You are on page 1of 141

Alain Badiou

Sonsuz Dnce
metis
Sonsuz Dnce
Alain Badiou (1937) Paris'teki Uluslararas Felsefe Oku-
lu'nda ve cole Normale Suprieure'de dersler vermek
tedir. Akademik kariyerinin yan sra siyasal alandaki
militan kiiliiyle de tannr. Uzun bir sre Fransz Gen
Komnistler Biriii'nin nde gelen yelerinden biri olan
Badiou, halen L'Organisation Politique iinde siyasal
mcadelesini srdrmektedir. Birok roman, oyun ve
deneme de kelleme alm olan yazarn balca eserleri
unlardr: Thorie du sujet (1982; zne Teorisi), L'tre
et l'vnement (1988; Varlk ve Olay), Manifeste pour
la philosophie (1989; Felsefe in Manifesto, Ara-lk,
2005), L'thique (1993; Etik: Ktlk Kavray zeri
ne Bir Deneme., Metis, 2004), Deleuze (1997), Saint
Paul. La fondation de /'universalisme (1997; Aziz Pa-
ulus. Evrenselciliin Temeli), Petit Manuel d'inesthti
que (1998), Le Sicle (2005; Yzyl).
Metis Yaynlar
pek 5okak 5, 34433 Beyolu, stanbul
Tel: 212 2454696 Faks: 212 2454519
e-posta: nfo@metiskitap.com
www.metiskitap.com
Yaynevi Sertifika No: 10726
Sonsuz Dnce
Alain Badiou
Derlemede bavurulan metinler:
Infinit Thought. Truth and the Return of Philosophy,
Continuum, 2003;
Conditions, ditions du Seuil, 1992
D'un Dsastre Obscur, ditions de l'Aube, 1998
Circonstances, 1, ditions Lignes & Manifestes, 2003
Alain Badiou, 2003
Metis Yaynlar, 2004
Trke eviri: Ik Ergden, Tuncay Birkan, 2005
ilk Basm: Nisan 2006
kinci Basm: ubat 2012
Yayma Hazrlayan: Mge Grsoy Skmen
Kapak Tasarm: Semih Skmen
Kapak Resmi: Hans Hartung'un 1961 tarihli "isimsiz"
adl almasndan detay.
Dizgi ve Bask ncesi Hazrlk: Metis Yaynclk Ltd.
Bask ve Cilt: Yaylack Matbaaclk Ltd.
Fatih Sanayi Sitesi No. 12/197-203
Topkap, stanbul Tel: 212 5678003
Matbaa Sertifika No: 11931
ISBN-13: 978-975-342-562-9
Alain Badiou
Sonsuz Dnce
eviren:
k Ergden, Tuncay Birkan
metis
i
indekiler
Kitapla lgili Birka Not 9
Felsefe ve Arzu 11
Felsefe ve Hakikat 27
Felsefe ve Siyaset 37
Felsefe ve Psikanaliz 45
Felsefe ve iir 55
Felsefe ve Sinema 71
Felsefe ve Komnizmin lm" 85
Felsefe ve Terrizme Kar Sava 97
Felsefenin Tanm 117
Ak Nedir? 121
KTAPLA LGL BRKA NOT
Elinizdeki kitap Alain Badiou'nun felsefesine genel bir giri niteli
i tamaktadr. Badiou'nun gelitirdii son derece zgn felsefe
anlayn, Arzu, Hakikat, Siyaset, Psikanaliz, iir, Sinema, Ak
gibi genel, "Terrizme Kar Sava" ve "Komnizmin lm" gibi
gncel kavram ve temalar snar ve onlar tarafndan snanrken ok
daha iyi kavramaya yardmc olacam umduumuz bu seki esa
sen ngilizcede Oliver Feltham ve J ustin Clemens tarafndan hazr
lanan Infinit Thought: Truth and the Return of Philosophden
(Continuum, 2003) yararlanarak oluturulmutur. Ancak sz konu
su sekideki, an teknik ayrntlara girdiini dndmz Sunu
yazs ve "Ontoloji ve Siyaset" balkl son yaz burada kullanlma
m, onlarn yerine yine epey teknik ve zor okunur olmakla birlikte,
Badiou'nun dnn tantma amal bir sekide mutlaka yer al
masnda fayda grdmz "Ak Nedir?" yazs konmutur.
Kitaptaki yazlardan Franszca orijinallerine ulaabildiimiz
"Felsefe ve iir", "Felsefe ve Komnizmin lm", "Felsefe ve Te
rrizme Kar Sava", "Felsefenin Tanm" ve "Ak Nedir?" Fran-
szcadan Ik Ergden, geri kalan ve ounluu 1999 ylnda Avust
ralya'da dzenlenen eitli sempozyumlarda tebli olarak sunulmu
olan yazlarsa ngilizceden Tuncay Birkan tarafndan evrilmitir.
Bu sekide Badiou'nun kendine zg kavramlar evrilirken,
yazarn daha nce yaymladmz Etik (ev. Tuncay Birkan, stan
bul: Metis, 2004) kitabndaki tercihlere bal kalnmtr; nemli
bir istisnayla: Daha nce yetersiz olduunu grerek bile olsa "tr
sel" terimiyle karladmz "gnrique" kavram, bu kitapta "t-
reyimsel" olarak evrilmitir. Bu kavram Badiou'nun 2005 ylnda
Ara-lk Yaynlar'ndan kan Felsefe in Manifesto kitabn evi
ren NI511Tutal ve Hakk Hnler'den dn aldk. (Kitabn edit
r Hsamettin etinkaya kitabn sonuna eklenen "Treyimsel D
nce" balkl yazsnda bu tercihe dair makul bir aklama sunu
yor (Bkz. s. 143-4). Aynca "compossible" terimi karl olarak
"birlikte-mmkn" karln da yine bu eviride grdk, been
diimiz iin biz de kullanyoruz.
Tuncay Birkan
FELSEFE VE ARZU*
Bu felsefi soruturma iirin bayra altnda balyor; bylece iir
ile felsefe arasndaki kadim ba da anm oluyor.
Rimbaud tuhaf bir ifade kullanr: "les rvoltes logiques", yani
"mantkl isyanlar". Felsefe "mantkl isyan" gibi bir eydir. Ada
letsizliin karsna, dnyann ve hayatm iinde bulunduu kusur
lu halin karsna dnceyi kartr. Ama dnceyi adaletsizliin
karsna, muhakemeyi ve akl muhafaza edip savunan ve son tah
lilde yeni bir mantk neren bir hareketle kartr.
Mallarm der ki: "Her trl dnce bir zar atmdr." Bana y
le geliyor ki bu esrarengiz forml de felsefeye uygun dyor, n
k felsefe evrensel olan -her trl dnce iin doru olan- d
nmeyi nerir, ama bunu ansn her zaman rol oynad bir taah
htten, ayn zamanda bir risk ya da bahis de olan bir taahhtten yo
la karak yapar.
Felsefenin Drt Boyutlu Arzusu
Bu iki iirsel forml felsefenin arzusunu gayet iyi yakalar, zira fel
sefenin arzusu temelde bir isyan boyutunu ierir: Dnme dnya
nn mevcut haliyle yz yze geldiinde bir honutsuzlua kaplm-
yorsa felsefe de olmaz. Ama felsefenin arzusu mant da ierir; ya
ni, muhakeme ve akim gcne duyulan bir inanc. Dahas, felsefe
* Bu yaz 1999'da Sidney'de tebli olarak sunulmutur. zgn ad "Felsefe
nin Arzusu ve Gnmz Dnyas"dr. Franszcadaki "le dsir de philosophie"
ifadesi "felsefenin arzusu" olarak da "felsefe arzusu" (felsefeye ynelik arzu)
olarak da evrilebilir. Biz yazy ngilizceye evirenlerin tercihlerini izleyerek,
"the desire of philosophy" dedikleri yerde "felsefenin arzusu", "the desire for
philosophy" dedikleri yerde de "felsefe arzusu"nu kullandk.
nin arzusu evrensellii de beraberinde getirir: Felsefe dnen var
lklar olarak btn insanlara hitap eder nk btn insanlarn d
ndn varsayar. Son olarak, felsefe risk alr: Dnme bam
sz bak alarn destekleyen bir karardr daima. Yani felsefenin
arzusunun drt boyutu vardr: syan, mantk, evrensellik ve risk.
Gnmzdeki dnyann, bizim dnyamzn, dnmeye ve d
ntrmeye uratmz dnyann, felsefenin arzusunun bu drt
boyutu zerine youn bir bask uyguladn dnyorum ben;
yle ki bu drt boyut da dnya karsnda kendilerini g ve karan
lk bir geidin iinde buluyorlar, stelik iin ucunda felsefenin yaz
gsnn, hatta bizatihi varoluunun sz konusu olduu bir geit bu.
Bir kere, isyan boyutu sz konusu olduunda, bu dnya, bizim
dnyamz, "Bat" dnyas (artk istediiniz kadar ift trnak koyun
bu "Bat" szne), dnme faaliyetine bir isyan olarak girmiyor,
bunun da iki nedeni var. Birincisi, bu dnya kendini oktan zgr
ilan ediyor, kendini "zgr dnya" olarak sunuyor -kendisi tam da
bu ad veriyor, kendisi dmda tamamen klelie ve viranla bat
m bir gezegendeki bir zgrlk "adas" olduunu dnyor.
Ama, ayn zamanda -ki ikinci neden de bu- bu dnya, bizim dn
yamz bylesi bir zgrln peylerini standartlatryor, ticarile
tiriyor. Onlar parann tekbiimliliine tabi klyor ve bunda da y
le baarl oluyor ki dnyamz artk zgr olmak iin isyan etmek
zorunda kalmyor, zira bu dnya bize zgrlk garantisi veriyor.
Gelgelelim, bize bu zgrl zgrce kullanma garantisi vermi
yor, nk zgrl kullanma tarzlar aslnda mal mlkn o son
suz prlts tarafndan oktan kodlanm ve ynlendirilmi durum
da. Bu dnyann, dnmenin itaatsizlik, yani isyan olabilecei
fikrine youn bir bask uygulamasnn sebebi bu.
Bizim dnyamz mantk boyutuna da gl bir bask uygulu
yor; bunun nedeni de esasen dnyann son derece mantkd bir
iletiim rejimine teslim olmu olmas. letiim, kopuk kopuk imge
lerden, szlerden, beyanlardan ve yorumlardan oluan, kabul edil
mi ilkesi de tutarszlk olan bir evren iletiyor. letiim her ilikiyi,
kendi akyla nne katp srkledii unsurlar arasnda znd
ren kararsz bir yan yana koyma ilemi iinde her trl ilikiyi ve
her trl ilkeyi gn be gn bozuyor. u daha da can skc belki:
Kitle iletiimi dnyay bize bellekten yoksun bir gsteri/seyirlik
olarak, yeni imgelerle yeni szlerin daha biraz nce gsterilip sy
lenmi olan imgelerle szleri rtt, sildii ve unutulua terk et
tii bir gsteri olarak sunuyor. Burada zellikle bozulan mantk,
zamann mant. te bu iletiim sreleri dnmenin manta
olan sadakatinin kararllna bask uyguluyor, dnceye mantk
yerine bir tr imgesel salma neriyorlar.
Felsefenin arzusunun evrensel boyutuna gelince, bizim dnya
mz artk buna uygun deil nk dnya esasen uzmanlam ve
paral bir dnya; eylerin teknik konfigrasyonunun saysz dalla
np budaklannn, retim aygtlarnn, maa blmnn, ilev
ve beceri eitliliinin talepleri karsnda paralanm bir dnya.
Bu uzmanlama ve bu paralanmann gerekleri de btn bu alanla
r aprazlama kesebilecek eyleri ya da evrensel, yani her trl d
nme iin geerli olabilecek eyleri alglamay gletiriyor.
Son olarak, risk boyutu. Bizim dnyamz riskli taahhtlerden
ya da riskli kararlardan yana deil, nk kimsenin artk kendi va
roluunu ansn getirebilecei tehlikelere ama imknna sahip ol
mad bir dnya. Var olmak gittike daha fazla hesap kitap gerek
tiriyor. Hayat gvenlik hesaplarna hasredilmi vaziyette ki bu g
venlik hesaplama taknts da Mallarme'nin dnce bir zar atm
dr diyen hipotezine aykr dyor, nk bylesi bir dnyada bir
zar atm ok ama ok fazla risk ieriyor.
Demek ki felsefe arzusu dnyada balca drt engelle kar kar
ya. Bunlar da mal mlkn hkmranl, iletiimin hkmranl
, teknik uzmanlama ihtiyac ve gereki gvenlik hesaplan yap
ma zorunluluu. Felsefe bu meydan okumaya nasl karlk verebi
lir? Felsefe bylesi bir meydan okumaya muktedir mi? Bunun ce
vab gnmz felsefesinin durumunda aranmal.
Felsefenin Gnmzdeki Durumu
Kubak baktmzda gnmz felsefesinin belli bal kresel
eilimleri neler?
Bence bugn felsefede balca ynelim ayrt edilebilecei
sylenebilir. Bu ynelimler de bir lde coraf mekna teka
bl ediyor. Bunlarn nce isimlerini, sonra da tariflerini vereceim.
Bunlardan ilkine, tarihsel olarak Alman romantizminden kaynakla
nan yorumbilgisel ynelim ad verilebilir. Bu ynelime bal en
nl isimler Heidegger ile Gadamer'dir, balangtaki tarihsel
mevkii de Almanya. Daha sonra Viyana evresi ile birlikte doan
analitik ynelim geliyor. Bu ynelimle irtibatl balca isimler ise
Wittgenstein ve Camap. Bu ynelim Avusturya'da domu olmas
na ramen bugn ngiliz ve Amerikan akademik felsefesine hkim
durumda. Son olarak postmodern diyebileceimiz ve dier iki y
nelimden baz unsurlar dn alan ynelim var. phesiz Fran
sa'daki en aktif ynelim bu ve J acques Derrida ve J ean-Franois
Lyotard gibi farkl isimleri bnyesinde banndyor. Ayn ynelim
spanya, talya ve Latin Amerika'da da ok aktif.
Yorumbilgisel bir ynelim, analitik bir ynelim ve postmodern
bir ynelim: Bu arasnda saysz kesime, karma ve dolam
a da var elbette, ama hep birlikte gnmz felsefesine dair olas
en kresel ve betimleyici corafyay oluturuyorlar. Demek ki bizi
ilgilendiren ey, her bir ynelimin felsefeyi nasl adlandrd ya da
tarif ettii.
Yorumbilgisel ynelim felsefeye Varln anlamnn, Dnyada-
Olma'nm anlamnn ifresini zme amacn yklyor, temel kav
ram da yorum. Buna gre, anlam belirsiz, gizli, rtk ya da unu
tulmu nermeler, edimler, yazlar ve konfigrasyonlar vardr. Fel
sefeye, bu belirsizlii netletirecek ve ondan sahici bir anlam (bi
zim kendi yazgmz, varln kendisinin yazgsyla balantl ola
rak anlatacak bir anlam) karacak bir yorumlama yntemi sunul
maldr. Yorumbilgisel felsefe iin temel kartlk kapal-ak kar
tldr. Verili olanda, dolaysz dnyada, baka trl gsterilen ve
kapal bir ey vardr. Yorumun amac bu kapall bozup onu an
lama amaktr. Bu bak asndan bakldnda felsefenin grevi
"kendini ak olana adam bir grev"dir. Bu grev felsefenin dn
yas ile tekniin dnyas arasndaki bir savaa karlk gelir nk
tekniin dnyas kapal nihilizmin baarsdr.
Analitik ynelime gre felsefenin amac anlam olan szceler
le olmayanlar kesin bir biimde birbirinden ayrmaktr. Ama sy
lenebilecek olan eyler ile sylemenin imknsz ya da gayri meru
olduu eyleri birbirinden ayrmaktr. Analitik felsefenin asl arac
szcelerin ve son tahlilde de btn dilin mantksal ve dilbilgisel
adan analizidir. Bu kez temel kavram yorum deil kural'dr. Fel
sefenin grevi anlam hakknda uzlamay temi nat altna alan kural
lar kefetmektir. Buradaki temel kartlk kurall hale getirilebile
cek eyler ile getirilemeyecek eyler arasnda, yahut kabul gren
bir yasaya uyarak anlam hakknda uzlamay salayan eyler ile
ak seik hibir yasann alanna girmeyip yanlsama ve uyumsuz
luk yaratan eyler arasndadr. Analitik ynelime gre, felsefenin
tedavi edici ve eletirel bir amac vardr. Bizi, anlam olmayan ey
leri tecrit edip herkes iin saydam olan kurallara dnerek, dilin bi
zi blen yanlsama ve sapmalarndan kurtarma iidir.
Son olarak, postmodern ynelim felsefenin amacn modernli
imize dair kabul grm olgularn yapbozuma maruz braklma
s olarak grr. Postmodern felsefe, zellikle on dokuzuncu yzy
ln bizleri hl tutsak eden byk yaplarm -tarihsel zne fikri,
ilerleme fikri, devrim fikri, insanlk fikri ve bilim ideali- zn-
drmeye giriir. Amac bu byk yaplarn miyadmm dolmu oldu
unu, okluk iinde yaadmz, byk tarih ya da dnce des
tanlar olmadn; eylemde olduu gibi dncede de indirgene
mez bir kaytlar ve diller oulluu olduunu; sz konusu kaytla
rn hibir byk fikir tarafndan btnselletirilemeyecek veya uz-
latnlamayacak kadar eitlilik ve heterojenlik arz ettiini gster
mektir. Postmodern felsefenin hedefi temelde btnlk fikrini
-bizzat felsefenin kendini istikrarszlam grecei lde- yap-
bozuma uratmaktr. Sonu olarak, postmodern ynelim karma
pratikler, btnsellikten arndrlm pratikler ya da katkl d
nme pratikleri diyebileceimiz pratikleri harekete geirir. D
nceyi varolara, etraf kuatlamayan alanlara yerletirir. zel
likle de felsefi dnceyi sanatn kysna yerletirir ve felsefenin
kavramsal yntemi ile sanatn duyu ynelimli giriimini btnsel
letirilemeyen bir kanm iinde bir araya getirmeyi nerir.
U Felsefi Ynelimin Ortak Temalar
Byle alelacele zetlediimiz bu ynelimin ortak bir yan var
mdr? Bu eitlilie ramen, ada felsefede bir btnlk oldu
unu iaret eden zellikler bulunabileceini sylememize izin ve
ren bir ey var mdr? Bu (yorumbilgisel, analitik ve postmo
dern) ynelimin balca iki ortak zellii olduunu ileri sreceim.
Felsefenin bu yneliminin hepsinin ada olduunu ve ne ka
dar farkl olurlarsa olsunlar, kaderlerinin mterek olduunu iaret
eden de bu ortak zelliklerdir: Dncenin olas blmlerinden bi
ri deil, amzn felsefeden bulunduu ayn talebin ifadesidir
bunlar.
Bu zelliklerin ilki olumsuzdur. Her ynelim de metafiziin
sonuna gelmi olduumuzu, felsefenin artk locus classicus'um,
yani o byk metafizik nermenin ta kendisini ayakta tutacak ko
numda olmadn savunur. Bu ynelim de belli bir anlamda,
felsefenin bizatihi felsefenin sonu iinde konumlanm olduunu
ya da felsefenin kendi kendisinin belli bir sona ulam olduunu
beyan ettiini iddia eder.
Hemen rnek verebiliriz. Son temasnn Heidegger'in dn
cesinin merkezi unsuru olduu aktr. Heidegger'e gre iinde ya
admz dneme damgasn vuran ey, metafiziin tarihinin, do
laysyla ta Platon'a kadar uzanan btn bir an, btn bir varlk
ve dnce tarihi ann kapandr. Bu kapan nce teknoloji
buyruunun yaratt skmt ve terk edi iinde gerekleir.
Hibir felsefe Heidegger felsefesine Camap'nki kadar uzak
olamaz. Ama Carnap da her trl metafizik imknnn sonunun
geldiini ilan eder nk ona gre metafizik kuralsz ve anlamdan
yoksun szcelerden te bir ey iermez. Analitik terapinin amac
metafizik semptomunu tedavi etmek; yani hastay analiz edildikle
rinde anlamdan yoksun olduklar iin rza yaratamayacaklar anla
lan szcelerden kurtarmaktr.
J ean-Franois Lyotard'a gelirsek, onun merkezi temalarndan
biri "byk anlatlarn sonu" dedii eydir - devrimden, proletar
yadan, ilerlemeden dem vuran byk anlatlardr bunlar. Bir kez
daha "son" kyor karmza; byk anlatlarn sonu da modem
metafizikle badatrlan byk zne ve tarih konfigrasyonlannn
sonundan ibaret.
Demek ki bu ynelimde de ortak bir tma olduunu gryo
ruz ki bu da bir son, kapanma, nihayete erme temasdr. Bu tema
baka bir biimde de dile getirilebilir: Klasik felsefenin ortaya koy
duu ekliyle hakikat ideali sona ermitir. Hakikat fikri yerine an
lamlarn oulluu fikrini ikame etmemiz gereki r. Klasik hakikat
ideali ile modem anlamn okdeerlilii temas arasndaki bu kar
tlk temel bir kartlk bana kalrsa. Biraz ematik ama yanl sa
ylamayacak bir biimde yle syleyebiliriz: ada felsefe haki-
kat-ynelimli bir felsefeden anlam-ynelimli bir felsefeye geii
kurumsallatrr.
Bu belli bal ynelimin her birinde, ada felsefe hakikat
kategorisini ve onunla birlikte klasik felsefenin kendisini sorguya
eker. Olumsuz ynden bu felsefenin ortak yan budur. Olumlu
ynden ortak yanlan ise -ki bu canalc nemde bir eydir- merke
zi yeri dil meselesine vermeleridir. Bu yzyln felsefesi ncelikle
dil hakknda, dilin yapabilecekleri, kurallar hakknda ve dnce
sz konusu olduunda dilin nelere yetki verdii hakknda derin bir
dnme olmutur. Bahsettiim ynelimlerin tanmlarndan bile
aka grlebilir bu: Yorumbilgisel ynelim, belli bir anlamda,
her zaman konuma edimlerinin yorumlanmasndan ibarettir; ana
litik ynelim szceler ile onlar ynlendiren kurallar arasndaki
karlamadan ibarettir; postmodem ynelim ise homojenliin g
yabnda bir cmleler, paralar ve sylem biimleri okluu fikrini
ne karr. Yani dil zamanmzn byk akm/transandantali olup
kmtr.
Toparlarsak, ada felsefenin her ynelimde de ortak iki te
mel aksiyomu vardr. Birincisi, hakikat metafiziinin imknszla-
tdr. Bu aksiyom olumsuzdur. Felsefe uzun bir sredir olmaya
karar verdii eymi gibi, yani bir hakikat arayym gibi yapa
maz artk, ikinci aksiyom ise dilin anlam sorununun bulunduu yer
olmas nedeniyle dncenin en nemli mevkii olduudur. Bunun
sonucu olarak da anlam sorunu klasik hakikat sorununun yerine
geer.
ada Felsefenin Kusurlar
Bu iki aksiyomun genelde dnce iin, zelde de felsefe iin ger
ek bir tehlikeyi temsil ettii inancndaym ben. Bu aksiyomlarn
gelitirilmesi ve ada felsefede kazandklar son derece incelik
li, karmak ve gz alc formlasyon, felsefeyi, gnmz dnyas
nn uygulad bask karsnda kendisine uygun den arzuyu
ayakta tutmaktan aciz hale getiriyor bence. Bu aksiyomlar felsefe
ye, isyan, mantk, evrensellik ve risk drtl biimine brnm ar
zusunu ayakta tutma arac veremez.
Felsefe esasen dil hakknda dnmekse, dnyadaki uzmanla
ma ve paralanmann evrenselliin karsna kard engeli kal
drmay baaramayacaktr. Dil evrenim felsefi dncenin mutlak
ufku olarak kabul etmek, aslmda, iletiimin getirdii paralanma
ve yanlsamay kabul etmekle ayn kapya kar - zira dnyamzn
hakikati, ne kadar cemaat, faaliyet veya bilgi tr varsa o kadar dil
olduudur. Kabul, ortada bir dil oyunlar okluu vardr. Gelgele-
lim bu da felsefeyi -eer evrensellik arzusunu korumak istiyorsa-
salt bu oklua tabi olmamak iin kendini onun dmda baka bir
yere yerletirmeye zorlar. Aksi takdirde, felsefe bir bakma zaten
ounlukla neyse o olacaktr, yani dil oyunlar okluunun sonsuz
bir tasviri olacaktr.
Yahut da -ama bu daha beter seenek- felsefe tikel dillerden bi
rini seip onun kendisini kurtaracak tek dil olduunu iddia edebilir.
Bunun nelere yol atm biliyoruz. Heidegger nce Yunan dilinin,
sonra da Alman dilinin isel bir felsefi deere sahip olduu tezini
savunmutu aktan aa. "Varlk Yunanca konuur," demiti. Al
man dilinin bir bakma, dncenin yazgsma meydan okuyabile
cei tek dil olduunu sylemiti. Ki bylesi bir dil seimi ile He-
idegger'in Nazizmin verdii o canice biime brnm Alman mil
liyetiliine balanmasna yol aan siyasi konum arasnda bertaraf
edilemez bir balant vardr.
Analitik felsefeye gelince, bu felsefenin, hem net hem de dil
konusuna en uygun den kurallara sahip dil olarak grd bilim
diline tek ynl bir ayrcalk tand ayan beyan ortadadr. Anlam
ile anlamszlk arasndaki ayrm, matematikte ve genelde bilim di
linde grlebilecei gibi bir kural klna brndrerek sunmala
rndan da bellidir bu. Ama bu ayrcaln kendisi de felsefi adan
tehlikelidir nk bilim dilinin konfgrasyonuna kar bakaldran
her trl mevkii ve mekn hor grmeye yol aar dorudan doru
ya. Bu dile tannan ayrcalk yle bir rasyonalite anlay ortaya
karr ki buna kanlmaz olarak bir kmseme ya da horgr; bu
gn bile insanln ezici ounluunun bu dilin menzili dnda ol
duu gerei ne gzleri ni kapama tavr eli k eder.
te yandan, eer hakikat kategorisi grmezden gelinirse, eer
anlamn okdeerliliinden baka bir eyle asla karlamyorsak,
o zaman felsefe para ve malumat ticaretine tabi bir dnyann ken
disine ynelttii meydan okumaya asla karlk veremeyecektir. Az
ok kurall, az ok kodlanm aklardan oluan bir anaridir bu
dnya, burada para, rnler ve imajlar mbadele edilir. Felsefe
bylesi bir dnyada arzusunu ayakta tutacaksa, bir kesintiye urat
ma ilkesi nermelidir. Dnceye bu sonsuz dolam rejimini ke
sintiye uratacak bir ey nerebilmelidir. Felsefe bir kesinti nokta
snn olabilirliini incelemelidir, btn bunlarn kesintiye uratl
mas gerektii iin deil, hi deilse dncenin kendisini bu do
lamdan karabilmesi ve kendini bir dolam nesnesinden baka
bir ey olarak yeniden sahiplenmesi gerektii iin. Bylesi bir ke
sinti noktasnn yalnzca koulsuz bir gereklilik olabilecei aktr;
yani, dnceye kendisi dnda baka hibir koulla sunulmayan
ve mbadele edilemeyecei gibi dolama da sokulamayan bir ey.
Byle bir kesinti noktas olmas, hi deilse bir tek koulsuz gerek
lilik olmas, bence, felsefenin varolmasnn olmazsa olmaz koulu
dur. Byle bir nokta olmaymca bilgi, malumat, mal-mlk, para ve
imajlarn genel dolam olur ortada bir tek. Kanaatim odur ki bu
koulsuz gereklilik sadece anlamn okdeerlilii nermesiyle des
teklenemez. Hakikat kategorisinin yeniden ina edilmesini ya da
yeniden ortaya kmasn da gerektirir.
Medyann tutarsz imajlar ve yorumlar hercmercine tabi du
rumdayz. Bunun karsna ne karlabilir? Bence onun karsna
hi deilse bir hakikati, belki de birka hakikati sabrla aramaktan
baka bir ey karlamaz; bu aray olmadnda kitle iletiiminin
zsel mantkszl kendi zamansal karnavalm dayatacaktr.
Felsefe ayrca gvenlik takntsna kar zar atmamz, gven
likle belirlenmi hayat hesaplarn kesintiye uratmamz da gerek
tirir. Ama felsefenin kazanma ans nedir ki, bu riski mukadder k
lp ona asgari bir tutarllk ve arlk verecek bir deerden baka?
Ben burada da bir hakikat ilkesi olmadktan sonra, hesap hayatm
karsna varolusal bir kumarla, zgrlk denebilecek bir eye yol
aabilecek bir kumarla klabileceini zannetmenin beyhude ol
duuna inanyorum.
ada felsefeni n aksiyomlar gz nnde bulundurulduunda,
byle bir dnyada felsefe arzusu korunabilir mi? u drt ada
engel karsnda isyan, mantk, evrensellik ve riskten oluan drt
boyutu koruyabilir miyiz: mal mlk, iletiim, teknik iblm ve
gvenlik taknts?
Felsefenin yorumbilgisel, analitik veya postmodem ynelimle
rinin erevesi iinde bunun yaplamayacam teslim ederim. Ben
ce bu ynelimler anlamn okdeerliliine ve dillerin oulluuna
fazla ballar. Dnyann ehresini yanstma konusunda fazla ileri
giden bir yanlan var. Dnyamzla ylesine badayorlar ki felse
fenin gerektirdii kopu ya da mesafeyi korumaktan acizler.
Yeni Bir Felsefe slubuna Doru
Benim savunduum konum bu dnce erevelerinden kopup bir
baka felsefe slubu, yorumlamadan, mantksal dilbilgisi analizin
den ya da okdeerlilik ve dil oyunlarndan baka bir slup bulmak
yani, kurucu bir slubu, kararl bir slubu, mesela Descartes oku
lundaki gibi bir slubu yeniden kefetmek.
Byle bir konum her ikisi de basit ama bana kalrsa felsefe ge
litirmek iin her ikisi de nart niteliinde olan iki fikirle destek
lenebilir. Birinci fikir dilin dncenin mutlak ufku olmaddr.
Felsefenin byk dilsel eilimi, ya da felsefenin dil zerine dn
meye massedilmesi tersine evrilmelidir. Batan sona dille ilgili
olan Kratylos'da Platon "Biz filozoflar kelimeleri deil eyleri kal
k noktas yapanz," der. Bu nermenin ierebilecei btn g
lklere ve etrefilliklere ramen ben felsefenin kelimeleri deil
eyleri kalk noktas ald fikrini yeniden canlandrmasndan ya
naym. Sylemeye gerek bile yok elbette: Dilin her zaman hakikat
ve felsefenin tarihsel malzemesi diyebileceimiz eyi oluturduu
nu kabul etmek gerekir. Felsefenin rengi, tns ve ekimi diyebile
ceim eyi her zaman bir dil verir. Btn bu tikel zellikleri bize
sunan dildir. Ama dncenin rgtleniinin temel ilkesinin bu ol
madn da syleyeceim ben. Felsefenin vazgeemeyecei ilke,
slubu ya da rengi ne olursa olsun, u ya da bu dille arasndaki ba
nasl olursa olsun, evrensel olarak aktanlabilirliidir. Felsefe fiilen
olmasa bile ilkesel olarak herkese hitap ettiini reddedemez ve di l
sel, ulusal, dini ya da rksal cemaatleri bu hi tap alanndan dlaya-
maz. Felsefe hibir dile, yazld dile bile ayrcalk tanyamaz.
Felsefe katksz biimsel bilim dili ideali iine kapatlm deildir.
Doal esi dildir, ama bu doal e iinde evrensel bir hitap ala
nm kurumsallatrr.
kinci fikir ise udur: Felsefenin mstakil ve indirgenemez rol
sylem iinde sabit bir nokta, bir kesinti noktas, bir sreksizlik
noktas, koulsuz bir nokta yerletirmektir. Bizim dnyamza dam
gasn vuran ey hzdr: tarihsel deiimin hz; teknik deiimin
hz; iletiimin, aktarmn hz, hatta insanlarn birbirleriyle balan
tlar kurma hz. Bu hz bizi ok byk bir tutarszlk tehlikesine
maruz brakr. eyler, imajlar ve ilikiler bylesine abuk dolama
girdii iindir ki bu tutarszln kapsamn lecek zamanmz bi
le yoktur. Hz tutarszln maskesidir. Felsefe bir yavalatma ile
mi nermelidir. Hzlanma buyruu karsnda dnceye ait bir za
man ina etmelidir. Felsefenin bir hususiyeti bence bu; felsefenin
dn ahestedir nk bugn isyan hz deil ahestelii gerek
tirir. Felsefenin arzusunu ayakta tutmak iin muhta olduumuz
sabit noktay (bu nokta ne olursa olsun, ad ne olursa olsun) ancak
bu yava ve dolaysyla asi dn kurabilir.
Mesele temelde, hakikat kategorisini felsefi olarak, bizi dnya
nn hzndan yaltacak bir yavalkla yeniden ina etme meselesidir
- metafiziin bize devrettii hakikati deil, dnyann mevcut hali
ni dikkate alarak yeniden kurabildiimiz hakikati kastediyorum.
Felsefeyi bu yemden ina etrafnda yeniden rgtleme ve ona ken
disine yaraan zaman ve mekn verme meselesidir. Bu da felse
fenin artk dnyann peine dmemesini, dnya kadar hzl olma
ya almamasn gerektirir nk felsefe bu kadar hzl olmak is
tediinde kendi kendini arzusunun tam merkezinden zmeye ba
lam olur, artk isyann koruyacak, mantm yeniden kuracak, ne
kadar evrensel bir hitap olduunu bilecek ya da ansn deneyip va
roluu zgrletirecek hali kalmaz.
Dnya Felsefeyi Sorguluyor
uras ak ki sorun, dnyann u halinde, bylesi bir giriimin ser-
pilebilmesi ya da iitilebilmesi iin en ufak bir ans var m yoksa
burada nerilen ey bir dier ii bo ardan m ibaret, bunu bil
me sorunu. Felsefenin hasta olduuna phe yok. Her zaman oldu
u gibi sorun, bu hastaln lmcl olup olmadm bilme, tehi
sin ne olduunu ve nerilen tedavinin, sk sk olduu gibi, tam da
hastann iini bitirecek ey olup olmadm bilme sorunu. Hakikat
iki hastalktan mustarip. Bana kalrsa, dilsel grecilikten, yani an
lamlarn uyumazl sorunsalna dolanm olmaktan mustarip; ay
rca da tarihsel karamsarlktan mustarip ki buna kendisi hakknda-
ki karamsarl da dahil.
Benim varsaymm u ki felsefe hasta olmasma ramen, zan
nettii kadar, olduunu syledii kadar hasta deil. ada felse
fenin niteleyici zelliklerinden biri, sayfalarca ne kadar lmcl
hasta olduunu anlatmas. Ama bildiiniz zere, hasta olduunu
syleyen hastann kendisiyse, bunun hi deilse ksmen hayali bir
hastalk olma ihtimali vardr daima. Ben durumun byle olduunu
dnyorum, nk felsefenin arzusu zerinde uygulad btn
olumsuz basklara ramen, dnyann kendisi, dnya, yani onun
iinde yaayp dnen insanlar felsefeden bir ey istiyor. Ama fel
sefe kendine bakndaki marazilik yznden buna cevap vereme
yecek kadar moralsiz bir vaziyette.
Dnyann felsefeden bir ey istediine inanmamn drt nedeni
var.
Birinci neden, felsefenin yerini beeri bilimlerin alma ihtimali
olmadn artk biliyor olmamz. Beeri bilimler istatistiksel bi
limlerin yuvas haline geldiinden beri buna dair farkndalk epey
yaygnlam geliyor bana. Beeri bilimler anlam dolamna ve
anlamn okdeerliliine kaplm durumda, nk dolam oran
larn lyorlar. Amalan bu. Temelde anketlere, seim tahminle
rine, demografik ortalamalara, epidemiyolojik oranlara, beenilere
ve honutsuzluklara hizmet ediyorlar ki btn bunlar da ilgin a
lmalar kukusuz. Ama bu istatistiksel ve saysal malumatn, in
sanln ya da btnyle tekil her varln ne olduuyla hi alaka
s yok. Herkes bilir ki son tahlilde bir nemi olan her trl kararn
merkezi tekil olandr her zaman ve her trl hakikat -bilimsel icat
larda, sanatsal yaratmlarda, siyasi yemliklerde ya da ak meyda
na getiren karlamalarda grlebilecei gibince mutlak tekil
biiminde sunulur. Bir ekilde bir hakikatin doduu beyan edilen
her yerde hakikat tekillik zerine kuruludur. Ortalamalar, istatistik
ler, sosyoloji, tarih, demografi ya da anketler bize bir hakikatin ta
rihinin ne olduunu retemezler. Nitekim dnya felsefeden bir te
killik felsefesi olmasn, tekil olan telaffuz edebilmesini ve d
nebilmesini talep eder ki genel beeri bilimler aygtnn grevleri
arasnda bu kesinlikle yoktur. lk neden budur.
ikinci neden ise bir zamanlar ilerinde zgrleme ve hakikatin
tohumlarn tadn zannettiimiz byk kolektif giriimlerin
kne tank olmakta oluumuz. Artk byle byk zgrletiri
ci kuvvetlerin olmadm, ortada ne ilerleme ne proletarya ne de
bylesi bir ey olduunu biliyoruz. Bylesi kuvvetlere yakalanm
olmadmz, arzumuzu srf kendimizi bylesi bir kuvvete dahil
ederek ya da bylesi bir kuvvete mensup olarak ayakta tutma umu
dumuz olmadm biliyoruz. Bu ne anlama geliyor? Sadece filo
zoflarn deil hepimizin bugn insanlkd olanla kar karya
geldiimizde kendi kararmz kendimiz vermemiz ve kendi adm
za konumamz gerektiini bildiimiz anlamna geliyor. Herhangi
bir byk kolektif konfigrasyonun, herhangi bir farazi kuvvetin,
bizim yerimize konum alabilecek herhangi bir metafizik btnl
n ardna saklanamyoruz. Ama insanlkd olanla karlat
mzda kendi admza bir konum alabilmek iin, karar vermeyi sa
layacak sabit bir noktaya ihtiya vardr. Hem karan hem de nzay
kurala balayacak koulsuz bir ilkeye ihtiya vardr. Bugn herke
sin etie dnmenin zorunluluu dedii ey bu. Ama yanlgya d
meyelim. Felsefi olarak, etie dnmek koulsuz bir ilkenin geri d
nn zorunlu klar. nsann ilkenin apakl nda u doru,
u da yanl diyebilmesi gereken bir an vardr. Kaamakl szler ve
hesaplarla sonsuza kadar geri gidemeyiz. Koulsuz olarak doru
olduklan sylenebilecek szceler de olmaldr. Belli bir mesele
hakknda konum almak ve bu konum zerinde anlamaya varmak
gerektiinde, son are olarak herkes iin koulsuz doru olacak bir
konum bulmak gerektiini gayet iyi biliyoruz. Dolaysyla insan-
lkd olanla karlatmzda, hakikat boyutunu ieren bir felse
feyi yeniden devreye sokmadan, her birimizin kendi admza ko
num almamz gerektii sylenemez. u anki haliyle dnyann ta
lep ettii ey hakikat boyutunu devreye sokma ilemidir ve bu da
felsefeden talep edilmektedir.
nc neden, son zamanlarda gerici ya da arkaik ihtiraslarn
ykselie gemesiyle, yani kltrel, dini, milli ve rk ihtiraslarn
ykselie gemesiyle balantldr. Tarihsel olarak gzlemlenebi-
len bu fenomenler de felsefeye ynelik bir talep yaratmtr. Bu ih
tiraslarla bir kez daha kar karya gelen felsefe akim nerede oldu
u hakknda konumaya mecburdur, zira bu ihtiraslar irrasyonel ar
kaizmin gnmzde brnd biimlerdir ve beraberlerinde
lm ve ykm getirirler. Felsefenin gnmz rasyonalitesi hakkn
da bir beyanda bulunmas gerekir. Bu rasyonalitenin klasik rasyo
nalizmin tekrar olamayacam biliyoruz, ama bu gerici ihtiraslarn
tehdidiyle kar karyayken kendimizi an bir entelektel zafiyet
konumunda bulmak istemiyorsak onsuz yapamayacamz da bi
liyoruz. Demek ki terimin bu anlamnda (yani bizatihi felsefenin
oktan zndrd eyi, gnmz koullarnda tekrar gndeme
sokmas gerektii anlamnda) rasyonel bir felsefe biimlendirme
miz gerekiyor.
Drdnc ve son nedense iinde yaadmz dnyann yara
lanmaya ak, istikrarsz bir dnya olmasdr. Kendi tarihinin birli
i iinde istikrar kazanm bir dnya deildir hibir biimde. Libe
ral ekonomi ve temsili demokrasi temalarnn genel kabul grr
hale gelmi olmasmm, yirminci yzyln dourduu dnyann id
det dolu ve krlgan bir dnya olduu gereini gizlemesine izin
vermemeliyiz. Bu dnyann maddi, ideolojik ve dnsel temelle
ri birbirinden kopuk, ayr ve byk lde tutarszdr. Bu dnya
izgisel bir geliimin sknetini deil, bir dizi dramatik kriz ve pa
radoksal olay sergiler. Yakn dnemlerden iki rnei, Krfez Sava-
'm ve brokratik sosyalizmin kn ele alalm. Bunlara Bos
na'daki sava ve Ruanda'daki katliamlar da ekleyebiliriz. Ama ya
nlmayn, uzun bir serinin daha ilk olaylar bunlar. Dncenin ola
yn arlm endiesizce almlayp kabul edebilmesini temin et
mek iin felsefeye gerek var. Temelde eylerin yapma dair bir fel
sefe deil ihtiyacmz olan. Olup bitenlerin indirgenmez tekilliine
ak bir felsefeye, beklenmedik olann getirdii srpri zle beslene
bilecek bir felsefeye ihtiyacmz var. Byle bir felsefe bir olay fel
sefesi olacaktr yleyse. Dnya, dnyann mevcut hali, felsefeden
bunu da istiyor.
Yeni Bir zne retisi
Demek ki dnya bizden bir tekillik felsefesi, bir ada rasyonali-
te felsefesi ve bir olay felsefesi istiyor. Bu bal bama bir program.
Bu program gerekletirmek iin yukarda anlattm felsefe
eiliminin tesine gememiz gerekir. Daha belirlenmi ve daha bu
yurucu bir felsefeye, ama ayn zamanda daha mtevaz, dnyaya
daha mesafeli ve daha betimleyici bir felsefeye ihtiyacmz var.
Olaym tekillii ile hakikati rasyonel bir biimde i ie geiren bir
felsefeye. Rastlantya, ama akim yasasna tabi rastlantya ak bir
felsefeye; koulsuz ama teolojik-olmayan bir yasaya tabi ilkeleri
srdren bir felsefeye.
Bu bize yeni bir zne retisi nerme imkn verecektir -ki
bence temel hedef budur. Descartes, Kant ve Hegel'inkilerden fark
l terimlerle bir znenin ne olduunu syleyebileceiz. Bu zne ev
rensel deil tekil olacaktr; tekil olacaktr nk her zaman zneyi
bir hakikat olarak kuran bir olay olacaktr.
Bu program karsnda, hakikat metafiziinin km, klasik
rasyonalizmin de yetersiz olduu sylenebilir, doru. Ama metafi
ziin yapbozumu ve rasyonalizme yaplan itirazlar da yetersizdir
bir bakma. Dnya, felsefenin metafiziin ykntlar zerinde, mo
dem metafizik eletirisiyle birleip kaynam bir biimde yeniden
kurulmasna ihtiya duyuyor.
Dnyann felsefeye, felsefenin zannettiinden daha fazla ihti
yac olduu kanaatindeyim, iyimserliimin nedeni de bu. Felsefe
hasta, lyor da olabilir, ama dnyann (dnyann, bir Tann'nn ya
da peygamberin deil, dnyann) felsefeye "Ayaa kalk ve yr!"
dediinden eminim.
FELSEFE VE HAKKAT*
Hakikat hakknda drt temel tez ileri srmenin zamandr:
1. Hakikat sorunu konusunda Heideggerci yap geriye iirden ba
ka zm brakmaz.
2. Bu yapy ykp baka bir zm bulmak iin Heidegger'in ana-
hatlann izdii tarihsel sreci tersine eviremeyiz. Aksine, ana
litik gelenein hilafna, hakikatin z sorunu o dar yarg ya da
nerme biimi iine kapatlrsa bu ze ulalamayacam var
saymamz gerekir. Ama ayn zamanda kendimizi, Heidegger'in
o melankolik rt-amanm kayb anlayna da kaptramayz.
3. Bir hakikati, hem bir olaya sadakatin inas olarak hem de bir
bilgi alannn dnmnn getirdii treyimsel kudret olarak
tasarlamalyz.
4. Bir hakikatin znn dnceye sunulmasn salayan btn
kategoriler olumsuzdur: Karar verilemezlik, ayrt edilemezlik,
treyimsel hepsi-deil (pas-tout) ve adlandnlamayan. Haki-
katlar etii, olumsuza dair alman nlemde, baka bir deyile ha
kikatin inasnn getirdii tehlikelerin hakikatin kudretine getir
dii snrlamalarda yatar btnyle.
Heideggerci hakikat retisinden atf seiyoruz. Birincisi:
Hakikat, nermenin bir zellii haline gelince odan kaydrmakla
kalmaz, zn de dntrr.
* Bu yaz 1999'da Sidney'de tebli olarak, "Hakikatler Etii: na ve Kudret"
adyla sunulmutur.
Bunu yle anlamak gerek: Dncenin gerileyiinin -ki ayn
zamanda varln da gerileyiidirsonulan, Platon'dan sonra ha
kikatin nermede konumlanabilecek bir ey olarak sunulmasnda
tezahr eder. Bu konumlama doallktan-uzaklatrmadr da. Haki
kat ienomeninin nermede ortaya kmasna izin verirsek sahici
anlamyla hakikat btnyle eriilmez bir ey olarak kalr.
Aktaracam ikinci pasajm balam, Heidegger'in, Avrupa'nn
dnce konusunda ektii skmt kavranmak isteniyorsa dnl
mesi gereken temel noktalann neler olduuyla ilgili sorusudur. Hei-
degger'e gre, bu skntya neden olan asl olaylar tannlann ekip
gidii, yeryznn urad tahribat, insann toplumsal hale gelii
ve vasatn hkimiyetidir. Bu pasajda Heidegger bunlan dnr
ken bir eyin tayin edici nemde olduunu syler:
(Bu) mutasyon tinin zek olarak yorumlanmasyla meydana gelir; ze
k da teorik ve pratik kayglar gderken doru akl yrtme yetisinden
ibaretmi gibi ve oktan sunulmu olan eylerin deerlendirilmesi olarak
anlalr.
Tin ancak nerme biimine brnm hakikati manipule etti
inde zek olarak yorumlanabilir. Zira bir nerme fiilen, (oktan
sunulmu olan) eylere dair herhangi bir deerlendirmeye dayal
dilsel fenomendir. Bunun sonucunda, hakikatin znn doallk-
tan-uzaklatnlp nermeye yerletirilmesi, Bat'nm skntsnn
kkenlerindeki olanakllk kouludur.
nc pasaj, nerme biiminden kurtulmu hakikate ulama
imkn hakknda ne sylenebileceiyle ilgilidir. Hakikati bilimsel
ya da mantksal nerme biiminden baka trl ifade eden dil han
gisidir? oktan sunulmu eylerle deil de henz zuhur etmemi
eylerle bantl olan dil? Hi phesiz, byle bir dil iirde bulu
nabilir. Heidegger yle yazar:
Sahici ve byk iirde, tinin zsel stnl salt bilim olan her eye
hkmeder. Bu stnlk sayesindedir ki air her zaman sanki varlk ilk de
fa ifade ediliyor ve anlyormu gibi konuur.
Nitekim Heidegger'e gre, varln gerileme iindeki yazgs
hakikati nerme iinde doallndan-uzaklatrmaksa -yeryz
nn yamalanmasn, tini pragmatik zek olarak yorumlamay sa
layan nerme ynlendiriyorsa- o zaman tek are iirdedir. Sonra
da iir aka matematiksel olann kar kutbuna yerletirilir, n
k Heidegger'e gre matematiksel olan hakikatin nerme biimi
nin kazand saydam zaferden baka bir ey deildir. nerme h
km srdnde,'zek hkm srdnde, der Heidegger, "Varlk
larn Varl matematiksel olann saf dncesi iinde dnlebi
lir hale gelir."
Btn argmanm boyunca, hakikati nermenin biimi iinde
snrlamaya alrsak hakikatin dnlemez hale geleceini ka
bul edeceim. Ama bunun yan sra unu da ileri sreceim: Haki
kati tarihsel bir sre olarak tasarlamak ne Platoncu gerileme tezi
ni, ne de matematiksel olan karsnda ya da baka herhangi bir ha
kikat usul karsnda iire zsel bir stnlk atfetmeyi gerektirir.
amz, Philippe Lacoue-Labarthe'n mimesis motifine ba
ml olduunu gsterdii her eyden kopulan bir a olmutur ke
sinlikle. Bu motifin, hakikati aka taklide balayan biimlerin
den biri de, hakikatin bir iliki/bant olarak tasarlanmasdr: Ze
k ile zekya tabi tutulan ey arasndaki bir uygunluk ilikisi; He-
idegger'in gayet iyi alglad gibi, hakikatin her zaman bir nerme
biimine konumlanabileceim varsayan bir denkletirme (adequa
tion) ilikisi.
Modem felsefe denkletirme olarak hakikatin eletirisidir. Ha
kikat adequation rei et intellectus deildir. Hakikat yargnn bii
minden ibaret deildir. Hegel hakikatin bir yol olduunu gsterir.
Heidegger hakikatin tarihsel bir yazg olduunu ileri srer.
Ben u fikirden yola kacam: Hakikat, her eyden nce, ye
ni bir eydir. Aktarlan, tekrarlanan eye bilgi diyeceiz. Hakikati
bilgiden ayrt etmek elzemdir. Kant'n eserinde oktan yaplm bir
ayrmdr bu: Akl ile anlama yetisi arasndaki ayrm. Heidegger
iin de ok nemli bir ayrmdr: Hakikat -aletheia- ile bilme ya da
bilim techne arasndaki ayrm.
Her hakikat yeni bir eyse, hakikatle ilgili asl felsefi mesele
nedir? Hakikatin ortaya k, "oluu" meselesidir. Bir hakikat d
nceye yarg olarak deil gerek bir sre olarak sunulur.
Aadaki ema bir hakikatin "olu "unu temsil ediyor.
Hakikat srecinin balamas iin, bir ey olmas gerekir. Orta
da zaten olan -mevcut bilgi durumu- tekrardan baka bir ey ya
ratmaz. Bir hakikatin yeniliim teyit etmesi iin, ortada bir eklenti
. J ) Bir+
Karar verilemez\
Olay \
Adlandrma Zorlama
olmas gerekir. Bu eklenti de rastlantya baldr. ngrlemez,
hesaplanamaz. Olann tesindedir. Ben buna olay diyorum. Yani
olaysal bir eklenti tekrar kesintiye uratt iin btn yenilii
iinde bir hakikat ortaya kar.
rnekler: Aiskylos'la birlikte teatral Tragedya'nn ortaya k;
Galileo'yla birlikte matematiksel fiziin zuhur edii; btn bir ha
yat deitiren bir ak karlamas; 1792 Fransz Devrimi.
Her olay karar verilemez kavramna baldr. "Bu olay duruma
aittir" cmlesini ele alalm. Yerleik bilgi kurallarn kullanarak bu
cmlenin doru mu yanl m olduuna karar vermek mmknse,
o zaman mahut olay olay deildir. Ortaya k durum iinde he
saplanabilir. Burada bir hakikat balyor dememize izin veren bir
ey yoktur. Bir olaym bir duruma ait olup olmadna karar verile
miyorsa, bir bahse girilmesi gerekir. Hakikatin bir hakikat aksiyo
muyla balamasnn nedeni budur. Temelsiz bir kararla -olaym ger
eklemi olduunu syleme kararyla- balar.
Olaya karar verilemez oluu olaym bir znesinin ortaya kma
sn tevik eder. Bu zne bahis ekline brnen bir szce ile kuru
lur. yledir bu szce: "Bu olay olmutur, benim ne deerlendire
bileceim ne kantlayabileceim ama sadk kalacam bir ey bu.
Bir zne, en bata, karar verilemez bir olay sabtleyen eydir, n
k olayn olduuna karar verme riskini stlenir.
Bu karar o sonsuz prosedr, dorunun/hakikatin dorulanma
s prosedrn balatr. Bu prosedr, olay karara balayan aksiyo
mun sonularnn, durumun iinde, incelenmesidir. Byle bir pro
sedr bir sadakat temrinidir. Seyrini kurala balayan bir ey yok
tur, nk onu destekleyen aksiyom yerleik bilgilere ait btn ku
rallarn dndan devreye girmitir. Nitekim prosedr rastlantya
dayal bir seyir, kavramsz bir seyir izler.
Peki ama saf seim, kavramsz seim nedir? ki ayrt edilemez
terim karsnda yaplan seimdir. ki terim, birbirlerinden hibir
dil etkisiyle aynlamyorlarsa, ayrt edilemezdirler. Ama eer bir
durum iindeki iki terimi ayracak hibir dil forml yoksa, o za
man terimlerden birini deil de brn dorulama seimi, bunlar
arasndaki farkn nesnelliinde bulamayacaktr dayanan. Demek
ki byle bir seim mutlak biimde saf seimdir, semek zorunda
olmaktan baka hibir nvarsaym olmayan ve nerilen terimleri
(aksiyomun sonularm dorulama ileminin balamasn salaya
cak terimi) gsteren hibir iarete sahip olmayan bir seim.
Bu demektir ki bir hakikatin znesi ayrt edilemeyeni talep
eder. Ayrt edilemeyen dorulama ilemi iinde saf zne noktasn
rgtler. zne, iki ayrt edilemeyen arasnda kaybolan eydir. z
ne, rastlanty ortadan kaldrmayan, ama rastlanty, onu zne ola
rak kuran aksiyomu dorulama yoluyla gerekletiren bir zar at
mdr. Karar verilemez olayla ilgili olarak verilen karar, tekisin
den ayrt edilemeyen bu terimle anlr. Bir hakikatin yerel edimi
byledir: iki ayrt edilemez arasnda yaplan saf seimden ibarettir.
Bylesi bir edim kesinlikle sonlu bir edimdir diyebiliriz.
rnein, Sophokles'in eseri Yunan tragedyasnn sanatsal haki
katinin -ya da prosedrnn-, Aiskylos olayyla balam olan ha
kikatin bir znesidir. Bu eser yarat'da: yani kendisinden nce
ayrt edilemez olan iinde yaplm bir saf seimdir. Ve sonlu bir
eserdir. Gelgelelim sanatsal bir hakikat olarak Tragedya'nm kendi
si sonsuza kadar devam eder. Sophokles'in eseri bu sonsuz hakika
tin sonlu bir znesidir. Ayn ekilde, Galileo'nun karara balad
bilimsel hakikat sonsuza kadar gider. Ama onun ardndan icat edil
mi olan fizik yasalar bu hakikatin sonlu zneleridir.
Bir hakikatin seyri karar verilemez bir olayla balar. Edimini
ayrt edilemezle kar karya kalm sonlu bir znede bulur. Haki
kati dorulama ii srer; duruma bir seenekler silsilesi ykler.
Azar azar, durumun (olay niteliindeki aksiyomun sonularnn
doruland) bir altkmesinin anahatlan ortaya kar. Bu altkme-
nin sonsuz olduu, bitimsiz kald aktr. Ama biteceini varsa
yarsak, byle bir kmenin ister istemez hibir yklemle birletiri-
lemeyecek bir altkme -btnselletirilemeyen bir altkme, ne in
a edilebilecek ne de dil iinde adlandrlabilecek bir altkme- ola
can sylemek mmkn. Bu tr altkmelere treyimsel altkme-
ler deniyor. Biz tamamlanm olduu varsaylan bir hakikatin tre
yimsel olduunu syleyeceiz.
te yandan, bir saf seimler silsilesi bir yklem altnda birle
tirilebilecek bir altkme yaratyorsa, o zaman hakikatin seyrinin
gizliden gizliye bir yasann hkm altnda olmu olmas gerekir ya
da znenin edimini bulduu ayrt edilemezlerin aslnda daha yk
sek bir kavray tarafndan ayrt edilmi olmalar gerekir. Ama
byle bir yasa yoktur. Bulu ve yarat hesaba gelmez eyler olarak
kalrlar. Demek ki bir hakikatin yolu sonsuza kadar hibir kavram
la rtemez. Sonu olarak, dorulanan terimler Evren'in treyim
sel bir altkmesini olutururlar ya da sonsuzluk iinde btnletik
lerini varsayarsak, oluturmu olacaklardr. Edimi bakmndan ya
ni bir zne olarak ayrt edilemez olan bir hakikat sonucu ya da var
l bakmndan treyimseldr. Tek bir yklemle birletirilmesi
mmkn deildir.
rnein, Galileo'dan sonra "fizik" diyebileceimiz kapal ve
birleik bir bilgi altkmesi yoktur. Sonsuz ve ak bir yasalar ve
deneyler kmesidir varolan; bu kmenin tamamlandn varsay
sak bile tek bir dil formlyle zaptedilmesine imkn yoktur. Fizik
sel yasalara dair bir yasa yoktur. Bu haliyle "fiziksel olan" hem
sonsuz hem de ayrmsz bir treyimsel kmedir - fiziksel hakika
tin varl budur. Ayn ekilde 1792 Devrimi'nden sonra her trl
devrimci siyaset kmtr ortaya. Ama bu devrimci siyasetleri b
tnselletiren tek bir siyasi forml yoktur. "Devrimci siyaset" de
nen kme, siyasal olann treyimsel bir hakikatidir.
Olan udur: Her zaman tamamlanm bir treyimsel hakikat
fikri bekleyebiliriz. Bir hakikatin treyimsel varl asla sunulmaz.
Bir hakikat tamamlanamaz. Ama biimsel bir dzeyde bir haki ka
tin her zaman treyimsel bir sonsuzluk olarak ortaya km olaca
n bilebiliriz. Bu da bylesi bir hakikatin ortaya km olmas
nn olas sonularn kurgulamaya imkn verir. Yani, znenin yerel
bir noktasn oluturaca bu hakikatin kendi treyimsel btnle
mesini tamamlam olaca bir Evren varsaymnda bulunabilir z
ne. Bir hakikatin treyimsel varln tahmin eden varsayma zor
lama adn vereceim. Zorlama, gl bir kurgu, bir tamamlanm
hakikat kurgusudur. Bylesi bir kurgudan yola karak yeni bilgi
paralarm [byle paralarn ortaya kmasn] zorlayabilirim; hem
de bu bilgiyi dorulamakszn.
Nitekim Galileo doann tamamnn matematiksel dille yazla
bilecei varsaymnda, yani tam (tamamlanm) bir fizik varsay
mnda bulunabilmiti. Bu tahminden yola karak, Aristotelesi ha-
smlanm konumlarn terk etmeye zorlamt. Aym ekilde k bir
insan "seni her zaman seveceim" diyebilir, btnlemi bir ak
hakikatine dair tahmin niteliinde bir varsaymdr bu. Bu varsa
ymdan hareket ederek, tekini kendilerini farkl bir biimde tan
maya ve farkl muamele etmeye zorlarlar.
Bir hakikati ina etme ii ayrt edilemez iindeki bir seimle
yaplr. Yerel olarak, sonlu olann iinde yaplr. Ama bir hakikatin
kudreti varsaymsal zorlamaya baldr ki bu da unu demekten
ibarettir: "Eer bir hakikatin treyimsel sonsuzluunun tamamlan
m olduunu varsayarsak, o zaman u ya da bu bilgi parasnn
zorunlu olarak dnmesi gerekir."
Mesele, bylesi bir tahmin kudretinin btnsel olup olmadn
bilme meselesidir. Eer ilgili btn bilgi paralarm zorlayabilir
sek, sonuta karmza romantik mutlak ak meselesi, bilimsel b
tnlemi hakikat olarak bilim meselesi ve siyasi totalitarizm me
selesi kar. Bu mesele basite yle de ifade edilebilir: Bir hakika
tin sonlu znesinden yola karak, bu hakikatin ierdii btn un
surlar adlandrabilir ve bilgi haline gelmeye zorlayabilir miyiz?
Treyimsel sonsuzluun tahmin etme kudreti nereye kadar gider?
Benim cevabm, her zaman, her durumda bu kudrete direnen ger
ek bir nokta olduudur.
Bu noktaya durumun adlandrlamayam adm veriyorum. Du
rum iinde, hakikatin gznde asla bir ad olmayan eydir adland-
nlamayan. Sonu olarak zorlanmaya gelmeyen bir terimdir. Bu te
rim bir hakikatin kudretinin snrlarn sabitler. Adlandnlamayan,
bir zel isme sahip olmaktan dlanan ve bu dlanmlk konumu
nu tek bana igal eden eydir. Demek ki adlandnlamayan zelin
de zelidir, tekilliinde ylesine tekildir ki bir zel isme sahip ol
may bile kaldramaz. Adlandnlamayan, durumun en mahrem var
l iinde, hibir bilginin kuatamayaca saf mevcudiyet iinde
dnceye ald noktadr. Adlandnlamayan, bir hakikatin sy
lenmesine cevaz verdii her eyin ifade edilemeyen gerei gibi
bir eydir.
rnein matematiksel olan saf tmdengelimden ibarettir. Her
zaman hibir eliki iermediini varsayarz. Ama Gdel bir mate
matiksel teori iinde, tam da bu teorinin elikisiz olduunu kant
lamann imknsz olduunu gstermitir. Demek ki matematiksel
bir hakikat matematiin elikisizliini zorlayamaz. Biz, eliki-
sizliin matematiksel olann adlandrlamayan olduunu syleye
ceiz. Bu adlandnlamayamn matematiksel olann gerei olduu
aktr, zira bir matematiksel teori elikiliyse, yok olur.
Sonu olarak, makul bir matematik etii bu noktay zorlamak
istememek; matematiksel bir hakikatin asla tamamlanm olmad
n kabullenmektir. Ama bu makul etii muhafaza etmek zordur.
Bilimperestlikte ya da totalitarizmde grlebilecei gibi, Doru'
nun/Hakikat'in gcnn her eye yetmesine ynelik bir arzu sz
konusudur her zaman. Ktln kk de buradadr. Ktlk, ne
pahasna olursa olsun adlandrma isteidir.
ounlukla Ktln yalan, cehalet ya da lmcl bir buda
lalk olduu sylenir. Oysa Ktln koulu bir hakikat srecidir
daha ziyade. Ancak karar verilemez noktasnda bir hakikat aksiyo
mu, ayrt edilemez noktasmda bir hakikat yolu, treyimsel olan
iin bir varlk beklentisi ve adlandnlamayan noktasmda bir adlan
drma zorlamas varsa vardr Ktlk.
Adlandnlamayan ierilmeye zorlamak bir felaketse, bunun
nedeni sz konusu zorlamann, adlandnlamayamn damgasn ta
yan tekilliin kendisinin peine derek btn durumu etkiliyor ol
masdr. Bu anlamda kurgulamann ierdii adlandnlamayan bas
trma arzusu, her trl hakikatin barndrd ykc kapasiteyi ser
best brakr.
Bu nedenle de bir hakikatin etii, kendi gleri konusunda ta
knaca ihtiyat tavrndan ibarettir btnyle. Karar verilemezin,
ayrt edilemezin ve treyimsel olann sonucu, baka bir deyile
olayn, znenin ve hakikatin sonucu, adlandnlamayam kendi yolu
zerindeki bir snrlama olarak kabul etmek olmaldr.
Son olarak, Ktlk "Her-eyi-syleme" arzusudur. Dorunun/
Hakikatin kudreti, Ktl kontrol altnda tutabilmek iin, l
l olmaldr.
Hakikat yolunun olumsuz zelliklerini iyice incelemek bize
yardmc olacaktr: Olay karar verilemez niteliktedir; zne ayrt
edilemez olana baldr; hakikatin kendisi treyimseldir, btnsel
letirilemez; ve kudretinin durduu nokta adlandnlamayandr. Bu
da bize drt olumsuz kategori verir. Bu kategorileri felsefi olarak
incelemek temel nemdedir. Zamanmz ekillendiren her bir d
nce olay bu incelemenin yakt olabilir.
Bir olayn karar verilemezlik nitelii tamas ve admm askya
alnmas, her ikisi de bugn zellikle aktif olan siyasetin zellikle
ridir. Bir Fransz iin Mays '68 olaylarnn beyan edilmemi ya da
isimsiz kalm bir vaadi ihtiva etmeyi srdrd aktr. Ama
1792 devrimi ya da 1917'deki Bolevik devrimi bile felsefeye ver
dikleri talimatn ne olduu bakmndan ksmen karar verilemez ni
teliktedirler hl.
Ayrt edilemezler teorisi, Galois gruplarndan modeller teori
sindeki ayrt edilemezlere kadar, bal bama koca bir matematik
sel teoridir. Ama gnmz poetikasnn amalarndan birinin dil
iinde, dzyaz ile iir arasnda, ya da imge ile dnce arasnda bir
ayrt edilmezlik noktas kurmak olduunu da syleyebiliriz.
Paul Cohen'in teoreminden beri, treyimsel olan teorisi kme
ler mantnn nihai biiminin merkezindedir. Ama o diyalektik s
nflar ve partiler emasndan kan modem zgrleme siyasetinin
amac, "treyimsel" bir demokrasi, her trl yklemden soyutlan
m bir eitlik ve sradanlk savunusudur. Ve koca bir dzyaz ala
n (mesela Samuel Beckett'inki) bir karmalar silsilesi yoluyla, t
reyimsel bir insanln plak varoluunu adlandrmaya alr.
Son olarak, adlandmlamayan, Nazizmi dnce konusu yap
mak isteyen siyaset dncesinin merkezi motifidir: tpk dilin g
cnn snrlarn aratran airin; bir yapmm tanmlanmayan zel
liklerini arayan matematikinin; akn cinsel adlandnlamayandan
tad eylerin azabn eken k kiinin dncesinin de merke
zi motifi olduu gibi.
Dolaysyla, hakikatler etii, bir hakikatin ina edilii ile kudre
ti arasndaki iliki ya da ilikisizlik, zamanmzn neler yapabilece
ini ve zamanmzn kymetiharbiyesinin ne olduunu lmemizi
salayan eydir. Felsefenin grevi de tam budur zetle.
FELSEFE VE SYASET
Platon'dan gnmze kadar, filozofun siyaset karsndaki kaygs
n billurlatran bir kelime vardr: "adalet". Filozofun siyasete y
nelttii soru yle formle edilebilir: Adil bir siyaset olabilir mi?
Ya da dnceye hakkn veren bir siyaset?
Bizim kalk noktamz u olmaldr: Adaletsizlik ak ve net,
adalet bulanktr. Adaletsizlie uram olanlar bununla ilgili r
tlmez tanklklar sunarlar. Peki adalete kim tanklk edebilir? Ada
letsizliin kendine zg bir hissi vardr: Istrap, isyan. Gelgelelim
adalete iaret eden bir ey yoktur: Kendini ne bir seyirlik gsteri
olarak ne bir his olarak sunar.
O zaman tek meselemiz adaletin adaletsizliin olmayndan
ibaret olduunu syleme meselesi mi? Adalet bir ifte olumsuzla-
mann ii bo ntrlnden te bir ey deil mi? Ben yle dn
myorum. Adaletsizlik alglanabilir olann, deneyimin ya da znel
olann tarafnda bulunurken, adaletin anlalabilir olann, akln ya
da nesnel olann tarafnda bulanabileceim de dnmyorum.
Adaletsizlik adaletin ideal dzenini sunduu eyin dolaysz bozu
luu deildir.
"Adalet" felsefeden gelen bir kelimedir; en azndan btnyle
polisiye ve adli kurumlara ait yasal anlamn bir yana brakrsak -
ki brakmamz da gerekir. Ama felsefeye ait bu kelime koulludur.
Siyasi olan kouluna tabidir. Zira felsefe tanklk ettii hakikatleri
dnyada gerekletirmekten aciz olduunu bilir. Platon bile ortada
adalet olabilmesi iin muhtemelen filozofun kral olmas gereke
cekse de, bu kralln hayatta kalabilmesi olaslnn felsefeye
bal olmayacan bilir. Siyasi koullara bal olacaktr; bu koul
lar indirgenemez niteliktedirler hl.
Bir felsefenin siyasi bir ynelimin olas hakikatini adlandrmak
iin bavurduu isme "adalet diyeceiz.
Ampirik siyasi ynelimlerin byk ounluunun hakikatle
hibir alakas yoktur. Bunu biliyoruz. ktidar ile kanaatlerin tiksin
dirici bir karmn rgtlerler. Bunlara can katan znellik, kabile
ile lobinin, oy sand bandaki nihilizmle cemaatlerin kr hesap
lamasnn znelliidir. Felsefenin bu tr siyasetler konusunda
syleyecek sz yoktur; nk felsefe sadece dnceyi dnr,
oysa bu ynelimler kendilerim aktan aa dnmeyen eyler
olarak ya da dnce-olmayan olarak sunarlar. Bu tr ynelimler
iin nemli olan tek znel unsur, kar unsurudur.
Tarihsel adan bakldnda, bir hakikatle, kolektife ait bir ha
kikatle ba olan baz siyasi ynelimler olmutur ve olacaktr. Na
dir giriimlerdir bunlar ve ounlukla ksa mrl olmulardr,
ama felsefenin dnme koulu ilevim sadece onlar grebilir.
Bu siyasi sekanslar tekilliklerdir: Bir yazgnn izini srmezler,
antsal bir tarih de ina etmezler. Yine de felsefe aralarnda ortak
bir zellik ayrt edebilir. Bu zellik de bu ynelimlerin kendilerine
baladklar insanlardan, treyimsel insanlklarndan baka hibir
ey talep etmemeleridir. Bu ynelimler gzettikleri eylem ilkele
rinde, karlarn tikelliini hesaba katmazlar. Kolektifin, faillerini
tam bir eitlik iindeymi gibi grme yetisine dair bir tasavvuru
tevik ederler.
Burada "eitlik" ne demeye geliyor? Eitlik, siyasi bir aktrn
srf insana zg bir kapasiteyle temsil edildii anlamna gelir.
kar insana zg bir kapasite deildir. Btn canl varlklar bir ha
yatta kalma buyruu olarak karlarn korurlar. nsana zg olan
kapasite dnme kapasitesidir, dnce de bir hakikat yolunun in
san denen hayvan yakalayp kat etmesini salayan eyden baka
bir ey deildir.
Bu yzden, bir siyasi ynelimin "adalet" fikri altnda felsefenin
dikkatine sunulmaya layk olabilmesi iin benzersiz genel aksiyo
munun u olmas gerekir: nsanlar dnrler, hakikate muktedir
dirler. Saint-J ust 1794 Nisannda Konvansiyon nnde kamusal bi
linci tanmlarken, aklnda hakikat kapasitesinin tam manasyla
eitliki bir biimde tannmas vard: "Kamusal bir bilince sahip
olmanz diliyorum, nk iyi ve kt hisler konusunda btn g-
miller eit durumdadr, kamusal bilin de halkn genel iyiye yne
lik eiliminden oluur." in'deki Kltr Devrimi'nin btnyle
farkl siyasi sekansnda da ayn ilke bulunabilir. rnein, 8 Aus
tos 1966 tarihli on alt maddelik kararda: "Brakalm kitleler bu b
yk devrimci hareket iinde kendilerim kendileri eitsinler, braka
lm adil olanla olmayan arasndaki ayrm kendileri tayin etsinler."
O halde, bir siyasi ynelim, adil olan ya da iyi olan tayin et
me yetisindeki eitlik ilkesi zerine kurulu olduu takdirde, haki
kate temas eder: Felsefe her iki terimi de [adil ve iyi olan] bir ko
lektifin hakikat kapasitesi bal altnda anlar.
"Eitlik"in nesnel bir eye atfta bulunmadn belirtmek ok
nemlidir. Mesele bir stat, gelir, ilev eitlii meselesi, hele hele
szleme ya da reformlarn gya eidiki dinamikleri meselesi de
ildir. Eitlik zneldir. Saint-J ust'e gre kamusal bilin karsnda
ki, Mao'ya gre siyasi kitle hareketi karsndaki eitliktir. Bu tr
bir eitlik hibir surette toplumsal bir program deildir. stelik,
toplumsal olanla hi ilgisi yoktur. Siyasi bir dsturdur, bir talimat
tr. Siyasi eitlik istediimiz ya da planladmz ey deildir, ol
mas gereken sfatyla deil, olan sfatyla burada ve imdi olaym
atei altnda olduunu beyan ettiimiz eydir. Aym ekilde, felsefe
iin, "adalet" de bir devlet program olamaz: "Adalet" eylem halin
de bir eitliki siyasi ynelimin niteliidir.
Adalet retilerinin ounun sorunu nce bir adalet tanm ara
yp sonra da bunu gerekletirmenin aralarm bulmaya almala
rdr. Oysa eitliki siyasi dsturun felsefi ad olan adalet tanmla
namaz. Zira eitlik eylemin hedefi deil, aksiyomudur. Siyasi ha
kikate ynelik evrensel bir kapasitenin varln olumlamayan (ne
garantisi ne de kant olan bir olumlamadr bu), hakikatle balant
l hibir siyasi ynelim yoktur. Burada dnce skolastik tanmla
ma yntemim kullanamaz. Aksiyomlarn kavranmas yoluyla iler
leyen bir yntem kullanmaldr.
"Adalet" bir felsefenin gerek bir siyasi sekansta zaten bulunan
eitliki aksiyomu yakalamaya alt kelimelerden biridir hepsi
hepsi. Bu aksiyom verili sekansa zg tekil beyanlarla ifade edi
lir, mesela Saint-J ust'n kamusal bilin tanmnda ya da Mao'nun
devrimci kitle hareketinin kendi kendini ikin olarak eitecei te
zinde.
Adaletin kendisi, ampirik dnyada u ya da bu lde yaklak
gerekletirimlerini bulmaya ynelik bir aray beraberinde geti
ren bir kavram deildir. Daha ok yle bir ey denebilir: Adalet
bir kez eitliki siyasi ynelimlerin -hakiki siyasi ynelimlerin
kapma aygt olarak tasarlannca, etkili, aksiyomatik ve dolaysz
bir zne figr tanmlar. Samuel Beckett'in How i t /sdeki artc
olumlamasna btn o derinliini veren de budur: "Her halkrda
adalet iindeyizdir, kimsenin tersini sylediini duymadm." Yani,
adalet -bir siyasi znenin rtk aksiyomunu yakalayan adalet- zo
runlu olarak, olmas gerekeni deil, olan adlandrr. Siyasi beyan
larda eitliki aksiyom ya vardr ya da yoktur. Sonu olarak ya ada
let iindeyizdir ya da deilizdir. Bu ayn zamanda u demektir: Fel
sefenin dnceyle onun iinde karlamas anlamnda siyasi olan
ya vardr ya da yoktur. Ama varsa ve biz onunla ikin olarak iliki
kuruyorsak, o zaman adalet iindeyizdir.
Adalete ynelik her trl tanmlayc ve program niteliinde
yaklam onu devlet eyleminin bir boyutuna evirir. Ama devletin
adaletle hi alakas yoktur, nk devlet znel ve aksiyomatik bir
figr deildir. Devlet, devlet olmaklyla, hakikatlere temas eden
herhangi bir siyasi ynelimin varlna kaytsz ya da dmandr.
Modem devlet sadece belli ilevleri yerine getirmeyi ya da bir ka
naat mutabakat imal etmeyi amalar. Tek znel boyutu, ekonomik
zorunluluu -yani Sermaye'nin nesnel mantnteslimiyete ya
da hmca dntrmesidir. te bu yzdendir ki adaletin herhangi
bir programa ya da devlete dayal olarak tanmlanmas onu tam
tersine evirir: Adalet karlarn etkileiminin uyumlu hale getiril
mesi olur kar. Ama bir eitlik aksiyomunun teorik ad olan ada
let zorunlu olarak, karlardan btnyle arnm bir znellie
atfta bulunur.
Baka bir deyile, her trl zgrleme siyaseti yani eitliki
bir dstur dayatan her trl siyaset, eylem halindeki bir dnce
dir. Dnce bir insan-hayvanm bir hakikat tarafndan kat ve alt
edilmesini salayan zgl tarzdr. nsan byle bir zneleme iin
deyken karlarn snrlarnn tesine geer, hem de ylesine geer
ki siyasi srecin kendisi karlar karsnda kaytsz hale gelir. Fel
sefeyi ilgilendiren btn siyasi sekanslarn gsterdii gibi bundan
da u sonu kar: Devlet byle bir srete kendisine uygun bir ey
grmekten acizdir.
Devlet, varl gerei, adalete kaytszdr. te yandan, eylem
halinde dnce olan her trl siyasi ynelim, kuvvetiyle ve inat
lyla orantl olarak, devletin bana ciddi belalar aar. te bu
yzdendir ki siyasi hakikat her zaman zor ve dertli zamanlarda te
zahr eder. Demek ki adalet, devletin ya da toplumsal dzenin ola
s bir kategorisi olmak yle dursun, kopu ve dzensizlik halinde
ilerlikte olan ilkeleri adlandran eydir. Btn amac bir siyasi is
tikrar kurgusu oluturmak olan Aristoteles bile Politika eserinin 5.
Kitabnn balarnda yle der: 8A.co yap xo toov titouvte aram-
aouav. Bu da yle evrilebilir: "Genelde isyan edenler eitlik
peine denlerdir." Gelgelelim, Aristoteles'in anlay hl bir
devlet anlaydr; eitlik fikri ampirik, nesnel ve tanmlayc nite
liktedir. Gerek felsefi nerme yle olurdu daha ok: Hakikat ie
ren siyasi beyanlar herhangi bir devletin ya da toplumsal dzenin
gyabnda isyan ederler. rtk eitliki dstur devlete aykrdr, ya
bancdr. Bu yzden de znel eitlik buyruu her zaman zor ve
dertli zamanlarda olumlanr. Filozofun "adalet" adn verdii ey
kanlmaz dzensizlik iinde bulunan bir dsturun znel dzenini
yakalar ki zaten karlar devletini o dzensizlie maruz brakan
tam da bu dzendir.
Son olarak, burada ve imdi adalet hakknda felsef bir beyan
da bulunmak ne demeye gelir?
Birincisi, mesele hangi tekil siyasi ynelimlere hitap edilecei
ni bilme meselesidir; yani onlara zg dnceyi felsefi aygtn
kaynaklaryla -ki bunlardan biri de "adalet" kelimesidir- yakalama
abamza hangi ynelimlerin layk olduunu bilme meselesi.
Sermaye'nin tam da zayflklar sayesinde zafer kazanm gibi
grnd ve olan'm olmas gereken'le sefil bir biimde kayna
m olduu bugnk kark ve kaotik dnyada kolay bir i deil
dir bu. Kapitalist parlamenter hkmetin propagandalar yznden
cesaretiniz knlmakszn siyasi bir hakikatin ina edildii o nadir
anlan saptamann kendisi bile zahmetli bir dnce temrinidir.
Tam da yrrlkteki siyaset dzeni iinde eitliki bir aksiyoma
sadk kalmaya ve bu aksiyomun ada ifadelerini bulmaya al
mak daha da zordur.
kincisi, ister gemie ait olsunlar ister bugne, sz konusu si
yasi ynelimleri felsefi olarak yakalama meselesidir. Demek ki iki
li bir grev bu:
1. Siyasi ynelimlerin beyan ve talimatlarn, evrensel bir anla
m olan eitliki ekirdei aa karmak amacyla incelemek.
2. Treyimsel "adalet" kategorisini, tekil beyanlarla snamaya
(yani bu tr beyanlarn eylem halindeki eitliki aksiyomu ortaya
karma ve kayda geirme tarzlarnn indirgenmez zgllne)
tabi tutarak dntrmek.
Son olarak mesele, bu ekilde dntrlm adalet kategorisi
nin gnmze ait bir siyasi zne figrn adlandrdn gsterme
meselesidir; dahas felsefenin, zamanmzn sonsuzluk iinde nele
re kadir olduunu, kendi yapt adlandrmalar araclyla tam da
bylesi bir figr sayesinde kaydedebildiim gsterme meselesidir.
Bu siyasi znenin birka ad olmutur: rnein, "yurtta", ama
bir semen ya da belediye encmeni yesi anlamnda deil, Fran
sz Devrimi'nin kelimeye verdii anlamda; ayrca "profesyonel
devrimci" ve "taban aktivisti" de vardr. una phe yok ki bizler
bu adm askda olduu bir zamanda, bu znenin adnn bulunmas
gereken bir zamanda yayoruz.
Baka bir deyile, "adalet"in neleri adlandrabildiine dair (s
reklilikten de kavramdan da yoksun) bir tarihimiz olmasna ra
men, bugn neyi adlandrdn hl ak seik bilmiyoruz. Soyut
bir anlamda biliyoruz elbette, nk "adalet" her zaman rtk bir
eitliki aksiyomun yakalanmasn imler. Ama bu soyutlama ie
yaramaz. Felsefeye verilen buyruk hakikatlerin olaym, yenilikle
rini ve netameli seyirlerini yakalamaktr. Felsefenin, ortak dn
ce boyutu olarak sonsuzlua ynelttii ey kavram deildir, bir ha
kikatin tekil srecidir. Felsefe, Ebedi Dn hipotezinin alay konu
su olmadan ya da skandal yaratmadan desteklenip destekleneme-
yeceini kendi ayla ilikili olarak ilemeye alr.
Siyasi ynelimlerin gnmzdeki durumu, felsefenin adalet
kavramn kullanabilecei bir durum mudur? Burada elmayla ar
mudu kartrma, hkmetlerin o kaba "biz zaten adaleti salyo
ruz" iddiasnm ekmeine ya srme riski yok mudur? Bugn bir
ok "filozofun Avrupa, kapitalist-parlamenter anlamda demokra
si, saf kanaat anlamnda zgrlk ya da utan verici milliyetilik
ler gibi iinde zerre dnce barndrmayan devlet emalarn ken
dilerine mal etmeye altklarn grnce, felsefenin gnmz
putlar nnde byle diz ktn grnce, biraz karamsarla
kaplmamz da anlalr bir ey oluyor elbette.
Ama felsefe yapmann koullan hep son derece sert olmutur
ne de olsa. Bu koullara uyulmaymca felsefenin szleri hep suiis
timal edilir ve tersine evrilir. Yirminci yzylda youn siyasi se
kanslar yaanmtr. Bu sekanslarn sadk takipileri vardr. urada
burada, henz kyaslanmaya gelmeyen durumlarda, eitliki aksi
yomu bu konuda hibir esneklik gstermeksizin ve kimselere tabi
olmakszn kuatan baz beyanlar vardr.
Sosyalist Devletlerin knn de bizatihi olumlu bir boyutu
vardr. Saf ve basit bir kt bu kesinlikle; siyasi ynelim diye
bileceimiz herhangi bir ey bunda en ufak bir rol oynamad.Ve o
zamandan beridir bu siyasi boluk canavarlar dourmay srdr
yor. Ama bu terrist devletler, o nihai kurgunun, beden katlna
sahip bir adalet, hkmet program biimine brnm bir adalet
kurgusunun ete kemie brnm halleriydi. kn yapt,
bylesi bir tasavvurun abesliini kantlamak oldu. Adaleti ve eit
lii her trl kurgusal cisimleniten kurtard. Onlan dizginlerinden
kurtanp hem geici hem de inat varlklarna iade etti, bir hakikat
tarafndan yakalanm bir kolektif iinden ve o kolektif ynnde
eyleyen hallerine iade etti. Sosyalist devletlerin k bize eit
liki siyasetin yolunun devlet iktidarndan deil, ikin bir znel be
lirlenimden, bir kolektif aksiyomundan getiini retir.
Platon'dan ve onun Sicilya'daki talihsiz macerasndan Hegel ile
Napolyon arasndaki pasif ilikiye, oradan da Heidegger'in ikinci
derecede sapmalarna kadar (Nietzsche'nin "dnya tarihini ikiye
ayrm" gibi davranma deliliini de unutmayalm) her ey, felse
feye yetki veren eyin byk lekli Tarih olmadn gsterir, ne
de olsa. Mallarme'nin "zaptedilmi eylem" dedii eydir felsefeye
yetki veren...
Gelin zaptedilmi eylemin militanlan olalm. Gelin felsefe iinde, bu
eylemi sonsuzlatranlar olalm.
Adalet sadece en an tutarszlk anlarn adlandrabilecekken
biz ondan toplumsal ban tutarllnn temeli olmasn istedik sk
sk; oysa eitliki aksiyomun sonucu balan zmek, dnceyi
toplumsallndan arndrmak ve sonlulua kar, lm-iin-varl-
a kar sonsuzun ve lmszn haklann olumlamaktr. Eitlik be
yannn znel boyutu ierisinde, bu beyann evrensellii ve bunun
neden olduu aktif sonular dnda ilgiye deer bir ey yoktur.
Adalet devlet ya da toplum iin, her trl eitliki siyasi yne
limin tutarszlnn felsefi addr. Bu noktada beyan edici ve aksi-
yomatik ilevler grmesi bakmndan iirle tekrar buluabiliriz,
"adalet" deyince ne anlamamz gerektiine dair en salam imgeyi
Paul Celan veriyor bize nk:
Tutarszlklara
Dayan:
iki parmak klyor
uurumda, bir
dnya kmldyor
ganyan katlarnda, her ey
sana bal
airin verdii dersi aklmzda tutalm: Srtmz tutarszla da
yamamz gereken adalet meselelerinde, hakikaten her ey sana
baldr.
FELSEFE VE PSKANALZ*
Bir psikanaliz teorisi vardr, bir de klinik denen psikanaliz pratii.
Ama filozofu dorudan ilgilendiren ne teoridir ne de pratik. Filo
zofu ilgilendiren, psikanalizin bir dnme olup olmaddr.
Bir teori ile bir pratiin diyalektik olmayan ya da ayrlmaz bir
liine dnme diyorum. Bu tr bir birlii anlamak iin bavurula
bilecek en basit rnek bilim; fizikte teoriler, kavramlar ve matema
tiksel formller vardr, ayrca teknik aygtlar ve deneyler vardr.
Ama bir dnme olarak fizik bu ikisi arasnda ayrm yapmaz. Ga-
lileo'nun ya da Einstein'm bir metni kavramlar, matematik ve de
neyler arasnda dolar ve bu dolam benzersiz bir dnmenin ha
reketidir.
Siyaset de bir dnmedir. Byk siyaset dnrlerini ele ala
lm: Robespierre, Saint-J ust, Lenin, Che Guevara, Mao. Burada da
kavramlar, teori, hatta biraz felsefe bile vardr. Ayrca temel yaz
lar da grrsnz: Direktifler, buyruklar ve kararlar. Bu yazlar
kavramlar ile eylem arasndaki ikin ilikiyi younlatracak ekil
de tasarlanmlardr. Son olarak somut durumlarn ve bu durumla
rn geirdii dnmlerin ele alnlarn grrsnz. Burada da
dnme teorik hipotezler, nermeler ve tekil durumlar arasnda
dolar; bu dnme benzersiz bir harekettir.
Psikanaliz de kendisini bir dnme olarak sunar. Lacan rne
inde, fizikte de bulunan her ey bulunur: zne, ideal, gsteren,
Babann Ad vs. gibi temel teorik kavramlar vardr. Fantazinin ma
tematiksel ifadesi, cinselleme formlleri ya da Borromeo dm
* Bu yaz 1999'da Melboume'da Avustralya Psikanaliz Merkezi'nde tebli
olarak sunulmutur. Bu yaznn burada biraz deitirilmi olan ilk ngilizce evi
risi Merkezin kard dergide yaymlanmtr: Analysis 9 (2000).
gibi biimselletirilmi yazlar vardr. Kesin kurallar olan klinik
deneyim -tedavi- vardr, hatta deneysel aygtlar denebilecek ey
ler bile vardr; rnein, Lacan'n 1967'de, analitik bir eylemin var
ln dorulamak amacyla icat ettii analizden geme protokol.
O halde filozof iin, psikanalizi bilim ve siyaset gibi dier d
nlerle kyaslamak ilgin olacaktr. Pratikler olarak btnyle
farkldrlar kukusuz. Ama sz konusu dnlerin baz ortak
zellikleri olmasn engellemez bu. ki dn ne zaman ortak bir
eye sahip olur? Dnme hareketi ayn yapya sahip olduu za
man. Yani, dnmenin birlii iinde, yazma an ile dntrme ya
da deney (im) an arasnda ayn iliki olduu zaman.
rnein, bilim ve siyaset btnyle farkl dnlerdir. Ne
den? nk fizik biliminde deney tekrarlanabilir olmas gereken
yapay bir inadr. Matematiksel yazlar deneylere, ancak bir dene
yin tekrar da ilkiyle ayn sonucu verdii zaman tekabl eder. Bu
zdelik matematiksel bir denklemle kaydedilir. Oysa siyasette ya
z ile deney(im) arasndaki iliki tamamen farkldr. Siyasi bir du
rum her zaman tekildir; asla tekrarlanmaz. Bu nedenle de siyasi ya
zlar -direktifler ya da buyruklar- ancak bir tekrar deil, tam ter
sine tekrarlanamaz olan kaydettikleri lde geerlilik kazanrlar.
Siyasi bir nermenin ierii bir tekrar olduunda, nerme ii bo
belagatten ibarettir. Bir dnmenin paras deildir. Hakiki siyasi
eylemciler ile siyasetiler birbirinden bu temelde ayrt edilebilir.
Hakiki siyasi eylemciler bir durumun tekrarlanamaz nitelikte bir
imknn beyan ederken, bir siyaseti kanaatlerin tekrarlanmasna
dayal konumalar yapar. Hakiki siyasi eylemciler tekil bir durumu
dnrler; siyasetiler dnmez:
Sonu, siyasi dnmenin bilimsel dnmeden tamamen
farkl olduudur. Siyaset indirgenmez ve tekrarlanmaz bir imkn
beyan eder. Bilim bir zorunluluu kayda geirir ve bir tekrarn ay
gtlarn ina eder.
Psikanalitik dnme iin ne denebilir? Kesin olan u ki psika
nalizde deney(im) biliminkine benzemez. Tekil bir zneyi ilgilen
diren klinik bir deneyimdir. Hibir znenin bir bakasnn tekrar
olmad sylenebilir elbette. Psikanalitik dnmede, teorik yaz
ile klinik durum arasndaki iliki bir tekrarn yapay olarak ina
edilmesi yoluyla kurulmaz. Dolaysyla psikanalitik dnmenin
bilimsel dnmeden ok siyasi dnmeye benzedii sylenebilir.
Psikanaliz ile siyaset arasndaki bu benzerliin gstergelerin
den biri de bilginin kolektif bir biimde rgtlenmesi zorunluluu
dur. Siyaset iin rgtlenmenin zorunlu olduu iyi bilinir, her za
man psikanaliz rgtleri kurulmu olduu da. Neden? Basit: Ele
alman somut durumlar tekil ve tekrarlanamaz nitelikteyse, dn
nz ancak znel bir biimde, bakalarna aktararak dorulaya
bilirsiniz.
Bilimde iki dorulanabilir garanti vardr: Herkes tarafndan ye
niden ina edilebilecek matematiksel kantlamann verdii garanti
ve tekrarianabilen deneylerin verdii garanti. Bilimsel dnme
tekrarn hkm altndadr. nemli olan tekrarlanma imkndr. Pe
ki ama kantlayc ya da deneysel hibir tekrar olmad zaman ne
yaplabilir? O zaman nermeler ya da yazlar ile tekil sre arasn
daki ilikiyi baka insanlara gstermek gerekir. Kendini tekrarla
mayan eye atfta bulunarak bu bakalarm bir dn etrafnda
toplamak gerekir. Dolaysyla tekrarlanamayan deneyimlerin de
erlendirilip tartlabilecei bir rgtlenme zorunludur. Demek ki
nemli olan tekrar imkn deil, kendini tekrarlamayan dnme
imkndr. stelik, birlikte rgtlenilen kiilerle znel bir uzlama
ya varmak gerekir. nermeleriniz ve yazlarnz ile psikanaliz r
neinde kliniin, siyaset rneinde eylemin tekillii arasnda ger
ekten de dnlebilir bir iliki olduunu fark etmeleri gerekir.
Ama siyasi dnme ile psikanalitik dnmenin birbirlerine
gerekten benzediklerini sylemeye yeter mi btn bunlar? Her
ikisinde de dnmeyi geerli klan teorik nermeler veya ilkeler,
tekrarlanmaz durumlar ve kolektif rgtlenmeler vardr. Ama ben
ikisi arasnda byk bir fark kaldna inanyorum.
Siyasette, dnme, bir durum iinde eylerin egemen halinin
grlmesine izin vermedii bir imkn arar. rnein bugn Avru
pa'da da baka yerlerde de sz konusu hal, piyasa ekonomisi, reka
bet, zel sektr, para dknl, aile huzuru, parlamento seimle
ri vs.'den ibarettir. Sahici bir siyasi dnme, bu hale uyumlu ol
mayan bir imkn bulmaya alacaktr. Siyasi bir dnme yle
diyecektir: Burada kolektif bir imkn var; belki kk ve yerel,
ama kural hkim ynetimin kural deil. Ve siyasi bir dnme bu
imkn formle edecek, uygulayacak ve btn sonularn kara-
aktr. Siyasi dnme eylerin egemen halinden her zaman kopar.
Ksacas, devletten kopar. uras ak ki bunu yapabilmek iin du
rumun iine girmek, insanlarla tanp tartmaya girmek, kendine
tahsis edilmi olan yerden kmak gerekir. Siyasi dnme bir yer
deitirme, deyim yerindeyse her zaman anormal olan bir yolculuk
talep eder. rnein Fransa'da Mays 1968'de ve sonrasnda, ente
lekteller toplu halde fabrikalara almaya gittiklerinde, devlet
karsnda kesinlikle anormal bir yolculua kmlard. Byle ya
parak siyasetin nermeleri ile durumlar arasnda yepyeni bir ili
kinin koullarm yaratmlard.
Psikanalizde ayn ey oluyor mu? lk fark edilen ey, psikana
lizde yolculuu yapann analist deil analiz edilen olduudur. s
telik bu yolculuk sabittir. Bir yer vardr -analistin muayene oda
s-, bir koltuk vardr ve uyulmas gereken randevular vardr, ikin
ci fark para demek zorunda olmaktr. Bu nokta nemli nk ben
her trl sahici dncenin bedava olmas gerektiine inanyorum.
rnein, siyasete para kazanmak iin girilmez, siyasetle bir mev
ki, iktidar ya da imtiyaz elde etmek iin ilgilenilmez. Bunu yapan
lar siyasetilerdir, ama siyasetiler dnmez. Dnme olarak si
yasetin dnmekten baka gayesi yoktur; yani, tekrarlanamayan
durumlar dntrmekten baka nk bir dnmede teori-pratik
ayrm yoktur. Siyaset, tpk bilim gibi, kar gzetmez. Newton ve
Einstein'm gayesi dnce sorunlarn zmekti, baka bir ey de
il. Sanatta da byledir: Byk sanatlarn gayesi dnlerine
bir eser biimi vermektir, baka bir ey deil. Siyasetin gayesi si
yasi problemleri zmektir, siyasetin kendi kendine sorduu prob
lemleri. O zaman psikanalizin kar gzetmedii sylenebilir mi
sorusu ortaya kar. Her eye ramen, evet gzetmez. Freud'un ya
da Lacan'n gayesi sadece hastann iyilemesi deildir. Gaye insan
znesinin tekilliini dnmektir: Bir yandan dille, te yandan cin
sellikle kar karya olan insan znesinin.
Ama daha da derin bir sorun vardr. Siyasi dnme devlet ta
rafndan ya da ekonominin kr yasalar tarafndan denetlenmeyen
aktif bir imkn arar. Psikanalitik dnme neyi arar? zne'den ne
bekler? Yepyeni bir imkn mdr arad?
Analize gelen zne ac eken, semptomu yznden ac eken
bir znedir. Tedavinin hedefi ncelikle znenin artk ac ekmeme
si ya da acsnn azaltlmasdr. Ama bu, siyasette olduu gibi, bir
imknn icad mdr? Yoksa sadece semptomun yerinin deitiril
mesi midir?
Hakiki bir siyaset kendini her zaman bir durumun yapsnn fay
hatlarna ya da kmazlarna yerletirir. phesiz psikanaliz de ie
rahatszlklarla/dzensizliklerle ve semptomlarla balar. Ama siya
set bu tr dzensizliklerin en radikal sonularn arar ve dolaysy
la yapnn aleyhine alr: Oysa grld kadaryla psikanaliz
semptomlar azaltmaya urar. Dolaysyla psikanaliz znel yap
nn "normal" bir biimde ilemesini salama ynnde alr.
Bu haliyle psikanalitik dnme zne'nin kendi gereine
uyum salamasn amalar. Oysa siyasi dn bir yapnn -ya da
bir devletin- tam da o siyasi dnn at gerek noktasna
uyum salama yeteneini tketmeyi amalar. Siyaseti psikanaliz
den ayran ey gerekle kurulan bu ilikidir belki de. Psikanalize
gre, gerekle kurulan iliki her zaman son tahlilde bir yap iine
kaydedilir. Siyasete gre gerekle kurulan iliki her zaman devlet
ten karlr.
Ama belki de btn bunlar sadece ele alman konularn farkl
oluundan kaynaklanyordur. Psikanalizin dnmeyi amalad
ey cinsiyetler arasndaki farktr. Psikanalizin balca tezi udur:
Cinsel iliki diye bir ey yoktur. phecilie tevil edilebilecek
olumsuz bir figr ortaya kar bylece. Siyasetin dnmeyi ama
lad ey ise kolektif sunum ile devletin yapt yeniden sunum/
temsil arasndaki farktr. Balca tezi de udur: Saf bir sunum mm
kndr. Bylece ortaya dogmatizme tevil edilebilecek olumlu bir
figr km olur.
En iyi zm u olurdu: Siyasi dnmenin psikanalize kulak
vererek kendini dogmatizmden korumas, psikanalitik dnmenin
de siyasete kulak vererek kendini phecilikten korumas. Ne de
olsa bize bunu yapma yetkisini Lacan veriyor! XX. Seminer't La-
can-Freud ilikisini Lenin-Marx ilikisine benzeterek bu iki d
n arasnda kyaslama yapmann mmkn olduunu, dahas bir
birlerini eitebileceklerini kabul etmi oluyor.*
* J. Lacan, Seminar XX Encore (Paris: Editions du Seuil, 1989).
Ama iki farkl dn birbiriyle nerede karlaabilir? Sadece
felsefede. Sorunumuzun, yani psikanaliz ile siyaset arasndaki ili
kinin nihai zm son kertede felsefi bir seime baldr.
Peki bu durumda psikanaliz ile felsefe arasnda dolaysz bir
karlatrma yapmaya kalklabilir mi?
Biimsel olarak psikanalizle felsefenin paylatklar soru ku
kusuz hakikat sorusudur. O da yle ifade edilebilir: Bir hakikat
geree nasl temas eder? rnein, 1975 Kasmnda "Hakikat yal
nz gerei ilgilendirebilir," demi Lacan. Felsefe ve psikanalizin
kendilerine her zaman u soruyu sormu olduklar aktr: Yalnz
gerei ilgilendiren trden hakikat nedir?
Psikanalizle gnmz felsefesinin ortak bir noktas vardr: Ha
kikatin dnce ile ey arasndaki mtekabiliyet ya da denkletir
me olduunu dnmezler. Heidegger'e gre, hakikat rt amadr.
Althusser'e gre kurall bir retimdir. Bana gre bir olay tarafndan
alan ve sonsuz bir treyimsel kme ina eden bir sretir. Lacan'a
gre, konumann teki'ne emanet edilmesidir. Yani hakikat d
nce ile nesne arasndaki doru bir ilikiden baka bir eydir. As
lnda Lacan'a gre ve gnmz felsefesine gre, dnce gerek
ten ayrdr. Bu geree dorudan ulama imkn ya da onunla tan
kl yoktur. Dnce ile gerek arasnda bir delik, bir uurum,
bir boluk vardr diyelim. Hakikat her eyden nce bir ayrln, bir
kaybm ya da bir boluk alnn sonucudur.
rnein, Heidegger'e gre hakikat bir unutu yaps iinde or
taya kar. Hakikatin tarihi varln unutuluunun tarihidir. Bana
gre, hakikat bir olayla balar, ama bu olay her zaman ortadan kay
bolmu ya da yok olmutur; ona dair hibir bilgi olmayacaktr. Do
laysyla olay hakikatin gerek ve namevcut nedenini oluturur.
Lacan'a gre, hakikati kuran, bilgideki bir delik olarak teki'dir.
Nitekim 8 Mays 1973'te yle der: "Orada bir delik vardr ve bu
delie teki denir, konumann emanet edilme yoluyla hakikati
kurduu yer olarak teki."
Felsefe ve psikanaliz ayn soruyu iler: Hakikat ile boluk ara
sndaki dnlebilir iliki nedir? in pf noktas boluun nereye
yerletirildiidir. Felsefe ve psikanaliz hakikatin ayrlk olduun
da; gerein indirgenemez, ya da Lacan'm deyimiyle simgeletiri-
lemez olduunda; hakikatin bilgiden farkl olduunda ve dolay
syla hakikatin yalnz boluk koulunda ortaya ktnda hemfikir
dirler. Temelde her teorinin hakikate yetki veren boluu bir yere
yerletirmekten ve bu yerleimin cebir ve topolojisini ina etmek
ten ibaret olduu sylenebilir.
Nitekim Heidegger'e gre boluk Ak'n bir mecaz olarak d
ncedir. iirin dili yazgl kld eydir. inde yaadmz Yer-
yz'n tka basa doldurup imha eden teknolojinin iddetli irade
sinden kurtulutur. Althusser'in eserinde iki boluk teorisi vardr.
Bir yanda, bir yap ancak bo bir yer kouluyla i grr. Bu eksi
in nedensellii teorisidir. te yanda, felsefenin kendisi saf bir
edim, bir mdahale olduu iin bo kategoriler kullanr. Herhangi
bir nesne tanmakszn ayrm izgilerinin izini srer.
Bana gre ise boluk her eyden nce varlk olarak varln
matematiksel iaretidir, bo kmedir. Matematiksel sylemi saf su
numa teyelleyen eydir. Dahas, boluk her trl olaym yazgsdr,
nk bir olaym varl bir ortadan kaybolutur.
Oysa Lacan'a gre, boluk varlkla ayn safta deildir. Canalc
nemde bir atma noktas bu bence. yle diyelim: Felsefe haki
katin koulu olan boluu varlk olarak varln yanma yerletirir
ken, psikanaliz boluu zne'ye yerletirir, nk zne iki gste
ren arasndaki mesafede ortadan kaybolan eydir. Lacan felsefe
eletirisini ya da kendi deyimiyle anti-felsefeyi ite bu zemin ze
rinde gelitirmitir. Neden?
Lacan'a gre, boluun varlkla ayn safta olmas demek dn
cenin de varlkla aym safta olmas demektir, nk dnce tam da
ayrma ilemidir. Ama o zaman varln kendisinin dndn
sylemek durumunda kalnr. Lacan'a gre btn felsefenin temel
aksiyomudur bu fikir, yani varln dnd fikri. Alntlyorum:
Varln dnd varsaym, Parmenidesten beri felsefi gelene
i kuran eydir." Lacan bu aksiyomu kabul edilemez bulur. Dn
ce varlkla ilgili bir varsaym deil, zne'nin bir sonucu olmaldr.
atmann kanlmaz olduu anlalyor. atma da zne,
Hakikat, Gerek geniyle ilgili. Bu genin topolojisi felsefede
ve psikanalizde farkldr. Gelgelelim, bu farkn ayrntl olarak in
celenmesi gerekir. Lacanm iki nermesiyle balayaym:
20 Mart 1973: Psikanalizin ideali "bir hakikat bilgisinin kendi
deneyimi temelinde kurulabilmesidir".
15 Mays 1973: Lacann retisinin z udur: "Bilinemeyen
baz varlk ilikileri vardr." Ya da: "Bir ey tamtlanamasa bile hak
knda doru/hakiki bir ey sylenebilir."
Burada byk bir glk, bir tr eliki vardr. Bilinemeyen,
tam da hakikatin ierii ise bir "hakikat bilgisi" nasl elde edilir?
Bilinmeyenin hakikatine dair bir bilgi nasl varolabilir? Psikanaliz
de bilinemeyen sonuta bir hakikatin bilgisi olup kar. Bunun ne
deni de ak ki bilinli olarak bilinmeyenin bata trl biliniyor ol
masdr. Bunun nedeni bilindnn dnyor olmas deil midir
dpedz? Ama bilindnn dnmesi ya da tabiri caizse "onun
[id'in] dnmesi", varln dndn syleyen felsef fikirden
o kadar da farkl mdr?
Sonuta felsefe de psikanaliz de bolukla hakikati bir yere yer
letirmek iin dnceyle ilgili bir aksiyoma ihtiya duyarlar.
Felsefi aksiyom: Dnce varlk temelinde anlalabilir olmal
dr.
Psikanalitik aksiyom: Bilind dnce vardr.
Bu kez ikisinin ortak noktas hakikatin bilinten koparlmas
dr; hakikatin spnucu bilinli ve dnmsel retimin dnda ka
lan dncedir. Bu aym zamanda boluun bilince ait olmad an
lamna da gelir: Sartre'n hilii deildir.
Boluun bu ekilde bilincin dna yerletirilmesinin nemli
sonularndan biri de matematiin kazand nemdir. Neden?
nk matematik tam da bilincin deneyimleriyle hi ilgisi olma
yan dnme tarzdr; gereklik ile hibir ilikisi olmayan ama
harfler ile gerei birbirine dmleyen dnme tarzdr; biim
selletirme idealine uyduu iin bolukla yzleen dnmedir.
Aslnda, boluu bir yere yerletirmenin asl aygt matematik
tir, nk aktarm srasnda bizi gerekten ayran eyin iini bt
nyle boaltr. Gerek ile matematiksel form arasnda hibir ey
yoktur. Bu yzden yle yazar Lacan: "Gayemiz, idealimiz mate
matiksel biimselletirmedir. Neden? nk bir tek o mathem'dir,
yani btnyle aktarlmaya muktedirdir." Ayn ekilde ben de ma
tematik, varlk olarak varln bilimidir diyorum. Lacan gibi, ben
de matematiksel biimselletirmenin bizim sylemimizle, felsefi
sylemle badatm sylyorum.
Benim nermem yle: Psikanaliz ile felsefenin ortak bir snn
vardr ki o da mathem idealidir. Psikanaliz ile felsefe arasndaki
ilikinin incelenecei gerek yer ncelikle matematikte bulunur.
Varlk, gerek, zne ve hakikat gibi paylatmz byk kategori
ler zerinden dolaysz hesaplamalarda bulunmaya lzum yoktur.
Sorulmas gereken soru udur daha ok: Psikanaliz ve felsefe ma
tematik ve mantn byk kurgularn nasl ele alyorlar?
Aslmda psikanalistle filozofun birlikte tartabilecekleri bir so
rular listesi yaplabilir. Tuhaf sorulardr bunlar. rnein:
Cinselleme ile kanaatler arasnda bir iliki var mdr?
Felsefi Bir ideali, Kadm'm fantazisiyle ilintili midir?
Hakikatin snrlarnn eletirel incelenmesi srasnda iin iine
arzunun nesne nedeni de girer mi?
Tann'nn lmnn nndeki balca engel (stelik Nietzsc-
he'nin kendisinin de dnd gibi) kadnn jouissance' (keyif)
deil midir?
Analist-olua ya da analizden geie dair felsefi bir dn ge
litirilebilir mi?
Mantkl bir zne var mdr?
Ama bu tartmalan dzenli bir biimde ynlendirebilmek iin
ie matematikten balamak gerekir. Sonu olarak, psikanalizle fel
sefenin tartmaya girebilecei zeminin temelinde yatan ortak arzu
mathem arzusudur diyeceim ben. Pek nadir bulunan bir arzudur
bu! Tartmaun bu kadar nadir yaplmasnn nedeni de bu.
FELSEFE YE R1
Her felsefi teebbs, birlikte-mmkn oluunu kavramsal olarak
ileyebilmek iin kendi zamansal koullarna geri dner. Heideg-
ger'in eserinde bu geri dnn drt kiplii kolaylkla ayrt edile
bilir.
1) Zamann mahrem ek-stasis'inden,* duygulanmdan, bakala
mlarn ynlendiren sorunun kayglaryla filtrelenmi haliyle
deneyimden alman destek. Sein und Zeittaki varolusal-ontolo-
jik analizdir bu.
2) Heidegger'in, Almanya'da, dncenin, tekniin nihilist h
kmranlyla hesaplamas -toprak, emek, cemaat ve topraa
sahip kma kategorilerine dayal bir hesaplamadr bu- ile ka
rarlln birbiriyle rttn dnerek militanca uygulad
nasyonal-sosyalist siyaset.
3) Logos'la elemesi iindeki varln yazgs olarak dnlen
felsefenin tarihinin yorumbilgisel ve tarihsel olarak yeniden de
erlendirilmesi. Kant ile Hegel'in, Nietzsche ile Leibniz'in par
* Yunancada "vecd" anlamna gelen "ekstatis kelimesinin dz evirisi "ken
dinin dnda olmak"tr (ya da "kendinden gemek"). Heidegger literatrnde bu
dzanlama da gnderme yapabilmek iin terimi "ek-stasis" eklinde tireli yazma
teaml olumutur. (.n.)
1. Bu metnin ilk ekirdei, Uluslararas Felsefe Koleji'nin 1989'da Heideg
ger zerine dzenledii kolokyuma, J acques Poulain'in talebiyle sunulan bildiri
dir. Metnin eleri, Christian Descamps'm daveti zerine, "Felsefe ve Edebiyat"
temas zerine 1990'da Beaubourg'daki felsefe semineri meknnda yaplan bir
konumadan alnmtr. Metne son eklini vermeye yol aan ey ise, yine 1990
ylnda Lucien Pitti'nin sorumluluunda Lyon'daki felsefe semineri erevesinde
yaplan bir konferanstr. Bu yaym iin biraz gzden geirdim.
lak analizleri, sonra da Yunanlardan, zellikle Sokrates-ncesi
filozoflardan alnma dersler byledir.
4) 1935'ten itibaren, Hlderlin zerine verdii ders dolaysyla,
dnrn ayrcalkl muhatab kabul edilen byk Alman iir
leri.
Bu drdnc dayanak, dier n etkilemi olan her eye g
s gererek gnmzde de hl varln srdrmektedir. Ren
Char'dan Michel Deguy'ye dek airler de dahil olmak zere, Hei-
degger'in Fransa'da grd ilgi, geerliliini gl bir ekilde
srdrmektedir, nk Heidegger, iirsel dilin kullanmnn ierdi
i fark edilmemi bir dnce noktasma felsefi olarak dokunmu
tur. Demek ki, Heidegger'in felsef gcn amak isteyen kimse
nin, airlerin szleri ile dnrn dncesi arasnda, bu felsefe
nin terimleriyle oluturulmu ift zerinde yeniden dnmesi zo
runludur. Heidegger "olay"nm geirdii merhaleler ne olursa ol
sun, Heidegger bizi iir ile felsef sylemsellii birletiren ve ay
ran eyi yeniden formle etme buyruuna boyun emek zorunda
brakmaktadr.
Heidegger'e gre iki terimin kken itibaryla ayrmsz olduu
nu hatrlatarak balayalm. Dncenin Sokrates-ncesi gnderisi
iinde -ki bu ayn zamanda varln varaca yere [destinai] bir
gnderidir- logos, mevcut haliyle iirseldir. Parmenides'in iirin
de ya da Heraklitos'un vecizelerinde grld gibi, dnceyi te
tikte tutan ey iirdir.
iir ile felsefe arasndaki bir baka ilikinin ya da iliki-yoklu-
unun yeniden inaasna, bu noktaya bir anlamda aksiyomatik bir
itirazda bulunarak balamak istiyorum.
Parmenides kendi iirini tanrann himayesi altna yerletirdi
inde ve sze bir at gezintisi imgesiyle baladnda, bunun felse
fe olmadn, henz olmadm sylemek gerekir sanyorum.
nk anlatya ve esine bamlln kabul eden her hakikat hl
gizem iinde duruyor demektir; felsefe ise yalnzca bu peeyi yut
ma arzusuyla vardr.
Parmenides'te iirsel biim temeldir; bu biimin otoritesi, sy
lemin kutsaln yaknnda varln srdrmesine imkn tanr. Oysa
felsefe ancak kutsall ortadan kaldrarak ie balayabilir: Kendi
ne zg ve dnyevi meruiyeti olan bir sylem rejimi kurar. Felse
fe, derinlerden gelen ifadenin otoritesinin muhakemeye dayal la
iklikle kesintiye uramasn gerektirir.
Zaten Parmenides de tam bu noktada felsefenin bir tr n-ba-
langcdr: Varlk-olmayan sorunuyla ilgili olarak, samaya dayal
bir akl yrtmenin ana hatlarn izer. zerk bir tutarllk kuralna
yaplan bu gizli bavuru, iirin iinde, imgenin ya da anlatnn kut
sal otoritesi ile hakikat arasnda iirin rgtledii gizli anlamann
kesintiye uramasdr.
Bu kesintinin dayanann ancak mathem dzeninde -tabii bun
dan anlalan ey matematiin sylemsel tekillikleriyse- olabilece
ini grmek temel nemdedir. Apagojik [samaln ya da tersinin
imknszln gstererek dolayl olarak ispatlamak] akl yrtme,
hi kukusuz ki, tek dayana tutarllk buyruu olan bir muhake
menin en anlaml matrisidir ve bunun, anlat yoluyla ya da szce-
lem znesinin de iin iine dahil edilmesiyle yaplan her trden
merulatrmayla uyumsuz olduu ortaya kar. Mathem, burada,
Syleyen'i ortadan kaldrarak, Syleyen'in yerini geerli klmak
iin kullanlan her trl gizemlilikten uzak durarak, muhakemeyi
kendi zerkliinin snavna, dolaysyla kendi akla uygunluunun
eletirel ya da diyalojik eletirisine tabi klan eydir.
Felsefe Yunan'da balamtr; nk yalnzca orada mathem,
anlat yoluyla geerli klmann kutsallatrlm temrinini (Lacoue-
Labarthe olsa buna mithem derdi) kesintiye uratmaya imkn ver
mitir. Parmenides bu kesintinin, kutsal anlatnn ve bu anlatnn i
irsel olarak ele geiriliinin hl iinde bulunan n-uram adlan
drmaktadr.
Platon'un ise bu kesintiyi, iiri hatrlatan her eye kar sistema
tik pheye varan bir dnme gelitirerek adlandrdn gayet iyi
biliyoruz. Platon bize felsefe imknnn yolunu aan kesinti tavr
nn eksiksiz bir analizini sunmaktadr:
- iirin [insan] taklit yoluyla esir etmesini, kavramsz ayartcl
n, dea'sz meruluunu ortadan kaldrmak, filozofun krall
n kurduu yerden onu srmek gerekir. Bu, acl, bitmek bil
mez bir koputur {Devlet'in X. kitabna bakn), ama felsefenin
varlndan kaynaklanr, yoksa yalnzca slubundan deil.
- Pedagojik olarak, siyasi eitimde aritmetie ve geometriye ca-
nalc bir nem vererek, ontolojik olarak da, diyalektiin nihai
almlarnn yolunu aan anlalr haysiyetleri yoluyla, hakika
tin kutsal l n n bozulmasnda ya da iirsizletirilmesinde ma
tematiin salad destek aka onaylanmaldr.
Sunum tekniinde mmkn olduunca az airane bir tavr tak
nan Aristoteles'e gre (buna karlk Platon, dlad eyin cazibe
sine daima duyarldr ve bunu da kabul eder), iir, Bilgi'nin kulla
nmna sunulmu tikel bir nesneden baka bir ey deildir; zaten
ayn zamanda matematikten de [Aristoteles'de] Platon'un bahetti
i ontolojik haysiyetin tm znitelikleri alnmtr. "Poetika", fel
sefi faaliyetin blgesel bir disiplinidir. Aristoteles'le birlikte, kuru
cu tartma tamamlandndan, kendi blmlerinin balants iin
de istikrara kavumu olan felsefe, kendisini koullandran ey
zerine dramatik olarak geri dnmez artk.
Bylece, Yunanllardan itibaren, iir ile felsefe arasndaki ba
n olas dzeniyle karlam ve bunlar adlandrm olduk.
1) Parmenides'i olduunu syleyebileceimiz birinci dzen, i
irin znel otoritesi ile felsefi olduu kabul edilen szcelerin ge
erlilii arasndaki kaynamay dzenler. "Matematik" kesinti
ler bu kaynama koullan iinde kendilerine yer bulsa da, dile
getirmenin kutsal aura'sna, "derin" deerine, szcesel meru
iyetine mutlak olarak tabidirler. mge, dilin mulakl ve me
tafor, Doru'nun szne elik eder, bu sze otoritesini verirler.
Sahicilik, dilin teninde yatar.
2) Platoncu olduunu syleyebileceimiz kincisi, iir ile felsefe
arasndaki mesafeyi dzenler. iir, bozguncu bir bylenme,
Donya kegen izen bir ayartma mesafesi iinde tutulurken,
felsefe ise ele ald konuyu, iirin de, onun yerine ele alabil-
2. Bir "airler a" kategorisini ilk kez Felsefe iin Manifesto'da (ev. N.
Tutal, H. Hnler, zmir: Ara-lk, 2005) nerdim. J acques Rancirein Uluslarara
s Felsefe Koleji'ndeki "airlerin Politikas" balkl semineri erevesinde bunu
gelitirme imkn buldum. Bu metin, seminerdeki dier katlmclarn metinle
riyle birlikte L'Age des potes ad altnda 1992 ilkbaharnda yaymland (La po
litique des potes, Albin Michel).
meine izin vermez. iirsel metaforun prestijini skme abas,
di li n i i nde kart olandan, yani matemati i n dz tekanlamll-
ndan destek almay gerektirir. Felsefe, iir ile mathem'ia kar
karya konduu oyunun iine yerleebilir ancak; bu ikisi fel
sefenin temel kouludur (iirin otoritesini kesintiye uratmas,
mathem'mse saygnln ykseltmesi gerekir). iirle Platoncu
ilikinin (olumsuz) bir koul ilikisi olduu, bu koulun da ba
ka koullan ierdii (mathem, siyaset, ak) sylenebilir.
3) Aristotelesi olduunu syleyebileceimiz nc dzen, iirin
bilgisinin felsefeye dahil edilmesini dzenler; felsefe de bilgi
lerin Bilgisi olarak temsil edilebilir. iir artk kendi mesafesi
nin ya da mahrem yaknlnn dram iinde dnlmemekte
dir; nesne kategorisi iine, tam da byle tanmlanp dnld
iin felsefenin iinde blgesel bir disiplinin snrlarm izen
eyin iine dahil edilmitir. iirin bu blgesellii, Estetik hali
ni alacak olan eyi temellendirir.
u da sylenebilir: (Dnce olarak) felsefenin iirle olas
ilikisi, tanmlayc rekabet, argmanlatrc mesafe ve estetik
blgesellik'tir. Birinci durumda felsefe iiri ister, kincisinde iiri
dlar, ncsnde ise snflandrr.
Bu l dzenek asndan Heideggerci dnce tarznn z
nedir?
Bunu bileenle ematize edeceim:
1) Heidegger iirin zerk dnce ilevini ok doru olarak sapta
d. Daha dorusu, dnrn anlaylan ile airin sz arasn
daki yazg ortaklnn fark edilecei yeri, o ssz ya da sapta
nabilir olmayan yeri belirlemeye alt. Bu yazg ortakl es
kizinin ncelikle nc iliki trne, bir ierme/dahil etme
estetii bal altna yerletirilen eye kar durduu sylene
bilir. Heidegger iiri felsefi bilgiye indirgeyerek, onu hakikate
teslim etmek istedi. Bunu yaparken, her estetiin, iirin blge
sel felsef her belirleniminin radikal bir eletirisini temellendir
di. Bu temel, modemiteye ait bir zellik (modemitenin Aristo
telesi olmayan nitelii) olarak kabul edildi.
2) Heidegger, ortaya koyduu ey yalnzca iir ile felsefi argma
nn ayrm olan bir koul ilikisinin snrlarn gsterdi. Hlder-
lin'den yola karak, uzun bir dnem boyunca iirin -temel te
malar zerinde- felsefeyle ayn ekipte bayrak yarma km
olduunu incelikli zel analizlerle gsterdi; bunun nedeni esa
sen felsefenin tm bu dnem boyunca ya bilimin (pozitivizm
ler) ya da siyasetin (Marksizmler) tutsa olmasdr. Tpk Par-
menides'te hl iirin tutsa olduunu sylediimiz gibi, bun
larn tutsadr felsefe: Varoluunun bu zel koullan asndan
bakldnda, kendi yasasm oluturmaya yetecek bir oyundan
yararlanmaz. Ben bu dnemi "airler a" olarak adlandrma
y nerdim.2unu diyebiliriz ki, bu a yepyeni felsefi aralar
la donatan Heidegger, Platoncu srgn usulyle iire mesafe
koymann her zaman mmkn ya da doru olmadm gster
di. Felsefe kimi zaman daha tehlikeli biimde iire tabi olmak
durumunda kalr: iirin Zaman'm bir hakikatine tarih dmesi
ni salayan ilemleri felsefe kendi hesabma dnmek zorun
dadr (sz konusu dnem iin, iirsel olarak uygulamaya kon
mu olan temel hakikat, ontolojik sunuun zorunlu biimi ola
rak nesnellik kategorisinin azlidir. rnein -Mallarme'de oldu
u gibi- tersine dnm biiminde olsa bile Mevcudiyet tema
snn, tecridin ya da karma'nn iirsel olarak temel nem ta
yor olma zellii buradan kaynaklanr).
3) Ne yazk ki, Heidegger, felsefenin Yunan kkenini tarihsel ola
rak kurar ve zellikle de deerlendirirken, mat hem e bavuru
nun bizatihi kurucu bir edim olduunu geerli klamad iin
dir ki, kesinti yargsna geri dnmekten, incelikli ve eitli fel
sefi adlar altmda, iirsel ifadenin kutsanm otoritesini ve sahi
ciliin dilin teninde yatt fikrini yeniden ina etmekten baka
bir ey yapamamtr. Bir yandan, unutma-ncesi bir alann so
na erdirilmesi ve Varln ortaya k olarak kabul edilen Par-
menidese ve Heraklitos'a bavuru ile, dier yandan, iir analiz
lerinin, zellikle Trakl analizlerinin en tartmallan iinde kut
sala yaplan rahatsz edici ve aldatc bavuru arasnda derin bir
birlik vardr. Platoncu tavrn gerek doasnm Heideggerci
kavran(amay) -ki bunun merkezinde de dea'nm matematik
anlamnn kavran(amay) bulunur (bu da zellikle onu doal
lktan-uzaklatrarak, Varln geri ekilmesine tabi klar)-, fi
lozof ile iir arasnda ne kaynamaya dayal ne mesafeli ne de
estetik olan drdnc bir iliki icat etmek yerine, Heidegger'in,
airlerin sz ile dnrlerin dncesini deifre edilemez bir
biimde eletirip Kutsaln yeniden-aktif hale getirilmesine da
ir ii bo kehanetlerde bulunmasna yol aar.
Heidegger'in her trl felsefi estetii gzden drme ve Pla-
toncu dlama usulnn etkilerini eletirel olarak snrlama abas
na sahip kacaz. Buna karlk, felsefenin sonu anlamna gelebi
lecek koullarda, bu amacn ancak iirin argman sunmayan otori
tesi sayesinde gerekletirilebilecei fikrine itiraz edeceiz. Poziti
vizmlerin tkenmesine ve Marksizmlerin kan kaybma ramen,
ama ayn zamanda da, iiri felsefeyle kurulan her trl zdeleti
rici rekabetin yknden kurtarmay, o sahte iirin sz-filozofun
dncesi iftim paralamay bize ada gc iindeki iirin ken
disi buyuruyor olmasma ramen felsefe devam ediyor. nk mat-
hem'in en batan beri getirdii ontolojik karmay unutmu olan
bu syleme-dnme ifti, aslmda, felsefenin sonu vaaz ile o ro
mantik sahicilik miti sayesinde olumutur.
Felsefenin varlm srdrmesi, iiri, benzersiz bir hakikat ile
mi olarak iiri kurtarsa da, Heidegger'den sonra, airler andan
sonra iirin, romantizm-sonras iirin hali ne olur? Bize bunu airler
syleyecektir; zaten oktan sylediler, nk felsefe ile iiri bala
yan dikileri skmek, estetie geri dnmeden Heidegger'i arkada
brakmak, ayn zamanda da, iirin kaynam baka trl dnmek
tir, onu miti iinde deil, ilemsel mesafesi iinde dnmektir.
Yalnzca iki saptama.
1) Mallarm, "Bir nesnenin Kavram ura, demek ki, kendi iin
deki katksz imdiki zamannn ya da mevcut katkszl-
nn dncedeki uradr," diye yazdmda -eer iir Kavram
retimine balysa- iir iin nasl bir program izer? Bir "mev
cut katkszlk", yani ancak gereklikle imdiye balanabilen
hibir ba olmad srece mevcut olann ayrl, tecridi, so
ukluu, dile ikin hangi ilemlerle ortaya karlabilir; bunu
saptamak gerekmektedir. iirin, imdiki zamann mevcudiyeti
nin dncesi olduunu ileri srebiliriz. Ve tam da bu nedenle,
felsefeyle asla rekabet etmez; felsefenin tek kozu Zaman'm bir-
likte-mmkn oluudur, yoksa katksz mevcudiyet deil.
Yer-dn ya da her yerin tesini, "mnhal ve yksek herhangi
bir yerin zeri"ni dnme imknlar yalnzca iirde bulunur;
bu da imdiki zamandan iirin gerekliini karsamaya imkn
tanmaz, iirin mevcudiyetinin ezeliyetine arda bulunur:
"Unutulmu ve zaman amna uram, souk bir Takmyl
dz". Mathem'i yalanlamak bir yana, "bir bakas olamayan bi
ricik say"y dahi ieren Mevcudiyet.
2) Celan bize unu dediinde:
Wurfscheibe, mit
Vorgesichten besternt,
wirf dich
aus dir hinaus.
ngrlerle,
Bezenmi disk,
At kendini
Kendi dna,
bu uyarnn asl nedir? Bunu yle anlayabiliriz: Durum kendi
normuna doyduunda, kendinin hesab buraya hi durmadan
yazldnda, bilmek ile ngrmek arasnda hi boluk kalma
dnda, bu durumda, iirsel olarak kendi-dma hazr olmak
gerekir. nk bir olayn adlandrlmas, -szn ettiim an
lamda, yani bir sadk-oluun, dolaysyla bir hakikatin meyda
na gelebilmesi iin adlandrlmas gereken karara balanamaz
eklenti anlamnda-, bu adlandrma daima iirseldir: Bir eklen
tiyi, bir tesadf, hesaplanamaz bir eyi adlandrmak iin, yer
leik anlamlandrmalarn yokluunda, dili tehlikeye atmak pa
hasna da olsa boluktan anlam karmak gerekir. Demek ki i
irselletirmek gerekir ve olayn iirsel ad, bizi ngrlerin alev
alm emberinden geirerek kendi dmza frlatan eydir.
Felsefi iirselletirmeden kurtulmu olan iirin daima bu iki d
nce, bu iki ba/hibe olacana kuku yoktur: Delinip geilmi
gereklikler iinde imdiki zamann mevcudiyeti; hesaplanabilir
karlar dna srayta olayn ad.
Bununla birlikte, biz filozoflar, filozofun yorumbilgisel kayg
snn iirin zerine ykt her eyin tesinde iirin geleceini kafa
ya takma iini airlere brakabiliriz ve de brakmalyz. zel olarak
bizim grevimiz ise, felsefenin iirle ban ya da baszlm, fel
sefe asndan, ne Platoncu srgne ne Heideggerci diki atmaya,
ne de bir Aristoteles ya da bir Hegel'in snflandnc abasna ait
olabilecek terimler iinde tekrar dnmektir. Felsefenin hem d
n tarznda hem de ediminde batan beri iir durumunda bulu
nan ey, ayn zamanda da mathem ya da siyaset veya ak durumun
da bulunan ey nedir? Bizim sorumuz ite budur.
iirin, edebiyata, genel olarak da sanata bizim modernliimi
ze tanklk ediindeki zgn tarzn felsefede at yaray modem
ler, daha ziyade de postmodemler kastl olarak ne karyorlar.
Sanat daima kavrama meydan okumutur; ancak airleri srgn
ederek filozoflarn kralln kurabilen Platoncu tavr da bu mey
dan okumadan, bu yaradan yola karak yorumlamak gerekir.
Bence burada iire ya da edebiyata zg bir ey yoktur. Platon
felsefi ak, philo-sophia'y, bir nesneye duyulan arzunun verdii
rahatszlk olarak grlen gerek aktan uzak tutmak zorunda da
kalmtr. Gerek siyaseti, Atina demokrasisindeki siyaseti de fel
sefi bir kavram olan politeia kavramn ekillendiren kavramdan
uzak tutmutur. Keza diyalektii de matematiksel dianoia* ile ara
sndaki mesafe ile, dianoia'dan stn oluu ile tanmlamak duru
munda kalmta iir, mathem, siyaset ve ak, felsefeyi hem koul
landrr hem de ona hakaret eder. Koul ve hakaret: durum budur
ite.
Felsefe kendini bu karma noktasmda oluturmak ister ve
oluturmaldr: Bu noktada, dil kendine imgenin, kurgunun ve an
latnn prestiji ve mimetik kkrtmalar olmadan, salt dnceye
gre ekidzen verir; akn younluu ilkesi nesnenin bakaln
dan balarn bu noktada koparp Aym'nn yasasndan destek alr;
* Kavray, anlama yetisi, (.n.)
lke'nin aydnlatt alan, kendi aksiyomlar ve varsaymlarna ka
plan matematiin zaman zaman uygulayabildii kr iddeti bu
noktada yattrr; son olarak da, kolektif ite bu noktada siyasi du
rumlarn an gerei iinde deil, kendi sembol iinde temsil
edilir.
Felsefe; sanatn, bilimin, siyasetin ve akn koullarna baldr.
Ama felsefe bu koullarn olaysal ve tekil karakterinden daima za
rar grr, yaralanr, ii oyulur. Bu olumsal oldu bittideki hibir ey
onun houna gitmez. Niin?
Felsefenin iinde bulunduu koullarn gereinden duyduu
bu honutsuzluu aydnlatmak, hakikatin anlamdan ayn olduu
fikrini felsefe dzeneinin kalbine yerletirmeyi gerektirir. Felsefe
yalnzca kendi koullanm yorumlamak zorunda olsayd, felsefenin
yazgs salt yorumlamak olsayd, bu koullara tekrar tekrar dn
mekten ve bkp usanmadan unu sylemekten zevk duyard: iir
sel eserde, matematik teoreminde, klarn bulumasnda, siyasi
devrimde olup bitenin anlam budur. Felsefe, bir estetiin, bir epis
temolojinin, bir erotolojinin ve bir siyasi sosyolojinin sorunsuz ye
knu olurdu. Bu ok eski bir ayartdr; kendini bu ayartya teslim
ettiinde, felsefe, Lacan'n akademik sylem diye adlandrd e
yin bir yerlerine yerlemi olur.
Ama "felsefe" bu yeknun tutarszl ortaya ktnda balar.
Hakikatin yatt gerek usulleri yorumlamak deil de, bu usulle
rin bugnk koullan altnda, bir hakikatin nasl ve niin bir anlam
olmadnn, daha ziyade anlamda alan bir delik olduunun dile
getirildii benzersiz bir yer kurmak sz konusu olduunda balar.
artl bir dnce yerinin kuruculan olan bu "nasl" ve bu "niin",
ancak bir ban ve yorumbilgisinin reddinin getirdii honutsuz
luk iinde uygulanabilir. Bunlar, anlam bann asli kopuunu,
anlam-yokluunu, anlam karsnda feragati gerektirirler. Hatta
edepsizlii. Hakikat usullerinin, bunlan gerein iinde dokuyan,
tam da anlam kat etme, anlamn iini boaltma sreci iinde anla
ma balayan olaysal tekillikten ekip karlmalarn gerektirirler.
Dolaysyla hakikat usullerinin onlann znel elikiliinden -ki
buna burada ortaya kanlan nesnenin verdii haz da dahildir- kur
tulmu olmasn gerektirirler.
Yani felsefe unlar yapacaktr:
- Ak, cinsellemenin ki'si zerinde ve ksaca ki zerinde r
len hakikate gre -yalnzca buna gre- tahayyl etmek. Ama,
ak nesnesinden destek alan haz alma/almama gerilimini ier-
meksizin.
- Siyaseti, kolektif durumlarn sonsuzluunun hakikati olarak, bu
sonsuzluun hakikat iinde ele alm olarak, ama bu durumla
rn cokusu ve yceliine kaplmakszm tahayyl etmek.
- Matematii, harfin iinde ve harf araclyla, harfe dkmenin
gc iinde ve bunun araclyla -ama problem zmenin ver
dii dnsel gzellik hissine yenilmeksizin- oklu-varlm
hakikati olarak tahayyl etmek.
- Nihayet, iiri, ritim ve imgenin iine konmu hissedilir mevcu
diyetin hakikati olarak -ama bu ritim ve imgenin bedensel ca
zibesine yenik dmeksizin- tahayyl etmek.
Felsefenin kendi koullan karsnda, hem iir hem de dierle
ri karsnda duyduu kurucu honutsuzluun nedeni, tam da bir
hakikatin anlaml bilgiler iinde alan bir delik olarak ortaya k
t noktada, anlamla birlikte buralardan alnabilecek her trl jo-
uissance' da (keyif) azletmek zorunda olmasdr.
zellikle, ekirdei iir olan edebi edim sz konusu olduun
da, bu azlin, daima etrefil ve hakarete uram olan usul nedir?
Felsefe bir dil efekti olduu iin aradaki iliki daha da daralr.
Edebi olan, felsefe iin, kurmaca olarak, karlatrma olarak, im
ge ya da ritim olarak ve anlat olarak zglleir.
Azletme burada bir yerletirme biimini alr.
Felsefe, kendi Sunumunun dokusu iinde, kurmaca unsurlan el
bette kullanr.3rnein Platon'un diyaloglarndaki kiiler ve onla
rn buluma mizanseni. Ya da Hristiyan bir filozof ile (varl p
3. Burada elbette Deleuze ile Guattari'nin Felsefe Nedir? kitabndaki "kav
ramsal kiilik"e dair parlak analizleri akla gelmektedir. Yine de arada bir mesa
fe olduunu belirtmek gerekir. Bana gre, felsefi teatrallik, felsefenin znn
("Hakikate" yakalanmann) bir edim olduunu belirtmektedir. Deleuze ve Guat-
tari'ye gre, her ey daima harekete ve tarife indirgenir: Kavramsal kiilik ikin-
lik dzleminin gebesidir.
heli) inli bir filozofun Malebranche'n evinde sylemeleri. Ya da
Nietzsche'nin Zerdt'nn hem epik hem romanesk tekillii; bu
tekillik ylesine bir kurmaca karakteri kisvesine brndrlerek
verilmitir ki Heidegger, belki biraz fazla yorumbilgisel bir met
ninde, "Nietzsche'nin Zerdt' kimdir?" diye sorabilmitir.
Felsefe imgeyi, karlatrmay ve ritmi kullanr. Gne imgesi,
esasen yilik dea's iinde bir keye ekilmi bir eyi aka ser
gilemeye yarar. Peki ya Leibniz'in Monadoloji'sinin, perde perde
inip kan ses yinelemeleriyle dolu olaanst 67. paragrafn bil
meyen var mdr? "Maddenin her bir paras bitkilerle dolu bir
bahe olarak ve balklarla dolu bir su birikintisi olarak tahayyl
edilebilir. Ama bitkinin her bir dal, hayvann her uzvu, vcut su
larnn her bir damlas da hl bu aym bahe ve bu ayn su birikin
tisidir."
Son olarak, felsefe anlaty, fabl ve meseli kullanr. Platon'un
Devleti Er mitiyle sonlanr. Hegel'in tarih felsefesi, -birok a-
dan- adna Dou, Yunan ya da Roma denen byk znel kendilik
lerin antsal anlats ve terennmdr. Ve "lmekte olan Zerdt
yeryzn kucaklar."
Bununla birlikte, edebi olann bu tezahrleri, mevcut halleriy
le, kendilerinin oluturmad bir dnce ilkesinin yetkisinin hk
m altodadrlar. Bu tezahrler yle noktalara yerlemilerdir ki,
bir hakikatin anlam niin ve nasl delerek yorumlanmaktan kat
nn dile getirildii yerin kuruluunu tamamlamak iin, tam da bir
sunum paradoksundan yararlanarak yorumun kendisine bir fabl,
bir imge ya da bir kurguyu nermek gerekir.
Felsefe, kendisini koullayan hakikat usullerinden her trl an
lam aurdsini, tm titreyi ve pathos'lan kararak, dorunun orta
ya kmasnn kendisini kavramaya almtr. Ama felsefenin her
trl anlamn kkten tesine, olas her sunuun boluuna, kyz
delik olarak hakikatin at yara denk dt bir an vardr. Bu
an, bizatihi boluun, anlam-yokluunun (felsefe bunlarla doru
nun ortaya kmas noktasnda kanlmaz olarak karlar) sunul
mas ve aktarlmas gereken andr.
Evrensel hitap istei duyan, ina ettii yere herkesi oturtma ar
zusu iindeki felsefe, tm hakikati, hakikati olduu varla bititi
ren rtk boluu anlama ve yorumlama faaliyetine sunmak zorun
da kaldnda, felsefede iir devreye girer. Sunulamayan boluun
bu sunuluu, dilin iinde edebi kaynaklardan yararlanmay gerek
tirir. Ama bu iin tam da bu noktada yaplmas arttr; dolaysyla
tamamen baka bir slubun, argmantasyonun, kavramsal balan
tlm ya da dea'mn hkm altnda olmaldr.
iir felsefeye, noktalarndan birinde gelir ve tam olarak hangi
noktaya gelip yerleecei asla iirsel ya da edebi bir ilke tarafndan
dzenlenmi deildir. Bu yerleme, argmann sunulamayan eyi
hangi urakta kullandna ve -argmann gerektirdii bir zorla
mayla- dorunun ilemlerinin plaklnn ancak bir geri dnle
-ayn zamanda ve daima duyularn da hazz olan anlamn hazzma
daima itidalsiz bir geri dnle- hangi urakta iletilebildiine ba
ldr. Felsefenin iindeki edebiyat, bir hakikatin anlamla ilikisini
kusurlu ya da boalm bir iliki haline getiren eyin -bir anlam
efekti zerinden- aktarlmasdr. Felsefeyi, yer yer kurmacamn
buyruuna tabi klan ey bu kusurdur. Baarsz argmantasyonun
bu durumu, yani bilginin baarszlna hakikatin neden oluunu,
bizatihi argmann gcyle taklit ettii urak.
Bu koullarda, bilinen en byk felsef iirin, mevcut haliyle
Boluu uzlamaz bir materyalizmin temel ilkesi olarak gren bir
yazarn iiri olmas pek de artc deildir. Bu yazar elbette Luc-
retius'tur. Lucretius'a gre her hakikat boluk denen o sunulama-
yan eyin iinde, bir iaretler bileiminden, harfler yamurundan,
atomlardan oluur. Bu felsefe, zellikle anlamdan kurtulmutur,
yorumdan keyif bekleyenler iin zellikle hayal kincidir. Ayrca,
Heideggerci metafizik emasna dahil edilemez. Ondaki hibir ey
onto-teolojik deildir; Lucretius iin stn bir varlk yoktur, gk
yz botur, tanrlar ilgisizdir. Ayn zamanda engin bir air olan tek
dnrn, tam da Heideggerci tarih montajm hatal klan kii ol
mas, varln tarihini Heidegger'in Platon'dan bu yana gelen meta
fizik hakknda bize syledii her eye yabanc, dank bir oklu
un iinden geiren kii olmas nemli deil midir? Tarihte ei
benzeri olmayan; iir ile felsefenin bu tekil kaynamasnn, He
idegger'in iir ile dncenin balantsn dnmek iin gelitirdi
i emaya tamamen yabanc olmas bir semptom deil midir? Yine
de iirin prestijini, ancak yzn tamamen imgeseli yerli yerine
koyma abasma dnm, mevcudiyetin analiz edilmemi her trl
etkisine dman olan bu yansz ve materyalist dnce sergileye
bilmi tir.
Lucretius, onu da Platon'un yapt gibi iiri felsefenin toprak
larndan srmeye ynlendirmesi gerektii dnlebilecek neden
le, felsefeyi bir batan br baa iirle destekler. nk onun tek
ilkesi, maddi dalmadr. nk bu ilke, kutsal balarn en radikal
biimde koparlmasn, doruyu ortaya karmann yeri olarak ser-
giler.
"oklu-Varln/oul Oluun Gerei zerine" diye tercme
edilmesi gereken De rerum natura'ma 4. kitabnn bamda Lucre
tius, deyim yerindeyse Platon'un tersine, iiri kendi felsefesinin
sergilenme buyruu olarak merulatrma iine giriir. Nedir onun
argmanlar? Esasen argman vardr.
ncelikle, kitabn "karanlk bir ey"i ilediini syler Lucreti
us. Ve bu karanlk eyi sunmak iin, dilin iinden ve dil dolaysy
la gelen k, iirin kl dizeleri gerekir: "obscura de re tam luci-
da pango carmina".
Sonra, Lucretius tini dinin sk balarndan kurtarmaya abalar.
Bu baszlamay, dinin durmadan pskrtt anlamdan yapla
cak bu karmay gerekletirmek iin, esin tanralarnn zerimi
ze sat bir syleme gc, bir prestij gerekir.
Son olarak, plak hakikat, kendi yerini igal etmeden nce,
esasen hznl grnr. Felsefi yer, dorunun ortaya kma yeri,
uzaktan grldnde, ou insana melankolik gelir. Hazzn bu
ekilde azledilii, fazladan ve yanal bir hazla, Lucretius'un deyiiy
le, "iirin tatl bal"nn sslemesinin sat hazla desteklenmelidir.
Dolaysyla iir, bu kez, kendini, gelip kendisini btnyle i
gal etsinler diye felsefenin tm sunumuna, tm felsefi maharete
yeniden am olur. Bunu da, uzaktan grlen ya da -Lucretius'un
deyiiyle- "henz uygulanmam" hakikatlerin melankolisi; dini
andran ba(sz)lanma ya da anlam ortadan kaldrma; ve nihayet,
aktarma srecinde muhteem dilsel gvdesinin sat gz kama
trc k yznden ortaya kan ve kalbinde o sunulamayan bo
luk yatan karanln l buyruuyla yapar.
Ama felsefe ile iir arasndaki mesafeyi bu buyruklar iinde bi
le sk skya koruyan ey varln srdrr. nk nazmn cazi
besi ve sz burada ancak ilave konumundadr. Bunlar, aktarm is
teine elik ederler. Dolaysyla bunlarn yerleri daima ve hl bel
lidir, talimatla saptanmtr. Sylemi n gerek yasas, Lucreti us'un
Epikuros'tan ald ekliyle, yapc ve rasyonel argman olarak ka
lr. Lucretius iire niin bavurduunu aklar, iir neredeyse bi r
bahanedir ve gndergesi hitap edilen kiidir; bu kiiyi uzaktan ba
kldnda hznl grlen dorunun yakndan bakldnda var
olmann sevincine dneceine ikna etmek gerekir. Epikuros sz
konusu olduunda gereken ey artk meruiyet deil, yalnzca v
gdr. iir balanmaldr, argman vlmelidir. Aradaki mesafe
kalr, temel nemdedir.
nk iir kendini dilin iinde buyruk olarak ortaya koyar ve
bunu yaparken de, hakikatler retir. Felsefe hibir hakikat retmez.
Felsefe bu hakikatleri varsayar ve anlamdan ne lde ayrldkla
rna/koptuklarna bal olarak, bu hakikatleri karma yoluyla pay
latrr. Felsefe, ayrl/kopuu ereveleyen ve snrlandran-
argmamn, ancak kendisini mmkn klm olana (yani bir hakikat
usulnn fiili tekilliine; banyodaki, rtdeki, anlamn kaynan
daki tekillie) geri dnerek ayakta tuttuu eyi tam da bu ayrl
n/kopuun sergilemesi gereken yerde iire bavurur.
Felsefenin iire bavurmas iin, felsefenin de sylemek zorun
da olmas gerekir. Lucretius'un deyiiyle: "iir lkesinin kimsenin
girmedii, daha nce hi ayak baslmam yerlerini kat ediyorum.
Bakir kaynaklara gidip oralardan beslenmeyi seviyorum."
iir, argmann iledii, ilemi olduu ve ileyecei bo sayfa
urana karlk gelir, onu iaret eder. Bu boluk, bu bo sayfa,
"her ey dnlebilir" demek deildir. Tersine, snrlan kesin bi
imde belirlenmi iirsel bir iaret altnda, en azndan bir hakika
tin, baka yerde de olsa gerek bir hakikatin var olduunu felsefe
de syleme ve bu tesbitten -ona uzaktan bakanlarn kaplabilecei
melankoliye kar- en neeli sonulan karma imkndr.
FELSEFE YE SNEMA
1. "Sinemann Durumu" Kavram stn
Sinemann "nesnel" durumu diye bir ey yok. Yani sinemann du
rumu -bu sanat usulnn halihazrdaki konjonktr- "kendi iin
de" konumlandnlamaz. "Olup bitenler" (gsterime kan filmler)
kendi balarna herhangi bir anlalrlk retmezler. Bu yokluun
genel nedenleri vardr, ama sinematografik usuln tekillii/ ms-
takillii ile balantl nedenler de vardr.
a) Genel Nedenler
Dncenin sanatn u anki hali ile ilikisi bir betimleme ilikisi
deil, belli yerlerde younlam bir kural koyma ilikisidir. Her
ey kiinin znel olarak konumlanm olduu noktaya ve verilen
yarglan desteklemek iin kullanlan aksiyomlara baldr. Bizim
kendimizi konumlamay tercih ettiimiz noktann ad L'Art du Ci
nma*; o da basit bir tantm dergisinden ok farkl bir stats ol
duu iddiasmda: Belli bir ynelimi ve belli aratrma protokolleri
olan bir dnce grubu olma iddiasmda. Denis Levy'nin almala
rndan alnm iki kurucu aksiyomu var bu grubun:
1) Sinema, tam da biim ve konularn blnmezlii arasnda sine-
ma-fikirlerini saptamann mmkn olduu anlamnda, bir sanat
olmaya muktedirdir.
* "Sinema Sanat", bu yaznn ilk kez yaymland, ylda be kez yaymla
nan sinema dergisinin ad. (.n.)
2) Bu sanata, grd saptayc, temsil edici ve hmanist ("Holly-
woodvari") i ile seyirciyi bambaka bir biimde iin iine ka
tan mesafeli bir modernlik arasndaki byk bir kopu damga
sn vurmutur.
Demek ki "sinemann halihazrdaki durumu" (ya da konjonkt
r) bu iki aksiyom temelinde belli belirsiz bir gerein (yaplan
filmlerin) okunakll olarak adlandrlabilir. Buradan da trev
nermeler, yani duruma dair nermeler retilebilir. Bu nermeler
durumu "nesnel olarak" deil, belirgin bir sanatsal zerklii olan
bir eyle ilgili angajmanlara dayanarak tanmlarlar. Parlamenter si
yasetin verili bir durum iinde ancak Organisation politiue'm
nermelerine dayanarak tanmlanabilmesine benzer bu biraz.
Bu yaznn devamnda unu unutmamak gerekir ki konjonkt
rn kurallarm koyan ya da trev yarglarn ltn sunan ey
Oliveira'mn, Kiarostami'nin, Straub'un filmleri, Wenders'in ilk d
nemine ait filmler, Pollet'nin, Godard'm vs. baz filmleridir. Duru
mun ierdii, sanatn bak asndan grece ilerici olan (bu ilerici
lik LArt du Cinema'nm modernlik adm verdii eye yabanc er
eveler ya da atflar iinde ortaya ktnda bile) her eyi saptama
mz salayan eyler bunlardr. Eskiden yeni olmu olan tam da
bunlar olduu iin yeniliin ltn de onlardan alrz. Yeni, es
kilerle deil, daha ok eski yenilerle yani bir nceki sekansn yeni
leriyle bir diyalektik iine girer.
b) Tikel nedenler
Bu nedenler LArt du Cinema'nm gelitirdii retiye dahil bir teze
baldr; sinemann esasen saf bir ey olmad tezine. u ana ka
dar, bu tez her eyden nce u anlama gelmitir: Bir filmden bir fik
rin geebilmesi iin, dier sanatlarn (tiyatro, roman, mzik, re
sim...) karmak bir biimde devreye sokulmas ve yerinden edil
mesi gerekir ve avangard biimciliin kmaza saplanan bak a
lan dnda [hibir yerde], "saf sinema" diye bir ey yoktur. Bu saf-
olmama tezi gelitirilmeli, yle bir ilke nerilmelidir: Sinema,
bnyesi gerei, sanat ile sanat-olmayann, sanatdnn birbirinden
ayrt edilemedii yerdir. Kesinlikle hibir film batan sona sanatsal
dnn denetiminde deildir. inde her zaman, etraftaki imge
lerden, dier sanatlarn kalntlarndan ve raf mr ksa uzlamlar-
dan almm, hibir biimde saf olmayan unsurlar tar. Bir filmde
sanatsal faaliyet ancak kendi ikin sanatd karakterini saflatrma
sreci olarak ayrt edilebilir. Bu sre asla tamamlanmaz. Daha
dorusu, tamamlanr ve bylece deneysel sinemann safl denen
eyi (hatta Bresson'un "sinematografik yaz" hakkndaki baz radi
kal normatif beyanlarn da) yaratrsa, o zaman sanatsal kapasitenin
kendisi, daha dorusu genele hitap etme imkn bastrlm olur. Si
nemann yapt sanatsal ilemler, halihazrdaki sanatd biimlere
ya da bulank imgelere (Rimbaud'nun "budalaca resimler" dedii
eye) dayanan, tamamlanamayan saflatrma ilemleridir.
Btn bunlarn sonucu, sanatdmm hkim biimlerinin sanatn
kendisine ikin olduu ve onun anlalabilirliinin bir par sim
oluturduudur. Halihazrdaki rnler arasndaki hkim biimsel
eilimleri aratrmann, grlr ve iitilir olana dair yrrlkteki
(hatta endstriyel) emalar saptamann her zaman zorunlu olmas
nn nedeni de budur; nk sanatsal ilemler potansiyel olarak bu
eilim ve emalar zerinde uygulanacaktr.
2. Drt rnek
a) Godard'n "kirli ses" teknii (duyulmayan laflar, st ste bindi
rilmi sesler, parazit yapan grltler vs.), gnmz prodksiyon
larn igal eden eyleri; yani (rock-sonras biimi iinde) mziin
srekli araya giriini, kaba saba sesleri (silahlar, patlamalar, araba
lar, uaklar vs.) ve ilemsel mnasebetsizlie indirgenmi diyalog
lar biimsel bir saflatrmaya tabi tutma abasdr. Gnmz pro
dksiyonlarnda bir ses dayatmas, gnmz genliinin her trl
faaliyete, hatta konumaya ya da yazmaya bile srekli ritmik bir
fonun elik etmesi talebine bir teslimiyet sz konusudur: Go-
dard'n safl bozulmu bir mrltya dntrd ey budur ite.
Godard bu ilem sayesinde, dnyann kargaasna yapnt muame
lesi, kasten dncelerin kargaasn ne karan bir ilke muame
lesi yapar.
b) Kiarostami'de, hatta Oliveira'mn filmlerinde bile araba se
kanslarnn kullanlmas gnmz tahayylnn baskm klielerin
den birini iler, her filmden ikisinin al sahnesinin bir araba
sekans olmasna neden olan kliedir bu. Buradaki ilem, bir aksi
yon sahnesini konuma yeri haline getirmekten, hzn gstergesini
yavaln gstergesine dntrmekten, bir hareket dsalln k
stlayarak dnmsel ya da diyalojik iselliin bir biimi haline
getirmekten ibarettir.
c) Dorudan bedenler zerinde filme alman cinsel faaliyet, g
nmzn hkim tahayylnn cevaz verdii eylerin nemli bir
parasn oluturur. Klasik sinematografi sanatnn kilit zellikle
rinden biri olan ve sansrden kck ayrntlara cinsel bir ierik
katarak kamay amalayan arzu metonimisine aykr bir eilimdir
bu. Yani buradaki sanatsal sorun udur: Kasten btnyle tehir
edilen cinselletirilmi plaklk nasl kullanlabilir? Bu tr malze
meleri saflatrmaya ynelik saysz giriim vardr; bazlar cinsel
lii konumaya ynlendirir (gnmz Fransz komedileri), bazla
r trenselletirir (Antonioni'nin baz sekanslar), bazlar mesafeli
alntlar yapar ya da cinsellii bir trn iine dahil ederek sradan
latrr (Eastwood'un The Bridges of Madison County/Yasak ili
kide yapt gibi), bazlar da soyut bir tarzda an-pomografikle-
tirir (Godard'n zaman zaman yapt gibi).
d) Her trden zel efekt, biimsel bir ykm, afet seyirlii, Ge
Roma mparatorluu'na zg bir cinayet, zulm ve felaket dkn
l: Gnmz sinemasnn bariz bileenlerini oluturuyor bunlar.
Gcn kantlam bir gelenein paralan, evet ama onlan ahlaki,
hatta dini bir i gren tutarl bir yknn iine yerletirme girii
minde bulunulmuyor artk pek. Bir ok ve hep bir adm nde olma
tekniinin rnleri ki bu teknik de imgelerin nispeten nadir bulu
nabildii ve bunlan elde etmenin g olduu bir dnemin sona er
mi olmasyla balantl. "Sanal" olan ve sentez imgesi hakknda-
ki bitmez tkenmez tartmalar, imgenin an bolluu ve ucuzlu
undan baka bir eye gndermede bulunmuyor ki buna o seyirlik
felaket ve terr imgesi de dahil. Burada da stilize bir abartya, bir
tr yavalatlm genel patlama kaligrafisine ynelik saflatrma
giriimleri mevcut; bu iin byk ustas da elbette J ohn Woo.
3. Bir Tez ve Sonular
O halde u ilke dile getirilebilir: Bir film, eer saflatrlmasn te
minat altna ald malzeme kendi zamannn sanatdma ait olarak
tanmlanabiliyorsa, gnmze ait ve herkese ynelik bir filmdir.
Sinemay ampirik olarak deil bnyesi gerei bir kitle sanat
yapan da budur: sel gndergesi biimlerin sanatsal gemii deil
(bu eitimli bir seyirciyi gerektirirdi), szgeten geirilmesi ve
mesafeli bir biimde ele alnmas potansiyel sanatsal ilemlerle te
minat altna alnan ortak bir tahayyldr. Sinema an ideolojik
iaretleri olan ve sanatd olduklar saptanabilen malzemeler etra
fnda toplanr. Daha sonra da bu malzemelerin sanatsal olarak saf
latrlm hallerini, sanat ile sanatdnm grnrde birbirinden
ayrt edilemedii bir arala aktarr.
Sinemann halihazrdaki durumunu dnmek iin soruturma
mz ynlendirecek birka dorultu karabiliriz buradan:
a) Modernliin sanatsal ilemlerinin, grsel ve iitsel malze
meleri, bunlar temsil, zdeletirme ve gerekiliin tahakkm
ne balayan her eyden artp saflatrmaktan ibaret olduu fikrini
muhafaza edeceiz elbette. Ama buna unu da ekleyeceiz: u an
ki etin grev bu ilemi malzemeleri imge ve seslerin saf biimsel
tketimine balayan her eyi kapsayacak ekilde geniletmektir ki
sz konusu tketimin gnmzdeki ayrcalkl ilemcileri de por
nografik plaklk, zel afet efektleri, iftin mahremiyeti, sosyal
melodram ve patolojik zulmdr. nk ancak -zorunluluklarm
kabul etmekle birlikte- bu ilemcileri saflatrarak durum iinde
bir gerekle karlama ve bylece yeni bir sinema fikrinin geii
ni ya da ziyaretini garantiye alma ansn verebilir insan kendine.
b) Demek ki malzemelerin gerek hareketlerinin bilgisi ve bu
nu dzenleyen hkim eilimlerin bilgisi gerekmektedir.
c) Sinema eserleri ele alnmal ve mevcut konfgrasyona dair
hipotezler gelitirilmelidir: Bu da malzemelerle ilemcilerini ye
rinden etme ve saflatrma ilemleri temelinde yaplmaldr; ger
ekten gnmze ait ve evrensel bir hitap alan olan sinema-fkir-
leri bu ilemler sayesinde ortaya kacaktr.
Zamann bu noktasnda, temel soruturma biriminin, bir filmin
btnnden ok baz anlar, iinde bir ilemin rahata seilebildii
anlar olmas gayet muhtemeldir. Seilebilirlik ya da okunakllk u
demektir: nsan, filmin gnmze ait olmasn salayan yan mal
zemeleri, sanatsal belirte durumundaki saflatrma protokoln
ve bu protokoln sonucunda fikrin geiini (ya da bir gerekle kar
lamay) ayn anda kavrar. Sanatdnn ezici bir arla ulat
(nk karsna biimselletirilmi bir mesafeden baka bir ey
karlmamaktadr - buna dneceiz) halihazrdaki gei dnemin
de, her yanyla kusurlu denebilecek filmlerdekiler de dahil btn
ilemleri saptama iine girimek zorunludur. Bu ii yaparken tek
klavuzumuz auteur kavram olmayacak, nk hi kimse malze
meleri dntrme iiyle tutarl ve girdisine ktsna iyice vakf
olunmu bir iliki kurabilmi deildir daha (btn imgelerin ucuz
imgeler olduu bir zamanda film yapmak ne demektir?). Byle bir
iliki ortaya km olsayd, elimizde Chaplin ya da Mumau trn
den byk bir kitle auteur' olurdu ve mevcut durumdan doan be
lirlenmi tr kard karmza. Ama ufukta byle bir ey yok, ne
(Woo ve de Palma gibi kaliteli auteur\enn varlna ramen) pat
layc neo-thriller'larda, ne (Craven'n incelikli manevralarna ra
men) kanl korku filmlerinde, ne pornografide (Benazeraf verdii
szlerin hibirini tutmu deil) ne de (birka ngiliz sinemacnn
abalarna ramen) sosyal melodramlarda.
O halde olas durumlara dair hislerimizin, sinemaya yaptmz
"tketimci" ziyaretlerin ("sinemaya gitme"nin kitlesel olarak ma
sum bir panayr gezisi boyutu da olduunu gz nnde bulundur
mamz gerekir bir lde), igdlerimizin ve gnmz eletirisi
nin ifre-zmnn klavuzluunda ayrntlara dair bir aratrma
ya girimek elzem.
4. stisnalar
Devasa bir siyasi dnmn, kresel bir olayn sonucunda sradan
endstri malzemelerinin (mesela Hollywoodvari malzemelerin ya
da Hint veya Msr sinemasna zg malzemelerin) bir mddet iin
rabet grmez olduu ve olay mahallinin zgn bir biimde kav
ranmasnn mmkn hale geldii durumlar bir yana brakmak ge
rek. Sinemann kitlesel boyutu, en azndan belli bir dnemde, do
rudan doruya bir lke gereinin sorun olarak ortaya kt bi
imler icat etme kaygsyla badamaz olmutur. Solculuun eli
inde Almanya'da (Fassbinder, Schroeter, Wenders...), 1975 devri-
minden sonra Portekiz'de (Oliveira, Botelho...) ve slam devrimin-
den sonra ran'da (Kiarostami...) olan buydu. Btn bu rneklerde
sinemann muktedir olduu eyin, znel bir kategori olarak lkeye
temas ettii aktr (bu lkeden olmak ne demektir?). Bu noktayla
bantl sinema-fkirleri vardr, olay ortaya kyla bu noktann
daha nceden grnmez olduunu aa karr. Evrensel hitap ala
n olan bir ulusal sinema ortaya kar: baz biimsel ynler zerin
deki srar da dahil her ynyle tannabilen bir ulusal ekol.
5. Biimsel ilemciler ve Hkim Motifler
Yrtlecek soruturmada, yukardaki ulusal istisnalarn dmda,
u ya da bu lde trler iinde kodlanm belli sayda hkim mo
tif zerinde uygulanan nihai ilemler asndan durum belirlenme
lidir. Bu ilemlerde hangi sanal fikirler i bandadr?
a) Cinselliin grnrl ya da daha genel bir ifadeyle, ero-
jen plaklk motifi. Sorun unu bilme sorunudur: Saflatrlm,
ama artk sansrn dayatt klasik metonimilere dnme imkn ol
mayan bu motif, ak ile cinsellik arasndaki ilikisizlik konusuna
ne getirebilir? Ya da akn, gnmzde keyfin ilevsel rgtlenii
ne tabi klmna nasl bir istisna oluturabilir (hele ki ncelikle bu
nu teyit etmekteyken)? Ak beden denebilecek ey ne derece g
rnrle tahamml edebilir? Godard'm szgelimi Sauve qui peut
(la vie) t Herkes Bann aresine Baksn'daki soyut pornografik
sahnelerinde grlebilecei gibi, basit bir eletirel analiz sadece ilk
aamadr. Henz bu noktayla ilgili tayin edici bir alma yaplm
deildir ve bu motifi ileme giriimlerinin bazlarnn saptanmas
iyi olacaktr.
Buna bal bir sorun da kendimize pornografinin, mstehcen
filmlerin bir tr olup olamayacan sormaktr. Sanatsal giriimle
re "tr" denen eyin yol am olduunda anlaalm bir kere. Aksi
takdirde uzmanlklardan bahsedilebilir. Pornografi ille de tr deil
de uzmanlk olmak zorunda mdr? yleyse, neden? Cinselliin
tam manasyla grnrlyle ilgili olduundan bizi tam da sine
mann zne gtren zellikle ilgin bir sorudur bu.
b) An iddet, acmaszlk. kenceci seri katil temasm (Se
ven/Yedi), korku filminin kanl eitlemelerini (Halloween, Sc
ream /lk...), iddet dolu neo-thriller'lan, baz mafya filmlerini
(Casino bile lsz bir acmaszlkla dolu sahneler ierir) ve ka
bilenin sa kalan yelerinin birbirlerini boazladklar dnyann
sonu filmlerini ieren karmak bir alandr bu. Bir tr olarak korku
filminin eitlemeleri falan deildir bunlar. Acmaszlk unsuru,
kesip bime, kemik krma, ikence gerilim ve korku esine gale
be alar. Temel malzemesi ldrme eitlemelerinden ibaret oldu
u iin aslnda akla ge Roma mparatorluu'nu getiren bir toplam
dr karmzdaki.
Mesele btn bunlarn trajik bir muameleye maruz braklp b
raklamayacam bilme meselesidir. Bu kanl ikence imgelerini
yarglamadan nce, tyler rpertici infaz hikyelerinin, eit eit
cinayetin ve ucube denebilecek trden eylemlerin en rafine trajedi
lerde de nemli unsurlar olduunu hatrlamak gerekir. Racine'in
Phaedrus'unda Hyppolite'in lmnn anlatld hikyeyi yeni
den okumak yeter. Hem, Yunan trajedilerinde sk sk anlatlan bir
klie haline gelmi olan Atreus ve Thyestes hikyesinin tesine
gemek de epey zordur; bu hikyede bir babann kendi ocuklar
n yediini grrz. Burada aratrmamza u basit soru yn veri
yor: Gnmz iin bir tr ehir efsanesi ilevi gren btn bu mal
zemenin gnmze zg bir barok trajedi oluturma giriimlerinin
paras haline getirileceini ilan eden reym halindeki ilemler
var m?
c) i figr. Sosyal melodramn son dnemlerde ngiltere
zerinden, ama ayrca Amerikan belgesellerinde de geri dnd
biliniyor. Fransa'da bile, Reprise'den (ie Dn) Marius et Jeanet
te'e, Fransz Komnist Partisi ya Mays '68 ortamndaki belli bir i
i figr zerinde hkm vermeyi amalayan eitli giriimlerde
bulunulmakta. Buradaki sorun da sinemann, ii figrnn zerk
liinin znel genelletiriliine katkda bulunup bulunmayacan
bilme sorunu. Sinema u anda sadece bu figrn sona eriiyle ilgi
leniyor ve Brassed 0/fdaki (Borunu ttr) gibi nostaljik ilemler
yapyor.
Modern Times' (Asri Zamanlar) (Chaplin), Fransz noir ro
mantizmini (Le Jour se level Gn Aaryor), epik Sovyet filmleri
ni ve '68'le balayan sekansa dair filmleri (Tout va bien I Her ey
Yolunda, Oser lutter I Kavgay Gze Al...) ayn anda dnd
mzde bu sorunun ok karmak bir tarihi olduunu gryoruz.
Bugn soru u olacaktr: Bu figr saflatrp herhangi bir trden
nostaljiye dnmesini nleyen ve [bugne] yerlemesine, yani her
trl toplumsal nesnellikten uzaklamasna katkda bulunan biim
sel ilemci nedir? Sinema ile siyasetin gerekten karlamas im
kndr burada sz konusu olan; ii figr de filmin nceden bi-
imlendirilemeyecek gerek noktas olacaktr mutlaka - ki Denis
Levy'nin LEcole de Mail Mays Okulu (1979) filminde bunun bir
eskizini grmek mmknd.
d) Binylc motif. Bu genelde gezegenin urad ve kahraman
bir yankinin bizi kurtard felaketler eklinde grlr. Bunun he
men altmda yatan gerek, kresellemedir, tek bir spergcn he
gemonyasdr ve de kresel kyle ve bu kyn hayatta kal ile il
gili ekolojik ideolojilerdir. Temel tahayyl kurtulu tahayyl de
il, felaket tahayyldr. Dahas, bu "tr"n ironik bir versiyonu
bile kt ortaya (bkz. Mars Attacks! lgn Marsllar). Buradaki
mesele de genel bir tehdit motifinin, dnyann dizginlerinden bo
anm Sermaye'ye kurban dt ve tam da bu yzden yerkre
nin her yannda kendi barnda tuttuu hakikatlere yabanc hale
geldii fikrini iletecek bir ileme malzeme olup olamayacadr.
Bu kez sz konusu olann epik bir film imkn olduu ak, ama
"kahraman" zaptedilmi eylem, yani hakikat usullerinin kendileri
ne duyduu gven olan bir epik bu.
e) Kk burjuva komedisi. Burada Fransz intimist gelenei
nin ok tutulan modem bir eitlemesiyle kar karyayz. Kome
di, aki, toplumsal ve hatta dnsel araylara girmi, biraz bo ve
histeriklemi gen bir kadu etrafnda dner. Bu tr, bu haliyle,
Caprices filminin Marianne'yla olduu kadar Marivaux ve Mus-
set'yle de balantldr ve en ak seik ifadesini kurucu babas ko
numundaki Rohmer'de bulur. Son dnemdeki neredeyse btn
Fransz "auteur"leri bu alanda almlardr. Stanley Cavell'n "ye
ni den evlenme" komedi si adn verdii ve ona birok bakmdan
benzeyen, 1930'lu ve 40'l yllarn Amerikan komedisiyle kyaslan
dnda hl minr bir trdr.
Peki bu minrlk neden? Bu soruya cevap verebilmemiz gere
kir. rnein, bu filmlerin temel zaafnn, entrikann balca bile
enlerinin belirsiz kalmas olduu sylenebilir. Marivaux'da oldu
u gibi Amerikan filmlerinde de filmin sonunda bir kararla ya da
bir duyuruyla karlarz. Belirsizlik komedisi ve ifte oyun bu sa
bit nokta etrafnda eklemlenir. Marivaux'nun nesrinin ayn zaman
da hem sinsi hem de son derece salam olmasn salayan ey de
budur. Rohmer kendisinden sonra gelenlerden hl daha stnse,
bunun nedeni Hristiyanca inayet antrmalar yaparken ara ara
iin znde yatan bir eyler buluyor olmasdr. Conte d'Automne'da.
(Gz Masal) balca motifin u olduu aktr: "Kafas kark ol
mayanlar daha mutludur, sevginin inayeti onlara hasredilmitir."
Bir Desplechin'in, bir Barbosa'nm ya da bir J acquotnun eserlerin
de bylesi hibir ey yoktur. Sonuta, bu tr, ancak sevginin yapa
bileceklerine duyulan sarslmaz bir gvenden hareketle kendisine
sabit bir nokta belirlediinde sanatsal g kazanr; zira btn ko
mediler isel karklklarn bir yere balamak iin bylesi bir sa
bit noktaya ihtiya duyar.
Gnmz auteur'lerinin (o hazin Woody Ailen da dahil) ok
yararland psikanaliz kmaz sokaktr, nk paradigmatik bir
biimde bitimsiz olann yeridir psikanaliz.
Sabit noktay artk evlilikle, hatta yeniden evlenme ile bile sim-
geletiremeyiz. Rohmer'in, bazen de Techine'nin ima ettii gibi,
akn bir baka hakikat usulyle karlat yerde bulunacaktr bu
sabit nokta phesiz. O zaman da balang malzemesi ilevi gr
m olsa da hkim anlay (ki narsisizmle histeriklemi ataletin
karmndan ibaret bir anlaytr bu) karsnda znel bir merkez-
sizlemeyi, bir ihtiday, grlr bir mesafeyi ve son olarak bir ye-
rinden-etmeyi biimselletirmek art olacaktr.
6. Sinema ve Baka Sanatlar
Saf olmay nosyonunu genelletirmek, bunun ncelikle baka sa
natlar karsndaki bir saf olmama hali olduunu unutturmam ah bi
ze. Bu sorunun gnmzde ald biimler nelerdir?
a) Sinema ve mzie dair. ema ritim temeli zerinde izilme
li. Bizim "ritim" diyeceimiz ey montajn zellikleri deil tam
olarak, ortada sadece bir sekans ekimi olsa da hareketin tonalite
sini (staccato ya da acele, geniletilmi veya ar ve heybetli vs.)
sabitleyen dank bir zamansallk. Ritim sadece ekim ve sekans
larn dzenleniine deil filmin btn unsurlarna sirayet eder. r
nein, oyunculuk slubu veya renklerin younluu da ritme ekim
silsilesinin hz kadar katkda bulunur. Ritim, temelde, filmsel ge
ilerin genel nabzdr. Mzik de bu nabz zerinde yaplan, genel
de btnyle fazlalk ya da vurgu niteliindeki dolaysz bir tr yo
rumdur.
Ne de olsa sinemann yzyl olan yirminci yzyl esasen tip
mzie tanklk etmitir. Bunlardan birincisi, Mahler ya da ay-
kovski'nin senfonik melankolisinde bulunan trden ve Strauss ya
da Rahmaninov zerinden gnmze kadar, zellikle de sinemada
sren post-romantik mzikti. kincisi, Amerikal siyahlarn byk
yaratm, Armstrong'dan Monk'a birok nemli sanats olan ama
bizim rock'tan techno'ya "genlik mzii" kapsamna giren her e
yi de toptan dahil edeceimiz cazd. Son olarak Schnberg'den Bri-
an Femeyhough'ya, tonaliteyi tasfiye eden ve hem dizisel hem de
dizisel olmayan bir mzikal tekillikler evreni ina eden saygm m-
ziksel yaratm geleneinin kesintilerle de olsa srmesi sz konu
suydu.
Sinemada henz tamamlanmam da olsa (zira her neo-klasik
mzik mzii yeniden klasikletirir), post-romantik mzikten post-
caz mziine gei ynnde devasa bir harekete tank olduk. Ritim
dzeyinde vurguya dayal bir genileme estetiinden (bu estetik u
haline tam manasyla senfonik olan Westem'lerin allarnda ula
r), herkesin syledii gibi temel matrisi genlik mziinin yan -
rn video clip olan bir paralanma estetiine geme elik eder bu
harekete.
Asl sorun uymu gibi grnyor: Sinemay senfoniciliin bo
zulmu formlarna ya da genlik mziinin demagojik formlarna
deil de sanat olarak mziin gereine balayacak bir ritim icat
edilebilir mi? Nasl olmu da sinema gnmz mzikal yaratmla
rnn btnn bir kenara brakabilmitir? Post-romantizmin ve
post-cazm yan sra neden bir de post-dizisel mzik sinemas yok
tur? Burada -ne de olsa bir yzyldr sahici mziin ta kendisi ol
mu bir eyden sz ediyoruz- temel kitle sanat olan sinemann
mzikal yaratmn tek zaptedilmi eylemini glgeye itmesiyle kar
karya deil miyiz? Zamanmz mziini sinemasal ve dolay
syla ritmik olarak kullanma ynndeki bir avu giriime (Stra-
ub'un ya da Oliveira'nn eserlerinde grdmz giriimlere) d
np bu mzikten bir g karan ama ayn zamanda da onu snrla
m olan ilemleri ortaya koymalyz.
b) Sinema ve tiyatroya dair. L'Art du Cinma bu sorun zerin
de epeydir alyor. Daha fazla ilerleyebilmek iin sorulmas ge
reken en iyi soru u muhtemelen: Gnmzde bir sinema aktr
nedir? Dier btn sorulan ieren bir soru bu. Bugn Amerikal bir
aktr cinsel grnrlk buyruunun, an iddetle karlamann
ve binylc bir kahramanlk anlaynn tahakkm altndadr. Da
lmakta olan bir kozmosun atl bir haznesidir. Sz konusu kozmo
sun ya da ondan geriye artk her ne kaldysa onun tutarllnn tek
taycs odur. Sonuta bir tr yaralanmaz beden oluturur. Daha
s, aktrn esasen bir erkek, hissiz bir atlet olmasmm nedeni de bu-
dur. Kadnlar neredeyse tamamen dekoratif bir ilev grmektedir
ler, hem de nceki dnemlerde olduundan ok daha fazla, zira o
dnemlerde anlatnn tehlikeli merkezi konumunu igal edebiliyor
lard. Yeni komediler rneinde ise, kadnlar dergilerden kma
tiplerden, "kadn sorunlan"nn nrotik kurbanlanndan te bir ey
deildirler.
Sinemann tiyatro aktrnn safln bozuunun tam olarak ne
demek olduunu sormamz gerek kendimize. Sinemada incelik sa
hibi -yani oyunculuklan sayesinde dikkatleri imgenin apakln
dan uzaklatracak, bu apaklk karsnda mesafeli duracak ve
onu iirselletirecek- aktr ya da aktristin yeniden ortaya kmas
gzel bir haber olacaktr; izlerini (bu izler vardr nk) srmemiz
gereken bir haberdir bu. Aktrn byle oynamasm salayacak ey
filmde neyin sz konusu olduudur elbette; bu da gsterilen ey
ile bu gsterimin znel kvnrrn arasndaki mesafeni n ll kal
mas gerektii anlamna gelir. Mesela Techine birok sekansta tam
da bunu yapmay baarr. Her halkrda, uras kesin ki incelik sa
hibi bir aktr, durmadan grsel ve iitsel bir tacizin yanma, bir
tr direnli somluk olarak ilitirirseniz ya da bedenini ve jestlerini
nevrozlarn bitimsiz plastikliine terk ederseniz, ona destek vere
mezsiniz.
7. Genel Bir Hipotez
Yukarda baladmz soruturmalara, btnyle kresel bir d
zeyde, riske girmeyi de gze alarak u hipotezi formle ederek bir
ereve izebiliriz: u an reo-klasizmin andr.
Bu hipotez eye karlk geliyor:
- Modernlie zg karma sekans (aktrn ve anlatsal inann
maruz kald karma, metnin hkimiyeti, kurmaca ile belge
selin ayrt edilmezlii vs.) doyuma ulamtr.
- Ufukta olay babndan yeni bir konfigrasy'on grnmemekte
dir.
- u an grdmz ey, nceki emalarn kzgn ve abartlm
bir versiyonu ya da trlerin de dahil olduu bu emalarn ikin
ci snf maniplasyonudur; sz konusu emalar durmadan aln
tlanr ve kaynaklama ynelik bir histeriye maruz kalrlar. Bu
na ada biimcilik ad verilebilir. Bu biimciliin imzas de
nebilecek en genel zellii, ayr ya da klasik bak asma gre
birletirilemez olan grsel konfigrasyonlan tek bir hareket
iinde birletirmeyi amalayarak ekim kavramn ineyip ge
en kamera hareketliliidir.
Ama herhangi bir gerekle karlamas ihtimald olan biim
cilie kar (biimci filmlerin sonlarnda ounlukla, adeta biimin
hareketini aktan aa yadsdn syleyen ya da bylesi bir yad
smay olumlayan yumuatlm 'bir gerekilie dnlmesi bun
dandr), akademik bir tepkinin doaca tahmin edilebilir ki bu
tepki yer yer oktan balamtr.
Akademik tepkiyi ve ve onun grsellik rejimini ieriden safla
trmaya ynelik giriime neo-klasik adm vereceiz. Titanik'm, hat
ta Brassed Ojfun bile en iyi sekanslarnda bu trden bir eyler g
rlmeye balanmtr. Mesele, tepkisel konjonktr veri alan ama
onu doyuma ulam modem sekanstan yola karak ileyen ilem
leri bulma meselesidir. 1920'lann kbist sekans ile 1930'lar-40'lar-
dan itibaren sahici nonfigratif sanatn alm arasnda duran Pi-
casso'nun durumuna benzer biraz iinde bulunulan durum. Picasso
temsile dayal formlara belli bir dnn gerekliliini kabul etmi,
ama bunlar kbizmin kendi bak asndan ilemiti.
Son sorumuz u olacak: Bugn bylesi bir abaya giriilmekte
olduunu gsteren bir avu ipucunun deeri ne? Ne vaat ediyor?
FELSEFE VE "KOMNZMN LM
lm anmak, tan olduumuz eye uygun bir ad bulmamz sa
lar m? yi de biz yalnzca tank myz? Hem sorguladm bu "biz"
de kim ve onun ne olduuyla ilgili neler sylenebilir? Artk "biz"
yok, uzun sredir yok. "Biz", "komnizmin lm"nden ok nce
kmeye balad, alacakaranlk dnemine girdi. Daha dorusu,
Sovyetik parti-devletin eklemlerinden ayrlp dalmas, belli bir
"biz" dncesinin yirmi yl akn sredir ilevini yitirdiinin nes
nel bir ekilde (nk nesnellik, yani temsil daima devlettir [Etat],
ya da bir haldir [tat], durumun bir hali, bir statko) berrakla ka
vumasndan baka bir ey deil. nk bu "biz", "biz komnist
ler" demekti; "biz devrimciler"e eklenen bir nitelemeydi ve "biz
devrimciler" de, sras geldiinde, nihai referans olduu varsaylan
"biz"e, yani snfn "biz"ine, "biz proleterler"e, kimsenin telaffuz
etmedii ama her ideal cemaatin tarihsel aksiyom olarak kendinden
ncesine yerletirdii "biz"e siyasi ve znel g veriyordu. Baka
deyile: Bizler, 1917 Ekimi'ndeki olaya sadk olanlar.
Ben, "biz komnistler" dediimde, Lenin'i dndmde
(onun dncesi hakknda dnmekten bahsediyorum, gelip gei
ci heykellerinden deil - kimse bana "Saint Petersburg" dedirte
mez ama, o ayr) ya da Rus Devrimi'ni dndmde, aklma ge
len ey Parti deildir; ben o Parti'yle daima mcadele etmiimdir,
o Parti'yi, olmaktan bir trl kurtulamad ey olarak grmm-
dr hep: Mtereddit ve kaba, sert bir siyasetin, kstah bir yetenek
sizliin yeri. Hele ki SSCB, o gri, bulutlu, monoton despotik btn
lk, Ekim'in o zddna dn (Lenin dnemi siyasetinin, isyan yo
luyla iktidara el koymann polis hkmranl altndaki devletin
krl iine yuvarlanmas) nerdeyse hi gelmez aklma. Dn
cenin kararlan ve bu kararlarn az ok gizli adlandrmalar dzeyin
de beraberi nde getirdikleri eyler, kurumsal figrlerden nce gelir.
Sunu/grnm, kavramsz okluk, temsil iinde asla btnyle
kavranamaz. Hayr, mesele yeri belirlenebilir kendilikler, aygtlar
ya da semboller meselesi deildi. Bir ey, bizi dncede ayaa
kaldrma gcne sahip bir ey sz konusuydu. nk genel olarak
dncenin kavrayabildii tek "biz", komnizm sanca altnda
toplanan "biz"di. "Komnizm", "bizim fiili tarihimizin adyd. Ye
niyetmeyken, Sartre'n o kaba zdeyiini -"Her anti-komnist k
pektir"- byle anlyordum. nk her anti-komnist "biz"e olan
nefretini, yalnzca kendi zerindeki mlkiyetin snrlan iinde (ki
bu da her zaman herhangi birka mlkn mlkiyetidir) var olma
kararllm byle gsterir.
Gnmzn evrensel gizli nermesi ise, her komnistin kpek
olduudur. Ama bunun bir nemi yok - ya da soylu bir szcn
tarihsel olarak ald bir lekeden te bir nemi yok; sonuta, sz
cklerin yazgsdr bu, zellikle de en soylu szcklerin: Kan ve
amur iinde srklenmek. Bunun bir nemi yok, nk bu szc
n kendini adad "biz" figr ortadan kalkal ok oldu. nemi
yok, nk szck artk temsilden, partiden, devletten, bir zaman
lar okluun anl ayaklanmas olmu olan eyin Bir'in ldrc
srgs altnda kanlmaz olarak gaspediliinden baka bir eyi
iermiyor. "Komnizmin lm"nn uzun vadedeki anlam, su
numda/grnmde lm olan eyin -amblem haline gelmi
"biz"in; ki Ekim'den beri, daha dorusu 1793'ten beri siyasi dn
ce bir cemaat felsefesini bu simge altnda oluturmaktadr- yeni
den sunum/temsil iinde de lmesi gerektiidir. Katksz oklu
un kuvvetine artk sahip olmayan ey, Bir'in glerini de artk
kendinde tayamaz. Buna sevinmeliyiz: Yapsal gasp yetisinin de
sonunun gelmi olmas demektir bu.
Demek ki devletin dzeninde, eylerin dzeninde "komniz
min lm" diye bir ey vardr. Ama bu, dnce iin, ikinci bir
lmdr olsa olsa. Devlet dnda, amblemin ve ayaklanmann
canll iinde, "komnizm" zaten uzun sreden beri laik bir
"biz"in mezarnn adndan baka bir ey deildi.
Bu lmn ikinci lm olduuna tanklk eden kayda deer bir
olgu vardr, kanaate dayal ama yine de gerek bir olgudur bu:
"Komnizmin lm", belagatte "Sovyet imparatorluunun para
lanmas" ile birlikte kullanlmaktadr. Bylece, "komnizm"in
lml olann yazgs iinde "imparatorlua" balanm olmas
-nk znel olarak "komnizm" evrensel cemaatin, snflarn so
nunun ve dolaysyla her tr mparatorluun zddnn addr-, bu
"lm"n, zaten lm olann lme-olay'mdan baka bir ey olma
dn kantlar.
"Olay" m? lm, olay biiminde gelebilir ya da vuku bulabi
lir mi? Ya bu kadar ikinci veya ikincil bir lm hakknda ne dene
bilir ki? Ben lm bir olgu olarak, doal varln yansz esnekli
ine gizli aidiyetin tankl olarak kabul ediyorum. Her ey lr -
ki bu ayn zamanda hibir lm bir olay deildir demektir. lm,
oklu varln tarafmdadr, onun kanlmaz ayrmas tarafndadr.
lm, okluun, iinde dokunduu bolua geri dndr. lm,
varlk olarak varln oklu (ya da matematiksel) z yasasma ta
bidir; varolua ilgisizdir. "Homo liber de nulla re minus quam de
morte cogitat"*, evet, Spinoza tamamen hakldr. lmde, ki bu bir
imparatorluun lm bile olsa, varla ikin hkmszlkten ba
ka dnlecek bir ey yoktur.
Her olay, bir tekilliin ve bir ilavenin kkten biimine brnen
sonsuz bir nermedir. Halihazrdaki yermden-olulann bize ner
dii hibir ey olmadm herkes hisseder; hem de kayglanarak.
Gdansk'daki grevlerle (hatta daha nce; entelektellerle iiler ara
sndaki yeniliki bir gzergh'm icad demek olan KOR'un oluu
mu srasnda) J aruzelskinin hkmet darbesi arasnda bir Polonya
olay oldu. Leipzig'deki gsteriler srasnda Almanya'da bir olaym
eskizi grld. Hatta Rusya'da bile, Vorkuta madencilerinin ikir
cikli teebbs yaand. Ama bu ani belirilere sadk hakikatten es
er yoktur, yle ki her ey zmsz, karara balanmam vaziyet
te kalr. Ardndan Walesa, Papa, Helmut Kohl, Yeltsin gelir... Bu
zel isimleri olaysal bir nermenin grkemi ya da parlts iinde
yorumlamaya kim cret edebilir? Parti-Devlet'in despotik biimi
nin hem ani hem yumuak, hem blnmez hem bulank erozyonu
iinde, iitilmedik tek bir nerme, ei benzeri olmayan tekbir ad
landrma zikredebilecek olan var m? Bu yllar unun emsali ola
rak kalacaktr: Durumda grlen ani ve eksiksiz bir deiim asla
* zgr insann lm kadar az dnd ey yoktur. (.n.)
durumun bana bir olay ltfunun konduu anlamna gelmez. Ka
muoyunun pek methettii bu "hareketler"le aramzdaki mesafeyi
korumak iin bir zamanlar ettiimiz bir sz tekrarlamak houma
gidiyordu: "Her hareket eden kzl deildir." Kavramn serinkanl
l iinde kalarak, imdi de, deien her eyin olay olmadn ve
sprizin, hzn, dzensizliin olsa olsa olay simlakrlan olabilece
ini, yoksa olayn hakikat vaadi olmadm syleyelim. "Romanya
Devrimi simlakn -artk herkes biliyor bunu- ayn zamanda bir
paradigmadr da. Aslnda olup biten yalnzca udur: znel olarak
lm olan ey lm Durumu'nun iine girmeli ve en nihayetinde
orada lm olduu kabul edilmelidir.
"Komnist" laf, zgrlemenin zamanan znelliini belirtti
i iin her tarihsel olayn komnist olduu sylenebiliyorsa , bu
durumda "komnizmin lm" nasl olur da bir olayn ad olabilir?
1917 Ekim soyundan gelme tikel "biz komnistler" figrnn
epeydir miyadm doldurduuna kuku yok. (Ama ne zamandan be
ri? Felsefi deil siyasi mahiyette nazik bir soru bu. Siyasi znelli
in boluklarla dolu dnemselliini yalnzca siyaset dnr ve de
kendisini balatan talimat noktasndan dnr.1 Bence, her koul
da, Fransa'y ilgilendirdii kadaryla en azndan 68 Mays'ndan
beri.) Ama felsefi olarak bakldnda, "komnist", esasen, Partile
rin bu szc kendilerine mal ettikleri tamamlanm sekansa in-
dirgenemeyecei gibi, bir zgrleme siyaseti fikrinin bu ad altn
da canl bir tartma konusu olduu sekansa da indirgenemez. Fel
sefe, ele geirdii her szckte, ne kadar yakn dnemli olursa ol
sun, zamand bir tn arar. Felsefe, kavramlar, onlara olsa olsa
nispi bir anlam verecek olan tarihsel basntan ekip kard l
de vardr. Mutlak anlamda ele alndnda "komnist" ne anlama
gelir? Felsefe (bir siyaset kouluna tbi felsefe) bu ad altnda neyi
dnebilir? Eitlik tutkusu, adalet dea's, ikbal peinde komann
neden olduu tavizlerden kopma iradesi, bencilliin tahttan indiril
1. Bu sorular hakkndaki felsef nerme kendini, tiireyimsel usul olarak po
litikann enderliini, sreksiz varln ortaya koymakla snrlar. Ben, Thorie du
sujet As (Paris: Seuil, 1982) bunu yle ifade ettim: "Her zne politiktir. Pek az
zne ve pek az politika olmasnn nedeni de budur." Bu noktaya dair politik ner
meler blm ok karmaktr. Sylvain Lazarus'un kurduu politikann tarihsel
kipleri doktrinini iin iine katar.
mesi, basklara kar hogrszlk, devleti sona erdi rme and.
oklu-sunjun, temsil zerinde mutlak stnl. Yklemsiz bir
tekillii, belirlenimsiz ve ikin hiyerarinin olmad bir sonsuzlu
u ne olursa olsun muhafaza etme ynndeki, hesaba gelmeyen bir
olaym tetikledii militan, angaje, inat kararllk; benim treyim-
sel2diye adlandrdm ve -siyasi bir usul benimsediindede
mokrasinin ya da komnizmin -ki aym eydir- ontolojik kavram
olan ey.
Felsefe, bu znel biimin byk halk ayaklanmalarna ezelden
ebede elik ettiini; tam da bu ayaklanmalar tutsak ve geirimsiz
deilken (oysa bugn karmza kan her ey, milliyetilikler, pa
zarn bys, parlamenter enlikleri donatan demagoglar ve mafya
srs bize tersini gstermektedir) ve bu ayaklanmalar dizginleye
cek durum-ii-varlk'tan ya da hesaba katlan varlk'tan kopup ser
best olduklarnda elik ettiini saptamaktadr. Spartaks'ten Mao'
ya (devletin Mao'su deil ama; bu da vardr elbette ama asl kast
mz isyanc, an, karmak Mao), demokratik Yunan isyanlarndan
1966-76 aras dnya apndaki on yla dek, bu anlamda, bir kom
nizm sorunu olmutur. Komnizm sorunu hep olacaktr; lekelen
mi bu szck, yerini, ierdii kavramn baka trl adlandnlma-
sma braksa bile sorun var olacaktr. erdii kavram felsefidir; is
yankr znelliin felsefi, dolaysyla ezeli kavramdr. 1975 ylma
gelirken ben buna "komnist sabitler" adn vermitim.3"Kom
nizmin lm" ifadesine kar da bu adlandrmay koruyorum. Ve,
tam anlamyla feci, rknt verici bir tecellinin (bir "komnizm
devleti"!) zld anda, demek ki udur sz konusu olan: Siyasi
olarak hakikat kurucu her olay, peinden srkledii zneyi eitin
sonsuzluuna maruz brakr. "Komnizm", -bu ezeliyet byle ad-
landnldmda-, bir lm adlandrmaya uygun dmez.
Metaya dzlen her vgnn hazrln yapt "ezeliyet yasa
mdan nce, ben burada kendi yazdm bir arky terennm edi
2. Treyimsel {gnrique), yani bir hakikatin maddilii olarak herhangi bir
sonsuz okluun dncedeki stats, L'Etre et l'vnement (Paris: Seuil, 1988)
kitabmdaki felsefi nermelerin gndeme getirdii en nemli kavramdr.
3. Komnist sabitler teorisi, Franois Balms ile birlikte yazdm kk ki
tabmda {De l'idologie, Maspro, 1976) ana hatlanyla belirtilmitir.
yorum;4 tpk byk yzylda [XVII. yzyl Fransas] "eskilerin
azna layk" dendii gibi, "Saint-J ohn Perse'in azma layk" bir
ezgi. On sekiz yl nce yazlm bu ark, o dnemde faal olan ana
kanaatlerle, yani 68 Mays sonras devrimcilerin ve zellikle de
"Maocular"n kanatleriyle uyum iindeydi. On iki yl nce yayn
landnda ise oktan aykr bir dnce olmaya balamt bile.
Yedi yl nce sahnede gerekten sylendiinde esrarengiz bir hal
alm, tuhaf bir dikkafallk sergilemiti. Ya bugn ne demeli! Ben
bile hafife rtuluyorum (anlamndan piman deilim elbette;
ama Saint-J ohn Perse'ten gemiteki kadar zevk almyorum artk.
Estetik nihilizmin tersine, inanlarn ve tarafllklarn beenilerden
daha kalc olduunu -olmas gerektiini- savunuyorum). ark,
dnemin ruhuyla bu akma eitlemelerinin karsna, kendine
ait olan ve -greceimiz gibi- yzyllara, binyllara uzanan l
sn karr. te bu yzden ayn zamanda (bu yzden, mutlak an
lamda yalnz bile olsam -ki deilim- burda o arky mrldanr
dm) bir duyuru arks, daima gelecekte olann oklu addr.
4. Bu "blnebilir bozgun korosu" bir roman-opera olan L'charpe roue
dan [Kzl Fular] (Maspro, 1979) alnmadr. Gzden geirilen "roman-opera",
sonradan, gerek bir operann librettosu oldu. Operann mziini Georges
Aperghis besteledi ve 1984 ylnda, Antoine Vtez'in sahnelemesi ve Yannis Kok-
kos'un dekorlaryla, Avignon'daki Lyon operasnda, sonra da Chaillot'da gsteril
di. Koro blm, operann simgesel olarak ii giysileri iindeki tm oyuncula
r tarafndan karmak, iddetli ve artc bir mzik eliinde sylenmiti. Pier
re Vial sahneyi kat ediyor ve eski bir emsiye sayesinde bilinmez bir frtnadan
korunuyordu. Ezeli isyanlardan sa salim yakay kurtarm, sokaklarda yaayan
evsiz barksz birine benziyordu ve unutulmaz bir ekilde "Komnizm! Kom
nizm!" diye homurdanyordu.
Antoine Vitez'in lm nasl da iflah olmaz bir ac verdi bana! "Komniz
min sonu" ona nasl da ac veriyordu! Ama yine de bu "son"u tm berraklyla
stleniyordu. lmnden ksa sre nce, 1990'da yazd son metni, "Bize Ka
lan"! okumal. Danile Sallenave ile Georges Banu'nn hazrlad Le thtre des
ides (Gallimard, 1991) adl drst ve deerli derlemede yeniden yaymlanm
tr. Buradaki sekizinci nermeyi zikretmek istiyorum: "Su -basitletirmek iin
Stalin'in suu denebilir, ama Stalin'i fazlasyla amaktadr-, umudu irrasyonelin
ellerine, cehalet yanllarna ve demagoglara brakmaktr." Ama suu ele aldktan
sonra Antoine Vitez, her zamanki gibi, dosdoru talimatlara geer. "Bizim rol
mz" dedii eye: "Sarakalar, svgler ve ngrler, yaanan zamanlatn eleti
risi, duyuru." Bu birka sayfada, ben de bu "rol" oynuyorum galiba. Daha bir
ok oyuncu olacaktr.
Yalnzlktan sz eden kimdi?
Maluplar! Efsanevi maluplar!
Sizin itirazclnza sesleniyorum burada.
Sizler: Eski zamanlarn ezilenleri, mezarlarn karanlna gnderil
mek zere sakatlanm, gnee kurban edilmi kleler. Rengine brn
dkleri toprakla birlikte satlan, saban peinde harcanan o byk eme
in insanlar. ayrlar itlerle evrildiinde yerinden yurdundan edilip
pamuk tarlalarnda ve kmr ocaklarnda almaya srlen ocuklar.
Beklemek yeterli nk, dnmek de: Kimse kabul etmez, asla.
Spartaks, kyl Jacquou, Thomas Mnzer.
Sizler: ovadaki baldnplaklar, byk tslerdeki Taiping'ler, Char-
tistler ve makine krclar, kenar mahalle labirentlerindeki suikastiler,
Babeuf eitlikiler, Fransz Devrimi'nin cumhuriyetileri, komnc
ler, Spartakistler. Halk gruplarn ve isyanc partilerin btn insanlar,
Terr dnemlerinin hizipileri, dirgenli ve mzrakllar, barikatlardakiler
ve ato kundaklar.
Kendi edimlerini beyan ederken o gizil ayntnc dnceyi kefe
derek gemiteki hallerinden kurtulan daha biroklaryla dolu kalabalk.
Sizler: subaylarn etobur balklara frlatp atan gemiciler, hznl
ehirlerin, orman arazilerinde savaan topyaclan, And dalarnn dina
mite pek dkn Quechua madencileri. Ve o Afrikal asiler; kokumu
smrgecilik koullarnda, Tann'nn ve panter desenli kalkanlarn hima
yesi altnda art arda dalgalar halinde gelen Afrikal asiler. Sanki yaban-
domuzu avna kar gibi tfeini kapp, tek bana, Avrupa ormanlarn
da saldrgana direnii balatan da unutmayalm.
nk kim ki emberi krar, onun hibir eyi yitip gitmez. Hibir
ey unutulmaz, asla.
Robespierre, Saint-Just, Blanqui, Varlin.
Sizler: Her trden byk kortejler halinde sokaklara yaylanlar. Sol
cu renciler, kadm haklan talep eden kzlar, byk yasad sendikala
rn flamalan, genel grevleri hatrlayp ayaa kalkm eski tfekler, baa-
nsz darbe giriimlerinin duayenleri, bisikletli iiler.
Pek kalabalk olmayanlar (akntya kar gidilen dnemler): Bodrum
katlanndaki teksir makinelerinde hakl fikirleri yayanlar. Nuh nebiden
kalma fikirlerin ve gelecek-olann dnrleri. Gl gibi beyaz fedakr
vicdanlar. Hatta, uzun bambularla silahlanp en iko polisleri zmbala
yacak kadar mahir olan ve geri kalan hibir eyi umursamayanlar.
nk yaz boyutsuz bir zgrlkten saylamayacak olan oluturur.
Marx, Engels.
Sizler: kyl birliklerinin hatip ve savalar, isyan gmlei kuan
m peygamberler, kulplerdeki, meclis ve federasyonlardaki kadnlar,
taban komitelerindeki, eylem komitelerindeki, l ittifaktaki, byk
birlikteki iiler ve liseliler. Fabrikalarn ve askeri blklerin sovyetleri,
halk mahkemeleri, topraklan paylatrmak iin, sulama barajna su ver
mek iin, milisler oluturmak iin toplanan byk kyl meclisleri. Fi
yat denetimi iin, rvetilerin infaz iin ve stoklann denetimi iin top
lanm devrimci gruplar.
nk bir araya gelen ve oalan ey zerine dnmenin sonu yok
tur. Hibir ey ebediyen salp dalm deildir.
Lenin, Troki, Rosa Luxemburg, u En Lay, Mao Zedung.
Siz hepiniz. Eksik olana bakp yarglyorsunuz ve ilga edileni ince
liyorsunuz:
"Baarszla uramaktan sz eden de kim? Ne olduysa ve ne d-
nldyse oldu ve dnld. Balangcnda, zamannda, durakladn
da. Sonulan tartma iini muhasebecilere brakn. nk bizim hkm
ranlmzda sz konusu olan ey aynmann icaddr, boucu bir sre
tayin etmek deil.
Durumlann sonsuzluunu kim bitirebilir ki? Zarlann atlaca olay
kim yattrabilir?
Kendi buyruunuza gvenin. ktidardan vazgein. Ne hkm sizi il
gilendirsin, ne de iinizdeki bir ey nza gstersin; asla.
Zorunlulua.
Honut olanlar geip gitsin. Kaygllar oalsn. Dnyadaki bu b
yk delii am olan bizim el dememi tekilliimizdir, o delie diki
len ise, yzyldan yzyla, Komnizm ldadr."
Ildan pek yakndan yalayp geen , bu n kendi etra
fnda dnp duran ender kabarmasyla yzyllarn ksa sreli ay-
dmlam; vasat bir zorbalk onun lm hkmn okumaya kendi
kendine karar verdi diye tm bu k snm olacak, yle mi? Bu
na asla inan am am.
unu belirtelim: Parti-devletin sonuna, Sovyet imparatorluu
nun sonuna karar verenler, ayaa kalkm gnesi kitleler deildir.
Bu garabetin kurala tbi klnmas, mtereken tasarlanm ama
perspektifsiz bir i kuralszlk yoluyla oldu. Olay bugne kadar
batan sona devletle ilgili kald. Durumu vurgulayan hibir siyasi
icat -ya da siyasetin icad-5olmad. Binlerce insann olup bitenden
memnun olduklarn orda burda, sokaklarda ve bir iki fabrikada be
lirtmi olmalannn pek de nemi yoktur! Ama ei benzeri olmayan
bir yeniliin snanmasna kafa yorduklarm ve bu isteklerini belirt
tiklerini -ne yazk ki!saptam deiliz. Ruslarn, Macarlarn ve
Bulgarlarn dndklerinin ve istediklerinin, -nedendir bilinmez-
"Batl" denen bizim hzn dolu lkelerimizde uzun sreden beri
zaten var olan eyden bakas olmad -drt bir yandan bize teyit
edildii gibi- doruysa zaten baka trl nasl olabilir ki? Byle
bir istek, bu srelerde devletsi ve kurumsal bak asnn baskn
olduunun altn izer yalnzca. Seimler ve mlk sahipleri, siya
setiler ve iadamlar: Onlarn tm arzulan bundan ibaret deil mi?
Bu durumda, bu iin icrasn dnce bulularna deil de alet kul
lanmada usta olanlara, hatta Uluslararas Para Fonu uzmanlarna
emanet etmek mantkl olur. Ruhlara destek olmak iin de papa ha-
bie didinip durmakta zaten. Vaziyete bir tutam da tutkusal anlk
katmak iin yoksa olay simlakn fazlasyla sakin geerhayvan
s milliyetilikleri birbirine saldrtacak eyi bulmak zere 1914 sa
va ncesine kadar gidilecektir.
Eer olay yoksa, bu demektir ki sz konusu olan ey devletle
rin tarihidir, asla siyaset tarihi deil. Bu aynm temel nemdedir.
Komnizmin tarihinin "sovyetik" devlet paradigmasn militan z
nelcilie balad ve birinin paralanmasnn tekini kullansz
brakaca itirazn yneltenler olacaktr. Ben ise ters yndeki tezi
destekliyorum: Felsefi olarak "biz" biiminde almlanan militan
znelcilik, parti-devlet sistemi kendi iflas sekansna girmeden ok
nce kmt ya da ilevsizlemiti.
Komnist denen militanln znel, yani siyasi oluumunda
"Sovyet cenneti"nin rol tam olarak neydi? Bu roln temel nem
de olduu ve Stalinci devletin yz karalarn "ifa" etmenin -rne
in Soljenitsin'in "ifa"lannn- "topya"ya lmcl bir darbe in
dirdii basmakalp bir temadr. Ama tpk bir znellii (sz konu
su durumda siyaseti) yalan, hata ya da yanlsama kategorileri altn
da betimlemeye alan tm hikyeler gibi bu hikye de ayakta
durmaz. Gerek siyasi figrlerin bir teki bile, ne kendi tutarlln
5. "Siyasetin icad", byk antika tarihisi Moses Finley'in bir kitabnn
-sonuncunun- addr. Bu kitap, Sylvain Lazarus'un teorik almasnda nemli
bir referanstr. L'anthropologie du norrida (Paris: Seuil, 1996) bu konuda yapt
yorumu okuyabilirsiniz.
aldatc bir temsil etrafnda dzenleyebilir, ne de kendisini belirle
yen eyleri n merkezi nde bir paradigma (bir devlet ya da bir norm)
vardr. Olay olarak Ekim 1917 kukusuz pratik sadakatleri iin ii
ne katar, ama bu sadakatleri birbirine balayan dnce mevcut ha
liyle olaya baldr, yoksa bu olayn devletteki yansmasna deil.
Ve bu sadakatlerin oluu da propagandaya (bilinlerin klece bak
asma) deil durumlara baldr. Komnist referansn Fransa'daki
gc, kendi kaderini (tartmaya ak bir kaderdir bu, ama bamba
ka bir adan) ncelikle 1914 savann bilanosuna borludur,
sonra Halk Cephesi'ne, sonra antifaizme ve direnie; Sovyet dev
letinin anarik ve kanl tarihine ba pek azdr. Bu devletin tarihiy
le her trden sistematik yanyanaln bedeli, gcn artyla deil,
korkun bir gszlkle ve zorlu krizlerle denmitir. Keza Mao
da, tarihsellik iinde kendi kaynam yaratmak iin, Rus ekonomi
sini deil in kylln ve J apon igaline kar verilen mcade
leyi dnr. znel olarak bakldnda, komnizmlerin somut ta
rihi (bu kez onlar ortak kimlikleri iinde, partiler, gruplar, militan
lar, resmi grevliler ya da muhalifler olarak ele alyorum), rastlan
tsal bir nesneletirmeden baka bir ie yaramayan "cennetsi" dev
lete srtn dayam deildir. Zaten, en yaratclar, partiyi iinde
hareket ettikleri yerin temel tarihine uyumlu klm olanlardr,
Mao, Tito, Enver Hoca'dr: Hepsi de sonunda Sovyetik devlet mat
risinden kopmutur, bu devletin nesnelliinin kendi dolaysz ama
larna bile hizmet etmeyeceini gayet iyi grmlerdir.
Bu komnizmler silsilesinin, 1930 ile 1960 arasnda, yani Sta-
linci cinayetlerin ortal kaplad dnemde, dnceyi ayartma da
dahil olmak zere, en byk gcne erimi olmasn nasl akl
yorsunuz, ya da Brejnev'den itibaren alacakaranla gmlm ol
masn, artk insanlarn ldrlmedii ama az ok hep iren olan
devletin fizyonomisinin, diyelim ki, Vietnam savandaki Amerika
Birleik Devletleri'yle -gorillerin* Brezilyasndan sz bile etmiyo
ruz (buralarda, bilindii kadaryla, muhteem bir "pazar ekonomi
si" hkm sryordu)- karlatrlabilecek bir "durgunluk" ama
girmi olmasn? nancn krlyle mi? Peki ama her ey bu kadar
berbatken bu inan niye? Her ey o kadar da berbat deilken inan-
* Latin Amerika diktatrlerine verilen ad. (.n.)
cin zayflamas niye? Cehalet mi, bu pek kullanl olumsallk m?
Hem daha basit hem daha gl bir varsaym vardr: O da ko
mnizmlerin siyasi, dolaysyla znel tarihinin esas olarak onlarn
devletli [tatique] tarihlerinden ayr olduudur. Stalinci devletin ci
nai nesnellii bir eydir; komnistlerin militan znellii baka bir
ey; kendi gndergeleri, kendi tekil ilerleyii, nesnel olmayan tali
matlar vardr. Siyasi znellik, "biz" silsilesi geerliliini yitirdii
lde, cinai nesnellik de sadece genel bir argman olarak ilev
grmtr - gericiler bu ilevi daima kusursuzca kullanmtr,
1929 tarihli bir metin olan Tenten Sovyetlerde'yi okuyun.
Komnizmin ("komnizm" burada yirminci yzyln "biz" sil
silesi iinde ele almyor) siyasi hipotezini ykma gtren ey, Sol-
jenitsin ya da herhangi biri tarafndan cinayetin ifa edilmi olma
s deildir. "fa"nm bu denli etkili olmasm salayan ey, hipote
zin lmdr - yine u kadim lm. nk siyasi znellik, kendi
yolculuunun tekilliini (aym zamanda da zgrletirici ezeliyet-
lerle, sabitlerle olan felsefi balantsn), dncesinde ve edimin
de kendi bana destekleyemez hale gelmise, o zaman devletten
baka gnderge yoktur ve falanca devletin cani karakterinin kar
lk verilemeyecek bir argman olabilecei de dorudur.
1917 Ekimi'nde billurlaan Leninist talimatlarn komnizmi za
man iinde ezeliyete ynlendiremez olmasnn nedeni, Stalinci
devletin cani olmas deildir (zaten, bu talimatlarla, bu olayla Sta
linci devlet arasnda, katksz ampirik ardklk dmda ne ba
olabilir ki?). Tamamen siyasi ikin nedenlere bal olarak, bu yn
lendirmeyi yapabilecek militanlar artk ortada olmad iindir ki,
geriye ileyerek dea'mn sama tecessm halini alm olan Stalin
ci devlet, dea'mn kendisine kar cevap verilmesi olanaksz bir ta
rihsel argman ilevi grmtr.
Bu nedenle, parti-devletin iflas Devletler tarihine ikin bir s
retir. Bu sre, nesnel yalnzlna, znel yzst braklmaya da
yanamayp pes etmitir. Artk ortada siyaset bulunmadndan,
zellikle de "komnist" adm hak eden herhangi bir siyaset bulun
madndan dolay pes etmitir. Bu ykmn anarik, karmakark,
iler acs (ama zorunlu ve meru, nk zaten lm olan lmeli
dir) seyri, "komnizmin lm"ne deil, komnizmin eksikliinin
korkun sonularna tanklk etmektedir.
FELSEFE VE "TERRZME KARI SAVA"
A. Yntem
New York'taki kiz Kuleler'in, u sonradan olma suikast pilotlar
gibi yolcular da birer gdml fzeye dntrlm olan uak-
larca imhas karsnda her yerde youn bir duygulanmn [affect]
yaanm olduu aikrdr. Gizliden gizliye sevindikleri sylenebi
lecek olanlar iin bile -saysz insandan, hepsi de o yalnz kalm
kasvetli Amerikan spergcne dman olan yz milyonlarca in
sandan bahsediyoruz- yine de inanlmaz bir kitle katliamyd bu.
Bu duruma uygun szck "saldn" deildir. arn saltanat arabas
na yerletirilen nihilist bombalan hatrlatyor, Saraybosna suikasti-
ni; bir "a sonu" yanks var bu szckte, ama teki yzyla ait.
Bu bin yln banda ise, aikr bir hale gelmi duygulanmn kay
dettii ey, iddetin, sknetin, amansz sessizliin, rgtlenme
nin, kuruna, ikenceye ve imhaya kaytszln olaanst bilei
midir; teknolojinin bu denli rafine edildii koullarda, byk bir
metropoln gbeinde rastgele binlerce insan, sradan emekiyi
ldrebilmek iin bu bileim zorunluydu. Uzun uzadya dnlp
tanlm ama yine de sessiz kalm, devasa bir cinayet bu. Kimse
stlenmiyor. Bu nedenle, zel bir hedef gzetmeksizin ve kusursuz
bir acmaszlkla "normal" bir durumu krcesine istikrarszlatr-
may amalayan bu kitlesel cinayetin faist eylem anlayn a-
ntrd sylenebilir. Ve sonuta, insanlarn ruhlannn dolaysz
konumundan -yklm ya da su orta- bamsz olarak, dnya
nn her yerinde sersemce bir aknlk, iddetle yalanlanan bir tr
inanszlk grld: Yani bir felakete iaret eden duygulanm.
Bu aikr duygulanm felsefe elbette kaydetmelidir. Fakat bu
kaytla asla yetinmemek de felsefenin grevleri arasndadr. Din,
kalbin aikr yanlanna gvendiini beyan edebilir. Sanat -demek-
tedir Gilles Deleuze- alglan ve duygulanmlan biimlendirir. Fel
sefe ise, aratrmaya at ya da inaya kalkt ey ne kadar
travmatik olsa da, duygulanmdan kopup kavrama -o kupkuru he
defe- varmaya almaldr.
Bu noktada felsefi emein nne ikinci bir aikarlk sunulmak
tadr; bir duygulanmn deil bir adn -"terrizm" adnn- aikrl-
dr bu. Bu adsal aikrlk (New York'taki kitlesel cinayetin, fela
ket duygulanmyla kendini gsteren terrist bir eylem olmas) o
noktadan itibaren temel nemde bir rol oynamtr. Dmann ad
n kesin olarak koyan bu aikrlk, dnya apndaki koalisyonu bir
birine sk skya balam, BM'nin ABD'yi "meru mdafaa" duru
munda ilan etmesine imkn tanm, intikam hedeflerini program
lama iini balatmtr. Daha derinde ise "terrizm" szc i
lev grr:
1) Bir zneyi belirler, terrist edimin hedef ald zneyi, vurula
n, yasa boulan ve intikamc misillemede bulunmas gereke
ni. Bu zne, tercihen "bizim toplumlar"dr, yani "Bat"dr, ba
ka deyile "demokrasiler"dir, hatta "Amerika"dr; ama bunun
bedeli, gazete ve dergi bayazarlannm derhal dettikleri bede
li, "hepimiz"in "Amerikal" olmamzdr.
2) Yklemleri saptar. Burada terrizm "slamc"dr.
3) Bir sekans belirler; halihazrdaki sekansn tamam bundan
byle "terrizme kar sava" olarak kabul edilmektedir. Bu
uzun bir sava, tm bir a olacak diye uyarrlar bizi. "slamc
terrizme kar sava", netice itibanyla, komnizme kar so
uk (ya da scak: Kore, Vietnam, Kba...) savan yerini alr.
Burada da, felsefe, "terrizm" szcnn her tarafa yaylan
aikrln nemli bir semptom olarak kaydetse bile, asl grevi
bu szcn meneini ve kapsamn incelemektir.
Netice itibanyla, yntemin iki kural vardr. Birincisi, felsefe
duygulanm karsnda -bu duygulanm ne kadar yaygn olursa ol
sun- asla geili deildir. Su sutur; bunda hemfikiriz. Ama res
men faist bile olsa bir suun sonucu, mekanik olarak baka sular
ilemek olamaz. Ve bu adlandrma ("su") devlet sulan iin de
-"demokratik" devletlerin iledii (saysz) sular da dahil- kulla
nlmaldr. En azndan Aiskhylosun Oresteidsndan beri, dolay
syla epey uzun sredir bilmekteyiz ki, sorun daima intikamn ye
rine adaleti nasl koyacamz bilmekten ibarettir.
kincisi, felsefe egemen adlandrmalar -ne kadar ortak kabul
grseler de- eletirel inceleme yapmadan kabul etmez. Genellikle
bu adlandrmalarn muktedirlerin ve onlarn propagandalarnn de
netimi altnda olduunu bilir.
Dolaysyla adlan titizlikle inceleyeceiz. Ana addan, "ter-
rizm"den yola kacaz. Sonra da bu adn ardndan, yklem ("s
lamclk"), zne ("Bat") ve sekans ("terrizme kar sava") l
sn eletiriye tabi tutacaz.
B. Terrizm mi?
Balangta "terrist" Terr' meru gren ve uygulayan kiiydi.
Bu nesnel bir adlandrmayd ve ancak siyasi muanzlan asndan
yz kzartc saylyordu. rnein Fransz Devrimi srasnda Kamu
Gvenlii Komitesi'nde yer alan nde gelen J akobenler kendileri
nin "terrist" olduunu belirtmekten hi rahatszlk duymamlar
d. Terr' resmen gnlk ilerinin bir paras haline getirmilerdi.
Bundan kastlan, d ve i sava gibi olaanst halleri gereke
gstererek siyasi iktidar ile hukuksal iktidan geici ama eksiksiz
bir biimde i ie geirmek, zor kullanarak ve sratle temyizi ol
mayan nlemler almak ve lm cezasma ok yaygn olarak bavur
makt. Siyasi "erdem"in -yani cumhuriyeti inancn- yerli ve ya
banc kar-devrimcilerin oluturduu devasa koalisyon karsnda
tek bana zaferi salamakta hl fazlasyla yetersiz olduu nokta
da terr, dpedz olumsal bir zorunluluk olarak grlyordu (Ro
bespierre lm cezasma ilkesel ve kesin muhalefetiyle bilinirdi).
Saint-J ust ise unu soruyordu: "Erdemi de terr de istemeyenler
ne istiyorlar?" Cevab Termidorcular verdi: Devrimin sona erme
sini, yolsuzluun egemen olmasm, yalnzca tuzukurulann oy kul
lanabilmesini istiyorlard.
Aka devlst iktidannm uygulanndaki zel bir durumu nite
leyen "terrizm" szcnn yava yava tam tersini imler hale
gelmesi dikkat ekicidir. Gerekten de uzun sredir, "terrist", dev
letlerin, iddet ve/veya silah kullanan her siyasi hasnm, tam da
devlet-olmaylann gz nnde bulundurarak nitelemek iin kul
land szcktr. rnein, on dokuzuncu yzyl sonunda Narod-
naya y volya'mn Rus terristleri; Fransa'daki "Bonnot etesi" de
dahil btn anarist gelenek; rnein nsanlk Durumu'ndaki, inti
har saldrs kararn daha o dnemde kendi kiiliinde ete kemie
brndren ve Malraux'nun -siyasi olarak hibir gereke sunmak-
szm- mthi bir ycelik bahettii Chen kiilii. Sonunda szck,
kabul edilemez grlen bir dzene kar ellerindeki btn aralarla
mcadele eden herkesi egemenlerin bak asndan nitelemekte
kullanlmtr - olumsuz yananlam da buradan gelir. Ptain ve mi
lislerine gre Nazi-kart direniiler "terrist"tir; 1954-62 arasn
daki istisnasz tm Fransz hkmetleri iin FLN'nin Cezayirli yurt
severleri "terrist"tir; dahas srail devleti iin Filistinli savalar,
keza Putin ve klii iin eenler "terrist"tir. Nihayet, Bush ve
onun kleletirilmi milliyeti kamuoyu asndan, Amerikallarn
mal ve canlarna kastedenlerin oluturduu o bulutsu ya da en azn
dan fazlasyla bulank grup da "terrist"tir.
unu sylemek gerekir: "Terrist", semantik evriminin geldii
noktada, gnmzde bir propaganda terimidir. Yansz bir ekilde
okunamaz. Siyasi durumlar, nedenlerini ve sonularn her trl
aklc muhakemeden muaf klar.
Aslnda, esasen biimsellemi bir terimdir. "Terrist" artk si
yasi bir ynelimi ya da falanca durumdaki bir imkn deil, daha
ok ve mnhasran eylemin biimini belirtmektedir. Ve bunu da
lte gre yapmaktadr. Kamuoyuna ve onu ekillendirmeye al
anlara gre, ncelikle, gerek ya da mitolojik yasad ebekelerin
rn oian ve devletin yapmad seyirlik eyleme "terrist" denir.
kinci olarak, ldrmeyi ya da imha etmeyi hedefleyen, iddete da
yal bir eylemdir. Son olarak da, sivillerle savalar arasnda ay
rm yapmayan bir eylemdir.
Bu biimcilik, Kantn ahlaki biimciliinden el alr. Monique
Canto gibi bir "ahlak felsefesi" uzmannn, "terrist" eylemleri mut
lak olarak mahkm etmenin ve Filistin'de aron'un yaptklar da
dahil olmak zere her tr misillemeyi simetrik olarak onaylamann,
her trl durum muhasebesinden nce gelebileceini (ve gelmesi
gerektiini) ve her trl fiili siyasi mlahazay ortadan kaldrabile
ceini (ve kaldrmas gerektiini) aka ilan edebileceine inan
masnn nedeni budur. Terrizm sz konusu olduunda -demitir
bu yeni tr Demir Leydi- aklamak zaten aklamaktr. Dolaysyla,
baka hibir muhasebede bulunmadan derhal cezalandrmak gere
kir. Artk "terrist", Ktln resm simgesi olan bir eylemi nite
lemektedir. Zaten Bush da, intikama bavurma iini bandan beri
byle tasarlamtr: Ktle ("Batl" building'lere ynelik devlet-
d terrizme) kar yilik (olgusal dzeyde bunun anlam, Orta
Asya'nn antik site ve kylerine ynelik devlet terrizmidir).
Devasa propagandist gereklik karsnda her rasyonalitenin
kme riski tad bu noktada, ayrntlara zen gstermek gere
kir. Eylemleri biimsel/resm olarak niteleyen "terrist" sfatndan
"terrizm" adna geiin sonucu olan zincirleme ad etkilerini de
zellikle incelemek gerekir. Gerekten de, biimin sinsi sinsi tz
halini ald andr bu. Ve bylece bir zne etkisi ("terrizm"in kar
snda intikam alan bir "biz" vardr), bir bakalk etkisi (bu ter
rizm uygarln tekisidir: "slamc" barbar) ve son olarak da, bir
dnemlendirme etkisi ("terrizme kar" uzun "sava"a balanyor)
ayn anda mmkn klnmtr.
C. "Terrizm"e Kar Duran Bu "Biz" de Kim?
"Terrizm"in varolmayan bir tz, bo bir ad olduu aktr. Ama bu
boluk deerlidir, nk ii doldurulabilir. nk, ncelikle, her za
man olduu gibi ("Boche" ya da "Yahudi" iin olduu gibi), bu bo
lua kar koyduu varsaylan eyler ("Franszlar" ya da "Ari rk")
tarafndan doldurulduu varsaylr. Sz konusu durumda: Terrizm
karsnda, kendini savunan bir "biz vardr. Sz konusu canavara
kar duran bu "biz"e, Amerika dnda -Amerika ad, emperyalist
Amerikan vatanseverlii iin yeterlidir, ama anti-terrist koalisyon
iin yetmez; tabii "biz hepimiz Amerikalyz" demek hari, ne var ki
kararl anti-terristler bile bunu derken yzlerini ekitiyorlar-, ad
bulunmutur u anda: Tehlikeli ama gl bir ad, "Bat"; ntr bir ad,
"toplumlanmz"; merulatnc bir ad, "demokrasiler".
Bu adlann ilkine gelince; yirminci yzyl banda Spengler'in
ok-satar kitab Bat'nm k'yle, hatta gnmzde sk sk kul
lanlan "Bat metafiziinin sonu" tabiriyle birlikte felsefenin bu ko
nuda uzun sredir tavizler vermi olduunu olduunu saptamak in
sana znt verir. Bat'nn (Hristiyan m? Yahudi mi?) "slamc te-
rrizm"e kartlnda dahi, drt yzyllk emperyalizmin entelek
tel izinden baka bir ey olmayan bir eyin, yani dnceyi "Ba-
t"nm sahiplenmesinin nlad iitilir. Bu arada, "Bat" kelimesi
ni siyasi anlamda on yllar boyunca yalnzca rk ar sam kul
lanm olduunu hatrlatalm genlere; hatta en iddet yanls k
k grupuklanmn ad bile "L'Occident"d [Bat, Garp], Smrge
ciliin dnyann her tarafndaki canavarlklar, dnya apndaki
katliamlarn vaheti, Asya, Ortadou ve Afrika'daki ulusal kurtulu
savalar, Latin Amerika'daki silahl ayaklanmalar, in devriminin
evrensel deeri, iinde yaadmz dnyann hummal ksrl,
bizce, "terrizm" ile "Bat'nn deerleri" arasnda bir kartlk ku
rulduunu gren herkesin, "terrizm"in kesinlikle ii bo bir sz
ck olduu sonucunu karmasna yeterlidir.
"Toplumlanmz" dediimizde ve "terrizm"in "toplumlanmz
kalbinden vurmak" ya da "istikrarszlatrmak" istedii ilan edildi
inde, ya yine "Bat"nn kastedildii, ama bunun utangaa sylen
dii yahut da maddi bir paradigmaya, belirli bir nesnel servet du
rumuna gndermede bulunulduu anlalacaktr, ki bunun filozof
iin kendi bana hibir deeri olmad gibi kararl bir dayanma
nn da asla temeli olamaz. Eer durum byle deilse, Afrika'da
milyonlarca AIDS'linin lm ya da Ruanda'daki soykrm felaket
leri "toplumlanmz"a asla dokunmazken, New York cinayeti niin
bunlara kastetmi olsun? Gezegenin en tuzukuru insan gruplarnn
(aznlklarn) tamamen nisbi refahn hafif mstehcen bir biimde
adlandran "toplumlanmz" ibaresi, "terrizm"in szmona tz
nn karsna kanlacak kadar gsterili bir ey deildir pek. Mo
nique Canto, -yine o!- bizlere ok zengin olmann ahlaki bir kusur
olmadm hatrlatmay son derece felsefi ve sz konusu durum
asndan zaruri bir ey olarak grse de bu byledir. Onun biimci
gayretkeliinin hilafna, ancak servetin kkenlerine dair kl krk
yaran ve somut bir inceleme yaptktan sonra ona hak verebilirdik.
nk gerekten nemli boyutlara varan her servet gnmzde
gn gibi aikr kimi sulara, hem de zorunlu olarak, bulam ol
mann rn olabilir pekl.
Geriye esasen propaganda niteliinde olan nc ad kalr;
"Terrizm"in hedefi, "demokrasiler"dir, bu demokrasi leri n merke
zinde de, hepimizin bildii gibi, Amerika Birleik Devletleri denen
rnek demokrasi bulunmaktadr. ABD'deki herhangi bir yurtsever
size "we are a free country" diyecektir ki Suudi fanatiklerin sakat
lamak istedii de buydu. Sonu olarak, konsenss'n forml, "de
mokrasiye kar terrizm"dir. adalarmzn ezici ounluunda,
yani burada, Fransa denen bu yorgun "demokratik" lkede, New
York'daki kitlesel cinayetin siyasi kayd bu formlle yaplmt. Bu
forml, tepkileri etkisizletirir ve Amerika'nn savama, biraz ser
zeni eliinde de olsa bahedilen genel destek bu forml sayesin
de elde edilmitir. Sonuta, kusursuz grlen demokrasilerin, "te-
rrizm"in saldrsna urarlarsa intikam almaya her koulda hakla
r olduu kabul edilmektedir. Geriye, bu meru misillemelerin ki
me kar uygulanacan bilmek kalr.
D. "Terrizm": Tz ve Yklemler
Burada net bir felsefi nerme ifade edelim: Biimsel bir sfatm her
tzelletirilmesi baat bir yklemi gerektirir. Bir eylemi biimiyle
niteleyen "terrist" sfatndan bo bir ad olan "[belirli bir] ter-
rizm"e geerseniz, bu boluu tek bama bu adm hasmyla (Bat,
Demokrasi, vs.) "doldurmay" ummayn. Ayn zamanda bunu bir
yklemle de donatmanz gerekir (tpk 1914'e doru, Bocheun
hayvandan farksz grlmesi gibi ya da -kendi zerine dnebi
len Kartezyen Fransz'n tersine- igdsel karanlk glere hava
le edilmesi gibi ya da 1933 yl civarnda -topraa ve kana bal
olan Ari rkn tersine- Yahudi'nin kozmopolit ve soyut olmak zo
runda olmas gibi). Gnmzde, "terrizm" denen varsaymsal t-
zel dayanan "slamc" yklemini edinmekten baka varlk kou
lu yoktur.
Bu yklem tam olarak nedir? Bu "Terrizm"e tarihsel bir cila
vurmaktan ibaret olan ilevinin bu yklemi oktan yozlatrdn
sylemekle yetinebiliriz. Bu yklem, kendi bana ele alndnda,
dinin siyasi olarak arasallatnld saptamasna indirgenir, ki bu
da ok eski bir "Batl" hikyesidir: Ordu ile kilisenin kurnaz itti
faklar bugn balam deildir. Dinin ve her trden siyasi srecin
-en i ddetli leri de dahil- i ie gemesi, hi de slam'a zg bir du
rum deildir. Komnist devletlere direnite dinin (bu kez, Katolik
liin) nemli bir rol oynad dnemde -rnein Polonya'da- "de-
mokrasiler"in bu duruma pek sevinmi olduklarn hatrlataym.
nmzdeki Bin Ladin rneinde -tabii eer Bin Ladin'se iin
iindeki; bugne kadar bunu kantlamay kimse baarabilmi de
il- kesin olarak bilinmektedir ki, k noktas, Suudi Arabistan'n
bol ve ucuz petrol etrafndaki olaanst karmaklktaki manev
ralar toplamdr ve bu kii de bir bakmdan gayet iyi bir Amerika
ldr: Onun iin nemli olan servet ve iktidardr, aralarla pek ilgi
lenmez. Tpk rakipleri ve blgede iktidar elinde bulunduran yol
dalar gibi. nk saf ve sert slami kktencilik adna terr h
kim klmak konusunda Suudi Arabistan hkmranlan hi tereddt
etmezler; ama bildiim kadaryla tek bir tannm "demokrat" bile
bir B-52 armadasnn gidip onlan yok etmesini talep etmedi. Dola
ysyla bu demokratlar, "slamc terrizm ile slamc Terrizm ara
snda fark var" diye dnyor olabilirler; bundan fazlasyla kuku
duyabiliriz. Amerikallarn destekledii dolaysyla "toplumlan-
mz"n dostu olan birincisine, hayran olunmasa da en azndan ho
gr gsterilmitir: Grmezden gelip iimize bakalm. kincisi ise,
gizli kapakl hesaplan ierisinde gelip "biz"e vurmutur: Hah ite
onu aka knayalm ve bombalar yadnp yok edelim! Sonuta
nemli olan, petrole eriim asndan sizin tam olarak nerede ko
numlanm olduunuzu bilmektir.
Wagner'in Ren Irma altnnn yol at laneti sahneye koydu
u lemesinin mthi bir kehanet zelliine sahip olduunu da
sylemeden gemeyelim. Gerekten de bir lkenin topraklarnn
altnda bu altma edeer bir eylerin olmas byk modem lanetler
den biridir. Gney Afrika'nn elmaslan, Bolivya'nn kalay, Kon
go'nun ya da Sierra Leone'nin deerli talar, Ortadou'nun ya da
Angola'nn petrol: Kana ve atee boulan onca blge ya da lke,
kinik ve yrtc hesaplann kozlan haline gelmilerdir, nk maden
kaynaklanmn gezegen apndaki idaresi ister istemez onlarn elle
rinden kmtr. unu da belirtelim ki, bu korkun felaketlerden,
"toplumlarmz", bizim paradigmatik "demokrasi"lerimiz, kendile
rini ilgilendiren ey karsnda, en ufak sonu karma benzeme
mektedir. Zaten, Bin Ladin, tpk Tanr Wotan gibi, uzun uzadya ve
karmakark bir kafayla, kaderden ve dinden sz etse de, belli ki
onu asl ilgilendiren, kara altn nasl ele geireceini ve bylece
Krfez'in petrolc monarilerinden oluan Nibelungen koleksiyo
nunun yerine nasl geeceini bilmektir.
Dinin siyasi arasallatnlmasnm da Amerika Birleik Devlet
leri tarafndan srekli arasallatnldm saptamakta fayda var.
On yllar boyunca Amerika Birleik Devletleri siyasetinin nemli
sabitlerinden biri bu olmutur. Sovyet nfuzundan korkarak, Arap
dnyasnda laik bir siyasete yakndan uzaktan benzeyen ne varsa
onunla mcadele etmilerdir. Msr'daki Nasr'a da, Irak ya da Su
riye'deki Baas'a da giderek daha ciddi sorunlar karmaktan baka
bir ey yapmazken, buna karlk Suudi Arabistan, Kuveyt ve Pa
kistan'daki gerici fanatikleri tam tekmil desteklemilerdir. Endo
nezya'da ilerici ve nc dnyac rejimin ortadan kaldrlmasna
destek vermi, komnistlere ya da komnist olduklar varsaylan
lara ynelik bir Saint-Barthelemy Gecesi dzenlenmesini tevik et
milerdir ve sonuta be bin kii lmtr. Filistin'de Hamas'n ge
limesinin balangta srail gizli servisleri tarafndan, El Fetih'in
hegemonyasna kar mkemmel bir durum olarak kabul edildii
ni herkes bilmektedir; zira hatrlayacanz gibi El Fetih'in slogan
laik ve demokratik bir Filistin'di ve saflarnda ok sayda Hristi
yan da bulunmaktayd. Son olarak Taliban da, Kbil'deki iktidarn
Ruslarn, inlilerin ya da ranllann potansiyel mttefikleri tarafn
dan ele geirilmesi olaslna kar Paki stanlIlarla Amerikallarn
birlikte yarattklar bir eydir. Bu manevralar btn, Amerika Bir
leik Devletleri'nin "terrist" dmanlarn adlandrmak sz konu
su olduunda, "slamc" yklemini akla uygun olmaktan kararak
gzden drr.
Bir arasallatrmann arasallamas olarak adlandrlabilecek
olan bu eyin tuhaf bir stats olduunu belirtelim. Baz siyaseti
klikleri, Ortadou'da ve baka yerlerde, kendi projelerine hizmet
etmesi amacyla (aslnda: yalanan ya da gzden den baka klik
lerin yerine iktidara yerlemek iin) dini arasallatnyorlar. Ame
rikan hkmetleri, u ya da bu durumun denetimini ellerinde tuta
bilmek amacyla bu arasallatrmay dzenli olarak arasallatr-
may deniyorlar. Ama bir arasallatrmann arasallatrlmas na
zik bir mekanizmadr. Sert sapmalara manz kalabilir. rnein
Amerika Birleik Devletleri (ve o dnemde ok faal olan Fransz-
lar) Saddam Hseyin'i arasallatrd, o da Snniler ile iiler ara
sndaki husumeti komusu ran'a kar arasallatrd. "Batllar"n
hedefi ran devriminin gcn krmakt, Saddam Hseyin'in hede
fi ise byk bir blge gc haline gelmekti. Sonu: 1914-18 sava
leinde korkun bir sava, yz binlerce l; ran rejiminin sa
lamlamas ve Saddam'n nce denetlenemez bir yaratk, sonra da
"terrist" bir dman haline gelmesi. Ayn hikye Taliban'la da tek
rarlandndan, btn devletlere "Bir arasallatrmay arasallat-
nrken ok dikkatli olun!" zdeyiini kulanza kpe edin diyoruz.
zellikle de kurnaz ve acmasz siyasetiler tarafndan kolayca ma-
niple edilemeyen znel bir maiet olan dini arasallatnrken!
Aslnda "slamc" yklemi, genellikle devletin herkesin bilme
mesinde fayda olan tatsz siyasi operasyonlarn, znel kaynaklan
rahat rahat harekete geirilebilen "kltrel" kategorilerin ardna
gizlemektedir. Fransa'da, ister an san verdii smrgecilik-
sonras ve kaba biiminde olsun, ister feminist ya da Siyonist en
telektel kk burjuvazinin verdii daha tarihsel ve "etik" biim
de olsun, bir tr Arap-kart gayretkelik uyandrmann ok kolay
olmasmn binlerce gerekesi vardr. Bylece Kbil bombalanrken,
binlerinin "Afgan kadmlannn zgrl" adna sevindikleri, di
erlerinin sonuta bu durumdan srail'in krl kacam dnd
, nc bir grubun ise "Maripli" katliamnn her zaman iyi bir
ey olduunu dnecei grlecektir. Tm bunlann New York ci
nayetiyle hibir ilikisi yoktur; ne nedenleri, ne biimi, ne de ger
ek etkileri bakmndan. Ama tm bunlar, "slamc terrizm" dizi
mini geerli klarak, deiik hevesleri ve zellikle de envai eit
hissizlii peine takm intikamc hal seferi sancann saflann
sklatrr.
Demek ki, karlmas gereken felsefi ders udur: Biimsel bir
tze balanan (biimsel bir sfatn btn adsal trevleri byledir)
bir yklemin, sz konusu biime grnr bir ierik vermekten ba
ka bir tutarll olamaz. "slamc terrizm"deki "slamc" ykle
minin "terrizm" szcne grnr bir ierik vermekten baka
ierii olamaz, ki bu szck de her trl ierikten (sz konusu du
rumda siyasi ierikten) yoksundur. Yapay bir tarihselletirmedir
sz konusu olan; gerekten olup bitmi olan eyi (New York cina
yeti) dnlemez halde brakr. Bu ise, sz konusu dnlemez
olann iinde -onu adlandran tutarsz terim ("slamc terrizm")
adna- ortaya kan eyin, daha yeni balayan dnemin gzboya-
maya dayal bir tr tarihi olmasm engellemez, tersine, bunu zorun
lu klar.
E. Terrizme Kar Hangi "Sava"?
"slamc terrizme kar demokrasilerin sava" yaklayor diyor
bize yneticilerimiz; uzun ve zor bir dnem olacakm bu.
yi de "sava" niye? Tpk "terrizm" ve "slamc" gibi, bu sz
ck de, duruma bakldnda son derece sorunlu. Bizce "sava",
fazlasyla belirsiz "terrizm"in simetriidir, tpk onun gibi bt
nyle biimseldir.
"Sava" teriminin (nce yksek mevkideki Amerikal grevli
lerin beyanlarnda, onun ardndan da hkmetin kamuoyu olutu
ran tm hizmetkrlarnca hemen yrrle konmu olan) bu kulla
nmnn bir yemlik olduunun bilincine varmak nemlidir. ncele
ri hkmetler grevlerinin "terrizmin kkn kazmak" olduunu
duyururken, savatan sz etmekten kanyorlard. Gerekten de
yoldan km birka sivile, bombac birka fanatie, anarist bir
eteye kar nasl sava ilan edilebilir? "Sava" szc fazlasyla
ciddidir, stelik ok uzun sre mnhasran devletler arasndaki a
tmalar iin kullanlmtr. Cezayirli yurtseverlere kar yz bin
lerce askerin seferber edildii bitmek bilmez ve ok iddetli sava
srasnda bile, De Gaulle'den Mitterand'a kadar tm Fransz hk
metleri daima "dzeni korumak"tan ve "pasifikasyon"dan sz et
milerdi. Bugn bile, krk yl nce Franszlarn Cezayir'de kullan
dklar yntemlerin aynsn kullanarak (sistematik ikence, topla
ma kamplar, yok edilen kyler, rzna geilen kadnlar, vs.) een
milliyetileriyle olan hesaplarn kapatmaya alan Putin, kelime
nin tam anlamyla sava var demekten kanmaktadr. Bu geni bir
polis operasyonudur, -Putin'in ifadesiyle- "helaya kadar girip ter
ristler aranr," vb. Ksacas, "terrizm" karsnda hkmetler bas
k uygular, genellikle de en iddetli ve en aalk biimlerde uy
gulanr bu bask, ama her zaman iin polisin sembolik kayd dahi
lindedir bu.
Peki u anda ilgilendiimiz durum niye sava olsun, zellikle
sembolik kayt kapsamnda ele alrsak? New York cinayeti, her ci
nayet gibi, faillerini ya da mali destekilerini yakalayp yarglamak
iin polisin seferber edilmesini gerektirir. Kukusuz bunu yaparken
de modem "servisler"in korkun ve son derece ahlkd yntem
lerine bavurulacaktr. Ama ya sava?
Benim tezim udur ki, Amerikan emperyal gc, kendine dair
kendi yaratt biimsel temsili iinde, sava kendi varln kant
lamann ayrcalkl, hatta biricik biimi olarak grmektedir. Zaten
gnmzde Amerikallar intikam ve sava arzusuna srkleyen
gl znel birliin dorudan doruya bayrak ve ordu etrafnda
olutuu saptamasnda bulunulabilir.
Amerika Birleik Devletleri savalar iinde ve savalar aracl
yla hegemonik bir g olmutur: Ayrlk Sava denen i sava
arasnda (kullanlan endstriyel aralar ve l says bakmndan
ilk modem sava), sonra iki dnya savanda ve nihayet yerel sa
valarla ve Kore Sava'ndan u sralarda Afganistan'n talan edil
mesine kadar her trden askeri mdahalelerle dolu bitmek bilmez
dizi; arada Lbnan, Domuzlar Krfezi, Vietnam, Libya, Panama,
Barbados, Krfez Sava, Srbistan; Filistinlilere kar bitmek bil
mez savanda srail'e verilen kesintisiz destei hesaba bile katm
yoruz. ABD'nin, SSCB'ye kar "souk sava" askeri rekabet ala
nnda kazanm olduunu (Reagan'n "yldz savalar" projesi
Ruslar havlu atmaya itmitir) ve in'e kar da, onu devasa bir g
olmaya ynelik her trl projesinden vazgeirme hesabyla bktr
c bir silahlanma yar dayatarak aynsn yapmay dndn
elbette ekleyeceiz (firavunlar dneminden kalma "fze-kart
kalkan" projesinin tek anlam budur).
Ekonominin bir taknt haline geldii bu dnemlerde tm bun
lar bize unu hatrlatmaldr ki, g, son zmlemede askeri ol
maya devam etmektedir hl. SSCB bile, ne kadar ykk dkk ol
sa da, (ncelikle de Amerikallar tarafndan) byk bir askeri g
olarak kabul edildii srece dnyay yneten ortaklardan biri ol
maya devam etti. ABD gnmzde elindeki devasa imha gleri
sayesinde kendi saldrgan bir biimde koruma iinin tekeline sa
hiptir ve bu glerden yararlanmakta hi tereddt etmez. Ameri
kan halknn kendine ve ne yaplmas gerekti i ne dai r dnceleri
de dahil olmak zere, bunun sonulan grlmektedir. AvrupalIla
rn -ve inlilerin- bu durumdan alnmas gereken dersi alacakla
rn umalm: Kendi silahl kuvvetine dikkat etmeyenin ufkunda k
lelik vardr yalnzca.
Yerlilere uygulanan soykrmdan ve on milyonlarca siyahn k
lelik amacyla lkeye getirilmesinden hi bahsetmesek bile tam da
bu ekilde, yani savan sreen barbarl iinde kurulmu olan
ABD, kendisine yakr tek karln, gsterili bir g gsterisi ol
duunu ok doal bir ekilde kabul etmektedir. zellikle hangi
dmanm seilmi olduu dorusu pek nem tamamaktadr ve
bu dmanm balangtaki cinayetle hi alakas olmayabilir. Falan-
cay ya da filancay yok etmeye ynelik katksz kapasite yeter de
artar bile; karndaki birka bin zavallym ya da ad var kendi yok
bir "hkmet"mi, fark etmez. Ksacas, grnte ezici bir zafer
kazandktan sonra, her sava ie yarar.
z itibaryla belirsiz ve ele avuca gelmez olan bir hasmn ("te
rrizm") teatral biimde msadere edilmesi gibi soyut bir biime
brnm savatr karmzdaki (ve eer ABD Somali'de, Irak'ta,
vs. devam ederse, karmzda hep bu olacaktr). Hilie kar bir
sava; ki bu hilik de tam da her trl savam soyutlanm olduu
eyden bakas deildir.
F. "Anti-Amerikanclk" zerine Parantez
Baz "entelekteller", o komplsif "anti-Amerikanclk" damgasn
yaptrmak iin uygun nm geldiine hkmettiler ve bunun da
kurban Fransz "entelektelleri" oldu. Bilindii gibi, bu tr pole
miklerde, gazeteci-entelekteller, kendileriyle hemfikir olmayan
gazeteci-entelektelleri "Fransz entelektelleri" olarak adlandrr.
Sonuta, ortada entelektellikten ne kadar az eser varsa "entelekt
el" szc o kadar vurgulanr. Her gn televizyonda grdmz,
dahas ya suratlarna ya da gevezeliklerine hayran kalmadan tek bir
dergi bile okuyamadmz o uzatmal avulardan oluan her iki
tarafn da kendilerini hakszla uram ve aznlk ilan etmesi bu
tr tartmalarn olmazsa olmaz zelliklerinden biridir. Gayet velut
bayazarlar olan J acques J uillard'm ya da Bemard-Henri Lvy'nin,
kendilerini gszn hakkn tek bana koruyan kiiler olarak,
"Fransz entelektelleri"nin oluturduu o kleletirici, arkaik ve
iren srye kar zgrln ve modemitenin hakl mcadelesi
ni srdrmekten yorgun dp ypranm kiiler olarak sunduklar
gsteride de buna maruz kalm olduk.
Amerikal bombaclarla kardelik ittifak yapan bu kahraman
larn ana argman gelip una dayanmaktadr: Birok olayda oldu
u gibi bu olayda da ABDye kar olmak, zgrle kar olmak
tr. Bu kadar basit. Bemard-Henri Lvy, her zamanki ayrntya gir
mez tavryla anti-Amerikancln faizm olduunu duyurmakta
dr. Her zaman hakl kmaktan dpedz yorgun dm olan J uil
lard'm aksiyomu ise, "Fransz entelektelleri"nin zgrl sev
mediidir.
Bir dnce yneliminin, srf Bemard-Henri Lvy ona "faist"
dedii iin bile, en azndan dikkatle ele alnmay hak ettiini sy
lemekle yetinebiliriz. u da eklenebilir ki, eer "zgrlk" entelek
tel ve siyasi olarak J acques J uillard'a benzemekse, zgr olma
mak kesinlikle evladr.
unu sylemekle yetineceiz: Eer tek bir byk emperyal g
varsa ve bu g de, her zaman kendisinin en kaba karlarnn yi
likle rttne kaniyse; ABD'nin askeri btesi iin her yl Rus
ya, in, Fransa, ngiltere ve Almanya'nn toplam askeri harcamala
rndan daha fazla harcad doruysa; askeri lszle teslim ol
mu bu devletin tek ortak idol zenginlikse, mttefikleri deil hiz
metkrlar varsa ve dier halklara bak yalnzca tccarca, ilgisiz
ve kinikse; bu durumda devletlerin, halklarn, bireylerin en temel
zgrl, bu emperyal gcn buyruklarndan, mdahalelerinden
ve her ie burnunu sokmasndan mmkn olduunca kaabilmek
iin ellerinden gelen her eyi yapmak, her eyi dnmektir.
"Anti-Amerikanclk" bir ey demek deildir. Amerikan halk
insanla, deneyimin her dzeyinde, hayranlk verici bulular kat
mtr. Ama gnmzde, ABD imperium'um. kar srekli ve inat
bir mcadele vermeden en ufak siyasi zgrlk, en ufak kafa ba
mszl elde etmek mmkn deildir.
Elbette tek arzusu Washington'un efendileri tarafndan en gay
retke hizmetkr olarak kabul grmek olan binleri olabilir. Kimi
zaman, Tony Blair, kendi yal ngiltere'si iin, Amerikan Birlii'
nin elli birinci eyaleti olacak bir ebedi istirahatgh hayal ediyor gi
bi gelmektedir insana. Comeille'in kimi trajedilerinde dleklikleri
ni anlatt, Roma'nm o vasal kral"lanm hatrlatmaktadr: Bithy-
nienin Petaini olan Prusias, potansiyel direnii Nicomede'e, "Ne
olur Cumhuriyetle [Roma] aram amayn benim!" der. zin verin
de bizler Nicomede'in yannda saf tutalm; zgrlmzn zorun
lu koulunun, Amerikan "demokrasi"siyle aramzn almas, hem
de ciddi olarak almas olduunu tpk Comeille'in kahramannn
Roma "Cumhuriyeti"yle arasnn ak olmas gibi- kabul edelim.
"lmne bozumak da denebilir buna. nk Amerikan sper-
gc, zenginliklerin mstehcen biimde tek elde toplanmasnn l
drc teminatndan baka bir ey deildir. Amerikan ordusu, yer
yznn tm bitlilerine kar "Batl" efendiler Irk'nn aygtdr.
G. iki Nihilizmin Balal Sentezi
k noktamza geri dnebiliriz: Felsefe olayla kar karya. Ad
larn daimi azli demek olan kritik evreyi getik. "Demokrasilerin
slamc terrizme kar sava" eklindeki konsensse dayal ner
menin akla yatkn pek bir yan kalmad.
Bu durumda, bizim kendi formlmz nedir? Gilles Deleuze'n
bir kavramm sevinle dn alarak unu syleyeceiz: New York
cinayetinin ve bunu izleyen savalarn tanklk ettikleri ey, iki ni
hilizmin balal (disjunctif) sentezidir.
Bu aforizmay aydnlatalm.
Sentez var; nk bizce tm bu olup bitenin bellibal aktrle
ri ayn soydandr. Evet, bir yanda Bin Ladin ya da cinayeti finanse
eden, azmettiren her kimse o, dier yanda Amerikan spergcnn
temelleri; bunlar ayn dnyaya ait: parann, kr gcn, kinik reka
betin, hammaddelerin gizli altnnn, insanlarn gndelik hayatlan-
nn topyekn kmsenmesinin, boluk zerinde temellenen bir
kendinden eminliin getirdii kibrin dnyasna, nihilist dnyaya
ait. Bir de tm bunlann zerine yaptnlm dinsel ve ahlaki bas
makalp laflara aitler: yilik, Ktlk ve Tanr, her iki tarafta da, bu
mali vahetin ekimelerine, hegemonik iktidarn bu komplolarna
belagatli sslemeler olarak hizmet ediyor.
Bala var; nk bu aktrler birbirlerini kesinlikle cinayet bi
imi iinde arayp buluyorlar. Bu cinayet ister New York cinayeti
gibi gizlice tezghlanm ve intihara dayal zel cinayet olsun, is
terse de Kbil, Kandahar, Badat ve baka yerlerdeki gibi bakala
rnn lmnn ve kendinin "sfr lm"nn taycs, anestezi
altndaki ok sayda makinenin yardmyla ilenen devlet cinayeti
olsun fark etmez.
Kitlesel cinayet, tam da emperyal gaddarln br yzyd.
Ona bir astar gibi dikilmiti ve bu kitlesel cinayetin personeli, ger
ek ya da dn de olsa (Bin Laden, Taliban, vs.) dorudan do
ruya Amerikan hegemonyasnn arka mutfaklarndan gelir, bu he
gemonya tarafndan eitilmi, finanse edilmilerdir ve bu persone
lin tek arzusu Amerikan hegemonya sistemi iinde tercih edilir bir
yere sahip olmaktr. Din, byle bir konfigrasyonda demagojik bir
sz daarndan baka bir ey deildir, otuzlu yllarda faistlerin
poplist "anti-kapitalizmi"nden ne fazladr ne eksik. "Nasipsiz"
Mslmanlar adna konuulur ama bir Suudi milyarderi, yani bir
Amerikal olmak istenir; tpk Alman "emeki"yi azdan dr
memek ama aslnda sadece silah tacirlerinin can yolda olmay is
temek gibi. Bush asndan ise Ktle kar dzenledii seferde
Tanr, yilik, Demokrasi ve de Amerika (hepsi ayn ey) onunla
birliktedir, ama gerekte sz konusu olan ey, btn dikbal em
peryal yaratklara, Efendi'yi srmay hayal bile ederlerse kle dn
drleceklerini hatrlatmaktr. Eer onlar dndrlmezse, akraba
lar dndrlr. Havadan gdlen kan davasdr bu, anlald m
Allah'n belalar! Ve olur da akrabalar kurtulursa, kimin yannda
yayorlarsa onlar, o lanetliler kle dnecektir. Ve eer ev sahiple
ri de kurtulursa, az da olsa onlara benzeyen herhangi bir bahtsz
ie yarayabilir. Savunma Bakan Rumsfeld'in, ava km emper
yalistlerin akszllyle ilan ettii gibi, mesele mmkn oldu
unca ok insan ldrme meselesidir. Duruma baklrsa Amerikan
niversitelerinin ikenceye bavurmak da gerekebilir diye dnen
o pek kibar profesrlerinin ona yardm ettiklerini de sylemek ge
rek. Bu gre daha nazik baka profesrler itiraz ederek, sankla
n ikencenin resmi yntem olduu dost lkeler yollamann her a
dan tercih edilebilir olduunu sylemilerdi. Son haberlere baklr
sa, onlar, sevk amacyla uyuturarak ya da zincire vurarak Guan
tanamo ssnde alelacele ina edilmi binlerce hcreye ymakta
drlar. Guantanamo'da, yani Kba adasnda: roninin hakkn ver
mek lazm!
Tpk New York cinayeti gibi Amerikan sava da her trl hu
kuktan ban koparm, her projeye ilgisizdir. Her iki taraf iin de
nemli olan, vuru kapasitesini kantlamak iin krlemesine vur
maktr. Ereklilikten, hakikatten yoksun gcn nihilist ve kanl
oyunlardr bunlar.
New York cinayetinin nihilist olduunu tm biimsel zellikle
ri gstermektedir: lmn kutsanmas, kurbanlara mutlak ilgisiz
lik, kendini ve tekileri araca dntrmek... Ama bunun en iyi ka
nt, bu cinayetin yaratm ve planlam olanlarn sessizliidir, bu
korkun sessizliktir. nk nihilist olmayan, olumlayc, zgrle
tirici siyasi iddet yalnzca daima sorumluluu stlenmekle kal
maz, kendi zn de sorumluluu stlenmekte bulur. 1941 ylnda
ilk direniiler bir Alman subayn ldrdklerinde ya da bir kule
yi havaya uurduklarnda, bunu yapma gerekeleri yalnzca, "Biz-
ler direniileriz! Direni vardr ve vurmaya devam edecektir!" di
yebilmekti. Ne kadar tehlikeli olsa da, kimin ne yaptn syleyen
bildiri elik etmeliydi eyleme. iddet, -u anlamsz szc uydu
rursak- Bildireylem'dir. Gnmzde ise hi de byle bir ey deil
dir. Eylem, tpk haydutlannki gibi, adlandrlmadan, anonim kal
maktadr. Biz bu durumu bir tr faist nihilizmin amaz iareti
olarak grmekteyiz.
Karmzda o eski "sermaye" adnn uygun decei bir nihi
lizm daha var. Das Kapital. Pazarn dnya apma yaylmasyla al
d o yaygn biin 'yle nihilist; iletiimin biimciliini fetiletir-
mesiyle nihilist. An siyasi yoksulluuyla; Amerikallar iin hege
monyann, dierleri iin de vasallm -mmkn olduunca kon
forlu biimde- srmesinden, srp gitmesinden baka hibir pro
jenin olmamasyla nihilist.
Yapsal vehesi iinde bu nihilizmin sanal eitlik nihilizmi ol
duu sylenebilir. Bir yanda, bu nihilizme hizmet eden hkmet
ler, bizzat yaam karsnda bile canavarca eitsizlikler rgtlyor-
lar. Eer Afrika'da domusanz olsa olsa otuz yl yaarsnz, Fran
sa'da domusanz seksen yl. ada "demokratik" dnya byle.
Ama ayn zamanda (ve insanlarn zihin ve kalplerinde demokrasi
kurgusunu canl tutan da budur), eitliki bir dogma da vardr; me-
talarla yzyzelik iinde eitliktir bu. Aym rn her yana sunulur.
Bu evrensel ticari neriyle silahlanm olan ada "demokrasi",
bu soyut eitlikten kendi znesini yaratabilmektedir: tketicidir bu
zne; satm alc sfatyla sahip olduu soyut insanl iinde meta
lar karsnda baka herkesle gcl olarak zde varsaylan kiidir.
Alveri yapan insan. Erkek (ya da kadn) olarak o, ayn vitrine
bakt srece, baka herkesle Aynidir. Bir bakasndan daha az
paras olmas, dolaysyla satm almada eitsizlii ikincil bir olum
sallktr ve zaten bu kimsenin hatas deildir (hatta belki de, yakn
dan bakarsak, kendi hatasdr). Prensip olarak, satlan herhangi bir
eyi -hukuken- satm alabilen herhangi biri dier herkesin eitidir.
Bununla birlikte, bu eitlik, bilindii gibi, hsran ve hntan
baka bir ey deildir. "Batl" hkmetler ile milyarder "terrist-
ler"in kendilerini ait hissedebilecekleri tek eitlik budur.
Durumsal vehesi iinde kapitalist nihilizmin gelip dayand
evre, herhangi bir dnyann varolmamas evresidir. Evet, gn
mzde dnya diye bir ey yok, yalnzca tekil ve balantsz durum
lar var. Dnya yok; bunun nedeni de basit: Gezegende yaayanla
rn ounluunun bir addan, basit bir addan bile yoksun olmalar.
Snfl toplum, proleterya partileir ya da byle olduunu iddia eden
partiler, SSCB, ulusal kurtulu hareketleri vs. varken, herhangi bir
lkenin herhangi bir kyls siyasi bir ad alabiliyordu. Tpk her
hangi bir ehrin herhangi bir iisi gibi. Onlarn maddi durumlar
nn daha iyi olduunu syleyecek deiliz, kukusuz deildi, o dn
ya da mkemmel deildi. Ama sembolik konumlar mevcuttu ve o
dnya bir dnyayd. Gnmzde, kendilerini "medeniyet" ilan
eden emperyal ehirlerin byk ve kk burjuvalar dnda, ad
szlardan ve dlanmlardan baka bir ey yok. "Dlanm", ad
olmayanlarn tek addr; tpk "piyasa"nm dnya olmayan bir dn
yann ad olmas gibi. Gerek alannda ise, siyasi dnce de dahil
dnceyi birka tekil durumda canl tutanlarn durmak bilmez
gayretleri hari, Amerikan ordusundan baka bir ey yok.
H. Sonuca Balarken: Ya Felsefe?
Durum eer bizim dediimiz gibiyse -iki nihilizmin balal sen
tezi-, grld gibi, korkuntur. Felaketlerin tekrarnn habercisi
dir.
Bundan byle felsefenin grevi, bu sentezin dmda duran her
eyi dnceye buyur etmektir. Gerein bir noktasn olumlu ola
rak ele geirip sembol dzeyine ykselten her eyi felsefe kendi
oluum koulu yapacaktr.
Ama bunun iin felsefenin, bizzat kendisini de nihilizm devre
lerine sokan eyden, olumlayc gc engelleyen ve ypratarak yok
eden eyden kopmas gerekir. O nihilist "Bat metafiziinin sonu"
motifini amak gerekir. Daha genel olarak, Kant mirastan, snr
larn srekli incelenmesinden, eletiri takntsndan, yargnn pek
snrl biiminden kopmak gerekir. nk tek bir dncenin bile
herhangi bir yargnn ok tesinde bir enginlii vardr.
Tek kelimeyle: Gnmzde her yerde hazr ve nazr olan son
luluk motifinden kopmak elzemdir. Eletirel olduu kadar yorum-
bilgisi meneli de olan, pozitivistlerin olduu kadar fenomenolog-
larn da hrmet ettii sonluluk motifi, ada zalim nihilizmin her
koulda oynamasn buyurduu mtevaz role dncenin batan
boyun emesini salayan belirgin biimdir.
Bu durumda felsefenin grevi aktr: Kurtarc her projenin ge
rektirdii olumlayc sonsuzluk rezervini rasyonel olarak yeniden
oluturmak. Felsefe, zgrlemenin fiili figrlerinin kendiliinden
sahip olduu ey deildir, hi olmamtr. Siyasi dnce-yap-
ma'nm iinde younlaan eyin esas grevi budur. Ama felsefe, zor
zamanlar iin kimi kaynaklarn yld, kimi aletlerin yerletiril
dii, baklarn bilendii ambar gibidir. Felsefe, tm dier dn
ce biimlerine geni bir imknlar rezervi neren eydir tam da. Bu
kez ise, kaynaklarm, aletlerini ve baklarn olumlamann ve son
suzun tarafndan semesi gerekiyor.
FELSEFENN TANIMI1
Felsefeyi gerektiren ey, hakikat usulleri ya da treyimsel usuller
tipleri ekline brnen koullardr. Bu tipler de, bilim (zellikle de
mathem [matem-atik]), sanat (zellikle poem [iir]), siyaset (daha
dorusu isel siyaset ya da zgrleme siyaseti) ve aktr (daha
dorusu hakikati cinsel konumlar arasndaki ayrmdan karan
usul).
Felsefe, hakikatlerin "var"mn [il y a] ve bu hakikatlerin birlik-
te-mmkn-olulannm dile geldii dnce yeridir. Bunu yapmak
iin, ilemsel bir kategori -Hakikat- oluturur ve bu kategori d
ncede aktif bir boluk aar. Bu boluun yeri, bir ardkln tam
kars (argmana dayal serimleme tarz) ve bir snrn tesidir (ik
na edici ya da znelletirici serimleme tarz). Sylem olarak felse
fe, bylece, bir bilgi kurgusu ile bir sanat kurgusunun st ste ko
nuunu dzenler.
Felsefe, bu iki kurgulamann arasndaki mesafenin ya da aral
n at bolukta, hakikatleri yakalar. Onun edimi, bu yakalay-
tr. Felsefe, bu edim araclyla hakikatlerin var olduunu duyurur
ve bu "var"n dnceyi kavramasn salar. Edim yoluyla gerek
leen bu yakalay, dncenin birliine tanklk eder.
Bilgi kurgusu olarak felsefe, mathem'i taklit eder. Sanat kurgu
su olarak, poem'i [iiri] taklit eder. Bir edimin younluu olarak,
nesnesiz bir ak gibidir. Hakikatlerin varlnn yakalanndan
herkes nasibini alabilsin diye herkese hitap eden felsefe, iktidar he
defi olmayan siyasi bir strateji gibidir.
Bu drt katl sylemsel taklit yoluyla felsefe, kendi koullar
nn sistemini kendi iinde birbirine dmler. Herhangi bir felse
1. Bu metin, 1991 ilkbaharnda bir seminer vesilesiyle kaleme alnmtr.
fenin kendi dneminin slubuyla trde yapda olmasnn nedeni
budur. Bu daimi e-zamandalk yine de ampirik zamana doru de
il, Platonun "zamann daimilii" olarak adlandrd eye, felse
fenin ezeliyet dedii zamann zamansz zne ynelir. Hakikatle
rin felsefi yakalan bu hakikatleri ezeliyete maruz brakr; buna,
Nietzsche'yle birlikte, hakikatlerin geri dnlerinin ezeliyeti de
denebilir. Bu ezeli maruz braklmann gereklii, hakikatler kendi
zamansal gzerghlarnn en acil, en netameli ucunda yakaland
iin daha da artar.
Yakalama edimi, sanki bir ezeliyet tarafndan ynlendiriliyor-
mu gibi, hakikatleri anlamn deli gmleinden ekip karr, onla
r dnyann yasasndan ayrr. Felsefe bir karma edimidir; anlam
da delik aar ya da hakikatler hep birlikte sylenebilsin diye anlam
dolammda kesinti yaratr. Felsefe anlam-iermeyen bir edimdir;
ama ite bu bakmdan da rasyoneldir.
Felsefe, asla bir deney(im) yorumu deildir. Hakikat'in hakikat
ler karsndaki edimidir. Ve, dnyann yasasma gre retken-ol-
mayan (tek bir hakikat bile retmeyen) bu edim, ortaya nesnesiz
bir zne koyar ki bu zne de yalnzca kendi yakalan iinden ge
en hakikatlere aktr.
Hakikatler ile anlam dolam arasnda bir sreklilik olduunu
varsayan her eye "din" diyelim. Bu durumda yle denecektir;
Her trl yorumbilgisine, yani dinsel anlam yasasma kar, felsefe,
boluk zemini zerinde birlikte-mmkn (compossible) hakikatler
kurar. Bylece, dnceyi Mevcudiyet varsaymlarndan tamamen
kartr.
Felsefenin "anlam d" hakikatleri yakalamasn salayan
karma ilemlerinin drt kiplii vardr: Karar verilemez olan, olay
la ilgilidir (hakikat yoktur, meydana gelir); ayrt edilemez olan, z
grlkle ilgilidir (hakikatin gzergh zaptedilmi deildir ama
tehlikelidir); treyimsel olan, varlkla ilgilidir (hakikatin varl,
bilginin btn yklemlerinden karlm sonsuz bir kmedir); ad-
landnlamayan, yilikle ilgilidir (adlandnlamayan adlandrlmaya
zorlamak felaket yaratr).
karmayla ilgili drt figrn (karar verilemez, ayrt edilemez,
treyimsel ve adlandnlamayan) balant emas, felsefi bir Haki
kat doktrininin ayrntlarn belirtmektedir. Bu ema, hakikatlerin
yakaland zemin olan boluk dncesini serimler.
Her trl felsefi srecin kar kutbunda zgl bir hasm Yardr;
Sofist [mugalatac]. Sofist, dsal olarak (ya da sylemsel olarak)
filozoftan ayrt edilemez, nk onun yapt ilem de bilgi kurgu
lan ile sanat kurgularn birletirmektedir. znel olarak ise bu ikisi
birbirine kardr, nk sofistin dilsel stratejisi, hakikatlerle ilgili
herhangi olumlu bir savda bulunmamay amalar. Bu anlamda fel
sefe, ayrt edilemez sylemlerin yine de kartlk iinde olmasn
salayan edim olarak tanmlanabilir. Hatta, kendini ikizinden ay
ran ey olarak da tanmlanabilir. Felsefe bir aynann krlmasdr
daima. Bu ayna, dilin yzeyidir; felsefenin kendi edimi iinde ele
ald her eyi sofist bu yzeye yerletirir. Filozof yalnzca bu y
zey zerinde kendi kendini temaa ettiinde, orada, kendi ikizinin
-yani sofistin- ortaya ktn grp onu kendisiyle kartrabilir.
Sofistle bu iliki, felsefeyi isel olarak cezbedebilir ve bu cazi
benin etkisiyle felsefe yine ikiye blnr. nk sofistle iini ke
sin olarak bitirme arzusu, hakikatleri yakalamay engeller: "Kesin
olarak" demek, Hakikatin, hakikatlerdeki rastlanty ortadan kal
drmas ve felsefenin kendini yersiz yerehakikat reticisi ilan et
mesi anlamna gelir ister istemez. Bu ilan yznden de doru/ha-
kiki-olu, Hakikat ediminin ikamesi olur kar.
Kutsaln, vecdin ve dehetin l etkisi, felsefi ilemi byle bo
zar ve bu ilemi, felsefenin ediminin temelindeki aporetik boluk
tan karp canice talimatlar vermeye yneltebilir. Bylelikle felse
fe, dncenin iine her trden felaketi sokar.
Felaketi savuturan felsefe etii, felsefenin sofist ikizi karsn
da srekli bir ihtiyat halinde olmaktan ibarettir; felsefe, kendini
oluturan ilk ikilikle (sofist/filozof) baa kmak iin (boluk/tz
ifti iinde) ikiye blnme ayartsndan bu ihtiyat sayesinde kur
tulur.
Felsefenin tarihi, felsefe etiinin tarihidir: Felsefenin felakete
yol aan kendi oaltmndan uzak durabilmesini salayan iddet
jestlerinin pe pee geliidir. Dahas: Felsefe, kendi tarihi iinde,
Hakikati tzszletirmekten baka bir ey deildir, ki bu da ayn
zamanda felsefi edimin kendi kendini zgrletirmesidir.
AK NEDR?1
1. Cinsiyetler ve Felsefe
Sistematik isten olarak felsefenin, cinsiyet farkll davasm d
rerek kurulduu ileri srlmtr. "Kadn" szcnn Pla-
ton'dan Nietzscheye dek -bu ikisi de dahil olmak zere- kavram
halini alabilmesinin, bu istencin en srarl taraflar sayesinde olma
d dorudur. Belki de bu szcn byle bir ynelimi yoktur. yi
ama, treyimsel gndermesinden azledilmi ve cinsellie iade edil
mi olan "erkek" szc daha iyi mi muamele grmtr? Felse
fenin, cinsiyet farkn gerekten de farkszlatrd sonucuna m
varmalyz? Hi sanmyorum. Akln kurnazlndan daha ustalkl
olduundan kuku duyamayacamz bylesi bir farklln kur
nazlnn, ne "kadn" szcnn ne de "erkek" szcnn ne
karlmamasna gayet iyi uyum salad dikkate alnrsa, tersini
kantlayan fazlasyla iaret olduunu grrz. Bunun nedeni, muh
temelen, J ean Genet'nin rklarla ilgili syledii eyi cinsiyetlere ta
mann felsefi olarak kabul edilebilir olmasdr. Genet, bir zenci
nin ne olduunu sorduktan sonra unu ekliyordu: "ncelikle, ne
renktir?" Bir erkein ya da bir kadnn ne olduunu sorduumuzda
da, "ncelikle, cinsiyeti nedir?" diye eklemek hakl bir felsefi ihti
yat olur. nk, ilk karanlk noktann cinsiyet sorusu olduu; fark
lln, ancak iinde alt kimliin/zdeliin saptanmas y
nndeki aba pahasna dnlebilir olduu kabul edilecektir.
1. Bu metin, "Bilgi Temrinleri ve Cinsiyet Farkll" balkl bir kolokyum
(1990) erevesinde yaplm bir konumann gzden geirilmi versiyonudur.
Uluslararas Felsefe Koleji'nde yaplan bu kolokyum Genevive Fraisse, Moni
que David-Mnard ve Michel Tort tarafndan dzenlenmiti. Konumamn o d
nemki ad "Ak, Cinsel Bir Bilginin Yeri midir?" idi. Kolokyumdaki dier ko
numalarla birlikte L'Harmattan yaynlarnca baslmtr (1991).
Her gn tank olduumuz gibi, ada felsefenin kadnlara hi
tap ettiini de ekleyelim. Hatta felsefenin bir blmnn, sylem
olarak, bir batan kartma stratejisi iinde olduundan bile kuku
duyulabilir, ki ben bu tehlikeyle kar karyaym.
Dier yandan felsefe cinsiyetlere ak araclyla temas eder;
rnein bir Lacan "aktarm ak" zerinde dncenin kaynam
Platon'da aramak zorundadr.
Yine de bu noktada daha ciddi bir itiraz ortaya kar: zellikle
Platon'un balatt ey bir yana braklrsa, ak zerine hakikaten
gerek olarak sylenmi olanlar, -ak kavramn psikanaliz sars
mazdan nce- sanat dzeni iindeydi, daha zel olarak da roma
nesk dzyaz dzeni iinde. Ak ile roman temelde etir. Ayrca ro
man sanatnda kadnlarn ok baarl olduklar, bu sanata nemli
bir itki kazandrdklar da fark edilecektir. Madam de La Fayette,
J ane Austen, Virginia Woolf, Katherine Mansfeld ve daha birok
lan. Ve tm bu kadnlardan nce de, Batl barbarlann hayal ede
meyecekleri bir XI. yzylda, akn dile getirilebilir yannn eril
boyutu iinde sergilendii en byk metin olan Gencinin Hikye-
s/'nin yazan Soylu Hanm Murasaki ikibu.
Yceltilmi tutku efektlerinin ve anlat boyutunun kadmlann
klasik konaklama yeri olduunu syleyerek itiraz etmeyin bana he
men. ncelikle, "kadn" ile "ak" arasndaki manidar bam tm in
sanl ilgilendirdiini, hatta kavram merulatrdn gsterece
im. kinci olarak, bir kadmm her alanda mkemmel olduunu ve
olabileceini, alan yeniden temellendirebileceini elbette ileri s
ryorum. Tek sorun, ki bu bir erkek iin de geerlidir, bunun han
gi koullar altnda ve ne pahasma olduudur. Son olarak da, roma
nesk dzyazy korkun ve soyut karmaklkta bir sanat olarak ve
bu sanatn bayaptlann da bir znenin muktedir olduu eyin
-eer iinden bir hakikat geiyorsa ve onu oluturuyorsa- en yk
sek kantlanndan biri olarak gryorum.
Tutku ile roman arasnda belirttiim trden hakikat usullerinin
elemesini nerede gzlemleyebiliriz? Ak ile sanatn kesitiinin
ya da zaman iinde birlikte-mmkn [compossible] olduklarnn
ortaya kt bir yerde. Bu yer, felsefedir.
Demek ki burada "ak" szc, Platoncu eros statsnde g
rld gibi, bir felsefe kategorisi olarak ina edilecektir ki bu da
isabetli bir eydir.
Felsefe kategorisinin akla ilikisi, psikanalizde -rnein akta
rm noktasnda- sz konusu olduu ekliyle kukusuz sorunlu ka
lacaktr. Gizil kural, dsal tutarllk kuraldr: "yle davran ki, se
nin felsefi kategorin, ne kadar zel olsa da, analitik kavramla
uyumlu kalsn." Ama bu uyumu ayrntl olarak teyit etmeye giri
meyeceim.
Bu kategorinin roman sanatnn ifalaryla ilikisi dolayl kala
caktr. (Evrensel) hakikat ile (cinsellikli) bilgiler arasndaki atla
n iinde kavrand haliyle akn genel mantnn, daha sonra,
tekil kurgularn snavna tabi tutulmas gerektiini syleyelim. Ku
ral, bu kez ierme kural olacaktr: "yle davran ki, senin katego
rin byk ak nesirlerini anlambilimsel alanlardan olumu bir
szdizim olarak kabul etsin."
Nihayet, bu kategorinin ortak gerekliklerle ilikisi (nk sa
nat, bilim ya da siyasetle karlatrldnda ak, en sk rastlanan
olmasa da, en fazla nerilen hakikat usuldr) bir yan yana getir
me ilikisi olacaktr. Bu konuda ortak bir anlam vardr ki, bundan
uzaklamak ister istemez komik bir etki yaratr. Kural yle ifade
edilebilir: "yle davran ki, senin kategorin, sonulan ne kadar pa
radoksal olsa da, toplumsal olarak datlan ak sezgisiyle yan ya
na kalsn."
2. Aklda Tutulmayacak Baz Ak Tanmlar zerine
Felsefe ya da herhangi bir felsefe kendi dnce yerini redler ya da
bildirimler zerinde kurar. Genel olarak bu, sofistlerin reddi ve ha
kikatlerin var olduunun bildirimidir. Bizim ilgilendiimiz konuda
ise unlar gerekir:
1) Ak kaynama olarak gren anlayn reddi. Ak, yap olarak
verili varsaylan ki'den yola karak vecdin Bir'ini meydana
getiren ey deildir. Bu red, znde, lml varl defeden
redle zdetir. nk vect halindeki Bir, kinin tesinde kendi
ni sadece okluun ortadan kaldrlmas olarak varsayar. Bura
dan gece metaforu, bulumann inatla kutsallatrlmas, dnya-
mn uygulad terr doar. Wagner'in Tristan ve solde'si. Be
nim kategorilerim iinde bu, akn treyimsel usulne eklenmi
haliyle bir felaket figrdr. Bu felaket akn kendisinin felake
ti deildir; bir felsefe-fonemini artrr, Bir'in felsefe-fone-
mi'ni.
2) Kurban sunan ak anlaynn reddi. Ak, teki'nin, Baka'nn
sunanda Aym'dan, Kendi'den feragat etmek deildir. Daha
ilerde belirteceim gibi, ak bir teki deneyimi bile deildir.
Ak bir dnya deneyimidir ya da bir durum deneyimidir; olay-
sonras koulu ise ki'nin varldr. Eros'u her trl Eteros di
yalektiinden kurtarmak istiyorum.
3) Fransz ahlaklarnn karamsar geleneinde pek sevilen, "st-
yapsal" ya da yanltc ak anlaynn reddi. Bu anlaytan be
nim anladm ey, akn ssl bir grntden baka bir ey ol
mad, cinsellik gereinin de buradan getiidir. rnein La-
can, kimi zaman, akm cinsel iliki eksikliini telafi eden ey
olduunu sylediinde bu fikre ok yakn durur. Aka "varl
evreleme" eklinde ontolojik bir grev verdiinde ise tersini
syler. nk ak, sanyorum, hibir eyin eksikliini gider
mez. Aradaki fark detir, ki b farkl bir eydir. Akm bir ili
ki olduu eklindeki yanltc varsaymdr ak baarsz klan.
Ak bir iliki deildir. Bir hakikat retimidir. Neye dair haki
kat? ki'nin, yalnzca Bir'in deil ki'nin, durumun iinde iledi
ine dair hakikat.
3. Ayrm
Bildirimlere geliyorum.
Burada bir ak aksiyomatii sz konusudur. Niin byle yakla
yoruz? Platon'un gerekelendirdii temel bir inan nedeniyle:
Ak, seven znenin dolaysz bilinci iinde asla verili deildir. Filo
zoflarn ak zerine syledikleri her eyin grece yoksulluu da,
eminim ki, ak psikoloji dolaymyla ya da tutkular teorisi aracl
yla ele almalarndan kaynaklanmaktadr. Oysa ak, birbirlerini
sevenlerin yanlglarn ve skntlarn ierse de, bu deneyimlerin
ierisinde asla kendi kimliini teslim etmez. Ak znelerinin ba
na gelen ey, bu kimliin tersine baldr. Akn, dolaysz deneyim
lere sahip bir sre olduunu, ancak bu deneyi mlere sahip olan ya
sann deneyimler iinde deifre edilemeyeceini syleyebiliriz. u
da sylenebilir: Akn konusu olan seven znenin deneyimi, aka
dair hibir bilgi oluturmaz. Hatta (bilim, sanat ya da siyasete na
zaran) ak usulnn bir zellii de budur: Ak dncesi, bu d
ncenin dncesi deildir. Dnce deneyimi olarak ak, d
nlemez. Akn bilinmesi, akn gcnn deneyimlenmesini, zel
likle dnce gcnn deneyimlenmesini elbette gerektirir. Ama
ayn zamanda bu gce geisizdir de.
Dolaysyla, tutku, yanlg, kskanlk, cinsellik ve lm pat-
Aos'lanndan uzak durmak gerekir. Aktan daha katksz mantk
gerektiren hibir tema yoktur.
Benim birinci tezim udur:
1. Deneyimin iki konumu vardr.
"Deneyim" en geni anlamyla ele alnmtr, mevcut haliyle
sunum olarak, durum olarak. Sunumu yapan da iki konum vardr.
ki konumun cinsiyetli olduunu sylemek ve bunlar "kadn" ko
numu ile "erkek" konumu olarak adlandrmak uygun olacaktr. u
an iin bu yaklam dar anlamda nominalisttir: Ampirik, biyolojik,
toplumsal hibir blmlemeye yer yoktur burada.
iki konumun varl ancak geriye dnk olarak saptanabilir. ki
konumun varln biimsel olarak dile getirmemize izin veren ey
gerekten de aktr ve yalnzca aktr. Niin? Bunun nedeni ikinci
tezdir ki bu tez gerekten temeldir ve yle der:
2. iki konum tamamen ayrktr.
"Tamamen"i kelime anlamyla ele almak gerekir: Deneyimdeki
hibir ey erkek konumu ile kadm konumu iin ayn deildir. Hi
bir ey. Bunun anlam udur: Konumlar deneyimi paylamaz; "ka-
dm"a atfedilen sunum ile "erkee" atfedilen sunum yoktur, dahas
akma ya da kesime blgeleri de yoktur. Her ey yle sunulmu
tur ki, bir konumu etkileyen ey ile dierini etkileyen ey arasnda
var olduunu ileri srebileceimiz hibir akma yoktur.
eylerin bu durumuna ayrm denir. Cinsellikli konumlar genel
olarak deneyim asndan ayrktrlar.
Ayrm gzlemlenebilir deildir, bir deneyimin ya da dorudan
bir bilginin konusu olamaz. nk bizatihi bu deneyim ya da bilgi
de ayrm iinde konumlanmtr ve teki konuma tanklk eden hi
bir eye rastlayamaz.
Ayrmn bilgisi -yapsal bilgi- olmas iin, nc bir konum
arttr. Ama nc tez bunu engeller:
3. nc konum yoktur.
nc bir konum fikri, imgelemin fonksiyonunu iin iine ka
tar: Melek. Meleklerin cinsiyeti zerine tartma temel nemdedir,
nk bu tartmann hedefi ayrm dile getirmektir. Oysa yalnzca
deneyimin ya da durumun bulunduu noktadan bunu yapamayz.
Bu durumda, melee bavurmadan, meleklik yapmadan, ayrm
dile getirmemi burada bile mmkn klan ey nedir? Durum buna
yeterli olmadna gre, aradaki farkn karlanmas gerekiyor.
Ama bunu karlayacak olan, nc bir yapsal konum deil, te
kil bir olaydr. Bu, ak usuln balatan olaydr ve bunu karla
ma olarak adlandrmak uygun olur.
4. nsanln Varolu Koullar
Ama bu konuya gelmeden nce, deyim yerindeyse, sorunun teki
ucuna ynelmek gerekir. Drdnc tez budur:
4. Tek bir insanlk vardr.
nsancl olmayan anlamda "insanlk" ne demektir? Hibir nes
nel yklemsel zellik bu terimi temellendiremez. deal ya da biyo
lojik olabilir, ama anlam deeri tamaz. "nsanlk"tan benim anla
dm ey, treyimsel usullere ya da hakikat usullerine dayanak
olan eydir. Bu trden usuller drt tiptir: Bilim, siyaset, sanat ve
-zellikle de- ak. Dolaysyla, insanln gerekliine yalmzca ve
yalnzca ortada (zgrletirici) siyaset, (kavramsal) bilim, (yarat
c) sanat ya da (duygusallk ile cinselliin karmna indirgenme
mi) ak varsa tanklk edilir. nsanlk, bu trlere dahil olan haki
katlerin sonsuz tekilliini destekleyen eydir. nsanlk, hakikatlerin
tarihsel bedenidir.
nsanlk fonksiyonunu (x) olarak gstermek uygun olur. Bu k
saltma, x olarak sunulan terimin, ne olursa olsun, en azndan tre-
yimsel bir usul iinde destek oluturduunu belirtiyor. Bir insanlk
aksiyomu unu belirtir: Eer bir x terimi (pek moda olan Kantlk-
la uyum iinde olmak iin, numenal bir insan = x diyelim hadi) fa
al durumdaysa, daha dorusu, treyimsel bir usul iinde zne ola
rak faalletirilmise, bu durumda, insanlk fonksiyonunun -bu x
terimini argman olarak kabul ettii srece- var olduu kantlana
bilir.
nsanln varoluunun, yani insanlk fonksiyonunun etkin
oluunun ortaya kt x noktas, bir hakikatin, bir zne olan bu
"yerel olarak ortaya karma" gibi faal bir sre halinde olduu
noktadr, bunun zerinde srarla duralm. Bu anlamda, herhangi bir
x eklindeki terimler, insanlk fonksiyonunun alan ya da gcll-
dr ve bir hakikat usul bunlar bir yerden bir yere tadka, in
sanlk fonksiyonu da onlar belli bir yere balar. X teriminin bu te
rimi argman olarak kabul eden fonksiyonu var klp klmadn
ya da x terimini "insaniletiren"in fonksiyon olup olmadn bilme
konusunda kararsz kalnr. Bu kararszlk, hakikati balatan olay
lara tabidir ve x terimi de sadk bir ilemcidir (rnein bir bulu
mann ak balatmas iin gereken etin sreye katlanan kii: Bu,
onun iin, nsanln var olduunun kant olarak yerinin belirlen
mesi anlamna gelir; klarn mehur yalnzl bu nedenle bir me
caz mrseldir).
Mevcut haliyle nsanlk terimi (diyelim ki, "insanlk" ad), drt
trn gcl bir karmas olarak belirir: siyaset (militan x), bilim
(bilgin x), sanat (air, ressam, vs. Jt), ak (x, k erkek ile k ka
dn olan ki'nin ortaya kard ayrm olarak). terimi bu drd
nn dmdr. Bu dmn sunumu, grlecei gibi, hakikatle
ilikileri iinde "erkek" ile "kadn" konumlan arasndaki aynmn
merkezindedir.
imdi, tek bir insanlk olduunu ileri sren drdnc tezimiz u
anlama gelir: Her hakikat kendi tarihsel bedeninin tm iin geer-
lidir. Hangisi olursa olsun, her hakikat, kendi dayanann yklem-
sel blmlerinin tmne ilgisizdir.
Bu, basite nsanlk fonksiyonu iin numenal deikeler olan x
terimlerinin, homojen bir snf oluturmasndan da anlalr; ki bu
snfn da tabi olduu tek blm, bir olayn balatt ve sadk bir
usul iinde dnlm znel aktivasyonlara yol aan blmdr.
zelde mevcut haliyle hakikat her tr konumdan kurtulmutur.
Her hakikat konum-tesidir. Aslnda byle olan tek ey hakikattir
ve bu nedenle hakikatin treyimsel olduu sylenebilir. Varlk ve
Olay'Az. bu sfatn bir ontolojisini yapmay denedim.
5. Bir Paradoksun Ele Aln Olarak Ak
Drdnc tezin sonularn ilk teze indirgersek, bizi ilgilendiren
sorun tam olarak formle edilmi olacaktr: Genel olarak deneyim
asndan bakldnda kkten ayrk olan en az iki konum -erkek
ve kadn- varsa, bir hakikatin konum-tesi olmas ya da herkes
iin byle olmas nasl mmkn olmaktadr?
lk tezden u ifadenin kmas beklenir: Hakikatler cinsiyet-
lidir. Nasl ki bir zamanlar bir proletarya bilimi ile bir burjuva bi
limi olduu sanlmsa, ayn ekilde, bir dii bilim bir de eril bilim
vardr. Bir dii sanat ve bir de eril sanat vardr, dii bir siyasal ba
k as ile eril bir siyasal bak as vardr, (baz feminist yne
limlerin kesin olarak ileri srdkleri gibi stratejik adan ecinsel)
dii bir ak ve eril bir ak vardr. Elbette unu da eklemek gerekir
ki, byle olsa bile, bunu bilmek imknszdr.
Oysa, benim ortaya koymak istediim dnce uzamnda du
rum bu deildir. Burada, hem ayrmn radikal olduu, hem nc
bir konumun olmad, hem de yine de hakikat olarak meydana ge
len eyin treyimsel olduu, her trl konumsal ayrmdan kurtul
mu olduu ortaya konur.
Ak tam da bu paradoksun ele alnd yerdir.
Bu ifadeyi iyi deerlendirelim. Bunun anlam udur ki, ak n
celikle bir paradoksa eklemlenmi ilemdir. Ak bu paradoksu or
taya koymaz, onu ele alr. Daha dorusu, hakikati paradoksun ta
kendisi yapar.
"Her cins kendi bana lr" eklindeki nl lanet, aslnda, ey
lerin -paradoksal deil- grnr yasasdr. Durumlara bal kal
nrsa (olaysal ekten, dolaysyla katksz tesadften tasarruf yap
lrsa), iki cinsiyetin her biri kendi bana lmeye devam eder. Da
has, cinsiyet farkllm bir talihsizlik olarak dert edinen Serma-
ye'nin buyruu altnda, toplumsal roller aynmszlar; ayrarak bir
birine balayan yasa, protokolsz ve dolaymsz, plak kaldka,
pratikte farkllamam olan cinsiyetlerin her biri kendi bana l
meye devam eder. nk, grnmez bir hal alm olan bu "kendi
banalk", dpedz zorlaycdr, bizi ayrmn topyekn karakteri
ne gnderir. Cinsel rollerin sahneye konmas, x terimlerinin gr
nr iki snfn iine, rnein ex ve kx eklinde dahil edilmesi, asla
ayrmn ifadesi deildir, bunun makyajdr, ncelikle her eit pay
latrc trensel kuraln ve protokoln ynettii karanlk dolaym-
dr. Ama Sermaye'ye en uygun ey yalnzca x'lerin varldr. Top-
lumlanmz, bundan byle, ayrmn makyajn silerler ve ayrm ye
niden grnmez olur, dolaymlayc kalkandan yoksun kalr. By
lelikle, bunlarn grnr ayrt edilemezlii cinsellikli konumlara
denk der; bu ayrt edilemezlik, ayrm olduu haliyle brakr.
Herkesin doru bir sadakat sayesinde brnd bu jr'in el koyu-
unun, kendi iindeki olas insanl rselediini hissettii durum.
Dolaysyla akn kendisi de varoluun yasasma direnme fonk
siyonuyla gzler nne kar. Bylece anlamaya balarz ki cinsi
yetler arasnda olduu varsaylan ilikiyi "doal olarak" dzenle
mek yle dursun, ak cinsiyetler arasndaki balantszlktan haki
kat reten eydir.
6. Iki'rin Sahnesi Olarak Ak, Ayrmn Hakikatini Oluturur
ve insanln Bir'ini Garanti Eder
Akn bu belirlenimini anlamak iin, dolaysyla onu dnce iin
de sabit yenilik olarak -air Alberto Caeiro'nun deyiiyle, "sevmek,
dnmektir"- saptamak iin, ayrma geri dnmek gerekir. Eksik
siz ayrm var demek, yansz gzlemcinin ya da nc konumun
olmadn sylemek, iki konumun iki olarak hesaplanamayaca-
n sylemektir. Byle bir hesap nereden yola karak yaplabilir?
ki, ancak n iinde iki olarak sunulur, o burada n eleman
olarak sunulmutur.
Ak ile ifti titizlikle ayrmak gerekir. ift, akta, nc ahs
iin grnr olandr. Dolaysyla, n olduu bir durumdan yola
karak hesaplanm ikidir. Ama sz konusu nc ahs, kim
olursa olsun, ayr bir konumu, nc bir tavr temsil etmez. Onun
dikkate ald iki, demek ki, ilgisiz bir ikidir, ayrmn ki'sinin ta
mamen dnda bir ikidir. Hesap d bir yasaya tabi olan iftin olay-
sal grnm, ak zerine hibir ey sylemez. ift ak deil, ak
durumunu (hatta Devletini) adlandrr. kln sunuunu deil,
temsilini. asndan hesaplanan bu iki, ak iin var deildir. Ak
iin, yoktur, ve onun ki'si her trl hesabn dnda kalr.
Eer yoksa, birinci tezin ifadesini deitirmek gerekir, n
k kesin olan ey unu sylemektir:
Tekrar 1. Bir konum vardr ve bir baka konum vardr.
"Bir" ve "bir" vardr, bunlar iki etmez, her "bir"in biri, tekin
den tamamen ayr olsa bile, ayrt edilemez. zellikle, hibir bir-ko-
numu tekinin deneyimini iermez; iermesi ikinin iselletirilme
si olurdu.
Akn fenomenolojik uzantlarn daima amaza sokmu olan
ey bu noktadr: Eer ak "tekinin teki olarak bilinci" ise, bu de
mektir ki teki, bilinte kendiyle ayn olarak tanmlanabilir. Yoksa,
kendiyle-ayn-olarak kendinin tanmland yer olan bilincin, te
kini teki olarak kabul edebilmesini ya da deneyimleyebilmesini
nasl anlayabiliriz?
Bundan byle fenomenolojinin iki yolu vardr:
- ya bakal zayflatmak. Benim dilimde bunun anlam feno
menolojinin btnsel ayrm paralamas ve gerekte, erkek/
kadn blnmesini, cinselliin cinsellik olarak ortadan kalkt,
insann bir parasna indirgemesi demektir;
- ya da zdelii ortadan kaldrmak. Bu, Sartre'c yoldur: Bilin
botur, kendinin konumu deildir, kendi(nin) bilincidir, kendi
nin tezsel olmayan bilincidir. Ama bu katksz effafln s
navnda, Sartre iin akn ne olduu bilinir: Sadizm (teki var
l nesne-ben olarak gstermek) ile mazoizm (teki iin nes-
ne-ben olmak) arasndaki ksz salnm. Bu demektir ki ki
Bir'i dalavereye getirmekten baka bir ey deildir.
Aynm ve hakikatin var olduunu ileri srmek iin, sre ola
rak aktan yola kmak gerekir, ak bilincinden deil.
Bu durumda akn zellikle u olduu ileri srlecektir: ki'nin
iki olarak ykselii, ki'nin sahnesi.
Ama dikkat: ki'nin bu sahnesi, ki'nin varl deildir, bu var
lk gerektirir, iki'nin bu sahnesi bir almadr, bir sreti r. Bu
sahne, ki vardr varsaym altnda, durumun iinde mesafe olarak
vardr ancak. ki, varsaymsal ilemcidir, herhangi bir almann
ya da herhangi bir mesafenin, rastlantsal bir soruturmann ilem
cisidir.
ki varsaymnn bu meydana gelii/nceden-gelii, kkensel
olarak olaysaldr. Olay, buluma olarak adlandrlan duruma veri
len tesadfi ektir. Elbette ki, olay-buluma, yokoluunun, silinip
gidiinin biimi iindedir. Ancak bir adlandrmayla sabitlenmitir
ve bu adlandrma bir bildirimdir, ak bildirimi [ilan ak]. Bildiren
ad, alann boluundan ekilip alnr ve buluma da kendi pek az
ck varln, bu alann btnleyiciliinden alr.
lan akm burada ard boluk hangisidir? Bu, ayrmn, ha-
ber-siz, boluudur. lan ak, erkek ve kadm konumlarn ayran
bo aralktan ekilip alman bir szc durumun iinde dolama
sokar. "Seni seviyorum", ayrma bavurulduunda birbirine bala
namaz olan iki zamiri, "ben" ve "sen"i birbirine balar. lan, bulu
may, aynmn boluu olacak ekilde ad olarak sabitler. ka i
leyen ki, tam olarak, ayrm iinde az ok kavranan ayrmn addr.
Ak, ilk adlandrmaya bitmek bilmez sadakattir. Bu maddi bir
usuldr, deneyimin btnn yeniden-deerlendirir, ki'nin adsal
varsaymyla balantsna ya da balantszlna gre tm durumu
para para kat eder.
Burada, ak usulne uygun saysal bir ema vardr. Bu ema,
kinin Bir'i zorlayp krdn ve durumun sonsuzluunu hissettii
ni ifade eder. Bir, ki, sonsuz: Ak usulnn saysall budur. T-
reyimsel bir hakikatin oluunu yaplandm. Neyin hakikati? ki ay
r konumun olduu srece durumun hakikati. Ak, tpk buluma
nn akabinde hep durumun yasalarndan biri olduunun ortaya k
mas gibi, ayrm zerine, ki zerine bir dizi dayanlmaz sorutur
madan baka bir ey deildir.
Durumun bir hakikati ayr olarak meydana geldiinde, her ha
kikatin herkese hitap eder olmas da aydnlanr ve (x) insanlk
fonksiyonunun, etkileri iinde biricik olmasm garanti eder. n
k, hakikat olarak kavrand andan itibaren, yalnzca bir durumun
var olduu noktas saptanm olur. Bir durum; iki deil. yle bir
durum ki, ayrm burada varln bir biimi deil bir yasadr. Ve ha
kikatlerin hepsi, hi istisnasz, bu durumun hakikatleridir.
Ak yle bir yerdir ki, burada ayrm, durumla varl birbirin
den ayrmaz. Ya da ayrm yalnzca bir yasadr, tzel bir snrlandr
ma deil. Ak usulnn bilimsel yan budur.
Ak, ki'ye gre Bir'i zorla krar. Ve buradan yola karak duru
mun -zerinde ayrm tarafndan allyor olsa da- sanki Bir var
m gibi ve her hakikat bu ok-Bir'den elde edilebilirmi gibi d
nlmesi mmkn olur.
Bizim dnyamzda ak, dorunun evrenselliinin bekisidir.
Dorunun olasln aydnlatan odur, nk ayrmn hakikatini
oluturur.
Peki, ne pahasna?
7. Ak ve Arzu
Olaysallk-sonras varsaym olarak ki, madden belirli olmaldr.
Admn ilk gndergelerinin mevcut olmas gerekir. Bu gndergeler,
herkesin bildii gibi, bedenlerdir ve bunlar cinsiyetliliin damgas
n tarlar. Bedenlerin taycs olduu ayrm izgisi, ki'yi kendi
adlandrma hanesine kaydeder. Cinsel olan, bir boluk adnn (ila
n ak) ve mevcut haliyle bedenlere zorla dayatlan maddi bir d
zenein ikili meydana gelii iinde, ki'nin zuhur edii olarak ak
usulne baldr. Ayrmn boluundan kartlp alnm bir ad ile
bedenlerin aynmsal belirtilii; ak ilemcisi byle oluur.
Bedenlerin akn iinde zuhur edii sorununu titizlikle snrlan
drmak gerekir, nk arzu ile ak arasndaki zorunlu iliki-sizlii
ortaya karan budur.
Arzu, kendi nedeninin esiridir; bu neden mevcut haliyle beden
deildir, zne olarak "teki" hi deildir, ama bedenin tad bir
nesnedir ki bu nesne karsnda zne, dsel ereve iinde, kendi
ni yitirmeye ynelir. Ak, elbette arzu geidinden geer, ama akn
nedeni arzu nesnesi deildir. yle ki ak, canlandrd ki varsa
ymn maddiyat olarak bedenlere damgalayan ak, ne arzu nedeni
nesneyi aklayabilir, ne de buna uygun hale gelebilir. nk ak
bedenleri ayrc bir adlandrma araclyla ele alr, te yandan ar
zu, blnm znenin varlk ilkesi fonksiyonunu grr.
Ne var ki ak her zaman sknt iindedir; cinsellikten olmasa
da, en azndan burada gezinen nesneden dolay sknt iindedir.
Bir deve ine deliinden nasl geerse ak da arzudan yle geer.
Buradan gemek gerekir; ama bunun nedeni, isel boluu ilan
ak sayesinde gerekleen ayrmn maddi markajn diri bedenlerin
telafi etmesidir.
Tam olarak "ayn" olsa bile, ak ile arzunun ele aldklar bede
nin ayn beden olmadm syleyelim.
Bedenlerin gecesinde, ak, arzu nesnesinin daima ksmi karak
terini, ayrmla orantl olarak genletirmeye alr. Kstlamay a
maya, narsisistik dayana amaya ve beden-znenin bir olayn so
yundan geldiini saptamaya alr (ama bunu ncelikle nesneyle
snrl kalarak yapabilir) ve arzu nesnesinin parlaklyla ortaya
kan eyden nce, gelecekteki bir hakikatin fazladan simgesi, bulu
ulan bu beden olmaya abalar.
Bedenler ki'yi belirtme grevine yalnzca akn iinde sahiptir.
Arzu bedeni, su aletidir, kendinin suu. Arzu bedeni, Bir'i nesne
kisvesinde salar. ki'ye yalnzca ak, el konduu lde ileyen
nesnenin bu el-konma durumundan bir tr k iinde, iaret eder.
ki varsaymnn ortaya kmas iin ak, Bir'i ncelikle arzu
noktasnda krar.
Bunu yapmak gln olsa da -Kilise Babalan gibi-, cinsel ay-
nm izgilerinin, ancak ilan ak koulunda aynma kant olutur
duklarn varsaymak gerekir. Bu koul dmda, ki yoktur ve cinsel
iaretleme teyit edilemese de, tamamen aynmm iinde tutulur. Bi
raz kaba konuursak; k olmayan bedenlerin kendilerini cinsel
olarak her ortaya koyuu, dar anlamda mastrbatiftir; ancak bir ko
numun iselliinde iler. Aslmda bu bir yarg deil, basit bir snr
landrmadr, nk mastrbatif "cinsel" faaliyet, ayn cinsel ko
numlarn gayet makul bir faaliyetidir. Yine (geriye dnk olarak)
una emin oluruz ki, bir konumdan dierine geildiinde -"geebi
lir" miyiz peki?- bu faaliyetin ortak hibir yan yoktur.
Cinsel olan ki'nin ehresi olarak sergileyen yalnzca aktr.
Dolaysyla ak, cinsellikli iki beden -tek deil- olduunun dile
getirildii yerdir de. Bedenlerin akla kendini ortaya sermesi, ayn-
mn boluu eklindeki biricik ad altnda, bizzat ayrm iaretinin
snanmasdr. Ad altnda hakikatin sadk bir usul olan bu durum,
daima kkten ayr olmay retir.
Ama boluunun olay sonras adyla ayrmn bu cinsellikli te
yidi, ayrm ortadan kaldrmaz. Sz konusu olan ey, yalnzca ay
rmn hakikatinin yaratlmasdr. Dolaysyla, cinsel ilikinin olma
d gayet dorudur; nk ak, Birlerin ki iindeki ilikisini de
il, kiyi kurar. ki bedenin sunduu ey ki deildir -n, yani
cinsellik-dmn varl arttr-, tek yaptklar onu belirtmektir.
8. Ak Hakikatinin Birlii, Bilgilerin Cinsiyetli atmas
B nokta ok naziktir. Akn, ki'nin amblemi altnda aynmn ha
kikatini yarattn, ama bunu ayrmn ortadan kaldrlamaz esi
iinde yaptn anlamak gerekir.
ki, sunulmu olmadndan, bir adm ve bedensel bir iaretin
btn olarak durumun iinde iler. Su orta olan, ayn zamanda
da yanl anlalmasna yol aan ey -arzu- zerine soruturmalar
da dahil, zahmetli soruturmalarla durumu deerlendirmeye yarar.
Cinsellik, ama ayn zamanda birlikte yaama, toplumsal temsil,
"birlikte kmak", sz, alma, yolculuklar, atmalar, ocuklar:
Tm bunlar usuln maddiyatdr, durumun iindeki hakikat yolcu
luudur. Ama bu ilemler partnerleri birletirmez. ki, ayrk olarak
ilem grr. Durum tek bir ak hakikatine sahip olabilirdi, ama bu
birliin usul, hakikatini oluturduu ayrm iinde hareket eder.
Bu gerilimin etkileri iki dzeyde gzlemlenir:
1) Ak usulnde fonksiyonlar vardr ki bunlarn gruplamas ko
numlan yeniden tanmlar.
2) Bir-hakikat'in gelecek zamannn bilgide nceden imkn tand
ey, cinselliklidir. Dahas: Hakikatin zaman amna uratt
konumlar bilginin iinde geri dnerler.
Birinci nokta hakknda, Samuel Beckett'in yaptlanndan destek
alan ve ad "Treyimselin Yazs" olan metne gnderme yapmama
* "L'criture du gntique: Samuel Beckett", Conditions iinde, Paris: Seuil,
1992.
izin verilsin.2Beckett'e gre (bylece romanda, ak dncesinin
dnce fonksiyonuna sahip olan ynne varyorum), ak usul
nn oluunun unlar gerektirdii sonucuna varyorum:
- ki'nin ve sonsuzun eklemlenmesini destekleyen bir gezginlik,
rastlant, durum iinde tesadfi yolculuk fonksiyonu. ki varsa
ymn dnyann sonsuz sunuluuna maruz brakan fonksiyon;
- lk adlandrmay koruyan, elinde tutan, bu olay-buluma adlan
drmasnn olayn kendisiyle birlikte yok olmamasn salayan
bir kmltszlk fonksiyonu;
- Bir emir fonksiyonu: Daima devam et, ayrlkta bile. Yokluun
kendisinin srekliliin bir kipi olduunu ileri sr;
- Bir anlat fonksiyonu; gezginliin olu-hakikat'ini, bir tr ar-
ivlemeyle, adm adm kaydeder.
Oysa ayrmn fonksiyonlar tablosu iine yeniden dahil olmas
n salayabiliriz. "Erkek", emir ile kmltszlk iftini oluturan
ak konumu olarak aksiyomatik adan tanmlanacaktr; "kadn
ise gezme ile anlaty bir araya getirendir. Bu aksiyomlar, kaba ve
deerli beylik laflan dorulamakta tereddt etmez: "Erkek" (eril ya
da dii), hibir ey yapmayandr; yani, demek istediim, ak iin
ve ak adna grnr hibir ey yapmaz, nk bir kez deer ta
m olan eyin, tekrar tekrar teyit edilmeden deer tamaya devam
edeceini ileri srer. "Kadn" (dii ya da eril), ak gezdirendir ve
kendi sznn yinelenmesini ve yenilenmesini arzular. Ya da, a
tma szlnde: "Erkek", suskun ve iddetli; "kadn", geveze ve
talepkr. Hakikati ortaya karabilecek ak soruturmalan abas
nn ampirik malzemesi.
kinci nokta, en karmak olandr.
Benim ncelikle itiraz edeceim ey, akta, her bir cinsiyetin
teki cinsiyet zerinden renebileceidir. Buna hi inanmyorum.
Ak, dnyay ki'nin bak asndan sorgulamaktr, asla ki'nin her
bir teriminin dieri zerindeki soruturmas deildir. Aynmn bir
gerei vardr; bu da, tam olarak, hibir znenin ayn zamanda ve
ayn iliki altnda iki konumu igal edemeyeceidir. Akn bulun
duu yerde bu imknszlk yatar. Bilginin yeri olarak ak sorusunu
yneltir: Aktan yola karak neyi bilebiliriz?
Bilmek ile hakikati titizlikle ayrt edebiliriz. Ak, sanki aynm
orada bir yasaym gibi durumun hakikatini retir. Bu hakikati son
suzlukta oluturur. Dolaysyla bu hakikat asla btnsel olarak su
nulmu deildir. Bu hakikatle ilgili her bilgi, bu durumda, bir bek
lenti olarak hazrlanr: Tamamlanamayan bu hakikat vuku bulursa,
hangi yarglar -asla doru olmasa bile- geree uygun olacaktr?
Treyimsel bir usul ya da hakikat usul koulunda bilginin genel
biimi budur. Teknik nedenlerle ben bunu zorlama diye adlandr
yorum.3Yrrlkte olan bir hakikatin vuku-bulmu-olma durumu
zerine bir hipotez araclyla bir bilgi zorlanabilir. Ak rnein
de, hakikatin yrrlkte-olmas, ayrla dayanr. Herkes, kendi
vuku-bulma hipotezi altnda, aktan yola karak cinsellikli aynm
zerine bir bilgiyi zorlayabilir.
Ama zorlama, akn iledii durumun iindedir. Hakikat birse,
zorlama, dolaysyla bilgi, konumlann ayrlna tabidir. Aktan
yola karak ak zerine "erkein" bildii ey ile "kadn"n bildii
ey ayn kalr. Dahas: ki'nin geree uygunluuna dair, olaysal
alndan yola kan yarglar birbiriyle akamaz. zellikle, cin
sellik zerine bilgiler aresizce cinselliklidir. ki cinsiyet birbirle
rini bilmezden gelmezler, birbirlerini geree uygun olarak aynk
biimde bilirler.
Ak, kefareti denemez bilgilerin atmas araclyla, cinsel
likli konumlar zerine bir hakikatin iledii bu sahnedir.
nk hakikat, haberdar-olmama noktasndadr. Bilgiler gere
e uygun ve beklentiye dayaldr, ama ayndr. Biimsel olarak, bu
ayrm ki'nin merciinde temsil edilebilir. "Erkek" konumu, ki'nin
blnmesini, ayrmn boluunun baland bu iki-arada'y des
tekler. "Kadn" konumu, ki'nin gezme iinde srp gitmesini des
tekler. u forml ileri srecek frsat buldum: Erkein bilgisi, yar-
glann ki'nin hiliine buyurur. Kadnn bilgisi, ki'den baka bir
ey olmayana buyurur. Bylece, aynk akn bilgilerinin cinsiyet-
lenmesinden sz edilebilir:
3. "Zorlama" konusunda Conditions (Seuil: 1992) kitabma Franois Wahl'in
yazd nsze, ayn kitaptaki "La vrit: forage et innommable" adl yazya ve
en son dncelerim iin, tabii ki L'Etre et L'vnement'a baknz.
1) Geree uygun eril szce: "Doru olmas gereken ey, bizim
asla bir deil, iki olduumuzdu.";
2) Geree ayn lde uygun dii szce ise udur: "Doru olma
s gereken ey, bizim iki olduumuzdur, yoksa biz olmazdk."
Diil szce mevcut haliyle varl hedeflemektedir. Varln,
ontolojik ynelimi budur. Eril szce, say deiimini, ki'nin varsa-
ylmas yoluyla Bir'in kanrtarak zorla girmesini hedeflemektedir.
Bu, temelde mantkldr.
Akta bilgilerin atmas, bir hakikatin Bir'inin kendini daima
hem mantken hem de ontolojik olarak ortaya koyduunu gsterir.
Bu da bizi Aristoteles'in Metafizik'inin gamma kitabna ve Vrin Ya
ynlarndan ksa sre nce La Dcision du sens [Anlamm Karar]
ad altnda km olan hayranlk verici yorumuna gnderir. Aristo
teles'in bu metninin muammas, varlk olarak varln biliminin on
tolojik konumu ile katksz mantk ilkesi olarak zdelik ilkesinin
temel konumu arasndaki geite yatmaktadr. Genel olarak bu ge
i, kadn konumundan erkek konumuna geiten daha hareketli
deildir. Yorumun yazarlar, Aristoteles'in ara bir slubun coku
sundan, sofistleri rtmeye "zorla" getiini gstermektedirler.
Ontolojik konum ile mantksal konum arasnda yalnzca rtme
nin dolaym vardr. Bylece, akta girilen her konumda, teki ko
num ancak rtlmesi gereken bir safsata olarak ele geirebilir.
Velhasl, "sen beni anlamyorsun!" eklindeki amas dizimle zet
lenen bu rtmelerin bitap drc yorgunluunu bilmeyen var
mdr? Bunun, ilan akn sinir bozucu biimi olduu sylenebilir.
ok seven ok yanlr.
Burada kendimce ssleyerek aktardm bu Aristoteles yoru
munun bir kadn -Barbara Cassin- ve bir erkek -Michel Narcy-
tarafndan yazlm olmasm da tesadf olarak grmyorum.
9. Diil Konum ve nsanlk
Son sz bu olabilirdi. Ama bir haiye ekleyeceim ve bu da beni
balangca geri gtrecek.
Ayrmn iinde, akm insanlkla ilikisinin tek taycsnn ka
dn konumu olduunu geriye dnk olarak ortaya karan ey, a
kn varldr. Tabii bu insanlk benim belirttiim gibi alglanmal
dr; hakikat usullerini, yani bilim, siyaset, sanat ve ak i ie gei
ren bir dm oluturan (jc) fonksiyonu olarak...
Yine beylik bir laf denebilir ama unu syleyebiliriz: "Kadn",
aktan baka bir ey dnemeyecek olandr, "kadn" ak-iin-var-
lktr.
Beylik sz cesaretle arnlayalm.
Aksiyomatik olarak u ortaya konabilir: Kadn konumu yledir
ki, ak kartldnda ona insandlk bular. Daha dorusu, (x),
treyimsel ak usul var olduu srece bir deer tamaya yatkndr.
Bu aksiyom, bu konum asndan insanlk talimatnn ancak
akm varln teyit ettii srece bir deeri olduu anlamna gelir.
Bu arada belirtelim ki, bu teyidin ille de bir ak deneyimi bii
mi almas gerekmemektedir. Bir hakikat usulnn varln, dene-
yimlenmesinden tamamen farkl bir dolaymla da "kavrayabiliriz".
Burada da, her trl psikolojizmden korunmak gerekir: nem ta
yan ey ak bilinci deil, x terimi ile akn varlnn kantnn ka
bul edilmi olmasdr.
nsann numenal gcll olan bir x terimi, ampirik cinsellii
ne olursa olsun, insanlk fonksiyonunu ancak byle bir kant kou
luyla harekete geirir ki biz bunun kadn olduunu ortaya koyaca
z. Nitekim "kadn", ak kartldnda, (x)'i, dier trleri olan
bilim, siyaset ve sanat bakmndan deersizletiren kiidir (eril ya
da dii). Buna karlk, akm varl, (jc)i tm trlerinde ve nce
likle en balantl ya da kesimi olanlarnda gcl olarak ortaya
koyar. Bu da kukusuz, romanda kadnlarn mkemmelliini ak
layan eydir - tabii eer romanclarn yazsnda sz konusu olann
"diilemi" bir x terimi olduunu kabul edersek; bunu incelemek
gerekir.
Erkek konumunun durumu ayn deildir: Her usul tr, (x)
fonksiyonuna, dierlerinin varln dikkate almadan, kendi iin
deer verir. Bylece, drt tr hakikat usulnn dmlenmesi nde
akm aratmce olduu noktada "erkek" ve "kadn" szcklerini
adm adm tanmlamaya varyorum. Dahas, insanlk fonksiyonuna
atfedildiinde, cinsel farkllk ancak farkllatran lt olarak ak
uygulamas iinde dnlebilir.
Eer ayrmn hakikatini kuran ak ve yalnzca aksa, baka tr
l nasl olabilir? Arzu, nesnenin ona dayatt Bir-olma'nm kant
nn esiri olduunda, ki dncesini temellendiremez.
Ayrca Arzu'nun, cinsiyetlenme nasl olursa olsun, ecinsel ol
duu sylenecektir, oysa ki ak, gay olabilse de, esasen ztcinseldir.
Akn arzunun iinden gemesi de -ki bunun etin diyalektii
ni yukarda aktardm- yle belirtilebilir: Akn ztcinselliini arzu
nun ecinsellii iinden geirmek.
Ksacas, bir ak bulumasnn hakikate mahkm ettii kiilerin
cinsiyetini dikkate almazsak, "kadn" ve "erkek" ancak ak alann
da var olabilir.
Ama nsanla geri dnelim. 'nin drt hakikat trnn gcl
bileimi olduunu kabul edersek, kadn konumu iin "ak" trnn
drdn balad ve ancak bu koulda 'nin, insanln, genel
konfgrasyon olarak var olduu kabul edilecektir. Erkek konumu
iin ise, trlerden her biri dierlerinin eretilemesidir, bu eretile
me, insanln, her bir tr iinde ikin teyidi deerindedir.
u emalar elde ederiz:
Bu emalar, insanln dii temsilinin hem koullu hem de d
ml olmasm; bunun da daha eksiksiz bir algya ve sz konusu
durumda daha dorudan bir insanlkdlk hakkna imkn tanma
sn aklamaktadr. Bununla birlikte, eril temsil hem semboliktir
hem ayrc; bu da baya bir ilgisizlik yaratabilir, ama sonuca ba
lama kapasitesi de o denli byk olur.
Diilie dair kstl bir anlay mdr sz konusu edilen? nce
likli bile olsa, beylik sz, ksaca, "semboliklie ve evrensellie er
kek daha dolayszca eriir" diyen bir tahakkm emasna m varr?
Ya da, erkein bulumaya daha az baml olduunu syleyebilir
miyiz?
Bulumann her yerde olduu itiraznda bulunulabilir: her tre-
yimsel usul, olaysallk-sonrasdr.
Ama nemli olan bu deildir. nemli olan, akn, sylediim
gibi, evrenselin gvencesi olmasdr, nk yalnzca ak bir duru
mun basit yasas olarak ayrm aklar. nsanlk fonksiyonu (x)'in
deerinin, kadnn konumu asndan, akn varlna baml ol
duu da sylenebilir: Kadm konumu (x) iin bir evrensellik g
vencesi gerektirir. 'nin bileenlerini ancak bu koulla balayabilir.
Kadn konumu, akla tekil ilikisi iinde, unun ak seik olmas
na dayanr: "Ayrmn ya da ayrmlarn etkisi ne olursa olsun (n
k cinsellik belki de tek deildir), her x iin, (x)."
Ben burada, Lacanc cinsiyetlenme ifadeleri asndan viday
bir daha skyorum. ok ematik olarak: Lacan fallik <J>(x) fonksi
yonundan yola kyor. Erkek konumuna evrensel nicelendiricilik
deeri veriyor (her-erkek-iin) ve kadnn konumunu varolusallk
ile yadsmann bileimiyle tanmlyor, ki bu da kadnn her-ey-ol-
mad'm sylemektir.
Bu konum birok adan klasiktir. Hegel, kadnn topluluun
ironisi olduunu syleyerek, bu varolusal ky etkisini gayet iyi
belirtiyordu; ki zaten bu sayede kadn erkeklerin salamlatrmaya
abaladklar btne entik atabilir.
Ama i>(jt) fonksiyonunun uygulannn dar anlamdaki etkisi
iinde bu byledir. Sylediim eyin en ak seik sonucu, (x) in
sanlk fonksiyonunun <&(xi fonksiyonu ile akmaddr.
M fonksiyonu asndan, gerekten de, evrensel tml des
tekleyen kadnn konumuyken, 'nin bileim-bir'inin gcllklerini
metaforik olarak datan erkek konumudur.
Ak, (x)'i (x)'den ayrarak, evrensel nicelendiriciyi, hakikat
usullerinin tm uzam iinde, "kadmlar"a balayan eydir.
Alain Badiou
Sonsuz Dnce
Gnmz koullarnda felsefeden ne bekleyebiliriz? Arzu, hakikat, si
yaset, psikanaliz, iir, sinema, ak gibi genel, "Terrizme Kar Sava"
ve "Komnizmin lm" gibi gncel kavram ve temalar ele alan bu
yazlarda cevap aranan temel soru bu.
Kitabn plan daha ilk yazyla birlikte aa kyor. Badiou felsefenin,
her biri gnmz dnyasndan gelen gl saldrlara maruz kalan
drt boyutu olduunu sylyor: Felsefe, diyor, "temelde bir isyan bo
yutunu ierir: Dnme dnyann mevcut haliyle yz yze geldiinde
bir honutsuzlua kaplmyorsa felsefe de olmaz. Ama felsefenin ar
zusu mant da ierir; yani muhakeme ve akln gcne duyulan bir
inanc. Dahas, felsefenin arzusu evrensellii de beraberinde getirir:
Felsefe dnen varlklar olarak btn insanlara hitap eder. Son ola
rak, felsefe risk alr: Dnme bamsz bak alarn destekleyen bir
karardr daima." Gnmzn baat felsefi ynelimleri, yorumbilgisel,
analitik ve postmodern felsefeler, hakikatin yerine anlam ikame ettik
leri ve kendilerini dil oyunlar okluunu tasvir etmekle kstladklar
iin felsefeyi felsefe yapan bu drt boyuta ynelik saldrlara karlk
vermekten acizler. Badiou bu yzden yeni bir "felsefe slubu" olutur
maya ihtiya duyulduunu dnyor.
Sonsuz Dnce, ite byle bir felsefi slubun, iirden siyasete, sine
madan psikanalize uzanan geni bir alanda ne kadar ufuk ac olabi
leceini gsteriyor. Birbirini gsteren aynalar misali oalan genelge-
er kanaatlerin dnme zannedildii bir ortamda, Badiou bizi tekrar
dnmenin gcne ikna etmeyi baaryor.
Metis Edebiyatd
ISBN-13: 978-975-342-562-9
Metis Yaynlar
www.metiskitap.com