You are on page 1of 100

D n c E n i n ARISI

I m m a n u e l Kant (d. 1724, Knigsberg - . 1 8 0 4 Knigsberg) Alman Klasik idealizminin Kurucusu, filozof ve dnr. 1740-46 arasnda, Knigsberg niversitesinde matematiK, fizik ve felsefe oKudu 1746-55 arasnda Dou Prusyal byK ailelerin yannda zel retm e n olaraK alt. 1755'te Ate zerine adl incelemesiyle doKtor unvann ald. 1770'te mantK ve metafiziK Krssne profesr o l d u ve bu grevini 1796 ylna Kadar srdrd. Kant'n uzun felsefe ve d n yaam geleneksel olarak dneme ayrlr: Birincisi, mekaniin temel kavramlarn tanmaya ( Oedankert von der wahren lebendigen Kraefte / Canl Olerin Doru Deerbulutsudan yola KaraK (Ailgemeine Naturgeschichte KKeni sorununu zmeye lendirilmesi stne Dnceler) ya da ilksel Dnya'nn

und Theorie des Himmels /Evrensel Doa Tarihi ve Gkler Kuram) alt eletiri-ncesi d n e m d i r (1746-81). Kincisi, eletirel anlaya uygun ahlaKn ilkelerini ortaya Koyma amac gtt, dogmacla Kar o l d u u n u belirtmeK iin eletiricilik adn verdii d n e m d i r (1781-90). ncs ise, siyasete hi Karmamasna ramen Zum ewigen Frieden (Daimi Bar) ad altnda siyasal felsefe m e t n i n i yaymlad saldrm a / s a v u n m a d n e m i d i r (1790-1800). 18. yzyldan beri biroK reti Kant temeli stne Kurulmutur. OlguculuK, VaroluuluK, Uygulayclk gibi birok felsefe a k m Kant temeline dayanmaktadr. Balca eserleri: Kritik der reinen si) (1785), Kritik Vernunft (Saf Akln Eletirisi) der praktischen Vernunft (Pratik (1781), Akln OrundleEletirisi) gung zur Metaphysik der Sitten (Ahlak Metafiziinin Temellendirilme(1788), Metaphysik der Sitten (Ahlak Metafizii) (1797).

Arthur S c h o p e n h a u e r (d. 1 788, Danzig - . 1860, Frankfurt am Main) nl Alman filozofu. 1820'de Berlin niversitesi'nde doent olan Schopenhauer, 1831'de retim yeliinden ayrlarak FranKfurt'ta mnzevi bir hayat yaamaya balamtr. Schopenhauer'in felsefesi, hem

Kant idealizmine hem de Hint filozoflarna dayanmaktadr. Schopenhauer b t n doktrinini, zneyi ve nesneyi kapsayan, tasavvur (Vorstellung) ve irade gc kavram stne kurar. Schopenhauer'in felsefesine gre, dnya bir tasavvurdur, yani o, aklda tasavvur edildiinden baka bir ekilde d n l e m e z (idealizm). Schopenhauer, bu fen o m e n l e r dnyasnn dayanana, "irade" (isten) adn verir ve her kuvveti bir irade olarak grr (iradecilik). Balca eserleri: 1 8 1 8 ' d e en b y k eseri, Die Welt als Wilie und Vorstellung (sten ve Tasarm Olarak Dnya) yaymlanmtr. Schopenhauer'in dier eserleri: ber den Willen in der Hatur (Tabiatta rade stne) (1836), ber die Freiheit des Mensch-iichen ti stne) (1839), Wiilens (nsan radesinin HrriyeDie beiden Orundprobieme der Ethik (Ahlakn ki

Immanuel Kant Arthur Schopenhauer Martin Heidegger

Temel Meselesi) (1841), Farerga und Paraiipomena (1851). Martin Heidegger (d. 1889, Baden - . 1976, Freiburg im Breisgau) Varoluu felsefenin n d e gelen isimlerinden biri olarak bilinen Alman filozof. Freiburg niversitesi'nde Katolik ilahiyat ve Hristiyan felsefesi o k u d u . 1914'te Psikolojide Yarg Kuram adl d o k t o r a teziyle dikkat e k m e y e balad. 1923'te Marburg niversitesi'ne profesr oldu. 1933 ylnda, Freiburg niversitesi'ne rektr olarak seildi. Hitler'in g kazand d n e m d e , Hazi Partisi'ne katld. Nazilere katld gerekesiyle 1945'te niversiteden uzaklatrld, ama 1952'de tekrar niversitedeki grevine d n d . Heidegger'in felsefesine gre, insan, varoluun ortasna ylece, orada-bir-varik olarak (Dasein) atlmtr. Bu bir tercih ya da seim sonucu deildir. nsan bu braklmtk iinde tercihler ve seimleriyle kendi yaamn ileriye doru kurar. nsan, braklmlnda lme yazgldr ve varoluunu buna gre gerekletirmelidir. Heidegger'in felsefesinde lm fikri, bu bakmdan nemli yer tutar. Fenomenolojiyi 'Varlk' sorunu balamnda yeniden yorumlayan, felsefe-d saylan pek ok kavram (kayg, sknt, lm, vb.) felsefeye tayan Heidegger, 'teknik'in geliimiyle birlikte modern dnyann eletirisini de yapmaya ynelmitir. Balca eserleri: Sein und Zeit (1927). Kant und das Problem der Metaphysik (1929). Erluterungen Der Ursprung (1938) zu Ulderlins Dichtung (1936-68). Die Holzwege Zeit Des (1935-46). Weltbildes der Kunstwerkes (1935-1936)

DNCENN ARISI

eviren ve yayma hazrlayan: Ahmet Aydoan

Was heisst Denken? (1952)

lMas ist Metaphysik? (1927)

Say Yaynlar
Dnce

Dncenin ans
Immanuel Kant Arthur Schopenhauer Martin Heidegger ISBN 978-975-468-721-7 Sertifika no: 10962 Yayn Haklar Say Yaynlar Bu eserin tm haklar sakldr. Yaynevinden yazl izin alnmakszn ksmen veya tamamen alnt yaplamaz, hibir ekilde kopyalanamaz, oaltlamaz ve yaymlanamaz. Yayn Ynetmeni: Asl Kurtsoy Hsm eviren ve Yayma Hazrlayan: Ahmet Aydoan Bask: Lord Matbaaclk ve Ktlk Davutpaa Cad. Davutpaa Matbaaclar Sitesi No: 103/430 Topkap/stanbul Tel: (0212) 674 93 54 1. bask: Say Yaynlar, stanbul, 2008 2. bask: Say Yaynlar, stanbul, 2009

Say Yaynlan
Ankara Cad. 54 / 12 TR-34410 Sirkeci-stanbul Telefon: (0212) 512 21 58 Faks: (0212) 512 50 80 web: www.sayyayincilik.com e-posta: sayyayinlari@ttmail.com Genel Datm: Say Datm Ltd. ti. Ankara Cad. 5 4 . / 4 TR-34410 Sirkeci-stanbul Telefon: (0212) 528 17 54 Faks: (0212) 512 50 80 e-posta: dagitim@saykitap.com online sat: www.saykitap.com

NDEKLER
DNCE DNLR 7

Ahmet Aydoan
KEND KENDNE DNMESN RENMEK 25

A. Schopenhauer
DNMEK NE DEMEKTR? 45

M. Heidegger
DNMEYE AIRAN NEDR? 69

M. Heidegger
KNN DNEREK YNN TAYN ETMES NE ANLAMA GELR?
v

81

I. Kant
DNMENN GEREKSND: SKNET? 105

A. Schopenhauer

DNCE DNLR
Ahmet Aydoan

Deniz bitti. En az iki yzyldr millete t a m bir mirasyedi gibi yaadk. Artk sonu geldi. Alacakllar kapya dayand. Gn gn ederek har v u r u p harman savurduk ve deirmenin suyunun nereden geldiine zerrece aldrmadk. Durann durduu yerde hep durmaya d e v a m edeceini sandk. Srekli i h t i m a m l a ona d n k yaamak, gnlerin deveranna gre asln asliyeti iinde deiik imknlara ak kalmasn salamak ve bylece o n u n l a ayakta d u r m a k yerine emsalsiz bir aldrmazlk ve umursamazlkla srtmz d n d k , d n m e k l e k a l m a d k b o z u c u saldrlarn at gedikleri g r p anlamaya, anlayp onarmaya almaya bile yanamadk. Gidenlere aldrmadk, gzden rak olanlara gnlm z d e yer ayrmadk. G r n m e z o l u p kayplara karanlarn hi olmazsa dilimizde at rahneler diri kalsn diye aba gstermedik. K u r m a n n bizim deil, bizden nce gemite yaam olanlarn ii o l d u u n u , bizim, ancak o n u muhafaza edebileceimizi d n d k . O n u bile bihakkn yerine getirem e d i k . Ancak bir darboazla karlap da, tkezleyip d t m z d e aklmza geldi o n u hatrlamak. O da hat r l a m a k deil, bir sebep b u l m a telayla oyalanmakt.

Kant - S c h o p e n h a u e r - tleidegger Dncenin ars

"Bakarsan ba, bakmazsan da olur" diye belletmiti bize bizden ncekiler. Onlara da daha ncekiler. Bakm a k zen gstermeyi, zerine titremeyi, o da srekli ayk ve uyank durmay gerektirirdi, zordu. Bakmazsak en fazla da olurdu. A m a o szn sylendii zamanlarda byleydi bu, o zamanlar bir ey b o z u l m u haliyle bile iinde imar ve slah iin gerekli olan nveleri barndrrd, n i t e k i m en fazla da olurdu, da karlarnda grenler kollan svar, tekrar onu ap eski haline dndrrlerdi. D n m e d i k ki gnler ksaldnda bozulmann onulmaz onarlmaz bir ey olacan: Bakarsan ba, bakmazsan da deil: l olur. Ve bu zaman zarfnda "kolayclk"t millete ekseriyetimizin karakterini belirleyen tek ey. Ve o n u n debelenileri iinde b u l u p ortaya kard ucuz eyler. Epeyce bir zamandr "yalan" da dahil ettik bunlara. Ve o n u n at kapdan "sahtelik" dald ieriye, her eye musallat oldu. Sahtelik de tpk zdd gibidir, her eye sirayet eder, u farkla ki, o ondurmaz. Byle bir yaamaya, eer yaamak denirse tabii, neyin bel verdiini, neyin sayesinde byle bir savurganla g yetirebildiimizi ve hl nasl olup da ayakta kalabildiimizi; Bunca zaman o bel veren eyin biz aldrmadka, u m u r s a m a d k a nasl belinin b k l d n , aldrmazlmzn altnda nasl i n i m i n i m inlediini ve gnbegn yitip tkendiini d n m e y e yanamadk. Dnmeye y a n a m a m a k l a kalmadk, baka bir sebeple deil, bizi srf biraz daha a v u t u p oyalayacak eylerin hatrna bizzat d n m e denen eyin kendisini horladk, h e m de dnyann hibir yerinde emsaline rastlanmayan bir horlamayla. Ve son yirmi yldr horlamayla da k a l m a d k , o n u n insanlar nezdinde kalan itibarnn son krntlarna sahtele8

Dnce D n l r

rinin tasallutuna gz y u m d u k ve o bylece en sradan eylerin itibarndan bile yoksun kald. Byle bir yaamaya, o n a elik eden horlamaya hibir miras dayanmazd ve n i t e k i m dayanmad da. imdi bu geldiimiz noktada iinde b u l u n d u u m u z d u r u m a , tarihin kaydettii medeniyetlerin sicilini t u t u p her birinin ykseliinin ve tarih sahnesinden siliniinin sebeplerini aklamaya alanlar bile, b t n engin bilgi ve grglerine ramen m u h t e m e l d i r ki bir isim b u l u p veremeyeceklerdir. Bir lkede d n c e n i n sz sahibi o l d u u bir k o n u m dan uzaklatrlmas ve sadece uzaklatrlmas, yle bizdeki gibi, horlanmas, hakir grlmesi deil, o lkenin bana gelebilecek en b y k talihsizlik, en byk felakettir. Bunu yaknda hep beraber greceiz. Her k i m ki sze sahip o l m a d a n sz sahibi olmaya kalkyorsa, oraya meru bir yoldan deil, baka bir eye tahsis edilmi olan gasp ederek kalkyordun n k "sz sahibi o l m a k " , ancak sze sahip o l m a k l a olabilen bir eydir, yani "sz sahiplii" m n h a s r a n "sze" tahsis edilmitir ve sz dnceden, d n c e szden neet eder. Bir lkede d n c e n i n sz sahibi olmasn engelleyenler yol vurucularn ta kendileridir. Fakat asl yol vurucular gene de bunlar deil. Bunlar belki onlarn ektii t o h u m l a r n deviricileridir. Asl yol vurucular d n c e n i n dile gelmesinin ve sz sahibi olmasnn y o l u n u deil, dncenin eyleri birbirine ularken att i l m e k l e r i n k r d m l e m e s i n e katkda bulunarak bizzat d n c e n i n y o l u n u kesenlerdir... nsan dt yerden kalkar, eer kalkacaksa. Ta bandan beri bu byledir. Fakat, ancak dnerek. Dnmedike dtnn farkna varmaz insan. Dnmedike, dnmeye ayak diredike biteviye srer d. Dne9

Kant - S c h o p e n h a u e r - Heidegger Dncenin ars

cek ki dtnn farkna varabilsin. Ve nereden dtnn. Dnmedike neresi olursa olsun yaamasn srdrr insan. Dtn bilen insan nereden dtn de bilir. Nereden dtn bilen insan dnen insandr. Hl nereden dtmz bulup karamadk. yle zannedildii kadar ulu ve uzaklarda, eriilemeyecek kadar telerde braktmz bir ykseklik de deildi oysa. Kendince bir ykseklikti. A m a gene de srrna akl erdiremiyoruz. Bir dnya ki ne zerine kurulduysa, o n u zerinde tayan ve tad iin tanlan her neyse, o n a atfedilmeyen nazar orada o dnyadan baka her eyi grr. Daha o zamanlar denmiti: "Sdn erenleri. evirin gidenleri." Biz gidenleri, evirmek bir tarafa, u m u r s a m a d k bile. Bu noktaya gelinceye dek birok badire atlattk. Mice byk frtnalar, yle anszn deil, ncesindeki byk sessizliklerle gelip yakalad ve yere ald her eyi. O sessizliklerde silkinip kendimize geleceimiz yerde, gafletin en koyusuyla uramaya devam ettik uralmaya demez eylerle. Sen ben kavgasyla aymadk aykmadk, sen ve ben diye bir eyin kalmad hezimete dek. Ardndan bir kerecik olsun dnp bakmadk, bu kadar masum, bu kadar susuz gnahsz insan varken nasl oldu da bamza geldi bunlar? Ne sorduk ne anlamaya altk. Nasl ki ykseklerden dp de her yan yara bere iinde kalan, krklar kklar alya alnan kimse, deil dilediince hareket e t m e k t e n , ban e v i r m e k t e n bile acizse, dardan belletilen veya bile isteye setii aslsz kabullerle, neyi koruduu, neye hayr d o k u n d u u belli olmayan dur iaretleriyle aklnn i p o t e k altna alnmasna izin veren insan da zgrce dnemez. Bugnlerde sk sk konuulduuna tank oluyoruz: Eer lke fiili bir igal yahut istila tehdidi altnda olmu olsayd durum imdikinden daha umutsuz olmazd. nk o za10

Dnce D n l r

man hi olmazsa hatipler krslerde, mnadiler meydanlarda parmaklaryla gsterip diyebileceklerdi: "te istilaclar toplaryla tfekleriyle snrlarmza dayandlar! Hl bo eylerle oyalanp avunmaya devam edecek misiniz?" Gerekten de byledir. Fakat gsterilen sebepten tr deil, byle bir k o n u m a n n o lkede bizzat dncenin iflasnn en ak itiraf olmasndan dolay. Sylenilene gre lke fiili bir igal yahut istiladan daha ar bir tehlikenin altndadr, n k bu d u r u m u n dourduu umutsuzluk, vaki tehlikenin ihsas ettirilemez, gsterilemez olmasndan tr, bilfiil gereklemesi halinde douraca umutsuzluktan daha vahimdir. O halde niye durup sormuyoruz: Bir tehlikeyi tehlike olarak alglayabilmek iin onun tehlike olmaktan kp btn tehditkr unsurlaryla tahakkuk etmesi mi lazmdr? Eer orada dnce varsa, o n u n ii nedir? Dnce uzak olan yaknlatrmaz, yakn olup gze arpmayan yeniden grnr hale gelecek uzakla yerletirmez mi? Temsil, temessl, misal, mesel dncenin oyuncaklar deil midir? Ancak hayvanlar iinde b u l u n d u k l a r anda yaar ve daha tesini ne grr ne de o n u n iin tasalanrlar. Bak gelip boazlarna dayanmadka, hatta fiilen ban acsn hissetmedike kurbanlklarnn farkna varmazlar. D e m e k , k i hayat hangi dzeyde yaanrsa yaama kabiliyeti de ona gre e k i l l e n m e k t e ve o dzeye inmektedir. Btn zamanlar b o y u n c a insana insanlna uygun bir hayat teklif edilmitir, ki insan olarak sahip olduu kabiliyet ve melekeleri kaybetmesin. nsan da aksine hep kolay olan semitir. Fakat bu kolayclk tercihi her zam a n sahip olunanlarn kaybyla sonulanmtr. D n m e k insana zg etkinliklerin iinde en zor ve en yksek olandr. Dnme: bir etkinlik: stelik yle sradan bir etkinlik de deil: en yksek olan? Cmle da1

Kant - S c h o p e n h a u e r - Heidegger Dncenin ars

ha t a m a m l a n m a d a n itirazlar birbirinin ardna yzne patlayacaktr:


"...Bu (en y k s e k etkinliin) d n s e l e t k i n l i k (0wpa) olduu daha nce gsterildi; bu daha nceki temellendirmelerimize ve h a k i k a t e uygun g r n e n bir s o n u t u r . Bu en y k s e k etkinliktir, n k b i z d e k i en y k s e k ey akldr ve a k l n objeleri bilinebilir en y k s e k eylerdir. Ayrca bu en d e v a m l etkinliktir; n k biz sair her eyden d a h a kolay b i i m d e srekli olarak d n s e l e t k i n l i k t e bulunabiliriz... Her h a l k r d a felsefenin h e m saflk h e m s r e k l i l i k b a k m n d a n h a r i k u l a d e hazlara sahip o l d u u d n l r ve b i l e n l e r i n z a m a n l a r n , arayanlardan daha h o a g e i r m e l e r i beklenir. Ve sz e d i l e n kend i n e yeterlilik d e e n y k s e k d e r e c e d e d n s e l etkinlie ait g r n r , n k bilge kii, adalet veya djer herhangi bir erdeme sahip kii gibi, hayat iin zaruri olan eylere ihtiya duyar; fakat onlarn bu (erdemlere) yeterli d e r e c e d e sahip olduklarn varsaysak bile adalet sahibi k i m s e ayrca o n l a r a ve o n l a r l a birlikte adil b i i m d e davranaca insanlara da ihtiya duyar, ayn ey m u t e d i l , c e s u r kii ve dierleri iin de geerlidir. Fakat bilge kii k e n d i bana d n m e e t k i n l i i n d e b u l u n a b i l i r ve o ne kadar bilgeyse, b u n u o kadar iyi yapabilir. K u k u s u z birlikte e t k i n l i k t e b u l u n a c a k i m s e l e r e sahip o l m a k d a h a iyi dir, fakat o yine de k e n d i n e en yeter kiidir. Ve sadece bu etk i n l i k kendisi iin, k e n d i n d e n t r sevilir g r n r ; n k o n d a n (Oecopic: t e f e k k r ve temaa:) d n m e d n d a h i b i r ey hasl o l m a z ; h a l b u k i pratik e t k i n l i k l e r d e n , o iin kendisind e n ayr olarak, her z a m a n az ya da o k bir eyler kazanrz. Keza m u t l u l u u n serbestlie (xoXr]) d a y a n d n a inanlr; n k nasl ki savan h e d e f i bar ise, b t n i l e r i m i z i n amac da serbestiliktir... m d i , nasl ki siyasi ve askeri e t k i n l i k l e r s o y l u l u k ve ycelikleri b a k m n d a n e r d e m e uygun e t k i n l i k l e r a r a s n d a n e karsa, a m a b u n l a r s e r b e s t i l i k l e b a d a m a z v e k e n d i l e r i n d e n t r seilmeyip. k e n d i t e l e r i n d e bir a m a c h e d e f l e r l e r s e ve d n s e l (eccpriTiKod) o l a n a k l n e t k i n l i i b u n l a r v a k a r b a k m n d a n aar ve k e n d i t e s i n d e h e r h a n g i bir a m a c hed e f l e m e z ve t a m a m k e n d i n e ait o l a n bir hazza s a h i p grnrse ve bu, o e t k i n l i i k a m l a r s a , eer bu byle ise, bu etk i n l i k t e k e n d i n e yeterlilii ve s e r b e s t i l i k i m k n n ve insan iin m m k n o l d u u k a d a r y l m a z l - y o r u l m a z l bulaca-

12

Dnce Dnlr

mz aikrdr. D e m e k ki kusursuz m u t l u l u u burada buluyoruz, tabii eer hayatn t a m a m n kapsarsa; n k m u t l u l u k t a e k s i k o l a n h i b i r ey o l a m a z . Fakat b y l e b i r h a y a t i n s a n i i n o k y k s e k o l a c a k t r . O b i r i n s a n o l d u u k a d a r y l a ( b y l e bir) hayat yaamaya g yetiremeyecektir, ancak o n d a Tanrsal b i r ey o l d u u k a d a r y l a ( b u m m k n o l a b i l e c e k t i r ) ; o n u n bil e i k d o a m z d a k i (yeri) n e k a d a r s t n s e , e t k i n l i i d e t e k i erdem trlerine uygun olan etkinliklerden o kadar stndr. Eer a k l i n s a n a k y a s l a T a n r s a l ise, o z a m a n o n a u y g u n ( o n u n e t k i n l i i y l e r l ) h a y a t d a i n s a n h a y a t n a k y a s l a Tanrsaldr. m d i i n s a n o l a r a k i n s a n i eyleri, l m l o l a r a k l m l eyleri d n m e m i z i s a l k v e r e n l e r e k u l a k a s m a m a l , f a k a t elimizden geldiince kendimizi lmszletirmen ve iimizdeki e n iyi, e n y c e eyle u y u m i i n d e y a a m a k i i n h e r eyi yapmalyz. Bu yanmz ktlece k k olsa bile i m k n ve kymet b a k m n d a n h e r eyi o k o k aar. O i n s a n n asl ( h k m e d e n ) v e e n iyi t a r a f o l d u u i i n her kiiyi k e n d i s i y a p a n n d a a k l o l d u u n u k a b u l e t m e k g e r e k i r . m d i e e r i n s a n k e n d i hayatn d e i l d e b a k a b i r eye ait o l a n n k i n i y a a m a y s e e r s e b u tuhaf olacaktr. Daha nce sylediimiz burada da geerli: h e r b i r eye u y g u n (zg) o l a n d o a s g e r e i o ey iin en iyi ve en ho olan eydir, akl her eyden n c e insann kendisi o l d u u i i n a k l a u y g u n h a y a t , i n s a n i i n e n iyisidir. B u y z d e n o a y n z a m a n d a e n m u t l u hayat o l a c a k t r .

Aristoteles, Nikomakhos'a Etik


(X. K i t a p , 1 1 7 7 b - 1 1 7 8 a ) *

Kitap b y k Alman d n r n n ikisi mstakil, biri seki, n e m l i m e t n i n i iermektedir. Bunlardan kitap ierisindeki srasyla ilki, insann d n e n bir varlk o l u p olmadn veya d n m e n i n o n u n znn belirlenmesine katksnn hangi boyutlarda o l d u u n u sorgulamaktadr. nsan dnr, d n d k l e r i yapp eylediklerini ekillendirir, yapp eyledikleri d n e r insann ne o l d u u n u resmeder, o n u n z n belirler. D n m e d e n sz aldnda hep tekrarlanan budur. Peki bu ba ya* Ayn dorultuda bkz. Aristoteles, Metafizik, XII, 7: 1072b.

13

Kant - S c h o p e n h a u e r - Heidegger Dncenin ars

hut illiyetin kurulmas bu kadar basit midir? "nsan dnen varlk"tr sz, zerine d n l m e d e n h e m e n doru kabul edilecek ve sorgulanmaya ihtiya duyulmayacak kadar ak bir ifade midir, deilse bu bandan beri mi byledir, y o k s a bizim yaadmz dnyaya m mahsustur? Metin, yaamay setiimiz hayat ve geri d n d r l e m e z b i i m d e sktmz darboaz nedeniyle daha da yaamsal hale gelmi olan b t n bu hususlar dnmeye davet e t m e k t e d i r okuru. Kitabn ikinci b l m n oluturan metin, sorgulamay daha da derinletirerek dnce dediimiz eyi kklerinden kavramaya almakta ve u sorularn cevaplarn aramaktadr: D n m e k ne y a p m a k t r - F i k i r ve kanaat e d i n m e k ? karmda b u l u n m a k ? Bir tasavvur oluturmak? Dlere dalp dlemek? Kavramlara dayal bir m o d e l yahut sistem k u r m a k - Hangisini " d n m e " diye arrz bunlarn? "ki bin be yz yldan beri d n m e n i n temel ayrt edici zellii olarak kabul edilegelen nedir?" Mantk ve d n m e arasnda nasl bir iliki vardr? "Geleneksel d n m e retisi neden u ilgin ' m a n t k ' ismini tar?" iir dncenin karsnda nerede durur? "Tam hakkyla dnebiliyor o l m a m z iin ihtiya d u y d u u m u z n koullar nelerdir? Her defasnda dnmeyi t a m anlamyla yerine getirebilmemiz iin bizden istenen nedir?" Dnyann ve insann geldii yer her haliyle dnmeye arda b u l u n u r k e n , karlatmz her mesele bizi d u r u p dinlemeye, dinleyip d n m e y e davet ederken dncenin izine rastlanmamas, insann d n m e karsndaki bu serkelii neyin alametidir? D n m e neyi bekler? Dnme neye, ne dnmeye davet eder? O nedir ki baka bir eye deil de dnmeye davet eder?
14

Dnce D n l r

Btn bu sorular millete ve topyekn insanlka geldiimiz noktada bugn her zamankinden daha fazla sorulmaya ve cevaplar zerinde dnlmeye muhta sorulardr. Belki de hepsi derlenip toparlanarak tek bir soruyla, "Dnmenin bekledii ve dnmeyi bekleyen nedir?" sorusuyla ifade edilebilir. Elbette sadece millete deil, topyekn insanlka. Fakat yine de geldiimiz noktann arz ettii vehamet ve aciliyet nedeniyle ncelikle millete... Yeterlilik koullar olutuktan sonra bugn yaadmz dnyada ve bilhassa lkemizin artlar gz nnde bulundurulduunda dnmenin nndeki engeller de ayrca dnlmeye muhtatr. Kitap ierisindeki nc metin "dogmatizm"i bu engellerin en byklerinden biri olarak gstermekte ve akl, dnmenin bu en byk dmannn tasallutundan kurtarmann, dolaysyla dnmenin muhtariyetini savunmann yollarn aramaktadr. Ve o k u r u bir bakma tersinden, dogmatizmin, grmezden gelme, grp geme, kanksama, umursamama, durup dinlememe gibi her biri yakn zamanlara mahsus olan ve srdrlemez noktaya gelinceye dek kurban olmaya devam edeceimiz tela ve aceleciliin sonulan olarak grlmesi gereken engelleri de glgeleyecek kertede dnmenin nndeki en byk barikat oluturup oluturmadn, orada eletiri konusu edilen dogmatizmin, o haliyle olmasa bile, varln hl srdrp srdrmediini, eer srdryorsa, aradan bir "eletiri a" gelip gemi olmasna ramen neden srdrdn, o gnn dogmatizminin yerini bugn nasl ve ne adna bir dogmatizmin aldn dnmeye davet etmektedir. Dnme her eyden evvel bir gr yahut kanaat sahibi olma, bir ey veya bir d u r u m hakknda bir tasavvur

Kant - S c h o p e n h a u e r - Heidegger Dncenin ars

hut illiyetin k u r u l m a s bu kadar basit midir? "nsan dnen varlk"tr sz, zerine d n l m e d e n h e m e n doru kabul edilecek ve sorgulanmaya ihtiya duyulmayacak kadar ak bir ifade midir, deilse bu bandan beri mi byledir, yoksa bizim yaadmz dnyaya m mahsustur? Metin, yaamay setiimiz hayat ve geri d n d r l e m e z b i i m d e sktmz darboaz nedeniyle daha da yaamsal hale gelmi olan b t n bu hususlar d n m e y e davet e t m e k t e d i r o k u r u . Kitabn ikinci b l m n oluturan metin, sorgulamay daha da derinletirerek dnce dediimiz eyi kklerinden kavramaya almakta ve u sorularn cevaplarn aramaktadr: D n m e k ne y a p m a k t r - F i k i r ve kanaat e d i n m e k ? karmda b u l u n m a k ? Bir tasavvur oluturmak? Dlere dalp dlemek? Kavramlara dayal bir m o d e l yahut sistem k u r m a k - Hangisini " d n m e " diye arrz bunlarn? "ki bin be yz yldan beri d n m e n i n temel ayrt edici zellii olarak kabul edilegelen nedir?" Mantk ve d n m e arasnda nasl bir iliki vardr? "Geleneksel d n m e retisi neden u ilgin ' m a n t k ' ismini tar?" iir dncenin karsnda nerede durur? "Tam hakkyla dnebiliyor o l m a m z iin ihtiya d u y d u u m u z n koullar nelerdir? Her defasnda dnmeyi t a m anlamyla yerine getirebilmemiz iin bizden istenen nedir?" Dnyann ve insann geldii yer her haliyle d n m e ye arda b u l u n u r k e n , karlatmz her mesele bizi d u r u p dinlemeye, dinleyip d n m e y e davet ederken dncenin izine rastlanmamas, insann d n m e karsndaki bu serkelii neyin alametidir? D n m e neyi bekler? D n m e neye, ne dnmeye davet eder? O nedir ki baka bir eye deil de dnmeye davet eder?
14

Dnce D n l r

Btn bu sorular millete ve topyekn insanlka geldiimiz noktada bugn her zamankinden daha fazla sorulmaya ve cevaplan zerinde dnlmeye muhta sorulardr. Belki de hepsi derlenip toparlanarak tek bir soruyla, "Dnmenin bekledii ve dnmeyi bekleyen nedir?" sorusuyla ifade edilebilir. Elbette sadece millete deil, topyekn insanlka. Fakat yine de geldiimiz noktann arz ettii vehamet ve aciliyet nedeniyle ncelikle millete... Yeterlilik koullar olutuktan sonra bugn yaadmz dnyada ve bilhassa lkemizin artlar gz nnde bulundurulduunda dnmenin nndeki engeller de ayrca dnlmeye muhtatr. Kitap ierisindeki nc metin "dogmatizm"i bu engellerin en byklerinden biri olarak gstermekte ve akl, dnmenin bu en byk dmannn tasallutundan kurtarmann, dolaysyla dnmenin muhtariyetini savunmann yollarn aramaktadr. Ve okuru bir bakma tersinden, dogmatizmin, grmezden gelme, grp geme, kanksama, umursamama, durup dinlememe gibi her biri yakn zamanlara mahsus olan ve srdrlemez noktaya gelinceye dek kurban olmaya devam edeceimiz tela ve aceleciliin sonular olarak grlmesi gereken engelleri de glgeleyecek kertede dnmenin nndeki en byk barikat oluturup oluturmadn, orada eletiri konusu edilen dogmatizmin, o haliyle olmasa bile, varln hl srdrp srdrmediini, eer srdryorsa, aradan bir "eletiri a" gelip gemi olmasna ramen neden srdrdn, o gnn dogmatizminin yerini bugn nasl ve ne adna bir dogmatizmin aldn dnmeye davet etmektedir. Dnme her eyden evvel bir gr yahut kanaat sahibi olma, bir ey veya bir d u r u m hakknda bir tasavvur
15

Kant - S c h o p e n h a u e r - Heidegger Dncenin ars

Dnce Dnlr

oluturma, bir dizi ncllerden hareketle muhakemeye bavurarak geerli bir sonuca ulama deildir. Dnme bilimler gibi bilgi retmez, hayat iin ie yarar, kullanl kestirmeler sunmaz. O kestirmelerin nda alelacele harekete gemek iin gerekli olan kr kararll beslemez. Dnme her eyden evvel b u g n k bu h e n g m e n i n ve o n u n basmakalp kanaatlerinin zorbalnn ortasnda fert olmay, k e n d i n e zg duyua ve bulunua - vicdana sahip olmay gerekli klar. D n m e zgrce, a m a asla ftursuzca deil, sorgulamay, zden gelen, yneldiini deil, kendisini zorlayan sorular sormay gerekli klar. Bu ise yalnzl ve sessizlii. Hayatn y k n kendi bana omuzlamay, tuttuu yolda kendi bana anlam aray iinde olmay. Kapanmay ve kapanarak dnceyi besleyip dourtacak d n r l e r i n dnceleriyle iliki kurmay. nsann ve dnyann nerelerden geip buralara geldiini. Sonra dinlemeyi. Ve beklemeyi. Dnme bir meseleyi dnrken onu asla kendini beri tutarak stnkr dnmez. Yzeyde grd benzerlikleri birbirine raptederek aceleci sonulara varmaya abalamaz. Kutsala gsterdii saygyla btn varlyla o n u n zne, hakikatine ermeye abalar hep. Onu kendi bana ele alp ait olduu btnlkten hunharca koparmaz. Balara dindarca bir zen gsterir, onlar koparmay en byk dinsizlik addeder. Dnme dinler. Ve bekler. D n m e neyin asli neyin tli o l d u u n u , doas gerei neyin ne tr bir kantlamaya gereksinim d u y d u u n u ve neyin her trl kantlama abasndan vareste t u t u l u p kendiliinden apaikr saylacan bilir ve b u n u en by k ayrcal beller. Ve ancak bu terbiyeye sahip olanlara m u h a t a p gzyle bakar. Dnme bir yandan balara dindarca bir zen gstererek, dier yandan ufuksuz tecrit denizinin dalgalar-

n soyluluundan gelen sarslmaz itiyakla birer birer kulalayarak ilkelere doru y o l c u l u u n u sabrla, azimle srdrr: D n m e n i n tek derdi hakikattir. T e k ve biricik sadakati onadr. Onunla m a h z u n olur, o n u n l a srura erer. O n u n uzana dmeyi en byk srgn bilir. Onun yak n n d a olmay balarn en by. D n m e n i n karsnda dnya m e u m s o n u n a doru her gn biraz daha yaklarken "gnein altnda gnler birbirini kovalar ve gnlerin getirdii hep ayndr, her eyin illki bir z m vardr" geniliiyle n n e gelen her eyin zerine paldr k l d r yryen anlayszlar o r d u s u ve o n l a r n " p r o j e " l e r i vardr. Onlar her eyi basit bir hesap kitap meselesi olarak grrler. Onlar dnceyi sadece douraca sonulara, y o l u n u aaca hareket tarzlarna veya kalplarna gre deerlendirirler ve dnceyle kar karya kaldklarnda soracaklar ilk soru "Peki, a m a bize b u n u n s o m u t , elle t u t u l u r ne faydas vardr?" sorusudur: Bu soru ok d a h a kstahlaabilir, bu o n u n en m a s u m halidir. Onlarn nazarnda her ey basittir, z m o l m a y a n ey yoktur, varsa m u t l a k a bir z m vardr. M h i m olan en ksa, en kestirmeden, bakldnda kolayca g r l e b i l e n s o n u t u r , o n u n ne pahasna ve hangi y o l d a n elde edildiinin n e m i yoktur: Kolaycln kural tanmazla, o n u n da ilkesizlie evrilmesinde ve s o n u n d a sahteliin ve sahteciliin her eyi bylesine teslim alacak bir yaygnla ulamasnda alacak bir taraf o l m a s a gerektir. Son birka on yla kadar bu lkede srekli olarak telifsizlikten ve fikri sefaletten ikyet edilirdi. El atlan hangi mesele olursa olsun, isterse m n h a s r a n bu topraklara ve zerinde yaayan insanlara mahsus olsun,
1 7

Kant - S c h o p e n h a u e r - Heidegger Dncenin ars

Dnce D n l r

drt ba m a m u r telif bir esere, derin bir tefekkr mahsul bir fikre tesadf edilemiyor deniyordu. Fakat u son on ylda h e m e n her k o n u d a kapaklarnda yerli isimlerin boy gsterdii neriyata tesadf ediyoruz, lkin ikyetlerin kesildiine tank olmuyoruz. Her ne kadar bu ikyetler imdi eskisi kadar gr ve iddetli deilse de. Sorulsa ikyet sahiplerine, diyecekleri " b u ikyetlerin eskisine nazaran g iitilir olmas hakllndan bir ey yitirmesine deil, olsa olsa seslendirenlerin mevzi kaybettiklerine karine tekil eder" cmlesinin daha genilemi biimi olacaktr herhalde. Her eyin bir kolayn b u l m a n n ve o n u n yerine sureta benzerini koymann yolunu bulmutuk bulmasna, a m a sra dnceye geldiinde hl artakalan edep duygum u z d a n m, hl o n u n sureta benzerine itibar etmeyecek kadar sahicilie d k n l m z d e n mi, yoksa dncenin hakikatinin sahtesine z l e m e m e s i n d e n m i nedendir bilinmez, dncenin bir kolayn bu zamana kadar bulamamtk. S o n u n d a o n u da bulduk. imdi artk herkesin k o l t u u n u n altnda bir " p r o j e " var. Kimse de kp demiyor: Tasas olmayann tasars olmaz; "tasar" denen ey yaad ann snrlar iinde skp kalmayarak en az yarn iin tasalanabilecek kadar zihin saln, hafza b t n l n k a y b e t m e m i , d n b u g n ve yarn bir arada d n e b i l e n kimselerin elinden gelebilecek bir eydir. Eer bu lke beka dedii eyi bir itiyat olarak deil de adna yarar bir ciddiyetle, talep ettii zenle dnyor ve onun iin gerekten tasalanyorsa, onu olmayacak yerde ve kendisine hi hayr dokunmayacak eylerde aramak yerine mutlaka dnceye "hayat hakk" tanmal, dnceyi dnebilecek kadar hayat gailesinden kurtarp sesi-

ni duyurabilecei bir yere yerletirmelidir. Ama dnceye "hayat hakk" tanyaym derken "dnce ve ifade zgrl" ad altnda herkesin her eyi ulu orta syleyebilmesinin nn aarak ve Pandora'nn kutusunda gnei grmeyen hibir ey kalmasn diye, kapa amakla kalmayp, bir de ne yaptn bilmez bir aymazlkla ters evirip silkeleyerek btn uursuzluklar ortala samamal, bylece dnmenin en byk hasmn besleyip grbzletirmemeli, dnceyi sesini duyuramayaca kr karanlklara, boucu grltlere m a h k m etmemelidir. Hasl ki b t n uzuvlar yerli yerinde ve ba da gvdenin zerinde k a l m a d k a insan denilen canl hayatiyetini srdremezse, insan dnyasnda da her ey yerli yerinde d u r m a d k a , o dnyann fertleri hadden h u d u t t a n haberdar olmadka, nerede neyi k o n u u p nerede susacaklarn, nerede neye kar harekete geip hangi noktada duracaklarn b i l m e d i k e o dnya ayakta kalamaz. Fakat biz sadece eyleri yerinden etmekle kalmadk, bir zamandan beri atn n n e et, itin n n e ot koyarak bu lkede yerinden edilen eylerin yerlerine iade edilmesinin n n e bile bile ve kasten gemeye altk. Unutulmamal: Dnce insan dnyasndaki yeri neresiyse orada o l m a d k a , o yere o n u n sureta benzerlerinin tasallutu bertaraf e d i l m e d i k e , karlalan her sorunu z m e denemesi yeni ve stesinden gelinmesi daha da zor sorunlar d o u r m a k t a n baka bir eyle neticelenmeyecektir. Bir mesele kendisini kendiliinden gsterecei ykseklikten g r l m e d i k e izafiliinden bir ey kaybetmeyecek ve dolaysyla bir mesele olarak varln koruyacaktr. zafi grle yetinilmeyip bir de ondan hareketle o meselenin z m n e yeltenilecek olursa bu kalkma
19

Kant - S c h o p e n h a u e r - Heidegger Dncenin ars

bir zorlamayla, o da yeni ve daha yksekten grlmesi gereken bir meselenin doumuyla sonulanacaktr. Eer bu bir hakikatse, b u n u n dnya zerinde bizden daha ibret verici misali zor bulunur. Bir eyin yerinden edilmesine "zulm" demiiz, daha dorusu ona btn zulmetiyle dilimizi ve gnlmz amz, amakla kalmam dilimizde ona tnsyla, armyla, zaman ierisinde zerine toplad mana ve tazammunlaryla tyler rperten bir yer tahsis etmiiz, imdi her ey yerinden ediliyor, her ey her eyin yerine gz dikiyor, klmz kprdamyor: Duymayan biz miyiz, duyurmaz olan bylesine dehetli tnlar, armlar olan szck m? Szckler ne zaman ardklarn armaz hale gelir, ardklar ne zaman arana ayak diremeye balar ve armaya boyun eerek g r n r hale gelmez olur? A m a b t n bu yerinden etmelerin bir neticesi olarak dnyann her gn biraz daha yaklat hazin s o n u n uursuz habercilerine yle szckler b u l u p veriyoruz ki hi kimse d n p de b a k m y o r bile. O szcn sylediiyle irkilip sylenene kulak kesilmiyor, kulak kesilip de k e n d i m e eki dzen vereyim demiyor. Szgelimi havan n veya sularn snmasndan sz eder gibi, dnyay bekleyen byk felakete gayet m a s u m bir edayla "kresel snma" diyoruz ve zaten o n a byle bir isim vermekle peinen, o n u n sylediini kaale alarak hibir eyimizi deitirmeyeceimizi, bizi bu noktaya getiren yoldan hibir surette dnmeyeceimizi de i m a etmi oluyoruz: nsanlar gemite tecrbe ettikleri ve iinde bu kadar olmasa bile kendince hayati tehlikeler barndran eyleri byle mi aryorlard? imdi biz durup dnyor muyuz: Scakln kurakla dnmesi, kurakln kralama ve llemeyle netice20

Dnce D n l r

lenmesi neyin iaretidir? niye her ey haddini ap bir arlktan dierine savrulup durmaktadr srekli? niye arlklar arasnda l ve denge, nispet ve itidal teesss etmiyor da biri dierini srekli besleyip duruyor doymamacasna? Doann ktn idrak etmek iin daha ne ile uyarlmamz lazm? Btn bu sorular zorluyor: Dilimizi zel bir abayla ksrlatrdk, ksrlaan dil dimamz idi etti ve o ksrlkla idiliin m a h s l d n d dilimizi b t n suniliiyle bir daha ilkah etti ve i m d i iinde kvranp durdu u m u z fikri iktidarszlkta aldk soluu. Bu kvranp durma bu gidile er ge d e b e l e n m e y e d n e c e k ve o n u n e m e k l e m e abalar dikelmeyle deil, olsa olsa srnmeyle sonulanacaktr. Eer bu ksrlatrma abas ait o l u n a n dnyann d i l i m i z d e k i balarn k o p a r m a y ve o n u n z m z d e k k l e m e s i n i engellemeyi hedefliyorduysa, neden dahil o l u n m a y a allan dnyann tayc dilleriyle iliki k u r m a y d e n e m e d i k yleyse? Neden Greke veya Latince, o k u l l a r d a zorunlu ders olarak okut u l m a d ? n k her yerde o l d u u gibi burada da kolaycl setik. Sorulabilir: Durum m a d e m bu kadar vahim, o halde neden bu d u r u m u n kendi z n d e n kaynaklanan vehamet ve o n u n sebepleri zerine d n l m y o r da, o n u n zne yabanc k a l m a k pahasna, baka diyarlarda kaleme alnm metinlerden bir derleme hazrlanmakla yeriniliyor? Aceleci bir soru olsa da, bir mazeret b u l m a telayla deil dncenin bu topraklardaki gelecei iin ve srf d n c e n i n esenlii gzetilerek cevaplanmali: Bu kadarn d n e n elbette o n u da dnebilirdi ve bu kadar21

Kant - S c h o p e n h a u e r - Heidegger Dncenin ars

n ortaya k o y m a k iin gerekli olan yeterlilik en azndan insaf ehlinin nazarnda o n u n da v c u d a getirilebileceinin karinesini tekil eder. Ancak bir ey u n u t u l m a k t a d r : Byle bir ey iin o n u n , karln a l m a k deil, o sayede bir yerlerde o l m a k veya g r n m e k hi deil, en mtevaz insann en asgari ve zecri ihtiyalarn ve m u t l a k a aln teriyle ve gnl huzuruyla karlama endiesinden, o n u n gailesinden uzak kalmas gerekir. n k d n m e insan etkinlikleri iinde en kskan olandr. O asla kendisi iin gerekli olan gcn bir k s m n n baka eylere sarf edilmesine raz olmaz. T m n n kendisi iin kullan m a hazr olmasn talep eder. Byle bir hazrlk olmadka, o n u n talep ettii huzur o n a ve sadece o n a tahsis edilmedike, dier artlar ne kadar msait olursa olsun, ortaya kan ey bir dnce tasla olarak kalacak ve daha teye gidemeyecektir. Dncenin istedii, kkler konaklar deildir. Kimsenin y o l u n u n dmedii uzak, izbe, tenha bir kede, bir dan banda ban sokacak bir kulbesi olsun, baka bir ey istemez. O, insanlarn ayan kaydran eylerle ayartlmayacak kadar g r m geirmi ve onlara kar iyice bilenmitir. Onlar durgun denizini dalgalandramayacak kadar boluunu ve beyhudeliini gstermitir ona. A m a yine de insanlar o n u kendileri iin en b y k tehlike addederler. ne ki dncenin bu lkedeki yazgs daha da ardr: O, niversitelerden uzaklatrlr. Matbuatta bir yer bulamaz. Krslerin yanna yaklatrlmaz. Sesini duyurabilecei her imkn, her vasta elinden alnr. Kendini bir para olsun yakn hissedebilecei her ey zel bir abayla esirgenir ondan. Byleyken kimselere derdini anlatamaz, vasatlk az birlii eder, az atrmaz ona, bir sz erh
22

Dnce Dnlr

eyleyemez.

En

yaknndakiler bile

halinden

anlamaz

onun. Yabancs olduu bu dnya biganedir ona. O ki zararszdr. Hayrdan baka bir ey dilemez. Ancak gittiinde anlalr, uzaklatnda kadri bilinir, t m hakikatli eyler gibi. Dnce b t n hakikatli eyler gibi sessizdir. n k baka bir eyin deil hakikatin dr. Tannmad, kadrinin bilinmedii yerde, dier hakikatli eyler gibi, direerek kalmaz. Diremek, ayak s r m e k sahte eylerin zelliidir, n k bu direme bizzat sahteliin z n d e n kaynaklanr. n k sahtelik dediimiz eyin bizzat kendisi direerek var olur, o n u n kendine ait bir varl yoktur, o gerekte olmad halde yle g r n r ve o grntyle hakikate tasallutta bulunarak varlk gsterir ve sonra o n a ayak direr. Eer insanlar hakikate itibar etmezlerse, kendilerinde hakikatin tuttuu yeri sahtelik alacandan hakikat sessizce geri ekilir. Bugn olduu gibi. Her trl varlk iddiasna ramen y o k l u k t u r epeevre kuatan drt bir yanmz, belli ki bu o k ge anlalacak.

23

KEND KENDNE DNMESN RENMEK A. Schopenhauer

KEND KENDNE DNMESN RENMEK*+


Bir ktphane ok geni olabilir; fakat eer dzensiz ise k k ama derli toplu bir ktphane kadar kullanl ve yararl deildir. Benzer ekilde bir insan ok byk bir bilgi ynna sahip olabilir, fakat kendi kendisine zerinde dnerek bu bilgiyi gerektii gibi ilememise bu bilgi, zerinde tekrar tekrar ve uzun uzadya d n l m ok daha kk bir bilgi miktarndan daha kymetsizdir. nk bir insan, ancak drt bir taraftan toplad bilgiyi bir araya getirip bildii eyleri, bir doruyu dieriyle karlatrarak bir araya getirdii zaman o n a t a m a m e n hk i m olur ve onu kendi gcne-melekesine dntrr. Bir insan bilmedii bir eyi zihninde evirip eviremez, dnemez; bu yzden nce bir eyi renmelidir; fakat bir insan ancak zerine dnd eyi bilir. O k u m a k ve r e n m e k herhangi bir k i m s e n i n kendi zgr iradesiyle (keyfe keder) yapabilecei eylerdir; fakat dnmek byle deildir. D n m e tpk bir ate gibi bir cereyanla ya da hava akmyla t u t u t u r u l m a k ve konuya duyulan bir ilgi ile beslenmelidir. Bu ilgi btnyle nesnel ya da t a m a m e n znel t r d e n olabilir. Bu s o n u n c u s u bizi ahsen ilgilendiren eylerde ortaya kar, fakat nesnel ilgi doas gerei d n e n ve d n m e kendileri iin nefes a l m a k kadar tabii bir ey olan kafa* Parerga und Paralipomena, Bd. II, Kap. XXII: Selbstdenken. + (Metinde ve dipnotlarda Keli parantez iinde yer alan aklamalar evirmene aittir.)

Kant - S c h o p e n h a y e r - Heidegger Dncenin ars

larda ve sadece onlarda b u l u n u r ; fakat bunlar seyrek rastlanan kimselerdir. Bu sebepten t r d r ki okur-yazar kimselerin ou b u n d a n o k az nasiplenmitir.
* * *

D n m e n i n ve o k u m a n n insan zihni zerinde meydana getirdii etkiler arasndaki fark inanlamayacak kadar byktr. Zihinler arasnda bir insan d n m e y e , dierini o k u m a y a gtren asli farkllk bu yzdendir ki srekli olarak byr. O k u m a k l a insann o an iinde bulunabilecei ruh haline ve eilimine yabanc olan dnceler, zihni zorla ele geirir ve zerine damgasn bast b a l m u m u n a m h r ne kadar yabancysa bu dnceler de zihne o kadar yabancdr. Bylelikle zihin btnyle dardan gelen zorlama altndadr; unu veya bunu dnmeye zorlanr, her ne kadar o an iin byle bir eye zerrece eilimi veya istei y o k ise de. Fakat bir insan kendi kendisine d n n c e o an iin ya evresi ya da zihnine den belli bir ey tarafndan belirlenmi olan kendi igdsn takip eder. nsann (algsna, sezgisine k o n u olan) g r n r evresi zihne, o k u r k e n olduu gibi tek bir belirli dnceyi zorlamaz, sadece doasna ve m e v c u t ruh haline uygun olan ey zerine dnmeye gtrecek m a l z e m e y i ve vesileyi sunar ona. Dolaysyla ok o k u m a n n zihni her trl esneklikten yoksun klmasnn nedeni b u d u r ; bu tpk bir elik yay srekli tazyik altnda t u t m a k gibidir. Eer bir insan d n m e k istemezse b u n u n en gvenli yolu her ne zaman yapacak baka bir eyi o l m a s a eline bir kitap almaktan geer. ok geni ve eitli konularda bilgi sahibi o l m a n n insanlarn ounu yaradla o l d u k l a r n d a n daha a h m a k ve budala yapmasnn ve yazdklarn herhangi bir baa28

Kendi Kendine D n m e s i n i r e n m e k

n kazanmaktan alkoymasnn sebebini aklayan ite bu alkanlktr.* Pope'un u dizesinde syledii gibi:

"For ever reading,

never to be read\"
(Dunciad III, 194.)**

Eitimli, renimli insanlar kitaplarn iindekileri okuyanlardr. Dnrler, dhiler ve dnyay aydnlatp insan s o y u n u n ilerlemesine katkda b u l u n m u olanlar, dorudan tabiat k i t a b n d a n yararlananlardr.
* * *

Eer bir insann dnceleri, iinde hakikati ve hayat barndracaksa, bunlar o n u n kendi t e m e l dnceleri o l m a l d r . * * * n k o n u n gerekten ve t a m a m e n anlayabildii sadece bunlardr. Bakalarnn dncelerini o k u m a k , kiinin davet edilmedii bir yemein artklarn almas ya da bir yabancnn yrtk d k k elbiselerini zerine geirmesi gibidir. O k u d u u m u z dnceyle iimizde uyanan dnce arasndaki iliki, tarih ncesi zamanlardan kalma bir bitkinin fosillemi kalntsnn baharda t o m u r c u k l a n a n bir bitkiyle ilikisi gibidir.
* * *

O k u m a k bir k i m s e n i n kendi dncelerinin yerine bir i k a m e d e n eline verir. Bunca kitap ne kadar o k yanl y o l u n olduunu ve eer bunlardan herhangi birisini takip etse ne kadar o k insann yanl yola debileceini gstermekten baka
* Yazanlar ok, dnenler azdr. ** ("Mtemadiyen okurlar, (bu yzden) hi okunmazlar.") *** Ya da: "inde hakikati ve hayat barndran sadece ve sadece bir insann kendi temel dnceleridir."

baka bir ey deildir. Bir insan bylelik-

le d n c e l e r i n i n dizginini, e k m e s i iin bakalarnn

29

Kant - Schopenhauer - Heidegger Dncenin ars

Kendi Kendine D n m e s i n i r e n m e k

bir ie yaramaz. FaKat Kendi dehasnn Klavuzluunda ilerleyen, bir baKa syleyile, Kendi Kendisine dnen, dardan hibir zorlama olmaKszm ve doru bir eKilde dnmesini renmi insan, Kendisini doru yoldan saptrmayacak amaz bir pusulaya sahiptir. Bu yzden bir insan, ancaK Kendi dncelerinin Kayna Kuruduu zaman okumaldr, Ki ou zaman en iyi Kafalarn durumu bu merKezdedir. Dier yandan bir Kimsenin eline bir Kitap alaraK Kendi z mal olan dncelerini rKtp Karmas en byk gnahtr. Bunun tabiattan yz evirip l bitkiler mzesini seyretmeye giden, yahut harikulade bir manzaray bir ta baskdan ya da gravrden incelemeye alan bir adamdan fark yoktur. Bir insan kendi kendisine d n e r e k bir hayli zaman ve aba sarf ettikten ve dncelerini bkp usanmadan birbirine uladktan sonra bir para doruya veya bir fikre ulam olabilir; a m a byle olmayabilir ve ayn eyi kendisini bunca zahmete s o k m a k s z n bir kitapta hazr olarak kolayca bulabilirdi. yle de olsa, eer o n a kendi kendisine dnerek ulam ise bu bin kere daha Kymetlidir. Bilgimizi, ancaK bu eKilde elde e t m e m i z halinde, elde ettiimiz ey b t n dnce sistemimizin btnleyici bir paras, canl bir uzvu haline gelir ve byleliKle bildiKlerimizle t a m ve salam bir iliKi ierisinde b u l u n u r ; btn sebepleri ve sonularyla (daha dorusu Kapsamlaryla) esasl bir eKilde, ancaK byleliKle anlalr. Kendi dnme tarzmzn rengini, ayrtsn ve damgasn ancaK byleliKle tar ve byleliKle t a m zamannda, tam da gereKsinim duyulduu anda ortaya kar; baland yere sapasalam balanr ve asla unutulmaz. Bu tam da Ooethe'nin (gereKten sahip o l a b i l m e m i z iin mirasmz Kendi aln terimizle Kazanmamz yolun-

daki] tavsiyesinin m K e m m e l e n gereKlemesi hatta yorumudur: Was du ererbt v o n deinen Vtern hast, Ertvirb es um es zu besitzen.* Kendi Kendisine d n m e s i n i r e n m i bir insan

Kendi Kanaatlerini Kendisi oluturur, otoritelere, ancaK daha sonra bavurur, bavururKen de amac sadece Kendi grlerini onlara teyit ettirmeK ve byleliKle Kendine olan inancn glendirmeKtir. HalbuKi Kitap-filozofu yola bu otoriteleri Koltuunun altna almadan Kmaz. BaKa insanlarn Kitaplarn oKur, onlarn Kanaatlerini toplar ve byleliKle Kendisi iin o n l a r d a n b t n bir sist e m oluturur. Byle bir sistem mahiyetine ve teekklne aKl erdiremediimiz bir r o b o t a (Qr.

automaton)

benzer. Buna KarlK Kendi Kendisine d n m e s i n i renmi insan, tabiatn meydana getirdii Kanl canl insana benzer. nK eser tpK bir insan gibi vcut bulur; d n e n Kafa dardan gebe Kalr ve daha sonra o n u r a h m i n d e tar ve zaman gelince dourur. Safi renilmi doru bize suni bir uzuv gibi baldr, taKma bir di veya yaptrma bir b u r u n ya da en iyi haliyle bir baKasnn doKusundan y a p l m a bir b u r u n gibi; o sadece takld veya t u t t u r u l d u u iin bize baldr; h a l b u k i bir kimsenin kendi kendine d n e r e k elde ettii doru tabii bir uzuv gibidir: gerekten bize ait olan sadece odur. Dnen insan ile r e n i m d e n gemi olm a k t a n baka bir meziyeti olmayan insan arasndaki fark b u n a dayanr. Dolaysyla k e n d i kendisine dnmesini renmi bir insann zihinsel kazanmlar gzel
* (Babalarnn mirasndan kalan Yeniden kazan, gerekten sahip olmak iin ona.)

30

31

Kant - S c h o p e n h a u e r - Heidegger Dncenin ars

bir resme benzer, ki k ve glge yerli yerinde, aklk ve koyuluklar y u m u a k , renk u y u m u m k e m m e l d i r ; tek kelimeyle o hayata sadktr. Halbuki b t n meziyeti r e n i m g r m o l m a k t a n ibaret olan kiinin zihinsel kazanmlar her trl renkle kapl, olsa olsa sistematik bi i m d e dzenlenmi, fakat uyumdan, bantdan ve anlamdan y o k s u n b y k bir palete benzer.
* * *

Okumak kiinin kendi kafas yerine baka birisinin


kafasyla dnmesidir. Fakat kiinin kendi kendisine d n m e s i tutarl bir b t n , bir sistemi - h e r ne kadar o t a m anlamyla eksiksiz bir sistem olmasa d a - gelitirm e k iin abalamasdr. Ve b u n u baka hibir ey, srekli o k u m a k suretiyle, bakalarnn dncelerinin cereyann* g l e n d i r m e k kadar engellemez. Deiik deiik kafalardan kan bu dnceler, farkl sistemlere ait olmalar, farkl renkler tamalar nedeniyle, hibir zam a n kendiliklerinden bir dnce, bilgi, anlay, yahut kanaat birliine ulamazlar; tersine kafay Babil (Kulesinin dikilmesinden sonra ortaya km) diller karmaasyla doldururlar. Yabanc dncelerle tka basa dolan kafa neticede vuzuh ve sarahatten, ak ve berrak bir anlaytan y o k s u n kalr ve belki de bir adm sonra akbeti zlp dalmadr. Eitimli insanlarn o u n d a bu gzlemlenebilir bir d u r u m d u r ve bu onlar saduyu, doru yarg ve pratik incelik b a k m n d a n , t e c r b e ve sohbetle ve az biraz o k u m a n n yardmyla, dardan ok az bir bilgi e d i n m i ve o n u da her zaman kendi dncelerine boyun edirip o n u n l a m e c z e t m i olan ou o k u m a m kimseye nazaran geri d u r u m d a brakr. Gerek manada ilim ile uraan dnr de ayn eyi, daha geni bir lekte yapar. Her ne kadar o k fazla
' (Yani bakalarnn dncelerinin zihnimize dolumasn...) 32

Kendi Kendine D n m e s i n i r e n m e k

bilgiye ihtiya duysa ve ok fazla o k u m a s gerekse de, zihni hepsine h k m e d e c e k , dnce sistemi iinde bunlar eritip h a z m e d e c e k ve anlaynn (izafi) organik birliine boyun edirecek kadar gldr, ki fevkalade genitir ve m t e m a d i y e n genilemesini srdrr. Sre ierisinde kendi dncesi, bir orgdaki kaln sesler gibi, her zaman her k o n u d a n sray alr ve her trden mzik paralarnn birbirine kart ve temel ses t o n u n u n t a m a m e n kaybolduu eski dncelerle dolu kafalarn hep kaderi o l d u u zere asla baka sesler tarafndan bastrlmaz.
* * *

Hayatlarn okuyarak geirenler ve bilgeliklerini kitaplardan elde edenler, bir lke h a k k n d a k i tam ve doru bilgiyi seyyahlarn anlattklarndan elde etmeye alanlara benzer. Bu insanlar birok ey h a k k n d a bir yn ey sylerler; a m a aslnda lkenin gerek d u r u m u hakknda ak, belirgin, doru ve tutarl bir bilgiye sahip deillerdir. Fakat hayatlarn dnerek geirenler, o lkeyi gezip grm, orada bizzat yaam olanlara benzerler; sadece bunlar onlarn anlatt eyin ne olduunu gerekten bilirler, oradaki eylere dair kendi iinde tutarl ve kapsaml bir bilgiye sahiptirler ve onlarn zne vakftrlar.
* * *

Eletirel bir tarihiye kyasla grg tan ne ise sradan kitap-filozofuna gre dnr de o d u r ; o dorudan kendisine ait bilgiyi (eylerin dolaymsz kavranndan hareketle) konuur. Bu sebepten t r d r ki kendi kendilerine dnmeyi renmi olanlar esas itibariyle hep ayn sonuca ularlar ve birbirlerinden ayrldklar zaman b u n u n sebebi farkl bak alarna sahip olmalardr, fakat bunlar ko33

Kant - S c h o p e n h a u e r - Heidegger Dncenin ars

n u n u n zne etki etmedii zaman hepsi ayn eyi sylerler. Hepsi de eya h a k k n d a yalnzca nesnel bir bak asndan kendi alglarnn s o n u c u n u dile getirirler. Yazd k l a r m d a yle pasajlar vardr ki paradoksal yaplarndan t r ou zaman halka aklamakta t e r e d d t etmiimdir ve sonradan h e m e n ayn dncelerin o k uzun zaman nce b y k adamlarn eserlerinde dile getirildiini grnce ho bir aknlk ierisinde kalmmdr. Kitap-filozofu sadece bir k i m s e n i n sylediklerini ve bir bakasnn kastettiklerini, yahut bir n c s n n ynelttii eletirileri ve benzeri eyleri aktarr. O farkl grleri karlatrr, l p bier, eletirir ve bir ey hakk n d a doru bir kanaate ulamaya abalar ve bu bakmdan eletirel tarihiye benzer. Szgelimi o, Leibniz hayatnn bir d n e m i n d e bir sre Spinoza'nn takipisi o l m u mu o l m a m m vs. b u l u p karmaya alacaktr. Merakl aratrmac szn ettiim eyin arpc rneklerini Herbart'n

Analytische
yine

Beleuchtung Briefe

der Moral ber die

und

des

riaturrechts ve

onun

Freiheitnda

bulacaktr. Byle bir k i m s e n i n kendisini b u n c a skntya sokmas bizi artr; n k eer dikkatini n n d e k i mesele zerine vermi olsayd, o k g e m e d e n kendi kendisine birazck dnerek amacna ulam olacakt. Fakat (dnme bahsinde) stesinden gelinmesi gereken kk bir glk var. Szn ettiimiz trden bir ey bizim irademize bal deildir. Bir insan her zaman oturup okuyabilir, fakat dnemez. Dnceler de insanlar gibidir: onlar canmzn istedii zaman aramayz, terif edip gelinceye kadar onlar beklememiz gerekir. Bir konu hakkndaki dnce kendiliinden kagelmelidir, tabii ki ona d bir uyarc ile zihinsel-ruhsal d u r u m ve dikkatin mutlu uyumlu birlii de katkda bulunmaldr ve bu insanlara hibir zaman gelmedii anlalan da tam olarak budur.
34

Kendi Kendine D n m e s i n i r e n m e k

Bu d u r u m bizim kiisel ilgimizi cezbeden konularda dahi aka grlebilir. Bu trden bir mesele h a k k n d a bir karara varma zorunluluu ortaya ktnda, belirli bir anda o t u r u p enine b o y u n a d n e r e k bir karara varamayz; n k ou kez byle bir zamanda dncelerimizi belli bir nokta etrafnda toplayamayz, dncelerimiz bir sr baka eyin peine derler, k i m i zaman isteksizlik veya k o n u d a n hazzetmeme bile b u n u n sebebi olabilir. Byle bir d u r u m d a kendimizi zorlamamal, bun u n yerine kendiliinden gelecek uygun r u h halini beklemeliyiz. ou zaman bu, b e k l e n m e d i k zamanda gelir ve tekrar tekrar kapmz alar; bizi farkl zamanlarda etkisi altna alan farkl ruh halleri k o n u y a her zaman taze bir k tutarlar.

Hararlarn olgunluu tabiriyle anlalan

bu uzun sretir. n k bir karara ulama ii taksim edilmelidir ve sre ierisinde bir zaman gzden karlan birok ey bir baka zamanda ilgimizi eker; isteksizlik ya da hazzetmeme de kaybolur, n k mesele daha yakndan incelendiinde ilk bakta g r l d n d e n daha fazla t a h a m m l edilebilir grnr. Bu teorik olarak da byledir: bir insan doru an beklemelidir; en b y k kafalar bile her zaman kendi kendilerine dnemezler. Dolaysyla bo vakitlerin okuyarak deerlendirilmesi nerilebilir, ki d a h a nce sylendii gibi, bu bir k i m s e n i n kendi kendisine d n m e s i n i n yerine bir ikamedir; bu suretle her ne kadar her zaman b i z i m k i n d e n farkl bir tarzda da olsa, bir bakasnn bizim iin d n m e s i n e izin vererek, zihne dardan malzeme alnm olur. Dolaysyla bir insan, zihninin bu ikameye alkanlk e d i n m e m e s i ve bylelikle n n d e duran meseleyi gzden k a r m a m a s iin; daha nce yr n m yollan y r m e y e almamak ve yabanc bir dnce y o l u n u takip ederek k e n d i s i n i n k i n i u n u t m a m a k
35

Kant - Schopenhauer - Heidegger Dncenin ars

iin ok fazla o k u m a m a l d r . Daha da nemlisi bir insan salt o k u m a k uruna gerek dnya ile ban koparmamaldr: bir kimseyi kendi kendisine d n m e y e ynelten gd ve ruh hali ou zaman kitaplarn dnyasndan ziyade gerek dnyadan gelir. Bir k i m s e n i n n n d e grd gerek dnya, ilkellii ve gcyle* o n u n dncesinin doal k o n u s u d u r ve dnen bir kafay baka her eyden daha kolay uyarabilir. Bu dncelerden sonra kendi kendisine dnmesini renmi bir insann, bizatihi k o n u m a tarzyla, belirgin ciddiyeti ve samimiyeti ile, teklifsizlii ve zgnl ile, b t n dncelerine damgasn vuran ahsi kanaati ve grleri ile kitap filozofundan kolayca ayrt edilebileceini grdmzde armayz. Dier yandan kitap filozofunda her ey ikinci eldir; o n u n fikirleri nasl ele geirildii belli olmayan bir eski paavralar toplamasdr; o keskinlii k a y b o l m u kt bir kafa - bir suretin suretidir. Kalplam, hatta kaba, baya ve azlara sakz o l m u ifadelerle ve herkesin rabet ettii u y d u r m a szcklerle dolu edebi slubu, kendine ait paras olmad iin tedavldeki b t n paralarn yabanclara ait o l d u u k k bir devletie benzer.
* * *

O k u m a k gibi safi tecrbe de d n c e n i n o denli az yerini doldurabilir. Safi tecrbenin dnce karsndaki d u r u m u ne ise y e m e n i n hazm ve s i n d i r i m karsndaki d u r u m u da odur. Tecrbe insanln ilerlemesinin zellikle kendi keiflerine borlu olduuyla v n r k e n , bedeni btnl iinde ayakta t u t m a n n kendi ii olduunu iddia eden azdan farkl bir k o n u m d a deildir.
* * *

* (Ya da: Bir kimsenin sezgisel kavraynn konusu olan gerek eyin zgn doas ve gcyle...)

36

Kendi Kendine D n m e s i n i r e n m e k

Gerekten stn kabiliyetlerle d o n a n m btn kafalarn eserleri

kararllk ve belirliliin ve dolaysyla ber-

raklk ve akln ayrt edici zelliiyle kendisini h e m e n belli eder. Bunun sebebi ister nesirde veya nazmda ister mzikte olsun, bu tr kafalarn dile getirmek istedikleri eyi ak ve belirli bir ekilde bilmeleridir. Baka kafalar szn ettiimiz bu kararllk ve aklktan yoksundur, dolaysyla kendilerini h e m e n belli ederler. Birinci snf bir kafann ayrt edici zellii btn yarglarnn ve grlerinin dorudanldr. Dile getirdii her ey kendi kendisine dnmesinin sonucudur; bu dncelerinin ifade bulma tarzyla dahi her yerde kendisini ele verir. Dolaysyla o dnce dnyasnda iktidar kendi bana her eyi belirleyen bir prens gibidir. Dier btn kafalar, sluplarndan da grlebilecei gibi, kendilerine zg damgalar olmayan birer eliden baka bir ey deillerdir. Dolaysyla kendi kendisine dnen her gerek ve zgn d n r bu lde bir kral gibidir; o n u n iktidar mutlaktr ve kendi zerinde kimseyi tanmaz. Onun yarglarnn kkeni, tpk kraliyet buyruklar gibi, kendi mutlak iktidardr ve dorudan kendisinden kaynaklanr. Bir kral bir buyruu ne kadar dikkate alrsa, o da otoriteyi o kadar kaale alr; kendisi yetki vermedike yahut onaylamadka hibir eyin geerlilii yoktur. Dier yandan her trden yaygn gre, otoriteye kulak veren ve nyarglarn etkisi altnda kalan sradan kafalar ise bu bakmdan yasalara ve buyruklara sessizce itaat eden kalabalk gibidir.
* * *

Tartmal meseleleri ele alp bu noktada yetkin kimseleri zikrederek bir zme kavuturmak iin bylesine gayretli ve istekli olanlar, bu sahada baka birisinin anlay ve kavrayn kendi eksik ve noksan grlerinin yerine koyabildiklerinde gerekten mutludurlar. Bunlarn

Kant - S c h o p e n h a u e r - l i e i d e g g e r Dncenin ars

saylar saymakla bitmez. n k Seneca'nn syledii gibi

unus

quisque mavult credere,

quam judicare.*

Tartmalarnda veya mnakaalarnda bu tr insanlarn rastgele ve sk sk kullandklar silah, otoritelerdir: b u n u n l a birbirlerini vururlar ve her k i m byle bir tartm a n n iine ekilecek olsa, bir s a v u n m a tarz olarak akl ve m u h a k e m e y e bavurmasa iyi yapm olur; n k bu tr bir silaha kar bu insanlar d n m e ve deerlendirme yeteneinden zerrece nasiplenmemi boynuzlu Siegfried'ler gibidir. Onun h c u m u n u otoritelerini (bir mahcup etme yolu olarak)

argumentum ad

verecundiam**

ne kararak savutururlar ve ardndan da zafer l atarlar.


* * *

Gerek dnyada, her ne kadar m u t l u , adil ve ho olduu ileri srlebilirse de, her zaman srekli kar koymamz, stesinden gelmemiz gereken e k i m yasasnn hkimiyeti altnda yaarz. Fakat dnce dnyasnda e k i m yasasnn d e n e t i m i n d e n k u r t u l m u , d k n l k ve sefaletten azade, bedensiz ruhlar gibiyizdir. Dolaysyla yeryznde soylu ve verimli bir kafann u m u t l u ve iyimser bir anda kendisinde bulaca (mutlulukla) kyaslanabilecek bir m u t l u l u k y o k t u r . * * *
* * *

Bir dncenin kagelii sevdiimiz birisinin terifi gibidir. Bu dnceyi hibir zaman unutmayacamz ve bu sevilen kimsenin asla bize kaytsz hale gelemeyece* (Herkes akln kullanmak yerine inanmay tercih eder.) ** (Savunduunu glendirmek iin genellikle insanlarn byk dnrlere, eski detlere ve otoritelere saygsndan yararlanan argumentum.) *** (Ya da: Yeryznde hibir mutluluk soylu ve verimli bir kafann umutlu ve iyimser bir anda kendisinde bulaca mutlulukla kyaslanamaz.)

38

Kendi Kendine D n m e s i n i r e n m e k

ini zannederiz. Fakat gzden rak olan g n l d e n de rak olur.* Eer onu yazarak zapt rapt altna almazsak en gzel dnce bir daha ele geirilemez b i i m d e unutulma ve eer o sevgiliyle evlenmezsek terk e d i l m e tehlikesi altndadr.
* * *

Dnen insan iin deerli olabilecek b i r o k dnce vardr; fakat bunlardan o k az yank uyandracak, yazldktan sonra o k u r u n ilgi ve merakn cezbedecek kadar gldr.
* * *

Hakiki deere sahip olan tek ey bir insann dorudan kendi kendisine dnddr. Dnrler belki aadaki gibi snflandrlabilirler: lk bata kendi kendilerine (ve kendileri iin) dnenler gelir ve ardndan dorudan bakalar iin dnenler. Birinciler hakiki dnrlerdir, onlar szcn her iki anlamnda da kendi kendilerine dnrler; onlar gerek filozoflardr, n k sadece onlar s a m i m i d i r (meselelerini ciddiye alrlar). Ayrca onlarn hayatlarnn hakiki hazz ve mutluluu dnmeye dayanr. Dierleri birer sofisttir; olmadklar biimde grnmeyi arzu ederler ve mutluluklarn baka insanlardan bu ekilde almay u m u t ettikleri eyde ararlar. Bunlar baka bir k o n u d a s a m i m i deillerdir. Bir insann bu iki snftan hangisine ait olduu takip ettii usul ve tarz ile derhal anlalabilir. Lichtenberg birinci k m e iin bir rnektir; Herder hi phe y o k ikinci snfa mensuptur.
* * *

(Bir sonraki dnce a d m n d a dnrleri kendileri iin ve bakalar iin d n e n l e r diye ayrabiliriz; sonuncular kural, ncekiler istisnadr. Dolaysyla ncekiler ifte a n l a m d a zgn ve bamsz dnrler ve szcn
* (: Allein aus den Augen, aus d e m Sinn!)

39

Kani - S c h o p e n h a u e r - Heidegger Dncenin ars

en soylu a n l a m n d a bencildirler. Dnyann kendilerinden bir eyler renebilecei dnrler sadece bunlardr. n k daha sonra bakalarn aydnlatan sadece bir insann kendisi iin yakt ktr, dolaysyla Seneca'nn ahlaki bir a n l a m d a syledii eyin, yani alteri vivas opor-

tet, si vis tibi vivere'n'm*


mi biimi,

(Epistulae, 48) tersine evriloportet, si omnibus cogitasse

tibi

cogites

voiueris,** dnsel adan dorudur.


Fakat bu kesinlikle herhangi bir resmi kararla ya da iyi niyetle zorla kabul ettirilemeyecek nadir rastlanr sadlktr, ama yine de felsefede onsuz hibir gerek ilerleme m m k n deildir. Dierleri ya da genel olarak dolayl hedefler iin bir kimse bu amacn gerekli kld, benliin ve btn hedeflerin unutulmasn talep eden en by k zihinsel aba ierisinde asla olmaz; tersine o eylerin salt grnts ve taklidiyle yetinir, daha ileri gitmez. Muhtemelen birka kavram bulunur ve birka farkl ekilde bir araya getirilip bir terkip oluturulur, s o n u n d a deyi yerindeyse kttan bir kule kurulur; fakat bu ekilde dnyaya yeni ve hakiki hibir ey gelmi olmaz. Ayrca gerek hedefleri kendi esenlikleri o l u p dnceyi b u n u n iin sadece ara haline getirenler her zaman, adalarnn gelip geici ihtiya ve eilimlerini, sz sahibi d u r u m u n d a olanlarn hedef ve maksatlarn vb. gz n n d e b u l u n d u r m a k zorundadrlar. Bu d u r u m d a hakikati hedeflemek m m k n deildir, drste aratrldnda bile hakikatle karlamak son derecede gtr. Fakat genel olarak k o n u m a k gerekirse, kendisi ve ailesi iin drst bir geim i m k n arayan birisi kendisini ayn zamanda nasl hakikate adayacaktr? O ki her za* (: Eer Kendin iin yaamaK istiyorsan, bakalar iin yaamalsn.) ** (: Eer herkes iin dnm olmay istiyorsan, kendin iin dnmelisin.)

40

Kendi Kendine Dnmesini renmek

man tehlikeli bir yolda ve her yerde istenilmeyen bir misafirdir. Galiba getirecei, bahedecei hibir ey olmad, fakat sadece kendisi iin aratrld iin byle bir bana g r n m e k t e d i r . Ayn zamanda iki efendiye, ba harfleri dnda o r t a k hibir yanlar olmayan dnyaya ( die Welt} ve hakikate (die Wahrheit) hizmet edemeyiz; byle bir eye kalkmak bizi ikiyzlle, dalkavuklua, frsatla gtrr. nk bir hakikat rahibinin, kendisinin inanmad eyi inandrc biimde bakalarna reten ve bylece her eye kolayca inanan safdil genlerin zamann israf edip zihinlerini harabeye eviren bir sahtekrlk ve hilekrlk prensi olmas m m k n dr. Edebi n a m u s u n u bir yana brakp kendisini dnemin etkili am devirenlerine ve softalk taslayan mankafalarna vgler d z m e y e adar ya da maa devlet tarafndan devletin amalar iin dendiinden dolay byk bir gayretle devleti Tanrlatrmaya alr, onu her trl insani abann ve her eyin zirvesi haline getirmeyi kendisine hedef edinir. Bu suretle o, felsefe dersinin verildii snf en s darkafalln bir o k u l u n a dntrmekle kalmaz, fakat s o n u n d a , szgelimi Hegel gibi, insann kaderini, bir b a k m a tpk bir k o v a n d a k i arlarn kaderi gibi, devlette zdeletiren iren retiye ular; bylece v a r o l u u m u z u n en y k s e k hedefi btnyle gzden kam olur. Gerek dnrler derin kavrayn peinde olmular ve o n u (baka herhangi bir ey iin deil) salt kendisi iin aramlardr, n k onlar iinde kendilerini bulduklar dnyay ateli, heyecanl biimde yle veya byle anlalr hale getirmeyi istiyorlard; a m a b u n u ders verm e k ve k o n u m a k iin yapmyorlard. Dolaysyla srekli t e f e k k r s o n u c u n d a zihinlerinde temeli her zaman sezgisel dnya kavray olan sabit, tu47

Kant - S c h o p e n h a u e r - Heidegger Dncenin ars

tarl ve esasl bir gr yava yava geliti. Her alandaki zel hakikatlere yollar buradan r; bunlar da srasnda o temel gre k yanstr. Ayn zamanda b u n d a n onlarn yle veya byle her hayat s o r u n u ve dnya ile ilgili belirli, iyi anlalm ve tutarl bir gre ulatklar sonucu kar; dolaysyla onlarn dier t r d e n dnrlerin yaptklar gibi kimseyi bo deyimlerle oyalamasna gerek kalmaz. Bu sonuncularn her zaman eylerin kendileri yerine bakalarnn grlerinin karlatrlmas ve incelenmesiyle megul olduklarn grrz. Bu yzden ortadaki sorunun, gzlerimizin n n d e apak uzanan gerek dnya ile deil, bir zamanlar orada o l m u birka seyyahn yazl anlatlarndan hareketle, eletirel bir karlatrma yapmak zorunda kaldmz uzak lkelerle ilgili olduunu dnebiliriz.)
* * *

Varolu - b u belirsiz, esrarengiz, azap verici, rya gibi gelip geici v a r o l u - meselesin in bizim iin ne kadar byk ve yakin bir mesele olduu d n l e c e k olursa, bir kimse o n u n dier b t n meseleleri ve amalar glgelediini derhal fark eder - b i r k a nadir istisna dnda b t n insanlarn bu mesele h a k k n d a ak bir fikre sahip olmad, hatta ondan t a m a m e n habersiz gibi grnd, fakat kendilerini b u n u n dnda her eyle megul ettikleri; ya meseleyi dorudan gzard ederek ya da yaygn reva b u l m u bir metafizik sistemin yardmyla o n u kabule hazr vaziyette ve tatmin o l m u olarak, gnlerini gn e t m e k t e n baka bir eyi d n m e k s i z i n ve nlerindeki daha uzun gnleri nadiren hesaba katarak yaadklar dnlecek o l u r s a - ve insann, ancak en uzak anlamda dnen bir varlk olduu fikrine ulaabilir ve insann dncesizliinin yahut budalalnn belir42

Kendi Kendine D n m e s i n i r e n m e k

lileriyle karlatnda zel bir aknla kaplmaz; t a m i r r s i n e sradan bir insann zihinsel ya da dnsel gr ufkunun, ne gemi ne gelecek bilincine sahip, b t n hayatlar deyi yerindeyse srekli bir i m d i d e n ibaret olan hayvanlarnkinden o k da ileride olmadn, arada yle zannedildii gibi geni bir aralk b u l u n m a d n bilir. Esasen bu bir fikir silsilesini birbirine ulayp bir muhakemeye d n t r m e l e r i n i imknsz klacak derecede dncelerinin saman p gibi dorandna tank old u u m u z ou insann s o h b e t tarzyla dorulanr. Eer bu dnya gerekten d n e n insanlarla dolu olsayd, her trden grlt bu denli evrensel biimde tah a m m l grmezdi - o n u n aslnda en k o r k u n ve en amasz b i i m i n d e grld gibi.* Eer tabiat insan d n d r m e y i amalam olsayd, o n a kulaklar vermezdi ya da her halkrda o n u , yarasalarn m u t l u ve kskanlas d u r u m u n d a olduu gibi, sahip o l d u u kulaklar yerine hava geirmez sarkk paralarla donatrd. Fakat hakikatte insan tpk geri kalanlar gibi zavall bir hayvandr ve yetileri o n u sadece hayat iin mcadelesinde destekleyecek ekilde tasarlanmtr; dolaysyla o, peindekinin yaklatn haber vermesi iin gece gndz her zam a n ak kulaklara ihtiya duyar.

* (Kast edilen krba aklamalardr ve "ber Lrm und Gerusch" balkl makalede bamsz olarak ele alnr. Son blme baknz.)

43

DNMEK NE DEMEKTR? M. Heidegger

DNMEK NE DEMEKTR?*
Kendimiz d n y o r k e n d n m e n i n ne d e m e k old u u n u renmeye balarz.** Eer giriimimiz baarl olacaksa d n m e y i renmeye hazr olmalyz. Kendimizi daha byle bir renmeye brakr brakm a z / * * henz d n m e y e m u k t e d i r olmadmz kabul ettik. Yine de insana dnebilen denir - dorusu byledir de. n k insan akll canldr. Akl, ratio, dnmeyle a l r . * * * * Akll canl olarak insan, gerekten istiyorsa, dnebilmelidir. Gene de olabilir ki insan d n m e y i ister ama dnemez, n i h a y e t i n d e dnmeyi isterken o k ey ister ve dolaysyla elinden o k az gelebilir. nsan, buna i m k n olduu m d d e t e dnebilir. B u n u n l a beraber sadece bu i m k n d n e b i l m e m e zin gvencesi deildir. nk, ancak yapmaya eilimli * * * * * o l d u u m u z eyleri yapmaya muktedirizdir. Yine
* Was heisst Denken? Max Niemeyer Verlag Tbingen, 1954, Erster Teil. **(: gelangen: ulamak, ermek.) ***(: sich einlassen; Heidegger'in zellikle son d n e m l e r i n d e k i yazlarnda bu fiille olan yaknl gz n n d e b u l u n d u r u l d u u n d a b u n u n "...iine salverir salvermez..." diye karlanmas gerekirdi.) "***(: sich entfalten; d r l bir eyin almas, gelimesi-tekaml etmesi.) '"**(: mgen. C m l e s o n u n d a k i ' m u k t e d i r l i k ' l e , vermgen ilikisi iinde ayn zamanda isteklilik, yatknllk olarak da anlaln.IM gerekir.) 47

Kant - S c h o p e n h a u e r - h e i d e g g e r Dncenin ars

gerek anlamda biz, ancak bize ve en i z m z e eilimli olana, zde tutan olarak o da zmze seslenirken eilimliyizdir. T u t m a k aslnda, szgelimi (bir hayvan srsnn) ayrda otlamasna izin vererek, koruyucu bir ekilde gz kulak olmaktr. Bizi z m z d e tutan, ne var ki, ancak bizi tutana kendi admza tutulu kaldmz srece tutar bizi. Biz ona o n u n hafzamzdan kp gitmesine izin vermeyerek tutulu (bal) kalrz.* Hafza** dncenin toplanmasdr. Meye? Bizi tutana, zerine d n l m e s i gereken olarak kald iin, onu d n n d m z d e n dolay. Dnlen, hatrlamayla*** bahedilen, ona eilimli olduumuz iin bahedilen bat r . * * * * Ancak zat itibariyle zerine dnlecek olana byle eilimli olduumuzda, ite o zaman d n m e y e m u k t e d i r oluruz. Dnmeye m u k t e d i r o l m a k iin o n u renmeliyiz. Nedir renme? nsan yapt her eyi kendisine zsel olarak seslenene cevap verecek tarzda braktnda renir. zerine dnlecek ne ise ona kulak kesilerek d n m e y i reniriz. Szgelimi, dilimizde bir dostta asli ya da zsel olan eye dostluk denir. Ayn anlamda kendi bana zerine

* (: be-halten; fiil ayn zamanda 'hatrda t u t m a k ' ve trev anlamlarn da iermektedir.) ** (: das Gedchtnis; "bellek" diye deil de "hafza"yla karlanm olsa bile treyii ve ekillenii b a k m n d a n Almancadaki muadiline yabanc kalacaktr.) '***(: das Andenken.) ****(: beschenken, bahetmek; Beschenkte, ba. Schenken veya schicken k k fiilinden dier kktelerinin das Geschick (kader), die Geschickiichkeit (hner-maharet), das Schicksal (talih, ksmet, kaza) olduu gz nnde b u l u n d u r u l u r s a bu ban ve bahetmenin ne kadar nemli olduu kendiliinden anlalr.)

48

D n m e K Ne DemeKtir?

d n l e c e k olana imdi dnce uyandran* diyoruz. Dnce uyandran her ey bizi d n m e y e verir. Fakat dnce uyandran mesele zaten doas gerei zerine d n l e c e k olan olduu kadaryla o her zaman bu ba verir.** Bundan byle, her zaman d n l e c e k olan olarak kalana en o k dnce uyandran diyeceiz, nk o bandan itibaren ve baka her eyden nce byledir. Nedir en o k dnce uyandran? Nasl gsterir kendisini bizim dnce uyandran anmzda?

En

ok

dnce-uyandran

henz

dnmediimiz-

dir; hatta henz bile deil, her ne kadar dnyann durumu srekli olarak daha fazla dnce uyandrr hale gelse de. Doru, hadiselerin bu seyri insann, konferanslarda, uluslararas toplantlarda k o n u m a l a r y a p m a k yerine ve asla ne yaplmas ve nasl yaplmas gerektii zerine fikirler teklif e t m e n i n tesine g e m e d e n , gecikmeksizin harekete gemesi gerektiini talep eder g r n m e k t e d i r . O halde eksik olan eylemdir, dnce deil. A m a yine de - olabilir ki h k i m o l a n insan (tipi) yzyllardr ok fazla eylemi o k az d n m t r . Fakat b u g n her yerde felsefeye canl ve srekli olarak d a h a fazla hissedilebilir bir ilgi varken, b u g n neredeyse herkes felsefenin taalluk ettii e y i * * * bildiini iddia ederken, henz d n m e d i i m i z i n e srmeye k i m nasl cesaret edebilir! Filozof d e m e k " d n r " d e m e k t i r .

* (Dnceli, endie verici, phe uyandrc vb. anlamlar olan ve yuKarda Kullanld eKliyle "dnceyi cezbeden" diye KarlanabileceK bedenklich szc, J. Glenn Grnyin ngilizce, evirisinde Kulland thought-provoking tabirinin uyandrd armla bu eKilde Karlanm, ancaK bir nceKi cmleyle ba Korunamamtr.) ** (: es gibt... bKz. "'Hmanizm' zerine MeKtup", Hmanizmin z iinde, stanbul 2 0 0 3 . ) *** (Ya da: ... neyi ilgi alannn snrlar ierisine aldn...)

49

K a n t - S c h o p e n h a u e r - Heidegger Dncenin ars

Onlara dnr denir, n k d n m e dosdoru* felsefenin iinde gerekleir. Bugn felsefeye bir ilginin var o l d u u n u hi kimse inkr edemez. Fakat bugn insann, "ilgi"yi anlad anlamda, ilgi duymad bir ey var (kalm) mdr? lgi, (inter-esse), eylerin arasnda veya ortasnda ya da bir eyin tam merkezinde o l m a k ve o n u n l a birlikte kalmak demektir. Fakat b u g n n ilgisi geerli olarak sadece ilgin olan kabul eder. lgin (ya da ilgi ekici) o l a n bir vakit sonra (hibir) aklama l z u m u duymakszn nemsiz** olarak grlebilecek ve yerini, o zaman da bizi, ancak daha n c e k i ey kadar ilgilendiren baka bir eyin alabilecei bir eydir. Bugn b i r o k insan bir eyi ilgin bularak o n a byk bir o n u r bahettiklerini dnr. Hakikat u ki byle bir yarg zaten ilgi ekici olan eyi itip ekitirerek nemsiz ve az sonra skc olacak olann arasna atmtr. nsanlarn felsefeye ilgi gsterdiklerini dnmeye hazr o l m a n n s o m u t delili yoktur. Kukusuz her yerde felsefe ve o n u n meseleleriyle yabana atlamayacak derecede ciddi bir meguliyeti vardr. Bilim dnyas felsefe tarihinin aratrlmasna takdire ayan aba ve e m e k sarf etmektedir. Bunlar yararl ve vgye deer ilerdir ve ancak en iyi yetenekler bunlar iin t a t m i n edici derecede yeterlidir, zellikle bize byk d n m e rneklerini sunduklarnda. Fakat byk d n r l e r i n incelemelerinin ve yazlarnn youn aratrmasna yllarmz versek bile, hl bizim kendi k e n d i m i z e d n d m z n , hatta d n m e y i renmeye hazr o l d u u m u z u n gvencesi yoktur. Tam tersine, baka her eyden daha fazla felsefe ile meguliyet bize bir t r l kaybolmayan u, s* (: eigentlich; asli (anlamnda).) ** (: gleichgltig: lakayt kalnabilecek olan.)

50

D n m e k n e Demektir?

- K olarak "felsefe yaptmz"dan t r dnyoruz, yanlsamasn verebilir. Byle olsa bile, dnceye eken zamanmzda en ok dnce uyandran, hl d n m e d i i m i z d i r nesr tuhaf ve kstah grnmeye d e v a m eder. O nedenle l)i n e s r m ispat etmeliyiz. Hatta daha kabule ayan olan nce o n u aklamaktr. nk olabilir ki bir ispat l.lebi bu n e s r m n ne sylediine yeteri kadar k I utulur tutulmaz ortadan kalkar. unu der:

Dnceye aran zamanmzda uyandran, hl dnmediimizdir.

en

ok

dnce

Daha nce "dnce uyandran" tabirinin nasl anlalmas gerektiine iaret edilmiti. Dnce uyandran bizi dnmeye verendir. Daha yakndan bakalm ve bandan itibaren her bir szce kendi arln brakalm. Baz eyler kendi balarna, deyi yerindeyse, tabial icab ve isel olarak, bizi d n m e y e sevk eder. Baz eyler bize onlar d n m e k o n u s u y a p m a m z iin, dnmeyle onlara doru d n m e m i z iin, onlar dnmemiz iin arda bulunur. Dnce uyandran, bizi d n m e y e sevk eden, o halde, bizim belirlediimiz bir ey, sadece bizim k u r u p tesis ettiimiz, sadece bizim nerdiimiz bir ey deil. Bizim n e s r m m z e gre, bizi k e n d i n d e n en fazla dnmeye sevk eden ey, en o k dnce uyandran ey, udur: Bizim hl d n m y o r o l u u m u z . Bu imdi u anlama gelir: Biz mahiyeti icab zsel bir anlamda d n l m e y i arzulayan ile hl yz yze gelmedik, henz o n u n tesir ve nfuzu altna girmedik.* Galiba b u n u n nedeni biz insanlarn (bu) d n l m e y i arzulayana henz yeteri kadar** y z m z d n m e m e m i z * (Ya da: ... nfuz sahas iine girmedik.) ** (: hinreiclend. Fiil f o r m u n d a ayn zamanda el v e r m e k , yetimek, erimek, temas k u r m a k anlamlarna da gelir.)

51

I\ant - S c h o p e n h a u e r - Heidegger Dncenin ars

dir. Eer byle ise, hl dnyor o l m a m a m z , dnmede sadece bir yavalk, bir gecikme ya da olsa olsa insan hesabna bir ihmal olurdu. nsana atfedilen bu ardan almann (bu yavaln) uygun nlemlerle insana mahsus bir ekilde n alnabilir (aresi bulunabilir). nsan ihmalkrl bizi dnmeye sevk ederdi, fakat ancak geici olarak. Hl d n m y o r o l u u m u z dnmeye aran o l u r d u elbette, fakat g n m z insannn geici ve onarlabilir (aresi bulunabilir) d u r u m u olarak bu, asla en fazla dnce uyandran mesele olarak adlandrlamaz. Yine de ona verdiimiz isim b u d u r ve bylelikle unu kastederiz: Hl d n m y o r oluumuz, dnmeye aran hibir surette sadece henz insann yzn, z itibariyle zerine d n l m e s i gereken olarak kald iin kkeni ve mahiyeti icab d n l m e y i isteyene yeteri kadar evirmemesi nedeniyle deildir. Daha ok, hl d n m y o r o l u u m u z dnlecek olann insandan yz evirmesi, uzun sre nce evirmi olmasndan kaynaklanr. Bir an evvel bu hadisenin ne zaman v u k u b u l d u u n u r e n m e k isteriz. Hatta bundan da nce, daha da srarc bir ekilde byle bir hadiseyi imknlar lsnde nasl bilebileceimizi sorarz. Nihayet burada bekleyen sorunlar, bir dierini daha eklediimizde, zerimize h c u m eder: aslnda bizi dnmeye sevk eden, tarih ierisinde belirlenebilecek herhangi bir zaman d i l i m i n d e insandan yz evirmemitir: t a m tersine, gerektii gibi dnlmesi gereken, kendisini o ekilde tutar ki, bandan beri insandan yz evirmitir. Dier taraftan, amzda insan her zaman baka bir ekilde d n m t r ; aslnda insan en t e m e l dnceleri d n m ve bunlar hafzaya e m a n e t etmitir. Bu ekilde dnerek d n l m e s i gerekene bal kalm ve kalmaktadr. A m a yine de insan, d n l m e s i gere52

D n m e k Me D e m e k t i r ?

Ren geri ekildii [kendisini esirgedii)* srece gerektii gibi dnmeye m u k t e d i r deildir. Eer biz, imdi ve burada o l d u u m u z gibi, bo konumann iine ekilmeyeceksek, bu zamana kadar sylenmi her eyin yekpare bir bo n e s r m l e r silsilesi olduu (iddiasn) reddetmeli ve ayrca burada ortaya konulmu olann bilimsel bilgiyle hibir ilgisi olmadn ifade etmeliyiz. Sylenmi olana kar byle bir savunucu tavrn m m kn olduu srece s r d r l m e s i iyi olur; ancak byle bir tavrla, sayesinde iimizden birinin veya bir bakasnn dnmeye sramada baarl olabilecei bir hamle iin gerekli mesafeyi koruruz. n k bu zamana kadar sylenmi olann ve (bundan byle) d e v a m edecek olan btn tartmann bilimsel bilgiyle hibir ilgisinin olmad, bilhassa tartmann kendisi bir d n m e olacaksa, dorudur. Bu d u r u m u n nedeni bilimin dnmedii, dnemeyeceinde yatar, ki bu o n u n m u t l u talihidir, bu da kendi belirlenmi y o l u n u n gvencesi anlamna gelir. Bilim dnmez. Bu sarsc bir ifade. Brakalm sarsc olsun, hatta ona, sz d n d r p dolatrmadan u ilave ifadeyi eklesek bile, b i l i m i n yine de her zaman kendi tarznda dnmeyle alakas vardr. B u n u n l a beraber bu tarz, ancak d n m e ile bilimler arasnda, k p r kurulamaz b i i m d e yer alan u u r u m g r n r hale geldikten sonra, hakiki ve dolaysyla verimlidir. Burada kpr y o k t u r , sadece srama (vardr). O nedenledir ki bugn insanlarn d n m e ile bilimler arasnda rahat bir alveri k u r d u k l a r b t n ireti ve zoraki k p r l e r d e * *
* (: entziehen.) ** (: Eselsbriicke, "eek kprs": yeniyetnelere skolastikte bir teo r e m i ve ispatlanmasn anlatmann dourduu glk eeklerin k p r d e n geirilmesiyle ilikisi ierisinde verilirdi: pons asinoruin. )

53

Kant - S c h o p e n h a u e r - Heidegger Dncenin ars

zarar ziyandan baka bir ey yoktur. Bu sebepten t r biz, bilimlerden yola kanlar, d n m e h a k k n d a sarsc ve tuhaf olana katlanmalyz - d n m e y i renmeye hazr o l d u u m u z u varsayarak. renmek demek, yaptmz her eyin bize zsel olarak seslenene cevap vermesini salamaktr. B u n u yapabilmek iin, yol zerinde (yola km) o l m a m z gerekir. Her eyden evvel, dnmeyi renmek iin k o y u l d u u m u z bu yolda kendi kendimizi oyalayarak, bastran (kendisini zorlayan) sorulardan aceleyle kamamalyz,-* tam tersine hibir buluculukla bulunamayacak olan arayan sorularn iine brakmalyz kendimizi. Bilhassa biz bugnn insanlar, ancak (rendiklerimizi) ayn zamanda ve daima unutursak renebiliriz. n m z d e k i meseleye tatbik edersek: dnmeyi, ancak geleneksel olarak d n m e ne idiyse (ne olmusa) o n u k k l bir ekilde bilerek (isteyerek) unutursak renebiliriz. Bunu y a p m a k iin ayn zamanda o n u bilmeye (renmeye) balamalyz. Dedik ki, insan henz d n m y o r ve b u n u n nedeni dnlecek olann o n d a n yz evirmesidir; hibir surette yalnzca insann d n l e c e k olana yeteri kadar y z n d n m e m e s i n d e n deil. Dnlecek olan, insandan yz eviriyor. O, ondan geri ekiliyor. Fakat bandan itibaren kendisini geri eken bir ey hakknda nasl en ufak bir ey bilebiliriz, hatta ona nasl bir isim verebiliriz? Geri ekilen her ne ise eriilmeyi reddeder. Fakat kendini geri ekme hi (deerinde) bir ey deildir. Geri ekilme bir hadisedir. Dorusu geri ekilen, insan, gzne taklan (yoluna kan)** ve kendisine d o k u n a n m e v c u t herhangi bir eyden da* (Ya da: ...hedefimizden saparak kendisini zorlayan sorularn yanndan dncesizce geip gitmemeliyiz). ** (: ...ve cezbedip icabnda yolundan karan...) 54

D n m e K Ne D e m e k t i r ?

ha asli b i i m d e ilgilendirir ve talepte b u l u n u r . Gerek (imdi ve burada) olann* tutsa olmay (cazibesine kaplmay), gerek olann gerekliinin k u r u c u unsuru olarak grmeyi tercih ederiz. Me var ki gerek olann tutsa o l m a k l a insan tam da k e n d i s i n i ilgilendiren ve kendisine d o k u n a n d a n , kendisini geri ekiiyle her halde (dikkatinden) esrarl bir k a m a tarz iinde o n a d o k u n a n d a n m a h r u m kalabilir. Bu geri e k i l m e hadisesi b t n halihazrda olanlarn iinde en halihazr olan olabilir ve gerek o l a n * * her eyin gerekliini snrszca aabilir. Bizden kendini geri eken geri ekiliiyle, h e m e n ardndan farknda olalm veya o l m a y a l m veya her ne ekilde olursa olsun, bizi pei sra srkler. Bir kez bu geri ekilmeye kapldmzda - h e r ne kadar g m e n kularnkinden o l d u k a farkl bir ekilde de o l s a - kendini geri ekmesiyle bizi e k e n i n e k i m i n e yakalanrz. Bu ekilde cezbedilerek bizi e k e n i n e k i m i n d e olduum u z d a z m z zaten bu "...e doru e k i l m e " n i n damgasn tar. Biz geri ekilenin e k i m i n d e y k e n bu kendini geri ekene iaret e d e r i z . * * * Biz ne isek (veya her kimsek) bu dorultuyu iaretle o oluruz - a r z i (sonradan olan) bir eklenti gibi deil, fakat u ekilde, bu "...e doru e k i l m e " kendi bana geri ekilene asli ve o nedenle srekli bir iarettir, "...e doru e k i l m e " d e m e k , kendini geri ekene iaret e t m e k demektir. nsan bu e k i m iinde olduu lde kendisini geri ekene iaret eder. O bu y n iaret ettii iin insan iaretid/r. nsan burada her eyden nce insan, ardndan da arasra iaret eden birisi de deildir. Hayr: Kendisini geri ekene doru ekildiinde, ona doru ekilip byle* (: das VVirkliche; die Wirklichkeit.) ** (: aktelle.) * * * [onu akla getirir, ona delalet ederiz.)

55

Kant - Schopenhauer - Heidegger Dncenin ars

bu szck gemi bir eyin zihinsel bir temsilinin* salt psikolojik olarak kantlanabilir m u h a f a z a yeteneinden baka bir ey anlamna gelir. Hafza d n l m bir eyi dnr. Fakat Musalar'n Anas'nn ismi olduunda, "Hafza" sadece dnlebilir bir eyin dncesi d e m e k deildir. Hafza her yerde her eyden nce dnlmeyi talep edenin zerine dncenin toplanmasdr. Hafza, hatrlamann** toplanmasdr. O, gvenli biimde muhafaza eder ve kendisinde saklanm olanda, herhangi verili bir zamanda, zsel olarak alan, bizi varla sahip ve varlkta o l m u olan olarak cezbeden (kendisine eken] her eyde dncenin ncelikle younlatrlmas gerekeni (ncelikle dnceye verilmesi icap edeni) muhafaza eder. Hafza, Musalar'n Anas - d n l e c e k olan dnm e - * * * iirin kayna ve temelidir. iir yazma, b u n u n iindir ki kimi zaman geriye kaynana doru akan sudur, yani hatrlama**** olarak dnmeye doru (yol alr). uras kesin ki, mantn bize dnmenin ne olduuna dair kavray sunaca grn benimsediimiz srece, iirletirmenin her trnn, hatrlamaya (tahattura ve tezekkre) dayandn hibir zaman dnmeye m u k t e d i r olamayacaz. iir, ancak hatrlayan (kkene doru dn e n ) * * * * * dnmeden fkrr.
*(: die Vorstellung, tasavvur.) **(: das Andenken, geriye doru dnme.) ***(: das Andenken, buradaki anlamyla eski d i l i m i z d e k i " t e z e k k r " szc kastedileni t a m olarak karlar.) ****(Yani, dnceyi geriye, kaynaa doru toplama.) **"**(: Andacht, szck bu formuyla, ki bu o n u n g n l k dildeki halidir, ibadet annda yalvar ve yakartaki vecdi dile getirir. Ancak Heidegger szc bozar ve yukarda geen Andenkenl, (prt. andachte) hatrlatacak tarzda An-dacht diye yazar. Dolaysyla bu d u r u m d a yukardaki ifade "...hatrlayan, kkene doru d n e n vecd halindeki dnceden..." diye anlalmaldr.)

58

D n m e k Ne Demektir?

N n e m o s y n e bal altnda Hlderlin unu syler: "Ein Zeichen sind wir, deutungslos..." (Biz o k u n m a y a n bir iaretiz...) Biz k i m ? Biz b u g n n insanlar, uzun bir zamandan beri sregelen ve uzun bir zaman daha srecek olan, o kadar u z u n ki tarihte hibir t a k v i m lsn veremez, bugnn. Ayn ark, Mnemosyne, der ki: "Uzundur / Zam a n " - i i n d e y o r u m l a n m a m (tabir edilmemi) bir iaret o l d u u m u z zaman. Ve bu, bir iaret, hatta yorumlanm a m bir iaret o l m a m z , d n m e y e yeterince kaynaklk etmez mi? airin bu ve takip eden szlerle syledii, en o k dnce uyandrann ne olduunu, tam da en o k dnceye aran anmza dair n e s r m n d n m e y e altn bize gstermede bir pay sahibi olabilir. Ve bu n e s r m , o n u uygun bir ekilde ele almamz artyla airin sz zerine bir k tutabilir; b u n a karlk Hlderlin'in sz de, bir iirletirmeye ait oldu u n d a n dolay, bizi daha byk bir aryla ve o nedenle daha b y k bir e k i m gcyle, en o k dnce uyandran dnceyle izleyen bir d n m e yolu zerine arr. Byle olsa bile, Hlderlin'in szlerine bu gnderm e n i n hangi amaca h i z m e t edecei dnlerek yapld henz karanlktr. Bi d n m e abasyla hangi hakla bir airi, zellikle bu airi zikrettiimiz hl bir soru olarak kalr. Ayn zamanda iirsel olana gndermemizin hangi t e m e l zerinde ve hangi snrlar dahilinde kalmas gerektii de aa kavumaz.

59

Bu ders dizileriyle d n m e y i renmeyi deneyeceiz.* Yol uzundur. A n c a k birka a d m atmay gze alabiliriz. Eer her ey y o l u n d a giderse, bunlar bizi, dnm e n i n yamacna gtrecektir. Fakat bunlar bizi, daha ilerisi iin, ancak sramann y a r d m edecei noktaya erimek iin kefetmemiz gereken yerlere gtrecektirAncak srama bizi d n m e n i n yerleim merkezine gtrr. Dolaysyla bata bu srama iin birka hazrlk talimi (temrini) yapacaz, her ne kadar h e m e n ona dikkat etmesek ve gereksinim duymasak da. Bir eyden dierine farknda olmakszn ilerlediimiz ve her eyin ayn kald istikrarl bir ilerlemeden farkl olarak srama bizi birdenbire, her eyin farkl olduu, h e m de bize yabanc gelecek kadar farkl grnd bir yere alr gtrr. Dik ve sarp d e m e k derin bir yarn azn iaret eden ani saf bir ini veya ykseli demektir' Her ne kadar byle bir sramayla d p yzst kapaklanmasak da, sramann bizi alp gtrd ey artacak (bozguna u r a t a c a k t r . O halde bizi artp (bozguna uratacak) olan daha bandan dikkate almamz t a m a m e n yerindedir. Fakat yabancln tek nedeni, siz dinleyicilerin yeterince yakndan dinlemiyor olmanz olsayd, hibir ey yolunda gitmezdi. Eer d u r u m byle olsayd, meselenin kendisinde bulunan yabancl tamamen gz ard e t m e k zorunda kalrdnz. Dnme meselesi her zaman artcdr, nyargdan kurtulduumuz lde bu daha da fazla byledir. nyar* Was heisst Denken?, Stundenbergnge von I zu II.

Kant - S c h o p e n h a u e r - Heidegger Dncenin ars

gdan kurtulmak iin, dinlemeye hazr ve istekli olmalyz.


t

Byle bir hazr olu, her trl alldk grn oluturduu snrlar amamza ve daha ak bir alana erimemize izin verir. Byle bir hazr oluu yreklendirmek iin burada, ayn zamanda takip edecek t m dersler iin de geerli olacak, baz ara dncelere yer vereceim. Dnme hakknda iittiimizi, bilhassa tartma konusu dorudan bilimle ilgili ise, yanl anlama tehlikesi niversitelerde zellikle daha byktr. Bizi, bilimsel alma amal aratrma ve eitim kurumlarndan daha gl bir ekilde kafa patlatmaya zorlayan bir yer var mdr? imdi, sanat ve bilimlerin birbirinden btnyle farkl olduunu herkes kaytsz artsz kabul eder, h e r ' n e kadar allm konumalarda hl birlikte zikrediliyor olsalar da. Fakat eer d n m e ve bilimler arasnda bir ayrm yaplr ve bu ikisi birbiriyle karlatrlacak olursa, bu dorudan doruya bilimin ktlenmesi (veya bir bilim yergisi) olarak dnlr. Hatta d n m e n i n bilimlere kar dmanca tutumlar gelitirebilecei ve bilimsel almann ciddiyetini glgeleyip neesini karabilecei yolunda korku bile vardr. Fakat bu korkular dorulanm olsa bile, ki kesinlikle doru deildir, bilimsel eitime hizmet eden p l a t f o r m u n tam zerinde bilime kar bir t u t u m a l m a k hem incelikten h e m de zevkten y o k s u n olurdu. Burada her trl polemii nlemesi gereken sadece inceliktir. Fakat b u n u n yan sra bir baka dnce daha vardr. Polemiin her tr daha bandan d n m e tavrn t a k n m a k t a baarsz kalr. D n m e n i n k i bir hasmn rol deildir. Dnme, ancak bir mesele iin konuan her ne ise onu takip ederken dnmedir. Burada savunma mahiyetinde sylenen her ey her zaman yalnz meseleyi k o r u m a niyetini gder. Yolumuz zerinde b i l i m l e r d e n sz ederken,
62

D n m e k Ne D e m e k t i r ?

onlara kar deil, fakat onlar iin, onlarn zyle ilgili aklk iin k o n u u y o r olacaz. Sadece bu bilimlerin kendi balarna kesin m a n a d a zaruri o l d u k l a r ynndeki kanaatimizi st r t l olarak ifade eder. Bununla beraber onlarn zleri b u g n hl niversitelerimizin safiyane b i i m d e o l d u k l a r n d n d k l e r i n d e n aka farkl trdendir. Her halkrda, hl u kkrtc d u r u m l a , b u g n n bilimlerinin baka bir yere deil, m o d e r n tekn o l o j i n i n z n n alanna ait olduuyla, karlamaktan korkar grnyoruz. Dikkat buyurulsun, sadece "teknolojiye" deil, " t e k n o l o j i n i n z n n alanna" diyorum. Modern bilimin z n hl bir sis tabakas evrelemekte. B u n u n l a beraber bu sis tabakas, bilimler alannda m n f e r i t aratrmac ve uzmanlarca retilmi deildir. O, hibir ekilde insann eseri deildir. O en o k dnce uyandrann bizim - s i z e konuan ben, herkesten nce ben d a h i l - hibirimizin hl d n m y o r olmas alan n d a n ykselir. B u n u n iindir ki b u r a d a d n m e y i renmeye alyoruz. Hepimiz beraberce yoldayz ve bir dierimize serzenite bulunmuyoruz. renmek d e m e k , yaptmz her eyin, bizi zsel olarak aran neyse o n a cevap vermesini salamaktr. zsel olann t r n e ve bize iinden sesini duyurduu alana gre, verilen karlk ve o n u n l a birlikte r e n m e n i n t r deiir. Bir marangoz ra, ahap dolap ve benzeri eyler yapmay renen birisi, (burada bizim iin] bir r n e k ilevi grr. O n u n renmesi sadece, aletlerin kullanlmasnda maharet kazanmak iin uygulamadan ibaret deildir. Yapaca eylerin alldk biimleriyle ilgili bilgi toplamaktan da ibaret deildir. Eer o gerek bir marangoz olacaksa, her eyden nce kendisini farkl aa trlerine ve aacn ierisinde uyuklayan biimlere, z n n
63

K a n t - S c h o p e n h a u e r - H e i d e g g e r Dncenin ars

t m gizli zenginlikleriyle insann barnmasna dahil olduu* kadaryla aaca (ahaba) cevap ve karlk verir hale getirir. Esasen, b t n zanaati besleyen de aaca bu ballk (yaknlk)tr. Bu yaknlk o l m a d a n bu zanaat asla bo bir megaleden teye gidemez; o n u n l a urama yalnz i icaplaryla belirlenecektir. Her el sanat, her trl insani alveri srekli olarak bu tehlike iindedir. D n m e bu tehlikeden ne kadar m u a f ise iir yazma da o kadar muaftr. Marangoz rann, renirken, aa ve aa eyalara karlk verecek bir noktaya gelip gelmemesi, aikr ki raa bu tr meseleleri retebilecek birisinin mevcudiyetine (nezaretine) baldr. Doru. retme renmeden daha da gtr. Bunu biliyoruz; fakat nadiren b u n u n zerine dnyoruz. Peki retme renmeden niin daha gtr? retmenin daha geni bir bilgi birikimine sahip olmas ve o n u her zaman hazr tutmas gerektiinden dolay deil. retme renmeden daha gtr, n k retmek demek, renmeye izin v e r m e k demektir.** Gerekten de hakiki retmen - r e n m e d e n baka hibir eyin renilmesine izin vermez. Dolaysyla o n u n tavr sk sk gerekte ondan hibir ey renmediimiz izlenimini dourur, eer "renme" ile (uzun boylu dnmeksizin) bir rpda, sadece yararl bilginin elde edilmesini anlyorsak. retm e n sadece u b a k m d a n raklarnn ilerisindedir, o n u n onlardan ok daha fazla renecei vardr: O, onlarn renmelerine izin verme(yi r e n m e l i d i r . retmen raklardan daha fazla retilebilme kabiliyetine sahip olmal* (Ya da: Barnmasnn paras haline geldii kadaryla). ** (: Cmle heissen fiilinin zellii nedeniyle ayn zamanda " n k retmek renmeye izin vermeyi gerekli klar, ona ihtiya duyar" diye de anlalmaldr.)

64

D n m e k Ne D e m e k t i r ?

dr. retmen, malzemesinden, renenlerin kendi malzemesinden olduundan daha az emindir. Eer retmen ile renenler arasndaki iliki gerekten hakiki (bir iliki) ise, o n d a ok bilmiliin otoritesine ya da resmi grevlinin buyurgan hkimiyetine asla yer yoktur. O halde bir retmen o l m a k hl yce (ulvi) bir meseledir, ki nl bir profesr olmaktan t a m a m e n baka bir eydir. Bugn artk hi kimsenin retmen olmay istememesi, her ey aaya doru giderken (tereddi ederken) ve aadan yukarya doru derecelenirken, szgelimi i (gereklerinden) hareketle, m u h t e m e l e n meselenin artk rakmndan dolay iyice eriilmesi g hale gelmesinden trdr. Galiba bu isteksizlik de bizi dnmeye sevk eden en ok d n m e uyandran ile ba(lant)ldr. ayet bu dersler boyunca gerekten renme hasl olacaksa -gzlerimizi reten ile retilen arasndaki gerek baa evirip zerinden bir an olsun ayrmamalyz. Dnmeyi renmeye alyoruz. Belki dnme de bir ahap dolap yapmak gibi bir eydir. Her halkrda bir zanaat (maharet), bir "el sanat"dr. Elin bal bana zel bir hususiyeti vardr. Yaygn gre gre, el bedensel organizmamzn bir parasdr. Fakat elin z onun kavrayabilen bir uzuv olmasyla asla belirlenemez veya aklanamaz. Maymunlarn da kavrayabilen uzuvlar vardr, fakat onlarn elleri yoktur. El btn kavrayan uzuvlardan; pene, pene trna, (srngen veya kpeklerdeki) keskin yakalama dii snrsz derecede, (aradaki) bir z uurumuyla farkldr. Ancak konuabilen, yani dnebilen bir canl, ellere sahip olabilir ve elle el sanat ilerini yapabilir. Fakat elin mahareti (sanat) genellikle bizim dnd m z d e n daha zengindir. El sadece kavrayp yakalamaz ya da itip ekmez. El uzanr ve alr, kabul eder ve
65

Kant - Schopenhauer - Heidegger Dncenin ars

(itenlikle) karlar ve sadece eyleri deil, el bakalarnn ellerine uzanr ve kendi (ho) karlann kabul eder. El tutar. El tar. El iaretler,* m u h t e m e l e n insan bir iaret olduu iin. ki el bir olur, insan b y k birlie tamak anlamna gelen bir jest. El b t n bunlardr ve bu gerek el sanatdr. Her eyin k k burada, genellikle el sanat diye bilinende gizlidir ve genellikle biz daha ileri gitmeyiz. Fakat elin anlam y k l hareketleri** en kusursuz saflklar iinde, tam da insan susarak konu u r k e n , * * * dille her yere nfuz eder. nsan, ancak konuurken dnr; metafiziin hl inand gibi, baka trl deil. lerinin her birinde elin her hareketi kendisini d n m e unsuruyla s r d r r , * * * * elin her tamas kendisini bu unsurda tar. Elin b t n ileri d n m e d e kkleir. Dolaysyla d n m e n i n kendisi, eer zaman zaman (olduu gibi) gereince yerine getirilecekse, insann en basit ve bu sebepten t r en zor el sanatdr. Dnmeyi renmeliyiz, nk dnebilir olmamz ve hatta onun iin y e t e n e k l i * * * * * olmamz, dnmeye muktedirliimizin gvencesi deildir. Muktedir o l m a k iin baka her eyden evvel, kendisini dnmeye gnderene (dnmeye seslenenene) kar eilimli olmalyz. Bu (dorudan) kendisinden dnmeye sevk edendir. Bize bu ba, hakiki ekilde dnlmesi gerekenin ban baheden, bizim en ok dnce uyandran dediimizdir.
* (: zeichnen: dolaysyla ayn zamanda gstermek, tasarlamak, yani resmini, taslan izmek veya m o d e l i n i k a r m a k olarak da anlalmaldr.) ** (: die Gebrde.) *** (bkz. Varlk ve Zaman, I, 5, 34.) * * * * (Ya da: ...ilerinin her birinde elin her hareketi d n m e unsuruyla icra edilir, yerine getirilir.) ***** (: die Begabung; k k n d e k i vermek, bahetmek, ihsan etmek: geben fiiline dayanarak bir " m e v h i b e " a n l a m n d a "... bize balanm olmas..." olarak anlalmal.)

66

D n m e k Ne Demektir?

En ok dnce uyandrann ne olabileceiyle ilgili soruya cevabmz, u n e s r m d r : Dnceye davet eden zamanmz iin en ok dnce uyandran bizim hl dnyor o l m a m a m z d r . B u n u n nedeni asla sadece ya da ncelikle, biz insanlarn hakiki anlamda d n m e y e sevk edene yeterince y z m z d n m e m e m i z deildir; sebep bu en ok dnce uyandrann bizden yz evirmesi, dorusu uzun bir zamandr insandan yz evirmi olmasdr. Ve insandan bu tarzda kendisini geri eken, kendi kyas kabul etmez yaknln koruyup gelitirir. Kendisini (bu ekilde) geri ekene balanp (da o n a kaplnca), geri ekilene, o n u n e k i m i n i n (talebinin) mua m m a l ve bu yzden d o l a m b a l yaknlna sokuluruz. Her ne zaman ki insan bu yola gerektii gibi koyulursa d n y o r d u r , hatta geri ekilenden hl o k uzakta olsa bile, geri ekilme her z a m a n k i kadar r t k kalyor olsa bile. Btn hayat boyunca, hatta l m annda bile, Sokrates kendisini bu e k i m i n cereyanna b r a k m a k t a n ve kendisini o n u n iinde t u t m a k t a n baka bir ey yapmad. O, b u n u n iin Bat'nn en saf d n r d r . Bunun iin bir ey yazmamtr. n k dnce doluluunu yazya d k m e y e balayan birisi kanlmaz olarak kendileri iin ok gl olan e k i m d e n (cereyandan) snak aramak iin koup duran insanlara benzer. Sokrates'ten sonra neden b t n byk Batl dnrlerin, b t n byklklerine ramen, bu trden kaaklar olm a k zorunda kaldnn srrn imdiye dek gizli kalm bir tarih hl muhafaza etmektedir. Dnme (yazl) edebiyatn bir paras oldu. Ve edebiyat Bat b i l i m i n i n akbetini (kaderini) belirledi, ki Ortaan doctrinas yoluyla m o d e r n zamanlarn scientas oldu. Bu ekilde btn bilimler felsefenin dl yatandan iki biimde tredi-

Kant - S c h o p e n h a u e r - Heidegger Dncenin ars

ler. Bilimler ondan ayrlmak zorunda olduklarndan felsefeden trediler. Ve i m d i birbirlerinden o kadar ayrldlar ki, bir daha bilimler kendi gleriyle geriye frladklar kaynaa asla srama yapamazlar. Bundan byle onlar, ancak d n m e n i n bulabilecei bir z alanna geri gnderilirler (iade edilirler), yeter ki d n m e kendine deni yapacak kudrette olsun. nsan kendisini geri ekene doru ekilirken (onun yaknlna doru sokulurken), geri ekileni iaret eder. Biz bu suretle ekilirken bir iaretiz. Fakat o zaman, konutuumuz dile evrilmemi, henz evrilmemi, bir eyi gsteriyoruz (iaret ediyoruz). O, tabir edilmemi olarak kalr. Biz y o r u m l a n m a m bir iaretiz. "Mnemosyne" arksnn taslanda Hlderlin yle der: "Ein Zeichen sind wir, deutungslos, Schmerzlos sind wir, und haben fast Die Sprache in der Fremde verloren." (Biz o k u n m a y a n bir iaretiz. Ac hissetmiyoruz, kaybettik neredeyse Yabanc diyarlarda dilimizi.) Ve bylelikle d n m e y e doru ilerleyen y o l u m u z d a iirletirilmi bir sz iitiyoruz. Fakat d n m e abamzn hangi amala ve hakla ve hangi temele dayanarak ve hangi snrlar dahilinde, bu airin iiri bir tarafa, kendisini iir(letirmey)Ie bir diyaloa sokmaya izin verdii sorusunu, kanlmas imknsz olan bu soruyu, kendimizi, ancak d n m e y o l u n a soktuktan sonra ele alabiliriz.

68

DNMEYE AIRAN NEDR?


Dnmek ne demektir?**
Soru iitildiinde kulaa

belirsizlikten uzak gelmekte. Ak (ve anlalr) grnmekte. Fakat k k bir d n m e bile: tek a n l a m d a n daha fazlasna sahip o l d u u n u gstermekte. Daha soruyu sorar sormaz iki anlam arasnda bocalamaya balyoruz. Gerekten de s o r u n u n mulakl daha ileri bir hazrlk olmakszn cevap ileri srmeye d n k her abay engellemekte. O halde bu mulakl akla kavuturmalyz. "D n m e k ne demektir?" s o r u s u n u n mulakl o n u n birka m m k n ele a l n m a tarzn iinde saklamakta. Bu dersin ilerleyen aamasnda s o r u n u n sorulabilecei drt tarz ne karabiliriz. " D n m e k ne d e m e k t i r ? " ilk olarak ve ncelikle unu syler: " D n m e " dediimiz nedir, (bu szck ne anlama gelmektedir)? Kendisine " d n m e " adn verdiimiz nedir? " D n m e k ne d e m e k t i r ? " ikinci olarak unu da syler: Geleneksel reti bizim d n m e adn verdiimiz eyi nasl anlar ve tanmlar? ki bin be yz yldan beri d n m e n i n temel ayrt edici zellii olarak kabul edile* Was heisst Denken? Zvveiter Teil. ** (: Was heisst Denken? Aada yaplacak aklamalar heissen fiilinin yukarda iaret edilmi o k anlamllna dayanmaktadr. Bunu T r k e ' d e k o r u m a k m m k n deildir.)

69

Kant - Schopenhauer - Heidegger Dncenin ars

gelen nedir? Geleneksel d n m e retisi n e d e n u ilgin "mantk" ismini tar? "Dnmek ne demektir?" ayrca, n c olarak unu syler: Tam hakkyla dnebiliyor o l m a m z iin ihtiya duyduumuz (n koullar) nelerdir? Her defasnda dnmeyi tam anlamyla yerine g e t i r e b i l m e m i z iin bizden istenen nedir? "Dnmek ne demektir?" d r d n c ve son olarak unu syler: Bizi dnmeye aran, deyi yerindeyse, bize dnmeyi emreden nedir? Bizi alp dnmeye gtren nedir? Bunlar soruyu sorabileceimiz ve uygun bir zmlemeyle bir cevaba yaklaabileceimiz drt yoldur. Sorunun bu drt sorulma tarz s t n k r biraraya getirilmemitir. Hepsi birbiriyle karlkl olarak balantldr. Dolaysyla soruyla ilgili rahatsz edici olan, m m k n anlamlarnn okluundan ziyade, (sorunun soruluunun) bu drt tarzn(n) hepsinin tek bir anlam iaret ediyor olmasnda yatar. Bu drt tarzdan yalnzca b i r i n i n doru, kalanlarn rk ve geici olduklarnn ispatnn yaplp yaplamayacan; yahut bunlarn hepsi bir o l u p bir dieriyle rttnden dolay, d r d n n de ayn derecede gerekli olup olmadn dnmeliyiz. Fakat nasl ve hangi birlikle birleecekler? Tpk drt duvar zerine bir at gibi, drt tarzn okluuna bir beinci para olarak birlik mi ilave edilecek? Yahut s o r u n u n soruluunun drt tarzndan biri n plana kar (ya da ncelii alr) m? Bu ncelik soru k m e s i ierisinde bir hiyerari (sralama) kurar m? Bu hiyerari bu drt tarzn birbiriyle egdmlendii, ama yine de tayin edici (belirleyici) olana boyun edii bir yap sergiler mi? "Dnmek ne demektir?" sorusunun sorulabilecei daha nce zikrettiimiz drt tarz, birbirinden bamsz
70

D n m e y e aran Nedir?

ve irtibatsz yan yana durmazlar. Bunlar bu drt yoldan birinin buyurduu bir birlikle birbirlerine attirler. Bununla beraber, b u n u n nasl o l u p da byle o l d u u n u n ayrdna varacaksak yava yava ve t e m k i n l e ilerlemeliyiz. O nedenle tecrbemize ilk bakta sadece bir n e s r m olarak kalan bir ifadeyle balamalyz: Drdnc aamada kaydettiimiz s o r u n u n anlam bize ncelikle s o r u n u n tayin edici b i i m d e nasl sorulmas gerektiini (bizden nasl bir s o r m a tarz beklediini) syler: "Dnmeye ne arr?"* Hakkyla anlaldnda soru, bize d n m e y e girimeyi e m r e d e n i n , bizi dnmeye arann ne o l d u u n u sorar. "Bizi d n m e y e aran nedir?"** (sorusunda szcklerin sralanmyla oluan) ifade tarz hi kukusuz bnyesinde " D n m e tabiri bizim iin ne a n l a m a gelir?"den daha fazlasn barndramaz. Fakat soru gerektii gibi sorulduunda, "Bizi dnmeye aran nedir?" baka bir ey daha ifade eder. "Biz" -e halinde deil (Dativus), bilakis -i halinde (Akkusativus) olarak anlalr. Bizi dnmeye sevk eden, bize d n m e iin buyruklar veren nedir? Dolaysyla soru her bir d u r u m d a ve belli bir meseleyle ilgili olarak bizi d n m e y e sevk eden (bizde dnme g d s n uyandran) nedir diye mi sormaktadr? Hayr. Bizi dnmeye sevk e d e n d e n gelen buyruklar birisini sadece dnmeye sevk eden belli bir g d d e n ok daha fazlasdr. Bizi dnmeye sevk eden yle bir tarzda buyruklar verir ki o n u n b u y r u u n u n yardmyla biz nce dnmeye m u k t e d i r oluruz ve bylelikle dnrler olarak var
* (Soru yine ayn sorudur. Eer T r k e ' d e k i armak fiili zellikle edilgen atda bir eye isim olmak anlamn korusayd, bu glk bir lde giderilebilirdi.) ** (: Was heijit uns denken?)

71

Kant - S c h o p e n h a u e r - H e i d e g g e r Dncenin ars

oluruz. " D n m e k ne demeKtir?" sorusu: "Bizi dnmeye ne arr?" a n l a m n d a yaygn anlaya yabancdr. FaKat "DnmeK ne demeKtir?" s o r u s u n u n Kendisini ilK baKta gayet m a s u m gstermesini Kmseyip gemeye oK daha az haKKmz vardr. itildiinde, dnme gibi bir eyden sz ederKen, Kulaa gya ne a n l a m a geldiiyle ilgili sadece daha Kesin bilgi talep eden bir soru gibi gelmeKtedir sanKi ve biz o n u farKnda olmaKszn sanKi bu eKilde Kabul ediyoruz. D n m e burada baKa herhangi bir ey gibi ele alnabileceK bir t e m a olaraK grnmeKtedir. Dolaysyla d n m e bir aratrmann Konusu haline gelmeKtedir. Aratrma insanda vuKu bulan bir sreci dnr.* nsan bu srete zel bir yer alr, nK d n m e y i gereKletirir. Yine de bu olgu, yani insann doal olaraK d n m e n i n gereKletiricisi oluu, d n m e aratrmasn daha fazla ilgilendirmez [byle bir ilgilenmeyi gereKtirmez). Olgu Kendiliinden anlalr. Konu d o l m a s nedeniyle d n m e zerine tefeKKrmzn dnda braKlabilir. yle de olmas gereKir. nK dncenin yasalar her eye ramen teK bana d n m e e d i m i n i gereKletiren Kimseden bamsz olaraK geerlidir. FaKat "Bizi d n m e y e aran nedir?" sorusu her eyden nce bizi d n m e y e sevK edenin ne o l d u u n u soruyorsa, o zaman bizi, z m z ardndan dolay bizi (derin bir eKilde) alaKadar eden bir eyi soruyoruz (talep ediyoruz) demeKtir. "DnmeK ne demeKtir?"** s o r u s u n u n dorudan doruya hitap ettii bizzat biziz.
* (Buradaki ' d n m e ' m e t n i n t e m e l temas olan denken a n l a m n d a ' d n m e ' deil, b a k m a k , seyretmek, tetkik e t m e k , y o k l a m a k , telakki e t m e k anlamlarna gelen betrachten'dr.) ** (Burada her iki anlam da d n l m e l i ; biraz zorlayarak da olsa bu ift anlamllk belki u ekilde ifade edilebilir: " D n m e diye arlan nedir?", "Dnmeye aran nedir?") 72

D n m e y e aran Nedir?

Bizzat biz s o r u n u n m e t n i n d e ve rgsndeyiz. "Bizi dnmeye aran nedir?" sorusu bizi zaten bahis Konusu meseleye eKmi (srKlemi) oldu. Biz Kendimiz soruya, szcn Kati anlamnda, soru tarafndan Konuluyoruz. "Bizi d n m e y e aran nedir?" sorusu tpK aKan bir imeK gibi bizi d o r u d a n doruya arpar. Bu eKilde sorulduunda, " D n m e y e aran nedir?" sorusu bilimsel bir p r o b l e m tarznda, sadece bir objeyle uramaKtan daha fazlasn yapar. S o r u n u n bize garip gelen bu dier ifade tarz aadaKi dorudan itiraza aKtr. "DnmeK nedir?" sorusunun bu yeni anlam ("Dnmeye aran nedir?") burada iittiinde veya oKuduunda h e m e n herKesin ona yKleyeceinden b t n y l e farKl bir a n l a m n soruya Keyfi b i i m d e zorlanmasyla elde edilmitir. Bu hile Kolayca aa KartIr. AK Ki b u sadece SZCK o y u n u n a dayanmaKtadr. Ve o y u n u n Kurban, s o r u n u n fiili olaraK, "DnmeK ne demeKtir?" c m l e s i n i ayaKta tutan szcKtr. "armaK" fiiliyle oynuyoruz. Szgelimi birisi sorabilir: Tepenin zerindeKi Kye ne diyorsunuz? (Ky ne diye aryorsunuz?) Kyn ismini renmeK istiyoruz. Yahut u da sorulur: "ocua ne diyeceiz?" (onu diye aracaz?) Der Ki: O hangi ismi tayacaK? "armaK" [heifien] demeK: b u anlamda ismi olmaK ve isim vermeK demeKtir. u halde "DnmeK ne demeKtir?" demeK, " d n m e " ismini alm sre haKKnda ne tr bir fiKir oluturmalyz demeKtir. Sorudan anladmz, eer o n u basite ve doal olaraK alacaK olursaK, budur. FaKat eer soruyu bizi d n m e y e sevK edenin ne old u u n u sormaK anlamyla duyacaK olursaK, Kendimizi birdenbire "armaK" fiilini bize yabanc gelen veya en azndan artK aina gelmeyen bir anlam ierisinde Kabul etmeye zorlanm buluruz.
73

Kant - S c h o p e n h a u e r - H e i d e g g e r Dncenin ars

imdi "heiJ3en" szcn armak, talep etmek, talim(at) vermek, sevk e t m e k fiilleriyle yaklak olarak yeniden anlatlabilecek bir anlamda kullanmaya zorlanyoruz. Y o l u m u z d a olan birisini yol vermeye, alan amaya aryoruz (davet ediyoruz). Fakat bu "ar" zorunlu olarak talebi ve elbette buyurmay i m a etmez; daha ok, bizim armzla arlana erimemizi salayan eye uzanc (ngrsel) bir el uzatmay* i m a eder. En geni anlamda "armak" demek: harekete geirmek, bir eyi yola k o y m a k demektir, ki nazikne ve o nedenle gze arpmaz bir tarzda** yaplabilir ve aslnda bu tarzda en kolay ekilde yaplr. Yeni Ahit, Matta 8 : 1 8 ' d e unu okuruz: "Videns autem Jesus turbas multas circun se, iussit ire trans fretum." (Fakat etrafnda byk bir kalabalk grerek, Mesih onlara denizi gemelerini 'buyurdu'.) Luther (bu cmleyi), "Und da Jesus viel Volks um sich sah, hies er hinber jenseit des Meeres fahren" diye tercme eder.*** tieifien burada Vulgata'nn Latince iuberes'ine karlk gelmektedir, ki gerek anlamda bir eyin olmasn arzu e t m e k anlamna gelir. Mesih onlar zerinden gemeye "ard": bir buyruk vermedi veya bir talimat karmad. Bu pasajda "heiJ3en" fiilinin ne anlama geldii, eer ncil'in eski Greke evirisini gz n n d e bulundurursak, daha ak bir ekilde a kavuur. Burada der ki: 'I8(bv 5e ' Iraotp ykov tepi arv E K G E I K T E V jteA,0ecpv eicp x spav {Idon de ho Iesous okhlon peri auton ekeleusin apeithein eis to peran).**** Greke K E ^ E E I V fiili aslnda bir eyi yola
*(: das verlangende Auslagen.) **(: unscheinbar, Varlk ve Zaman'da Vorhandensein'ia ilgili yaplan aklama hatrlanmal.) ***(: Ve Mesih etrafnda birok insan grdnde, onlar denizin zerinden gemeye ard.) ****(: Etrafnda byk bir kalabalk grerek Mesih onlar te kyya gemeye ard.)

D n m e y e a r a n Nedir?

getirmek, yola koymak a n l a m n a gelir. Greke

KS ^ EU B OCT

yol demektir. Ve Sanskritede de ayn szcn "davet e t m e k " gibi bir ey a n l a m n a gelmesi, eski "heiJ3en" szc n n bir erimeye - brakma* (eritirme) kadar bir buyurma anlamna gelmemesine, dolaysyla "ar"nn yardmseverlik ve hatrinastk** (szckleriyle) ile ses benzerlii gstermesine tanklk eder. Dolaysyla tanmladmz "heiJ3en" s z c n n anlam bize btnyle yabanc deildir. " D n m e k ne dem e k t i r ? " * * * sorusunda karlatmzda hl alldk deildir. Bu soruyu iittiimizde, talimat v e r m e k , talep etmek, erimeye izin v e r m e k , yola getirmek, iletmek, yol v e r m e k a n l a m n d a "heiJ3en"in anlam d o r u d a n dikkatimizi ekmez. Hepsinden n c e k i anlam bir tarafa, szcn ilk iittiimiz anlamlarndan tedirgin oluruz. "HeiJ3en" szcn bu a n l a m d a k u l l a n m a alkanlna sahip deiliz ya da ancak g bela sahibiz. Bylelikle o bize yabanc kalr. Bunun yerine "heiJ3en" fiilinin alldk anlamn takip ediyoruz. ok fazla d n m e k s i z i n , en ok o n u n iinde dolayoruz. "armak" (heiJ3en) dem e k sadece u veya bu ismi bahetmek d e m e k t i r . Bu anlamyla szck aramzda yaygndr. Peki niin itiyadi (alldk) anlamn, stelik farknda olmakszn, tercih ediyoruz? Galiba "heiJ3en" szcnn allmadk (grne olaand) anlam o n u n hakiki anlam olmasndan tr: szcn z n d e bulunan, bu yzden yegne olarak kalan anlam - n k b t n dierleri yerlerini o n u n d o u m alanndan elde ederler. Ksacas "heiJ3en", bu szc de d o u m (neet ettii kk) anlamnda, k o n u a n anlamnda a n l a m a m z ar*(: Das Gelangen-lassen.) * * (: heissen, helfen, entgegenkommen.) *** (Burada da yine her iki a n l a m birden dnlmeli.) 75

Kant - S c h o p e n h a u e r - H e i d e g g e r Dncenin ars

tyla, " b u y u r m a k " a n l a m n a gelir. n k " b u y u r m a k " esas olarak buyruk ve emirler v e r m e k deil, fakat (kendini birisinin) gzetimine brakmak, v e r m e k ve teslim etmek, emanet e t m e k , emniyet altna a l m a k * demektir. armak d e m e k (buyurarak deil) brakarak e k m e k (talep etmek), sevk e t m e k ve bylelikle bir eyin eriilmesine izin v e r m e k d e m e k t i r . Sz v e r m e k * * bir seslenmeye o ekilde karlk v e r m e k d e m e k t i r ki, burada konuulan, vaat e d e r * * * ve taahhtte b u l u n u r . * * * * arm a k d e m e k seslenerek bir eyin eriip mevcudiyete km a s n a * * * * * izin v e r m e k ; bir eye seslenerek o n d a n talepte b u l u n m a k demektir. Dolaysyla " D n m e m i z i gerektirecek derecede bizden talepte bulunan nedir?" (sorusunu) s o r m a k anlam n d a " D n m e k ne d e m e k t i r ? " s o r u s u n u iittiimizde unu soruyoruz: "Asli varlmza d n m e y e balamasn buyuran ve bylelikle o n u n d n m e y e erimesini ve orada emniyette kalmasn salayan nedir?" Bu ekilde sorarsak, kukusuz "heiJ3en" szcn o l d u k a allmadk bir a n l a m d a kullanrz. Fakat o, sylenmi s z m z n ona asla henz tandk gelmediinden dolay deil, a m a artk gerekten o n u n iinde yayor o l m a m a m z d a n dolay, artk bizim bu k o n u a n szce aina olmadmz iin allmadktr. "armak" szcnn asli ve hayati anlamna geri d n p soruyoruz: "Bizi d n m e y e aran nedir?" Bu geri dn bir heves mi, yoksa oyun o y n a m a k m? Ne biri ne br. ayet b u r a d a oyun o y n a m a k gibi bir eyden sz edebiliyorsak, szcklerle oynayan biz dei*(: anbefehlen, anvertrauen, einer Oeborgenheit bergen.) **(: Verheissung.) ***(: zusagen.) ****(: versprechen.) * * * * * ( Y a da: buraya eriip burdalamasna...) anheimgeben,

76

D n m e y e aran Nedir?

liz; tersine dilin z bizimle oynamakta, sadece bu dur u m d a deil, sadece i m d i deil, fakat uzun zamandr ve her zaman. n k dil bizim k o n u m a m z l a oynar, o k o n u m a m z n szcklerin daha aikr anlamlarna sr k l e n m e s i n i sever. Sanki insan dille aslna uygun bi i m d e yaamak iin aba sarfetmek zorundadr. Sanki byle bir yaama zellikle bayalk tehlikesine yenik dmeye eilimlidir. erisinde hakiki a n l a m d a barnlan dilin ve o n u n alldk szcklerinin yeri alelade (basmakalp) tabirler tarafndan gasp edilir. Basmakalp k o n u m a yaygn konuma haline gslir. O n u n l a her yerde karlarz ve o herkes iin m t e r e k o l d u u n d a n , b u n d a n byle o n u yegne standart olarak kabul ederiz. Dilin eski allm, asli k o n u m a s n a yerlemek iin bu m t e r e k l i k t e n (basmakalplktan) ayrlan her ey derhal standarda bir saldr olarak deerlendirilir. Bo ve sama bir heves olarak damgalanr. Mterek olan yegne m e r u standart olarak kabul edilip o u n l u k ortalama(mterek ola)nn sradanlnn derinliini l m e k iktidarndan y o k s u n hale geldii anda, b t n bunlar aslnda gayet anlalabilirdir. Szde doal saduyunun k o r u m a s altna yerletirdiimiz bir sradanlk ierisinde bu bocalay (debeleni) ne tesadfidir, ne de biz o n u o n a y l a m a m a k t a serbestiz. Sradanlk ierisinde bu bocalay, y k s e k ve tehlikeli bir o y u n u n (kumarn) parasdr, ki her birimiz dilin z vastasyla (bu oyunda) bahisler olarak ortaya srlrz. Bu dil oyununa kulak kesilmeye ve dil konutuunda gerekten sylediini duymaya almak, szcklerle oyn a m a k mdr? Byle bir d u y m a baaryla sonulanrsa, o zaman her trl sylemede ve sormada ifade edilen meseleyi daha doru bir ekilde kavramamz m m k n olabilir, yeter ki dikkatli (sakngan) bir ekilde hareket edelim.
77

Kant - S c h o p e n h a u e r - Heidegger Dncenin ars

"HeiJ3en" szcnn asli anlamna Kulak veriyor ve dolaysyla "Dnmeye aran ne?" sorusunu u ekilde soruyoruz: Bizi d n m e y e sevk eden, bizden d n m e m i z i bekleyen nedir? Fakat her eye ramen "heiJ3en" szc ayn zamanda ve genellikle, bir eye bir isim v e r m e k ya da bir eyin ismi o l m a k demektir. Szcn yaygn anlam seyrek kullanlann uruna bir kenara braklamaz, her ne kadar seyrek kullanlan anlam asli anlam olsa da. Bu, dilin ak bir zorlanmas olurdu. Ayrca "armak" szcnn mevcut daha yaygn anlam, asli anlamla btnyle ilgisiz ve bantsz deildir. Tam tersine, m e v c u t alldk anlam dierinde, asli, tayin edici olanda kklemitir. n k "isim v e r m e k " szcnn bize syledii nedir? Bir eye bir isim verdiimizde o n u bir isimle donatrz. Peki ya bu d o n a t m a k ne demek? Her eye ramen isim eyin (zerini rtecek ekilde) yukardan braklmaz. Dier taraftan hi kimse ismin bir o b j e olarak eyi karladn (ona tekabl ettiini) inkr edemez. Eer d u r u m u bu ekilde kavrarsak, ismi de bir objeye dndrrz. sim ve ey arasndaki banty iki o b j e n i n birbirini karlamas (birbirine uygunluu) olarak tasarlarz. Karlama (mtekabiliyet) da eitli imknlarna gre grp tasavvur edebileceimiz, ele alp tarif edebileceimiz bir obje vastasyladr. simlendirilenin isimle arasndaki bant her zaman bir karlkl uygunluk olarak tasavvur edilebilir. Tek mesele doru bir ekilde tasavvur edilen bu karlkl uygunluun, ismin kendine zg karakterini oluturan eye kulak v e r m e m i z i salayp salamayaca, her halde b u n a izin verip vermeyeceidir. Bir eye isim v e r m e k - bu, o n u bir isimle armaktr. Daha esasl bir ekilde, isim vermek: bir eyi szcne armaktr. Bu ekilde arlan o vakit szcn
78

D n m e y e aran Nedir?

arsndadr. arlan m e v c u t olan olarak grnr ve m e v c u t o l u u n d a korunur, buyurulur ve aran szce arlr. Bu ekilde isimle arlan, m e v c u t olmaya arlan da arr. simlendirilir, ismi olur. simlendirerek m e v c u t olan erimeye arrz. Nereye erimeye? Bu d n l e c e k (bir mesele) olarak kalr. Her halkrda her i s i m l e n d i r m e ve isimlendirilme, sadece isimlendirm e n i n kendisi, z itibariyle asli armaya, ortaya kma arsna, bir seslenmeye ve buyurmaya dayandndan, armaya ainadr. " D n m e k ne demektir?" Balangta soruyu sormann drt y o l u n u zikrettik. D r d n c srada yer alm olan s o r m a tarznn, standard koymas nedeniyle sralam a d a en y k s e k o l m a anlamnda, en ilk srada geldiini syledik. " D n m e k ne demektir?" sorusunu bizi dnmeye aranla ilgili bir soru olduu anlamnda anlarsak, "armak" szcn asli a n l a m n d a anlam oluruz. Bu ayn zamanda unu da syleyecektir: imdi soruyu gerekten sorulmay istedii haliyle soruyoruz. M u h t e m e l e n i m d i neredeyse kendiliinden s o r u n u n geri kalan s o r u l m a tarzna ulaacaz. Dolaysyla esas soruyu biraz daha ak bir ekilde ortaya karmak uygun olacaktr: "Bizi d n m e y e aran nedir?" Bize, " d n e l i m ve d n e r e k ne isek o o l a l m " diye ne arda b u l u n u r ? Bu ekilde bizi d n m e y e aran - m u h t e m e l e n sadece arnn k e n d i s i - kendi adna, d n m e y e gereksin i m duyduu kadaryla byle yapabilir. Bizi dnmeye aran, dolaysyla b u n u buyuran, bir baka deyile, asli varlmz d n m e n i n gzetimine getiren, dnmeye gereksinim duyar, n k bizi d n m e y e aran kendisinin kendi zne uygun olarak d n l m e s i n i ist e m e k t e d i r . Bizi d n m e y e aran kendisi iin, dn79

Kant - S c h o p e n h a u e r - Heidegger Dncenin ars

meyle kendisine d n l m e s i n i , zen gsterilmesini, kendisine mukayyet o l u n m a s n talep eder. Bizi dnmeye aran bizi dnmeye sevk eder. Bizi d n m e y e sevk edene dnce uyandran diyoruz. Fakat sadece ara sra ve belirli, snrl bir b a k m d a n dnce uyandran deil, fakat tabii b i i m d e ve dolaysyla bandan itibaren ve her zaman d n m e y e sevk eden, her trl kayt ve arttan uzak olarak dnce uyandrandr. Bu bizim en o k dnce uyandran dediimizdir. Ve o n u n bize d n m e k iin verdii, o n u n bize bahettii ba, k e n d i s i n d e n daha az bir ey deildir; kendisi, ki o bizi d n m e y e girimeye davet eder. " D n m e k ne demektir?" sorusu ncelikli a n l a m d a d n l m e y i isteyeni sorar: o bize ne zerine dnlecek bir ey, ne de yalnz kendisini sunar, fakat ncelikle bize dnceyi ve d n m e y i verir. O bize dnceyi kendi asli kaderimiz olarak e m a n e t eder ve bylelikle bizi dnceye balar.

80

Kiinin DnEREK Y n n TAYin ETMES nE AHLAMA GELR?


I. Kant

KNN DNEREK Y N N TAYN ETMES NE A N L A M A ELR?*

Kavramlarmz

ne

kadar

yceltip

duyumsallktan

arndrr (uzaklatrr)sak uzaklatralm gene de onlar her zaman temsili tasarmlara** bal olacaklardr, ki onlarn zgl b e l i r l e m e s i * * * baka trl tecrbeden karsanmayan bu kavramlar deneysel k u l l a n m iin elverili hale getirmektir. n k onlara bir g r * * * * (ki nihay e t i n d e her zaman m m k n bir t e c r b e d e n bir r n e k olmaldr) ilitirmeseydik kavramlarmza nasl duyu(sal ierik) ve anlam y k l e r d i k [salardk)? Eer s o m u t anlama e d i m i n d e n temsil (suret)in armn - n c e l i k l e duyular araclyla tesadfi bir algdr- hari tutarsak (tec* "VJas heifit: Sich im Denken orientiren?" Akademieausgabe v o n I m m a n u e l Kants G e s a m m e l t e n Werken, Band VIII: Abhandlungen nach 1781. ** (: bildliche Vorstellungen.) *** (: eigentliche Bestimmung.) **** (: die Anschauung. Kant t e r m i n o l o j i s i n d e tasarmn (die Darstellung) etkin tr olan kavrama kar olarak tasarmn edilgen tr. Kavramlar sayesinde a n l a m a yetimiz d n m e m i z i salar, alglarn kategorilerle uyuturulmas gerektiinden kavramlar, tasarmlar arasndaki genel ilikileri k a v r a m a m z a izin veren kurallar olarak hizmet grr. Buna karlk duyusallmz ( die Sinnlichkeit), bilen znenin dorudan, dolaymsz kavray olarak gr, Anschauung sayesinde duyular elde eder. Grnlerin (die Erscheinung) zaman ve m e k n d a verilmesini salayarak grler bizim tasarmlar arasndaki m n f e r i t ilikileri kavramamza, bylece deneysel bilgiyi duyusal alanla snrlamamza izin verir.)

83

K a n t - S c h o p e n h a u e r - H e i d e g g e r Dncenin ars

rit edersek), geriye kalan anlama yetisinin saf kavramdr,* ki imdi (bu hari t u t m a n n neticesinde) eriim alan (menzili) geniler ve iinde genel olarak bir d n m e kural barndrr. Oenel m a n t k bu ekilde ortaya kar; ve birok heuristik** d n m e y n t e m i anlama yetisi ve akln tecrbeye dayal k u l l a n m n d a gizlidir; eer bu yntemleri tecrbeden titiz bir ekilde koparrsak bunlar felsefeyi soyut d n m e b a k m n d a n bile birok faydal maksimlerle zenginletirebilirler. Mteveffa Mendelssohn'un bildiim kadaryla son yazlarnda ( den Morgenstunden s. 1 6 4 - 1 6 5 ve dem Brie-

fe an Lessings Freunde s. 33 ve 67) ilk defa olarak bariz bir ekilde taraftar olduu ilke bu trdendir: yani kiinin kendisini akln speklatif k u l l a n m n d a (ki Mendelssohn ona, duyuiist nesnelerin bilinmesi bakmndan ok fazla, hatta o n u n iin ispatlama delili (stats) talep edecek kadar gveniyordu) k i m i zaman saduyu, kimi zaman salkl akl, (Morgenstunden'de) ve k i m i zaman da yaln* * * anlama yetisi (an Lessings Freunde) dedii belli bir temel i l k e * * * * araclyla y n l e n d i r m e s i n i n zorunlu olduu maksimi. Bu kabuln, t e o l o j i k meselelerde kullanldnda (ki bu esasen kanlmazd) spek-

latif akln gcn destekleyen gr zerinde tahrip


edici bir etki brakmakla kalmayp, speklasyona kar olarak bu melekenin k u l l a n m n n brakm olduu belirsiz k o n u m gz n n d e b u l u n d u r u l d u u n d a , hatta ortak salkl akln dahi akln tahtndan indirilmesinde bir banazlk ilkesi olarak hizmet etme tehlikesiyle kar kar* (: reine Verstandesbegriff.) ** (: heuriskein, " b u l m a k " fiilinden, heuretikos, "icat"; yani tecrbeye, kendi kendine r e n i m e dayanan, (ayn zamanda) iz srdrc, buldurucu.) *** (: schlicht.) **** (: das Leitungsmittel.)

84

K i i n i n D n e r e k Y n n Tayin E t m e s i N e A n l a m a Gelir?

ya kalaca k i m i n aklna gelirdi? Ne ki Mendelssohn ile Jacobi arasndaki tartmada olan, ncelikle die Resul-

tate'nin keskin zekl yazarnn nemsiz olduu sylenemeyecek karmlaryla t a m da buydu: her ne kadar onlarn ikisine de byle bir ykc d n m e tarzn yaygnlatrma niyetini yaktrmasam da; bilakis bu mektuplarn stlendii eyi argumentum ad hominem* olarak kabul etmeyi tercih ederim, ki kiinin h a s m n n krlganlklarn kendi lehine e v i r m e k iin salt bir s a v u n m a silah olarak kullanm mazur grlr. Dier taraftan Mendelss o h n ' u n kararl b i i m d e ve hakl bir abayla ilen srd eyin sadece akl** o l d u u n u - a k l n onay olmakszn zerine gelenein ve vahyin alanabilecei, szde hakikat hissi deil, inan ad altnda akn g r * * * d e i l gstereceim; bir y n tayin etme arac olarak zorunlu bulduu ve tavsiye ettii sadece saf h a k i k i insan aklyd. Gene de burada akln speklatif melekesinin yksek talepleri, ncelikle o n u n (ispatlama ile) buyurgan otoritesi aikr ki ker ve o n a kalan ey, speklatif olduu kadaryla, ortak akl kavramn elikilerinden arndrma ve o n u salkl akln m a k s i m l e r i n e kendi sofistik saldrlarna kar s a v u n m a iinden ibarettir. - G e n i l e t i l m i ve daha kesin bir b i i m d e belirlenmi kendini ynlendirme kavram, salkl akln duyust nesneleri bilileri**** zerine alrken kulland maksimleri bize ak seik b i i m d e s u n m a d a y a r d m c olabilir. Kendini ynlendirme szcnn asl anlam dierlerini bulmak, harfi harfine gndousunu b u l m a k iin verili bir dorultuyu (ufku bunlarn d r d n e blersek) kul* (: Tartmann z n d e n sapp tartmada yer alan kiilerin ahsn h e d e f alan argman.) * * (: die Vernunft.) * * * (: e/ne berschwengliche Anschauung.) **** (: die ErkenntnifS bersinnlicher Gegenstnde.)

85

Kant - S c h o p e n h a u e r - Heidegger

Dncenin ars

lanmak anlamna gelir.* imdi eer gkte gnei grr ve vaktin gnortas olduunu bilirsek gneyi, baty, kuzeyi ve douyu nasl bulacamz biliriz. Ne var ki b u n u n iin ayn zamanda kendi zerimde bir farklla, yani sa ve sol k o l u m u n arasndaki farkllk duygusuna da ihtiya duyarm. Bunu bir duygu olarak adlandryorum, n k bu iki taraf grnte gr(sezgi)de belirgin bir farkllk gstermez. Nesnelerde herhangi bir farklla ihtiya duymakszn soldan saa, sadan sola hareket etmeyle ters yne hareket etme arasnda bu ayrt e t m e ve bylelikle nesnelerin k o n u m u n d a k i bir farkll a priori belirleme melekesine sahip olmasaydm, o zaman bir daireyi tarif ederken, batnn u f k u n en gney noktasnn sanda m solunda m o l d u u n u ya da kuzeydouya ve bylelikle tekrar gneye hareket ederek daireyi tamamlayp tamamlayamayacam bilmezdim. Bylece gkle ilgili her trl nesnel veriyle dahi k e n d i m i corafi olarak, ancak znel bir farkllk temeliyle y n l e n d i r i r i m ; * * ve eer b t n burlar, bir dieri karsnda ayn biimi ve k o n u m u muhafaza etseler de bir gn bir mucizeyle dorultular b a k m n d a n tam tersine d n e c e k olsalard, yle ki dou imdi bat olsayd, insan gz bir sonraki parlak yldzl gecede en k k deiiklik alglamazd, hatta
* (: Kant'n Knigsberg'deki halefi Krug, kendini y n l e n d i r m e yahut yn tayin etme becerisini u ekilde tarif eder: "Orientieren (sich) heijit eigentlich den Orient oder den Ort im iiorizonte suchen, wo die Sonne zur Zeit der Tag- und Nachtgieiche aufgeht, wodurch dann auch die brigen Weltgegenden leicht bestimmbar sind." (Kendini y n l e n d i r m e (ya da yn tayin etme) g n d n m n d e gnein doduu ufuk zerinde, dnyann geri kalan blgelerini belirleyebilecek ekilde douyu veya bir yeri b u l m a k anlamna gelir.)) Wilhelm Traugott Krug, Allgemeines Wrterbuch der Philosophischen VVissenschaften nebst ihrer Literatr und Geschichte C. 3, 2. Bask, Leipzig 1833, s. 131.) ** (: sich orientieren).

86

K i i n i n D n e r e k Y n n T a y i n E t m e s i M e A n l a m a Gelir?

g k b i l i m c i bile sadece grdne dikkat etse ve ayn zam a n d a hissettiini gzard etse kanlmaz olarak yn-

n arrd.* Fakat aslnda sa ve sol duygusuyla ayrm


y a p m a melekesi doal olarak yardmna koar. Bu, tabiat tarafndan yerletirilmi, fakat sk k u l l a n m l a olaanlam (yeri salamlam) bir melekedir. Eer ban kaldrp gzlerini kutup yldzna dikerse sadece meydana gelen deiiklii fark e t m e k l e kalmayacak, fakat bu (deiiklie) ramen ayn z a m a n d a kendisini ynlendirebilecektir de. Bu y n tayin etme yntemiyle ilgili corafya kavramn geniletip o n u n l a k e n d i m i genel olarak verili herhangi bir m e k n d a ynlendirmeyi, dolaysyla sadece mate-

matik olarak y n l e n d i r m e y i anlayabilirim. Eer k o n u m u nu hatrlayabildiim tek bir nesneyi bile kavrayabilirsem, karanlkta bana tandk gelen bir o d a d a k e n d i m i y n l e n d i r e b i l i r i m , fakat burada bana znel bir farkllk temeline uygun k o n u m belirleme melekesi haricinde hibir eyin yardm etmeyecei aktr: n k yerini bulacam nesneleri hi g r m y o r u m ; ve eer birisi bir aka olarak, nceden sada olan i m d i solda olacak ekilde b t n nesnelerin yerlerini deitirmi olsayd duvarlar dier b a k m d a n btnyle ayn kalm bir odada herhangi bir eyi b u l m a y a g c m yetmezdi. Fakat sadece iki yanm, sam ve s o l u m arasndaki farkllk duygusuyla y n m o k g e m e d e n tayin edebilirim. Gece vakti n c e d e n pek iyi bildiim, fakat i m d i bir ev bile ayrt e d e m e d i i m sokaklarda y r r k e n ve doru dnleri yaparken, olan t a m da budur. Son olarak bu kavram daha da geniletebilirim, nk bu, sadece m e k n d a yani m a t e m a t i k s e l olarak deil, fakat genel olarak d n m e d e , yani mantka, yn tayin
* (: sich desorientieren.)

87

Kant - S c h o p e n h a u e r - H e i d e g g e r Dncenin ars

etme melekesine dayal olarak kabul edilebilir. Benzeim* yoluyla kolaylkla t a h m i n edilebilir ki tandk gelen (deneysel) nesneleri arkada brakp kendisini tecrbenin b t n snrlarnn tesine armay ve gr (sezgi) iin m e k n n dnda hibir nesnenin k a l m a m a s n istediinde k u l l a n m n y n l e n d i r m e k saf akln bir ura olacaktr; n k bu d u r u m d a artk yarglarn nesnel bili** temellerine uygun belirli bir m a k s i m i n kapsam altna deil, fakat sadece kendi yarg melekesinin belirlenimi b a k m n d a n znel bir farkllk temeline gre belirli bir m a k s i m i n kapsam ierisine yerletirmek k o n u m u n da deildir.*** Geri kalan bu znel vasta akln kendi ihtiyacn hissetmesinden baka bir ey deildir. Belirli bir yarg iin gerekli olann bilinmedii bir d u r u m d a yargda b u l u n m a y a kalklmaz ise her trl hatadan beri kalm a k m m k n d r . Dolaysyla cehalet kendi bana biliimizin snrlarnn sebebidir, fakat o n d a k i yanlglarn deil. Belirli bir biinde yargda b u l u n u p b u l u n m a m a n n keyfi olmad, yargda b u l u n m a y zorunlu hale getiren

gerek bir ihtiyacn olduu, ayrca akln kendisine bal


kalnd, a m a yine de bu yarg iin zorunlu olan etmenler b a k m n d a n bir bilgi eksikliiyle snrl o l d u u m u z d u r u m d a kendisine gre bir yargda bulunabileceimiz bir m a k s i m e sahip o l m a k z o r u n l u d u r ; n k akl tatmin edilecektir. nk eer burada nesnelerin grsnn* * * * veya geniletilmi kavramlarmza uygun bir nesneye benzemeye alp bylelikle onlar iin gerek bir olaslk
* (: die Analogie.) "* (: die Erkenntnifi). *** Dolaysyla genel olarak d n m e d e kiinin kendisini ynlendirmesi: Akln nesnel ilkeleri bir eyi doru olarak kabul e t m e k iin yetersizse meseleyi znel bir ilkeye uygun olarak belirlemek anlamna gelir. **** (: die Anschauung vom Objecte).

88

K i i n i n D n e r e k Y n n T a y i n E t m e s i D e A n l a m a Oelir?

salayabileceimiz t r d e n bir eyin olamayaca daha n c e d e n ispat edilmi olsayd,* o zaman bize elikiden beri o l u p olmadn g r m e k ve ardndan nesnenin tecrbe nesneleri ile ilikisini, henz duyumsanr hale getirmediimiz, ancak hi olmazsa aklmzn deneysel kull a n m n a hizmet edecek tarzda d u y u s t bir eyi dnd m z anlama yetisinin saf kavramlar altna s o k m a k iin her trl t e c r b e n i n tesine gemeyi gze alacamz kavram ncelikle gzden geirmekten baka yapacak bir ey kalmayacaktr. Byle bir ihtiyatkarlkla hareket etmezsek bu tr kavramlardan hibir ekilde yararlanamayacaz, d n m e k yerine kendimizi banazla kaptracaz. Gene de b u n u n l a yani saf kavramla bu nesnenin varl ve o n u n dnya ( m m k n t e c r b e n i n b t n nesnelerinin toplam) ile gerek ilikisi b a k m n d a n hibir ey z m l e n m e z . Fakat akln nesnel temellerle bildiini varsayamayaca bir eyi varsaymak ve kabul e t m e k iin ve dolaysyla sadece akln kendi ihtiyacyla, bizim iin karanlk geceyle d o l u olan d u y u s t n n hudutsuz alan iinde k e n d i n i d n e r e k y n l e n d i r m e k iin, znel bir t e m e l olarak akln ihtiyacnn [sz] rer.** Her ne kadar akl (yetki alan iine alacak ekilde) k e n d i n i geniletme ihtiyac duymasa da, az ok varlklarn kabul e t m e k iin, birok d u y u s t ey dnlebilir (nk duyu nesneleri b t n i m k n alann doldurmaz). Dnyann sebeplerinde akl, tabiattaki saf ve ruhsal var(: Wenn denn vorher schon ausgemacht ist, daji es hier keine Anschauung vom Objede, nicht einmal etwas mit diesem Oleichartiges geben knne, wodurch wir unseren erweiterten Begriffen den ihnen angemessenen Gegenstand darstellen und diese also iher realen Mglichkeit wegen sichern knnten ...) ** (: Flun aber tritt das Recht des Bedrfnisses der Vernunft ein...) *

hakk devreye gi-

89

Kant - S c h o p e n h a u e r - H e i d e g g e r Dncenin ars

lklarn etkisinden yararlanma z o r u n l u l u u n u duymakszn, duyu ile aa kan eylerle (ya da hi olmazsa kendilerini duyuya aanlarla ayn trden olan eylerle) uramay yeterli bulur; bu ruhsal varlklarn k a b u l akln k u l l a n m n a yeterince zarar verici olacaktr. n k onlarn faaliyetinin tbi olaca yasalar h a k k n d a hibir ey bilmediimiz iin, halbuki dierleri, yani duyu nesneleri h a k k n d a birok ey bildiimiz veya hi olmazsa ortaya karmay umabileceimiz iin, onlar varsaymak akln kullanmn yeterince zorlayacaktr.* Dolaysyla bu hibir surette bir ihtiya deil, fakat onlar aratrmaya dnk (yolunu arp) bo dler kurmaya sapan veya kendince beyhude kuruntularla avunan safi bir meraktan ibarettir. Halbuki stn bir akl** ve ayn zamanda en yksek iyi olarak bir ilk asli varlk k a v r a m n d a d u r u m t a m a m e n farkldr. n k aklmz b t n snrl varlklarn, dolaysyla dier b t n her eyin*** kavramlarnn temeli olarak snrlanmam olann kavramn zaten ka* (Yani akln kullanmnn snrlarn amay...) ** (: der Intelligenz.) *** Akl gereklii btn eylerin m m k i i n l iin verili olarak varsayma ihtiyacn duyar ve nesneler arasndaki farkll onlara eklenen olumsuzlamalardan kaynaklanan snrlamalar olarak dnr, bu yzden tek bir imkn, yani snrlanmam bir varla ait olan bir temel olarak kabul etmeyi, onu asli, dier btn hepsini tremi olarak dnmeyi zorunlu addeder. Ayrca her eyin tam imknyla bir btn olarak varolu iinde karlalmas gerektii veya hi olmazsa bu tam belirleme ilkesinin m m k n ile gerek arasnda ayrm yapmay aklmz iin m m k n kld yegne tarz olduu iin znel bir zorunluluk temeli, yani aklmzn kendisinde en gerek (en yksek) bir varln varoluunu btn mmkniyetin temeli olarak kabul etmeye dnk bir ihtiya buluruz. imdi bu Tanr'nn varl ile ilgili kartezyen kantlama bu ekilde ortaya kar. Bir eyi akln kullanm iin varsaymann znel temelleri (ki her zaman iin sadece deneysel bir kullanm iinde bir temel olarak kalr) nesnel olarak kabul edilir - b u yzden ihtiya kavrayn yerine konulur (yani ihtiya kavray zannedilir.)- Burada nasl ./..

90

K i i n i n D n e r e k Y n n Tayin E t m e s i N e A n l a m a Gelir?

bul etmeye d n k bir ihtiya d u y m a k l a kalmaz, fakat bu ihtiya, her yerde bylesine artc derecede (hatta byk (lek)te o l m a k t a n o k bize yakn o l d u u iin k k (lek)te) karlalan amallk ve dzen bir tarafa, eylerin dnyadaki olumsallna* d n k t a t m i n edici bir temel salayabilmeksizin, o n u n varln peinen kabul etmeye kadar gider. Akll bir etken kabul etmeksizin ak samalklara d m e d e n o n a akll bir t e m e l sunamayz ve akll bir sebepten ayr olarak byle bir amalln imknszln kantlayamasak da kavray eksikliimiz gz n n d e b u l u n d u r u l a c a k olursa gene de (geriye) akln bu verili grn aklamak amacyla anlalr bir eyi varsayma ihtiyac b a k m n d a n byle bir sebebi ka-

bul etmek iin yeterli bir znel temel kalr; n k akln


herhangi bir kavramla birletirebilecei baka hibir ey bu ihtiya iin bir are sunmaz. Fakat akln ihtiyac iki y n l olarak grlebilir; birincisi teorik kullanm, ikincisi pratik k u l l a n m iindir. Az evvel s z n ettiim ilk ihtiyat, fakat b u n u n , ancak arta bal olduu yani m m k n olan her eyin ilk ne../. sa, kymetli Mendelssohn'un Morgenstunden/\n b t n delillerinde de yledir. Kantlama yoluyla hibir eyi baarmazlar. Fakat bu yzden hibir surette faydasz deillerdir. Aklmzn kullanm n znel artlannn bylesi keskin geliimlerinin bu melekemizin t a m bilinmesi iin salad gzel frsatn, ki bu gelimeler o n u n kalc rnekleridir, z i k r e t m e m e k bir eyi akln kullanmnn znel temellerine bal olarak doru b e l l e m e k , nesnel temellerden y o k s u n o l m a k her zaman b y k n e m e sahiptir. Yeter ki aslnda zorunlu bir varsaymdan ibaret olan eyi zgr bir kavraym gibi gstermeyelim. Aksi halde d o g m a t i k bir biimde tarttmz hasma k e n d i yarannza kullanabileceimiz zayfl lzumsuz yere sunarz. Mendelssohn duyust alanda saf aklla dogmatik bir b i i m d e tartmann (saf akl dogmatikletirmenin) felsefi cokuya dorudan yol o l d u u n u ve ancak akllarn bu ayn melekesinin bir eletirisinin bu illetin esasl b i i m d e ilac olabileceini d n m y o r d u . * (: die Zuflligkeit.)

Kant - Schopenhauer - Heidegger Dncenin ars

denleri hakknda, ncelikle dnyada fiilen m e v c u t olan amalar k m e s i iinde, yargda bulunmak istersek Tanr'nn varln varsaymak zorunda o l d u u m u z rahatlkla grlr. Pratik kullanm iinde akln ihtiyac o k daha nemlidir, n k arta bal deildir ve sadece yargda bulunmay

istediimizde

deil,

fakat yargda varln

bulunmak

zorunda

olduumuz iin

Tanr'nn

varsaymak

zorunda kalrz. Akln saf pratik k u l l a n m ahlak yasalarnn dsturlarna dayanr. Ne var ki bunlarn t m , ancak

zgrlk sayesinde m m k n

olduu

lde

dnyada

m m k n en yksek iyi fikrine: ahlaka gtrr; dier taraftan bu dsturlar, sadece ilkine gre taksim edildii kadaryla insan zgrlne deil, fakat ayn zamanda ayrca doaya da dayanan eye gtrr, ki bu en b y k

mutluluktur. Dolaysyla akl byle bir baml yksek iyi


uruna, en yksek bamsz iyi olarak stn bir akl kabul e t m e ihtiyac duyar; elbette bu k a b u l d e n ahlak dsturlarnn balayc otoritesini ya da onlara riayete tevik eden eyleri karmak iin deil, (nk gdleri sadece, r t l e m e z b i i m d e kendiliinden z o r u n l u k l u olarak* kesin olan yasadan deil, fakat herhangi bir eyden karsanm olsalard bunlarn herhangi bir ahlaki deeri olmazd), fakat daha o k en yksek iyi kavramna nesnel gereklik kazandrmak, yani ideesi ahlakn kendisiyle koparlamaz b i i m d e ilikili olan eyin baka yerde var o l m a m a s halinde olacak olan t a m da bu olduu zere, ahlakla birlikte o n u safi bir ideal olarak kabul e d i l m e k t e n k o r u m a k iin. Dolaysyla Mendelssohn'un speklatif d n m e d e (onu bilmeksizin) kendisini ynlendirdii ey akln bili i
* (: apodiktisch.)

92

K i i n i n D n e r e k Y n n Tayin E t m e s i N e A n l a m a Oelir?

deil, fakat hissedilen* bir ihtiyacdr. Ve bu ynlendirici (temel) klavuz akln nesnel bir ilkesi, bir derin kavray ilkesi deil, fakat sadece akln snrlarnn izin verdii k u l l a n m n n znel bir ilkesinden (yani bir maksiminden), o n u n ihtiyacnn doal bir s o n u c u n d a n ibarettir ve o kendi bana en y k s e k varln m e v c u d i y e t i h a k k n d a yargmzn btn belirleyici temelini o l u t u r d u u iin ve o n u n bu ayn k o n u d a fikir y r t m e abalarnda bir yn tayin e t m e arac olarak k u l l a n m sadece m m k n bir k u l l a n m olduu iin Mendelssohn burada yanlyordu; n k o buna ramen her eyi tek bana kantlama yolu zerinde z m e kavuturmaya brakt lde bu speklasyona bel balyordu. lk aracn zorunluluu, ancak ikincisinin yetersizliinin t a m olarak kabul edilmesi halinde g n d e m e gelebilir: daha uzun bir m r l e birlikte, eski, mutat (alkanlk haline gelmi) d n m e tarzlarnn, bilimlerin d u r u m u n d a k i deiikliklere gre deimesine izin veren, daha ok genlie zg akl kullan m * * o n a bahedilmi olsayd, neticede o n u keskin zeksnn gtrecei bir k a b u l d bu. Her halkrda yargnn gvenilirliinin nihai m i h e n k tann, ister nermelerinin seiminde derin kavrayla, isterse safi ihtiya ve akln kendisi iin faydal olann maksimiyle ynlendirilsin, sadece aklda aranmas gerektiinde srar e t m e st n l n muhafaza eder. Bu son k u l l a n m n d a akla (ortak insan akl) diyordu, n k bu her zaman kendi ilgisini gzlerinin n n d e b u l u n d u r u r , h a l b u k i bu ilgi unu* Akl hissetmez; yetersizliini derinden kavrar ve bilme gds sayesinde bir ihtiyacn hissedilmesini etkiler. Ayn ey ahlak duygusu iin de sz k o n u s u d u r , ki o herhangi bir ahlak yasasnn sebebi deildir. nk bu btnyle akldan doar; bilakis o n u n nedeni ve etkisine tabi olduu [ey) ahlak yasalar dolaysyla akldr, n k etkin, a m a zgr irade belirli temellere ihtiya duyar. ** (: die Qewandtheit des Oeistes.)

93

Kant - S c h o p e n h a u e r - H e i d e g g e r Dncenin ars

tulacak ve nesnel bir bak asndan kavramlar amaszca, ister zorunlu olsun ister olmasn, sadece bilgiyi geniletmek iin gzetim altna alnacak olsa doal yol kanlmaz olarak geride braklm olurdu. Ne var ki: salkl akln hkm ifadesi n m z d e k i soruda her zaman belirsiz kalr ve her zaman ya Mendelssohn'un kendisinin yanl anlad gibi, bir akli [derin]

kavray yargs ya da der Resultate'n\n yazarnn kabul


eder grnd gibi akli

esinlenme den (kaynaklanan)

yarg yerine konulabilir, bu sebepten tr bu yarglama kaynana bir baka isim vermek zorunlu olacaktr ve hibir isim buna akli inantan* daha uygun deildir. Her inan, hatta tarihsel olan bile, kuku yok ki akli inan olacaktr (nk hakikatin nihai m i h e n k ta her zaman akldr); ancak akli bir inan saf aklda ierilenlerin haricinde baka bir veri zerine temellendirilmemi bir inantr. Her trl inanma znel olarak yeterli olan, fakat bilinli bir

ekilde znel olarak yetersiz kabul edilen bir doru bellemedir; dolaysyla bilme** ile kartlk ierisindedir. Dier taraftan bir ey bilinli olarak yetersiz de olsa nesnel temellere dayanarak doru bellendiinde ve bu yzden

kanaatten [sandan) ibaret olduunda, bu k a n m a (sanma)


azar azar ayn trden temellerle desteklenebilir ve sonunda bir bilme haline gelebilir. Buna karlk doru bellemenin temelleri nesnel olarak geerli olamayacak trden temeller ise o zaman inan asla akln kullanmyla bir bilme haline gelemez. Tarihsel, szgelimi baz mektuplarda bildirildii ekliyle, rafndan bildirilirse, byk bir adamn lmyle ilgili inan, eer gmlmesi, vasiyeti vs. mahalli otoriteler ta-

bir bilme haline gelebilir. Dolaysyla

* (: das Vemunftglauben.) ** (: wissen.)

94

K i i n i n D n e r e k Y n n T a y i n E t m e s i N e A n l a m a Oelir?

safi tankla dayal tarihsel olarak doru bellenen eye, szgelimi dnyada bir yerde bir Roma ehrinin var olduuna inanlabilir, ama yine de asla orada o l m a m birisi eer, Roma'nn var olduunu biliyorum, sadece inanmak-

la kalmyorum, derse bunlar pekl birbiriyle uzlatrlabilir. Buna karlk saf akli inan akln ve tecrbenin her trl doal verisiyle asla bilgiye dnemez, n k burada doru bellemenin temeli salt znel (bir temel), yani en yksek bir varln mevcudiyetini, ispatlamaya deil, var-

saymaya d n k akln zorunlu bir ihtiyac, (ve insan olarak kaldmz srece her zaman bir ihtiya olarak kalacak) bir ihtiyatr. Onu teorik olarak tatmin edecek tarzda kullanlan akln bu ihtiyac saf akln hipotezinden, yani srf belli verili sonular aklayacak olanlarn dnda asla baka temel bulma beklentisi iinde olunamayacandan ve akln bir aklama temeline ihtiya duymasndan tr bir eyi znel temellere bal olarak doru bellemek iin yeterli kanaatten baka bir ey olmayacaktr. Buna karlk akln pratik bir maksatla kullanm ihtiyacn dayanan akli inanca akln bir nermesi* denilebilir: btn kesinlik taleplerini karlayan bir derin kavraym gibi deil, fakat bu doru belleme (ancak kiinin ahlaken iyi olmas sayesinde), her ne kadar trce btnyle ondan farkl olmasa bile, derece bakmndan bilmeden daha aa** olduu iin.
" * (: das Postulat der Vernunfl.) Onun deiti rilemezliinin bilinci inancn salamlna aittir. Buna gre hi kimsenin 'Tanr vardr' nermesini rtemeyeceinden b t n y l e e m i n olabilirim, zira o bu derin kavray nereden edinecektir? Dolaysyla tarihsel inan iin geerli olan akli inan iin geerli deildir, [tarihsel inan d u r u m u n d a ) aksi yndeki delillerin b u l u n m a s her zaman m m k n d r ve kiinin k o n u hakkndaki bilgisinin genilemesi halinde kanaatini deitirebilmesi kayd her zaman korunmaldr.

95

Kant - S c h o p e n h a u e r - H e i d e g g e r Dncenin ars

Bu yzden saf bir akli inan speklatif d n r n duyust nesneler alannda akli gezintilerde y n n tayin ettii iaret direi veya pusuladr; fakat ortak, a m a (ahlaken) salkl akla sahip olan bir insan h e m teorik h e m de pratik b a k m d a n urann b t n amacyla t a m olarak uyum iinde olan bir tarzda y o l u n u belirleyebilir; ve dier her inancn, hatta her vahyin temeli olarak da alnmas gereken bu akli inantr. Tanr kavram ve hatta o n u n mevcudiyetine duyulan kanaat ile ancak aklda karlalabilir ve bize ilk kez, arkalarndaki otorite ne kadar byk olursa olsun ya ilhamla ya da ulatrlan haberle gelmesi m m k n deildir. Bildiim kadaryla tabiatn salayamayaca trden dolaymsz bir gryle, her naslsa karlasam. Tanr kavramnn bu g r n m e n i n * bir Tanr iin gerekli olan ayrt edici zelliklerin t m y l e badap badamadn kestirmeye hizmet etmesi gerekir. imdi eer, herhangi bir g r n m iin, ancak dnlebilecek, a m a asla sezilemeyecek** eyi, hatta nitelik b a k m n d a n , temsil etm e n i n * * * nasl m m k n olduuna dair hibir kavraya sahip o l m a s a m bile, en azndan uras hl aktr: bana grnenin, duygularm zerinde isel veya dsal biimde etkili olann Tanr o l u p olmadn yarglamak iin o n u bir r n e k olarak b e n i m akli Tanr k a v r a m m n karsna k o y m a m ve o n u b u n a gre, (yani) o n u n bu kavram iin uygun olup olmadn deil, fakat sadece onunla eliip elimedii b a k m n d a n s n a m a m gerekecektir.
* (: die Erscheinung; die Anschauung: gr.) ** (: anschauen. Aslnda bu fiilin yukarda geen ve bu fiilin ismi olan Anschauung ile akrabal sezdiren bir fiille karlanmas gerekirdi, ancak Trke'nin imknlar b u n a el v e r m e m e k t e d i r . ) *** (: darstellen. Ayn zamanda tasvir ve tasavvur e t m e k diye de dnlmeli.)

96

K i i n i n D n e r e k Y n n T a y i n E t m e s i N e A n l a m a Gelir?

Benzer ekilde: o n u n bana dolaymsz o l a r a k aa kard ey bu kavramla elien hibir ey iermese bile gene de bu g r n m , gr, dolaymsz esin (vahiy)* ya da byle bir tasavvura [die Darstellung) artk siz ne derseniz, asla kavram yaratlm her eyden ayr olarak

snrsz b y k l k t e olmay talep eden bir varln (belirsiz b i i m d e belirlenmeyecek ve dolaysyla m m k n her yanlsama ile birlemeye b o y u n emeyecekse) mevcudiyetini kantlamaz; fakat hibir tecrbe y a h u t gr bu kavram iin uygun olamaz, dolaysyla byle bir varln m e v c u d i y e t i n i ak seik bir b i i m d e kantlayamaz. Bylelikle hi kimse nce en yksek varln mevcudiyetine gryle i k n a olamaz; akli inan nce gelmelidir, ardndan belli grnler yahut aa k m a l a r olsa olsa bize konuan veya kendisini sunan bir Tanr olarak kabul ederken gvencede o l u p o l m a d m z s o r g u l a m a frsat sunabilir ve bylece bu inanc bu bulgulara gre teyit etmeye h i z m e t edebilir. Dolaysyla eer Tanrnn varl ve l m d e n sonraki hayat gibi duyust konularla ilgili meselelerde akln

nce k o n u m a h a k k n a sahip olduu tartlrsa her trl banazlk hurafe (bo inan) ve hatta Tanrtanmazlk iin b y k bir kap ardna kadar alm olur. Ne var ki J a c o b i ve Mendelssohn arasndaki tartmada her ey akl t a m da bu tarzda tahtndan indirecei izlenimi verir; b u n u o n u n karsna herkesin kendisi iin gnlnce oluturabilecei bir baka inanc d i k m e k iin sadece ak-

li kavray ve bilginin mi (speklasyonun szde gcyle)


yoksa ayn zamanda akli inancn da m hedeflendiini
* (: diese Erscheinung, Anschauung, unmittelbare Offenbarung.)

97

Kant - Schopenhauer - Heidegger Dncenin ars

b i l m i y o r u m . Spinozac Tanr Kavramnn akln b t n ilkeleriyle uyuma iinde* olan yegne Tanr kavram olduu ve asla reddedilemeyecei ileri s r l r k e n buradan neredeyse bu son niyet karsanacaktr. Zira speklatif akln kendisinin Tanr olarak d n m e m i z gereken varln mmkniyeni asla kavrayacak bir k o n u m d a olmadn teslim e t m e k akli inanla b t n b t n e bada* Sz edilen bilginlerin die Kritik der reinen Vernunfta nasl o l u p da Spinozaclk iin destek bulabildiklerini a n l a m a k gtr. Kritik duyust nesnelerin-konularn bilinmesi b a k m n d a n dogmacln kanatlarn t a m a m e n b u d a r ve Spinozaclk bu n o k t a d a ylesine dogmacdr ki delillerinin katl b a k m n d a n matematikilerle bile yarr. Kritik anlama yetisinin saf kavramlarnn t a b l o s u n u n saf d n m e iin (gerekli) b t n malzemeyi iinde b a n n d r m a s gerektiini ispatlar; Spinozaclk kendileri d n e n dncelerden ve dolaysyla bir zne olarak kendisi iin ezamanl b i i m d e var olan bir belirtiden sz eder: insann anlama yetisinde bulunmayacak ve ayrca o n u n kapsamna dahil edilemeycek bir kavram(dr bu). Kritik kavramnda k e n d i kendisiyle elikili hibir ey barndrm a m a n n bir dnce antitesinin m m k n l iin bile yeterli olmadn gsterir ( m m k n l n varsaymak, eer zorunlu ise, o zaman, elbette izin verilebilir olarak kalsa bile); fakat Spinozaclk, ideesi yalnzca anlama yetisinin saf kavramlarndan ibaret olan btn duyumsallk koullarndan ayrlm ve iinde asla bir eliki ile karlalamayacak olan bir varln imknszlna dair kavraya sahip olduu iddiasndadr; ne ki b t n snrlara saldran bu varsaym destekleyecek hibir eye sahip deildir. Srf bu yzden Spinozaclk dorudan doruya banazla gtrr. Buna karlk banazln kklerini kazyacak tek bir ara varsa, o da saf akl yetisi: nin snrlarnn belirlenmesidir (bundan) daha kesin (sonu verecek bir ara) yoktur. Benzer ekilde bir dier bilgin Kritik'e kuk u c u l u k bulur; her ne kadar Kritik'irt hareket noktas t a m da bizim bilgimizin eriim alan b a k m n d a n bir eyi a priori belirli ve kesin hale g e t i r m e k t e m e l l e n d i r m e k olsa bile. Benzer ekilde o, eletirel sorgulamalarda bir diyalektik bulur, halbuki hedef d o g m a t i k biimde her yerde kulllanldnda saf akln iine ekildii ve ksteklendii kanlmaz diyalektii z m e k ve ebediyen saf d etmektir. Kendi kuruntularn baka yazarlara, tabii eer bunlar daha nce oralara koymamlarsa, dayandrmay iyi bildikleri iin kendilerine "eklektik" diyen Yeni-Platoncular t a m da bu ekilde hareket ettiler; dolaysyla gnein altnda yeni hibir ey yoktur.

98

Kiinin D n e r e k Y n n T a y i n Etmesi Ne A n l a m a Gelir?

r durumdaysa da,

bir nesnenin imknszln aka

grebiliriz, ama yine de baka kaynaklar vastasyla o n u n edimsellii h a k k n d a bilgi sahibi olabiliriz d e m e k herhangi bir inanla veya herhangi bir mevcudiyeti doru k a b u l e t m e k l e badaamaz. Zihni yeterlilie ve geni ufka sahip beyler! Yeteneklerinizi takdir ediyor ve insanlk duygunuzu seviyorum. Yaptnz eyi ve akla saldrlarnzn sonunun nereye varacan (sizi nereye gtreceini) dndnz m? phesiz d-

nme zgrlne el uzatlmamasn (onu saldrlardan


korumay) siz de istersiniz. nk bu olmakszn dehanzn zgr uular dahi ok abuk sona erecektir. Sizin benimsediiniz trden bir yntem hkim olacak olsa bu dnce zgrlnn doal olarak ne hale geleceini grelim. D n m e zgrl her eyden evvel sivil zorlama-

ya* kardr. Elbette konuma ya da yazma zgrln n elimizden stn bir gle alnabilecei sylenir, fakat dnme zgrl (aln)amaz. ne var ki dncelerimizi kendilerine ilettiimiz, kendi dncelerini de bize ileten bakalaryla birlikteymi gibi d n m e s e y d i k ne kadar dnr ve ne lde doru dnrdk! nsanlardan dncelerini alenen

aklama zgrln

zorla alan bu d g c n ayn zamanda onlarn elinden

dnme zgrln:

m e d e n i hayatn b t n ykleri-

nin ortasnda bize geri kalan ve ancak sayesinde durum u m u z u n b t n k t l k l e r i n i n stesinden gelebilmenin yollarn (aralarn) tasarlayabileceimiz yegne mcevheri de alaca pekl sylenebilir. kinci olarak d n m e zgrl bir anlamda daha dnlr ki, buna gre o vicdani cebinn** karsna ko* (: der brgerliche Zwang.) ** (: der Oewissenszwang ya da vicdan zerine yaplan zorlama.)

99

Kant - S c h o p e n h a u e r - H e i d e g g e r Dncenin ars

nulur; hatta d gce sahip olmakszn baz yurttalar kendilerini yle bir noktaya yerletirirler ki (bununla) dini k o n u l a r d a bakalarnn vesayetine (gzetmenliine) sahip olduklar iddiasndadrlar ve tartmak yerine gemite insanlarn duygular zerinde braktklar tesirle her akli incelemeyi, kiinin

kendi sorgulamasnn tehlibuyurulmu dnda

kelerinin endieli k o r k u s u n u n elik ettii


nc olarak akln

inan dsturlaryla nasl yasaklayacaklarn bilirler.

kendisinin

verdiklerinin

baka hibir yasaya tbi o l m a m a s a n l a m n a gelir; ve b u n u n zdd akln (yasalarn snrlamas altnda grlebilecek olandan, dehann zannettii gibi, daha fazlasn g r m e k iin) yasasz bir kullanmnn maksimidir. Doal sonu udur: Eer akl kendisini, kendi koyduu yasalara tbi klmazsa, bir bakasnn verdii yasalarn boyunduruu altna sokacaktr; n k yasa olmakszn hibir ey, hatta samalk bile o y u n u n u uzun sre oynayamaz. Dolaysyla d n m e d e ilan edilmi yasaszln (akln snrlamalarndan zgrln) kanlmaz s o n u c u udur: D n m e zgrl nihayetinde kaybedilecek ve (bundan s o r u m l u tutulacak olan talihsizlik deil, k u r u n t u olduu iin) szcn asli a n l a m n d a bo yere harcanm* olacaktr. Olaylarn seyri kabaca budur. nce deha cretkr uularndan ok holanr, n k akln yn verdii mantk izgisini koparp atmtr. ok g e m e d e n kudretli hkmler ve byk beklentilerle bakalarn byler ve imdi dilini her zaman kulland yava ve sakil akln bylesine irkin biimde ssledii bir tahtn zerine kendini o t u r t m u grnr. u halde o n u n m a k s i m i ak* (: verscherzen; "aka" anlamna gelen Scherz'en treyen szck ayn zamanda bou bouna bir eyi kaybetmek veya feragat e t m e k anlamna gelir.)

100

Kiinin Dnerek Y n n Tayin Etmesi Ne A n l a m a Gelir?

ln stn yasa k o y u c u l u u n u n h k m s z o l d u u d u r ; biz sradan insanlar b u n a banazlk diyoruz, buna karlk iyiliksever tabiatn kayrdklar o n u n aydnlatmas diyorlar. Herkes iin geerli bir ekilde sadece akl buyruk verebilecei iin, ok g e m e d e n aralarnda bir dil karmaas ba gsterecektir; i m d i her biri k e n d i ilhamn takip eder: bylece s o n u n d a ilk bata seilmi olan, ancak zamanla

sokulgan

[bezdirici]

belgelere

dnm

olan k o r u n m u olgularn, geleneklerin tanklndan da'ha derin ilhamlarn doduu grlecektir, t e k kelimeyle sonu, akln olgulara, yani bo inanca t a m teslimiyeti (boyun emesi) olacaktr, n k bu (bo inan) en azndan yasa formuna sahiptir ve dolaysyla (kaybolan) sk n e t i n geri gelmesine izin verir. He ki insan akl her zaman zgrlk iin abaladndan dolay: zincirlerini ilk kez krdnda uzun sredir alkn olmad zgrln ilk kullanm yozlap bir k t kullanma ve melekelerinin b t n snrlamalardan bamszlna kstaha bir gvene dnecek, bu da, ancak nesnel temellerle ve dogmatik kanaatle dorulanabilir olan kabul eden, b u n u n dnda her eyi cesurca reddeden speklatif akln yegne otoritesinin ikna olmasna yol aacaktr. Artk akln kendi gereksinimin den bamszl (akli inantan vazgemenin) m a k s i m i inansz-

lktr. Bu tarihsel bir inanszlk deildir, n k bu sonunc u s u n u amal olarak d n m e k imknszdr, dolaysyla hibir ey s o r u m l u addedilemez (nk herkesin eer yeterince ispat edilirse bir olguya inanmas gerekir, tpk ister istesin ister istemesin bir matematik kantlamaya inanmas gerektii gibi); daha ok, nce ahlak yasalarn yree tevik edici unsurlar olarak btn glerinden ve zamanla btn otoritelerinden m a h r u m brakan akim bir

inanszl, insan duygularnn tehlikeli (nazik) bir duru101

Kant - S c h o p e n h a u e r - Heidegger Dncenin ars

mudur, zaman zaman bu dnme tarzna serbest d-

ncelilik, hibir dev t a n m a m a ilkesi denir. Bu noktada sivil dzenlemelerin (zarar grp) en byk dzensizlie d n m e m e s i iin stn yetki sahipleri oyuna karmtr; ve en etkin ve en etkili arac en iyi ara olarak gmdkleri iin, bu hatta d n m e zgrln bile kaldrr (laveder) ve dnmeyi tpk dier meslekler gibi o lkenin dzenlemelerine tbi klar. Ve bylece, eer akln yasalarndan bamszlk yolunda ilerlemeye alrsa, dnme zgrl sonunda kendi kendisini yok eder. nsan s o y u n u n ve o n a en kutsal olann dostlar! Dikkatli ve s a m i m i incelemeden sonra, ister olgulara isterse akli temellere ilikin (olsun), size en kymetli inan olarak grneni kabul edin; o n u yeryzndeki en yksek iyi klan akln ayrcaln, hakikatin nihai m i h e n k ta o l m a n n ayrcaln sakn tartmayn.* Eer bu nok* Kendi kendine dnme hakikatin stn m i h e n k tan kendinde (yani kendi aklnda) arama anlamna gelir; ve her zaman kendi kendine d n m e n i n maksimi aydnlanmadr. Buna gre aydnlanmay bilgi e d i n m e n i n iine yerletirdiklerinde insanlarn dndkleri bundan daha azdr; n k o daha ok bir kimsenin bilme yetisini kullanmndaki olumsuz bir ilkedir ve ou kez bilgi b a k m n d a n en zengin olan kimse onu k u l l a n m a b a k m n d a n en az aydnlanmtr. Bir kimsenin kendi akln kullanmas, her ne zaman bir eyi kabul etmeye zorlansa kendi kendisine u soruyu sormasndan daha fazla bir anlama gelmez: Acaba o, akln kullanm iin evrensel bir ilke olarak kabul etmenin temeli veya kural haline getirilecek olsa, bunun iin elverili midir deil midir? Bu snama herkesin kendi kendisine yapabilecei bir snamadr; ve bu aratrmayla o bo inan ve banazln kaybolduunu grecektir, hatta nesnel temellere dayal olarak bunlar r t m e k iin yeterli bilgiye sahip olmasa bile, n k o sadece akln kendi kendisini korumas maksimini kullanmaktadr, dolaysyla aydnlanmann temellerini eitimleri vastasyla tek tek yurttalarda atmak gayet kolaydr; b u n u n iin gerekli olan tek ey gen dimalar bu dnmeye erken yalardan itibaren altrmaya balamaktr. Fakat bir a aydnlatmak ok yava ve zahmetli bir itir, n k ksmen bu eitim tarzn yasaklayan v<- ksmen de onu daha g hale getiren d engeller vardr.

102

Kiinin Dnerek Y n n Tayin Etmesi Ne A n l a m a Gelir?

tada zaaf gsterirseniz

bu zgrle

layk o l m a k t a n

uzaklarsnz ve ayn z a m a n d a o n u kesinlikle kaybedersiniz ve b u n u n yan sra ayn talihsizlii bakalarnn, kendi hallerince iyi huylu olan ve zgrlklerini yasalar

erevesinde ve dolaysyla dnya iin en iyisine vesile


olacak tarzda kullanacak olan m a s u m topluluklarn bana da gtrrsnz!

103

DNMENN GEREKSND: SKNET? A. Schopenhauer

DNMENN GEREKSND: SKNET?*


Kant "yaamsal gler" zerine bir kitapk yazd; fakat ben onlar zerine bir at yazmak istiyorum, n k onlarn v u r m a , akma, d v m e , atma, s a v u r m a biiminde savurganca ve lzumsuzca k u l l a n m b t n hayatm g n l k bir ikenceye evirdi. phesiz b u n a glecek insanlar - h e m de ok sayda- vardr, n k grltye kar duyarl deillerdir; ne var ki m u h a k e m e y e , dnmeye, iire yahut sanata, szn ksas her t r d e n zihinseldiinsel izlenime duyarsz olan tam da bu insanlardr: beyin d o k u l a r n n o k kt ve kaba niteliine mal edilmesi gereken bir gerektir bu. Dier taraftan neredeyse btn b y k yazarlarn yaamyklerinde veya kiisel ifadelerinin kaytl o l d u u her yerde g r l t n n entelektel insanlara tattrd acya dair ikyetlere rastlarm. Szgelimi Kant, Goethe, Lichtenberg, Jean Paul b u n a r n e k olarak gsterilebilir ve aslnda k o n u d a n sz almad d u r u m d a b u n u n tek nedeni b u n a sra gelmemi yahut frsat d m e m i olmasdr. Ele aldmz k o n u y u u ekilde a k l a m a k isterim: Eer b y k bir elmas k k k k paralar halinde kesilse, derhal b t n olarak sahip o l d u u deeri kaybeder; yahut bir o r d u k k birliklere paralansa veya blnse b t n g c n kaybeder; tpk b u n u n gibi, b y k
* Parerga und Paalipomena, Bd. 11, Kap. XXX: ber Lrm und Gerusch.

107

Kant - S c h o p e n h a u e r - Heidegger Dncenin ars

bir zihin dardan mdaheleye maruz kalmasyla, rahatsz edilmesiyle, dikkatinin datlmasyla, yahut ilgisinin baka bir yne evrilmesiyle birlikte, sradan bir zihne gre sahip olduu s t n l k ve ayrcal kaybeder; nk o n u n stnl, tpk i bkey bir aynann zerine den n t m nlarn younlatrmas gibi btn gc n tek bir noktaya ve konuya younlatrmasn gerektirir. Grltnn sebebiyet verdii sekte ya da fasla bu younlamay engeller. Bu sebepten t r d r ki kalburst kafalarn ou, hangi trden olursa olsun rahatszlk veri'ci her eyden, birdenbire araya girip dncelerini datt iin her zaman nefret etmilerdir. Ve her eyden evvel grltden ileri gelen keskin ve iddetli kesintiden srekli usanm ve ikyeti olmulardr. Sradan insanlar bu tr bir eyi pek dikkate almazlar. Btn Avrupa uluslarnn en zeki olan

"never interrupt!"*

dsturunu

on

birinci

emir

olarak kabul etmitir. Fakat grlt b t n mdahale (kesintiye uratma) biimlerinin en nfuz edici olandr; n k grlt sadece bizim dncelerimizi kesintiye uratmaz, fakat onlar datr da. De var ki kesintiye uratlacak bir eyin olmad d u r u m d a doal olarak grlt de bu denli zel b i i m d e hissedilmeyecektir. Kimi zaman nemsiz, fakat ard arkas kesilmeyen bir grlt o n u n tam olarak ayrdna varmazdan evvel beni bir m d d e t azap iinde brakr ve rahatsz eder. Hissettiim tek ey d n m e n i n giderek daha zahmetli ve yorucu hale geldiidir - sanki ayaklarm bal olduu halde yrmeye alyormuum gibi. S o n u n d a olup bitenin farkna varrm.
* ("Asla Mdahale Etme! yahut "Kesintiye Uratma!"" diye zetlenebilir.)

108

D n m e n i n Gereksindii: Sknet?

imdi c/nsten tre g e m e k gerekirse, bir kasabann dar sokaklarnda nlayan krba aklamalar b t n grltlerin en affedilmez ve en utandrc olandr - gerek m a n a d a c e h e n n e m i bir azaptr bu. O n u huzur ve skn ierisindeki bir hayat imknsz hale getirdii iin m a h k m ediyorum. nsanln budalal ve dncesizlii h a k k n d a baka hibir ey bu krba akrtlarna hogr kadar ak bir fikir vermez bana. Beyni felceden, her trl derin d n b l p datan ve dnceyi katleden bu ani ve keskin aklama, kafasnda bir fikre benzer herhangi bir eye sahip olan herkese iliklerine kadar hissettii bir ac verir. Dolaysyla her aklama ne kadar nemsiz olursa olsun kafasn herhangi bir eye vermi yzlerce insan ister istemez rahatsz eder; d n r d e ise o n u n etkisi o k daha ackl ve fecidir; tpk kafay b e d e n d e n koparan celladn baltas gibi grlt de o n u n dncelerini b l p datr. He kadar keskin olursa olsun hibir ses bu uursuz krba aklamalar kadar beyni bylesine harap etmez; k a m darbesinin srn t a m beyninizde hissedersiniz, ki duyarl bir bitkiyi ( m i m o s a pudica) nasl etkilerse beyne de ayn ekilde ve uzunluka ayn zaman zarfnda etki eder. Kutsal fayda retisine gereken b t n saygy gsterm e m e karn toprak ya da gbre ynn kaldran bir a d a m n - y a r m saatlik bir sre ierisinde kasabay bir utan bir uca katederken birbiri a r d n a - yaklak on bin insann kafasnda filizlenmek zere olan dnceleri daha henz t o m u r c u k halinde iken katletme h a k k n yahut ayrcaln nereden aldn anlayamam. rs-eki darbeleri, k p e k l e r i n havlamalar, ocuklarn zrlamalar k o r k u n olmasna k o r k u n t u r , ama d n c e n i n gerek katili bir krba aklamasdr sadece. Bir insann d n m e k iin ara sra bulabilecei her uy109

Kant - S c h o p e n h a u e r - Heidegger Dncenin ars

gun an katletmektir o n u n amac. Eer bir hayvan b t n grltlerin bu en affedilmez en t a h a m m l edilmez olann karmadan s r m e n i n baka bir yolu o l m a m olsayd belki ho grlebilirdi. Fakat bu lanetli ve uursuz krba akrtlar sadece gereksiz deil yararszdr da. O n u n at zerinde zihinsel olarak meydana getirmeye alt etki, gerekli gereksiz kullanm nedeniyle hayvann almasndan tr krelir ve etkisizleir ve hayvan artk o n u n l a admlarn hzlandrmaz olur. Bu, yolcu almak iin en yava haliyle s r l r k e n bo bir arabadan gelen ard arkas kesilmeyen krba aklamalarnda bilhassa dikkat ekicidir. Eer atna krbala hafife d o k u n s a daha fazla etkili olurdu. Ne ki ata srekli aklatarak kamnn varln hatrlatmann m u t l a k a gerekli olduunu varsaysak bile, g r l t n n yzde birini yapan bir k a m b u n u n iin yeterli olacaktr. itme ve g r m e bakmndan hayvanlarn en k k , en s n k belirtilere, hatta ou zaman bizim alglayamadmz eylere bile duyarl olduklar iyi bilinir. Eitimli kpekler ve kanarya kular b u n u n artc rneklerini sunarlar. Dolaysyla bu kam akrtlarnn t a m a m e n keyfi bir ey olarak; hatta kafalaryla alanlara kollaryla alanlar tarafndan yaplm kstaha bir m d a f a a olarak kabul edilmesi gerekir. Bir kasabada byle bir kstahla t a h a m m l edilmesi, bir barbarlk ve adaletsizlik rneidir, hele mesele her krbacn u c u n d a bir d m bulunmasn zorunlu hale getirecek bir polis denetimiyle ok daha kolay halledilebilecekken, bu daha da fazla byledir. zerlerindeki insanlarn kafalaryla altklarna ayak takmnn dikkatinin ekilmesinde bir beis yoktur, nk sokaktaki a d a m iin, hangi trden olursa olsun kafa ii t a h a m m l edilmez bir azap ve ikencedir. Kalabalk
1 10

Dnmenin Gereksindii: Sknet?

bir kasabann dar sokaklarnda bo y k veya binek arabasyla dolaan ve her birka a d m d a bir gc yetebildiine bir buuk iki m e t r e l i k krbacn aklatan bir adam, arada bir derhal indirilip be hakiki denek atlmay hak eder. Dnyann b t n hukukularyla birlikte dnyadaki b t n yardmseverler bedensel cezann t o p y e k n ortadan kaldrlmas amacyla nedenler ileri s r m e k , bahaneler retmek iin bir araya gelseler, beni asla aksine ikna edemezlerdi. Fakat daha da k t olan bir eyi yeteri kadar sklkla grebiliriz. Szn ettiim atlar olmakszn yalnz bana sokaklarda yryen ve hi ara vermeksizin kamsn aklatp duran iki tekerlekli y k arabas srcs. Dem e k ki bu adam affedilemez hogr neticesinde kamsna bu denli almtr! G n m z d e her yerde insan hayal edilemeyecek kadar b y k bir zenle bedeni ve b e d e n i n i n ihtiyalar peinde komaktadr; sayg yle dursun hibir surette en k k bir nezaket ya da himaye g r m e y e c e k tek ey dnen kafa mdr? Araba srcleri, hamallar, ulaklar ve benzerleri insanlar arasndaki y k hayvanlardr; m u h a k k a k ki bunlara adaletle, sabrla, efkatle ve m e r h a m e t l e davranlma1; fakat keyfi g r l t yaparak insan s o y u n u n daha yksek abalarnn nne klmasna [set ekilmesine) izin verilmemeli. Dorusu b i l m e k isterdim kimbilir bu krba aklamalaryla ka b y k ve m u h t e e m dnce dnyay terk etmektedir? Yetkim olsayd hi vakit kayb e t m e d e n bu srclerin kafalarnda bir krba aklamasyla k r b a l a n m a arasnda zlmesi imknsz bir
nexus idearum*

olutururdum.

* (Dnceler arm.) 11 1