You are on page 1of 32

'\..

lcindekiler

Onsoz 3

Eski Yunan'da Cinler 5

Roma Dunyasinda Cinler 9

Barbar Cinlerin Geli§i 15

Hiristiyan Dogmasina Gore Cin 17

Cadilar ve Engizisyon 21

Cinleri Arastiranlar 25

Modern Dunya Cincileri 29

Bibliyografya 32

1

••

Onsoz

B ati uygarligmm temellerin: Antik (:ag'll1 kultur mirasmda arama cgilinlinin getirdigi aliskanhkla, batirun cinlerindcn soz ederken dbctte ki ise once Eski Yunan mitoloiisinden baslamak gerekecek. Ancak, vaktiyle Roma Imparatorlugu'nu yikarak Avrupa toplumlarmm cekirdegini olusturmus barbar kaviInlerin kendilerine has bir inane dunyasr oldugunu da unutrnamahyiz. Bugunku Avrupa ve onun da bausinda kalan AI3D'nin cinleri, Yunan ve Rorna

kulturu potasinda rafine cdilmis Germen

paganizmi He Aziz Paulus doktrininc gore kurulrnus Kilise arasindaki asirlar surer: mucadelenin urum) olarak cikiyor karsmuza.

Geri kalnushk ile cinlere perilcrc inanma saplantisunn ne denli paralel gittigini gostermesi bakirrundan, ozellikle Ortacag Avrupasiru felaketlere suruklcmis din yobazhgrrun korukledigi each avmda, cinlcrle iliski kurduklari iddiasiyla binlercc insana iskcnce yaprp, diri diri yakan Engizisyon cilgmligim unutrnamahyiz. Gunurruizun bat! toplurnunda ise, cinler iyiden iyiye kabuguna cekilmis haldclcr. Artik onlardan kirnse korkmuyor. Ciinku, gunesin battig: yerde yasayan insanlar, arastrrmayi ve bilgi ediruneyi safsata ilc vakit gecirrnekten daha cok oncmsiyorlar. Darisi bizim insanlanrruzin basma:

Haluk Akcam 22 Haziran 1996

3

nsxt YUNAN'DA CiNLER

Folkorik anJamda "cin" teriminin karsihgiru, Eski Yunan mitoloiisinde "daimon" olarak buluyoruz. Isler ve Giinler adh eserinin Soylar Efsanesi bolumunde (106 - 201), olumsuz tannlann pe~ pese bcs insan soyunu varatugim soyler Hesiodos. Titanlann en ulusu olan tann Kronos) ilk insan soyunu topraktan degil de altm madeninden yaratmts. Bu ilk soy, tannlar gibi dertsiz belasiz, hUyiik bir mutluluk icinde uzun bir donern yasarmslar. Vakitlcri tamam olunca da tatli uykulara dalarak huzur icinde olmusler, lkinci soy ise altmdan daha az degerli olan gtimLi§ rnadcninden yaranlmrs. Fakat, ilk soy gibi dcgilmi~ bunlar. Ergin ~aga geldiklcrinde taskmliklar yapmaya baslarruslar. Bu srrada babasi Kronos'u tahtindan devirip yerine geccn Olyrnpos'daki tann Zeus, gumus soylu insanlann kendisine gereken saygiyi gostermcmesine cok ofkelenmis ve hepsini yerin dibine gornmus.

Zeus da babasi "gibi yeni bir soy yaratmak istemis ve boylcce ucuncu olarak tunctan mamul insanlar cikrms ortava. Fakat, Zeus bu arada bas tann olusundan once yaraulan soylan da unutmanus. Altm (,:agm uykuya dalarak gocup gitrnis insanlannm iyi birer cin (daimon) olmasim .dilemis Zeus. Arna, kendisine taskinhk ettikleri icin topraga gomdugu gumus ~ag soyunclan olanlan da yeraltr einlerine doniisturmus.

Zeus'un yaratng: ucuncu soy ise, bir oncekinden de azih <;Ikn11§. Aralannda savasarak kendi kendilerini yok ctmisler, Ama, Zeus bununla yetinmcyip dorduncu hir soy yaratmis. Yari tann kahramanlar iste bu soydan rncydana gelmisler. Dorduncu soyun devri tamamlandigmda,

5

tann Zeus, dunyarun strurlanndaki adalarda olumsuz bir hayat vermis bu gozlipek kahramanlara. Ardmdan cia bcsinci soyu demirden yaratnus.

Hesiodos eserinde) kendisinin dernir soyundan biri olmasindan dert yanar ve soyle der: "Keshe btl soydakilerden biri olmasaydim hen. Keslee daba once olseydim oeya daha dogmasa.vdl'ml <;;ilnkti bu besinci SO}' demil' soyuclur. Onlar, tanrilann yolladig: tilrlit dertlerle gimdusderi didinil; ezilirler. Geceleri de etoranir dururlar. Bulabildihleri tek §t:v ise, helalarla hartstle hir nebze seuinctir. "

Hesiodos'a g6fe, demir c;agt insanlarmrn da sonu gelecektir. Fakat.

Zcus'un yaratacag: alunci aksach Insanlar soyunun manzarasr, kararnsar yazaruruza gore hie de icacici dcgildir. Azra Erhat ve Sabahattin Eyuboglu'nun dilirnize buyuk bir ustalikla kazandrrdigt "Hcsiodos, Eseri vc Kaynaklan' adh degerli calismayt (TTK yayrnlan - XX:S)) erken donern Yunan mitolojisindcki tannlan ve cinleri merak cclenlere tavsiye cdcrim. Konumuzun disina tasmamak icin, tarihci Herodotos'dan muhtemelen dort asir once VaSmTIlS bu eski Anadolu ozarundan, onun memleketlisi

-I:::' -') -

sayilan bir digerine, Homeros'a geciyoruz simdi.

Hcsiodostan bir-iki asrr oncesinde, Homeros tarafindan yazl1dlgl kabul edilen Iliada ve Odysseia adli destanlarda ise cin tamrru biraz farklrdir. Eu cscrlcrde "daimon" terimi. hcrhangi hir dogaustu gucu tarumlamak icin kullarulrmstrr. Tanruun ki~iliginden soz cderken "theos" , tannnm faaliyeti vurgularurkcn de "daimon" teriminin secilmesi ilginctir, Zeustan, Athena'dan bahsederken onlan "theos (tann) diye anan Horneros, insanlar uzerindeki tannsal ctkiyi ise haska turlu dile getirir: rliada 11 :792 "tanrinin (daimon) yardimtyla etkile onun yuregin)," 17:98 "insan tanri yazgisina (daimon) harsi ciharsa, buyule bela gelir basina. ," Odysseia 5:396 "k()tuiak dolu bir tannnin (daimon) btsmina u .. grcl1n15.-" 16:64 "bir tanri (daimon) uermis ona bu kade ri, surunmus durmus. n 21:201 "leeslee geri gelse 0, getirse bir tanrt (dairnon) onu.'

Unlli Yunan filozofu Platon (Eflatun) da "daimon" terirnini, "thcos" olarak bilinen ulu tannlar He "heros" dcnilcn yan tann kahramanlar arasrnda tasavvur cttigi alt seviyedeki ranular icin kullanrrusur (Rep. 3:392a). Diger bir eserinde ise, insanm oldukten sonraki yasammda, ruhuna ote alemde yol gosteren varhklarr "daimon" olarak tarumlamaktadrr (Phaedon 107). Platon'un hOG1Sl Sokrates, vaktiyle Atina tannlanni hice saymakla ve talebelerine baska kutsal varhklardan soz ede-

6

rek genclig; bastan crkarmakla suclanrms vc sonunda olume mahkum olmustu, Kendisini daima bir daimou'un yonlendirdigini ve ilham verdigini soylernekten cckinmcycn Sokrates, unlu savunmasinda Platon'a gore ~6ylc der: Apo1. 27d "Peki, daimon lara tanri ya da tanrt ogullan gozuyle bakmiyor muyuzi" Diger yandan, 1v1.0. 5 vuzyrlda dogan Platon ile <;agda;; sayilan Protagoras be "g6r medigi m, bissetmedigim tanrilardan bana ne!" diyerek tam bir tann tarnmaz olmasma ragmen, kcndi buldugu "insan her seyin olcusudur" kuralmca, daimon'lan da insanla olan iliskilerine dayanarak gercekten var sayiyordu.

Platon'un tarumlamalanna bakrhrsa, Sokratcs'in daimon'unu bug linku anlamryla bir cin olarak damgalarnak mumkun dcgildir. Nitekim, bati literaturunde onemli bir veri olan Platen sayesinde, Ortadogu'nun cin tasavvurundan farkli ve bclirli bir sisternatik icindcki anlami ile cok boyutlu bir cin kavrami olusmustur Avrupa toplumlannda. Cinler hakkinda veya digcr konularda ufkunu genisletmek isteyenlcrc, Platon'un (Eflatun) butun eserlerinin lILE.B. Ban Klasihleri dizisinde vc aynca bir klSmmm da Remzi Kitahevihce yaymlandrg.ni hatrrlatmrn.

Eski Yunan'da cinler kapsamma ahnacak en onemli dogaustii grup Keres'tir, M.O. 5. yuzyilda yaprlmis vazo suslernclcrinde, cuce yapth ve

anal 1 err In var 1 ar 0 ara rcsme i en u yara 1 ar, 0 u ugun aynag! olmaktan ziyadc insanlara bela gctircnler olarak tantmlanmaktadtr. Mesela bunlardan Hepialos, geceleri insanlann kabus g6rmelerine sebep DIan bir cindi, Simdi Berlin muzesinde duran iki kulplu bir vazoda, yan tann kahraman Herakles'in boynundan yakaladrgi resmedilen hir Ker de cirkin suratli, ince iki kanath vc bir metre boyunda gostcrilmistir.

Porphyry'ye gore, insan temiz olmayan gidalar ycrse, agzml a~hglnda icine hemen bir Ker girer ve hastalanmasma yol acarmis. Ustelik, bu cinlcr ozcllikle et gibi kanli gidalarda yuvalamrlarrrus. 0 devirlerde mikroplann baska turlu tarumlanmasma imkan olrnadigirn dusunursek, bu aciklama hie; de mantiksiz sayilmaz. Hesiodos bile Pandora Efsane.si'nde (Erg. 90) "Eseiden yeryuzundehi alum/a insanlar dertsiz oe kayglSlZ yasarlardi, Ker 'lerin getirdigi bastaliklara bulasmadan." der. lhttyarhgin da bir tur dogausnt gucun etkisiyle meydana geldigini dusunu yordu Eski Yunanlilar. Louvre muzesindeki M.O. 5. yuzyildan kalma kirrruzt bir amforun uzcrinde, Herakles'in, kamburu ciknus bitkin ve yasl: bir adanu balyozu He oldururken resmcdildigini goruyoruz. ihtiyar figu-

7

runun yanmda ise "Keras' yazls1 vardrr ve bu figur, Homeros'un Odysseia 1l:398'de sozllnu ettigi alum Ker'i ile ayru anlann tasrr,

Ancak, Eski Yunan'daki "Ker' kavramint kapsamh bir animizm icinde degerlcndirmck gercktigini unutmamalryrz. Hastaligm, belanin, kabusun, olumun hirer Ker olmasi, animist realite norrnlarma gore, henuz aciklanamarrus doga kanunlanrun insanlar uzerindc nasil <;alt~tlgtnl gbstermcsi ve antropomorfist hir ifade ile hangi aracin bu islernde ro1 aldtgm: tarnmlarnasi acismdan hie de sacma sayilmaz. Fakat bu tur bir tanimlamarun, dogaYl sadccc bclirli bir acidan yorumlarna ihtiyacindan dogdugunu da unutrnarnak gerekir.

Bu kanatli cin1crden bir kisrru disi olup "Harpia" adryla tarumrlardr.

Siddctli firtma ile hirlikte saldirdrklannda, Harpia'lar onlerinc gclcn her seyi savurup mahveder, olcnlcrin ruhlanru ot.e alerne tasirlardi. Ayru zamanda, dogumla birlikte gelcn bebegin ruhunu kapip kaciranlar da sivri penceli, kanatli disi Harpia cinleriydi. Ruhun bir ncfes gihi oldugu dusunccsi, olen veya dog an bir insarun ruhunun da nefese henzcr csinti ilc ta~lnacagl inancma yol acnus vc sonunda bu t~L~Ly1Cl varhklann firuna veya ruzgarlarda bulunduklan yonll11unu yaratmtsti. Yani, insanlar once bu tur hir cininfaaliyetini gonip daba sonra acthlamastni YUjJH1[{k verine, nasil oldugunu leaurayamadthlan bir dog« o!aYlJ11 once leendilerine Ri>re yorumlamts. daba sonra cia bu yorumda yet a/an do/J,alista gzit;leri leisllestirm« yolunu secmislerdir. Fakat, 25 asir oncesine gc)re normal say.lan bu cmpirik olmayan akil yurutrnc, giiniitnlizlin bilgi ve tccrnbe birik.mindc ya?ayan hir insana gore hie de mannkh sayilrnaz. Buna ragmen, halk arasmda hala aynl ilkel dusunce kahplanrnn bulunmasi. cinlcrin gen,;:ek olmasindan cok ilkel seviyede dusunmcktcn ote hir faali yelle bulunamayan insanlann ne kadar yaygm oldugunu g(}stermektcdjr.

Yuz ifadcleri He meshur cinlcr isc "Gorgon" sirufma gircrlcr. Bunlann icinde en tamnnusi, Perseusun kafas.ru kopardrgi Medusa aciindaki disi cindir, lnsarun karuru donduran bakislan, disan sarkik dilled vc buz gibi hir ifade ile SIn tan korkunc yuzleri ile Gorgon'lar canavar ruhlu yaratiklar olarak dusunulmiislerdir, Gorgon eger kalbi tcrniz olmayan bir insana ghrunlirse, onu arunda tasa ~evirerek oldururrnus. Bu arada Siren turu cinleri de unurmamahyrz. Diiimizde "deniz kizr' denilcn sirenler, belden a§ag-ls1 balik gihi oIan vc giizclligi ile denizcilcrin aklnu basmdan alan yarauklardir. Odysseia dcstarunda 02. bolum), buyucu

H

Kirke tarafindan onccdcn uyanlan kahraman Odysseus, Siren'lcrin bulundugu adaya geldigindc, denizcileri tatli sesleriylc buyuleyip gcmilerin kayahklara carprnasma scbep olan bu cinlerin serrinden, arkadaslanrun kulaklanrn balmumu ile ukamak suretiyle kurtulabilmistir.

Erinys turu cinler ise daha cok oldiirulmus insanlarin intikamuu alan di~i yaratrklardir. Ermys'leri dilinc dolamayt pek seven Aeschylos, Agamemnon - Khoephoroi - Eumenides trilogiasmda, ana katili 0- restes'in hu o~ alan cinlerdcn neler cektigini uzun uzadrya anlatrrusur. Cok sonralan ise, Erinys'ler cehcnnem zebanilcri olarak dusunulmus ve Tartaros'da (olulcr ulkesinin dibi) kamcilar ve yilanlarla ruhlara ezivet eden Erinys'ler, Latin sairi Vfrgilius'un Aeneis destanmdaki urkutucu rnanzararun bas kahramanlari olmuslardir.

1.",1.0. 6. yuzyildan itibaren Trakya'dan Yunanistan'a vc Guney Italya'ya kadar uzanan hir alana yayilan Orpheus tarikaunda cla tannlardan ziyadc daimonlann onemli bir yer akitgl gbrOIur. Aslmda, bu tarikatta mistik anlarnda cok yonlu bir tekranncihk inaner hakimdi. Olymposun tannlan ismen gecerli olsalar bile, hunlar dogrudan iliski kurulmasi murnkun olmayan tek bir tanrryi tarumlamaya yariyorlardi. 1~te bu tek tann, Orpheus ku ltunde karsmuza bir dairnon olarak cikmakta-

dir, Bacchus ve Eros gibi, Orpheus inancirun ternc tasim 0 usturan 1- onysos cia hir daimon'du. Bitki, hayvan vcya insan biciminde g{)rLinehilirdi. Zamanla Phanes admi alan Dionysos, boylece tamamen tannsal gllclin sirngcsi haline geld.. Eski Yunana drsardan giren hu mistik aki 111m ozundeki disilik faktoru ve tanrtsal birlesmedeki rolunun etkisi, daha sonra Avrupa kavimlerindc Hiristiyanlik anlayrsiru farkh temellere davandiran ana unsurlardan biri olmustur,

Balk olarak Fski Yunanhlar daha cok yeraln dunyasmin varhklanna yonelik bir ihadet hicim.ne onern vcrmtslerdir. Ol-Y111POS tannlan adma duzenlenen ~enliklere ragmen, halkin kthonian (yeraltrna ait) tannlann (daimoncs) getireccgl belalara karst onlemlcr almak uzerc, bu gti~;lere sirin gozLlknlck amaciyla, kendilcrini surekli ayinlcr yapmaya mccbur hisscttikleri anlasilmaktadrr. Hie; beklenmedik yerde ortaya (lktlg1 varsayilan bu cinlerin serrinden korunmak icin. herbirine uygun tutsuler ve dualarla, helirli vakitlcrde kurbanlar vermiscr. Ancak, bu islcmin yeterli olrnadigiru ge)rduklerindc, tannsal gucc sahip olabilmek ve boylccc ycralu cinlerinin getircHgi bclalan defcdcbilmek icin, ozcl inisivasyon ayinlerinin temelini atnuslardir.

9

KOMA OUNYASINDA CiNLER

1\/1.0. 3. vuzyrldan itibaren Akdenizi egcmcnligi altina almaya has lavan R01na lmparatorlugu, ayru zarnanda farkli toplumlardan cia etkiJenerek, asirlar boyunca aglrhgllli koruyacak bir Romen kulttlrtlnun ternelini 3tn119 olclu. Bugunku barr mcdcniyctinin olusmasinda ve dolayisiyla baurun dcgcr yarg.lar.nda en etkili faktor sayilan antik ROIna dunyasimn cinlere bakis (1<;']51 da irnpararoriugun smrrlan gibi cok genis hir alana vayilrrusu. Dini inanclann )ratll srra: Divinatio (kehanct, gelecegi bilrne) vc Magia (xihir, buvu) gibi Arcana Mundi (kainatm sirlan) kapsarrunda de ahnan Ars Occultum (gizl: sanat), batt dunyasmda ilk sisternatik yaprsrna Ro nalrlar donerninde kavusmustur, Bu klsa incelcmcdc elbette ki bovlesine devasa bir konuvu ctrafhca de al-

" ,

mak murnkun dcgildlr. Ancak, oncrnli eserlerden aktardigun bazi oriji-

nal pasajlar ile size bir fikir vern1eye calisacagrm.

Romen dusunce alcminin en cok Eski Yunan'dan etkilendigini belirtrneye gerek yok. Platonun talcbesi Xeriokrates, Latin cdcbivatmda "cinler biliminin babasi" olarak bilinirdi. Nitekim, Plutarkos da bu cinci hocanm yolundan giderek ilk sistematik demonoloji'yi (cinler bilirni) kurrnustur. J'vLS. 1-2. vuzvrlda ya.:j:l1TIl0 Yunanli bir yazar olmasina ragmen, Piutarkos, Latin cdebiyatina maledilmis ve 16.-19. yuzyil Avrupa'smi en cok etkileven klasik yazarlardan sayilmisnr. Sokrates'in Cini Hakkznda CD.Gen.Soc. 589b) adli eserinde §oyle der:

"Cin (daimon), coh yogun bir bicimde dtistinebilen rubsal bir uarltkur. Bunlarin dusunceleri bauada ovlesine gar;lil hir titresim varatir lei, di- 11

ger cinler gibi baz: duyarli insanlar da bu titresimden etkilenerek cinin dusuncelerini alabilirler. n Boylece, duru-isiti (clairaudience) ve telepati hakkrndaki ilk bilimseltl) aciklarnayr da yapml§ oluyordu Plutarkoso

Kahinlerin t;;oku§ii adh eserinde (419b), klasik c;agln sernbolu 0- Ian doga tannsi (daimon) Pan'm olumunu dile getirirken de Plutarkos goyle demistir: "Tbarnus adindaki Mtstrlt bir gemici, Korfu adastrun guneyinde seyrederlecn, Paksos adastndan gelen bir ses duydu. Bu gizemli ses, gemi durnencisi Tbamus 'a, Yuce Pan'in oldugJi haberini etrafa yaymasmi soy/edt. Tbamus soyleneni yaptnca, karadan horleunc bir inilti ile kansieferyatlar yayilmaya basladt.'

Bu hadisenin imparator Tiberius zamarunda oldugu, yani Peygamher Isa'nrn yeni bir dini vazetmesiyle birlikte meydana geldigi dusunulurse, verilmek istenen mesaj daha iyi anlasilacakur: Adt "butun her sey" anlarruna gelen Pan, dogay: temsil eden en yiice daimon'dur, Eski duzenin koruyucusu olan Pan ile birlikte diger butun daimori'lar, dunyayi saracak yeni bir din adma yapilacak zorbaliklar altinda yokolup gidecekierdir. Bu yuzden, doganm her bir koscsinde yuvalanrrus olan bu kuc;uk tannlar, haberi aldiklarmda kendi vakitlerinin de doldu-

gunu anlayarak, feryat fjgan icinde acilanm dile getirmislerdir. Burada yokolup giden unsur, klasik cagrn vobazhga yer vermeyen ve insarun doga He birlikte uyum icinde yasamasmi ogutleyen ilkelerdir. Nitekim, bir kehanet sayilan hu haykins zamanla ger~ekle~lni~ ve Orta<;ag'da isa adma yapilan iskencelerde, yobazliga kurban giden insanlarin yillarca tukenmcycn fcryatlannda defalarca tckrarlanmistu. Elbette ki doga run bu haykinsr sadece Avrupa'da yankilanmadi. Ortadogu'da gunumuzde bile aym sesleri duyrnak mumkun.

Kabinlerin (:okii§u helen (414-415), Plutarkos'un cinier hakkmdaki aciklamalarina dcvarn edelim: 'Suyun topraktan, bauanm sudan ve atesin de havadan ctkmasi gibi, insanlar arastndahi ustun nihlar bir depJ.,'iinw ugrayarak hahramanlara, habramaniar da ayru hicimde dePJ§-erek daimon 'lara d6nu.~'ilrler. A 111 a, btl daimon 'lar arasinda saflasarah ust seuiyeye erisebilenlerin sayisi azdir ce bu ancak uzun bir sure icinde meydana gelebilir. Diger yandan, hendisini kontrol edemeyip zamanla a§agzla~lnaya baslayan daimon'lar da uardir. Bunlar ise tehrardan olumluler gihi bedene burunup dunyada sefil hir bayat yasamaya mabhum olurlar. r r

12

Ayru escrden bir baska bolumlc devam ediyoruz (418): "Tanrtlar insanlarla dogrudan baglanti kurmazlar. Bu. isi uslenenler dairnon'lardtr ve tanrilar onlann aracthgiyla mesajlart iletirler. Mesela, adahlari hontrol edenler, ayinleri gozetenlerJ kotulerin cezasmi uerenler, kabinleri vonlendirenler hep daimori'lardir. Kebanetle gorevli daimon ortadan kaybolursa, kahinin yetenegi yokolur. Daimon'lar surgune ugrarlarsa veya basha bir yere gOc;erlerse) leabinin gaea de biter. Ama, daimon 'tar tekrardan ueri gelirlerse kahin vine esleisi gibi konusmaya baslar. Daimon 'lar col: u.zun bir aradan sonra donseler bile bu mumhundur. C;;'unkl:iJ habin bir nuizth ateti gibidir; onu calrnasint bilenin elinde her zaman ses uerecehtir. " ikibin sene oncesinden yansryan bu aciklarnalar, g(\nlirnuzdeki rncdyumlann hedensiz varliklarla nasil irtibat kurduklar.na yonelik dcgi.'jik bir yorum sayilabilir. Elbette ki "medyum" dcrkcn, cinleri oldugunu iddia eden sarlatan dolandmcrIan kastetmiyorurn.

Plutarkos, isis ve Osiris adh bir baska escrindc, ge\~ Hcl1enistik vc crken lmpar.uorluk donemlerindc dikkati cckcn bir bicimde yayilan isis Kiiltii ilc gel en Eski NItS!r tannlanni da list duzeydc daimon'lar ()larak tarumlarrusur. Aym yontemi claha sonra Kilisc de kullanacak ve Romu'dan miras kalan dogallstli butun gucleri ctkili hirer cin olarak niteleyccckiir. Ancak, Kilise'nin tutumu Plutarkos'unki kadar liberal olmanus, gccmisin butun 111iraS1111 hir cirprdascvrani gii<:;ler dive lanctleyip, duga He halkm arasina bir U111aCl gibi gircrck insanlara kan kusturmustur.

Cin cikarma (exorcism) konusunda cia Philostratus'un Tyana'li Apollonius'un Hayati adh cserindc (t20) ilgins: bir bolurn vardrr: tnIII hir filozof ve m ucizeler adarru olan A pollonius, gunun birinde ayinle ilgili vaaz vcrirken, dinleyiciler arasmdan gens: bir adam filozofun her dcdigine yuksck scslc ve kaba hir hicimde gulerek karsilik veriyormus. Sonunda Apollonii.s'un tcpesi atm.s vc gcn\~ adama "Bc)yle saldirgan hicimde learsilt]: icren aslinda sen degilsin. Icindeki cin scni fx'jylc dauranmava zorluvor. Ama sen bunun fCU'!?,lJUI oaramivorsu n!", dcmis GCll\ adam ise bir sure daha kahkahalar attiktan sonra hirdcn birc aglarna krizinc girmis, Aglanlanll1 ardmdan da kcndi kcndine konusup sarki sovlerncve baslanus. Halk bu taskinlrgm: ad.urnn gC:'l1<;ligine vermis .. A.JIlJ, aslmda hir cinin etkisi a lundavrrus vc icki icmcdig: halde bile c;ogu kcz sarhos gibi duvrarurnus. Apolionius hu sirada

]3

·

gen~ adarna sert bir bicimdc bakmca, adanun icindeki cin sanki yarn-

yormus gibi ofke ve korkuyla dolu ~lghklar atmava baslamis. Cin, genci rahat birakacagma ve baska kimscye de musallat olmayacagrna clair filozofa yalvarircasma soz vermis. Apollonius ise sanki bir koleye hitap edercesine, cine derhal gcn\~ adarm lnrakmasim ve hunu bir isarctle belli ctmesini cmrctmis, Cin, "Euet, simdi onu birakacagim ue isaret 0- larale da su ilerdeki heykeli detnrecegim", dernis, Ardindan, butun kaIabahgin gozleri onunde koca heykcl once hafifce yerinde sallannus ve sonra buyuk hir gurultu ile dcvrilip parcalanrnis.

Roma kulturune has olarak bir de "Genius" denilen cinler vardrr ki hunlann her insana dogumundan olumune kadar eslik ettigine inaruhrdi. Evrende cesitli cinler olmasma karsm, Roma inancma gc)re, bunlard an sadece biri tannlar tarafindan ycni dogan bebek icin sccilir vc olumune kadar ana ait kiluurdi. Arapcadaki "cinni, cin" kelimesinin buradan gcldigi sbylcnir. M.S. 3. yuzyilda yasanus filozof Plotinus'un kcndisine yoldashk eden cinin kim oldugunu nasil ogrendigini, talebesi Porphyry, Plotinu s'un Hayatt adli cscrinde (56-60) soyle anlatir:

"Roma :va Mtstrl: bir rahip geldi tie Plotinus ile tantsti. Rabip gizli gl'i(:lerini teanulamak amaciyla, Plotinus'a hendi Genius 'unu g6stermek istiyordu. Plotinus da bu teklifi iftenlikle kabul etti. ldlSlrll rahihin s(~vle

digine g6re, bu cin ragtnna tslemi ancak isis Mabedi 'nde yapilabilirdi. Zira, rabibe gore Roma'da tek 'temizyer' orastydt."

Porphyry cinin nasil davet edildigini anlatmaya devam cdiyor:

"Goruneceh cinin ne yapacayt biltnmedtginden; bu girli ayine yardimci olarak leattlan leisi elinde iki canli taoule tutmale zorundaydt. Eger cin hendisini faRlranlarz tehdit etmeye baslarsa, yardimct elindeki hutsannus tavuklan bemen keserek cinin saldirmadan haybolmasiru saglayacaktl. Rahip dualar olsuyarale Plotinus'un cinini gorzlnmeye dauet ettiginde) learsisina ethan varlzgzll rastgele bir cin de/!,il de ustun hir uarhk: olduguriu farkedince. Ey kutsanmts Plotinus, senin Genius 'uri a~agl seuiyeden bir cin degil, bir tanri bu g6rdiigl1m.l, diyereh bayhirdi. Ama, zubur eden varlzga soru sormaya firsat kalmadan, yardtmct leorkudan elindehi tauuhlan bogazlaYlllCa, varlzk derbal kayholdu. Ancak, bu sirada Plotinus leendi cinine yeterince baletp inceleme imhanint bulabilrnisti. Daha sonra hisise! cinlerle ilgili monografiru da bu olaya dayanarak yaedt. n

Porphyry'nin talebesi olan Iamblikus da M'lSlr Strlari Hahkmda

14

adh eserinde, daimonlann tannlardan, kahramanlardan ve olmuslerin ruhlarindan nasrl ayut edilecegini anlatrrustir. Neoplatonist bir zihniyctle yazilrrus alan bu eser, iceriginin son dcrece anlasilmaz olmasina ragmen, daha sonra Avrupa'da cinler hakkmda uydurulan sacma sapan stmflandtrmalarda onemli bir kaynak sayildi.

Avrupa'da ileride Kilise'nin baskisina kaynak olacak eserlerden biri de incil'in Haairlamss adi alunda Eusebius'un M.S. 4. vuzyilda yazdlgl propaganda kitabrdir. Eusebius'a gore, Tanri'mn dunyayi kurtarma girisiminde bu cski coktannli inanclarm oncmli hir rolu vardir. Zavall: eski insanlar ~eref ugruna, sevgi ad Ina bu tannlara ve cinlcrc tapmmaya zorlanrnislar. Ama aslmda bu tapmmarun ardinda yatan ternel faktor korku imis. Guclu tannlar ve bascdilemeycn cinlcrden korkan eski insanlan kurtarmak icin, gercek scvgi mesajr ile gelen tck ve yenilmez Tarin sonunda kendini gostcrmis. Eusehius'un dort suufa ayirdrgr pagan (hiristivan olmayan) gi.i~ler arasinda cinler onernli bir ycr tutar. Tannlar goklcri paylasnuslardir. tyi huylu cinler de Av': ve Ay He ycr atmosferi arasindaki alanda hakirniyet kurrnuslardir. Ycrde kahramanlann sozu gecmektcdir, Olumlulerin ruhlan isc ycraltmdadir, Kotu cinler de yerin clibindc yuvalanrruslardn. Bu smiflandirmadan sonra, Eusebius butun bu varhklara tapmarun aslmda buyuk bir gunah oldugunu soyler ve aslmda hepsinin ne kadar kon. gucler olduklanru anlat maya koyulur.

Rorna lmparatorlugu 1v1.S. 3. yiizyildan itibaren kuzcyden gelen barbar kavimlerinin saldrnlanna ugradi. M.S. 4. yuzyilm sonunda, Germenler burun Avrupa'ya yaytlmis durumdaydrlar. Romalilarm "barbar" dedigi Gcrmenlcr, savasmayi seven, caliskan, vahsi ama hayat dolu vc dogaya son derece baglt insanlardi. R0111a ise artik eski varaucihgim kaybetmis, cozulmcyc ve kokusmaya yuztutmustu. Boylcce, 5. yuzyilm sonuna dogru Avrupa'da Roma'run gline~i batarken yeni kralliklar kuruluyordu.

15

,BARBAR ciNLERiN GELi~i

Kuzeyden gelenlerin tannlan da kendileri gibiydi, Savasa susamis Odin veya Wodau, ayni zarnanda ilham tannsiydi. Y ildmrnlar yagdiran ofkell Thor, yeri geldiginde toplumun koruyucusuydu. Freyr He Freyja bereketin sernbolu olarak ne kadar sekse duskunlerse, bir 0 kadar da ailede cocuklann ve tarlada urunun iyi yetismesi icin yardunci olurlardi.

Germen ve Kelt efsaneierinde Elf olarak arulan diller, dogausn; gucleri o~ Ian son derece guzel yarauklardir. insanlar gibi olumlu olmalanna ragmen yasamlan daha uzundur, Sadece ozel yetenekleri alan insanlar Elfleri gorebilirler, Bu yaranklar zor durumda kalan insanlara yardim etmeyi severler. Ama kotu huylu kisileri cezalandudiklan da gorulmustur. Evlerde insanlarla birlikte ya§adlg~ kabul edilen Elflere un ve tuz ayirmak, bazen de sur vermek adettendir, Tarla ve bahcelerdeki Elflerin yemesi icin urun son una kadar toplanmaz ve az bir kisnu onlara b Ira kilir. Eski Alman inancma gore, Heinzelmaenn-

16

chen denilen kucuk yarauklar, geceleri koylulerin yanm kalrms islerini tamamlarlar. Elflerin muzikten cok hoslandigr soylenir, Ozellikle ayin parlak 01- dugu berrak gecelerde sarkilar soyleyip dans eden Elfler gorulur, Sap sakah kirnuzr ev cinleri ise pek sirindir, Aksamm alacakaranlrgmda kuyulann errafmda dans eden krrrruzt ceketli EIfler, hazen kucuk cocuklan aralanna ahrlar. lrlanda Elf1erinden Leprechaun da hazinesinde altin biriktirmesiyle unlu muzu bir cucedir. Dikkatsiz insanlann paralanru calip magarasmda istifler.

Su perileri diyebilecegimiz hir basks Elf grubun ise erkekleri Neck, Mummel ve disileri de Nixe, Miihmchen gibi adlarla bilinir, Bunlann yam sira, yerin altmda ya§ayan dice boyIu kara EIfler vardir. Kara EIfler giin L51gma dayanamazlar, taslarm altma saklarnrlar. EIfler doga guclerini sernbolize ettikleri icin genellikle ormanlarda, daglarda, gollerde, irmak kenarlannda yasarlar. Slavlann Rusalkas dedikleri cinler ise Elflere benzernekle birlikte, Slav cinleri, insanlan gibi daha vahsi ve kaba yaratrklardrr.

Bu iyi huylu cinlerin yam sira, bir de insanlara musallat alan kotu varliklardan bahsedilir. Ancak, Germenlerin cinlerle ilgili efsanelerinde, cinlerden cok olrnuslcrin ruhlandrr kotuluk yapanlar. Adlar: Incubus ve Succubus olarak ge~en hortlak tipi yarauklar, aslmda birer cin olmaktan ziyade geceleri tiizgada birlikte gelen olulerin ruhlandu. Bu yarauklar hayvanlarn: ustlerine binerler, dallara astltrlar, ineklerin veya emziren kadmlann sutlerini calarlar ve uyuyan insanlann gags-line ok.p onlan hogmaya s:alt~lrlar. lngilizcede bugun karabasan anlarruna gelen "nightmare", 13. vuzyrlda. geceleri disi bir at (mare) biciminde veya ata bincrck gclcn kara Elflerin kralicesinin adrydi ve insanlara kabus g()ruurdugiine inarnhrdr. Bu kelime Fransizca'ya "cauchemar" (sikisuran hayalet) olarak gecmistir. Keza, Almancadaki "Alptraurn" (karabasan) kelirnesi. uyuyan insarun gbgslloe cikarak nefesini kesen Alp admdaki kara Elfin gordiird(igli ruya (Traum) anlanuna gelir.

Dil uzerindcki etkisi bakrmmdan, burada son olarak bir de ingilizlcrin Goblin, Almanlann da Kobolt dedikleri, insanlardan hie hoslanmayan yer cinlerinden bahsedeyim. Ell cinin yaramazhgma inane; ozellikl« madenciler Jrasinda 0 kadar yaygmdr ki, gumu§ ocaklarmda sik rastlanan kobalt madcninin isim babast yapunslardi emu. Madenciler, kenclilerine g6re i~e yaramayan bu beyazunsr mctali, giimii~ yataklanna suf onlara inat olsun diye zorluk (;:1- karmak icin Kobolt cininin yerlestirdigim zannederlerruis.

Barbar kavirnlerin Hirisuvanlasunlmasi ile bu inanclar clbctte ki bir anda

, 0 _

halkin zilmindcn sokulup atrlmadi. Ama, kilisenin surekli korku pgll'tka niIgl yaprnasi sonucunda. Eifler de gitgide halkm goziinde kotu birer cin oldular, 17

HIRisTiYAN DOGMASINA GORE eiN

M.S. 476~da Bati Imparatorlugu cokunce, meydan Papahk kurumuna kalrrusu ve Roma Katolik Kilisesi hi<; vakit kaybetmeden btl firsati kullandt. Aslinda, Avrupa'daki Kilise'nin one surdLigu doktrinlcr He 5 asir once ya~am{.5 Peygamber Isa'mn ogrctileri arasmda pck bir benzerlik oldugu soylcnemezdi. Ama, Kutsal Kitap (Incil) adma konusan orumcck kafah papazlann yobazlik kokan vaazlanndan baska egitim kaynagi olmayan halk, eninde sonunda buldugu ile yetinmek zorundaydI.

Aslmda ritucl vc hiyerarsi kurallanna bakacak olursarnz, son donern Mistr rahiplerinin Roma uzerindeki etkisinden Kiliscnin ne denli etkilendigini kolaylikla gbrebilirsiniz. Papaltk, bir bakima. eski isis - Osiris - Horus gclencgini Kutsal Ruh - Baba - Ogul seklinde taklit etmekten baska bir scy yapmamaktadir. Bunlann ise lsa'mn ogrctisiyle hicbir ilgis i yoktur.

Kutsal Kitap'm yanhs tercumeleri ve Yahudi gclcneginin etkisi ilc, Antik donernden kalan daimon terimi, Kilisenin elinde bir cirpida "kotii varhk, seytan, put" olarak yorurnlandi. Bu yorurnlarda elbette ki aslmda koyu bir Yahudi gelcnekcisi olan ve sonradan Isa'nm hgretisini benimsemis gibi gorunerek onun butun sozlerini carpitan havarisi Aziz Pavlus'un mektuplanrun buyuk rolu olmustur. Korintoslulara 1. Mektup ta (10:20) soyle der: "Putperestler leurbanlartru aslinda Tanri

olmayan daimonlara sunuyorlar. lste ben sizin hu daimonlarla ortak olmanizt istemiyorum ... Biz istedigimizi yapmakta serbestiz, diyorsu-

18

nuz, Anlu; her istediginiz sizin icin [aydali midir?' Paulus'a gore insanlar kendi iradelcrini oyle istedikleri gibi kullanamazlardi, Insanlar icin neyin 1yi oldugunu ancak Tann bilir ve emrederdi. Pavlus'un ogretisine gore kurulmus Kilise de Tanri'run yeryuzundeki aracisi oldugu na gore, Kilisenin basi olan Papa ne derse 0 olacaku.

Daha onceki devirlcrdc, tannlann insanlarla ili~ki kurrnasmda etkili rolu uslendigi soylcnen daimonlar, dogaustu g-U~lerin kisilestirilmis sembolleri olarak zihinlerde yer alnuskeri, hu kez butun daimonlann yetkisini Kilise kendi uzerindc toplamis ve cski daimonlan da kotulugOn kaynagi olarak damgalayarak konuyu kapatmrsti. Aslmda kirnin daha belal: bir cin oldugunu insanlar zamanla gayet iyi anlayacaklardi, Fakat, adina Kilise denilen hu yeni cin ile 0 doncmlcrde iyi gecinmek zorunda ydrlar.

Yahudi geleneginden kalma cfsanelere dayanarak Eski Yunan filozoflannm acrklamalanru yorumlayan Kilisc, daimonlar icin yeni bir tanunlama yaprnakta hie gucluk cekrncdi. Adma Satan (Scytan) denilen ve Tann'ya baskaldrrxhgi icin goklerden kovulan isyankar basrnelegin ordulariydr bu kotu yaranklar. Nitekim aynl dogrultudaki hir vorum He, ine Ortado ~u'da Yahudi cfsanclerinderr cok sonra filizle-

nen baska bir dinde karsilasacaku insanlar. Ama, bu dinin Avrupa'ya uzanmasma kadar daha cok vakit vardi.

Kanonik addedilen dort lncil'de, dart ayn yazar tarafrndan Peygamher lsa'run hayati anlaulrrusur. Bunlann naklettiklerinc bakilrrsa, isa'nm ya,?aJlgl donernde ortaltk cinlcrle kavnamaktadir ve her gittigi yerde basina u§u§en cin s;arpl111§ insanlan bu kotu varhklarm saldirisindan Peygamberin nasil kurtardigi anlatihr. Bu cinler hie; kuskusuz Antik \=ag'm daimonlan ile aynl kefeye koyulmustur Kilise tarafmdan. Burada iki orneklc gore lim Peygarnber lsa'run cinleri nasil crkardigiru:

Matta incili 8:2R-32 c c (Isa) Karst yakaya ulastuiinda, Gadarinilerin diyartnda, mezarlardan cilean cinlere tutulmus iki adamla kiarstlastt. Bunlar 0 kadar azgtnlardi ki kimse 0 yoldan gecemezdi. Ey Tanrt 'ntn oglu, bizden ne istiyorsun? valetimiz tamamlanmadan once bize eziyet etmeye mi geldin? diye bagirdilar. Biraz ilerde otlayan hilyuk hir domuz surusu uardt. Cinler ana (isa ])a) yaluardilar. Eger bizi cileartrsan) su domuz surusune gander! lsa da onlara gidin dedi ve (cinler) flklP domuzlann icine girdiler. Sonra butun domuz surusu bizla yardan a~'aglya atlayip golun sulannda boguldu. !)

19

Markos incili 9: 14-29 U." Kalabahktan hiri dedi ki: Sabip, sana oglumu getirdim. Musallat alan bir rub yuzunden honusamaz hale geldi. (Kotu rub) ne zaman saldsracah olsa, onu verden yere carpiyor. Oglun1 da agruidan kdpiikler sacarah dislerini gictrdatiyor ve kaskatt leesiliyor. Hauarilerine bu kOlli rubu cilearmalanrn soyledim {una beceremediler. lsa da ceoap verdi: Ne inancsiz ve saptle bir nest! bu! Ne vakte hadar sizinle birlikte olacagim? Getirin onu bana. Sonra rocugu 0- na getirdiler. Ru.h onu gorzl,. gormez cocugu. sarsti oe cocuk yere duserek agztlldun k6pakler sacmaya oe debelenmeye basladi. lsa babasina sordu. Ne zamandan beri bu boyle? Babasi ceuap uerdi: Kl~~llkhjg11nden bert. (Ruh) Gnu col: lsere atese ve suva atarah yok etmeh istedi. Arna, e/Jer sen bir §"ey yapabilirsen, hize act da yardim et! isa ona harsiltl; olarale §oy/e dedi:t.ger yapabilirsen hal Imani olan icin her ~\ey mumleundur. \J'ocugun babasi bayleirdi Benim imanim val'. Imantnun yetmedigi yerde bana yardtm et! Bu sirada lsa lealahaltiitn onlara yalelasttgmi gordr'i oe /u)Ui rubu azarlayarale ,;~"(~v/e dedi: Dilsiz ue saglr rub! Sana emrediyorum. Cocuhtan r,:lk ue bir daba da ona girme! Rub da hayhtnp foclIgu siddetle sarsuhtan sonra cihti. Cocule ceset gibi bareleetsiz lealinca, etraftahiler e)!cUitjiinl'i sovlediler. Amel, lsa onun elin-

, ~

gizlice sordular Bu nu niye biz cilearatnadih? 0 da dedi hi. Ell tur ola-

111 duadan IXI>"ka btl' seyle ctlearmantn imleaui yoletur. ,.

incillerdeki bu hikayclcr, daha sonra J(ilisenin exorcism (cin ~'lkarIna) operasyonlan icin onernli bir malzcrne savrlch. Fakat, cpilepsi vakasma henzeyen hikayedeki hcccriksiz havariler gibi basanh olarnadiklari zamanlarda - ki genelliklc boyle oluyordu - egzofsist papazlar daha da etkili vontemlcr kcsfederck, cinleri cikanyoruz clerken binlerce insaru ya sakat ertiler ya da toptan oldurdulcr. Bu arada baz: zcki papazlar ruhsal hastaliklann scbeplerini vavas )Tava~ anlamaya haslamrslardr, arna bu dencylcrin faturasi halka ",'ok pahalrya maloluyordu.

20

CADIlAR VE ENGiZiSYON

Sapkmlan, dine kufredenleri, buyuculeri, seytani islcrlc ugrasanlan meydana cikarip halki bu kotu insanlann serrindcn korumak icin, Kutsal Roma Kilisesi 12. yuzyilda butun Avrupa'da etkili bir sorustunna komitesi kurulrnasma karar verdi. Aslmda daha once de boyle yerel komiteler kuruluyor ve zararlt sapkmlann cezasi veriliyordu. Arna, cczalandirmalarda ipin ueunu kaciranlar artmca, Papahk bu isi ele almak zorunda kaldr. Adirn "sorusturrna" anlarnmdaki Latince "inquisitio" kelimesinden alan bu kurulusun yetkileri, ancak 1908 yilmda Papa Pius X tarafindan Kilisenin modernizasyonu sirasmda kisitlanabilmistir.

Umberto Eco, sinemaya da uyarlanan Gilliin Adz adh romanmda, ycdinci bolumde rahip ]orge'nin ag£lndan Kiliscnin felsefesini cok anlamb bir bicimde dile getirir: Kilise hanununun adt Tanri korleusudur. Halk deuamlt korlemalidir ki Tanri'nin golgesi olan Kilise ayakta kalabilsin. Engizisyon iste bu amacla kurulmustu ve uzun yillar boyunca gorevini hi<; acirnadan yerine getirdi.

Engizisyon'un en cok hisrnma ugrayanlar, hiS; suphesiz cadilardi.

Aslmda cadiligin kokunde, Avrupa'ya kuzeyden gelen barbar kavimlerin dogaya vc bilinmeyene alan tutkusunu bastmp halki haul inanclarla korkutmaya calisan Kilise'ye karst bir protesto vardir. Bu protesto en cok ingiltere adasinda kendisi gostermis ve halkin yogun tepkisi sayesinde buraya Engizisyon gircmcmistir. Gunumuzde Margaret Murray rarafindan gayer iyi bir yorumla sunulan bu Witch kultu, ban

21

Avrupa'da Hiristiyanhga kars: pagan dinlerin ycniden avaklarusi anlaI111n1 tasir.

Murrayin 1921 'de yaymlanan The Witch-Cult in Western Euro-

pe adh arasurrnasinda, cadilarla cinlcr arasmdaki baglant1 soylc tan1111- larur: (App.n "Bir zamanlar Aurupa'da yasayan cuce trktan col: az elle tutulur baleiye lealmistir gunliml,lze. Anza bu irle cinler ie perilerle ilgili bircol: hikayede rarhgm: lzoruvabilcli. Her yedi senede bir hendi tanrilanna bir insant hurban etmelerindcn basha bu nlartn dini inanclart LJe geleneleleriyle ilgil: bir bilgimiz yak ... Cadtlartn, bu periler olarak bilinen zrk ile giir;lzl bir ba/!,lantlsl oldugu lsesindir. Tabminimee, ucva: vil oncesine hadar: peri irknna ball)l gelenelzler deuam etmisfir te hu geleneeleri surdurenlere de cadi (Witch) denmistir.'

Fakat, Engizisyon papazlan Murray gibi dusunmuyorlardi. Cadihkla suclanan kisinin icine girdigi varsayilan cinleri cikarrnak icin once ellcrini ayaklanrn rnengenclcrle srkisurarak ise baslryorlar, kollanndan ve bacaklanndan gererek devarn ediyorlar ve sonunda cadirun iyice kurtulabilrnesi icin onu bir diregc bagla yarak diri diri yakryorlardi. CadiIikla su lanmak i .in de b 1 > olav. nus 'j ,

~. oJ (..1

Mesela, bir kimsenin yuzundc, kolunda 'leya kaba etinde belirgin bir

beni veya ten lekesi varsa bu isarct 0 kisinin Seyran'la i.~birligi yapngr- 11a kesin bir kanrt sayrlirdi. Onnanda hiraz fazla dolasip yabani bitkileri toplayarak sehze corbasi yapan kadinlar da ernrindcki cinlere zivafet vermckle suclarup apar topar Engizisyon heyeti karsisma ctkarilabiliyordu. Eger hir kadin kilisedeki ayin sirasinda esncrse, kutsal sozleri duyan icindeki cinin kacmak i\:111 agzmdan cikrnaya <s~ali~tlglna hukmedilirdi.

Cinlere kansan gene kizlarla ilgili ilgin~ bir olay da 1692 yihnda, ADOlnin Massachusetts eyaletinin Salem kasabasinda meydana geldi. Ann Putnam, Marry Wadden vc diger kizlarm abuk sabuk iddialarla ortahgi ayaga kaldirmalan sonucunda, bir rur Engizisyon mahkemesi kuruldu ve yobazlar kisa zamanda kasabada dehsctengiz bir cadi aV1- na giri~tiler. ytllar sonra her scyir; duzrnece oldugu anlasildiginda isc coktan i-? isten gecmisti.

Burada son olarak, cadilann nasil meydana cikanlacaklanru ve cinlerle iliski kurduklanru itiraf etmeleri icin hangi iskencelerin yapilacagrm etraflica anlatan bir kitaptan, 1487 yilmda Jakob Sprenger ve Heinrich Institoris tarafindan yazrlan Malleus Maleficarum~ dan

23

(Cadilann Balyozu) bir yorull1 aktaracagim. lJ<.;: ciltlik bu eserin ~'Acaba cinler kendi baslarma k6tiiliik yapabilirler mi, yoksa illaki bir cadmm yardimma mt gerek duyarlar" adh bolumunde yazarlar §U karuya varrruslar: "Tanri'nin kullan olmahsizin da cinlerin etkisi uardtr. Ama, bir yerde cinler [aaliyet gosterecelese, orada mutlaha kendilerine yardim etsin diye birtsini bulup leandtnrlar ue onun uasitasiyla k6tO/(iklerini daba etkili bir bicimde yayarlar. Bu yuzden, cinlerle ilRili bir olaya tantle alan iyi bir Katolile, ceuresindeleileri dikkatle incelemeli re himin cadi oldugunu tabmin edip vethililere bemen hildirmelidir. "

Sprenger, nedense akhm kadinlara fena takmisu. Cadtlarin kesinlikIe kadinlar arasindan cikugma inamyordu. 1631 yihnda Friedrich von Spee tarafindan kalemc alinan Cautio Criminalis adh eserde ise burun bu kepazeliklerin din adma yapilmasnm utanc verici oldugunu belirten yazar, bir dedikodu ugruna cadi diye damgalanan kadinlan <;1- rilciplak soyup en rnahrern yerlerine kadar inceledikten sorira ()ldi.iresiye iskence etmenin ilahi adaletle bir ilgisi olm;'l(JJg1111 savunur, Ancak. unutmayahm ki hu tarihte Almanyada dini reformlar ycrlcsmis VC 111- sanlar yobazlann basktsindan kismcn de olsa kurtulmuslarch.

24

Aust:in Osman Spare'in deneylerinde gorLinen cinler.

"..

CiNLERi ~TIRANIAR

Ortacag'm karanlik Avrupa'sinda, kendilerini gizliden gizliye cinlerin ozelliklerini incelerneye adanus insanlar cia vardi. Bunlann cogu, toplum icinde bir hekim veya filozof unvaru ile yobazlann saldirilanndan korunarak arastirmalarim surdurduler. 15. - 17. yuzyillarda, Pico della Mirandola, Cornelius Agrippa, Giordano Bruno, Paracelsus von Nettesheim, Athanasius Kircher gibi dusunurler, Kilise'nin bagnazligmdan uzak bir Hiristiyan imam ile gecmisin kultur mirasiru yeniden kesfediyorlardr. Eski Yunan daki daimon anlayisma yakin bir yorumla dogaustu gucleri sisternli bir butun icinde ele alrnaya <;ah§t1- lar, Corpus Hermeticum denilen ve gecrnisten bu yana gizli bilimler adi altinda yazilmts eserleri incelediler. Eski Yahudi geleneginin (Qab-

25

balah) safsata k.sunlanru ayiklayarak, ortaya sistematik bir Yahudi-Ihristiyan Mistisizrni koydular. Boylcce cin kavranu cia en azindan arastiran insarun zihninde bclirli bir yere oturmus oldu.

Genellik1e sczgi kanalirun aglrhk kazandigi bu donernin arastirmalarinda, cinlcrle ilgili pratikler pek fazla hir yer tutmaz. Fakat, vanlan sonuclar sasntici olcude dogruya vakindir. Modern okult teorilerin temclini olusturan bu yorurnlarda, cinler farkli gruplarda ele aimnustir. Doga guclerinin dent sembolik ana unsurda odaklastigr dusunulerek; Ates, Toprak, Hava ve Su Elementalleri adi altinda toplanan varhklar, sirasryla Salamander, Gnome, Sylph ve Undine olarak tarumlamrlar. Bunlar bir bakuna tek boyutlu dusuncc yaplslna sahip varliklardir ve fizik alem ilc astral alem arasinda bir kopru olustururlar. Dogarun icinde dcgisik ya9~tnl gruplarim tcmsil edenler ise, orrnanlarda ve aga~larda Dryad, gollerde Naiad, daglarda ve magaralarda Kthonian adindaki varhklardir, Bunlann dismda bir de Famuli denilen grup vardir ki suurlu varhklarin insan bedeni ile gorundukleri anlarda aldiklan bicimc gore hangi gudi aktive ertiklerini beliderler. Pratik yapan ki~i tarafmdan baz: tekniklerin uygulanmasiyla bu gruptaki enerji formlanrun kontrol altma almabileccgi dusunulmustur.

Halk arasmda cinlcrle aynl kategoriye sokulmasina ragmen, aslmda yaprsi itibanyla farkli olan hir de koruyucu varhk (guardian spirit) kavranu vardrr, Abramelin admdaki bir Yahudinin 1158 yihnda yazdig:

Biiyiicii Abrameliri'In Kutsal Maji Kitabt admdaki eserde, aslmda Arap dunyasmda cok iyi bilinen Wafq'larla ilgili k ismen dogru aC;lklamalann yaru sira, hu alanda basanli olabilmek icin gunlerce nasil inzivaya c;ekilinecegi ve sonunda kisinin kendi koruyucu varligr ile nasil irtibat kuracagi anlauhr. Yazann iddiasma gore bu varlik, sirasrnda bir melek veya bir cin olabilmektedir.

16. yuzyilda ilginc deneyleriylc un kazanrms cincilerclcn biri de ingiliz Dr. John Dee'dir, Dee ilc birlikte cahsan sarlatan huylu durugoru medyumu Edward Kelley, surekli olarak cinlerle irtibat kunnaya ugrasrrken, gunun birinde kristal kurenin icinde kucuk bir kiz cocugu nun hayali He karsilasn. Elflerdcn biri zanncdilen bu 8-9 yasindaki s;ocuk gorunumundeki varhgm adi Madimi'dir. Yedi y11 boyunca medyum Kelley vasitasryla Dee'ye bir sum §ey anlatan Maclirni, bu zarnan zarfinda normal bir insan gibi buyur serpilir ve gens; bir kadm olur. Madimi ile arasrnda geccn konusrnalan bir kitapta toplayan Dee, daha

26

s( nra garip bir dilde yazilrrns tabletlerden soz eder. Adma Enochian d nilen bu dil, gunumuzde Iinguistlerce incelenrnis ve daha once hie gorulrnemis yepyeni bir dil oldugu sonucuna vanlrrnsnr. Bu sifreli tab- 1 tlerde, cok guclu cinleri c;aglfmak icin gerekli dualar ve forrnuller yer almaktaymis.

Diger bir iddiaya gore, Kelley adtndaki duzenbaz ruhlu adam, cahsmalar sirasmda yasli Dee'nin gene;: esine gal koymus. Amacma ulasmak icin de cinlerle ilgili bir hikaye uydurmus Ustelik bir keresinde Dee'ye "cinleriri emri geregince eslerimizi deg)~tirmemiz gerekiyor" dernis. Ama, yaslr doktor bunu kabul etmeyinoe, bu sefer de anlasilmaz yazilarla dolu tabletler karalayarak, "Bak; cinler bu aksam .neler yazdilar. Otur da incele bakialtm" diye Dee'nin onune sump, solugu gene; kadmin odasmda alrnaya baslarrus .. Bu iddiarun dogrulugu pek kesin olmasa bile, Dee'nin sonunda Kelley'i, parasmi e;aldlg1 ve kansina sarkintilrk ettigi gerekcesiyle evinden kovdugu biliniyor,

\

Saturn gezegenine bagll Omli.el, Anachiel, Araukiah, Anazachia adh cinleri c;agumak h;in kuUanllan sihirli muhor.

27

MODERN DilNYA CiNCiLERi

Eliphas Levi takma adiyla unlu, Dogme et Rituel de la Haute Magie kltabunn yazan Alphonse Louis Constant, 19. yuzyilda 1110- dern cinciligin de temelini atnus oidu. Maji He ilgili ilgin; fikirler urctmesinc ragn1en, Eliphas Levi hayaunda yalruz bir kcrc bu sanann pra-

tiginc ycltenml;;, 0 olaY'da cia her .?eYl herbat edip dcneY'i yanda blraknustu: Levi bir giin okudugu kitaplann etkisindc kalarak, Tyana'Ii Apolloniusun ruhunu \:ap;tnp cinlerle ilgili sorular sormak istemis. Gccenin uvgun saati gdincc, evinde bu is icin hazlrladlgl odaya mangah verlcstirmis. aSaSIJ1r dine alip cuppesini giyn1h ve hcyccan icindc dort hir yana isaretlcr ciz erek ulsimh sozleri okumaya h::'L0laml~, Al11:J, nc hir cin gcltni§ ne de Apollonius'un ruhu. Bu serer yeni bastan L)e kovulmus, heyecandan cia clleri titriyormus. Tam aSaSl111 iieriye dog-rll uzararak "gi)rCin, L') vuce Apollonius!" diye baglnrken, koluna sanki birisi dokunuyorrnus gibi hir hissc kapilmca, korkudan sak clive orava ylgd ip k.ilnus. Levi hu odlckligini kamuflc ctmek icin, "mangalclalsi (Jdun krJ}1zz'1 rt! ndeu ctlean (~{{zl{j r bent fena etletledi". del'. Ama. aslmda Levi'nin ne dcnli rnarifetli bir cinci oldugunu gosterrncyc yctivor hu 0- lav.

,.

Lliphas Levinin FranS1Z okultistleri arasinda oldugu kadar burun Avrupada cia i..1110 yaygmdr. Ancak, bu alanda asil hamleyi ingiltcre'de 10H7 yl11111n sonuncki kurular; The Hermetic Order of the Golden Dawn adli gizli ce.niyc.in uveleri yapti. Kuruculanndan ~gzantrik ruhIII Iskocyah Samuel Liddell MacGregor Mathers (son iki adt kcndi

29

uydurrnustur), ashnda hicbir baltaya sap olamamis ama zeki ve bilgili bir adamdi. Rosenroth'un Kabbalah Denudata adh eserini tcrcume ederkcn yazdigi uzun girl~ bolumundc, Yahudi Mistisizmini gayet iyi anladigi gorulmcktedir.

Kabalistik sisteme gc)re on Sephirothdan olusan kainaun cinlcrlc ilgili bolumunde, Mathers her bir gezegene uygun gelen cin isimlcrini :jhyle siralar: Ycr'dc Nahemoth, Ay'da Gamaliel, Merkuri'dc Samael, Venus'tc Harab-Serapel, Gunes'tc Tagartrtm, Mars'ta Galab, jupi ter'dc Gamchicoth, Saturnde Satariel, Burclar Kusagi'nda Chaigidel, Esas Devingen'de Thamiel.

Golden Dawn ccmiyetinde ustadlar cok bilgili ve dencyimli olduklanru iddia etmelerine ragmen, kisa surede birbirlerini cekernez hale gelirler ve sonunda buyuk bir cinler savast patlak verir. Mathers gihi dikkafali bir adarrun otoritcsine karst cikan digcr buyucu ise Aleister Crowley adindaki bir baska kendini bcgcnmis ingilizdir. Her ik i btiyucu, karsihkh olarak cinlerini harckete gecirirler vc sonunda Crowley, Mathcrs'a aglz dolusu kufurler yagulrarak cerniycti terk eder.

Modern cincilcrin babasi olarak buyuk ragbet gdren Crowley, simyadan astrolojiye kadar her konuda bir suru kitap yazrnistrr. Kendisini

Edward Kelley'tn reenkarnasyonu olarak dan ctmis, ayn: zamanda da Kutsal Kitap'ta ad] geccn Deccal oldugunu soylcmistir, Enochian Majisini en iyi kendisinin bildigini iddia eden Crowley, Aiwass admdaki bir cinin ctkisiyle yazdiguu soylcdigi The Book of the Law adli escrindc, insanm valruzca kendi iradcsine tabi olarak yasarnasi gerektigini savunur.

Crowley'in asin icki vc uyusturucu kullanma ahskanltgrrun yarusira, okul yillanridan kalma vazgeccmcdigi hornoseksuel iliskileri, cinlerle irtibat kurma yonremlerinde tuhaf usuller kat etmesine yol acrrusn. 1914 senesinde Paris'teki cahsmalannda tanrr Jiipiter ve Hermes'e bagh cinleri ele gecirmek bahanesiyle gozune kestirdigi bir erkekle gunlcrcc odasma kapanrrus, ama sonunda sarhos ve bitkin bir haldc cinleri elinden kacirdrgim soylemisti. Birliktc cinlerin guclerinc sahip olacagiz diyerek kandirdigr kadinlar ve erkcklerle duzenlcdigi toplu seks alemlerinde bol miktarda icki vc uyusturucu kullanmasi bir yana, Crowley'in bu alanda yasarms en rcnkli kisilerden biri oldugu muhakkakttr, Gunumuzde bazi cemiyetlerde Crowley'in gelmis gecmis en buyuk ustad oldugu kabul cdilmekte ve dolayisryla onun icat cttigi cinsel

30

s.rpiklrklarla dolu cin ~aglrrna ayinlerine de devarn edilmektedir.

Magick in Theory and Practice adli kitabmda, Crowley satirlar .irasmda bu isin asltnda yazrlrp cizilenlerden cok farkli bir bicimde gcrceklestijiini hissettirir okuyucuya. Ama, anglo-sakson gelcnegi olarak, Britanya adasmdan crkan cinciler ,"drama"nln etkisinden kurtulamam.slar ve saatler suren sacma sapan rituellcrle. gizli gucleri <;aglrrna veya davet etme operasyonlartru adeta bir panayrr tiyatrosu sahncsine benzetmislerdir. Oysa butun bu islemlerin ozundeki basarr faktoru, insarun kcndi benligindeki gcrekli degisimi ne olcude yapabildigine bag] idrr.

Cinlcrle olan iiiskisi bakurundan. cagrmizda yasarrus farkl: bir ingilizdcn, Austin Osman Spareden de hahsetrnek gerek. Bu sanatci, cocuk denccek yasta iken ~ kcndisindcn havli yash ve cadi oldugunu soyleyen tuhaf hir kadmla karsilasrrus. Sparein "cadi annern" dcdigi bu kadm, ona cinleri nasil \,aglraclgInl ve elcmentallcri nasil gol'ehilcccgini 6gretmi§. Zen gin bir imajinasyon ycteneg! alan Spare, ayru zamanda basanli bir sanatcrydr. "Carh anne"sinden ogl'endigi tekniklerle gordugu vizyonlan cok canh bir bicirnde resmctrnistir. 1913'te yaymlanan The Book of Pleasure - Psychology of Ecstasy adh kitabmda da, uyku ile uyarukhk arasinda ya§adlgl ilgin<; deneyimierini anlatmtsnr, Spare'e gore! insanustu guclcr, suuraltmm en dcrin bolgclerinde SIkI§IP kalnusn. Atavistic Resurgence dcdigi bir vontem gclistiren Spare, bu tcknigi uygularken iki tarnk ile birliktc calisryordu. Dency1erin yogun etkisinc dayanarnayan taniklardan biri daha sonra intihar etmis, digerl ise aklmi yitirmistir.

Osman Spare'in Atavizmi, insarun en eski c;aglardan bu yana berabcrindegetirdigi suur birikimleri kavramma davamr. Bu teoriye go re, gunurnuzun insaru, tarih oncesi \=aglarda yan insan yan hayvan bi~itninde bir yaratik olarak yasarmm surdururken simdikinden cok farkh gi..i~lere ve arzulara sahipti. Ayni zamanda, cinler vc diger dogaustu yaratiklar ile cok yakm bir iliski icindeydi. <:;:aglar boyunca devam eden insanlasma sureci icinde bu ozellikler kaybolmadi, ama hep suurun alt bolgelerine itildi. Bu kabuklasmis suuraltina girildigi takdirde, uyuyan bir canavar gibi beklcyen gucleri a<;"lga cikarmak da murnkun olacakti. Buldugu yontem ile Spare, bu guclcre ulasabildigini iddia etrnistir.

Cad: anncsi, Sparc'i cadtlann gclenekscl Sabbath ayininc de sok-

31

lTIU:'?tUr. Bu ayinlere defalarca kauldigim iddia eden Spare, toplannlann bildigimiz fizik alemde degil de farkh bir suurluluk halinde girilen fizik otesi bir ortamda gerceklestlgini soyler. Sik sik "bllinen mekanm dismdakl bir mekarrdan soz eden Spare, bu ortama belirli bir suur transforrnasyonundan sonra aniden girildigini anlatmaktadir, Sanatr He yaygln bir une kavusan Spare, kendisine duyulan hayranhktan ve gosterilen ilgiden hep kacnustir. 1956'daki olumune kadar, Londra'nin guneyindeki sefil bir mahallede cok sevdigi kedileri ile birlikte insanlardan uzak bir yasam surdurrnustur.

Se~ilmi~ Genet Bibliyografya:

Briggs, K.: A Dictionary of Fairies, Penguin, 1977 Cavendish, R.: The Black Arts, Routledge, 1967

Curnont, F.: les Religions Orientales dans le Paganisme Romain, Leroux, 1929 (4eme ed.) Harrison, J.E.: Epilegomcna to the Study of Greek Religion, Cambridge Lni., 1921

Harrison, j.E.: Prolegomena to the Study of Greek Religion, Cambridge Uni., 1921 C3rd ed.) Howe, E.: The Magicians of the Golden Dawn, Routledge, 1972

Kupisch, K.: Kirchengcschichte (5 TIde): Kohl hammer: 1983 (2. Aufl.)

Langton, E.: Essentials of Demonology: Epworth, 1949

Luck. G,; Arcana Mundi, Johns Hopkins Uni., 1985

Murray, ~lA.: The Witch-Cult in \~'estern Europe, Oxford lJni" 1921 Petersdorff, Ev.: Daernonologie (2 Ede), \X16rner, 19')')-61 (2. Auf\.)

Robbins, RH.: The Encyclopedia of \'('itchcraft and Demonology, Crown, 1959 Seznec, J.: La Survivance des Dieux Antiques, St. of \\?arburg Inst. vol: XL 1940 Sprenger, j. y. lnstitoris, 1 f.: DeI Hexenhammer, dtv, 1985 (Nachdr., 3. Autl) Thomas, K.: Religion and the Decline of Magic, Penguin, 1972

Yates, F.A.: Giordano Bruno and the Hermetic Tradition, Routledge, 1964

·32