-he'nin ve

yakn zamanda da Deleuze'n perspektifi olan "Pla-tonculuu ters yz etmek"nin "Orlan'n toplumsal
projesi iinde olduunu zannediyorum.
AOL
Postmodern Grnt: Simlakr
si yani
ya grnt ben
nin a,k ve 1936'da U ve
^rb kendi kendimi andaki bir i
kendi Ben
belirtiyor
anadaki
ise Lacan'n
, " kPyasl m9e benzeriii veT ^ t ^^ 2erne ku" "lkel narsisizm teorisj- ^Bu Lacan'n
**** ^ Ym' kmlk 2 ^ T ^ V6rlen bl>ey- Dl"
br
nm9esinin
y
9
n ne kadar yan.lsat.c. olduuLa anT . Lacan ,,n /
S6Vmektedir' ^ kendisi
/nsan c/nse///g/ bir sahteliktir, imPostmodern Grnt
gedir, simlakrdr "Libidinal gd hayalgcnn ilevi zerinedir" (Seminaire /, s. 141 ve Seminaire
III, s. 107-108).
Ayn ekilde psyc/?ose'larda ikiz hep ktl yapandr. (Ben deil o (imge) yapt) aynadaki, teki
olarak sular ileyendir.
Orlan bu sreci bize gsteriyor ve Freud'un ilkel narsisizmini tersyz ediyor. Totaliter imgeyi
"paralanm imgeye" doru tayor. Bir eit evrimi tersyz ediyor. Nekahat devresine ekiyor ve
zaten Lacan iin ben hep znenin yarsdr. zne sen ve dier benlikten olumaktadr.
Orlan organsz surat olarak ele ald retken olmayan kaygan mekanna sanat tarihinin prtkl mekan
elerini yerletiriyor. Bu ekilde de retkenletiriyor (Bir eit kan ve ten birlemesinden Arlequin'in
mantosunu oluturuyor. Patchvvork meydana getiriyor).
Orlan Yahudi-Hristiyan zihniyetine kar Yunan medeniyetini ne karrken ise kendisine kutsal azize
Orlan olmaktan kararak aknl bir ikinlik'e eviriyor.
Neticede szkonusu olan bir mnacaat. Yaratlann organsz beden olduunu dnerek kendisine
yapay kimliklerle yeni suretler (simlakr) veriyor. Bunu da "verilene kar mcadele" diye adlandryor.
Ben Vautier'ye gndermede bulunuyor: "sanat pis bir i birinin sunu yapmas lazmd" diyerek sanat
kutsallndan karyor yani, ben kendini kendi bedeninin yabancsnda arayacak bir xenopathie
eylemini gerekletiriyor, yani; yabanc bir bedene duyulan ilgi ortaya kyor. Bu da, zaten Or-lan'm
imgesinin Simlakr'dan birxenopathie yapyor.
Tensel sanatn (L'Art Charnel) bu xenopathie zerine kurulu olduunu zannediyorum. Ac duyma ve
arnma zerine kurulu olan BodyArt'a karn, Orlan Tensel Sanat kavramyla, teknolojik aralarla,
xenopatik otoportresini sunuyor. Ama bu otoport-re bitmi bir tablo olmaktan ok, ameliyat srecinin
sergilenmesi anlamna geliyor. "Modifie olmu Ready made" organsz sanat bir opera (eser) ve bir
oparation (cerrahi mdahale) in-tervention olarak (ikisi ayn kkenden gelmekte) acya kar mnacaat
(Pour en finir avec le jugement de Dieu (Artaud)) i-levselletiriyor.

Postmodern Grnt: Simlakr


Ali Akay Orlan, iinizi tensel sanat diye adlandryorsunuz ve bunu Body Art'a kar kullanyorsunuz.
Bize bu tensel sanatn ne olduu hakknda bilgi verir misiniz?
Orlan imi Body Art'a tamamen kart olarak ele almyorum. Kendimi, daha ok, Body-Art#dan
ayryorum. u anda yaptm Body-Art'a nazaran byk farkllklar tayor. Bu daha ok fiziki ve
psiik snrlara ve acya kar yaplm birey nk zaten gnmzde muhteem olan# bu aclar
dindirecek sakinletiricilerin olmas. Eski dnemlerde insanlar ok ac ekiyorlard. Ve, bir di arsn
gidermek iin asprin bile yoktu. Ac ekmekten kurtulmaya alyorum. Gnmzde ar kesiciler,
anesteziler acy rahatlkla dindirebiliyorlar. Bunlar, mesela, se-zeryanda kullanlabiliyor. ok ar
hastaysak ve lmek zerey-sek bir takm ac dindirici ilalar kullanabiliyoruz. Benim almamda
bedensel acy ve acyla arnmay ortaya koymak ok sama bir ey. O bakmdan da Body-Art

sanatlardan kendimi baya uzakta hissediyorum. Ben, daha ok, acnn tecrbesi zerine
alyorum.
Body Art'a kar deilim ama benim yolum baka.
A.A. Siz almanz Body Art' amak zere mi kullanyorsunuz?
O. inde bulunduumuz toplumda benim yaptm Body-Art'n mantki bir ka gibi alglanabilir.
nk Body-Art'da beden rengin mekanyd, rengin tpyd, sa-do-mazo-skato eylemlerle toplumsal
basky amann yeriydi. Onlar, bu ekilde, cinsel serbestlemeyi gerekletirmeye almlard.
Zannediyorum, imdi, benim gibi alan pekok sanat Body-Art'tan baka yerlere doru yneldiler
ve, yeni teknolojileri kullanyorlar bedeni ve insan varlnn anlamn sorguluyorlar. Bunlar daha ok
genetik maniplasyonlar zerine, biyolojinin ilerlemesi, yeni bulunan ilalar, hava kirlenmesi, ADS ve
hastalklar zerine savayorlar. Bu, Body-Art'a gre bambaka bir alma. Benimki de ok farkl tabii.
O yzden benim almam Body-Art'a indirgemek yanl olacak.
A.A. Dier yandan dine kar tutumunuz olduka eletirel.
A2L
Postmodern Grnt
Sizi, yapm olduunuz bir videoda elinizde halarla gryor^ Bu ne anlama geliyor?
O. Grdnz imgelerde bir beyaz bir siyah ha var. Bu ayn anda maniple ettiim iyi ve kt
kavramlar. Ben, hi din eitimi grmedim. Onun iin kendime bir bakaldr deil bu Btn almam
Barok sanattan geliyor. Barok sanatn yaptj gibi, iyi ve kty ayn anda gstermek bana nemli gibi
grnyor. Grdnz videoda iki tane ha vard. Daha sonrakilerde bunlar oald, zannediyorumki
bu halar daha nceki almalarn ardnda kalan eyler. Evet, Ben 20 yl boyunca dini konografya ve
Barok zerine altm. Bunlar da kendi sevdiim bedenim ve kimliimle gerekletirdim. u anda
yaptm ise imgemi sorgulamak, imdi bunun dine gre bir kuyruklu yldz olduunu syliyebilirim,
yle ki u anda Michel Serres' (Misel Ser)in yazm olduu bir metinden yola karak sandukalar, ayn
zamanda kanm, tenimi ve yam sergiliyorum ve satyorum. Bu da dinle alakal bir ey ama tabi ok
ironik bir yaklam. Komik nk sandukalar dinle alakal bir ey. Ama tabii dine gre estetik olarak
ok mesafeli. Bu daha ok aziz Or-lan'n vcudunu dinden uzaklatrmak demek. nk 20 yl
boyunca bu sorun zerine almtm. Bu bir fetiletirmekten ok bir mesafe koyma eylemini ortaya
karyor.
A.A. Sizi ve panelde videonuzu dinlediimde sandukalardan bahsettiniz. Bunlarn zerindeki metni ve
iindekileri "yokolma-ya kadar oaltacanz" sylediniz. Bu yokolma noktas nedir?
O. Bu nokta sandukalara koyacak et kalmayncaya kadar srecek. inde yaadmz dnemde
kaybolmakta olan birok dilin durumu bana temel bir mesele olarak grnyor. Mesela, Montreal'den
geliyorum. Orada birok kzlderili dili var ve kaybolmakta. 2 bin yerli orada bir dili konuuyor, 3 bin
yerli burada baka bir dili konuuyor. Bunlarn hepsi kaybolmak zere-Sz konusu olan ey dilleri ve
bedenleri de korumak. Bu tenler sandukalarn iinde bir yerden bir yere tanmak fikriyle orant
olarak ele alnyor.
A.A. Yaptnz eser ayn zamanda politik bir ey deil mPostmodern Grnt: Simlakr
Zamanmz olsayd size burada ok ksa biimde sanat rihini anlatrdm. Binlerce yi nce; sanat sosyal
kesimenin lanyd. Dinle, kutsalla vs. ilgili, ok hzl gidersek; daha sonra, 3 nat gerein temsiliyeti
haline geldi. Yeni teknolojilerde hl buradayz. Bunlar beni ok ilgilendirmiyor. Daha sonra, sanat
kendinden bahsetmeye balad. "Sanat iin sanat" oldu. Bu da, enteresan bir eydi. Ardndan kavramsal
sanat ann yaadk. Sonra, birdenbire pazarn byk patlamasn grdk. O anda, btn fiyatlar
ykseldi.
A.A. Bu 80'li yllar deil mi?
O. Evet 80'li yllar. Ben 80#li yllardan nefret ediyorum. Btn sanatlar byle deildi ama birou
piyasaya uydu. Ondan sonra da, byk bir k ortaya kt ki, bu sadece finans problemi deildi. Ve;
sanat emin olunmayan bir olgu haline girdi.
A.A. Bu da 87'de.
O. Evet byle, Entelektel olarak da kredisini yitirdi. Biz de, imdi sanata yeniden bir ilev vermek
zorundayz. Ben bunu yapmaya alyorum. Toplumumuz kendi dna kmaya balarken sanatn
topluma bireyler vereceini dnyorum. Yani, sadece sanat evresini ilgilendiren sorunlarla
kalmayp, toplumsal olarak bilime ve reklamlara soru sormak gerekir. Birok sanat kaynaklarn bu
alanlardan elde ediyor. Ben de cerrahi alann kolladm. Sanat kendi dndaki alanlar kazmaya baladnda bu sefer ok daha geni bir kesime seslenebilir. Bu amzn sorunlarn ortaya koyup,
zihinlerin gelimesini salya-lllr- Mesala, ben ok sergi ayorum. Ama her seferinde programlanm
bir konferans da vermeyi nemsiyorum. nk sanat olarak eserden ayr izleyici ile birlemek, bir
fikir tartma-*' ortam amak nemli. Bu anlamda yaptmn politik olduu
bulu ndb'Ir" nk sanatln dlmda birk baka olan' jinde Berui Umuz konunn ileriye doru

gitmesini salayabilir. da L 'n'ern daha ileriye gitmesi iin alyorum ve sonun-soru I ne a^'ak' ne de
psikolojik cevabn veremiyeceimiz r*aya doymaya alyorum. inde bulunduumuz a, btn
bunlarla kar karya kalmaya hazr deiliz.
Postmodern Grnt
A.A. Sizin yznz tm sanatsal politik, sosyal, estetik sorunlarn kamu nnde tartld bir sosyal
alan olarak grmemiz mmkn m sizce?
O. Evet, evet bu mmkn.
A.A. ok teekkr ederiz.
Postmodern Grnt: Simlakr
POSTMODERN KONUMDAK FLOZOFLAR
Burada postmodern dncenin ortaya k srecinden bahsetmek istiyorum. Postmodernizmle birlikte
olduka karanlk bir ada yaand sylenebilir. Yani aydnlk dncenin iflas ettii yerde bir kar
devrim dnemi olarak postmo-dernizm szkonusu. Ve zellikle bazlar iin Ortaa ile byk
benzeme tayan, fakat Ortaa'dan, ayr belki de Barok dnemle benzerlikler tayan bir dnemdir
postmodern dnem. zellikle bilim ad altnda, bilimsellik ad altnda ileri srlen, 19. yy.'in ortaya
kartt birtakm dnce sistemleri -ki bunlar sonuta sosyal bilimler dahil olmak zere bir
bilimsellik havas iine girmiti ve her trl sosyal bilimden bir sosyallik oluturma kaygs ortaya
kmt- meruluklarn yitirmeye baladlar. Bu, bilimselliin de ayn zamanda "iflas" demesek bile,
bir bakma sorgulanmas bu postmodern dnem. Bilimsellik asndan da bir kar devrim, yani bilimin
bilimsellik ad altnda yaplamad bir dnem. Bu bakmdan bir rnek vermek istiyorum; birka sene
evvel, 1988'de Benveniste adl bir fiziki suyun bellei olduunu syledi. Suyun bellei kuram btn
bilimselliin sorgulanmas ve bu yeni ortaya atlan laboratuvar deneyimli dncenin bilimsellii
bastrmasyla sonuland. Benveniste'nin ortaya att ey, ksaca, saf suyun bir bellei olduu fikriydi.
Yaplan aratrma Fransa'da, Amerika'da ve srail'de ayr laboratuvarda bir deneme sreci geirdi ve
ayn sonular verdii yazld: Saf suyun iine herhangi bir madde atldnda veya dtnde X
zaman sonra moleklleri zlmeye balyor ve zlen molekller de yine X zaman sonra -artk o
zaman ne kadar ise- tekrar birleip, ayn maddeyi yeniden ortaya kartyor. Verilen rnekte, bir madde
olarak diyelim Renault marka bir araba dyor saf suyun iine ve X zaman sonra ayn molekllerin
birletii Renault marka araba yeniden canlanyor, gncelleiyor.
Postmodern Grnt
Bu karanlk dnemden bahsederken Barok adn kullandm. Barok dnemin en nemli filozoflarndan
biri de Leibniz'di. Yukarda verdiim rnekte bahsettiim molekllerin paralanp yeniden ayn
molekllerin olutuu cisim, madde Leibniz'in monadlarna ok benziyor. Monadlar cam, kaps
olmayan karanlk manastrlarda yaayan bireyler, papazlar. Kendi n kendi iinden alan, dardan
k almayan ve o kapal meknda kendi almalarn, okumasn yapan birey diyelim monad iin.
Barok mimaride iki kat var; birinci katta bo bir oda, ierisi karanlk, ikinci katta yine ayn ekilde daha
karanlk bir mekn ve bu iki mekn arasnda kk delikler halinde geiler var. Monadlar, Descartes'n
znelerinin tersine ruh ve bedeni tamamen birlikte tayorlar. Descartes'da znenin ruhu bedenden
ayrdr. Leibniz'de ise bunlar birlikteler. Her monad bedenini ve ruhunu birlikte tayor ve her monadn
bir bedeni ve ruhu var. Monadlar, Tanr'nn huzurunda yayorlar ve bunlarn bir ksm Tanr'dan nefret
ediyor. Tanr'ya kar lanet okuyorlar. Leibniz'e gre bu lanetli insanlarn, lanetli monadlarn,
alglamalarnda eksiklikler var. Her monadn kk alglamalar var. Kendine gre alglyor eyleri ve
btn dnyay ancak o kk alglama asndan alglayabiliyor. Bu alglama as bazen geniliyor bazen de daralyor. Tanr tarafndan cezalandrlan lanetlilerin, bu kk alglamalar genilemiyor; Tanr
onlarda daraltt hacimden dier tarafa alan alglar aktaryor. Tanr'ya boyun eip Tanr'yla iyi
geinen dier monadlar o byyen alglamalarndan tm dnyay alglyorlar. Tanr monadn hayatnn
bittiini sylediinde, ruhu ve bedeni ayn anda o birinci kattaki yerden yukar doru szlerek ikinci
kata kyor ve orada vampir filmlerindeki gibi kllemi bir ekilde ruh ve beden moleklleri
paralanyor. Ve orada beklemeye balyor ki, Tanr yeniden emretsin ve yeniden domak mmkn
olsun diye. Tpk Benve-niste'nn ortaya att molekllerin paralanp tekrar birlemesi kuram gibi.
Bu monadlar ayn zamanda kendi ilerine kapank olarak yayorlar. Yani tpk gnmzn o tek bana
yaayan, volkmeni kulanda yryen insanlar gibi btn dncelerini, varlklarn kendi karanlk
ilerinde tayorlar. Btn bunlar
_4a_
Postmodern Grnt: Simlakr
postmodernizm dediimiz bu dnemin aydnlk/karanlk ilikisini oluturuyor. Zaten eer son 15-20 yl
iinde hepimizin izledii olaylara bakarsak kar devrimci eylemin -ki bu biraz da 80 sonras neoliberalizmle ortaya kan bir durum- ne ekilde toplumsal dnceye hakim olduunu izlemek mmkn
olacaktr. Ancak bu arada kendimize "bu karanlk dnya iinde ne yapabiliriz?" sorusunu
sorduumuzda, bu durumun bizi, ferahlk veren yerlere gtrecek kimi imkanlar olduunu grmek

mmkn. Bizi bu baka yerlere gtrebilecek ey ne olabilir diye sorduumuzda ise postmodernizmi
yakndan ilgilendiren si-mlasyon ya da grnt veya simlakr diyebileceimiz, Pla-ton'dan beri
varolan bir dnceyle karlayoruz. Platon'un model ve kopya zerine kurulu olan dncesi
Sofistlerin eletirisinde simlakr'dan geiyordu ve bu grnt temas Pla-ton'da bir negatif veri olarak
sz konusuydu. Modelin kopyas dediimiz ey de, o var olan modelin, ilk kurucusunun, atann tzsel
benzerliine uygun bir ekilde ortaya kyor. Yani; d grnt benzerlii deil, tzsel benzerlik
zerine kurulu bir model ve kopyas fikri; ayn zamanda daha sonra Hristiyanlk tarafndan ele alnd
ekliyle insan kavramnn bunun zerine kurulmas fikrini, yani adil bir Tanr'nn imgesine gre insann
biimlendirilmesi fikrini getiriyor. Baka trl sylersek, adillik zerine bir model varsa sadece adalet
adil olabiliyor. Adaletle adil arasnda model ve kopya ilikisinin tzsel benzerlii sz konusu. Halbuki
ikinci eyi oluturan s/m/a/cr'lar, yani Platon'un grntler ve fantazmalar ad altnda Sofistlere
atfettii dnce, var olan modelden baka bir yere doru, bir benzemezlik ilkesine doru gidiyor;
yahut d benzerlik, grnt benzerlii ilkesi zerine kurulu. Dolaysyla modelin ayns olma fikri
burada yok. Sadece bir d grnt benzerlii var. Bu grnt benzerlii ayn zamanda grntnn
modelden kopmasn ieriyor. Ve artk bir model zerine kurulu bir grnt mmkn olmuyor.
Modelden bamsz bir grnt sz konusu. Grnt tpk dildeki metaforlarn, Bat metafizii iinde
deiik dnemlerde deiik anlamlar tamas gibi. Yani sim-lakr'\ar da bir grntnn grnts
haline getiinde, birbiriASL
Postmodern Grnt
nin ardna dizilen grntlerin anlamlarnn deitii durumda artk modelin ilk halinin grnts bile
ortadan kaybolduunda model zerine kurulu olan dnceden km oluyoruz. Bu bir bakma -ki
Nietzsche#den beri ortaya atlan bir ey- Pla-ton'un tersyz edilmesi fikridir; yani grntlerin n plana
kartlp model zerine kurulu kopyalarn ikinci plana itilmesi. Bu da btn Bat dnce tarihinin
bugne kadar gerekle grnt arasndaki ilikide kurduu srekliliin bir sonu olmu oluyor.
Grntnn n plana kmas, gerein grntde aranmas dediimiz eyi beraberinde getiriyor.
imdi bu dnceyi yle bir soruna uygularsak; Tanzimat'tan beri batllama dediimiz ey hep
dsal bir benzerlikti. Kafalarda, zihniyetlerde bir deimezliin, eski geleneksel yaplarn tand
eklinde eletiriliyordu batllama. Batllama iin Bat'nn taklidi, Bat'ya yknme deniyordu.
Bugn slamc denilen ve trban giyen kadnlarn yaam biimlerini, zihinlerinin syleme dkld
an dndmzde ortaya kan ey grnt farkll, fakat zihinsel benzerliin olmas, tzsel
benzerliin olmas. Sonuta tm batllama eletirisi diyebileceimiz o neredeyse yz yllk
gelenein baka trl okunmas bugn belki mmkn, Osmanl ve Trk tarihi iinde. Tekrar
Leibniz'in monadlarna dnersek, monadlar yeniden ortaya ktklarnda, tekrar o karanlk odalarna
girdiklerinde, Leibniz onlara bu karanlk iindeki kar devrimci dnemde bir zgrlk ans tanyordu.
Tanr'nn dnyalarn en mkemmelini yaratm olduunu ve iinde yaanan dnyann da bu dnyalar
arasnda en mkemmeli olduunu sylyordu. Aydnlk dncenin ortaya kmasyla, Voltaire'in
Candid'de alay ettii tam da Leibniz'in bu fikridir. Candid'de biliyorsunuz; kahramann bana bir sr
felaket geliyor, birileri vuruluyor, gemileri batyor vb. ve Candi-de'in yanndaki Pangloss yle diyor:
"Dnyalarn en mkemmelinde yayoruz." Burada aslnda Voltaire'in Leibniz'in lafyla alay edii var.
Ancak bu arada Leibniz'in ortaya att bir ey daha var; o da Tanr'nn sadece bu dnyay yaratm
olduu.
3CL
Postmodern Grnt: Simlakr
Yan br dnyaar bu Tanr'nn yaratmam olduu. Ortak bir ekilde yaayan cnyalarn varolmasnn
mmkn olduu. te Hristiyanlkta mTdeki Adem ve Havva temas, Tanr'nn Adem'i yaratm )
lmas/ Havva'nn Adem'in kaburgasndan ortaya kmas ve Ik gnah benzeri eyler ancak bu dnyada
mmkndr diye Leibniz. Baka bir dnyada baka trl olacakt ve bu dny, mmkn bir dnyadr
diyor. Yani Leibniz'in ortaya koyduu ey, iinde bulunduumuz durumun bir senidinde varoldu fakat
baka serilerin de mmkn olduu fikridir. Bir baka crnek vermek istersek; zellikle resimde Barok'un getirdii br yenilii, Barok'un ortaya att karanlktan gelen k rejiminidnebiliriz. Daha
nce, Rnesans'ta rnein, resim beyaz :emin zerine, yani hi boyanmam zemin zerine boya
srerek yaplyordu. lk olarak Barok dnemde nce varolan zemn zerine tamamen boya atlp o
boyal zemin zerine renkle vurulmaya balanyor. Bylece artk k re-Jim, aktan, aydrlktan
karanla doru deil, karanlktan aydnla doru gelneye balyor. Karanlk dnem olarak ortaya
kan postmoderni:mdeki "pozitif elerden bir tanesi de bu.
Buraya nasl geindi diye sorarsak, 19. yy/n sonundan 20. yy'n sonuna do-u gelirken bir dnce
emas kartmak mmkn. Postmod?mizme nasl gelindi? Yani gerein, adaletin, ilerlemenin,
devrimin, aydnln olmad, bunlarn meruluklarn kaybettii bir dneme geli ne ekilde
gerekleti? Hemencecik postmod=?rn dneme girmedik kukusuz. Birtakm Kaotk, birbirinde zt

olarak gelien dnce sistemleri, sonun-<ja bu postmodern <onuma getirdi bizi. Sanyorum ki en azndan dnce dzeynde nemli bir ekilde yer eden ve episte-m'K bir farkllk oluturan bir dnem
postmodernizm. Kolay ko- iinden kamayacamz bir dnem. nk her alanda, d-nce alannda,
toplumsal alanda, sanat alannda, btn bu alanlarda yaplabileceklerin yaplm olduunu ve imdi
artk e yaplacann belli olmadn dnen bir dnem postmo-nrn> Bir olay' bir vak'a bekleniyor.
Ve o vak'a da kendi kendi-e 9elmeyecek tabii. Dolaysyla tm modernizmin ierdii bir
Postmodern Grnt
takm dnceleri, deneyleri, "eski"yi yadsmayla ilgili olan yeni yaratmlar, yaratclklar tamayan
bir dnem bu.
Modern dnem zellikle varolan yok edip yenisini yapmak zerine oturmutur. Avangardlar zerine
kurulmutur. Yaplmayan yapmaktr szkonusu olan. Halbuki bugn beklenilen vak'ada btn
yaplanlar hep birlikte varlar. Varolan yaplmlar zerine bir eyler yaplmaya allyor. Ya da
filozoflar yeni bir ey ararlarken tm Bat'nn dncesini gnmze tayorlar -ki Batrdan
bahsediyorum u anda- metafiziini yarp o metafiziin iindeki anlamlarn dekonstrksiyonunu
yapyorlar. Derri-da'nn yapt bu. Szle yaz arasndaki yaznn, szn eki olmasn aratryor ve bu
yaz ve sz arasndaki ilikide btn dnemlerde ortaya km anlamlarn bir bakma -Foucault'nun terimini kullanrsak- arkeolojisini kartyor.
Bu durumda yeni olarak ortaya atlan bir ey olmad gibi varolan eylerin yeniden gncellemesi de
szkonusu. Herey, ne gemite ne gelecekte, ama imdiki zamanda oluuyor. Bu ayn zamanda
Bergson'un, -O, Marksist'lerin, materyalistlerin hi sevmedii Bergson'un- yeniden gncelletii
dneme tekabl ediyor. Yani gemi zamann imdiki zamanyla, gelecek zamann imdiki zamannn
varolunan u andaki durumda i ie yaad bir dnem olduunu getiren bir zaman fikri. Dolaysyla
bu zaman fikri tm modernliin, hatta modernlik ncesinin, hatta tm Bat teolojisinin zerine
oturduu, sfrdan balayp ileriye doru ilerleyen zaman fikrinin de yok edildii bir dnemi temsil
ediyor. Bat teolojisini dnrsek; sa'nn dousuyla balayan (bugnk gibi bir 24 Aralk) ve 1992'ye
doru giden bir zaman sreci ierisinde ilerleyen bir zaman fikrinin -ki bu Aziz Augustinus dneminde
ortaya atlan dini bir dncedir-tm dnyaca sonuta kabul edildiini, tm dnyada hakim olduunu
gryoruz. Evrenselletirilen bir tekillik ortaya km oluyor. Yani Bat'nn kendi tekilliinin
evrenselletirmesi oluyor. Ta ki bu zaman fikri yeniden okunmaya balansn. Bu 1950'lere tekabl eden
bir dnem ve bu dnem yapsal, sosyal antropolojinin ortaya kmas, yabanlara olan ilginin artmas,
_52_
Postmodern Grnt: Simlakr
teki dediimiz dier toplumlara duyulan merak gsteriyor. Bu merak daha nce de vard fakat
misyonerceydi; yabanlara uygarlk gtrme dncesini tayordu. Modernizm iin balangtan sz
edebiliriz; Rnesans, dinde reform ve yeni ktalarn kefi. Yeni ktalarn kefinde biliyorsunuz, Bat
gittii yerlere oralarda daha nce rastlanmam hastalklarla birlikte, rastlanlmam fikirler de tad.
Smrgecilik hareketleri de misyonerlik hareketleriyle benzerlikler tad. Geri kalmlara (byle bir
terim atld ortaya: geri kalm / ilerlemi denildi) uygarlk gtrmek zere, devrim gtrmek zere
igaller balad. Na-polyon'un yapt savalar, Fransz htilali'nin dier Avrupa devletlerine
tanmasndan baka bir ey iermiyordu, tpk Sovyet tanklarnn, Dou Bloku dediimiz lkelere
sosyalizmi tamas gibi.
Modernizmin 20. yy/da bu kadar youn biimde sorgulanmasnn nedenlerinden biri de II. Dnya
Sava olmutur. Nazi dnemi Almanya'sndaki toplama kamplarnda insanlk adna Yahudilerin yok
edilmesi eylemi. Yani tekilerin yokedilmesi. Bunun "insanlk" adna yaplm olmas modernizmin
ana temalarndan biri olan hmanizmin de sorgulanmasn iermitir; nk insanlk adna barbarlk
yapldnda o insanln ne tr bir "insanlk" olduu sorgulanm oluyor. Hmanizmin meruluu yok
olmaya balyor. Ayn Gulag'taki durum gibi ya da Pol Pot rejiminin ortaya kartt soykrm hareketi
gibi... Sonuta ortaya kan bugnk durum aydnlanma zerine kurulu dncenin tarihte yaad
deneylerin kt sonularyla yakndan ilintili.
Postmodernizmin ortaya kn hazrlayan iki akm var. Bunlardan biri epistemoloji akmyd;
dieri ise grngbilim. Bu iki srecin kesitii yerlerde baz filozoflar srama yaptlar tarihte;
Nietzsche'nin, filozofun o an orada olup bunu dn-mesiyle srama yapmas dedii ey. Bu 20. yy.'in
iinde orf ? kabildi. Bu dnce akmlar arasnda hem grngbl hem epistemolojinin postmodern
dncenin ortaya krn, da byk etkileri var. ki trl bir etkileim szkonusu. Go* gbilim temas
-ki bu 1960'lara, hatta 68'lere kadar hakimiye
Postmodern Grnt
tini srdren bir dnce- Hegel'i Husserl'i akla getiriyor y grngbilim zerine kurulu bir dnce
iin ilk balang Ocj ' olarak Hegel'i dnmek mmkn.
Hegel'in teleolojik dncesi, bir balang noktasndan y0 la karak demin bahsettiim trden
dzizgisel bir tarih ier sinde ilerleyen ve dnn tamamlayp ilk balad yere qe len bir Odisse

yolculuu gibi bir ey. Marx'n dncesi de He-gel'le byk paralellikler tayor. Althusser, Marx'n
emek gc kavramn ortaya atmasyla, felsefenin nesnesi olarak sermayeyi almasyla bir srama, bir
deiim, bir mtasyon olutuunu sylyor. Buna karn, sonuta Marx'n yine de 19. yy. episte-mesi
iinde kaldn sylemek bana daha akla yakn geliyor Bu noktada Foucault'nun dnsel dnemlerle
ilgili olarak Kelimeler ve eyler'de ortaya att dnceye bavurabiliriz. Belirli dnemler iinde
belirli sylemsel oluumlar ortaya kyor. Bu sylemsel oluumlar dnemin tm dnce hayatn
belirtiyorlar. Grnenler ve sylenenler dnemin iinde var. Belli bir paradigma iinde, grlenler ve
sylenenler ayn sylem iinde, ayn dil iinde varoluyor ve ancak episteme deitiinde baka bir
paradigmaya geiliyor. Foucault'nun 19. yy. episte-mesi ya da hmanizm olarak adlandrd, insan
a dedii dnemde, ilerleyen tarih anlay iinde insann merkez olduu dnemde insan zerine
dnen Hegel ile Marx arasndaki antropolojik benzerlik, koputan ok daha nemli grnyor. Hegel'in tezindeki saklama ve ama (aufhebung) ad altndaki safhalar gibi, o aan evrelerin olumas gibi,
Marx'ta da retim biimleri emalar var ve bu emalarn belirli bir geliimi szkonu-su. Bu srada
Fransa'da bir Hegel okunuu szkonusu olmaya balyor. Fransa'dan bahsediyorum, nk postmodern
ya da yapsalclk sonras dnce dendiinde akla zellikle Fransz t-lozoflar geliyor. Yani
Amerika'da ortaya kan isimler Fran-sa'daki filozoflarn ortaya att dnceden yola karak poS
modern konumu incelemeye balayan kiiler. Bu dnrle ilklerinden biri olan Daniel Bell bile ayn
konumda. Fransa'da Hegel okunuu yaplyordu demitim. zellikle iki isim var bu da; bunlardan biri
Alexandr Kojeve, dieri ise Jean Hypo"lte
_54_
Postmodern Grnt: Simlakr
- k Hegel rn sz konusu. 196O'l yllardaki Marksist '
lerin devrim zerine yaptklar
stratejiler bu iki okuma ^Un dayanyor. Hegel okuyuu ayn zamanda baka birtakm zer' atc,|an,
sosyologlar hatta psikanalistleri etkiliyor. 6 ^ojeve'in rencileri arasnda, Lacan' ve Bataille' grmek
mkn. Bu yapsalclk sonras diyebileceimiz dncenin Trtaya k ayn zamanda Hegel'den
Nietzsche'ye doru giden bir dncenin oluumu ve Bataille'n burada nemli bir yeri ar Yani bir
dnm zinciri olarak duruyor Bataille. Kojeve'in yorumunda, Hegel kle ve efendi diyalektiinin
analizinde sonuta klenin ancak emek srecinde efendisine bakaldraca ve bu ekilde zgrle
kavuaca ne srlyor. Halbuki Hy-pollite evirisinde bunun tam tersi szkonusu, klenin ancak
bakaldr annda kle olmaktan kmas fikri szkonusu. Yani emek deil, almama sz konusu
oluyor ve ayn zamanda da daha ncesini dnrseniz- bunun bilin dediimiz eyin, znenin
bilinlenmesi, alma srecinde o bilince sahip olmas yani iinin fabrikada alp bu bilinci
sahiplenmesi fikrinin ortaya kt bir dnceyi ieriyor ki, 68 kua bu bilin meselesini yaad.
Yani allan yerler terkedildi, ii veya ii olmaya alan birtakm insanlar ortaya ktlar ve ii
olamadlar. En basit rnei bir Fransz filozofu Robert Linhart ii olmak iin girdii fabrikada
parman kaptrd ve iin gidiatn istemeden bozmu oldu. Dolaysyla iilik vasfna eriemedi.
Entelektel olarak kald. Kendisi Ecole Normale Superieure'de ders vermekteydi. Sonra Paris Vlll'e
geti ve orada alt. Herkesin becerebilecei iler ve beceremeyecei iler diye bir ey sz konulsa,
bu saydm rnekte Robert Linhart adl Althusser -ruenncs sonuta parman kaptrd bu iten
ayrlarak tekrar nversteye dnd. Bu arada grngbilimi szkonusu olduHSSerl Ve Heide99er/| dnmek lazm, yani 60 kua- yaklndan tand varoluuluun ortaya
kt bir d-siyle Mu" Sartre ve Merleau-Ponty dnemi. Merleau-Ponty etki-lamaz arx okumaya
balayan Sartre sonuta Marksizm'in a-leau-p lr dnce olduunu sylediinde, arkada
Mer-y zaten artk Sovyetler Birlii deneyimlerinin ortaya
Postmodern Grnt
kartt durumda kendini hem Marksizm'den hem de siyasetten arndrmt. Merleau-Ponty'nin antikomnizme kar ortaya att komnizmsizlik (acommunisme) kavramyla Sovyetler Birliindeki
durumun eletirisi yaplm fakat Marksizm'in eletirisi yaplmam oluyordu. Bu izgi iinde bir zne
kuramnn olutuunu grmek mmkn hale geliyor. zellikle yapsalclkla arasndaki ilikide, zne
ve yap, yaplar ve sistemler ve zneler arasndaki ilikilerde, bu iyice belirgin hale geliyor.
imdi epistemolojik akma gelmek istiyorum. Burada sosyolojinin kurucusu olarak tannan Auguste
Comte'u ilk sraya koymak mmkn, Renan'n karsna. Ve ondan sonra Canguil-hem, Bachelard ve
Cavallier gibi dnrleri veya Michel Serres ve Isabelle Stengers gibi bilim tarihilerini saymak
mmkn. Burada zne ve bilin kuram ile grngbilim ve varoluuluk bir yanda; bilgi kuram,
epistemoloji ile kavramlar ve rasyonali-te, Auguste Comte ile balayan izgi br yanda durur. Bahsettiim dnceler Gaston Bachelard'da belirgin hale geliyor. Yani iki dnem arasndaki sreksizlik
dediimiz bir ey, bir mutas-yon olmas. Bu bir yandan Canguilhem, bir yandan Hypolli-telin, bir
yandan da Althusser ve Lacan'm kesitii yeri, yani epistemoloji ile grngbilimin kesitii yeri ele
alrsak ortaya Michel Foucault'yu karmak mmkn olacak. nk bir yandan Hypollite'in
rencisidir Foucault ve 1970'da College de France'a kabul edildiinde, lm olan Hypollite'in

krssne gelmitir; dier yandan Deliliin Tarihi'x\\ yazarken ilk defa tezini Canguilhem'den
geirmeye alr ve Canguilhem'le de byk bir balants vardr. nc kitab olan Kliniin Douu
youn bir Canguilhem etkisiyle yazlmtr. Dier taraftan ise Althusser'in rencisidir Foucault ve
onunla birlikte Ecole Normale Superieure'de ders vermitir. Ve Derrida rencisi, bir sene iin bile
olsa.
Derrida Amerikallara gre postmodernist dnceyi yaygn-k^tran ve sorgulayan dnrlerden biri.
Onun da Fouca-ult'yla ilikisi zellikle 6O'l yllarda ve 70'li yllarn banda ok i ie ve btn
bunlarn dier epistemolojide ortaya kan, ya~
Postmodern Grnt: Simlakr
osalclarla olan ilikisi ok belirgin. Yani Claude Levi-Strauss'un ortaya att yabanlardaki yaam
biimlerinin, sembollerin, bunlarn arasndaki ilikilerin ortaya konduu dnemde yapsal antropoloji
ortaya kyordu. Levi-Strauss ile birlikte yine dil ve sosyal yap arasndaki ilikiyi koyan Georges
Dumezil var. Du-mezil'in de Foucault ile yakn bir ilikisi var. Dumezil Uppsa-la'daki yerini
braktnda kalkyor Paris'e geliyor, onun boaltt yeri ise Foucault dolduruyor. Deliliin Tarihi'n'
yazarken Dumezil'den kalan koltukta, masada alyor. Ve Levi-Strauss'un yakn arkada Dumezil de
biliyorsunuz Hint-Avrupa mitolojileriyle ilgilenen, Hint-Avrupa dilleri arasndaki iliki iinde
toplumsal dzeydeki sistemi ortaya atan kii. Bu yine 19601 ve 19701i yllarda Vernant ve Detienne
adl iki eski Yunan aratrmacsnn yapsal analizlerini etkileyecek. Dz-izgisel olmayan, evrimsel
olan bir zaman fikrinin yaygnlamaya balamasn salayacak; Bat medeniyetinin kayna, kk
olarak ele alnan Yunan'n zaman fikrinin yabanlarla belirli koutluklar tadna dikkat ekilecek.
Bat'nn dz-izgisel zaman fikrinin ise Yahudi-Hristiyan zihniyetinden kaynakland ve Saint
Auguistine zamannda "epistemolojik bir kopu" ile gerekletirildii ortaya kacak. "Sfr" noktas,
evveli ve sonras. Tpk devrimin ncesi ve sonras fikrinin tm modern dnyay etkilemi olmas gibi,
Fransz htilali ile yeni, daha nce yaplmam denilenin ortaya karlm olmas fikrinin evrenselletirilmeye allmas gibi, ilerleyen, sramalar yapan ve yeniyi "yaratmaya alan" bir zihniyet dnya
sistemi iinde genellemeye balamtr artk.
te bu zihniyetin yklmas modern sonras, postmodern bir zihniyetin ortaya kmasn ve Lyotard'n
postmodern adn verdii eyin "nce mi sonra m", ne anlama geldiinin bilinmeme-siyle birlikte,
belki de yeni bir kavram upiyasa"ya srmek mmkn olabilir: Buna da "modernst" dersek, belki
daha anlaml bir kavram ortaya atlm olur ve bizi "ksr" postmodern tartmalarnn dna tar.
nk postmodern tartmalarnn ortaya kard siyasal durum, neredeyse ayn yerden gelen
insanlarn ayr kamplara ayrlmasn zorunlu kld. stelik Foucault, LyoPostmodern Grnt
tard, Deleuze, Guattari gibi bir takm Fransz filozoflarnn dncelerinin, Amerika'da (zellikle)
postmodern dnrler olarak ortaya konulmasn salamtr. Oysa ne Foucault ne Dele-uze
kendilerinin bir akmn iinde, postmodern bir akmn iinde olduklarn syleyeceklerdir. Akmlarn
snrlar yoktur. smi stnde akkanlk vardr, tama vardr, duyumsama vardr ve bunlar kenarlar
belli bir figrn iine hapsolunamazlar. Zaten bu nedenle, postmodernizmin snrlarn tayin etmek
olanaks hale geliyor. nk nce mi, sonra m? Descartes, Lyotard'n ne srm olduu gibi
zamannda postmodern miydi? Yoksd Picasso 20. yzyln en balarnda postmodemdi ve sonra modern
ve yzyldan karken de klasik mi oldu? Klasik a 17. yzyl mdr? Tm bu sorular bir tarihselcilik
karmaasn oluturuyorlar ki, "modernizm st" kavramyla belki bunun almasnn mmkn
olduunu, en azndan, ortaya atmak mmkn olabilsin. Postmodernizmin beraberinde getirdii bir
takm "z-grszlkleri" geri plana itebilsin. nk deien dnya artlar, telematik, brotik vb. gibi
sistemlerle, artk byk fabrika fikrinin dna kld gzlemleniyor ve post-fordizm tartmalar
buradan kaynaklanyor. Bunun adn koymak ise onu tanmlamaktan nce olmamaldr; Postmodern
tanmszln tanm olarak vardr, fizikteki "belirsizlik ilkesinin" baat olmas gibi...
Defter, Ocak-Haziran 1992 24 Aralk 1991 'de Bilar'da yaplan konuma
J58
Postmodern Grnt: Simlakr
ELK VE FARK Modernizm ve Postmodernizm zerine Sylei

skender Savar Ho geldiniz. Bildiiniz gibi bu panel aslnda geen dnem verilen postmodernizm
seminer dizisini sonulandran panel. Ayr ayr verdiimiz seminerlerde postmodernizmi ncelikli
olarak -ad zerinde- modernizmin almas veya terk edilmesi olarak yorumlamtk ve byle bir
diziye giri iin de ncelikle modernizmin ne olduunun tetkik edilmesi gerektii dncesinden
hareketle nce ben moder-nizme bir giri yapmtm ve kabaca modernizmin, aydnlarn bir iktidar
projesi olduunu sylemitim. Fakat burada iktidarn yalnzca siyasal iktidar olarak anlalmayp7 ok
geni bir anlamda anlalmas gerektiini sylemitim. Aydn kelimesinin ise olduka dar bir anlamda
anlalmas gerekliliini, yani fikir reten, kltr retiminde bulunan herkes deil; kendi sznn

dayanaklarn dncenin kendi zgrl dnda hibir temelde aramayan, dncenin zgrlnn
kendi i dinamikleri dnda bir meruiyet kstas tanmayan bir szn modernizm diye
ayrtrlabileceini iddia etmi ve bunun tarihinin hi deilse aydnlanmaya kadar geri
gtrlebileceini sylemitim. Orhan, modernist veya aydnlanma sznn ortaya kmasyla birlikte
daha nceki dnce ve kltr retim biimlerinden kkl bir kopu ortaya ktn, dolaysyla da
bugn baktmz yerden deiik kltr retim biimlerinin kadim, modern ve postmodern diye
snflandrlabileceini sylemiti. Yani ikimizin de sunumunda ortak olan yle bir kabul vard;
postmodernizmle birlikte artk zgr dncenin kendi imgesinde yalnz kendi kstaslarna uygun olan
bir dnya kurma projesi terkedilmi oluyor. Postmodernizmin geride brakt byle bir vaat ya da iddia
olmu oluyor.
Postmodern Grnt
Kapitalizmin iktisadi ilikilerinin ok nemli bileenlerinden birinin bilimsel teknolojik devrim ya da
mikro ilem devrimi olduunu biliyoruz ve belki ksmen buna bal olarak dzenleme rejimlerinin
terkedildiini gryoruz. Genel olarak bunlarn ter-kedilmesiyle ortaya kan ge kapitalizm modelini
Jameson'n postmodern kltrn altyaps olarak tanttn biliyoruz. Post-modernizm Ali'nin
seminerinde daha da felsefi boyutlaryla birlikte ele alnarak bir tr kurtulu vaadinin terkedilmesi,
neredeyse bir tr kar devrim, aydnlanmac dnceye kar bir kar devrim olarak anlatld ve
postmodernizmin, mistisizmin geri dn olarak yorumlanabilecei sylendi. Son olarak gerek
modernizm ierisinde, ama zellikle postmodernizmde mekn dzenlemesinin ve zgl olarak
mimarinin ok nemli bir yeri olduunu gryoruz. Mimari modernizm ierisinde kendisini
modernleme projesinden, byk sanayi hamlelerinden fazla ayrtrmayan, kendini bunlara tabi klan
bir konumdayken, postmodernist kltrle birlikte kendi zerkliini ilan ediyor. Bu yanyla da mimari
postmodernizm ierisindeki farkl eilimlerin en rahat ayrtrlabilecei ve sergilenebilecei bir alan
olarak n plana kyor. hsan Bilgin de getiimiz seminer dizisinde bu ayrtrma yolunda baz
giriimlerde bulunmutu. Ben imdilik bu zeti bylelikle kesmi olaym. Sz Orhan'a brakyorum.
Orhan Koak Bu modern kavramnn bugnk kullanmna baktmzda bir anlam belirsizliiyle
karlayoruz. Postmo-dernizmden geriye dnerek bu belirsizlik zerinde biraz durmak istiyorum.
Bunun bir rneini Birikim dergisinin bundan nceki saysnda, ya da km son saysnda
postmodernizm ve modernizm zerine yazlarda grdm. Burada modemizmi, modernlemeyle,
iktisadi, sosyal ve siyasal modernlemeyle ayn anlamda kullanma eilimi var. Aslnda bu ikisi
birbirine zaman zaman kart da olabilen eyler. yle tanmlamak gerekir: Modernleme esas olarak
iki ya da izgisi, boyutu olan bir -.'f Bir tanesi sanayileme ve buna bal olarak emek
retkenliinin artmas, yani insann doa zerindeki hakimiyetinin byk bir srama geirerek yeni bir
evreye gelmesi; ikinci
Postmodern Grnt: Simlakr
boyutu modernlemenin, laikleme denilen ey, yani dnyann bir by bozumuna uramas, dnyann
byl ya da tanrsal glerden arndrlmas; nc boyutu ki, bunun zerinde lVlax Weber daha ok
durmutur, rasyonalizasyon, rasyonelle-me ad verilen ey, bu da btn insan davranlarna, insan eylemlerine kapitalist firma ile brokratik devletin modellerine gre dzenlenen amal rasyonel eylemin
hkim olmas. Btn bunlarn, bu srecin birbiriyle kenetlenebileceim grmek gerekir. Hepsinin de
temelinde bence sanayileme ya da daha geni anlamyla insann doa zerindeki egemenliinin pekimesi yatar. Bu modernlemedir. imdi, modernizm bir kltrel olgu olarak, sanatsal, dnsel bir atlm
olarak modernizm hem bununla balantldr, tarihsel modernlemeyle, sosyal tarihsel modernlemeyle,
hem de bunun kendi iinden bir eletirisini, bir tr zeletirisini ifade eder. Bunu modernizmin tarihteki
byk dalgasnda, byk evresinde grebiliriz. Birincisi 19. yy. bandaki romantizm, bence
modernizmin ilk biimi romantizmdir (ya da bir tr protomodernizm demek gerekir belki de buna).
Romantizm, modernlemenin ilk ifadeleri olan aydnlanma hareketinin ve Fransz Devrimi'nin bir
eletirisi olarak balamtr. Aydnlanmann akl mutlaklatrmasna kar bir eletiri olarak balamtr.
Modernizmin ikinci byk atlmna baktmzda, ki 19. yy. sonunda izlenimcilik, sembolizm gibi
hareketlerde kendini gsterir, burada da benzer bir ey grrz. Viktorya a'nn otoriter, dnsel
olarak kapal modernlemesine kar bir tr tepkidir bu da. Modernizmin nc byk atlmysa, 20.
yy.'da 1920'lerde gerekleti ve davurumculuk, ekspresyonizm, kbizm srrealizm vs. gibi
hareketlerde kendini gsterdi. Bunlarn ortak zellikleri, modernlemenin 20. yy. banda gelmi
olduu ve yol at tahripkr sanayilemenin eleti-risiydi. Bunun sonucu olan dnya savann
eletirisiydi. Hepsi sava-kart akmlard bunlar. Ulamak istediim sonu u: imdi postmodern
olarak adlandrlan eilimler, modernlemeyle birlikte modernizmi de p sepetine atmaya gidiyorlar,
kii arasndaki ayrm, farkll grmeden. Oysa modernizmin
61
Postmodern Grnt
modernlemenin bir zeletirisi olduunu anladmz zaman modernlemenin de kendi iinde yekpare,

btnsel ve her zaman ayn anlama gelen bir sre olmadn grebiliriz.
Ali Akay Ben de ayn paralelde konuacam. Bir tartma var Habermas ile zellikle Fransz
dnrler; Alman ekol ile Fransz ekol arasnda. Bunlarn banda bir yeri Habermas ekiyor,
dierini de Foucault ekiyordu. Sonra, Lyotard ve Derrida ekiyor oldular. Aralarndaki tartma uydu:
modernizm veya modernleme dediimiz ey bitmemi bir proje midir, yoksa tamamen miadn
doldurmu mudur? Habermas'n syledii Orhan Koak'n sylediine ok yakn: modernitenin aslnda
bitmemi bir proje olduu, modernleme diyeceimiz ikinci ksmn ise bittiini, yani sanayi devriminin
bittiini, fakat modernitenin bitmediini sylyor. Habermas hl ayn eyi iddia ediyor. Onun iin
gerek Lyotard gerek Baudrillard modernizm ile modernite arasnda fazla bir fark olmadn,
dolaysyla o kadar nemli bir dnem oldu ki, bunlar, modernizm veya modernite artk son derece
baarl olarak sonuna geldiler ve bundan sonraki dneme girildi diye iddia ediyorlar. Fakat bu arada
Lyotard'n ortaya att ve Baudrillard'n anlad anlamda postmodernizme pek fazla benzemeyen bir
tr daha var. Bu da post ekinin nce mi sonra m olduu tartmas; yani post daha sonra anlamna
geliyor. Fakat Lyotard bu post nekini nce olarak kullanyor ve diyor ki, postmodern dediimiz ey
aslnda modernlie gebe olan bir eydir ve modernlikle post-modernlik arasnda sadece bir kopu
olduu kadar bir gei de sz konusudur. Dolaysyla bunun belli bir dnemselletirilme-sinin
yaplmasnn mmkn olmadn sylemektedir. O kadar ileri gidiyor ki Lyotard, Descartes'n
cogito#yu ortaya att zaman postmodern olduunu syleyecek kadar postmodernizm terimini tarih
iinde tarihsizletirmeye balyor. Dolaysyla ok basit bir rnek ortaya koyuyor ve Picasso'dan yola
karak diyor ki: -Picasso modern dnemin yani klasik anlamda modern sanat diye bir ey varsa
modern sanatn empresyonistlerden sonra ikinci etabn oluturuyor- Picasso'nun 1903'de, o ilk kbist
desenlerini yapmaya balad zaman postmodern olduunu,
32L
Postmodern Grnt: Simlakr
30lara gelindiinde artk modern bir dneme geldiini ve gnmzde ise Picasso'nun klasik bir ressam
olduunu sylediinde, bu postmodernizm denilen eyin neyin "ncesi" neyin "sonras" olduu
bilinmez bir vaziyette grlyor.
Baka bir ey postendstriyel ile postmodernin ayn ey olup olmad sorusu. Bunlar birbirlerine
tekabl ediyorlar genel olarak, fakat zellikle postendstriyel (sanayi sonras) dnem yine bir kopu
modeli getiriyor, daha nce varolmam bir eyi getiriyor, yani btn bromatik, telematik, enformatik
olan eyler bir yzyl nce olmayan yeni eyler. Ve modernizm yeni zerine kurulmu, kopu zerine
kurulmu. Fakat postmodern dediimiz ey aslnda belki de eskinin, geleneksel olann, bazs kede
kalm eylerin gncelliini, gncellemesini ieriyor. Dolaysyla zaman fikri burada tarih fikri oluyor
ve tarih sonras yahut tarihsizlik diyebileceimiz bir mekna dn balyor. Ki aslnda Deleuze'n
nekahat devresinde olmak deaiek bu. zellikle nekahat devresinde olan bir dnce mekn zerine
kurulunca ortaya bir terim kyor en son kitaplarnda, felsefeye dayal kitapta, bu da geofilozofi diye
bir terim, yani corafi felsefe, corafelsefe de diyebiliriz; mekn artk zamann yerini alm oluyor ve
zaman zerine kurulu bir dnce yerine, mekn zerine kurulu bir dnce ortaya kyor ki bu, belki,
mimari ile rtyor. Modernite dediimiz ey daha nce olmam bir eyin zerine kuruluyor, tpk
empresyonistlerin yaptklar gibi; Hollanda manzara tablolarn saymazsak daha nce doaya alan bir
sanat yoktu. Sanayi devrimiyle birlikte empresyonistler Paris'in banliylerine gittiler; fabrikalarn
retime girdii Argenteuil'de insanlarn pazar gnleri ayrlarda piknik yapmalarn, yemek yemelerini
resmettiler. Daha sonraki etapta da kbistler, gerek Braque gerekse Picasso perspektifi bozdular;
Brunelleschi'den beri gelen perspektifi bozdular. nce gzn gremeyecei yerlerin kelerinin de
tekrar gzn nne serilebilecei tabloyu resmettiler. Daha sonra sanatn lm diye adlandrlan,
Marcel Duchamp'n ortaya att ve herhangi bir eyi yapmann meruluk kazand bir modernizm
ortaya kt. Btn bunlar kopu zerine kuruluyordu. 70'lerde talPostmodern Grnt
ya'da transavangard akm ortaya kt. Fransa'da yatay geililik anlamna gelen bu terim, eski elerle
yeni elerin birlikte varolduu bir sanat ifade ediyor. Ve nc dediimiz eyin modernlikle beraber
gittii ve artk bundan sona nc bir eylerin yaplamayaca sz konusu ediliyor. Ve buradan da, bugn, filozoflarn yahut sanatlarn kendi kendilerine ska sorduklar bir soruya geliniyor: Bundan
sonra yeni bir ey yaplabilecek mi; beklemenin ardndan bir ey gelecek mi? sorusu: Dolaysyla
gelenein, yeni-arkaizmlerin, eskiden gelen eylerin yeniden gncelletii bir dneme gelindi. Adna
bilim denilen ey bile by ve by zerine kurulu bir takm tekniklerin yeniden gncellemesini
ortaya kartt ki, bu Orhan Koak'n bybo-zumu dedii eyin tam tersini gsteriyor ve dolaysyla
Aydn-lanmac dnemin, aydnlk zerine kurulu bu dnemin karsnda belki de karanln hkim
olduu ve dnem olarak belki de kimilerin ortaa kimilerinin ise barok dneme benzettii dneme
girilmi olunuyor ki, buna postmodern deniliyor.
hsan Bilgin Benden nceki konumaclar genel kavramlardan hareketle modernizmle postmodernizmi

ayrdetmeye, bunlarn farkl toplumsal pratikler arasndaki rgy nasl kurduunu tanmlamaya
altlar: Ben bunlarn belirli bir toplumsal pratik iindeki, mimarlk ve ehircilikteki grnlerine
deinmek istiyorum. Gerek postmodernizm teriminin ilk ortaya atld alan olmas, gerekse de kendini
nceki dneme en ak seik eletirileri ynelterek ve geliini tm dnyaya ilan ederek kurmu olmas
nedeniyle mimarlktaki kopu bu kartln en kolay kavranabilir aralarndan biri olarak anlatlabilir;
nitekim Frampton, Jencks, Klotz gibi mimarlk tarihileri bu kopuun hikyesini dier alanlara gre
daha sorunsuz biimde anlatabilmilerdir. Jameson da postmodernizmin genel kltrel iklimini
anlatabilmek iin rneklerini mimariden seer sk sk. Ben burada tersini yapmaya alacam.
Modernist ve postmodernist mimarinin dier toplumsal pratiklerdeki bulanklklar giderecek, onlara
k tutacak farklar yerine, baz sarih noktalara glge drecek srekliliklerinden sz etmek
istiyorum. Bunlar ayPostmodern Grnt: Simlakr
n zamanda da dier alanlardaki modernizmle, zellikle de ede-biyattakiyle olan farklarna da iaret
etmi olacak.
Orhan Koak bir konumasnda modernizmi zerkleme, durulama ya da da doru alma yerine ie
dn olarak anlatmt. Yani d glerin buyruundan km, o d gleri de zmseyerek yeniden
kendi iine katm, younlatrm, tm; geleneksel olana, bir yerden dierine akp gidene katlma
yerine zne tarafndan yeniden kurulan rnlerin ortak paydas olarak modernizm. Bu erevenin
modernist mimari iin de sonuna kadar geerli olduu sylenebilir. Sanayilemeyi, onun da tesinde
sanayi toplumunu en ok sorun eden, ondan en ak seik ifadelerle bahseden, onu en ok kendi
pratiine maletme-ye, tmeye alan kesim herhalde mimarlar olmutur iki sava aras dnemde.
stelik bunu koullarn kendiliinden evril-mesi ile ortaya kacak bir sonu olarak grmediler; zaten
bunu gremeyecekleri bir gemi de vard arkalarnda. 100-150 yldr benzeri koullar olmasna
ramen mimarinin, hatta onun da tesinde nesnelerin biimsel dili kendiliinden evrilmemiti. Bunun
ancak iselletirerek, akliletirerek, iradiletirerek, yeniden kurarak yaplabileceine dair yaygn bir
mutabakat zemini zerine kurulmutu modernist mimarlk ve ehircilik anlay ve davran. Sonradan
bana dert olan tarihten radikal bir biimde kopma iradesi de tamamen bununla ilgilidir. Bu adan
mo-dernizmin genel iklimiyle, "an ruhu" ile uyum halindedir.
Buraya kadar sorun yok. Ancak dahas var. Orhan Koak'n tanmn tamamlayan asl nemli nokta,
modernist davrann grnle gerek arasndaki mesafeyi kavrad, dahas kendini bu boluk iinde
ifade ettiiydi. Mimarl edebiyattan ve hatta btn yakn akrabalklarna ramen grsel sanatlardan
ayran tam da bu noktadaki anlay ve davran fark olmutur. Tpk realizmin kendi eylemiyle, kendi
rnyle realiteyi yansttn, gsterdiiyle gerein aktn zannetmesine benzer bir ekilde,
modernist mimarlar da realiteyle kendi eylemleri arasnda dolaysz bir iliki kurdular; kendi iradi
davranlarn toplumun karmak yapsna kknden mdahale edebilecek bir anahtar
P^stmodern Grnt
olarak grdler. Bence bunun balca nedeni, tam da sz etti-imiz dnem iinde mimarn toplumsal
pratik iindeki rolnde, tarihinde eine rastlanmadk bir lde radikal bir dnm yaamasyd.
Mimar, VitrJvius'dan beri, Rnesans sonras donemde olduu gibi iini zihinselletirmeye alrken,
pratikle arasna mesafe koymaya alrken dahi, ekonomik, politik veya dini gce bamlyd,
toplamsal rol ile otoritenin gc arasnda dolaym yoktu, formas/Onuyla davran zerk bir btnlk
oluturamyordu. 19. yzyl sanayilemesinin getirdii ise yenilenme ve zerkleme ynide bir ufuk
ve umuttan ok, ilevsiz kalma, marjinalleme tehdidi idi. Saylar az da olsa, dnemin nemli, aktel
ve gelecek vadeden yaplarn mhendisler yapabiliyordu. Mhendisle arasnda ki iblm ayn sre
iinde birbirini tamamlayan rolleri stlenmekten ok, eskiye ait olan srdrp yenilikleri mhendisin
otoritesine terketmek ynndeydi. ehrin tm sz konJSu olduunda ufuksuzluk daha da
belirginleiyordu. 19. yzyda ciddi bir dnm geiren ye byyen ehirlere iktisatlarn ve
hijyenikilerin sylemi yn veriyordu; ehirleri yeniden dzene sokan politik erk kendine danman
olarak iktisatlar ve hijyenikileri semiti. ki sava aras dnemin yaratt ortam mimarlara
tarihlerinde ilk defa zerkleme imkann sundu; egemen olan kesimlere dorudan baml olmadan
faaliyette bulunabilecek bir konuma geldiler, ya da en azndan byle bir illzyona kaplmay hakl
karacak bir ortamn iinde buldular kendilerini. Tarihte ilk defa yneten zne yerine ynetilen nesne i|
e, sorunlar zen deil yaayanlarla dorudan yzyze gelme?, iliki kurma imkan buldular: ksacas
bakalaryla alternatifleri olan ilikilere giren zne olarak kurabildiler kendi kimliklerini. Kendi
balarna birer kamusal z* ne haline gelen sendikalarla, kooperatiflerle, yerel ynetimlerle, ii
bankalaryla temas kurdular, hatta onlarn iindeki kritik karar noktalarnda bulunabildiler:
Bylece yeni toplum-sal-meknsal projelere yn verecek, 19. yzyln sorunlarn aacak yeni bir
dnyann kurulmasna nc rol oynayabilecek bir konumda buldu mimarlk meslei kendini. te
modernist mimari tam da bu konumda olmann sonucunda ortaya kmtr
6

Postmodern Grnt: Simlakr


bence. Bina tasarlamann ve yapmann snrl alanndan kp, yapm teknolojisinden ehrin btnne
kadar tm meknsal oluumu ele geirme, dolaysyla da toplumsal yaama yn verme giriimidir bu.
Bu hzl deime, alt st olu kendi iine doru ekilme ve kapanma yerine da, bakalarna dDru
alma biiminde yaannca da, grnle gerek arasndaki mesafenin grlmesine engel olan moralist
bir tutum camgasn vurdu modemist mimarlk ve ehircilie. Adolf Loos gibi bu toplumsal projelerden
en az nasibini alm, demin sz ettiim angajmanlara en az demi bir modernist mimar bile, sanayi
ann biimini yakalamay umuyordu. Yani bir yerde sanayi a, karda da sanayi ann biimi
var; bu ikisi ayr ayr duruyorlar; irad bir aba olmadan st ste gelemeyecek olan bu iki realiteyi
buluturacak bir zne gerekiyor, bu da modernist mimar olacaktr. nl "Ssleme ve Su" isimli
makalesi bu iyimserlii sonuna kadar tayordu. Bildiim modernist literatr iinde grnle
gereklik arasndaki krlmann zmszlnn iinden konuan tek kii Viyanal mimar Josef
Frank'dr. O dnemde saylar hi de az olmayan gelenekilerin karsnda yer alr, modernist
angajmann sonuna kadar iindedir, ancak kastedilenle olann arasndaki boluu grmesine engel
olmaz bu angajman.
Sfr noktasndan balama, gemiin sularndan arnma, gemiten radikal biimde kopma vs. ile
zetlenebilecek modernist projeyi byle bir ortam iinde kurdu modernist mimarlk ve ehircilik. Bu
heyecanl younlama iki sava aras dneme tarihlenmitir. Olaylar hzl geliir. Nazizm ve Stalinizm
ile birlikte gelen neo-klasisizm dalgas bu heyecanlar sekteye uratan, hzn yavalatan dsal
mdahaleler olurlar: Asl hayal krkl 2, Dnya Sava ykmnn ardndan gelir. Yerle bir olan
Avrupa'y hzla yeniden ina etme iin giriilen byk yap faaliyeti iinde ve hemen ertesinde anlalr
ki, yaplabilen, sanayi toplumuna eklemlenmekten baka bir ey deildir: Ona mdahale etmek,
akliletirmek, ilerliini revize etmek zannedildii kadar kolay deildir. Sanayi kapitalizmi her eyi
kendi iinde tebilmekte, kendi ileyiinin paras klabilmektedir. TopJ37L
Postmodern Grnt
lumsal ieriini ve ruhunu kaybeden modernist proje# btn yaptnn yapm faaliyetinin leini
bytmekten ve rgtl sermayenin faaliyet alan iine katmaktan ibaret olduu gereiyle yzyze
gelir 1960larn banda.
Bu bir enkazdr, Amerikan postmodernizmi bu enkaz sprmeyi grltl bir enlie, elenceye, zevk
alemine dntrr. Enkazn krk dkk paralarn kaldrmak, sorumluluunu tamak ise
Avrupallara der: Eserleriyle Osvvald Mathias Ungers, Georgio Grassi, Aldo Rossi; erken yazlaryla
tarihi Manfredo Tafuri bunlarn nde gelenleridir. Sorumluluu stle-nerek snrlar gsterme,
ayklama, kendini modernizmin imkanszlklarn da katarak kurma: belki de btn bunlar nedeniyle,
tkezlemeyi de iselletirmi durularyla mimarinin asl modernistleri onlar olacaklardr.
.S. Orhan modernlemeyle modemizm arasnda ok net bir ayrm yapt. Postmodernizme yle bir
itiraz getiriyor gibi gzkyor: Modernlemenin hakl olarak eletirilen yanlarnn yan sra,
modernizmin kurtarlabilecek ieriini grmezden gelmemek gibi bir ey. Buna genel olarak katlmakla
birlikte iin o kadar kolay olmadn dnyorum. Aydnlanma dncesiyle balamaktan yanaym bu
tarihe. Aydnlanma dncesine baktmz zaman, dncenin u noktasna gittii yerlerde tam da bu
modernizm projesinin, yani, zgr dncenin kendini temellendirebilecei iddiasnn, u noktasna
gtrld yerde kendi imkanszlyla karlamaya baladn, yapnn zerkliini
salayamayacan grdn, tamamen kendi i dinamii iersinde grdn Diderot'nun
"Rameau'nun Yeeninde grebiliriz. Modernizm kendi iflasn daha ilk telaffuz edildii andan itibaren
sezen ve bunu, bir anlamyla bu sulu bilinci ancak kuramsal dayanaklarla rten, gizleyen bir kltrel
projedir de diyebilirim.
O.K. Bu dorudur. En tipik rnei, herhalde Sade. Aydnlanma dncesinin belki de en berrak ve en
u noktadaki ifadesi. Akl her eyi yapabiliyorsa kendi de dahil hereyi ykabilecek demektir. Btn o
anlatt orjiler sonu olarak, akln en u nokPostmodern Grnt: Simlakr
tasna gtrlm zihinsel eylerdi. Ama yine de bir fark var arada; bu fark grmek aydnlanmada,
sonu olarak moder-nizmde kurtarlabilecek olan bir ey varsa onun ne olduunu seebilmek iin yine
bu gne, yani postmodemizme gelmek gerekiyor. Ve burada bir tr sa postmodernizmle sol postmodernizmi arasnda bir ayrm yapmak gerekiyor. Sa postmoder-nizmin tanmlanmas biraz daha zor. Sol
postmodernizm biraz daha kolay. Ali'nin anlatt ve sevdii dnrlerde gryoruz bunlarn ifadesini,
Foucault'da, Lyotard'da, Baudrillard'da. Sa postmodernizm ise biraz daha karmak bir mesele;
temsilcilerinden birisi Amerikal Fukuyama, bir bakas Alman dnr Gehlen; bu adamlar modern
an kendini kltrel olarak her bakmdan ifade ettiini sylyorlar. O kadar ki, kendi elikilerini,
kendi kartlarn da ifade etti ve kristalize bir kltr haline geldi diyorlar. Artk kendi kartlarn da
ifade ettikten sonra bu kltrn gelimesine imkan yok. Fakat bu kltrn altnda yatan makinenin,

snai ve idari cihazn sonsuz olarak gelime imkan vardr, nk bu niteliksel deil niceliksel bir
eydir, bu geliecektir. Ama artk kltrn gelimesine imkan yok, bu anlamda tarih de bitmitir; bir
sonra-tarihe, tarih sonrasna varlmtr.
Bunlar sa diye niteliyorum nk ruhun gelime imkanlar bitmitir diyorlar. Akln, zihnin, tinin
gelime imkanlar sona ermitir. Yani artk insan yaamna zihin deil, kalp deil, mide yn
vermektedir. Tabii bunu radikalletirmek, mideyi alp barsaklara kadar falan gtrmek mmkn.
Bunu bazlar yapyorlar, mesela Beckett. Ancak buna kar postmodernizmin bir tr sol yorumu
olabileceine ve bu sol yorumun da yksek moder-nizmle bir balants olabileceine ben de Lyotard
gibi ksmen inanabiliyorum. Ama bu zaman ve mekn tartmasn biraz daha ileri bir noktaya
gtrmek gerekir gibi geliyor bana. Hegel zaman ruhla, mekn da maddeyle zdeletirmiti. Hatta
He-gel'den nce Descartes da bunu yapmt. Postmodernizmin kendi kendini kuramsallatrma
yollarndan biri: "Zaman bitti artk mekn var!" Zamansal kavramlarn yerine meknsal kavramlarn
egemenlii diye bir ey ortaya kyor. Bu hem postPostmodern Grnt
modemizmin kendi kendini aklay biimi hem de kendi kendini merulatrma biimi bence.
Postmodemistlerden, Trke'ye henz evrilmemi olan Paul Virilio adl bir yazar, bu noktada ok
farkl bir yorum getiriyor: Modern toplumda, modern corafyada aslnda biten mekndr; zaman deil
mekndr. Meknn bittii yerde zamann tasarrufu balad. Zaman mekn haline getirilerek, mekn
gibi llerek tasarruf ediliyor. Aslnda biten meknn kendisi, bu yzden tehlikede olan zamandr.
Meknlatrlan, llen, biilen, basncndan kurtarlmaya allan saf ve ntr bir enerji haline
getirilerek idare edilebilecek ey haline getirilmeye allan mekn deil zamandr. Bu benim ksmen
katlabildiim nk hedefin de ne olduunu gsteren bir yaklam.
A.A. Bir paradoks var btn bunlarda. Fukuyama tarihin bittiini sylyor ve bu tarihin bitii de liberal
demokrasilerde olur diyor. Fakat baka bir yan da yar bu iin: zdelikten farklla giden bir
dncede Hegel'in veya Marx'n zdelik zerine kurulu dncesinin yeniden gncellemesi. Yani
tarihin bittii tezini ileri srenler Fukuyama'nn yan sra Hegel ve Marx't. Hegel'de tarih Napolyon'la
bitiyordu. Napolyon Jena'y getiinde; ikincisinde, yani Marx'ta ise proletarya devrimiyle bitecekti
tarih, ondan sonra asl tarihin balayacan sylyordu, ki Fukuyama da Hegel ve Marx#tan yola
karak, liberal demokrasilerle tarihin bittiini sylemeye alyor. Eski makalenin kitap haline
getirilmi versiyonu olan metnin bir zellii de, Amerika'da, talya'da, Almanya'da, Fransa'da ayn anda
piyasaya srlmesi (Francis Fukuyama; Tarihin Sonu ve Son nsan). Bu da postmodernliin belki de
balang noktasn ortaya kartan; yani farkllklar zerine, tekrarlarn farkllklar zerine kurulan ve
deiik farkl gruplarn heterojenliinin birliktelii zerine kurulan bir dncenin yeni batan Hegel'ci
okunuunun ortaya karlmasna tekabl ediyor. Paradoks da burada krista-lize oluyor. Ayrca
meknlarn yok olmas demek, yerleik meknlarn yerine daha gebe, daha kaygan meknlarn ortaya
kmas demek oluyor. Yersizyurdsuzlamak.
Postmodern Grnt: Simlakr
O.K. Bu farkllk kavram zerinde de biraz durmak gerekir. imdi postmodernistler kartlk
kavramnn yerine farkllk kavramn geirmeye alyorlar. Burada Hegel'e bir gnderme yapt Ali,
fakat Hegel'de o kk farkllklar, deime, farkllama, nihai bir kartln kefillii altnda
gerekleebilir. Yani "ayn" ile "baka olan" arasndaki byk kartlk varsa, o zaman dier kk
farkllamalar da gerekleebilir. Postmodernizm byk kartl ortadan kaldrmak istiyor, dolaysyla
nerdii ya da vaat ettii, sz verdii farkllamalar da bence temelsizlei-yor, geersizleiyor. Bunu
Defter dergisinin son saysnda Orhan Pamuk zerine bir yazda anlatmaya almtm. Pamuk da bu
romanda bize, teki kavramn attmzda, yani hayat ve lm gibi byk kartlklar ortadan
kaldrdmzda, kk farkllamalarn, eitlemelerin, bir kaleydoskopun, bir iek drbnnn
byleyici farkllamalarn bulabileceimizi vaat ediyor. Ben de tam bu vaadin verildii yerde bunun
gereklemesinin imkansz olduunu kantlamaya altm. nk o kk eitlemelerin de koulu
hayatla lm gibi byk kartlklarn kabul edilebilmesine bal. Postmodernizm byk kartlklardan
bir istifay, bir ekilmeyi, bunlarla yzlememe kararn ifade ediyor.
A.A. Bir ey daha var, gerek Hegel'in gerek Marx'n dncesi elikiler zerine kurulu. elikilerin
birbiriyle elitii yerde amalar veya retim biimlerinde atlamalar sz konusu ediliyordu ve btn
kapitalizmin kme teorileri bu elikiler zerine kurulmutu yani. Deil mi?
O.K. Evet.
A.A. Kendini kesinlikle postmodern olarak saymayacak fakat farkllk dncesini ortaya
karanlardan biri olan Deleuze'n ortaya att ve Nietzsche'ye kar ilgiyle yeniden gncelleen bir
dnce bu. Marx ve Hegel'in elikiler zerine kurulu dnyalarnn tersini syledi: Aslnda
kapitalizmin de elikilerle beslendiini ve dnce elikiler zerine kurulduka kapitalizmin ortadan
kalkmasnn mmkn olmadn Guattari ile beraber Anti-Oidipus(972), Bin Yay/a(1980) ve
Kapitalizm ve izofreni

Postrrbdern Grnt
lar
?'t"ar: Bu fa*hlk zerine kurulu deVrmCH de' yzy|dan
v bas
nn brdenbre
da i oySrderaS'ykla Hgiliydi; ki W zanda basLZ k ,u Una benzer bir grnm ifade et-larm

' 'lerdGn SOnrak k^k 9P'armtalci'er roc '"' 51Zfren,!ern' ondan sonraki bir etapta me dlkl^3Sl"PPfrin de^k gruplar halinde ya .
lindi ki sonun! h J S-'kl t0P|umda. yle bir duruma ge
f^ eym nered6ySe k6nd farkll"9n rt?ya
l' br fN toplumsalhk ortay
br d5ncenin b"
mmkn oifarklHkecem'5 Olur
f
U
sylemi t
kar5'tllydl Spita rak byr p S
de V
'
soyunu inkr
rtadan kaldr" ge'tn Zaten
de rir!"
a , mlar v2 d il T 1
k c" ,mm 9elme kUU ba5kas'y|a , Plt3IZm ncesi biimlerle karlaaeJk'er de' yan kriz ^ilimlerini
SIrama tahtas haljne geti- bir farkllllk olarak

dir' Van av tL Bu ^ nce l


hareket
de iik
bfr
tn>mbm
lar
lece9i
bu
y
grmek 9erekir" He zde5likle farklll||n 6 tammlayama^z
ir ey. Ali'nin yeni top- Verdg
bu trfarklihk-
karltlla
_Z2_
Postmodern Grnt: Simlakr
sal bir ey. Ama dnce bu kartl, yani bakayla ayn olan arasndaki kartl korumazsa, sonuta
kendi kendini anlama imkanndan da yoksun kalr.
A.A. Bir ey daha sylemek istiyorum bu arada. Emek sermaye elikisini eer Hegelci anlamda
okursak, emei A sermayeyi de A'nn tersi olarak grrsek, emek nce sermayenin kart olur, bunlarn
zdeletii yer de yine sermayedir dediimizde ise emek ortadan kalkm oluyor. Fakat ikinci dnce
iinde dndmzde, emek ile sermayeyi zdelik iersinde deil farkllk iinde koyduumuzda,
ancak o zaman yine bu ikisinin mcadelesinin mmkn olabilecei sylemi ortaya kyor, ki bu
farkllk zerine kurabileceimiz dncenin bir sonucu. Hegelci terimlerle, zdeliklerle dnmek
durumunda kaldmz srece sermaye bizi yakalayacaktr. nk zdeliini, yansd, karlat
eyin uzantlarn her zaman kendi iinde toplad, yani u ana kadar tarihsel durum bunu gsteriyor. Btn analizler de bunun zerine yaplmtr. Farkllk zerine yaplan analizlerin emek ve sermaye
arasndaki mcadeleyi dlad yerde belki postmodernizmin sa kesimi ortaya kyor: Hl
mcadelenin mmkn olduunu ve mcadelelerin de ancak mikro, molekler dzeyde olduunu
dndmzde bu farkl gruplarn kendi sorunlar zerinde yaptklar mcadelelerde, belki de, byk
patlamalarn olabilecei bir dnem sz konusu. Buna sac ve solcu postmodern diyebiliriz belki. Eer
sac veya solcu diye ayrmak gerekiyorsa ki bu ayrm gerekiyor sanyorum.
O.K. Aslnda emek sermaye meselesiyle iyi bir noktaya geldik. Emek Ali'nin dedii gibi sonu olarak
sermayeye indirgenebilir. Sermaye Marx#n rprodksiyon emalarna gre nedir? Deimez sermaye
art deiken sermaye art artk-rn. Yani, o emay hatrlyor muyuz: C+V+Artk rn. Sermayenin,
yani deiken sermaye olarak, cret fonu olarak emek, sermayenin bir parasdr. Yani emei douran

sermayedir. Ama bir baka adan da sermaye bir atk rn olarak emein rndr. Bu mant sonuna
kadar gtrrsek yumurta m tavuktan kar,
Postmodern Grnt
tavuk mu yumurtadan kara geliriz. Buraya gelmek gerekir. Doru dnce her zaman bu tr dngsel
dncedir. Bu dm de ancak iddetle zlr. Yani emek kuvvetliyse sermaye emein parasdr,
1950'lerde ve 60'larda olduu gibi sermaye kuvvetliyse emek sermayenin parasdr. Ama iddet
noktasna kadar gelebilmek iin bile bu mant, Hegelci mant sonuna kadar gtrmek gerekir. Ama
burada mantn kendi kendini ancak iddetle zebilecei bir nokta vardr. Ben iddeti nermiyorum.
Bu iddet de mutlaka kanl olmak zorunda deildir. Siyasal ikna falan da iddetin bir parasdr. Yani
mant sonuna kadar gtrdmzde mantk dnda bir noktaya geliriz.
.S. Bilim felsefesindeki kimi gelimeleri de belki postmoder-nizm erevesi ierisine almak mmkn.
Bunu ok rkerek sylyorum ama denenen bir iddia olarak deerlendirin daha ok. Bence Kuhn'un
hatta Foucault'nun bilim felsefesini bilim tarihine indirgeme yolunda yaptklar almalar aslnda hl
tarih bilimi ideasnn altnda okunabilir. Ve bu bakmdan da Orhan'n szn ettii,
modernlemenin romantik zeletirisi veya modernist zeletirisi tarznda faaliyetlerin sreklilii
ierisinde grlebilir gibi geliyor. Bence bu izgiye Lakatos'u da dahil etmek mmkn. Feyerabend ile
birlikte artk gerekten postmo-dernist olan bir bilim felsefesine geildiini gryoruz; yani bilimi
onun hakikatini koruyarak eletirme, ama terimleri tamamen terk ediliyor, bilimle by arasndaki
farkn reddedildii bir bilgi anlayna doru ekiliyor, ki bu genel postmodern iklim ierisinde yer alan
bir giriimdi diye deerlendirilebilir bence...
Ali'nin and sosyallik biimleri ve bu sosyallik biimleri zerine kurulan sosyal hareketin aslnda
nemli bir lde itiraf etmi olduu, kendinden gemi bir zamandan sz etmi olduklar devri
yaamaya balamz gibi grnyor. Ve dier yandan tkendiini sylediimiz byk anlatlarn
dnyann eitli blgelerinde yeniden benimsenmeye baladn ve artc biimde yeniden
canlandn gryoruz: Bat dnyasnda mistisizmin yeniden uyanndan sz edebiliriz, Dou
dinlerine gsterilen ilgiden sz edebiliriz; dier yandan da milliyetilikleJZ4.
Postmodern Grnt: Simlakr
rjn yeniden byk bir hz, canllk kazanmasndan, slam kktenciliinden bahsedebiliriz. Bence btn
bunlarn ayn potaya atlmasnda ciddi bir problem var, nk Bat'dakilere baktmzda, orada Dou
dinlerine ilgi gsterme biiminin bu farkllk dncesi tarafndan anlamlandrlacak bir ey olmadn
dnyorum.
A.A. Byk projeler btnsellikler zerine kuruluydu. Ama bugn gerek mistisizmler olsun gerek
slam olsun, gerek tarikatlar iinde ileyen birtakm dinsel yeni-arkaizmler olsun, btn bunlar tm
toplumu deitirici projeler zerine kurulu deil; sadece kendi gruplarna bir takm insanlar ekip o
gruplar iinde, ilerine kapank bir ekilde brlerine dokunmadan varolabilecek ve bu ekilde de
farkllklarn br grupta da yine koruyabilecek "yapya" sahip dzen iinde ortaya kyorlar; ki bu
btnsel globallemelerin dndadr, milliyetilikler de ayn ekilde.
.S. Bu sylediin Bat'daki yeni dinsel eilimler iin geerli olsa bile, mesela slam kktencilii iin
doru olmadn dnyorum. Eski Sovyetler Birlii alannda ortaya kan milliyetiliklerin de
harekete geirdii enerjilerin bu farkllk dncesi ierisinde ok kolay anlamlandrlabilecek enerjiler
deil bence.
O.K. Bat artk kendini Dou'dan korkusuna oranla tanmaya balad. Kendini istila, ya da potansiyel
bir istila balangcnda hissediyor Bat. slam da kendini kfire gre tanmlyor. Yani teki, belki bugn
her zamankinden daha korkutucu bir biimde gndeme geldi stelik. Hi de kk, yumuak
farkllamalarn zamann yaamyoruz.
A.A. Bat'nn sylemi iinde, "slam=korku = Bat/nn dman" sylemi u anda ok popler bir
aznln sylemi Bat'da. Bunun sosyal dalm yzde onlarla onbeler arasnda, bilemedik yirmiler
arasnda deien bir oran.
O.K. Burada istatistik ok nemli deil ama. Bu yzde yirmi ok etkin bir yzde yirmi; rnein
kamuoyu oluturma merkezleri.
A.A. Ama tm Bat sylemi bunun zerine kurulu deil.
Postmodern Grnt
O.K. yle olsayd zaten bsbtn cehenneme benzeyen bir dnyada yayor olurduk.
A.A. Artk slam tarikatlama zerine younlayor. Trkiye'de de yle galiba.
O.K. Ama bu tarikatlarn da ne kadar siyasi olduunu, kendilerini dmana oranla kurduklarn
grebiliyoruz.
.S. Benim iaret etmek istediim Le Pen deildi. Daha ziyade bana mesel Edgar Morin'in
dndrd bir eydi. Ortak Avrupa tasarsyla birlikte 1980'lerin postmodernist syleminin bizi hi
hazrlamad bir yeni ikilie doru, yani bir yanda senin iin, kendi iinde btn bu farkllamay

barndran ama kendi duvarlarn, dnsel dzeyde belki tam karln bulamam bir teki'ne
kapatm bir zihniyetin ikiliine doru ilerliyoruz. Bu slam'n ve bunun popler dzeydeki
tezahrnden ok bu farkllk dncesinin kendi evrenselliinden vazgeip, kendini snrl bir alann
ifadesi olarak bulmaya balamasyla ilgili ve bu alann tesinin varln teslim ettii bir yeni dnsel
iklime giriyormuuz gibi.
A.A. Benim gzlemlediim kadaryla, biz ve barbarlar, Doulular ve Batllar tipinde bir ayrm artk
yok. Daha nce "biz Yunanllar, "bizim dmzda da barbarlar" eklinde globalleen ve ikili bir eliki
iinde ortaya kan bir yaplanma sz konusuydu. Bugn artk o mmkn deil gibi. teki dedii ey
Ba-t'nn, slam, Arap, terrizm vs. Btn bunlar kk kk/ayr eyler ve bunlar
btnselletirmiyor hibir zaman iin. Ayr ayr tekiler bunlarn hepsi.
O.K. Lacan'n psikanalitik yorumuna atf yapmak gerekirse, bu teki sonu olarak arzunun nesnesidir
Arzunun nesneleri birbirinin yerini tutar. Arzu birinden birine kayar. nce Srp, sonra Ermeni olur,
sonra Rum olur sonra Arap olur, sonra srail olur sonra byk eytan ABD olur, bunlar srekli olarak
birbirlerinin yerini tutarak, birbirlerine yer verirler. Bu anlamda teki, dman hayran olunan, hn
duyulan ey srekli olarak hep yeniden kurulur...
76
Postmodern Grnt: Simlakr
letiim yaynlarnda bir kitap kt en son, Gilles Kepel'in Tanrnn c. Avrupa'da, Amerika'da,
srail'de ve Arap Dnya-s'nda dinlerin yeniden ortaya knda paralellikler buluyor.
.S. Birok genel dzeyde bir ortak paydalar olduunu sylemek mmkn. Ancak bu postmodernist
iklimden ok, mo-dernist projenin iflasnn mmkn kld bir dnyann yeniden tlsm kazanmasnn
imkanlar ile ilgili. Dolaysyla modernist projenin, bu by bozumunun terk edilmesi, dnyann
yeniden dinselletirilmesinin nndeki baz engelleri kaldrd; ama bu, bunlar harekete geiren
toplumsal dinamiklerin her yerde ayn olduu demek deil bence.
A.A. Yalnz unu sylemek mmkn belki. Postmodern bir atmosferde, toplumsallklar farkl da olsa,
adna ye-ni-arkaizmler diyebileceimiz tipte meruluklarn olmaya balamas; ve btn bunlarn global
projeler zerine kurulmamas. Frakllk zerine kurulu sosyallikler 20 yldr yaanyor ve sonuna
gelindi belki farkllk dncesinin. Ama u anki sosyal durumlarn daha btnselletirici bir dnceyi
yeniden gndeme getirdiini sanmyorum. Her ne kadar Fukuyama'nn kitab yeniden Hegel ve Marx'
gncelletiriyorsa bile. Ayrca postmo-dernizm dncesinin en ok ne kard filozoflardan biri
olan Nietzsche, 21. yy.'n dinler sava yzyl olacan sylememi miydi?.. Aslnda bir
dnemselletirme yapmak mmknse postmodern dncenin ortaya k ilk mimaride balamtr,
dnce dzeyinde bu 68 sonras ortaya kan birey aslnda. 68 olaylarnn ortaya koyduu ey de;
birok kk grubun iilerin, rencilerin, liselilerin ayr ayr mcadele ekillerinin billrlat yerde
patlama noktasna varmasyd.
O.K. Modernizmin kendi tarihi iinde tek bir koputan ok farkl olaslklar grlr. hsan hep onu
vurgulamak istedi, skender de beni eletirirken hakl olarak bunu sylemek istedi. Modernizmin kendi
tarihi iinde hep bir gerilim kayb tehlikesi vard. Modernist sanat, manyerizmden beri, 20. yzyln
ortala-nna kadar bu tehlikeyi, kendi tekisini kaybetme tehlikesini ya-ad. nk neydi modernist
sanat, tekine deme, kendi kendine dnceyi son noktasna kadar gtrerek artk dnce
Postmodern Grnt
olmayan eye erimekti amac. Ama bu amaca eritii andan itibaren, daha dorusu bu amaca
ulaabilmek iin giritii abann kendisi de dncenin emperyalizmiydi, tekine demek istemek
ayn zamanda tekinin, tekiliini ortadan kaldrmay istemek anlamna da gelir. Dolaysyla
postmodernizmin kendi atalarn modernizmin iinde bulmasna hi hayret etmemek gerekir. Mesela
skender, Sade dedi, daha tipik bir rnek Ni-etzsche; tarih zerine yazsnda yle diyordu: "Tarih
ancak bize kuvvet verdii kadaryla kullanlabilmelidir!" Bir bakma pragmatizme ok yakn bir gr,
ama bir bakma da tarihi silen bir gr; hereyi imdinin canllnda imdinin kudretinde toplayan bir
gr. Ama kendi bir bakma aydnlanma dncesinin u noktalarndan biriydi. ok daha radikal bir
kopu mimarlkta oldu, hsan onu anlatt, ama bu kopularn arasnda bir tr sreklilik de var,
Derrida'nn en sevdii yazarlar byk modernist yazarlardr; kendi slubu tipik yksek modernizmin
slubudur, ama kendi ustalaryla yani Blanchot'yla, HusserNe, Heideg-ger'le karlatrldnda bir
gerilim kaybn da grmemek mmkn deil.
A.A. Haklsn da, yle bir ey var galiba: Manyerizm, Alman romantizmi, modern bilimin yazarlar,
Joyce, Mallarme, btn bunlarn yeniden gncelletii bir dnem var, ki o dnem de zannediyorum 60
sonras. Farkllk zerine dnce reten -ki bu aslnda Fransz dnrlerinden kan bir fiili durumkitaplarn tarihlerine bakarsak; Deleuze'nin Nietzsche kitab 1962'de yaynlanmtr, 68 sonras
patlamtr; Derrida'nn Yaz ve Fark kitab 67'de yaynlanmtr; Foucault'un Kelimeler ve eyler kitab
66'da yaynlanmtr. Yani zellikle 60fl yllarn ikinci yarsnda ortaya kan bir dnce 68
sonrasnda kendini gstermi ve 1979'da Lyotard'n Postmodern Durum kitab kmtr. 80#li yllara

gelindiinde postmodern paradigmay paket halinde dnmenin mmkn olduu bir dnem
gzkyor. 80'le-rin ikinci yarsnda da bu paradigmann btn dnyann polemii haline geldiini
gryoruz. Bu ekilde dnemselletirmek mmkn. Postmodernizmin kendi ierii, kendi trnak iinde
rasyonalitesi, eskinin yeniden gncellemesi olduu iin btn
Postmodern Grnt: Simlakr
bunlar gerek -modernler, modern ncesi olanlar- mimaride, dncede, sanatta sz konusu edilebiliyor.
Ricardo Bofill bugn tutup Roma mimarisini gncelletirebiliyorsa, Montpeli-er'de Antigon'u ona gre
kuruyorsa veya Pa-ris/Montparnesse'daki binay Roma mimarisiyle 19. yy. Paris mimarisini kartrarak
ortaya kartyorsa bu nedenledir. Yine mimariden bir rnek verirsek, bugn yaplan binalar, d iini
gstermeyen cam binalarn yaps d grnle i mekn arasndaki bamszl ortaya koyuyorsa, bu
da ayn zamanda barok mimarinin bir zellii, yani btn bunlarn yeniden gncel-letii yer
postmodernizm. Bunun dnemselletirilmes imkansz, fakat bu eserlerin yapld tarihlere bakarak
belli bir d-nemselletirme yapmak mmkn olabilir.
.B. Bu balamda bir ey eklemek istiyorum. Postmoder-nizmle birlikte yeniden gncelleen
semecilii mimarlk tarihileri barok sonrasndan balatrlar. Alman mimarlk tarihisi Ju-lius Posener
btn Bat dnyasna birden yaylan bir zemin kaymasnn 18. yzyln bandan itibaren geerli
olduunu syler. Ve son 30 yl iinden deil de, son 300 yl hesaba katarak baktmzda asl
srekliliin bu zeminsizlik, nedensizlik ortamndan kaynaklanan semecilik olduunu gryoruz. Yani
kesinti, aralk postmodernizmle deil modernizmle gelmitir. Postmodernizm kendini mimarlkta o
denli radikal bir biimde sundu ki, sanki birka yzyldr egemen olan bir modernizmden kurtuluyormuuz gibi geldi bize; attmz yk bu kadar ar zannettik. Tabii bunda btn byk ehirlerin
evresinin son 50 yl iinde ina edilmi olmasnn, o dnemin damgasn tamasnn da rol var.
O.K. Bir rnek, tek bir rnek vereceim, ok uzun bir tartmadr bu. Modernizmin bu modernlemeye
hep baml olduunu, hem de ondan bir greli bamszlk ierdiini ne srdm. imdi Max VVeber
modernlemenin bir boyutunu devletin, kii devletinden kiist, gayriahsi devlete, gayriahsi bir
brokrasiye brnmesi olduunu sylemiti. Bunun mekndaki 9rnne bakalm. Sadrazamn evi
ayn zamanda babakan-''k merkezidir. Devletle kii burada ok i iedir. Modern devlet79
Postmodern Grnt
teyse brokrasi gayriahsidir kiilere baml deildir. levler ki-ilerst# gayriahsi hale gelir. Bu
ayn zamanda sanatta da grlr. Modemist sanatta da# mesela iirde ifade edilen duygular o airin
ampirik ahsiyetine ait deildir. Daha evrenseldir, bakasnn sesidir o. Ama bu iki gayriahsilik
arasnda bir fark da vardr. Modern devletin gayriahsilii sonu olarak bireyi ezen bir gayriahsiliktir.
iirdeki gayriahsilikse bireyi zgrle-tiren, kendi darack kiilik evresinin dna taran, onun
evrensel bir btnle temasa gemesini salayan bir eydir. Hem ona baml, hem de ondan greli bir
bamszlk ieriyor...
Postmodernizme gelince: Onu sulanacak bir ey olarak ele almadan nce zorunluluunu, bir tr
tarihsel zorunluluk ierdiini grmek gerekir. Postmodernizmin maddeci bir aklamas, yani onu
sosyal hayattaki, retimin rgtlenmesindeki baz deiikliklerle irtibatlandrlan bir aklama tarz
gereklidir. Eer bunu yapamazsak postmodemizmi bir moda, geici ve kt bir heves olarak grmek
durumuna deriz ki bu yanl olur. Post-modernizm bir tr tarihsel zorunluluk ieriyor. Bu zorunluluun hakkn vermeden, onu ciddi olarak eletiremeyiz. Bu bir bakma onun iinde kalarak, onun
iinden geerek eletirmek demektir ki bu da zaten yeterince modernist bir tavrdr.
A.A. Bir de belki burada konuulmayan fakat sylenmesi gereken birka ey daha var. Bir tanesi
postmodernizm diyebileceimiz bir durumda simlasyonlarn ve d grntlerin nem kazanmas;
rnein reklamclk da bunun iine giriyor. Dieri evrensellik ve yerellik tartmas: Artk evrenselliin
meruluunun olmamas yahut altst olmas. Televizyon ve imajla ilgili olarak da, kamu mekn
diyebileceimiz yerlerin artk kamu imgesi haline gelmesi. Yani eskiden Agoralar varken, televizyonun
btn bunlarn yerini almas, derinliin yerine yzeyin ne kmas: Mahkemelerin meknnn zellikle
Fransz TV'lerinde gsterilmemesi belki de bu meknn imgeye kar hl direnmesin-dendir. Meclis
burada direniini brakmtr.
Defter, Aralk 1992'de Bilar'da, yaplan konuma
jbcl
Postmodern Grnt: Simlakr
POSTMODERNIZM: AYNILIK VE FARKLILIK

skender Savar Bugnk tartma, geen sene burada yaplm olan Postmodernizm seminerinin bir
anlamda bir devam ya da ikinci raundu. Szkonusu tartmada zellikle postmodern dncede tad
nem bakmndan aynlk ve farkllk dncesi zerinde younlaarak bir tartma olacak.
Ali Akay Geen seferki tartmann ana temas birinci e ile ikinci e arasndaki diyalektik

ilikisinin, aynlk zerine kurulmasyd. Orhan zdelelikler ve diyalektik iliki, ben ise diyalektikten
ok eler arasndaki fark, ayrm ve tekillikleri zerinde durmutum.
Bugn de szkonusu olan konumann ayrm ve aynlk zerine olduunu varsayarsak, HegePin kle
ve efendi diyalektiinden balamak istiyorum. Yani aslnda bir bakma Hegel'in farkllktaki aynl
gsterdii kle ve efendi diyalektii dekons-trksiyona yani yapbozumuna uratlrsa iindeki ana
enin siyasi olarak da bizi ilgilendirdiini greceiz. Yani A esi ile B esi arasndaki iliki belli bir
nesnenin zerinde odaklanyor. Hegel'deki kle ve efendi diyalektii dediimiz bir znenin insan yahut
hayvan arzusuyla birlikte zerinde alt, grd, karsnda duran nesneyi asimile etmesinden
-bunun altn iziyorum- ve onu altrp, deitirip o nesne zerine kendi znel gerekliini
kurmasndan kaynaklanyor. Fakat bu arzunun hayvani deil ama insani olmas iin, ben diyen znenin
grd nesnenin bir "teki" tarafndan arzulanmas gerekiyor. ki zne arasndaki iliki bir nesneden
geiyor. Sonuta arzunun, yani ben dediimiz eyin kendi kendinin bilincine, yani zbilincine
varabilmesi iin bu nesneyi tekininkinden kendi znel gerekliine ekip, nesnel bir gereklie
oturtmas ve ikisi arasndaki, ben ve teki arasndaki kendilik bilincinin olumas, yani bu znel
gerekliklerin de nesnel gerekliklere dnmesi iin birinPostmodern Grnt
den birinin hayatn tehlikeye atmas lazm: Yani bu nesne iin ben ve teki birlikte bir mcadeleye
girecek. Ve buradan galip kmak iin bir delloya girieceiz ve dello srasnda hayatmz riske
atmak durumundayz. Ne zaman benim arzum karmdaki dier tekinin arzusuyla bu mcadeleye
giriyor ite, o zaman# Hegel'in kle ve efendi adn verdii diyalektik iliki ortaya kyor. Bu ilikide
birincil bir durum var: Dvyoruz, kendi kendimizin bilincini, zbilincimizi ispatlamaya alyoruz:
Ben ve karmdaki. Ve sonunda birbirimizi ldryoruz. Dolaysyla ortada herhangi bir galip
kalmyor. kinci durumda teki yahut ben arzuladmz nesne iin hayatmz tehlikeye atyoruz.
Birimiz dierini ldryor. Dolaysyla burada iki tane kendi kendinin bilinci yani zbilin var. Bir tek
bilin kendi kendinin bilinci olarak var. Ve kardaki l olduundan dolay kendi kendinin bilincini
artk kaybetmi oluyor.
Eer bu diyalektik iliki gerekleirse u ekilde gerekleebiliyor, ikimiz de canl kalmalyz ki,
birimiz dierine kendi kendinin bilinci olduunu ispatlayabilsin. Hegel'in syledii ey btn tarihin
arzulanan nesnelerin arzulanmasndan getii. Yani tarih bir mcadele zerine kurulu -Marx'n dedii
gibi- fakat bu mcadelede her kendinin bilinci, zbilin hep bir tekine ihtiya duyuyor. Kendini
ispatlamas lazm. Dolaysyla bu mcadele sosyal bir olay. Tarih, dolaysyla sosyal bir tarih oluyor. Ve
o arzu mekanizmas, "ben"in arzu mekanizmas kendi iinde ok paral. Tpk tekinin arzu
mekanizmasnn kendi iinde ok paral olmas gibi. Diyelim bir byk A'da A1, A2, A3 var. kinci
byk Afda A4, A5, A6 vs. var. Ve bu okluklar kendi iinde farkllklar tayor.
Diyelim byk A iinde A1, A2, A3'ler deiik farkllklar tayor ve bu Hegel'e gre immediat
dolaymsz farkllklar. Ne zamanki bu arzular, kk farkllklar bir btn iinde btnleebiliyor, o
zaman bu farkllklarn arasndaki aynlk ilikisi ortaya kyor ve byk btnlkler oluuyor.
Dolaysyla iki zne arasndaki, iki arzu, iki ben arasndaki iliki ncelikle bir nesneden geiyor ve bu
nesneden getii lde de dierine nceliini
Postmodern Grnt: Simlakr
ispatlamas lazm. imdi bu mcadele iinde yukarda bahsettiim gibi nesneyi yani doay
deitirmek durumundayz. Nesneyi deitirirken iimizden biri, biryerde mcadeleyi brakyor. Ve
brakt yerde artk, bir kendi kendinin bilinci (zbiiinci), karsndakine kendini tantmaktan
vazgemi oluyor. Dier kii, yani kendi kendinin bilincini, zbilincini ispatlayan kii hakim konumda.
Savunma durumuna geliyor. Karsndaki ise "insanln" kaybediyor. tekinin karsnda ben, kendi
kendimin bilincini ispatlarken ayn zamanda nesneyi deitiren tekini asimile etmeye balyorum.
Yani onu kendimin ayns klmaya alyorum. Dolaysyla mcadeledeki iliki fark zerine kurulu.
Fark sonuta asimilasyondan geerek aynl douruyor. Asimilasyondan getii anda modernte ve
postmodernite arasndaki ilikiye deindiimizde modernliin zellikle Fransz htila-li'nden, 1789'dan
beri ortaya kartt bu asimilasyoncu politikayla kar karya kalyoruz. Yukarda bahsettiim
karsndakini asimile etmek, deitirmek, kendine benzetmek meselesi ortaya kmaya balyor ve
modernzmin bugn iinde olduu kriz, -belki de, en nemli yanlarndan bir tanesi bu- asimilasyon ve
farkllk arasndaki ilikiden gemekte. Bu ilikiyi biraz irdelediimizde u ortaya kacak:
Gnunnzdeki siyasi olaylarla kar karya geleceiz. Yani modern anlamda ulus-devlet, snrlar belli,
iinde yaayanlar belli ve deiik etnik gruplarn bir milli birlik iinde topland, o Fransz Ihtilali'nin
idealleri ve Alman romantizminin ona getirdii duygusal yn szkonusu. Bu ok etnik gruplu milliyeti
ulus-devletlerin de aslnda Fransz Ihtilali'nin idealleriyle zellikle aynlk, benzerlik ve asimile etmek
zerine kurulu ideallerle kar karya kalm olacaz. Bugn, Fransz htilali'nin vard nokta da
zellikle, 1989'da, u: 200. ylnn kutland Fransa'da belki de basit bir rnek ama; televizyonun
yapt kamuoyu yoklamalarnda kral yeniden canlandrld. Yani Fransz htilali, kt bir ihtilaldi,

terrd, kan iinde bouldu ve o mekanizma iinde hep birinin giyotine gitmesinden geti ve tu-kaka
denecek ve atlacak bir devrimdir, dendi. Bunun yannda hatta karsnda, zellikle, 1689 kartld.
Yani Anglo-sakson modeli. Dolaysyla Rousseau'nun karsna LocJ&2L
Postmodern Grnt
ke. Niin? nk Locke'ta, zellikle, birey szkonusuydu. Halbuki Rousseau teorisini toplumsal
szlemeye sosyallik zerine kurmutu. Ortaya kartt teorilerin sonucunda vard nokta devlet
oldu. Modernitenin, buraya Fransz htilali'nden kp gelmesinde -bunun iin de Sovyetler Birlii'ni
ayn modele koyabiliyoruz-, sonuta milli devletlerin olutuu, milli devletlerin iinde ayr kk
gruplarn, ayr kk etnilerin tek bir merkezi sistem tarafndan asimiie edildii bir durumla kar
karya kalyoruz.
Bugn ise ortaya kan durum iin yle birazck gazete haberlerini okuduumuzda unu sylemek
mmkn sanyorum: Ulus-devletlerin sonuna gelindiinden bahsedildi. Emein ve sermayenin
akkanl iinde snrlarn kalkt sylendi. AT bnyesi iinde -ulus-devletlerden ok supra-nasyonal,
yani devletler st yaplanmalarn olutuu sylendi. Ayn zamanda bugn geriye gelen dini unsurlarn
zellikle milletler st yaplanmalardan kaynakland szkonusu edilmeye balandnda btnlk,
tekillik, ulus-devlet ve etniklik arasndaki ilikileri gryoruz. Yugoslavya rneinden de "ar etnik" rk
szcn ele aldmzda, byk btnlklerin asimiie ettiklerini, ama kk btnlklerin asimiie
edenlere kar kendi farkllklarn ortaya koyarak, kendi kk mikro devletlerini, kendi kk mikro
mcadelelerini ve kendi kk mikro emperyalizmlerini ortaya karttklarn izliyoruz. Yani sylemek
istediim ey u: Bu son 200 yl tarihi iinde izlenen duruma gre, eer Hegel'in mantndan, yani
aynlk mantndan yola kp asimilasyon ile deitiren bir dnce sisteminin varlna gidersek
uraya varrz: Farkllk esi kk farkllklara, etnik farkllklara doru tayor. Sonuta ortaya
kimlik denilen kavramla karlayoruz. Kimlik ise tarihle birlikte belki bir anamnez ve kendi kendini
dardan kuran birey. Yani tarih iinden gelen elerle tarihe dnerek, tarihteki "gerei" arayarak
kimlikler ortaya konduunda, kkene dnk olduunu ve kkenin yeniden canlanmasn gryoruz.
Yani kimlik dediimiz ey, ulus-devlet kimlii neyin zerine kuruluydu: Birtakm elerin. Bu eler
iinde ne var? Bayrak var, toprak var, anadil vs. var. zellikle anadil bana ok nemli gibi geliyor.
nk bir yerde toplumun ya da topPostmodern Grnt: Simlakr
lumlar|n evrensel bir ekilde dipletirilmesi, ana ile kurulu bir ilikiden geiyor. Babadili deil:
Babadili szkonusu edilirse eer, ben Derrida'nn diferans, a ile yazlan kavramna, yani farkn a ile
yazld bir kavrama dayanacam. nk kavram aslnda mevcut olmayan bireyin temsiliyetini
gsteriyor. Yani babadil anadilin temsiliyeti. Fakat anadil dediimiz ise bizim kkmz gibi duruyor.
Fakat o kk, yle bir kken ki tarihte bunun aranmas pek imkanl gibi durmuyor. Bir anamnez var bu
durumda. nk var olduunu saydmz bir kkn unutuluu iindeyiz deniyor bize. Ve o
unuttuumuz eyi aramaya alyoruz. Fakat unuttuumuz ey aslnda asla olmayan bir-ey. Dardan
verilen birey ve kimliimiz bize dardan veriliyor. Bireysel kimliklerimiz de yle, milliyeti
kimliklerimiz de yle, etnik kimliklerimiz de yle. Tarih de her seferinde yeniden yazldnda, ki hep
yeniden yazlyor; tarih aslnda tarihin gerei dediimiz eyde Hegel'in znel gerekliinden baka bir
eyi grmyoruz. nk tarihiler, hep epistemesine gre tarihin bir ynyle urayorlar. Bir ynn
ortaya kartyorlar ve o tarih zerine belirli kimlikler kuruluyor yani tarih de, belki, bir yanlsamadan
baka birey deil.
nerim; postmodern bir dzende simlakrlar zerine yaslanp, yani modeli olmayan, gndermesi
olmayan grntler zerine yaslanp, onlarn sayesinde kimliksizleme srecine girebilmek olacak.
Kimliklerin bozulmas, ancak, belki de o k-le-efendi diyalektiinin dnda, yani karsndakini
deitirip kendine benzetmenin dnda, baka yerlerde kendi kendinin bilincinde olmak deil, fakat
kendi halinde olmay, kendi farkll iinde kendi halinde olmay salayacak elerden bir tanesi.
Orhan Koak Ali felsefeci olarak, konunun tam ortasndan girdi. Sonra tabii siyasal balantya girdi
ama ben bir kere daha zellikle bu toplantlarn balam iinde bu sorunu yerine koymak istiyorum. Bu,
tartma grubunu, sanyorum unun iin ilgilendiriyor. Eskiden biz ve onlar vard. Siyah ve beyaz vard.
Burjuvazi ve iiler vard. Eksi ve art vard. Oysa yapsalclk sonras dnrler, bu ikili kartlk,
siyah ve beyaz kartl bir
Postmodern Grnt
yanlsamayd, kendi iindeki farkllklar gzden saklayan, gmen, durduran, engelleyici bir durumdu,
diyorlar. Siyah ve beyaz diyorsunuz, oysa ayn anda kadn ve erkek var. i ve patron diyorsunuz, oysa
ayn anda siyah ve beyaz var. Kadn ve erkek diyorsunuz, oysa ayn anda zengin ve fakir var.
Dolaysyla birden fazla eksen zerinde kesilmitir dnya. A ve B deil, A1, A2, A3, B1, B2, B3 vardr.
Ve B1 ile A3 arasnda A2'ye kar bir ittifak olabilir. A1 ile B4 arasnda B5'e kar bir ittifak olabilir.
Dolaysyla ikili kartlk mmkn deildir. Kartla oranla ki bu kartlk dncesi 1930lara kadar

bu postmodernizm tartmalarnn kt Fransa'da herkesin temel ald, dayand kavramd.


1950'lerden itibaren bu kartlk, negatiflik terimlerinin yerini farkllk terimi almaya balad.
Sanyorum, geen seneden bu yana ok fazla ilerlemi deiliz. Bunun temel sebebi, biraz tabii ki bizim
tembelliimiz, biraz Bilar ynetimi, biraz da konunun sadece felsefe dzleminde tartlmasnn
zorluudur. Geen sene unu tartmtk: Ali yine, eksi ve artnn yerine, eksinin iinde ya da siyahn
iinde binlerce, yzlerce, onlarca ton olduunu sylemiti. Ben de btn bu tonlarn gerekleebilmesi
iin, ton farkllnn, valr farkllnn ortaya kabilmesi iin nce siyahla beyazn ayrmnn art
olduunu ne srmtm. Burada iki ya da kavram ortaya kyor. zdelik ya da aynlk, kartlk,
bir de farkllk. zdelik ve kartlk sorunu daha grnte ya da szm ona radikal bir planda tarif
etmenin aralardr. Farkllksa grnte daha liberal, daha esnek, daha atmadansa konumaya,
sylemeye ait bir dzlemde tartlan bireydir. Bunlar belki de Ali, daha detayl, ayrntl olarak
aklayabilir. Farkllk terimi de, kartlk terimi de, zdelik terimi de ilk felsefenin, en eski
terimleridir. Herakleitos'un, Parma-nides'in fragmanlarnda hepsi vardr. Bunlarn iletilmeleri, kullanlmalar tabii dnem dnem deiiyor. Farkllk, Herakle-itos'ta benim bildiim kadaryla
kartlktan pek fazla ayrdedil-memitir. Yani farkllk, zdelii bazen bireyin kendi tarifine eit
olmasn engelleyen ey.
Bu kavram aslnda bildiim kadaryla postmodernistlerin ya da yapsalc sonraslarn, Foucault'nun,
belki biraz Derrida'nn
JBL
Postmodern Grnt: Simlakr
I hedefi olan Hegel tarafndan bugnk ilerliine kavuturuldu. Hegel Aristoteles ve Herakleitos'un
brakt ilerden hareketle zdeliin ancak farkllkla ya da kartlkla birlikte tamamlanabileceini
ne sryor. Ve bunu mantksal olarak gsteriyor, icra ediyor. A7y ya da AV tanmlayabilmek iin
mutlaka iin iine bir eksi iaretinin de katlmas gerektiini sylyor. atmas da Hegel tarafndan
byle bir mantksal ereveye ya da tabana oturtuluyor. Kle ve efendi iki karttr. Bu kartlk,
klenin kleliini kabullenmesiyle, korkmasyla bir diyalektik haline gelir. Kle efendinin emrine girer,
almaya balar, i yapmaya balar. Efendi de yaamaya devam eder. Ama bu noktada kartlk bir
diyalektik haline gelir. nk efendinin yannda almaya balayan kle, efendiyi de iermeye
balamtr. yapt efendinin stn, yumurtasn filan retmeye balad iin onun dncelerini
de iermeye ve ondan pay almaya ve giderek biraz da onun yerine dnmeye balamtr. Demek ki
eksi, yani kle, artdan, yani efendiden kendine pay bimeye, artnn baz ksmlarn kendi zerine
almaya balamtr. Diyalektik bu. A'nn biraz B'ye benzeyerek, B'yi aldatarak, B'nin baz paralarn
kendi yerine ekmesi. Kendi baz paralarn da, baz zelliklerini de A'ya devretmesi, teslim etmesi.
Bu dnce tarz 1970-80'lere kadar dnyay idare etti, yani dnya bununla yetindi. nk temelde bir
kartlk var/Ya da kapitalizm ve "sosyalizm". Ama o trnak iindeki sosyalizm, sonra trnak dna kp kendi gerekliini iade ettiinde, yani bir sfra dntnde bu trden bir diyalektik beyhude
kald, temelsiz kald. Bu btn bir sosyal bilime ve onunla birlikte felsefeye kartlk dncesinin, eksi
art dncesinin reddedilmesi iin gerekli grnen sosyal, sosyal antropolojik temeli verdi grnte.
Bir sene evvelki sylei urada kalmt: Bu bitti. Ama bu biter bit-nnez kapitalizm, Bat baka
kartlar, baka eksiler icad etmek zorunda kald. Yani slam, yani Dou, yani bizden olmayan her-ey.
unu savunmutun sen. Bu aldatc bir grnmdr. Ba-t'nn kendi iinde saysz farkllk vardr.
Dou'yu mutlak negatif, mutlak kart olarak grenlerin oran epeyce dktr. B4 ile A2 arasnda
pekala ittifaklar olabilir. Bu ittifaklar da gn bo87
Postmodern Grnt
yu deiebilir. Biz de daha tutucu# ilkel, eski kafal insanlar olarak nce A ve B'nin ya da artyla
eksinin halledilmesi gerektiini, nk btn bu farkllk dncesini gralasyonlar, siyahtan beyaza
doru srekli deien, farkllaan tonlar, valrler dncesinin garantrnn, siyahla beyaz arasndaki
farklln korunmas olduunu sylemitin. Tartmann balam buydu. Biz de bu balamn iinde
kaldk. Buradan Bilar sayesinde bir adm ileri gidemedik.
.S. imdi gr, soru ve aklama trnden katklar bekliyoruz.
A.A. Geen seferki tartma galiba emek ve sermaye ilikisi zerine kuruluydu. Yani btnlkler olarak
emein sermaye ka-rsndaki konumu. Eer A emek, B de sermayeyse ikisi arasndaki iliki, dierini
deitiren bir ilikiden getiinde tekini kendi iine ekip, tepeden kendini asimile eden bir durum
ortaya ktnda tarihi olarak sermayenin emei kendi iinde erittiini ve sermayenin zdelik ilikisi
iinde hakim e olduunu ne srmtk. Ve bunun tersine ilikinin bir yana braklmasn, nk
eer mcadele mmknse sermayeye kar, fakat bu mcadelenin aynlktan deil kendi farklln
ortaya koymasndan geeceini ne srmtm. nk Hegel'ci kalrsak, ne zaman A ile B arasnda,
yani emekle sermaye arasnda bir diyalektik iliki var, o zaman Marx'n terimleriyle retim biimlerini
birbirlerini amas sylemi iinde, yani retim glerinin retim ilikileriyle elikiye girmesi

dediimiz ey sz konusu olduunda toparlanma, btnleme olur. Yani aarken aslnda tekinden var
olan eleri deitirip, yadsyp, yok ederken, birtakmn da alyoruz, kendimize ekiyoruz. Yani
sermaye emein varolu tarzn, varlnn tzn deitirmeye alp, onu oradan karttnda
kendisine ait olan, kullandn kendi esi haline getirdi. Ayn ekilde bu, belki de, modemizmin bize
brakt bir miras. Bu btnlk ilikisi iinde emein sermaye tarafndan asimile edilmesi gibi ulusdevletlerin iinde -siyasi olarak- aznlklarn asimilasyonu sz konusu edildi. Etnik yahut sosyal
aznlklar. Yani normlar sz konusu oldu. Ve o normlara
Postmodern Grnt: Simlakr
gre cumhuriyet ideolojisi sz konusu edildi. Fransz htilali'nin modelinin ayns kopya olarak, taklit
edildi. yle veya byle farkllklar tabii ki var. Fakat genel anlamyla Sovyet Devrimi ile kurulan
cumhuriyetler de modern dnemin sistemi iinde, pratii iinde ulus-devletleri bu asimilasyon zerine
kurdular. Bugn varlan noktada asimilasyoncu, btnletirici, yani Hegel'ci btnc cumhuriyetlerle
cemaatlerin kendi ilerinde, kendi farkllklarn koruyarak, monarik olsun ya da olmasn, cumhuriyetilii veya demokrasiyi ieren toplumlar arasndaki farkta odaklatn gryoruz. Anglo-sakson
modeli ve Fransz modeli arasndaki iki siyasi modelden yola klyor bugn.
Fransz htilali aydnlanmasyla birlikte 200 yln modeli olarak varolduu, dier Anglo-sakson
aydnlanmadnn ise cemaatlerin, Osmanl'da olduu gibi, mahalle sisteminde kendi farkllklarn
koruduu devletlerde asimilasyon deil, fakat farkllklarn btnlnden getii tartlmaya
baland. zellikle yine Fransa'da bu tartma sz konusu. Yani asimilasyoncu cumhuriyet modeliyle
farkllatrman monarik model. Bunun baka bir yansmas da dinden geiyor. Biliyoruz ki, Fransz
anlamndaki laiklik, devletin anti-dinci bir siyasetle din normlarn dlamasndan geti. Oysa bu
cemaat modelinde cemaatler kendi inanlarn kendi farkllklar iinde korumaktaydlar. Varmak
istediim yer uras: Model ister Anglo-sakson, ister Fransz olsun, sonuta ister aynlk, ister farkllk
zerine kurulsun, kimlik zerine kurulan devletlerde, kimliin farkllklardan yahut aynlktan gemesi
durumunda da olsa, yani bunlar deiik ekilde konulsa da, sonuta, bugn iinde bulunduumuz siyasi, etnik, atmac modellerin ok moda bir kelime olan kltrel kimliin yahut etnik kimliin yahut
milli kimliin, kadnln yahut erkekliin btnc merkezli yaplarn kurulmasndan getiini
gryoruz. Kimlikler ne zaman kendi kimliklerini ispatlamak iin ortaya kyorlar, sonuta
zannediyorum ki, ne yazk ki, Hegel'in kle-efendi diyalektii iinde kalyoruz. Yani mcadeleler
Hegel'in syledii gibi arzudan ve karsndakini dierine ispatlamaktan geiyor. Kimlik ne zaman
ortaya kyor? Bu tr bir ilikide, demin bahsettiim gibi, btnc byk
Postmodern Grnt
arzu iinde kk arzular var. Tpk Anglo-sakson modelinin o maatleri gibi. Bunun karsndaki arzu
Fransz modeli olabil, Kk arzular tek bir arzu eklinde asimile olarak byk bir b tn arzuyu
oluturuyor. Ne zamanki, bu arzular kimlik zerir kuruluyor, o zaman sorun sanyorum gncelleiyor
yahut yer, den balyor.
Yukarda deinmi olduum gibi, belki aynln ve farkl n bir adm tesi bunlarn zlmesinden
geiyor. Yani kimi sorununun zlmesi, dalmas, dekonstrksiyon eylemine dilmesi. Kimliin
anamnezden olutuunun ortaya konulma sndan balayarak zmn yaplacan zannediyorum. Bu
da ikinci olarak yaptmz ey. Zaten bu kimliin zlmesi, belki, simlakr sayesinde gerekleebilir.
O.K. Bu konuda fazla birey syleyemem. Senin btn bu anlattklarn yine bence o ikili kartlk
durumunun, talihsiz durumun hl geerli olduunu ortaya koydu. Ali, kimlik dedi. Ve btnyle
takldm kimliin natrel, tabii, doal birey olmadn syledi. Deitirilebilir, benimsenebilir
birey dedi. Ama imdi bu dnce bile natralizmle ironi arasndaki farkllk eklinde dnyay ikiye
blyor. Baz insanlar iin kimlik natreldir, doaldr. Adam Trktr ya da Kurttur ya da Franszdr ya
da Bavyeraldr. Bundan daha doal birey olamaz. br iinse Trk domas bir rastlantdr. Bir talih
ya da talihsizliktir. Bu kartlk belki biraz serbest emekle cebri emek ya da iyi emekle kt emek ya da
kafa emei ile ayak emei, kol emei arasndaki farkllktr. Bu farkllk, bu kartlk var. Dolaysyla
ironi ile natralizm arasndaki kartlk da bugn dnyay ikiye blen bir kartlktr... Sen bir ideal
olarak ironiyi u anda varm gibi dnmek istiyorsun. Bense bunun olmadn, bunun bir ideal
olduunu, ama gerekletii anda da zaten nemsiz olacan sylyorum. Yani ikimiz de beyhude bir
davay savunuyoruz.
A.A. imdi yle birey var. Ahmet Akbar isimli bir Arap dnr var. Bir tarafta Avrupallar var.
Avrupallar sistemleri ironi zerine kurmular. Yani dinleri, devletleri, cumhurbakanlar zerine espri
yapldnda, onlar ktlendiinde bu onlara pek
_9L
Postmodern Grnt: Simlakr
fazla dokunmuyor. rnek olarak da Madonna'y veriyor; dier tarafta da slam toplumlar var. Bunlar
ironiyi anlayamyorlar. Ve Rdi rneini verip, ne zaman onlarn inanlaryla, tapndklar insanlarla
dalga geiliyor, o zaman sinirleniyorlar ve ldrme eylemlerine, fetvalara giriiyorlar diyor. Bence

unu sylemek istiyor: Finkelkraut'un sylediine benzer birey sylyor (o da yapsalclk sonras
dnceleri ar bir ekilde eletirenlerden bir tanesi), farkllklarn kk milliyetilikleri dourduunu sylyor. Yani tarih iinde evrenselci dncenin yadsnmas, tekilliklerin, farkllklarn ne
srlmesi milli kltrlerden geiyor diyor. Ve bunun iin de ar ekilde Foucault'yu, Dele-uze' ve
dier yapsalclk sonras dnrleri suluyor. Fakat sonuta sylemek istediim ey u: Ne zaman
Dou-Bat ikilemi, Dou-Bat farkll Bat'nn lehine iliyor o zaman yine bir mantk-merkezcilik
yapyoruz. Ve Avrupa merkezi bir ekilde dnmeye balyoruz. roni ve ciddiyet arasndaki ilikinin
bir btnlkten getiini dndmzde, belki, hakikaten o zaman, bir yere gidemiyoruz. Bu ikili
farkllk ve benzerlik arasndaki ilikinin teker teker dekonstrksiyonunu yaptmz zaman, arada
onlar oluturan elerin ne kadar ok kk farkllklardan, kk kimliklerden, kk gruplardan
kabilelerden getiine deinip, iini yarp baktmz zaman, belki, konumamzn bir anlam olabilir.
.S. O halde, bu noktada salondan sorular alalm.
Glnur Savran Ali'ye ynelik bireyler syleyeceim. Sorun, eliki, ikilik, aynlk ya da farkllk. Yani
natralizm ve ironi trnden bir kartlk olabilir. Ve diyelim ki Rousseau, postmoder-nizm, modernizm
postmodernizm trnden bir kartlk olabilir. Fakat bence bu kartlklarn hibirinde Hegel ve
diyalektik ierilmiyor. Bu kartlklar oluturanlarn hibirinde ierilmiyor. Bu kartlk bence
diyalektik ve farkllk kartl deil. nk bu efendi-kle ilikisinde olsun, ya da diyalektie ilikin
daha Mantksal dzeyde aklamalarda olsun, bu aynlatrma kavramyla benim bir sorunum var.
zmseme, asimilasyon eyval-'ah, olumsuzlama eyvallah. Ama aynlatrma, benzetirme kav91
Postmodern Grnt
ramyla bir sorunum var. Ve bana yle geliyor ki zaten Hegel'in btn kendisinden nceki Bat
dncesine de esas olarak ynelttii eletirinin oda bu. nk eer Rousseau bir yanday-sa, neden
Hegel uzun uzun tam da Rousseau'yu ve Fransz Devrimi'ni bir soyut aynlk biiminde bir
olumsuzlarna ileri srd iin eletiriyor? Hegel kendisini btn bir Fransz Devrimi
problematiinden, restorasyona kadarki dneminden tam da bu nedenle ayrlyor. Bir soyut aynlktr
Hegel'in aslnda eletirdii ve Rousseau zglnde de eletirdii. Hakikaten Orhan'n da syledii gibi
farkllk araclyla zdelik ya da farkllk iinde zdelik Hegel'in derdi. Byle olunca da bana bugn
bu ikilem beni ifade etmiyor diye dnyorum. Benim ikilemim deil bu, nk bir nc ihtimal
var. Diyalektik var. elikiler ve kartlklar zerine kurulu, ama aynlatrmaya ynelik olmayan bir
kartlk var. Aynlatrmaya ynelik bir olumsuzlama deil. Bu yzden de bu derslerde daha nce bunu
skender'le tartmtk. Hegel'de Marksizm ne kadar modernizmin parasdr, ne kadar deildir,
tartmasna gidiyor aslnda bu. Ya da ne kadar aydnlanmann parasdr, ne kadar deildir'e.
Dolaysyla da ben dediim gibi bu kartlklarn ne Hegel'i, ne Marx' hibir ekilde iermediini ve
tam da bu kartln almas olduunu dnyorum.
.S. Tek cmlelik bir soru da ben sormak istiyorum. Kimlik-sizleme haline ulaldnda geriye kalan
arzu mudur yoksa kaytszlk mdr? Arzunun geriye kalma ihtimali var m? Yoksa herkesin konuup,
kimsenin birbirini dinlemedii dnyaya m geleceiz?
A.A. Sorularn cevabn vermem imkansz. Ama dncelerimi syleyeceim. Batan balarsam Marx
ve Hegel'i mo-dern-postmodern tartmalarn dnda ele aldm. Benim bugn Hegel'den yola karak
aynlk-farkllk tartmasn ortaya koymamn ana nedenlerinden biri Hegel'in diyalektiinin amalar
zerine ve -retim biimlerine de gnderme yapyorum- amalarn da elikisiyle olutuunu ne
srmesinden geiyor. Birincisi, diyalektiin elikilerinin -eer Deleuze'n kelimeleriyle d_92_
Postmodern Grnt: Simlakr
snrsem- bozucu deil, yeinletirici rolnden bahsetmek istiyorum. Yani Kapitalizm ve izofreni'den
anladmz u: Kapitalizm eliki zerine kuruluyor ve elikiyle besleniyor. Hegel ve Marx
modelinde sonuta, sentezde, odaklandn dnrsek, modernitenin de kendi krizinin ayn zamanda
devletin hegemonyac merkezi rolnn dnda brakyor diye dnebiliriz. zellikle yapsalclk
sonrasndan bahsediyorum. Zannediyorum ki, Marx' ve Hegel'i modernitenin iine sokuyor. Benim
Maktan ve Hegel'den anladm ey 19. yzyl epistemesi ve modernizmle i ie olmalar. Ayn
dzizgisel tarih emas iinde kalmalar ve eliki zerine kurulu aamalar (Aufhebung) iermeleri.
ster Hegel'in daireleri olsun, ister Marx'n retim biimi halkalar olsun, elikiye dayanan, ilerleyen
bir tarihe dayanarak sistemlerini ortaya koymalar bize modern realiteyle i ie olduklarn gsteriyor
gibi geliyor.
O.K. Sanyorum farkl tarzlardan konuuyoruz. Glnur herhalde Marx#n moderniteye dahil olmadn
deil, moderniteye tenezzl etmeyeceini sylyor. Bir bakas unu ispat etmek isteyecektir:
Modernite konularnn ortak lgatini bulabilirsek konuabiliriz.
A.A. Marx'n modernitenin dnda olduunu sanmyorum. Yani kendine gre bir epistemesi var, 19.
yzyl epistemesi. Ve oradan farkl bir yerde olduunu dnemiyorum Marx'n. Modern dneme ait

bir dnr ve o dnemin tarih emas iinde kalyor. rnek ve benzer sorusuna geldiimizde; ikona
beni zellikle Platon'a yolluyor. Model zerine kurulu bir dnceyi Ik rnei ima etmek istiyorum.
Bir model vard. O modelin bir kopyas vard. Ve btn bu neo-Platonisyenlerin, yani Hristiyanln
dncesi o modelin imgesi zerine kurulu insan temasn ortaya kartyordu. Var olan bir modele
uymak sz kolsuydu. Platon'un, ikona dedii yerde simlakr kavramyla karlayoruz. Yani modelin
grntsn ieren, tzsel birliini deil, d grnt zerine kurulu ilikiyle kar karyayz. Dolaylyla tzn kendisini model olmaktan kartp, ileriye doru Irlatlan bir model olmasn ve bozmasn
dile getiriyor simPostmodern Grnt
lakr. Model geriye doru deil ileriye doru frlatldnda si-mlakr balamnda kaldmzda,
yaslandmz model zerine taklit ettiimiz bir ey deil, fakat yarattmz birey olduunda konumu
farkl bir yere gelmi oluyor. Yani; daha nce var olmam olan imgelerin, imajlarn -virtel imajlar
olarak yksek teknolojik makinalar aklma geliyor- ve daha nce hi yaanmam mekan iinde bizi
gerekteymi gibi yaatyor. Soba yan-yorsa orada, mekan eer Mars ise, biz Mars'taysak, (tabii hayali
ve sanal olarak) sobaya uzaktan simlasyon makinasma elimizi dokunduumuzda o olmayan soba
bizim elimizi yakyorsa, burada artk modelin geride deil ileride olmas sz konusu. Yani, olmayan
mekann iinde dolayoruz artk. lk rnek simlakr sayesinde geride kalmyor. Yok, hayr model
zerine kurulu taklitten geiyorsa eer, burada bozma yok, imleyen vardr. Mekanik yeniden retme
vardr. Bu tartma sermayenin iinde mi deil mi bilmiyorum, ama sermaye her yerde. Dolaysyla
sermayenin iinde baz farkllklar var. Bunun rneklerini gstermek mmkn. Devletten gstermek
mmkn. Siyasi partilere yansmasn gstermek mmkn. Dnyadaki yatay geili oluumlar
gstermek mmkn. Yani bu kk etnik, kk grupsal sosyal farkllamalarn olduunu fiili olarak
gstermek mmkn sanyorum. Bunlar var. Bunun dnda modernizmin dekonstrksiyonu yeni bir
dekonstrksiyon mu? Bilmiyorum ama baz eski eleri yeniden canlandrd kesin. Kk belirsizlikler var. Zaten postmodernizmin kendisi belirsizlikler zerine kurulu. Ne olduu belli deil.
Dolaysyla dekonstrksiyon var m yok mu? u anda sylemek pek mmkn deil sanyorum. Ama en
azndan aray halindeki bu dncenin konstruk-siyonu iin yapt planlar var.
Bilar, 29 Aralk 1993, Konumalar
Postmodern Grnt: Simlakr
MODERNTE - POSTMODERNTE MODERNZM - POSTMODERNZM
Postmodernite ve Postmodernizm zerine
Her ne kadar aralarnda kopukluk olduundan sz edilse de aslnda, modernizm ve postmodernizm
yahut moder-nite ve postmodernite zannedildii kadar birbirinden o kadar kopuk deil. Her ne kadar
modern olan iin, her eyi yeni olarak kurduu, yahut postmodernizm iin gemiten gelen eyleri
yeniden gncelletrdii ve teknik bir ekilde bunlar birarada toplad sylense ve postmodernizm
yeni bir durum gibi grnse de, sonuta yle veya byle postmodernizmin ortaya k yapsalclksonras ile alakaldr.
Fransa'da, zellikle 196O'l yllarn ikinci yarsnda ve zellikle 1968 sonrasnda ortaya kan,
genelleen bir dncenin ad yapsalclk-sonras. Bu dnce iinde Foucault, Baudrillard, Deleuze,
Guattari, Derrida, Lyotard, Chtelet vb. gibi daha saylabilecek pek ok isim var. Ve bu 194O'l yllarda
ortaya kan ve 19501i yllarda gndeme gelmi ve 196O'l yllarda Varoluulukla cidd bir rekabet
haline girmi yapsal dncenin eletirisinden ortaya kan bir dncedir. Marksizmin yapsalc
okumas (yani Althusser), psikanalitiin yapsalc bir okumas (yani Lacan) ve sosyal antropolojide
Godelier'nin ortaya atm olduu bu yeni okuma biimlerinin eletirisi eklinde ele almak mmkn
yapsalclk sonrasn. zellikle 19701i yllarda ivme kazanan bu akmda yer alanlarn birbirlerinden
farkl yntemleri, dnce biimleri var. Derrida'nn dekonstrksiyonu ile Deleuze ve Guattarifnin
izoanalizi ya da Lyotard'n postmodern 3dn verdikleri ey, ayr ayr dnce biimlerini ve
yntemlerini ieriyor. Buna ramen; ortak bir tema saptamaya alrsak, belki de, fark kavramn ele
almak mmkn.
J9SL
Postmodern Grnt
Bir de 1930'lu yllardan itibaren, Fransa'da hakim olmaya balam olan Hegel'ci diyalektiin, yani,
daha sonraki Marksist diyalektik versiyonunun artk kullanlmaz bir yntem olmasndan ileri gelen bir
genellemi dncenin rndr, yapsalclk-sonras. Ve bu bakmdan da Hegel'in okuyuundan ok
Ni-etzsche ve Heidegger merkezli bir okuyuu nplana karr. Fakat 19801i yllarda, zellikle
Amerikan entelektel evrelerinde, Fransz yapsalclk-sonras dnrlerinin evirisi ile birlikte bu
adlarn saym olduum dnrlerin, filozoflarn, antropologlarn dnceleri postmodern ad altnda
bir dnce biiminin ncleri olarak ele alnd. Postmoderni, aslnda bunlarn dncelerinin
oluturduu (dekonstrksiyonu, izoanalizi, arkeolojiyi ve olay tarihi vs. eklinde) ileri srld; fakat
aslnda adlarn saydklarmn hibirinin direkt olarak postmodern veya postmo-dernizm ile alakalar

yok. Ancak postmodernizmi bir dnce olarak deil de, bir dnem veya durum olarak ele alrsak, o zaman belki unu syleyebiliriz: 1980lerden itibaren balayan bir durumdur, nk 1979 ylnda
Lyotard'n Postmodern Durum kitab Franszca yaynlanyor ve zellikle bu kitabn postmodern
tartmalar felsef olarak balattn sylemek mmkn. Ve modern olan Aydnlanmayla balayp, 19.
yzyldaki gelien Alman romantizmi, ulus-devlet ve daha sonra snrlar belirlenmi ve siyas olarak
teleolojik bir yapy ieren, yani gelecei nceden belirli olarak saptayan bir dncenin eletirisinden
post-modernizm ortaya kyor. Yani Lyotard'n, adna byk anlatlarn veya ideolojilerin sonu dedii
ey aslnda, Marksizmin bir krizi. nk Marksizmin krizi daha 1980lerin banda, hatta 1970'li
yllarn ikinci yarsnda diyelim; yaanan tarihi olaylar, teorik olarak olmasa bile, pratikte sosyalist bir
dnce tarznn, diyalektik bir dnce tarznn veya siyas olarak, ileriye dnk olarak, sosyalizmin
gerekletirileceini ileri srd iddia edilen bir dnce tarznn imkanszln fiili olarak ortaya
koydu. zellikle Kamboya olaylar burada belki de, en son noktay, niha noktay koyuyor; 1979'da
Kzl Kmerler'in ve Pol Pot rejiminin yapt byk soykrmn Fransa'da etkisi byk. Bu konuda
yukarda bahsettiim gibi Lyotard'n Postmodern Durum
Postmodern Grnt: Simlakr
kitabnn yaynland yl ve ayn zamanda da iki Fransz entelekteli olan biri sadan, biri soldan olan
Raymond Aron ve j.P.Sartre ilk defa ortak bir ekilde birlikte masaya oturmular ve Kmerleri
knamlardr. Toplanty Glucksmann dzenlemitir. Raymond Aron'un kitaplarndan biri Trke'ye
Sosyolojinin Etaplar diye evrildi, ya da Sosyolojik Dncenin Etaplar. Bu kitabn arka sayfasndaki
resimde Glucksmann, Aron ve J.P.Sartre birlikte hemfikir olarak Kamboya'daki Pol Pot rejimini
knadklar konumay belgeleyen fotoraf vardr; sa ve soldaki; iki ayr utaki entelekteller oldular
Sartre ve Aron.
Hemen 1980'li yllarn iinde Fransa'da, zellikle nce 1981#de Mitterrand iktidara geliyor ve
sosyalistler nce komnistlerle ittifak kuruyor ve daha sonra da seimlerde sosyalistler malup knca,
o zaman, Giscard d'Estaing zamannda san bir lideri olarak eskiden beri var olan, fakat san lideri
durumuna gelen Chirac ve Mitterrand, yani, sol ve sa yine ortak bir ekilde iktidar srdryorlar.
Bunun siyas olarak modern olmayan bir durumu ifade ettii ou kii tarafndan sylendi; nk iki
ayr kutuptan, iki ayr dnyaya hitap eden siyas partiler artk ayn dnyay paylar duruma
geldiklerinde, aa yukar birbirine benzer bir siyas tabloyu nerdiklerinde, bu gelecee ynelik
zgrle doru giden teleolojik bir dnce tarznn artk ilemez hale geldiini gndeme getiriyordu.
1989'da Berlin Duvar'nn yklp Gorbaov'un mehur saydamlk ve aklk politikasyla Sovyetler
Birlii zlnce, btn bu olaylar modern tarihin bir ekilde perspektif deitirdiini, belki de, bize
gsterdi.
imdi modern tarih derken, aslnda, baka bir durumda, Fu-kuyama'nn, "Tarihin sonunun geldii"
tezleri gndeme geldi. Fakat bu tezlerin -ne kadar postmodern durumla ilikisi kurulursa kurulsun- ne
postmodernizmle alakas var, ne de geerli bir gereklii var, ne de orijinallii var. nk bu, 19301u
yllarda Kojeve'nin yapm olduu Hegel seminerlerinde sylediklerinin bir varyantndan baka bir ey
deil, Onun iin, Fukuya-ma'nn syledii orijinal bir tez deil, fakat tuhaf bir ekilde
Postmodern Grnt
birok yerde tartlan ve hatta Baudrillard'n bile cevap verdii bir tez olarak karmza kt. Krfez
Sava sonrasnda Baudril-lard, "Krfez Sava oldu mu?" Yani olmad anlamnda "oldu mu?"
sorusunu sorduunda, aslnda ayn zamanda Fukuya-ma'nn "tarihin sonu" tezleriyle hesaplayordu.
Ayn hesaplamay Derrida 1993#te yaynlam olduu Marx'n Hayaletleri ad l kitabnda tekrar yapt
ve aa yukar sylenen ey ayn: Fuku yama'nn ileri srd tezin hibir orijinallii olmad gibi,
gereklii de yok. nk ne liberal toplumda sonuland dnya, ne de bu liberal toplum herkes
tarafndan kabul edilir bir ereveyi izledi. Grld gibi, eski sosyalist blok lkelerinin ounda
siyas olarak eski sosyalist veya komnistler yeni batan iktidara, bu sefer seim yoluyla, gelebiliyorlar
ve tekrar gidebiliyorlar. Szkonusu olan, liberalizmden ok demokrasi olarak adlandrlabilir.
Yani ok ksaca, bu siyas olaylarn geliimi modem-post-modern ayrmn ortaya koymu olsa bile,
aslnda aralarnda bir kartlk ilikisi yok. Fakat bunlar farkl okuma biimlerini ortaya koyuyor; yani
modern dnyann homojenletirmeye alt (sosyoloji de bunun iinde) bir okuma biimi yerine
ayrk gruplarn birlikteliinden bahsetmeye baland veya bir entegrasyon, bir asimilasyon, modern
dnyann ortaya kartm olduu ulus-devlet fikri yerine simlasyon zerine kurulu olan bir toplumsal
anlayn, farklarn ne kartld ve her deiik grubun, her farkl grubun kendi farklln ortaya
koyarak, kendi taleplerinde bulunduu bir dnyay ortaya koyuyor. Fakat 1990#l yllarn ikinci
yarsna geldiimizde, aslnda, fark zerine kurulu olan bir dnyann da postmoderne benzer veya
ayrkl ieren bir dnya olmadn fark ediyoruz; nk her farklln ortaya koymaya alan
grup (bunlar din gruplar, etnik gruplar, feminist gruplar olsun, kk aznlk gruplar olsun, ne olursa
olsun, ama kendi farkllyla ortaya ktn syleyen gruplar) aslnda ok da modern bir ekilde
tzsel btnlklerini pekitirip sonuta byle homojenleen bir mcadele biimi ortaya koymaya

balad, bu ok ak bir ekilde birok alanda grld. Sonuta zledikleri bir iktidar biimine
ulamaktan ba-1
Postmodern Grnt: Simlakr
ka bir abann olmadn gsterdi, zellikle iinde yaadmz u son be yl.
Burada dikkat ekici olan gerek radikal feminist olsun# gerek etnik veya dinsel talepler olsun btn
bunlar farkl farkl kimlikleri ortaya koymaya alsalar da ok daha modern olarak tz-sel kimliklerini
saklamak, korumak istemeleridir.
Gelenek ve Bilimle likiler
Gelenek sz konusu olduunda, evet modern olan hep nc olan, ilk olan yapmaya alt.
Postmodern ise gemiten gelen baz eleri, potansiyel olarak tarih iinde duran baz eleri yeniden
gncelletirerek yeni belirli bir balamda onlar yeniden kullanmaya alt. Mimaride "klasik"
anlamyla postmodern bir mimariden bahsedersek; ite hepinizin bildii gibi sanat tarihi iindeki
dnemlerin farkl farkl elerini alp, kk kk paralardan bunlar bir btnsellik iinde, eklektik
bir btnsellik iinde sunduunu syleyebiliriz.
Yine postmodern bir durum iinde, bu durumu bilimle de badatrabiliriz. Bilimsel olan aslnda tam
manasyla belki de 17. yzylda belirgin hale gelmeye balyor, yani bir znenin karsnda olan bir
nesne olarak alp dardan o nesneyi ele almas tam anlamyla Kartezyen bir dncenin rndr.
Kabaca bakarsak, 17. yzyl, Bat popler kltrnn yani pagan halk ve by zerine kurulu olan bir
kltrn, popler kltrn modern anlamda medeniyet adyla ortaya kan sivilizas-yon tarafndan
bastrldn anmsatabiliriz. Uygar yemek biimi, yaama biimi, dnme biiminin bulumaya
balad bir yzyl idi bu bilim yzyl. Ayn zamanda, merkezi krallklarn ciddi bir ekilde kendi
egemenliklerini popler kltr bastrarak merkeziletirdikleri bir dnem, 17. yzyl. Bu bakmdan 17.
yzyl ok ilgintir; modernliin balang dnemi. Ama He-gel'in 19. yzyldaki modernizmden
bahsederken; bunu nce Kr'stof Kolomb'un Amerika'y kefine (1492) daha sonra Pro-testanlm dinde
yaratm olduu reform hareketine ve bun-an sonra da Aydnlanma'ya baladn biliyoruz.
Postmodern Grnt
Burada balang olarak, modemizm, aslnda tarih iinde grld gibi, 1492 olabiliyor; 15.-16.
yzyl veyahut 17. yz. yl olabiliyor; veya sanayi toplumuna geilmesiyle, yani 18. yz-yln sonu 19.
yzyln ba olarak kabul etmek mmkn, modern toplumu. Fakat modern toplumun en temel zellii
merkezi bilimsel yntem olarak Kartezyen dncenin egemenlik kazand dneme tekabl ediyor
olmasdr. Fakat bu arada, sanat tarihi iinde baka bir dnem var ki, o postmodern olana benzer
dnemi oluturuyor: Bu, ayn zamanda "kar-devrim" dnemi. Reforma kar Bat'da kilisenin yeni
batan egemenliini hissettirdii ve bununla birlikte barok ad altnda da anlan bir sanat tarihi
anlaynn egemen olmaya balad dnemi gryoruz. Fakat barok ve klasik a birbirinden
ayrrsak en nemli zellik belki de; birinin (klasiin), Rnesans kltr ve hmanizma, insanlk
zerine kurulu olmas, buna karn barok dnemi ise, kar devrim adndan da anlalaca gibi, Aydnlanma'ya doru giden hmanizmann nne kt, bir dnemin tekrar kapatld ve karanlk an,
yani Ortaa'a benzer bir ekilde karanlk an, yeni batan Avrupa'da gndeme geldii dneme
tekabl ediyor.
Eer modernlii ve postmodernlii de bu klasik ve barok eklindeki bir ayrmla ele alrsak, yukarda
da sylemi olduum gibi, barok dnemine tekabl eden bir postmodern dnem; insan zerine kurulu
olan bir dncenin, hmanizma zerine kurulu olan bir dnce biiminin yerine pesimizmin,
kinizmin, karanlk dncelerin, karanlk dnemlerin yeni batan gncelletii bir dnemi esas almt.
Yani barok ile postmodern arasnda tuhaf bir benzerlik var; modernlikle klasik a arasnda veya
Rnesans arasnda olan benzerlik gibi. Bu sanat tarihi iinde ortaya kan durum, aslnda, btn
dnce biimleri veya sosyoloji iin de geerli; nk bir Michelangelo yahut Leonardo'nun veya
herhangi bir rnesans tablosunu dnrseniz o renkler ne kadar aydnlktr. Ik rejimi tablonun
aydnlktan karanla doru gider ve zaten teknik olarak tuval beyaz zerine renkleri alr. Ama barok
dnemde btn k rejimi deiir. Burada karanlk ortam n plandadr. Ve tablo k
100
Postmodern Grnt: Simlakr
rejimini alrken karanlktan aydnla doru geliir. Remb-randt', Tiziano'y anmsayalm. Bu, teknik
olarak da, barok dnemde, tuval zaten beyaz zerine yeni batan bir beyaz boyandktan sonra renkleri
zerine kabul etmeye balar. Dolaysyla, zaten bir beyazn karartlmas szkonusudur.
Postmodern anlay da, buna benzer bir izgide; kesinlikle ileriye dnk olan dnce biimlerinin
artk "iflas etmi" olduu; insanln zgrle ve sosyalizme giderken birdenbire bu fikirlerin
olduunu ileri sren bir dnemle kar karyayz. Burada artk Nietzsche'nin 19. yzylda ileri srm
olduu bir kehanet belki de gerekleiyor. nk, eer 19. yzylda klasik dneme veya Ortaa'a
nazaran dnce kendi bilekesini kurarken, insan da insann bilekesinde ortaya karken, yeni teknolojilerle birlikte insan makinayla bir bileime girmeye balyor. Ve bu toplumsal olarak, sanayi

sonras topluma gei, aslnda; insan emeinden ok robotlama, mekanizasyon teknolojik


ilerlemelerin sanayisizlemeyi beraberinde getirmesi ile alkal. Refah toplumunun da, refah devleti
biiminde oluan 1960'lardaki toplumun da sanayisizlemeye doru gitmesi belki de, yeniden o
karanlk, insanlarn isiz kald, evsiz barkszl-n oald, hayata olan inancn gitgide azald,
sefaletin byk boyutlarda her yerde ivme kazand dnemi ortaya karyor. Yani postmodern
dnemden bahsediyorsak bugn biz, 17. ve 18. yzyldaki baroka tekabl eden bir dnemin sefaletine
benzer ekilde, 20. yzyln ikinci yarsnn sonuna doru tu-hafasna sefalet her yerde ortaya kyor.
Evsiz barksz bir sefaletle iddet, aslnda btn toplumlarn sorunu haline gelmeye balad (Bu konuyu
kratrln yapm olduum 1995 Ekim ayndaki Devlet-Sefalet-iddet Sergi-S|/nde (Katlan
sanatlar: Emre Zeytinolu, Merref Zeytino-'u, smet Doan, Blent angar, Glsn Karamustafa,
Ahmet Mderrisolu, Hseyin Bahri Alptekin ve Michael Morris) ele altk. Bu durum nc
Dnya'nn sadece geri kalm kesim-'erinin deil, Bat'nn bakentlerinde, nemli eski sanayi kentlerdeki zenginliin ve fakirliin, yan yana yaand bir dnemi
Postmodern Grnt
gsteriyor. Belki de buna megalopoller dnemi adn koyabilin riz. Megalopoller dnemi ulusdevletlerin snrlarnn dnda, ulus-ar bir ekilde dnya burjuvazisinin, yle veya byle, dnya
pazarnda sz sylemeye balad dnemdir. Dnya burjuvazisinin iinde sadece Bat'nn deil ama,
ayn zamanda nc Dnya'nn burjuvazisinin de katld alandr. Ama bunun karsnda ezilen, isiz
kalan, sefaleti yaayan kesimlerin de sadece nc Dnya'nn veya yok olmu olan Sosyalist kinci
Dnya'nn insanlarnn deil, ayn zamanda Paris'in, New York'un, Detroit'in, Los Angeles'in evsiz
barkszlarnn, yani Drdnc Dnyallarn dnyasdr. Postmodern durum beraberinde bunu getiriyor.
Zaten eer postmodern kavram beraberindeki reaksiyoner tavr akla getiriyorsa, bu fiili olarak
devrimci dnemin krize girdii, devrimci dnemin yerine kabullenmiliklerin, sefaletin artt ve kitle
hareketlerinin gitgide yavalad ve bunun yerine en reaksiyoner ekilde kimliklerin ne kmasndan
dolaydr. Ve, kimlikler sadece ezilen gruplarn kimlikleri deil, ayn zamanda ezen gruplarn
kimliklerini de ilgilendiriyor. Yani; ciddi bir ekilde, ar saa veya yeni saa kayma var. Bat'da;
Fransa'da, Almanya'da, Belika'da, Amerika'da ideolojik olarak ve ok tatminkr bir ekilde ideolojik
olarak, nk ileri srdkleri fikirler her kesiminde anlatlabilir ve kabul grebilir fikirler. Yani devletin
basks, sefaletin oalmas, kltrlerin bozulmas, yozlamas: Ayn eyi biz stanbul'da iitiyoruz,
gryoruz ve yayoruz. Bundan birka yl evvel stanbul burjuvazisi ne diyordu, Krt sorunu meselesi
ortaya ktnda: "Evet biz oraya ok fazla yatrm yapyoruz. GAP da samadr Brakalm Krtler ne
yaparlarsa yapsnlar, etsinler; ama stanbul'a gelmesinler." Buna benzer bir ekilde talya'da Kuzey ve
Gney olarak zenginlerle zengin olmayan blgeler ayrmaya balad Kuzey kalkp, "alkan
insanlarz zenginiz, Gney tembel, oraya yabanclar gelmi vergilerimizle yiyorlar ve bizim
zenginliimizi kstlyorlar" dedi. Almanya'da, Fransa'da, Cezayirliler yahut Trkler iin veya Afrikal
zenciler iin ne deniyor: "gelip ilerimizi alyorlar." Yine ayn ekilde, daha iki- yl nce Bayazt'ta,
Laleli'devs. Ukraynallar, Romenler, Ruslar, Bulgarlar ve Yugos102
Postmodern Grnt: Simlakr
lavlar gelip "bizim ilerimizi alyorlar" diyen Trkler var. Ayn sylem, nitelik olarak ayn, ama nicelik
olarak belki farkl olarak benzer ekillerde her yerde byyor.
"Latin Amerikallar gelip Los Angeles'ta hrszlk yapyorlar, iddeti artryorlar ve devlet yardmyla
bizim vergilerimize el koyuyorlar" diyor Amerikallar. Onun i postmodern durumun siyas erevesi
tamamen reaksiyoner durumu ortaya koyuyor, ama bu fiili durum. Yoksa postmodern dnce iinde,
yani fikir olarak dnrsek, bu art-deer zerine kurulu olan dnya sisteminin yeniden retilmesiyle
hi alkal deil veya Lyo-tard'n postmodern dedii eyin bahsettiim fiili sosyal durumla direkt
olarak alkas yok. nk Lyotard btn dier postmodern anlaylara karn postmoderni en modern
anlamnda alyor: Postmodern diyor Lyotard, "En avangard olan ierir. lk defa yaplan ey
postmoderndir, modern sonra kar, arkasndan gelir". Lyotard'a gre, postmodernizm modernizme
gebedir, yani nce postmodern vardr, ondan sonra modern durum ortaya kar. Bu bakmdan bunun
post, yani sonraya benzer bir anlam olmad ak. Bu bakmdan, postmodernin ne olduunu dnce
dzeyinde ele alrsak postmodern dncenin re-aksiyonerlikle, kar devrimcilikle veya karanlk
dncelerle pek bir alkas olduunu sylenemeyeceini dnyorum (en azndan Lyotard'n anlad
anlamda). Ama postmodern durumun ne olduuna bakarsak, postmodern durum hakikaten karanlk bir
dnem. Yani bundan birka yl evvel Solterdjik'in Kinik Akln Eletirisi adl bir kitab yaynlanmt.
Bu, Kant'n Saf Akln Eletirisi'ne benziyor, ama bir ekilde dnyann ne kadar ok kinizme doru
gittiini sofistlerin, eskiden de olduu gibi sofistlerin yani belagat ustalarnn konuup konuup ve
sadece tarta tarta baz eyleri ileri srerek, tartmalarla karsnda-kileri yenmesinden baka hibir
ie yaramayan konumalarn yapldn ileri sren bir dnem de, ayn zamanda, postmodern dnemi
oluturuyor.

Bu bakmdan bilimle postmodern ilikisine gelince, postmo dnem ayn zamanda, belki de, bilimin
veya bilimsel d103
Postmodern Grnt
ncenin de krizi. nk 20. yzyln iine bakarsak ve bilimsel dncenin ne olduunu dnrsek,
bilimin de en kaba anlamnda en hakikati, en doruyu ve en homojeni, en bada gsteren olduunu
syleyebiliriz. Ama en azndan bilim adamlar unu gryorlar ve sylyorlar ki, fizikiler, en bata
bunu syleyenler; 20. yzyln iinde ortaya kan nce klidi "espas" anlaynn almasn ne
sren Lebatchovski veya Ri-emann iki tane farkl ey neriyorlar; klidi anlaya gre genin i
alarnn toplam 180'dir. Bu artk kabul edilemez bir eydir. "Evet tamamdr!" diyorlar, ama biri; bu
i alarn toplamnn 180'yi atn; dieri ise, daha ufak olduunu iddia ediyor. Yani bir birlik yok
burada. Ayn ekilde Einstein'in grelilii ile kuvantum fizii arasnda da bir birlik yok. Bunlar apayr
iki yntem, ayr eyleri iddia ediyorlar, ikisi de doru. Arkadan "Kaos Teorisi", "Suyun Bellei Teorisi"
geliyor: Suyun belleinde herhangi bir nesnenin, saf suyun iine dtnde, uzun srede
molekllerinin zldn ve objenin yok olduunu, fakat x zaman sonra ayn molekllerin tekrar
yeni batan birleip yeniden bu objeyi ortaya kartacan iddia ettiinde Benveniste, hemen bilimsel
dnyadan bir tepki geldi tabii ki, nk o bilim dnyasnn tesinde birey sylyordu ve Paris'te, New
York'ta ve Tel Aviv'de, galiba laboratuvarda deneyler yapt ve ispatlad. Nature dergisi (1988 Mays)
Benveniste'nin makalesini yaynladktan sonra, Amerika'da, birdenbire btn bilim adamlar ve
fizikiler kar kmaya baladlar ve dediler ki: "Bu arlatandr, katdr, hameopati zerine
kurulu ilalara yatrm yapmaktadr ve kabul grm yerleik tbbn karsna by tbbini ne
karmaktadr. Amerika'dan fizik laboratuvarndan Paris'in laboratuvarna bir byc yolladlar ve
byc geldi, Benvenis-te'in laboratuvarna girdi ve bycnn orada olmas durumunda aratrmalar
bu sefer her zamanki sonular vermedi ve Benveniste dedi ki: "Bana byc yolladlar, by yaptlar
ve onun iin laboratuvar sonular kmyor." Yani bilim dnyas da, bir ekonomik sefaleti deilse de
dnce sefaletini yayor. Bu bakmdan bilime olan inancn sarslmas, bilimselliin sarslmas
beraberinde, belki, baka bireyi yeniden gncelletirdi. O
104
Postmodern Grnt: Simlakr
da, belki de, sezgiye olan gveni, falaf byye olan inanc toplumlarda yeni batan gncelletirdi ve
196O'h-7O'li yllarda bir Avrupal sorunlar olduunda psikanaliste giderken, imdi bir Fransz nc
sektr alan ve okumu kadrolu bir alan artk bir Afrikal bycye gitmeyi tercih ediyor. Bu
bakmdan, postmodern duruma tekabl eden baka birey de, bilimsel dnyann, bilim zerine kurulan
dnyann krizini de beraberinde getiriyor.
Kreyel Dnce Grubu Panel Dizisi
105
Postmodern Grnt
YAPIBOZMA VEYA ELETRS
John M. EHis'in Postmodernizme Hayr (Ocak 1997, Doruk Yaynlar, ev., Aral Bakrer) kitabnda
yaynevinin notunda belirtilmi olduu gibi, kitabn zgn ad Against Decons-truction, yani
Dekonstrksiyona Kar anlamn tamasna ramen, anlalr bir nedenden dolay, ama ayn zamanda
belirli bir tehlikeyi de iinde barndrarak, "Postmodernizme Hayr" olarak evrilmi. Burada iki soru
ile kar karya gelmekteyiz: Yapbozma, yani dekonstrksiyon ne kadar postmodernizm ile edeer
bir anlam tamaktadr? Bunun cevabn hemen olum-suzlayarak vermek durumunda kalacaz; nk
ok sklkla yaplan bir yanlsamann bir baka rnei karmza kyor burada: Postmodernizm ve
postmodern arasndaki ayrmn es geilmesi ve de yapsalclk -sonras ad altnda ele alnan bir dnce biiminin- ki, bu, daha ok Fransz kaynakl Hegel-kart, sistem d bir dncenin zdelikten
farklla doru ald bir yolu belirtmektedir - postmodernizm ad altnda Amerikal yorumcular
tarafndan yorumlanmas. Aslnda postmodernizmin anlamna fark mantnn dnda yaklaarak, daha
banda anlamann postmodernizm ile edeer olarak kabul edilip edilmeyecei hakknda tereddtleri
olan yaynevinin notunda zaten "aslnda felsefi bir uygulama olan yapbozuculuk, yazn, film, sanat
eletirisi, sosyal ve psikanalitik kuramlar gibi geni bir alana ayrlm durumda ve postmodemist bir
uygulama ile r-tmektedir" diye yazlmaktadr; yani sz konusu edilebilecek bu rtme zdelii
tamamaktadr, sadece bir tekabliyet-ten sz etmek mmkndr. Ancak, kitap "Postmodernizme Hayr" olarak adlandrldnda yaynevi, belki de, hakl olarak dilimizde kk bir kitapktan baka bir
evirisi hl bulunmayan filozofun ynteminin adnn, yani yapbozmann postmodern kadar etkileyici
olmayacann bilincinden yola karak, post106
Postmodern Grnt: Simlakr
modernizmde karar klmtr. Daha anlalr olma kaygsnn bir neticesi midir bu balk? Ancakf bu

byle olsa bile, daha balkta "eviri ihanettir" ilkesinin bir rneini sunmaktadr bizlere. Daha anlalr
veya daha ekici olmak iin ise zdelik mant iine oturmak zorunda kalyor.
John M. Ellis'in kitab da Trke'ye aktarlrken bu tuzan iine dyor ve Amerikallarn postmodern
anlay ile kesierek, dekonstrksiyon eylemini postmodernizmle zdeletirir-ken, tam da
yapsalclk-sonras dncesinin zdelikten kurtulmaya alan oluumunu yadsmakla kar karya
gelerek; aradaki fark ayrtetmeme tehlikesini tayor. Bu kitap, aslnda, bir btn olarak, Fransz
filozof Jacques Derrida'nn Amerika'da yandalaryla kartlarnn tartmasn gndeme getiriyor ve
Ellis bu ekilde bu tartmaya bir katkda bulunmaktan ok bu tartmann gerekleebilecei koullarn
yaratlmasna yardm etmek istiyor. Derrida'nn adnn, baka dnrlere oranla, Amerikan kuramsal
tartmalar camiasnda daha sklkla kullanlmas karsnda Ellis bu kitaptaki yazlar tartmay
canlandrmak abasyla ortaya atyor.
Yapbozmac Mantk: Gizemcilik mi Yoksa Seklerlik mi?
Ellis, amacnn Amerika'da, Derrida yandalar ile filozofu eletirenler arasndaki tartma ortamna bir
aklk getirmeyi salamak olduunu yazyor. "Kuramsal Tartmalarda zmleme, Mantk ve Sav"
adl Birinci Blm'de eski mantk ile yapbozmac mantk arasndaki ayrmlara deiniyor. Dier
yandan da yapbozmaclarn kendilerine yaplan eletirileri ne ekilde "mulaklkla" bertaraf etmeye
altklarn gstermeye alyor. Yapbozmaclarn ortaya kmasyla eski eletiri geleneinin sekteye
uradn syleyerek, bu yeni eletiri yntemine olan itirazlarn dile getiriyor. Yapbozmac mantn
"betimleneme-yeceini ve ifade edilemeyeceini" ileri srdklerini iddia ettii yapbozmaclar iin
"gizemcilik" yaptklarn iddia ediyor. erisi ve dars arasndaki ilikilerin birbirine kartn ileri
sren Derrida (Bkz., Ali Akay, "Yapbozma ve Plastik Sanatlar", Eletiri
2L
Postmodern Grnt
ve Eletiri Kuram stne Sylemler, Dzlem Yay., 1996, s.80) ve yandalarnn gizemciler gibi
"aadaki yukardaki gibidir" "yukarda olan ise aadaki gibidir" mantna sndn yazan
Ghose'tan alntlayarak, tartmay ayor Ellis; 15. yzyldaki Mistikler gibi olduklarn iddia ediyor
yapbozmaclarn. Ancak burada da, bence baka bir sorun ortaya kyor: O da Sa-ussure'c gsteren
ve gsterilen ilikisinin Signans ve Signa-tums ilikisine benzediini yazan Derrida'y, Ellis'in
"gizemcilikle" itham, Derrida'nn "laik" veya "sekler" yorumlarn grmezden gelmektir. Burada,
zellikle, Derrida'nn din zerine kaleme ald yazsna gnderme yapmak istiyorum: Hint-Avrupa
dillerinde ortak kken olarak Aydnlanmadn "deivvos" kelimesinden, yani "aydnlk"tan geldiini
syleyen dilbilimci Emile Benveniste'a atfta bulunuyor. Aydnlanma ile dini ikili kartlk olarak ele
almayan Derrida, kesin bir kktendincilik eletirisinde bulunurken, Salman Rd'nn konumuna
deiniyor (Edebiyat Hakk) ve "kaytsz artsz olarak evrenselletirilebilen bir model olarak, siyasette
cumhuriyeti demokrasi ad verilen rejimi paylamakta olduunu yazyor. Bu ayn zamanda, Derrida'ya
gre felsefeyi kamu alanna, kamusal olana, gndz na, Aydnla, kamu meknnn aydnlanan
erdemine balamakta ve bu mekn sekler ve laik olmayan, Ortodoks, dogmatik ve dini otoriteye ait
her trl d kuvvetten kurtarmay hedeflemektedir. Bu ise, iman dlamay gerektirmemektedir. Bu
durumda, din sadece "basit akln snrlar iinde" dnlen bir alan olarak karmza kmaktadr. Tm
bunlar, Ellis'in ve yapbozma kartlarnn eletirilerinin yersizliini, sanrm, gstermektedir.
Ayrca, Derrida, tam da evvelki dilbilim mantnn Orta-a'dan kalan miras srdrdn yazmtr
(Bkz., Ali Akay, Emre Zeytinolu, Pisuarn Bir Dekonstrksiyonu, Urart, 1994, s.31). Derrida byle bir
yaklamn "metafizik teolojik" olduunu belirterek, yapbozumun "idealizme kar" bir maddeci yntem olduunu yazar, Grammatoloji (Yazbilim) adl kitabnda. Hatta daha yakn zamanlarda
yaymlanm baka bir kitabnda, her ne kadar Habermas tarafndan "estetik yorum" olarak nitelendirilse de, yapbozmann bir "snf mcadelesi" olduunu
108
Postmodern Grnt: Simlakr
tekrarlarken Derrida, Marksizme ne kadar yakn olduunu hissettirmek istemitir (Bkz., La force de la
Loi, "Kanunun Gc").
Derrida, ikili bir dilyetisinin var olduunu; birinin duyguya dierinin ise ahlka dein olduunu ve
bunlarn mutlak Lo-gos'ta birletiini (Ancak Tanr'mn Mutlak Logos'u olabilirdi); bunu ise Ortaa
teolojisine dayandn hatrlatmaktadr. Bu ekilde de, anlamn ilahilikle kurduu ilikiyi ve sonsuz
olan Tanr mutlaklmn sonlu olan insan greliliine evrilmesinin; bitmezmi gibi durann bitirilmeye
allmasnn yapbozma ynteminin bizatihi kendisi olduunun altn izmektedir. Bu anlamda,
Ellis'in kitabndaki Mistiklik sulamasnn yersizlii biraz ortaya kmaktadr. Gerekten de, yukarda
yazm olduumuz gibi, Derrida'nn "yanl okunmas"ndan kaynaklanan yanlsamalar dizisi, byle
anlamazlklara yol amakta gibi grnmektedir. Ellis de zaten bu sulamalar Derrida'y eletirenlere
teslim etmekte ve yapbozumcu yntemin "gizemcilik veya akld dncelerin baka biimlerinden
etkilenmi gibi grnyorsa da yapbozucularn yapt ya da syledii eylerin ou bu geleneksel

durumlara epeyce ters dyor" diye yazmaktadr (s.23).


Ancak, Ellis, yanl okuma konusunda "tm okumalarn yanl okuma" olaca savn "banal" bulmakta
ve kendi kendisiyle "yanl okuma" konusunda elikiye der gibi grnmektedir. Bu tartma ile
Ellis, Derrida yandalarna bir "alan" verildiini, bunun bile gereksiz olduunu ima ediyor: "Yeni
grn gerekten syleyebilecei ne vardr ve daha kapsaml olan tartmaya ne katar?" (s.120). Ellis,
yukardaki nermenin eer mut-lakl reddetmek amacyla sylendiini kabul edersek, bunun
yapbozmaclarn "zel bir blgesi" olmadn kabul etmek zorunda olduumuzu belirtiyor. Bunun
"mantksal olarak nemsiz bir durum" olduu saptamasnda bulunuyor (s.121). Byle bir gr
savunmakla yapbozmaclarn "sanki yeni birey bulmu gibi" eski fikirleri ileri srmekten teye
geemediklerini vurguluyor. nk Ellis'e gre "bilgide herhangi bir ilerleme, belli yeni bir gr
aramaktan" kaynaklanmaktadr (s.124). Bu ekilde,
109
Postmodern Grnt
yazarn kafasndaki dnceyi ve daha da nemlisi, "kkenle ilgili" (s.122), olan uygulanamaz bir hale
getireceini sylediinde, yine Derrida'nn kkenleri reddeden dncesiyle kartlktan baka birey
oluturmuyor.
Yapbozma ve Dilin Doas
"Yapbozuculuk ve Dilin Doas" (kitapta yapbozuculuk olarak evriliyor; yapzm olarak da
kullananlar var; ancak ben Mehmet Rfat'n "yapbozma"sn kullanmay tercih ediyorum) adl ikinci
blmde ise baka bir sorunla kar karya kalyoruz: Biri eviride, dieri ise Ellis'in eletirilerinde. lk
olarak, Grama-toloji kitabnda Derrida'nn konuma veya sz ile yaz arasndaki ilikisinde yatmakta.
Ellis'e gre Derrida, "Bat geleneinin yazy konumadan aa saydn ve bu nedenle bir aamada
dilin, znden uzaklatrlan konumann yalnzca simgesi olarak grldn" ve "yaz kavramnn
dil kavramn atn ve kapsadn gsterdiini" yazmaktadr (s.32). Bu ekilde, yazya "bylesi bir
nem ve konumaya kyasla ncelik verme abasndan bahsetmektedir Ellis. Bunun nedeninin
"rkmerkezcilik" olduu savunulmaktadr. Burada, 1) "Irkmerkezcilik" olarak geen muhtemelen
"etnomerkezciliktir". "Etnik" kelimesinin rk olarak evirilmesinin altnda yatan siyasi sakncalar
hepimiz fark ediyoruz, sanrm. Bunun nemli bir hata olduunu sanyorum; nk (race) rk ile
"ethnie" arasnda yatan fark ve bunlarn zde olarak alnmas bizim tarihimizde olduu kadar, Bat
tarihjnde de ne kadar "anlamsz" bir iddeti dourduunu Afrikal Yahudi bir aileden gelen Jacques
Derrida'nn bu hususta ne kadar itina gsterdiini gzden rak tutamayz. nsan Haklar ve Irklk
konusunda bir militan olan Derrida'nn "rkmerkez-ci" diye bir kavram aklamayacan, olsa olsa
Bat-merkezli veya etno-merkezci terimlerini kullanacann bilinmesi gerekecektir. 2) Derrida'nn
yazya sze nazaran verdii nem phelidir; nk "Platon'un Eczanesi" balkl metninde Derrida,
logos (kelam-sz) ve mitos (sylence) arasndaki kartl vurgulayarak, felsefe ile sylence arasndaki
kartln yapbozmas yapl' mak istenmitir. "Yaznn aalanmas" eylemi ise, felsefi hiye~
KL
Postmodern Grnt: Simlakr
rari iindeki konumunun, yaznn temsiliyetinin, yani namev-cudiyetinin kendisidir. Yapbozma byle
bir ncelik ve kk ilikisini reddetmektedir. Ellisin yazd gibi, yaz dilyetisini iinde tamaktadr.
Dier yandan, Derrida'ya gre ilk uzlama "konuma dili" olmutur, yazl uzlama ise baka
uzlamalar arasnda balayclk ilemini grmektedir. Aslnda sz ve yaznn ayn imleri tadn da
belirtir Derrida: Yaz sadece szn tem-siliyetidir. Ancak yaz szmerkezcilikten kmann bir aracdr:
Bu da ek (supplement) kavramyla gerekleir. Rousseau'ya deinerek Yazbilimi (Gramatoloji)
mevcudiyet mantna oturtur. Bu ekilde ele alndnda, Derrida'nn, Saussure'e yapt eletiriler onu
gizemcilikle sulayarak geitirilemez; nk gsteren ve gsterilen ilikisinin kkenlerinin Ortaa'a
dayandn ifade eden Derrida, bu eletiriyi gerekletirmektedir. Bu bakmdan Saussure'n, Bat
geleneine kar kmaktan ok bu gelenei yaydn ileri srmek hata olmayacaktr; oysa Ellis bu
eletirinin bir "hata" olduunu yazmaktadr (s.33). Ellis, bu konuda, Derrida'nn eletirilerini "(bunla)
gerein tam tersidir" diye nitelemektedir. Ellis, "yazmann birok farkl biimi vardr (...) Derrida
neden bu konular (...) aklamyor" (s.35) diye yazyor; ancak, Derrida, Gramatoloji'de, "Bat dillerinin
yazs sesbi-rimsel bir yazdr; ancak Saussure'n belirtmi olduu gibi hibir yaz sesbirimsel bir veriyi
taklit etmez" derken piktografik, diografik, fonetik, mzikal ve hatta atletik bir yazdan bile
bahsedilebilinen yazlarn olduunu yazmtr.
Cumhuriyet Kitap, 20 Mart 1997
_
Postmodern Grnt
HERMES: MICHEL SERRES'N KAVAKLARINDAN OLUAN OUL BLM
Michel Serres'in Hermes (kavaklarn kesitii noktada iletiim tanrs) adn tayan bir dizi
almasnn (5 ciltlik) epistemoloji alannda Yeni Bir Yeni Bilimsel Tin'in aratrlmasnda nemli bir

yeri vardr. Yeni Bilimsel Tin 'in yazar an-ti-kartezyen, anti-Aristoteles, anti-klidyen, Bachelard'n
at yoldan ilerleyen, Serres, gnmzn epistemolojik oluumunu ortaya karr. Serres bunun adna
epoche adn verir, ve bu terimin deikenliinde yeni bir yeni bilimsel tin oluturmaya alr.
Bachelard bir kar dnceyi ortaya karmt (an-ti-Lavoisier# anti-Aristoteles vb). Michel
Serres'e gre, Bache-lard'n felsefesi bir "hayr" felsefesidir. M. Serres'inkiyse bu yeni bilimsel tinin
yeni durumunu incelemektedir: Bu bir tamaclk, eviri, bildiri, saklama ve yayma felsefesidir
(Hermes II, L'lnterference, Ed. Minuit, Paris, 1972). Bachelard'n "karmaklk" kavramndan yola
kan Serres, ayn kavramda Leibniz'i bulur, nk monadlar basit deil karmaktrlar (Leibniz, Monadologie). Bu karmaklkta, bilimleraras kesime yaygnlk kazanmaktadr ve birbirleriyle yatay bir
gei oluturur. Yani, bir bilimin kendi blgesi (Leibniz'in anlamnda her monad ancak kendi blgesini
alglarken, tm dnyay alglamaktadr, ama ancak "kendi ufak alglamalarn" alglayabilirler, bu da
onlarn blgesidir) bir karmaklktr (Hermes II, s.2); o birok ba ile kesiir. Bu balar Ansiklopedik
bilginin herhangi bir yerinde geliebilir: Serres'in tezine gre, bu "artc rastlamalarn kavadr".
Ansiklopedik bilgiden yola klrsa bir bilim kendi bak asn Ansiklopedik olarak grebilmektedir.
Ama her bak as, monadn tm blgeyi ve Ansiklopediyi alglaydr, yani; her bilim kendi
blgesini alglarken dnyay alglamaktadr. Her bilimin kendi kk blgesi bir dnyadr. Ama her
blgenin kuraPostmodern Grnt: Simlakr
^1 dier blgelere uygulanamaz. Her blge de bir kesime olduuna gre# en azndan krcesine de
olsa, harekete getiinden ve harekete geirdiinden dolay, bu harekete geen blgeler zerine yorum
yapabilmektedir. Bylece Michel Serres'in epistemolojisi bir "okluk anlamn" tamaktadr. Artk bir
bilimin iinden deil, ama bak asndan ve kendi blgesinin azndan konuulur.
Eer bir mantk (rnein metafiziinki), bir veya birok kuram kapsyorsa ve bylece tm bir bilgiyi
ierebiliyorsa, bu fizik iin de -iletiim kuram- hatta kozmoloji ve kimyann blgeleri biyoloji,
dilbilimi ve sosyolojiyi vb. de ierebilmektedir. Burada bir tasnif sz konusu olur. Ama M. Serres'in
tasnifi, A. Comte'un anlad anlamdaki tasnif deil; ama, modern episte-menin tasnifidir. Bylece,
Serres'inkinde artk bir hiyerari sz konusu olamaz! "Ana bir bilim yoktur." nemli olan oul bir
epistemolojinin kurulmasdr: "Trafik aknn birlii oulcu bir epistemoloji her trl dogmatizme
dn nler. Bilimler arasnda bir evrilebilirlik sz konusudur, yani tzsz, sabit ve gndermesi
olmayan bir iletiim felsefesidir" bu. Yeni bir "yeni bilimsel tin"e gnderme yapmaz. Onun ekli hem
buradaki hem de oradakidir, yani bilimlerin kesitii yerdedir. Konusu artk gndermeler deil, ama
gndermeler-arasdr (L'lnterference). Bylece bilimler merkezlerini kaybeder. Srekli bir ekilde
hareket halindeki bir merkez-merkezka ilikileri sz konusu olur. Bunun aklanmas iin; Serres,
Dieudonne'nin matematik rnekesini verir: Dieudonne ada bilginin "ana ateinin" adnn
verilmesinin olanakszln belirtir; cebir, topoloji, geometri, cebirsel geometri hepsi birbirleriyle i
iedir, birbirlerine karr, i stratejilerini deitirir, birbirlerine yant verir-'er- Veya biyo-kimya her
bilim adamnn sorunudur, "bilimsel Site" de tm sosyalliin olgusudur. Bilginler cemiyeti artk kendi
kelerinde kalamaz. Bilimleraras bir dei tokua doru gidildike daha ok icat etmeye doru gidilir
ve orada bilimler aras eviriyle karlalr; evirebilirlie doru gidildike o lde zgnle
ulalabilir.
Postmodern Grnt
Astronomi ve fiziin i ielii bugn sorun bile olmaktan kmtr (Conversation sur l'invisible]). Bu
iki bilim de molek-ler maddelerin doasyla, atomla ve nkleerle i iedir. "Bugn artk biyo-kimya
ile sosyal bilimler arasndaki ortak snr bilinmektedir. Artk bilim ve epistemoloji oullar ve
greceleir".
M. Serres'in kuram "tekil dncenin" dnemini bilimsel olarak aklayan en iyi kuramlardan biridir.
nk tekillikler vardr: Foucault, Deleuze, Guattari, Lyotard, Derrida vb.2 Bu tekillikler arasnda
bitiiklik veya rastlantsallk ilikileri vardr. Bu bitiiklik ilikileri uzatlr ve bylece yeni rastlamalar
ortaya kar, bir ebeke kar. Artk kesimelerden, ayrklklardan ve bunlarn birlemelerinden baka
bir ey yoktur. Kavaklar kesiir ve birletikleri yerlerde bilimleri ortaya karr. Bu kesiilen yerlerde
tekillikler bilimler aras evrileri yapar. Artk bir bireyin tekilliklerden olutuu ve birok ayrk
tekilliin ortaya kard kolektif bir bireyin iinde kesien tekilliklerden baka bireysellik sreci
olamaz.
Bilimler aras kesimeler birok bilimin oluturduu dmde taklr, yani bir bilimin blgesinden
baka bir bilimin blgesine bir deitiriciden baka bir deitiriciye gidip, kavaklar aras bir labirentte
yolculuk edebiliriz (Borges'in yazs ve hikayeleri), ama asla bir anda durarak, durdurulmam bir
planda kesitiimiz yollarn bir btnn kuramayz. Serres iin bir tekillikte kalmak ok nemlidir.
Buradan itibaren buluu yapan kimse artk bir retken deil, bir evirmendir. (M. Serres, La traduction,
Hermes III, Ed. Minuit, 1974). kliti olmayan bir geometri, Nevvtoncu olmayan bir mekanik ve
kartezyen olmayan bir epistemelojiyi ieren Bachelard'n kuramna kar M. Serres'in yeni eleri

unlardr:
Yapsalc bir dnce
Bildirimci olan, kkn termodinamikten alan bir dnce
kisine de ait olan bir grelilik.
1 Jean Audouze, Michel Casse, Jean-Claude Carriere, Conversation sur 'invisible, Belfond/Science,
1988.
2 Bkz., Ali Akay, Tekil Dnce, Afa Yay., 1991, kinci Bask, 1999.
114.
Postmoder Grnt: Simlakr
pjyalektiin Sonu mu?
Bu kavaklardan ve onlarn kesimelerinden ortaya kan "okluk"ta diyalektik, zmlemeler
yapmakta "aciz" kalmakta-dr. (M. Serres, Hermes I, La communication, Ed. De Minuit, 1969, s.15).
M. Serres'in oym kuramnda diyalektik yle acizle-iyor ki, artk HegePin kle ve efendi diyalektiinde
oluan gl bir lm kalm mcadelesi, birinin yorulup, dierinin yenmesiyle bitmesi, aklama
bakmndan gleiyor.
M. Serres'in ebekelerinde farkllam ve mesafeli bir ebeke baka bir kuvvet ebekesinde oynak bir
vaziyette duruyor, sabitleemiyor: Kuvvetleri farkllatran, mcadelecilerin ikili karakterinden
uzaklatrp, oklatran karmak bir strateji oluuyor. Bylece sonuna kadar sren biyolojik bir
lmn diyalektii yerine olaslkl kurnazlklarn sonsuz oyunu geliyor ve lmcl olan tek kurnazl,
bu olaslklarn okluu ayor. Diyalektiin btnlk-eliki, birinin bir annda, dierinin iinde bulunmas gibi kantlar zmlemelerde yetersiz kalyor. (Hermes U16-17).
M. Serres iin, Bachelard "son 19 yzyl romantii", nk eretilemeler ve sembollerle hareket etti:
Klasik an sorunu akl ve gerekse, romantiklerin sorunu insanlarn tarihi btndeki hareketleri ve
bunun anlam sorunudur. Yani klasik an yntemi dzen, tmdengelrre, temalar ve koullarken,
roman-tizminki sembollerdi. Bir dzene bal kalabilmek iin bir modelin ideal bir dzene uymas ve
burada gereklemesi yeterliydi: Matematik dzeni klasik yntemin arketipiydi, z modeliydi. Sorulan
sorularn alan aldnda bu arketip yant vermez duruma dyordu. Halbuki anlam alannda artk
arketiplerin yantna gerek kalmyor. Bu nedenle baka bir arketip bulunmak zorunda kalnd: Artk
ideal bir modele gndermede bulunmak-te
zmlerin alannn iinde somut bir model bulmak la-.
Bu da, ideal modeli taklit etmekten gemiyor, ama kendi i tekrarlyor, yine simlakr ile kar
karyayz. Bu ekilde semboller gkten yere indiler ve mitolojiler tarihini oluturdu* lar Bu yzden
dolay, Hegel'in, Nietzsche'nin ve Freud'un *
115Postmodern Grnt
zmlemeleri semboller ve arketiplerle yrrle girdi: Apollon Dionysos, Arian, Zerd, Oidipus vb.
Bachelard son sembolik zmlemeleri yapan biri olarak en son romantikti. Onun zmlemelerinde
Apollon, Oidipus yerlerini artk baka kahra-man-arketiplere brakmlard: Toprak, ate, hava ve su.
"Onun kaleminde Empedeklos ve Ofelius sadece birer ate ve su varlk lan olarak vard." Mitoloji
tarihi, artk yerini doann mitolojisinin tarihine brakr. M. Serres, Bachelard'n iir ile olan ilikisine
deinirken yle yazar: "Bachelard sk sk ryalardan bahseder, ama bu ryalarn hibiri Baudelaire'in
yapay ryalar deildir. 0 hibir zaman Ryalar ve Haha kitabn yazmad, nk opi-um, meskalin
gibi uyuturucular, mitolojik maddeler deil, kimyasal maddelerdi."
Btn bu eletirilerden sonra Serres'in kitap dizisinin adnn Hermes, iletiim ve hrszlk tanrs, olmas
dndrc. Ama herhalde Hermes artk ne bir arketip ne de bir semboldr. O gnmzn bilgisayar,
sibernetik ann bir aklk kazanmasnda bir aklayc rol oynayan isimden baka bir ey deildir.
M.
Postfnodern Grnt: Simlakr
SOSYAL BLMLER
Kkleri 16. yzyla tadar indirilebilinen Sosyal Bilimlerin ilk dnemlerinde Gulbenkian Komisyonunu
takip edersek, dnemin epistemesine scientia ad verildiinin zerinde durmakta yarar var gibi duruyor:
Dnyevi bilgi retmek anlarma gelen bu kelimenin anlamn dndmzde sosyal bilmle-rin dier
dallardan ayr olarak ele alnmadnn farkna va-aca-z. Bu anlamda Nevvton modelinin
teleolojisinin insan bilimlerine uygulanmas ile Descartes'c bir kartezyen ikili ileyi modelinin ikili
kartlklar modeli. Bunlara gre, tarih geleceimizi belirleyecek nemli bir dal olarak karmza
kyor ve sosyal bilimlerin belki de temel talarndan biri olarak vcuda geliyor; dier yandan ise
madde ile akl veya fiziksel dnya ile sosyal/manevi dnya arasndaki ikili kartlk belirginlik kazan
yor. 0 halde, bir yandan ilerlemeci, dzizgisel olduu kadar ileriye dnk bir kapanmay da belirleyen
teleoloji; dier yanda ise doa bilimleri ile sosyal bilimler arasndaki ayrm sz konusu. Bu izgi iinde
Gulbenkian Komisyonunun dikkat ektii gibi, ilerlemeci bir tarih anlay 18. yzylda oryantalizm ve
emperyalizm boyutlaryla ba gsteriyor; bunu fiziki dnya ile manevi dnya eklinde geliebilecek

Aydnlanma projesiyle teolo-jik-ilahiyat gelenekilik takip ediyordu. Gnmz dnyasnn 'Cinde


bulunduu paradigmatik skntlarn nedenlerinden biri de bu ikili ayrmlarn meruluk krizi olarak
ortaya konulabilir. zellikle Yapbozumcu (dekonstrksiyonist) bir yntemin ana sorunsallarndan biri
olarak karmza kan bu konum, ikili kartlklarn her zaman iin belirli bir "ideolojinin" rnleri
olduklarnda kitlenmektedir.1 Aslnda, Descartes ncesi, Platondan beri var olan bu ikili kartlklar
Bat felsefesinin metafiziini o|uturmutur.
Demda'nn kl kartlklar iin bkz, Al Akay "Plastik Sanatlar ve Yapbozjm1 Eletiri ve Eletiri
Kuramlar (yayma haz Mehmet Rfat), Dzlem yay, 1996
Postmcdern Grnt
Gkyz Mekaniinin incelenmesi nedeniyle kurulan Doa Bilimleri, doal yasalar belki de
saptayarak -tabii ki evrensel yasalar olarak kabul edilebilecek bir ekilde gelitirilmitir- bilim ve
felsefe arasndaki ayrm, neticede ortaya karacakt. Dnce ile maddi (doal) dnya arasndaki
ayrm ayn zamanda eski Yunan'dan beri mekau'k sanatlar ile zanaatlar arasnda ayrm iin de
geerliydi. Ve Platon filozoflara Devleti yneticilik, yasa koyuculuk niteliklerini atfederken sanatlara
ise ikinci snf muamelesi yapmakta, airlerin mitolojileri saptrdklarn ileri srerek onlar gerekleri
yanstmayan, yanlsatclar olard kabul etmekteydi. Aslnda, fark edilebilecei gibi Gulbenki
Komisyonu 16. yzyl ile balattklar sosyal bilimlerin bu il kartlk mant kaynaklarn Platon'un
felsefesinden almc-taydlar. Ancak; Platon'un Fibzof-kralma karn, 16. yzyl sadece dnceyle,
dolaysyla teleoloji ile uraan kimse of rak ampirik almalar gerekletiren doa bilimci ile farkl i
yere oturmaya balyordu: A priori deneyleri gelitiremeyen te leologlar. Burada ilerlemeci anlay,
deneysel olan ile dnse! olan arasndaki ayrmda tam olarak bir hiyerari gelitiriyor ve duyulara ve
hatta akla ynlendirilen ile maddi olan arasndaki ayrm pekitiriyordu. 18. yzylda, belki de ve
zellikle Sosyolojinin ortaya kmas; Auguste Comte'un "sosyal fizik" terimi zerine kurulu bir
sosyolojiyi gelitirmi olmas doa bilimlerinin belirleyiciliinin yanna birde sosyal bilimlerin "efini"
oturtuyordu. Sosyoloji, bilindii gibi pratik bir yarar ilkesinden meydana gelmiti: Fransz htilali
sonrasnda ortaya kan Te rr ve toplumsal savan nne gemek nasl mmkndr Auguste
Comte'un en byk ideali bu duruma bir son vermek ti; sosyal fiziin, yani sosyolojinin bu duruma son
verecek b lim olduunu ileri srerken "bilimsellii" sosyal alana tam* oluyordu.
19. yzyl, giderek iblmnn de gelimesiyle kendi ayr disiplinlerini oluturuyordu. Felsefeden
kopan sosyoloji; hukul* en etkin sosyal alanlar meydana getirdi: Hegel'in ve hatta da ha nce Kant'n
hukuk felsefeleri dnldnde, hukuk ve
Postmodern Grnt: Simlakr
nn dneminde olduumuzu ammsayabi- 9b b> kd
m^kimm f h ru"1"'1^1^"1013 "mUtlak bIm" ddiasn b Tan T* "^ 9Stermekt^ir. Doa
bilimlerinden feyz a an akademisyenler sanatlar ile bilimler arasmdaki ayrm ve
le de "ton.0"' SUr!rek' deV'et d6Stekl fak^'erde, niversitelerde toplum ve devlet yararna"
ahmalann, "bilimsel temelZd. gerekletirmekteydiler. Burada kuramclar do-,hli
??a dZen araSmdaki k^luklar,
vurgulamay,
llLri T
I Be'k d6' braZ daha 9erlere Ederek sosyal tehmlenn kurucular, arasmda say.labilen
Rousseau'nun doa
t
"1?^16"^ tadh aISmdan hiyerarisine geri
h T
bU kN aynm Ve hatta "birbirine ge^, 20. balarnn antropolojisine dek bulaacakt.r:
Claude LesndlnT-, I mfjerden en nlsdr. Burada, Rousseau a,-harat'h "^"''r ne kadar SOrunsal oldu9u^ da
hemen W de icind ^ U:k' bU aynm RUSSeau ^in belli b'> nostalji-t re Turu bam^maki^ D9*
durum ile sosya. veya klZ si r ^ ^ fkrm' rtaya k0ySa bile' '"denvet qerive don H "T" nay'adll br de9ildi- Biraz daha ki
liskil9 unerek' t0P'UmSal yaam le iktidarlar arasmda-S fy69 rf6 Se' Munchenb'*d'in
zmledii mekNem le kar' kar5^a kalrz ki- b" merkezleen ot^eler tarafndan tm
u ltma ahmp' "bastr"d-'n." gsterir: Ar-i I Pbai:ramlarda ve trenlerde bu yeni kurulan d r adim? V^
ed!leblecek ve ^mavallarda "iktidar ve ikti-manda awT X unUSU edilebilecekti- Bu dnem ayn, zasatmaktad r f de dZme kVuldu^ *"* bize an,m-bt yandan k'^ ^ d3 le ^ araSmdak kili
kar5ltllk o S kutn".
'^Zel'kle FranS'ZCada medenVet ile ^nlaml.
re bovut
r ^ yandan S6' Sanat anlaminda' b'r klt" f k
9e meS'n Gn9elliyrduBurada tam bir ters mand1lnen PZtt bH
'k
Avuoa'H k
1
P
Hm OnaV'arken' do

kan popler "bilimi" (by, ila tedavile113.


Postmodern Grnt
ri vb.) sanatsal faaliyet biiminde reddediyordu: Doa'nn diyalektii (?).2
Benzerlikler ve Beeri Bilimlerde Sempati lkesi
Michel Foucault'nun Kelimeler ve eyler (Gallimard, 1966) kitabnn ana sorunsallarndan biri; Beeri
Bilimlerin, Stoaclardan 16. yzyla kadar gelien bir evresinde, temsiliyet zerine kurulu olan bir
anlaytan ok, grlenler ve sylenenler arasnda bir benzerlik ve aynlk ilikisi zerine oturtulmasn
ieriyordu. Don Kiot'un yazar Cervantes ve Descartes ve Port-Royal Gramercileri ile birlikte
gsterilen ve gsteren ilikisi, l bir sistemi geride brakarak ikili kartlk rejimini gndeme getirmiti: Daha nce, convenientia, aemulatio, analogia ve sempati3 eylerin dzenini belirlemekteydi. Bu
ilkelerde, benzerlik birincil rol oynamakta ve Aynlk veya zdelik ilkesi tamamen hakim bir gr
kapsamaktayd. Bilginin ortaya kmasnda benzerliin ve aynln hakim olduu bu episteme'de
Fouca-ult, 17. yzyldan itibaren eyler ve kelimeler arasndaki bu benzerlik ilkesinin geride kaldn
ve bunun yerini yanlsamalarn, gz yanltclarnn (barok dnem) aldn yazar. Benzerlikler
tekabliyetlerdir ve bu benzerlikler iki yerin birbirine benze-mesiyle belirlenir. Snrlar birbirlerine
deer ve bu sayede karrlar. Doa bilimleri ve sosyal bilimler, o halde, ayrm ve farkllk ilkesi
zerine deil, benzerlik ve tekabliyet ilkesine gre dzenlenmi ve alglanmaktadrlar. Birbirlerinin
snr daha izilmemi de olsa birbirlerine demektedirler; bu hareketle birlikte iletiim halindedirler;
birbirlerinin dilini anlamaktadrlar; nk Babil ncesi bir dilin, Tanr ile insann benzerlii zerine
kurulu bir dilin iletiimi iindedirler. Birbirlerinin zelliklerinde benzerlik vardr. Tarihin veya
edebiyatn zellikleriyle doa bilimlerinin zellikleri arasnda tekabliyet ilikiler mevcuttur, tpk
beden
2 Bu arada, neredeyse 19. yzyl sonu ile 20. yzyln byk bir ksmn dn-sel-felsefi etkisi altna
alan Marx ve Engels'in doa toplum ikilemindeki rt-mesini de hatrlatabiliriz. Hatta diyalektik
dncenin doada da olduunu ispatlayan Engels rnei ile Darvvin'e Kapital'ini yollayan Marx bu
adan ilgilenilecek rnekler olarak karmzda durmaktadr. Ancak; bu yazda bu rnekler zerinde
durmaktan ok scnat ve sosyal bilim kartl zerinde durulacaktr.
3 Foucault, Les Mots et les Choses, Gallimard, 1966, s.32-39.
120
Postmodern Grnt: Simlakr
jle ruhun birbirlerine tekabl etmesi gibi, veya yz izgileriyle ruhun veya karakterin aynlk ilkesi
zerine kurulmas gibi, aynlklar hakimdir: Otlar hayvanlarla, onlar da insanla; deniz karayla ve insan
da hereyle tekabliyet ilikisindedir. Benzerlikler yine baka benzerlikleri aryor.
Bu dneme kadar "dnya, eylerin evrensel tekabliyetidir; suda ne kadar balk varsa yeryznde de o
kadar hayvan veya doa veya insanlar tarafndan retilmi nesne vardr"4: Suda ve yeryznde
gkyznde olduu kadar varlk vardr ve bunlar birbirlerine cevap verirler. Yldzlarla otlar, hayvanlar
ve insanlar benzerlikler tamaktadr. Yeryz gkyznn ters evrilmi aynasdr. Her yldz bir otun
tinsel n biimidir. Grlebilecei gibi, astroloji ve doa ile insan birbirleriyle benzerlik ve sempati
ilikisi iinde ele alnmaktadrlar. nsan, bizatihi gkyznn yldzlarn barndrmaktadr. Eamulato
her yerin benzerliini tm dnyaya tamakta ve yeryzn olduu kadar denizleri ve gkyzn
katetmektedir. Burada daha bilimsel bir ayrlma ngrlmemekte, tersine benzerlikler ve zdelikler
hakim olmaktadr. Doa bilimleriyle sosyal bilimlerin ayrmndan ok teka-bliyeti sz konusudur. Ve,
biyoloji, dilbilim ve politik ekonomi daha ortaya kmad gibi (19. yzyl epistemesi), zenginlikler
analizi, Genel Gramer ve Doa Bilimleri de olumamtr. Bunlar Klasik a ile birlikte ortaya kacak
ve daha sonra daha bilimsel adlar alacaktr.
Beeri bilimler tam olarak kendi epistemesinde deiiklii 16. yzyln sonuna kadar
gerekletirememektedir. Sempatiye gre Aynlk asimile etme tehlikesini iinde barndrmaktadr.
Sempati deiiklii mmkn klmasna ramen zdelik zerine oturmaktadr. Dnya badak bir
aynlk figr zerine kurulmu olarak alglanmaktadr. eylerin birbirlerine zdelii -birileri
dierlerine benzeyedursa bile kendi tekilliklerini ilerinde barndrmaktadrlar. Sempati, bu bakmdan
bir antipati ile birlikte var olmaktadr: Farkn yoluna doru bir yol almaya balamtr. Bu sayede,
eyler kendilerini izole edebilmekte ve asiFoucault, a.g.e., s.33.
Postmodern Grnt
milasyonu da bu ekilde engellemektedirler: Ceviz ba arsna iyi gelmektedir; nk ceviz kabuu ile
beynin kvrmlar arasnda ekilsel bir benzerlik mevcuttur. Bu sayede eyler birbirlerinden antipatiyle
nefret edebilmekte, ancak zdeleebilmekte-dirler. Sempati ve antipatinin terazisi dengeyi mmkn
klmaya yaramaktadr: "eyler kesimekte, gelimekte, birbirlerine karmakta, yok olmakta, lmekte,
ancak tanmsz bir ekilde, birbirlerini bulmaktadrlar.5 Bu dnemin bilgisi grlebilecei gibi Antik

dnyann etkisindedir ve clzdr. Bilginin eleri arasnda, Foucault, bir toplama ileminin var
olduunu yazar. Benzerlik hep baka bir benzerlie gnderme yaparak aynlamak-tadr; her benzerlik,
yle ki, birbirleriyle toplama ileminde btnlemektedir. Orta a ve Rnesans'ta neo-platoncu bir gelenek sayesinde bu ekilde kalabilmitir. "Bilimsel" zihniyetle kartlklar ilkesi (Descartes) ve Barok
dnyann (17. ve 18. yzyl ba) yanlsamalar benzerliklerin yerini almaya balamtr Dnce, artk,
benzerlik zerine ilerlik kazanmaktan vazgemitir; ve benzerlik artk bilginin tr deildir. Daha ok
hata ve pheye yer braklmtr. Descartes iki ey arasnda benzerlik olduunu sansak bile, aslnda
farkllk olduunu bilmek durumundayz, demektedir.
Her yerde benzerliklerin hayali srmektedir; ancak bu, sadece bir hayal olmaktan teye
gidememektedir. Bacon ile beraber bir aynlk eletirisi balayacaktr: Ampirik eletiri. Benzerlikler
birbirlerine yaklatklarnda kaybolmaktadr; farkllklar boy gstermeye balamtr: Doa bilimleriyle
sosyal bilimler artk ayrmaya balayabilir. Bacon insan aklnn birden ok benzerlik bulmaya
muktedir iken, aslnda doada farklardan baka bir ey bulmaz, diye dnr: Ayn ad birbirlerinden
farkl doalara ve zelliklere sahip eyler iin verilebilmektedir ve bu doru olamaz, Bacon'a gre.
Descartes kyaslama sayesinde uzamda ve eylerde benzerliin mmkn olduunu iddia etmitir: Her A
B'dir; Her B C'dir; yleyse her A C'dir. A ve B C sayesinde bir iliki kurabilir. Birbirlerinden ayr olan
eyler birbirleriyle zdeFoucault, a.g.e., s.40.
121.
Postmodern Grnt: Simlakr
lik salayabilirler: zdelik ve farkllk. ller ve dzenler kyaslanabilir: byklkler ve okluklar.
nce btn tasavvur edilir ve sonra paralar ortaya karlr. Bu blme ilemi (artk toplama yoktur)
ksmlarn tmn bize sunmaktadr. Bu blme ilemi gerekletirilebildiine gre, aralarndaki
zellikler farkl olsa bile lleri ayndr. liki, o halde aritmetik olarak eitlik ve eitsizlie bal
kalmaktadr "l benzeri zdelik ve farkn hesaplanabilir biimine gre zmlemeyi salar".6 l
ve byklk kyaslamalar eylerin bir dzeni olduunu gstermektedir. Bunlar diziler olarak ele
alnabilirler; bu da, Descartes'in "ilerleme" zerine kurulu yntemini bize vermektedir. En basitten en
karmaa doru "ilerleyen" diziler bu yntemin elerinden biridir. Benzer olan birim ve eitlikle
eitsizlik arasndaki iliki karmaaya gre zmlendikten sonra, zdelik ve farklar ortaya konulur.
yle ki, mutlak gibi duran bir ey baka bir dizinin iine konulduunda greli olarak durabilir.
Kyaslamalar sayesinde farklar ortaya kmaktadr. Artk tarih ve bilim7 baka bir ekilde sylemeye
kalkarsak, doal bilimler ve sosyal bilimler birbirlerinden ayrlrlar.
Descartes, Platon veya Aristoteles'in akl yrtmelerini okumak bilim yapmak deil, tarih yapmaktr
diye yazmaktadr. Onlarn metinlerini okumak, o halde bize sadece fikirler tarihi zerine bilgi verecek,
daha teye gitmeyecektir. Bundan byle metnin iareti ve ekli gerei aklamaktan uzakta kalmakta,
gerek; nce sezgi yoluyla ve akl yrtmelerin birbirlerine zin-cirlenmesiyle ortaya kn ve imini
kesin ve seik alglamada kendini gsterecektir. Klasik a'da kartezyen dnce ile birlikte, Mathesis
evrenin evrensel dzenini (bilim) gsterecek (ampirik olann matematikselletirilmesi) ve doa
hesaplanabilir ve llebilir halde alglanacaktr. Matematikletirme sayesinde eylerin dzeninin bir
sras olacak ve hiyerarik bir yaplanma, bu sayede mmkn klnacaktr. Bylece zmleme evrensel
bir yntem olarak ele alnabilecek, Leibniz'in niteliksel
Foucault burada, Descartes'in Regulea'sndan yola karak alntlamaktadr Bkz. Foucault a.g.e.,s 67.
Foucault, a.g.e., s.69.
123
Postmodern Grnt
dzenlerin matematikletirilmesi gerekletirilecektir. Yalnz, bu yntem cebirsel bir zmleme
olmaktan ok iaretlerin bir -. zmlemesidir: Doa bilimleri, Zenginlikler zmlemesi ve Genel
Gramer buradan meydana geleceklerdir. Bunlar ise daha sonra 19. yzyl modernizminin iinde dil,
yaam ve ekonomi olarak l bir iaretler dizisine dnecekler; bu ekilde de benzerlikler zerine
kurulu bir anlay yerini zdelik ve fark zerine kurulu bir dzenin iinde eyleri yerletirmeye
brakacaktr.
Doa Bilimi Olarak Dilbilim
20. yzylda, yapsal dilbilim, Levi-Strauss'un da Yapsal Antropoloji kitabnda belirtmi olduu gibi,
bir bilimsellik kazand. Foucault "dilbilim ve Sosyal Bilimler" adl Revue Tunisen-ne de Sciences
Sociales (Aralk 1966) yazsnda dilbilimin, iletiim kuramlarnn da etkisiyle, biyolojinin, biokimyann
ve genetiin yeni ilikileriyle "bilimsellik eiinde" olduunu yazmaktadr. Beeri bilimlerin barndan
kan dilbilim, bu ekilde, doa bilimlerine doru yol ald. Pozitifleti. Foucault "yorumsal bilgiden
formel bilgiye doru" gittiini; dilbilimin gerek bilimlerin safna getiini syler. Bu ekilde beeri
bilimlerden ortaya kan dilbilimi sosyal bilimlerin bir modeli olmaya balad. Yapsalc Antropolojiyle
balayan bu akm, 19401 yllarn sonuna doru tm alan kapsamaya balar ve zellikle

gstergebilimle yeni bir eiin hazrlaycs olur. Sosyal bilimler kendi bilimsellikleri iin dilbilimin
modelinden yola karlar ve "bilimsellik eiini" zorlarlar.
Yapsalclkla balayan bir dnce akm iinde, Althusser de Marksizmden bir bilimsellik
oluturmaya alr. 1968 ylnda Societe Franaise de Phisolophie'de verdii teblide, "Lenin ve
Felsefe" adl konumay gerekletirir ve burada bilimsel ktalar arasnda matematik, fizik ve tarih
ktalarn bilimsellik eiinde deil, direkt olarak bilimsel olarak niteler: Teorik ktalarn alt birimleri de
blgesel formasyonlar olarak adlandrlr. rnein kimya gibi bir bilim, fizik ktas zerinde kurulmu
blgesel bir
I
Postmodern Grnt: Simlakr
formasyondur.8 Etienne Balibar da Althusser in Yazlar kitabnda9 "Gaston Bachelard'dan Louis
Althusser'e 'Epistemolojik Kesinti' Kavram" balkl yazsnda "Yeni bir bilimsel Tinin" yaratcs
filozof ve bilim tarihisi olarak niteleyebileceimiz Bache-lard'n etkisinin Althusser'e nasl yansdn
aklamakta; ancak Althusser'e bilimselliin iindeki ideolojiyi kefederek bunun ayn zamanda "siyasi
tavr" olduunu ve ayrca da bilimler tarihinde, "epistemolojik kesintinin" yaratcl konumunu da
Bac-heiard'a da teslim etmektedir. Kesintinin "kuramsal biimlerle (matematik) kesin deneysel
tekniklerin tekil tarihsel birlii olduunu yazar Balibar.10
Foucault, "bilimsellik kazanm bir dilbilim ile Beeri bilimler de pozitif hakiki bilim normuna eriir"
diye yazar. Ayn ey, sosyolojinin, mitolojinin (mitlerin zmlemesi) ve edebiyat eletirisinin de
izledii yol olmutur. Foucault, bu srecin, 18. yzyla kadar tanabileceini, d'Alembert'in,
Ansiklopedinin Giri Yazsnda bir dilin zmlemesi yaplarak, gelecek nesillere dnemin tekniini,
adetlerini, bilgilerini vermek istediini ve Ansiklopedinin kelimeler szl olduunu belirtir.
Buradan yola karak, Foucault, Auguste Comte'un veya daha sonra Durkheim'n sosyolojisiyle
dilbilimin her zaman dier beeri bilimlerden daha avantajl bir konumda olduunu hatrlatr. Bylece,
dil bilimlerinin ve toplum bilimlerinin sadece gnmzde birbirlerine yaklamadn, bunun eskiden
beri gelien bir gelenee ait olduunu yazar: "ki yz yllk bir gelenektir". Farkl olan, dilbilimin
sosyal bilimlere bugne kadar verdiinden daha 'farkl bir epistemoloji' verme yetisine sahip olmasdr.
Modern dilbilimin 17 ve 18. yzyln Genel Gramercilerden farkn u ekilde belirtir: 19. yzyl
filolojisi de belirli diller zerine aratryordu ancak, Saussure ile birlikte genel olarak
Louis Althusser, Lenin ve Felsefe, ev., Blent Aksoy, Erol Tulpar, Murat Belge, Birikim Yaynlar,
1976, s.39. Althusser filozoflarn bilimin cenaze trenini yapmak iin bilimin krizinden sz etmekte
olduklarn eletirerek yazar (s.47). Yukarda belirtmi olduumuz gibi "baz biyolog, genetiki ve
dilbilimcinin 'enfor-maston teorisi' erevesinde kurmaya altklar felsefenin de "kk bir felsefe
buhran" olduunu iddia eder (s.48).
Balibar, Althusser in Yazlar, ev., Hlya Tufan, letiim yay., 1991. 10 Balibar, a.g.e., s.22.
125L
Postmodern Grnt
dil zerine allmaya baland. Saussure ile dil artk nin ve evirinin bir temsiliyeti olmaktan ok bir
iletk1 olmutur. Bir yanda yayan dier yanda ise almlayan v lin zmlemesi bu ekilde bir temsiliyete
ve psikolojik lemeye gnderme yapmaktan ok yayma ve almlama ve kodsuzlatrmalar ve mesajn
iletimi zerine kurulur m T ram enformasyonun tm grnglerinin zmlemesi h U gelir; nk
bu ekilde, dilbilimsel zmlemelerin formalj matematize edilmesi mmkn olur. Ve sosyal alan
kodlarl enformasyon biimleriyle tanmlanmaya balar. Gabriel de de zamannda sosyal alan psikolojik
aklama biimlerine & bir ekilde dururken artk kodlar ve mesajlarla, dilbilimsel model zerinden
aklanmaya balanr. Baka bir ekilde sylemek gerekirse, Foucault, artsremlilikten kurtulan dilin
esremllk sayesinde filolojiyi atn iddia etmektedir. Dilbilim b\r dilin imdiki zamann ve
kendiliindenliini incelerken filoloji bir kesitten dierine evrilen dz izgisel bir grngler an
incelemekteydi. Esremliliin ise tarihi reddetmediini, ancak gemii reddederek imdiki zaman ne
karmadn gsterir. Bu ise statik an'n zmlenmesi olarak alglanmamaldr, tersine deiimin
koullarn inceleme olarak dnlmelidir. Bu epis-temolojik konumun mikrobiyolojiden sosyolojiye
kadar gitmek olduunu azarak bu makalesini bitirir Michel Foucault.
Gnmzdeki Durum
Yapsalchk-sonras bir dnemde (zellikle 1970'li gstergebilimin deiimi, Barthes'n ve Eco'nun
yoruma bilimselliin tesine doru tar dilbilimi ve giderek di 1980'li yllarn ikinci yarsna doru
"bilimsellik" iddialarn nda yerini alr. Ayrca bilim adamlarnn kendileri, tizi genetikiler kendi
bilimselliklerini "aratrma olarak" nite < te ve pozitivitelerini kaybetmeye balamlardr. Etik ve
sorunlar pozitivliklerin yerini almaya yz tutar. Sosya doa bilimleriyle olan ayrm dilbilim ile
alrken, u limsellik krizi iinde sosyolojinin de eletirisi ele alnp ^ lanmtr. Baudrillard'n her
eyin yataygei olduun

12<Bl
postmodern Grnt: Simulakr
ijk iinde sosyal bilimler transsosyalden sz et. gu bir s0S)/jopumbiijm dergisinin 2. saysnn11 giri yazsn,-ye bala
verjnj Sosyallikler Analizinin almaya baladn
Sosyoloji
top|umsalhktan uzaklaan toplumun ayrk
^^birliktelii iinde gruplarn analizi erevesinde ele
hleceini yazmtk. Bu bilimsellik paradigmasnn dnda
mlemeyi ortaya koyuyordu. Bu paradigmann sanat ve
dir^id sanatsnn sezgisel bak ile alakas 19901 yllarn
Skiye^inin sergilerine yansd ve sosyolojik konular sanatlar,n analizine sunuldu.12
-----~__.
Bk2 SB^tOi^den ssyaUikler Analizine" Toplumbilim 2, Balam Yaynlar, ve s
Pta' bundan
sonraki makale.
596 v^hi?' blrl.iktel'' 'in bkz., Toplumbilim 4, Plastik Sanatlar zel San Yavmi! D Akay' Kvr>mter, (199O'l yllarda Plastik Sanatlar) 1996,
ocorafval'
k'tapta yer aian' lstanbul'" Devlet-iddet-Sefalet; aznlk;
"Ellikle bu l an"bellel< sergileri ve 3. ve 4. Uluslararas stanbul BienalleVe Sosyo/o;7n/nn^[]l dlr- Avrca bkz- Sanatn Sosyolojik Gz (1999), Sana12Z.
Postmodern Grnt
SOSYOLOJDEN SOSYALLKLER ANALZNE
Son zamanlarda farkllamaya balayan toplumsal durum ile ortaya kmakta olan yeni sosyallikler,
sosyolojinin nesnesinin deiiminin belirtilerini gstermeye balamtr. Sosyoloji 19. yzyln
epistemesinin bir rn olarak fonksiyonel veya yapsal alansal analizleri balamnda (Merton,
Crozier, Levi-Strauss, Bourdieu vb.) badak bir toplumun varolabilme koullar zerine dnmtr.
Bourdieu yapsaln yerine habi-tus ve alan (champs) kavramlarn karsa daf rasyonel bir modernizmle postmodern bir dekonstrksiyonist ve soyktk dnceyi birletirmeye almaktadr.1
Durkheim'den VVeber'e kadar sosyoloji normlar, rasyonalite ve bunlarn dna kanlarla doacak
sorunlar zmeye alm: Toplumun kkszle-mesine kar nasl mcadele edileceini ve kolektif
bilincin nasl glendirileceini soran Durkheim'de, organik topluluun karsna iblm zerine
kurulmu toplumu karan Tonnies'de, hatta ekonominin rasyonelletirilmi dnyasna hem zorunlu
hem de tehlikeli bir tarzda ulusal tanrlar savann mdahale ettiini gren VVeber'de de bu ekilde
gelimitir.2
Dolaysyla psikanalitik boyutu iin iine soktuktan sonra sosyo-psikoloji (Garfinkel ve
etnometodoloji), kurumlar analizi (Loureau# R. Hess, Lapassade) eklinde gelimitir. Badakla-ma,
btnleme postulalarn tketmeye balad yerde, marjinaller (Deleuze, Guattari, Foucault vb.) ve
kk gruplar, cemaatlemelerle, kabilelemelerle (Maffesoli) birlikte badak yap arzusu ile reel
ayrk, makinasal birliktelik (Guattari), organik bir toplum yapsnn topiklii ile karmtr.
Raymond Boudon toplumdan ok metodolojik bir bireyciliin analizini
1 Bkz., Bourdieu avec LoicJ.D. Wacquant, Responses, Seuil Yay., 1992, s.38.
2 Bkz., Alain Touraine, O va l'Etat, Le Monde des Editons, 1992, s.74'den Devlet, radyo ile tm
toplumu mu toplayp, btnleyecek, yoksa yine kylerde, fle-se bTutal Kk.
128_
Postmodern Grnt: Simlakr
appnann mmkn olduunu ileri srmtr: Modern sosyolojinin toplumsal deiimin,
makrososyolojinin sosyal aktrlere ve ajanlara kadar indii zaman anlalr klndn yazmtr.3 Bu
ekilde karlkl bamllklar n plana karmtr (interde-pendance). Burada toplumun pusulay
insanlara gstermekten vazgeer bir duruma gelmesiyle, ellerine pusulay alan insanlarn portrelerini
izmektedir. Ve Parsons'un teori ve ampirik analiz arasndaki ayrmn birletirmeye almaktadr. Bir
eit homo sociologicus'u homo economicus'un yerine ikame eder. Bu durumda, fonksiyonel sistemin
yerine karlkl bamllk sistemini oturtur, nk fonksiyonalistlerin bireylere ciddi normatif
zorunluluklar getiriyor olarak kabul edilmelerine karn, bireylerin zerk rollerini n plana kartmtr.
Michel Crozier ise, sosyal snflarn referans sistemlerini tam olarak bir kenara koymamakla birlikte,
bunlarn atmalar ve ileyi biimlerinin nem kazanacan ileri srmtr. Bylece,
organizasyonlarn analizini sosyolojinin nesnesi haline getirmitir.4
Organizasyonlarn ileyii ve ileyiten k modern toplumlarn "anahtar grngleri" olmutur.
Bourdieu'nn genetik yapsalclnn ve Georges Balandier'nin dinamik sosyolojisinin snf
atmalarnn yaps (alan) ve dinamii (diyalektik) zerine yn almalarna karn, Crozier'nin

(organizasyon sosyolojisi) sosyolojik nesnesi "sosyal ilevlerin tmn doldurmaya ynelen insani bir
Mnaann' organizasyonun" iinde ele alnmasdr. Alain Touraine ise kendi sosyolojisinin nesnesini
"sosyal aksiyon ve sosyal hareketler" terimleriyle belirlemitir (alma sosyolojisi). Touraine, Marksist
sosyolojinin sosyal analizlerinin "son belirlemede ekonominin hakimiyeti ilikisini bir kenara brakp,
VVeber'ci olan bir sosyolojinin nesnesinin aktrler tarafndan belirlenen yn" olduunu ileri
srmtr:5 Sosyal olaylarn temel karakterlerinin eylemin nesnesi ile aktr tarafndan bu nesneye
verilen anlam birletirmek olduunu sylemitir (Eylem
Bkz., Raymond Boudon, La logique du social, Pluriel, 1979.
Bkz., Le phenomene bureaucratique, Seuil Yay., 1963, ve La societe bloquee,
Seuil, 1970.
Bkz., Alain Touraine, Sociologie de l'action, Paris, Seuil Yay., 1965.
129
Postmodern Grnt
analizleri iin alma hem model, hem de alan olarak elverili hale sokulmutur). Sanayi toplumlarnn
retim glerinin kontrolsz bymesi ile hakim bir dnemi belirlediini ve post endstriyel
toplumlarn ise kendilerini emeklerinin ve sosyal ilikilerinin bir rn olarak grmeye balayan
aktrleri ne kardn ileri srer.6 Bu toplumlarda yatrmlar, zellikle, bilim ve tekniklere ayn
zamanda ise iletiime kaymaktadr. Dolaysyla toplum ve kltr arasndaki kpr toplum ve ekonomi
arasndaki ilikinin yerini almaya balar. Bu balamda, Pierre Bour-dieu'nn kltrel kapital terimi
nem kazanmaya balar:7 Bo-urdieu rencilerin kltrel tanlarnn pratikleri, mzelere ilgi, nemli
okullarn zerine almalaryla kltrel alan sosyolojinin nesnesi haline ekenlerden birisidir.8
Genelde, Marksist analizlerin ekonomik belirleyiciliine karn, Bourdieu, sembolik hakimiyete nem
vermitir. Durkhe-im'in "sosyal nesnelliine" karn ise (sosyolojiyi bilim olarak ele almaktan ziyade)
objektivasyon yntemini ele alr. Buna katlmc objektivasyon adn verir, aratrmacnn aratrd
nesnenin kendisinin nemini azaltmaya varan bir analiz biimidir bu. Dolaysyla nesneyle bir kapmay
ierir.9 Bu balamda, postmodern bir durumun varl (Lyotard, Bell, Hassan, Baudrillard, Lipovetsky) tartma konusu edilmeye balanm (Habermas'n Foucault ve Lyotard ile gerekletirmeye
alt ve asla ger-ekleemeyen tartmalar) ve toplumun iinde yaayan insanlar Ulus Devlet ve
Refah Devleti (P. Rosenvvallon) iine sokmutur, toplumla btnlemesinin meruluk krizinin ba
gstermesiyle oul sosyallikler sosyolojinin yerine ikame etmeye balamtr. Belki de, bugn
sosyolojinin kendini tkettii ve nesnesini kaybetmeye balad lde, yerini Sosyallik Analizine brakmaya balamtr. Burada Foucault'nun Kelimeler ve eyler
6 Bkz.# Alam Touraine, Production de la societe, Seul Yay , 1973.
7 Bkz , Pierre Bourdieu, Homo Academicus, Mnut, 1984 ve La distinction, Mi it, 1979.
8 Bkz., Bourdieu, Passeron, Les Heritiers, Les tudiants et leurs etudes, Yay., 1964, Bourdieu,
Darbe!, L'Amour de l'Art, Minuit, 1966, Bourdieu, lesse d'Etat, Minuit, 1989.
9 Bkz , Bourdieu, Wacquant, Reponses, Seuil, Yay., 1982, s.224.
130
Postmodern Grnt: Simlakr
kitabnda bahsettii Zenginlikler Analizinin ekonomi politie dnmesini gerekletiren epistemik
kopuu anmsatmakta yarar var. Yeni bir episteme iinde sosyoloji de yerini sosyallikler analizine
brakmakta mdr? Bu sorunsal, burada, ortaya frlattktan sonra (Varln dnyaya dmesini
anmsatan Heideg-ger'ci anlamda kullanyoruz) bilindii gibi Fransz dncesinin ncln
stlenen Sosyoloji Koleji ad altnda Georges Bata-j||e, Roger Callois vb.Merinin evresinde
rgtlenmitir. Bu yazar ve dnrlerin etkisi gnmzde hl srmektedir.
Trk dncesi, dier lkelerin aydnlar gibi bu geliimden etkilenmitir. ncelikle Durkheim'ci bir
gelenek ve daha sonra Le Play'ci bir dnce tarz srasyla merkeziyeti ve adem-i merkeziyeti
dncelerin gelimesini etkilemitir. Bu ekollerin Trk toplumu ile ilikisi toplumsal dzeyde
kurulmaya allmtr. Bu, toplumlarn gncel sorunlar zerine dnen yazarlarn zihinsel
gelimelerini olutururken, toplumun siyasi ve kltrel gidiatn da belirlemeyi stlenmitir. zellikle
19801i yllara gelindiinde yerleikleen dncenin meruluk krizi bagstermitir (Kker ve T. Parla)
ve daha sonra gnmzn sorunsallarn hazrlayan tartma ortamnn almasn salamtr. Bugn
bizi ilgilendirdiini ne srdmz 1970 ncesi dnemden gnmzn sorunsalna aktaracamz
nelerin kalddr. Bir de teorik yanlarnn dnda pratik olarak nasl gnmzle rteceidir. Bu
soruyu sorduumuzda hem gemi ile balarmzn koparlamayacan, yeniden gncelletirmelerin
mmkn ve zaruri olduunu, hem de toplumun ayrk formasyonunda, geleneksel badaklk zerine
kurulu teorilerle toplumsalln aklanamayacan belirtmek istiyoruz. Ortaya atlan konunun
zenginliinin ve karmaklnn farkndayz. Amerikan sosyolojisinin, Alman eletirel ekolnn
rollerini yadsyamayz, ancak gnmzn sorunsallarnn varolan eletirmekten ve niceliksel olarak
aklamaktan ok, onun grnr klnmasn gerektirdiini dnyoruz. Sylem analizleri, indirek

anketler ve sezgisel yaklamn bilimsellii (aratrmacl) sz konusu edilebilir. Bu arada, bir


perspektif sz konusu olacandan tm ekolleri ve dnceleri ile almann olanakszlnn da
Postmodern Grnt
zerinde duruyoruz. Tek perspektiften bakmann da rahatsz edici ve karsndakini anlamaya
elvermeyen konumunu dnp, en azndan kbistlerin yaptklar gibi perspektiflerin oalmasnn ve
akmasnn gerekli olduu dncesindeyiz.
Bu kesimenin etkisini alglayp, anlamaya alyoruz. Bu alg ve etki ilikisinin grnlr halinin
yakalanmasnn ise bir sezgi sorunu olduunu varsayyoruz. Nesnesini tketen sosyolojinin yeniden
toparlanmas ve sosyallikler analizi eklinde ortaya kmas iin sezgisel bir yaklamn art olduunu
dnp, sezgisel bir yaklamn nesnel analizlerden daha etkili olduu varsaym iinde, gemi
dncemiz iinden bugn nelerle buluabileceimiz nem tamaya balyor. Gemi dnemin eserleri
zerine dikkat ettiimizde, gelenek ile ne ekilde ilikimizin kurulabilecei, gelenekselin bugnk
balamda nasl yeniden gncelleecei sorunu karmza kyor: Gemiin eserlerinin gncel
deerinin aratrlmas, sorunsal haline getirildiinde anlamlardan ok ayr olan deer yarglarmz iin
ehli saylan bilim adamlarnn deer yarglaryla i ie girmeye balyor. Bu ekilde Cumhuriyetin
kurulu ncesi ve sonras srasnda yazlan eserlerle tarihi ilikimiz yeniden kefedilmi olacaktr. Ancak, balamn bugnk zamann tarihi olmas bakmndan yein bir nemi ortaya kmaktadr. Bugne
bakldnda toplumlarn paralanmas, ayrklamas, balaklatrma olasln ortadan
kaldrmaktadr, o lde sosyoloji nesnesini kaybetmeye balamtr. Ayrk, kendi farkllklarn
koruyan kk gruplar, cemaatlemeler, kabilelemelerin birlikteliinin yaand Megalopoller
dneminden sanat, edebiyat ve sosyolojinin tarihi ve niceliksel analizlerden daha etkin olacan
dnmekteyiz.
Eski toplumlarda konuann Tanr olduu yerde, onun mesaj zlmeye allrd. Tanr kalmaynca
konuann kim olduu, kimin konuaca sorusu sorulur. Toplum yok olunca, sosyologun sz deil,
kimin (sanatnn m, fizikinin mi) konuaca sorulur. Burada, artk, sanat konumaya balar. Ve
zaten bireysel bedenleri cemaat ve toplum haline koyan Yasalarn
132
Postmodern Grnt: Simlakr
makinasalldr.10 Yasalarn ilemedii, evrensel yarg mekanizmasnn meruluunu kaybettii yerde,
toplumun yasas da yok olur. Onun garantr olan sosyolog isizlikle kar karyadr, tpk fabrikas
battal hale gelen ii gibi, isiz kalabilir.
Bugn bilimin (zellikle fizikteki durum grelilikle ve quan-tumdan sonra Benveniste'in suyun bellei)
zlmesiyle, sosyolojinin de bilimcilii zlmeye balamtr. Sz konusu olan aslnda, sosyolojinin
lmnden bahsetmekten ok# onun bir doumundan, simlasyonla bir epidemi haline geliinden, bir
transsosyolojiden bahsetmektir, nk transpolitik gibi, transa-vantgarde gibi transsosyoloji de artk
sadece bir hiperreeldir. Her ey sosyolojik olduu yerde artk hibir ey sosyolojik olamaz, szcn
anlam artk bir ey ifade etmemeye balar. Tpk "her eyin estetik olduu yerde hibir ey ne gzel ne
de irkin olur, sanatn kendisi bile yok olur artk".11 Sosyoloji kendi kavramlarn ve mantn
kaybetti. Ne homojenik, ne organik dayanmaclkta bagsteren anomi, ne yabanclama, nk
bunlarn olabilmesi iin toplumsaln homojen, normlar ieren, yasaya bal olan, retken ve retirken
doasna emeine yabanclaan bir emekinin iinde yaad yer olmas gerekir. Ekonomi politiin
yok olmas gibi (speklasyonun bir transeko-nomisi ile deer yasasnn, piyasa kurallarnn, artk-deer
retiminin bir ey ifade etmemeye balamas), sosyolojinin zerine yaslad deerler de toplumda
mumla aranmaya balar. Ne ekonomik, ne de toplumsal rasyonaliteden bahsetmenin mmkn olduu
dnyada, tm deerler, belki de, Baudrillard#n yazd gibi yrngeye girmilerdir. Toplumsaln
simlasyonu ve normlarn bir parodisinin kald bir durumda srp giderken, anomi deil, yrngenin
vecdinin gndermesiz hali geerli hale gelmi midir? Bu balamda, yine, yeni bir toplumsal analizi
bulabilmek iin, sosyallikler analizini nermek mmkndr, sanyoruz. Dalm olan toplum, kk
gruplarn sosyalliklerini ortaya kardnda, bunlarn analizini yapmak zaman gelir: Ya da hibir ey.
Yaplacak analiz toplumun simlasyonunun de10 Bkz , Michel de Certeau, L'Artde faire, Gallmard, 1990, s.209. 11Bkz , Baudrillard, La
transparence du Mal, Galilee, 1990, s.117.
133
Postmodern Grnt
il# yeni kk gereklerin analizi olur. Bu da ilk etapta sanatnn sezgisiyle mmkndr gibi duruyor
(burada, Nietzsche'nin balatt, Deleuze'n srdrd Platon'un tersyz edilmesine devam
edilmektedir). Yntemini kurmak uygulamaya kaymtr, nk toplum deil transsosyallikler vardr
artk. Devletin bile megul olduu alanlar arasnda, toplumun tmc deil, ama terrist kesim,
medyatik (iletiim) kesim (zel televizyon ve radyolar ve de herbirinin ayr bir sosyallie hitap etmesi
-bazlar ayn gruplar hedeflese bile- Devlet, radyo ile tm toplumu mu toplayp, btnleyecek, yoksa

yine kylerde, radyodan Viyana valsleri yaynlayacak, kyllere tarlalarnda vals mi yaptracak? Artk
ne kyl, ne tarla, ne de devlet radyosunun homojen hale getirmek istedii toplumun meruluu sz
konusu) ve salk kesimiyle urayor (Aids'e kar kampanya: Tek are tek elilik tir). Zaten terrizmi
de bir virs olarak grmyor mu veya iletiimdeki (bilgisayarlardaki) farkl isimli virslerle,
frekanslara gi ren radyo ve telsiz kanallaryla uramyor mu?
Toplumbilim, Trk Toplumbilimi zel Says, Ekim 1993
Postmodern Grnt: Simlakr
ZNE OLMAK
Tarihin, sanatn, eserin vb. znesi olmak. Ego'ya sahip olmak, burjuvazinin veya proletaryann
znellii. Birey, liberalizm, kolektif zne vb. Btn bu terimler modernliimizin Aydnlanmad iinde
sorunlarmz olarak ortaya kmtr. Bir zne olarak sanat eserini yaratrken veya bir bilim adam bir
birey olarak buluunu gerekletirirken, hep zne mi olmutur? sorusu toplumlarn grlerine gre
(doxa) byk farkllklar gsterdii kadar, derinlemesine tarih iinde de ok byk farkllklar
gstermitir.
Modernliimizi oluturan sorulardan biri olan Descartes'in cogito Ergo sum (dnyorum o halde
varm) zne kuramnn balangc olarak ele alnr hep. Aslnda grmek yani theoria ile soyutlamak
arasndaki fark dnrsek, eski Yunan'n teorisi ile gnmzde bizim kullandmz ekliyle teorinin
ne kadar farkl anlamlar ierdiini grebiliriz. Dnya ve doa, ona bakanlara kendini gsterir (theoria).
Bunun gzkebilmesi iin ise yetilerine sahip bir zneye gereksinim yoktur. Gnomon (gne kadran,
bilgi cetveli) binlerce durumdan seilmi olan ele alr, anlar. Modern alarda zne gnomon'un yerini
almtr: zne haline gelmitir. Her ne kadar Yunanl, Babilli veya Msrlya nazaran soyutlamay bulan
olarak kabul edilse bile, onun grmesi ile bizim soyutlamamz arasnda byk ayrmlar vardr.
Bilim tarihinden alnabilecek bir rnekle dnemlere gre, grlerin ve sylemlerin ne kadar farkl
olduunu; kelimelerin anlamlarnn tarih iinde yaplan keifler ve icatlarla nasl deitiini
hatrlayabiliriz.
Tales'in genin uzunluunu hesaplamas ile Babil astrolojisi arasndaki benzerlie deinirsek, Tales'in
eski Babil bilgilerini kullanm olduu gibi, onun gnein tarla zerindeki yansma-S|nn glgesini,
lme arac olarak kullandn ve hatta yaznn
155.
Postmodern Grnt
ve kadn bile bu doal ilikilerden meydana geldiini dnebiliriz: Page (bugnk Franszca'da
kat anlamna gelmekte) eskiden tarla anlamna gelmekteydi ve gnein glgesi tarla zerine
dtnde tarlann zerinde okunacak iaretler brakyordu. Gne saatinin kadran da yine ayn ilevi
grmekte deil mi?
Yunanl bir piramidin, bir mezar tann, bir vcudun veya bir tahtann yere aklm hali sayesinde
gnei grebilmekteydi. Ayn ekilde, tarlalarnda alan kyllerin de geleneksel zaman lme
aletleri yine topran zerine konulan bir tann glgesinden olumaktadr. Eski Yunan'da gnomon saat
roln stlendii gibi, "seen" ve "karar veren", "yarglayan, belirten" anlamna da gelmektedir. Kim
bilir? sorusu sorulduunda u veya bu znenin bilmesinden deil, gnomon'un bilmesinde sz edilirdi.
nk modern zamanlarn balangc olarak kabu edebileceimiz alarda olduu gibi, astronom
gzlklerle, te-| leskoplarla gkyzne bakmazd eski Yunanl. Filozoflar an iinde duyulan bir
gelimeden bir eyin bulunmasnn olanakszln, Klasik a'da, haykrmaktaydlar.
Bu, Klasik a'da, bir zneyi, bilincini ve bedeni gerekli klmtr. Eski Yunan'da ise, bir ta, o
dnemlerde, bilgiyi gzden nce sunmaktadr. Gzn duyarll duyumu, burada, ikincil bir
konumdadr. Bu nedenle gnein glgesini bize gsterenin bir insan vcudunun mu, bir tann m
glgesi olduu nem tamamaktayd. ster dikili ta, ister bir tahta paras, ister insan vcudu, bilen
gnomon'du. znesiz bir bilim hakimdi. nsan vcudunu kaldrn, yerine bir ta dikin ayn ilevi
grmekteydi. Bilgi asndan bir fark ortaya karmayacaktr. O deimezdir. Nesneler deiebilir,
birbirinin yerine geebilir. Yani; biemler, malzemeler, modern deyile zne ve nesne arasndaki fark
yok olur.
Gnmzde zne ve anonima sorunlarnn yeniden gndeme gelmesi Blanchot, Foucault, gibi
dnrlerin znesiz bir dnyay gndeme getirmesi modernliimiz asndan sorun gibi karmza
kar gibi dursa da aslnda modernleen bir dog136
Postmodern Grnt: Simlakr
an,n soruturulmasn, deitirilmesini, sabitsizletirilmesini nemsemeleri asndan, hem bilimsel,
hem doal, hem de gerekli bir aratrma ilemi olarak grnmektedir. Modern dogmalardan da, ilahi
dogmalardan da kurtulmann nemi kadar, kurtulmay nemsemeliyiz.
Modern ada zne
20. yzyl iinde, znenin oluumu zerine gelitirilen akmlar arasnda, belki de en n planda

grngbilmi ve psikanalizi saymak gerekecek. Buna ramen tm grngbilimin ve psikanalizin zne


teorisi zerine kurulu olmadn dnmek gerekecek; nk sonuta, baktmzda grngbilimin
20. yzyl versiyonu olarak Husserl'ci bir zne teorisinin yannda Heideg-ger'in znellik eletirisinde
bulunduunu biliyoruz.1 Aslnda, bunun Nietzsche'nin etkilerinin 20. yzyla yansmas olduunu
dnebiliriz. Psikanaliz ise bize Freud'dan Lacan'a paralanm, blnm bir zne fikrini
vermektedir.
1 Heidegger, znenin hem iddetli bir eletirisini yapm, hem de bir baka ekilde zneyi yeniden
nemli bir konuma Dasein ad altnda getirmitir. Heideg-ger'e gre zne Tanr'ya, bilincine veya dier
insanlara kar bir takm ykmllklerle dolu olabilecek olan bir zne yerine, kendi kendisine kar
ykmllkleri olan bir Dase/n'den bahsediyor; nk, Dasein'\ Heidegger'ci bir okumaya gre
yorumlamaya kalkarsak, znenin "modern" ismi Dase/n'dr. Ego sum ego existoVun Descartes'c
okunuunun dnda bir durum ile kar karya olduumuz belirgin gibidir; nk her ne kadar
Descartes'a atfedilen bir z-ne'den bahsedilse bile Deni Kamboucher'nin ynetimindeki almada da
gsterildii gibi, Jocely Benoist "znellik" maddesinde, Descartes'n zne kelimesini kullannn
aslnda konu anlamnda kullanldn ve gnmzdeki modern zne ile Descartes'n phe zerine
kurulu cog/to'sunun, Aristoteles'in tz'nn bir devam olduunu gstermitir. Buna gre Descartes'n
yenilii Aristoteles'in tznn maddiliini cisimsizlik olarak ele alnda yatmaktadr. Yunanca'da ousia
olarak ele alnan zne fikri aslnda tzn bir evirisidir. Platon, Porphyr tarafndan ruhun ousia olarak
nitelendirilmesinden itibaren Aziz Augistinus ous/a'y tz (substance) olarak kullanmt. Bu anlamda
Descartes'n yenilii tz' kullanrken ona cisimsizlik atfetmesindedir. Descartes iin dnme eylemi
iinde "Ben" ortaya kmakta; yani "var olmaktadr". Descartes "dnen Ben'in" gelenee ramen
"cisimsiz bir tzdr" (Colvius'a 14 Kasm 1640'da yollad mektup). Bkz., Jocelyn Benoist, in Nations
de philosophies II, Galli-mard, 1995, s.516. Benoist, modern zne fikrinin Leibniz ve hatta Kant'n ilk
Eletiri'sinden itibaren mmkn klndn ileri srmektedir. Nietzsche de zne eletirisinde
bulunurken Descartes'n aslnda kelimeler ve eyler arasndaki "korkun" hatta "canavarca" bir
kartrmadan sz etmektedir (Bkz., La Volonte de Puissance, Livre de Poche, 1991). Burada ok ak
bir ekilde Foucault'nun kitabnn adn bulmak mmkn gibi durmaktadr. Bu ayrklk aslnda,
Foucault'nun da zne eletirisini ve insann lm temasn beraberinde getirmektedir (Bkz., Ali Akay,
Michel Foucault'da ktidar ve Direnme Odaklar, Balam Yay., 1995, 2000).
az.
Postmodern Grnt
Bunlarn yannda bilimsel dncenin kartezyen2 kalntlarnn altnda gelitiini hesaplamaya
kalktmzda, bu bilimselliin iinde yatan en merkezi dncelerden birinin zne ve nesne diyalektii
iinde kalan ve Tanr'nn yerine artk akln getiini ne sren, Hegel'in izlerini bulmak mmkndr.
O'nun kle ve efendi zerine kurulu olan diyalektik anlay iktidarda-kilerle onlara hayatlarn teslim
eden klelere dair olan metafor marksist bir Kojeve okumasyla kolektif zne olarak emekilerin
varlklarn gerekli klar. Ancak, bu durumda da, nihai olarak Hegel galip gelenlerin kleler olup
olmad sorununu yoruma ak bir ekilde brakmtr. Efendi, karsnda insanln koruyan bir
efendi-zne bulamadnda; yerine klelii kabul eden, ama bunu, hayatn garanti altna almak zere,
yaamn riske atmadan gerekletirirken insanlndan feragat eden ve znelliini kaybeden,
nesnellemi bir kleyi bulduunda, kendi stnln, kalitesini, erdemlerini, ahlakn gsterebilecei
kiiyi de kaybetmi, yitirmi olur ki, bu onun galibiyetini deil ama, aslnda, belki de malubiyetini
gstermi olmaktadr. Bu perspektiften baktmzda efendinin baarl bir znelliinden
bahsedemeyecek bir durumla kar karya kaldmz ileri sr2 Kartezyen dncenin znenin dnce eylemiyle ilikisini ortaya karan Des-cartes, Ben'in
dnceye kar tavrn ele aldnda "ben'den bakas dnmemektedir; o halde dnen ben "vardr".
Ancak burada Bat metafizii iinde dncenin ve hatta lmn ben ile zdeliinden sz etmekte
olduunu hatrlamalyz; nk, nihai olarak lm karsnda ben tek olarak ve tekil olarak dnya ile
karlamaktaym. Ancak; Descartes iin ben, dnyadan koptuu zaman benliini dnen ben olarak
ortaya konulabilmektedir. Husserl, Descar-tes'dan ald miras iinde dnyaszlama veya dnyann
ykma uramas olarak evrilebilen VVeltvernichtung eyleminde, bu tecrbeyi yaayan "ben'in hilie
kar gsterdii direnme eylemini formle etmektedir. Bu ykm iinde "geriye kalan" hem
grngbilimsel hem de metafizik bendir (Bkz., Husserl, dees directrices pour une phenomenologie,
Trad. Paul Ricoeur, Gallimard 1950). 0 halde znenin zelliklerinden, belki de, en belli ballarndan
biri, lm ve dnya karsnda taknd tavr ve ald tutumdur; nk dnceyi kimse benim yerime
dnemez (anlk ve duyum arasndaki Kant'c ayrm da burada nem kazanmaktadr) ve lemez.
lm beklemek "kiisel bir" eylemdir: lm karsnda kimseye yer vermem mmkn deildir. O
halde zne (ben) yerini bakasna veremeyendir. Buna ramen hayatn tuhaf oyunlar oynamakta
tecrbesini kim yaamad? Kant Saf Akln Eletirisi'nde znellik ile zdelik arasndaki ba
kuranlardan birisidir: "Tm zincirlenmelerin iinde bir yasaya maruz kalarak temsil edilen

alglamalarn hepsinin olduu yerde tek bir tecrbe vardr; tpk tek bir zaman ve tek bir meknda tm
grnglerin biimi ve tm varlk i'e varlk-olmama arasndaki ilikilerin olduu yerdeki gibi".
I
138
Postmodern Grnt: Simlakr
mek pek de yanl saylmayacaktr.3
19601 yllarda ileri srlen ve iddia edilirken neredeyse byk bir konsenss ile kabul grmekte olan,
yapsalcln da etkisiyle "insann lm" temas iki yz yllk felsefe tartmalarna kesin bir cevap
niteliini tamaktayd. Kkenini kendiliin-denliinden alan, birinci tekil ahsn, belli bir biimde,
"sfr noktas olarak" kendi kendini temsil etmesi, onun bilisel, metafizik, ahlaki ve siyasi bir birlii
oluturmakta olduunun unutulmaya balanmas iinde, znenin yaplar ve sistemler btnlnde,
kurucu e olmaktan ok maruz kalan konumuna dmesi sz konusu edilmektedir. Bu, tarih boyunca
belki de hep benzerlikler tamaktadr: Foucault, Jean-Jacques Rous-seau'nun Diyaloglar metnine
yazm olduu nszde, tiraflar ve Diyaloglar arasndaki fark boulmu ve "suskunlua itilmi" bir
ses ile kendi sesini paralanm bir znellikte arayan, ehlile-tirilmi bir dilyetisinin yapsnda var olan
zne arasnda bulduunu gsterir.4 Burada, Foucault, znenin paralanp, kendi kendisinin zerinde
durduunu, asla bitmek bilmez bir ekilde birbirinin ardna eklenerek kendisini mevcut edebildiine
dikkatimizi eker. Rousseau, bu durumda, znenin konuuundan ok, znenin, hibir zaman kapal
olarak kalmayan dilyetisinin yzeyine yerlemekte olduunu n plana karr. Bu konumda, 1767 ile
1770 arasnda tiraflar bitirirken; Jean-Jacques, Renou olmaktan kar ve Rousseau'ya dnr. Adn
deitirir. znelliini terk eder, baka bir deyile farkl bir znellik giriiminde bulunur. Aslnda, terk
ettii znelliine geri dner: Sahte adn terk eder. Fransa'da kamuyu "zehirleyen" Jean-Jacques ile
bireyselliini vcuda getiren Rousseau arasnda znenin paralanm olduu gerei yatmaktadr.
Nihai olarak, Rousseau rneinde, Foucault znelliin tarihinde bile znelliin sorunsal bir yerde
durduunu bizlere gsHegel'in kle ve efendi diyalektiinin Fransa'da Hyppolte ve Kojeve evirileri zerine gelien tartma
iin bkz., Ali Akay, Tekil Dnce, Afa Yay., 1991, 2. Bask 1999.
4 Bkz., Michel Foucault, Introduction in Rousseau, "Rousseau juge de Je-an-Jacques". Dialogues,
Paris, A. Collin, Coll. "Bibliotheque de Cluny", 1962, s.VII-XXIV.
139
Postmodern Grnt
termitir. Bununla beraber daha nceki bir paradigma iinde bakan Kant'n znellik anlayna doru
eilirsek, Foucault'nun yeni bir paradigma iinde, ne denli farkllk tayan bir znellik anlayn
gelitirdiini daha iyi farkedebiliriz: Kant iin znellik zdelikle bantldr. lm karsnda znenin
tekillii kendinden baka lecek birine yerini verememesinden kaynaklanmaktadr. O halde znellik de
tekine gre deil ama yalnzca kendine gre var olmaktadr: "Her zaman ve her yerde ayn ekilde
hissetmem gerekmemektedir" diye yazmaktadr Kant: "Ancak bu eitli ve deiken hisleri tekiyle
deil, kendi kendimle ilikilerimde zmlemem mmkndr." der, Kant. O "ayn ve kendindeki
zneye" ynelir. Byle bir durumda znelliin, farkl ve eitli hislerin ayn znede bulunmas
olduunu ne sren Kant'a, bu yukardaki szceyi teslim edebiliriz. znellik eitliliin ve bir
belirsizliin evetlenmesiyse eer, o halde teki ile girilen iliki iinde; Bat'nn kendi znelliini
Dou'yu ve arkiyatl kefederek kurduunu iddia eden Edvvard Said'in "episte-molojik ve
ontolojik" kopuunu nasl deerlendirmeliyiz? Madem ki, znelliin Kant' artlarnda bir belirsizlik
vardr ve eitlilii znelliin kurucu elerinden biridir ve buna gre, zne kendi alglamasnda
(kk alglamalar) (Leibniz) ve kendi bilincinde tek olan tecrbelerini yaamaktadr; o halde ikinci bir
zneye gerek var mdr znellii yaamak iin? yle ki, Kant neredeyse znellii znenin mistik hali
olarak kurmaktadr; zdeliin snrnda bulunan znelliktir. Bu snrn tesindeki yer artk baka bir
znelliin alan olmaya balamaktadr. zne-ler-aras karlkl ilikinin oluumuna doru gtrr bizi
bu sorular. Ve; bu balamda Kant ve Hegel'den yola karak "tartma etikas"n gelitiren Jrgen
Habermas ile yolumuz kesimeye balayacaktr.
zneler-Aras "Tartma Etikas"
Kant'n ahlak anlayndan K.O. Appel ile birlikte yola ktklarn syleyen Jrgen Habermas, Hegel'in
Kant'a kar kt yerden balayarak tartma etikasn ele alr. Kant'n "soyut evrensellik" adn
verdii eye kar Hegel'in ynelttii eletiri ve
140
Postmodern Grnt: Simlakr
kar klara gre kategorik zorunluluk evrenseli tikelden; varoluu grevden; ruhun oluum
srecindeki pratik akln salt zorunluluklarn bunlarn tarihi olarak gerekletirmesinden ayrmakla
ykmldr".5 Kant'n kategorileri erevesinde, Haber-mas'a, ahlaki yarglarn ihtilaflar nasl ve ne
ekilde, rasyone\ bir motivasyon sayesinde kurallatrabilecei sorusu sorulunca, eylemlerin geerli

normlar nda ele alnabileceini ne srer. Hegel'in Kant'a ynelttii eletiriyi yeniden ele alr; ama
zaman zaman Kant ile zaman zaman ise Hegeh'n "totaliter" yaklamlaryla veya onun devrimci
versiyonlanyla srdrr tartmasn; nk Habermas'a gre "tartma etikas"nda nc olacak bir
zneler-araslk da yoktur. Kamunun nnde ezilen zne-ler-arasnaln karsnda tartma etikas
nc bir tavrla onlara bilin verecek bir zneler-arasl da kabul etmez. Bugn, yeni muhafazakarlar
tarafndan ileri srlen "totaliter" ahlaki yaklamlar da reddeder: Tartma etikasnn amacn aralatrlmasn hakl gsteren tm totaliter yaklamlara kar ktn ileri srer.
Byle bir yaklam siyas olarak "ahlak-d" kategorilerle r-tebilmektedir. Habermas, buna,
Kant'dan yola karak, deon-tolojik etika adn verir.6 Ancak deontolojik etikada, deontolojik
nermelerin ahlaki gerei asimile edilmemelidir; Kant pratik ve teorik akl birbiri iine sokmaz.
Burada, Habermas bilisel etikadan bahsetmeye balar; normatif szcelerin nasl ahlaki bir ekilde
temellendii sorunu gndeme getirilir. Kant "impe-ratif" biime ynelmekte olsa bile, kategorik
imperatif eylem normlarnn geerliliini ortaya atmaya yarayan dorulama ilkesini belirler: "Evrensel
bir yasa olmas dorultusunda eylem yapmak zorundasn". Bu da, rasyonel varlklarn ortak bir ekilde
bu dorulamann evrenselliini kabul etmeleriyle mmkn hale gelebilir. Ve, ahlaki olmak zorundadr.
Burada ise artk biimsel bir etikadan sz edilmektedir. Halbuki, Habermas'n ileri srd "tartma
etikas"nda kategorik imperatifin yeri ahlaki
Jurgen Habermas, De l'Ethique de la Dicussion, Trad Marc Hunyadi, Cerf, Paris 1992
Habermas, a.g.e,., s 17.
14JL
Postmodern Grnt
kantlamann yntemi tarafndan doldurulmaktadr. Burada ayn pratik tartmaya katlan znelerin
ortak uyumu genel geerlik normlarn belirlemekle ykmldr. Tartmaya katlan her zne kendi
iinde kantlama pratiini ortak uyum iinde meydana koymaldr ki, tartma etikas vcuda gelebilsin.
Bu ekilde, Habermas, kategorik imperatifin bir evrenselleebilme ilkesiyle buluabildiim iddia
etmektedir. Evrensel olan znelerin karlkl kant ne srebilmesini Habermas, bu ekilde garanti
altna almaktadr. Burada, artk normun evrensel gzlemleme ilkesiyle kar karya gelinmektedir. Bu
da, herkes tarafndan kabul grm bir ekilde, tartma kabul etmeksizin ve bireysel karlarla kartlk
oluturmakszn uyumu salamak zorundadr. te, bu evrensel kabul ilkesinden itibaren, Habermas
"evrensel etika"y karr karmza; evrensel olan bir etikada ise, belli bir kltrn veya belli bir tarihi
dnemin verileri temel olarak alnmakszn ahlaki ilke evrensel kabul normlarna uymak zorundadr. Bu
uyum her zaman akla gnderme yapmakla ykmldr ki, etnomerkezci paradigmalarn iine dp,
hapis olmasn. Tartma etikas, Habermas'a gre, sadece beyaz rktan, orta halli burjuva Avrupal'y
temel almayp, ahlaki ilkede en zor olan baarmaya almaktadr. Kim ki tartma iinde kantlarn
ileri srmektedir, o kii kantlar da ahlaki normlar tayan evrensel ilkeleri ile almak zorundadr.
Anlalabilecei gibi, bize gre biraz zorlamayla mmknl salanabilen; ama zorlama olmakszn
bu uyumun salanmasnn olduka g olduu koullar karmaktadr karmza Habermas.
Bir eylemin normlarn salamak J. Habermas'a gre, tartma etikas ile gerekleebilmektedir.
Biimsel etikann rnekleri arasnda Habermas bizim nmze Ravvls'n nerisini sryor: Tartmaya
katlanlar ahlaki konumlarn belirlerken, rasyonel bir ekilde karar verici olmak; hukuki olarak eit
olmak zorundalar, sosyal olarak elde etmi olduklar staty gz nnde bulundurmak dnda sz
syleme hakkna sahiptirler. Bu ekilde adil olarak neticelenebilecek "kalk noktasna" sahip olabileceklerdir. G.H. Mead ise, baka bir neri ile gelir karmza; ona gre de ahlaki bir yargda bulunacak
olan zne, bu sorunsal
142.
Postmodern Grnt: Simlakr
eylemi yaparken tartmann iinde olan herkesin yerine kendisini koymak zorundadr, yoksa zneleraras uyumu zedeleyebilir. Bu iki etikaya kar, Habermas tartma etikasnn avantajlar olduunu
syler: Karlkl kant ne srerlerken tartmaya katlan her kimse, ilkede zgr ve eit olmak
durumundadr; en iyi kantn dierlerine kar zor kullanmakszn stnlk salayaca bir gerei ne
srerken, ortak bir aratrmay da ileri srebilmelidir. Bu da7 iletiimi tam bir adillik iinde evrensel
olarak ortaya koyabilecektir. Bylece, Ravvls'n nerdii "ilk kaynak" meselesine bir cevap getirdiini
dnmektedir. Habermas; pratik karlkl anlama ise karlkl anlay ve zne-ler-araslkla
salanm olur. Tartmaclar, Habermas'a gre, ideal rollerine brnm olurlar.7
Tam da burada, Habermas azndan karr: Rollerin idealli-i. Bu anlamda da, idealist bir tartma
etikasnn, Habermas'n bize sunduu kadaryla, pratik (!) bir etika olduu zannediyorum, grlebiliyor.
Aslnda Habermas, Ravvls'n ilk yaptndaki ("Adalet Teorisi") "bireysel" ahlakn tuzaklarna
dmemeyi amalayarak, nceden bireyin karlkl olarak dier znelerle girdii ilikide daima
kolektif olann, ve her zaman tikel olan, zneler-aras bir ekilde blmlenebilen, paylalabilen bir dil
cemaatine ait olduunu sylemeyi unutmuyor. zneler sadece bir sosyalleme sayesinde

bireysellemektedir. Habermas'a gre, iletiimsel "oluumun kuruluunda" bireyin kimlii (veya hatta
buna zdelii bile demek mmkn; nk cemaati ile zdelemektedir) birlikte oluturduu cemaat
ile ayn or-tak-kaynaktan gelene baldr. znelerin karlkl anlamas birbirlerini karlkl olarak
anlayabilmeleri sayesinde gerekleebilecektir. Ancak; kimlik ve zdelik zerine kurulu bir oluumda,
her cemaat kendi kimliinin tzn aradnda, ortak tzde bulumak sz konusu olduunda,
kimliklerden hangisinin hakimiyeti baskn ise onunla zdeleme tehlikesini iinde bandrmaktadr.
Dayanma, inceleme ve ele alma zerine kuru-'u karlkl anlayn eitlii temas zerine dner durur
Haber- Bu iletiimsel eylemin tanmdr. Karlkl anlaya dayaHabermas, a.g.e., s.19.
14a.
Postmodern Grnt
nan gndelik yaamn bir pratii olarak dnlr. Byle bir durumda, zneler kendi sorumluluklarn
ileri srerek geerli nermelere doru aarlar eylemlerini. Bu, Gouldner'in deyiiyle, hem "zerklik"
hem de "karlkl iliki" demektir. 8
znelerin, zorunlu olarak bir iletiim eklinde sunduklar ve kanta atklar nermelerinin evrensel
olma koulu "olmazsa olmaz" bir kouldur. Bu sayede zneler belli bir "ideal" cemaat mensubu olarak
konuma ve eylem yapma sorumluluklarn ilerinde tayabilirler. Yukardaki "ideahn zerinden
hzlca gemeden bir kez daha tekrarlayabiliriz ki, "ideal" olarak sunulan "tartma etikas" idealliinin
dna kt andan itibaren geerli tavrndan feragat etmek zorunda kalacaktr, nk bu
"idealletirilmi durum", aslnda, bir kmaz beraberinde tamaktadr. Hegel'i veya Kant' olduu
kadar, Ravvls'n ilk yaptnda sunduu bireycilii ve yeni-muhafazakarl da eletirmekte olan
Habermas, bunlarla belki, rasyonel bir ekilde, mcadelesini srdrebilmektedir; ancak, pratik ve
ampirik olarak kuramsal tartmalarn iinde hapis kalm gibidir. Kant'n ayn mekanda geirdii yllar
gibi, Habermas da 1970'li yllarn sonundan beri Alman felsefe geleneinden yeniden karmak zorunda hissettii kuram olan "iletiimsel eylem kuram" ve "z-neler-aras iletiimsel eylem" kuram
kendi iinde temel bir tutarll tamasna ramen, pratik kmazlara srklenir gibi durmaktadr.
Sosyallememi keyfi bireyin ahlaki etikas veya yeni-muhafazakarlarn ve hatta devrimcilerin
ncleriyle hesaplarken, bireyi belli bir sosyallik iine yerletirirken, zdelik veya kimlik
kavramlarnn iinden kamamaktadr. Hatta, tartma etikasn aklamaya alp, onun Hegel ile
veya Kant ile farklarn gstermeye alrken, tartma etikasnn bir yntem kavram yardmyla
"tzsel" bir eye ulatn ve hatta dev eti-kasyla mal etikas arasndaki ayrm belirterek, tzsellii
azn-dan karmaktadr.9
8 A. Gouldner, Reziprozitat und Autonomie, Francfort-sur-le-Man, 1984 (Aktaran, Jurgen Habermas,
a.g.e., s.22).
9 Habermas, a.g.e., s 22.
144
Postmodern Grnt: Simlakr
phesiz pragmatik karakterleri tayacak olan pratik tartmann znelerinin her birinin kendi
menfaatlerini ne srerken ayn anda hepsini "nesnel olarak" balayan sosyal dokuyu yrtmadan ortak
kara ulaabileceini yazmaktadr ki, bu biraz da Adam Smith'in "grnmez eline" benzemektedir: Her
birinin kar hi belli olmadan ve bilinsiz bir ekilde ortak kar kolla-yabilmesi, sanki Habermas da
"tartma etikasnn" liberalliini sunmaktadr bizlere. Evet Habermas, belki, kendi etikasn He-gel'in
bilin felsefesinden koparmasn bilip, zamann yakalamaktadr; ancak, bunu liberal gelenei amas
mmkn olmadan gerekletirmektedir. Bu konuda, Habermas, Michael San-del'in10 Ravvls
eletirisini gstermekte ve bunu Ravvls'n "ato-mizmiyle" aklamaktadr. nk Ravvls'n
1970'lerdeki tavr atomize olmu, bireysel keyfiyete erimi, bamsz kontrakt-elliine getirilen
eletiri, toplumun sosyalliinin bireyleri tzsel btnlkler olarak ele almasnn tehlikeleri zerine
oturmaktadr. Bireylerin sosyallikten nce ereksel (teleolojik) bir rasyonali-teye sahip olmas monolog
eklindeki bir tartmay amas, tabii ki, Habermas'n zneler-aras tartmay ve iletiimi ne karan
tartma etikasyla eliecektir.
Bu yzden de, Ravvls'n bireylerin rasyonel uyumunu "zgr iradeye" balayarak, kant gelitirmeden
ortaya koymalarn kabul edemeyecektir. Halbuki tartma etikasnda, herkes bir kantlama zorunluluu
iinde, konusunu ele alarak, kendi kendine gndermede bulunamamaktadr; sadece "evrensel kantlar",
argmantasyonun yollarn aramaktadr ki, buna Apel "ideal iletiim cemaati" adn vermektedir (Yine
bir idealletirmeyle kar karya olduumuzu hatrlatmak gerekecek mi?). Bu sayede, sylemsel
oluumun yntemi hem birbirlerinin yerine konulamayacak znelerin zerkliini hem de zneler-aras
kabul grm yaam biimlerini konu etmektedir. zneler arasndaki hukukun eitlii ise, kiileraras
ilikileri ve karlkl bir ekilde birbirlerini tanma zerine kurulu anlay, kiisel onura hibir zedeleme getirmeksizin kabul etmektedir. Tartma etikas kuramnda, kiiler arasndaki eitlik sadece
hukuki deil, ayn za-

10 M. Sandel, Liberalisin and the Limits ofJustice, Cambridge, 1982


Postmodern Grnt
manda snfsal ve statye dein olan ayrmlar da gz nnde bulundurmadan ve genel irademin
perspektifinde herkesin bireysel karlar unutulmakszn ele alnacaktr. Habermas'a gre, bu ekilde
tartma etikas, Kant'n deontolojik adalet kavramn da hem yaam kalitesi bakmndan hem de
iletiimsel sosyalleme bakmndan, yeni-Aristocu bir metafizie dmeden, geniletmektedir. Ahlaki
sorunlarn bir ahlak siyasetine dnmesine gelirsek, Habermas, marksist yaklamlarn "allahtan"
gncel olmadn vurgulayarak, "sivil itaatsizlik11 kavramn, burada ne kararak; bu siyasi giriimi
desteklediini savunmaktadr; nk "sivil itaatsizlik, yalnzca kiisel inan ya da karlara
dayandrlmayacak, ahlaki olarak gerekelendirilen bir protesto eylemidir".11
Sivil itaatsizlikle ilgili olarak, Habermas, tartma etikasnda ele ald argmanlar tekrarlyor. Sivil
itaatsizlik iin "mantk hukuku ve Kant etik geleneinde bir dizi neri mevcuttur. Bu nerilerin hepsi
sadece genslletirilebilecek bir kar ifade eden ve bu nedenle, tm ilgililerin iten onayn
alabilecek normlarn meruluu yolundaki sezgiye uygundurlar11 diye yazmaktadr.12 Neticede, tzsel
btnlkl, zdelik zrine kurulu; ama yasa ve meruiyeti, hakl olarak ayran, zneyi ise kendi
kimliinin sosyallemi btnlne bal klm bir zne-ler-araslk olarak sunan bir Habermas
var karmzda. Yeni san rgen elerini yeni-muhafazakarlar eletiren; ancak bunu da meruluk ve
"genel iradi kar" evresinde kalarak, hukuk dzeni normlar iinde klar arayan sosyolog-fjlozof
Haber-mas'n zne kuram, estetik boyutu kendi kuru slubuyla unutmu gibidir. Hegel ve Kant'
kuramsal dzeyde eletirmesine ve geniletmesine ramen, Habermas'da onlarn kuru slublarnn bir
devamn grmek durumundayz. Zor ve kuru slubu olan zne kuramnn da, her ne kadar ilikiler
zerine bir a ngr-se de, yine tzsel btnlklerin ve kimliklerin dna tayabilen kapasitesinin
olmadn dnyorum. Bu yzden de daha i11 Habermas, "Sivil taatsizlik' Demokratik Hukuk Devletinin Denek Ta. Almanya'da Otoriter
Legalzmin Kartl" Kamu Vicdannda Sivil ar, Sivil taatsizlik, ev , Yakup Coar, Ayrnt Yay.
1997, s. 121.
12 Habermas, a.g.e., s.123.
146.
Postmodern Grnt: Simlakr
jrsel biimlere gittiimizde zne kuramnn en yeni analizlerini bulmamzn mmkn olduunu
sanyorum. ncelikle gsterge bilimcilerden Kristeva zerinde durup, oradan da Deleuze ve
Guattari'den yola karak kimliksizleen ve znesizleen bir sreci amak istiyorum.
renlik Karsnda Dalan zne
Felsefi znenin kendi kendisine yeterli olmas ve psikanalitik olarak nefsini (kendi kendisini) darya
doru kusmas, onun "irenliklerinin" kendi znelliini bozarken, ayn zamanda da nesnelerini de yok
etme eilimini iinde barndrmaktadr. Julia Kristeva'nn psikanalitik okumas hem znenin kendisini
bozduunu, hem ne ayn zamanda etrafnda "yerleen" (n-situ) nesnelerle ilikisini de kopartan bir
konumu ortaya kardn gstermektedir. Arzu nesnesi olan Lacan'c "a" nesneleri ve karsndaki
alter ego'sunu bu ekilde bir yanstma ilevi haline getirerek ve znenin kendisini ykma uratarak
gerekletirmektedir.13 Kristeva'ya gre, irenlikte (abjection) varln ona dardan veya hatta
ieriden gelen ve onu varoluuyla tehdit eden en tuhaf ve en karanlk bakaldrmalarndan biri
yatmaktadr.14 Bu irenlik ad verilen hibir eye asimile edilemeyecei gibi, kendini cazibeye
kaptrmayan arzuyu hem desteklemekte, hem de onu korkuttuu kadar hayran brakmaktadr. zne
korktuunda kendini irenlikten dndrrken, tiksindiinde onu reddedip darya doru
itmektedir. zne durumundaki "ego"nun karsna dikildiinde, iren olan bir nesne deildir
(objet); ne de arzunun peinden koan ve kap, ele avuca smayan, "arzunun sistematii" "a" dr.15
Nesnenin yerinde duran iren bir nesne olmaktan ok bir irenlik niteliidir; ve ben'e kar kar,
znellii bozar, datr. Nesneyi yok ederken ve nesneyi kendi kendisiyle elikiye sokarn, ben'e bir
eit krlgan denge salar; irenlik darya doru itilirken de ben'i anlamn yok olduu yere doru
srkJulia Kristeva, Pouvoirs de l'horreur, Seul, 1980. 14 Kristeva, a.g.e., s.9
Kristeva, a.g.e., s.9.
141
ler. Kristeva'nn iddiasna
"Ben" efendisi ile
gre, "Ben" etends ile kaynar onun, yani st-ben'in iinde erir; bu ekilde de st-ben'i siler' yok eder;
st-ben#in ileyiinde mdahalede bulunur. Freud'cu topik'in dna atlan st-ben, artk oyunun
kurallarna gre ilevini yapamaz hale getirilir. Kristeva bu durum iin "her ben'm bir nesnesi, her stben'in ise bir irenlii vardr" diye yazar16 Burada, Heidegger'in dikkatimizi ekmi olduu gibi,
znenin kendi kendisini kurduu, kendine ait olan bir temelin olmadn hatrlatmakta yarar var, belki

de; nk znenin veya insann "unutuluu" temasn, postmodernlemekte olan dnyamzn


modernliinin snrlarnda znenin zln ilk olarak metafizik bir ekilde ortaya koyan filozof
Heidegger'dir diyebiliriz.17 Kristeva'ya gre, iren olan zneyi "tuzla buz haline koysa" da znenin
kendinden darya karak kendi kendini bulma eiliminde olduunu iddia etmekten vazgemez. zne,
bu durumda, "imkansz kendisinin dnda" bulmaya alr. mkanszn iren olann kendisinden
baka birey olmayan varlk denilenin kendisi olduunu yazar. Bu deney znenin tum nesnelerini
kaybeder ve bu ekilde de, Heidegger'e ramen, kendi varlnn temelini kurmaya alr. Bu deneyde
Kristeva, bir bakma irenlik sayesinde, zneyi yeni batan kurmann deneyini kendi kendisinin dna
doru kustuu znelliin, yine de, kendisini kurma almalarnda bulunduunu ima eder gibidir.
Pska-nalitik olarak bunun cevab u cmlede yatar gibidir: "Annenin sevgisi yerine gelen znenin
yuttuu bir boluktur veya daha ok babann sz iin sozsuz bir anne nefretidir" diye yazar Ancak;
irenlik sayesinde ortaya karlabilen znellik gibi, 16Knstevaf age , s 10
17 Bkz , Jocelyn Benost, Naton de Phlosophe II, Gallmard, 1995, s 558 Burada J Benost
znelliin metafiziinden soz ederken, Alman idealizminin devam olarak (Fchte, Schellng, Hegel)
felsefeyi ele aldnda, "znenin temel ontolojk rolnn dnda" Hedegger'de "ozne"nn nhal
"kaldrabldn", yan her turlu "temelden" yoksun olduunu, ama buna ramen de bu ekilde hl
onu "kaldrabldn" yazmaktadr Tersine ise, Dasen'm kendine gre bir "zne1 haline getirildiini,
ldrmek iin bile olsa, zne ile oynamaktan bklmadn sylemektedir
18 Kristeva, age, s 13 "belki de babann, ama varolmayan, yklm babann, s' vlen ama yerleik
olamayan, basit, ama her zaman gen gelen babann sozu" diye yazar Kristeva, babasz ocuun hibir
kutsal' kalmayacak, bo bir zne haline gelecek renlik sayesinde babay yok olan nesneler
kategorisinden kurta'
Postmodern Goruntu: Simlakr
renk de atlm yani kendinden ayrlm bir ekilde yerini bulmutur; yani, kendi kendisini tanmak,
arzulamak veya kendi kendisine ait olmak yerine, "orada burada gezinmektedir." Kristeva bu durumda:
"kendi varln sorgulamak yerine yerini sorgulamaktadr: HKimim?"den daha ok, "Neredeyim?" Bu
mekan ise badak bir mekan olamayaca gibi btnletirilemez de. Daima blnebilir bir mekandr
znenin zerine yerletii bu "yerszyurdsuzlatrtc" mekan. Bu haliyle darya kendisini kurmak
zere teki ile karlamak zere atlan zne daima gebe bir zne olarak karmza kmaktadr.
znesizlik: Dnyadan Treyen zne
Kristeva bu znenin nndeki nesneleri ararken, kaybolduka kendi kendisini kurtardn bize
hatrlatrken Deleuze'n yer-sizyurdsuzlaan bir znellii ile paralellik kurar gibi grnmektedir. zne
bu yersizyurdsuzlamlndan, kaybolmuiuun-dan alr hazzn. Bu irenlik, bir bakma
ayrlamad bir toprak paras gibi zneye sunulmaktadr. znelliini kaybetmi bir "zne" ekli. Bir
super-jet".19 Gilles Deleuze' ok etkilemi olan filozof VVhitehead20 "nesne" teriminin hissetme
bilekesine girmeye kabil bir eyi belirlediini, "zne" teriminin ise, hissetmenin srecini oluturan bir
btnl oluturduunu yazar. Buracak Belki de bu sayede, yan irenlik sayesinde babay kurtard
gibi kendi znelliini de yerine yeniden oturtacak bir ego, Krsteva'y ilgilendiren Lacan'n "babann
adnn itilmesi (reddedilmesi veya fortdoson), burada, soz konusu edilir gibi durmaktadr Kristeva, bu
durumda ozne/nesne ayrmnn, farkllamasnn oluabilmesi iin "blndnn ieriklerinin" yeten
kadar dlanamad-n belirtmektedir Bu kartlk sanki bilinli ve bilinsiz kartlnn nevrozu zerine oturtulur gibi durmaktadr Nevrozlu olan da bu dars/ens, ozne/nesne, blnl/blnd
kartlklar, blnd bir ekilde deil de sanki bilinli hale gelmektedir, aklanabilir olarak
gzkmektedir Superjet zerine bkz , Al Akay, "Yeni Toplumsal Yaplamalar zerine Bir ozumleme Denemesi", Konu-m-lar, Balam Yay, 1991, s 15 Alfred North Wh-tehead'm znellii iin
Bkz , Proces et Realite, Essa de Cosmaloge, Gallmard, 1995 VVhitehead "Organizma Felsefesi
Kant'n felsefesini tersine evirir Salt Akln Eletirisi sureci, znel verilerin nesnel bir dnya
grnmne burundur-duunu iddia eder Organizma felsefesi nesnel verilerin nasl znel memnunlua
doru evirmeye ve nesnel verilen kuran dzen nasl znel memnunluun yeinliini arttrr, bunu
gstermeye alr Kant'da dnya zneden trer, organizma felsefesinde ise zne dnyadan gelir Bir
zne olmaktan ok bir super-jet'dr (dnyadan frlatlm bir znedir)" diye yazar Bkz , VVhitehead, a
g e , 2q s 167-168 Deleuze ve VVhitehead ilikisi iin Bkz , Al Akay, Tekil Dnce, Afa Yay ,1991
rada "zne" bir sperjet olarak dnyadan tremitir; nk z ten o dnyann iinde yerlemi ve hatta
yersizyurdsuzlamtr
VVhitehead'in "superjef'sini bir kenara koyup, felsefenin bir sre iinde zneyi ortaya koyabileceini
bir yana brakrsak; He* idegger'den balayan bir sre iinde znelliin eletirisi eitli dnrler
tarafndan (Foucault, Blanchot, Deleuze, Guattari vb.), konuann zne deil dil olduu ileri
srlmtr. Heideg-ger iin, bu insan veya kadim insan deil, konuan "dil" dir.21 "Cmlenin gc ve
znesi philosophia szcnn iinde ya-tar". Bu da Heidegger'e gre her eyden evvel konuann Yu-

nan dili olduunu gstermektedir. O halde znellik Yunan dilinin aralarnda skp kalan kkleri
yeniden gncelletirmekten geer. Zamanndan nce bir CD Rom dncesi: Fareyi bilgisayar ekran
zerinde her hangi bir noktaya tklatp, ardnda yatan ortaya karmak. Konuan imgelerin kendisi
olduu gibi, Yu-nanca'da da ayn grevi stlenmitir. Bu da znesiz bir alanda "dnmenin mmkn
olup olmadn" dndrtmeye tekabl etmektedir. zne dncedir, konuan zne deil, dncenin
kendisidir; bu da dncenin znenin yerini aldn anlatmaktadr bize.
Heidegger'den ve Blanchot'dan ve eski Yunan'dan yola kan Michel Foucault, Epimenides'in "yalan
sylyorum, konuuyorum" sorunsaln ele alarak, aslnda konuan znenin kendisinin konuulan ile
ayn ey olduu neticesine varr.22 Konutuumda sylediim ey hakknda yalan sylyorsam,
aslnda yalan syleyemiyorumdur; nk sadece konuuyorumdur. Burada nerme kendisine edindii
nesneden ayrlamamaktadr. VVhitehead da "ta gridir" dediinde grinin kendisinin zne haline
gelebileceini, bir sperjet olduunu ileri srmekteydi. Fo-ucault'nun rneinde de benzer bir ekilde,
edebiyatn sylemi znenin yok olduu, paraland alanda dilin "dars ile ilikiye girerek"
konutuunu sylemekteydi. "Konuuyorum" nermesi sustuum anda ortadan kalkmaktadr. Ama
"konuuyorum" egemenliini her trl dilin namevcudiyetinde de ortaya
21 Georg Steiner, Heidegger, ev., Sleyman Kalkan, Vadi Yay., 1996, s.36.
22 Michel Foucault, "La Pensee du Dehors" Critique, 1966; ve Dits et Ecrits, 1954-1969, i. Cilt,
Gallimard, 1994, s.518.
150
Postmodern Grnt: Simlakr
koyabilmektedir. Konuuyorum'un ieriksiz incelii kendini bolukta gsterebilmektedir; bu da
"Darya bir almdr" ki, dil orada sonsuza kadar kendisini geniletebilir, oaltabilir. Bu arada ise
znenin kendisi "ben konuuyor" paralanma ve yok olma vaziyetine girer ve o bolukta yok olmaya
kadar yol alr. Szkonusu olann ne iletiim ne de sylem olduunu ileri srer Michel Foucault. Sadece
dilin yaylmasdr sz konusu olan. O halde konuan zne, burada, artk sylediinden sorumlu olmaktan kmtr. Dildir konuan: Bir dil varl vardr. Bu ise insann dnda bulunmaktadr.23
"Modern Edebiyat" dilin kendi snrlarna giderek, dilbilgisi d bir ilikiye, ancak dilbilimini eleyerek
girebilmektedir. Ve sonunda, belki de, dili kabuundan, kendini zincirleyip, esir eden eklinden
zgrle kavuturacak ey budur. Beklenen bakaldr buydu: Dil varl"24 Edebiyat iselletirme
dzenini sadece yzeye alabilmek amacyla gerekletirmektedir. Szkonusu olan ise bir "Darya"
almdr. Dil sylemin varolu biiminden ayrlr -yani, der Foucault- temsiliyetin egemenliinden
kurtulur. Ve edebi veya felsefi dil kendi kendisini gelitirme imkann bulur. Dil edebiyatta kendi
kendisine yaklamaktan ok kendinden mmkn olduu kadar uzaa kamaktadr; "kendisinin
darsna tamaktadr". Bu sayede znenin tahakkmnden kurtularak kendi kendisini daha ak bir
ekilde ifade etme imkanlarn dener. Bu ise iaretlere veya gstergelere bir geri dnten ok
yaylmay, dalmay meydana getirir. Edebiyatn konuan ise, pozitifliinde dilin kendisinde deil,
ama "konuuyorum" nermesinin sylendiinde kendine bulduu mekann boluunda var olmaktadr.25 Dil varl znenin yok olduunda, boluun mekanna eritiinde vcuda gelebilmektedir.
Edebiyat znenin yok olduu bolukta, "ben konuuyorum"un yerini dolduran "konuuluyor1^
eriildiinde gerekleebilmektedir: znesiz sylemin yanszl.26________
23 Daha fazla bilgi iin bkz., Ali Akay, Michel Foucault-ktidar ve Direnme Odaklar, Balam Yay.,
1995, s.93, 2. Bask 2000.
24 Ali Akay, a.g.e., s.99.
25 Foucault, a.g.m., s.520.
26 Foucault, "nsan ld m?" iinde Art et Loisirs, Haziran 1966, ye a.g.e., s.544.
151.
II. Blm
KAMU ALANI VE ENTELEKTEL
Kamu Alan ve Entelektel
KAMU MEKANI VE UYGARLIK
962 ylnda Almancas yaymlanan Kamusal Mekan kita- bnda Habermas 18. ve 19. yzyllardaki bu
oluumu ele almasndan sonra nemli bir alma daha "kamu" kavramn mkemmel bir ekilde ele
ald: 1974 ylnda telif hakkn alan ve ilk olarak 1977 ylnda New York'da, 1986 ylnda ise ngiltere'de yaymlanan Richard Sennett'in Kamusal nsan (Ayrnt Yay., 1996, ev.; Serpil Durak-Abdullah
Ylmaz) adl yetkin yapt. Her ne kadar modernliin balangcn ele alan bir dnemi anlatm olsa bile
iinde yaadmz siyasi durumun modernlikten uzak olduunu iddia edebilir miyiz? Siyasi partilerin
inandrclklar bitmi olsa bile, hl yeni Partilerin kurulmaya almas, "milli mutabakat" araylar
medya araclyla kamusal sylemi igal etmesi "modernlik iinde yaadmzn, en azndan
toplumsaln baz alanlar "modernliin" dnda -ister modern ncesi ister modern sonras rnekleri
ortaya dkelim- kalsa bile bir temsili demokrasinin Cumhuriyet rejimi iindeki varln reddetmek

mmkn deil. Bu Monarik, nostaljik yaklamlar bile (ok hukukluluk vb.) modernliimizin iinden
kl-mazln gsteren elerdir: Sadece, belki de, modernliin trnn deimesi beraberinde
postmodern tartmalarn getirmitir. Ancak, yadsnamayacak bir gerek var ki, o da siyasi modernliimizin alternatiflerini pek yaratm saylamayz. Hayal gcmz, belki, bilim kurguya
almakta, ama bu bilgi bizi daha siyasi alternatiflere tam gibi gzkmemektedir. Elimizde tek
kant, belki de, temsiliyet krizidir. Bu da bizi gtrse gtrse modern sanatn at yolda bu temsiliyeti
sorunsallatran ve siyasallatran yapsalclk-sonras dnrlerine gtrebilmektedir. Daha sonras
iin hukuk ve demokrasi tartmalar daha ok modernliin snrlarn zorlayan toplumsalln belirti155
Postmodern Grnt
leridir ve tartlan, tartlmakta olunan konulardr. Bu adan baktmzda, modern toplumlarn
insannn oluumunu ele alan Sennett, siyasal deitirmeye kalkan nemli ipularnn rneklerini
veriyor bizlere; Kent yaam ve kozmopolitik yaps-Modernliimizin ilk elerinden birini
oluturuyor. Sennett buna "kamusal davran" adn veriyor: Benliin tarihinden, artlarndan ve
ihtiyalarndan ve belki de, zellikle benlikten mesafeyle gerekletirilen bir eylem. Modern olarak
kamusal insan bedeninden bir manken oluturarak ortaya kar, diyor Sennett ve Foucault'nun beden
anlay ile modernliimizi balatmasn andran bir kvraklkla, bu bedenin ve konuma biiminin (kamusal alanda konuma ile zel alanda konumann farknn ortaya kmasyla medeniyetin balatlmas
tezlerini, burada, hatrlatabiliriz: En gzel rnei de belki Sennett'in de ele alm olduu Rousseau
rneidir) zerindeki kodlamalar ve iaretleri gsteriyor.
Bedenin bir manken olarak alnmasn ortaya koyan iktidar sadece Bat'da deil, Osmanl toplumu iin
de geerliydi; stelik hi de modern olmayan bir tarih iinde ve zaten Bat'daki eski rejim ile Osmanl
eski rejimi arasnda baz simgesel gelgitleri de bulmamak mmkn deil.
Uygarlama Sreci
Bu noktada kamu mekan ile ilgili olan eler arasnda tiyatro sahnesi geliyor karmza; konuma
giysiler gibi, sokak ile sahne arasndaki ilikiyi meydana getirirken ayn zamanda da kozmopolit
insanlar arasndaki ilikileri ortaya koyuyor. Grnt olarak beden ve konumaya ilikin mevki
toplumsal alannn doldurulmas srasnda katmanlar vcuda getiriyor. Sennett bu durumda grsel ve
szel olann ilk kamusal ifade yollarn ortaya karrken, bu ilikinin simgesel olmadn da
vurguluyor. Kamusal alan zel alan ile ilikisi iinde sadece belli bir tarihi anda ortaya km bir
toplumsal ilikiler a deil, ayn zamanda da bir "corafya" olarak sunuluyor; yani bir mekana ait. Bat
toplumlarn ilgilendiren bu mekan ve corafya, aile ilikilerini,
156
Kamu Alan ve Entelektel
ocuk olann ve kadnsnn muhakkak dlanmasn belirlerken; toplumun ve basnn rgtlendii yer
olmaktadr. 17. yzyln sonunda Basn sansr yasasnn verdii serbestlikle, kafelerde ve klplerde
Majeste evresini telaa drecek taknlklar yapmaya balamlardr. Sennett, bu kafelerin ve
klplerin iinde yaanan olaylar veya adetleri byk bir ustalkla anlatyor ve okuyucuya zevkli okuma
dakikalarnda yaplanlar imgeleminde yer etmesine olanak salyor. 1694 ve 1695 yllar byle bir giriimin mmkn olduu yllar, nk ngiltere Bankas'nn kurulduu yla tekabl ediyor.
Amsterdam ve Lyon'da borsann vcuda getirilmesi uluslararas ticareti canlandryor: Kapitalizm eski
ilikileri devrimcile-tiriyor. Sadece ticari ilikilerden ibaret olmayan yeni toplumsal ilikilerin
olumasna olanak salyor. Sansrn kaldrlmasndan itibaren de kamu alan nemli lde bir
genileme elde ediyor ve kamuoyuna duyurumu salayarak bir "kamu mekannn" oluturulmasnda
katks olan basnn gerekli rol oynamasn mmkn hale getiriyor. Bu srada bir babakanln kurulmas da Parlamentonun ilerlemesi srecinde nemli bir evreyi gerekletiriyor. Bu sayede parlamento
iktidara ortak olmaya balyor ve sz hakkn kullanyor. Siyasi bir kamu mekan, bu ekilde
demokrasinin geliimine katk salyor: Kahvelerde ve klplerde yaplan tartmalara olanak
salanyor. Sennett, 17. yzylda ve 18. yzyln ilk yarsnda kahvelerde cam kenarnda kavga etme
yasa olduunu hatrlatyor bizlere. Kavgalarn ne kadar ateli yapldna bir kant deil mi ki bu?
Kafelerin oluumunu ise tiyatro salonlarnda sahnede koltuklar olan aristokratlarn sahneden
indirilmesine ve fuayelerin sadece bir gei alan deil, ayn zamanda, insanlarn konuup, tarttklar
bir alan roln oynadklarna balyor. Bu arada, Colle'ye gre, sahnenin yzey olarak biraz
aasndan seyredilmeye balanan piyesler "yanlsama" gcn arttrm ve oyuncularn sahnede
ayaklarn grlmemesi piyesin etkisini, mesafeyi oaltarak, daha gl klmtr: "Ayaklar yok
olduunda insanlar lme daha byk bir hararetle inanabilirlerdi" diyor.
SI
Postmodern Grnt
18. yzyln iinde "iaretler sisteminin" yaygn olduw mu ise kahvehane olarak tantyor Sennett.
Kafelerd ^ ^' tartyorlard ve siyasi konular hakknda mevki ve stat" Sn'r ligi gzetmeksizin

konuabiliyorlard: Bu, belki de, hos ^ toplumlarda yerlemesinde bir evreydi. Aristokratlar dah *
grlmemi bir ekilde daha aa bir mevkiden birini si kirlerini byk br hogr ile dinlemek
zorundayd. Sahn" ' sokak arasndaki kpr roln nce tiyatrolar, daha sonra '* kahveler ve klpler
oluturmutur. Klpler ise, ad stnde d * ha soylularn gidebildii ve ieriye herkesin alnmad zel
mekanlar ifade etmektedir. Kahvehanelerde (belki buna kraathane demek daha gzel olacaktr)
gazeteler okunmakta ve gunun yorumlan yaplarak tartlmaktadr. Ksaca tiyatro, yeni sponsorlarn
sayesinde sahnenin zerkliine kavumas zerine sokak ile toplanma yeri arasndaki ilk kpry
oluturduktan sonra, fuayeler (d fuaye merkez haline gelmeye balamtr), ka-feler ve klpler
sayesinde "kamu insan" meydana km ve meydanlarda "kendi fikirlerini" haykrmaya balamtr;
hatta bu fikirler iin hayatn tehlikeye atarak kavgalar gerekletirmektedir. Kahvehaneler
enformasyon merkezleriydi. Hatta 18. yzyl iinde kahvehane sahipleri kendi basnlarn oluturmaya
balamt. Bu enformasyonlar gazetelerde yaymlanyor ve kahvelerde tartlyordu: 1729'da kahveler
gazeteler zerinde bir tekel hakk elde etmek iin bavururlar. Sigortaclk bile kahvecilikten
balamt: Lloyd's of London irketi banda bir kahveydi. Kahvelere ilk gelenler ncelikle "genel
kuralla* " izliyor, yerlere tkrlp tkrlemeyeceini pencere yannda kavga edilip edilemeyeceini
reniyordu. Keyfine bakan insan dge leriyle konuarak enformasyonu salayan insan anlamna g
yordu. Enformasyonun tam olarak salanmas iin isejje^ olarak mevki ayrmlar askya alnyordu.
Halbuki daha c iki aristokratn dedikodu enformasyonu yapmak imkan aa mevkiden olan birisi daha
yksek mevkiden birine, hakknda dedikodu yapamyordu. Kahvehanelerde yeni bir siy si kurgu ortaya
kt: Toplumsal mevki ayrmlarnn ol gereinin tecrbe alannn olumas. Bir beyefendi
158
Kamu Alan ve Entelektel
maya karar vermise dierlerinin szlerini kesmeden ede ^mecburiyeti diye yeni bir iliki balyordu.
Klplerde bir burjuvazinin ve elit kesimin konumalar geiyor-dil anlayabilmek iin biraz okumu
olmak gerekiyordu. dU Tmdan klpler kahvelere gre daha kapal ve kstl alan- a 'ma neticede zel
alan deil kamu alann oluturuyor-V Klp yeleri yemek yemek iin ise kahvelerden ok hanlar
.tavernalar kullanmaktaydlar. 18. yzyln ortalarnda Lond-da St James Park, Paris'te Tuilleries Park
gezinti ve karlama alanlar olarak kamu mekanlarn tekil ediyorlard.
Fetiizmi
19. yzylda ise kamu mekan insanlarn kendi kiiliklerini ,n tip kyafetlerde gstermeye baladklar
dnem olmaya alar. Bir kere sanayi devrimi ile imalat retiminden sanayile-eye ve daha ucuza daha
fazla mal retimine balanr. Bu d-?m Marx'n "meta fetiizmini zmledii dneme tekabl
mektedir. ncelikle ehirlerde nemli bir nfus art bags->rr Paris ve Londra bir yzyl iinde drt
be misli bir nfus ts gstermektedir. Kentleme ve g kendisini belirgin bir *lde gstermektedir ve
kapitalist retim ilikileri hakim re-m biiminin eleri haline gelmeye balamtr. Avrupa tari-nde
nfusun byk ehirlerde bu denli artt daha nce grmemitir. Bu nedenle ehrin mimari yapsnda
deiiklikler agsterir. Byk bulvarlar meydanlara alacak, polisin halk erindeki denetimini
artrrken, ayn zamanda da ehirli alklar i yerlerine ve byk maazalara gtrecek kanallar
uturmaya balar. Les Halles'deki ticari younluk ve pazarlk me adet|eri yerini yava yava tek fiyat
politikasna brakmaya ^ar; bunu yasalarla denetlemek mmkn hale gelir. Bu sra'nel devrimi yaratanlardan biri de Aristide Boucicault ol- ^ 1852'de gnmzde hl var oluunu
srdren Bon e Perakende sat maazas Boucicault tarafndan kurul- tek %at politikasn ve vitrinde
en sekin mallar ser- i
g,l
tek %at politikasn ve vitrinde en sekin mallar serdan ,e stratejisini stlenmitir. Bu durum Sennett'e gre, "sra-lr olay gibi grnse de, aslnda bu aktif
bir alveri alan
159
Postmodern Grnt
olarak kamusal alann yerinin nasl insan yaamnddaha
un fakat daha az sosyal bir kamusal deneyime brakt digmasnn zyd". Kamusal alanda artk
pazarlk et'9' ^ insanlarn birbirleriyle konumalarna lzum kalmadan f izleyebilecekleri ve alp
almayacaklar "bireysel" olarak k '^ rebilecekleri insan ilikileri belirgin olmaya balamaktad *
istedii gibi maazaya girebilecek ve birey almak zorunda?0 madan kp gidebilecekti. Gnmzdeki
Byk Maaz / ml 19. yzyln ikinci yarsnda belli olmutu. Marx'n 't lumsal hiyeroglif" olarak
adlandrd mallarda emeki ve k talist arasndaki smr ilikilerinin kapitalistletii art-de kuram
ortaya kmt: Bir eit zamanndan nce gstergeli-lim. Mallarn kullanmlaryla alakasz bir dizi
arma alacak pazar stratejileri meydana kyordu. Mallarn tketimi "sta-t-deere" gre
belirleniyor ve tketiliyordu artk.
Kapitalizm, Sennett'e gre "kamusal yaam zerinde" kamusal fenomenleri gizli klmaktayd. 1750'de

bir elbisenin ir sann hissettikleriyle bir ilgisi yoktu; oysa 19. yzyln iki yarsnda, seri retim
olsun veya olmasn insan kendini "ffe veya "seksi" biri gibi sunabilme serbestisini elde etmeye ba:
maktayd. mge ile satn alma arasndaki gnmzde ok be gin ve bilinen o ince izgi kalnlamaya
balamt. Kiiler grnlerine gre tasnif edilebiliyordu, ama gitgide de badak bir grnt elde
etmeye balamlard ehirli insani Bir yandan tek tipleen kyafetler, dier yandan ise kiilik zanmaya
balayan insanlar birlikte grnr hale geliyorlar 1825'de diki makinas yeni bir icad olarak gndene
gelm teydi. 1851'de Singer patentini ald. Ayakkablar makinayla plmaya baland. 1840'larda kol
saatleri bir seri imalat ile plmaya baland: Zaman ve emek, kapitalizmin en nemli surlaryd: Emek
gcn kefetmiti Marx. 1857'de Moda s falaryla moda badak olarak hemen yaygnlaabiliyordu^
yllar kamuoyunu oluturacak gazetelerin de kitleselim ' maya balad yllardr. Ayn yl Worth
Paris'te ilk moda^ ^ nunu amtr. VVorth'n izimleri yeni makinalarn kolay tecei izimleri olarak
kolaylkla moday deiik kld
160
Kamu Alan ve Entelektel
temsil eden bir renk olarak erkek kyafetlerine ^oldu' "pazar kyafeti" diye bir terim ortaya atld. "Bir
egemen
'
|H jnanc, bagstermekteydi bu yllarda.
muammas
gy
y
been "temiz ve gsterisiz" kyafetleri erkek modasnn BrrT1 ^ez unsuru oldu. Kozmopolit yaama
ayak uyduran in-vazg^ dnemde "farkedilmez" kyafetler giymek zorundayd. 530 f tler ayn zamanda
insanlarn ilerini ve sosyal statlerini a belirtmekteydi: Kravat nasl balanr? Nasl dmlenir ve sktr? Kol saatleri nasl kullanlr? Kime "beyefendi" demek gerekecektir? Hangi tip kadn
"hafifmereptir"? kamusal alanda snflandrlr. Ancak, hangi kadnn hafifmerep olduu d grnn belirleyen kyafetinden ok, iaretleri okumasn bilen srarl baklar tarafndan bilinecektir.
Beden zerindeki gsterge-bilim imlerini vermeye balamtr: Markalara doru giden yolun tketim
toplumunun temelleri atlmaya balanmtr artk.
Sekler Toplum
kar ilikilerinin ortaya kmasyla kapitalist retim biimi iinde yeralan sanayi kapitalizminin
kendisi kiilii ortaya kard, Sennett'e gre; nk, sekler bir dnya gr topluma hakim olmutu.
Bu yeni dnya gr "Doal Dzenin yerini ald" 18. yzylda bile Tanr'nn "doal" aknl 19.
yzyln ikinci yansnda krizini yaamaktayd: Nietzsche "Tanr'nn lmn ve ardndan da doal
olarak insann lmn ilan edebilirdi artk. Bunun toplumsal yollar ticaretin gelimesi ve insanlar
aras maddl ^kilerin deimesiyle mmkn klnmt. Doa ve Do-9ann Tanr's "kimlii belirsiz bir
ilaht"; "ona sayg duyulabilir ama taNamazd"; inan doay aknlatramyordu. ^ Fransz
devriminden sonra, Robespierre, halkn tek tip kya-nn 9lymes'y|e toplumsal eitsizliklerin
giderileceini ve insanla-mektatfarkl olmakszm birbirleriyle konuabileceini dn-eyd. Yzyl
evvel kahvelerde belirginleen toplumsal diya-l,ramu mr*anncla, sokakta olumaya balad.
Kadnlar do-ler yjaQ(?nem ^erek doal kyafetlerin plakln benimsedi-aya uY9''n ince muslinden
kyafetler giyen kadnlar bePostmodern Grnt
1
denlerini effaflnda grnr klmaktaydlar, Ak sak gjyj/ nen kadnlara "merveilleuse"
denilmekteydi: "Madam Hamelin gibi cretli kadnlar tamamen plak olarak, ince dokunmu bir
kumatan bir ala sarnp, kamuya ait bahelerde yrye kmaktaydlar". "Madam Tallien ise
Opera'ya kaplan giysisi iinde giderdi". Daha az arlkta bulunmak isteyen kadnlar ise muslinin altna
bir kombinezon giymekteydiler. Bu dnemde "muslin sadece gsleri gstermekle kalmyor, ayn
zamanda beden pozisyon deitirdike toplumsal staty de belli ediyordu. Erkeklere ekici gelmek
isteyen kadnlar muslinleri slatarak giyiyorlar ve bedenlerinin en ilgi ekici yanlarn tehir ediyorlard.
Yalnz bunun sonucunda Paris'de byk bir verem patlamas oldu. Erkekler arasnda da Thermidore
dneminde, "incroyable" (inanlmaz) denilen tipler vard; bunlar kendilerini hicvediyorlard: Uzun
sapl gzlkler takp krta krta yolda yryorlard. Sokaklarda kendilerine glnmesini bekliyorlard.
Bedenlerini bir aka olarak sunuyorlard. Dandy'lerin 19. yzyldaki haline yol alyordu. Oscar
VVilde bir erkein zgr olmasn "aykr olmasnda" buluyordu. Thermidoreyenler, doann kamu
mekanna tanabilecei fikri egemen olmaya balamt. 1796'da Paris'de bedenlerin doal olarak
tehir edilmesini salayan alt yzden fazla dans salonu ald. Bedenini tehir edebilen kii "kltrel
devrime" katldn ispatlam oluyordu.
19. yzyln ikinci yarsnda insanlarn inanlar ikin ve toplumsal olmaya balad ve artk akn ve
teleolojik bir inan yerini "yeryz teleolojisine" brakmaktayd. Kadn bedeni yine eteklerdeki
kafesler ve yastklarla denetim altna alnyor ve "baklardan saknlyordu". Viktoryen iffet dnemi
kadnn doallna kar bir hareketi balatt. Ancak hemen sonra 19. yzyln sonunda kadnlar ondle
salarla dnemin muhafazakrlna bakaldryor ve hatta "meme ularn deldirip, mcevherler tayorlard. Yksek statl kadn en "hrtl" yryendi; nk ieteklerin says artmaktayd.

Burada nemli olan deiimler arasnda, zellikle Darvvin kuramn hatrlamakta yarar var ve bilindii
gibi "retim ilikileri
Kamu Alan ve Entelektel
emas" bile evrim zerine oturtulmaktayd. Putlara tapnma yerine, Aydnlanmann verdii itilimle,
rasyonalist eilimlerimize kar bir inan aa kt. Dini olmaktan ok daha dnm-sel (refleksif)
bir durum meydana geldi. Tanrlarn gizemi yok olduunda insan kendisini gizemli bir varlk olarak
hissetmeye balar, diye yazyor Sennett. Ortaya kmas beklenen bir yaamn anlam
sorunsallatrlmaya balanr: Kiilik bir inan emas olur. Kii grnd gibi olandr ve kiiden
kiiye farkllklar arzeder. D grnnn deimesi de kiinin i doasn gsterir. Tabii buradan ok
tehlikeli kuramlara da gidilecektir: Kafa taslarna gre rklar arasndaki eitsizlik kadar d grnn
etkisiyle sulu tipler ve masum tiplere olan bir adalet mekanizmas almaya balayacaktr. Etoloji
kiilerin karakterlerini okuduuna inanr: Mili, kiilerin anlk davranlarndan karakterlerinin belli
olduunu iddia edecektir. Carlyle'n "Sartor Restar-tu'unda "giysiler zerinde insan ruhunun
amblemlerinin yazl olduu" kans yaygnlaacaktr. nsan d grnyle duygularn ve arzularn
gdml klar, kamusal alanda "doal gdlerini" denetler. Psikologlar toplumda nemli bir statye
sahip olmutur ve hareketlerinde irade ve norm d davran gsterenlerin deli olduu inanc yaygnlk
kazanmaya balar. Normal bulunmayan kendiliinden hisler korku nesnesi haline girer: Normdlk
bastrlr ve kontrol altna alnr. Davranlar, tarzlar ve giysiler zerine dayanan Proust romanlarnn
yolu almaktadr artk. Yolu baka bir tarzla eserlerini kaleme alan Balzac amtr. Kapitalist
sanayileme ile sekler insann kaynamas modernliimizi ortaya karmtr. Bu adan da
rntgencilik ve tehircilik ile erotomanya ve yorumlama paranoyas bu yzyln en gzde hastalklar
arasnda saylmaya balanr. Psiklojizmin nemli isimlerinden biri olan Henry James, Balzac'
yorumlarken "Paris dorudan anlatlmad yerlerde ima edilmitir" diyecektir. Zenginliin ne ekilde
elde edildiini, sefaleti, insanlarn kar ilikilerini, miras yollarn, katl, ayakl, himaye
sistemlerini, yetenekleri ve bu yetenek ihmallerini vb. ehrin yeni ilikileri olarak kabul etmek mmkn
hale gelmitir. Balzac, Gor/of Baba'da "Rezillik ve snrszlk: ans buydu artk" diye ya1B3
Postmodern Grnt
zar. Veya "gemite kii gerekten yaar ve eer gemii anlaya-bilirse, u andaki yaamndaki kargaa
azalabilir".
Bu yzyln "kamusal insan" kendisini kalabalklar iinde pasif konumda grmeye alr ve bu ekilde
dandylerden ayrlr Kibar beyefendi dierlerini szendir; izleyicidir. Kendini gstermez, dierlerini
inceler. Kamusal alan, izleyicinin gzlem yapmasna olanak salayan mekan haline gelmitir artk.
Pasifleen kii kendisini daha fazla hissedebileceine inanmaktadr. Aile kurallar dnda kamu
yaamnn imlerini kefetmeye alrlar beyefendiler. Bunun siyasi yansmas: "politik inancn ierii
kamu iinde geri plana ekilirken halkn ilgisi politikacnn yaam zerine" odaklanmaya balar.
Kamusal Alann Belagat Ustalar
Kamusal alanda gl, konuma yetenei olanlarn pasif bir ekilde konumacnn sylediklerini ve
syleme tarzn dinleyenlerle olan ilikisi Sennett'i akn ve ikin entelektel arasndaki ayrma gtrr.
19. yzylda kamusal alan igal eden ve "mahrem topluma doru" giden izgide 1848 devriminde
halk kkrtan, onlara iirler okuyan Lamartine rneini ele alr ve hemen sonra Lamartine'in air
kiilii ile siyaseti kiilii arasnda ayrklklar gsterip, anakronizm yapma pahasna da olsa, onu
14001 yllarn ikinci yarsnda, Floransal Savonarola ile kyaslar. kisi de belagat ustalklaryla halk
egemenlikleri altna alyor ve siyasi olarak etkiliyorlard. Floransa'nn o zamanki siyas yaps gibi, o
da, ehir dndan gelerek yerlemi ve toplumsal statsnde bir gelime gstermiti. Dominikenlerin
retorik almalarn izlemi ve ok ey renerek kendisini bir belagat olarak yetitirmiti. Sennett'e
gre, Lamartine de Savonarola da "zgn dnrler" deildi. Kamu hayatn belagatlaryla el lerinde
tutmasn biliyorlard; ancak biri air, dieri ise din adamyd. Din adam olarak Tanr'nn retisini
konumakla grev liydi ve akn bir belagat ortaya karmakla ykml kalyordu, kalabalklar
eyleme tevik ediyordu; oysa Lamartine bir air olarak kalabal "pasifletirmeye" alyordu: "Rahip
dinleyiciUB4
Kamu Alan ve Entelektel
lerden yant beklerken air yalnzca boyun edirmek peindeydi", diye yazyor Sennett. Rahibin
retorii gn kendi kiiliinin tesine uzanmaktayd hep; halbuki Lamartine'in yaad dnemde "o
an" nemliydi. ki durumda da izleyici pasif konuma brnmtr, ortak olan yanlar budur. Bu sorun,
zannediyorum, kamusal alan asndan gnmzn sorunlarndan birini oluturmaya devam ediyor ve
hatta benzer rnekleri kendi lkemizin iinden bile verebiliriz. air politikacmz 19701i yllarn
belagat ustas olarak karizmatik lider konumunda, gzel Trk-esiyle ynlara umut vadediyordu.
Gnmz koullar deiti, televizyonlarda belagat ustalarnn durumu da: Karizmatik din adamlarmz,

Savonarola gibi bir ilahiyat olarak, bir aktrn etkililiinde cemaatine belagatla yaklamay biliyor:
hatta alamakl sesinin kadanslarn bir aktr baars iinde ynlendirmesini biliyor. Bossuet'nin
sylemi olduu gibi "Belagat sizi duy-gulandryorsa daha dindar olmanz gerekir". Gerekletirilen
ey, Sennett'in yazm olduu gibi, "dsal tiyatro iin sahneyi kiliseden ehre tamakt" veya bu camii
ekran araclyla kamuya tamaktr. Yalnz belki yle bir farkla: 19. yzyl toplumun badak olarak
kabul edildii ve badaklatrlmaya alld dneme tekabl ediyordu. Halbuki imdi bir belagat
ustas kendi cemaatini etkileyebiliyor veya bir siyasi parti kamu mekann belli bir oranda igal
edebiliyor; mahremiyeti kamu-salla getirmeye alyor; ancak, paralanm bir "sosyallik" iinde,
zorunlu olarak, bu mmkn grnmyor:
O zaman da tahakkm tehlikesi bagsterebiliyor. Belagat-larn sessiz ve uygar ynlar iktidar
altna almas, bu ekilde, yzeye kabiliyor.
Kamuya Kar Kiiselleme
Richard Sennett kitabnn son blmnde mahremiyetle (narsisizm, kiidlk, yabanclama,
soukluk) birlikte kamusal insann kamu mekanndan yava yava ekilmeye baladn iddia ediyor.
Jrgen Habermas da Kamusal Mekan kitabnn eitli basklarndan birinin nsznde Sennett'in bu
yorumunun
Postmodern Grnt
yanl olduunu yazyor. nk# kamusal alan demokrasinin ve sivil toplumun koulu olmak zorunda.
Pasifize olan izleyicinin Sennett "mlteci ruhuna" sahip olduunu yazyor. Kamusal alanda taraf olmak
insanlarn karlkl ilikilerinde cemaat ruhuna bal olmak ve toplumlarda tekilerin yaratlmasyla
niha-ileniyor. Cemaat ve kamu o halde taraftarlk yaratarak "kardelii" engelleyici bir gc vcuda
getiriyor: Biz ve yabanclar. Kamusal alann yokluunda ise# Sennett'e gre, "insancl olduu sylenen
ideallere" bir geri dn yapmak mmknlemektedir. Kiiselliin ve bireyciliin ykselmesi ise kamu
fikrini yok etmektedir. Postmodern dnemlerde kamu alan zaten yerini televizyon ekran alanna
brakmaya balamad m? Elektronik demokrasi fikri bile farkl bir "kamusal alan" anlaynn
gelitirilmeye baladn gstermiyor mu bizlere. Bu konular tartan, bizi dndren, rneklerini
sunan bir kitap olarak Kamusal nsann k malzemelerinin zenginliiyle N. Elias'n sosyoloji
anlayna yakn bir almay sunuyor bizlere: Fiili ve hukuki olarak tarihi bir sosyoloji incelemesinin
gnmz sorunlarnn balamnda ele alnp yazlmas.
Cumhuriyet Kitap, 15 Mays 1997
ee
Kamu Alan ve Entelektel
SYAN LE BALANMA ARASINDA ENTELEKTEL
1930'lu yllar byk depresyonun, 1929 krizinin balad yllar olarak karanlklara alan ve rkl
antisemitizmle buluturan tarihi ann ou kez balangc olarak grlr. Bu yllarda Fransz aydnlar
kargaann ve umudun iinde birok alan kapsamaya almlar; Heidegger'in 1927'de yaymlanan
Varlk ve Zaman adl eserinin muhteem atlm iinde varolu sorunu sonuna kadar yaanm ve hatta
"arptlm"tr. Paris'in 19301u yllar iindeki entelektel ortamnda bulunan Srrealistler ve Le
Grand Jeu dergisinin erevesinde toplanan aydnlar arasndaki R. Gilbert-Lecomte'un Nietzschevari
yazlar dnemin "epistemesini" belirlemeye kalkrken; Koyre ve Koje-ve'in Hegel dersleri ve
konferanslar birok nl entelektel figr topluyordu: Bunlar arasnda Bataille olduu kadar, R.
Aron, Merleau-Ponty, mehur psikanalist J. Lacan, sosyolog Gurvvitsch, edebiyat R. Quenneau gibi
daha sonraki dnemde Fransa'nn felsefe, siyaset, sosyoloji ve edebiyat alanlarn etkileyecek figrler
de bulunuyordu (Kitapta Kojeve'in etkisinin anlatld blm iin s.48-114'e baklabilir). Bunlar
arasnda Bataille, belki de, Koyre'nin derslerini daha nceden dinlemi olduu ve Hegel zerine
kitaplar edinerek, okuduu iin Hegel'e daha o yllarda ainadr. Bu derslere mlteci durumunda bulunan H. Arend de katlmaktadr. Bilindii gibi Kojeve derslerinde Hegel'den sonra Heidegger'i de konu
etmekteydi (1933-1939 yllar arasndaki konferanslar). O dnemin figr "3 H" idi: Hegel,
Heidegger ve Husserl. Bu, daha sonra dier figre brakacaktr yerini: Marx, Freud ve Nietzsche.
Besnier bize nce 1930'lu yllarda moda olan Nietzsche'nin nemli yerinin Koje-ve#in derslerinden
sonra Hegel tarafndan igal edildiini hatrlatr. Gnmzde Fukuyama tarafndan ortaya atlan
"Tarihin
167
Postmodern Grnt
Sonu" tezinin nasl Kojeve'in Hegel seminerlerinde ele alnm olduu anlatlr. Kojeve, o zamandan
tarihin sonu ile insann sonunun belirlenmi olduunu derslerinde belirtmekteydi.
Ayrnt Yaynlar tarafndan yaymlanan, In Grbz'n evirdii Jean-Michel Besnier'nin mkanszn
Politikas (Franszcas 1988) bu dnemin aydnlarnn tartmalarn gnmzn sorunlar iinde
yeniden ele alarak gndeme getiriyor. mkanszn Politikas: Georges Bataille'n "patetik entelektel"
kavram ile ele alnan aydn tavrnn sorunsallatrld ve Sartre'n balanm (angaje) aydn ile

kartlk oluturduu kitap hem tarihi bir analizi hem de gnmzn sorunsallar iinde yark oluturacak bir abay sunmaya almakta. Bataille'n olaylar ele al, gnmzn kaotik dnyas iinde
skp kalan ve ilkeler zerinde dnp duran, balanm aydn tipinin krizini gnmz sorunlar iinde
yeniden yaayan misyonlarnn (dini bir kelime) bittii ileri srlen aydnlarn gncel konumunu ortaya
koymaktadr. Ve Bataille zerine ele alnan Besnier'nin bu almas aydnn kendi hapishanesini
kurduu zihinsel alann da, bu ekilde, gndeme tayor.
Devrimler Metafizik Dokuyu Canlandrr
Halk Cephesinden 1968 olaylarna kadar Fransa'da yaanan canl bir tartma alannn aydnlar
tarafndan nasl okunduunu ve dile getirildiini zetleyen Besnier zellikle, 1979 ylnda len Maurice
Clavel'in konumunu ilemesi bakmndan ilgin bir analizi gerekletirmektedir: Devrimlerin en hzl
noktalarnda duygusallkla aklcln kart varlk alannda aydnlarn olgularn ardndan gidiini
anmsatan Clavel "her devrimin metafizik dokuyu yeniden canlandrdn" yazyor. Besnier yle yazyor: "Entelektel kendini eletirel bilme okuluna ne kadar verirse versin ve bylece artk onun iin
irrasyonelin veya vlgerin iareti olan cokunun payn kapsamada ne kadar kararl olursa olsun, ilk
gelen devrim onu srkler. Hatta bazen, tasarlanmasna akllca katkda bulunduu eletirel
kavranabilirlik modellerinin yetersizliini bir tr mazoist nee ile" aklar. Bu durum
168
Kamu Alan ve Entelektel
aydnlarn Platon'dan beri gelen taraf alma tutumlarnn bir devam gibi gzkmektedir: Platon
Sirakze kralnn danman, 20. yzylda Heidegger Nazi; Althusser Stalinist, vb. Fouca-ult'nun da
ran devrimine olan ilk hayranl onun bu konu zerine uzun sre eletirilmesini beraberinde
getirmiti. 1978 ylnda "ranllar ne dlyor?" adl Le Nouvel Observateur'de yaymlanan
makalesinde, Foucault ranllarn jeopolitik bir konumda yapt analizinde David anlamas sonras,
Lbnan' Suriye egemenliine terkeden Amerika'nn, ran'da, Sovyetler Birlii etki noktasn
yaygnlatracaklar bir yeni alann olup olmayaca sorusunu sorarken, Amerikallarn ah' yeni bir
g ilikisi iinde, yeni bir "Kanl Cuma"ya srp srmeyecekleri sorusunu irdeliyordu. Savak'n efi
Moghamdam'n grevler, niversiteli renciler, dini bayramlarn iklimi scaklatracak durumu
karsnda alaca tavr sorguluyordu. Dnemde muhalefetin de ah'n danmanlar olan
Amerikallarn da "genel bir serbestletirme" zerine hem fikir olduklarn hatrlatarak yazsn
srdryordu. Sokak ise, o dnemde ayn azdan "Kahrolsun ah, Humeyni seni takip edeceiz"
diyordu. Burada Fouca-ult'nun analizlerine daha fazla yer vermenin gereksiz olduunu hemen
hatrlayarak, Clavel'in nermesinin ciddiliine dnyoruz. Devrim anlarnn metafizii ortaya
koymasna geliyoruz. Bu nermenin Sartre'n balanm (angaje) entelektel kavram ile ilikisi ak
gibi gzkyor: Her trl maddecilie ramen "duygusal bir ontoloji" sorunu bizi iimizden yakalayp,
bir yerlere doru frlatabiliyor ki, o yerde balanmamz mmkn hale geliyor. Besnier, Clavel iin
"40'da direnii, 68'de de Gauelle'c solcu iken zgrlemenin hizmetindeki metafizik iktidarn sembol olarak yceldi" diye yazyor.
Foucault ise onu "sabrsz, en ufak bir grltye atlayan, alacakaranla baran, kargaa isteyen bii
olarak, ksacas devrimci deil; fakat zaman kesintiye uratarak, insanlar, topraklarnn ve
insanlklarn dikeyliinde dorultan biri" olarak betimlemektir. Besnier, 68 olaylarndan 20 yl sonra
"Mays olaylarnn" "kontrol edilemez olann metafizii ve lirizminin sicili altnda anlabiliyor" diye
yazdnda, ne kadar lirizmin etkisi169
Postmodern Grnt
ne kaplmtr ve ne kadar hakldr bunu tartmak zorundaym zannediyorum. Tarihin "mutluluun
alan" deil, ama "mutluluk dnemlerinin tarihin beyaz sayfalar" olduunu Tarih Felsefesi zerine
Dersler'de yazan Hegel'i dndmzde ise bu beyaz sayfalarla metafizik arasndaki ilikiyi nasl
sorunsallatra-caz? Metafizii eitli anlamlarnda da alsak, yani; fi-zik-sonrasnn snrlar iinde
eer bir bilimse, dier hi bir bilim ile kartrlmamas gereken bir bilim olmas ve cisimsiz dnyaya
ait olan yani ar ruhlar, melekler veya Tanr ile bantsnda teolojiye (ilahi bilim) asla tekabl etmeyen
ikinci anlam; Salt dealara veya biimlere tekabl edebilen nc anlam; ve deneysel bilimlerde ele
alnabilen duyumsallm salt biimi olan drdnc anlam; hangisi olursa olsun, beyaz sayfa ile
ilikilen-dirmekte herhalde glk ekeceiz.
Patetik Entelektel
Sartre'n "Mao'cu yllardaki" demelerinden birinde "entelektelin kendisini feshetmesi gerektiini"
dile getirme biiminin, Bataille'n entelektel yorumuna yakn olduunu hatrlatan Besnier, Sartre'n
belki de 19301u yllarn Fransz aydn tartmasna geri dnmekte olduunu dndrtyor. Patetik
entelektel figr bu balamda yzeye kyor: "Kesin olarak bir davaya bal olmayan" ve "bir
yaratma istei" sunmayan entelektel tipi. Besnier, rnek olarak SorePin "miti"; Monnerot'nun
"mttarihi"; Callois'nn "kutsal"; Bataille'n "imkanszfn gsteriyor. Besnier'ye gre "balanma"

zerine gelien bir entelektel figr "artk miyadn doldurmutur". Bu entelektel tipinin sembol
olarak da Georges Bataille' karmza getiriyor. Patetik entelektel iin Kt ve iyi kar karya
deildir. Bataille "Piramitler de Akropol de Auschvvitz de insann iaretidir, insann eseridir" diye
yazar. Bu adan Pasajlar adl eserini Bataille'a intihar etmeden nce brakan VValter Benjamin'e yakn
hisseder kendisini. Politikann ahlaknn yadsnd yerdir patetik entelektelin yeri. Levinas'n yapt
saptamay vurgularsak, "gcn Hegel'in retisinin arlndan alan mkanszn Politikasnda ahlak
yoktur". Adomo'nun sorduu sorunun tersine "Ausch120
Kamu Alan ve Entelektel
vvitz'den sonra hl yaanabilir mi?"; Bataille'n patetik entelektel konumu "yaam hibir eylemin
ardna gizlenemez" eklinde bir "cevap" getirir. Bataille iin, o halde, dirimseldir (vitalist) diyebiliriz.
Besnier, Bataille'dan yapt alnt ile "imkanszn politikas, ok zml bir bilinmezden baka bir ey
olmayan mmknn politikasn kefetmek iin en iyi yoldur" diye bitirir kitabn.
Geri; Kojeve'in "tarihin sonunu ilan ediinden sonra, Fouca-ult da 1970'li yllarda "zgl aydn"
kavramn ortaya atmt; ama Bataille gibi, Deney adl kitabnda da gstermi olduu gibi, Hegel
okuyuundan sonra, Nietzsche'ci bir okumay gerekletiren ve "egemenlik, erotizm, harcama, gibi
kavramlarn sayesinde Nietzsche'ye, Marquis de Sade'a erierek, geleneksel Komnist Partisi izgisinin
de solunda bir goizme doru kayan Bataille yapsalclk-sonras dnrlerine manevi nderlik etmitir. Georges Bataille zerine bir kitabn dilimizde yaynlanmas, Bataille'n Erotizm Gk Mavisi ve
Deney kitaplarnn Trke'ye kazandrlm olduunu hatrlattmzda bu yeri gelmi almann
nemli bir boluu doldurduunu syleyebiliriz.
Cumhuriyet Kitap, 19 Eyll 1996
Z
Postmodern Grnt
FORMEL OLMAYAN BR SANAT SOSYOLOGU: GEORGES BATALLE
lmnden sonra konuya adn veren, zerine tartmalar, kollokyumlar, sergiler dzenlenen Bataille,
yaz ile lm, cinsellik ile erotizm, ilkellik ile harcama arasnda kurduu paradokslarda birok
felsefeciyi, sanaty ve sosyologu etkilemeye devam ediyor. Mistik olduu sylenmesine ramen
Bataille iin Tanr'nn yeri hayatta olan bir boluktan baka bir ey deildir. Hristiyan mistiklerinin ve
zellikle negatif teolojinin yntemini benimsemi olsa da; Sosyoloji Koleji'nin kurucusu olarak birok
sosyologu ve edebiyaty buluturup seminerler dzenlese de, sanat ile olan ilikisi onu hep iirsellie
doru yneltmi; ve dnyas, nihai olarak, edebiyatla btnsellemitir.
Georges Batalle'm Sava Sonrasnda Yeri
1944 ylnda Bataille Sulu adl eserini yaymlar. Ayn yl Jean Paul Sartre, Bataille iin, Cahiers du
Sud dergisinde "Yeni bir mistik" yazsn yazar. Burada Bataille, bann zerinde de bir gz olduunu
ve bu ekilde Tanr'y grdn, alayc bir ekilde, iddia etmektedir. 1944 ylnda, Bataille, Nietzsche
zerine bir almaya balar. Kitap, 1945 ylnda, Gallimard Yaynevince yaymlanr: "Nietzsche
zerine, ans stenci".
1946 ylnda Critica dergisini kurar; bu dergi daha sonra mehur Critique dergisine dnr. Bu dergi
hl kmakta; ve 1960'h yllarda, nemli makaleleri; (Foucault, Deleuze, Blanc-hot, Lyotard, Derrida
gibi isimlerin makalelerini) yaymlamtr. lk saysnda Andre Breton'un dikkatini ekmi olan Jules
Mon-nerot'nun " Ahlaki Yn, Sosyoloji" makalesini yaymlar. Dergi 1948 ylnda yln en iyi dergisi
dln kazanr. Bu yl daha sonra ok nlenecek olan Editions de Minuit'nn yeni bir dizinin
mdrlne getirilir. 1920 ylnda Henri Bergson'un Gl172
Kamu Alan ve Entelektel
me (Bkz., Ayrnt Yay., 1996) kitabn kefederek Bergson ile yemek yiyen, Georges Bataille 1923
ylnda Freud'u kefetmiti ve Leon Chestov ile olan dostluu Georges Bataille' Dostoyevski okumaya
tevik etmiti. 1924 ylnda ise Etnolog Michel Leiris ile dostluu, onu ressam Andre Masson ile
tanmaya itecekti.
1925 ylnda Chestov'un Tolstoy ve Nietzsche'de yi Fikri adl eserini, Beresovski Chestov ile birlikte
eviren, Georges Batail-le'n etkisi felsefe ve antropolojinin yan sra sanatta da belirgindi: Gzn
Hikayesi (1928 ylnda yaymland. Bataille, bu kitab mstear adla Lord Auch adyla yaymlamt)
Andre Masson'un izdii tabasklarla sslenmekteydi. Bataille'n yazd ilk erotik romanlardan
biriydi. 1931 ylnda yaymlad Gnesel Ans ise yine Andre Masson'un izgileriyle
tamamlanyordu.
Bataille ve Etnograf
1928 ylnda, Paris'de, Colombus ncesi sanat sergisinde Alfred Metraux ve Georges Bataille Cahiers
de la Republique des Lettres ve Des Sciences et des Arts dergilerinde bu sergi (En eski Amerika
Uygarlklar) ile ilgili yazlar yazmak zere ortaklaa almalar yapyorlar. Bu yllarda Bataille hem

felsefe hem de din ve teoloji almalarnda bulunmaktadr. Bu dnemde ethos, yani kltrel deerlerin
hiyerarisi zerine olan makalesini kaleme alr Bataille. Tuhaf bir ekilde 1928 ylndaki bu makale bir
bakma 1996 ylnda Beaubourg'da alan "Infor-me" adl serginin olduu (nk bu sergi zellikle
Bataille'n "harcama", "erotizm" gibi temalar zerinde durmaktayd) 1990 ylnda Amerika'nn nce
New York, sonra da ertesi yl Los Angeles ada Sanat mzesindeki serginin geliimi ile alakaldr:
Yksek ve Alak sanat arasndaki hiyerarinin yok olmas ve popler kltr.
Fransz etnolog, Alfred Metraux, Bataille iin trenler ve mitolojiler zerine yzeysel bilgilere sahip
olduu halde yaklam-larndaki kesinliin artc olduunu sylemekteydi: Yerlilerde-ki iddet
havas, iirsellik ve korkunluk (Bu, tabii, Antonin Ar-taud'nun da korku tiyatrosu ile bir ekilde
balantldr) ve k123
Postmodern Grnt
tlk. Azteklerin gizemciliine olan hayranl yerlile i ile birletiriliyordu. Azteklerin "askeri deil,
ama s toplum olduunu" gstermeye alyordu. Bataille as toplumda mparatorluun gelimesine
nem verildQS ban etme trenlerinin lgnlnn anlamsz olduunu ^ rak, iirselliin kurbanms
yznn sava toplumlarda P ^ kn olduu tezi zerinde duruyordu. Bu nerme, Mali ^ ki'nin
"kurumsallk olarak sava" ve "ilkellerde saldrnn ku ^ suzluu" arasndaki ayrma dayanmaktayd.
Bu adan P so'nun at yolu takip ediyorlard, entelekteller. Bu donem de, Georges Bataille, Emile
Durkheim'n akrabas antropoloa Marcel Mauss'un "armaan" rneklerinden yola karak "arma-an"n
bys zerine almaktayd: Klanlar arasndaki buyu-sel ve karlksz mbadele sistemi. Bataille, bu
sistemi Meksikal tacirlerin mbadele sisteminden yola karak ele almaktayd Mallar sadece ticari bir
deer tamakla kalmayp ayn zamanda kutsal bir deere de sahipti. Bu da "armaan" denilen mbadelenin kutsallnda ortaya kyordu: Buna, Marcel Mauss, "Pot-la" adn vermekteydi.
Romantizm ve Bakaldr
Bataille, Baudelaire'i anlamann yolunun vahilerin kurban verme kurallarn anlamaktan ve airin
topluma romantik bir kar knn kapitalist toplumlarn retim zerine kurulu zihniyetlerinde
yattn kabul etmekten getiini ileri srmektedir: Romantizm, kapitalist sistemin tm reticiliini ve
retim glerinin gelimesi temasn reddetmekte; ie yararrazlga, serserilie, yararszla sndn
belirtmekteydi: Baucfelare, bu nedenle, sisteme ve almaya, sadece yarar iin almaya kar
kmt. Birey topluma kar kmakla toplumun ondan beklediini de yadsmaktayd. Toplum ve
birey, bu anlamda ayr ynlere gidii gstermekte, Ktlk (Elem) iekleri airin vicdani ynn
hazrlamaktadr: Fahieler, frengi, yararsz bir y^ samda dandy'lik. "Birey ne olmay baaramyorsa
toplum ^ olur" diye yazar Bataille. Yabanlarn "kurban eylemi", toplu^te. gelecek kaygs zerine deil,
imdiki zaman zerine ekm
I
Kamu Alan ve Entelektel
klarn imdiden almaktadr. Bu kaynaklar ise "yarnn muhafaza eden kaynaklardr". Ktlk
ieklerini yara-1 tam da bu kapitalist toplumdu: Tren yollaryla d-ulam alarnda gerekletirilen
retim biimi; s-ve art-deer zerine kurulu bir iktisadi siyaset. Kutsall-fU k olduu, maddiyatn
ykclna ba kaldran bir roman-^ iinde air ilkellie soyunmaktayd. ilerin, yine retim tlZ rine
kurulu isyanna bile kulak veremeyecekti; nk nemli |an "yararszlkt". Modern devletin
reddettii tm deerler bylece romantik deerler oldu. Ancak; Bataille, burada bir romantizm
savunmacl yapmaktan uzak, romantizmin deerlerinin Baudelaire#in yaamyla zdeletiini
gstermektedir. Gemii ycelten bir romantizm anlaynn, elbette, farkndayd Ancak; kapitalist
toplum ile romantizmin buluma noktasn da gzden rak tutmuyordu: Romantizm gemii
yceltirken, bu deerleri yararclk ilkesiyle de uzlatrmay baarmt. Sistem bir kez daha
bakaldry iine almay ve kendisiyle btnletirmeyi baarmt. Bataille, bireyin isyankrlnn
toplum karsndaki zayflnn da farkndayd: Bir kere romantik deerlerle isyan bayran aan
birey, kendi dini ve ahlaki deerleriyle kamakta olduu toplumu yeniden iinde hissediyor ve onunla
btnleiyordu: Yersizyurduzlama her zaman yeniden yerini yurdunu bulan bir pratii
gerekletirmekteydi. Bu toplumun kodlarna kar kamamann verdii bir zavalllkt: "Feodal
toplum iin hiyerarik dzen ne kadar gerekliyse birey de burjuva toplumu iin o kadar gereklidir". Bu,
bireyleme arzusunun ne kadar sistemle ve zellikle kapitalist sistemle btn-'etini gsteren
Bataille'n unutulmaz satrlardr. Foucault, aJn[ eyi /Vap/sanen/n Tarihi'nde hcre sistemi ile birey
arasn-akl 'lkiyi gsterdiinde yazmaktadr. Bataille iin "Benimsen-' biimiy|e romantizm, burjuva
bireyciliinin burjuva kart kumundan baka bir ey deildir".
adan Baudelaire'in yaklam iirin lm ruhunu cans Irmaya-all?an bir aba olarak gzkr; ktln bym .en etk'lenm ve sadece ktlk iin ktlk yapmak iste' Varar iin veya kar kt ilkelere yenisini yerletirmek

125
Postmodern Grnt
iin deil; o nedenle, imknszn bir politikasdr Bt l da bulduu. Zaten bylenme de iradenin
kaybolma e ^ Orv mas, demek deil mi? radesiz, alkantl sularda lan tyolco1* air ve iirsellik.
n arar
iirsellik ve Ktlk
Max Bilen, Magazine Litteraire'de (Haziran 1987) "jjrs h ney11 adl yazsnda Bataille aslnda,
edebiyatlardan ok fi*" zoflara yem olmutur diye yazmaktadr. Eserlerinde metafi k sosyoloji,
iktisat, yorumlarna yer verilmitir; ancak, Bataille daima edebi bir kiilik olmaya devam etmitir.
Bataille iin Edeb yat "ya her ey ya da hibir ey" anlamna gelmekteydi; sadece snrszl
belirleyebilecek edebiyat, yani baka bir deyile, yaz "lsz bir harcamann trajik yeinliine"
sahiptir. Bataille, iirsel sanatn bizi her trl aknlktan ve gizemcilikten kurtaracana inanmaktayd.
Bataille, bu yaz deneyi sayesinde iirsel vaziyetlerin vecd durumuna ulaabileceini iddia etmekteydi.
iirsel vaziyetin zgnln ve zerkliini olumlayan bu tekil "i de-ney'i yaamay renmek iin
ise, hayatn kaybolan enerjisinin yeniden bulunmas, yeniden gncelletirilmesi gerekmekteydi.
Bu zaruret bizim hayal gcmzn snrlarn zorlamakta ve snrlar geniletirken yeni snrlar belirli
klmaktadr. Bu sre zarfnda Bataille'n gelitirmi olduu teknik bedenin ego'dan
bamszlatrlarak, kiisizletirilmesini salayacaktr. Bataille, Sulu adl eserinde "ben ve lmm
birlikte Dars'nn rzgarna kendimizi brakyor ve benin yok olduu bir alana doru alyoruz" diye
yazmaktadr. Bu sayede, varlk plak olarak kendisini ortaya koyabilecektir. zlenebilecei gibi,
Heideyger ve Sartre ile "varoluu" bir felsefenin hakim olduu yllarda Geor^ ges Bataille bambaka
bir alana doru alyor ve varln ortaya kmas iin kiisizletirilmi, kimliksizletirilmi ve
bensz^a tirilmi bir "paralanm zne" arayna giriyor. Bu alan y daha sonra Blanchot ile birlikte
Foucault, Deleuze ve Dern gibi filozoflar mesafe alacaklardr. Blnmeyi, parate^ benlii benlikten
kurtaracak bir mezar aray, Bataille i1
lZf
Kamu Alan ve Entelektel
.. a ve adlandrlacak bir sre amlamaktadr. Dnyann \- q \le koparlacak balar sayesinde varlk,
gereklik ola-UtUn a konulan peenin ardnda tm plakl ile grnr ak ^aktr (burada
Heidegger'in gerein ne olduu sorusunu ''T 'unda, daha dnmeyi dnmeye balayamadk eklnSl erein hep bir peenin ardnda yatan baka bir pee ol-- arn de anmsatmakta yarar var),
yaratc sanatsal U liyet daha akla kavuabilecektir. Bu sayede, her trl sis->min dnda
aranabilecek ve "varln alann l ile zdeleti->cek" gecenin karanlnda oluabilecek bir dn
veya bir lacerann yolu da alacaktr. Philippe Sollers, Bataille'n bu ylar iin, "ne dncenin
dnce ne de edebiyatn edebi-t" olduunu yazmtr. Bu edebiyat sayesinde snrlarn krl-ml
belirlenmektedir.
1957 ylnda, Gallimard yaynevince yaymlanan Edebiyat ve )tlk adl kitabnda (Ayrnt Yay., ev.;
Ayegl Snmezay, 1997), Bataille "edebiyatn hi de masum olmadn ve hatta sulu olduunu iddia
etmektedir. Ktlk edebiyat sayesinde toplumsal deerini bulabilmekte, iletiim de bu sayede gerekletirilebilmektedir. Edebiyat sayesinde ahlak hakkaniyetin yolunu amtr; "sulu olan edebiyat" en
nihayetinde "kavuulan ocuksuluun ta kendisidir". Edebiyat, bu anlamda drstlkle ayn anlama
gelebilmektedir: Kafka'nn drstl. Kafka'nn drstlnde ktlk "en yksek ahlaki deeri"
tayabilmektedir. Blanchot'nun Bataille iin yazm olduu gibi, edebiyatta yazar Bataille
"konumaktadr"; yazma eylemini konumaktadr; yani yazarken, ayn konuurken yaplabildii gibi,
yaz srasnda dnlmektedir. Bataille yazy tm ahlakllnda bir yazma j^ konuma sreci olarak
ele almaktadr. Hakkaniyetin aray Ed lUre^ '^nc'e 9er5e9e kavuabilecektir. Tekrar ediyorum: eb|yat
ya her eyin zdr ya da hibir ey".
S
nce ^n^fue dergisinde yaymlanan bu yazlar yayma aVanlar tarafndan kyaslanarak ele
alnmlardr: "Metnin
zz
Postmodern Grnt
hazrlanmasnda drt ayr biimden" yararlanlmtr. Mak el yazmalar; dergide yaymlanm hali;
makalelerin elle tilmi bir kopyas; Edebiyat ve Ktlk'n el yazmas Bat edebiyatn
gerekletirilmesi iin "yasalarn ihlal edilmesi" yasakama kavramna bal kalyor; snrlarn belli
edilmes' T snrlarn krlganln ve esnekliini de gstermektedir- d w ile hesaplamann bir yoludur
yasakama; ayn zamanda da d ay ama demektir. Yasakamay gerekletirmek iin snrlarn
almas ise insann kendi kendine ve dierlerine cesaretini gstermesidir; edebiyat o halde bir
gsterme eylemidir, bir prak-sistir. Bataille otantik edebiyata rnek olarak Zeus'un yasalarn ihlal eden
Prometeus' rnek gsterir; otantik yazar ise, "etkin toplumun temel yasalarna kar kma cretini

gsterendir. Burada yazar bir yasakaan olarak sulu olduunun farknda olan kimsedir; toplumu
deitirmeye ve dntrmeye cret gsteren kiidir yazar. Bunun da bilinli olarak farknda olandr.
Seilmi bir kii olarak yazar cokuyu gsterebilen ve tasarruf edebilendir. Kitapta izlenebilen yazarlar;
Emily Bronte, Ba-udelaire, Michelet, VVilliam Blake, Sade# Proust, Kafka ve Jean Genet. Bunlardan
her biri tuttuklar yolda, bu creti gsterebilen, tehlikeli olduu kadar insana zg olan kararl ilerini
barndran "sulu bir zgrl" edebiyat denilen eyleme tc yabilenlerdir.
rnein Sartre# Baudelaire iin "ktlk iin ktlk yapr nm tam olarak" rneini sunmaktadr. "Hl
iyilik olarak ka edilenin tam tersini kastl olarak yapmak" bu anlama gelrr tedir. Ktlk istenmeyeni
istemek, isteneni de istememe Baudelaire, bu anlamda, tanrtanmazdr; ama bir "tanrltan'rd zn Tanr
hakknda" phesi yoktur; nk Tanr'nn olma g<
A> III
1 w<4 lli
IIV4 l\l\l I I ^A t4
^/ v<A 1^ I I ^m J I
V V^ l\ t wfl 1
^
V*A li \v*

^.^
konusunda kararn oktan vermi olan bir kiidir. Tanr a dece, tpk Hristiyan inancnda lanetlilerin
olduu gibi/ n edendir. Tanr "sevecendir ve bu ekilde kk drr.
___xj._ :. .::": u:___\,________.^ ,: \*z.*.;\\l\r\\\ nnunla ^'
dece, tpk Hristiyan inancnda lanetlilerin olduu gibi. edendir. Tanr "sevecendir ve bu ekilde kk
< elbette ki iyilii bilmek zorundadr ki, ktl v..n
yabilsin ve ktln yollarna ulaabilsin: "Cehennem
^ gerekten zgr olan insann o mthi
yalnzlnn sn
128
Kamu Alan ve Entelektel
benzeyen bir yalnzla ular". Baudelaire ve Elem iekUKtln ve iyiliin tannmas ve batan kabul edilmesi-ktln iyilii batan karmasdr;
aalamasdr, tpk sk oyununda olabilecei gibi, bir kandrma veya saptrma
midir yili' tan ve bil ki, onun masum olmadn anlaya-*'k ktln yollarnda "elem ieklerini"
atrabilesin: Baude-laire'in iar. Ancak ktln kastl yaratm, yani hata, iyiliin kabul edilmesi ve
tannmasdr. Ktlk, bu anlamda iyilie minnettardr ve ktlk olmakszn iyiliin de olamayacan
anlamak demektir.
Bataille bu yazsnda Sartre'n Baudelaire'in iirinde "ktlk" esinin zerinde durmayarak, nemli
bir eyi atladn yazmakta, bu ekilde Sartre ile olan hesaplamasna yeni bir katkda bulunmaktadr
(bilindii gibi Bataille ne Andre Breton ne de Sartre ile anlaabilmitir). 1943'de Bataille Deney kitabn yaymladnda, 1905 doumlu olan Sartre "Yeni Bir Gizemci" adl makalesiyle Bataille' kyasya
eletirmekteydi. Ona gre Bataille, Jaspers'in ve Nietzsche'nin dt hastala yakalanmt: Elinde
bir ey kalmam, Tanr'nn skuneti karsnda elinden silahlar alnm, hatralarnn nostaljisi iinde
ne olursa olsun yaamaya almakta. Bunlara "artakalanlar" ad irilir. Sartre'a gre, artk burada
anasn, babasn, sevdiini, Tanr'sn kaybedenin zayfl sz konusudur. Bu da psikanali-?ln iidir.
Bundan byle ikisinin arasndaki diyalog "sarlar diDu" haline dnr. ataille'a gre ise; Sartre, kurulu dzeni yinelemeyen bir ae|e almaktadr; bylece ahlaksal bir sorunsal etrafnda d- rmaktan teye gidememektedir. Ancak,
Baudelaire'in
^Uk 9b hata yapmakta olduunu, Ve hatta bunu tercih me !! ya.2an Sartre'a bu saptamasn teslim
ediyor. Buna ra-Pierr' u blr ergen!ememe hali olmaktan ok bir tercihtir, tpk ^ehm C'aStres#ln
(Devlete Kar Toplum, Ayrnt Yay., ev.; masnjet Sert~Nedim Demirta, 1991) "vahilerin devletin
olu-tail|e dengelleyen" bir teknii gelitirmelerinde olduu gibi, Ba-k daha ncelerden
ergenlememe halinin bir "eksikblr
129
Postmodern Grnt
Jik" olmadn, yerinde bir ekilde, vurguluyor. Hatta bu tercihin adn da koyuyor: iirin tercihi.
Kendi kendisini mahkum etmeyen insann, ktlkle bulaamayan insanolunun kendisini de
sevemeyeceine inandn yazyor Bataille. Bu dnyay bilmedii iin Bataille, Sartre' "knayacak
olmadn" belirtir; bununla birlikte yeni bir dnyaya giremeyen Sartre'n dna tanarak, iir, yeni
alanlar hakimiyeti altna almak konumundadr, nk bilindii gibi, "ilkellerin bysnde bile, ileme
anlam kazandran o ilemin etkisi deildir; bynn etkisi iin, esas olan bu etkiden bamsz olarak,
ncelikle gerekli olann, ona katlmn canl anlamdr". iir, o halde zne ile nesnenin, imdiki
zamanda bulumasdr, kaynamasdr. Burada her para dierini amak zorundadr. iir kalc olanla
geici olann varlkla varoluun nesneyle znenin bireiminin peindedir. Bu anlamda, Baudelaire'in
sanat anlayndan uzaklam olmayz: Edebi olanla en uucu olann birliktelii. Bataille'a gre ise,
iir bu dnya ile insan arasndaki zdelii vurgulamaktr. Bir yandan iade eder bir yandan da iade
ettiklerini yakalamaya alr. iir iade etmek eylemini kollamak zorundadr. Bu ekilde de airi

kolektif bir zne olarak ele almak durumundayz. Yukarda yazm olduumuz gibi, benliini blen,
paralara ayran ve kii-sellemeyi engelleyen bir tavrdr bu, tpk airin kendi ergenliini engelleyip,
ocukluunu bulma istenci gibi: "ocuk yetikini reddetmekte zgrdr; ancak bunu yapabilmesi iin
yetikin olmak, yani zgrln yitirmek zorunda kalr: Rousseau'vari bir tema deil mi bu? yle ki,
bireyin kolektif bir zne olarak, doyumsuzluk halleri, hayal krkl yaratan ve bir yoksunluu ortaya
koyan nesneler, bir yerde, "birey' geriliminin de, kendi yanltc biricikliinin de ulaabildii tek
biimlerdir". air bu gerilim iinde, erdemsizlii, iyiliin basksn ret ve inkarla iradi bir gerilime
evirir. Varln srdren air bylece, iirin kart konumuna girer. "Hedef lmlyken o hedefini
lmszletirir". air can ekimekten baka bir ey yapamamaktadr artk; Baudelaire'in arzulad
imkanszln sonu yoktur.
S
Kamu Alan ve Entelektel
Bataille' Yakmal m?
Devrim srasnda Fransz edebiyatnn zayflna gl bir yaz ile kar kan Marki de Sade'n,
Kafka'nn edebiyat ile hibir ilgisi olmasa bile, Kafka ile ortak bir yan vardr: Simone de Beauvoir'n
"Sade yaklmal m?" adl yazs gibi, 2. Dnya Sava-'ndan ksa bir sre sonra Komnist bir dergi
(Action) "artc bir konuda bir anket" ortaya atmtr: "Kafka yaklmal m?" te Bataille bu iki
yazar ortak noktalarnda ele alyor, ktlkle olan balar. Lanetli yazarlarn, paradoksal ve
kmazlarla dolu, imkansz konumlarn ele alan Bataille, ayn zamanda Fransa'nn sansr tarihine giren
nemli bir yazar: Eros'un Gzyalar son sansre urayan kitaplardan biri -tabii son yllardaki bir iki
siyasi kitab saymazsak ki, bunlar da, nihai olarak kamuya baka yollardan da olsa ulatlar-. Kafka,
daha hayattayken Action dergisinin anketini cevaplandrmt: Kitaplarnn yaklmasn dilemiti Kafka.
ldkten sonra kendisine ait olan hereyin yaklmasn istiyordu Kafka. Bataille'n ise baka bir
konumu var felsefe tarihinde: VValter Benjamin kendisine spanya snrn gemeye alrken, bir
aksilik sonucu, geemeyeceini dnerek intihar etmeden nce "Pasajlarn el yazmalarn brakmt.
Esiz bir eserin kurtarcs olmutu Bataille.
Sansre uramam, sahte adlarla pornografik kitaplar yazm ve lanetlileri ele alm olan Bataille'm
kendisi de bir lanetli: Hem gizemci hem de sapkn. Bize nemli bir edebiyat brakt gerisinde. zgrlk
ve ktln birlikte ele alnmasna kar kan Sartre' kmazlara sokan edebi almalaryla, "retim
toplumunun elikilerini edebiyatta ve toplumsal durumda gsteren yazlaryla "tek bana imkanszlk
sunan" bir yazar. Erotizm, harcama ve ktlk deil mi ilkellerin vahiliini ortaya koyan? Bataille da
modern toplumlarmzn kabul edilemez, dayanlamaz adaletsizliklerinin eiklerinde artakalan
ilkellikleri ortaya koymak istemiti.
1962'deki lmnden sonra onu gmmeli miyiz yoksa yak-malt m? Baka bir seenek ise; onun
yazlaryla zihnimizdeki koru yeniden atelemek olmayacak mdr? 1961 ylnda Express
a
Postmodern Grnt
dergisinde kendisiyle yaplan bir syleide yle yazyordu: "Biraz abartacam belki, ama lm bana
dnyada en komik eymi gibi geliyor. lmden korkmadm iin deil! Ama korkulana da
glnebilinir. Hatta, gitgide glmenin, lmn glmesi olduuna inanmaya bile baladm." Mezarnda
sadece rakkam-lar, ismi ve soyad var: Georges Bataille, 1897-1962.
Cumhuriyet Kitap, 11 Eyll 1997
12
Kamu Alan ve Entelektel
KTLK YOLCULUKLARI
Baudrillard 1987 ylnda Galilee Yaynevi tarafndan yaymlanm bir metninin giriinde kendi
"sosyolojisinin ana kavramn simlasyon olarak vermektedir; Borges'in bir ktphanenin paralar
boyunca kaybolan bir uygarl yeniden oluturmaya almas gibi, Baudrillard da "yok olmaya
ynelen" bir uygarln son kalntlarnn simlasyon eklinde ayakta kaldn ileri srmektedir.
Baudrillard'n almas nesneler sisteminden hareketle balad. Ancak kendisinin de belirtmi olduu
gibi "postmodern" dnyada artk nesneler sistemi falan kalmad gibi duruyor. Eletirel dneme ait olan
nesneler dnyas, tketim toplumunun ortaya kt dnemlere ait olarak gemite duruyor sanki.
Farkllk mantnn bilind ile kurduu iliki iinde, kullanma ve deiim deerinin tesinde
mbadelenin gerekletirdii bir sistemde nesneler sorun edilmekteydi. Bu dnem ayn zamanda
eletirel zihniyetin hakim olduu yllard Baudrillard'a gre. "Tm bunlar geride mi kald" sorusunu,
bir ekilde, Baudrillard ile 1993 ylnda yapm olduum bir sylei srasnda sormutum. O da bana
"Hibir eyin bitmediini"; ama yine de "gzel zamanlarn, yabanclama zerine konuma
zamanlarnn" geride kaldn vurgulamt. Bu anlamda kendi sosyolojisini bilimsellik veya gerek
zerine oturtmaktansa bizi ve kendisini kandran medya ve teknolojinin gereinden ok, kendi
hayalgcn altran bir yolucu gibi sosyolojiyi dndn sylemek istemekteydi. Artakalan bir

elyazmasnn zerine dnen ve elde daha iyi ariv dokmanlar olmadndan dolay bununla yetinen,
bu veriler zerine toplumun zmlemesini yapan bir seyyah olarak dnebiliriz Baudrillard'.
Gnmzde; neredeyse anlam kalmamaya balayan nesne ve znenin ayrmnn mmkn olduu
dnemlerin sembolik alglann bize sunmaya al1B3
Postmodern Grnt
an Baudrillard, znenin aynas yerine terrizmin, cinselliin virslerin aynasndan dnyaya bakmaya
balyor.
Aydnlarn ve Reklamclarn Baarszl
Tketim toplumunun reklamclarnn syleminin insanlara deil, ama sadece reklamclara hitap ettii
tezinden yola karak; gnmzn iletiim ve bilgisayar teknolojisinin de bizlere, sradan insanlara
deil de bu ii bilenlere hitap ettiini vurgulamak istiyor. Bu balamda, aydnlarn da daha bandan
beri hep kendi aralarnda konuup durduklarn, halka deil, kendilerine hitap etmekten baka birey
yapmadklarn yazyor. Bu znt verici durum aslnda teknolojinin olduu kadar, aydnlarn ve
reklamclarn da baarszln gstermekte deil midir? Bireyin kendi kendisiyle bakir bir ilikiye
girdii gnmz teknolojisinin pornografik zihniyeti, gerei olduu kadar sahicilii de yok etmiyor
mu? Baudrillard u rnei veriyor: Bir por-no film ekimi srasnda szde sevien ve orjiyi canlandran
tipler arasndan erkek kadna, ekimden sonras iin soruyor: "Orji-den sonra ne yapyorsun?" Bu soru
sevimeden nce sorulacak; erkein kadn tavlamas iin nce yemek yemek, bir eyler imek iin
sorulacak bir soruyken, ncelikle orji srasndaki ekimden sorulmas nedensellik ilikilerinin iinin
boaldnn bir gstergesi olarak m bize sunulmaktadr? nce ve sonra mantnn yer deitirdii bir
toplumda, olaylar, savalar ve nlemler de bu mant stratejik olarak takip mi etmektedir? Ekran
karsnda sevgilisiyle ilikiye giren ve "dokunmann olmad " (VVenders'in Paris-Texas' veya
Exotica filmleri bu konuda rnek olabilirler ve ikisi de dokunmann yasak olduu gibi, pmenin de
dudaklar birbirine demeden hissedilerek gerekletirildii gereki sahneleri bize gsteren filmler),
sadece cinsel fan-tazmalarn retildii ve ilikilerin sadece bir cezbetme, tavlama eklinde kurulduktan
sonra bir daha dokunmamacasna virslerden korkan insanlarn dnyasna doru tayor bizi Baudrillard. stelik de bir bilimkurgu yazar deil, bir sosyolog. Gndelik yaamn evriminde grnrde
yrngesine oturmuluu gerekletiren, gerek oturma yerlerinin birer "uzamsal-mekn"
184
Kamu Alan ve Entelektel
haline geldii toplumlarmzn betimlemesini yapyor burada; artk, metafizik sona ermi ve hipergereklik ban gstermitir. Her birimizin bir kii, bandan dramatik olaylar geen# belli bir
bilind ve psikolojisi olan kiiler olmaktan ok birer terminal noktas olduumuzu sylemek istiyor.
Alardan kurulu bir terminal (geli-var noktas olarak kii) olduumuzda ise# znelliimizin,
nesnelerle olan bamzn, metafizik zihniyetimizin sonuna gelindiini bize im ediyor. Bu adan da
terrizmin bir rehinesi haline geldiimizi iddia ediyor. Ktcl zerine alm ve her trl viral
tehlikeye kar kendi kendini korurken baklk sistemini zedeleyen Bat uygarlnn artk ktl
"tekilere" braktn; ktden konumann bile ho karlanmad bir uygarln, yani Bat'nn iyilik
timsali olarak varln srdrmeye alrken; slam'n ktln temsili olarak Bat'y tehdit ettiini,
Bat'nn dengesini bozduunu yazyor.
likilerin stratejik olduunu yazan Baudrillard aslnda bu ilikilerin yeni boyutuna deiniyor:
"Kesinlikle ortaadaki gibi olmayan ve ahlaksal ya da dinsel deil de stratejik terimlerle
deerlendirilmesi gereken bugnk slam, btn slam, Dou Bloku lkeleri de dahil olmak zere
(kitabn yazl tarihi gz-nnde bulundurulsun, A.A.) Bat sistemini yalnz brakmaktadr ve zaman
zaman tek bir eylem ya da tek bir szle bu sistemde gedikler amakta ve tm deerlerimiz bu gedikten
bolua dmektedir (Bkz., Ktln effafl, eviren: Emel Abo-ra-lk Ergden, Ayrnt
Yaynlar, 1995, s.81-82 Franszcas 1990'da yaymlanmtr.). Burada da grlecei gibi, uzay mekiinin veya havada giden bir uan basncnn deiimi ile her eyin darya doru szlerek yok
olduunu gsteren bir metafor ile konuan Baudrillard uzay-mekn ilikilerini insanlar ve lkeler aras
ilikiler olarak alglamaya alyor. Bat'nn "ktl dile getirmeyi" unuttuunu ve bu yzden de
Rudi davasnda olduu gibi, Humeyni'nin ve takipilerinin rehini olduunu saptyor. Bir Bat eletirisi
olarak ele alnabilen metni "nsan Haklar" sylemini barmaktan teye gidemeyen Bat'nn elinin ve
kolunun bal olduunu daha Bosna sava ncesinden vurgulam oluyor.
1B5
Postmodern Grnt
rtk iddet
Toplumlardaki iddet esinin ve ultra-liberalizmin rinden biri olarak kabul edilen Thatcher'in
ngiltere'de letirdii iddetin Hooliganlarnkinin bir baka yz ol ^ teye gidemediini yazarken;
futbolun iddeti ile devlet'" ^ deti arasnda bir paralellik kuruyor. Futbol malar iinde nanlar "rtk-

iddetin" billrlamasn gstermekten baka ^ gsterirler sorusunu soruyor. Toplumlarn bu iddeti


umur ^ mazcasna izlediklerini saptayarak, bu vurdumduymazln d man glerin arpmas
olmaktan ok, bir i ekime olarai yaanmakta olduunu iddia ediyor. Hooliganlarn ve liberal ik
tisatn iddetinin; ikisinin de ayn vurdumduymazlk iinde top lumlar iddete doru gtrdn ve
devletin de nlem al mak yerine olaylara dardan katlan bir seyirci olarak kalmak tan ziyade hattaf
bazen, kendisi iddet unsurunu ortaya koydu unu gsteriyor Baudrillard. Bu balamda da# spor
karlama larnn bir eit sava gsterisine dntn irdeler: Bu an lamda Rambo filmleri, yahut
Olimpiyat ovlar, 1936 Ber lininden ok farkl gibi durmamaktadr: Benzer terrist g ayn tip bir
mant ortaya dkmektedir. ki yzl ve iki kutupl bir milliyetilik anlay, ayn zamanda yeni-sa
zihniyetinin d< bir rndr. Kimi modern devletlerin "canavar yaratma" polit kasna, zellikle
Thatcher'in madencilerden bir "canavar yarat ma" baarsna deinen Baudrillard, Hooliganlarn
stratejisiyle yukarda ele alm olduumuz biimiyle, Thatcher'in stratejisi nin benzer olduunu
irdeliyor.
Aslnda, mikro ve makro iddet arasndaki benzetme biim lerinden biri olan bu yaklam, ayn
zamanda, toplumlarda minyatrlemenin gerekletirildiinden bahsetmekte. Zama uzaktan ynetme,
uzaktan kumanda ile minyatrletirlmek e dir. Ayn zamanda bedenler ve zevkler de. Pornografi bu ^
yutlarda ele alnp; paralanm bedenlerin belli ksmlar, cm organlar bytlmekte, ancak vcut
kltlmektedr, a lanmaktadr. Corafi alan gibi vcutlar da sahneye koyulma j zaman ise sahneye
koyularak yava yava yok olmaya y
Kamu Alan ve Entelektel
Sivasetin, sanatn, cinselliin sahneye koyulmas ok-kta 'umuak bir beden haline koyulmay
beraberinde getir-^' Vd r Ayn ekilde; kamu mekannn yok olmaya balamas, e n zel mekanlarda
telematik iliki iinde yalnz brakt ^ bekaret konusu da reklam sektrnn iine yaramtr. ^ 3
mekan yok olmaya yz tuttuka reklamn mekan ekran-izi doldurmaya balamtr. Tketim zerine
kurulu bir lumsallm son boyutlar haline gelen bu durumda, reklam kamu mekanlarnn (sokaklarn,
tiyatrolarn vb.) dna, ama evlerin iine doru ekilmitir. Ortak reklam alglan bile znel bir
ereveden gemeye balamtr. Kamu sahnesi veya kamu mekan yerine; uucu dallanp
budaklanmalarn, havalandrmalarn dolam mekan hakim olmaya balamtr. Ancak; Baudril-lard
kamu mekannn ortadan kalktn sylerken, hepimizin evlerimizde kapal bir ekilde dnyay
izlediimizi de vurgulamak istemiyor. nk ona gre zel mekann yok oluu da kamu mekannn yok
oluuyla birlikte gerekletirilmektedir. Ne kamu mekan bir gsteri alan, ne de zel yaammz ve
mekanmz gizli bir alandr artk. Gizli olan yanlarmz televizyon programlarnda konuulmakta,
srlarmz aa kmaktadr. znenin nesnelere kar tavrnn silinmesi gibi, i mekann da dars
ile ilikisi yer deitirmeye balamtr bu dnyada. Gizli srlarmz kamu iinde tartlrken (ecinsel
ve transsekellerin cinselliinden, gizli sapknlklarmza fantazmalarmza kadar her ey kamu
nnde tartlmaya balanmtr), medyann konusu haline gelirken, dnyann her bir taraf
ekranmzdan ge-hP gemektedir. Duvarlara yazlan graffitiler ise yeni dnyam-2'n yen "varolma
ekillerinden" baka bir ey gibi gzkmyor: dadaym, varm" diyen altml yllarn sylemini
duvarlarmz destekliyor ve grnr klyor artk.
Stats
seyvU/'aya do9ru giden bir dnyada, hayalgcn altran ^alvsosyolog, 0 halde, niin kuram
yapmaktadr? Baudrileklet" ^e^ClG cevapl|yr: "Kuramn stats geree kar ger-5 inlen bir meydan okumadan baka
bir ey olamaz. Veya
1B7
Postmodern Grnt
daha dorusu bunlarn ilikileri karlkl bir meydan okumadr nk gerek, phesiz, bizatihi
kurama kar bir meydan okumadr. Bu, nesnelerin nesnel bir durumu deil; ama, zmlemenin
radikal bir snrdr. Bu snrn tesinde ise, hibir ey ona bal kalmaz, ona boyun emez; ve artk
sylenecek bir ey kalmaz. Ve zaten, Baudrillard iin kuram geree boyun ememek iin
yaplmaktadr. Ve, gerein eriilemez snrnda durur. Bu anlamda "kuram betimlemek ve
zmlemekle yetinemez ayn zamanda betimledii evrende olay yaratmak zorundadr. Bu yzden ayn
mantn iine girmi olmas gerekir ve onu hzlandrmas lazmdr". Yani kuram kendi kaderi zerinde
nceden bir eyler sylemek zorundadr. Buradan da anlalaca gibi, Hegel'in "Filozoflarn olaylar
yorumlamaktan baka bir aresi yoktur" nermesinin ok telerinde bir yere doru eilir Baudrillard;
orada, artk, olaylar nceden yaamas ve erkene almas gereken bir kuramdan bahsetmektedir. Ve
zaten olu halindeki dnyay betimlemektedir Baudrillard; olan deil.
Bu ekilde de kuram kendi kendinden sapma yapmal ve kendi kendinin etrafnda dnerken,
kendisinden de uzaklamaldr. Zaten tarih byle yapmam mdr? eyleri doalarndan koparr ve

mitolojik kkenlerinden ayrarak zaman iinde onlar ters yz eder. Bugn, eyleri tarihlerinden,
zamanlarndan ve nihai sonularndan koparp almak lazmdr ki, onlarn bilme-cemsiliine,
kaderlerine yeniden ulaabilelim.
Ulatmz yer ise her trl zgrlemelerin yapld ve artk orjinin sona erdii yerdir. Bundan sonra
her ey birbirine karr: Politika trans-politik; cinsellik, trans-seksel; sanat trans-estetik; iktisat ise
trans-ekonomik hale gelmitir/ Baudrillard sorar: "Orji bitti, imdi ne yapacaz?" te, yaplacak olan,
Baudrillard'n belki de, yukarda ele alm olduumuz kuram ve erkene aldklar zerine yazdklarnda
bulabiliriz. Toplumlarda yaanann kuramn olaylar zerine ncelikli bir ekilde ele almak. Baudrillard
bunu yapyor; ama ayn zamanda erkene almak, nceletirmek iin de gemi olaylardan
yararlanmasn
Bkz , Ktln effafl, s 9-37
188
Kamu Alan ve Entelektel
biliyor: Bir Borsa bunalm, bir futbol ma gemi bir grng olarak gelecek olan dnyamz
kuramsallatrmaya yaryor. Ar bir temizlik ile mikrop ve virslerin yanszlatrmaya allma-syla
uygarlmzn kendi baklk deerlerini altst eden Bat medeniyetinin k resel leti rd i i olgular
izleyen bizlere yeniden yaam glerimizi kazanmamz iin biraz daha mikroplarla har neir olmamz
gerekip gerekmedii sorusunu soruyor. Her eyden arnm, aseptize olmu bir ortamda, mukavemet
odaklarmzn da zedeleneceini anmsatyor, Baudrillard. Nesnelerin doasn koparan tarihi tersyz
etmeye alrken, ayn zamanda nesnelere yeniden doasn kazandrmaya alyor. En azndan
kuram bu deneyi yayor. Glgesini yitirmi ama ayn zamanda da effaflaa effaflaa grnrln
de yitirmeye balayan, n tm kll altnda grnmez ve glgelenmez bir biime girmekte olan
insan dnyasnn en aydnlk deerlerini ortaya karan ve bunu yaparken de yok etme tehlikesini
beraberinde tayan medeniyetin bir sorgulamas Baudrillard'n son eserleri.
Bu durumda, modernliin hzlanmas, olay yaratan tekniin medyatiklii (Microsoft Windows 95 veya
2000), her trl ekonomik mbadelenin hzlanmas (sermayenin yer ve alan tanmamaya balamas,
ar akkanl), politik ve cinsel yaamn bizi alp gtrd hz iindeki hzlanma, gnderme ve
sembolleri yok etmeye balad zaman; ite, glgesi kalmayan ve hatta kendi grnts bile silinmeye
balayan insanlk ortaya kmaya balyor. O kadar zgrleiliyor ki, artk bu dnyada (cinsellikte,
sermayede, ama emekte pek o kadar deil), Baud-rillard'a gre belli bir zaman-mekan anlayndan
kmaya balyoruz. Yerekimi noktasnn olutuunda nasl gerek ile kar kara gelmitik; bugn de
artk yrngesine oturmu bir insan grubu gibi, yerekiminin arlndan da serbestlik kazanm ve
yerekimi- tesine doru bir yolculua hazrlanan sosyologun kuramlaryla kar karya gelmeye
balyoruz: Baudrillard'n sosyolojisi. nsanlar hl yrngede tutabilen yerekimin tesinde btn
atomlarn uzayda kaybolmaya baladklar kadar dalma noktasna gelen bir toplumsallkla kar
karya brak1S9
Postmodern Grnt
yor bizi bu kuram. nk bu tip bir toplumsallkta her kii, veya hatta, her atom kendi yolunu sonsuza
dek izleyerek, kaybolup gidiyor. Snen yldzlar veya kara delikler gibi bir toplumsallk iinde miyiz
sorusunu sorduruyor bize Baudrillard. Her trl bedeni, mesaj, bilgiyi, iletkeni hzla yaayan
dnyamzn toplumlar bu ekildeler: Her olay, her anlat, her imge kendisine simlasyon bir sonsuz yol
icat etti. Ve o yol gzergh zerinde simlasyon olaylar zerine konumak durumundayz. Her politik,
tarihi, kltrel, sanatsal olay, artk, kinetik bir enerji sayesinde kendi mekanndan koparlarak, her trl
anlamn yok olduu, kaybolduu bir hiper-mekana doru yola koyuluyor. Bu yol ayn zamanda,
Baudrillard'n kuramnn olutuu yol. Bu durumda, yerekiminin arlnn yok olmaya balamasyla,
hz durumunda, devreler ve ebekeler tamamen eylerin gnder-gelerini oluturan yrngeden
kopmaya baladlar. Yrnge dna ktnda ise, iletiimi gerekletirecek anlamlarn kayd ve yok
olduu bir dnya iinde Babil'i gerekletirircesine, yaamaya balyoruz. Baudrillard bu yeni "cesur
olmayan" dnyann sosyolojisini, loji-si atlm bir sosyo'sunu gerekletirmek abasyla,
kuramlatryor.
ronik Olaylar
Byle bir bak asndan, tarihin geriye doru silindiini, tpk bir kasedi geriye doru sararcasna
tarihin silinip, en azndan 20. yzyln tarihinin yeniden, revizyonist bir tarih olarak, yazlmakta
olduunu saptyor. Bu durumda da, belki Stalin heykellerini en anti-stalinist olanlar kurtaracak. Ve
zaten Lenin heykellerinin bazlar ABD tarafndan satn alnp, dondurulmad m? Baudrillard yle
yazyor: "Olaylar yle ironik ki Dou Avrupa lkelerinin tamamen unutulaca bir gn, Stalinizmin tarihsel ansn biz kurtarmak zorunda kalacaz belki de." Tarihsel olarak "dev bir revizyonizm
iindeyiz". Kuramla ilgili olarak bir alntyla bitiriyorum bu yazy: "Tm bunlar lmden sonra ortaya
kan bir hakikate, lmden sonra ortaya kan bir aklanmaya umutsuzca yaplan tarihsel bir

bavurudur; ve bu tam da herhangi bir dorulamaya varmak iin yeterli hakikatin kal190
Kamu Alan ve Entelektel
madii, tam da kuramla (altn iziyorum, A.A.) uygulama arasnda herhangi bir iliki kurmak iin
yeterli felsefenin kalmad, tam da olup biten konusunda herhangi bir tarihsel kant gstermek iin
yeterli tarihin kalmad bir anda yaplmaktadr".
Tarihin revizyonundan bahseden Baudrillard'n olanlarn bile oldu mu olmad m sorusunu sordurmaya
balad bir dnemde kuramsaln olgu zerindeki nselliini vurgulamakta zorluk ekmediini,
zannederim grmek mmkn. Baudrillard'n, Euridike'ye ok erken bir ekilde yzn dnen
Orpheus'un, ayn anda onu cehenneme kadar yollamasnda olduu gibi, yzn ok erken bir ekilde
tarihe dnerek onu, istemedii halde, tarihin kara deliklerine gndermesini izlerken, sosyolojiyi de
benzer bir ekilde 21. yzyln epistemesinin dna koymakta. Bu ekilde de, sosyolojiyi bir eser olarak
daha bandan beri sonunun gelmi olduunu bilen bir dal olarak ele almaktadr. Bu, tabii ki, sosyo'nun
ve "sosyallikler analizinin" yaplmayaca anlamn tamamaktadr. Baudrillard Ktln effafl
kitabnn "Kkten tekilik" blmne yle bir yaz der: "Medusa yle kkten bir tekilii temsil
eder ki ona bakan lr".
Cumhuriyet Kitap, 28 Eyll 1995
Postmodern Grnt
YORGUN AMERKA
En mehurlar arasnda Tocqueville'den sonra Amerika zerine yazan ikinci bir Fransz dnr Jean
Baudrillard. Ama, Amerika modern dnemlerin Kurucular Amerikas m hl; yoksa gncelliimizi
srkleyen, giyim kuammzn, arabalarmzn, seyrettiimiz filmlerin, yediimiz fast-food'larn merkezsiz merkezi mi? Amerika, Baudrillard'n 1986#da yaymlanan ilk kopu yazlarndan biri. Yaz bize
yeni duygular, eskiyenlerin yzyle birletirerek sunuyor: Kendininkileri.
Amerika'ya nereden girmeli? Modernliin ve 19. yzyln bakenti, Benjamin'in Paris'inden kalkan bir
uakla Yeni Ams-terdam'a doru mu? Yoksa postmodernleen dnyann, James Bond filmlerinin
fantazmalarn veren Silicon Valley'li Kaliforniya'ya m? Simlasyon dnyasnn balad Universal
Stu-dio'larna ve Disneyland'a m? Amerika'ya nereden girmeli? Tek bir girii olmadn gsteriyor
Baudrillard bize. Labirentik bir barok yap da sunmuyor. Dolaysz olarak lden giriyor. Kitap l ile
balyor. Tarih ve sosyalin, ideolojik olann yerini alan dnyann tm imdiki zamanlarn (gemi ve
gelecek imdiki zamanlar) iine alan kristal zaman ile giriyor Amerika'ya, le. Hz, zaman ve hareket:
te Amerika. Transpolitik, transestetik: te Amerika. Bize, buradaki zihniyetlerden ok dil
bloklarndan ve jeolojik rlyeflerden bahsederek, topran minerallerinden giriyor Amerika'ya; ancak
Los Angeles'i gece uaktan seyretmenin keyfini yaatarak ve kendisi de yaayarak. Havaalanlarnda
tanlan ve yitirilenlerle balyoruz yolculua: Baudrillard bir yolculuk dnr, sosyologu. O
nedenle hz ile balyor toplumsal imgeleri yakalamaya; Deleuze ve Guattari olsayd buna nooloji adn
verirlerdi: Dncenin hznn imgesi iin. Bu hz biteviye l izledii kadar sinemann imgeleri de
birbirlerinin ardna dizilerek Baudrillard' bize izletiyorlar. Onun bakan canl (naklen) gznden
ldeki yolun uzunluu boyunca l izliyo192
Kamu Alan ve Entelektel
ruz. l olmaya balayan dnyamzn imgelerinin peinden kouyoruz: Sinematik, telematik, robotik.
Metafiziin sonu. Tarihi olandan ve medeniyetlerden uzaklarken Kta Avrupas ile tam bir ztlk
oluturuyor Amerika; topra, zihniyeti, yalnzl, enerjisi ile ikanoslar, zencileri, VVASP'laryla
yeni dnyann, "Yeni Dnya Dzeni"nin yaratcs, Btnlemi Dnya Kapitalizminin kkeni.
Gerein effafl
Kta Avrupa'snn bak asndan uzaklayor Baudrillard. En sonunda, gerein en effaflnda,
dnceyi dnemeyen boyutlarna tayor, l ile giriyor Amerika'ya. Amerika'nn ayartclna
brakyor kendisini; ayartlmann iddeti, cinselliin yorgunluuna dnyor bu topraklar zerinde.
Amerika insann deil, teknolojinin ve doann Amerikas (bu doann doallkla deil by ile bir
ba olduunu dnr Baudrillard). Bu Amerika rzgarla, suyla, insanst metafizik bir gle
yontulmu bir Kaliforniya, Yeni Meksika ikanosla-rn (Meksikal kaak gmenler) emek gc ve
kaak olarak girdii Amerika ile bu toprak insann insan smrd, emperya-lize ettii, var olduu
boyutunu akla getiriyor. Milyonlarca yln art arda dizilmesiyle oluan Kolombs-ncesi bir Amerika:
Na-vajo, Grand Canyon, Monument Valley. Sualt ve yerst rlyefler ve ereksiyon halinde Dil
Bloklar. Kltrel Amerika'nn doal parklar haline getirilmi, zapturapta alnmaya allan bir
Amerika bu.
Yok Olmann Estetii
Baudrillard'n arad Amerika sosyal ve kltrel Amerika olmaktan ok otobanlarn zgr ve mutlak
alan. Ahlak ve zihniyetin deil, Senaryonun, televizyonun kaytszln imgesi; anlam ykl olmaktan

ok dizi halinde gzler nnden geen bir imgeler magmas: inde yaadmz nkleerlemi
dnyann rlyeflerinin d yz; gelecein katastrofu, toprak hava ve tuz rlyeflerinin jeolojisinin
yataylm kesen akn ve dik megalo1B3
Postmodern Grnt
poller. Paul Virilio'nun bir eserinin ad olan estetik: Yok olmann estetii. Edinildii anda erozyona
urayan veya buharlaan bir estetik (her ey buhar m oluyor bu kapitalizmde?).
ln egemenliinde grsel sessizliin bulunmas ayn zamanda zihinlerin de ln, bakn yok
olmakla snrland kltrn alglanamamasn, hatta dncenin oturabilecei kendine mekn
ayrabilecei alann imknszln simgeleyen dzl beraberinde getiriyor. Dz olan zihinsel, sosyal,
dinsel bir dzlk, yavanlk ve yapaylk. Sadece doann metafizii rlyefler meydana getiriyor:
sessizlik. Sessizliin olmas iin de ln yatay enlemi nem kazanyor: Zaman yataylam. Burada
sadece hz nesneler yaratabiliyor; ancak hzn kendi de bir nesne. Yeri g, yurda dair olan
gndermeleri, her eyi silme yetisine sahip hz nesnelerin arasnda bir nesne. Ann zaman zerindeki
hakimiyetini belirleyen, belgeleyen hz, ayn zamanda emek zaman, kr zaman vb. gibi anlam yaratan
kavramlar da siliyor. O anlamda Baudrillard'n sz ettii hz insana ve doaya ait olmaktan ok
minerallere ait: Kristalleen an. Gemii, gelecei iine alan bir kristal. Kant'tan ok Bergson'a yakn
bir sre anlay bu.
te tek ve gerek ilkel toplumla kar karya olduumuzu yazyor Baudrillard. Simlasyonun ilkellii.
Karmak, kark, okluk dolu, yaknlk-skklk dolu bir ilkellik. Sosyal-tesi ve sonular nceden
kestirilemeyen bir toplum her eyi ile Baud-rillard'n gzlerini kamatryor. Amerika evreni onun
gzlerinde iz brakmadan "an be an" katedip, geip, yok oluyor. Elinden avucundan kayor.
Her eyi Yeniden Bulmak
Sadece, diyor Baudrillard, Amerika'nn priten anlay ekolojik ve biyolojik olan icat edip, derin bir
ekilde rkla dayal dlamay srdrekld. yle ki, her ey; insan, doa, elence saklanan, simle
edilen bir "rezerv" olarak saklanabiliyor. Hzn iinde "an" ebedi gibi durdurulabiliyor. Ancak hz
iinde yuvarlanmak, araba srmek ayn zamanda bellei de yok edici bir
194
Kamu Alan ve Entelektel
eylem. "Her ey yeniden bulunmak zre siliniyor". Ancak; bir noktadan sonra yle tuhaf bir ey
olabiliyor ki, Baudrillard'a gre, hareketin kendisi yn deitiriyor. Mekan kendi iradesi ile kateden
hareket, mekann kendisini yutmasyla deiime uruyor: Direnmenin ve yolculuk sahnesinin sonu.
Artk msteh-cenleen bir mekan hakim. talyan mucizesi: Sahnenin mekan. Ve, Amerikan mucizesi:
Mstehcenin mekan. Ar scak bedenin "yersizyurdsuzlamasnn" (Trke eviride
"alanszlatrlma-s" olarak evrilen Deleuze ve Guattari'nin kavram yersizyurd-suzlamadr).1 Cinsel
haz verici ekli olduu iddia ediliyor, Ba-udrillard tarafndan.
New York
- Kaliforniya'nn tersine New York'ta baka bir dnya buluyor Baudrillard. Megalopollerdeki insanlar
gkdelenlerin arasnda gitgide daha gler yzl. Ancak; Baudrillard'n focus'n artt-rrsak yeni bir
tuhaflk ile kar karya kalacaz; nk bunlar birbirlerine glmyorlar, sadece kendilerini gler
yzl klyorlar. Daha iddetli bir mstehcenlik, reklamn lgnlnda beyaz dili, ancak; bunlar
gzlerinin ii glmeyen insanlar, sadece yryorlar. Yalnzlk. Yalnz ve hzl yryen ve yemek yiyen
insanlar. Sefalet de var, ancak; Baudrillard'a gre, sefaletten daha znt verici olan tek bana yemek
yiyen insanlar. Akdeniz insannn ters yz edilmi hali: kamu alannda yalnzlk: "Tek bana yiyen
ldr."
Niin yalnz yedikleri sorusunu soran bir Akdenizlinin anlamas lazm gelen ey ise onlar birbirine
balayan bir elektrik akm: Yakndalk-skklk. Bu insanlar belki yalnzlar, dnmyorlar; ama
Kuzey Amerika'da "mekann kendisi dncedir" diyor Baudrillard. Sokaklar dolduran bu insanlar her
an yayorlar. "Amerika'da yryen yok" eklindeki bir nermeyi New York iin deil Kaliforniya iin
yapmak lazm; nk New York sokaklar sabaha kadar insanla dolu: Evsiz barkszndan elenen
yksek sosyeteye kadar. Baudrillard sinematik adn veriyor
1 Bkz., Deleuze-Pamet, Diyaloglar, Balam Yay , 1990.
195
Postmodern Grnt
bu sokaklara, belki tarihi ve politik hareketlilik Avrupa gibi deil; ama deiimin hz ve iddeti,
teknolojinin younluu, deiik rklarn ve kitle iletiim aralarnn hareketi politik ve tarihi hz oktan
solluyor. Yollar, sokaklar kateden jogging yapanlar, spor yapanlar, marjinaller, uyuturucu
mptelalar, aklndan zoru olanlar, sefiller, katiller, zgrce oradan oraya hareket ediyorlar, tpk polisin
disiplinci bir ekilde hareket ettii gibi. Herkes ayn eyi sylyor: "I did it!". New York Maratonuna
katldm: I did it! Aya gitmek de ayn ey: "We did it!" Yaptm ve yaptk. Yaanmlk ve macera

ruhunun ispat bu slogan. Kantlaya-bilme zerine bir sze inanma kltr bu. "Deliyim" derseniz
herkese gre delisinizdir."Namusluyum" derseniz de namuslu-sunuzdur; aksi ispatlanncaya kadar.
1986'dan 1996'ya
Franszcas 1986'da Grasset Yaynevi'nce yaymlanan Amerika'da baz eyler Baudrillard'n bahsettii
hz iinde deiime urad. Dnyann corafyas deiti. Ar salar ykseldi: Soykrm deneyleri
yaand ve "Yeni Dnya Dzeni" adnda bir siyasi ve askeri oluum ortaya kt. Amerika'nn Ortadou
ve Suudi Arabistan'da askeri younluu oald. Demokratlar ABD'de seim kazandlar ve
birok yolsuzluk alkantsyla alkalandlar; ancak btn bunlar Amerika'nn insanlarn ok deitirmedi; simlasyon dnyas ivme kazand ve Disneyvvorld Paris'e geldi.
New York'ta alnan polisiye tedbirlerle su orannda dme grld, polislerin disiplini gvenceyi
arttrd. Kolektifin imkanszl zerine kurulu bir sosyallemenin krizi ile cemaatlerin yardmlamalar
ve dnyay global bir btn olarak alglamalar younluk kazand. Reagan'n balatt ultra-liberal
politik ekonomi krize girmeye balad ve hatta Dnya Bankas bile gelimekte olan baz lkelere daha
devleti politikalar nerdi. Ult-ra-liberalizmin sefaleti arttrd kanaati younlat. Ancak; bunlarn
ou zaten Baudrillard'n o yllardaki ilgisini ikinci de196
Kamu Alan ve Entelektel
receden eken eyler. Ve zaten toplum Baudrillard'n yazm olduu gibi "ilemeye" devam ediyor. Los
Angeles'te gne sis (smog) ile birlikte iklimi etkilemeye devam ediyor Amerikallar yneticilerinin
deerine inanp inanmamaktan ok inandrclna gvenmelerini srdryorlar. Hkmet programlar
amar tozu reklamlarna benzemeye devam ediyor.
Burada "ayartma" yok artk, ama mutlak bir byleme var. Yaamn estetik ve eletirel tm ekillerinin
yok oluunun cazibesi var: kin ve gnee dein. Estetiin sonu. Sadece dekoru-nunki deil (doa ve
mimari) bedenlerin, dilyetisinin, Avrupal suskunluun ve zihinselin, sosyalin, estetiin yok oluunun
eri olarak ele alnyor. Baudrillard'n Amerika's. ln ilerledii ve alan kazand bir dnyann virs
dolu yaamnn estetii: ln estetii, minerallerin, kum ve talarn ve su eksikliinin dnyas: Scak
be bir metafizik.
Doa bile bir manzara deil. Bitmi, sonlu mekan, eylerin glgelerini bile hatrlayamadklar, parann
bile deerini kaybettii, insanlarn kaybettikleri izlerin ve anlamlarn ardnda zenginliin anln
aradklar belleksiz alan iinde varln srdrebiliyor. Scak nesnel bir uyku gibi. Uyumaya ihtiyac
yok, rya ve bilindnn paras gibi "sizi kaplayp gtryor". Burada artk iddet bile yalnz ve
yorgun. Psikanalizin samalklarnn sonu. Smrge miras Avrupal zelliinin ve sekinliinin
parodisi. New York sokaklarnda insanlar gece yars yollar katetseler bile birbirlerine grnmyorlar
ve birbirlerini grmyorlar: bir galeride tablosuz bir al. Yves Klein'in havay sergilemesi gibi bir ey
bu sosyal durum.
Transestetik
Amerika, VVarhol'un tketim dnyasn gncelletirilen, VVarhol da Amerika'nn en belirgin
karakterlerini sanatna tad: Feti nesnelerle deer arasndaki denklemi buldu. Fetilerin deeri
olamayaca gibi veya mutlak deeri olaca gibi.
VVarhol'un imgeleri de kendi iinde anlamsz, ama mutlak deere sahip; ancak her trl aknlktan ve
arzudan yoksun
197
Postmodern Grnt
Baudrillard'n transestetik dedii bu durum, Amerika'nn trans-politik imgeleriyle buluuyor. Amerika
gibi VVarhol herhangi bir imgeden yola karak hayal gcn sfra indiriyor ve bundan tam bir grsel
mutlak rn meydana getiriyor. VVarhol, Amerika gibi bize tekniin tam bir yanlsamasn sunuyor.
Bunlar banal imgeler; nk zneyi yorumlayacak her trl eden yoksunlar: Politik akln sonu.
nk nesnenin kendisi artk zne zerinde damgasn vurmu. znel eletirel akln yerine znesiz ve
nes-nelleen dnyann ekimi altnda yaamaya balanld. Baudril-lard buna banal imgelerin
kanlmaz ironisi adn veriyor.
Baudrillard yazd ve imzalad: "20. yzyln yolu: 20 yanda patafizisyen; 30'unda sitasyonist;
40'nda topist; 50'sinde transversal; 60'nda ise viral ve metaleptik. Tm hikayem bu."
Cumhuriyet Kitap, 18 Temmuz 1996
198
Kamu Alan ve Entelektel
ORYANTALST HEGEMONYANIN GZEM
Batllama sorunu getiimiz yllar boyunca bir adalama olarak tm nc Dnya ad verilen
lkelerin ana sorunlarndan biri oldu. Oryantalizm perspektifi 18. yzyldan itibaren Bat'da olumaya
baladndan beri Dou'lu toplumlar evrimci bir tarih anlay iinde Bat ktlesi ile hesaplama iinde
toplumlarnda ilericiler ve gericiler olarak ikiye ayrldlar. 1784'de Bengal Asyatik derneinin 1795fde

Paris Ecole des Langues Orientales'n kuruluuyla birlikte, Bat devletleri Do-u'yu merakl bir
konumda inceleme altna almlar ve Do-u'dan bir konu (sujet) oluturmulardr. Bu tam da Said'in
Dou ve Bat arasnda olutuunu iddia ettii "epistemolojik ve ontolojik kopu"a tekabl etmektedir
(Bkz. Said# Oryantalizm, Pnar Yay.). Dier yandan Fransz smrgeciliinin Dou'ya almasn
oluturan Napolyon'un Msr seferi srasnda, 23 ciltlik bir Msr kitab hazrlatt bilinmektedir (Bkz.
Asaf Hseyin, Robert Olson, Cemil Kurei, Oryantalistler ve slamiyetiler, nsan Yay., 1989).
Franszlar gibi Societe Asiatique yannda, The Royal Asiatic Society ngilizlerin, Deutsch
Morrgenlandische Gesellschaft Almanlarn, American Oriental Society adndan anlalaca gibi,
Amerikallarn Dou toplumlarna olan ilgilerinin gstergeleridir.
Yeni Bir Perspektiften Oryantalizm
Fuat Keyman, Mahmut Mutman, Meyda Yeenolu'nun hazrlad Oryantalizm, Hegemonya ve
Kltrel Fark, (letiim Yay., 1996) Oryantalizmin, yapsalclk sonras ve smrge sonras
perspektifinden yeni bir okuyuunu oluturuyor. Bu yazar ortak olarak kaleme aldklar Giri
yazsnda, Dnya nasl "Dnya" oldu? sorusunu sorarak kitaba balyorlar. Kitabn, ncelikle
makalelerden olutuunu bize haber veriyorlar; Geoffrey
1B9
Postmodern Grnt
Batchen, Turul lter, Vicki Kirby, Deborah Root'un makalelerinden oluan kitap bir derleme
niteliinde, Oryantalizm sorununu yeniden farkl bir okuyuun perspektifinde ele alyor. Oryantalizmin
bir tarihi olduunu hatrlatrken, Dou'nun corafi bir yer olmak dnda, belki de siyasi bir anlam
olduunu vurguluyorlar. Bu anlam oluturan ey de, bir bakma, romantiklerin Oryantalizme
baklarndan ayr gibi dururken dier yandan da Aydnlanma sonras bir anda ortaya kan Fransz evrenselci Romantizmi ile Almanlarn milliyeti Romantizminin hep birlikte reaksiyoner bir dnyay
kurmaya balamalarndan yola karak; gnmzn smrge-sonras dnyasnn reaksi-yonerlii ile
belli bir paralellik kurmamz salyorlar. Aslnda bu dnyann sosyolojik ve uluslararas boyutunda
tam da bu reak-siyonerlikten dar kmay neren yapsalclk-sonras dncesinin atlmlarn
yeniden ortaya koymaya alyorlar. Dele-uze'n de hep vurgulam olduu gibi "Dou'ya gidile gidile
Bat'ya varlr" nermesini bir bakma yineliyorlar; ancak Bat metafiziinin Platon'dan beri ilerleyen
ve 20. yzyla tanan ikili ilemelerinin veya bir baka deyile ikili kartlklarnn bir yapbozumunu
gerekletirirken, Derrida'nn yapbozum (de-konstrksiyon) yntemi kitabn ana yntemi olarak gze
arpyor. Dou'nun veya uzak ve Ortadou'nun uluslararas siyasette edindii role gre, nerede?
sorusuyla, ancak yeni bir merkezden bakldnda, bu tanmlamann mmkn olabileceini
gsteriyorlar. Bu bak as ise, aslnda, yeni bir mesafelendir-meyi (belki de espacement diyebiliriz)
olaslkl klyor.
Oryantalizm ve Romantizm
Bu iliki ise siyasi olduu kadar efsanevi, psiik ve arzu dnyasna ait. Burada oryantal despotun
hareminin byk bir yeri olduunu Meyda Yeenolu-Mutman, Doulu'nun peesinin psiik ve
psikanalitik analizi ile hatrlatyor. Tpk, 15 Temmuz 1996'da kapanan Paris Grand Palais Sergi
Salonu'nda "romantik yllar" adl sergide sergilenen Eugene Delacroix'nn "Sarda-napale'in lm"
adl yaptnn sefahat ve ehvetin iddetle b20
Kamu Alan ve Entelektel
tnletiini gsteren tablosunda olduu gibi.1 Hatta Geot-he'nin sanat yazlar arasnda yaymlanan
1819'da yazd ve Alman idealizmi ile romantizminin ana hatlarn izdii "Do-u-Bat Divan
zerine Notlar" adl yazsnn ve Hugo'nun "Or-yantalleri"nin Oryantalist bir bak nasl
evrenselletirebilecei zerine kurulu olduunu gstermeleri; bunlarn psiik olduu kadar ebedi
araylar olduunu hatrlayabilmemizi salamaktadr. Yazarlarmz bize tm bir temsiliyetin bir kltrel
temsiliyet biimi olduunu ve bu ekilde gereklik kazandn belirtirler. Hatta Gazi mahallesi
olaylarna kadar Bat'l The Guardian ve Economist gibi "tannm ve saygn Batl yayn organlarnn
olaylar analizinde hl bu oryantalist perspektiften kamam olduklarn izlemenin mmkn
olduunu yazyorlar. Ancak hemen ardndan, oryantalizmin ille de arptlm bilgilerden olumadn
ayn zamanda da doru bilgilen olduu kadar doru "arzu dzenlemelerini" de verebildiini kabul
etmektedirler. Burada nemli gibi duran bu ekildeki Batl znenin "evrensel normlarda ve merkez
olarak" sunulmasdr. Tm bir merkez ve evre literatrnn, belki de# geliimini salayan sylemi
buradan okuyabiliriz: evrenin de kendini evre olarak grmesi ve tm bir gelimemitik tarihini evre
konumundan okumaya kalkmas. Bu okuma bizi Nietzsche'nin, Hegel'in kle ve efendi diyalektiinin
eletirisine doru srklemektedir: Klenin efendi perspektifinden deil de kle zihniyeti ve perspektifinden olay alglamas. Kendi konumunu buna gre kurmas.
lerlemeci Tarihe Kar
Belki de bu okuma iinde Mutman, Yeenolu ve Keyman# oryantalist bir sylemle birlikte "uygarlar"

veya "siviller" ile "ilkeller" veya "ikinciler" ayrmnn ortaya ktn anmsatyorlar: "Benzer trden
bir karlatrma "ilkel" denilen Afrikal, Amerikan ve Avustralyal yerli toplumlar iin yaplmtr: Bu
toplumlar "devleti olmayan" toplum diye, yani bir eksiklik ile tanmlanarak
1 Bu tablonun bir analizi iin bkz , Therry Hentsch, Hayali Dou, Metis Yay., ev , Aysel Bora, 1996
21
Postmodern Grnt
kurulmutur" diye yazdklarnda, Pierre Clastres'n Devlete Kar Toplum2 kitabn hatrlatmaktalar.
Aslnda, Levi-Strauss'un yapsalc ynteminden yola kan Clastres'n analizi eksik zerine kurulu
olmaktan ok daha "uygar" olarak kabul ettii "yabanlarn daha demokratik bir toplum olduu inanc;
yani evrimcilik zerine kurulu olmayan ve devleti olan yani "ilerlemi" ve devlet kuramam yani "geri
kalm" toplumlar olarak ele alnamayacan gstermesi bakmndan nem tamaktadr. Tam olarak
Clastres'n kafasnda "eksik" zerine kurulu psikanalitik" bir anlay yoktur. Bu adan bakarsak,
Clastres'n yabanlarnn I Bat'nn "tekisi"nin tarafndan okuduunu syleyebiliriz. O hal-1 de,
yabanlar "zamansal olarak geriye itilmekten" ok evrimci bir zaman anlaynn dna ekilmitir. Bu
adan da oryantalist sylemin iinde ne kadar yerletirilebilmektedir? sorusunun meru olduunu
zannediyorum. nk, Clastres "Bat sistemini insanln ulat en son aama olarak" dnmez;
tersine bu okumann olanakszln, tpk yazarlarn da hemen sonra belirtmi olduklar gibi,
belirtmektedir. Ancak; uluslararas siyasette Bat d toplumlarn Bat'nn "tekisi" olduu inanc tabii
ki geerlidir. Yazarlarn da yazd gibi oryantalist sylem, bu adan, Bat'y olduu kadar Dou'yu da
ilgilendirmektedir -tabii ki Dou ve Bat'nn birer btnlk olmadn ve ayrk yaplar
oluturduunu gz nnde tutarak. Ayn ekilde marksist tarih anlaynn da bu "ilerleyen tarih"
zerine kurulu olmaktan teye geemediini de, Hobsbavvm'n "Akl dnemi" ve "sermaye dnemi"
eklinde ele alm olduu evrimci tarih paradigmas iinde kaldn, bunun da modernlii
oluturduunu syleyerek gstermekteler. Ve ite bu ekilde, diye yazmaktalar, "akl Bat ile
zdeletirilir", Bat kimlii "ilerlemenin ve tarihin ayrcalkl znesi konumuna" getirilir. Bu anlay
Bat rasyonalitesi iinde kurulan Ulus-devlet iin de geerlidir. Bat tarih yazmn evrensel ve merkezi
bir konuma tamtr. Keyman, Yeenolu ve Mutman, bu srecin "ideolojik" bir sre olduunu iddia
ederler: "Bat uygarl ayrcalkl bir statye" tanr.
2 Pierre Clastres'n Devlete Kar Top/um, Ayrnt Yaynlar.
202
Kamu Alan ve Entelektel
Kimliklerin Kimliksizletirilmesi
Dou ve Bat Kimliklerinin kendi ayrcalklarn koruduklar tezini de yapbozmaya uratrlar; nk
bu yaklam Derri-da'nn veya Deleuze'n de gstermi olduu gibi ikili kartlklar zerine
kurulmutur ve akln Bat metafizik tarihinden dn almtr. Bunun analizini yapbozmayla
(dekonstrksiyon yntemiyle); hiyerarik elikilerin gsterilmesiyle ve "ifte bir hareketle"
gerekletirmek mmkndr: Sistem "tersine evrilirken ayn anda terimler yerinden oynatlr". Bu
sayede zselci kimliklerin imkannn da ortadan kalktn gsterirler: Kimlik-sizleme srecine bir
giri olarak adlandrabileceim bu tarzda, kimliklerin "birbirinden deiik ve oul metinler ve
pratikler iinde nasl yayldn" gstererek, bu saf ve kategorik kimlikleri kirleten, kartran, datan,
oullatran bir mdahaleye maruz braklmas gerei zerinde durulur. Bu analiz biiminde,
yazarlarn da belirttikleri gibi, "Bat'dan yana olmak veya tersi" gibi kayglarn olamayaca
vurgulanmaldr. Ancak "kendi iinde hibir kltre itiraz olamayaca" gibi, "kltrel temsil" veya
bilgi'nin hi de sorunsuz olmadn anmsatrlar.
Cumhuriyet Kitap, 26 Eyll 1996
203
Postmodern Grnt
GUATTARI'NN EKOZOFJS
Felix Guattari ile Gilles Deleuze izo-analizin kuruculard Daha nce La Borde kliniindeki
deneyleriyle yeni bir ' kiyatri deneyimi kazanm olan Guattari, daha sonra Rene La*" reau, Georges
Lapassade vb. ile "Kurumsal Analiz" akm evresinde "yatay geililik" kavramn gelitirmitir. Daha
sonra Gilles Deleuze ile tanarak, 1968 sonrasnn kuramsal kitab L'Anti Oedipe'i yaynlarlar. Bu
srada Robert Castel ve Miche! Foucault ile birlikte Deleuze ve Guattari anti psikiyatrinin Fran-sa'daki
temsilcileri olmulardr.
Ekoloji kitabndan nce Psychanalyse et Transversalite (Psikanaliz ve Yataygeililik), Revolution
moleculaire (Moleku-ler Devrim), L'inconscient Machinique (Makinasal Bilind) kitaplarn
yazmtr. Deleuze ile L'Anti Oedipe (Anti Oidipus), Kafka (Minr Bir Edebiyat in); Rhizome
(Kksap) ve Mille Pla-teaux (Bin Yayla) Qu'est-ce que la philosophiel (Felsefe Nedir?) kitaplarn
yazarlar. 1980lerde Les annees d'hiver (K Yllar) kitab, Toni Negri ile yazdklar Les nouveaux
Espaces de Liber-te (Yeni zgrlk Alanlar) kitab yaymlanr. Sonra Cartograp-hie Schizo

analytiques (izo-analitik Haritaclk) kitab Ekoloji ve Cahosmos yaymlanr.


Ekoloji (Trois Ecologies) son yllarda yeiller hareketinin rgtlenme biiminden, yenilik
hareketleri ortaya karmak gerekliliini dnen Guattari, sadece evre kirlilii zerine kurulu
olmayan bir sosyal etik ve estetik ekoloji istenendedir: Bunun adna ekozofi demitir.
Felix Guattari Ekoloji adl yaptnda dnyann girdii tek-nolojik-bilimsel dnmlerle dolu
dnemin, zm 9et'r^m dii takdirde, yaamn varolmasn tehdit edecek ekolojik den gesizliklere yol
aacan saptyor. Btnsellemi Dnya KaP talizmi (B.D.K.) adn verdii sanayi-tesi kapitalizmin,
204
Kamu Alamrat ve Entelektel
hizmet retimine da>yvansin iktidarn medyalar, reklam
fTial Vmuoyu yoklamalaryla cggiderek daha adem-i merkeziyeti
V6 kellik reten bir yaplanrnrnaye kaydn ileri sryor.
ruattari'ye gre, B.D.K. b)i ir yandan her eyi atomize ederek
boyutuna indirgerken, >t~te yandan tekil olan nesnelletireQ\c sistemi bireyde iselletirrrrnektedir. Kapitalizm doay, hatta
ann iindeki doay dahi M<ltCirletirmi, bylece birey kapi3list sistemin eitli mekanllsarnm kesitii bir e haline geltir. Bu durumda bireyin >zznelligini belirleyen yine sistem ollaktadr. Bylece sanayi-tessi kapitalizm anda birey, kendi gerekletirmek zere eyler md olan bir zne deil, kendinde
sellemi sistemin drtledli ii# her istediini yapabilen, ancak
tekleri sistem tarafndan beMirlenen bir e olmutur.
Guattari, bu durum kar<snda yapsalc ve "post-modern" dncelerin insani mdahalU elerin
olanaksz ve/veya yararsz olduu dorultusundaki grmlerine katlmyor. Her ne kadar bireyin
nesnelletiini ve sistemmin bu nesnellikle znede iselleti-ini ileri srse de, bu durum karsnda
baz "sresel ka noktalarnn" olabileceini savun uyor. Bu ka noktalan, bireyin bilinli gzken
dzenli eylemi! lerinde deil, toplumsal ve bireysel pratikler ierisindeki anlanmssz kopu
noktalarnda kendilerini gsterecekleridir.
Ancak, bir eit yerinden oynama, "yersizyurdsuzlama" anlamna gelen bu durum, sisttteme tutarl
bir eletiri getirmek iin yeterli deildir. Zira, bilinocine varlmadan, zmlenmeden meydana gelen
bir zoraki lilllyersizyurdsuzlama", znelsellikleri ykma uratarak negatif faantasmagorileri
bilinaldnda sakl ddet gdlerini aa kcsaracaktr. Yumuak bir "yersizyurd-suzlama" ise
tersine insanrm ierisindeki iirsellii ortaya kara-Q*K sanat yaratclyla biii reysel praxis'\n
gereklemesine ne-den olabilecektir.
izo-Analitik . Haritacl ^ Ucan ekolne bakaldrman psikanalistler arasndan Guattari, 1 es
Deleuze ile birlikte ycesani bir analiz denemesine girdi. Fre205
Postmodern Grnt
ud'n indirgemeci ve mitoslardan kurtulamayan Ps ko(z)-analizine kar izo(fren)-analiz.
Kitabnda1 Guattari ortaya attklar yntemin bir haritacln sergiliyor.
Makinasal znelsellik srelerini ynlendiren drtl sistem unlar iermektedir: Soyut olan makinasal
bir filom ile ekonomi akmlar (libido, sermaye, emek ve imleyen) bir yandan yer-sizyurdsuzlamay
gerekletirirken, bu sre dier yandan varolan yurd ile bilinli evrenlerin znelsellik srecinde
yersiz-yurdsuzlamasn ieriyor. Yani, sistemde hem olaslklar hem de gerekten u anda varolan siz
konusu. Gncel filom gizil bir evrenin potansiyelliini tayorken, gncel gerek akmlar gizil gerek
topraklarda yersizyurdsuzlama srecine girebiliyor.
Guattari'ye gre ikili kartlklar ve belitseller (aksiyomatikler) zorunlu olarak "iktidarszlaan" bir
temsili sisteme doru gittiler: Yani "varlk" ve "yokluk" dncesi bizi bir kmaza soktu. Bunun
yannda terimli diyalektik yaklamlar da bizi, piramidal bir iktidar biimine (devlet-brokrasi-halk)
veya Chomsky'nin aa-vari ekillerine yolladlar: Bu yzden ancak, 3+n'lik bir yeni biim, aralarnda
hibir hiyerarik tz olmayan bir genilemeyi mmkn klabilir.
Bylelikle eski arkaik anlatm biimleri genelde sz ve iletiim zerine zmlemeye giriirken, izoanalizin yeni dzenlemeleri gitgide daha ok makinasal kanallarn at medyatik ve iletiimsel
akmlarn yardmlarn kullanmaktadr. Szkonusu olan makinalar sadece teknik deil, ayn zamanda
bilimseli, sosyal durumu ve estetii de ierirler. izo-analiz eski alanlarn suyunu tararak, merkezini
makina-insan oluundan alr ve anlatmn kodlara soktuu eyleri, kodlardan kararak yersizyurdsuzlatrr.
Gnn modasn takip eden bir postmodernizmi de eletiren Guattari, postmodern ad altndaki sanat,
ressam, heykeltra ve de mimarlarn istenildii kadar pragmatik yaklamda bulunduklar zannedilsin,
onlarn hl dilin ve szn yapsalc kavramndan teye gidemediklerini dnmektedir, nk on-

1 Cartographies Schizoana/ytigues, Gallee, Paris, 1989


206
Kamu Alan ve Entelektel
larn bu yapsalcla saplanp kalmalar hibir zaman mik-ro-politikann ve estetiin zmlemelerine,
yahut bilindmn yeni znelsellik olularna eklemlenmeyi getiremeyecektir. Sorun byle bir
kmazdan nasl kurtulabilinir? Gnmzde maki-nasal-sinyalci maddelerin (banka kartlar, enformatik
kotlar vb.) iinde kalmamz bir felaketi dourmaktan ok (nostaljik bir modemist dncenin temas),
tam tersine, yeni zgrlk ve yaratclklar beraberinde getirme imkanna yol aabilmektedir. Hibir
ey bireyin yeni makinasal kanallardan yeni zgrlk ve bireysellik sreleri yaratmasn
engelleyemez. Yeni alternatif hareketler makina-insan olularndan gemektedir. Makinasal-lk ve
hmanizma i iedir. Burada nemli olan sinyal sistemiyle ileyen maddelerle kolektif ve bireysel
znellik maddelerini birbirlerinden ayrmaktr. Birincilerin da ballna ve karar verme merkezleri
arasndaki g ilikilerine saplanmasna karn, ikinciler her trl btnc manta boyun emeyi
reddeden kendikendine gndermede bulunan sylemsel mantklara baldr. Bu ikincinin adna
(1970'lerden beri) "organsz beden"in mant adn koymaktadr Guattari ve Deleuze.
Freud'n bilind terimini sadece alkanlktan kullandn yazan Guattari, bu terimin yerine
"Anlatm dzenlemesi" terimini tercih etmektedir. nk Freud' bilindndan ayr i-zo-analizin
anlatm dzenlemeleri her trl ailevi ilikiye indirgemeye kardr; onun ura alan gelimi
kapitalist toplumlardaki kolektif ve bireysel oluumlar hareketlendirmeye almaktr. Bunlar kozmik
bitkisel, hayvansal ve insani oluumlardr. Bir rnekle balansnn orkide oluu, orkidenin de balans
oluu ikisinin de baka bir ey olmasndan gemektedir. i-zo-analiz imleyenci bir yorumun alann
terkederek, anlatm dzenlemelerinin kefine doru yola kar. Bu yol zerinde, znel etkileimleri ve
makinasal nedenleri aratrr (Estetik, din, sosyal ve ekonomik ve hatta biyolojik olan, herhangi bir
dzende bulunan, evrimsel filom ve yaamn sresellii).
Toplumlarn bugnk znellik srelerinde somut haritalarn karan izo-analiz iin esas
mtasyonlar belirleyip, kltrel,
22
Postmodern Grnt
jiillJj iffl
ekonomik sosyal yeni ekipmanlar ortaya karp, yeni biyolo-jik-teknolojileri, zaman kristalletirmeye
alan makinalar, ye> ni enerjileri ve maddeleri aratrmak nemlidir. nk btn bunlar bir felaketi
ortaya karabilecei kadar, yeni sosyal dzenlemelerin bunlar, kolektif bir ekilde, ele almalarna da
baldr. Toplumlarmzda sorulmas gereken sorulardan biri de btn bu enformatik, telematik,
robotik, brotik ve bi-yo-teknolojik devrimlere ramen, nasl hl eski arkaizmimizi korumaya
altmzn ve bylece her trl yersizyurdsuzla-may nasl yerineyurduna sokarak reaktif
duygularmz yeniden gndeme sokabildiimiz sorusudur. Gncel znelselliklerde nasl din arkaizmi,
rkl, sekinlii hl tayan toplumlarn, bu yeni devrimlerle ilikilerinin baka gizil kanallardan
geebileceinin olanaklarn aratrma sorunudur.
Bu yeni yaratcl nlemeye alanlar, sorunlara kapitalis-tik bir yol arayarak; eski zamandaki
iktidara heveslenerek, halkn haklarn snrlamay ve insanlar cinsine, rkna, cinsiyetine gre
kategorilere koymay dlyor. Dier yandan, kapitalizmin her trl gelimeyi koruyan bir sistem
olduunu zannedip, modernliin getirdii her eyi kabul edenlerle insani yaratclklar radikal
zgrlklerdeki fantazmlarda arayan ve kronik bir mar-jinallik iinde kendilerini %sosyalizmkomnizm" duvarlarnn yzeyleri arkasnda saklayanlar var. izo-analizin amac bunlardan kp, yeni
yollarn arayna girmek. Bunun iin de, yalnzca, kendikendine-gndermede bulunan politik, estetik,
sosyal bir anlatm dzenlemesi herkesin kendi gizliliklerini tamamen stlenmesine olanak
verebilecektir. Bu yeni znelliklerin ve srelerinin yaratlmas medyatik dnemden post-medyatik bir
dneme salam temellerle gemeyi salayabilecektir. Yoksa Btnletirici Dnya Kapitalizminin
alternatifi eski arkaik znellikleri yeniden dzene koyarak, bir eit st-benlii arkaik imgelerine
oturtacaktr. Birok lkede (Japonya, Brezilya gibi) grlen mthi bir "high tech" ile din arkaizmin
birarada gelimesi grngs eski zamanlardan kalan bir miras, yeniden yerineyurduna soktuunu
gstermektedir. Guattari'nin dilei her trl
208
Kamu Alan ve Entelektel
"benzer" ve bir hlya haline gelen sosyalin yeniden dnlmesi gerektiini dnenlerin, kendi
kelerinde de olsa, bu sorunlar gndeme getirmeleridir. nk iktidarn kendi znellii gkten
"zembille indirilmemitir". Veya herhangi bir bilginin kromozomlarna kaytl deildir. Bugnn bilgi
ve iktidarn bi-lindndaki biimlerinin evrensellii diye bir ey de yoktur. Bunlar psyches'n'm
gnderimlerindeki mithoslara derinden derine bal kalmamtr, bu nedenle byk zgrlk alanlarna
doru bir yola kma ilemi balatlabilir. Kendikendine gndermede bulunan eylemler, bilgi ve

iktidarn bugnk ekillerini patlatabilme gizilliini tamaktadr.


209
Postmodern Grnt
TARHMZDE DILANANLAR VE DEMOKRAS
Sz hakkna dahil olmak her toplum iin geerli olmamtr. nl Fransz filologu Georges DumezTin
aratrmalarndan ortaya kan sonuca gre; Hint Avrupa toplumlarnda l ilev ideolojisi vardr:
Bunlar, Egemenlik (politik ve din); Savalk; ve reticilik (doum dahil) lsdr. Bu toplumlarn
tarihlerinde belirli snflarn veya zmrelerin bu l ideoloji ilevine uyduklar tarihilerce
gsterilmilerdir (Bkz., Georges Duby, Les trois ordres au imaginaire du...f Gallimard, 1978). Trk
toplumlarna bakldnda daima birilerinin szden yoksun olduu gze arpmaktadr. Trklerin ele
geirdikleri veya ortaya kardklar devletlerde turann egemenlik sembol olarak, bismillah'n yerini
ald grlmtr (gerek Memlklerde, gerek Seluklu ve Osmanllarda). Son yllarda kan bir kitaba
gre Kk Trklerde de l bir ideoloji mevcuttu tezi gndeme gelmitir (Bkz., Sencer Divitiolu,
Kk Trkler, Ada Yay., 1987). Bir Hint Avrupa dili olmayan Trke ile Trk toplumu arasndaki
yaknlk dilbilimcileri olduu kadar sosyolog, tarihi ve siyasal bilimcileri de ilgilendirmektedir; nk
sonuta hepsini ilgilendiren bugnn tarihidir. Bugnn tarihi, ayn mekan zerindeki tarihi srelerin
incelenmesini iermektedir. Ayrca bir mekan ruhundan bahsetmek hi de kurgu bilim yapcl iine
girmek anlamna gelmemelidir. Jung'un kolektif bilind terimi, bilin ile bilindnn ortaya kt
alana verilen addr. "Bilind bir dil olarak yaplanmtr" nerisinin de belirtmi olduu gibi, dil ile
gnlk yaam arasnda doru bir orantnn varlndan sz etmek ve bugnne baktmzda tarihimizle
bir ilikiye girmek mmkndr. Ayrca tarihten ok bugnmzn ne olduu, bugn ne yapmann
mmkn olduu sorunsallar geerliymi gibi gzkmektedir. Nietzsche'nin {Tarih zeri21Q
Kamu Alan ve Entelektel
ne, Say Yay.) kitabnda gelitirdii temalardan biri# tarihin yorum tamas ve olgular yalanlayabilmesi
deil midir? Nietzsc-he ikinci blmde yle yazar: "Tarih yaayanlara bakmdan baldr:
Yaayanlarn etkin ve bir eye erimeye abalayan kimseler olmalar bakmndan, koruyan ve sayg
duyan kimseler olmalar bakmndan ve ac eken ve kurtulua gereksinme duyan kimseler olmalar
bakmndan." (a.g.e., s.75).
Demek ki, tarih ile balarmz bugnn anlalmas iin vardr diyebiliriz. Dnn tarihine saklanarak
hareket edemeyiz, atalarmzn baarlarn vemeyiz. vsek de, bugn yaplacak iler bakmndan
ilevsiz bir eylemde bulunmu oluruz. Soru: "bugn ne yapabilirim?" olmaldr. Tarihimizle bir
yersizyurd-suzlama srecine girebilmek, yeni olulara gemekte en geerli yoldur gibi gzkyor.
Ama, bu tarihi yadsmalyz demek deildir. Tarih zerine yaplan inceleme ve aratrmalarn boyutu
"artk ne deiliz?" diyog-nostiine erimek olabilir. Gnmzn epistemesinin ne olduunu bulmak ne
olmaktan ktmz anlamamzla edeerlidir.
Tarih boyunca dlanmlarn olduu bir toplum, Fransz devriminin yaratcs olarak ortaya konulan
"nc tabakann" (Tiers Etats) varolmad bir toplumdur. Bu toplumlarda "sivil toplumun"
gelimesi iin yeterli koullarn olmad gibi, devletin tepeden inmeci karakteri de arlk tar.
Bylece her eyi devletten bekleyen, kaderci, pederahi bir toplum yaps ortaya kar. Bu yapnn
krlmas iin yaplan "direnme odaklar" tarih iinde eitli olaylar oluturur. Toplumun iindekilerin
veya toplumca dlanmlarn (kadnlar, ocuklar, deliler, mahkmlar) direni hareketleri arasnda
rencilerinkiler ok kez "arzularna yenilen hayalciler" olarak nitelenmilerdir. Merkezi yapl
partilerin "tek boyutuluu" karsnda zaman zaman direni gsteren bu odaklar, bazen de bu
"tekyaplarn" iinde erimilerdir. Bu tarihi pratik bize tek yapl bir iktidarn olmadn gstermitir.
rgt ii iktidarlar iin devlet iktidarlar kadar erk-varidir denebilir. nemli olan "iktidara gelmek"
deil, bundan kaarak yeni bir silah bulmak ve iktidarn yapsn deitirmektir. Her toplumun kendine
gre iktidar biimlerini yeniden ret211
Postmodern Grnt
tii bir gerektir, onun iin her toplumun kendine ikin iktidar yaplarn bulmak lazmdr. Bylece
kiminle mcadele edilecei ortaya km olur ve "boa yumruk sallamaktan" kurtulunur.
ktidar kuramclarndan Michel Foucault iktidar ve Bilginin i ieliini gstermitir. Ve son
almalarnda iyi veya kt olarak nitelenemeyen bir ynetim modelini Eski Yunan toplumlarnda
bulmutur: Bakalarn ynetmeden nce kendi kendini ynetebilmek (Bkz., Foucault Cinselliin
Tarihi] Afa Yay.) ana sorunsaldr.
Ancak tek yapl iktidarn mant tek bir direni oda ve iktidar odann varolduunu sanabilir.
Ayrk yapdaki bu odaklar kimin kiminle ve neyle mcadele etmesi gerektiini gsterecektir. Bu
adan alndnda alk grevleri karsnda iktidarn tek hedef alnmas dndrcdr. Ayn ekilde
eski adalet bakan Sungurlu'nun "taviz vermedik, bizim mahkmlarla pazarlk etmemiz sz konusu

deil" demesi, karlarnda tm bir mahkmlar srsn bulmalarnn mantn ortaya karr.
Aslnda mahkmlar ve tutuklular, sz sahibi olmak istemiler ve "sessizliklerinin" szlerini kamuoyuna
duyurmulardr. Aydnlar da mahkm ve tutuklularn bu skunetinin iddetindeki eylemlerini kk
alk greviyle desteklemiler ve bir bakma sz verilmeyen mahkmlarna sz hakk verilmesini
salamaya almlardr. Sz hakkn neden bakalarna vermek zorunda kald sorgulanmayan
mahkmlar kendi zgn ve zel koullarn kendileri savunmaldrlar. Bu hakk kimseye vermeden
kendi szlerinin dinlenmesi iin kamuya alabilmelidirler. Bu ekilde, kk birimlerde toplumsal
"dlanma mekanizmalar" ufak delikler alacak ve buralardan szan "arzular" yeni dzenlemeleri
getirmeye alacaktr. kinlik plan zerine kurulan bu direnme biimleri sz hakk elinden alnanlarn
szlerini ortaya karmaya yarayacaktr. Bu ekilde dlanma mekanizmalar iinde bulunanlarn
szlerini anlatma hakk sorunu ortaya kacak ve "boyun eme, usta rak" ilikileri zerine kurulu
pederahi, pat-rimonyalist toplum yaps gedikler vermeye balayacaktr.
Ynetilenlerin sz hakkna dayal demokrasi de, bu ekilde, kendisine yeni eler bulacak ve
dlanmlarn da bu demokrasiden yararlanmalar mmkn olacaktr. Demokrasiler ne kadar
212
Kamu Alan ve Entelektel
katlmc olurlarsa o kadar demokratik yapda genileme olabilecek, o kadar demokrasi mcadelesi
taraftar bulabilecektir ve bu lde de "sivil toplum" odaklar yerleerek, toplumun iinde
eriyebileceklerdir. Bu salandnda ancak ekonomik eitsizlikler arasndaki denge oyunlar da yeni
dengelere ulaabilecektir.
Toplumun iinde yaayanlar, yasal haklardan yararlanan ve yararlanamayanlar (mahkmlar, deliler vb.)
hep beraber, bundan yirmi yl nce Sartre'n sormu olduu soruyu sormaldrlar. Yataybiimli ve
yataygeili (transversal) mcadeleleri ortaya karmak iin herkesin gnlk yaamnda hergn
karlat sorunlar karsnda: "Ne yapabilirim?" sorusunu sormas "vatandalk hakk" olarak bir sivil
toplum gereidir. "Somut ve tekil konumlarda eylemlerini neye gre ynlendireceim?". "Kullanabileceim bir pusula var m?" Sartre bu sorular yle yantlamtr: "Ktphaneye git ve on yl sonra
yeniden konuuruz". Kitap ve gazetenin sokulmad mekanlarda Sartre'n nerisini takip etmek
olanakszlasn Bu durumlarda Sartre'n sz "samalar". Beklemeye zaman m kalmtr? Sartre iin
ancak "zgr insanlar ne yapabileceklerini bilmektedirler". Ama ya zgr olamayanlar? Onlar iin
"kendilerinden baka pusula yoktur". Sadece kendi eylemleri "kuzeyin ne tarafta olduunu gsterir".
Bu balamda yeni bir soru sorulmaldr: "Kendi zgrlmden ne oluturmaktaym?" nk hereye
"izin verilmemitir". Arnn zgrlk olduu bir deere nasl ulalabilir? Bir etik sorunu, burada, bagsterir. Ancak bir etik zerine kurulu mcadeleler tarihin akn, gerekten deitirebilir ve
dlananlarn demokrasiye katlmalarn salayabilir. "ncler (Tiers Etats) szn bile ender
durumlarda verildii toplumlarda, mtasyon denecek bir sreksizlik biiminde varolabilir. Tarih, bu
ekilde, devrimcileir. Dlananlar, bylece, yataygeili mcadele yollarn yaratarak demokrasiye
katkda bulunabilir ve gerek bir sivil toplum biimini ortaya karabilir. Yoksa bir Nazi'nin sylemi
olduu yanlgya deriz: "Ancak dlananlarn olduu, klelerin bakalar iin alt yerlerde
demokrasi mmkndr" gibi sama bir sze gnl balarz. Katlmc demokrasinin yeni ekillerini
dnmek zamanndayz artk.
213
XAY
III. Blm
SANAT VE CNSELLK
Sanat ve Cinsellik
GNMZ SANATINDA YARATICILIK
Berlin doumlu Georg SimmePin (1858) gnmzde de bir saygnlnn olmasn kimi evreler
postmodem durum ile birletirirlerken, kimi evreler onun VValter Benjamin'i etkilemi olmasn
gznnde tutarak, ehir, kadn gibi temalarla modernlii ele almasnn gnmz ehir ve metropol ve
megalopoller balamnda bir analiz ierdiini ne srmekteler. Aslnda sosyoloji, felsefe ve sanat
konular zerine eilmesi bakmndan gnmzdeki sanat ve sosyoloji kesimesinin bir kuramcs
olarak nem tamaktadr; ama Goethe, Rembrandt gibi sanat ustalar zerine yapm olduu almalar
bu yaklam ile birlikte ele alnmamtr.
Georg Simmel 1907 ylnda kaleme ald "Hristiyanlk ve Sanat" adl denemesinde sanat hakkndaki
dncelerini gelitirmekteydi. Sanat ele al tarz bugnn ve ada sanatn sorunsalna yakn gibi
durmamaktadr. Sanatn yaamdan baka bir ey olarak aln, hatta yaamn kart olmas, bugnn
toplumsal yaam ile sanat adalatran sanat anlayndan onu ayrr. Sanat bir fantezi olarak
dnmesi bakmndan sanat anlayn ele alrsak, gnmzde sanatn bir o kadar yaam kuvveti
tad tezleriyle tam bir kartlk iermektedir. yle ki, Fransz sanat Dubuffet'nin adna Brt Sanat
dedii, ocuk ve akl hastalarnn resimlerinin davurumsall; sanatn bir fan-tasya olarak ele

alnamayacann en gzel gstergelerinden biridir. Bunun yannda Deleuze ve Guattari, psikiyatr


Oury'nin veya 19601 yllarda Laing'in Marry Barnes vakasn ele al, psikodramatik bir ortamda
doktorun hastasyla birlikte ortak sorunlar yaamas, hastann sessizlie mahkum edilen diline sanatsal
ifade imknlar sunmasn gndeme getirmiti. Aslnda, ok eski bir aman pratii olan sanat ve
yaamdaki dirim217
Sanat ve Cinsellik
GNMZ SANATINDA YARATICILIK
Berlin doumlu Georg Simmel'in (1858) gnmzde de bir saygnlnn olmasn kimi evreler
postmodem durum ile birletirirlerken, kimi evreler onun Walter Benjamin'i etkilemi olmasn
gznnde tutarak, ehir, kadn gibi temalarla modernlii ele almasnn gnmz ehir ve metropol ve
megalopoller balamnda bir analiz ierdiini ne srmekteler. Aslnda sosyoloji, felsefe ve sanat
konular zerine eilmesi bakmndan gnmzdeki sanat ve sosyoloji kesimesinin bir kuramcs
olarak nem tamaktadr; ama Goethe, Rembrandt gibi sanat ustalar zerine yapm olduu almalar
bu yaklam ile birlikte ele alnmamtr.
Georg Simmel 1907 ylnda kaleme ald "Hristiyanlk ve Sanat" adl denemesinde sanat hakkndaki
dncelerini gelitirmekteydi. Sanat ele al tarz bugnn ve ada sanatn sorunsalna yakn gibi
durmamaktadr. Sanatn yaamdan baka bir ey olarak aln, hatta yaamn kart olmas, bugnn
toplumsal yaam ile sanat adalatran sanat anlayndan onu ayrr. Sanat bir fantezi olarak
dnmesi bakmndan sanat anlayn ele alrsak, gnmzde sanatn bir o kadar yaam kuvveti
tad tezleriyle tam bir kartlk iermektedir. yle ki, Fransz sanat Dubuffet'nin adna Brt Sanat
dedii, ocuk ve akl hastalarnn resimlerinin davurumsall; sanatn bir fan-tasya olarak ele
alnamayacann en gzel gstergelerinden biridir. Bunun yannda Deleuze ve Guattari, psikiyatr
Oury'nin veya 19601 yllarda Laing'in Marry Barnes vakasn ele al, psikodramatik bir ortamda
doktorun hastasyla birlikte ortak sorunlar yaamas, hastann sessizlie mahkum edilen diline sanatsal
ifade imknlar sunmasn gndeme getirmiti. Aslnda, ok eski bir aman pratii olan sanat ve
yaamdaki dirim217
Postmodern Grnt
selliin nemsenmesi, Kuzey Asya, Hindistan gibi birok corafi alandaki yaayan insanlar tarafndan
pratik edilmitir.
Burada hemen durup, Simmel'in bu ayrm ortaya koyarken, baka bir adan insan ve sanat eseri
arasndaki ilikinin ve mesafenin belirlenmesi iin ne kadar aba harcanmakta olduunu syleyebiliriz:
Simmel'e gre, sanat eseri tamamen biim olarak insanlara gerek nesnelerin biimlerinden daha
yakndr; nk bu nesneler insanlarn kullanmlar iin retilmilerdir, halbuki sanat eserinin bir
zerklii vardr. levsizdir. Bir ara deildir. Simmel'in bu nermesi Dubuffet'nin Brt sanat ve
ada sanatn yaam ile sanat arasndaki mesafeyi yok etmeye alan anlay ile kartlk
oluturmaktadr. Ancak; aslnda Simmel'in paradoksal bir ekilde belirtmi olduu birey vardr. O da:
Sanat eserinin zerklii, yalnzca kendisi olmas, onun her eyden daha nemli olmasnn yannda
insanlar iin her ey olmaya ynelimli oluudur.
Geri ada sanatn nemli ke talarndan biri olarak kabul edilen Dubuffet iin sanat eseri eserin
sslenmi deil, brt halidir; ama Simmel iin de eserin brt veya deil (Simmel iin byle bir
kavramn ok anakronik kalacan hi dnmeden syleyebiliriz), eser kendisidir ve bir btnlk
olarak, dsal hibir eyle iliki iinde olmak zorunda deildir. Bu nermeyi biraz amaya kalkarsak,
eserin dsal bir eyle ilintili olamayacann sylenmesi, eserin yukarda yazm olduumuz gibi,
toplumla veya herhangi bir ilevlilikle de ba olmamasn gerektirmektedir. Esere bakanlarla eser
arasnda bir mesafenin var olmas anlamna gelen bu yukardaki nerme yaamla ve toplumla araama ilikilerinin dnda bir balantszlktan sz etmektedir. Ancak; gnmz plastik espas
anlaynn geliimi dorultusunda eserlere veya ilere deindiimizde, Simmel ile, here-ye ramen
bir mesafe olduunu yeniden hatrlatmak zorundayz; nk mesafeli bir temaa ilikisinin donukluu
yerine 1960'h yllardan beri, bakann esere katabilecei bir anlamlar btn araylar sz konusu
edilmitir. Halbuki Simmel, Kant iin olduu gibi, "ilgi d bir beeni" ile temaa edilen eser, me218
Sanat ve Cinsellik
safeli bir bakn alglanmas altnda durmaktadr. Gnmz sanat okumasnn sanat eserinin iindeki
ide'nin duyumsal bir davurumunu belirtmesi ile bir ban ok ender evrelerde kabul grmesi veya
hi kimse tarafndan byle bir alglann mmkn olmadnn iddias, 19. yzyln sonu ile 20.
yzyln bandaki sanat felsefesinin bugnk sanat, sosyoloji ve felsefe ilikileriyle uzak bir yaknl
olduu sylenebilir. Yeni bir plastik espas anlaynn ifade biimlerinden birini belirlemektedir.
Bu mesafenin darald, en uzak gibi durann aslnda en yakna gelebilirken, en yaknda gibi durabilen

bir eserin bakandan ve hatta eserin iinde durarak, eserin iine temaa etmekten ok uzak olan bir
izleyicinin, sanatseverin bakndan ok uzaklarda durduunu gsteren eserlerle kapl sanat dnyamz.
Bugnk durumda eser ve sanat; sanat eseri ve temaa etmekten ok eserin, iin iinde konumlanan
hatta kendi kendini konumlandran, yle ki, sanatnn bile pozisyonunu yeniden dnmesini salayan
sanatsever arasnda aradalk-halleri mevcuttur. Nesnelerde eyler-arasnda dnmek kksap yapmak
demektir diyordu. Claire Parnet, Gilles Deleuze ile birlikte ele aldklar Diyaloglar (Balam Yay., 1990)
kitabnda: "Kk deil, izgi izmek, nokta yapmaktr bu".
Bu nedenle de yeni bir plastik espasn ne anlama geldiini sorunsallatrmak iin, sanat tarihi ve
felsefesi iindeki baz genel grlerden (doxa) arndrmakla ykmlyz eseri. nc olann gncel
meruluk krizi iinde, nc olabilecek bir yaklam aratrmas iinde baz klieleri kafamzdan
silmeliyiz. Yaratclk belki de bu klielerle mcadeleden, onlarla ve onlarn temsili hayaletleriyle
boumaktan geen bir eylemdir.
215
Postmodern Grnt
MGE, NE HALLERDE?
Orhan Koak, mgenin Halleri (Metis, 1995) adl kitabnda, Mithat en'in resimlerine eiliyor. Orhan
Koak'n daha nceleri edebiyat yazlarndaki slbunu, burada da gryoruz. Aslnda, Orhan Koak'n
psikanaliz zerine ele ald sayfalar, ki bunlar daha nceleri Defter ve Sanat Dnyamz dergilerinde
1993 ve 1994 yllarnda yazm olduu yazlardr, belki de psi-kanalitik bir Plastik Sanatlar
zmlemesinin en olanaksz olduunu gsteren sayfalardr. Yorumlar boyunca, Orhan Koak; D.W.
VVinnicott'un "geisel nesnelerinden, Valery'nin "bulunmu nesne"sinden, psikanalizdeki imge
kavramna kadar, en'in paralanm, ve szde-btnlk oluturan bedenlerine doru dnsel-sorunsal
bir yolculua kyor. Her ne kadar Or-gansz Beden (Artaud, Deleuze ve Guattari) kavramnn en'in
bedenlerini aklamaktan yoksun olduunu ileri srse bile, Koak aslnda, ideolojik bir okumadan ok
noolojik (dncenin imgesi) bir okumay gerekletirirken, ister istemez Deleuze ve Guattari'nin
kulland kavrama, noolojiye daha yakn duruyor; ve, belki de, sanat eletirisi-okuyuu anlamnda
Trkiye'de yaplan en muhteem psikanaliz eletirisinde bulunuyor. Ancak, Orhan Koak bunun
farknda m sorusu sorulursa, "elbette" cevabn verebiliriz: "Sadece psikanalitik eletirinin deil, yapta
nfuz etmeye alan her trl eletiri ynteminin" kanlmaz zaafndan bahsediyor (s.40). Kendi
sorusunu unutan cevap "kendi kendine ilemeye" balyor. Ancak, burada bir nokta zerinde durmakta
yarar var zannediyorum: Orhan Koak "Yine de vazgemedim, bataki yorumu yine de geri
almyorum" diyor (s.40). Bu srada; iki soru. Orhan Koak kendisini niin psikanalitik yorumlardan
geri alamyor? sorusunu unutan cevabn kendi kendine ilemeye balamas eser'e bakann kendi i
sorunu olmaktan teye gidiyor mu?
220
Sanat ve Cinsellik
lk olarak, Orhan Koak'n "Cevabn sorusu" balyla ele ald yeni almasnda, psikanalizden ok
felsefe ve iir var. Sartre'n Genet'si, Adomo'nun Estetik Kuram (ki, Adorno da her yerde bilind
arayan psikanalitik bir sanat eletirisine kukuyla bakar), Aristo'nun Ruh zerine olan metni, Ahmet
Oktay'n Nazm Hikmet'in modernist imgesi (var olan gereklii bize sunmas), Oktay Rfat, Jacqueline
Cheniaux-Gendon'un srrealizmi, Paul Valery'nin nesnesine geri dn, Emanuel Levinas, Melih
Cevdet Anday ve Nurdan Grbilek sz konusu edilmekte. Grebileceimiz gibi, psikanalistler,
Koak'n yaz alanndan ekilmekteler. Birinci yazdaki (Klein, VVinnicott), ikinci yazdaki (Michel
Fain, Janine Chasseguet-Simgel) psikanalist-lerin etkinliinden ve basksndan hatta ekiminden
kurtulduka, Orhan Koak yava yava Oidipus'un Sfenks'e verdii "doru cevaba" yaklayor.
Aslnda, burada, sanata yneltilen sorular deil, tehlike ann oluturan Sanat alan da, dier felse-fesosyoloji alanlar gibi sorular sormakta ve cevabn sorunsal-latrmakta; bazen bulmakta bazen ise
aratrmaya devam etmektedir. Adorno'nun arkasna dnp baktnda birey grememesi gibi,
psikanalitik sorularla cevap aranmaya kalkldnda, belki de sadece, Valery'nin "bulunmu nesne"
adn verdii denizin kyda trpledii nesneyi bulmak mmkn olacak. Ancak psikanalitik sorular
sormaktan vazgetiimizde ortada byle bir sonunu olmadn, hatta sorunun olmadn deilse bile
gsterilecek pek bir eyin olmadn, Orhan Koak gibi grebiliriz, Mithat en'in resimlerine
bakarken. Her ne kadar "Cevabn sorusu" blmnde Melanie Klein'n "ilksel nesne"si ve Winnicott'un "geisel nesne"si yaznn banda yer alyorsa da; bu sanki daha nceleri yazdklarn hatrlatan
bir Giri'e benziyor.
kinci olarak, Orhan Koak yle diyor: "Yorum yapt (ve brakt izlenimi) anlamlandrabilir, ama
kurulan yorum erevesini anlaml bir anlatya dntren de yine yaptn kendisidir" (s.40).
Grlebilecei gibi, ikili bir etkileim sz konusu; ancak sorusunu unutan cevabn kendisi kendi
kendine ilemeye balyor. Bu, yine cevab beklerken sorann, Orhan Koak'n refleksi-yonunda ilerlik
kazanmaya balyor. Bu bakmdan, soruyu so-

221
Postmodern Grnt
ran ile cevab bekleyen ayn kiinin yorumu yine yapt sayesinde kendi kendine bir soru-cevap ilikisini
gndeme getiriyor.
Orhan Koak, bu nc blmde "psikanalitik yorumlarn her zaman deilse bile ou zaman ihmal
ettii bir baka ge olan" (s.41) yaptn tarihsel/toplumsal balamla ilikisini gsterdiinde, yukarda
yazm olduum "braklan bir psikanalizden" sz ediyor.
Mithat en'in yaptnn toplumsal ve tarihsel ieriine deinirken, Orhan Koak, Nurdan Grbilek'in
Vitrinde Yaamak (Metis, 1992) kitabndan faydalanyor Tamamen Foucault'cu olarak
nitelendirebileceim bir Trkiye analizi iinde, N. Grbi-lek bask ve yasan dier tarafta
bulunduunu hatrlatyor. Yani makro-iktidarn karsnda gibi duran mikro-iktidarn "yasaklayc deil,
oluturucu, kkrtc, ierici bir iktidar" biimi olduunu gndeme getiriyor. Orhan Koak ise, Mithat
en'in yaptlarnn toplumsal balamn orada kuruyor. Koak bu yllara "davurum yllar" (s.59) adn
veriyor. Adorno'nun "kltr endstrisi" adn verdii 19401 yllarn ikinci yarsnda balayan (Horkheimer ve Adorno 1944-45 yllarndan bahsetmekteydiler) bir toplumsal durumu ortaya koyuyor. Ayn
ekilde soyut Davurumcularn (Pollock, Gorky, Nevvman, Gottlieb vb.) gelitii yllarda, New York
ekolnn Soyut Davurumculuu ile Horkhe-imer ve Adorno'nun bahsettii "kitle toplumunun, kltr
endstrisinin davurumculuu ilikisi bu balamda ak bir ekilde ortaya kyor. Reklamn
hakimiyetini, insanlarn konuma ve tketim enerjisiyle, basks olmayan bir biyo-iktidarn (Foucault)
birlikte ilediini sylemeye aba sarfediyor, Orhan Koak. "Ruhun i dnyann ve hayal gcnn
istimlak edilerek yeni bir pazara dntrld bir dnem olarak" (s.59) ortaya konuluyor bu dnem
Trkiye iin. Bu durum "konukan Trkiye'nin" kapitalist pazarla aydnlarn da buluturmakta:
Reklamclar, danmanlar vb. Bu durum nc sanat iin de ayn fiili durumla ifade edilmekte: "Sanatn
taklit olmaktan kurtulmas ve kendi balamna kar eletirel bir uzaklkta yer almas iin alyordu"
(s.61) sanat. Bu durum, Deleuze ve Guattari'nin yazm
222
Sanat ve Cinsellik
olduu dilden konuursak, daha nceden "kodsuzlam akmlar st-kodlayan Devlet'in artk stkodlamaktan ok, olduu gibi kodsuzlam akmlarn kesimelerini rgtledii bir dnemi
gstermektedir (Deleuze-Guattari, Kapitalizm ve izofreni 2, Balam Yay., 1993, s.80). Burada
"akmlar, yersizyurdsuzla-ma ve kodsuzlamann kapitalist eiine eritiinde (plak emek ve
bamsz sermaye), dolayszcasna ekonomik hale gelen elde etmeyi salamak iin ayn hukuka ve
siyasi hakimiyete, Devlet'e ihtiya kalmad dnlr" (a.g.e., s.83).
Byle bir dnemde Mithat en'in resmindeki "suskunluun" iletiim patlamasna kar bir savunma
arac olarak grlebileceini" iddia ediyor Orhan Koak. Ancak, hemen arkasndan unu ekliyor.
Kandinsky'nin hatta Klee'nin resimleriyle sergi salonlarn gezen zengin-burjuva hanmlarnn elbiseleri
zerindeki desenlerle ilikisinin kurulabilmesi mmkn. Sonunda cevap soruyu sildi. Ortada birey
kalmyor. Dizinin herhangi bir annda apansz beliriveren o srt, o kendini silen ironi, biraz da bunu
bilmesinden, kendi etkisizliini grmesinden ve iletiimsizlik abasnn bile sonunda bir tr iletiime
dntn anlamasndan m geliyor?" (s.62). Aslnda, "Hep bir dil varsa, bu ncelikle ayn dili
konumayanlarnkidir. Dilyetisi bunun iin yaplmtr, iletiim iin deil, eviri iin" diye
yantlayabiliriz bunu, Deleuze ve Guattari'den yola karak.
Adorno Estetik Kuram (Paris, Klincksieck, 1989) kitabnda yle yazyor: "Mmkn olann,
refleksiyona kendisini verenin sonsuzluu, dnce ve sorun olmakszn yaplabilenin kaybn
engelleyemez. Bu mmknlklerin genilemesi birok boyutta bir daralma olarak ortaya kabilir".
Yani sanatnn yapmak istedii nc olarak da ortaya ksa, gnn birinde toplumsal sistemin siyasi
ve ekonomik deerleri tarafndan kaplmakla kar karya gelebilir, o zaman ne yapmal? Yoksa,
aslnda ortada boluktan baka birey yok mu? Ama bu boluu yaratacak abaya her zaman
ihtiyacmz var.
Toplum ve Bilim Psikanaliz zel Says, 1996 Kasm
223
Postmodern Grnt
KIM-LIK YAZAR
Kitaplarda ender olarak tarih, sosyoloji, felsefe ve entrika i ie gemitir demek mmkn deildir,
ama bunun sk sk yapldn sylemek de gtr. Kara Kitap bal bana bir sorunsaldan yola
kmyor ve birok sorunsaln kesitii bir noktay odaklatmyor. Bunlar arasnda tarihi ve toplumsal
bir sorun olan kimlik sorununu, 'nereliyiz?7 sorusunu sordurtuyor. Bunun aklamas burada sz
konusu olamaz. Bu bir romandr. Ancak roman olduu lde de, gitgide sanatlarn sosyal bilimcilerin sorduklar sorulara yaklamas, kitabn estetik kayglarn yannda 'ierik' kaygsn da
tadn dndrtyor bize. Sosyal bilimcilerin megul olduklar alanlarn genilemesi, sorduklar

sorularn iine estetik sorunsalnn da girmesi ile sanatlarn sosyal konular zerine eilmesi arasnda
bir koutluk olumaya balyor. Epigraflar bize bu yolu gsteriyor.
Orhan Pamuk kitabna balarken "Epigraf kullanmayn, nk yaznn iindeki esrar ldrr" (Adli)
cmlesini tantlk olarak verdiinde yeni bir denemeye girmekte olduunu gstermekte ve Trk
modemitesi zerine 'postmodern' bir slpla konunun balamakta olduunu haber vermektedir. Bu bir
balang mdr? Romann bir balangc var mdr? Kim daha nce yazmtr? Kim kimden ne
almtr? Bunlar ikinci dereceden nem tamaya balayp, anonim ve tali bir yaz ortaya kmaya
balyor. Kimdir yazar? Kendi cmlelerini yazan m yoksa tant-lklarla bir takm fikirlerin bize hangi
yolla olursa olsun gelmesini salamas m nemli? Nedir bu? Anonimlik: "Yatan bandan ucuna
kadar uzanan mavi damal yorgann engebeleri, glgeli vadileri ve mavi yumuak tepeleriyle rtl tatl
ve lk karanlkta Rya yzkoyun uzanm uyuyordu" cmlesiyle balayan Kara Kitap kitabn
kahramannn kim olduunu hemen mi belirtir? Rya bir hayal midir? Sannl bir sknt m? Engebeli
ve
224
Sanat ve Cinsellik
vadileriyle corafi bir alan yaz tarafndan katedilmeye balanr. Yazdr burada ilk zne. Bireyleen bir
yaz var mdr diye sorabiliriz kendi kendimize. Bireyleen bir insan sorunsallatrr myz? Aslnda,
Rimbaud'nun da daha nceden ifade etmi olduu gibi insan olular halinde vardr, iinde hayvanlar da
kayalar da tar (Mool resminin hayvan figrlerinin bireysellemesi gzmzn nne gelsin). Yaz
kendi iinde hem isimler, hem fikirler, hem de daha nce sylenmi, kullanlm cmlelerle birtakm
bilinen szckleri tar. Bunun kimin kaleminden kimin azndan km olduu sorusu tm
metafiziin sorusudur. Felsefe balangcnda yazdan nceki szn nselliini soruturur (Platon'un
tm sorunsal bunun zerine oturtulmutur diyebiliriz). Michel Foucault, College de France'da al
konumasnda bize yle seslenmekteydi: "Bugn yapmak zorunda olduum konumada ve burada
belki de yllar boyunca yapmak zorunda kalacam konumalarda, hi kimseye sezdirmeden eriyip
gitmeyi dilerdim. Sze balamaktansa, szn beni sarp sarmalamasn ve beni, her trl olas
balangcn ok telerine tamasn isterdim. Konuacam srada kimlii bulunmayan bir sesin
benden epey nce balam olduunu fark edivermek ne ho olurdu o zaman, szckleri balamak,
cmleyi srdrmek, kendisini, sanki bir an iin, askda tutarak bana iaret vermiesine yaratt
boluklarn arasna, hi kimsenin fazlaca dikkatini ekmeksizin yerleivermek yeterdi bana (...). Benim
arkamdan (ok nceden sze balam syleyeceim eyleri nceden sylemi) bir sesin yle
demesini isterdim: "Srdrmek gerek, ben srdremiyorum, srdrmek gerek, szckler olduu srece
onlar sylemek gerek..."1
Kara Kitap'm bu sorunsaldan baladn sylemek mmkndr sanyorum. En azndan bu ekilde
anlamamz salayacak iaretleri iinde tar. Bir slp kaygs var. Kendi dilini arayan bir yazar birok
cmle ve szckleri bir kere daha kullanyor ve bu aray iinde de Marx'n sorunsaln ters yz etmi
1 Michel Foucault, Sylemin Dzeni, Trkesi: Turhan lgaz, Hil Yay., 1987, s.21 ve M. Foucault,
L'Ordre du discours, Gallimard, 1971, s.7-8; ayrca anonima sorunu iin yine Bkz., Foucault, Dostlua
Dair, Telos Yay., eviren: Cemal Ener, "Maskeli Filozof" (Christian Delacampagne ile bir sylei), s.
11-22.
225
Postmodern Grnt
oluyor. kinci yaplan artk farstr demek mmkn olamyor. Bir ciddiyet ve slp kaygs tm kitab
kapsyor. Kitap zerine yaplan hakl ya da haksz tm eletiriler de bunun farknda. slpsuzluun
slbu. Bu bir araytr, yaratclk sreci ve istencidir. Zaman iin yaplm bir yolculuktur, ama bu
zaman asla dzizgisel bir zaman anlay deildir, bu bir zaman kuantu-mudur. Kmldamazlk
iindeki derinliktir. Yaznn byk patlamas ve kara delikler. Asansr boluu bir bilindndan ok
bir kara deliktir. Kara delik olmasyla da psikanalizin indirgemeci bilindmn haricine kmaktadr.
Bellek vardr ama an yoktur. nk imdiki zaman kaygsdr aslolan: 'Uykunun huzuruna gmlm
Rya'nn kaplar kapal bahesinin stleri, akasyalar, amal glleri ve gnein altnda gezinmek
isterdi imdi' (s.9). Bu bir isten, imdiki zamanda yapaca bir eylem. Eskiye deil, anya gnderimde
bulunmayan bir imdiki zaman belleidir. Blok halinde gelen bellek. Gemi olay da yersizyurdsuzlatrr. Kodlarn krar ve imdiki zamann, arzunun kullanmna sokar. Bu, 'arzu yatrm' ile
'karn libidinal yatrm' arasndaki farktr. Arzu, imdiki zamann istencini 'kar yatrmna'
sokmadan ortaya koyar. Libidinal bir akm oradan geer, arzunun gc tarafndan kaplr. Yaznn
sorunsaJ ile sosyalin sorunsal burada birbirlerinin iine girerler. erik ile biim bir ayrk btn
oluturur. Bu karmla yaznn ikinlik plan (Dele-uze) oluturulmaya balanr. Yaz kendi kendini
yazmaya balar, kalemi kimin elinde tutuu burada az nemsenir artk. slptur bunlar birletiren:
'slbumdan olup bitenleri benim anlatmaya baladm anlamsnzdr' (s.416). Kim-in anlatt belli
olmayan anonim ve kim-liksizliin kimliklemesini salayan bir slptur bu. Nereli olduumuzu

sorgulayan bir slp: "Hibirimiz kendimiz deiliz", dedi Galip, bir sr verir gibi fsldayarak,
"Hibirimiz kendimiz olamayz. Herkesin seni bir bakas olarak grebileceinden hi kukun yok mu
senin? Kendin olduundan o kadar emin misin sen? Eminsen kendin olduuna emin olduun o kiinin
kim olduundan emin misin?" (s.381). Kimlii yersizyurdsuzlatran bir bellektir ve de andr, bunlar
burada 'zdeleirler': "Cell uzun bir zaman nce nl ngiliz
226
Sanat ve Cinsellik
hekim Dr. Cole Ridge'nin varln kefettii, ama ilacn bulamad korkun bir hafza hastalna
yakalanmt" (s.415). Tm Kara Kitap bu hafzann yokluunun yol at kimlik sorunu zerinde
dnp dolamakta.
Kim hangi kimlie sahip olabilir? Ancak hafzas olan m kim olduunu bilir? Bu sorular zerinde
odaklasan ve odaklat anda da dalan bir slp ve ierik arasndaki iletiim gerek oyunlar ve
hayal gc arasndaki dengeyi salar. Bu dengenin oluum sreci iinde ekolojik sorun (Boazn
sularnn ekilmesiyle yok olan bir bellein yeniden somutasna ortaya kmas), zdelikten kimlie
doru giden bir boyut (modernlikten post-modernlie gei), makinasal bir yaz (ama yapsal deil:
Yaplan eletiriler arasnda romann iinden herhangi bir parann karlmas durumunda roman
ieriinden bir ey kaybetmeyecek deniliyordu, evet bu doru ama kaybetmemesi ise romann hl
ilediini gstermektedir. Bu da makinasal bir ileyitir: Mekanik, yapsal bir ileyi deil). Siyasi
komplo kuramlar sz konusu edilmektedir. Bu ekilde nesnenin tam olarak ne olduunun belirli
olmad (fizikteki belirsizlik ilkesi) ve kurgunun iinde birok hikyenin 'anlat' halinde, niin burada
olduu bazlar tarafndan anlalmasa bile, birlikte olduu anlats vardr. Aralarndaki iliki bir
ayrklk btnldr (Tpk Binbir Gece, veya Dekameron'da olduu gibi).
Romann ierik ve biim ayrmnn dnda, yani analitik bir anlayn pragmatizme dntrld2
durumda, yaam ile sentezlenmesi sz konusudur. Bir bakma minr bir edebiyata giritir bu: ncelikle
ifade edilir, olay ondan sonra gzkmeye, alglanmaya balanr.3 Anlatm, burada, biimi paralara
ayrr (Kara Kitap 17 blmden oluuyor ve bu blmleri ayr ayr, birbirinden bamsz okumak da
mmkn. Zaten, bu yzden herhalde, bir blmn senaryolatrlmas olanakl hale geldi. rnein
Cellat ve alayan yz hikyesi, veya Esrarl resimler kendi iinde birer btn olutururlar). Paralara
ayrlan biim
Rchard Scusterman, L'art l'tat vif, la pansee pragmatiste et l'esthetque po-pulare, Les Edttons de
Mnut, 1991 3 Glles Deleuze, Felx Guattar, Kafka, Les Edttons de Mnut, 1975, s 51-52
227
Postmodern Grnt
sayesinde de varolan dzenin ieriini katedip# baka bir ierik ortaya karmak mmkn olur ki# bu
ikisinin ayrk birlikteliini gerektirmektedir. Dou-Bat kimlik sorunu, kimliin zlmesi (Bedii
Usta'nn Evltlar) ierik ve biim arasndaki btnlkteki 'makinasal' btnl gsterir: Mankenciler
piri 'Abdlha-mit'in emri ve zamann ehzadesi Osman Cellettin Efendi'nin ilgisiyle alan Bahriye
Mzesine gereken mankenleri hazrlayan Bedii Usta'dr. Tm blm kendi iinde belli bir tarih
anlayn, resmi tarihi sorgularken kimliimizin ne olduu sorusunu sorar: 'Bitmemi batllama
tarihimizde rneklerini binlerce kere grdmz bu yasaklk zihniyeti' (s.60) (...). 'Cumhuriyetimizin ilk yllarndaki o heyecanl Batclk dalgas iinde, beyfen-diler balarndaki fesi karp Panama
apkalarn giyerken...' (s.60) (...). Yapt mankenler ve elbiselerinin modellerinin retildii Batl
lkelerin insanlarna deil, bizim insanlarmza benziyorlarm.' (s.60). Yine ayn blmde bizim
denilen insanlarn 'fark edilmeyen bir hzla, kendi hareketlerini bir yana brakp, baka insanlarn
hareketlerini benimsemeye taklit etmeye balamlar' (s.60). Bu ierik tam bir makinasallk iinde
hiyerar-ik 'yapnn' korunmasn beraberinde getirir: Figrler yer deitirir, bileimler oluur ve
zlrler. Aktif ve pasif, (gerek Cell gerekse Galip bazan aktif bazan ise pasif rollere brnyorlar)
znenin yerini yok eder. Aynlk ve zdelik arasndaki iliki gitgide nem kazanmaya balar.
Ben ve teki. Aynlk m zdelik mi yoksa farkllk m belirler? Bu sorunsallatrldnda ortaya
kacak durumun, ben ve teki arasndan ok bir 'okluk' fikri zerine oturtulduu dikkat ekecektir.
Bu, kitabn konusunun ne kadar Tek'ten, btnden ve onun bir yansmas olan zdelikten ayrldn
bize gstermektedir;4 nk kitabn konusu, alar ve olaylar zincirinden ok bunlarn birlikte
varolmalarn sz konusu eder ve bylece ikili diyalektik ilikinin 'tek Tanr'c' karakterini amaya
alr. Onca komplo teorisinin tarih iinde zincir gibi eklemlenmesinden domutur. Dz izgisel
deil, eklemlenmelidir. Burada, i4 O. Pamuk'un Beyaz Kale'den, ben ve teki sorunsalndan, okluk sorunsalna getiini sylemek
mmkndr, sanyorum.
22fi
Sanat ve Cinsellik
te, ierik ve biim fark tamamen yok olmaya balar; nk 'ok tanrl' bir yaz, ok olayl tarih ve

yaznn orjiak karakteri (orjilere degin) ortaya kar. Kitap zerine eletirilerin bazlar bu orjiak
karakteri eletirmekte ve bir btnln olmadn sylemektedir: Olaylar, vakalar, ideolojiler,
makaleler (Ce-ll'inkiler),5 yaanan ve yaanmas beklenen bir ehir birbirleri iine geerek
eklemlenirler. teki sorunu ve dierini yadsmas (diyalektik) yceltilir gibi dururken (ierikte) aslnda
(biimde) teki sorunu yceltilmemitir (Yaz slbu). Bu kolektiflii oluturan karakterlerin
okluunda yaanmaktadr.6 Aslnda ierik teki sorununu n plana karr gibi dururken, biim teki
sorunundan ok okluu sergiler (Kaotik ve orjiak yazdr bu). zellikle 'Esrarl Resimler' blmnde
bu orjiak yaznn karakterlerini grmek mmkndr: lk olarak aynada zdelik deil, farkllamalar
gzkmektedir: 'Birinci duvardaki sefil ve hznl sokak kpei, kar sndaki aynada, hem hznl
hem kurnaz bir kpee dnyor tekrar birinci duvardaki resme dnldke, bu sefer, aslnda, orada
da kurnazln resmedildii../ (s.368). Yaznn orjiak karakteri ise (toplu iki ve seks alemleri
eretilemesi) unu gstermekte: 'Sarayda alan kadnlar... birbirlerine ayn masallar anlatarak
pinekledikleri karl k gecelerinde, resmin ve karsndaki aynann sihirli oyunlarn... kullanrlard
(...). Bunlar, eli sk, hesapl kiilerdi; ne ierken dnyay unutabilirlerdi, ne de seviirken; Her eyi bir
dzene sokma saplantlar olanlar baarsz bir dost ve baarsz bir k yapard yalnzca' (s.368-369)
(...) 'esrardan ve rakdan kafalar bulan mteriler mutsuzluun ve hznn bulutlarna ktklar../
(s.370). Bilindii gibi orji tanrs ve bunun arapla kart kii Diyonisos idi. Onun okluk ve sefahat
iindeki 'sorumsuzluu' Nietzsche'yi ona zendiren karakteriydi. Bunun biimde yazya yansmas ise
okluun He-gel'ci btnl ve sistemi yok ettii an belirler. Bu blmde, angrdayan cam
5 Bu arada, Cell ile Cell-t arasndaki yaknla da dikkat ekebiliriz. Cell 'yanl' darbelere gnl
vermi, siyasi kopukluklar kovalamken cellt 'yanl' kafay koparm ve alamalarla lgna
dnmtr.
Bu konu zerine Bkz., Michel Maffesoli, L'Ombre de Dyonisos (Contribution une sociologie de
l'orgie), Librairie des Meridiens, Klineksieck et Cie, 1985, s.218.
229
Postmodern Grnt
ayna para para krldnda, ite, iki aynann, iki kitabn aynlnn para para edilii gzlerimizin
nne koyulur; nk para paradr yaz. Eklemlenmelerle, 'izlerle' (Derrida) yolunu alr, biimi
yersizyurdsuzlatrr.
Ancak bu para para edilen btnln iindeki birlik "emekliliin eiindeki komisere faili
bilinmeyen, cinayeti ve srr" ebediyen kartr. nk faili anonimdir. "nk nemli olan hikyedir,
hikayeci deil. Anlatlacak bir hikyemiz var imdi' (s.381). nk hibirimiz 'kendimiz deiliz'dir
(s.381). 'ehza-de'nin Hikyesi' blm onun iin sonlardadr. nk artk yazar, anlatc yazmazlar.
Kim-lik yazar. Anlatan ktibine verir kalemi. Azdan aza, kitaptan kitaba doru uzanan bir anlat, bir
hikye kalr geriye: 'Gn boyunca kulaklarnn iinde iittii bakalarnn seslerinin, kasrnn
odalarnda aa yukar yrrken aklna taklan bakalarnn hikyelerinin yksek duvarlarla evrili
bahesinde gezinirken bir trl etkisinden kurtulamad bakalarnn dncelerinin hakkndan ancak
Ktibine yazdrrken gelebilirdi. nsann kendisi olabilmesi iin, iinde yalnzca kendi sesini, kendi
hikyelerini, kendi dncesini bulabilmesi gerekir derdi ehzade ve Ktip yazard' (s.387). Deleuze ve
Gu-attari'den bir alntyla noktalamak istiyorum: yAnti-Oidipus'u iki kii yazdk (Her ikimiz de oul
olduumuzdan giderek hayli kalabalklatk. Burada bizi birbirimize yaknlatran hereyi, en yakn ve
en uzak hereyi kullandk. Uygun takma adlar dattk (oraya buraya) tannmaz klnmak iin. Niin
koruduk adlarmz? Alkanlkla, yalnzca alkanlkla. Bu kez de kendimizi tannmaz klmak iin.
Kendimizi deil, bizi davranmaya, snamaya ya da dnmeye iten eyi fark edilmez klmak iin (...).
Artk ben demediimiz noktaya deil, ben demenin ya da dememenin hibir nemi olmad bir
noktaya ulamak (...). Yardm aldk, esinlendik, oullatk.)7
"Esrarn Mesnevi'den aldm." Kim-lik yazd.
Nkhet Esen, Kara Kitap zerine Yazlar, Can Yay., 1992
7 Gilles Deleuze, Felix Guattari, Mille Plateaux, Les Editions de Minuit, 1980, s.9.
23
Sanat ve Cinsellik
ARABA KAZALARNN OTOEROTZM
Sanayi toplumunun en nemli gstergelerinden biri olan retim ve tketim aralarnn tpk otomobiller
gibi hz yapmas, ticari yollar ve uluslararas ticareti byk teknolojik atlmlar sayesinde gelitirmiti.
Aralarn yol almalarnn tren yollarndan araba otobanlarna dnmesinden itibaren baka bir
fantazma belirgin hale geldi. Sosyolojik olarak toplu tamann yerini alan bireysel aralar, otomobiller,
bireyin toplumun iinde yalnz kalma srecini de hzlandracakt. ABD'de balayan bu sre Bat
toplumlarnn kapitalistleen dnyasnn tketim faktrn ne karm ve otomobili kendi kendisini
pazarlayan, satla kartan bir nesne konumuna sokmutur. Marx'n "meta fetiizminin" en yksek
deerlerini bulabileceimiz otomobil imgesi tasarm dnyasnn aheserleri ve hz zerine kurulu

teknoloji sayesinde "otoerotik" bir saplantya dnmeye balayacakt. Otoerotizmin, erotik olann
tasarmnn haz-znn, beyinsel bir yaklamda, maddeletirdii anda ortaya kan bir olgu olduunu
ileri srebiliriz. Akl sayesinde hazza ulama, teknolojinin fantazmalarmza verdii zevk sayesinde
geree dnebilecektir: Ballard'n arpma kitabnda (eviren: Nurgl Deveci, Ayrnt Yaynlar,
1997), anlatc, Ballard, kars Catherine'in, seviirken "kendisini baka bir kadnla ilikisi varm gibi
hissetmemi isterdi" diyor: Lezbiyen fantazm ("Cat-herine'in aklndan yldrm hzyla ilgin bir
lezbiyen iliki dncesi gemi olmalyd" (s.29). Bu fantazmann tikellii, beraberinde, otoerotizmin
maddiyata dnmesini otomobillerin nezaretinde bizlere sunmaktadr. Tapnlacak nesne bireyin kendisini tatmin yollarndan birini oluturmu; tketim arac olarak da zor ulalan ve hz sayesinde kendi
tasarmn ele veren otomobile dnmtr. Araba ofr "direksiyon tam bir itaat arac, nereye
evirsen oraya gidiyor" diyen bir despot haline
231
Postmodern Grnt
gelmitir. Erotizmin zneler-arasl kendi kendini nesnenin egemenliinde yok etmekte; burada
zneyi nesne karsnda baml bir srece itmekte; bu bamllktan ise sapkn bir cinsel haz meydana
gelmektedir ki, Ballard modern veya postmodern toplumlarmzda bu cinsellii teknoloji ile
gncelletiriyor. Reklamlarn esiri olan bir siyasetin mstehcenlii kadar, otomobil imgesini kadnn
gzellii ile buluturan kapitalist zevk, "at-avrat-silah" araba ve cinsellie dntryor. Seksin maddi
snrlarn zorlama yolu olarak kullanyor Ballard otomobil imgesini. Ve otomobilin i mekn ise
Marki de Sade'n hikyesinin getii 120 Gn'n yaand atoya tekabl ediyor. Romann
kahramanlar ise, Bataille'n kurban zerine yazdklarn anmsatrcasna teknolojik kurbanlar olarak
karmza kyor. Kadnlar veya erkekler araba kazalarnn zne olduu yaamda sadece birer kurban
kuklalar oluturuyor; konu mankenleri sanki paralanan cinsel uzuvlar, kann gne yla karmas,
kan ve k akln es getii yerde akl, zellikle de teknolojik, arasallam modern akl ve insanlar
aras ba temsil ediyor.
Anlatc geirdii kazadan sonra kars Catherine'in vcudunu ve cinselliini hayal ederken hem daha
evvelki sevimelerini hem de seviirken kurduklar hayalleri dnyor ve araba veya uak gibi hz
aygtlarnn oluumunu salayan teknoloji sayesinde karsyla ilikilerinin pekitiini tahmin ediyor:
"Bizi birbirimize teknolojideki yeni birtakm eler balyordu" diyor (s.28).
Her gn yaadmz kazalarn, filmlerde abartl bir ekilde verilen sahnelerin gerekliini yitiren
yanlsama zerine kurulu oluunu bize hatrlatrken, Ballard, bilim adamlarnn artk dnyamzda
gerekleecek kazalar zerine de bir dal oluturduklarn; tpk teknolojik geliimin ncelikle askeri
alanda kullanld gibi, sivil dnyamzda da kaza teknolojisinin beden teknolojisi zerinde hakim
olduunu ifade ediyor. Foucault'nun modern iktidarlarn ve en arkaik iktidar biimlerinin beden zerine
kurduu tahakkm gstermi olduu gibi, Ballard da bedenin hz ile ilikisinde, ar ve hzllk
ilikilerinde, otomobilin yerinin ne denli nemli olduunu vurguluyor. Modern sapknlk biim232
Sanat ve Cinsellik
lerinin araba iinde ne ekilde iddet dolu bir ekilde oluabileceini ("Zhrevi hastalklar kliniinden
dnen nevrastenik ev kadnlarnn yapt sama kazalar, bu kadnlarn ehrin dndaki ana caddelerde
park edilmi arabalara arptklarn dnyorum. Tek ynl sokaklarda amar kamyonlaryla burun
buruna arpan heyecanl izofrenleri, otobana giri yollarnda gereksiz yere U dn yaparken kaza
geiren manik depresif-leri, kmaz sokak olduunu bile bile yolun sonundaki tuladan duvara son
hzla vuran anssz paranoyaklar karmak altl stl kavaklarda yaptklar kazalarda balar kopan
sadist hemireleri, orta yal metanetli itfaiyecilerin gzleri nnde kck arabalarndan kan
alevlerin iinde yanarak len lezbiyen s-permarket yneticilerini, zincirleme kazalarda ezilen otistik
ocuklar yol kenarndaki sanayi kanallarndan birinde kaderlerine boyun eerek boulmaya raz olan
zihin zrllerini dnyorum (s.15)), giyotine giderken beli gelen mahkm lsnde veriyor
bizlere. Yukarda grlebilecei gibi, kapitalist toplumlarmzn teknolojisi sayesinde bedenlerimiz ve
zihinlerimiz arasndaki ayrmann gitgide bydn hissetmeden yaayan insanlarn psiik
konumlar kazalarn en nemli elerinden biri haline giriyor. Toplumsal gelimeye gre yeni yeni
bilimsel isimlerle karmza kan sapknlk eitleri kazalarn ald ekillerle rtyor sanki
Ballard'n anlatmnda. Otobanlarda hz yaparken mastrbasyon yapanlar, bir elleriyle direksiyon kullanmann zevkini tadarken, yannda oturan kadnn vajinasnda dier elini kullanarak, kadnn tatmin
etmeye alan mao tipleri sunuyor bizlere bu romannda: Bilim kurgunun teki dnyalarda deil
iimizde olduunu gstermeye alan Ballard ile mikro faizmimizi hissederek kuramsallatran
Deleuze ve Guat-tari arasndaki izgi, bilimsel ile anlata! olann arasnda skp kalyor. Belki ok
kk bir farkla: Deleuze ve Guattari iin fan-tazmalar deil retilen, arzulanan makineler sz
konusudur.
Ballard, arpma'da "arabay yalnz cinsel bir imge olarak deil, kiinin bugnk toplumda yerini

gsteren btnlkl bir eretileme olarak" kullandn belirtiyor, yllar sonra kitabna 1995'de yazd
nsznde (s.7). Romann cinselliinin, asln233
Postmodern Grnt
da, politik bir anlam ifade ettiini yazyor: Bu biraz da Pasoli-ni'nin "120 Gn"n hatrlatyor bizlere;
nk orada da faizm ile iddet ve sapknlk paralel olarak ele alnmt. Sade'dan ayrlan Pasolini
Sade'n sadizmini politik bir lde ele almaya alm ve bunu baarmt Ballard da "kapitalist ve
kresel" yaam biimlerimizin "en sapkn" yanlaryla bizi kendimize ve insanlmza
yabanclatrdn, cinsel eretilemelerle betimliyor, aa karyor. Cinselliin ve teknolojinin "bizi
nasl smrdn" ifade ediyor. "Teknolojik harikalarn" iimizdeki drtleri nasl uyandrdn ve
bu ekilde de, cinsel nesne haline gelen arzularmz tpk politik nesne haline gelen ve sry takip
etmekten teye gidemeyen ruhlarmz medyaya kaptran zihinlerimizi gzler nne seriyor. Politika,
birey ve cinsellik arasnda kurulan iktidar iliiklerini toplumlardaki en yaln insan ilikilerinde gsteriyor. "Dnyann gereini" anlatmann ise kurgudan getiini belirtiyor. nsan ilikilerinin, ailenin ve
toplumsal yaamn ahlk kurallarnn snrlarn bize zorlatan teknolojinin sanayi toplumlarnda doay
da nasl kirlettiini bizlere dndrtyor.
znenin Nesnellemesi
Romann kahraman anlatc Ballard, kazalarn fantazmasyla yaayan ve karsyla ilikisinde onun her
trl fantazmasm gerekletirmeye alan ve bu lde de hereye ramen, karsna olan akn ilan
eden biri. Dier karakter, James Ballard'n kendi bandan getiini syledii hikyenin ba kahraman,
baka bir deyile znesi Vaughan, kazalarla ilgili, bandan onlarca kez kaza gemi, bu kazalarla
tatmin olabilen, pas iindeki arabas (Lincoln) iinde sevien ve etrafndakileri "konu mankeni" gibi
kullanan, fahielerle olduu kadar arkadalarnn kanlaryla da sevien marjinal ve teknoloji kurban,
sapkn bir tip. zne olarak Vaughan etrafndaki insanlar, belki Ballard hari, bir nesne olarak ele
alyor; tpk kazalarda dublr olarak kullanlan arkada Seagrave gibi. nemli olan kazann, son
kazann gerekletirilebilmesi. Vaughan, Elizabeth Taylor'un arabasna (Li-muzin) arpp; byk final
yayor. Ballard, znesinin karsnda nesnelleme halini konu olarak ele alarak; bir efsanenin klesi
234
Sanat ve Cinsellik
olmaya balayan anlatcnn her eyiyle, sevgilileri veya kars Catherine ile Vaughan'n itaatine,
ekiciliine kaplarak, nesnelleme srecinden nasl kacan anlatmaktadr; yle ki, kars
Catherine'in Vaughan ile sevimesi srasnda arabann ofrln yapmasna ve darndan sevimenin
gzkmemesi iin otomatik araba ykaycsnn sulu kpkleri tarafndan arabann iinin grlmesini
engellemesine varan bir lgnln girdabna brakyor kendini. Hatta kendisini ecinsellie doru
srkledii Vaughan'n yara dolu vcudunun adaleleri bile bu nesnelleme srecinin eleri arasnda
saylabilir.
Teknolojik dnya iinde Heidegger'in tekniin hakimiyeti altnda insann unutulduunu hatrlatmas
gibi, Ballard da sanki bu insanln unutulu srecini roman boyunca vermeye alyor. Ne zaman ki,
Vaughan'n lm, su yzne kmtr (zaten kitap Vaughan'n lmnn anlatld sayfalarla
balamaktadr) o zaman, ite, nesnelleen dier kiilikler kendi znelliklerine kavuabilmektedirler.
Ballard karsnn beline sarlarak "parmaklarn karn kaslarna batrr. Dr. Helena Remington ise, her ne
kadar apkn gz Ballard'n kars Catherine'in zerinde olsa bile, Gabrielle da sevgiyi bulacaktr.
Pasolini'nin Teorem'indeki gibi, bir melek veya eytan olan Vaughan, herkese ayr ayr cinsel bir
dokunutan sonra o insanlar rahat brakp "eytanlar diyarna" g edecektir. arpma kapitalizmin,
beraberinde gelien reklam sektrnn ve teknolojinin atba gittii bir dnyann acmasz tasviridir.
Yeterince iddetli, yeterince pornografik. Nesnelleme srecinde esrime hallerinden kendini bulma
hallerine doru klan bir yolculuk roman olarak ele alnabilecek olan arpma zaman da sorun
etmiyor: Anlatc kitabn banda "onu iki aya nce bulmutum" (s.10) derken, kitab okumakta
ilerledike, aslnda "bir yldan fazladr" tantklar (s.76) ortaya kveriyor. Nesnellikten znelemeye
geen bir sre byle sorunlarn altndan kolaylkla kalkmaya muktedir olacaktr.
Dz izgisellii Kran Anlatm
Ballard, dz izgisel bir anlatmdan kanarak, romandaki olayn kurgusunu labirentik bir yapya
oturtmaya alyor: "Ya235
Postmodern Grnt
zar hl anlatm dz, olaylarn tarih srasna gre akt, geni bir zaman ve uzam dilimi iinde
arlkl role sahip sekin karakterleri olan geleneksel 19. yzyl romanna zg tekniklerden ve bak
alarndan "yararlanp" yararlanamayacan sorun ediyor kendisine. Bu ekilde basit bir olay merak
edilen bir hatta sokuyor. Fiiller arasnda mtasyonlar oluturuyor: "Cathe-rine'in uu dersine gitmesini
beklerken, arabam otoban ynnde srmeye baladm" (s.90). Grlebilecei gibi, bekleme eylemi ile

arabay srme eylemi srasnda ayn cmle bir mtas-yon oluturuyor ki, bu iki ayrk eylem ayn
tmcenin nermesini tamamlayabiliyor. Beklerken eyleme girme veya eylem srasnda bekleme.
Parmenides'in "ebedi hareketsizlii" gibi bir ey. Bilindii gibi "ayn derede iki defa ykanlmaz"
nermesiyle ortaya kan diyalektiki Herakleitos#a kar kan Eleal filozof Par-menides, Bir'i
diyalektik ynteme gre ncelerken "varln ebedi olduunu" dnmekteydi; nk varlk tek olduu
kadar "hareketsizdir" de. Yani hareketten bir hareketsizlik ortaya kararak, ayrk iki hareketi bir
nermenin iine koyabilen slp Ballard'n slbuna benziyor. Bir nermenin iinde paralanan,
diyalektik olduu bile sylenebilen iki ayr eylemin srasz-l yukardaki mtasyon fikrini bize
dndrtmektedir. Buna benzer yaz deneyleri Ballard'n romanna bilmecemsi bir hava vermektedir.
Ballard, gnein klarnn paralanarak arabalarn camlarndan plak bedenlerdeki yara izlerine
doru kayarak, izlerin aydnlatmas imgesini sklkla kullanmasna ramen, nesnellikle znellik
arasnda otoerotizm deneyini yaamnn verdii tehlike ve haz arasndaki ilikileri gndeme getiren
kitabnda s-rkleyiciliini sonuna kadar srdrmeyi baarmaktadr. Yinelemeler dahil olmak zere
roman kolayca okunmakta, uzun cmleleri Trke'de rahatlkla arabalarn otobanlarda yol almas gibi
kaymaktadr.
Cumhuriyet Kitap,......
236
Sanat ve Cinsellik
CUMA, ETNOGRAFK BR ROMAN
Michel Tournier'nin Cuma ya da Pasifik Araf adl roman Hegel'in Kle ve Efendi diyalektii ad
altnda ele ald konu (Tinin Grngbilimi) iinde okunabilecei gibi, sonszde Gilles Deleuze'n
aklad ekilde de ele alnabilecek bir felsefi ve etnografik roman. Ayn zamanda da, Tournier'in
felsefe eitimi alm olmasndan kaynaklanan ve de Gilles Deleuze ile birlikte rencilik yllar
geirmesinin verdii bir doallkla, Deleuze'n felsefesine daha yakn bir romanc. Kendisinin de
belirtmi olduu gibi felsefe aggregation'unu alamayp, yani felsefe snavn da baarl olamaynca
filozofi kariyeri yapmaktan vazgeerek, romancl semi. Herhalde ok da iyi yapm, nk onun
gerek Cuma kitab olsun gerek Meteorlar olsun hep ikizler temas ile ileyen fikirsel dzeyde ve
felsefede olduka nemli bir yer tutan ikilikler ve hatta androjin temas ki, bu da Platon'un len
kitabndan beri ele ald ve daha sonra Pro-ust'un Sadome ve Gomore'de ele ald konudur, sz
konusu edilmektedir. kilik ve iki kii arasndaki veya iki grup, iki cemaat, iki toplum, iki Devlet
arasndaki atma Biz ve tekiler zerine kurulmutur. Bunun kart olarak atmadan ok uzlamay
ele alan Tevhid'i yaklamlarda ise "Biz uuru" n plana karlmtr. Buna gre toplum biz uuru
zerine kurulmaldr ki, ortak bar mmkn olabilsin. Bu romannda Michel Tournier ve sonszde
Gilles Deleuze'n yazs biz ve onlar veya ben ve teki sorunsalna nemli olan farkl bir bak as
getiriyorlar. Bir bakma Leib-niz'in Mmkn Dnyalar Kuram diyebileceimiz bir yaklamyla ilgili
bir sorunsal bu: Ben ve teki ayn zaman birimi iinde varolabilirler mi yoksa onlarn zamanlan m
ayrdr?
Rene Zazzo'nun Les jumeaux, le couple et la personne (kizler, ift ve kii) kitabn okuyan
Tournier'nin Meteorlar'da ele alm olduu konuyu, Cuma'da da grrz: Ana karnnda oldu237
Postmodern Grnt
u gibi (veya ada karnnda) birbirleriyle dmlenmi ikizler temas Cuma'da kart ikizlere
dnmektedir. kiz temas, ayn zamanda, Bat toplumlarndaki Nunquam duo (Asla iki kii olamaz)
temasna, yani yatl okullardaki ve hcre sistemlerindeki bireyletirici, kolektif kimliklerin bir kiide
toplanmasn engelleyici, dini seminerlerin kiiletirici yatl okullarnn sistemine kar kmaktadr.
ki kiinin birbirine duyduu hissin, ilikinin dokunmann sadece indirgenemez ve ilksel gd
olmasndan ok, belki de, daha ilkel bir temas gds olduuna deinmekte ve bu ekilde de Freud'n
libidosundan, aka doru ynelen cinsel gdsnden bahsetmekten ok, cinsellikten de te, kken-sel
bir ak ilikisi (yaban ak), gvenlii ve srr paylaan ak balarn belirlemektedir. Robinson ile
Cuma'nm ak; ikisinin adann dzeni zerinde ballklar ve atmalar.
Cuma'nm, Levi Strauss'dan, Hegel'e, Sartre#a, Spinoza'ya uzanan felsefi bir roman olmas doru
(Spinoza'nn Etika kitabnda betimledii evrimin aamas: birinci durumdaki bilgi duyu ve hislerden
geer ve znellikle karakterize olur. kinci durumda ise bilim ve teknik arrlar; bu rasyonel ama
yzeysel bir bilgidir. nc durumda ise tzn sezgisinde mutlaklk ortaya kar: Toprak+hava =
gne; yani dnyal Robinson + Cuma = gnesel bir Robinson. Cuma'da adann ilk hali, kirlilii ve
dzensizlii, ynetilen durumu, gnesel vecd durumu Etika kitabndaki bilgi durumuna tekabl
etmektedir, yani: 1) pasif zevkler, alkol, uyuturucu; 2) emek sosyallik; 3) sanatsal temaa).1 Ancak,
burada Tournier'nin en beendii kitaplardan birinin yazarn unutmu oluyoruz: Le-ibniz ve
Monadoloji (1714). Barok dnr Leibniz'in sistemi ve hatta Deleuze' de ok etkileyen dizileri:
monadoloj ' n tsz, srtmesiz, hatta ilikisiz bir evrenin mocH'ni \u ik-tedir. Bu dnyalarda uyum

ve birlikte akmalar vardr: "Tanr hesaplar, dnya kendi kendisini oluturur". Tpk bir bilgisayar
makinas program gibi, programla metinlerinizi (kendi dnyalarnz) oluturabilirsiniz. ki kii
birbiriyle girdii ilikide,
1 Toumer, Le vent Parcelet, Gallmard, 1977, s 229
238
Sanat ve Cinsellik
birbirleriyle aktklarnda, birincisi ikincisine hz verdiinde, durur; ikincisi ise birinciden ald
hareketle hzlanr. Aslnda, bunlar birbirlerine dememilerdir bile (Hegel'in kle ve efendisinin tam
tersidir) ve hatta birincisi ikincisi ile karlatnda durmamtr, durur gibi yapmtr. Hareketi sadece
son-suzcasna azalmtr. kincisi ise birincinin hareketi ile hz kazanmamtr; o da zaten sonsuzcasna
hareketinin en azn ileme koymutur. Robinson, bu anlamda Batl, yalnzla mahkum olmu insann
romandr. Toplumdaki greli yalnzln gerek doal meknda yaama deneyimidir bu. Robinson
lgnln, uyuturucunun, intiharn insandr. Her biri yalnzlk hissini dourandr. Toplumda
yaayanlar da rahatlkta ve refahta varolurlarken, bu durumda yalnzl kaldramayanlarn karsna
kan yalnzlk duvarnn at yaralar uyuturucu veya intiharla kapatmaya alan bireydir, romann,
bir bakma kahraman. Robinson sadece yalnzln kurban deil, ayn zamanda liberalizmin homo
economicus'nn kahramandr da. Toplumun bunaltan, yanlsatan, boan, kokan pisliinden
kurtulmaya alann ryas ssz bir ada deil midir? Jacques Brel, bu deneyi yaamay arzulamad m?
Kapanmak. Leibniz'in monadlar gibi, kapsz ve penceresiz olmak. Yalnzlk Cuma'nm ortaya
kmasyla bozulacaktr. Ancak Tourni-er'nin Cama'syla, Daniel Defoe'nin Cuma's farkldr. Tourni-er,
Claude Levi-Strauss sonras bir dnr ve yazardr. Daniel Defoe iin Cuma bir hayvandr; tam bir
smrgeci zihniyeti hakimdir; Robinson'dan insanl renecek bir yerlidir. Robinson ise Bat'nn
bilgili tecrbeli, tarihli toplumunun bilge-sidir. Yasa koyucudur. Virgine gemisiyle, ssz adaya dzen
ve adalet gtrendir; evrensel insandr.
Toumier'nin Musee de 1'Homme'da, Antropoloji Mzesi'nde renmi olduu bilgi sayesinde, kltrler
arasnda hiyerarinin deil, greliliin, farklln olduunun farkndadr. lkellerin deil, ama baka
farkl uygarlklarn insanlarnn varln bilmektedir. Jean-Jacques Rousseau'nun "iyi yerli"
mitolojisinin yeniden gncellemesinin, somutlatrlmasdr bu. Cuma roman,
239
Postmodern Grnt
bu amamda, ger# bir etnografik romandr. ki ayr uygarln ssz bir adada kar karya gelmesiyle
gelien zengin, dndrc, felsefi ve toplumsal bir analizin romandr.
Birikim
24
Sanat ve Cinsellik
ERKEK CNSELL
Gnmzn en ok sorunsallatrlan konularndan biri olan kadnn cinsellii ve zgrlk araylarn
anlayabilmek iin, erkein cinselliini anlamamz gerekecek. Bu adan her dnemin belli bir k
rejimi ve syleneni olduu gibi, cinselliin de deiik alglama dnemleri olduunu ortaya koyan
"sosyalliklerde" erkek, kadnn karsnda bir zne durumundan bir nesne durumuna giden yolun
snrlarnda dolamas sorunu, olduka nemli gibi gzkmektedir. Gittike heterosekselliin
maolukla birletirildii Bat toplumlarndaki kadn ve erkek arasnda ba gsteren cinsellik ve dostluk
ilikileri, gitgide ayr-klamaya balayan bir cinselliin yeniden badak bir konuma girmesi
olanan ortaya karacak m?
Tarih boyunca cinselliin ana bir sorun oluturduu grlmemektedir. rnein, Eski Yunan
toplumlarnda cinsellik olduka olaan bir eylemi iermekteydi. ileciler, kinikler deiik yeme, ime
ve cinsel iliki tezlerini gelitirmekte, ve bu alanlarda cinsellik sorunsal olarak konulmaktayd.
Androjen miti Pla-ton'dan beri sregelen bir sylence olarak 19. yzyl yazarlar arasndan, Fransz
edebiyatnda nemli bir yere sahip Proust tarafndan, Yitik Zaman Peinde kitabnda "Sodom ve
Gomore" de konu edilecekti. Baron de Charlus'n homoseksel ilikileri kadn ve erkek arasndaki
ilikilerin yeniden ele alnmasn gerektirecek bir edebiyat oluturdu. Eski Yunan'a geri dnersek ki
Proust'a gnderme yapmamz bu androjen sylencesinin srekliliine deinmek iindi, kinik
Diogene'in yemek yemek ve sevimek veya mastrbasyon arasndaki basit ilikiyi belirlemek iin
meydanda "otuzbir ekmesini" anmsatabiliriz. Burada, Di-ogene yemek yemek kadar basit birey
olarak grd mastrbasyonu meydanda yaptnda, kendisini u ekilde savunmaktayd. Bir kinik
olarak "yemek yemek nasl insanlarn iinde yap241
Postmodern Grnt
lyorsa, ayn ekilde kendi cinselliimizi de bu saydamlkla yerine getirmeliyiz". Kiniin zellii, en
ak bir ekilde, kimseden birey saklamadan, herkesin nnde, cinsel pratiin gerekletirilmesi

eklinde yorumlanabilir. Bu ekilde, cinsel ilikilerin de hayvanlarda olduu gibi ak bir ekilde,
mahrem meknlar iine kapanmadan yaplmas sz konusu edilmektedir. Yine Eski Yunan
toplumlarnda bahsetmi olduumuz androjen sylencesinin sonradan cinslere ayrlan erkek ve dii
eklinde ayrtrlan ikin cinslilii ortaya kard sylenir. Ama ncelikle, zellikle Hesiodos'in ler
ve Gnler kitabnda kadnn varl sonradan gelmektedir. Kaostan kozmos'a geii simgeleyen Thegonia kitabndan baka Hesiodos'un bu birinci kitapta insanlar dnem dnem ayrmtr ve ilk
dnemlerde kadna hi yer verilmemitir. Erkek kendi cinselliini kendi cinsiyle yaamakta ve belki de
kendi cinsellii iinde aseksel bir insan sz konusu edilmektedir. lk dnemlerinde Altn ve Gm
devri insanlar vardr. Bunlar kendilerini metallerle hissetmektedirler. Burada sz konusu olan iliki ise
adillikten lszle geiin hikyesinin sorunsallatrlmasdr; nk adil olan altn devri insanlarna kar gm devri insanlar adil olmaktan km ve tanrlarna kar ve zellikle Zeus'a kar
lsz davranmaya balamlardr. Bu yzden Hesiodos lszlk dnemine doru giden bir durumu
ve bundan sonraki dnemi anlatr: Burada ise iki dnem daha mevcuttur. Bronz devri insanlar
lszdrler ve bunlarn devrinde artk sa\/a balamtr. Altn ve Gm devri insanlar ldklerinde
Hades'e gitmezlerdi, ama bu sefer bronz devri insanlarna ceza veren Zeus, onlar ller diyar Hades'e
yollar ve orada adsz bir ekilde kalrlard.
Hesiodos, bir sonraki dnemde dike'nin, yani adilliin yeniden ortaya ktn yazar ve bu devir iin
Kahramanlar devri adn verir; buradaki kahramanlar tanrlara kar lsz davranmazlar ve bu
nedenle de Hades'e gitmezler. nk Zeus onlar lmsz klar, yani onlarn ll yaamlar airlerin
konusu olur ve airler onlarn kahramanlk hikyelerini sonsuza dek an-latrdururlar. Btn bu
devirlerde nemli olan hep erkeklerin
242
Sanat ve Cinsellik
sz konusu edilmesi ve kad.nm bu devirlerde olmamas.d.r Yani nselszk hakimdir, ya da erkekler
arasmda homoseksel illki ter ak .Ukler, mevcuttur. Tm bu ak ilikileri ise, yeniden br nesil
yaratmak iin deil; sadece ak olsun d iyedir nk doum direk topraktan fkrmaktad.r. rnein
ejderhann diti yere, topraa f,rlatl,r fr|at,lmaz, ortaya cengaverler .kar ve hepsinin silahlar,
doutand.r. Aralarmda cenk etmeye balayverirler Cinsellik son dnem insanlarna aittir. Bu devir
iseUTann 7. h
T 'SZ'k deVndr< Dekadans devridir. USRbU 'nSafra Ve kzar ki, onlara
yiyecek vermekten
mZdTr n h
T' a"malari' tOpra' ekmeleri gerekmektedr Daha nce her eyin topraktan ylecesine bittii yerlerde artk almadan yiyecek ve iecek
bulmak olduka zorla-mt,r. Bu dnem yleyse, retkenlik dnemidir. Dike'ye (Adilie) sayg, topraa
kar, sevgidir ve yaamda tarm sevilmelidir Ens ise (oluy karma) sava ve kavgay krklemek
demektir Zeu; insanlara yle kzar ki, onlara atei vermez. Onlarn ala-rak bu atee kavumalarm,
gerekli klar: insan lsn ama-mal. goruu hak.mdr".' Ayn, ekilde topraktan doma yerine
fXkr? a"f '^ d"eme r'n de brakr ve in^"lara (erkeklere) ceza olsun diye onlarn basma
Pandora'y. sarar
dnemi " e;k\k'r h6m tOPra' 6kmek hem de ^mn; ba nT h T
lar" At6 a'an Pro^etheus
insanlarn
bana bu belay, sarar, lapetosolu, sivri akll bir kii,/ Seviniyorsun ate, aldn, beni aldattn diye,/
Ama bil ki dert atn kendi bana da:/ ald.n atee karlk bir bel,/ yle bir bel
du be'lyT2
3// SeVmey6' kamaya dyamavacaklar
Kad.nn bir bel olmas sylencesini bir yana b.rak.rsak Eski Yunan medeniyetinde erkein ak, kadna
deil, yeniyetme bir gence kardr. Burada ayn cinsten olan kiiler arasndaki iliki dlanmamakta
tersine, Eski Yunan'da bu ilikiler, erkeklerle er-keklerm hklernn krklenmesidir Sunousia, holilia,
plesias\ T^i^ZKStlTA 2Slbahattn Eyubolu- *"Erhat Turk Tarh
2 Hesiodos Eseri ve Kaynaklan, s 28
243
Postmodern Grnt
mos, mixis, ocheia terimleri bu ilikileri belirtir3. Ama asl kullanlan szck: Ta aphrodisia'dr. Yani
ak hazlar, "cinsel ilikiler", "ten eylemleri", "ehvet". Bu szcn modern anlamda evrilmesine
imkn olmad syleniyor.4 nk cinselliin deiimi ile szcklerin ykl olduu anlamlar da
farkllayor. Hekimler ve filozoflarn tavsiyeleri de yine ayn ekilde dnemlere gre farkllklar ortaya
karmaktadr. rnein mastrbasyon denilen ve erkek cinselliini olduka yakndan ilgilendiren eyf
19. yzyldan evvel kt gzle baklan ve yaplmamas hekimler tarafndan salk verilen bir ey, bir
eylem deildi. Tersine, akkanln salanmas bakmndan, blokajlarn nlenmesi iin salk bile
verilirdi. Ne zaman 19. yzyl iinde reme ve yeni salkl nesiller brakma endiesi grld, o zaman

bu dllerin harcanma-yp, salkl evlilikle ocuk yaplmas fikrini dourdu ve bu enerjinin genlikte
harcanmamas iin de hekimler gen erkek ocuklardan mastrbasyon yapmamalarn istediler
(Foucault'nun biyo-politikas).
Eski Yunan'da hazlarn kullanm temas iinde erkek cinselliinin erkekler arasnda olmas bir rastlant
deildir. Askeri kurumdaki reform zaten bu temann gelitirilmesinden baka bir-ey deildir. Eskiden
atnn stnde savaan ve at-insan bile-kesindeki insan, Hoplitik reformuyla insan ve insan arasndaki
homoseksel birliktelie dnmtr. Burada artk kalkanlarnn arasnda sakl bedenlerin birbirine
yakn olduu bir ordu dzeni mevcuttur. Ve bu dzenleme iinde, erkekler aras bir iliki sz
konusudur. Fakat Eski Yunan dncesi hazlarn olanlarla ilikisinden bir sorunsal ortaya karmtr.5
nk erkek cinselliinin bir olana kar olmasn hem ho grm hem de burada bir iktidar
sorununu ortaya karmtr: Kendi kendini ynetmek fikri. Bu sorunsal erkek cinselliinin Site'nin
ynetimi ile olan yakn bann ortaya konulduu yerdedir. Bu bakmdan da siyasi bir nem
tamaktadr. nk "kendi kendini ynetmekten aciz insann bakalarn ynetebilmesi zordur",
3 Michel Foucault, Cinselliin Tarihi, ev.; Hlya Tufan, Afa Yay., 1988, s.43.
4 Michel Foucault, a.g.e , s 44.
5 Michel Foucault, a.g.e., s.201.
244
Sanat ve Cinsellik
denildiinde ortaya kan durum udur: Ancak bakas ile giritii aka dair ilikide kendini
denetleyebilen kiinin bakalarn ynetmeye kabil olabilmesi: "Euthydem, syle bana, zgrln,
kii iin de Devlet iin de, soylu ve harikulade bir varlk olduuna inanyor musun? -Olabilecek
varlklarn en gzelidir, diye yantlar Euthydem.- Peki, beden hazlarnn tahakkm altna giren, sonra
da iyilik yapamayacak durumda olan, zgr bir adam olarak kabul eder misin? -Kesinlikle hayr,
der".6 yleyse; Aristo'nun Politika eserinde de belirtmi olduu gibi, "Bir site, ynetimine katlan
yurttalarn bizzat erdemli olmalar lsnde erdemlidir". Yani; hazlar olanlar ve ak ve ynetim
arasnda direk bir geililik ilikisi sz konusudur. Duyular haz-lar tarafndan kleletirilen erkek artk
erkekliini ve ynetici ruhunu kaybetmi saylmaktadr. Buradan "klelerin en kts hangisidir?"
sorusu sorulduunda, alnan yant: "Klelerin en kts insann en kt efendiye sahip olduu
durumdur".
yleyse, Eski Yunan'da erkek iin en erdemli durum cinsellikte kendi kendini denetlemede
bulunmasdr. Erkekler aras cinsel ilikiler erkek cinselliini zedelememelidir; nk erkek cinsellii
ile Siteyi ynetecektir. Knanan erkekle erkek arasndaki "homoseksel ak" ilikisi deil, bu ilikideki
lszlktr. "Kiinin nefsiyle srdrd savakan yar ve isteklerini egemen olmak iin yrtt
mcadelede ynlenmesi gereken nokta, erkek ve kiinin kendisiyle olan ilikisinin "serbest erkek"
olarak, kendi altndakiler zerinde kurma iddiasnda bulunduu hakimiyet, hiyerari ve otorite
ilikisiyle ebiimli olaca noktadr. Ve, insan "cinsel erkeksilik"in uygulanmasna uygun den
ly ancak bir "toplumsal erkeksilik" modeline gre, bu "ahlaksal erkeksilik" kouluyla
verebilecektir. Toplumsal rolde erkek olunduu gibi, erkek hazlarnn kullanlmasnda da nefse kar
erkeksi olunmaldr. Sofuluk, szcn en kesin anlamyla bir erkek erdemidir".7 Yunanllar erkein
baka bir erkei sevmesi iin onun baka bir "doadan" olmasn hayal etmi6 Michel Foucault, L'Usage des plaisirs, Gallimard 1984, s.91. Cinselliin Tarihi, ev.; Hlya Tufan,
Afa Yay., 1988, s.87'den aktarlan Xenophon, Memorables, IV, 5, 2-3.
7 Michel Foucault, a.g.e., s.93.
245
Postmodern Grnt
yorlard. nemli olan, bu iki erkek arasndaki ilikide kadn sevmekten baka olan bir erdemi gerekli
klmakt. Kadnlarn Yunan toplumundaki "aa" rollerini gznnde tutarsak, asl nemli olann
karma kar deil, erkee kar erdem tayan bir akn zorunluluu ve gerekliliidir. nk gnn
birinde ynetime gelecek olan bir erkektir ve onun genlik dneminde aalk bir konumda olmamas
gerekmektedir ki, iktidar sahibi biri olduunda, ayn hiyerarik, "ikenceci", aalayc konuma bakalarn sokmasn. nk, bu ilikilerin aalk ilikiler halinde sregelmesi demek, toplumum tm
erdem ve ahlknn belli bir dekadans rayna oturmas, ve ynetimin gitgide g duruma gelmesi
demektir. Bu da, yeni tiranlarn iktidar ele geirmeleriy-le eanlaml olacaktr. Kanlmas gereken
erkek cinselliinin erdemi iinde tamasdr. Erdem de, bir erkeklik organ kadar erk-sidir. Buradan da
anlalabilecei gibi, nemli olan ly, yani erkeksilii korumak "kadns, efemine"
gzkmemektedir.
Yunanl iin, etkenlik veya edilgenlik sorunsal tekil etmektedir. Erkek kendi "nefsi zerinde ve cinsel
ilikide ahlaksal denetimde hakim olmak kaydyla(...) kimse tarafndan kadnslkla sulanmakszn
erkeklerle ak ilikilerini tercih edebilecei" anlalmaktadr.8 "Buna karn, hazlarm yeterince
denetleyeme-yen bir erkek-cinsel nesne tercihi ne olursa olsun- "kadns" olarak grlr. Erkeksi bir

erkek ile kadns bir erkek arasnda belli bir davran ve tutum fark ortaya karlr. Bu da heteroseksellik ile homoseksellik arasndaki kartla paralel olan bir kartlktr.9 Malakia denilen ve kt
gzle grlen cinsellik tembellik, kaytszlk, ss ve kokulara kar duyulan zevk, geveklik denilen
eydir. Kadnslk, efeminelik erkeklere has birey saylmayarak, bu tip eylemlerde bulunan ve bu
ekilde hareket eden erkeklere "ters ilikide bulunma" denilir. tidal sahibi bir insan ancak logosuna
hakim olan erkektir ve ehvetin karanlk duygularna kendini kaptrmadan cinselliini erkek olarak
yaayabilen kii, bilginin genel erdemine sahip olmaktadr.
8 Mchel Foucault, a.g.e., s.95.
9 Ibid,s95.
246
Sanat ve Cinsellik
Eski Yunan'da yal erkekler iin de ak yapma dnemleri belirlenmitir. K aylarnn souk ve nemli
olmas dolaysyla yal erkekler idman yapmal ve bedenleri soumaya baladnda da daha sk
cinsel iliki salk verilmektedir. Tpk kzarm et yemenin k aylarnda faydal olacann salk
verilmesi gibi: "lkbaharda da# halanm et yenilmeli, cinsel iliki azaltlmal ve fazla kusulmamaldr.
Kuru havalarda ve yaz scaklarnda cinsel ilikiyi en aza indirmelidir." Gzkt gibi yemek yemek,
iki imek veya cinsel ilikide bulunmak, tpk kiniklerin syledikleri gibi, hemen hemen ayn ey
demektir. Kinikler, rahatlkla, bu konular zerine fikir yrtmektedirler. Cinsellik ile beslenme veya
reme arasndaki ilikinin ak bir ekilde ortak eler tamas aikrdr. Burada, erkek cinselliinde
harcama ve tutumluluk konular n plana kmaktadr. Diogene#in Pisagor'dan aktardna gre, ak
iin hangi zamann seilmesi gerekir sorusuna kar verdii yant: "Zayf dmek istediiniz zamandr.10 Bu perhiz (phormakon) meselesinin de gsterecei gibi, Eski Yunan'da sorunsal cinsellikten
ok perhiz yapma gibi gzkmektedir. Aphrodisia denilen ey; yani, cinsellik ile her zaman ayn
derecede ilgili olmak tehlikeler tayabilir: "Aphro-d/s/a'larla, yazn deil kn, sonbahar ve ilkbaharda
ise, pek az ilgilenmek gerekir: Hem bu zaten her mevsimde yorucu ve salk asndan kt bir
eydir."11
Tpk Hesiodos'un dike'den hubris'e geite anlatt, yani adillikten llle gidiatta olduu gibi,
Eski Yunan'da erkek cinselliinde nemli olan sorun "itidal"dir. M.. IV ve M.S. II. yzyl bandaki
metinler, Foucault'nun belirtmi olduu gibi erkek cinselliinde itidal gereklilii temasn gelitirmitir.
Ksenop-hon'un ktisat stne kitabnda gelitirmi olduu tema, erkek ve kadnn cinselliklerinde,
gndelik cinsel ilikilerinde "ifte cinsel tekel" ilkesine deinmektedir: Tpk kars gibi erkek de hazzn kars dndaki kadnlarda aramamakla ykml ya da en azndan byle olmas gereken bir kii
olarak belirir. Sonu olarak da belli bir simetri ve evlilii ahlaksal adan kabul edilebilir
10 Foucault, Ibid , 129'dan Diogene Laerce, Vie des philosophes VIII, I, 9.
11 Michel Foucault, a.g.e , s.129.
24Z
Postmodern Grnt
cinsel ilikinin yalnzca ayrcalkl deil ayn zamanda tek yeri olarak tanmlama eiliminin gereklilii
ortaya kar."12 Bylece, erkek cinsel ilikilerinde, erkekler arasndaki ilikiler, erkek ve kadn
arasndaki cinsel ilikilerin artrld ve merulatrld bir dneme doru ilk admlar atlmaya
balanr. Bu da, Ro-ma#da ve Hristiyanlktaki tek eli erkek cinselliine doru gidii simgelemektedir.
"tidal meselesi" adil kral ve lszlnn kurban olan nefsine hakim olamayan tiran konumuna da
aklk getirmektedir: "Otoriteyi bakalarnn zerine olduu kadar, kendi zerine" de kullanan ve bir
kraln "en vgye deer tutumunun hibir hazzn tutsa olmama ve isteklerini yurttalarn olduundan
daha fazla ynetebilme olduunu dikkate al" diye yazar sokrates.13 ktidar sahibi olan kraln
erkekliini ocuklarn ve bakalarnn karlar zerinde kullanmas, onlara zorla sahip olmas siyasal
bunalm devrelerinde ok rastlanan durumlar arasndadr. Erkekliin simgesi, burada, nefsine hakim
olmaktan ve bakalarna zorla sahip olmamaktan gemesi, ynetme ve cinsellik arasndaki ba
vurgulamaktadr.
Roma dnemi, Eski Yunan'dan birok eyi miras edinirken, evlilik kurumunu n plana karmakla yeni
bir dnemin erkek cinselliini vurgulamaktayd, nk artk erkeklerle erkekler arasndaki ilikiler ve
yal bilgelerle gen olanlar arasndaki lllk veya lszlk sz konusu edilmekten ok erkein
tek karll n plana karlmakta ve buradan bir ahlk sorunu elde edilmekteydi. Bu tutum daha sonra
Hristiyanlkta yeniden ele alnacak ve dzenlenecektir. Anlalaca gibi, Eski Yunan erkek cinsellii
ile Roma arasndaki kopu, pagan, ok tanrl Roma'nn Hristiyan ahlakyla olan farkndan daha
fazladr. Tm bir cinsel yaam kadnlara kar tutumlarnda farkl bir konuma girmitir. Dolaysyla,
hazlara kar bir kuku dnemi ortaya kar ve buradan da dierleri zerinde uygulanacak bir iktidar
sorunsallatrlrken, erkek ocuklar kadar tek elilik de ilgi alan haline girmektedir. Evlilik kurumuna
olan deer artmak12 Michel Foucault, a.g.e., s. 179.

13 Michel Foucault, a.g.e., s. 183.


248
Sanat ve Cinsellik
tadr: Soranus'dan Efesli Rufus'e kadar hekimlere ve filozoflara ilk iki yzyl boyunca bir ciddiyet
hakim olmutur.14
nemli olan ey# burada artk kendi nefsine hakim olmak ve hazlardan alnan duygusallklar sadece
evlilik ve ocuk yapma iin kullanmann tavsiye edilmesidir. Bu da, erkek cinselliinin "harcama ve
zevk" temalarnda "yapsal" bir deiikliin ortaya ktn gsterir. Helenistik dnyadan Roma
dnyasna geerken ok daha "zel" grnmlere daha fazla yer veren bir bireyselliin nem kazand
gzkr.
Galien15 ile birlikte lm ve bir eser brakma (bir ocuk) so-runsallatrlmaya balanr. lm ile
yaam arasnda, Bataille'n "kk lm" dedii sperm israf sz konusudur artk. Bou bouna spermin
israf edilmesi, harcamada bir eser ortaya kartmak: Dlleme yolu ile bir kadn hamile brakmak ve bu
kadnn da kendi ei olmasna dikkat etmek. Galien demiurgos'u rnek gsterir, Yaratcs. Cinsellikten
tanrsal bir nesne oluturmak (Bu daha sonra Freud'n hastas Bakan Schreber'in de ryas olacaktr.
Freud'n de analiz ettii gibi bu byk psikozlu kendisini tanrnn gnderdii bir haberci sayyor ve
ansnden konumak ve azndan da "Tanrsal " iine almay zlemektedir).16 Galien bu eserinde,
stne stlk kadn ve erkei eit cinsellikler olarak ortaya koyduunda, artk, kadnn toplumdaki
sosyalleen bir varlk olduunu izlemek mmkn olacaktr. Erkek cinsellii, bundan byle, kadn
cinselliine kar bir l arac olmakta ve Hristiyanlkla birlikte Tanrnn insanlara verdii bir "veri"
olarak, penis-dlleme ilevini grecektir. Ortaaa gelindiinde ise, yine erkek cinselliini ncelikle
belirleyen kadnlar olacaklardr. Saraylarda dzenlenen "nazik ak" ilikileri ile kadnlar hem retici
hem de alc roln stleneceklerdir. zellikle 12. yzyl Fransa'snda asillerin erkek ocuklar asil bir
kadnla evlendirildikten sonra dier kk erkek ocuklar birer macera dkn gibi at srtnda kl
sallayacaklar ve kendileri14 Michel Foucault, Le souci de soi (Nefsin Endiesi), Gallimard, Paris 1984, s.53 Turkesi Afa Yay.,
ev.; Hlya Tufan.
15 Galien, De l'utilite des parties (Ksmlarn Faydas Uzerine)'n Foucault, Le Souci de soi, 1984, s.
128.
16Deleuze-Guattari,/Antf-Oed/pe, Minuit, 1972.
249
Postmodern Grnt
ne servetli bir kadn arayacaklardr. valyelerin bu araylar kadnn erkein servet kazanmasmdaki
yerini gstermektedir: Duby'nin de anlatm olduu gibi "genlerin bana evinden dlanarak uygunsuz
ilerin peinden koan, gezginci macera hayatlarnn molalarnda, onlara dokunacak bakireler bulmann
dn kuran(...) ve onlar daha sonra bir senior haline dntrecek bir kuruluun, onlara hsn kabul
gsterecek iyi bir miras kzn" olduu ve onlarn ailesine damat olabilecekleri bir evin "peinde olan
bekr valyelerin" dnemi ortaya kmtr.17 Saraylardaki "nazik ak" valyelerin evli hanmlara
yaptklar kurlar ierir. nemli olan erkein kadn sz ve nezaketle tavlamasdr. Burada, artk,
cinsellik bir eylem olmaktan ok sze dnr. nemli olan valyenin evli kadnn cazibesini kendisi
zerine ekmesidir. Nazik a1< evlilik zerine kurulu bir Ortaa cinsellik ittifaknn dnda bir
gelime gstermektedir. ocuk dourma zerine kurulu olan bu cinsellik ruhan "nazik, ince bir ak"
ilikisi ile perinlenir. Burada prenslerin evlerinde iktidarn dalm bakmndan cinsellik olduka n
plandadr: Erkeklik ve onun egemenlii zerine kurulu ilikilerde kadnn iki rol vardr: Birincisi gen
erkekler arasnda bir "kyas nesnesi" olmak, yani onu tavlamak iin erkekler birbirleriyle yarmak
zorunda kalrlar. Olay ve szn cinsellii o kadnn etrafndaki eit mesafelerin etrafnda dner. kincisi
ise, kadnn gen erkekleri eitme fonksiyonudur.
Cinsellii yeni yeni tanmaya balayan gen, Ortaa iindeki yaamda, ilk ak derslerini saray iindeki
gekin kadnlardan almaya balarlar: "Kadn bu oyunda yapay bir yemden ibarettir (...). Saf ak
uygarlatrmaktadr. Prens saraynn alann oluturduu pedagojik sistemin esas arklarndan birini
meydana getirmektedir. Genliin gerekli bir idmandr, bir okuldur. Bu okulda kadn retmenin
yerini tutmaktadr. Arzuyu ne kadar arttrrsa o kadar iyi retmektedir. Demek ki, kendini vermeyi
reddetmesi ve zellikle de yasaklam olmas uygundur."18
17 Georges Duby, Erkek Ortaa, Aka Dair ve Dier Denemeler, ev.; Mehmet Ali Klbay,
Ayrnt Yay., Eyll 1991, s.36.
18 G. Duby, a.g.e., s.53-54, Duby, Mle Moyen ge, Champs Flammarion, Paris, 1988,s.47.
250
Sanat ve Cinsellik
Bu ekilde, erkekler arasnda bir mbadele nesnesi olan kadn, Ortaa iinde uygarlatrc bir rol
oynamakta, Kilise ise kadn ve erkein cinselliine kararak, bu evlilik ilikilerinden bir bireysellik

sreci karmaya alr. Kadn erkeine bal olduu anda bile, baba erkinin hakimiyetinden km
biridir. stne stlk, kocas onun zerinde, yatakta, evlilik vazifesini yaparken, kadn ondan da
bamsz olarak "Tanr ve onun olu sa"y dndnde, ruhani bir ekilde, kocasnn erkinin dnda
Tanr'nn soyut olu sa'nn erki iine girmitir, fakat bu sefer sa ile babaa bir yatak sahnesinde kadn
olmayan bir sa imgesiyle kafasnda tad o imge ile birlikte olduunda, aslnda, kendi kendisiyle
yalnz kalm demektir ve kendi bireyselliini ruhani bir ekilde de olsa, tamamen yayordur.
Hristiyanln etkisi zellikle sekin aristokrat snflar etkisi altna alm ve evlilik mekanizmas
zellikle bu hakim snfta nemli bir yere sahip olmutur. Bunun yannda tarihilerin gsterdikleri halk
dzeyinde cinselliin olduka serbest olduudur. Erkek de kadn da zgr bir cinsellik yaamaktadr.
18. yzyla gelindiinde Libertenler halktan erkek ve kadnlar suistimal ettiklerinde artk, Kilisenin
ahlk etkinliinin yok olduunu ve hatta papazlarn, piskoposlarn halktan kadnlar suistmal edenler
arasnda olduklarn Marki de Sade, tertemiz "erdem" kokan kitaplarnda, betimlemitir. Sade'n
yasakaan cinsel yaamlar zerine yazdklar, aslnda erdemin ne kadar olmayan birey olduunu
gstermesi bakmndan nemlidir. Justine ve Juliette tipleri iki kz kardein hayatlarn konu eder ve
Justine adndan da anlalaca gibi adalet ve erdem zerine bir yaam kurmak ister ve ancak birtakm
felketlere maruz kalarak yaamn srdrr. Tecavze urar, sokaa atlr, parasn aldrr vb.19 Dier
yandan, Juliette ahlkszlk sayesinde bakanlar ve dier aristokrat beyler tarafndan dllendirilir ve
saygn, zengin bir kadn konumuna girer. Sade, kendisini Justine ile zdetirir. Bilindii gibi yaamnn
byk bir ksmn yapt skandallar yznden
19 Marki de Sade, Erdemle Krbalanan Kadn, ev.; Yaar lkyava, Bilgi Yaynevi, 1974. Marquis de
Sade, Les infortunes de la vertu, Gallimard, 1970.
251
Postmodern Grnt
hapisanelerde geiren Sade, iinde bulunduu Fransz yksek snfnn ahlkszln yazdnda
affedilmemitir.
Sade'n metinlerinde erkek cinsellii kadnlarn ve erkeklerin birlikte kuracaklar bir "Cemiyet" iinde
mmknlesin "Suun Dostlar Cemiyeti" burada belli koullarda ye seilinmektedir: "Cemiyete kabul
edilecek birey her trl dini reddetmek zorundadr, hangi cinsten olursa olsun (...) Buraya girmek iin
ateist-lik kantlar gerekli klnacaktr. (...) Cemiyet evlilik balarn krar ve kan balarn birbirine
kartrr (...). Meknlarda komusunun karsndan tpk kendi karsndan olduu gibi, dierlerin erkek
kardelerinden, kz kardelerinden, ocuklarndan, yeenlerinden olduu gibi kendisininkilerden de
kaytsz artsz zevk almak zorunluluu vardr (...). Bir koca karsn sunmak zorundadr; bir baba erkek
veya kz ocuklarn, bir erkek karde kz kardeini, bir amca erkek veya kz yeenini vb. sunmak
zorundadr."20 Marki de Sade'n lm ve harcama zerine kurulu cinsellik temas Georges Bataille'n
Erotizmi ile de zdelikler tamaktadr. Bataille de sperm boaltma ile "kk lm" arasnda bir
benzerlik kurar. Her boalma bizi lme yaklatran bir eylemdir. nsan kendi hayvanln ortaya koyduunda doa durumuna doru dnmeye balayabilir (Rous-seau'nun da temas ve cinsellik zerine
yazdklar). Bu da konulan yasaklar amakla mmkn olacaktr. Sade'n insann iinde olduu
gsterdii garip duygularn ortaya kmas, su, yasa ve yasakama arasndaki iliki'erin balamnda
harcama (ekonomik ve libidinal) temas gnmzn ekonomik sisteminin de konusu olmaktan teye
gitmemekte. Tketim toplumu iinde cinsellii tketen erkek de kendi cinselliinin serbest pazarda
metalamasn merulatrm gibi duruyor. En azndan baz olaylar bunu sylememizi
dorulayabiliyor: ABD'de en pahal porno filmler arasnda, ancak yksek sekinler snfnn
deyebilecei fiyatlarda elde edilebilmen kasetlerde, ba aktrn ba aktristi gerekten ldrd bir
cinsellikten bahsede20 Sade'n dneminin cinselliinin abartl eklini sunduumuzda, dnemindeki erkek cinselliinin
libertin gstergelerini bulmak mmkn hale geliyor. Bkz., Sade, Histoire deJulitte ou les prosperites du
vice U.G.E., 976, s. 18-19.
252
Sanat ve Cinsellik
biliyoruz. Gerek Twin Peaks# gerek "Kuzularn Sessizlii'ndeki Hannibal Lecter'in insan yiyen bir
psikiyatr olmas cinselliin kanibalizm ve lm ile ilintisinin gnmz erkek cinselliindeki
sorunsaln ortaya koymaktadr. Kimin ne olduunun belli olmad bir konumda "yapsal" bir
cinsellikten bahsetmek de zorlamtr. Ailenin ve kadnlarn bireysellikleri iinde erkek cinselliinin
yeri nerededir sorusu sorulduunda tm bu gemii ieren sorunun gnmzde yeni bir "episteme"
iine girmekte olduu gzlemlenebilir. Erkein kadn karsndaki rolnn toplum iindeki yerinin
farkllamakta olduunu sylemek ok abartl olmayacaktr. Ayn tip ileri yapabilen kadn ve erkek
arasndaki fark cinsellikten geebilecek mi? Yoksa protez godomieler kullanan kadnlar, stn
teknoloji sayesinde bu rol de mi sonuna kadar (scak st kullanm) kullanacaklar. Yeniden retim
sorunu kalktnda erkek cinselliinin nemli lde geri plana dtn syleyebilirdik.

Ama Bat'daki nfus gerilemesi, sperme ihtiya duyan anne olmak isteyen kadnlarn artmas yeniden
retim baznda erkek cinselliinin hep sreceini ortaya koyar gibi durmaktadr. zellikle postfeminizm ad altnda kadnsln erkekten farkll iinde bir sosyallik iinde kadn ve erkek
cinselliklerinin ayrk bir durumda da olsa birlikte srdklerini, aile tipleri ve iinde yaayanlarn
ilevleri deise bile, ne srmek yanl olmayacak.
Bataille'n dncesini yeniden gncellemi olarak ortaya karrsak erkek cinsellii ve erotizmin ayr
eyler olduunu syleyebiliriz.21 nk erkek cinsellii belirli yasaklarla snrldr, halbuki erotizm
yasakama eylemini ngrr Erotizmin arzusu yasaktan zafere ulaan bir arzudur.22 Bu yasakama
eylemi de ayn zamanda "bir dilyetisine sahip olan kimse" tarafndan gerekletirilebilir. Gnmzde
yasakama ve yasak arasndaki snrlar olduka flulamtr. Artk kimsenin cinsel yaam eskiden
olduu kadar dierlerinin tuhafna gitmiyor. Filmlerden TV. di21 Georges Bataille, L'Erotisme, Minut Yay , 1957, s 283.
22 Bataille, a.g.e , s.283.
253
Postmodern Grnt
zilerine kadar, psikanalizin de toplumun iindeki artan roln de gznnde bulundurursak, ortaya
kan manzarada cinselliin, erkeinkinin kadn ve dier erkeklerle olan klasik sorunlarnn hl
srdn syleyebiliriz. Deien sadece dnemlerin kendi iindeki belirli "yaplardr".
254
Ali Akay'n Balam Yaynlar'nda Yaynlanm Kitaplar
Konumlar, 1991
Michei Foucault ktidar ve Direnme Odaklar, 1995, 2000
stanbul'da Rock Hayat (Derya Frat, Mehmet Kutlukan, Pnar Gktrk ile birlikte), 1995
Kvrmlar, 1996
Postmodern Grnt, 1997, 2002
Kavramn Snrlarnda (Emre Zeytinolu ile), 1998
Sanatn Sosyolojik Gz, 1999
Armaan, 1999
Minr Politika, 2000
Sanatn ve Sosyolojinin Ruh Hali, 2001
t
evirileri:
Kapitalizm ve izofreni I (Gebilim ncelemesi: Sava Makinas), 1990 Kapitalizm ve izofreni II
(Kapma Aygt), Balam Yaynlar, 1993 Gilles Deleuze-Felix Guattari
Diyaloglar
Gilles Deleuze-Claire Parnet, 1990
Ekoloji
Felix Guattari, 2001
255
PSTMODERN GRNT
AL AKAY
Postmodem Grnt kitabnda, Platon'dan beri sregelen simlakr kavramnn "saptrc" yan ele
alnyor ve kimliksizleme politikas kimliksizletirilmenin yerine neriliyor. Grnt dnyas iinde
Disneyland'n simlasyonlarnn gerek ile gerek olmayan arasndaki ba belirleniyor. Barok ile
Postmodem yaknlklar kuruluyor.
Ali Akay, sosyolojinin tkand anda "yeni sosyallikleri" gndeme getiriyor. Bilimler arasndaki
karlkl bir geii nemsiyor. Postmodem Grnt kamu alan, politika, Baudrillard'm sosyolojisiyle
ve Bataille'm edebiyatndaki ktlk temasyla tamamlanyor. Postmodem Grnt, barok filozof
Leibnizln mmkn dnyalarndan Aynlk ve Farkllk zihniyeti arasndaki ilikilere, erkek cinselliine;
Orhan Pamuk'un Kara K/tep'ndan Tournier'in O/ma'sma kadar uzanan bir izgide sorunsallayor.
JVJVJVJUVi
BALAM
9 789756 947043 ISBN: 975-6947-04-7