You are on page 1of 15

BIRINcI

BASiM iIN NSZ.(1781)i

Insan akli bilgilerinin bir esidinde (trnde),sarmaktan kainama~ digi sarular yznden tedirgin almak gibi, garip bir alinyazisina sahiptir; geri. bu sarular aklin kendi yapisindan ikarlar, ama bunlara 'akil yanit veremez; nk bu sarularin yanitlanmalari insan aklinin her trl gcn

t: asariar.
\

'.

\ ~ '" /
2\

r\(rc

Insan aklinin dstg bu ikmaz hi de anun suu degildir. Akil, deney sirasinda kullanimi kainilmaz alan ve yinebu deney tarafindan yeterl'i

,(
{

bir biimde dagrulanip garanti edildigi ilkeler ile yala ikar. Bu ilkelerin yardimiyla da akil -kendi yapisinin yasalariyla uygunluk iinde- daha . uzakkasullara dagru durmadan ykselir. Ama sarunlarin byle bir trl
son bulmamasi nedeniyle de kendi islerinin hep tamamlanmamis alarak kaldigini anlayip, deneyde .olanakli her trl' kullanimi asip disina. ikan, bunun1a birlikte de pek gvenilir grndkleri iin siradan insan aklinin (.ortak duyunun) uzlastigi' ilkelere siginmak zarunda bulundugunu gr"r. Bu yzden akil, kendisiniyle bir karanligin ve eliskilerin iine atmis .olur ki, btinlardan geri akil bir yerlerde gizliyanlislarin zerine yashindigini, bu yanilmalari aiga ikaramaksizin sezer; nk kullandigi ilkeler her trl deneyin sinirlari disina iktigi iin, artik deneyin hibir basvurulabilecek. denektasini tanimaz .olurlar. Iste sanu gel~yen bu atismalarin .olup bittigi savas alaninin adina Metafizik denir. . . Metafizige, btn bilimlerin kralie~i: denildigi bir dnem .oldu; gerekten de alguya degil de egilime bakildiginda, Metafizik, kanusunun ok nemli almasi nedeniyle bu serefli basligi tamalarak hak etmistir. Ne , "var ki simdi agimizda .onu btnyle har gren yayginlik' kazanmis bir mada egemen; kavulmus ve kendi basIna birakilmis bu saylu bayan .da H"ecuba gibi gzleri yasli sizlanmakta: ~-

~.

'-t. ~

-(1)

.Ikinci hasima (1787): alinmamistir. 4S

modp"maxima rerum, Tot gefieris natisque potem... NurW trahor exul, inops.

(Ovidius, Metamorphosesl

'

Dogmatiklerin egemenligi altinda bulundugu sirada, Metafizigin baslangitaki gc despota'ydi. Fakat yasalari henz antik barbarligin izlerini tasidigi iin bu Metafizik azar azar i savaslar yznden tam bir kargasa iine dst; topragi srekli olarak. isleyip kesin bir biimde yerlesmekten nefret eden bir esit gebeler halindeki septikler de, zaman zaman toplum birligi ile olan bagi paraladiIar. Bereket versin pek az bir sayida' olmalari nedeniyle de tekilerin kopmus olan bu bagi ve birligi, ze-, rinde birlestikleri bir plana gre olmasa bile, hep yenibastan kurmayi de-, nemelerine engelolamadilar. Geri son zamanlarda btn bu ekismelere insan zihninin belli bir fizyolojisi ile -nl, Locke'unki ile- bir an olsun son veriliyormus ve bu savlarin hakli olup olmadiklari. da kesin bir sonuca baglaniyormus gibi grnd. Ama bu szde kralienin dogusu siradan .ortak. bir deneyden tretiHyordu (Locke tarafindan) ve bu yzden de yersiz savlari, hakli olarak, kuskulu grlebilirdi; bununla birlikte kendisi iin uydurulan bu soyktgnn gerekte yanlis olmasi nedeniyle yine ..de kendi savlanni, egilimlerini srdrp duruyordu. Bu yzden de her sey yeniden eskimis, yipranmis ve delik desik olmus dogmatisme yeniden dst ve bundan kurtarilmak istenen bilim qe yine hor grld. Bugn, btn yollar (yntemler) bos yere sinandiktan sonra, -byle olduguna inanildigi gibi~ artik ortaligi, bilimlerdeki kaos'un ve derin karanliklarin anasi olan, tiksinti,. bikkinlik ve tam bir kayitsizlik kaplamis bulunuyor; ama bunlar bu. aynibilimlerin" beceriksiz ugrasmalarin kasnlik, karmakarisik ve kullanil-, maz bir hale getirildigi durumlarinda, yakin gelecekteki bir .degisim ile bk . aydinlanmanin, bir yenidendogusun kaynagi, en azindan bir baslangi beIirtisidir de. , ~"" Gerekten de bu gibi arastirmalar ve sorusturmalar karsisinda bir ,ka-, yitsiz/ik, bir umursamaz/ik yaratmaya kalkismak bosunadir; nk, bunlarin konusuna insan yapisi ilgisiz kalamaz: Bunun yaninda, bunlara sanIci aldirmaz gibi grnen/er.. bile okul terimleri yerine popler bir dil koyarak

(2)

... mali

mlk pek ok olan,

soyumdan gelenlerleylesine gl olan ben... simdi yoksullasmis,bir srgn gibi itilip kakiliyorum.
(Ovidius, Baskalasimlar)

ne, denli saklamak isterlerse istesinler, birazcik dnnce" szde o kadar hor grdkleri metafizik savlara kainilmaz, bir biimde derler. Bununla birlikte, btn bilimlerin iek atiklari bir, ortamda kendini gsteren ve eger, edinilebiliyorlarsa, yani bilinmeleri mmkn ise, bilinmelerinden en az vazgeilebilecek olan bilimlere kari olan bu ilgisizlik, dikkat edilmeye ve zerinde derinle~esine dnmeye deger bir olaydir. I}e bilIlnlere karsi olan bu kayitsizliginbir hafiflikten degil de, kep.dini artik ~~d!?)i!giler ile uzun zamiil oyalamak i~meyen.. bir ggnl.olgiiiilamiwargigcnden3 ileri 1\ geId~gf ~~iktir; bu, akli, grevlerinin en zorUfla, vani kendi kendisini g- U renmeye yeniden~girislI!.ey~ hakli -savlarinL..koru.yan, ama "buna-karsilik tii tem~is~, pekin ol~@_biitii.n..1iaksiz -sa~lamii..\16-ele-geirdiklerini zorba- ~,\ liidadegil ve ile_geersiz kilabil~.gQjr !Dah- i ~ de:-snsuz . - d~~)!asaliu:.i keme -ku!~~sor~uy~ 2~eJill.mek iin, agirmaIidir;..hu sorgulama mahkemesi de Ka~kisiz Ak/llL Eletir..isi~den baka bir sey degildir. Ancak bununla ben, kitaplann ya da sistemlerin bir eletirisini degil de, her trl denevden bagimsiz olarak soluk nlan aklin Him hilgilerlc olan ilikisini, sonu olarak da $nellikle bir metafizigin mmkn ,oh~l?~ayacagi sorusunun zmn ve metaiizigin hem !ay'naklarinin, hem ~~isligi ile sinirlarin~ belirlenmesini ye.-btiin bl!nlann da ilkelere. ~re old1!mui-u,ilkelerden. ikarildigini, yani ge.n~llikliLakl~n_@cJ:iniiubir e1.ijri&jnj
~liyorum. '

Imdi ben geriye kalan izlenecek bu biricik yola"girmi bulunuyorum, ve bu yolda simdiye degin deney dis~ndaki kullanlimasinda akli kendi kendisiyle atismaya ve blnmeye dsren btn yanilmaIari ve yanlislan ortadan kaldirmis olmakla vnyorum. Insan aklinin gszlgne siginarak onun sorularindan kamadim; tersine onlari ilkelere gre ele alip tam ola.",.
(3) agimizin dsnsbiimindeki siglik ve' yoksulluk ile ilkelere dayali saglam bili~ minsoysuzlugundan ve dssnden yakinmalar orada burada ara sira isitiliyor. Ancak ben, matematik, fizik vb. gibi temelleri saglam (iyi) kurulmus bilimle. rin bu yergiyi hi de hak etmedikl~rini; tersine, bunlarin pekinlik bakimindan eski nlerini koruduklanni, hatta fizikte ise bunu astiklarini bile gryorum son zamanlarda. Bu bilimlerdeki ilkelerin her seyden nce dzeltilmesine ali. t silsaydi eger, bilgilerin teki trlerinde de bu ayni ruh etkin bir biimde ken. dini gsterirdi. Bu dzeltme yapilmadigi iin, daha ok, kayitsizlik, kusku ve nihayet ciddi bir elestiri, derin bir dsnsn kanitlan olmaktadir. agirniz ze~likle, her seyin kendisine boyun egmek zorunda oldugu, bir elestiri agidir. Din kutsalligina, yasalar da grkemliliklerine dayanarak kendilerini, ogu kez, bu elestiriden siyinp kurtarmak istiyorlar. Ama bylece kendilerine karsi hakli bir kusku uyandinyorlar ve aklin, ancak kendisinin zgr ve herkese aik si. navindan, sinamasindan geenler iin kabul ettigi O katiksiz saygiya hak' kaza. namiyorlar.
,

47

...

...

"
/ / /

...

...

rak blmledim, zgl biybiimde inceledim ve akli kendisiyle anlasmazliga dsren kesin nokpiYi bulup ortaya ikararak bu sorulan akli btnyle tatmin edecek fr biimde zdm. Geri bu sorulara, hi de, dogmatisme gnl vern;.is ilgin bir bilme tutkusunun bekleyebilecegi trden bir yanit vermediw{"nk, dogmatismin byle bir tutkusu, benim hi anlamadigim, bysel elabukluklarindan baska bir beceri ile tatmin edilemez. Yalniz ..akfimizin dogal belirlenisi ve yapisi da, herhalde, konusu olarak byle bir seyi gz nnde bulundurmamistir; ve felsefenin gr...evide, bu arada, pek bir 1?egenilen, sevilen bir kuruntu, bir yanilti ortadan kalksa bile, y~~i.tJ:orumlai:.dan-dogiin iildiinmas.i.-(illusion) .g\derme~tir. Bu yapitta isi tm ayrintilari ile ele almayi kendime baslica kaygi edindim, ve ~unugr~si~da s.zlm~el1.J'a gL! en~azindan__zlme,Si iip anahta~erilmeyen tek bir metafizik sOflmun.Jl11lunmadigini syl~meye cesaret ediyoru!!l. Gers.e~t~ii_d~Jatkisiz..(saltt akil ylesine yetkin bir birlik sunar -ki, e~r kendi yapisinin !<a.rs!.ina s.ikm:.digi..btn sorulardan tek bir tanesi iin bile iii(isi 'zmde ..1.et!Si.?:. Q~aydi, bu ilkeyi reddetme~ten baska bir sey yapIllazdi; nk l'u ilke o zaman. teki sorulardan hibirine de tam bir gvenle uy..gwanamazdi. Bunlari sylerken, okurun yzizgilerinde, grnste pek. bir kendil1i begenmisesine olan. ve hi de alakgnll bulunmayan bu savlardan dolayi, hor grme ile karisik bir fkeyi belli belirsiz grr gibi oldugumu saniyorum; bununla birlikte bu savlar, rneg~ ruhun "yalin y.ap.i~i ya da evrenin bir ilk baslangE!1i!,l~!!nlulugunu gsterme~e- kalkisan...o pek siradan ve yaygin programlarin yazarlarininkiyle . karsilastirilamayacak denli lldrler. nk bu gibi kimseler, insan bilgisini, mmkn deneyin tm sinirlari disina ikararak genisletip yayma isinde kendilerine olduka gveniyorlar, oysa ben bu isin ,tmyle &fu;i!a.tQ.astigmi-alakgnl1llikle itiraf ederim; bunun yerine ben, yalnizca aklin kendisi ve onun katkisiz dsnmesiyle ugr;acagim. ~ buiifa'r;-aik-vt aydin-bi; biimde,t;m bir bilgisini de, kendimden yle pek uzaklarda arama m gerekmiyor, nk ben onu kendimde buluyorum ve siradan mantik da verdigi rnekle, aklin btn yalin aktIarinin (edimlerinin), tam ve sistemli bir biimde sayilabilecegini bana gsteriyor. Ben bi.irada yalnizca, d~neyden g~len her trl 'i. 1\ ara-!!ere (malzeme) yiirdimdan yoksun kaldigimda, akil ile' hangi nok'\ taya kadar varahilecek hir- js grmeyi umu~ umam~\yacagim sorusii or"

"'" ~ til

VI'

taya atiyorum.
~

,-

--

Herhangi keyfi bir saninin degil de, aklin-bilginin kendi yapisinin bize yklemis oldugu ereklerin her birine erismek iin gerekli yetkinlik ve tamlik ile yine btn bu ereklerin h,epsine birden ulasmak iin gerekli genislik ve yayilim zerine, yani elestirel arastitmamiziQ, komisu zerine yeterince bir seyler syledim.
48

.
Arastirmamizin biimi ile ilgili olan, kesinlik ve -----aiklik gibi daha iki sey var ki bunlar byle ok duy~rli bir girisimi gze alan bir yazarda, hakli olarak, aranan esasli nitelikler sayilabilir. Imdi ,,!:sinlik (sjenin objeye kesinbiliste tam uygunlugu) ile ilgili olarak kendime su yargiyi yasa edindim: Bu gibi incelemeler sirasinda kanilarin .;(sanilarin) yerlesmesine hi izirl yoktur; iinde varsayima benzer bir seyler bulunan her sey yasaklanmis bir esyadir ve bu ne denli ucuz olursa olsun satis konusu yapilmamali, ve bulunur bulunmaz da ona hemen- el konulmalidir. Gerekten de a,.Ri:!~ribk.~ ~n her bil~i. bu nite!Wyle, kendisigin saJ1!!c---2laJ.?j( z.2!unll!. sayil~~!!i istefligi9l bildirir; bu, btn apriori'L--., katkisiz bilgilerin bir belirleniminin, kesinbilisin lsnn birligi '-~\J"" ve de aRodiktik -felsefiher trl kesinbilisin rnegi olmasi gereken bir belirlenimin daha da ok istedigi bir seydir. Girisimimde bu aidan basarili olup olmadigim zerine yargida bulunmayi okura birakiyorum; nk yazara yakisan sey, yalniz nedenleri gstermektir, yoksa bu n~denlerin yargilarin zerinde biraktiklari etkileri hakkinda bir yargida bulunmak degiL. Ancak hibir suu olmadan nedenlerinin zayiflamasina yol amamak iin, birtakim yanlis anlamalari ortaya koyabilecek olan yerleri, bunlar ikinci derecede bir erek ile iliskili bile olsalar, okurun bu noktadaki en kk bir teredddnn ana erek bakimindan yargisi zerinde yapacagi etkiyi zamaninda nlemek iin, okuyucunun kendisi bu anlasmazliklari pekala gsterebilir. Anlama yetisi adini verdigimiz gc deriiiTigine incelemek ve kullanilisiniIl sinirlari ile kurallarini belirlemek iin, benim Transendental Analitik' in ikinci anablmnde Katkisiz Zihin (anlama yetisi) Kavramlarinin ikarimi (dedksiyonu)>> basligi altinda yapmis oldugum arastirmalardan ok daha nemli olan baska bir arastirmanin "pulundugunu bilmiyorum; beni en ok yoran da bu incelemeler olmustur, ancak bunun bosuna bir yorulma olmadigini umarim. Biraz derine giden bu incelemenin iki yn vardir. Bunlardan biri, katkisiz anl~!I1a yetisinin",k..?n~~ iliskilidjr ve anlama yetisinin a 'priori kavramlarinin nesnel geerliligi ile degerini gstermek ve a~I$ltm;k zQD1ndad;;; bunda;- d~layi d;};u yfu konum iinde esasli bir yer aliyor. teki yn ise katkisiz- ~lig!Ii ..k~E.dis!iii.. d1!Yandi&i olan..akhir ve bilgiyetilW-aisindan. dlaYJs'!y@ da _~nel ~~~pdan inceleme~i g_znnde bulunduruyor; imdi benim esas amacim bakimindan, ok byk bir nemesahiP olmakla birlikte, bu tartismali inceleme yine de temelli bir sey degildir, nk. bilinmesi gereken ana soru hep su olmaktadir: Akil ve an-'1 l!.ma yejisi, deneyden bai!imsiz olarak, neyi ve nereye kadar bilebilirler? J Ve -S~ ~~Idir: DiLnl}!~ yetisinin ken<!isi nasil..mpik!l olu'y.Q!:?Bu sonuncu soru, verilmis bir etkinin nedenini aramak gibi bir seyoldugundan ve bu yzden de kendisinde varsayima benzer bir sey bulundugundan -bas-

- 49

SY 4

--

--

---

--

--

i J

ka bir vesileyle gsterebilecegim gibi, gerekte durum. byle olmamakla birlikteburada ben kendime sanmak (bir kaniya baglanmak) iin izin verdigimden, okuru da baska bir sanida bulun~ada sanki zgrbirakmisim gibi bir durum varmis gibi grnyor/Burada okura bundan dolayi sunu animsatmak isterim ki, eger benim :liiel ikarimin bekledigim tam bir kanisi okurun kendisine edindiremezse, arastirmalarimin tek amaci olan nesnel ikarim yine de gcnden bir sey yitirmeyecektir ve bunun iin de 92.

ve 93. sayfalarda sylediklerimisakli tutmak herhalde yeterli olacaktir.


%4f!!!:iga gelince, okuyucunun nce, kavramlardan ikarilan diskrsif (mantiKSal~ikligi, ve bundan sonra bir de somut grlerden (Anschauung) (birden kavramaya iliskin sezislerden), yani rneklerden ya da somut aiklamalardan ikarilan sezgisel (estetik) aikligi istemeye hakki vardir. Birincisiyle yeterince ugrastim. Bu tasarimin z ile ilgiliydi; ama ikincisi ile pek o kadar kesin olmayan bir biimde, yeri ve geregi olmakla birlikte, yetesiye ugrasamamamin rastlantisal nedeni. de oldu. Bu bakimdan alismam boyunca ne yapmam gerektigi konusunda srekli bir kararsizlik iin.

,
:

de kaldim. rnekler ve aiklamalar bana hep gerekli grnyorlardi, ve


bu yzden de bunlara gerekten ilk tasarida gereken yer verilmisti. Fakat hemen girisimimin byklgn ve kendime ugrasmayi dev edinecegim konularin oklugunu grdm, ve bu rneklerle aiklamalarin yalniz. kuru ve skolastik bir biimde serimlenmelerinin bile yapitiindaki konulara yeter bir genislik ve yayilim kazandiracagim anladim, bu yzden de popler bakimdan zorunlu olan rnek ve aiklamalarla yapitimi daha bir sisirmeyi
)

uygun bulmadim; aYTB~~s~.I~YEk~ s!ra..d~!l_bal~~ t<i~imasi ve k@a.Qisi bak~dal},...h~-f!e ...eir l olarak1o ali!laina~hi!ii, b}lilUin '\&CtU~~ kon~UQi!8e.rekten.. bilenler iin de okUl~acak\seYiq gasitlestirilipesi, ko~\' \\'~ .. laY1..asgr~sl pek o ka<!ai:_g~r~siqJm duyulacak !lir- sey. ~g.!l~ir. Kusku yok bu ,Imlayanlama .herzaman hosa giqen bir seydir, ama burada bizi amacimizdan biraz saptirabilirdi de. Rahip Terrasso.n, birkitabin.~unlugiinuye.1iliyjiklgn..sa~falarinin sayisi ile degil de onu anlamakiin sarfedilmesi ~ereken zamanla lersek, pek ok kita12 iin. bu kqdar !sisa olmasala':!!.iok Ea!}~ kisq glacakla!Ei_denilebIlir; diyor. Ama te yal!dan, speklatif bilginin ok yaygin btnlgn, ama tek bir ilkeye baglanmis olan btnn kavramayi. kendimize erek .edinirsek, ayni hakla diyebiliriz. ki, pek ,ok kitap bu denlLaik" imayi is.te~sele!"di ffilLgaha aik olacaidardi. i.!nk ~ikligi ve aydinligi (anlasilirligi) saglamada yararlanilan, Ve kat!!an yardimci aralarin geri paralari, ayrintilari anlamada yarari dokunur, ama bu ogu zaman btnn grlmesine engelolur, ve bunu da okurun bu btnlg bir bakista yeterince abuklukla kavramasina izin vermeyerek yapar; bu yardimci aralar, kullanilan btn parlak renkleri yznden sistemin dzenini ve yapisini saklarlar ve ayni zamanda taninmaz hale. so-

\..-

50

karlar; oysa sistemin birligi, yetediIigi ve dayanikliligi zerinde bir kaniya varmak iin ilk planda bilinmesi gereken de _bu sistemin btnlgdr. l,t13ana yle geliyor ki, byk ve nelpli bir yapiti, kendisine sunulan taSariya. gre tam ve srekli bir biimde gereklestirmeyi amalayan yazarin abalari ile okurun k-endi abalarini birlestirmesi okur iin hi de zevksiz ve az ekici bir sey degildir. Iste burada verecegimiz. kavramlara gre m~ik, btn bilimler arasinda byle bir dsnceyi gereklestirmeyi, -hem de ok kisa bir zamanda ve az bIr aba il~, onabirlik halinde (ortak olarak) bu grev verildiginde- stlenebilecek olan biric~ b.ili!llifu; yle ki, kendindensonra gelenlere bunlarin 'pepsini, iind,ekilerini hi pgaltmadan, kendi grslerine uyarak didaktik bii: biimde dzenlemekten baska yapacak bir sey kalmaz. nk ~,k~isiz ~kil (reine Vernunf) ile edindigimiz her seyinsistemli bir bicimde-d.zenI.enmi.spir f'nViinterinden bask~bi!..~}:..degildir. Burada gzmzden hibir sey kaamaz, nk aklin btnyle kendisinden ekip ikardigi, ortaya koydugu bir sey onqan saklanip gizlenemez; ama tersine, yalniz ortak olduklari ilke bulunur bulunmaz akil bu seyi kendisi isiga ikarir. K-iHkis~ yali!l kavramlardan, deneys~l hibk.s~e basvur_maksizin, ya c;lii. !Jelirli bir deneye gtren zel somut bir grii (sezis, Anschauung>- bulunmak~izJn, tretilen bu t! bilgilerin yetkin .birligi, kendilerini genisletmek ve ogaltmak baki~IDdan zerlerinde birtakim etkileri olmayan bu yetkin bir1ik, bu mutlak tamamIigi yalniz mmkn degil, zorunlu da kilar. Tecum habita et noris, quam sit tibJ curta supellex.4 (Persius)

~
~

'\ -~""I

""". ..

Katkisiz-spekIatif-aklin byle bir sistemini, Doganin Metafizigi basligi altinda ben kendim sunmayi umuyorum, ve bu sistem, elinizdeki Elestiri'nin genislike yarisi kadar bile olmayac~k, fakat bununla birlikte ierdikleri bakimindan bununla llemeyecek denli zengin olacaktir. Ama elinizdeki bu Elestiri, her seyden nce, byle bir metafizigin imkaninin
kaynaklarini ve kosullarini 2sterip serimlemek ve btnyle y::ih::ini otla-

.
,

nn sardi~i bir topragi temizlemek ve dzlemek zorundadir. Burada da okurumdan bir yargicin sabri ile yansizligini bekliyor, ve bu isde de bir yardimcinin iyi niyetiyle, yardimsever abasina gvepiyorum; nk, Elestiri' de, sisteme temelolacak btii ilkelerin serimi ne denli tam olarak gsterilmis olursa olsun, bu sistemin tamam olmasi ve gelismesi iin, apriori olarak sayilmalari mmkn olmayan, ancak birer birer aranmalari gereken tretilmis kavramlarin hepsinin edinilmesi gerekliligi ortaya ikar; ve

(4) Evinde kal, o zaman esyanin nasil yipranmis oldu~nu

greceksin. 51

il" .. /""

.-'

---

bunun gibi, Elestiri'de nasil ka\framlann btn .biresimi (Synthesis) tke tildi ise, bura~a da ayni seyin.zmleme (Analysis) bakimindan da yapilmasi istenir: Bu. da pek kohiydir ve bir.is olmaktan ok bir eglencedir./ Geriye yalnizca baskiya iliskin syleyecek bir iki sz kaliyor bana. Bu basimin baslamasi biraz geciktigi iin, provalarin yalniz yarisini grebildim; bunlarda birka dizgi yanlisina rastladim, ama .379. sayfanin, asagidan 4. satirindaki skeptisch (kuskulu) yerine, specifisch (zel, trsel) okunmasi gerekenden baskasi anlami bozmuyordu. Katkisiz Aklin Anatomisi -sayfa 425'den 461'e degin-, bir tablo halinde duzenlenmis olup, Thesis (sav) ile iliskili olanlar sol yanda, Antithesis (karsisav) ile iliskili olanlar ise hep sag yanda yer almaktadirlar; bunu da thesis ve antithesis kolayca karsilastinlabilsin diye byle dzenledim.

\i

52

IKINcI BASiM IIN NSZ (1787)


Aklin kendialanina gir~n 1?ilgiler zerinde yapilan alismalarda, bir bjlimin saglam yolunun izlenip izlenmedigi varilan sonuca gre hemen anlasilir. Pek ok hazirliklar ve dzenlemeler yaptiktan sonra', amaca erisilir erisilmez bir ikmaza dslyor, ya da amaca varmak iin birok kez geriye dnmeye ve baska ~ir yol (yntem) semeye mecbur kaliniyorsa eger, yine ayni biimde, ortak amaca ulasmalari gereken ve.-Isbirligi yapan bu kimselerin izleyecekleri ~ol hakkinda. iiyusmalari mmkn degilse, o zaman bt} tr bir incelemede, henz bilimin attigi saglam adimin izlenmedigine ve bu ~astirmalarin da basitbir bocalamadan, el yordamiyla yrmeden baska bir seyolmadigina, daima inanilir; 've su nokta da aiklik kazanmis olur; hibir 9snlem~de (refleksiyon) bulunmaksizin varilmasi arzulanan ilk hedefe iliskin birtakim bos isteklerden vazgemek gerekse de bilimin yolunun olabildigince ortaya ikarilmasi. akil icin byk bir kazantir. . Aristoteles'den bu yana geriye hibir adim atmak zorunda kalmamasi olgusu da gstermektedir- ki mantik, ok eski zamanlardan beri bilimin bu saglam yolunu izlemistir; fakat yle .saniyorum ki gerekte bazi yapay ve gereksiz incelikleri veya serirnlenisindekiok aik bir belirlenirni bir yana atmak, ya da aiklama biimini daha aydinlik bir duruma sokmak gibi bilimin dogruluguna degil de, ifade edisindtiiki dilsel aikliga dayanan alismalar bu mantigin iyilestirilmesi oIarak anlasilamaz. ye kabpl;.de,edile' mez. Mantikdakisasilacak v.eJakdir edilecek bir baska yan- da, onun-'sim-diye degin ileriye. dogru da bir adim atmis'oImamasi, v~ sonu olarak btnlgne bakildiginda onun tamamlanm1s ve kendi ... Iine kapanmis gibi grnmesidir. Gerekten de bazi modern dsnrler, rnegin farkli bilgi yetilerine (imgeleme, anIama), yani Psikolojiye, ya da bilginin kaynagina, nesneIerin ve konularm farkliligina gre esitlilik gsteren farkli. kesInlik (dogruIuk) trlerine (Skeptisizm, Idealizm, vb.), yani Metajizige, ya da nyargilara (bos ve yanlis dsnce ve inan Iar ile bunIarin nedenlerine ve giderilmesi areIerine), yani Antropolojiye iliskin konulari mantiga katarak onu genislettiklerini sanmislardir; bu da onlarin bu bilimin (yani, mantigin) kendine zg asil yapisini nasil yanlis tanidiklarini gstermektedir. Oysa, kendi. sinirlari asild~ginda ya da birbirleri iine girdikleri zaman bi-

53

--

Iimler genislemezler, fakat bozulmaya ugrarlar; imdi mantigin sinirlari, btn dsncenin (bu dsnce ister apriori, isterse empirik kkenli olsun, kaynagi ve nesnesi-konusu ne olursa olsun, zihnimizde dogal ya da arizi -geici engeller bulsun bulmasin) yalniz formel kurallarini tam ve sagin (pekin) bir biimde kanitlayan ve ayrintilariyla ortaya koyan tek bir bilim tarafindan izilmistir; iste mantigin byle bir bilim olmasidir ki onun si. nirini kesin olarak belirleyip ortaya koymustur. Mantik ok nceden basari ile kurulabilmisse eger, bunu yalnizca konusu~u belirli bir biimde sinirlandirmis olmasJna borludur; nkij mantik, ugrasacagi alani sinirlayinca, b~lgiyi tm konularindan soyutlamasi ve bu k,;mularin. aralarindaki tm farkliliklari dikkate almamasi mmkn.. ve hatt~ zorunlu olu!";, bylece de anlama yetisi (Verstand) bilgi alan~nda, mutlak olarak kendisinden ve kendisinin bilgiye vermis oldugu formlardan. baska bir seyle ugrasmaz. Burada. ~lin yalnJ~ kendisiyle degil de, nesne': lerle ilgilenmes'i dUf1:llpundadogaldir ki nial}tigin, bilimin saglam ve pekin yoluna giimesi el~tte daha g olurdu; iste ,~u n~denledir -ki mantik, (bilime) bir hazi~layici (propaedeutik) ahirak, deyim yerindeyse,' bilimlei;e girisi saglayan hol olus'turu!"; ama bilgi sq1"unu~a-gelince, bilgile.ri deger~ lendiren ve op.lar hakkinda yargida bulunan ,bir mantik anlasilir; ,ama I;>u bilgilerin elde edilisini !se" dogrudan d9gruya, nesne,I olaraJ< ,asil bu adi, yan.i bilim ad~ni alan bilimsel a~astirmalarda 'buln.iak gerekecektir.

ekneyden.bagimsiz a priori b~r,yanin bulundugunu bilmeipiz ,gerekir; ak=.


im bilgi!:i ise, y~ nesneyi' ve"onqn kav~mini (ki, birye~den v~rilmis olmasi gerekir) belir1~mP1<-i'in, ya da: onu gerceklestinii~1<iip.; nesnesi ile iki tr-'_'7 . . . .' , '. .. .,',' ", _..' ",-'

Bjlimlerde akildan (Vernunfd gelen bir seyin varotmasi. iin, onlarda,.

..jiUlgi iinI" gii:er. Bunlardan birincisi aklin teorik hi[gisi,ikiqciside aklili pratik ".bi/gisidir.lerikleri nf> fI~~li 8~~IS- yii d~ par olnrsii (\l~n~,,-n~ebun,--~-, ," ,'o ... " ;~ - -" '- 'C',' la.rdan .h~r .hiriiiiii katls}./f'll7 (!:alt, piir, saf) kismmi, yani ak)in.:.,nemesiIii

'

Qtn_ylea p~()riohirak

belirledigt.loSinl,

y~l~iz ~uiiu~ t~ki ~ayna~l~r4aii-

gelenlerle '(duyularla) karistirmaksizin hemen ve en nce ortaya koymak: gerekir; nk b~, daha sonra gelirlerinin, arkasi .ke~ildiginde, birikimin.den hangi' kl~iI:iin, harcanabilecegirii, hangi 'kismin' da elde tutulmasi gere':' kecegini 'kestirmekten aciz kalacak denli etindeki her 'seyi , ki -' krune . . .) . ~\ ," . -, : sarfetmek gibi kt bir ekonomiye ,bern;er; bu her iki, yallin katllkSii.-,(.saf) ,

kismi kullanilarak bilim yapilabilir ancak. ~'. : '.. . .

.
i

Matematik ye Fizik, konularint.a priori oIar(!k beIlrlemek zoriinda : olan akliniki teorik bilimidirler; btfincisinfie. akil bubdirleme.sffii. bt~- ' n..ylekatisiksiz, salt bir bicimde vaQar; ~ki~i!:in4e ise, ~i olm~zsa"Jcism~n~ bQyle olur;. ama ,burada, aklin bilgi kaynaklarmdan. baska.qiIgi ,hyii.&klar.i da,
.,

gz_llnde,JuiIWldiuii11!rjl
54

,,"'

, - ",

.,':

Mater:iatik, in!la~ aklin~ tarihinin geriye uzanabilen en eski zamanla;-

- --

rindan beri, yapitlari karsisinda hayran~ik duydugumuz Grek halki dneminde, bilimin emin ve saglam yoluna girmistir. Fakat onun bu yola girmesinin, aklin yalnizca kendisini konu edindigi ve bu grkemli yolda yrdg mantik alanindaki bu saglam yntemin bulunmasindan, daha dogrusu onun kendi kendine izilmesinden dahakolayoldugu sanilmamalidir. Ben yle saniyorum ki ~atematik -zellikle Misirlilardauzun zaman bir eI.Ilekleme dnemi geirmistir; fakat matematigin yntemindeki bu kesin degisiklik tek bir adamin basansiyla sonulanmis ve onun mutlu dsncesi ile basarilmis bir devrim olarak kabul edilebilir; yle ki, bu adamin girisimi, izlenmesi gereken yolu. artik gizli kalmamacasina ortaya ikarmis ve bu alanda bilimin emin - ve saglam yolu btn zamanlar ve sonsuz mesafeler (yani, her yer) iin ailmis bulunmaktadir. Matematik yntemde meydana gelen bu devrimin tarihine iliskin, ki nl mit Burnu' nun kesfi kadar nemlidir, ve bunu basaran mutlu lml hakkinda bize kadar gelmis bir bilgi yoktur. Bununla birlikte Diogenes Laertius'un bize aktardigi bir sylentiye gre, genel kani uyarinca, hi de ispata ihtiyaci olmayan seyleri kanitlamaya kalkanlara, matemaiik ispatlarin en kk unsurlarini bulmus bir kimse oldugunu taslayan mucit zentileri denirmis; .bu da gste~ektedir ki, yeni bulunmus bu yolda atilan ilk adimla meydana gelen devrim, matematikilerin gznde, olaganst nemli grlmekte ve bu yzden de unutulmaz bir olay teskil etmekteydi. Iki kenari esit olan bir geni ilk kez izen ve bu orantiyi ispatlayan ilk kimse -bu ister Thales, isterse bir baskasi olsun- bylecMendi zihninde beklenmedik nemli ve aydinlik bir aiklamada bulunmus oluyordu; nk, bu kimse, gzlerinin nndeki sekli adim adim izleyerek dsnmenin, ya da zihninde bulunan bu sekle ait kavramdan sanki. onun zelliklerini grenecekmis gibi bu geometrik sekle saplanip kalmaningerekli ve yeterli olmadigini anlamis, ve fakat bu sekli dsndg~e ve -O;;nuapriori kavramlar yardimiyla kurarak tasarimladiklarina gre, bilgisini elde etmek iin, biimlen-direrek izimini yapmak gerektigini bulmus oldu; bunu o, seyleri yalnizca kavramlarina uygun bir biimde ve zorunlu olarak iine girdikleri nesnenin sekillerine ykleyerek, kesin bir apriori bilme iin-yapiyordu. Fizik ise, bilimin byk ve verimli yolunu bulmada ok daha yavas ~ yol aldi; ancak bir buuk yzyil sonradir ki byk dahi V erulam' li Bacon' m usta isi yapiti fizigi kismen bu yola dogru gtrd; kismen diyoruz, nk zaten daha nceden bilimin izi zerinde bulunuyordu fizik; bu yolun izlerini tasiyan o yapit, matematikte oldugu gibi, dsnce biiminde ani bir devrimle meydana gelecek olan o bulusu (kesfi) uyanyor ve hazirliyordu yalnizca. Burada ben deneysel (empirik) ilkelere dayali fizikten baska bir seyi gz nnde bulundurmuyorum. Galilei, kendisinin setigi belirli agirliktaki krelerini artan bir hizla 55

egri bir yzeyde yuvarladiginda, ya da Torricelli, nceden bilinen bir su stununa esit olarak dsndg bir agirligi hava,ya tasittiginda, veya daha sonraki zamanlarda 8tahl, yapisina bir seyler katarak ya da ikararak kireci madene (metale), madeni de kirece "dnstrdgnde, btn bunlar fizikilerin (doga arastiricilarinin) yolunu aydinlatan bir anlayis getirdileri. Bylece doga arastiricilari, aklin, yalnizca kendi planlarina (taslaklarina) gre ortaya koydugu seyi kavradigini ve aklin kendi yargilarinin ilkeleriyle degisn,iez yasalar" dogrultusunda ilerlemesi ve sorunlarini yanitlamak iin k"ndisini doganin ellerine birakmaktansa dogayi zorlamasi gerektigini anladilar. Baska tl hareket edildiginde, nceden tasarlanmis bir plana gre yapilmamis, ra stlan i al gzlemlerle aklin aradigi Ve gerekli olan zo,. runlu yasalara variJ~ma .ot\kilbir sev grenmek iin, d.2ga~a, bir ya!!dan "birhiri LLeuyusan ..&rnslere (Erscheinungen) yasalgeerligi yalnizca kendisi~in vi:l'ebildi~i ilkelerle, te .yandan da bu ilkelere. gre dzenledigi deneylerle (merimentLJ.tmek !.oru~adir;a"iiC~aKir,gretmenin1n-istedigi herseyi syleyebilen b-Ir grenCi durumunda degil, tersine kendilerine ynelttigi sorulari yanitlamaya taniklari zorlayan grevli. bir yargi durumundadir. Bylece Fizik de dsnme biimindeki o yararli devrimi. yalnizca su bulusa borludur; akil ,kendisini dogaya yerlestirir, bylece de dogada aradigini (yanlis olarak do~aya yklemeden) dogadan grenmek zorundadir, .nka~i!J,ir ...Qa.~ahibir ,sey !>~e~ez. Yzyillardir el yor.

t.

damiyla aran1R-dyriiiii~t~n Je b)r sey olm~yan dog.,aii@ni (fizik), iste bylece bir. bUimin,gy'veI.!iIlr y9.ill!i~ girnfis ()ldu. . ,+/"
~

Aklin kendi kendisinin grencisi olmasi gereken yerde, yalin kavramlarla (Matematikteki gibi kavramlarin i-grye --somut sezgiye; Anschauunguygulanmasiyla degil) deneyden. grenilenIerin tm stne ikan, btnyle disa kapali, spek~tif bir akil bilgisi olan Met~k'in, bir bilimin gvenilir yoluna girmede, yazgisi bugne dek kendisine hi de gl~edi; fakat o yine de teki btn bilimlerin en eskisidir ve onJar her seyi yokeden" bir barbarligin uurumunda yitip gitseler, yokolsalar bile, m~tafizfk-gene de ayakta kalirdi. \iJ)~~ii (kendinde bulundugunu ne srdg) en siradan deneyln_Q~y!a9.igi y~salar':. ~~i2rl .2l~r~grmek istediginge bile, metafizikte srekli ~n-8ellerle karsilasir. Metafizikte, tutulan yol, istenilen yere- gtrmedigi iin, sayisiz kez geriye dnlmek zorunda kalinir. Metafizik yandaslarinin kendi savlarindaki uzlasmalarina gelince, metafizik henz bu durumdan ok uzaktir; o daha ok bir savas alanina benzer; yle ki, metafizik gerekte, savas oyunlarinda savasilarin g denemesi yaptiklari, fakat herhangi birinin hibir zaman en ufak bir ajani
(1) Deneysel yntemin tarihinin baslangita pek iyi bilinmeyen ilk adimlarini burada tam ve kesin olarak izlemiyorum. 56

"

.1

--- ]

--

----

olsun ele geiremedigi ve zaferi stne saglam, srekli etkinlik kuramadigi bir savas meydani grnmndedir. Bylece metafizikteki yneltinin (yntemin) simdiye dek yalnizca el yordamiyla yrtlen bir arayis oldugunda, daha kts bunun valin kavramlarla yapilan bir yoklama oldugunda hi kusku yoktur. 'yleyse Metafizikte bir bilimin gvenilir yolunun henz bulunamamasi neden trdr acaba? Yoksa' bu yol ,olanaksiz midir? Bu durumda

d.9i!:a nasil oldu da yorulmaz, durup tkenmez bir ~bUle aklin ilgilen.

di~i en nemli islerinden biri olarak. bu yolu aramaya aklimizi yneltti? Dahasi, bilme tutkumuzun en nemli ynelimlerind~n birinde bizi yalnizc~ terketmekle kalmayip, yaniltici hayallerle oyalayarak sonunda aldatan akIimiza gvenmek iin niin ok az nedenimiz kaliyor? Herhalde simdiye dek yanlis bir yol tutuldu; yleyse y~ni ar?yislarimizda ve sQ(gulamalarimizda ncekilerden daha sansli olmayi ummak icin acaba hangi isaretlerden (gstergelerden) y~ Simdiki yeterli d.uruma ani bir devrimle gelmis olan Matematik ve . Dogabilimi (Fizik) rneklerinden kalkarak.. bu bilimlere pek ok yarari dokunmus dsnme biiminin (ynteminin) degistirilmesine iliskin temel geler stnde durup dsnmek ve akil bil~il~i olarak bu bilimlerin metaf~ige fazlasivla benzemelerine dayanarak en azindan bunlardaki yntem degisikligin i taklit etmeyi denemek gerektigi kanisindayim. Simdiye dek btn bilgilerimizin nesnelerine uy~asi, objelerine; gre dzenlenmesi gerektigi kabul ediliyordu; fakat bu varsayimda, }avramlarla apriori olarak nesneler .stne kurup bir seyler ortaya ikartmak ve bu yolda bilgilerimizi genisletmek iin bu n dayanaktan hareketle yapilan her trl deney bosa gitmistir. Bu nedenle de bir kez daha objelerin bilgiterimize uymasi kabulyle metafizik glklerde daha iyi iterleyip ilerleyemedigimiz sinanip denenmelidir. Bu, nesneler bize verilmedea" nce onlar stne bir seyler saptamasi gereken apriori bir bitginin arzulanan olasiligina daha uygun dser. Ayni durum Kopernikiis'un ilk dsncesinde de ortaya ikar; syle ki Kopernikus, btn yildizlar kmesinin, gzleyicinin evresinde dndgn varsayan gk cisimlerinin hareketlerine iliskin aiklamasi tutmayinca (geosentrik evren yorumu skmeyince), o zaman yildizlari duragan birakan ve onlarin evresinde gzlemciyi dndren varsayiminin (helio -sentrik evren yorumunun) daha basarili olup olmadigini denedi. Imdi m<!afizikte de objelere:~skin if:!rlllA}!sch.ollll!'SJ .lwnl!.sunda.ayni-;;Y . de~hilir, Bu i-gr (somut sezgi), eger objesinin vapisina, zelligine uy"arsa, on..d~ Jia~ktJ~ a Rriori ..ol~ak bir ~f:fjn_m1sll bilin.ebile~e.~iiilbir t~ _a~am; aipa 12.un~karsin- e-gg obfe .(duyulilrin obiesi olarak) somut(i)-I!rii yetiniizin,.. ~iiciimiwtn. ..zeltigj~ '!!y~rsa, bu ~bilme.nln olanagini btn~ek_gzeL_tasarlay.abilicim. Fakat, eger bilgi olmalari ge57

r~kiyorsa bu i-grulerde durup kalamam, daha~i, onlari t~~a!"imlar2Lasak nesne olan herhangi bir seye baglamak ve nesneyi tas_atim1::irla .hcl.ii:l~Jl1ek zorunda oldugum.Jw b~in.Lbenin;emem gereken.. su- ikLdulJ!!!!la ~i kar~iYa kalirim: Bu varsayimlarin ~kinde. kendileriyle bu belirlemeyi yap:tigim kavramlarin da nesnelere uydugunu kabJ.1Le..dIDce, a -PLiori olarak bir ~ey bilebilmeyolunda yine ayni. g!!llikle karsilasiyorum; ikinci olarak da, n~nelerin ya -da...a~ni cinsten olan nesnelerip, yal~izca keiid-Isinde (verilmis nesneler olarak) bilinebildjgLDen?y'in _b~ !cav!amlara 9y,lugunu_kabul e!!ig-inide>-hemen, hiiniin daha .kolay bir bilgilenme oldJlgunu .gi:iiyouim. nk gerekten de deneyin kendisi, b~r _bilg! biimi Qla_rakdah;! ~e bana- verilmeden_nce kuralini ~nc1imc1e.-buldugum anlama .Y~tisil.!i~rekli ~r; bu durumda da. a priori _olara! 2!:tay~ kOYnia~ zO.f!1ndaold!;1gum bu. kiiral, ken.disipi apriori kavi:amIarda gsteriyor. yleyse deneyin her ~ trl nesnesiniri bl.! kavramlara zorunlulukla uyma~i ve o!1larla uyum iin-

~ de~bulunmasi ger~!dr. Zorunlulukla da olsa -yalnizca akina dsnlen, fa-

~t (en azindan aklin onlari dsndg kadar) deneyde-,-h~ yerilmeyen nesnelere gelince, onlari !!1m..d.nme denemelerini (nk onlarin dsnIebilmesi gerekir) ~l~rl~.ltgili Qlarak, ancak onlara yer]e.stiqlikleri. mizle a l'!log .Pir biimde- biliriz; bu: ise, kabunnip benimsec,ljgini.iz. dijnse iliskin yntem degisikligi iin benzersiz bir denektasi ola~_a}(tir. Istegine basari ile ulasan bu deneme, birinci blmnde, kendisine uygun karsiliklarinin nesneler olarak deney dnyasinda verilebildigi, yal~ nizca ayriori kavi:amlarla.Js-grei:CMetafizik'e, bir bilimin gvenilir yolunu saglar. nk dsnme yntemindeki b~ degisiklige dayanaraic a priQ.d bir JillWIn. o~ tmyle aiklanabilir; dahasi, dene konularinID-bii!~ - olan ~ii temeline apriori la da yeterli kanitlamalar sa~iIir; yasalar yerlestirilebilir ve ..l!"yasalaroysa btn bunlar, bu iki sey,

(2) Fizikilerden dn alinan bu yntem, deneylerne araciligiyla kabul ya da reddederek, katkisiz aklin unsurlarini aramayi ierecektir. Oysa doga biliminde (fizikte) oldugu gibi, katkisiz aklin nermelerinin de (zellikle bunlar mmkn her deneyin sinirlari disina ikmayi gze aldiklannda) nesnelerini incelemeye izin veren mmkn bir deney yoktur. O halde bu arastirma, yalnizca. apriori olarak kabul edilen ilke ve kavramlar zerinde yapilacaktir; yle ki buJIke ve
kavramlarin nesneleri <is: valnl7.~kli--iki-grs _aisindan_dikkate alinacak-

,
J
;i
i

lar>iir: 6.~11.tj~w~ama.. y.etisi.Din ve duyumlann nesneleri olarak. ~~da!l da ka.W'-and1~~fi' baska pir sey o1i:iiayan nesneler olarak ki bunlar soyutkatkisiz_.!!~lin JJcsneli<rLolup, dene.YI!i sinirlan stne ikmayaalisirlar Imai eger--Ii-esneler (seyler) bu ift grs aisi altinda dikkate

katkisiz aklin ilkesi ile bir uyusma saglanir; nesneler yalniz tek grs aisin-

alinacak

olurlarsa.

dan dikkate alinirlarsa o zaman akil kainilmaz olarak kendisiyle iitismaJ"Z -eliskiyedser, ve deney de bu ayinmin dogrulugunu temellendirip bum karar verecek bir dayanaktir. 58

simdiye dek sregelen alIsma biimine gre olanaksizdi. Ama, Metafizigin birinciblmndeki apriori bilme yetim~e iliskin_lm-sikarimdan Metafizigin tm amalari iin tuhaf ve grnste ok tehlikeli bir sonu olarak ikinci blm,ge":siii;iki bilme "vetimizle mmkn de~~nirlari te: sine _hibir ~aqian geemeyjz gijJi bir Q1lYargi~y.ai:TIir; oysa b'bilimin

--

--

\ t

"

es_a~,o~ isi budur. B~ bilinmeyen, fakat kendileri icin gerek ola.!!!kenL""'inde~ieYlere _di:gil,ama yalnizc~_g!:nslere (fenomenlere) ynelen apriori akiL- bilgimizin bu ilk degerlendirme sonuciinda ort~ya ika!! dogrulugunu burada bir karsi kanitl~ma deneyi ile ~!1aya kOY1!Yor.nk bizi zorunlulukla deneyin ve tm grnslerin sinirlari disina ikmaya yneIten bu kosulsuz olan'i akil, kendinde-seylerde zorunlulukla ve btn kqsiiUara iliskill !!.ei trl J!akl~l!giyla-kosull<!r 4kisini tamamlamak i~lster. Diyelim ki deney bilgimizin,kendiIide-seylerle oIan nesnelere uygunlu_gukabul edildi; burada kosulsuz olan elismeye dslmeksizin dsnlemez; buna kar-. sin, pi:z:everildiklflri gibi oIan seyle~ iJisl.cintasarimimizin, "bu k~ndinde -seylere (Ding ai;i sich) uymadigi, ama daha ok grnjisJer olan nesnelere uydugu kabul edilirse, onlar bizim tas-aiim biiriiimize uygundurlar demek1:.ir-ki, artik burada elisme kalkmaktadir; bundan tr kosulsuz olanin bizim kendilerini tanidigimiz (bize v~erilen)seylere degil, b~im tanimadigimiz kendinde-seylere iliskin olmasi gerektiginden, buradan, basta yalnizca deneme iin kabullendjgimizm.. temellendirildigi anlasilir3. Speklatif aklin bu duyular-st alandakiher trl ~leyisi (ilerleyisi) engellendikten sonra artik bize sunlari yapmak kaliyor; aklin pratik bilgileri alaninda kosulsuz olana iliskin askin (transendent) akil bilgilerini belirleyecek verilerin bulunup bulunmadigini arastirmak ve bylece metafizigin istegine uygun ol~~k, yalnizca .eratik - ama}a.!<!a_!DmknolaI!... apriori bilgilerle he; trl mmkn deneyin sinirlari tesineo"~es.:ilip geilemeyecegini dene~ek. Bu trden bir alisma (yol, yntem) izlerken, spekfalirakil bize byle bir genisleme iin hep bos birakmak zorunda kalm~! ep da.!'~!! alani (Metafizik alani) suna~ eger yapabilirsek bu alani pratik verilerle doldur".

maict~erbestiz, hatta akil bizi bunu yapmaya agirmaktadir da4.

(3) Katkisiz aklin bu deneyi ile kimyacilann sik sik iiidirgeme deneyi ya da genel. likle sentetik sre adini verdikleri seyarasinda ok yakin bir benzerlik vardir. Metafizikinin zmlemesi ise, fenomenler olarak grnen seyler ile kendi1!$l~ ..bilmek iin, a I'riori katklsiz (salt) bilgiyi birbirinden ok farkli ik~le.!!!alli!. ayinr. ~~ikise, bunlan ko~~~ olan!!,1 .:z2~akilsa~ -ide'si il~!!.zlasti"!.1~ uyum i!1!.ekoy~~ ji!1--y'e,!!idenbirlestirir ve gerekten d~ dog!ll_olan bu ayinm sayesinde--an~a~ byle bir l!YUsmaIJln -saglanabTIecegini gjir. (4) Bylece, Kopernikus'un baslangita bir varsayim olarak kabul ettigi gk cisimlerinin hareketlerine iliskin temel yasalar kurami mutlak bir kesinlik (dogru59