You are on page 1of 178

GIORGIO AGAMBEN, 1942'de Roma'da dodu.

Roma niversitesinde Hukuk ve Felsefe eitimi al


dl. Simone Weil'in siyasi dncesi zerine tez yaz
d. 1966'da ve 1968 yllarnda Heidegger'in, Hegel
ve Herakleitos ile ilgili L Thor seminerleine katl
d. 1978-1986 arasnda Walter Benjamin'in toplu
esrlerinin ltalyanca baslmm yayma hazrlad.
1970'lerden itibaren dilbilim, filoloji, oraa felse
fesi ve iir alannda yaptlar verdi; daha sonra arlkl olarak siyaset kuram ala
nnda almaya balad. Konuk relim grevlisi olarak pek ok niversitede
ders verdi. Halen Venedik IUAV niversitesinde grev yapmaktadlr.
Agambn'in balca eserleri: Stanze (Dnlkler, 1977), L communita ehe viene
(Gelecek Cemaat, 1990). Mezzi sensafine (AmaslZ Aralar, 1996), K1tsal lnsan
(Aym 2001), Au5hwit'den Arcahalanlar (Bams Kitaplar, 2004), Olagans
t Har (Varlk, 2008), Nesir Fikri (Metis Kilap, 2009).
BETL PARLAK, lstanbul niversitesi Edebiyat Fakltesi mezunu, halen ayn
fakltede eviribilim Blmnde alyor.
ocukluk
ve Tarih
Deneyimin ykm zerine bir deneme
GIORGIO AGAMBEN
eviren
BETL PARLAK

KANAT
Kanat Kiap 92
Kuram dizisi 10
OCUKLUK VE TARH
GIORGIO AGAMBEN
Felsfe Sosyoloji Tarih
l. Bask: Man 2010
ISBN 978-605-4244-10-2
Yaynclk snifka no: 10468
Giulio Einuadi, l 978
zgn ad: lnanza e Stora
Yayn haklan Pusula Yaynclk Ltd. li., 2006
Kanal Kitap. bir Pusula Ya)nchk Ld. kurluudur.
ltalyancadan evirn: Btl Parlak
Yayma hazrlayan: Orhan Koak
Sayfa dzeni: zgr Guder
Bask: dik Malbaas, uf. (0212) 549 62 62
Kanat Kitap
lnn ad: Dmen Sok. No. 1/4 Gmsuyu 34427 lstanbul
tlf. (0212) 252 42 80 pbx fk: (0212) 293 15 44
e-psta: kanat@kanakitap.com
ww.kanatkitap.com
v
iiNDEKiLER
NSZ
Experi mentum Linguae 1
OCUKLUK V TARiH
Deneyimin ykm zerine bir deneme 13
ECLENCELER LKESi
Tarih ve oyun stne dnmler 75
ZAMAN V TARiH
An ve srekliliin eletirisi 103
PRENS V KURBACA
Adorno ve Benjamin'de yntem sorunu 129
MASAL V TARiH
Presp zerine dnceler 151
BiR GZDEN GEiRME PROJESI 159

N SZ
Experimentum linguae *
Bu Onsz kitabn Frnszca basks (Payot. 1989) iin yalmr.
H
er yazl eser, hibir zaman yazlmam ve yazlamayacak bir
eserin giri blm (ya da daha ziyade, knlm al kalb) gi
bi deerlendirilebilir; hibir zaman yazlamayacaktr o eser, nk
onunla karlatnldklannda sonraki eserler de dank parack
lar ya da l makelet olarak, yine var olmayan baka eserlerin al
kalplan ya da giri blmleri olarak kalacaklardr. Var olmayan
eser, tam olarak belli bir kronolojide konumlanamasa bile, yazl
eserleri var olmayan bir metnin prolegomena's [uzun giri bl
m] ya da paralipomena's [devam] olarak kurar; veya daha genel
bir bakla, gerek anlamn ancak okunamaz bir ergon [eser] ba
lamnda bulan parerga [ekler] durumuna sokar onlan. Montaig
ne'in mkemmel tasvirni kullanacak olursak, yaplmam bir res
min etrafndaki grotesk erevedir bu eserler, ya da szde-Platon'a
ait bir mektup gibi, yazlmas olanaksz bir kitabn taklididir.
ilk ltalyanca basmnn stnden geen bunca yldan sonra,
bu kitab yeniden sunmann en iyi yolu, elinizdeki kitabn giri
blmn oluturduu o yazlmam eserin ana hatlann taslak
halinde sunmay denemek ve doal olarak o eserin sonszleri
olan baz sonraki kitaplara deinmek olacaktr. Aslnda ocukluk
ve Talih (1977) ile Il linguagio e la morte [Dil ve lm] (1982)
arasnda, inatla yazlmam kalan bir eser projesine tanklk eden
pek ok sayfa yazld. Bu eserin bal L voce umana [insan Se
si] veya baka bir deyile, Etica. ovvero della voce [Etik, ya da ses
stne]. Sayflardan birnde yle bir incipit [girizgh] var:
4
"insan sesi diye bir ey var mdr? Varsa, cnltnn agustosb
ceginin sesi olmas veya anrtnm eein sesi olmas gibi insana
ait bir ses midir bu? Eer varsa
,
bu ses dil midir? Ses ile dil
,
pho
ne ile logos arasndaki iliki nedir? Eer insan sesi diye bir sey
yoksa, insan hangi anlamda hala dile sahip canl varlk olarak ta
nmlanabilir? Bylece frmle ettiimiz sorular felsefi bir sorgu
lamann smrlann belirliyor. Antik gelenee gre, ses sorunu,
balca felsefi sorundu. Servius'da De vocis nemo magis quam phi
losophi tractant tmcesini okuruz. Dil yetisi zerine Ban dn
cesine belirleyici bir itici g veren Stoaclar iinse, ses diyalekti
in arhhe'sidir [ana madde/ilkel. Buna ramen felsefe neredeyse
hibir zaman sesi bir mesele olarak ortaya koymamcr . . . "
ocukluk zerine dnmenin, yazar insan sesi (ya da insan
sesinin yokluu) stne bir arastnnaya yneltmi olmas anlam
ldr. Kitapta sorgulanan ocukluk, kronolojik yeri yahulabilecek
sradan bir olay deildir; ne de psikoloji ya da paleoantropoloji
nin dilden bamsz insani bir olgu olarak kurabilecei bir ya di
limi yahut psikosomalik bir durumdur.
Eer her dnce, dilin snrlan sorununu ifde edi biimi
ne gre snflandrlabiliyorsa, ocukluk kavram da bu snrlar
sradan anlatlamazdan, dile getirilemezden farkl bir ynde d
nme giriimidir. Aslnda
,
anlatlamaz olan
,
balantsz olan, sa
dece insan diline ait ktegorilerdir; dile ait bir snn belirtmek
yle dursun
,
dilin o yenilmez varsayma gcn ifade ederler:
sylenemez olan. tam da dilin anlamlandrma iini yapabilmek
iin varsaymas gereken eydir aslnda. Buna karlk
,
ocukluk
kavramna ancak Benjamin'in Buber'e mektubunda szn etti
i "sylenemeyenin dilden tamamen elenmesi" yoluyla artlm
bir dncede eriilebilir. Dilin anlamlandrmak zorunda oldu
u tekillik, dile gelmeyen deildir, en st dzeyde dile gelen, di
le ait olan eydir.
5
Bu nedenle
,
bu kitapta
,
ocukluk mantksal yerini dil ile dene
yim arasndaki ilikinin aklanmasnda buluyor. Burada sz
edilen deneyim
,
Benjamin'in .. gelecein felsefesi projesi iin be
lirledii ana hatlarn izinden giderek ancak -Kant iin abulleni
lemez olan- "aknsal bir deneyim,
,
bakmndan tanmlanabilir.
ada dncenin en acil ykmllklerinden biri, kuku
suz, "aknsal" kavramn dil ile ilikisi iinde yeniden tanmla
maktr. Gerekten de Kant'n, endi felsefesine zg aknsal
kavramn, ancak dil sorununu danda brakt lde ifade
edebildii doruysa, bu noktada uakmsal" kavramnn tam ter
sine sadece dilde gerekleen bir deneyimi anlatmas gerekir; ke
limenin tam anlamyla bir experimentum lingaedir bu ve dene
yimlenen ey de dilin ta kendisidir. Kant
,
Salt Akln Eletirisi'nin
(Kritik der -einen Vernu.njt) ikinci basksna yazd nszde, nes
neleri "sadece dnldkleri lde" deerlendirme giriimini
biT Experiment der reinen Vernunft [salt akl deneyimi] olarak su
nar. Kant, bunun doa bilimlerinde oldugu gibi nesnelerle yaa
nan bir deneyim deil, a priuri kabul ettiimiz ilkeler ve kavram
larla yaanan bir deneyim olduunu yazar (bu nesnelerin "d
nlebilmesi bile yeter!" diye ekler).
Erdmann'n yaynlanm fragmanlarndan birinde, bu deney
salt akln "yaltlmas" olarak betimlenmitir:
Benim niyetim akln ne lde apror bilebileceini ve bunun
ne derecede duyarlktan bamsz olduunu sorgulamak. ... Bu
soru, insana akl bakmmdan kaderinin ne olduunu gsterdi
inden, nemli ve byk bir soru. Bu amaca ulamak iin, du
yarlk kadar akl yaltmann yan sra (die Verunft z isolieren),
sadece a prioi bilinebilen eyi ve onun akl ortamna aitliini
gz nne almay gerekli buluyorum. Yaltlma durumundaki
bu deerlendirme (diese abgesonderte Betrachtung) _ bu salt fel
sefe (reine Philosophie) byk yarar salar.
Kant dncenin devinimini dikkatli bir biimde izlediimizde
unu fark ederiz: Sah akl deneyimi, zorunlu olarak bir experi-
6
mentum l ingedir; byle bir deneyim, Kant'n "nesnesiz bo
kavramlar" (rein numen) dedii, yani bugn ada dilbili
min gndergesiz terimler diyebilecei (buna ramen Kant akn
sal bir Bedeutung'u da hal konduklann yazar) aknsal nesne
leri adlandra olana zerine temellenebilir ancak.
ocukluk bu trden bir expeimentum lingaedir; orada di
lin snrlan dil dnda, dilin gndergesi ynnde deil. bizatihi
dil deneyiminde, dilin saf zgndergeselliinde bulunur.
Peki byle bir deneyim ne olabilir? Bir nesneyi deil de. bizzat
dilin kendisini deneyim haline getinnek nasl mmkndr? Di
le gelince, u ya da bu anlaml nerme deil de, salt konuulu
yor olmas bir dil olduu anlamna gelir mi?
Her yazar iin kendi dncesinin ynleniini tanmlayan bir
k sorusu olduunu kabul edersek, benim btn almalar
mn yneldii alan da yukardaki sorulann kapsamyla tmyle
rtyor. Yazlm ve yazlmam kitaplanmda inatla tek bir so
runun peine dtm: "dil vardr" ve "ben konuuyorum" ne an
lama gelir? Aktr ki, ne konuan olmak ne de konuulan olmak
(ki bu da ilkine nesne olarak denk der) u ya da bu zellikle
riyle (kzl olmak, Fransz olmak, yal olmak, komnist olmak
gibi) tanmlanabilecek gerek yklemlerdir. Bunlar daha ok te
rimin ortaa mantnda tad anlamla trancendentia'drlar -
yani kategorilerin her biri zerinde srar ediyor olsalar da onlan
aan bir konuma sahiptirler; daha net bir biimde sylersek, bi
rincil aknsallar olarak ya da Kant tarafndan yeniden ele alnan
skolastik yarg listesindeki (quodlidet ens est unum, verum, bonum
seu per fectum) ikinci gce aknsallar olarak dnlmelidirler.
Bunlar aknsallan aarlar ve ayn zamanda bu aknsallann her
birinde ierilirler.
Bu yzden, expetimentum linguae'y gerekletiren kii. tama
myla bo bir boyuta (Kant'n snr-kavramnn leerer Rum'u)
dalm, dilin saf dsallgndan baka bir eyle karlamayaca
7
bir boyuta atlm demektir; Foucault'nun felsefi adan en youn
yazlarndan birinde szn ettii etalement du langage dans son
etre bn.'den {dilin ham, plak varlyla boy gsteriiJ baka bir
ey deildir bu. Her dnr herhalde en az bir kez bu deneyim
le ilgilenmek zorunda kalm1 olmaldr, hatta dnce dediimiz
eyin de sadece ve basite bu expeimentum olmas mmkndr.
Heideger Dilin z hakkndaki konf eranslannda "dil ile de
neyimlemekten" (mit der Sprache eine Erfahr ung machen) sz eder.
Bu deneyimi ancak adlardan yoksun olduumuzda, szn du
daklarmzda paraland anda yaarz Heideger'e gre. Szn
bu paralan "dnce yolunda geri admdr." Oysa ocukluu
mmkn klan, sadece bir ad eksikliinden ya da szsz bir ac
ekme deneyiminden ibaret olmayan bir dil deneyiminin varl
dr; mant gsterilebilecek, yeri ve forl onaya konulabile
cek bir deney1mdir bu, en azndan belli bir noktaya kadar.
ocukluk ve T arihte, byle aknsal bir deneyimin yeri, dil ve sz
(Saussure'de langue ile parole, ya da Benveniste'in terimleriyle gs
tergesel ile anlamsal) arasndaki farkllktadr; bu farkllk kuat
lamaz, ama dil konusundaki her dnmn de onunla yzle
mesi gerekir. Benveniste, bu iki boyut arasnda gei olmadn
gstermekle, dil bilimini (ve onunla birlikte, dil bilimin pilot bilim
oldugu tm insan bilimleri grubunu) en byk kmazyla kar
karya brakmtr dil bilimi, felsefeye dnmeden bu kmaz
ap yoluna devam edemez.. O halde, dil deneyiminin her zaman
dil ile sz arasnda blnm olmad bir varlk iin, yani bln
memi bir dilde ezelden beri konuan bir varlk iin, ne tarih ne
ocukluk ne de bilgi diye bir eyin sz konusu olamayaca ak
tr: Byle bir durumda varhk bandan beri kendi dilsel doasyla
bir olacak1 herhangi bir bilginin veya tarihin retilebilecei bir
frkllk ve sreksizlik le hibir yerde karlamayacaktr.
M
Sigta: Sylemsiz (szsz) ac1 duuncesi: bu dnce, domu olmak ve
konuan/onuulan olmak arasnda. mantk ve etiin temelidir. -.n.
8
O halde, dil ile szn ifte eklemlenii, insan dilinin zgl
yapsn oluturur gibi gzkmektedir. Aristoteles dncesinin
felsefeye ve Bat bilimine miras brakt o eyleyebilme gc ve
eylem, yani dynamis ve energeia kartl da ancak bu yapdan
yola karak gerek anlamn kazanr. G -ya da bilmek- belli
bir yoksunlukla bam srdrebilme yetisidir, bu anlamda insa
ni bir yetidir. DH yetisi de sylem ve dile blndnden yap
sal olarak bu ba barndrr
,
aslnda bu badan ibarettir. insan
ne yalnzca bilendir ne de yalnzca konuan; ne sadece Homo sa
piens'tir ne de sadece Homo loquens, insan Homo sapiens loquen
di, bilen ve konuabilendir (ve ayn zamanda konuamayan), ve
bu i ie gemilik Bat'nn kendini anlama biimini oluturur
,
Bat bu girift ilikiyi kendi bilgi ve tekniklerinin temeline koy
mutur. lnsan gcnn benzersiz iddetinin en derin kkleri di
lin bu yapsnda yatar. Bu anlamda, experimentum linguaede de
neyimlenen ey yalnzca sylemenin (dile getirmenin) olanak
szl deildir asl deneyimlenen, bir dilden yola karak konu
mann olanakszldr: yle bir deneyim ki
,
dil ile sylem ara
sndaki farkhhkta yerini bulan o ocukluk araclyla, konuma
gc ya da yetisi dediimiz eyin ta kendisidir ashnda. Aknsal
yntem sorununu ortaya koymak, son tahlilde, "bir yetiye sahip
olmann., ne anlama geldiini, "yapabilmek
,,
fiilinin gramerinin
ne olduunu sormak demektir. Ve olanakl tek yant da bir dil
deneyimidir.
Ses zerine (yazlmam) eserimde
,
bu aknsal deneyimin yeri,
daha ok ses ile dil, phone ile logos arasndaki frkllkta aranm
t; etiin kendi zgl alann aan da bu frkllktr. O eserde,
Aristoteles'in Politika'sndan bir blm (1532 10-18) bu bak
asyla alntlayan ve yorumlamay deneyen pek ok taslak var
dr sz konusu blmde, Alistoteles neredeyse farkna bile var
makszn u kilit sorunu ortaya koymutur:
9
Canllar aranda sadece insan dil yetisine sahiptir. Sesle sz
farkldr; ses ac ve zevkin gstergesidir ve bu nedenle dier
canllara da zgdr; dier canllarn doas, aslnda ac ve
zevk duyumlarna sahip olacak ve onlar anlamlandrabilecek
dzeye varmtr; dil ise uygun olan ile uygun ol mayam gs
termek iindir1 tpk hakl ile haksz gstermek iin olduu gi
bi, bu dier canllardan ok insanlara zg bir eydir nk
iyi ile kt, hakl ile haksz ve benzeri baka eylerle ilgili du
yumlara sadece insanlar sahiptir. Ve bu eylerin birliktelii
yerleim (hoinonia), ev (oihla) ve kenti (polis) yaraur.
Aristoteles Yorum zerine'de dilsel anlamlandray sesten ruh
taki aclara, skntlara ve nesnelere bir gnderme araclyla ta
nmladnda, onun sadece phone'den sz etmeyip ta en te phone
ifdesini
,
yani "seste olan" ifdesini kulland belki de yeterince
fark edilmemi bir durumdur. lnsan sesinde hayvan sesinden
l
o
gos'a, doadan polise geii salayan ey nedir? Aristoteles'in ya
nt bilinir: Sesi eklemleyen grammata'lardu, yani harfer. Antik
a gramercileri tartmalanna hayvanlann anlalmaz sesinin
(phone synhechymne) karsna insan sesini, hayvan sesinin aksi
ne tnarthros olan,
yani eklemli olan sesi koyarak balyorlard.
Ama kendi kendimize insan sesinin bu eklemleme zelliinin
tam ne olduunu sorarsak, phone tnarthros'un antika gramer
cileri iin yalnzca phone engrdrmatos, vox quae scribi potest, yani
yazlabilir ses, hatta bandan beri yazlm biimde var olan ses
olduunu grrz.
Zaten antika Aristoteles yorumculan da flozofun niin
gramma'y dilsel anlamlandrma dngsn aklayan dier O
eyin (ses, aclar, nesneler) yannda drdnc ermeneuta olarak
saydgn sormulardr. Onlar bylece gramma'nn kendine zg
konumunu, dier gibi sadece gsterge deil ayn zamanda se
sin bir esi (stoicheion) olmasna, eklemli ses olmasna balam
oluyorlard. Bylece hem gsterge hem de sesin kurucu esi
olarak gramma paradoksal bir konum stlenir: Kendi kendisinin
10
iaretidir (index sui). O halde, harf de ezelden beri hep phone ile
logos arasndaki bolukta yer alan eydir; anlamlandrmannan
lamn kkensel yapsdr bu.
Yazmadm kitabn hipotezi epey farklyd. Ses ile dil arasndaki
boluk (dil ile sylem arasndaki, g ile eylem arasndaki boluk
gibi), tam da phone ile logos arasnda bir arthros, yani bir eklem
lenme olmad iindir ki etik ve polis alann aabilmektedir. Ses
asla dilde yazlmamtr ve gramma da (Derrida'nn umulmadk
bir zamanda gsterdii gibi) benliin ve eyleyebilme gcnn
varsaylma biiminden baka bir ey deildir. Ses ile logos arasn
daki uzam bo bir uzamdr, Kant anlamda bir snrdr. Ancak
insan bir ses tarafndan dile gt rlmeksizin kendini dile frlatl
m bulduu ve ancak expe1imentum linguae onu gramersiz bir
halde o boluga ve o aphonia'ya [ses-sizlik} cezbettii iindir ki
herhangi bir tr ethos ve topluluk da mmkn hale gelmektedir.
Bu yzden expetimentum lingede doan topluluk bir varsa
ym biimini alamaz, salt udilbilgisel'1 bir kendilik varsaym bii
minde bile mmkn deildir bu. Eperimentum'da kendimize l
aldmz konuan ve konuulan olmak ne bir sestir ne de bir
gramma; hatta, tpk birincil aknsallar gibi herhangi bir ey olarak,
Plotinus'un mkemmel imgesiyle, moirai olarak, kendi paymz
alacagmz bir quid [ey} olarak bile dnemeyiz onlan. O halde
expeimentum lingenin ilk sonucu Topluluk fikrinin kkten ye
nilenmesidir. Epe1imentum'un tek ierii dil yetisinin var vldugu
dur; bu, kltrmzde egemen olan model uyarnca, bir dil, bir
durum ya da her toplumun nesilden nesile aktard bir adlar ve
kurallar miras olarak gsterebileceimiz bir ey deildir. Bunun
yerine yle dnmeliyiz: Bu dil, insanlarn ezelden beri ikamet
ettikleri, iinde konuarak soluk alp devindikleri varsaylamaya
cak bir mantksal krmdr Homo .piein krk bin yllk gemi
ine ramen, insan hala bu mantksal kanm gerekten stlenme
ye girmemitir, konuan varln deneymlemeye kalkmamtr.
11
Wittgenstein, kendilerini "sapkn" diye adlandran bir kul
bn yelerine verdigi , kamuya ak tek konferansnda, ex
p
eri
mentum lin
g
uae'yi kendi tarznda yle tanmlar:
imdi dnyann varl karsnda hayranla kaplma deneyi
mini u szlerle belimleyeceim: Dnya bylelikle bir mucize
olarak deneyimlenir. Ve imdi de bu betimlemeyi geniletme
yi deneyeceim: Dnyann varl mucizesinin dildeki doru
ifdesi, bizzat dilin varldr. di1in iinde bunu ifde eden hi
bir ey olmasa bile.
Wittgenstein'a zg den
e
yi izlemeye alalm ve kendimize u
soruyu soralm: Dnyann varl karsnda en uygun hayranlk
ifdesi dilin varl ise. o halde dilin varl iin en uygun ifde
nedir?
Bu soruya verilecek o]anakl tek yant udur: Etik yaam ola
rak, ethos olarak insan yaam. Bu bo ve varsaymlanamaz top
lulua uygun decek bir polis ve oihia aramak gelecek kuakla
nn ocuksu grevidir.
Gior
g
io Agamben, 1988-89
W
OCUKLUK VE TARiH
Deneyimin ykm zerine bir deneme
Claudia Rugafon'e
O malemalici, fate lume a lale errore!
L spirto non ha voce,
perche dov'e voce t corpo.
( Ey matematikiler,
u halayt dzehin artk!
Ruhun sesi yoktur,
nk sesin olduu yer bedendir.]
LEONARDO DA V1NC1
1
G
nmzde deneyimi konu eden her sylem, deneyimin ar
tk yaanlmasna izin verilen bir ey olmadnn kantlan
d gereinden hareket etmelidir. ada insan kendi zyaam
yksnden yoksun kald gibi, deneyimi de elinden alnmtr;
hatta insann deneyimleme ve deneyimlerini aktarma yetisine sa
hip olmay belki de kendisiyle ilgili elindeki nadir verilerden
biridir. Daha l 933'te, ok ak bir biimde modem an dene
yim yoksulluunu" tehis etmi olan Benjamin, bu yoksulluun
temellerinin Birinci Dnya Sava felaketinde yattn belirtiyor
du sava alanlarndan
i nsanlar dilsizlemi bir halde dnyorlard - bakalarna ile
Lebilecekleri deneyimler asndan daha yoksuldular imdi, da
ha zengin deil... Bir on yl sonra ortal dolduran sava kitap
larnda anlatlan eyin azdan aza aktarlan deneyimle ilgisi
yoktu. Ve bunun artc bir yan da yoktu. nk taktik mu
harebenin stratejik deneyimi bu kadar eriilmez kld, enfas
yonun ekonomik deneyimle bu kadar elitii, bedensel dene
yimin mekanik savaa bu kadar kurban edildii, despotizmin
ahlaki deneyimle bu kadar ters dt bir durumla daha n
ce hi karlalmamt. Atl tramvaylarla okula gitmi bir ne
sil, bulutlardan baka her eyin deitii bir kr manzarasnda
kalakalmt; ve o bulutlarn altnda, nne katt her eyi s-
16
rkleyi p gtren sellerin ve patlamalarn ortasnda, kck
ve krlgan insan bedeni duruyordu.
Oysa bugn, deneyimin ykm iin bir felaketin gerekli olmad
n biliyoruz; byk bir kentte rutin bir gndelik varolu buna
yeter de artar bile. nk ada insann onalama bir gn de
neyime evrilebilecek neredeyse hibir ey iermemekcedir artk:
ne eriemeyece bir mesafeden ona ulatnlan haberlerle dolu bir
gazeteyi okumak, ne de trafik tkandnda otomobilin di reksiyo
nunda geirdii dakikalar; ne byk kentlerde toplu tama ara
larnda yapt tatsz yolculuk, ne de aniden anacaddeleri tutan
gsteriler. Ne ehir merkezindeki binalar arasndan havaya sz
len gz yaartc bomba duman ne de nereden geldii mehul si
lah sesler ne gie nnde kuyrukta beklemek ya da spermar
ketin masals bolluk lkeine yaplan ziyaret ne de otobs ya da
asansrde tanmad insanlarla yaad dilsiz yaknln gemek
bilmeyen dakikalar . . . Modem insan akam evine -elenceli ya da
skc, sra d ya da sradan, korkun ya da keyifli- bir sr olay
yaam ve tkenmi olarak dner ama bu olaylann hibiri dene
yime dnmemitir.
Bugn gndelik yaam -gemite hi olmad kadar- daya
nlmaz klan ey onun deneyime evrilemezliidir. ada yaa
mn gemitekine oranla anlamsz ya da yetersiz olmas deil
(hatta belki de gndelik varolu asla bugnk kadar anlaml
olaylarla dolu olmamt). Gndelik olann verdii bu sknty
gsteren ilk yaznsal rekler ancak on dokuzuncu yzylda or
taya kmtr. Varlk ve Zamanda gndelik olann "bayal"
hak
k
ndaki baz nl sayflar -ki Avrupa toplumu iki sava ara
snda orada hemen kendini grmeye zaten hazrd- daha bir yz
yl nce bile hibir anlam ifde etmeyecekti, nk her neslin
kendinden sonrakine aktard deneyimin hammaddesi tam da
bu gndelik olandan yaplmt, sra d olandan deil. Yolculuk
yklerinin ve onaa hayvan yklerinin inanlmazl da bu
radan gelir "fantastik" hibir ey iermeyen bu yklerin tek
1
7
yaptklar, sra d olann asla deneyime evrilemeyeceini gs
terektir. Bylece ne kadar bildik ve nemsiz olursa olsun her
olay, tpk bir incinin oluumu gibi, evresinde deneyimin ken
di otoritesini biriktirdii kck bir toz zerresi haline geliyor
du. nk deneyim kendine gereken balanty bilgide deil,
otoritede, yani sz ve ykde bulur; ve gnmzde hi kimse bir
deneyimin hakikatini garantilemeye yetecek otoriteyi elinde bu
lunduruyormu gibi grnmemektedir, elinde bulundursa bile,
kendi otoritesinin kknn de bir deneyimde yatt dncesi
aklna bile gelmez. Tam tersine, gnmzn ayrt edici zellii,
her otoritenin dayanann dile getirilemez olanda bulunmasdr
ve hi kimse, tek meruluk garantisini deneyimden alan bir oto
riteyi geerli saymaya yanamamaktadr (genlik hareketlerinin
deneyimin yararn reddedii bunun anlaml bir kantdr).
Deneyimin otorite klna girdii biimler olan ataszleri ve
zdeyilerin ortadan kalkmasnn nedeni de budur. Onlarn ye
rini alan slogan, deneyimi yitirmi bir insanln ataszdr. Bu
gn deneyimlerin var olmad anlamna gelmiyor bu. Deneyim
ler var, ama insann dnda gerekleiyorlar. Daha da tuhaf ola
n. insann bu deneyimleri sadece seyrediyor olmas, belirgin bir
rahatlama hissiyle. Bu adan, zellikle bir mze gezisi ya da tu
ristik bir gezi epeyce bilgi salar. Gnmzde dnyann yedi ha
rikas arasna giri eserler (rein Elhamra'daki Aslanl Yol)
karsnda. insanln byk bir blm onlan deneyimlemeyi
reddedip bu deneyimi fotoraf makinesinin yaamasn yele
mektedir. Kukusuz asl mesele, bu duruma hayflanmak deil,
onu gz nne almaktr. Kim bilir belki de, hissizlik gibi gr
nen bu reddin temelinde bir bilgelik krnts sakldr
,
bu bilge
lik krntsnda gelecekteki bir deneyimin filizlenmekte olan to
humunun sakland tahmininde bulunabiliriz. Bu yaznn ner
dii grev -Benjamin'in "gelecek felsefe'' programnn mirasn
stlenerek- bu tohumun olgunlaabilecei mantksal yeri hazr
lamaktr.
18
YORUM
Tieckin "Das Lebensberflss" [Yaamn Fuzulilii] balkl y
ks sefalet iinde yaayan bir iftten sz eder, aklar yava ya
va her trl mal mlk ve d etkinlii reddedip odalarna ka
panarak yaamaya balar. Sonunda, yakacak odun bulamaz hale
geldiklerinde, snmak iin odal.arn evin dier blmlerine ba
layan merdiveni de yakarlar ve d dnyadan tamamen yaltlm
olurlar, aklanndan baka hibir megaleye, hibir eyaya sahip
deillerdir. Tieck, bu merdivenin deneyim olduunu anlamam
z salar. Onlar deneyimi "saf bilginin" alevlerine feda etmitir.
Bu ykde deneyimin makul gerekelerini temsil eden ev sahibi
geri dndnde, gen ifte kiralad kata kan eski merdiveni
arar. Heinrich (kahramann ad budur) onunla yle alay eder:
siz aada olanlarm. eski deneyime dayanmalarn ve yava
yava hareket ederek, basamaklar birer birer karak en yk
sek anlama derecesine trmanmalarn istiyorsunuz, ama bu
arada asla kendi dorudan sezgimizi izlememizi istemiyorsu
nuz. Oysa bizler gibi davranmayp deneyim ve aamalarnn
tm o alelade anlarn antik Pers inannn canl ve arndrc
aleviyle saf bilgiye kurban etmeyenler hibir zaman bu aracsz
sezgiyi bulamayacaktr&
Merdivenin. yani deneyimin ortadan kaldrlmasn Tieck, "kade
rin onlara dayatt bir yoksulluk felsefesi" olarak aklar. Bugn
genlerin deneyimi reddediini aklayabilecek olan da tam by
le bir "yoksulluk felsefesidir." (Ama deneyimi reddeden sadece
genler deildir. "metropol yerlileri," turistler. hippiler ve aile ba
balan zde bir deneyim istimlaki nedeniyle ayn potada birle
milerdir.) Bunlar ocukluumuzun izgi flm kahramanlanna
benzerler yaptnn frkna varmad mddete bolukta yr
yebilen, farkna vardnda (yani bu durumu deneyimlediinde)
ise aresizce yere den o tipler gibidirler.
1
9
Bu nedenle. durumlar nesnel olarak korkun da olsa, sahici
deneyim olanaklann son knntsna kadar ykma urattktan
sonra, deneyim yoksunlugunun verdii mutsuzluun suunu ar
tk deneyim yetisi olmayan bir genlie ykleyen bir yetikinler
nesli kadar tiksindirci bir grnt yoktur. Deneyimi elinden
alnm bir insanla, laboratuvar fareleri iin hazrlanm bir la

birent kadar gdml ve kontroll bir deneyimin dayatlmak is


tendii bir anda. yani olanakl tek deneyimin korku ya da yalan
olduu bir zamanda, deneyimin -geici olarak- reddedilmesi
meru bir savunma oluturabilir.
Gnmzdeki yaygn madde bamll da bu deneyim yk1-
m1 asndan degerlendirilmelidir. Yeni esrarkeleri, on doku
zuncu yzylda esrar kefeden entelektellerden frkl klan ey
udur: ncekiler (en azndan pek zeki olmayanlar) kendilerini
yeni bir deneyim yaadklar yanlsamasna kaptrabiliyorlard ,
gnmz genleri iinse tek mesele ank her trl deneyimden
kurtulmaktr.
il
D
eeyii itimlki,
.
odem bilimin kurucu projesinde r
ttk br bmde erlyordu.
Aniden karmza karsa, buna tesadf denir ve deneyim olur;
zellikle amalandndaysa deney adn alr. Ama bu tr dene
yim, saplan dalm bir al sprgesinden baka bir ey de
ildir
.
Tpk gece yars yol unu kaybeden birinin doru yolu
bulma umuduyla bir o yana bir bu yana dnp durarak yolu
nu aramas gibidir, yani el yordamyla kaydedilen bir ilerleme
dir; oysa bunun iin sabah beklemek ya da bir k yaktktan
sonra ilerlemek ok daha temkinli ve yararl olacaktr. Deneyi
min gerek dzeni k yakmakla balar, bylece yol aydnla
nr, dzensiz ve mulak denemelerden deil, dzenli ve sindi
rHmi deneyden yola klr; nce aksiyomlar lmdengelim yo
luyla onaya konur, sonra yeni deneylere doru yol alnr.
Francis Bacon'un Novum Or
g
anumdaki [Yeni Organon1 bu szle
rinde, geleneksel anlamdaki deneyim -yani ataszleri ve zdeyi
lere evrilen deneyim- kesin olarak mahkCm edilmitir. Leib
nizin "yann gnein dogasn beklediimizde ampiristler gibi
davranyoruzdur, nk gnmze dek hep byle ola
g
eldii ol
gusuna dayamnz . Sadece gkbilimci usla hkm verir" saptama
sn yaparken formle ettii "olgu doruluu" ve yeter neden
doruluu" ayrm da bu mahkomiyeti onaylar. Sklkla tekrarla-
21
nanm aksine, modem bilim, geleneksel olarak anlald haliyle
deneyime kar daha nce benzeri grlmedik bir gvensizlikten
domutur (Bacon, dzene sokulmas gereken bir "orman" ve bir
"labirent" olarak tanmlamaktayd deneyimi). Galileo'nun perspi
cillum'undan [teleskop] bakmak, deneyime gven ve kesinlik ge
tirmiyor, Descartes'n phesini ve tek ii duyularmz yanltmak
olan mehur eytan varsaymm douruyordu ..
Deneyimin deney iinde salanan bilimsel dorulan da
(duyusal izlenimlerin nicel saptama kesinliiyle -tmdengehm
le- belirlenmesi ve bylece gelecekteki izlenimleri de ngne
olanann kazanlmas) deneyimi olabildiince kiinin dna,
gerelere ve rakamlara tayarak cevap verir bu kesinlik yitimine.
Ama geleneksel deneyim, bylece asl deerini yitirmekteydi.
nk -hala Avrupa kltrnn tamamyla deneyim zerine te
mellenen son kitab olan Montaigne'in Denemeler'inin gsterdii
gibi- deneyimin kesinlik ile badamas mmkn deildir, he
saplanabilen ve kesin hale gelen bir deneyim de derhal otoritesi
ni yitirir. Bilimse) bir yasann hkm srd bir yerde, ne bir
zdeyi ortaya atlabilir. ne de bir yk anlatlabilir. Montaig
ne'in ilgilendii deneyim, bilime ylesine az ynelmitir ki, o bu
deneyimin maddesini "subjet informe, quit ne peut rentrer en pro
duction ouvra
g
ere" [ekillenmemi, zerinde allacak bir ekil
den yoksun konu] olarak tanmlar ve bunun zerinde tutarl
herhangi bir yarg temellendirmek mmkn deildir ("il n'y a au
cune constante existence. ny de notre estre. ny de celui des ob
jects . . . Ainsin il ne se peut establir rien de certain de l'un a l'autre ... )
!varoluta herhangi bir sabitlik yoktur, ne kendi varlmzda ne
de nesnelerin kinde ... Dolaysyla ne biri ne de br hakknda
kesin bir ey ileri srlebilir J.
Bilgiden aynlm bir deneyim dncesinin gnmzde biz
lere bylesine yabanc gelii, modem bilimin doumuna kadar
deneyim ve bilimin kendilerine ait, birbirlerinden frkl yerleri
olduunu unuttuumuzu gsterir. stelik deneyim ve bilginin
22
bal olduklan zneler de farklyd. Deneyimin znesi, her birey
de bulunan saduyu'dur (Aristoteles'in "muhakeme ilkesi", orta
ag psikolojisinin vis aeslimativa's; bunlarn ikisi de bizim imdi
saduyu dediimiz eyle tam olarak rtmyordu). Bilimin z
nesi ise. deneyimden ayn olan, "duyarsz'' ve "ilahi" olan nous ya
da aktif anlktr (intellect). Hatta daha da ak sylemek gerekir
se, bilgi modem anlamyla ego olan bir zneye bile sahip deildi,
sadece sub-jectum olarak tekil bireye sahipti ve bu subjectumda
aktif anlk tek ve ayn olarak bilgiyi gerekletiriyordu.
Anln tekillii, aynlg ve onun deneyim zneleriyle iletiimi
bahsinde ge antika ve oraa dnemi Aristoteles yormculan
n blen tartmalann -hibir ekilde soyut ve anlalmaz olmayan
aksine son derece somut- anlamn da deneyim ve bilim arasnda
ki bu ayrmda aramam gerekir. Zihin (nou) ve rh (psyche) as
lnda antik dnce asndan ayn ey deillerdi (hatta onaa
dncesinde de, en azndan Thomas Aquinas'a kadar yleydi).
Anlk, bizim kabul etmeye altmz yorumda olduu gibi, bir
ruh "yetisi .. deildi: anlk hibir ekilde ruha ait bir ey deildi,
mehur Atistotelesi frmle gre "ayn, bireysellemi, duyarz"
bir eydi; bilgiyi temin etmek iin ruhla iletiim kurard, o kadar.
Sonu olarak, antikag iin bilginin temel sorunu, bir zne ile bir
nesne arandaki iliki deiL bir ile okluk arasndaki ilikiydi. Bu
nedenle, klasik dnce bylesi bir deneyim sorununu bilmiyor
du. Bizim iin deneyim sorunu olarak onaya kan ey, klasik d
ncede doal olarak iliki sorunu olarak ortaya kmaktayd: Ay
nk anlk ile tekil bireyler arasndaki, bir ile okluk, duyulur ile d
nlr, insani ile ilahi arasndaki iliki olarak onaya kmaktayd
(Platon1un hem ''katlm" hem de "frk" ilikisi diyecei bir ey).
Aiskhylos'un Oresteia'snda koronun vurgulad da bu frktr: Ya
zar, insani bilgiyi -Agamemnon'un hybris'ine kar- bir pdthei mat
hos olarak, yani ancak ve ancak bir acdan sonra ve bu ac sayesin
de renilen ve her trl ngr olanan
,
yani herhangi bir eyi
kesinlikle bilme olanan dlayan bir bilg olarak sunar.
23
Montaigne'in ilgilendii geleneksel
deneyi
m
d
e, deneyim ile
bilim, insani bilgi ile ilahi bilgi arasndaki
bu a
)rr

ma sadk kalr.
Aslnda bu deneyim, sz konusu iki alan
ay

r
afl
s
nrn deneyi
midir. Bu snr lmdr. Bu nedenle, Mo
ntai
g
e
deneyimin ni
hai amacn lme yaklama olarak fon
le ed
e
b
il
iyordu, yani
insann deneyimin u snn olarak lumo n
g
oesi ve b
y
lece
olgunlua doru ilerlemesi. Ama bu s
nr
Mon
c
ai
ge iin dene
yimlenemez bir snr olarak kalmaktayd,
bu s
n
ra a
ncak yakla
mak olanaklyd ("si nous ne pouvons le joindre,
n
ous le pouvons
approcher"). Ama Montaigne tam da l
me
"al

may
.
, ve "l
mn yabancln onadan kaldrmay" ("oston
S
l
u
y
l'estrangeU,
pratiquons le, n'ayon rien si souvent en teste
que lt
m
ort'') nerdii
anda, btn bunlar sylemesine ramen, lr
d
eneyimini ya
amak ve bilince karak isteyen baz filozoOan ironiyle an
maktan da geri kalmyordu: "zaman o kadar iy
i
ynetmilerdir
ki, bizzat lm tatmak ve bu te yana
geii kv
r
amak iin ka
flarn zorlamlardr. ama geri dnp bize an
da
n haberler ge
tinneyi baaramamlardr." ("si excellen
s mes
f
a
gers du temps,
qu'ils ont essaye en la mort mesme de la gouster e
t s
avourer, et ont
bande leur esprit pour voir que c'estoit ce passage; ,
ai
s ils ne sont pas
revenus nous en dire les nou velles. )
Modem bilim, kesinlik araynda bu ayn
o
nadan kaldrr
ve deneyimi bilginin yeri -yani yntemi,
yolu
- t
a
line getirir. Bu
nu yapmak iin, deneyimi yeni bir formlle taf

mlamas, anl
yeniden
t
anmlamas gerekir; bunu da her
eyd
e
n
nce ikisinde
k
i
zneleri de ortadan kaldnp yerlerine
yeni, te
k
bit zne koya
rak yapar. Modem bilimin byk devrimi
.
oto
f
i
te
ye kar dene
yimi ne snnesinden ok (yani aslnda
pekala
uzl
aabilir olma
lanna ragmen ar
g
umentum ex verbo'ya
kar a
1

mentum ex re'yi
ne srmesi), bilgi ve deneyimi tek bir
znede
t
o
plamasdr. Bu
zne bilgi ve deneyimin soyut bir Arimet nokr:
as
nda birbirleri
ne denk dmesinden baka bir ey deildir: K
rt
ezyen ego cogi
to, bilin.
2
4
Bilim ve deneyimin tek bir znede (bu zne evrensel ve snr
lanm olduu ve ayn zamanda bir ego olduu iin, ayrlm an
ln ve deneyim znesinin zelliklerini kendinde yeniden birle
tirir) bylece bir araya gelmesiyle modem bilim pathei mdt
hos'dan kurtulmay baarr ve ilahi bilgi ile insani bilgi birliini
bir kez daha gerekletirir (bu birlik, daha nce, antik Yunan'da
batni deneyimin zgl karakterni oluturyordu ve bilim nce
si ifdelerini de astroloji, simya ve Yeni Platoncu speklasyonlar
da bulmutu). nk insani ile ilahi, pathei mathos ile saf bilim
arasndaki snr (ki Montaigne"e gre asla demeksizin sadece
yaklalabilirdi) ilk kez klasik felsefede deil, ge antikan gi
zemci dinselliinin dnyasnda almtr; bu geii belirleyen
dnce, dile gelmez bir pdthema fikriydi Batni ritellerden ge
en ergin, bu pathema'da kendi lmn deneyimliyor (Pinda
ros, "mrn sonunu bilir" demektedir) ve bylece "lmle ve ta
mamlanan zamanla ilgili en tatl ngrleri" ediniyordu.
Deiimin ve bozulmann mekn olan ay alt yeryz dn
yasndan ayr, deiim ve bozulmadan muaf, saf ve ilahi l<anhk
lar" olarak Aristotelesi emerkezli gksel kreler tasanm da,
ancak deneyim ve bilgiyi zerk iki alan olarak alglayan bir kl
trn balamna yerletirilirse zgn anlamn yeniden bulabilir.
Saf anln ccgklerini0 bireysel deneyimin "yeriyle,
,
ilikiye sok
mak, astrolojinin byk kefdir bu da onu modem bilimin mu
halifi ya da kar kutbu deil, tam tersine zorunlu koulu haline
getirir. Ancak astroloji (tpk mttefiki simya gibi) gk ve yeri,
ilahi ve insaniyi, kaderin tek bir znesinde (Yaratl eserinde) bir
araya getirmi oldugu iindir ki, bilim o zamana kadar iki ayr
zneye tekabl eden bilim ile deneyimi yeni bir ego'da birleti
rebilmiti. Deneysel bilimin temeli olarak tek bir znenin tesis
edilmesini mmkn klan ey, Yeni Platoncu Hermetik gizemci
liin nous ile psyche arasndaki Aislotelesi aynn ve bir ile ok
luk arasndaki Platoncu frkll ortadan kaldrmasyd bu ayn
hklarn birlemesini salayan kpr de, Bir'den yola kp ona
25
dnen "Byk Zincir
,
, iinde srekli iletiim kurabilen anlaklar,
melekler
,
eytanlar ve ruhlar hiyerarisinden (lbni Rt ve Dan
te
,
nin melek-anlaklarn hatrlayn) oluan bir tecelli sistemiydi ,
tannsal yayan bir sistem. Ge antika ve onaag dnce
sinde duyulur ve dnlr, ruhani ve cismani
,
ilahi ve insani
arasdaki bu dile gelmez birliin evrensel aracsnn, bir pne
uma
l
, bir ruh oluu kesinli kle gzden kacnlacak bir detay deil
dir, nk tam da bu "her yere szabilen ruh" (ortaa gizemci
liinin spiritus phantasticus'u), Descanes'ta esprit olarak beliren
bilimin yeni znesine adndan ok daha fzlasn salayacaktr.
Modem felsefenin tm geliimi, tpk Spitzer'in "tarihsel anlam
bilim" olarak adlandrd blmdeki gibi, pnema-spiritus-esprit
-Geist szckleri arasndaki anlamsal smrdahkta ierilmektedir;
ve deneyim ile bilginin modem znesi de -tpk deneyim kavra
mnn kendisi gibi- kklerini mistik bir anlaytan ald iindir
ki modem kltrde deneyim ile bilgi arasdaki ilikiyi akla
maya ynelik her giriim neredeyse almaz glklerle karla
maya mahkmdur.
Bilim araclyla modem kltre dahil olan, aslnda Aristote
les'in bozulmaz evren ve aynk anla deil, Yeni Platoncu gizem
cilik ve astrolojidir. Eer astroloji daha sonra terk edildiyse (an
cak tedrici olarak: Tycho Brahe, Kepler ve Kopemik'in de astro
log olduklarn , pek ok ynyle deneysel bilimi nceleyen Ro
ger Bacon'un ateli bir astroloji taraftar olduunu unutmamak
gerekir) bunun nedeni sadece udur: Astrolojinin temel ilkesi
(yani bilim ve deneyimin birlii) yeni bir znenin kuruluu yo
luyla yeni bilimin ilkesi olarak o kadar iyi zmsenmiti ki, bu
birliin sylensel-ilahi cihazlanna ihtiya kalmamt . Kltr
mzn vazgeilmez bir paras haline gelmi olan rasyonalizmir
rasyonalizm kartlnn gizli temeli, astroloji , gizemcilik ve bili-
1
Nefes; Sokrales ncesi dnrlere gre yaamsal ilke olarak rh; Stoaclara
gre dnyaya can veren ilahi rh, Hrisliyan teolojisinde
Kutsal Ruh. .n.
26
min balangtaki bu akrabahklannda yatar: Rnesans entelekt
elleri arasnda astroloji ilgisinin yeniden canlanmas bu durumun
en gze arpan belinisidir. Tarihsel adan bu temel, gnmz
de Warburg filolojisi sayesinde kesinletirilmi olan bir olguyla
ilikilidir: Antikan humanistik restorasyonu klasik antikan
deil de ge antika kltrnn, zellikle de Yeni Platonculuk
ve Hermetizmin restorasyonudur. Bu nedenle, bir gizemcilik.
astroloji ve simya eletirisi zorunlu olarak bir bilim eletirisi de
iermelidir ve ancak bilim ile deneyimin kendi zgn yerlerini
yeniden bulabilecekleri bir boyutun elde edilmesi rasyonelirras
yonel kartlnn kesin bir biimde almasn salayabilecektir.
Batni pratiklerde bilgi ile deneyimin birlemesi, dilsizlemi
bir mridin lm ve yeniden douuyla tamamlanan. dile geti
rilemez bir olaydr. Simyada, Yarat srecinde gereklemektey
di bu. Bilimin yeni znesindeyse, sylenemez bir ey olmaktan
kar. her dncede ve her cmlede zaten hep sylenmi olana
dnr: bir pathema deildir artk. szcn zgn an lamyla
bir mathema'dr: Her trl bilme ediminde her zaman ve hemen
bilinen ey. her dncenin znesi ve temeli.
zney tzsel ruhsal bir gereklik olarak, yani ruhsal srele
rin gerekletii yer addedilen bir bilin olarak gstermeye yle
sine altk ki, ilk belirdii zaman yeni znenin tzsel ve ruhsal
karakterinin bir bakta anlalan apak bir ey olmadn unu
tuyoruz. Kartezyen formlletinnede ortaya k annda. zne
aslnda ruhsal bir gereklik deildir (ne Aristoteles'in psychesi
dir, ne de ortaa geleneinin anima's), saf dnce edimi dn
daki tm ruhsal ieriin neredeyse mistik bir biimde indirgen
mesiyle oluturulmu saf bir Arimet noktasdr ("nihil nisi punc
tum petebat Archimedes, quod esset firum ac immobile . . ,, [Ari
met'in istedii, sadece tek bir sabit ve deimez noktayd]).
Quid vero ex iis quae animae trbuebam? Nutrir vel incedere? Qu
a ndoquidem jam corpus non habeo, haec quoque nihil sunt nisi fg
menta. Senlire? Nempe etiam ho non ft sine corpore, et permulta
27
sentire visus sum in somnis quae deinde animadverti me non sensis
se. Cogitare? Hic invenio: cogitatio est; haec sola a me divelli nequit.
(Peki hayati gce atfeuiklerim iin ne demeli, beslenme ve y
rmek gibi? imdi benim bir bedenim olmad iin, bu ikisi
de sadece birer kurmacadtr. Ya algt, duyu? Kukusuz bu da bir
bedenden bamsz olarak gereklemez; ve ryalarda duyula
rmla algladm sandLm, ama sonradan bana ail duyular ol
mad ortaya kan pek ok ey vardr. Ya dnmek? lte bu
rada ona sahibim, dncem burada; benden ekip alnamaya
cak tek ey budur. (Descanes, "ikinci Meditasyon')
Balangtaki safl iinde, kartezyen zne fiilin znesinden ba
ka bir ey deildir, tamamyla dilsel-ilevsel bir kendiliktir orta
a gizemciliinin "akln doruu" ve "scintilla synderesis"ine2
ok benzer, gereklii ve sresi de szcelenme anna denk der .
. . . hoc pronuntiatum, Ego sum, ego exsto, quoties a me profertur,
vel mente concepitur, necessario esse verum . . . Ego sum,' ego existo;
certum est. Quandiu autem? Nempe quandiu cogito; nam forte eti
am fieri posset, si cessarem ab omni cogttatione, ut ill ico totus esse
desine rem.
( . . . sonunda gvenle yle diyebilmeliyiz: "Ben benim, ben va
rm": bunu o kadar sk sylyorum veya dnyorum ki, zo
runlu olarak doru olmal . . . "Ben benim, ben varm" kesindir.
Ama ne kadar sreyle? Hi kukusuz, dnebildiim srece:
nk ank dnemez olduum zaman, varlm da sona er
mi olabilir. (a.g.y.)
Bu ego'nun duyularla alglanamazlg ve tzszl uradan da
bellidir: Descartes onu adlandrmaya ve saf szceleme (dnyo
1um, yleyse varm) ortamnn dnda tanmlamaya alrken b
yk glk yaamakta ve res [ey] szcn belirsizlii nede-
2
"Synderesis": Skolastik ahlak felsefesinde, pratik akln vazifenin yaslann
ve iyi davran sezgil olarak bulmasna imkan veren ve her bireyde
bulunan doal kapasite. "$cinli lla": Kvlcm. - .n.
28
niyle terk ettikten sonra gnlsce geleneksel psikoloji szl
ne ("res cogitans, id est mens, sive animus, sive i ntellectus, sive ratio"
!"dnen bir ey, yani bir zihin veya ruh veya anlak veya akl") ,
a.g.y. ) bavurmakta ve sonunda kesin bir karara varamadan mens
szc zerinde konaklamaktad r (bu szck daha sonra Medi
tasyonlar'n 1 64 7 tarihli Franszca basksnda esprifye dne
cektir). Buna ramen, bunun hemen ardndan (tutarszl Medi
tasyonlar'n ilk okurlannn, zellikle de Mersenne'in ve Descar
tes' "yryorum, o halde yryteyim" gibi bir tmdengelim
yapmakla sulayan Hobbes'un gznden kamam olan man
tksal bir sramayla) bu zne bir tz olarak sunulur ve maddi
tzden ayn bir ey olarak sunulan bu tze geleneksel psikoloji
nin ruhunu tanmlayan tm zellikler yeniden yklenir, bunla
rn arasnda duyum da vardr ("Res co
g
itans? Quid est ho? Nempe
dubitans, intelligens, affi rmans, negans, volens, nolens, ima
g
inans qu
oque, et sentiens" ["Dnen bir ey? Nedir bu? Aktr ki, phe
eden, anlayan, olumlayan, isteyen, yadsyan, ayn zamanda hayal
eden, ve hisseden bir ey"] ). Ve ite nous ile psyche'nin, deneyim
ile bilginin birliinin gerekletii bu tzsellemi ben, Berke
ley'den Locke'a kadar btn bir ardl dncenin dayanaca te
meli salar; bu ben, yeni metafzik zne olarak, Hristiyan psiko
lojisinin ruhunun ve Yunan metafiziinin nous'unun yerni ala
cak yeni bir ruhsal bilin kavramn oluturacaktr.
Oznesinin dnm geleneksel deneyimi de deitirir.
Amac insan olgunlua tamak -yani lmn tamamlanm bir
deneyim btnl olarak ngrlmesi- olduundan. deneyim
kendi iinde tamamlanm bir eydi yani sadece yaanabilecek
bir ey deil, sahip olunabilecek bir eydi. Ama, deneyim bir kez
bilimin znesine (ki olgunlua ulaamayacak, ancak bilgilerini
oaltabilecek bir znedir bu) balandnda, tam aksine z iti
banyla tamamlanmam bir eye, Kant' n asimptotih
3
diyebilece-
3
Bilimsel matematiksl bir terimdir. Surekli blli bir bykle yaklama
ama asla ulaamama eilimde olmak anlamna gelir. - . n.
2
9
i bir kavrama dnr. yani sadece maruz kalnarak yaanabile
cek ama asla sahip olunamayacak bir ey olur: Bu yzden de, bil
ginin sonsuz srecinden baka bir ey deildir.
ite bu nedenle. bugn geleneel deneyimi geri getirmeyi
neren herkes, kendini bir amazda bulacaktr. Her eyden nce
deneyime ara vermek, bilgiyi askya almak zorunda kalacaktr.
Ama bylelikle hem yaanabilecek hem de sahip olunabilecek de
neyimi yeniden bulabilecei anlamna da gelmez bu. Nitekim ar
tk deneyimin eski znesi yoktur. O ikiye blnmtr. imdi ye
rinde iki zne bulunur, on yedinci yzyln banda (yani Kepler
ve Galileo'nun keiferini yaynladktan yllarda) yazlm bir ro
man, birini dierinin yan sra yrrken gsterir: Faydasz oldu
u kadar da macerac bir arayta, ayrlmaz yoldalar olmulardr.
Don Kiot, bilginin bu eski znesi, bylenmitir; deneyime
maruz kalp onu yaayabilir ama asla ona sahip olamaz. Yan ba
ndaki, deneyimin eski znesi Sancho Panza ise asla deneyimi
yaayamaz, ancak ona sahip olabilir.
YORUMLAR
1 . Fantezi ve deneyi m
Hibir ey deneyimin anlamnda meydana gelen deiikliin a
pn, hayal gcnn konumunda yaratt tepetakla olma hali
kadar iyi ifade edemez. Bugn "gerekd saylp bilgiden ka
nlm1 olsa da hayal gc antikada, bugnk durumun tam ak
sine bilginin en stn aracyd. Duyu ve anlk arasndaki arac
olarak, fantazmada duyulur biim ile potansiyel anlak arasnda
ki birlii mmkn klan hayal gc, antik kltrde ve ortaa
kltrnde_ bizim kltrmzn bugn deneyime ayrd yere
sahiptir. Gerekd olmak yle dursun, mundus i mmaginabilis
l hayal edilir dnya) tam da mundus sensibilis [duyulur dnya) ile
mundus i ntellegibilis [dnlr dnya] arasnda kendi gerekli
ine sahiptir ve hatta bu iki dnyann iletiiminin koulu, yani
3
0
bilginin kouludur. Antik dnceye gre hayal gc dlerin
imgelerini biimlendirdiinden, bu durum antik dnyada dn
hakikatle (uykuda kazanlan nbili gibi) ve etkin bilgiyle (hasta
lklann kuluka devresinde uygulanan tbbi tedavideki gibi) ili
kisini aklar. ilkel kltrlerde bu hala geerlidir. Sosyal antro
polog G. Devereux, (bu konuda dier aman kltrlerden frkl,
olmayan) Mohave'lerin amanlk glerini ve bu gleri elde et
mek iin gerekli arklar. yntemleri ve sylenlerle ilgili bilgile
ri dlerinde kazandklarna inandklarn syler. Dahas. bu bil
giler uyankken kazanlrsa, dlere girene kadar hibir ie yara
mayacak ve etkisiz kalacaklardr:
Not almama ve onun saaltc trensel arklarn renmeme
izin veren bir aman, bana iyiletirme gcne sahip olamaya
cam, nk arklarn dmde renerek zihnime yerle
tirip etkin hale getirmediimi sylemiti.
Ortaa Aristotelesiliinin hayal gcnn bu arac ilevini zet
ledii formlde C'nihil potest homo intelhgere sine phantasmate,
,
l insan hayal gc olmadan anlayamaz]) hayal gc ve deneyim
arasndaki trdelik hala apaktr. Ama Descartes ve modem bi
limin douuyla. hayal gcnn ilevi yeni bilgi znesi ego cogto
tarafndan stlenilmitir (ortaag felsefesi teknik szlnde, cog
tare filinin anlak ediminden ok hayal gcnn sylemini ifde
ettiini de unutmamak gerekir). Yeni ego ve cismani dnya arasn
da, res cogtans ve res extensa arasnda, hibir aracya gerek yoktur.
Hayal gcnn bylece yerinden edilmesini, doasnn yeniden
tanmlanmasnda da grrz: Gemite, hi de "znel" bir ey de
ilken, znel ve nesnel olann, ite ve dta olann, duyulur ve d
nlr olann uyumasyken, imdi antika dncesinde ikin
ci planda kalan sanrsal ve yaptnc karakteri ne kmaktadr.
Fantazma, deneyimin znesi olmaktan karak zihinsel yabanc
lamann, grlerin ve byl g6rnglerin znesine, yani gerek
deneyimin dnda kalan her eyin znesine dnyordur.
31
i l . Cavalcanti ve Sade (Arzu ve gereksi ni m)
Ama hayal gcnn deneyim dnyasndan karlmas o dnya
ya bir glge drr. Bu glge arzudur, yani deneyimin tketile
mezlii ve firarilii dncesi. Klasik psikolojide zaten geerli
olan ve ortaa kltrnce eksiksiz bir biimde gelitirlecek bir
fikir uyannca hayal gc ve arzu birbirine sk sktya baldr.
Hatta arzunun gerek kayna olan fntazma ("phantasia ea est.
quae tolum parit desiderium") -insan ve nesne arasndaki arac
olarak- arzu nesnesinin ulalabilirliinin de kouludur ve bu
nedenle. sonu olarak, arzunun tatminin de kouludur. Bu a
dan baktmzda, ortaada Stilnovdcu (yeni slup] ve Proven
sal airlerin ak kef
.
akn nesne olarak dorudan duyulur ola
na deil de fntazmaya yneldiinin, yani aslnda akn fantaz
matik karakterinin kefidir. Hayal gcnn dolaymlayc zelli
ini de hesaba kattmzda
.
bu, fntazmann Eros'un sadece nes
nesi deil, ayn zamanda znesi de olduu anlamna gelir. Nite
kim akn yegane varlk mekan hayal gc olduundan, arzu as
la nesnesini bedensellemi halde karsnda bulamaz (Stilno
vo'cu eros'taki bariz Platonculuun nedeni budur) ; karsnda
buldugu ey bir imgedir. Bu imge (ak airleri ve Arap filozoflar
iin
.
szcn sahip olduu teknik anlamla bir "melek"tir: be
denden ayn saf bir imgesellik. arzusuyla gksel katlar hareket
ettiren bir "ayn tz"). bir "nova persona"dr, kelimenin tam anla
myla arzunun yaratt bir "yeni ahsiyet'tir (Cavalcanti "yeni ki
iyi arzudan yaratarak" der). Bu imgede znel ile nesnel, beden
sel ile bedensel olmayan, arzu ile nesnesi arasndaki snrlar orta
dan kalkar. Tam da ak burada bir arzu nesnesi ile arzulayan z
ne arasndaki kartlk olmad
.
aksine, fntazmada kendi zne
nesnesini bulduu iindir ki
.
airler onun karakterini hazz hi
sona ermeyen "tamamlanm bir ak
,,
(in'amors) olarak tanmlaya
biliyorlardr (kendi nesnesini tketen ama onunla asla birleeme
yen, asla onu deneyimleyemeyen bir fol amour'a kart olarak).
Ve bu tanmlamay fantazmay tekil bireyin etkin anlkla birlii-
32
nin tamamland yer olarak gren lbni Rfn teorisiyle iliki
lendirerek, ak bir ilahi kunulu deneyimine dntrebilirler.
Hayal gc, gerekd1 sap deneyimden dlandndan ve
onun yerini ego cogito aldndan beri (ego cogito arzunun znesi
haline gelmitir. Leibniz'in szckleriyle "ens percipiens ac appe
tens
.
,
dir, alglayan ve itahlanan ey), arzu kkl bir biimde ko
numunu deitirmi ve znde doyumlanamaz bir eye dn
mtr. Bu arada, arzunun nesnesine uygunluunun gvencesi
ve aracs (yani onu deneyimlemeyi salayan ey olmu olan) fn
tazma imdi kerdi uygunsuzlugunun (yani deneyimlenemezhi
nin) simgesine dnr. Bu nedenle Sade'da (Cavalcanti'nin tam
tersine) fntazmann harekete geirdii arzulayan ben sadece bir
beden bulur karsnda sadece tketebilecei ve tahrip edebile
cei ama asla onu tatmin edemeyecek bir nesnedir bu, nk be
dende fntazma hep kap gider ve sonsuza dek saklanr.
Hayal gcnn deneyim alanndan kovulmas. Poros ve Pe
nia'nn ocuu olarak kendinde arzu ve gereksinimi birletiren
Eros'u yle bir biimde ikiye aynr ki, artk hayal gcne bal,
doyurulamaz ve llemez arzu ile bedensel gereklie bah. l
lebilir ve teorik olarak doyurulabilir gereksinim asla ayn z
nede bir araya gelemez. Yani arzunun znesi olan Sade'n insan
nn karsnda daima gereksinim znesi olan bir qaka insan var
dr, nk gereksinim kendi arzusunun tersine dnm biimi
ve bu arzunun temel yabanclnn ifesinden baka bir ey de
ildir. Juliette, sindiriminin art ile doyum salamak isteyen
valyenin bu zel isteiyle karlat1nda yle hayknr: "Tenez, a
l 'instant
,
si vous le desirez; vous en avez l'envie, moi j'en ai le besoin"
bu szlerle en keskin biimiyle ifde ettii ey ite Eros'un bu
ikiye ayrldr.
Sadist evrendeki cinsel sapklk zorunluluu da buradan kay
naklanr: Arzu ve gereksinimi bir araya getirerek, arzunun temel
tatminsizliini hazza dntrmek. nk sapn sezdii ger
ek udur: kendisine ait olmayan ey iin duyduu arzu, tekin-
33
de gereksinim olarak onaya kan eydir. Juliette'in sylediine.
valye yle yant verebilirdi: "Senin bedensel gereksinimin
mahrem yabancl olarak hissettiin ey benim arzunun yaban
c mahremiyeti olarak hissettiim eyle ayn: senin gereksinimin
benim isteim, benim isteim senin gereksinimin" (ton besoin, c'est
mon envie; mon envie, c'est ton besoin). Sade'n kahramanlan, tek
rarc cinnetleriyle, deneyimin yitiriliini kahince bir ngryle
cisimletirirler. Buna ramen Sade'de hal: haz varsa eer, nee
varsa eer troubadour ve stilnovo iirinin saf cennet projesi arp
t1m biimiyJe onun romanJannda yaamaya devam ediyorsa,
bu cinsel sapklk sayesindedir, nk stilnovo'cu iirin fntasma
ya ve melek-kadna ykledii ilev. sadist Eros'ta srdrlr.
Cinsel sapklk, Sade'n insann gklere ykseltmek zere
Eros'un kana bulanm tiyatrosundan kanatlanp kap giden
kurtarc ba melektir.
Bugn oka tartlan arzu ve gereksinim arasndaki ikiye
blnme, ne iy niyet ile giderilebilecek bir eydir, ne de giderek
daha da krleen bir siyasi pratiin kk bir hareketle zebi
lecei bir dmdr. Arzunun Tinin Fenomenolojisindeki konu
mu bunu olduka anlaml bir biimde gsteryor olmaldr (La
can, altmz keskin kavrayyla Autre'un [teki} arzusu ve
objet a olarak kavramlatnyordu bunu). Hegel'de arzunun (ki
zbilincin ilk an olarak belirir ve bu da sebepsiz deildir) tek ya
pabildii kendi nesnesini inkar etmeye almaktr, ama asla o
nesne zerinden doyuma ulaamaz. Nitekim arzulayan ben, ken
di varlnn kesinliine ancak tekini bastrarak ulaabilir. y
le diyor Hegel:
Bu tekinin hiliinden emin olan arzulayan zne, kendisi iin
bu hilii tekinin hakikati sayar; bamsz nesneyi yok eder.
bylece kendi varhmn kesinliine eriir . .. Ama bu doyumda,
deneyim, zneye nesnenin kendi bamszlna ship olduunu
gsterir. Arzu ve bu arzunun doyurulmasyla elde edilen kendi
lik-kesinlii nesne tarafndan koullandm]mtr. nk kendi-
34
tik-bilincinin kesinlii ancak bu tekinin batrlp allmasyla
elde edilmektedir: Bu amann gereklemesi iin, bu tekinin
var olma gerekir. O halde zbilin, onunla kurduu olumsuz
lama ilikisi araclyla yok edemez nesneyi, bu biimde alnda
nesneyi yeniden retir, upkt arzuyu yeniden rettii gibi.
Sade'de sapklk sayesinde mmkn olan ha, Hegel'de, efendi
sinin hazzna araclk eden kle-uak sayesinde gerekleir.
Efendi nesneye klesi dolaymyla ynelir genelde hzbilin
olarak kle de nesneyle olumsuzlayc bir iliki kurar ve onun
bamszln yok eder ama ayn zamanda, nesne onun kart
snda bamsz kalr ve kle yadsma edimiyle onu hileyemez:
Klenin yapabi1ecei, nesneyi emekle dntrmektir sadece.
Bunun tersine, efendi iin dolaymsz iliki, bu dolaym saye
sinde, ayn nesnenin dpedz yadsnmasna, yani o nesneden
doyum salanmasna dnr. Arzu bunu nesnenin bamsz
h nedeniyle gerekletiremez ama efendi kendisi ve nesne
arasna kleyi koyduundan, sadece nesnenin baml yann
kendine alr ve nesneden yalnzca haz duyup yararlantr. Nes
nenin bamsz yann, ona emek veren kleye brakr.
Ancak yantn hep btnsel toplumsal srece brakarak sonsuza
erteleyen bir diyalektik makinenin kard byk grltnn
ortasnda Sade'n insannn sormaya devam ettii soru da udur:
"Ya klenin haz z ne olacak? Eros'un birbirinden ayrlm iki ya
nsn yeniden bir araya getinnek nasl mmkn olabilir?"
1 1 1 . Deneyi m, quete, macera
Ortaa quete'lerinde4 deneyim sorunu zel bir biimde ortaya
kar. Ortaa Hristiyan dnyasnda bilim ve deneyim arasndaki
ilikide Autun'lu Honorius'un u yazdklaryla rek bir biimde
ifade edilen bir ilke hkm sryordu: .. ilk gnahtan nce_ inan
4
Ora<a valyelerinin aray yolculuu ve bunu anlatan edebi tr,
romans. - . n.
35
iy ve kty biliyordu: lyiyi deneyim yoluyla (per experientiam).
kty bilim yoluyla (per scientiam). llk gnahtan sonra1 insan
kty deneyim yoluyla
,
iyiyi sadece bilim yoluyla biliyor." Qu
ete (yani insann iyiyi sadece scientiam yoluyla bilebilme ve onu
bu biimde deneyimleme giriimi) bilim ve deneyimi tek bir z
nede birletirmenin olanakzln ifde eder. Bu nedenle Graal'
(Kutsal Kase'yi) gren ama onu deneyimlemeyi baaramayan Par
sifl quete'yi asl temsil eden kahramandr - tpk kendi Kase de
neyimi dile gelmeze gmlen Galahad gibi. Bu bak asyla Ka
se (yani bilgi krnn lehimlendii ve bilim ile deneyim paralel
lernin karlatklan olanaksz birleme noktas), insan deneyi
minin ieriini bir aporia olarak -yani kelimenin tam anlamyla
yol-suzluk (a-potia) olarak- kuran eydir. Bu nedenle quete
,
bilim
deneyinin tam tersidir (onu ngrse
b
ile). Scienlia experimenlalis
projesi onaan sonlarnda Roger Bacon tarafndan dlenmitir
ve daha sonra kodifikasyonunu Francis Bacon'da bulacaktr.
Aslnda bilimsel deneyim bilgiye giden kesin bir yolun (bir
methodos'un, yani bir patikann) inas iken. quete, yolun yoklu
unun (aporia) insan iin olanakl tek deneyim olduunun anla
lmasdr. Ayn nedenle, quete1 yeniada deneyimin son sna


olarak beliren macerann da kartdr. nk macera deneyi
me gtren bir yol olduunu ve bu yolun (tandk, bildik ve or
tak olann akine) sra d ve egzotik olandan getiini varsayar
ken. quete'nin evreninde egzotik ve sra d sadece her deneyi
min temel aporia'snn ifresidir. Bu nedenle. gndelik ve bildik
olan (Mana'nn ky hayatn ve sakinlerini) sra d olarak ya
ayan Don Kiot. tam anlamyla ortaagdakilere denk den bir
quete'nin znesidir.
iV. Descartes' n kara nl k gecesi "
Mistik deneyim ile Kartezyen ego co
g
ito'nun deneyimi arasndaki
yaknlk sanlandan ok daha somuttur. Elimizde bulunan Olym
piques gibi notlarnda Descartes harikulade bir kefin temelini
36
nasl anlamaya baladndan bahseder (cepi intelli gere fundamen
tum inventi mirabilis). Bu notlan dolayl bir biimde aktaran ilk
Descartes biyograf Baillct'ye gre;
I Descartes) 1 0 Kasm 1 61 9'da, tamamen heyecan dolu bir hal
de, o gn harikulade bilimin temelini bulduu dncesiyle
dolu olarak uykuya daldnda, ayn gece birbiri ardna r
ya grd, bu ryalarn yukardan gnderildiini dtnd.
(Ardndan rya anlatlr. ) Descartes henz uyanmamtr, d
grmeye devam ederken kendi ryasn yorumlamaya alr,
uyandtnda "ak gzlerle ve sakince" yoruma devam eder:
lkinci ryasnda onu etkileyen korku Descartes'a gre, bir sin
deresiS belirtisiydi, yani hayat boyunca o gne kadar iledii
gnahlann bilincinde uyandrd bir vicdan azab. Gmbr
tsn duydugu yldrm, onu ele geirmek iin stne inen
Hakikat Ruhunun gstergesiydi.
Ama sinderesi bu noktada Baillet'nin yorumladt gibi sadece vic
dan azab deildir, ortaa ve Rnesans'n mistik Yeni Platoncu
luuna zg teknik bir termdir. Ruhun en yksek ve en hassas
blmn anlatr ve dorudan duyust olanla iletiime geer,
ilk gnahla bozulmamtr. Belki de bu sayfalarda sonraki ego co
gilo deneyiminin bir habercisini ve kltrmzn sk sk kart
kutupl
a
r, kart tezler olarak alglamaya meyilli olduu eyler
arasndaki zsel yaknln bir kantn daha grmek gerekir.
Grdmz gibi. cogito, tpk mistik sinderesi gibi_ bir '"karan
lk gecenin" ardndan, her trl nitelik ve ierkten annp plak
laan ruhtan geriye kalan eydir. Ben'in bu aknsal deneyiminin
odak noktas, bir Arap mistii olan Hallac tarafndan rek tekil
edecek bir biimde ifade edilmitir: "Ben benim, artk zellikler
yok; ben benim, artk nitelikler yok. Ben szn saf znesiyim."
5
Onaag felsefesine gre. iyiyi ktden a edebilmeyi salayan yeli. " .n.
il 1
O
lanakh deneyimin ieriini zamannn bilimiyle (yani New
ton'cu fizikle) zdeletirirken bu bilimin znesindeki
problemi yeni bir kesinlikle onaya koyan Kant'n deneyim sor
nunu temellendiri biimini de ite bu ereveye yerletirek ge
rekir. Kant. znenin tek bir ruhsal ben'de tzsellemesi karsn
da, "Ben dnyorum"u, yani hibir ekilde tzselleemeyecek ya
da ruhsallaamayacak ben'i . ruhsal bilin ya da ampirik ben' den
ayrmakla ie balar.
Bu noktada ampirik ben olarak kendini zerk bir biimde or
taya koyan, yine deneyimin eski ben'idir, bu ampirik ben "ken
dini yitinnitir1 zne kimliiyle ilikisi yoktur ... bu haliyle gerek
bir bilgiye temel tekil etme kapasitesinden yoksundur. Bu ben'in
yannda, her trl bilginin koulu olarak "ben dnyorum". a
knsal bilin, yani bilincin zgn sentetik birlii yer alr ancak
"onun sayesinde kendi temsillerimin oulluuna kendimle z
de bir ben acfedebilirim", onun yokluunda, deneyim asla bilgi
olmayacak, "bir alglar rapsodisi" olmaktan teye gidemeyecektir.
Kant , bu ikiliin tek bir znede bileimini aka rtm
tr, bunu bir yandan entelektel sezginin darda braklmas,
te yandan da rasyonel psikolojinin temelindeki "psikolojik ya
nhm"
6
eletirisi sayesinde yapmtr. Kant'a gre aknsal zne,
38
bir nesneyi bilemeyecei (bilebilmek iin duyusal deneyimle do
nanm sezgiye gereksinim duyar, ama kendinde byle bir sezgi
yeLisi yoktur), nesneyi sadece dnebilecei iin, kendi kendisini
de rasyonel bir psikolojinin nesnesi olabilecek tzsel bir gerek
lik olarak bilemez. Kant, znenin yalnzca aknsal olan gerek
liini byk bir etkililikle tekrar tekrar aklad pasajlardan bi
rinde yle yazar:
Bu bilimin temeline, bir "ben" temsilinden baka bir ey koya
n1ayz, ben, kendi kendisi iin de tamamen bo ve ierikten
yoksun bir eydir; bir kavram olduu sylenemez, dier btn
kavramlara elik eden basit bir bilintir
.
Bu dnen Ben ya da
O ya <a u (nesne, ey). bir x'e eit olan aknsal bir zneden
baka bir eyi temsil etmez. Bu ak nsal zne, ancak kendisi
ni n yklemleri olan dnceler sayesinde bilinebilir, bunlar
dnda onunla ilgili, soyut bir biimde dahi olsa, asla en k
k bir kavrama bile sahip olamayz. Onunla ilgili herhangi bir
ey hakknda yargda bulunmak iin daima temsiline bavur
nak zorunda olduumuzdan. kesintisiz bir dngde dolanp
dururuz: kendi iinde bilin, zel bir nesneyi ayrt eden bir
temsil olmayp temsilin genel bir biimi olduundan, ondan
ayrlabilir olmay rahatsz edici bir durumdur. Bilin genel
bir temsil biimi oldugundan, bu haliyle ona bilgi denmelidir.
Onunla ilgili syleyebileceim tek ey udur: Ben her eyi
onun sayesinde dnrm . Bu noktada rasyonel psikolojinin
douunu dpedz bir yanl anlamann salad grlr. -Ka
tegorilerin Lemelindeki bilincin birlii bu noktada nesne olarak
kabul edilen znenin sezgisi saylr ve bu sezgiye tz kategori
si uygulan,r. Aslnda bu birlik, dncede birlikten baka bir
ey deildir ve dnce ortaya bir nesne karmaz; bu neden
le ona srekli belli bir sezgiyi varsayan lz kategorisi uygula
namaz; bu yzden de, bu zne kesinlikle bilinemez.
6
Paralogism/paralogismo: Mantksal bak asna gre yanl muhakeme
sofsma'dan aynlr nk yanllk kastl deildir. - .n.
39
Deneyim sorununun bu en kesin biimiyle ortaya konulmas,
onun deneyimlenemez olana dayanarak temellendirilmesi sonu
cuna gtrmektedir. Ama Kant'n her trl kankhk ve her tr
l snu amna kar ben'in ikiye ayrlmasn savunuundaki ina
d, onun o aknsal boyutu her taraftan adeta titiz bir kadastrocu
gibi snrlama uranda tam da bilginin olanakhlnn koulu
nu grdn gsterir. Ve bu aknsal boyut da lladn aknla s
nrda olmaktan alyordur ve bu yzden de sadece duyular-te
sine dme tehlikesiyle deil , ayn zamanda, tamamyla anlam
dan yoksun kalma tehlikesiyle de kar karyadr."
Salt Akln Eletilisi, deneyim sorununun Bat metafiiinde,
saf biimde eriilebilecei, yani elikilerinin saklanmad son
yer olmutur. Kant sonras dnceyi balatan ilk gnah ise a
knsal zneyi ve ampirik bilinci tek bir mutlak znede tekrar bir
letirekt ir.
Hegel'in Ansiklopedisine gre, Kant felsefesi, tini sadece bilin
olarak tasavur etmi (yani zbilin ve ampirik bilin olarak d
nmemi) ve bu yden "kendi iinde ve kendi iin tin kavra
mna, yani bilin ve zbilincin birlii olarak tin kavramna" ula
may baaramamtr. Balangtaki ad Bilin Deneyiminin Bilimi
olan Tinin Grngbilimi'nin nsznde bu birliklen doan de
neyim kavramn anlamak mmkndr. nk deneyim burada
bilincin sadece biimi ya da arac ya da snn olmaktan kar ve
yeni mutlak znenin asl zne dnr: Yaps, diyalektik sre
cin yapsdr, deviniminin yapsdr.
Bilincin kendi zerinde gerekletirdii ve hem bilgisini hem
de nesnesini elkileyen bu diyalektik devinim, bilin iin yeni
gerek nesneyi dourduu iin, deneyim (Erfahrng) denilen
eyin ta kendisidir. Bilin bir ey bilir bu nesne zdr ya da
kendinde eydir ama ayn zamanda bilin iin de kendinde ey
dir. Ve bu gerein iflanlamhl da bylece devreye girer.
imdi bilincin iki nesnesi olduunu grrz: biri, yani ilki ken
dinde eydir, ikincisi, bu. kendinde olann bilin iin olmasdr. Bu
4
ikincisi, ilk bakta, bilincin kendi dnmnden. kendini
yanstmasndan baka bir ey deilmi gibi grnr yani bir
nesnenin temsili deil, sadece bilincin o nesneye ait bi lgisidir.
Yine de, daha nce gsterdiimiz gibi, ilk nesne bu srete de
iime urar: kendinde olmay brakr ve bilin iin, sadece ve
sadece bilin iin kendinde olan bir nesneye dnr. O hald
hakiki olan budur: Kendinde olann bilin iin olmas. Bilincin
Zdr bu, onun nesnesi'dir. Bu yeni nesne ilkinin hilenmesi
ni ierir, onun zerinde gerekletirilen deneyimdir . . . O halde
sre yle ilemektedir: tk bakta nesne gibi grnen ey bi
linle bu nesnenin bir bilgisi haline gelir, yani hendinde olan bi
lin iin bir varlk haline geldiinde, bu artk yeni nesnedir ve
bu nesne sayesinde z olarak ncekinden daha frkl bir eye
sahip olan yeni bir bilin figr de ortaya kar. Bilin figrle
rinin, bilincin zorunluluunda tmyle birbirini izlemesine
gtren ite bu durumdur. Bu zorunluluk nedeniyle, Bilim'e
doru yry zaten BHim'in ta kendisidir ve bu nedenle, bu
zorunluluun ierii asndan, bilincin deneyiminin bilimidir.
Heidegger, hakl olarak "bilincin deneyiminin bilimi,, ifadesindeki
tamlayann nesneye deil, zneye ait oldugunu gzlemler. "Bilin
cin deneyiminin bilimi" u anlama geliyordur: Bilin, yeni mutlak
zne, znde bilime doru bir yrytr, bir deneyimdir (ex
per-ientia'dr, yani bir yerden gelip bir yere doru gitmektir), ya
ni zaten bilimin ta kendisi olan bir deneyim. Bu noktada, dene
yim, yalnzca bilincin temel bir zelliinin addr: onun zsel
olumsuzluu, yani her zaman, ta en bandan beri, henz olma
d ey oluu. Bu yzden diyalektik de bilgiye dardan eklene
cek bir ey deildir. Aksine, diyalektik ank, yeni mutlak znede
(Kartezyen Ben'de olduundan ok daha ileride), bilginin z
nn deneyimin zyle birletii, zdeletiini gstermektedir.
Bilincin diyalektik bir yapya sahip oluu, onun asla btn ola
rak kavranp ona sahip olunamayaca anlamna gelir, bilin an
cak kendi oluumunun tmel srecinde, kendi "azap tepesin-
41
de"
7
btndr. Daha nce grdmz gibi, geleneksel dene
yimde zaten nk bir biimde var olan olumsuz karakter -her
zaman bir lm deneyimi oldugu lde- burada insan varl
nn kendi yapsna dnmektedir.
Bu nedenle deneyim kesinlikle sadece yaanabilecek ama as
la sahip olunamayacak bir eydir artk. Deneyime asla bir btn
olarak eriilemez, tmel toplumsal srecin sonsuz yaknlamas
dnda asla tamam deildir. Hegel. deneyimi Schiller1in Tinin
Grngbilimi'nin sonunda yer alan dizelerindeki "sonsuzluk k
p" imgesiyle betimler; deneyim burada tarih ve bilimin Mut
lah Bil'de birlemesidir:
Bu ruhlar krallmn kutsal kadehinden
Ona kprp taan kendi sonsuzluu
Engels'in bir doga diyalektii ina etme giriiminden itibaren He
gelci sistemin snrlannn epey tesine geen gnmz diyalek
tik egemenliinin kk de deneyimin bu edinilemez ve olumsuz
karakteri anlaynda yatmaktadr -baka bir deyile, hla byk
lde yaamakta olduumuz bir deneyimsizlemede; ve ite bu
deneyim kaybnn diyalektiinin (dia-legesthai olarak diyalektik:
Bir ey zerinde younlamak ve konuma yoluyla tesine ge
mek) grevi de bir birlik grnts salamaktr, gerekte var ol
mayan bir birlik. Bu nedenle, Hegelcilikten sahiden kurtulmu
bir Marx yorumunun bugn en acil grevlerinden biri de diya
lektiin eletirisidir; tabii, Hegelci znenin (bilin) yrrlkten
kaldnldn ilan ederken bir yandan da onu zsel yaps ve ie
riiyle diyalektik sayesinde muhafaza etmenin bir eliki olduu
nu kabul ediyorsak eer.
On dokuzuncu yzyl psikolojisi de, temel mitini. aknsal
ben ve ampirik ben arasndaki Kant kartln almas ve z
nenin bir "ruh,,ta (psyche) tzselletirilmesi zerine ina eder: Sz
konusu olan psikosomatik bir bendir, nou ve psyche'nin mistik
7
lsa'nm arha gerildii tepeye gndere. .n.
42
birliinin ete kemige brnmesidir (antika metafizii de bu
ben'e taklarak baanszla uramt). Fechner'den Weber'e ve
Wundt'a kadar, bilimsel denilen psikoloji
,
rasyonel psikol ojinin
zneyi tzselletirmesinin (Kant'n sz ettii psikolojik yanlm
dr bu) ve fizyolojinin tesine gemi bir ampirik psikolojinin
imkanszln amaya alr. zneye ulamak iin kendini bilin
olglarnn bilimi olarak kurar; bu olgular, rhsal ve ezamanl
fizyolojik olgular arasndaki (rein ruhsal durumlarla beyinsel
bir durum ya da bir duyumla bir uyarm arasndaki) koutluk
tan tretilmektedir bu yakla1mda. Ama ite tam da bu ruhsal-fi
ziksel koutluk hipotezi, bilimsel psikolojinin metafizik kkeni
ni ele verir (Bergson, hakl olarak
,
rex extensa ile res cogitans ara
sndaki kartln insanda da geerli olduu yolundaki kartez
yen yaklamn uzants olarak gryordu bu "koutluk" hipote
zini). Bilimsel psikolojinin, bilin olgularn bir kez fizyolojik s
re ve bilin olarak ikiye bldkten sonra bu olgular ezamanl
bir ekilde kavramasnn olanakszl da yine bununla ilgilidir.
stelik bunun olanakszl Leibniz tarafndan oktan gsteril
miti: Monadoloji'de, algnn mekanik aklamasna, yani "figr
ler ve devinimler" araclyla aklanmasna atfla yle diyordu
Leibniz :
Kendi yapsyla dnce, duyum ve alg retmeyi beceren bir
makinenin olduunu varsayalm bu makinenin yeterince ge
nilediini de varsayalm, yle ki, iine bir deirmene girer gi
bi girilebiliyor olsun. Bu durumda, insan ieride birbirleriyle
etkileen paralar grecek ama Alg'y aklayan bir eyle hi
bir zaman karlamayacaktr.
ite on dokuzuncu yzyl psikofizyolojisinin hapsolduu dng
budur ve modem psikiyatri de kendi yerini bu dngde bulmu
tur. Temel paradoksu, Eugen Bleuler'in Lehrbuch der Psychiat
rie'nin giri blmndeki son derece ak szl itirafnda ortaya
kar: Bizler bilinci "ruhsal bir srecin znel esi" olarak betim-
4
3
lemeken baka bir ey yapamayz, ama bu e de "sadece kendi
iselliinde" dorudan kavranabilir.
On dokuzuncu yzyl sonunda Dilthey ve Bergson (daha
sonra da Husserl ve Scheler) "yaam saf bir deneyimde" kavra
ma giriimlerini ite bu psikofizyolojinin eletirisi zerinde te
mellendirirler. Psikolojinin ruhsal-fiziksel tzsellemeler aracl
yla oluturmaya alt bilin olaylannn karsna, tzsel ol
mayp sadece niteliksel olan bir bilin yerletirirler bu bilin do
laysz deneyimde ortaya kyordur: Bergson'un "saf sure"si, Dilt
hey'n Erlebnis'i. Tpk yzyl sonu kltrnn nemli bir bl
m gibi (buna iir de dahildir) btn bir "yaam felsefesi" de, bu
yaanm deneyimi ie bakn salad o kavram-ncesi dolay
szlnda yakalamaya ynelmit ir. Kant iin herhangi bir bilisel
deer tamayan ve bir "alglar rapsodisinden" ibaret olduu iin
de sadece aknsal ben'in olanakszln ifade eden o isel duyu,
imdi en sahici deneyimin kaynana dnmektedir. Ama ite
yaam felsefsi de kendi elikilerini tastamam Erlebni s'in bu "ya
anm deneyim'' dncesinde ortaya koyar ("yaanm zaman"
ve "saf sre"de olduu gibi).
Erlebnis'te isel deneyim, aslnda ba sonu olmayan, sadece
niteliksel olduu iin de ne llebilen ne de kavranabilen bir
"bilin ak" olarak ortaya kar. Bu nedenle Dilt hey.
isel dene
yimde (innere Erfhrung) ortaya kan varhgm121, kk ve gv
desiyle toprak altnda bulunan ve yukanya sadece yapraklan
kan bir bitkiye benzetirken, Bergson da bilin olaylarnn akma
ve otantik safndaki sreye erimemizi salayan edimi akla
mak iin sezgi'ye bavurmak zorunda kalr ve bu sezgiyi de an
cak Yeni Platoncu gizemciliin Bir ile birlii karakterize eden te
rimleriyle betimleyebilir: <zihnin, zihin tarafndan dorudan g
rlmesidir bu . . . . kendiliinden bilintir, grd nesneden g
bela ayrlan bit gr.'' ("c'est la vision directe de l 'esprit par l 'esp
it . . . . conscience immediate
,
vision qui se distinge a peine de l 'object
vu.") Ya da yazann aniden kendini "konunun yreinde" bulma-
44
sn salayan i lham He karlattrr onu ve bu da son derece fira
ri bir deneyimdir, yakalanmas mmkn deildir, nk "Eer
biri ardnda hissettii uyarm yakalamak iin arkasna dnerse,
o uyann kap gider. " ("si l'on se retourne brusquement vers l'im
pulsion qu'on sent derriere soi pour la saisir, elle se derobe. ")
Bylece yaam felsefesi, Erlebnis'i, yani kendi temeli olmas
gereken saf deneyimi yakalayp kavrama grevini ya iire (iir de
bu miras ancak ierdii avantaj larla kabul eder ya da kendini
k olmayan bir yola hapseder) ya da gizemcilie brakr (o da
yzyln sonundaki teozofi rnesansnda bu grevi evkle kabul
eder). Dilthey'n yaanm deneyimi, ancak "dilsiz" ve "karanlk"
olmaktan karak iirde ve edebiyatta "ifade,, haline geldiinde
incelemeye deer saymas ve bylelikle "yaam felsefesini" her
meneutik'e dntrmesi tesadfi deildir. Bergson'a gelince,
"dank ve yaygn bir mistik sezginin" ve ''genilemi bir bilim
sel deneyim iinde elde edilen bir 'te' vizyonunun" mesihvari
bekleyiine der.
Husserl'in kartezyen ben'in aknsal deneyimini "Erlebnis'le
rn ak" iine yerletirme giriimini de bu ereveye oturtmak
gerekir. Ama Husserl'in hemen karsna kan eliki, ikinci
Kartezyen Meditasyon'un bir pasajnda aka grlmektedir.
Husserl ampirik psikolojinin bilin deneyimine sahici bir veri
salama olanan sorgulamaktadr:
Bu tr bir balang. varsaym olarak, bilin yaammn "dsal"
ya da en iyi ihtimalle "isel duyarllk" verileri manzumesi ola
rak yanl kavranmasna srkleyebilir bizi; o zaman, bu veri
leri eitli birl iklere balama ii de biim-niteliklere havale edi
lecektir. Bu durumda atomculuktan kanmak iin iin iine
bir doktrin daha katmak gerekecektir: Biimler zorunlu olarak
verilerde bulunur ve bu yzden btnler de kendi paralarn
dan nce gelmektedir. Ama bilincin betimleyici teorisi radikal
bir balang yapugnda
,
karsnda ne byle veriler bulur ne
de byle btnler; bulaca . olsa olsa sadece nyarg halinde-
4
5
ki birtakm "veri" ve "btnlerdir". Bu teori iin balang nok
tasl saf deneyimdir, hatta daha uygun bir ifadeyle, henz dil
siz olan deneyim; ve bu deneyim imdi, ilk def kendi anlam
nn saf ifdesine kavuturulmaldlr. Bu nedenle, gerekten ilk
olan, en nce gelen sz, kartezyen "ego cogito" (dnyo
rum) szdr.
Alnda en ilgin olan, Husserl'in, bu dilsiz deneyim kavramyla
(isel Zaman Bilincinin Grngbilimi

zeline Derslerin bir bl


mnde isel zamansallik ve onun zneyle ilikisi hakknda yle
der: "bunun iin elimizde adlar yok") saf bir deneyim ideasna en
byk yaknlamay gerekletirmi olmasdr. Bu dilsiz dene
yim, hem znellikten hem de varsaylan bir psikolojik gereklik
ten nce geliyor olmaldr. Ama o zaman da bu deneyimi ego co
gito' daki "ifdesiyle" zdeletirmesi, yani dilsiz olandan konuan'a
gemesi biraz tuhaf olmaktadr. Belki de bu alntda, aknsal z
nenin dorudan ifde olarak, yani dilsel bir ey olarak anlalma
s da bir tesadf deildir. Bu durum, hem bir pronuntiatum {be
yan. sz. szcelem] olarak ego cogito'nun kesinliinin kanezyen
temellendirmesini hem de Dilthey'n Erlebnis ile onun ifadesi ara
snda kurduu zdelii sorgulama olana verir bize. Kken so
rununu gerekten radikal bir biimde ortaya koymak isteyen bir
deneyim kuram. zorunlu olarak bu "ilk ifade"nin tesine gidip,
"deyim yerindeyse hala dilsiz olan" deneyimden yola kmaldr,
ki bu da unlar sormay gerektirir: Dilsiz bir deneyim var mdr?
Deneyimin ocukluu [in-fancy: dilsizlik] var mdr? Varsa bunun
dille ilikisi nedir?
46
YORUMLAR
1 . Mo ntai gne' i n attan d ve bi li nalt
Denemeler'in ikinci kitabnn V. Blm, De L'Eercitalion bal
nn da fsldad gibi , deneyim zerine kk bir deneme ie
rir. Burada Montaigne kendisi iin zel bir nem tar gibi gr
nen bir kazadan sz etmektedir. Bir gn evinin yaknlannda
ayakta zor duran kk bir at zerinde geziniyordur:
. . . . benim iilerden biri, iri yar salam bir adam, kocaman
azl kzl kahverengi gen gl bir hayvana binmiti. Bir ce
saret gsterisi yapmak ve dierlerini gemek iin, atn dizgin
lerini ekip hayvan zerime srd. Kck bir adam ve k
ck atn zerine dev bir heykel gibi dt. Hzl hamlesi ve
arlyla bizi yldrm arpma dndrd. Beni bir tarafa, at
baka tarafa savurdu, ayaklarmz havada yerde bulduk kendi
mizi: At tamamen sersemlemiti, ben ondan on on iki adm
tedeydim, l gibi yzkoyun yatyordum, elimdeki kl on
adm tedeydi, kemerim parampara olmutu, ne hareket ede
biliyordum ne de bilincim yerindeydi, kku toprakta bir ku
tk gibiydim.
Yava yava duyulanna kavutugu anlar betimlerken Montaigne
benzersiz ustaln da kantlar:
Yeniden grmeye baladmda, gsz, l, bulank bir gr
sz konusuydu, sadece frk edebiliyordum . . . Ruhun ilev
lerine gelince, onlar da bedeninkiyle birlikte yava yava dou
yordu. Kendimi kanlar iinde grdm, kustuum kan gmle
ime bulamt. . . Bana yle geldi ki, yaamm uup gidiyordu,
tek yaam belirtisi d udaklarmm ucundayd: Kendime yardm
edebilmek iin gzlerimi kapadm, bylece o yaam be lir isini
de dar itebilecekmiim gibi geldi, baygn dmekten ve ken
dimden gemekten zevk almaya balamtm. Bu yle bir im
geydi ki, geri kalan her ey gibi, zayf ve bitkin ruhumun y-
47
zeyinde yzmekten baka bir ey yapmyordu, ama ashnda
acdan yoksun olmaktan ibaret olmayan bir durumdu, hatta
insan -uykuya dalarken bir holuk yaar ya, onunla kark bir
durumdu.
Bu an Montaigne'e bir dizi aklama yapma frsat salar bir ala
cakaranlk durumu, zel bi r deneyim modeline dnr burada;
belli bir ana zg, tikel bir deneyim olsa da, bir bakma en u ve
sahici biimiyle deneyimdir bu ve Denemeler'in tm aratrmas
n mkemmel bir biimde zetler gibidir. nk kendi bilinsiz
lik hali on 11lm deinde gszlkten baygn derken gr
dmz ve byk aclar ektiklerine ya da ruhlannn ac veren
dncelerle ezildiini sandmz insanlar" ile ay grnr:
"Hep, ruh ve bedenleriyle gmlp uykuya daldklarn d
nrdm: vivit. et est vitae nescius ipse suae. Organlar bylesine
byk bir sarslma iindeyken ve bylesi bir duyum yitimindey
ken ruhun kendini tanyabilecek gc iinde banndrabilecegine
asla inanmadm. " Uykuya dalmak zere iken de, olduka benzer
bir durum onaya kar. Tpk uykunun ilk anlarnda, o bizi ta
mamyla esir almadan nce, "uykudaym gibi etrafmzda olan
biteni duyduumuzda ve pek de net olmayan bir biimde, belir
siz ruhun snrlanna dokunmaktan teye gidemezmi gibi gr
nen sesleri algladmzda ve buna mukabil bize yneltilen son
szlere anlamsz szcklerle yant verdiimizde olduu gibi. "
Szlerine yle devam eder:
midem phtlam kanla doluydu, ellerim kendiliinden oraya
uzanyordu, tpk kandn hissettiimizde kanan yere (ira
demiz dnda) uzandklar gibi. ldkten sonra, kaslarn
dorultan ve hareket eltiren pek ok hayvan vardr. ayn eyi
insanlarda da grrz. Hepimizg deneyim yoluyla, izin almak
szn hareket eden, dorulup kalkan ya da aa doru inip du
ran organlarmz olduunu biliriz. Bu aclar bize ancak yzey
den temas eder, bizimdir diyemeyiz. Bizim olmalar iin. insa-
48
n n bunlar tamamyla stlenmesi gerekir; uyurken hissettii
m iz el ve ayak arlar bize ait deildir.
O halde bize ait olmayan deneyimler vardr, bu deneyimler "bi
zimdir" diyemeyiz ve tam da bu nedenle, tam da deneyimlene
mez deneyimler olduklarndan, deneyimimizin lme doru
uzanrken dayand en u snn olutururlar. "Bylesine anlam
sz bir olayn yks diyerek szlerini srdrr Montaige,
"eer ondan kardm u ders olmasa, olduka bo bir ey ola
rak kalacakt: Aslnda, lme almak iin, ona yaklamaktan
baka yaplacak bir ey olmadn anlyorum . . . . bu benim re
tim degil, benim dersim; bir bakasnn dersi deil, benim.
,
,
Iki yzyl sonra, Rousseau Yalnz Gezeni n Dleri'nde ok
benzer bir ykden sz eder, ylesine benzer bir blmdr ki.
jean-jacques'a atfetmeye altmz bezdiren hazclk olmasa.
bu blmn dorudan Montaigne'den tredii dnlebilir.
Saat altya doruydu, Menilmontant yokuundan iniyordum,
Galant-Jardinier'in karsna varmtm ki, nmde yrmekte
olan bir grubun anszn da lp birbirlerinden ayrldn gr
dm. Kocaman bir kpek zerime atld, tm gcyle bir atl
arabann nnden kamaktayd, ne hzn kesecek ne de beni
frk ettiinde arpmamak iin ynn deitirecek gc kal
mt. . . Tekrar kendime gelene kadar, ne arpmay, ne dUme
yi. ne de ardndan olup bitenleri hissettim . . - O an iinde bulun
duum durum o kadar kendine has, tekil bir eydi ki, burada
betimleyemiyorum. Gece ilerliyordu. Gkyzn grdm, yl
dzlar ve etrafmdaki bitki rtsn. Bu ilk duygu bir an iin
ok hotu. Bu duygu syeinde, kendimi hisediyordum. O an
dnyaya geliyordum. Sanki algladm tm nesneler benim ha
fif varlmla doluyordu. O anda etrafmdaki eyler bana hibir
ey hatrlatmyordu; kimliim hakknda ayrc ufack bir ey
bile yoktu, bama ne geldii konusunda en ufk bir fikrim bi
le yoktu: Ne kim olduumu ne de nerede olduumu biliyor
dum. Ne ac ekiyor, ne korku ne de tedirginlik duyuyordum.
49
Kanmn akp gidiini, bir derenin szln izlermi gibi iz
liyorduma Bu kann bana ait olduunu aklmdan bile geirmi
yordum. Tm varhmla dingin bir esriklik hissediyordum. Bu
esriklik ne zaman aklma gelse, bildik tm zevkler iinde ona
benzer, onunla mukayese edilebilecek hibir ey bulamyorum.
Burada da bir alacakaranlk (k) ve bilinsizlik durumu sz
konusudur ve bu durum zel bir deneyimin modeli haline gelir,
ancak Montaigne'deki gibi lm ncesi bir duru
_
m deildir, daha
ok bir doum deneyimidir ("O an dnyaya geliyordum").
Almtladmz bu olaylar birbirlerinden bamsz iki yalnz
haberci gibidirler
, bildirdikleri ise on dokuzuncu yzyldaki bi
linalt kavramnn ortaya k ve yaytlmasdr. Bu kavram
Schelling'den Schopenhauer'a oradan da Freud'a gemi ve onun
esrindeki zgn yeni formulasyonuna ulamtr. Bu kavramn
bu noktada bizi ilgilendirmesinin tek nedeni, bir rahatszlk
semptomu olarak ortaya kan bir deneyim kuramn

rtran
gndermelere sahip olmasdr. Kukusuz, modem deneyim kav
ramnm krizi -yani kartezyen zne zerine temellenen deneyi
min krizi- bilinalt ideasnda en st seviyede akla kavutu
undan, bir nc kiiye, bir O'na mal edilii ak seik ortaya
konduundan, bilinalt deneyim aslnda znel bir deneyim de
ildir, Ben'in deneyimi deildir. Kant bak asyla, bir deneyim
olduu bile sylene
m
ez, nk her trl deneyimin temeli ve ga
rantisi olan, bilincin o sentetik birlii (zbilin) bulunmamakta
dr. Yine de, psikanaliz bize, en nemli deneyimlerin zneye ait
olmadklarn, bir nc kiiye, "o"na ait olduklarn gsterir.
"O" Montaigne'in attan dmesindeki gibi lm deildir, nk
o andan itibaren deneyim snn tersyz olmutur: Art k lm y
nnde deildir, ocukluga doru gerilemitir. Snnn bu geriye
gidiinde, tpk birinci kiiden nc kiiye geite olduu gibi>
yeni bir deneyimin kendine zg yanlann ortaya karmalyz.
50
i l . Modern i i r ve deneyi m
Moder iir de kendine zg konumunu bu deneyim krizi orta
mnda bulur. nk yakndan baktmzda Baudelaire'den bu
yana modem iir yeni bir deneyim zerinde deil, nclleri ol
mayan bir deneyim yokluu zerinde temellenmitir. Baudela
ire'in byk bir cesaretle kendi sanatsal retiminin merkezine
oku yerletinnesinin nedeni budur. Aslnda deneyim, her ey
den nce srprizlerden korunmaya yneliktir ve bir ok yarat
mak deneyimde bir gedik amay gerektirir. Bir eyi deneyimle
mek, o eyin yeniliini ortadan kaldrmak, onun ok potansiye
lini etkisiz hale getirmek anlamna gelir. Metalann ve makyajn
-yani zellikle deneyimlenemez olann- Baudelaire'i bylemesi
de bununla ilikilidir.
Baudelaire'de, deneyimi haczedilen bir insan, kendini okun
iddetine maruz brakr. Deneyimden yoksun braklmaya iirin
verdii yant, bu yoksun braklma deneyimini bir hayatta kalma
sebebine dntrmek ve deneyimlenemez olan kendi normal
koulu haline getirektir. Bu perspektifte "yeni" aray da yeni
bir deneyim nesnesi aray1 olarak grnmez, aksine, bir dene
yim ertelemesi ve deneyim tutulmas anlamna gelir. Bu noktada
yeni olan deneyimlenemezliktir , nk 11bilinmezin derinlikle
rinde" yer ahyordur
8
: Kant'n "kendinde ey"i, deneyimlenemez
olann ta kendisi. Baudelaire'de bu aray "ortak bir yer" yaratma
zlemi gibi paradoksal bir biim alr - ve onun berrakhnn,
ayklnn da kantdr bu ("creer un ponci c'est le genie" diyordu,
"deha bir basmakalp yaratmaktr" Baudelaire iirinde apansz
bayalk belirileriyle ekillenen o ok zgn ritmi dnn,
Proust'u en ok arpan zelliklerinden biriydi bu). Bununla kas
tedilen, yzyllar sren bir deneyim birikimiyle yaratlabilecek,
tekil bireyin kefi olamayacak bir ortak yerdir. Ama insann de-
s Baudelaire'in <Seyahat" iirinin son dizelerine gndere: "Cennet
ve Cehennem her neyse, dalmak uurumun dibine I Bulmak iin
Mehuln derinliinde yeniyi." (Vasfi Mahir Kocaturk evirisi) - e.n.
51
neyimden yoksun brakld1 bir durumda, bylesi .. bir ortak
yer yaratm sadece ve sadece deneyimin yok edilmesiyle mm
kndr ve tam da yok edildii, sahtesinin yaratld ve bu kalp
deneyimin bir otorite haline geldii noktada u gerei de aa
karyordur: Bu tahribat aslnda insann yeni barnadr. En bil
dik nesnelerin deneyimlenebilirliini ortadan kaldran yabanc
lama, bylece, deneyimlenemez olan yeni "ortak yere", insanl
n yeni deneyimine dntrmeye alan bir iirsel projenin
rek yntemi haline gelir. Bu anlamda Ktlk ieklen, dene
yi mlemez olann ataszleridir.
Yine de modem deneyim kavramna ynelik en keskin itiraz
Proust'un eserinde ortaya kar. Recherche'in nesnesi yaanm
bir deneyim deildir. aksine, ne yaanm ne de uygulamaya
konmu bir eydir. Ve bu nesnenin intermitlences du coeurde
9
aniden yzeye kmas bile bir deneyim oluturmaz, nk bu
aniden belirenin koulu da deneyimin Kant koullan olan za
man ve uzamda bir bocalaradr. Bu durumda sadece deneyimin
koullan pheli hale gelmekle kalmaz, ayn zamanda deneyimin
znesi de pheli hale gelir. nk o artk kesinlikle modem bil
gi znesi deildir (Proust'un aklnda, baz belirsizlik ya da alaca
karanhk durumlan var gibi grnr
,
tpk uyku ile uyanklk ara
snda olmak ya da bilin kayb gibi: Ilkin. kim olduumu bileme
dim (e ne savais pas au premier instant qui /etais
)
onun tipik
f
r
mldr, eletirmen Georges Poulet saysz varyas
y
onunu kay
detmitir). Ama burada sz konusu olan Bergson'un sz ettii z
ne de deildir (nk onun znesinin nihai gerekliine sezgi sa
yesinde eriebiliriz). Sezginin aa kard aslnda bilin du
rumlannn birbirini saf bir biimde takip etmesinden baka bir
ey deildir, yani hala znel bir durum sz konusudur (hatta z
nelliin saf hali bile denebilir). Oysa Proust'ta ank herhangi bir
zne yoktur, sadece ve sadece, kendine zg bir materyalizmle
nenelerin ve duyumlarn rastlantsal bir biimde karlamas ve
9
Kalbin duralan. aritmi. Proust'un romannn bir blmnn bal. - e.n.
5
2
sonsuz bir treme sz konusudur. Burada, deneyimi haczedilmi
olan zne bilim asndan bakldnda ancak deneyimin en ra
dikal inkar olarak grnen durumu dogrulamak zere ortaya
kar: Ne nesnesi ne de znesi olan mutlak bir deneyim. jacques
Riviere'e gre Proust'un lmne neden olan o l'inexperience, ya
ni tecrbesizlik ( . . . . il est mort de ne pas savoir comment on allume
un f eu, comment on orvre une f enetre" [nasl ate yakacan ya da
nasl pencere aacan bilmedii iin ld]) dz anlamyla anla
lmaldr: Deneyimin inkan ve reddedilmesi .
Acmaszca deneyimden yoksun braklm olmann, emsalsiz
bir "deneyim boluunun" bilinci Rilke'nin iirinin de merkezin
de yer alr. Ama onun iiri, insanln yeni deneyimini deneyim
lenemez olana emanet etmekten ekinmeyen Rimbaud ve Ba
udelaire'in iirinden ok frkldr. 01 birbirinden tamamen frk
l ve kart iki dnya arasnda bocalar. Bir yandan, melekte, kuk
lada, cambazda ve ocukta her trl deneyimden tamamen kur
tulmu bir Dasein'm fgrlerini sunarken, te yandan da kiilerin
"insani olan biriktirdikleri" eyleri zlemle anar (Hulevicz'e
mekcubunda, bu biriktirme srecini eyleri deneyimlenebilir k
lan bir srele zdeletiritir). Bunlar. ''Amerika'dan uzayp
gelen" ve varlklar arnk "parann krtsyla" titreen eylerin g
rntsnn aksine, bu biriktirme sayesinde ''yaanabilir" (erleb
baren) ve sylenebilir (saglichen) klnm eylerdir Rilke'ye gre.
Bu iki dnya arasnda bir miras yoksunu gibi asl kalmak C'Du
ino Atlan"nn yedincisinde yle der: Her devrn "mirastan
yoksun brakt ocuklan vardr. artk olmayanla hi gelmeye
cek olan ai.ttir onlara") Rilke'nin ou zaman "Batni" olarak an
lan iirinin temel deneyimidir; oysa bu deneyim hibir ekilde
gizemh bir ierie sahip deildir, bir yirminci yzyl vatanda
nn gnlk hayatyla ilgilidir.
iV
D
eneyim sorunuyla ilgili titiz ve kesin bir formlasyon, ka
nlmaz olarak dil sorunun.a da temas edecektir. Hamann'n
Kanl eletirisi de bu noktada arln hissettirir. Bu eletiriye
gre. "aknsal zneye uygun grlen" ve dilden bagmsz oldu
u iddia edilen herhangi bir saf akln hibir anlam yoktur, n
k "dnce tmyle dilde ikamet etmekle kalmaz, dil ayn za
manda akln kendi kendisini yanl anlamasnn odan olutu
rur." Hamann'n Kant'a itiraz, hakh olarak, ne kadar a piori
olursa olsun. dilin her trl dnce edimine ikinliiyle ilgili
dir. Bu ikinlik, "saf akln saflnn bir st-eletirisini.,. yani bir
dil arndrmasn gerekli klacaktr ama bu da Salt Akln Eletiri
s i'nin terimleriyle gerekletirilemez, nk Hamann'n en b
yk sorunu, meseleyi bir akl ve dil zdelii dnda dile getire
miyor oluudur: "Akl dildir: logos'tur. lnceye kadar kemirip
duracam kemik budur."
Bilgi sorununu matematik modeli zerinde kurmak, gerek
Kant'n gerekse Husserl'in, aknsal znelliin dil iindeki kken
sel yerini kavramasn ve dolaysyla dilsel ve aknsal olan birbi
tnden ayran snrlar da ak bir biimde izmesini engellemitir.
Bu ihmal, Eletiri'de aknsal tamalgnn, neredeyse doalm gibi,
"ben dnyorum" olarak, bir dilsel zne olarak. hatta son dere
ce nemli bir pasajda bir umetin" olarak sunulmasna neden olur.
54
('"Ben dOnyorum' rasyonel psikolojinin tek metnidir ve bu bi
hmin tamamn bu metinden yola karak gelitirmek zorunda
dr.") ite aknsal alann bu "metinsel" ekillenii, dil sorunuyla il
gili zgl bir formlasyonun yokluunda, "ben dnyorum"u
aknsal ve dilsel olann birbirine kanm gzkt bir blgeye
yerletirmekteydi ve Hamann da, hakl olarak, bu blgede saf akl
karsnda dilin "soyktksel stnln" gsterebiliyordu.
Geometinin Kheni'ndeki bir blmde Husserl'in geometrik
nesnelerin ideal nesnelliini sorgularken dil sorununu bu nesnel
liin koulu olarak ortaya koymaya ynelmi olmas anlamldr:
Geometrik idealice (dier tm bilimlerin idealitesi gibi), onu ilk
bulann ruhunun bilinli uzanmda bir yap olduu o ilel ki
i-ii kkeninden yola karak kendi ideal nenelliine nasl ula
abilir? Bunu hemen grebiliriz: dil araclyla, deyim yerindey
se, ona dilsel bedenini (Sprachleib) salayan ey araclyla . . . .
Husserl'n "insanlk bandan beri dolaysz ve dolayl dilsel toplu
luk olarak bilinir" ve '1insanlar, insan olduklanndan
,
insanlk bir
liktelii, dnya .... ve te yandan dil, ayrlmaz bir biimde i ie
gemilerdir ve ezelden beri oluturduktan karlkl bagn zl
mez birliinde yer ahrlar" diyecek kadar ileri gittiini de biliyoruz.
Ama yine de, geometrik-matematiksel modelin bilgi kuramnda
ki egemenliinin srp gitmesi, bu noktada onu dilin kkeni so
rununun olas her trl aknsal ufuk ile ilikisini ortaya koymak
tan alkoymutur: 11Her ne kadar bu noktada bunu sylesek de,
imdi dilin kkeniyle ilgili genel sorunla ilgilenmiyoruz .....
Ama biz Hamann'n uyansn dikkate alp da kesin bir akn
sal matematik modelini (ki Bat metafiziinde kkleri ok eskiye
dayanr) terk eder ve her trl bilgi kuramnn vazgeilmez n
koulunu bilginin dille ilikisinde ararsak, ite o zaman, znenin
kkeninin ve kendine zg yerinin dilde bulunduunu ve akn
sal tamalgnn da ancak dilde ve dil araclyla bir .. ben dn
yorum" olarak biimlendirilebileceini grrz.
55
Emile Benveniste'in -Hamann'n aknsal znenin bir st
eletirisinin gereklilii konusundaki sezgisini dorulayan- "Adl
larn Doas" ve "Dilde znellik" zerine almalar insann ken
dini zne olarak dilde ve dil sayesinde oluturduunu gster
mektedir. Oznellik, konuucunun kendini bir ego [ben] olarak
konumlama kapasitesinden baka bir ey deildir; ve bireyin
kendisi olmasna ilikin herhangi bir dilsiz duyguyla ya da ego'
nun herhangi bir dile getirilemez ruhsal deneyimine gndermey
le deil , olas her trl deneyimi aan bir dilsel ben araclyla
betimlenebilir ancak:
Fenomenolojide ya da psikolojide bu znellik nasl konumlan
drlrsa konumlandnlsn, dilin temel bir zelliinin varlk
bulmasndan baka bir ey deildir. Ego diyen "ego"dur. ite
bu da, kiinin dilsel durumuyla belirlenen znelliin temeli
dir . . . . dil, her konuucuya kendini bir "bn" olarak gstermek
suretiyle dilin tamamndan yararlanma olana salayacak e
kilde dzenlenmitir.
Dilde sadece zneye ait olan bu konum, ben adlnn kendine z
g karakterini aklamamz salar. Husserl, bu adl ile uram
ama kendine zg karakterini derinlemesine kavrayamamtr,
nk onu u saptama ile aklayabileceini sanmtr:
Tek kiilik sylemde Ben'in anlam (Bedeutung) esas itibaryla
kendi kiiliimizin dolaysz temsilinde gerekleir. iletiim sy
leminde de bu szcn anlamn bulduu yer ayndr. Her ko
nuucu, kendi ben gsterimine (ve bireysel ben kavramna) sa
hiptir ve bu yzden, bu szcn anlam her birey ile deiir.
Ama bu noktada da Benveniste "dolaysz bir temsile" ve her bi
reyin kendinde sahip olabilecei "bir ben kavramna" bavurma
nn pracikte imkansz olduunu gstermitir:
Aa szcnn tm bireysel kullanmlarnn zerinde bir
letii bir "aa" kavram olmasna ramen, tm konuucula-
5
6
rn dudaklarnda her an sz<elenen tum ben'leri kapsayan bu
trden bir ben kavram yoktur. Ben hibir szlksel birimi ad
landrmaz. O halde ben'in zel bir bireye gnderme yapu
sylenebilir mi? Eer byle olsayd , dilde kalc bir kartlk
olurdu, pratikle bu bir anariye yol aard: Nasl olur da ayn
szckle hem ayrmsz bir ekilde her bireye iaret edip hem
de onu kendine zgluuyle tanmlayabiliriz? Bir szckler s
nafyla kar karyayz, kii adllaryla, bu adllar, dilin tm di
er gsLergelerinin durumundan farkl bir durumdadrlar. O
halde ben neye gnderir? ok tekil bir eye, yalnzca dilsel olan
bir eye: Ben dile getirildii bireysel sylem edimine gnderir
ve edimin konuucusunu gsterir. Ancak bir sylem durumu
iinde tanmlanabilecek bir terimdir. . . . Belirttii gereklik,
syleme ait bir gerekliktir.
Eer bu doruysa, eer zne, grdmz anlamda, bir "sylem
gereklii" ise, eer zne konumann belirteler dizgesinin -ki
bu dizge sadece kii adllarn deil, znenin uzamsal zamansal
ilikilerini dzenleyen (bu, u, burada, imdi, dn, yarn gibi) tm
dier terimleri de kapsar- insann zerine drd bir glge
den baka bir ey deilse, o zaman znellik olarak, bir "ben d
nyorum" olarak, aknsal alann da aslnda aknsal ile dilsel
arasndaki bir dei toku ilikisine dayand aklk kazanr.
Aknsal zne "konuucu"dan bakas deildir ve modem dnce de
dilin znesinin aka dile getirilmeksizin bilgi ve deneyimin temeli ol
ma grevini stlenmesi zerine kurulmutur. Kant sonras psikolo
jinin aknsal bilince psikolojik bir tz atfetmesini salayan da bu
dei toku ilikisidir (aknsal bilincin tpk ampirik bilin gibi
bir ben olarak, bir zne olarak belirdii andan itibaren).
Bu nedenle, aknsal alann kat Kant aynmn h\1 geerli
sayp onaylayacaksak eer
,
bu aynm ayn zamanda kesin bir bi
imde aknsal alan dil alanndan ayran snrlan izen ve akn
sal "metnin", ben dnyorm'un, yani znenin tesine yerleti
ren bir st-eletiriyle yan yana ortaya konmaldr. Aknsaln z-
57
nel olmas mmkn deildir - tabii, aknsal dpedz dilsel an
lamna gelmiyorsa eer.
Deneyim sorununu bul anklktan uzak, ak terimlerle ortaya
koymak ancak bu temel zerinde mmkn olabilir. zne konu
ucudan bakas deilse eer, Husserl'n sand gibi, znede de
neyimin ilk durumuna, "saf deneyime, deyim yerindeyse hala
dilsiz olan deneyime" asla ulaamayz. Aksine, znenin dilde ve
dil sayesinde oluturulmas tam anlamyla bu "dilsiz" deneyim
den yoksun braklmak an lamna gelir. O halde, bir ilksel dene
yim de, znel olmak yle dursun, insanda zneden nce, yani
dilden nce onaya kan eydir: Terimin dz anlamyla udilsiz"
bir deneyim, insann ocukluu (in-fancy [dilsizlik]), snnn tam
da dilin izecei yer.
Bu anlamda bir deneyim kuram ancak ve ancak bir ocuk
luk kuram olabilir ve bu kuramn merkezindeki soru ancak u
biimde formle edilebilir: insann ocukluu diye bir ey var m?
l nsani olgu olarak ocukluk nasl mmkn? Mmknse, yeri neresi?
Ancak bu ocukluun dilden nce ve dilden bamsz (ve dil
tarafndan ifade edilen) bir ruhsal gereklikte aranabilecek bir
ey olmad da kolayca grlebilir. Ruhbiliminin znenin te
sinde ve zneden bamsz olarak ulaabileceini sand "znel
ruhsal hakikatler", "bilin hakikatleri" yoktur, nk bilin dilin
znesinden baka bir ey deildir ve ancak "ruhsal srelerin z
nel yklemi" (Eugen Bleuler) olarak tanmlanabilir. Kukusuz, fi
rari ve elle tutulmaz bir ilksel ruhsal sre olarak sunulan bir "bi
lin ak'' fikrine dayanarak bir zne "sessizliini", bir ocuklu
u (dilsizlii) tzselletirmeye almak mmkndr ama ne za
man Erlebnisse'lerin {yaanm deneyimlerin] bu ilksel akm
kavramak ve ona gereklik kazandrmak istense, onu isel bir
'"monolog" ile konuturmaktan tesi mmkn olmamtr. Ve
Joyce'un berrak zek da, bilin aknn monologdan baka bir
gereklie, yani dilden baka bir gereklie sahip olmadn an
l am olmasnda yatar. Bu nedenle Finnegan's Wahede isel mo-
58
nolog, yerini her trl "yaanm deneyimin" veya her trl n
sel "ruhsal gerekliin'' tesinde mitik bir dil mutlaklatnlmas
na brakabilmektedir. Kukusuz insann bu ocukluunu Fre
ud'un bilindyla zdeletirek mmkndr. Bilind ruh
sal topran sular altndaki blmn igal eder ama ld olarak,
"nc kii" olarak, aslnda, Benveniste'in bir kez daha gster
dii gibi, kii-olmayandr, zne-olmayandr (Arap gramercilerin
syledikleri gibi al-ya'ibu'dur, orada olmayandr) ve sadece ki
iyle olan kartlk ilikisinde anlam kazanr. Bunda aracak bir
ey yoktur, nk Lacan bize bu ld'in de dilden baka bir ger
eklie sahip olmadn, Id'in dilin ta kendisi olduunu gster
mitir. (Burada, Ego ve ld'in dildeki varln anlam olma duru
munun Lacanc Freudculuk yorumunu kesinlikle psikolojinin
dna yerletirdiini belirtmek gerek.)
O halde, zne ncesi bir "ruhsal tz" olarak ocukluk ideas

nn, tpk dil ncesi bir zne dncesi gibi bir mit olduu orta
ya kmaktadr. ocukluk ve dil, ocukluun dilin kkeni, dilin
de ocukluun kkeni olduu bir dngde srekli birbirine gn
derir gibi grnmektedirler. Ama belki de insann ocuklutn
da deneyimin yerini ite bu dngde aramamz gerekir. nk
deneyim, burada konu ettiimiz ocukluk, kronolojik olarak. di
li nceleyen ve belli bir noktada sze dklmek \in var olmay
brakan bir ey olamaz belli bir an geldiinde, konumak iin
sonsuza dek terk ettiimiz bir cennet deildir. Aksine, kken iti
baryla dille birlikte var olur, hatta her seferinde bireyin zne ola
rak retilmesine yol aan bir dilsel temellk iinde, kendisi de
dil tarafndan istimlak edilerek kurulur.
Eer bu doruysa, dile toslamadan ocuklua girmemiz mm
kn deilse (dil, Cennetin eiinde elinde alevli klla bekleyen
melek gibi ocuklua bekilik ediyordur sanki), o zaman insann
kkensel vatan olarak deneyim sornu da dil ve sz'den oluan
ifte gereklii iinde dilin kkeni sorununa dnr. Ancak ve
ancak insann orada bulunduu ama dilin henz bulunmad bir
59
ana ulaabilirsek "dilsiz ve saf deneyimin", dilden bamsz insa
ni bir ocukluun avularmzda oldugunu syleyebiliriz. Ama
byle bir dil kkeni anlayl, dil biliminin Humboldt'tan beri na
fileliini gsterdii bir eydir: "Bizler her zaman, tamamlanm bir
insann, kendisi gibi tamamlanm bir benzerini kefettii ve iki
sinin arasnda yava yava dilin olutuu safdil bir ilk dnem im
gesini kabul etmeye yatknz. Bu katksz bir fntezidir. Dilden ay
n lm insan asla bulamayz ve insan dili icat etmekte olduu an
da asla gremeyiz . . . . Dnyada bulduumuz, bir baka insanla ko
nuan bir insandr ve insan insan olarak tanmlayan da dildir
1I
O
halde, insan , bizim onu tandmz haliyle insan olarak olutu
ran dildir ve dilbihm zamansal olarak ne kadar geriye giderse git
si n, asla dilin kronolojik balangcna, dilin "ncesine') ulaamaz.
Bu, insani ve dilsel olann tamamen zdeletii ve bu neden
le dilin kkeni sorunun bilime yabanc bir ey olarak bir kenara
braklmas gerektii anlamna m gelir? Yoksa bilimin, gerekten
de Alamaz olan bu sorun sayesinde, kendine zg yerini ve ke
sinliini bulduu anlamna m gelir? Dil bilimi araclyla bu
Alamaz'a ulama olasl ndan; znenin koullandnnasndan
kunulmu yeni bir deneyim kavramn temellendirmeyi salaya
cak bu ocuklua varma olaslndan gerekten de vazgeme
miz mi gerekiyor? Aslnda vazgememiz gereken tek ey. doa
bilimlerinin de artk terk ettikleri bir modele uydurulmu bir k
ken kavramdr bu model, kkeni bir kronolojiye, zamanda n
ce ile sonray ayran bir ilksel nedene indirger. Her seferinde ar
dnda zaten insani olan varsayan bir "nesneyi" deil de, bizzat
insani olann oluturucusunu sorun eden insan bilimlerinde bu
tr bir kken kavram hibir ie yaramaz. Byle bir "varln" k
keni talihselletirilemez, nk bizzat kendisi tarihselletiPicidir.
"tarih" diye bir eyin varl1n olanakl klan bizzat kendisidir.
Dilde "insani bir bulu" gren her kuramn karsna
'
hep on
da "ilahi bir armaan" gren bir baka kuram kanlmasmn ne
deni de budur. Bu iki tezin atmas ve Hamann, Herder ve
6
Humboldt'un dncelerinde aamal olarak zme kavumas
modem dilbilimin douunu belirlemitir. Alnda, sorun, dilin
bir menschliche E1fndung mu yoksa bir gottliche Gabe mi olduu
deildir, insan bilimlerinin bak asyla her iki hipotez de mitin
snrlanna dayanr. Sorun, dilin kkenini ansrem ile esrem,
tarihsel ile yapsal arasndaki srekli kartln ald bir nokta
ya, icat ile annaann, insani ile insani olmayann, konuma ile
ocukluun frklln/birliini bir tr U1fahtum ya da ilh olay
olarak kavramann mmkn olabilecei bir knlma noktasna
yerletirme zorunluluunun frkna varmakur. (Hamann'1n ale
gorik bir biimde de olsa byk bir kararllkla, insan dilini, ilahi
dilin evirisi olarak tanmlamak ve bylece dilin ve bilginin kke
nini insani ile ilahi arasndaki bir communicatio idiomatum [szel
iletiim] ile zdeletirmekle yapt ey tam da budur).
Byle bir kken kavram hic de soyut ve tmyle varsaym
sal bir ey deildir; aksine, dil bilimi bunun somul reklerini
sunabilir. Nitekim, tarihsel dillerin filolojik karlatrlmas saye
sinde bulgulanan Hint-Avrupa kk tam da byle bir kken de
il de nedir? Sadece zamanda geriye gtrlen bir kken olarak
kalmayp ayn zamanda ve ayn lde tarihsel dillerde hala bu
lunan, geerli bir gereklii gsteren bir kken deil de nedir? Bu
kk, ansoremlilik ile esremliliin birbirine yaklap birletii
noktada yer alr; orada, tarihsel olarak kantlanmam, .. asla ko
nuulmam", buna ramen gerek olan bir dil olarak, hem dil
sel tarihin anlalabilirliini, hem de dizgenin esremli bada
kln saglar. Bylesi bir kken tarihsel olarak gerekletii
varsaylan "olaylarla" hibir zaman tamamyla akla kavutu
rulamayacaktr, henz oluumunu tamamlamam bir eydir.
Byle bir boyutu bir aknsal tarih boyutu olarak tanmlayabili
rz. bu aknsal tarih boyutu bir anlamda her trl tarihsel bilgi
nin a priori yapsn ve snnn oluturur.
Tpk insann ocukluu gibi hem zneden hem de her trl
psikolojik alt-katmandan kurtulmu saf ve aknsal bir deneyimin
6
1
dil ile ilikisini de bu model zerinde gstermemiz gerekir. Kro
nolojik yerini kolayca saptayp yahtabileceimiz bir olay deildir
bu (sz dzlemindeki) bir ocukluk psikolojisinin ve (dil dzle
mindeki) bir paleoantropolojinin dilden bamsz bir insani olgu
gibi ina edebilecekleri psikosomatik bir durum da deildir. Bu
nunla birlikte, deindiimiz anlamda bir il ksel snr ya da akn
sal kken olarak ele alnmadka tamamyla dilde zme kav
turlabilecek bir ey de deildir. insann ocukluu balamnda de
neyim insani ve dilsel arasndaki basil f arhllhtr. Bireyi n en bandan
beri konuan olmay, ocuk olmu olmas ve hala ocuk oluu, ite de
neyim budur. Ama bu anlamda bireyin bir ocukluu olmas, in
sani ve dilsel olan arasnda frk olmas, beeri tarih alannda di
erlerine denk bir olay ya da homo sapiens tryle zdeletirilen
onlarca zellik arasndaki basit bir zellik deildir. Nitekim o
cukluk, her eyden ok dili etkiler, dili kurar ve temel bir biim
de koullandrr. Tam da ocukluk diye bir eyin varl, yani di
lin aknsal snn olarak deneyimin varl, dilin bizzat kendini
btnlk ve hakikat olarak sunabilme olanan dlar. Deneyim
olmasayd, insann bir ocukluu olmasayd, dil kesinlikle Witt
genstein'n kulland anlamda bir "oyun" olurdu. Dilin hakikati
de dilin kendi mantksal kurallar uyarnca doru kullanmyla
ayn ey olurdu bylece. Ama deneyim diye bir ey var olduun
dan, insann bir ocukluu olduundan (ki bunun yitirilmesiyle
dilin znesi ortaya kmaktadr), dil de deneyimin hakikate d
necei yer olarak varsaylmaldr. Baka bir deyile, dilde ilksel
snr olarak ocukluk
,
dili hakikatin mekan olarak kurmakla
kendini gsterir. Wittgenstein'n Tractatus'un sonunda, dilin "gi
zemsel" snn varsayd ey. dilin dnda ya da tesindeki her
hangi bir "mistik deneyimin" sisli atmosferinde yer alan ruhsal bir
gereklik filan deildir, dilin kendi aknsal kkenidir, insann
ocukluundan baka bir ey deildir. Dile getirilemez olan asln
da ocukluktur. Deneyim, her insann bir ocuklua sahip olmas
dolaysyla sezdii mysterion'dur. Bu gizem bir sessizlik yemini ve-
62
ya mistik bir dile gelmezlik deildir. aksine insan sze ve haki
kate ykml klan andn ta kendisidir. ocukluk nasl dili haki
kate yazgl klyorsa dil de hakikati deneyimin kaderi olarak ku
rar. Ama hakikat bylece verli bir olgu olarak ya da olguyla dil
arasnda bir "denklem,
,
olarak dilin iinde (ya da dnda) t anm
lanabilecek bir ey haline geliyor da deildir: ocukluk, hakikat
ve dil burada tammladgmz anlamda ilksel, tarihsel-aknsal bir
ilikiyle karlkl olarak birbirini snrlar ve kurar.
Ancak ocukluun dil zerindeki etkisinin daha belirleyici
bir baka sonucu da vardr. ocukluk dil ile sylem arasndaki
blnmenin de kaynadr ve bu blnme insan dilini temel ve
tekil bir biimde karakterize eden zelliktir. nk dil ve sz
arasnda bir fark olmas ve birinden dierine geiin mmkn ol
mas -konuan her bireyin de bu frkn ve bu geiin gerekle
tii yer olmas- doal ve apak bir ey deil, insan dilini insan
dili yapan temel olgudur. Ancak imdi, yine Benveniste'in al
malan sayesinde. bu sorunsal anlamaya baladk; gelecekteki
her trl dil biliminin snanaca yer de bu sorunsaldr. Bat me
tafzik geleneine gre insan bir zoon lgon echon'dur {konuabi
len hayvan) oysa insan dier canl trlerinden ayrt eden ey ge
nel olarak dil deil, dil ile sz arasndaki, (Benveniste'in kullan
d anlamda) gstergesel ile anlamsal arasndaki, gstergeler
dizgesi ile sylem arasndaki blnmedir. Aslnda hayanlar dil
den yoksun deildir, aksine, onlar her zaman ve tamamen dildir
ler. Hayvanlarda, Mallarmfnin bir crcrbceinin cnltsn din
lediinde une ve non-decomposee [tek ve blnmez) olarak insan
sesinin karsna koyduu o la voi sacree de la terre ingenue [bi
linmedik topraklann kutsal sesi] kesintiye urama ve knlma ta
nmaz. Hayvanlar dile girmezler. onlar zaten hep dilin iindedir
ler. lnsana gelince, bir ocukluu olduundan, en bandan beri
konuan olmadndan, bu tek dili bler: Konumak iin nce
kendini dilin znesi olarak kurmas, ''ben" demesi gerekmekte
dir. Bu nedenle eer dil gerekten de insann doas ise (ve do-
6
3
a, iyi dnldnde, ancak szsz dil anlamna gelebilir,
Aristoteles'in tanmyla bir genesis synechesdir, "srp giden k
ken"dir; bylece doa olmak her zaman zaten dilin iinde olmak
anlamna gelir) o zaman insann doas daha kaynanda bln
mtr, nk ocukluk bu doaya bir sreksizlik, bir kesinti
getirmekte, dil ile sylem arasna farkllk sokmaktadr.
Insanm tarihselliinin temeli de bu farkllkta, bu sureksizlik
te yatar. Srf insann bir ocukluu olduundan, srf dil insani
olan ile tam zdelen1ediinden, dil ile sylem arasnda, gster
gesel ile anlamsal arasnda bir frk olduundan, ite srf bu yz
den tarih vardr, ite srf bu yzden insan tarihsel bir varlktr.
S.f dil znde tarihsiz olduuna gre, kesinlikle doa olarak de
erlendirilir ve hibir ekilde bir tarihe gereksinimi yoktur. Za
ten dil ile donatlm bir biimde dnyaya gelen, doduu anda
konuan bir insan hayal edin. ocukluu olmayan byle bir in
san iin dil, nceden var olup da kendisinin elde etmesi gereken
bir ey olmayacaktr; onun iin ne dil ile sz arasnda knlma, ne
de dilin tarihsellii olacaktr. Ama byle bir insan, bu ekilde
dorudan kendi doasyla birlemi olacandan, doas her za
man nceden var olacandan, hibir yerinde bir sreksizlik ve
bir tarih retilebilmesini salayacak bir frkllk bulamayacaktr.
Marx'n "kendi yaamsal faliyetiyle dorudan bir olan" diye ta
nmlad hayvan gibi, bu faaliyetle kaynaacak ve onu asla ken
di karsna bir nesne olarak karamayacaktr.
Tarihin uzamn ilk kez aan ey, dil ile sz arasndaki farkl
ln aknsal deneyimidir. ocukluktur. Bu nedenle, Cennetin
saf dilinden k ve ocukluun kekelemesine (dilbilimciler, be
bein dnyann tm dillerinin sesbirimlerini oluturduunu be
lirtirler) giri olan Babil, tarihin aknsal kkenidir. Bu anlamda,
deneyimlemek, zorunlu olarak, tarihin aknsal kkeni o)arak
ocuklua yeniden kabul edilmek anlamna gelir. Insan iin o
cukluun getirdii gizem sadece tarihte zlebilir tpk ocuk-
1 uk ve insann doduu yer olarak deneyimden de her seferinde
64
yeniden uzaklamamz, her seferinde dile ve sze dmemiz gi
bi. Bu yzden tarih, konuan insann izgisel zaman boyunca
gerekletirdii srekli ilerleme olamaz, znde, aralk, sreksiz
lik, epoche'dir. Kkeni ocuklukta olan ey, ocuklua doru ve
ocukluk iinden yolculuunu srdrmek zorundadr.
YORUMLAR
1 . ocukluk ve di l
insann kkensel aknsal-tarihsel boyutu olarak ocukluk kura
m dil biliminin kategorileriyle, zellikle de Benveniste'in form
le ettii ve dil biliminin tutarl bir biimde gelitirdii gstergesel
ve anlamsal ayrmyla ilikilendirlirse asl anlamn kazanr.
Bilindii gibi, Benveniste bu ayrmla dile, "Saussure'n dil ve
sz arasnda yapmaya altndan tamamyla farkl temel bir b
l mleme biimi verir. Saussure'n dil ve sz aynn genelde sa
dece kolektif ve bireysel olan arasnda, .. senfoni" ile onun seslem
lemede icras arasnda bir aynm gibi anlalrken, Benveniste'in
aynm daha karmaktr. Saussure'n yaynlanmam bir elyaz
masnda, dilden syleme gei sorunu olarak arpc bir biimde
ortaya koyduu gibi: "Sylem gz nne alnmadka dil var ol
maz, peki sylemi dilden ayran ey nedir? Ya da belli bir anda,
dilin sylem olarak eyleme getiini sylememizi salayan nedir?
Gl, ghyuz, krmz, kz, zn, be, grmek, yarmak gibi frkl
kavramlar dilde hzr bulunmaktadr (dilsel bir biime brn
mlerdir). Ha:gi anda ve hangi ilemle, aralanndaki hangi etki
leime dayanarak. hangi koullarda bu kavramlar sylemi olu
turacaklardr? Bu szckler dizisi, antrdklan fikirlerin bol
luuyla, bir insan bireyinin bu szckler telafuz etmekle baka
bir bireye iletmek istedii herhangi bir anlam asla ona ileteme
yecektir." Benveniste'in bir dizi rek almasnda (Ls niveaux
de l'analyse linguistique, 1 964; L Forme et le sens dans le langage,
1 96 7; Semiologie de la langue, 1 969) urat ve onu dilde bir do-
65
uble signiiance (ift anlamlaychk), yani iki ayrk ve kart anlam
lama biimine (gstergesel ile anlamsal) gtren sorun budur:
Gstergesel, dilsel GSTERGE'ye zg anlamlama biimini
belirler ve onu bir birlik qlarak oluturur. zmlemenin ge
rekleri nedeniyle, gstergenin iki yzn birbirinden ayr tu
tarak gz nne almak gerekebilir, ama anlamlama asndan
bakldnda o birlikti r ve birlik olarak kalr. Gstergenin
uyandrd tek soru var olup olmad sorusudur ve buna da
ancak bir evel ya da hayr yant verilir: arbre-chanson-laver
nerf-jaune-sur vardr, *orbre- *vanson- *laner-*derf- *saune
*lurlO yoktur . . . . Gsterge kendi bana ele alndnda kendi
kendisiyle saf zdeliktir ve teki her gstergeye gre saf frk
tr. . . . gsterge dilsel topluluun yelerinin tamamnca bir an
lamlandrangsteren olarak kabul edildiinde var olur . . . . An
lamsal ile, SOYLEM tarafmdan retilen anlamlamanm kendine
has biimine gireriz. Burada karmza kan sorunlar dilin me
saj reticisi olarak ileviyle ilgilidir. nk ileti ayr ayr belir
lenecek birimlerin art arda geliine indirgenemez anlam re
ten, gstergelerin bir loplam deildir; aksine, btncl bir bi
imde kavranan anlam (kastedilen'') zel "gstergelere" (SZ
CKLER) blnr ve onlarda gerekleir. Anlamsal dzen
szceleme dnyasna ve sylem evrenine tekabl eder.
Burada birbirinden farkl iki ayr nosyon ve iki kavramsal
evrenin sz konusu oluu, ayrtca her biri iin gereken geerli
lik ltndeki frkla da gsterilebilir. Gstergesel olann
(gsterge) TANINMASI , anlamsal olannsa (sylem) ANLIL
MASI gerekmektedir. Tanmak ve anlamak arasndaki frk an
ln iki ayr yetisiyle ilikilidir: Bir yanda imdi orada olanla
daha nce orada olmu olan arasnda bir tekabliyet alglama
yetisi vardr, te yandaysa yeni bir szcelemin anlamn algla
ma yetisi. Gstergesel, dilin bir zellii olarak belirir, anlamsal
l
O
sozcklerin bandaki yldz iareti, bu szcklerin dilde olmadm
(ya da henz olmadm) gstennek iin kullamhr. - .n.
6
ise dili eyleme geiren bir konuucunun etkinlii sonucunda
onaya kar. Gsterge kendinde var olur, dilin gerekHini te
mellendirir, ama zgl uygulamalar gerektirmez; anlamsahn
i fdesi olan cmleyse ancak zgl olabilir.. . . zm bulmaya
altamz kuramsal eklemlemeyi aydmlatrm gibi grnen
bu kayda deer olgu zerinde biraz daha dnelim. Bir dilin
anlamsall bir baka ("salva vertate11) dilinkiyle yer degiliri
lebilir: Bu, evirinin olanakhldr; ancak bir dilin gstergesel
l ii bir baka dilinkine aktarlamaz: bu da evirinin olanaksz
hdr. Anlamsal ile gstergesel arasndaki fark da ite bu nok
tada kendini gsterir.
Saussure'n deinip getii sorun Benvenisle tarafndan tm
karmaklyla ortaya konulmutur hatta Benveniste'in dil bili
mine (szcelem kuram gibi) yeni ve verimli balklar ekleyip te
mellendirmesini saglayan da bu sorunun temel nemini kabul
etmi olmasdr. Ama Saussure'un sorusu ("Sylemi dilden ay
ran ey nedir? Ya da belli bir anda, dilin sylem olarak eyleme
getiini ylememizi salayan nedir?") bylece nemini yi tirmi
olmaz. Nitekim Benveniste iki dzenin (gstergesel ve anlamsal)
birbirinden ayn ve birbirleriyle iletiimsiz kaldm kabul eder,
yle ki , teorik olarak, birinden tekine geii belirtecek hibir
ey yoktur: "Gstergenin dnyas kapaldr. Gstergeden cmle
ye, ne dizimsel olarak, ne de baka bir biimde gei yoktur, bir
gedi k onlan birbirinden aynr." Bu doruysa eer, Saussure'On
sorusu sadece biim deitini ve u biimi alm olur: "Niin
insan dili byledir, neden kkeninde byle bir gedikle olumu
tur? Byle bir ift anlamlaychk olmasnn sebebi nedir?"
Bu soruya tutarl bir yant verilmesini salayan ey ocukluk
kuramdr. Bu terimin iaret ettii aknsal-tarihsel boyut , asln
da tam da gstergesel ile anlamsal, saf dil ile sylem arasndaki o
uarahkta" yer alr ve deyim yerndeyse onun geerli nedenini
oluturur. insann bir ocuk1uga sahip olmas (yani konuabil
mek iin ocukluktan kurtularak kendini dilde bir zne olarak
67
kurma gereklilii) gstergenin "kapal dnyasm" ikiye ayrr ve
saf dili insan sylemine, gstergesel olan anlamsal olana dn
trr. lnsan, bir ocuklua sahip olduu, en bandan beri ko
nuan olmad iindir ki, gstergeler dizgesi olarak dile onu
kkl bir biimde dntrmeden ve onu sylemde kurmadan
giremez.
Benveniste'in szn ettii "ift anlamlaychk"n nasl anla
lmas gerektii bylece akla kavumu olur. Gstergesel ve
anlamsal iki zdeksel gereklik deildir, gstergesel ve anlamsal
hem insann ocukluunu belirleyen, hem de onun tarafndan
belirlenen iki aknsal snrdr. Gstergesel olan doann Bahit
ncesi saf dilinden baka bir ey deildir, insan da konumak
iin buna katlr, ama ocukluun Babil'i onu her seferinde geri
ekiyordur. Anlamsal olansa ancak sylem srasnda gstergesel
olann iinden bir an iin syrldnda var olabilir; sylemin e
leri bir kez dile getirildikten sonra yeniden saf dilin eline geer
ler, o da onlan yeniden o suskun gstergeler szlnn iine
alr. Yalnzca bir an iin, insan dili tpk yunuslar gibi, doann
dilsel denizinden bam dan karr. Ama insani olan da tasta
mam bu saf dilden syleme geitir; ve bu gei, bu an, tarihtir.
i l . Doa ve kltr ya da i fte mi ras
Filozofar ve antropologlar arasnda byk bir hararetle tart
lagelen doa ve kltr kartl, biyologlann aina olduklan en
dosomatik ve ezosomatik terimlerine evrildii takdirde daha
ak hale gelecektir. Bu bak asyla doa genetik kod sayesin
de aktarlm bir miras anlamna gelir, kltr ise genetik olma
yan aralarca aktarlm mirastr ve bu aralann en nemlisi de
hi kukusuz dildir. Homo sapiens bylece doal dil (genetik
kod) ve ezosomatik bir dilin (kltrel gelenek) yan yana iledii
ife bir mirasn biimlendirdii canl tr olarak tanmlanabilir.
Ama kendimizi bu deerlendirmelerle snrlarsak. sorunun en
nemli yanlarm karanlkta brakma tehlikesiyle kar karya ka-
6
lrz: lki miras biimi arasndaki karlkl ilikiler karmaktr ve
hibir ekilde basit bir kartla indirgenemez.
Her eyden nce, dil zerine yaplan en son almalann dilin
btnyle ezosomatik ortama ait olmadn gstermeyi baar
dklarn kaydetmek gerekir. Dilin doutanl tezlerinin Choms
ky'ye dayanarak yeniden dile getiriliine kout olarak, Lenneberg
de dilin biyolojik temellerini aga karmaya almtr. Kuku
suz, hayvan trlerinin byk bir blmnde meydana gelenden
farkl olarak, insan dili btnyle genetik koda yazlmamtr
(Bentley ve Hoy yakm zamanlarda crcrbceinin t konu
sunda da gstermilerdir bu frk; gerekten de Mallarme'nin de
yiiyle doann sesini, le voi une et non decomposee [bir ve para
lanmam ses] olarak iitebiliriz bu tte). Thorpe, baz kulann
ok kkken ayn trn dier bireylerinin tn dinleme ola
nandan yoksun brakldklannda, noral t ancak ksmen
gerekletirdiklerini gzlemlemitir o halde, onlann da belli bir
lde bu t renmeye gereksinim duyduklarn syleyebili
riz insandaysa, dille karlamak, ona maruz kalmak dil edinimi
iin vazgeilmez kouldur. insan yavrusunun iki ve on iki ya ara
snda sz edimleriyle karlamamas durumunda, dil edinme ola
nan1n kesinlikle tehlikeye atlyor olmas, dilin yapsnn anlal
mas konusunda nemi asla yeterince vurgulanmam bir olgu
dur. Antik bir gelenein sylediinin aksine.bu adan bakld
nda insan "dile sahip hayvan" deildir, tersine dilden yoksun
hayvandr ve bu yzden onu dardan almak zorundadr.
te yandan, dilin ezosomatik yann aydnla kavuturan bu
verilerin yanda, dilin belli bir lde endosomatik ortama da
ait old ugunu varsaymamza olanak veren baka geler de vardr
Oakobson'un dikkat ektii. dnyadaki tm ocuklarda dil edi
nimi aamalarndaki kronolojik ezamanllk ya da Chomsky'nin
dikkat ektii ocuun dil yetkinlii ile dardan alnan dilsel ve
riler arasndaki dengesizlik gibi}. Buna ramen, dilin genetik if
reye yazldn dnmek gerekmez, imdiye kadar yaplan ara-
69
trmalarda dil geni diye bir ey de tespit edilememitir. Lenne
berg'in gsterdii gibi, hayvan trlerinin byk bir blmnde,
iletiimse} davran genetik olarak nceden belirlenmi olgunla
ma kanunlanna gre deimez bir biimde geliip en sonunda
hayana trne ait karakteristik iaretlerden oluan kullanabile
cei bir repertuar sunarken, insanda dile yatkmlk (iletiime ha
zr olma) ile bu gcllg eylemselletirme sreci arasnda bir
aynlma olduu kesindir. Yani insan dilinin aslnda en bandan
bir endosomatik ve bir ezosomatik alana blnd ve bu iki
alan arasnda eylemselletirmeyi salayan bir rezonans olgusu
nun kurulduu (ya da kurulabilecei) sylenebilir. Ezosomatik
mirasla karlama beyin geliiminin belli bir safhasnda olmazsa
(lenneberg'e gre bu geliimin son snr, beynin iki yan kre
sinin geliiminin on iki ya civannda tamamlanmasdr) dilden
yararlanma yetisi telafi edilemeyecek bir biimde yitirilmi olur.
Bu doruysa. endosomatik ve ezosomatik miras ikilii, insan
trndeki kltr ve doa ikilii, yeni bir biimde anlalabilir. lki
ayn ve iletiimsiz alan yan yana getirme meselesi deildir bu. Sz
konusu olan, her zaman kltrn temel esi olarak deerlendi
rilen dilin bizzat kendisinde zaten kaytl olan bir ikiliktir. Yani
insan dilini karakterze eden ey onun ezosomatik ya da endoso
matik alana ait olmas deildir, deyim yerindeyse birinin bitip di
erinin balad yerde, her ikisinin tam onasnda bulunuudur.
Baka bir deyile
,
varl bu iki alann hem farkll hem de rezo
nans zerinden eklemlenir. Bu perspektifte, dilin tm dzeyle
rinde karlalan ikili kartlklar (dil ile sylem, bilinsiz seslem
leme dzeyi ile sylemin anlamsal dzeyi, biim ile anlam arasn
daki gibi) zel bir anlam kazanr. Ezosomatik ve endosomatik bir
mirasa blnm olan insan dili, zorunlu olarak birnden dieri
ne geii salayacak belli bir yap iinde hareket etmek zorunda
dr. Thom'un imgesini (birbiryle rezonansa giren iki izgisel sal
nm) burada yeniden ele alrak, rezonans salayan onak nitelik
sel zellikler gsterseler de, aslnda farkl olduklann grrz
,
7
0
ama bir kez rezonans saland m bu iki dizge bams1zhklann
kaybeder ve Lek bir dizge olutururlar. Benzer bir ekilde endoso
matik ve ezosomatik olan, doa ve kltr, dilde rezonansa gire
rek yeni ve tek bir dizge oluturan iki ayn dizge olarak alglayabi
liriz. Bununla birlikte, iki dizgenin rezonansa girmesini saglayan
bir arac e olmaldr. Bu, Jakobson'un dilin sesbirmsel dzeyi
olarak betimledii gedir (ya da, renim dzleminde,
Chomsky'nin evensel retici dilbilgisi olarak kurgulad eydir).
O zaman jakobson'un sesbirimin varlgnn yeri ve biimi so
rununu ontolojiye kaydrm olmas da sadece ironik bir yordam
olarak grnmez. Ses birimler, "hem anlamlandran hem de an
lamd nayan" (yani birer "gsterilensiz gsteren" olan) bu "saf ve
bo" aynmsal gstergeler. tam olarak ne gstergesel ne de anlam
sal alana, ne dile ne de syleme, ne biime ne anlama, ne endo
somatik olana ne de ezosomatik olana aittirler bu sesbirimler bu
iki blge arasndaki zdelikte-frkta yer alrlar; Platon'un ch
ra
1
1 diye adlandrabilecei bu yer, topolojik bir betimleme ver
mekten teye gitmenin mmkn olmad, nceki sayflarda in
sann ocukluu olarak tanmladm -ilin znesinden nce
gelen ve somatik bir tzden yoksun olan- aknsal-tarihsel bir
blgeye denk der.
Bylece endosomatik ile ezosomatik arasndaki, doa ile kl
tr arasndaki frk-zdelik zerinde yaplanan dil, iki dizgeyi
rezonansa sokar ve iletiimlerini salar. insan dilinin saf gster
gesel alan aabilmesini ve (Ben veniste'in ifdesiyle) "ift anlam
layclk" kazanabilmesini salayabilen ey de ite bu hem srek
li hem sreksiz iki boyut arasndaki snrda yer alma durumudur.
1 1
Eski Yunancada "kap", "zarf' veya .alc" anlamna gelen bu terimi, Platon
Timaios adl esernde (51), "her eyi alan ve nasl olduu tam anlalmayacak
bir biimde aklla kavranabilir de olan grnmez ve ekilsiz bir varlk" olarak
tanmlar; "anne ve zarrur". Her trl ekillenmi uzamn ncesinde yer alan
chOra, dil
b
ilimci ve psikanalist julia Krsteva tararndan d simgesl-gstergesl
dzenin yan sra ileyen ve rtim gibi iitsVdokunal elerle kendini blli
eden ikinci bir anlamlama dzeninin temel esidir. - e.n.
71
Tamamyla tek bir boyuta dahil edilebilen her dil (gerek cr
crbceginin t gerekse insan larafndan kullanlan dil d di
er gsterge dizgeleri) zorunlu olarak gstergeselde kalr ve -i
levini yerine getirmek iin- anlalmas deil sadece tannmas ge
rekir. Sadece insan dili -hem endosomatik hem de ezosomatik
olana ait olduundan- gstergesel anlamlamaya baka bir anlam
ekler ve gstergenin kapal dnyasn anlamsal ifadenin ak
dnyasna dntrr. Dolaysyla, jakobson
,
un da gzlemledii
zere, insan dili, (grdmz gibi, tam da gstergesel olandan
anlamsal olana gemeye yaradklar iin) ayn zamanda hem an
lamlayan hem de anlamlamayan, baka bir deyile. gsterilenleri
olmayan gsterenlerle ileyen gelerden (sesbirimler) olumu
tek gstergeler dizgesidir.
insann ocukluu -yukarda. tarihin ve deneyimin kkeni
olarak belirlediimiz dnem- insan lrndeki endosomatik ve
ezosomatik miras arasndaki aynnn temeline yerletirildiinde
asl anlamn kazanmaktadr.
1 1 1 . Levi -Strauss ve Babi l ' i n di li
ocukluun, saf dil ile insan dili, gstergesel ile anlamsal arasn
daki bu konumu
.
gnmzde insan bilimlerini temelden yenile
mi olan bir eserler btnnn anlamn yeni bir biimde kavra
mamz salar: Levi-Strauss'un almalarndan sz ediyon. in
sani olgulara ilikin Levi-Strauss
,
a zg anlay belirginletiren
ey, yazann bu olgular anlamak iin kendini tamamyla saf dil
dzlemine, yani yarlmann olmad bir yere yerletirmesidir; dil
ve sylem, gstergesel ve anlamsal arasnda ocukluun bulun
mad bir yerdir . bu. (Levi-Strauss
,
un aratrmalarnn modeli
sesbilimden gelir ki bu da tesadf deildir: Sesbilim tamamyla
dil dzleminde konumlanan bir bilimdir. ) Levi-Strauss
,
ta dil ve
sylem arasnda herhangi bir krlma olmamas, Paul Ricoeur'n
onun almasn "aknsal znesi olmayan bir Kantlk" olarak
ve yaplann da "Freudcu olmaktan ok Kant bir bilinaltna,
72
kategorisel. birletirici bir bil inaltna . . . . dnen bir zneye
gndermeyen kategorisel bir dizgeye . . . . doaya benzer bir dizge
ye" ait olarak tanmlamasna yol amtr (uygunluu Levi-Stra
uss'un kendisince de teslim edilmi bir analizdir bu). Filozoflarn
Descanes'tan bu yana dilin znesinde aradklan bu ilksel temeli.
Levi-Strauss, onlarn yaptklarnn tam aksine znenin dna at
layarak (dehas da bu noktada onaya kar) dogan\n saf dilinde
bulur. Ama bunu yapmak iin, insan dilini saf dile eviren, birin
den dierine krlma olmadan gemesini salayan bir makineye
ihtiyac vardr. Bu trden bir makine Levi-Straussu mit anlay
dr. Levi-Strauss mitte dil ile sz arasnda arac bir boyut grr:
Mit, dil evreninde, kristalin fiziksel madde dnyasnda igal et
tii yere benzetilebilecek bir konuma sahip olan szsel bir var
lktr. Gerekten de. bir yanda sze, te yanda dile oranla mi
tin durumu kristalin durumuna benzer: MolekJlerin itatis
tiksel bir toplam ile, olumu bir molekler yap arasndaki
bir ara yapdr.
Levi-Strauss'un miti. "lraduttore. traditore [evirmen haindir] fr
mlnn deerinin pratikte sfra indii sylem biimi olarak"
tan1mlamasnn ardnda yatan rtk varsaym. mitin bylece
gstergesel ile anlamsal kartl asndan ortada bir blgeyi i
gal ediyor olduudur ki, Benveniste de zaten bu kartl tam da
evirnin olanakll ve olanakszl arasndaki kartlk olarak
karakterize etmitir.
Bu anlamda. Levi-Strauss'un eserlerinin tmnn insan dili
ni Babil-ncesi dile. tarihi doaya dntren bir makine olduu
sylenebilir. Bu nedenle, onun zmlemeleri, sylemden dile
gemek sz konusu olduunda (yani insandaki doay tanmla
mak diyebileceimiz bir ey sz konusu olduunda) bylesine
aydnlatcdr, ama dilden syleme gemek sz konusu olduun
da (yani insann doasn tanmlamak diye bir ey sz konusu ol
duunda) ok da yararl deildir . Bu bak asyla, ocuhluh. lam
73
da aksi ynde ileyen bir makinedir, Babil ncesi sa dili insan syle
mine
,
doay tarihe dntren bir makine.
iV. ocukluk ve gi zem
Aratrmaclarca deiik biimlerde aklanm olan antikan
gizemsel deneyiminin z. insani olann ilk boyutu olarak bir
ocukluk perspektifnde belki de daha kavranr hale gelecektir.
Syle ki. bu gizemli deneyimin pathema [maruz kalmak. ac ek
mek] olarak son kertede lmn nglmesi olduunu (Plu
tarkhos'a gre, teleutan ve teleisthai, yani lmek ve gizemli bir de
neyime balam olmak ayn eydir biliyorsak eer eer bu de
neyimin tm kaynaklarca z olarak grlen e olduunu ve "gi
zem" (m yste1ion) szcnn de zaten buradan trediini (yani
az kapalyken kanlan *mu sesinden trediini - az kapal
mrldanmak, inlemek anlamndaki mugo
l
are fiili de buradan ge
lir), baka br deyile "suskunluk" anlamna geldiini biliyorsak,
o zaman imdiye dek bu olguya yeterli bir aklama getirilmemi
olduunu da kabul etmemiz gerekir. llk biimiyle gizemli dene
yimin merkezinde bir bilme deil de bir ac ekme (Aristoteles'in
deyiiyle, "ou mathein, alla pathein") olduu doru idiyse ve bu
pathema znde dilden ayrlm bir ey idiyse (bir syleyememek
durumundan. kapal azla bir inlemeden ibaret idiyse) o zaman
bu deneyim burada grdmz anlamda insann ocukluk de
neyimine bir hayli yaklamaktayd . (Erginlie gei ritellerinin
kutsal sembolleri arasnda oyuncaklarn -puerilia ludicra- bulu
nuyor olmas bu noktada yararl bir aratrma sahas olabilir).
Antika, hi kukusuz hakknda en fzla bilgi sahibi oldu
umuz (yani IS drdnc yzyldan balayarak gizemlerin b
yk lde yayld) dnemde, ama belki daha sonra da, bu gi
zemli ocukluu sze dklmemesi gereken bir bilgi olarak,
bekilik edilmesi gereken bir sessizlik olarak yorumluyordu. Gi
amblico'nun De Mysterisinde temsil edildii gibi, gizemler artk
bir "teurgia" olmutur, yani z itibanyla bir hner, tanrlan etki-
74
lemek iin bir "teknik. " Pathema bu noktada mathemaya dn
r, ocukluun sylenmezi de Batni bir sessizlik yemininin
arln tayan gizli bir retiye.
Bu nedenle. insann zgn boyutu olarak ocukluun haki
katini ieren ey de hakknda konuulmamas gereken gizem de
il peri masaldr. ancak anlatmakla var olabilecek olan masal.
nk gizemin susma zorunluluundan masalda onu bylen
meye dntrerek kurtulur insan. insann dilini yutmasna yol
aan ey, bir bilgi kltne kat hm deil. hayranlk dolu bir by
lenmedir burada. Sihir olarak maruz kalnan gizemli sessizlik bir
kopu olarak yaanr, bylece insan doann saf ve dilsiz diline
geri dner; ama by gereince, sonunda sessizlik param para
olmal ve almaldr. Bu nedenle, insan masalda dilsizleirken,
hayvanlar doann saf dilinden kar ve konuurlar. lki alann ge
ici olarak karmas sayesinde, ak agzn dnyas doar Hint
Avrupa kkeninden *bha kkeninden geliyordur bu szck <a
vvla yani masal szc de bundan tremitir) ve "mu" kkn
den gelen kapal agzn dnyasna kar masala deer kazandrr.
Ortaaa zg tanmnda "animalia muta . . . sermocinasse fin
gunt ur" bir ykleme olan ve bu haliyle, z itibaryla "contra na
turam" yani doaya aykn olan masal, ilk bakta sahip olduu
dnlenden ok daha fazla hakikat ierr. Aslna baklrsa. ma
saln, insan ve doann tarihte kendilere zg yerlerini bulmadan
nce rol deitirdii , kapal azak az, saf diVocukluk kate
gorilerinin tersyz olduU yer olduu sylenebilir.
EGLENCELER LKES
Tari h ve oyun stne dnml er
Claude Uvi-Strauss'a
Yetmiinci dogum gn iin saygyla
C
ollodi'nin romannda, Pinokyo'nun gece boyunca konuan
spann snnda yolculuk ettikten sonra, afak skerken "e
lenceler lkesine" mutlu mesut varn herkes bilir. Collodi bu
topik ocuk cumhuriyetini betimlerken bize iinde oyundan
baka bir eyin olmad bir evren imgesi brakmtr:
Bu lke dnyann hibir lkesine benzemiyordu. Nfusu ta
mamyla ocuklardan oluuyordu. En bykleri on drt, en
kkleri ise sekiz ya civarndayd. Sokaklarda bir nee, bir
amata. aklnz banzdan alacak bir grlt! Her yerde, s
ryle yumurcak vard: kimi misket, kimi seksek, kimi top oy
nuyordu; kimi bisiklete biniyor. kimi tahta atn zerinde ko
turuyordu. Krebe oynayanlar. kouturup duranlar, palyao
lar gibi giyinip ate yutanlar . . . Kimi rol yapyor, kimi ark sy
l yor, kimi lmcl atlaylar yapyor, kimi elleri yerde ayak
lar havada yryerek eleniyordu. Kimi ember eviriyor, ki
mi banda kattan apka ve oyuncak svarileriyle general k
l nda salnp duruyordu. Kimi glyor, kimi lk auyor, ki
mi sesleniyor, kimi ellerini rpyor, kimi slk alyor. kimi ta
vuklarn yumunlarken kardklart sesi taklit ediyordu: Ksa
cas, yle bir kyamet, yle bir crlt, yle bir amata vard ki,
sar olmamak iin kulaklara pamuk tkamak gerekirdi. Tm
meydanlara kk tiyatro adrlar kurulmutu.
Hayatn oyun tarafndan byle istila edilmesinin dorudan sonu
cu zamann deimesi ve hz kazanmasdr: "Birbirini kovalayan
78
elenceler sayesinde gnler, haftalar yldrm gibi geiyordu".
Tahmin edilebilecei gibi, zamann byle hzla akp gitmesi tak
vimi de deitirecektir. znde ritim, ardllk ve tekrar bulunan
takvim imdi tek bir tatil gnnn lOsz genlemesinde ani
den duruverir. Lucignolo, Pinokydya yle demektedir: "Btn
haftalar alt perembeden ve bir pazardan oluuyor. Dn ki,
sonbahar tatili bir ocakta balyor ve aralk sonunda bitiyor".
Lucignolo'nun sylediklerine inanmamz gerekirse elenceler
lkesinin "enlii", '1curcunas", "lgnl", takvimin fel olup
kmesiyle sonulanacaktr.
Lucignolo'nun aklamas zerinde dunak gerekir. Aslnda
antik dnemde ve gnmzde ilkel denilen toplumlarda (Levi
Strauss'un tavsiyesine uyarak, souk toplumlar ya da tarihin du
raanlat toplumlar dersek daha iyi bir ifade kullanm olu
rz), byle bir "enlik",
"
curcuna
"
ve "lgnln" ilevnin_ bu
nun tam aksine, takvimin istikrann gvenceye almak olduunu
biliyoruz. Mesafe ve zaman asndan birbirine uzak, birbirinden
farkl kltrlerde ortak olan ve etnograflarla din tarihilerinin
"yeni yl trenleri" dedikleri riteller btnn dnelim. Bun
lann en belirgin zellii, bir zevk ve sef dzensizliidir; toplum
sal hiyerarilerin askya alnd ya da tersyz olduu, her eye
izin verilen bu trenlerin amac, her durumda, hem zaman1n ye
nilenmesini hem de takvimin deimezliini salamaktr. Eski
inlilerin, yeni yln aylann ynetecek on iki bilgenin tahta
kanln kutladktan No adyla bilinen trenlerin bir betimleme
si var elimizde. lte, bu gelenei uygunsuz bulan Lieou Yu isim
li okumu bir zatn yazdklar:
Gzlerimle grdm. ilk ayn dolunayl her gecesinde, caddeler
ve sokaklar tka basa insan doluyordu, davullarn sesi gky
zn sar ediyor, mealeler yerzn aydnlatyordu. insan
lar hayvan makeleri takyor, erkekler kadn gibi giyiniyor,
ozanlar ve hokkabazlar garip klklara giriyorlar. Kadnlar ve
erkekler birlikte oyun izlemeye gidiyor, birbirlerinden kama-
79
caklar yerde ayn mekanda bir arada bulunuyorlar. Varlklar
n arur ediyor, miraslarn heba ediyorlar . 4 =
Frazer ise, yl sonunda yaplan calluinn adl eski bir lsko festiva
lini betimler. inek derisine brnm bir adam ve onun pei s
ra barp ararak kouturan bir sr ocuk; ocuklar sopalar
la deriye vurarak ses karr, her evin nnde kez dnerler,
bylece gnein seyrini taklit etmi olurlard. Dzen ncesi ka
osa dn ve dzenin yeniden salanmasn ieren Babil yeni yl
enlii akitu da byleydi, bu enlik yln tm aylan iin kehanet
lerin yapld "kader bayram"na (zahmuh) yaknd1. O yl iin
herkesin kaderinin izildii Perslerin yeni yl Nevruz da yukan
daki mek gibidir.
Bylesine heterojen kltrlere ait, birbirinden farkl ritelleri
karlatrarak elde edilecek sonulann bilimsel adan geerli sa
ylmama riski var. Bu nedenle, riteller ve takvim arasndaki bu
ilikinin sadece yeni yl trenleriyle de snrl olmadn belirt
mek gerekir. Trenler ve takvm arasndaki ilevsel iliki, genel
de ok skdr. Levi-Strauss son donem almalanndan birinde
bu konud.a yle yazmtr: "Nasl mahaller bir gozergahn ug
raklann sabitliyorsa, trenler de takvimin dnm noktalann
belirlerler. Birinciler mekanda yaylmay. ikincilerse sreyi kalc
hale getirirler. Ritelin zgl ilevi yaanm deneyimin sorekli
ligini korumaktr."2
Eer bu doruysa -hep Lucignolo'nun doncelerini ciddiye
alarak- oyun ve ritel arasnda hem bir denklik hem de bir kar
tlk ilikisi olduunu varsayabiliriz. Her ikisinin de takvim ve
zamanla bir ilikisi vardr, ama bu iliki iki durmda da birbiri
nin tersidir: Ritel takvimi sabitler ve yaplandnr, oyun ise, tam
tersine, henz nasl ve neden olduunu bilmesek de, takvimi de
itirir ve tahrip eder.
1 M.Grnel, Danscs et Ugendcs d la Cine ancienne, Pats 1 959, c. 1, s. 321 .
2 C.Uvi-Struss, "Mythe et oubli", lnge, discours, sittt iinde, Emile
Benveniste iin, Par,
1
975, s. 299.
80
Aslnda, oyun ve ritel arasnda bir terslik ilikisi olduu hi
potezi, ilk bakta grnd kadar keyfi bir varsaym deildir.
Aratnaclar, oyun ile kutsallk dnyalarnn birbiriyle ok sk
bir iliki iinde olduklarn uzun sredir biliyorlar. ok saydaki
iyi belgelenmi aratrma, bildiimiz oyunlarn ounun kkeni
nin antik kutsal ayinlerde, danslarda, temsili dvlerde, keha
net trenlerinde bulundugunu gsteriyor. Oregin, top oyunun
da, tannlann gnee sahip olmak iin birbiriyle savatna ili
kin bir mitin trensel temsilinin izlerini grebiliriz; halka olup
dnmek antik bir evlilik ayiniydi; zar oyunlarnn kkeni kahin
hktedir; topa ve satran tahtas da kehanet gereleriydi.
Byk dilbilimci Benveniste, eserleri arasnda zel yeri olan
bir almasnda, antropologlann sonularndan yola karak
oyun ve ritel arasndaki ilikiyi derinletirir; bu ikisinde ortak
olan eylerin yan sra, kart olanlar da gsterir. Oyunun kutsal
lk alanndan geldii doruysa onu kkl bir biimde dntr
d de dorudur; hatta onu yle bir biimde tersyz eder ki,
pekala "ters dnm kutsal" olarak tanmlanabilir.
Kutsal edimin gc tam da mit ile ritelin birlemesinde yatar.
Mit tarihi sze dkerken, rtel de o tarihi yeniden retir. Bu
emay oyun emasyla karlatrrsak. aralarnda temel bir
frkhlk olduu grlr: Oyunda srp giden tek y riteldir
kutsallktan geriye kalan tek ey de kutsal dramn biimidir ve
bu dramn her esi zaman geldike tekrarlanyordur. Ama
anlaml szcklerle edimlere amacn ve etkisini kazandran bir
ykleme olarak mit ya unutulmu ya da hkmszlemitir. 3
Benzer deerlendirmeler jocus iin, yani sz oyunlan iin de ge
erlidir: "ludus'un aksine ama simetrik bir biimde, jocus saf mit
ten ibarettir, onu gereklie balayabilecek herhangi bir ritele
tekabl etmez." Bu deerlendinneler, Benveniste'e oyunun bir
yap olarak tanmnn elerini salar: .. Oyunun kkeni kutsal-
3
Emile Benvenisle, "L jeu et le scre", Ducaion, no. 2, 1947, s. 165.
81
dadr, kutsaln ba aa ve blnm bir imgesini sunar. Kutsal
eer mit ile ritelin tzsel birlii olarak tanmlanabilirse, oyunun
da kutsal canlandrmann ancak bir yans tamamlandnda or
t aya ktn syleyebiliriz: Miti sadece szcklere ve riteli sa
dece eylemlere tercme ediyordur."4
O halde, Lucignolo'nun deerlendirmelerinin agntrd
kutsal ile oyun arasndaki ter ban temelde doru olduu orta
ya kyor. Elenceler lkesi, tm sakinlerinin, anlamn unut
t uklar ritelleri ve kutsal szleri tekrarlamakla ve ne ie yarad
n hatrlamadklan nesnelere dokunmakla megul olduklar bir
lkedir. Ve bu unutma sayesinde, Benveniste'in szn ettii
ters dnme ve paralanma sayesinde, kutsal da takvimle ve ken
di onaylad zamann dngsel ritmiyle balantsndan kurtar
malarna ve bylece saatlerin "yldrm" gibi akp gittii, gnlerin
deimeden kald bir baka zaman boyutuna gitelerine hi
aramak gerekir.
insan oynayarak kutsal zamandan kurtulur ve insani zaman
da onu "unutur."
Yine de oyunun dnyas daha da zel bir anlamda zamanla
balantldr. Aslnda oyuna ait olan her eyin bir zamanlar kut
saln ortamna ait olduunu grdk. Ama bu, oyun ortamn t
ketmez. Gerekten de, insanlar oyunlar icat etmeyi srdrrler
ve bir zamanlar pratik-ekonomik ortama ait olan bir ey ile de
oynanabilir. Oyuncaklarn dnyasna yle bir gz gezdirek,
insanln eskicileri olan ocuklann, ellerine geen her trl es
ki eya ile oynadklann ve oyunun bylece artk var olmayan
kutsal d davran ve nesneleri koruduunu gsterir. Eski olan
her ey kutsal kkeninden bamsz olarak oyuncak haline gel
meye uygundur. Dahas var: HalA kullanlmakta olan nesneler
sz konusu olduunda da bunlann dntrlp mein, k
ltlmeleriyle- oyuna dahil edilmeleri mmkndr: Bir otomo
bil. bir tabanca, elektrkli bir ocak kltlerek birdenbire oyun-
4
a.g.y.
82
caa dnr.s Peki o halde oyuncan z nedir? Oyuncan
zsel karakteri -iyi dnlrse , onu dier nesnelerden ayrt et
meyi salayan tek zellik- sadece "bir zamanlarn", "ank olma
yan bir imdinin" zamansal boyutunda kavranabilecek son dere
ce tekil bir eydir (ancak, kltme reinin de gsterdii gibi,
bu "bir zamanlan" ve bu .. artk olmayan imdiyi" sadece artsu
remli anlamda deil, esremli anlamda kavramak gerekir).
Oyuncak -i zamanlar, artk olmayan bir ortamda- kutsaln ala
nna ya da pratik-ekonomik alana ait olmu eydir. Eer bu do
ruysa oyuncan z (ocuklann oyuncaklann ellerinde dnd
rp dururken, onlan sallarken, yere atarken, iini dna karr
ken ve en sonunda parampara ederken bou bouna kavrama
ya altklan ey - Baudelaire'e gre oyuncan "ruhu") her ey
den nce talihsel bir eydir hatta, deyim yerindeyse, saf haldeki
Tarihselliktir. Tarihin zamansalln, kendine zg saf aynmsal
ve niteliksel deeriyle hibir yerde bir oyuncakta olduu gibi
kavrayamay\z: Ne (Benjamin'in "maddi ierik" diyebilecei) ken
di pratik ve belgeleyici karakterini zamanda muhafaza eden ar
keolojik aratrma nesnesi ve bilgi kayna bir antta; ne deerini
niceliksel bir eskilik ilevinden alan bir antikada ne de deerini
gemi bir olayla, bir doruluk ve yaknlk ilikisinde bir krono
lo
j
iye yerletirilmi olmaktan alan bir ariv belgesinde kavrayabi
liriz. Btn bu nesnelere oranla, oyuncak ok daha falasn ve
daha deiik bir eyi temsil eder. Asl modelin oyuncaa dn
mesinden sonra geriye ne kald sklkla sorlmutur, nk
sz konusu olan kltrel anlam deildir, ilevi, hatta biimi de
deildir (oyuncaklarn elastik ikonizmine alk olanlann iyi bi
lecei gibi, ylesine kusursuzca yeniden retilebilir ya da dn
trlebilir ki, biim tannmaz hale gelir). Oyuncan kendi kut
sal ya da ekonomik modelinden alp muhafaza ettii. paralanp
blnmesi ya da kltlmesinden sonra da srp giden ey,
5
Bu da bir "illuzyon"dur. szcue in-luda'den (oynamak\ gelen etimolojik
anlamt yeniden kazandnlarak - e.n.
83
onda ierilmi olan insani zamansallktan, onun saf tarihsel
znden baka bir ey degildir. Oyuncak, nesnelerde ierilen ta
rihselliin maddelemesidir ve onu zel bir maniplasyo saye
sinde ortaya kannay baarr. Bir antika nesnenin ya da bir bel
genin anlam ve deeri kendi alanmn ileviyken (yani grece
uzak bir gemii elle tutulur hale getinne ve grnr klma ile
vi) oyuncak, gemii arptarak ve blp paralayarak ya da im
diyi klterek -yani hem artsremlilik hem de esremlilihte oy
nayarak- insann bizatihi zamansalln, yani "bir zamanlar" ile
'"artk olmayan" arasndaki saf ayrmsal sapmay kendinde gr
nr klar ve elle tutulur hale getirir.
Bu adan bakldnda, oyuncak, Levi-Strauss'un artk kla
siklemi baz sayfalannda yer alan ve milik dncenin izledii
yolu gstermek iin yararland yaptahlk (ricolage) ile baz
benzerlikler tar. Oyuncak da yaptahlk gibi (deimi yapsal
btnler de olsa), baka yapsal btnlere ait "knnt" ve "para
lardan" yararlanr ve bylelikle oyuncak da antik gsterilenleri
gsterenlere ya da gsterenleri gsterilenlere dntrr
.
Ama
"oynanan" ey, aslnda sadece bu knnt ya da paracklar deil
dir: Kltme durumunda aka grld gibi, nesnede ya da
paras olduU yapsal btnde zamansal biimde ierilen (de
yim yerindeyse) "knnusalhktr." Bu perspektiften bakldgnda
grld zere, oyuncan ifresi olarak kltmenin anlam ,
Levi-Straussun sanat eseriyle yaptaklgn onak karakterini ge
nel olarak "kltlm model'"le zdeletirirken buna atfettii
anlamdan daha genitir. nk kltme burada, nesnede kor
kulabilir olan ne varsa ("L poupee de l'enfant n'est plus un adver
saire
,
un rival ou meme un interlocuteur *.. " -imdi ocuun oyun
ca bir dman, bir rakip, hatta bir muhatap deildir) onu bir
bakta kavrayarak paralardan nce btn tanmay ve ona ga
lip gelmeyi salayan bir ey olmaktan ok. nesnede ierilen saf
zamansall yakalamay ve onun keyfini kanay salayan ey
olarak grnr. Yani haltme tarihin ifresidir. Bu yzden, yap-
84
takdan ziyade koleksiyoncu, oyuncuya snrda bir figr olarak
ortaya kar. Antika nesneler gibi, nesnelerin minyatrlerinin de
koleksiyonu yaplr. Ama her iki durumda da, koleksiyoncu nes
neyi artsremli uzaklndan ya da esremli yaknlndan eker
alr ve onu Benjamin'in bir tanmlamasnda dedii gibi "une cita
tion a l'ordre du jour" diye tanmlanabilecek tarihin uzak yaknl
nda, tarihin son hkm gnnde toplar.
Eer bu doruysa, eer ocuklarn oynadklan ey tarihse ve
eer oyun nesneler ve onlardaki saf tarihsel-zamansal karakteri
kavrayan insan davranlaryla ilikiyse, o halde, Herakleitos'un
bir fragmannda -yani Avrupa dncesinin kklerinde- zgn
anlamyla zaman olan aion'un "zar oynayan bir ocuk" olarak tas
vir edilmesi ve "ocuk lkesinin" de bu oyunun kapsam olarak
tanmlanmas nemsiz grnmeyecektir. Kkenbilimciler, aion
szcn, "yaamsal g" anlamna gelen *ai-w kkne gt
ryorlar ve dediklerine gre bu aion szcnn "omurilik" an
lamn almazdan nce ve nihayet inde, pek de kolay aklanama
yacak bir geile, "sre" ve "ebediyet" anlamlann almazdan n
ce Homeros metinlerindeki en eski kullarnmlannda sahip olabi
lecei anlam. Aslnda, bu terimin Homeros'taki anlamlann daha
dikkatlice incelersek aion'un sk sk psyhhe szcyle badau
nlarak kullanldn grrz ve lm anlatmak iin kullanlan
u tr ifadelerle karlanz: "psyhhe ve aion onu terk ettiler." Eer
psyhhe bedene can veren yaamsal ilke ise. burada aion ile birlik
te kullanlmasnn. basit bir tekrann tesinde, anlam ne olabilir?
Yukanda sz edilen eitli anlamlan tutarl bir btne indirge
memizi salayan tek makul yoruma gre. aion canl varlktaki ya
amsal gc zamansal bir ey olarak. "sren' bir ey olarak. yani
canlnn zamansallatrran oz olarak gsterir, oysa psyhhe bedene
can veren soluktur, thumos ise kol ve bacaklar devindiren ey.
Herakleitos bize aion'un oynayan bir ocuk olduunu sy ledi
ginde, boylece canlnn zamansallatran ozono oyun olarak tas
vir etmi olmaktadr - biz, onun .. tarihsellii" de diyebiliriz ("ta-
85
rih oynayan bir ocuktur" eklindeki evirisi epeyce cretli ve
kukulu da olsa).
Yunan dilinde. zaman gstermek iin aion'un yan sra chro
nos terimi de vardr, nesnel bir sreyi, llebilir ve srekli bir
zaman niceliini ifde eder. Timaios'taki nl bir pasajda. Platon
chrnos ve aion arasndaki ilikiyi, kopya ile modelin ilikisi ola
rak, yldzlann devinimince llen dngsel zaman ile devi
nimsiz ve esremli zamansalln ilikisi olarak sunar. Burada
bizi ilgilendiren, hala yaamakta olan bir gelenek boyunca ai
on'un sonsuzlukla, chronos'un artsremli zamanla zdeletiril
mesinden ok, kltrmzn en bandan beri karlkl olarak
birbirine bal ve kart iki farkl zaman kavray arasndaki bir
paralanmay tasawur etmi olmasdr.
imdi oyun ve ritel arasnda var olduunu grdmz kar
tlk ve tekabl ilikisine ve onlarn takvim ve zaman karsn
daki ters konumlanna dnebiliriz. Yaban Dtncenin bir bl
mnde, Fox Kzlderililerinin6 evlat edinme trenlerinden sz
ederken, Levi-Strauss ritel ve oyun arasndaki kartl mek
bir formlle zetlemitir: Ritel olaylan yaplara dntrrken,
oyn yaplan olaylara dntrr. nceki deerlendirelerin
nda bu tanm gelitirerek, ritelin grevinin mitik gemi ile
imdi arasndaki elikiyi, onlan birbirinden ayran zaman aral
n geersiz klarak ve tm olaylan yeniden esremli yapya ye
direrek, gidennek olduunu ileri srebiliriz. Oyun ise bu ilemin
simetrik kartn sunar: Gemi ve imdi arasndaki ba para
lamaya, tm yapy olaylara blmeye ynelir. Yani eer ritel,
artsremi esreme dntren bir makineyse. oyun de tam ak
sine esremi artsreme dntren bir makinedir.
Bak amza gre, sz konusu dnmn her iki durumda
da hibir zaman tamamlanmadn netletirmek anyla bu tan
m doru sayabiliriz. Bunun tek nedeni, zamanda ne kadar geri
gitsek ve etnografk incelemeleri ne kadar yaygnlatrsak da,
6 C. Uv-Strus, L Pense sauvage (Pars 1962) s. 44-47.
86
oyunlar hep ritelle, ritelleri de hep oyunlarla birlikte bulma
mz deildir; daha nemlisi, her oyunun, daha nce de kaydetti
imiz gibi, bir rtel yannn ve her ritehn de bir oyun yannn
olmas ve bu durumun ounlukla onlan birbirinden ayrt etme
yi gletirmesidir. Karl Kerenyi, Roma ve Yunan seremonileriy
le ilgili olarak
,
onlarn gerekletirdikleri yaam iinde mit "alm
tsmn" her zaman oyunla ilgili bir e ierdini gzlemlemitir.
Iuvenalis, Romal kadnlann mstehcen bir kltnn dine ayk
n niteliini tanmlamak istediinde "Nil ibi per ludum simulabiturl
omnia fient ad verum" (burada hi "-mi gibi yapmak" yok, yalan
dolan yok) diye yazar, neredeyse dinsel pietas [ibadet] ile oyun
eilimi ayn eymi gibi.
7
Huizinga da, ayinsel davranlarda,
oyuncunun oyun oynadtnn frknda olduunu hatrlatan bir
''-mi gibi yapma" bilincini ele verdiini gsteren rekleri ko
layca bulabilmi$tir. Ritel ve oyun her toplumda ileyen iki ei
lim olarak grnrler _ deiik llerde biri dierine stn gel
se de
,
asla karlkl olarak birbirlerini devre d brakmay baa
ramazlar, her zaman artsremlilik ve esremlilik arasnda bir
aynmsal arahn bulunmasn salarlar.
O halde
,
yukarda alnt ladmz tanm, oyun ve ritelin her
ikisinin de artsOremlilik ve esremlilik arasnda ayrmsal ara
lklar reten makineler olduu eklinde dzeltilmelidir. bu ara
lk iki durumda birbirinin tersi bir devinimin sonucu olsa da.
Hatta daha net bir biimde, ritel ve oyunu birbirinden ayr iki
makine olarah deil
,
teh bir makine, teh bir ikili dizge olarah deer
lendirebiliriz, bu dize yaltlmas mminn olmayan iki kategori
zerinde eklemlenir, ileyii onlann ballam ve farkll zerinde
temellenir.
Ritel ile oyun, artsremlihk ile esOremlilik arasndaki bu
yapsal bahlamdan baz nemli sonular karabiliriz. Bu a
dan baktmzda, insan toplumlar bize, ilki artsremlii es
remlilie dnOtOnneye, ikincisi de tam kart etki yaratmaya y-
7
K. Kcrenyi, Die Rtligon der Grechen md Rmer (Mnih-ZOrh 1963). s.
3
4.
87
nelik iki kart eilimin kat ettii tek bir dizge olarak grnyor
larsa eger. bu eilimlern ileyiinin sonunda ortaya kan ey
(yani dizgenin -insan toplumunun- rettii ey) her durumda
artsremlilik ve esremlilik arasnda bir aynmsal aralktr: Tarih,
yani insani zaman.
Bylece, tarih bilimlerinde inatla korunan budun-merkezci
bir perspektifin naif tzselletirmesinden kurtulmu bir tarih ta
nmna izin veren elere de ularz. Gerekten de, tarih yazm,
kendi nesnesini, sanki tzsel-nesnel bir gereklikmi gibi arts
remlilikte bulabileceini farz edemez: Ltvi-Strauss'un eletirileri
nin gsterdii gibi, bu nesnenin kronolojik bir matriks kullanan
bir kodifikasyonun rn olduunu anlamak zorundadr. Tm
insan bilimlerinin yapmas gerektii gibi, tarh de nesnesini do
rudan gereklikte bulaca yanlgsndan vazgeip, onu kart ve
ballak iki dzen arasndaki anlamlandrma ilikilerinin terim
leriyle gstermelidir: Tarihin nesnesi artsremlilik deildir; tari
hin nesnesi, ansremlilik ile esremlilik arasndaki, btn in
san toplumlann karakterize eden kartlktr. Tarihsel olu, salt
bir olaylar ardkl, mutlak bir artsremlilik olarak gsterildi
i takdirde dizgenin tutarlln kunarmak adna, her noktasal
anda etkili olan (ve nedensel yasa ya da erekbilim olarak gsteri
len) ama anlam ancak btnsel toplumsal srete diyalektik ola
rak beliren gizli bir esremhliin bulunduunu d varsaymak
gerekir. Oysa artsremlilik ve esremliliin kesitii bir nokta
sal an (bir mutlak imdi) Bat metafiziinin kendi ift zaman kav
raynn srekliliini salamak iin yararlandg saf bir mittir.
Sorun sadece -jakobson'un dilbilim iin gsterdii gibi- es
remhliin duraanlkla, asremliliin de dinamiklikle zdele
tirilemeyecek olmasndan ibaret deildir saf olay (mutlak arts
rem) ve saf yap (mutlak esrem) diye bir ey de yoktur: Her ta
rihsel olay artsremlilik ve esremlilik arasnda aynmsal bir ara
lk gsterir ve bu ikisi arasnda bir anlamlandrma ilikisi kurar.
Bu yzden tarihsel olu, esremlilik ve artsremliliin akt
8
aynk anlan a. b, c, . . . n noktalanyla belirten (aadaki gibi) ans-
remli bir eksen olarak gsterlemez.
1 1 1 1
1 1 1 1
1 1 1 1
1 f 1 1
E
1 1 1 1
1 1 1 f
. 1 1 1 f
' 1 1 f
. ' 1 1
+
1
b
+(
+n
+
A.rm
Bunun yerine, esremlilik ve artsremlilik arasndaki bir dizi
aynmsal sapmay ifade eden hiperbolik bir eri olarak temsil et
mek daha yernde olur (bu eriye gre esremlilik ve ansurem
lilik sadece iki asimptotik dayanak ekseni olutururlar):
E
e
'
.
M
Tarih -ank tm antropologlarn kabul ettii ve tarhilerin de
anlamakta pk zorluk ekmedikler ere-, tarihsiz olarak sunu
lan baka baz halklar dnda kalan halklann ayncal1kl miras de
ildir. Bunun nedeni, tm toplumlann zamanda yani arsremli
hkte yer alyor olmas deil, toplumlann ansrem ve erem ara
snda aynmsal sapmalar retmesidir: Burada rtel ve oyun dedi
imiz ey, her toplumda artsrem ile esrem aranda anlamlan
dra ilikiler kurmak iin ibandadr. Bu perspektifte, tarih,
ansoremli continuum ile zdeletirlmek yle dursun, oyun ve ri
telin dur durak bilmeden rettii ansuremli ve esuremli gste-
89
renler arasndaki ilikilerin sonucundan baka bir ey deildir: Te
rimin pek ok dilde bulunan mekanik anlamn kullanarak syler
sek, esremlilik ve artsremlilik arasndaki "oyundur" talh.
E


s
Ritl
Bu ballam kabul edi ldiinde. Ltvi-Strauss'tan beri tarihsel
toplumlar ve tarihsiz toplumlar arasndaki geleneksel aynnn
yerini alan "souk" ya da tarihsel olarak d'ragan toplumlar ile
.. scak" ya da birikimsel tarihe sahip toplumlar arasndaki ayn
mn nasl ifade edilebilecei de anlalr. Ritelin alannn oyu
nunkini daraltma pahasna genileme eiliminde olduu top-
1 umlar "souk", oyun alannn ritele baskn kma eiliminde
olduu toplumlar "scaktr. "
St
topula
+

v
v
v


Eer tarih bu perspektifte, riteli oyuna ve oyunu rtele d
nOtme sistemi olarak grlrse, iki tr toplum arasndaki fark
lln da niteliksel olmaktan ok niceliksel olduu aga kar: A
cak bir anlamlama dzeninin dierine Ostn gelmesi bir toplumun
9
hangi tre ait oldugunu tanmlyordur. Byle bir snfandrmann
u noktalanndan birine. oyunun tamamyla rtele, yani ansurem
liliin tamamyla esremlilie dnt bir toplum durumu yer
letirilebilir (bunun gereklii tamamyla asimptotiktir, nk
byle bir toplumun hibir reini bilmiyoruz). Gmi ve imdi
arandaki ansremli mesafenin tamamyla kapand bylesi bir
toplumda, insanlar sonsuz bir imdi iinde yaayacaklardr, yani
pek ok dinin tannlann ev olarak gsterdikler devinimsiz ebedi
yette yayor olacaklardr. Tam kart kutba ise oyunun tamamy
la riteli andrd ve tm yaplarn paralanp olaylara blnd
ayn lde ideal bir toplum durumu yerletirlebilir: Bu. saat
lern yldnm hzyla geip gittii "elenceler lkesidir" ya da Yu
nan mitolojisinde, lxion'un tekerlei ve Sisyphos'un yk ile sem
bolize edilen cehennemi zamann mutlak ansremidir. Her iki du
rmda da bizim insani zaman, yani tarih olarak belirlediimiz art
sremlihk ve esremhlik arasndaki o aynmsal aralk eksiktir.
Bu anlamda, hem scak toplumlar hem souk olanlar -kart
ynlerde- ayn projeyi izler grnmektedir ve bu proje de tarhin
ortadan kaldnlmas olarak betimlenebilir (betimlenmitir de).
Ama -n azndan imdilik- her ne kadar scak toplumlar arts
remli gsterenlerin etkisini en st dzeye kartmay, souk top
lumlar ise onu en alt dzeye indirmeyi baar olsalar da, hi
bir toplum bu projeyi tamamyla gerekletirmeyi ve elenceler
lkesi gibi, Hades'in krall gibi takvimden bsbtOn yoksun bir
toplum kurmay ya da bir bakma ilahi toplumu kurmay baara
mamtr. Tarihsel olarak birkimsel toplumlarda zamann izgi
sellii her zaman bayram zamanlanmn takvimsel tekran tarafn
dan durdurulmutur; tarihsel olarak duraan toplumlardaysa,
dngsellik dnyevi zaman tarafndan kesintiye uratlmtr.
Al mesele. hem oyunun hem de ritehn elenemeyecek bir artk
banndnnasdr ve projelerni kanlmaz olarak baanszla
mahkQm eden de bu engel, bu ayak badr. Levi-Strauss Yaban
91
Dnce'nin baz sayfalannda, churnga olarak bilinen ta ya da
tahta nesnelerin muhteem bir zmlemesini yapar. Avustral
ya'nn orta blgelerinde yaayan bir topluluk olan Aranda'lar bu
nesnelerde atalanndan birinin bedenini temsil ederler ve bu ne
denle. bu nesneler her nesilde kutsal bir trenle o atann zaman
zaman yeniden ete kemie brndne inanlan kiiye aktanhr.
levi-Strauss'a gre. bu nesnelerin zel karakteri ve ilevi, imdi ve
gemi arasndaki ilikiyi de esremlilik terimleriyle gsterecek
kadar esremlilie ayrcalk tanyan Aranda gibi bir toplumda.
chuinga'lann ansoremli gemii elle tutulur biimde gstererek
ansremli yoksullamay telaf etmelerinden kaynaklanmaktadr.
Eer yorumumuz doruysa, chirnga'lann kutsal karakteri, art
sremli anlamlandrma ilevinden kaynaklanr. Snfandrc
olduundan, sreyi bile kendine mal etmeyi baaran bir es
remlilikte yer alan bir dizgede, sadece onlar artsremli anlam
landrma ilevini salayabilirler. Chinm'lar mitik dnemin
dokunulabilir tanklardr: Onlarsz da kavranabilecek olan,
ama varlklar ank somut olarak kantlanamayacak olan alche
ringa'ya tanklk ederler.8
Levi-Strauss chwinga'nn ansoremin gstereni olma ilevini st
lenmesini salayan mekanizmay ayrntlanyla aklamaz. Basit bir
mekanizma sz konusu deildir kesinlikle. Mitik gemiin ele ge
lir varl olarak, "ata ve onun soyundan gelenin tek bir beden olu
unun dokunulabilir kant olarak" _ aslnda chirnga arsoremlili
gin gstereni olmaktan ok, mutlak esremliliin gstereni gibidir.
Ama artsremliliin esremlilige dnm yeni bir bireyin bedenin
de bir kez tamamlandktan sonra. mutlak esremin gstereni olan ey
zr kalr ve zr kaldktan sonra d, kendi gsterenini (eni bire
yin embryonunu) yitirmi olan artsr_em tarafndan stlenilir ve bu
kez mutlak artsremin gsterenine dnr. Bu nedenle -Ltvi-Stra
uss'un dndnn aksine- Aranda'lann churinga'nn atann
bedeni olduunu beyan etmeleri ile atann bir baka bedene ge-
8 U\i-Struss. L Pensee suvage. s. 320
92
me annda kendi bedenini yitirmemesi, chir unga'nm yeni bedene
gemesine izin vermesi arasnda eliki yoktur. Burada sz konu
su olan, riteHn tamamlanm ya da halA srekte oluuna gre,
ayn nesnenin kart iki gsteren ilevi Otlenmesidir. Eer bu do
ruysa, artsremliliin esremlilie ritel dnm zorunlu ola
rak artsremli bir artakalan brakr (chwinga da bir bakma bu ar
tn ifresidir) ve bir toplumun ansremlilii anadan kaldnnak
iin dnebilecei en mkemmel dizge bile, tam da bu onadan
kaldrmay salayan nesnede bir artsrem rn ortaya karr.
Tahmin edilebilecei gibi, oyunda da benzer bir olguyla kar
larz; orada da kurtulmann mmkn olmad bir ayak ba
vardr. Saf bir zamansal arann gsterimi olduunu gre, oyun
cak kesinlikle mutlak ansremin, yapnn olaya dnmnn
bir gsterenidir. Ama burada da, zgr kalan bu gsteren istik
rarszlar ve kart bir anlam stlenir burada da, oyun bittiinde,
oyuncak kendi kartna dnr ve artk oyunun elemeyi baa
ramayaca esremli bir artk olarak belirir. nk esremin
artsreme dnm gerekten tamamlanm olsayd geride
herhangi bir iz brakmazd ve minyatr kendi modeliyle zde
leirdi, tpk ritel tamamlandnda, churngann ortadan kaybo
lup atann yeniden vcut buldugu bireyin bedeniyle zdeleme
si gerektii gibi. Bu nedenle, oyuncaklar ve ritel nesneleri ben
zer davranlar gerektirir: Ritel ve oyun bittikten sonra, bu ne
neler mahcubiyet verici anklara dnrler ve bir kenara kon
malan gerekir, nk bir bakma, mmkn hale gelmesine kat
kda bulunduklar eyin somut bir tekzibini oluturuyorlardr bu
halleriyle (bu noktada, toplumumuzda sanat onamnn, ne t
myle esremlilige ne de artsremlilige, ne ritele ne de oyuna
ait olan bu istikrarsz, "deiken" gsterenleri toplamakla grev
li bir sandk odas olup olmad sorulabilir).
Bylece oyun ve rtel baka trl olamayaca da grlr
artsremlilik ve esremlilik gsterenleri zerinde etkili o lan i
lemler olarak karmza karlar: Artsremli gsterenleri esrem-
93
li gsterenlere dntryor ya da tam tersini yapyorlardr. Bu
nunla birlikte, her ey sanki toplumsal dizge kendi ikili yapsn
garanti edecek bir emniyet tertibat ieriyoruasma olup biter:
Tm artsremli gsterenler esremli gsterenlere dntklerin
de bunlar da artsremli gsterenlere dnrler ve bylece dizge
nin sreklilii salanr. Ayn ey tersi durumda da meydana gelir.
Belli koullarda artsremliliin ve esremliliin gsterenlerine
ikin olan bu tersine dnme potansiyeli, ritel ve oyunun ben
zersiz bir biimde birbirlerine yaklatktan trenlerin (rein
cenaze trenlerinin) niteliini aklamamz da salar. llyada'nn
Xlll . blmnde Patroklos'un cenaze treninin sonundaki
oyunlarn canl ve kh krk yaran betimlemesini herkes hatrlaya
caktr. Akhilleus btn gece arkadann cansz bedeninin yan
makta olduu atein banda beklemitir. Bu srada onun ruhu
nu yksek sesle arm, atee arap dkm, ya da acsn vah
ice, henz gmlmemi olan Hektor'un cesedinden karmtr.
Bu noktada, araba yarlarna, boks, gre ve okuluk msabaka
larna (bunlar, kendi spor yarmalarmzdan aina olduumuz
terimlerle betimlenmektedir) bakarken, birden iindeki znt
nn yerini yarma heyecan alr. Rohde, tartma gtrmez filo
lojik temellere dayanarak, cenaze trenlerine ait msabakalarn
l kltnn bir paras olduunu ve bunun da lnn oyunla
ra gerekten katld varaymn gerektirdiini gzlemlemitir.
Oyunlar "lyle" oynanmaktadr, tpk bugn de baz iskambil
oyunlarnda olduu gibi . Bachofen'in daha da ileriye gittii bili
nir: "btn oyunlarn lm ve cenazeyle ilikili bir karakteri var
dr . . . . Ama hep bir mezar tadr. . . . ve ister duvar fresklerinde
olsun, ister lahitlerin rlyeferinde, kabirler dnyasnda mezar
talan da varlklarn oyunlann bu dinsel anlamna borludur
lar . yle ki, nceki sayfalarda oyuncan ifresi olduunu sap
tadmz o kltmenin en eski rekleriyle karlatmz yer
de mezarlardr. Aries ocukluun Yuzyllan'nda yle yazar:
94
Oyuncak tarihileri, bebek ve minyatr nesne koleksiyoncu
lar, oyuncak bebekleri kaz alanlannda neredeyse endstriyel
miktarda ortaya kan ve byk bir blm, yeri geldiinde.
ev klt, cenaze klt gibi dinsel bir anlam tayan kk
heykelcikler ve tm dier imgelerden ayrmakta byk g
lk ekerler. . .
Eer, oyuncaklar ansremlilign gsterenleri ie, mezarlk onam
olan o devinimsiz esremlilik dnyasnda neyi temsil ederler.
hangi sftla yer alrlar? Dahas da var: Levi-Strauss'un deindii
Fox Kzlderililerinin evlat edinme trenlernde, l bir ebeveynin
yerne canl biri geirlir ve bylece lenin rhunun nihayet salve
rlmesi salanr. Bu trenler iki gnba aynlm halk arasndaki ye
tenek oyunlan, ans oyunlan ve spor msabakalan eliinde ger
ekleir. Bu iki grup. Tokan ve Kicho, lenleri ve yaayanlan temsil
ederler. Ama burada bizi ilgilendiren ey udur: Bu oyunlann so
nucu en bandan belirlenmitir; eer len Tokan grubundaysa Ta
kanlar, eer Kicho grubundaysa Kicholar kazanm olur. Yani kar
mda bir rtuel gibi alglanan ve gerekletirilen bir oyun vardr
ve koul esinin eksik olduu bu oyun, kesinlikle yaplan olayla
ra dntrmeye yarayama. Yaam suresince birbirnden ay tu
tulan oyun ve ritelin, oyuncaklar ve ritel nesnelerinin, artsrem
ve esrem gsterenlerinin lmle birlikte tersine dnd ve bir
birinden ayn edilemez hale geldii de sylenebilir.
imdi1 cenaze trenlerinin ilevini ve anlamn daha yakndan
gzlemleyelim. Bu noktada, frkl ve uzak kltrlerde byk de
iiklikler gstereyen bir inanlar sistemi buluruz karmzda ve
bu nedenle, bu inanlar sistemini pekala tekil bir btn gibi kabul
edebiliriz. Bu inanlara gre, lmn ilk etkisi leni bir hayalete
(Ltinlern lara's, Yunanllarn eidolon ve phamas _ Yerlilerin
pitr'i vb), yani yaayanlarn dnyasnda kalan tehditkar ve mp
hem bir varla dntresidir; bu varlk, lenin hayattayken
sklkla gittii yerlerde belirir. Cenaze trenlerinin amac -bu ko
nuda btn aratraclar hemfkirdir- bu huzursuz ve tekinsiz
95
varln ayr bir dnyada yaayan dostane ve gl bir ataya dn
mn salamaktr ve bu atayla ilikiler ritelin terimleriyle ta
nmlanacaktr. Bu mphem ve tehditkar "lara"nn do. an belir
lemeye altmzda, tm tanklklarn ayn kanda olduunu g
rrz: Lrva lnn imgesidir, grnm, bir eit glge ya da ay
na yzeyindekine benzer bir yansmadr. (Akhilleus'a gmlme is
teini dile getiren bu imgedir, kahramanmz bu imgenin Patrok
los'a artc benzerlii karsnda aknlkla bocalamaktan ken
dini alamaz: "alacak bir biimde ona benziyordu" diye hayknr).
O halde, blki, grnte kank olan bu inanlar btnyle
tutarl bir dizge oluturmay deneyebiliriz. Olm, lenin yaayan
larn evresinden (bu evrede arsremli ve esremli gsterenler
bir arada bulunurlar) lenlerin evresine (buradaysa esremden
baka bir ey yoktur) gmesine yol aar. Ama bu srete, boal
t lan artsrem bu kez tam da esremin gsterenini istila edecek
tir: lmn bedensel dayanandan ayrd ve zgr kld im
ge. Yani larva bir esrem gsterenidir ve yaayanlar dnyasnda
bir dengesiz gsteren olarak tehditkAr bir biimde ortaya kmak
tadr ve bu istikrarsz gsteren, srekli babo gezginliin (Yu
nanllar, gmlmemi bedenin hayaletine alastr yani aylak aylak
dolaan derlerdi) ve belli bir duruma yerlemenin imkAnszln
bir ansremli gsterlen (yani anlam) olarak stlenebilir. Ama bu
gsteren. yine de kendi anlamsal dnmnn olanakll saye
sinde, yaayanlar ile llerin dnyas arasnda bir kpr kurmay
ve birinden dierine onlan zdeletireden gemeyi salayan e
yin de ta kendisidir. Bylece. lmn stesinden gelinmi olur
(lm ki insan toplumunun ikili dizgesine doann ynelttii en
ar tehdittir, nk dizgenin temeli olan artsrem ve esrem
gsterenleri arasndaki kartln lm durumunda srdrlme
si ok zordur) ve bu amay mmkn klan da, ne kadar deerli
bir ileve sahip olduunu chutnga ve oyuncak reinde grd
mz o dengesiz gsterenlerden biridir. EsremliHk ve arts
remlilik arasndaki dengesiz gsteren olan larva, lare'
y
e yani ata-
96
nm totemsel imgesine ve maskeye dnerek duraan bir gste
ren haline gelir ve dizgenin srekliliini garanti eder. Granet'den
ahntlayacamz bir in atasznn dedii gibi: "llerin ruh-so
luu gebedir: Onlan yerleik klmak iin maskeler yapanz."9
Bunun ne ritelin ne de oyunun emasna tam olarak uyan
ama her ikisine de aitmi gibi grnen ok zel trenler gerektir
mesinin nedeni de imdi anlalr hale gelmektedir. Cenaze t
renlerinin nesneleri, dier ritellerin (ve oyunlann) aksine. arts
remlilik ortamndan esremlilik oramma (ya da aksi ynde) du
raan gsterenlerin aktanlmas deildir: Onlann nesnesi . dei
ken gsterenlerin duraan gsterenlere dnmesidir. Bu neden
le oyunlar ancak bir ritelin eleri olarak kabul edilmek kou
luyla cenaze trenlerine dahil olurlar. Riteller ve oyunlar
dei
ken gsterenlerin srmesine izin verebilirler, ama cenaze ritel
oyunlan herhangi bir artk brakmazlar: larva, hayalet -deiken
gsteren- esremin duraan gosterenine. lye dnmelidir. 1 0
Ama yaayanlar ve ller dnyas arasndaki, artsrem ve e
surem arasndaki gsteren kartl sadece lm tarafndan kr
lp paralanmaz. Bir baka kritik an. ayn oranda korkutucu bir
9
Granel, Danss el Ugendes, s. 335
1
O
Malinowski cararndan incelenen ("Baloma: the Spirts of the Dead in the
Trobriand islands", ]ounal of te Royal Anthropolgcal lrstitute of Great
Bnlain and lrela1d iinde, c.
4
6,
1
916) Trobriand yerlilerinin durmu
kendine zg yapsyla bu yormu tamamyla dorular. Genelde, tek bir
deiken gsceren olarak sunulan eyin, burada ta en bandan beri iki
frkl gsterene aynld grlr: (ller lkesine giden imge olan)
Baloma ve (insanl:nn zel mdahalesine gerek duymadan kendi kendine
onadan kaybolmadan nce ky\n yaknlannda bir sre bab dolap
duran glge olan) Kosi. Bu durmda da, arsuremlilik ve esremlilik
arasndaki gsteren kartl lm annda bylelikle salanmtr; ama
burada deiken gsteren zaten iki ayn bilene aynldmdan,
Malinowski'nin fark enii gibi, cenaze rtelleri hibir ekilde lnn r
huyla ilgili gzkmezler: "Baloma'ya (rh) bir sevgi ya da yazklanma
mesaj gndermek ya da onun ger dnmesini nlemek amacyla sahne
lenmezler; ne onun refahn etkilerler ne de hayatta kalanlarla ilikilerni."
97
baka tehdit de doumdur. Dolaysyla, doumda da deiken
gsterenlerin oyuna girdiini grebiliriz: nasl ki lm dorudan
atalan retmeyip laalan retiyorsa, doum da dordan insan
lar deil, bebekleri retir; ve bebekler de tm toplumlarda zel
aynmsal bir konuma sahiptirler. Eer larva bir l-canlysa ya da
bir yan lyse, ocuk da bir canl-l ya da yan canldr. O da,
yaayanlar ile ller dnyas arasndaki sreksizliin elle tutulur
kant olarak ve her an kendi kartna dnebilen bir dengesiz
gsteren olarak, hem etkisiz hale getirilmesi gereken bir tehdittir
hem de bir ortamdan dierine (anlam farkn ortadan kaldrma
dan) geii mmkn klan bir aratr. Ve nasl laralarn ilevi
ocuklann ilevine denk dyorsa, cenaze trenleri de erginle
me ritellerine denk dyordur; Amalan bu dengesiz gste
renleri dengeli gsterenlere dntrmektir.
levi-Strauss baz unutulmaz sayfalannda,
1
1 merkezinde No
el Baba figrnn bulunduu Noel folklorndan yola karak er
ginleme ritellerinin anlamn yeniden kurgulamt r; buna g
re, ocuklar ve yetikinler arasndaki kartln arkasnda daha
temel bir kartlk, ller ve yaayanlar arasndaki kartlk bu
lunmaktadr. Gerekten de, grdmz gibi, ocuklann ilevi
llerden ok laralara yakndr. Gsteren ilevi asndan bakl
dnda, ller ve yetikinler ayn dzene aittirler; duraan gs
terenlerin ve artsremlilik ile esremlilik arasndaki devamll
n dzenidir bu. (Bu adan bakldnda, bu devamlln yaa
yanlann llere ve bunlann da yeri geldiinde yaayanlara d
nt bir dng gibi temsil edildii souk toplumlarla, bu s
reklilii izgisel bir srete gelitiren bizimki gibi scak toplum
lar arasnda pek frk yoktur. Her iki durumda da, nemli olan
dizgenin srekliliidir.) ocuklar ve laralar ise -eiken gste
renler olarak- iki dnya arasndaki sreksizlik ve fark temsil
ederler. Olen, ata deildir: Larvann anlam budur. Ata, canl in
san deildir: ocutn anlam da budur. Eer lenler hemen ata-
1 1
C. LvStrus, "L Prc Nol supplicif', Ls Tem
p
s Moeres. no. 77, 195
2
.
98
lara dnyor ve atalar da hemen canl insanlara dnyor ol
sayd. o zaman tm imdi aniden gemie dnr ve tm ge
mi de imdiye dnrd ve bu da an\amland1rma ilikilerinin
dayand artsremlilik ve esremlilik arasndaki o ayrmsal
sapmay ve onunla birlikte. tarh ve insan toplumunun olanakl
lg1n azaltrd . Bu nedenle, ritelin churingada bir indirgenmez
ansremli artn
,
oyunun da oyuncakta esoremli bir artn
varln srdrmesine izin vermesi gibi. yaayanlar ve ller
dnyas arastndaki gei de, anlamlandrma ilevini etkin klmak
iin gerekli iki sreksizlik noktasnn sresini salar. Esirem
lilik ve ansremlilik arasndaki. yaayanlar ve ller dnyas ara
sndaki gei, bylece. bir eit .. kuantumsal srama" sayesinde
meydana gelir, bu sramann deiken gsterenleri ifedir:
Bu perspektifte. laralar ve ocuklar ne esremlihgin ne de
asremliliin gsterenlerine aittirler. toplumsal sistemin ola
naklhn oluturan iki dnya arasndaki anlan kartlnn
gsterenleri olarak belirirler. Onlar gsteren ilevinin gsterenleri
dir, bu ilev olmadan ne tarih ne de insani zaman olabilir. Elen
celer lkesi ve laralar lkesi, tarih lkesinin topik topolojisini
belirlerler; ve bu topolojinin de ansremlilik ve esremlilik. ai
on ve chronos. yaayanlar ve ller. doa ve kltr arasndaki
gsterensel bir ayrm dnda yeri yoktur.
Bylece toplumsal sistem. anlamlamann (deiken) gste
renlerinin karsnda duraan gsterenlerin yer ald ama ger
ekte sistemin ileyiini salamak iin ikisinin de birbiryle yer
deitirebildii kanak bir dzenek olarak grolebilir. Dolay-
9
syla. hayalecler olu olabilsin diye yetikinler kendileri hayalete
dnmeye raz olurlar ve ller. ocuklar insan olabilsin diye
ocuk olmaya boyun eerler. O halde cenaze trenleri ve ergin
lik ritellerinin amac, gsteren ilevinin aktanlmasdr ve bu i
lev doum ve lmn tesinde srek ve dayanmak zorunda
dr.
1
2 Bu nedenle -n souk ve tutucusundan en scak ve ilerle
mecisine kadar- hibir toplum bu deiken gsterenlerden vaz
geemez ve bunlar bir huzursuzluk ve tehdit esi oluturduu
lde, her toplum bu gsteren alveriinin kesintisizce sre
sini salamak zorundadr. yoksa hayaletler llere ve ocuklar da
yaayan insanlara dnemeyecektir.
Eer imdi, bu sorunlardan kurtulduuna ve gemiin gste
Tenlerinin imdiye aktarmn aklc bir biimde zdne ina
nan kltrmze bakarsak. Warburg okulunun, hakknda ok
verimli ve rek almalar yapt Nachleben'lerde (yaam-son
Tas , ikinci yaam) ve gemiin gsterenlerinin ilk anlamlarndan
.rnm biimde srp gidilerinde tam da yukarda deindii
miz laralan bulmakta hi zorluk ekmeyiz. Pagan tannlannn
dondurulmu imgeleri. iki gezegenin ayn adan getii anda
olucurdugu paralel. astrolojik simgelerin korkutucu imgeleri,
yzyllar boyunca kesintisiz bir biimde izini srebileceimiz
gemiin cm dier saysz gstereni gibi, gsterilenlerinden yok
sun braklm bunaltc ve tedirgin edici semboller olarak sunu-
1
2
Emograllar her zaman bylemi bir erginleme rielinin, Pueblos
Yerlilerinin hatcina rituelinin zmlemesi bu balamda zellikle ogrelicidir.
Bu erginleim srasmda, yeikinler erginlecek olanlara ne herhangi bir
reli ne de herhangi bir hakikat dizgesi aklarlar, sadece hatina'lan
gsterirler. bunlar doast varlklardr, erginlcek ocuklar onlan yllk
trenler srasnda kyde dans ederken gnnler ve sklkla onlan dikenli
dallardan yaplm krbalanyla korkutmulardr; aslnda bunlar hatdna
maskesi takm yetikinlerdir. Bunun yeni erginlere renilmesi, onlara
sklayacak yeni bir sr verr ve sras geldiinde onlar da hatcina klna
girerler. Rituelin ierii, aktanlan "sr', alnda ahtanmn kendisnden baka
aktanlacak bir ey olmaddr: Bi.aihi gsteren ilev.
100
lan larasal ve laralam hayatta kallardr. Bu halleriyle lara
lann tam tamna edeeridirler. Kltrler onlarla oynamak yeri
ne tehditkr hayaletlermi gibi ilerindeki eytam kardka on
lan hayatta tutmu olurlar.
Dier deiken gsterenler snfna gelince; toplumumuzun
genlere uygun grd ileve yle bir baktmzda olduka
relici oldugunu grrz. Bir kltr kendi gemiinin gste
renlerne bylesine saplanp kalmsa eer, onlan gmmek yeri
ne onlardaki eytan kannay ve "hayaletler .. olarak hayatta tut
may tercih ediyorsa ve imdinin deiken gsterenlerinden on
larda dzensizlik ve ykclktan baka bir ey gremeyecek ka
dar korkuyorsa, bu kesinlikle salkl bir durum deildir. Bu tat
minsizlik ve kltrmzde ocuklarn ve larvalann gsteren i
levinin bu denli katlamas, ikili dizgenin tkandnn ve ileyi
ini salayan gsteren de tokuunu artk gerekletiremedii
nin en ak iaretidir. Dolaysyla, gemiin hayaletlerinden sade
ce ve sadece kendi ocuklanmn yetikin olmasn engelleyecek
cler olarak yararlanan ve ocuklann da sadece ve sadece ge-
.
miin hayaletlerini gmme konusundaki kendi beceriksizlikleri
nin mazereti olarak kullanan yetikinlerin hatrlamas gereken
ey udur: Tarihin ileyiinin temel kural, sreklilik gsterenle
rinin sreksizlik gsterenleriyle deitirilmeyi kabul etmeleridir
ve gsteren ilevnin aktarm gsterenlerin kendisinden daha
nemlidir. Gerek tarihsel sreklilik, sreksizlik gsterenlerini
bir elenceler lkesine ya da bir laralar mzesine (gnmzde
ikisi de ounlukla tek bir yerle, niversite kurumuyla rt
yor) srgne gndererek onlardan kurtulmu gibi yapamaz.
Gerek tarihsel sreklilik, bu gsterenleri gemie iade etmek ve
gelecee aktarak iin onlarla "oynayarak" kurulur. Aksi takdir
de, kelimenin tam anlamyla l rol yapan ve kendi hayaletle
rini ocuklara, ocuklan da bu hayaletlere emanet etmeyi yele
yen yetikinlerin karsna ya ocuklan yutmak iin geri dnen
gemiin laralar kacaktr ya da ocuklar gemiin gsterenle-
101
rini yakp y1kacaktr, ki bu da gsteren ilevinin -yani tarihin
bak assndan zaten ayn eydir. Bu, Pueblos yerlilerinin er
ginlik ritellerinden birinde kken mili olarak anlatlann tam
aksi bir durumdur. Mite gre, llerin laralar ocuklar alp g
tnnek iin canllar dnyasna geri dndgnde, yetikinler her
yl elenceli bir maskeliler alay dzenleyerek larvalan kiiletir
meyi nerirler, bylelikle ocuklar yaayabilecek ve bir gn on
larn yerine geebilecektir.
ZAMAN VE TAR H
An ve srekli li gi n eleti ri si
Victor Goldschridt ve Hemi-Charles Pech'e
1

H
er tarih anlaynn ierisinde mutlaka, kendisinde rtk
. . olarak bulunan, onu koullandran ve bu nedenle de aa
karlmas gereken belli bir zaman deneyimi yer alr. Ayn ekil
de, her kltr her eyden nce, belli bir zaman deneyimidir ve
bu deneyimde bir deiiklik olmadan yeni bir kltr mmkn
deildir. Bu nedenle, zgn bir devrimin ilk grevi sadece "dn
yay deitirmek" deil, ayn zamanda (ve ncelikli olarak) "za
man deitirektir." Dikkatini tarih zerinde younlatran mo
dem politik dnce, buna denk den bir zaman anlay ora
ya koymamtr. Tarihsel materalizm bile, imdiye dek kendi ta
rih anlayn gerekletirecek gce sahip bir zaman kavram ge
litirmekten geri durmu, bu konuyu atlamtr. Tarihsel mater
yalizm bu ihmal nedeniyle farkna bile varmadan, yzyllardr
Bat kltrne egemen olan bir zaman anlayna bavurak zo
runda kalm ve bylece barnda devrimci bir tarih anlayyla
geleneksel bir zaman deneyiminin yan yana yaamasna neden
olmutur. Zamann dakik (noktasal) ve trde bir continuum (s
reklilik) eklindeki vlger temsili bylece Marksist tarih kavra
mn sulandrmtr: Bu temsil, ideolojinin tarihsel matealizmin
kalesine szmasn salayan gizli gedie dnmtr. Daha n
ce, Benjamin, "Tarih Felsefesi zerine Tezler"de bu tehlikeyi di
le getirmiti. imdi, Marksist tarih anlaynda rtk bir biimde
bulunan zaman kavramn akla kavuturann vaktidir.
1 1
1 nsan akl zaman deneyimine sahip olmasna ramen onun
temsiline sahip olmadndan, zaman zorunlu olarak uzamsal
imgeler araclyla temsil edilir. Antik Yunan-Roma dneminde
ki zaman anlay temel olarak dngsel ve sreklidir. Puech
yle yazar:
Sahici ve lam varl, kendisinde var olana ve kendisine teka
bl edene, yani sonsuza ve deimeze zmseyen bir dn
lrlk ideasnn egemen olduu antik Yunan, devinim ve olu
u gerekliin dk dereceleri olarak grr yle ki, burada
tekabl -n iyi durumda-ancak sreklilik ve ebedilik, yani bir
geri dn olarak anlalr. Tekrarlanma ve srekli geri dn
suretiyle eylerin deimeden srdrlmesini salayan dng
sel devinim, hiyerarinin en st noktas olan mutlak devinim
sizligin en dolaysz ve en mkemmel (dolaysyla ilahi olana en
yakn) ifadesidir.
Platon'un Timaios'unda, gkel krelerin dngsel devmiy
le llen zaman, sonsuzluun devinim halindeki imgesi olarak
betimlenir: "dnyann yaratcs, birden ve hareketsiz sonsuzluk
tan yola kp gkyzne dzen vererek hareketli bir sonsuzluk
imgesi yaratmtr, say kurallarna gre hareket eden bu imgeye
biz zaman deriz." Aristoteles de alglanan zamann dngsel ka
rakterini onaylar:
107
Zaman ite bu yzden krenin hareketi olarak grnr, n
k dier hareketleri ve zaman da len bu harekettir. . . zaman
da bir tr embere benzer . . . bu nedenle, yaratlm eylerin bir
ember oluturduunu sylemek bir zaman emberi olduunu
da sylemektir.
Bu anlayn ilk sonucu, z itibaryla dngsel olan zamann
ynnn olmamasdr. Tam anlamyla, ne bir balangc, ne or
tas, ne de sonu vardr, ya da bunlar sadece zamann dngsel
devinimi durmakszn kendi zerinde dndke belirirler. Aris
toteles'in Problemata [Problemler) balkl eserinin ok arpc bir
bolmnde aklad gibi , bu adan baktmzda, Truva Sava
nn ncesinde mi yoksa sonrasnda m yer aldmz sylemek
mmkn deildir:
Truva Sava zamannda yaayanlar bizden ncekiler midir ve
onlarda nce yaayanlar daha da eski bir zamanda yaam
olanlar mdr ve bylece sonsuza kadar gidersek, gemite da
ha geride bulunan insanlar hep tekilere gre daha ncekiler
olarak m konumlanrlar? Yoksa evrenin bir balangc, bir or
tas ve bir sonu olduu ve yalanan eyin, sonuna yaklanca
tam da bu nedenle balangcna geri dnd doruysa; ve te
yandan, balangca daha yakn eylerin nce geldii de doruy
sa, o zaman kim bizlerin, balangca, Truva Sava zamannda
yaayanlardan daha yakn olmamz engelleyebilir? . . . . Eer
olaylarn birbirini izlemesi bir dng oluturuyorsa, dngnn
tam olarak ne balangc ne de sonu bulunmadna gre, biz
balangca daha yakn olmakla onlardan nce geliyor olmayz,
tpk onlarn da bizden nce olduunun sylenemeyecei gibi.
Yine de Yunan zaman deneyiminin temel karakterinde (ki
Aristoteles'in Fizik adl eseri sayesinde iki bin yl boyunca Batl
zaman temsilini belirlemitir) zaman noktasal, sonsuz ve llen
bir srekliliktir. Nitekim Aristoteles zaman "nce ve sonraya g
re devinim says" olarak tanmlar ve zamann sreklilii de, ge-
108
ometrik noktaya (stige) benzeyen aynk anlara (t nyn, imdi)
blnmlyle garantiye alnmtr. An, kendi iinde. zama
nn srekliliinden (synecheia chrnou) baka bir ey deildir,
gemi ve gelecei hem birletiren hem blen saf bir snrdr. An,
bu haliyle hep firari, yakalanamaz bir eydir. Ve Aristoteles de
ann bu paradoksal olarak hilemi, geersizlemi karakterini
yle aklar: Zaman sonsuca bldnden bu an ya da imdi
daima "bakadr", tekidir; bununla birlikte, gemi ile gelecei
birletirir ve zamann srekliliini garanti ederken de hep .. ayn
dr." Ann kendine zg bu doas. zamann radikal "tekilii
nin" ve "ykc" karakterinin temelini oluturur:
. An" zamann hem ba, hem de sonudur, ama ayn zamann
deil: Gemiin sonu, gelecein balangcdr. Tpk emberin
ayn dbkey ve ibkey noktada olmas gibi, zaman da da
ima balama ve bitme annda olacaktr ve bu yzden hep te
ki gibi grnecektir.
Bat insannn, zamana hakim olma konusundaki yetersizlii:in
(ve bundan kaynaklanan zaman kazanmak ve zaman geirmek
konusundaki hastalkl takntsnn) temelinde, zaman llen
ve uup giden noktasal anlarn sonsu bir continuum'u olarak g
ren bu Yunan zaman anlay bulunur.
Bylesi bir zaman temsiline sahip olan bir kltrn, gerek
ve tam bir tarihsellik deneyimine sahip olmas mmkn deildi.
Antikagn yaanm bir zaman deneyimine sahip olmadn
sylemek, kesinlikle bir basitletirmedir, ama ayn lde kesin
olan bir ey de, Yunan filozoflarnn zaman sorununu daima Fi
zih'te izilen ereve iinde ele alm olmalardr. lindeki eyle
r bir kabuk (periechn) gibi saran zaman, nesnel ve doal bir ey
dir: Her eyin bir yerde bulunmas gibi, her ey zamanda yer alr.
Modem zaman anlaynn balangc iin sklkla Herodotos'un
Tarih'in bandaki szlerine bavurulur: "Halikamash Herodotos
burada, zaman insanlann giriimlerini silmesin diye aratrmala-
1 0
nnn sonularn sunmaktadr . . . " Herodotos'un Tarih'inin mca
dele etmek istedii ey zamann ykc karakteridir ve bu antik
aa zg zaman anlaynn temelde tarihsel olmayan doasn
dorular. Bilme edimini gsteren eidtnai szc gibi, tarih (his
toria) szc de gnnek anlamna gelen id kknden gelmek
tedir. Kken asndan histor, grsel tanktr, gren kiidir. Yu
nanllara gre gnnenin ostnl burada da dorulanm olur.
Sahiciliin "gz nnde bulunma .. olarak belirlenmesi , hibir za
man olduu haliyle gzler nnde bulunmayan ve buna ramen
hep orada olan bir tarih deneyimini danda brakr.
1 1 1
H
ristiyanha zg zaman deneyimi pek ok adan nceki
nin kar tezi grntsndedir. Zamann klasik temsili bir
dngyken, Histiyan zaman kavramsallatrmasna rehberlik
eden imge dz bir izgidir. Puech yle yazar:
Hellenizmin aksine, Hristiyan iin dnya zamanda yaratlm
tr ve zamanda son bu1mahdr. Bir uta Yaratl yks, br
uta eskatolojik Kyamet perspektif. Yaratl, Son Yarg ve bu
i ki olay birbirine balayan ara dnem tektir. Bu yaratlm tek
evren zamanda balamtr, onda srer ve onda bitecektir. Ta
rihinin iki ucundan da snrlanm ve bitmi bir dnyadr.
Kendi sresince ne sonsuzdur, ne de ebedi; ve onda gerekle
en olaylar bir daha asla tekrarlanmayacaklardr.
Klasik dnyann yn olmayan zamannn aksine, bu zamann
bir yn ve anlam vardr: Yarauhtan sona doru geriye dnd.
rlemeyecek bir biimde yol alr. lsa'mn yeniden ete kemie b
rnmesinde temel dayanak noktasn bulur, bu olay onun ba
langtaki dnden sondaki kurtuluuna doru bir ilerleme
olarak gelimesini karakterze eder. Bu nedenle Ai Augustinus
Yunan flozoflarnn sahte dnglerinin karsna lsa'nn dogru yo
lunu, hibir eyin yeni olmad paganizmin bengisel tekrarnn
karsna, her eyin daima sadece bir kez meydana geldii Hris
tiyan novitas'n [yenilik] koyabilmitir. insanln tarihi bylece
1 1
bir selamet tarihi olarak, yani kurtuluun ilerleyen gerekleme
si olarak grnr, temeli ise tanndadr. Burada her olay tektir ve
yerine baka bir ey konulamaz.
"a" fkrini aka kmsedii halde bir tarihsellik deneyi
minin temellerini atan da Htristiyanhkur, dnyev olaylara dik
kat etmesine ramen antik dnya deil. Gerekten de Hristiyan
lk, zaman ytldzlann doal deviniminden kesin bir biimde ay
rtr ve onu temelde insani ve isel bir olgu haline getirir. "Varsa
yalm ki gkyzndeki yldzlar durdu," diye yazar Ai Augus
tinus, olduka modem grnen bir ifde kullanarak,
ama mlekinin tekeri dnmeye devam ediyor; bu durumda
dnlerini lmemizi. eit arahklarla m yoksa kimi kez daha
hzl kimi kez daha yava tamamlanp tamamlanmadklarn
sylememizi salayacak zaman olmayacak mdr acaba? . . . . O
halde, gksel cisimlerin deviniminin zaman oluturduu sy
lemek bana artk uygun gelmiyor.. . . Ey ruhum senin iinde
ben zaman lyorum.
Bylelikle iselletirilmi olan zaman yine de Yunan dnce
sindeki noktasal anlarnn srekli birbirini izlemesinden ibarettir
hala. Augustinus'un ltirafar'nn on birinci kitabnn tamam, fi
rari zaman hakkmdaki sancl ve zmsz sorgulamasyla, l
lebilir ve srekli zamann oradan kaldnlmadgn, sadece yldz
larn seyri yerine isel srenin konulduunu gsterir. Nitekim,
Augustinus'un zaman sorununu zmesini engelleyen ey, tam
da Aristotelesi noktasal an kavramn aynen korumu olmasdr:
Gemi artk olmadna ve gelecek henOz gelmediine gre,
nasl olur da bu iki zaman, gemi ve gelecek vardr? imdiye
gelince, eer o hep imdi ise, gemie akmay baaramyorsa,
byle bir an zaman deil ebediyet olur. Ama eer imdiki an
sadece zamansa. nk gemie akabiliyorsa, nasl olur da
onun var olduunu syleyebiliriz? nk bu durumda, ancak
var olmay brakarak var oluyor demektir . . .
1 1 2
Daha da kk paraclklanna bl.emeyen bir zaman
noktas alglanrsa, sadece onun imdi olduu sylenebilir: Bu
nokta ylesine hzla bir biimde gelecekten gemie uuverir
ki, hibir kalcl olmaz. Yaygn olsayd, gemi ve gelecee
blnebilirdi, ama imdi yaygn bir kaplama sahip deildir.
llkel Hristiyanhkta zaman zaman karlalan daha dolu. daha
somut ve daha zgn bir zaman deneyiminin Ost bylece kla
sik Antikitenin matematiksellemi zamanyla rtlmektedir.
Buna bal olarak, Yunan metafiziinin kadim dngsel temsili
de, nce Kilise Babalarnn Yeni Platonculuu, ardndan da sko
lastik teoloji sayesinde kanlmaz biimde geri dner. llahiyann
rejimi olarak ebediyet, duraan dngsyle, insani zaman dene
yimini geersiz klma eilimindedir. Ayrk ve firari an, zamann
ebediyet arkn kestii nokta haline gelir. Auverge li Guillaume
de Universo'da (Evren zerine] yle der:
Ebediyet ve zaman arasndaki ilikinin imgesine sahip olmak
iin ebediyeti ok buyuk bir ark gibi hayal etmeyi dene. onun
iinde de zaman ark olsun. yle ki, bu ikinci ark, birincisi
ne tek bir noktada dokunsun. nk bildiin gibi, eer bir
ember ya da kre bir dier ember ya da kreye deiyorsa, is
ter ierden ister dandan olsun, bu temas ancak tek bir nok
tada meydana gelebilir. Dediim gibi, ebediyet tamamen devi
nimiz ve tamamen eanl olduundan, temas, zaman arknn
dn srasnda ebediyet arkna sadece noktasal olarak do
kunmasyla gerekleir, bu nedenle zaman eanl deildir.
i V
M
odem an zaman kavram, Histiyanln izgisel ve ter
sinmez zaman anlaynn laikletirilmesidir herhangi bir
"son" fikrinden koparlm, imdi ve sonraya gre yaplanan bir
sre olma dnda her trl anlamdan anndnlm olmasna ra
men byledir. Zamann bu trde, izgisel ve ii bo temsili, ima
lathanelerdeki i deneyiminden doar ve dngsel olana kar
tekbiimli dz izgili devinimin stnln yerletiTen modem
mekanik tarafndan da onaylanr. Fabrikalarda ve byk modem
kentlerde yaam karakterize eden l ve deneyimden yoksun za
man deneyimi, kap giden noktasal ann tek insani zaman oldu
u fkrini glendirir gibidir. nce ve sonra: Antik anlay iin
ylesine belirsiz ve bo oln (ve Hristiyanlk iin de ancak zama
nn sonu gz nne alndnda anlam kazanan) bu iki kavram,
imdi kendilerinde ve kendileri iin anlam haline gelmektedirler
ve bu anlam da gerekten tarihsel olarak sunulmaktadr.
Hartmann'n "dnya sreci,
,
fikri vesilesiyle ("sadece sre
kurtulua gtrebilir") Nietzsche'nin ok nceden sezmi oldu
u gibi, sre on dokuzuncu yzyl tarih kavrayna rehberlik
eden kavramdr. Anlam sadece btnl iindeki srece aittir,
asla noktasal ve firari imdi'ye ait deildir. Ama aslnda bu sre
imdi'lerin nce ve sonraya gre basit bir art arda gelii olduu
iin ve bu arada kurtulu tarihi de saf bir kronolojiye dnt
1 1
4
iin, belli bir anlamhlk grntsnn korunmasnn tek yolu,
iin iine srekli ve sonsu bir ilerleme fikrnin (herhangi bir akl
c temelden yoksun olsa da) dahil edilmesi olmaktadr. Aslnda
sadece kronolojik olarak ynlenmi bir sre fikrinin tercmesi
olan "gelime" ve "ilerleme", doa bilimlerinin etkisiyle, tarihsel
bilginin rehber kategorilerine dnrler. Bylesi bir zaman ve
tarih kavray zorunlu olarak insan kendi boyutundan yoksun
brakr ve sahici tarihsellie giriini engeller. Dilthey ve Kont
Yorckun gzlemledii gibi ("o okul hi de tarihsel deildi, sade
ce antikacyd baskn faliyetin mekanik ina olduu bir dnem
de olgular estetik olarak kurgul uyordu .. ) on dokuzuncu yzyl
tarihselciliinin grnr zaferinin ardnda, aslnda doa bilimle
r zerine modellenmi bir bilgi ideali adna tarihin radikal bir
biimde reddi sakldr.
Bu Lvi-Strauss
'
u eletiriye de iyi bir hedef sunmutur: Le
vi-Strauss, kronolojik doann ve tarihyazmsal kodlamann s
reksizliine iaret eder (''koddan bamsz ve nesnel bir tarihsel
sreklilik iddias sadece hileli yordamlarla salanmaktadr") bu
nun sonucunda tarih de "kapsaml bir mit" haline gelmektedir.
Levi-Strauss tarih ile insanln eitlenmesini reddeder: Byle bir
eitlemenin aka sylenmeyen amac da "tarihi aknsal bir h
manizmin son s1na" yapmaktr.
Ancak burada tarihin terk edilmesi deil, daha sahici bir ta
rihsellik kavrayna eriilmesi sz konusudur.
v
H
egel zaman Aristoteles'in noktasal an modeline gre d
nr. Aristoteles'e zg nyn'in karsna imdi'yi koyar; nasl
Aristoteles nyn'i stige [entik} olarak dndyse, Hegel de im
di'yi nokta olarak dnr. "Kendi varlndan hilie ve hilik
ten kendi varlna gemekten baka bir ey olmayan" bu imi,
gerek imdi" olarak ebediliktir. Bat'nn zaman kavrayna ege
men olan uzamsal temsiller ile zamansal deneyim bants, He
gel tarafndan, zaman uzamn yadsnmas ve diyalektik am
olarak kavrama ynnde gelitirilmilir. Uzamsal nokta yalnzca
kaytsz, frksz olumsuzluk iken, zamansal nokta yani an, bu
frkllamam olumsuzluun yadsnmas , dnm halideki
uzamn "felce uram devinimsizliinin" almasdr. Bu yzden,
bu anlamda, yadsmann yadsmasdr.
Zaman bylece yadsmann yadsmas olarak tanmlayan He
gel, deneyimin hilenmesini (ki zamann noktasal anlarn birbi
rini izleyen sreklilii olarak belirlenimi de zaten rtk olarak
byle bir hilemeyi iermektedir) en u sonularna gtrmek
ten kanamaz. Hegel, Ansiklopedi'de, zamann firari z karsn
da Augustinus'a zg tedirginliin (azalm ve bilinli biimde
stlenilmi de olsa) hala yankland bir blmde yle der: "Z
man, olduunda olmayan. olmadnda olan eyin varldr: An
cak sezilebilen olutur". "Olmadnda olan, olduunda olma-
1 1 6
yan" bu olumsuz varlk, bu haliyle biimsel olarak insana zde
tir. Hatta belki de, Hegel zamant metafiziin noktasal an mode
line gre dnd iindir ki, insan nhunda ibanda grd
ve diyalektiin temel devindiricisi olan "olumsuz gce" kendi
dizgesinde bunca yer verebilmitir. Yani, Hegel'in dizgesinde,
her ikisi de yadsmann yadsmas olarak anlalan zamann ve
insan ruhunun biimsel zdelig Bat insannn hilenmi za
man deneyimi ile kltrnn yadsyc gc arasndaki -hala
aratrlmas gereken- badr. Ancak byle bir zaman deneyimi
ne sahip olan bir kltr, insan ruhunun zn yadsyabilirdi. Ve
Hegel diyalektiinin gerek anlam da, btnlk iinde olduu
zaman kavrayyla ilikilendirildiinde anlalabilir ancak. Diya
lektik her eyden nce olumsuz ve uup giden yakalanamaz an
lann srekliliini (continuum) toplamay ve btnletirmeyi (dia
legesthai) salar.
Yine de, Hegel, zamann kkenini ve onun ruh ile biimsel
zdeliinin anlamn. bu halleriyle sorgulamam1tr. Zaman sa
dece "kendinde tamamlanmam olan rhun kaderi ve zorunlu
luu olarak" grlr. Ruh zamana dmek zorundadr. Tarhte
Akl'da yle der: 'Tarihin evriminin zamanda retiliyor olmas,
rh kavramyla uyumludur". Grdmz gibi, zaman "oldu
unda olmayan, olmadnda olan varhk" ise, Mutlak sadece bir
"sonu" olarak hakiki olabilir; ve "zamanda yabanclaan ruh''
olan tarih de znde Stufengang'ttr, tedrci bir sre. Yabancla
mann yabanclamas olarak bir uazap yolu" ve mutlak ruhun
"yeniden bulunmas"dr. sonsuzluun kadehinden ona ykselen
kpktr.
Oz. saf bir yadsma olan zaman gibi, tarih de asla anda yaka
lanamaz, sadece btncl sre olarak yakalanabilir. Bu yzden,
ideali mutluluk olan tekil bireyin yaanm deneyiminin bir
adm uzanda kalr. "Tarih incelenirken, mutluluk da bak a
s olarak kullanlabilir, ama tarih mutluluun mekan deildir."
Hegel'in tarih felsefesinde "dnyann ruhunun
,
, ete kemie b-
1 1 7
rnd "byk tarihsel kiiliklerin" karanlk imgesi de bu nok
tada ortaya kar. "Byk adamlar.
,
evrensel Ruhun ilerleyen y
rynde gereten baka bir ey deillerdir. Tekil bireyler ola
rak "genelde mutlu denilen kiilerden deillerdir''. "Bir kez
amalarna ulatktan sonra boalm uvallara dnerler. " Tarihin
gerek znesi Devlet'tir.
VI
M
ar'n tarih anlay tamamyla frkl bir balamda konumla
nr. Marx'a gre, tarih insann iine dt bir ey deildir,
yani sadece insan ruhunun zamanda oluunu ifde eden bir ey
den ibaret deildir. Bir Gattungswesen (trsel varlk) olarak, tre
yen bir varhk olarak insanm zgn boyutudur yani kendini ba
ndan beri ne salt birey olarak, ne de soyut genellik olarak deil
de, evrensel birey olarak retmesini ifde eder. Bu yzden tarih,
Hegel'de ve ondan kaynaklanan tarihselcilikteki gibi yadsmann
yadsmas olarak izgisel zaman deneyimiyle deil. prahsis'le. in
sann kkeni ve z olarak somut etkinlikle belirlenmitir. lnsa
nn hem kken hem de doa olarak konumland prahsis, ayn
zamanda "ilk tarihsel eylemdir". tarhin ilk eylemidir insani zn
insann doas haline gelmesinin. doann da insanlamasnn
aracdr. Tarih artk Hegel'deki gibi insann yabanclama kaderi
ve iinde kendini sonsuz bir srete yeniden buldugu olumsu
zamana zorunlu d deildir. Tarih, insann dogasdr, baka
bir deyile, Gattungswesen olarak insann kendi kendine orijinal
aidiyetidir; yabanclamas, onu bu aidiyetten geici olarak 1kar-
1 19
mtr. insan zamana dl iin tarihsel bir varlk deildir, aksine,
suf tarihsel bir varlk oldu iin zamana debilir, zamansallaabilir.
Marx kendi tarih fikrine uygun bir zaman kuram gelitirme
di, ama onun tarih an1ayrn noktasal anlarn sonsuz ve srekli
ardkl olarak Aristotelesi ve Hegelci kavrayla uzlatrmak
da imkanszdr. Bu hilenmi zaman deneyiminin ufunda de
vindike sahii tarhe erimemiz mmkn deildir. nk haki
kat her zaman bir btn olarak srele rekabet halinde olacaktr
ve insan asla somut olarak ve pratikte kendi tarihini sahiplene
meyecektir. ada insann temel elikisi hala kendi tarih fikri
ne uygun bir zaman deneyimine sahip olmamadr ve bu y
den anlarn frari ak olarak "zamanda oluu" ile, inann zgn
boyutu olarak anlalan "tarihte oluu" arasnda tedirgin edici bir
biimde blnmtr. Her modem tarih anlaynda bulunan
ifte karakter de (hem res gestae (olmu eyler)'dir hem de histo
ria rerum gestarum [olmu eylerin anlatm] , hem esremli ya
pdr hem de artsremli gereklik; ve bunlar zamanda asla rt
emezler) bu imkanszl ifade eder: zamanda kaybolmu insa
nn, kendi tarihsel doasn ele geiremeyii.
Vl l
1. ster dngsel olarak dnlsn ister izgisel, Batl zaman
kavrayna egemen olan karakter noktasallktr. Yaanmt za
man geometrik-metafizik bir kavram araclyla temsil edilir
(nokta, aynk an) ve sonra bu kavramn kendisi sanki gerek za
man deneyimiymi gibi ilerlenir. Vico geometrik noktann, meta
fiziin fizie szmasn salayan ".eytani geit'' olduunu, srf bu
ie yarayan metafizik bir kavram olduunu oktan fark etmiti.
Vico'nun geometrik nokta iin syledii ey bir zamansal "nokta11
olarak an iin de sylenebilir. Zamansal nokta metafiziin ebedi
yetinin insani zaman deneyimine szd geinir ve bu insani de
neyimi bir daha eski haline gelemeyecek biimde bler. Bu ne
denle, zaman farkl biimde dnmeye ynelik her giriim ka
nlmaz olarak bu avramla hesaplamak zorundadr ve bir an
eleti tsi yeni bir zaman deneyim inin mantksal kouludur.
Farkl bir zaman anlaynn eleri Ban'nm kltrel gelene
inin glgeleri ve derin kvrmlan arasna dalmtr. Bize gn
derilmi ve dorulanmas bizim grevimiz olan bir mesajn ulak
tan olarak ortaya kabilmeleri iin, bunlan akla kavutura
mz yeterlidir. Gnostisizmde, Bau'nn bu yenik dm dinin9e,
hem Hristiyanln hem de antik Yunan'nkine kkten bir kar
tlk oluturan bir zaman deneyimiyle yz yze gelinir. Bu
inan, Yunan deneyiminin emberinin ve Hristiyanhn dz iz-
1 21
gisinin karsna bir baka zaman anlay koyar: Uzamsal mode
lini ancak knk bir izgiyle gslerebileceimiz bir zaman fikri.
Bylece, hem antikitede hem de Hristiyanhkta ayn olan eye
isabet eder: Sre. noktasal ve srekli zaman. Yunan deneyiminin
kozmik zaman Gnostisizm tarafndan, tannnn dnyaya mutlak
yabancl adna reddedilmitir (Tanr all6tlios'tur. en stn de
recedeki yabancdr); onun tanrsal eylemi kozmik yasalan koru
maktan deil, onlan kesintiye uratmaktan ibareuir. Kurtulua
doru yneli anlamnda, izgisel Hristiyan zaman da yadsn
mtr. nk Gnostik iin kurtulu zamanda beklenmesi gere
ken, er ya da ge, gelecekte meydana gelecek bir ey deildir,
oktan meydana gelmi olandr.
O halde Gnostisizmin zaman yekpare ve trde olmayan bir
zamandr; bu zamann hakikati. anszn gerekleen bir kesinti
annda, insann ani bir bilin edimiyle kendi dirili kouluna sa
hip oluudur ("statim resurrectionis compos"). Bu kesintiye ura

m zaman deneyimiyle uyumlu biimde, Gnostiin tavn kesin


olarak devrimcidir: Gemii reddederken, rek tekil edebile
cek bir imdiletineyle, bu gemite olumsuz diye mahkm
edilmi ne varsa onlara deer verir (Kabil, Esau ve Sodom'un sa
kinleri) ve bu arada gelecekten hibir ey beklemez.
Stoa dneminde de, artk sona erekte olan antik dnce
kendi zaman anlaym aar gibi grnmektedir. Bu ama Tima
ios'un astronomik zamannn, sonsuzluk imgesinin ve Aristote
lesi matematiksel an kavramnn reddedilmesi olarak ortaya
kar. Stoaclar iin, imdiyi ayrk anlara blen, trde, sonsuz ve
belirlenmi zaman gerek d zamandr, bu zamann rek de
neyimi bekleyi ve ertelemedir. Bu ele avuca smaz zamana bo
yun emek insan varlnn temel hastaln oluturur, sonsuz
ertelemesiyle onu kendi deneyimini tekil ve tamamlanm bir ey
olarak ele geirekten alkoyar ("maximum vitae vttium est. quod
imperfecta semper est. quod ali quid in illa diferlur"). Stoac bunun
karsna zgrletirici bir zaman deneyimi koyar, bu deneyim
1 22
kontrolmzn dnda, nesnel bir ey deildir, eylemden ve in
sann kararndan kaynaklanan bir eydir. Modeli hairs'tur: kara
rn kendi frsatm yakalad ve hayatn tm potansiyeline anda
ulat ani ve beklenmedik bir denk gelme. Sonsuz ve llebi
len zaman bylece aniden snrlanm ve imdiletirilmi olur:
haios eitli zamanlan damtarak kendi iinde toplar ("omnium
temporum in num ollatio") ve onda, bilge kii kendi kendinin
efendisidir, ebediyeueki tanr gibi rahata kavumutur. Bu, .ka
tlann her datlnda hayata den son "el"dir, insan lle
bilir zamann kleliinden ekip karan frsat ("qui cotidie vitae
suae summam manum imposuit, non indiget tempore").
Vl l l
ada dncenin, zaman yeniden dnmeye her kalkt
nda, kanlmaz olarak, llebilir srekli zamann eleti
risiyle ie balamak zorunda kal kukusuz tesadf deildir.
Bylesi bir eletiri gerek Benjamin'in "Tarih Felsefesi

zerine
Tezler"inin, gerekse Heideger'in Varlk ve Zaman'da tamamla
may baaramad zamansallk zmlemesinin k noktasdr.
Bylesine uzak iki dnrn ayn noktadan balamas, nere
deyse iki bin yl boyunca Bat kltrne egemen olan bu zaman
anlaynn ank geerliliini kaybetmekte olduunun gsterge
lerinden biridir.
Kafka'y "Kyamet Gn, normal tarihsel kouldur" cmlesi
ni yazmaya ve sonsuz izgisel zaman boyunca ilerleyen tarh fik
rinin yerine, kilit olayn hep oluum halinde bulunduu ve ama
cn uzak gelecekte deil de hep imdide olduu bir 'tarih duru
munun" paradoksal imgesini koymaya gtrm olan Yahudili
in o Mesihi sezgisi Benjamin'de de i bandadr. Benjamin bu
temalan ele alarak, ''acil durumun kural olduu" saptamasna
denk den bir tarih anlay arar. Benjamin, metafizik gelenein
hilenmi imdisinin yerine "kendisi bir gei olmayan, zamann
durakald bir imdi"yi koyar. Tarihselcilik ve sosyal demokra
siye zg, insanln "bo ve trde bir zamanda ilerleyiinden
aynlamaz olan,
,
bir tarihte ilerleme fikrinin karsna. devrimcile-
1 2
4
rin "tarihin srekliliini havaya uurak zere olduklanna ili
kin bilincini" koyar. Bo ve llebilen ann karsna, "insanl
n tarihini byk bir ksaltmada bir araya getiren" ve meydana
geliin Mesihi tutulmas olarak anlalan bir "imdi-zaman"
(etzt-Zeit) koyar. Benjamin, tam da Nazi-Sovyet anlamas sra
snda, Birinci Dnya Sava sonrasnda Avrupa solunu felakete
srkleyen nedenler zerne yad muhteem eletirisini de
"tarihin olutuu gerek yer" olan "bu dolu zaman" adna sr
drmtr. "Her saniyenin, Mesih'in ieri girebilecei dar kap
olarak grld" Yahudiliin Mesihi zaman, bylece 0politi
kac1lann dayand tarih anlayyla her trden suonakln en
gelleyen" bir tarih anlaynn modeli haline gelir.
Ama noktasal ve srekli zaman anlaynn, Bat metafziini
bir btn olarak istila eden bir ykmtekrar perspektifi ereve
sinde radikal bir eletiriye maruz kald yer Heideger'in dn
cesidir. Heiddegger'in aray en bandan beri, tarihin vlger ta
rihselcilii aacak ekilde konumlandrlmasna yneliktir He
idegger bu balamda unu da belirtir: '"Dasein tarihseldir' eklin
deki tezi ileri srerken amalanan, insann 'dnya tarihinin ile
yiinde az ok nemli bir birim oldugu' yolundaki ontik gerek
ten ibaret deildir." Bu nedenle Dilthey'm insan bilimlerine doa
bilimlerinden bamsz bir tarihsel temel bulma giriimi, tam da
yetersiz sayld bir anda Heidegger tarafndan yeniden ele aln
mtr. Ama Varlk ve Zaman'n yenilii, tarihsellii temellendirme
abasn, daha farkl ve sahici bir zaman deneyimini akla ka
vuturan bir zamansallk zmlemesiyle birlikte yrtmesidir.
Bu deneyimin merkezinde artk izgisel zaman boyunca srekli
ka halinde olan o noktasal, firari an deil, iinde Dasein'n ken
di sonluluunu deneyimledii, her seferinde doumdan lme
yaylan sahici karar an bulunur ("Artk var olmayan bir Dasein,
kesin ontolojik anlamyla gemi deildir orada-olmuluktur").
Kendini tasada ileri frlatarak, zgn tarihselliini zgrce kader
olarak stlenir. O halde insan zamana dmez, "bandan beri za-
1
2
5
mansallatra olarak var olur." Srf varlnda hem ileriye bakan
hem de olmu-olan olduu iindir ki , kendi frlatlmln st
lenebilir ve "kendi zamannn" annda var olabilir.
Aslnda, tamamen frkl bir blgede konumlanyor olsa da,
insann varlnda tarihselliin bu tasa olarak temellendirilmesi
nin, Marksist tarihsellik temellendirmesiyle (praksis) hibir e
kilde kartlk iinde olmadn gstermek kolaydr. Her ikisi de
vlger tarihselciliin kart kutbunda konumlanrlar. Bu nedenle
Heidegger, "Hmanizm zerine Mektup"ta, "Marksist tarih anla
y her trl tarih yazmndan daha stndr" diye yazabilmi
tir. Daha da ilgin olan, son yllardaki yazlarnda, <zellikle de
Varlk ve Zaman'daki , zaman varl anlamann ufu olarak kav
Tamsallatrma projesini bi r yana braknca, Heideger'in dn
cesi, metafizik artk alm olduundan, insann tarihselliinin
nasl tamamyla yeni bir biimde dnlebilecei z.erine odak
lanr. Heidegger dncesinin Varlk ve Zamandan sonra hem
merkezi hem u snn olan Ereigis (Olay) kavramn aklamaya
girimenin en uygun yeri bu alma deildir. Ancak. burada bi
zi ilgilendiren yanyla bakarsak, en azndan Olay'n artk uzam
sal-zamansal bir belirlenim olarak deil de, her trl uzamsal-za
mansal boyutu temellendiren asl boyutun al olarak d
nlmesine imkan verdiini de vurgulamamz gerekir.
I X
B
ununla birlikte, yeni bir zaman kavramn temellendirmek
iin, herkese ak ve dolaysz bir deneyim de vardr. Bu de
neyim insani olan iin yleine temel bir eydir ki, ok eski bir
Bat miti, bu deneyimi insann ilk vatan yapar; Zevkten sz edi
yoruz. Aristoteles, srekli ve llebilir zaman deneyimine k
yasla onun heterojen bir ey olduunu frk etmiti. Nikomakhos'a
Etihte_ "Zevkin biimi (eidos) her an mkemmeldir (ttleion)" di
ye yazar ve zevkin, devinimin aksine, bir zaman kesitinde onaya
kmadn, "her an iinde tamamlanm ve btn" bir ey oldu
unu ekler. llebilir zamana gore zevkin ollemezlii
,
bizim
unutmu grndmz bir eydir oysa ortaada ylesine ta
mdk bir eydi ki, Aquinas, "utrum delectatio sit in tempore" soru
suna olumsuz yant verebiliyordu; ayn frkndahk Provensal a
irlerde de vard. Bu farkndahk, llebilir sreden kurtulduu
iin cennete zg mkemmel bir zevk projesini (jn'amors, joi)
ayakta tutuluyordu.
Bu, zevkin yerinin ebediyet olduu anlamna gelmez. Batl
zaman deneyimi ebediyet ile srekli izgisel zaman arasnda iki
ye bolnmtr. !kisinin birbirine dedii blnme noktas, ay
nk ve ele gemez bir nokta olarak andr. Zamana egemen olma
ya ynelik her trl giriimi baanszlga mahkom eden bu anla
yn karsna, insann zgn boyutu olarak zevkin yerinin, ne
1
2
7
srekli noktasal zaman ne de sonsuzluk olduunu, t arihten ba
ka bir yer olmadn syleyen anlay koymak gerekir. Hegel'in
vurguladnn aksine, tarih ancak muduluun zgn yeri ve
kayna olarak insan iin bir anlam tayabilir. Bu anlamda,
A
dem'in cennetteki yedi saati her trl sahici tarihsel deneyimin
ilk ekirdeidir. nk tarih, egemen ideolojinin syledii gibi,
insann srekli izgisel zamana klelii
d
eil, ondan
k
urtuluu
dur: Tarihin zaman, insann iinde kendi giriimi iin uygun fr
sat yakalad ve kendi zgrlk anna karar verdii hairs'tur.
Vlger tarihselciliin bo, srekli ve sonsuz zamannn karsna
zevkin dolu, sreksiz, sonlu ve tamamlanm zamanm koymak
gerektii gibi, szde tarihin kronolojik zamannn karsna da
sahici tarihin kayrolojik zamann koymak gerekir.
Gerek tarihsel mateyalist sonuz izgisel zaman boyunca
anlamsz bir gelime hayali peinde koan kii deildir; insann
ilk vatannn zevk olduu ansna sahip olduu iin, her anda za
man durdurabilecek kiidir. Benjamin'in hatrlatt gibi, otantik
devrimlerde. deneyimlenen bu zaman, zamann durdurulmas ve
kronolojinin kesintiye uratlmas olarak yaanr, ama ondan do
an bir devrim yeni bir kronoloji deildir, niteliksel bir zaman
deiimidir (bir kayroloji); en ykl, en etkili sonucuysa, bu de
iimin, restorasyonun geriye doru aknda zumsenemeyecek
yegne ey olmasdr. Zevkin parantezinde tarihi kendi ilk vata
n gibi hatrlayan kii, gerekten de her eye bu any tayacak ve
her anda u vaadin yerine getirilmesini isteyecektir: O, zaman
dan binyllann iinde deil, imdi'de kurtulmu gerek devrimci
ve gerek kahindir.
PRENS VE KURBAGA
Adorno ve Benj ami n' de
yntem sorunu
131
Teodor W. Adomo'dan Waller Benjamin'e
New York, 1 0 Kasm 1938
Sevgili Walter.
Bu mektubun bu kadar gecikmesi bana ve bizlere kar tehdit
kar bir sulamann domasna yol aacak. Ama belki de bu
sulamann iinde kk bir savunma da sakl. nk Baude
laire almanza yantmn tam bir ay gecikmesi, sylemeye bi
le gerek yok, sadece bir umuramazln sonucu deildir.
Nedenler tamamyla somut: almanzla ilgili tutumu
muzdan. zellikle de benim tutumumdan kaynaklanyor Pa
sajlar almasna gsterdiim zel ilgiyi gz nnde bulundu
rarak, bunu hi tevazu gstermeden syleyebilirim. Baudelaire
almanzn geliini byk heyecanla bekledim ve batan so
na bir rpda yutarcasna okuyup bitirdim. almay belirle
nen zamanda bitirmeniz karsnda byk bir hayranlk duyu
yorum. Bu hayranhk, benim tutkulu beklentim ile metin ara
sna giren eyden sz etmemi zellikle gletiriyor.
Pasajlar iin bir model olarak Baudelaire hakknda bir de
neme yazma fikrinizi ok ciddiye aldm ve Faust'un. Brocken
Danda, pek ok muammann akha kavuacan sanp
fantazmagoraya
1
yaklamasndn pek de farkl bir biimde
l Grnt oyunu, buradaki anlam gergin bir zihnin rettii grntler
ve illzyonlar.
"
- .n.
132
yaklamadm dorusu o eytani sahneye. Benim de kendi ken
dime Mefisto'nun yanln vermek zorunda kaldm, yani pek
ok muammann yeniden zum bekler hale geldiini syler
sem beni balayabilir misiniz? Fldneur ve Modemizm balkl
blmlerin yer ald denemenizin bende belli bir hayal krk
l yaralm olmasn anlayabilir misiniz?
Bu hayal krkhnm temelinde, almanzm bildiim k
smlarnn Pasajlar iin aslnda ne bir model ne de bir giri b
lm oluturmay var. Fazla ilenmemi konularn derlen
mesi sz konusu. Max'a [Horkheimerl yazdnz, almanz
la birlikte gelen mektupta, niyetinizin tam da bu olduunu
sylyorsunuz ki, sorulara kesin kuramsal yantlar getirmeyi
reddeden, hatta sorularn kendilerini bile sadece uzmanlar iin
grnr klan o ileci disiplinin ben de yabancs deilim. Ama
bu ileci ruhsal eitimin bylesine bir konu karsnda ve by
lesine buyurgan i gereksinimler balamnda sonuna kadar
srdrlebilir olup olmadm sormak isterim size. Yazlarn
zn sadk takipisi olarak, eserlerinizde bu alma tarznn bir
eveliyat olduunu iyi biliyorum. Ornein, Die literarische
Welt'teki Gerekstclk ve Proust zerine denemeleriniz.
Ama bu yntem Pasajlar'n btnne aktarlabilir mi? Hibir
kuramsal yorum olmakszn. panorama ve "iz", jlaneur ve pa
sajlar, modemizm ve deimez olan - kendi halesince tketil
meksizin uzun sre yorumsuz kalabilecek bir "malzeme" mi
dir bu sizce? Bu konularn pragmatik ieriklerinin yaltlmas,
kendi yorum imkan aleyhine neredeyse eytani bir komplo
oluturmaz m? Knigstein'daki unutulmaz syleilerimiz sra
snda, Pasajlar'daki dncelerin her birini deliliin hkm
srd bir blgeden ekip almak zorunda olduunuzu sy
lemitiniz. Merak ediyorum, bu dnceler byle nfuz edil
mez malzeme katmanlarnn ardnda eriilmez klndnda,
ileci disiplininizin onlardan bekledii yarar salayabilecek
midir acaba? imdiki metninizde, pasajlar, kaldrmlarn jdne
ur'n gezinmesini engelleyen darl balamnda konuya dahil
1 33
ediliyor. Bana yle geliyor ki, bu pragmatik giri, fnlazmagor
yann nesnelliine glge dryor (bu noktay Hornberg'den
yazdm mektuplarda da inatla vurgulamtm) ve birinci b
lmn kurgusu da bu fntazmagoray yaznsal bohemin dav
ran biimine indirgiyor. almanzda fntazmagoryanm do
layszca hayatta kalmasn ya da almann kendisinin de fan
tazmagorik bir karakler edinmesini nerdiim endiesini ta
mayn. Ama fntazmagoryann adamakll tasfiyesi, ancak nes
nel bir tarih felsefesi kategorisi olarak ilendii srece baarl
olabilir, yoksa toplumsal karakcerlerin "vizyonu .. olarak deil.
Sizin kavraynz da ite tam bu noktada on dokuzuncu yz
yla ilikin dier btn yaklamlardan cesaretle ayrlyor.
nermenizin kantlanmasn sonsuzca ertelemek, ya da bu ka
ntlamay sz konusu koullann daha masumane bir sergileni
iyle "hazrlamak" mmkn deil. Ite benim icirazm bu.
nc blmde, on dokuzuncu yZylm prehistoryasmn ye
rini on dokuzuncu yzyldki prehistoryann almas da -zel
likle de Peguy'nin Victor Hugo hakkndaki szlerinde- ayn
eyi farkl bir biimde ifade etmek anlamna gelir sadece.
Ancak benim itirazm sadece bir konuyu yorumlamaktan
ileci biimde "feragat edilmesi" ve bylece konunun da ileci
liin aslnda kar olduu bir blgeye -Larihle by arasndaki
bir salnm blgesine- havale edilmesiyle de snrl deil
sannn. Asl nemlisi u: Metnin kendi ncllerinin gerisine
dt nokcalarda, onun diyalektik materyalizm ile iJikisi
nin nemli bir rol oynadm gryorum - bu noktada sadece
kendi adma deil, Max adna da konumaktaym, onunla bu
sorunu en ince ayrntsna kadar tartuk. Bu noktada kendimi
olabildiince sade ve Hegeki bir biimde ifade etmeme izin ve
rin. ok yanlmyorsam eer, bu diyalektikte eksik olan tek
ey dolaym. almanzda Baudelaire'in yaptnn pragmatik
ieriini zamann toplumsal tarihinin yakn izgilerine ve zel
likle de ekonomik etkenlere dolayszca balama eilimi hakim.
arap vergisiyle ilgili blm dnyorum, barikatlarla ilgili
1
3
4
eitli gzlemleri ya da pasajlar hakknda daha nce de szn
ettiimiz blm - ki bana zellikle sorunlu grnen de bu
sonuncusu, nk ite tam bu bahiste fizyolojilerin genel bir
kuramsal tartmasndan jdneurn somut temsiline gei zel
likle krlgan ve cthz kahyor.
almanzda, kategorik terimlerin yerini metafrik ifdele
rin ald her yerde kanlmaz olarak bu yapaylk duyguunu
hissettim. Bu durum zellikle fdneur iin kentin bir i mehdn'a
dnt blmde ortaya ktyor bu blmde alman tzn
en gl fikirlerinden biri sadece "sanki yleymi gibi" sunulu
yor bana kahrsa. Bu trden materyalist konu dna klarla
(rnein faneur'nki gibi somut davran biimleri) karlat
mda, elimde olmadan. tyleri diken diken olmu bir halde
kendini souk suya atan bir yfc karsnda hissettiim en
dieyi hisediyorum. Ya da daha aatdaki blmde kentte duy
mak ile grmek arasndaki ilikiyle ilgili pasaj ki, burada Sim
mel"den bir alntya bavurulmas hi e tesadfi deil. Btn
bunlar beni tedirgin ediyor. Bunu durumu kendi ilgi alanmda
at koturma frsat sayacamdan endie etmeyin, atn azna
bir para eker vennekle yetineceim yalnzca. Tek derdim,
metninizdeki o kendine zg somutluk biimine ve bunun
davran armlanna duyduum tepkinin kuramal neden
lerini aklamaya almak. ltiratmm nedeni. styap ortamn
dan alnm tekil arpc zellikleri, dorudan yapya denk d
en zelliklerle nedensel ilikiye sokmanz metodolojik bir ta
lihsizlik saymam. Kltrel zelliklerin materalist belirlenimi
ancak btnsel toplumsal sre dolaymyla mmkndr.
Baudelaire'in arap iirlerine gelince, arap vergisi ve gm
rk kaplan onu esinlemi olsa bile, yaptnda bu temann s
rekli tekrarlanmas ancak dnemin genel ekonomik ve top
lumsal eilimiyle aklanabilir - yani, almanzn temel soru
nuna uygun olarak Baudelaire'in andaki meta biiminin
zmlenmesiyle. Bu noktadaki mklleri hi kimse benden
daha iyi bilemez: Wagner kitabmn fntazmagorya ile ilgili b-
1
3
5
lmnde de bu glk henz alm deil. Pasajlar da, son
halini aldnda bu ykmllkten kaamayacak. arap vergi
sinden "arabn Ruhu"na dolaysz bir karsama yapmak, ol
gulara kendiliindenlik, elle tutulurluk ve younluk gibi tam
da kapitalizmde oktan kaybettikleri nitelikleri atfetmek olur.
Neredeyse antropolojik materyalizm diyebileceim bu trden
bir dolaymszlkta en derinlerde romantik bir e sakldr; bu
nu, Baudelaire'in biimsel dnyasn yaamn zorunluluklary
la karlatrma biiminizde hem- ok ak bir biimde, hem de
en sert ve en rahatsz edici haliyle hissediyorum. Eksikliini
duyduum ve gizemli materyalist-tarihyazmsal anmlarca
st rtlen "dolaym". ahmanzn atlad kuramdan baka
bir ey deil. Kuramn atlanmas ampirik veriyi de etkiliyor.
Bir yandan ona aldatc destans bir karakter veriyor, te yan
dan salt znel olarak deneyimlenmi olgular gerek tarihseJ
felsefi arlklarndan yoksun brakyor. Meseleyi u biimde
aklamak da mmkn: Nesneleri isimleriyle armaya yne
lik teolojik tema, fazla masum ve hayretle dolu bir saf olgusal
lk gsterimine dnme eilimi tayor. Daha da net bir bi
imde aklamak gerekirse, almanzn by ve pozitivizmin
kesime noktasna yerletii sylenebilir. Bu yer bylenmi
bir yerdir. Byy ancak kuram bozabilir: Sizinki gibi ok c
retkar ve iyi bir speklatif kuram. Burada sadece bu kuramn
iddialarn size kar kullanm oluyorum . . .
Bu da beni eletirimin zne getiriyor. almanzn brak
t genel izlenim (sadece benim ve pasajlar ile ilgili ortodoks
tutumum zerinde de deil) sizin kendi kendinize iddet uy
gulam olduunuz. Enstit ! Toplumsal Aratrmalar Enstit
s} ile dayanmanz, ki en ok beni memnun eder, sizi Mark
sizme fazla sayg gstermeye zorlam, ama bunun ne size ne
de ona bir faydas var. Marksizme uygun deil, nk alma
nzda bulnsel toplumsal surecin dolaym eksik ve maddi en
vantere neredeyse batl bir aydnlatma gc yklyorsunuz ki,
byle bir g pragmatik gndermelere deil, kuramsal kurgu-
1
36
ya aittir aslnda. Sizin kendi kiisel labiatnza da uygun deil,
nk en gzpek ve verimli fikirlerinizi, bir eit n sansr
le, materalist kategoriler uyarnca (ki bunlar da hibir ekilde
Marksisl kategorilere denk dmyor) ketlemi oluyorsunuz -
bu kecleme sadece yukarda deindiimiz erteleme biiminde
bile olsa. Bunlar sylerken sadece kendi adma deil, Horkhe
imer ve tekiler adna da konuuyorum: Fikirlerinizi bu tr
den mlahazalara takl kalmadan gelitirmeniz (San Remo'da
benim itirazlarma kendi kar itirazlarnz ortaya koymutu
nuz ve ben bunlar ok ciddiye alyorum) sadece "kendi" re
timiniz asndan daha hayrl sonular vermekle kalmayacak,
ayn zamanda, zgl sezi ve sonularnz, onlara baz baka
eler kartrmadan ylece teslim etmeniz. hem diyalektik
materyalizm davasna hem de Enstit'nn temsil enii teorik
ilgilere daha yararl olacaktr (bu sonradan kartrlan eleri
sizin de tatsz bulduunuzu biliyorum ve bu yzden ben de
onlarm ok hayrl olmayacana inanmaktaym). Tanr biliyor
ki sadece tek bir hakikat vardr ve zekmz bu tek hakikati
kendi materyalizm anlaynz temelinde dzmece grnebile
cek kategorilerle ancak ele geirebiliyorsa eer, hareketlerine
her an kendi elinizin de diren gsterdii birtakm teorik silah
lan ku1lanmaya almaktan daha iyidir bu, nk o bir do
runun daha byk ksmna erimenizi salyordur . . . .
1
3
7
Walter Benjamin'den Theodor W. Adomo'ya
Paris, 9 Aralk 1 938
Sevgili Teddie,
10 Kasm tarihli mektubunuza yantmn ksa srede size ula
mamas herhalde sizi artmamtr. Mektubunuzun uzun s
re gecikmesi ieriini zaten bir para tahmin etmemi salasa
da, bu tahmin yine de onun beni tam da istenen noktadan ya
kalamasn ve sarsmasn engellemedi. Mektubunuzda sz etti
iniz taslaklar da beklemek istedim, onlar da elime ancak 6
Arahk'ta geti. Kazandm zaman, eletirilerinizi olabildiince
temkinli bir biimde tartmama yardmc oldu. Verimsiz, hele
hele anlalmaz eletiriler deil bunlar. Temel bir izgi izleye
rek kendimi ifde etmeye alacam.
San Remo'daki konumalarmz hatrlayarak. sizin de s
zn ettiiniz noktadan balamak istiyorum. Eer orada, ken
di retici ilgilerim adna, ezoterik bir entelektel geliimi be
nimsemeyi ve diyalektik materyalizmin karlarm ihmal ede
rek. . . . konuya girmeyi reddeuiysem, son tahlilde . . . . bunun ne
deni srf diyalektik materyalizme ballk deil, aslnda son 1 5
yldr hepimizin paylat deneyimlerle dayanmayd. Yani
aslnda burada da kendi ok kiisel retici ilgilerim sz konu
su ama bu ilgilerimin zaman zaman ncekilere zarar verebile
ceini de inkar edemem. Burada bir kartlk sz konusu ve
ben de bu kartlktan dlerimde bile kurtulmay arzu et-
138
mem. Bu kartln almas aslnda benim almamn soru
nunu oluturmakta; bu sorun da bir kurulu sorunudur, bir
kurucu yap sorunudur. una inanyorum: Speklasyonun o
zorunlu olarak cretkar uuuna belli bir baar ansyla bala
mas, ezoteriin balmumundan kanatlarn reddederek g
kaynan sade<e kurucu yapsnda aramas halinde mmkn
dr ancak. Bu y.den de, kurucu yapc, kitabn ikinci bl
mn Cm temelde filolojik malzemelerle biimlenmesini gerekti
riyordu. Bu noktada ''ileci bir disiplin .. izlemekten ok yn
temsel bir saknm sz konusu. Ayrca, bu filolojik blm ba
msz olarak tamamlanabilecek tek blmd - bu da gz
nne almam gereken koullardan biriydi.
"Fazla masum ve hayretle dolu bir saf olgusallk gsterimi"
derken, aslnda gerek filolojik tavr tanmlam oluyorsunuz.
Bu lavr sadece sonulan iin gerekli deildi, bal bana ku
rucu yapnn bir paras olmak zorundayd. Aslnda by ve
pozitivizm arasndaki kayllslzhk (sizin ok yerinde frmlas
yonunuzla) ortadan kaldrlmal. yle de sylenebilir: Yazarn
filolojik yorumu, diyalektik materyalistlerce Hegelci tarzda ko
runmal ve almaldr. Filoloji, bir metnin btn ayrnular
zerinde teker teker durarak il erleyen ve bylece okuru da
metne smsk mhlayan bir incelemeden baka bir ey degil
d ir. Faust'un eve siyah beyaz halinde" gtrd eyle
Grimm'in kk olgulara ball ok sk bir biimde birbi
riyle ilintilidir. Ortak zellikleri sihirli edir, bu sihirli geden
kurtulmak, onu ortadan kaldrmak felsefye der.
Kierkegaard kitabnzda, arann "diyalektik, mit ve imge
arasndaki ilikinin en derin kavranna" iaret ettiini yazyor
sunuz. Bu blme gnderme yapmak benim iin belki de pek
kolay olurdu. Oysa ben tam aksi ne size bir dzeltme nermek
istiyorum (aynca, bir baka frsatta diyalektik imgeye ilikin bu

nu izleyen bir tanm yapmak da var aklmda): aknlk byle


bir kavrayn ok deerli bir nesnesidir. Nesne tarihsel bir per
pektif iinde kurguland lde, filolojik aratrmaya elik
1 39
eden ve aratracy bys altna alan kapal olgusallk gr
nm de silinmeye balayacaktr. Bu kurgulamann temel izgi
leri kendi tarihsel deneyimimizde birbirine yaklaarak birlei
yor. Bylece nesne bir monad olarak kuruyor kendini. Bir me
tinsel gnderme olarak mitik bir katlk iinde donmu olan her
ey monad'da tekrar hayat buluyor. lte bu yzden. sizin met
nimde "arap vergisinden 'Sarabn Ruhu'na dolaysz bir karsa
ma" bulmanz bir yanl deerlendirme gibi geliyor bana. Benim
metnimde bu ikisi arasndaki akma filolojik balamda meru
bir biimde tespit ediliyordu - lam da bir antik dnem yazar
nn yorumlanmasnda olmas gerektii gibi. iir doru okundu
unda ona zgl arln kazandran da bu balantdr - Ba
udelaire okumalarnda imdiye kadar pek yaplmam bir ey.
Ancak bu iir bylece kendi zgr arlna kavutuktan sonra
yoruma elverili hale gelecek, hatta belki yorum tarafndan sar
slabilecektir. Sz konusu iir asndan. bu yorum vergi soru
nuyla deil, Baudelaire iin sarholuun anlamyla ilgilenecektir.
Dier almalarm dnrseniz, filologlarn lutumunun
eletirisinin benim eskiden beri yapmay arzuladm bir ey
olduunu, bu eletiriyi temelde mil eletirisiyle zde sayd
m da anlayacaksnz. Ama her durumda bizzat filolojik aba
y kkrtan da yine bu eletiridir. Die WahlverandtschafLen
2
hakkndaki denememin terimleriyle syleyecek olursak, byle
bir eletiri, maddesel ieriklerin gsterilmesini gerekli klar,
nk hakikat ierii de bu maddesel ieriklerde tarihsel ola
rak aa karlacaktr. Sizin iin konunun bu ynnn ikin
ci srada yer alm anlyorum. Ama baka baz nemli yorum
lar da yleydi. Bunu derken, ne sadece iir yorumlarn ("Ge
en Bir Kadna") ne de dzyaz ("Kalabalklarn Adam") yo
rumlarn dnyorum; asl dndm, modernlik kavra
mnn zmlemesi ki, konuyu filolojik snrlar iinde tutmak
benim iin zellikle nemliydi . . . .
2
johann Wolfgang von Goethe'nin 1809 tarihli roman. Torkede
Gnl Baglan ve Gnl Yahnlhlan ad altnda yaymlanmtr. - .n.
14
Burada yntem sorunuyla yakndan ilikili baz blmlerni ak
tardmz iki mektup
,
Benjamin'in Horkheimer ve Adomo tara
fndan ynetilen Toplumsal Aratra Enstitsnn bir yazar
olarak 1 938 Austos'unda onlara ulatrd "Baudelaire'de ikin
ci imparatorluk Paris'i balkl denemesiyle ilgili. Bu deneme
Benjamin'in 192 Tden lmne dek zernde alm olduu
Paris Pasajlar (Passagenarbeil) hakkndaki bitmemi eserin bir
blm olarak tasarlanmt; deneme, Benjamin'in deyiiyle o
eser iin "kltlm bir model'' tekil etmeliydi.
Adomo'nun mektubunda Benjamin'e ynelttii itiralar i Ik ba
kta doru grnyor. Bu itirzlar o kadar gl ve dern bir yn
temsel ekinceden kaynaklanyordu ki, Adomo l 9SS'te bile bun
lan aag yukan ayn terimlerle bir kez daha dile getirecekti. O ta
rhte, Adomo'nun deyiiyle, "Hitler'in muhaflanndan kap bir
snak ararken yaamna son veren flozof un adnn evresinde
oktan bir otorte halesi olumutu ... Adomo, Prmen3 [Przma
lar} kitabnda yaynlanan Walter Benjam1n yasnda yle diyor:
Onun mikrolojik ve fragmanter yntemi, Marx'ta olduu gibi
Hegel'de de btnl douran evrensel dolaym fikrini hibir
zaman tam olarak ieremedi. Gzlemlenen en kk g
e
reklik
hcresinin dnyann geri kalann dengeleyecei dncesin
den de hibir zaman sapmad. Grnguleri materalist biim
de yorumlamak, Benjamin iin, onlar toplumsal btnn
rnleri olarak aklamaktan ok, dorudan doruya, yahtl
m tekillikleri iinde, maddi eilimlerle ve toplumsal mtcade
lelerle ilikilendinnek anlamna geliyordu.
Bu itirazlann temeli Marksist d Uncenin belli bir yorumuna,
zellikle de yap ve styap arasndaki ilikinin yorumuna daya
nyordu - yceltilmi bir Ortodoksluk iddiasnda olan ve bu ili
kiden her trl sapmay annda "kaba materyalizm" olarak red
deden bir yorum. Benjamin'in Baudelaire iiri iin yapt -
3
Theodor W. Adomo. Prsn. Kulturhrth und Gslshaf. Frnkfun a.M. 1955.
141
zmleme bu adan "arap vergisinden 'arabn Ruhu'na dolay
sz bir kanm" olarak sunulur: styapnm tekil eleriyle yap
nn mtekabil geleri arasnda dorudan bir nedensel iliki n
gtlmektedir ve bu da Marksizme denen bir bor. bir hara iz
lenimi vermektedir ki
,
bunun ne Marksizm'e ne de yazara yaran
vardr. "Marksizme uygun deil, nk almanzda btnsel
toplumsal srecin dolaym eksik, ve maddi envantere neredey
se batl bir aydnlatma gc yklyorsunuz ki, byle bir g
pragmatik gnderelere deil, kuramsal kurguya aittir aslnda."
almada batan sona "eksik olan ey, dolaym. almanzda
Baudelaire'in yaptnn pragmatik ierini zamann toplumsal
tarihinin yakn izgilerine ve zellikle de ekonomik etkenlere do
layszca balama eilimi hkim.
,
,
"Kaba materyalizm
,
, sulamasn bundan daha ak ve net te
rimlerle ifde etmek zordur. Ama Adomo'nun uslamlamas da
kendi doktriner bak asyla son derece tutarl grnmektedir.
]. Bloch'a yazd pek ok kez alntlanan bir mektubunda, reti
min ancak sn thlilde belirleyici tarihsel etken olduunu syle
yen de Engels'in ta kendisi deil miydi? Bu "son tahlilde"nin ya
p ve styap arasnda at uurumun zerinde Adomo "dola
)lm" ve "btnsel toplumsal sre,
,
kprlerini kuraktadr ve
bylece "iyi" speklatif kuram her trl "dolaysz kanma
,
, kar
uygun korunma ve savunma gereleriyle peinen donanm$ ol
maktadr. "Marx'ta olduu gibi Hegel'de de btnl douran
bu evrensel dolaym" Adomo'nun eletirisinin Marksist orto
dokslugunun phe edilmeyecek kefilidir, bu eletiri bylece
kendi doktriner saglamhgn onaylanm sayar.
Bize kalansa, bu eletirnin, sz konusu denemeyi okuyan
herkesin bilecei gibi, kapitalizmin tarihsel geliimindeki bir k
resel kltrel ann belki de en aydnlatc zmlemesini ieren
bir metne yneltilmi olmasnn zntsdr sadece. Bu zn
tye, bylesine tartlmaz doktriner temellere dayanan bir ele
tirinin, berrak bir felsefi rtmenin terimleri yerine, kiliseye z-
142
gt bir aforoz ve cin kara szlne yakacak bir terminolo
jiye bavunna ihtiyac duymu olmasnn verdii rahatszlk duy
gusu da ekleniyor. Adomo arkadamn metnine, Faust'un Broc
ken Dandaki fantazmagoann "eytani sahnesine" yaklat
gibi yaklamtr. Benjamin suludur, nk konusunun prag
matik ieriinin yorumlanma imkanna kar "neredeyse eytani
bir biimde" komplo kunnasna izin verekte ve dolaym "ma
teryalist-tarihyazmsal sihirli armlarla" karartmaktadr. Bu
dil, mektupta Benjamin'in ynteminin by terimleriyle betim
lendii blmde doruk noktasna ular: "Daha da net bir biim
de aklamak gerekirse, almanzn by ve pozitivizmin kesi
tii noktaya yerletii sylenebilir. Bu yer bylenmi bir yerdir.
Ancak kuram bu byy bozabilir . . . "
Her trl cin karamn cinlenmi olanla kendi dayanma
sn da ele verdii doruysa eer, Adomo'nun eletirisinin dayan
d kuramsal temeller hakknda baz kukular onaya atmak da
yerinde olabilir. Belki de cin karann hedefi olan o batl "ay
dnlatma gc0, kuramn sonunda hakkn verecei aydnlan
mayla ayndr. Ve burada cin kara grevi "dolaym"a verildi
ine gre, bu kavramn dayand diyalektik rasyonali daha ya
kndan incelemek de belki yararl olabilir.
Adomo'nun "dolaym" terimiyle neyi kastettii u cmlesinde
aklanmtr: "Kltrel zelliklerin materyalist belirlenimi ancak
bttsel toplumsal sre dolaymyla mmkndr." Bu cmle, n
cesindeki itirafta da olduu gibi ("kendimi olabildiince sade ve
Hegelci bir biimde ifade etmeme izin verin"), dolaym derken
Adomo'nun aklndakinin HegeI-in Tinin Fenomenolojisi'nin giri
indeki bir blmde dile getirdii methiye olduunu gsterir:
Doru, btndr. Ama btn de kendi geliimi iinde kendi
ni mkemmelletirip tamamlayan zden baka bir ey deil
dir. Mutlak hakknda sylenmesi gereken ey
,
onun esas itiba
ryla bir sonu olduu, yani ancak en sonunda gerekten oldu
u ey haline geldiidir; onun doas da budur zaten: Edimsel
143
olmak, zne olmak ve kendisinin kendiliinden geliimi ol
mak. Mutlak' znde bir sonu olarak alglamak elikili gibi
grnse de, bu eliki grnmn yerli yerine oturtmak iin
kk bir deerlendirme yeterli olacakur. Balangt, ilke ya da
Mutlak, ilk dolaysz syleniinde, sadece evrensel olandr.
"Tm hayvanlar" dediimde bu szckler zooloji yerine ge
mez; ayn ekilde, "llahi", Mutlak", "Ebedi" vb szckler de
kendilerinde ierilen eyi ifde etmezler; aslnda sezgiyi sanki
dolayszm gibi ifade eden de sadece byle szcklerdir. Bu
tr szcklerden fazla olan her ey, sadece bir nermeye gei
bile, tekrar geri alnmas gereken bir tekine-dnme, bir ba
kalama ierir ve bu da bir dolaym d

mektir. Ama ite dehet


le reddedilen de tastamam bu dolaymdr: Dolaymn mutlak
olmadn, Mutlak'ta dolaym olmadn sylemenin tesine
geip dolayma daha fazla ey atfeuiinizde mutlak bilgiye iha
net etmi olmaktasnzdr sanki.
Ama bu dehetin temelinde dolaymn ve mutlak bilginin
doasna ilikin bir cehalet yatmaktadr. nk dolaym ken
di kendini devindiren bir zdelikten baka bir ey deildir ya
da baka bir deyile, kendi kendinin bir dnmdr, ben'in
kendisi iin olduu saf olumsuzluk andr; ya da kendi en saf
soyutlamasna indirgendiinde, bait olutur.
u halde, materyalizmi bayalktan korumak iin styap ile ya
p arasna kendi araclk ofisini aan dolaym, Hegelci diyalektik
tarhselciliktir ve her arac gibi o da kendi komisyonunun zama
nnda denmesini talep etmektedir. Bu komisyon, btnsel top
lumsal srecin "son tahliline" enelemek adna, her tekil olayn ve
praksisin her mevcut annn somut kavrann reddetme biimi
ni alr. Mutlak "sonu" olduuna gre ve "ancak en sonunda ger
ekten olduu ey olduuna" gre srecin her tekil somut an an
cak ''saf olumsuzluk" olarak gerektir, bu olumsuzluu da diya
lektik dolaymn sihirli denei -n sonunda- olumluya dn
trecektir. Bunun sadece bir adm sonrasnda, tarhin her annn
1
44
ancak amaca (sona) giden bir ara olduunu ve 19. yzyl ideolo
jisine egemen olan ilerlemeci tarhselciliin de bunu tek bir sra
mayla gerekletirdiini ilan etmek vardr. Bu Hegelci dolaym ve
btnsel toplumsal sre anlaym sahici Marksizmmi gibi
gmrkten karmaya kalkmak. Marksizmin Hegelci diyalekti
e ynelttii "soyut, biimsel sre" eletirisini bir rpda silmek
anlamna gelir. Bu eletiri 1844 Elyamalan'nm en nemli bl
mn olutunnaktadr. O halde -kukusuz bu eletiriden haber
siz olmayan- Adomo, Marx'm hibir yerde diyalektik bir iliki
olarak tasarlamad styap ve yap arasndaki ilikiyi yormla
mak iin "btnsel toplumsal srecin" dolaymn ne diye iin ii
ne kantrmaktadr? Nedenini, bir kez daha, korkmak iin belki
de pek ok hakl nedene sahip olduu bir tehlikeden kornma is
teinde aramak gerekir. Marx'm maddi temel ve styap arasnda
ki ilikiyi diyalektik bir iliki olarak sunmamasnn nedeni, ilk ba
kta, bunu bir nedensel belirlenim ilikisi olarak alglamas gibi
grnr; ite bu noktada "baya .. bir yorum olaslndan korun
mak iin diyalektik bir aracy ie kantrmak gerekir. Ama nasl
ki bayalk korkusu korkunun bayaln ele veriyorsa, baya
bir yorm phesi de onu forle eden kiinin her eyden nce
kendisine yneltecei bir phedir. Engels'e muhteem "son tah
lil"4 kuram iin ilham veren de bu trden bir korkudur ve bu ku
ram -bunu yine de sylemek gerekir- bir takyyecilik aheseridir.
"Materyalist tarih anlayna gre tarhte son tahlilde belirleyici
olan faktrn gerek hayatn retimi ve yeniden retimi" olduu
nu syleyerek baya materyalizme kar gardm alyordur Engels:
Bundan fzlasn ne Marx, ne de ben ileri srdm. imdi biri
leri, ekonomik fktrn beli rleyici tek olay olduunu ileri s
rerek konuyu sapurrsa, bu nermeyi ii bo, soyut ve sama
bir nermeye dntrm olur. s
4
Althusr evirilernde "sn kene" olarak da k\lllanlmur. - .n.
S F. Engels'ten j. Bloh'a (
2
1 Eyll
189
0), K. Marx ve F. Engels.
Ausgewahlte Brefe. Beri in
1
953. ss.502-4.
145
Ama ak olan udur ki, eer bu saptrma gerekletiyse, bu du
rum maddi temel ve st yap arasndaki iliki bir neden-sonu ili
kisi olarak yorumland anda oktan vuku bulmutur. Bu saptr
ma bir kez gerekletikten sonra, onu kendi bayalndan kur
tarann tek yolu da, bir elde baya materyalizm korkuluunu
saJlarken tekini de ona kar savamak iin hazr etmektir artk.
Her korkuluk gibi, bu korkulugun da en ok onu sallayanla
rn iinde banndtn syleyecek cesareti bulmalyz artk. Marx
yap ve styap arasndaki ilikinin anlalma biimini netletir
me konusunda bir endie tamadysa ve ara sra .. baya" sayl
maktan da korkmadysa eer, ilikinin nedensel bir yorumunun
Marksist terimlerle zaten dnlemez olmasndadr bu; ve ne
densel bir yorum zaten batan beri sz konusu deilse, o zaman
bunu dzeltmesi gereken diyalektik yorm da fuzulidir. Aslnda
nedensel her yorum Bat metafziiyle dayanma iindedir ve
gerekliin iki farkl ontolojik dzeye aynlmasn bir nkabul
olarak ierir. Ekonomik olaylan metafiziin Tann'snn causa sui
[kendi kendisinin nedeni) ve her eyin nedeni oluuyla ayn an
lamda birincil neden olarak alan bir materalizm, metafiziin
teki yznden baka bir ey olmayacaktr. Praksisin gerekliin
somut ve niter kayna olduu yolundaki Marksist anlay da
benzer bir ontolojik aynura tarafndan dzeltilemez bir bi
imde zedelenmektedir; ve baya yormun karsna konmas
gereken de byle bir praksis anlaydr, yoksa u ya da bu "di
yalektik neden ve sonu anlay" deil. Aslnda praksis, daha
sonra styap biiminde bir olumluluk halinde temsil edilmek
iin diyalektik bir dolayma gereksinim duymaz, o en bandan
beri "gerekten olan eydir" ve en bandan beri btnlk ve so
mutlua sahiptir. lnsan insanln . praksiste kefediyorsa eer,
bunun nedeni retici bir etkinlikte bulunuyor olmasnn tesin
de bu etkinlii bir styapya tamas ve orada gelitiresi (yani
dnmesi , iir yazmas vb) deldir; eer insan insanr ise (yani
bir Gattungswesen ise, z cins olan bir varlksa) insanl ve tr-
1
46
sel varl da kendi maddi yaamn retme tarznn -yani prak
sisin- aynlmaz bir boyutu olmaldr. Marx, hayvan ile akl, doa
ile kltr, madde ile biim arasndaki metafizik ayn m onadan
kaldrr: Praksis iinde hayvanln insanlk, doann kltr ve
maddenin biim olduunu syler. Eer bu doruysa, styap ile
yap arasndaki iliki de ne bir nedensel belirlenim olabilir, ne de
bir diyalektik dolaym ilikisi - ancak dolaysz bi denklik ilikisi
olabilir, dolaysz biimde birbirlerine tekabl ediyorlardr. Dola
ymn daha sonra diyalektik peesiyle gizlemeyi grev bildii
ekonomik sre belirleyici neden sayld takdirde, ekonomik
yap ile styap aynmnm ierdii nk takyyecilik de aynen s
rp gidecektir. Gerek materyalizm kktenci bir biimde bu ay
nn ortadan kaldran ve somut tarihsel gereklikte asla bir yap
ve bir styap toplam greyen
,
ancak praksis iinde iki terimin
dolaysz birliini gren materyalizmdir.
"arap vergisinden 'Sarabm Ruhu'na dolaysz karama"
mmkn ve gereklidir, nk bu tekabl ilikisine dayanr. O
halde, styap ve yapy dolaysz ilikiye sokan "baya materya
lizm" de aslnda baya bir ey deildir belki de nk bylesi
bir dolayszhkta, nedensel bir iliki aklc bir biimde nerilemez
bile. Bayalk. tam terine, yap ve styap ilikisini bir neden
sonu ilikisi gibi alglayan, bu ilikiye bir anlam atfetmek ve ay
n zamanda kendi idealist utancn kurtarmak iin de "dolayma"
ve "btnsel srece" gereksinim duyan yaklama aittir.
Adomo'nun. sihirli diline dnersek, szclmi yapt di
yalektik tarihselciliin prensi kurbaaya dntren cad oldu
unu syleyebiliriz; bu cad, bylelikle her trl mmkn dn
mn smnn diyalektiin sihirli deneinde yattna inanyor
dur. Ne var ki tarihsel materyalizm, kurbaay dudandan pen
ve bylece diyalektik byy bozan gen kzdr. Cad, her kur
baann bir prense dnebileceini, nk her prensin aslnda
bir kurbaa olduunu bilir; bunu bilmeyen gen kzdr ve onun
pc tam da kurbagada ve prenste zde olan .eye dokunur.
1 47
imdi bu dnmlerin nda Benjamin'in yntemini ve
Adorno'ya yantnda bu yntemi savunmasn deerlendirme
miz gerekir. Benjamin'in entelektel tutumunu tanmlayan. yal
nzca grnte ifreli olan bir niyete uygun olarak. bu savun
ma, belli bir adan tarihsel bilgi nesnesinin bir "monad" olarak
sunulduu bir filoloji eletirisi biimini alr. Tarihteki matera
list bak asnn (Marksist) bir sanat tarihi, (Marksist) bir felse
fe tarihi, (Marksist) bir edebiyat tarihi vb yazmaktan ibaret ola
mayacan titiz bir biimde sylemeye almaktadr; bu tr ta
rihlerde her seferinde ayrk olarak alglanan yap ve styap da
ha sonra btnsel toplumsal surecin diyalektik perspektifinde
kuramsal olarak birbiriyle ilikilendirilecektir. Materyalist olan
tek bak as, yap ve styap ayrmn radikal biiminde aan
baktr, nk zgn tutarlhmda praksisi tek nesne olarak.
yani "monad" olarak alr (monad, Leibniz'in tanmlamasyla, ba
sic bir tzdr. yani ''paraszdr"). Bu "monad"n- bir ligini sala

ma devi flolojiye braklmtr ve filolojinin nesnesi de, Ador


no asndan olumsuz bir yarg olan eyin (her trl ideolojik
varsaym dlayan bir "da kapal olgusallk grnm") kar
kutbunda yer alyordur. Bylece praksisin "monad" da her ey
den nce "metinsel bir bulgulama" olarak
,
filoloun hiyeroglif
olarak sunulur: Filologun bir yapay btnlk halinde kurgula
d bu hiyeroglifte, hem yapnn hem styapnn geleri ban
dan beri "mitik bir katlk" iinde bir arada var olmaktadr. Fi
loloji, diyalektik nlemler almadan, praksisin kurbaasn du
daklarndan pen gen kzdr. Ama filolojinin bylece kendi ka
pal olgusall iinde devirdii her ey, Benjamin'in filolojinin
Aujebung'u6 olarak tanmlad bir ilemle tarihsel perspektife
yerletirilmelidir. Ne var ki bu perspektiftin ana hatlar da "b
tnsel srete" veya "iyi bir speklatif kuramda" deil, "bizim
kendi tarihsel deneyimimizde" bulunacaktr. Nesneyi filolojinin
6
Kart tktl kazammlanm koruyarak ama. Marksist terminolojideki
yads manm yadsmas" kvrmma denk dutugu sylenebilir. .n.
148
mitik katlndan kanp canlandra kapasitesine sahip olan
tek etken de bu deneyimdir.
Filoloji ve tarih ilikisinin en ozgun halini ald bu bh1m
Benjamin Die Wahlvetwandtschaflen hakkndaki denemeine
7
yapt atfa aklar. Sz konusu pasajn tamamn buraya almak
yerinde olacakur, nk "konu ierii" (Sachgehalt) ile "hakikat
ierii"' (Wahrheitsgehalt) gibi iki temel kavram arandaki iliki
y betimlemektedir:
Eletiri bir sanat eserinin hakikat ieriini arar, aklama (kom
mentar] ise konu ieriini. Bu iki kavramn ilikisini belirleyen,
edebiyatn u temel yasasdr: Bir eserin hakikat ieriinin ko
nuyla ba sklat ve bylece grnmezletii oranda bu ha
kikat ierii de daha anlaml olur. Tam da hakikatin en derin
biimde konuya/malzemeye sindirildii eserler kahc oluyorsa
eer, o zaman bu kalma suresi boyunca eserin somut gerek
likleri de dnyada silindikleri oranda izleyicinin gznde daha
canh. daha arpc hale geleceklerdir. Ama bylece konu ieri
i ile hakikal ierii eserin genliinde bir aradayken, eserin
yaad sre boyunca gittike birbirlerinden ayrlrlar; hakikat
ierii sakl kalmay srdrse de konu ierii iyice arpclar.
Bu yzden de, arpc ve mhaf olann -yani konu ieriinin
yorumu, artan lde, her yeni eletirmen iin bir nkoul ha
line gelir. Bir eski yaz uzmanna benzetebiliriz eletirmeni:
Elindeki parmenin solmu metni, ondan sz eden daha g
rnr bir yaznn harfleriyle rtlmtr. Nasl ki, eski yaz uz
man ilk nce daha grnr olan okuyacaksa, eletinnen de
ie aklamayla [kommencarJ balayacaktr. Ve bir rpda, paha
biilmez bir yarg lt kar karsna: Hakikat ieriinin g
runparlts konu ieriine mi bahdr, yoksa konu ierii
nin hayat hakikal ieriine mi - eletirinin bu temel sorusunu
ancak imdi sorabilecek durumdadr. nk eserde bu ikisi
bi rbirinden ayrlrken. eserin lmszlne de karar verirler.
7
Goethe'nin eseriyle ilgili bu deneme. ilk kez Neue Deucsche Beilra
g
e'de
yaynlanmtr (Nisan 19
24
ve Ocak l 9
2
5).
149
Bu anlamda eserlerin tarihi onlarn eletirilerini hazrlar ve bu
nedenle tarihsel mesafe artuka eserlerin otoriteleri de artar.
Eer tarihte gelimekte olan eseri stnde llerin yakld bir
odun ateine benzetecek olursak, bu durumda aklamac
[hommencacor] bir kimyac gibidir, eletirmen ise bir simyac.
ilki iin, odun ve kl \ek zmleme nesnesi olarak kalr; oy
sa ikin<isi iin alevin kendisi bir bilmece olarak srp gider:
Canl olmann bilmecesi. Dolaysyla eletirmen hakikati arar;
o hakikat ki, canh alevi gemiin ar ktklerinde ve yaan
mn hafif kllerinde yanmaya devam ediyordur.
Konu ierii ve hakikat ierii arasndaki burada ana hattan ak
tanlan iliki, Benjaminci bak ayla, yap ve styap arasnda
ki ilikinin de modeli olabilir. Yap ve styapy birbirlerinden
aynlm biimde gren tarihi (idealist ya da materyalist oluuna
gre) birini dierine temel alarak diyalektik bir aklama yapma
ya alr. Tarihi bu haliyle Benjamin'in szn ettii, karsn
da sadece kl ve odun gren kimyacya benzetilebilir; tarihsel
materyalist ise tpk konu ierii ve hakikat ierii gibi , yap ile
styapmm da birbirleriyle zdeletikleri atee gzn dikmi
olan simyacdr. Tpk konu ierii ve hakikat ieriinin balan
gta eserde birlemi olup da daha sonra zaman iinde ayrlm
grnmeleri gibi. praksis iinde bir arada olan yap ve styap da
zaman iinde kalc olan eserde birbirlerinden ayrlrlar. yleyse,
gemiin ant ve ykntlarndan bize bakan ve neredeyse alego
rik bir biimde bizi kendilerinde gizlenmi bir anlama gnderir
gibi yapan ey de, anlayabilmek iin, sabrl bir araclk ilemiy
le, onu belirlemi olan tarihsel yapya geri gtrmek zorunda ol
duumuz bir ideolojik styap an deildir. Tam tersine, imdi
karmzda olan ey, kken ve monadik tarihsel yap olarak
praksisin ta kendisidir. Praksis, tarihin doas haline gelirken,
ikiye blnmtr (tpk eserde konu ierii ve hakikat ierii
nin birbirinden aynlmas gbi); talam bir manara gbi, doa
gibi bilmecemsi bir mevcudiyet kazanm bu eyin yaama iade
150
edilmesi sz konusudur. Eletirenin grevi, nnde bir filolo
jik bulgu olarak duran eserin tlsmh olgusallnda, konu ieri
ile hakikat ierinin, yap ile styapnn ilk ve dolays birlini
grp tanmaktr.
"Yap styapdr" saptamas. sadece nedensel anlamda deter
minist bir tez deildir, yklemin yerine yadsmann ve Auje
bungun yava ilerleyen srecini koymak durumunda olduumuz
diyalektik bir tez bile deildir: Speklatif bir tezdir, yani hareket
siz ve dolaysz bir tezdir. Benjamin'in tarihsel materyalizme mi
ras brakt "durakalm diyalektiin" anlam budur ve tarhsel
materyalizm er ge bu mirasla hesaplamak zorundadr. Tarhi
srekli izgisel sre olarak tasarlanan bir zaman anlayyla z
deletirmekten vazgemenin zaman geldiine gre diyalektiin,
bu yzden izgisel zamana dmek zorunda kalmadan tarihsel
bir kategori olabileceini de anlamann zaman gelmitir. Once
den var olan, baya bir zaman anlayna uydurlmas gereken
ey diyalektik deildir; tam tersine, bu zaman anlaynn her
trl "soyutluktan" gerekten anndnlm bir diyalektie uygun
hale getirilmesi gerekmektedir.
MASAL VE TAR H
Presepe zerine dnceler
P
ree
p
c'y

anl
.
amak istiyorsak
_
ee, her
.
yde nce
'
nun
mnyatur halmde sunduu dunya mgesmn tanhsel br mge
olduunu anlamalyz. nk bize gsterdii ey, masal dnyas
nn tam da byleyici bir dten uyanp da tarihe girecei anda
ki halidir. Aslnda masal, ancak merkezindeki gizemli deneyimi
anadan kalrarak ve bu deneyimi byye dntrerek kendini
erginleme ritellerinden ayrabilmiti
.
Masal yarau, gizli bir
dnyaya kabul edilmek iin belli snavlara ve gizemli bir sessizli
e tabi tutulur, ama bu smavlan deneyimlemez, nko her eyi
by olarak yaamtr. Bylenmedir onu dilsiz brakan ey, giz
li bir bilgiye katlm deil ama bu bir bylenme olduu kadar,
gizemin bybozumuna uramasdr da ve bu haliyle paralan
mas ve almas gerekir. Fabulc muta'ya (Petronius'un Satiri
kon'undaki bir karakter de ge antik a dinselliinin dilsizliini
bu youn oksimoronla
2
billurlatnr: jupiter'den sz ederken in
ter coelicolas fabula muta taces" demektedir) dnen ey konu
ma yetisini yeniden kazanmak zorundadr. Bu nedenle peri ma
salnda, bylenen insan dilsizleir, bylenen doa ise dile ge
lir. Bylece sz ile sessizliin. tarih ile doann yer deitirmesiy
le masal tarihte kendi bybozumunun kehanetini ortaya koyar.
l lsa1mn dogumunu imgeleyen ve Nol zaman aa ile birlikte kk
heykelciklerin kullanmyla hazrlanan maket. - . n.
2
Fabula masal, ykleme demektir, muta is sssiz. dilsiz. Retorikteki
tanmyla bir ohsimoron'dur bu, imkansz bir kombinasyon. - .n.
154
lsa'rnn dogum tasviri olan presepe, bu geiin mesihi annda
masaln dnyasn yakalar. Bu nedenle masalda doann saf ve
sessiz dilinden kp konuan hayvanlar, imdi dilsizlemilerdir.
Eski bir efsaneye gre Noel gecesi hayanlar bir an iin dile ge
lirler: tekrar sonsuza dek dogann sessiz diline girmeden nce
son kez byl yeteneklerle donatlan masal hayvanlar olarak
karmza karlar. lsa'nm doumunun ikonik gsterimlerine
eek ve kzn de dahil olmasn salayan, szde "Matta 1 nci
li"nde3 yle bir ifade vardr: "kz sahibini tanr, eek de Efen
di'nin yemliini." Aziz Ambrose, lsa'nn doumuyla ilgili en eski
betimlemelerden birinin bir bolmnde, bebek lsa'mn iitilen c
yaklamasyla, efendisini tanyan kzn sessiz brtsn kar
karya getirir. Bynn yabanclatrm ve can vermi old ugu
nesneler, imdi cansz olann masumiyetine dnmlerdir ve in
sann hi de yabancs olmad ara gereler gibi elinin altnda
durverirler. Konuan kazlar, kanncalar, kular, altn yumunla
yan tavuk, para san eek, kendi kendine kuruluveren sofa, bir
emirle kendi kendine adam dven sopa: Presepe bunlarn hepsi
ni byden kurtanahdr. Yiyecek, ticari mal ya da ara gere
olarak -yani gndelik ekonomik grnmleriyle- doa ve can
sz nesneler, pazar tezgahlarnda toplanmakta, han meyhaneleri
nin masalarnda sergilenmekte (masalda sahtekarlk ve suun
mekan olan han burada gvenilir kimliini yeniden bulur) ve
kiler tavanlarna aslmaktadrlar.
Masaln bysnn ekonomik ilevinden kopard11 insan da,
imdi mthi bir jestle bu ileve yeniden sahip olur: Presepe'nin
insani dnyasn masalnkinden ayran da o jestin ta kendisidir.
Masalda her ey mahkom eden ya da temize karan, yasaklayan
ya da izin veren, byleyen ya da byy bozan sihitin ve hu
kukun mulak jestidir ya da her yaratn elini kolunu balam
3
1 5
3
7'de john Rogers'n Thomas Mauhews takma adyla yaymlad
"Mauhews incili".
1 55
kader zincirini dorlayan astrolojik figrlerin ve dekanlann es
rarengiz ciddiyetidir (masal , btn bunlann zerine bynn
baygmlatrc sr rtsn atm olsa bile). Oysa, lsa'n1n doum
tasvirinde, insana tek seslilii, tek anlamhhg ve kendi tarihsel
davrannn effaf yeniden kazandrlr. Terziler ve oranc
lar, kyller ve obanlar, meyve sebze sanclan ve kasaplar, mey
haneciler ve avclar, sucular ve kestane kebaplar: Pazarn ve so
kan btn bu dnyevi evreni, Bachofen'in "eterik" olarak be
timledii (ve Kafa'nn yklerinde geici olarak yeniden diri
len) o dnyann tarih ncesi derinliinden bir jestle syrlarak ta
rihin yzeyine kar. Denebilir ki, masaln uykulu ve sisli dnya
s , rahiplerin gizemli trensel jestiyle presepe'nin tarihsel jesti ara
sndaki medyum'dur (arac).
nk Mesih'in gecesinde, bebein jesti, her trl ilahi-huku
ki-sihirli katmanmdan kurtularak yalnzca insani ve dnyevi bir
hal alr. Burada hibir ey artk bir alamet ya da mucize deildir;
tm alametler gerekletiine gre, insan onlardan kunulmutur.
Nitekim, Carbonara'daki San Giovanni Kilisesinde bulunan Ala
ranni'nin preseplsinde kAhin kadnlar hayvan yemliinin nnde
ayakta sessiz dururlar; ve Napoliten presepe'lerde klaik i organ
kehanetlerinin monstra'lan (canavarlar) ve terata'lan (yapk ikiz
ler) gle ucubelere benzerler (Giacomo Colombo'nun guatrl ka
dn figrn ya da San Martine mzesinde on sekizinci yzyldan
bir anonim sanatkann sakatlann dnn) - bunlar gelecekteki
herhangi bir olay anlamlandrmyorlardr ark; tek gsterdikleri,
yaratn dnyevi masumiyetidir. ilk dnem presepe'lernin dura
an gizemine karlik, burada yaratklan kendi gndelik jestler es
nanda yakalayan bir gerekilik vardr; bir tanrya tapnma sah
nesi olmas gereken bu sahnede, pagan ve n-Hristiyan kltlerine
ait sahnelerin blirgin karakterstiklerinden olan tapann ikonogra
fik temsili daha imdiden kaybolmaya yz tutmutur. Yalnzca si
hir ve hukuk dnyasnn temsilcileri olan Bilge Krallar -n azn
dan ilk balarda, isimsiz kalabala karmadan nce-tapnma ey-
1 56
lemi iinde gsterilirler: Geri kalan her ey. ayinsellin her trl
izi, gnlk yaamn ekonomik masumiyeti iinde dalp gitmek
tedir. obanlann sunduu yiyecein bile kutsal bir niyet tad
sylenemez: Laik bir davrantr, ayinsel bir piaculum deil. Ne
dense her sahnede hep yemliin yaknlannda ekerleme yaparken
bulduumuz uykucu da belki masaln dnyasndan gelmi bir f
gr olarak grlebilir, kuranlma annda uyanmay beceremedi
inden glgeli yaamn ocuklar arasnda srdrecek gibidir
.
Ve
onun da uykusu ne ilahi mucizelerle dolu bir kehanet uykusudur,
ne de cadnn hmna urayan Uyuyan Gel'in zaman tesi uy
kusu: Bebein dnyevi uykusudur yalnca. Yakup'un

n-Incilin
deki4 gibi ("yryorlard ama ymyorlard . . . . iniyorlard ama
inemiyorlard.
.
. . koyun lan sryorlard ama koyunlar ilerlemi
yordu . . . . oban sopasn vurmak zere kaldn yordu ama eli hava
da kalveriyordu") zaman durmutur, ama masaln ve mitin son
suzlugunda degil, iki an arasndaki mesihi zaman arahgmda,
y
a
ni tarihin zamannda ("her eyin askda kaldn grdm, sonra
bir anda her ey yoluna devam etti"). On yedinci yzyl balann
da
,
ilk hareketli doUm tasvirleri yapldnda, barok sanatn derin
alegork ynel
i
i de bu "yrmeden gerekleen,
,
tarihsel yry
n temposunu, otlayan koyunun hareketinin ya da obann ad
mnn ritmik tekrarnda nerdeyse bire bir temsil edecektir.
Byden bu dnyevi kurtuluun ifresi minyatrletiredir, k
ltmedir. Her dnemde oyuncak bebek
l
ere, kuk
l
a
l
ara ve on se
kizinci yzyl Avupa'snda petit besoges d'Italie [ Italya'nn kk
eserleri! olarak adlandrlan biblolara dknln de gsterdii
gibi, "kn kurtuluu" hi kukusuz ltalyan kltrel fizyono
misinin belirleyci bir zelliidir; ama ayn eyi zaten ge antik
a dnyasnda da i banda grebilirz. Talam bir annsall-
4
Procovangdo di Giacomo (Yakup'un On-incili) veya Vangelo dell'lnfanzia di
Giaco-mo (Yakup'un ocukluk incili) olarak bilinen bir apokrif metin.
Yaklak M.S. 1 50 yllanna ait oldugu dunlr. - .n.
1 57
gn kendi tarihsel uyan midini emanet ettii bir aksiseda gibi
dir bu kk eyler. Alois Riegl'in byk bir zenle minyatrler
de. mozaiklerde ve ge Roma donemi fldii eserlerde saptad
zelliklerin hepsi -uzamdan bamszlaunlm figrlerin eksen
sel yaltlmas ve her eyin "sihirli" bir ekilde birbirine balanma
s- kesinlikle presepede de bulunur. Sanki "minyatrc", "renk
lendirici" ve "illzyonist" (iyana'daki etkileyici Yaratl minya
nrlerinin mehul \ yaratcsn aratnaclar byle vaftiz etmi
lerdir), Celebrano'nun, Ingaldi'nin, Giacomo Sanmartino'nun,
Lorenza Mosca'nn, Francesco Gallo'nun, Tommaso Schetti
no'nun ve gnmzde ayakta kalm bir Napoli atlyesinde ha
len almakta olan isimsiz tasvircilerin elini mucizevi bir biim
de hareket ettirmekteydiler. Ama figrler arasndaki sihirli ba
burada tamamen tarihsel bir bagda zlr. Kukusuz presepe'nin
her figr kendi bana bir btndr, dierleriyle hibir plastik
ya da uzamsal ba araclyla birlemez, sadece onlarla bir anl
na yan yana gelmitir; yine de istisnasz tm fgrler Mesihi
kurtulu olayna katlmann grnmez yaptncsyla tek bir ya
pda birbirlerine balanmlardr. San Manino mzesindeki Cuc
citiello gibi kompozisyon araynn daha gl biimde grn
d presepe'ler bile envai eit e iern bir ylmadr (nk
znde sonsuza kadar oalma ve genileme potansiyeli ierek
zorundadrlar); bu presepe'lerin mutlak birlii ne maddi ne de
uzamsaldr, sadece tarihsel bir birlik sz konusudur.
Presepe'nin figratif yneliinin merkezinde ne uzamsal-za
mansal (yani kronolojik) bir vaka, ne de mitik bir olay vardr, asl
niyet hayrolojih'tir: znde, Mesih'in douuyla dnyaya gelen
tarihselliin temsilidir. Bu nedenle figrlerin ve olaylann gr
kemli ve sonsuz oalp genilemesinde zgn kutsal sahne ne
redeyse unutulmutur, onu bulmaya alan gz yorulur, kutsal
ve dnyevi arasndaki her frkllk ortadan kalkar ve bu iki or
tam tarihte birbirine tamamyla denk der. Heimarmene'nin5
S Yunan mitolojisinde yazgnn kiiletirlmi hali. - . n.
1 58
kat yasalarnda (neeli bir dehetle "ilerlemyen doru itilip s
rklendiini hisseden zamanmzn yasalanndan ok da farkl
deildir bu yasalar) donup kalm bir dnyann antsalhma kar
, presepe'nin getirdii dnya, deyim yerindeyse domakta olan
bir tarihin ufak. nemsiz eylerini ierir. Buurada her ey para
paradr, kk paracklar birbirinden ayr ve yaltlmtr. ama
her biri de annda tarihsel olarak btnlenmitir.
Tam da presepe'nin artk aile geleneinden kmak zere ol
duu
,
hatta hayatta kalmay hak eden eylerin ebedi bekisi olan
ocuklukla (ki oyun ve masalla birlikte onu da bizim zamanm
za dek saklayp korumutur) bile sylemeyi brakm grnd
u noktada, Napolili son presepe zanaatlannn acemi ii fi
grleri
,
bizlere, yzyllk bir tarihin bu pejmrde an ucunun
sakinlerine bir mesaj fsldar gibi grnyorlar. nk Napo
li'nin kenar mahallelerindeki isimsiz son zanaatlann eserlerin
deki en etkileyici ey, bir yanda yz izgiler bir ryadaym gibi
silik, hareketleri uyuuk ve belirsiz grnen insan tasvirlerinin
hantallyla te yanda - sepetler, terailer, baklar
,
anak m
lekler arasna yerletirilmi kk tezgahlardaki krz, mor ve
gokkuagnn tm renklerinden tepecikler oluturan domatesler,
patlcanlar
,
lahanalar
,
kabaklar, havular, tekirler. stakozlar, ah
tapotlar, midye ve limonlann dzenlenmesine adanm o sevgi
dolu, lgnca gzlem gc arasndaki sonsuz uyumazlktr. Bu
byk uyumazlkta
,
doann masala yeniden girek zere ol
duunun
,
tarihten bir kez daha sz isterken, bu srada insann da
kendi adna bir kez daha kaderin karanlk patikalann stlenen
bir tarih tarafndan bylenip dilsizletirldiinin alametlerini mi
greliyiz? Yeni bir gece gelene kadar srecektir bu by. Bu
gecenin alacakaranhmda yeni bir presepe henz bilmediimiz
renkler ve figrlerle l l yanacak, doa sessiz diliyle kendini
kapatan bir duvar recek ve insan da dilinin mhrn krarak si
hirden sze kacaktr.
B R GZDEN GE RME PROJES
B
urada program sunulan inceleme, kendi durumunun bilin
cinde olduu lde bir otorite iddias tamaktadr. Ancak
byle bir bilince uygun davranldnda -tam da "gazetelerin sz
ettiklerinden,, baka herhangi bir gncellik ltnn kalmad
ve "gazetelerin sz ettiklerinin12 de gereklikle uzaktan yakndan
hibir ilikisinin bulunmad bir zamanda- bu iddia, byklk
taslamadan
k
endi gncellik ltn yine kendi iinde bulmay
amalayabilir. Kendini konumlandrmak istedii bak as as
lnda ylesine kktenci ve zgn bir biimde tarihseldir ki, ko
layca her trl kronolojik perspektiften vazgeebilir ve hatta st
lendii devler arasna edebiyat tarihi yazmnn "yklmasn" da
koyabilir: Kendine yaamsal mekan olarak setii yer, ne bir s
reklilik ne de yeni bir balangtr bir ara vere, kesintiye urat
ma, bir sapmadr ve gncelliinin temelini oluturan da kurucu
tarihsel olay olarak bu sapmann deneyimidir.
Burada sz edilen sapma, modem Bat kltrnde, kltrel
miras ve onun aktarm, hakikat ve aktarlabilirlii, yaz ve otori
te arasnda zaman iinde retilen aralktr. Bizim kltrmz bu
sapmay kaydetmekten ylesine uzatr ki, uzaklnn bilincinde
bile deildir, hatta bununla ilgili aklamalar bile baka kltrler
den dn alnan kategorilere bavurmadan yaplamaz, bu du
rum neredeyse almas olanaksz glkler yaratr. Bu aral da
ha iyi alglamak iin, Talmud kategorilerinden Halaha (kendinde
Yasa, her trl mitik ieriinden ayrlm hakikat) ve Hagada
162
(duygusal ieriiyle hakikat) veya Yasa'y lafz ve rhsal anlamy
la ortaya koyan Arap kategorileri eriat ve Hakikat'len yararlan
labilir; ya da "konu ierii" ve hakikat ierii gibi iki kategoriye
bavurulabilir ki , bunlann orijinal birlii ve zaman iindeki ayr
m, Benjamin'e gre, sanat yaptnn tarihsellii ve zdr.
Bu terimlerle. Bat kltrnn kendine zg karakteri, Hala
ha \le Hagada arasnda. eriat ile Hakikat arasnda, konu ierii
ile hakikat ierii arasnda tamir edilemez bir knk olarak tanm
labilir. Bu kng kaynatracak bir iliki imkanszlamtr; bu im
kansz hk, yaratc biimler olarak erh ve yorumun da ortadan
kaybolmasnda kendini gsterir - en azndan ortaagdaki kutsal
yazlarda drt anlam kuramnn kUe getii andan itibaren
byledir (bu kuramn bir metnin birbirini takip eden dn tane
frkl yorum altrmasyla hibir ilgisi yoktur. Daha ziyade onla
rn arasna yerleir, konu ierii ve hakikat ierii arasndaki can
l ilikide yer alr). yle ki, bir hakikat vardr ama onu aktanna
olana yoktur aktara aralar bulunur, ama ne bir ey retir
ne de aktanrlar.
Kltrmzde eski ve yeni gemi ve imdi, anciens ve mo
dernes arasndaki kartlk olarak her seferinde belirip duran ey
ile bu temel balantszlktr. Bugn hem yeninin hem eskinin
tamamyla eriilemez hale geldiini grmeyi engelleyen ey de bu
querelledirl [mnakaa] . Zamanmzn karakteristik zellii sa
dece gemi deerleri unutma ve gemie kukuyla yaklama de

ildir. Aksine, gemile hem bylesine takntl bir biimde i lgi


lenip hem de onunla yaamsal bir iliki kurma konusunda by
lesine yetersiz kalan, Halaha'y anmsayan ama ona Hagada'ya
zg bir ierik vereyi beceremeyen bir dnem belki de daha
nce hi yaanmamtr. Yadrgatma, ready-made, detournement
1
Querelle des anciennes et des modemes, eskilerle modemlerin tanmas.
On yedinci yuzylda. nce Fransa'da ardndan lngiltere'de, klasik
(Greko-Romen) kulu:r ve renimle m<dern renim taraftarlan
arasndaki canma. - e. n.
163
ve alnt, yzylmzda bu ilikiyi yeniden oluturmaya ynelik
son abalardr2 (avangard. ne yaptn bildii dnemde, asla ge
lecee ynelmez, aksine mthi bir gemile iliki kurma abas
iindedir). Onlarn da deer yitirmesi yeni bir dnemin balan
gcn gsterir. Bu yeni dnemde, imdiki zaman talam bir ar
kaik yz halinde, bir orak toprak olarak kalrken, gemi de ya
banclatrlm modem maskesinde imdiye ait bir anttan ba
ka bir ey deildir.
Bizim projemiz de kendine yer olarak bu aral, bu sapmay
seti. Betimlediimiz olgu kukusuz. Bat kltrnn tamamn
ilgilendiriyor ols da, en yaygn biimiyle ltalyan kltrnde g
rld iin bu tercih yapld. ltalyan kltrn dier Avrupa
kltrlerine gre daha frkl klan, balangtaki akc1 haline ka
vuunlmas gereken kemiklemi bir gelenein olmay deil
dir sadece; al mesele. en bandan beri kltrel mirasn aktar
myla kaynamam olmas, Halaha'nm kendi Hagada'sn bula

mam olmadr. Oyleyse bu projenin kendini konumlamak is


tedii sapma asl kkensel olaydr ve Italyan kltr sz konusu
olduunda, bu olay hala meydana gelmeye devam etmektedir.
Burada hibir ey bitmemitir. nk henoz balamamtr: Bir
balang yoktur. nk her ey sondan balar. Sonu olarak, bu
kltrde btn gelenekler sahtedir, btn otoriteler yalanlarla
ikna edilmitir ama dorudan yeniye yaplan tm atflar da ayn
hzla yeniden gemie dverirler. esrardan anndnnaya yne
lik her aba esrarl bir hava kazanr. ltalya'daki tm entelektel
konumlann kendine zgu krlganl bu yzdendir, her zaman
pe atlacak olmann aleni korkusuna yakalanm gibi grnr-
2
Yadrgatma: Brechl'in epik tiyatrosunun temel yntemi. Readymade:
l 91 3'te Marcel Duchamp'm gndelik hayattan bir nesneyi (rein bir
pisuan) kendi balamndan kopanp snal olark sunmasyla ortay kan
yapl. Detourement: l 950'1er ve 60'larda Guy Debord evresinde "Durumcu
Emerasyonal"de toplanan sanat ve yazarlann kullandg bir ">1k1m"
teknii: Gemiten ve bugOnden elern kendi baglamlanndan sapunlarak
birletirilmesi. - e. n.
1
64
ler. Ama kendini herhangi bir yaayan gelenekle merulaurama
yacann bilincinde olan kiinin gc de yine bundan kaynak
lanr: oktan kalntlara dnmlerdir, silinip gitmilerdir
oktan, ama her kalnt gibi, onlr da kacak ani esintilerden
korkmazlar, hatta zaman zaman yanklanrn hissettirirler.
Bu nedenle, konumunun projemize dayatt grev, aslnda
tamamen gerekli de olsa, sadece gelenein "ykm" olarak tanm
lanamaz, daha ok, bir "ykmn ykm" olarak ele alnmas gere
kir: Kltrmzn zgn karakterini oluturan aktanlabilirliin
ykm .ncak bu ekilde diyalektik bir biimde bilince tamabihr.
Ancak byle bir ykmda l talyan kltrnn kategorik yap lan
grnr hale gelecektir - tpk alevler iindeki bir evin mimari
iskeleti gibi. Komedinin tercih edilip trajedinin reddedilmesi;
mimari enin egemenlii ve gzellik karsnda son derece sa
vunmasz bir duyarhhk - yle ki onu ancak "cazibe" olarak kav
rayabilmektedir insan masumiyetine dayal bir yaratl anlay
nn yan sra Yasa'nn Ostnl; gnah yznden bylenmi
bir dnya olarak masala ynelik saf dikkat ve Isa'nn dotm ta
virinin "tarihsel" minyatrnde bu dnya iin denen Hristiyan
kefareti insan yaamnn "masal" olarak kavranmn yan sra ta
rihyazmna ynelik ilgi - bunlar. szn ettiimiz kategoriler
den bazlardr. ltalyan olgusu bu kategorilerin atksal gerili
mine dayanr.
Bu zel durum nedeniyle, bu projede floloji, dar akademik an
layn ona dayatt snrlan ama abasndadr. Aslnda byle
bir floloji kendi "ykmmm ykm" iin gereken ara olmaldr.
Kutsal metinlerin tefsiri ve aktarm iin kendine zg kategori
leri olmayan kltrmzde, flolojiye her zaman zel bir grev,
kltrel gelenein srekliliini ve anlgn salama grevi yk
lenmitir. Bu nedenle flolojinin Oznn ve tarihinin bilgisi her
trl yaznsal eitimin nkoulu olmaldr ama byle bir bilgiyi
flologlar arasnda bile bulmak zordur. Hatta floloji sz konusu
165
olduunda. genelde karmaklk ve kaytszln hkm srd
grlr. yle ki, hi kukusuz bir filoloji biimi olan yaznsal ve
sanatsal avangard akmlar -yntemleriyle ilgili yzeysel bir
zmleme bile bunu kolayca kantlayabilir- sanat ve edebiyat ta
rihinde smfandnhrken, hibir kukuya yer brakmayacak e
kilde iir saylacak eserler insan bilimleri ve filolojik bilimler ala
nna yerletirilmitir. Bat kltrnn filolojiyi neden kat bir bi
limsel disiplin olarak reuii, bu disiplinin her yeniden dou
unda neden airlern (Helenistik donemde Phileras ve Kallimak
hos, Hmanizmin ilk dnemlerinde Petrarca ve Poliziano, Ro
mantizm dneminde Friedrich Schlegel) flolog haline gelme ge
reini hissettikleri yeterince sorgulanmam ve hala aklanmay
bekleyen bir durum olarak durur karmzda.
En bandan br kendini sadece metinlerin maddi aktanmn
salamakla snrlamayan, emendatio
3
ve coniectura'y4 zel grevler
olarak stlenmi olan filoloji, kendine zg konumunun Halaha
ile Hagada, hakikat ile aktanm, konu ierii ile hakikat ierii
arasnda bulunduunu gsterr. Anl anl filologlann yaratt
sahte metinler, ortaya ktklannda kurald, istisnai olgular ola
rak mahcup bir suskunlukla geitiihrler, ama bu gibi durumlar
filolojinin zn kesinlikle frkl sayan tekil iddiay da yalanlarlar.
Aklanlacak ey ile aktara eylemi arasndaki , yaz ile otorite
arasndaki sapmann ortadan kaldrlmas aslnda en bandan
beri filolojinin grevdir. Bu onadan kaldnna her zaman mitin
temel karakter olarak gz nne alnm ve deerlendirilmi ol
duundan, filoloji de bu bak astyla "eletirel bir mitoloji" oa
rak betimlenebilir. Schelling, bilim ve iirin yeniden birletiril
mesine araclk elme grevini "yeni mitoloji"ye yklemiti. .. Tek
bir airin deil de bir neslin icad olan bir mitolojinin nal doa
bileceini" soruyordu. Blake'den Rilke'ye, Novalis'ten Yeats'e
3
Filolojide elyazmas geleneinden kaynaklanan hatalan dzeltmek. - .n.
4
Filolojide metnin boluklanm doldurak ve bozulmu bir blum\
yeniden olutunak iin nerilen yntem. - c.n.
166
modem airlerin bou bouna gerekletireye alt yeni mi
toloji zaten vardr. Bu mitoloji, grevlerinin bilincinde olan bir
filolojidir. (Burada filoloji szc btn eletirel-filolojik disip
linler iin kullanlmtr, bugn birka uyumazlk dnda " in
san bilimlerini" anlatan szcktr. )
Benjamin'in filolojik yntemin asl zellikleri olarak grd
"hayret le dolu bir saf olgusallk gsterimi" ve detaylara ynelik
"sihirli" tapnma kadar, modem filolojinin manifestosu olan Po
liziano'nun Lamia'snda filoloun philomythos ve fabellae studiosus
olarak tanmlanmas da eletirel-filolojik disiplinler ve mitoloji
arasndaki gn na karlmas gereken bu akrabala tanklk
etmektedirler. z itibaryla ve tarihsel olarak mitolojinin bir Auf
hebungu [ierilerek almas] olan filoloji daima bir fabulari ex
re'dir. Filolojik bulgunun 'deimez mitolojik z" eletirel a
dan canlandnlmah ve bu bulgu, temel izgileri kendi tarihsel de
neyimimize doru ynelen bir perspektifte onaya kan bir nes
ne olmaldr. incelememizin gerekletirmeyi nerdii ey, bu fi
lolojinin Au}ebung unun "eletirel mitoloji" olarak geriye anaka
lan bir ey brakmadan iir ile zdeletii bir bak asdr. ln
celemenin dayanaca pragatik ilkelerden biri filologlan "air,
tarhi. hatip, gramer uzman" olarak goren Vico'nun tanmn
yeniden ele alarak eletirel-filolojik disiplinler ve iiri tam olarak
ayn dlemde deerlendirek olacaktr. iir ve filoloji: Filoloji
olarak iir, iir olarak floloji. Tabii burada airleri flolojinin ii
ni yapmaya, filologlan da iir yazmaya davet etmekten sz etmi
yorz, her ikisini de Bat kltrnde szn knld noktaya yer
lemeye davet ediyoruz: iirle felsefeyi birbirinden ayran bu k
nlma, mahcubiyetle gizlenmek ve bastrlmak yerine, sornsal
bir deneyim olarak bilinli bir biimde stlenilmelidir. Benjamin
ya da Poliziano, Iallimakhos ya da Valer gibi kesin bir katego
ride snflandnlmas ok g olan yazarlar dnmekle kalma
yalm, Dante'yi, Zohar'n yaarn, Hlderlin ve Kafa gibi airle
r de dnelim: Hepsi de frkl kltrel durumlarda, hakikat ile
167
bunun aktarlabilirlii arasndaki almay kendi temel deneyim
leri haline getirilerdi . Ayn zel dikkat, mkemmel bir eleti
rel-yansal edim olan eviriye de gsterilmelidir.
Ancak bu biimde. bir "disiplinleraras disiplin" projesi tutar
llk ve biim kazanabilir; bu disiplinde iirle birlikte tm insan
bilimleri birbirine ynelecek ve birok evrede gelecek neslin
kltrel devi olarak ilan edilen bu disiplinin amac genel insan
bilimi" olacaktr. Bizim projemiz de, kendi snrlan iinde, henz
ad konmam byle bir bilimin geliini hazrlamak amacndadr
- bir bilim ki, iirle denklii iinde, daha nce betimlediimiz
yeni eletirel mitolojinin kendisi de olabilir (Yasa'nn ve Kader'in
glerine boyun emekten kurtulmu ve tarihe iade edilmilik
anlamnda eletirel).
Byle bir projenin eletiriye hak ettii deeri ve iddetini iade et
mek zorunda oluu, kendi grev tanmnda rtk olarak ierilir.
Politikayla ilikilerini sergilemeye gerek duymay. buna hi ih
tiyac olmamas, bu deerin ve iddetin verdii bir ayrcalktr.
Politika ve iirin ilk balakl . Aristoteles'in mzikle ilgili ince
lemesinin Politika'snda yer almas ve Platon'un Devlefinde iirin
ve sanatn tematik yerinin ortaya konmasyla kltrmzde en
bandan beri onaylanmur - tartlmas bile gerekmez. Sorn
iirin politikaya gre daha nemli olup olmay deildir, asl so
run politikann hala iirle zgn ve orijinal balaklk ilikisini
srdrebilecek durumda olup olmamasdr. Eletir. politikaya
hakiki boyutunu yeniden kazandrak istiyorsa. bu balakl
n zlmesini grev sayan bir ideolojinin kar tezi olarak or
taya koymaldr kendini. Gnmzde. karanlk aklyla her
yerde sorunlara riimi engelleyen "yanl bilin", srekli ak
tutmaya alt o uuruma drlmelidir. Bu flolojik proje,
modem tarihselcilie egemen olan tarih anlaynn gzden gei
rilmesini zornlu klar. Tarihin srekli .. izgisel ve sonsuz bir s
re olarak baya bir zaman anlayyla zdeletirilmesinden
16
vazgemenin ve tarihsel kategorilerle zamansal kategorilerin ay
n ey olmayabileceinin frkna varmann zaman gelmitir. Ta
rih ve z.aman aras1ndaki ilikilerde yeni bir durma, yani her ey
den nce yeni ve daha zgn bir tarih ve zaman deneyimine var
ma nerisinin bu projenin grevi olduunu sylemek yerine, bu
nun, onun tm grevlerinin ncelikli koulu olduunu syleme
liyiz. Tarihselcilin, en bata kendisinin saf bir kronolojiye in
dirgedii bir tarihe Hristiyan "kurtulu tarihi"nin sahte anlamla
nm yeniden sokmak zere seferber ettii sre, gelime ve ilerle
me kavramlar ykma ugranlmahdr. Bayal tarihselciliin ii
bo, srekli, saylabilen ve sonsuz zamannn karsna, somut
insani deneyimin dolu, kesikli. saylara blnemeyen, kusursuz
zamann koymak gerekir. Szde tarihin kronolojik zamannn
karsna hakiki tarihin kayrolojik zamann zamanda kendini
yitiri bir diyalektiin btnsel toplums'1 srecinin karsna,
durakalm bir diyalektiin dorudanln ve kesintililiini koy
mak gerekir. Dilthey'n insan bilimlerinin eletirel temellendiril
mesi perspektifinde tm ynleriyle ele ald tarihsel akln eleti
risi, tarhi terk etmek iin deil, daha kkensel bir tarih anlay
na ulamak iin srdrlmeli ve tamamlanmaldr. Kont
Yorck'un "modem insan, yani Rnesans-sonras insan. gml
meye hazrdr" saptamas, Vale'nin "Dnyann sona eresinin
a balyor" saptamasyla btnletirilmelidir. Bylece filoloji
nin Aujebung'u yeni bir tarih deneyiminden geer ve onun yn
temiyle bu projenin konumland yer rtr.
TAR H S E L - F L OL OJ K Y O R U M
,7 ronolojiden bamszlamasyla miti arketipik yaltlmln
.
:
dan kurtarabilecek bir tarih anlay iin model aranabilecek
yer tarihyazm deil flolojidir.
Tarihsel dillerin birbirinden ayn, tekil biimlerinin filolojik
karlatnlmayla karsanan bir .Hint . Avrupa biimi (rein
*deiwos, *ar-, *wegh, *med) aslnda nedir? Tarihsel olarak kant
lanmam ve karlatra yoluyla restore edilmi bir dilin duru
mu nedir? Kukusuz, burada gerekleen ey -tpk mitte oldu
u gibi- bir kken retimidir, ama bu kken illo tempore'de [o
zaman] ayrlm arketipik bir olay deildir, kkenin kendisi de
esas olarak tarihseldir. Ancak, bu tarihsellik, sanki dilin sadece
kronolojik olarak daha eski bir durumu sz konusuymu gibi,
tmyle artsremli anlamda anlalmamaldr; aksine, "tanm
lanm bir denklikler dizgesi" olarak, tarihsel dillerde mevcut ve
ileyen bir eilimdir. O bir kkendir, ama ansremli bir biim
de gemie itilmi bir kken deildir, aksine, dizgenin esrem
li tularllm salar. Ne sadece artsremli terimlerle ne de tama
men esremli terimlerle betimlenebilecek bir eyi ifade eder
ancak ansrem ve esrem arasndaki bir aynn ve bir sapma
olarak alglanabilir. Bu sapmay larihsel bir arhhe [ilk rek] ola
rak tanmlayabilir ve onu bylece geleneksel kronolojinin nokta
sal ve srekli anndan ayrt edebiliriz. Bnzer bir "esremli ta
rihselliin" bilimsel olarak meruluunu temellendirek iin ja-
170
kobson'un Tarihsel Fonolojinin ilkeleri adl eseri bir balang
noktas olmutur. Bu ilkeler her eyden nce duraan ve es
remli olarak deerlendirilen kategorilere tarihsellik ve erekbilimi
sokmutur ve bylece tarihsel dilbilim ve betimleyici dilbilim
arasnda araclk edebilecek kapasiteye sahip bir dil anla)lna
yol amlardr. Bu bak asyla tarih ve yaplann kartl ye
terli deildir: arkhai olarak Hint-Avrupa biimler tam olarak ne
yapsaldr ne de tarihsel, ne esremlidir ne de artsremli.
Dumezil yapsalc tezlerle girdii polemiklerde kendi kar
latrmal mitolojisinin nesnesini yle ortaya koymutu: "Bnim
abam bir filozofun abas deildir, bir tarihinin abasn ama
lyorum: Makul ve kabul edilebilir bir biimde ulalabilecek en
eski tarihin ve bir ultra-tarihin en uzak ucunun tarihisi . " Bu
"ultra-tarihin ucu" sylediimiz anlamda bir arhhe deilse nedir?
nk
,
onun kronolojik olarak meydana geldii varsaylan olay
lara hibir zaman tamamyla indirgenemeyecei kesindir, tabii
niyet kendi zgn belgelerini yine kendisi reten bir tarihyazm
aratrasnn monstnm'unu [acaipliini] merlatnnak deil
se eer. Burada ultra-tarih olarak tanmlanan ey henz oluu
munu tamamlam bir ey deildir tpk mit dizgesi gibi, tarihin
anlalabilirliini ve esremli tutarlln salayan bir eydir. Bu
adan bakldnda Hint-Avrupa 'szckleri" milik isimlerin e
deeridir: Birer sebep deil, kkendirler.
B\l anlamda flolojiden "eletirel bir mitoloji" olarak sz etmek
mmkndr. Mite giremizi engelleyen ey filoloji olduuna g
re, onunla otantik. yani zgr bir ilikiyi yeniden kurmamz da
o salayabilir. nk filoloji mili arketipik katlndan ve yahtl
mlndan kanp onu tarihe iade edebilir. Kendisinin eletirel
olarak rettii kken her trl tremsel karakterinden ve her tr
l kader bandan kurtulur. Mit ile ilikisi ocukluun insanhln
gizemli gemiiyle srdrd ilikiyi hatrlatr. Tpk ocuklann
oyunlar ve masallarda tremin boyundurlugundan unulan sy
lense! dnyaya bekilik etmeleri gibi, kehanet iin kullanlan zar-
171
lan oyuncaa, dilekte bulunma gerecini topaca, dourganlk t
renini halka oyununa dntreleri gibi; floloji de sylensel
isimleri szcklere dntrr ve bylece tarihi kronolojiden ve
mekanikilikten kurtarr. Bir zamanlar kaderin esnemeyen dilsel
balanm ifde eden ey tarihin dilsel tzne dnr. Hint-Av
rupa szcklerinden oluan bir szlk biimindeki bir eletirel
mitoloji, flolojinin Bat kltrne yeni bir ocukluk olarak mtra
brakt bir eydir, bu miras imdi iirin eline gemelidir.