You are on page 1of 205

Genel eviri 3 - retmen Kitab Hakan Gr - dildersleri.gen.

tr
i


Genel eviri 3 - retmen Kitab Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
ii

GENEL EVR 3 KTABININ KULLANIMINA LKN KURALLAR

Genel eviri 3 olarak derlenerek internet ortamna yerletirilen PDF dosyasnn
kullanm aadaki koullara baldr:

1. Genel eviri 3 kitabnn ierii dosyann iinde ve dildersleri.gen.tr sitesinde
Genel eviri 3 iin verilen balantda altnda mevcuttur. Kullanm koullar bu
dosyann tamamn kapsamaktadr.

2. Kullanc olarak, sz konusu dosyay ticari amala olmamak kouluyla kendi
bilgisayarnza kaydedebilir, bu dosyay kopyalayabilir, bakalarna iletebilir,
sayfalarda yer alan Hakan Gr - dildersleri.gen.tr ibaresini silmemek ve
deitirmemek kouluyla dosyann ieriinde dzeltme ve dzenlemeler yapabilirsiniz.
Burada sz edilen "ticari" kavram ile Genel eviri 3 kitabnn zgn biimi ya da
deitirilmi biimleriyle iletilmesi, oaltlmas ve/veya kullanlmasnn ncesinde ya
da sonrasnda cret talep edilmesi, kitabn satlmas kastedilmektedir. Kitabn kii ya
da kurumlar tarafndan cretsiz olarak rencilere verilmesi ve sonucunda kurumsal
(okul, niversite, dershane ve benzerleri) ya da kiisel temelli (zel ders gibi) eviri
retim ortamlarnda kullanlmas serbesttir.

3. Kurallarn eriilebilir olmas iin eitli nlemler alnmtr; buna gre:

a) bu kurallar dosyann zgn biimlerinin kullanma sunulduu internet sayfalarnda
yer almakta,
b) dosyann sayfalarnn st blmnde yer alan Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
ibaresine eklenen balant yoluyla kullanc bu kurallara ynlendirilmekte,
c) dosyann giriinde kurallar ayrca verilmektedir.

Bu nedenle kullanc olarak dosyay ister sz konusu siteden ister baka kaynaklardan
edinmi olun, bu kurallar okumu ve kabul etmi olmaktasnz.

4. Bu kurallar dosyaya ayrca eklendii iin, dosyann yer ald dildersleri.gen.tr
sitesinin geici ya da kalc olarak devre d kalmas, siteye eriilememesi, sitenin
adnn deitirilmesi gibi durumlarda da kurallar geerliliini koruyacaktr.

.......:::::.......
Genel eviri 3 - retmen Kitab Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
i

indekiler
Giri
1. Genel eviri 1 ve Genel eviri 2 Kitaplar
2. eviri Kursu
3. eviri Dersi

Gereksinim Saptama Anketi

4. eviri Kursuna Balang
5. Malzeme retimi
6. retmen Kitab'nn Yaps

Ve Son Olarak

Genel eviri 1 kitab notlar

Genel eviri 2 kitab


Genel eviri 3 - retmen Kitab Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
ii

Giri
Bu blmde Genel eviri kitaplarnn hazrlanmasnda dikkate alnan yaklamlar ve
kitabn yaps hakknda bilgiler bulacaksnz. Buna ek olarak, kendi rencilerinizin
eviri gereksinimlerine ynelik bir eviri kursunu oluturabilmeniz iin ksa neriler
sunulmakta. Ardndan, Genel eviri kitaplarnn eviri dersinde kullanm hakknda
notlar yer almakta.

1. Genel eviri 1 ve Genel eviri 2 Kitaplar

Amalar

Genel eviri 1 kitab eviriye giri, Genel eviri 2 kitab da ileri eviri niteliini tamakta. Ama,
eviri iin ngilizce dilbilgisi yeterli olmayan rencilerin Genel eviri 1 kitab ile arzulanan dzeye
getirilmesi, bu mevcut bilgilerin uygulamasnn da Genel eviri 2 kitab ile yaplmas.

renci

Genel eviri kitaplar orta-ileri dzeyde ngilizce dzeyine ulam, eviriye genelde bir eviri
snavna girmek iin gereksinim duyan yetikinler iin hazrland.

Konularn sralanmas

Konular belirleme safhasnda, eviri kurslarna katlan rencilere kurs ncesinde bir Gereksinim
Saptama Anketi verildi. Bu anketin sonularndan elde edilen bilgilere dayanlarak bir Konu Listesi
oluturuldu.

Yaklam

Mevcut eviri kitaplarnn incelenmesi sonucunda, yalnzca zet dilbilgisi ve eviri iin metinler
vermenin eviri iin yeterli olmayaca, asl nemli olann evirinin nasl yaplacan rencilere
aktarmak olduu sonucuna varld. Bir iletiim arac olan evirinin retilmesinin iletiimsel bir
yaklamla gerekleebilecei grld.

2. eviri Kursu

Yaklam

eviri kurslarnda modler (Ko, 1984, 1992; Gr, 1994) bir yaklam kullanlmas uygun grld.
Modler yaklamn zelliinden tr, ncelikle renci gereksinimleri ve eviri iin genel hedefler
saptanmakta, daha sonra da eviri kursu ina edilmektedir.

Doal olarak, rencilerin eviri renme gereksinimleri burada belirlenmi olan gereksinimlerden
farkl olabilir. Bu durumda, Genel eviri kitaplarndaki konu srasnn deitirilmesi ve kimi konularn
atlmas ve/veya retmen ya da kurum tarafndan yeni konularn oluturulmas gerekebilir. eviri
kurslarn belirli bir lnl programa oturtmak isteyen kii ve kurumlar asndan, tm kurs yapsnn
aada verildii ekilde olmas amalanmakta. ekilden de anlalaca gibi, Genel ve zel
Hedeflerin belirlenmesinin ardndan her bir ders (eitli kaynaklar kullanlarak) yazlmakta ve
uygulanmakta. Snama sonucunda hedeflerin gereklememesi durumunda telafi edici trde bir
Genel eviri 3 - retmen Kitab Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
iii

retme sresi izlemekte ve bunun sonunda yine snama yaplmakta. Hedeflerin ve ders aamalarnn
iyi saptanmas ve retimin de uygun ortamlarda yaplmas durumunda, ekilde gsterilen TEKRAR
aamasna gerek kalmayaca ortada.



eviri Kursu Oluturmada Gereksinim Anketi

ncelikle rencilerinizin eviri renme gereksinimlerini saptamanz gerekmekte. Bunun iin de bu
kitapta verilen anketi kullanmanz neririm. Elbette bu anketin kurs balamadan bir sre nce
verilmesi gerekli konu deiiklikleri ve eklemelerin yaplabilmesi iin gereken sreyi salayacaktr.

Hedeflerin ve modllerin saptanmas

renci gereksinimlerinden ve sizin beklentilerinizden tretilen genel hedefler ve zel hedeflere
dayanlarak, modllerin oluturulmas gerekmektedir. Genel eviri kitaplar iin saptanlan modller -
ve kursun tm yaps - aadaki ekilde gerekleti.

EVR KURSU
Toplam Sre : 96 saat
Dnem Says : 2 dnem
Modl Says : 8 modl

BRNC DNEM
Toplam Sre : 48 saat
Ara Snav : 2 saat
Final Snav : 2 saat
Ders : 44 saat

Genel eviri 3 - retmen Kitab Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
iv

MODL 1. SZLK KULLANIMI (2 saat): EVR N EN Y SZLN SEM VE
KULLANIMI

KONU 1: Farkl szlk trlerinin, eviri iin en iyi szln seiminin ve szl etkili
olarak kullanmann renilmesi.

Giri Safhas rencilerin szlk kullanm konusundaki
mevcut bilgileri.
Sunu Safhas Szlk trleri ve kullanm yerleri; iyi bir
szln temel nitelikleri; szck trnn ve
szlklerdeki ifadesinin nemi.
leme Safhas Szlk sayfasn tarama.
retme Safhas Szlk sayfasn tarama.
Snama Safhas Szlk kullanm.

KONU 2. eviri amac ile doru tanmn bulunmas.

Giri Safhas Doru tanmn bulunmas.
Sunu Safhas Doru tanm bulmak iin szlk kullanm.
leme Safhas eviri amac ile szlk kullanarak doru
tanmn bulunmas.
retme Safhas eviri amac ile doru tanmn bulunmas.
Snama Safhas eviri amac ile doru tanmn bulunmas.

MODL 2. SZCK BLGS (3 saat): BALAMDAN YARARLANARAK ANLAMI VE
BLNMEYEN SZCKLERN KULLANIMINI TAHMN ETME YOLLARININ VE
TEKNKLERNN BLNMES

KONU: Szcn trnn ve tmce iindeki ilevinin saptanmas ve anlamn tahmin.

Giri Safhas rencilerin balamdan yararlanarak anlam
tahmin konusundaki mevcut bilgilerinin
llmesi.
Sunu Safhas Anlam tahmin ileminin aamalarnn
sunulmas.
leme Safhas Balamdan kaynaklanan ipular ile anlam
tahmin (tmce dzeyinde).
retme Safhas Balamdan kaynaklanan ipular ile anlam
tahmin (paragraf dzeyinde).
Snama Safhas Balamdan kaynaklanan ipular ile anlam
tahmin (metin dzeyinde).

MODL 3. DLBLGS (39 saat): NGLZ DLNDEK DLBLGS YAPILARININ
KULLANIMLARININ VE ANLAMLARININ ANLAILMASI VE TRKE
DLBLGS LE EVR AMACINA YNELK OLARAK KARILATIRILMASI

KONU 1: ngilizcedeki tense sistemlerinin incelenmesi ve ngilizce tmcelerin Trkeye
aktarm.

Giri Safhas rencilerin mevcut bilgisinin llmesi.
Giri Safhas Dilbilgisi notlarnn incelenmesi.
leme Safhas Trkeye eviri.
retme Safhas Ksa metinler iindeki tmcelerin Trkeye
aktarlmas.
Genel eviri 3 - retmen Kitab Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
v

Snama Safhas Ksa metinlerin Trkeye aktarlmas.
Telafiye Ynelik
retim Safhas
nemli dilbilgisi yaplarnn tekrar ve ksa
metinlerin evirisinin dev olarak verilmesi.

KONU 2: ngilizcedeki modal verb sistemlerinin incelenmesi ve ngilizce tmcelerin
Trkeye aktarm.

Giri Safhas rencilerin mevcut bilgisinin llmesi.
Sunu Safhas Dilbilgisi notlarnn incelenmesi.
leme Safhas Trkeye eviri.
retme Safhas Ksa metinler iindeki tmcelerin Trkeye
aktarlmas.
Snama Safhas Ksa metinlerin Trkeye aktarlmas.
Telafiye Ynelik
retim Safhas
nemli dilbilgisi yaplarnn tekrar ve ksa
metinlerin evirisinin dev olarak verilmesi.

KONU 3: ngilizcedeki edilgen (= passive) yaplarn incelenmesi ve ngilizce tmcelerin
Trkeye aktarm.

Giri Safhas rencilerin mevcut bilgisinin llmesi.
Sunu Safhas Dilbilgisi notlarnn incelenmesi.
leme Safhas Trkeye eviri.
retme Safhas Ksa metinler iindeki tmcelerin Trkeye
aktarlmas.
Snama Safhas Ksa metinlerin Trkeye aktarlmas.
Telafiye Ynelik
retim Safhas
nemli dilbilgisi yaplarnn tekrar ve ksa
metinlerin evirisinin dev olarak verilmesi.

KONU 4: ngilizcedeki coordinator yaplarn incelenmesi ve ngilizce tmcelerin Trkeye
aktarm.

Giri Safhas rencilerin mevcut bilgisinin llmesi.
Sunu Safhas Dilbilgisi notlarnn incelenmesi.
leme Safhas Trkeye eviri.
retme Safhas Ksa metinler iindeki tmcelerin Trkeye
aktarlmas.
Snama Safhas Ksa metinlerin Trkeye aktarlmas.
Telafiye Ynelik
retim Safhas
nemli dilbilgisi yaplarnn tekrar ve ksa
metinlerin evirisinin dev olarak verilmesi.

KONU 5: ngilizcedeki relative clause yaplarn incelenmesi ve ngilizce tmcelerin
Trkeye aktarm.

Giri Safhas rencilerin mevcut bilgisinin llmesi.
Sunu Safhas Dilbilgisi notlarnn incelenmesi.
leme Safhas Trkeye eviri.
retme Safhas Ksa metinler iindeki tmcelerin Trkeye
aktarlmas.
Snama Safhas Ksa metinlerin Trkeye aktarlmas.
Telafiye Ynelik
retim Safhas
nemli dilbilgisi yaplarnn tekrar ve ksa
metinlerin evirisinin dev olarak verilmesi.

Genel eviri 3 - retmen Kitab Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
vi

KONU 6: ngilizcedeki noun clause yaplarn incelenmesi ve ngilizce tmcelerin Trkeye
aktarm.

Giri Safhas rencilerin mevcut bilgisinin llmesi.
Sunu Safhas Dilbilgisi notlarnn incelenmesi.
leme Safhas Trkeye eviri.
retme Safhas Ksa metinler iindeki tmcelerin Trkeye
aktarlmas.
Snama Safhas Ksa metinlerin Trkeye aktarlmas.
Telafiye Ynelik
retim Safhas
nemli dilbilgisi yaplarnn tekrar ve ksa
metinlerin evirisinin dev olarak verilmesi.

KONU 7: ngilizcedeki comparison clause yaplarn incelenmesi ve ngilizce tmcelerin
Trkeye aktarm.

Giri Safhas rencilerin mevcut bilgisinin llmesi.
Sunu Safhas Dilbilgisi notlarnn incelenmesi.
leme Safhas Trkeye eviri.
retme Safhas Ksa metinler iindeki tmcelerin Trkeye
aktarlmas.
Snama Safhas Ksa metinlerin Trkeye aktarlmas.
Telafiye Ynelik
retim Safhas
nemli dilbilgisi yaplarnn tekrar ve ksa
metinlerin evirisinin dev olarak verilmesi.

KONU 8: ngilizcedeki time clause ve condition clause yaplarn incelenmesi ve ngilizce
tmcelerin Trkeye aktarm.

Giri Safhas rencilerin mevcut bilgisinin llmesi.
Sunu Safhas Dilbilgisi notlarnn incelenmesi.
leme Safhas Trkeye eviri.
retme Safhas Ksa metinler iindeki tmcelerin Trkeye
aktarlmas.
Snama Safhas Ksa metinlerin Trkeye aktarlmas.
Telafiye Ynelik
retim Safhas
nemli dilbilgisi yaplarnn tekrar ve ksa
metinlerin evirisinin dev olarak verilmesi.

KONU 9: ngilizcedeki concession, reason, result ve purpose clause yaplarn incelenmesi
ve ngilizce tmcelerin Trkeye aktarm.

Giri Safhas rencilerin mevcut bilgisinin llmesi.
Sunu Safhas Dilbilgisi notlarnn incelenmesi.
leme Safhas Trkeye eviri.
retme Safhas Ksa metinler iindeki tmcelerin Trkeye
aktarlmas.
Snama Safhas Ksa metinlerin Trkeye aktarlmas.
Telafiye Ynelik
retim Safhas
nemli dilbilgisi yaplarnn tekrar ve ksa
metinlerin evirisinin dev olarak verilmesi.

Genel eviri 3 - retmen Kitab Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
vii

KONU 10: ngilizcedeki exception, similarity, comment ve verbless clause yaplarn
incelenmesi ve ngilizce tmcelerin Trkeye aktarm.

Giri Safhas rencilerin mevcut bilgisinin llmesi.
Sunu Safhas Dilbilgisi notlarnn incelenmesi.
leme Safhas Trkeye eviri.
retme Safhas Ksa metinler iindeki tmcelerin Trkeye
aktarlmas.
Snama Safhas Ksa metinlerin Trkeye aktarlmas.
Telafiye Ynelik
retim Safhas
nemli dilbilgisi yaplarnn tekrar ve ksa
metinlerin evirisinin dev olarak verilmesi.

KONU 11: ngilizcedeki putative-tentative should ve devrik yap (=inversion), infinitive,
gerund gibi yaplarn incelenmesi ve ngilizce tmcelerin Trkeye aktarm.

Giri Safhas rencilerin mevcut bilgisinin llmesi.
Sunu Safhas Dilbilgisi notlarnn incelenmesi.
leme Safhas Trkeye eviri.
retme Safhas Ksa metinler iindeki tmcelerin Trkeye
aktarlmas.
Snama Safhas Ksa metinlerin Trkeye aktarlmas.
Telafiye Ynelik
retim Safhas
nemli dilbilgisi yaplarnn tekrar ve ksa
metinlerin evirisinin dev olarak verilmesi.

KNC DNEM
Toplam Sre : 48 saat
Ara Snav : 2 saat
Final Snav : 2 saat
Ders : 44 saat

MODL 4. EVR YNTEMLER (2 saat): ETL METN TRLERNN VE BUNLARI
EVRMEK N SELEBLECEK EVR YNTEMLERNN BLNMES

KONU: Drt metin trnn saptanmas ve eviri iin en uygun eviri ynteminin
seilmesi.

Giri Safhas rencilerin metin trleri, okuyucunun nemi
ve evirmenin tutumu konusundaki bilgilerinin
saptanmas.
Sunu Safhas Metin trlerinin ve baz eviri yntemlerinin
sunulmas.
leme Safhas Metin trnn ve uygun eviri ynteminin
belirlenmesi.
retme Safhas Grup almas halinde, ksa metinlerin farkl
eviri yntemleri ile Trkeye aktarlmas ve
evirilerin karlatrlmas.
Snama Safhas Bir eviri metninin trnn ve kullanlm
eviri ynteminin saptanmas.

Genel eviri 3 - retmen Kitab Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
viii

MODL 5. TMCE ANALZ (13 saat): BAST VE BLEK TMCELERN ANALZN
YAPABLMEK

KONU 1: Basit ve bileik tmceleri ve bunlarn unsurlarn saptamak.

Giri Safhas rencilerin anlamn kavranmas ve eviri
amac ile tmce analizine kendi yaklamlarnn
saptanmas.
Sunu Safhas Notlarn incelenmesi.
leme Safhas eviri iin tmce analizi.
retme Safhas eviri iin tmcelerin balam iinde
incelenmesi.
Snama Safhas Tmcelerin verilen srede analiz edilmesi.
Telafiye Ynelik
retim Safhas
eviri iin basit ve bileik tmcelerin analizi.

KONU 2: Basit ve bileik tmcelerin balam iinde analizi ve evirisi.

Giri Safhas rencilerin tmce analizi konusundaki
bilgilerinin snanmas.
Sunu Safhas Notlarn incelenmesi.
leme Safhas Tmce analiz ve evirisi.
retme Safhas Tmce analiz ve evirisi.
Snama Safhas Tmcelerin verilen srede analizi ve evirisi.
Telafiye Ynelik
retim Safhas
Tmce analizi ve evirisi iin notlarn yeniden
gzden geirilmesi ve eviri altrmalar.

MODL 6. PARAGRAF VE METN ANALZ VE EVRS (22 saat): PARAGRAF VE
METN ANALZ N GEREKL OLAN ANA FKR, DENME SZCKLER
VE TMCELER VE ARASI BALANTILAR GB UNSURLARIN BLNMES

KONU 1: Metin analizi iin ana fikri belirleme, gnderme szcklerini analiz etme, szck
almas yapma ve metin iindeki balantlar saptama aamalarnn
incelenmesi.

Giri Safhas rencilerin mevcut bilgisinin saptanmas.
Sunu Safhas Tm metnin incelenmesi ve gndermen
szcklerinin nemi gibi konularn sunulmas.
leme Safhas Metin analizi ve evirisi.
retme Safhas Daha uzun metinlerin analizi ve evirisi.
Snama Safhas Metin analizi ve evirisi.
Telafiye Ynelik
retim Safhas
Metin analizi ve eviri notlarnn yeniden
gzden geirilmesi.

KONU 2: Metin evirisi.

Bu aamada, rencilere eitli altrmalar eliinde eviri iin metinler sunulmaktadr.

Genel eviri 3 - retmen Kitab Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
ix

MODL 7. KONTROL (4 saat): RENCNN KEND EVRSN KONTROL
EDEBLMES

KONU 1: Dier kurslardaki renciler tarafndan yaplm evirilerin kontrol edilmesi

Giri Safhas zellikle eviri snavlarnda yaplan evirinin
son kontrolne ynelik nerilerle ilgili bir liste
oluturulmas.
leme Safhas Daha nceki dnemlerdeki renci evirilerinin
incelenmesi ve deerlendirilmesi.
retim ve Snama
Safhalar
Snav koullarnda ksa metinlerin evirisi ve
rencilerin birbirlerinin evirisini
deerlendirmesi.

KONU 2: eviriyi teslim etmeden nce deerlendirme ve dzeltme ile ilgili ipularn
renme.

Giri Safhas Bir nceki derste ilenen konularn gzden
geirilmesi.
Sunu Safhas Geri-eviri ilemini tantlmas.
leme Safhas rencilerin kendi evirilerini (nceki
derslerde dev olarak sunmu olduklar
eviriler tercih edilmelidir) deerlendirmeleri.
retme Safhas Metin evirisi ve kontrol.
Snama Safhas Snav koullarnda metin evirisi ve kontrol.

MODL 8. EVR SINAVLARINA HAZIRLIK (3 saat): SINAVDA BAARI N SRENN
EN Y BMDE KULLANILMASI

KONU: Srenin analiz, eviri ve kontrol aamalar iin paylatrlarak eviride hz
kazanma becerisinin gelitirilmesi.

Giri Safhas rencilerin mevcut stratejilerinin saptanmas.
Sunu Safhas eviri snavlarnda srenin verimli
kullanlabilmesi iin basit bir zaman tablosunun
sunulmas.
leme Safhas Sre tutarak eviri gerekletirme.
retme Safhas Snav koullarnda metin evirisi.
Snama Safhas Konu asndan final snavndaki metnin
konusuyla benzerlik tayan bir metnin snav
koullarnda evirisi.

Genel eviri 3 - retmen Kitab Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
x

3. eviri Dersi

Konularn ilenmesi

Bu kitapta, renci kitabndaki her bir konunun ne ekilde ilenmesinin uygun grld ayrntl
olarak ileride verilmektedir.

eviri devlerinin kontrol edilmesi

rencilerin devlerini topladktan sonra - zellikle de krmz kalemle - hatalarn dev zerinde
yazlarak belirtilmesinin herhangi bir yarar olamaz. rencinin kendi almasn yeniden
deerlendirmesini ve gerekiyorsa dzelterek sunmasn salamak iin, aadaki numaralama sistemini
kullanmanz nerebilirim.

1. Yanl szck; ancak, anlam fazla etkilememekte.
2. Yanl szck; anlam tamamen bozmakta.
3. Yazm ve/veya noktalama hatas; anlam fazla etkilemekte.
4. Yazm ve/veya noktalama hatas; anlam tamamen bozmakta.
5. Yanl anlam: ngilizce tmcenin yanstt mesaj tam olarak anlalamam.
6. eviri esnasnda tmce eksik braklm.
7. ngilizce tmcedeki bir szck/yap/tmce/paragraf atlanm.
8. Yanl anlam: ngilizce tmcenin dilbilgisi yaps tam olarak anlalamam.
9. eviri anlam olarak doru, ancak bu anlam eviriden ok yorum eseri.
10. eviriyi okunulamaz klacak lde bozuk el yazs.
11. Trke tmcenin elden geirilmesi gerekir.

Bu uygulamada, rencilerin evirisinde saptanan hatalarn alt izilerek uygun say yazlmakta ve
dev geri datlmakta, renciler gerekli dzeltmeyi yaparak eviriyi yeniden sunmakta.

Ders ii almalar

1. almalarn daha hzl ve verimli olmas iin, rencilerin ikili veya l gruplar halinde
almalarn salayn.
2. Mmknse, tepegz (OHP) kullann. Tepegz
rencilerin tmnn tek bir noktaya dikkatlerini vermelerini
tahtaya yazma sresince geen zamann kazanlmasn
asetata ekilen ders malzemesinin, koruyucu sprey ile sabitletirilmesi durumunda, senelerce
kullanlabilmesini
ek malzemeler iin yaplan fotokopi masrafnn kaldrlmasn
salayacaktr.
3. Snfta altrmalar esnasnda, rencilerin tartmasna ve doru yant birlikte bulmalarna frsat
verin.
4. Sra altrmalar yapmaya geldiinde, "u altrmay yapn ve bitirdiinizde de beni uyandrn."
yaklamndan uzak durun. rencilerin arasnda dolan, hatalara dikkatlerini ekin, dier
rencilerle almalarn salayn.

Genel eviri 3 - retmen Kitab Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
xi

EVR KURSLARI N RENC ANKET
*


AD: TARH:
BLM 1

1. ETM DZEYNZ. u anda herhangi bir retim kurumunda renci iseniz <B> blmn, u anda
renci deilseniz <A> blmn tamamlayn.

<A>.
En son aldnz diploma:

<B>.
Devam ettiiniz okul/niversite:
Faklte:
Blm:
Kanc yldasnz :

2. SZCE U ANK NGLZCE DZEYNZ NE?

a. Temel
b. Orta
c. leri-Orta
d. leri
BLM 2

3. GENEL NGLZCE EVR KURSUNA KATILMAYI NEDEN STYORSUNUZ?

a. Bir eviri snavna hazrlanyorum..
Ayrntl bilgi verin


b. eviriden holanyorum
c. eviri yolu ile dilbilgisi renmek istiyorum.
d. imde daha baarl olacam.
Ayrntl bilgi verin:

e. Okulda/niversitede eviri ile urayorum.
Ayrntl bilgi verin:


f. ngilizce dzeyim olduka iyi. Bu dzeyde baka kurs olmad iin eviri kursuna
katlyorum.
g. yerim gnderiyor.


*
Bu anketi fotokopi yolu ile oaltabilirsiniz.
Genel eviri 3 - retmen Kitab Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
xii

4. DAHA NCE EVR LE H URATINIZ MI?

a. Kendi alanm ile ilgili eviri yaptm.
Ayrntl bilgi verin.


b. Edebi metinler evirdim.
c. Hi eviri ile uramadm.
d. Srf eviri yapm olmak iin eviri yaptm oldu..
Ayrntl bilgi verin:


BLM 3

5. BR EVR KURSUNDA RETMENN YAKLAIMININ NASIL OLMASINI STERDNZ?

a. retmen dilbilgisi aklamalarn yapar, rnekleri sunar ve eviri metinlerini seer.
b. retmen dilbilgisini aklamalarn yapar; renciler eviri metinlerinin oluturulmasna ve
seilmesine katkda bulunur.
c. renciler dilbilgisi aklamalarn hazrlar ve snfa sunarlar; kendi eviri malzemelerini
kendileri seerler.

6. EVR METNLERNN DEV OLARAK VERLMESNE YAKLAIMINIZ NEDR?

a. dev beni almaya zorlad iin yararl.
b. Zaten devden baka alacak malzemem yok.
c. eviriden holandm iin dev formunda olup olmamas nemli deil.
d. devden hi holanmam.
e. dev kendimi tedirgin ve bask altnda hissetmeme neden olur.
f. dev yapmak iin zamanm yok.

7. YAPTIINIZ EVRLERN KONTROLNDE AAIDA VERLENLERDEN HANGS SZE
DAHA UYGUN?

a. retmenin snfta dier rencilerle birlikte kontrol etmesinin bir sakncas yok.
b. retmenin snf dnda kontrol etmesini tercih ederim.
c. retmenin kendi devimi kontrol etmem iin doru olan eviriyi tahtaya yazmasn tercih
ederim.

8. SINIFA HER DERS SZLK GETRMENZ STENSE, BUNA YAKLAIMINIZ NE
OLURDU?

a. Getirirdim, nk szck bilgim yetersiz.
b. Getirirdim, nk ou szc kontrol etmezsem iim rahat etmez.
c. Getirirdim, nk szlm ufak ve hafif.
d. Getirmezdim, nk szck bilgim yeterli.
e. Getirmezdim, nk szlm ok byk ve ar.
f. Szlm yok.

Genel eviri 3 - retmen Kitab Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
xiii

9. SAHP OLDUUNUZ SZLK TRLERN ARETLEYN.

a. ngilizce-Trke
b. Trke-ngilizce
c. ngilizce-ngilizce
d. Trke-Trke
e. ngilizce-Trke ve Trke-ngilizce bir arada
f. Thesaurus (= Eanlam ve kart anlam szl)
g. Elektronik cep szl
h. Trke mla Klavuzu
i. zel alana ynelik (tp, hukuk, vs.) szlk
Ayrntl bilgi verin:

10. EVR DERS DIINDA, EVRYE HAFTADA KA SAAT SRE AYIRABLECENZ
YAZIN.

Toplam ____________ saat

YORUM VE NERLERNZ BU BOLUA YAZABLRSNZ:

Genel eviri 3 - retmen Kitab Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
xiv

4. eviri Kursuna Balang

eviri kursunun ilk dersinde

1. Kendinizi tantn.
2. Kurs hakknda ayrntl bilgi verin:
Bunu yaparken renci Kitab'nn Giri blmnn gerekli bulduunuz ksmlarn
rencilerle birlikte okuyabilirsiniz.
a) Kursun sresi
Kursun toplam ka ders saati srecei
Her bir ders saatinin uzunluu
Dersler arasnda ara veriliyorsa sresi
b) Kullanlacak malzeme
Genel eviri 1 ve Genel eviri 2
Szlkler: ngilizceden ngilizceye, ngilizceden Trkeye, Thesaurus
Varsa, ek malzeme (Ek dilbilgisi ve eviri altrmalar, szlk almalar)
c) Yaklam
d) retmenin rol
e) rencinin rol
3. Genel eviri kitaplarn tantn.
4. Ders d almalar konusundaki beklenti ve nerilerinizi anlatn.
Bu aamada ele alabileceiniz konular:
a) Sreden tasarruf asndan devin gereklilii
b) devin teslim ekli. Pek ok rencinin devini kontrol etmek zorunda kalacanz
iin, devin dzgn bir kada yaplmasnn ve el yazsnn okunabilir olmasnn
iinizi byk lde kolaylatracan unutmayn.
c) devin kontrol
5. Szlk konusunda bilgi verin.
renci Kitab'nn birinci konusu zaten szlk seimine ayrlm durumda. Bu nedenle,
ngilizce-Trke ve Trke-ngilizce szlkler hakknda bilgi verebilirsiniz. rnein,
a) ngilizce-Trke szlkte szcklerin tmce iinde rneklerinin veriliyor olmas
gerekir.
b) Cep szlkleri asla yeterli olamaz.
c) Kimi ngilizce-Trke szlklerdeki Trke terimleri anlamak iin bir de
Osmanlca-Trke szlk gerekmekte. Bu tr szlklere kar rencileri uyarn.

5. Malzeme retimi

eviri dersleri iin Genel eviri kitaplar dnda ek eviri malzemesi hazrlamay dnrseniz aada
belirtilen noktalar dikkate almanz nerilir:

1. Tmce dzeyinde eviri dnyorsanz, zorunlu kalmadka bundan kann. Bunun nedeni,
tek tek tmcelerin tam bir balam salayamamalar. Ancak, ele alacanz tmce ok iyi rnek
oluturduu iin kenara atlamayacak cinstense, bu durumda ya iinde getii paragraf ile verin
ve yalnzca rnek tmcenin evirisini isteyin, ya da tmceden nce ya da nne ya da arkasna
siz aklayc bir tmce ekleyin. Elbette, tmce kendi bana, hibir ek aklamaya gerek
kalmadan bir balam oluturabiliyorsa, bunlar gereksiz olacaktr.
2. Seeceiniz paragraf ve ksa metinlerde, belirli blmleri n plana karmaya abalayn;
rencilere ne ile uramalarn istediinizi anlatn. Uzun ve evirisi zor bir metnin tmnn
evirisini istemektense, yalnzca ilenmi yaplar ieren tmceler zerinde durmak daha aklc
olacaktr.
Genel eviri 3 - retmen Kitab Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
xv

3. Hazrladnz altrmalarda, yazm hatalarndan ya da yazarn dikkatsizlii sonucu mantk
hatalarndan oluan sorunlar varsa, rencileri bu tr hatalara kar uyarn. Chastain'n
Developing Language Skills kitabnda da belirttii gibi, renciler kendileri yeterince hata
yapmaktalar; bir de siz hata yaparak buna katkda bulunmayn.
4. Kullandnz malzemenin kaynan benim genelde yaptm gibi kaynan kaybetmi
olduklarnz dndakileri rencilere belirtmeye zen gsterin.

6. retmen Kitab'nn yaps

retmen Kitab iinde, altrma ieren her bir konu iki blmden olumakta.

Ders notlar

Konular ilemeniz asndan yararl olabilecek notlar ve neriler. Bu blmde, renci kitabnda
bulunmayan dilbilgisi/eviri notlar ve rnek tmceler de bulabilirsiniz.
Yantlar

renci kitaplarndaki her bir altrmann yant gereken yerlerde aklamalar ile verilmekte.

Ve son olarak ...

Bu retmen kitabnn hi aksatmadan kullanlacak bir retmen el kitab olmasn deil, ders hazrlamak iin
yeterli zaman bulunmadnda ya da baz eviriler konusunda kukuya dlmesi durumunda bavurulacak bir
danma arac olmasn amaladm. Bir retmen kitabnn temel ilevini sanrm u fkra ok iyi yanstmakta:

Bir zamanlar ok iyi bir kaptan varm. Gemisini en tehlikeli denizlerden kazasz belasz
geirir, herkesin hayranln toplarm. Yalnz, sefere klmasndan hemen nce
kamarasna koar, kilitli dolabn aar, eski psk bir defter karr, ilk sayfay ap okur,
sonra da defteri yeniden dolaba kilitleyerek grev bana koarm. Seneler boyunca
defterde bu kadar nemli nelerin yazl olduunu kimse renememi. Gn gelmi, kaptan
lm, cenazenin hemen ardndan tayfalar byk bir merakla kaptann kamarasna
dolumular. Dolap alm, defter karlm, ilk sayfa evrilmi. unlar yazlym defterde:
"Sancak sa, iskele sol."

Genel eviri 1 ve Genel eviri 2 kitaplar ile retmen Kitab'nn sizin ve rencilerinizin beklentilerini
karlayacan umuyorum. Kitaplarn ve/veya konularn yaplandrlmas, sralanmas ve ilenmesi ile ilgili
eletiri, neri ve dncelerinizi dikkate almaya her an hazr olduumu hatrlatr, iyi dersler dilerim.



Hakan Gr

Almanya, 2011


www.dildersleri.gen.tr

Genel eviri 3: Genel eviri 1 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
1
Genel eviri 1
Konu 1 Szlk Seimi ve Kullanm
Konu 2 Uygun Anlamn Seilmesi
Konu 3 Szcklerin Anlamn Tahmin
Konu 4 Basit-Bileik Tmce
Konu 5 Zamanlar
Konu 6 Modal Verbs
Konu 7 Edilgen
Konu 8 Basit Bileik Tmce
Konu 9 Relative Clause
Konu 10 Noun Clause
Konu 11 Comparison Clause
Konu 12 Time Clause
Konu 13 Condition Clause
Konu 14 Concession Clause
Konu 15 Reason, Result, Purpose Clause
Konu 16 Place, Expection, Similarity Clause
Konu 17 Comment, Verbless Clause
Konu 18 Should
Konu 19 Devrik Yap
Konu 20 It
Konu 21 A, An, The
Konu 22 Of
Konu 23 Eylem + Eylem
Konu 24 Infinitive
Konu 25 Gerund
Konu 26 "Infinitive" ve "Gerund"
Konu 27 Any, Every
Konu 28 Grup Adlar ve Uygun Eylem


Genel eviri 3: Genel eviri 1 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
2
Konu 1
Szlk seimi ve kullanm

Giri

Altrma - Yant

1. Ksa izgi, szcn nereden blnebileceini (satr sonunda) gsterir.
2. vt = verb transitive / geili eylem, vi = verb intransitive / geisiz eylem
3. Konu edilen szck ya da yap rnek tmce iinde kullanlmakta.
4. Her bir say szcn dier kullanm ve anlamlarn gstermekte.
5. Szcn saylabilir (countable) ya da saylamaz m (uncountable) olduunu gstermekte.

Sunu

Bu blme gemeden nce, rencilerden derse birer szlk getirmelerini istemeniz ya da elinizde
bulunan szlkleri snfa getirmeniz gerekmekte. rencilerin ou varlndan habersiz olduu iin,
eanlam szln tantmanz gerekebilir. rencilerin bildikleri ve kendilerinde olan szlkler
hakknda konumalarn salayn. Szl ne sklkla kullandklarn ve szlklerinin eviri iin yararl
olup olmadn sorun. rencilerin tabloya ekleyemedikleri szlk trlerini altrma sonunda
ekleyin.

leme

Altrmann ardndan, szln bu altrmada ele alnan konulardan baka ne tr nitelikleri iermekte
olduunu rencilerle birlikte bir liste halinde derleyebilirsiniz.

retme-Snama

Altrma - Yant

1. Hayr. [no. comp] yolu ile, comparative olamayaca anlatlmakta.
2. We adore going to parties.
3. advances maddesi.
4. ad- ntaks olumsuz anlam vermekte.
5. ads ksaltmas infml. olduu iin verilen tmcede kullanlamaz.
Genel eviri 3: Genel eviri 1 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
3

Konu 2
Uygun anlamn seilmesi

Giri

rencilerin derse szlk getirmelerini nceden salayn.

ki ngilizce metnin Trkesi:

BU KARAKOLDA BTER
Ender ok olgun bir oland. Babas orta halli bir adamd. Orta direktendi. Olunu iyi okullarda
okutmak iin elinden gelen her eyi yapt. Annesi ev kadnyd. Elinden her i gelirdi. Ender
liseyi bitirince di doktoru olmak istedi ve niversite snavlarna girip diilik okulunu kazand.
Okulda Jale ile tant. Jale'nin babas para babasyd. Hayali ihracat yaparak seneler nce keyi
dnmt. Fakat Jale babas gibi deildi. Alak gnll bir kzd. Babas onu askerlik arkada
Cemil Bey'in olu Abdurrahim ile ba gz etmek istiyordu. Abdurrahim ilkokulu bitirmi ve
sonra okumamt. Gen bir delikanlyken kirli iler evirmeye balad.

Ender ilk grte Jale'ye vuruldu ama Jale ona ilk grte vurulmad. Fakat ona kan kaynad.
Birka hafta sonra ii piirdiler ve mercimei frna verdiler.

Bir gn Jale ile Ender parkta krtryordu. Abdurrahim onlar grd. Gz dnd. Kendisini
kaybetti. Onlar tahtalkye gndermek istedi. Fakat kendisini toplad. Kendisi iin sepet
havasnn almakta olduunu hissetti. Onlar ba baa brakmaya karar verdi. Bu anda eytan
drtt. eytana uydu, silahn ekti ve ate etti. Fakat, gemekte olan bir adam kurun
yamurunda kald ve zavall adam kim vurduya gitti. Nallar dikti. Bir anda kzlca kyamet
koptu. Aynaszlar geldi. Hepsini gzaltna aldlar. Jale'nin ii kan alyordu.

Ve bylece bu i karakolda bitti.

OLMAYA DEVLET CHANDA BR NEFES SIHHAT GB
Ali eve yksek atele geldi. Annesi onun souk aldn dnd. Ali'ye derece koydu. Atei
39'du. Annesinin tepesi att ve "Kendi kafana gre davranrsan byle olur, Kazan giymen
gerekirdi," dedi.

Doktor geldi ve Ali'nin souk almadn syledi. Muhtemelen su iei ya da kabakulak
olmutu. Bunu duyunca annesi iki gz iki eme alamaya balad. Doktor Ali'yi iyice inceledi
ve "Gznz aydn. Gznz korkuttuum iin zr dilerim, ama bu basit bir mide bozukluu,"
dedi. Baz ilalar yazd. Annesi doktora 100.000 lira bayld. Fakat doktor paray az buldu.
Annesi 50.000 lira daha bayld. Doktor paray ald ve "Gemi olsun," dedi.
Genel eviri 3: Genel eviri 1 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
4

Altrma - Yant

rencilerin incelemesi olas szckler:

ease (v) .......................................... kolaylatrmak
rejection (n) ................................... reddetme
indignity (n) .................................. onur krclk
dole (n) .......................................... yardm
queue (n) ....................................... kuyruk
tedium (n) ...................................... sknt
inevitability (adj) ........................... kanlmazlk
reinforce (v) .................................. glendirmek, stne eklemek
avalanche (n) .................................
sweeten (v) .................................... tatlandrmak, yumuatmak
flick (v) ......................................... dolanmak, gezinmek
struck (V
3
) ..................................... (strike) arpmak, afallatmak
indirectness (n) .............................. dolayl olma hali
circumlocution (n) ......................... adal laf
tortuous (adj) ................................. arptlm
construction (n) ............................. yap
skill (n) .......................................... beceri

Sunu

False friends zerinde zellikle durun. Bu szcklere readily (=kolayca), faculty (=zeka, akl anlam
da var), magazine (=silah arjr anlam da var), Indian (=Hintli anlam yan sra Kzlderili anlam da
var) gibi arpc rnekler eklenebilir.

Bu blmde false friend olarak adlandrlan szcklere zellikle dikkat edin

SZCK ASIL ANLAMI HATALI EVRS
DRAMATIC BYK DRAMATK
SYMPATHETIC ANLAYILI SEMPATK
ECONOMICAL TUTUMLU EKONOMK (=ekonomiye ilikin anlamnda)
CLOSE YAKIN KAPALI (=closed szcnden yola karak)
PRACTICALLY HEMEN HEPS PRATK OLARAK
MECHANIC TAMRC MEKANK, MOTOR

Ayrca, power station yapsnn Trkeye enerji santral yerine ou kez enerji istasyonu olarak
evrilmesini de rnek olarak gsterebilirsiniz.
Genel eviri 3: Genel eviri 1 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
5

leme

Altrma 1 - Yant
1.
outing= gezisinden / charter= servis otobsnn / out-of-control= kontrolden kmas / hurtle
yuvarlanmas / aboard= arataki

2.
controversial= tartmal / trial = davalarndan / perjury= yalanc tanklktan / suit= dava / file=
at

3.
suburban Rome= Roma'nn banliysne / took to the streets= kendini sokaklara vurdu
/sokaklara dkld

4.
socially tricky= toplumsal adan hassas / personal gifts= kiisel hediyeler / wintry= souk /
strike-bound= grevden etkilenen

5.
Like Santa Clauses in reverse= Noel Baba'nn tam zdd gibi / skylight= tavan kapandan /
slip= szlen / three other Dutch Renaissance paintings= bakaca Hollanda Rnesansna ait
resim / made off = svtlar

6.
adoption agency = ocuk edindirme brosuna / custody = vesayet / seek = isteyen

Altrma 2 - Yant
awe-inspiring awe hem korku hem de hayranlk anlamlarn tamakta. Metne gre anlamn hayranlk
verici olmas gerekir.
range ... den ... e kadar uzanmak
size boyut
mammoth dev
well pekala, neden olmasn
ranks rank= sralanmak
bodies body=ktle, oluum
rate hz
receding recede=uzaklamak
second saniye
Genel eviri 3: Genel eviri 1 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
6

retme

Altrma - Yant

A.
1. DIGITALS replace the traditional hands, springs and cogs.
2. Some DIGITALS just display hours, minutes, and seconds.
3. SOME DIGITALS will remain accurate well into the 21th century.
4. In spacecraft, miniaturisation made it possible to SAVE ROOM AND WEIGHT.
5. THE TYPICAL WATCH CRYSTAL vibrates 32,768 times every second.
6. A TINY CHIP keeps dividing these vibrations by two.

B.
hand ....................................... saatin ibresi / akrep-yelkovan
spring ..................................... yay
cog ......................................... dili
lap ......................................... tur
in advance ............................. nceden
leap year ................................ artk yl
absolute ................................. kesin, kusursuz
room ...................................... yer
cram with ............................... tka basa doldurmak
maze ...................................... labirent
stray ....................................... sapmak
fancy ...................................... dnmek, aklndan geirmek
gimmick ................................. albeni
novelty ................................... yenilik, yeni olma hali
wear off ................................ eskimek, anmak

Snama

Altrma - Yant

Bu altrmay rencilerin kendi balarna yapmalar gerekmekte.
A.
those = GROUNDS
them = THE PARTIES

B.
2. It may happen that, without blame to either party, it is impossible for a married couple to live
together amicably, or without some very grave sacrifice.
3. It may happen that one of them, without disliking the other, becomes deeply attached to some
other person, so deeply as to feel the marriage an intolerable tie.
4. In that case, if there is no legal redress, hatred is sure to spring up. Indeed, such cases, as
everyone knows, are quite capable of leading to murder.
Genel eviri 3: Genel eviri 1 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
7
5. Where a marriage breaks down owing to incompatibility or to an overwhelming passion on the
part of one partner for some other person, there should not be, as there is at present, a
determination to attach blame.

C.
rencilerin birden fazla anlam tadn anlamalarn umduum szckler:
grounds, party, grave, determination
Genel eviri 3: Genel eviri 1 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
8

Konu 3
Szcklerin anlamn tahmin
Giri

Altrmay rencilerin ikili gruplar halinde yapmalar zamandan tasarruf salayacaktr.

Yantlar kontrol edilirken, szcn szlk anlamna yakn anlamlar da elbette kabul etmek gerekir.

1. boom = burst of growth; increase
2. succeeding = subsequent, following
3. games = hunting animals
4. fooling around = wandering aimlessly
5. able = skillful
6. accord with = agree
7. account for = explain
8. address = manner
9. air = musical piece
10. brothers in arms = friends in the army
11. banks = shore, coast; rim, border
12. before = in front of
13. chair = direct, control
14. ducks and drakes = suda ta kaydrmaca
15. ear = koan
16. eye = look at, view
17. fast = oru tutmak
18. firm = stable, secure
19. flat = semitone
20. intelligence = information
21. late = dead, departed
22. minute = small, tiny
23. philistine = so. who does not admire good art, music, etc.
24. pupil = gzbebei
25. save = except / common = shared
26. saws = sayings
27. smart = intelligent
28. sound = whole, complete
29. still = motionless
30. may as well = had better / well = kuyu
31. yet = much
32. Mourning Becomes Electra = Electra'ya Yas Yarar

Altrma - Yant
savage saldrmak
unite birlemek
attain almak
deadline mhlet
Genel eviri 3: Genel eviri 1 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
9
solitude yalnzlk
topple devrilmek
reverse ters, tersi
dislodge tamak

leme

Buradaki altrmada baz yantlar birbirine yakn anlamlar tayor olabilir. nemli olan, verilen
tmcenin balam asndan en uygun seenei belirlemek.

Altrma - Yant

1. d 6. d
2. b 7. d
3. c 8. b
4. a 9. e
5. c 10. b

retme

Altrmada verilen metin olduka uzun olduu iin bu altrma ev devi olarak verilebilir -
rencilere, kendilerini snamak amac ile szlk kullanmamalarn hatrlatarak!

Altrma - Yant

B.
Paragraf 1
1. ADHERE ........................................ balanmak
2. INELIGIBLE ................................... yetersiz

Paragraf 2
1. ALLIANCE .................................... ittifak
2. JOINT FAMILY AGREEMENT .... ortak aile karar
3. PROSPECTIVE ............................... mstakbel
4. COURTSHIP ................................... kur yapma
5. REASON ......................................... akl
6. MATE .............................................. e
7. ENDANGER ................................... tehlikeye atmak
8. KIN .................................................. akraba

Paragraf 3
1. ADS ................................................. advertisements
2. SPOUSE .......................................... e
3. MATRIMONIAL ........................... evlenmeye ynelik

Genel eviri 3: Genel eviri 1 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
10
Paragraf 4
1. PROHIBITING .............................. yasaklama
2. OBSOLETE > become obsolete .... yok olmak

Snama

Edinilen becerilerin snanmas sz konusu olduu iin ikili ya da grup almas yerine rencilerin
kendi balarna almasn tercih edin.

Altrma - Yant

rencilerin aadakilere yakn anlamlar bulmalar yeterli.

BOOT ............................................. = BAGAJ
DIKE .............................................. = SU KANALI
WRENCH ...................................... = NGLZ ANAHTARI
SAMPLE ........................................ = RNEK, NUMUNE
EBBED AWAY ............................. = AKIP GTT
IT GAVE ....................................... = AILDI
GUSHED IN .................................. = DOLDU
SCRAMBLED CLEAR .................. = KENDM KURTARDIM
HUDDLED .................................... = BRNM
TIPS ............................................... = TEPELER
Genel eviri 3: Genel eviri 1 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
11

Konu 4
Basit-Bileik Tmce

Giri

1. famished (adj) = a
2. flippers (n) = palet
3. shred (n) = para
4. trudge (v) = bezgin yrmek
5. lintel (n) = kapnn st pervaz, lantel
6. gaudy (adj) = alacal bulacal
7. sallow (adj) = solgun
8. goggle (v) = gzlerini iri iri aarak bakmak
9. pillion (n) = arka sele
10. creed (n) = inan

Altrma - Yant

Tmce olanlar 1, 7, 8, 11, 12, 13, 21, 23.

Sunu

Bu konunun Sunu blm bundan sonra gelecek konular iin temel nitelik tamakta. Bu nedenle,
Relative Clause ve Noun Clause yaplarn aslnda birer Basit Tmce gibi incelenebileceini, Adverbial
Clause ve Comparison Clause yaplarn ise birer Ana Tmce ve Yan Tmce'den olutuklarn tekrar
tekrar vurgulayn.

Altrma - Yant

1. which/that
2. where/because
3. (-)
4. (-)
5. who
6. (-)
7. which/that
8. (-)
9. which/that
10. (-)
11. (-)
12. which/that
13. (which/that)
14. (-) does
15. which/that
16. (-)
17. (which/that)
18. (-)
19. (-)
Genel eviri 3: Genel eviri 1 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
12

leme

Zaman yitirmeme amac ile, bu blmdeki altrmay dev olarak verebilirsiniz.

Altrma - Yant

Clause oluturan yaplar koyu, eylemler yatk yaz ile verilmekte.

It seems, in fact, that our wages have gone down although our employees have told us (that) they
have increased.

It is not surprising, then, that political parties win or lose elections according to how well they
persuade the people that inflation can be controlled by their policies.

It is only to be expected, therefore, that the ordinary voter will support a government that
promises to restore the value of money in the bank and to make wage increases equal to the
increase of prices in the shops.

As a result of this situation, we find governments being defeated by their economic policies.

People are impatient and prefer to vote for a new government rather than wait for old economic
policies to become effective.

Unfortunately, promises about controlling prices and wages are not generally kept because there is
no simple cure for the complex disease of inflation.

retme

Altrma - Yant

Clause yaplar koyu ile, eylemler yatk yazyla gsterilmekte.

As soon as we take our place in the queue, our whole outlook on life changes.

All [that] we can think about is how many people there are in front of us and how long it will be
before our turn comes.

Genel eviri 3: Genel eviri 1 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
13
Now and then we look back and feel a warm glow of satisfaction when we note how much the
queue has lengthened since we joined it.

Our main concern, however, is that no one should use unfair means.

We keep a watchful eye on the people in front and are ready to denounce publicly anyone who
dares to 'jump the queue'.

Snama

Altrma - Yant

1. KUYRUKTA YERMZ ALIR ALMAZ, yaama bak amz kkten deiir.
2. Tek dnebildiimiz NMZDE KA NSAN olduu ve sramz gelene kadar NE
KADAR SRENN GEECEDR
3. Arada srada arkamza bakar ve biz girdiimizden BER KUYRUUN NASIL DA
UZADIINI fark edince MZ BR HONUTLUK DUYGUSU KAPLAR.
4. Ancak, bizi asl LGLENDREN, KMSENN YANLI YOLLAR KULLANMAMASIDIR.
5. nmzdeki NSANLARI DKKATLE GZLERZ ve "KAYNAK YAPMAYA" cesaret eden
HERKES AIKTAN tehir etmek iin hazrda bekleriz.
Genel eviri 3: Genel eviri 1 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
14

Konu 5
Zamanlar

Giri

Konu ile ilgili altrmay renciler ikili gruplar halinde yapmal.

1. Basit tmce
2. Basit tmce
3. Reason Clause
4. That-Noun Clause
5. Relative Clause
6. Basit tmce
7. Basit tmce
8. Basit tmce
9. Basit tmce
10. Basit tmce

Altrma - Yant
A. [5] [f]
B. [8] [b]
C. [3] [i]
D. [4] [c]
E. [9] [d]
F. [11] [a]
G. [2] [i]
H. [12] [h]
I. [1] [e]
J. [10] [d]
K. [7] [b]
L. [6] [g]

Sunu

Present Perfect Tense renciler tarafndan genelde PAST durum gsteren bir zaman olarak
bilinmekte. Bu zamann Trkeye tam evirisinin, rnein

I have been to Spain
spanya'da bulunmuluum var

olduunu, ancak bu evirinin "eviri kokaca" iin

spanya'da bulundum

eklinde Trkeye aktarldn vurgulayn.
Genel eviri 3: Genel eviri 1 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
15

leme

Altrma 1 - Yant
A.
Eer DNYA NFUSU BU HIZLA ARTMAYA DEVAM EDERSE, gezegen zerinde yaam
srdrmek iin geriye SONUTA YETERL KAYNAK KALMAYACAK. 21. yzyln ortalarna
gelindiinde, rnein, arabalarmz ileten petroln tmn TKETM OLACAIZ.

B. move ... about blmne rencilerin dikkatini ekin.
Geen hafta bir gece EM VE BEN SAKN SAKN EVDE OTURUYORDUK. O TELEVZYON
SEYREDYORDU; bu arada BEN DE KTAP OKUYORDUM. Aniden GRLTL BR
PATLAMA DUYDUK. ST KATTA OTURAN YALI KADININ EYALARIN YERLERN
DETRMEKTE OLDUUNU sandm.

C. front gate, heavy footprint, out of place yaplarna rencilerin dikkatini ekin.
Bir yaz akam her zamanki gibi tam saat yediye be kala, JONATHAN EVE DND. . BAHE
KAPISINI ATII zaman, DERHAL GARP BR EY FARK ETT. iek tarhlarndan birinde
YERDE BELRGN BR AYAK Z VARDI, JONATHAN TAM STY YA DA POSTACIYI
SULAYACAKTI ki ALT KATTAK N ODANIN DANTEL PERDELERNDEN BRNN
YERNDE OLMADIINI fark etti. JONATHAN ASLA BR EY YERNDE BIRAKMAMAZLIK
ETMEZD./ JONATHAN HER ZAMAN HER EY YERL YERNDE BIRAKIRDI.

D. The race had hardly ...; Another; him and his mechanic; had begun a campaign blmlerine
rencilerin dikkatini ekin.
1903 Fransa Grand Prix'si bugn de tarihin en trajik araba yarlarndan biri olarak hatrlanmaktadr. O
gnlerde yerel hkmet yetkilileri genelde yollar asfaltla kaplatmazlard ve bu yzden yol alrken
ARABALAR TOZU DUMANA KATARDI, bu da arkadan gelen srclerin nlerini grmelerini
hemen hemen olanaksz hale getirirdi. YARI HENZ BALAMITI ki KARIYA GEMEKTE
OLAN BR KADIN KENDSN BR ARABANIN NNDE BULUVERD ve arabann altnda
kald. Biraz sonra, BR SRC BR OCUA ARPMAMAK N DREKSYON KIRINCA
BR KALABALIA DALDI, ve kiiyi ldrd. Bir kpee arpmamaya alrken BR DER
BR DUVARA BNDRD ve YARIIN LDERLER LE BAA BA GTMEKTE olan Madame du
Gast BU SRC LE YARDIMCISINA YARDIM EDER(i)ken iki saat kaybetti. Geriye kalan
srcler Bordeaux ehrine ulatklarnda, KAZA SAYISI DAHA DA ARTMITI ve yar
durdurtmak iin GAZETELER BR KAMPANYA BALATMITI.

Altrma 2 - Yant
1. were, 2. will become, 3. try / have tried / have been trying, 4. say, 5. are / will be, 6. found, 7.
becomes / has become, 8. is, 9. believe, 10. have found, 11. have, 12. is, 13. have discovered, 14.
stabilizes, 15. tested

Genel eviri 3: Genel eviri 1 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
16
retme

Bu blmdeki tmcelerin evirisi zaman alabilir. Bu yzden, ev devi olarak kullann.

Altrma - Yant
A
Ashenden onunla tantnda, kadn o dzensiz yaam srmekteydi. artk ok gen deildi ...
o gzelim kalarn zerinde tek bir kr yoktu.

B
Hibir hayvan ya da bitki bolukta yaamaz. Yaayan bir organizma evresi ile srekli madde dei
tokuunda bulunmaktadr. Bir aa kkleri yolu ile bu ve tuz emer ve yapraklar yolu ile su
kaybedip karbon dioksit emer. Memeli bir canl sindirim sisteminde su ve besin maddelerini,
cierlerinde de oksijeni emer. Bu nedenler yaam yaayan organizma ile evresi arasnda aktif bir
dengedir. ... denge bozulur: sudan kan balk lecektir.
C
... gne sistemi nesnelerin uzayda rastlantsal bir birliidir. ..., gne, dnya ve gezegenleri ayran
mesafeler ok byktr. Gneten yaklak 93 milyon mil uzaktayz ve en uzak gezegen Pluto'nun
bize uzakl buuk milyar milden fazla. ... gne dnyaya olan yolu 8 dakikada, Pluto
gezegenine 5 saatte, ama en yakn yldza 4 ylda kat eder. ... bu nedenle gne sistemi byk
lde btnsel bir birimdir. ... gezegenler ve dnya gnein evresinde yrngelerde dnerler ...
tm bu yrngeler aa yukar ayn dzlemde yer alrlar. Gne, gezegenlerle ayn prensibe gre
dnmektedir ve sistemin tm tek bir birim olarak uzayda saatte yaklak krk be bin millik bir
hzla hareket etmektedir.

D
Krsal yreyi bir tr cennet gibi resmetmekteyim. ... Krsal yre insan ehir insan ile ayn
endieleri paylar, ... - bu adadaki krsal yre insan ile ehirli insan farkl lkelerin insanlar
deildir; onlar ufak bir lkede birbirine ok yakn olan komulardr.

Snama

Altrmada verilen metinlerden ikisinin ev devi olarak verilmesi zamandan kazanlmasn
salayacaktr.

Altrma - Yant
A.
Kirlilie neden olan ne? Kimyasal atklar
Kirlilik ne ekilde ortaya kmakta? Sahil eridi kahverengi renge sahip

Aside bal kirlilik
ngiltere'de, Humber krfezi boyunca yer alan titanyum dioksit imalatndan braklan atklar yerel
sularda ciddi asitlenmeye neden olmakta, su canllarn yok etmekte ve Cleethorpes kumsallarn
asit ve demir ile kirletmekte. ngiltere'deki iki ana titanyum dioksit fabrikas, her ikisi de Humber
Genel eviri 3: Genel eviri 1 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
17
krfezinde yer alan Grimsby'deki BTP Tioxide ve Stallingborough'daki LaPorte Endstri. Bu ikisi
gnde yaklak 60.000 m
3
asitli madde boaltmakta. Bunun bir sonucu olarak, krfezin
Immingham'dan Cleethorpes'a kadar gney kys boyunca uzun bir sahil eridi bu boaltmadan
tr kzl kahverengi bir renge sahip.


B.
Dr David Owen'n ilgilendii Cumbrian nkleer tesisinin zellii ne? Sk sk nkleer kaza olmas
Hkmet neden uyarda bulundu? Szntdan tr blgeden uzak durulmas gerekmekte.
Dr David Owen'n talepleri neler? Tesisin aratrlmas ve atklarn azaltlmas

Atom santralnn aratrlmas iin ar
Sosyal Demokrat Parti lideri Dr. David Owen tartmal Cumbrian nkleer tesisinin bulunduu
Windsclase'de bir aratrma yrtlmesi iin bask yapmakta. Bu blgede 1950 ylndan beri
300'den fazla kaza meydana geldi.

Dr. Owen Mrs. Thatcher'a yazarak santral konusunda bir "bamsz aratrma komitesi"
oluturmasn talep etti. Bu santral, geen hafta Hkmet insanlar blgedeki kumsallardan uzak
durmalar iin uyarnca, bir kez daha toplumun ilgi oda haline geldi. Dr. Owen atklarn "hemen
hemen sfr" dzeyine indirilmesini istemekte ve bu kazaya yatkn santraln kendisi hakknda da bir
soruturma almas konusunda bastrarak konuyu irdelemekte.
C.
Yaznn temel amac ne? Para salamak
Yazda yoksullua neden deinilmekte? Yoksulluk verilen tahripleri artrmakta.

Yeil bir dnya m yoksa kuru bir l m ?
Belki de seim yapacak zaman hl var.
Milyonlarca yldan beri Gneydou Asya, Gney Amerika ve Afrika'nn tropik yamur ormanlar
dnyann doal laboratuarlar, botanik ve hayvanat baheleri.
Bugn, bu ormanlar ylesine bir hzla yok ediyoruz ki 25 yl iinde Malezya ve Endonezyann
geni ormanlarndan geriye sadece paracklar kalacak. Verimsiz tropik toprakta gelitikleri iin,
bu ormanlar yenilenemez.

Aalar yok olduunda, birka yl iinde toprak erozyonu balar, tm blge lleir.

Dnyann en byk bitki ve hayvan hazinesini sonsuza dein yitirmi olacaz. Ve bu, dnyann en
yoksul blgelerinde olmakta. Buralarda, yoksulluk neredeyse alk snrnda. Bu belki de dnyann
en acil evresel sorunu. Verilen tahrip cahillik, uza grememe ve srekli artan talepten tr
olumakta. Bizler yeterli ilgi gsterirsek ve duracaktr.

Nasl yardmc olabilirsiniz.
1980'de WWF ve dier uluslaras kurulular Dnya Koruma Strateji'sini yaynladlar. Bu, dnyann
doal kaynaklarn onlara zarar vermeden gelitirmek iin bir program.

Hemen Dnya Vahi Yaam Fonu'na (WWF) katln. Sizin sesinize ve mali desteinize ihtiyacmz
var. En yakn WWF brosuna yelik koullar iin bavurun ya da katknz dorudan aadaki
Dnya Vahi Yaam Vakf adresine gnderin. Bu, hayatnzda yazacanz en nemli mektup
olacak.
Genel eviri 3: Genel eviri 1 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
18

Konu 6
Modal Verb

Giri

1. Gnmzde ehir merkezinde bir yaya blgesi var.
2. Bu sene ka tane Noel kart gnderiyorsun?
3. Bu tankn kapasitesi ne?
4. Politika gibi konular hakkndaki bilgini nereden edindin?
5. iman olmasna armamal. Yemekler arasnda da yemekte srar ediyor.
6. Senin benim akrabam olduunu fark etmedi.
7. Perembeden nce hazr olacak.
8. nsanlar elle iaret etmek kabalktr.
9. Olanlar zavall kediye ta atyordu.
10. Dikkatli olmazsa sonu hapishane olacak.
11. Leonardo da Vinci kendi zamanndaki ve onu izleyen alardaki eitli sanatlar
zerinde byk etkiler yapt.
12. Birbirimizi uzun zamandr grmemitik; bu nedenle beni tanyamad.
13. alma grubunda hafta sonu yer almak istiyor musun?
14. Ben u kutular bina iine tayana kadar kapy benim iin ak tut(uver).
15. Hava tahmin raporuna gre lkenin pek ok blgesi dne nazaran daha souk olacak.
16. Yemee balamadan nce bir be dakika daha bekleyelim mi?
17. Bilim adamlar depremleri nceden tahmin etmek iin eitli yntemler gelitirdiler
ama hepsi de baarsz oldu.
18. Hayvan korkumdan tr bir hayvana sahip olmaktan srekli kanmmdr.
19. 1876 icat ediliinden beri, telefon teknik adan ok deiti.
20. Kn bizi sk sk ziyaret ederler ve hediye getirmeleri ok nadir olur.
21. Sonunda nerileri lehinde davranmam iin beni ikna etmeyi baardlar.

Altrma - Yant

1. Sper gler onun Hint Okyanusu kysnda bir deniz ssne sahip olmaktan memnuniyet
duyarlard.
2. Gelecekte retimdeki artn yksek retkenlikten gelmesi gerekecek.
3. 1960'l yllarn sonlarnda Filipinler pirinte kendi kendine yeterlie ulamay baard.
4. Baz Afrika lkelerinde, kii bana den gda retimi 1970'lerde nfus artnn gerisinde
kalm olabilir.
5. Dolanmay brakp uygun bir ie bavursam iyi ederim.
6. Farkllklarmz olabilir
7. Ziyaretiler zorunlu seyahat giderlerinin 100 sterline kadar olan bir blmn geri talep
edebilirler.
8. Katilin nerede olduunu ben ne bileyim!
9. ldrabilirdi
10. Bizimle birlikte yaamay tercih etmez miydin?
11. u anda ekonomi bir boazdan geiyor olabilir.
12. 23 yl tahtta kalm gl bir kral olan Khufu'nun gmtnde ok daha fazla hazinesi olmas
gerekeceini dnebilirdik.
Genel eviri 3: Genel eviri 1 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
19

Sunu

Aklda kalc olmas asndan yardmc yklemleri renci kitabnn zet blmnde verilen dzende
de sunabilirsiniz.

leme

Altrma'nn birinci tmcesindeki before szcn renciler nce olarak aktarabilirler.
Altrmann bitiminde - yaplan evirinin hatal olduunu farkeden renci yoksa - buna dikkatlerini
ekin ve szcn "in front of" anlamn bulmalarna yardmc olun. Bu kullanma rnek olarak, The
Strangler adl tiyatro eserinde, oyuncularn seyircinin gz nnde kostm deitirmeleri eklindeki
modern yaklam eletiren, geleneksel tiyatroyu savunan yal aktrn seyircilere syledii u tmceyi
verebilirsiniz:

We used to change not before the audience but before the audience.
Biz seyircinin nnde deil, seyirciden nce kostm deitirirdik.

Altrma - Yant

1. Hi kimse Kralie'nin huzuruna kamaz.
2. Kimse binaya giremedi.
3. Rahatlkla zengin bir iadamyla evlenebilirdi.
4. Edison bir deha olabilir, ama transistorlu radyoyu icat edemezdi.
5. Sorununu yanl kiiyle zmeye alm olabilirsin ... ncelikle bir avukatla konumalydn.
6. Yeni renci kaydetmi olmallar.
7. Hikayenin gazetede yer almas gerekmez.
8. Hi kurmam gerekmiyor.
9. Tom Clarke projede birlikte almak iin uygun kii. ... yeni fikirler sunacaktr.
10. Takmn kaptan olarak ben seilmeliydim, Tim deil. O, kendi hatalarn asla gremez.
11. Hangisini isterdin, sandalye mi tabure mi?

retme

Altrma Yant
"INVENTIONS"
"You can't change human nature"
nsan doasn deitiremezsiniz.
geneticists would regard it at least approximately true
genetikiler bunu ksmen doru kabul ederler
we can say that the indiscriminate scattering of radioactive substances into the atmosphere
will increase slightly but significantly the number of genetically handicapped, and that the
discouragement of marriage between close relatives will decrease that number.
Radyoaktif maddelerin atmosfere rastgele salmasnn genetik sakatl olanlarn saysn az ama
nemli bir biimde artracan ve yakn akrabalar arasndaki evliliklerin azaltlmasnn bu sayy
dreceini syleyebiliriz.
we can be fairly confident
Genel eviri 3: Genel eviri 1 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
20
Az ok emin olabiliriz
the present increase in intermarriage between human races must have resulted in changes in
the genetic constitution of the population
nsan rklar arasnda gnmzde yaanan evliklerdeki artn nfusun genetik yapsnda
deiikliklerle sonulanm olmas gerekir.
we cannot at present say
u anda syleyemeyiz

Snama

Altrma - Yant

A.
"NIGHT TERROR"
ou kez geceleri, genelde uykunun ilk iki- saati esnasnda gerekleir. Kii aniden yatt yerde
dorulur, anlalmaz eyler syler ve kalkp lgnca gezinebilir. Bir eyden feci halde korkmu
gibidir ve kalp atlar ile solunumu iki katna km olabilir. Ancak, hibir grnr tehlike yoktur.
Yakn zamanlara kadar bunun nedeni kabus olarak nitelendirilebilirdi. Ancak, gnmzde bunu bir
ya da iki olgudan biri olarak tanmlamaktayz. Bunlardan biri bildiimiz kabustur. Burada anlatlan
ikincisi ise gece korkusu adn alr.

B.
"ASTEROIDS"
Asteroitler, hatta kkleri bile, dnyaya arparlarsa ykc olabilirler. Yaklak bir buuk
kilometre geniliindeki Byk Kanyon'u yalnzca 45 metre apndaki bir asteroit yaratm olabilir.
Uzmanlarn hesaplarna gre 150 metre apnda bir asteroit Dnya'ya arpacak olsa, 45 kilometre
apndaki bir alandaki aalar yakabilir, 150 kilometrelik bir alandaki evleri ykabilir ve ge
frlataca tozdan tr dnya apnda iklim koullarn uzunca bir sre deitirebilir.

Yakn gelecekte bu tr felaketleri engellemek mmkn olabilir. Yakn bir zamanda, bir tarama
sistemi uzaydaki nesnelerin parlaklklar ve konumlar konusunda bilgi salayabilir. Bu sistem bu
gk cisimlerinin konumundaki deiiklikleri gsterebilecek ve bir asteroitin dnyaya yaklap
yaklamadn syleyebilecektir. O zaman bir uzay arac ile asteroite bir bomba gnderilecek ve
bomba orada patlatlacaktr. Patlama asteroitin yrngesinde ufak bir deiiklie neden olacaktr.
Yine de, ok ufak bir deiiklik asteroitin dnyay skalamasna yeterli olacaktr.
Genel eviri 3: Genel eviri 1 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
21

Konu 7
Edilgen Yaplar

Giri

1. Tepelerde ya da adann kylarnda bir ok gzel yer olmal. Bir haftay bunun gibi bir yeri
aramaya deer.
2. Baz gelimekte olan lkelerde, kii bana gda retimi geen sene aslnda nfus artnn
ardnda kalm olabilir.
3. Endstriyel yapya ilikin bu sorunlar hemen zmeliyiz.
4. Ona o kadar barman gerekmezdi.
5. Teyzemi istasyonda karlamalydk.
6. eitli konularda farkllklarmz olabilir, ama birbirimize gveniyoruz.
7. Acaba u mobilyay tamama yardmc olabilir misin?
8. Henz sorunu zemedik.
9. Kk bir ocukken trnaklarn yer miydin?
10. Bir apartman dairesinde yaamay tercih etmez miydin?

Altrma - Yant

3. The reasons are not known. / Nedenler bilinmiyor.
4. He is not considered a great boxer now. / Gnmzde o byk bir boksr kabul ediliyor.
5. When will they complete the building? / Binay ne zaman tamamlayacaklar.
6. We are being followed. / Takip ediliyoruz.
7. Can you excuse me from the committee? / Beni komiteden affedebilir misiniz?
8. Who was elected the president? / Kim bakan seildi?
9. Cheap computer hardware is produced in/by Taiwan. / Ucuz bilgisayar programlar
Taiwan'da retilir.
10. Am I expected to say yes? / Evet demem mi bekleniyor?
11. The check-book could not be found anywhere. / ek defteri hibir yerde bulunamad.
The check-book was nowhere to be found. / ek defteri hibir yerde bulunamad.

leme

Altrmay renciler ikili gruplar halinde yapmal.

Altrma - Yant
Kaliforniya kysnda, bir dan tepesinde sanki ORTA ADAN GETRLM VE BURAYA
YERLETRLM gibi duran dev bir kale yer almaktadr. SAN SIMEON ADINDAK BU
KALE AMERKALI GAZETE SAHB WILLIAM RANDOLPH HEARST N NA
EDLMT, AMA AVRUPA'DAN GETRLM, FARKLI TARH DNEMLERDEN
KALMA NESNELERLE DEND.

Genel eviri 3: Genel eviri 1 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
22
Kaleyi ina etmek otuz yl srd ve o zaman bile TAM OLARAK BTRLMEMT. Bu sre
boyunca, NA YERNDE YZDEN FAZLA SREKL OLARAK
ALITIRILMAKTAYDI VE MMAR JULIA MORGAN SREKL PLANLARI
DETRMEK ZORUNDA KALDI: Hearst'n her fikrini deitiriinde. ODALAR VE
KATLAR NA EDLMEKTE, AMA SONRA YIKILIP YENDEN YAPILMAK
ZORUNDAYDI.

Kaleyi dekore etmek iin TM AVRUPA'YA SANAT ESERLER BULMAK ZERE
TEMSLCLER GNDERLD. ESK TAVANLAR VE MNELER, MOBLYALAR,
RESMLER VE HEYKELLER SATIN ALINDI VE AMERKA'YA TAINDI. OK
BYK SAYIDA NESNE GETRLD AMA BUNLARIN OU KULLANILAMADI VE
DEPOLARA YERLETRLD; hatta bazlar ambalajndan bile karlmad.

HEARST'N YAAMI ORSON WELLES'N FLM YURTTA KANE N TEMEL
OLARAK KULLANILDI. Hearst' simgeleyen Kane San Simeon gibi fantastik bir kale ina
etmekteydi, ama filmde bu kale, Coleridge'in nl iirindeki rya beldesinin isminden esinlenilen
isim ile, XANADU OLARAK ANILMAKTAYDI.

Hearst'n lmnden ok nceleri, SAN SIMEON BR TURSTK YERE
DNTRLMT VE DEPOLARDA DOKUNULMADAN DURAN MALLAR
TEKER TEKER SATILMAKTAYDI. KALE AMERKAN HALKINA DEVREDLMT
VE SONUNDA NDEKLER DE ONLARA VERLECEK. Ne yazk ki, bunlar fazla deerli
deil. HEARST'N TEMSLCLER, kendilerine gerek sanat eserleri yerine ucuz taklitler
satan SANAT ESER SATICILARI TARAFINDAN ALDATILMITI.

retme

Ev devi olarak verebilirsiniz.

Altrma - Yant
"INVENTIONS"
Old inventions are not necessarily eliminated by new inventions.
Eski bulularn yerine hep yeni bulularn gemesi de gerekmez.

The older inventions may be replaced, but they seldom become truly obsolete because new
roles are often created for them.
Eski bulularn yerine yerileri geebilir, ama bu bulular nadiren tamamen saf d kalrlar; zira,
onlar iin yeni roller yaratlr.

Each of these inventions was expected to replace existing technology.
Bu bululardan her birinin mevcut teknolojinin yerine gemesi bekleniyordu.

For example, when the telephone was introduced in the late nineteenth century, it was
thought that letters would become obsolete.
rnein, on dokuzuncu yzyln sonlarnda telefon kullanma sunulduunda mektuplarn gereksiz
hale gelecei dnlmt.

We can only imagine what may be invented during the years to come.
Gelecek yllarda nelerin icat edileceini sadece hayal edebiliriz.

Genel eviri 3: Genel eviri 1 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
23
Equipment could be designed that would change our entire perspective on communication.
letiim hakkndaki tm bak amz deitirebilecek gereler tasarlanabilir.

Yet, one thing is certain.
Ancak, kesin olan bir ey var.

Older inventions, like the book, the newspaper, the telephone, or the television, will not be
eliminated although their roles may be changed greatly.
Kitap, gazete, telefon ya da televizyon gibi eski bulular, rolleri byk lde deitirilebilse bile,
bir kenara braklmayacak.

Snama

Altrma - Yant
Bilgisayarn tarihesi:
1) Birinci nesil bilgisayarlar. zellikleri: Elektromekanik; yava ve byk
2) kinci nesil bilgisayarlar. zellikleri: Transistorlu
3) nc nesil bilgisayarlar. zellikleri: Yongal
4) Drdnc nesil bilgisayarlar. zellikleri: Silikon yongal

1944 senesinde ilk genel amal bilgisayar olan Mark I ileme konuldu. lk bilgisayar
elektromekanikti; yavat ve ok bykt. Aslnda, ilk bilgisayarlarn hepsi de o kadar bykt ki
onlar barndrmak iin birka kat gerekiyordu.

Ellili yllarn sonlarna gelindiinde bilgisayar transistor kullanacak ekilde planlanyordu.
Transistorlar bilgisayarlar daha kk, daha az pahal ve daha gvenilir hale getirdi. Bugn bunlar
ikinci nesil bilgisayar olarak bilinmektedir.

nc nesil bilgisayarlar, hafzay depolamak iin "yonga"lar kullandlar, ama bilgisayarlarn
gerekten kk ve kolay bulunur hale gelmesi silikon yongalar yaplana kadar gerekleemedi.
Silikon yonga tayan bilgisayarlar drdnc nesil bilgisayar olarak tannr.

Bugn yaammzn her yn bilgisayar tarafndan etkilenmekte. Telefon aramalarmz
bilgisayarlar tarafndan ynlendiriliyor, arabalarmz bilgisayarlar tarafndan tasarlanyor, banka
hesabmz bilgisayarlar tarafndan hesaplanyor, ve ocuklarmz bilgisayarlar tarafndan eitiliyor.

Bu ilevlerin tm drdnc nesil bilgisayarlar tarafndan sergilenmekte. Bugn, yapay zekaya
sahip beinci nesil bilgisayarlar gelitiriliyor ve kusursuzlatrlyor. Beinci neslin yaamlarmz
nasl etkileyeceini bekleyip grmemiz gerekecek.
Genel eviri 3: Genel eviri 1 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
24

Konu 8
Basit Bileik Tmce

Bu konuda nemli nokta, rencilerin devrik yapnn kullanmna dikkat etmeleri. Bunun dnda, konu
zerinde fazla vakit harcamak gereksiz olabilir.

Giri

1. Kuveyt hkmet yetkilileri, bu Krfez lkesinin BP'deki payn 3 milyar sterline indirmesi iin
verilen srenin uzatlmas iin ngiltere Ticaret Bakanl'na bavuruda bulundular. Londral
avukatlarna gre, petrol devindeki ortaklk paylarn 12 ay iinde yzde 21.6'dan 9.9'a
indirmelerinin sylenmesinin ardndan, Kuveytliler indirim sresinin en az be yla
uzatlmasn istediler.
2. Hem ulusal hem de yerel radyo ve televizyon istasyonlar daha esnek bir dzenleme rejimine
bal olacaklar ve ok eitli trden malzemenin yaynn yapmak zorunda kalmayacaklar.
3. Son zamanlarda, iletiim endstrisi yeni teknolojik gelimeler tarafndan kkten deitirildi.
rnein, telefon ve telgraf ele alalm. Kablo sistemlerinin kapasitesi snrlyd ve parazit ou
kez sorunlara neden olmaktayd. Bugn, tel kablolar hl kullanlmaktaysa da telin yerini
dnyann pek ok blgesinde cam lif gibi dier malzemeler ald.
4. Lazer teknolojik bir devrim yaratmakta. Gnmzde lazer pek ok alanda kullanlmakta.
Yakn gelecekte eitli tbbi tehis trlerinde kullanlabilirler.

Altrma - Yant

1.c Yerekimi hem nesnelerin dmesine neden olur, hem de hzlarn artrr.
2.d Keiler hem et hem de yn verdikleri iin pek ok lkede deerli kabul edilirler.
3.a Ba dnmesi oksijen yetersizliinden ya da kan kaybndan kaynaklanabilir.
4.c Hem kutup aylar hem de foklar ok souk hava koullarna katlanabilirler.
5.b Sivrisinekler kk ama zararl bceklerdir.
6.c Resimleri ne izlenimciliin niteliklerini ne de kendisinin i yaantsn yanstmaktalar.
7.c Polisle konumay reddettii gibi hi bir trden tavsiyeyi de kabul etmiyor.

leme

Altrma - Yant

1. Hem partiye ge geldiler, hem de kaba szleriyle ev sahibesini tedirgin ettiler.
2. BM Gvenlik Konseyi yeleri herhangi bir nleyici nlem almak konusunda isteksiz olduklar
gibi, bu lkeye kar bir askeri harekata da taraftar deiller.
3. Gerek u ki ekonomik durum ne bir gelecek vaat etmekte ne de insan tamamen umutsuzlua
srkleyecek gibi. Bekleyip grmemiz gerekecek.
Genel eviri 3: Genel eviri 1 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
25

retme

Altrma - Yant
Evimiz bir dkntyd. Annemle ben buday tyorduk ve babam da baheyi
kazyordu. mz de ok megulm gibi yapyorduk ama her birimizin ara sra yola bir
bak attn biliyordum. Otobs ge kalacak diye endieleniyordum. O zaman hem para
kaybederdik hem de babam btn gece huzursuz olurdu. Son yldr hep byle olmutu.
O zamanlar okulu bitirmi ve iki yakalarn bir araya getirmelerine yardmc olabilmek iin
ailemle kalmaya karar vermitim, ama doru eyi yapp yapmadm merak etmeye
balyordum.

Zaman getike babamn huzursuzluunun artmakta olduunu hissedebiliyordum. Son on
be dakikadr ayn noktay kazmaktayd ve monoton kaznn hzlanmakta gibiydi. Ancak,
ne kafasn kaldrd ne de tek bir szck syledi. Ya yapt ie ok fazla dalmt - ve ben
onun asla bir konuya bu kadar uzun sre dalmadn biliyordum - ya da bizim ona endieli
baklarmz yakalamak istemiyordu.

Snama

Altrma - Yant
Bir Amerikan niversitesinde, rencilerin belirtilen saatte derste olmalar beklenir. Bunun
aksine, Brezilya'da ne retmen ne de renciler her seferinde saptanan saatte
gelmezler. Brezilya'daki snfta le olduunda sadece birka renci snf terk etti; pek
ou dersi tartmak ve daha fazla soru sormak iin 12.30 sonrasna kadar kaldlar.
Brezilya'da ge gelmek ok nemli olmasa da, ge saatlere kadar kalmak da nemli deil.

Genel eviri 3: Genel eviri 1 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
26

Konu 9
Relative Clause

Giri

1. Ben onun fikirlerine deil onlar sunu ekline karym.
2. Ne otelde kaldk ne de hediyelere para harcadk.
3. Ekonomik knt sadece dostlarmz iin deil rakiplerimiz iin de bir darbe olacak.
4. Ne onu hatasndan tr affettik ne de o kendisini sululuk duygusundan syrabildi.
5. Gidip onu grmeli miyiz yoksa burada onu beklemek daha iyi mi olur, bilemiyoruz.
6. Ben yemein parasn derim, sen de taksininkini, ya da belki de ben ikisini de derim.
7. ini ge saatte bitirmi ve hl yolda olamaz m yani?
8. Ya bu piyano ok byk ya da bu oda ok dar.
9. Bu yeni fotokopi makinesi hem kopyalama srecini hzlandracak hem de kopyalarn kalitesini
artracak.
10. Sulamalar ne reddettik ne de onayladk.

Altrma - Yant
1. (WHO) Kzkardeimin sevdii delikanl olduka arkada canls.
2. WHO AIDS'lilerin says artmakta.
3. WHICH ehrin yaklak te birini yok eden Byk Londra Yangn 1666 senesinde oldu.
4. WHICH Bakan bugn yok; bu da demektir ki, toplanty erteleyebiliriz.
5. WHO Son glen iyi gler.
6. WHICH Kuma tutturmakta kulland kilitli ine kaybolmua benzer.
7. (WHICH), WHICH Bir okuma malzemesinin tad zorluk derecesinin ona eklenen okuma
grevinde yattn sylemek doru olur.
8. WHICH Son saniyede ma kaybettim; bu (da) benim atlmam kesinletirdi.
9. WHICH Tepesinden koca bir floseran lamba sarkan fotokopi makinesi, lamba zerine
dnce bozuldu.
10. WHICH Peter'n iki irkin kpei var; ikisi de asil bir tr.
11. WHICH, WHICH Gelimekte olan lkeler genelde yurttalarnn temel haklarn
koruyabilecek yarg kurumlarndan yoksun olduklar iin, bu lkelerde basn nc
Dnya'nn gelimesini sk sk geciktiren arlklara dikkatleri ekme ve bunlar denetlemeye
yardmc olmakta zellikle yararldr.
12. WHEN Bir zamanlar Macar polo takm korkusuz bir gt.
13. WHO Bir i sahibi olmadan okulu bitiren bu ya grubundakilerin bir Meslek Edindirme
Merkezi'ne ya da genlik eitim plannn bir paras olan Merkezi'ne kayt olmalar
gerekmekte.
14. (WHICH) lk yapt resimler yok pahasna satld.
15. WHICH, (WHICH) nsanlar ok nemli addettikleri eyleri kendilerine sunan her trl
ideolojiye aktr.

Genel eviri 3: Genel eviri 1 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
27
Sunu

Relative Clause yaplarn ele alnd bu konuyu ilerken kesinlikle aceleci olmayn, zira eviride
rencilerin karsna en ok kacak yaplardan biri Relative Clause yapdr. zellikle vurgulamanz
gereken noktalar:

1. Tmcedeki that, gerund ve past participle yaplara her zaman dikkat etmeleri gerekir
*
.
2. Relative Clause yaplarda eviri yaplrken, clause tayan blmde sondan baa doru gidilir:

the man who invited us
bizi davet eden adam

leme

Altrma - Yant

Tmcelerde yklemler koyu, relative clause oluturan yaplar ise yatk yaz ile belirtildi.

1. The personnel manager to whom any complaints should be addressed is rarely in his office.
Her trden ikayetin iletilmesi gereken personel mdr nadiren brosunda.
2. The uprising in Yemen against a military system that has made both sides the poorest, most
mismanaged parts on earth continues.
Yemen'de, her iki taraf da dnyann en yoksul, en kt ynetilen yerleri haline
getiren askeri ynetime kar ayaklanma sryor.
3. All the minor mistakes overlooked were actually of vital importance.
Gzden kaan ufak hatalarn tm de ok nemliydi.
4. The most serious problem (that) the government is facing is lack of foreign currency.
Hkmetin kar karya kald en ciddi sorun dviz yokluu.
5. Putting an end to hunger in various parts of the world is a challenge to the world's economic
system, requiring complementary national and international measures.
Dnyann eitli yerlerindeki ala bir son vermek, destekleyici ulusal ve uluslararas
nlemler gerektiren, dnyann ekonomik sistemine bir meydan okuma.
6. Those most influenced by the water cut were the ones living above the second floor.
Su kesintisinden en ok etkilenenler ikinci kat seviyesinin zerinde oturanlard.
7. The diamond ring advertised on TV has been stolen.
Televizyonda reklam kan elmas yzk alnd.
8. They stole antique items, most of which turned out to be cheap reproductions.
aldklar antikalarn oun ucuz taklit kt.
9. Our plane is likely to be several hours late, in which case there is no point in waiting here.
Uamz muhtemelen birka saat rtarl; bu durumda burada beklememizde bir
anlam yok.

*
Bu nitelik Genel eviri 2 kitabnda ok ayrntl olarak ilenmekte.
Genel eviri 3: Genel eviri 1 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
28

retme

Altrmay ev devi olarak verebilirsiniz.

Altrma - Yant

Mont Pele ile Etna arasndaki farkllklar neler? kisi ayr tr yanarda
Srekli bir tehlike olmasna karn, insanlar neden hl Etna evresinde yaamay
srdryorlar? Pskrme sonras oluan toprak zamanla tarm iin ok yararl.

Aktif bir yanardan eteklerinde yaayanlar, sahip olduklar her eyin, evlerinin ve zenle
ektikleri rnlerin patlama sonrasnda dan kenarndan aa akan lav tarafndan her an
silinip sprlebileceini bilirler. Sicilya'nn temel turizm merkezlerinden saylan Etna Da
1971'de faaliyete getiinde, izlemeye gelenlerden pek az
*
evleri ve alanlar tehdit altnda
olan iftilerin hissettiklerini anlayabilmekteydiler.

Avrupa'daki en sreli aktif yanardalardan biri olarak kabul edilen Etna bu yzyl iinde iki
kere daha faaliyete gemiti. Bu ikisinin en zarar vereni olan 1928 patlamas geni bir ekili
alan ve kk bir ky yutmutu. Ayn eyin yeniden olabileceinin farknda olmalar
gereken ve evleri srekli tehdit altnda olan iftiler yine de yanardan kendilerini rahat
brakacan ummaktaydlar.

En tehlikeli yanarda tr, patlayan trdr; bunlardan biri, 1902'de faaliyete geerek ou
zehirlenmeden olmak zere St. Pierre halknn biri dnda tmn ldren, Martinik
adasndaki Mont Pele'dir. Tek hayatta kalan, hcresi ok kt havalandrld iin zehirli
gazlar kendisine ulaamayan, kasaba hapishanesindeki bir mahkumdu. Bugnlerde, bir
patlamann iaretlerini verebilecek s deiiklikleri konusunda insanlar uyarmak amac ile
bu tr yanardalarn evresindeki meskun blgelere yaklamakta olan bir patlamann
iaretlerini okuyabilen gereler kullanlmakta.

"Akkan" ad verilen daha az tehlikeli bir yanarda tr olan Etna evresinde, hi patlama
eilimi gstermedii iin, hibir gere yoktu. Gemite onca zarar vermi olan lav sonuta
tarm iin iyi toprak oluturduu iin yanardan yaknnda yaayanlar riske girmeyi
srdrmeye hazrlklydlar.

Havaya srekli lav paralar frlatan yanarda Nisan 1971'de aniden sessizleerek
gelmekte olan bir patlamann iaretini verdi. kacak yer bulmaya alan erimi lav ekili
alanlarn yalnzca mil tesinde, dadaki bir yarktan kendisine yol at. Lav aknts ar
ar dadan aa akarken, ekinleri tehdit altnda olan iftilerin sabrla seyretmekten
baka yapabilecek bir eyleri yoktu. imdi lav altnda gml bulunan, zerinde alm
olduklar toprak elli yl boyunca tarma uygun olmayacak.

*
Bu aamada few ve a few, little ve a little arasndaki fark vurgulayabilirsiniz.
Genel eviri 3: Genel eviri 1 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
29

Snama

Altrma - Yant

inde relative clause bulunan tmceler Trkeye aktarld.

There is no doubt that a longing for a return to naturalism is often felt by a public not
conscious of the artist's problem.
Hi kukusuz, natralizme dne duyulan zlem sanatnn sorunlarnn farknda
olmayan bir toplum tarafndan ou kez hissedilmekte.

One, numerically the larger, thinks of the painter as the provider of a commodity that it is
seeking; and what this public seeks is a confirmation of its won world, of its bourgeois values.
Bunlardan biri, ve say olarak da daha geni olan, ressam, kendisinin peinde olduu bir
metay temin eden kii olarak grmektedir.

The other and smaller public realizes that the great artist, the artist who in the end is going
to give it most satisfaction, is looking beyond the present, trying to find a stepping-stone into
the uncertain future.
Daha kk olan dier toplum byk sanatnn, sonuta en fazla tatmini salayacak olan
sanatnn bugnn tesine bakmakta, belirsiz gelecee doru bir atlama ta aramakta
olduunu bilir.

But it can be nothing to the disaster to be experienced by those people who one day will find
that their world of conventional values has disappeared, and that they are left in a
maddening chaos.
Fakat geleneksel dnya deerlerinin kaybolduunu ve lgnca bir kaos iinde kaldklarn
bir gn fark ediverecek insanlarca yaanacak felakete nazaran, bu hibir eydir.

Reality is not the four walls of the room we are sitting in, or the trees and men we see out of
our window; it is a mental construction, a stability of vision, and the next phase of human
development may find such stability in an art that is anti-organic, absolute, and ideal.
Gereklik, iinde oturduumuz odann drt duvar ya da pencereden grdmz aalar
ve insanlar deildir; gereklik zihinsel bir oluum, grntnn sabitlemesidir, ve de insan
gelimesinin bir sonraki safhas anti-organik, saf ve ideal bir sanatta bu trden bir sabitlik
bulabilir.
Genel eviri 3: Genel eviri 1 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
30

Konu 10
Noun Clause
Giri

rencilerden bu konuya ait altrmay ikili gruplarda yapmalarn isteyin.

1. Her din, insanlarn kendi doalarn ve davranlarn anlamalarna yardmc olan temel
fikirleri retmeye alr.
2. Ganj, kuzey Hindistan'dan geen bir nehirdir.
3. Ganj, sular Hintliler iin kutsal olan bir nehirdir.
4. Bazlar yaklak yz bin yl nce var olmu olan antik uygarlklara ilikin bilgimiz olduka
snrl.
5. Belgelerin en eski devirlere uzand Msr'da bile, M.. 1600'den nceki tarih hakknda
sadece belli belirsiz fikirlere sahibiz.
6. 1900'l yllarn balarnda Moses B. Cotsworth Msrlar tarafndan bir gne takvimi olarak
kullanlm olmas muhtemel olan Byk Piramit'i ziyaret etti.
7. lk Avrupallar Paskalya Adas'na, Hollanda gemisinin adaya Paskalya Pazar gn
vardklar 1722 ylnda geldiler.
8. Adallarn, ou kaz yerinden millerce uzakta olan heykelleri nasl tadklarn hi kimse tam
olarak bilmemekte.
9. Volkanlarn oluturduu adalardan biri.
10. Stonehedge'i en son ina edenler, belli ki, zengin, gl ve ticarete eilimli insanlar olan
Wessex'lerdi.

Altrma

1. 1. TOLD/SAID TO
2. 2. TO TURN
3. 1. THAT
4. 3. HAD BROKEN
5. 1. THAT
6. 1. THAT LEARNINIG ...
7. 2. WHERE/HOW
8. 1. WHERE/HOW
9. 3. WHAT
10. 2. IT atlacak
11. 3. WOULD TELL ME
12. 1. WHETHER
13. 2. US
14. 3. THEY HAD MISSED
15. 2. WORK
16. 2. IS TO
17. 2. YOUR
18. 1. TO
19. 3. SHOULD STOP SMOKING
20. 1. PLAYING/TO PLAY TENNIS
21. 3. TO PLAY/PLAYING
22. 2. STUDYING ...
23. 2. IT atlacak
Genel eviri 3: Genel eviri 1 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
31
24. 3. MISTAKING
25. 3. REBUILT
26. 2. TO LET
27. 3. STEAL
28. 2. SURFACED
29. 3. CONFESS

Sunu

zellikle Ettirgen yaplar zerinde durun. Ettirgen bir yap tayan tmcede rencilerin bu yapy
annda alglamalar her zaman mmkn olmamakta.

leme

Metin rencilerin houna gidecek trden bir hikaye ierdii iin, yazl eviri yaptrarak skc bir
hava yaratmak yerine rencilerin tmnn katld szl bir eviri daha zevkli olabilir.

Altrma - Yant
Henri'nin ngiltere'ye geleceini ve hangi gn geleceini biliyorduk, ama nasl geleceini
bilmiyorduk. Aslnda bize yazp tm ayrntlar anlatmt, ama mektup elimize hi
gemedi. Tanmtk ve Henri'nin bundan haberi yoktu. Onu anlatmay unutmutuk.
Bizim hatamz.

Biz de planlarmz yaptk. Olsa olsa Heathrow ya da Gatwick Havaalan veya Victoria
stasyonu. Geliinin Cuma gecesi olacan ve leden sonra 6'dan daha nce
gelemeyeceini hesapladk. Willie'yle ben tarifeleri incelemekle bir saat geirdik. Ben
Heathrow'a gidecektim, Willie'de Victoria'ya. Gatwick gneye doru trenle 40 dakika
uzaklkta ve Gatwick'te inenler Londra'ya Victoria stasyonu'na gelirler. Ayns tren-gemi-
tren yolunu seenler iin de geerli. Yaptmz dzenlemeye gre, ikimizden biri Henri ile
karlarsa onu Piccadily'deki White Bear isimli yere gtrecek ve kapanma saati olan
11'e kadar bekleyecekti. Fransz dostumuzun parkta uyumasna gnlmz raz olmazd.
White Bear Henri'nin en sevdii yerdi.

Yola koyulduk; Willie metroyla, ben de otobsle Hava Terminali'ne, oradan da havaalan
otobsne. Benim yolum daha uzundu ama Willie'nin de ii daha zordu. Birden fazla
peronu gzlemek zorundayd.

Ve Willie'nin sonradan anlattna gre ii gerekten de zordu. Pek ok farkl ynden
gelen pek ok tren vard ve Willie bu arada gzlklerini krd, az kalsn ayakkabsnn
tekini yitiriyordu, hamalla tartt, ufak tefek bir Yugoslavn stne kt, yaklak on mil
kotu ve otuz yedi sigara iti ("Koarken sigara imemelisin" dedim). Ve de Victoria
stasyonu Cuma gecesini geirmek iin dnyadaki en gzel yer saylmaz.

Heathrow nceleri pek fena deildi. Havaalanlar ilgin yerler. nsanlar trenle seyahat iin
her tr eski giysilerini giyerler, ama hava yolculuu iin en k, en arpc giysilerini
giyerler. Bir de normalde satn almay akllarndan bile geirmeyecekleri onca dergi.

Ama her eyin bir snr var ve ben yorulmu, sklm, ackm ve bezmitim. Saat 10'da
havaalanndan ayrldm. Vardmda Henri mutlu bir biimde nc birasn bitirmekteydi.
Saat ok ge olmutu ve ne ben ne de benden be dakika sonra bitkin halde ieri dalan
Genel eviri 3: Genel eviri 1 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
32
Willie iki alamadk. Henri bizi grdne memnun olduunu ve bize iki
smarlayamadna zldn syledi. Birka gn bizde kalp kalamayacan sordu.
Onu grdmze ok sevindiimizi ve onu arlamaktan ok memnun kalacamz
syledik. Henri arabayla gelmiti.

retme-Snama

ngilizce asndan, leme blmndeki metne oranla daha zor olan bu metni ev devi olarak
verebilirsiniz.

Altrma - Yant
Uluslararas spor olaylarn dzenleyen profesyonel yneticilerin sportmenliin gemite
kaldndan ikayet etmeleri ve spor konusunda yanl giden her eyi profesyonelliin
gelimesine balamalar gelenek olmutur. ddialarna gre, modern Olimpiyat Oyunlar
baladnda atletler yarmann kendileri iin yeterli dl olduuna inanmaktayd. Bu
yneticiler, bugn baz atletlerin komay i olarak grmeleri ve yaptklar i karlnda
cret beklemeleri karsnda dehete dmekteler.

Gerek u ki, bu trden yksek idealler her zaman bir dt ve gerekle hibir zaman
fazla bir balantlar olmad. 1900 ve 1904 Olimpiyat Oyunlar i dnyasyla balantlyd
nk uluslararas ticaret fuarlarnn yan aktivitesi olarak dzenlenmilerdi. Atletlerin
kurallar inemekten tr diskalifiye edilmeleri sk grlen bir durumdu ve bir keresinde
Olimpiyat futbol finalinde kaybetmekte olan takm sahadan ekilmi oyuna devam etmeyi
reddetmiti.

dealistler ne derlerse desinler, halk iin nemli olann baar olduu ortada. Olimpiyat
Oyunlar'n dzenleyenler bile bunu kabul etmekteler. Birinci gelen altn madalya kazanr
ama drdnc gelen hibir ey almaz. Yneticilerin gz ard ettikleri nokta, Olimpiyat
ampiyonu olmak isteyen bir kiinin bo zamannn olmamas ve muhtemelen akademik
almalarn brakmas gerektiidir. Atletlerin baz elle tutulur dller istemeleri artc
deil.

Sporun gitgide daha az elendirici hale gelmesi, amatrlk sorunundan daha nemli.
Bunun nedeni bir takmn rakibinin direncini saldrp skor kaydetmektense savunmaya
ynelik taktiklerle krmasnn daha kolay olmas. Uluslararas malarda prestij o kadar
nemli ki nem tayan tek konu yenilmekten kanmak. nsanlarn doldurmak iin daha
fazla bo vakitleri olaca iin gelecekte sporun elenme amac ile daha gerekli hale
gelecei gerei karsnda, yneticilerin amatrl tamamen bir kenara atmalar ve
dikkatlerini yar standartlarn ve hem oyuncular hem de seyirciler iin olanaklar
gelitirmeye vermeleri daha iyi olacaktr.

Genel eviri 3: Genel eviri 1 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
33

Konu 11
Comparison Clause

Bu konudaki yaplarn ou renciler tarafndan zaten bilindii iin, ok fazla zaman harcamak
gereksiz olabilir. Yalnzca, The +comparative, the +comparative zerinde ayrntl durabilirsiniz.

Giri

1. Kurt Vonnegut sevginin onu bulduunuz yerde olduunu yazmt. Onu etrafta aramak aptallk
olurdu.
2. Birinci yzylda Romal bir yazar, sona ermi bir dostluun aslnda hi balamam olduu
yorumunu yapmt.
3. Bir nkleer savan insanln gelecei iin esiz bir tehlike oluturacan herkes bilmekte.
4. Tecrbe insana olanlar deildir: Tecrbe, size olanlara kar ne yaptnzdr.
5. Onca ar yk kaldrabilmesi inanlr gibi deil
6. Gerei syleyip sylemedii bilinmiyor.
7. Sonunda, atom enerjisinin iyilik iin mi yoksa ktlk iin mi kullanlmas gerektiine
insanln karar verecei sonucuna vardk.
8. Onu kimin ldrd o kadar nemli deil.
9. Uzmanlar, lkenin bu blgesinde artmay ne kadar srdreceini bilmek istiyorlar.
10. gal glerinin ekilmi olmas hkmetimizin ekonomik denetimini etkilememitir.

Altrma - Yant
Bu blmdeki tmcelerin evirileri Sunu blmnde rnek eviriler olarak verilmekte.

leme

Altrma - Yant
The number of disabled people in India alone is probably more than double the population of
Canada.
Yalnzca Hindistan'daki sakat says muhtemelen Kanada nfusunun iki kat.

as we get older, many of us will become less mobile, hard of hearing or have failing eyes.
yllar getike pek oumuzun hareketlilii azalr, kulaklar ya da gzleri zayflar.

Many others become disabled as they get older.
Dier birok insan ya ilerledike sakat hale gelir.

The longer time goes on, the worse they become.
Zaman getike daha da ktleirler.

Genel eviri 3: Genel eviri 1 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
34
prejudice can be even more formidable and harder to break down and ignorance inevitably
represents by far the greatest barrier of all.
nyarg ok daha kt ve yklmas zor olabilir; bilgisizlik u ana kadar kanlmaz bir
biimde en byk engel.

retme

Altrma - Yant
They are more interesting than lions and tigers because they are livelier and perform tricks,
Aslan ve kaplanlardan daha ilgintirler; daha canldrlar ve hareketler sergilerler.
they are more willing to cooperate with the trainer than other mammals in captivity,
Esaret altndaki dier hayvanlara oranla, eitici ile ibirlii yapmaya daha isteklidirler.
Dolphins are regarded as the friendliest creatures in the sea
Yunuslar denizdeki en dost canls yaratklar olarak kabul edilirler.
We now have more reliable evidence of their usefulness than sailors' tales.
Gnmzde, onlarn yararlar konusunda denizci hikayelerinde olduundan daha gvenilir
kantlara sahibiz.
The more we learn about dolphins, the more we realise that they are better organised and
their society is more complex than people previously imagined.
Yunuslar hakkndaki bilgimiz arttka, nceleri insanlarn dndnden daha iyi
organize olduklarn ve toplumlarnn daha karmak olduunu fark ederiz.
They look after other dolphins when they are ill, care for pregnant mothers and protect the
weakest in the community,
Hastalanan dier yunuslara bakarlar, hamile olanlarla ilgilenirler ve toplumdaki en zayf
olanlar korurlar.
it is much more probable that they communicate with each other without needing "words".
Birbirleri ile "szck"lere gereksinim duymadan haberletikleri daha olas.
They have an echo-location system which is similar to a bat's and much more sensitive than
our hearing, so the most important task of a dolphin's brain is to transmit and receive sound.
Yarasannkine benzeyen ve bizim duyma duyumuzdan daha duyarl olan bir yank
saptama sistemleri vardr; bu nedenle, bir yunusun beyninin en nemli grevi sesleri
gndermek ve almaktr.
Whales, especially the smaller types, like the killer whale, are probably as intelligent as
dolphins and some scientists claim that they are the most intelligent species in the world,
apart from man.
Balinalar, zellikle de katil balina gibi daha ufak olan trler, muhtemelen yunuslar kadar
zekidir ve baz bilimadamlar onlarn insandan sonra en zeki tr olduklarn ileri
srmekteler.
The great whales have the same brain power as the smaller ones but it is not so easy to study
them because they live in the deeper, less accessible parts of the ocean.
Byk balinalar daha ufak olanlarla ayn beyin gcne sahiptir, ancak, okyanusun daha
derin, daha az eriilir blmlerinde yaadklar iin onlar incelemek kolay deildir.
Nevertheless, the only whale kept in a zoo for a year learned as fast as a dolphin.
Yine de, bir hayvanat bahesinde bir yl boyunca tutulan tek balina bir yunus kadar hzl
rendi.
Could any of these mammals be more intelligent than man?
Bu memelilerden herhangi bir insandan daha zeki olabilir mi?
They are better adopted to their environment than we are and find food more easily.
Ortama bizden daha iyi uyum salarlar ve daha kolay besin bulurlar.

Genel eviri 3: Genel eviri 1 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
35
As a result, they are much more attracted by pleasure for its own sake than men and are not
nearly so interested in dominating other species.
Sonu olarak, insana oranla elenceye daha dkndrler dier trlere stnlk kurma
konusuyla o kadar da ilgilenmezler.
Certainly the most common argument in favour of man's superiority over them - we can kill
them more easily than they can kill us - is the least satisfactory.
Bizim onlar, onlarn bizi ldrebildiinden daha kolay ldrebildiimiz eklindeki, insann
onlara stnln savunan yaygn iddia kesinlikle en az tatmin edici olandr.
On the contrary, the more we discover about these remarkable creatures, the less we appear
superior when we destroy them.
Tam aksine, bu harika yaratklar hakkndaki bilgimiz arttka, onlar yok ettiimizde daha
az stn gzkmekteyiz.

Snama

Altrma - Yant
Grdnz gibi, bu programdaki pek ok insann aksine, ben televizyonun
yaamlarmza ok ey katmad dncesindeyim; aslnda, doas gerei bizle re yanl
bir a salamakta. Belki de gelimesindeki temel zayflk bilgiden ok elenceyle
ilgilenmesinden kaynakland. Ekrandaki resimler bilgi sahibi klmaktansa etkilemekte
kullanlmakta. Haber programlar bile daha fazla tepki ve daha az fikir oluturma
amacnda. Ksaca gsteriliveren resimler insan dndrmemekte, sadece devamn, bir
sonraki resmi beklemeye davet etmekte. Ne kadar ok seyrederseniz o kadar az
hatrlarsnz; zel bir eyler hatrlayamayacak kadar ok ey grrsnz. Belgeseller iin
de ayns geerli; harekete gemek konusunda drtlemek yerine insana bir his brakrlar.
zleme sreci pasif ve izlemenin sonucu da pasif. Televizyonda gsterilen en etkili
belgesellerden biri evsiz bir aileye yardm konusundayd. Gazeteler ve radyo programlar
bu konuyla dolup tat ama bu hibir eyi deitirmedi. Bugn evsizlik sorunu daha da
beter; iler dzelmedi. Televizyon iirme duygular yanstmakta. Demek istediim, gnlk
yaamnzda size tandk olmayan tecrbelere tepki vermeye ikna edilmektesiniz. Ve
burada ikna szc nemli bir szck zira belirli ekillerde ve size ve beklentilerinize ok
fazla zarar vermeyecek lde tepki vermeye ikna edilirsiniz. Szckler de bilgilendirici
niteliklerinden ziyade etkileyici nitelikleri iin kullanlrlar; kaos, karmaa, kkten, u an,
profil gibi ii bo szckler. Ucuzlatldka anlamlar azalr. Ancak, szcklerin dnceleri
alama ans resimlerinkinden daha fazladr, hele bir de resimlerle bezenmemilerse. u
halde benim televizyon hakkndaki grme gre televizyon ahane bir iletiim arac,
denizlerin altna, uzayn derinliklerine, insann bedenine szabilen bir gz. Ama u anda
ksa zamanda unutulan resimler yolu ile sulandrlm duygulardan baka bir ey
iletmemekte.
1. a. 2. a 3. b 4. d 5. d
Genel eviri 3: Genel eviri 1 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
36


Konu 12
Time Clause

Giri

1. Bir src iin, trafikte beklemek zorunda kalmaktan daha zor bir ey yoktur.
2. iiri okumaya iirin bandan balamak yerine, nce sonunu okumay yelerim.
3. Hava gitgide soudu, ta ki, sonunda, eski mobilyalarmz yakmaya balamak zorunda kalana
dein.
4. nsanolunun en hayranlk verici icatlarndan biri, genelde bilgisayarlarda kullanlan silikon
yongadr.
5. Doal olarak, ne kadar sinirli bir hale gelirsen firmadaki yerini koruma ihtimalin o kadar
azalr.
6. New York'ta yaplan bar yryne yaklak bir milyon insan katld.
7. Hepimiz parti lideri ile ayn fikirleri paylayoruz.
8. Sence imeye balamak iin ok erken deil mi?
9. Korkarm u anda bu tr konular anlayabilecek kadar olgun deilsin.
10. O kadar huzursuz bir tatil geirdik ki ie nasl dneceiz bilmiyoruz.

Altrma - Yant

Bu blmdeki tmcelerin evirileri Sunu blmnde verilmekte.

Sunu

Zaman uyumu konusunu defalarca vurgulayn. zellikle uzun tmcelerde, renciler evirilerinde
zaman uyumuna uygun olmayan yaplar oluturabilmekteler.

As, for, since, ve yet szcklerinin birden fazla kullanmlar olduu iin dikkat edilmesi gerektiini
anlatn ve notlardaki rnekleri inceleyin
*
.

leme

Altrma - Yant
"INVENTIONS"
Since earliest times, humans have produced marvellous creation.
Erken alardan beri insanolu hayranlk verici eyler retmitir.

After our ancestors had learned to communicate with each other, a long series of amazing
developments began.
Atalarmz birbirleri ile iletiim kurmay rendikten sonra, uzun bir artc gelimeler
serisi balad.


*
Bu nitelik Genel eviri 2 kitabnda ok ayrntl olarak ilenmekte.
Genel eviri 3: Genel eviri 1 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
37
Long before the modern age of machines, our ancestors had already developed sophisticated
techniques and systems in mathematics, astronomy, engineering, art, architecture, and
literature.
Modern makineler andan ok nceleri atalarmz matematik, astronomi, mhendislik,
sanat, mimarlk ve edebiyatta karmak teknikler ve sistemler gelitirmilerdi.

While the Egyptians were developing mathematics and building libraries, other societies
were still learning to use fire.
Msrllar matematii gelitirip ktphaneler ina ederlerken dier toplumlar hl atei
kullanmay reniyorlard.

By the time Europe began to use money, Chinese had already been trading with paper
currency for hundreds of years.
Avrupa para kullanmaya baladnda inliler yzyllardr kat para ile ticaret
yapmaktaydlar.

retme-Snama

Altrma - Yant

A.
bni Sina "Tbbn Kurallar"n yazan bir ranlyd. Bu ortaa ansiklopedisi ok ileriydi;
bunun sonucu olarak da bilimadamlar onu be yz yl kulland. 1037'deki lmnden
nce bni Sina felsefe, matematik, teoloji ve astronomi gibi farkl konularda 150 kitap daha
tamamlamt. Pek ok eitimli insan gibi, renmeye ok erken balamt. On yana
geldiinde Kuran' ezberlemiti. On sekiz yana geldiinde bir sultan iin doktor olarak
almaktayd.

B.
Pek ok kii Leonardo da Vinci'yi Mona Lisann, Son Akam Yemei'nin ressam olarak
tanr. Ancak, Leonardo bir sanat ustas olmann yan sra bir izim, mhendislik, bilim ve
icat ustasyd da.

En nl eserlerini resmettikten sonra Leonardo dier dlerine daha fazla vakit ayrd. Bir
askeri mhendis olarak, hayal edilmelerinin bile olanakl oluundan ok nceleri Leonardo
ilkel tanklarn ve uaklarn planlarn izmiti. Ayrca ilk parat izmesi ve ilk asansr
yapmas ile tannr.

Bilim alannda, Leonardo bir o kadar artcyd. Galile'den yaklak bir yzyl nce
karmak fizik prensipleri kefetmiti. Leonardo resmini gelitirmek iin kas ve kemik
yapsn inceledi ve resim yapmay braktktan ok sonralar bile kalbin almasn
incelemeyi srdrd. William Harvey'nin kantlamasndan bir yzyl nce kan dolam
konusunda fikir yrtmt. Leonardo da Vinci zamannn o kadar tesindeydi ki bu
yzyla kadar dehas fark edilemedi.

Genel eviri 3: Genel eviri 1 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
38
C.
Byk Meksikal air Sor Juana 1651'de Mexico City'de dodu. yana gelmeden
okumaya balamt bile. Yedinci doum gnne gelindiinde niversiteye girmeye alt.
Kzlarn niversiteye girmesine izin verilmedii iin Sor Juana sonuta bir manastra
katld. Yaam sresince allmn dnda dzyazlar ve iirler yazd. 1695 senesinde
lmeden nce drt binin zerinde kitaptan oluan bir ktphane derlemiti.

Genel eviri 3: Genel eviri 1 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
39

Konu 13
Condition clause

Giri

En nl eserlerini resmettikten sonra Leonardo dier dlerine daha fazla zaman
harcamaya balad. Bir askeri mhendis olarak, Leonardo daha hayal edilmelerinin bile
mmkn olmasndan ok nceleri ilkel tanklar ve uaklar izmiti. Ayrca ilk asansr
tasarlam olduu da sylenir. Bilim alannda Leonardo ayn biimde artcyd.
Galileo'dan yaklak bir yzyl nce karmak fizik prensipleri kefetmiti. Anatomi
alannda, resmini gelitirmek iin Leonardo kas ve kemik yapsn inceledi ve resim
yapmay braktktan sonra bile kalbin ileyiini incelemeyi srdrd. Hatta, William
Harvey'nin kantlamasndan bir yzyl nce kan dolam hakknda fikir bile yrtmt.
Leonardo da Vinci zamannn o kadar tesindeydi ki bu yzyla kadar dehas tam olarak
anlalamad.

Altrma - Yant

a - 3 b - 12 c - 1/4
d - 2 e - 14 f - 14/15
g - 14/15 h - 5 i - 8
j - 10 k - 10/11 l - 7
m - 9 n - 13 o - 5/6/7/..

Sunu

If yaplarnda renciler asndan zorluk oluturan devrik yaplar zerinde zellikle durun.

Ayrca, renciler bu konu ilendikten sonra karlarna kan her if szc bir conditional yap
olarak grmekte ve buna uygun olarak eviri yapmaya kalkmaktalar. If szcnn reported speech
yaplarda da kullanldn hatrlatn ve rnek tmcelerle bunu pekitirin.


leme

Altrma - Yant
Bill Wyman:

Keke on sekizimde ana babam daha fazla dinleseydim. Onlara kar ok
dncesizdim, ama sanrm o yalarda herkes byle. On sekizimde ana babamn
gerekten berbat olduklarn dnrdm. Babam duvar iisiydi ve ii elbette mevsimlikti.
Hava ktyse almazd ve eve hi para gelmezdi.
Genel eviri 3: Genel eviri 1 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
40

Keke on sekizimde daha fazla alsaydm. Elbette, imdi bildiklerimi o zamanlar biliyor
olsaydm mzik renimi konusunda daha ciddi olurdum. Ne zaman ki Elvis ve Fats
Domino gibi insanlar ortaya ktnda mzik heyecan o zaman beni sard.

Okulda piyano dersleri alm ve bir sene de klarnet renmitim. Ama nota okumay asla
renemedim ve bu da bugn gelimemi engellemekte. Turlarla falan bu kadar megul
olmasaydm mzik okuluna gider ve en azndan temel konular renirdim.

retme

Burada verilen tmceler gerekten zor ve incelenmesi uzun zaman gerektirebilir. Bu nedenle ev devi
olarak kullann.

Altrma - Yant

A.
Zekas ne kadar canlysa kiilii de o kadar kesinlemi olsayd, iyilikseverlik iddialar
bencil birine zg kiisel alkanlklar tarafndan engellenmi olmasayd, kendi
mparatorluunun gereksinimlerini, dierlerinden bekledii o kendini adamaya ynelik ruh
haline uyarlayabilmi olsayd, o zaman gerekten de on dokuzuncu yzyln ilk krk yln
kartran o gizli glerin temsilcisi hatta lideri haline gelebilirdi.

B.
Joan [D'Arc] kt kalpli, bencil, korkak ya da aptal olsayd tarihin en ekici kiilerinden biri
olmak yerine en nefret edilen kiilerinden biri olabilirdi. Eer, onlar hatalyken doru
davranarak aalad erkekler zerinde yaratt etkiyi bilecek kadar olgun olsayd ve
onlar batan karp idare etmeyi renmi olsayd, Kralie Elizabeth kadar uzun
yaayabilirdi.

Snama

Altrma - Yant
Hayatm Yeniden Yaayabilseydim

Bir dahaki sefere biraz daha fazla hata yapardm. Rahat olurdum. Sakin davranrdm. Bu
kez olduundan daha lgn olurdum. Daha az eyi ciddiye alrdm. Daha fazla dalar
fethedip daha fazla nehirler aardm.
*
Daha fazla dondurma, daha az fasulye yerdim.
Belki de daha fazla gerek sorunum, daha az hayali sorunum olurdu.

Ben gnn her saatinde makul ve akllca yaayan insanlardanm. yi anlarm olmad
deil; yeniden yaayabilsem daha fazla iyi anlarm olurdu. Aslnda, baka hibir eyim de

*
Bu metinde pek ok ifade mecazi olarak kullanlmakta. rnein, bu noktada, "Daha fazla macera
yaardm" demek yeterli olabilir.
Genel eviri 3: Genel eviri 1 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
41
olmazd. Yalnzca anlar, birbiri ardna, yllarca gn gn yaamaktansa. Ben hibir yere
tedbirsiz gitmeyen insanlardanm. Yeniden yaayabilsem, daha az eyle yolculuk ederdim.

Yeniden yaayabilsem baharlar gne erkenden plak ayak balardm ve sonbahara
kadar da byle kalrdm. Daha fazla dansa giderdim. Daha fazla dnme dolaba binerdim.
Daha fazla papatya toplardm.
Genel eviri 3: Genel eviri 1 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
42

Konu 14
Concession Clause

Giri

1. Grev sona ermezse, yarn tren olmayacak.
2. Kendisi rahat olduu srece bakalarna rahatszlk vermeye aldrmaz.
3. Bir hafta nceden bilgilendirmek kouluyla brodan ne zaman istersen ayrlabilirsin.
4. Eer bu hedefe ulalacaksa, ok ge olmadan hem tarmsal hem de endstriyel gelime
salanmal.
5. Kaza yapacam bilseydim iin banda evden ayrlmazdm.
6. Hkmet kat nlemler alm olsayd, ak imdi olduu kadar byk olmazd.
7. Eer Byk Piramit'in iinde bir kraliyet mezar iin gizli bir oda kefedilmediyse, o takdirde
soru hl karmzda durmakta: piramit neden ina edildi ve Khufu nereye gmld?
8. ehir o kadar hzl bym olmasayd bugn bu kadar fazla sorunumuz olmazd.
9. Keke yurt dnda eitim grme olanam olsayd diye dndn olmaz m?
10. Keke talya'ya gidiyor olsaydm.

Altrma - Yant

Bu tmcelerin evirileri Sunu blmnde verilmekte.

leme

Altrma - Yant
Although 75 percent of the earth's surface is covered by water, only about 3 percent of this is
fresh water; 97 percent is salt water.
Her ne kadar dnya yzeyinin %75'i su ile kaplysa da bunun yalnzca %3' tatl su; %97'si
tuzlu su.

And, while 3 percent of the earth's water is fresh, three-quarters of that is ice, primarily in
the ice caps.
Her ne kadar dnyadaki sularn %3' tatl su ise de, bunun drtte , ounluu
kutuplarda olmak zere, buz.

Despite its lack of taste, color, odor, and calories, water is a powerful beverage.
Tat, renk ve kokudan yoksun lamasna ramen bu gl bir iecek.

Even though water is critical to all life, it is often taken for granted until a disaster occurs.
Her ne kadar su tm yaam formlar iin nemli olsa da, ta ki bir felaket olana kadar
sradan grlr.
Genel eviri 3: Genel eviri 1 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
43

retme

Ev devi olarak verebilirsiniz.

Altrma - Yant
"WHALES"
Now, in spite of their size, whales are no longer an even match for men using helicopters,
radar and explosive harpoons.
Gnmzde, boyutlarna ramen balinalar helikopter, radar ve patlayc zpkn kullanan
insanlara kar denk bir rakip olamamakta.

Although some countries gave up whaling several years ago, there was no international
agreement forbidding it until recently, in spite of the fact that alternatives to the whale
products used in oils, cosmetics and candles were already in existence.
Baz lkeler yllar nce balina avcln braktlarsa da, ya, kozmetik alan ve mumlarda
kullanlan balina rnlerinin alternatiflerinin zaten mevcut olmasna ramen, yakn
zamanlara kadar balina avcln yasaklayan uluslararas bir anlama bulunmamaktayd.

Although governments in many countries have done a great deal to control hunting and
fishing for sport and have set up game reserves and bird sanctuaries where the species can
breed safely in their natural surroundings, the number in danger is still increasing.
Her ne kadar pek ok lke avcl ve spor amac ile balk avlamay denetleme konusunda
pek ok eyler yapp bu canl trlerinin gven iinde yaayabilecekleri av alanlar ve ku
blgeleri oluturdularsa da, tehlikede olan tr says yine de artmakta.

Rare animals useful to the fashion industry are still hunted, even though we can now imitate
their skins and furs with other products.
Gnmzde derilerini ve krklerini dier rnlerle taklit edebiliyor olsak da, moda
endstrisine yararl olan nadir hayvanlar hala avlanmakta.

The greatest problem for conservationists is that while we can make laws to protect certain
species we are frequently incapable of controlling the environment in which they live and
breed.
Korumaclar iin en byk sorun, baz trleri koruma konusunda yasalar karabilsek de
iinde yaayp oaldmz dnyay kontrol edebilme konusunda srekli yetkin deiliz.

In spite of taking action to prevent it, we may contaminate rivers and make the fish sterile.
Bunu engellemek iin nlem almamza ramen, nehirleri zehirleyebilir ve balklar
ksrlatrabiliriz.

However good our intentions are in destroying the insects and vermin that eat our crops, at
the same time we deprive the birds that live on them of food.
rnlerimizi yiyen bcekleri ve kemirgenleri yok etme konusundaki niyetimiz ne kadar iyi
niyetli olursak olalm, ayn zamanda bu canllarla beslenen kular gdadan mahrum
etmekteyiz.

Man has not yet learnt how to deal with the balance of nature and whatever he does, he is
bound to alter it without realizing it.
nsanolu henz dnyann dengesini salamay renemedi ve ne yaparsa yapsn,
farknda olmadan bu dengeyi deitirmesi kanlmaz.
Genel eviri 3: Genel eviri 1 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
44

But even though it may not be possible to save every endangered species from extinction, we
should be able to protect the majority by becoming aware of their plight before it is too late.
Tehlikede olan her bir tr kurtarmak mmkn olmasa da, ok ge olmadan onlarn
arsnn farkna vararak ounluu koruyabiliriz.

Snama

Altrma - Yant
For example, as you may know, although jaywalking, that is, not crossing the road at the
proper crossing place, is illegal in areas of the world as North America, in other areas it is
quite legal.
rnein, bildiiniz gibi, yaya geidini ihlal, yani yanl yerde kardan karya gemek,
Kuzey Amerika gibi blgelerde yasad kabul edilse de dier blgelerde tamamen
yasaldr.

For example, while carrying a gun is a very serious offence in some countries, it is a very
petty offence in others.
Mesela, silah tamak baz lkelerde ok ciddi bir su olsa da, dierlerinde basit bir
sutur.

For example, a person convicted of theft in some parts of the Middle East might face a severe
penalty, although the same crime would receive a relatively lenient punishment in say,
Scandinavia.
rnein, Ortadou'nun baz blgelerinde hrszlktan sulu bulunan bir kimse ok ciddi bir
cezaya maruz kalsa da, ayn su diyelim ki skandinavya'da nispeten basit bir ceza alrd.

They are locked in their cells at night, although each prisoner is given a key to his own cell
and can lock the door at night if he wishes.
Her ne kadar geceleri hcrelerine kilitlenseler de her bir mahkuma kendi hcresinin
anahtar verilmektedir ve dilerlerse geceleri kapy kilitleyebilirler.

Genel eviri 3: Genel eviri 1 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
45

Konu 15
Reason, Result, Purpose Clause

Giri

1. Her ne kadar tm kar taneleri alt kenarl ise de, saysz form eitlilii vardr.
2. Art bir elektrik yk bir bulutun tepesinin yaknlarnda birikirse de, eksi bir elektrik yk alta
yakn birikir.
3. Bulutlar scak hava ykselip souyunca oluurken, sis, hava yerin ya da okyanusun yaknnda
souyunca oluur.
4. Bir yandan lkenin bir yannda i sava srerken allm yaam ekli deimeden sryor.
5. Gda maddesi dalm dzeylerinin artmasna karn gelimekte olan lkeler daha nce hi
olmad kadar ciddi bir soruna sahip.
6. Varlkl olmasna ramen yoksullara asla tek bir kuru bile demez.
7. Param geri demeyi nerseler bile kesinlikle reddederdim.
8. Heyecan verici bir oyun olmasna ramen skor berabereydi.
9. Salam bir kiilii olmasna ramen bazen korkulara kaplverir.
10. Katlmn bedava olmasna ramen seminere pek az insan katld.

Altrma

Bu tmcelerin evirisi Sunu blmnde verilmekte.

leme

Altrma - Yant

1. BECAUSE OF their height
2. BECAUSE the air cools
3. BECAUSE the air is much cooler and thinner then, it sinks.
4. BECAUSE OF the dryness
5. the world SO THAT they
6. Some scientists have studied volcanoes TO see their effect on temperature.
7. near the equator, TO learn its role in weather.
8. air pollution SO THAT they can understand
9. worldwide SO THAT they can learn

Yksekliklerinden tr dalar hava koullarnn olumasnda nemlidir. Nem ykl hava
dalarla karlatnda ykselmeye zorlanr. Hava yksek irtifalarda souduu iin,
havann iindeki su buhar yamur ya da kara dnr. Hava dalarn doruklarn
atnda nemini yitirmitir. Bu durumda hava daha serin ve daha ince olduu iin yere
doru ker. Bu aa ynl rzgarlarn kuruluundan tr bat Birleik Devletler'deki
Kzlderililer bunlara "kar yiyici" derler. Bu rzgarlar kar gnde yarm metrelik bir hzla
eritebilir.
Genel eviri 3: Genel eviri 1 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
46

1988-89 yllar dnyann ou blgesinde ar hava koullarna sahne oldu. O zamandan
beri, bilimadamlar normal olmayan hava koullarnn nedenleri hakknda daha fazla
eyler renmek iin dnyann pek ok blgesini gzlemlemekteler. Baz bilimadamlar,
s zerindeki etkisini grmek iin volkanlar incelemekteler. Dierleri, hava koullarndaki
roln renmek iin ekvator yaknlarnda bir scak su aknts olan "El Nio"yu
aratrmaktalar. Buna ek olarak, meteoroloji uzmanlar hava koullarnn zerindeki etkisi
yan sra "asit yamuru"ndaki roln anlayabilmek iin hava kirliliini incelemekteler. En
nemlisi, kresel hava koularndaki karlkl ilikiyi anlayabilmek iin bilimadamlar
dnya apnda veri toplamaktalar.

retme- Snama

Altrma - Yant

Because all weather is interconnected, a change in one area affects other areas.
Tm hava koullar birbiri ile balantl olduu iin, bir blgedeki bir deiiklik dier
blgeleri etkilemekte.

Today, scientists collect information worldwide so that they can understand and predict
changes in weather more accurately.
Gnmzde bilimadamlar hava deiikliklerini daha doru anlamak ve tahmin edebilmek
iin dnya apnda bilgi toplamaktalar.

Due to technological advances in the last several decades, meteorologists can now gather
detailed information on cloud cover, precipitation, temperature changes, wind speed and
direction, and energy from both the sun and earth.
Son eyrek yzyldaki teknolojik gelimeler sayesinde gnmzde meteoroloji uzmanlar
bulut tabakas, yamur, s deiiklikleri, rzgarn hz ve yn ve hem gneten hem de
yeryznden yaylan enerji konusunda ayrntl bilgi toplayabilmekteler.

Since winds affect precipitation, changes in wind patterns alter the amount of rainfall.
Rzgar yamuru etkiledii iin, rzgar yapsndaki deiiklikler yamur miktarn deitirir.

Genel eviri 3: Genel eviri 1 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
47

Konu 16
Exception, Place, Similarity Clause

Giri

1. Yamur ve kar yere eit lde dmedii iin, lkenin bat blmleri nemin sadece yzde
23'n alr.
2. Byk nfuslu merkezler, eski kanalizasyon sistemleri ve kirlilikten tr ABD'nin byk bir
blm temiz su ktl ile kar karya.
3. Temiz su yaamn tm iin gerekli olduu iin, bu kayna artk uygun biimde ele almaya
balamamz gerekmekte.
4. Meteoroloji uzmanlar birbiri ile nasl balantl olduunu renmek iin dnya apndaki
iklimleri incelemekte.
5. Havann oluumunda okyanuslarn ve yerin roln anlayabilmek iin meteoroloji uzmanlar
dier bilimadamlar ile birlikte almakta.
6. Hangi yola sapmamz gerektiini bilmediimiz iin bir polise dantk.
7. Artk ara kullanabildii iin kendisini tamamen bamsz hissediyor.
8. Srf kadnlar daha byk ailelere sahip olduklar iin deil, ayrca ocuk sahibi olabilecek
kadnlarn oran da ok daha yksek olduu iin, doum oran ok fazla.
9. Eer hi ana dili duymazsa ocuun hangi dili konuacan bulmak umuduyla, 13. yzylda 2.
Frederick bakclara konumamalarn syledi.
10. Beynin iki yarm kresi birbirinden bamsz davranr, yle ki herhangi trden bir kaza
sonucunda yarm krelerden biri hasar grecek olursa dieri bu a kapatacaktr.

Altrma - Yant

Bu tmcelerin evirisi Sunu blmnde verilmekte.

leme-retme-Snama

Altrma - Yant
1. Where there had been a fire, we saw nothing but blackened ruins.
Yangn yerinde kararm ykntlardan baka bir ey grmedik.
2. Wherever he should have put semicolons, he puts colons.
Noktal virgl koymas gereken her yere iki nokta st ste koyuyor.
3. Where I saw only wilderness, they saw abundant signs of life.
Benim yalnzca vahilik grdm yerde, onlar bol bol yaam iaretleri grmekteydi.
4. I would pay you now but/except that I don't have any money on me.
Paran imdi derdim ama zerimde hi para yok.
5. Please do it as I showed you.
Ltfen sana/size gsterdiim gibi yap/yapn.
6. Just as a moth is attracted by a light, so was he fascinated by her.
Ayn bir kelebein a gitmesi gibi, o da o kza balanmt.
Genel eviri 3: Genel eviri 1 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
48

Konu 17
Comment, Verbless Clause

Giri

1. Eskiden bykbabasnn olduu gibi, karm da mesleini seven bir dekoratr.
2. Film tam beklendii gibiydi.
3. Geen Cumartesi televizyondaki bir konumada Babakan o kadar sama fikirler ileri srd ki
sanki bizimle alay ediliyormu gibi hissettik.
4. Yolun ikiye blnd yerde saa sap.
5. Tam bir tren yolu kprsnn altndan getii yerde otoyol artc biimde genilemekte.
6. Nereye giderse gitsin, yastn yannda gtrr.
7. Tom sunduumuz projeyi onaylamakta ama onu uygulamaya koyacak otoriteden yoksun.

leme-retme-Snama

Altrma - Yant

1. This government, I believe, must go. / Bu hkmet, bence, gitmeli.
2. Speaking as a layman, I can say that this discussion has highlighted a very important point
indeed. / Sradan biri olarak konuursam, diyebilirim ki bu tartma gerekten de ok
nemli bir konunun altn izdi.
3. First he dives into icy water. What's more surprising, he stays under water for about five
minutes. / nce buzlu suya dalyor. in daha da artc yan, su altnda yaklak be
dakika kalyor.
4. Nervously, the man opened the letter. / Adam tedirgin bir halde kapy at.
5. The woman was sitting still, a real symbol of purity. / Kadn hareketsiz oturuyordu - gerek
bir saflk simgesi gibi.
Genel eviri 3: Genel eviri 1 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
49


Konu 18
Should

Giri

1. Bana sylenilene gre, karsn yine dvm.
2. in daha ilgin yan, polis ldrlen olann ana babasna bilgi vermedi.
3. Demokratik lkelerde, bence, her eyin stnde ya da her yerde mevcut olan bir hkmet yok.
4. Herkesin bildii gibi, gen pop mzik severler arasnda byk lde popler.
5. Dediin gibi, parti lideri gerek bir yalanc.
6. Susan ve kocas iyi dostlar olarak ayrldlar.
7. Tamamen kafam karm ekilde arabay eve srdm.
8. Tom'u eve sarho gnderdik.
9. Doru drst bir tavsiye umuduyla sessizce bekledik.
10. Demir kap grltyle kapand.

Altrma - Yant

Bu tmcelerin evirisi Sunu blmnde verilmekte.

Sunu

Should szcnn bu kullanmlarda "gerekir" ekilde Trkeye aktarlmayacan, yok
saylmasnn yeterli olacan tekrar tekrar vurgulayn.

leme-retme-Snama

Altrma - Yant
1. Bu kadar arkadan varken kendisi yalnz hissetmene ardm.
2. Onlarn, senin bakan olmak konusundaki hevesini anlayabiliyorum.
3. Bu gitarn bu kadar pahal olmas yazk.
4. Komite toplantsnn sona erdirilmesinde srar ettik.
5. Dilekeyi imzalamay reddetmeleri byk cesaret gerektiriyordu.
6. Seni ta havaalanna kadar arabasyla gtrmesi onun ne kadar dnceli olduunu gsterir.
Genel eviri 3: Genel eviri 1 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
50

Konu 19
Devrik Yap

Giri

1. Rapor, retim programnn okuma becerisine dayanmasn nermekte.
2. lgilenirsen, sana gerekli bilgiyi salarm.
3. Tom'un bakan olmas konusundaki istekliliklerini anlayamyorum.
4. Yneticinin o kadar cimri olmas dorusu yazk.
5. ocuklarmn okula otobsle gitmeleri beni gerekten endielendiriyor.
6. Benim hakem olmam amalanmt.
7. ocuk yuvasndaki ocuklarn tmnden sorumlu olmay nerdi.
8. O kadar fazla insann uan daireler grm olduklarn iddia etmelerini garip buluyorum.

Altrma - Yant

3. I had hardly said a word when he punched me.
4. I have never received such a lovely letter before.
5. The small child did not cry until they took him to hospital.
6. You will not be given such a beautiful service anywhere.
7. You can smoke only here.
8. She was able to walk again only after a year.
9. I realised that I was to blame for the accident only then.
10. They could rarely find a bit of piece of mind.
11. It had seldom snowed there.
12. You cannot cross this red line under any circumstances.
13. You cannot ask for compensation in any way.
14. We were able to persuade the child only this way.
15. We were able to persuade the child only by promising to buy chocolate.
16. She gave a sigh of relief only when her husband left.
17. Dogs are not allowed in here on any account.
18. She is not only a liar but proud to be one.
19. The fish would, too.
20. His son is, too.
21. We neither protested nor showed a sign of approval.
22. He looked so pale that we thought he was going to have a heart attack.
23. Manhattan is to the southwest of Staten Island.
24. Your essay is a masterpiece; the ideas in it are equakky brilliant.
25. If you (should) hesitate a minute, call me.
26. If the weather had been better that day, we could have met you at the airport.
27. Although he may try hard, I doubt he'll manage to move that piano.
28. Because he was penniless, he found he had no choice but wait for the bank to open.
29. I'm a farmer; all my ancestors were farmers, too.
30. The study of dialects of a language is closely related to the study of usage.
31. She is so beautiful! / She is beautiful, isn't she?
Genel eviri 3: Genel eviri 1 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
51

leme-retme-Snama

Altrma - Yant

1. Under no circumstances should you get up.
Hibir ekilde kalkmamalsn.
2. Never had I felt so embarrassed in my whole life.
Tm yaamm boyunca hi bu kadar utanmamtm.
3. Rarely do you see a comet wit bare eyes.
Bir kuyruklu yldz nadiren plak gzle grrz.
4. Not only does he play but he composes the songs as well.
Yalnzca almakla kalmyor, arklar da besteliyor.
5. Not until then did we realise how much he wanted to come with us.
O ana kadar bizimle gelmeyi ne kadar istediini fark etmemiti
6. Only much later did they realize what hisreal purpose had been.
Onun asl amacnn ne olduunu ancak ok sonralar anladlar.
7. Scarcely had he turned the key in the ignition when he heard a tap on the side window.
Daha anahtar kontakta yeni evirmiti ki cama vurulduunu duydu.
8. No sooner had he been given the job than he asked for a pay rise.
Daha yeni ie alnmt ki maa art istedi.
9. Only recently have I started to think about my own future.
Kendi geleceimi daha ancak son zamanlarda dnmeye baladm.
10. Seldom have I seen such an ugly scene!
Byle irkin bir manzarayla hemen hi karlamamtm!
11. Not until all the others have left the room can we talk freely.
Dierlerinin tm odadan kmadka serbeste konuamayz.
12. Only in special circumstances are visitors allowed in the hospital.
Ziyaretilerin hastaneye girmesine yalnzca zel durumlarda izin verilir.
Genel eviri 3: Genel eviri 1 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
52

Konu 20
It

Giri

1. Hibir yerde daha ucuz mobilya bulamazsn.
2. ln kuzeyinde artc lde modern bir kasaba bulunmakta.
3. Bina iinde iki Fransz gazeteci terristlerce rehin tutulmaktayd.
4. Daha bal yeni yakalamt ki birka metre tedeki balk yasa tabelasn grd.
5. Dan zirvesinde byk bir manastr bulunmaktayd
6. Nefretim o kadar kkl ki onu asla affedebileceimi sanmyorum.
7. En kt yollardan birinde deve srtnda yaplan uzun bir yolculuun ardndan, derin bir
ukurun dibine olduka uzun bir ini gelmekte.
8. Aa iki iri kaya yuvarlanr.
9. Son zamanlarda ne kadar fazla kilo alm olduunu ancak yeni ceketini deneyince anlad.
10. Hata o kadar ufakt ki az kalsn fark edemiyorduk.

Altrma - Yant

ok sayda tmce retilebilir.

leme-retme-Snama

Altrma - Yant

1. Oyunu kaybetmeleri yazk oldu.
2. lk tantmz yer buras olmal.
3. Anladm kadar ile ii brakyorsun.
4. Ekipman indirtmek kolayd.
5. Uslu durmasn sylemek yararsz.
6. Son otobs yakalamaya almak yararsz olur.
7. Herhalde burada almay ilgin buluyorsundur.
8. Jrinin beni susuz bulmasn sana borluyum.
9. Onun bir casus olduu dncesi aklna geldi
10. Onunla uramak hemen hemen olanaksz.
11. Burada seninle olmak bizim iin gerekten zevkli.
12. Oraya ulamamzn zor olaca kesin.
13. Grne baklrsa berbat bir hata yaptk.
14. Onun bir kahraman olduu biliniyor.
15. Bu snfa ders vermek benim iin bir zevk olmutur.
Genel eviri 3: Genel eviri 1 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
53

Konu 21
A, An, The

Giri

1. Geni ve kapsaml bir koruma almas vakit kaybetmeden ele alnd. Teknik ve bilimsel
adan bu, hkmetin tek bana sorumluluk stlenmesinin g olaca ayrntl almalar
gerektirmekteydi.
2. imdiye kadar, yabanc uaklarn aznlk gruplara yardm tamalarna izin verilirse casusluk
iin kullanlacaklar sylenmitir.
3. Evde olmann hi de gzel bir dnce olmadn akla kavuturmak isterim. Sorumluluk
ve disipline byk nem vermeniz gerekir.
4. Ulusal boyuttaki toplum servisini savunan dncenin, isizliin ok yksek olduu bir
dnemde ortaya konulmas gerekten zc.
5. Temelde, ilerini kaybetmekte olanlar eitimsizler; ou kez ksa bir nel sonrasnda - ve
bence ok ksa bir nel sonrasnda.
6. Anormal ekonomik ve politik belirsizlik dzeyi, borsaya ilikin yakn gelecekli tahminleri
deerlendirmeyi zellikle zorlatrmakta.
7. Bu tartmaya gre, bir maln doas ayn kalmakta ama kullanm deimektedir.
8. zel ile uraan bir kimseye almalarndan tr sabit bir miktar denmediinin
belirtilmesi gerekir.
9. Kukusuz, bir pazarda hkm srmekte olan fiyatn, arz ve talebin bulutuklar noktay
gsterdii sylenebilir.
10. Kimi zaman, demokratik bir sistemin anayasasnda inisiyatif ve referandum maddesinin
olmasn gerektirdii ileri srlr. Bir halkn, eer yasa emirlerinin oluturulmas iine tek
dorudan katlm, bunlarn oluturulmasndan sorumlu olanlar semekle kstl ise, o halkn
kendi yaantsn gerek anlamda denetlemedii sylenmektedir.

Altrma - Yant

1. (1) THE; (2) THE; (3) AN; (4) A; (5). (-); (6) (-); (7) THE
2. (1) (-); (2) THE; (3) (-); (4) THE; (5) A; (6) THE

Sunu

Yalnzca eviri asndan yararl olan kullanmlar ilemeniz yeterli olabilir: a few/a little/.., the +
sfat, a + kii ad, the + shoulder/...
Genel eviri 3: Genel eviri 1 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
54

leme

Altrma - Yant

1910 (-) farmers / of THE U.S. / than AN hour of (-) work to produce A bushel of (-) corn./ of (-
) work produced (-) same / and (-) farm / 1950 A very / of (-) milk / 1987 (-) dairy / gallons A year,
/ During THE 1990s, (-) milk / of (-) dramatic / in (-) agriculture. Through (-) advances in (-)
science and (-) technology, (-) modern / of THE greatest.


retme-Snama

Altrma - Yant

Yzyllar boyunca, insanlar gda, yakt, yap malzemesi, para, gbre, alet, silah, ila gibi
gereksinimler iin kullanlacak eitli trden deerli kaynaklar kefetmitir. Bu
kaynaklardan nemli olan bazlar: kmr, demir cevheri, petrol, bakr, altn ve deerli
talar.

Pek ok hammadde yalnzca birka yrede bulunduu iin bu yerler ok nemli hale
gelmektedir. Geni mineral ve yakt rezervlerine birka rnek: Venezuela kylarnn
andaki ve ran Krfezi'ni evreleyen llerdeki petrol; yukar Silesia'daki (Polonya ve
ek Cumhuriyeti) kurun ve inko madenleri; toplam olarak dnya retiminin yarsn
oluturan Malezya, Bolivya ve Sovyetler Birlii'ndeki kalay madenleri; Meksika'dan ngiliz
Kolombiyas'na kadar uzanan gm madeni alanlar; dnya altnnn ouna sahip olan
Gney Afrika'daki nl Witwatersrand alan; ve dnyadaki platinin ounun karld,
(yine Gney Afrika'da olan) Rustenberg blgesi.
Genel eviri 3: Genel eviri 1 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
55

Konu 22
Of

Giri

1. Milyar dolarlk gelire sahip olan irketlerin ounluu petrol irketleri.
2. Hi ekonomi dersi almad.
3. okuluslu bir irket, birden fazla lkede faaliyet gsteren irkettir.
4. Enflasyon orannn yksek olduu bir lkede fabrika iletmek riskli bir i.
5. Kuyumculukta kullanlan altn dier metallerle kartrlmakta.
6. Gney Amerika'daki And Dalar'nda byk altn rezervleri bulunmakta.
7. Yarn yaplacak genel toplantda bro alanlarnn geri kalan ile bilgini payla.
8. Deiiklik pek ok formda olumaktadr, fakat en kkten form devrimdir.
9. Amerikan Devrimi'nde, temel konu vergilendirmeydi. Amerika'da vergilere kar tepkiler
savaa ve Yeni Dnya'daki ilk zgr lkenin kurulmasna yol at.
10. Sonu olarak, beyin her dakika milyonlarca bilgiyi filtre eder ya da "unutur".

Sunu

zellikle out of szcnn kullanm zerinde durun. Yerine gre olumsuz anlam veren bu yap (Out
of the question! gibi), yerine gre "because of" anlam tayabilmekte.

leme-retme-Snama

Altrma - Yant

1. Sergiye katlmak isteyenlerden yalnzca nl olanlar dzenleme komitesi tarafndan kabul
edildi.
2. Son zamanlarda kitap okumadm doru, ama bunun temel nedeni ok megul olmam.
3. Deinilen konu ok nemliydi.
4. ok yumuak bir iklime sahip olan Kanarya Adalar her yl milyonlarca turisti cezp etmekte.
Genel eviri 3: Genel eviri 1 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
56

Konu 23
Eylem + eylem


Yalnzca bilgilendirme amac ile eklenmi bu konu zerinde fazla zaman harcamanz gereksiz.

Giri

1. Son zamanlarda grmedik ama hl haberleiyoruz.
2. nsann yapt tm icatlar iinde elektriin sekin bir konuma sahip olduunu sylemek yanl
olmaz.
3. Frtna kmadan adaya varmaya altk, ama belli ki bu aba yararszd.
4. Benim belge ok acil; bu nedenle de ncelik onda olmal!
5. ngiltere on dokuzuncu yzylda ok popler yazarlar kard. Bunlar arasnda, kitaplar bugn
de byk poplariteye sahip olan Charles Dickens sekin bir yere sahiptir.
6. Deiken ve nceden tahmin edilemez bir yapya sahip olan yeni sekreter tam bir korku
unsuru!
7. irket yapsnda deiiklik nerenlerden biri bile bir alternatif neremedi.
8. Son zamanlarda o kadar fazla eletiri aldk ki projeyi tamamlamay baarabileceimizden
kukuluyuz.
9. Sz edilen nokta yaamsal neme sahipti.
10. iin mlakata aldmz son kii ok inat bir kiilie sahipti.

leme-retme-Snama

Altrma - Yant

1. Hrsz gen iftin daireden kn izledi, sonra sessizce pencereden ieri girdi.
2. Alp dalarnda bir iki gn geirmek ister miydin?
3. Aslnda, bizler bu kadar tembelken senin bylesine etken almana gpta ediyorum.
4. Gelecek ay terfi etmeyi umabilir miyim?
5. Ltfen u sandalyeyi bir para kaldrmama yardm eder misin?
Genel eviri 3: Genel eviri 1 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
57

Konu 24
Infinitive

Giri

1. Bir an, odadan gelen incecik bir k demetinin koridorda parldadn grdk.
2. O sinirle karken kapnn arptn duydum.
3. Onun yneticiyi tehdit etmesini duydular ama ona vurduunu aslnda grmediler.
4. Yeni kpr bu blgedeki ar trafiin rahatlamasna yardmc olacak.
5. O konserde Michael Jackson' ark sylerken dinlediin gn bana herhalde yz kere
anlatmsndr.
6. Tm binann sarsldn hissettiler ve bir an sonra duvarlardan birinde geni bir atlak olutu.

leme-retme-Snama

Altrma - Yant

1. Onu grev iin uygun bir aday olarak dnmyoruz.
2. Taksiye bindim ve bir de baktm ki btn param dier ceketimde unutmuum.
3. Sinirlerini yattrmak iin sert bir brendi iti.
4. Anne baba ldrldnde, ocuklarn bakm iin bir fon oluturuldu.
5. O sradan ufak kzn dnyann en byk arkclarndan biri olacan kim hayal edebilirdi ki?
6. Plann temelinde yatan fikir ehir merkezindeki trafik younluunu azaltmak.
7. lk bakta, insan enflasyon orannn %6 civarnda olmasn bekliyor.
Genel eviri 3: Genel eviri 1 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
58

Konu 25
Gerund

Giri

1. nl toprak sahibinin rakiplerinin hakkndan gelmek iin adam kiralam olduu syleniyor.
2. 1969 senesinde, Neil Amstrong Ay'da yryen ilk insan oldu.
3. Sigaray brakmann tek yolu iradeli olmaktr.
4. Sahne korkusu aktr ve aktris adaylar arasnda olduka yaygndr. Bu tr korkularla baa
kmann basit bir yolu insann kendisini psikolojik olarak hazrlamasdr.
5. Bu mali yardm almamz engelleyecek tek kii o gibi grnyor.
6. Bence, hibir bitki ya da hayvan endstri uruna harcanacak kadar deersiz deildir.

leme-retme-Snama

Altrma - Yant

1. Onu bamzdan atmann tek yolu tamamen sevgisiz davranmakt.
2. Birbirlerine bardklarn duyabiliyorduk.
3. Burada oturup olaylarn olumasn beklemek yerine neden biraz daha etken olmuyorsun?
4. On dokuzuncu yzyln balar, uzak lkelere gitmek amacyla okyanuslar aan ngiliz
kyllerine ahit oldu.
5. Modern arabalarn kalc olmamak zere retildikleri inkar edilemez.
6. Komite, soya fasulyesinin eitli rnlerde kullanmn incelemek iin seneler harcad.
Genel eviri 3: Genel eviri 1 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
59

Konu 26
Infinivite ve Gerund


Bu konu zerinde fazla zaman harcamayn.

Giri

1. Kazay geirdiinde, pencereden sarkm arkadalarna el sallayarak veda ediyordu.
2. Her ay dzenli olarak tasarruf yaparak ve harcamalarna dikkat ederek, rahatlkla iki yakan bir
araya getirebilirsin.
3. Broda davranlarna dikkat etmesi sylenmiti ama kendisine syleneni yapaca yerde i
gnne i arkadalarna avaz avaz bararak balad.
4. Banliylerde yaayan insanlarn daha az kira dedikleri kesin, ama onlarn da dnmeleri
gereken otobs ve tren cretleri var.
5. Berberde insanlar dinleyerek insann neler renebilecei hayret verici bir ey.
6. Sorumluluklarndan kaamazsn.

leme-retme-Snama

Altrma - Yant

1. Hakemlik en zor ve riskli mesleklerden biri olmal.
2. Sana doruyu sylemek gerekirse, o kadar az niteliin varken o ii alabileceinden
kukuluyum.
3. Yeni domu bir kangurunun annesinin kesesine trmann grmek her zaman mmkn
olmaz.
4. Yapt hizmetler karlnda cmert bir ekilde bahi verilmesi, herhangi bir garsonun temel
gelir kayna haline gelebilir.
5. Arabam, benimki gibi iri bir araba iin tam tamna geni olan bir yere park etmek hep
karabasanm olmutur.
Genel eviri 3: Genel eviri 1 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
60

Konu 27
Any, Every

Giri

1. Her koulda gerei sylemek yararl olmayabilir.
2. Elimizden geleni yaptk ama onun gvenini kazanmak beklediimiz kadar kolay deildi.
3. Bir yandan Asya'ya ok yaknken bir yandan da sahilden uzakta olan Hong Kong, bamsz
bir ada olmann tm nimetlerinden yararlanmtr.
4. Kolomb'un yeni bir kta kefettiini asla fark edemeden lm olmas zc.
5. Diledii her eye harcamaya yetecek kadar bol paras varken sat mdrmzn dkkandan
hrszlk yapmakla sulanmas gerektende ok edici.

Sunu

Any(..) yapsnn yerine gre hi ya da her anlam tayabileceini vurgulayn.

leme-retme-Snama

Altrma - Yant

1. Herhangi iki insann doum gnlerinin ayn olmama olasl 365'te 364'tr.
2. Zekas abuk ileyen herkes sorunu zebilirdi.
3. ine kar hi ilgi beslemiyor. Yine de yapyor.
4. Herkesin araba ehliyeti almasna izin verilmemeli.
5. "Bir kart se," dedi falc, "herhangi bir kart; hangisi olduu fark etmez."
Genel eviri 3: Genel eviri 1 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
61

Konu 28
Grup Adlar ve Uygun Eylem

Giri

1. Neden burada olmad hakknda hi fikrimiz yok; bir sr neden olabilir.
2. Hrszlar u an ehirde herhangi bir yerde olabilirler.
3. Polisler soruturmay yrtmek iin tam yetki verilene kadar ve verilmedike hibir ey
yapamazlar.
4. Mantar trlerinin hepsinin de yenilebilir olarak snflandrlamayacan unutma.
5. Klasik gitarda ustalaan her gitarc ksa bir alma sonrasnda elektro gitar alabilir.

Sunu

Bu konunun eviri asndan nemi, konuda belirtilen yaplar ile hangi yklemin kullanldn
bilmeyen rencilerin bileik tmcelerde yklemi bulurken hata yapmalarndan kaynaklanmakta.
oul anlam tayan (rnein Everybody) bir szcn tekil (Everybody was) yklem aldn gz
ard eden renciler bu nedenle tmcenin esas yklemini atlayabilmekteler.

leme-retme-Snama

Altrma - Yant

1. Dinleyiciler o kadar istekliydi ki, dinleyiciler ritme uygun olarak parmaklarn rlatrlarken
orkestra koca bir konertoyu yeniden ald.
2. Halk, seim sonularn renmeye ok istekli.
3. Kupa finalinde Brezilya Arjantin'i yendi.
4. Sonu olarak, en fazla madur olanlar yoksullar.
5. Polislerin gerei ararken yasalar bir para inemesinin muhtemel olduunu herkes bilir.
6. Toplantya/Mitinge katlmaya sz verenlerin ou evlerinden bile kmayacak kadar
tembeldi.


Genel eviri 3: Genel eviri 2 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
62
Genel eviri 2
Konu 2 Metin Trleri ve eviri Yntemleri
Konu 3 Tmce Analizi
Konu 4 Tmce Analizi ve evirisi
Konu 5 Metin Analizi ve evirisi
1. Heart
2. Growing vegetables
3. Grounds for divorce
4. Galaxy
5. Language
6. Man's future
7. Ifs of history
8. Lake Turkana
9. Garbology
10. Explain
11. The 800
th
life
12. Desertification
13. Women
14. Who's afraid of the silicon chip
15. Education
16. The secret few people could guess
17. United Nations
18. The fountain and the water-jar
19. Lightning
20. The way up to heaven
21. Political parties
22. Women and space
23. Common sense about smoking
24. Intelligence
25. The sacred rac
26. Amber
27. Levophobia
28. Self-confidence
29. Magnetism
30. The death penalty
31. Slipper animalcule
32. Tighten you belt
33. Arranged marriages: an alternative to love marriages
34. Nuclear energy
35. Lie detector
36. Barter
37. Art
38. New policy debate
39. Investment
40. Modern constitutions
41. Television
42. Economics and history
43. The Rolling Stones
44. Pioneer 10 pushes forward beyond goals, into the unknown
45. California's germinal brains bank
46. The manager's authority
Genel eviri 3: Genel eviri 2 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
63
47. Ethical and legal considerations of public relations practice
48. Human behaviour and social practice
49. Democracy and adult education in Tanzania
50. The twelve bottles of whisky

Konu 6 eviri Snavlarna Hazrlk ve Son Dzeltmeler
Konu 7 eviri Snavlarnda Baar

Genel eviri 3: Genel eviri 2 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
64

Derslerin sunulmas ve ilenmesi, altrmalarn yaplmas ve yantlanmas esnasnda, u nemli noktalar
unutmayn.

retmen olarak snfta stlendiiniz denetim ve katlm Sunu aamasndan
Snama aamasna doru gidildike azalrken rencilerin rolnn ve katlmnn
artmas gerekir.

Verilen grevin zorluu, srenin yeterlilii, rencilerin mevcut dzeyi gibi
unsurlar gz nne alarak, rencilerin snf iinde yaplmas gereken grevleri
kendi balarna, ikili gruplarda ya da kk gruplarda gerekletirmelerini
salayn.

Altrmalarn talimatlarn mutlaka rencilerle birlikte okuyun ve gerekirse ek
aklamalarda bulunun. renciler genelde talimatlar okuma alkanln
tamazlar.

Snfta yaplan altrmalarn yantlarn snf tartmas sonucu elde etmeniz,
doru yantlar sizin vermenizden ok daha iyidir. Unutmayn, eviri tartmadr.


Genel eviri 3: Genel eviri 2 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
65
Konu 2
Metin Trleri ve eviri Yntemleri

Newmark (1988) eviri yntemlerini u ekilde sralamakta:

KAYNAK DLE VERLEN NEM HEDEF DLE VERLEN NEM
Bire-bir eviri Uyarlama
Tam eviri zgr eviri
Sadk eviri Deyimsel eviri
Anlamsal eviri letiimsel eviri

ekilde de grld gibi, Anlamsal eviri ile letiimsel eviri birbirine en yakn olanlar.

Giri

Altrma - Yant
Bu aamada, elbette, rencilerin Sunu blmndeki metin trlerini bilmeleri gerekmez.

1. Anlatm
2. Diyalog
3. Betimleme
4. Tartma

Sunu

1. Metin trleri

Giri blmnde olduu gibi, bu aamada, elbette, rencilerin Sunu blmndeki eviri yntem
trlerini bilmeleri gerekmez.
1 [ eviri yntemi: Bire-bir eviri ]
2 [ eviri yntemi: Anlamsal eviri ]
3 [ eviri yntemi: letiimsel eviri ]

leme

Altrma 1 - Yant
1. CRETE ................................ Betimleme
2. SCHOOL'S OUT .................. Betimleme
3. IFS OF HISTORY ................ Tartma
4. VISITOR .............................. Anlatm

retme - Snama

renciler metinlerden birinin evirisini yaparken dierlerini de dikkate aldklarnda eviri
ilemi kolaylaacaktr.
Genel eviri 3: Genel eviri 2 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
66

Konu 3
Tmce Analizi

Giri

ncil
Temelde Hristiyan ve Yahudi tanrsnn doasn ve ahlak retilerini aklamak
amacn tayan teolojik bir belge olan ncil, ikincil olarak da bir tarih ve corafya
kitabdr.

rnein srailden k'n anlatlarnda ierilen kiiler, yerler ve olaylara ait en ufak
deinmeler ya da brahim, Musa ve Davut gibi ncil kahramanlarna ilikin hikayeler,
eer uygun biimde deerlendirilir ve izlenirse, ok nemli tarihsel keiflere yol aabilir.

ncil'deki tarihsel ipular arkeologlar ncil'in iinde gelitii ve dinsel kavram ve
uygulamalar ile ylesine kkten farkllk gsterdii antik dnya uygarln anlamaya
gtrebilir.

ncil, uzmanlara kayp ehirlerin ve uygarlklarn yerlerini ve niteliklerini gsteren
hemen hemen yanlmaz bir gsterge olarak kabul edilebilir.

Sunu

Altrma 2 - Yant

1. him = Hemingway
2. him = the man with the limp
3. him = the playwright
4. her = Mrs. Jones
5. her = the woman
6. her = the general's daughter
7. them = the Shepherds
8. them = patients
9. them = stutterers
10. them = insects of all kinds
11. its = his first bicycle
12. their = the defendants
13. hers = Jean's
14. theirs = the English
15. ones = reasons
16. those = signs of ageing
17. them = the proposals
18. ones = questions
19. the latter = John Glenn's orbital journey
20. the former = basic applied research

Genel eviri 3: Genel eviri 2 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
67
Altrma 3 - Yant

2. Present perfect continuous.
3. Time clause - After he had completed ... .
4. Relative clause - Animals which live ... .
5. Hate + gerund
6. Time clause - After he had opened ... .
7. Comment clause - If I may speak ... .
8. Present perfect continuous.
9. Worth + gerund / without + gerund
10. Noun.
11. Time clause - While the learner is learning ... .
12. Condition clause - Providing that + tmce.
13. Present perfect continuous.
14. Noun.
15. Preposition + gerund.
16. Time clause - When he came in, he was murmuring.
17. Relative clause - The part of the plan which concerns / Noun (decorating).
18. Relative clause - There is nobody who is paying / Present perfect continuous.
19. Relative Clause - Arthur C. Clarke, who lives ... / Present perfect continuous.
20. Reason clause - Because he hoped ... .

Altrma 4 - Yant

Basit tmceler 2, 5, 6, 7, 9, 10, 11, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 20, 21, 25, 26, 27, 28, 33, 34, 35, 36, 37,
38
*


Altrma 5 - Yant

2. Relative clause; yklem book.
3. Time clause; yklemler catch ve see.
4. Relative clause; yklem dream.
5. Devrik basit tmce; yklem place.
6. Basit bileik tmce (but); yklemler try ve be.
7. Basit tmce; yklem plant.
8. Basit bileik tmce; yklemler hit ve come.
9. Basit tmce; yklem become.
10. Comparison clause ve noun clause; yklemler be, think ve forgive.
11. Basit tmce; yklem stand.
12. Basit tmce; yklem mother.
13. Noun clause; asl yklem ikinci be.
14. Basit tmce; yklem be.
15. Devrik basit tmce; yklem is follow
16. Devrik basit tmce; yklem rock.
17. Basit tmce; yklem be.
18. Basit tmce; yklem house.

*
Aslnda 1, 12, 22 ve 39 da - noun clause grnts verseler bile - basit tmce saylmaldr.
Genel eviri 3: Genel eviri 2 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
68
19. Time clause ve noun clause; yklemler try, realize ve gain.
20. Basit bileik tmce; yklemler play ve be.
21. Noun clause; yklemler be ve handle.
22. Relative clause; yklemler lie ve help.
23. Reason clause ve relative clause; yklemler damage ve be (freeze which is unknown)
24. Time clause; yklemler deposit ve form.
25. Basit tmce; yklem be.
26. Bileik basit tmce; yklem head into ve slam.
27. Devrik basit tmce; yklem refund.
28. Basit tmce; yklem aim.
29. Devrik basit tmce; yklem lie.
30. Relative clause (Students who reserve) ve time clause; asl yklem need - dierleri reserve ve
move in.
31. Condition clause; yklemler feel ve be.
32. Basit tmce; yklem seem.
33. Time clause; yklemler salute ve step.
34. Basit tmce; yklem equip.
35. Devrik basit tmce; yklem decorate.
36. Noun clause; yklem be.
37. Basit tmce; yklem be.
38. Result clause ve noun clause; yklemler mouth, hear ve tell.
39. Relative clause; yklemler try and reach ve point.
40. Time clause; yklemler intend ve attempt.

Altrma 6 - Yant

6. As long as CONDITION.
7. where RELATIVE.
8. wherever PLACE.
9. Hardly ... when TIME.
10. Amused TIME.
11. so ... that TIME.
12. That ... NOUN.
13. the youngest COMPARISON.
14. Youngest/appealed that COMPARISON / NOUN.
15. too late VERBLESS.
16. which/say that RELATIVE / NOUN.
17. The ..., the ... COMPARISON.
18. argued that NOUN.
19. Now that REASON.
20. The statue erected RELATIVE.
21. that / the closer .. the less NOUN / COMPARISON
22. her repeatedly asking. NOUN
23. Swimming TIME
24. which / that / though
/ the ones to decide
/ whether or not RELATIVE /NOUN/ CONCESSION / RELATIVE / NOUN
25. the books you borrowed
/ as soon as possible RELATIVE / COMPARISON
26. Seeing that / to TIME / PURPOSE
27. so nasty people as / who COMPARISON / RELATIVE
28. What / to NOUN / PURPOSE
29. when / to TIME / PURPOSE
Genel eviri 3: Genel eviri 2 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
69
30. so COMPARISON (so ... [that])
31. that / standing NOUN / RELATIVE
32. as REASON
33. Because REASON
34. The new secretary the
job office recommended
/ as competent as RELATIVE / COMPARISON
35. Provided that / that
/ what CONDITION / NOUN / NOUN
36. Even though / as hard as
/because CONCESSION / COMPARISON
/ REASON
37. seeing that / to / sitting TIME / PURPOSE / RELATIVE
38. to PURPOSE
39. Where PLACE
40. What / intelligent
enough to / what NOUN / COMPARISON / NOUN

Altrma 7 - Yant

2. TIME; 3. RELATIVE; 5. CONCESSION; 7, RELATIVE; 8. RELATIVE; 9, CONCESSION; 10.
RELATIVE ve TIME; 12. RELATIVE; 13. CONDITION; 14. NOUN ve TIME; 16. NOUN; 17.
NOUN; 18. RELATIVE

Altrma 8 - Yant

The people who live next door but one have a revolting cat.
yan kapdan bir sonraki / iki kap sonraki

Altrma 9 - Yant

I didn't notice that the bus had stopped to pick up some
passengers, and I went straight into the back of it.

Tmcede into "szc bir yerden bir yere" anlamn yanstmakta, yani mekan deiimini gstermekte.
Bu da konuan kiinin otobsn iinde olamayacan gsterir. Otobsn dnda olabilecei konum
ise, otobse binmek isteyen yolcu ya da otobsn ardndaki bir src olabilir. Tmce Trkeye

Otobsn yolcu almak iin durduunu farketmedim ve arkadan arptm

eklinde aktarlmal.
Genel eviri 3: Genel eviri 2 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
70

leme

Altrma 1 - Yant

1. Some drugs WHICH ARE intended to counteract insomnia are not without dangerous side
effects.
2. A wild animal is more apt to be irascible when hungry than when IT IS satiated.
3. To prove a Rembrandt painting authentic is to make certain THAT it was painted by
Rembrandt himself.
4. Papers which document the inception of a country's new government provide historical
records of its beginnings.
5. The law requires that (=) gifts of eloquence SHOULD be reported accurately on the owner's
income tax return.
6. A year by year increase in the number of a company's pensioners may not necessarily reflect
company growth.
7. A driver who covers a distance of 1200 kilometres in three days averages 400 kilometres per
day.
8. Any statesman who opposes liberalizing immigration quotas objects to the entrance of
immigrants into his country.
9. To state that (=) ocean temperatures are fairly stable over vast areas does not rule out the
possibility of temperature differences.
10. Not everyone WHO IS properly described as eccentric possesses the essential qualities of
genius.
11. An agreement WHICH IS MADE to increase spending for research hardly guarantees the
success of the project WHICH IS dependent upon that research.
12. Discrepancies in the testimony of a court witness tend to discredit his reliability.
13. The superstition that red infuriates a bull results form mistaking coincidence for cause and
effect.
14. Culture includes all the ways of behaving which an individual learns from others as a member
of society.
15. Because athlete's foot and other fungus infections depend upon individual susceptibility, the
widespread use of preventive techniques has not been adopted.
16. Notwithstanding its general acceptance, the idea that (=) all nature exists for the direct benefit
of the human race rests on no reliable foundation.
17. The four-minute mile wouldn't amount to much were it not for the fact that the human body is
poorly adapted for running or anything else but thinking.
18. It is probable that (=) out of any large group of top-rank scientists a fair proportion will be
neither saints nor sinners.
19. Feudal landowners, instead of pursuing the system of farming their lands by the labour of their
dependents, became landlords by receiving rent for the use of their lands.
20. Animals with backbones constitute but a relatively small proportion of living things and are a
comparatively recent group without the length of history behind them WHICH IS possessed by
many other types of plants and animals.
21. This comprehensive plan for a system of common schools was, in the face of the most
discouraging opposition, constantly adhered to Thomas Jefferson, although he did not live to
see universal eduation an accomplished fact.
22. The director agreed to whittle the entries down to about 1000 volunteered paintings which
would go into the show along with offerings from a specially invited group of already
recognized name artists.
Genel eviri 3: Genel eviri 2 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
71
23. The central idea of English mercantilism was that (=) as the whole is greater than any of its
parts, the national economy should aim at the prosperity of the nation as a whole, even when
that meant the disadvantage of one segment or another.

Altrma 2 - Yant

1. b 2. a 3. a 4. a 5. b
6. b 7. a 8. b 9. a 10. b
11. a 12. a 13. b 14. a 15. b
16. b 17. a 18. a 19. a 20. b
21. a 22. b 23. a 24. b 25. b
26. a 27. b 28. a

Altrma 3 - Yant

2. a 3. b 4. a 5. b 6. a
7. a 8. a 9. b 10. a 11. a

retme

Altrma 1 - Yant

1. nemli her kuram gibi, toplumsal ya da kltrel antropoloji kuram da pek ok beynin
eseriydi ve pek ok ekle girdi.

Bu tmcede iki nitelik zerinde durmak gerekebilir:

a) Like any theory of importance blm Trkeye

Her trl nem teorisi gibi

eklinde aktarldnda anlamsz bir ifade ortaya kmaktadr. Bu yap

Like any theory which has importance

eklinde aklanabilir ve Trkeye de

nemli her teori gibi

aktarlmas gerekir. Buna benzer yaplar Genel eviri 1 kitabnda ele alnmakta.

b) Tmcedeki that of social or cultural anthropology blmndeki that szc bir
deinme szcdr ve theory yerine kullanlmaktadr.

Genel eviri 3: Genel eviri 2 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
72
2. Pek ok insana gre psikiyatri karanlk bir odada, orada olmayan bir kara kediyi arayan bir
kr adama benzemekte. Dergiler ve zihin sal dernekleri psikiyatrik tedavinin iyi bir ey
olduunu sylemekteler, ancak, psikiyatrik tedavinin ne olduu ya da neler baard aa
kavuturulmu deil.

Altrma 2 - Yant
1. 1 milyon yl iinde Paleolitik a'a dnen Buzul a'nn bir sonucu olarak, insanlar
maaralarda snmaya, giysi giymeye ve yeni aralar gelitirmeye zorunlu kaldlar.
2. Benim tmcede kullandm o "that" szcnn, relative clause/sfat tmcesi yaplarda
grdmz o "that" szc olmad doru.

Tmcenin u ekilde yaplmas anlalmasn kolaylatrabilir:

It is true that (1) that/this (2) "that" that/which (3) I used in the sentence is not that/this
(2) "that" that/which (3) we saw in the relative clause structures.

Tmcede (1) ile gsterilen that szc noun clause oluturmakta, (2) ile gsterilen that
szckleri o, u anlam vermekte, (3) ile gsterilen that szckleri ise relative clause
oluturmaktadr.

3. Yunanllar Olimpiyat Oyunlar'na o kadar nem verdiler ki zaman, M 776'dan
balayacak ekilde drt senelik dnemler halinde "Olimpiyatlar" olarak hesapladlar.
4. Dier yandan, besinini salamak iin dier unsurlara baml olan heterotropik mantar bitki
iin yalnzca su alp depolamakla kalmaz, bitkiyi korumaya da yardmc olur.
5. Likenin uygun olmayan evreye kar dayankll ve bu trden bir evreyle uyum iinde
yaama kabiliyeti, insann kendi sorunlarn zmeye alrken gz nnde bulundurmas
gereken bir rnektir.
6. Rosetta tann bulunmasndan seneler sonra, birka dil bilen Fransz dilbilimci Jean
Franois bir szc, Msrl bir kraln ad olan Ptolemy szcn deifre etmeyi baard.
7. Karbon ve hidrojen kombinasyonu, bu iki atomun hidrokarbon moleklndeki eitli
konum ve balantlarndan tr mmkn olan binlerce madde olutururlar.
8. nsan kurban etme trenleri ne kadar vahice olursa olsun, genelde sava esirleri arasndan
seilen kurbanlar nceden beyinleri ykand ve ar biimde uyuturulduklar iin
kaderlerini pasif bir biimde kabullenmekteydiler.
9. Hafif yalarn damtlmasndan sonra kalan atk ar ya da atksal sv ya olarak bilinir ve
genelde kazanlarn stlmasnda kullanlr.
10. Pek ok insann inancna gre, kstebek "Pete"in bunun ardndan yapaca ey baharn
gelmek zere olduunu mu yoksa uzaklarda olduunu mu gsterecektir.
11. Yoksulluk iinde bytlen ocuklar, ortalama olarak, zeka testlerinde dk notlar alma
eilimi gsterirler.
12. Muhtemelen, Roma mirasnn dnyadaki en kalc rnekleri ngiltere, Latin Amerika ve
Birleik Devletler'de olduu gibi Roma yasal prensiplerine dayanan yasalarda ve aralarnda
ngilizce, spanyolca ve Almanca'nn da bulunduu pek ok dilin temelini oluturan Roma
alfabesinde bulunabilir.
13. Birleik Devletler Anayasas'nn ikinci maddesine gre, yalnzca Birleik Devletler
doumlu, 35 yana erimi ve Birleik Devletler'de 14 sene ikamet etmi vatandalar
bakan olabilir.
Genel eviri 3: Genel eviri 2 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
73

Snama

Altrma - Yant

1.
nkalar asla yaz sanatn edinmemilerdi ama quipus ad verilen karmak bir
dmlenmi ipler sistemi gelitirmilerdi. Bunlar eitli renklere boyanm alpaka ya
da lama ynnden yaplmlard ve bu renklerin anlamlar resmi yetkililerce bilinirdi. Bu
ipler ondalk sistemi temsil edecek ekilde dmlenirdi. Bylece, rnn gelimesine,
toplanan vergi miktarna ya da dmann ilerleyiine ilikin nemli bir mesaj posta
yollar boyunca eitimli koucular yoluyla hzla gnderilebilirdi.

Yant c

2.
Bir zamanlar akademik evreler ilk insanlarn, her bir ferdin haklarnn
evresindekilerce tannd ve ynetmek ya da ynetilmenin sz konusu olmad bir
tr bencillikten uzak anari iinde yaadn ne srdler. Pek ok erken dnem
yazar bu Altn a ile ilgilendi, ancak, insann orijinal olarak doann ocuu olduu
gr daha ok Rousseau, Locke ve Hobbes'un yazlar ile tannmaktadr. Bu
insanlar, ilkel insanlarn yaadklar varsaylan doa durumuna bir son verdiini
syledikleri toplumsal szleme kavramn akladlar.

Yant a
Genel eviri 3: Genel eviri 2 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
74

Konu 4
Tmce Analizi ve evirisi

leme

Altrma
1. Bir dahi bile ayn zamanda hem ok sinirli olup hem de derin dnmeyi baaramaz.
2. ngiliz ve Amerikan basnn byk bir blm sadece gereklerle ilgilenirmi gibi
grnmekten vazgeti.
3. Yaygn bir kanya gre sradan insanlar toplum iin ayrlan btenin kendi yararlarna
kullanlmasn her zaman desteklerken, vergilerin toplanmasna kar karlar.
4. Bir dahi, hata yapmaktan ekinmemesiyle n plana kar; zira, karanlkta el yordamyla
gerein aranmasnn tek bir baarl kavrayp iin doksandokuz beyhude uzanmay
gerektirmesi kanlmazdr.
5. Montreal'de insanlarn Franszlk ya da ngilizliinden etkilenen turistler her be Kanadaldan
birinin Fransz ya da ngiliz kkenli olmadn renince hayrete derler.
6. Bir atom santralnda retilen elektrik ile sradan buharla ileyen santrallarda retilen elektrik
arasndaki tek fark jeneratr dndrecek buhar salamak iin suyu stan yakttr.
7. Yaayan bir yazan sz konusu olduunda, yaynladklarna dayanarak kiiliinin yarglanmas
o kiiyi gereksiz yere anmak olabilir ya da, dier yandan, yalan haberden tr dava
almasna zemin hazrlayabilir.
8. Vcuda alnp enerji retimi iin, vcut ilevlerinin dzenlenmesi iin ya da dokularn yapm
veya onarm iin kullanlabilen her trl madde besin kategorisine girer.
9. Her ne kadar manastr okullar klasik edebiyata dnyadaki batan karmalarn temsilcisi
olduu gerekesiyle ve dini inanlar her trden bilim eserinin kullanm yasaklad iin kt
gzle baktlarsa da, bizler iin byk sayda Yunan ve Roma kltrn korudular.
10. Dilin ngilizler ve Amerikallarca kullanmlar arasndaki farkllklara olan vatanseverce
duyarllk devrim sonrasna kadar grlmedi ve bu duyarllk Amerikan ngilizcesi'ndeki bir
eksiklik ya da hata duygusundan deil, ngiliz ders kitaplarn kullanma isteksizliinden
kaynakland.
11. Kadnlarn artan bir ounluunun toplumumuz zerindeki etkilerinin kt olaca kesin.
12. Gneten gelen n enerjisi insann dnyada ynlendirdii hereyin kaynadr.
13. Bir istihdam esnasnda oluan ve bu istihdamdan kaynaklanan her trden hastalk ya da
yaralanma yasa tarafndan endstriyel yaralanma olarak tanmlanr.
14. Amerika arpc biimde ngiliz kald esnada, baskn olan ngiliz mziiydi ve okumu
snflarn mzii de ak arklarnda ok ilahileri iermekteydi.
15. Onyedinci yzyl Avrupasnda bilinmeyen bir deer olan, halk eitimini salayacak yollar
temin etme konusunda kollektif hareket etmenin deeri, Yeni Dnya'da da birdenbire
bulunuvermedi.
16. Hayvanlar scakkanl ya da soukkanl olarak snflandrlr: scakkanllk bu hayvanlarn sabit
bir vcut ssna sahip olduklar, soukkanllk da vcut ssnn d sya gre deitii
anlamn tar.
17. Yazar hikayesindeki her bir balantnn nemi hakknda tartp bitii kendi fikirlerini ifade
etmi olsayd, kitabn bu konudaki son sz haline getirecek ekilde zenginletirebilirdi.
18. Gnmzde, baz ilkel halklar asndan sene bir bakma belirsiz bir birimken ay ve onun
safhalar o kadar belirgin ve etkileyicidir ki bu kabileler iin takvim ayn dnmlerinin
numaralandrlmasndan oluur.
19. Geometri temellerini, uygulamaya ynelik bir gereksinimi karlamak iin gelitii Nil
vadisinden alr; nehrin senelik taknlar tarafndan silinen snrlarn yeniden izilmesinde yer
yzeyinin hesaplanmasndan kullanlmaktayd.
Genel eviri 3: Genel eviri 2 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
75
20. Zihinsel gelimeye ncelik veren bir okul atletizmle, daha stn olan akademik almalarla
olduundan daha az ilgilenir.
21. Btn bunlara gre, Gney kerestemizin yarsndan fazlasn retmektedir ve iklim ikinci rn
aa yetitirilmesini mmkn klaca iin ve oran pekala artabilir.
22. Fiyatlar ksmen alc asndan talep gc tarafndan, satc asndan da arz ve rnn maliyeti
tarafndan saptanr.
23. Bakterileri yaam denen oyunda pek ok rol oynayan, kimi zaman yardmc ki mi zaman da
engelleyici, her zaman mevcut ve uyumlu canllar olarak dnmeye alknz.
24. Devlet tarafndan korunan bir endstri tehlikeli bir konumdadr, zira retme tekniklerini
gelitirme yetenei yumuak koruma emsiyesi altnda gelitirilemez.
25. Spartallar yenilgiye urattklar dman insanlarn arasnda yaamaktaydlar ve hayatta
kalmak iin g, cesaret ve yasalara uyma kavramlarnn genler arasnda gelitirilmesi
gerekiyordu.
26. Bilimsel tanmlarn doann gzelliini ald ya da zevk alan renk duyumuzun, hislerimizin
kaynan izleme yznden kreltilme tehlikesiyle kar karya olduu sanlmasn.
27. Selamlama trlerinin kendi rendii trlerden farkl olduu bir lkeye giden bir diplomat,
etkilemeyi istedii lkenin beklentilerini boa karmamas iin dikkatle ynlendirilmelidir.
28. lkel insan, hayvanlarn yapabildii her eyden bir ileri adm olan takas uygulama aamasna
evrimletiinde, ilgi alan alma dneminde olduundan ok daha geniti.

retme

Altrma Yant

RETMEK

retme eyleminin resmi belge yan sra uzun ve karmak bir eitim gerektiren bir
aktivite olduu varsaylr. rencinin rol, bilgiyi almaktr; retmenin rol de bilgiyi
vermektir. Bildii (ve bu nedenle de hata yapamayaca) varsaylan kii ile genelde
daha gen, bilmedii varsaylan dier bir kii arasndan kesin bir ayrm olduu
dnlr. Ancak, retme eylemi ne zel bir insan grubunun alan olmaldr ne de
teknik bir beceri olarak grlmelidir. Bildiklerinizi bir bakasna aktarmak ya da
insanlara kendi kendilerine retme abalarnda yardmc olmak iin belge alm
olmanz gerekmez. Bildiklerimizi, ne kadar az olurlarsa olsunlar, o bilgi ya da beceriye
gereksinimi olanlarla paylaabiliriz.

Snama

Altrma 1 - Yant
1. c) cannot comprehend
Genlikte, ou insan siyahn siyah, beyazn beyaz olduunu ve grinin varolmadn
dnr. Zamanla tecrbe bize kesin kt diye bir eyin olmadn, bu yzden de
kesin iyi diye bir ey bulunmadn retir. Bu ders renilene kadar ocuklar
karlatklar her eye ya tamamen tarafnda ya da tamamen karsnda kalarak tepki
verirler ve tolerans kavrayamadklar bir eydir.

Genel eviri 3: Genel eviri 2 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
76
2. a) expensive
Bakr olduka yumuak bir metaldir ve soukken kolaylkla ekil verilebilir. Bakr, ilkel
insann alet yapmak iin kullanmay rendii ilk metaldi. Kaydedilmi tarihten daha
eski bakr aletler bulunmutur. Bakr, demir dndaki her trl metalden ok daha
fazla kullanlmaktadr. Bu olumlu nokta bakrn pahal olmamas ile desteklenmektedir.

3. c) wandering
Eski astronomlar gezegenlerin yldzlardan farkl olduunu fark etmiti. Yldzlara
nazaran konumlarn srekli deitiren gk cisimlerine planet (=gezegen) ad verildi,
nk gezegen szc Yunanca gezen anlamn tayan szckten gelmektedir.

4. a) overpowered all who are exposed to it
Propagandann gc geni lde hzl hareket etmesinden kaynaklanr. Kokusuz ama
lmcl bir bulut gibi atmosfere szar - ta ki ona maruz kalanlar etkisine alana kadar.

5. a) harmful activities
Canl yaratklar arasnda pek azndan tm dnyada sandan olduu kadar nefret
edilir. Sanlar pek ok hastalk tarlar. Le yiyici olarak baz ie yarar yanlar varsa da
bu nitelik zararl faaliyetleri tarafndan kat kat almakta.

6. b) refrigerators
Kimyasal deiim hzn etkileyen bir unsur sdr. Birka istisna dnda, sdaki bir
art kimyasal reaksiyon hzn artrr. Kaynar su scaklndaki ou reaksiyon oda
scaklnda yzlerce kez daha hzldr. Besinlerdeki deiiklikleri yavalatmak iin,
mutfaklarmz buzdolaplar ile donatlmtr.

7. c) buckle
Islar ykseldiinde pek ok kat madde geniler. Bundan tr, beton otoyollar
birbirine demeyen blmler halinde yaplr. Bu blmler arasndaki boluklar, scak
havada atlaklardan szan katranla doldurulur. Yollar blmler halinde yaplmasayd,
scak havada kat betonun genlemesi bklmesine neden olurdu.

8. a) ideas
Fikirler i iin gereklidir. Nasl ki bir insan ackyorsa, i de ackr. nsan gdasz
yaayamaz, i de fikirler olmadan ilerleyemez.

9. d) deepest
Kmr oluumu milyonlarca yl nce dev bitkilerin lp turba ad verilen rm bir
bitki tabakas oluturduklarnda balad. Byk toprak alanlar okyanus seviyesinin
altna battnda amur ve kum ve turbay kaplad. Su, kum ve amurun oluturduu
basn ve s turbann kmr oluturmasna neden oldu. Turba zerindeki toprak
tabakas ne kadar derinse turba zerindeki basn da o kadar byk ve kmr de o
kadar serttir. En sert kmr tr olan antrasit genelde en derin kmr yataklarndan
bulunur.

10. b) such a legacy
Alfred Bernhard Nobel (1833-96) dinamit ve baz dier kimyasal maddeleri kefeden
sveli bir bilim adamyd. ok zengin oldu ve vasiyetinde fizik, kimya, tp felsefesi,
edebiyat ve uluslararas bar olmak zere be alanda yllk dl verilmesi iin byk
bir fon oluturdu. Verilen dller yaklak 40,000 dolardr ve bunun yan sra bu tr bir
dl almak byk bir onurdur.

Genel eviri 3: Genel eviri 2 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
77
11. a) lax law enforcement
Otuzlu yllarda yasalar ineyenlerden yalnzca yaklak yzde 15'i tutukland, yzde
ikisi sulu bulundu ve yzde biri hapse atld. En fazla bask yapan toplumsal
sorunlardan biri gevek yasal yaptrmlard.

12. b) luxury items
Orta a'da uzun mesafeli yolculuun toplam miktar olduka azd. nsanlarn
yaadklar pek ok blge kendi kendisine yaam iin gerekli olan unsurlar asndan
kendi kendisine yeterliydi. ster kara ister deniz yoluyla olsun, ulam pahal ve yavat.
Uluslararas ticarette tanan mallar ou zaman lks maddelerdi.

13. d) very much alike
Bir ocuk ne kadar gense kiisel farkllnn da o kadar az olduu aikar ve bilinen
bir gerektir. Fiziksel adan, yeni domu bebeklerin tm birbirine ok benzer.

14. b) a change of season
Ekvator blgelerinde iklim yl boyunca ayndr. Mevsim deiiklii denebilecek bir ey
yoktur.

15. d) shield against heat loss
Giysiler snn bedenden kamasn engelleyerek bizi scak tutarlar. Yn, lifleri s
kaybna kar kusursuz bir kalkan oluturan hareketsiz bir hava tabakas tad iin
zellikle scak tutar.

16. c) ultimate accuracy in timing
Bilimadamlar insann zaman lmedeki kesinliini salamak iin srekli
almaktalar. imdiye kadarki en doru yntem milyarda ikilik bir kesinlie sahip olan
bir atom saati. Kol saatiniz bu dorulukla alsa bugnden 330 yl sonra bir saniyeden
fazla amazd. Polaris denizaltlar ve dnyadan millerce yukardaki yrngedeki
uydular konumlarn belirlemek iin dorulua bamldr. Bu da zamanlama da tam
dorulua baldr.

17. a) self-sufficient
On dokuzuncu yzyln son yarsnda Birleik Devletler ve Almanya endstrilemede
hzl gelime kaydettiler. Endstrinin gelimesinde gerekli unsurlar olan kmr ve
demir kaynaklarna sahip olmalar kendi kendilerine yeterli hale gelmelerine yardmc
oldu.

18. b) felt at home
Hayvanat baheleri burada tutulan hayvanlar yaatmak iin doal ortamlar
kopyalamak iin pek ok para harcamaktadr. Bu alanda, saksaan rneinde de
grld gibi, byk baar salanmtr. Bir frtna saksaan kafesinin kapsn
anca bu mavi renk Himalaya kularnn kat. Koca ehrin her yanndan gelen
raporlar kularn binalara, heykellere ve dierlerine tnediini gstermekteydi.
Kamalarn izleyen gn saksaanlar hayvanat bahelerindeki kafeslerine dndler ve
bu da kendilerini yuvalarnda hissettiklerini gstermektedir.

19. c) spectators
Zor grevlerin getirdii drt uygarlmzn hayatta kalmas iin gereklidir. Artk
alma gereksinimi tarafndan zorlanmadmzda, silkinip almaya balamazsak
yok oluruz. nsanlar seyirci haline geldiklerinde Yunan ve Roma uygarlklarnda rme
balamt.

Genel eviri 3: Genel eviri 2 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
78
20. d) rebellious
Her bir nesil kendisini yasalarn, bu yasalar deitirecek olan gelecek nesile kar
korumaya alr halde bulur. Genler genelde bir nceki neslin deiiklie direndiini
dnr ve yal nesil de bazen genleri fazla isyankar olmakla eletirir.

21. d) vision
Fil avcl baz insanlarn dnd kadar tehlikeli olmayabilir. Bir fil srs genelde
avcdan kaacaktr, fakat, eer avc bir fil srsne yaklaacak olursa, filler saldrabilir.
Filin gzleri ok zayf olduu iin, avcnn en iyi korunma yntemi filin gr sahas
dna kmaktr.

22. b) company enough for me
Dnyadaki en zevkli eylerden biri seyahate kmaktr, ama kendi bama gitmeyi
severim. Bir odada baka insanlarn arkadalarn sevebilirim; ama dardayken,
doann dostluu bana yeter.

23. a) zoologist
Antik Yunan'da bir felsefeci olan Aristotle, bildiimiz, hayvanlarn tanmn yazan ilk
insand. Gzlemleri ve snflamalar iki bin yldan fazla bir sre nce yazlm olmak
iin tamamen ayrntldr. Aristotle ou zaman ilk hayvanbilimci olarak anlr.

24. c) interpretation
Okyanus altnda byk mesafelerdeki doal yer titreimlerini ve uzak nkleer
patlamalar kaydetmek iin bir okyanus taban sismograf tasarlanmtr. Bu gere
insansz almaktadr. Bilgileri alglar, toplar ve sonralar alnp yorumlanmak zere
manyetik banda depolar.

25. b) struggled for supremacy
Roma ve Kartaca yllarca byk rakip oldular. Bir asrdan uzun bir sre bu iki g
stnlk iin abalad.

26. c) traffic deaths
Aratrmaclar krplm it halinde yetitirilebilecek ok bilinen bir Japon gln
incelemekteler. Bir ara yoldan kp byk bir aaca arparsa, arpmann etkisi aa
tarafndan aniden emilmekte ve aracn iindekileri tehlikeye atmaktadr. Bunun aksine,
bu gllerden oluturulan bir it bir arpmada oku yavaa emer. Otoyollar boyunca
dikilecek olan bu Japon glnn karayolu lmlerini azaltaca dnlmektedir.

27. d) rock
Ufalanm kaya topran olutuu temel malzemeyi salasa bile, kendisi toprak
deildir. Bitkilerin iinde byyecekleri gerek toprak organik malzeme, yani, rm
hayvan ve bitki malzeme ierir. Bu organik madde olmakszn, ufalanm kaya, ne
kadar ince ufalanm olursa olsun, hl sadece kayadr.

28. c) punished by death
inliler ipekbcei yetitirme ve ipek yapma ynteminin srrn yllarca zenle
korudular. pekbcei larvalarn ya da yumurtalarn in dna tarken yakalanan
herkes lm cezasyla cezalandrlrd.

Genel eviri 3: Genel eviri 2 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
79
29. b) was not a war
"nek sava" 1934'te Minnesota ile Dakotallar arasnda oldu. Ciddi bir kuraklk,
Minnesota'nn kuzey-batsndaki kk bir blm dnda blgedeki tm otlak alan
kurumutu. Kuzey ve Gney Dakotal iftiler otlatmak iin ineklerini bu kk alana
srdler. Minnesota ineklerine yeterli otlak alan kalmayacandan korkan Minnesota
valisi Ulusal Muhafzlara Dakota ineklerinin Minnesota ile olan snr gemesini
engellemeleri talimatn verdi. Ancak, sz konusu eyaletler bu olay boyunca dosta
tavr takndlar. Gerekte, "inek sava" bir sava deildi.

30. d) lies below sea level
Halk arasnda Hollandal ya da Flement olarak adlandrlan Hollanda halk bir gln,
batakln ya da deniz blgesinin karay suyla kaplamasn engellemek iin evresine
su yollar aarak tarm amacyla lkelerinin toprak alann artrdlar. Su yollaryla
evrilen blgedeki su kanallar yolu ile boaltlr. Suyu ekilmi, su yollaryla korunan
topraa polder denir. Hollanda'nn bat blmndeki topran ou kazanlm
topraktr. Bu toprak dzdr ve deniz seviyesinin altndadr.

Altrma 2 - Yant

1. Amuda kalktnda sizden kendisine bakmanz isteyen bir ocuk annda vg
beklemekte ve genelde de almaktadr. Yamz ilerledike, insanlarn ilgisini zerimize
ekme abalarmzda daha kandrc hale geldiimiz grlr. Yalnzca bir akrobatn
alk almak iin amuda kalkma zahmetine kalkmas gerekir.

2. Bugn genler her eyden nce bilgi edinmeye hevesli grnmekteler. Bilgiyi srf bilgi
sahibi olmak iin deil, bir ii nasl yapacaklarn renecekleri iin de ararlar. Bir
insan, eitimli bir kii olmas gerekmezsizin, eitli gereklere vakf olabilir ve iinde
ok parlak olabilir. Bilgiyi o bilginin sadece yararll ile lenler, ou zaman, Latince
ve Yunanca'nn renilmesini "zaman kayb" olarak nitelendirirken gemiin byk
kltrel mirasn gzard etmektedirler.

3. Sahip olmaya deen hibir ey, abasz sahip olunabilmesi asndan bele deildir.
Verdiimiz ey her zaman para deerinden llemez. Zaman, aba, sk alma ya
da konsantre olma yolu gibi pek ok ekle girebilir, zira almak sadece vermekle
mmkndr. Aslnda, "bele" gibi grnen herhangi bir eyin gerekten de sahip
olmaya deip demeyecei kukulu.

4. Bir ay ya da gne tutulmasnn ilkel halklarn kalplerine neden korku saldn
anlamak zor deil. Bu tr koullarda, k kayna olan gnein kararmas, gndz
vakti aniden karanln kmesi olsa olsa kehanetlerin en kts olarak
yorumlanabilirdi. Bu tr olaylarn neden olutuunu aklamann mmkn olmas iin
binlerce yln gemesi gerekti. Ancak, her ne kadar bilim tutulma olaylarndan byy
(ve neyse ki korkuyu) kardysa da tutulma olaylar hl doa olaylarnn en etkilileri
arasndadr.

5. Kadnlarn, Salk Bakan'ndan buharl tren makinistine kadar her trl ii
yapabileceklerini nihai olarak kantlamalar iki dnya sava kadar bir sre gerekti.
Ancak, erkekler kadnlarn kendileri kadar yetkin olduklarn kabullenmekte isteksiz,
bu kadnlara oy hakknn hi verilmemi olmasn dileyenlerin says da az olmasa
gerek. Neyse ki, basit bir noktay kantlamak iin kadnlarn bugn kendilerini sokak
lambalarna zincirlemeleri ya da alk grevi yapmalar gerekmemekte. Eer doru
yoldan amazlarsa, erkekleri ay yolunda da geebilirler.

Genel eviri 3: Genel eviri 2 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
80
6. Bunlardan ilki ak. Sanat ile halk arasnda araclk yapan bir eletirmen bir kitap,
film, oyun, ya da eletirmekte her ne ise onun ardndaki amalar aklayabilmeli. Eer
eletirmen gvenilir ise, onun diyeceklerini okuduktan sonra, diyelim ki, yeni bir
romandan zevk almak iin daha donanml oluruz. kincisi ok daha zor. Bir sanat
eserini deerlendirirken, eletirmen o eseri kendisinden nce olanlarn tmyle ilikili
olarak grebilmeli ve okuyucularna eserin olas deeri hakknda baz fikirler
verebilmelidir. Eletirmenin bize verdii ey, aslnda, kendi grdr; ve ou
zaman, ne kadar eletirmen varsa o kadar da gr vardr.
Genel eviri 3: Genel eviri 2 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
81


Konu 5
Metin Analizi ve evirisi

leme-retme-Snama

Altrma - Yant

For example, the French seem to have an obsession with the liver, while in Germany,
they explain all their peculiar feelings in terms of an organ which they call "the
circulation" - whatever that is.

I remember, [when I was producing an opera in Frankfurt about six months ago,] that (:)
whenever singers arrived late for rehearsal they would apologize for it by saying they
had had "ze circulation collapse" which had somehow reduced their efficiency.

It is very easy to get the impression that (:) everyone outside the English-speaking world
is a hypochondriacal loony, or a visceral fantasist.

This is not altogether so, because, [although I have not been able to find, so far, an
American "national organ" among the British,] the last four feet of the intestine seem to
loom larger than they ought to.

The word "constipation" is used so often that it is very hard to know what is being
referred to - regularity of the bowel, headaches or lassitude.

A vast laxative industry is based on our national fantasy, / and even the medical
profession has sometimes fallen victim to the same obsession.

The imagery that we use for reconstructing our own insides seems to vary from country to
country.
Each country has its own way of describing internal organs. (DORU)

..., while in Germany, they explain all their peculiar feelings in terms of an organ which they call
"the circulation" - whatever that is.
According to the writer, it is not at all definite what is meant by "the circulation".
(DORU)
Genel eviri 3: Genel eviri 2 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
82

I remember, when I was producing an opera in Frankfurt about six months ago, that whenever
singers arrived late for rehearsal they would apologize for it by saying they had had "ze
circulation collapse" which had somehow reduced their efficiency.
The singers' complaint is that rehearsals reduce their efficiency. (YANLI - ...
circulation collapse reduce their efficiency.

It is very easy to get the impression that everyone outside the English-speaking world is a
hypochondriacal loony, or a visceral fantasist. This is not altogether so, because, although I have
not been able to find, so far, an American "national organ" among the British, the last four feet of
the intestine seem to loom larger than they ought to.
According to the writer, anyone except those living in those countries where English
is spoken has an obsession related to their internal organs. (YANLI - intestine ile
sorunlar var)
Because of unknown reasons, American people have intestine that is longer than
that of other people. (YANLI - seem)

The word "constipation" is used so often that it is very hard to know what is being referred to -
regularity of the bowel, headaches or lassitude.
"Constipation" may mean very different things. (DORU)

A vast laxative industry is based on our national fantasy, and even the medical profession has
sometimes fallen victim to the same obsession.
Every obsessed individual has been a victim of the medical profession. (YANLI - ...
the medical profession has sometimes fallen victim ...)

In the early 1900s, there was a surgical craze for removing yards and yards of intestine at the
slightest excuse.
In the early 1900s, surgeons removed a large part of the intestine without getting
people's permission. (YANLI - excuse szc bahane anlamnda kullanlmakta.

The imagery that we use for reconstructing our own insides seems to vary from country to
country.
b) Kendi i organlarmz gzmzde canlandrrken kullandmz imge lkeden lkeye
deiir.

... in Germany, they explain all their peculiar feelings in terms of an organ which they call "the
circulation" - whatever that is.
a) Almanya'da, tm garip duygular "dolam" olarak adlandrdklar bir organ trnden
aklanr - bu organ her ne ise.

I remember, when I was producing an opera in Frankfurt about six months ago, that whenever
singers arrived late for rehearsal they would apologize for it by saying they had had "ze
circulation collapse" which had somehow reduced their efficiency.

a) Hatrlyorum da, alt ay nce Frankfurt'ta bir opera hazrlarken, sanatlar ne zaman
provaya ge kalsalar, verimliliklerini naslsa azaltm olan "dolam bozukluu"
ektiklerini syleyerek zr dilerlerdi.
Genel eviri 3: Genel eviri 2 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
83
1. Heart

Kalp

The heart has long been considered to be (the place) where feelings of love dwell. In love songs throughout the
ages love almost always goes together with the heart. The heart has continually been viewed as (=olarak) the
place where love begins and grows. Even the Bible gives numerous references to love and the heart.

Uzun bir sredir, kalp sevgi duygularnn bulunduu yer olarak dnlmtr. Asrlar boyunca ak
arklarnda sevgi hemen her zaman kalp ile birlikte ele alnmaktadr. Kalp srekli olarak sevginin balayp
byd yer olarak grlmtr. ncil'de bile sevgi ve kalbe eitli kereler deinilmektedir.

The role of the heart in love must come from what/the things which happens to it (=the heart) when a person
feels strongly attracted to someone else. The strong feelings for the other person, especially in the early stages of
relationship, have the results that (:) the heart starts beating faster and breathing starts speeding up.

Kalbin sevgide oynad rol, kii bir bakasna gl bir ekilde balandn hissettiinde kalpte olanlardan
kaynaklanyor olmal. Dier kii iin hissedilen gl duygular, zellikle ilikinin erken dnemlerinde, kalp
atnn hzlanmas ve soluk almann artmaya balamas ile sonulanr.

According to psychologists, a love relationship is a situation that/which involves a lot of stress and the body reacts
to this (=stress) by getting ready to face the unknown. This has been called the "fight or flight" reaction, (=) meeting
danger by battling it (=danger) or running away. So, with love, the heart accelerates and breathing becomes quick.

Psikologlara gre, bir ak ilikisi ok sayda bask ieren bir durumdur ve vcut bu duruma, bilinmeyeni
karlamaya hazrlanarak tepki gsterir. Buna "sv ya da sava" tepkisi, tehlikeyi ona kar savaarak ya da
ondan kaarak karlama durumu denmektedir. Bylece, ak olunca kalp hzlanr ve soluk alma hzl bir hal
alr.

B. DLBLGS

Even the Bible gives numerous references to love and the heart.
The role of the heart in love must come from / what happens to it when a person feels strongly
attracted to someone else.
The strong feelings for the other person, especially in the early stages of relationship, have the results
/ that(:) the heart starts beating faster and breathing starts speeding up.
According to psychologists, a love relationship is a situation / that involves a lot of stress // and the
body reacts to this by getting ready to face the unknown.
This has been called the "fight or flight" reaction,(=) meeting danger by battling it or running away.
So, with love, the heart accelerates //and breathing becomes quick.

BYLES DE VAR!

Yazm hatas yok. Vanishing cream ile disappear ykleminin ayn tmcede kullanlmas ilgin
bir anlam vermekte.
Genel eviri 3: Genel eviri 2 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
84
2. Growing Vegetables

Sebze Yetitirmek

If you grow your own vegetables, they are bound to be fresher than those (=vegetables) (which) you buy in the
shops; and the chances are that (:) you will find they (=vegetables) taste better, too. You can also grow things
(which) it is difficult to find in the shops. And you may save money - a family of four could have saved around 70
last year by growing all their vegetables. All of this (=70), by doing something that/which many people regard as a
healthy leisure activity.

Kendi sebzelerinizi yetitirirseniz, dkkandan satn aldklarnzdan daha taze olmalar kanlmaz; ve de
byk olaslkla onlardan daha lezzetli olduklarn da fark edeceksiniz. stelik paradan da tasarruf
edebilirsiniz. Drt kiilik bir aile tm sebzelerini kendileri yetitirerek geen yl yaklak 70 sterlin tasarruf
edebilirdi. Bunlarn tmn de pek ok kimsenin salkl bir bo zaman faaliyeti olarak grd bir eyi
yaparak gerekletirebilirsiniz.

In the first part of this report, we tell you what is involved in growing your own vegetables and how to plan a
vegetable garden. In the second (part), we tell you how to get the best value for money when buying seeds and
plants.

Bu raporun ilk blmnde, kendi sebzenizi yetitirmenin neleri ierdiini ve bir sebze bahesinin nasl
planlanacan anlatmaktayz. kinci blmde, tohum ve bitki alrken parann karlnn tam olarak nasl
alnacan anlatyoruz.

Much of the report is based on the experiences of our members - nearly 1,500 (members) filled in a mammoth
questionnaire. We are very grateful indeed for the help they (=1,500 members) gave us.

Raporun ou yelerimizin tecrbelerine dayanmakta (yaklak 1.500 yemiz byk bir anketi doldurdular).
Bize saladklar yardmdan tr onlara gerekten minnettarz.

One thing is clear from our members' experience: growing vegetables can be hard work. Routine jobs like weeding
and clearing take up a lot of time, quite apart from the exhausting chore of digging. However, nearly all our
vegetable-growing members thought (that) the results were definitely worth all the effort.

yelerimizin tecrbelerinden, bir ey ortada: sebze yetitirmek zor bir i olabilir. Zararl otlar temizleme ve
yer ama gibi sradan iler, yorucu kazma ii bir yana, ok zaman almakta. Ancak, sebze yetitiren
yelerimizin hemen hepsi sonularn abaya kesinlikle dedii kansnda.

Genel eviri 3: Genel eviri 2 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
85
B. DLBLGS

a)
those (that) you buy
grow things (which) it is difficult to find in the shops.
the help (which) they gave us.
b)
you will find (that) they taste better, too.
members thought (that) the results were

c) Birinci paragrafn son tmcesi.
BYLES DE VAR!

Yazm hatas yok. Horn szcnn boynuz ve korna anlamlar ilgin bir durum yaratmakta.
Genel eviri 3: Genel eviri 2 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
86
3. Grounds for Divorce

Boanma Nedenleri

The grounds which make divorce are of two kinds. There are those (=reasons) (which are) due to the defects of
one partner, such as insanity, dipsomania, and crime; and there are those (=reasons) (which are) based upon the
relations of the husband and wife. It may happen that (:), without blame to either party, it is impossible for a married
couple to live together amicably, or without some very grave sacrifice. It may happen that (:) one of them, without
disliking the other, becomes deeply attached to some other person, so deeply as to feel the marriage an
intolerable tie. In that case, if there is no legal redress, hatred is sure to spring up. Indeed, such cases, as
(=gibi)everyone knows, are quite capable of leading to murder. Where a marriage breaks down owing to
incompatibility or to an overwhelming passion on the part of one partner for some other person, there should not
be, as (=gibi) there is at present, a determination to attach blame. For this reason, much (of) the best ground of
divorce in all such cases is mutual consent. Grounds other than mutual consent ought only to be required where
the marriage has failed through some definite defect in one partner.

Boanmaya gtren nedenler iki trdr. Baz nedenler arasnda elerden birindeki, delilik, alkoliklik ve su
gibi hatalardan kaynaklananlar ve karkocann ilikilerine dayananlar bulunmakta. Elerden birinin bir suu
olmakszn evli bir iftin dosta ya da ok byk fedakarlk olmakszn birlikte yaamas olanaksz hale
gelebilir. Elerden biri, dier elerden holanmazlk olmakszn, bir baka kimseye balanabilir - ylesine
derinden ki evlilii dayanlmaz bir ba olarak grebilir. Bu durumda, yasal bir dzenleme yoksa, nefretin
olumas kesindir. Aslnda, herkesin bildii gibi, bu tr durumlar kolaylkla cinayetle sonulanabilecek
trdendir. Bir evlilik uyumsuzluktan ya da elerden birinin bir baka kiiye kar konulmaz bir tutkuyla
balanmasndan tr bozulduunda, gnmzde olduu gibi bir su ykleme zorunluluu olmamal. Bu
nedenle, bu trden durumlarn tmnde en sk boanma nedeni karlkl rza olmakta. Karlkl rza dndaki
nedenlerin, evlilik elerden birindeki kesin bir eksiklikten tr baarszla uradnda aranmas gerekir.

B. DLBLGS

a) Birinci tmcenin yeniden yaplandrmas.
There are two kinds of grounds which make divorce.
b) Tmcede relative clause yap.
those (which are) due
c) nc tmcede imdilik [ ] iine alnabilecek blmler.
[without blame to either party]
d) Drdnc tmcede imdilik [ ] iine alnabilecek blm.
[without disliking the other]
e) Drdnc tmcede deeply, deeply attached eklinde.
f) Altnc tmcede imdilik [ ] iine alnabilecek blm
[as everyone knows]
g) Yedinci tmcede imdilik [ ] iine alnabilecek blm
[as there is at present]
h) Yedinci tmcenin "or to an overwhelming ..." blmndeki to, owing to eklinde
i) Dokuzuncu tmcede through yerine because of kullanlabilir.

Genel eviri 3: Genel eviri 2 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
87
C. ANLAM

b) Birinci tmcedeki make yklemi Trkeye neden ol- eklinde aktarlmal.
c) Yedinci tmcedeki on the part of one partner blm Trkeye elerden birinde olarak aktarlmal.
d) Sekizinci tmcedeki much the best ground blm Trkeye en iyi neden olarak aktarlmal.
e) Dokuzuncu tmcedeki other than yaps Trkeye dnda, -den baka olarak aktarlmal.

BYLES DE VAR!

"Maze" = labirent; "maize" = msr.

Genel eviri 3: Genel eviri 2 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
88
4. Galaxy

Galaksi

Galaxy is a vast ensemble of hundreds or thousands of millions of stars, all gravitationally interacting, and orbiting
about a common centre. All the stars visible to the unaided eye from earth belong to the earth's galaxy, the Milky
Way. The sun with its associated planets is just one star in this galaxy.

For centuries, man believed the Earth to be
the centre of Creation. The true picture is far more awe-inspiring. We live on a small planet (which is) revolving
round a star of only average size (=Gne), which is itself revolving, with thousands of millions of other stars, in
one galaxy among millions in a Universe that/which may well be boundless.

Galaksi, hepsi de yerekimi asndan birbiriyle etkileim iinde olan ve ortak bir merkezin evresinde
yrngede olan yz milyonlarca ya da milyarlarca yldzlk devasa bir btndr. Dnyadan plak gzle
grlebilen yldzlarn hepsi de dnyann galaksisi olan Samanyoluna aittir. likili gezegenleriyle birlikte
Gne bu galakside yalnzca bir yldr. Yzyllar boyunca insanolu Dnya'nn evrenin merkezi olduuna
inand. in asl ok daha hayranlk uyandrc. Bizler pekala snrsz olabilecek bir evrendeki milyonlarca
galaksi arasndaki bir galakside, milyarlarca dier yldzla birlikte dnmekte olan, sadece ortalama byklkte
bir yldzn etrafnda dnen ufak bir gezegende yaamaktayz.

Scientific observation has so far/yet probed only a fraction of it (=the universe). Yet (=But) to travel to the frontiers
of that observed fraction, even at 186,300 miles per second (the speed of light) would take 6,000 million years, (=)
about 20,000 times the total period that/which human life is estimated to have existed on Earth. The different
bodies and structures in the universe, all of which (=bodies and structures) appear to be receding from us, range
from single galaxies to mammoth clusters containing (=which contain) as many as 500 galaxies.

Bilimsel gzlem imdiye kadar bu evrenin yalnzca bir blmn inceledi. Ancak, gzlenen bu blmn
snrlarna k hz olan saniyede 300.000 km ile yolculuk etmek bile insan yaamnn Dnya zerindeki
tahmini var olma sresinin 20.000 kat olan 6 milyar yl alrd. Tm de bizden uzaklar gibi grnen,
evrendeki farkl madde ve yaplar tek tek galaksilerden 500 kadar galaksiyi barndran dev kmelere kadar
eitlilik gsterir.

Although the cluster of galaxies to (>belong + to) which our galaxy belongs is comparatively small (it has only 25
members), our galaxy itself, (=) the Milky Way System, ranks among the larger of the known stellar systems.
Counting its almost 100,000 million stars (of which the Sun with its family of planets is one (=a star)) [The Sun
with its family of planets is one of them] at the rate of one star a second would take about 2,500 years.

Her ne kadar bizim galaksimizin ait olduu galaksi kmesi nispeten ufaksa da (sadece 25 yesi bulunmakta),
galaksimizin kendisi, yani Saman Yolu, bilinen yldz sistemlerinin byke olanlar arasnda yer almaktadr.
Saman Yolu'nun, gezegen ailesi ile gnein de ait olduu yaklak 100 milyar yldzn saniyede bir yldz hz
ile saymak yaklak 2.500 yl alrd.

Genel eviri 3: Genel eviri 2 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
89
B. DLBLGS
which = a star of only average size (gne)
millions of galaxies
it = universe
Yet = Fakat
Tmcenin temel yklemi would take
all of which = all of the bodies and structures
it = the cluster of galaxies
Although ... members) blm ana tmce.
its = the cluster of galaxies'
which = almost 100.000 million stars
one = a star

BYLES DE VAR!

"Bitch" = fahie; "beach" = kumsal.

Genel eviri 3: Genel eviri 2 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
90
5. Language

Dil

That (Noun Clause) language is highly complex is shown by the fact that (:) up to now it has not proved possible to
translate mechanically from one language to another, with really satisfactory results. The best programmed
computer still cannot consistently translate from, say (=diyelim ki), Russian into English. The fault lies not in the
computer but in the failure to provide it (=the computer) with sufficiently accurate instructions, because we are
still unable to handle this vastly complex system. It has been calculated that (:) if the brain used any of the known
methods of computing language, it would take several minutes to produce or to understand a single short sentence.

Secondly, language is productive. We can produce myriads of sentences that/which we have never heard or
uttered before. Many of the sentences in this book have been produced for the first time, yet (=but) they (=the
sentences) are intelligible to the reader. It is clear that (:) we have some kind of sentence-producing mechanism -
(it is clear) that sentences are produced anew each time and (they are) not merely imitated. One task of
grammatical theory is to explain this quite remarkable fact.

Thirdly, language is arbitrary. There is no one-to-one relation between sound and meaning. This accounts for the
fact that (:) languages differ, and they differ most of all in their grammatical structure. But how far are these
differences only superficial, in the shape of words and their overt patterns? Some scholars would maintain that (:)
"deep down" there are strong similarities - even "universal" characteristics - (which are) disguised by the superficial
features of sound (and perhaps (the superficial features) of meaning). It is not clear how we can find the answer
to this problem.

Aadakiler dndaki tmcelerin evirisi, ANLAM blmndeki altrmada verilmekte.

Secondly, language is productive.
kincisi, dil retkendir.
One task of grammatical theory is to explain this quite remarkable fact.
Dilbilgisi kuramnn bir grevi, bu olduka hayranlk uyandrc gerei aklamaktr.
Thirdly, language is arbitrary.
ncs, dil deikendir.
There is no one-to-one relation between sound and meaning.
Ses ile anlam arasnda bire-bir iliki yoktur.
It is not clear how we can find the answer to this problem.
Bu soruna nasl yant bulabileceimiz ak deil.

B. DLBLGS

a)
That language is highly complex is shown by the fact that up to now it has not proved possible to
translate mechanically from one language to another, with really satisfactory results.
b) say szc rnein, diyelim ki anlamn tamakta..
d) yet = ancak
e) Ksa izgiden sonraki that It is clear blmne balanabilir.

Genel eviri 3: Genel eviri 2 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
91
C. ANLAM

b) Dilin olduka karmak olmas, bir dilden dier bir dile, gerekten tatmin edici sonularla,
mekanik olarak evirinin mmkn olduunun bu gne kadar kantlanm olmamas gerei
tarafndan gsterilmekte.
b) En iyi programlanm bilgisayar bile hl, diyelim ki, Rusadan ngilizceye tutarl bir biimde
eviri yapamamakta.
a) Hesaplara gre, beyin bilinen bilgi ilem yntemlerinden birini kullansa, tek bir ksa tmceyi
anlamak ya da retmek birka dakika srerdi.
c) Hata bilgisayarda deil, bizim ona yeterince dzgn bilgi salayamaymzda yatmakta; zira, hl
dil denen bu karmak sistemi zebilmi deiliz.
c) Daha nce hi duymadmz ya da sylemediimiz birok tmceyi retebiliriz.
b) Bu kitaptaki tmcelerden ou ilk kez olarak retilmitir; yine de, bu tmceler okuyucu tarafndan
anlalabilir.
a) Bir tr tmce retme mekanizmasna sahip olduumuz, tmcelerin basite taklit edilmeyip her
seferinde yeniden retildikleri aktr.
c) Bu, dillerin birbirinden farkl olmalar ve her eyden nce dilbilgisi yaplar asndan farkl
olmalar gereini aklar.
c) Fakat bu farkllklar, szcklerin ekli ve grnr yaps asndan ne lde yzeyseldir?
a) Baz bilimadamlar "derinlerde" sesin (ve belki de anlamn) yzeysel zelliklerinin gizledii gl
benzerlikler - hatta "evrensel" zellikler - bulunduunu ne srerler.

BYLES DE VAR!

"Kitchen" szc "kitten" olmal.

Genel eviri 3: Genel eviri 2 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
92
6. Man's Future

nsann Gelecei

A pessimist might argue: why (should we) seek to preserve the human species? Should we not rather rejoice in
the prospect of an end to the immense load of suffering and hate and fear which has hitherto darkened the life of
Man? Should we not contemplate with rejoicing a new future for our planet, (which is) peaceful at last, sleeping
quietly at last after coming to an end of the long nightmare of pain and horror?

Karamsar biri, "nsan rkn korumaya neden alalm ki?" diyebilir. nsanolunun yaamn karartm olan o
byk ac, nefret ve korku yknn son bulma olasl karsnda sevinsek daha iyi olmaz m? Sonunda
huzura kavuan, o uzun, ac ve korku dolu kabusun ardndan nihayet sonuna gelerek sakince uyuyacak
gezegenimizin yeni geleceini sevinle hayal etmemiz gerekmez mi?

To any student of history contemplating (=who contemplates) the dreadful record of folly and cruelty and misery
that/which has constituted most of human life hitherto, such questions must come in moments of imaginative
sympathy. Perhaps our survey may tempt us to acquiesce in an end, however (much) tragic and however (much)
final (it may be), to a species (which is) so incapable of joy.

u ana kadar insan yaamnn ounu oluturan aptallk, zalimlik ve sefalete dair rktc kaytlar gzden
geiren her tarih rencisinin aklna bu trden sorularn, hayal gcn kendi haline braktnda geliyor
olmas gerekir. Aratrmamz belki de bizleri hayatn tadn karmaktan bylesine yoksun bir trn, ne kadar
trajik ve nihai olsa da, sonunu kabullenmeye yneltebilir.
But the pessimist has only half the truth, and to my mind the less important half. Man has not only the correlative
capacities for cruelty and suffering, but also potentialities of greatness and splendour, (which are) realized, (as)
yet, very partially, but showing (=which show) what life might be in a freer and happier world. If Man will allow
himself to grow to his full stature, what he may achieve is beyond our present capacity to imagine. Poverty, illness,
and loneliness could become rare misfortunes. Reasonable expectation of happiness could dispel the night of fear
in which (=the night of fear) too many (people) now wander lost. And with the progress of evolution, what (=the
thing which) is now the shining genius of an eminent few (people) might become a common possession of the
many (people). All this is possible, indeed, probable, in the thousands of centuries that/which lie before/in front of
us, if we do not rashly and madly destroy ourselves before we have reached the maturity that/which should be our
goal. No, let us not listen to the pessimist, for (=because), if we do (=listen), we are traitors to Man's future.

Ancak, karamsar kii gerein sadece yarsna sahip - bence de daha nemsiz olan yarsna. nsan sadece
zalimlik ve ac ekme kapasitelerine deil, ayn zamanda henz ksmen gerekletirilmi olan ama daha zgr
ve mutlu bir dnyada yaamn nasl olabileceini gsteren byklk ve ihtiam potansiyellerine de sahip.
nsanolu kendisine tam kapasiteye ulamak iin izin verecek olsa, baarabilecei eyler u anki hayal etme
kapasitemizin ok tesinde. Yoksulluk, hastalk ve yalnzlk az rastlanr talihsizlikler haline gelebilir.
Mutlulua ynelik makul beklentiler u anda pek ok insann iinde yitik biimde dolat korku dolu
gelecei bertaraf edebilir. Ve evrimin ilerlemesi ile, gnmzde sekin birka kiinin parldayan dehas olan
Genel eviri 3: Genel eviri 2 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
93
ey ounluun ortak mal haline gelebilir. Eer hedefimiz olmas gereken olgunlua kendi kendimizi zalimce
ve delice yok etmezsek, bunlarn nmzde uzanan binlerce yzylda olas, hatta bir bakma kanlmaz.
Hayr, karamsar dinlemeyelim, zira eer dinlersek insanolunun geleceine ihanet etmi oluruz.

B. DLBLGS

Tmcede seek yklemi u ekilde olmal
why should we seek to preserve the human species?
Peaceful olan our planet.
Koyu yazl blm yeniden yaplandrlrsa:
Such questions must come to any student of history contemplating the dreadful record of folly
and cruelty and misery that has constituted most of human life hitherto in moments of
imaginative sympathy.
Koyu yazl blm Concession Clausenitelii tamakta.
Tmcede realizeve showyklemlerinin znesi Man.
First Conditional yapda will kullanlmasnn nedeni, ok kk bir olaslktan sz edilmesi..
Tmcedeki too many szckleri too many peopleanlamnda kullanlmakta.
Tmcede what szc the thing which anlamda kullanlmakta; an eminent few(people) ve the
many (people) kullanmlar var.
Koyu yazl do szc, listen yerine gemekte.

BYLES DE VAR!

"Maskeler olmasa ocuklar tanmak olanaksz hale gelecek" anlam var.

Genel eviri 3: Genel eviri 2 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
94
7. Ifs of History

Tarihte "Ya yle olsayd ..."

Speculating "what if ...?" is always enticing. What if Alexander Fleming's dishes of infected jelly had been tidied up
and thrown out as (=gibi) they (=dishes) should have been (thrown out) then - would we now be without
penicillin? If James Watt had dropped off to sleep before his kettle boiled, would there never have been any trains?
When it comes to invention or discovery, the chances are that (:) if scientist A is hit by a falling roof-tile, scientist B
will get there pretty soon all the same; for (=because) both (=Scientist A+B) would have been building on the
same state of previous knowledge - like the test-tube doctors. Stephenson also invented the Davy lamp; a chap
called Reis very nearly invented the telephone just before Bell; there were several other maniacs (who were)
attempting powered flight just as doggedly as the Wright brothers.

"Ya yle olsayd ..." diye fikir yrtmek her zaman cazip olmutur. Alexander Fleming'in kfl jle tabaklar
olmalar gerektii gibi toparlanr atlm olsayd, bugn penisilinsiz mi olurduk? James Watt aydanla
kaynamadan uykuya dalm olsayd asla trenler olmaz myd? Keif ya da bulu sz konusu olduunda,
olaslklara gre, eer A bilimadamnn tepesine bir kiremit derse B bilimadam onun ulat noktaya zaten
ksa zamanda gelecektir, zira her ikisi de, tpk laboratuar doktorlar gibi, ayn trden mevcut bilgi birikimine
dayanyor olacaktr, Stephenson da Davy lambasn icat etmiti; Reis adnda bir adam az kalsn Bell'den
hemen nce telefonu icat ediyordu; en az Wright kardeler kadar inatla motorlu uuu gerekletirmeye
abalayan birka manyak daha vard.

What's far more problematic is the follow-up. What happens after a discovery may indeed depend on the crucial
presence of one man. If Darwin had died on the voyage [to Galapagos], then Wallace would have been the father
of evolution - but without Darwin's brilliant tenacity in proving and presenting the thing, would the impact have been
as great (as it was)?

Esas sorunlu olan, bulutan sonras. Bir keiften sonra olanlar aslnda tek bir adamn hayati varlna bal
olabilir. Eer Darwin [Galapagos] yolculuu esnasnda lm olsayd, o zaman evrimin babas Wallace
olurdu; ancak, Darwin'in teoriyi kantlama ve sunmadaki parlak azmi olmasayd, etki bu kadar byk olur
muydu?

"What if ...?" in history is even more fun. In the eighth century the Moors in Spain sent out a reconnaissance party
along the Roman road into France, (they) got ambushed, and decided that (:) France was no go. There's a theory
that (:) if they'd had stirrups, they could have ridden down the ambush (without stirrups, you can too readily be
pushed off your horse by anyone with a pike). Then the Moors might have gone ahead and invaded France.

Tarihte "Ya yle olsayd ..." daha da elenceli. Sekizinci yzylda spanya'daki Endls Emevileri Roma
yolu boyunca Fransa'ya bir keif birlii gnderdiler, tuzaa dtler, ve Fransa'nn kolay lokma olmadna
karar verdiler. Bir teoriye gre, zengileri olmu olsayd tuza aabilirlerdi (zengiler olmaynca elinde
Genel eviri 3: Genel eviri 2 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
95
mzrak olan biri insan kolayca itip atndan drebilir). O zaman Emeviler ilerleyip Fransa'y igal
edebilirlerdi.

Here's another. When Leo Szilard, Weizman and Polyani were experimenting with chain reaction in Britain in the
thirties, they tried to raise 2,000 to continue the work; they failed, and so took the research to America. Szilard
was convinced that (:) if they had succeeded in doing their work in Britain, German intelligence would certainly have
got hold of it (=their work); he may well have been right, for (=because) when they offered one of their patents to
the War Office, they were told "there appears to be no reason to keep the specification secret so/as far as the War
Department is concerned." And why were they so certain that (:) they must keep such stuff secret? Because
Szilard had read H. G. Wells's The World Set Free and could thus envisage atomic war - you might almost say that
H. G. Wells won the war.

te bir dier rnek. Leo Slizard, Weizman ve Polyani otuzlu yllarda ngiltere'de zincirleme reaksiyon
zerinde alrlarken ilerini srdrebilmek iin 2.000 sterlin bulmaya altlar; baaramadlar ve bu yzden
de aratrmay Amerika'ya tadlar. Slizard, almalarn ngiltere'de yapmay baarm olsalard Alman
istihbaratnn onu kesinlikle ele geireceinden emindi; hakl olabilir, zira patentlerinden birini Sava
Blm'ne teklif ettiklerinde kendilerine "Sava Blm asndan bu zellikleri gizli tutmann hibir nedeni
grlmemektedir" yant verildi. Peki bu tr bir konuyu gizli tutmalar gerektiine neden bu kadar emindiler?
nk Slizard H.G. Wells'in The World Set Free adl kitabn okumutu ve bylece atom savan zihninde
canlandrabiliyordu; sava H.G. Wells'in kazandrdn pekala syleyebiliriz.

To my mind, you have to believe that (:) things might all have been different - or (you have to) simply believe in
predestination, which (Sentential Relative Clause) is boring. "It will be all the same in 100 years" is the most
dispiriting consolation (which) I know; but it is not, fortunately, true.

Bence, ya olaylarn tmnn farkl olabileceine inanrsnz ya da tutup kadere inanrsnz - ki bu ikincisi
skc olurdu. "100 yl sonra deien bir ey olmayacak" sz bildiim en hayal krc teselli; ancak, neyse ki,
doru deil.

B. DLBLGS

a) Birinci paragrafta:
thrown out as = gibi
same; for = zira
just as doggedly as = kadar
kinci paragrafta:
have been as great = kadar (as great as that)
Drdnc paragrafta:
right, for = zira
so far as = kadar (so/as far as)
c)
Alexander Fleming'in muhtemelen jle kabn atmas gerekti. YANLI
Bu tmcelere gre, btn bilimadamlarnn (Bilimadam A) zerinde altklar projeyi
tamamlayacak bir ortaklar (Bilimadam B) bulunmakta. YANLI
Genel eviri 3: Genel eviri 2 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
96
Yazar, dolayl olarak, Wright kardeler iin "manyak" szcn kullanmakta. DORU
cad izleyen sre, icadn kendisinden daha nemli. DORU
Byk olaslkla, Wallace evrim teorisini asla bu kadar nl yapamazd. DORU
Araplar Fransa'ya bar getirmek istedilerse de insanlar onlara gvenmediler. YANLI
Araplar ok ar mzraklar olduu iin atlarndan dtler. Bu nedenle de Fransa'y istilay
baaramadlar. YANLI
Szilard kitab okumam olsayd, Almanya kinci Dnya Sava'n kazanabilirdi. DORU
Yazara gre, gemi konusunda "yle olsayd" trnden fikirler yrtmek hi de fena olmaz.
DORU

C. ANLAM

a)
there (nereye?)= A bilimadamnn aratrmada ulat noktaya.
pretty soon (pretty soon?) = very soon
all the same (all the same?)= zaten
both (her iki ne?)= her iki bilimadam da
the thing (kastedilen ne?)= evrim teorisi
the Moors (zne?) got ambushed,
the Moors(zne?) decided
another (bir dier ne?) = bir dier rnek
failed (baaramadklar ne?) = 2.000 sterlin bulmak
such stuff (kastedilen ne?) = sunulan patentler
things (Trkeye nasl aktarlmal?) = olaylar

BYLES DE VAR!

"Zinc bath - for adult - with strong bottom" olmal.

Genel eviri 3: Genel eviri 2 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
97
8. Lake Turkana

Turkana Gl

Suppose now, we are back on the eastern shores of Lake Turkana 2 million years ago. Standing (=While we
stand) by the shores we would be aware of crocodiles basking (=which bask) in the tropical heat on sand-spits
pointing (=which point) finger-like into the shallow water. A little more than five miles away to the east savanna-
covered hills rise up from the lake basin, (these hills are) sliced here and there by forest-filled valleys. At one point
the hills are breached by what (=something which) is obviously a large river that/which snakes its (=river's) way
down from the Ethiopian mountains. Where the river reaches the flood-plain of the lake it (=river) shatters into a
delta of countless streams, some (of the streams are) small, some (of the streams are) large, but each (stream
is) fringed by a line of trees and bushes.

As (=When) we walk up one of the stream beds - (it is) dry now because there has been no rain for months - we
might hear the rustle of a pig in search of roots and vegetation in the undergrowth. As (=When) the tree-cover
thickens we catch a glimpse of a colobus monkey (which is) retreating through the tree tops. Lower down,
mangobeys feed on ripening figs. In the seclusion of the surrounding bushes small groups of impala and water-
buck move cautiously. From the top of a tree we could see out into the open, where herds of gazelle graze.

After going about a mile up the stream we come across a scene that/which is strangely familiar. Before/In front of
us is a group of eight creatures - definitely human-like, but definitely not truly human - some (of the creatures are)
on the stream bed and some (of the creatures are) on its (=stream bed's) sandy bank.

Metnin evirisi ANLAM blmnde.

C. ANLAM

Kyda dikildiimizde, kumluklarda, tropik scakta s suya parmak gibi uzanp timsahlarn farkna
varrz.
Kyda dikildiimizde, s suya parmak gibi uzanan kumluklarda, tropik scak altnda
gnelenen timsahlarn farkna varrz.

Savan rtsyle kapl tepelerin dousunda, bir milden biraz daha tede, orada ve burada ormanla
rtl vadiler gl tabanndan ykselmekte.
Bir milden biraz uzakta, savan kapl tepelerin dousunda, yer yer orman kapl vadilere
blnm tepeler gl havzasndan ykselmekte.

Bir noktada, tepeler Etiyopya dalarndan aa kvrlarak akan geni bir rmak tarafndan grnr bir
ekilde blnmekteler.
Bir noktada, bu tepeler Etiyopya dalarndan aa kvrlarak akan geni bir rmak tarafndan
blnmekte.

Gln kenarna eritiinde nehir, her biri irili ufakl aa ve allarla sral saysz dereler halinde bir
delta oluturmakta.
Gln kysna eritiinde bu nehir her biri bir dizi aa ve alyla sralanm irili ufakl saysz
derenin oluturduu bir delta eklinde paralanmakta.

Aylardr yamur yamad iin imdi kuru olan dere yataklarndan birinde yukar doru yryp bitki
rtsnde gelimemi kkleri ve bitkileri ararken, bir domuzun hrtsn duyabiliriz.
Genel eviri 3: Genel eviri 2 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
98
Aylardr yamur yamad iin u anda kurumu olan dere yataklarndan birinden yukar
doru yrrken, yerdeki bitki rtsnde kk ve bitki arayan bir domuzun kard hrty
duyabiliriz.

Aa rts kalnlat iin, aa tepelerine doru kaan bir kolobus maymunu gzmze arpar.
Aa rts kalnlatka, aa tepelerine doru kaan bir kolobus maymun gzmze
arpar.

Onun biraz altnda, mangolar olgunlaan incirlerle beslenmekte.
Onun biraz aasnda, mangolar olgunlamaya yz tutan incirlerle beslenmekte.

Kk impala ve geyik gruplar dikkatli dolaarak tenha allar evrelemekteler.
evredeki allarn tenhalnda kk impala ve geyik gruplar ihtiyatla dolamakta.

Bir aacn tepesinden, gazel srlerinin otlad yerler aka grlebilir.
Bir aacn tepesinden, gazel srlerinin otladklar ilerideki akl grebilirdik.

Dere boyunca bir mil kadar yukar gidince, garip ve yabanc olmayan bir yere geliriz.
Dere boyunca bir mil kadar yukar ktktan sonra, ilgin biimde bildik gelen bir manzara ile
karlarz.

Bizden nce baz dere yataklarnda ve baz kumlu kylarnda sekiz yaratktan oluan bir grup var -
kesinlikle insan benzeri, ama kesinlikle tam olarak insan deil.
nmzde, kesinlikle insan benzeri olan ama kesinlikle de tam insan olmayan, kimi dere
yatanda kimi onun kumlu kysnda, sekiz yaratktan oluan bir grup grrz.

BYLES DE VAR!

"On the evening of May 13th, at about 7 o'clock, my husband and I both saw clearly some
silver coloured objects in the sky (which were) travelling north and giving off a roaring
sound" olmal.

Genel eviri 3: Genel eviri 2 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
99
9. Garbology

p Bilimi

A professor of anthropology at the University of Tuscon has created an entirely new field of science (which is)
called garbology. William Rathje and his students have been studying the garbage (which is) left for collection in
front of Tuscon homes since 1973. With the help of the local sanitation company, they (=Rathje and students)
have inspected and categorized some 120 tons of garbage and have arrived at some interesting conclusions.

Tuscon niversitesi'nde bir antropoloji profesr "p bilimi" ad verilen tamamen yeni bir bilim alan
yaratt. William Rathje ve rencileri 1973 senesinden beri, Tuscon'daki evlerin nne toplanmak iin
braklan pleri incelemekteler. Yerel temizlik irketinin yardm ile, yaklak 120 ton p inceleyip
snflandrdlar ve baz ilgin sonulara vardlar.

One result is that (:) middle-income families waste more food than lower-(income) or upper-income families.
Another fact is that (:) poor families pay more for their food and household items than wealthy families because
they (=poor families) cannot afford to buy it (=food) in bulk. Finally, the overall waste figure is down to 15 percent,
(=) about half the figure from the first quarter of this century. This (fall) can be attributed to modern methods of
refrigeration, transportation, processing, and packaging.

Sonulardan biri, orta gelirli ailelerin dk ya da yksek gelirli ailelerin ettiinden daha fazla yiyecek ziyan
ettii. Bir dier gerek, toplu alverite bulunamadklar iin yoksul ailelerin besin ve ev ihtiyalar iin
zengin ailelerden daha fazla para harcadklar. En son olarak da, toplam israf miktar, bu yzyln ilk
eyreindeki yaklak yarsna, yani yzde on bee dm bulunuyor. Bu, dondurma, tama, ileme ve
paketlemedeki modern yntemlere balanabilir.

B. DLBLGS

A professor of anthropology at the University of Tuscon has created an entirely new field of
science (which is) called garbology.
William Rathje and his students have been studying the garbage (which is) left for collection in
front of Tuscon homes since 1973.
With the help of the local sanitation company, they have inspected and categorized some 120
tons of garbage and have arrived at some interesting conclusions.
One result is that (:) middle-income families waste more food than lower- or upper-income
families.
Another fact is that (:) poor families pay more for their food and household items than wealthy
families// because they cannot afford to buy it in bulk.
Finally, the overall waste figure is down to 15 percent, (which is) about half the figure from the
first quarter of this century.
This can be attributed to modern methods of refrigeration, transportation, processing, and
packaging.

BYLES DE VAR!

Ararat = Ar da.
Genel eviri 3: Genel eviri 2 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
100

10. Explain

Aklamak

In science the meaning of the word "explain" suffers with civilization's every step in search of reality. Science
cannot really explain electricity, magnetism, and gravitation; their effects can be measured and predicted, but
of/about their nature, no more is known to the modern scientist than (known +) to Thales who first speculated on
the electrification of amber. Most contemporary physicists reject the notion that (:) man can ever discover what
these mysterious forces "really" are. Electricity, Bertrand Russell says, "is not a thing, like the St. Paul's Cathedral;
it (=electricity) is a way in which things behave. When we have told how things behave when they are electrified,
we have told all there is to tell (=there is that should be told)." Until recently scientists would have disapproved of
such an idea. Aristotle, for example, whose natural science dominated Western thought for two thousand years,
believed that (:) man could arrive at an understanding of reality by reasoning from self-evident principles. He felt,
for example, that (:) it is a self-evident principle that (:) everything in the universe has its proper place, hence one
(=a person) can deduce that (:) objects fall to the ground because that (=the ground)'s where they (=objects)
belong, and smoke goes up because that (=up)'s where it (=smoke) belongs. The goal of Aristotelian science was
to explain why things happen. Modern science was born when Galileo began trying to explain how things happen
and thus (he) originated the method of controlled experiment which now forms the basis of scientific investigation.
Bilim alannda "aklama" szcnn anlam, uygarln gerei arayndaki her bir admdan etkilenir.
Bilim aslnda elektriklenme, mknatslanma ve yer ekimini aklayamamakta; bunlarn etkileri llebilir ve
tahmin edilebilir, ancak bunlarn doas hakknda modern bilimadamlarnca bilinenler, kehribarn
elektriklenmesi konusunda ilk kez fikir yrten kii olan Thales'in bildiklerinden daha fazla deil. ou
ada fiziki insann bu gizemli glerin "gerekte" ne olduklarn gnn birinde kefedebileceini
kavramn reddederler. Bertrand Russell'n dedii gibi, elektriklenme "Aziz Paul Katedrali gibi bir nesne
deildir; elektriklenme, nesnelerin bir davran biimidir. Elektriklendiklerinde nesnelerin nasl
davrandklarn anlattmzda, anlatlacak ne varsa anlatm oluruz." Yakn zamanlara kadar, bilimadamlar
bu tr bir fikre katlmazlard. rnein, doal bilimi Bat dncesini iki bin yl etkilemi olan Aristo, kendi
kendisini aklayc prensiplerden yola karak insann gerein anlalmasna ulaabileceine inanmaktayd.
Ona gre, rnein evrendeki her eyin kendine uygun bir yeri olmas kendi kendisini aklayc bir prensiptir
ve bu nedenle, nesnelerin ait olduklar yer olduu iin yere dtkleri ve dumann da ait olduu yer olduu
iin ge ykseldii sonucuna varlabilir. Aristo biliminin amac olaylarn neden olduklarn anlamakt.
Galileo olaylarn nasl olduunu aklamaya almaya balad ve bylece de bugnk bilimsel incelemenin
temelini oluturan kontroll deney yntemini yarattnda, modern bilim dodu.

1. b 2. c 3. c 4. b

BYLES DE VAR!

"Odd" yerine "old" olmal.

Genel eviri 3: Genel eviri 2 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
101
11. The 800th Life

Sekizyznc Yaam

In the time between now and the twenty-first century, millions of ordinary, psychologically normal people will face a
sudden confrontation with the future. Many of the citizens of the world's richest and most technologically advanced
nations will find it increasingly painful to keep up with incessant demand for change that/which is a characteristic of
our time. For them (=many citizens), the future will have arrived too soon. This book is about change and how we
adapt to it. It (=This book) is about those/people who seem to thrive on change, as well as those multitudes of
others/other people who resist it (=change) or seek flight from it. It is about our capacity to adapt. It is about the
future and the shock that/which its (=future's) arrival brings.

Gnmz ile yirmi birinci yzyl arasndaki srede, milyonlarca sradan, psikolojik adan normal insan
birdenbire gelecek ile yz yze kalacak. Dnyann en zengin ve teknolojik adan en gelimi lkelerinin
vatandalarnn pek ou zamanmzn zellii olan srekli deiim talebi ile yarabilmenin gitgide daha ac
verici olduunu fark edecekler. Onlar asndan, gelecek ok erken varm olacak. Bu kitap deiiklik ve
bizim ona nasl uyum saladmz hakknda. Kitap, deiiklik sayesinde baarya ulaanlarn yan sra ona
kar koyan ya da ondan ka yolu arayan pek oklar hakknda. Bizim uyum salama yeteneimiz hakknda.
Gelecek ve onun varnn getirecei ok hakknda.

Western society for the past 300 years has been caught up in a storm of change. This storm, far from abating, now
appears to be gathering force. Change moves through the highly industrialized countries with waves of ever-
accelerating speed and unprecedented impact. It (=Change) brings with it all sorts of curious social phenomena -
from psychedelic churches and "free universities" to science cities in the Arctic and wife-swap clubs in California.

Son 300 yldr Bat toplumu bir deiiklik frtnasna kapld. Bu frtna, yavalamak bir yana, bugn g
topluyor grnmekte. Deiiklik, yksek lde endstrilemi ehirlerde, srekli hzlanan hzda ve tahmin
edilemeyen etkilerde dalgalar halinde ilerlemekte. Yan sra trl eit ilgin sosyal olgular da getirmekte:
karma kiliseler ve "serbest niversiteler"den Kuzey kutbunda bilim ehirlerine ve California'da e dei-toku
kulplerine kadar.

It (=Change) breeds odd personalities, too: children who are at twelve/twelve years old are (tmcenin yklemi)
no longer children; adults who are at fifty/fifty years old are (tmcenin yklemi) children of twelve (years). There
are rich men who playact poverty , computer programmers who turn on with LSD. There are married priests and
atheist ministers and Jewish Zen Buddhists. A strange new society is apparently developing in our midst. Is there a
way to understand it (=new society), to shape its development?

lgin kiilikler de yetitirmekte: on iki yandaki ocuklar artk ocuk deiller; elli yandaki yetikinler, on
iki yanda ocuk. Yoksulluk taklidi yapan zenginler, LSD'ye sarlan bilgisayar programclar var. Evli
Genel eviri 3: Genel eviri 2 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
102
rahipler ve ateist rahipler, Yahudi Zen Budistler var. yle grnyor ki tam ortamzda garip, yepyeni bir
toplum geliiyor. Bu toplumu anlamann, onun geliimini ekillendirmenin bir yolu var m?

Much/Many of the things that/which now seems incomprehensible would be far less so (=incomprehensible) if
we took a fresh look at today's rapid rate of change, for (=because) the acceleration of change does not merely
affect industries or nations. It (=Change) is a force that reaches deep into one's (=a person's) personal life,
compels him to act out new roles, and confronts him with the danger of a new and powerfully upsetting
psychological disease. This new disease can be called "future shock", and a knowledge of its sources and
symptoms helps explain many things that/which otherwise resist rational analysis.

Gnmzde kavranlmaz grnen pek ok ey, bugnn hzl deiiklik oranna bir bak atacak olursak ok
daha az kavranlmaz olurdu, zira deiikliin hz yalnzca endstrileri ve lkeleri etkilememekte. Deiiklik,
insann kiisel yaamnn derinlerine ulaan, onu yeni roller oynamaya zorlayan ve yeni ve gl biimde
bunaltc bir psikolojik hastalk tehlikesiyle kar karya brakan bir g. Bu yeni hastalk "gelecek oku"
olarak adlandrlabilir ve kaynaklarnn ve belirtilerinin bilinmesi, bilinmedii durumlarda aklc analize kar
koyacak pek ok eyin aklanmasna yardmc olmakta.

B. DLBLGS

Many of the citizens of the world's richest and most technologically advanced nations will find it
increasingly painful to keep up with incessant demand for change that is a characteristic of our time.

Tmcede those szc people yerine kullanlmakta.
Tmcede for szc zira anlamn tar.
Tmcede compel ve confront yklemleri force szcne ait.

BYLES DE VAR!

Margareth, kazara Tom'un annesi oldu.

Genel eviri 3: Genel eviri 2 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
103
12. Desertification

lleme

Desertification, the loss of the soil's biological productivity, occurs naturally to a limited extent. The pace at which
the process has spread recently, however, is largely man's own doing. This fact was highlighted by the great Sahel
drought of 1968-73. The worst effects of this drought were caused by nomadic peoples who had earlier been forced
by national governments to adopt agricultural and grazing practices that/which were not in accord with their
traditions. In common with those (=traditions) of other nomads around the world, such traditions involved never
staying in one place so long as to exhaust the earth that/which provided them (=nomadic peoples) with
sustenance. When these people were not allowed to follow this tradition, the process of desertification moved
ahead quickly.

Topran biyolojik retkenliinin yitimi demek olan lleme doal yollardan belirli bir lde zaten
olumakta. Ancak, bu srecin yakn zamanlardaki yaylma hz byk lde insanlarn eseri. Bu gerek
1968-73 yllarndaki Sahil kurakl tarafndan vurguland. Bu kurakln en kt etkilerine kendi
gelenekleriyle uyumlu olmayan tarm ve otlatma uygulamalarn benimsemeye hkmetler tarafndan
zorlanm olan gebe halklar neden oldular. Dnyadaki dier gebelerin geleneklerinde olduu gibi, bu tr
gelenekler o insanlara gda salayan topra smrmelerini salayacak kadar uzun sre ayn yerde kalmamay
iermekteydi. Bu insanlarn bu gelenei izlemelerine izin verilmeyince lleme sreci hzla ilerledi.

B. DLBLGS

Desertification, (=the loss of the soil's biological productivity), occurs naturally to a limited
extent.
The pace at which the process has spread recently, however, is largely man's own doing.
This fact was highlighted by the great Sahel drought of 1968-73.
The worst effects of this drought were caused by nomadic peoples who had earlier been forced by
national governments to adopt agricultural and grazing practices that were not in accord with their
traditions.
In common with those of other nomads around the world, such traditions involved never staying
in one place so long as to exhaust the earth that provided them with sustenance.
When these people were not allowed to follow this tradition,// the process of desertification
moved ahead quickly.

BYLES DE VAR!

O gn yamurun yap yamadn ve yadysa insanlarn ne yaptn bilemiyorum!

Genel eviri 3: Genel eviri 2 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
104
13. Women

Kadnlar

It is not often realized that (:) women held a high place in southern European societies in the 10th and 11th
centuries. As (=olarak) a wife, the woman was protected by the setting up of a dowry or decimum. Admittedly, the
purpose of this was to protect her against the risk of desertion, but in reality its function in the social and family life
of the time was much more important. The decimum was the wife's right to receive a tenth of her husband's
property. The wife had the right to withhold consent, in all transactions the husband would make. And (this was)
more than just/only a right: the documents show that (:) she enjoyed/had a real power of decision, equal to that (=
the power of decision) of her husband. In no case do the documents indicate (devrik yap) any degree of
difference in the legal status of husband and wife.

10. ve 11. yzyllarda gney Avrupa toplumlarnda kadnlarn yksek bir konumda olduklar ou kez fark
edilmez. Kadn, bir e olarak, bir drahoma ya da decimum dzenlemesi yolu ile korunmaktayd. Grnrde,
bunun amac kadn terk edilme tehlikesine kar korumakt, fakat gerekte o zamanlarn sosyal yaam ve aile
yaantsnda ilevi ok daha nemliydi. Decimum, kadnn kocasnn sahip olduu mlkn onda birine sahip
olma hakkyd. Kocann yapaca her trden ticari anlamada kadn onay hakkn sakl tutma hakkna sahipti.
Ve bu haktan da te bir ayrcalkt: belgeler, kadnn kocasnn karar verme yetkisine edeer bir yetkiden
yararlandn gstermektedir. Belgeler hi bir ekilde kar ile kocann yasal konumlar arasnda bir farkllk
gstermemektedir.

The wife shared in the management of her husband's personal property, but the opposite (of this) was not always
true. Women seemed perfectly prepared to defend their own inheritance against husbands who tried to exceed their
rights, and on occasion they (=women) showed a fine fighting spirit. A case in point is that (=the case) of Mara
Vivas, a Catalan woman of Barcelona. (After/Because of) Having agreed with her husband to sell a field she had
inherited, for the needs of the household, she insisted on compensation. None being offered/When she was
offered no compensation, she succeeded in dragging her husband to the scribe to have a contract duly drawn up
assigning (=which assigned) her a piece of land from Mir's personal inheritance. The unfortunate husband
was obliged to agree, as (=gibi) the contract says, "for the sake of peace". Either through dowry or through being
hot-tempered, the Catalan wife knew how to win herself, within the context of the family, a powerful economic
position.

Kadn kocasnn kiisel mlknn ynetimini paylamaktayd; oysa, bunun tersi her zaman iin geerli
deildi. Kadnlar haklarn inemek isteyen kocalara kar kendi miras haklarn korumaya kusursuz bir
biimde hazrlkl grnmekteydiler ve yeri geldiinde de gayet dvken bir tutuma da sahiptiler. Buna
rnek bir vaka, Barselonal, Katalonyal bir kadn Maria Vivas'tr. Evin gereksinimleri iin kendisine miras
kalm bir toprak parasn satma konusunda kocas ile anlaan kadn, tazminat konusunda direndi. Hi bir
tazminat nerilmeyince de, kendisine Miro'nun zel mal varlndan bir para topran verilmesi eklinde
hazrlanm bir kontrat yaptrmak amac ile kocasn yetkili kiiye gtrmeyi baard. Zavall koca, kontratn
Genel eviri 3: Genel eviri 2 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
105
dedii gibi, "huzur uruna" kabullenmek zorundayd. Ya drahoma ya da sinirli davranma yolu ile Katalonyal
kadn aile balam iinde kendisine gl bir konumu nasl salayacan biliyordu.

Altrma.

1. d 2. c 3. a 4. c 5. d
BYLES DE VAR!

Geen Cumartesi'den bu yana altnc ocuklar! (Bir zamanlar ok uzun boylu bir basketbol
oyuncusu, doum gnn soran gazeteciye 6, 7 ve 8 Temmuz! demi.)

Genel eviri 3: Genel eviri 2 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
106
14. Who's Afraid of The Silicon Chip

Kim Korkar Silikon Yongadan

The one thing that/which's got to get talked about non-stop throughout 1990s is about as big as this .

Doksanl yllarn ortalarnda konuulan ey yaklak u byklkte:

For (=iin) the electro-technologically minded (the + sfat = oul isim. People who are electro-technologically
minded), it's a miracle of micro-processing wizardry with the mind-boggling potential to revolutionise the whole of
life. For (=iin) the uninitiated (the + sfat = oul isim. People who are uninitiated), it's a source of bafflement,
unease, and a vaguely sci-fi fascination. It represents the major challenge of the past century's last twenty years,
so all the expert futurologists claim/all the expert futurologists claim this way, yet/but sounds to most of us like
some newly-fanged substitute for fried potato.

Kafas elektronik ve teknolojiye ileyenler iin, bu ey tm yaam batan sona deitirebilecek akllara
durgunluk verici potansiyele sahip mikro ilem byclnn bir mucizesi. Akl ermeyenler iin ise, bu ey
kafa karklnn, tedirginliin kayna ve bir para da bilimkurgu eseri. Tm gelecek bilimi uzmanlarnn
sylediine gre, bu ey geen yzyln son yirmi ylnn temel baarsn simgelemekte; yine de, oumuza
kzarm patatesin yerine yeni icat edilmi bir ey gibi gelmekte.

It's the silicon chip.

Bu ey silikon yonga.

Not surprisingly, most non-scientists find that (:) the effort of trying to grasp what a silicon is turns out to be (yan
tmcenin yklemi) just as bewildering as the struggle to comprehend what a silicon chip does.

Doal olarak, bilimadam olmayan pek ok kii silikon yongann ne olduunu kavrama abasnn silikon
yongann ne yaptn kavrama abas kadar kafa kartrc olduunu fark etmekteler.

Forty years ago, the world's first electronic digital computers weighed about thirty tons and filled a room. Today
silicon chip equivalent weighs a fraction of gramme and would disappear on your fingernail. Once (it is) designed, a
silicon chip can be ludicrously cheap to manufacture in bulk. That is why everyone can now buy for peanuts such
sophisticated gadgets as pocket calculators or complex TV games. Desk-top computers are as familiar as desk-
top typewriters.

Krk yl nce, dnyann ilk saysal bilgisayarlar yaklak otuz ton arlndayd ve bir oday doldurmaktayd.
Gnmzde, bunun silikon yonga dengi bir gramdan az arlk tamakta ve trnanzn zerinde
Genel eviri 3: Genel eviri 2 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
107
kaybolabilir. Bir kez tasarland m silikon yonga toplu retim iin inanlmaz lde ucuz olabilir. Bu nedenle
de bugn herkes fndk fstk fiyatna cep hesap makineleri ya da karmak televizyon oyunlar gibi kapsaml
gereleri satn alabilmekte. Masast bilgisayarlar masast daktilolar kadar sradan.

Not only is the silicon chip small and ever more inexpensive, it is also reliable and immensely versatile. Already
the world market is estimated at 3 billion a year. By the mid-2100s, one chip-maker predicts, every person in the
world may need to own at least one microprocessing toy just to (=in order to) have an outlet for the industry's
burgeoning supply.

Silikon yonga yalnzca ufak ve gitgide daha ucuz olmakla kalmyor, ayn zamanda gvenilir ve ok byk
lde esnek. Bu an bile dnya pazarnn senede 3 milyon sterlin olduu tahmin edilmekte. Bir yonga
yapmcsnn tahminine gre, 2010'lu yllarn ortalarna gelindiinde, dnyadaki her bir insan srf endstrinin
dev gibi retiminin erimesine bir katks olsun diye en az bir mikro ilem oyuncana sahip olma gereksinimi
duyabilir.

Such talk is typical of the increasingly extravagant claims (which are) being made on behalf of the silicon chip. It
has been called the most significant invention since wheel. A single chip can far outstrip the mathematical speed
and capacity of any man. Multi-chip computers can perform a million error-free calculations in the time (which) it
takes to blink and they're getting faster all the time. All that is holding them back is the speed at which data can be
programmed in, or applications (which are) for them found.

Bu trden konumalar silikon yonga hakknda yaplan gitgide abartl iddialar konusunda tipik nitelik
tamakta. Silikon yongaya tekerlein icadndan bu yana en nemli icat denilmekte. Tek bir yonga herhangi
bir insann matematiksel hz ve kapasitesini kat kat aabilir. ok yongal bilgisayarlar gz ap kapayana
kadar bir milyon hatasz hesaplamay yapabilirler ve hzlar da srekli artmakta. Onlar engelleyen tek ey
verilerin programlanabilme hz ya da onlar iin bulunan uygulamalar.

More and more small firms take advantage of small, purpose-programmed computers to (=in order to) keep the
books. Instrumentation on cars gets neater and more comprehensive. Telephones have increased international
capability, telephone and television-linked information systems are more comprehensive and more wide-spread.
Cameras get smaller and more automated, fun toys like talking calculators and programmable video gadgets fight
for the home entertainment market. Money continues to give way to computerised accounting and debiting
systems, all kinds of security systems are rapidly advanced. Shops keep track of their stock with micro-processing
systems, all kinds of traffic control has become more efficient, less energy is wasted by better power systems.

Gitgide daha fazla kk firma hesaplarn tutmak amac ile ufak, amaca ynelik bilgisayarlardan satn
almakta. Arabalardaki gereler daha dzenli ve daha kapsaml hale gelmekte. Telefonlar uluslararas eriimi
artrdlar, telefon ve televizyon balantl bilgi sistemleri daha kapsaml ve daha yaygn. Fotoraf makineleri
gitgide ufalp daha otomatik olmakta; konuan bilgisayarlar ve programlanabilir video gereleri gibi oyuncak
benzeri eyler ev elence pazarnda kendilerine yer aramakta. Para yerini bilgisayarlatrlm muhasebe ve
Genel eviri 3: Genel eviri 2 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
108
hesap sistemlerine brakmakta; her trl gvenlik sistemleri hzla gelimi hale gelmekte. Dkkanlar mal
stoklarn mikro ilem sistemleri ile tutmakta; tm trafik kontrol daha etkili hale gelmekte; daha iyi enerji
sistemleri sayesinde daha az enerji israf edilmekte.

Mid-1990s, in short, certainly saw a gathering pace in the applied use of silicon ships but there is not the remotest
chance that (:) applications will keep pace with theoretical development. The long-term effects of the micro-
processing revolution are incalculable - (they are incalculable) even for a silicon chip. The most talked-about
social implication is, of course, the effect of ever more sophisticated automation on employment. Here, too, there
has been a marked tendency to take off into scare mongering with exaggerated claims that (:) silicon chips will
cause overnight disruption, (therefore) making millions redundant. A study by the UK Central Policy Review Staff is
characteristically sober: "Reports suggesting (=which suggest) large-scale loss of jobs from micro-processing
applications overestimate (birinci yklem) the speed at which these applications could be introduced and
underestimate (birinci yklem) the new markets (which are) created in the process."

Ksacas, 1990'l yllar kesinlikle silikon yongalarn uygulamal kullanmnda artan bir hza ahit oldu; ancak,
uygulamalarn teorik gelime ile baa ba gidebilme ans hi yok. Mikro ilem evriminin uzun vadeli etkileri
hesaplanamaz trden - silikon yonga iin bile. Burada da silikon yongann bir gecede ortal darmadan
edecei, milyonlarca insan iinden edecei eklindeki abartl iddialarla felaket tellallna belirgin eilimler
var. Birleik Krallk Merkezi Siyasa Saptama Kadrosu tarafndan yrtlm bir almann ise ayaklara
salam basmakta: "Mikro ilem uygulamalar sonucunda geni boyutlu i kayplar olacan ileri sren
raporlar bu uygulamalarn toplum hayatn giri hzn abartmakta ve bu sre iinde yaratlacak yeni pazarlar
gz ard etmektedirler.

B. DLBLGS

The one thing that's going to get talked about non-stop throughout mid 1990s is about as big as this .

the electro-technologically minded = electro-technologically minded people
the uninitiated = uninitiated people
so all the expert futurologists claim = all the expert futurologists claim so

Not surprisingly, most non-scientists find that (:) the effort of trying to grasp what a silicon is turns out
to be just as bewildering as the struggle to comprehend what a silicon chip does.

Not only is the silicon chip small and ever more inexpensive, (but) it is also reliable and immensely
versatile.

making millions redundant = and make

"Reports suggesting large-scale loss of jobs from micro-processing applications overestimate the
speed at which these applications could be introduced and underestimate the new markets created in
the process."

BYLES DE VAR!

"Bury" szc "busy" olmal.
Genel eviri 3: Genel eviri 2 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
109

15. Education

Eitim

Albert Einstein once attributed the creativity of a famous scientist to the fact that (:) he (=the famous scientist)
"never went to school, and therefore (he) preserved the rare gift of thinking freely." There is undoubtedly truth in
Einstein's observation; many artists and geniuses seem to view their schooling as (=olarak) a disadvantage. But
such a truth is not a criticism of schools. It is the function of schools to civilize, not to train explorers/The function
of schools is to civilize and not to explolers. The explorer is always a lonely individual whether his or her
pioneering (should) be in art, music, science, or technology. The creative explorer of unmapped lands shares with
the genius what/the thing which William James described as (=olarak) the "faculty of perceiving in an unhabitual
way." Insofar as/As far as schools teach perceptual patterns, they (=schools) tend to destroy creativity and genius.
But if schools could somehow exist solely to cultivate genius, then society would break down. For (=because) the
social order demands unity and widespread agreement, both traits (unity + widespread agreement) that/which
are destructive to creativity. There will always be conflict between the demands of society and the impulses of
creativity and genius.

Albert Einstein bir keresinde nl bir bilimadamnn yaratcln onun "hi okula gitmeyip bylece az
bulunur zgrce dnme yeteneini koruma"s gereine balamtr. Kukusuz Einstein'n gzleminde
gerek pay var; pek ok sanat ve dahinin okul eitimini bir dezavantaj olarak nitelendirdii grlmekte.
Ancak, bu trden bir gerek okullarn bir eletirisi deildir. Okullarn grevi aratrmaclar yetitirmek deil
topluma kazandrmaktr. ncl ister sanat, mzik, bilim, ister teknoloji alannda olsun, aratrmac daima
yalnz bir ferttir. Kefedilmemi alanlarn yaratc aratrmacs, dahi olan kii ile, William James'in
"allmadk bir ekilde alglama yetenei" olarak tanmlad eyi paylar. Okullar algsal kalplar rettike
yaratclk ve dehay yok etme eilimindedirler. Ama eer okullar srf dahi yetitirmek iin var olabilselerdi, o
zaman toplum kerdi. Zira, toplum dzeni, her ikisi de yaratclk iin yok edici nitelik tayan birlik ve
yaygn fikir birlii halini gerektirir. Toplumun talepleri ile yaratclk ve dahiliin drtleri arasnda her
zaman bir atma olacaktr.

Metnin ana fikrini ifade eden tmce d)

he b) a famous scientist
The creative explorer of unmapped lands b) tm mucitler kastedilmekte
what a) Trkeye olan ey olarak aktarlabilir
they a) schools
For a) - den dolay
both traits b) 1= unity, 2= widespread agreement

Genel eviri 3: Genel eviri 2 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
110
B. DLBLGS

to szc attribute yklemine bal.
The function of schools is to civilize, not to train explorers.

The explorer is always a lonely individual whether his or her pioneering (should) be in art, music,
science, or technology.

Kim paylamakta? = the creative explorer of the unmapped lands
Kiminle paylamakta? = the genius
Neyi paylamakta? = the "faculty of perceiving in an unhabitual way"

BYLES DE VAR!

... donations of clean, undamaged, babies' and ...

Genel eviri 3: Genel eviri 2 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
111
16. The Secret Few People Could Guess

Pek Az nsann Tahmin Edebildii Sr

Brenda Linson never goes anywhere without an empty spectacles case. It (=empty spectacles case) is as vital to
her as her purse. Yet/But, she doesn't wear glasses. The reason (why) she can't do without it (=empty spectacles
case) is because she can't read and she can't write. If ever she gets into any situation where she might be
expected to do either of these things (=read or write), she fishes in her bag for the specs case, finds it (=empty
spectacles case) empty, and asks the person concerned to do the reading for her. Brenda is now in her late
thirties. She's capable and articulate and until a few months ago hardly anybody knew she was illiterate. Her
husband didn't know and her children didn't know. Her children still don't (know).

Brenda Linson bo bir gzlk kab olmadan asla hibir yere gitmemekte. Bu kap onun iin czdan kadar
nemli. Ancak, Brenda gzlk kullanmamakta. Gzlk kab olmadan yapamamasnn nedeni okuma yazma
bilmemesi. Eer kendisinden okumasnn ya da yazmasnn istenebilecei bir durumla karlaacak olursa,
antasnda gzlk kabn aramakta, iinin bo olduunu "fark etmekte" ve ilgili kiiden kendisi iin
okuyuvermesini istemekte. Brenda bugn 35 yan am durumda. becerikli ve konukan ve birka ay
ncesine kadar onun okuma yazma bilmediini hemen hi kimse bilmiyordu. Kocas da bilmiyordu, ocuklar
da. ocuklar hl bilmiyor.

She had any number of tactics for concealing her difficulty - for example, never lingering near a phone at work, in
case she had to answer it (=telephone) and might be required to write something down. But, in fact, it is easier for
illiterates to conceal the truth (=being illiterate) than the rest of us might imagine. Literacy is taken so much for
granted that people simply don't spot the give-away signs.

Bu zor durumu gizlemek iin her trden taktie sahipti - aldnda yant vermek ve yazl not almak zorunda
kalrsa diye iyerinde asla telefonun yaknlarnda dolamamak gibi. Fakat, aslnda, okuryazar olmayanlarn bu
gerei gizlemeleri, biz okuryazarlarn dndnden daha kolay. Okuryazarlk ylesine sradan bir ey
olarak grlmekte ki insanlar durumu ele veren ipularn fark etmeyiveriyorlar.

It has never occurred to the children that (:) their mother cannot read. She doesn't read them stories, but then their
father doesn't (read them stories) either, so they (=the children) find nothing surprising in the fact. Similarly they
just accept that (:) Dad is the one (=person/parent) who writes sick notes and reads the school reports. Now
that/Because the elder boy Tom is a quite proficient reader, Brenda can skilfully get him to read any notes
(which are) brought home from school simply by asking, "What's that all about, then?"

Annelerinin okuma yazma bilmedii ocuklarn asla akllarna bile gelmedi. Anneleri onlara hikaye
okumamakta, ama zaten babalar da hikaye okumad iin bunda onlar artacak bir ey yok. Ayn ekilde,
hastalk katlarn yazp karnelerini okuyann da babalar olmasn kabullenmi durumdalar. Byk olan
Tom artk ok iyi okuyabildii iin, yalnzca "Ee, yine ne var bakalm?" sorusu ile Brenda onun okuldan eve
gnderilen her trden notu okumasn baaryla salamakta.
Genel eviri 3: Genel eviri 2 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
112

Brenda's husband never guessed the truth in 10 years of marriage. For one thing, he insists on handling all
domestic correspondence and bills himself. (He is) An importer of Persian carpets, he travels a great deal and so
(he) is not around so much to spot the truth (=Brenda is illiterate). While he's away Brenda copes with any
situations by explaining that (:) she can't do anything until she's discussed it (=topic/matter) with her husband.

Brenda'nn kocas 10 yllk evlilik sresince hi kukulanmad. her eyden nce, ev ile ilgili her trden
yazma ve faturayla kendisinin uramas konusunda srarl. ran hallar ithalats olduu iin ok yolculuk
etmekte ve bu nedenle de durumu fark edecek kadar sk evde durmamakta. O yolculuktayken, Brenda her
trden durum ile, konuyu kocas ile grmeden hibir ey yapamayacan syleyerek baa kmakta.

Brenda was very successful in her job until very recently. For the last five years she had worked as a waitress at an
exclusive private club, and had eventually been promoted to head waitress. She kept the thing (=being illiterate) a
secret there too, and got over the practical difficulties somehow.

Brenda yakn zamana kadar iinde ok baarlyd. Son be senedir sekin bir zel kulpte garson olarak
almaktayd ve sonunda ba garsonlua terfi edilmiti. Gerei orada da bir sr olarak ve gnlk
zorluklardan her naslsa syrlmay baard.

BYLES DE VAR!

"Fool" yerine "foot" olmal.

Genel eviri 3: Genel eviri 2 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
113
17. United Nations

Birlemi Milletler

In one very long sentence, the introduction to the UN Charter expresses the ideals and the common aims of all the
peoples whose governments joined together to (=in order to) form the UN.

Tek bir ok uzun tmcede, BM Szlemesi'nin girii, hkmetleri BM'yi oluturmak iin bir araya gelmi
olan tm halklarn amalarn anlatmakta.

"We the peoples of the UN (who are) determined to save succeeding generations from the scourge of war, which
twice in our lifetime has brought untold suffering to mankind, and (who are determined) to reaffirm faith in
fundamental rights, (faith) in the dignity and worth of the human person, (faith) in the equal rights of men and
women and of nations large and small, and (who are determined) to establish conditions under which justice and
respect for the obligations arising (=which arise) from treaties and other sources of international law can be
maintained, and (who are determined) to promote social progress and better standards of life in larger freedom,
and for these ends, (who are determined) to practice tolerance and live together in peace with one another as
(=olarak) good neighbours, and (who are determined) to unite our strength to maintain peace and security, and
(who are determined) to ensure, by the acceptance of principles and the institution of methods, that (:) armed
force shall not be used, save/except in the common interest, and (who are determined) to employ international
machinery for the promotion of economic and social advancement of all peoples, have resolved (yklem) to
combine our efforts to (=in order to) accomplish these aims."

"Gelecek nesilleri, yaam sremiz dahilinde insanla iki kez tarif edilemez aclar getirmi olan savan
ktlklerinden korumak, temel haklara, insan kiiliinin onuruna ve deerine, erkek ve kadnlarn ve irili
ufakl tm devletlerin eit haklarna olan inancmz teyit etmek, adaletin ve antlamalardan ve dier
uluslararas hukuk kaynaklarndan doan sorumluluklara olan saygnn salanabilecei koullar yaratmak,
daha geni bir zgrlk iinde sosyal ilerlemeyi ve daha iyi yaam koullarn salamak, ve bu amalar iin,
toleransl olmak ve birbiri ile iyi komular olarak bar iinde birlikte yaamak, gcn bar ve gvenlik iin
birletirmek, prensiplerin ve yntemlerin kabul yolu ile silahl kuvvetlerin ortak karlar dnda
kullanlmayacandan emin olmak, ve tm halklarn ekonomik ve sosyal ilerlemesini salayacak uluslararas
mekanizmay oluturmak kararnda olan bir BM halklar, bu amalara ulamak iin abalarmz birletirmeye
karar vermi bulunuyoruz."

The name United Nations is accredited to UN President Franklin D. Roosevelt, and the first group of
representatives of member states met and signed a declaration of common intent on New Year's Day in 1942.
Representatives of five powers worked together to draw up proposals, (which were) completed at Dumbarton Oaks
in 1944. These proposals, (which were) modified after deliberation at the conference on International Organization
in San Francisco which began in April 1945, were finally agreed on and signed as (=olarak) the UN Charter by 50
countries on 26 June 1945. Poland, (which was) not represented at the conference, signed the Charter later and
was added to the list of original members. It was not until that autumn, however, after the Charter had been ratified
Genel eviri 3: Genel eviri 2 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
114
by China, France, the U.S.S.R., the UK. and the UN and by a majority of the other participants that (It was not that
...) the UN officially came into existence. The date was 24 October, (which is) now universally celebrated as United
Nations day.

Birlemi Milletler ad ABD Bakan Franklin D. Roosevelt'e atfedilir; ye devletlerin ilk temsilciler grubu
1942'nin Yeni Yl'nda bir araya gelerek ortak ama deklarasyonunu imzaladlar. Be gl devletin
temsilcileri 1944'te Dumbarton Oaks'ta tamamlanan nerileri oluturdular. Nisan 1945'te balayan San
Francisco'daki Uluslararas Organizasyon konferansnda gzden geirilerek dzeltilen bu neriler sonunda 26
Haziran 1945 tarihinde onayland ve 50 lke tarafndan BM Szlemesi olarak imzaland. Konferansta temsil
edilmeyen Polonya Szleme'yi sonradan imzalad ve zgn yeler listesine eklendi. Ancak, o sonbaharda
in, Fransa, SSCB, Birleik Krallk ve Birleik Devletler ile dier katlmclarn ou tarafndan onaylanana
kadar bu Szleme resmi olarak olumad. Bu tarih, bugn evrensel olarak Birlemi Milletler gn olarak
kutlanan 24 Ekim'dir.

The essential functions of the UN are to maintain peace and security, to develop friendly relations among nations,
to cooperate internationally economic, social, cultural and human problems, promoting/to promote respect for
human rights and fundamental freedoms and to be centre for co-ordinating the actions of nations in attaining these
common ends.

Birlemi Milletler'in temel ilevleri bar ve gvenlii salamak, milletler arasnda dostane ilikiler
gelitirmek, insan haklar ve temel zgrlkler iin saygy artrarak uluslararas ekonomik, sosyal, kltrel ve
insani sorunlara kar ibirlii yapmak ve bu ortak hedeflere ulamakta lkelerin harekete gemesini koordine
etmek iin merkez olmaktr.

No country takes precedence over another in the UN Each member's rights and obligations are the same. All
(members) must contribute to the peaceful settlement of international disputes, and members have pledged to
refrain from the threat or use of force against other states. Though the UN has no right to intervene any state's
internal affairs, it tries to ensure that (:) non-member states act according to its principles of international peace and
security. UN members must offer every assistance in an approved UN action and in no way assist states against
which the UN is taking preventive or enforcement action.

Birlemi Milletler'de hibir lke bir dierinin nnde yer almaz. Her bir lkenin haklar ve sorumluluklar
eittir. Her bir lke uluslararas anlamazlklarn bar iinde zmlenmesine katkda bulunmaldr ve yeler
dier lkelere kar tehdit ya da g kullanmndan uzak durmay taahht etmilerdir. Her ne kadar BM hibir
lkenin i meselelerine karma hakkna sahip deilse de, ye olmayan devletlerin kendi uluslararas bar ve
gvenlik prensiplerine gre davranmalarn tenim etmeye alr. Birlemi Milletler yeleri onaylanm BM
harekatlarnda her trden yardm sunmal ve BM'nin engelleyici ya da zorlayc tavr ald lkelere asla
yardmda bulunmamaldr.

Genel eviri 3: Genel eviri 2 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
115
B. DLBLGS

Yklem have resolved

C. ANLAM

We the peoples of the UN (who are) determined ...
[A] to save ...,
and [B] to reaffirm___ [a] in fundamental rights,
[b] in the dignity ...,
[c] in the equal rights [1] of menand women
and [2] of nations ...,
and [C] to establish ...,
and [D] to promote ...,
and for these ends,
[E] to practice ...
and [F] (to) live together ...,
and [G] to unite...,
and [H] to ensure, by ..., that ..., save ...,
and [I] to emply ...,
... have resolved to combine our efforts to accomplish these aims ( A-I).

Genel eviri 3: Genel eviri 2 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
116
18. The Fountain And The Water-Jar

eme ve Testi

He who can go to the fountain does not go (yklem) to the water-jar.
Leonardo da Vinci, Notebooks

emeye gidebilen testiye gitmez.
Leonardo da Vinci, Notebooks

Leonardo da Vinci was talking, of course, of composition. His advice to painters was "go to the objects of nature
rather than those (=objects) which are imitated from nature": paint from life, not from a copy of life.

Leonardo da Vinci, elbette, kompozisyondan sz etmekteydi. Ressamlara nerisi "doadan taklit edilmi
nesnelere gitmektense doal nesnelere gitmek"ti: doann kopyas olan deil doadan olan resmet.

The translator, if he is honest with himself, knows that (:) his readers are those (=people/readers) who cannot go
to the fountain. Those (=People/Readers) who are free to choose, will prefer the original; those who are not (free),
will "make do" with the translation. This is hard for the translator to admit, for/because it (=this fact) implies that (:)
translation is always second-best; but second-best does not necessarily imply second-rate. Translation need not be
a poor substitute for the original.

evirmen, eer kendisine kar drst ise, okuyucularnn emeye gidemeyenler olduunu bilir. Seme
zgrlne sahip olanlar zgn tercih edecektir; bu zgrle sahip olmayanlar eviri ile "yetinmek"
zorunda kalacaktr. evirmenin bunu kabullenmesi zordur zira bu, evirinin her zaman iin ikinci en iyi
olduu anlamn tar; ancak, ikinci en iyinin ikinci snf olmas gerekmez. evirinin, zgn metnin zayf bir
kopyas olmas gerekmemektedir.

Translation does, certainly, have a bad reputation with the general public:

evirinin halk arasnda kt bir ne sahip olduu kesin:

Torture and translation are, in fact,
amongst the few fates that/which can be
worse than death. Strictly speaking
(Comment Clause, Genel eviri 1),
translation is a subtle form of
torture.
(The Spectator, 24 September 1977)
Genel eviri 3: Genel eviri 2 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
117
kence ve eviri, aslnda, baa gelebilecek lmden daha beter eyler arasndadr. Akas, eviri
ikencenin ani gelen bir formudur.
(The Spectator, 24 Ekim 1977)

even though the words above may be more extreme than most people would care to use.

Her ne kadar yukardaki bu szckler ou insann kullanmay isteyeceinden daha ar olsa da.

It is unfortunate that (:) translation is perhaps more often criticized for its defects than praised for its merits. The
faults of a bad translation are immediately apparent, the virtues of a good one (=translation) may easily pass
unnoticed. The reader, generally, cannot compare: his "original" is the translation; this (=translation) is what he
judges. And in his judgement, he has only his own native ear to go by, for/because what he is reacting to is a piece
of writing in his own language. It is not surprising, then, that (:) one of the vaguest - but commonest - criticisms of
translation should be "it sounds wrong".

Ne yazk ki eviri belki de meziyetleri iin yceltildiinden ok daha fazla hatalarndan tr eletirilmekte.
Kt bir evirinin hatalar annda grlrken iyi bir evirinin meziyetleri rahatlkla gzden kaabilmekte.
Okuyucu genelde kyaslama yapamaz; onun iin "zgn" metin evirinin kendisidir ve yarglad da budur.
Ve yargs esnasnda tek dayana anadilidir, zira, tepkide bulunduu ey kendi anadilinde yazlm bir
metindir. Bu nedenle de eviriye yneltilen en mphem (ama en yaygn) eletirilerden birinin "eviri
kokmas" olmasna amamal.

What the reader means when he says "it sounds wrong" is that (:) although the words may be familiar to him
(=reader), they (=words) are combined in an unfamiliar way. He may understand the face value of these words, he
may see no evident flaw in the structure of the sentence, he may find nothing wrong with the punctuation or word-
order, with the idioms or figures of speech - yet/but still he may feel uneasy.

Okuyucunun "eviri kokuyor" dediinde kastettii ey, szcklerin kendisine tandk gelmesine karn bu
szcklerin allmadk bir biimde bir araya getirilmi olmasdr. Bu szcklerin yzeysel anlamn
anlayabilir, tmcenin yapsnda hibir belirgin hata bulmayabilir, noktalamada ya da szck sralamasnda,
deyimlerde ya da biemde hibir sorun bulamayabilir; yine de, kendisini hala tedirgin eden bir eyler
bulunmaktadr.

Genel eviri 3: Genel eviri 2 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
118
19. Lightning

imek

The phenomenon of lightning has been a source of danger and mystery through the centuries, and only recently
have scientists begun (devrik yap) to understand its true nature. We know now that (:) lightning is a huge
electrical spark (which is) caused by the interaction of electrically charged particles in the atmosphere. During a
thunderstorm, heavy particles holding (=which hold) a positive charge rise to the top. Lightning results when
energy flows between the two types of charges.

imek olgusu yzyllar boyunca bir korku ve gizem kayna olmutur, ve bilimadamlar onun gerek
doasn ancak yakn zamanlarda anlamaya baladlar. Bugn, imein atmosferdeki elektrik asnda ykl
paracklarn karlkl etkileimi tarafndan neden olunan byk bir elektriksel kvlcm olduunu biliyoruz.
Bir frtna esnasnda, art yk tayan ar paracklar yukar ykselir. ki tip yk arasnda enerji ak
olduunda imek oluur.

What is still not understood is the process by which particles become electrically charged. Most scientists believe
that (:) a cloud's light, rising moisture and tiny pieces of ice collide with hail and other heavy, falling particles. The
collision may cause these elements to take on either a positive or negative charge.

Hl anlalamayan ey, paracklarn elektrikle yklenme srecidir. Pek ok bilimadam, bir bulutun hafif,
ykselmekte olan nemi ile ufak buz paracklarnn dolu taneleri ve dier ar, dmekte olan paracklarla
arptna inanmakta. Bu arpma bu unsurlarn art ya da eksi yk almalarna neden olabilir.

The most feared form of lightning is that/the one which strikes the ground in one or more electrical discharges
called strokes. Any one of these strokes is capable of causing death, destroying property, or igniting fires. It is
interesting to note that (:) the bright flash of light produced by a stroke actually occurs as/while the discharge
returns to the sky and not as/while it descends towards the ground. This return stroke heats surrounding air and
causes it to expand, thus producing/it produces a wave of pressure called thunder.

En korkulan imek tr, yere bir ya da daha fazla sayda "darbe" denilen boalmalarla arpandr. Bu
darbelerden herhangi biri lme neden olabilir, mala zarar verebilir ya da yangn balatabilir. in ilgin yan,
darbe tarafndan oluturulan parlak k, enerji boalmas yere inerken deil de ge dnerken meydana
gelmesidir. Bu dn darbesi evredeki havay stp genlemesine neden olur ve bylece gk grlts denen
bir basn dalgas retir.

Genel eviri 3: Genel eviri 2 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
119
B. DLBLGS

a)
We know now that lightning is a huge electrical spark (which is) caused by the interaction of
electrically charged particles in the atmosphere.
During a thunderstorm, heavy particles holding (=which hold) a positive charge rise to the top.
The most feared form of lightning is that which strikes the ground in one or more electrical
discharges (which are) called strokes.
It is interesting to note that the bright flash of light (which is) produced by a stroke actually
occurs as the discharge returns to the sky and not as it descends towards the ground.
This return stroke heats surrounding air and causes it to expand, thus producing (= it produces) a
wave of pressure (which is) called thunder.

b)
a cloud's light, rising moisture and tiny pieces of ice collide with hail and other heavy, falling
particles.

Genel eviri 3: Genel eviri 2 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
120
20. The Way Up To Heaven

Cennete Giden Yol

All her life, Mrs. Foster had had an almost pathological fear of missing a train, a plane, a boat, or even a theatre
curtain. In other respects, she was not a particularly nervous woman, but the mere thought of being late on
occasions like these (=catching a plane, a boat, ...) would throw her into such a state of nerves that (:) she
would begin to twitch. It (=The twitch) was nothing much - (=) just a tiny vellicating muscle in the corner of the left
eye, like a secret wink - but the annoying thing was that (:) it refused to disappear until an hour or so after the train
or plane or whatever it was had been safely caught (yan tmcenin yklemi). It was really extraordinary how in
some people a simple apprehension about a thing like catching a train can grow into a serious obsession. At least
half an hour before it was time to leave the house for the station, Mrs. Foster would step out of the elevator all
ready to go, with hat and coat, gloves, and then, being quite unable to sit down, she would flutter and fidget about
from room to room until her husband, who must have been well aware of her state, finally emerged from his privacy
and suggested in a cool dry voice that (:) perhaps they had better get going now, had they not?/"Perhaps we had
better get going now, hadn't we?"

Btn yaam boyunca Bayan Foster bir treni, ua, gemiyi, hatta tiyatroda oyunun ban karmaya ilikin
hemen hemen patolojik bir korkuya sahipti. Dier alardan sinirli bir kadn deildi ama buna benzer
durumlarda ge kalma dncesi bile onun yle sinirini bozard ki kaslmaya balard. Fazla bir ey deildi bu
kaslma (sadece, gizli bir gz krpma gibi, sol gznn kesinde kck bir kaslma) ama sinir bozucu olan,
tren ya da uak ya da yetiilmesi gereken her ne ise ona rahata yetiildikten bir saat sonrasna kadar yok
olmay reddetmesiydi. Baz insanlarda trene yetimek gibi basit bir eyin nasl da ciddi bir saplantya
dnvermesi gerekten de allmadk bir eydi. stasyona gitmek zere evden kmalar gereken sreden en
az yarm saat nce Bayan Foster apkas, paltosu ve eldivenleri ile hazr bir biimde asansrden iner
oturamad iin de odadan odaya dolanmaya balard ta ki, onun bu durumunu fark etmi olmas gereken
kocas sonunda kafasn kaldrp kuru bir sesle "Artk gitsek iyi olmaz m?" diyene kadar.

Mr. Foster may possibly have had a right to be irritated by this foolishness of his wife's, but he could have had no
excuse for increasing her misery by keeping her waiting unnecessarily. Mind you, it is by no means certain that
this (=increasing her misery by keeping her waiting unnecessarily) is what he did, yet/but whenever they were
to go somewhere, his timing was so accurate - just a minute or two late, (then) you (would) understand - and his
manner so bland that it was hard to believe he wasn't purposefully inflicting a nasty little torture of his own on the
unhappy woman. And one thing he must have known - that (->known + that) she would never dare to call out and
tell him to hurry. He had disciplined her too well for that. He must also have known that (:) if he was prepared to
wait even beyond the last moment of safety, he could drive her nearly into hysterics. On one or two special
occasions in the later years of their married life, it seemed almost as though he had wanted to miss the train simply
in order to intensify the poor woman's suffering.

Bay Foster karsnn bu aptallndan tr tedirgin olma hakkna sahip olabilirdi, ama gereksiz yere onu
bekleterek durumunu daha da kt yapmasnn hibir zr olamazd. Aslnda, bilerek yapt da kesin deil
ama ne zaman bir yere gitmeleri gerekse zamanlamas o kadar kesin (hani bir iki dakika ge olsa, anlarsnz)
Genel eviri 3: Genel eviri 2 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
121
ve davranlar da o kadar sradand ki zavall kadna bilerek, kk de olsa ikence yapmadna inanmak
zordu. Ve unu da biliyor olmas gerekirdi: kadncaz asla seslenip acele etmesini sylemeye cesaret
edemezdi. Bu konuda karsn ok iyi eitmiti. Ayrca, evden kmak iin gereken son ann bir para
sonrasna kadar beklemeye niyetlense karsnn adeta histeri geireceini de bilmesi gerekir. Evlilik
yaamlarnda bir iki kez yle durumlar olmutu ki sanki srf zavall kadnn acsn artrmak iin treni
karmay istermi gibi olmutu.

Assuming (though one/a person cannot be sure) that/If we assume that the husband was guilty, what made his
attitude doubly unreasonable was the fact that (:), with the exception of this one small irrepressible foible, Mrs.
Foster was and always had been a good and loving wife. For over thirty years, she had served him loyally and well.
There was no doubt about this. Even she, a very modest woman, was aware of it (=she had served him loyally
and well), and although she had for years refused to let herself believe that (:) Mr. Foster would ever consciously
torment her, there had been times recently when she had caught herself beginning to wonder (whether Mr. Foster
would ever consciously torment her).

Kocann sulu olduunu (emin olamasak da) varsaysak bile, tutumunu fazlasyla akl almaz klan ey, bu ufak
kar konulmaz zaaf dnda, Bayan Foster'n her zaman iyi ve sevgi dolu bir e olmasyd. Otuz yl akn bir
sredir kocasna sadakatle ve ok iyi hizmet etmiti. ok alakgnll bir kadn olan Bayan Foster bile bunun
farkndayd ve yllar boyunca Bay Foster'n bilinli olarak kendisine eziyet ektirdiine inanmamaya alm
olsa da, son zamanlarda yle anlar olmutu ki Bayan Foster kendisini "Acaba?" diye dnmeye balarken
buluvermiti.

C. ANLAM

Bu tmceye gre Mrs. Foster bir tiyatro oyuncusu. YANLI
Mrs. Foster tren vs.ye yetitikten sonra bile gzndeki tik bir sre devam etmekte. DORU
Mrs. Foster kocasn caddede beklemekte. YANLI
Tmcedeki "who must have been well aware of her state" blm Mr. Foster'n bilerek
oyalandn gstermekte. DORU
Mr. Foster'n karsna bilerek ikence yaptna ilikin kesin deliller var. YANLI
Tmcedeki "just a minute or two late, you understand" blm Mr. Foster'n bir-iki dakika ge
kaldn gstermekte. YANLI
Mr. Foster ou zaman en son ann da gemesini beklemekte. YANLI
Mrs. Foster iyi bir e olmasna ramen kt bir saplants olduu iin, Mr. Foster affedilebilir.
YANLI
Mrs. Foster, ara sra, kocasnn kendisine bilerek ikence yaptn dnmekte. DORU

BYLES DE VAR!

Hesap hatas!

Genel eviri 3: Genel eviri 2 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
122
21. Political Parties

Siyasal partiler

In countries having (=which have) democratic forms of government, political parties compete in open elections for
the right to run the government. The primary functions of parties include nominating suitable candidates for public
office, selecting issues for public debate and persuading persons who have registered to vote to elect its (=party's)
slate. Party leaders are also responsible for raising money to finance costly political campaigns.

Demokratik ynetim ekline sahip lkelerde siyasal partiler hkmet etme hakk iin ak seimlerde
yarrlar. Partilerin temel ilevleri arasnda meclis iin uygun adaylar belirlemek, tartmalar iin konular
semek ve oy vermek iin kaydolan kiileri kendi adayn semeye ikna etmek yer almaktadr. Parti liderleri
ayrca pahal politik kampanyalar finanse edecek paray salamaktan sorumludur.

Once (they are) elected, party officials try to implement the policies of their party in the operation of government. If
the party has just taken over control of the government, smooth operation of the system and implementation of
policy might take months to achieve. In the case of a party that/which retains its hold on the government through
reelection, the clear mandate of the people normally results in a flurry of new laws that/which can influence the
social and economic climate of a country for years.

Bir kez seildi mi, parti yetkilileri hkmetin almalarnda partilerinin siyasalarn uygulamaya alrlar.
Eer parti hkmete yeni getiyse, sistemin dzenli yrmesi ve siyasalarn uygulanmasnn gereklemesi
aylar alabilir. Bir partinin hkmetteki yerini seilme yoluyla korumas durumunda, halkn salad ak
destek normal olarak bir lkenin sosyal ve ekonomik konumun yllarca etkileyebilecek yeni yasalarn ak ile
sonulanabilir.

The primary function of the party or parties (which are) not elected is to question the policies of the party in control.
The minority parties publicize what(ever) they consider deficiencies in the majority party's program and offer voters
an alternative. This healthy opposition serves as (=olarak) a check against the excesses of power (which are)
seen in one-party systems.

Seilemeyen parti ya da partilerin temel ilevi iktidardaki partinin siyasalarn sorgulamaktadr. Aznlk
partileri, ounluk partisinin programnda aksaklk olarak grdkleri ynleri duyurur ve semenlere alternatif
sunarlar. Bu salkl muhalefet tek partili sistemlerde grlen g ihlaline kar bir kontrol mekanizmas
ilevini grr.

B. DLBLGS

In countries having (=which have) democratic forms of government, political parties compete in
open elections for the right to run the government.
Genel eviri 3: Genel eviri 2 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
123
The primary functions of parties include (1) nominating suitable candidates for public office, (2)
selecting issues for public debate and (3) persuading persons who have registered to vote to elect
its slate.
Party leaders are also responsible for raising money to finance costly political campaigns.
The primary functions of parties include nominating suitable candidates for public office,
selecting issues for public debate and persuading persons who have registered to vote to elect its
slate.

BYLES DE VAR!

"Goats" yerine goals" olmal.

Genel eviri 3: Genel eviri 2 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
124
22. Women and Space

Kadnlar ve Uzay

Between 1977 and 1981, three groups of American women, numbering (=who numbered) 27 in all, between the
ages of 35 and 65, were given month-long tests to determine how they would respond to conditions resembling
(=which resembled) those aboard the space shuttle.

1977 ile 1981 arasnda, toplam says 27 olan, 35-65 yalar arasndaki grup Amerikal kadna uzay
mekiindeki koullar andran koullara nasl tepki vereceklerini saptamak iin aylk testler yapld.

Though (they were) carefully selected from among many applicants, the women were volunteers and pay was
barely above minimum wage. They were not allowed to smoke or drink alcohol during the tests, and they were
expected to tolerate each others' company at close quarters for the entire period. Among other things, they had to
stand pressure (which was) three times the force of gravity and carry out both physical and mental tasks while
(they were) exhausted from strenuous physical exercise. At the end of ten days, they had to spend a further twenty
days absolutely confined to bed, during which time they suffered backaches and other discomforts, and when they
were finally allowed up, the more physically active women were especially subject to pains due to a slight calcium
loss.

Pek ok bavuran arasndan dikkatle seilmelerine karn, bu kadnlar gnllyd ve yaplan deme de asgari
cretin ok az zerindeydi. Testler esnasnda sigara imek ya da alkol kullanmaya izin verilmedi ve tm sre
boyunca birbirlerine dar ortamlarda katlanmak zorundaydlar. Dier testlerin yan sra, yerekiminin kat
basnca dayanmalar ve bir yandan ok g fiziksel altrmalarla bitkin derken bir yandan da hem fiziksel
hem de zihinsel grevleri srdrmeleri gerekiyordu. On gn sonunda, tamamen yataa baml olarak bir
yirmi gn daha geirmeleri gerekti ve bu srede de srt arlar ve dier rahatszlklar ektiler; sonunda ayaa
kalkmalarna izin verildiinde, zellikle fiziksel adan daha aktif olan kadnlar ufak bir kalsiyum kaybndan
tr aclara maruz kaldlar.

Results of the tests suggest that (:) women will have significant advantages over men in space. They need less
food and less oxygen and they stand up to radiation better. Men's advantages in terms of strength and stamina,
meanwhile, are virtually wiped out by the zero-gravity condition in space.

Testlerin sonular, kadnlarn uzayda erkeklere belirgin avantajlar olduunu gstermekte. Kadnlar daha az
besin ve oksijene gereksinim duymakta ve radyasyona daha iyi katlanmaktalar. Bu arada, erkeklerin gllk
ve dayankllk trnden sahip olduu avantajlar, uzaydaki yerekimsiz koullar tarafndan silinip atlmakta.

B. DLBLGS
Between 1977 and 1981, three groups of American women, numbering (=which numbered) 27 in all,
between the ages of 35 and 65, were given month-long tests to determine how they would respond to
conditions resembling (=which resembled) those aboard the space shuttle.

Genel eviri 3: Genel eviri 2 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
125
23. Common Sense About Smoking

Sigara me Konusunda Saduyu

It is often said (:), "I know all about the risk to my health, but I think the risk is worth it." When this statement is true
it should be accepted. Everyone has the right to choose what(ever) risks they take, however great they (=the risks)
may be. However, often the statement really means, (that) (:) "I have a nasty feeling that (:) smoking is bad for my
health, but I would rather not think about it (=nasty feeling)." With some people the bluff can be called and they
can be asked to explain what they think the risk to their health is. When this is done few (people) get very far in
personal terms. The bare fact that (:) 23,000 people died of lung cancer last year in Great Britain often fails
(yklem) to impress an individual. When it is explained that this (=23,000 people) is the equivalent of one (person)
every twenty-five minutes or is four times as many as those (people) (who are) killed on the roads, the
significance is more apparent. The one-in-eight risk of dying of lung cancer for the man who smokes twenty-five or
more cigarettes a day may be better appreciated (ana tmcenin yklemi) if an analogy is used. If, when you
boarded a plane, the girl at the top of the steps were to welcome you aboard with the greeting, "I am pleased that
you are coming with us - only one in eight of our planes crashes," how many (people) would think again, and
make other arrangements? Alternatively, the analogy of Russian roulette may appeal. The man smoking/who
smokes twenty-five or more a day runs the same risk between the ages of thirty and sixty as another (man) who
buys a revolver with 250 chambers and inserts a live bullet and on each of his birthdays spins the chamber, points
the revolver at his head, and pulls the trigger. One of the difficulties in impressing these facts on people, is that (:),
despite the current epidemic of lung cancer, because it is a disease which kills relatively quickly, there are many
(people) who have as yet no experience of it (=lung cancer) among their family or friends.

ou kez, "Salm iin oluturduu riski biliyorum ama bence bu riske deer," denilmektedir. Bu tmce,
doru olduu srece kabul edilmeli. Herkesin diledii riski seme hakk var - bu risk ne kadar byk olursa
olsun. Ancak, bu tmce genelde "imde, sigara imenin salm iin kt olduu eklinde bir his var ama bu
konuda dnmemeyi tercih ederim," anlamn tamakta. Baz kiilerin blf grlebilir ve salklar iin
tadklar riskin onlara gre ne olduunu aklamalar istenebilir. Bu yapldnda, pek az kendi tmceleri ile
bir aklama getirebilir. Byk Britanya'da geen yl 23.000 kiinin akcier kanserinden ld gerei ou
kez kiileri etkilemeyi baaramamakta. Bu saynn her yirmi be dakikada bir kiiye eit olduu ya da trafik
kazalarnda lenlerin drt kat olduu aklandnda konunun nemi daha da belirginleir. Gnde yirmi be
ya da daha fazla sigara ien adamn tad sekizde bir akcier kanserinden lme riski, bir rnek kullanlrsa
daha iyi anlalabilir. Bir uaa bindiinizde, sizi merdivenlerde karlayan hostes, "Bizimle yolculuk etmeye
karar verdiinize sevindik - uaklarmzn sadece sekizde biri der," dese, kamz bir kez daha dnp
farkl seyahat planlar yapard? Ya da, Rus ruleti rnei ie yarayabilir. Gnde yirmi be ya da daha fazla
sigara ien biri, otuz ile altm be yalar arasnda, 250 mermi yuvas olan bir tabanca satn alp bir tek
gerek mermi koyan ve her bir doum gnnde tabancann topunu evirip tabancay kafasna dayayan ve
tetii eken bir insanla ayn riski tamakta. Bu gerekleri insanlara kabul ettirmenin glklerinden biri,
akcier kanserinin gnmzde yaygn olmasna ramen, nispeten abuk ldren bir hastalk olduu iin,
henz ailesi ya da dostlar arasnda bu hastaln deneyimini yaamam pek ok insann bulunmas.

Genel eviri 3: Genel eviri 2 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
126
B. DLBLGS

a)
The one-in-eight risk of dying of lung cancer for the man who smokes twenty-five or more
cigarettes a day may be better appreciated if an analogy is used.
The man smoking twenty-five or more a day runs the same risk between the ages of thirty and
sixty as another who buys a revolver with 250 chambers and inserts a live bullet and on each of
his birthdays spins the chamber, points the revolver at his head, and pulls the trigger.
One of the difficulties in impressing these facts on people, is that, despite the current epidemic of
lung cancer, because it is a disease which kills relatively quickly, there are many who have as yet
no experience of it among their family or friends.

Genel eviri 3: Genel eviri 2 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
127
24. Intelligence

Zeka

Recent research into whether people who are good at solving brain twisters are more intelligent than those
(people) who are not (good at solving brain twisters) suggests (ana tmcenin yklemi) that (:) the "experts"
make use of a special type of insight. However, not only do they (=experts) appear to be good at this (choosing
which elements to process, to combine, or to compare from the information given), but they are also clever at
making use of "general" or prior knowledge and at monitoring their own progress with a particular problem. In
addition, they appear capable of adopting appropriate cognitive style consisting (=which consists) of a
combination of impulse and reflection. Just what this combination is still mystifies the researchers, and so does
(=mystifies) the original question (birinci tmcedeki whether ile balayan noun clause yap soru haline
dntrlrse: Are people who are good at solving brain twisters more intelligent than people who are not
good at solving brain twisters?), to which their (=the researcher's) answer is a somewhat frustrating
possibly/"Possibly".

Zeka oyunlarn zme konusunda iyi olanlarn, bu konuda iyi olmayanlardan daha zeki olup olmadklarna
ynelik son aratrma, bu ite "uzman" olanlarn zel bir tr alg kullandn gstermekte. Ancak, sadece
bunu yapmakta (verilen bilgilerden hangi unsurlarn ilenecei, badatrlaca, ya da kyaslanacan
semekte) iyi olmayp "genel" ya da nceden edinilmi bilgiyi kullanmakta ve belirgin bir sorun karsnda
kendi ilerlemelerini gzlemlemekte de iyidirler. Buna ek olarak, tepki ve dnmenin bir kombinasyonundan
oluan her trl uygun bilisel stili benimsemeye de muktedir grnmekteler. Bu kombinasyonun ne olduu
hl aratrmaclarn merak konusu, tpk zgn sorunun kendisi gibi - ki bu soruya aratrmaclarn verdii
yant bir para kafa kartrc bir "Belki de."

B. DLBLGS

Recent research into whether people who are [1] good at solving brain twisters are [2] more
intelligent than those who are [3] not suggests [4] that the "experts" make [5] use of a special
type of insight.
In addition, they appear capable of adopting as appropriate cognitive style consisting (=which
consists) of a combination of impulse and reflection.
Just what this combination is still mystifies the researchers, and so does the original question, to
which their answer is a somewhat frustrating possibly. ("Possibly!")

BYLES DE VAR!

Sonunda komular huzura kavutular anlam kmakta.

Genel eviri 3: Genel eviri 2 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
128
25. The Sacred Rac

Kutsal "Rac"

An Indian anthropologist, Chandra Thapar, made a study of foreign cultures which had customs similar to those
(=customs) of his native land. One culture in particular fascinated him because it reveres one animal as (=olarak)
sacred, much as (=kadar) the people in India revere the cow.

Hintli bir antropolog olan Chandra Tapar kendi lkesinin geleneklerine benzer gelenekleri olan yabanc
kltrleri inceledi. Hindistan'daki insanlarn inei kutsal saymalar kadar bir hayvan kutsal kabul ettii iin
bir kltr onu zellikle etkiledi.

The tribe Dr. Thapar studied is called the Asu and is found on the American continent north of the Tarahumara of
Mexico. Though it seems to be a highly developed society of its type, it has an overwhelming preoccupation with
the care and feeding of the rac - an animal (which is) much like a bull in size, strength and temperament. In the
Asu tribe, it is almost a social obligation to own at least one if not more racs. Anyone not possessing (=who
doesn't possess) at least one is held in low esteem by the community because he is too poor to maintain one of
these beasts properly. Some members of the tribe, (in order) to display their wealth and social prestige, even own
herds of racs.

Dr. Thapar'n inceledii kabile Asu adn tamakta ve Amerika ktasnda, Meksika'daki Tarahumara'nn
kuzeyinde bulunmakta. Kendi tr toplumlar asndan olduka gelimi bir kabile gibi grnse de boyut, g
ve huy bakmndan boaya ok benzeyen rac adndaki hayvann bakm ve beslenmesine hayret uyandrc bir
dknl bulunmakta. Asu kabilesinde bu hayvanlardan birden fazla olamyorsa bile en az birine sahip
olmak neredeyse toplumsal bir ykmllk. En az bir taneye sahip olmayan herhangi bir kimse bu
hayvanlardan birine lay gibi bakamayacak kadar yoksul olduu iin toplum tarafndan dk seviyede
grlmekte. Zenginliklerini ve toplumsal prestijlerini gstermek iin kabilenin baz yeleri rac srlerine bile
sahip.

Unfortunately the rac breed is not very healthy and usually does not live more than five to seven years. Each family
invests large sums of money each year to keep its rac healthy and shod, for/because it has a tendency to throw its
shoes often. There are rac specialists in each community, perhaps more than one if the community is particularly
wealthy. These specialists, however, due to the long period of ritual training (which) they must undergo and (due)
to the difficulty of obtaining the right selection of charms to treat the rac, demand (yklem) costly offerings
whenever a tribesman must treat his ailing rac.

Ne yazk ki rac tr ok salkl deil ve genelde be ila yedi yldan fazla yaamamakta. Her bir aile rac'n
salkl ve zinde tutmak iin her sene bir sr para harcamakta, zira hayvan sk sk nal drme eilimine
sahip. Her bir toplumda rac uzmanlar, eer toplum zellikle zengin ise belki de birden fazla uzman,
bulunmakta. Ancak, gemeleri gereken uzun sreli trensel eitimden ve rac' tedavi etmek iin doru
Genel eviri 3: Genel eviri 2 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
129
byleri seme konusundaki glkten tr bu uzmanlar ne zaman kabile yelerinden birinin hasta rac'n
tedavi etmesi gerekse yksek cretler talep etmekteler.

At the age of sixteen in many Asu communities, many youths undergo a puberty rite in which the rac figures
prominently. The youth must petition a high priest in a grand temple. He is then initiated into the ceremonies
that/which surround the care of the rac and is permitted to keep a rac.

Pek ok Asu topluluunda, on alt yana gelen pek ok gen rac'n n plana kt bir ergenlik treninden
geer. Gen, byk tapnakta bir yksek rahibin olurunu almaldr. Ardndan rac bakmn ieren trenlere
katlr ve bir rac'a sahip olmasna izin verilir.

Although the rac may be used as a beast of burden, it has many habits which would be considered by other
cultures as (=olarak) detrimental to the life of the society. In the first place the rac breed is increasing at a very high
rate and the Asu tribesmen have given no thought to curbing the rac population. As a consequence the Asu must
build more and more paths for the rac to travel on since/because its delicate health and its love of racing other racs
at high speeds necessitates that (:) special areas (should) be set aside for its use. The cost of smoothing the
earth is too costly for any one individual to undertake; so it has become a community project and each
tribesmen must pay an annual tax to build new paths and maintain the old (paths). There are so many paths
needed that some people move their homes because the rac paths must be as straight as possible to keep the
animal from injuring itself. Dr. Thapar also noted that (:) unlike the cow, which many people in his country hold
sacred, the excrement of the rac cannot be used as either fuel or fertilizer. On the contrary, its excrement i s
exceptionally foul and totally useless. Worst of all, the rac is prone to rampages in which it runs down anything in its
path, much like stampeding cattle. Estimates are that (:) the rac kills thousands of the Asu in a year.

Her ne kadar rac bir yk hayvan olarak kullanlabilse de, dier kltrler tarafndan toplumun yaamna
zararl olarak kabul edilebilecek pek ok alkanla sahip. her eyden nce, rac tr byk bir hzla artmakta
ve Asu kabilesinin insanlar da rac saysn snrlamay asla dnmemekte. Bunun sonucu olarak, narin
sal ve dier rac'larla byk hzda yarmay sevmelerinin kullanmlar iin zel alanlarn ayrlmasn
gerektirdii iin rac'n zerinde yol almas amacyla Asu'larn gitgide daha fazla yollar ina etmesi
gerekmekte. Topra dzeltme masraf tek bir ferdin stlenemeyecei kadar yksek; bu nedenle, bu i bir
toplum projesi haline gelmekte ve her bir kabile yesi yeni yollarn ina edilmesi ve eskilerin de bakmn
salamak iin senelik vergi demek zorunda. O kadar fazla yol gerekmekte ki hayvann kendisi kendisini
yaralamasn engellemek iin yollarn olabildiince kavissiz olmas gerektiinden baz insanlarn evlerini
tamalar gerekmekte. Dr. Thapar ayrca, kendi lkesinde pek ok insann kutsal sayd inein aksine, rac
dksnn yakt ya da gbre olarak kullanlamayacan belirtmekte. Tam aksine, dks allmadk bir
biimde zararl ve tamamen yararsz. Daha da kts, rac azgn srlar gibi, yolundaki her eyi ykt ani
koulara eilimi olan bir hayvan. Tahminlere gre rac her yl binlerce Asu ldrmekte.
Genel eviri 3: Genel eviri 2 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
130

Despite the high cost of upkeep, the damage it does to the land, and its habit of destructive rampages, the Asu still
regard it as being essential to the survival of their culture.

Bakmnn ok masrafl olmasna, topraa verdii zarara ve hasar verici kou alknlklar olmasna ramen,
Asular bu hayvan yine de kltrlerinin hayatta kalmas iin gerekli kabul etmekte.

B. DLBLGS

Anyone not possessing at least one is held in low esteem by the community //because he is too
poor to maintain one of these beasts properly.
Some members of the tribe, to display their wealth and social prestige, even own herds of racs.
Each family invests large sums of money each year to keep its rac healthy and shod, for
(=because) it has a tendency to throw its shoes often.
These specialists, however, [due to the long period of ritual training they must undergo and to the
difficulty of obtaining the right selection of charms to treat the rac,] demand costly offerings /
whenever a tribesman must treat his ailing rac.
As a consequence the Asu must build more and more paths for the rac to travel on since
(=because) its delicate health and its love of racing other racs at high speeds necessitates that
special areas be set aside for its use.

BYLES DE VAR!

"Appalling" szc "appealing" olmal.

Genel eviri 3: Genel eviri 2 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
131
26. Amber

Kehribar

Amber is fossil resin or gum exuded from various, now-extinct coniferous trees. Amber is created when the resins
(which are) produced by certain trees in tropical or subtropical climates undergo a transformation process that
usually takes millions of years, and which is still not fully understood. The Baltic Sea area, (which is) now a
temperature zone, probably holds the best-known and most highly-prized supply of amber, which is used in jewelry.
In addition, in earlier centuries, magical properties were attributed to amber because of the electricity (which/that)
it (=amber) acquires when (it is) rubbed.

Kehribar, bugn soyu tkenmi olan eitli kozalakl aalardan kan fosil reine ya da sakzdr. Kehribar,
tropik ya da yar tropik iklimlerdeki belirli aalarn rettii reinelerin milyonlarca yl sren ve hl tam
olarak anlalamam bir deiim srecinden gemesiyle oluur. Gnmzde souk bir blge olan Baltk
Denizi blgesi, mcevher yapmnda kullanlan kehribarn muhtemelen en nl ve en deerli kaynaklarna
sahiptir. Buna ilaveten, yzyllar nce, ovalandnda elektriklenmesinden tr kehribara sihirli nitelikler
atfedilmiti.

The substance (=Amber) is also of great interest to scientists since/because it has been the means of preserving
fossils, especially (fossils) of insects, as much as 40 million years old. Amber varies greatly according to the place
where it is formed, (;) the amber in each location having/has its characteristic color, hardness, and even odor.

Yaklak krk milyon yllk fosilleri, zellikle de bcek fosillerini korumaya yarad iin bu madde
bilimadamlarnn da ilgisini ekmekte. Her bir yredeki kehribar kendi renk, sertlik ve hatta kokusuna sahip
olduu iin, kehribar olutuu yere gre byk deikenlik gsterir.

B. DLBLGS

Amber is created //when the resins (which are) produced by certain trees in tropical or subtropical
climates undergo a transformation process that usually takes millions of years, and which is still
not fully understood.
The Baltic Sea area, now a temperature zone, probably holds the best-known and most highly-
prized supply of amber, which is used in jewelry.
In addition, in earlier centuries, magical properties were attributed to amber //because of the
electricity it acquires / when rubbed.
The substance is also of great interest to scientists //since (=because) it has been the means of
preserving fossils, especially of insects, as much as 40 million years old.
Amber varies greatly according to the place where it is formed, /// the amber in each location
having (=has) its characteristic color, hardness, and even odor.

BYLES DE VAR!

"Sin" szc "sing" olmal.

Genel eviri 3: Genel eviri 2 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
132
27. Levophobia

Levofobi

Handedness is a preference for the use of either the right hand or the left hand. Although most animals have a
preferred paw or hand, only humans have a species-typical preference for the right hand. Approximately 75 per
cent of the human population is strongly right-handed, and approximately 90 per cent is predominantly right-
handed. Among the remaining 10 per cent, a great deal of variability exists. Some people are strongly left-handed,
and others, called ambidextrous, are left-handed for some activities and right-handed for others.The fact that (:)
some naturally left-handed children are forced into becoming right-handed may even result (yklem) in levophobia,
(which is) an irrational fear of the left. Sufferers from this rare condition find their hearts pound as if a heart attack
were coming on a result of their brains releasing adrenaline at the mere prospect of a left-oriented maneuver. They
refuse to stand on the left side of an elevator, make left-hand turns when driving, sometimes even to look to the
left.

Sa ya da sol ellilik sa eli ya da sol eli kullanma konusunda bir tercihtir. Her ne kadar hayvanlardan ounun
tercih edili bir penesi ya da eli varsa da, yalnzca insanolunun sa ellilie dnk tre zg bir tercihi
bulunmaktadr. nsan nfusunun yzde 75i gl bir ekilde sa elli yaklak yzde doksan ncelikle sa
ellidir. Geri kalan yzde 10 arasnda byk bir eitlilik mevcuttur. Baz insanlar gl biimde solaktr;
ambidekster olarak adlandrlan dierleri de baz faaliyetlerde solak bazlarnda da solaktr. Baz doutan
solak ocuklarn sa-elli olmaya zorlanmalar gerei, sola ynelik irrasyonel bir korku olan levofobi ile
sonulanmakta. Bu az rastlanr durumdan ikayeti olanlar sola ynelik bir manevra olasl karsnda bile
beyinlerinin adrenalin salglamas sonucunda kalplerinin sanki bir kalp krizi geirecekmiesine attn fark
ederler. Bu kiiler asansrn solunda durmay, ara kullanrken sola dn yapmay, hatta bazen sola bakmay
bile reddederler.

Psychologists believe (that) levophobia will only disappear entirely when left-handed children - (who are) a minority
in all known societies - are fully accepted.

Psikologlar levofobinin ancak, bilinen tm toplumlarda aznl oluturan solak ocuklarn tam olarak
kabullenildiinde tamamen yok olacana inanmaktalar.

B. DLBLGS

The fact that some naturally left-handed children are forced into becoming right-handed may even
result in levophobia, (which is) an irrational fear of the left.
Sufferers from this rare condition find their hearts pound // as if a heart attack were coming on a
result of their brains releasing adrenaline at the mere prospect of a left-oriented maneuver.
They refuse to stand on the left side of an elevator, makeleft-hand turns when driving, sometimes
even to look to the left.
Psychologists believe //(that) levophobia will only disappear entirely / when left handed children
- a minority in all known societies - are fully accepted.

Genel eviri 3: Genel eviri 2 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
133
28. Self-Confidence

zgven

Often people who hold higher positions in a given group overestimate their performance, while people in the lowest
levels of the group underestimate theirs (=their performance). While this may not always be true, it does not
indicate that (:) often the actual position in the group has much to do with (=is closely linked with) the feeling of
personal confidence (which) a person may have. Thus, if a member holds a high position in a group or if he feels
that (:) he has an important part in the group, he will probably have more confidence in his own performance.

Belirli bir grupta st konumlardaki insanlar ou kez kendi performanslarn abartrken o grubun en alt
dzeyindekiler de kendi performanslarn kmserler. Her zaman doru olmasa da, bu durum ou kez
gruptaki asl konumun bir kiinin sahip olabilecei zgven duygusuyla ok ilintili olduunu gstermez.
Bylece, eer toplumun bir yesi bir grup iinde yksek bir konumdaysa ya da grupta nemli bir rol
olduuna inanyorsa, muhtemelen kendi performansna daha ok gveni olacaktr.

B. DLBLGS

Often people who hold higher positions in a given group overestimate their performance, // while
people in the lowest levels of the group underestimate theirs.
While this may not always be true, // it does not indicate that (:) often the actual position in the
group has much to do with the feeling of personal confidence (which) a person may have.
Thus, if a member holds a high position in a group or if he feels that (:) he has an important part
in the group, //he will probably have more confidence in his own performance.

BYLES DE VAR!

"Mousework" szc "housework" olmal.
Genel eviri 3: Genel eviri 2 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
134
29. Magnetism

Mknatslanma

An aspect of electromagnetism, magnetism is one of the fundamental forces of nature.

Magnetism is an important
force of nature acting between objects (which are) called magnets. Magnets are most commonly known for their
ability to attract metallic substances. The Earth itself behaves as if a large magnet runs through its center, with the
strongest areas being at the north and south poles. Surprisingly, the magnetic field surrounding (=which
surrounds) the Earth is a million times weaker than the field surrounding (=which surrounds) an atom, yet/but it
(=the magnetic field surrounding the Earth) is a million times stronger than that (=the magnetic field)
surrounding (=which surrounds) our own galaxy. Magnetism plays an essential role in creating large amounts of
electricity, without which (=electricity) complex industrial techniques would be infeasible.

Elektromknatslamann bir yn olan mknatslanma doann temel glerinden biridir. Mknatslanma,
mknats ad verilen nesneler arasnda ileyen nemli bir doa gcdr. Mknatslar en yaygn olarak metal
nesneleri kendilerine ekmekle tannrlar. Dnyann kendisi de en gl noktalar kuzey ve gney kutuplar
olan koskoca bir mknats merkezinden geermi gibi bir grnt vermektedir. in artc yan, dnyay
evreleyen manyetik alan bir atomu evreleyen alandan bir milyon kez zayfken, galaksimizi evreleyen
alandan da bir milyon kez gldr. Mknatslanma, onsuz karmak endstriyel tekniklerin krl olamayaca
byk miktarlarda elektriin retilmesinde gerekli bir rol oynar.

B. DLBLGS

Magnetism is an important force of nature acting (=which acts) between objects called magnets.
Magnets are most commonly known for their ability to attract metallic substances.
The Earth itself behaves // as if a large magnet runs through its center, with the strongest areas
being at the north and south poles.
Surprisingly, the magnetic field surrounding (=which surrounds) the Earth is a million times
weaker than the field surrounding (=which surrounds) an atom, // yet (=but) it is a million times
stronger than that surrounding (=which surrounds) our own galaxy.
Magnetism plays an essential role in creating large amounts of electricity, without which complex
industrial techniques would be infeasible.

BYLES DE VAR!

Yorum yok.
Genel eviri 3: Genel eviri 2 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
135
30. The Death Penalty

lm Cezas

I want to organize under five simple verbs my own reasons for thinking that (:) the death penalty is a bad thing. If
we catch a man who has committed a murder, try him and convict him, we have to do something more with him
than punish him, because, although he must be punished, there are several other things that/which ought to
happen to him. I think that (:) the whole theory of what ought to be done to a convicted murderer can be summed
up in the five verbs: prevent, reform, research, deter and avenge. Let me take these five things in turn and see how
the death penalty now looks as (=olarak) a means of achieving them.

lm cezasnn kt bir ey olduunu dnme konusundaki nedenlerimi be basit yklem altnda
dzenlemek istiyorum. Eer cinayet ilemi bir adam yakalar, yarglar ve sulu bulursak, bu kiiye onu
cezalandrmaktan te bir eyler yapmalyz, zira, her ne kadar bu adamn cezalandrlmas gerekse de, ona
yaplmas gereken birka farkl ey de bulunmakta. Bence sulu bulunmu bir katile yaplmas gerekenler
konusundaki teorinin tm be yklem altnda dzenlenebilir: engellemek, slah etmek, aratrmak,
caydrmak, ve almak. Bu be yklemi srayla ele alacak ve lm cezasnn ve yklemleri gerekletirme
yolu olarak nasl ilediine bakacam.

The first is "prevent". By this (='prevent') I mean preventing the same man from doing it (=the crime) again, to
check him in his career - though, of course, nobody makes a career of being a murderer, except the insane
(people), who are not at issue in the question of the death penalty. I believe that (:) I am right in saying that (:) in
the course of a century there is only one doubtful case of a convicted murderer, after his release at the end of a
normal life sentence, committing (=who committed) another murder. I think that (:) that means, statistically, that (:)
the released murderer is no more likely to murder again than anybody else is. The question of long sentences
comes in here. If the sane convicted murderer is not to be hanged, should he be imprisoned, and should the length
of his service be determined in a way (which is) not the usual one (=length of service) for the actual sentence
served? I think this question can be answered only by looking at the statistics of how likely a man is to do it
(=commit crime) again. In other words, how likely a prison sentence for a given number of years, 15, 20 or 30
years, is to prevent him from doing it (=committing crime) again. There is a wealth of statistics available to us on
that. I do not think (:) they suggest that (:) the convicted murderer who is not hanged should have his prison
sentence dealt with in any way differently from that (=the way) in which prison sentences are usually dealt with.

lk yklem 'engellemek'. Bu yklemle kastettiim, bu adamn yeniden cinayet ilemesini engellemek, onu
mesleinde (her ne kadar, elbette, lm cezasnda sz konusu olmayan deliler dnda hi kimse katillii bir
meslek edinmez ise de) denetlemek. nanyorum ki bir yzyl boyunca normal mr boyu hapis cezasnn
sonunda salverildikten sonra bir cinayet daha ileyen sadece tek bir kukulu vaka olduunu sylerken
haklym. Bence bu da, istatistiksel adan, salverilen katilin cinayet ileme olaslnn herhangi bir kiiden
daha fazla olmad anlamn tar. Burada, uzun hapis cezalar sorunu gndeme gelmekte. Eer zihinsel
adan salkl olan ve sulu bulunan katil aslmayacaksa hapsedilmeli mi, ve hapiste kal sresi asl ceza
sresinden farkl bir ekilde mi saptanmal? Bence bu sorunun yant ancak, bir insann yeniden cinayet ileme
olaslnn ne olduu konusundaki istatistiklere baklarak verilebilir. Dier bir deyile, 15, 20 ya da 30 yl
Genel eviri 3: Genel eviri 2 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
136
gibi bir hapis cezasnn bu kiinin yeniden cinayet ilemesini engelleme olasl nedir? Ben, sulu bulunan ve
aslmayan bir katilin hapis cezasnn hapis cezalarnn normalde ele alnma eklinden farkl bir biimde ele
alnmas gerektiini sanmyorum.

To turn to the second verb on my list, "reform". That is rather a nineteenth century word, and perhaps we should
now say "rehabilitate", stressing more the helping of a man with his social functions rather than adjusting his
internal character; but that is a minor point. It is clear that (:), whatever we may think about what is able to be
achieved in our prison system by treatment in the reformatory and rehabilitatory way - and it is open to criticism for
lack of funds and so on - it is obvious that (:) less can be achieved if you hang a man. One man who is utterly
unreformable is a corpse; and hanging is out of the question, because you cannot achieve any form of reform or
rehabilitation by it (=hanging).

Listemdeki ikinci yklem olan 'slah etmek' yklemine dnelim. Bu daha ok on dokuzuncu yzyla ait bir
yklem ve belki de bir insana toplumsal ilevlerinde yardmc olmaktan ok onun kiiliini dzenlemeyi
vurgulayan 'rehabilite' terimini kullanmalyz - ama bu nemsiz bir nokta. uras ak ki reformcu ya da
rehabilitasyoncu yoldan tedavi sayesinde hapishane sistemimizde nelerin kazanlabilecei konusunda ne
dnrsek dnelim - ki fon eksiklii gibi konulardan tr bu konu da eletiriye aktr - eer bir insan
aslrsa kazanlacak olann daha az olaca ortada. Kesinlikle reform edilemez bir insan varsa oda bir cesettir;
ve asma sz konusu bile olamaz zira asma yolu ile hibir reform ya da rehabilitasyona ulalamaz.

The next word is "research". This is not part of the traditional idea of what to do with a convicted murderer. It is
rather a new notion that it (=research) may be an appropriate purpose in detaining a criminal and inflicting
punishment and other thing on him so that research should be conducted into the criminal personality and the
causes of the crime. At the moment we hang only the sanest criminals. We can get all the research (which) we
want into the motives, characters and personality structures of those (people) with diminished responsibility, (=) the
insane (people) and those (people) (who are) under an age to be hanged. But the one (person) (who) we cannot
research into is the man who is sane and who commits capital murder in cold blood on purpose. It might be that (:)
if we were to keep this man alive and turn psychiatrists and other qualified persons on to talking to him for twenty
years during his prison sentence we should find things that/which would enable us to take measures which should
reduce the murder rate and save the lives of the victims. But in hanging these men, we cut ourselves off from this
possible source of knowledge of help to the victims of murder.

Bir sonraki yklem 'aratrmak'. Bu, sulu bulunan bir katile yaplmas gerekenler konusundaki geleneksel
dncenin bir paras deil. Sulunun kiilii ve suun nedenleri zerinde aratrma yrtlmesi iin
sulunun hayatta tutulmas ve cezasnn verilmesi konusunda 'aratrma'nn uygun bir neden olabilecei
olduka yeni bir kavram. u anda sadece akl banda olan sulular asmaktayz. Ykmll az olan delileri
ve aslma yann altndakileri drtler, kiilik ve zellik asndan inceleyebiliriz. Fakat inceleyemediimiz
kii, akl banda olan ve cinayeti amal olarak soukkanllkla ileyen kiidir. Bu adam yaatsak ve hapis
cezas esnasnda yirmi yl boyunca psikiyatristlerin ve dier uzman kiilerin onunla konumasn salasak,
cinayet orann azaltp kurbanlarn yaamlarn kurtaracak almamz salayacak eyler bulabilirdik. Ancak, biz
bu adamlar asarak cinayet kurbanlarna yardm iin bilgi kayna olabilecek kiilerle ilgimizi kesmekteyiz.

Genel eviri 3: Genel eviri 2 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
137
The fourth word, "deter", is the crux of the whole thing. Abolitionists, as (=gibi) we all know, have held for many
years that (:) evidence from abroad has for long been conclusive that (:) the capital penalty is not a uniquely
effective deterrent against murder. Retentionists of the death penalty have been saying for years that (:) we are not
like those (people) abroad: we are a different country economically: our national temperament is different; and
there is this and that about us which is not so about those (people) in Italy, Norway or certain States of United
States, New Zealand, India, or wherever it may be. Now we have this remarkable pamphlet which in effect closes
that gap in the abolitionists' argument. It shows within mortal certitude that (:) we are exactly like those (people)
abroad, and (shows) that in this country the death penalty is not a uniquely effective deterrent against murder.

Drdnc yklem olan 'caydrmak' tm olayn ekirdei. Hepimizin bildii gibi lm cezasna kar olanlar
yllardr, yurtdndaki delillerin lm cezasnn cinayet karsnda hi de etkili bir caydrc olmadn
gsterdiini ileri srmekteler. lm cezasn savunanlar ise, bizim yurtdndakilere benzemediimizi
sylemekteler: biz ekonomik adan farkl bir lkeyiz, bizim ulusal karakterimiz farkl, bizim u ya da bu
zelliimiz talya, Norve ya da ABD'nin baz eyaletlerinde, Yeni Zelanda, Hindistan ya da dier
lkelerdekilerin zelliklerinden farkl. imdi elimizde lm cezasna kar olanlarn iddiasn destekleyen bu
ahane belge bulunmakta. Bu belge kukuya yer vermeyen bir biimde bizim yurtdndakilerden hi de farkl
olmadmz ve lkemizde lm cezasnn cinayet konusunda hi de etkili bir caydrc olmadn
gstermekte.

The last on the list of my five verbs is "avenge". Here the death penalty is uniquely effective. If a man has taken life,
the most effective, obvious and satisfying form of avenge is to take his life. I have no argument against that. I think
it is true that (:) if one (= kii/insan)accepts vengeance as a purpose for the State in its handling of convicted
criminals, then the death penalty should stay for the convicted murderers. For myself - and it is only a personal
matter - I utterly reject the idea that (:) vengeance is a proper motive for the State in dealing with convicted
criminals; and I hope that (:), from the date of publication of this pamphlet onwards, those (people) who wish to
retain the death penalty will admit that (:) its merit is precisely that (=merit) of vengeance.

Listemdeki be yklemden sonuncusu ' almak'. Bu noktada, lm cezas esiz bir biimde etkili. Eer bir
kii can aldysa, en etkili, su gtrmez ve tatmin edici alma ekli onun cann almaktr. Buna diyecek hibir
eyim yok. Bence uras bir gerek ki eer kii almay Devlet'in sululara kar tutumundaki bir ama
olarak kabul ederse, bu durumda suu kantlanm katiller iin lm cezasnn kalc olmas gerekir. Kendi
amdan (ki bu kiisel bir gr) ben almann Devlet'in sululara kar tutumu iin bir drt olduu fikrini
kesinlikle reddediyorum; ve umuyorum ki, bu belgenin yayn tarihinden itibaren, lm cezasnn kalmasn
isteyenler lm cezasnn tek meziyetinin almaktan ibaret olduunu kabul edeceklerdir.

1. Bu metnin yazar olan Lord Kennet idam cezasna kar.
2. Be temel balk:
1. engellemek 2. slah etmek 3. aratrmak
4. caydrmak 5. almak

BYLES DE VAR!

"Thirty" yerine "thirsty" olmal.

Genel eviri 3: Genel eviri 2 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
138
31. Slipper Animalcule

Terliksi Hayvan

Paramecia are single-celled organisms usually less than 0.25 mm in length. The miniscule paramecium is another
well-known member of the protozoan family. This one-celled animal, which is hardly detectable without the aid of a
microscope, thrives in bodies of fresh water. Like the amoeba, it is composed of a watery substance (which is)
called protoplasm, which is clear on the surface and granular in the interior.

Paramekyumlar boylar genellikle 0.25 milimetreden daha az olan tek hcreli organizmalardr. Miniskl
paramekyum, protozan ailesinin bir dier ok bilinen yesidir. Mikroskop yardm olmakszn grlmesi
hemen hemen olanaksz olan bu tek hcreli hayvan tatl su birikintilerinde yaar. Amip gibi, yzeyde ak
renk, ite ise parackl olan protoplazma denen sulu bir maddeden oluur.

The term "slipper animalcule" is often used to describe the paramecium because its shape resembles that (=the
shape) of a shoe. Fine hairs (which are) called cilia cover its (=slipper animalcule) surface, adding (=and they
add) to the appearance of a slipper. The paramecium moves rapidly through water by beating its cilia. An
interesting feature of the paramecium is its method of reproduction. It divides in two at the middle of its body, and
the nucleus in each section divides as well. It then separates into two animals, which may later come together to
exchange parts of the nuclei. This process of conjugation demonstrates the beginning stages of sexual
reproduction.

Paramekyumu anlatmak iin sk sk 'terliksi hayvan' terimi kullanlr, zira ekli bir ayakkabnn eklini andrr.
Yzeyini kaplayan ve cilia denilen tyler, terliksi grntsne katkda bulunurlar. Paramekyumun ilgin bir
zellii reme yntemidir. Vcudunun ortasndan ikiye blnr ve her bir blmdeki ekirdek de blnr.
Sonra iki hayvan halinde ayrlr - bu hayvanlar sonralar hcre ekirdeinin paracklarn dei toku iin bir
araya gelebilirler. Bu birleme ilemi cinsel remenin balang safhalarn gstermektedir.

B. DLBLGS

This one-celled animal, which is hardly detectable without the aid of a microscope, thrives in
bodies of fresh water.
Like the amoeba, it is composed of a watery substance (which is) called protoplasm, which is
clear on the surface and granular in the interior.
It then separates into two animals, which may later come together to exchange parts of the nuclei.
Fine hairs called cilia cover its surface, adding (=and they add) to the appearance of a slipper.
The paramecium moves rapidly through water by beating its cilia.

BYLES DE VAR!

"Wife" szc "wire" olmal.

Genel eviri 3: Genel eviri 2 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
139
32. Tighten Your Belt

Kemerinizi Skn

The fact is that (:) the energy crisis, which has suddenly been officially announced, has been with us for a long
time now, and (the energy crisis) will be with us for an even longer time. Whether Arab oil flows freely or not, it is
clear to everyone that (:) world industry cannot be allowed to depend on so fragile a base/such a fragile base.
The supply of oil can be shut off at whim at any time, and in any case, the oil wells will all run dry in thirty years
or so at the present rate of use. New sources of energy must be found, and this will take time, but it is not likely to
result in any situation that/which will ever restore that (:) sense of cheap and copious energy (which) we have had
in the times past. To make the situation worse, there is as yet no sign that (:) any slowing of the world's population
is in sight. The food supply will not increase nearly enough to match this (=population increase), which
(Sentential Relative Clause) means that (:) we are heading into a crisis in the matter of producing and marketing
food.

Gerek u ki birdenbire resmi olarak aklanan enerji krizi uzun sredir bizlerle, ve daha da uzun bir sre
bizimle olacak. Arap petrol serbest aksn ya da akmasn, dnya endstrisinin bylesine nazik bir tabana
dayanmasna izin verilemeyecei herkese bilinmekte. Petrol arz her an durup dururken kesilebilir ve, zaten,
u anki kullanm hzyla petrol kuyular yaklak otuz yl iinde kuruyacak. Yeni enerji kaynaklar bulunmas
gerekmekte ve bu zaman alacak; ancak, gemi zamanlarda yaadmz o ucuz ve bol enerji duygusunun
yerini tutabilecek bir durumla sonulanmas ihtimal d. in daha kts, dnya nfusunun yavalamasna
ilikin hi bir belirti de grlmemekte. Gda arz bunu karlayabilecek kadar artamayacak ve bu da demektir
ki gda retimi ve pazarlamas konularnda bir krize doru gidiyoruz.

Taking (=When we take) all this into account, what might we reasonably estimate supermarkets to be like in the
year 2001? To begin with, the world food supply is going to become steadily tighter over the next thirty years. This
means, for one thing, that (:) we can look forward to an end to the "natural food" trend. It is not a wave of the
future. All the "unnatural" things (which) we do to food are required to produce more of the food in the first place,
and (are required) to make it last longer afterward. It is for that reason that (:) we need and use chemical fertilizer
and pesticides while the food is growing, and (we) add preservatives afterward. In fact, as/while/because food
items will tend to decline in quality and decrease in variety, there is very likely to be increasing use of flavouring
additives. Until such time as mankind has the sense to lower its population to the point where the planet can
provide a comfortable support for all, people will have to accept more artificiality. Then, too, there will be a steady
trend toward vegetarianism. A given quantity of ground can provide plant food for man or it can provide plant food
for animals which are then slaughtered for meat. Yet/But, land (which is) devoted to plant food will support ten
times as many human beings as land (which is) devoted to animal food. It is this (far more than food
preferences or religious dictates) that/which forces overcrowded populations into vegetarianism. This will come
about because our herds will decrease as/while/because the food demand causes more and more pasture land to
be turned to farmland, and as/while/because land producing corn and other animal fodder is diverted to providing
food directly for man.

Btn bunlar gz nne aldmzda, rnein 2001 ylnda spermarketlerin neye benzeyeceine ilikin
makul bir tahmin ne olabilir? her eyden nce, gelecek otuz ylda dnya gda arz gitgide daralacak. Bu da,
Genel eviri 3: Genel eviri 2 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
140
ncelikle, "doal besin" eiliminin son bulacan bekleyebiliriz anlamn tamakta. Bu eilim gelecein
eilimi olamayacak. Gdalara yaptmz tm "doal olmayan" eyler her eyden nce daha fazla gda
retmek iin ve sonrasnda da daha uzun sre dayanmasn salamak iin yaplmakta. Bu nedenle de gda
yetimekteyken gbre ve haere ilalarna ihtiyacmz var ve bunlar kullanmaktayz, ardndan da koruyucular
katmaktayz. Aslnda, gda maddeleri nicelik ve tr asndan d gsterdike tat veren katk maddelerinin
kullanmnda art olmas olas. nsanolu nfusunu gezegenin herkes iin gda salayabilecei dzeye
indirme akllln gsterene kadar, insanlarn daha fazla yapayl kabul etmeleri gerekecek. O zaman da
etyemezlie doru srekli bir eilim olacak. Belirli bir toprak paras insanlar iin gda salayabilir ya da
sonradan etleri iin kesilen hayvanlar iin yem salayabilir. Ancak, yem iin ayrlan toprak paras on kat
daha fazla insan besleyebilir. Kalabalk kitleleri etyemezlie zorlayan ey gda seeneklerinden ya da dini
emirlerden ok bu nedendir. Gda talebi gitgide daha fazla otlak alannn tarm alanna dntrlmesi ve
msr ile dier hayvan yemlerini retmede kullanlan topran insan iin dorudan besin salanmas iin
dntrlmesi sonucunda hayvan srlerimizin azalmas sonucunda etyemezlik artacak.

Another point is that (:) it is not only energy that/which is in short supply. A shortage of oil means a shortage of
plastics; a shortage of electricity means a shortage of aluminium. We are also experiencing a shortage of paper
and most other raw materials.

Bir dier nokta, azalan eyin sadece enerji olmad. Petrol ktl plastik ktl demektir; elektrik ktl
alminyum ktl demektir. Ayrca kat ktl ile dier bir ok ham maddeni ktln yaamaktayz.

This means that (:), for one thing, our generosity in wrapping, bagging and packaging will have to recede. There will
have to be at least a partial return in supermarkets to the old days where goods were supplied in bulk and (were)
ladled out in bags to order.

Bu da demektir ki, rnein, sarmalama, kutulama ve paketleme konusundaki bonkrlmzn azalmas
gerekecek. Spermarketlerde, mallarn topluca satn alnd ve siparie gre paketlerde sunulduu eski
gnlere en azndan ksmen dn olmas gerekecek.

A decline in per-capita energy use will make it necessary to resort to human muscle again, so that the delivery
man will make a comeback (his price (will be) added to that (=the price) of the food, of course). Since/Because
energy shortages will cause unemployment in many sectors of the economy, there will be idle hands to do the
manual work that/which will become necessary.

Kii bana enerji kullanmndaki azalma yeniden insan gcne dnlmesini gerekli klacak ve datclar
yeniden dnecekler (cretleri elbette besinin fiyatna eklenmi olarak). Enerji azl ekonominin pek ok
sektrnde isizlie neden olaca iin, gerekli hale gelecek insan gc ileri yapacak pek ok isiz insan
bulunacak.

Genel eviri 3: Genel eviri 2 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
141
To be sure, it will not be retrogression. Even assuming that/Even if Earth is in a desperate battle of survival
through a crisis of still-rising population and dwindling energy reserves, there should still continue to be
technological advances in those directions that/which don't depend on wasteful bulk-use of energy. There will be
continuing advances in the direction of "sophistication", in other words. Most noticeably, this will mean a continuing
computerization and, where (it is) possible, automation of the economy.

Kesin olan nokta, bunun bir gerileme olmayaca. Dnyann srekli artan bir nfus ve yok olan enerji
kaynaklarndan tr bir yaam sava vermekte olduunu varsaysak bile, bol miktarlarda enerji tketimine
bal olmayan alanlarda yine de teknolojik gelimelerin olmas gerekir. Dier bir deyile, "karmaklama"
ynnde devam eden gelimeler olacak. En gze arpan adan, bu, srekli bir bilgisayarlama ve mmkn
olan alanlarda ekonomini otomasyonu anlamn tayacak.

BYLES DE VAR!

... centrally heated; foreign girl ...

Genel eviri 3: Genel eviri 2 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
142
33. Arranged Marriages: An Alternative to Love Marriages

Dzenlenmi
*
Evlilik: Ak Evliliklerine Bir Alternatif

Based on Hindu scriptures, the system of arranged marriage in India was well established during the Vedic period
(4000-1000 B.C.) and has been closely adhered to by the vast majority of the population since that period. Marriage
is seen as (=olarak) an indispensable event in the life of a Hindu and the unmarried person is viewed as (=olarak)
incomplete and ineligible for participation in certain social and religious activities. (Rao & Rao, 1977)

Hindu kutsal yaztlarna dayanan dzenlenmi evlilik sistemi Vedic dnemi'nde (M.. 4.000-1.000) iyice
yerleti ve o dnemden beri nfusun byk ounluunca benimsenmekte. Evlilik bir Hintlinin yaamnda
ok gerekli bir olay olarak grlr ve evlenmemi kii baz toplumsal ve dini aktivitelere katlmak iin
yetersiz kabul edilir. (Rao ve Rao, 1977)

The practice of arranged marriage cuts across all caste lines, regional boundaries and language barriers in India.
Marriage is treated as (=olarak) an alliance between the two families rather than two individuals. In the common
joint family agreement where several families are living together, the prospective bride is evaluated on her
suitability as (=olarak) part (evaluated) on the entire family environment rather than only as (=olarak) a wife to her
husband. Love is not viewed as (=olarak) an important element in mate selection nor is courtship thought to be
necessary for testing the relationship. In fact, romantic love is regarded as (=olarak) an uncontrollable and
explosive emotion which/that interferes with the use of reason and logic in decision making. Love is thought to be a
disruptive element since (=because) it implies a transference of loyalty from the family of orientation to another
individual. Thus, mate selection by self-choice is seen as (=olarak) endangering the stability of the entire joint
family since (=because) it could lead to the selection of a mate of unsuitable temperament or background. Gupta
(1976) has estimated that (:) Indian marriages (which are) based on love occur among less than one percent of
the population. Critical life decisions, such as choosing a mate, are generally determined by responsible members
of the family or kin group, thus reflecting the cultural emphasis of familism as (=olarak) opposed to freedom of the
individual and pursuance of personal goals. However, it is anticipated that (:) close ties and feelings of affection will
develop between the couple following marriage (Gupta, 1976; Rao & Rao, 1977; Ross, 1961).

Dzenlenmi evlilik uygulamas Hindistan'da tm kast snrlarn, blgesel snrlar ve dil engellerini
amaktadr. Evlilik iki birey arasndaki bir anlama olarak deil, iki aile arasndaki anlama olarak
grlmektedir. Birka ailenin birlikte yaamak olduu yaygn birleik aile anlamasnda, mstakbel gelin,
ksmen, sadece kocasna uygun bir e olmas asndan deil, tm aile ortamna uygunluu asndan
deerlendirilmektedir. E seiminde ak nemli bir unsur olarak grlmedii gibi, ilikinin snanmas iin
flrt etmek de nemli kabul edilmez. Aslnda, romantik akn, karar vermede akl ve mantn kullanmn
engelleyen denetlenemez bir bozucu unsur olduu dnlr. Bylece, kendi kararyla e semek tm birleik
ailenin dengesini tehlikeye atc olarak grlr, zira uygunsuz huylara ya da gemie sahip bir ein
seilmesine yol aabilir. Gupta (1976) aka dayal Hint evliliklerinin nfusun yzde birinde aznda
gerekletiini ortaya koymutur. Yaamda, bir e semek gibi nemli kararlar genelde aile ya da akraba

*
Grc usul olarak evirmek daha doru olacaktr.
Genel eviri 3: Genel eviri 2 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
143
grubunun sorumlu yelerince saptanmakta ve bu da aile kurumunun ferdi zgrlk ve kiisel hedeflerin
izlenmesi karsnda vurgulanmasn sergilemektedir. Ancak, evliliin ardndan, evli ift arasnda yakn
balarn ve sevgi duygularnn geliecei beklenmektedir (Gupta, 1976; Rao ve Rao, 1977; Ross, 1961).

In urban areas of India, newspaper ads have become a convenient and acceptable method of finding a suitable
spouse. In 1960 Cormack noted that (:) the practice of using matrimonial advertisements was growing in most
Indian cities. Eleven years later, Kurian (1977) observed that (:) it had become an established "go between" for
arranging marriages. These advertisements typically list the characteristics of the young men and women that/who
are considered desirable. Studies by Kurian (1974) and Ross (1961) show strong sex differences in preferred
qualities for males and females. In the Indian culture, a male is highly valued for the social and economic status of
his family, his educational level and potential earning power. Personal qualities such as appearance and personality
are not considered very important. In women the following qualities are emphasized: moral character, beauty,
ability to cook well and manage a home, and education.

Hindistan'n kentsel blgelerinde gazete ilanlar uygun bir e bulmann uygun ve kabul edilebilir bir yntemi
haline gelmitir. 1960'da Cormack evlilik iin ilanlarn kullanlmas uygulamasnn ou Hindistan ehrinde
artmakta olduunu belirtti. On bir yl sonra Kurian (1977) bu ilanlarn evlilik ayarlamak iin yerleik bir
"patan" haline gelmi olduunu gzlemledi. Bu ilanlar tipik olarak gen erkek ve kadnn arzu edilir
olarak dnlen niteliklerini srlamaktadr. Kurian (1974) ve Ross (1961) tarafndan yaplan almalar
erkekler ve kadnlarda tercih edilen niteliklerde gl farkllklar olduunu gstermektedir. Hint kltrnde
bir erkek ailesinin sosyal ve ekonomik konumu, kendi eitim dzeyi ve potansiyel para kazanma gcne gre
deerli olmaktadr. D grn ya da kiilik gibi kiisel nitelikler ok nemli saylmamaktadr. Kadnda, u
nitelikler vurgulanmaktadr: ahlaki kiilik, gzellik, iyi yemek piirme ve evi ekip evirme becerisi, ve
eitim.

Most research on modern family life in India suggests that (:) there has been little change in the views of Indians
toward marriage. However in their 1976 study of college students, Rao and Rao found that (:) an increasing number
of young adults in India wish to have more choice in the selection of their future mate, although they still prefer their
parents to arrange their marriages. Cormack (1961) also states that (:) the custom of prohibiting a prospective
couple from seeing each other until their wedding is becoming obsolete in most urban areas and among college-
educated youth.

Modern Hint aile yaamna ilikin pek ok aratrma Hintlilerin evlilik konusundaki grlerinde ok az
deiiklik olduunu gstermektedir. Ancak, niversite rencileri zerinde 1976'da yaptklar almada Rao
ve Rao Hindistan'da gitgide artan sayda gen yetikinin, her ne kadar evliliklerini hl ana babalarnn
dzenlemesini tercih etseler de, gelecekteki elerinin seiminde daha fazla seenekleri olmasn istediklerini
ortaya koymutur. Cormack (1961) ayrca dne kadar mstakbel elerin birbirlerini grmelerini yasaklama
geleneinin ou kentsel alanda ve niversite eitimli genler arasnda yok olmakta olduunu belirtmitir.

BYLES DE VAR!

"Loving" yerine "living" olmal.
Genel eviri 3: Genel eviri 2 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
144

34. Nuclear Energy

Nkleer Enerji

Of all/Among the changes (which have been) introduced by man into the household of nature, large-scale
nuclear fission is undoubtedly the most dangerous and profound (change). As a result, ionising radiation has
become the most serious agent of pollution of the environment and (it has become) the greatest threat to
man's survival on earth. The attention of the layman, not surprisingly, has been captured by the atom bomb,
although there is at least a chance that (:) it (=the atom bomb) may never be used again. The danger to
humanity (which is) created by the so-called peaceful uses of atomic energy may be much greater. There could
indeed be no clearer example of the prevailing dictatorship of economics. Whether to build conventional power
stations, (which are) based on coal or oil, or nuclear stations, is being decided (yklem) on economic grounds,
with perhaps a small element of regard for the "social consequences" that/which might arise from the over-
speedy curtailment of the coal industry. But that (Noun Clause) nuclear fission represents an incredible,
incomparable, and unique hazard for human life does not enter any calculation and is never mentioned ("enter"
ve "mention" yklem). People whose business it is to judge hazards, the insurance companies, are reluctant to
insure nuclear power stations anywhere in the world for third party risk, with the result that (:) special legislation
has had to be passed whereby/in which the State accepts big liabilities. Yet/But, (whether they are) insured or
not, the hazard remains, and such is the thraldom of the religion of economics that the only question
that/which appears to interest either governments or the public is whether "it pays".

nsanolu tarafndan doaya getirilen deiiklikler iinde, geni lekli nkleer fzyon kukusuz en tehlikeli
ve kalc olandr. Bunun sonucu olarak, iyonize olan radyasyon evre kirliliinin en ciddi unsuru ve insann
dnya zerindeki varlna kar en byk tehdit haline geldi. Sokaktaki insann dikkati doal olarak, bir daha
hi kullanlmama olasl bulunmasna ramen, atom bombasna ynelmi durumda. Oysa atom enerjisinin
szm ona barl kullanmlarnn insanlk iin yaratt tehlike ok daha byk olabilir. Aslnda ekonominin
hkm sren diktatrlnn daha belirgin bir rnei olamaz. Kmr ya da petrole dayal geleneksel enerji
santrallerinin kurulaca yoksa nkleer santraller mi kurulaca karar, ekonomik nedenlere gre verilmekte
ve, bu arada da, belki de, kmr endstrisinin gereinden fazla hzl smrlmesinden kaynaklanabilecek
'toplumsal sonular' bir para bile gz nnde bulundurulmamaktadr. Ancak, nkleer fzyonun insan yaam
iin inanlmaz, kyaslanamaz ve ei benzeri bulunmaz bir tehlikeyi temsil ettii hibir hesaplamaya
katlmamakta ve buna asla deinilmemekte. leri tehlikeleri lmek olan insanlar, sigorta irketleri, dnyann
herhangi bir yresindeki nkleer enerji santrallerini nc trden riskler nedeni ile sigortalama konusunda
isteksiz olduklar iin sonuta Devlet'in byk sorumluluklar stlendii zel yasalarn karlmas gerekmitir.
Yine de, sigortalanm olsun ya da olmasn, tehlike devam etmektedir ve ekonomi dininin hkmranl
ylesine gldr ki hkmetleri ya da halk ilgilendiren tek sorunun "krl m?" olduu grlmektedir.

The most massive wastes are, of course, the nuclear reactors themselves after they have become unserviceable.
There is a lot of discussion on the trivial economic question of whether they will last for twenty, twenty-five, or thirty
years. No-one discusses the humanly vital point that (:) they cannot be dismantled and cannot be shifted but have
to be left standing where they are, probably for centuries, perhaps for thousands of years, (as) an active menace to
Genel eviri 3: Genel eviri 2 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
145
life, silently leaking radioactivity into air, water, and soil. No-one has considered the number and location of these
satanic mills which will relentlessly accumulate. Earthquakes, of course, are not supposed to happen, nor wars, nor
civil disturbances, nor riots like those that/which infested American cities. Disused nuclear power stations will
stand as (=olarak) unsightly monuments (in order) to unquiet man's assumption that (:) nothing but tranquillity,
from now on, stretches before/in front of him, or else - (man's assumption) that (:) the future counts as (=olarak)
nothing (when it is) compared with the slightest economic gain now.

En ktlesel artklar, kukusuz, hizmet d kaldktan sonra nkleer reaktrlerin kendileri. Bu reaktrlerin yirmi
yl m, yirmi be yl m yoksa otuz yl m kullanlabilecekleri eklindeki nemsiz ekonomik soru konusunda
pek ok tartma bulunmakta. Hi kimse, insan asndan hayati nem tayan sorunu, bu reaktrlerin
sklemeyecei ya da tanamayaca, olduklar yerde yzyllarca, belki de binlerce yl yaam iin aktif bir
tehlike olarak, havaya, suya ve topraa sessizce radyoaktivite szdrarak kalmalarnn gereklilii konusunu
tartmamakta. Acmaszca alacak bu eytani santrallerin saysn ve yerini hi kimse dikkate almamakta.
Depremlerin, savalarn, yerel huzursuzluklarn ya da Amerikan ehirlerini saranlara benzer ayaklanmalarn
olmas kukusuz beklenmemekte. Kullanlmayan nkleer enerji santralleri irkin antlar olarak kalmay
srdrecekler; insanolunun artk nnde huzurdan baka hibir eyin bulunmad ya da u anki en ufak
ekonomik kazan ile kyaslandnda, gelecein hibir anlam tamad eklindeki beklentisini bozmak iin.

BYLES DE VAR!

"Bath" yerine "Both" olmal.

Genel eviri 3: Genel eviri 2 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
146
35. Lie Detector

Yalan Makinas

On February morning in 1966 Cleve Backster made a discovery that/which changed his life and could have far-
reaching effects on ours/our lives. Backster was at that time an interrogation specialist who left the CIA (in order)
to operate a New York school for training policemen in the techniques of using the polygraph, or "lie detector". This
instrument normally measures the electrical resistance of the human skin, but on that morning he extended its
possibilities. Immediately after watering an office plant, he wondered if it would be possible to measure the rate at
which water rose in the plant from the root to the leaf by (=yoluyla) recording the increase in leaf-moisture content
on a polygraph tape. Backster placed the two pscyhogalvanic-reflex (PGR) electrodes on either side of a leaf of
Dracaena massangeana, a potted rubber plant, and balanced the leaf into the circuitry before watering the plant
again. There was no marked reaction to this stimulus, so Backster decided to try what/the thing which he calls
"the threat-to-well-being principle, a well-established method of triggering emotionality in humans." In other words
he decided to torture the plant.

1966 ylnda bir ubat sabah Cleve Backster kendi yaamn deitiren ve bizim yaamlarmz zerinde de
byk etkiler yapabilecek bir keifte bulundu. O zamanlar Backster polisleri poligraf, ya da dier adyla yalan
makinesi, konusunda eitmeyi amalayan bir New York okulunu iletmek iin CIA'den ayrlm bir
sorgulama uzmanyd. Bu gere normalde insan derisinin elektriksel direncini ler. Fakat o sabah Backster
gerecin kullanm alann geniletti. Brodaki bir bitkiyi suladktan hemen sonra, poligraf bant zerinde yaprak
nemindeki art kaydederek suyun bitkide kkten yapraa ulama hzn lmenin mmkn olup olmadn
merak etti. Backster iki adet psikogalvaniz refleks (PGR) elektrodunu bir Dracana Massaneana'nn, saksda
kauuk bitkisinin, bir yaprann iki kenarna tutturdu ve bitkiyi yeniden sulamadan nce yapra devreye
balad. Bu etkiye hibir belirgin reaksiyon olmaynca, Backster "insanlarda duygular tetiklemek iin ok iyi
tetiklenmi bir yntem, esenlii tehdit yntemi" olarak adlandrd eyi yapmaya denemeye verdi. Bir baka
deyile, bitkiye ikence etmeye karar verdi.

First he dipped one of its leaves into a cup of hot coffee, but there was no reaction, so he decided to get a match
and burn the leaf properly. "At the instant of this decision, at 13 minutes and 55 seconds of chart time, there was a
dramatic change in the PGR tracing pattern in the form of an abrupt and prolonged upward sweep of the recording
pen. I had not moved, or touched the plant, so the timing of the PGR pen activity suggested to me that (:) the
tracing might have been triggered by the mere thought of the harm (which) I intended to inflict on the plant."

nce yapraklardan birini scak kahveye soktu, ancak reaksiyon olmaynca bir kibrit alp yapra toptan
yakmay dnd. "Bu dncenin gerekletii anda, izelge sresinin 13 dakika 59. saniyesinde, PGR
izleme yapsnda, kayt kaleminin ani ve uzun bir sramas eklinde byk bir deiiklik oldu. Bitkiyi hareket
ettirmi ya da ona dokunmu deildim. Bu yzden PGR kaleminin aktivitesinin zamanlamas bana bu izin
benim bitkiye vermeyi dndm zarar tarafndan oluturulmu olabileceini dndrd.

Genel eviri 3: Genel eviri 2 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
147
Backster went on to explore the possibility of such perception in the plant by (= yoluyla) bringing some live brine
shrimp into his office and (by) dropping them one by one into boiling water. Every time he killed a shrimp, the
polygraph recording needle (which was) attached to the plant jumped violently. (In order) To eliminate the
possibility of his own emotions producing this reaction, he completely automated the whole experiment so that an
electronic randomizer chose odd moments to dump the shrimp into hot water when no human was in the laboratory
at all. The plant continued to respond in sympathy to the death of every shrimp and failed to register any change
when the machine dropped already dead shrimp into the water.

Bu tr bir alglama olasln incelemek iin, Backster brosuna canl karidesler getirdi ve birer birer kaynar
suya atmaya balad. Her bir karidesi ldrnde, bitkiye bal olan kayt inesi iddetle sramaktayd. Bu
reaksiyonu kendi duygularnn yaratmas olasln ortadan kaldrmak iin, laboratuarda hi kimse olmadan
elektronik bir zaman sayacnn karidesleri scak suya atlmasn rastgele zamanlarda seecei ekilde, tm
deneyi tamamen otomatikletirdi. Bitki her bir karidesin lmne anlayla tepki vermeyi srdrrken,
makine suya nceden lm olan karidesleri attnda bitki hibir deiiklik gstermedi.

BYLES DE VAR!

Helpless = aresiz

Genel eviri 3: Genel eviri 2 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
148
36. Barter

Takas

The existence of pure barter does not necessarily indicate a very primitive form of civilization. Often the system
survives long after the community has progressed considerably in other respects. This may be due to
conservatism, since/because primitive peoples are reluctant to change their trading methods, even though they
(should) be sufficiently intelligent and advanced to adopt more convenient methods. In some cases there is
prejudice against the adaptation of a monetary economy, though such prejudice is usually directed against the use
of coins rather than primitive money. In many cases barter continues to be the principal method of trading long after
the adoption of some form of money, for the simple reason that (:) there is not enough money to go round. And a
decline in the supply of money often causes a relapse into barter. Distrust in money has been responsible for
reversion to the barter system; such distrust may have been caused by debasement or inflation.

Saf takasn varl her zaman da ok ilkel bir uygarlk trn gstermez. ou zaman, toplum dier alardan
nemli lde ilerledikten sonra da bu sistem var olmay srdrr. Bu tutuculuktan tr olabilir, zira daha
uygun yntemleri benimsemeye yetecek kadar zeki ve ilerlemi olsalar da ilkel halklar ticaret yntemlerini
deitirme konusunda isteksizdirler. Baz durumlarda, paraya dayanan bir ekonomiye geie kar nyarg
bulunmaktadr; her ne kadar, bu tr bir nyarg genelde ilkel paradan ziyade metal parann kullanmna kar
ynelik ise de. ou durumda, takas herhangi bir para formunun benimsenmesinden ok sonra da temel
ticaret yntemi olmay, srf piyasada yeterince para olmad iin, srdrmektedir. Ve para arznda bir d
ou kez takas yntemine geri dne neden olmaktadr. Paraya olan gven eksiklii takas sistemine
dnten sorumludur; bu tr bir gven eksiklii kayp ya da enflasyondan kaynaklanabilir.

In the light of the stock phrases (which are) used by many economists about the inconvenience of barter, it may
appeal puzzling to the student that (:) any community which was sufficiently advanced to realize the possibilities of
a monetary system should continue to practise such an inconvenient method. The explanation is that (:) in a
primitive community barter is not nearly as inconvenient as it appears through modern eyes. Economists are
inclined to exaggerate its inconvenience because they look at it from the point of view of modern man. The
instances - real or imaginary - (which) they quote are calculated to make the readers wonder how any community
could possibly have existed under barter except in extremely primitive conditions. Some of them (=economists)
seek to demonstrate the absurdity of barter by (=yoluyla) describing the difficulties that/which would arise if our
modern communities were to attempt to practise it. It is, of course, easy for a lecturer to earn the laughter of his
audience by (=yoluyla) telling them about the pathetic efforts of some gardener who has to find a barber in need of
radishes before he can have his hair cut (ettirgen). What the lecturer and his audience do not realize is (yklem)
that (:) in a primitive community the grower of radishes usually cuts his own hair, or (he) has it cut (ettirgen) by a
member of his family or household; and (What .... do nor realize is) that (:) even in primitive communities with
barbers as (=olarak) an independent profession, the barber and the gardener have a fair idea about each other's
requirements, and have no difficulty in suiting each other. If the barber does not happen to require to-day any of
the products (which) the gardener is in a position to offer, he simply performs his service in turn for the future
delivery of products (which) he is expected to need sooner or later.

Genel eviri 3: Genel eviri 2 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
149
Pek ok ekonomistin takas sisteminin uygunsuzluu konusunda kullandklar basmakalp laflarn altnda,
bir para sisteminin olaslklarn fark edecek kadar gelimi herhangi bir toplumun bylesine uygunsuz bir
yntemi kullanyor olmas rencilere kafa kartrc gelebilir. Bunun aklamas, ilkel bir toplumda takasn
hi de modern insana grnd kadar uygunsuz olmamasdr. Ekonomistler bu yntemin uygunsuzluunu
abartma eilimindeler, zira ona modern insann bak asndan bakmaktalar. Dile getirdikleri - gerek ya da
hayali - rnekler okuyucularnn ok ilkel koullar dnda herhangi bir toplumun nasl olup da takas
ynteminde var olabileceini merak etmesini salayacak ekilde hesaplanmtr. Bunlardan bazlar takasn
samaln, modern toplumlar onu uygulamaya kalkacak olurlarsa oluabilecek zorluklar tarif ederek
sergilemeye alrlar. Elbette, ders veren bir kiinin, san kestirmek isteyen bir bahvann turpa
gereksinimi olan bir berber bulmak iin harcad dokunakl abalar anlatarak rencileri kahkahaya
bomas kolay. retim yesinin ve rencilerin gz nne almadklar nokta, ilkel bir toplumda turp
yetitiricisinin kendi san kendisinin kestii ya da bir aile yesine kestirdii ve bamsz bir meslek olarak
berber ile bahvann birbirlerinin gereksinimleri hakknda yeterli bilgiye sahip olduklar iin birbirlerinin
gereksinimlerini karlamakta hibir zorlukla karlamadklardr. Eer berberin bahvann sunma
durumunda olduu rnlerden hibirisine bugn iin gereksinimi yoksa, hizmetini eninde sonunda gereksinim
duyaca rnlerin gelecekte sunulmas karlnda yapacaktr.

Even the genuine instances (which are) quoted by economists to illustrate the absurdity of barter are apt to be
misleading in their implication. There is, for instance, the well-known experience of Mlle. Zelie, singer at the Theatre
Lyrique in Paris, who, in the course of a tour round the world, gave a concert on one of the Society Islands, and
received the fee of three pigs, five thousand coconuts and considerable quantities of bananas, lemons and
oranges, representing (=which represented) one-third of the box office takings.

Ekonomistlerce takasn samaln sergilemek amac ile dile getirilen gerek rnekler bile deinmeleri
asndan yanltc olma niteliindedir. rnein, Paris'teki Thatre Lyrique'de arkc olup bir dnya turu
esnasnda Society Adalar'ndan birinde konser veren ve cret olarak gie gelirinin te biri olan domuz,
be bin hindistancevizi ve nemli miktarda muz, limon ve portakal alan Matmazel Zelie'nin yaad deneyim.

In a letter (which was) published by Wolowski and quoted to boredom by economists ever since (then), she says
that (:), although this amount of livestock and vegetables would have been worth for about four thousand francs in
Paris, in the Society Islands it was very little use to her. Another much-quoted experience is that (=the instance) of
Cameron in Tanganyika, when, in order to buy an urgently needed boat, he first had to swap brass against cloth,
then cloth against ivory and finally ivory against the boat. What the economists quoting these and other similar
instances do not appear to realize is (yklem) that (:) the difficulties (which are) complained of are not inherent in
the system of barter. They are largely anomalies arising (=which arise) from sudden contact between two different
civilizations. A native singer in the Society Islands would not have been embarrassed at receiving payment in kind
(=this kind of payment), since/because she would have known ways in which to dispose of her takings, or store
them for future use. Nor would (devrik yap) a native of Tanganyika have found the system of barter prevailing
(=which prevailed) there at the time of Cameron's visit nearly so difficult as Cameron did (=found). (Because of)
Knowing local conditions, he would have been prepared for the difficulties, and, before embarking on a major
capital transaction such as the purchase of a boat, he would have made arrangements accordingly. In any case,
Genel eviri 3: Genel eviri 2 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
150
the fact that (:) the goods (which was) required could not be obtained by a single transaction would not have
worried (yklem) him unduly. The majority of primitive peoples enjoy bartering and bargaining, and the time
(which is) lost in putting through three transactions instead of one (transaction) would not matter to them nearly
as much as (it would matter) to modern man living (=who lives) at high speed, especially to an explorer in a
hurry to proceed on his journey. And while Cameron must have suffered a loss in each of the three transactions, a
local man with adequate time at his disposal and with a thorough knowledge of his market would have chosen the
right moment for effecting the necessary exchanges on terms (which are) reasonably advantageous to him.

Wolowski tarafndan yaynlanan ve o gnden beri de ekonomistlerce artk bkknlk verecek kadar ok sk
deinilen bir mektupta, Bayan Zelie bu miktarda canl hayvan ve meyvenin Paris'te olsa drt bin frank
edeceini ama Society Adalar'nda kendisinin hemen hi iine yaramadn anlatmakta. Sk anlatlan bir dier
olay da, acil olarak gereken bir tekneyi satn almak iin elindeki pirin metalini kumala, sonra kuma fildii
ile ve sonunda da fildiini tekne ile dei toku eden Tanganyikal Cameron'un bandan geenlerdir. Bu ve
benzeri rnekleri sralayan ekonomistlerin fark etmez grndkleri nokta, ikayet konusu olan zorluklarn
takas sistemi iin kalc nitelik tamamalardr. Genelde bunlar iki farkl kltrn ani temasndan
kaynaklanan anormalliklerdir. Society Adalar'ndan yerli bir arkc sz konusu trden bir demeyi alnca hi
de utanmazd, zira eline geenleri uygun bir ekilde elden karmann ya da gelecekte kullanmak zere
depolamann yolunu bilirdi. Tanganyikal bir yerli de Cameron'un ziyareti esnasnda orada yrrlkte olan
takas sistemini Cameron'un bulduu kadar zor bulmazd. Yerel koullar bildii iin zorluklar iin hazrlkl
olurdu ve tekne satn almak gibi byk bir alverie girimeden nce hazrlklarn ona gre yapm olurdu.
Zaten, istenilen maln tek bir takas ile alnamayaca gerei onu fazlaca endielendirmezdi. lkel halklarn
ounluu takastan ve pazarlktan holanmaktadr ve bu tek takas yerine o takasta harcanan sre onu ok
hzl yaayan modern insan, zellikle de seyahatini srdrme acelesinde olan bir gezgin iin olduu kadar
endielendirmezdi. Ve Cameron'un bu takastan her birinde bir kayb olduu kesin ise de, yeterince zaman
ve pazar hakknda gerekli bilgisi olan bir yerli, kendisi asndan makul lde avantajl koullarda gerekli
takas etkileyecek uygun zaman geerdi.

Genel eviri 3: Genel eviri 2 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
151
37. Art

Sanat

There is no denying that (:) in the last hundred years the condition of civilised man has changed more radically than
at any previous time. Inventions and discoveries, from the steam engine to internal combustion engine, from
electricity to atomic power, have led to the mechanisation of industry, which in turn has basically affected the social,
economic and political structure of our society. A society of the masses has come into existence and (it) is being
buttressed by such mass means as the press, the cinema, radio and - latterly - television.

Son yzyl iinde uygar insann koullarnn daha nce olduundan daha kkten biimde deitii inkar
edilemez. Buhar makinesinden iten yanmal makineye, elektrikten atom enerjisine kadar her trl icat ve
keif endstrinin mekanizasyonuna yol at ve buda toplumumuzun sosyal, ekonomik ve politik yapsn
temelden etkiledi. Bir 'ynlar' toplumu ortaya kt ve bu toplum basn, sinema, radyo ve en son olarak da
televizyon gibi yayn organlar tarafndan desteklenmekte.

It is hardly surprising that (:) these rapidly changing circumstances should have had their effect on the arts, too. Art
has always been a highly sensitive instrument for registering any changes in the social order or in the ideas, beliefs
and activities of man. One (=Kii/nsan) might ask whether it is possible for the creative faculty to exist at all in a
mass-society, (one might ask) whether our mechanised world is the proper place for the production and enjoyment
of a work of art. If it is true that (:) calm contemplation is vital to the artist, does it not also follow that (:) his whole
being will protest most violently against an epoch in which machine sets the pace, (=) a pace which, in its ruthless
precision, is the very opposite of that rhythm of life out of which art has hitherto grown?

Hzla deien bu koullarn sanat zerinde de etki gstermesi hi de artc deil. Sanat, toplumsal dzende
ya da insann fikirleri, inanlar ya da aktivitelerindeki her trden deiiklii kaydetmede her zaman ok
duyarl bir ara olmutur. nsan bir yn toplumunda yaratc zihnin var olmasnn mmkn olup olmadn,
mekaniklemi dnyamzn bir sanat eserinin retilmesi ve beenilmesi iin uygun yer olup olmadn
sorabilir. Eer salim kafayla dnmenin sanat iin hayati nem tad doru ise, sanatnn tm
benliinin, sanatn doduu o yaam ritminin tam zdd olan o acmasz kesinlie sahip ritmi makinenin
dzenledii bu aa en iddetli bir biimde kar kmas gerekmez mi?

Genel eviri 3: Genel eviri 2 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
152
B. DLBLGS

a)
Inventions and discoveries, from the steam engine to internal combustion engine, from electricity
to atomic power, have led to the mechanisation of industry, which in turn has basically affected
the social, economic and political structure of our society.
One might ask (1) whether it is possible for the creative faculty to exist at all in a mass-society, (2)
whether our mechanised world is the proper place for the production and enjoyment of a work of
art.
If it is true that calm contemplation is vital to the artist, //does it not also follow that his whole
being will protest most violently against an epoch in which machine sets the pace, (:) a pace
which, [in its ruthless precision,] is the very opposite of that rhythm of life out of which art has
hitherto grown ?

BYLES DE VAR!

"Dame" yerine "dime" olmal.

Genel eviri 3: Genel eviri 2 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
153
38. New Policy Debate

Yeni Siyasa Tartmas

For nearly two decades technical and financial assistance to third World population and family planning programs
has been an important component of foreign aid programs. Support for these activities by the United States and
other industrialized donors has been justified (yklem) in part by the long-standing belief that (:) rapid population
growth in the developing world dilutes and in some cases impedes economic development.

Yaklak yirmi yldr nc Dnya nfusuna yaplan teknik ve finansal destek d yardm programlarnn
nemli bir unsuru olmutur. Bu aktiviteler iin Birlemi Milletler ve dier endstrilemi lkelerce salanan
destek, ksmen, gelimekte olan lkelerdeki hzl nfus artnn ekonomik gelimeyi sulandrd ve baz
durumlarda da baltalad eklindeki uzun sredir gndemde olan inan tarafndan hakl gsterilmektedir.

But in the last several years this contention has been sharply challenged by a small group of Western economists
who argue that (:) population growth is often the driving force behind economic expansion and technological
change. (By/While) Citing historical precedents in Western countries and post-war economic successes in Japan,
Taiwan, and South Korea and elsewhere, they (=economists) make three general points: first, (the assumption)
that population growth is the natural result of improvements in the human condition, especially improved health;
second, (the assumption) that an expanding labor force, an expanding market, and other consequences of
population spur economic growth; and third, (the assumption) that economic progress, in and of itself, will lead to
population stabilization through (=yoluyla) changes in desired family size. Direct interventions to reduce birth-rates
are unnecessary or even counterproductive.

Fakat son birka yldr ve gr nfus artnn ou zaman ekonomik gelime ve teknolojik deiimin
arkasndaki itici g olduunu iddia eden kk bir grup Batl ekonomist tarafndan eletirilmektedir. Batl
lkelerdeki tarihsel rnekleri ve Japonya, Tayvan, Gney Kore ve dier yerlerdeki sava sonras ekonomik
gelimeleri rnek gsteren bu ekonomistler genel nokta belirtmektedir: birincisi, nfus artnn insani
koullarda, zellikle de gelien salk koullarnda dzelmelerin sonucu olduu; ikincisi, genileyen bir
igc, genileyen bir pazar ve nfusun dier sonular ekonomik gelimeyi kamlad; ve ncs,
ekonomik gelimenin kendisinin, istenen aile boyutundaki deiiklikler yoluyla, nfus dengelenmesine yol
aaca. Doum orann azaltmak iin dorudan mdahaleler gereksiz hatta ters etki yaratacak trdendir.

In the United States this "anti-Malthusian" view, as (=gibi) it is called by its proponents, has recently gained
(yklem) support in some government circles and among political pressure groups (most prominently anti-abortion
groups) who oppose assistance to population programs on other grounds/reasons. Their attack on US. population
assistance peaked in the summer of 1984, during preparations for US. participation in the UN. International
Population Conference. It precipitated the first major public debate in the 20-year history of US. foreign aid for
family planning. Although public and media attention declined after the Conference, the policy debate has
continued.

Birleik Devletler'de, savunanlarnca "anti-Malthus" olarak adlandrlan bu gr yakn zamanlarda baz
hkmet evrelerinde ve nfus programlarna yaplan destee dier nedenlerle kar olan dier siyasal bask
Genel eviri 3: Genel eviri 2 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
154
gruplar (en baka da krtaj kart gruplar) arasnda destek kazand. ABD nfus destek programlarna olan
saldrlar 1984 ylnda, ABD'nin Birlemi Milletler Uluslararas Nfus Konferans'na katlm hazrlklar
esnasnda dorua ulat. ABD'nin aile planlamas iin d yardmnn 20 yllk tarihinde ilk byk toplumsal
tartmay balatt. Halkn ve basnn ilgisi Konferans sonrasnda azald ise de siyasa tartmas devam etti.

At the heart of the debate is a singularly important but highly complex question. In today's less developed countries,
where 90 per cent of world population growth is occurring, does the need to adapt to population pressures
contribute to greater economic innovation, increased investment, and more efficient exploitation of natural and
human resources? Or do population pressures more often (1) overload fragile economic and political institutions,
(2) impede capital formation just when more (capital) is needed, (3) add to a pool of unproductive or unemployed
labor, and (4) contribute to the over-exploitation of scarce natural resources? Do demographic trends (up or down)
influence economic performance in (1) positive ways, in (2) negative ways or (3) not at all?

Tartmann temelinde kendi bana nemli ama olduka karmak bir soru yer almakta. Bugnn, dnya
nfusunun yzde doksannn yer ald az gelimi lkelerde nfus basklarna uyum salama gereksinimi
daha byk ekonomik yenilie, yatrm artna ve doal kaynaklarla insan kaynaklarnn daha etkili
kullanmna katkda bulunur mu? Yoksa, nfus basklar nazik ekonomik ve siyasal kurumlar ar ykler,
tam da daha fazlas gerekirken kapital oluumunu engeller, retkenlikten uzak ve isiz igc saysna
yenilerini ekler ve kt doal kaynaklarn ar kullanmna katkda m bulunur? Aa ya da yukar gelien
nfus eilimleri ekonomik performans olumlu ynde mi olumsuz ynde mi etkiler, yoksa hi etkilemez mi?

B. DLBLGS

a)
Support for these activities by the United States and other industrialized donors has been justified
in part by the long-standing belief that rapid population growth in the developing world dilutes
and in some cases impedes economic development.
Citing historical precedents in Western countries and post-war economic successes in Japan,
Taiwan, and South Korea and elsewhere,// they make three general points: first, (that) population
growth is the natural result of improvements in the human condition, especially improved health;
second, (that) an expanding labor force, an expanding market, and other consequences of
population spur economic growth; and third, (that) economic progress, in and of itself, will lead to
population stabilization through changes in desired family size.
In today's less developed countries, [where 90 per cent of world population growth is occurring,]
does the need to adapt to population pressures contribute to greater economic innovation,
increased investment, and more efficient exploitation of natural and human resources?
Or do population pressures more often overload fragile economic and political institutions,
impede capital formation just when more [capital] is needed, add to a pool of unproductive or
unemployed labor, and contribute to the over-exploitation of scarce natural resources?

BYLES DE VAR!

Bir sylentiye gre, Sean Connnery'ye yeni bir James Bond filmi teklifi gittiinde "Never!"
yant vermiti. Parasz kalnca teklifi kabul etmek zorunda ve filmin ad Never Say Never
olarak deitirildi!

Genel eviri 3: Genel eviri 2 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
155
39. Investment

Yatrm

Of/Among the various purposes which money serves, some essentially depend upon the assumption that (:) its
real value is really constant over a period of time. The chief of these (purposes) are those connected, in a wide
sense, with contracts for the investment of money.

Parann hizmet ettii eitli amalar arasnda, bazlar temelde, parann gerek deerinin bir zaman dilimi
sresince deimez olduu varsaymna dayanmaktadr. Bu amalardan balcalar, geni anlamda, para
yatrm anlamalar ile balantldr.

Such contracts - namely those which provide for the payment of fixed sums of money over a long period of time -
are the characteristics of what/the thing which it is convenient to call the Investment System, as (=olarak) distinct
from the property system generally.

Bu trden anlamalar, yani uzun bir zaman diliminde parann deimez miktarlarnn denmesini salayan
anlamalar, mlk sisteminin genelinden farkl olarak Yatrm Sistemi eklinde adlandrmamzn uygun
decei sistemin zellikleridir.

Under this phase of capitalism, as (=gibi) (it was) developed during the nineteenth century, many arrangements
were devised for separating the management of property from its ownership. These managements were of three
leading types: (1) those in which the proprietor, while parting (=he parted) with the management of his property,
retained his ownership of it (=property) - i.e. (ownership) of the actual land, buildings, and machinery, or
(ownership) of whatever else it consisted in, this mode of tenure being (=is) typified by a holding of ordinary
shares in joint-stock company; (2) those in which he parted with the property temporarily, (by/yoluyla) receiving a
fixed sum of money annually in the meantime, but (he) regained his property eventually, as (=gibi) (it was) typified
by a lease; and (3) those in which he parted with his real property permanently, in return either for a perpetual
annuity fixed in terms of money, or (in return) for a terminable annuity and the repayment of the principal money at
the end of the term, as (=gibi) (it was) typified by mortgages, bonds, debentures, and preference shares. This third
type represents the full development of Investment.

On dokuzuncu yzylda gelitii ekliyle, kapitalizmin bu aamasnda mlk idaresi ile iyelii birbirinden
ayrmak iin pek ok dzenlemeler oluturuldu. Bu dzenlemeler temel trdendi: (1) mlk sahibinin bir
yandan mlknn idaresinden ayrlrken bir yandan da mlkn, yani gerek topran, binalarn ve makinelerin
ya da ierdii her ne ise onun iyeliini koruduu dzenlemeler, ki bu trden bir mlkiyet ortak hisseli irketin
alelade hisselerini elinde tutma ile rneklenebilir; (2) mlk sahibinin mlkten geici olarak ayrld, bu arada
senelik olarak sabit bir para miktar ald, ama, leasing durumunda rneklendii gibi, sonunda mlkn geri
ald dzenlemeler; ve (3) mlknden kalc biimde ayrld ve karlnda ya para deerinden srekli bir
pay ald ya da snrl bir pay ile dnem sonunda ana parann geri demesini ald, ipotek, bono, bor ve
rhan hisseleri ile rneklenebilen dzenlemeler. Bu nc tip, Yatrm'n tam gelimesini temsil etmektedir.
Genel eviri 3: Genel eviri 2 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
156

Contrasts to receive fixed sums of money at future dates ((which are) made without provision for possible changes
in the real value of money at those dates) must have existed as long as money has been lent and borrowed. In the
form of leases and mortgages, and also (in the form) of permanent loans to Governments and (loans) to a few
private bodies, such as the East India Company, they (=contracts) were already frequent in the eighteenth century.
But during the nineteenth century they developed a new and increasing importance, and (they) had, by the
beginning of the twentieth, divided the propertied classes into two groups - the "business men" and the "investors" -
with partly divergent interests. The division was not (as) sharp as between individuals; for/because business men
might be investors also, investors might hold ordinary shares; but the division was nevertheless real, and (it was)
not the less important because it was seldom noticed.

Gelecek tarihlerde sabit para miktarlar alacak biimde alacak (bu tarihlerde parann gerek deerindeki olas
deiiklikleri gz nne almadan yaplan) anlamalar parann dn alnp verilme tarihi kadar eski olmal.
Leasing ve ipotek formlarnda ve Hkmetlere ve Dou Hint irketi gibi birka zel kurulua verilen geici
borlar formlarnda olan bu anlamalar on sekizinci zaten sk grlmekteydi. Fakat, on dokuzuncu yzylda,
yeni ve artan bir nem kazandlar ve yirminci yzyln bana gelindiinde mlk sahibi snflar "iadamlar"
ve yatrmclar" eklinde, ksmen farkl menfaatlere sahip olan iki gruba blmlerdi. Bu ayrm fertler
arasnda olduu kadar keskin deildi, zira iadamlar ayn zamanda yatrmc olabilecei gibi, yatrmclar
alelade hisselere sahip olabiliyordu; ama yine de ayrm gerekti ve artk ender olarak fark ediliyor diye de hi
de daha nemsiz saylmazd.

By the aid of this system the active business class could call to the aid of their enterprises not only their own
wealth but the savings of the whole community; and the professional and propertied classes, on the other hand,
could find an employment for their resources, which involved them in little trouble, no responsibility, and (it was
believed) small risk.

Bu sistemin yardm ile aktif i snf yatrmlarnn yardmna yalnzca kendi servetlerini deil, tm
topluluun birikimlerini de arabilmekteydiler; ve, dier yandan, meslek ve mlk sahibi snf kaynaklar iin
istihdam bulabilirdi - ki bu onlara pek az abaya, sfr sorumlulua ve (inanca gre) kk riske mal olacakt.

For a hundred years the system worked, throughout Europe, with an extraordinary success and (the system)
facilitated the growth of wealth on an unprecedented scale. To save and to invest became at once the duty and the
delight of a large class. The savings were seldom drawn on, and, (by/yoluyla) accumulating at compound interest,
(the savings) made possible the material triumphs which we now all take for granted. The morals, the politics, the
literature, and the religion of the age joined in the grand conspiracy for the promotion of savings. God and
Mammon were reconciled. Peace on earth to men of good means. A rich man could, after all, enter into the
Kingdom of Heaven - if only he saved. A new harmony sounded from the celestial spheres. It is curious to observe
how, through (=yoluyla) the wise and beneficent arrangement of Providence, "men thus do the greatest service to
the public, when they are thinking of nothing but their own gain": so sang the angels/the angels sang this way.

Genel eviri 3: Genel eviri 2 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
157
Birka yzyl boyunca, Avrupa'da, sistem olaanst baar ile yrd ve daha nce hayal edilemeyecek
boyutta servet artn salad. Birikimde ve yatrmda bulunmak bir anda byk bir snfn grevi ve
elencesi haline geldi. Birikimler ender olarak ekilmekteydi ve bileik faiz yolu ile artarak bizim bu gn
sradan bir ey olarak grdmz maddesel zaferleri mmkn kldlar. an ahlaki deerleri, politikas,
edebiyat ve dini birikimlerin deerlendirilmesinin kotarlmas grevinde bir araya verdiler. Tanr ve Karun
uyum iindeydi. yi amalar peindeki insanoluna huzur. Zengin bir adam artk Cennet Krall'na girebilirdi
- eer ki birikimde bulunduysa. lahi evrelerde yeni bir uyum yankland. Nasl olup da, Tanrnn zekice ve
krl dzenlemeleri sonucunda, artk meleklerin syledii gibi, "insanoullar kendi krlarndan baka hibir
eyi dnmediklerinde, bylece halka en iyi yardm yapmakta" olduunu izlemek ilgi ekiciydi.

The atmosphere (which was) thus created well harmonized the demands of expanding business and the needs of
an expanding population with the growth of a comfortable non-business class. But amidst the general enjoyment of
ease and progress, the extent to which the system depended on the stability of the money to which the investing
classes had committed their fortunes was generally overlooked (yklem); and an unquestioning confidence was
apparently felt that (:) this matter would look after itself. Investments spread and multiplied, until, for the middle
classes of the world, the gilt-edged bond came to typify all/everything that/which was most permanent and most
secure. So rooted in our day has been the conventional belief in the stability and safety of a money contract
that/The conventional belief in the stability and safety of a money contract has been so (deeply) rooted in
our day that), according to English law, trustees have been encouraged to embark their trust funds exclusively in
such transactions, and (trustees) are indeed forbidden, except in the case of real estate (an exception which is
itself a survival of the conditions of an earlier age) to employ them otherwise.

Bylece yaratlan atmosfer genileyen bir i hacminin talepleri ve byyen bir nfusun gereksinimlerini rahat
bir i evresi nitelii tamayan snfn bymesi ile uyumlu hale getirmekteydi. Ama bu genel rahatlk ve
gelime duygusu arasnda, yatrmda bulunan snflarn servetlerini uruna adam olduklar parann
deimezliine sistemin ne lde dayanmakta olduu genelde gzden kamaktayd; ve sorgulamayan bir
gvenle, bu sorunun kendi kendisini halledeceine dnlmekteydi. Yatrmlar yayld ve katlanarak artt, ta
ki, dnyann orta snflar iin, birinci snf bono en kalc ve en gvenli olan eyi kopyalayana kadar.
Gnmzde bir para anlamasnn dengesine ve gvenilirliine olan geleneksel inan o kadar kkldr ki,
ngiliz hukukuna gre, mutemetler trst fonlarn yalnzca bu tr ilemlere yneltmeye tevik edilmektedirler
ve aslnda mutemetlerin, gayrimenkuln sz konusu olmas dnda (bu, erken bir dnemin koullarnn arta
kalan olan bir istisnadr) onlar baka bir ekilde istihdam etmeleri yasaktr.

As (=Gibi) in other respects, so also in this (respect), the nineteenth century relied on the future permanence of its
own happy experiences and (the nineteenth century) disregarded the warning of the past misfortunes. It (=The
nineteenth century) chose to forget that (:) there is no historical warrant for expecting money to be represented
even by constant quality of a particular metal, (there is) far less (warrant) by a constant purchasing power. Yet/But
Money is simply that/the thing which the State declares from time to time to be a good legal discharge of money
contracts. In 1914 gold had not been the English standard for a century or the sole standard of any other country
for half a century. There is no record of a prolonged war or a great social upheaval which has not been
accompanied by a change in the legal tender, but (there is) an almost unbroken chronicle in every country which
Genel eviri 3: Genel eviri 2 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
158
has a history, back to the earliest dawn of economic record, of a progressive deterioration in the real value of the
successive legal tenders which have represented money.

Dier alardan olduu gibi bu adan da on dokuzuncu yzyl kendi mutlu tecrbelerinin gelecekteki
kalclna gvendi ve gemiteki talihsizlikleri gz ard etti. Parann belirli bir metalin kalc nicelii yolu ile
temsil edilmesinin hibir tarihsel gvencesi olmadn, kalc bir satn alma gc tarafndan temsil edilme
garantisinin daha da dk olduunu unutmay tercih etti. Ancak, Para yalnzca, Devlet'in para anlamalar
iin iyi bir yasal emisyon olduunu zaman zaman ilan ettii bir eydir. 1914'te, altn ne bir yzyldr
ngiltere'nin standard haline gelmemi ne de yarm yzyldr baka bir lkenin tek standard haline gelmiti.
Uzun sreli bir savaa ya da byk bir toplumsal ayaklanmaya ilikin hibir kayta, geer akede bir
deiikliin de elik etmedii grlmemitir; her lkede, paray temsil eden ve birbirini izleyen geer
akelerin gerek deerinde ilerleyen bir bozulmann tarihesine ilikin (ekonomik kaytlarn ortaya kndan
beri) hemen hemen kesintisiz bir gemi bulunmaktadr.

B. DLBLGS

a)
as [being] distinct from the property system generally. as = olarak
b)
this mode of tenure being (=is) typified by a holding of ordinary shares in joint-stock company;
c)
and not the less important (=it bears the same importance) because it was seldom noticed.
d)
The atmosphere [which was] thus created well harmonized the demands of expanding business
and the needs of an expanding population with the growth of a comfortable non-business class.
e)
But amidst the general enjoyment of ease and progress, the extent to which the system depended on
the stability of the money to which the investing classes had committed their fortunes was
generally overlooked; and an unquestioning confidence was apparently felt that this matter
would look after itself.
f)
that (= the thing) which the State declares from time to time to be a good legal discharge of money
contracts.

Genel eviri 3: Genel eviri 2 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
159
40. Modern Constitutions

Modern Anayasalar

It is natural to ask, in the light of this discussion, why it is that (:) countries have Constitutions, and why most of
them make the constitution superior to the ordinary law. If we investigate the origins of modern Constitutions, we
find that (:), practically without exception, they were drawn up and adopted because people wished to make a fresh
start, so far as the statement of their system of government was concerned. The desire or need for a fresh start
arose either because, (1) as (=gibi) in the United States, some neighbouring communities wished to unite together
under a new government, or because, (2) as (=gibi) in Austria or Hungary or Czechoslovakia after 1918,
communities had been released from an empire as (=olarak) the result of a war and were now free to govern
themselves; or because, (3) as (=gibi) in France in 1789 or the U.S.S.R. in 1917, a revolution had made a break
with the past and a new form of government on new principles was desired; or because, (4) as (=gibi) in Germany
after 1918 or in France 1875 or in 1946, defeat in war had broken the continuity of government and a fresh start
was needed after the war. The circumstances in which a break with the past and the need for a fresh start come
about vary (yklem) from country to country, but in almost every case in modern times, countries have a
Constitution for a very simple and elementary reason that (:) they wanted, for some reason, to begin again and so
they put down in writing the main outline, at least, of their proposed system of government. This has been the
practice certainly since 1781 when the American constitution was drafted, and as/when the years passed, no doubt
imitation and the force of example have led all countries to think it necessary to have a Constitution.

Bu tartma nda, lkelerin neden Anayasa'ya sahip olduklarn ve bunlardan ounun anayasay sradan
yasalara neden stn kldklarn sormak doal. Modern anayasalarn temellerini incelersek, hemen hemen
istisnasz, ynetim sistemlerinin ifadesi asndan, insanlarn taze bir balang yapmak istemelerinden tr
anayasalar oluturulmu ve benimsenmitir. Taze bir balang istei ya da gereksinimi, ya da, Birleik
Devletler'de olduu gizi, baz komu toplumlar yeni bir ynetim altnda birlemek istedikleri iin, ya da, 1918
sonrasnda Avusturya, Macaristan ya da ekoslovakya'da olduu gibi, toplumlar bir sava sonrasnda bir
imparatorluktan koptuklar ve artk kendilerini ynetme konusunda serbest olduklar iin domutur; ya da,
1789'da Fransa'da ya da 1917'de SSCB'de olduu gibi, bir devrim gemi ile balar koparm ve yeni
prensiplere dayal yeni bir ynetim biimi istenmitir; ya da, 1918 sonrasnda Almanya'da olduu gibi,
savata alnan yenilgi ynetimin srekliliini bozmu ve sava sonrasnda taze bir balang gerekmitir.
Gemile olan balarn koptuu ve taze bir balangcn gerektii koullar lkeden lkeye deimektedir,
ancak modern zamanlardaki hemen her durumda lkelerin bir anayasa istemelerinin en basit ve temel nedeni,
eitli nedenlerle, yeniden balamay istemeleri ve bu nedenle de nerilen ynetim biiminin en azndan temel
hatlarn yazya dkmeleridir. 1781'de Amerikan Anayasas oluturulduundan beri uygulama bu ekilde
olmutur ve yllar getike kukusuz rnek alma ve zorunlu hissetme gibi nedenler tm lkeleri bir
Anayasa'ya sahip olmann gerekli olduunu dnmeye sevk etmitir.
Genel eviri 3: Genel eviri 2 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
160

This does not explain, however, why many countries think it necessary to give the Constitution a higher status in
law than other rules of law. The short explanation of this phenomenon is that (:) in many countries a Constitution is
thought of as (=olarak) an instrument by (=yoluyla) which government can be controlled. Constitutions spring from
a belief in limited government. Countries differ however in the extent to which they wish to impose limitations.
Sometimes the Constitution limits the executive or subordinate local bodies; sometimes it limits the legislature also,
but only so far as amendment of the Constitution itself is concerned; and sometimes it imposes restrictions upon
the legislature which go far beyond this point and forbid it (=the legislature) to make laws (1) upon certain subjects
or (2) in a certain way or (3) with certain effects. Whatever the nature and the extent of the restrictions (are),
however, they are based upon a belief in limited government and (a belief) in the use of a Constitution to impose
these limitations.

Ancak, bu, ou lkenin hukukunda anayasaya sradan yasalardan daha yksek bir konum vermenin gerekli
olduunu neden dndklerini aklamamaktadr. Bu olgunun en ksa aklamas, ou lkede anayasann
hkmeti denetlemek iin bir ara olarak dnlmesidir. Anayasalar snrl bir hkmet inancndan
kaynaklanrlar. Ancak, lkeler uygulamak istedikleri snrn derecesi asndan farkllk gsterirler. Bazen
anayasa yrtme organ ya da yerel organlar snrlar; bazen yasama organn da snrlar, ancak bu, anayasann
kendisini dzenlemesinin sz konusu olduu ldedir; bazen bu noktann ok tesine gidip yasama organn
snrlar ve onun belirli konularda ya da belirli ekillerde veya belirli etkileri yaratacak ekilde yasalar
karmasn yasaklar. Ancak, snrlamann doas ve boyutu ne olursa olsun, snrl bir hkmet ve
snrlamalar empoze edecek bir anayasann kullanlmas inancna dayanmaktadrlar.

The nature of the limitations (which are) to be imposed on a government, and therefore the degree to which a
Constitution will be supreme over a government, depends upon (yklem) the objects which the framers of the
Constitution wish to safeguard. In the first place they (=the framers of the Constitution) may want to do no more
than ensure that (:) the Constitution is not altered casually or carelessly or by subterfuge or by implication; they
may want to secure that (:) this important document is not lightly tampered with, but (it is) solemnly, with due notice
and deliberation, consciously amended. In that case it is legitimate to require some special process of constitutional
amendment to say, that (:) the legislature may amend the Constitution only by a two/thirds majority or after a
general election or perhaps upon three months notice.

Bir hkmete getirilen snrlamalarn doas ve buna bal olarak da bir anayasann Hkmet'e ne lde
stn olaca Anayasa'nn erevesini izenlerin korumay diledikleri hedeflere dayanr. her eyden nce,
Anayasa'nn ylesine ya da dikkatsizce, veya manevra ya da dolayl yoldan deitirilmediinden emin
olmaktan fazla bir ey istemeyebilirler; bu nemli belgenin rahata deitirilmemesini, ciddi biimde,
nceden sre tannarak ve bilinli bir biimde saptandn garantilemek isteyebilirler. Bu durumda anayasal
dzenlemenin baz zel srelerinin, yasama organnn Anayasa'y sadece te ikilik bir ounlukla ya da
genel bir seim sonrasnda ya da belki de aylk nel sonucunda dzenlemesini istemek yasaldr.

Genel eviri 3: Genel eviri 2 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
161
The framers of Constitutions have more than this in mind. They may feel that (:) a certain kind of relationship
between legislature and the executive is important, or (feel) that the judicature should have a certain guaranteed
degree of independence of the legislature and executive. They may feel that (:) there are certain rights which
citizens have and which the legislature or the executive must not invade or remove. They may feel that (:) certain
laws should not be made at all. The framers of the American Constitution, for example, forbade Congress to
pass any ex-post facto law, that is, a law (which is) made after the occurrence of the action or the situation which it
seeks to regulate - a type of law which may render a man guilty of an offence through an action which, when he
committed it, was innocent. The framers of the Irish Constitution of 1937 forbade the legislature to pass any law
permitting divorce.

Anayasalarn erevelerini oluturanlar bundan fazlasn dnrler. Yasama ile yrtme arasnda zel bir
ilikinin nemli olduunu ya da yargnn yasama ve yrtmeden belli bir dzeyde garantilenmi bir
bamszl olmas gerektiini dnebilirler. Vatandalarn belirli haklar olduunu bu haklarn yasama ya
da yrtmenin igal etmemesi ya da kaldrmamas gerektiini dnebilirler. rnein, Amerikan Anayasa'sn
oluturanlar Kongre'nin herhangi bir ex-post facto yasa, yani, dzenlemesi beklenilen eylem ya da durumun
ortaya kndan sonra yaplan yasa (suu iledii eylem esnasnda masum saylan bir insan o eylemden
tr sulu gsterebilecek bir yasa) karmasn yasaklar. 1937 rlanda Anayasas'nn kurucular yasama
organnn boanmaya izin veren herhangi bir yasa karmasn engelliyordu.

Further safeguards may be called for when distinct and different communities decide to join together under a
common government but are anxious to retain certain rights for themselves. If these communities differ in
language, race, and religion, safeguards may be needed to guarantee to them a free exercise of these national
characteristics. Those/People who framed the Swiss, the Canadian, and the South African Constitutions, (if we
need) to name a few (names) only, had to consider these questions. Even when communities do not differ in
language, race, or religion, they may still be unwilling to unite unless they are guaranteed a measure of
independence inside the nation. (In order) To meet this demand, the Constitution must not only divide powers
between the government of the Union and the governments of the individual, component parts, but it must also be
supreme in so far at any rate as it (=the Constitution) enshrines and safeguards this division of powers.

Ayr ve farkl toplumlar ortak bir anayasa altnda birlemeye karar verdiklerinde, ancak kendileri iin belirli
haklar koruma konusunda da hassas olduklarnda daha fazla koruma nlemleri gerekebilir. Eer bu
topluluklar dil, rk ve din asndan farklysa, bu ulusal niteliklerin zgrce yerine getirilmesini onlara
garantileyecek korunma yollar gerekebilir. Birka rnek vermek gerekirse, svire, Kanada ve Gney Afrika
Anayasalarn belirleyenler bu sorunlar gz nnde bulundurmak zorundaydlar. Toplumlar dil, rk ya da din
asndan farkl olmadklar zaman bile ulus iinde belirli bir lde bamszlk garantilenmedii takdirde
birlemeye isteksiz olabilirler. Bu talebi karlamak iin, Anayasa yalnzca erki birbirini tamamlayan paralar
olan Birlik ynetimi ile bireylerin ynetimi arasnda paylatrmakla yetinmemeli, ayn zamanda bu erk
paylamn destekledii ve koruduu lde stn olmaldr.

In some countries only one of the considerations mentioned above may operate, in others (countries) some (of
the considerations), and in some (countries), all (of the considerations). Thus, in the Irish Constitution, the
Genel eviri 3: Genel eviri 2 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
162
framers were anxious that (:) amendment should be a deliberate process, (anxious) that (:) the right of citizens
should be safeguarded and (anxious) that (:) certain types of laws should not be passed at all, and therefore they
made the Constitution supreme and imposed restrictions upon the legislature to achieve these ends. The framers
of the American Constitution also had these objects in mind, but on top of that (object), they had to provide for the
desire of the thirteen colonies to be united for some purposes only and to remain independent for others. This was
an additional reason for giving supremacy to the Constitution and for introducing certain extra safeguards into it.

Baz lkelerde yukarda deinilen bu endielerden yalnzca biri mevcut olabilir, dierlerinde bazlar, ve
bazlarnda da tm. Bylece, rlanda Anayasas'nda, anayasay oluturanlar yaplacak deiikliklerin
maksatl bir sre olmas konusunda, yurttalarn haklarnn korunmas konusunda ve eitli yasa trlerinin
asla kabul edilmemesi konusunda titizdi ve bu nedenle de Anayasa'y stn klp bu amalara ulaabilmesi
iin yasama organna snrlamalar getirdiler. Amerikan Anayasas'n oluturanlar da bu hedefleri
dnmekteydiler, ama bunun tesinde on koloninin yalnzca baz amalar iin birleip dierleri asndan
bamsz kalma isteini de karlamalar gerekmekteydi. Bu da Anayasa'ya stnlk vermek ve iinde
fazladan koruma nlemleri bulundurmak iin ek bir nedendi.

B. DLBLGS

a)
The desire or need for a fresh start arose either because, (1) as in the United States, some
neighbouring communities wished to unite together under a new government, or because, (2) as in
Austria or Hungary or Czechoslovakia after 1918, communities had been released from an empire
as the result of a war and were now free to govern themselves; or because, (3) as in France in
1789 or the U.S.S.R. in 1917, a revolution had made a break with the past and a new form of
government on new principles was desired; or because, (4) as in Germany after 1918 or in France
1875 or in 1946, defeat in war had broken the continuity of government and a fresh start was
needed after the war.
b)
Whatever the nature and the extent of the restrictions [are], however, they are based upon a belief
in limited government and in the use of a Constitution to impose these limitations.
c)
The nature of the limitations to be imposed on a government, and therefore the degree to which a
Constitution will be supreme over a government, depends upon the objects which the framers of
the Constitution wish to safeguard.
d)
they may want to secure that (:) this important document is not lightly tampered with, but [it is]
solemnly, with due notice and deliberation, consciously amended.
e)
so far [at any rate] as at any rate = her halikarda

BYLES DE VAR!

"Ears" yerine "cars" olmal.

Genel eviri 3: Genel eviri 2 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
163
41. Television

Televizyon

A continuous commentary of mirror of "real" life had been created on television. To switch on the set when the
day's viewing started, with/when (1) one's (=insan/kii) mind slightly turned down, or (2) (the person is) in a bit of
a fever, or (3) (the person is) very tired, and to watch, steadily, through the hours, as/while little dressed figures,
(=) diminished people, (who are) dressed up like cowboys or like bus drivers or like Victorians, with this or that
accent, in this or that setting, (=) sometimes a hospital, sometimes an office or an aircraft, sometimes "real" or
sometimes imaginary (that is to say, the product of somebody's, or some team's, imagination),// it was exactly like
what/the thing which could be seen when one (=insan/kii) turned one's vision outwards again towards life: it
was as if an extreme of variety had created a sameness, a nothingness, as if humanity had said yes to becoming a
meaningless flicker of people (who were) dressed in varying kinds of clothes (1) to kill each other ("real" or
imaginary) or (2) play various kinds of sport, or (3) discuss art, love, sex, ethics (in "plays" or in "life") for/because
after an hour or so, it was impossible to tell the difference between news, plays, reality, imagination, truth,
falsehood. If someone - from a year's exile in a place without television, let alone (Genel eviri 1 kitab) a visitor
from Mars - had dropped in for an evening's "viewing", then he might well have believed that (:) this steady stream
of little pictures, (which are) all so consistent in tone or feel, were part of some continuous single programme
(which was) written or (which was) at least "devised" by some boss director who had arranged, (in order) to
break monotony, slight variations in costume, or setting (office, park, ballet, school, aircraft, war), and with a
limited team of actors - for/because the same people had to play dozens of different roles. It was all as bland and
meaningless as steamed white bread; yet/but (it was) composed of the extremes of nastiness in a frenzy of
dislocation, as if one (=insan/kii) stood on a street corner and watched half a dozen variations of human animal
pass in a dozen different styles of dress and face.

"Gerek" yaamn yansmasnn srekli bir aktarm yaratlmt televizyonda. Zihin bir para kapatlm halde
ya da kii bir para ateli olduunda, ya da yorgun olduunda, gnlk izleme baladnda televizyonu amak
ve kck giyimli figrleri, klm insanlar - u ya da bu aksan konuan, u ya da bu dekorda duran -
bazen bir hastane, bazen bir bro ya da bir uak, bazen gerek ya da bazen hayali (yani, bir kiinin ya da bir
takmn hayal gcnn rn) -kovboy ya da otobs srcs ya da Victoria devri insanlar gibi giyinirken
saatler boyunca seyretmek, insan gzlerini yeniden d dnyaya evirdiinde grlebilecek olanlarn ta
kendisiydi: sanki ar bir tr, bir aynlk, bir hilik yaratm, sanki insanolu birbirlerini ldrmek ("gerek"
ya da hayali) ya da eitli trden sporlar yapmak iin, ya da sanat, ak, seks, etik ("oyunlar"da ya da
"yaam"da) tartmak iin eitli elbiselere brnm insanlarn anlamsz bir yansmas olmaya evet demi
gibiydi, zira bir saat kadar sonra haber, oyunlar, gereklik, hayal, gerek, yanl arasndaki fark bulmak
olanakszd. Eer biri - Mars'tan bir ziyaretiden vazgetik, televizyon olmayan bir yerdeki bir yllk
srgnden dnen biri - bir gecelik "izleme" iin kagelse, ton ya da his asndan hepsi de ylesine tutarl
olan bu sreli kk resimler aknn, monotonluu bozmak iin kostmde ya da dekorda (bro, park, bale,
okul, hava tat, sava) ufak deiiklikler ayarlam olan ve bunu da snrl sayda oyuncuyla yapan - nk
ayn insanlar bir dzine farkl rol oynamaktayd - despot bir ynetmen tarafndan yazlm ya da en azndan
"tasarlanm" tek bir sreli programn paras olduuna pekala inanabilirdi. Kepeksiz ekmek kadar sradan ve
anlamszd; yine de, bir mekanszlk tela iinde berbat arlklardan olumaktayd, sanki adamn biri bir
Genel eviri 3: Genel eviri 2 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
164
sokak kesinde dikilip bir dzine insan denen hayvann bir dzine farkl giysi ve surat stili ile geip
gitmesini seyredermi gibi.

B. DLBLGS

a)
To switch on the set when the day's viewing started, with (=when) one's mind slightly turned down, or
[his mind is] in a bit of a fever, or very tired, / and to watch, steadily, through the hours, as (=while)
little dressed figures, diminished people, [who are] dressed up like cowboys or like bus drivers or like
Victorians, with this or that accent, in this or that setting, sometimes a hospital, sometimes an office
or an aircraft, sometimes "real" or sometimes imaginary (that is to say, the product of somebody's, or
some team's, imagination),// it was exactly like what could be seen when one turned one's vision
outwards again towards life: it was as if (1) an extreme of variety had created a sameness, a
nothingness, as if (2) humanity had said yes to becoming a meaningless flicker of people dressed in
varying kinds of clothes to kill each other ("real" or imaginary) or play various kinds of sport, or
discuss art, love, sex, ethics (in "plays" or in "life") for (=because) after an hour or so, it was
impossible to tell the difference between news, plays, reality, imagination, truth, falsehood.
b)
If someone [- from a year's exile in a place without television, let alone
*
a visitor from Mars -] had
dropped in for an evening's "viewing", // then he might well have believed that (:) this steady stream of
little pictures, [all so consistent in tone or feel,] were part of some continuous single programme
(which was) written or at least "devised" by some boss director who had arranged, (in order) to break
monotony, slight variations in costume, or setting (office, park, ballet, school, aircraft, war), and with
a limited team of actors - for (=because) the same people had to play dozens of different roles.
c)
It was all as bland and meaningless as steamed white bread; yet (=but) [it was] composed of the
extremes of nastiness in a frenzy of dislocation, as if one stood on a street corner and watched half a
dozen variations of human animal pass in a dozen different styles of dress and face.


*
Bu yap Genel eviri 1 kitabnda, Causative/Ettirgen bal altnda ilenmekte.
Genel eviri 3: Genel eviri 2 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
165
42. Economy and History

Ekonomi ve Tarih

The relationship of economics to history is rather different from that (=the relation) of the other social sciences;
curious as it may sound/although it may sound curious, this relationship in many respects comes close to that
(=the relation) between history and literature. Economics, after all, is the science (in the broad meaning of the
term) of something which men actually do: even if the science did not exist, men would still make economic
decisions, economic predictions and participate in the various forms of economic organization which, in part, it is
the economist's function to describe.

Ekonominin tarih ile ilikisi, dier sosyal bilimlerin ilikisinden olduka farkldr; iin ilgin yan, bu iliki
pek ok adan tarih ile edebiyat arasndaki ilikiye benzer. Ekonomi, aslnda, insanlarn gerekte yaptklar
bir eyin (terimin en geni anlam ile) bilimidir: bilim var olmasa bile insanlar yine de ekonomik kararlarda ve
tahminlerde bulunur ve tanmlanmas ksmen ekonomistin grevi olan ekonomik organizasyonun eitli
formlarna katlmda bulunurdu.

Similarly the disciplined study of literature is concerned with something which men would also do anyway even if
the disciplined study did not exist: compose poems, act out dramas, write novels and read them. Political science,
or the discipline of politics, has, it is true, many similarities to economics, particularly where it (=political science)
is concerned with generalization about political structures.

Benzer ekilde, edebiyat aratrma disiplininin ilgilendii ey, aratrma disiplini var olmasa da insanlarn
zaten yapacaklar bir eydir: iir yazmak, oyunlar canlandrmak, roman yazmak ve bunlar okumak. Politika
biliminin, ya da siyaset biliminin, zellikle politik yaplarn genelletirilmesi ile ilgilendiinde ekonomiye pek
ok benzerlii olduu dorudur.

Genel eviri 3: Genel eviri 2 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
166
43. The Rolling Stones

The Rolling Stones

The Rolling Stones made their first record only a few months after being discovered/they were discovered playing
to overflow teenage audiences at an obscure rhythm and blues club in Richmond. Their story is typical of that
(=the story) of many contemporary groups.

Rollins Stones grubu ilk plan, Richmond'daki az bilinir bir ritm & blues kulbnde bir sr yeniyetme
dinleyici mzik yaparken kefediliinden yalnzca birka ay sonra yapt. Onlarn hikayesi, pek ok ada
grubun tipik hikayesidir.

Mick Jagger (the singer) and Keith Richard (lead-guitar) met in 1961, whilst they were both studying in the Dartford
area. They discovered they had common interests in music, and began listening records together, (=) an activity
that/which soon developed into live music-making. Brian Jones (harmonica and guitar) met Keith and Mick in a
Soho pub (which was) called the Bricklayer's Arms. Mick had come to the London School of Economics, Keith was
an advertising designer, and Brian (was) a destitute wanderer who had not long (ago) returned from tramping
round the Continent. Their now notorious hair was already long and, (after/because of) becoming aware of certain
shared preoccupations and ambitions, they began meeting regularly and working out their own versions of Muddy
Waters, Chuck Berry and Bo Diddley numbers. They began visiting the rhythm and blues clubs in Ealing, and the
Marquee in Wardour Street, where the resident group was led by Alexis Korner, (who was) then the most
respected artist on the British rhythm and blues scene. Brian, Keith and Mick sent some tapes of their music to
Alexis, who was sufficiently impressed to allow them to sit in occasionally at his sessions.

arkc Mick Jagger ve ba gitarist Keith Richard, Dartford blgesinde okurlarken 1961'de tantlar. Mzik
konusunda ortak ilgileri olduunu kefettiler ve birlikte plak dinlemeye baladlar; bu aktivite ksa zaman
sonra canl mzik yapmna dnt. Brian Jones (armonika ve gitar) Keith ve Mick'le Bricklayer's Arms
adndaki bir Soho kulbnde tant. Mick Londra Ekonomi Okulu'na gelmiti, Keith bir reklamclk
tasarmcsyd, Brian da ksa sre nce Avrupa'da srtmekten dnm meteliksiz bir gezgin. Gnmzde kt
hrete sahip salar o zaman da uzundu ve eitli ortak ilgilerin ve heveslerin farkna varnca dzenli olarak
bulumaya ve Muddy Waters, Chuck Berry ve Bo Diddley'nin arklarnn kendilerine zg versiyonlar
zerinde almaya baladlar. Ealing'deki ritm & blues kulplerini ve kalc grubun liderliini o zamanlar
ngiliz ritm & blues sahnesinin en nl ismi olan Alexis Korner'n yapt Wardour Soka'ndaki Marquee'ye
taklmaya baladlar. Brian, Keith ve Mick mziklerinin baz bantlarn Alexis'e gnderdiler; o da onlarn
kendi program esnasnda ara sra hazr bulunmalarna izin verdi.

Playing with Alexis at this time was Charlie Watts/At this time Charlies Watts (who ...) was playing with Alexis),
who was later to become the Stones' drummer. Charlie had a successful full-time job in an advertising agency, and
as/when his friendship with the other Stones developed, his income helped to supplement their living allowance.
The only other source of finance was the grant (which) Mick received towards his studies at the L.S.E. Mick and
Keith occasionally did odd jobs, but (they) were frequently sacked because of their appearance. All of them at this
Genel eviri 3: Genel eviri 2 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
167
time were becoming progressively more involved with their music, and more determined to put rhythm and blues on
popular music map. They were also, because of their reluctance to settle in any extra-musical careers, living off
chips, stolen eggs, and occasional meat-pies from a stall by the Embarkment.

O zamanlar Alexis ile almakta olan bir kii de sonralar Stones grubunun davulcusu olacak olan Charlie
Watts'd. Charlie'nin bir reklamclk irketinde baarl bir tam gn ii vard ve Stones yeleri ile dostluu
ilerledike, geliri gnlk yaantlarn srdrmelerine yardmc oldu. Dier tek para kaynaklar, Mick'in
Londra Ekonomi Okulu'ndaki rencilii yolu ile ald burstu. Mick ve Keith ara sra eitli iler yaptlarsa
da grnlerinden tr sk sk kovulmaktaydlar. Bu esnada hepsi de mzikle gitgide daha fazla ilgilenir
duruma geliyor, ritm & blues'u pop mzik listelerine sokmaya daha da kararl hale geliyordu. Ayrca,
herhangi bir mzik d meslekte yerlemeye isteksiz olduklar iin kzarm patates, alnm yumurta ve ara
sra da Embarkment zerindeki bir bfeden alnan poaalarla besleniyorlard.

Their original strategy was to infiltrate not the commercial pop scene but the traditional jazz scene. Many jazz
clubs were losing members, and (music clubs) were in any case manned by older musicians. This latter fact was
to prove a significant barrier to the Stones' progress, for/because the older jazz musicians shared not only the
widespread prejudice against the Stones' appearance, but also a professional resentment against the efforts of
these teenage novices to push their raucous music into the sanctums of jazz. In spite of this opposition, the Rolling
Stones were soon invited to stand in for Alexis Korner at the Marquee.

zgn stratejileri ticari pop pazarna deil geleneksel caz pazarna szmakt. Pek ok caz kulb arkc
kaybetmekteydi ve her halkarda yal mzisyenlerce iletilmekteydi. Bu ikinci gerek Stones grubunun
ilerleyii nnde nemli bir engeldi zira yal caz mzisyenleri Stones yelerinin grnlerine ynelik
yaygn nyargy paylamakla kalmayp bu yeniyetme acemilerin o lgn mziklerini cazn kutsal yerlerine
sokma abalarna kar olan profesyonel hiddeti de paylamaktaydlar. Bu muhalefete ramen, Rolling Stones
yeleri sonunda Marquee'de Alexis Korner'n yerine sahne almaya davet edildiler.

1. b 2. e 3. c

B. DLBLGS

a)
They discovered they had common interests in music, and began listening records together,
[this was] an activity that soon developed into live music-making.
Mick had come to the London School of Economics, Keith was an advertising designer, and
Brian a destitute wanderer who had not long [ago] returned from tramping round the
Continent.
They began visiting the rhythm and blues clubs in Ealing, and the Marquee in Wardour Street,
where the resident group was led by Alexis Korner, [who was] then the most respected artist
on the British rhythm and blues scene.

BYLES DE VAR!

The Queen Mary, transatlantiin ad. ngilizcede gemi adlar the alr.

Genel eviri 3: Genel eviri 2 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
168
44. Pioneer 10 pushes beyond goals, into the unknown

Pioneer 10 hedeflerin tesine, bilinmeyene doru ilerliyor

Out there, far, far away where the Earth is a mere pinpoint of light and the Sun is a pale disk of diminishing
consequence, a hardy little aircraft cruises on and on into the unexplored. No machine of human design has ever
gone so far. Pioneer 10 was the first deep-space probe, launched on March 10, 1972 by the United States.Pioneer
10 has traveled to the reaches of Pluto, (=) a distance it achieved April 25, and (it) is advancing toward the edge of
the solar system.

Oralarda, Dnya'nn yalnzca bir k noktas olduu ve Gne'in de ok nemsiz solgun bir daire olduu ok,
ok uzaklarda, dayankl ve kk bir uzay arac kefedilmemiin iinde gittike gidiyor. nsan yapm hibir
makine bu kadar uzaklara gitmemiti. Pioneer 10 Birleik Devletler tarafndan 10 Mart 1972de uzaya
frlatlan, uzayn derinliklerine gidecek ilk insansz uzay aracyd. Pioneer 10 Nisan 25'te ulat mesafe olan
Pluto'nun snrlarna kadar yolculuk etti ve gne sisteminin kysna doru ilerlemekte.
From out there, now 2.7 billion miles away, Pioneer's eight-watt radio transmitter sends faint messages back to
Earth every day.

Oralardan, imdi 2.7 milyar mil teden, Pioneer'in 8 watlk radyo vericisi her gn Dnya'ya zayf mesajlar
gndermekte.

Scientists (who are) with the patience to extract the signals out of the background noise and (the patience) to
decipher their messages are learning (yklem) for the first time what it is like in outermost solar system.

Geri plandaki grltlerden bu sinyali ayklayp mesajlar ayklayacak kadar sabrl bilimadamlar ilk kez
olarak gne sisteminin en d blgelerinin neye benzediini reniyorlar.

B. DLBLGS

a)
Scientists with the patience to extract the signals out of the background noise and to decipher their
messages are learning for the first time what it is like in outermost solar system.

Genel eviri 3: Genel eviri 2 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
169
45. California's Germinal Brains Bank

California'nn Embryo Beyinler Bankas

The project to breed a race of intellectual giants out of a lead-lined box in California need not fill mankind with any
very extreme hopes or fears. The idea forms an obvious starting-point for a variety of science fiction fantasies, but
in practice it is unlikely to add greatly to the world supply of brain-power, nor (is it likely to) shed much light on the
vexed question of intellectual inheritance. Most Nobel prizewinners and their equivalents already make their own
private arrangements for passing their genes to posterity, and since/because like tends to attract like in such
matters, they (=Nobel prizewinners) must often choose partners of high intelligence. But the mechanism of
inheritance is such that (:) their offspring are likely (on average) to be less intelligent their parents, though more so
(=intelligent) than the average. The same rules will apply to the Nobel mothers too.

Kaliforniya'da kurun kapl kutulardan zeki bir devler rk yaratma projesinin insanolunu ar umut ya da
korkuya sevk etmemesi gerekir. Bu fikir eitli bilimkurgu fantezilerinin balang noktasn oluturmaktadr,
ama uygulamada dnyann beyin gc arzna byk bir eklemede bulunmas olanakl grnmedii gibi,
zekann soyaekimsel ynne ilikin o can skc soruya da fazlaca bir k tutmas beklenemez. Nobel dl
kazanm pek ok kii ve bunlarla e konumda olanlar genlerini gelecee aktarmak iin zaten kiisel
dzenlemeler yapm bulunmaktalar ve bu trden durumlarda benzerler benzerleri ekme eiliminde olduklar
iin, bu kiiler de ou durumda yksek zekaya sahip eler seiyor olmallar. Ama soyaekim mekanizmas
yle ilemektedir ki ocuklar normalden daha fazla zekaya sahip olsalar da ebeveynlerinden daha az zeki
olmalar olasdr. Ayn kural Nobel dl kazanm anneler iin de geerlidir.

The appearance of really exceptional powers remains unpredictable and highly improbable in any given instance.
The successful application of such powers to the advancement of human knowledge or welfare is even more a
matter of chance and temperament. It is possible to cite extraordinary cases of talent being passed from generation
to generation (the Bach family is one (example)), but (it is) easy to cite many other instances where it has not
(=passed from generation to generation).

Gerekten de istisnai lde kudretli kiilerin ortaya k her durumda nceden tahmin edilemez ve olduka
olaslk d kalmay srdrmektedir. Bu trden kudretlerin insanolunun bilgisinin ya da durumunun
gelitirilmesinde baaryla kullanlmas ans ve ruh hali ile daha da ilikilidir. Yetenein nesilden nesle
aktarlna ynelik allmadk rnekler (Bach ailesi bunlardan biridir) vermek mmkndr, ama
aktarlmad pek ok dier rnei vermek de mmkn.

It would be pleasing if we could look to the experiment to illuminate the old "nature versus nurture" controversy, but
so many imponderable factors creep in that (:) the conclusions are never likely to be at all clear. Even strong
proponents of the "nature" doctrine usually concede that (:) environmental factors can affect measured intelligence
by as much as one-fifth - and 20 or 30 points on the IQ scale span (yklem) the difference between genius and
mediocrity.

Genel eviri 3: Genel eviri 2 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
170
Bu deneyin u eski "doa m yetitirme mi" atmasn aydnlatmasn beklemek gzel olurdu, ama nceden
kestirilemeyen o kadar ok unsur iin iine girmektedir ki varlacak sonular asla net olamayacaktr. "Doa"
doktrininin gl savunucular bile genelde evresel unsurlarn llr zekay bete bire kadar
etkileyebileceini kabul etmektedir - ve, IQ derecelendirmesi zerinde 20 ya da 30 puanlk bir fark dahi ile
sradanlk arasndaki fark gstermektedir.

But if the scheme affords no promise of a team of infant sages to solve the world's problems, it appears, (when we
depend) on the information (which has been) so far made public, to present no special ethical problems. Genetics
is a field where academic passions run high, but it would be wrong to oppose the procedure out of/because of
opposition to the views (on heredity) of some of those (=people) associated with it (=the procedure). The scheme
is freely entered into by participants who know what they are doing. The expectant mothers are married and (they
are) able to offer their children the benefits of a secure home.

Ama bu proje dnyann sorunlarn zecek bir bebek dahiler ordusu sz vermemekteyse, grne
baklrsa, imdiye kadar halka aklanan bilgilere gre, zel hibir etik sorun da sunmamaktadr. Genetik
bilimi, akademik ihtiraslarn fazla olduu bir alandr, ama bu srece srf soyaekimle ilgili baz kiilerin
soyaekime ilikin dncelerine muhalefet ediyor olmak iin kar kmak yanl olur. Projeye, ne yapmakta
olduklarn bilen katlmclar tarafndan zgr iradeyle katlnmaktadr. Mstakbel anneler evlidir ve gvenilir
bir yuvann olanaklarn ocuklarna sunabilmektedir.

The plan does raise some questions, however, which do not apply to artificial insemination by donor generally.
Success in the Nobel stakes is as closely associated with advancing years as it is (associated) with
intellectual eminence, and this may involve a very slight extra risk of miscarriage or congenital abnormality - (=) a
point which should be made in preliminary counselling. The children would represent an interesting object of study,
and care would be taken to ensure (that) (:) they did not become afflicted with a sense of obligation to succeed,
and cry with Aldous Huxley, "Shame on you, Homunculus!"

Ancak, plan, verici tarafndan yaplan yapay dllenmelerin genelinde grlmeyen sorular da akla getirmiyor
deil. Nobel dl konusunda baar gstermek zekasal stnlkle olduu kadar ilerleyen yala da yakndan
ilikilidir ve bu da ok kk bir dk ya da soyaekimsel anormallik riskini ierebilir - n rehberlik
aamasnda belirtilmese gereken bir nokta. ocuklar ilgin bir inceleme konusu oluturacaktr ve baarl
olmaya zorunlu olduklar duygusuna kaplp Aldous Huxley'de olduu gibi "Utan, nsan!" diye
haykrmamalar iin zen gsterilmelidir.

It seems that (:) the mothers in this case have not been told the identities of the donors, though they know some
details about them (=donours). That is right: it would be distasteful if a market - especially a commercial one
(=market)- ever established itself in the genes of famous individuals (pop stars, perhaps, as well as (=yansra)
professors). Not one donor should be used too often, however eminent (s/he is), because of the risk of marriages
between unwitting half-brothers and sisters. AID today is widely practices and (it) causes little controversy, because
there is reason to suppose that (:) the medical profession handles it (=AID) responsibly. The California experiment,
Genel eviri 3: Genel eviri 2 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
171
though (it is) not seriously objectionable in itself, indicates the kind of developments which might lead to increased
concern and demands for regulation by law.

Anlalan bu rnekte, vericiler hakkndaki baz ayrntlar biliyor olsalar bile, annelere vericilerin kimlikleri
sylenmemitir. Bu dorudur: nl kiilerin profesrlerin yan sra belki de pop yldzlarnn) genlerine
dayanan bir pazarn - zellikle de ticari bir pazarn - olumas naho olurdu. Vericilerden hibiri , ne kadar
sekin olursa olsun, birbirinden habersiz yar-kardeler arasnda evlilikler olmas riskinden tr, ok fazla
kullanlmamaldr. Gnmzde AID geni lde kullanlmaktadr ve ok az muhalefetle karlamaktadr,
zira tp mesleinin onu sorumlu bir biimde ele almakta olduu varsaymak iin yeterli neden bulunmaktadr.
California deneyi, u haliyle ciddi biimde kar klmas gerekmese de, yasalarn uyumlu hale getirilmesine
ynelik gitgide artan endielere ve taleplere yol aabilecek trden gelimeleri iaret etmektedir.

B. DLBLGS

a)
since like tends to attract like in such matters (evirisi yukarda verilmekte.)
though more so (= intelligent) than the average.
but [it is] easy to cite many other instances where it has not [passed from ...].
and 20 or 30 points on the IQ scale span the difference between genius and mediocrity.
Genetics is a field where academic passions run high (evirisi yukarda verilmekte)
Success in the Nobel stakes is as closely associated with advancing years as it
(= success in the Nobel stakes) is with intellectual eminence,
however eminent [he/she is],

BYLES DE VAR!

sea view, not completed olmal.

Genel eviri 3: Genel eviri 2 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
172
46. The Managers Authority

Yneticinin Otoritesi

That (Noun Clause, Genel eviri 1 kitab) each managers job (should) be given the broadest possible scope and
authority is (yklem) nothing but/except a rephrasing of the rule that (:) decisions (should) be pushed down the
line as far as possible and (decisions should) be taken as close as possible (in order) to the action to which
they (=decisions) apply. In its effects, however, this requirement leads to sharp deviations from the traditional
concept of delegation from above.

Her bir yneticinin yapt ie olanaklarn elverdii en geni erevenin ve otoritenin verilmesi gerei,
kararlarn olabildiince alt kademelere doru itilmesi ve kararlarn ait olduklar eylemlere olabildiince yakn
yerlerde alnmalar gerektii kuralnn yeniden ifadesinden baka bir ey deildir. Ancak, uygulamada, bu
gereksinim geleneksel yukardan ynlendirme kavramndan byk farkllklara yol aar.

What activities and tasks the enterprise requires is worked out (yklem) at the top. The analysis begins with the
desired end product: the objectives of business performance and business results. From these the analysis
determines step by step what work has to be performed.

Kuruluun hangi aktivitelere ve grevlere gereksinim duyduu yukarda belirlenir. Analiz amalanan son rn
ile balar: i veriminin ve i sonularnn hedefleriyle. Bunlar iin, analiz yaplmas gereken ii adm adm
belirler.

But in organizing the managers job, we have to work from bottom up. We have to begin with the activities on the
firing-line - the jobs (which are) responsible for the actual output of goods and services, (which are responsible)
for the final sale to the customer, (which are responsible) for the production of blueprints and engineering
drawings.

Ancak, yneticinin iini dzenlerken aadan yukarya doru ilerlememiz gerekir. "Ate hatt"ndaki
aktivitelerle - mal ve hizmetlerin asl ktsndan, mteriye nihai sattan, planlarn ve mhendislik
izimlerinin retiminden sorumlu olan ilerle - balamamz gerekir.

The managers on the firing line have the basic management jobs - the ones (=jobs) on whose performance
everything else ultimately rests. (When it is) Seen this way, the jobs of higher management are derivative, (they)
are, in the last analysis, aimed at helping the firing-line manager do his job. (When it is) Viewed structurally and
organically, it is the firing-line manager in whom all authority and responsibility center; only what he (=the firing-
line manager) cannot do himself passes up to higher management. He is, so to speak, the gene of organization (1)
in which all higher organs are prefigured and (2) out of which they are developed.

Genel eviri 3: Genel eviri 2 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
173
Ate hattndaki yneticiler temel yneticilik grevlerine sahiptir - sonuta her eyin onlarn verimliliine bal
olduu grevler. Bu adan bakldnda, daha yksek kademedeki yneticilik grevleri gdleyici trdendir;
son analizde, ate hatt yneticisinin grevini yapmasna yardmc olma amacndadr. Yapsal ve organik
adan gzlemlendiinde, tm otoritenin ve sorumluluun odakland kii ate hatt yneticisidir; daha st
yneticilere, ancak ve ancak kendi yapamad ileri aktarr. Bir bakma, tm st organlarn tasarlanp sonra
da gelitii organizasyonun geni konumundadr.

Quite obviously there are real limits to the decisions (which) the firing-line manager can or should make, and
(there are limits) to the authority and responsibility (which) he should have.

Elbette, ate hatt yneticisinin verebilecei ya da vermesi gereken kararlarn ve tamas gereken otorite ve
sorumluluun da gerek snrlar vardr.

He is limited as to/about the extent of his authority. A production foreman has no business changing a salesmans
compensation. A regional sales manager has no authority in somebody elses region, etc.. A manager is also
limited with respect to the kind of decision (which) he can make. Clearly, he should not make decisions that/which
affect other managers. He should not alone make decisions that/which affect the whole business and its spirit. It is
only elementary prudence, for instance, not to allow any manager to make [ (1) by himself and (2) without review ]
a decision on the career and future of one of his subordinates.

Otoritesinin alan konusunda snrldr. Bir satcnn tazminatn deitirmek bir retim mdrnn stne
vazife deildir. Blgesel bir sat mdr bir bakasnn blgesi stnde hibir otorite tamaz, vs. Bir
ynetici de alabilecei kararlarn tr asndan snrlandrlmtr. Dier yneticileri etkileyecek kararlar
almamas gerektii ortadadr. Tm ii ve onun ruhunu etkileyecek kararlar yalnz bana almamaldr.
rnein, hibir yneticinin (kendi bana ve gzden geirilmeden) astlarnn mesleine ve geleceine ynelik
bir karar vermesine izin verilmemesi yalnzca temel bir nlemdir.

The firing-line manager should not be expected to make decisions (which) he cannot make. A man responsible for
immediate performance does not have the time, for instance, to make long-range decisions. A production man
lacks the knowledge and competence to work out a pension plan or a medical program. These decisions certainly
affect him and his operations; he should know them, understand them, indeed participate as much as (it) is
humanly possible in their operations and formulation. But he cannot make them. Hence he cannot have the
authority and responsibility for them; for/because authority and responsibility should always be task-focused. This
applies all through the management hierarchy up to the chief executive himself.

Ate hatt yneticisinden alamayaca kararlar almas beklenmemelidir. rnein, ksa zamanda alnacak
verimden sorumlu bir adamn uzun vadeli kararlar vermek iin zaman yoktur. retici bir insan bir emeklilik
plann ya da tp programn zmleyecek bilgi ve yetiden yoksundur. Bu kararlar onu ve almalar
kesinlikle etkiler; bu kararlar bilmesi, anlamas, aslnda yrtlmelerinde ve formle dklmelerinde
olabildiince katlmda bulunmas gerekir. Ama o kararlar veremez. Bu nedenle de bu kararlarn otorite ve
Genel eviri 3: Genel eviri 2 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
174
sorumluluunu tayamaz; zira, otorite ve sorumluluk her zaman grev odakl olmaldr. Bu kural ynetim
hiyerarisinin her kademesi iin, ba yneticinin kendisi de dahil olmak zere geerlidir.

There is one simple rule for setting limitations on the decisions (which) a manager is authorized to make. The
management charter of General Electric Lamp Division, in paraphrasing the U.S. Constitution, expresses it by
saying: All authority (which is) not expressly and in writing reserved to higher management is granted to lower
management.

Bir yneticinin vermeye yetkili olduu kararlarn snrlarn belirlemenin basit bit kural vardr. General
Electric Ampul Blm'nn ynetim genelgesi, ABD Anayasa'sn yorumlarken, bunu yle dile
getirmektedir: "st dzey ynetime aka ve yazl olarak ayrlmam olan her trden otorite daha alt
yneticiye aittir."

This is the opposite of the old Prussian idea of a citizens rights: Everything that/which is not expressly ordered is
forbidden. In other words, the decisions which a manager is not entitled to make within the extent of his task
should always be spelled out (yklem); for all others (=other decisions) he should be supposed to have
authority and responsibility.

Bu, vatandalk haklarna ynelik eski Prusya dncesinin tersidir: "Aka emredilmemi her ey
yasaklanmtr." Dier bir deyile, bir yneticinin grevleri dahilinde almaya yetkili olmad kararlar
mutlaka dile getirilmelidir; dier tm kararlar iin de otorite ve sorumlulua sahip olduu varsaylmaldr.

B. DLBLGS

a)
That each managers job be given the broadest possible scope and authority is
nothing but a rephrasing of the rule that decisions (1) [should] be pushed down the line
as far as possible and (2) be taken as close as possible to take the action to which they
apply.
What activities and tasks the enterprise requires is worked out at the top.
[when they are] Seen this way, //the jobs of higher management are derivative, [they
are] are, in the last analysis, aimed at helping the firing-line manager do his job.
There is one simple rule for setting limitations on the decisions [which] a manager is
authorized to make.

BYLES DE VAR!

"Olanak" iin burada "means" kullanlabilir.

Genel eviri 3: Genel eviri 2 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
175
47. Ethical and Legal Considerations of Public
Relations Practice

Halkla likiler Uygulamasnn Etik ve Yasal Konular

The contribution of public relations to decision making is constrained by ethical and legal as well as (=yansra)
tactical considerations. Professional standards of public relations, and legal matters pertaining (=which pertain) to
sensitive aspects of the communication process, affect (yklem) the practitioners role and counsel.

Halkla ilikilerin, karar verme olgusuna katks taktik konularn yan sra etik ve yasal konular tarafndan da
snrlanmaktadr. Halkla ilikilerin mesleki standartlar ve iletiim srecinin duyarl ynlerine ilikin yasal
konular uygulamacnn rol ve danmanln etkilemektedir.

Ethics

Ethics is an area of particular concern for public relations for three reasons: practitioners are aware that (:) public
relations has a reputation for unethical behaviour; practitioners have struggled to create a suitable code of ethics for
themselves; and public relations is often considered (as/olarak) a source of ethical standards within an
organization.

Etik

Etik, nedenden tr halkla ilikilerde zel bir endie konusudur: uygulamaclar halkla ilikilerin etiksel
olmayan davran konusunda bir ne sahip olduunun farkndadr; uygulamaclar kendileri iin uygun bir etik
kodu yaratmaya abalamtr; ve, halkla ilikiler ou zaman bir kurulu iinde etik standartlarn bir kayna
olarak grlr.

Public relations practitioners are very sensitive, even defensive, about allegations of unethical behavior. The term
public relations is sometimes used as (=olarak) a synonym for lying, distortion, selective disclosure, or cover-ups.
A recent Wall Street Journal article points to the ethical shortcomings of public relations, (by/yoluyla) quoting the
former public relations vice president for United Brands. The more I thought about it, and the more I looked at
events around me, the more certain I became that (:) PR was helping to screw up the world, he said. I could see
the hand of the PR man pulling the strings, making things happen, covering things up. Everywhere (which) I
looked, it seemed as if image and style had taken the place of substance.

Halkla ilikiler uygulamaclar etik d davranlar sylentisi konusunda ok duyarl, hatta alngan
konumdadr. Halkla ilikiler terimi bazen yalan syleme, arptma, sahte itiraflar ya da rtbas iin e anlaml
olarak kullanlr. Yakn tarihli bir Wall Street Journal makalesi halkla ilikilerin etik eksikliklerine dikkatleri
ekerken United Brands'n eski halkla ilikiler bakan yardmcsnn szlerini aktarmaktadr: "zerinde daha
derin dndke ve evremdeki olaylara daha fazla baktka, daha iyi anladm ki PR dnyay becermeye
Genel eviri 3: Genel eviri 2 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
176
yardmc oluyordu," demekteydi bu kii. "PR adamnn ipleri ekiini, olaylarn olumasn salayn, rtbas
ediini grebiliyordum. Nereye baktmsa, sanki imaj ve stil, nesnenin yerini alm gibiydi."

B. DLBLGS

a)
Professional standards of public relations, and legal matters pertaining to sensitive aspects of the
communication process, affect the practitioners role and counsel.

Genel eviri 3: Genel eviri 2 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
177
48. Human behaviour and social practice

nsan Davran ve toplumsal uygulama

In itself a material object is inanimate. What/The things which breathes life into an object by giving it certain
properties are human beings, in that (= -mEsI asndan) the work which is their lifes activity forces a particular
relationship with it, (=) a process which starts with the act of classifying it as an object - and as (=olarak) a specific
type of object - through the operation of their own sentient human activity (Marx, first thesis on Feuerbach; see
also Perlini 1974). Note that already implicit in this Marxist notion are both the biological dimension (sentient) and
the socio-historical one (=dimension) (human activity). We will make a brief reference to the first component
later, but it is obviously on the second one (=component) that/which we must focus our attention. If we leave out
of account or underestimate the degree to which human beings determine the nature of the object - it is always
worth spelling out the error (which is) involved in this alternative, given/considering the tenacity of the
philosophical myth which sustains it - then the object becomes imbued with specific social properties in its own
right dating (=which date) from before the dawn of human history. In this way, history would turn into the
mysterious uncovering of the properties of the material world by their biological make-up. There would already
exist, before the beginning of history, on the one hand a natural world (which is) entirely adapted to conform to the
social needs of human beings, and on the other a homo sapiens (who is) already fully formed as (=olarak) a
social-historical product: at this point history would completely lose its essential character as (=olarak) the
progressive self-construction of our species.

Kendi bana, maddesel bir malzeme canszdr. Bu malzemeye belirli nitelikler atfederek ona hayat veren ey
insanlardr, nk insanlarn yaam aktiviteleri olan alma bu malzeme ile belirli bir ilikiyi zorunlu klar;
bu sre, kendi "bilinli insan aktiviteleri"nin iletilmesi yolu ile onun bir nesne - ve belirli bir tr nesne -
olarak beklendirilmesi ile balar (Marx, Freuerbach zerine ilk tez; ayrca bkz. Perlini 1974). Dikkate deer
nokta, hem biyolojik boyutun ("bilin") hem de sosyo-tarihsel boyutun ("insan aktivitesi") bu Marksist
kavramda zaten mevcut bulunduklardr. Bu ilk bileene daha sonra ksaca deineceiz, ama dikkatimizi
ncelikle ikinci unsura odaklayacaz. Eer insanlarn nesnenin doasn belirleme derecesini dikkate almaz
ya da kk grrsek - bu alternatifte mevcut olan hatay aklamak, tad felsefi mitin dayanklln gz
nnde bulundurarak, her zaman buna iyi olacaktr - o zaman nesne insanlk tarihinin balangcndan da
ncesine uzanan zel sosyal niteliklerle bezenmi olacaktr. Bu ekilde, tarih, nesneler dnyasnn
niteliklerinin gizemli sergileniine - bu niteliklerin biyolojik makyaj tarafndan - dnrd. Tarihin
balangcndan nce, bir yanda insanlarn sosyal gereksinimlerine uymak iin uyarlanm doal bir dnya,
dier yanda da sosyo-tarihsel bir kiilik olarak oktan ekillenmi bir homo sapiens olacaktr: bu noktada
tarih trmzn sreli kendi kendisini yok etmeye gidii biimindeki temel niteliini tamamen yitirecektir.

Genel eviri 3: Genel eviri 2 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
178
B. DLBLGS

a)
What breathes life into an object by giving it certain properties are human beings, in that (= yle
ki) the work which is their lifes activity forces a particular relationship with it, a process which
starts with the act of classifying it as an object - and as a specific type of object - through the
operation of their own sentient human activity (Marx, first thesis on Feuerbach; see also Perlini
1974).
If we leave out of account or underestimate the degree to which human beings determine the
nature of the object [- it is always worth spelling out the error involved in this alternative, given
the tenacity of the philosophical myth which sustains it -] // then the object becomes imbued with
specific social properties in its own right dating from before the dawn of human history.
There would already exist, [before the beginning of history,] on the one hand a natural world
entirely adapted to conform to the social needs of human beings, and on the other a homo sapiens
already fully formed as a social-historical product: / at this point history would completely lose its
essential character as (=olarak) the progressive self-construction of our species.

BYLES DE VAR!

Kramer versus Kramer filminin Trkesi Kramer Kramer'e kar.

Genel eviri 3: Genel eviri 2 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
179
49. Democracy and adult education in Tanzania

Tanzanya'da demokrasi ve yetikin eitimi

Introduction

After independence, the Tanzanian leadership rejected the idea of multi-party democracy for a number of reasons.
First, a new society required the combined effort of all the people in building a unified nation. Multi-party systems
were described as (=olarak) artificial "luxuries" which sought to disrupt such efforts and encouraged class divisions.
Second, opposition parties were considered unnecessary, since/because "opposition" implied "disagreement" on
how to do things; such disagreements could be expressed through (=yoluyla) a one-party system provided/if a
broad two-way channel of ideas and education was maintained through (=yoluyla) the party, between the people
and the government. The establishment and the maintenance of this channel was seen as (=olarak) the real
challenge of democracy and (it was) not (seen as) the establishment of an opposition party.

Giri

Bamszlktan sonra, Tanzanya ynetimi ok partili demokrasiyi eitli nedenlerle reddetti. Birinci nedene
gre, yeni bir toplum niter bir ulusun yaplandrlmasnda btn halkn ortak abasna gereksinim
duymaktayd. ok partili sistemler bu trden abalar yok etmeye alan ve snf ayrmn cesaretlendiren
yapay "lksler" olarak tanmlanmaktayd. kinci nedene gre, muhalefet partileri gereksiz grlmekteydi, zira
"muhalefet", ilerin nasl yaplaca konusunda "fikir ayrl" demekti; bu tr fikir ayrlklar, halk ile
hkmet arasnda parti vastas ile geni bir iki ynl fikir ve eitim kanal salanmas durumunda, tek partili
sistem yoluyla dile getirilebilirdi. Bu kanaln oluturulmas ve korunmas, bir muhalefet partisinin
kurulmasnn deil demokrasinin gerek grevi olarak grlmekteydi.

Although the party leadership under Julius Nyerere rejected the idea of multi-party democracy in the 1960s, it made
it plain, that (:) opposition parties might grow in the country in the future if the one-party democracy failed. After
almost two and a half decades of one-party democracy, Nyerere, the former party chairman now seems to be in
favour of multi-party democracy. In his message to the people about the need for multi-party democracy in 1990,
Nyerere called upon the people to think seriously in terms of multi-party democracy because the time was now ripe.
In his opinion, the people should not find themselves in a position where forming an opposition party was
considered as (=olarak) an act of treason. His main criticisms against the ruling party (CCM) in 1990 was that (:) it
(=CCM) was too bureaucratic and protective and in the absence of an opposition party it (=CCM) tended to
move very slowly in its development programmes and (it tended to) alienate itself from the people in the process.
(When it was) Coupled with the demand for multi-party democracy within the country and political changes taking
(=which took) place the world over, Tanzania became a multi-party state in 1992. More than 10 opposition parties
have been established with policies differing (=which differ) from those (=policies) of the ruling party (CCM).

Julius Nyerere liderliindeki parti ynetimi 1960'larda ok partili demokrasi fikrini reddettiyse de, tek partili
demokrasi baarsz olacak olursa gelecekte lkede muhalefet partilerinin geliebileceini de aka belirtti.
Tek partili demokrasinin neredeyse yirmi beinci senesinde, eski parti bakan Nyerere bugn ok partili
Genel eviri 3: Genel eviri 2 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
180
demokrasiyi savunuyor grnmekte. 1990'da ok partili demokrasiye olan gereksinim konusunda halka
verdii mesajda, Nyerere artk zaman geldii iin ok partili demokrasi konusunda ciddi biimde
dnmelerini istedi. Dncesine gre, insanlar artk bir muhalefet partisinin kurulmasn hainlik olarak
grmemeliydiler. 1990'da iktidar partisine (CCM) ynelttii temel eletiri CCM'nin gereinden fazla
brokratik ve koruyucu olduu ve ortada bir muhalefet partisi olmad iin gelime programlarnda ok
yava hareket ettii ve bu srete kendisini halktan uzaklatrd biimindeydi. lke iinden gelen ok partili
demokrasi talebinin ve tm dnyada yer alan politik deiikliklerin ifte etkisiyle Tanzanya 1992'de ok
partili bir lke oldu. Siyasalar iktidar partisininkilerden (CCM) farkl olan 10'dan fazla muhalefet partisi
kurulmu bulunmakta.

The purpose of this paper is, therefore, to (1) analyse the role played by adult education in facilitating one-party
democracy in Tanzania along with its potential limitations; and on the basis of this, (2) delineate the new role
that/which adult education should play to meet challenges of multi-party democracy in the country.

Bu nedenle, bu yaznn amac (1) potansiyel snrllklar yan sra tek partili demokrasiyi gerekletirmekte
yetikin eitiminin oynad rol incelemek ve, bunu temel alarak (2) lkede ok partili demokrasinin
zorluklarn karlamak iin yetikin eitiminin oynamas gereken rol saptamaktr.

Adult education and one-party democracy

In the mid-1960s, Tanzania became a one-party state and "socialism" her strategy of development. One of the
essential features of this strategy was democracy. This was thought to be necessary for "socialism" could not be
achieved without consensus and moreover, it involved people living together and working together on a cooperative
basis. Democracy was therefore seen as (=olarak) an integral part of "socialism" and a means by which the people
could carry out the affairs of the one-party state and control their own development initiatives.

Yetikin eitimi ve tek partili demokrasi

1960'l ylarn ortalarnda Tanzanya tek partili bir lke, "sosyalizm" de Tanzanya'nn gelime stratejisi haline
geldi. Bu stratejinin gerekli unsurlarndan biri demokrasi idi. Bunun gerekli olduu dnlyordu zira
"sosyalizm" uzlama olmakszn baarlamazd ve dahas, insanlarn dayanma temelinde birlikte
yaamalarn ve birlikte almalarn iermekteydi. Bu nedenle demokrasi "sosyalizm"in ayrlmaz bir paras
ve halkn tek partili devletin ilerini yerine getirip ilerlemeye ilikin kendi inisiyatiflerini denetleyebilecekleri
bir yol olarak grld.

Clearly, this involved people's participation in (1) policy and political discussions, (2) making and executing
decisions which were of concern to them (=people) and (3) taking part in electing a government. It was wrong for
the leaders and experts to usurp the people's right to participate in these activities simply because they (=leaders
and experts) had "expert" knowledge. In fact, the political role of the leaders was defined in educational terms; they
Genel eviri 3: Genel eviri 2 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
181
were required to educate, lead and guide the people in all these activities, the idea being (=was) to sharpen their
consciousness and to increase their capacity to deal with them (=activities). As (=gibi) (it has been) stated earlier,
this was seen as (=olarak) the real problem of democracy under the one-party state as/because it involved a lot of
adult education initiative to create a two-way communication channel between the leadership and the people.

Akas bu, halkn (1) siyasaya ve politik tartmalara, (2) kendisini ilgilendiren kararlar vermeye ve
uygulamaya ve (3) bir hkmetin seilmesinde grev almaya katlmasn iermekteydi. Liderlerin ve
uzmanlarn srf "uzman" bilgisine sahip olduklar iin halkn bu aktivitelere katlma hakkn ele geirmeleri
yanlt. Aslnda, liderlerin politik rol eitsel terimler asndan tanmlanmt; tm bu aktivitelerde halk
eitmeleri, ynlendirmeleri ve rehberlik etmeleri bekleniyordu - ama halkn bilinliliini artrmak ve bu
aktivitelerle ilgilenebilme kapasitelerini artrmakt. Daha nce belirtildii gibi, tek partili devletteki
demokrasinin temel sorunu olarak bu grlmekteydi zira liderlik ile halk arasnda iki ynl bir iletiim kanal
yaratmak iin pek ok yetikin eitimi inisiyatifini iermekteydi.

An active adult education system was considered necessary not only to enable the people to exercise their power
and to protect their rights but also to be aware of those people who were against the one-party policies. Various
programmes such as functional literacy, mass education campaign and workers' education were introduced, the
objective being (=was) to help people to think for themselves.

Aktif bir yetikin eitimi yalnzca halkn sahip olduu kudreti kullanmasn ve kendi haklarn korumasn
salamak iin deil, tek parti siyasalarna kar olan insanlardan da haberdar olabilmek iin gerekli kabul
edilmekteydi. levsel okuryazarlk, toplu eitim kampanyas ve iilerin eitimi gibi eitli programlar
balatld; ama, insanlarn kendileri iin dnebilmelerini salamakt.

Genel eviri 3: Genel eviri 2 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
182
50. The Twelve Bottles of Whisky

On ki ie Viski

I had twelve bottles of whisky in my cellar and my wife told me to empty the contents of every bottle down the sink -
or else (she would beat me/hit me/get nasty/..)! So I said (that) I would (empty them), and proceeded with the
unpleasant task. I withdrew the cork from the first bottle and poured the contents down the sink, with the exception
of one glass, which I drank. I extracted the cork from the second bottle and did likewise, with the exception of one
glass, which I drank. I withdrew the cork from the third bottle and emptied the good old booze down the sink, expect
a glass which I drank. I pulled the cork from the fourth sink and poured the bottle down the glass, which I drank. I
pulled the bottle from the cork of the next and drank one sink out of it and poured the rest down the glass. I pulled
the sink out of the next glass and poured the cork down the bottle. I pulled the next cork out of my throat, poured
the sink down the bottle and drank the glass, then I corked the sink in the glass, bottled the sink and drank the
pour.

Kilerimde on iki ie viskim vard ve karm bana her bir ieyi lavaboya boaltmam syledi - yoksa! Eh, ben
de olur dedim ve hi de ho olmayan grevime koyuldum. lk ienin mantarn ekip kardm ve iindekileri
lavaboya boalttm - bir bardak dnda, ki onu da itim. kinci ienin mantarn karp aynn yaptm - bir
bardak dnda, ki onu da itim. nc ienin mantarn ekip kardm ve gzelim ikiyi lavaboya
boalttm - itiim bir bardak dnda. Drdnc lavabodan mantar ektim ve ieyi bardaktan aa
boalttm, ki onu da itim. Bir sonrakinin mantarndan ieyi karp iinden bir lavabo itim ve kalann
bardaktan aa boalttm. Sonraki bardaktan lavaboyu kardm ve mantar ieden aa boalttm. Sonraki
mantar boazmdan kardm, lavaboyu ieden aa boalttm ve barda itim, sonra da lavaboyu bardan
iine mantarladm, lavaboyu ieledim ve boaltm itim.

When I had emptied everything I steadied the house with one hand and counted the bottles and corks and glasses
with the other (hand), which (=bottles+corks+glasses) were twenty-nine. (In order) To make sure I counted them
again, when they came to seventy-four. And as/when the house came by, and finally I had all the bottles and
corks and glasses counted (ettirgen - yine de etken anlamda), except one house and one cork, which I drank.

Her eyi boaltnca bir elimle evi dengelerken dieriyle de ieleri ve mantarlar ve bardaklar saydm yirmi
dokuz kt. Emin olmak iin yeniden saydm, bu kez de yetmi drt kt. Ve de ev yamulurken, ben sonunda
tm ieleri ve mantarlar ve de bardaklar saymtm - bir ev ve bir mantar dnda, ki onu da itim.

BYLES DE VAR!

Yasama, yarg ve yrtme. "Stealing" yerine "executive" olmal.


Genel eviri 3: Genel eviri 2 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
183
Konu 6
eviri Snavlarna Hazrlk ve Son Dzeltmeler


Giri
1.
Only in colleges where teaching is the dominant concern of the faculty is one likely to find a large
number of professors making a sustained effort to connect different field of learning.
Yalnzca retim yelerinin daha ok eitimle uratklar kolejlerde deiik retim
alanlarn birletirme abas iinde bulunan profesrler bulunmaktadr.
Eitimle sadece retim elemanlar uramakta anlam kmakta.
Deiik retim alanlarn birletirmek iin sreli bir aba iinde olan byk sayda profesre,
yalnzca, retim yelerinin temel urann retmek olduu niversitelerde rastlanabilir.

2.
In a world of "multiple and conflicting perspectives", better that students come from the widest range
of backgrounds and bring the greatest variety of experiences with them so that they have more to
share with each other.

"oul ve atan perspektifler" dnyasnda, iyi renciler en geni geri plandan gelmektedir
ve beraberlerinde de ok farkl deneyimler getirdikleri iin paylaacak daha ok eyleri vardr.
ngilizce tmcede better that szckleri it is better that /daha iyidir anlamn tamakta.
Ayrca, background szc yanl anlalm.
"oul ve atan perspektifler dnyas"nda, rencilerin olabildiince farkl evrelerden gelmeleri
ve beraberlerinde byk eitlilikte tecrbeyi getirmeleri, bu sayede de birbirleri ile paylaacak daha
fazla eyleri olmas daha iyidir.

3.
Such a policy will not interest the faculty, let alone the abler students, and hence will not encourage a
broad-based effort to enhance the quality of education.

Byle bir politika retim yelerinin dikkatini ekmez, yetenekli rencileri yalnz brakr ve
eitimin niteliini ykseltmek iin geni lekli abalar desteklemez.
Let alone yaps ... dEn vazgetik, ... bir yana anlamn verir.
Byle bir siyasa daha yetenekli renciler bir yana retim elemanlarn da ilgilendirmeyecek ve
ayrca eitimin niteliini artrmaya ynelik geni tabanl abalar da desteklemeyecektir.

Genel eviri 3: Genel eviri 2 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
184
4.
Although the larger schools have been slow to follow the suit, Harvard has now introduced a
radically new pilot program following proposals recently made by a blue-ribbon panel of experts
convened by the Association of American Medical Colleges.

Daha byk okullar takm izlemekte yava hareket etmektelerse de bugn Harvard,
Amerikan Tp Kolejleri Dernei tarafndan bir araya getirilen uzmanlar mavi kurdeleli
panelde yaptklar son nerileri izleyen radikal bir yeni pilot program hazrlad.
ngilizce follow the suit yaps eilimleri/ gelimeleri/ moday izlemek anlamn tar. Ayrca,
blue-ribbon szc en st dzeyde anlamn tar.
Her ne kadar daha byk okullar gelimelere ayak uydurmakta ar kalmlarsa da, yakn tarihte
Amerikan Tp Kolejleri Dernei tarafndan bir araya getirilen uzmanlarn en st dzey katlmyla
gerekleen bir panelde yaplan nerilerin ardndan Harvard yeni, radikal bir program getirdi.

5.
Measured against the need of their profession, however, performance fails noticeably short of the
ideal, even after due allowance is made for the effects of cost constraints and intellectual barriers.

Yine de meslein gereksinimleri ile lldnde, maliyet snrllklarnn ve zihinsel engellerin
etkileri gidermek iin yaplan tahsislerden sonra dahi, baar idealin ok gerisinde kalmaktadr.
Trkesinin dzeltilmesi gerekebilir.
... entelektel snrlamalara da gerekli pay ayrldktan sonra bile ...

6.
The decade of the 1960s produced dramatic changes in the feeling of Americans toward their
government and what it could accomplish.

1960larda balayan on yl Amerikallarn duygularnda hkmet ve onun baarabilecekleri
konusunda dramatik deiimler yaratt.
Dramatic szc byk olarak aktarlrsa daha iyi olur.
Altml yllar Amerikallarn hkmetleri ve hkmetin neler baarabileceine ynelik
duygularnda byk deiiklikler yaratt.

leme
Baz profesyonel evirmenler evirinin yetenek, altrma ve genel bilgiden fazlasn gerektirmeyen
bir sanat olduunu ileri srerler. eviri yapma becerisi bir yetenektir, derler: ya sahipsinizdir ya da
deilsinizdir ve eviri evrelerinde neredeyse bir kfr olarak alglanan teori de bu nedenle eviri
eserine uygun deildir.

ou evirmen yaptklar ii bir meslek olarak grmeyi tercih eder ve dier insanlarn da kendilerini
becerili ya da yar-becerili iiler olarak grmektense profesyonel olarak grmelerini isterler. Fakat,
bunu baarmak iin evirmenlerin biraz geri ekilip ne yaptklar ve nasl yaptklar zerinde
dnebilme yeteneini gelitirmeleri gerekir. Doktorlar ve mhendisler gibi, dierlerine olduu
kadar kendilerine de yaptklar eyin denetimini ellerinde tuttuklarn, eviriyi srf eviri iin bir
"yetenek" tadklar iin iyi yaptklarn deil de dier profesyoneller gibi ilerinin eitli ynlerini
anlamak iin bilinli bir aba gsterdikleri iin iyi yaptklarn kantlamalar gerekir.

Tp ve mhendisliin aksine, akademik evrelerde eviri ok yeni bir disiplindir. Dnyadaki tm
niversite ve kolejlerde olmasa da artan sayda eitim kurumunda kendi bana bir alma konusu
Genel eviri 3: Genel eviri 2 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
185
olarak belirmeye henz yeni balamaktadr. Yeni her disiplin gibi kendi yntemlerini gelitirmesi ve
formle oturtmas iin balantl dier disiplinlerin buluntu ve teorilerine dayanmas gerekir.
Yaamn ve dil gruplar arasndaki etkileimin her yn, eitli kltrel ortamlardaki farkl insan
gruplar arasnda anlamn nasl yaratld ile ilgilenmek zorunda olan bin disiplin olan eviriye
uygun dmektedir. Bu belli ki tek bir seferde ilgilenemeyecek kadar byk bir alan. Bu nedenle,
eer eviri szcn tam anlam ile bir meslek haline gelecekse, evirmenlerin ne yaptklar ve nasl
yaptklar zerinde dnmelerini salayacak imdiki nsezi ve altrma karmndan farkla eylere
gereksinim duyacaklarn syleyerek ie balayalm. her eyin tesinde, evirmenlerin altklar
hammaddeye ilikin salam bilgiyi edinmeye ihtiyalar vardr: dilin ve olduunu ve dilin onu
kullananlar iin nasl ilediini anlamaya.

retme
evirileri Genel eviri 2 kitabnda verilmekte.

Snama
evirileri Genel eviri 2 kitabnda verilmekte.
Genel eviri 3: Genel eviri 2 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
186

Konu 7
eviri snavlarnda baar

leme
Metnin evirisi Genel eviri 2 kitabnda verilmekte.

retme
Ayrlm ikizler nasl birbirlerine benzer biimde bydler

nsan rknn tek yumurta yaratma olasl 20'de birdir. bir sosyal grevli olan John Stroud daha da
dk olaslklarla uramakta: doumda ya da doumdan hemen sonra ayrlm ikizleri bulmak ve
onlar orta yata, genelde iftlerden birinin hayretten hayrete dmesi pahasna, birletirmek.
1960'dan beri sabrl ve zor tarama almalar sonunda Stroud 20 ift ikizi birletirdi ve bu vakalarn
ounda ikizlerden birinin bir ikizi olduundan en ufak haberi bile yoktu. Bir ikizi olduunu
kefetmek her zaman olmasa da genelde mutluluk getirdi.

Bugnlerde kendisine saygs olan hibir gazete sadece haber sunmak yetinemez. Her gn ufak bir
para karlnda sadece ulusal ve uluslararas neme sahip olaylar hakknda bilgilendirilmiyoruz.
nsanlarn ve yerlerin fotoraflar da veriliyor; nller ve kt hrete sahip olanlar, u ya da bu
nedenle "manet olan" sradan insanlarla yan yana, en gizli srlarn aa vurmaktalar. Paramzn
karlnda aldmz bununla da kalmamakta. Hangi oyunu ya da filmi grmemiz, hangi elbiseyi
giymemiz, hangi yemei yememiz ve tatilimizi nerede geirmemiz gerektii konusunda da daima bir
sr neri mevcut. Ve, yapacak daha iyi bir eyimiz olmamas durumunda da, en etkili zaman
ldrcler salanmakta: anketler ve apraz bulmacalar.

Snama
Metnin evirisi Genel eviri 2 kitabnda verilmekte.


Genel eviri 3: Genel eviri 2 Notlar Hakan Gr - dildersleri.gen.tr
187