You are on page 1of 26

DÜNYA KLASİKLERİ DİZİSİ: 76

MEKTUPLAR

Mektuplar'ın hazırlanmasında, MEB Yunan Klasikleri dizisinde yayınlanan ikinci
baskısı temel alınmış ve çeviri dili günümüz Türkçesine uyarlanmıştır.

Yayına hazırlayan : Egemen Berköz
Dizgi : Yeni Gün Haber Ajansı Basın ve Yayıncılık A.Ş.
Baskı : Çağdaş Matbaacılık Yayıncılık Ltd. Şti.
Aralık 1999

PLATON
MEKTUPLAR
(EPISTODAI)

Çeviren:
İrfan ŞAHİNBAŞ
75. yıl coşkusuyla...

Bu yapıt, E. Chambry'nin Fransızca çevirisi temel alınarak çevrilmiş; J.
Souilhé'nin Fransızca ve
O. Apelt'in Almanca çevirileriyle karşılaştırılmıştır.

Hümanizma ruhunu anlama ve duymada ilk aşama, insan varlığının en somut anlatımı
olan sanat yapıtlarının benimsenmesidir. Sanat dalları içinde edebiyat, bu
anlatımın düşünce öğeleri en zengin olanıdır. Bunun içindir ki bir ulusun, diğer
ulusların edebiyatlarını kendi dilinde, daha doğrusu kendi düşüncesinde
yinelemesi; zekâ ve anlama gücünü o yapıtlar oranında artırması, canlandırması
ve yeniden yaratması demektir. İşte çeviri etkinliğini, biz, bu bakımdan önemli
ve uygarlık davamız için etkili saymaktayız. Zekâsının her yüzünü bu türlü
yapıtların her türlüsüne döndürebilmiş uluslarda düşüncenin en silinmez aracı
olan yazı ve onun mimarisi demek olan edebiyatın, bütün kitlenin ruhuna kadar
işleyen ve sinen bir etkisi vardır. Bu etkinin birey ve toplum üzerinde aynı
olması, zamanda ve mekânda bütün sınırları delip aşacak bir sağlamlık ve
yaygınlığı gösterir. Hangi ulusun kitaplığı bu yönde zenginse o ulus, uygarlık
dünyasında daha yüksek bir düşünce düzeyinde demektir. Bu bakımdan çeviri
etkinliğini sistemli ve dikkatli bir biçimde yönetmek, onun genişlemesine,
ilerlemesine hizmet etmektir. Bu yolda bilgi ve emeklerini esirgemeyen Türk
aydınlarına şükran duyuyorum. Onların çabalarıyla beş yıl içinde, hiç değilse,
devlet eliyle yüz ciltlik, özel girişimlerin çabası ve yine devletin yardımıyla,
onun dört beş katı büyük olmak üzere zengin bir çeviri kitaplığımız olacaktır.
Özellikle Türk dilinin bu emeklerden elde edeceği büyük yararı düşünüp de
şimdiden çeviri etkinliğine yakın ilgi ve sevgi duymamak, hiçbir Türk okurunun
elinde değildir. 23 Haziran 1941.
Milli Eğitim Bakanı
Hasan Âli Yücel

SUNUŞ

Cumhuriyet'le başlayan Türk Aydınlanma Devrimi'nde, dünya klasiklerinin Hasan
Âli Yücel öncülüğünde dilimize çevrilmesinin, kuşkusuz önemli payı vardır.
Cumhuriyet gazetesi olarak, Cumhuriyetimizin 75. yılında, bu etkinliği
yineleyerek, Türk okuruna bir "Aydınlanma Kitaplığı'' kazandırmak istedik.
Bu çerçevede, 1940'lı yıllardan başlayarak Milli Eğitim Bakanlığı'nca yayınlanan
dünya klasiklerini okurlarımıza sunmaya başladık.
Büyük ilgi gören bu etkinliği Milli Eğitim Bakanlığı'nca yayınlanmamış -ancak
Aydınlanma Devrimi yarıda kalmasaydı yayınlanacağına kesinlikle inandığımız-
dünya klasiklerini de katarak sürdürüyoruz.
Cumhuriyet

MEKTUPLAR

Eski Yunanca özel adların yazılışı hakkında not

Yunan eserlerinin çevirisinde tanrı, insan ve ülke adlarını, asıllarındaki gibi
yazmayı uygun bulduk; bunun için de bugün Avrupa ülkelerinin hemen hepsinde
kullanılan çevriyazı yöntemini aldık. Yunancanın her harfi, aşağıdaki cetvelde
gösterildiği gibi, tek veya çift harfle karşılanmıştır. "Th" ve "kh" gibi çift
harfleri kullanmaya gerek vardı; çünkü Yunancanın Q'sını da, T 'ını da "t" ile
gösteremezdik, ikisini ayırmak zorunluydu. "X" için de yalnızca "h" harfini
alsaydık Yunancada bazan sesli harflerin önüne gelen ( ' ) işareti ile
karışabilecekti.
"Ph" çift harfine gelince, Yunanca'nın F harfini Avrupalılar öteden beri böyle
gösterirler; eski Romalılar da öyle göstermişler; demek ki o harfin söylenişi
Romalıların "ƒ" harfinin söylenişine tümüyle uymuyormuş.
Romalılar ve bugünkü Avrupa ülkeleri, Yunanca'nın X harfini de "x" ile
gösterirler; ancak "x" harfi bizim alfabemizde yok; bu yüzden "x" yerine "ks"
çift harfini kullanmayı daha uygun bulduk.
Yunancada "y" harfi sessiz değil, sesli harftir ve "ü" okunması gerekir. Ancak
bu söyleyiş kesin de değil. Bugünkü Yunanlılar onu "i" diye okuyorlar.
Çift sesli harfleri de gene çift olarak gösterdik. Ancak (ou) yerine tek bir "u"
koyduk; bu şimdiki uluslararası çevriyazıda da böyledir.

Yunan Alfabesi:
A A H E N N T T
B B Q Th X Ks Y Y
G G I İ O O F Ph
D D K K P P X Kh
E E ? L P R Y Ps
Z Z M M S S W O

BİRİNCİ MEKTUP

Platon'dan Dionysios'a.

İyilikler,
Yanınızda geçirdiğim uzun yıllar boyunca, devlet yönetimi işlerinde herkesten
çok bana başvurduğunuz halde, bütün nimetlerden siz yararlanıyor, bense birçok
kara çalmayla karşılaşıyordum; ama, sizin yaptığınız kıyıcılıkların benim razı
olmamla olabileceğine kimsenin inanmayacağını bildiğimden, bu kara çalmalara,
ağır olmalarına karşın, katlanıyordum. Devlet yönetimini sizinle paylaşanlar,
çoğunu yardım ederek cezalardan kurtardığım kimseler, bana bu yolda tanıklık
ederler. Birçok kez, kesin ve tam erk vererek devletin başına getirdiğiniz beni,
bir dilenciye bile yapılmayacak aşağılamalarla yanınızdan kovdunuz; bunca yıl
aranızda kaldığım halde, hemen gemiye binip uzaklaşmamı istediniz.
Ben artık, beni insanlardan biraz daha uzaklaştıracak bir ömür sürmeye karar
verdim. Sen de, ey Tyrannos Dionysios, yapayalnız kalacaksın. Gezim için
verdiğin o bol parayı, sana bu mektubumu getiren Bakkheios geri verecektir. Bu
para yolculuk giderlerimi karşılayamayacağı gibi, başka bir işe de
yaramayacaktı; onu vermek senin için bir onursuzluk olacağı gibi, kabul etmek de
benim için onursuzluk olurdu; onun için kabul etmiyorum. Böyle bir parayı ha
almışsın, ha vermişsin, senin için hepsi bir. Onu al, dostlarından başka birini
sevindir, tıpkı beni sevindirdiğin gibi! Ben senin nimetlerinden yeterince
yararlandım.
Burada, Euripides'in şu sözlerini yinelemek çok uygun düşer sanıyorum; bir gün
talihin değiştiğini görünce:

Yanında benim gibi bir adam bulunmasını isteyeceksin.

Şunu da anımsatayım ki, tragedya şairlerinin çoğunda, bir tyrannos, katilin
elinde can verirken şöyle bağırır:

Ne talihsizim! ölüyorum; hiçbir dostum da yok!

Hiçbir tragedya yazarının yapıtında parasızlıktan ölen bir tyrannos görülmez.
İşte, sana akıllı kimselerin pek kötü bulmadıkları birkaç dize daha:

Ne ölümlülerin umutsuz yaşamlarında pek bulamadıkları o parlak altınlar,
Ne mücevherler, ne insanların öylesine değer verdikleri gümüş yataklar,
Ne engin ovalarda ağır başakların kendi kendine bittiği tarlalar,
Erdemli kimselerin düşünceleri gibi parlak olamazlar.

bu sıkıntıya gelemiyorlar. Umudum gerçekleşmediyse. başkalarının felsefe üzerinde edinecekleri doğru kanı da. sahte bir utanç göstermeden bildiririm. birçok kimse. ben de seni sayarım: beni aşağı görürsen. doğruyu. Bu noktaya dikkat etmekten daha kutsal bir şey olmayacağı gibi. başkalarınınkinden daha çok önem vermeliyiz. dostlarım üzerinde hiçbir etkim olmadığını açıkça gösteriyor. senin ve Dion'un üzerinde. Bizim aramızda da. İyilikler. onu bir yana bırak. Bundan böyle ne yapacağımızı sana şimdi söyleyecek. herhangi birimiz için buna benzer şeyler söylenecek olursa. ilk insanlar da Prometheus'la Zeus arasında bunlara benzer bir ilişki bulmuşlardır. başkasından öğrendiğin ya da kendi kendine bulduğun bir öğreti varsa. başkalarına daha iyi davran. Örneğin Hieron'la Lakedaimonyalı Pausanias'ın sözü edilince. Bu yolda. kimi zaman dost. birbirini arar. sanıyorum: bizi tanımayan bir Helen (1) yoktur. O sözünü ettiğim eski insanların. bana mektup yaz.Hoşça kal. başka işlerle uğraştığını her yana yaydılar. sana. bütün öteki Helenler de. karşılıklı durumumuzun ne olacağı konusunda sorduğun şeylere de yanıt vereceğim. senin için hiçbir şey söylemememi istediğin gibi. ben de arkandan gelirim. Felsefeyi hepten aşağı görüyorsan. neler yaptığını. tanrısal kimselerin sözlerine. susarım. Bana öyle geliyor ki. bu "Dion'dan başka" sözleri. bunu. daha çok. Tanrı'nın da yardımıyla eylemlerimiz ve sözlerimizle düzeltmek henüz elimizdedir. insan. İşte bundan ötürüdür ki. beni aşağı gördüğünü. böyle bir şeyin sözünü bile etmezdim. ünlerinin şimdikinden daha iyi olması için ellerinden geleni yapacaklarından kuşku duymuyorum. hoşuna gitmiyecek ne bir şey yapmalı. sandığın gibi bir etkim olsaydı. beni sayarsan. Kimi sıradan kimseler. benim sayemde çoğunluğun da felsefeye saygı göstermesi için senin bu ünümü değerlendirip anlayacağını ummuştum. yalnızca Dion'a izin veriyormuşsun. Bana ettiğin büyük haksızlıkları bil de. benim öğretimi iyi buluyorsan. ben kendimi güçlü buluyorum. hep birbirinin ardı sıra gider. geleceği düşünmek boynumuza borçtur. birtakım yanlış şeyler söylemiş olmasalardı. çünkü yaşamıma düzen veren aklımdır. Simonides'in onlarla olan ilişkisini. Belki de kulağı benimkinden daha delikmiş. ölülerin bu dünyada olup bitenleri sezdiklerini gösteren bir tanıt görüyorum: en güzel ruhlar bunun böyle olduğunu. Korinthoslu Periandos'la Miletli Thales'i. bunu. gelecekte de sözü edilecektir. Syrakusa'ya gelince. Polyeidos'u Minos'la. Dion da. yok. başkalarının. Agamemnon'u Nestor'la. kimi zaman düşman oluyorlar. şairlerin gösterdiğine göre. bana büyük saygı göstermelisin. çekinmeden. Bundan böyle. çünkü. aramızdaki ilişki de herkesin ağzında. doğruluğun bizden ne beklediğini anlatacağım. ne bir şey söylemeliymiş. bunlardan biri Olympia'da benimle birlikte olan kimselerden birkaçının sana karşı olduklarını işittiğini söylemiş. oysa en iyiler. önemi ve salmış olduğu ün bakımından bu ilişkimizi birçok kimse duyacaktır. Ne demek istiyorum? Ta gerilere giderek anlatayım: bilgelikle erk. ama. bu. emin ol. daha uygun olacaktır. Odysseios'u da Palamedes ile birleştiriyorlar. Sicilya'ya felsefeyle uğraşan kimselerin kat kat üstünde olduğum ünüyle geldim. kimi şeylerde de anlaşamıyorlar. diyebilirim. Şairler de böyle yapıyorlar: Kreon'u Teiresias'la. Başlangıçta olduğu gibi. karşılıklı durumumuz şudur. Yanılmıyorsam. biz öldükten sonra da adlarımızın ağızlarda dolaşacağını anlatmaktır. gelecek kuşaklarca iyi tanınmak için ellerinden geleni yapıyorlar. Ben burada. bundan sen de yararlanırdın. Oysa. en kötü ruhlar da böyle olmadığını haber veriyor. ya nefretle birbirlerinden ayrılıyor ya da dostlukla birleşiyorlar. aklımızda tutmamız gerek. bunda da ilk adımı sen . Arkhedemos'tan öğrendiğime göre. hep bir araya gelirler. birbirimize karşı kötü davranırsak. bu yiğitler. Bunları söylemekten amacım. aralarındaki ilişkileri düzeltmek ellerinde olsa. ona bağlan. bunun. doğa yasalarınca hep birleşirler. dostlarım da. kimi şeylerde anlaşıyor. bana güvensizliğinden. Şunu da ekleyeyim ki. Kroisos'la Solon gibi bilgeler de yüce hükümdar Kyros'la birlikte anılmaktadır. çünkü ben bir şey duymadım. bugün de ilk adımı sen at. Emin ol. ama. onlara neler dediğini amımsamaktan zevk alır. İkimize gelince. Perikles'le Anaksagoras'ı birlikte övmek artık gelenek olmuştur. beni sayar. Kratistolos'la Polyksenes sana. Şimdi sana bunu nasıl yapabileceğimizi. bir doğa yasasıyla. ayıplanabilecek bir şey geçmişse. Her neyse. ilişkilerimizde kusur olmazsa. beni uzaklaştırıp yanına başkalarını çağırarak niyetlerimin ne olabileceğini araştırmak istemenden ileri gelmiştir. onu savsaklamak da dine aykırı davranmak olacaktır. bunun tersini beklemeliyiz. nedeni birçoklarının sandığı gibi değildir. İKİNCİ MEKTUP Platon'dan Dionysios'a.

Platon'un yazılı bir yapıtı yoktur. ne sen bundan daha iyi bir alışveriş yapabilirsin. şimdi yaşlanmışlardır. öğütlerimi dinle. Ama senden hiçbir saygı belirtisi görmeden. Bu kadarı yeter. O zaman. bana da. defne ağaçlarının altındayken. şaşacaksın: derslerimi dinlemiş birçok kimse var. biri okuyup anlamasın diye pek açık yazmayacağım. beni her zaman uğraştırdığını da eklemiştim. Ama dikkat et. bir gün bahçede. herkes felsefeyi saydığını düşünecek ve birtakım başka düşünceleri de tanımış olduğundan. İnsan ruhu. Bu adamlar. birçok kimselerce filozof olarak tanınacaksın. Yanına dönüp yanıtımı verince. her şeyin hükümdarının çevresinde döner. sana da onur getirir. onların hepsinden üstünsün. "karşılıklı durumumuz ne olmalıdır?" sorusuna bir yanıt bulmuş oluyoruz. herkesin eline geçmesi önlenemez. Beni ilk olarak dinleyenlerin hepsi. daha Tanrılık olan ve Arkhedemos'u yanıt alsın diye gönderdiğin öteki konuyu da sana anlatacaktır. bu soruya bir yanıt düşünmüş ve bunu kendin bulmuş olduğunu söylemiştin. İki üç kez böyle yap. diye yanıt vermiştim. Lykophron'la ve düşüp kalktığın daha başka kimselerle ilgili olarak öteden beri edindiğim kanıya göre.atarsan. Sokrates'in. derslerimi dinleyeli de otuz yıl oluyor. kimileri çok. bak o zaman şimdiki kuşkuların başka bir yöne yönelmez mi? Öğütlerimi güvenle yerine getir. olmayacaktır da. ikinci şeyler bulunur. başlangıçta. çekişme biçiminle. altın da böyle temizlenmiyor mu? Bundan dolayı sana birşey anlatacağım. Öğretilerimi. işte bu kimseler önceleri inanmadıkları şeylere. öğretilerim kafana yerleşecek. Bu. onu bulan kimseye raslayamadığımı. daha önemli. her şeyin sonu. Ben de. bunları bağlamadın. zenginliği seven. bağlanacaksın. O küçük kürenin (2) tam olmadığını Arkhedemos dönünce sana gösterecek. ruhta neden olduğu o doğurma acısıdır ki. onlara benzeyen bir şey yoktur. Bunun üzerine ruh. belki gene birtakım yeni kuşkular içine düşeceksin. bu ikimiz için de onursuzluk olur. o güzel gençlik çağındaki Sokrates'in yapıtlarıdır. Arkhedemos'u gönderdin. ya Tanrı'nın yardımı seni doğru yola götürdü. Arkhedemos'u gene bana gönder. İşte bu nedenle ben. çünkü yazıların. "peki. Bütün şeyler. beni sayarsan. göndereceğim yanıtları da dikkatle incele. başka öğretmenlerden ders alıp onlarınkiyle karşılaştırarak ya da kendin inceleyerek denediğine göre. kimileri de daha az güçlük çekerek kurtulmuşlardır. o da yükünü alıp yanına döner. anlatayım. istemeye istemeye katlanıyorlar. uzun yıllar boyunca yinelenerek. ama bunu. Böyle bir şey ilk olarak senin başına gelmiş değildir. Onun olduğu söylenen yapıtlar. hep aynı şaşkınlıkla karşılaşmışlardır. yetkili kimselerin bunlar karşısında duyacakları hayranlık ve coşkunluğun da benzerini bulmak güçtür. bu sorunlar üzerine bir şey yazmadım. O sözünü ettiğim hükümdarla varlıklara gelince. bir şeyi yazmayıp ezberlemektir. sen tartışmada. Bu amaca nasıl erişeceğiz? Bu söylediklerimizi nasıl gerçekleştireceğiz? İyi ettin de. Hoşçakal. Bu öğretiler. pek öyle gönülden değil. yaradılıştan olan yetinle. ikincinin çevresinde. hemen hemen kimse de kendini kolayca kurtaramamıştır. önce inandıkları şeylere de şimdi artık inanmadıklarını söylüyorlar. Polyksenos'u sana göndermediğime şaşıyorsun. geçmişte de. daha doğrusu. ben seni sayarsam. İyi düşün. ey Dionysios'la Doris'in oğlu. ne Arkhedemos bundan daha iyisine aracı olabilir. ne de Tanrıların daha hoş karşılayacakları bir alışveriş vardır. birçok kez dinlenerek. Arkhedemos'un söylediğine bakılırsa. ama hiçbir şey onu doyurmaz. bunlardan daha saçma bir şey olmayacağı gibi. bu ilkelerin özünü bilmeye can atar. sanıyorum. . Bunun üzerinde daha çok durmayacağım. Onunla. Ama sen ya birinden duydun. öğretilerim okumamışların eline geçmesin. İLK'in özü konusunda iyi aydınlatılmamış olduğundan yakınıyormuşsun. mektubum "denizin ya da karaların bir köşesinde" kazaya uğrayıp yiterse. onlara da. bulduğun doğruysa beni birçok sözden kurtaracaksın. öğretimi çok çirkin olarak yaymış olmaktan ileride pişman olmayasın! En sakınmalı davranış. zenginlik peşinde koşan bir adam olarak tanınırım ki. bu duruma güzel bir ad vermediklerini ikimiz de biliriz. şimdi de gerçekle hiç ilgisi olmayan görünüşler çevresinde bir oraya bir buraya gidip duruyorlar. üçüncünün çevresinde de üçüncü şeyler. bunların özleri nedir?" diye sorar. şimdi inandıklarını ve bunları çok açık bulduklarını. bu. bugün de böyle olduğuna göre. kendisine yakınlığı olan şeyi gözönünde tutarak. Bundan. odur. her şeyi herhangi bir biçimde derinleştirip ölçtükten sonra bir yargıya varacak yetideler. ondan kurtulmadıkça gerçeğe erilemez. işte bu soru. kimilerinin sandığı gibi. bana da. dikkat et. ancak büyük çabalarla açıklanabilir. güzel olan her şeyin nedeni. bu denemen ciddiyse. Ama kimse bu şaşkınlıktan çaba göstermeden çıkamadığı gibi. bu mektubu defalarca okuduktan sonra yak. tersine. eleştirilere. konunun tanıtlarını sıkıca kavradığını sandın. o sorunun. bunlar işittiklerini anlayıp belleyecek. çoğunlukça. Sözün kısası. akıllı davran da. seni ben sayarsam. İşte. Bununla birlikte.

o zaman karşılaşmış olduğun sorunlar kadar önemli işler üzerinde bir karara varabilmek için gereken koşullardı. bir yanlışlık yapılınca. dostlarıma yazdığım mektuplarda kullandığım o alışılmış biçimi koruyarak "İyilikler" demek daha mı iyi olacak? Tanrı sözcüsüne danışmaya gelenler. beni Philistide ve başkaları. ruhta üşengeçlik. İşte selamlama üzerine söyleyeceklerim. önüne çıkan engelin de ben olmadığımı göstermek olacaktır. Dion'u uzaklaştırdın ve yalnız kaldın. unutkanlık. o sözünü ettiğim yakınmaların birincisine vereceğim yanıtı dinle. ortada birtakım ahlakı bozuk kimselerle düşüp kalkan. bilemiyorum). Sen çok gençtin.Bununla birlikte sen onlara bence iyi davrandın. bunları okuduktan sonra. Bir Tanrı'nın böyle selamlanmasını doğru bulmam. ama doğruya aykırı şeyler söylemekle sanırım bana haksızlık etmiş oluyorsun. Dahası. acıdan uzaktır. şunu demişsin: Bir gün benim önümde. devlet yönetimini seninle paylaşır mıydım sanıyorsun? Bu durumda ne yapabilirdim? Devlet işlerinden elimi eteğimi çekmek. ÜÇÜNCÜ MEKTUP Platon'dan Dionysios'a. Önce. kendimi iki yönden savunmak zorundayım. Taş ocaklarında hapsettiğin adamı iyi ettin de çıkardın. dışardakiler de. senin kendi düşüncelerini kullanıyormuşuz. Neşeler. her sözümü dinliyorsun diye bütün bu yanlışlıkları bana yüklediler. ve sanki şimdi aynı tasarıları gerçekleştirmesi için Dion'u sıkıştırıyormuşum. Tanrılar şöyle dursun. ey Tanrı! Tyrannos'un o sevinçli yaşamını sürekli kıl!" Ben. bunlara da. "Sicilya'daki Helen kentlerinin yeniden kurulmasına yardım edeceğini. elinden erki almak için de. bana bağlı bir dostumdu. çünkü hazla acı çoğu zaman zararlıdırlar. Dion'la sen. olmaz mı. ona gönder. bir insanın bile böyle selamlanmasını doğru bulmam. sen ve başkaları birçok ek yaptınız. Ben de bütün isteklerine karşın. Syrakuzalılarla ücretli askerlere kötüleyip durdular. bir takım yönlendirmelerde bulunarak seni bu yoldan ben alıkoymadığım gibi. Ben de geldim. devleti yönettiğini sanan bir çılgının kaldığını görünce. görgün yoktu. onları yetesiye hoşnut ettin. hangi parçalar benim. devlet yönetiminde kendi isteğimle bir pay aldıysam. buna engel olmuşum. doğrusu. Syrakusalıların boyunduruğunu gevşeteceğini" söylemişsin. yaşının verdiği olgunluk ve güç. Kendisine bağlı olduğum bir bilgeyi yitirdikten sonra. değerleri düşünülecek olursa. bir insanı mı. ama benim biçemimi anlayabilenler. bunu. bu yetmez mi? Sen de çok iyi bilirsin ki. Birçok yerden işittiğime göre. aramızda geçenler konusunda hep iyi şeyler. yoksa gene her zamanki gibi. hangileri değil. senin. Böyle iki yönden suçlandığıma göre. yanılmazlar. Philistion da. onları dinleyen. ilişkilerimizi olduğu gibi gösteren yalnızca o var. İlk savunmam. yasalarınızın yalnızca giriş bölümleriyle ciddi olarak uğraştım. hep iyi sözler söylüyor. Böyle demekle en iyi selam biçimini bulmuş mu oluyorum. sarayına gönderilen kimi elçilere. Bu gibi sözlerin sana bir yararı olur mu. ikinci savunmam da. devlet yönetimini seninle paylaşmaktan gerektiği gibi sakındığımı belirtmek. sen gene istediğin selam biçimini seç. ara sıra. Dion birçok kez evinde kalmış olduğum. çılgınlık ve yeğinlik uyandırırlar. tyrannosluk yerine krallığı koyarak. kendimi o ilk suçlamanıza ve şimdi de daha ağır. gerekli görürsen onu istediğin gibi çalıştır. Çok geçmeden (bundan ötürü. Bunu senden Speusippos'un kendisi diliyor. bunların hiçbirine haksızlık edilmesine izin vermeyeceğini yazıyordun. Demin de söylemiştim: beni Syrakusalılara ve sözlerine kanan başka kimselere kötülememenizi istediğim gibi. bir parça sağduyusu olan kimselerin de kabul edeceği gibi. seve seve Atina'ya geleceğine söz verdi bana. Philistion'a gelince. Tanrı'yı mı. Helen kentlerinin yeniden kurulmasına yardım etmek istediğin zaman. beni Syrakusa'ya çağırdınız. Bu girişleri. dileğim Tanrı'nın özüne aykırı olur. yalnızca işlerini yürüttüğümü sandığım zaman. kimilerinin gözden geçirip düzelttiklerini işittim. yoksa senin de yardım ettiğin yazgıyı mı suçlayalım. çünkü mektubunda. ta başlangıçta yaptım ve birkaç önemsiz şeyden başka. Akropolis'te kaldığımdan. Artık daha çoğunu söylemeyeceğim. Ailesi ve Aristo'nun oğlu Hegesippos konusundaki dileğimi de sanırım bir yük saymayacaksın. çünkü Tanrılık hazdan. . ben de seni tanımıyordum. çok bile söyledim. Lysikleides'e gelince. izin verirsen. daha yeğin olan ikinci suçlamanıza karşı savunmak istiyorum. ama olabilirse Speusippos'a ver. bunu sen elbette daha iyi bilirsin. Delphoi'daki Tanrı'yı "Neşeler!" diye selamladığını ve şunu yazdığını söylüyorlar: "Neşeler. Bir insanın böyle selamlanmasını doğru bulmam.

yurduma sevinçli dönüşüm arasında olup bitenler. bizi düşman görmek isteyen karaçalmacılara dayanacak güçte bir adam olmadığımı söylüyordum. akrabalarına emanet edilmesini rica ettim. Bundan sonra söylenenleri de anımsamak gerek Dionysios. bahçendeydik. Sonunda binbir zorlukla şu karara vardık: ülkeniz savaşta olduğundan. herkes de hiç durmadan hemen yola çıkmam gerektiğini düşünüyordu. yalnızca bunu mu söyledim. önce Dion'u çağırmanı. ben burada olduğum için. doğrusu. Sen. aramızda bir "kurt dostluğu" kuran. Dion'u biraz sonra çağıracağına söz veriyordun. senin ya da senin yönlendirmenle başkalarının yazdıkları ne çok mektup geldi. başka şeyler de eklemedim mi. Ben boş yere yaşımı ileri sürüyor. ustaca. beni korkuttun ve böylece sözünü tutma yolunda en parlak örneği vermiş oldun." diye başlıyordu. nedeni bütün bu yaptıklarındır. paranın yarısını ona. Dion'un onayı olmadan hiçbir şeyini satmayacağını söylediğin halde. üstelik hiç de güzel. Helen kentlerini yeniden kurmanı salık verdiğimi anımsayıp anımsamadığımı sordun. Beni iyi dinle: Bak bakalım. bütün akıllı kimselerce alçak bir adam olarak tanınırdım. Arkhedemos'la Aristokrites de bizimleydi. beni o zaman dinlemiş olsaydın. Sana. sayende. Bu mektuplar. İşte. bendeki bu değişme para sevgisinden başka hiçbir şeye yorulamazdı. ben gemiye binip Atina'ya gidecektim. İşte ben bu nedenle gelmedim ve bu yüzden Dion'u kırdım. Çünkü sana dönseydim. Verip de tutmadığın daha başka sözler de var ama. zenginliğin ve erkin başka nimetlerinin doğurduğu en büyük kötülük de işte budur. Syrakusalıların ve öteki Helenlerin yararına olacak. ne yapabilirdim? Sizi barıştırma yolunda hiçbir çabayı esirgemediğimi sen de bilirsin. Dion'la beni Syrakusa'ya çağıracaktın. üstelik doğrusu çok beğenilecek adamsın. bundan daha iyi bir şey yapılamayacağını düşündüğümü söyledim. İtalya'dan. o yıl yanında kaldım. yola çıktım. çünkü o. bir üç çifte kürekli geldi. Sen de öfkene kapılmış ve beni aşağıladığını sanarak (şunu da . Bunun üzerine. ayrılık doğuran olaylar. biz de gelecektik. senden hiç de aşağı olmayan bir adama sırt çevirip. Barış olduktan sonra. diye sordum. bugün olduğu gibi o gün de. Sen de bunu fırsat bilerek. artırılacağını sanıyordum. önsezilerim beni yanıltmıyorsa. onunla yeniden dost olmanı istedim. Bir yıl sonra. Sana karşı biraz soğuk davrandığımı görüyorsan. Böyle davranmaman için Theodotes'le Eurybios'a katılarak yalvardım. zenginlikleri ne denli geniş ve ölçüsüz olursa. Bu sözünü ettiğim konuyla sıkı bir bağı olan ikinci noktaya geçiyorum: bunda da kendimi savunacağımı söylemiştim. söylemeye yüreğim elvermiyor. İşte devlet işlerinden aldığım pay. Sonra bu iki adamın önünde. Dion'a gönderilen yıllık paranın. "Gelirsen. Çünkü. barış olunca. indirileceğini değil. Hiçbir dileğimi yerine getirmedin. doğrudan uzaklaşacak mıyım? Syrakusa'dan Atina'ya yola çıkışımdan yirmi gün kadar önce. yalnızca Dion'la ve onun dostları ve akrabalarıyla ilgilendiğimi söyledin. parayı göndermeni istememem için. sanki. Bu mektupların hepsi. dostlarımdan hiçbirinin. geri kalan bölümünü de oğluna vereceğini söyleyerek beni kandırdın. Ne Syrakusalılar. o denli çok dalkavuk. ben de gitmeye karar verdim. Bunu böyle bil ve şaşma. uzun zamandır seni hiç saymadığımı. söylediklerim yalan mı. bütün servetini kurtarmak elimdeyken korkaklığım yüzünden yitirdiğini söyleyerek beni suçlamasını istemiyordum. anımsadığımı. ama anlaşmamıza aykırı olarak. ne de ben doğru bulmadığımız halde Herakleides'i sürdün.kıskançların kara çalmalarına karşı önlem almak. doğru ve yararlı olmayan bir kurnazlıkla. gelmezsen tersi olur. ayrılık ve anlaşmazlıklarınıza karşın Dion'la seni barıştırmak için elimden geldiğince çalışmaktan başka. sanki amacını bilmiyormuşum gibi. Dion'un işleri de düzelir. zenginlerin zararlı ve insanı alçaltan zevklerini paylaşmaya hazır. kralların bile. senden mektuplar getirdi. büyük bir suç altında bulunan Theodotes'le Herakleides'i cezadan kurtarmak üzere elimden geleni yapmak için bunların Dion'un dostları olmaları yetermiş gibi. Bununla birlikte. onlara boş yere. Dion'un malını mülkünü satıp. Bundan sonra Dion'un malının mülkünün. senin de pek iyi tanıdığın o yardımcıların eline bırakılmayarak. gitmemin ve sözlerini dinlememin daha iyi olacağını düşünüyordu. bugün olduğu gibi o zaman da görüyordum ki. Korenthus'a göndereceğini. bunlar o kadar çok ki kısa kesmek daha iyi olacak. İşte Syrakusa'ya ilk kez gelişimle. o denli çok korkunç karaçalmacı türer. yalnız gelmemi yazıyor. Syrakusa'ya geldiğimde (o zamandan beri neler olduğunu sen de biliyorsun) mektuplarında söz verdiğin gibi. bu düşünceleri bir yana bıraktım. bu dostluk senin. kişilerin. tanıdıklarıma. gitmem ve sana güvenmem yolunda beni yüreklendiriyordu. Beni erkinin büyüklüğü çekseydi de eski bir dostuma. senin yüzünden mutsuz olan bir arkadaşıma. sitem ediyordun. Sicilya'dan. Syrakusa'ya geldiğimde. olaylar şimdi olduğundan büsbütün başka bir yön alacaktı. bundan başka da. bütün mülkünü sattın. beni ikinci kez çağırdın. Herakleides'in ve başkalarının çıkarlarıyla seninkilerden daha çok ilgilendiğimi söylüyor. doğallıkla para sevgisiyle senin gibi eğri bir adamı ona yeğleyerek dediklerini yapsaydım. Dostlarıma. Başta Dion olmak üzere.

çünkü daha gençsin ve bu konuda gençliğe öğüt verebilecek pek az kimse bulunur. uygun oldukları onuru elde etmelerinden daha doğru bir şey olamaz. Dionysios ortadan kalkınca. Çünkü birçok şey söyleniyor ama. Neler yapmış olduğunuzu. asıl gelecekte ateşli olacak. Başkaları. Aegina'ya. Tanrı'nın da yardımıyla kolay olacaktır. Şimdilik siz kendiniz çalışın. O kurduklarımız gerçekleşmiş olsaydı. birçok kimse. o dostlar ki. Olup bitenlerle candan ilgilendiğimi. iyi anımsıyorsan şu yanıtı vermiştin: "Bana geometri mi öğreteceksin. ama kimilerinin (kimleri demek istediğimi sanırım anlıyorsun) başka insanlardan. Lakedaimonya'ya. çabalayın. şimdi neler yapıp ettiğinizi yazın. bütün yüreklendirmeleri. bunların bir sonuca varması için çok çabaladığımı her fırsatta açıkça gösterdim. senin o zaman aşağılama sandığın şey. Başarılar. Euphraios'dan çok yararlanacaksın. burada. her şeyin yolunda gitmesi için hekimlik etmek sana düşer. Şu noktaya da dikkatini çekmek isterim: kimileri. bugün bir düşlem olmaktan çıkmış.söyleyeyim ki. kurumlanmaksa kişinin yalnız kalmasına yol açar. hemen hemen herkes. bu. Senin de benim kadar iyi bildiğin bu şeyleri yazmamı belki gülünç bulursun. DÖRDÜNCÜ MEKTUP Platon'dan Syrakusalı Dion'a. hele Euphraios'dan nasıl yararlanacağın konusunda sen dostuma da kutsal denen o öğütleri vermem doğru olur. Bu söylediklerim çok açıktır. monarşi (4). İyilikler. İyilikler. senin de tutmadığını gösterebilirim. daha açık kanıtlar da getirerek seni çürütebilirim. Theodotes'in ve başka büyük kimselerin hırsları yüzünden işlerin bozulacağını söylüyorlar. senin. erdeme göre davranan kimselerin. Kyros'u ve kişilikleriyle yarattıkları kurumlarla ün salmış o üstün adamları kendi kişiliğinde yaşatmaya hazır olmalısın. ama dövüş. ama tiyatroda. açık bırakılacak yerde. Bunları şunun için söyledim: Barbarların yıktıkları Helen kentlerini yeniden kurmak ve tyrannosluğun yerine krallık koyarak Syrakusalıların boyunduruğunu gevşetmek isteğine engel olduğumu söyleyip bana kara çalma. dostlarının alkışlarıyla daha da coşarlar. hiç kimse bunlara saygı duyanların üstünlüğünü yadsıyamaz. açıklarsan. biz doğrusunu bilmiyoruz. Sözünü ettiğin konular üzerinde. Başkaları. çocukların el çırpmalarıyla coşan oyuncular. ne öğreteceksin?" Verilecek yanıt tam dilimin ucuna gelmişken. her şeyden önce güzel şeylere beslediğim sevgidir. istemeye istemeye gülmüş. ama gerçek. Her devletin. yalandan doğruya geçmiş olursun. o eski zamanların ünlü yasa koyucusu Lykurgos'u. Euphraios'a işlerinle uğraşmasını ve bütün zamanını bunlara vermesini söyledim. sen. ne bitiyor. oligarşi. bence gerçekten erdemli olan. hiçbir şey bilmiyoruz. ona buna hoş görünmek devlet yönetiminden sayılır. gözüpeklikleri. ama sen öyle bir durumdasın ki (böyle bir şey söylemek abartma olmazsa) bütün dünya gözlerini bir yere. söylediklerini yadsırsan. bu öğütleri sana benim verdiğimi. Böylece bütün gözler sana çevrilmiş olunca. davamı kazanırım. hep . sanıyorum. Theodotes'le Herakleides'den şimdi birkaç mektup geldi. insanların çocuklardan olduğundan daha üstün olmaları gerekir. bundan sana da. o yer de sana çevirmiştir. Sicilyalılara da en büyük yararları sağlamış olacağını açıkça göstermek de kolaydır. her yaşayan varlık gibi. hızları ya da güçleriyle kendilerini gösterebilirler. BEŞİNCİ MEKTUP Platon'dan Perdikkas'a. böyle davranmış olmamın nedeni. kendisine özgü bir dili vardır: demokrasi. söylediğimiz gibi insanlar olduğumuzu göstermektir. Stesikhoros'un (3) bilge olduğunu kabul etmiş ve onun o dönüşüne öykünerek. Syrakusalılara da. kendimi tuttum. Yineliyorum: burada birçok şey duyuyoruz. yurduma dönmeyi umduğum yol. gerçekleşmiştir). düşüncelerime bundan daha az uyan bir yalan söyleyemeyeceğin gibi. Böyle bir hastalığa kimsenin tutulmamasını dileyelim. Herakleides'in. üstelik şunu da düşün ki. kendilerini tanıtmak için ülke ülke dolaşmak zorundadırlar. doğruluk ve ruh yüksekliğine ve bu erdemlerle birlikte giden seçkinliğe gelince. seni gerektiği kadar iyicil bulmuyorlarmış. yetkili bir mahkeme olsa. Çok şükür. çünkü hakkımda. bir eksiğiniz olursa bize yazın. ama tutulan olursa. Ancak dostum. çabalarından ve iyilik isteklerinden ileri geliyor. işler şimdilik yolunda gidiyor. Burada her şey bıraktığın gibi. ama orada ne oluyor. Çünkü. unutma ki. Mektubunda dilediğin gibi. Bizim görevimiz de. önemsiz bir sözümle kapatılır diye korkmuştum.

. Onu bu yolda çalıştırırsan. Sana bu sözleri söylediğimi duyan bir kimse. eliaçık ve iyiliksever bir Tanrı. çünkü ben yalnızca iyi şeyler konusunda geleceği haber veririm. vereceği öğütlerle çelişen birçok şeyi yapmaya alışmış olduğunu gördü. şuna güvence veririm ki. yerinde kalır. ona da büyük hizmet etmiş olacaksın. bunu önemsiz sanma. bir sözleşme. Birbirinize böylece bağlanınca. Onun için. Tanıklarınız olan ve olacak her şeyin başı Tanrı'yla. Bu yetiyi (kendisini hiç görmemiş olmakla birlikte. yararlanmasını bilirseniz. yurdunda çok geç dünyaya geldi. Euphraios. başka savaş hazırlıkları ve zenginliğine kattığı altınlardan çok. bilgeliğe elimizden geldiğince uygun olarak davranırsak. monarşiye yakışan sözleri bulmakta. gelecekle ilgili olarak söylediğim bu sözler gerçekleşecektir. kalkıp da bir sözcük bile söylemedi. halkın. Gerçek bilimi savsaklamak zorunda kalmamaları. Erastos'la Koriskos da. demokrasiye yararlı olacak şeyleri bildiğini söylüyor. size güzel bir yazgı hazırlıyor. Hiçbir başarı elde etmeden boş yere çabalayacağını düşünmemiş olsaydı. ama ciddiliğin kardeşi olan incelik ve şakacılıktan uzaklaşmadan ant için. tıpkı bir baba gibi öğüt vermekten son derece mutlu olacaktı. en yararlı öğütleri vermek elindeyken. belki şöyle der: "Platon. Hermeias'a bağlanmalı. eylemlerini de buna uyduran her devlet gelişir. birçok şeyde olacağı gibi. yaşlı olmakla birlikte şunu ileri süreceğim ki. bunlara doğruluğun izin verdiği ölçüde bağlan. yakınılarınızı buraya. Erastos ve Koriskos'a. ALTINCI MEKTUP Platon'dan Hermeias. sana söylüyorum. . bu gücü sonsuz Baba'yı göklerin iyiliğini görmüş kimseler gibi açık olarak tanıyacağız. pek görgüleri yoktur. her türlü büyülü seslenişten daha güvenli olarak. Yola gelmeyeceğimi görünce benden uzaklaşır. Hermeias'ın her alandaki erki. Başarılar. biz de. ciddilikle. gerçekten filozofsak. sizi birbirinize yaklaştıracak ve üçünüzü de daha önce bağlamış olan dostluğu ve birliği yeniden kuracaktır. çünkü.. sağlam huylu ve güvenilir dostlar edinmekle artacaktır. Tanrı ve insanlarla olan ilişkilerinde kendi dilini kullanan. Bu mektubu. üçünüz birden okumalısınız. Birçok kimse bunları bildiklerini söyler ama. benim ve işlerim üzerinde öğüt vermekten sakınırdı. Bu sözlerle ne demek istiyorum? Erastos'la Koriskos'un huylarını iyice incelemek için elime senden çok fırsat geçmiştir Hermeias. Erastos'la Koriskos'a gelince. bu komşularından daha çok güvene değer bir kimse kolay kolay bulamazsın. İyilikler. bana öğüt vermeye kalksaydı benim gibi davranırdı sanıyorum. hem de elinizden geldiğince sık okuyun. ikişer ikişer. Size buradan gelecek olan ve doğrulukla onur konularına dayanan yanıtlar. olmazsa. başka bir dile öykünecek olursa. yaşlanmış atalarının etkisiyle. gerçekte (birkaç kişiyi bir yana bırakalım) bu dilleri anlamaktan epey uzaktırlar. bağlayıcı bir yasa sayın. yaşamlarının büyük bir bölümünü bizim gibi. böyle davranmazsak. o güzel idealar evrenine ulaşmış olmakla birlikte kendilerini kötü ve eğri kimselere karşı koruyacak başka bir bilime. Böylece siz de. doğru da olacağı gibi. ayrılığınız çok önemli nedenlerle olmamışsa. sürü sürü at. anladığıma göre) doğa vergisi yeteneğiyle. Tanrıların izniyle bütün bunları iyi bir sonuca vardıracağımızı söyleyebilirim. yanındakilerin hepsinden daha çok yardımı dokunacağını sanıyorum. Bunu. kendilerini savunabilecek bir güce gereksinmeleri vardır. bana ve dostlarıma bildirin. başın ve nedenin gücü sonsuz Babası olsun. sana. olabilirse. susuyorum. görgünün sağladığı bilgiyle Hermeias elde etmiştir. sana. halka. sen kendin yararlanacağın gibi. ama halk toplantısında konuşmak. doğru ve bozulmamış kimseler arasında geçirdiklerinden. aranızdan biri bu birliğinizi bozacak olursa. Bana öyle geliyor ki. birbirinize en büyük hizmetleri edebilecek bir durumdasınız. Şunu söyler." O kimse de. böyle bir dayanağa gereksinmeleri vardır. ortadan kalkar." Ona şu yanıtı verirsin: "Platon.başka başka dillerde konuşurlar. karşılıklı dostluk bağlarınızı sağlamlaştırın. insan yaşamının gereksinmelerine gereğinden çok önem vermemeleri için. Üçünüz de birbirinize yakın yerlerde oturduğunuzdan. her şeyden önce bu yolda yararlı olacaktır. İnsanca şeyler sürekli olamayacağından.

yazılı yasalar. çabalarımı sizinkilerle birleştirmeye hazırım. Gençlikte. ülkelerine dönen sürgünler çok yumuşak davrandılar. Birçok karışıklığın olageldiği o zamanlarda da insanları başkaldırmaya sürükleyen birçok şey oluyordu: kimilerinin. Onu başka kimselerle birlikte. yöntemler ve görenekler bozulmuş. uygun bir iş vermek üzere beni hemen çağırdılar. bir Tanrı'nın Hipparinos'a. uygun koşullar altında yetkin olarak yeniden düzenlenemezse. olup biten iğrençliklerden uzaklaştım. Sokrates'i. genç ya da yaşlı. kötülük de öyle hızla ilerlemeye başlamıştı ki. eylem ve sözlerimle size. atalarımızın yöntem ve göreneklerine göre yönetilmediğinden. Bu düzensizlikleri. Ama sonunda. ben de birçok genç gibiydim. insan soyunun. eski düzeni sanki altın çağmış gibi arattıklarını açıkça gördüm. Oysa çok geçmeden. eğrilik yolundan doğruluk yoluna getirerek yöneteceklerini sanıyor. kentimiz de. yasalarının iyileşmesine hemen hemen olanak yoktur. önceleri halk çıkarını ele almayı can ve gönülden isteyen ben. bu alanda birçok değişme olmuştu. İlk kez Syrakusa'ya geldiğimde. davayı açanlar dinsiz olduğunu ileri sürdüler. Bu düşüncelerin nasıl oluştuğunu. ayaklanma çıkmış ve yeni yönetimin başına elli bir kişi konmuştu. kurmuş oldukları yönetim biçimi de onlarla birlikte ortadan kalktı. Kendi kendime davranabileceğim gün gelince. çünkü yönetim. nasıl oldu bilmem. her şeyi. Onun için. eyleme geçebileceğim anı bekliyordum. Devlet işlerinde ve kentin yönetiminde pay almak isteğini. kırk yaşlarımdaydım. onu mahkûm edenler de buna inandılar. Dion. değilse. ne yapacaklarını merakla bekliyordum. bu yurttaşı ölümle cezalandırıp. Öteki otuzuna. bütün tehlikelere göğüs germeyi yeğledi. biraz daha zayıf olmakla birlikte gene duydum. bu başkaldırmalarda. bu durum karşısında her şeyin akıntıya kapıldığını gördüğümdem sanki sersemlemiştim. yaşımın ilerlediğini de düşündükçe. Dion. bir yurttaşı yakalamaya göndermek. ancak felsefenin yardımıyla devletlerin ve kişilerin yönetiminde doğruluk gösterilebileceğini söylemiş. hemen devlet işlerine atılmaya karar vermiştim. Aslında dost ve yandaşlar olmadıkça böyle bir şey yapılamazdı. siyasetlerine karıştırmak istiyorlardı. Bununla birlikte. bu durumu iyileştirmek ve tüm yönetim biçimini değiştirmek için yollar aramaktan geri kalmıyor. Hipparinos'un şimdiki yaşındaydı ve o zamanki düşüncesini bugüne dek hiç değiştirmemiştir. devleti yöneten kimseleri gördükçe. Bundan başka. onların büyük suçlarına ortak olmaktansa. akrabalarım vardı. bu türlü şiddet olayları ve buna benzer. herkesin bilmesi uğraşmaya değeceğinden. tam yetkiyle en yüksek erk verilmişti. Ama o zaman. Otuzlar düştü. iğrenç bir biçimde suçlayarak mahkemeye sürüklediler. dostumuzu. Genç yaşım düşünülecek olursa. o zamanın en doğru adamı olduğunu çekinmeden söyleyebileceğim yaşlı dostum Sokrates'e de saldırdılar. Bununla birlikte. istesin istemesin. öldürdüler. görevleri agorayla kentin yönetimini ilgilendiren işlerle uğraşmaktı. devlet işlerini iyi yönetmenin çok güç olacağını anlıyordum. felsefeyi överken. Ben de. Az zaman sonra. hem de tahmin ederek değil. bunlar gibi önemli daha başka zorbalıklar karşısında tiksinti duydum. Syrakusalıların özgür olmaları ve kendilerini en iyi yasalara göre yönetmeleri gerektiğini düşünüyordu. Sizin de Dion gibi düşündüğünüze inanmam gerektiğini. İyilikler. Şimdi bunun tam zamanıdır. bunun ne denli güç olacağını biliyordum. Şu yanıtı veririm: görüş ve istekleriniz gerçekten Dion'unkiler gibiyse. hiç hak etmediği halde. yenilerini bulmaya gelince. kendimi şu durum karşısında buldum: Birçok kimse. bundan ötürü de. dine aykırı olacağını söyleyerek geri çevirmiş olan bu adamı. güçlü kimseler yine o Sokrates'i. elde hiç dost ve yandaş yoktu. Ama. onu da Peiraieus'da görev almıştı. Birçok zorbalıktan başka. Dion'un devlet yönetimi konusundaki düşüncelerine uygun düşünceler esinlemiş olmasına şaşılmamalıdır. kendileri gibi sürgün dostlarından birini yakalamayı.YEDİNCİ MEKTUP Platon'dan Dion'un akraba ve dostlarına. düşmanlarından gereğinden çok öc aldıklarını görmek de şaşılacak bir şey değildi. o zamanki bütün devletlerin kötü yönetildiğini anladım. Bunlar arasında tanıdıklarım. elimden geldiğince yardım etmemi istediğinizi yazıyorsunuz. Dion'un görüş ve isteklerini size anlatabilirim sanıyorum. kendileri sürgünde ve yıkıma uğramış oldukları bir zamanda. Ve işte bu adamı. başına çöken belalardan ancak tam ve gerçek filozofların yönetimi ele . Sokrates onları dinlemedi. o zamanki yönetime saldırmış. çünkü bunlar üzerinde tam bir bilgim vardır. hiç de aşırı olmayan birtakım düşlemler kuruyordum: Bunların devleti. İşte bunun için. ta baştan alarak anlatmaya çalışacağım. uzun uzun düşünmem gerek. Bunlardan on biri kentte.

Yurttaşlar. tyrannosluk yandaşlarının duyduğu nefret de. doğruluk ve eşitlik üzerine kurulmuş bir yönetim biçiminin adını bile işitmeye katlanamazlar. Dionysios ölünceye kadar gitgide arttı. yola çıkayım mı. yeryüzünde hiç kimse. Öteki erdemler için de aynını söyleyebilirim. gerçek felsefeyle edinmiş olduğu düşüncelerin başkalarında da bulunabileceğini düşündü ve böyle düşüncelerin başkalarının kafalarında da yer etmiş olduğunu gördü. oligarşi. herkes böyle bir yaşayışın açmış olduğu yolda yürüyüp gidiyordu. Dion'la olan ilişkilerimizde (Dion o zaman gençti) ona insanlık için en iyi şeyin ne olduğunu söylemek ve bunu gerçekleştirmesini istemekle tyrannosluğun yıkılması yolunda çalıştığımı bilmiyordum. ne denli iyi olursa olsun. Tanrı'nın yardımıyla. ölçülü de olamaz. gençliğinden beri böyle yetişmiş olursa bilgeliğe erişemez. Tanrı'nın iyicilliğiyle gerçekten filozof olmaları durumunda kurtulabileceğini belirtmiştim. idamlara. Böyle devletler. Syrakusa'ya gelmemi istedi. yine ufak bir topluluktu. bunlar. ilk olarak bu düşüncelerle geldim ve bu ülkelerde "mutlu" denen yaşamı (İtalya ve Syrakusa yöntemlerine göre ardı arası kesilmeyen şölenlerle dolu o yaşamı) hiç beğenmedim. Yaradılıştan ne denli üstün yetileri olursa olsun. şimdi olduğu gibi kan akıtmalara. Siyasal erkin başında olanlar da. gerçek ve mutlu bir yaşam sağlayabileceğini umuyordu. uğursuz bir güç. öteki Syrakusalılar da sözle anlatılamaz bir mutluluk içinde yaşayacaklardı. kendisi de bana adamlar gönderdi ve her ne olursa olsun. olgun yaşına. bir devleti rahata kavuşturamaz. tyrannosluk. Bana gelince. başkalarının ileri sürdüğü nedenlerle değil. daha o zaman Dion'la Syrakusalıların başına çöken yıkımların tohumunu atmaya çalışıyordu. daha başka yıkımların olagelmesinden de korkulur. hele o zamanki sözlerimi çok iyi kavrayan Dion. Böyle doğru bir düşünceyle. her şey yoluna girecekti. başka kimseler Dionysios'u etkileyerek onu en iyi yaşam yolundan çevirip başka bir yaşayışa sürüklemeden önce. Herkes karnını günde iki kez tıka basa dolduruyor. Dion'u tanıyor. İşte böylece bu düşüncelerimi karşılaştırıyor. dinlemeyeyim mi diye bocalıyordum. İşte İtalya ve Sicilya'ya. Dion. Syrakusa'ya geçerken bunları düşünüyordum. Dionysios'un yeğen ve arkadaşlarının benim her zaman öne sürdüğüm öğretiyi ve yaşayışı kabul edeceklerini. Çünkü. Onun bu tutumu karşısında. İşte yurdumu bu gibi düşüncelerle bıraktım. benimle olan ilişkisinin. hemen Syrakusa'ya gelmem gerektiğini düşündü. her şeylerini çılgınca harcamak gerektiğini düşünür. huyunun yaradılıştan olan sağlamlığına güveniyordum. böyle bir fırsat bir daha elimize geçmezdi. İşte yukarda sözünü ettiklerimden başka. Dion'un sözlerini dinleyeyim mi. Dionysios ya da başka karşıtlarınca kovulsaydı da sürgün olarak yurdumuza gelip bize şunları söyleseydi: "Ey Platon! . sık sık birbirine karşıt yollar tutar. beni rasladığım gençlerin hiçbirinde görmediğim bir anlayış ve coşkuyla dinledi. Ama bana öyle geliyor ki. çünkü. Dionysios'u beni yanına çağırması gerektiğine inandırdı. Dion'un başına bir yıkım gelseydi. ve erdemi. gençlik çağında istekler çabuk değişir. Dionysios'un gençliğini ve felsefeyle eğitime gösterdiği ateşli hevesi ileri sürüyor. İtalya ve Sicilya devletinin büyüklüğünü. Dionysios ölünce.almasıyla ya da devletin başında olanların. bunu başarabilirsem. bunu ancak şimdi gerçekleştirebilirdik. işbirliği etmem için. bunu benden şu sözlerle diliyordu: "Tanrı iyiliğiyle elde ettiğimiz bu fırsattan daha uygun bir fırsat bekleyebilir miyiz?" Sonra sırasıyla. böylece Dionysios da. Bundan başka Dion. bir yandan da. Dion. Sonunda. sayıları az olmakla birlikte. şimdi ikinci kez olarak vermekte olduğum öğütleri de tutmak istemezseniz. Dionysios'u etkilememize yardım edebileceklerini ekliyordu. Dionysios'u da bunların arasına katabileceğini sanıyordu. bir yandan gençler beni kaygılandırıyor. bunun şimdi denenebileceğini düşünerek gitmeye karar verdim. elindeki yönetim erkini. yıkımlara yol açmadan. İşte Dion beni bu ve buna benzer başka sözlerle kışkırtıyordu. en güzel bir ömür sürme isteğini kolayca uyandırdığını anımsayarak. yasalar ve devlet yönetimi konusundaki düşüncelerimin gerçekleşmesi yolunda bir adım atılacaksa. Her şeyden önce kendime. gece kimse yalnız yatmıyor. Sözün kısası. keskin zekasıyla her şeyi. Size. kendisinde nasıl en iyi. Böyle yaşama isteğini Dionysios'da uyandırabilirse (ki bunun için girişimde bulunuyordu) bütün ülkede. Biraz uzatmış olacağım ama. büyük devletleri yönetenlerin felsefeyle uğraşan kimseler olmasını istiyorsak. yeterince inandırmam gereken yalnızca bir kişi vardı. hiçbir yasa. demokrasi gibi birçok yönetim biçiminden geçmek zorunda kalırlar. bütün çabalarını aşk cümbüşlerine vererek yiyip içmekten başka bir şeyle uğraşmamak gerektiğini sanırlarsa. yalnızca konuşup işe girişmekten çekinen bir adam gibi görünmekten ve gerçekten ciddi tehlikeler geçirmekte olan Dion'un konukseverlik ve dostluğuna sırt çevirmiş olacağımdan utanıyordum. zevk ve şehvetten kat kat üstün tutarak birçok İtalyan ve Sicilyalıdan büsbütün başka türlü yaşamaya karar verdi. her ne olursa olsun. nasıl bir yol tutacaklarını düşünüyordum.

Ben burada oldukça. böyle bir şeyin olabileceğini varsayarsak. sınırları bekleyen memurlar da. ona bakmayı ve öğüt vermeyi sürdürmelidir. Beni yüreklendirmeye uğraşıyor. ne de huyuma uygun bulduğum tyrannosluk altında yaşamak üzere. ne de biniciler. bütün çabalarımı alt etti. Ama Dionysios dayandı. Kaçmamı önlemek için bir yol buldu: beni akropolise gönderdi. bana Dion'dan daha çok bağlı olduğuna inanmamı istiyordu. Önce. o öncekilere tümüyle karşıt birtakım sözler dolaşıyor. yorgunluğu ileri sürerek. Bunun aslı nedir? Doğrusunu söylemeliyim. İşte söyleyeceklerim: Sağlığına zararlı bir yaşam sürdüren bir hasta. bunu onur ve namusunu ilgilendiren bir konu sayıyordu. Dionysios'un bana şaşırtıcı bir saygı beslediği söyleniyordu. Dion bu sözleri söyleseydi. böyle yapmayansa korkak ve bilgisizin biridir. ondan bu yolda bir buyruk almadan beni gemisine bindirip götürmezdi. Dion'la işbirliği ettiğimizi ileri sürerek herhangi birimizden öc alabilirdi. Dionysios gitmeme engel olmasa bile. Ama sen asıl benden değil. hayır. orada geçirdiğim ilk zamanlarda olup bitenler." Evet. Kaçarsam. herkesin seni "korkak" diye ayıplamasından kurtulacağını mı sanıyorsun? Hayır Platon. hekim ona önce yaşayışını değiştirmesini söylemeli. Hem o zaman ortalarda gene birtakım sözler. eminim. Dion'a olduğundan daha çok saygı gsötermemi. utanç verici bir biçimde kovdu. Fakat tyrannosların ricalarında zorun da yeri olduğunu hepimiz biliriz. Dionysios huyuma ve davranışıma alıştıkça. ama kendisine. Devlet gerektiği gibi doğru yolda yürür de kendisini ilgilendiren bir nokta üzerinde öğüt isterse. İşte Sicilya'ya ilk kez geldiğimde. ben de işte Syrakusa'yı bıraktım. korkuyordu. hepimizin böyle ürktüğünü görünce. kendisine güvenmem gerektiğini söylüyor. Çünkü bana sırt çevirmiş oldun. İstediğini elde etmek için en iyi yol. kendisine öğüt verenleri ölümle korkutarak yönetim düzenini olduğu gibi bırakmalarını. Dionysios'un beni öldürttüğü sözleri Syrakusa'da dolaşıp duruyordu. Aşağı yukarı üç ay sonra Dionysios. benimle çok yakından ilişkide olması. felsefenin ayıplanmasını da önlemiş oluyordum. her şeye katlanıyordum. onu göstereceğim. felsefe gerçekten alçalacaktı. yurdumu bırakarak Sicilya'ya vardım. hele bana. bana daha çok bağlanıyordu. hasta bunu dinlerse. bunun tersi olacağını söylüyordu. onları dostluk ve arkadaşlık bağlarıyla birleştiren sözlerin. Yöneten bir ya da iki kişi olsun. gene iyilikseverlikle davranmaya başladı. ama gücüm de pek öyle büyük değildi. tüccarlar da. Megara'da olsaydım da.İşte sürgün olarak yanına geldim. Dion'a da tyrannosluğu ele almak istiyor diye kara çalıyorlardı. Syrakusa'ya gelince. yalnız başıma ülkeden çıkmama izin vermez. kalırsam. aklı başında bir adam ona bu öğüdü verir. bizler korkmaya başladık: Dionysios. yapmak istediğim şeylerde seni yardıma çağırsaydım. çünkü gelmezsen. bunun izinden bile gitmek istemeyen. her devlet için de böyledir. Sicilya'ya ikinci kez niçin geldiğimi öğrenmek isteyenlere yanıt olmak üzere sonra söyleyeceğim. Onu. ama doğru yoldan tümüyle uzaklaşan. Ben. beni yakalar. görünürde yalnızca bunun için bana böyle üsteleyerek rica ediyordu. Bana gelince. böyle bir kimseye artık düşündüklerini söylemeyen adam. İşte. Çünkü gevşeklik ve çekingenlik göstererek korkaklıkla suçlanmayı göze alsaydım. bütün olup bitenlere neden olduğumdan. buraya geldim. düşmanlarıma karşı kendimi korumak için eksik olan ne yaya askerlerdi. Dion'un dostları. yolun güçlüklerini. Platon. belki bir gün felsefeye uygun bir yaşamı sever umuduyla buraya ne için geldiğimi unutmuyor. Dion'un tasarılarının gerçekleşeceğini söyleyen kara çalmacıları dinliyor. Bilirim. böyle yaparsa özgürlüğünün sınırlanacağını. insanca nedenlerin olabileceği denli akılcı ve doğru nedenlerle yola çıktım ve yine bu nedenlerle ne ilkelerime. o hep göklere çıkardığın. bir hekime danışacak olursa. ve şaşılacak şeydir. Çünkü mektubumda. bu gibi durumlarda nasıl davranılmalıdır. gençleri erdem ve doğruluk yoluna götüren. hiçbir gemi kaptanı. öğrencim olarak felsefe üzerine vereceğim dersleri dinlemesiydi. İşte. Niçin geldim. bunun daha kötü sonuçlar doğurmasından korktu. orada oturmamı istedi. gelirdin. nasıl davrandım? Böyle yapmam ne derece doğru ve akılcıydı? Bunu. ikincil konular yüzünden asıl olan konuyu unutmamalıyım. bu yakınmalarını karşılayacak uygun bir yanıt bulabilir miydim? Hayır. başkalarının değer vermediğini söylediğin felsefeden utan. değil mi? Ama dinlemezse. bence doğru ve gerçek bir hekimdir. Böyle bir yardımı benden esirgedin. hepimize. bana gereken senin o inandırıcı sözlerindi. kalmam için üsteliyordu. hiçbir şeye dokunmamalarını söyleyen devletlere . Sonra Dionysios ivedi olarak beni gene çağırdı. Ama şimdi yolculuğun uzunluğunu. gücüm yettiğince savundum. kendisi için iyi olmayacağını. bundan kurtulamayacaksın. kendini insanların en değersizi sayardın. Ama Dionysios. Uzatmayayım. Dion'u tyrannosluğa karşı birtakım hırsları olmakla suçlayarak küçük bir gemiye bindirtti. Dionysios'un yanına götürürlerdi. bana onur vermekten hiç de geri kalmayan kendi asıl işlerimi bıraktım. Ama bir türlü karara varamıyor. Dionysios'un sarayının baştan başa karışıklıklar içinde olduğunu gördüm. sen bunda herkesten ustasın. Yola çıkmakla konuksever Zeus'a vicdan borcumu ödemiş.

Dionysios'un inandığı ve bu yüzden Dion'u sürüp. yoksul oldukları halde büyük zenginlikler elde etmelerine yardım ettiği kardeşleri arasından) seçeceği dostlara emanet etmemiş ve bu yüzden kendisine bağlı devletler oluşturmayı başaramamıştı. Dareios. dost ve yandaş edinmesini. yalnızca kendisine güvendi. barbarların yakıp yıktıkları birçok Sicilya kentini geri alarak yeniden kurmuş. çünkü çok dostu ve bağlı yandaşı yoktu. kendisinin de ölüm cezasına çarpılmayacağını sanıyorsa. Kenti kurtarıp. Bir insanın yanında böyle adamların bulunup bulunmaması da erdeminin ya da düşkünlüğünün en kesin belirtileridir. ne de okşayarak ve hırslarını (ki ben bunlara kapılmaktansa ölümü göze alırım) doyuracak yollar göstererek onlara hizmet ederim. kendisine ve birbirlerine bağlayacak olan bir devletler birliği durumuna getirmek isterse. onları ne ayıplayarak rahatsız ederim. böyle bir adama (oğlum bile olsa) kendiliğimden öğüt vermem. çok gereksinmesi olduğundan. ona bağlı iş ortakları oldular. sözlerimi de tutmayacağını anlarsam. babasından kalan devleti iki katına değil.. Ama. Ama (akıllarını yitirmiş değillerse) anamı babamı zorlayacak olursam. Dionysios'u . ancak birtakım yurttaşları sürmek ve öldürmekle olacaksa. yalnızca o Medli iğdişi ortadan kaldırmasına yardım etmiş olanlara güvendi. ama en iyi yönetim biçimini kurmak. Dionysios'a karşı kötü niyetleri olan bizlerin ona söylediklerimiz. ona verdiğimiz öğütler. Atinalılara bakın. bunları. dine aykırı davranmış olurum. zenginlik elde etmek ya da ruh ve vücudunun bakımını sağlamak gibi yaşamını ilgilendiren bir konuda danışsa.gelince. Dareios. bu devletler. barbarların ele geçirmiş olduğu birçok Helen kentini geri aldılar. Doğal olarak bunu açıkça söylemiyorduk. bunları her zaman en kolay. benim hoşlanmadığım bir yaşam kurmuşlarsa. ne de iyilikler ya da aile bağlarıyla böyle bir şeyi sağlayabilmişti. kendilerine öğüt verenlerin. bunu dinlemezse. böyle bir şey tehlikeli olabilirdi. güçlükle tutunabildi. kardeşlerine ya da kendisinin yetiştirdiği kimselere değil. konuşsun. ona bir insanın ancak bu ilkeleri göz önünde tutmakla kendisini ve yönettiği kimseleri koruyabileceğini. İşte düşündüklerimi söyledim. O güvendiği kimseler.. kapalı sözcüklerle. Peloponnessos ve Atina'dan geldi ve böyle yapmakla Dionysios'a bir ders vermiş oldu. sussun. sözlerinin boşa gitmeyeceğini. barbarlara vergi vermek zorunda kalmıştı. ona seve seve öğüt veririm. birbirleriyle de kavga etmediler. her biri bütün Sicilya'dan daha büyük olan yedi bölüme ayırdı. (genç) Dionysios'a bu öğütleri veriyorduk. böyle bir şey başarılırsa. onu başımdan savmak için gelişigüzel bir yanıtla da kalmam. gündelik yaşamını gerektiği gibi geçirdiğini ve bana sorduğu konularda öğütlerimi dinleyeceğini anlarsam. ülkesini. yapmış olduğu yasalar Pers devletini bugün de korumaktadır. Ülkesi iyi yönetilmiyor mu. akrabaları ve kendi yaşındaki gençler arasında erdem bakımından birbirleriyle anlaşmış dostlar edinmesi ve hele. ülkesine böyle davranmalıdır. bu kentleri dolu bulup kendileri yerleşmedikleri halde. Dion. en çabuk yolla doyurmak için yollar bulmalarını isterlerse. Ama bana danışmazsa. Çünkü. onlara bu yolda öğüt veren kimseler bence birer alçaktan başka bir şey değildirler. iyi bir kralın nasıl olması gerektiğinin bir örneğini verdi. ikinci kez Syrakusalılara teslim ettiği halde. Syrakusalılar Dion'a. ama bunların yönetimini. akılla davranırsa ve o zaman Sicilya'nın yıkılmış kentlerini yeniden kurmak. düşünceyle. Şimdi bana biri gelse de. kendisinin ve yurdunun esenliği için Tanrılara yalvarsın. ne de bu yolda bir ders almıştı. çünkü her birinde kendilerine bağlı birçok dost edinmişlerdi. kendisiyle de. barbarların saldırılarına karşı. on katına çıkarırdı. zorla dinletirim. bunu ne öğretebilmiş. başka bir yoldan giderse. kendilerinin hoşlandıkları. İşte Dion'la ben. Oysa babası. Bu devletleri kendi erkiyle işbirliği etmeye ne inandırabilmiş. Gelon'un yaptığından daha kolaylıkla alt ederdi. Bir köleye öğüt verebilir. çünkü. birbiri ardından gelen olaylarla dolu öykümü bitireyim: Dion. babasının vasiliği altında bulunmuş olduğundan. büsbütün ters sonuçlara varacağını göstermek için elimizden geleni yapıyorduk. Dionysios Kartacalıları. Oysa Dionysios. altmış yıl egemenlikleri altında tuttular. bütün Sicilya'yı tek bir devlet halinde bir araya getirdiyse de. hırs ve isteklerine boyun eğmelerini. Aklı başında bir kimse de. bu isteklerine boyun eğmeyen kimseleri de gözüpek sayarım. Kendisine gösterdiğimiz yolda yürür. onu zorlamam da. yabancılardan ya da kardeşleri arasından (kendisinden genç oldukları için kendisinin yetiştirdiği. Dionysios'u. İşte yer yerde dolaşan sözlere. iyi bir yasa koyucunun. yönetimi değiştirmek yolunda ülkesini zorlamasın. Babası. Onlar. ne konumuna uygun bir eğitim görmüş. Dion'la birlikte söylemiştim. kendi kendisiyle anlaşması yolunda çabalamaya yüreklendiriyorduk. sıradan kimseler oldukları halde her birini birer baş yaptığı. Her neyse. Böylece Dareios'tan (5) yedi kat aşağı olduğunu göstermişti. çünkü. bizi de korku içine düşürdüğü sözlere göre. İşte size vereceğim öğütler: (Genç) Dionysios'a da babasının başına gelenlerden kurtulması için gündelik yaşamını kendinin efendisi olabilecek bir yolda düzenlemesini.

şimdi olduğu gibi. Hiçbirimiz ölümsüz değiliz. bunları yayan kimseler de saçma. beni kendi yanına çekmeye çalıştı. kendisi ve ülkesi için en güzel olacak şeyi araştıran kimse. dinlese. Akıllı bir adam.. Dionysios. Dion'un bütün çabalarının hedefinin tyrannosluğu devirmek olduğunu söylüyorlardı. ellerinde silahlarla Dion'u öldürenlere yardım ettikleri için. bilgisizlerin sandığı gibi hiç de mutlu olmaz. Yalnızca Atinalılar için söylenenlerle. kavga ve anlaşmazlıklar yerine bir dostluk kurarım umuduyla tyrannosun yanına geldim. Zenginlik peşinde koşan. işleriyle artık ilgilenmeyeceğini. O. bu üçüncü kurtarıcımızın hakkı için beni dinleyin. Ruhun ölümsüz olduğunu. sonra Dionysios'u. Aralarındaki dostluk felsefeden değil. Syrakusa'da ikinci kez gene hedeflerine ulaştı. Bana üçüncü kez danıştığınız için. yüz kızartıcı yolculuğunda hep yanında sürükler. bugün de. yönetimi kendi eline bırakacağını umuyormuş. Daha sonra. aynı şeyleri yineliyorum: Sicilya ya da herhangi bir devlet. Dionysios da saltanatı boyunca doğruluktan uzak kalmakla. Bu dinsizliğini. kendisine yiyecek. Dionysios'a kızgınlığım da bir dereceye dek gene bundan dolayıdır..dersleriyle yönetmeye uygun bir kral yapmaya çalıştığı ve bütün eylemlerinde kendisine uymasını istediği zaman Dionysios nasıl davrandıysa. İşte önce Dion'u. Dion'un. Bu ve buna benzer başka sözlerle Dion'u inandırdım. Zeus hakkı için. o binbir düşkünlükle dolu. Ama Sicilya'ya geldikleri zaman. Onun için. Bütün bunları. böylece yönetimi tümüyle eline alacak. ruh ve beden yakınlıklarına değil. Çünkü bu ikisini bağlayan. eş bir eğitimden gelen bir dostluktu. Böyle bir işe girişmek zararlı sonuçlar doğurur. paralar armağan ederek. öyle davrandılar. Dion'a sırt çevirmekle birçok zenginlik. tıpkı yırtıcı bir hayvan gibi oraya buraya saldırır. ruhtan yana yoksul olan bir kimse böyle sözleri dinlemez. gelecekte de birçok kimse övüp duracaktır. çünkü ruhu olmayan bir şey için sözü edilmeye değer iyi ya da kötü yoktur. Dion'u sürmesini haklı gösterecek bir dost ve tanık kazanmak istiyordu. yalnızca bu türden dostluğa güvenmelidir. Böyle olmazsa. bunlar da. doğru ve güzel bir sona erer. bu. tyrannosluğa geçmek istemekle suçlandığını görünce. sıradan. yeryüzünde de yer altında da. Tanrılık ve insanlık şeyler arasında. hiç utanmadan. Dion yanında iki kardeşiyle yurduna döndü. çirkin bir başarı kazanmış oldular. büyük küçük değişik gizlere ermiş kimseler ve konuklar arasında olagelen ve birçok dostluğun kaynağı olan o olağan arkadaşlıktan ileri geliyordu. üçüncü olarak da bugün sizi inandırmak istediğim şey. bugün onursuzluk içinde yaşıyor. . kötü ya da iyi olabilir. eylemlerinin dinsizliğini. ben böyle düşünüyorum. gerekse ondan ayrı olduğu zaman. Dion'un öldürmenleri yüzünden (bunlar değerli kimselermiş gibi) kentimizi kötülemek hiç de doğru olmaz. büyük öldürüler. ikincisi bana inandı. Onun için. yanlış olarak Aphrodite'den alan o onursuz zevklerini doyurmak için. dediği dedik hükümdarlara değil. ne de anlatmak isterim: bunu. bu. gerek bedenle birleştiği. içecek bulmak ve insanı köle eden. ama kara çalmacılar beni alt ettiler. bundan dolayı ve Dion'a yurduna dönmek için yaptıkları yardımdan ötürü arkadaşları olmuşlardı. bana ve diyebilirim ki bütün insanlığa en büyük kötülüğü etmişlerdir. sıradan bir arkadaşlık değil. büyük cezalara çarpılacağını bildiren o eski kutsal geleneklere gerçekten inanmalıyız. gelecekte de iyi ve doğru olan şeyleri ayırdedemeyen kimselerdir. bir kimse ölümsüz olursa. onuruyla öldü. ne isteklerine herkesin boyun eğmesini isteyenler. arkadaş ve konuklarına sırt çevirmekle kalmadılar. bana onurlu konumlar vererek. Sözde Dion. yasalara boyun eğmelidir. Bütün çabaları boşa gitti. Şunu ileri sürebilirim ki. kurtarmış olduğu Sicilyalıların kara çalmalarına uğradığını. Dion'un dost ve iş ortağı olan Atinalı ben. Dionysios'un felsefe araştırmalarına duyacağı sevgi dolayısıyla. ne de boyun eğenler ya da çocukları ya da çocuklarının çocukları için iyi olur. onurlu konum elde edebileceği halde bunu yapmayan da bir Atinalıydı. Bu çirkin ve dine aykırı öldürüyü [cinayeti] ne saklamak. yalnız ruh. bu iki adamın kentimizi lekeledikleriyle ilgili olarak söylenenlere yanıt vereceğim. Onu öldürenlere kızıyorsam. bu yüzden acılara bile uğrasa. böyle kazançlar elde etmek isteyenler. bedenden kurtulunca sorguya çekileceğini. aklı sıra alay etmek içindir. öldürülerinin getireceği kötülüğü göremeyen bir kördür. sonra Dionysios'la Dion'a bakın: birincisi bana inanmadı. Bundan sonra olup bitenleri. en doğru nedenlerden ileri gelmektedir. bunlara uğramak daha az kötü sayılmalıdır. şimdiki işlerde yardımımı isteyen sizlere söylemeliyim. Dion'u öldürenler. O zaman hedefe ulaşan bu kara çalmalar. bayağı ruhlardır. büyük eğrilikler işlemektense. Çünkü. adını. üçüncü kez aynı öğütleri veriyor. Dion'un dost ve akrabalarına bir ders olsun diye söylüyorum. Dionysios daha çok kara çalmacılara güveniyor. İşte Dion'la birlikte gelenler böyle dostlardandı. onun öldürmenleri (katilleri) de oldular. Dionysios'u da bütün işlerden kurnazlıkla uzaklaştıracakmış. doğruluğu gerçekleştirmek isteyen bir adamı öldürmekle.

ne yenenlerin. gelecekteki olayların hiç olmazsa bu üçüncü kez uygun gitmeleri için iyi sözler söyleyebilirim. yasaları zorla saydırabileceklerini göstererek korkutmalı ve istediklerinin ölçülü olduğunu. Öteki ettikleri bununla karşılaştırılacak olursa. Ama insanlardan üstün bir yazgı. herkesin iyiliğini sağlamak için. kenti en iyi. devletin esenliği ve mutluluğu sağlanmış olur. hiçbir şeyden korkmayan bir bilgisizlik içinde yaşamaya sürükledi ve bilgisizlik. Sicilya'ya geldiler mi. Dion'u öldürene gelince. Böyle adamlardan ellisi de on bin kişilik bir kente yeter. ne yenilenlerin yararına olacak. bütün belalar ortadan kalkar. beni bu yola . Bununla birlikte. onurlu konumlar vererek ülkelerinden getirtmeli.. kendilerini tutmalı. sizi yasaları ve Tanrıları aşağı görmeye. kazananlar güvenliklerini sağlamak istiyorlarsa. bunlar. bence önemsizdir. onun yapmak istediklerini de. Ama bu önerilerim ancak daha sonra gerçekleşebilecekse. devleti bundan başka türlü yönetmezdi: önce. Dion'la benim. ister bu erdemleri yaradılıştan elde etmiş olsunlar. Yenilenleri. gözüpek. bu değer gene de herkesçe kabul edilir. her şeyi yıktı. bir daimon ya da öç alıcı bir Tanrı. Syrakusa'yı kölelikten kurtarır. yok etti. bunların ne olduğunu söyledim. yalvararak. insanlığın başına çöken bütün belaların kök salmasını sağlayan. İlk tasarılarımız. yenilenlerin. Sonra bunun ardından yapılması gereken şeye geçer. ant içirmelidir. hepsinin de yetesiye zenginlikleri olan Helenleri seçmelidirler. nefret ve güvensizlikler sürer gider. babalarınız gibi Dorlarınkine uygun yaşayamayıp kendisini Dion'u öldürenlerin ve Sicilyalıların yaşayışına kaptırmış olan biri varsa. herkes için eşit yasalar altında yaşamaya çağırın. ister Peloponessos'un herhangi bir bölgesinde olsunlar. daha uygun koşullar altında siz gerçekleştirmeye çalışın. Çünkü. çocukları olan en değerli. onların bitmesine yardım ederek tohumlarını atanlara en acı meyveleri yetiştiren o bilgisizlik. Bütün bunları doğru. savaşlarla. Bu size verdiğim öğütler. ama bütün yurttaşlara eşit haklar verecek yasalar yapmalarını sağlamalı. bu yasaları saymaları için iki zorlama yoluna başvurmalıdırlar: saygı ve korku. en ünlü. öğütlerimizi dinlemeyen kimselerle işbirliği etmek için ne beni çağırın. hiçbir zaman mutluluğa erişemezler. ne de başka birini. gene Dion'la benim. ister dinli öğretmenlerin yöntemleriyle doğru olarak yetişmiş olsunlar. İşte Dionysios'un sarayına o ilk yolculuğumun öyküsüyle size vereceğim öğütler. bir insanın başka bir insandan olabileceği kadar eminim ki.Oysa Dionysios'un erki vardı ve felsefeyle erki aynı kişide gerçekten birleştirerek. o da bilmeden aynı kötülüğü etti. erdem bakımından herkesten üstün olan dostlarını öldürmeye cüret edenleri tiksintiyle karşılayan kimseler vardır. özgür bir kadın gibi giydirir. herkesin kafasına iyice yerleştirebilirdi. yasalara yenilenlerden çok saygı gösterirlerse. onları bu yolda zorlamalı. böyle karışıklıklar içinde bulunan devletlerde de ayrılıklar. onlardan üstün oldukları için. onu yardımınıza çağırmayın. Aranızda. ikiye ayrılmış bir devletin uğrayacağı belaların sonu gelmez. Dion'un dostları olan sizlere gene şu öğütü veririm: Dion'un yurt sevgisine. Sicilya'ya geçişimi. her şeyi altüst etti. başkalarını egemenliği altına alarak Sicilya'yı yeniden kurmak ve barbarlardan kurtarmak yolunda hiçbir çabayı esirgemezdi. düşmanlarından öc alma yoluna gitmemeleriyle olur. erdemin değerini anlardı. ister Sicilya'da olsunlar. sade yaşayışına öykünmekten geri kalmayın. siz de şimdi. her gün birtakım ayrılıklardan doğan pek çok kavgayla uğraşıyorsanız. kendilerini onlara saydırmalıdırlar. Bu yolda Atina'dan da korkmayın.. Böyle olmayanları. Dionysios'la birlikte gerçekleştirmeye uğraşmış olduklarımızdır. Öyleyse. Ama şimdi. birçok kimseyi Hieron'dan daha kolayca kovarak. yaşamlarını doğruluk yasalarına göre bilgelikle geçirmezlerse. hemen Sicilya'ya yerleşmeye. Yoksa. Yasalar yapıldı mı. temizler. düşmanlık. sürgün ve öldürülerle kötüyü kötüyle karşılamamaları. Ama gerçekte. sayısız ataları bulunan. Tanrı'nın iyiliğiyle doğru düşünüşten azıcık olsun pay almış bir kimse şunu anlamalıdır ki. Diyebilirim ki. yenilenleri de doyuracak eş yasalar koymalı. barbar olsun herkese parlak bir biçimde gösterebilir. herkes de böylece kurtulmuş olurdu. yasalara kendilerinin de boyun eğme istek ve yetisinde bulunduklarını göstererek. ölçülü ve erdemsever bir adamın başardığını gören birçok kimse. şu doğru kanıyı Helen olsun. kendilerini de. Dion eline siyasal erki geçirseydi. Böyle yapmazlarsa. devrimlerin yol açtığı belaları önlemek. aralarındaki en ünlü Helenleri (her şeyden önce yaşlılarını) karıları. Bundan sonra yaptığım yolculuğu. Tanrı'nın iyiliği ve yazgının yardımıyla daha başarılı olmak için siz de çabalayın. Bunları. orada da. doğru ve sağlam davranabileceğini sanmayın. İşte Dionysios'un ettiği kötülük. Dionysios beni dinleseydi. ancak kazananların. en uygun yasalarla süslemek için elinden geleni yapardı. her şey şu aşağıdaki koşula bağlı kalır: yenenler. Syrakusa'ya beslediğimiz sevgiden doğan ve ikinci kez gerçekleştirmeye çalıştığımız tasarıların kardeşidir. Devletler ve kişiler.

Arkhytas Dionysios'un yanına gitmiş (Sicilya'dan ayrılmadan önce. Atina'dansa. Dionysios'un felsefeye gösterdiği sevgiyi övüyorlar. Dionysios. birçok gencin felsefeye böyle sıkı sıkı bağlandığını biliyordum ve hiç olmazsa o zaman. kafaları iyi kavrayamadıkları bir sürü felsefe düzgüsüyle dolu birtakım adamlar vardı. erkini güçlendirir güçlendirmez Dion'u da. Bundan başka. bir tyrannosa karşı kullanıldığında çok iyi sonuçlar verir. Ben de hiçbir şey esirgemeyeceğim. hiç de değersiz olmayan bir yol vardır ki. onun için Dion beni. bu düzgüleri onunla tartışmak istiyorlardı sanıyorum. bunlarla ilgilenenlere hemen şimdi anlatacağım. Dion'u da. çünkü. ne de çıkarlarını ilgilendiren işler istediğin gibi düzenlenecektir. Dionysios felsefe için gerçekten yanıp tutuşuyor mu. O zaman derslerimi niçin dinlemediğini de yukarda anlattım. Bunlar. Sicilya'dan gelen haberlere göre. bu görevden kaçmamak. uzun da bir mektup göndermişti. çünkü akla uygun şeyler isteyeceğinden eminim. önce yapmam gereken şeyin. Dion'un işleri istediğin gibi düzenlenecektir." İşte bu konuda böyle diyordu. ne Dion'un kendisi. o saygılı davrandı. beni de çağıracağını söyledi ve Dion'dan ülkeden uzaklaşmasını. yukarda söylediğim gibi. Sicilya'ya geldim. Sicilya'ya geldiğim zaman. Dionysios gibi gelir gelmez anladığıma göre. hep aynı görüşü ileri sürüyorlardı: Dion'a. Dion'un bir yıl daha beklemesini istedi. Dionysios'un ikinci çağrısını geri çevirince. ne olursa olsun. Arkhytas ve Tarantolularla Dionysios arasında konukluk ve dostluk bağları kurmuş. söylenenler doğruysa gerçekten ağır bir sorumluluk altında kalmamak gerekiyordu. anlaşılan. huyu ve yaşayışını denediğimden artık kendisini aşağı gördüğümü ve darıldığım için sarayına gelmediğimi sanacaklar diye korktu. buna engel oldu. Arkhytas'dan da. çok şükür kurtuldum. Arkhytas'ın öğrencilerinden olan ve Sicilyalılar arasında en çok değer verdiğimi sandığı Arkhedemos'u ve tanıdığım başka Sicilyalıları da birlikte gönderdi. felsefemi aşağı görecek ya da Tyrannos'un zeka gösterdiği sonucuna varacak kimseler olacakmış. bunu bir sürgün değil de bir yer değiştirme saymasını istedi. beni sanki yurt dışına çıkarmak için yalvarıp yakarıyorlar.götüren akla uygun nedenleri. Hepsi de bana aynı haberi getirdi: Dionysios. Dionysios beni çağırdı. benden hiçbir ders almadığı ortaya çıkacağı için çok utanıyordu. bu tartışmalardan sanırım zevk alıyor ve yanında ilk kez bulunduğum zaman. gelmezsem onunla aralarında kurmuş olduğum dostluğun bir daha yenilenemeyecek biçimde bozulacağını ve bu dostluğun siyaset bakımından hiç de önemsiz olmadığını söylüyorlardı. çok yaşlı olduğumu. Barış olunca. kafası iyi . Bana gelince. verilen sözün tutulmadığını ileri sürerek yanıt verdim. Bu kurtuluşu. yoksa Atina'da söylenenlerin aslı yok mu. Sicilya'da geçirdiğim ilk zamanları. kesinlikle gelmemi istiyordu. Dionysios'un bu çağrısını geri çevirmemem için sıkıştırıp duruyordu. benim için hiç önemi yok. İşte ondan sonra olup bitenler: Dionysios'un gitmeme izin vermesi için elimden geleni yaptım ve barış olduktan sonra (o sırada Sicilya'da savaş vardı) yerine getirmek üzere ikimiz de karşılıklı sözler verdik. bunu araştırmak olacağını düşündüm. hemen şimdi Syrakusa'ya gelirsen. Asıl gerçeğin ne olduğunu anlamak. Birçok kimse beni öldürtmek istediği halde. yolculuğumu kolaylaştırmak için bir üç çifte kürekli yolladı. Böyle düşünerek her şeye gözümü kapadım ve kaygıyla. Dionysios felsefeye büyük bir sevgiyle bağlanmıştı. Dion'a beslediğim duyguları. Bunları göz önünde tutarak yazmış olduğu mektup aşağı yukarı şöyle başlıyordu: "Dionysios'tan Platon'a" ve o geleneksel hatır sormalarından sonra doğrudan doğruya şöyle yazıyordu: "Dileklerimi karşılar. Dion'un dost ve akrabalarına verdiğim öğütlere geçmeden önce anlatmıştım. Ben de ancak bu koşullarla geri gelebileceğimi söyledim. felsefede şaşılacak derecede ilerlemişti. Tanrı'dan sonra Dionysios'a borçluyum. kurtarıcı Zeus'un onuruna dökmem gerek. Yurduma sağ salim dönüp. önemli konuların konuşulduğunu duyan yetenekli bir gencin. Bu sıra. Gerçek şu ki. Dion'la Dionysios'u dinlemememin daha iyi olacağını düşündüm. en iyi yaşayışa sevgi bağlamasında şaşılacak bir şey olmadığını düşünmeye başlamıştım. yaradılışı. Sicilya ve İtalya'dan beni kendi ülkelerine çekmek istiyorlar. konuklarıma. Dionysios'un benim bütün öğretimi dinlemiş olduğuna inanarak. Bense. gelmezsen. sanıyorum ki Dionysios bunu onuruna yediremedi. Ama her şeyi olduğu gibi söylemem doğru olacaktır: bütün olup bitenleri işittikten sonra. Böyle bir şeyi anlamak için. Bana gelince. Dionysios'u da kırdım. Tarantolulardan da birçok mektup alıyordum. hele o tyrannos. Tarantolu dostlarıma sırt çevirmemeliydim. ondan sonra ayrılmıştım): o zaman Syrakusa'da Dion'un konuşmalarını dinlemiş kimselerle o konuşmaları bunlardan duymuş başka kimseler. Dionysios dileğini üçüncü kez yineleyerek. hiç de uygun olmayan önsezilerle yola çıktım. mektubun geri kalan bölümünden söz etmek yersiz ve uzun olur. Üçüncü kadehimi. Her yandan dilekler karşısında kalmıştım. Dion'un da hemen gemiye binip Syrakusa'ya gitmemi istediğini bildiğinden. Kendisine öğretilen şeyleri kolayca kavrayan ve son derece kuruntulu olan Dionysios da.

ateş. kendi kendisine yürüyebilecek kadar güç elde etmeden durmaz. özünü. öğrendikleri şeyleri yetesiye bildiklerine. bunları benden ya da başkalarından öğrenmiş ya da kendileri bulmuş olsunlar. felsefeyi yersiz ve haksız olarak aşağı görürler ya da en yüksek bilgilere erdiklerini sanarak büyük ve boş umutlara kapılırlar. Nasıl olursa olsun. küçük bir işaretle kendiliğinden bulabilecek azınlığı. ayrı bir şeydir. öteki bilimler gibi söz kalıbına sokulamaz. yeni güçlüklere katlanmaya gereksinmeleri olmadığına inanırlar. gerçekte var olanı saymamız gerekir. üçüncüsü imge. Daha sonra. tanrılık olduğu için. hiçbir çaba göstermeyen kimseleri denemek için bundan daha açık. belki bu sözlerimi daha iyi anlarsınız. Bu söylediğimi anlamak için bir örnek verelim. öğrenmek. sonra bozulan nesne gelir. olanaksız bulurlar. iyide. Böylece yola atılır. öğretmenlerinde değil. başkalarının aynı konularda yazıları olduğunu gerçekten biliyorum. felsefenin istediği şeyleri yapamazlarsa. güzelde. tornayla yapılan. Onu yazmam gerektiğini. bunları büsbütün ayrı bir öğreti (kendi öğretisi) olarak gösterdiğini bile işittim. onda tiksintiden başka bir duygu uyandırmaz. dilin kendisindeki yetersizlik yüzünden. Buna birçok kez işaret ettim. öğrenecek epey şey olduğunu. ne demek istediğimi anlatınca. bu dört öğe kavranamazsa beşinci de tam olarak bilinemez. bellemek ve düşünmek yetilerini en iyi sağlayacak olan yaşayışa bağlı kalır. oysa bütün bunlarla ilgili olan dairenin kendisi bu değişmelerin dışındadır. Bunlar aynı türdendir ve sözde ya da madde biçimlerinde değil. bütün uçlarının odağa eşit uzaklıkta olduğu şey. renklerde. Bilim dördüncü şeydir. Birincisi ad. akılla kavramadır. Dördüncü şey. Bu gibi kimseler. dördüncüsü de bilimdir. bütün hayvanlarda. bu dört öğe. çünkü bunlar. su ve bunlara benzer her öğede. güçlüklerini ve beklediği çabayı göstermek gerekir. tanınanı. Onun için bunların daireden ve demin sözünü ettiğim o üç şeyden başka bir özde oldukları açıkça görünür. Felsefeye gerçekten yeteneği olan. kılavuzunu sürükler ve amaçlarına ulaşmadan ya da artık bu yolda öğretmeninin yardımına gereksinmesi olmadan. ruh durumlarında. suçu kendilerinde bulmalıdırlar. Bu konu üzerinde uzun uzun durmak istiyorum. akılla kavranması ve onlar konusundaki doğru kanıdır. sonra silinen. eylemlerde. Bunun tersi olan bir yaşayış. ruhta sıçrayan bir kıvılcım gibi parlar ve sonra kendiliğinden gelişir. Kendini gevşekliğe bırakan.anlaşılmamış öğretilerle dolu bir kimse olursa. daire denen şeyin kavramı. ad ve eylemlerden kurulmuş bir kavramı vardır. bundan daha güvenilir bir yol olamaz. işte yuvarlak. Bunun üzerinde kesin olarak bir şey söyleyemezsem de. Böyle bir adam. çoğunluğun anlayacağı gibi anlatabileceğimi düşünseydim. ama konumu ayrıntılı olarak anlatmadım. ömrümde insanlara o denli yararlı olacak öğretilerimi yazmaktan. ömrünü bunları düşünmekle geçirdikten sonradır ki. Daire denen bir şey vardır. bunu en iyi olarak benden başka kimse yapamayacağı gibi. Bu konuda bir şey yazmayı göze alanları durduracak sağlam bir neden vardır. her şeyi bu örnekle karşılaştıralım. Ötekilere gelince. tenlerini güneşin yaktığı kimseler gibi yalnızca yüzeyde kalan düşünceleri olan kimseler. düz ve yuvarlak biçimlerde. edimlerde vardır. İşte Dionysios'un yanına gittiğim zaman bu anlattığım yönteme başvurdum. kimse benden pek etkilenmeyecektir. gerçek. birçok şey. Başka öğretmenlerden aldığı derslerle. elbette bir yana bırakmak gerek. benden öğrendiklerini toplayarak bir yapıt yazdığını. çok çalışmak gerektiğini ve ancak böyle bir yaşayışla amaca erişileceğini görünce. Bu konularla ancak uzun uzun uğraştıktan. kendisine gösterilen yolu hayranlıkla karşılar ve var gücüyle bu yola atılmak gerektiğine. yazı yazan ya da yazacak olan kimselerin. gündelik işleriyle uğraşsa da. felsefenin ne denli engin olduğunu. Benim bu konuda yazılmış bir yapıtım yoktur. doğruda. kötü anlatırsam. ikincisi kavram. ötekiler daha uzaktır. Sonra. çünkü o. birçok önemli şey bildiğini. aslında bunu Dionysios da istemiyordu. böyle bir çalışmayı güç. her . Bundan sonra resmi çizilen. Ama kendilerinin ne olduğunu bilmeyen kimselere nasıl değer verebiliriz? Benim uğraştığım şeyler üzerinde. Ama gerçekten filozof olmayan. Aynı ayrımlar. hep böyle bir ruh durumu içinde yaşar. olmayacaktır da. ama anlaşılan yinelemek gerekiyor. Beşinci olarak da. gerçeği. Böyle adamlara. herkesi nesnelerin özü konusunda aydınlatmaktan daha iyi bir iş görebilir miydim? Ama bunları "kanıtlama" adı verilen yolla anlatmak insanlar için iyi olmaz sanıyorum. her zaman ve her şeyde felsefeye ve kendisine ölçülü davrandığı için. Kimileriyse. bunları tümüyle kendi malı kıldığını sanıyordu. bu yolda çalışma yetisini de yitirirler. Şunu da ekleyin ki. Bunların yakınlık ve benzerlik bakımından beşinciye en çok yaklaşanı. başka türlü davranırsa yaşayamayacağına inanır. adı da şimdi söylediğim sözcüktür. Bir varlığın bilgisini elde etmek isteyenler için bilinmesi gereken üç şey vardır. dairenin. bunları anlamalarının olanaksız olduğunu söyleyebilirim. dahası. Öğretimi yazı ya da sözle yapmak gerekseydi. ruhta bulunurlar. ona yakınlık duyan ve uygun olan kimse. insanın yaptığı ya da doğanın oluşturduğu cisimlerde. bu nesnelerin bilimi. çember.

yazdıklarını ya da söylediklerini hiç anlamadığına inandırabilir. aynı zamanda doğru ve yanlış yönlerini öğrenmekten başka yol yoktur. özüne karşıt hiçbir öğe yoktur. hiçbir şey görmeye olanak yoktur. ya benim öğretimi kendi malı gibi göstermek ya da bu öğretimden pay almış olmakla kazanacağı ünü düşünerek. algıları birbiriyle karşılaştırdıktan ve hırçınlığın soru ve yanıtları etkilemediği dostça tartışmalarda evirip çevirdikten sonradır ki. o zaman bu adamın aklını. birinden ötekine çıkarak ya da inerek. söylediklerini kabul edebiliriz. Geometride çizilen ya da tornayla yapılan dairelerin her biri. ama doğru ve güzel olan her şeye doğal bir bağlantısı ve yakınlığı olmayan kimseler ya da kendilerinde bu yakınlık olup da her şeyi güçlükle öğrenen. Ben. en yüksek ilkeleri üzerine bir şey yazmışsa. dinleyenlerin çoğunu. beni bir kez dinledikten sonra. diyoruz.nesnenin özünü olduğu gibi niteliğini de anlatmaktadır. binbir güçlükle elde edilebilir. Çünkü böyle olmasaydı. Ama. Bilim. İşte bunun için. ad ve eylemlerde olduğuna göre. Bunları unutmaması için yazmış olamaz. Dionysios gerçekten böyle bir şey yapmışsa. düşüncesini çok ciddi birşey olarak yazıyla anlatmışsa. dört öğenin her biri düşünce ya da olaylarla. erdem ya da düşkünlük üzerinde. bunları yersiz ve yakışık almayan bir yolla ortaya koymaktan çekinirdi. beşinciye karşıt olan şeylerle doludur. yazı ya da yanıtlarla anlatan kimsenin. ondan pay almış gibi görünmek içindir. Oysa asıl dairede. Ama biz gene. Ancak adları tanımlamaları. konuşanın ya da yazanın ruhu değil. Onun için akıllı bir kimse düşüncelerini dile emanet etme tehlikesini göze almaz. Onun için. bu gerçekler öyle kısadır ki. Bütün özün. bütün bölümlerinde düz çizgiye yaklaşmaktadır. çünkü bu dört öğeyi parça parça etmek ve çürütmek elimizdedir. Lynkeus'un gözleriyle de olsa. kötü bir eğitim yüzünden gerçeği aramadığımız. bu. büyük olsun. Onun için. Bundan şu kısa sonucu çıkarabiliriz: Birinin. donmuş bir biçim alırsa. ne belleme kolaylığı ona bir şey gösterebilir. ancak bu dördünü inceleye inceleye. düz dediğimiz biçimlere yuvarlak dersek. Ama bize beşinci öğeyle yanıt verilmesini ve bunun anlatılmasını istersek. bunu nasıl başardı? Thebaililerin dedikleri gibi: Zeus bilir. Dört öğenin her birinin belirsiz olduğunu göstermek için binlerce kanıt vardır. bu da. Olayları olduğu gibi öğrenmek isteyenler. diyebiliriz. onda da kesin olarak değişmez bir şey yoktur. bu biçimlerin adında da hiçbir değişmezlik yoktur. o dört öğeden her birinin özde kusurlu olan yapısı olduğu her zaman bilinmez. sözünü bile etmedim. örneğin yasa yapanın yasalar üzerine ya da herhangi bir kimsenin herhangi bir konu üzerine yazılarını görünce kendisi ciddi de olsa. Tersine. hele dil. ruhun da tanımak istediği nitelik değil öz olduğuna göre. bize sorulana yanıt verirken birbirimizle alay etmiyoruz. çünkü görebilmek için nesneyle yakınlık ilk koşuldur. insanlık güçlerinin ancak dayanabileceği bir aydınlıkla parlar. herkes kuşku ve kararsızlık içinde kalıyor. söz. sözlerim de ilkten bunu gösterdi. öğretimi. yapıtını ciddiye almadığını ve düşüncesinin. Sözün kısası. bu yazıların sağlam ders ve araştırmalara dayanamayacağını kolayca anlarlar. yaradılıştan yetisiz olunursa ya da yeti bozulmuşsa. Gene diyoruz ki. Tanrılar değil ama ölümlüler almıştır. anlayışın ve aklın ışığı. duyumları. önümüze çıkan ilk imgeyle yetindiğimiz şeylerde. çizilen ya da gösterilen her nesneyi de duyular kolayca çürütebileceğinden. başta söylediğim gibi çok dikkat ve türlü türlü çalışma ister. bugün yuvarlak dediğimiz biçimlere düz. Verdiğim biricik ders bütün gerçekleri öğretmeye yetmişse. Dionysios ya da ondan daha büyük ya da daha küçük bir kimse. ama bunların başlıcası biraz önce söylediğimizdir. küçük olsun. bu açıklamaları dikkatle okumuş olanlar. demin söylediğimize dönelim: Bunu iyi anlamak gerektir. Yok. Kavram (yani tanımlama) için de böyledir. unutma dokuncası kalmaz. yukarıda da söylediğim gibi. gerçekten ciddi konularla uğraşan ciddi bir adam. çünkü asıl çürütülen şeyin. herhangi bir şeyi kolaylıkla öğrenip belleyen. Acaba Dionysios. o da tanınması istenen nesneyle tanıyan aklın iyi olmaları koşuluyla. gerçekten. ne öğrenme. bunun yettiğini mi sandı? Benden önce başkalarından öğrendikleri ya da kendi kendisine bulduklarıyla gerçekten yeter bilgisi var mı. öğretimi ona yalnızca bir kez anlattım ve sonra. kendisinin en iyi yerinde gizli kaldığını kabul etmeliyiz. Dionysios'a niçin ikinci. ruhun istemediğini önüne koyuyor. yazıyla olacağı gibi. çürütme yetisi olan herhangi bir kimse bu yetisini kolaylıkla gösterebilir. üçüncü ya da daha çok yinelemedim. öğretisini. . birçok ruhun bilim ve töre denen şey karşısında olduğu gibi. ruh bir kez kavradı mı. bunu anlamalıdırlar. kim ne diyebilir? Bu adları böylece değiştirip karşıt anlamlarda kullanırsak değişmezlikleri de azalmaz. Dionysios da bu gerçeklere benim beslediğim saygıyı gösterir. belleyen kimseler. bir kimsede nesneyle yakınlık olmazsa. öz ve nitelik olarak iki ilke bulunduğuna. öğrenilebilecek bütün gerçeği elde edemezler. doğanın en eski. düşüncesini yazmaktan ve çoğunluğun anlayışsızlık ve hırçınlığına yemlik olarak atmaktan çekinecektir. Asıl konudan ayrılarak söylediğim bu sözleri.

böyle çabucak gitmem. Ben. ama rica ederim beni Dion'un bütün işlerinin sorumlusu sayma. o zaman ben ne olurdum? Her neyse. bu haberleri yaymam. O zaman Dionysios. Dion'a durumumu ve ne yaptığımı anlatırdım: Dionysios da verdiği sözü azıcık olsun tutarsa. Bütün malını satacak. ayrılığımızın nedeni de bu. gelecek mevsimde. Payına düşen malı mülkü. yok mu.derslerimi değersiz mi buluyor. böyle bir hizmet gördüğün için sana minnet duyacaktır. bugün bana yaptığı önerileri bildirir ve kendisinin bunları yerine getirmeye hazır olduğu halde benim hiç aldırmadığımı. oğlu da kendi yeğeni olduğundan. nasıl oluyor da (olağanüstü bir adam değilse). İşlerinin başka türlü ele alınmasını istiyorsa. ikimiz de böyle davranmaya karar verdik. Gel. kendime de. bak Dion'a nasıl davranacağım: Malını mülkünü kendisine vermek doğru olacaktır: Peloponessos'da otursun. İşte. kendisi. oğlunun olduğunu. o zamana dek Dion'un mallarına dokunmamış. Mevsim yazdı. yalnızca Dionysios'a değil. onuruna dokunacağından kalmamı diledi. gelirinden yararlanmasına izin vermiş olan Dionysios. Sana olan saygımdan. Beni yatıştırmaya çalıştı. Biraz sonra. Ona ikimiz de mektup yazalım. Bundan sen ve dostlarınla Dion'un akrabaları sorumlu olacaktır: Dion da böyle bir şey yapmayacağına size söz verecektir. kapıcı da. Biraz sonra. bununla birlikte düşüneceğimi ve vereceğim kararı ertesi gün kendisine bildireceğimi söyledim. Dionysios'un hilelerini olayların ışığıyla ortaya koymak gerektiğini düşündüm. bir yıl daha sabretmek. kendi isteğine karşı yola çıktığımı duyurursa. bunlardan yararlanacak. yasa gereği onun vasisi sayılacağını söylüyordu. kızmamak elimden gelmiyordu. Aklıma ilk gelen şey şu oldu: Ya Dionysios verdiği sözü tutmak niyetinde değilse ve ben gittikten sonra Dion'a hem kendisi bir mektup gönderir. Bense felsefeye nasıl bir sevgi beslediğini anlamaya başlıyordum. bunları özgür bir ruhun eğitimine yardım edecek değerde buluyorsa. Bu malların Dion'un değil. gezim için gereken hazırlıkları kendisinin yapamayacağını söyledi. Çünkü tam olarak hesaplanırsa. ben ve siz. çünkü hiçbir suçum olmadığı gibi. Dion'a karşı böyle aşağılamayla davranıldıkça. İşte bu ana dek Dionysios böyle davranmıştı. bir diyeceği var mı. Üstelediğimi görünce. ya Dionysios gitmemi istemiyorsa ve bu yolda hiçbir gemi kaptanına söylemeden. kararımızı bildirelim. Dionysios'a. bunun tersini gösterecek ve bu konularda Dionysios'tan çok daha yetkili birçok tanığım var. yolumda durulacak olursa her şeyi göze almaya hazırdım. Dion'un malını mülkünü alarak gidersin. yanında kalamayacağımı söyledim. Şimdilik bir şey değiştirmeyelim. Bu karara vardıktan sonra. Çünkü Dion'a. sattıktan sonra . Dion da eminim. Peloponessos'a hiçbir şey göndermemelerini buyurdu. ertesi gün Dionysios'a şunu dedim: "Kalıyorum. Dionysios kalmak istemediğimi görünce. soralım.Daha çok sana ve senin dostlarına güveniyorum. gemiler de limandan çıkıyordu. Bense ilk kalkan gemiye binmek istiyordum: Çok kızmıştım. böyle büyük zenginlikleri eline geçirdikten sonra. öteki yarısının oğluna kalması gerektiğini söylemeyi uygun buldu. Dion'un mülkünün yalnızca yarısının onun olduğunu. asıl yakınan da bendim. bu engeli ortadan kaldıralım. Dion'un çıkarlarını hiç gözetmediğimi söylerse. Ama olaylar düşündüğüm gibi durum alırsa." Bu sözleri epey canımı sıktı. bana bağlı kalacağına inanacak denli güvenemiyorum. Öte yandan burada bir yıl daha kalırsam. hem adamlarından birçoğuna yazdırır da. herkese. Dion'un işlerine bakanlara. beni yolculuk mevsimi geçinceye kadar alıkoymak için şu hileyi düşündü: Konuşmamızın ertesi günü yanıma geldi ve şu kurnazca sözleri söyledi: "Aramızda Dion ve onun çıkarları var. şimdi söyleyeceğim. anlaştık. Atina ya da Peloponessos'ta sizin seçeceğiniz kimselere emanet edilecektir. dostları bir anlaşmaya varınca buraya gelebilecektir. gemiler yola koyuldu. ben de artık gidemezdim. istersen bu koşullar altında bir yıl daha kal. ama sürgün olarak değil. Yalnız başıma kalınca. her şey olduğu gibi kalsın. Dionysios'dan buyruk almazsa. ne yapacağımı bilmiyordum. sarayından kaçınca beni gemisine alacak kimse bulunur mu? Büyük bir talihsizlik olarak sarayına bitişik olan bahçede oturuyordum. Dion'un serveti yüz talanttan aşağı değildi. Bu gerçekleri kendi buldu ya da öğrendiyse. yoksa (üçüncü olarak şunu da düşünebiliriz) bunlar kavrama yeteneğinin dışında mı? Kendisini bilgelik ve erdeme vererek yaşamıyor mu? Öğretimi anlamsız buluyorsa. beni dışarı bırakmazdı. düşündüm. mektubunda yazdıklarını tümüyle unutmuş gibi davrandı. bu konularda kendisine kılavuzluk eden birini aşağı görüyor? Onu ne için aşağı gördüğünü. bana karşı koymamak koşuluyla. beni üçüncü kez olarak Skylla boğazını geçip "uğursuz Kharybdis ile karşılaşmaya" zorlayan kimselere de kızmam gerektiğini düşünüyordum. hemen yazsın. taşındım. ama doğallıkla. Dion." İşte aşağı yukarı bunları söyledim. ama izniniz olmadan bunları alamayacaktır. davranışım pek gülünç olmazdı.

Dion'un işlerinin sözünü bile etmedim. ama hiç söz vermedim". Dionysios da. Bu sözleri beni şaşkınlık içinde bıraktı. bana da ne söz vermişti. Dionysios onu yakalamak istiyordu. Ne dersem diyeyim. "Platon!". o sıra toplanmış olan peltastların (6) bile ücretini artırdı. askerlerinin ücretini kısmak istedi." Bu sözlerin üzerine Dionysios ateşlendi ve büyük öfkeye kapılmış kimseler gibi renkten renge girdi. orada." dedi. "hiç. "Theodotes'in yapmamanı rica ettiği şeyi yapmamaya söz vermemiş miydin?" Bunu söyledikten sonra döndüm." dedi. "Sana. dedi "Dionysios. Bütün bu karışıklıkları Herakleides'in çıkardığı sözü her yana çabucak yayıldı. Bununla birlikte. Dion'un mülkünü geri vermemeyi öteden beri kuran Dionysios. Dionysios da artık Sicilya'da kalmasına izin vermemek gerektiğini düşünürse. Theodotes beni çağırttı ve bütün olup bitenleri nefretle karşıladığını söyleyerek. "Peki". Dionysios. dedi. ama askerler. o ilkine benzeyen yeni bir neden bulmuş oldu. Ben de onun gibi davrandım. gelişigüzel sattı." Bunun üzerine Dionysios. bulunduğu yer de buradan uzak değil. Askerler de kızdı." Yola çıktık. ama bunu nasıl yapacağını bilemiyordu. Theodotes söze başlayarak. şunu rica ediyorum: Herakleides'i kırlarda ya da burada bulurlarsa. barbarların savaş şarkılarını söyleyerek. İşte o zamana dek felsefeye ve dostlarıma böyle yardım ettim. Ama Dionysios. bu karar verdiğimizden başka hiçbir kötülük gelmeyecektir. bu değişikliği ona bildirmemiz gerektiğini söyledim. karısı ve çocuklarıyla Peloponessos'a gidip Dionysios'a hiçbir zararı dokunmadan yaşamasına ve gelirinden yararlanmasına izin versin diye Dionysios'u kandırmaya çalışıyorum. "Tanrılar hakkı için. ben de o sıra oralarda geziniyordum. Ona haber yolladım. Belki ya ilk çağrımı ya da şimdikini dinler de gelir. Teisias'ı peltastlarla birlikte ardından saldıysa da. kesinlikle bizimle birlikte Dionysios'a gelmelisin. Dionysios. yanından çıktım. Dionysios'tan uzun uzun yakındı. karşı koyacaklarını bildirdiler. biliyorsun.da paranın yarısını götürmem için bana verecek. İşte birini göndererek sanki Theodotes'le Herakleides'in dostu. düşmanım olmak için bunu da bir neden saydı. Evimin bulunduğu bahçede. Dionysios başka bir karar verinceye dek. Theodotes!" dedim. Ben oradayken. öteki yarısını da çocuk için alıkoyacaktı. bana bir şey söylemeye bile gönül indirmedi. Bundan sonra. sanırım buralarda saklandığı anlaşılmış. Herakleides için sana da. Dionysios. babasının yaptığının tersine. Dionysios'un sarayına geldik. "Herakleides'i kendisine yüklenen suçlara yanıt vermek üzere buraya getirebilirsem. Dionysios zora başvurdu.". Kartaca egemenliği altındaki topraklara sığınmış. duvarlara saldırdılar. tam bir tyrannos bakışıyla. Theodotes'u yüreklendirmek için. Arkhedemos'un evinde geçirmemi buyurdu. kendisinin de düşmanıymışım . hiç olmazsa. Bundan daha haklı bir düzen olamazdı. Theodotes çağırınca. "Elbette!" dedim. Dionysios'tan şunu istiyorum. bir işe yaramayacağını biliyordum. "Onu senin evinin yakınında bulsalar bile. istedikleri her şeyi kabul etti. söylediğine göre Herakleides bunlardan biraz önce davranarak. hep bir araya gelerek böyle bir şeye katlanamayacaklarını. başına. Ben söze başladım: "Arkadaşlarım. istediği kimselere. aramızın büsbütün açılması için. Herakleides de bunu haber alınca. Theodotes ayaklarına kapandı. çünkü. Dionysios. Dion'un bütün mülkünü. bu on günü dışarda. bütün Sicilya'ya birbirimizin dostuymuşuz gibi görünüyorduk. "Razı oluyor musun?" dedi. İki arkadaşım ayakta durdu ve hiçbir şey söylemeden ağlamaya koyuldular. hiç aldırmadan. Onun için. bu konuşmamızdan sonra. böyle bir şey yapmaması için yalvardı." dedi. ama Theodotes'in Dionysios'a yanımda söylediklerini biliyor ve anımsıyorum: "Platon. o beni yatıştırmak için elinden geleni yapıyor. bir sözcük bile eklemeyi gülünç buldum. "Dionysios dünkü sözüne aykırı bir şey yapmayı göze alamayacaktır. Theodotes'in evine gittiğimi öğrenince. Dionysios. gidip gitmediğimi sormak için birini yolladı. Yalnız Dion'un mektubunu beklememiz. Dion'u ve dostlarını kendisine yeğlemekle çok kötü davrandığını sana söylememi buyurdu. konuşmalarını işitmediğimden bilmiyorum. ama Theodotes. dostuna haberciler göndererek hemen gitmesini bildirdi. yakardı. Bu sıra. şimdi gene birini yollayacağım. Dionysios öyle korktu ki. Herakleides'i arattı durdu. kadınların Tanrılar için on günlük bir tören yapacaklarını ileri sürerek beni Akropolis'ten çıkardı. Önce birbirlerine ne dediler. Herakleides'e karşı dünkü anlaşmamıza aykırı olarak davranacağından korkuyorlar. "Ama şimdi onu yakalamak için peltastlar her yanı araştırıyor. "Emin ol. gönderdiği adam: "Öyleyse." Ertesi akşam Eurybios'la Theodotes. "Elbette gittim!" dedim." Sonra Dionysios'a dönerek. ama Dion'un mülkünden bir şey vermiyordu. elini eline aldı. Araya girerek. olasılıkla. başına ülkeden uzaklaştırılmaktan başka bir kötülük gelmesin. kaçtı. gizlendi. Ondan sonra da Dionysios'la ben şöyle yaşadık: Ben. Ben de. büyük bir telaş ve heyecan içinde evime geldiler. Theodotes'i bahçesine çağırttı. bunun üzerine. Akropolis'in kapılarını kapattı. kafesten uçmaya can atan bir kuş gibi hep dışarlara bakıyordum." diye yanıt verdim. burada.

onun için. kendisine ve arkadaşlarına zenginlikler sağlayan. Bunun üzerine kurtulmak için bir yol düşündüm. bunda da şaşılacak bir şey yoktur. evini. gitmek istediğimi söyleyerek. ne de başka biri. .gibi. ne Dion. Zeus'u tanık tutarak. Onlar da. konukluk yasalarına aykırı davranmıştı (Dionysios'un davranışını böyle adlandırıyor. Dion'un malını mülkünü saçıp savurmuş bir adama artık iyilik etmek istemeyeceğimi düşünüyordu. kendisinin öç alması gerekiyordu. ben bir şey istemedim. Dion. beni yakalarlarsa öldüreceklerini söylemişler. böyle görüyordu). o da. gelip beni buldular. Sizinle birlikte savaşa girişemem. Sicilya'ya ikinci gezimi anlatma gereğini duydum. bu yola götürebileceğini söyledim ve "Bana gelince. Bundan başka da. Bu sözleri üzerine. askerlerin arasında yaşıyordum. Tanrılara sunduğu şeyleri paylaşmaya zorladınız. dostlarımı. bu yolda kışkırtan bir insan. uğradığınız yıkımların hiçbiri olmayacaktı. dostlarından Lamiskos'la birlikte otuz kürekli bir gemi gönderdiler. Peloponessos'a varınca. ben de öykümü akla uygun ve yeterli sayarım. başka kimselere başvurmalısınız. zevklerinin alçakça kölesi olan bir kimse. Dionysios'a. dostlarımın) Dionysios'tan öc almak için hemen işe girişmemizi istedi. Arkhytas'a. çünkü. çünkü bu konuda çok şaşırtıcı ve inanılmayacak şeyler söyleniyor. ama kendini tutamayan. olup bitenlerin gösterdiğim nedenleri de yeterli bulunursa. buna engel olmamasını rica etti. elinden geldiğince az kimse öldürerek ya da sürerek. yönetim erkini ve yüksek konumlar elde etmeyi. benim ve her ölçülü insanın da isteyeceği şeydi: erkini. Dion'u bu yoldan kolaylıkla çevirebilecek isteğim ve gücüm vardı. Anlattıklarım akla uygun görünür. ama fırtınaları gerektiği gibi sezdiği halde bunların hiç beklemediği büyük yeğinliğini ölçmediği için sulara gömülen usta bir dümencinin sonu onun da başına gelebilir. aralarını bulmak için girişimlerime kulak asmadılar. Azınlığın malını mülkünü birtakım kararlarla çoğunluğa dağıttığı ya da daha küçük kentleri egemenliğine almış büyük bir kentin başında bulunduğundan. Olympia'daki oyunlar için gelmiş olan Dion'a rasladım. ama siz birbirinize kötülük etmek istedikçe. bütün Sicilya'yı sonsuz bir yasa bürüyen hata. bir kentin velinimet saydığı bir kimse de böyle davranmaz. sanırım böyle davranmaz. beni öldürtmedi. başımdan geçenleri anlattım. Dion'un yıkılışı da aynı nedenledir. düşünmezdi bile. sürülmüştü. en iyi. her yere yıkım getirdiler. Dion'un mülkünü geri verseydi ya da onunla barışsaydı. kötülük ve açgözlülüklerinin enginliğini ölçmemişti. İşte. en doğru bir yönetim biçimini kurmak istiyordu. çünkü Dionysios bize karşı. konuğa saygı gösterdi. Ben artık Akropolis'in dışında. hiçbir başarı elde etmeden Sicilya'ya yapmış olduğum yolculukların verdiği üzüntüyle böyle konuştum. Kimi dostlarım ve yurttaşlarım Atinalı uşaklar. Bunlardan kimileri de. Bu anlattıklarımdan sonra. hepimizin (benim. İşte Dion böyle davranarak haksızlık etmektense haksızlığa uğramayı yeğledi. en iyi. Bundan başka da. size verebileceğim öğütleri aşağı yukarı vermiş bulunuyorum. zengin olanları düşman diye öldürüp. en doğru yasaları yapmak. bir gün yoksulluğunu yüzüne vurmasınlar diye. insanca işlerin karşısında duyabileceğimiz güvenle söyleyebilirim ki. Sicilya'da görülecek resmi işleri olduğunu ileri sürerek. belki birçok karaçalmacıya inanarak seninle birlikte kendisine ve tahtına karşı birçok düşünceleriniz olduğunu sandığı halde. mallarını mülklerini çalan. Dionysios. dostlarını ve kendi kentini göz önünde tutacak olursak. aranızda bir bağ olabilirim. Dion'un istediği şey. büyük hizmetler görmek için olmasaydı. Tanrıdan korkan. Dion'un mülküne gelince. arabozucular toplayarak. Bizim öç almamız gerekiyordu. bir gün yararlı bir iş başarmak için Dionysios'la dostluğunuzu yeniden kurmak isterseniz. düşmanlarımın kara çalıp beni peltastlara kötülediklerini haber verdiler. Düşmanlarını tam altedeceği sırada sendeledi. beni Dionysios'un sofrasını. Dionysios razı oldu ve yol paramı vererek beni başından savdı. Ama onlar birbirlerine saldırdılar. çünkü yaşlıyım. kendisine ve bütün soyuna sonsuz bir ilenç getirecek bir erkin peşinde koşmamıştır. akrabalarımın. razı olurlarsa. haksız olarak kovulmuş. hainlerin huyunu anlamakta hiçbir zaman tümüyle aldanamaz. Taranto'daki başka dostlarıma haber yollayarak durumumu anlattım. o zamandan beri olagelen yıkımların sorumluluğunu kendi üzerlerine almalıdırlar. çünkü. sen de başkaları da. Ama onlar beni dinlemediler. bu küçük kentlerin bütün mülkünü kendi kentine mal ettiği için. Hayır. yardımcı ve suç ortaklarını da. Şunu da söyleyebilirim ki. bana bunları söyletti ve beni bir daha sarayına çağırmadı. ama çılgınlık. Lamiskos gelir gelmez araya girdi. Devlete karşı tasarılar kurup. Düşmanlarının kötü niyetlerini biliyordu. O." dedim. bu kadarının da yeteceğini sanıyorum. İşte onu ölüme götüren. ama kendisini koruma yollarını da aradı. o da bir şey vermedi. sakıngan ve akıllı bir kimse.

onlar da erklerini kolaylıkla elde edebilirlerse. çünkü her şeye tanrılardan başlamak gerekir. Şimdi size vereceğim öğütlerle bu dileğimizin gerçekleşeceğini umalım. barbarların boyunduruğu altına girme tehlikesini geçirirken) başlarına getirdikleri bir ailenin buyruğu altındasınız. O denli değer gösterip sizi kurtaran bu adamları. yoksa o zamanki yurttaşların da yardımıyla hem tanrıya. bu yolda yararlı dersler verebilirsiniz. gençliğine ve savaştaki değerlerine bakarak Dionysios'u (ilk Dionysios) seçtiler ve yetilerine uygun olduğu için. bunu elimden geldiğince anlatmaya çalışacağım. dine aykırı bir suç işlemiş olanları bir yana bırakıyorum. daha çok tanrılara sunulan bir dileğe benzer. bir umar düşündü: bir yaşlılar meclisi kurdu ve krallık erkini sınırlamakla birlikte onu koruyan "ephor"ları oluşturdu. daha iyi bir yol bilen varsa. Ama düşman. Argos ve Messene'deki akrabalarının krallığı tyrannosluğa çevirerek. Siz bunu başkalarına da öğretebilirsiniz. görünce de gerçekleştirmek pek kolay değildir. yalnızca size değil. onu bütün Hellas'ın dostu saymak çok doğru olur. önce size olmakla birlikte. demokrasiyi de yok etme tehlikesini gösteriyor. Ama. Kurtuluşlarını. yasalar insanların egemeni. Gerçek bir başarı elde etmek için nasıl davranmalısınız. Böyle durumlarda. hem kendilerinin. Bunun olanaklı olduğunu. buyuranı olmuştu. o çağın kuşağı böyle kurtulmuştur. her iki yan da birçok kez. her zaman minnetle anmalısınız. tyrannos adından da. vereceğim öğütlerin hiçbir anlamı kalmaz. Atalarınız o zaman. Size önereceğimden daha etkili. söyleyeceklerimi iyi dinleyin: Tyrannosluk devrildikten sonra. ondan sonra da. düşmanlarınız da. başa geçirdikleri adamların değerine mi. ellerinden gelirse. Bunun açık tanıtlarını görmek için uzağa gitmeyin. İyilikler. çünkü böyle suçlar hiçbir zaman bağışlanamaz. dostlarına da elinden geldiğince iyilik etmek. bunlara. bir yol bulmalıdır. tyrannosluğu da. kendisine teslim edilen kenti yönetemediyse. hem başlarına mı borçludurlar? Ne denirse densin gerçek şu ki. çok çabalamadan sıyrılabilirseniz. elden geldiğince az kötülük etmek için nasıl davranmalı. herkese nasıl yararlı olmalı. Çünkü artık insanlar yasaların değil. bütün karşıtlarınıza ve düşmanlarınıza veriyorum. Bugün de düşünüyorum ki. yansız ve doğru bir dille size anlatacağım. krallığa çevirmelidirler. gelsin size söylesin. Kartacalılarca yakılıp yıkılma. tyrannoslar. bütün Syrakusalılara. Şimdilik şunu iyice belleyin ve anımsayın ki. bir tanrının iyicilliğine ve bir tanrıya mı. Birçok kuşağın esenliğini işte böylece sağladı. Ben gerçekte. son derece tehlikeli anlar geçirirken (bütün Sicilya. dost. öteki karşı koyuyor. babalarınızın.SEKİZİNCİ MEKTUP Platon'dan Dion'un akraba ve dostlarına. tyrannosluk edenlerle tyrannoslardan çekenler arasında bir tür yargıcıyım. Sicilya'da olup bitenlere bakın: bir yan saldırdı mı. . Sonraları tyrannosluk. Yararlı öğütler vereceğimi umuyorum. açık yüreklilikle. hem kentlerinin yakılıp yıkılmasına neden olduklarını görünce. tyrannosluktan da sakınmalı. daha da ceza görmesi gerekir. gerektiği gibi doğru olsun? Siz onların yönetim erkinden. yeni bir kötülüğün başlangıcı oluyor ve bu zincirleme olgu. savaşın yönetimini ona verdiler. o bilge ve erdemli Lykurgos. başkalarına kötülük edilemez. şimdiki durum karşısında bulduğum yolu. Sicilya'da olan çatışmalar hep şundan ileri gelmektedir: kimileri yönetim erkini yeniden ele almak. her iki yan arasında. Ama şimdiki durumda suçlulara nasıl bir ceza verelim ki. Şimdi. Helen dilinin Sicilya'da izi bile kalmaz. aynı yıkıma yurdunun ve ailesinin de uğramasından korkarak. hem bu öğütleri. tyrannosluğu. aynı kötülüklere insanın kendisi de uğramadan. Bu yolda bir öğüt vermek ve bunu anlatmaya çalışmak. Benim. yanına öğütçü olarak daha yaşlı olan Hipporinos'u kattılar ve Sicilya'yı kurtarmak için bunları salt tyrannos yaptılar. işte bunu görmek. her zaman sayısız. ama çok olası olan şey gerçekleşirse. Eski bir kötülüğün sonu gibi görünen şey. Savaş başlayalı beri. Bu acıklı. Bu yıkımı önlemek için her Helen çalışıp çabalamalı. başkaları da tyrannosluğu tümüyle ortadan kaldırmak istiyorlar. sonu gelmeyen kötülüklere yol açmıştır. bunun cezasını bir dereceye dek çekmiştir. siz de. tehlikeye girmeden. bütün Sicilya'yı Fenikeliler ve Opikler (7) devleti egemenliği altına alırsa. çoğunluğun her zaman doğru bulduğu bir öğüt vardır: düşmanlarına elinden geldiğince kötülük. Ancak. engin. Haydi biz de bunu bir dilek olarak ele alalım. yalnızmış gibi eskiden verdiğim öğütleri yineliyorum. kimse de böyle bir suçtan kendini temizleyemez. tam başarıyı elde etmek için yalnızca önemsiz bir şeyin eksik olduğunu ummuş ve sanmıştır ve bu önemsiz şey. Lykurgos. olaylarla göstermiştir. Buna benzer örnekler hiç de az değil. her iki yana da.

yukarda da söylediğim gibi. bir uzlaşma sağlamaları için. Dion. ikinci olarak bundan daha aşağı olan bedenin erdemine. Ben. Dion'un dostlarından rica ediyorum. düşünce ve isteklerinizi kazanç ve zenginlik yoluna çevirmeyecek yasaları kabul edin. sizlere neler söylerdi. isterseniz. Dionysios'la Hipparinos devlet yönetimini ele almadan önce. hem soyuna. Tanrıya boyun eğmek. babamın adını taşıyan Dionysios'un oğlunu seçin: bir tyrannosun oğlu olmakla birlikte. Bu her zaman böyle olduğuna göre. tyrannosluğu krallığa çevirmeye. şimdi de. bunlara. ricalarınızı ve Sicilya'nın esenliğini gözönünde tutarak. Yasa konusunda söylediklerimi gerçekleştirirseniz öğütlerimin ne kadar doğru olduğunu anlayacaksınız. sizler. bütün yurttaşlara. çünkü zevk ve sefa içinde yaşıyorlardı. yeniden tyrannosluğu elde etmek isteyen kimseler. temsilciler çağırın.İşte bu mektubum. sorumlu bir krallık gücü elde etsinler. Dionysios'un oğlu Dionysios'u çağırın. Tyrannosluğun peşinden koşanlar. hepiniz gördünüz. Bir yasa bu düzeni gerçekleştirirse. Bunu size daha önce de söylemiştim. ölçülü olurlarsa çok iyidirler. kenti kurtarmak istemekte. Helenleri barbarların boyunduruğundan kurtarmakla büyük bir hizmet görmüşlerdir. işte bu sayede bugün nasıl bir yönetim biçimi kuralım diye düşünebiliyorsunuz. krallara. benim ve Dion'un düşünceleri olarak bildirmelerini. tutkusunun da her şeyi barbarların yararına tümüyle yok etmesinden çekinerek. ne tümüyle yenilmiş olduğuna göre. Temsilciler halk ve yaşlılar meclisine . bugünkü işlerimiz konusunda ne gibi öğütler verirdi? Söyleyeyim: "Syrakusalılar. en çok ruhun erdemine. yurduna ve artık kimsenin uğramadığı mezar ve tapınaklara acıyıp. ölçülü davranmaktır. çünkü her şeyde en iyi mihenk taşı. tanrıların yardımıyla. akılsız insanların talihlilik sandıkları şeylerden hep kaçsınlar. Bu üç krala isterseniz Lakedaimonya krallarının yönetim erkini verin. akılsız kimselerin yasası zevk ve sefadır. kendilerinin ve soylarının. beden ve sonra zenginlik olduğuna göre. talihinin değişmesinden korkarak. doğru ve yararlı olacaktır. Dionysios'la Hipparinos'un aileleri. açık yüreklilik ve doğrulukla krallarınızı seçmeye koyulun. özünde uğursuz bir yargıdır. "Bu düzeni kurmayı başarmak için. Syrakusa krallığına. üçüncü ve son olarak da ruh ve bedene hizmet etmesi gereken zenginliğe değer verin. bir uzlaşma yolu bulmalısınız. babamla benim ettiğimiz hizmetlere karşılık. kötüdür diye kölelik boyunduruğundan kaçanlara da şu öğüdü veriyorum: dikkat etsinler. tyrannosluğun ortaya çıkmasına işte bu yol açtı. Temsilciler toplanınca. geçici ve eğri bir tyrannosluk yerine ölümsüz bir onur sağlamaktadır. ve bunlar. her şeyden önce. Özgür yönetim biçimleri peşinde koşanlara. doymak bilmez. ne bir şey umabilirdiniz. Göz önünde tutmanız gereken üç şey ruh. oğlumu seçin: babam eski zamanlarda. bu. Üçüncü olarak. ülkelerine iyilik etmiş böyle kimselere de güvenilecek işlerin yönetimi verilsin. kralın isteğine ve uygun bulacakları sayıya göre. katlanamayacağınız kölelikten kurtulmak isteyen sizlerle. tümüyle özgür olduklarını göstermek için Dionysios'tan önce gelen on komutanı taşa tutmuşlardı. ancak insanların ve yasaların istemiyle olsun. kimse de ne iyice yenmiş. Sicilya tehlikede. ama Dionysios. buyurucu yasalar koyarak. birçok onurlardan yararlanmaları koşuluyla. ama onları tahtlarına böyle oturtun. yersiz bir özgürlük elde etmek için doymak bilmez istekleri onları. onları anlatacağım. kenti barbarlardan kurtardı. diyeceksiniz. tam yetki verilsin. Ama zenginlere mutlu ve talihli demek. özgürlük de ölçüyü aşarsa. verdiğim öğütleri bütün Syrakusalılara. krallara bile. krallık yönetim biçimini kendiliğinden kabul etmelidir. ben de. bu. son zamanlarda. bunu. hepinize. bugün böyle davranmanızı salık veriyor. krallık yönetimi altında özgürlüğe kavuşun. deneyimdir. eğrilik ederlerse. ona inanan kimseleri de akılsız eder. Onlar başaramasalardı. gelecekte de. atalarının tutulduğu hastalığa (özgürlüğe besledikleri aşırı sevgi yüzünden kargaşa içinde yaşamalarına neden olan o hastalığa) sürüklemesin. Aklı başında kimselerin yasası Tanrı. yasalar yapsınlar ve bir yönetim düzeni kursunlar. aynı zamanda başlarına buyruktular. hiçbir baş tanımayacaklarını. Bu düzene göre doğru da olacağı gibi. kendisinin ve halkın isteğiyle düşman ordusunun şimdiki başını. şimdi de dinleyin. ve böylece hem kendine. Siz de. "Böyle yasalarınız olunca. iki kez tyrannoslardan kurtardım. Önce. onlar da. çok kötüdür. aranızda anlaşarak bu erki kısın. ya yabancılar arasından ya da hem Sicilyalılar hem yabancılar arasından seçilsin. doğrulukla ve yasaya göre yönetse bile. ya Sicilyalılar. Peki. Kölelik de. bugünkü yıkımlara bir son vermeye razı olurlarsa. çünkü bunu sayanlar gerçekten mutlu olurlar. Bu sözünü ettiğim kimselerin ataları. kutsal işlerin. ondan uzaklaşsınlar. İkinci olarak size şimdi ettiği yardımlara ve huyunun doğruluğuna karşılık. krallık yasalarını saymaya çalışsınlar: onurlu konumlara geçerlerse. Sicilyalılar mutlu yaşadıklarını sanıyorlardı. ne bir şey düşünebilir. onu yurdumuza mal etmekle çok iyi davranmış olursunuz. Dion sağ olsaydı da konuşabilseydi. insana boyun eğmek ölçüsüzlüktür. Öyleyse.

herkesi bu yolda yardıma çağırın. yurttaşların ölümünü. ON BİRİNCİ MEKTUP Platon'dan Laodamas'a. Arkhippos. sağken ve şimdi. ertesi yıl. yaşamın bizi bağladığı durumlara verilmelidir. her zaman olduğu gibi. Metinlik. "İşte. şimdi de Dion'un en yakın dostlarındanmışsın. Kentle olan işlerini kolayca gördüler. devlet işleriyle uğraşmak yükünden kurtulmadığın için sıkılıyormuşsun. sonra. babası Phrynion'un ve gencin kendi hatırı için. bir yıl önceki yargıçlar kurulundan birer tane olmak üzere. hapis ve sürgün gibi şeylere elini sürmemelidir. başarılamayacak bir şey değildir. gelecekte de ilgilenmeyi sürdüreceğim. herkesin özgürlüğü için tyrannosluğa karşı savaşmamış olan barbarların ele geçirdikleri yerleri ellerinden alacak. ONUNCU MEKTUP Platon'dan Aristodoros'a. Bu. Bundan sonra olaylar umduğum gibi çıksaydı. Bana söylediklerine göre. Hoşça kal ve şimdiki gibi davranmaktan hiç şaşma. değişik davalara göre değişik mahkemeler olmalı. İyilikler. Helen topraklarının o eski halkını. Yurdumuz. Sana gelince. Bu konuda söylediklerim yeter. varlığımızın bir parçası yurdumuzun. Bu ikisi aralarında anlaşırlarsa. İyilikler. tükenmez çabalarınızla. atalarının o eski yerlerine getirecektim. bunu geri çevirmek yakışık alır mı? Hem. Başka başka amaçları olan öteki bilimleri. senden haber getirdiler. . Bunu gerçekleştirmeye çalışın. bir başka parçası dostlarımızındır. İyilikler.. bizi devlet yönetimi işlerine çağırırsa. düşman herkesi. ama ölüm ve sürgün kararlarını ancak Otuz Beşler verebilmelidir. aslında böyle bir şey yaparsak. senin. dost kılığına girmiş Erinniler (8) engel olmasaydı. sizin de yardımınızla düşmanlarımı alt ettikten sonra. işte bence gerçek felsefe budur. en iyi yargıçlar katılmalı. bağlılık. aynı yumuşaklıkla ama üsteleyerek çağırın. Bu iki ruhtan. ama büyük bir parçası. sizin için gerçekleştirmek istediğim tasarılar. aslında bu işler öyle pek güç de değildi. şimdi olduğu gibi. savaşta ve barışta yetki kullanmak üzere otuz beş yasa koruyucusu seçmeli. tanrılarla birlikte saymaya değer her varlığa saygı ve dualarınızı sunun. huyunda da felsefeye gereken bilgelik varmış. ve uyanık gözlere tanrının gönderdiği bir düş gibi olan bu sözlerimiz. dost. tasarladığım yönetim biçimini kuracaktım. bunu herkes bilir. hapsedilmesini ve sürülmesini gerektiren davalarda yargıçlık etmelidirler. rahip olmak sıfatıyla öldürme. bir parçası ana babamızın. Ama unutmaman gereken bir şey var: biz yalnızca kendimiz için doğmadık. Ekhekrates'e gelince. İnsanın yaşamda kendi işleriyle uğraşması (hele bunlar senin seçtiklerin gibi olursa) elbette hoştur. tam olarak adlandırmış oluyorum. Dionysios'un oğlu Hipparinos'la oğlumun ruhlarını anlıyorum. Bütün tanrılara. bunlar hep birlikte. yerimizi devlet işlerine girdikleri zaman iyiyi hiç düşünmeyen değersiz kimselere bırakmış oluruz. parlak ve ak yazılı bir gerçeğe erinceye dek elinizden geleni yapmaktan geri kalmayın.danışarak." DOKUZUNCU MEKTUP Platon'dan Tarantolu Arkhyas'a. açık yüreklilik. bütün Sicilya'yı yeniden kuracak. İşte hepinizin bugün ele almanızı istediğim şey. düşüncenin de en iyi olduğunu kolaylıkla göstereceği bir şeyi başarılamaz saymak akıllılık olmaz. onunla. en doğru.. Kralın bu tür davalarda yargıçlık etmesi yasaklanmalıdır: çünkü o. öteki hünerleri. eğlence demekle. kentlerini düşünen Syrakusalılarla da anlaşabileceklerini sanıyorum. Philonides ve yanındakiler kendilerine vermiş olduğun mektuplarla geldiler. gelmeyecek olanı devletin düşmanı sayın. İki ruhun tasarladığı. Bunlara.

" Sen de. Göndermiş olduğun yazıları aldık. denizde. Kyzikos'da doğmuştur. sonra kentteşlerinden sordum. Laomedon'un krallığında yurtlarını bırakan Troialıların soyundanmışlar. hem de uzun bir mektup yazmam gerek. İyilikler. binbir tehlikesi var. onun için bu yolda başka bir şey söyleyecek değilim. yazanı büyük bir beğeniyle karşıladık. orada. yalnızca gelişigüzel yasalar koymakla iyi bir yönetim kurabileceğini sanmak yanlıştır. Helikon'u. O zaman bu genç sana: "Dionysios. Ben artık yaşlandım. En iyisi. genç Lokrialıları yemeğe çağırmıştın. ama olduğu gibi gönderiyorum. kötü değil ama. Isokrates'in bir öğrencisiyle ve Bryson'un öğrencilerinden Polyksenos'la arkadaşlık etmiştir. ancak sonra. değişik bir hayvandır. bunları tasarlamak epey güçtür. kolayca başarı elde edeceğinizi de sanmayın. karada. en iyisi gene ya benim ya da mektubunda yazdığın gibi Sokrates'in gelmesi olacaktır. çok hoşnut olduk. o sözünü ettiğin işler için Atina'ya gelmen çok yararlı olacaktır. bir arada olduğumuz zaman hep inceledim. aşağı yukarı hep böyle kurulmuşlardır. söylediğim gibi görün. Aslında. Ama. bana doğru geldin ve benim de. burada dolaşmak. eskilerden duyulagelene göre de. Bir gün. birbirimizden gördüğümüz yararlar artsın. bu yoldan şaşma da. Bütün bu konuyu. Ama "Gelemem" dediğine göre. kölelerin. Bunu hiç çekinmeden söylüyorum sanma. Böyle bir erke değerli bir kimse bulunursa. verdiğim yargı bir insan üzerinedir.Sana daha önce de yazmıştım. Atalarına uygun olduğu anlaşılıyor. ON ÜÇÜNCÜ MEKTUP Platon'dan Syrakusa tyrannosu Dionysios'a. iyi kimselermiş. Şimdilik bu söylediklerimi iyi dinleyin. kimi bakımlardan birkaç kişiyi bir yana bırakırsak. yanımda oturan güzel gencin de. bu sonuca varılabilir. savaş gibi. ON İKİNCİ MEKTUP Platon'dan Tarentoslu Akhytas'a. sarayında olduğuna göre Arkhytas'ın da yararlanabileceğiniz bir adam gönderiyorum. daha tamamlayamadım. bugün. öğütler benim ağzımda. insan da. Başarılar." dedin. nasıl korumak gerektiğini ikimiz de biliyoruz. Kalktın. öğrendiklerini zamanın olduğunda sana da öğretir. Hesiodos'un söylediği gibi. başka şeyler gibi büyük olayların yardımıyla ortaya büyük gücü olan bir kimse çıkınca iyi yönetilmişlerdir. bu görevinizdir ve gereklidir. onu buraya getirmekle hemen yararlandım. Yurttaşların gündelik yaşayışlarını gözetmek. Yolculuğun da. çok iyi bulduğumuz hoş bir şey söyledin. "Yalnız bu mu ya? Daha birçok konuda yararını gördüm. bana gelince. Sen de . Mektubunda sözünü ettiğin yapıtlarıma gelince. ona başka birini gönder. "Bilgeliği araştırma yolunda Platon'un herhalde sana çok yararı olmuştur. hiçbiri ona karşı bir şey söylemedi. ama felsefe yolundaki araştırmalarına hiçbir zarar gelmesin. Aslında. Eudoksos'un öğrencilerindendir ve bütün öğretilerimi tümüyle kavramıştır. Bundan başka. yumuşak ve uysal huylu olduğunu sanıyorum. çok küçük düşerim. söylendiğine göre bunlar Myra'dan geliyorlarmış. Korku ve güvensizlik içinde olduğundan. ondan ders almaktır. Bana gelince. Adı Helikon'dur. sizi yetiştirmek için birine gereksinmeniz varsa. korkarım. özgür kimselerin ölçü ve yiğitlikle davranmalarını sağlamak için yönetim gücü ve yeteneği olan bir kimse bulunmazsa. hep bu amacı güderek. boş zamanın olursa. İşte Dionysios. Bak neden? Bunu sana uzun uzadıya anlatmam için başka bir mektup. oraya gelip de göreyim diye çağırdığın işi iyi bir sonuca bağlayamazsam. bak. sana Pythagorasçıların yazılarıyla bölümleri ve o zaman anlaştığımız gibi. bu işin başarılabileceğini de pek ummuyorum. ne de bir öğretmenden ders almış bir kimse bulamayacaksınız ve tanrılara başvurmaktan başka bir yolunuz kalmayacak. Bununla birlikte sana ve yanındaki yurttaşlara öğüt verebilirim. pek yalın gibi görünürlerse de. Ama Sokrates idrar zorluğundan hasta. senin de. Onları. Zamanın yoksa. bilirsin. (9) İyilikler. Mektubuma bu selamla başlayayım da." dedi. sofrada benden biraz uzakta oturuyordun. orada ne bir öğretmen. benden olduğuna bir belirti olsun. eski devletler. birtakım tehlikelere göğüs germek için gereken beden gücüm de kalmadı. Üstelik çok geçimlidir ve sert değil. Onu sen de incele ve dikkatli davran.

zamanında ödenmelidir. her şeyde olduğu gibi. İşte bu kadar. sonuncusu da bir yaşında bile değil. Sana. Leptines sana her şeyi anlatır. Onları. Harcama yerinde yapılmalı. Kebes adını sanırım . bundan çekiniyorlar. bunu seve seve yaptığı. Dion'a bildirmememi istediğin tasarıları. sandığımızın tersine. zorla. Başka bakımlardan. Sonra. başka dostlarımınki gibi elimden geldiğince az harcayacağım. bizim ağır piyadelerin taşıdığı o yumuşak zırhlardan bir tane. bir şeye gereksinmem olursa. başvurmamı söylediğin konuğun Aiginalı Andromedes'e yolladım. kötü olsun. bunca drahoma bizim için yeter. aynı zamanda sarayında gördüklerime dayanarak konuşacağım. buna otuz minadan çok istemez. benim ve parayı verenin doğru ve uygun bulduğumuz şeyler için kullanacağım. Göndermemi yazdığın şeylere gelince: Apollo'nun yontusunu yaptırdım. her şeyi olabildiğince bilmelisin. gerek davranışlarında. Ama. o sözünü ettiğin mektubun gelmeden önce bir şey söyleyemem. yalnızca can sıkıcı bir durumla karşılaşmayacaksın. Bitkilere de gelince. yalnızca gerekli olan. ne de güzel. Şimdi Dion'a geçiyorum: başka şeyler üzerine. üçüncüsü üçten biraz fazla. Gelecekte. bir adam gönderinceye dek geri bırakmayıp hemen vermekte yarar olan bir işin varsa. o mektubunda istediğin daha pahalı şeyleri gönderecektim. bugün evlenme çağındadır. bu. kolaylıkla mı kabul edeceğini anlamak istedim. bana. Yalnızca bu tasarıları. biz buraya varınca toplama mevsimi geçmişti. seni kızdırmaktan korkarak. Sağlığımda evlenecek olanlara. drahoma vermek görevimdir. o zengin işlemeli Amorgos gömleklerinden değil. Timotheos'un kardeşi dostumuz Kratinos'a. yalnızca bu parayı verdiği için değil. ikimize de uygun bir tavırla bakmış olan karına armağan etmek istiyorum. Evinde çok güzel bulduğum bir yapıt daha gördüm. sana şimdi. bunlar gerçekleşirse epey üzüleceğini sezdim. satın aldım. Bu gönderdiğim şeyleri satın almak ve kente vergileri ödemek için gereken parayı Leptines'den istedim. ayırtamadım. hani şu Sicilya'da yapılan keten gömlekler var ya. ikincisi sekiz yaşında. Para bakımından Atina'da senin durumun nedir. Ondan aldığım parayı da harcadım. herkesin. küçük de düşeceksin. daha çoğunu göze alamıyordu. yedi kulaçlık üç gömlek armağan edeceğiz. böyle yapmam doğru olacaktır. ödünç olarak az bir para verebilirdi ama. bana bu parayı verecek hiçbir konuğun yoktur. Leptines de. çok ölçülü görünüyor. Kebes'in kızlarına da. Sakladığımız mersin meyvaları da çürümüş. yetenekli bir sanatçının. söz ve davranışlarıyla gerçek bir dostun olduğunu gösterdiği için övülmelidir. bir daha sefere daha dikkatli davranırız. Uygun bulursan ver. para konusunda düşündüklerimi açıkça söyleyeceğim. Leptines sana getirecek. İşte bunun için Leptines'den borç aldım. ötekilerle ilgilenmek bana düşmez. Senin çıkarlarını gözettiklerini söyleyen kimselerin herkesin önünde sana kara çalmalarına meydan verme. Kendisine Leukadia gemisi için harcadığım on altı mina kadar bir parayı kendi kesemden verdiğimi söyledim (bunu söylemeyi doğru ve uygun bulmuştum). İyi olsun. dayısı Speusippos ile evleniyor. Bunu. Bir insandan beklenecek şu olağan yanıtı verdi: babana verdiği paraları geri almak için epey güçlük çekmişti. sözünden dönecek değilsin. Gücünü arttırmak için en iyi çare budur. hasta ya da sağlıklıyken. Sicilya'ya yapacağım yolculukta. çok önemlidir. bu gönderdiğim şeyleri satın aldım. Dion.böylece daha iyi olursun. bunda da açıkça konuşmaya alıştır. Öyleyse. kendi harcamalarım ya da devlete verecek ödenti olursa. parasını. babaları benden daha zengin olacak kızlara da drahoma verecek değilim. Sana önce de söylemiştim. Bu kızlardan biri. Khoregialık (10) ya da buna benzer başka bir şey için para harcamamı istiyorsan. güçlükle mi. Leokhares'in yapıtıdır. her şey üzerinde karar verebilmeli. para işlerinde zorluk çıkaran bir insan olarak tanınmak. mezarını yaptırmak için on minadan çoğuna gereksinmem olmayacak. aşan bölümünü sen ödeyeceksin. Bunu ben kendim denedim: Erastos'u. bugün en talihlileri benim. bildirmedim. sen de böyle söylemiştin. paranı. ün kazanırsın. senin için ne gibi niyetler beslediğini bildirmem gerekir. gerek sözlerinde. her şeyi öğrenmekten çekinmemelisin. Annem de ölürse. Kuru incirlere gelince. Benim durumum şöyle: verdiğin tacı üstelemelerine karşın kabul etmediğim zaman ölen yeğenlerimin dört kızına bakmak zorundaydım. Yaptığın harcamaları sana bildirmeleri gereken kimseler. ama harcamalar olanaklarımı aşarsa. onunla. işte ondan. önce söylediğim gibi davranmalıyız: ben bunları elimden geldiğince kısmaya çalışacağım. ünün için ne iyi olur. Çocuklar için on iki testi şarapla iki testi bal gönderiyorum. her bakımdan. Şimdi Atina'daki harcamalarına geçiyorum: önce şunu söyleyeyim ki. Bunlardan biri. şimdi ona geçelim. benim durumum nedir. bunlar üzerinde de konuşmadım. sana nasıl davrandıklarını. dostlarımın da yardımıyla. annelerinin de drahomasını Dion ve başkalarıyla birlikte ben vermiştim. ve benden yarar görmekten hiç geri kalmazsın. hele insanların zenginliklerini yönetmeleri bakımından.

O. bunu hemen yap ki. ikimizi her yerde övüyorlar. Kimseyi bulamazsan. benden bir yapıt ya da mektup gelirse. bunu unutmamışsındır sanırım. anımsatsınlar. o denli ciddi olmayanlara da "tanrılar" sözcüğüyle başlıyorum. Hoşçakal. tutmuş olduğun yoldan da hiç şaşma. gençleri yüreklendir. ve istediğim şeylerle uğraşmayı unutursan. Zırhı ve istediğim öteki şeyleri gönderirsen. hepimiz candan bir dost sayıyoruz. Onu hizmetine al. Top oyunundaki arkadaşlarına selamlarımı söyle. hep denizlerde dolaşır. Onu. Mektubumu uzatmak isteseydim. Myronides'le birlikte kölelikten kurtardığım Latrokles. hangi işte istersen çalıştır. . yazardım. Leptines'e borcunu vermeyi unutma. bu yolda hiçbir çabadan çekinmiyorlar. neler söyledi. hele felsefeyi iyi anlar. hele o zaman elinden rahatsız olan Philagros. ona nasıl davrandığını görenler. sana elden geldiğince çabuk haber versinler. kendilerini felsefeye versinler. Büyük kralın yanından dönen Philaides de senden söz etti. Ama sen gene bir anımsa ve iyice dikkat et. çünkü onun için çok iyi duygular besliyorum. kendilerine mektup yazmamı istiyorlar. dostumuzdur. hele Aristokritos'a buyur. felsefeyle uğraş. o sana söylesin. Her şeyi. bunları istediğin kimseye emanet et. yazamayacağımı açıktan açığa söylemek de pek kolay olmuyor. Birçok kimse. ruh üzerine diyalogda Sokrates'le konuşan Kebes. Ciddi olan mektuplarımı ciddi olmayanlardan ayıran işarete gelince. sana gönderdiğim şeylerle gemiye bindi. hepsi. bize hizmet etmeye daha istekli olsunlar. Terillos'a ver. Mektubumu ya da özetini sakla. herkese. Ciddi mektuplarıma "tanrı". Elçiler de sana mektup yazmamı dilediler.işitmişsindir: şu Sokrates'in konuşmalarında Simmias'ın yanında yer alan. Ben Sicilya'dan ayrılırken kent başlarından olan Teisonos'un damadıdır. bunda da şaşılacak bir şey yok. ama sen Leptines'e sor.