You are on page 1of 12

DN ANTROPLOJS AsNDAN NAN VE DN OLGUSUNA LKN BR DEGERLEN1)RME

Belks TEMREN AN EVAtUA TION OF "BELIEF" AND "RELlGION" FROM THE ASPECT OF ANTHROPOLOGY OF RELlGION Anthropology of Religion is one of the main disciplines of soctocUtural anthropology which deals with the religious emotlons of people within groups, investigates and makes cross cUtural researches on the patterns, practices and motives regarded as religious within cultures starting from back in the historyand including our present time and deals with theories regarding the origin of the rellgion. "Bellef" emphasizes a "conclusion". it embodies the meaning of "arriving, reaching, getting to a polnt", it also implies the feeling of "being sure, certain about a thing and rely on that thing". According to this meaning we can say ''there can be no one without a belief", Another essential for mankind is the abUity to ''think''. To be able to think one needs to use his intelleet. Every attempt made by using the intellect is reached to apoint which one comes to a conclusion, to a belief. This conclusion is the truth of a personal experience. These conclusions about personal experiences when they are "share~" with other people who had similar experiences, we call them "shared believes" which lead us to "Common believes" which is essential for the notion of religion. Antropoloji Trke karlyla "insan bilimi" dir. nsan belirli bir fizik yapya sahip biyolojik bir canl olmasnn yansra toplumsal bir varlktr. Tek bana soyutlanm olarak yaamaz, dier insanlarla iletiim iinde sosyal bir dzen kurarak yaar. te insanlarn oluturduu bu sosyal dzen ve dzenin yrtlmesi iin gerekli her trl soyut ve somut nesne ve sistemler, ksaca insann oluturduu her ey kltr meydana getirir. nsanlarn inanlan da, dinsel uygulamalar da bu kltrn ayrlmaz bir parasdr. Antropolojinin (insan biliminin), kltrleri, sosyal

'

302

BELKlS TEMREN

yaam ve dzenleri inceleyen dal sosyal/kltrel antropoloji'dir'. Din Antropolojisi ise sosyallkltrel antropolojinin alt dallarndan biridir. nsanlarn dinsel kabu1 edilen inanlanna ve dinsel uygulamalanna ilikin antropolojik aratrmalar bu alt disiplinin alma merkezini oluturmaktadr. Gerek tarih iinde ilk insanlarn din duygu1an, dinsel kabu1 edilen inan ve dinsel uygulamalanm aratrmak, dinlerin kkenine ilikin kuram1ar oluturmak, gerekse gnmz toplumlarnda dinsel inanlar ve dinsel uygulamalann, dnya grlerinin saptanmas, karlatnlmas ksaca her ynyle aratnlmas din antropolojisinin konulan arasndadr. lkemizde antropolojik yaklamla dinsel inan ve din olgusuna ilikin almalar Ankara niversitesi Dil ve Tarih Corafya Fakltesi Sosyal Antropoloji Anabilim Dalmn program ieriinde yer almaktadr. Bu yazmzla da Din Antropolojisi asndan inan ve din olgusuna ilikin bir deerlend'irme yapmak amacndayz. ncelikle "inan nedir?" Sorusuna yant vermek istiyoruz. Kelimenin yaln anlamyla inan bir sonu belirtmektedir, dnsel vargrdr'. Bireylerden emin olmay ona gven duymay iermektedir. Deerlendirmemizde de inan kelimesini bu yaln anlamyla ele aldmz hatrlatmak istiyoruz' ve yaln anlamyla inan kelimesi sz konusu' olduunda aada belirtilecei gibi "inansz insandan sz etmek mmkn deildir" nk hibireye inanmadn belirten en azndan dnsel eylemleri sonucu hibreye inanmad vargsna u1amtr yani dier bir deyile hibireye inanmadna inanyordur. Bu bir dnsel eylem sonucudur. nl Trk mutasavvf Hac Bekta Veli "aklla gidilmeyen yolun sonu karanlktr" derken, inanca u1aabilmenin ncl koulunun akl ile yola kmak olduunu vurgulamaktayd, Bunu antropolojik adan de1 Bu alandaki almalann baz lkelerde sosyal antropoloji dier bazlannda ise kltrel antropoloji ad altnda srdrldn. grmekteyiz. Bu terminoloji farkllamasnn nedenleri zerinde gr bildirmi olan pek ok antropolog bulunmaktadr. Ancak, lkemizdeki almalarda sosyal antropoloji ve kltrel antropoloji terimleri daha ok ayn kapsam tanmlamak iin kullanlagelmitir. Bu nedenle biz her ikisini de dahil ederek sosyalJkltrel antropoloji terimini kllanmay uygun buluyoruz. 2 Varlan, ulalan nokta. 3 Zaman zaman inanl olnak teriminin "bir dine inanmak, ya da bir dinin gereklerine inanmak" eklinde kullanldn, grebiliyoruz. Ancak bizim yorumumuzda bylesi bir durum"kabullenme" szcyle aklanmaktadr.

DN ANTROPLOJls

ASINDAN NAN VE DN OLGUSUNA LKN BR DEGERLENDRME

303

erlendirdiimizde insan insan yapan ve dier canllardan ayran temel zelliinin "dnmek" olduunu grrz. nsan dnen bir varlktr. Dnme eylemi ise akl. kullanlarak gerekletirilir ve akl kullanlarak meydana getirilen her dnce eyleminin ardndan bir sonu, bir varg noktas yakalanr. Bu varlan sonu bireyin deneyimsel gereidir. Bu hal, bir anlamda "inan"tr. inanlar kiiye zgdr. Bireyseldir. Nasl yeryznde ayn yumurta ikizlerinde bile minimal dahi olsa farklar bulunacak kadar insanlar biribirine benzemez ve esiz yaratlmsa, bu fiziksel d grnmleri gibi; yani, salar, gzleri, burunlar gibi beyinsel ilevlerinin de farkllk gsterebilmesi, ksaca dnme eylemlerinin de detayda farkllklar iinde olabilmesi mmkndr. Bu da bizi insanolunun, ayn uyaranlar karsnda benzer olsa bile yine de minimal farkllklarla esiz ve bireysel bir vargya ulaabilme olaslna gtrecektir. Sonunda, .ayn uyaranlar karsnda ne kadar insan varsa o kadar bireysel inan ile karlamak mmkndr. nsan ile esiz inancnn arasndaki ilikide bir bakasnin glgesinin bulunmas olanakszdr. Dinsel inan sz konusu olunca, zellikle tanr inancna ilikin olarak islam dininde bu durum "tanr ile kulun arasna kimse giremez" eklinde anlatrna kavumaktadr. nanlar, her bireyin dnme deneyimleri sonucu elde edilen olgular olduuna gre, "bireysel" olarak deneyimlenmitir; yani "bireysel ispat" olarak tanmlayabileceimiz bir sre geirmilerdir. Bunlar, deneyimi yaayan kiinin gereidir. O kii iin bir "ispat olgusu" sz konusudur. Ancak bu bir toplumsal ispat deildir. Yani nc kiilerin izlemesine msait deildir ve ayn yntemle ayn olguyu bir bakas tamamen ayn sonucu almak zere yaayamaz; nk, yukarda belirttiimiz gibi, her birey kendinden gelen farklarla dnsel eylemini srdrecektir ve minimal de olsa farklarn bulunmas mmkndr. u halde bir inan birliinden sz edilemez mi? Elbetteki edilebil" mektedir. Ancak, bu durumda "paylamsal ispat" sz konusudur. Paylamsal ispat terimini biraz aklayacak olursak, ayn uyaranlar karsnda insanlarn yaam olduklar bireysel ispatlarn benzerlikleri sonucu iletiim kuran insanlar, bu benzer deneyimlerini paylamlardr. Benzer "bireysel ispat" deneyimleri yaayanlar, deneyimlerinin sonucunda elde etmi olduklar "duyguyu" paylamlardr. Tasavvufta bunun ok gzel bir rneini "Krklar Meclisi" kavramnda grmekteyiz. Benzer sonucu elde ederek, benzer hal'i paylaarak, benzer zevke varabilmekten doan "hal ehli" kavram ile de "paylamsal ispat" yaayan kiilerin deneyimleri dile getirilmektedir. Bylece bir gurup insan, paylamsal ispat yolu ile

304

BELKIS TEMREN

ayn duyguyu, ayn zevki paylam ve "biz" duygusuna varabilmilerdir. Sonuta, insanlk iin "esiz bireysel inanltan ve "paylalan ortak i- . nan"tan bahsedilebilmektedir. Ancak, her iki inan eklinin de toplumsal ispat olana yoktur. Toplumsal ispat ise bugn bildiimiz bilimsel lme yntemleriyle, birden fazla birey tarafindan deneylenebilen 'olgularda ayn sonucun elde edilebilmesidir. Bu yerekiminin varlnn kefne yol aan elmann her brakldnda ve herkesin huzurunda her defa yere dmesi gibi bir deneyimdir. Oysa inanlar konusunda bylesi bir toplumsal ispattan sz etmek mmkn deildir. Din olgusuna gelince, az nce inansz insan yoktur demitik, imdi . de dinsiz toplum yoktur diyeceiz. Ancak, bizim de katldmz bir gre gre dinden soyutlanm insan vardr da diyemiyoruz. Bu gre gre, bal olduu dinle anlamazla dm insan olabilmektedir. Hatta bazen bu kiiler kendilerini dinsiz ilan edebilirler, bu bir tepkidir. Bu tepkiden 'dolay kendisini dinsiz kabul eden kim olursa olsun dinsel inan, dinsel gelenek ve dinsel yapnn oluturduu bir kltrle yorulmutur. Bu nedenle, hristiyan dinsiz, mslman dinsiz gibi tanrmlan kabullenmek zorunda kalyoruz. Sonuta da bir dine ballmzdan bireyolarak kurtulamyoruz. Dinden tamamen soyutlanamyoruz. Bunun iin ncelikle dinin ne olduunu tanmlamak gerekiyor. Kitaplar biraz kartrdmzda pek ok din tanmlamas ile karlamaktayz. Antropolojik aratrma alanlarndan pek ounda olduu gibi. din antropolojisinin de odaklat esas nokta, bu durumda din olgusu, kesinlemi, evrensel kabul grm bir lanma sahip deildir. Hangi davranlarn "dinsel" olarak tanmlanacana ilikin sezgisel bir fikrimiz olabilirken, dini, antropolojik amalarla tanmlamak ve snrlanm izmek son derece gtr. erii asndan ele alnarak dine ilikin gnmze . kadar gelebilen gl tanmlar dini, "ruhsal nesnelere inanmal olarak tanmlayan Taylor'a kadar iner. Bununla beraber bu tanm da belirli bir olgunun ruhsal nu yoksa doal m kabul edilmesi gerektii asndan sorgulanmtr. Yine de Din Antropolojisine ilikin yakn zamanlardaki kaynaklarda daha ok kabul grmekte olan aadaki aklamalara yer vermek istiyoruz. Buna gre, dinsel inanlar ve uygulamalar insanlarla doast gler ve nesneler arasndaki ilikilerdir. Bu tanmdan yola knca, son derece basit grnmekle beraber, doal ve sosyal olan eylerle doast olan eylerin snrlarn izmekte byk glkle karlalmaktadr. Bu

DN ANTROPLOJ1S ASINDAN NAN VE DN OLGUSUNA LKN BR DEGERLENDRME

305

snrizmek konusunda Beals ve Hoijer akla yatkn grnen nerilerde bulunmaktadrlar". Bu 'aratrmaclara gre, rnein, sarmsan veba hastalm nleyecei inanc baz bilim adamlarnn bilimsel metodla sarmsan gerekten vebay nlediini deneyselolarak ispat etmelerine kadar doast bir olgu olarak kabul edilmektedir. Beals ve Hoijer'in dinsel ve dinselolmayan ayrmna ilikin grleri ise yledir: nsanlarn dnyevi ve yararc (pragmatik) davranlar benimsedii ve kefetrnek, incelemek, snamak, alternatifler retmek ve sorular sormak dorultusunda gayret gsterdikleri durumlarda, genellikle dinin ie karmad sonucuna varmak daha akla yakndr. nsanlarn, saygyla kark korku, hrmet, olaylar kadere balamak gibi davranlar benimsedii durumlarda ve deiikliklere, alternatifler kefetmeye isteksiz olduklar durumlarda ise, bir kutsallk ve dinsellik yaklam ie karmaktadr. Beals ve Hoijer yine de doalolan ile doast olann snrn kesin olarak izmenin pek de mmkn olamayaca kansndadrlar. Ayrca, doastnn yansra doal dnyay da aklamaya ynelik, hemen her toplumda, eyann doasna ilikin ve yaamn amacna ilikin olarak sistematik bir anlay dizesinin dinsel ereve ierisinde bulunduunu ileri' srmektedirler. Bu temel ve nemli dncelerin de genel bir terim olarak "dnya gr" olarak adlandrldn belirtmektedirler. 19. yy.da dinsel ierikli, karlatrmal almalar, zellikle, dinsel formlarn kkeni, evrimi gibi sorular erevesinde grmekteyiz. rnein, Taylor, Animizm'i insanlk dinlerinin en eskisi olarak ne srmtr. Taylor, Animizmin ilk insanlarn uyku, d kurma, uyanma, rya, lm ve benzeri hallere ilikin deneyimleri ve bunlarn yansmalarndan gelitiini dnmtr. Bu da bedenden ayrlabilen bir ruh inancnn domasna neden olmutur. Taylor bu ilk dinsel formdan daha sonra Atalar badeti'nin gelitirildiini ve bunun da nce oktanrcla ve son olarak da tektanr inancna yol atn dnmtr. Frazer, insan kltrnn entellektel geliiminde by (maji), elin ve bilim olmak zere aamann bulunduunu ileri srer. Frazer, elinin, ilk insanlarn evrelerine 've yaamlarna ilikin deneyimlerini aklamak ve anlaml klmak gayretlerinden doduunu ileri srmtr.

4 Ralph Beals, Harry Hoijer ve Alan R. Beals , An Jntroduction to Anthropology, s: 473478 .

306

BELKlS TEMREN

Marrett, dinin kkeninin, Animatizm'de, ya da ilkel insann doal dnyay tasanmlamasndaki hayretden ve saygyla kark korkudan kaynaklanan "yaygn kiilikd g inanc"nda, bulunmas gerektiini ne srmtr. Dier yandan Freud, dini kendisine ait insan psikodinarniklerine ilikin teorisiyle ilikilendirerek bir din teorisi gelitirmitir. Bu teoride, dinsel inanlarn, ruhsal gerilimlerin, atmalarn ve komplekslerin uzants (projeksiyonlar) olduunu tartmaktadr. Bu tanrlar veya ruhlar, kararsz hisler beslernekte olduklarmza ynelik gelitirdiimiz atasal figrler olarak tanmlanabilen ortak, paylalan fantazilerdir. Sonuta, din ortak1alan bir nevroz olarak alnmaktadr. Durkheim ise, dini, sosyal dayanmay kuvvetlendiren ve ifade eden bir sosyal yaratma olarak sergilemitir. Durkheim dinin ilevsel ynn vurgulam ve sade bir biimde "bir toplumun meydana gelmesini salayan ayin ve inanlar sistemi" olarak tanmlamtr. Durkheim almalarnda, insanlarn, evrendeki eya ve olgulara, kutsalolan ve kutsal olmayan ayrm ile baktklarna da dikkat ekmitir. Durkbeim, Totemizm'i insanln en eski dini olarak ne srer. Dinin betimleyici zellii olarak, kutsallk lt ieren ruhsal nesnelere inanma, eklindeki Taylor'un grn reddeder. Durkheim'n almalarnn ilevsel yn, sosyal yapnn yansmas olarak dinin yapsal ilevsel bak as iinde ingiliz Sosyal Antropoloji ekol iinde gelimitir. Fransz yapsalcl ve Simgesel Antropoloji'nin dier alanlarnda Durkheim'n almalarnn baka bir yn de vurgulanmaktadr: Bu da, onun kutsal olan ve kutsalolmayan ayrmas ve dinin simgesel boyutlar zerinde odaklamasdr. Dine ilikin modem Antropolojiyi etkilemi olan nemli bir teori de Marx'nkidir. Marx dini, bu dnyadaki gerek bir zgrln yerine te dnyadaki aldatc bir zgrl vaad ederek, eitli toplumsal basklar altndaki insanlarn (basklanmlarn) devrimsel potansilellerini dengelemeye ve kendilerinin hakimiyetlerini olaanlatrmaya ve hakl karmaya hizmet eden hakim snfn ideolojisinin bir rn olarak tanmlamtr. Bylece, Durkheim dini, sosyal yapnn gerek ve olumlu (positif) ilevsel yansmas olarak sergilerken, Marx ise tersine, arptlm oldu.
.

DN ANTROPLOJlsl

ASNDAN NAN VE DN OLGUSUNA lL1K1N BR DEGERLENDRME

307

unu ya da belirli bir sosyal snfn karlar tarafindan oluturulmu ideolojik bir yansma olduunu ne srmtr. Bu i 9 yy. tartmalar ve kuramlar her ne kadar deimeye uram olsalar da gnmz din antropolojisi iinde halen sregelmektedir. Pek ok modern Antropolog ruhsal nesnelere inanma eklindeki Taylor'un din tanmlamasna hala baldr. Spiro; 'ruhsal' (veya "insanst") nesneleri tanmlamaktaki glkleri ve ayn zamanda ateist olan (baz Budist felsefeler gibi) dinlerin varln kabul ederken yine de dinin en baarl tanmnn "kltrelolarak kabul grm insanst nesnelerle kltrn koullad etkileimlerden oluan bir kurum" olduu sonucuna varmaktadr. Din antropolojisi alamndaki modern kuramclarn temel isimlerinden biri de C. Geerz'dir. Geertz dini "varoluun genel dzenine ilikin kavramlar formle ederek, insanda gl, sregelen ve uzun vadeli duygular ve motivasyonlar yaratarak etki gsteren semboller btn" olarak tammlamakta ve bu kavramlar duygular ve motivasyonlarn esiz derecede doal grnecei biimde bir gerekilik halesi ile rtmektedir. Geertz, din antropolojisi alanndaki almalarn iki aamal yrtlmesini nermitir. Bunlarn ilkini, dinsel sembolizmada bulunan anlamlar sisteminin bir analizinin yaplmas; ikincisini de, bu sistemlerin sosyalyapsal ve psikolojik srelerle ilikilerinin aratrlmas oluturmaktadr. Geertz tarafindan ileri srlen bu yaklamlar da dinselolgunun eitli ynlerine deinmekte ancak, hibiri bunu bir btnlk iinde tm ynleriyle tanmlayamamaktadr. Gerilim ve ac ekme olgularna yant olarak din zerindeki vurguIamann Malinowski'nin almalarnda da nemli yeri vardr. Malinowksi, dinin, bynn ve gelenein gerilim ile ba edebilmek iin geleneksel ve ruhsal 'kalar' salayarak psikososyal mekanizmalar sunduunu savunmaktadr. Malinowski, dinin, trenlerin (ritel) ve efsanenin (mith) oluumlarn var olan dzenini dorulamaya ve aklamaya yaradn ve gerilimlerin ve zmlenmemi elikilerin ifade ediliinde emniyet spab olarak i grdklerini vurgulamaktadr. Dinin geliimine ve farkl toplumlardaki dinsel sistemlerin zelliklerine ilikin karlatrmal almalara olan ilgi modern antropolojide de devam etmitir. i 98 i'de G. Obeyesekere ahlaklandrmann (ethicization) dinsel evrimin genel bir zellii olduuna iaret etmektedir. Yksek. kltr deneyimine sahip dinlerde, dinsel kurtulua ulama (sel~-

308

BELKS TEMREN

mete ermek) olaslna bal olarak daha fazla gelitirilmi dinsel ahlak kurallan bulunduunu savunur. Hristiyanlk veya islamiyet gibi dinlerin, "ktlk", "cefa ekme" sorunlann ve ktln karsnda Tann'nn adaletine kavuma abalannr, dinsel selamete kavuma yoluyla aklamaktadr. Obeyesekere'ye gre kurtulu, bireyi cefa ekmenin tesinde son duraktaki statye tayan bir gei seramonisidir. E. Fromm 1950'de Psikanaliz ve Din konulu konferanslannda dinin zelliklerinden birinin insancl (humaniter) ve otoriter olgulan. iermesi olduuna deinir ve en nemli sorunun Tanr'ya inanmak ya da inanmamakta deil, insancl bir yaam biimi ile otoriter ve puta tapc bir yaant arasndaki ayrrnda gizli olduunu belirtir. Dinin toplumdaki egemen glerle ibirliine girdiinde orada insancl znden uzaklatn ileri srer. Fromm insancl dinleri tanmlarken bunlann ncelikle nsan ve onun gleri ile ilgilendiklerini belirtir ve yle der:

"nsan, kendini ve dier insanlarla olan ilikilerini anlayabilmek, evrendeki yerini kavramak iin ncelikle akln gelitirmelidir. Ve insan gerei tanmak, olanaklannn ve gcnn snrlarnn farkna varmak zoiundadr. Sevme gleri gelimeli, kendi kendine kar saygs artmal ve tm canllarla beraber olduu deneyini yaamaldr. Bu tr bir dinsel yaant, evrenle bir olduu sezgisini verir insana. Dnya ile olan ilikisini dnce ve sevgi zerine kuran bir kii, kendini tm-evrenle birlik olmu gibi hisseder. Hmaniter bir dinde insann abas, glerini kullanmay renmek ynnde younlar. Erdem, itaatde deil, kendini gerekletirmektedir. nan, bir eye inanmann getirdii bir gvendir ve dnce ile duygunun ibirlii altnda gelien kiisel deney sonucu ortaya kar. Yoksa belirli bir davran biimini, onu koyandan tr dorudan kabullenmek deildir. Otoriter dinlerdeki sululuk duygusu ve ac ekme yerine, burada baskn olan duygu sevintir. ,,5

Otoriter dinleri ise "...bylesi dinsel yaantlarn temel zellii, insanlarn kendi dlarndaki grlmez, tutulamaz ve duyulamaz olan bir gce teslim olmalardr. Bu tr elinin en byk erdemi itaaat, ba gnah ise itaatsizliktir. Tarr'nn en gl ve her eyi bilen oluu tanmlamasna kar, insan gsz ve anlamszdr. Kendini tam anlamyla Tarr'ya adadnda ve ancak bu yolla insan g kazanr. Kendini gl bir otoriteye adamak, insan yalnzlktan, kst1lktan ve terkedilmilik duygusundan kurtaran zmlerden biridir ... ,,6 eklinde tanmlamaktadr.

5 E. Fromm.Psikanaliz ve Din, s:57 6 E. Fromm, Psikanaliz ve Din, s:55

DN ANlROPLoJ!s ASINDAN NAN VE DN OLGUSUNA LKN BR DEGERLENDRME ,

309

Din olgusunun eitli aratrmaclarca tanmlanmas aklanmas abalarna ksaca deindekten sonra inan ve din alanndaki deerlendirmemize dnmek istiyoruz. Yukarda bireysel ispatlardan ve paylalan bireysel ispatlardan sz ettik. "Biz" duygusunu oluturan paylalan inanlar 'insanlarda ortaklalan davranlara da yol amtr. Bylece "biz duygusu" iindeki bir gurup belirli olaylar karsnda benzer davran modelleriyle hareket etmekte ve grenekler, gelenekler, eitli adap ve erkan tarihsel sre iinde olumaktadr. '
\

Dnme ile varlan noktalarn tesi insann akl snrlarn zorlamaya baladnda, insan kendini aan bir olguyu kavramaya alm ve sezgisinin yardmyla bir olguyu kabullenme noktasna gelmitir. Kabullenmenin gereklemesiyle bir imandan sz etmek mmkn olmutur. Bu insanolunun akl izgisinin tesindeki, akn (transandantal) alandaki kabullenmeler, kutsalolarak vasflandrlm ve insantesi, doast bu g ve olgular diyar, insanolunun kutsallklar dnyasn meydana getirmitir. Kutsallklar d~yas evresinde oluan toplumsal edimler, gelenek, grenek, trenler vb. gibi uygularnar benzer davran kalplan iinde belirli bir btnsel ereveye oturarak din olgularn meydana getirmitir. . Dinler kltrleri, kltrler dinleri etkileyerek bir zincirin halkalar halinde dinler tarihini oluturmutur. Antropolojik adan baktmzda din olgusunun yaanan ve renilen bireyolduunu grmekteyiz. Burada karmza baka bir antropolojik kavram kmaktadr. Killtrlerne olgusu. Yeni doan bebek bir . toplumun iine domakta ve kltrel ve sosyal bir varlk olarak toplumdaki rollerini ve ykmlluklerini iinde yaad toplumun artlamasyla renmektedir. Bu bir sosyal kabullenme srecidir. Toplumda var olan dinsel deerler de bu sre yolu ile gelimekte olan birey tarafndan renilir. Toplumun bir paras olan birey iinde yaad kltrn bir paras olan dinsel uygulamalar renip byk bir ihtimalle uygulayacaktr. Burada her uygulama iin bir dnme ve inanma sreci yaamak yerine kltrn kendisine hazr olarak sunduu edimleri kabullenecek, benimse- ' yecektir. Dolays ile belki de dinsel pratiklerin her biri inanlarn olutuu sreten gemeksizin bir kabullenme tarznda benimsenmektedir. Toplumlar insanlardan olumaktadr. nsanlar dnen varlklardr. Dnme eylemleri onlar varglara ulatrr. Bunlar birey~el deneyimler, "bireysel ispatlar'dr. Toplumsal varlk olan insan, bireysel deneyimleri

310

BELKIS TEMREN

sonucunda ulat varg noktasndaki duyguyu benzer deneyimleri yaam olanlarla paylar. Bu iletiim "paylalan ispat" olgusunu ve sonuta "paylalan inan" olgusunu oluturur. nan, bireysel ispat ierdii iin bireyden emin olmay ve gven duygusunu yaratr. Paylalan inanlar evresinde oluturulan davran kalplar ve eitli gelenek grenekler toplumlarn inansal trenlerine yol amtr. te yandan insanolu her zaman bir kltrn iine domakta ve .o kltrn deerleriyle yourularak bir yetikin olmaktadr. inde bulunduu kltrn kimi motiflerini yadssa, reddetse de, yine de, yaamnn pek ok boyutunda kltrel kalplarn tmnden soyutlanamaz ve tm yaantmzla iie olan dinsel motiflerin kimini yadsmak iin dier bazlarn kullanabilir dahi. Dinsel trenlerin, geleneklerin ve tm uygulamalarn toplumu birarada bir dzen iinde tutmak gibi bir sosyal ilevi olduu dikkatimizi ekmektedir. Bu konuda eski bir in kitabnda yle dendiine yer verilmektedir: "Ynlar birarada tutan trenlerdir, ve eer bu ba ortadan kaldrlrsa bu ynlar dzensizlik iine derler"? nsanlarn yaam tarzlaryla dinsel uygulamalar hep i ie bulunmutur. Bu nedenle bir toplumun yaam tarzn anlamak onlarn dinsel uygulama ve dinsel bak alarn tanmakszn yetersiz kalabilir. Ayn ekilde dinsel bak alarn ve uygulamalarn anlayp tanyabilmek iin de yaam tarzlarna ilikin bilgi edinilmesi doru olacaktr. Dnya dinler tarihine baktmzda ok sayda farkl inanlar ile bezenmi farkl beklenti ve yaptrmlar olan dinler ve dinsel gelenekler grmekteyiz. Her dini btnsel erevesi iinde alnca biribirlerinden farkllaan yanlarn bulup kartmak mmkndr. Gerek kitapsz dinler gerekse kitapl dinler iin bu durum sz konusudur. yle zamanlar olmutur ki, insan topluluklar adeta bir tanrlar bahesinde yaam, ayn anda pek ok tanrnn varlna inanarak bunlar evresinde dinsel edimlerini srdrmlerdir; Yine yle zamanlar olmutur ki, dnya nufusu byk lde tek bir tanrnn varl inanc konusunda hemfikir olmu ancak ibadet ekilleri dinsel uygulamalar farkllamtr. Ya da, yle zamanlar olmutur ki, dnyamzn bir blgesi younlukla ok tanr inancn yaarken bir baka blgesinde nfusun byk ounluu tek tanr inanc etrafnda birlemilerdir. Bugn insanln gelmi olduu tek tanr inancn, "dnyann, evrenin, tm kainatn yaratcsnn yce tanr olduu"nu savunur ekilde son
7 Brian Morris, Anthropological Studies of Religion, 5:111

DN ANTROPLOJs

ASINDAN NAN VE DN OLGUSUNA LKN BR DEGERLENDRME

311

kitab din olan islamiyette de grmekteyiz (slamiyet; Yahudiliin, Elohim ve Yahova ikiliiyle Hristiyanln teslis karsnda, katksz tektanrc olarak tanmlanr)" Dier kitabi dinlerdeki tek tann inanc da tm evrenin yaratcsnn yce Tanr olduunu phesiz bir ekilde kabul eder.
l

Sonuta, grmekteyiz ki, bu zerinde yaadmz dnya da hep gene ayn dnyadr. lk insanlarn yaadklan dnya da bu dnyadr. Onlan da yaratan ayn tanndr. Dnya nfusunun bir ksm u dine bir ksm bu dine bal olarak ibadetlerini srdrrken de, ok tanrl inanlara sahipken de var olan yine sadece "O"dur. u halde ok tanrl dnemde yaayan ilk insanlara verilen tannsal mesaj ile tek tanr inancnda yaayan bugnk insanlara verilen tanrsal mesaj da ayn tannnn rn olmas nedeniyle farkl olmamas gerektir. Peki, neden bunca ok din ortaya kmtr? Neden dinler ayn deildir? Farkldr. Tanr ayn, mesaj ayn, kul ayn ancak dinler farkldr. u halde dinleri farkl klan nedir? Dinlerin de iine doduu kltr, yani bu mesaj deifre edecek olan dona.:.m farkldr. Bunlar, kltr ve dinselolgular arasndaki etkileimlerdir. Ite din antropolojisi bu balamda din olgusuna tarihsel sre iinde bakmakta ve yantlar aramaktadr. BBLYOGRAFYA
BARLEY, Nigel. The Innocent Anthropologist, Pengun Books, 1986 to Anthropology, Maemillan

BEALS, Ralph L. Harry Hoijer, Alan R. Beals, An introduction Pub. Ine. U.S.A 1977 FROMM, Erich, Psikanaliz ve Din, istanbul, 1991. GEERTZ, Clifford. The Interpetration

of Cultures, Basic Books Pub. Ine. New York, 1973.

JAMES, William. The Varieties of Religious Experience, Fontana Books, 1963. MALINOWSKI, B. ev: Saadet zkal, By, Bilim ve Din, istanbul, 1990 MALiNOWSKI, B. ev: Do. Dr. M. Fatih Gm. nsan ve Kltr, Ankara, 1990 MORRIS, Brian. Anthropological Studies of Religion, Cambridge, 1993

OBEYESKERE,G. Medusa's Hair, Chicago, 1981 SEYMOUR-SMITH CHARLOTIE. Press Ltd, London, 1993 Macmillan Dictionary of Anthropology, Maemillan

8 Orhan Hanerliolu, Dnce Tarihi, s:149