You are on page 1of 323

Prof. Dr.

LHAN ARSEL

eriat'dan Kssalar (cilt 1-2)


(Masallar ve Hikayeler)

Prof. Dr. lhan Arsel hakknda nsz CLT 1 indekiler dipnotlar CLT 2 indekiler dipnotlar

.. .. .. .. .. ..

1 3 5 185 194 317

Profesr Dr lhan ARSEL

Prof. Dr. lhan Arsel, Cenevre (Isvire) niversitesi Hukuk Fakltesi'nde doktorasn yaptktan sonra, otuz yldan fazla bir sre boyunca niversite retim yeliinde bulundu; Ankara Hukuk Fakltesinde "Anayasa Hukuku" dersleri verdi. 1960 ihtilalinin ardndan yeni 1

bir anayasa tasars hazrlamakla grevli on kiilik stanbul Komisyonu'na, ve daha sonra Kurucu Meclis ntasarsn oluturan be kiilik komisyona ye seildi. 1966 ylnda Cumhurbakan Cevdet Sunay tarafndan T. B. M. Meclisi Senatosuna "Kontenjan Senatr" olarak atand. Az sonra tekrar niversiteye dnd. 1971 ylnda, merkezi New York'ta bulunan "nter-University Associate" kuruluuna danman ve aratrmac olarak alnd ve bu kuruluun "kronolojik yorum" esasna gre yaynlad "Constitutions of the Countries of the World" (Dnya lkeleri Anayasalar) adl 14 cild'lik yaptn "Trkiye" ve "Belika" blmlerini (1971 yl itibariyle) hazrlad. 1975 ylnda, ders vermekte bulunduu Ankara Polis Enstits'nden istifa etti; istifa sebebi, zgr dnceli baz rencilerin Enstit'den atlmas oldu. Enstit'nn, polis gcn belirli inanlar uruna dken olmakta gren zihniyetine kar bir tepki niteliini tayan bu istifadan bir sre sonra, 1977 ylnda Prof. Arsel, Ankara Hukuk Fakltesi'nden de istifa etti. Bu kez istifa sebebi, eriat zihniyetin tehlikeli ekilde glenmesine kar suskun kalan niversite retim yelerinin yetersizliklerini kamuoyu nnde sergilemek arzusuydu. Bu tarihten itibaren aratrma ve retim faaliyetlerine devam etti, ve zellikle eriatn lmszluklarn ortaya vuran yaymlarda bulundu. Yirmiyi akn eitli yaptlar arasnda unlar bulunmaktadr:

Anayasa Hukuku'nun Genel Esaslar (Ankara 1955) Civil Litigation in Turkey (Trk - Amerikan Usul Hukuku kyaslamas; Prof. Delmar Karlen ile birlikte. Ankara niversitesi Hukuk Fakltesi ile New York niversitesi Hukuk Fakltesi ortak yaynlar, Ankara 1957) Trk Anayasa Hukuku (Ankara 1959) Amerikan Anayasas ve Federal Yksek Mahkeme (Ankara 1958) Arap Milliyetilii ve Trkler (nkilap Kitabevi, 4c bask, 1987) eriat ve Kadn (lk basks 1987 ylnda yaplan bu kitab, 1996 yl itibariyle 13 bask, ve altm binden fazla datm yapmtr.) Biz Profesrler (nkilap Kitabevi, 4.c bask, 1995) Aydn ve "Aydn" (nkilap Kitabevi, 2.ci bask, 1992) Teokratik Devlet Anlayndan Demokratik Devlet Anlayna (lk bask, Ankara Hukuk Fakltesi tarafndan 1975; 2.ci bask 1993) Toplumsal Geriliklerimizin Sorumlular: Din Adamlar (lk bask 1977, 2.ci bask 1995) eriat'tan Kssalar ve Hikayeler (stanbul 1966) eriat ve Klelik (1997) Kur'an'daki Kitapllar Kurann Eletirisi

Prof. Dr. lhan Arsel, serbest dncenin Trk fikirsel hayatna kazandrlmasndaki abalaryla tannmtr.

NSZ
eriat dediimiz ey, bir bakma masallar ve hikayeler yndr. Dinciler bu masallara "Kssa" adn vermilerdir ki "Tanrnn anlatt hikayeler" anlamna gelir. Yusuf Suresi'nde belirtildiine gre gya bunlar "ibret" olsun, ya da "insanlar doru yolu bulsunlar", diye anlatlmtr (K. Yusuf, 111). mran Suresi'nde de kssalarn "gerek olaylar" olduuna deinilmitir (K. Al-i mran 62). Oysa ki aslnda bunlarn ounu Muhammed, Yahudilerin ve Hrstiyanlarn "kutsal" bildikleri kitap'lardan, zellikle Ahd-i Atiyk' tan (ki Tevrat kapsar), ve ncil'den aktarmtr. Aktarrken de bu kitaplarn, Tanr nezdindeki ana kitaptan alnma eyler olduunu sylemitir. Kukusuz ki bu ii yaparken Tevrat, Zebur ve ncil gibi kitaplar iyi bilen kimselerden yararlanmtr. bunlar arasnda Selman-i Farii, Yesar, Bahira, Vereka, Hibr, Abdullah bn-i Selam vs... gibi din bilgisi geni olan kimseler vard. te yandan Muhammed, katiplerini (yazc) genellikle Yahudilikten ya da Hrstiyanlktan dnme ya da branice ve Sryanice bilen kiilerden seerdi; bu dillere vakf deil iseler, renmelerini isterdi. rnein hicret'in 4. ylnda katiplerinden Zeyd bin Sabit'e Yahudi yazsn renmesini emretmitir. Fakat sylendiine gre en ziyade yararland kimselerin banda, hristiyanlktan dnme Selman- Farii ile Yahudilikten dnme Abdullah bn-i Selam gelirdi. Siyer yazarlar bn-i shak, bn Hisam, ve Tabakat yazari bn-i Sa'd gibi (ya da benzeri) kaynaklarn bildirmesine gre Selman-i Farii, ranl bir "Mecusi" iken ok gen yanda Hrstiyanl kabul ederek Suriye'ye gelmi, daha sonra bedeviler tarafndan esir alnp bir yahudiye satlm ve onun tarafndan Medine'ye getirilmitir. Klelikten kurtulmak iin Muhammed'e bavurupta onun tarafndan satn alnmas zerine slam'a girmi ve azad olmutur. Hrstiyan ve Yahudi dinlerine en iyi vakf olanlardan biri olarak Muhammed'e sadece din konusunda deil fakat ynetim ve sava konularnda da yardmc olmutur. Hendek sava diye bilinen savata Muhammed'e hendek kazlmas tavsiyesinde bulunarak savan kazanlmasna sebeb olduu sylenir. Abdullah bn-i Selam'a gelince o, Tevrat en iyi bilen Yahudi bilginlerinden biri olup Muhammed'in Medine'ye hicret'inden sonra slam'a girmitir. Tevrat konusunda Muhammed'e en fazla bilgi verenlerin banda geldii kabul edilir; o kadar ki Muhammed onu, muhtemelen bu yardmlarndan dolay: "Cennetlik olan on kiinin onuncusu" olarak tanmlamtr (Bkz. Sahih-i..., Cilt IX, sh. 81; ve Cilt X, sh. 25 ve d.). Kur'an'dan renmekteyiz ki bir ok kimseler, Yahudi ve Hrstiyan kaynaklarn iyi bilen kimselerden bilgi alyor diye Muhammed hakknda:"Muhammed'e elbette bir insan retiyor" (K. Nahl 103) eklinde konuurlar ve hatta onun "Belletilmi bir deli" (K. Duhan 12-15) olduunu sylerlerdi. bazlar da Kur'an ayet'lerini "ncekilerin masallar" (K. 68 el-Kalem 15) olarak tanmlarlard. Neccar oullarndan biri, (ki Hrstiyanlktan Mslmanla geip Muhammed'e katiplik yapmtr): "Muhammed bir ey bilmez. Yalnz benim kendisine 2 yazdm eyleri bilir" diye konumutur . Bunlar arasnda Ebu Cehl, As bn-i Vail, Mugiyra oullar (rnein Mugiyra olu Velid), elAhnes bn-i Seriyk, Abd-i Yegus oullar, Sreyk oullar, vs... gibi Muhammed'e muhalefet edenler vard. Onlarn bu ekilde konumalar zerine Muhammed de, Tanrnn bu gibi kiileri azarladn, rnein: "Biz yaknda onun burnuna damga vuracaz (kibirini krp rezil edeceiz)" (K. el-Kalem 16) eklinde konutuunu sylerdi. Bununla da yetinmez fakat bir de
1

kendisinin okumasz olduunu belirterek Tanr'dan "(Kur'an) Okuyup yazmas olmayan... Muhammed'e uyanlara yazacaz" (K. A'raf 156-158) eklinde ayet'ler geldiini ne srerdi. Her ne olursa olsun gerek u ki eriat'da yer alan Kssalar (masallar ve hikayeler), biraz ilerde belirteceimiz gibi, ok byk bir ounlukla Yahudi ve Hrstiyan kaynaklardan, zellikle Tevrat'dan alnma eylerdir. Fakat Muhammed, bu kaynaklardan aktardklarn, bir ok hallerde kendi gnlk siyasetine uyduracak ekilde deiikliklere sokmutur. Ancak ne var ki bunu yaparken, "Kssa"lar (masal ve hikayeleri) bir teviye, ya da belli bir sra ve silsile esasna gre deil, fakat Kurann eitli Sure'lerine ve bu Sure'lerin eitli ayet'lerine datm olarak, ve ou kez hadis eklindeki hkmlere balayarak i grmtr. Bundan dolaydr ki Yahudi ve Hrstiyan kaynaklarndaki asllarn incelemeden, ve slam bilginlerinin bu asllara dayal olarak ortaya vurduklar grleri bilmeden, eriat "Kssa"lar hakknda fikir edinmee imkan yoktur. Her ne kadar "Kssa"dan maksadn "doru yolu gsteren hikayeler" olduu kabul edilirse de, aklc eitimden gememi kimseler iin bu masallarn ve hikayelerin dnme gcn gelitirici bir nitelii yoktur; aksine insan zekasn trpleyici sonular vardr ki aaya bunlardan baz rnekler alnmtr.

Prof. Dr lhan Arsel

eriat'dan Kssalar (cilt 1)


(MASAL'LAR VE HKAYE'LER) NDEKLER I) Adem'in yaratl, Cennet'e aln ve Cennet'ten atl ve eytann Tanr'ya bakaldrs ile ilgili "Kssa"lar (masallar): (K. Hicr, 26-29; Zmer 6; Ta-Ha 116-119; Bakara 31-34, 36-37; A'raf 19)sayfa 10 II) Maara'ya snm genlerin (ve kpeklerinin) 309 yl boyunca uykuda kaldklarna dair Kehf Suresi'nde anlatlan "Kssa" (masal): (K. 18 Kehf 9 ve d.) sayfa 13 III) Tevrat'da Yahudilerin atas olarak geen brahim'in, Kur'an'da, Tanr tarafndan mslmanlkla emrolunan ve olu smail ile birlikte Ka'be'nin temellerini ykselten "peygamber" olarak gsterilmesinin hikayesi: "brahim, ne yahudi, ne de hrstiyan idi; fakat o, Allah bir tanyan dosdoru bir mslman idi: mriklerden de deildi" (K. mran 67, 6566); "nk Rabbi ona: -'Mslman ol'- demi, o da: -'Alemlerin Rabbine boyun edim'demiti. Bunu brahim de kendi oullarna vasiyet etti; Ya'kub da: -'Oullarm! Allah sizin iin bu dini (islam) seti. O halde sadece mslman olarak lnz (dedi)" (K. Bakara 131132). sayfa 16 IV) Sleyman "peygamber'in" karnca dili ile Karncalara, ku dili ile Kulara hitap etmesinin, ve Hdhd (avus kuu) ile Sebe melikesine haber iletmesinin hikayesi: (K. 27 Neml, 15-44; Tevrat/ I Krallar, Bap 10: 1-10) sayfa 25 V) Sleymann, Sebe Melikesi (Belkis) ile buluup ona "mslmanl" kabul ettirmesinin hikayesi (K. 27 Neml 28-44) sayfa 28 VI) Sleymann lmnn cin'lerden saklanmasyle ilgili "Kssa" (masal): (K. 34 Sebe Suresi, ayet: 12-14; Ahd-i Atiyk/ I Krallar, Bap V: 1, 7-9, 12-13) sayfa 31 VII) Byklk talayan Karun'un Tanr tarafndan yerin dibine geirilmesinin hikayesi (K. Kasas Suresi, 76-79; M'min Suresi, 24; Ankabut Suresi, 39. Tevrat/Saylar, Bap: 16; Luka gre ncil, Bap 16:9 ) sayfa 33 VIII) Tanr'ya kretmesi iin kendisine "hikmet" verilen Lokman'la ilgili masallardan rnekler: (K. 31 Lokman 12, 19,-14) sayfa 36 IX) Filler ve ta Frlatan Kular Masal (K. 105 Fil, 1-5) sayfa 38 X) Tanrnn emrine itaatkar Deve Masal sayfa 40 XI) "drak" sahibi balklarn kurnazlklar ve bu kurnazlklara kanan Yahudi'lerin Tanr tarafndan maymun ekline dntrlmelerinin hikayesi (K. 7 A'raf 163, 166) sayfa 41

XII) Kesilen inein bir parasyle ldrlen kiiye vurulduunda, lnn dirilecei hususu ile ilgili masal (K. Bakara 67-73; Tevrat, Saylar: XIX ve Tesniye XXI:1-9) sayfa 42 XIII) Yunus (dier adyla Znnun)'un balk tarafndan yenilmesinin ve baln karnnda iken Tanr'ya dua etmesinin hikayesi (K. Nisa, 163; Yunus 98; Enbiya 87; Saffat 139-145) ..sayfa 45 XIV) Dirilip frlayan ve suda kaybolan balk masal; masal yolu ile m'minleri soru sorma yasana zorlama sanat (K. 18 Kehf 60-82) sayfa 49 XV) Sihir ilmini renmekte saknca olmadn anlatmak maksadyla belletilen "Kssa": eytanlarn, Sleyman'la ve "Harut ve Marut"la ilgili olarak yaptklar ma'rifetler (K. 2 Bakara 102) sayfa 52 XVI) Tevratn Tekvin Kitabnda anlatlan Yusuf Masalnn, baz deiikliklerle Kur'an'a alnarak "Kadnlarn hilesi byktr" ("nne keydekunne azim") temasna kaynak yaplmasnn hikayesi (K. 12 Yusuf 28) (Tevrat, Tekvin , Bap 39) sayfa 54 XVII) Tanrnn, srf kendi kudret ve azametini kantlamak iin zeyr "peygamberi" ve eeini ldrp yz yl sonra diriltmesinin (K. 2 Bakara 259); ve yine, brahim "peygamber"e paralatt drt kuu, canlandrmasnn hikayeleri (K. Bakara 260) sayfa 59 XVIII) Mslman kiiyi imandan uzaklatrmak isteyenin ldrlmesi gerektiine dair Musa ve Hzr masal (K. 18 Kehf 60-91) sayfa 61 XIX) Tanrnn eytan aracl ile Eyyub'u denemesinin ve hile-i eriyye yolunu semesinin hikayesi (K. 38 Sa'd 41-42; Enbiya 83, 84) sayfa 64 XX) Sleymann mhrn ele geiren eytan, onu denize atar; denizdeki bir balk mhr yutar; bal ele geiren Sleyman mhrne, ve dolaysyle hkmranlna kavuur. Bylece Tanr, Sleyman denemi olur (K. 38 Sad 31-40) sayfa 66 XXI) Habil ile Kabil masal (Maide 27-31) sayfa 68 XXII) 99 Koyun masal (K. 38 Sad 20-26) sayfa 71 XXIII) Muhammed'in Zeyneb'e ak olup onunla evlenmesinin hikayesi: (K. Ahzab 4, 5, 3638, 50, 53) sayfa 73 XXIV) "fk olay" diye bilinen "Gerdanlk hikayesi" (K. Nur 11, 12, 13, 21, 26, 25; Nisa 15, 16; Ahzab 60, 61) sayfa 77 XXV) Muhammed'in, Marya ile Hafsann odasnda seviirken yakalanmasnn ackl hikayesi: (K.Tahrim, 1-5) sayfa 80 XXVI) "Bal erbeti" hikayesi (K.Tahrim, 1-2) sayfa 83 XXVII) Kadnlara arka organdan temasn ve ecinselliin (Lutiliin) yasaklanmasyle ilgili Lut masal: (K. Bakara 229; Hud 77-83; Hac 43; A'raf 80-81; Neml 54-58, 80-84) sayfa 84

XXVIII) eytan ayet'leri olaynn hikayesi (K. Hacc 52-55; sra 73-75) sayfa 87 XXIX) karsna: "Sen bana anamn srt gibisin" diyen Evs bin Sabit olay (K. 58 el-Mcadele 1-4) sayfa 89 XXX) Mslmanlara gnde 50 vakit namaz klmalarn emreden Tanr, Musann anmsatmas zerine karar deitirip, bu emrini gnde 5 vakit namaz'la snrlar: Mir'a Olay (K. sra 1, Necm 7-18) sayfa 92 XXXI) Musann tavsiyesi zerine Firavun'un Tanr tarafndan cezalandrmasnn ve srail oullarnn "mslman" bir toplum olarak kurtarlmasnn hikayesi (K. Yunus 75-91; Kasas 46; Naziat 15-26) sayfa 98 XXXII) Karnca tarafndan aya srlan bir peygamberin, karncalar kynn yaklmasn emretmesiyle ilgili kssa'dan kan sonu: Mriklere kar giriilen gece basknlarnda kadnlarn ve kk ocuklarn ldrlmeleri doaldr (K. A'raf 4-5). sayfa 100 XXXIII) Arap'taki tarihi Trk dmanl duygularnn, (ve Arap yceltici ve Trk kltc hkmlerin) kayna olarak Ye'cuc-Me'cuc masal (K. 18 Kehf 84-98; Enbiya 9597) sayfa 102 XXXIV) Tanrnn Muhammed'e "Oku" diye emretmesinin ve Muhammed'in de: "Ben okuma bilmem!" diyerek karlk vermesinin hikayesi (K. Mddessir 1-2; A'raf 156-8; Ankebud 4748; Alak 1-5; Kehf 108) sayfa 107 XXXV) Ana-baba, oul, karde, e ya da yakn akraba dahi olsalar, islam'dan gayr bir inanca bal olanlarla ilgi kurulamayacan ngren hikaye ve masallar'dan rnekler (K. Tevbe 23, 113, 114): sayfa 111 A) Nuh "Peygamber'in, "inanmayanlardandr" diye karsn ve olunu sular altnda lme terketmesinin hikayesi (K. Nuh 1-17; Tahrim 10; Hud 36; Yunus 72; M'minun 27; Ankebut 14) sayfa 113 B) Farkli inantadr diye babasyle kavgalaan, ve onu "sapklkla" sulayan brahim'in hikayesi. (K. En'am74-80, Meryem 42-49,Tevbe 114; brahim40-41;Mmtehine 4) sayfa 117 C) Muhammed'e babalk eden Ebu Talib'in, mslman olarak lmedi diye, cehennemde ateten bir ukura atlp topuklarna kadar yaklmasnn ve beyninin kaynamasnn hikayesi (K. Tevbe 113; Kasas, 56; En'am 125) sayfa 120 D) Muhammed'in, kendi anas Amine iin mafiret dilemekten kanmasnn ve babas Abdullah iin: "O imdi Cehennemde'dir" demesinin hikayesi (K. Tevbe 113) sayfa 122 XXXVI) "rtidat" (mslmanlktan dnmek), ya da yol kesmek suretlerinden birisiyle Tanr'ya ve peygamberine kar gelen kimselerin ellerinin ve ayaklarnn aprazlama olarak kesilmesini, gzlerinin oyulup karlmasn ngren ayet hkmnn (K. Maide 33-34) uygulanmasyle ilgili hikayelerden rnekler sayfa 124

XXXVII) brahim'in syledii yalanlarla ilgili "Kssa"lardan rnekler (K. Saffat 88-98; Enbiya 58-67; (K. 42 Suara: 13) sayfa 126 A) Kavminin putlarn krmak maksadyla brahim'in yalan sylemesinin hikayesi (K. Saffat 88-98; Enbiya 58-67) sayfa 127 B) brahim'in, yalan syleyerek kendi karsn kzkardei imi gibi gsterip, Msr (ya da Erdn) Meliki'ne sunmasnn hikayesi (K. 42 Suara: 13) sayfa 129 XXXVIII) Halktan kiilerin Muhammed'i "el-Ebter" ("nesli kesik", "olan ocuu olamayan" kii) diye armalarnn ve buna karlk Tanrnn da Muhammed'e, Cennetteki "Kevser"i balamasnn hikayesi (K. el-Kevser Suresi, Ayet: 1-3) sayfa 134 XXXIX) Bulac hastalktan korkup yurtlarndan kan halkn Tanr tarafndan ldrlp tekrar canlandrlmasnn hikayesi (K. Bakara 243) sayfa 138 XL) yi savasnlar diye askerlere "g" ve "moral" salamak zere Tanrnn, srailoullarna tabut (sandk) vermesinin hikayesi (K. Bakara 247-248) sayfa 141 XLI) srail oullarndan Talut'un, az saydaki askerleriyle, ok gl olan "kafir" Calut ordusuna kar galebe almasnn hikayesi (K. Bakara 249-251) sayfa 143 XLII) Arkadann karsnna gz koyup onunla zina eden Davud'un, Tanr tarafndan balanmasnn hikayesi (K. 38 Sad 21-26; ayrca bkz. Ahd-i Atiyk/ II Samuel, Bap 11: 2-27; Bap 12:7-2412: 24) sayfa 145 XLIII) Sleymann tahtnn stne, Tanr tarafndan braklan cansz cesed'le ilgili hikaye (K. 38 Sad 34-38) sayfa 148 XLIV) Muhammed'in amcas Hamze bn-i Abdlmuttalib'in, slam'da iki yasana sebeb oluunun hikayesi (K. Nahl 67; Bakara 219; Nisa 43; Maide 90-91) sayfa 150 XLV) Kyamet gn ve sonras olacak eylerle ilgili "Kssa"lar (masallar) sayfa 154 A) Kafirlerin Cennet ve Cehennem'e atllarnn hikayesi (K. 50 Kaf 17-35) sayfa 155 B) Mslman erkeklerin, Cennet'lerde "ceylan gzl" ve "Memeleri yeni sertlemi" gzel hurilere kavumalarnn hikayesi (K. al-Nebe 31-34; al-Vakia 15-38; al-Dahr, 12-21) sayfa 157 XLVI) Kur'an hakknda "Tanr sz deil, insan yapsdr", ya da "Masallar kitabdr" diyen ya da Muhammed'le alay edenlerin Tanr tarafndan kfre layk grlmelerinin hikayesi (K. Kalem Suresi, ayet: 8-14; Mddessir Suresi, ayet:18-25; Hicr 95-98, vs...) sayfa 162 XLVII) bn-i mm-i Mektum adndaki kr mslman kiiye kar Muhammed'in lmsz ekilde davranp Tanr tarafndan azarlanmasnn hikayesi (K. 80 Abese1-10). sayfa 166 XLVIII) Mslmanlar namaza armak iin ezan okunmasnn ve okunurken de ok yksek sesle okunmas gerektiinin hikayesi (K. A'raf 44; Maide 58; Cum'a 9) sayfa 168 8

XLIX) Cehennem'de, karnndan dar frlam barsaklar etrafnda, deirmen merkebi gibi, dnen kiinin hikayesi sayfa 172 L) Muhammed'in, Ebu Leheb'le srtmesinin ve bu yzden Tanrnn Ebu Leheb hakknda "ki eli kurusun" diye beddua etmesinin hikayesi (K. 111 Leheb ya da "Tebbet" , ya da "Mesed" Suresi 1-5 , 18 Kehf 23-24) sayfa 175 LI) Muhammed'in "naallah" (yani "Tanr dilerse") demeden i yapmaa kalkmas zerine, Tanrnn gcenip, vahiy gndermekte gecikmesinin hikayesi (K. Kehf 83, 86, 94) sayfa 177 LII) plak ekilde ykanan Musann elbiselerini alp kaan tan hikayesi (K. 33 Ahzab 69) sayfa 179 LIII) Kur'an okumay ihmal edenlere, yalan syleyenlere, zina edenlere, ve faiz yiyenlere verilecek feci cezalar konusunda Muhammed'in grd dehet verici r'yann hikayesi sayfa 180 LIV) Fare'nin deve st imeyip koyun st imesinin ya da, Tanrnn, baz kavimleri, fare, domuz, ve maymun ekline dntrmesinin hikayesi (K. A'raf 163-6; Maide 60) sayfa 182 LV) eytann, ev faresini yangn cinayetine zorlamasnn, ve Merkebin de eytan grnce anrmasnn hikayesi sayfa 184 Dipnotlar ve Referanslar sayfa 185

I) ADEM'N YARATILII, CENNET'E ALINII VE CENNET'TEN ATILII VE EYTANIN TANRI'YA BAKALDIRISI LE LGL "KISSA"LAR (masallar): (K. Hicr, 26-29; Zmer 6; Ta-Ha 116-119; Bakara 31-34, 36-37; A'raf 19) : slam kaynaklarna gre Tanr nce topra yaratr; topra yarattnn ertesi gn dalar, daha sonraki gnlerde de srasyle mekruh'u (haram olan eyleri), nur'u, hayvanlar ve nihayet 3 insanln ilk babas olan Adem'i yaratr . Evren'in ve Adem'in yaratlmas 6 gn srer. Btn bu ilerden sonra Tanr, evresinde bulunan meleklere: "Ben yeryznde bir halife var edeceim" (K. Bakara Suresi, ayet: 30) der. Fakat melekler bu haberden holanmazlar. nk Tanrnn yarataca bu "halife'nin" bozgunculuk, fitnecilik yapaca kansndadrlar. dndklerini Tanr'ya bildirirler; yle derler: "(Yeryznde) bozgunculuk yapacak, kanlar aktacak birini mi var edeceksin? Oysa biz Seni verek yceltiyor ve Seni takdis etmekte bulunuyoruz" (K. Bakara 30). Anlalan o ki melekler "(Yeryznde) bozgunculuk yapacak, kanlar aktacak birini mi var edeceksin? " diye konuurlarken haksz deillerdir. Nitekim dedikleri km, ve Tanrnn yaratt insan, daha ilk anlardan itibaren bozgunculuk yapm ve kanl bir tarih yaratmtr. Fakat Tanr meleklerin sylediini ciddiye almaz ve: "Sizin bilemeyeceinizi herhalde ben bilirim" (K. Bakara 30) diyerek onlar susturur. Ve sonra: "Ben, balktan ilenebilen kara topraktan bir insan yaratacam" (K. Hicr 26, 28-29) diye ekleyip topraktan bir miktar alr, iki eliyle onu amur haline sokar (K. Sad 75), ve sonra amura biim verip ruhundan fler; bylece Adem'i meydana getirmi olur (K. Secde 6-9). Fakat Adem'in yalnz kalmamas iin ona bir e yaratr (K. 39 Zmer 6). Kur'an'da ad belirtilmemekle beraber bu e'in ad Havvadr. Meleklere kar hakl olduunu ve yaratt insann meleklere nazaran stn bulunduunu kantlamak zere Tanr, gizlice Adem'e her eyin, her eyann adlarn belletir ve sonra onu meleklerle kar karya getirip snava sokar. Fakat sokmadan nce meleklere: "Eer sznzde samm iseniz, onlarn iimlerini bana syleyin" diye sorar. Melekler soruyu yantlayamazlar, fakat Tanr'ya yle derler: "Ya Rab! Seni noksan sfatlardan tenzih ederiz; senin bize rettiklerinden baka bizim bilgmz yoktur. phesiz alim ve hakim olan sensin" (K. Bakara 32). Bunun zerine Tanr Adem'e dner ve: "Ey Adem! Onlara adlar syle" der. Adem adlar syleyince Tanr meleklere dnerek: "Ben -gkler ve yerlerde grnmeyeni biliyorum, sizin akladnz ve gizlemekte olduunuzu da biliyorum- diye sylememi miydim? " der (K. Bakara 31-34). Bylece "yceliini" meleklere anlatmi olur. Fakat bununla da yetinmez, bir de melekleri, cinleri ve eytan'larn ba olan blis'i, Adem'e secde ettirmek ister. Melekler ve cinler bu emre uyarak Adem'in nnde yere serilip secde ederler. Fakat blis yz evirir ve secde etmez (K. Bakara 34). nk Adem'in amur ve kuru kokmus balk gibi baya aalk malzemeden yaratldn, kendisinin ise ateten, yani "asl" bir kaynaktan var klndn, ve dolaysyle Adem'e nazaran stn bulunduunu dnr. Tanr, kendisine bu ekilde ba kaldran blis'e sorar: "Sana emrettiim halde, seni (Adem'e) secde etmekten alkoyan nedir?" . blis cevap verir : "(Adem'e secde etmedim nk) beni ate'ten, onu amur'dan yarattn; ben ondan stnm" (K. A'raf 12; Hicr 33). Bunu sylemekle blis, aslnda haklidir; nk Tanr, Adem'i amurdan ve blii de ateten yarattn nceden bildrmtr. Buna ramen Tanr, blis'in bu szlerini kstahlik sayar ve 10

kizar ve yle kkrer: "yle ise in oradan. Orada byklk talamak senin haddin deildir. ik! nk sen aalklardansn" (K. A'raf 13) Tanrnn bu fkesi karnda blis biraz sinmi gibidir; fakat yine de byk bir kstahlikla Tanr'dan u dilekte bulunur: "Bana (insanlarn) tekrar dirilecekleri gne kadar mhlet ver" (K. A'raf 14). Her eyi bilen ve ileriyi nceden grd kabul edilen Tanr, blis'in uslanmayacandan emin olduu halde, onun bu dileine adeta boyun eer ve: "Hayd, sen mhlet verilerdensin". (K. A'raf 15) der. Tanrnn bu yumusamas karnda blis, yeniden kstahlar; hem de ylesine ki "Beni azdran sensin" diyerek ve ktlk yapmaktan vazgemeyeceini bildirerek Tanr'ya meydan okur; yle konuur: "yle ise beni azdrmana karlk, and ierimki , ben de onlar (kullarn) saptrmak iin senin doru yolunun stne oturacam. Sonra elbette onlara nlerinden, arkalarndan, salarndan, sollarndan sokulacam ve sen, onlarn oklarn kredenlerden bulmayacaksin" (K. A'raf 16-17). blis'in bu szleri karnda yeniden fkelenen Tanr yle der: "Hayd, yerilmi ve kovulmu olarak orada ik. Andolsun ki onlardan kim sana uyarsa, sizin hepinizi cehenneme dolduracam" (K. A'raf 18) Daha baka bir deyimle, blis'i, insanlara ktlk yapamasnlar diye yok edecek yerde, aksine, ona kyamete kadar yaama ve insanlar doru yoldan ayirma frsat vermi olur. Bundan sonra Tanr, Adem ile eini cennet'e yerletirir; fakat yerletirirken sadece Adem'e hitaben, haram olan eylere dokunmamalarn tenbih eder; yle der: "Ey Adem! esin ve sen Cennette kal; orada olandan istediiniz yerde bol bol yiyin; yalnz u agaca yaklamayn; yoksa zalimlerden olursunuz" (K. A'raf 19; Ta-Ha 117-119) Fakat ayn zamanda Adem'e, blis'in kandrmalarna kanmamasn hatrlatarak, yle der: "Ey Adem! Dorusu bu (blis) senin ve einin dmanidir. sakn sizi cennetten karmasn, yoksa bedbaht olursun..." (K. Ta-Ha 117-119). Dikkat edilecei gibi Tanr btn hatrlatmalarn, ihtarlarn sadece Ademe'e hitaben yapmtr; Adem'in eini (yani Havvay) kendisine muhatap dahi edinmemitir; ona Adem aracl ile emirlerini bildrmtr. Adem bu emirlerden eini haberdar klm midir? Bilmiyoruz. Aada greceimiz gibi haberdar klmad anlalyor. Bu konumadan sonra Adem ve ei cennet bahelerinde gzel bir yaam srmeye balarlar. Fakat gnn birinde blis, Adem ile einin karna diklr ve yasak agaci gstererek: "Rabbiniz size bu agaci srf melek olursunuz veya ebedi kalanlardan olursunuz diye yasaklad" (K. A'raf 20) der ve "Dorusu ben size hayrl t verenlerdenim" (K. A'raf 21) diyerek yeminler eder. Kurann bir baka Sure'sinde, blis'in sadece Adem'e hitaben: "Ey Adem! sana ebedilik agacini ve sonu gelmez bir saltanati gstereyim mi?" (K. 20 Ta-Ha, 120) konutuu yazl. Her ne olursa olsun, blis'in bu yeminlerine kanan Adem ile esi, yasak agacin meyvesinden yerler. Yedikleri an ayp yerleri kendilerine grnr ve rtnmek iin cennet yapraklaryla bu

11

yerlerini kapamaa alrlar. Fakat tam o srada Tanr karlarna kar ve onlar: "Ben size o agaci yasaklamadm mi ve eytan size apak bir dmandr demedim mi?" diye azarlar (K. A'raf 22. ayn hususlar iin bkz. Ta-Ha 117-120). Adem ile ei zr dileyerek afv edilmelerini isterler: "Ey Rabbmz! Biz kendimize yazk ettik; bizi balamaz ve bize merhamet etmezsen biz kaybedenlerden oluruz" (K. A'raf 23) derler. Ancak ne varki her eyi "balayan" ve "merhametli" olan Tanr, bu yalvarmalarna ramen onlar balamaz. Sadece Adem'i seip tevbesini kabul eder ve ona doru yola gsterir (K. Ta-Ha 121-122, Bakara 37). Neden Tanr Adem'e byle bir inayette bulunur da esine (Havva'ya) bulunmaz? Bilemiyoruz. Muhtemelen erkek cinsini kadn cinsine tercih etmi olmasndan! Bununla beraber Adem ile eini birbirlerine dman yaparak cennetten kovar: "Birbirinize dman olarak inin! Sizin iin yeryznde bir sreye kadar yerleme ve yararlanma vardr. Orada yaayacak, orada 4 leceksiniz ve orada (diriltilip) karlacaksnz" (K. A'raf 24) der. "Hi iyilik Tanrs insanlar birbirlerine dman kilar m? ve hele bunlar bir mr boyunca birlikte yaayacak olan kar koca iseler, hi onlarn yaamn cehennem hayatna zorlar m? " diye sorulacak olursa, cevabn bulmak g. Fakat her ne olursa olsun, btn bu yukardaki lmszluklar Tanrnn blis'e ktlk yapma frsatn vermi olmasndan domua benzer? Eer denecek olursa ki: "Adem ile ei blis'e kanmasalard, bunlar olmazd!", bu taktirde Kur'an'daki "Tanr dilediini doru yola sokar ve dilediini de saptrr" eklindeki ayetlere ne demeli? Eer Tanr dilediini doru yola sokuyor ya da kt yola girmesine engel oluyor ise, bu demektir ki blis'in Adem'i ve Havvay kandrmasna ses karmamtr. karmadna gre onlar cezalandrmas sz konusu olmamak gerekmez mi?

12

II) MAARA'YA SIINMI GENLERN (VE KPEKLERNN) 309 YIL BOYUNCA UYKUDA KALDIKLARINA DAR KEHF SURES'NDE ANLATILAN "KISSA" (masal): (K. 18 Kehf 9 ve d.) Kurann Kehf Suresi'nde Tanr'ya tapmayan bir toplumun (ve hkmdarnn) zulmnden kurtulmak zere, kpekleriyle birlikte bir maaraya snan Hrstiyan genlerin, Tanr tarafndan bilinen bir sre boyunca orada uyuyup kaldklar hikaye edilir. Hikaye'nin asl Hrstiyan kaynaklarnda bulunur; Muhammed onu kendisine gre bir ekle sokmus ve Tanr tarafndan kendisine nakledilmi gibi Kur'an'a almtr. Kur'an'da anlatlan ekliyle hikaye'nin, Hrstiyanln balang tarihlerinde, daha dorusu mparator Dekyanos (Decius)'un zamannda, getii anlalmaktadr. u bakmdan ki maarada bulunanlar, onun zamanna ait bir paray kullandklarn ve orada uyuya kaldklar sre'nin 309 yl olduunu sylemilerdir (K. 18 Kehf 25) Kehf Suresi'ndeki "Kssa" (masal): "Yoksa sen, bizim ayet'lerimizden (sadece) Kehf ve Rakim 5 sahiblerinin ibrete sayan olduklarn m sandn?" (K. 18 Kehf 9) eklindeki szlerle balar ; gya Tanr, Muhammed'e bu ekilde hitap etmitir. Ancak ne var ki "Kssa" (masal), daha bu ilk balangta bir takm karklklarla, anlalmazlklarla (mulaklklarla) karmzdadr. nk ayet'de geen "Kehf" szc, dada bulunan genice "maara" anlamnda olmakla beraber "Rakim" szcnn ne anlama geldii pek bilinmez. Bunu, "maarann bulunduu da", ya da "vad" olarak belirleyenler yannda, maaradaklerin adlarn ieren "levha" ya da maara'ya konulan "kitabe" ya da maaradaki "kpein ad" olarak tanmlayanlar da vardr. Bundan dolaydr ki yukardaki ayet'i: "Yoksa sen, Ey Muhammed! Maara ve Kitabe ehlini saslacak ayetlerimizden mi zannettin?" eklinde ya da "Yoksa sen Kehf ile levha sahiplerini, Bizim hayret verici ayetlerimizden mi sandn?" eklinde evirenler de vardr. Ancak ne var ki anlalmazlklar ve karkllklar, masal boyunca bu ekilde srp gider. Bunlar gz nnde tutmaa alarak masal sylece zetlemek mmkn: Rablerine inanm bir ka gen: "Rabbmz gklerin ve yerin Rabbidir. O'nu brakp baka bir tanrya yalvarmayz, yoksa and olsun ki, batl sz sylemi oluruz. u bizim milletimiz Allah brakp O'ndan baka tanrlar edindiler...Allah'a kar yalan uydurandan daha zalim kimdir?" (K. 18: 13-15) diye konuurlar ve "Rabbmz! Katndan bize rahmet ver ve iimizde basarl kil" diye yalvarrlar (K. 18: 10). Tanr onlarn konumasn duyar ve: "Siz onlardan ve Allah'tan baka taptklarndan ayrldnz, bunun iin Maara'ya girin ki, Rabbiniz size rahmetini yaysn ve size iinizde kolaylk gstersin" (K. 18: 16) der. Neden Tanr bu genleri ille de maaraya tkp orada rahmetine kavuturmak ister? Neden ii genler iin daha kolay, daha etkili bir yoldan yapmaz? bilinmez! Her ne kadar ayet'de: "Maara'ya girin ki, Rabbiniz size rahmetini yaysn ve size iinizde kolaylk gstersin" diye yazl olmakla beraber, birazdan greceimiz gibi ortada yle kolaylk salayan bir durum yoktur, nk Tanr bu genleri orada 309 yl boyunca uykuya yatracaktr. Gerekten de Tanrnn yukardaki szleri zerine genler maara'ya girerler ve Tanr onlar uzun bir uykuya yatrr. Maara'ya alnan genlerin yannda bir de kpek bulunduu anlalmaktadr, nk Muhammed'in sylemesine gre Tanr yle konumutur: "Kpekleri

13

dirseklerini esie uzatmt. Onlar grsen iin korkuyla dolar, geri dnp kaardn". (K. 18: 18). Kpek nasl ve ne mnasebetle girmitir maaraya? dirseklerini uzatt eik nedir? pek bilinmez; bu konuda birbirinden farkl grler vardr. Bu grleri nakleden Beyzevi ve Celaleddin gibi nl Kur'an yorumcularna gre, genlerin maaraya snmak zere kamalar srasnda bir kpek pelerine taklm ve fakat genler onu kovmak isteyince Tanr kpei u ekilde konuturmutur: "Tanrnn sevgili kullarn severim: siz maara'da uyurken ben de sizlere bekilik ederim". Fakat baz grlere gre kpek bir oban'a ait olup onu takib etmi ve uyuyan ve uyanan'lardan olmutur. Ve ite Kur'an'da geen "rakim" ad bu kpein addr. Fakat her ne olursa olsun Kurann sylemesine gre genler maaraya sndktan sonra gne doduu zaman maara sa tarafa, batt zaman ise sol tarafa meyletmeye balar; ve iindekiler maarann kuytu bir yerinde kalrlar, ki bu, gya Allahn mucizelerindendir (K. 18: 17). nk Tanr onlar, uykularnda iken bu ekilde, saa ve sola dndrr. Kur'an'da yle yazl: "Maara ehli uykuda iken sen onlar uyank sanrdn. Biz onlar saa ve sola dndrrdk... Onlar grsen iin korkuyla dolar, geri dnp kaardn" (K. Kehf 18) Bir aralk Tanr, uyumakta olan bu Hrstiyan genleri, "birbirlerine sorsunlar diye" uykularndan uyandrr. lerinden biri "Ne kadar kaldnz?" diye sorar dierlerine. Dierleri de:"Bir gn veya daha az bir mddet kaldk" derler ve eklerler: "Ne kadar kaldnzi Rabbiniz daha iyi bilir". Fakat karnlar ackmi olmaldr ki, aralarndan birini kent'e gnderip yiyecek-iecek aldrmak iin birbirlerine yle derler: "Paranzla birinizi ehre gnderin, en iyi yiyeceklere baksn ve size getirsin. Orada nazik davransn, sakn sizi kimseye duyurmasn. Zira onlarn sizden haberi olacak olursa, ya talayarak ldrrler veya dinlerine dndrrler ve bu taktirde asla kurtulamazsnz" (K. Kehf 19). Maaradaki genler bu ekilde konuurlarken Kent halk da onlar hakknda ekp durmaktadr: kimii: "Onlarn maaralarnn nne bir bina kurun" derken dierleri de "Onlarn maaralarnn nnde mutlaka bir mescid kuracaz" demektedirler (K. Kehf 21) Tanr, Kent halkn haberdar ederek maaradaki bu genleri bulmalarn salar: nk bylece onlarn, Tanr szlerinin doru olduuna ve kyamet gnnn geleceine inandrm olacaktr (K. 18: 21). Bununla beraber halk, maarada bulunanlarn says ve bunlarn kimler olduu hakknda birbirleriyle tartmakdadr: kimii "Maara ehli tr, drdncleri kpekleridir" derler. Kimii "Betir, altincilar kpekleridir" derler. Kimii de: "Yedidir, sekzncileri kpeklerdir" derler (K. 18: 22). Onlarn bu ekildeki tartmalar vesilesiyle Tanr Muhammed'e yle der: "De ki: -'Onlarn saysn en iyi bilen Rabbimdir. Onlar pek az kimse'den bakas bilmez--' Bunun iin, ey Muhammed! Onlar hakknda bu ksaca anlatlann dnda kimseyle tartma ve onlar hakknda kimse'den bir ey sorma. Her hangi bir ey iin, Allahn dilemesi dnda: 'Ben yarn onu yapacam'- deme. Unuttuun zaman Rabbini an ve yle de: -'naallah Rabbim beni doruya daha yakn olana eritirir-'..." (K. 18: 23-24) Muhammed'in sylemesine gre Tanr, bu ekilde konumakla beraber halktan kiiler, yine de maarada kalma sresi hakknda tartarak yle demektedirler: "-'Onlar maaralarnda yz dokuz yl kaldlar-' derler. (Ey Muhammed!) de ki: -'Onlarn ne kadar kaldklarn en iyi Allah bilir. Gklerin ve yerin gaybi O'na attr. O ne mkemmel Gren'dir! O ne mkemmel

14

iiten'dir. nsanlarn O'ndan baka dostu yoktur. O hi kimseyi hkmranlna ortak klmaz'..." (K. 18: 25-26). Bir yoruma gre maaradaki genlerden biri, aralarnda kararlastrld ekilde, yiyecek tedariki iin ehre gttnde, al veris yaparken tannr. nk kulland para eski mparatorlardan Dekyanos zamanna ait bir paradr. kendisini o mahalln reii olan prens'e gtrrler. Prens hrstiyan dininden biridir. Huzuruna getirilen kiinin hikayesini dinleyince, adamlarn maaraya gnderir. Prensin adamlar maaradaklerle konuurlar, fakat onlarla birlikte uykuya dalip lrler. Prens lenlerin gmlmelerini ve gmldkleri yere de bir mescid yaplmasn emreder. Yukardaki "kssa"nin (masaln) ne maksatla Kur'an'a alindii ve ne anlam tad hususunda yorumcularn grleri doyurucu deildir. Gya bu masal "iman" sahibi kiilerin (yani hrstiyan genlerin), zamann hkmdarnn zulmnden kamak iin maaraya sndklarn 6 anlatmak iin alnmtr . Kmne gre de hrstiyan genlerin din yznden baskya urayarak bir maaraya snp orada 309 yl kaldklarn ve sonra uyanp kendi halklarn imana ardklarn, bunun da "Allahn kudretinin ifadesi olduunu" anlatmak iin 7 konmutur' . Her ne olursa olsun durum u ki akla ve manta ters den eyleri "Kssa" (masal) yolu ile anlatmaa almak, kiileri fikren gelimez klmaktan baka ie yaramaz.

15

III) TEVRAT'DA YAHUDLERN ATASI OLARAK GEEN BRAHM'N, KUR'AN'DA, TANRI TARAFINDAN MSLMANLIKLA EMROLUNAN VE OLU SMAL LE BRLKTE KA'BE'NN TEMELLERN YKSELTEN "PEYGAMBER" OLARAK GSTERLMESNN HKAYES: "brahim, ne yahudi, ne de hrstiyan idi; fakat o, Allah bir tanyan dosdoru bir mslman idi: mriklerden de deildi" (K. mran 67, 65-66); "nk Rabbi ona: -'Mslman ol'demi, o da: -'Alemlerin Rabbine boyun edim'- demiti. Bunu brahim de kendi oullarna vasiyet etti; Ya'kub da: -'Oullarm! Allah sizin iin bu dini (slam) seti. O halde sadece mslman olarak lnz (dedi)" (K. Bakara 131-132). Yahudilerin kutsal bildikleri Tevrat'a (ki Ahd-i Atiyk'in ilk be kitabn kapsar) gre brahim, Yahudilerin atasdr. Fakat Muhammed onu, sadece Yahudilerin deil fakat ayn zamanda kendi mensup bulunduu Arap kavminin de, atas olarak gsterir. Gsterirken de onu, Tanr tarafndan, ilk kez mslmanlkla emrolunmu "peygamber" olarak tanmlar. slam kaynaklarnn bildirmesine gre "brahim" ad, brani dilinde "eb" (yani "baba") ve "rehim" (yani "halk"="cemaat") szcklerinden oluup "halkn babas" (Cumhur'un babas) anlamna geldii iin brahim, kendisinden sonra gelen btn Beni srail peygamberleriyle birlikte, Muhammed'in de atas saylr. nk, gya Arap kavmi, brahim'in olu smail'den 8 kmtr . Bu hususlar birazdan zetleyeceiz, fakat daha nce Yahudilerin kendi kitaplarna gre brahim'in durumuna gz atalm: Tevrat'a gre, brahim, Nuh'un torunu olan Terah'in oullarndan biridir. brahim'in iki olu 9 olup, bunlardan biri smail'dir ki Hacer adndaki cariyesinden dogmutur. Dieri ise shak 10 olup Sara adndaki esinden olmutur. Yahudiler kendilerini brahim'in ve onun olu shak'in ve onun olu Ya'kub'un soyundan bilirler. Tanr gya shak'in oullarndan olan Ya'kub'un adn srael olarak deitirmi ve bunun sonucu olarak Yahudiler srailoullar olarak biline gelmilerdir. Tevratn "Tekvin" adl kitabnda btn bu olaylar Tanrnn azndan km gibi anlatlr. Oysa ki son iki yz yillik tarihi kazilarn ve bilimsel aratrmalarn ortaya vurduu gerek udur ki brahim hikayesi eski Babilonya'da "Abarama" adyla bilinen bir iftnn, ya da Hint efsanesinde "Brahma" adyla anlan "Yaratc" nin yaamlarndan alinmi masaldan 11 baka bir ey deildir . Ve ite Tevratn birinci kitab olan Tekvin'i hazrlayanlar bu eski masal u ekle sokmulardr: Nuh'un gya olu olur ki adlar: Sam, Ham ve Yafet'tir. Sam'in zrriyetinden olan Terah'in oullarndan biri Abram'dir ve Tanr onunla ahd yapmtr (Bkz. Tekvin, Bap 10-11) . Yaparken de onu ykselteceini, mbarek ve byk bir milet haline getireceini, yer yznn btn kabilelerini onda mbarek edeceini ve adn ycelteceini sylemitir. Abram'in Saray adnda bir ei vardr. Ahd'i yaptktan sonra Tanr Abram'i, kars Saray ile birlikte bir blgeye gnderir. Fakat orada kitlik hkm srmektedir diye Msr'a gitmesini emreder. (Kitlik hkm sryor idiyse niye oraya gndermitir bilinmez!). Tanrnn emrine uyarak Abram Msr'a gitmeye karar verir. Fakat gitmeden nce karsna yle der: "Sen gzel bir kadnsin; olur k mrllar seni grnce, kocan olduum iin beni ldrrler ve sana sahib kmak isterler. Eer benim kzkardeim grnrsen bana kar iyi davranrlar".

16

Gerekten de Msr'a vardklar zaman Saray'in gzelliini duyan Firavun, adamlarna emrederek onu saray'ina getirtir. Gzelliine vurularak onunla evlenir. Saray kendisini Abram'in kz kardei olarak tantt iin Abram'a iyi davranlr. Her ne kadar Abram, einin Firavun ile evlenmesine ve yatmasna aldrs etmez ise de Tanr muhtemelen Abram'dan daha kskan olmali ki Firavun'u "byk vuruslarla vurur". Bu darbeler zerine Firavun ii anlar ve Abram'i huzuruna getirterek: "Bana bu yaptn nedir? Niin: 'Bu benim kzkardeimdir' dedin de onu kar olarak aldm? imdi onu al ve git" der. Onlar gnderirken hediyeler ve cariyeler vermeyi de ihmal etmez. Abram karsn alp gider. Fakat yillar geer Abram'in kars Saray bir trl ona ocuk dogurmaz. Ancak Saray'n mr'li bir cariyesi vardr ki ad Hacar'dir. Gnlerden bir gn Saray, kocasn karna alr ve yle der: "te Tanr beni dogurmaktan alkoydu, rica ederim, cariyemin yanna gir, belki ondan ocuklarn olur!" . Abram onun szn dinler ve Hacar'la yatar. Hacar hemen hamile kalr. Ancak ne var ki Saray bu yaptklarndan dolay kendisini kocasnn ve cariyesinin gznde klm grr. Bu yzden ona atar: "Seninle benim aramda Tanr hkmetsin" der. Abram fena halde zlr, nk sevgili Saray'ini ok sevmektedir. Ne yapacan bilemz ve Saray'in gnln almak ister; yle der: "te cariyen senin elindedir; ona dilediin gibi davran". Bunun zerine Saray, adeta hin karmak istercesine Hacar'a cefa eder. Hacar' da onun yanndan kaar. Fakat Tanr ona bir erkek ocuk doguracan ve adnn smail olacan haber verir. yle der: "(smail) nsanlar arasnda yabani bir adam olacaktr; onun eli herkese kar ve herkesin eli ona kar olacaktr ve btn kardelerinin sarkindan sakn olacaktr" (bkz. Tekvin , Bap 16:12) . Bundan sonra Hacar'in bir olu olur ve Abram onun adn smail olarak kor. Abram o tarihte 86 yandadr. Aradan zaman geer ve Abram 99 yasna bastnda Tanr onu karna alr ve kendisini bir ok milletlerin babas yapacana dair olan ahdn hatrlattktan sonra adn Abram'dan Abraham'a evirdiini syler (Tekvin, Bap 17:1-9). Abraham ad Kur'an'da brahim olarak geer. slam kaynaklarn bildirmesine gre Tanrnn Abraham adn uygun grmesi bu adn branice'de "Eb" lafziyle (ki "baba" demektir) "Rehim" (yani "Cumhur") kknden oluup 12 bylece "Cumhur'un babas" (yani halkn babas) anlamna gelmesindendir . Fakat Tanr ayn zamanda Abraham'in kars Saray'in adn da deitirir ve Sara yapar (ki "prenses" demektir); Kur'an'da Sare diye geer. . Bundan sonra Tanr brahim'e shak adnda bir olan ocuk vereceini sylece mjdeler: "(Saray) mbarek kilacam... Gerek senin karn Sara, sana bir oul doguracak ve onun adn shak koyacaksin ve onunla ve ondan sonra zrriyetinle ahdm ebedi ahit olarak sabit kilacam" (Tekvin, Bap 17:16-19). anlalan o ki Tanr, shak ad branice'de "glmek", "mutlu olmak" anlamna geldii iindir ki bu ad semtr. Ve Tanrnn dedii gibi olur ve Sara bir erkek ocuk dogurur ve brahim ona shak adn verir (Tekvin, Bap 21:1-10) Ancak ne var ki Sara, Msrl cariye Hacer'den doma smail'in bir gn gelip kendi olu shak'a miras orta olacan dnerek kocasna yle der: "Bu cariyeyi ve olunu dar at" (Tekvin, Bap 21: 8-12). Fakat bunu yapmak brahim'e kt grnr; vicdani byle bir ey yapmaa raz olmaz. Muhtemelen Tanr ondan daha az merhametli olmali ki hemen brahim'e emreder: "ocuktan dolay ve cariyenden dolay gznde kt olmasn. Sarann sana 17

syledii her seyde onun szn dinle, nk senin zrriyetin shak'ta arlacaktr" (Tekvin, Bap 21: 11-13) Bu emir zerine brahim derhal Hacer'i artr ve eline biraz ekmek ve bir u tulumu vererek smail ile birlikte uzaklara gitmesini syler. Kadncaz smail'i alp yola kar ve Beer-seba llerinde tek bana a susuz dolamaa balar. ocuu ile birlikte lmek zere iken Tanr feryadn iitir ve yardmna kosar; fakat yine de onu ocuu ile birlikte lde yasatmaa kararldr. Daha sonra Hacer, Msr diyarnda bir kadn bulur, ocuuna baksn iin. Muhtemelen her ikisi de unutulup giderler. Buna karlk shak'in zrriyeti, Tanrnn inayetlerine mazhar olmu olarak geliir ve srailoullarn, yani Yahudi kavmini meydana getirir. Grlyor ki yukardaki masal'da brahim'in, nce Hacer'den ve sonra Sara'dan birer olu olmutur. Fakat Hacer sadece bir cariye'dir yani hizmeti bir kledir. brahim'in onunla nikahli bir durumu yoktur. Bu itibarla smail evlilik dii domu demektir. Buna karlk Sara, onun nikah ba ile bal bulunduu gerek esidir. Tanrnn tercihlerine ve inayetlerine mazhar olan da Sare ve olu shak'tir. O kadar ki Tanr onun dileiyle Hacer'in ve olu smail'in kizgin llere atlmasna raz olmutur. Tevrat'da geen yukardaki masal Muhammed, Kur'an'a aktarm fakat aktarrken baz deiikliklere sokmutur. Yapt deiikliklerin banda brahim'in ne "Yahudi" ve ne de "Hrstiyan" olmayp "Mslman peygamber" olduu hususu gelir. Gya Yahudiler brahim'in "Yahudi" olduunu, Hrstiyanlar ise "Hrstiyan" olduunu syleyerek ekimektedirler (K. Al-i mran 65-66) oysa ki Tevrat ve ncil ondan daha sonra indirildii iin bu iddialarnda yanlmaktadrlar. Muhammed'in sylemesine gre Tanr bu vesileyle yle konumutur: "Ey Kitab ehli! brahim hakknda niin ekrsnz? Halbuki Tevrat ve ncil kesinlikle ondan sonra indirildi. Siz hi dnmez misiniz? te siz byle kimselersinz! Had hakknda bilgi sahibi olduunuz konuda tartiiniz; fakat bilgi sahibi olmadnz konuda niin tartiiyorsunuz? Oysa ki Allah her eyi bilir, siz ise bilmezsnz" (K. mran 65-66). Grlyor ki Muhammed, ncil ve Tevratn brahim'den sonra indirildiini ne srerek brahim'in ne Yahudi ve ne Hrstiyan olabileceini sylemitir. Sylemitir ama, Kurann dahi, tpk ncil ve Tevrat gibi, brahim'den sonra "ndrldne" aldrs etmeyerek (ya da Kur'an ok nce, daha Adem'den itibaren indirildiini belirterek) brahim'in Mslman olduunu bildrm ve Kur'an'a u ayet'i koymutur: "brahim, ne Yahudi, ne de Hrstiyan idi; fakat o, Allah bir tanyan dosdoru bir Mslman idi: mriklerden de deildi" (K. mran 67). Bunu syledikten sonra kendisinin, ve btn "m'minlerin" brahim'in dininden olduunu bildirir (Bkz. K. mran 68, 95, ; Bakara 130, 135,136; Nisa 125; En'am 161; Nahl 123).

18

Daha baka bir deyimle Yahudiler, brahim'in Sare'dan olma shak adndaki olunun sulbunden geldiklerini sylerlerken, Muhammed, kendi kavminin brahim'in cariyesi Hacer'den doma smail adndaki olunun sulbnden geldiini ileri srmtr. Yine Muhammed'in sylemesine gre gya brahim btn mslmanlarn babasidir ve mslmanlara "Mslman" adn veren o'dur (K. Hacc 78); gya brahim, olu smail ile birlikte Tanr'ya dua ederek kendilerinin mslman klnmalarn istemiler ve "Soyumuzdan da senin iin 'Mslman bir mmet' yarat" (K. Bakara 128) diye yalvarmlardr. Yine Muhammed'in sylemesine gre smail, brahim'in "Hacer" adndaki cariye'sinden doma oludur. Fakat bir de Sare adndaki esinden doma shak adnda bir olu daha vardr. Ebu Hreyre'nin rivayetine gre Muhammed, Hacer'in cariye olarak brahim'e veriliinin ve ondan smail adnda bir ocuk edinisinin hikayesini yle anlatr: "brahim Sare ile sefer etmi de onunla bir ehre gelmt. Orada ... bir Melik... hkmran idi. Bu zalime: 'brahim, en gzel kadnlardan bir kadnla ehre dahil oldu'- diye bildirildi. Melik kendisine: -Ya brahim!, yanndaki kadn neydi? diye haber gnderdi. brahim -Hemsiremdirdiye cevab verdi. Sonra brahim dnp Sare'nin yanna geldi ve -Sakn szm tekzib etme! Ben bunlara seni(n iin) kz kardeimdir, dedim. Allah'a yemin ederim ki yer yznde benden, senden baka iman eden hi bir kii yoktur- buyurdu. Ve Hz. Halil Sare'yi Melik'e gnderdi. Melik Sare'ye kyam etti. Sare de hemen abdest alp namaza durdu ve -'Ya Rab, ben Sana ve Senin peygamberine iman ettimse, ben kadnlmi zevcimden bakasna kar ebedi muhafaza eyledimse, benim zerime u kafiri musallat etme-' diye dua etti. (Meli'in) derhal nefesi bouldu. Horlamaa hatta ayayle yere vurup deprenmee balad... (ve bu olay bir ka kere bu ekilde tekrarlannca) Melik saraydaki kurenasna: -'Siz bana muhakkak bir eytan gndermisnz. Bu kadn brahim'e geri gnderiniz. Hacer'i de Sare'ye veriniz- dedi. Mteakiben Sare, brahim'e ... dnp geldi. Ve ona: -Anladn m zevcim! Allah kafiri tezlil 13 etti. Bir cariyeyi de (bize) hizmeti verdi- dedi". Grlyor ki Muhammed'in sylemesine gre Hacer, Melik tarafndan Sare'ye hediye edilen bir cariyedir. Fakat gya brahim onunla evlenmi ve bu evlilikten smail ortaya kmtr. Her ne kadar slam kaynaklar, Hacer'i temiz soydan gelmi bir kimse olarak gstermek 14 maksadyla onun "asl bir aile kz" olduunu belirtirlerse de brahim'in cariyesi ve Sare'nin hizmetisi olduu konusunda ihtilafa dmezler. Daha sonra brahim'in Sare'den bir olu olur ki ad shak'dir. Her ne kadar Kur'an'da shak'in, iyi bir insan olduu ve peygamber olarak brahim'e mjdelendii yazl olmakla beraber (K. Saffat 112,113) brahim iin en nemli ve en sevgili evlad smail'dir. Bundan dolaydr ki brahim onu, Tanr'ya kurban etmek istemi ve fakat Tanr, onun bu fedakarlndan ok honud olarak buna engel olmu ve fidye olarak ona byk bir kurbanlk vermitir (K. Saffat 101-111). Muhammed'in Kur'an'a ald ekliyle ve Buharnn bn-i Abbas'dan rivayetine gre, Hacer 15 ile olu smail'in maceras syle : brahim'in ei Sare, Hacer'i kskanmaktadr. Hacer, kskan orta Sare'den izini gizlemek iin uzun eteklik giyer. Fakat Sare'nin saldrlarndan korunmak iin brahim, Hacer'i ve smail'i alp Sam'dan kar ve o zamanlar orak bir kayalk olan Mekke kesimine gtrr, orada byk bir agacin altna brakr. O tarihte Mekke'de ne bir kimse, ne yiyecek ve iecek, hibir ey yoktur. te brahim, bu ana ve oulu buraya brakr. Yanlarna da ii hurma dolu mesinden bir daarck, ayrca da ii u dolu bir kirba kor. Sonra da arkasn dnp Sam'a gitmek zere yola kar. 19

Karsn ve sevgili olu smail'i da banda yapa yalnz brakp gitmek kukusuz ki vicdann alabilecei bir ey deildir. Nitekim Hacer brahim'in arkasndan pesi sra giderek seslenir: "Ey brahim! Bizi bu vadde brakp da nereye gidiyorsun? yle bir vad ki, ne grp grecek var, ne baka bir hayat eseri var" der. Fakat brahim aldrs etmez; Hacer bu sylediklerini yksek sesle tekrarlar fakat brahim yine aldrs etmez, yrmesine devam eder, dnpte Hacer'e bakmaz bile. Nihayet Hacer ona: "(Bizi burada brakma) Allah mi sana emretti?" diye sorar. brahim de ona: "Evet Allah emretti!" der. Tanr neden bu zavall kadna bylesine azab etmek istemitir? bilinmez fakat Hacer, muhtemelen avunmak iin kendi kendine: "yle ise (Allah bize yetiir), O bizi korur, brakmaz" der ve geriin geriye yerine dner. brahim de ayrlp gider. Gya Mekke'nin stndeki "Seniyye" denen bir yere gelince yzn Ka'be'ye dndrp, ellerini havaya kaldrr ve Tanr'ya dua eder. Kur'an'da brahim'in yle dua ettii yazl: "Ey Rabbmz! Ey sahibimiz! Namaz dosdoru klmalar iin ben, neslimden bir ksmn senin Beyt'i Harem'inin (Ka'be'nin) yannda , ziraat yaplmayan bir vadye yerletirdim. Artk sen de insanlardan bir ksmnn gnllerini onlara meyledici kil ve meyvelerden bunlara rizik ver. Umulur ki bu nimetlere krederler" (K. brahim Suresi, ayet 37) Hani sanki Tanrnn, "yaplmak gereken eyler hususunda brahim'den ders almaa gereksinimi varm gibi!" bir durum var ortada. Susuz, orak ve kayalk bir yerde, olu ile tek bana kalan Hacer ne yapacan bilemeyip olunu emzirmee balar. Ara sra kirba'dan sudan ier fakat az gemeden kirba'daki u biter. Hem kendisi hem de ocuu susuzluktan kvranrlar. O kadar ki ocuk susuzluktan sizlanarak toprak zerinde yuvarlanp durur. ocuunun bu iler acisi haline bakarken Hacer'in ii fenalar, ve saskinlikla ocuu brakp telere gider ve orada Safa tepesi diye bir yerin stne kar, gelen giden var m diye etrafa bakar. Fakat hi kimseleri gremez. Sonra tepe'den inip kosa kosa vadye geer sonra Merve denen bir yere gelir. Bir sre orada durupta kimseyi gremeyince tekrar geldii yere, yani Safa tepeine dner. Bu suretle Safa ile Merve arasnda yedi kez kosarak gidip gelir. Neden dolay bu ii yedi def'a yapar, bilinmez. [Fakat her ne olursa olsun nice yillar sorna Muhammed, Ka'be'yi ziyaret edecek olan hacilara, Safa ile Merve arasnda yedi def'a kosmalarn emredecektir]. Hacer yedinci kez kosarak geldii Merve zerinde iken bir ses iitir. Kulaklarna inanamaz ve iyice dinlemee balar. kinci kez sesi iitince: "Ey ses sahibi, sesini duyurdun! Eer sen bize yardm etmek kudretine malk isen, bize yardm et" der. Bunu der demez ilerde bir yerde bir melek belirir. Bu beliren melek Cibril'dir; belirdii yer ise Zemzem kuyusunun kazilaca yerdir. Nitekim Cibril ayann topuu (yahut kanadyla) yeri kazmaya balar ve kazdii bu yerden u fiskirir. u baka yere gitmesin ve ziyan olmasn diye Hacer, havuzumsu bir yer yapar ve bir eliyle de kirbana u doldurur. ayn zamanda kana kana sudan ier; bu suretle (st haline giren u ile) ocuunu da emzirir. Cibril kendisine, u azalir ya da ziyan olur diye, tela etmemesini bildirir ve yle der:"te suras Beytullah(in yeri) dir. O Beyti u ocukla babas yapacaktr. Muhakkak ki, Allah, o iin ehlini zayi etmez (yitirmez)" der (Bkz. Buharnn bn-i Abbas'dan rivayeti iin bkz. Sahih-i..., Cilt IX, 115 ve d.; sh. 121-122, hadis no. 1381; ayrca bkz. Cilt VII, sh. 232 ve d. )

20

Btn bunlar olurken brahim, sevgili kars Sara ve sevgili olu shak ile birlikte, evinde yan gelmi yatmaktadr. Muhtemelen az sonra onlar terkedip Hacer'in yanna dnecei ve olu smail ile birlikte Ka'be'nin duvarlarn ykseltecei gnlerin gelmesini beklemektedir. Hikayemize devam edelim. Hacer, yukarda belirttiimiz ekilde yasayp giderken gnlerden bir gn Crhm'den bir topluluk ika gelir. "Crhm" Yemenli bir kabilenin byk babas olarak bilinir. Soylarnn Nuh'un olu Sam'a vard sylenir. Gya arapayi ilk olarak konuanlar bunlardr. Bunlar Mekke'nin alt tarafna indikleri bir srada , oraya bir kuun gelip gttn grmler, bu kuun mutlaka sulak bir yerde dnp dolar olduunu dnmler ve yaptklar bir aratrma sonucunda bu yerin Hacer'in bulunduu yer olduunu renmilerdir. Ve ite bunu renipte Mekke mevkiine geldiklerinde Hacer'i u banda bulurlar: "Bizim de gelip suraya senin civarna inmemize (izin) verir miin?" derler. Hacer de onlara: "Evet inebilirsnz (Bu sudan da kullanabilirsnz). u kadar ki, bu suda mlkiyet iddia edemezsnz; onun mlkiyet hakk bana attr)" der. Hacer'in bu szlerini kabul eden Crhmi'ler, o andan itibaren oraya yerlesirler ve daha sonra kendilerine katlan dier Crhmi'lerle birlikte Mekke'nin bulunduu yeri kent haline getirirler. Gnler geer ve Hacer'in olu smail, yiitlik ve genlik ana girer. Crhmi'lerden arapcayi renmi ve onlar arasnda sevimli bir sima olmutur. Bulug'a eritiinde de Crhumi'ler onu, kendilerinden bir kizla evlendirirler. Kar koca, birbirlerini severek yaamaa balarlar. Bununla beraber smail'in kazanci yerinde deildir; kendisini, karsn ve anasn g bela geindirmektedir. Az gemeden Hacer, doksan yasna girmi olarak lr. Bu arada smail'in babas brahim'in aklna, bir zamanlar lde bir yerlere brakp gtt olunu ve kadnn arayp grmek gelir. Bir gn kalkar Mekke'ye yollanr ve smail'in evine arayp bulur. smail evde olmadg iin kars onu misafir eder. brahim kendisini tantmaz fakat kadna geim durumlarnn (hal ve vakitlerinin) ne olduunu sorar. smail'in hanm: "iddetli darlk iindeyiz. Gayet fena bir haldeyiz" diye yakinir. brahim fazla oturmaz, ve :"Kocan geldiinde benden selam syle. Ve ona yle (de) kapsnn esiginin basaman deitirsin" deyip kar gider ve kars Sare ile olu shak'in bulunduu Sam'a dner. Anlalan o ki brahim, kadnn bu ekildeki yaknmasndan holanmamtr; ona gre kadn geim derdinden sz etmemeli, evce kt durumda bulunduklarn sylememelidir. Bundan dolaydr ki "kapnn esiginin basaman deitirsin" eklinde bir mesaj brakmakla oluna, karsn boamas gerektiini bildrmtr. Her ne hikmetse smail'in karsnn aklna "Sen kimsin?" diye sormak gelmemitir. Aksam olupta smail eve dndnde, evin iinde duyduu gzel bir koku gibi emarelerden, babann gelip gttn anlar gibi olur ve karsna sorar: "Evmze gelen oldu mu?". Bunun zerine kars olan bitenleri smail'e anlatr. smail karsna yine sorar:, "Sana bir ey vasiyyet ve bir sz tevdi etti mi?". kars da: "Evet, bana, sana selam sylememi ve kapnn basaman deitir! dememi (syledi)" der. Bunlar dinleyen smail, babann "kapnn basaman deitir!" eklindeki szlerinin "Karn brak ve baka bir kadn al" anlamna geldiini dnr ve karsna: "O gelen ihtiyar babamdir. Bana senden ayrlmam emretmitir. Artk sen ailenizin evine gidebilirsin!" der, ve kadncaizi boar ve Crhmi'lerden baka bir kadnla evlenir.

21

Bir kimsenin, srf babas yle dedi ve emretti diye karsn boamas, kukusuz ki mantki ve adil bir davran olmaz. Kar koca arasndaki uyumazlklar, ya da hatali davranlar, karlkl grmeler ve uzlasmalar yolu ile giderilmek gerekir. Kadn hata etmitir diye kocann onu (hem de baka birinin tavsiyesi zerine- velev ki bu kii babas olsun) boamas adalet ve drstlk ilkeleriyle bagdasmaz. Her ne olursa olsun brahim, bir sre sonra tekrar Mekke'ye gelir ve smail'in evine iner. Tesadf bu ya, smail yine evde yoktur. kapy smail'in yeni kars aar ve brahim'i arlar. Fakat ona kim olduunu sormaz ve brahim de kim olduunu aklamaz. brahim kadna yle der: "Naslsnz? gemnz, haliniz vaktiniz iy midir?". smail'in kars cevap verir: "Biz, hayr, saadet ve bolluk iindeyiz" der ve Tanr'ya "hamd- sena" eder. brahim tekrar sorar: "Ne yiyip, ne iiyorsunuz?". Kadn da:"Et yiyoruz, u iiyoruz" der. Bunun zerine brahim: "Ya Rab! Bunlarn etlerini ve sularn mbarek kil, (uur) bereket ihsan eyle" diye dua eder. [Bu vesile ile deinelim ki, bn Abbas'in sylemesine gre, gya brahim'in bu ekildeki duasndan dolaydr ki et ile su, sicak bir yer olmasna ramen Mekke'den bakaca hibir yerde insan saliina uygun dmez olmumus. Ve eer o zamanlar Mekke civarnda hububatla uralr olunsa imi, brahim hububat hakknda da dua eder ve bylece Mekke'nin hububati bol olan bir yer haline girmesine sebeb olabilirmimis (Bkz. Sahih-i..., Cilt IX, sh. 125)]. Kadnn yukardaki ekilde konumasndan ve halinden sikayeti bulunmamasndan honud olan brahim, kadna yle der: "Kocan geldiinde ona selam! Ve ona kapsnn esigini gzel tutsun! diye emreyle!" der ve sonra kalkar Sam'a, evine dner. Aksam smail eve geldiinde: "Evmze gelen oldu mu?" diye sorunca kars: "Evet gzel yzl bir ihtiyar geldi" diyerek brahm ver. Sonra brahim'in "Gemnz nasldr?" eklindeki sorusuna: "Hayr ve saadet iindeyiz" dediini ekler. Bu sefer smail: "Sana bir ey vasiyyet etti mi?" diye sorunca: "Evet o (saygn) ihtiyar sana selam syledi. Ve kapnn esigini iyi tutmani emreyledi" der. Bunun zerine smail karsna yle der: "te o babamdir! Sen de evmizin (serefli) esigiin. Babam bana seni hos tutmam, iyi geinmemi emretmitir". (Bkz. Sahih-i.., Cilt IX, sh.124-5) Anlalan yine o ki brahim, kocasna boyun een, kocasndan sikayet etmeyen, yoksulluga katlanmasn bilen kadnlar makbul saymaktadr smail de tpk babas gibi ayn tip kadnlardan holanmaktadr. Bu son olaydan sonra brahim bir sre daha smail'den uzak yasar. Fakat nihayet bir gn kesin olarak Mekke'ye gelmeye karar verir. Bu kez ilk kars Sare ile, ondan olan olu shak'i terkedip Mekke'ye gelir. O srada smail, Zemzem kuyusunun yakininda byk bir agacin altnda, okunu yontup dzeltmekle mesguldur. brahim'in geldiini grnce babas olduunu anlar ve kalkp ona doru kosar. Baba oul kucaklaip prler. Sonra brahim oluna: "Ey smail! (Tanr) bana muazzam bir i emretti!... Fakat bu ite sen bana yardm edeceksin" der. smail de: "Babacigim, ben sana her vehile yardm ederim" diye cevap verir. brahim, yaplacak iin ne olduunu anlatmak zere civardaki yksekce bir tepeye iaretle: "(Tanr bana) burada bir beyt (konut) yapmam emretti" der (Bkz. Sahih-i..., Cilt IX, sh. 126).

22

Buras gya vaktiyle Adem'in tavaf ettii nur'dan bir tasn bulunduu ve onun lmnden sonra oullarndan birinin bina ederek yanna "Hacer-i Esved" i (kara tasI) yerletirdii bir yerdir; hikayesi de syledir: slam kaynaklarnn bildirmesine gya Adem ile Havva cennet'ten karildiklar zaman Arafat'ta buluup bat ynne doru yryerek Ka'benin bulunduu yere gelirler. Orada Adem Tanr'ya yalvarr ve Cennette iken etrafnda tavaf ettii nur'dan ilenmi tasn salanmasn diler. Tanr onun bu dileini kabul ederek nur'dan bir stun gnderir ve Adem, onun etrafnda tavaf ederek Tanr'ya ibadet etmeye balar. Fakat daha sonra bu nur'dan stun kaybolur ve 16 yerinde siyah bir ta kalr. Adem'in lmnden sonra onun nc olu olan Sis (Sit) , babann vasiyeti gereince, ta ve amurla Ka'be'yi insa eder. nsa ettii bu yer drt kse bir binadr. Bu binann bir ksesine de o siyah ta koyar. Bu bina "Beytullah" diye anlan yerdir ki ki Ka'be olarak bilinir; bu ta ise "Hacer-i Esved" diye bilinen ve mslmanlarn 1400 yl boyunca tapar olduklar tas'tir [Bir baka rivayete gre evvelce beyaz olan bu tas, "Cahlye" dneminin gnahlar, ktlkleri ve murdarlklar yznden siyah olmutur]. Ve ite brahim'in, biraz yukarda belirttiimiz gibi, Hacer'i ve smail'i alarak geldii ve sonra onlar orada brakp gtt, daha sonra da tekrar geldii yer burasdr. Yine yukarda belirttiimiz gibi smail ile birlikte Ka'be'nin temellerini ykseltip burasn bir ibadet mahall haline getirir ve Tanrya sunar. Sunarken de: "Ey Rabbmz! Bunu kabul buyur; 17 phesiz sen iitensin, bilensin-'..." (K. Bakara 127) der ve ekler: "Ey Rabbim! Buray gvenli bir Kent yap; halkndan Allah'a ve ahiret gnne inananlar eitli meyvelerle besle..." (K. Bakara 126) [Sanki Tanr ne yaplmak gerektiini bilmezmis de brahim'den tavsiye beklermi gibi!]. Tanr bundan honud olur ve temelleri ykseltilen Beytullah'i (Ka'be'yI) kendisine ibadet edilmek gereken bir yer olarak ilan eder ve brahim'e de burann temiz tutulmasn emreder. yle der: "Biz, Beyt'i (Kabe'yI) insanlara toplanma mahall ve gvenlr bir yer kldk. Siz de brahim'in makamndan bir namaz yeri edinin (orada namaz kln). brahim ve smail'e: -'Tavaf edenler, ibadete kapananlar, rku ve secde edenler iin Evim'i temiz tutun-' diye emretmitik" (K. Bakara 126; ayrca bkz. Hacc Suresi 26-29). Bundan sonra brahim ve smail: "Ey Rabbmz! Bizi sana boyun eenlerden kil, neslimizden de sana itaat eden bir mmet kar..." (K. Bakara 128) diye dua ederler. Sylemeye gerek yoktur ki "Bizi sana boyun eenlerden kil" derlerken anlatmak istedikleri ey "Bizi mslman kil" dir. Nitekim Kur'an'da Tanrnn onlara mslman kld u ekilde belirtilmektedir: "... Rabbi ona (brahim'e) -'Mslman ol'- demi, o da: -'Alemlerin Rabbine boyun edim'demiti...." (K. Bakara 131). Fakat Muhammed'in sylemesine gre Tanr, mslman olmay sadece brahim'e ve smail'e emretmi deildir; bu emrini brahim'in dier olu shak, ve ondan sonra gelecek olan Ya'kub ve onlarn zrriyeti iin de vermitir. Kur'an'da yle yazl: "Bunu (yani "Mslman ol" emrini) brahim de kendi oullarna vasiyet etti, Ya'kub da: 'Oullarm! Allah sizin iin bu dini (slam) seti. O halde sadece mslmanlar olarak lnz(dedi)..." (K. Bakara 132). 23

Grlyor ki Tevrat'da geen ve Yahudilerin kendi atalar ve kendi dinleri ile ilgili olan brahim hikayesi, Kur'an'da farkl bir ekle sokulmu ve Tanr, sanki brahim'in soyundan gelme btn mmetlere mslmanl emretmi gibi tanmlanmtr. Masaln bu ekle sokulmasnn sebebi udur: Medine'ye hicret ettikten sonra Muhammed, orada bulunan ve shak'in sulbunden geldiklerini syleyen Yahudileri mslman yapmak istemitir. Mslman yapabilmek iin Tanrnn brahim'i mslman kldn ve kilarken de onu, kendi oullarna (shak'a, Ya'kub'a. vs...) mslmanl vasiyet etmekle grevlendirdiini sylemitir.

24

IV) SLEYMAN "PEYGAMBER'N" KARINCA DL LE KARINCALARA, KU DL LE KULAR A HTAP ETMESNN, VE HDHD (AVUS KUU) LE SEBE MELKESNE HABER LETMESNN HKAYES: (K. 27 Neml, 15-44; Tevrat/ 1 Krallar, Bap 10: 1-10) Yahudilerin Tevratnda, "Seba kraliesi" nin, srail kral Sleyman (Solomon'u) ziyaretiyle ilgili bir hikaye vardr ki Muhammed bunu, bir takm deiikliklere sokarak Kur'an'a almtr. Hikaye'nin Tevrat'daki eklinin zeti yle: Seba kraliesi, "Rabbin isminden tr" Sleymann hretini iitince onu bilmecelerle denemek zere Kuds'e (Yerusalm'e) gitmee karar verir ve yola koyulur. Beraberinde bir alay insan ve ayrca baharat, altn ve deerli talar ykl develer de vardr. Kuds'e vardnda Sleyman'la uzun uzun konuur, onunla yer ier, "yreinde olan btn eyler hakknda" Sleyman'a sorular sorar. Btn sorularna Sleyman'dan mkemmel yantlar alr. Ayrca da Sleymann yaay tarzna, sarayna ve her eyine hayran kalr ve ona der: "Senin ilerin iin, ve hikmetin iin memleketimde iitmi olduum sz doru imi. Ve gelip gzlerim onu grnceye kadar o szlere inanmamtm; ve ite bana, yar bile bildirilmemi hikmetin ve mutlu halin, kulama gelen haberden stndr. Adamlarn ne mutlu, bu kullarn ne mutlu, daima senin nnde duruyorlar ve hikmetini iitiyorlar. Seni srail taht zerine koymak iin senden raz olan Allahn Rab mbarek olsun; Rab srail'i ebediyen sevdii iin hak ve doruluk yapasn diye seni kral etti" (Bkz. Tevrat/ I Krallar, Bap 10: 1-10) Ve sonra getirdii hediyeleri Sleyman'a verir, Sleyman da ona cmerte hediyeler verir, ve sonra Seba kraliesi, kullar ile beraber dnp memleketine gider (Tevrat/ I Krallar, Bap 10: 11-13) . Tevrat'daki hikaye bundan ibaret. Sylemeye gerek yoktur ki bu masal, Yahudi din adamlar tarafndan, srail'i Tanrnn sevgili kavmi gibi gstermek amacyle ortaya atlan bululardan bir dieridir. Ve ite bu yukardaki masal Muhammed, Kurann Neml Suresi'ne alm ve alrken de bir takm deiiklikler yaparak, Sleymann "mslman" bir peygamber olduunu, karncalarn ve kularn dilinden anladn, ve Seba Melikesinin de ona hayran kalarak mslmanl kabul ettiini bildrmtr. Gerekten de Arapa'da "Neml" szc "Karnca" anlamna geldii iin Kurann Neml Suresi'nde, Sleyman "peygamber"in karnca'larla "karnca" dilinde ve Kularla da ku dilinde konutuu, bu dil'lere vakf olduu iin cin'lerden ve kular 'dan oluan ordular kurduu ve karncalarn da bu ordulara yol atklar masal olarak anlatlr. Bilindii gibi Sleyman, Davud "peygamber"in oludur. Her ne kadar Yahudiler onu, "Solomon" adyla Yahudi "peygamber"i olarak bilirlerse de Muhammed'in sylemesine gre o "tam bir mslmandr; tpk babas Davud'un mslman olduu gibi. nk gya Tanr onlar: "Andolsun ki biz, Davud'a ve Sleyman'a ilim verdik" (K. 27 Neml Suresi, ayet 15) diyerek slam imanndan yapm ve onlar dier "m'minlere" nazaran bir takm ayrcalklarla donatmtr. Bu nedenle her ikisi de Tanr'ya "Bizi, mmin kullarnn bir oundan stn klan Allah'a hamd olsun" (K. 27 Neml 15) diyerek kranlarn sunmulardr. Fakat, yine Kur'an'da yazlanlara gre Tanr, bunun da dnda Sleyman'a kularn dilini konuup anlama yetenei vermi, ona ku dili retmitir. Biraz aada greceimiz gibi

25

Sleyman, karncalarla da konutuuna gre, karnca dilini de, tpk ku dili gibi, iyi bildii anlalmaktadr. (Ancak bunu nereden rendiini kefedemiyoruz). Fakat her ne olursa olsun bu dilleri konuabilmeyi bir vnme vesilesi yapan Sleyman, Kur'an'daki yazla baklrsa: "Ey insanlar! Bize ku dili retildi ve bize her eyden (nasip) verildi. Dorusu bu apak bir ltuftur" (K. Neml, 16) diyerek caka satmaktan geri kalmaz. Neden dolay Tanr, Davud'u ve Sleyman, dier "mu'minlerden" stn klmtr ve stelik Sleyman'a hayvanlarn dilini belletmitir? bilemiyoruz! Hele Davud'u sonsuz nimetlere layk bulup stn klmasnn sebebn anlamak olduka g; u bakmdan ki Davut, en yakn bir arkadann karsna ak olup onunla evlenen ve kskanliktan kurtulmak iin bu arkadan bir sava srasnda cephe'ye (hem de cephe'nin en tehlikeli, en lml hattna) gnderip lmesini salayan bir kimsedir. Sleyman'a gelince, yediyz kadar kadn e ya da cariye olarak saray'inda kullanan, olmadk sasaa ve debdebeye dalan byle bir insann ayrcala hak kazanan yn pek bulunmamaktadr. Muhammed'i "okumasz ve yazmasz" bir "eli" olarak setiini sylemekle vnen bir Tanrnn, Sleyman'a, kular n ve karncalarn konutuklar dilleri retmek gibi "byk nimetler" vermesini anlamak kolay deildir. Fakat her ne olursa olsun Kur'an'da anlatlanlara gre (K. Neml 15-16) Sleyman "peygamber", Kuds'te byk bir mabed insa ettirdikten sonra insanlardan, cinlerden ve kular dan bir ordu kurar ve hacc etmek zere Mekke'ye gider. Bir sre orada kaldktan sonra Yemen'e gitmek zere yola kar. Az gider uz gider sonunda karncalarn bulunduu bir vad'ye gelir. Karncalardan biri, dier karncalara: "Ey karncalar! Yuvalarnza girin, Sleymann ordusu farkna varmadan sizi ezmesin" (K. Neml 18) diye ikaz eder. Sleyman bu szleri duymutur; hafife glmser. Neden glmsemitir, pek bilinmez, fakat oturup Tanr'ya: "Ey Rabbim! Beni, gerek bana , gerekse ana-babama verdiin nimete kretmeye ve honud olacan iyi iler yapmaya muvaffak kil. Rahmetinle, beni iyi kullarnn arasna kat" (K. Nemnl 19) diye dua eder. Bu arada aklna abdest almak gelir ve u arar; fakat bulamaz. Bulamaynca Hdhd ' arar . 19 Bir dier ad "avus kuu" olduu sylenen Hdhd , ona her zaman iin u bulmakla grevli bir kustur. Suleyman: "Hdhd' niin gremiyorum? Yoksa kayplarda mi? bana apak bir delil getirmelidir; yoksa onu ya iddetli bir azaba uratrm, yahud keserim" diye kkrer (K. Neml 20-21). Hdhd, Sleymann gazaba geldiini duyar duymaz derhal gelir ve ona, ok varlkl ve byk bir tahta sahip, fakat gnee secde eden, Allah tanmayan bir kadn hkmdar bulduunu, bu kadnn Sebe denilen bir kavmin melikesi olduunu syler ve yle der: "Ben senin bilmediin bir eyi rendim. Sebe'den sana ok doru (ve nemli) bir haber getirdim. Gerekten onlara (Sebe'lilere) hukmdarlk eden, kendisine her ey verilmi ve byk bir taht olan bir kadnla karlatm. Onu ve kavminin, Allah brakp gnee secde ettiklerini grdm. eytan , kendilerine yaptklarn gzel gstermi de onlar doru yoldan alkoymu. Bunun iin doru yolu bulamyorlar. (eytan onlar ylesine saptrm ki) gklerde ve yerde gizleneni aa karan, gizlediinizi ve akladnzi bilen Allah'a secde etmesinler. (Oysa ki) byk Ars'in sahibi olan Allah'tan baka tanr yoktur" (K. Neml 20-26) Hdhd'n Sebe Melikesi dedii kimse, Yemen'de Sebe adndaki bir Arap kabilesinin hkmdari olan Belkis'dir.
18

26

Fakat Sleyman Hdhd kuu'nun sylediklerine pek inanmaz ve ona der: "Doru mu syledin, yoksa yalanclardan miin, bakacaz" (K. Neml 27). Bunu dedikten sonra Sebe Melikesi Belkis'e gtrmesi iin Hdhd'e bir mektup verir, ki hikayesi aadadr.

27

V) SLEYMANIN, SEBE MELKES (BELKS) LE BULUUP "MSLMANLII" KABUL ETTRMESNN HKAYES (K. 27 Neml 28-44)

ONA

Biraz yukarda belirttiimiz gibi Sleyman, her ne kadar Hdhd'n sylediklerini phe ile karlamakla beraber, ona: "Su mektubumu gtr, onlara at, sonra bir yana ekil, varacaklar sonuca bak" diye emreder (K. Neml 26-27). Gnderdii yazda Tanrnn adyla hareket ettiini belirtir ve Sebe melikesine tehditler savurur. Mektupta u yazldr: " Tanr kulu (ve Davud'un olu Sleyman'dan) Sebe Melikesi Belkis'e: Rahman ve rahim olan Allahn adyla; Bana bakaldrmayn ve teslimiyet gsterip bana gelin" (K. Neml 30-32). Buradaki "Teslimiyet gsterin" szleriyle Belkis'e anlatmak istedii ey "Mslman olun" dur. Hdhd mektubu alp Belkis'e gtrr. Beyzevi gibi Kur'an yorumcularna gre Belkis o srada evine kapanm oturmaktadr. Bu nedenle Hdhd, evin kapsndan girme olanan bulamaz; pencereden girer ve mektubu brakr. Km yorumculara gre de Sebe Melikesi, disarda, askerlerle birlikte iken Hdhd gelip mektubu onun gsnn stne koyar. Mektubu alan Belkis, yanndaklere seslenir: "Beyler, ulular! Bana ok nemli bir mektup brakildi. Mektup Sleyman'dandr. rahman ve rahim olan Allahn adyla (baslamakta)dir. (Mektupta) -'Bana ba kaldrmayn, teslimiyet gsterip bana gelin-' diye (yazlmaktadr). Beyler, ulular! Bu iimde bana bir fikir verin. (Bilirsnz) siz yanimda olmadan (size danmadan) hibir ii kestirip atamam" (K. Neml 29-32). Yanndakler Belkis'e, gl sava erbabi olduklarn ve kendisinin verecei karara uyacaklarn sylerler. Fakat Belkis sava taraflii deildir; nk savan kendileri bakmndan ok sakncal sonular doguracandan ekinir. Bu nedenle Sleyman, hediyeler vererek, yani bir tr rsvet yolu ile, yatistrmak ister. yle der: "Hkmdarlar bir memlekete girdiler mi, oray perisan ederler ve halknn ululularn alartirlar. (Her halde Sleyman da ) byle yapacaktr. Ben (imdi) onlara bir hediye gndereyim de bakayim eliler ne (gibi bir sonu) ile dnecekler" (K. Neml 34-35) Ve dedii gibi yapar, elileriyle Sleyman'a hediyeler gnderir. Kur'an yorumcularnn rivayetine gre bu hediyeler arasnda besyz gen kle (ki gzel kzlardan ve olanlardan olumutur), be yz kalip altn, en nadr talardan yapilmi bir ta, ve nefis kokular vs... vardr. Hatta gya Sleymann "peygamber" olup olmadn denemek iin bu gen olan kleleri kz giysileri ierisinde ve kiz'lar da erkek giysileriyle gndermitir. Yine rivayete gre, Sleyman, kzlarn erkek ve erkeklerin kz giysileri ierisinde olduklarn anlamakta geikmez ve hediyeleri de kabul etmez; elilere u tehdidi savurur: "Siz bana mal ile yardm mi ediyorsunuz? Allahn bana verdii, size verdiinden daha iyidir. Hediyenizle (ben deil) siz sevinirsnz. (Ey eli! lkene dn) iyi bilsinler ki, kendilerine asla kar koyamayacaklar ordularla gelir, onlar muhakkak surette hor ve hakr halde oradan karriz". (K. Neml 36-37). Sonra yanndaki danmanlarna dner ve: "Ey ulular! Onlar teslimiyet gsterip bana gelmeden nce, hanginiz o Melikenin tahtn bana getirir?" (K. Neml 38) diye sorar. Grlyor ki Sleyman, korku ve dehet saarak Sebe halkn ve melikesini "mslman" yapmak hevesindedir.

28

Sleymann bu ekilde konumas zerine Cin'lerden bir ifrit gnll kar ve:"Sen makamndan kalkmadan ben onu sana getiririm. Gerekten bu ise gcm yeter ve bana gvenebilirsin" (K. Neml 39) der. frit szn bitirir bitirmez, Tanrnn verdii Kitab iyi bilen bir kii (ki bunun Hzr ya da Sleymann veziri olan Asaf bin Berhiya olduu rivayet 20 olunur ) ifrit'in szlerine katlr ve Sleyman'a yle der: "Gzn ap kapamadan ben onu sana getiririm". Ve gerekten de, o an Sebe melikesinin taht Sleymann yanna getirilmi olur. Taht karnda grmekle Sleyman sarr; bunun Tanr tarafndan kendisini sinamak zere dzenlenmi bir i olduunu dnr; yle der: "Bu, skr m edeceim, yoksa nankrlk m edeceim diye beni sinamak zere Rabbmn (gsterdii) ltfundandr. kreden ancak kendisi iin kretmi olur; nankrlk edene gelince, o bilsin ki, Rabbmn hibir eye ihtiyac yoktur..." (K. Neml 40). Taht'in geliinden sonra, arkasndan Sebe melikesinin de geleceini dnerek onu sinamak zere adamlarna emreder: "Onun tahtn bilemeyecei bir hale getirin; bakalm tanyacak m, yoksa tanmayanlar arasnda mi olacak" (K. Neml 41). Taht tannmayacak hale getirirler. Tam bu srada Sebe melikesi Belkis kendiliinden ikip gelir. Sleyman ona: "Senin tahtn da byle mi?" diye sorunca Belkis: "Tpk o" diye yant verir. Bunun zerine Sleyman: "Bize daha nce (Allah'tan) bilgi verilmi ve biz mslman olmutuk" der (K. Neml 42). Ve sonra Belkis'i kke girmee arr: "Kske gir" der (K. Neml 44). Beraberce kke girerler. Kur'an yorumcularnn bildirmesine gre bu kkn avlusu billurdan yaplm olup altn'dan u aktlm ve suya balklar konmutur. Salonun ihtisam karnda Belkis kendinden geer; yerlerin iildamas karnda, sanki derin bir u olduunu sanr ve eteklerini eker. Sleyman ona: "Bu camdan yapilmi mcella bir solondur" der. Bu grd muhteem manzara karnda Sebe melikesi, Tanrnn mcize yarattn dnerek: "Rabbim! phesiz ben kendime yazk etmiim, Sleyman'la beraber, alemlerin Rabbi olan Allah'a teslim oldum" diyerek mslman oluverir (K. Neml 43-45). Yine tekrar edelim ki bu yukardaki masal Muhammed Yahudilerin Tevratndan almtr. Fakat alrken, adeti vechiyle, kendi gnlk siyaseti dorultusunda baz deiikliklere sokmutur ki o da Sebe Melikesi ile ilgilidir. nk Kur'an'a soktuu ayet'lere gre Sleyman, yukardaki ekilde hareketle, Sebe Melikesini mslman yapm grnmektedir. Oysa ki Tevrat'da byle bir ey yoktur. Sadece Sebe Melikesinin, srail kral Sleyman ziyarette bulunduu, onunla konutuu, onun ilmine ve hikmetine hayran kald ve bu hayranlk ierisinde ona: "Allah srail'i ebediyen sevdii iin hak ve doruluk yapasn diye seni kral ilan etti" (Bkz. Krallar , Bap 10: 1-113) dedii ve altn'lar, deerli talar ve baharat hediye ettii ve sonra kendi lkesine dnp geldii yazldr. Daha nce de belirttiimiz gibi bu masal, srail'i Tanrnn sevgili kavmi gibi gstermek amacyle Yahudi din adamlarnn, byk bir kurnazlkla ortaya vurduklar bululardandr. Ve ite Muhammed, bu ayn takt, Sleyman mslman "peygamber" eklinde tanmlayarak ve Sebe Melikesini de onun sayesinde mslman olmu gibi gstererek slam bir "kisas" (masal) ekline dntrmtr. Ancak ne var ki Kur'an yorumcularndan bir ksm, yukardaki masaln akl dlayan ynlerinden rahatsz olarak bir takm grler belirtirler. rnein Hdhd kuunun ve 29

karncalarn konumalarna akl erdiremeyip ayet'deki "karncalar" szcnn "micazi" anlamda olmak zere kullanldn, bununla anlatlmak istenen eyin "Arap ordular" olduunu sylerler. Yine bunun gibi "kular " szcnn "sipahiler" karlnda tutulduunu, "Hdhd" 'n bir ad' olduunu, "Cinler" szcnn ise "yabanci ordular" anlamna geldiini bildirler. Oysa ki btn bunlar gerek dii iddialardr, nk bir kere Sleymann "Arap ordular" ile ilgisi yoktur. slam yazarlar bile srail oullarnn Sleyman dneminde tarihlerinin en 21 "muhteem devrn" yaam olduklarn sylerler . te yandan Kurann Enbiya Suresi'nde Tanrnn Davud'un emrine kular verdii (K. 21 Enbiya 79), Sleymann emrine de, ona kaleler, heykeller, lengerler, kazanlar vs... yapmalar iin cinleri verdii yazldr (K. 34 Sebe 12-13). Fakat her ne olursa olsun yukardaki masaln, kiiler baklmndan fikirsel gelimeye vesile olduu sylenemez.

30

VI) SLEYMANIN LMNN CN'LERDEN SAKLANMASIYLE LGL "KISSA" (masal): (K. 34 Sebe Suresi, ayet: 12-14; Ahd-i Atiyk/ I Krallar, Bap V: 1, 79, 12-13) Yahdudilerin Ahd-i Atiyk'inda geen bir masal vardr ki Sleymann Tanr adna mabed insa ettirmesiyle ilgilidir. Gya bu inaat byk bir sesizlik ierisinde, ve hi kimsenin ne eki, ne balta, ne demir alet vs... sesi iitmedii bir ekilde devam etmitir: nk bir toprak kurdu isilere refakat etmi ve bu sesizlii salamtr. Ahd-i Atiyk'in " Krallar" kitabnda yle yazl: "Ve vaki oldu ki, srailoullarnn mr diyarndan kmalarnn 480ci ylnda, Sleymann srail zerinde saltanatinin drdnc ylnda ... Rabbin evini yapmaa balad... Ve ev yaplrken evin iinde ne eki, ne balta, ne de demir bir alet sesi iiltilmedi... Ve Sleyman'a Rabbin u sz geldi: -Bu yaptn eve gelince, eer benim kanunlarmda yrrsen... o zaman baban Davud'a sylediim szm seninle pekistireceim. Ve srael oullarnn ortasnda oturacam ve kavmim srael'i brakmayacam" (Bkz. I Krallar, Bap V: 1, 7-9, 12-13) . Bu satrlar aklayan Yahudi yorumcular, sz konusu inaat srasnda hic bir gurlt iitilmediini ve nk isilere refakat eden bir toprak kurdu'nun yardmyle talarn 22 paralanp sesizce bir yerden bir yere tandn belirtirler . Bu yukardaki masal Muhammed, ufak tefek deiikliklerle Kur'an'a aktarmtr. rnein inaatn cinlere yaptrdldn, Sleymann inaat srasnda ldn, lm haberinin cinlerden gizli tutulmak istendiini ve fakat cinlerin bu haberi bir kurt'tan rendiklerini anlatmtr. Kur'an'daki Sebe Suresi'nde Sleyman ile ilgili olarak yle yazl: "Gndz estnde bir aylk mesafeye gidip, akam'da bir aylk mesafeden gelen rzgari Sleymann buyruu altna verdik... Rabbinin izniyle yannda i gren cinleri onun buyruu altna verdik... Sleyman iin, o ne dilerse, mabedler, heykeller, byk havuzlara benzer anaklar ve tasnmas g kazanlar yaparlard... Sleymann lmne hkmettiimiz zaman, ancak deyneini yiyen kurt onun lmn cinlere farkettirdi. O. l olarak yere dnce, ortaya kt ki, sayet cinlere grlmeyeni bilmi olsalard alak dren bir azab iinde kalmazlard" (K. 34 Sebe 12-14). Kur'an yorumcularna (ve rnein Beyzevi'ye) gre bu ayet'lerle anlatlmak istenen masal udur: Sleyman, daha nce Davud'un balatt ve fakat bitiremedii bir mabedi cinlere insa ettirmek ister. Bu mabedi Tanr'ya adamak zere kullanacaktr. Fakat inaat srasnda Tanr, her ne hikmetse, onun cann almaa karar verir. lmeden nce Sleyman Tanr'dan bir rica'da bulunur ve lmnn cin'lerden gizli tutulmasn diler. nk ld anlalacak olursa cinlerin ii yarda brakacaklarn ve mabedi tamamlamadan sivisacaklarn bildirir. Tanr bu dilei kabul eder ve tam dua eder bir vaziyette iken onun cann alr: bylece cinler iin farkna varmam olarak inaata devam ederler. Ancak ne var ki Sleyman ld zaman asasna dayal olarak ayakta kaldndan, bir aa kurdu asay kemirip yemi olduu iin, asa kirilinca Sleyma yere dm ve o zaman ld anlalmtr. Kur'an'da yle yazl: "Sleymann lmne hkmettiimiz zaman, ancak deyneini yiyen kurt onun lmn cinlere farkettirdi. O, l olarak yere dnce, ortaya kt ki, sayet cinler grlmeyeni bilmi olsalard alak dren bir azab iinde kalmazlard" (K. 34 Sebe 14)

31

Anlalan o'dur ki cinler iin sleymann emrinde i grmek "alak dren bir azab" niteliinde bir seydi ve eer Sleymann ldn bilmi olsalard bu ise devam etmeyeceklerdi.

32

VII) BYKLK TALAYAN KARUN'UN TANRI TARAFINDAN YERN DBNE GERLMESNN HKAYES (K. Kasas Suresi, 76-79; M'min Suresi, 24; Ankabut Suresi, 39. Tevrat/Saylar, Bap: 16; Luka gre ncil, Bap 16:9 ) Tevrat'da Yitshar olu Korah'la ilgili bir hikaye vardr ki ufak tefek deiikliklerle Kur'an'a Karun hikayesi olarak alnmtr. Tanr'ya ve Tanrnn "peygamberi" Musa'ya byklk taslayp boyun emekten kanan kiinin Tanr tarafndan helak edildiini anlatr. Tevrat'daki ekli zetle u: Korah, srail'in Levi oullar kolundan bir kiidr. Tanrnn Levi oullarna ayrcalk tandn, onlar kendi meskeninin hizmetinde kldn dnerek Musa ile Harun'un, Levi'liler zerinde sz sahibi olmalarna kardr. Btn Levi cemaatinin ve cemaata mensup kimselerden her birinin Tanr indinde Musa kadar kutsal olduu kansndadr. Bu nedenle cemaat'tan bir takm kimseleri ve hretli kiileri etrafna toplayarak Musa ile Harun'un karna kar ve yle der: "Niin Rabbin cmhuru zerinden kendinizi ykseltiyorsunuz?" (Tevrat/ Saylar , Bap 16: 3) Bu kstahlik karnda fena halde fkelenen Musa: "Sabahlayn Rab, kendisinin olan ve kutsal olan gsterecektir ve onu kendisine yakn kilacaktr" diyerek tehditler savurur. Bu arada kendisine itaat edeceklerini sand dier odaklardan Datan ile Abiram'a haber gnderip gelmelerini ister. Fakat onlar Musann, kendilerine yapt iyilikleri unutmus olarak: "Bizi lde ldrmek iin st ve bal akan diyardan kardn; bu kk bir ey midir de , kendini zerimize reis etmek istiyorsun?" diyerek kafa tutarlar. Bu szler karnda Musa, daha da fkelenmi olarak Tanr'ya der: "Onlarn takdimelerine dnp bakma; onlardan bir esek bile almadm; onlardan hibirine ktlk etmedim..." (Tevrat/Saylar, Bap 16: 12-15). Ve sonra Korah ile adamlarna ve Harun'a ve dierlerine, ertesi gn hep birlikte Rabbin nnde bulunmalarn syler. Ve dedii gibi olur, Korah ve mensup bulunduu btn cemaat, Datan ve Abiram, "toplanma adrnn nnde toplanrlar. Rab onlara grnr; fakat grnrken Musa ile Harun'a yle der: "Bu cemaatten ayrln da onlar bir arada bitireyim". Yani Musa ile Harun hari, orada bulunanlarn hepsn yok edeceini anlatmak ister. Ancak ne var ki Tanrnn yok etmek istedii bu cemaat iinde susuz olanlar da bulunduu iin Musa, onlarn, dier sulular gibi yok olmalarna raz deildir. Bunun haksizlik olacan dnr ve Tanr'ya yle der: "Ey Allah! btn beserin ruhlarnn Allahi! bir adam su edince btn cemaate kar m fkelenirsin?" (Tevrat/ Saylar, Bap 16: 20-23). Bu szler zerine Tanr Musann dedii gibi yapar ve ona cemaat bu sululardan ayirmasn syler. Musa yle yapar, ve cemaat ayirir; adrlarn nnde sadece Korah ve adamlar, Datan ile Abiram, ve karlar ile oullar ve kk ocuklar kalr. Aslinda karlarn ve oullarn ve ocuklarn da sular yoktur ama, birbirlerinin sulbundan olduklar iin Tanr onlarn da yok olmasn istemitir. Musa onlarn karna geip alay edercesine: "Btn bu ileri yapmak zere Rabbin beni gnderdiini bununla bileceksiniz, nk onlar kendiliimden yapmadm" der (Tevrat/Saylar, Bap 16: 27-30) der Bunun zerine Tanr, Korah ile adamlarn, tm olarak yok eder. Tevrat'da yle yazl: "Ve vaki oldu ki, btn bu eyleri sylemeyi bitirince, onlarn altndaki yer yarld, ve yer azini ati ve onlar, ve evlerinin halkn ve Korah'in btn adamlarn ve btn mallarn yuttu. Onlar, ve kendilerine ait olanlarn hepsi ller diyarna diri diri indiler; ve yer zerlerine kapand, ve cumhurun arasndan yok oldular" (Tevrat/Saylar, Bap 12:31-35)

33

Bylece Musa, kendisine kar byklk talayanlarn, Tanr tarafndan yok edileceklerini 23 srail oullarna anlatmi olur . Ve ite bu temay Muhammed, kendisini "peygamber" saymayanlara, ya da "munafiklik", "kibirllk" ve "simariklik" yapanlara, zellikle Kurey'in "bll" ve "zengin" geinen kiilerine bir ders olsun diye ilemekte yarar bulmutur. Tevrat'da yazlanlar ufak tefek deiikliklerle Kur'an'a alm, Korah adn Karun ekline sokmutur. rnein Kasas Suresi'nde Karun'un, srailoullarndan, yani Msann mlletinden olduu, Tanrnn kendisine hazinelerle snrsz zenginlikler verdii, hazinelerin anahtarlarnn gl toplum tarafndan zorlukla tand (K. Kasas 76), fakat Karun'un simariklik yapp zenginlii ve gll ile vnd, ve: "Bu servet ancak, bende mevcut bir ilimden tr bana verilmitir..." (K. 28 Kasas 78) diye bbrlendii, Tanr'ya ve onun "peygamberi" Musa'ya kar azginlii yznden yok edildii yazldr: "Karun, Musann mlletinden biriydi; ama onlara kar azd. Biz ona, anahtarlarn gl bir topluluun zor tad hazineler vermitik. Milleti ona -'Bbrlenme, Allah phesiz brbrlenenleri sevmez. Allahn sana verdii eylerde, ahiret yurdunu da gzet, dnyadaki payn da unutma; yeryznde bozgunculuk isteme; dorusu Allah bozguncular sevmez-' demilerdi." (K. 28 Kasas 76-77). Bu nedenle Tanr onu yok eder ve ederken de yle der: "Sonunda, onu da, sarayini da yerin dibine geirdik. Allah'a kar ona yardm edebilecek kimsesi de yoktu; alabilecek kimselerden de deildi" (K. 28 Kasas 81 ve d.). Yine tekrar edelim ki burada zikredilen Karun, Tevrat'da Korah diye geen kimsedir ki zhar (Yitshar)'in olu olup ayn zamanda Musann amcasidir. Yukarda zetlendii gibi Musa'ya ve Harun'a kar geldii, ve dolaysyle Tanr emirlerine kar kafa tuttuu iin adamlaryle birlikte yok edilmitir (Bkz. Tevrat/ Saylar Kitabnn Bap 16: 1-50, 31-33, 40-50) Bu hikayeyi slam yazarlar pek renkli ve abartmali ekilde ilemilerdir. Celaleddin ve Beyzevi gibi Kur'an yorumcularnn anlatislar yle: Snrsz ekilde zengin olan Karun, kendisine muhteem bir saray insa ettirir ki kaplar ve pencereleri sof altndandr. Sarayna kapal olarak sefih bir yaam srmee balar. Bunu yaparken Musann bellettii Tanr emirlerine kar gelir, rnein zekat vermeyi red eder. "Kstahliini" o noktaya getirir ki bir gn Musa, zinann ktlkleri konusunda konuurken kendisine: "Eer zina etsem, bana ne ceza verilir?" diye alayl ekilde sorar. Musa da ona Tanrnn takdir ettii cezay anlatr. Bunun zerine Karun, fahise bir kadn, Musa ile cinsi mnasebette bulunmu gibi konuturur ve halk'a da Musann zina suunu ilediini ilan eder. Fakat Musa, kadn doruyu sylemek hususunda ikna eder. Bunun zerine Tanr, Karun'u ve adamlarn btn zenginlikleriyle birlikte yerin dibine geirir. Bu masal vesilesiyle Beyzevnn bildirmesine gre Karun, yavas yavas topraa gmlrken Musa'ya yalvarlarda bulunur, kendisini kurtarmas iin efaat ister. Fakat her yalvarsnda Musa: "Ey toprak! Karun'u yut" diye yant verir. Nihayet Karun topraa gmlr, gider. Bunun zerine Tanr, ak bir ehre ile Musa'ya yle der: "Karun senden arka arkaya drt kez efaat diledii halde sen ona acimadn. Oysa ki eer o benden bir kez efaat dilenseydi, ben onu afv'ederdim"

34

Beyzevnn bununla anlatmak istedii ey, Musann acimaszl deil fakat Tanrnn bencilligidir. Gya Tanr bu szleriyle, efaatn Musa'dan deil fakat sadece kendisinden dilenilmesi gerektiini insanlara bildirmek istemitir. Zira eer efaat insanlardan dilenilecek olursa Tanr kltlm olacaktr. Karun adn Muhammed, bir de Firavun ve onun adamlarndan (Bakanlar'ndan) biri olan Haman'la ile birlikte olmak zere Ankebut Suresi'nde kullanmtr. u bakmdan ki gya Tanr Musay, mucizelerle ve "apak hccetle" (bilgi ve unvanla) Firavun'a, Haman'a ve Karun'a gndermi ve fakat Firavun ve Haman, tpk Karun gibi, Musa'ya inanmamlar ve 24 srailoullarna zulmetmilerdir (K. 40 M'min 23-24); bu nedenle Tanr onlar da yok etmitir. Ankebut Suresi'nde yle yazl: "Karun'u, Firavun'u ve Haman da (helak ettik). Andolsun ki, Musa onlara apak deliller getirmiti de onlar yeryznde byklk tasarlamlard. Halbuki (azabmizi asip) geebilecek deillerdi" (K. 29 Ankebut 39). Gya Musa gelince Firavun: "Onunla (Musa ile) beraber iman edenlerin oullarn ldrn, kadnlar sa brakin" demi ve ona bu fikri veren de Haman olmutur (K. 40 M'min 23-24). Yahudi kaynaklarn bildirmesine gre Haman, zenginlik, kibirllk ve ktlk bakmndan tpk Firavun ve tpk Karun gibidir. Fakat Muhammed, Karun hikayesi vesileyle bir de unu anlatmak istemitir ki "rizik" ve "zenginlik" Tanr'dan gelme olup Tanrnn "keyfi" datmna bal bir seydir ve hikimse, kendisine verilen rizkin okluu ile bbrlenemeyecei gibi azlndan da sikayet etmemelidir (K. Kasas 77,81-82). Ve esasen zenginlik ve gllk, Tanr'ya ve onun "peygamberine" boyun emeyenlere hibir ey kazandrmaz

35

VIII) TANRI'YA KRETMES N KENDSNE "HKMET" VERLEN LOKMAN'LA LGL MASALLARDAN RNEKLER: (K. 31 Lokman 12, 19,-14) Kurann 31.Suresi "Lokman" adn tar. Fakat 34 ayet'den oluan bu Sure'de Lokmann kim olduu akaa bildirilmez: yani Lokman bir peygamber midir?, yoksa Tanr dostu bir kii midir? bilinmez. Kur'an'da yazl olan tek ey, Tanrnn, yeminler ederek, Lokman'a hikmet verdiini bildrm olmasidir, ki syledir: "Andolsun biz Lokman'a: -Allah'a kretdiyerek hikmet verdik" (K. 31 Lokman 12). anlalan o ki Tanr, srf kendisine kretsin diye Lokman'a hikmet vermitir, Her ne kadar Muhammed, insanlar arasnda en hayrl kiiden birinin Lokman olduunu sylemekle beraber, onun kim olduunu aklamamtr. Bundan dolaydr ki kimi yorumcular Lokman "peygamber" olarak, kimileri peygamber olmayarak, kimileri "kaln dudakl, yark tabanl, karaderili bir yarg (kadI)" olarak, kimileri Davud peygamber zamannda (fakat ona 25 peygamberlik gelmeden nce) fetvaclk yapan birisi olarak tanmlarlar . Fakat her ne olursa olsun u muhakkak ki Lokman, slamyet ncesine inen "efsanevi" bir kiilie sahiptir ve bu kiilik slam sonras dnem itibariyle de etkisini korumutur. Beyzevi ve benzeri kaynaklardan rendiimize gre Lokman , Habei bir kle olup Eyyup peygamber'in kzkardeinin ya da teyzesinin oludur. Yzlerce yl yaam ve Davud "peygamber" zamannda onun veziri olmutur. Gya kle iken gnlerden bir gn efendisi kendisine aci bir kavun yedirmek istemi, o da, efendisine baglln kantlamak iin istenileni yapmtr. Aci kavunu nasl yiyebildii soruldukta: "K iyilik grd elden gelen aci eyleri de yemelidir" eklinde yant vermitir. Bunun zerine Tanr, iyilik grd kimseye kar bylesine "ubudiyet" etmesi nedeniyle Lokman'a hikmet ihsan etmitir. Zemaheri gibi kaynaklarn bildirmesine gre de Lokman, gnlerden bir gn Davud "peygamberin" kendisine: "Bana bir koyun kes ve en iyi iki yerinden iki para et getir" diye emretmesi zerine, kest hayvann dilini ve yreini gtrr. Davud bunlar yedikten sonra Lokman'a, kesmis olduu koyunun en kt yerinden iki para et getirmesini emreder. Lokman da yine koyunun dilini ve yreini getirir ve neden byle yaptn anlatmak zere:"Bu ikisi iyi olursa, bunlardan daha iyii olmaz; kt olursa, yine bunlardan daha kts olmaz" der. Kur'an yorumcular bu rnei, Lokman Suresinin: "kreden ancak kendisi iin kretmi olur, nankrlk eden de bilsin ki, Allah hibir eye muhta deildir" eklinde ayet'le ilgili 26 olarak verirler Ancak unu sylemek gerekir ki, kiiyi, iyilik grd kimseden gelebilecek aci, sert (daha dorusu honud olmayaca) eyleri dahi kabule srkleyen bir t, kii sahsiyetinin haysiyeti ve kiinin gerek zgrl ve haklar ile bagdasmaz. Fakat her ne olursa olsun Lokman'la ilgili yukardaki inanlarn, Arap'lar arasnda yerlemi efsanelerden ibaret olduu ve kaynan mlat'tan nce VII-V yzyllarda, Yunan'da yaad 27 sanlan, "Esope" efsanesinden ald sylenir . Bu efsane'ye gre "Esope" irkin, ekilsiz bir kle'dir. irkinliinin ve ekilsizliinin karl olarak Tanr kendisine hikmet vermitir. Efendisi bir gn kendisine pazara gidip bulabildii en gzel eyi satn almasn emreder. Esope pazardan bir dil satn alr ve efendisine, yeryznde bundan daha iyi bir ey bulunmadn ve nk dil'in, akl ve zeka'ya ve ilme ve gelimeye yararl bir ara olduunu 36

syler. Bunun zerine efendisi ona yine pazara gidip en kt ne varsa onu almasn emreder. Eros pazara gider ve yine dil alp efendisine getirir. Neden byle yaptn anlatmak zere efendisine unu bildirir ki yer yznde en kt ey yine dil'dir ve nk dil'in, her trl tartmaya, fikir ve gr ayrlklarna, iftiralara, kavgalara ve savalara ara olan bir yn vardr. Dikkat edilecei gibi Muhammed'in Kur'an'a yerletirdii Lokman hikayesi ile eski Yunan'a inen Esope hikayesi arasnda hem benzerlik ve hem de byk ayrlklar vardr. Benzerlik klelik durumu ile igldr; fakat ayrlk, fikir'dedir. Eski Yunan'dan gelme ekline gre efsane kii'ye, dil denen eyin hem ktlk hem de iyilik kayna olabileceini ve u durumda kiinin, konuurken dilini tutmas ya da ayarlamas gerektiini anlatmaktadr. Oysa ki Muhammed'in Kur'an'a ald ekle gre Lokman efsanesi, kiiyi "kul" kertesine indirmekte ve iyilik grd kimseden gelebilecek ktlkleri kr krne kabul etme durumuna getirmektedir. Kukusuz ki bu deiiklii yaparken Muhammed, kendi taraftarlarn her eyden nce Tanr'ya kar snrsz bir "ubudiyet" ierisinde tutmak istemitir. Tanrnn ihsan ve nimetlere eritirdii kiiy, ondan gelecek aci, ya da hos olmayan, ya da zor eyleri de gz kapal olarak kabule srklemenin bu yoldan kolay olduunu dnmtr. kendisini "Peygamber" olarak tanmlad iin, kiileri Tanr'ya "ubudiyet" eder hale getirmekle, ayn zamanda kendisine de kolaylkla boyun edirtebileceini hesap etmitir.

37

IX) FLLER VE TA FIRLATAN KULAR MASALI (K. 105 Fil, 1-5): Kur'an'da "Fil Suresi" basliini tayan bir blm vardr ki be ayet'ten oluur ve gya Habe Kralnn Vali'lerinden Ebrehe'nin, altinci yzyl ortalarnda, fil'lerle Mekke'yi kusatp Ka'be'yi ykmaya kalkmasn ve fakat Tanrnn gnderdii kular karnda bozguna uramasn anlatr. Fil Sure'si aynen yle: "Ey Muhammed! Ka'be'yi ykmaya gelen fil sahiplerine Rabbinin ne ettiini grmedin m? Onlarn dzenlerini boa karmad m? Onlarn zerine sert talar atan srlerle kular gnderdi. Sonunda onlar yenilmi ekin yapt" (K. 105 Fil 1-5) Yukarda geen olay Arap'lar arasnda bilinen bir masal'dan ibarettir ki Muhammed'in doum ylna rastlayan mucizevi bir seymis gibi gsterilmek zere Kur'an'a alnmtr. bn shak, Beyzevi, Zemakseri ve Celaleddin gibi nl kaynaklarn naklettiklerine gre masal sundan ibaret: Hrstiyan dininden olan Habe Kral, Yemen'e vali olarak Ebrehe ' yi (ki al-Asram lakabyla de tannr) tayin etmitir. Ebrehe, Yemen lkesinde muazzam bir klise insa ettirir ve adn "San'a Klisesi" koyar. dnd udur ki Ka'be'yi ziyaret geleneinde bulunan Arap'lar, bu 28 kiliseyi grdkten sonra Mekke'deki Ka'be'ye gitmek yerine buraya geleceklerdir . Nitekim Habe Kralna yazd bir mektupta Ebrehe, kilisenin azametini ve gzelliini belirtirken 29 yle der: "Hacca giden Arap'lar bu kiliseye ekmedike gnlm rahat etmeyecektir." . Ancak dnd gibi olmaz; Arap'lar Ka'be yerine bu kiliseyi ziyaret etmek yle dursun ve fakat kirletmeyi tercih ederler. Nitekim ilerinden biri kilise'nin avlusuna byk abdestini yapar. Bunu iiten Ebrehe fena halde fkelenir ve: "Benim Hrstiyan olduumu bildii halde, bunu bana kar nasl yapt? yleyse ben de o evi (Ka'be'yI) mutlaka yikacam. Ta ki, hibir haci onu ebediyyen haccetmesin" der. Hazrlk yapp sefere kma agriinda bulunur. Yemen halkndan kurduu ordusuna Habeistan'dan getirttii filleri de katarak Mekke'ye doru yola kar. Haberi duyan Kureyliler: "Bu milletle savaa bizim gcmz yetmez" diyerek ehirden kap da eteklerine snrlar. Mekke'de Hacilara u datcl grevini yrten Abdu'l-Muttalib b. Hasim (ki Muhammed'in byk babas olur) ile Ka'be rtsnn bakm grevlii Seybe bn Osman'dan baka kimse kalmaz. Abdu'l-Muttalib, ka'be kapsnn yannda Tanr'ya dua ederek Ebrehe'yi yok etmesini ister. Ebrehe, ordusunun bana gemi olarak Mekke'yi muhasara edecei srada fil'lerden biri (ki gya ad "Mahmud" tur) yere ker ve Mekke'ye doru ilerlemek istemez. nk gya Abdu'l-Muttalib'in gizlice gnderdii Nufeyl b. Habib adndaki bir Arap, hi kimsenin farkna varamayaca bir ekilde fil'in yanna yaklam ve kulana: "Buras kutsal bir topraktr Mahmud; yere ok ve ilerleme ya da geldiin yere geri dn" diye fsldamtr. Bundan dolaydr ki fil yere kmtr. Ebrehe'nin askerleri fil'i yerinden oynatmaa alrlar; kafasna demir ubukla vururlar. Fakat fil btn zorlamalara ramen direnir; ayaa kalkt zaman ise Mekke ynne doru yrmek istemez. Baka bir yne yrtlmek istendiinde o yne gider, fakat Mekke ynne yrtldkte gitmez, yine yere ker ve direnir. Bu srada gk yznde ku srleri belirir; kular dan her biri ton arlindaki talar, birer bezelye danesi gibi gagalar arasnda (ayrca da ayak penelerinde) tamaktadrlar. Ebrehe'nin askerlerinin bana bu koca talar birer birer indirirler ve ordu'nun byk bir ksmn telef ederler. Fakat ldremedikleri de vardr. 38

Gya kular Ebrehe ordusuna kar saldrtan Tanrdr; ve Tanr, bu saldrlar saanak yadrmak suretiyle de, ayrca bizzat kendisi de katlr ve bylece Ebrehe ordusundan arta kalm olanlar ldrtr, leslerini de denize dktrtr. Bu hezimet karnda ne yapacan bilemeyen Ebrehe kamak ister, fakat kaarken lr. Btn bu badre'den kurtulabilen bir asker Habe kralinin huzuruna karak olan bitenleri anlatr. Fakat ne var ki kular dan biri onu gizlice takp etmitir. Ve ite Krala bu olaylar anlatt srada tepeine bir ta indirir ve onu orackta yok ediverir. Byle Ka'be, Tanrnn 30 inayetiyle kurtarilmi olur . te mucizevi nitelie brnerek Arap menkblerine girmi olan bu olay, Muhammed'in doum ylnda olmu gibi gsterilmitir. Bylece Muhammed'in dnya'ya gelii olay, uhrevlk kisvesi altnda kutsallastrlmak istenmtr. Bundan dolaydr ki slam inanlara gre Muhammed'in doumu yl "Fil yl" diye anlr. Bu yln mlad 570 ylna rastlad sylenir. Ancak ne var ki yukarda anlatlan "Fil olay" nin Muhammed tarafndan mi yoksa bakalar tarafndan mi Kur'an'a konduu pek bilinmez. Bir rivayete gre fil olay ile ilgili Sure, Kurann sadece Osman zamannda hazrlanan nshasnda yer almtr; daha nceki nshalarda yoktur. te yandan fil olay diye anlatlan eylerin Muhammed'in doumu tarihine rastlamad ve nk bu tarihlerde ranllarn Mekke'ye kar her hangi bir saldrya gemedikleri, gney Arabistan igal etmedikleri, ve byle olunca da Ebrehe'nin bu blgelerde saltanat kurmu 31 olmasnn mmkn bulunmad anlalmaktadr . Fakat her ne olursa olsun Muhammed, bu fil masalndan pek holanm olmaldr ki, Medine'ye hicretiyle ilgili olaylar buna benzer bir baka masal ile sslemeye almtr; u farkla ki Ebrehe'nin ordusundaki fil'in yapt eyleri, hicret srasnda kendi kulland deve'ye yaptrmtr. Tanrnn emriyle yryen deve'nin hikayesi de aada zetlendii gibidir.

X) TANRININ EMRNE TAATKAR DEVE MASALI:

39

bn shak ve Taberi gibi nl slam kaynaklarna gre Muhammed, Medine'ye girerken devesinin dizginini koyuverir; ve gya deve, Ensar'larn evleri yanndan geerken, her evin sahibi kendisini miafir etmek ister. Fakat Muhammed: "Deve'nin dizginini serbest brakin, nk ona (Tanr tarafndan ) izin verilmitir" der. Deve yavas yavas ilerleyerek Beni Neccar'dan iki yetim ocuun mlk olan bir yere gelerek kendiliinden durur ve ker. Fakat Muhammed deve'den inmez. Deve hemen yerinden srar ve dizginleri salk olarak kendi bana yrmee devam eder. Biraz ilerledikten sonra az nce km olduu yere geri dner ve boynunu uzatarak ker. Bunun zerine Muhammed deve'den iner. Devesinin Tanr'dan gelme bir emirle yrd ve bu mevkide kt kansn yaratmay, kukusuz ki "uhreviyetinin" bir iareti eklinde kabul ettirmek bakmndan nemli bilmitir. Pek muhtemeldir ki devenin, dizginler salk olsa da, ayak drtmesiyle yryp duracan, oturup kalkacan hesaplamtr. Deve'nin boynunu uzatarak kt nokta hurmalklarn bulunduu bir tarladr ki mriklerin kabristan olarak kullandklar bir yerdir. Bu yerin kime ait olduunu rendikten sonra onlara: "Bu topra bana satiniz" der. Onlar: "Biz bu toprak iin para istemiyoruz, ecir ve sevabina vereceiz" derler. Bunun zerine Muhammed hurmalklarn kesilmesini, tarlann 32 dzeltilmesini, kabirlerin kazlmasn emreder . Mescid yapsnn bitimine kadar Ebu 33 Eyyb'un evinde misafir kalr Ancak ne var ki Mescid'in yapm ii bitmeden nce Muhammed'in en yakn arkadalarndan biri olan Ebu mame hastalanr ve boaz siserek ani'den lr. Her ne kadar Muhammed onu iyiletirmek maksadyla dalama usulne bavurursa da kurtaramaz. Bu yzden evredeki Arap'lar ve Yahudi'ler sylenmeye balarlar: "Eer Muhammed peygamber olsayd arkada lmezdi" diye aralarnda konuurlar. Bu tr dedikodular nlemek iin Muhammed: "Ben ne kendim iin, ne de arkadam iin bir eye malk deilim" der. Oysa ki daha sonraki tarihlerde dalamak ve okumak (frk) suretiyle baz kiileri hastalktan ya da lmden kurtardn, mucizevi olaylar eklinde yaydrmaya alacaktr. Nitekim bir gn yolda giderken sarlk hastaliina yakalanm bir kz ocuu grp, hemen: "Bu kizcaizi okutun, buna nazar 34 degmtr" der diye konumutur. Bundan gayr tkrkl ve tkrksz tedavi usullerine 35 de izin vermitir

40

XI) "DRAK" SAHB BALIKLARIN KURNAZLIKLARI VE BU KURNAZLIKLARA KANAN YAHUD'LERN TANRI TARAFINDAN MAYMUN EKLNE DNTRLMELERNN HKAYES (K. 7 A'raf 163, 166) Kurann A'raf suresi'nde Tanrnn gya Muhammed'e yle dedii yazl: "(Ey Muhammed!) Onlara, deniz kiyiinda bulunan ehir halknn durumunu sor. Hani onlar Cumartesi gnne saygiizlk gsterip haddi asiyorlard. nk Cumartesi tatl yaptklar gn, balklar meydana karak akin akin onlara gelirdi. Cumartesi tatl yapmadklar gn de gelmezlerdi. te bylece biz, yoldan kmalarndan dolay onlar sinayorduk..." (K. 7 A'raf 163). Kur'an yorumcularna gre bu ayet'de geen "onlar" szc, Davud "peygamber" dneminde kzldeniz kiyilarndaki bir kasabada yasayan Yahudi'leri ifade eder. Gya bu kasaba halk, denizdeki balklarn kurnazlklarnn kurbani olarak Tanr tarafndan maymuna evrilip yok edilmilerdir. Masal yle: Kasabann yerleik bulunduu deniz kiyiindaki balklar, her Cumartesi gn byk srler halinde ve "akin akin" bu kiyilara gelip ertesi gne kadar beklemekte ve ertesi gn gitmektedirler. Haftann dier gnlerinde ise hi gelmemektedirler. Cumartesi gn gelip, dier gnlerde gelmemelerinin sebebi, Yahudileri kandrmak, batan karmak iindir. nk Tanrnn Yahudileri Cumartesi gnleri avlanmaktan yasak ettiini bilmektedirler. Oysa ki kasaba halk balklkla geinmek zorundadr. Btn yiyecekleri balktan ibarettir. Eer Cumartesi yasana uyacak olurlarsa, balklar hafta iceriinde kiyiya gelmedikleri iin, a kalacaklardr. Bu yzden Tanrnn verdii yasak emrini dinlemeyip Cumartesi gnleri avlanmaya balarlar. Hatta kiyilara ag atp balklarn geri dnmelerini nlemee alrlar. Bunu duyan Davud "peygamber", onlara beddua eder. Davud'un bu bedduasi zerine Tanr 36 gazaba gelerek kasaba halkn tm olarak maymun haline evirir . Kur'an'da bu husus yle belirtlyor: "Kibirlenip de kendilerine yasak edilen eylerden vazgemeyince onlara -'aalk maymunlar olun'- dedik" (K. A'raf 166; ayrca bkz. K. Bakara 65). Dikkat edilecei gibi yukardaki "Kssa", Kurann Kehf, A'raf ve Bakara Surelerine datlm olarak anlatlmtr. Anlatlrken de Tanrnn, belli bir kasaba halkn a brakrcasna denemek iin dzenledii bir oyun sergilenmtr. Ancak ne var ki, kiilerin bu tr masallarla ekillendirilen beyinlerinden lml bir gelime beklemek zordur.

41

XII) KESLEN NEN BR PARASIYLE LDRLEN KYE VURULDUUNDA, LNN DRLECE HUSUSU LE LGL MASAL (K. Bakara 67-73; Tevrat, Saylar: XIX ve Tesniye XXI:1-9) Kurann Bakara Suresi'nde Musann, kendi kavmine bir sigir kesmelerini emrettii ve ldrlm bir kiiye bu sigirin bir parasyle vurmak zere Tanr'dan emir geldiini syledii hususu yer alr. Fakat Kur'an'daki bu ayet'ler, Tevrat'tan alinmi bir masaln, anlalmas g hale sokulmu eklinden baka bir ey deildir. Gerekten de Kur'an'daki hikaye'ye gre Musa, kendi kavmine: "Allah bir sigir kesmenizi emrediyor" der. Bu acaib teklif karnda kavminin insanlar: "Bizimle alay mi ediyorsun?" diye Musa'ya atarlar; bununla beraber Tanrnn ne cins ve ne renkte bir sigir kesilmesini istediini sormaktan geri kalmazlar (K. Bakara 67-68). Musa da Tanr'ya danr, danitiktan sonra Tanrnn kendilerinden "ne yasli ne de krpe, ikisi arasnda, sari renkli, parlak tyl, bakanlarn iini aan bir inek" kesmelerini emrettiini bildirir (K. Bakara 68-69). Fakat inein cinsi hakkndaki bu tanmlama, Musann kavmi tarafndan yeterli grlmez ve: "(Ey Musa!) ... Rabbine dua et de onun nasl bir sigir olduunu bize aklain, nasl bir inek keseceimizi anlayamadk..." derler (K. Bakara 70). Musa yine Tanr'ya danr ve sonra onlara: "Allah yle buyuruyor: O, henz boyunduruk altna alnmayan, yer srmeyen, ekin sulamayan, serbest dolaan (salma), renginde hi alacasi bulunmayan bir inektir" der. Bunun zerine kavmi: "te imdi gerei anlattn" derler ve g bela byle bir inei bulup keserler (K. Bakara 71). Bunun zerine Musa onlara: "Hani siz bir adam ldrmtnz de onun hakknda birbirinizle atismistiniz. Halbuki Allah gizlemekte olduunuzu ortaya karacaktr" der. Bu arada Tanr konumalara karsarak: "Hayd imdi (ldrlen) adama (kesilen inein) bir parasyle vurun dedik. Bylece Allah lleri diriltir ve dnesiniz diye size ayetlerini gsterir" (K. Bakara 73) der ve yle ekler: "Bundan sonra yine kalpleriniz katlat. Artk kalpleriniz ta gibi, yahut daha da kat. nk talardan ylesi var ki, iinden rmaklar kaynar. ylesi var ki, atlar da ondan u fiskirir. talardan bir ksm da Allah korkusuyla yukardan aa yuvarlanr. Allah yapmakta olduklarnzdan gafil deildirf" (K. Bakara 74). Hikayenin buraya kadar olan ksmndan bir anlam karmak mmkn deil. Neden dolay Tanr inek kesilmesini emretmi, ve kesilecek inein orta yasli, sari renkli, parlak tyl, boyunduruk altna alnmam, yer srmemi, ekin sulamam, serbest dolaan ve renginde hi alacasi bulunmayan bir inek olmasn istemitir? Neden dolay Musann kavmine, kesilen inein bir parasyle ldrlen adama vurmalarn emretmitir? Vurduttuktan sonra ne olmutur? l dirilmi de kendisini ldrenin kim olduunu mu sylemitir? Evet, bu hususlarn hibiri Kur'an'da bildirilmiyor. Her ne kadar ayet'lerde Tanrnn gizli olan eyleri ortaya kard ve lleri dirilttii yazl ise de, diriltmek iin inein parasyle lye vurdurtmak istemesinin nedeni anlalmayor! te yandan eer Tanr gizli olan her eyi ortaya karmak istiyor ise, btn bu akl dii ilere bavurmak niye? Ve yine eer Musann kavmi, Tanrnn istedii ekilde inek bulup kestiler ve inein parasyle lye vurdular ve bylece onun emrini harfi harfine yerine getirdilerse, bu takdirde Tanrnn onlara "Artk kalpleriniz ta gibi" eklinde konumas ve talarn eitli cinsleri hakknda bilgi vermesi niye? Eer bu olaydan sonra bu insanlarn kalpleri yeniden katlat ise, Tanr onlarn kalplerini geniletip doru yola sokabilecek iken niye sokmaz? (nk Kur'an'da Tanrnn, dilediinin kalbini geniletip doru yola sokabilecei yazl. Nice rneklerden biri iin bkz: K. 6 En'am 125)

42

Bu ve buna benzer sorulara cevap vermek mmkn deil. Bu masaln neden dolay ve ne maksatla anlatldn bilen de yok. Km Kur'an yorumcularna gre sraioullarndan iki gen, kendi amucalarn ldrp mirasna konmular ve sonra olay Musa'ya anlatlm fakat Musa bir trl katl bulamad iin Tanr'ya snmtr. Bunun zerine Tanr, bir sigir kesilmesini ve onun bir parasyle lye vurulmasn emretmi ve l dirilip katl bildrmtr. Ancak ne var ki bunun byle olduunu belirten bu yorumcular, sz konusu ayet'lerden baka anlamlar ikabilecei ihtimalne sarlarak yle derler: "Ancak esk mrllarn inege tapmalar, bir ara Yahudilerin de buzaya tapms olmalar, sigir kesilmesi 37 hadisesinde baka hikmetlerin de bulunduunu gsterir" diye eklerler . Dier baz yorumculara gre yukardaki hikaye, Yahudilerin vaktiyle buza'ya kutsal nazariyle baktklarn ve Musann bu eit ineklerin kesilmesini emretmekle inek ibadetini 38 ortadan kaldrdn anlatmaktadr . Oysa ki Tevrat'da anlatlan ekliyle byle bir sonu sz konusu deil. Ablfida gibi nl Kur'an yorumcularna gelince, onlarn anlat da yle: Bir adam, lecei srada kk oluna bir buza brakr. ocuk rst yasna geldii zaman anas ona, henz yavrulamam olan ineini altn karlnda satmasn syler. Oglan anasnn dediine uyarak pazar yerine gider. Meleklerden biri, insan klna brnm olarak karna kar ve ondan inei alt altn karlnda satn almak istediini syler. Oglan anasna danmadan bu teklifi kabul edemeyeceini bildirerek evine dner ve anasnn onayini alp tekrar pazar yerine gelir. Fakat insan klndaki melek bu sefer ona 12 altn teklif eder ki nceki teklifinin iki mili demektir. Oglan yine anasna danmadan teklifi kabul edemeyeceini bildirerek eve dnp durumu anlatr. Anasi, teklifi yapann melek olduunu anlamtr. Oluna: "Pazar yerine git ve teklifi yapan melee inei ne yapmak gerektiini sor" der. Oglan anasnn dedii gibi yapar. Melek de kendisine: "srailoullar yaknda bu inei senden, istediin fiyat ne olursa olsun, satn almak isteyeceklerdir" der. Fakat tam bu sralarda srailoullarndan biri, yakn akrabalarndan biri tarafndan ldrlr. ldren kii cesedi, hi kimsenin bulamayaca kadar uzak bir yere gtrp gmer. lnn arkadalar Musa'ya bavururlar ve cinayetin falanca kimseler tarafndan ilendiini sylerler. Fakat ortada delil olmad iin Musa bir ey yapamaz. Bunun zerine Tanr, belli bir tanma uygun bir inein ldrlmesini emreder. Fakat bu tanmlamada bir inek bulunamad iin yukarda sz geen olann ineini satn almaktan baka are kalmaz. Sylendiine gre inei, arlina bedel altn karlnda ( ya da on mili fiayata) satn alrlar ve kurban olarak keserler. Kesilen inein bir parasyle, katledilen kiinin cesedine vuruldukta, cesed canlanr ve cinayeti kimin ilediini 39 ortaya vurur. Vurduktan hemen sonra tekrar l hale dner . Grld gibi, en nsz'nden en nl'sne varncaya kadar, Kur'an yorumcularndan hi biri sz konusu ayet'lerin anlam zerinde ortak bir gre varamam ve gerei sylemek gerekirse, isabetli ve lml denebilecek bir yorum yapamamtr. Yukardaki yorumlardan en isabetli grneni, Tevrat'taki aslna yaknlk itibariyle, Eblfidannki olmakla beraber o dahi konu hakknda doru drst fikir verecek nitelikte deildir. Tevrat'taki hikayeyi bir takm deiikliklere sokarak takdim etmitir. Oysa ki Kur'an'daki bu ayet'lerin dayana olan Tevrat kaynana ynelinmi olunsa, muhtemelen doyurucu saylabilecek bir sonu salanm olurdu. Pek muhtemeldir ki bunu yapmakla Kurann Tevrat'tan alnma olduu kansnn yaratlaca dnlmtr. Bu vesileyle yine tekrarlayalm ki Kurann yukarda zikredilen ayet'leriyle anlatlan inek hikayesi, Yahudilerin Tevratnda yer alan hikaye'nin anlalmaz hale getirilen seklidir. Bu 43

hikaye Tevrat'da, Saylar ("Adat") kitabnn 19cu Bap'inin ayet'lerinde ve Tesniye kitabnn 21ci Bap'inin 1-9 ayet'lerinde olmak zere, iki ayr konuda i grmek zere yer almtr: Saylar Kitabndaki anlatla gre, her hangi bir l'ye dokunan kimse murdar olur, meer ki yaklm bulunan bir inein kllerine dokunmak suretiyle paklanm saylsn. Gerekten de bu kitabn 19cu babinda Tanr, Musa'ya ve Harun'a emrederek kusursuz bir kzl inek bulmalarn ve kahin Eleazar marifetiyle inei boazlattktan sonra kann toplanma adrnn nne doru yedi kez serptirtmelerini, sonra da inein yaklmasn ve kllerinin ordugah'in dnda bir yerde saklanmasn ister. Yaklan inein bu klleri, sariloullar iin murdarlk suyu iin saklanacak ve su takdimesi olacaktr (Bkz. Tevrat/Saylar Bap XIX). Tesniye Kitabndaki anlatla gre ise inein kurban edilmesi. katl bilinmeyen bir lm olaynda keffaret olmak zere i grr. Tanr gya srailoullarna, kimin tarafndan vurulduu bilinmeyen ldrlm bir adam bulunduunda, gen bir sigir boazlamalarn, sonra ldrlen adama en yakn olanlarn boazlanan inein zerinde ellerini yikamalarn ve yikarken de: "Ellerimiz bu kani dkmedi ve gzlerimiz onu grmedi. Kurtardn kavmin srail'e bala, ya Rab ve kavmin srail arasnsa susuz kan brakma" diye dua etmelerini emreder. Bylece, srail kavmina balanm "sigir kesimi" yolu ile, susuz kani sariloullarndan kaldrlm olacaktr (Tevrat/ Tesniye Bap 21: 1-9)

44

XIII) YUNUS (DER ADIYLA ZNNUN)'UN BALIK TARAFINDAN YENLMESNN VE BALIIN KARNINDA KEN TANRI'YA DUA ETMESNN HKAYES (K. Nisa, 163; Yunus 98; Enbiya 87; Saffat 139-145) Yunus, Yahudilerin kutsal kitab olan Ahd-i Atiyk'a gre, Tanr tarafndan, kendisine vahiy indirilen "peygamber"lerden biridir. Gya Tanr Yunus'u, Nineveye denilen byk bir Kent'e gnderir ve ora halkn Tanr birliine armasn emreder. Bu emir vesilesiyle oluan olaylarda Yunus'u byk bir balk yer, baln karnnda iken Yunus Tanr'ya dua eder ve Tanr duay kabul ederek onu kurtarr. Bu arada Yunus'un kavmi de imana geldii iin, Tanr onlar da balar (Bkz. Ahd-i Atiyk, Yunus, Bap 1- Bap 4). Bu masal Muhammed, Ahd-i Atiyk'i bilenlerden edindii bilgilere dayal olarak Kur'an'a aktarmtr. Ancak ne var ki aktard ekliyle bu masaln gerek anlamda ne olduunu ve ne anlattn anlamak pek mmkn deildir. u bakmdan ki Ahd-i Atiyk'ta anlatlanlar, anlalamaz ekilde zetlenmi ve Kurann eitli sure'lerine serpistirilmitir. Bakiniz nasl: Nisa suresi'nde (ki 4c sure'dir) Yunus'un, kendisine vahyedilen peygamberlerden biri olduu yazldr (K. 4 Nisa 163). Yunus suresi'nde de (ki 10.cu Sure'dir), Yunus'un kavminden sz eden u ayet var: "Yunus'un kavmi iman edince, kendilerinden dnya hayatindaki rusvaylk azabn kaldrdk ve onlar bir sre (dnya nimetlerinden) faydalandrdk" (K. 10 Yunus 98). Yunus sure'sinden onbir sure sonraki Enbiya suresi'nde Yunus'la ilgili iki ayet var. Fakat burada Yunus'un ad Z'n-Nun olarak zikredilmekte.:"Z'n-Nun hakknda sylediimizi de an. O, fkelenerek giderken, kendisine g yetiremeyeceimizi sanmt; fakat sonunda karanlklar iinde: -'Senden baka tanr yoktur, sen mnezzehsin, dorusu ben haksizlik edenlerdenim'- diye seslenmt. Biz de ona cevap verip, onu zntden kurtarmtk. nananlar byle kurtarriz" (K. 21 Enbiya 87-88). Grld gibi bu ayet'lerde yer alan satrlar anlalmaz nitelikte. nk bir kere Tanr burada Muhammed'e : "Z'n-Nun hakknda sylediimiz de an" demekte. Evet ama Tanr Yunus hakknda daha nce ne sylemitir ki "sylediimiz de an" demektedir. Daha nceki sure'lerde ve ayet'lerde sylemi deil ki: "sylediimiz de an" diyebilsin. te yandan neden Nun diye armakta? Z'n-Nun szc, szlk anlamyla: "Balk lakabin burada yeri ne? bildirilmiyor. imdi Muhammed'e: Yunus'la ilgili bir ey Yunus'u burada Z'nsahibi" demektir. Bu

Yine bunun gibi yukardaki ayet'lerde: "O, fkelenerek giderken, kendisine g yetiremeyeceimizi sanmt..." diye yazl. Pek iyi ama neden dolay Yunus fkelenmtr? bilinmiyor. Daha sonraki satrlarda: "Fakat sonunda karanlklar iinde: -'Senden baka tanr yoktur... - diye seslenmt" diye yazl. Burada geen "Karanlklar iinde" deyimi neyi ifade ediyor, yine mehul! Bundan sonra 16 sure boyunca, bu konu ile ilgili bir ey yok. 16 sure sonra, yani 37ci sure'de (ki Saffat suresidr) Yunus, u ayetlerle karmza kyor: "Dorusu Yunus da peygamberlerdendir; Gemide onlarla karlkl kura ekmilerdi de yenilerden olmutu, bu sebeble denize atlmt; Yenilgiye uramken, onu bir balk yutmutu;

45

Eer Allah tesbih edenlerden olmasayd, tekrar diriltilecek gne kadar dirilmemek zere baln karnnda lm olacakt; Halsiz halde iken kendisini dar kardk; Onun iin geni yaprakl bir bitki yetitirdik; Onu yzbin veya daha ok kiiye peygamber olarak gnderdik; Sonunda ona inandlar, bunun zerine Biz de onlar bir sreye kadar geindirdik" (K.37 Saffat 139-149). Grld gibi bu satrlarda anlalr pek bir ey yok: Yunus gemiye nasl binmitir? Neden karlkl kura eklmtr? Baliin karnna nasl girmi ve orada nasl yaamtr? Btn bunlar bir yana fakat bir de unu sormak gerekir: Neden acaba Tanr , bir yandan Kurann "Apak ve iyice anlalabilmesi iin Arapa bir kitap" olmak zere indirildiini sylerken dier yandan onu anlalamaz nitelikte kilar? Ve rnein, neden acaba Yunus hikayesini derli toplu bir ekilde anlatmak varken anlatmaz da, Kurann birbirinden farkl surelerine ayet'ler koyarak kullarn, anlamazlklar ierisinde saskina evirir? Ve ite bu sorular yantlamak ve kullardaki bu saskinlii gidermek iindir ki Kur'an yorumcular (rnein bn al-Asr, al-Mas'udi, Beyzavi, Tabari, al-Suyuti, al-Daydzam vs... gibi nller) Kur'an'daki Yunus masalini anlalr bir ekle sokmaa alrlar. Fakat bunu yaparken hem bir yandan birbirleriyle gr ayrlklarna derler ve hem de kiilerin kafalarn biraz daha karstrm olurlar. u bakmdan ki Kur'an'a dayal olarak anlattklar masal'a gre Yunus, Tanrnn vahy gnderdii "peygamber"lerden biridir (K. 4 Nisa 163; Saffat 139). Tanr onu Musul kentnn kylerinden birine (Nineve'ye) gnderir. Bu ky halk puta tapan Yahudilerden olumutur. Yunus bu halk "doru" yola sokmak zere gnderilmitir. Yunus bu kyde 33 yl kalr, fakat btn uralarna ramen, iki kii hari, bir trl halk "tek Tanr" fikrine dntremez. ylesine umudunu yitirir ve fkelenir ki nihayet bu halk terkedip baka diyarlara gitmeye karar verir. Fakat hareketinden nce halka hitap ederek gn ierisinde kendilerine bir felaketin geleceini, azab ierisinde kalacaklarn ve 40 renklerinin deieceini haber verir, baz sylentilere gre onlara, imana gelmeleri iin gn mhlet verir, fakat 37ci gn yukardaki ihtarda bulunarak Kent'den ayrlr. (Bkz. Enbiya Suresi 87; Saffat 140). Gerekten de dedii gibi olur, ve ertesi gn gkyz kararr, simekler akar, siyah dumanlar etraf sarar, yangnlar etraf sarar ve halk dehete derek putlarn terkedip Tanr'ya iman ederler. Tanr da onlar azabtan kurtarr (K. 10 Yunus 98). Fakat btn bunlardan Yunus'un haberi yoktur. Neden Tanr ona bu gzel haberi vermemi, zntden ve daha sonra bana gelecek belalardan kurtarmamtr bilinmez. Bu habersizlik iinde zavall Yunus, az gider uz gider, ve nihayet deniz kenarinda bir yerde, insanlarla dolu bir gemiye biner (K. Saffat 140). Gemi denize alr; ancak ne var ki engin denizin bir yerinde durur. Neden durmutur bilinmez, fakat gemide bulunanlar: "Burada kaak bir kle var; aramzda kur'a ekelim de bunun kim olduunu ortaya karalm" diyerek kur'a ekerler (K. Saffat 141). Bir baka rivayete gre gemi sahilden ayrlp denize alamam olduu iin, gemidekiler bunu, aralarndan birinin iledikleri sua atfetmiler ve Kur'a ekip suluyu bulmak istemilerdir (K. Saffat 141) . 46

Her ne olursa olsun ekilen Kur'a Yunus'a isabet eder. Bunun zerine Yunus: "Kaak olan kii benim" diyerek denize atlar. Bir rivayete gre, gemidekiler onu denize atmilardr . Neden Tanr sevgili peygamberine yardmc olup kurtarmamtr? bilinmez. Denize atlayan Yunus'u buyk bir balk yutar (K. 37 Saffat 142) Fakat balk ylesine dnceli ve efkatli olmaldr ki, srf Yunus nefes alabilsin diye ba suyun stnde olarak yzer gider. Yunus baln karnnda ne kadar zaman kalmtr? bunu bilen pek yok. Daha dorusu bu konu yorumcular arasnda tartmali. Kmne gre yarm gn, kimine gre 3 gn, kimine gre 7 ya da 21 hatta 40 gn kalmtr. Fakat ka zaman kalrsa kalsin, anlalan u ki Yunus, baln karnnda iken mtemadyen Tanr'ya dua'lar eder (K. 21 Enbiya 87) ve "Ben zalimlerden oldum" diye kendisini ktler, Her davranii ile Tanr'ya sadk ve drst bir peygamber olduu halde neden "Ben zalimlerden oldum" diye kendisini ktler, yine bilinmez. Bir rivayete gre balk, Yunus'un bu ekilde dua ettiini grnce bir sahile yanasarak kuuyormu gibi yapar ve midesindeki Yunus'u dar karr. Bir baka rivayete gre ise Tanr, Yunus'un bu ekilde dua ettiini duyunca: "Eer Allah tesbih edenlerden olmasayd, tekrar diriltilecek gne kadar dirilmemek zere baln karnnda lm olacakt" der (K. Saffat 143-144) Anlalan o ki Tanr, baln karnndan kendisine dua edilmesini pek sevndrc bir davran saymtr. Bu nedenle Yunus'un duasn kabul eder ve onu kederden kurtarr. yle der: "Halsiz bir vaziyette kendisini dar kardk. Ve stne (glge yapmas iin) kabak trnden geni yaprakl bir nebat bitirdk. Onu yzbin veya daha ok kiiye peygamber olarak gnderdik. Sonunda ona iman ettiler, bunun zerine biz de onlar bir sreye kadar yasattk" (K. Saffat 145- 148). Ancak ne var ki yine anlalmayan bir ey var ki, o da bu son szler. Tanr Yunus'u peygamber olarak yzbin veya daha ok kiiye peygamber gnderiyor! Yorumculara gre bu gnderdii yer Musul'da Ninevo Kent'idir. Evet ama bu Kent halk zaten iman etmi deil miydi daha nce? Her ne olursa olsun hikayemiz burada btyor. Yine tekrarlayalm ki Kur'an'da anlatlan ekliyle Yunus masalini anlamaa imkan yoktur. Yorumcularn anlatna gelince, o da yeterli deil. nk onlar, Yunus masalinin ana kayna olan Ahd-i Atiyk'tan yararlanmlar ve fakat bu yararlandklar eyleri Kur'an dorultusunda deitirmeye altklar iin doyurucu olmayan sonular yaratmilardr. Yunus masal ile ilgili Kur'an ayet'lerini ve bu ayet'lerin slam yorumcular tarafndan aklanmalarn deerlendirebilmek iin Ahd-i Atiyk'in Yunus balkl kitabna gz atmak yeterlidir. Bu kitab'a gre hikaye yle: Tanr Yunus'a: "Kalk Nineve'ye, o byk ehre, git ve ona kar ar; nk onlarn ktl benim nme kadar kt" der. Fakat Yunus Tanrnn bu emrine uymaz ve Yafa'ya gitmek zere Tarss'e doru yol alan bir gemiye biner. Fakat Tanr denizin zerine byk bir yel gnderir ve gemiyi allak bullak eder. Gemiciler, korkularndan gemideki eyleri denize attp

47

hafiflemek isterler. Bu arada Yunus, geminin ambarinda uykuya dalm yatmaktadr. Gemidekiler birbirlerine: "Gelin de kura cekelim ve bilelim kimin yznden bu bela bamza geldi" derler. Kura Yunus'a der. Bunun zerine Yunus'a bavururlar ve: "Bize bildir, zerimizdeki bu bela kimin yznden? Senin iin nedir? ... Memleketin neresi ve hangi kavmdansn?" Yunus da onlara branlerden olduunu ve Tanr'dan korktuunu syler. Adamlar onun Tanr'dan kamakta olduunu bilmektedirler, nk Tanr onlara bunu anlatmtr. Deniz git gide daha firtinali bir hale geldii iin gemidekiler hep birlikte Yunus'a gelip: "Deniz bize kar yatissin diye sana ne edelim?" diye yalvar yakar olurlar. Yunus da kendilerine: "Beni kaldrp denize atin; deniz de size kar yatr, nk benim yzmden bu byk firtinann zerinize geldiini biliyorum" der. Buna ramen adamlar karaya dnmek iin krek ekerler, fakat yapamazlar. Deniz daha da firtinali olmaya balaynca Tanr'ya yalvarmaya balarlar ve sonunda da Yunus'u denize atarlar. Attklar an denizler ve firtina yatr. Bunu gren gemi halk Tanr'dan korkarak kurban kesip adak adarlar. Yunus'u yutsun diye Tanr byk bir balk gnderir ve Yunus gn gece baln karnnda kalr. Kald sure boyunca Tanr'ya dua'lar ederek onu yceltir, ona kran sesiyle kurban keseceini syler. Tanr bu szlerden honud olur ve bala syler ve balk da Yunus'u karaya kusar (Bkz. Ahd-i Atiyk/Yunus, Bap 1: 1-17 ve Bap 2: 1- 10). Ve sonra Tanr Yunus'a: "Kalk Nineve'ye, o byk ehre git, ve sana syleyeceim szleri ona ar" der. Yunus Tanrnn dedii gibi yapar ve Nineveye gidip halka: "Daha krk gn var, ve Nineve yikilacak" der. Bu ar zerine Nineve halk Tanr'ya inanr ve Tanr'da onlara kar yapmak istedii ktlklerden vazgeer (Bkz. Ahd-i Atiyk, Yunus, Bap 3: 1-9). Fakat bu i Yunus 'un gcne gider ve Tanr'ya yle der: "Ah, ya Rab, ben daha memleketimde iken bunu sylemedim mi? Bundan tr hemen Tarss'e kamaa davrandm, nk biliyordum ki sen lutfeden, ok aciyan, ge fkelenen ... ktlkten nadm olan Allahsin. Ve imdi Rab, niyaz ederim, canm benden al; nk benim iin lmek yaamaktan iyidir". Bu szler zerine Tanr Yunus'a: "fkelenmekle iy m ediyorsun?" diye sorar. Yunus ehirden kar ve bir yerde ardak kurup oturur; ta ki ehre ne olacan grsn diye. Yunus'u kt halinden kurtarmak iin Tanr, bana glge olsun diye bir ama kabak fidann zerine karr. Yunus sevinir. Fakat ertesi gn Tanr, ama kabana bir kuk kurt musallat eder ve kurt kaba kurutur. Gne dogunca Tanr yakc bir yel hazrlar ve gne Yunus'un bana vurur; Yunus baylr. Aylnca Tanr'dan kendisini ldrmesini diler. Tanr kendisine: "Sen emeini ekmediin, ve bytmediin ama kabana aciyorsun; o kabak ki, bir gecede kt ve bir gecede yok oldu; ya ben, Nineve iin... acimayayim mi? o ehir ki, orada san ve solunu seemiyen yz yirmi binden ziyade insan, bir ok da hayvan var" (Bkz. Ahd-i Atiyk,, Yunus, Bap 4: 1-11) der.

48

XIV) DRLP FIRLAYAN VE SUDA KAYBOLAN BALIK MASALI; MASAL YOLU LE M'MNLER SORU SORMA YASAINA ZORLAMA SANATI (K. 18 Kehf 6082): Kur'an'da Musa ile ilgili masallardan biri de Kehf Suresinin 60 ila 82ci ayetlerinde anlatlm olup Yahudi efsanesinden alnma motiflerle sslenmtr ki Yahudi kaynana inmeden anlalmas mmkn deildir. Bu masala Muhammed, aada belirteceimiz gibi, "balk" unsurunu eklemitir. Kur'anda yer alan ekliyle masal: "Musa gen arkadana: -'Ben iki denizin birletii yere ulamaya, yahut yilarca yrmee kararlym'- demiti. kii iki denizin birletii yere ulainca, balklarn unutmulard. Balk bir delikten kayp denizi boylad" (K. 18 Kehf 60-61) diye balar. Kimdir bu gen arkada? ki denizin birletii yer neresidir? Balk nerede unutulmu ve hangi delikten kayp hangi denizi boylamtr? Btn bunlar anlalr gibi deil; bilmece gibi bir sey. Fakat masaln geri kalan ksm daha da belirsiz. u bakmdan ki Musa ve arkada oradan uzaklatklar zaman Musa "Azigmizi kar, bu yolculuumuzda ok yorgun dstk" der. Gen arkada cevaben: "Bak sen kayalga vardmzda bal unutmutum. Bana onu hatrlatmam unutturan ancak eytandr. Balk saslacak ekilde denizi boylayiverdi" (Kehf 63-64) der. Musa da: " tediimiz zaten buydu" der ve geldikleri yoldan izleri zerinde geri dnerler. Nereye "geri dnerler" bilinmez. Fakat yolda bir Tanr kuluna rastlarlar. Bu kii kimdir ad nedir? burada yazl deil. Yazl olan ey bu kiinin Tanr tarafndan kendisine rahmet ve ilim verilen bir kimse olduudur (K. Kehf 65) . Musa onun ilim sahibi olduunu nasl anlamtr? bilinmez, fakat ona: "Sana retilen bilgiyi bana retmen iin peinden gelebilirim" (Kehf 66) der. Km yorumculara gre Musann rastlad bu kii Hzr "peygamber"dir. Yorumculardan bazlar Hzr'in esas adnn Balya bn-i Melcan olduunu, bu kiinin vaktiyle Acem hkmdarlarndan biri zamannda yaadn ve Byk skender'den nce geldiini, Musa dnemine eritiini bildirirler. Neden Tanr bu kii'ye (yani Hzr'a) bilgi vermitir de, o kadar ok sevdii ve nimetlere eritirdii Musa'ya bu bilgileri vermemitir? Bu da belli deil. Fakat bu kii Musa'ya: "Bana uyacaksan, ben sana anlatmadkca herhangi bir ey hakknda bana soru sormayacaksin" der (Kehf 67-70). Yani anlatmak ister ki, ne kadar kt ve vicdan sizlatc bir ise tank olursa olsun Musa sesini karmayacak, soru sormayacaktr. Musa sabretmek ve soru sormamak hususunda kii'ye (Hzr'a) sz verir. Bunun zerine birlikte kalkp giderler ve bir gemiye binerler. Fakat kii (Hzr) gemiyi delmeye balar. Musa dayanamaz: "Gemiyi iindekileri bogmak iin m deldin? Dorusu saslacak bir ey yaptn" der. Fakat kii (Hzr) fkelenir ve: "Ben sana yaptm ilere dayanamazsin demedim mi?" der . Musa: "Unuttuum iin bana ikisma, gcmn yetmedii eyden beni sorumlu tutma" diye karlk verir (K. Kehf 71-73) Bu konumadan sonra gemiden ikip yola koyulmu olmalilar ki, sonunda bir erkek ocuga rastlarlar. kii (Hzr) hemen onu ldrr. Bunu gren Musa dayanamaz ve: "...-'Bir cana karlk olmaksizin masum bir kimseye mi kiydin? Dorusu pek kt bir ey yaptn'-..." der (K. Kehf 74). kii (Hzr) yine fkelenir ve Musa'ya atar; Musa da kendisine: "Bundan sonra

49

sana bir ey sorarsam bana arkada olma, o zaman benim tarafmdan mazur saylrsin" der (K. Kehf 75-76). Yine yola koyulurlar ve bir kasabaya varrlar; halktan yiyecek isterler. Fakat kasaba halk onlar mafir etmez. Bu srada yklmaa yz tutan bir duvar grrler; kii (Hzr) duvari dorultuverir. Musa kendisine: "Dileseydin buna kar bir cret alabilirdin" der (K. Kehf 77). Musann bu szleri zerine kii (Hzr): "te bu, seninle benim ayrlmamizi gerektiriyor; dayanamadn ilerin yorumunu sana anlatacam" (K. Kehf, 78). der. Bunu dedikten sonra Musa'ya, nceki davranlarnn aklamasn yapar: yani neden dolay gemiyi deldiini, neden dolay erkek ocuunu ldrdn ve neden dolay yikik duvari dorultuunu anlatr. yle der: "Gemi, denizde alan birka yoksula att; onu kusurlu klmak istedim, nk pelerinde, her salam gemiye zorla el koyan, bir hkmdar vard" (K. Kehf 79). Yani gya gemi, fakir denizcilere ait idi ve (Hzr) gemiyi kullanlamaz hale getirmekle hkmdarin bu gemiyi gasbetme ihtimalini ortadan kaldrm ve bu fakirlere yardm etmitir 40. Erkek ocuunu ldrmesinin nedenini u gerekeye balar: "Oglana gelince; onun ana babas inanm kimselerdi. ocuun onlar azdrmasndan ve inkara srklemesinden korkmutuk. Rablerinin o ocuktan daha temiz ve onlara daha merhamet eden birini vermesini istedik" (K. Kehf 80). Yani anlatmak ister ki bu ocuun ilerde zalim olacan ve anababan imandan karacan ya da onlara nankrlk edeceini Tanr kendisine bildrm ve bu nedenle ocuu ldrmtr. Evet ama, madem ki bu byleydi, o halde Tanr neden acaba ocuun kalbini deitirip doru yola sokmad da ldrlmesini ngrd? u hale gre, m'min kiileri imandan karma ihtimali bulunan kimseleri ldrmek mi gerekecektir?. Yklmaa yz tutan duvari dorultmasn da yle aklar: "Duvar... ehirde iki yetim erkek ocuga att. Duvarn altnda onlarn bir hazinesi vard; babalar da iyi bir kimseydi. Rabbin onlarn erginlik ana ulamasn ve Rabbinden bir rahmet olarak hazinelerini karmalarn istedi. Ben bunlar kendiliimden yapmadm..." (K. Kehf 82) der. Yukardaki masal kiinin (Hzr'in) bu szleriyle son bulur. Fakat grld gibi her yn ile tutarszdr ve anlalmazlklarla doludur. Her ne kadar yorumcular, Yahudi kaynaklarna inerek Kur'an'daki bu masal anlalr bir ekle sokmaa alrlarsa da onlarn aklamalar da gr ayrlklaryla ve anlalmazlklarla doludur. rnein yorumculardan bazlar, hatta ounluu, Musann gen arkada ile "Hzr" in ayn kimse olduunu sylerler. Yine bunun gibi Kur'an'daki Masal yle zetleyenler vardr: Musa, yanndaki delikanl ile Macma' albahrayn'e gitmek zere yola kmtr. Fakat bu mevkie geldiklerinde, beraberlerinde bulunan bal unutmus olduklarn anlarlar; nk eytan onlara baln varln unutturmutur. Oysa ki balk frlayp suya atlamtr. Balii ararlarken Allahn bir kuluna rastlarlar. Musa ondan kendisine doru yolu retmesini ister. Kul da ona, soru sormamak artiyle, isteini yerine getireceini syler. Beraberce yola koyulurlar. Tanrnn kulu yolda hos karlanamayacak bir takm eyler yapar. Musa dayanamaz soru sorar. Bu yzden Tanrnn kulu onu terkeder fakat 41 terkederken de yapm bulunduu ilerin aklamasn yapar . Dier baz yorumcularn yukardaki masal ile ilgili aklamalar ise yle: Musa, halka yapm olduu va'azlarndan birinde, sorulan soru zerine, kendisinden daha akll, daha bilgili baka bir insan olmadn syleyerek vnr. Bunu duyan Tanr fkelenir ve Musa'ya bir ders vermek ister; kendisine anlatr ki Hzr adndaki kul'u ondan ok daha bilgilidir. Musa Tanr'dan Hzr'i nerede ve nasl bulabileceini sorar. Tanr da kendisine, bir sepetin iine balk koyup yola kmasn ve bal kaybettii yerde arad kimseyi bulmu 50

olacan syler. Bunun zerine Musa Tanrnn dediini yapar ve yanna gen birisini alarak Hzr'i aramaa kar. Niyeti iki denizin birletii yere kadar gitmektir. Kayalk bir yere geldiklerinde Musa uykuya dalar; bu srada balk frlayp denize dalar. baz yorumculara gre ise Musa, o civardaki bir esme banda abdest alrken, sepette bulunan l baln stne u damlalar srar. Bu u hayat suyu olduu iin balk canlanr ve frlayp denize kaar. Baliin kaybolduunu farkettii srada Musa, o civarda bir kii'ye (Hzr'a) rastlar. Ondan, doru yolu bulmak uzere bilgi ister. Hzr, hi bir ekilde soru sormamas kaydyle Musann isteini kabul eder. Fakat Musa veridii sz tutmaz ve sorular sorar. Bu nedenle Hzr onu terkeder fakat ederken de yapm olduu ilerin nedenlerini anlatr. Ve ite nl Kur'an yorumcularna gre Musa ile balk masal byle. Bu yorumcular arasnda Beyzavi, Zemaksari, Buhari vs... gibiler var. Fakat grld gibi bunlarn aklamalar dahi "aklanmaa" muhta. Fakat her ne olursa olsun Kur'an'daki bu masal'dan kan sonulardan biri u ki Tanr, kendi elilerinin yapacaklar iler konusunda kullarna soru sorma yaan yklemitir. "Peygamberler" ne yaparlarsa yapsnlar ve ne sylerlerse sylesinler, velev ki bu yaplan ve sylenenler akla ters eyler olsun, kullar soru sormayp her eye boyun eeceklerdir.

51

XV) SHR LMN RENMEKTE SAKINCA OLMADIINI ANLATMAK MAKSADIYLA BELLETLEN "KISSA": eytanlarn, Sleyman'la ve "Harut ve Marut"la ilgili olarak yaptklar ma'rifetler (K. 2 Bakara 102) Kurann Bakara Suresi'nde yle bir ayet var: "Sleymann hkmranl hakknda onlar, eytanlarn uydurup sylediklerine tabi oldular. Halbuki Sleyman by yapp kafir olmad. Lakin eytanlar kafir oldular. nk insanlara sihri ve Babil'de Harut ile Marut'a indirileni retiyorlard. Halbuki o iki melek herkese-'Biz ancak imtihan iin gnderildik, sakn yanl inanp da kafir olmayasnz'- demeden hi kimseye (sihir ilmini) retmezlerdi. Onlar o iki melekten, kar ile koca arasn aacak eyleri reniyorlard. Oysa bycler, Allahn izni olmadan hi kimseye zarar veremezler. Onlar, kendilerine fayda vereni deil de zarar vereni renirler. Sihri satn alanlarn (ona inanp para verenlerin) ahiretten nasibi olmadn ok iyi bilmektedirler. karlnda kendilerini sattklar ey ne ktdr!..." (K. 2 Bakara 102). Yorumcular, slam eriatnn "sihir" ve "by" denen eylere kar olduunu ve fakat Tanr'ya inanmak ve ktlkte kullanmamak artiyle sihir ilmini ogrenmekte saknca 42 bulunmadn sylerler, ve bunu kantlamak zere yukardaki ayet'i rnek verirler . Ancak ne var ki bu ayet'i, bu ekliyle anlamak mmkn deildir; anlayabilmek iin Yahudi ve Acem kaynaklarndan gelme masallarn Muhammed elinde ne ekle girdiini ve bu ayet ile nasl belirlendiini bilmek gerekir. Ayet'in Sleyman ile ilgili ksmnn anlalmasn salayan masal yle: Sleymann karakterini kirletmek maksadyla eytanlar sihir ve by ile ilgili bir takm kitaplar yazarlar ve bu kitaplar onun tahtnn altna yerletirirler. Onun lmnden sonra da lkenin ileri gelenlerine, eer Sleymann kudretinin ne ekilde salandn renmek istiyorlarsa, onun tahtnn altini aratrmalar gerektiini bildirirler. eytanlarn dedikleri gibi yaplr ve tahtn altna yerletirilmi olan kitaplar bulunur. Bir ok kiiler bu kitaplarda yazl bulunan sihirle ilgili eyleri renmekten kanrlar. Fakat halk bunlar renerek Sleymann kt karakterli bir kimse olduuna inanr. Yahudiler bu inanta olduklar iin gya Tanr, Muhammed aracl ile Sleymann by yapmadn ve onu by yapm gibi gsterenlerin eytanlar olduunu ortaya vurmaktadr. Ayet'in Harut ve Marut ile ilgili ksmna gelince: Tanr, gya eytanlarn, Harut ile Marut'a indirilmi olan eyleri, insanlara yanl ekilde rettiklerini ortaya vurmutur bu ayet'lerle. Vururken de eitli hikaye ve masallar anlatmtr. slam inana gre Harut ile Marut gkteki meleklerden ikisidir. Gya gkteki melekler, Adem "peygamber'in" gnderilmesine ramen insanlarn yola gelmediklerini alay konusu edinirler ve durumu Tanr'ya sikayet olarak anlatrlar. Tanr kendilerine byk sz sylememelerini, ve nk eer insanlarn yerinde olsalar ayn ekilde davranm olacaklarn hatrlatr. Tanrnn bu sylediini kabul etmeyen melekler, insanlar sinamak iin aralarndan iki melei yeryzne gndermek zere Tanr'dan izin isterler. Tanr istenilen izni verir. Bunun zerine melekler, kendi aralarndan Harut ile Marut'u seerler; setikten sonra da onlar zina etmemeleri, insan ldrmemeleri, puta tapmamalar, iki imemeleri, kumar oynamamalar ve benzeri ktlklerde bulunmamalar iin uyarrlar. Harut ve Marut, bu tr ktlklerde bulunmamak zere sz verirler. Ancak ne var ki karlarna kan ok gzel bir kadna vurulurlar. Bu kadn, muhtemelen Tanr tarafndan iki melei sinamak zere gnderilmitir. Nitekim kadn, kocas ile olan anlamazl anlatrken Harut ile Marut onu elde etmek iin binbir kurnazla bavururlar.

52

Bir rivayete gre kadn, Harut ile Marut'un bu ekildeki davranlar zerine gkyzne uup kaar. Arkasndan Harut ile Marut da gkyzne kmak isterlerse de kabul olunmazlar. Fakat m'min bir kiinin yardm sayesinde bu iki melek, cezalarn bu yeryznde ekmek zere Babil'e yerlesirler; Kyamet gnne kadar da orada kalacaklardr. Sihir ilmini renmek isteyen her kes onlara gidip seslerini iitebilirler fakat kendilerini grmezler. Bir baka rivayete gre ise gzel kadn, Harut ile Marut'dan, gkyzne ikip inmek iin kullanlan sihirli szc renir ve bu sayede gkyzne ikinca Tanr ona bu szc unutturup onu bir yildiz haline getirir. Harut ile Marut ise Babil'de kalrlar, ve evredekilere 43 sihir ilmini ogretirler . Btn bu masallar, Yahudi , Acem ya da Msr kaynakl eylerdir ki Syuti ya da Yahya gibi nl slam yorumcular iin Bakara Suresinin 102ci ayetinin aklanmas hususunda malzeme iini grmtr. rnein yukarda sz konusu edilen gzel kadn'in, gkyzne ikip-inmek konusunda Harut ve Marut'dan gizli parolay renmesi, sylendiine gre, Yahudilerin mdras'inda yazldr. Acem'lerde geerli olan bu masaln kahramanlarndan biri Harut olup, Farsa'da "sihirbaz" anlamnda kullanlr. Efsanevi mir tarihine gre Harut ve 44 Marut, Msr hukmdari Aryak zamannda yaam olduu sylenen kimselerdir .

53

XVI) TEVRATIN TEKVN KTABINDA ANLATILAN YUSUF MASALININ, BAZI DEKLKLERLE KUR'AN'A ALINARAK "kadnlarn hilesi byktr" ("inne keydekunne azim") TEMASINA KAYNAK YAPILMASININ HKAYES (K. 12 Yusuf 28) (Tevrat, Tekvin , Bap 39) Tevratn bildirmesine gre Yusuf Yahudilere gnderildii sylenen peygamberlerden biridir. branca ad Yosaf'dir. Yusuf ad, Yosaf'in arapalasmis seklidir. Yusuf, Yahudi dininden olmasna ramen Muhammed onu, tpk dier btn yahudi "peygamberleri" gibi, mslman olarak tantmtr; nitekim Kur'an'da Yusuf'un: "Ey Rabbim!...Beni mslman olarak ldr ve beni salihler arasna kat" (K. 12 Yusuf 101) diye konutuu yazldr. Yusuf'un babas Yakub'dur, ki brahim'in torunu ve shak'in oludur. Yakub, Ahd-i Atiyk'a gre gya ad Tanr tarafndan daha sonra srail olarak deitirilmi ve bylece srailoullarnn oluumunu salamtr. Tevrat'da ekliyle hikaye'nin zeti yle: Yakub, ihtiyarlnn olu olduu iin Yusuf'u, dier kardelerinden daha ok sevmekte ve sevdiini de hissettirmektedir. Bu yzden kardeleri Yusu'fu kskanrlar, ondan nefret ederler. Yusuf bir gn kardelerine, grm olduu bir r'yay anlatr. Kardeleri bu r'yay, onun kendi zerlerinde egemenlik kurmak istedii dorultusunda yorumlarlar ve ondan daha da fazla nefret etmee balarlar. Yusuf onlara, buna benzer dier r'ya'larn anlatinca kardelerin nefreti daha da artar ve bu nedenle Yusuf'u yok etmek iin dzen kurarlar. Bir gn sr srerlerken yanlarna yaklaan Yusuf'un entarisini ekip karrlar ve kendisini bos bir kuyuya atarlar. O srada civardan Midyani tacirlerinin getiini grnce Yusuf'u kuyudan karp yirmi gms karlnda onlara satarlar. Entarisini de kestikleri bir hayvann kanna batrrlar, sonra da babalarna gtrp Yusuf'un bir canavar tarafndan yendiini sylerler. Midyanler Yusuf'u Msr'da Firavun'un nemli bir memuru olan Potifar' a satarlar. Potifar, kle olarak satn ald Yusuf'tan ok memnun kalr ve kendisine ait her eyi onun eline verir. Tanr hep Yusuf'la beraberdir; bu nedenle Yusuf efendisine bereket yadirir. Yusuf yakkl bir delikanl olduu iin efendisinin kars ona gz koyar ve bir gn kendisine: "Gel benimle yat" der. Fakat Yusuf bunun efendisine kar ihanet olacan syleyerek kadn red eder. Kadn bir gn evde kimse olmad srada Yusuf'a: "Benimle beraber yat" der ve esvabindan tutup ekmek ister, fakat Yusuf raz olmaz ve kaar; ancak ne var ki esvabi kadnn elinde kalmtr. Kocasi eve geldiinde kadn ona Yusuf'un kendisine tecavz etmek istediini, kendisinin buna raz olmadn, kurtulmak iin yksek sesle bardn, bu haykrs nedeniyle Yusuf'un katn syler. Kocasi fkelenir ve Yusuf'u Firavun'un mahpuslarnn bulunduu zindana attrr. Bununla beraber Tanr Yusuf'la her zaman ve her yerde beraber olduu iin zindan mdrnn gznde ona lutuf verir. Bu arada Firavun'un iki memuru ona kar su ilerler ve Firavun onlar Yusuf'un bulunduu zindana attrr. Bu kiiler bir gece r'ya grrler; grdkleri r'yay Yusuf tabir eder ve bunlardan birinin serbest braklacan, dierinin ise aslacan syler. Tabiri doru kar: memurlardan biri zindandan kurtulur, dieri ise aslr. ki yl sonra Firavun bir r'ya grr ve tabir edilmesini ister. Msr'in btn sihirbazlarna haber gnderilir, fakat ru'yay tabir edebilecek bulunmaz. Zindan'dan kurtulup eski grevine dnen memur Firavun'a Yusuf'u tavsiye eder. Firavun, Yusuf'u getirtir ve ona r'yasn anlatr. Yusuf r'yay tabir eder ve Firavun bundan ok honud kalr. Yusuf'u lkenin en

54

byk yneticisi yapar ve parmandaki mhr karp Yusuf'un parmana takar. Yusuf, akllca bir siyaset izleyerek Msr diyarn kitliktan kurtarp bolluk ve berekete kavuturur. Daha sonra Yusuf, baban aile efrad ile birlikte Msr'a getirtir ve onlar rahata kavuturur. Kardelerinin kendisine kar yapm olduklar ktl de afv eder ve yle der: "Siz bana kar ktlk dndnz; fakat Allah onu, bugn olduu gibi, yapsn diye, ok kavm yasatmak iin iyilik olarak dnd. imdi korkmayn; ben sizi ve ocuklarnzi besleyeceim" (Tevrat, Tekvin, Bap: 37-50). Daha baka bir deyimle Yakub'un oullarn, kardeleri Yusuf'a kar ktlk yaptrtan Tanrdr, nk gya Tanr bu ktl iyi sonu versin diye dnmtr. Nitekim Yusuf'un kardeleri tarafnda kuyuya atlmas sonra karilip Msr'a gitmekte olan Medyanl tacirlere satlmas, onlarn da Yusuf'u Msr'da Firavun'un yardmcsna satmalar, Yusuf'u satn alan adamn karsnn Yusuf'a ak olmas ve sonunda ona iftirada bulunmas, bu nedenle Yusuf'un zindan'a atlmas, orada r'ya tabir etmesi, hretinin Firavun'a erimesi ve bu yzden Firavun'un r'yasn tabir etmesi, sonra Firavun tarafndan Msr ynetiminde yetkili klnmas ve sonuta Msr'i bolluga kavuturmas ve nihayet ailesine yardmc olmas hep Tanrnn dnd ve ngrd eyler olarak anlatlmtr. Tevrat'daki bu masal Muhammed, kadn snfinin fitne ve ktlk kayna olduunu kantlamak iin olduu kadar Yusuf'un mslman imanna sahib olmas sayesinde Tanrnn inayetine mazhar klndn anlatmak, maksadyla Kur'an'a almtr: 111 ayet'ten oluan "Yusuf Suresi" 'nin 99 ayet'i bu masala ayrlmtr. Yusuf masal, Tanrnn insanlar tek millet yapmak yerine ihtilafa dmeleri iin farkl mlletler halinde yarattn ve cehennemi onlarla dolduracana dair ald karari dile getiren Hud suresinin son ayetlerinden hemen sonra balar. Hud suresinin 118 ve 119cu ayet'leri yle: "Rabbin dileseydi btn insanlar bir tek millet yapard. (Fakat) onlar ihtilafa dmeye devam edecekler... Zaten Rabbin onlar bunun iin (yani ihtilafa dmeleri iin) yaratt. Rabbin: -'Andolsun ki cehennemi tmyle insanlar ve cinlerle dolduraracam'- sz yerini buldu". (K. 11 Hud 118-119) Grlyor ki, Muhammed'in sylemesine gre Tanr btn insanlar bir tek millet yapabilir iken yapmamtr, nk istemitir ki onlar ihtilafa dssnler de cehennemlik olsunlar. Hem de bunu ylesine istemitir ki, cehennemi insanlarla dolduracana dair yeminler etmitir. Ve ite Hud Suresinin bu ayet'lerinden az sonra Yusuf Suresi'ne geilerek Yusuf masal anlatlr. Masal yle: Bir gn Yusuf, babas Yakub'a r'yasn anlatr: onbir yildiz ile gnein kendisine secde eder olduklarn grdn syler (K. 12 Yusuf 4). Babas ona: "R'yani kardelerine anlatma; sonra sana tuzak kurarlar. nk eytan insana apak bir dmandr" der ve Tanrnn kendisine nimetler yadracan bildirir (K. 12 Yusuf 5-6). Yusuf'un kardeleri, babalarnn Yusuf'a ve dier bir kardee (Bnyamn'e) ok dkn olduunu grdkleri iin onu yoketmek zere bir kuyuya atmak hususunda anlarlar . Fakat Tanr onlarn bu plann Yusuf'a vahy'eder (K. 12 Yusuf 15), nk Yusuf'u peygamber olarak 45 semtr . Yusuf'u kuyuya attktan sonra babalarnn yanna gelirler ve Yusuf'un bir kurt tarafndan yenildiini sylerler ve kanl bir gmlek gsterirler. Babalar inanmaz ve Tanr'ya sndn 55

bildirir (K. 12: 17-18). Bu arada oralardan geen bir kervann sucular, Yusuf'u kuyu'dan karp Msr'a gtrrler ve orada bir adama satarlar (K. 12: 19-21). Yusuf erginlik ana gelince Tanr ona "hkm ve ilim" verir (K. 12: 22). Yusuf'u satn alan adamn kars Yusuf'a gz koyar ve ona sevisme teklifinde bulunur (K. 12: 23). Aslinda Yusuf da kadna kar meyilli ve onunla sevisme hevesindedir. Hem de ylesine ki, Beyzavi, Zemaheri, Syuti vs gibi yorumcularn belirtmelerine gre, Yusuf kadnn gzelliine vurulur ve onun kucaklarna oturup soyunmaya balar. Fakat tam o srada Yusuf, kendisini ikaz eden bir ses duyar. Bununla beraber sese aldrmaz ve soyunmasna devam eder. ayn ses kez arka arkaya ona bu isten vazgemesini bildirir. Yusuf yine dinlemez; fakat nihayet Cibril grnr ve ona Tanrnn "iaret ve ikazini" bildirir. Daha baka bir deyimle Yusuf, eer Tanrnn "iaret ve ikazini" grmemi olsa kadnla yatmaktan geri kalmayacaktr. Kur'an'da yle yazl: "Andolsun ki, kadn ona meyletti. Eer Rabbinin iaret ve ikazini grmeseydi o da kadna meyletmiti. te bylece biz, ktlk ve fuhsu ondan uzaklatrmak iin (delilimizi) gsterdik..." (K. 12 Yusuf 24) Grlyor ki Tanr, Yusuf'u ktlk yapmaktan kurtarmtr. Neden onu kurtarmtr da ayn eyi kadna yapp onun da ktlkten uzak durmasna olanak yaratmamtr? Bilinmez. Anlatlanlardan cikan sonu u ki Tanr, her vesile ile olduu gibi burada da keyfiliini ortaya vurmak istemitir. Kadn'in teklifi ve bu teklifin Yusuf tarafndan kabul edilmemesi zerine ikisi de kapya kosarlar. Kadn onun gmleini arkadan yirtar. Tam o srada kapnn nnde kadnn kocas belirir. Kadn kocasna: "Senin ailene ktlk etmek isteyenin cezas, zindana atlmaktan veya elem verici bir iskenceden baka ne olabilir?" der (K. 12: Yusuf 25). Yusuf, suun kadna ait olduunu syler. Fakat kadnn akrabalarndan biri: "Eer gmlei nden yirtilmisa, kadn yalan sylemitir...Eer gmlei arkadan yirtilmisa kadn yalan sylemitir..." der (K. 12 Yusuf 26-27) Kadnn kocas, gmlein nden deil fakat arkadan yirtilmi olduunu grnce, karsn yalanclkla sular ve ona yle der: "phesiz... bu sizin tuzanzdr. Siz (kadnlar) tuzanz gerekten byktr" (nne keydekunne azim) (K. 12 Yusuf 28). Sonra Yusuf'a dnerek: "Ey Yusuf! Sen bundan (olanlar sylemekten) vazge! (Ey kadn)! Sen de gnahinin affini dile! nk gnahkarlardan oldun" (K. 12: 29) der. Olay ehirde, zellikle kadnlar arasnda dedidoku konusu olur. Kendi aralarnda: "Azizin kars, delikanlinin nefsinden murad olmak istiyormu: Yusuf'un sevdas onun kalbine ilemi! Biz onu gerekten ak bir sapklk iinde gryoruz" (K. 12: 30) derler. Bunun zerine kadn, bir ziyafet tertib ederek, bu ziyafete dedikoducu kadnlar arr. Herbirine meyveler ikram ederek soyup yemeleri iin birer biak verir. Yusuf'a da: "ik (kadnlarn karna)" diye emreder. Kadnlar Yusuf'u grnce hepsi de ona hayran kalrlar ve saskinliktan ellerini keserler. Onlarn bu halini gre kadn:"te hakknda beni kinadnz sahis budur. Ben onun nefsinden murad almak istedim. Fakat o, (bundan) iddetle sakindi. Andolsun , eer o kendisine emredeceimi yapmazsa mutlaka zindana atlacak ve elbette zelillerden olacaktr!" (K. 12: 32)

56

Bunun zerine Yusuf Tanr'dan kadnlarn hilelerini kendisinden evirmesini, aksi taktirde onlara meyledip cahillerden olacan syler. yle der: "Bana zindan, bunlarn benden istediklerinden daha iyidir! Eer onlarn hilelerini benden evirmezsen, onlara meyleder ve cahillerden olurum" (K. 2 Yusuf 33). Tanr gya onun duasn kabul edip kadnlarn hilelerini ondan uzaklatrr. Her ne hikmetse Yusuf'un zindana atlmasna engel olmaz. Nitekim halkn dedikodusunu kesmek iin kadn'in kocas, susuz olduunu bildii Yusuf'u zindana attrr (K. 12 Yusuf 34-35). Yusuf'la birlikte zindana iki delikanl daha atlmtr. Yusuf onlarn r'ya'larn tabir ederken ayn zamanda onlar "tevhid dinine" (imana) arr, Tanrnn yceliini ve kendisine her daim yardmc olduunu anlatr (K. 12 Yusuf 37-41). Bu iki genden birinin r'yasn tabir ederken, ona zindandan kurtulacan syler ve yle der: "Beni efendinin yannda an (Umulur ki beni karr)..." (K. 2: 42). Delikanl Yusuf'a sz verir fakat eytan ona szn unutturur ve bu nedenle o da efendisine Yusuf hakknda bir ey syleyemez olur (K. 12: 42). Bu yzden Yusuf zindandan kurtulamaz. Sylemeye gerek yoktur ki Tanry kendisine tek yardmc olarak gren Yusuf'un, zindandaki genc'e "Beni efendinin yannda an (Umulur ki beni karr)..." diyerek, Tanr'dan bakasndan yardm beklemesi artcdr. Beyzavi gibi baz yorumcularn sylemesine gre Tanr, srf bu yzden, Yusuf'un be yillik hap cezasn yedi yl daha arttrr. Bylece zavall Yusuf'un haplik sresi 12 yl olur ve Tanrnn sevgili peygamberi on iki yl boyunca hapte yatar. Bu arada Kral bir r'ya grr ve r'yasnn tabir edilmesini ister. Fakat kimse tabir edemez. Zindandan kurtulmu olan delikanlnn aklna Yusuf gelir ve Kral'a giderek: "Ben size onun yorumunu haber veririm; beni hemen (zindana) gnderin" der (K. 12: 46). kendisini zindana gtrdklerinde Yusuf'a Kraln r'yasn anlatr, Yusuf da ona r'yay tabir eder (K. 12: 4749). Kral tabir'den ok honud olur ve Yusuf'u grmek ister. Yusuf kadnlarn vaktiyle ellerini kesmis olduklarn hatrlatr ve bunun nedeninin ortaya vurulmasn ister. Kral kadnlara:"Yusufun olmak istediiniz zaman durumunuz neydi?" diye sorar. Kadnlar: "Hasa! Onun bir fenaliini grmedik" derler. Yusuf'a iftira etmi olan kadn: "imdi gerek ortaya kt; onun olmak isteyen bendim; dorusu Yusuf dorulardandr" diyerek trafta bulunur (K. 12 Yusuf 50-51). Neden Tanr 12 yl boyunca kadn'in yalanlarn ortaya vurup Yusuf'a yaplan hakszl gidermemitir? Neden dolay Yusuf'u hapten kurtarmamtr? bilinmez. Fakat buna ramen Yusuf, kadnn traf zerine, hainlerin tuzaklarnn Allah tarafndan baarya erdirilmediini syler ve: "Ben nefsm temize karmam; nk nefs, Rabbinin merhameti olmadka, ktl emreder. Dorusu Rabbin Balayandr, merhamet edendir" (K. 12: 52-53) diye ekler. Sylemeye gerek yoktur ki bu szleriyle Yusuf, kiiy, zgr irade yolu ile nefsine egemen olamayan zavall bir yaratk durumuna indirmitir.

57

Beyzavi gibi yorumcularn sylemesine gre Yusuf'un "Ben nefsm temize karmam" demesi zerine Cibril grnr ve: "Evet ama sen o kadnla yatmaa hazrlanmyor muydun?" diye sorar. O da gnah ilemeye olan meylini traf eder. Kral, Yusuf'u huzuruna getirtir ve "Bugn sen yanmzda yksek makam sahibi ve gvenlr birisin" der (K. 12 Yusuf 53). Yusuf Kral'dan bir istekde bulunur ve: "Beni (Msr'in) hazinelerine tayin et! nk ben (onlar) ok iyi koruyan ve (tasarrufunu) pek iyi bilenim" (K. 12: 54) der. Tanr Kral, bu istei kabul etmek hususunda zorlar ve bylece Yusuf Msr'in ynetimini stlenmi olur. Yorumcularn naklettikleri rivayete gre Kral, Yusuf'u, len Bakannn kars Zleyha (Zeliha) ile evlendirir. Hikayenin geri kalan ksm Yusuf'un Msr lkesini bolluga ve berekete kavuturmas, basta anas, babas ve kardeleri olmak zere tm ailesini yanna getirtip onlar ihya etmesi gibi olaylar kapsar (K. 12 Yusuf 55-100) Bu mutluluk ierisinde Yusuf Tanr'ya skrler eder ve kendisini "mslman" olarak ldrmesi iin yalvarr. yle der: "Ey Rabbim! Mlkten bana (nasibimi) verdin ve bana (ryada grlen) olaylarn yorumunu da rettin... Sen dnyada da ahirette de benim sahibimsin. Beni mslman olarak ldr ve salihler arasna kat" (K. Yusuf 101). Tanr, gya bu hikayeyi Muhammed'e anlattktan sonra, yle der: "Sen ne kadar stne dssen de insanlarn ou iman edecek deillerdir. Halbuki sen bunun iin (peygamberlik grevini ifa iin) onlardan bir cret istemiyorsun..." (K. Yusuf 103) Evet ama eer iman sahibi olmak, ancak Tanrnn keyfine gre ayarlanabiliyor ise, bu takdirde yer yzne peygamberler gndermenin alemi nedir? te yandan bir de u var: ktle eilimli olan Yusuf'u, her trl ktlkten uzak tutarken, onunla i grenleri ktlkle basbasa brakan bir Tanrnn, bu tr "Kssa"larla insanlara yararl bir eyler salamas mmkn mdr?

58

XVII) TANRININ, SIRF KEND KUDRET VE AZAMETN KANITLAMAK N ZEYR "PEYGAMBER" VE EEN LDRP YZ YIL SONRA DRLTMESNN (K. 2 bakara 259); VE YNE, BRAHM "PEYGAMBER"E PARALATTII DRT KUU, CANLANDIRMASININ HKAYELER (K. Bakara 260) Tanrnn bykln kantlamak ve kendisini, bylesine gl bir yaratann peygamberi olarak tanmlamak maksadyla Muhammed'in bavurduu yollardan biri de, llerin Tanr tarafndan diriltilebilir olduunu sylemek ve Kur'an'a bu konuda hikayeler yerletirmek olmutur. kendisini Tanr elisi olarak kabul ettirmenin bu yoldan daha etkili olacan dnm olmaldr. Hikayelerden biri Bakara Suresinin 259cu ayet'inde yer alr. Ayet aynen yle: "...Grmedin m o kimseyi ki, evlerinin duvarlar atlar zerine km (alt st olmu) bir kasabaya urad: '-lmnden sonra Allah bunlar nasl diriltir acaba?-' dedi. Bunun zerine Allah onu ldrp yz sene brakt, sonra tekrar diriltti. -'Ne kadar kaldn?-' dedi. -'Bir gn yahut daha az-' dedi. Allah ona: -'Hayr yz sene kaldn. Yiyeceine ve ieceine bak, henz bozulmamtr. Eeine de bak. Seni insanlara bir ibret klalm diye (yz sene l tuttuk, sonra tekrar dirilttik). imdi sen kemiklere bak, onlar nasl dzenliyor, sonra ona nasl et giydiriyoruz-' dedi. Durum kendisince anlalnca: -'imdi iyice biliyorum ki, Allah her eye kadrdir-' dedi". (K. 2 Bakara 259). Burada sz geen kimsenin kim olduu belli deil; kimi yorumculara gre bu bir "kafir" kiidr. Celaleddin Suyuti gibi yorumculara gre de bu kii zeyr "peygamber"dir. Gya zeyr, eeine binmi olarak Kudus civarndaki yikik bir kasabadan geerken, harabe haline gelmi bu yerde oturanlardan hi kimsenin kalmam olduunu grr; etrafna bakar, her taraf llerle doludur. Kendi kendisine bu lenlerin Tanr tarafndan nasl diriltilebileceini sorar. O anda Tanr onu uykuya sokar ve uykuda iken cann alr; onunla birlikte eeini de ldrr. Yz yl boyunca l olarak braktktan sonra onu yeniden diriltir. Dirildii an zeyr, yanndaki incir ve sarap gibi yiyeceklerinin hi bozulmadn ve yikik kasabann imar edilmi olduunu grr. Ancak eeinin rms ve sadece kemiklerden ibaret kalm olduunu farkeder. Ona bakarken birden bire kuru kemiklere etlerin sarldini ve eein canlandn izler. Tanrnn kudret ve azametinin ne olduunu anlam olarak dua etmee balar. baz yabanci kaynaklar bu hikayenin Ahd-i Atiyk'tan (Eski Ahit'ten) alindiini sylerler . Gerekten de Ahd-i Atiyk'in Nehemya adl kitabnda Hakalyann olu Nehemyann, bir hayvana binerek Yerusalm'e gtt, orasn harabe halinde bulduu ve Tanrnn yardm ile burasn ihya ettii yazldr. Fakat Muhammed, Yahudi asll yardmclarndan bu konuda rendiklerini yukardaki ekle sokarak Arap bedevisini sihirlemek istemitir. Tanrnn lleri diriltecek kudrette olduunu kantlamak zere Muhammed'in verdii dier rnek, yine bu ayn Bakara Suresinin 260. ayet'inde brahim "peygamber"le ilgili olarak yer alr. Gya brahim, len canllarn nasl olupta dirilebileceklerini merak etmektedir. Her ne kadar Tanrnn bu ii yapabilir olduuna inanmakla beraber yine de gzleriyle bunu grmek hevesindedir. Bu nedenle bir gn Tanr'dan, lleri nasl dirilttiini kendisine gstermesini diler. brahim'in bu sorusunu bir bakma kendisine kar "gvensizlik" sayan Tanr, muhtemelen alinmi olmaldr ki, sorar: "(Ey brahim!) Yoksa bana inanmyor musun?" 59
46

brahim, mahcup olmu grnr ve: "Hayr! (Sana) inandm; fakat gzmle greyim de kalbim iyice kansn istedim" eklinde bir yant verir. Bunun zerine Tanr ona yle der: "yleyse drt tane ku yakala, onlar kendine altr ve sonra kesip parala, ve her dan bana onlardan birer para koy. Bunu yaptktan sonra onlar kendine ar. Greceksin ki onlar canlanp kosarak sana geleceklerdir. O halde Allahn Gl ve Hakim olduunu bil" (K. Bakara 260) . Tanrnn dedii gibi brahim drt ku yakalar. Kur'an yorumcularndan bazlar gre bunlar kartal, bazlarna gre gvercin, bazlarna gre horoz, ya da bu tr baka bir canldr. brahim bu drt kusa (yaratiga), birer ad vererek kendisine alitirir, sonra ldrp paralara ayirir. Her bir kuun ban kendinde saklayarak, paralardan her birini eitli da balarna kor. Sonra bu kular adlaryle arr. O anda bu l ku paralar brahim'e doru uup gelirler ve her biri kendi ban bulup eski canl haline dnm olur. Bylece brahim, Tanrnn kudretini bir kez daha anlam grnr. Muhammed bu masal Tevratn ikis adl kitabndan alp baz deiiklie sokmutur. Gerekten de Tevrat'da anlatlan ekliyle hikaye'nin zeti yle: brahim (henz Abram ad ile anld bir srada), Tanrnn kendisine ocuk vermemesinden dolay zgn ve sikayetidir: "Ya Rab Yehova!, bana ne vereceksin? Ben ocuksuz gidiyorum ve evmn sahibi bu Saml Eliezer olacaktr... te bana zrriyet vermedin ve ite evimde doan benim mirascim olacaktr" " diye yakinip durmaktadr (Bkz. Tevrat/ ikis, Bap 15: 2-4) . Bunun zerine Tanr (Yehova) onu teskin etmeye alr ve: "Bu (Eliezer) senn mrascin olmayacak; ancak senin sulbunden kacak olan senn mrascin olacak" der ve gkyzndeki yildizlar kadar ona zrriyet vereceini, onu lkeler sahibi yapacan syler. brahim Tanr'ya sorar: "Onu miras alacaimi ne ile bileceim?". Tanr kendisine yillik bir inek, yillik bir kei, yillik bir ko ve bir kumru, bir gvercin yavrusu almasn emreder. brahim onun dedii gibi yapar ve ona verir. O da, kular hari dier canllar ortalarndan ikiye yarar ve her yarm tekinin karna kor. Bu srada yirtc kular cesedlerin zerine inmee balarlar. brahim onlar kovar (Bkz. Tevrat/ikis Bap 15: 6-11). Gne batmak zereyken brahim'in zerine ar bir uyku basar; ayn zamanda dehet ve koyu bir karanlk der. Bu srada Tanr brahim'e seslenerek zrriyetinin yabanc mlletin boyunduruu altna girip kul olacan, drt yz yl boyunca cefa ekeceini ve fakat Tanr olarak bu yabanc mllete hkmedeceini bildirir (Bkz. Tevrat/ikis, Bap 15: 12-21). Daha baka bir deyimle Tanr, yukardaki rnekle brahim'e, kendi zrriyetinin, her trl felakete ramen, her daim canl kalacan anlatmak istemitir.

60

XVIII) MSLMAN KY MANDAN UZAKLATIRMAK STEYENN LDRLMES GEREKTNE DAR MUSA VE HIZIR MASALI (K. 18 Kehf 6091): Musa ile Hzr hakknda daha nce (Kesim XIV) deindiimiz masaln bir baka yn yle: Musa, faziletlilii ve ilmi ile halknn sayg ve hayranln kazanm olup bununla gurur duymaktadr. O kadar ki halktan kiilerin kendisine: "Yeryznde senden daha akll, bilgili, faziletli bir kimse var mdr?" eklinde sorduklar soruya: "Hayr benden daha akll, faziletli, bilgili kimse yoktur" diye yant verir. Fakat Tanr bundan holanmaz ve Musa'ya, kibirll ve kendini begenmilii nedeniyle bir ders vermek ister. Vermek istedii ders Musay Hzr aleyhisselam ile buluturmaktr, nk Tanrnn sylemesine gre Hzr, Musa'dan daha stn bilgilerle donatlmtr. Bu nedenle Tanr Musa'ya, sepet ierisine cansz bir balk koyup, iki denizin birletii yere gitmesini emreder: baln canlanp denize srad yerde Hzr'i bulacan syler. te Kurann Kehf Suresi'nde yer alan masal bu tema zerine oturtulmutur. Masal yle balar: "Bir vakit Musa gen adamna demiti ki: -'Durup dinlenmeyeceim; ta ki iki denizin birletii yere kadar varacam, yahut senelerce yryeceim-'..." (K. 18 Kehf 60). Burada geen "gen adam" deyimi ile "iki denizin" ne olduu kesin olarak bilinmez. Fakat Kur'an yorumcularna gre gen adamYusa b. Nun adnda biridir ve Musa'ya hizmet etmekle grevlidir. "ki deniz" deyimine gelince, kimine gre bu iki deniz Hazer denizi ile Karadeniz'dir. Kmlerine gre ise Nil nehrnn Sudan'daki iki kolu olup "Beyaz Nil" ve "Mavi Nil" diye adlandrlmtr. Bununla beraber bu iki denizden birinin Musa ve dierinin Hzr olduunu, ve nk Musann "zahir aleminin", Hzr'in ise "batin aleminin" alameti olduklarn ne srenler de vardr. Fakat her ne olursa olsun masal u ki Musa, gen adama, baln canlanarak denize girmesi halinde bundan kendisini haberdar etmesini syler ve sonra ikisi birlikte yola koyulurlar. Az gidip uz gttkten sonra bir kayann banda durup dinlenirler. Ancak ne var ki bal unutmulardr; oysa ki gya balk, Tanrnn gcyle canlanm ve sepetten frlayp denize kamtr. Kur'an'da yle yazl: "Her ikisi, iki denizin birletii yere varnca balklarn unuttular. Balk, denizde bir yol tutup gitmiti" (Kehf 61) Daha baka bir deyimle iki kafadar, denizin bulutuu yeri geip gitmiler, bal da unutmulardr. Bu unutkanlk ierisinde Musa gen adamna: "kuluk yemegmizi getir bize. Hakikaten u yolculuumuz yznde bamza (epeyce) sknt geldi" der (K. Kehf 62). Anlalan o ki, her eyi onlara unutturan eytan'dir. nk gen adam Musa'ya yle der: "Grdn m!... kayaya sndmiz srada bal unuttum. Onu hatrlamam bana eytandan bakas unutturmad. O saslacak bir ekilde denizde yolunu bulup gitmiti" (Kehf 63) Bunun zerine Musa ve gen adam, bal aramak iin izlerinin zerinde geri dnerler (K. Kehf 64). stirahat ettikleri kayann yanna geldiklerinde, orada biriyle karlarlar. Bu, gya, Tanrnn vahiy ve peygamberlik verdii Hzr'dir (K. Kehf 65). Fakat Musa, onun Hzr

61

olduundan habersizdir; ve ona yle der: "Sana retilenden, bana doruyu bulmamama yardm edecek bir bilgi retmen iin sana tabi olaym mi?" (K. Kehf 66). Neden Musa, bilmedii tanmad bu kiiy bilgi sahibi olarak grmtr bilinmez! Fakat her ne olursa olsun Hzr : "Dorusu sen benimle beraberlie sabredemezsin. ( yzn) kavrayamadn bir bilgiye nasl sabredersin? " (K. Kehf 67-68) diye Musa'ya karlk verir. Onun bu szlerini Musa: "naallah... beni sabreder bulacaksin. senin emrine de kar gelmem" (K. Kehf 69) diye yantlar. Musay soru soramaz hale getirmek iin Hzr unu ekler: "Eer bana tabi olursan, sana o konuda bilgi verinceye kadar hibir ey hakknda bana soru sorma!" (K. Kehf 70) Bunun zerine beraberce yrmeye balarlar. Bir gemi bulup gemiye binerler; anlalan o ki gemiye halk da onlarla birlikte binmitir. Fakat biner binmez Hzr gemiyi deler. Musa bunu grnce dayanamaz ve: "Halkini bogmak iin m onu deldin? Gerekten sen (ziyan) byk bir i yaptn" der (Kehf 71). Bu szler Hzr'i kzdrr; bu kizginlikla Musa'ya yle bairir: "Ben sana, benimle 'beraberlie sabredemezsin'- demedim mi?" der (K. Kehf 72). Musa zr dilercesine: "Unuttuum eyden dolay beni azarlama; iimde bana glk karma" der (K. Kehf 73) Yine yrmeye balarlar (Gemi ne olmutur; gemiden nasl kmlardr? bilinmez). Yrrlerken bir erkek ocuuna rastlarlar. Hzr hemen ocukcaizi ldrr. Musa sasa kalr ve dayanamaz Hzr'a sorar: "Tertemiz bir cani, bir can karl olmaksizin (kimseyi ldrmedii halde) katlettin ha! Gerekten sen fena bir i yaptn" (Kehf 74). Hzr yine Musay azarlar: "Ben sana, benimler beraber (olacaklara) sabredemezsin demedim mi?" der (K. Kehf 75) Musa zr dileyerek: "Eer bundan sonra sana bir ey sorarsam artk bana arkadalik etme. Hakikaten benim tarafmdan (ileri srebilecek) mazeretin sonuna ulatn" der (K. Kehf 76). Yine birlikte yrmeye devam ederler: "...Nihayet bir ky halkna varp onlardan yiyecek istediler. Ancak ky halk onlar mafir etmekten kandlar. Derken orada yiklmak zere bulunan bir duvarla karlatlar. (Hzr) hemen onu dorulttu. Musa -'Dileseydin, elbet buna kar bir cret alrdn" der (K. Kehf 77) Hzr yle der: "te bu, benimle senin aramizin ayrlmasidir. imdi sana sabredemediin eylerin iyzn haber vereceim" (K. Kehf 78) Neden dolay gemiyi deldiini anlatmak iin Hzr yle der: "Gemi var ya, o, denizde alan kimselerindi. Onu kusurlu klmak istedim (nk) onlarn arkasnda, her (saglam) gemiyi gasbetmekte olan bir Kral vard" (K. Kehf 79). Yorumcularn sylemesine gre Hzr, fakir gemicilerin gemisini hasara ugeratmakla, kraln bu gemiyi gasbetme ihtimalini yok etmi ve bylece gemicilere iyilik etmitir. Evet ama gemicilere iyilik etmek iin gemiyi delmenin alemi var m? "Gemiyi delip yok etmekle gemicileri zarara sokmus olmiyor mu acaba Hzr efendi?" diye sorulabilir. Fakat Hzr'in yukardaki davranlarnn asl eletirilmek gereken yn, yoktan yere ldrd ocukla ilgilidir. nk Hzr bu davraniini Musa'ya yle izah etmekte: "Erkek

62

ocuga gelince, onun ana-babas mmin kimselerdi. Bunun iin (ocuun) onlar azginlik ve nankrle bogmasndan korktuk. Bylece istedik ki, Rableri (bu ocuk) yerine , ondan daha temiz ve daha merhametlisini versin... " (K. Kehf 80-81). Yorumcularn aklamasna gre Tanr Hzr'a, bu ocuun ileride zalim biri olacan ve mslman dininden olan ana ve babana kar azginlik ve nankrlk gstereceini, yahut da ocuk sevgii yznden ana-babann manevi yaamlarnn tehlikeye dseceini bildrmtr. Grlyor ki yukardaki masala gre Tanr, ana ve baban ilerde imandan karacaktr diye, ocuun ldrlmesi iin Hzr'a emir vermi ve bu ana babaya, bu ocuktan daha hayrl baka bir ocuk bahsedeceini bildrmtr. Daha baka bir deyimle yukardaki masal ile verilmek istenen mesaj u: Mslman kiiy imandan karmak isteyenler ldrlmelidirler. Evet ama Kur'an'a gre insanlar daha ana karnnda iken iyi ya da kt yapan Tanr deil mi? Kmn mslman imannda yapan kmn de kafir klan Tanr deil mi? nsanlarn bana gelen her eyi Levh-i Mahfuz'da belirleyen O deil mi (K. Hadd 22)?. Dilediini puta taptran ve dilediini de puta tapmaktan alkoyan O deil mi (K. En'am 106-107). Kmn sadan verdii defterle (ki imanl iyi kiilerdir bunlar) ve kmn de soldan verdii defterle (ki bunlar da kafir ve kt olanlardr) yaratan yine Tanr deil mi? Ve hersey hakknda Tanr bilgi sahibi deil mi? O halde Tanrnn izni ve bilgisi olmadan ocuk, kendi ana ve baban imandan nasl karabilir? Hi byle bir ey sz konusu olabilir mi? Elbetteki olamaz. Ancak ne var ki eriat iin bunlar akl yolu ile ortaya vurmak mmkn deil. Mmkn olmad iindir ki yukardaki masal, mslman kiileri imandan karmann, lm cezasn gerektiren bir su olduu sonucunu dogurur. Bu masallarla eitilen kimseler iin, mslman kiiy mslmanlktan karmaa alanlar ldrmek dinsel bir grev saylr. Fakat ayn masaln ortaya vurduu dier bir sonu var ki o da soru sormann dahi su olduudur. Zira Hzr, yukarda grld gibi, Musa'ya hi bir ekilde soru sormamasn ve yapaca iler konusunda aklama istememesini tenbih etmekte. Her ne kadar eriatlar bu masal bir bakma "sabir imtihani" eklinde grrlerse de yanltr; nk bunun sabirla deil fakat asl fikir zgrl ile ilgisi vardr ki yukardaki masal, ayn zamanda bu zgrl de kknden kazimaktadr. Ve nihayet bu masaln bir de Tanr fikrini kltc yn var ki o da u: ana ve baban imandan karacaktr diye ocuu ldren hzr: "Erkek ocuga gelince, onun ana-babas mmin kimselerdi. Bunun iin (ocuun) onlar azginlik ve nankrle bogmasndan korktuk." diyor. Fakat bunu, Tanr'dan ald emre gre sylyor. Yani Tanr: "bogmasndan korktuk" diyerek ocuu ldrdrken, kuku zerine hareket etmekte! stelik de kullarnn imann diledii gibi ayarlad halde ocuu sorumlu tutmakta! Sylemeye gerek yoktur ki btn bunlar, Tanrnn "ycelii" fikriyle bagdasmayan eylerdir ve eriat, bu tr masallarla Tanr fikrini zedelediinin farknda deildir.

63

XIX) TANRININ EYTAN ARACILII LE EYYUB'U DENEMESNN VE HLE- ERYYE YOLUNU SEMESNN HKAYES (K. 38 Sa'd 41-42; Enbiya 83, 84): Kurann bildirmesine gre Eyyub, Tanrnn vahyettii peygamberlerden biridir (K. Nisa 163); gya Tanr onu, tpk dier peygamberler (rnein Davud, Sleyman, Yusuf, Musa, Harun vs..) gibi doru yola iletmitir (K. En'am 84). Bu nedenle ona byk gven beslemektedir. Ancak ne var ki gnn birinde eytan, Eyyub aleyhinde Tanr'ya sikayette bulunarak Tanrnn aklini eler ve onu denemesi iin kendisine yetki vermesini ister. eytann sikayeti kskanliktan domaktadr; daha dorusu Eyyub'un varlkl bir kimse oluundan kaynaklanmaktadr. Bundan dolaydr ki Tanr'ya yle der: "Eyyub zengin olduu iin sana kulluunu aksatmiyor. Hele bir yoksul olsun ve hele bana bir takm skntlar, belalar gelsin; bak o zaman kulluk eder mi sana? Denemek iin bana yetki ver, onun bana belalar getireyim; dediimin ne denli olduunu greceksin". Fakat Tanr: "Dediin hi de doru deil. Eyyub benim sadk kulumdur. O, varlkta da, darlkta da bana kulluk eder" diyerek eytann szlerine inanmaz grnmekle beraber yine de Eyyub'u denemenin yararl olacan dnr ve ona yetki verir; yle der: "(Eyyub'u denemeye) yetkiliin hayd. Ve sen greceksin ki, bana belalar geldiinde bile Eyyub kulluk 47 grevini yerine getirecektir" . Sylemeye gerek yoktur ki Tanrnn bu ekilde konumas artcdr; nk kul'larnn kaderini daha ana karnnda iken belirleyen, ve bu nedenle onlarn ne yapacaklarn nceden bilen O olduuna gre, eytann yukardaki ekilde konumasna deer verip Eyyub' denemek zere onu yetkili klmas beklenmeyecek bir davranitir. Fakat her ne olursa olsun eytan, Tanr'dan ald yetkiyle Eyyub'a bir takm felaketler getirir: nce onun ocuklarn ve varln elinden alr; sonra onu en kt ve igren hastalklara yakalatr; hem de ylesine ki hi kimse Eyyub'un yanna yaklaamaz. Fakat buna ramen Eyyub'un kars byk bir sadakat ve fedakarlk gsterir ve kocasn iyiletirmee alr. Ancak ne var ki gnn birinde eytan kadna grnr ve kandrmak maksadyla, eer kendisine tapacak olursa eski zenginliklerini ona iade edeceini syler. Kadncaz durumu Eyyub'a anlatr ve eytana tapmak hususunda izin ister. Fakat kadnn bu tutumuna Eyyub ylesine hiddetlenir ki hastalktan kurtulacak olursa kadna yz degnek vuracana dair yeminler eder. Bu arada da Tanr'ya yalvarmaktan geri kalmaz, rnein: "(Ey Tanrm) Basma bu bela geldi. Sen, merhametlilerin en merhametlisiin" diye niyaz eder (K. 21 Enbiya 83). Eyyub'un bu felaketli durumu ne kadar srmtr pek bilinmez. Km yorumculara gre 18 yil, kimine gre 13 yil, kimine gre yil, ve hatta kimine gre de kesin olarak yedi yil, yedi ay ve yedi saat srmtr. Fakat her ne olursa olsu Tanr, en sonunda Eyyub'un duasn kabul eder ve ona Cebrail'i gnderir. Cebrail Eyyub'u elinden tutup kaldrr. Tanr kendisine: "Ayan yere vur! te ykanacak ve iilecek soguk bir su" (K. 38 Sad 42) der. Eyyub ayan yere vurur ve yerden u fiskirrir. Fiskiran bu sudan u imekle hemen iyileir; vcudundaki yaralar bereler yok olur, dert ve sknt kaybolur. Eyyub'un kars da birden bire genlesiverir ve kocasna 26 48 ocuk dogurur . Bu vesile ile Kur'an'da yer alan ayet yle: "Biz, tarafmzdan bir rahmet ve kulluk edenler iin bir hatra olmak zere (Eyyub'un) duasn kabul ettik; kendisinde dert ve sknt olarak ne varsa giderdik ve ona aile efradn, ayrca bunlarla birlikte bir milini daha verdik" (K. 21 Enbiya 84) . Fakat Tanr bununla yetinmez ve sylediklerini tekrarlamak zere 64

yle ekler: "Bizden bir rahmet ve olgun akl sahipleri iin de bir ibret olmak uzere (Eyyub'a) hem ailesini hem de onlarla beraber bir milini baladk" (K. 38 Sad 43). Fakat i bununla bitmi deildir; nk Eyyub, karsna 100 degnek vuracana dair yemin etmitir ve bu yeminin yerine getirmesi gerekmektedir. Tanr'ya hitaben yle der: "Dorusu eytan bana bir yorgunluk ve eziyet verdi" (K. 38 Sad 41). Tanr dnr tasnr ve Eyyub'u bu yeminden kurtarmann yollarn arar. Bu yollardan biri keffaret'dir; yani bir gnaha kar tutulmak zere bir ey yapmaktr: bata bulunmak, yoksul doyurmak, sadaka vermek ya da kle azadlamak vs...gibi. Nitekim bunun byle olduuna dair Kur'an'da ayet vardr. (rnein: Maide 89). Fakat her ne hikmetse Tanr, "hile-i eriyye" yolunu seer. Bilindii gibi "hile-i eriyye" demek, iinden iklmak istenen durumlardan eriat'a uygun hareket ediyormu gibi grnerek, yani hile yaparak, kurtulmak demektir. Bu nedenle Eyyub'a yle emreder: "Eline bir demet sap al da onunla vur, yeminini byle yerine getir..." (K. 38 Sad 44). Bu hile yolunu mazur klmak iin de unu ekler: "Gerekten biz Eyyub'u sabirli (bir kul) bulmutuk. O, ne iyi bir kuldu! Daima Allah'a ynelirdi" (K. Sad 44). Bylece Eyyub, kadnn cann incitmeden, dayak cezasn ve dolaysyle yeminini yerine getirmi olur. Yukardaki masal, Ahd-i Atiyk'in Eyyub blmnden alnmadr. Fakat Arabn kafa yapsna ve deer llerine gre ekillendirilmitir. Anlatlmak istenmtr ki Tanrnn verdii skntlara katlanan, bunlar Tanrnn denemesi olarak kabul eden ve kulluk grevlerini yerine getiren insanlar Tanr sever. Bu arada hile-i eriyye yolu ile i grmenin de geerli olduu belletilmi olur. Sylemeye gerek yoktur ki iinde bulunduu lmsz kosullar Tanr denemesidir diye kabul eden, bu durumlardan kurtulmay Tanr'ya kar gelmek bilen, ve hele hile yolu ile i grmeyi gelenek edinen insanlardan, daha iyi kosullara zlem duyup gelime beklemek abestir.

65

XX) SLEYMANIN MHRN ELE GEREN EYTAN, ONU DENZE ATAR; DENZDEK BR BALIK MHR YUTAR; BALII ELE GEREN SLEYMAN MHRNE, VE DOLAYISIYLE HKMRANLIINA KAVUUR. BYLECE TANRI, SLEYMANI DENEM OLUR (K. 38 Sad 31-40) Kurann Sad Suresi'nde, Sleymanla ilgili olarak yle bir ayet var: "Aksama doru kendisine, ayann zerine durup bir ayan tirnain zerine diken almli ve safkan kosu atlar unulmutu" (K. 38 Sad 31). Hemen arkasndan da Sleymann "Gerekten ben mal sevgisini, Rabbm anmak iin istedim" dedii belirtlr ve ayet yle biter: "Nihayet gne batt. (O zaman atlar) tekrar bana getirin, dedi. Bacaklarn ve boyunlarn svazlamaya 49 balad" (K. Sad 33-33) . Bu ekliyle bu satrlardan bir ey anlamaa imkan yok. Yorumcularn syledikleri de birbirini pek tutmaz. Kmne gre Sleyman bu atlar Sam'a yapt sefer sonucu elde etmitir; kimine gre babas Davud'dan tevars etmitir. Kmne gre bu atlar ona deniz rzgarlar getirmitir. Fakat her ne olursa olsun gya bu atlar, srf Tanrnn dinini glendirmek iin ister olduunu belirtimitir. Yukardaki ayet'lerden hemen sonra: "Andolsun ki biz Sleyman sinadk. Tahtinin stne bir ceset brakiverdik, sonra o yine eski haline dnd" (K. Sad 34) diye yazl. Burada geen "ceset" deyimin ne anlama geldii pek bilinmez. Km yorumculara gre bu ceset, Sleymann olu Yeroboam'in cesetidir. Gya Yeroboam, on Yahudi kabilesinin kral 50 olduktan sonra bir buza heykeli yaptrr ve herkesi bu heykele tapmaa arr . Beyzavi, Ablfida ve Celaleddin gibi yorumculara gre ise bu ceset Sleymann cesetidir; gya Tanr Sleyman sinamak istemi ve onu iddetli bir hastala yakalatmtr. Hastalk sonucu Sleyman ylesine zayiflamtr ki cansz bir cesete dnmtr; fakat sonra tekrar saliina kavumutur. Bu yorumu yapanlarn Yahudi kaynaklara dayal olarak mslman kiilere bellettikleri masal yle: Sleyman Tanr'ya "Beni bala" der ve kendisine byk bir saltanat vermesini diler. Tanr da ona, onun emriyle esen rzgarlar ve bina kuran ve dalglik yapan eytanlar ve demir halkalarla bal dier yaratklar verir ve: "te bu bizim bamzdr. ter ver, ister (elinde) tut; hesapszdr" (K. Sad 38-39) der. Sidon kenti'ne saldran Sleyman, bu kent'in hkmdarn ele geirip kafasn keser ve kz Jeraday da kendisine e yapar. Ancak ne var ki Jeradah, babann lmnden dolay son derece zgn dmtr ve bu yzden gece gndz alamaktadr. Onu susturmak maksadyla Sleyman eytan huzuruna artr ve ona, Jeradann babann bir resmini yapp kadnn odasna koymasn emreder. Ancak ne var ki resim Jeredann odasna konduunda, Jerada ve cariyesi, kendi gelenekleri gereince gece gndz resmin nnde ibadet etmee balarlar. Krk gn boyunca bu ekilde ibadet ettikleri halde her ne hikmetse Sleyman bunu farketmez. Buna karlk Sleymann adamlar durumu renince derhal Sleyman'a giderek Jeredann puta tapmakta olduunu bildirirler. Sleyman bunu duyar duymaz buyk bir hiddete kaplr ve adamlarna emrederek resmi yaktrr ve kadn da azarlar. Ve sonra araziye ikip zntsn Tanr'ya arz'eder, alayarak dualar eder, avf edilmesini ister. Her ne kadar Tanr onu balamaa hazr olmakla beraber, daha nce cezalandrmak ister. Cezalandrmas yle olur:

66

Sleyman, ykanaca ya da ayak yoluna gidecei zamanlar, hkmranlk mhrn cariyelerinden Amina adnda birine brakmay gelenek edinmiti; iini bitirdkten sonra mhr geri alrd. te mhr Amina''ya verdii gnlerden birinde eytan gelip Amina'ya oyun oynamak ister ve Sleyman klnda grnr. Amina'dan mhr alr almaz ayn klkta tahta oturur ve lke'yi ynetmee, ve diledii gibi kanunlarda deiiklik yapmaa balar. Bu arada Sleyman, mhrnden yoksun kalip dilenci durumuna der. Aradan krk gn geince eytan, mhr denize atarak kaar. Mhr denizde bir balk yutar. Balkilar bal tutup Sleyman'a getirirler; o da baln karnndan mhr karp hkmranlna yeniden kavumus olur. Sonra'da kendisine bu oyunu oynayan eytan buldurur ve boynuna byk bir ta balatp onu gle attrr. Masal'dan kan sonulardan biri kadnlara gven beslememekle ilgili. Gya Amina mhr eytan'a teslim etmekle kt bir i yapmtr. Evet ama eytan Sleyman klnda Aminann nne karan ve Aminay kandrtan kim? Tanr deil mi?

67

XXI) HABL LE KABL MASALI (Maide 27-31): Kurann Maide Suresi'nde Adem'in iki olu ile ilgili bir masal'dan sz edilir. Tanr gya Muhammed'e: "Onlara, Adem'in iki olunun kssasn gerek olarak anlat ..." diye seslenir ve hikayenin baz ynlerini nakleder; yle der: "Hani birer kurban takdim etmilerdi de birisinden kabul edilmi, dierinden ise kabul edilmemiti. Kabul edilmeyen: -'Andolsun seni ldreceim-' dedi. Dieri de: -'Allah ancak takva sahiplerinden kabul eder-' dedi. -'Andolsun ki sen, ldrmek iin bana elini uzatrsan, ben seni ldrmek iin sana elimi uzatmam. Ben alemlerin Rabbi olan Allah'tan korkarm. -Ben istiyorum ki sen, hem benim gnahm hem de kendi gnahini yklenip atee atlacaklardan olasn; zalimlerin cezas ite budur-'. Nihayet nefsi onu, kardeini ldrmeye tt ve onu ldrd; bu yzden de kaybedenlerden oldu. .." (K. Maide 27-31) Kur'an'da yer alan ekliyle bu masal hakknda fikir edinmek mmkn deildir. Adem'in iki olu kimdir? Neden kurban takdim etmilerdir? Neden birisininki kabul edilmi de dierininki edilmemitir? Neden bu kardelerden biri, dierini ldrmtr? Ve btn bunlarn srailoullar ile ilgisi nedir? "Hem benim gnahm hem de kendi gnahini yklenip atee atlacaklardan olasn;" szlerindeki "gnah" nedir? Bunlar Kur'an'da yazl deil. Bundan dolaydr ki Kur'an yorumcular, hikayenin Tevrat'daki aslna ve Yahudi kaynaklarna bavurarak yukardaki ayet'leri anlalr bir ekle sokmaa alrlar. Fakat onlarn anlalr bir ekle sokmak istedikleri masaln Tevrat'daki asln bilmeden yine de bir fikir edinmek kolay deildir. Bu itibarla nce, Adem'in Kain ve Habil adndaki iki olu ile ilgili olarak Tevrat'da yer alan masal ksaca zetlemek gerekir: Tevrat'a gre Adem ile Havvann ard ardna iki oullar olur. Bunlardan birine Kain dierine de Habil adn verirler. Habil koyun obani, Kain ise ifti olur (Tevrat/Tekvin, Bap 4: 1-3). Gnler getikten sonra Kain, topran semeresinden Tanr'ya adak sunmak ister. Habil de, srsnn ilk doanlarndan ve yaglarndan Tanr'ya adak sunar. Fakat Tanr Habil'in adan kabul ettii halde Kain'inkini kabul etmez. Kain buna pek fkelenir ve suratini asar. Tanr kendisine neden dolay suratini astn sorar ve sonra t verir: "Eer iyi davranrsan o ykseltilmeyecek mi? ve eer iyi davranmazsan, gnah kapda pusuya yatmtr, ve onun istedii sensin" der. (Tedvrat/Tekvin, Bap 4: 6-7) . Ve vaki olur ki Kain, muhtemelen kskanlik yznden, Habil'i ldrr. Bunun zerine Tanr, sanki olan bitenlerden haberi yokmu gibi, Kaine sorar: "Kardein Habil nerede?". Kain "Bilmiyorum" diye yant verir. Tanr kendisine: "Ne yaptn? kardeinin kannn sesi topraktan bana bairiyor. Ve imdi sen toprak tarafndan lanet edildin; o toprak ki kardeinin kann senin elinden almak cn azini ati; topra ilediin zaman artk sana kuvvetini vermiyecektir; yeryznde kaak ve serseri olacaksin" der (Tevrat/Tekvin, Bap 4: 9-13). Kain Tanr'ya seslenir: "Cezam tasnamayacak derecede byktr. te bugn, topran yz zerinden beni kovdun; ve senin yznden gizli kalacam, ve yeryznde kaak ve serseri dolaacam; ve vaki olacak ki, her kim beni bulursa, beni ldrecektir" (Tevrat/Tekvin, Bap 4:14-15) Bunun zerine Tanr, Kain'i ldrecek olanlardan alnacan ilan eder, ve ldrlmesini nlemek iin onun zerine bir iaret koyar. Daha sonra Kain'in oullar ve torunlar olur. Bu

68

arada Adem, kars ile yatar ve ondan bir olu olur: adn Sit koyar. Bylece len olu Habil yerine yeni bir oul sahibi olmutur. Sit'in de oullar olur. Bu suretle Adem zrriyeti olumus olur (Tevrat/Tekvin, Bap 4: 16-26; Bap 5: 1 ve d.). Tevrat'daki bu hikaye'yi Muhammed, Adem'in iki olunun adlarn zikretmeden ve aiklia kavuturmadan Kur'an'a alm, Maide Suresinin 27 ila 32ci ayetlerine sigdrmtr. Ayrca da Abdullah bn-i Mes'ud'un rivayetine dayal bir hadis hkm ile, yine anlalmas g bir 51 sonuca balamtr. Kur'an yorumcularnn ve "Siyer" yazarlarnn (rnein bn shak, Taberi, Beyzavi, bn'l-Esir, vs... gibi nllerin) eitli kaynaklardan yararlanarak aiklia kavuturmak istedikleri hikaye yle: Adem'in kars Havva yirmi batinda krk ikiz ocuk dogurur. Bu ikizlerin biri kz dieri olandr. Daha baka bir deyimle Adem'in oullar hep birer kzkarde ile birlikte, ikiz olarak dogmulardr. Bu olan kardelerden birinin ad Kabil, dierinin ad Habil'dir. Habil, Kabil'den iki yas kktr. Gerek Kabil ve gerek Habil, her ikisi de birer kz kardele birlikte ikiz olarak dogmulardr. Kabil'in birlikte doduu kzkardein ad Aklma, ve Habil'in kzkardeinin ad da Labda' dir. Kabil 22 yasna Habil de 20 yasna bastiklarnda Tanr, her ne hikmetse, onlar birbirlerinin kzkardeleriyle evlendirmek ister ve Adem'e, bu ikizlerden herbirisinin kzn dierinin erkeiyle iftletirmesini vahyeder. Bu emir gereince Kabil ve Habil, yekdierinin ikiz kzkardeiyle evleneceklerdir. Yani Kabil, Habil'in ikiz kzkardeini, Hahil' de Kabil'in ikiz kzkardeini alacaklardr. Ancak ne var ki Kabil'in ikizi olan kz karde, yani Aklma, Habil'in ikizi olan kzkardeden, yani Labda'dan ok daha gzeldir. Bu nedenle Kabil miziklk yapar ve gzel olan kendi ikiz kzkardeiyle evlenmek ister. Fakat Adem bunun doru bir ey olmadn, ve nk ayn karndan ayn zamanda domu ikiz iki kardein, birbirleriyle evlenmelerinin gayr mesru saylacan bildirir. Ancak ne var ki Kabil'i ikna edemez; edemeyince aklna bir zm ekli gelir ki o da u: Kabil ile Habil, Kabil'in karn ve kzkardei olan Aklma hakknda birer kurban takdim edecekler ve bunlardan hangisinin kurbani kabul edilecek olursa Aklmay o alacaktr. Bu zm ekli zerinde Kabil ve Habil anlarlar; bunun zerine her ikisi de birer kurban takdim ederler. Fakat gkten inen bir ate paras Habil'in kurbann yakar. Bylece Tanr, Habil'in kurbann kabul etmi, buna karlk Kabil'in kurbann kabul etmediini bildrmtr. Bu durumda Kabil'in ikiz kzkardei olan 52 gzel Aklma, Habil'in olacaktr . Ancak ne var ki Kabil buna raz olmaz. fke ve kskanliga kaplarak Habil'e: "Andolsun seni ldreceim" der (K. Maide Suresi, ayet: 27). Onun bu tehdidi zerine Habil: "Allah ancak takva sahiplerinden (kurban) kabul eder" der. "Takva" demek Tanr'dan korkup onun emirlerini yerine getirmek anlamna geldii cn bu szleriyle Kabil'i, Tanr'ya itaatszlkle sulam olur. Fakat bununla kalmaz bir de unu ekler: "Andolsun ki sen, ldrmek iin bana elini uzatsan (bile), ben sana, ldrmek iin el uzatacak deilim. Ben Alemlerin Rabbi olan Allah'tan korkarm. Ben istiyorum ki sen, hem benim gnahm hem de kendi gnahini yklenip atee atlacaklardan olasn; zalimlerin cezas ite budur" (K. Maide Suresi, ayet: 28-29) Bu szler Kabil'i ylesine hiddetlendirir ki, nefsn yenemeyerek bir vurusta kardei Habil'i ldrr. Kur'an'da yle yazl: "Nihayet nefsi onu, kardeini ldrmeye tt ve onu ldrd; bu yzden de kaybedenlerden oldu" (K. Maide 30) slam kaynaklarnn sylemesine gre Habil, gya ilk len insandr. Bundan dolaydr ki Kabil, kardeinin l cesedini ne yapacan bilemez; cesedi topraa gmmek fikri de aklna gelmez. Bununla beraber kular ve yirtc hayvanlar tarafndan yenmesini istemedii iin 69

cesedi bir torbaya koyar ve bir yil, boyunca srtndan tar. Fakat gnlerden bir gn yeri eseleyen bir karga grr. Muhammed'in sylemesine gre, yeri eseleyen bu kargayi Tanr gndermitir. [baz yorumcularn ifadesine gre Kabil, iki kargann birbirleriyle didistiklerine, ve bunlardan birinin dierini ldrdne, ldrdkten sonra onu torpaga gmdne tank olmutur] Tanr gya kardeinin cesedini nasl gmeceini Kabil'e gstermek iin bunu yapmtr. Kabil kargann yaptn grmekle kendi kendine: "Yaziklar olsun bana! u karga kadar da olamadm mi ki, kardeimin cesedini gmeyim" der, ve srtnda tamakta olduu cesedi orada bir yere gmer. Bu husus Kur'an'da yle yazl: "Derken Allah, kardeinin cesedini nasl gmeceini ona (Kabil'e) gstermek iin yeri eseleyen bir karga gnderdi. (Katl karde) :-'Yaziklar olsun bana! u karga kadar da olamadm mi ki, kardeimin cesedini 53 gmeyim'- dedi, ve ettiine yananlardan oldu" (K. Maide 31) Kur'an yorumcularna gre bu hikaye, insann nefsine ve zellikle kskanlik duygularna boyun emesinin sonularn gstermek bakmndan nemlidir. Ancak ne var ki bunu sylerlerken kiiyi "iyi" ve "kt" yola srkleyenin ve "saptrann" Tanr olduuna dair Kur'an'da yer alan hkmleri gz ard ederler. te yandan yukardaki hikaye'de Tanrnn, ayn anadan doan kardeleri birbirleriyle evlendirmesi iin vahy indirmesini de doal karlarlar. Btn bunlar bir yana fakat Kabil'in, ille de kendi kzkardei ile evlenmek istemesi zerine Adem'in, onu ikna yoluna gitmeyip, iki kardei kurban keserek sonu elde etmee almasnn da pek yerinde bir ey olmadndan habersiz grnrler.

70

XXII) 99 KOYUN MASALI (K. 38 Sad 20-26): Kurann Sad Suresi'nde: "Ey Muhammed! Sana o davacilarn haberi ulat m?..." diye balayan bir masal vardr ki ne anlama geldii hususunda yorumcular birbirlerine katar. Masaln zeti yle: Davud "Peygamber", Tanr tarafndan gl ve heybetli olarak byk ordulara sahip klnmtr. Mescid'de ibadet ederken gelen gidenler tarafndan rahatsz edilmesin diye muhafzlarla korunmaktadr. Gnlerden bir gn iki kii Davud'la grmek ister; fakat onun muhafzlar marifetiyle korunduunu grnce mescidin duvarna tirmanp gizlice onun yanna girerler. Davud'un kendilerinden korktuunu grnce: "Korkma! Biz birbirine hasim iki davaciyiz, aramzda adaletle hkmet; haksizlik etme; bize doru yolu gster" derler (K. Sad 21-22). Aralarndan biri, dierini gstererek Davud'a yle der: "Su benim kardeimdir. Onun doksan dokuz dii koyunu var. Benimse bir tek koyunum var. Byle iken kalkp -'Onu da bana ver'- dedi ve tartmada beni yendi" (K. Sad 23). Daha baka bir deyimle doksan dokuz dii koyuna sahip olan karde, bir tek dii koyuna sahip olan kardeinden onu alp kendi koyunlarna katmak istemektedir. Bunun zerine Davud, tek dii koyuna sahip kiiye yle der: "Andolsun ki senin bir dii koyununu, kendi dii koyunlarna katmak istemekle (kardein) sana haksizlik etmitir. Dorusu ortakilarn ou, birbirlerinin hakkn yemee kalkarlar. Meer ki inanp iyi iler yapyor olsunlar. Bylelerinin says da ok azdr" (K. Sad 243). Fakat bunlar sylerken Davud, Tanrnn kendisini sinamakta olduunu sanr ve eilip yerlere kapanr, tevbe edip Tanr'ya ynelir. Tanr da onu balar ve: "Katmzda (Davud'un), yksek bir makam ve gzel bir gelecei vardr" (K. Sad 24-25) der, ve dedikten sonra: "Ey Davud! Biz seni yeryznde halife yaptk. O halde insanlar arasnda adaletle hkmet. Heva ve hevese uyma, sonra bu seni Allahn yolundan saptrr..." (K. Sad 26) diyerek t verir. Yukardaki ayet'leri okuyan Mslman kiinin, bu okuduklarndan bir ey anlamasna imkan yoktur: meer ki Kur'an yorumcularnn grlerini bilsinler. Bu grler ise birbirinden ok farkl eylerdir. Km yorumcular, ayet'lerde sz geen iki kiinin "insan" deil "melek" olduklarn sylerler. Kmlerine gre de Arapa'da "Na'ce" karl olan "dii koyun" deyimi, ayet'lerde "Kadn" anlamnda kullanlmtr. u durumda doksan dokuz dii koyuna sahip olan kii, dierinin elindeki tek dii koyunu alp kendisininkilere katma hevesindedir ve ite Davud bu hakszl ortaya vurmaktadr: hani sanki bunun haksizlik olduunu ortaya vurmak byk bir baret ii imi ve bunu anlatmak iin birbirinden anlalmaz (mphem) ayetlere gerek varm gibi! Kur'an yorumcularnn bu vesileyle ne srdkleri husus, Davud'un, Bat Seba adndaki evli bir kadnla olan macerasdr. nk yorumcularn anlatmasna gre, Davud'un 99 kars varken, Uriya adndaki birinin tek karsn alp haremine katmtr. Bu macera Kur'an'da anlatlm deildir; asl Tevrat'da geer ve Kur'an yorumcular Tevrat'daki hikaye'ye gre yukardaki sonuca varrlar. Hikaye'nin Tevrat'daki ekli ksaca syledir: Davud, sarayinin damnda otururken, civardaki evlerden birinde irilplak ykanmakta olan bir kadn grr. Sehevi duygular kabarr ve kadna ak olur. Adamlarn gnderip kadn

71

getirtir ve onunla cinsi mnasebette bulunur. Fakat doymaz ve kadna sahip kmak ister. Kadnn ad Betsabe olup Davud'un en yakn bir arkadann, Uriyann karsdr. Kadna sahip olabilmek maksadyla Uriyay ortadan yok etmekten baka bir zm bulamayan Davud, adamlarna emir vererek Uriyay sava cephesinin en ateli bir yerine gndertir; gerekten de Uriya orada vurulur ve lr. Bylece Davud, sevgili Betsabe'sine kavumus olur (Ahd-i Atiyk, Samuel II, Bap 11-12) te Kur'an yorumcularna gre Kur'an'daki 99 koyun masal, Davud'un yapt bu haksizlikla, ve Tanrnn onu snav'a ekmesiyle ilgilidir. Gya Davud bu snav'dan basarl km ve Tanr da onu yeryzne halife yapm, dllere layk bulmutur (K. Sad 20, 26)

72

XXIII) MUHAMMED'N ZEYNEB'E AIK OLUP ONUNLA EVLENMESNN HKAYES: (K. Ahzab 4, 5, 36-38, 50, 53) Kur'an'da, Muhammed'in, Cahs'in kz diye bilinen gzel Zeyneb'e ak olup onunla evlenmesini hikaye eden hkmler vardr ki, biraz yukarda Davud'un Betsabe'ye ak olmasyle ilgili olarak belirttiimiz hikaye'ye benzer ve zellikle Ahzab suresinin bir ok ayet'lerini kapsar. Zeyneb Muhammed'in halasnn kzdr ve Muhammed onu, kendi oulluu olan Zeyd ile evlendrmtr. O tarihlerde geerli bulunan Arap geleneklerine gre bir kimsenin kendi oulluunun kars ile olduu kadar halasnn kz ile de evlenmesi haram saylrd. Fakat buna ramen Muhammed, hem halasnn kz ve hem de oulluu Zeyd'in kars olan Zeyneb'e ak olmu ve onunla evlenmtr. Bu evlilii de, Kur'an'a koyduu ayet'lerle, Tanrnn emrine balamtr. Bu ayet'lerden biri yle: "Ey Muhammed! Allahn nimet verdii ve senin de nimetlendirdiin kimseye: -'Esn brakma', Allahtan sakn'- diyor, Allahn aa vuraca eyi iinde saklyordun. nsanlardan ekiniyordun. Oysa ki Allah'tan ekinmen daha uygundu. sonunda Zeyd esiyle ilgisini kestnde onu seninle evlendirdik, ki, evlatliklar eleriyle ilgilerini kestiklerinde, onlarla evlenmek konusunda m'minlere bir sorumluluk olmad bilinsin...". (K. 33 Ahzab 37) Bu ayet'de: "Allahn nimet verdii ve senin de nimetlendirdiin" diye sz edilen kimse, Muhammed'in oulluu olan Zeyd'dir. Zeyd, daha nceleri Harise adnda birinin olu iken kle olarak Hatice'ye satlm ve Hatice de onu kocas Muhammed'e hediye etmiti. slam ilk kabul edenlerden olduu iin Muhammed onu azadlam ve kendisine oul edinmitir. Oul edindikten sonra da onu, halasnn kz Zeyneb ile evlendrm, ona kendi adn vermi ve Zeyd bn-i Muhammed Muhammed'in olu Zeyd) diye artmtr. O zamanlar geerli olan Arap geleneine gre oul edilen kimse, kendisini oul edinenin sahc olu saylr, onun adn alr, ona miras olurdu. Yine Arap geleneine gre oul edilen kimsenin kars oul edene haram saylrd; yani oul edinen, kendi oulluunun boam olduu kars ile evlenemezdi. te yukardaki ayet'de sz edilen Zeyd, bu durumda bir kimse idi. Yine yukardaki ayet'de"Esn brakma" szleriyle kast edilen kimse Zeyd'in kars Zeyneb'dir. Zeyneb, Muhammed'in halasnn kzdr ve biraz nce dediimiz gibi Muhammed onu daha nce Zeyd ile evlendrmtr. Ayet'de geen "Allahn aa vuraca eyi iinde saklyordun" szleri, Muhammed'in Zeyneb'e kar besledii askla ilgilidir: gya Tanr, Zeyneb'i kocasndan ayirip Muhammed ile evlendirmek istemi ve bu nedenle onun kalbinde Zeyneb'e kar sevgi yaratmtr; fakat gya Muhammed, cevresinden ekindii iin bunu aiga vuramam ve bu yzden Tanr ona, yukardaki ekilde: "Allahn aa vuraca eyi iinde saklyordun. nsanlardan ekiniyordun. Oysa ki Allah'tan ekinmen daha uygundu" diye emir vermitir. Ve yine gya Tanr, Muhammed'i Zeyneb'le evlendirmek suretiyle o zamana kadar geerli olan bir Arap geleneini deitirmi ve oul edinenlerin, kendi oulluklarnn karlaryle evlenmelerini salamtr.

73

Muhammed'in Zeyneb'e ak olup, akini ona hissetirmesi ve onunla evlenmesi Hicret'in 5ci ylna tesadf eder. slam kaynaklar bu gerek hikayeyi, eitli rivayetlere dayal olarak naklederler, ki bunlarn zetini Taberinin Tarih 'inde bulmak mmkndr. Vakidinin rivayetine gre hikaye yle: Muhammed, bir gn Zeyd'in evine gider. Fakat Zeyd ev'de olmad iin kapy Zeyneb aar. Zeyneb'i ev kiyafetiyle, yani gs bagri ak ekilde grd iin, Muhammed'in kalbinde bir takm sehevi duygular kabarr; ve "kalbleri deitiren Tanr kutludur'- diyerek bu duygularn, Zeyneb'in anlayabilecei bir ekilde, aa vurur. Vakidinin rivayeti aynen yle: "Zeyd ... Muhammed'in (yani peygamberin) olu adyla anlrd. Tanr elisi, katna gelmedii zaman: -'Zeyd nerede?'- diye sorard. O, Zeyd'in gelmedii gnlerden birinde onun evine gtt; (Zeyd'in) nerede bulunduunu sorduunda ei Cahs'in kz Zeyneb, Tanr elisinin katna her gn i vaktinde giydii giyimle kt. Tanr elisi onu grnce yzn evirdi. Zeyneb: -'Ey Tanr elisi! (Zeyd) evde yok, babam ve anam yolunda feda olsun, eve gir'- diye rica etti. Tanr elisinin kapda olduu Zeyneb'e haber verilmedii iin, o liban giymeden abucak kapya gelmi, Zeyneb'i bu kiyafette grmek Tanr elisinin hosuna gitmiti. Tanr elisi kapdan ayrldinda kalbinde birseyler duyuyor, fakat bu duygunun ne olduunu az kalsin kendisi de anlyamayacakt. O ancak: -'Ulu Tanry btn eksikliklerden tenzih ederim, 54 kalbleri deitiren Tanr kutludur'- diyebildi..." . Taberinin, Yunus bin Abdla'la'dan rivayet olarak naklettii dier bir anlatisa gre hikaye yle: Muhammed bir gn Zeyd'in evine gider. kap iini gren perdeyi rzgar kaldrd iin Muhammed Zeyneb'i yar plak vaziyette grr. Grmekle Zeyneb'in gzelliine vurulur ve vurulduunu belli eder. Taberinin naklettii rivayet u: "Tanr elisi gnn birinde Zeyd'i aramak zere onun evine geldi. kapda ynden rlm bir perde asl bulunuyordu. Rzgar perdeyi kaldrd. O zaman Zeyneb odasnda plak bir halde 55 bulunuyordu. Tanr elisinin gz ona lsti, gzellii hosuna gtt ve kalbinde iz brakt..." . Aksam olupta Zeyd eve gelince, Zeyneb ona olan biteni anlatr. Zeyd kendisine: "Eve girmesini rica etmeli idin" der. Zeyneb yle yant verir: "Eve girmesini rica ettim ise de girmedi". Bunun zerine Zeyd, karsna sorar: "O kapdan ayrldi vakit birsey sylediini iitmedin m?". Zeyneb yle yant verir: "O kapdan ayrlrken: -'Tanry her eksiklikten tenzih ederim, kalbleri deitiren Tanr kutludur'- diyordu". Bunlar dinleyen Zeyd, Muhammed'in Zeyneb'e ak olduunu anlar. Hemen evden kar ve Muhammed'in yanna giderek: "Ey Tanr elisi! evime geldiini sylediler, babam ve anam sana feda olsun, eve girmeliydin. Zeyneb hosuna gitmi olabilir, hosuna gitmi ise boarm" der. Muhammed kendisine: "(Karn) hakknda bir pheye mi dstn?" diye sorar. Zeyd cevap verir: "Ey Tanr elisi! Hibir hususta ondan phelenmedim; ondan hayrdan baka birsey grmedim" . Muhammed ona: "Esn hos tut, Tanrdan sakn" diye tte bulunur. Ancak ne var ki bunu sylerken iinden geenleri gizlemektedir. nk istedii ey Zeyd'in Zeyneb'i boamasidir; onun boamas halinde Zeyneb'le evlenecektir. Nitekim yukardaki olaydan sonra Zeyd, esine yaklamak, onunla cinsi mnasebette bulunmak isteinde bulunmad iin Zeyneb'i boar. Bosadktan az sonra Muhammed, bir gn Aye ile konuurken baygnlklar geirir; ayildii zaman glmseyerek: "Zeyneb'in yanna gidip, kim mjdeler. Yce Tanr onu benimle evlendirdi" der. Derken de Tanr'dan indiini syledii u ayet'i okur:

74

-'Hani Yce Tanrnn nimet ve lutfuna ve senin de nimet ve balarna nail olan kimseye (Zeyd'e) eini hos tut, Tanr'dan sakn diyorduk. Tanrnn ortaya karaca eyleri gizli tut, diyorduk. Sen halktan korkuyordun. Halbuki korkulacak zat yalnz bir Tanrdr. Vakta ki Zeyd onun (Yani Tanrnn) istediini yerine getirerek onu (yani Zeyneb'I) boad, biz de seni 56 onunla evlendirdik..." . Muhammed'in bu ekilde konumas zerine Aye'nin yannda durmakta olan Selma (ki Muhammed'in hademesidir) derhal kalkar ve Zeyneb'i mjdelemek zere onun yanna gider. Zeyneb, "mjdeyi" aldktan sonra Selma'ya gmsten yaplan ayak bileziklerini armaan 57 eder . Grlyor ki, Muhammed'in sylemesine gre, bu olayda her eyi ayarlayan ve dzenleyen Tanrdr. Yani Muhammed'in Zeyneb'e ak olmasn, bunun zerine Zeyd'in karsn boamasn, ve bunlar olduktan sonra Muhammed'in Zeyneb'le nikahlanmasn, evet her eyi isteyen ve bu olda oluturan Tanrdr. Pek iyi ama acaba neden Tanr byle yapmtr; neden Muhammed'i Zeyd'in kars Zeyneb'e ak klmtr. Madem ki Arap geleneklerine gre bir kimsenin kendi oulluunun kars ile olduu kadar halasnn kz ile de evlenmesi haramdir, o halde neden Muhammed'i, kendi oulluunun karsyle evlendrmtr? Btn bu sorularn yantn yine Kur'an'da bulmak mmkn. nk Muhammed'in, Ahzab Suresi'ne koyduu ayet'lerde Tanr gya evlad edinme konusundaki Arap geleneini deitirmek istemi ve evlad edilen kimselerin artk "evlad" saylmamalar gerektiini bildrmtr; ayet yle: "Allah insann iine iki kalb koymamtr... Allah ....evladliklarnzi da oullarnz gibi tutmanzi mesru klmamtr. Bunlar sizin dillerinize doladnz bos szlerdir... Evladliklar babalarna nispet edin... Eer babalarnn kim olduunu bilmiyorsanz, bu takdirde onlar din kardei ve dostlarnz kabul edin" (K. Ahzab 4, 5). Bylece Zeyd artk Muhammed'in olu saylmaktan kmakta, sadece onun din kardei ve dostu durumuna girmekteydi. Byle olunca da onun boad kadn alabilirdi. Bundan dolaydr ki Muhammed, derhal Zeyd'in adn deitirip Zeyd bn Harise (yani Harise'nin olu Zeyd) yapar (oysa ki daha nce onu Zeydb bn Muhammed, yani Muhammed'in olu Zeyd diye armaktayd) , ve artk kendisine dost durumuna girdi diye kars Zeyneb'le evlenir. Bunu da Tanrnn emrine balar. Bununla ilgili olarak Kur'an'a koyduu ayet'e gre Tanr gya Muhammed'e yle demektedir: "... Sonunda, Zeyd esiyle ilgisini kestnde onu (yani Zeyneb'I) seninle evlendirdik, ki, evladliklar eleriyle ilgilerini kestiklerinde onlarla evlenmek konusunda m'minlere bir sorumluluk olmad bilinsin. Allahn buyruu yerine gelecektir" (K. 33 Ahzab 37). Yani Tanr, Muhammed'i, Zeyneb'le evlendrmtr, nk istemitirki, oulluklarn karlaryle evlenmeyi haram klan Arap gelenei deisin; yani kiiler, kendilerine oul edindikleri kimselerin karlarna ak olabilsinler ve onlarla evlenebilsinler. te yandan hala kzlaryle evlenmeyi yasak bilen Arap geleneini de deitirmek zere Muhammed Kur'an'a u ayet'i koyar: "Ey Muhammed!... seninle beraber hicret eden

75

amcalarnn kzlarn, halalarnn kzlarn, day kzlarn, teyzelerinin kzlarn ... alman helal klmzdr" (K. Ahzab 50). Zeyneb hem Muhammed'in halasnn kz ve hem de onunla birlikte Medine'ye hicret edenlerden olduu iin bu ayet, dierleriyle birlikte, sz konusu evlilii her bakmdan geerli klmaa yeterliydi. Bununla beraber cevapsz kalan bir ka soru vard ki, bunlardan biri uydu: Neden acaba Tanr, oulluklarn karlaryle evlenmeyi haram sayan gzel bir Arap geleneini deitirip, yerine, hite uygun olmayan bir baka gelenek yerletirmek istemitir? Bir insan iin, deil oulluunun karsna ak olmak, fakat arkadann ya da hatta bir bakasnn karsna dahi gz koymak doru saylmazken Tanr, nasl olur da kendi "elisine" byle bir ey yaptrabilir? te yandan, bir an iin oulluklarn karlaryle evlenmeyi ngren hkmn "isabetli" olduunu dnelim. Bu durumda sorulacak dier bir soru da u: Neden acaba Tanr, bu kural yerletirmek iin, Zeyd'in yuvasn ykma ihtiyacini duysun? Bu ii: "Oulluklarnzin karlaryle evlenebilirsnz" eklindeki bir buyruk ile yapamaz myd acaba? Ne yazk ki 1400 yl boyunca hibir Mslman kii bu sorular sorma ihtiyacini ya da cesaretini kendinde bulamamtr. Muhammed'in Zeyneb'le evlenmesi hikayesi, Mslman kiilerin dnme ve soru sorma yetersizliklerinin bir baka kant olarak karmzdadr.

76

XXIV) "FK OLAYI" DYE BLNEN "GERDANLIK HKAYES" (K. Nur 11, 12, 13, 21, 26, 25; Nisa 15, 16; Ahzab 60, 61) slam tarihinde "fk olay" diye bilinen bir olay vardr ki Muhammed'in kskanliklarnn tipik rneklerinden birinin hikayesini oluturur. Her eyden nce unu belirtelim ki, Muhammed'in sylemesine gre "kskanlik" denen ey basli bana bir fazilettir ve bu fazilet, basta Tanr olmak zere Tanrnn yeryzndeki temsilcilerinin ve kullarnn niteliklerini oluturur. Bundan dolaydr ki Muhammed: 58 "Muhakkak ki ben kskancim; kskan olmayan kimsenin kalbi tersdir" derdi. Kiskan olmayanlar Tanrnn sevmediini anlatmak iin: "Allahu Teala kskanr; m'min de kskanr" der ve:"baz kskanliklar Allahu Teala sever; bazlarn da sevmez. Sevdii 59 kskanlik bir phe sonucu olan kskanliktir" diye eklerdi . Ve ite fk olay, "phe sonucu olan kskanlik"la ilgili bir hikayedir ki slam kaynaklarna dayal olarak zeti syledir: Hicret'in 6.ci ylnda Muhammed, "Beni Mustalk" gazasna karken, adeti vechile, karlarndan birini yannda gtrmek zere, kur'a eker. Kur'a Aye'ye isabet eder. Aye deve'nin srtnda bir kounun iine bndrlr ve ordu ile birlikte yola koyulur. Mstalk'lere kar giriilen sava mslmanlarn galebesiyle sona erer. Sava sonucunda bol miktarda ganimet ve esir ele geirilir; ganimet ve esirler paylaldktan sonra Medine'ye dnmek zere yola iklr. Yolda konaklamak gerekir. Konaklama srasnda Aye, abdestini yapmak (def-i hacet'de bulunmak) zere bir yere eklr. iini bitiripte dndnde, boynundaki gerdanl kaybettiini farkeder. Aramak zere geriye dner. Fakat bu arada Muhammed, yola devam emri vermitir. Aye'nin devesini srenler, onu kounun iinde sanarak kervannn peine taklmlardr; Aye'nin yokluunu farketmemilerdir. Oysa Aye gerdanln aramakla mesguldur. Byk bir sans eseri gerdanln bulur, fakat geriye dndnde kervann gitmi olduunu grr. Tam bu srada, kervann geriindeki kalntlar toplamakla grevli, Safvan bin Mu'attal adnda genten bir delikanl ika gelir. Aye'yi tek bana bulunca devesine bndrr ve Medine yolunu tutar. Kervana ulaipta Medine'ye vardklarnda, halk arasnda dedikodular balar: Aye'nin gen ve yakkl Safvan ile sevist sylentileri azdan aza dolar. Haber Muhammed'in kulana gelir; sylentiler arttika kskanlii kabarr, huzursuz olmaya balar. O zamana gelinceye kadar her vesile ile 60 Cebrail'den, gizli eyleri haber aldn syledii halde, her ne hikmetse bu kez susar . nk Cebrail'den gerein ne olduunu renemeyeceini bilir. Bu nedenle Aye'yi karna alp syletmek ister. Aye susuz olduunu bildirir. Fakat Muhammed inanmaz ve syletmek hususunda israr eder. Aye susuz olduunu tekrarlamakta direnir, zntsnden hastalanp yataga der. Muhammed aldrmaz ve kadncaza kser, yanna yanasmaz. Hi aliik olmad bu muamele zerine Aye, babann evine dnmek ister ve Muhammed'den izin ister; izni aldktan sonra eyalarn toplayp babas Ebu Bekir'in evine tasnr. Aradan az bir zaman geince Muhammed, Aye'siz olamayacan anlar ve kalkar Ebu Bekir'in evine gider. Son bir def'a Aye'yi konuturmak umudu ile: "Ey Aye eer bir gnah iledi isen Tanr'ya tevbe et, Tanr seni afv edecektir" eklinde konuur. Bu konumalar cereyan ederken Aye'nin babas ve anas da oradadr; konuulanlar duyduklar halde hibir eye karsmazlar. Aye susuz olduunu tekrarlar ve Muhammed'e Tanr'ya bavurmasn ve nk Tanrnn her gerei bildiini ve iftiracilarn szlerini yalanlayacan syler. Bununla beraber tevbe etmeyeceini bildirir ve yle der: "Tanr adna and ierek tevbe etmeyeceimi 77

teyid eylerim. nk kan dedikodular red edecek olursam, bu takdirde ne sen ve ne de 61 bakalar bana inanmayacaksnzdr" . Aye'yi hibir ekilde syletemeyeceini anlayan Muhammed, bu ii ancak "Tanr'dan vahy geldi" diyerek halledebileceini dnr. Etrafndaklere: "stme bir yorgan rtn ve bamn altna da deriden bir yastik koyun" diye emreder. Emrettii gibi yaplr. Yorgann altnda vahyin gelmesini bekleyen Muhammed az gemeden terlemeye balar; biraz sonra Aye'ye dnerek: "Ey Aye (sevin, nk) Tanr seni tebrie ederek (temize kararak) ayet indirdi" der. Gya Tanr, bu ayet'lerle Aye'nin iftiraya uradn bildirmekte, iftiracilara cezalar verilmesini emretmekte ve iftiray iitip de susanlara atmaktadr. Ayet'lerden biri yle: "(Muhammed'in esine) bu ar iftiray uyduranlar phesiz o yalani uyduran, iinizden bir guruptur... Onlardan her bir kiiye, gnah olarak ne ilemise (onun karl ceza) vardr. Onlardan (elebaslk yapp) bu gnahin bykln yklenen kimse iin de ok byk bir azab vardr" (K. 24 Nur 11) Yani Muhammed'in sylemesine gre Tanr, Aye'nin iftiraya uradn, oysa ki susuz olduunu anlatmakta ve ona iftira edenlere atmaktadr. Bunu iiten Aye, hem sevinir ve hem de gururlanr; sevinir, nk susuz olduu ortaya kmtr; gururlanr, nk susuz olduuna, Tanr ahidlik etmitir. Oysa ki bunu hi tahmin etmemitir ve etmediini de kendi azyla yle belirtir: "... ben kendimi, hakkmda ayet inmeden kk ve hakr sayyordum; Yce ve aziz olan Tanrnn, (benimle ilgili olarak) 62 mescit'de ve namazlarda okunacak ayet indirmesini hite dnmyordum..." . Aye'nin susuzluunu bu ekilde ilan ettikten sonra, imdi sra Aye'ye iftira atanlar cezalandrmaa gelmtr. Muhammed'in sylemesine gre, iftira edenlerin banda, "munafiklarn" nde gelenlerinden Abdullah b. Ubeyy vardr. Aslinda bu kiiy Muhammed, bir ok nedenlerle kendisine dman bilmitir. fk olay vesilesiyle onu thmet altnda tutmak istemesi pek doaldr. Bundan dolaydr ki yukardaki ayet'e: "Onlardan (elebaslk yapp) bu gnahin buykln yklenen kimse iin de ok byk bir azab vardr" eklindeki szleri ekler. Fakat genel olarak iftiracilar cezalandrmak ve iftira karnda susanlar azarlamak maksadyla halk came toplar ve Tanrnn onlar hakknda gnderdiini syledii ayet'leri okur. Tanr gya iftiracilar yalanclkla sulamakta ve yle demektedir: "(ftiracilarn) bu konuda drt ahit getirmeleri gerekmez miydi? Madem ki ahit getiremediler, yle ise onlar Allah nezdinde yalanclarn ta kendisidirler" (K. 24 Nur 13; Bu konuda ayrca bkz. Nisa 15, 63 16) ) Sylemeye gerek yoktur ki bu ayet'i Kur'an'a koymakla Muhammed, Aye'nin sululuunun hibir ekilde ispatlanamayacan garantye balamtr. nk zinann drt ahid'le ispati hemen hemen mmkn olmayan bir seydir. ftiracilar bu ekilde cezalanmaa terkettikten sonra imdi de iftiray iitip de susanlar azarlamak zere u ayet'leri okur: "Bu iftiray iittnzde erkek ve kadn mminlerin, kendi vicdanlar ile hsnzanda bulunup da :-'Bu apak bir iftiradr-' demeleri gerekmez miydi?" (K. Nur 12)

78

"Onu duyduunuzda: -'Bunu konuup yaymamz bize yakismaz. Hasa! Bu, ok byk bir iftiradr'- demeli deil miydiniz?" (K. Nur 16) "(Oysa ki) siz bu iftiray, dilden dile birbirinize aktariyor, hakknda bilgi sahibi olmadnz eyi azlarnzda geveleyip duruyordunuz. Bunun nemsiz olduunu saniyordunuz. Halbuki bu Allah katnda ok byk (bir su)tur" (K. Nur 15) "Namulu, ktlklerden habersiz mmin kadnlara zina isnadnda bulunanlar, dnya ve ahirette lanetlenmilerdir..." (K. Nur 23) Bunlar syledikten sonra, bir de onlara, Tanrnn ltfu sayesinde cezadan kurtulduklarn anlatmak zere, u ayet'leri okur: "Eer dnyada ve ahirette Allahn ltuf ve merhameti stnzde olmasayd, iine daldnz bu iftiradan dolay size mutlaka bir azab isabet ederdi" (K. 14) "Ya sizin stnze Allahn ltuf ve merhameti olmasayd, Allah ok efkatli olmasayd (haliniz nice olurdu?)" (K. Nur 20) Ve bir daha buna benzer iftiralara kalkmamalar iin de unu ekler: "nananlar arasnda irkin eylerin yaylmasn arzulayan kimseler iin dnya'da ve ahirette de etin bir ceza vardr. Allah bilir, siz bilmezsnz" (K. Nur 19) "Eer inanm insanlarsanz, Allah, bir daha buna benzer tutumu tekrarlamaktan sizi sakndrp uyarr" (K. Nur 17) ftira karanlarn eytan'a uymus olacaklarn anlatmak iin ayrca ayet'ler koyar (K. Nur 21) Bylece "gerdanlk hikayesi", Muhammed iin, hem Aye'yi temize karmak, hem aleyhte konuanlar susturmak ve hem de halk kendi dmanlarna (munafiklara) kar kindar klmak bakmndan yararl sonular salamtr.

79

XXV) MUHAMMED'N, MARYA LE HAFSANIN ODASINDA SEVRKEN YAKALANMASININ ACIKLI HKAYES: (K.Tahrim, 1-5). Kurann Tahrim suresi'nde yle bir ayet bulunur: "Ey peygamber eleri! Eer ikiniz de Allah'a tevbe ederseniz, kaymis olan kalbleriniz dzelmi olur. Eer einizin aleyhinde bir ey yapmaa kalkarsanz, bilin ki Allah onun dostu, bundan baka Cebrail, iyi m'minler ve melekler de yardmcsdr" (K. Tahrim 4) Ayet'de geen "ikiniz de" szc Hafsa ile Aye'ye atif'tir ve gya Tanr, Muhamme'din bu iki esine hitap ederek onlar tevbe etmeye ve Muhammmed'i zmekten ekinmee armaktadr. Bu ve bununla ilgili ayet'ler, Muhammed'in Marya ile Hafsann odasnda seviirken Hafsa tarafndan yakalanmas olayn ierir. baz kaynaklara gre yukardaki ayetler "Bal erbeti olay" ile ilgilidir. Her iki olayn da ilgin ynleri vardr ki zetlenmee deer. nce Marya (Mariya) olayn grelim: Marya, Hicret;in 7. ylnda skenderiye sahibi diye bilinen Mukavkis tarafndan Muhammed'e hediye olarak gnderilen Kipti klelerden biridir. Gzellii nedeniyle Muhammed onu kendisine cariye edinmi ve Medine'nin yukar mahallelerinden birindeki bir odaya yerletirmitir. Cinsi mnasebette bulunmak maksadyla sk sk onu ziyaret ederdi. Ondan brahim adnda bir olu olmu ise de ocuk kk yasta iken lmtr. Hafsa'ya gelince o, mer bin Hattabn kz olup Uhud savandan sonra Muhammed'in nikahina giren elerden biridir. Sylendiine gre Muhammed'in eleri arasnda Aye ile ayn "mertebede" olup dier elerden "mmtaz" mevkidedir. baz slam kaynaklarna gre Muhammed onu bir aralk boam, fakat sonradan namaz klmasn ve oru tutmasn ve dinsel grevlerini yerine getirmesini begendii iin, Tanr'dan gelen bir emir zerine, nikahi yenilemitir. boamas ve yeniden nikahlamas Marya olay vesilesiyle yle olmutur: Muhammed, bir dzineye yakn karlaryle cinsi mnasebette bulunmay belli bir sra esasna balamt. Bu sra esasna gre karlarn ziyaret ederdi. Gnlerden bir gn, nbet esasna bal olarak Hafsa ile bulumak zere onun odasna gider. Fakat Hafsa'ya yerinde bulamaz. O srada cariyesi Marya oradan gemektedir. Kabarm olan ehvetine dayanamayp Maryay Hafsann odasna alr ve cinsi mnasebete balar. Fakat tam iini bitird srada Hafsa ika gelir. Fevkalade mahcub duruma den Muhammed ne yapacan arr. Olayn dier eler tarafndan (zellikle sevgili Aye'si tarafndan) renilmesi ve halk arasnda dedikodu eklini almas halinde durumunun daha da gleseceini dnerek Hafsa'ya azini siki tutmasn, bakalarna hibir ey anlatmamasn, bunun karlnda Marya ile bir daha yatmayacan syleyerek yeminler eder. Hafsay biraz daha ikna edebilmek iin bir de, kendisinden sonra devlet'in bana nce Ebu Bekir'in ve ondan sonra da mer bin Hattabn (yani Hafsann babann) halife olarak geeceklerini bildirir. Henz hi kimselerin bilmedii bir devlet sirrn ifsa etmekle gya ona byk bir paye vermitir, ve byle bir payeye eritii iin Hafsa, Marya olayn gizli tutacak, kimseye aklamayacaktr. Oysa ki aksine Hafsa, ilk frsatta olan bitenleri Aye'ye anlatr; Aye de haberi dier elere ulatrr. Bu haber zerine elerden her biri Muhammed'e kar soguk davranmaa balarlar. Onlarn bu tutumundan, durumu anlayan Muhammed, Hafsay karna alarak neden dolay sirri aa vurduunu sorar. Hafsa arm olarak: "Bu olay bakalarna sylediimi sana kim haber verdi?" der. Muhammed de haberin Tanr tarafndan kendisine haber verildiini bildirir ve Kur'an'a u ayet'i geirir:

80

"Peygamber, elerinden birine gizlice bir sz sylemiti. Fakat esi, o sz bakalarna haber verip Allah da bunu peygamber'e aklaynca, Peygamber bir ksmn bildrm, bir ksmndan da vazgemt. Peygamber bunu ona haber verince esi:-'Bunu sana kim bildirdi?'- dedi. Peygamber: -'Bilen, her eyden haberdar olan Allah bana haber verdi'- dedi." (K. Tahrim 3) Bunu yaptktan sonra, Tanrnn Aye ile Hafsa'ya hitaben u ihtarda bulunduunu syler: "Ey peygamber eleri! Eer ikiniz de Allah'a tevbe ederseniz, kaymis olan kalbleriniz dzelmi olur. Eer einizin aleyhinde bir ey yapmaa kalkarsanz, bilin ki Allah onun dostu, bundan baka Cebrail, iyi m'minler ve melekler de yardmcsdr" (K. Tahrim 4) . Yani Tanry kendisinin dostu gstererek Hasfa ile Aye'yi sindirmek ister. Fakat bu arada dier elerini de korkutup dedikodu yapmalarn nlemek maksadyla, gerekirse onlar derhal boayabileceini, ve boayacak olursa Tanrnn kendisine daha iyi, daha vefakar, daha itaatkar kadnlar vereceini syler ve Kur'an'a u ayet'leri koyar: "(Ey peygamber eleri) Eer o sizi boarsa Rabbi ona, sizden daha iyi, kendini Allah'a veren, inanan, sebatla itaat eden, tevbe eden, ibadet eden, oru tutan dul ve bakre eler verebilir" (K. Tahrim 5). Bunun zerine btn eleriyle ksstn ilan eder, ve bir ay boyunca yanlarna girmeyeceine dair yemin eder. Sylendiine gre Hafsay cezalandrmak zere boamtr. Ancak ne var ki, eleriyle ksst iin ehvet ihtiyacini ne ekilde karlayaca konusunda ciddi bir sorunla kar karyadr. Marya ile bir daha yatmayacana dair yemin ettii iin onun yanna gidemeyecek demektir; meer ki yeminini hkmsz kila. Ve ite Tanr gya onun byle g bir durumda olduunu sezer ve imdadna yetiir: yeminini geri almas iin izin verir; verirken de genel olarak yemin bozmann "mesru" bir ey olduunu bildirir. Bununla ilgili olarak Muhammed, Tanr szleridir diye Kur'an'a u ayet'leri koyar. "Ey Peygamber! elerinin rizasn gzeterek, Allahn sana helal kld eyi niin kendine haram haram ediyorsun? Allah (gerektiinde) yeminlerinizi bozmanzi size mesru klmtr..." (K. Tahrim 1, 2) Yemininden bylece kurtulduu iin hemen Marya ile cinsi mnasebette bulunmaa balar. Ancak ne var ki sadece Marya ile sevismenin ve dier elerden uzak kalmann hos bir ey olmadn kisa zamanda anlamtr. Gnde bir dzineye yakn kadnla sevismeye alitii iin, bu ii imdi bir tek kadnla yapmak ona ar gelir. Aradadan 29 gn getikten sonra karlaryle baritiini ilan eder ve yanlarna dner. lk nce Aye'nin odasna gider. Aye, henuz bir ay'lik srenin dolmam olduunu dnerek kendisine sorar: "Hani sen, bir ay boyunca karlarndan uzak duracana dair yemin etmemi miydin? Bugn daha otuz gn bile olamad; yirmi dokuzuncu gndeyiz!". Muhammed kendisine u yant verir: "Bu ay yirmi dokuz gn eker". Bylece artk butn elerini, nbet esasna gre, yeniden ziyarete balar, tpk eskiden olduu gibi. Bu arada Hafsay da yeniden nikahina alr. Almasnn sebebi, sylendii gibi onun dine bal ve namaz klp, oru tutan biri olmas deildir. Asl sebeb hem ona dkn olmas, ondan holanmasidir, ve hem de kendisine ok yararl olan, ve bu yzden ok nem verdii

81

yakn arkada mer bin Hattab honud klmaktr. nk Hafsa, daha nce de belirttiimiz 64 gibi, mer'in kzdr.

82

XXVI) "BAL ERBET" HKAYES (K.Tahrim, 1-2). Marya ve Hafsa ile ilgili olarak yukarya aldmiz hikaye'ye konu teskil eden Kur'an ayet'lerinin "Bal erbeti" ad verilen bir olay vesilesiyle indiini syleyenler de vardr. Hikaye'nin zeti yle: Karlarn nbet esasna gre ziyaret eden Muhammed, bazan bunlardan birinin (zellikle Zeyneb bint Cahs'in) odasnda fazlaca kalrm. Aye ile Hafsa bunu farkedip Muhammed'in haksizlik yaptn dnrler ve hakl olarak ona bir oyun oynamay kararlastrrlar. Aralarnda bir plan hazrlarlar ve bu plani dier elere de aklarlar. Plan u: her biri, nbet kendilerine geldikte, Muhammed'e: "Megafir mi yediniz efendim, sizde megafir kokusu duyuyorum?" diye soracak ve onu mahcub durumda brakacaktr. "Megafir" diye bilinen ey, Muhammed'in hi holanmad bir tr zamk imi ki fena kokarm. Ve ite bu plan zere Hafsa, kendi nbetinde Muhammed'le yataga girdii srada:"Sizde megafir kokusu duyuyorum" diye konuur. Muhammed mahcub olur ve: "Hayr ben megafir yemedim. Yalnz Zeyneb'in odasnda iken bal erbeti imtm. Demek ki bali yapan ari megafir yalam" eklinde konuur. Bununla da kalmaz bir de artk bal erbeti imeyeceine daire yemin eder ve Hafsa'dan bu bal erbeti iini bakalarna, zellikle Aye'ye bahsetmemesini ister. Ancak ne var ki dier elerini ziyaret ettii zaman ayn tepki ile karlanca Hafsann gevezelik edip sirri dier elere yaydiini anlar. Bunun zerine hepsiyle ksr. Fakat aradan az zaman gemekle onlarsz yapamayacan anlar ve yeminini geri almak zere Kur'an'a, Tanr'dan geldiini syledii u ayet'leri koyar: "Ey Peygamber! elerinin rizasn gzeterek, Allahn sana helal kld eyi niin kendine haram ediyorsun? Allah (gerektiinde) yeminlerinizi bozmanzi size mesru klmtr..." (K. Tahrim 1, 2) Karlarnn yanna dnmemek zere yapm olduu yemin, bylece Tanrnn yardm sayesinde ortadan kalkmi olduu iin, sra esasna gre yine her gn sabah ve akam, onlar 65 dolamaa balar .

83

XXVII) KADINLARA ARKA ORGANDAN TEMASIN VE ECNSELLN (LUTLN) YASAKLANMASIYLE LGL LUT MASALI: (K. Bakara 229; Hud 77-83; Hac 43; A'raf 80-81; Neml 54-58, 80-84). Kurann Bakara Suresi'nde, kadnlarla cinsi mnasebette bulunmann eklini belirleyen yle bir ayet var: "Kadnlarnz sizin iin bir tarladr. Tarlanza nasl dilerseniz yle girin. Kendiniz iin nceden (uygun davranlarla) hazrlk yapn... " (K. Bakara 223) Bu ayet'in anlatmak istedii ey udur ki kadnlarla her ne ekilde olursa olsun cinsi temasta bulunulabilir yeter ki bu temas arka organdan olmasn. Daha baka bir deyimle kadn bir tarlaya benzetilmekte ve erkein bu tarlaya diledii gibi girip "ekebilecei" fakat ekerken bu ii arka organdan deil sadece rahim'den yapmas gerektii anlatlmaktadr. Doal olarak kadnn ekim alani "rahm" olduu iin, yukardaki ayet'e gre, cinsi mnasebetin sadece bu yoldan yaplmas ngrlmtr. Bununla beraber kadnn arkasna gemi olarak dahi cinsi mnasebetin yaplmasnda saknca yoktur, fakat duhul iinin arka organdan deil n organdan (rahim'den) olmas arttir. Bunun byle olmas gerektiini anlatmak zere Muhammed, yukardaki ayet'den gayr bir de, Kur'an olmayan hkmler (hadis'ler) koymutur ki bunlar arasnda: "Kadnlara arka organlarndan temas etmeyiniz" ya da "Kariina arka yoldan yanaan kii mel'undur; Allahn rahmetine eriemez" eklinde olanlar vardr. Bu konuda bn'l-Kayyim'in Zad'l-mead adl kitabnda anlatlan hikayelerden biri yle: Gnlerden bir gn sahabe'den birisi Muhammed'e gelerek sorar: "Kadnlara arka organlarndan yaklamann hkm nedir?". Muhammed cevap verir: "Halaldr". Adamcaz bu gzel haberi alpta ayrlaca srada Muhammed unu ekler: "Sen arkadan gelerek nden temas etmey m sordun. (Bunu sordunsa) evet o halaldr. Yok eer arkadan yaklaarak arka organdan temas etmeyi sordunsa hayr ( o halal deil haramdir). phesiz Allah gerei 66 bildirip emretmekten haya etmez. Kadnlara arka organlarndan temas etmeyiniz" . yle anlalyor ki Muhammed, kadnlara arka organlarndan temas etmeyi, bir tr "ecinsellik" olarak grm ve "Lutilik" (Lutiyye) olarak tanmlamtr. Nitekim bir hadis'inde:"Kadnlara arka organlarndan temas etmek Lutiliin kk seklidir" demi ve bunun vaktiyle Lut toplumunda grldn ve ecinselliin erkekler arasnda balamadan krk yl nce kadnlar arasnda baladn bildrmtr. bildirirken de "lutilik" (Lutiyye) deyiminin, sadece erkein erkekle cinsel ilikisini deil fakat ayn zamanda erkein kadnla 67 arka yoldan temasn da kapsadn anlatmak istemitir . Bundan dolaydr ki Kur'an'a, ecinsellikle mesgul bir topluma Tanrnn, Lut adnda birini "peygamber" olarak gnderdiini ve Lut'un bu toplumu yola getirmek iin uratn, fakat baarsz kaldn anlatan ayet'ler koymutur ki bunlardan ikisi yle: "Lut'u da (peygamber olarak gnderdik). kavmine yle demiti: -'Gz gre gre hala o hayasizlii yapacak mnz? (Bu ilahi ikazdan sonra hala) siz, ille de kadnlar brakp ehvetle erkeklere yaklaacak mnz? Dorusu siz, beyinsizlikte devam edegelen bir kavimsnz" (K. 27 Neml 54-55) "Lut'u da (peygamber gnderdik). Kavmine dedi ki: -'Sizden ncek mlletlerden hibirinin yapmad fuhusu mu yapyorsunuz?. nk siz, ehveti tatmin iin kadnlar brakp da ehvetle erkeklere yanasyorsunuz. Dorusu siz taskin bir milletsnz-'.." (K. 7 A'raf 80-81)

84

Ve sonunda Tanr, biraz aada greceimiz gibi, bu "hayasiz" kavmi yok eder. Bu masal Muhammed, Tevratn Tekvin adl kitabndan almtr ki oradaki ekli syledir: Sodom denen lke halknn byk gnahlar ilemekte olduunu haber alan Tanr, meleklerini gnderip durumu renmek ister; eer byle bir durum var ise lkeyi tm halk ile birlikte yok etmee kararldr. Fakat her yapt ya da yapaca ii, sevgili peygamberi brahim'e haber vermekten zevk ald iin, nce onunla konuur (Tevrat/Tekvin, Bap 18: 18-20) ve der: "imdi ineceim ve bana gelen feryadna gre (bu gnahi tamamen ilediler mI) greceim; ve (islemedilerse) bileceim". (Tekvin, Bap 18: 21). brahim Tanrnn gazabn yumusatmak ve onun, "iyi" insanlar" "kt" insanlarla birlikte helak etmesini nlemek iin sorar: "Belki ehrin iinde elli salih (gnahsiz insan) vardr; iinde olan elli salih iin balamayp yeri yok edecek miin? Byle yapmak senden irak olsun, salih de kt gibi olsun diye, salihi kt ile beraber ldrmek senden irak olsun; btn dnyann Hakimi (egemen) adalet yapmaz m?" (Tevrat/Tekvin, Bap 18: 23-24). Tanr brahim'in dediini uygun bulur ve eer ehirde 50 gnahsiz insan varsa btn ehri balayacan bildirir. Fakat brahim, gnahsizlarn saysnn elli'den de az olabilecei ihtimalini gze alarak Tanr'yla pazarla giriir ve en sonunda onu ikna ederek bu sayyi ona indirir. Bylece Tanr, ehirde on gnahsiz insan bulunacak olursa ehri balayacana dair brahim'e sz verir (Tekvin, Bap 18: 25-33). Bundan sonra Tanr iki meleini, insan eklinde Sodom ehrin'e gnderir. Melekler vardklarnda Lut, Sodom'un kapsnda oturmaktadr. Melekleri grnce yerlere kapanarak onlar karlar ve geceleyin evinde misafir eder. Fakat Sodom halknn gen-ihtiyar erkekleri Lut'un evini sararlar ve :"Bu gece senin yanna giren o adamlar nerede? Onlar bize kar ve onlar bilelim" diye barmaa balarlar. Lut evin diina karak onlara: "Ey kardelerim, rica ederim, ktlk etmeyin. te benim, ere varmam iki kzm var; rica ederim, onlar size karaym ve onlara gznzde iyi olana gre yapn; ancak bu adamlara bir ey yapmayn; madem ki dammn glgesine geldiler" der (Tekvin, Bap 19: 1-8). Fakat kapnn nne birikmi olan halk Lut'u dinlemez ve kapy krp ieri grimek ister. Ancak melekler ellerini uzatp Lut'u evin iine ekerek kapy kapatrlar ve sonra kapnn nnde toplanm olan halk kkten byge kadar kr ederler. Ve sonra Lut'a dnp: "Senin burada daha kimin var? damatlarn ve oullarn ve kzlarn ve ehirde sana ait olanlarn hepsn bu yerden kar; nk biz bu yeri harap edeceiz; nk Rabbin nnde onlarn feryad (gnahlar) bymtr, ve Rab onlar harab etmek iin bizi gnderdi" (Tevrat/Tekvin, Bap 19: 9- 13). Ve Lut, iki melein dedii gibi yapar, melekler de ehri yerle bir edip toz haline getirirler. Ve iste, Muhammed'in, Tevrat'dan alarak Kur'an'a aktard Lut masal, bu masal'dir. Masal Kur'an'da anlatrken, Lut'un ve amcasi brahim'in ayn kavme gnderildiklerini, her ikisinin de direnme ile karlatklarn, yalanclkla sulandrldklarn anlatr ve bu vesileyle onlardan nce gelen Hud, Salih, Nuh, S'ayb, Musa gibi "peygamberler"in de bana ayn eyin geldiini belirtir. Belirtirken, kendisinin de, kendi kavmi tarafndan dmanlkla karlandn ve yalanclkla sulandrldn ne srerek ayn eyin gemiteki bu "peygamberler"in bana gelmi olduunu rnek verir, bunda teselli bulduunu, Tanrnn kendisine destek olduunu syler. Kur'an'a koyduu u ayet'ler bunun kantdr: "Eer (inkarclar) seni yalanlyorlarsa (sunu bil ki) onlardan nce Nuh'un kavmi, ad, Semud. brahim'in kavmi, Lut'un kavmi ve Medyen halk da (peygamberlerini) yalanladlar. Musa da

85

yalanlanmt. te ben o kafirlere sure tanidim, sonra onlar yakaladm. Nasl oldu benim onlar (cezalandrmam)" (K. 22 Hac 42-44). Tevrat'dan aktard Lut masalna gelince: Kurann A'raf Suresi'nde yer alan ayet'lere gre Lut'un gnderildii kavim cinsel sapkla ynelmi, olancla dkn "hayasiz" bir toplumdur. Bundan dolay Lut onlar azarlar: "Sizden ncek mlletlerden hibirinin yapmad fuhusu mu yapyorsunuz. nk siz, ehveti tatmin iin kadnlar brakp da ehvetle erkeklere yanasyorsunuz. Dorusu siz taskin bir milletsnz" der (K. A'raf 80-81; ayn ey Neml Suresi'nde tekrarlanmtr. Bkz. K. Nemle 54-55) . Fakat Lut'un kavmi sz dinlemez ve onu lkeden atmak ister (K. A'raf 82). Bunun zerine Tanr, Lut'a yardmc olmak zere meleklerini gnderir. Fakat gnderdii bu melekler birer gen delikanl klnda kimselerdir. Lut halknn erkekleri bu gen olanciklar grnce, sapk duygulara kaplip onlarla yatmak isterler. Lut onlara engel olmak iin ne yapacan arr ve aklna, kzlarn sunmak gelir. Onlar yle der: "Ey kavmim! te unlar (benim) kzlarmdr (onlarla evlenin); sizin iin onlar daha temizdir. Allah'tan korkun , ben mafirlerim nnde rezil etmeyin! inizde akl banda bir adam yok mu?" (K. Hud 78)> Fakat onlar kiz, kadn diye bir ey istemediklerini, illede bu olanciklarla yatmak dileinde bulunduklarn bildirirler ve: "Bizim kzlarla iimizin olmadn ve ne istediimizi biliyorsun" eklinde konuurlar (K.. Hud 79). Bunu duyan Lut fena halde zlr ve kendisini aresizlik ierisinde bulur. Olan bitenleri izleyen melekler dayanamazlar ve kendilerinin Tanr tarafndan gnderildiklerini ve Lut kavmini vuracaklarn bildirirler; ve Lut'a, kars hari aile efradndan geri kalanlar almasn ve kenti terketmesini ve nk gnhahkar halk helak edeceklerini sylerler; yle derler: "Ey Lut! Biz Rabbinin elileriyiz. Onlar sana asla dokunamazlar. Sen gecenin bir ksmnda ailenle (yola ikip) yr. Karndan baka sizden hibiri geride kalmasn. nk onlara gelecek olan (azab) phesiz ona da isabet edecektir. Onlara vhadolunan (helak) zamani sabah vaktidir. Sabah yakn deil mi?" (K. Hud 81). Bu szler zerine Lut, karsn brakp ailesiyle birlikte yola kar (nk guya kars gnahkar bir kadndr) . O ktktan sonra Tanr Lut halknn hakkndan gelir. Kur'an'da yle yazl: "Emrmz gelince, orann altini stne getirdik ve zerlerine (balktan) prlp istif edilmi talar yadrdk. (O talar) Rabbin katnda iaretlenerek (yadirilmitir)..." (K, Hud 82-83). Dikkat edilecek olursa, btn bu ileri, btn bu ldrmeleri Tanr, insanlar olanclktan vazgeirmek iin yapyor. Yaparken de kadn/erkek, genc/ihtiyar, sulu/susuz fark gzetmiyor. Masaln Tevrat'da anlatlan ekline baklrsa brahim, yukarda belirttiimiz gibi, byle bir haksizlik yaplmasn nlemek iin Tanry ikna yolarn aramtr. Fakat Kur'an'da, Muhammed'in byle bir giriime bavurduu yazl deil. te yandan yukardaki masal ile ilgili bir soru u: ecinsellii ya da kadna arka organdan yanasmay nleme iini acaba Tanr, iddet ve ldrmelere bavurmadan yapamaz myd? Her insann kaderini daha ana karnnda iken izdiini syleyen bir Tanr "balktan prlm talar yadrmadan" i gremez miydi? Madem ki insanlarn kalbini ve karakterini diledii ekle sokabilen kendisidir, bu yolu denemi olsa acaba daha hayrl olmaz myd?

86

XXVIII) EYTAN AYET'LER OLAYININ HKAYES: (K. Hacc 52-55; sra 73-75) Kur'an'da, Hacc suresi'nde, eytan'larn, Tanrnn gnderdii her peygambere musallat olduklar, onlar yanlttiklar ve fakat Tanrnn bu peygamberleri yanlgdan ve eytann vesvesesinden koruduu ve bylece teblig iinin kusursuz bir ekilde yaplmasn salad yazldr. Ayet yle: "(Ey Muhamed!) Biz, senden nce hibir resul ve nebi gndermedik ki, o, bir temennide bulunduunda, eytan onun dileine ille de (beseri arzular) katmaya kalkmasn. Ne var ki Allah, eytann kataca eyi iptal eder. Sonra Allah, kendi ayet'lerini (lafiz ve anlam bakmndan) salam olarak yerletirir..." (K. 22 Hacc 52) Anlalan o ki eytan, bir yolunu bulup peygamberleri yanltmakta ve bylece onlar "peygamberlik" grevini "gereince" yerine getirmekten alkomakta, ve fakat Tanr eytann oyununu bozmaktadr. Bunu izleyen ayet'de de eytann byle yapmasna izin verenin Tanr olduu ve nk "kalblerinde hastalk olanlarn" Tanr tarafndan bu ekilde denendii eklenmtr. slam kaynaklarnn bildirmesine gre yukardaki ilk ayet, Muhammed'in eytan tarafndan kandrlmasyle ilgili olarak nmtr. Gya eytan, Muhammed'i, "mrikler'ce" (putataparlar'ca) kutsal bilinen ve adlar Lat, Uzza ve Menat olan putu vc szler sylemeye kandrm ve bu szleri onun diline ayet olarak sokmutur. eytann bu oyunu sonucunda Muhammed: "Lat, Uzzay ve... nc (put) olan Menati grdnz m? te bunlar, yce turnalardr... efaatleri de elbette ki umulur" diye konumus ve bu szleri Kur'an'a Tanr'dan gelmi vahy'ler olarak koymutur. Fakat Tanr, Muhammed'i bu yanlgdan kurtarm ve onun eytan szleri olarak Kur'an'a koyduu bu "eytan ayet'leri" ni Kur'an'dan karmtr. Her ne kadar baz yorumcular "eytan ayet'leri diye bir ey yoktur" derlerse de gerek Kur'an ve hadis hkmlerinden, ve gerek Taberi gibi en salam kaynaklardan renmekteyiz ki eytan ayet'leri olay diye bir ey vardr ve hikayesi syledir: Mekke dneminde Muhammed, Kureylileri kendisine kazanmak iin urarken bazan yumuak davranr fakat ou zaman onlarn putlarna kfrler ederdi. Amcas olan ve kendisini Mekkelilere kar daima koruyan Ebu Talib, Mekke'nin tannmi kiilerinden olduu iin srtn ona dayamt. Bu yzden Mekke'liler Muhammed'e kar pek birsey yapamazlard. Yapmak yle dursun ve fakat onun rahatsz edici davranlarndan yilmilard. Bu nedenle bir gn toplanp yanna giderler ve hi deilse bir yillik uzlasma teklifinde bulunurlar; yle derler: "Ey Muhammed! Sen bizim ilalarmza kfretmekten vazge... bir yl boyunca bizim ilahlarmz olan Lat ile Uzza'ya ve Menat'a ve bir yl boyunca da biz senin ilahina (Tanr'ya) ibadet edelim. Senin bizi kabule ardn din, bizim dinimizden hayrl olursa, biz o din'den hissemizi alrz; eer bizim dinimiz seninkinden hayrl olursa, sen bizim dinimizden hisseni alrsin" (Bkz. Taberi, age 1966, Cilt II, sh. 150-160; Muhammed bn shak, age, 1980 sh. 165 ve d.). Nasl olsa onlar daha sonra kendi ylma sokabileceini dnerek Muhammed taviz yolunu seer ve teklifi kabul edip Mekke'lilerin putlarn vc u szleri syler:

87

"Grdnz m Lat, Uzzay ve ncleri olan tekini, Menat? te bunlar, yce turnalardr... efaatleri de elbette ki umulur" Bu szler Kurann, Necm Suresinin 19. ve 20. ayetlerinin ilk seklidir. Bu szler zerine Kureyliler: "Muhammed bizim ilhalarmizi verek gzel bir suretde and" diyerek honud olurlar. Ancak ne var ki Muhammed'in bu tutumu mslmanlar arasnda tepki yaratr. Hele haber, Habeistan'a g etmi bulunan mslmanlara ulatkta, onlar tarafndan pek lmsz ekilde karlanr. Bunu farkeden Muhammed byk bir hata ilediini ve bu hata yznden taraftarlarndan bir ounu kaybedebileceini anlamakta geikmez ve hatasn dzeltmenin yolunu arar. Cebrail'in gelip kendisine: "Ey Muhammed sen ne yaptn? Halka, benim sana getirmediim szleri syledin" dediini ilan eder. Tanr'dan geldi diyerek Kur'an'a unu ekler: "Ey Muhammed, senden nce gnderdiimiz hibir eli ve peygamber yoktur ki, bir eyi arzulad zaman, eytan onun arzusuna vesvese karstirmam olsun. Allah eytann karstirdiini giderir, sonra Allah kendi ayetlerini tahkim eder" (K. 22 Hacc 52). Bunu yaptktan sonra Kur'an'a eytan ayet'leri olarak girdiini syledii szlerin son ksmn, yani "te bunlar, yce turnalardr... efaatleri de elbette ki umulur" eklindeki tmceyi Kur'an'dan karr. Fakat kendisini biraz daha temize karmak iin, kendisinin sadece eytan tarafndan deil fakat ayn zamanda Kurey halk tarafndanda kandrldn anlatmak ister ve Tanrnn yle dediini ayet olarak Kur'an'a geirir: "(Ey Muhammed!) Seni, sana vahyettiimizden uzaklatrp baka bir eyi bize kar uydurman iin urarlar. O zaman seni dost edinirler. Eer seni pekistrm olmasaydk, andolsun ki, onlara eilim gsteriyordun, az kalsin. O zaman sana, yaam da, lm de kat kat azab biiminde tattrrdk. Sonra da bize kar bir yardmc bulamazdn". (K. 17 sra 7368 75) . Grlyor ki "eytan ayet'leri" hikayesi, Muhammed'in yanlg sorumluluundan kurtulmasn salamaa ynelik bir amaca dayaldr.

88

XXIX) KARISINA: "SEN BANA ANAMIN SIRTI GBSN" DYEN EVS BN SABT OLAYI (K. 58 el-Mcadele 1-4). Kurann el-Mcadele Suresi'nde yle yazl: "Kocasi hakknda seninle tartan ve Allah'a sikayette bulunan kadnn szn Allah iitmitir. Allah, sizin konumanzi iitir. nk Allah iitendir, bilendir" (K. 58 el-Mcadele 1) Basta Beyzavi ve Celaleddin olmak zere slam kaynaklarndan renmekteyiz ki burada "Kocasi" diye sz edilen kii Ashabn nemlilerinden Evs bin Sabit'tir; "Kadnn" szc de onun kars olan Havle'ye atif'tir. Yorumcularn bildirmesine gre ayet, Havle'nin bir gn Muhammed'e gelerek bir husus hakknda kocasndan sikayette bulunmasyle ilgili olarak nmtr. Hikaye yle: Evs bin Sabit yaslandka snrl, huysuz bir insan olur; her vesile ve frsatta karsna bairir arr, kadncaizin her istediini geri evirir, ve ksacasi tahamml edilemez bir hale gelir. O kadar ki, bir gn karsnn kendisinden bir istekte bulunmas zerine asabilesir, gazaba gelir ve: "Sen bana anamn srt gibisin" diye bairir. Bunu sylemekle karsn kendisine haram kldn anlatmak istemitir. nk o zamanlar Arap'lar arasnda "zihar" ad verilen bir gelenek vard, ve bu gelenege gre koca bu szleri karsna syledii takdirde kadn, her ne kadar bos dmez ise de, ebediyen kocas tarafndan terkedilmi saylrd. Bu durumda kar koca bir araya gelemez, cinsi mnasebette bulunamazlard. Bu gelenei Muhammed kaldrmam ve kaldrmay da dnmemiti. Evs'in yukardaki davranii zerine Havle kocas ile olan ilikisini keser. Fakat aradan az zaman gemekle Evs yaptna piman olur ve karsn ararak sylediklerini geri aldn bildirir ve onunla yatmak ister. Fakat Havle kabul etmez ve : "Git Muhammed'e dan; o hkmn verinceye kadar yanima giremezsin" der. Fakat kocas bunu yapmaya yanasmaz; daha dorusu Muhammed'e gidip "Ben karma zihar yaptm" demee utanr. O bunu yapmaynca bu sefer Havle, kendisi Muhammed'e bavurur ve u mealde konuur: "Ben ok gen yasimda iken Evs'le evlendim ve genliimi ona hizmetle geirdim; sam sprge ettim; ondan olan ocuklarm yetitirdim. imdi yasim ilerledi diye beni anas gibi kilarak kimsesiz brakiverdi. zgnm, ve perisanim. Kk ocuklarm var; onlar brakrsam felaket olur. Birlememizin aresini bul". Ancak ne var ki Havle, Muhammed'den lml bir yant beklerken aksine, kendisini biraz daha perisanla srkleyecek bir karlk alr. nk Muhammed, "zihar" konusunda Tanr'dan herhangi bir vahy gelmediini bildirerek kendisine: "Mademki kocan zana zihar etti, o halde sen kocana haramsin" deyip iin iinden kar. Her eyi grr, iitir ve bilir olduu kabul edilen Tanr ise, her ne hikmetse sesini karmaz Kadncaz, Muhammed'in bu lmsz tutumu karnda ne yapacan arr ve: "Sana yemin ederim ki kocam beni boamad; bize bir zm bul" diye direnir. Fakat Muhammed, birlemenin haram olduu hususundaki grn yeniler. anlalan o ki kadnn perisan hali ve bir yuvann yklmas ihtimali Muhammed'i pek etkilememitir. Kadnn feci durumuna bir are bulmak hususunda Tanr'ya bavurup vahy isteme gereini duymaz Havle, Muhammed'den bir karlk bulamaynca, ellerini ge kaldrarak Tanr'ya yalvarmaa balar; yle der: "Allahm, yalnzlmn iddetinden ve bana zor gelecek olan ayrlmann acisindan sana sikayet ediyorum. Kk ocuklarm var; onlar brakrsam telef olurlar; 69 yanima alrsam a kalrlar". 89

Bunlar sylerken bir yandan alayp sizlamakta, bir yandan da Tanr'ya, vahiy indirmesi iin yalvarmaktadr: "Allahm! sana sikayet ediyorum. Allahm Peygamberinin lisanna bir vahy indir" der. Szlerini bitiripte tam oradan ayrlaca srada Muhammed'e baygnlk hali gelir; skntya girmi gibi ter dkmee balar. Az gemeden Havle'ye hitaben: "Ya Havle, mjde! Tanr'dan vahy indi" diyerek u ayet'i okur: "inizden zihar yapanlarn kadnlar, onlarn analar deildir. Onlarn analar ancak kendilerini doguran kadnlardr. phesiz onlar irkin bir laf ve yalan sylyorlar. Kukusuz Allah affedicidir, balaycdr " (K. el-Mcadele 2). Anlalan o ki Tanr, hani sanki Havle'nin yalvarp yakarmasn bekliyormu gibi, "zihar" yaplan kadnlarn "zihar" yapanlarn gerek analar olmadn bildrmtr. Neden dolay Tanr, kadnlara haksizlik niteliinde bulunan byle kt bir "zihar" geleneini, daha nce, islam'in ilk balarda kaldrmamtr? Ya da neden dolay Muhammed, byle kt bir gelenein kaldrlmas iin Tanr'ya bavurmamtr? bilemiyoruz. slam kaynaklarnn aklad yukardaki rnege gre bildiimiz u ki Tanr bu gelenei Havle'nin sikayeti ve yalvarmalar zerine deitirmitir. Ancak ne var ki deitirirken dahi, kadnlar bakmndan sakncal sonular dogurabilecek bir takm kosullar koyduu anlalmaktadr. u bakmdan ki "zihar" uygulamasn kkten kaldrm deildir; sadece "zihar" yapan kocaya ceza niteliinde hkmler koymutur. Fakat bu hkmler, aslnda koca'dan ziyade kadn cezalandrmaa yarar nitelikte eylerdir. yleki: Muhammed'in, bu konuda el-Mcadele suresi'ne koyduu ayet'ler aynen yle: "Kadnlardan zihar ile ayrlmak isteyip de sonra sylediklerinden dnenlerin, karlaryla temas etmeden nce bir kleyi (azad) etmeleri gerekir. Size tlenen budur... (Buna imkan) bulamayan kimse, hanmyla temas etmeden nce ardarda iki ay oru tutar. Buna da gc yetmeyen, altm fakiri doyurur. Bu (hafifletme) Allah'a ve Resulne inanmanzdan dolaydr. Bunlar Allahn hkmleridir. Kafirler iin aci bir azab vardr" (K. el- Mcadele 3-4) Dikkat edilirse burada "zihar" yapmay yasaklayan bir ey yok. Her ne kadar kocann karsna: "senin srtn bana anamn srt gibi olsun" eklinde konumasnn "irkin ve yalan bir sey" olduu belirtilmi olmakla beraber, karsn bu yoldan bandan atmasn nleyen pek bir ey ngrlmemi. te yandan, karsna "zihar" eden koca, eer piman olupda sylediklerinden dnmek isterse, ite o zaman ya bir kle azad etmelidir, ya (eer kle bulamazsa) iki ay oru tutmaldr, ya da (eer bunu dahi yapamyor ise) altm fakiri doyurmaldr. Gorlyor ki, her eyden nce koca, sylemi olduu szlerden dnmeyi arzulamaldr. terse dnmeyebilir. Sylediklerinden dnd takdirde yukardaki kosullardan birini yerine getirmelidir. Pek iyi ama bunlarn hibirini yapamyor ise ne olacak? Baka bir yol gsterilmediine gre kadn kocasna "haram" olmaktan kurtulamayacak, yani kar koca bir araya gelemiyecek! Nitekim slam kaynaklarndan renmekteyiz ki Muhammed, yukardaki ekilde Havle'ye mjde'yi verdikten ve Tanr'dan geldiini syledii vahy'leri okuduktan sonra Havle'nin

90

kocas Evs'i huzuruna arr. Ettii yeminden maksadnn ne olduunu sorar. Ve sonra ona, sylediklerinden dnebilmesi iin keffaret demesini ya da oru tutmasn bildirir. Fakat Evs, "zaruret" halinde bulunduu iin keffaret veremeyeceini, salik durumunun kt olmas nedeniyle de iki ay borunca oru tutamayacan syler. Guya Muhammed kendisine maddi yardmda bulunur ve karsyle arasn dzeltmi olur. Gzel ama, bu olanak bulunmasayd ne olacakt? Yukardaki ayet'lere gre kukusuz ki Evs sylediklerini geri alm saylamayacak ve karsyle bir daha temas edemeyecekti. Evet ama bu usul, Evs'i cezalandrmaktan ziyade kadn, susuz olduu bir isden dolay, azab'a sokmak deil midir?

91

XXX) mslmanlara gnde 50 vakit namaz klmalarn emreden tanr, musann anmsatmas zerine karar deitirip, bu emrini gnde 5 vakit namaz'la snrlar: MR'A OLAYI: (K. sra 1, Necm 7-18): Kur'an'da Muhammed'in, bir gece gkyzne ykselip Tanr ile grtne ve ondan bir takm emirler aldna dair bir ayet vardr k mira olay diye bilinir. Ayet u: "Bir gece, kendisine ayetleriminizden bir ksmn gsterelim diye (Muhammed) kulunu Mescid-i Haram'dan, evresini mbarek kldmz Mescid-i Aksa'ya gtren Allah noksan sfatlardan mnehzehtir. O gerekten iitendir, grendir" (K. 17 sra 1). Burada geen "Mescid-i Haram" deyimi Mekke'deki Ka'be'yi, Mescid-i Aksa deyimi ise Kudus' (Beytl'l-Makdis) tanmlar. Bir ok hadis'lerle anlatlan hikaye'ye gre Muhammed, kalbinin Cebrail tarafndan yarlp zemzem suyu ile ykanmasndan sonra, "Burak" denen, at cinsi, bir hayvanla Mekke'den hareket ederek Mescid-i Aksa'ya gider. Oradan ge dayal bir merdivenle (ki buna Mira deniyor) gk katlarna ykselmee balar; ykselirken Cebrail'in kanad zerindedir. Gn yedinci katna geldii zaman, kendisine salanan uan bir dekle, Cenneti ve Cehenemi grr. Bu arada Tanr'huzuruna karlr ve orada Tanr kendisine 50 vakit namaz emreder. Bu emri mmetine bildirmek zere gk katlarn inerken Musa'ya rastladnda, Musa ona 50 vakit namazn ok olduunu, kavminin buna tahamml edemeyeceini syler ve Tanr'ya dnerek bunu azaltmasn tavsiye eder. Bu tavsiye zerine Muhammed geriye dner ve namaz saysnda indirim ister. Tanr bir miktar indirir. Bu yeni emirle Muhammed tekrar Musann yanna geldikte Musa ona, bunun da ok olduunu belirtir ve geri dnp Tanr'dan indirim istemesini syler. Bylece Muhammed, Tanr ile Musa arasnda gide gele namaz vakitlerini nihayet gnde bes'e indirtmi olur. Muhammed'in azndan kan ekliyle hikaye'den anlalan u ki Musa, slam mmetinin namaz klma gcnn ne olduunu Tanr'dan ve Muhammed'den daha isabetli bir ekilde ortaya vurmutur. slam kaynaklarnda anlatlan ekliyle Mira hikayesi Muhammed'in szlerine dayatlr. rnein Buharnn rivayetine gre Muhammed, Ka'beden Kudus'e gidisini ve oradan da gkyzne ykseliini anlatmak zere yle konumutur (Diyanet yaynlarndan naklen): "Bir kere ben Hatim'de (Ka'be'de bir yer) yatmi (uyurla uyank aras) bulunuyordum. Bu srada bana gelen Cibril... (gsm, boaz ukurundan kil btt yere kadar) yard ve kalbimi kard. Sonra ii himan (ve hikmet) dolu bir ta getirdi. Kalbim de (Zemzem suyu ile) ykandktan sonra iine iman dolduruldu. sonra eski haline iade olundu. Daha sonra katrdan kk ve merkepten byk beyaz bir bnt getirildi ... Bunun ad Burak'tir ki, o admn gznn irisebildii yerin mntehasna atard... Ben bunun zerine bndrldm. Cibril de benimle yolland, bana refakat etti. Sonra ben Cibril ile beraber Beyt-i Makdis'e vardm. Namaz kldm. Btn peygamberler de benimle kldlar. sonra ali makamlara ikilacak bir Mi'rac, bir merdiven kuruldu. (Buna Cibril ile bndrldm ve onunla beraber ykseldim.) Nihayet dnya semasna vard. "Cibril gk kapsn ald (Hazin, beki melek tarafndan) -'Kim o?' denildi. Cibril: -'Cibril'im'- dedi. (Hazin tarafndan)

92

-'Yanndaki kimdir?-' diye soruldu. Cibril: -Muhammed! diye cevap veri. (Hazin tarafndan): -Ya (ge kmak iin) ona (vahiy ve Mir'ac daveti) gnderildi mi? diye soruldu. Cibril: - Evet gnderildi! diye tasdik etti. (Hazin tarafndan): -Merhaba gelen zata! Bu gelen kii ne gzel yolcu? denildi. Ve hemen gk kaps aildi. Ben birinci semaya varnca orada Adem (peygamber)le karlatm. Cibril bana: -Bu senin baban Adem'dir; ona selam ver! dedi. Ben de selam verdim. Adem selamma mukabele etti. Sonra: -Merhaba hayrl, iyi olum, salih peygamber! dedi. Sonra Cibril benimle yukar ykseldi. Ta ikinci semaya geldi" (bazi rivayetlere gre, bu ikinci ve dier sema tabakalarna Muhammed Mi'rac merdiveniyle deil fakat Cibril'in kanadyla ykselmtr) . "Bunun da kapsn ald: -Kim o? denildi. Cibril -Cibril'im! dedi. -Yanndaki kimdir? denildi. Cibril: -Muhammed! diye cevap verdi. -Ya! Ona vahiy ve Mi'rac gnderildi mi? denildi. Cibril: -Evet gnderildi! dedi. -Merhaba gelen zata! Bu gelen kii ne gzel yolcu, denildi. Ve hemen gk kaps aildi. Ben ikinci semaya varnca orada Yahya ve sa (peygamberler) ile karlatm. Yahya ve sa teyze oullardr. Cibril bana: -Bu grdklerin Yahya ve sadr; bunlara selam ver! dedi. Ben de onlara selam verdim. Onlar da selamma mukabele ettiler. Sonra: -Merhaba hayrl karde, salih peygamber! dediler. Sonra Cibril benimle nc semaya ykseldi. Bunun da kapsn ald. -Kim o? denildi. Cibril -Cibril'im! dedi. -Yanndaki kimdir? denildi. Cibril 93

-Muhammed! dedi. -Ya ona vahiy ve Mi'rac gnderildi mi? denildi. Cibril: -Evet gnderildi! dedi. Hazin tarafndan: -Merhaba gelen zata! Bu gelen kii ne gzel yolcu denildi. Ve hemen gk kaps aildi. Ben de nc semaya vardmda Yusuf (peygamber) ile karlatm. Cibril: -Bu grdn Yusuf'tur; ona selam ver! dedi. Ben de Yusuf'a selam verdim. O da mukabele etti. Sonra: -Merhaba hayrl karde, salih peygamber! dedi. Sonra Cibril benimle ykseldi. Ta drdnc semaya vard". Muhammed'in anlatmas, altinci ve yedinci gk katlarna kadar bu minval zere devam eder. Her gk katna gelite kapc: "-Kimdir o?-" diye sorar; her def'asnda Cibril kendisini ve Muhammed'i tantr. Her def'asnda kapc "-Ona Mi'rac daveti gnderildi mi?-" diye sorar ve her def'asnda Cibril "-Evet-" diye cevap verir. Bylece Muhammed drdnc gk katnda dris ile, besinci katta da Harun ile karlar, selamlar. Ve nihayet altinci katta Musa ve yedinci kat'ta da brahim ile karlar. Musann bulunduu altinci gk katna geldiinde Musa alamaya balar; nk gya kendisinden sonra peygamber olarak gelen Muhammed'in mmetinden cennete girenlerin saysnn, kendi mmetinden ok olduunu hatrlamtr. Diyanet'in yayimina gre Muhammed szlerine yle devam ediyor "Sonra Cibril benimle ykseldi. Ta altinci kat ge eriti. Gk kapsn ald: -Kim o? denildi. Cibril: -Cibril! diye cevap verdi. -Yanndaki kimdir? denildi. Cibril: -Muhammed! dedi. -Ya ona (Mi'rac iin vahiy) gnderildi mi? denildi. Cibril: -Evet gnderildi! dedi. Bu gn bekisi: -Bu gelen kiiye merhaba; ne gzel bir yolcu geldi! dedi. Ben altinci ge varnca Musa (peygamber)le karlatm. Cibril bana: -Bu Musadr. Selam ver! dedi. Ben de Musa'ya selam verdim. O da mukabele etti. Sonra: -Salih karde ve salih peygamber merhaba! dedi. Ben Musay brakp geince Musa alamaa balad. Musa'ya: -Neye alyorsun? denildi. O da:

94

-Benden sonra bir gen peygambere biat olundu ki onu mmetinden Cennet'e girenler, benim mmetimden girenlerden oktur da ona alyorum! dedi. Sonra Cibril benimle yedinci ge ykseldi. Gk kapsn ald. - Kim o? denildi. Cibril: - Cibril, dedi. - Yanndaki kimdir?? denildi. Cibril: - Muhammed! dedi. - Ona Mi'ra daveti gnderildi mi? denildi. Cibril: - Evet gnderildi! dedi. - Bu gelen zata merhaba; bu gelen kii ne gzel misafir! dedi. Yedinci kat gkte brahim (peygamber) bulunuyordu. Cibril: - Bu grdn, baban brahim'dir; ona selam ver!, dedi. Ben de brahim'e selam verdim. O da selamma mukabele etti: - Ey hayrl oul, ey salih peygamber merhaba! dedi. Btn bu menazil ve menazirdan (duraklardan ve manzaralardan) sonra karma Sidre-i Mntea sahasi aildi. Bir de grdm ki Sidr agacinin yemileri (Yemen'in) Hecer (kasabas) destileri benzeri (byklnde)dir. Yapraklar da fillerin kulaklar gibidir. Cibril bana: - te bu Sidre-i Mntehadr! (Evren'in snr) dedi." Cibril'in kendisine Cennet'teki nehirleri gsterdiini syledikten sonra Muhammed yle devam ediyor: "Sonra Beyt-i Ma'mur bana gsterildi (Buras bir tapinaktr). Grdm ki ona her gn yetmi bin melek ziyarete gidiyor. Sonra bana sarap, st, bal dolu bardak sunuldu. Ben st dolu barda aldm (itim). Cibril bana: -tn st senin ve mmetinin fitrati yani hilkat-i slamyesidir!- (slam niteliindeki yaratlnzdr) dedi. Sonra benim (le mmetim) zerine her gn elli vakit namaz farz klnd. Ben dnp Musa'ya uradmda Musa: - Ne emrolundun? diye sordu. Ben: - Her gn elli vakit namazla emrolundum! diye cevab verdim. Musa: 95

- Her gn elli vakit namaza mmetinin gc yetmez. Vallahi ben, kesin olarak nasi (halki) senden nce denedim. Ve Beni srail'i siki bir mmareseye tabi tuttum (onlar altrmaa altm). Binaenaleyh sen, Rabb'ine mracaat edip mmetin iin (bunu azaltmasn dile!) dedi. Ben de mracaat ve niyaz eyledim. Benden (ve mmetimden) on vakit namaz (ndrld). Bunun zerine Musa'ya dnp geldim. Musa evvelki gibi tavsiyede bulundu. Ben de Rabb'ime arz-i niyaz ettim. Bu def'a on vakit namaz daha (ndrld)..." Bu emri sevinerek kabul eden Muhammed yine Musa'ya bavurur ve Tanrnn on vakit daha indirdiini bildirir. Musa ona bunun ok olduunu, Tanr katna dnp yeniden indirim yaptrmasn syler. Muhammed tekrar geri dner. Tanr'dan on vakit namaz daha indirim salar. Fakat Musa bunu da ok bulur. Bylece Muhammed gide gele 50 vakit namaz gnde 5 vakte indirtir. Fakat Musa bunun dahi ok olduunu ve tekrar Tanr katna ikip indirim salamasn syleyince Muhammed kabul etmez, ve Tanr'dan tekrar ricada bulunmaa yz olmadn, utandn syler. Muhammed'in anlat yle : "Musa bana evvelki mtalaasn syledi. Ben de Allah'a arz-i niyaz eyledim de bu def'a her gn be vakit namazla emrolundum. Bunun zerine Musa'ya dnp geldim. Musa: - Ne emrolundun? diye sordu. Ben de: - Her gn be vakit namazla emrolundum! dedim. Musa: - mmetin her gn be vakit namaza muktedir olamaz. Ben senden evvelce nasi epey tecrbe ettim. Ve Beni srail'i siki bir mmarese ile tecrbe etim. imdi sen Rabb'ine mracaat et de bunun mmetin iin tahfifini dile! dedi. Ben: -Rabb'ime ok niyaz ettim. Ta ki, bir daha arz-i niyaz eylemekten utandm. Bu suretle be vakit namaza raz olacam. Ve buna teslimiyet gstereceim! dedi...." (Bkz. Buharnn Malk bn-i Sa'saa'dan rivayeti olarak Diyanet'in Sahih-i Buhari Muhtasari.... adl yaynlarnn Cilt X, sh. 60 ve d. hadis no. 1551; Ayrca bkz : Cild II, hadis no. 227): imdi geliniz bu yukardaki hikaye'yi, aklc bir yorumla ele alalm. Grlyor ki Tanr, Muhammed'in sylemesine gre, gnde 50 vakit namaz emrini vermitir. nsanlar, ve zellikle Muhammed'in mmetini, her kesten iyi bilir olmas gerektii halde, yle anlalyor ki, halkn takatn dikkat nazarna almadan bunu yapmtr. Bir an iin Tanrnn byle yaptn, yani insanlarn takatlerinin stnde ve tahamml edemeyecekleri iddette bir emir verdiini kabul etsek bile, kendi mmetini herkesten iyi bilmesi gereken Muhammed'in, 50 vakit namaz emrine traz etmesi gerekmez miydi?. Yukardaki konumadan anlalmaktadr ki ne Tanr ve ne de Muhammed, kendilerinden beklenen eyi yapmamlardr, yani mmetin gcnn 50 vakit namaz klmaya msait bulunmadn dnmemilerdir. Daha baka bir deyimle Tanrnn ve Muhammed'in dnemedikleri bir eyi Musa dnerek 50 vakit namaz insan gc'nn tahamml edebilecei bir miktara indirtmtr.

96

Sylemeye gerek yoktur ki bu sonu, bizlerin yanl yorumumuzdan deil fakat Muhammed'in kendi azyla anlatmi olduklarndan doan bir sonutur ki Musay Tanr'ya ve Muhammed'e nazaran daha isabetli ekilde dnyormu durumuna sokmaktadr. te yandan hikaye'nin anlatl ekli de ayrca eletirilmek gereken bur husustur: u bakmdan ki son derece bat kafa yapsndaki kimselerin anlayabilecekleri tarzda hazrlanmtr. Bu tr bir anlatisla kiiy fikren gelitirme olanann bulunamayaca ortadadr. Gk katlarnn kaplarn bekleyen Tanr bekilerinin, her kap alinista "Kim o?" diyerek Cibril ile Muhammed'in geliinden habersiz grnmeleri, ve hele Muhammed'e vahiy ve Mi'rac da'veti gnderilip gnderilmediini sormalar da dndrcdr. Bu tr bir hikaye'nin ve nice benzerlerinin, 1400 yl boyunca kuaklar boyunca milyonlarca insana anlatlagelmesi, ve milyonlarca insann, soru sormadan ve akl szgecinden geirmeden bu hikaye ve masallara en kutsal duygularla bal kalmalar, ayrca zerinde durulmak gereken bir husustur. Btn bunlar, eriat eitimiyle yetitirilen ya da eriat ortamnda yasayan kiilerin, dn gc bakmndan yetersiz kertede kaldklarn ortaya vurmaktadr.

97

XXXI) MUSANIN TAVSYES ZERNE FRAVUN'UN TANRI TARAFINDAN CEZALANDIRMASININ VE SRAL OULLARININ "MSLMAN" BR TOPLUM OLARAK KURTARILMASININ HKAYES (K. Yunus 75-91; Kasas 4-6; Naziat 15-26) Muhammed'in Tevrat'dan Kur'an'a aktard hikayelerin byk ounluu Musa ile ilgilidir. Anasi tarafndan bir sepete konulup Nil nehrine salnmasndan ve Msr hkmdarnn kars tarafndan nehirden alnmasndan, srail oullarn mr kleliinden kurtarmasna varncaya kadar eitli olaylar, hep masal ve hikaye eklinde anlatlmtr. Btn bunlar Muhammed, Tevrat'dan, daha dorusu Musann "kinci Kitab" diye bilinen ikis adl kitaptan almtr. Muhammed'in sylemesine gre Tanr, Musa ile ilgili hikayelerin bilinmesini istemi ve: "Ey Muhammed! Musann bana gelen olay sana geldi mi?" (K. 79 Naziat 15) eklinde konumutur. Bu hikayelerden biri de Musann istei zerine Firavun'un Tanr tarafndan yok edilmesiyle ilgili masaldr ki Kurann Yunus, Kasas ve Naziat Sure'lerinde yer almtr ve zeti syledir. Kasas suresi'nde yazldna gre Firavun "bozgunculardan" olup "Msr topranda gerekten azm", halk eitli zmrelere blmtr. Bunlardan bir zmreyi gsz bulduu iin ezmekte, onlarn oullarn ve kzlarn boazlamaktadr. Ve bu zmre srail oullardr. Fakat Tanr srail oullarna ltufta bulunmak, onlar "nderler" yapmak ve "kutsal topraklara varis klmak" arzusundadr (K. 28 Kasas 4-5). Bu nedenle Firavun'a (ve toplumuna) Musa ile kardei Harun'u bir takm mucizelerle gnderir; maksad onlar, srail oullar ile birlikte mslman yapmaktr. Fakat Firavun ve halk bu mucizelere inanmazlar: "Bu elbette apak bir sihirdir" (K. Yunus 75-76) derler. Musa onlara: "Size hak geldiinde onun iin (hep byle) mi dersinz? Bu bir sihir midir? Halbuki sihirbazlar iflah olmazlar" (K. Yunus 77) der, fakat onlar Tanrnn mucizelerine inandramaz. Bunu zerine Firavun: "Bilgili btn sihirbazlar bana getirin" (K. Yunus 79) diye emreder. Sihirbazlar toplatlp huzuruna getirilince, Musa onlara "Atacanzi atin" der ve onlar iplerini atinca: "Sizin getirdiiniz sihirdir. Allah onu boa karacaktr, nk Allah bozguncularn iini dzeltmez." (K. Yunus 80-81) der. Bununla beraber kendi kavminden pek az kii hari dierleri Musa'ya iman edip mslman olmazlar, nk Firavun'dan korkmaktadrlar (K. Yunus 83). Musa onlara: "Ey Kavmim! Eer Allah'a inandysanz ve O'na teslim olduysanz sadece O'na gvenip dayann" K. Yunus 84) der. Onlar da ona:"Allah'a dayandk. Ey Rabbmz! Bizi o zalimler topluluu iin deneme konusu klma. Ve bizi rahmetinle o kafirler topluluundan kurtar" (K. Yunus 85-86) diye dua ederler. Bunun zerine Tanr, Musa'ya ve Harun'a yle emreder: "Kavminiz iin mr'da evler hazrlayn ve evlerinizi namaz klnacak yerler yapn, namazlarnzi da dosdoru kln. (Ey Musa) Mminleri mjdele" (K. Yunus 87) Tanr, daha nce kutsal topraklara gtreceini syledii halde imdi neden Musa'ya Msr'da evler hazrlatmak ister bilinmez. Fakat Musann ve Harun'un Tanr'ya baz tavsiyeleri vardr; bu tavsiyeleri yle aklarlar: "Ey Rabbmz! Gerekten sen Firavun ve kavmine dnya hayatinda zinet ve nice mallar verdin. Ey Rabbmz! (Onlara bu nimetleri) insanlar senin yolundan saptrsinlar ve elem verici cezayi grnceye kadar iman etmesinler diye mi (verdin)? Ey Rabbmz! Onlarn mallarn yok et, kalplerine sknt ver (ki iman etsinler)" (K. Yunus 88) Grlyor ki Musa ve Harun , her eyden nce Tanr'ya, yanl bir i yapm olduunu anlatmaktadrlar ki o da kafirlerden olan Firavun'a ve halkna "zinet ve nice mallar" vermi

98

olmaktr. Sylemek istedikleri udur ki eer Tanr mal ve "zinet" vermemi olsayd Firavun azmayacak ve bu ktlkleri yapmayacak, yani insanlar Tanr yolundan saptrp imansz klm olamayacakt. Daha baka bir deyimle Musa ve Harun, Tanr'ya, Firavun'u varlkl ve kudretli kld iin hatali davrandn anlatmakta, bir bakma atmaktadrlar. Bununla da kalmayp Tanr'ya, hatasndan dnmesini ve Firavun'un mallarn yok edip kalbini sknt cnde klmas gerektiini bildirmektedirler. Muhammed'in sylemesinden anlamaktayiz ki Tanr, byle bir tavsiye'yi yerinde bulup Musa'ya ve Harun'a u yant verir:"kinizin de duasi kabul olunmutur. O halde siz doruluga devam edin ve sakn o bilgisizlerin yoluna gitmeyin" (K. Yunus 89) Bunu syledikten sonra Tanr, Musann ynetiminde olmak zere srail oullarn kzldeniz kiyilarna getirir; oradan Filistin'e geirecektir. Fakat tam bu srada Firavun, ordusu ile birlikte, srail oullarnn arkalarndan gelip yetiir. Ancak Musa, Tanr'dan ald bir "vahiy" ile asasn denize vurur, deniz ikiye ayrlp yol verir ve Musa kavmini bu yoldan geirip "Tih" lne karr. Firavun ve askerleri onlarn pelerinden takp edip saldrmak isterlerken deniz kapanr. Bylece Tanr, Musa'ya verdii sz gereince, Firavun'u ve askerlerini denizde bogup yok etmi olur. Kurann yazmasna gre tam boulup yok olaca srada Firavun pimanlk gsterir, ve tpk srail oullar gibi, "mslman" olmak istediini bildirir ve yle der: "Gerekten, srailoullarnn inand Tanr'dan baka tanr olmadna ben de iman 70 ettim. Ben de mslmanlardanim" (K. Yunus 90) . Fakat Tanr Firavun'un bu dileini kabul etmez ve yle der: "Simdi mi (iman ettin)! Halbuki daha nce isyan etmi ve bozgunculardan olmutun. (Ey Firavun) Senden sonra geleceklere ibret olman iin, bugn senin bedenini (cansz olarak) kurtaracaz. te insanlardan bir ou, hakikaten ayetlerimizden gafildirler" (K. Yunus 91-92). Kur'an yorumcularnn sylemesine gre Tanrnn bu sz zerine Firavun'un bedeni 71 mumyalanarak gnmze kadar muhafaza edilmitir Yine Muhammed'in sylediklerine gre Tanr, yukardaki ilerden sonra srail oullarn gzel bir yurda yerletirdiini, onlara temiz nimetlerden riziklar verdiini bildirir ve yle der: "Kendilerine ilim gelinceye kadar ayrla dmediler. phesiz ki Rabbin, kyamet gn onlarn aralarnda ihtilaf etmekte olduklar eyler hakknda hkmedecektir. (Reslm) Eer sana indirdiimizden (bu anlattmz olaylardan) kukuda isen, senden nce Kitab (Tevrat) okuyanlara sor. Andolsun ki Rabbinden sana hak gelmtr. sakn phecilerden olma" (K. Yunus 93-94) Hemen anmsatalm ki Muhammed'in sylemesine gre Musa, tpk kendisinden nceki (ve sonraki) "peygamberler" gibi Tanr tarafndan "mslmanlkla" emrolunmu ve kavmini de mslman yapmtr. Musa araclyle gnderdii Tevrat ise, asl Tanr nezdinde bulunan ana kitabta yazl olanlar kapsayan ve Kurann da "tasdik" eder olduu bir kitab'dir. Ve ite bu tr gerekeleri ne srerektir ki Muhammed, Yahudilerin "mslman" olarak kendilerine katlmalarn istemitir. Medine'ye hicretinin balarnda, Tevrat'dan onlarla ilgili hikayeler naklederek, ve onlarn ou geleneklerini benimseyerek, hatta Kble ynn dahi Kuds'e evirerek bu amacn salamaa almis fakat basarl olamamtr. Olamaynca onlarn aleyhine dnmtr.

99

XXXII) KARINCA TARAFINDAN AYAI ISIRILAN BR PEYGAMBERN, KARINCALAR KYNN YAKILMASINI EMRETMESYLE LGL KISSA'DAN IKAN SONU: Mriklere kar giriilen gece basknlarnda kadnlarn ve kk ocuklarn ldrlmeleri doaldr (K. A'raf 4-5). Muhammed'in sylemesine gre Tanr, Kurann A'raf Suresi'nde yle konumutur: "Biz nice kasabalar, yok etmiizdr; geceleyin veya gndz uykularnda iken baskinimiza uramlardr. Baskinimiza uradklarnda agrilar -'Gerekten biz hakszdk-' demekten ibaret kalmtr" (K. 7 A'raf 4-5) Bir Tanrnn, kyler halkna kar, geceleyin uykuda iken ya da gndz istirahat halinde iken, basknlar yaptrtmasn anlamak, kukusuz ki, kolay deil. Fakat slam kaynaklarndan renmekteyiz ki Muhammed, "mrik" 'lere kar byle yaplmasnn emredildiini bildirirken, bunu kendi davranlaryle ilgili olaylara dayatmtr. Bu olaylarn hikayesi yle zetlenebilir Hicret'in birinci ylnda Muhammed, Medine'ye yakn bir mevkide bulunan Ebva ve Veddan denen kylere askerleriyle birlikte baskn yapar. Sylendiine gre bu, ete saldrlar dnda girist ilk sava seferidir. Sz konusu kyler halkna kar sefer amasnn nedeni, bu halklarn "mrik" olup slam'a girmemi bulunmalardr. Kesin baar salansn diye Muhammed bu basknlar, halkn geceleyin uykuda bulunduu bir srada tertiplemitir. Baskn srasnda da hibir ayrm yaplmam, erkeklerle birlikte kadnlar ve kk ocuklar da ldrlmlerdir. Bu arada kyler halknn lideri olan Benu Damre, teslim olup Muhammed'e boyun egeceine dair yemin etmitir. Ancak ne var ki susuz insanlarn, zellikle kadnlarn ve erlik ana erimemi ocuklarn, bu ekilde ldrlmelerinden znt duyanlar olmutur. Bunlardan biri bn-i Cessame adnda biri olup Muhammed'e, sikayet babinda unu sorar: "(Ya Resula'llah) mriklerden aile sahibi bulunanlara gece baskini yaplyor da bunlarn kadnlar, kk ocuklar da musab oluyor (Bu ldrlenlere katlyor)?". Bu soruya kar Muhammed u cevabi verir: "Onlar da mriklerdendir; (Harb halinde) kimsenin kimseyi korumak kudreti yoktur, korumak yalnz Allah'a ve Resuline aiddir" (Bkz. Sahih-i... Cilt VIII, sh. 384 ve d. hadis no. 1261). Demek ister ki ldrlen kadnlar ve ocuklar da "mrik"lerdendir ve eer onlar korumak gerekseydi, bunu tek yapabilecek olan Tanr ve elisi, bu korumay yaparlard. Her ne kadar eriatlar, kadnlarn ve ocuklarn ldrlmelerine Muhammed'in cevaz vermediini ve nitekim Mekke'nin fethinde bir kadnn ldrldn duyduunda, bunu onaylamadn sylerlerse de gerek byle olmaktan uzaktr. nk Muhammed, mriklere kar yukardaki ekilde davranmann, yani mrik olan kadnlarn ve kk ocuklarn dahi

100

ldrlmelerinin, olagan bulunduuna ylesine inanmt ki, Tevbe Suresi'ne u ayet'i koymutur: "Mrikleri nerede bulursanz ldrn" (K. Tevbe, 5). Bundan baka bir de Tanrnn: "Biz nice kasabalar, yok etmiizdr; geceleyin veya gndz uykularnda iken baskinimiza uramlardr. Baskinimiza uradklarnda agrilar -'Gerekten biz hakszdk-' demekten ibaret kalmtr" (K. 7 A'raf 4-5) eklinde konutuunu ve bu konumasyle Lut "Peygamber"in kavmini geceleyin uykuda iken, ve Suayb "Peygamber"in kavmini de gndz istirahatta iken tm olarak yok ettiini rnek vermitir. Bununla da kalmam fakat bir de aya bir karnca tarafndan srlan "peygamber"lerden birinin hikayesini "kssa" haline getirmitir. Kuran yorumcularndan Kastalannn naklettii hikaye yle: Vaktyle Peygamber'lerden biri bir kye uradnda ky halknn Tanr tarafndan helak olunduunu grr. Tanr bu ky halkn, kendisine kar isyankar davrandlar diye, kadnerkek-kuk ocuk fark gzetmeden yok etmitir. Bu manzaray gren "Peygamber" saskina urar; bir sre orada bir agacin altnda oturup kalr. Tanrnn bu yaptna akl erdiremez ve Tanr'ya sorar: "Ey Allahm! Sen bunlar toptan helak ettin ya, bunlarn iinde ocuklar var, hayvanlar var, gnahi ilemedik kimseler var! (Nasl olur da bunu yaparsn ve ky halkn tm olarak ldrrsn?)" . Tam bunlar sylerken bir karnca ayan isirir. Cani yanan "Peygamber" orada bulunan karnca yuvasn atee verip yakar. Bunun zerine Tanr ona u ekilde seslenir: "Anladn ya! Senin ayan sran bir karnca deil mi idi? Bu bir karncaya kar bir cemaat (yani karncalarn tmn) yakmadn m?" Sylemeye gerek yoktur Tanrnn, srf farkl inanctadrlar ya da kendisine inamyorlar diye insanlar yok etmek iin, byle bir rnege sarlmas "ycelik" fikriyle pek bagdasmaz. Fakat buna ramen Muhammed bu durumu "kssa" eklinde hadis konusu yapmtr. Buharnn, Ebu Hreyre'den rivayetine gre Muhammed yle konumus oluyor: "Nebiler'den (Peygamber'lerden) birini karnca srm. O peygamber, karncalarn ky (nn yaklmasn) emr etmi de yaklm. Bunun zerine Allahu Teala o Peygamber'e: -'Seni bir karnca soktu deilmi? Ya sen, Allah tesbih eden (Allah'a tapan)mmetlerden bir mmeti yakmadn m? diye itab etmitir (azarlamtr)" (Bkz. Sahih-i... Cilt VIII< sh. 388, hadis no. 1265). Bu ekilde konuan bir kimsenin, bakalarna hogr rnei teskil etmesi mmkn olur mu?

101

XXXIII) ARAP'TAK TARH TRK DMANLII DUYGULARININ, (ve arap yceltici ve trk kltc hkmlerin) KAYNAI OLARAK YE'CUC-ME'CUC MASALI (K. 18 Kehf 84-98; Enbiya 95-97). Kur'an'da, Ye'cuc ve Me'cuc adyla anlan "bozguncu bir takm halklarn", Z'l-Karneyn tarafndan zararsz hale getirildiklerine dair ayet'ler vardr ki Arapn tarihi "trk dmanlnn" ana kaynan oluturur. Her ne kadar Zu'l-Karneyn szcnn ne olduu hususunda gr ayrlklar bulunmakla beraber, Kur'an'daki kullanl bakmndan bu szcn Dogu ve bat lkelerine egemen olmu dnya apinda bir "cihangir" anlamna geldii kabul edilir. baz kaynaklara gre bu 72 "cihangir", "Byk skender" diye bilinen eski bir Yunan kahramanidir Ye'cuc ve Me'cuc deyimlerine gelince, bunun da "bozgunculuk yapan ve Araplara ve insanla byk felaket kayna saylan" bir millet, ve bu milletin de Trkler olduu anlalmaktadr. al-Tabari, Cam'l-Beyan adl yaptnda Ye'cuc ve Me'cuc'un Arap'lara felaket getirecei sylenen Trk'ler olduunu yazar. Arap tarihilerinden al-Belhi, ya da Kur'an yorumcularndan al-Beyzavi ayn gorstedirler. bn Haldun'un Mukaddima adl yaptnda Asya'da, Fergana ve Taskent'in tesinde, Ye'cuc ve Me'cuc dalar diye bilinen yerlerdeki halklarn Trk'ler olduu yazldr. Hayat al-Hayavan adl kitabnda ad-Damr, ayn eyleri syler. Bunun byle olduunu syleyenler arasnda nl Trk yazarlar da vardr. XIVc yzylda Ahmedinin yazd skendername, Kur'an'daki Ye'cuc ve Me'cuc deyimlerinin Trkler olduunu ortaya vurur. Osmanl dneminin nllerinden Asim Efendi, Okyanus adl yaptnda, Kur'an'daki bu deyimleri Arap kaynaklarn belirledikleri dorultuda tanmlar. Dier nl bir bilgin, Ahteri Mustafa Efendi, Ahteri-i Kebir adl yaptnda Ye'cuc ve Me'cuc karl olarak: "(Bunlar bir tr halktir ki) ggdeleri killi... killar kzl, balarnn iki 73 yannda yzleri ve iki yannda gzleri vardr... " diye yazar . Ye'cuc ve Me'cuc deyimlerinin Trkler eklindeki tanm, dorudan doruya Muhammed'den gelir. Kur'an'a yerletirdii ayet'ler dorultusunda olmak zere Muhammed, Ye'cuc ve Me'cuc adndaki bu milleti tiksinti verici yaratlta, "bask burunlu, yayvan suratl, kk gzl..." bir millet eklinde tamamlar ve bu milletin Trkler olduunu, ve Trklere kar savalmadka "kyamet gn"nn gelmeyeceini bildrmtr. Bir hadis'inde yle der: "Kk gzl, krmz yzl, bask burunlu ve suratlar kaln deriden yapilmi kalkanlara benzeyen (yayvan suratl) Trk'lere kar savamadka hkm gn gelmeyecektir. Ve hkm gn gelmeyecektir ki sizler kvrk kldan yaplm sandal giyen bir millete kar savaana kadar" 74 . Buna benzer daha nice hkmlerle Muhammed, Arap'larn ve dolaysyle Mslmanlarn kafasna inan olarak unu yerletirmitir ki yeryzndeki Trklerle ldrsmedike kyamet kopmayacaktr. Buhari ve Ebu Davud, gibi hadis kaynaklar yannda, Tabari ya da al-Biruni ya da al-Muttaki ve benzerleri gibi en salam slam kaynaklarn belirttiine gre gya Muhammed, Kitab ehlnn ( yani Yahudilerin ve Hrstiyanlarn) kendisine Z'l-Karneyn hakknda soru sormalar zerine, cevap olarak, Z'l-Karneyn'in Tanr tarafndan iktidar sahibi klndn ve bu iktidara dayal olarak Dogu ve bat lkelerini fethettiini, ve insanlk iin felaket kayna saylan Ye'cuc ve Me'cuc kavmine kar aslmaz bir sed insa ettirdiini bildrmtr. Kur'an'a koyduu bu dorultuda ayet'ler bunun byle olduunu gstermektedir.

102

Gerekten de Muhammed'in sylemesine gre Tanr gya Kehf Suresi'nde: "Ey Muhammed! Sana Z'l-Karneyn'i sorarlar; -'Onu size anlatacam-' de" diye balayan ayet'lerden sonra yle konumutur: "Dorusu biz onu (Z'l-Karneyn'I) yeryzne yerletirmi ve her eyin yolunu ona retmitik. O da bir yol tuttu. Sonunda gnein batt yere ulainca onu, kara bir suda batyor grd. Orada bir millete rastlad. -'Z'l-Karneyn! onlara azab edebilirsin; iyi muamelede de bulunabilirsin'- dedik. -'Haksizlik yapana azab edeceiz, sonra Rabbine dndrlr, onu grlmemi bir azaba uratr; ama inanp yararl i ileyene, mkafat olarak gzel eyler vardr, ona buyruumuzdan kolay olan syleriz-' dedi. Sonra yine bir yol tuttu. Sonunda gnein doduu yere ulainca gnei, kendilerine elbise, bina gibi eylerden rtmediimiz bir millet zerine doguyor buldu. te bunun gibi, onun yaptklarnn hepsn batanbasa biliyorduk. Sonra yine bir yol tuttu. Sonunda, iki dan arasna varnca, orada neredeyse hi laf anlamayan bir millete rastlad. Dediler ki: -(Ey) Z'l-Karneyn! Dorusu Ye'cuc ve Me'cuc bu lkkede bozgunculuk yapyorlar. Bizimle onlarn arasna bir sed yapman iin sana bir vergi verelim mi? -'Rabbmn bana verdikleri sizinkinden daha iyidir. Bana gcnzle yardm edin de sizinle onlarn arasna salam bir sed yapayim, bana demir ktleleri getirin'- dedi. Bunlar iki dan arasna doldurunca: -'Krkleyin-' dedi. Demirler akkor haline gelince: -'Bana erimi bakr getirin de zerine dkeyim'- dedi. Artk Ye'cuc ve Me'cuc onu ne asabildiler ve ne de delip geebildiler. Z'l-Karneyn: -'te bu Rabbmn bir rahmetidir. Rabbmn tayin ettii zaman gelince onu 75 yerle bir eder; Rabbmn verdii sz gerektir-' dedi..." (K. 18 Kehf 84-98) Kurann daha sonraki Suresi'nde (ki Enbiya Suresidr) puta tapanlarn Tanr tarafndan "helak" olduklar ve azab'a sokulduklar yle yazl: "Helak ettiimiz bir belde iin artk (yeniden mamur olmak) imkanszdr, nk onlar geri dnmeyeceklerdir. Nihayet Ye'cuc ve Me'cuc (sedleri) aildii ve onlar her tepeden akin ettii zaman;

103

Ve gerek vaad (lm, kyamet) yaklainca, birden, inkar edenlerin gzleri donakalr! 'Yaziklar olsun bize (derler), gerekten biz, bu durumdan habersizmiiz, hatta biz zalim kimselermiiz" (K. 21 Enbiya 95-97). Anlalan o ki, inkarclklar ve puta tapmalar yznden Tanr tarafndan "helak" edilmi olan insanlarn azab hali, Z'l-Karneyn tarafndan insa ettirilmi olan Ye'cuc ve Me'cuc sedlerinin almasna kadar srecektir. Neden bu sedler alyor? Neden inkarclar her tepeden akin ediyor? Bilinmez. Bilinen u ki puta tapan inkarc kiiler, kendilerine nceden bildirilen kyamet gnnn gelip atmas zerine kt bir yolda olduklarn anlamakla beraber, artk kurtulua erime olasln bulamayacaklardr. Bunlar Cehennem'e atlacaklar ve orada "inim inim" inleyeceklerdir (K. Enbiya 98-100) Buna karlk Tanr tarafndan kendilerine iyi ve gzel bir kader salanan insanlar Cehennemden uzak kalacaklar ve mutluluga ulaacaklardr; "Enbiya" Suresi'nde yle yazl: "Tarafmzdan kendilerine gzel akibet takdir edilmi olanlara gelince, ite bunlar cehennemden uzak tutulurlar. Bunlar (cehennemin) uultusunu duymazlar; gnllerinin diledii nimetler iinde ebedi kalrlar. En byk dehet dahi onlar tasalandrmaz. Melekler kendilerini yle karlar: -'te bu size vadedilmi olan (mutlu) gnnzdr. (dn o) gn ki, yazl katlarn tomarn drer gibi g toplayp dreriz..." (K. Enbiya 101-104) Btn bu anlatlan "kssa"lardan kiiy aklc ve yaratc gce eritirici bir sonu karmak kukusuz ki g. nk bu yukardaki ayet'leri Kur'an'a koymakla Muhammed unu anlatmaktadr ki Tanr, baz kullarn "kt", bazlarn ise "gzel" bir kaderle yaratmtr. Gzel bir kaderle yarattklar iin, biraz yukarda grldgu gibi, yle demektedir: "Tarafmzdan kendilerine gzel akibet takdir edilmi olanlara gelince, ite bunlar cehennemden uzak tutulurlar" (K. Enbiya 101). Beyzavi ve Celaleddin gibi yazarlarn dedikleri gibi bu hkm, kaderi Tanr tarafndan nceden "iyi" olarak saptanm kimseleri kapsamaktadr. Hemen belirtelim ki Muhammed, Kur'an'a koyduu pek ok ayet'lerle, baz insanlarn "inkarc" ve putperest olmalarnn, ya da baz insanlarn "iman sahibi", yani "mslman" klnmalarnn, bir kader ii olduunu ve bu kaderi Tanrnn nceden izdiini anlatmtr. rnein Kurann En'am Suresi'nde baz kimselerin Tanrnn isteiyle mslman olarak yaratldklarn, baz kimselerin ise saptrldklarn yle bir ayet'le belirtmtr:"Allah kimi doru yola koymak isterse onun kalbini slamyete aar, kimi de saptrmak isterse... kalbini dar ve skntl klar..." (K. 6 En'am 125). Yine bunun gibi baz insanlarn, Tanr isteiyle "mrik" (putatapan) klndklarn yle belirtilmitir: "Allah dileseydi puta tapmazlard" K. En'am 107). te yandan slam kaynaklarndan renmekteyiz ki Tanr ilk nce "kalemi" yaratmi ve 76 Kyamete dein neler olacaksa her eyin kaderini yazmasn bu kaleme emretmitir . Daha bunlara benzer nice ayet'ler ve hkmler ve bunlara dayal masal ve hikayeler var ki kiiyi, Tanrnn keyfilikleri ierisinde eritip, kendi kaderini kendi zgr iradesiyle izemez duruma sokar.

104

Yukardaki Ye'cuc-Me'cuc masalinin dogurduu sonu da bu dorultuda grnmektedir. Bu sonu Arapn Trk dmanl duygularna "taban" iini grmtr. u bakmdan ki Ye'cucMe'cuc masal, Trkleri kltc ve buna karlk Arap yceltici nitelikteki nice verilerin oluumuna vesile yaratmtr. Gerekten de slam yaptlarn Trklerle ilgili blmleri genellikle "Kitalu't-Trk" basliini tar; bu "Trklere kar sava", ya da "Tkleri ldrp yok etme" anlamna gelir ve Muhammed'in Trkler aleyhinde sylediklerini ierir. Bunlardan bir ikisine gz atacak olursak: Ebu Hreyre'nin rivayetine gre Muhamme yle diyor: "...Kk gzl, krmz yzl, bask burunlu, ve suratlar kaln deriden yapilmi kalkanlara benzeyen, (yayvan suratl) Trklere kar savamadka kyamet gn gelmeyecektir. Ve kyamet gn gelmeyecektir ta ki sizler kvrk kildan yapilmi sandal giyen bir millete (Trklere) kar savaana kadar". Bu szler Buharnn e's-Sahih adl yaptnn Kitab-i Cihadndan alnmtr; bu yapt slam'da, Kur'an'dan sonra en deerli ve en gvenlr kaynak saylr. Mslim, Ebu Davud ve Nesei gibi kaynaklarda Muhammed'in yle dedii yazl: "Mslmanlar, Trklerle ldrsmedike kyamet kopmayacaktr. Yzleri kalkan gibi, st ste binmi, (kaln) derili olan bu toplumlar... kil giyerler". bn Mace'nin rivayetine gre Muhammed, mslmanlara yle emretmi grnyor: "Su da kyamet alemetlerinden: Kildan (kece) ayakkabi giyen bir toplumla vurusup ldrseceksiniz. Geni yzl, yzleri kalkan gibi, st ste binmi derili toplumla vurusmanz, ldrsmeniz, kyamet alametlerindendir. Siz (mslmanlar) kk gzl, kzl yzl, bask burunlu, yzleri kalkan gibi, derisi st ste binmi olan Trklerle ldrsmedike kyamet kopmaz". Ebu Davud'un Snen adl yaptnda Muhammed'in u szleri var: "(Siz Mslmanlarla) kk (ekik) gzl toplum, Trkler, savaacaklardr. Siz onlar, kez nnze katip gtreceksiniz, sreceksiniz. sonunda Arap yarmadasnda karlaacaksnz. Birincide onlardan kaan kurtulur. kinci de kimi kurtulur, kimi yok edilir. ndeyse onlarn tm kirilacaktr". [Btn bu hususlar iin Buharnn e's-Sahih (Kitabu'l-Cihad), Mslim'in e's-Sahih (Kitabu'l Fiten), Ebu Davud'un Snen (Kitabu'l-Menahim); Nesenn Snen (Kitabu'l Cihad), bn Mace'de Babut-Trk blmlerine, benim Arap Milliyetilii ve Trkler adl kitabma (lk bask, Ankara Hukuk Fakltesi tarafndan 1973 ylnda, 4c bask nkilap Kitapevi tarafndan1987 ylnda). ve Turan Dursun'un Din Bu adl kitabna bakiniz] Arapn tarihi trk dmanln yaratan ey, ite bu hkmlerdir. Bu hkmlere dayanaraktr ki Arap'lar, bedevi'sinden eyh'ine varncaya kadar, Trk': "yabani", " vahsi", "kana susam", "cani ruhlu", "fikren yetersiz", "hayvana yaklaik", "insanla felaket getirici", "slam uygarln yok edici" vs... eklindeki niteliklerle tanmlamlardr. Bu dmanlk 1400 yl srm ve hala da srmekte ve her vesileyle kendisini belli etmektedir. Sunu da belirtelim ki bu yukarda zetlediimiz eriat verileri, sadece Arap Trk'e dman yapmakla kalmam fakat Trk' dahi Trk'e dman duruma sokmutur. O kadar ki "bilgin" sanlan Trkler arasnda dahi Trk bu hakaretlere, hatta lme layk bulanlar kmtr. Kanuni Sultan Sleyman dneminin Divan-i Hmayun katiplerinden Hafiz Hamdi elebi, bunun ibret verici rneklerinden biridir; Hafiz Hamdi elebi efendi, vaktiyle Muhammed'in Trklere lm samis olmasn adeta "mutluluk" sayarak Padiah'a u satrlar sunmutur. "Padiahm kainatn yaratlndan bu yana

105

Dnya iinde Trkln ktlnden bahsedilir, Allah Trk'e hi anlay gc vermemitir... .......................... Trk' ldr, baban olsa da, O iyilik madeni, yce peygamber, '-Trk' ldrnz, kani helaldr-' demitir..." Grlyr ki bizim nl Hafiz Hamdi elebi efendmz, yine bizim nl Padiahmz Kanuni Sultan Sleyman'a: "Padiahim Trk' ldr, baban olsa da" diyebiliyor ve buna destek olarak da Muhammed'in: "Trk' ldrnz, kani helaldr" eklindeki szlerini gsterebiliyor. "Tarih ierisinde kendi milletini, bylesine aalatabilen aydnlar acaba hangi toplumda kmtr?" diye dnmek gerek. Fakat Hafiz efendi bu konuda tek rnek deil; daha niceleri var. Biraz yukarda adlarn verdiimiz Ahmedi, ya da Asim Efendi, ya da Ahteri Mustafa Efendi gibi nl Trk "bilginleri" eriatn Trk' kltc verilerini balarna ta etmilerdir. Arap Milliyetilii ve Trkler ve ayrca Biz Profesrler adl kitablarm, Trk' kltc ve Arap yceltici nitelikteki verileri eriat kaynaklarndan naklen sergilemi, Trk aydnlarnn susmuluunu eletiri konusu yapmtr. Ancak ne var ki eriatlarmz, Trk'n bu tr hkmlere kar kendini savunmasn dahi su, ve daha dorusu eriat'a hakaret sayarlar; nk eriat ierisinde erimi, Araplamlardr].

106

XXXIV) TANRININ MUHAMMED'E "OKU" DYE EMRETMESNN VE MUHAMMED'N DE: "BEN OKUMA BLMEM!" DYEREK KARILIK VERMESNN HKAYES (K. Mddessir 1-2; A'raf 156-8; Ankebud 47-48; Alak 1-5; Kehf 108) Kur'an'da Muhammed'in okuma-yazma bilmez olduuna dair ayet'ler vardr. rnein A'raf Suresi'nde: "Bunlar... okuyup yazmas olmayan Peygamber Muhammed'e uyanlara yazacaz" (K. A'raf 156-7), diye yazldr. Yine A'raf Suresi'nde: "Ya Muhammed! De ki... 'Allah'a ve okuyup yazmas olmayan... peygamberine... inann" (K. A'raf 158). Ankebud Suresi'nde de u var: "Ey Muhammed!. Sana Kitab bylece indirdik... Sen daha nce bir Kitap'dan okumu ve elinle de onu yazm deildin. (Eer okur-yazar olsaydn) batl peinde kosanlar muhakkak phelenirlerdi" (K. Ankebud 47-48). Daha baka bir deyimle Kur'an'daki Tanr unu sylemektedir ki Muhammed okumasz klnmtr, nk eer okuma yazma bilmi olsaymis, herkes zannederdermi ki Kur'an, daha nceki kitaplardan kopye ederek doldurmutur. te byle bir pheye dslmesin diye Tanr, Muhammed'i okumasz brakmmis. Ancak ne var ki Kur'an'da, Tanrnn Muhammed'e "oku" diye emrettii de yazldr. rnein Alak Suresi'nde yle yazl: "Ey Muhammed! Yaratan... Rabbinin adyla oku. Oku, kalemle reten, insana bilmediini bildiren Rabbin en byk kerem sahibidir" (K. Alak 1-5) Bu ayet'leri gzden geirirken kendi kendimize u soruyu sormaktan alamayz: "Nasl oluyor da Tanr, okumas olmayan Muhammed'e oku diye emrediyor?". Bunun cevabn verebilmek iin, Muhammed'e ne ekilde vahy inmee baladnn hikayesini zetlemek gerekir. slam kaynaklarnn bildirmesine gre Muhammed, ilk kez Gar-i Hira denilen yerde bulunduu bir srada vahy almtr. Gya vahy gelecei srada kendisini bir sknt kaplam, titremee ve inci taneleri gibi iddetli ter'ler dkmee, hirlamaa, boguk sesler karmaa balam ve bir sre o ekilde kaldktan sonra ayilip Tanrnn kendisine, Cebrail araclyle "Oku!" diye emrettiini sylemi. Fakat Tanrnn bu ekildeki emrine kar Muhammed: "Ben okuma bilmem" diye cevap vermi imi. Olayn oluumunu Muhammed'in azndan dinleyelim: "(Ben okuma bilmem dedim) o zaman Melek beni alp takatm kesilinceye kadar sikistirdi. sonra beni brakp (Oku) dedi. Ben de ona -'Okumak bilmem-' dedim. Yine beni ikinci def'a takatm kesilinceye kadar sikistirdi. sonra beni brakp yine (Oku)s dedi. Ben de -'Okumak bilmem'- dedim. Nihayet beni alp nc def'a sikistirdi. sonra beni brakp: -Mahlukat yaratan Rabb-i Celil'inin smi serifiyle oku. O Rabb-i Azim ki insan alaktan, yani pihtilasmis kandan yaratt. Her halde oku ki senin Rabbin kalemle yaz yazmay ta'lim eden keremde bi77 nazir ve misal Allahu Z'l-Celal'dir. nteha. Vallahu a'lem- dedi. (K. Alak 1-4)" (Aye'den rivayet olan bu hadis iin bkz. Sahih-i Buhari Muhtasari, Cilt I, sh. 3 ve d. hadis no. 3). Sylemeye gerek yoktur ki her eyi bilen bir Tanrnn, Muhammed'in okumasz olmasndan habersiz olarak ona "Oku" diye emretmesi artcdr. Fakat her ne olursa olsun slam kaynaklarnn anlatt u ki, yukardaki olaydan sonra Muhammed, korkudan yrei titreyerek evine, kars Hadce'nin yanna dner ve: "Beni sarp 107

rtnz, beni sarp rtnz" diyerek yataga yatar. Korkusu geinceye kadar stn sarp rterler. Az gemeden Muhammed kendine gelir ve Hadce'ye "Kendimden korktum" diyerek durumu anlatr. Hadce de ona:" yle deme, Allah'a kasem ederim ki Allahu (Zu'l-Celal) hi bir vakit seni utandrmaz (mahsun etmez). Cnk sen akrabana bakarsn, iini grmekten aciz olanlarn arlini yklenirsin, fakire verir, kimsenin kazandramayacan kazandrrsin, misafir arlarsn..." diye konuur. Bunlar syledikten sonra Muhammed'i, kolundan tuttuu gibi, "ammizadesi" Veraka b. Nevfel b. Esed b. Abd'l-Uzza' nin yanna gtrr. Veraka hrstiyan dininden bir kimse olup, din konularnda geni bilgiye sahiptir; branice'ye dahi vakftir. ncil'i ve Tevrat ok iyi bilen ve din sorunlar zerine eskiden beri yazan bir kimsedir. Fakat gzleri grmemektedir. Hadce, Veraka'ya yle der: "Amucam olu, dinle de bak, kardeinin olu ne sylyor?". Bunun zerine Veraka:,"Ne var kardeimin olu?" diye sorar. Muhammed de ona olan bitenleri ve grdklerini anlatr. Bunlar dinleyen Veraka yle konuur: "Bu grdn ey Tanrnn Musa'ya verdii (sirr-i vahiydir"). Ah keske senin da'vet (ar) gnlerinde gen olsaydm. Kavmin seni karacaklar zaman keski (hayatta) olsam. Verakann bu szlerini dinleyen Muhammed merakla sorar: "Onlar beni karacaklar m?". Veraka cevap verir: "Evet (karacaklar. Zira) senin gibi bir ey getirmi (yani vahiy teblig etmi) bir kimse yoktur ki dmanla uramasn. Sayed senin da'vet gnlerine yetiirsem 78 sana son derece yardm ederim " , Btn bunlar neden Tanr Cebrail araclyle Muhammed'e bildirmez de Muhammed bunlar Veraka'dan renir? Bilinmez. Fakat durum u ki Veraka, az gemeden lr ve bu arada 79 Muhammed'e bir sre vahiy gelmez olur . Bu srenin ne kadar olduu kesin olarak 80 bilinmiyor; bunun en azndan 15 gn ve en ok yl olduu sylenir . Fakat her ne olursa olsun vahyin gelmemesinden dolay Muhammed o kadar zlr ki intihar etmek ister, kendini yksek bir dan tepeinden atmaya karar verir. Fakat her def'asnda srafl adndaki Melek onu bundan vazgeirtir. Fakat yine bir gn yolda giderken gkyznden ses iitir. Cabir b. Abdu'lla el-Ensari'den Buharnn naklettii bir hadis ile Muhammed bunu yle anlatr: "Ben (bir gn) yrrken birden bire gkyz tarafndan bir ses iittm. Basm kaldrdm. Bir de baktm ki Hira'da bana gelen Melek (yani Cibril aleyhi's-selam) sema ile arz arasnda bir krsi zerinde oturmus. Pek ziyade korktum. (Evime) dnp: beni rtn -beni rtn- dedim" (Sahih-i..., Cilt I. sh. 14, hadis no. 4) Bunun zerine Tanr gya kendisine yle der: "Ey brnp sarnan (Resulm); kalk da sana iman etmeyenleri uyar. Rabbinin byklnden sz et. Giysilerini tertemiz tut... vs..." (K. 74 al-Mddessir 1-5). Bu szleri dinleyen Muhammed, sylenenleri unutmamak iin dudaklarn 81 kimildatmaa balar . Muhammed'in: "Ben okuma bilmem" eklindeki szlerinden sonra imdi de kendisine sylenenleri aceleyle tekrarlamaa alitiini gren Tanr, onun gerekten okumasz olduunu anlam olmaldr ki ona: "(Resulm! vahyI) arabuk almak iin dilini kimildatma" (K. 75 Kyamet 16) diyerek vahyin okunmas iini zerine alr, ve aldn da u ekilde bildirir: "Kur'an senin sadrinda (yreinde) toplayp (senin kalbine yerletirip) onu okuyabilmen

108

Bize aitdir. Kur'an (Cibril'in dili ile) sana okuduumuzda Onu dinle ve (sukut ederek, ses karmadan) Ona kulak ver. Ondan sonra Onu (drst) okumani Biz tekeffl ederiz (Biz kefil 82 oluruz)" (K. 75 Kyamet 16-19) . Bu szleri Cibril, gya Muhammed'in kulana fsldayarak okumutur. Gorlyor ki daha nce Muhammed'e "Oku" diye emreden Tanr, imdi onun okumasz olduunu anlam olarak: "Kurann okunmas ii Bize aid'tir" demektedir. Hani sanki "peygamber" olarak setii bir kimsenin okumasz olduundan habersizmis de, bu habersizliini gidermek iin imdi okuma iini stlenmi gibidir. Ve hani sanki Muhammed "Ben okuma bilmem" dedii zaman Tanr: "Okuma bilmediinden haberim yoktu; madem ki okuma bilmiyorsun, o halde Kur'an Melek araclyle ben sana okurum" eklinde konumaktadr. Ve nitekim o andan itibaren Tanr artk Muhammed'e "Oku" emrini vermek yle dursun fakat ondan sz ederken hep "Okumas olmayan Peygamber" (mmi peygamber) diye konumaya balar. rnein A'raf Suresi'nde yle yazldr: "Bunlar... okuyup yazmas olmayan Peygamber Muhammed'e uyanlara yazacaz" (K. A'raf 156-7), diye yazldr. Yine A'raf Suresi'nde: "Ya Muhammed! De ki... -'Allah'a ve okuyup yazmas olmayan... peygamberine... inann" (K. A'raf 158) diye vardr (ayrca bkz. K. Ankebut , ayet 48, vs...). Muhammed'in sylemesine gre Tanr, "okumas olmayan" bir kimseyi kendisine "peygamber" olarak semis olmakla, Kurann uydurma bir kitap olmadn ve baka kitaplardan alinmi eylerle doldurulmadn anlatmak istemi ve gya Muhammed'in okuma-yazma bilmeyen bir kimse olmasnn hikmetini u ayet'le ortaya vurmutur:"(Ey Resulm) Sen bundan nce ne bir yaz okur, ne de elinle onu yazardn. yle olsayd batla uyanlar (yani inanmayanlar, mrikler) kuku duyarlard" (K. 29 Ankebud 48). Sylemeye gerek yoktur ki byle bir aklama, Muhammed'in okumasz oluunu aiklia kavuturmaktan uzaktr. u bakmdan ki, Muhammed'in okumasz oluu, Kurann baka kitaplardan alnma malzeme ile oluturulmasna engel deildir. Okumas yazmas olmayan bir kimse, bakalarnn aracl ile baka kitaplarda bulunan eyleri renme olanana sahiptir. Nitekim Kur'an, ncil'den ve Tevrat'dan alnma nice verilerle doludur. Bu verileri Muammed, ncil'i ve Tevrat, bu arada branice'yi iyi bilen yardmclar ve katipleri aracl ile elde etmitir. te yandan Muhammed'in "okumasz-yazmasz" olduu da kesin deildir. Onun okumayazma bildiini ortaya vuran bir ok rnekler vardr ki bunlardan biri, Hudeybiya andlamasnn imzasi srasnda kendisini gstermitir. Gerektende slam kaynaklarnn bildirmesine gre Hudeybiya Andlamasn Muhammed, "Resulullah" sfatiyle imzalamak istemi ve metnin altna bu unvani koydurtmutu. Fakat Mekkeliler buna traz ederek metnin Muhammed tarafndan bu sfatla deil fakat "Abdullah'in olu Muhammed" adyla imzalanmasn istemilerdir. Her ne kadar Ali buna traz etmi olmakla beraber Muhammed, Andlamann bir an nce imzalanm olmasn salamak amacyle metni eline alm, ve 83 metnin altna, kendi eliyle "Muhammed bn-i Abdi'llah" adn yazmtr Sylemeye gerek yoktur ki, Muhammed'in okumasz oluu ile ilgili yukardaki hikaye, okuyucu bakmdan bir ok ynleriyle artc, ve asl Tanr anlaynda glkler yaratc niteliktedir. Pek mmkndr ki Muhammed bu olay, Ahd-i Atiyk'in Yeremya ile saya adl kitaplarndan esinlenerek anlatmtr. Gerekten de Yeremya adl kitab'da anlatlan bir hikaye yle: Benyamn diyarnda Hilkiyann olu olan Yeremya'ya Tanr 'nin sz gelir; Tanr gya Yeremya'ya yle 109

demektedir: "Ana karnnda sana ekil vermeden nce seni tanidim, ve sen domadan nce seni takdis ettim; sen mlletlere peygamber ettim" (Bkz. Yeremya, Bap 1: 4-5). Tanrnn bu szlerine karlk Yeremya yle der: "Ah ya Rab Yehova! ite ben sz sylemek bilmiyorum; nk ocuum" (Yeremya, Bap 1: 6) Buna karlk Tanr ona unu der: "Ben ocuum deme, nk kime seni gnderirsem gideceksin ve sana emrettiim her eyi syleyeceksin. Onlarn yznden korkma; nk seni kurtarmak iin ben seninle beraberim " (Yeremya, Bap 1: 7-9) Bundan sonra Tanr elini uzatr ve Yeremyann azna dokunur ve ona der: "te szlerimi senin azna koydum; bak, bugn milletler zerine, ve lkeler zerine... seni koydum". (Yeremya, Bap 1: 10) Bu konuma bu ekilde devam edip gider. Fakat imdi siz, bu satrlar, Muhammed'in biraz yukarda naklettiimiz szleriyle karlatrn; rnein Tanrnn Muhammed'e "Oku" diye emredip Muhammed'in de ona "Ben okuma bilmem" eklindeki yantn, Yeremyann, Tanrnn emrine kar: "Ah ya Rab! Ben sz sylemek bilmiyorum" eklindeki yant ile karlatrn ve aradaki benzerlii grn. saya adl kitab'a gelince, orada da saya adndaki "peygamber"le ilgili haberler vardr. Kitabn bir yerinde yle yazl: "Rabbin az syledi. Syleyenin sesi: Bar! Ve dedi: Ne baraym? Btn beser ottur ve onun btn gzellii kir icei gibidir. Ot kurur, iek solar, nk zerine Rabbin soluu eser; gerek kavm odur. Ot kurur, iek solar, Fakat Allahmizin sz ebediyen durur" (saya, Bap 40: 5-8) Grld gibi burada da "Syleyenin sesi: Bar! " diyor ve buna karlk "Ne baraym? " diye bir yant geliyor, tpk Kur'an'da Muhammed'e "Oku!" diye emredilipte Muhammed'in "Ben okuma bilmem" dedii gibi!. Fakat btn bunlar bir yana, bir de una deinmek gerekir ki Muhammed, bir yandan "okumasz" olmay "peygamberliinin" bir iareti sayarken dier yandan Tanrnn dier peygamberlere okuma rettiini bildirmekten geri kalmamtr. rnein Kur'an'a Maide Suresi'ne koyduu bir ayet'e gre Tanr, sa'ya, daha beikte iken okuyup yazmay ve bu arada Tevrat ve ncil'i retmi grnmektedir. Ayet yle: "...Ey Meryem olu sa...Hani seni mukaddes ruh (Cebrail) ile desteklemitim. (Bu sayede) sen beikte iken de, yetikin anda da insanlarla konuuyordun. Sana kitab (okuyup yazmas), hikmeti, Tevrat ve ncil'i retmitim..." (K. Maide 110). Yine bunun gibi Kur'an'da, dier peygamberlerden bazlarnn, rnein Sleymann, okuma yazma bildikleri hatta Karncalarn ve Kular n dilini konutuklar yazldr. Bu byle olduuna gre Muhammed'in okumasz klnmasnn hikmetini anlamak kolay olmuyor. Eer okuma bilmi olmas, baka kitaplardan yararlanm olmak gibi bir sonu doguraca iin sakncal grlm ise, bu takdirde Tanrnn dier peygamberleri de okumasz klmas gerekmez miydi? te yandan mademki Tanr, dier peygamberlere, rnein sa'ya, "Kutsal" kitaplar okumay retmenin yararl olduunu dnmtr, o halde neden bu yararl usul Muhammed'e uygulamaktan vazgesin?

110

XXXV) ANA-BABA, OUL, KARDE, E YA DA YAKIN AKRABA DAH OLSALAR, SLAM'DAN GAYRI BR NANCA BALI OLANLARLA LG KURULAMAYACAINI NGREN HKAYE VE MASALLAR'DAN RNEKLER (K. Tevbe 23, 113, 114). Muhammed'in getirdii bir takm hkmler vardr ki ana-baba ve ocuklar (ya da hiim ve akraba) arasndaki balar glendirme amacna yneliktir. zellikle ana ve babaya iyilik ve yardm etmeyi, sayg gstermeyi emreder niteliktedir. rnein bir ok ayet'lerde: "...anababa'ya iyilik edin" (K. Bakara 83; Nisa 36; En'am 151; sra 23, vs...) diye yazldr. Bir kiim ayet'lerde anababa'ya ilgi ve yardm gsterilmesi istenmektedir. rnein sra Suresi'nde : "Onlara aciyarak alak gnlllkle kanatlarn ger; ve :-'Kkken beni yetitirip, eittkleri iin (onlar bana nasl acidilrsa, sen de onlara aci'- de" (K. sra 24) diye dua edlmesi gerektii belirtilmektedir. Ya da:"(Ey Tanrm) Hesap gnnde, beni, anababam ve inananlar bala" (K. brahim 41; Nuh 28) diye dua edilmesi istenmektedir. Ya da Anababa'dan sikayet edilmemesi belirtilmektedir: "(Anan ya da baban) ikisinden biri, ya da ikisi de senin yanndayken kocamlik dnemine ularlarsa onlara 'f' bile deme! Azarlama onlar, Onlara saygl sz syle" K. sra 23). Ancak ne var ki btn bu gzel dilekler, ana ve babann mslman dininden olmalar kosuluna balanmtr; eer ana-baba, ya da kardeler, hiim ve akrabalar vs... "kafir" iseler, slam'dan gayr bir inanca ynelik iseler, yukardaki hkmler onlar bakmndan geerli deildir. nk Kur'an'da yer alan hkmlerden ve bu hkmleri destekler nitelikteki Kssalardan (masal ve hikayelerden) anlalmaktadr ki insanlar arasndaki sevgi ve yaknln, hiim ve akrabaln ve dostluun varl "mslman" olma artina dayaldr. Mslman olmayan kimseye kar sevgi ve yaknlk beslenmez, bunlar dost, akraba, hiim olarak kabul edilmez. "Mslmanlar" ile "kafir'ler" arasnda, gerek anlamda, ne sevgi, ne akrabalk, ne yaknlk ve ne de dostluk var saylabilir, velev ki bunlar ana-baba, ocuklar, eler, hiim akraba olsunlar. rnein eer ana-baba mslman ise fakat ocuklar kafir ise, ana ve babann kendi ocuklarn kendilerinden bilmeleri doru olmaz. Eer ana-baba kafir ve fakat ocuklar mslman iseler, ocuklar iin ana baba lehine i grmek, onlar dost edinmek, onlar iin Tanr'dan mafiret dilemek, "hayr dua" etmek caiz deildir. Sadece ana-baba-ocuklar ya da kar koca aras ilikiler deil fakat genel olarak tm hiim akraba ve yaknlar arasndaki ilikiler iin de durum budur. Btn bu hususlar Kur'an'da ak bir ekilde anlatlmtr. rnein "kafir" olarak len akraba iin af dilemenin, dua etmenin yasak olduu Tevbe suresi'nde yle belirtilmekte: "(Kafir olarak lp) cehennem ehli olduklar akaa belli olduktan sonra, akraba dahi olsalar (Allah'a) ortak kosanlar iin af dilemek ne peygambere yarasr ne de inananlara" (K. 9 Tevbe 113) . Yine Tevbe suresi'ndeki bir ayet'de, kafir olan baba ve kardelerle dostluk lskii kurulmamas sylece emredilmekte: "Ey iman edenler! Eer kfr imana tercih ediyorlarsa, babalarnzi ve kardelerinizi (bile) dost edinmeyin (veya "veli edinmeyin"). Sizden kim onlar dost edinirse, ite onlar zalimlerin kendileridir" (K. Tevbe 23)

111

Bu vesileyle brahim'le ilgili u rnek verilmekte: "brahim'in babas iin af dilemesi sadece ona verdii szden dolay idi. Ne var ki, onun Allahn dmani olduu kendisine belli olunca, ondan uzaklat..." (K. Tevbe 114) Bu tr hkmleri herkesten nce kendisi uyguluyormu gibi grnp pekistirmek iin Muhammed, Mslman olarak lmediler diye kendi z anas Amine iin Tanr'dan mafiret dilememi, babas Abdullah'i ve kendisine babalk etmi olan amcas Ebu Talib'i cehennemlik bilmitir. Bunlarla ilgili hikayeleri zetlemeden nce ekleyelim ki Muhammed, bununla da kalmam, bir de daha nceki "peygamber"lerin, inan fark yznden, kendi ana-babalaryle ya da ocuklaryle dmanlk durumuna girdiklerine dair rnekler vermitir ki bunlar arasnda Nuh ile brahim "peygamber"ler de vardr. Bunlarla ilgili olarak Kur'an'da yer alan hikaye ve masallar da aada bulacaksnz. Btn bu hkmler, bu "Kssa"lar, ve bu rnekler, daha ilk anlardan itibaren mslmanlar, mslman olmayan akrabalarna kar savamaya ve bu suretle slam'i baarya ulatrmaa matuf bulunmakta idi. Mekke'de slam'i ilk kabul edenlerin hemen hepsi, "putataparla" bal kalan kendi ailelerine kar g durumda kalmlard. rnein Ebu Bekir slam'i kabul ettii halde olu etmemiti; bu yzden aralarnda srtme olmaktayd. Hicret srasnda ou mslmanlar, mslmanl kabul etmeyen hiim ve akrabalarndan ayrlmlard. Muhammed'in kendi kzlar arasnda bile, hicret etmeyip Mekke'de kalanlar olmutur. Hicret'den 'den sonra mslmanlar, ete saldrlarna ya da savalara giristikleri zaman karlarnda kendi yakn akrabalarn bulmulardr. Ve ite Muhammed, slam'i kabul etmeyen hiim ve akrabann "kfr" semis saylacana ve "kfr" seenlerle dost olunmamas, onlarla iliki kurulmamas, onlar lehine hayr dua edilmemesi gerektiine dair yukardaki hkmleri getirmek suretiyle nemli bir soruna zm yolu bulmutur.

112

A) NUH "PEYGAMBER'N, "NANMAYANLARDANDIR" DYE KARISINI VE OLUNU SULAR ALTINDA LME TERKETMESNN HKAYES (K. Nuh 1-17; Tahrim 10; Hud 36; Yunus 72; M'minun 27; Ankebut 14) Kur'an'da Nuh ile Lut "peygamber"lerin karlarnn inkarclardan olduuna ve Tanrnn bunlar sulu olarak rnek diye sergilediine dair yle bir ayet var:"Allah, inkar edenlere Nuh'un kars ile Lut'un karsn mal verdi. Bu ikisi, kullarmzdan iki salih kiinin nikahlar altnda iken onlara hainlik ettiler. Kocalar, Allah'tan gelen hibir eyi onlardan savamad. Onlara: -'Hayd, atee girenlerle beraber siz de girin-' denildi" (K. 66 Tahrim, 10). Nuh'un yalnz kars deil fakat oullarndan biri de kafirlerden olduu iin, Muhammed'in sylemesine gre Tanr onlarn arasna dmanlk sokmus ve Nuh'un kars ile olunu sularda bogmutur. Muhammed'in Nuh ile ilgili olarak Kur'an'a ald hikaye'nin asl Tevratn Tekvin kitabnda bulunur (Bkz. Tekvin, Bap 6-10). Fakat Muhammed bu hikaye'yi deitirmi ve mslmanlarla kafirler arasnda akrabalk, yaknlk, dostluk olamayacan anlatacak ekle sokmutur: velev ki bunlar birbirleriyle neseben yakn ve akraba olsunlar (rnein ana-babaocuklar, kar-koca, vs... gibi). u bakmdan ki Tevrat'da anlatlan hikaye'de Nuh ile kars ve ocuklar arasnda inan fark diye bir ey sz konusu deildir. Oysa ki Muhammed'in Kur'an'a ald Nuh "Kssa" sinda, Nuh'un kars ile oullarndan biri "imansz" olarak tanmlanm ve bu yzden Tanr tarafndan ldrtlm gibi gsterilmitir. Nuh "peygamber" hikayesinin Tevrat'daki asl ile Kur'an'a alinis ekli arasndaki farkn ne olduunu anlayabilmek iin nce Tevrat'daki hikaye'yi zetleyelim: Tanr, yeryznn zorbalklarla dolduunu, btn beserin sonunun geldiini ve bu nedenle onlar yeryz ile beraber yok etmek istediini bildirerek Nuh'a bir gemi yapmasn, ve yapt bu gemiye, btn evindekilerle beraber girmesini, ayrca da canllardan belli sayda erkek ve dii'ler almasn emreder (Bkz.. Tevrat/ Tekvin, Bap 6: 13-22) Nuh, emredildii gibi yapar: karsn ve oullar olan Ham, Sam ve Yafet'i ve onlarn karlarn alarak gemiye girer ayrca da canllardan erkek ve diileri sokar. Tanr yeryzn krk gn boyunca tufana boar, sular ykselir ve gemi bu sularda yryp gider. Sel felaketi yzelli gn srer ve yer yzndeki btn canllar sulara gmlp yok olur. En sonunda Tanr sel felaketine son verir, sularn ykselmesini durdurur. Gemi Ararat da zerine oturur(Bkz. Tekvin, Bap 8: 1-5) . Tanr Nuh'a seslenir: "Sen ve senin karn ve oullarn ve oullarnn karlar seninle beraber gemiden ikin. Seninle beraber olan her beden sahibi, her yasayan seyi... kendinle beraber kar, ta ki onlar yerde tresinler ve semereli olup yer yznde ogalsinlar". (Bkz. Tevrat/Tekvin, Bap 8: 6-18). Nuh Tanrnn dedii gibi yapar ve sonra Tanr'ya bir mezbah kurar. Tanr da Nuh'u ve oullarn mbarek klp onlara, semereli olup ogalmalarn ve yeryzn doldurmalarn bildirir. Gemiden kan Nuh'un oullar btn yeryzne dalrlar ve zrriyetleri olur. Nuh iflge balar ve 950 yanda lr (Bkz. Tevrat/Tekvin: Bap 8: 19-22; Bap 9: 1-28). Grld gibi Tevrat'da anlatlan hikayede Nuh'un karsnn ve oullarndan birinin kafir olmalar ve bu yzden lme gitmeleri diye bir ey yok. Oysa ki Muhammed hikaye'yi farkl

113

bir dorultuda olmak zere Kur'an'a alm ve Nuh'un kariinin Nuh'a ihanet ettiini, oullarndan birinin de kafirlii setiini sylemitir. Nuh'la ilgili olarak Muhammed'in Kur'an'a soktuu "kssa"ya gre Nuh, Tanr tarafndan mslmanlkla emrolunan ve mslman peygamber olarak kavminini tvbe etmee armak zere gnderilen bir peygamberdir (K. 11 Hud 36). Bu nedenle kavmine: "Benim ecrim Allahtan bakasna ait deildir ve bana mslmanlardan olmam emrolundu" (K. 10 Yunus 72) diyerek onlar doru yola sokmaya alr. Fakat onlardan grd direnme zerine Tanr kendisini teselli eder ve bir gemi insa edip iman edenleri de yanna almak suretiyle denize almasn emreder, yle der: "Gzlerimizin nnde (muhafazamz altnda) ve bildirdiimiz ekilde gemiyi yap. Bizim emrimiz gelip de sular coup ykselmee balaynca her cinsten eler halinde iki tane ve bir de, ilerinden, daha nce kendisi aleyhinde hkm verilmi olanlarn dndaki aileni gemiye al. Zulmetmi olanlar konusunda bana hi yalvarma. Zira onlar kesinlikle boulacaklardr" (K. M'minun Suresi 27; ayn emir iin bkz: Hud Suresi, 31-37). Anlalan o ki "ilerinden, daha nce kendisi aleyhinde hkm verilmi olanlarn dndaki aileni gemiye al." derken Tanr, Nuh'un imansz olan kars ile oullarndan birini kastetmitir. Tanr Nuh'a, ayrca da, gemiye bnldkten sonra yaplacak eyi bildirir; yle der: "Sen, yanndaklerle birlikte gemiye yerletiinde: -'Bizi zalimler topluluundan kurtaran Allah'a hamdolsun-'de. Ve de ki: -'Rabbim! Beni bereketli bir yere indir. Sen, iskan edenlerin en hayrliin" (K. M'minun 28-29) Bunlar syledikten sonra Tanr, kendi kendisiyle vnmek zere yle konuur: "phesiz bunda (Nuh kavminin bandan geenlerde) birtakm ibretler vardr. Hakikaten biz (kullarmizi byle) deneriz" (K. M'minun 30). Nuh gemiyi yapmaa balar; fakat devaml ekilde kavmi tarafndan alay edilmekte ve kk grlmektedir. Nuh da onlara intikam alaca gnlerin geleceini hatrlatarak: "Eere bizimle alay ediyorsanz, iyi bilin ki siz nasl alay ediyorsanz, biz de sizinle alay edeceiz:.." (K. Hud 38-39) demektedir. Nuh, uzun bir alma sonunda, geminin yapm iini bitirir. Km Kur'an yorumcularna gre bu gemi, alelade yelkenli bir gemi olmayp buharl vapur cinsi bir gemidir, nk gya Kur'an'da "Tandur kaynaynca" deyimi gemektedir ki bu da oca yanmaa balayan 84 geminin harekete hazr duruma getiinin kantdr . Tanr Nuh'a seslenerek canllardan iki e ile ailesini alp gemiye binmesini emreder. Kur'an'da yle yazl: "Nihayet emrimiz gelip de sular coup ykselmee balaynca Nuh'a dedik ki: -'(Canl eitlerinin) her birinden iki e ile (boulacana dair) aleyhinde sz gemi olanlar dnda, aileni ve iman edenleri gemiye ykle'- . Zaten onunla beraber pek azi iman etmiti." (K. Hud 40).

114

Dikkat edilecei gibi burada yine "(boulacana dair) aleyhinde sz gemi olanlar dnda, aileni ve iman edenleri gemiye ykle" sozleri gemektedir ki Nuh'un kafir olan karsna ve oullarndan birine atiftir. Tanr bunu sylerken Nuh'un "imanl" olan ailesine yardmc olacan ekler. Bunun zerine Nuh, btn canllara seslenir:"Gemiye bnn! Onun yzp gitmesi de, durmas da Allahn adyladr..." (K. Hud 41) der. Ve sonra kars hari, ailesinden olan oullar Ham, Sam ve Yafes ile birlikte gemiye girer. Fakat dier bir olu binmez, nk o da kafirlerdendir. Fakat Nuh'un akl geride kalan olundadr. Bu nedenle onu son bir hamle ile kurtarmaa alr. Kur'an'da yle yazl: "Gemi, dalar gibi dalgalar arasnda onlar gtrmee balar. Nuh, gemiden uzakta bulunan oluna: -'Yavrucuum! (Sen de) bizimle beraber bin, kafirlerle beraber olma-' (diye seslendi)..." (K. Hud 42 ) Fakat olu babann teklifini kabul etmez ve:"Beni sudan koruyacak bir daa snacam" der. Nuh ona: "Bugn Allahn (azabndan), merhamet sahibi Allah'tan baka koruyacak kimse yoktur" diye cevap verir. Tam bu srada dalgalar ykselir ve Nuh'un olu, dier imanszlarla birlikte boulup gider (K. Hud 43). Nihayet Tanr: "Ey yer suyunu yut! Ve ey gk (suyunu) tut" diye emreder ve emrettii an sular eklr, gemi de Cudi dann zerine oturur. Tanr "O zalimler topluluunun cani cehenneme" diye beddua'da bulunur (K. Hud 44). Bunun zerine Nuh oturup Rabbi'ne dua eder ve ona, kendi ailesini boulmaktan kurtaracana dair vadn hatrlatr:"Ey Rabbim. phezi olum da ailemdendir. Senin vadn ise elbete haktr. Sen hakimler hakimiin" der (K. Hud 45) Fakat Tanr ona, olunun "kafirlerden" olduunu ve bu itibarla "aile'den" saylamayacan bildirir; yle der: "Ey Nuh! O asla senin ailenden deildir. nk onun yapt kt bir istir. O halde hakknda bilgin olmayan bir eyi benden isteme. Ben sana cahillerden olmamani tavsiye ederim" (K. Hud 46) Bylece Tanr Nuh'a unu anlatmaktadr ki ana-baba-ocuklar ve yaknlar arasndaki balar neseb'den doma deil fakat dinsel olmak gerekir. Mslmanla ve Tanrnn peygamberine inananlar birbirlerinin akrabasidirlar. Mslmanlarla kafirler, neseb ya da irk bakmndan birbirlerinin akrabas olsalar dahi bu akrabaln Tanr indinde anlam ve deeri yoktur. Ve ite yukardaki szler bunu anlatmak iin Kur'an'a alnmtr. Bu szleri dinleyen Nuh Tanr'dan zr diler ve yle der: "Ey Rabbim! Ben senden, hakknda bilgim olmayan eyi istemekten sana snrm. Eer beni balamaz ve esirgemezsen, ben ziyana urayanlardan olurum". (K. Hud 47). Tanr Nuh'un bu konumasndan honud olur ve gemide olanlara gemiden kmalarn sylece emreder:"Ey Nuh! Sana ve seninle beraber olan mmetlere bizden selam ve bereketlerle (gemiden) in!. Kendilerini (dnyada yararlandracaimiz), sonra da bizden kendilerine elem verici bir azabn dokunaca mmetler de olacaktr". (K. Hud 48). Kur'an'da yazldna gre Nuh 950 yl yasar; Tanr onu ve gemidekileri kurtarmak suretiyle alemlere ibret yapmtr (K. Ankebut 14-15).

115

Tanr "Onlarn ardndan bir baka nesil" yaratr ve bu yaratt yeni nesle bir "peygamber" gnderir ve bu "Peygamber"i, onlara u ekilde konuturur: "Allah'a kulluk edin. sizin O'ndan baka bir tanrnz yoktur. Hala Allah'tan korkmaz mnz" (K. M'minun 31-32). Bu "peygamber"in kim olduu Kur'an'da belirtilmedii iin yorumcular bunun Hud ya da 85 Salih "peygamber"'den biri olduu grndedirler . Fakat her ne olursa olsun yukarda anlatlan Nuh masal, dier bir ok sorunlar yannda, bir de insanlar aras sevgi ve baglln ancak ve ancak slam'a bagllkla mmkn olacan ve mslmanlar ile kafirler arasnda (velevki bunlar ana, baba, ocuk ya da yakn akraba olsunlar) dmanlktan gayr bir duygunun egemen olamayacan ortaya vurmaktadr.

116

B) FARKL NANTADIR DYE BABASIYLE KAVGALAAN, VE ONU "SAPIKLIKLA" SULAYAN BRAHM'N HKAYES. (K. En'am 74-80, Meryem 42-49, Tevbe 114; brahim 40-41; Mmtehine 4) brahim'le ilgili olarak Kur'an'da yer alan masallardan biri, onun, farkl inanca bal bulunan babasyle olan ilikisini ierir. Bu yzden onunla ekp ondan uzaklar. Hikaye Yahudi kaynaklarnda da mevcud olup baz farkllklar arz'eder. yleki: Yahudilerin "kutsal" kitap olarak bildikleri Tevrat'da , "Terah"in olu olarak gsterilen Abram (ki daha sonra Abraham olarak ad deitirecektir; Bkz. Tekvin, Bap 12: 26) Kur'an'a 86 "Azer'in olu brahim" olarak alnmtr (K. En'am 74): hem de "mslman" bir peygamber olarak. Yahudilerin Talmud'una gre, daha pek kk yasta iken Allahn varln tanm olan ve Tevrat'da Tanrnn: "Memleketinden, ve akrabann yanndan ve babann evinden, sana gstereceim memlekete git; ve seni byk millet edeceim, ve seni mbarek kilacam ve senin adn byk edeceim... sana ihanet edene lanet edeceim" (Tekvin 12: 1-4) diyerek szn ettii Abram (Abraham), Kur'an'da "Mslmanlarn ilki" olarak (K. mran 67) tanmlanm ve farkl inanta olan babas ve kavmi ile atr olarak gsterilmitir. nk brahim'in kavmi (ki sylendiine gre rak'da yasayan Keldani'lerdir) putlara tapmaktadr. Tanr brahim'in iman edenlerden olmasn ister ve bu amala ona doru yolu gsterir; ona gklerdeki hkmranlnn azametini gsterir; Kur'an'da yle yazl: "Bylece Biz, kesin iman edenlerden olmas iin brahim'e gklerin ve yerin melekutunu (hkmranln) gsteriyorduk" (K. En'am 75) Fakat buna ramen brahim geceleyin gkyznde bir yildiz grnce: "Rabbim budur" der; yildiz batinca "Batanlar sevmem" der (K. En'am 76). Ay'i doarken grnce: "Bu Rabbimdir" der. Batinca: "Rabbim bana doru yolu gstermezse elbette yoldan sapan topluluklardan olurum" der (K. En'am 77). Gnei doarken grnce: "Rabbim budur, zira bu daha byk" der; batinca: "Ey kavmim! Ben sizin (Allah'a) ortak kostuunuz eylerden uzam der (K. En'am 78). Bunu yaparken gerekten Tanr'y m aramaktadr, yoksa gk cisimlerine tapmann sapklk mi olduunu anlatmaktadr, pek bilinmez. Kur'an yorumcular bu konuda tartrlar Fakat her ne olursa olsun Muhammed'in sylemesine gre brahim unu ortaya vurmaktadr ki doru yolu kendi gayretiyle deil fakat Tanrnn kendisini srklemesiyle bulmutur. Bundan dolaydr ki "Rabbim bana doru yolu gstermezse elbette yoldan sapan topluluklardan olurum" der (K. En'am 77). Tanrnn kendisini doru yola ilettiini syler (K. En'am 80) ve bu sayede "hanif" olduunu (yani tek bir Allah'a ynelik olduunu) ve yzn Tanr'ya evrm bulunduunu ekler (K. En'am 79). Muhammed'in sylemesine gre brahim: "Ne Yahudiydi, ne de Hrstiyand; o ... dosdoru bir mslman idi; mriklerden deildi" (K. Al-i mran 67). brahim'i doru yola sokan, onun kalbini ap mslman yapan Tanrdr, ve brahim, basta kendi babas olmak zere tm kavminin putlar terkedip Tanr'ya kulluk etmelerini ve kendisi gibi "doru yola" girmelerini (yani mslman olmalarn) istemektedir.

117

Onlar yalanclla sulayp yle der: "... Tanry brakp putlara tapiyorsunuz ve yalanlar uyduruyorsunuz. Bilmeliiniz ki, Allah brakp da taptklarnz size rizik vermezler. O halde rizki Allahn katnda arayn. O'na kulluk edin ve O'na kredin... "(K. Ankebut 16-17). Onlar da kendisine: "Biz, babalarmizi (bu putlara) tapar kimseler bulduk" (K. Enbiya 53) derler. brahim de onlara: "Dorusu, siz de, babalarnz da ak bir sapklk iindesiniz" (K. Enbiya 54) diye karlk verir. Bu sefer onlar: "Bize gereg m getirdin, yoksa sen oyunbazlardan biri miin?" (K. Saffat 55) derler. Bu tartma bylece srp gider. Fakat brahim, herkesten nce kendi babann inanlarn deitirmek, onu kendi inanlarna sokmak hevesindedir; yle der: "Babacigim! Hakikaten sana gelmeyen bir ilim bana geldi. yle ise bana uy ki, seni dz yola karaym" (K. Meryem 43) der. Neden dolay Tanr brahim'i mslman yapar da baban ve kavmini tm olarak bu "nimetlere" kavuturmaz, bilemiyoruz. slam eriat soru sormay ve sorulara cevap vermeyi uygun bulmad iin bu sorulara cevap bulamyor vehikayemize devam ediyoruz. brahim yukardaki ekilde konumakla kalmaz fakat kavminin putlarn krmaa balar. Kidiktan sonra da onlara: "Yontuunuz eylere mi tapiyorsunuz? Oysa sizi de yonttuklarnzi da Allah yaratmtr" (K. Saffat 88 ve d.) der. Sylemeye gerek yoktur ki byle bir davraniin hogr ile ilgisi yoktur. Bundan dolaydr ki kavmi de onunla tartmaya giriir. Hatta aralarndan bazlar "(brahim) iin bir bina yapn ve derhal onu atee atin" (K. Saffat 97) diye konuanlar olur. Fakat Tanr onlarn bu plann bozar (K. Saffat 98). brahim de onlara: "Beni doru yola iletmiken, Allah hakknda benimle tartiiyor musunuz? Ben sizin ona ortak kostuunuz eylerden korkmam... Siz, Allahn size haklarnda hibir hkm indirmedii eyleri O'na ortak kosmaktan karkmazken, ben sizin ortak kostuunuz eylerden nasl korkarm..." (K. En'am 80-81) diye konuur. Bir yandan kavmini ikna etmeye alrken dier yandan da kendi baban doru yola sokmaa alr; sokamad iin ona atar, onu sapklkla sular; yle der: "(Babacigim) Bir takm putlar tanrlar m ediniyorsun? Dorusu ben seni de kavmini de apak bir sapklk iinde gryorum" (K. En'am 74); "Babacigim! Duymayan, grmeyen ve sana hibir fayda salamayan bir eye niin taparsn?" (K. 19 Meryem 42); "Babacigim! eytana kulluk etme! nk eytan... Allah'a asi oldu" (K. 19:44). Bunlar sylerken babana unu hatrlatr ki Tanr ona doru yolu gstermemitir ama kendisine gstermitir; yle der: "Babacigim! Hakikaten sana gelmeyen bir ilim bana geldi. yle ise bana uy ki, seni dz yola karaym" (K. Meryem 43) Baban muhtemel bir azab'dan korumak istediini de yle belli eder: "Babacigim! Allah tarafndan sana azap dokunup da eytann yakini olmandan korkuyorum" (Meryem, 45). Fakat brahim'in btn bu szlerine kar babas direnir; kendi "tanrlarndan" ayrlp bakaca bir Tanr'ya inananlardan olmayacan syler; hatta olunu azarlar. yle der: "Ey brahim! ... sen benim tanrlarmdan yz m eviriyorsun? Eer vazgemezsen, andolsun seni talarm! Uzun bir zaman benden uzak dur!" (K. Meryem 46).

118

Bunun zerine brahim babana veda eder; fakat yine de onun iin Tanr'ya dua edeceini syler. yle der: "(Babacigim) Selam sana (esen kal). Rabbimden senin iin mafiret dileyeceim. nk o bana kar ltufkardr" (K. Meryem 47). Yapaca duann Tanr tarafnda kabul edilmemesi halinde onun bana gelebilecek belalara kar bir ey yapamayacan anlatmak iin de yle ekler: "Andolsun senin iin mafiret dileyeceim. Fakat Allah'tan sana gelecek herhangi bir eyi nlemee gcm yetmez" (K. Mmtehine 4) Ve dedii gibi yapar, ana-babas iin Tanr'ya dua eder; yle der: "Ey Rabbmz! (Amellerin) hesap olunaca gn beni, ana-babam ve m'minleri bala" (K. brahim 41) diye dua eder. Duasnn boa gitmesi ihtimalne ramen bu gzel davrandan vazgemez; yle der: "Umulur ki (senin iin) Rabbime dua etmekle bedbaht (emei boa gitmi) olmam" (K. Meryem 48) Bunlar syledikten sonra brahim babasndan ve kavminin insanlarndan ve putlardan uzaklaip bir tarafa eklr. Beyzavi gibi Kur'an yorumcularn bildirmesine gre Sam ynnde yola kar. nce Hayran denilen yere gider; orada Sara adnda bir kadnla evlenir. Tanr ona shak adndaki olunu ve torun olarak da shak'in olu Yakub'u verir (K. Meryem 49). Hemen ekleyelim ki brahim, her ne kadar babana, farkl inantandr diye, atmi ve hatta onu sapklkla tanmlam ise de, her eye ramen ona Tanr'dan mafiret dileyeceini bildirmek suretiyle vefakar ve hayrl bir evlad olduunu ortaya vurmutur. Birazdan greceiz ki Muhammed, onun bu ekilde davraniini rnek verirken, bunun doru bir ey olmadn anlatmak istemi ve "kafir" olarak lenler iin dua etmenin yasak olduunu bildrmtr. Bundan dolaydr ki, bir yandan yukarda grm olduumuz hkmleri koyarken dier taraftan da kendi anasn ve baban ve kendisine gerekten babalk eden amcas Ebu Talib'i, mslman olarak lmediler diye Tanr mafiretinden uzak klm ve babas ile amucasn, cehenneme atlm gibi gstermitir. Bunu yapmakla da tm mslmanlarn bu ekilde hareket etmeleri gereini vurgulamtr.

119

C) MUHAMMED'E BABALIK EDEN EBU TALB'N, MSLMAN OLARAK LMED DYE, CEHENNEMDE ATETEN BR UKURA ATILIP TOPUKLARINA KADAR YAKILMASININ VE BEYNNN KAYNAMASININ HKAYES (K. Tevbe 113; Kasas, 56; En'am 125) Bilindii gibi Muhammed, ok kk yanda anasn ve baban kaybettii iin amcas Ebu Talip tarafndan yetitirilmitir. Ebu Talib Kurey'in sayg besledii kiilerden biriydi. Bu nedenle Muhammed'in Mekkelilerle olan kavgalasmalarnda ona byk yardmlar ve iyilikleri olmu, onu muhtemel lmlerden kurtarmtr. Muhammed bile bunu "Ey amca! Senin benim zerimde iyiliin var" eklindeki szleriyle aklamtr. Ancak ne var ki bu szleri o, Ebu Talip'in lm srasnda ve srf onu slam'a sokmak maksadyla sylemitir. Aslinda bu ise, yani Ebu Talib'i mslman yapmaa o, ok daha nceleri balamt. nk tannmi bir kii olan amucasn mslman yapacak olursa, halk nezdinde itibarnn artacan ve bu sayede ok sayda taraftar kazanacan bilmekteydi. Fakat Ebu Talib, hem hogr sahibi ve hem de zgrlne dkn olduu iin Muhammed'in bu israrlarn daima geri evrmtr. Her ne kadar onun fikirlerini benimsememekle beraber yine de onu korumakta devam etmitir. slam kaynaklarnn bildirdiine gre Muhammed, amcasna lm alametlerinin gelmesi zerine, son kez onu mslman yapma umudu ile yanna gider ve: "Ey ammi! -La ilahe illa'llah'- (Alah'tan baka ilah yoktur) de. Eer bunu sylersen Tanr nezdinde sana 'sehadet ve efaat' edebilirim" eklinde konuur. Fakat Ebu Talib kabul etmez ve kendi atalarnn dininde, yani "putperest" olarak lmek istediini bildirir; ve gerekten de mslman olmadan lm olur. Kukusuz ki amucasn mslman yapamam olmak, Muhammed bakmndan bir baarzlktir. te yandan "mrik" olarak len bir kimse iin "mafiret" dileyecek olursa, bu sefer mslman yapt kimseler tarafndan yadrganacaktr. te bu duruma bir zm bulmak zere sorumluluu Tanr'ya ykleme yolunu seer ve: "yi bil amcacigim! Yemin ederim ki ben, hakkndan mafiret dilemekten nehy olunmadka, herhalde (Tanr'dan ) senin iin af ve mafiret dilerim" der (Mseyyeb bn-i Hazn'dan, Buharnn rivayeti iin bkz. Sahih-i..., Cilt IV, sh.533, hadis no. 665). Bu szleriyle "mafiret" dileme iini Tanrnn iznine brakm ve sorumluluu srtndan atmtr. Srf kendisine: "Neden Amucan iin mafiret dilemedin" denecek olursa: "Tanr bana bu izni vermedi" diyebilmek iin. Nitekim Ebu Talib'in yukardaki ekilde konumas zerine Muhammed, mriklerin lleri lehine mafiret dilenemeyeceine, ve onlar iin namaz klnamayacana dair Tanr'dan vahy indiini syler ve Kur'an'a u ayet'i sokar: "(Kafir olarak lp) cehennem ehli olduklar akaa belli olduktan sonra, akraba dahi olsalar, (Allah'a) ortak kosanlar iin af dilemek ne 87 peygamber'e yarasr ne de inananlara" (K. Tevbe 113) . Daha baka bir deyimle Ebu Talib "mrik" olarak ld iin Tanr Muhammed'e, onun lehine "mafiret dileme" izni vermemitir. Biraz aada greceimiz gibi bu ayet'in Muhammed'in annesi iin indiini ve bu yzden anasna mafiret dilemediini syleyenler de vardr (Bkz. Sahih-i..., Cilt IV, sh. 535).

120

Yukardaki ayet'in indiini syledikten sonra Muhammed, kimlerin hidayet'e layk olduklarn, yani kimlerin doru yola girebileceklerini, en iyi bir ekilde Tanrnn bildiine dair u ayet'i okur: "(Ey Muhammed!) sen, her sevdiine hidayet edemezsin (doru yolu gsteremezsin)! Lakin Allah diledii kiiy hidayette klar. Ve O, hidayete layk olanlar ok iyi bilir" (K. Kasas, 56) Bununla anlatmak ister ki Tanr, Ebu Talibi hidayete eritirmek istememitir, nk Tanr "Km doru yola koymak isterse onun kalbini slamyet'e aar, kimi de saptrmak isterse... kalbini dar ve skntl kilar" (K. En'am 125). Bylece Ebu Talib'in mslman olmamasn, Tanrnn bunu istememi olmasna balar. Artk kimse ona: "Nasl olur da amucani dahi mslman yapamazsin?" eklinde soru soramayacaktr. Fakat etraftan baz kiiler, amucasnn iyiliklerini kendisine hatrlatrlar ve bu kadar iyilik grd bir insana kar nasl bir duygu ile "efaat"ta bulunmaktan uzak kaldn sorarlar. rnein Abbas bn-i Abdlmutttalib yle der: "Ya Resula'llah! Amucan (Ebu Talib hakknda efaat) den seni nasl bir his alakoydu? Allah'a yemin ederim ki , o, seni her zaman (saldrlardan korurdu). Ve senin hesabina dmanlarna kar asabilesirdi". Buna kar Muhammed, her ne kadar Tanrnn kendisine, amcas lehine mafiret dileme izni vermemekle beraber, yine de onun iin efaate bulunduunu ve bu efaat sayesinde amucasnn sadece "topuklarna kadar cehennem ateinde tutulduunu" syler; yle der: "imdi Ebu Talib topuklarna kadar- dibi yakn- ateten bir ukur iindedir. Eer benim (efaatm) olmasayd muhakkak o, Cehennem'in en derin ukurunda bulunurdu". (Bkz. Sahihi..., Cilt X, sh. 52-53, hadis no. 1548). Fakat bu sylediini biraz daha aiklia kavuturmak zere yle ekler: "Umarm ki efaatm amucama faydali olacaktr. efaatmle amucam topuklarna ikabilen ateten bir ukura konulacak, oradan beyni kaynayacaktr" (Bkz. Buharnn Ebu Said-i Hudri'den rivayeti : Sahih-i..., Cilt X. sh. 53, hadis no. 1549). Yani unu anlatmak ister ki, grd iyilikler karlnda amcasna efaat etmekle onu, Cehennem'deki cezalar ierisinde nispeten hafif olan ceza'ya arptirtmtr ki o da topuklarna ikabilen ateten bir ukura konulup, orada beyninin kaynam olmasidir. Eer efaat etmemi olsayd, amcas topuklarna ikabilen ate yerine Cehennem'in dibine atlacak ve beyni orada kaynam olacakt.

121

D) MUHAMMED'N, KEND ANASI AMNE N MAFRET DLEMEKTEN KAINMASININ VE BABASI ABDULLAH HAKKINDA: "-o imdi cehennemde'dir" DEMESNN HKAYES (K. Tevbe 113). slam kaynaklarna gre Muhammed, Mekke'nin fethinden sonra bir gn anas Amine'nin kabrn ziyaret eder; ylesine alamaklidir ki, kendisiyle birlikte yanndakleri de alatr. Fakat kabrin banda durduu srece anas iin hayr dua etmez; etmeyisini de etrafndaklere yle aklar: "Valideme istigfar etmek iin (gnahlarnn balanmas iin) Rabbimden izin diledim. Msaade buyurulmad. Kabrn ziyaret etmek iin istizan ettim (danitim). Buna msaade edildi..." (Bkz. Sahih-i...., Cilt IV, sh. 537). bn-i Sa'd'in Kitabu'l-Tabakat adl nl yaptnda da bu dorultuda olmak zere u yazl:"(Tanr elisi) anasnn viran mezarn ziyaret etti. Halk etrafnda toplanmt. alayarak onlara unu syledi: -'Bu benim anamn mezaridir. (Bu mezari ziyaret etmek iin) Tanr'dan izin istedim. Tanr bana bu izni verdi. Fakat anam iin mafiret dilemek zere izin istediimde Tanr bana bu izni vermedi" "Neden dolay Tanr, anas Amine lehine hayr dua etmek iin Muhammed'e izin vermemitir?" sorusu, slam yazarlarn ok g durumda brakan sorulardan biridir. Genellikle byle bir soru sorulmasnn caiz olmadn sylerler. Kimii: "Muhammed'in anasnn halini Tanr bilir" diyerek soru sorulmasn nlemek ister. Kimii iznin verilmemesinin, Amine'nin "mslman olarak lmemesi" olay ile ilgili bulunmadn bildirir. Kimii, Muhammed'in anasnn ve babann iman sahibi olup olmadndan sz etmenin, ya da slam'dan gayr bir inanta ldklerini sylemenin gnah saylacan 88 belirtir . Kimii de Amine'nin Yahudi asll ya da mrik (putatapan) olarak lm olduunu ve bu nedenle Tanrnn "mafiret dileme" izni vermediini ve hatta: "Peygamberin ve iman eden mslmanlarn mrikler lehine istigfar etmeleri muvafik deildir" eklindeki ayet'i (K. 89 Tevbe 113) indirdiini ne srerler . Gerek udur ki Muhammed, anas iin mafiret dilemek yle dursun fakat Kur'an'da sann anas Meryem'i ya da Firavun'un kars Asiye'yi zikrettii, hatta yceltir grnd halde, Amine'nin adna yer bile vermemitir. rnein Tanrnn kendisine: "(Ey Muhammed) Kitab'da Meryem'i de an" (K. mran 42; Meryem 16) diye emrettiini ve Meryem iin "Dnyalarn kadnlarndan en stn" dediini sylemi, fakat kendi z anas Amine iin Kur'an'a buna benzer bir ey koymamtr. Yine ayn ekilde Tanrnn, Musay sudan kurtard ve kocasnn zulmunden korudu diye, Firavun'un karsn (Asiye'yI) ycelttiini ve btn mslman kadnlara rnek gsterdiini bildirmek zere Kur'an'a ayet'ler koymutur. rnein Tahrim Suresi'nde, faziletlii nedeniyle Firavun'un karsnn rnek bir kadn olduu ve mslmanlara rnek olarak gsterildii yle yazldr: "Allah, inananlara da Firavun'un karsn mal gsterir..." (K. Tahrim 11; ayrca bkz. Kasas Suresi, ayet 9). Yine Tahrim suresi'nde, mran kz Meryem'in Tanr tarafndan mslman yapildii ve btn mslmanlara rnek klnd yle belirtilmitir: "ffetini korumus olan, mran kz Meryemi' de (Allah rnek gsterdI). Biz ona ruhumuzdan fledik ve Rabbinin szlerini ve kitaplarn tasdik etti. O gnlden itaat edenlerdendir" (K. Tahrim 12). Grlyor ki Tanr, Muhammed'in sylemesine gre, Meryem ile Asiye'yi yceltmi, mslmanlara rnek gstermi ve fakat Muhammed'in anasnn adn azna bile almamtr. Almadktan gayr bir de Muhammed'i, anas iin mafiret dilemekten men etmitir.

122

"Bu neden byledir?" diye sorulacak olursa cevabn vermek kolaydr. u bakmdan ki Muhammed, yukarda deindgmz gibi, taraftarlarndan pek ounun hiim ve akrabalarnn mslman olmadklarn ve bu nedenle taraftarlarn etkileyebileceklerini dnerek onlar arasnda dmanlk yaratmay uygun bulmutur. Onlara kendisinden rnek yaratmak iin Tanrnn kendisine anas lehinde mafiret dileme izni vermediini sylemitir. Buna karlk Hrstiyanlar ve Yahudileri kendisine ekebilmek ve mslman yapabilmek iin onlarn kutsal olarak bildikleri kimseleri (rnein Meryem) Tanr tarafndan "kutsal" klnm gibi Kur'an'a germtr. Yine slam kaynaklarndan rendiimiz udur ki Muhammed, "mslman olarak" lmedi diye babas Abdullah iin de, tpk anas Amine'ye yapt gibi yapm ve hatta onun Cehennem'de bulunduunu akaa sylemekten geri kalmamtr. Gerekten de Muslim'in, Enes bn-i Malk'ten rivayetine gre bir gn adamn birisi Muhammed'e gelerek: "Ya Resula'llah! Babam nerededir? Cennette mi, Cehennem'de mi?" diye sorunca Muhammed kendisine "Cehennemde'dir" diye yant verir. Bu haberi alan adam dnp gidecei srada Muhammed kendisini arr ve:"Benim babam da, senin baban da Cehennemde'dir" der. Her ne kadar bu hadis'in "zayif" olduunu syleyenler varsa da, mslman olarak lmedi diye anas Amine iin "mafiret" dilemeyen Muhammed'in, "putperest olarak len babas Abdullah iin baka trl harekete edeceini dnmek gtr. Kald ki sz konusu hadis "zayif" nitelikte deil aksine en salam hadis'lerden biri olup Mslim'in e's-Sahih'inde (Kitabu'l-man /347 hadis no. 203) ve Ebu Davud'un Kitabu's-Snne (/18, hadis no. 4718) adl yaptnda ve bunlara benzer dier gibi kaynaklarda yer almtr. Mslim, bu hadis'i incelerken blm baslii olarak unu kullanmtr: "Kafir iken lenin cehennemde olacana, ona, efaatn ve 90 Tanr'ya en yakn olanlarn akrabas olmann da bir yarar salamayacana ilikin bab" . stelik de Muhammed, gerek "baba" olarak kendisine Abdullah'i deil fakat brahim "peygamber"i semtr. Bir hadis'inde: "Ben babam brahim'in duasi(yim)" diye konumutur. Sylemeye gerek yoktur ki Amine ile Abdullah'in ldkleri tarihte Muhammed'in henz ok ksk yasta bulunduu ve ortada henz Arap'lar iin slam dini diye bir ey sz konusu olmad gz nnde tutulacak olursa, mslman olarak lm olmamann gnah konusu saylamayaca akardr. u durumda Amine ve Abdullah lehine "mafiret" dilememenin mantki bir yn olmamak gerekir. Ancak ne var ki yukarya aldmiz hikayelere ve bu hikayelerin dayana olan Kur'an ve hadis hkmlerine gre u muhakkak ki Muhammed, mslman olarak lmeyenler iin (velev ki bunlar ana-baba-karde-es-evlad gibi hiim ve akraba olsunlar) dua edilmemesi, onlarla iliki kurulmamas iin kendinden rnek vermek istemi ve bu nedenle anasna, babana ve kendisine babalk eden amcasna Tanr'dan "mafiret" dilememitir.

123

XXXVI) "rtidat" (mslmanlktan dnmek), ya da yol kesmek suretlerinden birisiyle Tanr'ya ve peygamberine kar gelen kimselerin ellerinin ve ayaklarnn aprazlama olarak kesilmesini, gzlerinin oyulup karlmasn ngren ayet hkmnn (K. Maide 33-34) uygulanmasyle ilgili hikayelerden rnekler Kurann Maide Sresinin 33. ayet'i aynen yle: "Allah ve peygamberleriyle savaanlarn ve yeryznde bozgunculuga uraanlarn cezas ldrlmek veya aslmak yahut apraz olarak el ve ayaklar kesilmek ya da yerlerinden srlmektir. Bu onlara dnyada bir rezilliktir. Onlar ahirette byk azab vardr" (K. Maide 33) Burada sz edilen suun tam bir tanm yaplmam olmakla beraber gerek slam kaynaklardan ve gerek ayet'in Muhammed'den bu yana uygulanmasndan renmek mmkndr ki sz konusu cezalar gerektiren davranlar, "din'den (mslmanlktan) dnmek, ya da kfr etmek, ya da yol kesmek suretlerinden birisiyle Tanr'ya ve peygamberine kar savamay" kapsamaktadr. Her ne kadar "Ulema"dan bazlar bu ayet'in, zellikle "eskiya ve yol kesiciler" hakknda indii sylerlerse de Buhari, Mslim, Ebu Davud, Nesei, bn Mace gibi temel kaynaklara gre ayet'de belirtilen cezalar, sadece yol kesenlere, ya da devlete kar isyan edenlere deil fakat ayn zamanda "mrtedlere" (slam'dan kanlara) ve kafirlere de uygulanr. Nitekim Buharnn bu ayet'le ilgili hadisler vesilesiyle at blmde bildirilen de budur (Bkz. Sahih-i..., Cilt I, sh. 180-181 , hadis no. 172; ve Cilt XII, sh. 257). Bunun byle olduunu kantlayan rneklerden biri, Muhammed'in develerini alip obann ldren ve stelik slam'a girmi iken slam'dan kan kiilerin hikayesidir ki syledir. slam kaynaklarnn bildirmesine (ve zellikle Buhari'de ve Sire-i Dahlaniyye'de yer alan verilere) gre Ukl ya da Ureyne kabilelerine mensup yedi-sekiz kii Hicret'in 6. ylnda yoksulluk nedeniyle Medine'ye gelip Muhammed'in yanna karlar ve "slam zere biat" ederek "kelime-i ahadet" getirirler ve mslman olduklarn bildirirler. Mslman olmalarnn nedeni, pek muhtemelen, aliktan kurtulmak ve sala kavumaktr. Nitekim geldikleri vakit hasta, benizleri sararm, karnlar sismis bir haldedirler: "Ya Resulallah, biz fakiriz. Bizi barindir, yedir, iir" diye ricada bulunurlar. Muhammed, mslman olurlar diye, onlar yedirip iirir. Fakat adamlar, az gemeden burada kalmak istemediklerini Muhammed'e bildirirler; yle derler: "Ya Resula'llah, biz lde yaamaa almis koyun, deve sahipleri idik. ayiri, imeni, ba, bahesi bol yerlere aliik deiliz. Medine'de ikamet hosumuza gitmiyor. Develerimizin bulunduu yere kmamza izin verseniz..." Muhammed dileklerini kabul ederek onlar, zekat develerinin bulunduu Gabe ormani denen bir yere gnderir. htiyalarn gidersinler diye onlara kendi obani olan Yesar ile beraber bir deve srs hediye eder. Develer sadaka develeri olup topluma ait saylmaktadr. Adamlar burada bol st ierek ve temiz hava alarak iyileirler. Fakat slam kaynaklarnn bildirmesine gre, iyiletikleri an "irtidat" ederler, yani slam'i terkederler ve Muhammed'in obann ldrp, develeri de nlerine katip giderler. Gya obann elini ayan kesmiler, dilinin altna ve gzne diken batrmlar, ve ylece lme terketmilerdir. (Bkz. Sahih..., Cilt I, sh. 183; Cilt XII, sh. 258). Sabah vakti haberi alan Muhammed kprr ve Grz b. Cabir kumandasndaki yirmi alt kiilik bir eteyi adamlarn ardndan kosturur. Gn ykselince haydutlar ele geirilir ve Harre denilen yere getirilir. Buras Medine Kent'inin dnda, kara tasli, gne altnda ate gibi yanar bir yerin addr.

124

Muhammed onlar, "irtidat" (mslmanlktan kmak), "kfran-i nimet" ( nankrlk), "Kat-i tarik" (yol kesmek) ve "katl- iskence" (iskenceyle ldrmek) eylemlerine "kisas" olmak zere cezalandrr. Uygulad ceza, Kurann Maide Suresinin 33. ayet'indeki cezalardr; yani adamlarn ellerinin, ayaklarnn aprazlama kesilmesini, gzlerinin oyulmasn ngren cezalar. Muhammed sulularn bu cezalara arptirilmasn emreder. Emir yerine getirilir ve adamlar bu halde lme terkedilir. u isterler kendilerine u verilmez; azlaryle ve dileriyle topra kazarlar, talar kemirirler. Fakat ne yaparlarsa yapsnlar kizgin gne altnda lnceye kadar ylece braklrlar. Bu olay, hadis-i serif olarak slam kaynaklarnda yer almtr. bn-i Sa'd, Taberi, Tabarani, bn-i Hibban, bn-i shak, Vakidi , bn't-Talla gibi yazarlar tarafndan da ilenmtr Sylemeye gerek yoktur ki bylesine dehet verici bir iskence cezas emrinin, kendisini "peygamber" diye tantan bir kimseden kmamas gerekirdi. Bir an iin sululara atfolunan suun gerekten yle olduu kabul edilse bile cezann bylesine insafsiz boyutlar bulmas vicdan sizlatcdr. Kald ki bu kiilerin, Muhammed'in obann, gzler oyarak, eller keserek ldrdkleri de muhtemelen slam yazarlarnn bir abartmas olmaldr; nk ne kadar vahsi olurlarsa olsunlar, bu adamlarn, ktlk grmedikleri bir obana kar bu ekilde hareket etmeleri pek dnlemez; olsa olsa develeri alp gtrmlerdir. yle anlalyor ki onlarn Muhammed'i en fazla gazaba srkleyen davranlar, slam'dan kmak olmutur. Fakat ne saslacak bir seydir ki slam yazarlar ve Kur'an yorumcular, yukardaki olayla ve sz konusu ayet'in uygulanmasyle ilgili olarak Muhammed'in takndii tutum ve davranii "ahlak ve fazilet rnei" biesey olarak gsterirler. Gsterirken de Muhammed'in syledii ve emrettii her eyin Tanr'dan gelme olduunu ve nk Kur'an'da: "(Muhammed) kendiliinden, hevesine kaplarak, sylemez. Syledikleri hep kendisine bildirilen vahiyden ibarettir" diye yazl bulunduunu ve onun yapt ve syledii her eyi gz kapal olarak benimsemek gerektiini belirtirler (Kurann Hasr 7; Kalem 4, Necm 3-4 ayetlerini rnek verirler. Bkz. Sahih-i..., Cilt I, sh. 184). Bu hikayelerle ve bu zihniyetle eitilen insanlardan nasl bir gelime bekleneceini tahmin g olmasa gerektir.

125

XXXVII) BRAHM'N SYLED YALANLARLA LGL "KISSA"LARDAN RNEKLER (K. Saffat 88-98; Enbiya 58-67; (K. 42 Suara: 13) Her ne kadar Kur'an'da yalan sylemenin doru bir ey olmadna dair hkmler bulunmakla beraber, eriat kaynan oluturan "Kssa" lardan (masal ve ve hikayelerden) ortaya kan sonulara gre slam uruna yalan sylemenin caiz olduu anlalmaktadr. Bunlardan brahimle ilgili iki rnek aaya alnmtr. Daha nceki blmlerde grdk ki brahim, Tevrat'a gre , Yahudilerin atas olduu halde Muhammed onu, ayn zamanda kendi kavmi olan Arap'larn da atas saymtr. Sayarken de onun, Tanr tarafndan mslmanlkla emrolunduunu bildrm ve Kur'an'a u ayet'i koymutur: "brahim, ne Yahudi, ne de Hrstiyan idi; fakat o, Allah bir tanyan dosdoru bir mslman idi; mriklerden deildi" (K. mran 67) brahim'i mslmanlarn ilki olarak gsterirken, ayn zamanda kendisini ve tm mslmanlar da ona, insanlarn en yakini olarak gstermi (K. mran 68), ve mslmanlara mslman adnn onun tarafndan verildiini (K. Hacc 78) ve onun dinine ynelmek gerektiini belirtmtr (K. En'am 161; Nisa 125; Bakara 129) Her ne kadar Kur'an ve hadis kaynaklarna gre brahim, "drstlk" ve "hogr" rnei olarak tantlrsa da bu tantma, eriatin deer llerine dayaldr. u bakmdan ki slam uruna yaplan her ey "drstlk" ve "hogr" adna yapilmi saylr, velev ki bu eylem aklc deer llerine ters dsse bile. Bunun byle olduunu kantlayan rneklerin banda brahim'in tutum ve davranlar gelir: kendi babas da dahil olmak zere, kavmini "slam" inancina ekmek ve Tanr'ya kul yapmak isteyen brahim bu uurda yalan sylemeyi uygun bulmutur. Buharnn Ebu Hreyre'den rivayetine gre Muhammed, slam uruna brahim'in kez yalan sylediini bildrm ve bu yalanlardan birisinin, hasta olmad halde kendisini putperestlere hasta imi gibi gstermesi; ikincisinin, putlar kendi kirdii halde bu ii bakasnn srtna atmas, ve nihayet, ncsnn de, kendi kars Sare'y mr Firavunu'na kzkardei imi gibi tantmas, olduunu sylemitir (Bkz. Sahih-i... Cilt IX, sh. 112, hadis no. 1380). Hemen belirtelim ki ilk iki yalan, esas itibariyel din uruna sylenmi grnmekle beraber nc yalan, biraz ilerde greceimiz zere, kiisel karlar amacna dayal gibidir. anlalan o ki brahim, mslmanlk uruna yalan sylemeyi gelenek edinmiken bu arada kendi karlar adna yalan sylemekten de geri kalmamtr.

126

A) KAVMNN PUTLARINI KIRMAK MAKSADIYLA BRAHM'N YALAN SYLEMESNN HKAYES: (K. Saffat 88-98; Enbiya 58-67) Kur'an'a dayal olarak slam kaynaklarndan alnma hikaye yle: brahim'in kavmi, her ne kadar onun kendilerine attn ve kendilerini baka bir inanca srklemee alitiini bilmekle beraber, yine de hogrye sahip olarak bir bayram gn onu kendileriyle beraber olmaya davet ederler. Fakat brahim, her ne kadar onlarla birlikte yola karsa da: "yolda (onlarn adetince) yilzdizlara bir bakis bakar" ve: "...-'imdi ben gerekten hastayim (Taun hastaliina tutuldum )" diyerek yalan syler. "Bunun zerine yanndakler ondan yz evirerek arkalarna dnp kaiverdiler" (K. Saffat 88-90). Onlarn kap gitmeleri zerine brahim: "Allah'a yemin ederim ki, siz ayrlp gttkten sonra putlarnza bir oyun oynayacam" (K. Enbiya 57) der. Daveti kabul etmeyip yalan sylemesinin sebebi udur: Kavminin insanlar, bayrama giderlerken putlarn yanna yiyecekler brakmay gelenek edinmilerdir; bu ekilde putlarn bereketlenmesini salayacaklarn dnrlermi. Ve ite bunu bildii iindir ki brahim, herkes bayram yerine gttnde onlarn putlarn kirabilme frsatn deerlendirmek zere: "Ben hastayim" diyerek yalan sylemitir. Kavminin insanlarnn arkalarn dnp gitmelerinden sonra (K. Saffat 90) brahim : "Yavasca putlarn yanna (varr; oraya konmus yemekleri grnce): -'Yemiyor musunuz? Neden konumuyorsunuz? (der). Bunun zerine yanlarna gelip sa eliyle (vurur, ve putlar krp geirir)". (K. Saffat 91-93); "...Putlar parampara (eder fakat bunlardan sadece) byn (birakr) " (K. Enbiya 58). Yorumcularn sylemesine gre brahim, putlar balta ile krmtr ve kirdiktan sonra baltayi, salam brakt bu byk putun boynuna asmtr. Hemen belirtelim ki bu byk putu salam brakmasnn bir sebebi vardr ki o da, birazdan greceimiz gibi, halk'a, putlar kirann bu byk put olduunu sylemektir. Nitekim bayram senliinden dnen halk putlarnn kirildiini grnce, birbirlerine: "Bunu tanrlarmza kim yapt? Muhakkak o zalimlerden biridir (derler)" (K. Enbiya 59). Aralarndan bir ksm: "Bunlar diline dolayan bir gen duyduk; kendisine brahim denlrm" (K. Enbiya 60) diye konuur. Bunu dinleyenler: "O halde (dediler) onu hemen insanlarn gz nne getirin. Belki ahidlik ederler" (K. Enbiya 61) brahm bulup getirirler ve kendisine: "Bunu ilahlarmza sen mi yaptn, ey brahim?" (K. Enbiya 62) diye sorarlar. Fakat brahim doruyu sylemez, yine yalana bavurur. Biraz nce dediimiz gibi, krmayp salam brakt byk putu onlara gstererek: "Belki de bu ii u bykleri yapmtr. Had onlara sorun, eer konuuyorlarsa (der)". (K. Enbiya 63). Bunun zerine onlar: "Putlar yalnz ve savunmasz braktnz iin asl siz zalimsnz" (K. Enbiya 64) diyerek birbirlerini sularlar. [Fakat yorumcular genellikle ayet'i: "Bunun zerine kendi vicdanlarna dnp (kendi kendilerine): -'zalimler sizlersinz, sizler'- dediler" (K. Enbiya 64) eklinde evirmeyi tercih ederler. Gya halk, pimanlk duymutur. Oysa ki hikayenin akna gre halk, putlar korumasz braktklar iin birbirlerini sulamaktadrlar] . Sonra yine brahim ile tartmaya devam ederler. brahim onlara kfrler ederek yle der: "Allah brakp da size hibir fayda ve zarar vermeyen bir eye hala tapacak mnz? Size de,

127

Allah brakp tapmakta olduunuz eylere de yuh olsun! Siz akllanmaz mnz?" (K. Enbiya 66-67) Dikkat edilecei gibi, kendisini "peygamber" diye tanmlayan ve bu niteliiyle hogr temsilcisi olmak gereken brahim, yalan sylemek bir yana, fakat bir de tartmakta olduu halk'a iyi bir rnek olmaktan uzaktr. Konumasyle onlar tahrik etmektedir. Nitekim halk, kendilerine "Yuh olsun size" diye atan ya da "Siz akllanmayacak mnz?" diye hakaret eden brahim'e kar hakl olarak gazaba gelir ve aralarndan bir ksm: "Eer i yapacaksanz, yapn onu da tanrlarnza yardm edin" (K. Enbiya 68) diye barmaya balarlar. Bunun zerine byk bir ate hazrlayp brahim'i, eli kolu bal olarak atee atarlar. Fakat brahim: "Bana Allahn sahip kmas yeter. O ne gzel bir sahip" diyerek Tanr'ya snr. Tanr da: "Ey ate! brahim iin serinlik ve esenlik ol" (K. Enbiya 69) diye emreder ve o an ate serinlik olur. Bunu zerine Tanr yle konuur: "Bylece (brahim'e) bir tuzak kurmak istediler, fakat Biz onlar, daha ok hsrana urayanlar durumuna soktuk" (K. Enbiya 70). brahim'i bu ekilde kurtardktan sonra Tanr onu ve Lut'u, "dnyalara kutsal klm olduu" baka bir lkeye ulatrr (K. Enbiya 71). Her ne hikmetse, btn gcne, btn azametine ramen Tanr, brahim'in kavmini bir trl doru yola sokamamtr. brahim'in yukardaki yalanlar taktii de pek ie yaramamtr. stelik de tutum ve davranlaryle hogrzlk rnei olmutur. Ama butn bunlar kutsal szler ve davranlar olarak gren okuyucu, din adna yalan sylenebilecei kansna saplanmakta, ve hogrzle ynelmekte zorluk duymayacaktr .

128

B) BRAHM'N, YALAN SYLEYEREK KEND KARISINI KIZKARDE M GB GSTERP, MISIR (YA DA ERDN) MELK'NE SUNMASININ HKAYES (K. 42 Suara: 13) Muhammed'in sylemesine gre brahim, yukardaki yalanlardan gayr, bir yalan daha sylemitir ki o da, kars olan Sare'yi, zalim bir hkmdara kzkardei olarak sunmu olmaktr. Bu sunu zerine hkmdar, Sare'yi kendisine kar edinmi ve fakat Tanrnn gazabn uyandrmtr; sonunda Sare'yi bir takm hediyelerle birlikte brahim'e geri vermitir. Bylece brahim, yalan yolu ile kazan edinmitir. Bu hikayenin asl Tevrat'da bulunmaktadr; Muhammed bunu, Tevrat'dan alp baz deiiklie sokmutur. Ancak ne var ki Muhammed'in naklettii hikayeyi anlayabilmek iin Tevrat'daki aslna gz atmak gerekir. Tevratn Tekvin adl kitabnda Tanr, brahim'e emrederek lkesini, ve babann evini terketmesini ve gsterecei diyara g etmesini bildirir; onu mbarek edip ycelteceini, ve yeryznn btn kabilelerini onda mbarek edeceini ekler (Bkz. Tevrat/ Tekvin, Bap 12: 13). Bu emir zerine brahim, kars Sare'yi, ve kardeinin olu Lut'u ve mallarn ve klelerini alp yola kar ve Kenan denen bir blgeye gelir. Fakat orada kitlik olduu iin tekrar yola kar, gney'e ve oradan da Msr'a geer. Fakat Msr'a girmeden nce kars Sare'yi karna alr ve yle der: "te, biliyorum ki, sen grns gzel bir kadnsin; ve olur k mrllar seni grnce: -'Bu onun karsdr'- derler, ve beni ldrrler, ve seni sa brakrlar. Senin yznden bana kar iyi davranlsin ve senin sebebinle canim yasasn diye: -'onun kzkardeiyim'- de" (Bkz. Tevrat/ Tekvin, Bap 12: 11-13) Grlyor ki brahim, Msrllarn Sare'nin gzelliine kaplip onu elde etmek iin kendisini ldreceklerini dnerek onu kendi kzkardei imi gibi gsterme yolunu semtr. (Pek gzel ama, madem ki byle bir lm tehlikesi vardr, o halde neden Tanr onu bu tehlikeli blgeye gndermekte israr eder, bilemiyoruz). Ve gerekten Msr topraklarna getii zaman halk, kadnn ok gzel olduunu grr ve hakknda konumaya balar. Halktan kiiler Sare'nin gzelliini Firavun'a bildirirler; Firavun gzel Sare'yi grmek ister ve adamlarna emrederek onu sarayna getirtir. Sare'nin gzelliini grnce derhal onunla evlenir. Evlendikten sonra da Sare'nin hatr iin brahim'e kar iyi davranr, ona koyunlar, sigirlar, eekler, dii eekler, develer, kleler ve cariyeler verir (Tevrat/Tekvin, Bap 12: 14-17). Ancak ne var ki Tanr, brahim'in kars Sare'den dolay Firavun'u ve sarayini "byk vuruslarla vurur". Firavun neye uradn arr ve brahm huzuruna getirterek: "Bana bu yaptn nedir? Bu senin karn olduunu niin bana bildirmedin? Niin: -'Bu benim kzkardeimdir-' dedin, ben de onu kar olarak aldm; ve imdi, ite karn, al ve git" der. Ve sonra adamlarna emrederek brahim'i ve Sare'yi, btn mal ve mlkleriyle birlikte lkesinin diina kartir (Tevrat/ Tekvin, Bap 12: 18-20). Bylece brahim artk zengin olmutur. Tevrat'da yle deniyor:

129

"Ve Abram (brahim), Lut da beraberinde olduu halde, kendisi ve kars ve kendisine ait olan her ey, Msr'dan Gney'e ktlar. Ve Abram (brahim) srlerde, gmste ve altnda ok zengindi. Ve konaktan konaga gerek Gney'den Beyt-ele....... evvelce orada yapm olduu mezbahin yerine kadar gtt" (Bkz. Tevrat/Tekvin, Bap 13: 1-3) Grlyor ki brahim, srf gzel kars Sare yznden kendisini ldrrler diye, bir takm lmsz davranlarda bulunmutur. Bir kere yalan sylemi, Sare'yi kendisinin kzkardei olarak tantmtr. Bylece Firavun'u yanltmi ve onun Sare ile evlenmesine sebeb olmutur. Yani karsnn bir baka erkekle evlenmesine ve muhtemelen yatmasna raz olmutur. Btn bunlar yetmiyormu gibi bir de, karsn Firavun'a verme karlnda, bir takm karlar salamakta saknca bulmam, bu sayede byk varlklara sahip olmutur. Fakat brahim bununla kalmaz; yukardaki ekilde Msr'dan atldktan sonra buna benzer bir davranda daha bulunur ve bu sayede biraz daha kazan salar. Olay'in Tevrat'daki anlatlnn zeti u: Firavun'un verdii mallarla birlikte brahim, kars Sare'yi ve kardeinin olu Lut'u da yanna alarak gneye doru yola koyulur . Fakat bir takm anlamazlk nedeniyle Lut, brahim'den ayrlp gider ve brahim de gney'de Gerard Kral Abimelek'in hkmran bulunduu bir yere gelir. Fakat tipk mr'a gtt zaman yapt gibi kars Sare'yi yine etrafa "Kzkardei" imi gibi tantr. Sare'nin gzellii Abimelek'in kulana gelince Abimelek adamlarn gnderip Sare'yi sarayna getirtir ve onunla evlenir. Fakat Tanr bu ise ok kizar ve Abimelek'in ryasna girip:"Aldiin kadn sebebiyle ite sen bir lsn, nk o bir adamn karsdr" der. Dedikten sonra da Abimelek'in lkesindeki btn kadnlarn rahimlerini kapar ki ocuk yapamasnlar diye (Terat/Tekvin, Bap 20: 3); sanki bu kadncazlarn bir kabahati varm gibi. Abimelek, susuz olduunu ve nk kadnn kendisine brahim'in kzkardei olarak tantldn syleyerek Tanr'dan afv diler. Tanr da kendisine, btn bunlardan haberdar bulunduunu ve onun gnaha girmesini istemedii iin araya girdiini syleyerek: "Ve imdi adamn karsn geri ver, nk o peygamberdir ve senin iin dua eder ve yasarsn; fakat eer geri vermezsen, bil ki, sen ve sana ait olanlarn hepsi mutlaka leceksiniz" der (Tekvin, Bap 20: 6-7). Ertesi gn Abimelek olan bitenleri halkna anlatr ve sonra brahim'i huzuruna getirterek yle der: "Bize ne yaptn? sana kar ne ile gnah ettim de zerime ve lkem zerine byk gnah getirdin? Bana yaplmaz iler yaptn" (Tekvin, Bap 20: 9-10) Bu sylenenleri dinleyen brahim, Abimelek'e unu anlatr ki Sare'nin gzellii yznden ldrlmekten endie ettii iin yalan sylemi ve onu kzkardei olarak gstermitir, ve fakat Sare, esasen baba bir ana ayr kardetir. brahim'in bu konumasndan honud olan Abimelek, ona koyunlar, sigirlar, develer, gmsler, kleler verir ve "te memleketim senin nndedir, gznde iyi olan yerde otur" der. Bundan sonra brahim Tanr'ya dua'lar eder ve Tanr Abimelek'e ve halkna sifa verir. Bylece rahimleri kapatlm olan kadnlar ocuk yapabilecek duruma girerler (Tekvin, Bap 20: 17-18). Grlyor ki brahim, sylemi olduu yalan sayesinde bir takm kazanlar elde etmitir. Byle bir davraniin iftihar edilecek bir yn olup olmadnn tartmasn, kendilerine Tevrat verilmi olan srailoullarna brakiyoruz.

130

Fakat anlalan u ki Muhammed, brahim'in bu davraniini, yani kars olan Sare'yi kz kardei imi gibi tantp zalim bir hkmdara sunmasn mslmanlar iin ders alnmak gereken bir rnek yapmtr (Bu konuda Buharnn Ebu Hreyre'den rivayeti olarak Muhammed'in syledikleri iin bkz. Sahih-i Buhari Muhtasari... Cilt V, sh. 516 , hadis no. 1017; ve Cilt IX, sh. 112-143, hadis no. 1380). slam bilginleri bu rnei, iki bakmdan nemli saymilardr ki birincisi "Kafirin m'mine hibede bulunmas" sorununu kapsar. kincisi ise, karde kzn nikah etmenin "halal" olup olmad sorununa bir zm bulmak zere, bu yukardaki olay ile Kurann Sura suresi' nin 13. ayet'i arasnda balant kurma sz konuudur. Bakiniz nasl: Muhammed'in anlattklarna gre , brahim bir gn Sare ile bir lkeye gelir. Buras Erdn 92 denilen bir yerdir . Orada zalim bir Melik (hkmdar) vardr. Halk arasnda "brahim, en gzel kadnlardan bir kadnla (ehre) dahil oldu" eklinde konumalar olur. Sare'nin gzellii haberi hkmdar'in kulana gider; hkmdar adamlarn gnderip brahim'i huzuruna getirtir ve sorar: "Ya brahim! Yanndaki kadn neyindir?". Hkmdarin bu sorusuna brahim: "Hemsiremdir" diye yant verir. Bunu syledikten sonra brahim, karsnn yanna gelir ve ona yle der: "Sakn szm tekzib etme! Ben bunlara seni kz kardeimdir, dedim. Allah'a yemin ederim ki: yer yznde benden, senden baka iman eden hi bir kii yoktur". Bunlar syledikten sonra kars Sare'yi hkmdara gnderir. Sare hkmdarin sarayna varnca hkmdar ona yanasmak, onunla sevismek ister. Fakat Sare hemen abdest alp namaza durur. Namaz mteakp Tanr'ya: -'Ya Rab, ben Sana ve Sen'in Peygamberine iman ettimse, ben kadnlmi zevcimden bakasna kar ebedi muhafaza eyledimse, benim zerime u kafiri musallat etme!" diye dua eder. Tanr Sare'nin dediklerini uygun bulup gereini yapar. Hkmdar'in derhal nefesini boar; hkmdar horlamaa, hatta ayayle yere vurup tpk sarali insanlar gibi deprenmee balar. Bunu grnce Sare: "Allahm! Eer bu herif lrse -'bunu bu kadn ldrd '- denlr" diyerek endie gsterir. Hani sanki bunlar dnemezmis de birisinin uyarmasn beklermi gibi Tanr, Sare'nin dediklerini uygun bulup hkmdarin sarali haline son verir. Fakat hkmdar iyileir iyilemez, tekrar Sare'ye sarlp sevismek ister. Sare yine abdest alp namaza durur ve sonra yine: "Allahm! Ben Sana ve Sen'in peygamberine iman ettimse, ben kadnlk erefm zevcim mustesna olmak zere herkese kar siyanet eyledimse (korudumsa) , u kafiri zerime musallat etme" diye dua eder. Tanr yine Sare'nin duasn dinler ve yine hkmdari sarali bir duruma sokar. Adamn nefesi tikanr, horlamaa, hatta ayayle yere vurup deprenmee balar. Bunu gren Sare: "Ya Rab! Bu herif lrse bunu bu kadn ldrd, denlr" diye endie izhar eder; bunun zerine Tanr, derhal hkmdarin sarali halini sona erdirir. Fakat hkmdar iyileir iyilemez yeniden Sare'ye ullanmak ister. Ve ite bu durum yukardaki ekilde bir ok kez tekrarlandktan sonra nihayet hkmdar, saray'daki adamlar karna toplar ve yle der: "Siz bana (insan deil) muhakkak bir eytan gndermisnz. Bu kadn, brahim aleyhi'sselam'a geri gnderiniz. Haceri de Sare'ye veriniz! ". Bunun zerine Sare, hkmdarin sarayndan ikip brahim'e gelir ve ona olan bitenleri anlatr ve hkmdarin kendisine bir cariye hibe ettiini syler; yle der: "Anladn m zevcim! Allah
91

131

kafiri tezlil etti (hor grd). Bir cariye'yi de hizmeti verdi" (Bkz. Sahih-i..., Cilt V, sh. 517519). Alaslan o ki Tanr, srf "kafiri" hor grmek iin brahim'in yalan sylemesine ve Sare'nin skntlara katlanmasna gz yummutur. te yandan Tanrnn "peygamberi" olarak i gren brahim, sylemi olduu yalan sayesinde kazan salam, Hacer gibi bir cariye'ye sahip olmutur. Ve bu kadndan ilk olunu edinecektir. Zira Sare, ocuk edinemedii iin kocas brahim'in Hacer ile yatmasn salayacak ve bu iftlemeden smail adnda bir olan doacaktr. Fakat onun domasndan sonra Tanr, Sare'nin gebe kalmasn salayacak ve bylece Sare 'nin shak adnda bir olu olacaktr. Olduktan sonra Sare'nin kskanlii ve huysuzluu tutacak ve bu nedenle kocasna bask yapp Hacer ile olu smail'i evden uzaklatracak, Arabistan llerine yollatacaktr. slam yazarlarnn bildirmelerine gre Hacer, Msr'da Kibt lkesinden asl bir aile kz iken kocasnn ldrlmesi zerine Erdn denilen yere getirilmitir ki, yukarda anlatlan olaylarn 93 getii yer de burasdr . " "Neden Tanr bu zavall kadncaizi, Sare ile brahim'e cariye olarak vermitir?" diye sormaa kalkmayiniz. Ve yine: "Neden acaba brahim, halkn kendisini gzel kars yznden ldreceini dnerek yalan sylemi ve onu kz kardei olarak tantmtr? Bu lkede gzel kadn sahibi insan yokmuydu ki byle bir risk sz konusu olsun? te yandan kz kardei olarak tantacak yerde kars olarak tanitmi olsayd, acaba hkmdar ona kar daha insafli davranmaz myd? Bir aile yuvasn ykmaktan ve ban da derde sokmaktan kanm olmaz myd? Karsn kz kardei olarak tantmakla hkmdara adeta Sare'yi peskes ekmi olmuyor muydu?" diye de sormayiniz. yantsiz kalirsnz. te yandan, diyelim ki halk, gzel kars vardr diye brahim'i ldrecektir, ve brahim de bunu bilmektedir, o halde neden karsyle birlikte ille de bu lkeye gitmek istemitir? Tanrnn sevgili peygamberi olduuna gre, acaba gidecek bakaca lke bulamaz myd? Bir de u var: Yukardaki hadis'de brahim'in Sare'ye: "Sakn szm tekzib etme! Ben bunlara seni kz kardeimdir, dedim" eklinde konutuktan sonra: "Allah'a yemin ederim ki: yer yznde benden, senden baka iman eden hi bir kii yoktur" diye ekledii yazl. Bu satrlara gre, yukardaki olay srasnda yeryznde brahim ile Sare'den baka "iman" sahibi (m'min) kimse yok grnmekte. Oysa ki bn-i Hisam, Kitab't-Tican adl yaptnda, bu yolculuga kt srada brahim'in yannda yz on m'min'in bulunduunu bildrmtr ki, say bakmndan deilse bile keyfiyet bakmndan Tevrat'la uyumluk gstermektedir. Hatrlanaca gibi biraz yukarda, olay'in Tevrat'da anlatl ekline deinirken, brahim'in bu yolculuga karken, Sare'den baka Lut'u ve klelerini de aldn belirtmtk (Bkz. Tevrat/Tekvin, Bap 12: 1-13) brahim ile birlikte giden btn bu kiiler ayn imana sahiptiler. Kald ki brahim'in Sare ile evlendii tarihde Tanr'ya inanan ok kii vard. Yukardaki hadis vesilesiyle, slam ulemasn mesgul eden dier nemli bir husus, brahim'in, Sare'yi "kzkardeimdir" diye tantarak yalan sylemesidir. Byle bir yalan'dan rahatsz olanlar olmutur. rnein bn-i Cevzi yle der: "Bu mes'ele daima iimi sikard. Ve derdim ki Hz. brahim kadnndan hemsire (olarak sz etmekten) nasl bir yarar umdu? Zalm bir sahsa kar 'kadnm' veya 'hemsirem' demenin ne te'siri olabilir. Hatta zevcem demek daha mnasibti. nk hemsirem deyince, : 'Hayd bunu bana tezvi et' 132

(benimle evlendir)- demesi ihtimali daha kuvvetli idi. Zevcem deyince, zalimin bir eriata 94 mu'tekid olmas ve bu cevap zerine skut etmesi umulurdu" . Bununla beraber bn-i Cevzi, hadis'de sz konusu olan hkmdarin ve halknn "Mecusi" (yani "zerdst" dininden) olduklarn renince grn deitirdiini ve brahim'in yalan sylemi olmasndan artk rahatsz olmadn ekler. Eklerken de Mecusilerde kz kardele evlenmenin ve karde boamann gelenek olduunu ve bu itibarla brahim'in bu gelenei 95 benimser grnerek ktlkten korunduunu syler . Bu aklamann mantk oyunundan ileri geen bir yn olmad bir yana ve fakat bilinen tarihi gerek u ki, brahim'in yaad 96 kabul edilen dnemde, Zerdst dini diye bir ey bile yoktu henz ortada . stelik de Muhammed'in sylemesine gre olay, Zerdst dininin (daha sonra ki tarih itibariyle) ortaya km olduu diyarlarda deil fakat brahim'n mr'i terkedip Filistin'e doru yola koyulduu yerlerde, Erdn kasabasnda (bn-i Kuteybe'nin demesi byle), ya da Erdn'den Msr'a doru yol alrken vuku bulmutur (bn-i Hisam'in sylemesi byle). Bir kiim Ulema, Sare'nin brahim'in kardeinin kz olduunu ve brahim dneminde karde kzn nikah etmenin "halal" bulunduunu sylerler. Buna karlk bazlar da, karde kz ile evlenmenin daha Nuh zamannda yasaklandn ve bu yasan Nuh'a brahim'e, Musa'ya, sa'ya ve Muhammed'e emredildiini sylerler ve rnek olarak da Kurann Sura suresinin 13.ayetini gsterirler. Bu ayet aynen yle: "...'Dini ayakta tutun ve onda ayrla dmeyin'diye Nuh'a tavsiye ettiini, sana vahyettiimizi, brahim'e, Musa'ya ve sa'ya tavsiye ettiimizi Allah size de din kld...." (K. 42 Sura 13). Bir kiim ulema da Sare'yi, brahim'in kardei kz olarak tantmann yanl olduunu iddia ederler. Gya brahim'in kardeinin ad "Haran-i Asgar" olup Sare'nin babann ad "Haran-i 97 Ekber" dir, ve ite btn yanllik "Haran" adnn bu msterekliinden domaktadr . Fakat her ne olursa olsun, slam bilginlerin sylemesine gre, brahim ve Sare ile ilgili olarak yukarda geen hikaye'den (hadis hkmnden) maksat, kafir saylan bir hkmdarin, Hacer adndaki bir cariyeyi Sare'ye verdiini ve Sare'nin de bunu kabul ettiini anlatmaktr ki bunu"Kafirin m'mine bir hibesi" olarakl kabul etmek gerekir. Daha baka bir deyimle kafirler tarafndan mslmanlara hibe edilen kle ve cariyelerin, mslmanlar tarafndan kabul edilmelerinde saknca bulunmadnn anlalmas istenmtr. Nitekim Muhammed, bir ok kez kafir hkmdarlardan gelen bu tr hibeleri kabul etmitir. rnein ok sevdii cariyesi Marya, Habe hkmdari tarafndan kendisine hediye edilen cariye'lerden biridir.

133

XXXVIII) Halktan kiilerin Muhammed'i "el-Ebter" ("nesli kesik", "olan ocuu olamayan" kii) diye armalarnn ve buna karlk Tanrnn da Muhammed'e, Cennetteki "Kevser"i balamasnn hikayesi (K. el-Kevser Suresi, Ayet: 1-3). Muhammed'in sylemesine gre Tanr, byk bir mkafat olmak zere kendisine Cennette'ki Kevser'i vermi ve yle demitir: "(Ey Muhammed!) Kukusuz biz sana Kevser'i verdik. imdi sen Rabbine kulluk et ve kurban kes. Asl sonu gelecek olan, phesiz sana hin besleyendir" (K. 108 el-Kevser, 1-3). Yine Muhammed'in sylemesine gre bu ayet, olan ocuu olmad iin kendisiyle "El-Ebter" (yani "nesli kesik", "olan ocuu olamayan" kii) diye alay edenlere karlk Tanrnn hem cevabi ve fakat hem de olan ocuk yerine "Kevser"i verdiinin kant olmak zere nmtr. Hikaye u: slam kaynaklarnn bildirmesine gre Muhammed, bir dzineye yakn kadnla evlenmi ve fakat onlardan hep kz ocuklar olmutur; her ne kadar olan ocuklar oldu ise de, bunlarn hepsi ok kk yalarda iken lmlerdir. rnein ilk evlendii Hadce'den drt kz (Zeyneb, Rukayye, mm-i Glsm, ve Fatima) ve ayrca Kasm, Tayyib, Tahir ve Abdullah 98 adnda drt olu olmu , fakat kzlar yaadklar halde olan ocuklar ok kk yasda 99 lmlerdir (Bkz. Sahih-i..., Cilt IV, sh. 432 ve Cilt X. sh. 31) . Hicret'in sekznci ylnda Mariya (ki Mariyye Kibtiyye diye de bilinir) adndaki cariyesinden brahim adnda bir olu olmu ve fakat bu ocuk da on yedi ya da on sekiz ay kadar 100 yaadktan sonra hastalanarak lmtr (Bkz. Sahih-i..., Cilt III, sh. 328). Oysa ki Muhammed'in en byk dilei, olan ocuga sahip olmak ve neslini onun sayesinde srdrebilmek idi. Buna ylesine byk bir zlem duymaktayd ki, daha nceki erkek ocuklarnn lmnden ok sonra brahim adndaki olunun domasn snrsz bir sevinle karlam ve hatta onun, kendisine "halef" olacan dnmtr. Bundan dolaydr ki brahim'in lm zerine: "Eer (brahim) lmeseydi peygamber olurdu" demitir. slam kaynaklarndan renmekteyiz ki Muhammed, onun lmne fevkalade zlm ve ok gz yasi dkmtr. O kadar ki, onun bu ekilde, iki gz iki esme haline grenler, biraz arm olarak : "Ya Resulullah! Halk msibet zamannda sabretmeyebilir, fakat sen de mi?" diye konumulardr (Bkz. Bu konuda Buharnn Enes bn- Mali'den rivayeti iin bkz. Sahihi..., Cilt IV, sh. 430 ve d. hadis no. 646) . Muhammed onlara bunun bir sabir ii deil fakat babann ocuuna kar besledii "rikkat" (acima) ve "efkat" sorunu olduunu anlatmtr. Sylendiine gre yle konumutur: "brahim benim olumdur! O, meme emerken len bir st kuzusudur. Onun irzaini ( st emzirme iini) tamamlamak iin Cennet'te iki tane st nine tayin buyurulmutur" (Bkz. Sahih-i..., Cilt IV, sh. 433). Bununla beraber bu kadar ok sevdii brahim'in cenaze namazini klmad da sylenir; u bakmdan ki brahim'in ld gn gne tutulmu ve Muhammed bunun telai ierisinde cenaze namazini bakalarna 101 kldrtmtr Su muhakkak ki, olan ocuuna sahip olamad iin Muhammed'in kapldii znt byk olmutur. Her ne hikmetse Tanr, dier "peygamberlerine" (hem de pek yasli ve karlar da "kr" olduklar halde) bol bol olan ocuklar verirken, Muhammed'e bu zevki ok grmtr. rnein brahim "peygamber"in kars Sara, kiir olduu halde Tanr ona shak adnda bir olan vermiti. Yine bunun gibi Zekeriya, ok yasli olarak Tanr'ya: "Rabbim! karm kiir olduu , ve ben de ihtiyarln son snrna vardm halde , benim nasl olum olabilir?" demi ve bunun zerine Tanr ona, kiir olan karsndan bir olan ocuk gndermekle "kudretinin snrszln ortaya vurmu", mucize yaratmtr (K. 19 Meryem Suresi, ayet 5-11). Fakat her nedense bu mucizeyi Muhammed lehine gsterip ona salikli bir 134

olan vermemitir. Kukusuz ki bu durum Muhammed'i son derece zmekteydi. Fakat onun bu zntsn biraz daha ekilmez hale getiren ey halkn bu konuda kard dedikodulard. Erkek ocuu olamad iin onun peygamber saylamayacan syleyenler bile vard; rnein kendi elerinden Amr'in kz Senba bile: "Eer Muhammed (ahiden) peygamber 102 olsayd en sevdii olu (brahim) lmezdi" demitir . Byle konutuu iindir ki Muhammed onu derhal boamtr. Bununla beraber, kendi taraftarlarnn byle bir kaniya kaplabileceklerini dnerek, olan ocuklarnn lmlerini Tanrnn iradesine balamtr. Gya Tanr, Muhammed'i en son peygamber olarak gnderdii ve onun ardnda bakaca peygamber kmasn istemedii iin, onun olan ocuklarn ok kk yalarda yok etmitir. Muhammed'in bu grn, daha sonraki dnemlerde slam yazarlar da ilemilerdir. rnein 13.yz yl bilginlerinden bn'nNefis, e'r Risaletu'l-Kamlyye Fi'd-siret'n-Nebeviyye adl yaptnda, Muhammed'in erkek ocuklarnn lm olmalarn, onun son peygamber oluuna kant teskil ettiini, nk yaam olsalard peygamber saylm olacaklarn, oysa ki Muhammed'in son peygamber olduunu, kz ocuklarnn yaam olmalarnn ise doal bulunduunu ve nk kadnlardan peygamber olamayacan sylemitir [Evet ama, eer bu byle ise, bu takdirde olan ocuk verip kk yasda onlar ldrmek niye? Hi olan ocuk vermemek daha insafli olmaz myd acaba?]. Ancak ne var ki baz kiiler, erkek ocuu olmad iin Muhammed'i "el-Ebter" diye armaktaydlar ki, bu, Muhammed iin, ok daha kahredici bir seydi. u bakmdan ki Arapa'da "Ebter" szc, "eksik", "tamamlanmam", "kuyruksuz", "kuyruu kesik" anlamlara geldii kadar, asl, "nesli kesik kimse" karl olarak kullanlr ki, erkek ocuu olmayanlar iin bir bakma kltc bir ey saylr. Nitekim Celaleddin es- Syutnn sylemesine gre Muhammed'in Hadce'den doma olu Kasm ld zaman bn Vayl adnda biri Muhammed iin al-Ebter deyimini kullanm ve erkek ocuu olmad iin Muhammed'in soy'unun kesik olduunu, yani ondan bakaca kuak kmayacan, seceresinin son bulacan anlatmak istemitir. Cariyesi Mariya'dan olma brahim adndaki olunun lm vesilesiyle de baz kimseler, bunun "Ksuf" (yani gne tutulmas) olay ile ilgisi bulunduunu dnmlerdir. Mugir bn-i Su'be'nin rivayetine gre, gya aralarnda: "Gne, brahim'in mevtinden (lmnden) dolay tutuldu" diye konuanlar olmutur (Bkz. Sahih-i..., Cilt III, sh. 318). Bu ekilde konumakla, pek muhtemelen, brahim'in lm ile gne tutulmas olay arasnda bir iliki aramlardr. Ve ite halk arasnda, gne tutulmasnn brahim'in lm ile ilgili bulunduuna dair bu ekilde konuulduunu duyan Muhammed, olunun lmnn Tanrnn gazabndan domadn anlatmak iin: "Gne ile ay hibir kimsenin ne mevtinden (lmnden), ne hayatindan dolay tutulmazlar" demi ve "Bunu (gne tutulmasn) grnce (hemen) namaza durup Allah'a duaya koyulun" diye eklemitir (Bkz. Sahih-i..., Cilt III, sh. 318). Daha baka bir deyimle gne tutulmas olaynn (tpk ay tutulmas, ya da zelzele, ya da sel afeti/tufan, ya da iddetli rzgar gibi) Tanrnn insanlar korkutmak iin tertipledii korkun eylerden olduunu sylemi ve bu gibi hallerde namaz klmak gerektiini bildrmtr. Nitekim Buharnn rivayet ettii bir "hadis-i serif"e gre Ebu Bekr, gne tutulduu bir srada Muhammed'in acele ile yerinden kalkp omuzundaki rty peinden srkleyerek Mescid-i Saadet'e girdiini ve gne tutulmas geinceye kadar orada iki rek'at namaz kldrdiini ve sonra da halka yle emrettiini sylemitir:"Gne ile ay hibir kimsenin 135

mevtinden (lmnden) dolay mkeif olmaz (tutulmaz). (Gne'in veya ay'in tutulduunu) grdnzde , banza gelen bu hal zail oluncaya kadar (hemen) namaza durup duaya koyulunuz" (Bkz. Sahih-i..., Cilt III, sh. 317, hadis no. 547) Bir baka rivayete gre de bu iki olayn, Tanrnn korkutmasyle ilgili iki ayet'e dayal bulunduuna iaretle yle demitir:"phesiz ki sems (gne) ile kamer hi bir kimsenin ne zlmnden, ne de hayatindan dolay tutulmazlar. Lakin bunlar Allahn ayetlerinden iki ayettir. Tutulduklarn grnce hemen namaza durun". (Bkz. Sahih-i..., III, sh. 313). Bu iki ayet, Kurann sra suresi'ndeki 59. ayet ile Fussilet suresi'ndeki 37. ayet'leridir ki gne'in, ay'in, gece'nin ve gndz'n Tanrnn "ayet'lerinden" olduunu ve bunlara deil fakat Tanr'ya "secde" edilmesi gerektii emrini kapsar. Her ne kadar zelzele, iddetli rzgar, ya da tufan gibi olaylar da korkun eyler olarak tanmlayp bu gibi hallerde Tanr'ya snlmasn emretmi olmakla beraber, anlalan o ki Muhammed, zellikle gne ile ay'in tutulmas olaylarna zel bir anlam vermitir ve bu nedenledir ki gne ile ay'in tutulmas halinde hemen namaza durulmasn emretmitir (Bkz. Sahih-i..., III, sh. 313). Ve pek muhtemelen, sarih Aynnn dedii gibi, bu tela yzndendir ki brahim'in cenaze namazini bizzat kilamayp bakasna kldrtmtr (Bkz. Sahih-i..., Cilt IV. sh. 433) Her ne kadar brahim'in lmnn gne tutulmasyle ilgili olmadn sylemekle beraber Muhammed, halk arasnda "el-ebter" (soyunu srdremeyecek kii) diye tannmi olamann lmsz sonularn yok etmek zere, Tanrnn kendisine erkek ocuk yerine, ondan ok daha deerli bir ey hediye ettiini bildrmtr ki o da Kevser'dir. Bu maksatla Tanr'dan indiini syledii u ayet'leri Kur'an'a koymutur: "(Ey Muhammed!) Kukusuz biz sana Kevser'i verdik. imdi sen Rabbine kulluk et ve kurban kes. Asl sonu gelecek olan, phesiz sana hin besleyendir" (K. 108 el-Kevser, 1-3). Burada geen "Asl sonu gelecek olan, phesiz sana hin besleyendir" eklindeki szler, Muhammed'e "el-Ebter" diyen kiiy hedef edinmi saylr ki bunun bn Vayl olduu tahmin edilmektedir. Bylece Tanr, gya bu kiinin sonunun geleceini haber vermekle Muhammed'i teselli etmektedir. Ayet'deki Kevser szcne gelince, bu, "her seyde bolluk", "bereket", "okluk", "bol nimet" anlamlarna geldii gibi cennetteki havuzlardan ya da rmaklardan biri olarak da kabul edilir. Bir ok konumalaryle Muhammed bunu, cennette bir "havuz", ya da bir "rmak" eklinde tanmlam, ve Tanrnn bunu kendisine, erkek ocuu olmad iin, verdiini sylemitir. Bir konumasnda "(Kevser) bir nehirdir ki Tanrm onu bana vadetmitir" demitir. Bir baka konumasnda, mi'rac'a ait grlerini anlatrken: "Bir irmaa gtrldm ki, onun iki taraf sahil (saraylar)i, ileri bos halis inci kubbelerdi. Cibril'e: -Bu nedir?- diye sordum. O da : -'te bu kevserdir-' diye cevap verdi" demitir (Bkz. Sahih-i... Cilt XI, sh. 222, hadis no. 222) Ebu Hreyre'nin rivayetine gre Muhammed, bir baka vesileyle, Kevser'i bir "havuz" olarak tanmlam ve yle demitir: "Evimle minberim arasndaki saha, Cennet bahelerinden bir bahedir. Minberim de (bana bahsedilen Kevser) havzmn zerinde (kurulmu bulunmakta) dir". (Bkz. Sahih-i..., Cilt IV, sh. 213, hadis no. 607) Uhud savanda lenlerle ilgili bir konumasnda : "Ben sizin Kevser havuzuna ilk erieneniz olacam. Sizin Hak yolundaki hizmetlerinize sehadet edeceim. Vallahi ben, u anda (Cennet'teki) havuzumu gryorum.." demitir (Bkz. Sahih-i..., Cilt IV, sh. 513, hadis no. 661).

136

Buharnn Harise bn-i Vehb'den rivayetinde gre de Muhammed, bir konumasnda cennet'teki Kevser havuzunun bykln kent'ler arasndaki mesafe ile kyaslam, rnein: "O (Kevser), Medine ile San'a arasndaki mesafe mesahasi gibidir" demitir (Bkz. Sahih-i...., Cilt XII, sh. 218, hadis no. 2061). Ebu Hreyre'nin rivayetine gre bir konumasnda: "(Kyamet gnnde) ben bir gruh adamlar havz(-i kevser)imden muhakkak tard edeceim (uzaklatracam)" demitir (Bkz. Sahih-i..., Cilt VII, sh. 229 hadis no. 1067). Uzaklatraca bu kiilerin "munafiklar" ya da 103 "irtidat edenler" (slam'dan kanlar) olduu sylenir . Grlyor ki Kevser, Muhammed'in sylemesine gre, havuz ya da rmak niteliinde bir seydir. Gya bu havuzun (ya da irman) sular stten beyaz, baldan tatli olup iinde yesil kular vardr. Gya bu kular n etinden yiyen ve bu sudan ienler Tanrnn "rizasn kazanrlar" [Evet ama zaten cennete gelmekle Tanrnn rizasn kazanm deiller midir?].

137

XXXIX) BULAICI HASTALIKTAN KORKUP YURTLARINDAN IKAN HALKIN TANRI TARAFINDAN LDRLP TEKRAR CANLANDIRILMASININ HKAYES (K. Bakara 243) Bakara Suresi'inde, binlerce insann lm korkusu ile yurtlarn terkettikleri iin Tanr tarafndan ldrlp sonra diriltildiklerini belirten yle bir ayet var: "Binlerce olduklar halde yurtlarndan ikip gidenleri grmedin m? Allah onlara -'ln'- dedi (ldler). Sonra onlar diriltti. phesiz Allah insanlara kar ltufkardr. Lakin insanlarn ou kretmez" (K. 2 Bakara 243). Bu ayet'i, bu ekliyle anlamak mmkn deildir. Yurtlarndan ikip giden bu "binlerce" insan kimlerdir? Ne iin yurtlarn teketmilerdir? Neden dolay Tanr onlara "ln" demi ve onlar ldrdkten sonra diriltmtr? Bu olaylar Muhammed zamannda olmu mudur ki Tanr ona: "Binlerce olduklar halde yurtlarndan ikip gidenleri grmedin m?" diye sormaktadr? Evet btn bu sorulara yant vermek mmkn deil; meer ki yukardaki ayet'e temel iini gren Yahudi kaynaklarna bavurulsun ve bu kaynaklara dayal olarak Kur'an yorumcularnn verdikleri bilgiler gzden geirilsin. adl Gerekten de yukardaki ayet, Yahudilerin kutsal bildikleri Ahd-i Atiyk'in Hezekiel kitabnda yer alan olaylarla ilgilidir ve oradan aktarlmadr. Bu kitapda anlatlan olaylarn kisa zeti u: srail oullarnn yaad "Kildanler" diyarnda Buznn olu Hezekiel'e, gnn birinde Tanrnn sz gelir. Tanr, srail oullarna yapm olduu iyiliklere karlk onlardan grd ktlklerden, ve onlarn nankrlklerinden yaknarak Hezekiel'e yle der: "(Ey) Adem olu!, srailoullarna, bana kar isyan etmi olan as mlletlere, seni gnderiyorum; onlar ve atalar ta bugne kadar bana kar gnah ilediler. Oullar da pek yzl ve kat yrekli idi. Ben seni onlara gnderiyorum; ve onlara diyeceksin: -Rab Yehova byle diyor-. Ve onlar ister dinlesinler, ister kansinlar (nk onlar asi bir ev), yine aralarnda bir peygamber olduunu bilecekler..." (Bkz. Hezekiel, Bap 2: 3-6). Ve Hezekiel Tanr'dan ald emir gereince yapar, ve srailoullarn yola getirmee, Tanr'ya boyun edirtmeye alr. Fakat ne yaparsa yapsn baar salayamaz. Bu arada Tanr dahi sraioullarn pek ok vuruslarla vurur, fakat sonu alamaz. Nihayet gerekten "Rab" olduunu kantlamak zere srail evini kemik haline getirip tekrar diriltme yoluna gitmek ister. Bu nedenle srailoullarn ldrp birer kemik haline getirir ve koskaca vady kuru kemiklerle doldurur ve Hezekiel'i de bu vadnn ortasna getirip oturtur. Ve sonra ona sorar: "(Ey) Adem olu! Bu kemikler dirilebilir mi?". Hezekiel cevap verir: "Ya Rab Yehova, sen bilirsin". Tanr ona emreder: "Bu kemikler zerine peygamberlik et, onlara de: -'Kuru kemikler, Rabbin szn dinleyin". Ve Hezekile bu kuru kemiklere Tanrnn sz olarak unlar nakleder: "te sizin iinize soluk koyacam ve dirileceksiniz. Ve zerinize adaleler koyacam ve zerinizde et bitireceim ve sizi deri ile kapliyacam, ve iinize soluk koyacam ve dirileceksiniz, ve bileceskiniz ki ben Rabm". (Bkz. Hezekiel, Bap 37: 1-6). Ve Hezekiel, Tanrnn kendisine emrettii gibi "peygamberlik" eder, ve ederken etrafta byk bir sarsnt ve grlt olmak zere kemikler birbirlerine yaklarlar. Hezekiel bu olay yle anlatyor: 138
104

"Ve baktm, ve ite zerinde adaleler vard, ve et btt, ve stten onlarn zerine deri kaplad; fakat onlarda soluk yoktu. Ve (Tanr) bana dedi: -'Yele peygamberlik et'-peygamberlik et Adem olu, ve yele (syle) de: -Rab Yehova yle diyor: -Ey soluk! drt yerden gel, ldrlm olan bu adamlar zerine fle de, dirilsinler-'. Ve bana emrettii gibi peygamberlik ettim, ve soluk onlarn iine girdi ve dirildiler, ve ayaklar zerinde dikildiler, ok ok byk bir ordu oldu" (Bkz. Hezekiel, Bap 37: 7-10) Fakat Tanr bununla da yetinmez ve kendi kavmi olarak kabul ettii srailoullarna, yine Hezekiel'in azyla yle der: "te kabirlerinizi ben acacam, ve kabirlerinizden sizi karacam, ey kavmim; ve sizi srail toprana getireceim. Ve kabirlerinizi atm, ve sizi kabirlerinizden kardm zaman, ey kavmim, bileceksiniz ki, ben Rabm. Ve iinize ruhumu koyacam, ve dirileceksiniz, ve sizi topranzin zerine koyacam, ve bileceksiniz ki ben, Rab, ben syledim, ve ben yaptm..." (Hezekiel, Bap 37: 14). Ve ite Yahudilerin Hezekiel kitabndaki bu hikaye'yi Muhammed, kendi kavmine rnek vermek, ve onlar Tanr'ya ve dolaysyle kendisine itaat ettirmek zere Kur'an'a almtr (slam kaynaklarnda Hezekiel ad Ezekiel olarak geer). alrken de Tanr'dan vahiy geldiini syleyerek Kur'an'a u ayet'i koymutur: "Binlerce olduklar halde yurtlarndan ikip gidenleri grmedin m? Allah onlara -'ln'- dedi (ldler). Sonra onlar diriltti. phesiz Allah insanlara kar ltufkardr. Lakin insanlarn ou kretmez" (K. 2 Bakara 243) Ancak ne var ki bu ayet'i koyarken iki hususu akda brakmtr: bunlardan birisi, kendisinin yaamad bir devirde olumus olan olaylar sanki grm gibi bir kani yaratmtr. u bakmdan ki ayet'de Tanry: "Binlerce olduklar halde yurtlarndan ikip gidenleri grmedin m? " eklinde konumus gibi gstermitir. Oysa ki bu olaylar, kendisinden ok nce, daha dorusu kendisinin hayatta bulunmad bir dnemde olmutur. kincisi de ayet'le ilgili olaylarn ne vesileyle, ve hangi halklar iin sz konusu olduunu, bildirmemi, ieriini aklamamtr. Onun aklamayp bos brakt eyleri, Kur'an yorumcular doldurmulardr. rnein Diyanet Vakfnn ayet'le ilgili aklamasna gre, gya Daverdan diye bilinen bir yerde bulac bir hastalk km ve kasaba halk bu yzden oradan kamis ve fakat Tanr onlar ldrm, sonra da ibret iin diriltmtr (Bkz. Trkiye Diyanet Vakfi yaynlar'ndan Kur'an evirisi). Celaledin e Syuti, Abulfida, al-Talabi, Abu shak vs... gibi yazarlarn anlattklarna gre ise, gya srailoullarndan bir grup, sari bir hastalk nedeniyle (ya da din adna savamaktan kamak iin) bulunduklar yeri terketmiler, Tanr da onlarn tmn, bu yzden, ldrmtr. Btn bir vad l kemikleriyle dolduktan bir sre sonra oradan gemekte olan Ezekiel, bu kemikleri grnce zntye dm ve alamaa balamtr. Tanr onun bu haline acm ve kendisine, bu kemiklere seslenmesini ve seslendii an onlar dirilteceini bildrmtr. Ezekiel de yle yapm, yapt an kemikler canlanp insan ekline 105 girmilerdir . Sylemeye gerek yoktur ki bulaii bir hastalktan (ya da din yaymak iin savamaktan) katilar diye Tanrnn bu insanlar ldrp sonra diriltmek suretiyle cezalandrmas, ve bunu baka halklara ders yapmas akln alaca eylerden deildir. Eer bu rnekle anlatlmak 139

istenen ey Tanr'ya ve onun peygamberine kr krne boyun emek gerektii ise, bu takdirde aklc gelime olanaklar yok edilmi olur. Yok eer anlatlan ey, Allahn insanlara kar ltufkar olduu ve fakat buna karlk insanlarn kretmez olduklar ise, bu takdirde Tanrnn "ycelii" ve "adaleti" konusu soru konusu olmak gerekir.

140

XL) Y SAVASINLAR DYE ASKERLERE "G" VE "MORAL" SALAMAK ZERE TANRININ, SRALOULLARINA TABUT (SANDIK) VERMESNN HKAYES (K. Bakara 247-248). Kurann Bakara suresi'nde Tanr tarafndan srailoullarna verilen tabut'la ilgili yle bir ayet var: "Peygamberleri onlara: -'Onun hkmdarlnn alameti, Tabut'un size gelmesidir. Meleklerin tad o Tabut'un iinde Rabbinizden size bir ferahlik ve skunet, Musa ve Harun hanedanlarnn braktklarndan bir kalnt vardr. Eer inanm kimseler iseniz, sizin iin bunda phesiz bir alamet vardr'- dedi" (K. Bakara 248). Bu ayet'in ieriini anlayabilmek iin yine Yahudilerin kutsal bildikleri Ahd-i Atiyk'in Samuel I kitabna bavurmak gerekir, nk Muhammed hikaye'yi oradan almtr. alrken de, hikaye'nin Yahudi kaynaklarndaki aslnda yer alan "Sandk" szcn "Tabut" olarak deitirmitir. Ahd-i Atiyk'a gre Samuel, Tanrnn srail oullarnn bana getirdii peygamberlerden biridir. Tanrnn emri gereince Samuel, Filistilere kar sava aar fakat hezimete urar. Filistiler srail ordusundan drt bin kadar kiiy vururlar. Yenilgi zerine Samuel ordusunu toplayp karargaha dner. Orada srail ihtiyarlar hezimetin neden doduunu tartrlar ve zm olarak Silo denen yerdeki "ahit sand" nin getirtilmesine karar verirler. nk bu sandk sayesinde dmana kar zafer salanacan dnrler. Silo'ya adam gnderilir ve sandk getirtlr. Sandn gelmesi zerine btn srail sevinir, sevin igliklar atar. Filistiler bu bairis ve igliklar iitip meraka derler. renirler ki srail ordugahina bir sandk gelmtr ve bu sandk Tanrnn varln temsil etmektedir. Bu nedenle aralarnda yle konuurlar: "Vay bize! bu kuvvetli ilahlarn elinden bizi kim kurtaracak? lde Msrllar her trl belalarla vuran ilahlar bunlardr. Ey Filistiler, kuvvetli olun, ve erkeke davrann, yoksa branlerin size kulluk ettikleri gibi, onlara kulluk edeceksiniz; erkeke davrann ve cenk edin" (Bkz. I Samuel, Bap 4: 8-9) Ve ite bu azimle Filisti'ler cenk edip srailoullarn yeniden hezimete uratrlar. srail'den otuz bin kii telef olur. Filistiler karnda yenilgiye urayan srail kaarken Tanrnn sandn da geride brakrlar. Bylece sandk Filistilerin eline gemi olur (Bkz. I Samuel, Bap 4: 10-22). Filisti'ler bu sand kendileri iin ilah bildikleri Dago'nun bulunduu yere koyarlar. Bununla beraber Filisti'lerden bir ksm Allahn sandnn kendilerine felaket getirecei kansndadrlar. Nitekim bir takm uursuzluklarla kar karya kalrlar; ve gnn birinde lah'lar Dago'nin, ba ile elleri kesilmi olarak eikte durduunu grrler. Korkuya kaplip yle derler: "srail Allahnn sand yanmzda kalmasn; nk onun eli bizim zerimize ve ilahmz Dago'nun zerine sertleti" (Bkz. I Samuel, Bap 5: 1-8). Ve haber gnderip btn Filisti beylerini toplarlar ve: "srail Allahinin sandn gnderin, ve yine yerine gitsin, ve bizi ve kavmimizi ldrmesin" ( Samuel, Bap 5: 9-12) diye konuurlar. Sandk yedi ay Filistiler diyarnda kalr. Filisti'ler bu sefer kahinlerini arp sand ne ekilde geri gnderebileceklerini sorarlar. Kahinler de bu sandn bos gnderilmemesini, gnderilirken iine altn sey'lerden gnah takdimelerinin konulmasn bildirirler. Ayrca da bir yeni araba tedarik edilmesini ve bu arabaya boyunduruk vurulmam emzikli iki inek kosulmasn, sandn bu arabann zerine konulmasn, gnah takdimesi olarak da altn

141

eylerin kk bir sanda konulup , Allahn sandnn yanna braklmasn tavsiye ederler ( Samuel, Bap 6: 1-9) . Bylece sandk tekrar srail'in eline geer; srail evi Tanry zlemitir artk. Bunun zerine Samuel srail evine yle der: "Eer btn yreinizle Rabbe dnyorsanz, yabanci ilahlar... aranzdan atin ve yreinizi Rabbe evirin, ve ancak ona kulluk edin; o da sizi Filistilerin elinden kurtarr" ( Samuel, Bap 7: 1-3). Samuel'in dedii gibi olur ve srail oullar yabanci ilahlar atp Tanr'ya kulluk etmeye balarlar. te Yahudi kaynaklarnda geen sandk hikayesini Muhammed, Kur'an'a: "Peygamberleri onlara: -'Onun hkmdarlnn alameti, Tabut'un size gelmesidir. Meleklerin tad o Tabut'un iinde Rabbinizden size bir ferahlik ve skunet, Musa ve Harun hanedanlarnn braktklarndan bir kalnt vardr. Eer inanm kimseler iseniz sizin iin bunda phesiz bir alamet vardr'- dedi" (K. Bakara 248). eklinde germtr. Bu ayet'in anlamn aklamak zere yorumculardan bir ksm "tabut" deyiminin "sandk" olarak anlalmas gerektiini ve bu sandn Musa tarafndan, savalar srasnda, ordunun nnde bulundurulduunu ve bu sayede ordunun g ve moral kazandn, ancak daha sonralar bu tabut'un (sandn) Yahudilerin elinden Calut tarafndan alindiini sylerler. Bununla beraber Talut zamannda srail oullarnn "Eer Talut gerekten hkmdar ise delil getirsin" diye konumalar zerine kendilerine: "Onun hkmdar olduuna kant Tabut'un geri gelmesidir" denildiini. ve Tabut'un geri geldiini eklerler (Bkz. Diyanet Vakfnn Kur'an evirisi) Celaleddin e Syuti gibi dier bir ok yorumcular ise, ayet'de geen "Tabut" szcnden, vaktiyle Adem tarafndan Cennet'ten gnderilen ve iinde peygamberlerin kimlikleri bulunan bir sandn anlalmas gerektiini bildirirler. Gya bu sand srail oullar ele germler ve savalarda ordunun nnde tutmular bu sayede zaferler salamlardr. Fakat gnn birinde yabanci bir kavim olan Amalka bu sand onlarn elinde almtr. Bunun zerine melekler sand onlardan alp Talut'a getirmiler ve bu suretle halk Talut'un hkmdar olduunu kabul etmitir. Bununla beraber unu belirtmek gerekir ki sz konusu hikaye, Kurann yukardaki 248.ci ayet'inden nceki ve sonraki ayet'leriyle ok kark bir ekle sokulmutur.

142

XLI) SRAL OULLARINDAN TALUT'UN, AZ SAYIDAK ASKERLERYLE, OK GL OLAN "KAFR" CALUT ORDUSUNA KARI GALEBE ALMASININ HKAYES (K. Bakara 249-251) Kur'an'da Bakara Suresinin 249-251 ayet'lerinde Talut'un srail oullarnn bana gemi olarak Calut'un emrindek mdyani'ler ordusuna galebe aldn, ve sonunda Davud'un Calud'u ldrd yazldr ki Yahudilerin Ahd-i Atiyk adl kitabnn eitli blmlerinden ve zellikle Hakimler adl kitabndan ufak tefek deiikliklerle alnmadr. Hakimler kitabnda Cad (Gideon) diye yazl olan kiiy Muhammed Talut olarak tanmlamtr; oysa ki Talut ad Ahd-i atiyk'da Saul diye bilinen kimsedir. Konu ile ilgili olarak Kur'an'da yer alan ayet'ler yle: "Talut askerlerle beraber (cihad iin) ayrlnca: -'Biliniz ki Allah sizi bir rmakla (sinayacak). Kim ondan ierse benden deildir. Eliyle bir avu ien mstesna, kim ondan imezse bendendir'- dedi. lerinden pek azi mstesna, hepsi rmaktan itiler. Talut ve iman edenler beraberce irma geince: -Bugn bizim Calut'a ve askerlerine kar koyacak hi gcmz yoktur'- dediler. Nice az sayda bir birlik Allahn izniyle ok saydaki birlii yenmtr....Calut ve askerleriyle savaa tutustuklarnda: -'Ey Rabbmz! zerimize sabir yadr. Bize cesaret ver ki tutunalm. Kafir kavme kar bize yardm et'- dediler. Sonunda Allahn izniyle onlar yendiler..." (K. 249-251) Yukardaki ekliyle bu ayet'leri anlamak mmkn deildir; anlayabilmek iin her eyden nce kaynana inmek, yani Ahd-i Atiyk'taki Hakimler kitabn ve Kur'an yorumcularnn bu kaynaklardan esinlenerek anlattklarn gzden geirmek kosuldur. Hakimler adl kitabda anlatld ekliyle hikayenin zeti yle: srail oullar, kt olan eyleri yaptklar iin, Tanr tarafndan cezalandrlmak zere Midyani'lerin boyunduruu altna sokulurlar. Bu boyunduruk yedi yl srer. Fakat srail oullar buna dayanamayp Tanr'ya feryat etmee balarlar. Tanr onlara bir peygamber gndermek ister. Yoas'in olu Cad (Gideon), bir gn sarap iin bugday dvyor iken Tanrnn meleini karnda bulur. Melek ona "Ey cesur yiit, Rab seninle beraberdir" der. Fakat o srada srail oullar mdyani'lerin boyunduruu altnda bulunduklar iin Cad yle der: "Ah efendim, eer Rab bizimle beraberse, niin btn bu eyler bamza geldi... Rab imdi bizi att, ve bizi mdyann eline verdi" . Fakat melek klna brnm olan Rab ona bakar ve: "Bu kuvvetinle git ve srail' mdyann elinden kurtar" der. Buna karlk Cad: "Ne ile kurtaraym? te benim ailem Manasede en fakiridr, ve babamn evinde en kym" der. Rab ona: "Mutlaka seninle beraber olacam, ve Midyanleri bir (tek)adammis gibi vuracaksin" (Bkz. Hakimler , Bap 6: 11-16). Fakat Cad, kendisiyle konuann Tanr olduundan emin deildir; emin olmak iin: "Eer simde gznde ltuf buldumsa, benimle sylesen sen olduuna dair bana alamet gster" der. Bunun zerine Rab bir takm mucizeler gstererek kendisini ona tantr (Hakimler, Bap 6: 1633) Bunun zerine Cad, btn kavmini toplayp Harrod pinari denen yerde ordugah kurar; Midyan ordugahi da onlarn Kuzey tarafndaki bir tepenin yannda bulunan dere kenarindadr. Aslinda Cadn ordusu, otuz iki bin kiilik, olduka kalabalk bir ordu'dur; kalabalk olduu iin Tanrnn dnd o dur ki, eer sava kazanacak olurlarsa bunu, kendi gleriyle saladklarn dnerek kibirlenecekler, bu nedenle kendilerini Tanr'ya kar mnnettar hissetmiyeceklerdir; hatta Tanr'ya kar caka satacaklardr. Oysa ki Tanr onlar, savata kazandrarak, kendisine minnettar klma arzusundadr. Bu nedenle askerlerinin saysn

143

azaltmas iin Cad'a yle der: "Ve imdi kavm'a iittrp de: -'Kim korkuyor ve titriyorsa dnsn... geri gitsin". Cad yle yapar ve bunu duyanlardan yirmi iki bin kii geri dner; geriye on bin kii kalm olur. Fakat Tanr bunu da ok bulur ve Cad'a yle der: "Kavmin says yine fazladr; onlar suya indir ve senin iin orada onlar deneyeyim; ve vaki olacak ki, sana -'Bu seninle beraber gidecek'- dediim adam seninle beraber gidecek, ve -'Seninle gitmeyecek'- dediim adam gitmeyecektir" (Hakimler, Bap 7: 1-5) Cad Tanrnn dedii gibi yapar ve kavmini suya indirir. Bu kez Tanr tekrar Cad'a seslenir: "Kpein diliyle it gibi dili ile u ien her adam ayr, ve imek iin dizleri zerine ken her adam da ayr koyacaksin" (Hakimler, Bap 7: 5). Cad Tanrnn dedii gibi yapar. Ellerini azlarna gtrerek dilleriyle u ienleri ayirir; bunlarn says yz kii olur; kavmin arta kalanlarnn hepsi u imek iin dizleri zerine kerler. Tanr, elleriyle u ien yz kiiy seer ve Cad'a der: "Dlyle ien yz kii ile sizi kurtaracam ve Midyanleri senin eline vereceim". Bunu zerine Cad, bu yz kiiy ayirip dierlerini kendi adrlarna gnderir. Ve bu yz kii ile dmana saldrr; Tanrnn desteiyle koskaca bir Midyan ordusunu yener (Hakimler, Bap 7: 6-25). Bu suretle Midyan halk srail oullarnn nnde alalir ve bir daha balarn kaldramazlar (Hakimler, Bap 8: 28) Ve ite yukardaki hikayeyi Muhammed, kendi siyasetine ara yaparak az saydaki taraftarlarn gl durumda bulunan dmanlarna kar saldrtmak zere rnek olarak kullanmtr. Fakat kullanrken ufak tefek baz deiiklikler yapmtr ki bunlardan biri Cadn adn Talut ekline sokmak olmutur. Muhtemelen Talut adn Calut ad ile ses benzerlii iinde tutabilmek iin byle yapm olabilir. Ancak ne var ki Ahd-i Atiyk'da sz konusu olan ad Talut deil fakat Saul'dur. te yandan Ahd-i Atiyk'a gre rmak kenarinda halkn deneyen kii Talut deil fakat, yukarda belirttiimiz gibi, Caddr (Gideon'dur). Gerekten de Kur'an'da yazl olan udur:"Talut askerlerle beraber (cihad iin) ayrlnca: 'Biliniz ki Allah sizi bir rmakla (sinayacak). Kim ondan ierse benden deildir. Eliyle bir avu ien mstesna, kim ondan imezse bendendir'- dedi. lerinden pek azi mstesna, hepsi rmaktan itiler. Talut ve iman edenler beraberce irma geince: -Bugn bizim Calut'a ve askerlerine kar koyacak hi gcmz yoktur'- dediler. Nice az sayda bir birlik Allahn izniyle ok saydaki birlii yenmtr...Calut ve askerleriyle savaa tutustuklarnda: -'Ey Rabbmz! zerimize sabir yadr. Bize cesaret ver ki tutunalm. Kafir kavme kar bize yardm et'- dediler. Sonunda Allahn izniyle onlar yendiler. Davud da Calut'u ldrd. Allah (Davud'a) hkmdarlk ve hikmet verdi, diledii ilimlerden ona retti." (K. Bakara Suresi, ayet: 249-251) Kur'an yorumcularna gre Calut'u ldren Davud o tarihte henz yedi yandadr. Ve gya Tanr Calut'un, Davud tarafndan ldrleceini Talut'a haber vermi ve bunun zerine Talut Davud'u beraberinde gtrmtr. Gtrrken de yolda ta canlanp dile gelmiler ve Davud'a: "Bizi al, Calut'u bizimle ldreceksin" demilerdir. Bunun zerine Davud bu ta alm, sapani ile atmi ve Calut'u ldrmtr. Muhammed'in sylemesine gre Tanr, sanki sylediklerinin ciddiye alnmamas ihtimali varm gibi, btn bunlarn kendi azndan kma "ayet'ler" olduunu ve olaylar doru olarak anlattn bildirir yle der: "(Ey Muhammed!) te bunlar Allahn ayet'leridir. Biz onlar sana doru olarak anlatyoruz. phesiz sen, Allah tarafndan gnderilmi peygamberlerdensin" (K. Bakara 252).

144

XLII) ARKADAININ KARISININA GZ KOYUP ONUNLA ZNA EDEN DAVUD'UN, TANRI TARAFINDAN BAILANMASININ HKAYES (K. 38 Sad 2126; ayrca bkz. Ahd-i Atiyk/ II Samuel, Bap 11: 2-27; Bap 12:7-2412: 24) Muhammed'in sylemesine gre Tanr, Kurann Sad Suresi'nde, Davud'la ilgili olarak unu bildrmtr: "...Davud kendisini denediimizi sand ve Rabbinden mafiret dileyerek eilip secdeye kapand, tevbe edip Allah'a yneldi. Sonra bu tutumundan dolay onu baladk. Kukusuz yanmzda onun yksek bir makam ve gzel bir gelecei vardr. Ey Davud! Biz seni yeryznde halife yaptk. O halde insanlar arasnda adaletle hkmet. Heva ve hevese uyma, sonra bu seni Allahn yolundan saptrr. Dorusu Allahn yolundan sapanlara, hesap gnn unutmalarna karlk etin bir azab vardr" (K. 38 Sad 24-26). Yukardaki ekliyle bu ayet'lerden bir anlam karmak mmkn deildir. Neden dolay Davud Tanrnn kendisini sinadn sanmtr? Neden dolay secdeye kapanp mafiret dilemitir? Neden dolay Tanr onu balam ve sonra yeryznde halife yapmtr? Btn bunlar okuyucu iin birer muamma; meer ki Yahudi din kitaplarnda Davud ile ilgili sayfalar gzden germ olsun. Gerekten de Ahd-i Atiyk'in Samuel II adl kitabnda Davud'un, Bat-seba adndaki gzel bir kadna nasl ak olduu ve en yakn bir arkadann kars olan bu kadnla nasl zina yapt anlatlmtr; zeti yle: Bir akam Kral sarayinin damnda gezerken Davud, ykanmakta olan bir kadn grr. Kadn gzel olduu iin hosuna gitmitir. Adamlarn gndererek aratrr ve renir ki kadn, Htt Uriyann kars Bat-sebadr. Htt Uriya, ki Davud'un en yakn bir arkadadr, o srada cephe'de savamaktadr. Davud ulaklarn gnderip kadn getirtir ve onunla yatar. Az zaman gemeden kadn Davud'a haber gnderip gebe kaldn bildirir. Bunun zerine cephe'de savamakta olan Uriyay yanna getirtir. Biraz sohbet ettikten sonra ona: "Evine in ve ayaklarn yika" der. Fakat Uriya, durumu rendii iin, evine gitmez; baka bir yerde yatar. Bunu renen Davut, Uriyay artarak neden evine gitmediini sorar; o da ona bir takm bahaneler uydurur ve evine dnp karsyle yatmayacan bildirir. Davud Bat-seba'ya ak olduu iin onunla evlenme kararindadr; bu nedenle riyann ortadan yok olmas gerektiini dnr. Bu maksatla cephede bulunan kumandan Yoab'a bir mektup yazarak Uriyann eline verir ve gnderir. Mektupta, "(Uriyay) iddetli enkte n diziye koyun, ve onun yanndan ekln ki, vurulsun da lsn" diye yazar. Mektubu alan Yoab, emir gereince yapar ve zavali Uriyann arpisma srasnda lmesini salar. Ve sonra askerlerinden birisiyle Davud'a haber gnderip Uriyann lm olduunu bildirir. Haberi alan Davud, Yoab'a mektup yazarak zlmemesini ister ve yle der: "Bu ey gznde kt grnmesin, nk kl bazen bunu, bazen unu yer; ehre kar cengini iddetlendirip onu yik". Kocasnn cephede savarken ldn iiten Bat-seba, alayp dvnmeye balar ve yas tutar. Fakat yasi geince Davud onu evine alr ve onunla evlenir; Bat-seba ona bir olan ocuk dogurur (Bkz. II Samuel Bap 11: 2-27). Ancak ne var ki Davud'un yapt ey Tanr'ya kt grnr; bu nedenle Natan adnda birini Davud'a gnderir ve onun azyla yle der: "Ben seni srail zerine Kral (yaptm), ve ben seni Saul'un elinden kurtardm; ve efendinin evini sana, ve efendinin karlarn koynuna

145

verdim; ve srail'le Yahuda evini sana verdim; ve eer bu az gelse idi, sana daha neler neler verirdim. Niin Rabbin gznde kt olan yaparak onun szn hor grdn? Htt Uriyay klla vurdun, ve karsn kendine kar olarak aldn... Ve imdi kl ebediyen senin evinden ayrlmayacak, nk beni hor grdn ve Htt Uriyann karsn kendine kar olarak aldn" (Bkz. II Samuel , Bap 12: 7-11). Grlyor ki Tanr "efendinin evini sana, ve efendinin karlarn koynuna verdim" diye konuarak bakalarna ait kadnlar Davud'a verdiini sylemekte ahlaklge aykr bir ey bulmamtr. Fakat buna karlk Davud'un, arkada kars olan Bat-seba ile yatmasn kt bir ey olarak grmtr. u durumda ortada zmlenemeyen bir ahlak sorunu bulunmaktadr. Fakat her ne olursa olsun srail'in Tanrs, bu yukadaki szleri syledikten sonra, nasl bir ceza vereceini Davud'a aklar; yle der: "te kendi evinden sana kar ktlk karacam, ve senin gzlerinin nnde karlarn alp komuna vereceim, ve bu gnein gz nnde o (komun) senin karlarnla yatacak. nk sen gizlice yaptn, fakat ben bu eyi btn srail'in karnda, ve gnein karnda yapacam" (Bkz. II Samuel, Bap 12: 12). Yine grlyor ki srail'in Tanrs, Davud'un karlarn alp baka erkeklerin koynuna vermekte saknca grmemektedir. Gzel ama bunu yapmakla Davud'dan ziyade bu kadncazlar cezalandrm deil midir?nk kadnlar, istemedikleri erkeklerle yatma zorunluunda braklmlardr. Fakat her ne olursa olsun Davud, bu hususlarla uramaz ; sadece kendisine Tanrnn bu szlerini nakleden Natan'a: "Rabbe kar su iledim" der. Sululuunu kabul etmekle Tanr tarafndan ldrlmekten kurtulmu olur; Natan ona yle der: "Rab da senin suunu sildi, lmiyeceksin" (Ahd-i Atiyk/II Samuel, Bap 12: 13) Bununla beraber Tanr, ceza olarak Davud'un ocuunu ldrr. ocuunun ld haberini alnca Davud ykanp yag srnr, giysilerini deitirir, Rabbin evine gidip secde eder. Daha sonra Bat-seba ile yatar; Bat-seba gebe kalr ve bir olan dogurur. Ona Sleyman adn verirler. Sleyman, Davud'un lmnden sonra srail tahtna kar (Bkz. Ahd-i Atiyk/ II Samuel, Bap 12: 24) Ve ite Ahd-i Atiyk'ta yer alan yukardaki hikaye'yi Muhammed, Tanrnn kendisine: "Ey Muhammed! Sana davacilarn haberi ulat m?" (K. Sad 21) dediini syleyerek, Kurann Sad Suresi'ne geirir. Fakat geirdii ekliyle hikaye anlalamayacak bir niteliktedir. Zira Muhammed'in Kur'an'a koyduu bu ayet'lere gre gya Davud ibadet etmekte iken iki kii, mabedin duvarlarna tirmanp yanna gelirler. Davud korkar. Gelenler : "Korkma! karnda iki davaci var yalnzca: brmz brmzn hakkna el uzatmtr. Aramzda haka hkmet. Adaletten sasma. Ve bizi doru yola gtr. u benim kardeimdir; (onun) 99 dii koyunu var. Benimse bir tek koyunum var. Kalkp diyor ki: 'onu da bana ver'-. karlkl tartmada beni yendi". (K. Sad 22-23) Bunun zerine Davud, tek dii koyunu olan kiinin hakszla uradn dnerek yle der:"Andolsun ki, senin koyununu kendi koyunlarna katmak istemekle (kardein) sana haksizlikta bulunmutur. Dorusu ortakilarn ou, birbirlerinin haklarna tecavuz ederler. Yalnz iman edip de iyi iler yapanlar mstesna. Bunlar da ne kadar az!" (K. Sad 24) Bunlar sylerken Davud: "Tanrnn kendisini denediini (sanr) ve Rabbinden mafiret dileyerek eilip secdeye kapan(ir), tevbe edip Allah'a yne(lir)". Bu tutumundan dolay Tanr

146

da onu balar ve onu yksek makamlara karp yeryznde halife yapar, gzel bir gelecekle mkafatlandrr . yle der: "...Davud kendisini denediimizi sand ve Rabbinden mafiret dileyerek eilip secdeye kapand, tevbe edip Allah'a yneldi. Sonra bu tutumundan dolay onu baladk. Kukusuz yanmzda onun yksek bir makam ve gzel bir gelecei vardr. Ey Davud! Biz seni yeryznde halife yaptk. O halde insanlar arasnda adaletle hkmet. Heva ve hevese uyma, sonra bu seni Allahn yolundan saptrr. Dorusu Allahn yolundan sapanlara, hesap gnn unutmalarna karlk etin bir azab vardr" (K. 38 Sad 24-26). Sylendiine gre Kur'an yorumcular, ayet'de geen "iki davaci" (ya da "iki hasim") deyimlerinden "iki melek" anlalmak gerektii, ve "dii koyun" deyiminin de "kadn" anlamna geldii kansndadrlar. Bylece 99 kadn olan kiinin, dier kiiden tek kadn almak istemesinin haksizlik olduunu ve bu hakszln Davud'a indiini anlatmak isterler. Daha baka bir deyimle Davud'un, 99 kadna sahip iken, bir de tek kadna sahip Uriyann 106 elinden karsn almasnn haksizlik olduunu anlatmi olurlar . Muhammed, Davut'la ilgili bu ayet'leri Kur'an'a koyarken, Davud'un Tanr tarafndan bylesine erefli durumlara ulatrlmasna zlem duyup, bunun kendisine da nasib olmas umudunu beslemi olmaldr. nk daha nceki sayfalarda grdmz gibi Muhammed de, kendisine oulluk edindii Zeyd'in ei Zeyneb'e ak olmu, Zeyd'in Zeyneb'i boamas zerine, onunla evlenerek bu ii Tanr emriyle yaptn sylemitir.

147

XLIII) SLEYMANIN TAHTININ STNE, TANRI TARAFINDAN BIRAKILAN CANSIZ CESED'LE LGL HKAYE (K. 38 Sad 34-38) Kurann Sad suresi'nde, Sleyman "peygamber"in tahtnn stne braklan cesedle ilgili yle bir ayet var: "Andolsun biz Sleyman (sinadk) Tahtinin stne bir ceset brakiverdik, sonra o, yine eski haline dnd" (K. 38 Sad 34). baz evirilere gre bu ayet yle de okunabilmektedir: "Andolsun ki Sleyman denedik, hkmranln zayif drdk, sonra eski haline dnd" (K. Sad 34) Fakat her ne ekilde okunursa okunsun, tmyle anlalamaz olan bu ayet'i, Yahudi kaynaklarna, ve bu kaynaklara dayal olarak Kur'an yorumcularnn (rnein Beyzevi, Abulfida, Celaleddin e Syuti, vs gibi,...) aklamalarna gitmeden aiklia kavuturmak mmkn deildir. Gerekten de bu ayet, Yahudilerin Talmud'unda geen bir hikayenin, baz deiikliklere sokularak Muhammed tarafndan Kur'an'a aktarilmi zetidir. Talmud'da anlatlan hikaye ise, genel hatlaryle yle: lecei gnlerinin yaklatn anlayan Davud, krk yl boyunca srail zerinde srdrd hkmranlk yetkilerini olu Sleyman'a devreder (Bkz. Ahd-i Atiyk/ I Krallar Bap 2: 1-12). Sleyman srail tahtna kt zaman, Tanr Sleyman'a "deniz kiyiinda olan kum gibi, ziyadesiyle hikmet ve anlay, ve yrek genill" verir; ve bu sayede Sleymann hkmranl pek saltanatli olur (Bkz. I Krallar, Bap 4: 29 ve d.). O kadar ki, azametiyle vnen Msr kral Firavun, kzn Sleyman'a verir (Bkz. I Krallar, Bap 3: 1). Tpk babas gibi Sleyman da ehvetine dkn olduu iin haremini kadnlarla doldurur: yedi yz kars ve yz cariyesi olur. Karlarnn byk ounluu yabancilardan oluur. Oysa ki Tanrnn srail oullarna bir emri vardr ki o da yabancilarla karsmamaktr. nk gya Tanr, bu karklk yznden srail oullarnn iman'dan kacaklarn dnmektedir. Bu nedenle onlara yle emretmitir: "(Yabancilarn) arasna gitmeyeceksiniz, ve onlar da sizin aranza gelmeyecekler. nk mutlaka yreinizi kendi ilahlarnn ardnca saptracaklardr" (Bkz. I Krallar , Bap 11: 2) Ve ite Sleyman, yabanci kadnlar haremine almakla, Tanrnn bu emrine kar gelmi olmaktadr. Ve hele Sidon lkesinin hkmdarnn kzn almakla, daha da byk bir gnah ilemitir ki hikayesi syledir: Sidon denilen lkeye kar girist saldr sonucunda Sleyman, lkeyi ele geirir ve hkmdarnn kafasn kestirip kz Jeraday kendisine cariye olarak alr. Jerada gzellii ve fettanl ile Sleymann kalbini kazanr ve onun kadnlar arasnda "gzde" durumuna gelir. Fakat ne var ki Jerada, babann lmn unutamamakta ve gece gndz alamaktadr. Jeraday bu ekilde mutsuz ve bitap ekilde grmekten dolay zlen Sleyman, eytanlara emrederek Jeradann babann bir resmini hazrlatr ve teselli olsun diye bu resmi, kadncaizin odasna yerletirir. Ancak ne var ki Jerada, kendi kavminin gelenekleri gereince gece gndz bu resme tapmaa balar. Ve bu ekildeki ibadetine devam ederken Sleymann

148

veziri bunu grr ve derhal Sleyman'a giderek hkmarin atisinin altnda putlara taplmakta olduunu haber verir. Sleyman byk bir hiddete kaplr; hele bu iin krk gn boyunca devam etmi olduunu renmekle daha da hiddetlenir; derhal Jerann odasna giderek resmi paralar. Sonra da byle bir tapma olayna kendisinin sebeb olduu iin gnah karmak zere lde bir yere eklr ve alayp sizlayarak Tanr'ya tevbeler eder. Fakat Tanr onu cezasz brakmamak iin intikam alma yolunu seer. Bu cezay da, onun hkmranln zayiflatmak suretiyle vermek ister. Bu maksatla onun, her zaman iin zerinde tad krallk mhrn eytan'a aldrtr. Bunu da yle yapar: Sleyman, her daim yannda tad bu mhr, yzn gzn ykad, ya da ayak yoluna gtt zamanlar, cariyelerinden Amina adnda birine birkrm. Ve ite byle yapt bir srada eytan, Sleyman klnda grnerek Amina'dan mhr alr ve hkmdar niteliiyle i grmee balar. O bunu yaparken sahc Sleyman, hi kimselerin tanmayaca klklarda sokaklara der ve geim salamak zere dilenir. Bu durum krk gn boyunca bylece srp gider. Fakat krkinci gn eytan, yz denize atp kaar. Bu ii krkinci gn yapmasnn sebebi, Jerada tarafndan puta tapma olaynn krk gn srm olmasidir. Denize atlan mhr bir balk yutar; az sonra balkilar bal tutarak Sleyman'a verirler, Sleyman da baln karnndaki mhr karp tekrar hkmranlna kavuur. lk i olarak eytan yakalatr, boynuna bir ta balatarak gle attrr. Beyzevi, Celaleddin e Syuti ve Abulfida gibi Kur'an yorumcular, Kurann Sad suresinin 34-38 ayet'lerini aiklia kavutururlarken Yahudi kaynaklarndan esinlenerek anlattklar yukardaki hikaye'yi naklederler ve bunu , kadn snfina gven duymamak gerektii 107 konusunda Muhammed'in sylediklerine destek sayarlar .

149

XLIV) MUHAMMED'N AMCASI HAMZE BN- ABDLMUTTALB'N, SLAM'DA K YASAINA SEBEB OLUUNUN HKAYES (K. Nahl 67; Bakara 219; Nisa 43; Maide 90-91). Kurann Maide Suresi'nde arabn, ve dolaysyle sarho edici ikilerin, kesin olarak yasakland yazldr. lgili ayet'ler yle: "Ey inananlar! ki, kumar, putlar ve fal oklar phesiz eytan ii pisliklerdir.. Bunlardan kann ki saadete eresiniz. eytan phesiz iki ve kumar yznden aranza dmanlk ve kin sokmak ve sizi Allah anmaktan alkoymak ister. Artk bunlardan vazgeersinz deil mi" (K. 5 Maide 90-91) Grlyor yasak emri, esas itibariyle iknn (arabn) (tpk kumar, putlar, fal oklar gibi) "eytan ii pislik" saylmas ve eytann, iki ve kumar yolu ile insanlar arasna dmanlk ve kin sokup, onlar Allah anmaktan ve namaz klmaktan alkoymas gerekesine dayatlmtr. Kur'an yorumcular, slam'dan nce Araplar arasnda sarap ime alkanlnn ok yaygin bulunduunu ve Tanrnn mslmanlar bu kt gelenekten kurtarmak istediini ve bu isteini yerine getirmek zere ayr safhada iki yaan koyduunu sylerler. Gya Tanr, nceleri, iki'de hem yarar hem de gnah olduunu bildirmekle beraber, bunun gnahnn faydasndan byk olduunu sylemi (K. Bakara 219); daha sonra ikl iken namaz klmay yasaklam ve: "Ey inanrlar! Sarhoken, ne dediinizi bilene dein namaza yaklamayn" (K. Nisa 43) diye emretmi ve en sonunda da iky kesin ekilde yasaklamtr (K. Maide 9091). slam yazarlarnn sylemesine gre, Araplar aliik olduklar bir gelenekten kurtarmak kolay olmad iin bu yasak, onlar altra altra ve safhada konmutur. Sylemeye gerek yoktur ki bu aklama tarz, Tanry aciz durumda imi gibi gstermekten baka ie yaramaz. u bakmdan ki, her eye kadr, ve her eyi diledii an ve diledii ekilde yapabilen bir Tanrnn, kt olduunu syledii iky, ilk anda yasaklayamayp bu ii safhada yapma gereini duymas acz'den baka bir ey saylamaz ve eriatlar, yukardaki aklamalaryle Tanry bu duruma drdklerinin farknda deillerdir. Gerek olan udur ki Muhammed, iki sorununu gnlk siyasetinin gereksinimlerine uygun olmak zere zme balamtr. lk balarda iki ve arab iimine izin vermi, zamanla bunu kiitlama yoluna gitmi ve nihayet kesin iki yaan, hicret'in nc ylnda, amcas Hamze bn-i Abdlmuttalib'le ilgili bir olay vesilesiyle, ve fakat onun Uhud sava srasnda lmnden hemen sonra koymutur. Daha baka bir deyimle, kendisini "Peygamber" olarak ilan ettii tarihten, 13 ya da 14 yl sonrasna gelinceye kadar iky yasaklamamtr. Bunun byle olduunu anlamak iin iki yaann hikayesini zetleyelim: Kendisini peygamber olarak ilan ettii tarihten, 13 ya da 14 yl sonra Medine'ye hicret edecei tarihe kadar olan dnem boyunca (ki buna "Birinci Mekke dnemi" denir) Muhammed, henz glenmemi idi; gsz bir durumda olduu iin slam'i yayma konusunda pek baar salayamamt. kendisine inandrabildii kimselerin says 80 ya da 100 civarnda idi. Bu itibarla Araplarn alkanlklarna kar koymak ya da onlarn holanmadklar eyleri yapmak olanana pek sahip deildi. Taraftar toplayabilmek iin mmkn olduu kadar onlar honud klmaa alrd. Araplarn sapl bulunduklar alkanlklardan biri iki imekti. Bundan dolaydr ki Muhammed, ilk balarda Tanrnn ikiye izin verdiini bildirerek Kur'an'a u ayet'i koymutur:

150

"Hurma ve zm gibi meyvelerden hem iki (eker) hem de gzel gidalar edinirsnz. te bunlarda da dnen toplum iin byk bir ibret vardr" (K. 16 Nahl Suresi, ayet 67). Ayet'in Arapa aslnda "iki" szc, "eker" olarak geer ki "sarholuk veren iki" 108 demektir. Bu itibarla bu szc, "erbet" ya da "sira" eklinde anlamak yanltr , nk 109 bunlar sarholuk yaratan ikilerden saylmazlar . Bu ayet'i Kur'an'a koyduktan bir sre sonra Muhammed, baz kimselerin ikl ekilde namaza durduklarn, uygunsuzluklar yaptklarn grr. rnein bir gn Ahsab'dan Abdurrahman bn-i Avf'in yapt ziyafet srasnda, bol miktar iki ierek sarho olan kimselerin sarho bir halde namaz kldklarna, Kur'an okuduklarna ve okurken de samalklar yaptklarna tank olmakla iin ciddiyetten ayrldini anlar ve Kur'an'a u ayet'i koyar: "Ey inananlar! Siz sarho iken, ne sylediinizi bilene kadar... namaza yaklamayn" (K. Nisa 110 43) . Grld gibi sarap iimini yasaklam deildir; sadece sarho halde iken namaza durulmasn yasaklamtr. Fakat Muhammed'i asl dndren ey, kiilerin sarho halde iken sadece dinsel grevleri yerine getirmekte kusur edebilecekleri deil fakat kendi otoritesine kar gelebilecekleri tehlikesi idi. nk sarhotan delinin bile korktuu gereini herkesten fazla o bilirdi. Bu nedenle iki alkanln yavas yavas nlemenin yollarn aramaliydi. Bu konuda bir adm daha atmi olmak iin sarapn hem yararl olduunu ve fakat hem de gnah sayldn, hatta gnah ynnn faydasndan byk olduunu belirtmek ister ve Kur'an'a unu koyar: "Sana iki ve kumari sorarlar, de ki: -knde de hem byk gnah ve hem insanlara baz faydalar vardr. Gnahlar faydasnda daha byktur'-..." (K. Bakara 219) Bu hkm yerletirmekle, taraftarlarn iknn gnah dogurabilecei inancina srklemi olur. Bylece iki yasana doru bir adm daha atmi demektir. Bununla beraber yine de kesin ekilde iki yasa koyma yoluna gitmekten ekinir. Bu ii Medine'ye getikten ve glenmeye baladktan sonra yapacaktr. Nitekim hicret'ten sonra, gerek ete saldrlaryle ve gerek Bedir savann kazanlmasyle hem bol miktar ganimetler elde etmi, ve hem de bu sayede taraftarlarnn saysnn arttn farketmitir. Bu arada amcas Hamze bn Muttalip'le ilgili bir olay, kendisine bu konuda, beklenmedik bir frsat yaratmtr. slam kaynaklarnn naklet olay u: Hamze bn-i Muttalib, Muhammed'in hem amcas ve hem de st kardei olur; u bakmdan ki, bir kere Hamze'nin annesi, Muhammed'in annesinin "am-zadesi" dir. te yandan, rivayete gre, Muhammed'i emziren Sveyb adndaki kadn ayn zamanda Hamze'yi de emzirdii iin Muhammed ile Hamze st kardei bilinir. lk balarda Muhammed'in peygamberlik iddialarna kar gelmekte iken Hamze, daha sonra fikir deitirmi ve mslman olmutur. Olduktan sonra da onun en atein bir savuncusu kesilmitir. Abu Cehl gibi kiilerin dmanlklarna kar Muhammed'i koruyanlardan biri olmutur. Hamze'nin slam'a girii Muhammed'e hem "prestij" ve hem de taraftar 111 kazandrmtr . Son derece cesur ve kavgaci bir karaktere sahip bulunduu iin Hamze'ye "Allahn ve peygamberinin arslani" unvani verilmiti. Muhammed onu Kurey kervanlarna

151

kar gnderdii ete'lerde kullanmtr. Bedir savanda da byk kahramanlklar gsterdii 112 . Bununla beraber Hamze'nin bir kusuru vard ki o da kadna ve arab'a anlalmaktadr fazlaca dkn olmas ve bir de son derece asabi karakteri nedeniyle fkesine kolaylkla kaplmasidir. fkelendii zaman, hele bir de sarho ise, kim olursa olsun, kfrler savurarak, herkesi krp geirirdi. Onun bu tr hiddetine, gnlerden bir gn Muhammed de muhatap 113 olmutur; Buharnn Kitab-i Sirb'indeki bir blmde anlatlan hadis'lere gre olay syle : Muhammed'in amucasnn olu olan Ali bn-i Ebi Talib, ganimet olarak edinmi olduu develerini Ensar'dan birinin evi nnde otlatp, bekletmektedir; oradan "izhir" denen otu (ki Mekke samani diye bilinen gzel kokulu bir tr ot'dur) ykleyip, satmak zere pazara gtrecektir. Bu srada Hamze bn-i Abdlmuttalib, o evde keyf ederek arab imekte ve sarkc bir kiza (muganniye'ye) gbek atrp, sarki syletmektedir. Kapnn nndeki develeri gren sarkc kiz: "Ey Hamze! (su) semiz develere bak! Evin nndeki sahada ayaklar simsiki balanmtr. Hayd Hamze, bunlarn boazlarna bia daya, boyunlarn kana boya! Ve bunlarn en nefis paralarndan sarap iin biryan (kebab) ve 114 mlek kebabi yapmaa msareat et (hemen giris) " der . Demesiyle birlikte Hamze, zurna gibi sarho bir halde, klcn yakalad gibi darya frlar ve iki vurusla develeri boazlar. Sonra da hrglerini koparr ve bgrlerini yarp cierlerinden birer para alr ve eve dner. Araplara gre devenin en temiz ve en nefis paralar hrgc' ile cieri olduu iin, Hamze bunlarla kendisine gzel bir ziyafet eker. Fakat o srada Ali ika gelir; kendisine geim salayan develerin paralanm halini grmekle dehete der. Fakat amcas olan Hamze'nin fkeli halini bildii iin cesaret edip bir ey syleyemez. Yannda bulunan Zeyd bn-i Harise ile birlikte derhal Muhammed'in yanna gider ve olan bitenleri ona anlatr. Muhammed onlar da yanna alarak Hamze'nin bulunduu eve gelir ve sarho bir halde bulunan amcasna zntsn bildirir. Hamze, hiddet ierisinde ve deliler gibi gzlerini dikerek Muhammed'e ve Ali'ye yle bairir" "(Ey Abdullah ve Ebu Talib evladlar) Siz, babam (Abdulmuttalib'in) kleleri deil misiniz?" Sylemeye gerek yoktur ki herkesin iinde Muhammed'i kleye benzetmekle Hamze, ona kar en byk bir hakarette bulunmu ve onun otoritesine byk bir darbe indirmitir. Fakat amucasnn, iki yznden suurunu kaybedip cinnetle hareket ettiini dnd iin, Muhammed sesini karmaktan ekinir, yaplan hakareti hazmederek "arka arkaya eki(lip) 115 nihayet ordaklerin yanndan i(kar)" Ve bu olay vesilesiyle unu kesin olarak anlar ki halk zerindeki iktidar ve otoritesinin bekas iin iki iimini yasaklamak kosuldur. nk iki yznden sarho den kiilerin, tpk Hamze gibi hareket etmeleri halinde, otoritesine kar, giderek artan bir tehlikenin varln anlamtr. Esasen bu dnemde glenmekte olduu iin halka, iki yaan kolaylkla kabul ettirebilecei kansna da varmtr. Bu olaydan az sonra Uhud sava cereyan eder ve yenilgiyle biten bu savata Hamze "ehid" olur. Bylece Muhammed iin, iki yaan koymak bakmndan nemli bir engel kendiliinden ortadan kalkmtr. te yandan Enes bn-i Malk'in rivayetine gre, Uhud savana katlan mslmanlarn, Uhud gecesi arab ierek sabahladklar, ve sarho bir ekilde katldklar sava srasnda ehid 116 olduklar ve savan da bu yzden kaybolunduu anlalr . O kadar ki halk arasnda baz kimseler: "(Uhud gn) btn mcahidler, midelerinde arab dolu olarak ldler; (bunlar ne

152

olacak?)" diye konutuklar iin Muhammed, Tanrnn bu gibi kiileri gnahsiz saydiini ve "O iman edip de iyi iler isliyerek lenlerin tattklarnda gnah yoktur" eklinde ayet 117 gnderdiini syler . Ve bunu da tam bir frsat bilerek iki yasa ile ilgili ayet'leri (yani Maide Suresinin 90-91 ayet'lerini) Kur'an'a yerletirir. Biraz yukarda grdmz gibi ayet'ler yle: "Ey inananlar! ki, kumar, putlar ve fal oklar phesiz eytan ii pisliklerdir.. Bunlardan kann ki saadete eresiniz. eytan phesiz iki ve kumar yznden aranza dmanlk ve kin sokmak ve sizi Allah anmaktan alkoymak ister. Artk bunlardan vazgeersinz deil mi" (K. 5 Maide 90-91) Bu ayet'leri Kur'an'a yerletirdikten sonra tellal'lar kartarak yasak emrini etrafa yayar; tellal'lar:"Ey m'minler! Biliniz ki arab haram klnmtr" diye avaz avaza bairirlar. Bu haber zerine herkes, evinde bulundurduu arab destilerini sokaklara dkmee balarlar. 118 Sylendiine gre bu yzden Medine sokaklar arab seline dner He ne kadar baz yorumcular iki yaann Mekke'nin fethi senesine rastladn sylerlerse 119 de bunun byle olmad kesinlikle ifade olunur; Uhud savandan hemen sonra mer bin Hattabn "Allahm iki hakknda emrin ne ise, bunu bize sarih (ak) ve kat (kesin) olarak bildir" eklinde dua etmi olmasnn da iki yaann Mekke'nin fethine kadar 120 geiktirilmediinin kant saylr . Kiiler iki ier de sarho olup kendisine kafa tutar endiesiyle Muhammed, bu yasa ylesine mutlak bir ekle sokmak ister ki, konuma dilinde bir takm yasaklar yaratmaktan geri kalmaz. rnein Arapa zm anlamna gelen "ineb" szcnn "kerm" szc ile birlikte ifade edilmemesini emreder; "kerm" szc Arapa'da hem "zm ubuu" ve hem de "zmden yaplan arab" anlamna geldii iin, kiilerin "kerm" adn iitmekle arab hatrlayacaklarn ve bu yzden gnllerinde arab'a kar istek uyanacan ve arab imee kalkacaklarn dnerek "Kerm" adnn hem "zme" (yani "ineb"e) ve hem de "zm ubuuna" verilmesini yasaklar. Daha baka bir deyimle "Kerm" szcnn unutulmasn ve sadece "ineb" (zm) szcnn kullanlmasn ister; ve Ebu Hreyre'nin rivayetine gre yle der: "neb'e 121 (zm'e) kerm ad vermeyiniz. Kerm ancak m'minin kalbidir" . Bunu sylerken Arap'larn inaniinin yanl olduuna deinmi olur. nk bu inana gre "Kerm" (yani "arab ve iki") "cmertlik" yaratan seydir; bu nedenle, zmden yaplan arab'a "kerem" nitelii uygun bulunmu, daha sonra bu deyim kisaltlarak "kerm" halini almtr. Ve ite Muhammed, bunun doru olmadn ve "kerm" (arab) denen eyin "cmertliin" ve "yiitliin" kayna olmadn "Kerem" ile "Takva" (Tanr korkusu) gibi duygularn yerleik bulunduu yerin 122 "m'minlerin kalbi" olduunu bildrmtr . Btn bu yukarda sylediklerimizden anlalan udur ki Muhammed arab (iki) yaan, kiilerin saliklar bakmndan deil fakat asl kendi otoritesini gvenlie balamak bakmndan gerekli grm ve bu yasa, biraz nce belirttiimiz gibi amcas Hamze'nin, sarho bir halde iken kendisine hakaret etmesi olayndan (ve Hamze'nin Uhud savanda lmesinden) sonra koymutur. Eer kii salii temel dnce olmu olsayd, bu yasa getirmek iin 13/14 yl beklemez, daha ilk balarda getirirdi.

153

XLV) KIYAMET GN VE SONRASI OLACAK EYLERLE LGL "KISSA"LAR (masallar): Kur'an'a gre bu dnya (ve daha dorusu tm evren) "Yevmu'l-kyame" de (yani kyamet gnnde) son bulacak ve yeni bir dnya dnemi balayacaktr. O gn "gk blnp paralanacak" (K. nsikak:1); "erimi maden gibi olacak" (K. Meari 8); "yag gibi eriyecek" (K. Rahman 37), "ailip kap olacak" (K. Nebe 19; Mzzemmil 18), "yildizlar dklp dalacak" (K. nfitar 1,2), "gne'in, ay'in ve yildizlar'in iiklar snecek" (K. Tekvir 1,2; Mrselat 7-9) "Daglar parampara olacak, pamuk gibi atlacak, yrtlp seraplastrlacak, denizler kaynar su haline dnecek" (K. Tekvir 3; Mzemmil 14; Mrselat 10; Nebe 20), "Yer yz tandrda prlen bazlama ve pide gibi olacak", Tanr onu evirip evirecek ve bu muazzam pide, cennete gideceklerin sefer azigi olacak (Ebu Sa'id Hudri'den Buharnn rivayeti iin bkz. Sahih-i..., Cilt XII, sh. 205-6, hadis no. 2045), "melekler blk blk indirilecek" (K. Furkan 25); "boruya birinci kez frlecek ve frld zaman yeryz ve dalar kaldrlp birbirine arpilip darmadan edilecek; gk yarlp kecek, melekler gn etrafnda toplanacaklar" (K. Hakka 13-17); "emzikli kadn emzirdiinden uzaklaacak, gebe kadn ocuunu drecek" (K. Hacc 1,2; K. Neml 87-88); "ikinci frste dirilip kalkacaklar, birbirlerine bakarken kalakalacaklar" (K. Zmer 68-69); "insanlar iril plak bir araya toplatlp huzura alnacaklar" (Bkz. Sahih-i..., Cilt XII, sh. 208-211, hadis no. 2047, 2052), "sevablar ve gnahlar ortaya konacak" (K. Hakka 18; M'min 15,16); "terazi kurulup gnahlar-sevablar llecek" ve sonra bir ksmna defterleri sa'dan verilecek (ve bunlar mutluluga ulaacaklar), bir ksmna defterleri sol'dan verilecek (ve bunlar azab ekeceklerdir) (K. Vakia 7-14; Hakka.19-20); defteri sadan verilenler cennet'e gidecekler ve Tanr onlara: "Artk bundan byle ebedi size darlmayacam" diye sz verecektir (Bkz. Sahih-i..., Cilt XII, sh. 212-3, hadis no. 2052)

154

A) KAFRLERN CENNET VE CEHENNEM'E ATILILARININ HKAYES (K. 50 Kaf 17-35) Kur'an'da insanlarn dnya yaam srasndaki davranlarnn iki melek tarafndan bir deftere yazld ve sevap/gnah durumuna gre Cennet'e ya da Cehennem'e atlacaklar yazldr ki masal niteliinden teye gemez. Yorumcularn anlad ekliyle durum yle: Kaf Suresi'nde kiinin btn yapt ve syledii eylerin iki melek tarafndan bir deftere yazld belirtilmekte: "ki melek (insann) sanda ve solunda oturarak yaptklarn yazmaktadrlar. nsan hi bir sz sylemez ki yannda gzetleyen, yazmaya hazr yazan melek bulunmasn" (K. 50 Kaf 17). Ancak ne var ki, kiinin daha domadan nce kaderi izilmi ve yapaca eyler nceden saptanm bulunduuna gre, iki melein, onun sana ve soluna oturmus olarak yaptklarn yazmakla grevlendirilmelerini anlamak g. Beyzavi gibi yorumcularn sylemesine gre kiinin sandaki melek onun iyi bir davraniina tank olduu zaman, bunu on kez kayda geer. kiinin kt bir davraniina tank olduu zaman sol taraftaki melee emrederek yedi saat kadar beklemesini ve nk bu sre ierisinde kiinin Tanr'ya dua ederek gnahtan kurtulabileceini bildirir. Kur'an'a gre, kii lnce: "... yannda bir src ve bir de ahitle beraber gelir" (K. Kaf 21). Bu meleklerden biri kiiy "maher'e" gtrmekle, dieri ise ona ahitlik etmekle grevlendirilmilerdir. ou yorumculara gre src, ktl yazan melek, tanklk eden de iyilii yazan melektir. Bundan sonra melek, kiiye: "Andolsun sen bundan gaflette idin; derhal biz senin perdeni kaldrdk. Bugn artk gzn keskindir" deyecek (K. Kaf 22), yanndaki arkada da: "te yanimdaki hazr" diye ekleyecektir. Bunun zerine Tanr iki melee u emri verir: "Hayd ikiniz her inati kafiri, iylge engel olan, azgin pheciyi, mrikleri iddetli azaba birlikte atin" (K. Kaf 23-26). Bu srada "mrik" (putatapan) kiinin yannda duran eytan: "Tanrm! Ben onu azdrmadm. Fakat kendisi derin bir sapklk iindeydi" der (K. Kaf: 27). Tanr kizar ve: "Huzurumda ekimeyin! Ben size daha nce uyar gndermitim. Benim huzurumda sz deitirilmez ve ben kullara asla zulmedici deilim" diye kkrer (K. Kaf 28-29). Defteri sol'dan verilen hakknda Tanr, yukardaki emrinde ufak bir deiiklik yapm olmaldr ki yle der: "Onu yakalayn (ellerini boynuna) balayn; sonra alevli atee atin onu. Sonra da onu, yetmi arsn uzunluunda bir zincir ierisinde oraya sokun!" (K. 69 Hakka 3032). Oysa ki daha nceki beyanlaryle Tanr, insanlar doru ya da kt yola sokann, mslman ya da kafir yapann kendisi olduunu bildrmtr (rnein En'am 125). Muhtemelen bu beyann unutmus olmaldr ki imdi defteri soldan verilen iin byle konumaktadr. Bu konuma zerine gnahkarlar Cehennem'e atlmak zere srklenirler. Cehennem'e atl ekli de Kur'an'da yle saptanmtr: "(Onlar) yzleri zerinde srklenerek cehenneme gnderileceklerdir" (K. 25 Furkan: 34)

155

Bununla beraber yolda durdurulup yeniden sorguya ekildikleri ve sonra cehennem ateinin nnde tekrar durdurulduklar anlalmaktadr (K. 37, Saffat: 22-24). Ancak ne var ki bu durdurulu, cehennemlik kiiye son bir kurtulu frsat vermek iin deildir: sadece son pimanln para etmediini ona anlatmak iindir. Nitekim cehennemlikler, atein karnda durdurulduklar zaman yle derler: "Ah keske dnyaya geri gnderilsek de bir daha Rabbmizin ayetlerini yalanlamasak ve inananlardan olsak" (K. 6 En'am 27). Fakat onlarn bu szleri dinlenmez ve onlar, elleri boyunlarna bal olarak cehennemin dar bir yerine atlrlar (K. 25 Furkan 13). Hicr Suresi'nde Cehennem'in yedi kaps olduu yazl (K. Hicr 43-44). Her bir kap, Cehennem'in bir kesimine alr. Bu kesimlere kiiler, gnah durumlarna gre atlrlar. Birinci kesime mslmanlardan gnah ilemi olanlar en son kesim olan yedinci kesime de munafiklar atlr. Bu ikisi arasndaki kesimler, kafirlerin eitli snflarna ayrlmtr: rnein ikinci kesime Hrstiyanlar, nc kesime Yahudiler, drdncye Sabiler, besinciye Mecusiler, altinciya putperestler atlrlar. Mademki Hrstiyanlar, Yahudiler, Sabiler, Putperestler vs... hepsi de kafirdirler, ve Cehennem ateinde yaklacaklardr, o halde neden acaba Cehennem kesimlere ayrlmtr? Muhtemelen her birine farkl azab taddirilmak iin!. Fakat her ne olursa olsun, onlar cehenem'e attrmadan nce Tanr, Cehennem'de yer bulunup bulunmadndan emin olmak ister. nk daha nce o kadar ok insan cehennem'e attrmtr ki cehennem'in dolu olup olmadndan phededir. Her eyi bilen bir Tanrnn cehennem'in dolup dolmadndan habersiz bulunmas biraz artc! Fakat muhtemelen bilmiyor olmali ki Cehennem'e sorar: "(Ey Cehennem) doldun mu?" (K. Kaf 30). Cehennem de Tanr'ya cevap verir: "(Hayr dolmadm) Daha (atlacak) var m?" (K. Kaf Suresi, 30). Cehennem'in bu bildirii zerine Tanr, meleklere "(Onlar) Cehenneme atin" emrini verir. Ve gnahkarlar, yukarda belirtildii ekilde Cehennem'e atlrlar. "Cehennem dolu olmu olsayd bu gnahkarlar ne olacakt?" eklindeki bir soruyu yantlamak g.. Cehenneme atlanlar, lmn bir an nce gelmesini ve bylece azabn bir an nce sona ermesini dilemee balarlar ve: "Ey lm neredesin, (bir an nce) gel" derler (K. 25 Furkan 12-14). Fakat istekleri kabul edilmez, nk Tanr onlarn sonsuz bir azab ierisinde kalmalarn kararlastrmtr. Bu nedenle onlara yle denir: "Bugn (yalnz) bir defa yok olmay istemeyin; aksine bir ok defalar yok olmay isteyin" (K. 25 Furkan 14). Kur'an'dan anlalan o ki Tanr, bu kiilerin yanp kavrulan derilerinin tazelenerek tekrar ve tekrar azab ierisinde braklmalarn istemitir. Nitekim Nisa Suresi'nde Tanrnn yle dedii yazl: "... Orada, derilerinin her yanp dklsnde, baka derilerle deitireceiz. Azab (iskenceyI) daha iyi tadsinlar diye..." (K. 4 ,Nisa 56) . te yandan Cehennem'de lm diye bir ey olmad iin, cehennemlikler,sonu gelmez bir ekilde cehennem azabn tadp gideceklerdir. Yalvar yakar olmalarna ramen onlara: "Hayd (cehennem azabn) tadn! Kendilerine yazk etmi olanlar iin bir yardmc yoktur" denecektir (K. Fatr: 36-37). Muhammed'in Kur'an'a soktuu bu hkmlerden anlalmaktadr ki Tanr, kafirlere ve gnahkarlara kar ok acimaszdr. Gnahsiz mslmanlara gelince, onlar da Cennet'e sokulurlar ve Cennet'in sonsuz nimetlerine kavuurlar.

156

B) MSLMAN ERKEKLERN, CENNET'LERDE "CEYLAN GZL" VE "MEMELER YEN SERTLEM" GZEL HURLERE KAVUMALARININ HKAYES (K. al-Nebe 31-34; al-Vakia 15-38; al-Dahr, 12-21) Henz glenmedii yillarda (zellikle birinci Mekke dneminde) Muhammed, kendisine taraftar toplayabilmek iin, Tanrnn mslman kullarna Cennet'ler vad etn sylerdi; Cennet vad'leri yannda da cehennem korkutmalarnda bulunmay ihmal etmezdi. Bunun en ilgin rneini birinci ve ikinci Akabe bi'at'lerinde izlemek mmkndr. Bu bi'at' ler, Medine'deki Evs ve Hazrec kabilelerine mensup baz kiilerin, Muhammed'le andlama yaparak onu "peygamber" olarak kabul etmelerini ngren andlamalardr ki Muhammed'in Medine'de bir bakma "kpr ba" elde etmesini salamtr. Bu grmeler srasnda Muhammed onlara bir takm vad'lerde bulunmutur; onlar da Muhammed'i Kureylilere kar korumak zere and imilerdir. Ancak ne var ki bu and, yeni bir imana girmek amacyle deil fakat, fedakarlklarna karlk, Cennet'e gideceklerine dair Muhammed'den teminat almak kaydyle yapmlardr. Nitekim ikinci Akabe bi'ati srasnda, and imeden nce, Muhammed'e sorduklar soru u olmutur: "Ey Tanr elisi! Biz mal ve servetimizi feda etmek zere sana bi'at ediyoruz. (Ancak) bu fedakarlmizin karl nedir?". Bu soruyu Muhammed, hi teredddsz yle karlar: "(Fedakarlnzin karl) Cennettir" 123 " . Ve sonra onlara Cennet'in gzelliklerini, Cennet'deki nimetleri, bolluklar ve "el dememi, kara gzl ve memeleri yeni sertlemi" dilberleri anlatr; Tanrnn bu konuda vahiy'ler gnderdiini hatrlatr. Bylece mslman kiinin kafasna, slam uruna giriicekleri her trl fedakarlk karnda, eitli mkafatlara konmaktan gayr, bir de ayrca da Cennet'in gzel hurilerine kavuacaklar fikrini sokar. Bu dnce, daha sonraki yillar boyunca mslman kiiy, lm gze alrcasna i grmee, ve rnein gz kapal ekilde savalara (cihad'a) girmee srkleyecektir. Muhammed'in, "Kafirleri" slam'a sokmak maksadyla girist savalarn saysnn 29 ve gnderdii etelerin saysnn 45'i bulduu dnlecek olursa, cennet'e hak kazanmak bakmndan mslman kiilerin ne "fedakarlklara" katlandklarn anlamak kolaylar. Bunun byle olduunu en ak bir ekilde dil'e getirenlerden biri de Mugire bn-i Su'be'dir ki, mer bn-i Hattabn hilafeti dneminde kafirlere kar giriilen bir sava (cihad) srasnda, kar tarafn adamlarna hitaben yle konumutur: "(Tanr) bize kendi aramzdan bir Peygamber gnderdi...imdi Rabbmizin gnderdii bu... Peygamberimiz bize -siz yalnz bir Allah'a ibadet edinceye, yahut cizye verinceye kadar- sizinle harp etmemizi emir buyurdu. Ve Peygamberimiz... Rabbmz namna bize haber verdi ki: bizden cihad urunda hayatini feda edenler doru Cennet'e gider. Ve Cennet'te, asla mili grlmedik ni'mete nail olur. ehid olmayp da geride hayatta kalanlar da sizi esir edip rakabenize (mal ve mlknze vs...) malk olurlar" (Buharnn rivayet ettii bu hadis iin bkz. Sahih-i..., Cilt VIII, sh. 456 ve d. hadis no. 1307, Yukardaki alnt iin bk. sh. 461) Medine'ye hicret ettikten sonra Muhammed, bilindii gibi, ete saldrlar ve savalar yolu ile ele geirdii ganimetleri ve esirleri, kendine ait olan pay ayirdiktan sonra, savaa katlanlar arasnda paylatrmtr. Bylece mslmanlar, "Cennet" nimetlerine kavumak yannda, bir de yer yz nimetlerine konma olaslna sahip olmulardr. Fakat kukusuz ki Muhammed'in tanmlad ekliyle Cennet'e kavumak, onlarn hayalnde, her trl mkafatin stnde bir deer tamtr.

157

Muhammed'in Kur'an'a yerletirdii hkmlerden anlamaktayiz ki Cennet'lerde, snrsz derecede bol meyveler, giyecekler, yiyecekler ieekler, balar, baheler, u rmaklar, st rmaklar, sarap rmaklar, bal rmaklar, ve bunlardan gayr, "mslman erkekleri byk sabirsizlikla bekleyen" inci gibi gzel kzlar, huriler vardr ve Tanr bu dilberleri, cennet'e giren sevgili erkek kullaryle esletirecektir; velev ki bu kul'lar, yer yz yaamlar srasnda zina, katl, sirkat vs... gibi ar sular ilemi olsalar dahi. nk Muhammed'in sylemesine gre mslman kii lrken: "Tanr'dan baka tanr yoktur" derse, yani Tanr'ya e kosmayarak lrse, o kii, zina, hrszlk vs gibi sular ilemi olsa dahi Cennet'e girecektir (Bkz. Sahih-i..., Cilt VII, sh. 276, hadis no. 1075; ve Cilt IV, sh. 263). Yine bunun gibi mslman kii, mr boyunca zalim davranlarda bulunsa ve "gnahlar deniz kp kadar ok olsa" dahi, eer Tanry ve Muhammed'i yceltecek olur ve gnde yz kez "Allah tesbih ve Allah'a hamd ederim " derse, yine gnahlardan kurtulmu olarak Cennet'e yollanr. Ve ite bu mutlu kullar, kyamet gn srat kprsnden getikten sonra, gzellikleri gz kamastiran huri'lerle dolu ve sokaklarnda saraptan rmaklar akan cennet'e kavuurlar. Bu cennet'lerde, altnlarla ve mcevherlerle bezenmi tahtlar vardr ki m'minler bu tahtlarda oturacaklardr. Bu tahtlarn yannda dikensiz sedir aalar ve sarap kaynaklar bulunacak, saraplara zencefil karstirilmi olacak ve bu kaynaklardan m'minler diledikleri kadar iecekler fakat sarholuk duymayacaklardr. Sarap kaynaklar yannda, agliya agliya akan sular, sonu gelmez glgelikler bulunacak ve her taraf ku etinden en gzel meyvelere kadar trl yiyeceklerle dolup tasacaktr; dileyen diledii kadar bunlardan yiyecek, hi kimse onlara "yeme" demeyecektir. Fakat btn bunlardan daha da nemli olmak zere burada emsalsiz gzellie sahip "huri'ler" vardr. Kur'an'da anlatlmak istenen ekliyle Huri deyimi: "Gzlerinin aki ok ak, karas ok kara, biimi sigir ya da ceylan gzlerinin biiminde ve 124 iriliinde olan kiz" anlamndadr . Bu nedenledir ki Kur'an'da "Kara gzl huri'ler" den, "iri siyah gzller" den, "nciler gibi ceylan gzller" den sz edilmektedir (K. al-Vakia 15-38; al-Nebe 31-34; al-Dahr, 12-21). Yine Muhammed'in sylemesine gre Tanr, Cennet'teki bu kzlar "memeleri yeni sertlemi" ya da "memeleri yeni tomurcuklanm" olarak yaratmtr (K. al-Nebe 33). Bunlar "bakre" kzlardr, ve bu kzlarn bekaretini, sahiplerinden nce hi kimse bozmus olmayacaktr: alRahman Suresi'nde Tanr yle der: "Eslerinden nce ne bir insan dokunmu onlara. ne bir cin" (K. al-Rahman 56, 74); al-Vakia Suresinde de yle konuur: "phe yok ki biz, onlarn elerini de yeniden yarattk; onlar, kz olan kz olarak halkettik; cilveli, sirin szl, elerine ak ve onlarla yasit kldk" (K. al-Vakia 35-37). te yandan bu huri'ler, cinsi mnasebette bulunduktan sonra dahi yeniden bakre olacaklar, bylece mslman erkeine, sonu gelmez bir ekilde bakre ile yatmi olma zevkini tatdiracaklardr. Muhammed'in Kur'an'a koyduu ayet'lerden anlalan o ki Tanr, cennet'leri, Arapn sehevi zevkine uygun gzellerle, daha dorusu yukarda grld gibi, kara ve iri gzl kzlarla doldurmus, yani mavi ya da yesil gzl ve sariin gzellerden sz etmemitir. u durumda kara gzl kadnlardan holanmayan erkekler iin Cennet, yle pek cazib bir yer olmayacaga benzer. Cennet'lerde, gzel kzlar yannda "glmanlar", "vildanlar" denen ve ihtiyarlamayan delikanllar da vardr ki bunlar "sedeflerinde sakl inci gibi (olanlardr)" (K. al-Vakia 17; al158

Dahr 19; Tur 19-20). Bunlar cennetlik m'minlere (erkeklere) hizmet sunacaklardr (K. nsan Suresi 17-22) te yandan Arapn en ok hayal eder olduu ey bos durmak, yan gelip yaslanmak, gne sicandan korunmak zere glgeliklere snmak olduu iin, Tanr onlara cennetlerde yaslanacaklar taht'lar, glgelikler salamtr (K. al-Vakia 15-41; K. al- Dahr, 12-21) Cennet'teki nimet'ler ve gzel huri'lerle ilgili olarak Kur'an'da yer alan hkmler hakknda kisa bir fikir edinmek zere al-Nebe, al-Vakia , al-Dahr , ve al-Rahman surelerinden bir iki rnek verelim: al-Nebe Suresi (Sure 78) (31) "phe yok ki ekinenlere bir kurtulu, bir kutluluk ve murada eri yeri var" (32) "Baheler, zmler" (33) "Ve memeleri yeni sertlemi yasit kzlar" (34) "Ve dopdolu kadeh) al-Vakia Suresi (Sure 56) (15) "(M'minler) Altnlarla, mcevherlerle bezenmi tahtlarda otururlar" (16) "Onlara (Tahtlara) yaslanrlar birbirlerine kar (17) "htiyarlamayan delikanl hizmetiler dolar etraflarnda" (18) "Kaynandan doldurulmu saraplarla dolu talarla ve ibriklerle ve kadehlerle" (19) "Ve o saraptan balar da agrimaz ve sarho da olmazlar" (20) "Begendikleri meyvelerden) (21) "tedikleri ku etlerinden unulur onlara" (22) "Ve onlara kara gzl huriler de var ki...28)" (23) "Sanki haznelerde saklanm inciler..." (28) "Dikensiz sedir aalaryle (29) "Ve meyveleri birbirine yaslanp istiflenmi muz aalaryle dolu bir yerdedir onlar" (37) "Cilveli, sirin szl, elerine ak ve onlarla yasit kld al-Dahr Suresi (Sure 76) (12) "Ve sabretmelerine karlk da mkafatlar cennettir ve ipeklilerdir) 159

(13) "Yaslanlar orada tahtlara, orda n gne grrler ne zenberi" (14) "Aalarn glgeleri yakindir, onlara ve meyveleri adamakll ram olmutur onlara" (15) "Ve unulur onlara gms kadehler ve sira saraklar (17) "Ve bir kadehle susuzluklar giderilir ki iindeki araba zencefil karstirilmitir" (18) "Orda bulunan ve sarl-saril akan, her yana giden, boazdan kayan Selsebil kaynandan" (19) "Etraflarnda lmsz delikanllar dolar, onlar grnce sanrsin ki salm incilerdir (20) "Ne yana baksan, nimetler grrsn" (21) "stlerinde ipincecik ve ipek elbiseler, kaln ipekten dokunmu libaslar vardr, ve gms bilezikler taknrlar ve Rab'leri onlar tertemiz al-Rahman Suresi (Sure no. 55) (56) "O cennetlerde, gzlerini, elerinden ayirmayan ve elerinden nce ne bir insan tarafndan dokunulmu, ne bir cin tarafndan dokunulmu eler var" (58) "O eler, sanki yakut ve mercan" (62) "Bu iki cennetten baka iki cennet daha var" (64) "ikisi de koyu yeil" (70) "O cennetlerde gzel huylu gzeller var" (72) "Beyaz tenli, kara gzl, otaglarda huriler" (74) "Eslerinden nce ne bir insdan dokunmu onlara, ne bir cin" (76) "Yesil ipkelilerle denmi sedirlere ve gzelim demelere yaslanrlar" (77) "Artk Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlayabilirsnz? " (Yukardaki ayet'ler Prof. Abdlbaki Glpinarl 'nin Kur'an evirisinden alnmtr) Ve ite Tanrnn "itaatkar" kullar, "gkle yerin genilii kadar genilikte" bulunan (K. Hadd 21) ve snrsz nimetler ve gzellerle dolu Cennet'e, belli bir giris esasna gre alnacaklardr. Bir kere hepsi birden deil, fakat blk blk gnderilecekler, kapda beki tarafndan arlanacaklar ve belli bir usule gre ieriye alnacaklardr. Alindiktan sonra da Tanr'ya, szn tuttuu iin, kredeceklerdir. rnein Zmer Suresi'nde yle yazl: "Rablerine kar gelmekten saknanlar... blk blk cennete sevk edilir; oraya varp da kaplar aildiinda bekileri onlara:: -'Selam size. Hos geldiniz. Artk ebedi kalmak zere girin buraya'- derler. Onlar: -'Bize verdii szde sadk olan ve bizi dilediimiz yerinde oturacaimiz bu cennet yurduna varis klan Allah'a, hamdolsun. yi amelde bulunanlarn mkafati ne gzelmi!'derler" (K. K. 39 Zmer, 73-73; ayrca bkz. Sad Suresi 49-54; Saffat 41-57) 160

Kur'an'da eitli Cennet'lerden ve cennetlerin eitli kiimlarndan sz edilmitir. rnein Firdevs cennet'leri (K. Kehf 107; M'minun 10-11), Adn cenneti, lliyun Cennet'i (K. Muteffifin 18-21), "Naim cenneti (K. Suara 85, Maide 65, Yunus 9, Lokman 8, Kalem 34 vs...)

161

XLVI) Kur'an hakknda "Tanr sz deil, insan yapsdr", ya da "Masallar kitabdr" diyen ya da Muhammed'le alay edenlerin Tanr tarafndan kfre layk grlmelerinin hikayesi (K. Kalem Suresi, ayet: 8-14; Mddessir Suresi, ayet:18-25; Hicr 95-98, vs...) Muhammed'in sylemesine gre Tanr, baz kiilere hakaret yadrmak zere "alak zorba", "cani ikas", ya da "yabani esek", "soysuzlukla damgalanm", "yabani merkep" vs... gibi deyimler kullanmay uygun bulmu, ve onlarn hakkndan geleceini, onlara azab vereceini, onlarn "burnunu srteceini" aklamtr: nk gya bu kiiler Muhammed'i eletirmiler, alaya almlar ya da Kur'an ciddiye almiyarak ayet'ler hakknda "bunlar masal"dir" diye konumulardr. rnein Kalem Suresi'nde Tanrnn yle konutuu grlr: "Ey Muhammed! diliyle igneleyen, kovuculuk eden, iyilii daima nleten, ar giden, su ileyen, ok yemin eden alak zorbaya, btn bunlar dnda bir de soysuzlukla damgalanm kimseye, mal ve oullar vardr diye aldrs etmeyesin. Ayet'lerimiz ona okunduu zaman: 'ncekilerin masallar' der. Onun havada olan burnunu yaknda yere srteceiz..." (K. 68 Kalem 10-16). Yine bunun gibi Kur'an'da, kendilerine nimetler, zenginlikler ve "oullar" verildii halde Kur'an ayet'lerine srt evirenlere kar Tanrnn, Mddessir suresi'nde yle konutuu yazl: "Ey Muhammed! ... kendisine bol bol mal, evresinde bulunan oullar verdiim ve nimetleri yaydka yaydiim o kimseyi Bana brak, cezasn Ben vereyim. Bir de verdiim nimettten arttirmam umar. Hayr; hayr, nk o, Bizim ayetlerimize kar son derece inatidir. Onu sarp bir yokusa sardracam. nk o, dnd, lt biti. Cani ikas ne biim lp biti. Cani ikas, sonra yine ne biim lp biti. sonra bakt, sonra kaslarn att, suratini asti. sonra da srt evirip byklk taslad..." (K. 74 Mddessir, 11-18). Ayn Sure'nin biraz ileriinde yle yazl: "...yleyken bunlara ne oluyor ki tten yz eviriyorlar? Arslandan rkerek kaan yabani merkeplere benzerler..." (K. Mddessir 49). "Ycelii" zerinde tartiilamayan bir Tanrnn, nasl olur da byle bir dil kullanr olduunu anlamak kukusuz ki kolay deil; fakat eriat kaynaklarnn ve Kur'an yorumcularnn aklamalarna gre bellenen o ki, Tanr bu hakaretleri ve bu kfrleri, Kurey'in ileri gelenlerinden Velid el-Mugiyre ya da el-Ahnes bn-i Seriyk ya da As bn-i Vail ya da Umeyye bn-i Halef, ya da Ukbe bn-i Ebi Muayt gibi kimselere kar yapmtr. Yapmasnn nedeni, bu kimselerin Muhammed'i "peygamber"lie layk grmemeleri, onun "yalanc" ve "iftiraci" bir kimse olduunu, "peygamberlie" seilebilecek yeterlikte bulunmadn sylemeleri ve ona, kendilerine kar takndii lmsz davranlarn aynyle karlk vermeleridir. Btn kusurlar buydu. Fakat u da bir gerektir ki onlar bu ekilde harekete sevkeden, biraz da Muhammed olmutur. Gerekten de Muhammed, o dnemde daha henz glenmemi olduu halde, srtn amcas Ebu Talib'e dayatmi olarak Kurey'lileri inanlarndan saptrmak, onlarn kutsal bildikleri ilahlara kar kfrler savurmak ve onlar kendi inancina sokmaa zorlamak hevesindeydi. Byle olduu halde onlar nceleri hogr snrlar ierisinde hareket etmekle beraber, Muhammed'in tedirgin edici davranlarnn giderek yogunlasmas nedeniyle, nihayet

162

sabirlarn yitirmiler, ve bu sefer onlar da ona kar lmsz davranlara ynelmilerdir. Bu konuda ksaca fikir edinebilmek zer bu kiilerden bir ikisi hakknda baz bilgiler vermekte yarar vardr. Velid b. Mugire Kurey kabilesinin en asl ailelerinden birine mensup nl bir kiidr; meslei demirclkti (haddad idi). bn Hisam gibi kaynaklardan renmekteyiz ki Velid, Mekke'yi oturulabilir hale getiren, Zemzem kuyusunun yerini bulan, Ka'be'nin tamr edilerek yeniden yaplmasnda katkii olan, Ka'be rtsnn her yl deimesi masraflarn stlenen, herkese kar iyilikseverlii ve hakseverlii yznden "Adl" (adl) lakabiyla arlan bir kimsedir. ylesine adil ve drst idi ki ar kt yoldan kazanlm para ile hayr ii yaplmamasn isterdi; rnein Ka'be'nin tamr srasnda halka: "Ka'benin yaplnda kazancinizdan helal (olan) sarfedin, riba (ar faiz) ve zulm yolu ile alnan paray bu ise karstirmayn" derdi. Onun bu hretini bildii iin Muhammed, mmkn olduu kadar ona yanasmaa ve onu kazanmaa alrd. Bu ekilde kazanmaa alitii baka kimseler de vard ki, zaman zaman onlarn sokakta birbirleriyle sohbetleri srasnda yanlarna yanasr, onlarla konuur, onlarla birlikte oluyormu gibi grnmee urard. Bu ekilde davranmasnn nedeni uydu: Mekke'de kendisini "peygamber" olarak kabul edenlerin says azd; ve bunlarn hepsi de kle, ya da kr, ya da toplumun en fakir, en cahil insanlarydi. Pek muhtemelen halk arasnda bunun byle olduunu konuanlar ve rnein "Bu dine hep fakirler krler vs... giriyor" diyenler bulunmaktayd. Bu tr konumalar Muhammed, kendi prestijine vurulan bir darbe gibi grmekte ve huzursuz olmakta idi. Ve ite halk arasndaki bu kany deitirebilmek iindir ki Kurey'in ileri gelenleriyle birlikte grnmek, onlar kendine ekmek iin elinden geleni yapard. Ancak ne var ki bu tutumu ona basarl bir sonu salamad; Kurey ileri gelenleri onu ciddiye almadlar. Bunlarn banda Velid b. Mugire vard. Ve Velid, Muhammed'in peygamberlik iddiasiyle ortaya ikip insanlar inan fark yznden birbirlerine dman yaptn grnce halka yle demeye balamt: "Grmyor musunuz? (Muhammed) kiiy ailesinden, evladndan, klesinden ayiriyor; o bir sihirbazdr". Bunu yaparken ayn zamanda, Kurey'in dier nlleriyle birlikte, Muhammed'i bu hevesten vazgeirtmek istemi, onunla alay etmi, Tanrnn Muhammed'e vahy diye bir ey gndermediini, Kurann Tanr sz deil fakat insan yaps bir kitap olduunu, daha dorusu Muhammed tarafndan kahinlerden, sihirbazlardan renilip meydana getirilen bir ey olduunu sylemitir. Bu syledikleri halk tarafndan begenildiinden halktan kiiler Muhammed hakknda "o bir delidir" ya da "sairdir" der olmulardr. Velid'in (ve dierlerinin) bu ekildeki konumalarnn halk zerinde etkili olduunu gren Muhammed, Tanrnn Velid aleyhinde kfrler savurduunu belirterek Kurann el-Mddessir suresi'ne u ayet'leri koyar: "(11-14)Tek olarak yaratp, kendisine geni servet ve gz nnde duran oullar verdiim, kendisi iin (nimetleri nne) serdike serdiim o kimseyi bana brak; (15) stelik o (nimetlerimi) daha da arttirmam umuyor; (16) Asla (ummasn)! nk o, bizim ayetlerimize kar alabildiine inatidir; (17) Ben onu sert bir yokusa sardracam!; (18) Zira, o dnd tand, lt biti; (19) Cani ikasca, ne biim lt biti! (20) Sonra, cani ikasca tekrar (lt bitI); nasl lt bitiyse! (21-25) Sonra bakt. sonra kaslarn att, suratini asti. En sonunda, kibirini yenemeyip srt evirdi de: -'Bu (Kur'an),dedi, olsa olsa (sihirbazlardan renilip) nakledilen bir sihirdir. Bu insan sznden baka bir ey deildir-'.; (26) Ben onu sekara (cehenneme) sokacam; (27) Sen biliyor musun sekar (cehennem) nedir?; (28) Hem

163

(btn bedeni helak eder, hibir ey ) brakmaz, hem (eski hale getirip tekrar azap etmekten) vazgemez o; (29) nsann derisini kavurur". (K. 79 el-Mddessir 11-29) Velid'in ya da onun etkiiyle hareket edenlerin davranlarna kar Tanrnn fkelendiini ve kendisini teselli ettiini syleyen Muhammed Kurann Hicr Suresine unlar koyar: " (Ey Muhammed! Seninle) alay edenlere kar biz sana yeteriz; Onlar Allah ile beraber baka bir tanr edinenlerdir. (Kmn doru olduunu) yaknda bilecekler; Onlarn syledikleri eyler yznden senin cannn sikildiini andolsun biliyoruz; Sen imdi Rabbini hamd ile tesbih et ve secde edenlerden ol!" (K. 15 Hicr 95-98) Kendisinin ne bir sihirbaz ne de bir deli olmadn, Kurann insan yaps deil Tanr sz olduunu anlatmak iin, yine Tanr'dan vahy geldi diyerek Kur'an'a unlar ekler: "(Resulm!) Sen t ver. Rabbinin ltfuyla sen ne bir kahinsin, ne de bir deli; Yoksa onlar: (O) bir airdir, onun, zamann felaketlerine uramasn bekliyoruz mu diyorlar?; De ki: Bekleyin. Ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim" (K. 52 el-Tur 29-31) Yine bu dorultuda olmak zere, yani Kurann "insan yaps" ya da "sair sz" olmadn anlatmak ve bu arada Velid ile taraftarlarna tehdit savurmak maksadyla Hakka Suresi'ne, Tanr'dan u ayet'lerin gnderildiini bildirir: "Hi phesiz o (Kur'an) ok erefli bir elinin szdr; Ve o, bir air sz deildir... Bir kahin sz de deildir; ne de az dnyorsunuz! (Kur'an) alemlerin Rabbi tarafndan indirilmitir; Eer (Muhammed) bize atfen baz szler uydurmus olsayd, elbette onu kiskivrak yakalardk; sonra onun can damarn koparrdik; Hi biriniz buna engel de olamazd.." (K. 69 Hakka 40-48) Grlyor ki Tanr, Muhammed'in sylemesine gre, Kurann kendi szleri olduunu anlatmak ve Muhammed'e eziyet verenlere atmak zere byle konumakta; ancak ne var ki Tanrnn bu ekilde konutuunu syleyen yine Muhammed! Muhammed'e kar lmsz tutum takndi diye slam yazarlarnn ktlemekten geri kalmadklar dier biri de meyye bn-i Halef 'dir. ou yazarlar onu, Muhammed'in hayatna kast etmi gibi gsterirler ve "Kfrn ba" diye tanmlarlar. Oysa ki onun yapt ey, Muhammed'i "peygamber" olarak kabul etmemek ve ara sra onu alaya almak olmutur. rnein bir def'asnda eline rk bir kemik paras geirerek Muhammed'e gelmi ve: "Ya Muhammed! Rabb'in bunu diriltir mi zannedersin?" deyip kemii ovalam, flemi ve Muhammed'le eglenmtr. O tarihlerde Muhammed henz gl durumda olmad iin, ona kar pek bir ey yapamam, sadece: "Evet, Cenab-i Hak bunu evvelemirde yaratt gibi diriltir; seni de Cehennem'e koyup azab eder" diye karlk vermitir (Bkz. Sahih-i..., Cilt VII, sh. 88). Bu arada Kur'an'a koyduu ayet'lerle onu, iim zikretmeden, Tanr tarafndan cezalandrlacaklar arasna katmtr. Muhammed'in "Tanr" anlayna kar olan muhalefetini meyye bn-i Halef, daha sonraki dnemler itibariyle de devam ettirmekten geri kalmamtr. Bunun ilgin bir rnei u: Hicret'ten sonraki bir tarihte Abdurrahman bn-i Avf adnda biri, Mekke'deki mallarnn ve yaknlarnn himayesi iin, eski bir dostu olan meyye bn-i Halef'e mektup yazar. Onun Medine'deki mallarnn korunmas iini stne alacan da mektuba ekler. Mektubun altini da

164

Abdurrahman diye imza eder. Arapca'da Abd szc "kul" ve Rahman szc de "Tanr" demek olduu iin bu ad "Tanrnn kulu" anlamna gelir. Ve bu ad o, mslman olduktan sonra almtr; daha nce kulland ad ise Ubeyd bn-i Amr'dir. Mektubu okuyan meyye, imza yerinde Rahman adn okuyunca arkadana cevap verir ve yle der: "Senin ubudiyyet ettiin Rahman ben tanmam, sen bana cahlyyetteki isminle yaz". Anlatmak istedii ey, Muhammed'in getirmek istedii "Tanr" anlayn geerli saymaddr. Bunun zerine Abdurrahman, yeniden mektup yazar ve altini da Ubeyd bn-i Amr diye imzalar . Aradan az gemeden Bedir sava olur. Bedir gecesi meyye ile olu Ali, korunma istemek zere Abdurrahman bn-i Avf'in yanna gelirler. O srada Abdurrahman sava zirhini hazrlamakla mesguldur; ona : "Ey abd-i ilah, bizimle mesgul olman ve bizi siyanet etmen (koruman), bu zirhtan hayrldr" diyerek yardm dilerler. Abdurrahman da onlar, daa gtrp saklamak zere ellerinden tutar ve yola koyulur. Fakat tam bu srada Bilal-i Habei diye bilinen ve Muhammed'in sevgiine sahip bulunan kii onlar grr. Sylendiine gre vaktiyle Mekke'de iken meyye, mslman oldu diye Bilal'e bir ok def'alar eziyet etmitir. Gya bir def'asnda onu kizgin bir kumluk zerine arka st yatrm, gsne iri bir kaya paras koyarak saatlerce gne altnda brakmtr, fakat Bilal, buna ramen "Allah birdir, Allah birdir" demekten geri kalmamtr. Ve ite imdi meyye'yi grmekle Bilal intikam almak ister ve etrafndaklere: "Yakalayiniz! Eer meyye bu def'a kurtulursa, ben necat (kurtulu) bulmam" diye avaz avaza bairir ve onu ldrmek uzere arkasndan yetimee alr. Fakat Abdurrahman arkadan kurtarmak iin, onun olu Aliyi sanki meyye imi gibi gsterir ve gelenler kl darbesiyle ocukcaizi delik deik ederler. Bu arada Abdurrahman, elinden tuttuu meyye ile kamaktadr. Fakat Bilal ve yanndakler arkalarndan yetiirler. Abdurrahman kendisini meyye'ye siper yapmak ister, ancak basarl olamaz ve Bilal sngsn meyye'nin bgrne saplayp hem kendisi iin ve hem de Muhammed adna gemi yillarn intikamn alm olur (Bkz. Sahih-i..., Cilt VII, sh. 86-89).

165

XLVII) BN- MM- MEKTUM ADINDAK KR MSLMAN KYE KARI MUHAMMED'N LMSZ EKLDE DAVRANIP TANRI TARAFINDAN AZARLANMASININ HKAYES (K. 80 Abese1-10). Biraz nce belirttiimiz gibi Muhammed, her ne kadar Tanrnn, her zaman ve her hususta, kendisine yardmc olduunu sylemekle beraber, Kurey ileri gelenlerinin ilgisini ekmekten ve yardmlarn salamaa almaktan da geri kalmazd. O kadar ki bu yzden ban derde bile soktuu olmutur. rnein gnlerden bir gn Kurey ileri gelenlerinden Velid b. Mugire, Cehl b. Hisam ve meyye b. Halef ve Abbas b. Abd'l-Muttalib (ki o tarihte henz mslman olmamt) gibi kimselerin sokakta bir araya gelip sohbet eder olduklarn grnce, hemen yanlarna yanasp konumalara katlr. Fakat tam o srada bn-i mm-i Mektum adnda mptezel kilikli, fakir ve kr bir mslman kii yanna yanasr ve: "Ya Resulallah! bana Kur'an okut. Allahn sana ta'lim ettiinden bir ey ta'lim et" diye ricada bulunur. Muhammed bundan rahatsz olur. Adamn sylediklerine aldrs etmeyip, nllerle konumasna devam eder. Fakat kr adam sylediklerinde israrldr; Muhammed'in aldrmazlna ramen oradan ayrlmaz ve "Bana Kur'an okut" demekte israr eder. Muhammed'in dnd o'dur ki eer, konumakta bulunduu Kurey nllerini terkedip adama iltifat edecek olursa etrafta: "Bu dine hep fakirler, zayiflar, kleler, a'malar (krler) giriyor" eklindeki konumalar artacaktr (Bkz. Sahih-i..., Cilt II, sh. 580) . te bu nedenle kr adamn israrl tutumunu sona erdirmek ve onu bandan savmak ister, yzn eksitip honudsuzluunu belli eder. Bu arada konumakta olduu kimseler de dalp gitmilerdir. Onlarn iltifatini kazanamad gibi, bir de kr ve fakir adama bu ekilde kt davranmakla kendi taraftarlarndan pek ounu incitmi olur. Onlar kaybetme endiesiyle hemen yapt hatay dzeltmeye alr ve Tanrnn bu olay dolaysyle kendisini ikaz ettiini syleyerek Kurann Abese Suresi'ne u ayet'leri koyar: "(Peygamber, kr adamn) kendisine gelmesinden tr yzn eksitt ve geri dnd. (Resulm! onun halini) sana kim bildirdi! Belki o temizlenecek , yahut t alacak da o t ona fayda verecek. Kendini (sana) muhta grmeyene gelince, sen ona yneliyorsun. Oysa ki onun temizlenip arinmasndan sen sorumlu deilsin. Fakat kosarak ve (Allah'tan) korkarak gelenle de ilgilenmiyorsun.." (K. 80 Abese 1-10). slam kaynaklarnn bildirmesine gre o tarihten sonra Muhammed ne zaman bn-i mmi Mektum'a rastlasa iltifatlarda bulunur ve ona: "Rabbmn bana itabina bais olan yar-i sadkim, merhaba" (Tanr'min beni ikaz etmesine sebeb olan sadk dostum, merhaba) der ve bir eye ihtiyac olup olmadn sorarm (Bkz. Sahih-i..., Cilt II, sh. 580) Kur'an yorumcular Muhammed'in, bu tutumunu, onun "Hak peygamber olduuna kant" sayarlar ve "Hi kimse (kendi) kendisini bu ekilde tenkid etmez" derler (Bkz. Diyanet Vakfi, Kur'an evirisi, Abese Suresi 1-10). Oysa ki bu tutum, "kendi kendini tenkid" niteliinde bir davran olmaktan ziyade, taraftarlarn kaybetme endiesinden doma bir ey olarak Muhammed'in gnlk siyasetine yararl bir nitelik tar. u bakmdan ki Muhammed, yukarda grld gibi, srf Kurey ileri gelenlerinin kendisini kmsememeleri ve rnein "Bu (slam dinine) hep fakirler, zayiflar, kleler, a'malar (krler) giriyor" eklinde dnmemeleri iin, yanna yaklaan kr ve fakir adama kt davranmakla, kendi taraftarlarn gcendrm olmaktayd. O dnemde (yani Mekke dneminde) henz glenmedii ve taraftarlarnn says da ok az olduu iin (zira 10 ya 13 yillik bu dnem boyunca kendisine inandrabildii taraftarlarnn says 80 ila 100 civarnda olmutur), bu tr lmsz davranlarla taraftar kaybetmesi (ya da yeni taraftar

166

kazanamamas) kendisi iin ok sakncal sonular yaratabilirdi. Bundan dolaydr ki, yukarda belirtildii gibi, kendisini hata yapm ve bu yzden Tanr tarafndan azarlanm gibi gstermekle, yine kendi gnlk siyaseti bakmndan kendisine yararl bir zm bulmutur.

167

XLVIII) MSLMANLARI NAMAZA AIRMAK N EZAN OKUNMASININ VE OKUNURKEN DE OK YKSEK SESLE OKUNMASI GEREKTNN HKAYES (K. A'raf 44; Maide 58; Cum'a 9) slam'da m'minleri namaza armak iin ezan okunur. Ezann szck anlam, "bildirme" (il'am) demek olup, bu anlam Tanrnn "ulu" olduunu, Tanr'dan baka tapacak bir ey bulunmadn, Tanrnn "peygamberinin" Muhammed olduunu, namaza durmann ve 125 kurtulua kmann yolunun bu olduunu ierir . Ezan sesini duyanlarn namaza gitmeleri kosuldur. Kur'an'da: "Ey iman edenler! Cuma gn namaza arldnda (ezan okunduunda) hemen Allah anmaya kosun ve al verii brakin..." (K. 62 Cum'a 9) diye yazldr. Ezan okunduu zaman, onun iitenlerin bunu kendi ilerinden tekrar etmeleri gerekir. Ezann mmkn olduu kadar fazla sayda kimseler tarafndan duyulabilmesi iin yksek sesle okunmas gerekir. Bunun nedenini birazdan greceiz, fakat daha nce unu belirtelim ki hicret'in birinci ya da ikinci ayina gelinceye kadar (yani Muhammed'in kendisini "Peygamber" olarak ilan ediinden 13 ya da 14 yl sonrasn gelinceye kadar) slam'da, ezan okumak diye bir ey yoktu. Sadece sokaklara adamlar karlr ve bunlar "Buyurun namaza, buyurun namaza" diye arda bulunurlard. Fakat Hrstiyanlarn an alarak, Yahudilerin de boru ttrerek din salklerini ibadete ardklarn izleyen Abdullah b. Zeyd adnda biri, ru'yanda Mslmanlar iin buna benzer bir usul grdn sylemi, ve Muhammed'in benzeri bir rya grmesi zerine de ezan'la ilgili vahyin indii kabul edilmitir (Bkz. Sahihi..., Cilt I, sh. 551-2). O tarihten itibaren namaza ar, ezan yolu ile olmaa balamtr. Ezan okuyana da "mezzin" denir. Fakat mezzinler'in grevi sadece bu dnya yaam srasnda ezan okuyarak "inanrlar" namaza armaktan ibaret deildir. Onlarn bir de Cennet'e gidenler ile Cehenneme'e gidenler arasndaki konumalar srasnda Cehennem ehline "lanet'ler" yadrma grevi vardr. rnein A'raf Suresi'nde yle yazl: "Cennet ehli, cehennem ehline: -'Biz Rabbmizin bize vadettiini gerek bulduk; siz de Rabbinizin size vadettiini gerek buldunuz mu?-' diye seslenir. -'Evet'- derler. Ve aralarndan bir mezzin: -'Allah''in laneti zalimlerin zerine olsun-' diye bairir" (K. A'raf 44) Burada geen "mezzin" szc "arc" anlamndadr . Ve bu "mezzin", Tanrnn lanetinin "zalimler" (yani Tanr yolundan alkoyanlar) zerine olmas iin baracaktr. Bu ii yaparken ne ekilde baracaktr, pek bilemiyoruz; ve fakat bildiimiz u ki, yer yz yaamlar srasnda mezzin, halk namaza arrken, mmkn olduu kadar ve avazi kt kadar yksek sesle bararak ezan okumak zorunluundadr, nk, slam kaynaklarnn bildirmesine gre Muhammed bunun byle olmasn emretmitir; yksek sesle ezan okuyan mezzinlere de bir takm mkafatlar va'd etmitir. Ezann yksek sesle okunmasn emretmesinin sebebi de eytan kairtmaktr, nk Muhammed'in sylemesine gre, ezan ne kadar yksek sesle okunursa eytan da o kadar uzaklara kamis olur. Ezan sesi ne kadar uzaga giderse, ve ne kadar uzaktan duyulursa, onu iitenlerin says o kadar ok olacak, ve bylece namaza duranlarn says da fazla olmu olacaktr. Gerekten de Buharnn Ebu Hreyre' den rivayetine gre Muhammed, ezan okunduu zaman eytann, ezani duymamak iin, pr tela uzaklara katn ve kaarken de "yellendiini" u szleriyle belirtmtr: 168
126 127

"Namaza nida edildii (arld) vakit eytan, ezani iitmemek iin (yahud ezan sesini duymayacak yere kadar, yahud duymiyayim diye) yz-geri edip (kemal-i tela ile) yellene yellene kaar. Nida btnce (vesvese etmek zere dner) gelir. Namaz iin tesvib (yani ikamet) edilince yine (evvelki gibi) yz-geri kaar. Tesvib de btnce yine (vesvese iin) gelip insan ile nefsi arasna sokulur. Falan eyi hatrla, falan eyi hatrla diyerek (namazdan evvel insann) hi de aklnda olmayan eyleri yadettirir (durur). Ta (insan) ka rek'at kldn bilmez oluncaya kadar (kendisiyle urar)" (Bkz. Sahih-i... Cilt II, sh. 558-563; hadis no. 360). Muhammed'in bu sylediklerinden anlalan u ki eytan, ezani iitmemek iin kamaktan baka bir are bulamyor; hem de byk bir korkuya ve dehete kaplarak ve dizlerinin ba zlmcesine kaiyor; ve ylesine bir telala ki snrleri boanp bedeninin mafsallar (eklemleri) gevedii iin "yellene, yellene" kaiyor. slam "bilginlerine" gre eytann, ezan sesinden bylesine rkp kamasnn nedenleri eitlidir. Bir kere ezan namaza ardr; namaz ise mslman kiiy, Tanr'ya en fazla yaklatran bir ibadet tarzidir. eytan ise Tanr'ya yaklamak istemedii iin namazdan kamay tercih eder. Yine bunun gibi ezan, dinsel kurallar ve verileri ilan anlamna geldii iin eytan kendisini bundan uzak bilir, daha dorusu bunlar duymak iine gelmez; bu itibarla ezan duymamak ister. te yandan mezzin sesini duyan kim varsa, kyamet gn onun lehine tanklkta bulunacaktr (onun lehine ahadet edecektir); oysa eytan bunu yapmak durumunda kalmak istemez; nk mezzin'in arsna uymakla, kendisini, ona tanklk etmek gibi, mskil bir durumda bulacaktr (Bkz. sahih-i... Cilt II, sh. 562, 564). Ve ite bu nedenlerle eytan, ezan okunurken, ezan sesini duymiyayim diye, byk bir telaa kaplarak, yz-geri edip "yellene yellene" kaar; ta ki ezan sesini duymayaca bir yere gelene kadar. Fakat ezan sesi kesilince, vesvese etmek zere dner. Ancak ezan szlerinin cemaat tarafndan tekrarlandn grmekle (yani namaz iin "tesvib" edilince) yine evvelki telala kamaa balar. Tekrarlamann bttn anlaynca yine dner ve namaza duran ile onun nefsi arasna sokulur ve onu artmaa alr: "Sunu syle, bunu syle" diyerek kiiye, hi de aklnda olmayan eyleri syletib durur. Bylece onu, ka rek'at kldn bilemez duruma sokuncaya kadar, uraip durur. Grlyor ki btn mesele, namaz klnaca zaman eytan, mmkn mertebe uzaklara kairtmaktr. Bylece hem namaz arsn iitenlerin says artacak ve hem de namaza duranlarn akl karsmayacaktr. Bu ise mezzin'in gr ve yksek sesle ezan okumasna baldr. Ve ite bunu salayabilmek iin Muhammed, mezzin'lere bir takm mkafatlar, bir takm kazanlar va'd'inda bulunmutur. Bu mkafatlar ve kazanlar arasnda, yksek sesle ezan okuyan mezzinin boyunun, kyamet gn, uzun olacandan tutunuz da gnahlarnn balanmasna varncaya kadar pek eitli nitelikte olanlar vardr. Gerekten de Buharnn Ebu Hreyre'den rivayetine gre Muhammed, mzzinlerin, ezan okurlarken "La ilahe illa'llah" szlerini tekrarladklar iin, kyamet gn uzun boylu olacaklarn sylemitir. hadis aynen yle: "Mezzinler, La ilahe illa'llah dedikleri iin yevm-i kyamette (yani "kyamet gnnde") boynu, yani boyu en uzun olanlar olacaktr" (Bkz. Sahih-i..., Cilt II, sh. 565) yle anlalyor ki yer yz yaamlar srasnda uzun boyluluk, akl ve zeka yeterlii bakmndan pek makbul saylmaz iken (nk byk zeka ve dehaya sahip kimselerin genellikle kisa boylu olduklar sylenir), kyamet gun farkl bir deerleme ile uzun boylular makbul saylacaklardr.

169

Fakat Muhammed'in sylemesine gre mezzinler, (eer yksek sesle ezan okuyacak olurlarsa) kyamet gn uzun boylu olmaktan gayr, bir de Tanr indinde makbul grnmek ve gnahlardan kurtulmak gibi nimetlere de konacaklardr. rnein Buharnn Ebu Said'den rivayetine gre Muhammed, mezzin sesini iiten kimselerin, kyamet gn onun lehine ahadette bulunacaklarna dair yle demitir: "Mezzin sesinin yetitii yere kadar ins, cin, (hatta) hibir ey yoktur ki (ezan) duymus olsun da kyamet gn mezzin iin (hsni=lml) ahadette bulunmasn" (Buharnn Ebu Said'den rivayeti iin bkz. Sahih-i Buhari Muhtasari..., Cilt II, sh. 563, hadis no. 361). Bundan dolaydr ki Muhammed zamannda baz kiiler, lde davar gtmeyi seven akraba ve ahbablarna yksek sesle ezan okumay salk verirlermi. rnein Buharnn verdii bir rnege gre Abd'r-Rahman b. Abdullah'a babas yle dermi: "Gryorum, sen davar (beylemeyI) ve badye'yi (lde oturmay) seviyorsun. Davarlarnn banda, yahud badyende iken namaz iin ezan okuyacak olduun vakid tiz (yksek) sesle nida et. Zira mezzin sesinin yetitii yere kadar ( ins, cin (hatta) hibir ey yoktur ki ezani duymus olsun da kyamet gn mezzin iin (iyi tanklkta) bulunmasn" (Bkz. Sahih-i... Cilt II, sh. 564). Anlalan o ki, mezzin'in sesini, sadece insanlar ve cinler deil fakat ayn zamanda aa, tas, kesek vs... gibi canszlar da iittkleri iin bu cansz eyler dahi, kyamet gn, mezzin lehine tanklkta (ahadet'de) bulunacaklardr. Nitekim bunun byle olduunu u hkmden anlamak mmkn: "Aa, kesek, tas, cin, ins, hibir ey yoktur ki, (mezzin) sesini iitsin de ona ahadette bulunmasn" (Bkz. bn-i Huzeyme'nin Sahih'inde yer alan bu hadis iin Diyanet'in Sahih-i Buhari Muhtasari... cilt II, sh. 565 bakiniz) Bu dorultuda olmak zere Muhammed'in bir baka vesileyle belirttiine gre mezzin, yksek sesle ne kadar bairirsa, Tanr indinde o kadar muteber olacaktr, nk sesinin gtt lde "hayr-dua" alacak, ve sesini iittrebildii mesafede olmak zere gnahlarndan kurtulacaktr. te yandan mezzin'in ezan yolu ile namaza toplad cemaat'a katlanlar, sanki yirmi be namaz klm gibi kabul edilirler ve iki namaz arasndaki gnahlar kendilerine balanr. Ebu Hreyre'nin rivayetine gre Muhammed'in syledii yle: "Mezzine, sesinin yetitii yer nisbetinde mafiret olunur. Ratb u yabis (yani "taze-kuru") her ey de ona hsn-i (lml) ahadette bulunur. Da'vet ettii cemaat namazna hazr olana da yirmi be namaz yazlr. Ve iki namaz arasndaki gnahlar balanr" (Ebi Davud'un Snen adl kitabnda yer alan bu hadis iin bkz. Sahih-i..., Cilt II, sh. 565) Grlyor ki yksek sesle ezan okunduunda sadece mezzin mkafatlandrlm olmuyor fakat ayn zamanda fakat onun namaz iin toplad cemaat'a katlanlar dahi gnahlardan kurtulmu olmaktalar. Sylemeye gerek yoktur ki, gerek mslman olan kiilerin, bu durumda yksek sesle ezan okunmasna kar koymalar sz konusu olamayacaktr. Esasen Muhammed, ezan okunmasn yok edici ya da snrlayc her trl davranii su niteliinde saymtr. Kiilerin ya da toplumun ezan okunmasna kar direnmelerini ceza konusu yapmtr. nk onun anlayna gre ezan slam dininin "siari"dir ve bu nedenle terkedilmesi caiz deildir. Ona gre bir lkede ezan okunmas slam'in oradaki varlnn kantdr. Ve eer bir belde halk ezani terketmek zere karar alm ise (velev ki bu karar oy 128 birliiyle alinmi olsun) o belde halkna kar "kital" (yani "vurusma", "sava") gerekir . Nitekim slam kaynaklarnn bildirmesine gre kendisi hep byle yapmtr. rnein Enes (b. Malk) 'in bildirmesine gre Muhammed, bir kavmin zerine yrd zaman, sabah olmadka saldrya gemez beklerdi. Sabah olunca ezan sesi iitirse saldrmaz, savatan

170

vazgeerdi. Ezan sesi iitmezse zerlerine yrr baskn ederdi (Bkz. Sahih-i..., Cilt II, sh. 5658, hadis no. 362). Bu vesile ile eklemek gerekir ki ezan yksek sesle okutmann Muhammed'e salad bir takm yararlar vardr ki bunlarn banda, namaza duranlarn ok sayda olmalar ve bunlarn Muhammed iin Tanr'dan dua'da ("vesile niyazinda") bulunmalar gerei gelir. Yani ezani iitenler, mezzin'in sylediklerini tekrar edecekler (rnein "ahadet ederim ki Muhammed Allahn peygamberidir" diyecekler) ve Muhammed iin "Aleyhisselatu vesselam" ya da "Sallallah aleyh de sellem" dua'larn okuyacaklardr. Bunu yapacak olurlarsa Tanrnn "efaatne" mazhar olacaklardr. nk Muhammed yle demitir: "(Ezan okununca) mezzinin dediini deyiniz. sonra bana tasliye ediniz. Sonra benim iin (Tanr'dan) vesile 129 niyazinda bulununuz" . Burada geen "tasliye" szc biraz yukarda deindiimiz gibi "Aleyhisselatu vesselam" diyerek dua etmek demektir; "vesile" szc ise "cennet'de (Muhammed iin) bir menzil (konak yeri) dileme" anlamna gelir. Yine bunun gibi Muhammed, ezani dinledikten sonra kendisi iin dua edip Cennette bir yer dileyenlerin, Tanr tarafndan "on kez" efaata kavuacaklarn bildrm, yle demitir :"(Ezani iittkten sonra) bana salat selam getirin. Zira her kim bana tasliye ederse ondan dolay Allahu Teala ona on kere tesliye buyurur. Sonra benim iin Allah'dan vesileyi dileyin, nk o Cennet'te bir menzildir ki ibadu'llahtan (yani "Tanr kullarndan") yalnz bir kuldan bakasna layk olmaz. Umarm ki o kul ben olaym. yle ise benim iin vesileyi her kim 130 Allah'tan dilerse efaat hak eder" (Bkz. Sahih-i..., Cilt II, sh. 573) Grlyor ki ezann mmkn olduu kadar yksek sesle okunmas, hem mezzin'in, hem namaz klanlarn ve hem de asl Muhammed'in yararlarna olan bir seydir. Btn bunlardan kan sonu u olmaktadr ki eriatn egemen olduu bir lkede ezann, insanlarn saliina sakncal olacak derecede yksek okunmasna engel olmak mmkn deildir. Meer ki orada bir Atatrk ikip lkeyi laik'lik ve uygarlk rayna oturtmus ola!

171

XLIX) CEHENNEM'DE, KARNINDAN DIARI FIRLAMI BARSAKLARI ETRAFINDA, DERMEN MERKEB GB, DNEN KNN HKAYES: Muhammed'in lmnden sonra nc halife olarak slam devletinin bana geen Osman b. Affan, her ne kadar iman sahibi ve iyi bir insan olmakla beraber, basarl bir ynetim salayamad iin, halkn dmanln kazanmt. Hem halk arasnda, ve hem de asl memur snfinda, Osman'a kar fitne saanlar vard. Fakat Osman bu davranlardan habersizdi, ya da bunlara kar kayitsiz kalmaktayd. Bu nedenle baz kiiler, Osmann en yakn dostlarndan biri olan same bn-i Zeyd 'e bavurarak: "Osman'a gitseniz de halk arasndaki fitneyi anlatarak izaleye (gidermeye) alsanz" derler. Bu kiilere same u yant verir: "phesiz beni siz, Osman'a sylemiyor sanrsnz. Ona gizlice verdiim tleri size duyuracak mym? Ak syleyip de fitne kaps amaksizin gizlice sylerim. Ve o kapy aan ilk kii olmam. Hem ben Resulullah...(tan) iittm bir szden sonra bir kii hakknda zerimde emir olunduundan dolay -'Bu adam nasn (halkn) hayrlsidir'- demem" Yani demek ister ki Osman aleyhinde sylenenleri, mnasib bir dil ile ve bakalarnn dikkatn ekmeyecek ekilde, gizlice Osman'a bildirmektedir, ve bu ii bu ekilde yapmakla eriat gereince hareket etmektedir. nk eriat'a gre devlet adamlarna, halkn dilekleri "tatli bir dil" ile bildirilmek ve gizlice t verilmek gerekir. Daha baka bir deyimle devlet adam kt bir ey de yapsa, ona, halkn ve bakalarnn duymayacaklar ekilde t vermek gerekir. Ve unu ekler ki, eriatn bu emrine uymayan kii, Cehennemde, karnndan dar frlayan barsaklar etrafnda, deirmen merkebnn dnd gibi dnecektir. Sylediklerinin doru olduunu kantlamak zere de, Muhammed'in u emrini onlara aklar: "Kyamet gnnde bir kii getirilip Cehennem'e atlr da Cehennem'de onun barsaklar derhal karnndan dar kar. Sonra o kii (barsaklar etrafnda) deirmen merkebnn deirmende dnd gibi dner. Bunun zerine Cehennem halk, o kiinin bana toplanp da: -'Ey filan! Hal ve sann nedir? sen bize (dnyada) iyilikle emredip bizi ktlkten nehyeden (bir t) deil mi idin?'- derler. O da: -'(Evet ben yle idim. Fakat) ben sizi ma'ruf (eriata caiz bilinen) ile emr ederdim. Halbuki kendim yapmazdm. Yine ben sizi mnkerden (eriata yaplmas hos karlanmayan eylerden) nehyederdim de kendim ilerdim!'- diye cevap verir." [Buharnn same'den rivayeti olan bu hadis iin bkz. Sahih-i..., Cilt IX, sh. 50, hadis no. 1351] Yukardaki satrlardan anlalan u ki, eriat hkmlerini bakalarna uuulaypta kendisini bu emirlerden uzak klan kii, Cehennem'e atlacak ve orada, karnndan frlam olan barsaklar etrafnda, merkebin deirmende dnd ekilde dnp duracaktr. Bu tr szlere, ve byle bir Cehennem tanmna tank olduka, aklc dncenin temsilcisi olan kimselerin, "Kutsal" diye bilinen kitaplar hakkndaki grlerini anmamak mmkn olmuyor. rnein, aimizin en byk dnrlerinden biri olan Bertrand Russell, din kitaplarnda yer alan Cehennem tanmn, gaddar duygularn ifadesi olarak kabul eder, ve hele farkl inanca sahip ya da kendi toplumunun yaam ve geleneklerine kafa tuttu diye kiileri 131 . Cehennem ateine atlm grmenin insancil duygularla bagdasmayacan syler Anlatmak istedii udur ki Cehennem denilen ey "Yce" ve "yiliksever" bir Tanr anlayyla uyum salamaz; bu itibarla "cehennem" fikrini, insanlarn kafasndan uydurulmu ey olarak kabul etmek gerekir.

172

Her ne kadar dier dinlerde de (Budizm hari) Cehennem kavram, dehet verici bir manzara arz'ederse de, bunlardan hibirini slam eriatinin ngrd Cehennem tanmyle kyaslamak mmkn deildir. Bundan nceki kesimlerde eriatn ngrd Cehennem tanmna ksaca deinmitik. Tekrar etme bahasna anmsatalm ki, bu tanma gre Cehennem, "ok yakc ve kavurucu" bir alevle alevlendirilmi, "kaynar su ve irinlerle" doldurulmu bir yerdir ki, bu ekliyle Kur'an'da en azndan 50 ya da altm kez geer. Bir ka rnekle yetinmek gerekirse, Kamer Suresi'nde: "O gn yzst atete srklendiklerinde -'Cehennemin tadn tadn'denir" (K. Kamer, 48) diye yazldr. Mddessir suresi'nde Tanrnn: "Ben onu sekara (cehenneme) sokacam; Sen biliyor musun sekar nedir? Hem (btn bedeni helak eder, hibir ey brakmaz) hem (eski hale getirip tekrar azap etmekten) vazgemez o; nsann derisini kavurur..." diye konutuu yazldr (K. Mddessir 26-29). Hmeze Suresinde: "...Andolsun ki o 'hutama'ya atlacaktr. Hutamann ne olduunu sen bilir miin? Bu, Tanrnn tutusturulmu bir ateidir ki, yreklere kecektir. Allahn, tutusturulmu, (yandka) tirmanp kalplerin ta stne kan ateidir. Onlar (bu atein iinde) uzatlm stunlara balanmlar ve o vaziyette o (ates) zerine kapatlmtr" diye yazldr (K. 104 Humeze 4- 9). Sad suresi'nde: "Onlar cehenneme girecekler. Oras ne kt bir kalma yeridir; ite bu, kaynar su ve irindir. Onu tatsnlar..." der, gya Tanr (K. 38 Sad 56-57). Cehennemdeki atein bykl Kur'an'da yle belirtlyor: "Kukusuz ate yle kivilcim atar ki, saray gibidir. Kivilcimlar birer sari devedir sanki. Yalanlam olanlarn o gn vay haline" (K. Mrselat 29-34). Cehennem ateinin "yakt" ise "insanlar ve talardr" (K. Bakara 24; Tahrim 6; mran 10) Ve ite yine Muhammed'in sylemesine gre, "alevli atelerle" ve "kaynar su ve irinle" dolu olan Cehennem'in yedi kaps (ya da yedi kesimi) vardr ve cehennemlik olanlar, snf snf bu yerlere yerletirileceklerdir (K. Hicr 43-44). Sylendiine gre bunlardan birincisine "inanrlarn gnahkarlar" gireceklerdir; dierlerine ise srasyle Hrstiyanlar, Yahudiler, 132 Sabiiler, Mecusiler, Putataparlar ve Mnafiklar yerletirileceklerdir . Cehenneme atl yle olacaktr: "Kafirler blk blk cehenneme srlecekler. Nihayet oraya geldikleri zaman kaplar alr. Ve bekileri onlara: -'Size, iinizden, Rabbinizin ayetlerini okuyan, bugne kavuacanzi ihtar eden peygamberler gelmedi mi?-' derler. -'Evet geldi'- derler ama, azap sz kafirlerin zerine hak olmutur" (K. Zmer 71) Cehenneme atlanlara yiyecek olarak, erimi maden gibi bir ey olan "zakkum agaci" ndan verilecektir; karnlarn onunla doyuracaklardr; bu aa "cehenemin ta dibinden kan bir aatir" ve "tomurcuklar da birer eytan ba gibidir" (K. Saffat: 62-66; Vakia: 51-54). Cehennemdekilerin iecekleri suya gelince o da "kaynar su" ve "kanl irin" den ibaret bir seydir (K. Nebe': 24, 254; Sad: 55-58; Hakka: 35-37). Bu kaynar su sadece iecek olarak deil fakat ykanmak zere kullanlacaktr; yani cehennemliklerin balarndan dklecektir 133 stlerine (K. Duhan: 47-50; Saffat: 68) Cehennem ateine atlanlarn stlerinde ve altlarnda da kat kat ate yn vardr (K. Bakara: 175; Zmer: 16) ve yanma srasnda onlarn derileri kavrulup dklrken, yerlerine baka deri gelecek ve bylece yanma azab hi bitmeyecektir (K. Nisa: 56). Yanma srasnda kiinin barsaklar karnndan dar kacaktr; sonra o kii narsakalri etrafnda deirmen merkebnn deirmende dnd gibi dnecek ve dnerken cehenem halk onun bana toplanacak ve 134 onunla alay edecektir Cehennemde lm sz konusu olmad iin cehennemliklerin azab ebediyetler boyunca srp gidecektir (K. Fatr: 36,37).

173

lgin olan husus udur ki, eriat verilerine gre Tanr, cehennemi insanlarla ve cinlerle dolduracana dair kendi kendine sz vermitir; te yandan cehenneme ne kadar ok insan ve cin atlrsa atlsin, cehennem'in gz doymamaktadr. Nitekim Kur'an'da Tanrnn: "Biz dileseydik, herkesi doru yola eritirdik. Ne var ki: -'Andolsun ki, cehennemi, cinlerle ve insanlarla dolduraracam'- diye bir sz kmtr benden" (K. Secde 130) diye konutuu yazldr. "Yce" ve "adil" olduu kabul edilen bir Tanrnn, herkesi doru yola sokabilecek iken byle yapmayp cehennemi cinler ve insanlarla dolduracana dair kendi kendine sz vermi olmasn anlamak elbetteki kolay deildir. Bu itibarla insanlarn cehenneme atlmalarnn hikayesini bellemenin ve belletmenin, fikirsel gelime bakmndan ne yarar salayabilecei meskuk grnmektedir.

174

L) MUHAMMED'N, EBU LEHEB'LE SRTMESNN VE BU YZDEN TANRININ EBU LEHEB HAKKINDA "K EL KURUSUN" DYE BEDDUA ETMESNN HKAYES (K. 111 Leheb ya da "Tebbet" , ya da "Mesed" Suresi 1-5 , 18 Kehf 23-24) Kurann 111ci Suresi, "Leheb" ya da "Tebbet" adyla bilinir; aynen syledir: "Ebu Leheb'in iki eli kurusun! Kurudu da. Mali ve kazandklar ona fayda vermedi. O alevli bir atete yanacak. Odun tayc olarak ve (gzelim) boynunda hurma lifinden bklm bir ip olduu halde kars da (atese girecek)" (K. Tebbet 1-5). Grlyor ki Sure'de Ebu Leheb'in ellerinin kurumas ve kendisinin de alevli bir atete yanmas temenni edilmektedir. Ebu Leheb diye ad geen bu kii Muhammed'in amcalarndan 135 biri olan Abd al-Uzzadr . Muhammed onu kendisine ba dman bildii iindir ki Ebu Leheb adyla tanmlamtr; nk "Leheb" szc "alev" anlamndadr; bu durumda Ebu Leheb ad "alev babas" anlamna gelmektedir. Kur'an'da ve halk arasnda kullanlan ad da bu olmutur. te yandan Sure'de "iki eli kurusun" diye yazl olduu iin bu sure'ye "Tebbet" suresi ad da veilmitir, nk "kurusun" szcnn karl "tebbet"dir. Ve nihayet Sure'de Ebu Leheb'in karsnn da (ki ad mmu Cmeyl bint-i Harb'dir); sylendiine gre, tpk kocas gibi, Muhammed'e eziyette bulunduu iin, bu sure'ye "Mesed suresi" ad da verilir. Fakat her ne olursa olsun durum u ki Tanr, Muhammed'in sylemesine gre, Ebu Leheb'i kendisine muhatap edinerek ona beddualar etmektedir. Sadece onu deil fakat onun karsn da, "odun tayc" ya da "odun hammal" diyerek aalamaya almakta ve onunla "hurma lifinden rlm bir ip de gzelim boynunda" diyerek alay etmektedir. slam kaynaklarna gre mm Cmeyl, dikenler topliyarak demek yapar, bunlar iple balayp srtna balar ve 136 sonra Muhammed'in geecei yollara dermi . Bu arada Muhammed'in taraftarlar ile mrikler arasnda sz getirip gtrerek fesad yaratmaa alrm. Bu yzden Tanr gya ona Kur'an dilinde "odun hammal" adn vermimis. Ebu Leheb'e kar olan fkenin kkeni ise, Muhammed'in kendi kendisini "peygamber" olarak ilan ettii ilk gnlere iner; yleki: slam kaynaklarnn anlatmasna gre Tanr, gya Muhammed'e, peygamberlik iine balamas iin emir verirken: "(nce) en yakn akrabani uyar" (K. Suara 214) der. Bu emri aldktan sonra Muhammed, evinden karak Safa tepesi 137 diye bilinen ve biri-biri zerine yigilmi byk ta kmelerinin bulunduu yere varr ; orada en yksek bir kayann stne ikip: "Ey Kurey buraya geliniz, toplannz! Byk bir i karnda bulunuyorsunuz" diye avazi kt kadar yksek sesle bairir. Ve bu seslenisini Kurey kabilesinin eitli oymaklar itibariyle yapar, rnein: "Ey Fihr oullar; Ey Adiy oullar, Ey Abd-i Menaf oullar; Ey Abd'l-Muttalib oullar, vs... diye her bir oyma ayr 138 ayr kosup gelmee arr . Bu ekilde bartyi duyanlar: "Bu seslenen kimdir?" diye birbirlerine sormaa balarlar. Bunun Muhammed olduun anlaynca, balarnda Ebu Leheb olmak zere hep birlikte gelip Muhammed'in evresinde toplanrlar. Gelemeyenler de merak edip renmek isterler ve adam gnderirler. Bu kiileri etrafnda toplanm grnce Muhammed yle der: "Ey Kurey cemaat! Allah'dan kendinizi (ibadet ve ubudiyet mukabilinde) satn alarak (O'nun azabndan) kurtarnz. Bu azabdan halasnz (kurtulmanz) iin ben, Allah tarafndan verilmi hi bir nufuz ve kudrete malk deilim" (Bkz. Sahih-i..., Cilt IX. sh. 245-6).

175

Bunlar syledikten sonra bu ayn szleri, Kurey oymaklarn ayr ayr anarak tekrarlar; rnein: "Ey Ka'b bn-i Ley oullar", "Ey Mrre bn-i Kab oullar", "Ey Ay Abdlmuttalib oullar", "Ey abd-i Menaf oullar" vs... diye her birine hitab ederek ayn eyleri tekrarlar. Muhtemelen onlara rnek olmak zere halas Safiye ile kendi kz Fatimann da adn zikreder: "Ey Muhammed kz Fatima! Siz de kendilerinizi Allah'dan ibadet mukabilinde satn aliniz da azabndan kurtulunuz..." eklinde konuur. Szlerini bitirdkten sonra onlara sorar: "Bana cevap verir misiniz? Ben size u dan eteinde veya u vadde dman svarii var, zerinize baskn edecektir, desem, bana inanr misiniz?" . Onlar da gya: "Evet inanrz! nk btn tecrbelerimizde seni hep sadakatli, hep doru bulduk. Yalan hususunda hi tecrbemiz gemedi" derler. Onlarn bu ekilde konumas zerine Muhammed: "yle ise ben size ileride iddetli bir azab gn bulunduunu, mcrimlerin o zaman azab edileceklerini haber vermee ve azabdan sizi men etmee me'murum" der. Fakat Ebu Leheb, btn bu olan biten eyleri "sama" bulur ve Muhammed'in bu tr davranlarna kar kar. Bylesine "sama ve bat" kabul ettii bir ey iin arlm olmay lml karlamaz ve Muhammed'e seslenir:: "Ya Muhammed! yazk sana, her gn hsrana urayasn, bizi bunun iin m buraya ardn" der (Sahih-i..., Cilt IX. sh. 246). Ve bu tarihten sonra da Muhamed'e husumet beslemekten ve muhalefet etmekten geri kalmaz. Ancak unu belirtmek gerekir ki bu husumet, Muhammed'in, Kur'an'a ayet'ler koyarak Ebu Leheb hakknda amansz beddualarda bulunmasn gerektirecek kertede deildir. Ebu Leheb'in yapt en zararl ey, Muhammed'in taraftar toplamasn engelemekti. Yoksa onun hayatna kastetmi deildi; nk kastetmi olsa onu o zamanlar ldrtebilirdi. ldrmek yle dursun fakat, bn shak ve bn Hisam gibi kaynaklardan renmekteyiz ki Ebu Leheb, Mekke'deki oba'lar aras kavgalar srasnda Ebu Talib'e destek olmak suretiyle Muhammed'e, dolaysyle koruyuculuk yapm saylr; nk Ebu Talib, bilindii gibi, Muhammed'i alt yandan itibaren yetitiren, ona babalk eden bir kimsedir. Ve ite Ebu Leheb, Muhammed'e babalk eden, onu koruyan bir kimseyi korumutur; bunu yapmakla Muhammed'e dolaysyle yardmc olmu demektir. Fakat buna ramen Muhammed, mr boyunca Ebu Leheb'e kar kin beslemi ve bu kinini sadece Kur'an'a koyduu yukardaki ayet'lerle deil fakat Ebu Leheb'in lmnden sonra da en iddetli bir ekilde izhar etmekten geri kalmamtr. Sylemeye gerek yoktur ki yukardaki sure'lerde yer alan satrlar, Muhammed'in Ebu Leheb ile karsna kar snrsz bir fke beslediini ve bu fkesini, Tanr'dan geldiini syledii ayet'lerle dile getirdiini gstermektedir.

176

LI) MUHAMMED'N "NAALLAH" (YAN "TANRI DLERSE") DEMEDEN YAPMAA KALKIMASI ZERNE, TANRININ GCENP, VAHY GNDERMEKTE GECKMESNN HKAYES: (K. Kehf 83, 86, 94) Biraz yukarda deindiimiz gibi slam kaynaklar, Ebu Leheb'le birlikte onun kars mm Cmeyl' i de, ba dman gsterirler ve buna sebeb olarak da bu kadnn, mriklerle Muhammed'in taraftarlar arasnda sz getirip gtrdn, ve tarlalardan toplad dikenleri 139 Muhammed'in geecei yollara dediini , ve bu yzden ona Kur'an dilinde "odun hammal" adnn verildiini belirtirler. Fakat btn bunlardan gayr bir de mm Cmeyl 'in, bir olay vesilesiyle Muhammed'e: "eytan gelmekte gecikti" diyerek hakaret ettiini sylerler ki hikayesi yle: Gnlerden bir gn mriklerden (putatapar'lardan) ya da Yahudi'lerden bir gurup 140 Muhammed'e gelerek "Zl-Karneyn" ve "ruh" konusunda soru sorarlar (K. Kehf 83) . Daha nce deindiimiz gibi, Zl-Karneyn, Kur'an'da geen ve fakat kesin olarak kim ve ne olduu bilinmeyen bir addr. slam bilginleri bu konuda bugne gelinceye kadar farkl grlere sahip olmulardr. rnein Beyzavi gibi Kur'an yorumcularna gre Zl-Karneyn, eski Yunan'da Byk skender diye bilinen ve Atlas okyanusundan Orta Asya'lara kadar yerleri igal ederek Cihan egemenlii kuran, ve Ye'cuc ve Me'cuc denen bozguncu "kafirleri" cezalandran bir kumandandr (K. Kehf 86, 94). Peygamberlik niteliine sahip olduu kesin olarak bilinmemekle beraber iyi bir "m'min" olduu sylenir. Baz yorumculara gre de ZlKarneyn, kendisine Tanr kitab verilen ve Byk skender'den nce gelmi olan bir peygamberdir. Ve ite Zl'Karneyn' in ne olduu konusunda bilgi almak zere soru soranlara Muhammed, o an cevap veremez: "Bu sorduklarnzin karln size yarn mutlaka bildiririm" eklinde bir eyler syler. Fakat ne var ki sorularn cevabn derhal bulamaz. Bulamaynca Tanr'dan vahy inmediini, Cibril'i gremediini syleyerek znt izhar eder. stelik rahatsz olduunu ve 141 rahatszlk yznden bir iki gece namaza kalkamadn ekler . Bunu frsat bilen mm Cmeyl: "Muhammed'in eytan Muhammed'e gelmekte arlat" diyerek Muhammed'i amatayla alaya alr; sorulan sorular cevaplandramad iin onun byle yaptn anlatmak ister. Buna fevkalede hiddetlenen Muhammed, Tanrnn kendisini unutmadn, ve nitekim unutmadna dair vahy gnderdiini syleyerek Kur'an'a u ayet'i koyar: "kuluk vaktine ve skuna erdiinde geceye yemin ederim ki (Ey Muhammed) Rabbin seni brakmad ve sana darlmad..." (K. 93 ed-Duha 1-3). Fakat bununla da yetinmez bir de neden dolay Tanrnn vahy gndermekte geciktiini anlatr: anlatmasna gre her hangi bir ie balarken mutlaka "inaallah" (yani "Allah dilerse") demek gerekir, nk Tanr kendisine yle demitir:"Sakn Habibim! Yapacan bir i iin 'Allah dilerse'- demedike -'Bunu yarn muhakkak yaparm'- deme" (K. 18 Kehf 23-24). Yani demek ister ki kendisine soru soranlara: "Bu sorduklarnzin karln size yarn mutlaka bildiririm" derken "inaallah" (Allah dilerse) szcn kullanmad iin, Tanr vahiy gndermekte gecikmitir ve bir daha byle yapmamas iin imdi bu ayet'i indirmitir.
142

177

Ve ite yukardaki hikaye, her iin Allahn dileiyle olduunu vurgulamak ve mslmanlarn hi bir ise "inaallah" demeden kalkmamalarn salamak zere mslmanlara belletilir; buna destek olarak da Muhammed'le ilgili yukardaki rnek verilir. Ancak ne var ki bu rnek unu gstermektedir ki, her hangi bir ii lml sonuca balamak, sadece"inaallah" demek suretiyle dahi mmkn olamamaktadr; nk biraz yukarda deindiimiz gibi Muhammed, "naalah" diyerek Zl-Karneyn ile ilgili soruya cevap verirken dahi, bunun ne olduunu kesin bir tanma balayamam ve bu yzden ZlKarneyn'in ne olduu bugne gelinceye kadar bilinememi ve slam bilginleri bu yzden birbirlerine girmilerdir.

178

LII) IPLAK EKLDE YIKANAN MUSANIN ELBSELERN ALIP KAAN TAIN HKAYES (K. 33 Ahzab 69) Kafirlere kar girist savalardan birinde elde edilen ganimetleri paylatrrken Muhammed, baz kiilerin trazina maruz kalr. Bu kiiler kendilerine az pay verildiini, haksizlik edildiini syleyerek yaknmaktadrlar. Bu yaknmalardan rahatsz olan Muhammed, kendisine eziyet edildiini syler ve vaktiyle Musa'ya da eziyet edilmi olduunu hatrlatarak Kurann Ahzab Sure'sine u ayet'i koyar: "Ey iman edenler! Siz de Musa'ya eziyet edenler gibi olmayn. Nihayet Allah onu, dedikleri eyden temize kard. O, Allahn yannda erefli idi." (K. 33 Ahzab 69). Musa'ya eziyet edildii rneini verirken Muhammed, muhtemelen Tevratn Saylar adl kitabnda geen bir olay (Bkz. Tevrat/ Saylar, Bap 12: 1-16) kendisine dayanak edinmi olmaldr ki, o da udur: Musa Habe asll bir kadn alr; fakat kardeleri miryam ile Harun bunu uygun bulmazlar ve Musa aleyhinde konuurlar. konuurken de Tanrnn sadece Musa araclyle deil; fakat kendilerinin araclyle de konutuunu sylerler; bylece kendilerini, Musa kertesinde grm olurlar. Fakat Tanr konuulanlar iitir ve fkelenir: nk Musay onlara stn bilmektedir. Bu fkeyle Musa ile birlikte Miryam'a ve Harun'a seslenir: "nz de toplanma adrna ikin" diye emreder (Bkz. Tevrat/ Saylar, Bap 12: 4). de toplanma adrna giderler. Tanr "bulut direinden" iner ve adrn kapsnda durur; Harun ile Miryam'i yanna arr ve onlara Musay kendisine peygamber semis olduunu bildirerek: "yle ise kulum Musa aleyhinde sylemekten niin korkmadnz?" der ve fkesi alevlenmi olarak "bulut adrnn" zerinden eklp gider (Bkz. Tevrat/ Saylar, Bap 12:6-10). Gider gitmez Miryam "kar gibi czaml" olur. Harun onun bu halini grnce korkar ve Musa'ya : "Aman efendim, rica ederim, budalalk ettiimiz ve su ilediimiz iin zerimize su koyma" diyerek Miryam'in haline bir are bulmas iin yalvarmaya balar (Tevrat/ Saylar, Bap 12: 11-13). Onun bu yalvarmas zerine Musa Tanr'dan ricada bulunur: "Niyaz ederim, ey Allah, ona sifa ver" der (Tevrat/Saylar: Bap 12: 13). Tanr Musann niyazini kabul eder fakat Miryam'in utan duymas iin yedi gn ordugahin diina karlmasn emreder. Miryam ordugahin darinda yedi gn braklr ve sonra getirir (Tevrat/Saylar, Bap 12: 14-15). Fakat Muhammed, Tevrat'daki hikaye'yi, bu ekliyle aklamad iin, Kur'an'a koyduu ayet'in: "Musa'ya eziyet edenler gibi olmayn." eklindeki szlerinin nasl bir olaya dayand bilinmez. Bununla beraber Buharnn Ebu Hreyre'den rivayetine gre Muhammed'in anlatt bir masal yukardaki ayet'e dayanak iini grr. Bu masala gre gya Beni srail (Yahudiler) ykanrlarken plak ve birbirlerine baka baka ykanrlarm. Musa ise bunu hayasizlik bildii iin yalnz bana ykanmay tercih edermi. Bu yzden halk onun aleyhinde konuur ve: "Vallahi Musay bizimle beraber ykanmaktan men' eden ey (mutlaka) debbe, yani kasgi ikik olmasidir" diyerek ona "eza" ederlermi. Musa, yine bir gn ykanmaa gttnde, soyunup elbisesini bir tan zerine koymu. Fakat tas, elbiseyi alp kamis. Musa bunu grnce: "Aman tas, rubam! Aman tas, rubam!" diyerek , ve alabildiine kosarak tan arkasna dm. Beni srail onu bu halde grnce: "Vallahi Musa'da bir kusur yokmu" diyerek onun ardnca gitmi. Musa kosa kosa nihayet ta yakalam ve elbisesini alp tasa gzel bir dayak atmi. Buharnn sylemesine gre dayak yznden o tasta "hala alt, yahud yedi bere izi" kalmmis (Bkz. Sahih-i Buhari Muhtasari..., Cilt I, sh. 211, hadis no. 196).

179

LIII) Kur'an okumay ihmal edenlere, yalan syleyenlere, zina edenlere, ve faiz yiyenlere verilecek feci cezalar konusunda MUHAMMED'N GRD DEHET VERC R'YANIN HKAYES slam kaynaklarnn bildirmesine gre Muhammed, bakalarnn grdkleri r'yalar dinlemekten ve kendi grd r'yalar bakalarna anlatmaktan byk zevk duyarm. Hemen her sabah, halka namaz kldrdiktan sonra : "Bu gece sizden kim r'ya grd?" diye sorar ve eer birisi r'ya grm ise ona anlatmasn emredermi. R'yay dinledikten sonra da, o kimsenin r'yasn tabir edermi. Yine bir gn bu ekilde sorupta halk'tan: "Hayr iimizde r'ya gren yoktur" eklinde yant alnca: "Lakin bu gece ben bir r'ya grdm" diyerek, dinleyenleri dehete dren r'yasn anlatr. Gya Cibril ile Mikail adndaki iki melek gelip kendisini fezaya karmlar, ve gnahkar insanlarn uradklar feci cezalarn ne olacan ona gstermilerdir. Muhammed'in kendi azndan kt ekliyle hikaye yle: "(R'yam'da) grdm ki, iki melek bana geldi. Bunlar iki elimi tutup beni dz bir fezaya kardlar. Orada bir kimse oturuyordu, dier bir adsam da ayakta duruyordu. Elinde demirden atal bir kanca vard. Ayaktaki adam bu atal kancayi oturann sazinin sa tarafna, ta kafasna kadar sokuyor ve azn bu ksmn paralyordu. Sonra bu adam, azn dier tarafini da bu suretle tahrib ediyordu. Bu srada azn sa ksm iyi olmu bulunuyordu. Bir def'a da buraya dnyor yine kancayi sokup paralyordu. Bu meleklere ben: -Bu adam kimdir? ve bu hal nedir?- dedim. Melekler: -Hi sorma, ileri yr- dediler. Birlikte ileri gttk. Nihayet arka st yatmi bir adamn yanna geldik. Bunun basucunde da ir adam oturmus, elinde yumruk cesametinde bir tas. Bununla (yani bu tasla) yatan adamn ban kiriyordu. Tasi bana her vurduunda, ta yuvarlanp gidiyordu. O adam da arkasndan ta almaa kosuyordu. O dnp gelmeden bunun ba iyi oluyor, eski haline avdet ediyordu. O adam avdet edince yine bana vurup eziyordu. Bu meleklere ben: -Bu adam kimdir?- diye sordum. Melekler: -Hi sorma, ileri yr- dediler. leri gttk. Firin gibi alt geni, st dar bir delie eritik. Bu deliin altnda ate yaniyordu. ate, alevlenip ykseldike iindeki insanlar da ykseliyor, hatta (delikten) cikmaa yaklaiyorlard. atein alevi saknletike de aa dnyorlard. Burada plak erkekler, plak kadnlar vard. Bu iki melee ben: -Bunlar kimdir?- diye sordum. Melekler bana: -Hi sorma, ileri git- dediler. Yrdk, ta ki kandan bir nehrin iinde ayakta bir adam diklyordu. Bu nehrin kenarinda da bir adam duruyordu. nnde nar gibi yuvarlak talar bulunuyordu. Nehirdeki adam yksek sahile doru gelip kmak isteyince sahildeki adam enesine bir ta atyor, nehirdekini eski yerine iade ediyordu. kmak iin sahile doru gelmee her teebbs ettike, sahildeki, hemen enesine bir ta frlatyor, onu eski yerine reddediyordu. Bu iki melee ben: -Bu nedir?- diye sordum. Melekler: -Sorma, ileri yr- dediler. Birlikte yrdk. Yesil bir baheye vardk. Bu bahede byk bir aa vard. Bunun dibinde ihtiyar bir adamla birtakm ocuklar bulunuyordu. Bu agaca yakn

180

bir tarafta da, birisi, nnde ate yakmakla mesguld. Melekler benimle bu agaca ktlar. Beni bir eve koydular ki, ben bundan gzel bir ev grmedim. Burada ihtiyar, gen bir takm erkekler, kadnlarla ocuklar vard. Sonra melekler beni buradan ikadlar. Benimle agaca yukar ktlar ve beni esknden daha gzel ve daha kiymetli bir eve koydular. Burada da ihtiyarlar, genler vard. Meleklere: -Beni bu gece iyi gezdirdiniz. imdi bana grdm eyleri bildirin- dedim. Melekler: -Evet (anlatalm) dediler: Hani u az paralandn grdn kimse yok mu? Bu bir yalanc idi, o, dnyada daima yalan sylerdi. Bunun nesrettii yalan afaka yaylrd. te bu yalanc, kyamet gnne kadar bu suretle azab olunacaktr. Hani u ba ezildiini grdn adam da yok mu? Cenab-i Hak bunun Kur'an renmesine hidayet etmi de (bu nimetin kadrn bilmiyerek) butn gece (Kur'an okumayp) uyku uyumutu, gndz de Kur'an ile amel etmemiti. Bu da (kyamet gnne) kadar bu suretle azab edilecektir. Hani o delik iinde grdn plaklar yok mu? Bunlar da bir alay zanlerdir (Zina edenlerdI). Nehirde grdn de faiz yiyen haramkarlardr." imdi hikayemizin burasnda birazcik duralm ve yukardaki dehet verici satrlar tekrar okuyalm. Grlyor ki Muhammed, dnya yaam srasnda bir takm "kt" eyler yapanlarn, rnein yalan syleyenlerin, zina edenlerin, Kur'an okumayanlarn, faiz alanlarn vs... urayacaklar azab, insann tylerini diken diken edercesine anlatmakta. Akla gelen ilk soru u: beseri duygular bylesine trpleyen bir eitim sistemiyle lml sonu almak mmkn mdr? Mmkn olmu mudur? Bu sorunun cevabi ortada: u bakmdan ki 1400 yl boyunca bu eitime tabi tutulmu mslman toplumlar, lml saylabilecek bir sonuca ynelememilerdir. Hikaye'nin geri kalan ksmna gelince. Yukardaki ibret verici anlatimdan sonra Muhammed, mslmanlara ve onlardan ayr olarak kendisine bahs edilecek mukafatlar sergilemekte. Yukarda kaldmiz yerden ve yine Muhammed'in anlatt ekliyle hikayemize devam edelim: "(Melekler Muhammed'e): Agacin dibindeki ihtiyar, brahim (Halil aleyh's-selam)dir. 143 brahim'in etrafndaki ocuklar da insan evladdr . O ate yakan da Cehennem'in bekisi olan 'Malk' tir. Girdiin birinci ev, btn m'mimlerin - msterek- kkdr. kinci grdn -muhteem- saray da sheda sarayidir. Ben Cibril'im, bu da -kardeim- Mikail'dir. Ya Muhammed... : -ban yukar kaldr- dedi. Basm kaldrdm, ne greyim? Yukarda beyaz bayrak mali bir bulut. Melekler: -'te buras senin makamindir'- dediler. Ben: -'Beni brakiniz, u makamma gideyim'- dedim. Meleklere: -'Hayr daha senin tamamlamadn baki mrn vardr. Onu ne vakit tamamlarsan, o zaman menzlne gidersin'- dediler". (Buharnn Semre bn-i Cndeb'den rivayeti olan bu hadis iin bzk. Sahih-i... , Cilt IV, sh. 595 ve d., hadis no. 681). Grlyor ki Muhammed, "m'minlere" ayrlm olan yerde deil, fakat kendisine tahsis edilmi "beyaz bayrak mali bir bulut"taki makamda oturacana dair Meleklerden sz alm olduunu belirterek ru'yasn sona erdirmekte.

181

LIV) FARE'NN DEVE ST MEYP KOYUN ST MESNN YA DA, TANRININ, BAZI KAVMLER, FARE, DOMUZ, VE MAYMUN EKLNE DNTRMESNN HKAYES (K. A'raf 163-6; Maide 60): eriat kaynaklarnda yer alan hikayelere gre Tanr, gnahkar baz kavimleri, vaktiyle hayvan ekline dntrmtr. rnein kmn maymun, kmn domuz, kmn fare ekline sokmutur. Bir iki rnekle yetinelim: Buharnn Ebu Hreyre'den rivayetine gre Muhammed, bir kez yle demitir: "Beni srail'den bir kavim (mesh olunup) beser tarihinden slnd. Bilinmez ki, o kavm ne (fenalk) ilemitir. Ben zannetmem ki, o mmet fareden baka bir eye mesh ve tahvil edilmi (dntrlm) olsun . nk fare (isin) diye (bir yere) dev st konulursa, onu imez de koyun st konulursa onu ier..." (Bkz. Sahih-i... Cilt IX, sh. 68, hadis no. 1364144). Muhammed'in bu szlerinden anlalan u ki Tanr, Yahudi kavimlerinden birinin tm mensuplarn, gnah ilediler diye, fare ekline dntrm, bylece bu kavmin yeryznden slnmesine vesile olmutur. "Nedir bu kavmin gnahi ki fare ekline dntrlmek suretiyle cezalandrlmtr?" bunu bilemiyoruz; pek muhtemelen Tanr emirlerine kar geldikleri iin byle bir cezaya uram olmalilar. "Neden dolay fareler deve st imezler?" sorusuna gelince, bunun yantn yine slam kaynaklarnda bulmaktayiz: gya Tanr, Beni srail'den olan bu kavme, devenin stn ve etini haram klm imi Ve bu yasak nedeniyle bu kavmin insanlar, asla deve st imez, deve eti yemezlermi. Ve ite Beni srail'den olan bu kavim fare'ye dntrld iindir ki fareler st imez olmularm! (Bkz. Sahih-i... Cilt IX, sh. 69). Ancak ne var ki, i bununla bitmi olmuyor. nk slam bilginleri, Muhammed'in bu szleri yznden baz hususlarda gr ayrlndalar. Bu gr ayrl, insanlarn fare'ye (ya da baka cins bir hayvana) dntrlp dntrlmedii konusunda deildir; nk btn bu "bilginler" dntrleceine inanmlardr. Gr ayrl, hayvan ekline dntrlen insanlarn soy sop aynen devam devam edip etmedikleri konusunda kendisini gstermekte. Bu gr ayrl da, Mslim'in, Ebu Said Hdri'den rivayetine gre Muhammed'in, baka bir vesile ile: "Allah, meshedilen (hayvana dntrlen) mmet iin oluk, ocuk, soy sop brakmamtr" eklinde konumus olmasndan dogmutur. Daha baka bir deyimle Muhammed, bir Had'inde hayvana dntrlen kavmin yeryznden slndn syledii halde, bir baka hadis'inde, kavmin aynen (yani dntrlm bulunduu hayvan eklinde) devam ettiini bildrmtr. Ve ite birbiriyle tezad teskil eden bu iki hadis nedeniyle 'Ulema"dan bazlar, rnein Zeccac Ebu shak ile bn-il Arabi gibi "bilginler", hayvan ekline sokulan kavimlerin aynen devam etmekte olduklarn sylemilerdir. Onlara gre halen mevcut bulunan hayvanlar (rnein fareler, maymunlar), vaktiyle Tanr tarafndan bu ekle dntrlen kavimlerin soyundan gelmilerdir. Buna karlk baz "bilginler" de hayvana dntrlen kavimlerin soy sop yeryznden slndklerini sylemilerdir. Bununla beraber "bilginlerin" byk ounluu, yukardaki iki gr uzlatrma yolunu semilerdir. Onlara gre Muhammed, nce birinci inana ve fakat daha sonra ikinci inana eilimli olmutur. Bundan dolaydr ki, ilk balarda hayvana dntrlen mmetleri "aynen devam eder sanarak" fare'lerin, fare ekline sokulan kavmin devam olduunu haber vermitir. Fakat daha sonra Tanr gya Muhammed'e, hayvan ekline dntrlen kavmin devam etmediini "vahyetmitir" (Bkz. Sahih-i..., Cilt IX, sh. 70)

182

Fakat ortada yine de akl kurcalayan bir husus vardr ki, o da Tanrnn, baka kavimlere 144 (rnein Araplara) devenin stn ve etini helal kld halde (rnei En'am Suresi, ayet: ve d.) Yahudi kavminden bazlarna haram klddr! slam kaynaklarndan renmekteyiz ki Tanr gnahkar kavimleri sadece fare ekline sokmuyor, fakat bazan koyun bazan da domuz ekline sokuyor. Gerekten de Kur'an'da, insanlarn Tanr tarafndan maymun'a ya da domuz'a dntrlmelerinden sz edilmitir. rnein, daha nceki kesimnlerde deindiimiz gibi, A'raf Suresi'nde (ayet 163-166) , Tanrnn koyduu "Cumartesi" yasana uymayan bir Yahudi kavminin maymuna dntrld anlatlmtr. lgili ayet'de Tanrnn yle konutuu yazl: "Kibirlenip de kendilerine yasak edilen eylerden vazgemeyince onlara: 'Aalk maymunlar olun'- dedik" (K. 8 A'raf Suresi, ayet 163). Bu kavmin hikayesini yukardaki blmlerde grdmz iin 145 burada ayrca durmaya gerek yok . Fakat buraya eklemek gereken ey, Tanrnn lanetledii ve gazap ettii kimselerin maymun, domuz ekline sokulduunu belirten u ayet'dir: "De ki: ... Allahn lanetledii ve gazap ettii, 146 tapanlar kard kimseler. te bunlar, aralarndan maymunlar, domuzlar ve taguta durumu daha kt olan ve doru yoldan daha ziyade sapm bulunanlardr" (K. Maide 60). Kur'an yorumcularndan Beyzavnn aklamasna gre burada sz konusu olanlar Yahudi kavimlerinden bazlardr; gya bu kavimlerin genleri maymuna, ihtiyarlar ise domuza dntrlmlerdir Tanr tarafndan. Baz yorumcular ayet'de sz edilen kimselelerin yahudilerle hrstiyanlar olduunu, ve maymunluk ile domuzluun onlarn "heyetlerini" ifade ettiini, ve bunlarn Muhammed'e "kafir" olarak gelip "kafir" olarak ayrldklarn sylerler (Bkz. Kurann, mer R. Dorul evirisi). .

183

LV) EYTANIN, EV FARESN YANGIN CNAYETNE ZORLAMASININ, VE MERKEBN DE EYTAN GRNCE ANIRMASININ HKAYES: slam bilginlerinden Tahavnn Ahkam'l-Kur'an adndaki yaptnda Ebu Said Hudrnn rivayetine dayal olarak Muhammed'le ilgili yle bir hikaye var: Bir gn Muhammed, kandln sndrmeden uykuya dalar. Fakat uykusunun en derin bir annda, hafiften bir grlt ile uyanr; bir de bakar ki bir ev faresi, kandln yanmakta bulunan fitilini yakalam olarak evi atee vermek zeredir. Hatta Muhammed'in yanndaki seccadenin el kadar byklkteki bir yerini yakmtr bile! Derhal yerinden kalkt gibi fare'nin arkasnsan kosar ve fare'yi bir vurusta ldrr. Suna inanr ki, eytan fare'yi kandrm ve yangn cinayetine srklemitir. Bundan dolaydr ki, eytan'a kanm olan fare'yi gnahkar hayvanlardan ilan eder. Bylece ev faresine, "fasikcaz" (Fuveysika) adnn verilmesine vesile olmu olur ("Fasik" szc "gnah ilemi" ya da "gnah ilemee hazr" yaratk demektir). Bu inanla halka (ve bu arada zellikle ihraml hacilara) ev faresi grdkleri zaman hemen ldrmelerini emreder; yle der: "Siz uyumak istediinizde kandlnzi sndrnz. nk eytan bunun gibi hayvanlar yangn cinayetine sevkeder". (Bkz. Sahihi..., Cilt IX, sh. 70). Mslim'in Sahih adl yaptndan anlaldna gre bu emir, sadece kandln deil fakat yanmakta olan atein dahi sndrlmesini ierir. Bununla beraber mescidlerde asl bulunan kandllerin bu emrin dnda kald anlalmaktadr. Her ne kadar yukardaki hikayenin ve ev farelerinin ldrlmesi gerektii emrinin, yangna vesile olabilecek halleri nlemek anlamna geldii sylenebilirse de, insanlar akl dlayan bu tr rneklerle eitmenin lml hi bir yn bulunmad da ortadadr. Sylemeye gerek yoktur ki, eytann, ev faresini yangn cinayetine srklediine inanan kimseler iin, merkebin eytan grmekle anrdiina ve horoz'un da melek grd zaman ttne inanmas kadar doal bir ey olamaz. Nitekim eriat kaynaklarnn bellettiklerinden renmekteyiz ki Muhammed bir kez yle demitir: "Horozlarn ttn iittnzde (dlieklerinizi) Allahn fazl' kereminden isteyiniz! Zira horozlar melek grmlerdir (de yle tmslerdir) . Merkebin anrmasn iittnzde de eytan (in errin)den Allah'a snnz (ve: Euz bi'llah mne's-eytan'r-racim, deyiniz). nk merkep eytan grm (de yle 147 anrm)dir" (Bkz. Sahih-i..., Cilt IX, sh. 66-68, hadis no. 1363 ) Muhammed'in bu ekilde konumasna sebeb olan hikaye u: gnlerden bir gn Muhammed, halktan kiilerle bir arada bulunurken, hemen yakininda bulunan bir horoz tmeye balar. Horoz sesinden pek holanmad anlalan bir kii: "Allah la'net etsin!" diye beddua eder. Bunu duyan Muhammed hemen o kiiye ikr ve: "Hayr, sakn yle syleme! O (horoz), 148 seni namaza da'vet ediyor" der . nk inand o'dur ki Tanrnn sevdii ses'den biri horoz sesidir. Dier iki ses ise Kur'an okuyann sesi ile sabahin almaa balad srada Tanr'dan gnahlarnn balanmasn isteyenin sesidir. Bu konuda yle dedii sylenir: " sese Allah muhabbet eder: horoz sesi, Kur'an okuyan kiinin sesi, bir de seher vakti Allah'a istigfar edenlerin sesi" (Sa'lebnn rivayetne dayal bu hadis iin bkz. Sahih-i... Cilt IX, sh. 67) Muhammed'in "horoz" konusundaki bu vc szlerini kendilerine destek yapan slam bilginleri, horozlar daha da yceltici grler savunmaktan geri kalmamlardr. rnein Davudi, horoz'un gzel ses'e malk olmak yannda ayrca drt meziyeti daha bulunduunu ve bu meziyetlerin: "seher vakti erken kalkmak", "cmertlik", "cinsi kskanlik" ve "aile bereketi" olduunu bildrmtr. Mslman kiiler bakmndan bu tanmlamann olagan dii 184

bir yn olmad sylenebilir; fakat, biraz olsun dnme geleneine sahip kimselere, horuz'un cmertliini, kskanliini ve hele btn bir kmesi dolduran tavuklara tasallud etmesinin aile bereketine rnek teskil edeceini anlatmann kolay olmad muhakkak. te yandan Kad Heyin ve Raf gibi nl bir kiim "fukaha" (fikih bilginleri), namaz vakitlerinin "tecrbeli horozlarn" sesiyle saptanmasn istemilerdir. Horozlara namaz vakitlerini belletip onlar tecrbeli klmann ne derece mmkn olaca "cai sualdr"!. Fakat btn bu yukarda deindiklerimizden daha da anlalmaz ve daha da saskinlik yaratc gibi grnen bir husus var ki o da horoz sesinin gzelliine karlk, merkep sesinin irkinliiyle ilgili olarak mslmanlara belletilen eriat buyruklardr. Gerekten de Ebu Muse'l-sfehani 'nin Tergib adndaki kitabnda Muhammed'in yle dedii bildirilmekte: "Merkep, eytan grmedike anrmaz. Merkep anrnca siz, Allahu Tealay zikredin (ann), 149 bana da salavat getiriniz (dua ediniz)" . Merkep anrnca Tanry anmann, ve bunu yaparken Muhammed'e hayr-dua'da bulunmann, Tanrnn "ycelii" inaniiyle ya da Tanr'ya "saygnlk" fikriyle ne derece bagdasr olduunu, okuyucunun takdirine brakrz!

DPNOTLAR VE REFERANSLAR
1 eriat, drt kaynaktan kan hkmlerin tm olarak tanmlanabilir. Bu drt kaynak unlardr: Kur'an, hadis, cma-i smet ve kyas-i Fukaha. Bu konuda dier yaynlarma bakiniz, 2 Bu konudaki hadis'ler iin bkz. Sahih-i... (Cilt IX, sh. 308-9, hadis no. 1477) 3 Bu konudaki hadis'ler iin Bkz. Mslim, Kitabu Sifati'l-Mnafikin; Dursun, Kur'an Ansiklopedisi, (Cilt I, sh. 178) 4 Bu konuda benim eriat ve Kadn adl kitabma bakiniz . 13c bask. sh. 75 5 Marmara sniversitesi lahiyat fakltesi Kur'an evirisinden. 6 Glpinarlnn Kur'an evirisine bakiniz. 7 mer R. Dorul'un Kur'an evirisine bakiniz (sh. 353) 8 Bkz. Sahih-i Buhari Muhtasari, (Cilt V, sh. 519) 9 Hacar olarak da yazlr. 10 Sara ya da Sara olarak da yazlr.

185

11 Bu konuda geni bilgi iin bkz. Lloyd M. Graham, Deceptions and Myths of the Bible. s the Holy Bible Holy? s t the Word of God? (Bell Publishing Co., New York 1979, sh. 109 ve d.) 12 Bu konuda bkz. Sahih-i... (Cilt V, sh. 519) 13 Sahih-i... (Cilt V, sh. 516, hadis no. 1017; ayrca Cilt VIII, sh. 44) 14 Bu konuda bkz. bn-i Hisam, Kitab't-Tican ; ayrca Buhari Sarihlerinden Kuteybann beyanalri iin bkz. Sahih-i..., (VI. sh. 520) 15 Bkz. Sahih-i..., ( Cilt IX, sh. 115 ve d. hadis no. 1381) 16 Tabari ve bn shak ve al-Mukanna gibi kaynaklardan rendiimize gre "sis" adnn "sit", ya da "Sas" ya da "Sas" eklinde okunuslar da olduu gibi yukardaki hikaye'nin farkl ekilleri de vardr. 17 Bakara Suresi'nde yle yazl: "Bir zamanlar brahim, smail ile beraber Beytullah'in temellerini ykseltiyor (syle diyorlard): -'Ey Rabbmz! Bunu kabul buyur; phesiz sen iitensin, bilensin-'..." (K. Bakara 127). 18 Beyzevi gibi youmcularn aklamalar byle. 19 Glpinarl, age sh. XV 20 Diyanet Vakfi evirisin bakiniz. 21 Bkz. mer R. Dorul, age, sh. 43 22 Bkz. Sale, age, ( sh.421, Not 1) 23 Luk'a gre ncil'de de, "Karun" ad gememekle beraber bu, zengin bir adam ile kahyasi arasnda oluan bir olay anlatr ve "Hi bir hizmeti iki efendiye hizmet edemez, nk ya birinciden nefret eder, ve tekini sever; yahut birini tutar tekini hor grr. Siz Allah'a ve mammona (zengine) hizmet edemezsnz" eklindeki bir Kssa'ya balanr Bkz. Luk'a gre ncil, Bap 16: 1-13) 24 Kurann Haman'la ilgili ayet'lerine (Kasas 6-8; M'min 24, 36) bakiniz. 25 Taberinin Tefsir'inde bildirilenlerle ilgili olarak bkz. Dursun, Kur'an Ansiklopedisi, (Cilt VIII, sh. 28-29) 26 Diyanet Vakfi evirisi (Lokman 12). 27 Lokman Suresinin 12-14 ayet'lerinin yorumu ile ilgili olarak Glpinarlnn Kur'an evirisine bakiniz. Sh. XCI. 28 Bilindii gibi slam'dan nce eitli din ve inanlara sahip olanlar Kabe'yi hacc etme geleneindeydiler.

186

29 Siyer bn shak, (Akabe yaynlar, stanbul 1988, sh. 112 ve d.) bn shak, srat elResul'Allah, (A. Guillaume evirisi, sh. 21 ve d. ) 30 Bu masal iin bkz. Siyer bn shak, ah. 112-116 ; (eviri'de sh. 21-28) 31 slam Ansiklopedisi' nde "Ebrehe" szcne bakiniz. 32 Taberi, age (1966), II, sh. 227-9; bn shak, age (eviri) sh. 228-9 33 Taberi, age (1966) II, sh. 228); bn shak, age (sh. 228-9) 34 mm-i Seleleme'nin rivayeti olarak Buhari'de yer alan bu hadis iin. bkz. Sahih-i... Cilt XII, sh. 91). 35 Bu konuda bkz. Arsel, Din Adamlar (stanbul 1995, sh. 233 ve d.) 36 Bu konuda Eblfidann al-Muhatasar fi tarih al-basar, adl yaptna bakiniz. Ayrca bkz. Dursun, Kur'an ansklopedisi, (Cilt I. sh. 165-6) 37 Bu yorum Marmara niversitesi lahiyat Fakltesi tarafndan Kur'an Trke'ye evirenler tarafndan yaplr. 38 mer Riza Dorul'un Kur'an evirisine bakiniz. (Sh. 29-30. Not.68). 39 Bu konuda Eblfidann al-Muhatasar fi tarih al-basar, adl yaptna bakiniz. Ayrca bkz. G. Sale, age, (sh. 11) 40 Marmara niversitesi lahiyat Fakltesinin yorumu byle. 41 Bu hususlar iin Pertev Nal Boratav'in slam Ansiklopedisi'ndeki "Hzr" sozc ile ilgili yazna bakiniz. 42 Marmara niversitesi lahiyat Fakltesi tarafndan yaplan Kur'an evirisindeki Bakara 102 ayet'inin yorumuna bakiniz. 43 Bu konuda Syutnn ya da Yahyann yorumlarna bakiniz. 44 Bu konuda A. J. Wensinck'in slam Ansiklopedisi'ndeki "Harut ve Marut" balkl yazna bakiniz. 45 Ayet'de (K. 2: 15): "Biz Yusuf'a... vahyettik" szleri getii iin yorumcular bunu Yusuf'a peygamberliin daha ilk anlardan itibaren verildiine kant sayarlar. Bkz. Marmara Univ. lahiyat Fak. evirisi. 46 G. Sale, The Koran, ( sh. 38 not 2) 47 Kur'an yorumcularnn bu tr aklamalar iin bkz. Dursun, Kur'an Ansiklopedisi, (Cilt V, sh. 96)

187

48 Kur'an'daki ilgili ayet'lerin yorumu vesilesiyle Beyzavi, ve Celaleddin ve Abulfida gibi kaynaklar bu yukardaki masala yer verirler. 49 Diyanet Vakfi yaynlar 50 .R. Dorul'un Kur'an evirisine bakiniz. 51 "Siyer" szc Muhammed'in yaamnn hikayesi demektir. 52 Buharnn Abdullah bn-i Mes'ud'dan rivayeti olan hadis ile bn shak'in rivayeti iin bkz. Sahih-i Buhari Muhtasari... (Cilt IX, sh. 83-4; hadis no. 1371) 53 Bu konuda ayrca bkz. Dursun, Kur'an Ansiklopedisi. (Cilt 1; sh. 200) 54 Taberi, Milletler ve Hkmdarlar Tarihi, (Milli Egtm Bakanl yaynlar, stanbul 1966, Cilt II, sh,. 461) 55 ibid. sh.463 56 ibid. sh, 462 57 ibid. sh. 463 58 Ebu mer et-Tevkani, Kitabu Muaseret'l-Ehleyn (Alint iin, bkz. Gazali, age (1975) ( Cilt II, sh. 121) 59 ibid. 60 Pek ok vesilelerle Muhamed, gizli olan eylerin Tanr tarafndan kendisine bildirildiini sylemitir. rnein bir def'asnda gya Yahudi bir kadn, bir ipe dm yaparak frm ve kuyuya sarkitmi ve bylece Muhammed'in hastalanmasna sebeb olmu. Fakat gya Tanr elFelak Suresini indirmi ve Sure'de: "De ki... dmlere frp by yapan frklerin errinden ... sabahin Rabbine snrm" (K. 111 el-Felak 1-5) diye Muhammed'i bundan haberdar etmi ve Muhammed de Aliyi gnderip dml ipi kuyudan kartmi, dm zms ve hastalktan kurtulmu imi. 61 Btn bu hususlar iin bkz. Teberi, age (1966), (Cilt II, sh. 534 ve d); bn shak, age (1980), 490 ve d. al-Shati, age (1971), sh. 89-91 62 ibid. 63 Zinann drt ahid'le ispati gerektiine dair Nisa Suresi'ne u ayet'i koymutur: "Kadnlarnzdan zina edenlere, bunu ispat edecek aranzdan drt ahit getirin..." (K. Nisa 15, 16) 64 Hafsa olay ile ilgili olarak Beyzevnn yorumlarndan gayr ayrca bkz. bn Sa'd, Tabakat, (Cilt VIII, 136); Taberi, Tahsir (Kahire 1321, XXVIII, 91). al-Shati, age, 82, 110-12. Abbot, age, 50-55;

188

65 Bu konudaki hadis'ler iin bkz. Sahih-i Buhari Muhtasari..., (Cilt XI, sh. 208 ve d., hadis no. 1751, ve sh. 301 hadis no. 1835) 66 Hzeyme b. Sabit'in rivayeti olan bu alnt iin bkz. Ali R. Demircan, slam'a Gre Cinsel Hayat, (Eymen yaynlar, 1986, Cilt I. sh. 228) 67 bn Hanbel'in Msned 'inde yer alan ve kadnn arka organndan temas "el Ltiyyetu'sSugra" (kk lutiyye) olarak tanmlayan hadis iin bkz. Dursun, Kur'an Ansiklopedisi, (Cilt VIII, sh. 33) 68 eytan ayet'lerinin sonradan Kur'an'dan karildii konusunda, Celaleddin Sy-ti, bn Hacer, bn shak, Taberi vs gibi slam dnyasnn en salam kaynaklar hemfikirdir. 69 Bu alnt iin bkz. .R. Dorul, Tanr Buyruu, (sh. 609) 70 Yunus Suresinin 91 ve 92. ayet'lerinin Diyanet Vakfi tarafndan evirisinden aynen. 71 Yunus Suresinin 92. ayet'inin Diyanet Vakfi tarafndan yaplan aklanmasndan. . 72 Makedonyal olmasna ramen skender, Yunan'li olarak bilinir. 73 Bkz. lhan Arsel, Arap Milliyetilii ve Trkler. (nkilap Kitab evi, stanbul 1987, sh. 36 ve d.) 74 Buhari, Sahih: Kitabu'l-Cihad ve Kitabu'l-Fiten; Ebu Davud, Snen, Kitabu'l-Melahim ayrca Kitabu'l- Cihad. Bu konuda daha geni bilgi iin benim Arap Milliyetilii ve Trkler, adl kitabma bakiniz. 75 Bu satrlar Kurann Diyanet tarafndan evirisinde aynen alnmtr. 76 Taberinin Tefsir 'inden bn Abbas'in u yorumu nakledilir: "Tanr ilkin kalemi yaratt. Ve konutu: -Yaz! -Neyi yazayim Tanrm? -Kaderi yaz" Bu alnt iin bkz. Dursun, Kur'an Ansiklopedisi, (Kaynak yaynlar, 1994, Cilt III, sh. 231) 77 Ki daha anlalr ekli yle: Ey Muhammed! Yaratan... Rabbinin adyla oku. Oku, kalemle reten, insana bilmediini bildiren Rabbin en byk kerem sahibidir" (K. Alak 1-5) 78 Bu hadis iin bkz. Sahih-i... (Cilt I, sh. 12-13, hadis no. 3) 79 Sahih-i... (Cilt I, sh. 13) 80 Sahih-i... (Cilt I. sh. 13) 81 Sahih-i... (Cilt I. sh. 15) 82 Sahih-i... (Cilt I. sh. 14.17, hadis no. 5) 189

83 Sahih-i... (Cilt VIII, sh. 116, hadis no. 1158, ayrca bkz. sh. 143, hadis no. 1164) 84 Bu yorumun ada din bilginlerinden M. Hamdi Yazar'a ait olduu hususunda bkz. Diyanet Vakfi yaynlarndan olan Kur'an evirisinde Hud Suresinin 40. ayet'inin aklamasn bakiniz. 85 Diyanet Vakfi yaynlarnda M'minun Suresi, hayet 32'nin aklamasna bakiniz. 86 Tahmin edilen udur ki Muhammed "Azer" adn, Terah'in usa olarak bilinen "Eleazar"in adna nispetle almtr. baz yorumcular "Azer" ile "Terah"in ayn ey olduunu sylerler. 87 Bu ayet'in, yukardaki olay vesilesiyle Ebu Talib hakknda indiine kant olarak Buharnn Mseyyeb bn-i Hazn' dan rivayet ettii "hadis-i Serif" kant gsterilir (Bkz. Sahih-i..., Cilt IV, sh. 533-4, hadis no. 665; ayrca bkz. Cilt X, sh. 52-53, hadis no. 1548, 1549). Ayrca Zeccac'in Meani'l-Kur'an adl yaptnda Kur'an yorumcularnn bu konuda gr birliinde bulunduklar bildirilmekte. 88 Bu konuda daha fazla bilgi almak iin eriat ve Kadn adl kitabmza baklmas! 89 Buhari ve Mslim'den gayr Ebu Davud, bn Mace, Trmizi, Nese'i gibi Snen sahiplerinden gayr bn-i Sa'd ve Beyzevi gibi yazar ve yorumcularn belirttikleri hadis'ler dorultusunda bu sonuca varlabilecei hususunda bkz. Sahih-i..., Cilt IV, sh. 535 ve d. 90 Bu konuda bkz. Dursun, Kur'an Ansiklopedisi (Cilt III, sh. 194) 91 Bu konudaki hadisler, Diyanet leri Bakanlgnn yaynlad Sahih-i Buhari Muhtasari..., ( Cilt V, sh. 516 ve d. hadis no. 1017; ve Cilt IX, sh. 112-114, hadis no. 1380) adl yaptta bulunmaktadr. 92 bn-i Hisam'in Kitab't-Tican adl kitabnda byle yazld ve ayrca bn-i Kuteybe ve Taberi gibi yazarlarnn bu gr destekledikleri anlalmaktadr. 93 Sahih-i..., (Cilt VI. sh. 520) 94 Bu alnt iin bkz. Sahih-i... (Cilt V, sh. 521) 95 ibid. 96 eriatlar bu konuda da yalana ynelip, Zerdst dininin gemi dnemlerdeki usullere dayal bulunduunu ve bu usuller arasnda yukardaki ilkelerin bulunduunu sylerler. Bkz. sahih-i..., (Cilt V, sh. 521) 97 ibid. sh. 519-520 98 baz kaynaklara gre olu olmutur. 99 Bu konuda benim eriat Ve Kadn adl kitabma bakiniz.

190

100 bazlarna gre brahim'in lm, doumundan 16 ay sonra bazlarna gre 17 ya da 18 ay sonra abzilarna gre de bir yl sonra olmutur. Vakidi'ye gre Onuncu Hicret ylnda lmtr. 101 brahim'in lm zerine Muhammed'in cenaze namazini klp klmad tartmaldr. bn Hazm, Ahmed bn-i Hanbel, Sddi, Enes bn- Malk, bn- Aclan vs... gibi kaynaklar bu konuda birbirine zid grler serdederler. Sarih Aynn ise Muhammed'in, ksuf (gne tutulmas) olay nedeniyle cenaze namazini klmayp bakalarna kldrdiini syler ve yle der: "caiz ki Hazret-i peygamber ksuf ile mesgul bulunduu cihetle cenaze namaz bakas tarafndan kldrlmtr" Bkz. Sahih-i..., Cilt IV , sh. 433) 102 Taberi, Milletler ve Hkmdarlar Tarihi (Milli Egtm Bakanl yaynlar 1966; Cilt II, sh. 844) 103 bn-i Tin'in ve bn-i Cevznn ve Buharnn bu konuda syledikleri iin bkz. Sahih-i..., Cilt VII, sh. 230 104 Hezekiel ad slam kaynaklarnda Ezekiel olarak geer. 105 Km yazarlara gre Ezekiel "Peygamber" kimilerine gre de Yarg 'tir. 106 Bu konuda bkz. Turan Dursun, Kur'an Ansiklopedisi, ( Cilt IV, sh. 170-1) 107 Bu konuda ayrca benim eriat ve Kadn adl kitabma bakiniz. 108 Bu itibarla yukardaki ayet'i, erbet ya da sra iimine izin verilmi gibi gstermek yanltr. 109 Diyanet leri Bakanlgnn Kur'an evirisinde: "Hurma aalarnn meyvelerinden ve zmlerden erbet, sra ve guzel rizik elde edersinz..." (K. Nahl 67) diye yazldr ki yanltr. Oysa ki ayet'de geen szck, yukarda belirttiimiz gibi, "eker" olup "sarholuk veren iki anlamna gelir. Nitekim Diyanet Vakfnn evirisinde "Hurma ve zm gibi meyvelerden hem iki hem de gzel gidalar..." denmtr ve yaplan aklamada da ayet'de gecen "eker" szcnn sarholuk veren ey olduu ve bu ayet'in Mekke'de indii ve o tarihlerde sarap ve ikinin "haram" klnmad belirtilmitir. ayn dorultuda olmak zere Turan Dursun'un grleri iin bkz. Kur'an Ansiklopedisi, (Cilt V, sh. 72) 110 Beyzevi gibi Kur'an yorumcular, Nisa 43 ayet'inin bu vesileyle konduunu sylerler. 111 Sahih-i ... (Cilt VII, sh. 249) 112 Hamze bn-i Muttalib ile ilgili bilgiler iin Kitab al-agani'ye ve ayrca bn shak'in Siyer'ine bakiniz. (Siyer bn shak, Akabe yaynalri, stanbul 1988, sh. 229 ve d.) 113 Bkz. Sahih-i... ( Cilt VII, sh. 244 ve d.). Bu hususlar ayrca Mslim ve Ebu Davud gibi kaynaklarda vardr. 114 Sahih-i... (Cilt VII, sh. 247) 115 Sahih-i... (Cilt VII, sh. 1071, ve d. hadis no. 1071) 191

116 Sahih-i... (Cilt VII, sh. 256-7) 117 Sahih-i... (Cilt VII, sh. 257) 118 Sahih-i... (Cilt VII, sh. 256. ve Cilt XI. sh. 94, hadis no. 1698). 119 Hafiz bn-i Hacer'in Feth'l-Bari adl yaptnda, Maide Suresinin 90. ayetinin yorumu vesilesiyle, bu grn yer ald anlalmaktadr. Bkz. Sahih-i... (Cilt VII, sh. 255) 120 Sahih-i... (Cilt VII, sh. 258) 121 Buharin Ebu Hreyre'den rivayet ettii bu hadis iin bkz. Sahih-i... (Cilt XII, sh. 158, hadis no. 2009) 122 yle dedii sylenir: "Kerm (arab), kerem ve semahatn mense'i sanlr. Halbuki kerem ve takvann karargahi m'minin kalbidir". Bkz,. Sahih-i... (Cilt XII, sh. 159) 123 Bu hususlar iin bkz. Taberi, age (1966), Cilt II, sh. 188; ayrca bkz. Sahih-i... (Cilt I, sh. 33-35, hadis no. 18) 124 Turan Dursun, Kur'an Ansiklopedisi, (CLT V, sh. 29) 125 Ezan metni yle: "En byk olan Allahtr ahadet ederim ki Allah'tan baka tapacak yoktur; ahadet ederim ki Muhammed Allahn Peygamberidr; Namaza gelin Gelin kendinizi kurtarn; Allah'tan baka tapacak yoktur" 126 Bu konuda bkz. Dursun, Kur'an Ansiklopedisi, (Cilt V, sh. 97-98) 127 A'raf Suresinin 44.ayet'inde "mezzin" szcnn kullanld konusunda bkz. Dursun, Kur'an Ansiklopedisi, (Cilt V, sh. 97-98) 128 Bkz. Sahih-i..., (Cilt II, sh. 561, 567-8) 129 Mslim'in Abdullah b. Amr b. as 'dan rivayeti iin bkz. Sahih-i Buhari Muhtasari.., (Cilt II, sh. 573) 130 Bu hadis'in, Mslim, Ebu Davud,Nesei ve Tahavi gibi "ravi"ler tarafndan da rivayet olunduu anlalmaktadr. Bkz. Sahih-i... (Cilt II, sh. 573-574) 131 Betrand Russell, Ma Conception du Monde (nglzce'den Franszca'ya eviri, Gallmard, Paris 1962, sh. 74). 132 Bu konuda bkz. Dursun, Kur'an Ansiklopedisi, (Cilt IV, sh. 53). ayrca bkz. Diyanet Vakfnn Kur'an evrii (S-re 15 Hicr 44)

192

133 Dursun, age, ( Cilt IV. sh. 58) 134 Buharnn Usame'den rivayetine dayal bu hadis iin bkz. Sahih-i... (Cilt IX, sh. 51, hadis no. 1351) 135 Abd al-Uzza b. Abd al-Muttalib 136 Bu konuda bkz. A. Glpinarlnn , Kur'an-i Kerim ve Meali (stanbul, Remzi Kitapevi, 1958 , Cilt II, sh. CXXIX) Ayrca bkz. Sahih-i... (Cilt IV, sh. 36) 137 Safa tepesi yerine bunun Mina tepesi olduunu syleyenler de vardr. 138 Buharnn Abdullah bn-i Abbas'dan rivayeti iin bkz. Sahih-i Buhari Muhtasari,... (Cilt IX. sh. 245 ve d. Hadhis no. 1437) 139 Bu konuda bkz. A. Glpinarlnn , Kur'an-i Kerim ve Meali (stanbul, Remzi Kitapevi, 1958 , Cilt II, sh. CXXIX) Ayrca bkz. Sahih-i... (Cilt IV, sh. 36) 140 Kehf Suresi'nde yle yazl: "(Resulm! Sana Zl-Karneyn hakknda soru sorarlar. De ki: -'Size ondan bir hatra okuyaca'-'..." (K. 18 Kehf 83) 141 Bu hususlar iin Buharnn, Cndb bn-i Abdillah ile Muhammed bn-i Kesir'den rivayet ettii hadislere bakiniz. Sahih-i... (Cilt IV, sh. 34-36, hadis no. 577) 142 Bu konuda bn shak ve bn Hisam'dan gayr Kur'an yorumcularndan Vahidinin Nesefnn rivayetlerine dayal hadis'ler vardr. 143 baz gayretkesler bu deyime (yani "brahim'in etrafndaki ocuklar" deyimine) "kafir" ocuklarnn da dahil olduunu syleyerek kssa'dan hisse karmak isterler. Oysa ki meziyet, "kafir" ocuklarn deil fakat bizzat kafirleri buna dahil etmektir ki, eriat verileri muvacehesinde buna imkan yoktur. 144 ayn hadis iin Mslim'in e's-Sahih/Kitabuz-Zuhd adl yaptna bakiniz. Bu konuda ayrca bkz. Turan Dursun, Din Bu, (Cilt I, 1990, sh. 167) 145 Yukarda, X.cu kesime bakiniz, 146 "Tagut" szc Tanry tanmayan her eyi (kii ya da g vs...) kapsar. 147 Bu hadis Buharnn Ebu Hreyre'den rivayetine dayaldr. Bkz. Sahih-i..., (Cilt IX, sh. 66-68; hadis no. 1363) 148 bn-i Hibbann Sahih adl kitabnda Bezzar'in rivayeti olarak gsterilen bu hadis iin bkz. Sahih-i..., (Cilt IX. sh. 67). 149 Ebu Raf'in rivayeti olarak belirtilen bu alnt cn bkz. Sahih-i... (Cilt IX, sh. 68)

193

Prof. Dr lhan Arsel

eriat'dan Kssalar (cilt 2)


(MASAL'LAR VE HKAYE'LER)

"Yk dedim, yk, kanl krsiden hayr yoktur sana, Ba'dema meydan brakma bunlar tekrara Trk! Kendi mlknde garibne dilendin din iin, Tpk beygirler gibi dndrd eyh yin iin Srtta heybe, cerre ktn gfleti telkiyn iin, Pek fedakrane yandn bir Kureyi kin iin, al da sylet bunlar sazndaki evtara Trk! Gnln dini tufeyliden temizle gn gibi, Aka iman et de durma vuslata kskn gibi, ektiin lm-i eyym unutma dn gibi, A gzn, ildirma bir Leyl iin Mecnn gibi, Bir marazdr bu; de ge, aktaki efkra Trk!" (Neyzen Tevfik: "Trk'e ikinci t" )

NDEKILER 1-Cin'lerin Mslman olularnn Hikyesi: "Cin Vkiasi" (K. Cinn Sresi, yet 1-2; Ahkf Sresi, yet 29, 31) ..sayfa 197 2-Tek saylarn "Fazl'i" Esasna Gre Tanrnn "Tek" oluu'nun Kantlanmasnn Hikayesi..sayfa 201 3-Semd Kavmi'ne "Peygamber" Olarak Gnderilen Salih'in Dus zerine Tan inden kan Dii Deve'nin Ackl Hikyesi (Kur'n, A'raf: 73-80; sra: 59) ..sayfa 205 4-Gne Tutulmasnn (Ksf'un) Kymet reti Saylmasnn ve bu Vesileyle Ksuf Namaz klnmasnn Hikyesi ..sayfa 208 5-ounluu Kadnlardan oluan ya da Kedi'sine Eziyet Eden ya da Barsaklarn Srkleyen Kiilerin Bulunduu Cehennem'in, Ksf Namaz srasnda, Muhammed'e "Arz olunmasnn Hikyesi..sayfa 214 6-Derisi Kara ve Alaca benekli Olan nsanlarn (Abras'larn), Tanr Tarafndan "Kara Ruhlu" Olarak tanmlanmalarnn Hikyesi..sayfa 217

194

7-Muhammed'e kar iir'leri ve Davranlaryle Husmet Gsteren ir Ka'b b. el-Eref'in ldrtlmesinin Hikyesi..sayfa 221 8-Muhammed Aleyhindeki Hareketlere Paraca Yardmda Bulunan Eb Rfi Adndaki Tcir kiinin ldrtlmesi Kssasna Dir hadis konusunda..sayfa 225 9-"hrk" (diri diri atete yaklmak) Yerine, "Boyunlarn Vurulmas", Ya Da "Kol ve Bacaklarn aprazlama Doratlmas" vs... Gibi lm Cezalarndan birinin Uygulanmasna Vesile Olan Olay: Muhammed'in kz Zeyneb'in Deve'den Drlmesine Sebeb Olanlarn Hikyesi..sayfa 230 10-Amine'nin, Tanr rdesiyle Muhammed'e Hamile Kalnn, ve Fakat Tanrnn Mafiret'ine kavuamaynn Hikyesi ..sayfa 235 11-Tanrnn Mslman Yapmak tedii meyye bn-i Ebi's-Salt'in eytanlar Tarafndan Mslmanlktan Uzak klnmasnn Hikyesi (K. A'rf Sresi, Ayet 175-176) ..sayfa 241 12-Ensar'dan Kiilerin Teklifi zerine Tanrnn, Cum'ay bdet Gn Olarak ln Etmesinin Hikyesi. (K. Cum'a Sresi, Ayet 9) ..sayfa 244 13-Dman'dan Alnan Ganimetlerin Bete birinin Tanr'ya Ve elisi'ne Pay Olarak Ayrlmasnn Hikyesi. (K.Enfl 42; Fetih 19-21; Hasr 7; Nisa 94-97) ..sayfa 248 14-Hayber Seferinde Esir edilen Safiye'nin, Muhammed'in eleri Arasnda Yer Almasnn Hikyesi..sayfa 251 15-Muhammed'in Damad Ab'l As'n (Eb'l-As er Rebi nin) Mslmanl Kabul ediinin Hikyesi ..sayfa 257 16-Kiilerin Kalblerinin, Mal ve Para karlnda slm'a sndrlmasnn Hikyesi (Mellefet'l-Kulb) ..sayfa 260 17-Hdeybiye Andlamas srasnda Kurey'e dn (ta'viz) Verilmesinin Hikyesi..sayfa 267 18-"lhi ntikam" Olay: Bedir Gn ldrlen Kurey Esraf'indan Kiilerin Cesedlerinin Pis Bir Kuyu'ya atlmasnn Hikyesi..sayfa 271 19-Deprenen Dag'in Uslanmasnn, Hurma Kt'nn Hngr Hngr alamasnn, Ve Cehennem ateinin Tanr'ya Yaknmasnn Hikyesi..sayfa 274 20-Yamur Duasnn Sel Felketine Sebeb oluunun Hikyesi ..sayfa 279 21-Kurnn nce Kurey Lehe'siyle Gnderilip eitli Arap Kabilelerince anlalabilmesi in Yedi Lehe'ye Dntrlmesinin Hikyesi ..sayfa 285 22-cret karlnda Okuyup flemek (Nefes etmek) Sretiyle Hastay Tedavi Etmenin Hikyesi ..sayfa 290

195

23-Muhammed'in Tkr'nn Ve Sm'nn "Kutsal" Saylmasnn Hikyesi..sayfa 293 24-Mslmanlarn, Tanr Katnda Yahudilere ve Hrstiyanlara Nazaran Daha Deerli Olmalarnn Hikyesi ..sayfa 297 25-Maarann kapsn Tikayan Kaya Parasnn, Maara'ya snm Olanlardan birinin Dusyle almasnn Hikyesi..sayfa 300 26-Kadnlara, "Hcet" Giderebilmek (Def-i hacet) in, Tanr Tarafndan Evden Dar kma znnn Verilmesinin Hikyesi..sayfa 303 27-Vahiy'lerin geliinin Muhammed Tarafndan Farkedilmesinin slm Kaynaklarna Gre zah..sayfa 305 28-Melek Grnce ten Gzel Sesli Horozlarn, ya da "veli Sesli" Kadnlarn, ya da Kanatlarnda "Hastalk" ve "Sifa" Bulunan Sineklerin Ma'rifetleriyle lgili Hikyelerden baz rnekler..sayfa 309 29-Kurey ile Kinne oullar Arasnda Muhammed Aleyhine Yaplan Andlamann Szcklerini Kemirip Silen Aa Kurtu'nun Hikyesi ..sayfa 313 Dipnotlar ..sayfa 317

196

1- CN'LERN MSLMAN OLULARININ HKYES: "Cin Vkiasi" (K. Cinn Sresi, yet 1-2; Ahkf Sresi, yet 29, 31) Kur'n'da Tanrnn, cin'lerden bir gurupu, Kur'n dinlesinler diye Muhammed'e gnderdii, ve bu cin'lerin mslmanl kabul ettikleri yazldr ki slm kaynaklarna gre "Cin vkiasi" diye bilinir; hicret'ten yl nce olutuu sylenen bu "Vkia"nin hikyesi ksaca yle: Kendisini "Peygamber" olarak iln ettikten sonra Muhammed, Mekke'nin ynetimine egemen Kurey ile devaml bir srtme ierisinde kalmt. Kurey'in kendisini ciddiye almamasndan, kendisiyle alaya kalkmasndan ok sikyeti idi. Hele ei Hatice'nin ve az gemeden amcasi Eb Tlib'in lmlerinden sonra koruyucusuz kalmakla, bu tr davranlara tahamml edemez hle gelmt. O kadar ki yardm istemek ve kendisini Kurey'lilere kar korumalarn salayabilmek iin bir gece gizlice Taif'e gider, ve Taif'lilerin ileri gelenleriyle konuur. Asl maksad onlar ikna edip kendisine balamak ve mslman yapmaktr. Fakat baar salayamaz. Halktan kiiler kendisine:"Tanr, peygamber olarak gndermek iin senden bakasn bulamad m?" diye konuurlar. Onlarn bu alaylar ve hatt saldrlar karnda ne yapacan arr, ve Tanr'ya yalvarmaa balar: "Ey Rabbim! kuvvetimin azlndan, aresizliinden ve halk arasnda kk dmemden sana sikyet ediyorum... Sen benim Rabbimsin, beni kime brakiyorsun? benim iimi, beni kt ehre ile karlayan bir yabanciya mi, yahut bir dmana mi havale ediyorsun? Beni esenlik ve emniyet cnde yasatman iin senin merhametin genitir... dny ve ahiret ilerini islah eden zatna snarak beni gazabna uratmamani dilerim..." der (Bkz. Taberi, age 1966, II, sh. 161-163) Sylendiine gre bu davraniiyle evresindekileri ylesine rikkate getirmi, ylesine duygulandrmtr ki, kendisine yiyecek ikrm edenler olmu, ve fakat yine de peygamberliine inanan pek kmamtr. Fakat o, Tanr'ya yapt bu yalvarmalarn yantsiz kald kansn yaratmamak iin "Cin vkiasn anlatr": gy Tanr tarafndan kendisine cin'ler gnderilmi ve o da bu cin'leri imna getirmitir. slm kaynaklarnn anlatmasna gre olay yle: Tif dn Muhammed, gece yar, yol stnde "Batn-i Nahle" denen bir yere gelir. Orada namaz kld srada cin'lerden oluan alt ya da yedi kiilik bir gurupun kendisine doru geldiini grr. (bn shak'in bildirmesine gre bu cin'lerin ad'lar syledir: Hiss, Miss, Sasr, Nasr, Eyna ve Ahkm). Bu cin'leri ona Tanr gndermitir. Cin'ler hosuna gider ve kendi kendine: "Bunlar ne hos cin!" der. Cin'ler Muhammed'ten azik isterler; o da bu istei karlamak iin Tanr'ya: "Cinler, uradklar her kemik ve tezek maklesi zerinde her halde (kendileri iin) bir taam (hayvanlar iin de yem) bulalar!" diyerek du eder: (Eb Hureyre'nin rivyeti iin bkz. Sahih-i..., Cilt X, sh. 49, hadis no. 1546). Muhammed'in bu cmertlii cin'leri muhtemelen pek honud etmitir; fakat onlar Muhammed'in gerekten "Peygamber" olup olmadn merak etmektedirler; renmek iin ilerinden biri sorar: "(Ey Muhammed!) Senin Reslullh olduuna kim sahdet eder?". Bu soruya Muhammed, o civarda bulunan bir sakiz agacini cin'lere gstererek: "Su agaci grdnz m, o sahdet ederse imn eder misiniz?" der. Cin'ler de hep bir azdan: "Evet imn ederiz!" derler. Bunun zerine Muhammed, sakiz agacini yanna arr; sakiz agaci, dallarn, budaklarn sryerek Muhammed'in yanna gelir. Muhammed agac'a sorar: "Benim Reslullh olduuma

197

sahdet eder miin?". Sakiz agaci hi tereddd etmeden: "Sahdet ederim ki, sen Allh'in Reslsn" diye yant verir (Beyhaknn Delil adl yaptnda yer alan ve Abdullh bn-i Mes'd'dan Buharnn rivyet ettii bu hadis iin Diynet leri Bakanlnin Sahih-i Buhri Muhtasari Tecrid-i Sarih Tercemesi...'ne bakiniz: Cilt X, sh. 46 ve d. hadis no. 1545) Sakiz agacnn tankln (sahdetini) yeterli bulmam olmali ki Muhammed, bir de cin'lere Kur'n okumak ister. Cin'ler Kur'n dinlemee hazr olunca birbirlerine: "Susunuz, iyi dinleyini"z derler. Ve Kurn dinledikten sonra bu kitabn "Tanr kitab"i olduunu anlarlar! Kalkp kavimlerinin bulunduu yere giderler ve onlara: "Ey kavmimiz! Biz bir kitap dinledik ki o, Ms'dan sonra indirilmitir. Ondan nceki (kitab)lar tasdik ediyor; Hakk'a ve doru bir yola yneltiyor. Ey kavmimiz! Allh'in da'vetisine icbet ediniz ve ona imn ediniz ki, (Allah) gnahlarnzdan (bir ksmn olsun) yarglasn ve sizi ok sizlatc bir azabtan korusun" (Bkz. Sahih-i..., Cilt X, sh. 47) Bu szler, btn bir cin kavmini mslman klmaa yeterli gelir. baz yorumcular Muhammed'in cin'leri grmemi olduunu, onlara zel olarak Kur'n okumadn, hatt Kurn dinlediklerinden de haberi bulunmadn sylerler; gy cin'ler, rastgele sabah namaznda Muhammed'in okuduu Kurn dinlemiler ve mslman olmulardr (bn Abbas'in rivyeti iin bkz. Sahih-i..., Cilt X, sh. 47). baz yorumcular da, bu cin'lerin Yahudi dininden olup Kurn dinledikten sonra Mslmanl tercih ettiklerini bildirirler. Fakat her ne olursa olsun Muhammed, bu yukardaki hususlar Kur'n'a u ekilde germtr: Kurnn Cinn Sresi'nde yle yazl: "Ey Muhammed! De ki: -Cinlerden bir topluluun Kurn dinledii bana vahyolundu; onlar yle demilerdir: <Dorusu biz, doru yola gtren, hayrete dren bir Kur'n dinledik ki ona inandk; biz, Rabbmze hibir ey ortak kosmayacaz>" (K. 72 Cinn Sresi, yet: 1-2). Ahkf Sresi'nde de yle yazl: "Hani cinlerden bir gurubu, Kur'n dinlemeleri iin sana yneltmtk. Kur'n dinlemeye hazr olunca (bu cinler birbirlerine): -'Susun'- demiler, Kurnn okunmas btnce uyarclar olarak kavimlerine dnmlerdi. (Onlara): -'Ey kavmimiz! dediler, dorusu biz Musa'dan sonra indirilen, kendinden ncekini dorulayan, hakka ve doru yola ileten bir kitap dinledik. Ey kavmimiz! Allahn davetisine uyun. Ona iman edin ki Allah da sizin gnahlarnzi kismen balasn ve sizi aci bir azabtan korusun" (K. Ahkf Sre'si, yet 29-31; ayrca bkz. el-Cinn sre'si, yet 1-2) * Yukardaki hikye'yi Muhammed, muhtemelen "Cin"ler rneiyle bir kiim Arap'lar, daha kolaylkla mslman yapmak iin kullanm olmaldr. Cin'lerin yukardaki ekilde 198

davrandklarn ve mslman olduklarn syleyerek Arap'lar kendisine inandracan hesaplamtr. Sadece bu vesileyle deil, ve fakat daha nice benzeri rneklerle Arap'lar etkilemek zere cin'leri ara yapt grlr. rnein Saffat sresi'ne unu koymutur: "Cinler pek iyi bilirler ki mrikler (puta tapan Araplar) muhakkak Cehennem'e hazrlanmlardr" (K. Safft 158) Hatrlatalm ki Arap'lar, slm ncesi dnemde "Cinn"lere inanrlard (Bu konuda Chiz'in Kitb al-hayavan adl yaptna bakiniz). Nitekim Kur'n'dan renmekteyiz ki, zellikle Mekke Araplar, Cin'leri Tanr'ya ortak kosarlar, onlara taparlar (K. En'm Sresi, yet 100), adak adarlar (K. En'm Sresi, yet 128), ve tpk Tanr'dan yardm bekler gibi cin'lerden de yardm umarlard (K. el-Cinn Sresi, yet 6). Hatt Tanr ile cin'ler arasnda soy birlii kurmulard (K. Safft Sresi, yet 158). Her ne kadar Muhammed, Tanr'dan bakasna taplmasn ve Tanr'ya e kosulmasn yasaklam olmakla beraber, Arap'larn cin'ler hakkndaki inanlarn biraz deiik ekil altnda srdrmekten ve "cinn"leri Tanrnn yaratt varlklar olarak kabulden geri kalmamtr. Muhamed'in sylemesine gre Tanr insanlar "Pismis amura benzeyen kara balk" tan, cin'leri ise "z ateten" ve "gizli ve grnmeyen" eyler olarak yaratmi (K. Rahman 14-15) ve hem insanlara ve hem de cinn'lere, kendi ilerinden, "peygamber'ler" yollamtr (K. En'm 130),. Muhammed'in yerletirdii islm inana gre cin'ler, her ne kadar "gizli ve grnmeyen varlklar" olmakla beraber, "hava ve ryiha gibi ltif olan kil bir cisim" nitelikleri bakmndan ve "hayrllar" ve "serlileri" kark bulunmalar asndan insanlara benzerler (Bkz. Sahih-i..., Cilt X. sh. 48). Ve ite Muhammed, "cin" denen bu "gizli ve grnmeyen" varlklar, islm yayma siysetinin arac olmak zere kullanm, ve yukardaki hikye'de olduu gibi, cin'lerden bir gurupun, Kurn dinledikten sonra gidip, kendi kavimleri olan cinleri slm'a sokmus olmalarn, "mrik'ler" iin ders alnmak gereken bir rnek olarak sunmutur. Bundan dolaydr ki eritlar, Kur'n dinlemek zere gnderilen cin'lerle ilgili bu hikye'yi Tanrnn, Muhammed'e yardmc olduunu anlatmak iin benimserler. Ancak ne var ki Muhammed'e bylesine yardmc olan ve onun btn isteklerini karlayan bir Tanrnn, neden dolay Cin'lerden gayr varlklarn (rnein putperest Araplarn, ve Medine'deki Yahudi'lerin) mslman olmalarn salamadn ya da anas Amine iin mafiret dilemesi hususunda Muhammed'e izin vermediini, ya da buna benzer nice konularda yardmc olmadn bildirmezler. te yandan unu da hesap edemezler ki, akl dlayan bu tr "cin" (ya da eytan , vs...) bilgileriyle verilen din, kiileri aklclktan ve dnme gcnden nasibsiz yaratklar haline getirir. Nitekim bunun byle olduunu dndkleri iindir ki vaktiyle Farabi ya da bn Sina ya da bn Haldun gibi dnrler, "cin" konusundaki erit verilerini "phe gtren" eyler olarak ele almlardr (o da pek belli etmeden). Aralarnda, bn Sina gibi, "cin" denilen eyin hibir gerei karlamadn anlatmaa alanlar yannda, bn Haldun gibi, cin'lerle ilgili hkmleri, Kurnn "muhkem" (ak, seik) olmayan, yni "mtesbih" (tam olarak anlalmas mmkn bulunmayan) yet'leri arasnda gstermee uraanlar kmtr [1] . bn Haldun, evresinin banazlndan fazlasyla ekindii iin, cin'lerle ilgili hkmlerin anlam zerinde fazla durmam, bu anlamn ancak Tanr tarafndan bilindii kuramna (tezi'ne) snmtr.

199

Gnmz eritlar bunu dahi yapamayp cin konusundaki erit verilerini ve hikyelerini gercein kendisi olarak insanlarmza belletmeyi "bilgilik" sayarlar. Bakalarnn da, kendileri gibi, fikirsel gelimeden ve dsunme gcnden yoksun kalmalarn salam olurlar.

200

2-TEK SAYILARIN "FAZL'I" ESASINA GRE TANRININ "TEK" OLUU'NUN KANITLANMASININ HKAYES Buharnn rivyeti olarak Diynet yaynlarnda yer alan bir hikyeye gre Muhammed, gnlerden bir gn Eb Hreyre [2] ile dolarken "kaz-yi hcet"te bulunmak (bdestini yapmak) iin civardaki orak tarlalardan birine girer. Eb Hreyre de arkasndan onu takp eder; maksad Muhammed'e, bdestini yaptktan sonra temizlenebilmesi iin ta cinsi bir eyler toplayp yardmc olmaktr. Nitekim Muhammed, kendisine ta toplamasn emreder, o da bir ka ta getirip yanna brakr. Muhammed iini bitirince bu talar kullanarak altini temizler. Fakat temizlerken kulland bu talarn saysnn "tek" olmasna dikkat eder. Ve ite bu ve buna benzer dier bir ok rneklerden renmekteyiz ki Muhammed, sadece tek sayda tasla temizlenmeyi deil, fakat "hayrl" saydii her iini tek saylara gre yapmay (rnein suyu tek yudumlamalarla imeyi, yemei parmakla yemeyi, "abdes a'zsn" birer kere ykmay, abdest alrken yzn ve ellerini dirseklerine kadar kere ve sonra iki ayan topuklarna kadar kere yikamay, bann zerinden avu avu kerede suyu aktmay vs...) gelenek edinmi, Mslmanlara da byle yapmalarn emretmitir. slm dnyasinin gelmi gemi en byk "bilginlerinden" saylan mam Gazzali ve benzerleri, Muhammed'in bu ekilde davranmasn, "tek" saylarn "fazl'i " (stnl) inaniina balarlar ve bu inaniin da, Tanrnn "tek" oluundan dodugnu anlatrlar. Bakiniz nasl: Kur'n'da, Tanrnn "tek" olduuna ve "Tanr'dan baka tanr bulunmadna" dair hkmler oktur. Bunlardan bir ikisini zikretmek gerekirse: Bakara Sre'sinde: "lhiniz bir tek Allahtr. O'ndan baka ilh yoktur..." (Bakara 163) diye yazldr. Hacc Sresi'nde: "Sizin Tanrnz tek bir Tanrdr. O'na teslim olun" (Hacc 34) der. Th Sresi'nde: "Sizin ilhiniz, O'ndan baka ilh olmayan Allahtr" der (K. Th 98. Ayrca bkz. Meryem 65, Ankebt 46, vs...). Fakat Tanrnn "tek" olduunu kantlamak zere Kur'n'a koyduu bu hkmler Muhammed'e yeterli grnmemi olmali ki, bir de istemitir ki bu "tek"lik, "tek say"larn "fazl'i" (stnl) fikriyle ilenmi olsun. Bundan dolaydr ki "tek say" esasna gre i grmenin "faziletini" belirleyen emirler brakmtr. "Tek" say'dan anlad ey 1, ya da 3, ya da 5 vb... gibi saylardr. "Tek" saylar her bakmdan "ift" saylara stn bilmi ve her iin "tek" say esasna gre grlmesini emretmitir. slm kaynaklarndan renmekteyiz ki, kendisi de her iini tek say esasna ve genellikle "" rakkamna gre yapard: rnein parma ile yemek yer, suyu yudumda ier, "def-i hcet"ten (bdest'ten) sonra tek sayda ta kullanarak altini temizlerdi. ki parmakla yemek yemeyi, ya da iki yudumda u imeyi, ya da abdest yaptktan sonra iki (ya da drt) tas'la temizlenmeyi "eytanca bir is" bilirdi. "" rakamnn "hayrllna" ylesine inanm olmaldr ki, ocuu len kadnlarn cehenneme girmeyip, dorudan doruya cennete gideceklerini sylerdi. Fakat tek saylara gre i grme gerei konusunda ilgin olan bir husus var ki o da, "stinca"dan ("def-i hcet"ten, yni pislikten temizlenme iinden) sonra adet ta ile temizlenmeyi emretmi olmasidir. Bundan dolaydr ki din adamlarmz (zellikle Diynet leri Bakanl) halkimiza Muhammed rneini vermek zere bir takm hadisler belletirler. Bu hadis'lerden anlaldna gre Muhammed, "kaz-yi hcet"e karken arkasna bazan bir, bazan iki kiiy takar ve bunlara u mitharas (mataras) tattrrm [3] . Abdestini yapaca

201

zaman "Beyt'l-Makdis" (Kuds) ynne dnk olarak iki kerpi zerine otururmus [4] . iini bitirdkten sonra u ile "stinc" edermi (temizlenrm). Bununla beraber u ile deil de ta ya da kerpi cinsi eylerle temizlendii de olurmus. Bu gibi hallerde arkasndan gelenlere ta ya da kerpi cinsi eyler toplattrr, fakat bu tas'larn saysnn tek tutulmasn (rnein 3 ya da 5 olmasn) istermi. Nitekim Buharnn Eb Hreyre ya da Abdullah b. Mes'd gibi kiilerden rivyetine gre bu saynn genellikle olduu anlalmaktadr. Eb Hreyre yle diyor: "(Bir kere) Nebiyy-i... (kaz-yi hcet cn ktnda arkasndan gttm...Kendisine yaklatm. -'stinfd (yni istinca) iin bana ta ara'- buyurdu... (su kadar ki) bana ne kemik getir, ne fiski-' dedi. Etegmn iinde bir ka ta getirip yanna koydum...(Hacetini) kaz ettii zaman onlar kulland" (Bkz. Diynet yaynlar: Sahih-i Buhari Muhtasari... Cilt I, sh. 142, hadis no. 123; ve Cilt X. sh. 49-50). Bu talarn tek sayda olmasn istedii de yine Eb Hreyre'nin dier bir rivyetinden anlalmaktadr. Bu rivyete gre Muhammed'in dedii u: "Her kim abdest alrsa burnunu ayiklain, her kim (istinca iin) ta isti'ml ederse adedini tek yapsn (yani ta kullansn)..." (Bkz. Sahih-i Buhari Muhtasari..., Cilt I, sh. 147, hadis no. 129; Ayrca 147.sayfadaki 130 sayl hadis'e bakiniz.). Yine Buharnn rivyetine gre Muhammed, "kaz-yi hcet"e gtt bir srada, arkasndan gelmekte olan Abdullah b. Mes'd'a " ta getir" diye emretmitir (Bkz. Sahih-i... Cilt I, sh. 143, hadis no. 124) Tas yerine kemik ve tezek gibi eyler kullanlmasn yasaklar, ve yasaklarken de bunlarn "pis" olup eytann ya da cinlerin yedii eyler olduunu sylermi ( Muhammed'in sylemesine gre: "Kemik cin tamidir; tezek de hauvanlarn yemidir. Bkz. Sahih-i..., Cilt I, sh. 141-147, ve Cilt X, sh. 49-50). Tek say'lara gre i grmeyi, ve rnein tek sayda ta ile temizlenmeyi emretmesinin nedeni de Tanrnn tek olmasndand. Bunun byle olduunu mam Gazali ya da Eb Davud, Trmizi, Nesei vb... gibi nice nl kaynaklardan renmekteyiz. Eb Dvud'un Kitab'ulEdeb ve Trmizinin Kitab'us-Salt adl kitaplarnda u hadis yer almtr: "...Reslullah ... yle buyurmutur: -'Allah tektir, tek olan eyi sever". (Bkz. mam Nevevi, Riyz's Slihin, stanbul 1992, Cilt II, sh. 396). Bu demektir ki Tanr, kendi kullarndan her ii "tek say" esasna gre yapmalarn ister. slm dnyasinin "Hccet-l slm" diye ycelttii ve en byk bilginlerden bildii mam Gazali gibi nl bir kii, bu tr hkmlere dayal olarak yle der:"Bylece (kiinin) btn ileri Allahu Tela ile (ll) olmaldr. nk o tek'dir, ift deildir. Bir iin her hangi bir bakmdan Allahu Tela ile (l) yoksa, bostur ve faydaszdr. O halde tek (says), Allahu Tela ile (ilgili) olmak sebebiyle, iften daha iyidir..." (Bkz. Gazali, Kimya-i Sa'adet, Bedir yayn Evi, stanbul, 1979, sh. 162-163) Ve ite bu nedenledir ki Gazali efendmz, deil sadece suyu yudumda imeyi, ya da yemei parmakla yemeyi ve fakat "kaz-yi hcet"ten sonra dahi tasla (ya da kerpi ile) temizlenmenin nemini belirtirdi; bu arada sa'in sol'a "fazl" (stnl) konusunda Muhammed'in emrettiklerini de hatrlatmaktan geri kalmazd. Kimya-i Sa'adet adl kitabnn "Kaza-yi Hacetin Edebleri" balkl blmnde, "helya girmek", "kaza-yi hcetten sonra temizlenmek", ve "istinca" gibi ilerle ilgili erit emirlerini "bilimsel" birer "cevher" eklinde aklarken yle der:

202

"(Mslman kii abdest yapaca zaman) mmknse bir duvarn, yksek bir yerin arkasna gitmelidir.... Yzn gnee ve aya dnmemelidir. Kble'ye arkasn evirmeli, yz de kble'ye gelmemelidir. Ancak bir binada olursa cazdr. Fakat en iyii kbleyi sola veya sa tarafa almaktr... Helaya girerken sok ayakla, karken sa ayakla balamaldr. zerine Allahu Telann ismi yazl hibir eyi akta bulundurmamaldr. Bas ak helaya girmemelidir. Helaya girerken u du'yi okumaldr: -'(Maddi ve manevi pisliklerden ve eytanlardan Allah'a snrm)... karken de (Yaraysli maddeleri alkoyup yaramayanlar benden uzaklatrmak ltfunu bahseden Allah'a hamd ederim)... demelidir... (Temizlenme iine gelince): kerpi parcasn yahut dzeltilmi ta byk abdestten nce alr. Kaza-yi hacet btnce, sol eliyle alr ve necset (pislik) olmayan yerden balayp necaset bulunan yere srer ve orada dndrr ve ncaseti bulatrmadan kaldrr. Bylece c ta kullanr. Eer temizlenmezse iki ta daha kullanr. Bylece (kulland talarn saysnn) tek olmasna dikkat eder. Sonra dz bir ta sa eline alr, zekerini sol eliyle tutar, o ta zerine defa srer. yahut da duvarda ayr yere srer; sol eli hareket eder, sa eli deil. Fakat en iyii tastan sonra u ile ykanmaktr. Suyu kullanmak istedii zaman.. sa eliyle dker, sol avucu ile temizler. Hi necaset kalmadn anlayncaya kadar devam eder... Bunun gibi istibra'da da (yni isedikten sonra temizlenirken) elini defa zekerin altna koyup sallar ve adm yrr, defa ksrr. Bundan daha fazla kendine eziyet vermemelidir. Yoksa pheye, vesveseye der. Bunlar yapar ve bundan sonra her zaman istincayi mteakp zerinde bir yaslik olduunu zannederse, donuna u serpsin ve: -'yaslik bu sudandr'- desin. Peygamber efendmz... vesvese edenler iin byle buyurmutur. stincayi bitirince elini duvara, yahut topraa srer, sonra yikar. boylece hi koku kalmaz. stinca zamannda... -'Allahm kalbimi nifaktan temizle, fercm fuhustan koru-' der". (Bkz mam Gazali, Kimya-yi Sa'adet, Bedir yayn evi stanbul, 1979, sh. 91-92) slm dnyasnn gnmze dek en byk bilgin diye tanmlad mam Gazali gibi bir kimsenin kaleminden bylesine eylerin kmas, kukusuz ki ibret verici olduu kadar artcdr da. Ancak ne var ki erit eitimiyle yetien kimseler bakmndan bunda saslacak bir ey yoktur. Ve ite bundan dolaydr ki mslmanlar (ve dolaysyle halkimiz) bu yukardaki rneklere bakarak ve Muhammed'i takld edeceim diye kaz-yi hcet'den sonra tek sayda (genellikle ) tasla temizlenmeyi tercih ederler. Tek say esasna gre pislik temizlemekle, Tanrnn tek olduuna inandklarn kantlam olup huzura kavuurlar. Tanrnn tekliini kantlayacam diye bu ekilde temizlenmenin, Tanr fikrini zedeleyip zedelemediine aldrs etmezler. Bu arada askere alnan ky genleri, abdest yaparlarken kisladaki hellar tasla doldurmaktan geri kalmazlar. Sylemeye gerek yoktur ki insanlar aklc yoldan i grmek yerine aklcla yabanci gerekelere dayal erit verileriyle i grmee alitirirsanz sonu bundan farkl olmaz. [Hemen belirtelim ki Muhammed'in szleri olan hadis'ler snfa ayrlr: isnad geerli ve "ammece kabul hibir fikir" ile atismaz olanlara sahih (saglam) ad verilir. snd'inin eksik ve "ravilerinin" oy birliine dayanmayanlara, yani mutlak ekilde sahih (saglam) olmayanlara haan (gzel) denir. Gerek ierii bakmndan eletiriye (tenkid'e) konu olan ve gerek ravileri pheli bulunanlara da "za'if" denir [5] . Sahih olan hadis'ler arasnda da "kudsi" ve "ilhi" nitelikte olanlarndan sz edilir. Bunlar gy "Allah kelm" eklinde inmi kudsi eylerdir. slmclarn sylemesine gre bunlarn Kur'n'dan farkl olan yn, "Cibril" aracl ile inmeyip anlam Tanr tarafndan Muhammed'e dorudan doruya "ilhm olunmu" bulunmasidir. Gy bunlar, Tanr

203

tarafndan konmus kurallardandr (Bkz. Diynet leri Bakanl yaynlarndan, Sahih-i Buhari Muhtsari, Cilt VI. sh. 249) Hemen ekleyelim ki "Tek" saylarn "fazl"na ve Tanrnn tekliinin tek say esasna gre i grmekle kantlanm olacana dir yukarya aldmiz hadis'ler hep "sahih" yani "saglam" nitelikte eylerdir.]

204

3-SEMD KAVM'NE "PEYGAMBER" OLARAK GNDERLEN SALH'N DUSI ZERNE TAIN NDEN IKAN D DEVE'NN ACIKLI HKYES (Kur'n, A'raf: 73-80; sra: 59) Kurnn A'raf sresi'nde, Tanrnn Sam ile Hicz arasnda yasayan eski Semd halkna, kardeleri Salih'i "peygamber" olarak gnderdii ve Salih'in bu halk "inananlardan" yapmak iin du'lar edip bir tasn iinden dii bir deve kartt ve fakat buna ramen kavmini yola getiremedii hikye edilir. Hikye'nin zeti yle: Tanr nce Nuh'u "eli" olarak kavmine gnderir ve putlara tapmakta olan kavmini inananlardan yapmasn ona emreder. Bu emir zerine Nuh: "Ey kavmim! Allah'a kulluk edin, sizin ondan baka tanrnz yoktur. Dorusu ben, stnze gelecek byk bir gnun azabndan korkuyorum" der (K. A'raf sresi, yet 59). Fakat kavminin ileri gelenleri onun dediklerine kanmayp "Biz seni gerekten apak bir sapklk cnde gryoru"z diyerek kafa tutarlar (K. A'raf 60). Bunun zerine Nuh onlara: "Ey kavmim! Bende herhangi bir sapklk yoktur, fakat ben lemlerin Rabbi tarafndan gnderilmi bir eliyim. Size Rabbmn vahyettiklerini duyuruyorum, size ogt veriyorum ve ben sizin bilmediklerinizi Allah'tan (gelen vahiy ile) biliyorum" (K. A'raf 61-62) der, ve Tanrnn kendilerine kitap gnderdiini bildirir (K. A'raf 63). Buna ramen kavmi kendisine inanmaz ve inanmad iin Tanr "onlar kr bir kavim idiler" diyerek btn bir kavmi sularn iinde boar (K. A'raf 64). Bundan sonra Tanr, Nuh kavmi yerine Ad kavmini getirir ve yaradls itibariyle onlardan stn kilar (K. A'raf 68). kendisine kul olsunlar diye onlara, kardeleri Hd'u "eli" olarak gnderir ve kavmini inananlardan yapmasn ister. Hd, tpk Nh'un yapt gibi: "Ey kavmim! Allah'a kulluk edin, sizin ondan baka tanrnz yoktur..." eklinde konuur (K. A'raf 65. Fakat kavminin ileri gelenleri: "Biz seni kesinlikle bir beyinsizlik iinde gryoruz ve gerekten seni yalanclardan biliyoru"z diye atarlar. Hd da onlara: "Ey kavmim! ben beyinsiz deilim, fakat ben lemlerin Rabbinin gnderdii bir eliyim..." diye konuur (K. A'raf 66-67) ve onlar Tanr'ya taptrtmak iin urar, fakat bir ka kiiy kendisine inandrmak dnda baarsz kalr. Bunun zerine Tanr Hd'u ve onunla beraber olanlar rahmetine kavuturup kurtarr geri kalanlarn kkn keser (K. A'raf 68-72) ve onlarn yerine, Sam ile Hicz arasnda bulunan Hicr denilen blgeki bir yere Semd halkn ikme eder. Ettikten sonra onlara kardeleri Salih'i eli gnderir. Fakat daha nce dier halklara gndermi olduu iki elisinin, yani Nuh ile Hd'un beceriksiz kaldklarn ve kendi halklarn yola sokamadklarn dnerek bu kez Salih'i biraz farkl yeteneklerle, daha dorusu mucize yaratma gcyle, donatr. Anlalan o ki Semd kavmi olduka alkan ve yaratc bir halktir. Daglardaki kayalar ve mermerleri kesip bimiler, yontma talardan saraylar, binalar, havuzlar ve gzel evler yaparak lkeyi mamur etmilerdir. Sylendiine gre tarihte kaya ve mermerleri ilk kez yontma sanatini Semd kavmi bulmu ve bu kavim bin yediyz kadar ehir yapmtr (Bkz. Trkiye Diyanet Vakfi, Kur'n evirisi, yet 74 aklamas), Ancak ne var ki bu halkn bylesine alkan olmas ve yararl iler yapmas Salih'e yeterli grnmez. ter ki kavmi Tanr'dan bakasna tapmasn ve kullukta bulunmasn. Bunu salamak zere kavmini doru yola getirmeye ve Tanr'dan bakasna tapmaktan vazgeirtmeye alr: "dnn ki" der "Allah Ad kavminden sonra yerlerine sizi getirdi ve yeryznde sizi yerletirdi: onun dzlklerinde saraylar yapyorsunuz, dalarnda evler

205

yontuyorsunuz. Artk Allahn nimetlerini hatrlayn da yeryznde fesatilar olarak karklk karmayn" (K. A'raf 74). Fakat ne var ki kavminin ileri gelenleri byklk taslayp Salih'i yalanlarlar ve kendisinden "peygamber" olduunu kantlamasn isterler; yle konuurlar: "Eer gerekten sen bir peygamber isen du et de u tasn iinden bir dii deve iksin. O zaman senin peygamber olduuna inanr"z . Bunun zerine Salih Tanr'ya dua eder ve Tanr onun duasna uyarak civardaki irice talardan birinin iinden dii bir deve kartiverir (Her ne kadar Kur'n'da, sra Sre'snn 59.yet'inde: "Semd kavmine, ak bir mucize olmak zere bir dii deve vermitik" diye yazl ise de, Diyanet Vakfi evirisinin -A'raf 73- aklamasnda bu dii deve'nin tastan kt anlatlr). Salih halka: "(Deve'yI) brakin, Allahn arzindan yesin (isin); ona ktlk etmeyin, sonra sizi elem verici bir azab yakalar" der (K. A'raf 73; Sura 155; Kamer 28)). Bu mucize karnda halktan bir ksm Salih'e iman eder; fakat dierleri "kfirlii" tercih ederler. Hem de bu "kfir"lerden Kudar bn-i Slif adnda biri, dier "kafirlerin" istei zerine, klcna sarlp zavall deveye saldrr, ve ayaklarn biaklad gibi devirip ldrr (K. Kamer sresi , yet 29; es-Sems sresi, yet: 11-15) ; Ayrca Bkz. Sahih-i... cilt XI, sh. 217-219, hadis no. 1759). Bunu grnce "kfirler" sevinirler. Bu yetmiyormu gibi bir de Salih'e: "Ey salih! Eer sen gerekten peygamberlerdensen bizi tehdit ettiin azab bize getir" derler (K. A'raf 77). Bunun zerine Salih: "Yurdunuzda gn daha yasayn (sonra helk olacaksnz!)..." diyerek (K. Hd sresi, yet: 65) onlardan yz evirir. Ve gy gn sonra Tanr, byk bir sarsnt ile bu "kafirleri" bir vurusta sarsar ve onlar da yurtlarnda diz st dona kalrlar (K. A'raf 78; Hd 68; Zriyet 43); hayvan alna konan kuru ot gibi oluverirler (K. Kamer 31; el-Hakka 5). Hepsi de evlerinde, l olarak yere serilmi bulunurlar. Hemen ekleyelim ki yukardaki hikyeleri Muhammed, kendisine iman beslemeyen ya da kar gelenleri, ve ayn zamanda kendisinden mucize yaratmasn isteyenleri cevaplandrmak maksadyla kullanmtr. Gerekten de bu dnemde, kendisine "sen uyduruyorsun" ya da "sen sapksin" vs... eklinde konuanlar vard ve ite onlara karlk olmak zere Muhammed, gemi dnemlerden rnekler vererek konuur ve "peygamberlere" inanmayan halklarn kt akibetlerfe uradklarn hatrlatrd. Hele kendisine inanmayanlardan Eb Zem'a adnda biri vard ki, onu Semd kabilesinde dii deveyi yukardaki ekilde ldren Kudar bn-i Slif'e benzetirdi. Nitekim bir hutbesinde bu benzetmeyi, onun adn zikrederek yle yapmtr: "...yet'de bildirilen saki, Semd'un ulusu ve en gl ve kuvvetlisi idi. Kavim ve kabilesi iinde (Mekke'de) Eb Zem'a gibi arkali olan bu saki, deveyi ldrmee kiym etmiti" (Bkz. Sahihi..., Cilt XI. sh. 217-218, hadis no 1759). te yandan rivyete gre Mekke'deki "putperestler" (mrikler), Muhammed'in gerekten peygamber olup olmadn anlamak iin, ondan bir takm mucizeler yaratmasn isterlerdi; rnein bir defasnda Safa dann tepeini altn ve gmse dntrmesini sylemilerdir. Fakat Muhammed onlarn btn bu isteklerini geri evrm ve karlksz brakmtr. brakrken de daha nceki kavimlerin, kendilerine gnderilen elilerden bu tr mucizeler

206

beklediklerini, ve elilerin tahakkuk ettirdikleri mucizelere ramen iman etmediklerini, ve bu yzden Tanr tarafndan helk edildiklerini bildrmtr. Kur'n yorumcularnn sylemesine gre eer Muhammed, "putperestlerin" kendisinden istedikleri bu tr mucizeleri gstermi olsayd, onlar yine de ona iman etmeyecekler ve bu yzden gemi kavimler gibi Tanr tarafndan helk edileceklerdi. Ve ite gy "putperestlerin" helk edilmesini istemedii iindir ki Muhammed, mucize gsterme yoluna gitmemitir (Diyanet Vakfi evirisinde sra sresiniun 59.cu yetinin aklamasna bakiniz). * Btn bu yukardaki (ve benzeri) hikyelerin ortaya kard bir takm sorunlar var ki aklc bir eletiriye pek gelir gibi deil. nk bir kere Tanrnn, ard ardna "eli'ler" gnderip insanlar bu eliler araclyle "iman" sahibi klmaa almas biraz artc. Madem ki Tanr, her eyi yapmaa kadrdir, mademki her insann kaderini daha ana karnnda iken izebilmektedir, ve madem ki dilediinin kalbini ap mslman yapabilmekte ve dilediini "kfir" kilabilmektedir (rnein bkz. En'm sresi , yet 125), o halde "eli" gndermek niye? Kendi elilerini iman sahibi yapt gibi btn kullarn da yle yapsa daha isabetli olmaz myd? Ve esasen dilemi olsa herkesi mslman yapabilecek olan bir Tanrnn, byle yapmayp bir kiim insanlar "kfir" klp sapkla terketmesi ve sonra da onlar "kfir'dirler" diye cehennemlik bilmesi doru bir ey midir?

207

4-GNE TUTULMASININ (KSF'UN) KIYMET RET SAYILMASININ VE BU VESLEYLE KSUF NAMAZI KILINMASININ HKYES Halktan kiilerle sohbet eder olduu gnlerden birinde Muhammed, gpe gndz iken havann glgelenir gibi kararmakta olduunu farkeder. Kur'n'a koyduu yet'lere gre gne tutulmasn Kymet almeti olarak bellettii iin byk bir telsla ve "belinleye belinleye" kalkar, halk da peine takp Mescid'e giderek namaza durur. Fakat namaz her zamankinden ok daha uzun tuttuktan gayr bir de namaz iinde bir eye elinle uzanr gibi ileriye doru gidip sonra irkilerek geri geri geldii olur. kendisiyle birlikte namaz klanlar onun olagan dii bu tr hareketlerini grmekle arrlar ve namaz'dan sonra kendisine, neden byle yaptn sorarlar. Muhammed cevap olarak onlara, namaz srasnda kendisine Cennet ile Cehennem'in "arzolunduunu", Cennet arz olunduu zaman zm salkmn almak iin ileriye doru gttn, Cehennem arzolunduu zaman ise atein yalininda korunmak zere geri geri ekildiini syleyerek bununla ilgili kssalar anlatr. Yukarda ksaca zetlediimiz hikyen'nin slm kaynaklarnda yer alan ekli yle: Evren'in sonu ve gelecek dnyann balamas demek olan Kymet hakknda Muhammed, Kur'n'a bir ok yet'ler koymu ve "Yevmu'l-kiyme" de (yni Kyamet gnnde) olacak eyleri aklamtr. Buna gre kymet gnnde gk'ler ailip kap kap olacak, blnp paralanacak, yildizlar dklp dalacak, gnein, ayin ve yildizlarn iiklar snecek ve bunlar patr patr dklecekler, gne drlp sndrlecek, tm canllar birinci frste lecek, ikinci frste dirilip dz bir alanda toplanarak "maher"i oluturacaklar; mezarlarndan frlayp kalkan insanlar ne olduunu bilemeyip aracaklar, korku ve skntdan herkesin yrei azna gelecek; insanlar snfa ayrlp yaptklarnn hesabn verecekler ve bu hesaplasmaya gre bir ksmna sa yandan, bir ksmna da sol yandan "defter"leri verilecek: sa yandan verilenler (ki bunlar "sagcilar"dir) mutlu olacaklar, sol yandan verilenler ise (ki bunlar da "solcular"dir) mutsuz olacaklardr. Kur'n'dan iki rnek vermek gerekirse: Mrselt sresi'nde yle der: "Size olaca sylenerek korkusu verilen, andolsun ki olacaktr (Kyamet kopacaktr). Yildizlarn iigi sndrld zaman, gk yarld zaman..." (K. Mrselt sresi , yet 7-9) nfitr sresi'nde yle yazl: "Gkyz yarld, yildizlar dkld, denizler birbirine katld, kabirlerin iindekiler dar karildii zaman insanolu (yapip) gnderdiklerini ve (yapamayp) geride braktklarn bir bir anlar" (K. 82 nfitr 1-5). Tekvir sresi'nde u var: "Gne katlanp drldnde; Yildizlar (kararp) dkldnde; Daglar (sallanp) yrtldnde; Gebe develer saliverildiinde; Vahsi hayvanlar toplanp bir araya getirildiinde; Denizler kaynatldnda; Ruhlar (bedenlerle) birletirildiinde... Gkyuz siyrilip alindiinda; Cehennem tutusturulduunda ve cennet yaklatrldnda..." (K. 81 Tekvir 1-13) Rahman sresi'nde yle yazl:

208

"Gk yarld ve gl gibi kizard; yag gibi eridii zaman..." (K. 55 Rahman 37) (lgili yet'lerden dier baz rnekler iin Bkz. K. nfitar 1-2; Nebe 19; Tekvir 1,2, 11; Mrselat 7-9, Enbiy 104; Fecr 21-22; Furkan 25; Rahman 37; Meric 8; Mzemmil 18; Zmer 68-69; Ysin 51-54;Kria 1-11; Zilzl 1-8;Vkia 7-14, vs...) [6] . Muhammed'in Kyamet'le ilgili bu tr szlerini, o zamanlar baz kiiler, yalanlamlar, bazlar da doru bilmekle beraber bir takm sorulara konu yapmlard; rnein Kyamet'in ne zaman gelip atacan anlamak iin ok uramlar, onu soru yamuruna tutmulardr. Fakat Muhammed, Kyamet'in ne zaman geleceini bilemedii iin, onlarn sorularn, Tanr'dan geldiini syledii u yet'le cevaplandrrdi: "Sana kymeti, ne zaman gelip atacan soruyorlar. De ki: Onun ilmi ancak Rabbinin katndadr. Onun vaktini O'ndan bakas aklayamaz. O gklere de yere de ar gelmtr. O size ansizin gelecektir. Sanki sen onu biliyormusun gibi sana soruyorlar. De ki: -'Onun bilgisi ancak Allah katndadr; ama insanlarn ou bilmezler..." (K. 7 A'raf 187). Fakat muhtemelen bunu yeterli bulmam olacak ki bir de Tanrnn: "Kymet gnne yemin ederim" diye konuarak, kymet'e inanmayan ve "Kymet gn ne zamanm?" diye soranlar cevaplandrmak ve onlar kymet gnne inandrmak maksadyla u ekilde konutuunu sylerdi: "Kendini kinayan nefse yemin ederim (dirilip hesaba ekileceksiniz). nsan, kendisinin kemiklerini bir araya toplayamayacaimizi m sanr?. Evet, bizim. onun parmak ularn bile aynen eski haline getirmeye gcmz yeter. Fakat insan (kyameti) yalanlamak ister. 'Kyamet gn ne zamanm?-' diye sorar. te, gz kamast, ay tutulduu, gnele ay bir araya getirildii zaman; o gn insan: -'Kaacak yer neresi?" diyecektir. Hayr hayr (kap) snacak yer yoktur. O gn varp durulacak yer, sadece Rabbinin huzurudur. O gn insana, ileri gtrdgu ve geri brakt ne varsa bildirilir..." (K. 75 el-Kiyme sresi, yet: 2-13) Grlyor ki Tanr, Muhammed'in sylemesine gre, yeminler ederek "Kymet gn"nn var olduunu anlatmaya almaktadr. Neden dolay Tanr, btn "yceliine" ramen, insanlar kendisine inandrmak maksadyla yeminler eder, bilinmez. Fakat bu yet'le ilgili olarak, ve muhtemelen kiileri Kymet gnne iyice inandrmak maksadyla Muhammed, zelzele, firtina, tufan ya da "ay" ve "gne" tutulmas ("hsf", ve "ksf") gibi doa olaylarn, Tanrnn gazabndan bilip korku ve tela vesilesi saymis ve namaza durulmasn emretmiti: "Su korkun eylerden herhangi birini grdnzde hemen namaza iltica edini"z derken bu gibi doa olaylarna atifta bulunmu olurdu (Bkz. Sahih-i Buhari Muhtasari... Cilt III, sh. 313). Namaza "ilticay da, muhtemelen du yolu ile Tanr'ya snp O'nun gazabn "teskin" etmek, yatistrmak iin dnm olmaldr. rnein gne tutulmas vesilesiyle namaz klmay, ve bir de kle (halayk) azd etmeyi ngrmtr (Bkz. Sahih-i... , Cilt III, sh. 343, hadis no. 552). Her ne kadar eritlar bunu "iyilikte bulunmak" eklinde ve daha dorusu klelii ortadan kaldrmak amacyle konmus bir hkm olarak gstermek isterlerse de, gerek byle deildir. nk Muhammed klelii "doal" bir kurulu olarak benimsemi, kendisi dahi lnceye kadar kle edinmi, ona buna kle hediye etmitir [7] . Gne tutulmasn Tanrnn gazaba gelmesi eklinde kabul ettii iindir ki gne tutulduunda, namaz klp Tanr'ya yalvar yakar olmak yannda, bir de kle azd edilmesini istemi ve bu yoldan Tanry yatistirma ve gazabn gidermebub mmkn olabileceini dnmtr.

209

Gerekten de slm kaynaklarndan renmekteyiz ki, doa olaylar ierisinde "hsf" yni ay tutulmas, ve zellikle "ksf", yni gne tutulmas olay Muhammed'i ok etkiler ve telaa getirirdi; nk bunun kyamet almeti olmasndan ekinird; inand o idi ki Kyamet koparken gne tutulacaktr. Bundan dolaydr ki gne tutulduu zamanlar byk bir telaa, hatt korkuya kaplip hemen yerinden kalkar, Mescid'e gelir ve namaza dururdu; halkn da kendisi gibi namaza durmasn isterdi. (Eb Ms, ya da Aye ya da Abdullah bn-i Abbs in ya da Esma bint-i Ebi Bekr in ya da Cbir in rivyetleri iin bkz. Sahih- i.... Cilt II, sh.711 ve d...; ve Cilt II. sh. 338 ve d...). O kadar ki "ksf namaz" diye bir namaz ekli getirmiti ki "er rk'lu" ya da "ikiser rk" olarak tanmlanr ve dier namaz'lardan ok daha uzun'dur. (Bkz. Sahih-i..., cilt III, sh. 339). rnein, Buharnn Eb Ms (el-Es'rI) den rivyetine gre bir gn Muhammed gne tutulduunu grp, bunun kymet almeti olmasn korkusiyle, hemen yerinden kalkp "belinleye belinleye" Mescid'e gelir ve orada "ksf" namaz kilar ve halka da bu gibi "korkun" olaylar srasnda Tanry anmalarn, Tanr'dan niyzda bulunup Tanr'ya snmalarn emreder. Bu konuda Eb Ms nin rivyeti aynen yle: "(Asri celil-i Nebevi'de) gne tutuldu. Bunun zerine Nebiyy-i Ekrem... (bu hadise) saat (yni kymet almeti) olmasn korkusiyle belinleye belinleye (yerinden) kalkp [8] Mescid(-i Serif)e geldi. O zamana kadar (baka hibir namazda) mrmde grmediim uzun kyam(lar) rk'(lar), scd(lar) la namaz kldrdi ve (sonra umma) buyurdu ki::... Bu kabilden (korkun) bir ey grdnzde zikru'llha, Allah'tan niyza, Allh'a kar istigfra (koyulup) iltica ediniz " (Bkz. Sahih-i... cilt III, sh. 344, hadis no. 553). Bunlar sylerken bir de Kurnn el-Kiyme sresi'ne koymu olduu u yet'i okur: "Gzn kamast, ay'in tutulduu, gne ve ayin bir araya getirildii zaman, ite o gn insan: 'Kaacak yer nerede?'- der. Hayr, hayr, bir snak yoktur" (K. 75 el-Kiyme 9) (Bkz. Sahih-i..., cilt I, hadis no. 75). Grlyor ki rivyete gre Muhammed, gne tutulmas halinde telala yerinden kalkp "belinleye belinleye" Mescid'e gitmi ve Tanr'ya snmak zere namaza durmutur. slm kaynaklarnn aklamasna gre "belinleye belinleye" deyimi "belinleme ve uunma" anlamnda olup, "ansizin zuhr eden korkun bir hdise zerine insana riz olan rkeklik ve korku demektir". [9] Bununla beraber eritlar, her ne kadar Muhammed'in gne tutlmasndan dolay Kymet kopuyor zanniyle korku ve telaa kapldiina dair islm verileri yukardaki ekilde sergilemekle beraber, yine de onun savunmasn yaparak yle derler: "Efendmz'de hasl olan hasyet kymet kopuyor zanniyle riz olan bir korku deildir". Yani gy Muhammed gne tutulmas srasnda korkuya kaplmamtr ama "telali davranm gibi bir grnste" olmutur. Ve bu ekilde gornmesinin nedeni ise Kyamet'in nasl olsa bir gn gelip gne tutlmas esnasnda kopacan dnmesinden ve o an geldiinde halka ne ekilde davranmak gerektiini bildirmek istemesindendir; bu nedenle onun telali davranm olmasn "tela" anlamna almamak gerekir (Bkz. Sahih-i..., Cilt III, sh. 346). Oysa ki gne tutulduu zaman "belinleye belinleye" , yani "ansizin zuhr eden korkun bir hdise zerine insana riz olan rkeklik ve korku" ile yerinden telala kalkp namaza durmas, eritlarn bu iyimserliini kantlamaktan uzaktr. *

210

Biraz yukardaki Eb Musann rivyetinden anlald gibi Muhammed, gne tutulmas vesilesiyle namaza durduunda, namaz, baka hibir namazda olmad kadar uzun "kyam(lar)", "rk'(lar)", ve "scd(lar)" la uzatmtr. Bilindii gibi "kyam" szc namazn ayakta olan ksmdr; "rk", elleri dizlere dayayarak eilmektir; "scd" ise, namazda yz yere srmek, kapamak anlamna gelir. Tpk Eb Ms'nin rivyetinde olduu gibi Esm' bint-i Ebi Bekr' in rivyetinden de anlalmaktadr ki Muhammed, "Ksf" namazini dier namazlardan ok uzun tutmutur. lgili hadis yle: "Nebiyy-i Ekrem ... Efendmz ksuf namazini kldrdi idi. (Syle ki:) Kiyma durup kiymi ok uzatt. Sonra rka varp rku (ok) uzatt. Sonra ban kaldrp kavmeyi (ok) uzatt. Sonra (yine) rka varp rku (ok) uzatt. sonra ban kaldrd. Sonra secdeye varp scdu (ok) uzatt. Sonra ban kaldrd. Sonra (yine) secdeye varp scdu (ok) uzatt. Sonra ayaa kalkp kiymi uzatt. Sonra rka varp rku (ok) uzatt... Sonra ban kaldrd. Sonra secdeye varp scdu (ok uzatt)... Sonra namazdan kt..." (Bkz. Sahih-i... II, sh. 7o7 ve d. hadis no 417) Ksf namazinin uzunluu o kertede olmutur ki kiilerin bu yzden tahamml edemeyip bayildiklar grlmtr. rnein Esm bint-i Ebi Bekr'in rivyeti yle: "(Ksf zamannda) Aise... namaz klarken nezdine gttm. -'Bu halka ne oluyor? (Neden korkuyorlar?-' dedim. (Ksf vuka geldiini anlatmak iin) gk yzne doru (bas ile) iret etti. Meer hep namaza durmularm. Aise...: -'Sbhna'llh!-' dedi. (Kendisine) -'Bu bir yet(-i azb veya tekarrb-i Kymet) mi?-' diye sordum. Basyle -'Evet-' diye iret etti. Bunun zerine ben de (namaza) durdum. zerime baygnlk gelinceye kadar (durdum). (Yanimdaki kirbadan) bama u dkmee baladm..." (Bkz. Sahih-i... Cilt I, sh. 85, hadis no. 75) hadis'in aklamasndan anlalmaktadr ki Esm'nin zerine baygnlk gelmesinin nedeni, namazn uzun olmas ve Muhammed'in "kireti pek ziyde uzatmas" dir. (Bkz. Sahih-i... Cilt I, sh. 88, not. 1) Muhammed'in "Ksf" namazini bylesine uzun tutmasnn nedeni, kukusuz ki her eyden nce gne tutulmas (Ksf) halinin gemesini beklemekti. Fakat bir de Cennet ve Cehennem'den haber vermek maksadadyla byle yapt anlalmaktadr. nk slm kaynaklarnn bildirdiine gre "Ksf" namaz srasnda Muhammed, bir ey almak iin elini ileriye doru uzatr ve sonra vazgemi gibi irkilerek geri gelir gibi olurmus. Neden byle yapt kendisine sorulduunda cevap olarak cennet ve cehennem'in kendisine arzolunduunu syler, ve orada grdkleri eklerdi. Abdu'r-Rezzk'in rivyeti yle: "Nebiyy-i Ekrem(...)'e Cehennem gsterildi, bunun zerine namazda durduu yerden geriye doru geldi. O derecede ki, cemat birbirlerinin zerine yigildi; geriye dnnce de kendisine Cennet gsterildi. Bunun zerine yryerek t ilk namaza durduu yere varp durdu" (Abdu'r-Rezzk'in "Musannef" adl kitabndan Diynet'in alnt iin bkz. Sahih-i... Cilt III, sh. 342). Abdullah bn-i Abbs'in rivyetine gre halktan kiiler Muhammed'e bu konuda yle sorarlar: "Y Resl'llh (namaz iinde) durduun yerden (grmediimiz) bir eye elinle uzandn grdk, sonra (yine namaz iinde iriklp geri geri geldiini) grdk..." Onlarn bu sorusuna Muhammed, davraniinin Cennet ile Cehennem'in kendisine arzolunmasyle ilgili olduunu anlatmak uzere yle der: "phesiz ki (Cennet, Cehennem, kabir, maher ve ire gibi) iine sokulacanz (yani ugriyacanz) her ey bana arzolundu..." (bn Abbs'in rivyeti iin Bkz. Sahih-i... Cilt III, sh. 341)

211

Cennet ile Cehennemin kendisine gsterilmesinin nedenlerini konusunda da yle cevap verir: "(Evet) ben cenneti grdm ve bir (zm) salkimina elimle uzandm. Eer o salkimi ben ele geirebilseydim dny bki kaldka ondan yerdiniz (de tkenmezdI). ate(-i cahim)i de grdm (lkin) mrmde bugn grdm kadar irkin, berbat hibir manzara grmemitim. Cehennem-i ekser ahaliini de kadnlar olarak grdm..." (Bkz. Sahih-i... Cilt III, sh. 339) Bu dorultuda olmak zere bir de yle der: "(yi biliniz) Cennet bana (yaklat) o kadar ki, eer cr'et edeydim salkimlarndan bir tnesini (alip) size getirebilecektim. Cehennem de bana o kadar yaklat ki: -'Ey Rabbim, ben de onlarla berhaber miyim?'- demee baladm..." (Esma bint-i Ebi Bekr'in rivyeti cn bkz. Sahih-i... Cilt II, sh... 7o7 ve d. Hdis no. 417 Mslim'in Cbir'den ve Buharnn Asye'den ve Esm bint-i Eb Bekr'den rivyetlerine gre de Muhammed, Cennet'in kendisine arzolunmas konusunda yle demitir: "Siz gresiniz diye Cennet'in yemilerinden bzilarn almak arzusiyle elimi uzattm ise de sonradan hayd yapmyayim dedim.... leriye doru gitmee baladgm grdnz vakit de Cennet'ten bir salkim almaya niyyet etmitim". Abdu'r-Rezzk'in rivyetine gre yle ekler: "Size gstermek iin Cennet'ten bir salkim almak istedimse de mukadder deilmi" (Bkz. Sahih-i... Cilt III, sh. 341-342). Cbir'in rivyetine gre de yle demitir: "...Bana Cennet arzolundu. O kadar (yakndan) ki, eer bir (zm) salkimina elimi uzatsaydm alrdm". Yine Cbir'in rivyetine gre yle demitir: ".... Bir salkimina elimi uzattm da onu yakalamaya elim yetimedi..." bn-i Abbs'in rivyetine gre de yle dedii anlalmaktadr: "(Evet) ben cenneti grdm ve bir (zm) salkimina elimle uzandm. Eer o salkimi ben ele geirebilseydim dny bki kaldka ondan yerdiniz (de tkenmezdI)..." (Bu hadis'ler iin Bkz. Sahih-i... Cilt III, sh. 339, 341). Grlyor ki Ksf namazndan ktktan sonra Muhammed'in Cennet konusunda syledii ey, genel olarak oradaki yemilerle, ve daha dorusu zm salkimi ile ilgili. Ne yazk ki "sarihler" (yani "aklamaclar") ya da yorumcular, neden dolay Muhammed'in yukardaki ekilde konutuu hususunda bir trl anlaamazlar. bazlar onun, Cennet'teki yemilerin tkenmez ve yasaklanmaz olduuna dair Kur'n'daki hkm kantlanmak iin byle yaptn sylerler. Bilindii gibi Kurnn "Vakia" sresi'nde, Kymet'in kopusundan sonra defteri "sagdan" verilmi olan "sagdakler"in "nim" cennetlerine alnacaklar ve orada "Tkenmeyen ve yasaklanmayan saysz meyveler iinde" dolaacaklar bildirilmitir. (K. 56 Vkia sresi, yet 32-33). bazlar da Muhammed'in yukardaki ekilde konumasnn inkrclarn durumu ile ilgili olduunu ve "tevbe" kapsnn onlar bakmndan kapal kalmamas iin byle yaptn sylerler ve En'm sresinin 158ci yetini rnek verirler. Bu yet yle: "...Rabbinin baz almetleri geldii gn, nceden inanmam ya da imannda bir hayr kazanmam olan kimseye artk imani bir fayda salamaz. De ki: Bekleyin, phesiz biz de beklemekteyi"z (K. En'm 158) (Bkz. Sahih-i..., Cilt . III, sh. 341) Daha baka bir deyimle "sarihlere" gre Muhammed: "(Namazda) ileriye doru gitmee baladgm grdnz vakit... Cennet'ten bir salkim almaya niyyet etmitim" (ama mukadder deilmi) eklinde konumakla gy, o zamana kadar inanmam olanlar inanmaya arm olmaktadr, nk eer zm salkmn ele geirse imi, bu kiiler iin artk iman etmenin faydas sz konusu olmayacak idiymis.

212

Muhamed'in, "Ksuf" namaz srasnda kendisine arzolunduunu syledii Cehennem'e gelince durum u: slm kaynaklarnn bildirmesine gre Muhammed cehennemin ounluunun kadnlardan olutuunu sylemi ayrca orada kediine eziyet etmi olan bir kadn ile barsaklarn sryen Huzi'lerin ceddini grmtr. Bunlarn hikyesini birazdan zetleyeceiz. Fakat daha nce Muhammed'in gne tutulmas konusundaki tutumunu davranlarn gzden geirmek yerinde olacaktr; yleki: Yukarda belirttiimiz gibi Muhammed, slm kaynaklarnn bildirmesine gre zelzele, firtina, tufan, ay tutulmas ya da gne tutulmas vs... gibi doa olaylarn Tanrnn gazaba gelmesi eklinde tanmlayp bu gibi hallerde Tanr'ya snmay "selmet" vesilesi saymtr. zellikle gne tutulmasn (Ksuf'u), "Kyamet" almeti bilerek uzun "kyam"lar, "rk"lar ve "scd"larla "Ksuf namaz" klnmasn uygun bulmutur. Sylemeye gerek yoktur ki kendisini Tanrnn elisi olarak tanmlayan ve her an Tanr ile iliki halinde olduunu ve her gizli eyi Tanr'dan rendiini syleyen Muhammed gibi bir kimsenin, Kyamet'in kopacan bilemeyip gne tutulmas nedeniyle tela ve korkuya kaplmas biraz dndrcdr. stelik de ay ya da gne tutulmas ("hsf" ve "ksf"), belli zamanlarda tekrarlanan doa olaylardr ki ok eski aglardan beri bilim evrelerince aratrma konusu haline getirilmitir. Bilim adamlar, gerek gne ve gerek ay tutulmas zamanlarn Muhammed'ten ok eski dnemlerden beri gn gnne, saat saatna hesaplamlardr. Yine bunun gibi zelzele ve tufan gibi olaylarn nedenlerini de bilimsel yollarla ortaya vurmular, ve daha dorusu doa olaylarn bilimsel deerlemelere oturtarak "muamma" niteliinden, yni korku ve tela kayna olmaktan karmlardr. Ancak ne var ki eritlar, her hususta olduu gibi bu hususta da Muhammed'i savunmak maksadyla bir takm aklamalara bavururlar, fakat bavurduklar bu aklamalar genellikle akl dlar nitelikte eylerdir. rnein yle derler: "(Gne tutulmas srasnda) Efendmz'de hsil olan hasyet kymet kopuyor zanniyle riz olan bir korku deildir". Yni gy Muhammed korkuya kaplmamtr ama "telali davranm" gibi grnp namaza durmutur. Ve gy bu ekilde grnmesinin nedeni, Kyamet'in nasl olsa bir gn gelip gne tutulmas srasnda kopacan tahmin etmesinden ve bu nedenle halka, o an geldiinde ne ekilde davranmak gerektiini bildirmek istemesindendir. Bu itibarla onun telali imi gibi davranmasn "tels" anlamna almamak gerekir (Diynet'in bu tr aklamalar iin bkz. Sahih-i... Cilt III, sh. 346). Bu tr yorumlamalar okuyucunun takdirine brakarak imdi Ksuf namaz srasnda Muhammed'a "arzolunduu" sylenen "Cehennem"in hikyesini, ayr bir kesim olarak aada zetleyelim.

213

5-OUNLUU KADINLARDAN OLUAN (ya da kedi'sine eziyet eden ya da barsaklarn srkleyen kiilerin bulunduu) CEHENNEM'N, KSF NAMAZI SIRASINDA MUHAMMED'E,"ARZ OLUNMASININ HKYES. Biraz yukarda grdk ki, slm kaynaklarnn sylemesine gre Muhammed, gne tutulmas vesilesiyle kldrtt "Ksf" namaz srasnda, elleriyle bir ey tutacakm gibi ileriye doru gidip sonra irkilerek geri geri yrms ve namazdan ktktan sonra bunun nedenlerini anlatrken Cennet ve Cehennem'in kendisine "arzolunduunu" bildrmtr. Cennet "arzolunduu" zaman zm salkimina eliyle uzandn, ve bu nedenle namaz srasnda ileriye doru yrdn belirttikten sonra irkilerek geri geri gelmesini de Cehennem'in kendisine arzolunmasyle aklamtr. Gerekten de halktan kiilerin: "Y Resl'llh! (Namaz iinde) durduun yerden (grmediimiz) bir eye elinle uzandn (bir ey almak iin elini uzattn) grdk, sonra (yine namaz iinde) seni vazgemi (irklp geri geldiini) grdk" diye sorduklarnda Muhammed, geri geri geliini Cehennem'in kendisine arzolunmasna yormutur. rnein Cbir'in rivyetine gre yle demitir: "... Sizi temin ederim ki, Cehennem (bana doru) getirildi. Bu da yalini bana dokunur korkusiyle geri geri geldiimi grdnz esnda oldu... " (Bkz. Sahih-i... Cilt III, sh. 342) Cehennemi grdn sylerken bundan anlalmak gereken eyleri de eitli ekillerde aklamtr. rnein bir aklamas yle: "Cehennem de bana o kadar yaklat ki: -'Ey Rabbim ben de onlarla berber miyim?- demee baladm..." (Esm bint Eb Bekr'in rivyeti iin bkz. Sahih-i... cilt II, sh. 713). kendisini Tanr elisi olarak iln etmiken, cehennemlikler arasnda bulunabileceini nasl dnmtr bilinmez! Dier baz rivyetlere gre Muhammed, "Ksf" namaz srasnda kendisine "Ates-i cahim" in arzolunduunu ve orada bulunanlarn ounluunun kadnlardan olutuunu sylemitir. Hemen belirtelim ki "Ates-i cahim" denilen yer yedi kat cehennem'in drdnc katdr. Abdullah bn-i Abbs'in rivyetine gre Muhammed yle demitir: "...Ates(-i cahim)i de grdm (lkin) mrmde bugn grdm kadar irkin, berbat hibir manzara grmemitim. Cehennem'in ekser ahliini de kadnlar olarak grdm..." (Bkz. Sahih-i..., Cilt III, sh. 338 ve d. hadis no. 551). Bu szler zerine halktan kiiler, neden dolay Cehennem'deki ounluun kadnlardan olutuunu renmek iin Muhammed'e sorarlar: "Y Resla'llh!, ne sebeble (kadnlar buna mstahak oluyorlar?)". Muhammed de onlara yle cevap verir: "Kfrleri sebebiyle". Bu cevap halk tatmin etmez ve tekrar Muhammed'e sorarlar: "Allh'a imn mi etmiyorlar?". Muhammed onlarn merakini gidermek zere u cevabi verir: "Kocalarna kar (kfrn-i ni'met) ederler. ylge kar (kfrn-i ni'met) ederler. (lerinden) birine dny dny olduka iyilik etse de sonra senden (marziine muhlif ufack) bir ey grse (hemen): senden hibir hayr grmedim ki-' der" (Bkz. Sahih-i... Cilt III, sh. 338 ve d. hadis no. 551). ["marziine muhalif ufack bir ey grse" deyimini "karlarna aykr ufack bir ey grse" eklinde evirmek mmkndr. "Kfrn-i nimet" deyimi ise "nankrlk" karlgidir] Grlyor ki Muhammed'e gre Cehennem'in ounluunun kadnlardan olumasnn nedeni, kadnlarn kocalarna kar nankr davranmalar, ve grdkleri iyilii hemen unutup "Senden hibir hayr grmedim" diye konumalardr.

214

Hemen hatrlatalm ki Muhammed, buna benzer szleri bir baka vesileyle, daha dorusu bir bayram gn kadnlarn yanndan geerken de sylemi ve rnein kadnlar aklen ve dine eksik olarak tanmlamtr. Eb Sid'in rivyetine gre : "Kadnlar sadaka verin! Zir bana Cehennem gsterildi, ou sizler idini"z demi, ve bunun zerine kadnlar kendisine bunun nedenlerini sormular ve Muhammed de yle cevap vermitir: "nk siz (tekine, berikine) okca lnet eder, zevcelerinize kar kfrn'i nimet gsterisiniz. (Ne acibdir ki kendini zabteden tam akll ve dininde) hazimli kimsenin aklini sizin kadar eksik akll, eksik dinli hibir kimsenin elebildiini grmedim" . Bu szleri hayretle dinleyen kadnlar, neden dolay kendilerini eksik akll ve eksik dinli olarak gordn sorduklarnda Muhammed, iki kadnn tanklnn bir erkein tanklna denk olduunu ve ite bundan dolay kadnlarn eksik akll sayldklarn bildrm, ve "hayi"z grdkleri zaman namaz klamaz ve oru tutamaz olmalarn da hatrlatarak bunu dinen eksik olmalarndan geldiini eklemitir (Bkz. Sahih-i... Cilt I, sh. 222, hadis no. 209. Bu konuda daha geni bilgi iin benim erit ve Kadn adl kitabma bakiniz) * Yine sz konusu "Ksf namaz" srasnda grdn syledii Cehennem konusunda Muhammed, kedi'lere eziyet eden bir kadndan sz ederek yle konumutur: "(Cehennemde bir de ne greyim?) bir kadn bir kedi tirmalayp duruyor. -'Buna ne oluyor?'- diye sordum. '(Bu kadn bu kediyi lnceye kadar haps etti. Ne yiyeceini verdi, ne de yeryzndeki haserattan nafakalansn diye saliverdi-' dediler" ( Esm'nin rivyeti iin bkz. Sahih-i..., Cilt II, sh. 707 ve d. hadis no. 417). bn-i Abbas'in rivyetine gre de yle demitir: "...Kezlik Cehennem de bana arzolundu da orada Beni isril'den bir kadnn kedii yznden ta'zib edilmekte olduunu grdm ki (hayatta iken) o kediyi balam ve ne beslemi, ne de arzin haseratindan nafakalanmasna meydan vermiti..." (Bkz. Sahih-i..., Cilt III, sh. 341) Yorumculara gre Muhammed'in bu szlerinden anlalmak gereken ey udur: "mazlum" olan hayvanlar, kendilerine eziyet verenlerden Kymet gn intikam alacaklardr. Ve ite buna dayanarak yorumcular yukardaki hadis'in hayvanlar korumakla ilgili olduunu ne srerler. Gzel ama bu sonucu almak iin mutlaka kadn rneine mi sarlmak, ve sadece kadn kt davranli imi gibi mi gstermek gerekir? Eer karlatrma yapmak gerekirse hayvanlara eziyet etmek bakmndan erkekler kadnlardan ok daha "basarldrlar". te yandan hayvanlara eziyet edilmesini nlemek iin bir kadnn kediye eziyet vermi olduunu rnek gsterecek yerde sadece: "Hayvanlara eziyet etmeyiniz; bu kt bir seydir" eklinde hkm getirmek daha iyi olmaz myd acaba? Yine ayn "Ksf namaz" vesilesiyle Cehennem'den sz ederken Muhammed, orada hem kedinin sahibi olan kadn ve hem de Amr bn-i Luhay bn-i Kam'a adndaki kiiy "barsaklarn srkler" halde grdn sylemitir. Bu kii gy Arap'lar putperestlie tevik eden ve Tanr emirlerini dinlemeyen bir kimsedir (Bkz. Sahih-i..., Cilt III, sh. 341-342) Cbir'in rivyetine gre de barsaklarn srkleyen kii, hacilarn mallarn alan bir kimsedir. Bu rivyete gre Muhammed yle demitir: "...Sizi temin ederim ki, Cehennem (bana doru) getirildi. Bu da yalini bana dokunur korkusiyle geri geri geldiimi grdnz esnda oldu. O kadar (yakinima geldi) ki, orada omakl herifin ate iinde barsaklarn srdn grdm. O omakl ki, hacilarn mallarn omayle alard. (Bir mali aldnn) farkna varildi mi: -'omama takildi'- der, varlmadm, alp gtrrd. O kadar ki, kedinin sahibi olan kadn da orada grdm. O kadn kedisini aliktan lnceye kadar balayp ne beslemi, ne de ry-i arzin hasertindan nafakalansn diye serbest brakmt;

215

sonra (bana doru) Cennet getirildi, bu da makmimda duruncaya kadar ilerilediimi grdnz srada oldu..." (Bkz. Sahih-i..., Cilt III, sh. 342) Btn bu yukarda belirttiimiz hkmler ve Muhammed'in szleri konusunda eritlarn zellikle "nemli" bulduklar ve tartitiklar bir husus vardr ki o da "Ksf namaz" srasnda Muhammed'e, ilk nce Cennet'n m yoksa Cehennem'n m arzolunduudur. rnein Abdu'rRezzk'in "Musannef" adl yaptnda nce Cehennem'in ve sonra Cennet'in arz olunduu anlatlmtr. baz rivyetlerde ise aksine, nce Cennet ve sonra Cehennem arz olunmutur. Fakat her ne olursa olsun yorumcularn oybirlii ile kabul ettikleri bir ey vardr ki o da, Muhammed'in, bu "Ksf namaz" gibi kisa bir sre iinde, insanlarn bana gelecek eyleri (hem bu dnya ve hem de hiret itibariyle) grm olmasidir. bn-i Cndeb'in rivyetien gre Muhammed, yukarda sz konusu ettiimiz "Ksf" namazndan ktktan sonra yle demitir: "nan olsun ki, demin namaza durduum mddete sizin dnyanzda ve hiretinizde mlki olacanz her eyi grdm" (Bkz. Sahih-i... , Cilt III, sh. 343) Anlalan o ki slm yorumcular, insanlarn kaderlerinin ne olacann sadece Muhammed tarafndan bilinmesini, kendileri bakmndan rahatlatc ve dolaysyle her hususta yeterli bir neden saymilardr. Muhammed'e nce arzolun sey'in "Cehennem mi?", yoksa "Cennet mi?" olduunun, ya da insan kaderinin Muhammed tarafndan bilinir olmasnn eitim sistemine bylesine temel yaplmas, fikirsel bakmdan kiileri ne kerte gelitirebilir? bilemiyoruz; takdir yine okuyucuya id'tir.

216

6-DERS KARA VE ALACA BENEKL OLAN NSANLARIN (abras'larn), TANRI TARAFINDAN "KARA RUHLU" OLARAK TANIMLANMALARININ HKYES slm kaynaklarnda (zellikle Diynet yaynlarnda) abras'lar, kr'ler ve kel'lerle ilgili bir hikye vardr ki erit'in "insan" anlayndaki nice isabetsizliklerden bir dierini sergilemek bakmndan ibret rnei teskil eder; hikye yle: Gnlerden bir gn Tanr, "abras" larn, yni derisi kara ve alaca benekli ve irkin olan insanlarn kara ruhlu olduklarn ortaya vurmak ister. nk una inanmtr ki "kara" renk ktln, "beya"z renk ise iyiliin simgesidir. "Kara" rengin ktlk almeti olmas, muhtemelen Nuh'un oullarndan birinin, derisinin beyazlktan siyahla dnmesiyle ilgilidir. nk sylendiine gre Nuh'un olundan biri olan "Ham"in cildi, nceleri beyazd. Fakat gemiye bindikten sonra nefsine hkim olamamas yznden derisi sim-siyah kesilmitir [10] . Bundan dolaydr ki Tanr, "inanm" kullarn "yzleri agaranlar" eklinde tanmlam, "kfir"leri ise "yzleri kararm" olanlar eklinde damgalamtr. Nitekim bunun byle olduunu anlatmak maksadyla Muhammed'in Kur'n'a koyduu hkmlerden ikisi yle: "Nice yzlerin agard, nice yzlerin karard gn (dsnn). mdi, yzleri kararanlara: 'nanmanzdan sonra kfir mi oldunuz? yle ise inkr etmi olmanz yznden tadn azab-' denlr" (K. mrn 106). "Yzleri agaranlara gelince, onlar Allahn rahmeti iindedirler; orada ebedi kalacaklardr" (K. mrn 107) Her ne kadar Beyzevi gibi kaynaklar "beyazln" ya da "karaliin", sembolik nitelikte eyler olduunu sylerlerse de, slm kaynaklarndan (ve zellikle Diynet yaynlarndan) renmekteyiz ki Muhammed bu deyimleri, insanlar arasndaki yaratl farkna gre deerlendrmtr. Ona gre "siyahiler" ve "bozuk tenli kimseler" (rnein abras/ebres olanlar) tiksinti doguran bir snfi olutururlar; ve igren olan ynleri sadece cildlerinin bozuk ya da kara olmas deil, fakat ayn zamanda kt ruhlu, kt tiynetli ve nankr olmalardr. Tanr onlar, her ne hikmetse byle yaratmtr. Ve ite bu zavall ve talihsiz kimseler, cildlerinin kara, irkin ve igren olmas yznden, kendilerini utan ve eziklik ierisinde hissederler. Bu nedenle zlem duyduklar tek ey, siyhlkten, pis renkllkten kurtulup "akpak", "bem-beya"z bir renge, gzel bir cilde sahib olabilmektir. Ancak ne var ki Tanr bu zavalllara, hemen her vesileyle, "kara", "igren ve kt" ve asl "nankr" olularn yzlerine vurmaktan, hatrlatmaktan geri kalmaz; bundan deta zevk duyar; hani sanki onlar bu ekilde yaratan kendisi deilmi gibi. Buna karlk bir ok nimetlerle donatt "beya"z tenli kullarn biraz daha kendisine minnettar kilabilmek ve boyun edirtebilmek iin elinden geleni yapar. Yaparken de "abras" (ebres) insanlardan rnek vermek ister. Bilindii gibi "abras" (ebres) szc, derisi alaca benekli, ya da siyah ve irkin olanlar iin kullanlr. Bu nedenle gnlerden bir gn meleklerinden birini, srailoullar arasndan setii kiiye gnderir. Bunlardan biri "abras", dieri "kel" ve ncs de "kr" kiilerdir. Tanr'dan ald talmat gereince melek, nce abras'a gider ve sorar: "En ok neyi seversin (ve istersin)?". Abras kii hemen yant verir:"Gzel ve parlak (beyaz) bir renge ve (nermin

217

vcda), almli bir cilde sahip olmak, ve beni insanlara kar igren hle sokan siyahliktan kurtulmak isterim. nk halk beni irkin gryor, benden igreniyor". Bunun zerine melek, abras kiiy yle bir svazlar; svazlamasyle birlikte adamn kara ve benekli rengi kaybolur ve yerine beyaz ve gzel bir renk hasl olur. Kapkara tenli adam imdi bem-beyaz gzel bir insandr. Melek kendisine, ayrca mal olarak neler istediini sorar. Adamcaz: "Deveyi ok severim" der. Melek derhal kendisine on aylk bir deve verir ve: "Allah bunlar senin iin bereketli kilsin" diye du eder ve ayrlr. Abras'liktan kurtulan adam pek mutludur; sevincinden ne yapacan arr. Melek daha sonra ba kel kiinin yanna gider ve: "En ok neyi seversin?" diye sorar. O da: "Gzel sa isterim; u kellik benden gitsin. Herkes benden igreniyor" der . Melek onun ban svar ve aniden adamn kellii gider; ayrca da mal olarak ona, istemi olduu, sigiri verir. Daha sonra melek, kr olan kiinin yanna gelir ve ayn soruyu ona sorar. O da kr'lkten kurtulmak istediini syler ve ayrca da kendisine kuzu'lu bir koyun vermesini ister. Dilei gereince onun krln giderir ve ayrca da, istemi olduu kuzulu koyunu verir. ok gemeden deve ve sigir ve koyun sahiplerinin hayvanlar dogurur; hepsi de zengin olurlar. Deve sahibi abras'in bir vdi dolusu devesi olur. Bylece abras artk hem gzel ve bem-beyaz, pak bir cilde ve hem de paraca bolluga kavumutur. Fakat kendisine oynanan oyundan haberi yoktur. nk aslnda Tanr onun i yzn ve kt tabiatini ortaya vurmak maksadyla byle yapmtr. Nitekim az zaman sonra Tanr, derisi beyazlaan, kellikten kurtulan ve krl giderilen bu kiiye tekrar meleini gnderir; fakat gnderirken bu kez melei fakir bir kla sokar. Melek, cildi gzellemi olan adama (yani eski abras'a) yle der: "Ben fakir bir insanm; ylma devam edecek takatm kalmad. Varmak istediim yere nce Allahn ve sonra da senin yardmnla varabilirim. Rengini bylesine gzelletiren ve sana bunca nimet verenin hatr iin senden bir tne deve istiyorum". Bu szleri dinleyen adam (eski abras): "Verilmesi gereken o kadar ok yer var ki..." diyerek mazeret beyan ederek melein isteini geri cevirir. Bunun zerine melek: "Ben seni bir yerden tanr gibiyim. Sahi sen siyah tenli bir adamdin; her kes senden igrenrd, ve fakirdn. yle deil mi?" der. Bylece onun, hem dis grns ve hem de i yn ile kt bir yaratk olduunu ortaya vurmu olur. Ayn eyi kellikten ve krlkten kurtulan kiilere de yapar. Kellikten kurtulan kii, tpk abras gibi nankr kar; fakat krlkten kurtulan kii melein istediklerini vererek iyi bir insan olduunu kantlam olur. Tanr da onu mkkfatlandrr. Buna karlk, evvelce abras ile kel olan kiileri cezalandrr (Eb Hreyre'nin rivyeti iin bkz. Sahih-i... Cilt IX, sh. 193. hadis no. 141) Eb Hreyre'nin rivyetine gre bu hikyeyi anlatan Muhammed, unu belletmek istemitir ki "siyah" ve "pis" derili kimseler (abras'lar) ayn zamanda "nankr", "hayrsi"z ve "kt" kimselerdir. Ancak ne var ki bir yandan bunu anlatrken, dier yandan da insanlarn kaderlerinin daha ana karnnda iken izildiini, ve dnyaya gelen her insana, sa'dan ya da sol'dan olmak zere defter verildiini, ve bu deftere gre onun karakterinin izildiini, iyi ya da kt olmasnn,

218

buna gre ayarlandn, yine bunun gibi mslman ya da kfir olmasnn da Tanr tarafndan saptandn sylemitir (rnein bkz. K. En'm 125) Daha baka bir deyimle melek, "abras" kiiy, pis ve irkin bir deri ve nankr ve kt bir ruhla var edenin Tanr olduunu, ve bu ayn Tanrnn "abras" kiiyi yukardaki ekilde "nankr" kldn bildrm demektir. Su hle gre Tanry, insanlar arasnda eitsizlikler oluturan ve bu eitsizliklere dayal olarak onlar cezanlandran bir "Yaratan" eklinde tanmlam olmakta deil midir? te yandan yukardaki hikye'nin dndrd baz hususlar var ki, zet olarak sylece sralanabilir: a) Kirli, kara renkli ve bozuk cildli insanlarn aalk olduklar: erit'in insanlar arasnda renk farkndan doma ayrlklar tanmad, siyahileri aa klmad sanlr; yine sanlr ki Muhammed, tpk Afrikali siyahiler gibi kara tenlidir ve bu itibarla zencilere kar nyarglarlar beslememitir. Oysa ki Muhammed, slm kaynaklarnn bildirmesine gre, kara tenli deil beyaz tenlidir, yni cildi beyaz Araplardandr. Arap kaynaklar onun orta boylu olduunu, teninin ve simasnn, ne kire renginde duru beyaz ve ne de kara yaz olmayp "krmz rengi emmis beya"z olduunu, salarnn ne uzun ve ne de kisa fakat asla Sudanler gibi kivircik olmadn belirtirler [11] . Yine eitli slm kaynaklarndan renmekteyiz ki Muhammed'in sylemesine gre Tanr cildi siyah olanlarla, bozuk cildli insanlar "beyni ufak", "kt karakterli" ya da "tiksinti yaratc nitelikte" klmtr. b) Siyahilerin (zencilerin) bozuk ve "arpik" bir irk olarak benimsenmesi ve zenciyle evlenmenin, doacak ocuu sakat ve bozuk kilaca inanci: Arap irkinin zlne (sfiyetine) nem veren Muhammed, Arap'larn baka irklarla karsmasn istemezdi. Biraz yukarda grdmz gibi mslman Arapn, Arap olmayan mslman ile (yni "mevali" ile) evlenmesini yasaklamt: "Ey Arap'lar! iinizde mevali ile evlenenler kt davranm olurlar" derdi. Fakat asl endie ettii ey, Arap'larn zencilerle evlenmeleri idi. nk siyh irki, daha dorusu zencileri, "arpik" ve "bozuk" bir irk olarak grrd; zenci bir kadndan doacak olan ocuklarn da sakat ve arpik olacaklarn sylerdi. yle derdi: "(Ey Arap! Kendinden olanla ve kendi denginle evlen; ve yapacan ocuklarn (gelecek kuaklarn) safiyeti bakmndan dikkatli ol ve asla zenci ile evlenme; nk zenciler bozuk, arpik yaratk olduklarndan onlarla evlenenlerin ocuklar da sakat ve arpik olur" [12] . c) "Bas siyah kuru zm gibi sali" Habei'lerin durumu: yle anlalyor ki Muhammed, siyahiler (zenciler) arasnda da dereceleme yapm ve bazlarn bazlarna daha aa saymtr; rnein Habeli kleleri bu kategoriye koymutur. Enes bn-i Mlik'in rivyetine dayal bir hadis'inde aynen yle demitir: "Ey Ashabim... zerinize tayin olunan vli, ba siyah kuru zm gibi sali habei bir kle olsa bile (onlara itaat ediniz) (Bkz. Sahih-i..., Cilt XII, sh. 314, hadis no. 2124) Gy devlet dzeninin bozulmamas amacna dayal bu hadis hkmnn anlatt udur ki, ynetici kim olursa olsun, onun emirlerine boyun emek gerekir: velev ki bu ynetici "habei

219

bir kle olsun". Yni habeliyi ylesine aalk grmektedir ki, kamu dzeninin bozulmasn nlemek iin onun emirlerine dahi boyun eilmesini kural haline getirmeyi uygun bulmutur. d) Muhammed'in zenci bir kadnn kabri banda namaz klm olmasnn, zencilere deer verip vermemekle ilgisi konusunda slmn irk ve renk ayrm gzetmediini ileri srenler, Muhammed'in, Mescid-i haram sprp temizlemekle grevli zenci bir kadnn mezari banda namaza durmus olmasn rnek verirler. Eb Hreyre'nin rivyeti olan hadis yle: "Bir zenci... kadn [13] Mescid-(i Serif)i sprrd. (Gnn birinde) vefat etti. (Resulu'llah), -' Ne oldu? -'diye sordu. -'Vefat etti-'dediler. -'Bana vefatini haber vermeli deil miydiniz?-' (Haydn) bana kabri gsteriniz-' buyurdu. Ondan sonra kabrnn bana varp namaz kld" (Bkz. Sahih-i..., Cilt II, sh. 399 ve d. , hadis no. 286) . Hemen belirtelim ki Muhammed'in bu davraniinin, irk ve renk ayrm yapmamakla pek ilgisi yoktur; sadece mescid gibi yerlerdeki hizmetlerin grlmesini tevikle ilgisi vardr. Gerektende Buharnn iret ettii zere Mescid'leri sprmek ve temizlemek gibi hizmetler bat eylermi gibi grnse bile, bu hizmetleri grenleri cennetlere mstahak kilar nitelikte eyler saylmtr. Saylmasnn balca nedeni de, bu gibi hizmetlerin parasz ya da ok az cretlerle karlanmas iindir. Bu hizmetleri grenlerin cennet mkfatlaryle taltf edilmeleri, elbetteki gnll bulabilmek iindir. te Muhammed'in yapmak istedii de bu olmutur. Zencnn mezari banda namaz klmas, len kiinin zenci olup olmamasndan deil ve fakat onun mescid'e hizmette bulunmasndandr. Bylece Mescid'e hizmet edecek kimselerin mkafaktlandrlaca kansn yaratmakla, gnll bulma kolaylini salamak istemi olmaldr. baz kaynaklardan renmekteyiz ki, zenci kadnn vefatini Muhammed'e haber vermek istemeyenler, bunu, srf zenciyi hkir grp onun lmn Muhammed'e ihbra lzum grmediklerinden dolay yapmlardr. ayn zamanda dnmlerdir ki eer Muhammed. onun namazini kilacak olursa, etrafta zenci bir kimseyi ereflendirdii kansn yaratmi olacaktr; ve ite byle bir zan yerlemesin iin vefat haberini ona bildirmemilerdir. Her ne kadar Beyhaki gibi kaynaklar, vefat haberinin Muhammed'e bildirilmemesi nedeninin, zenciyi hkir grmekten deil fakat gecenin ge bir vaktinde Muhammed'i rahatsz etmemek dncesinden doduunu sylerlerse de (Bkz. Sahih-i..., Cilt II, sh. 399 ve d.) doyurucu bir yorumda bulunmu olmazlar. nk eer len kii gerekten saygn nitelikte biri olmu olsayd, gece vakti bile olsa Muhammed'i haberdar ederlerdi. te yandan zencinin kabri banda Muhammed'in namaz klm olduuna dir hadis'lerin ne derece salam olduu da tartma konuudur. u bakmdan ki kabir zerine namaz klmann ciz olup olmad hususu bugne kadar ozmlenmi deildir. Eb Hanife ve Malk bunu tecviz etmezler; bu nedenle Hanefi ve Malki mezheblerine gre kabir banda namaz klnmaz. Ciz grenlere gelince (ki aralarnda Ahmed bn-i Hanbel, Safii, Ali b. Ebi Tlib, gibiler vardr), bunlar dahi bu tr namazn ne zamana kadar klnabilecei hususunda anlaamazlar. "Bir aya kadar klnabilir" diyenler yannda, "Ceset rmedike ciz deildir" diyenler de vardr (Sahih-i... Cilt II, sh. 399 ve d.)

220

7-MUHAMMED'E KARI R'LER VE DAVRANILARIYLE HUSMET GSTEREN R KA'B B. EL-EREF'N LDRTLMESNN HKYES Muhamed'i iirleriyle igneleyen air Ka'b b. Eref'in, ldrtlmesi olayna daha nceki yaynlarmzda deinmi olmakla beraber burada, baka bir yn itibariyle, tekrar deinmek yararl olacaktr Bilindii gibi Ka'b el-Eref, Muhammed'in istei zerine, Muhammed bn-i Mesleme adndaki bir gnll (ve arkadalar) tarafnda ldrtlmtr (Bkz. Sahih-i... Cilt X. sh. 174). Bu ldrtmeyi Muhammed, Ka'b'a kar besledii husmet nedeniyle uygun bulmutur. Bu husmet, sadece Ka'b'in iirleriyle kendisini hicvetmi olmasndan deil, fakat onu hem mslmanlar iin bir tehlike ve hem de kendi bakmndan deta "rakip" bir kii olarak grmesindendir. u bakmdan ki Muhammed'in "munafik" diye damgalad kimseler (ki inaniyormu gibi yapp gerekte inanmayanlardr) bir takm sorunlarn ou zaman Ka'b'a bavurarak, yni onu tek yeterli kii bilerek zmlemek isterlerdi. Byle yapmakla, Muhammed'i "peygamber" yerine saymadklarn belli ederlerdi. Bu ise Muhammed'i, kendi taraftarlarna kar pek g bir durumda brakrd. Bundan dolaydr ki Kur'n'a, bir yandan Ka'b'i eytana benzeten ve dier yandan her trl anlamazlklarn "Peygamber" araclyle zmlenmesi gerektiini ngren yet'ler koymutur ki bunlardan biri yle: "(Ey Muhammed!) Sana indirilene ve senden nce indirilenlere inandklarn ileri srenleri grmedin m? Tagut'a inanmamalar kendilerine emrolunduu halde, Tagut'un nnde muhakemelemek istiyorlar. Halbuki eytan onlar bsbtn saptrmak istiyor" (K. 4 Nis 60) Burada geen "Tagut" szc, Tanry ve onun emirlerini tanmayp "azan ve sapan" lar tanmlamaktadr ki ayn zamanda "eytan" iin de kullanlr. Muhammed bu szc burada Ka'b b. el-Eref iin kullanm olmaktadr (Bu konuda, Diynet Vakfi nin, yukardaki yet'le ilgili yorumuna bakiniz). Grlyor ki Muhammed, bu yet'i Kur'n'a koymakla Ka'b'a kar beslemekte olduu husmeti dile getirmi olmaktadr. Kiiler arasndaki anlamazlklarn zmnde Ka'b'in (ya da benzerlerinin) deil fakat kendisinin yetkili olduunu, ve verecei hkm kabullenmedike hi kimsenin "iman" sahibi saylamayacan anlatmak maksadyla de u yet'i koymutur: "Hayr, Rabbine andolsun ki aralarnda kan anlamazlk hususunda seni hakem klp sonra da verdiin hkmden ilerinde hibir sknt duymaksizin (onu) tam manasyle kabullenmedike iman etmi olmazlar" (K. 4 Nis 65) Muhammed'in K'b bn-i Eref e kar husmet beslemesinin bir dier nedeni onun ok gl bir air olmas ve iirleriyle kendisini hicvetmesidir. Medine'de Beni Ndir kabilesi'ne mensup bu air, Muhammed'in Yahudilere dn vermesi, rnein Kble ynn Kuds olarak semesi nedeniyle ona kar nceleri ilgi duymakla beraber, onu peygamber olarak benimsememi ve mslman olmay da dnmemitir. Hele onun, eitli ete saldrlarna giriserek ve savalar vererek glendiini, ve Yahudileri kazanamayacan anlayp Kble ynn Kuds'ten tekrar K'be'ye evirdiini grmekle, Yahudiler iin byk bir tehlikenin olutuunu farketmitir. Bu yzden kapldii fkeyle bir yandan Muhammed aleyhinde igneleyici iirler yazarken (Bkz. bn shak, Siyer) dier yandan kendi kavmini tehlikelerden korumak iin elinden geleni yapmaa balar. Sylendiine gre baz arkadalaryle birlikte kalkar Mekke'ye gider ve Kureyli'leri Mslmanlar aleyhine kkrtr. Bedir savanda

221

ldrlm olan Kureyliler iin alar, v.s. (Bkz. Sahih-i... Cilt III, sh. 62, ayrca bkz. Cilt X, sh. 174) ). K'b'in, her ne kadar baz arkadalaryle birlikte Mekke'ye gidip Kureyli'leri Medine'deki Yahudi kabileleriyle birlik olup Muhammed'e kar cephe kurmaa ard sylenir ise de, baar salayamad muhakkaktr. Beyzevi gibi kaynaklarn bildirmesine gre Mekke'ye gttnde Kureyli'ler kendisine: "Siz Yahdilerin elinde Muhammed'inkine benzer Kitb var (Biz sizlerle beraber olamayz)" diyerek srt evrmler, ya da "Eer bizim putlarmza taparsanz anlar"z diye direnmilerdir. Gy srf Muhammed'e kar olan dmanlklar nedeniyle Yahdiler de onlarn putlarna tapmay kabul etmilerdir (Beyzevi bu grlerini Kurnn Nis sresinin 50-56 yetlerinin yorumu vesilesi syler). Fakat btn bu iddilar temelsiz eyler olarak kabul etmek gerekir. nk eer Yahdiler bu yolu semis olsalard, bu taktirde Muhammed'e uyarlar ve kendilerine ynelik tehlikeyi bu yoldan nlemi olurlard. Fakat her ne olurs olsun gerek udur ki K'b ve arkadalar, Muhammed'e kar Kureyli'lerle ttfak kurma olasln yaratamamlardr. Bu bakmdan K'b ne islmyet ve ne de Muhammed bakmndan gerek bir tehlike teskil etmemitir. te yandan slm yazarlar, K'b'in ldrtlmesini mazur gstermek cn onu, Muhammed'i eletirmek, ya da ldrmeye teebbs etmek gibi davranlardan gayr bir de mslman bir kadna ask iirleri yazp bu yzden mslmanlar rencide etmekle sularlar (Bkz. al-Halabi, al-Sirah al-Halabiya , Cilt III, sh. 223) Her ne olursa olsun durum u ki Muhammed, Mekke ve Medine'de byk bir hrete sahip bulunan ve sevilen Ka'b'in varln tehlikeli bulmaya balar ve ondan kurtulmann kendisi ve mslmanlar bakmndan "hayrl" olacan anlar. Bir yandan Tanr'ya: "Ey Tanrm! fesad ve fitne dolu iirleriyle bana saldran K'b'i sence uygun olan yoldan yok et ve beni ondan kurtar" [14] , eklinde du'lar ederken dier yandan da zel iri Hassan bn-i Sbit'e onun aleyhinde iirler yazdrtr. Hassan o dnemin en gl airlerinden biridir; Muhammed'in emri zerine kfr dolu iirleriyle Ka'b'a saldrrir. Btn bunlar Muhammed'i tatmin etmemi olmali ki, Ka'b'i ldrtmek zere gnll aramaya balar. Ve bir gn Mescid'de halka: "K'b bn-i Eref'i ldrmek iin kim hazrdr?... nk o Allah'a ve Reslne ez vermitir" diye seslenir. Dinleyenler arasndan Muhammed bn-i Mesleme adnda biri hemen gnll olarak ortaya atlr ve "Y Resla'lla^! ister miin onu ben ldreyim?" der. Hi kukusuz bylesine "hayrl" bir i yapmakla Cennet'lere gideceini dnmtr. Muhammed onun bu sorusunu: "Evet isterim" diye sevinle karlar. bn-i Mesleme, derhal cinyet hazrlina giriir ve kendisine yardmc olacak su ortaklar arar. Basta K'b'in st kardei olan Eb Nile olmak zere Evs kabilesinden bir ka kiiyle grr; bunlardan drd "(Seninle birlikte) K'b'i ldrmeye haziri"z derler. Sonra kalkp hep birlikte Muhammed'in evine giderler ve onunla birlikte yaplacak eyleri kararlastrrlar. Konuma srasnda bn-i Mesleme kurnazca bir plan teklif eder: bu plana gre, arkadalaryle birlikte K'b'in evine gidecek, kendisini Muhammed'in dmani imi gibi gsterecek, Muhammed'i ktleyecek ve hile ve yalan yolu ile onun gvenini kazanp tasarlanan cinyeti ileyecektir (Bkz. Sahih-i..., Cilt X , sh. 174-179; ayrca bkz. Muhammed bn-i shak, Siyer, Akabe yaynlar stanbul 1988, sh. 371) Bu teklifi Muhammed uygun bulur ve bir akam vakti bn-i Mesleme ile arkadalarn ehrin kapsna kadar geirip uurlar; uurlarken de: "Tanr sizinle beraberdir! Tanr yardmcnz olsun" der (Bkz. bn shak, age sh. 373)

222

Drt kafadar gece karanlnda yola koyulurlar; K'b'in bulunduu kale'nin nne gelirler. K'b o tarihlerde henz yeni evlidir. karsyle birlikte yatakta bulunduu bir srada bn Mesleme kapnn dndan seslenir. Szlerine Muhammed'ten sikyetle balar: "Bu adamn (Muhammed'in) gelii bize bela oldu. Araplar bize dman oldu. Yollarmizi kesti(ler), oluk ocuk kayboldu..." der ve Muhammed'in kendilerine ar vergiler yklediini, kendilerinden ok fazla sadaka ve zekt istediini, bunu karlayacak paralar olmadn, rehin karlnda dnc para almak iin geldiklerini anlatr. O szn bitirince K'b'in st kardei olan Eb Nile konumaya balar, kendisini tantr ve Mesleme'nin sylediklerine katldn ekler ve "Vah sana ey bn'l Eref! Ben sana, bir meseleyi sylemek zere geldim. Onu, benim sylediimi gizli tut" diye ekler (bn-i shak, age, sh. 373) K'b, sylenenlere inanr ve gecenin ge bir saat olmasna ramen onlara kapy amak iin geceliiyle yatandan srar, yorganna sarlp aaya iner. Fakat kars kukuludur; ona engel olmak ister ve yle der: "Bu saatte nereye kyorsun? Emin ol! ben bir ses iittm ki onda kan damlyor (ser sezlyor)". K'b karsn tersleyerek: "O benim kardeim Muhammed bn-i bn-i Mesleme ile st kardeim Eb Nile'dir" der ve onlarn kendisini uyku saatnde bos yere kaldrmayacaklarn, kendisine ktlk yapacak insanlar olmadklarn syler. Fakat kars: "(Yemin ederim ki) onun sesinde ktlk eseri vard" diye israr edince bu sefer K'b: "Yiit bir kii snglenmek zere arld taktirde dahi daveti red'etme"z diyerek karsn susturur ve gelenleri arlamak zere aaya inip kapy aar (Bkz. Sahih-i..., Cilt X, sh. 174179, hadis no. 1578). bn-i Mesleme ve arkadalar onu byk bir dostluk grns ierisinde karlarlar ve havann gzel olduunu, ay iiginda sylece bir dolamay, Si'bu'l-Acuz mevkiine kadar gidip hep birlikte geceyi geirmeyi teklif ederler. Teklif K'b'a czib grnr ve hep birlikte yrmee balarlar (bn shak, age, sh. 374). bn-i Mesleme daha nce arkadalarna yaplacak eyi bildrm ve "K'b gelince ben onun ban tutup saini koklarm. siz benim K'b'in ban sikica yakaladgm grnce hemen kllarnzi ekip saldrn ve K'b'i vurun" diye tenbih etmitir Gerekten de K'b, giyimli ve kokular srm olarak yanlarnda yrrken bn-i Mesleme: "(Aman ne gzel koku) bugnk gibi gzel koku (mrmde) duymadm" diye ona yaklar ve K'b'in ban koklar; ayrca arkadalarna da koklatr. Ve sonra: "Bana bir daha koklamama msaade eder miin?" diye sorar. K'b'in muvafakat zerine adamcaizin ban simsiki yakalar ve arkadalarna:"Hayd kl darbesine tutup vurunuz diye haykrr. Bylece hep birlikte K'b'in vcudunu delik deik ederler. Bu arada yanllikla kendi aralarndan birine de vurmu olurlar. K'b'in cansz vcudu yere serilmitir. Fakat bn-i Mesleme kllamay yeterli grmez. Belindeki haneri karp K'b'in gsn yarmaya balar ve hanerini adamcaizin kasklarndan aaya indirinceye kadar yrtr (Bu konuda Buharnn Cbir bn-i Abdillh'dan rivyeti iin bkz. Sahih-i... Cilt. X. sh. 174 ve d. hadis no. 1578). Bylece K'b'i ikiye bimis olur; bundan sonra lnn boynunu keserek ba ksmn bedenden ayirir bu kesik ba Muhammed'e hediye etmek zere bir yem torbann iine koyar. Sylendiine gre Muhammed'e hediye edilmek zere Medine'ye getirilen bu ba iin slm kaynaklar: "slm'da ilk naklonulan dman ba K'b'in basidir" diye yazarlar ve bunu slm iin byk bir "iftihar" vesilesi yaparlar (Bkz. Sahih-i..., Cilt X, sh. 179. Bu konuda daha geni bilgi cn bn-i Cevznn eref'l- Mustafa adl kitabna bakiniz). Fakat kl darbeleri altnda K'b ylesine canhra bir ses karr ki, etraftan sesini duyup toplananlar olur. Bunu gren bn-i Mesleme, arkadalaryla sivisma yolunu arar. Hep birlikte,

223

yarali olan arkadalarn srtlanrlar ve kesik bas'i tayan torbay da alarak orada kaarlar. Grevlerini yerine getirmi olmann verdii bir gururla Medine'ye dnp Muhammed'in huzuruna karlar. Muhammed onlar cam kapsnda karlarken: "Hos geldiniz, sizlerin baars slmn byk zaferi saylacaktr" diyerek srtlarn svar; her birini birer byk "kahraman" olarak arlar. Yarali olan kiinin yarasna tukrp iyiletirir. Sonra da kendisine getirilen torbadan K'b'in kesik ban karp sevinle eline alr ve diz kerek kendisine bu "gzel" baary ve "mutluluu" salayan Tanr'ya du'lar yadirir (Bu konuda bn-i shak'in Siyer'ine bakiniz) [15] . Yukardaki olay Muhammed'in Medine'ye hicretinin 3.c ylna rastlar. slm kaynaklarnn bildirmesine gre bu dehet havasi yznden Yahudiler sinmi ve korku yznden bir ou mslman olmulardr. Fakat bu olay asl, Muhammed'e kafa tutanlara bir ibret dersi olmak zere yaratlm gibi grnmektedir. Nitekim Vakidi gibi slmn nl tarihilerinden renmekteyiz ki K'b'in ldrlmesinden sonra Muhammed yle demitir: "K'b beni fesad dolu konumalaryle ve ktlk kayna iirleriyle igneledi. Eer iinizden her hangi biriniz bu ekilde davranacak olursanz, biliniz ki klla yine ayn ekilde kanlar dklecektir" [16] Daha baka bir deyimle Muhammed, K'b'i ldrmekle, kendisine kar kafa tutmann ne olduunu anlatmak istemi gibi grnmektedir.

224

8-Muhammed aleyhindeki hareketlere paraca yardmda bulunan EB RF ADINDAK TCR KNN LDRTLMES KISSASINA DR HADS KONUSUNDA Eb Rfi, Hayber Yahudilerinden olup Abdullah bn-i Hukayk ya da Sellm bn-i Ebi'lHukayk (Selm b. Ebi Hakik ) diye de bilinen bir kimsedir. Meslei ticret olup olduka zengindir. slm kaynaklarna gre Muhammed'e "ez" ettii ve onun aleyhindeki hareketlere para yardmnda bulunduu iin, Hicret'in 3.ylnda [17] Muhammed'in izniyle ldrtlmtr. Eb Rfnn ldrtlmesi kssas halkimiza, slm kaynaklarna dayal olarak belletilir ki bunlar arasnda Diynet leri bakanlgnn Sahih-i Buhari Muhtasari adl yaynlar (Bkz. Sahih-i..., Cilt X. sh. 180 ve d. hadis no. 1579)., ya da T. C. Milli Egtm Bakanl yaynlarndan olarak Taberinin, Trke'ye Milletler ve Hkmdarlar Tarihi adyla evirisi (Bkz.stanbul 1966; ikinci bal) ya da bn shak'in Siyer adl yapt ve dierleri bulunur. Bu kaynaklara gre olayn zeti yle: Biraz yukarda ir K'b bn-i Eref'in, iirleriyle ve air davranlaryle Muhammed'i huzursuz kldn ve bu yzden ldrtldn, ve ldrenin de bn-i Mesleme adnda biri olduunu grdk. Gerek bn-i Mesleme, gerek bu ii kendisiyle birlikte "baaran" arkadalar, Medine'deki Evs kabilesine mensupturlar. Medine'de bu kabile ile rekabet halinde bulunan bir kabile daha vardr ki Hazreci ler diye bilinir. Evs'ler ve Hazreci'ler, Muhammed'e "bit" etmeden (boyun emeden) nce olduu gibi, ettikten sonra da birbirleriyle, her vesile ve frsatta, devaml ekilde ekime halinde idiler. bn-i shak ve Taberi ve Vakidi gibi en salam slm kaynaklar'na gre bu iki kabile, Muhammed'e yaranmak iin "birbirleriyle, tpk iki ksrak gibi yarrlard. birisi Muhammed lehine bir i yapm olsa dieri: - "Tanr elisinin ve slmn gznde onlarn bize stn olmalarna frsat vermeyeceiz" diye konuurlard. Taberinin sylemesine gre bunlarn bir bl Muhammed lehine bir i yapm olsa, dierleri de Muhammed iin ona benzer bir hizmette bulunmaa alrlard [18] Ve ite K'b bn-i Eref'in ldrlmesi olay, onlar yeniden birbirlerine drr. u bakmdan ki K'b'in ldrlmesini salayan ve bu baarsndan dolay Muhammed'in takdirini kazanan bn-i Mesleme ve arkadalar, Evs kabilesine mensup olduklar iin, Hazreci'ler bunu kskanrlar. Kendilerini, en azndan Evs'ler kadar Muhammed'e yardmc ve sadk bir dost eklinde gstermenin yollarn ararlar. Kendi kendilerine: "Resulullh ve islmyet iin, K'b bn-i Eref'ten daha tehlikeli kimi bulabiliriz ki ldrp Resulullh'in takdirine mazhar olalm" diye konuurlar ve akllarna Hayber'in zengin tccrlarndan Eb Rif gelir. Hep birlikte doruca Muhammed'in yanna giderek yle derler: "Y Resulullah! Biz de dileriz ki senin iin bir i edelim, varalm Selm b. Ebi Hakik'i ldrelim. T ki biz de bir i yapm olalm" [19] . Bunu sylerlerken de bu kiinin, Gatafan adndaki Arap kabilesine ve dierlerine para yardmnda bulunarak onlar Muhammed aleyhinde kkrttn bildirirler ve onu ldrmeye hazr bulunduklarn eklerler. Muhammed kendilerini dinledikten sonra aralarndan Abdllh bn-i Atik adnda birini seer ve ayrca kiiyi onun emrine vererek bu ii bir an nce bitirmelerini emreder [20] Abdullh bn-i Atik, hi vakit geirmeden arkadalarn yanna alp, Eb Rfi'in oturmakta bulunduu Hayber'e doru yola kar. Hayber, birbiri iinde yedi kale halinde bir yerdir. Kale'nin kapcs, her akam kapy balayp kldn kapnn stne asar, sabah olunca da

225

gelip yine aard. Abdullah'in bakanlndaki ete'ye dahil olanlardan biri, Hayber'e ok gidip geldii iin kale'nin bu ekilde ailip kapandn bilirdi. bn-i shak'in anlatmasna gre ete mesuplar Kale'ye yaklatklarnda gn batmi, ky halk, deve, sigir, koyun gibi yaylm hayvanlaryle mer'a'dan dnmlerdir. Taberinin sylemesine gre'de ete mensublarndan Abdullah b. Enes, ki Hayber'e ok gitmi gelmi biri olarak orann geleneklerini bilen bir kimsedir, tlbendini bana sarp tannmayacak ekle girer; o kadar ki kalenin kapcs onu tanmaz. halkn uykuya dald bir srada anahtari alp kale kapsn aar ve arkadalaryle birlikte ieri girer, ve bin bir hile ile Eb Rfi'i kltan geirir [21] . Buharnn Ber'dan rivyetine gre de olay yle oluur. Abdullah bn-i Atik arkadalarna: "Siz yerinizde oturunuz da ben (Eb Rfi'in kalesine) gideyim. Ve kale kapclarna nezketli bulunayim. Bu sretle kaleye girebileceimi sanrm!" der ve kale kapsna doru yrr. kapya yaklat zaman kendisini saklamak zere maslahina brnp sanki bir ihtiyacini gideriyormu gibi yapar. Sonra kale'ye girer. Tam bu srada kale kapcs: "Ey Allahn kulu, kaleye girmek istersen hemen gir! Zir ben kapy kapamak istiyorum!" der. Onun bu demesi zerine hemen ieriye girip, civarda bulduu bir merkep ahirina gizlenir. Daha sonra halk dahi kaleye girdii iin kapc kalenin kapsn kltler ve anahtarlar bir direge asar. Kapcnn oradan uzaklatn grr grmez bn-i Atik, hemen bulunduu yerden kar, anahtarlar alarak kapy aar. imdi artk btn is, Eb Rfi'y bulup ldrmee kalmtr. Bu ii, tilkiyi bile kandrabilecek bir kurnazlkla u ekilde yapar: Hayber kalesinde her akamdan sonra ve kalenin st katlarnda, halktan kiiler Eb Rfi'in yanna gelip toplanrlar ve gece sohbeti yaparlard. Ve ite bunun byle olduunu renen bn-i Atik, o gece sohbetinin sona erdiini ve Eb Rfi'in yanndan dostlarnn ikip gttklerini grnce gizlice ona yanasr. Eb Rfi'i her kapy atka, o da i tarafndan srmeler. dnd o'dur ki, eer Eb Rfi'in adamlar, olan bitenleri anlayacak olurlarsa, kendisine ldrme frsatn vermeyeceklerdir. Ve ite bu ekilde yaparak Eb Rfi'in yatt odaya kadar gitmi olur. Bu arada Eb Rfi'i, karsnn bulunduu yataga girip yatmtr. Fakat ortalk karanlk olduu iin bn-i Atik, onun bulunduu yeri kestiremez. Odann neresinde bulunduunu anlayabilmek iin: "Eb Rfi'!" diye seslenir. Eb Rfi, arm olarak: "Kim o?" diye cevap verir. bn-i Atik, hemen sesin geldii tarafa doru yaklaip klc ile ilk darbeyi indirir. Fakat tam olarak isabet ettiremedii iin adam ldremez; sadece onun haykirdiini iitir. Hemen odadan dar ikip biraz bekler ve sonra tekrar odaya girer: sesini deitirerek: "Bu feryat nedir, y Eb Rfi?" diye seslenir. Eb Rfi cevap verir: "Anan Cehennem'e! Sen seslenmeden nce birisi beni oda iinde klla vurdu" . Bunun zerine bn-i Atik klc ile bir arbe daha yerletirip adam iyicene yaralar; fakat yine de ldremitir. Bunun zerine klcnn keskin ucunu Eb Rfi'in karnna bastrr ve onu arkasna devirir. Bu kez artk adam ldrmtr. Bunu anlad an hemen savusup kale kaplarn birer birer aarak kale merdivenin basamaklarn kosarcasna inmee balarr. Mehtapli bir gece olmasna ramen merdivenlerin sonuna varp varmadn pek farkedemez; yere erdiini sanarak ayan atar ve merdivenden derek baldrn incitr. Hemen bir sargi ile bu kirigi sarp yrmesine devam eder. kapya kadar varp orada biraz durur ve dnr; kendi kendisine: "Sunu ldrp ldrmediimi iyice anlayncaya kadar bu gece kaleden kmam" der. Horoz tmeye balayncaya kadar orada bekler. Horoz ttnde l i'lncisi olan biri kale sru'nun stne ikip yksek sesle halka: "Hichaz ahliinin tciri Eb Rfi'in lmn bildiririm" diye seslenir. Bunu duyar duymaz bizimki sevinerek yerinden kar ve arkadalarnn

226

bulunduu yere gider. Onlara Tanrnn Eb Rfi'y ldrm olduunu syleyerek yle der: "Artk hals, Allah Eb Rfi'i katletti (ve hayd yrynz)" Hep birlikte dnp Medine'ye gelirler ve doruca Muhammed'in yanna karak "gzel" haberi verirler. bn-i Atik, byk bir vnmeyle cinyeti nasl ilediini, Eb Raf'iyi nasl geberttn, ve sonra kap gelirken merdivenden nasl dstn, bacan nasl kirdiini anlatr. Bunu duyan Muhammed kendisine: "Ayan uzat" der; o da uzatr. Muhammed onun ayan svazlar. bn-i Atik, hikyesini yle bitiriyor: "(Ayam svazladktan sonra) Sanki hi agri duymama dndm" (Diynet yaynlarnda yer alan bu hikye iin bkz. Sahih-i..., Cilt X, sh. 180-185, hadis no. 1579). Taberi ve bn-i shak'in yaptlarnda yer alan rivyetlere gre Eb Rfi'i ldrenlerden her biri, olay Muhammed'e anlatrlarken, srf onun "iltifatna mazhar olabilmek" umudu ile, bu ii kendilerine yamamaa alrlar. Her biri, Eb Rfi'y, kendi kl darbesiyle yere serdiini syler. Bu anlamazl gidermek zere Muhammed onlara: "Bana kllarnzi gsterin" diye emreder. Her biri klcn kinindan karp Muhammed'e uzatr. Bu kllar gzden geirdikten sonra Muhammed: "Eb Rfi'i ldren Abdullah bn-i Uneys'tir" der ve sebebn syler: "nk onun klcnn ucunda (Eb Rfi'i'n midesindeki) yemek kirintilar grnyor" [22] . Bunun byle olduunu anlamak iin, Taberi ve bn-i shak'in yaptlarnda yer alan rivyetlerden bir dierine gre hikye'nin sonunu grelim: Eb Rfi'y ldrmek zere Hayber'e giden ete, gece vakti Eb Rfi'in konana girip btn odalarn kaplarn ierden kltlerler. Bu srada Eb Rfi, ei ile birlikte ardanda bulunmaktadr. ardan yannda da bir araba durmaktadr. Onlar bu arabayi duvara dayayarak yukar karlar ve ardan kapsna gelip, Eb Rfi'den, yanna girmek iin izin istemee alrlar. Eb Rfnn esi, onlarn yanna karak kim olduklarn sorar. Onlar kendilerinin Arap'lardan olup, hububat satn almak zere geldiklerini sylerler. Bunun zerine kadn: "Aradnz adam ite surada" diyerek onlar ardaga alr. Onlar ieri girerler, ve girer girmez kapy ierden kltlerler. Bunu yapmaktan maksat aralarnda ekime olduu takdirde, Eb Rfi'i'n ldrme iine engel olabilecei ihtimaldr. kapnn ierden kitlendiini gren kadncaz barmaya balar. Fakat buna ramen eteciler ilerine devam ederler. Olay, Taberi'den naklen olmak zere, onlarn azndan dinleyelim: "Biz, yatanda bulunan (kocasna) kllarmzla vurmaa baladk; gecenin karanlnda onu ancak ince ve beyaz Kipti bezine benziyen beyazndan dolay seebildik... Biz ona kllarmzla vurduktan sonra Abdullah bin neys klcn onun karnna saplyarak br tarafna geirdi. Yahudi bu srada: -'Yeter, yeter'- diye bairiyordu. Bundan sonra biz onun yanndan ktk. Abdullah bin Atik'in gzleri iyi grmyordu, bu yzden inerken basamaktan derek ayan iddetli bir surette incitt; onu ykliyerek esmeden akan u ukuruna kadar gtrdk. Biz o ukurda saklanacaktk. kalede ateler yakildi, bizi her taraftan aratrmaa koyuldular. Ancak bizi bulmaktan midi kestikten sonra yaralinin (Eb Rfi'in) yanna dnerek onu her taraftan sardlar. O, onlar arasnda can cekiiyordu. Biz, Tanr dmannn lp lmediini bilmek istedik. Aramzdan biri: -'Ben gidip anlar, ve bekliyerek onun haberini getiririm'- dedi; ve Yahudi'ler arasna karsti. Yahudi'ler arasna karsan adam yle diyor: Ben yanlarna geldiim vakit, yahudilerin ileri gelenleri onun yannda toplanmlar(dI); karsnn elinde kandl vard. O, kandln iiginda kocasnn yzne bakiyor, ayn zamanda toplanm olan adamlarla konuarak: -Tanr adna and ierek teyid eylerim ki, bn-i Atik'in sesini iitmi gibi oldum, fakat sonradan kendi kendimi -bn-i Atik Medine'dedir, bu memlekete nasl girebilir?- dedim. Bu arada ben de yaralinin yuzne bakmak zere yanna

227

yanastm vakit kars: - Yahudi ilhina and ierek lm olduunu temine derim- dedi. Haber almaya giden arkadamz: -Bu sz benim iin her eyden daha hostu- diyor. O, bize bn-i el-Hukayk'in (Eb Rfi'i'n) lm haberini getirdi. Bundan sonra biz, arkadamizi (bn-i Atik'I) ykliyerek kaleden ayrldk. Tanr elisinin katna gelerek Tanr dmann ldrdmz haber verdik. Fakat onu hangmizin ldrd hakknda aramzda ihtilf basgsterdi. Her brmz onu kendisi ldrm olduunu iddi ediyordu. Bunun zerine Tanr elisi: -Hayd kllarnzi gsteriniz- dedi. kllarmizi getirdik; o, kllara bakt ve Abdullah bin neys'in klcn gzden geirdikten sonra: -Bu klcn sahibi onu ldrmtr, ben bu klta kemik izleri gryorum- dedi" (Bkz. Milli Egtm Bakanl yaynlar: Taberi, Milletler ve Hkmdarlar Tarihi, stanbul, 1966, cilt II. sh. 365-6) Yine Taberinin ve bn-i shak'in sylemelerine gre bu olay zerine Muhammed'in zel iri Hassan b. Sbit, hem K'b bn-i Eref'in ve hem de Eb Rfi'in ldrlmeleri olaylarn yceltici iirler yazar, ki bunlar mslmanlar ve Muhammed'i fazlasyla mutlu klmaa yeterlidir. Bu iirlerden biri yle: "Ey bn-i Hukayk (Eb Rfi'I) ve bn-i Eref, siz asl (ruhlu) bir ete ile karlatnz. Onlar, bulunduunuz yerde sizin zerinize, sik ormanlklarn arslanlar gibi, keskin kllaryle yrdler ve kllaryle sizlere lmn tatli ikisini iirttiler; ve bunu, peygamberlerinin dininin zaferi adna yaptlar; yaparken de her trl tehlikeye srt evirdiler" [23] (Bkz. Taberinin mll Egtm Bakanlnca yaynlanan Milletler ve Hkmdarlar Tarihi, stanbul 1966, II, sh. 367). * imdi geliniz hep birlikte, Eb Rfi ile ilgili u yukardaki hikye'yi, biraz yukarda grdmz K'b bn-i Eref'in ldrtlmesi olay ile kyaslayarak akl szgecinden geirelim ve bu tr hikyelerin mslman kiinin eitimindeki roln eletirelim. Medine'de, Muhammed'e bagllk ve sadakat bakmndan birbirleriyle rekbet halinde iki mslman kabile var: Evs'ler ve Hazreci'ler. Bunlardan biri Muhammed'e hizmette bulunsa, dieri kskanp benzeri (ya da daha iyI) bir hizmette bulunma hevesindedir. Hicret'in 3.ylnda Evs'ler, Tanr ve peygambe dmanidir diye ve Muhammed'in isteiyle, K'b b. Eref adndaki bir ir'i, bir takm hileli yollara bavurarak, ldryorlar. ldrenler, bu "baarlarndan" dolay Muhammed'in takdir ve iltifatlarna mazhar oluyorlar. Bunu gren Hazreci'ler, kskanliga kaplip ayn iltifatlara mazhar olabilmek zere birbirlerine: "Muhammed'in ve slmn gznde Evs'lerin bize stn olmalarna frsat brakmayaca"z diyerek Muhammed'e bavuruyorlar. Hayber zenginlerinden Eb Rfi'in, Tanr ve Peygamber dmani olduunu syleyerek onu ldrmee hazr bulunduklarn bildiriyorlar. Ve Muhammed onlarn bu szne inanp Abdullah bn-i Atik adnda birinin bakanlndaki ete'yi bu ile grevlendiriyor. ete, yukarda belirtildii ekilde, bir takm hile uslleriyle adamcaizi ldrp dnyorlar. Bylece Hazreci'ler, Muhammed'e sadakat ve hizmette, Evs'lerden aa kalmadklarn kantlam oluyorlar. Muhammed'de onlar "Tanr ve peygamber dmanlarn" ldrdler diye, iltifatlara boarcasna dllendiriyor. imdi bir kere sormak gerekir: kendisini "Tanr elisi" olarak iln eden bir kimsenin, kiilerin "Tanr ve peygamber" dmanlarn ldrmee kalkma heveslerini nleyip onlar hogrye ynlendirmesi gerekmez miydi? Hele bu hevesler, yukarda gorld gibi, iki kabilenin

228

birbirleriyle rekbetinden doma bir ey idiyse, buna olanak tanmamamak daha uygun olmaz myd? Kukusuz ki insanlk tarihi, iktidar sahiplerinin u ya da bu gereke ile adam ldrttklerini kantlayan rneklerle doludur. Fakat "Tanr elisi" ya da "Peygamber" diye kendilerini tantan kimselerin farkl bir davrana sarlmalar, ve rnein farkl din ve inanta olanlar ldrtlmek yle dursun fakat ldrmenin her ekline kar kmalar gerekmez miydi? te yandan "Tanr ve peygamber dmanlarn" ldrenlerin dllendirilmeleriyle ilgili bu tr "kssalar", kiileri banazla ve ayn bahanelerle ldrme hevesine srklemez mi? Bu eitimle yetien insanlar iin, brakiniz slm tarihinin sayfalarn dolduran kanl olaylar, ve fakat u bizim son 100 yillik yaamlarmzda tank olduumuz olaylar (rnein 31 Mart olay'larndan Turan Dursun'un, Muammer Aksoy'un vs... ldrlmelerine ve nihyet svas vahsetine varncaya kadar nice olaylar ) yaratmak kadar czib ve kolay ne olabilir?

229

9-"hrk" (diri diri atete yaklmak) Yerine, "Boyunlarn Vurulmas", Ya Da "Kol ve Bacaklarn aprazlama Doratlmas" vs... Gibi lm Cezalarndan birinin Uygulanmasna Vesile Olan Olay: Muhammed'in kz Zeyneb'in Deve'den Drlmesinin Hikyesi Mekke'den Medine'ye hicret srasnda Muhammed'in kzlarndan ikisi hicret etmeyip kocalar ile birlikte Mekke'de kalmlard. Bunlardan biri Rukiyye (ki Eb Leheb'in olu Utbe ile evli idi), dieri de Zeyneb idi (ki o da Ab'l As b. al-Rabi'in nikh altndayd. Ab'l As , slm kaynaklarnda Eb'l-As bn-i Rebi diye de bilinir). Rukiyye ile Zeyneb, her ikisi de mslmanl kabul etmi olmakla beraber, kocalarnn slm'a girmeyip putperestlii tercih etmeleri nedeniyle Mekke'de kalmlardr. Bedir savandan sonra Utbe'nin, Rukiyye'yi boamas zerine Rkiyye Medine'ye gemi ve Muhammed onu Osman'a nikh etmitir. Muhammed'in en byk kz olan Zeyneb'e gelince, o, Mekke'nin ileri gelenlerinden biri olan Ab'l as ile evli idi. Eb'l-As, hos grye sahip ve salam karakterli bir kimse olduu iin, ei Zeyneb'in mslmanl kabul etmesine ses karmam, fakat kendisi, kendi inancinda, yani atalarnn dininde (daha dorusu putperest olarak) kalmt. Her ne kadar ilk balangta Muhammed, mslman olan kznn, iman etmeyip putperestlikte kalan Ab'l As gibi biriyle evlenmesine kar km olmakla beraber, kars Hadce bint Huvayld'in israrlarna kar yapacak bir ey bulamad iin bu evlilii kabul zorunda kalmt. Ab'l As, ayn zamanda Hadce'nin teyzesinin olu idi ve Hadce, esasen son derece geni grl bir kadn olduu iin, kz Zeyneb'in mslman olmayan birisiyle evlenmesinde saknca grmemiti. O tarihte kocalar mrik olduu iin srf ile yuvasn bozmamak maksadyla hicret'e katlmayp, tpk Zeyneb'in yapt gibi, Mekke'de kalan mslman kadnlar vard. ayn ekilde mslmanl kabul etmi erkeklerle evli olupda kendileri mslman olmayan kadnlar da vard. Hemen ekleyelim ki Muhammed, daha sonraki bir tarih itibariyle Kur'n'a yet koyarak mslman kadnlarn inkrc erkeklere ve inkrc kadnlarn da mslman erkeklere "hell' olmadklarn hkme balam ve mslman erkeklere de inkrc kadnlar nikhlarnda tutmamalarn emretmitir (Bkz. 60 Mmtahine 10). Fakat her ne hal ise durum u ki Zeyneb, hicret srasnda Mekke'de kalip kocas ve ocuklar ile birlikte mutlu bir yaam srdrr. Ancak ne var ki bu mutlu yaam, hicret olayndan iki yl sonra, Mslmanlarla Kurey arasnda cereyan eden Bedir sava sonucu kesiklie urar. nk Kurey ordusunda Muhammed'e kar savaan Ab'l As, mslmanlarn galebe almalar sonucunda mslmanlara esir dmtr. Muhammed, ele geirilen esirlerin "fidye" (para ve mal) karlnda serbest braklmasn kararlatrdii iin damad Ab'l As'in da fidye vermesini ister ve kendisine yle der: "Mekke'ye adam gnder, t ki seni satn alsinlar. Biraz nesne getirsinler" . Ab'l As derhal Mekke'de bulunan kars Zeyneb'e adam gnderip: "Bana biraz nesne gnder ve beni satn al" diye haber iletir [24] . Kocasn kurtarmak maksadyla Zeyneb, gerekli fidye'yi hemen gnderir. Gnderdii ey anas Hadce'den kalma bir gerdanlktir. Sylendiine gre Muhammed gerdanl grnce duygulanr ve onun bu halini gren Ashab, kendilerine id fidye payndan vazgetiklerini bildirirler. Bunun zerine Muhammed, Ab'l As'i hemen serbest brakacak yerde karna alr ve eer Zeyneb'i, Medine'ye gnderecek olursa onu serbest brakacan bildirir ve yle der:

230

"Y Ab'l As, kzm sana haramdir. Sen kfirsin. Eer Mslman olursan sana (onu) vereyim" [25] . dnd udur ki Ab'l As, ok sevdii Zeyneb'i terketmemek iin mslmanl kabul edip Medine'ye tasnacaktr. Fakat dnd gibi olmaz, nk Ab'l As, mslmanl kabul etmektense karsn Medine'ye, Muhammed'in yanna, gndermeye hazr bulunduunu syler. Bunun zerine Muhammed onu, bu artla serbest brakr; o da hemen Mekke'ye dner. Dner dnmez de Zeyneb'e olan bitenleri anlatr, ve derhal hazrlanp yola kmasn ister. Fakat Zeyneb kocasndan ayrlmak niyetinde deildir. Bununla beraber kocasnn vermi olduu namus szn yerine getirmekten baka re kalmadn dnerek gitmeyi kararlastrr. Kocasi onu yola karmak zere gerekenleri yapar, ve bir deve'ye bndrp, yanna da iki koruyucu katar. Bir rivyete gre bu koruyuculardan birinin Hebbr bn-i Esved ve dierinin de Hlid bn-i Abd-i Kays adnda kimseler olduu anlalyor [26] . Diynet yaynlarna gre kafile yola koyulduktan az sonra bu iki koruyucu, Zeyneb'in bindii deveyi rktp kadnn dmesine sebeb olurlar. Gy Zeyneb hamile oluu iin, deve'den dmekle ocuunu kaybetmi, ve bundan dolay daha sonraki yillarda lmtr (Bkz. Sahihi..., Cilt VIII, sh. 348). Bir baka rivyete gre de Ab'l As, koruyucu olarak kendi kardei Kinne ile iki koruyucu seip kafile'yi yola kardktan sonra Kurey'liler, Bedir yenilgisinden sonra bir de bu ekilde Muhammed'in isteiyle Zeyneb'in Medine'ye gnderilmesini haysiyet kirici bulup Zeyneb'i yoldan geri evirmek iin ete gndermiler, ve ite bu ete'ye mensup olan Hebbr bn-i Esved ile Hlid bn-i Abd-i Kays adndaki kiilerin mdahelesi yznden Zeyneb deve'den dmtr. Fakat her eye ramen Zeyneb, en sonunda Medine'ye gtrlp, Muhammed'e teslim edilir. Bu tarihten sonra ocuklaryle birlikte drt bk yl kadar Medine'de kocasndan uzak yaayacaktr. Bir rivyete gre gy hamile bulunduu iin, deve'den dmekle ocuunu kaybetmitir. baz kaynaklar, daha sonraki yillarda vuku bulan lmnn bu dme olay ile ilgili olduunu kaydederler. Fakat her ne olursa olsun durum u ki Muhammed, bu olay vesilesiyle: "Fln ve fln kiilere rast geldiinizde (bunlar yakalayi) atete yakiniz!" diye emir verir. "Fln ve fln" dedii kiiler, Zeyneb'in deve'den dmesine sebeb olan Hebbr bn-i Esved ile Hlid bn-i Abd-i Kays adndaki kiilerdir. Fakat bu emri verdikten hemen sonra fikir deitirir ve bu kiilerin diri diri atete yaklmak sretiyle deil, baka usllerle ldrlmelerini ister; yle der: "Ben (nce) size fln ve flni ele geirdiinizde atele yakmanzi emretmitim. Halbuki atele yalnz Allah ta'zib eder. Bu sebeble siz bu serirleri bulduunuzda (yakmayiniz da) ldrn"z. (Eb Hreyre'nin rivyeti olan bu hadis iin Bkz. Sahih-i..., Cilt VIII, sh. 346-7, hadis no. 1238). Burada geen "ta'zib" szc "azab vermek", "eziyet etmek" demek olduuna gre, anlalan o ki Muhammed, diri diri atete yakmay (yni "ihrk" cezasn), Tanr'ya zg bilip, bunun kadar azab verici dier ceza usllerinin uygulanmasn kul'lara (ve dolaysyle yneticilere) uygun bulmutur. Bu dier uslleri de Kur'n'a koyduu hkmlerle belli etmitir ki bunlar arasnda "el-bilek kesmek" (K. Mide 38), ya da "asmak", ya da "el ve ayaklar aprazlama olarak doramak" (K. Mide 33) gibi cez uygulamalar vardr.

231

Bu vesileyle deinmek yerinde olacaktr ki Muhammed'in "Atesle yalnz Allah ta'zib eder" eklinde olan hadis hkmn okurken akla gelen ilk soru u olmaktadr: Madem ki atete yakma cezs Tanr'ya zg olmak gereken bir cez ekli idi, o halde neden acaba Muhammed bu cez usln, "peygamberliini" iln ettii tarih'den 12 ya da 13 yl sonrasna (yni hicret'in 2ci ya da 3c ylnda cereyan ettii kabul edilen Bedir savana) varncaya kadar uygulamtr? Neden acaba daha ilk balardan itibaren: "Atesle yalnz Allah ta'zib eder" diyerek bu bu cez usln uygulamadan kaldrmamtr? slmclar (rnein Diynet leri Bakanl'ndaki "yetkililer") bu hususu aiklia kavuturacak yerde, kendilerine zg o elikili kafa yaplaryle daha da iinden iklmaz sonulara ynelirler. Zir onlara gre Zeyneb'in deve'den drlp bu yzden ocuunu kaybetmesi ve daha sonraki yillarda lmesi, ar bir "cinyet" olup, ar cinyetin cezsnn da "ateste yaklmak" gibi ar bir cez olmas doaldr; ve yine onlara gre, esasen o dnemde diri diri atete yakmak (yni "ihrk" cezas), "vahset" niteliinde bir cez saylmamaktayd. Bu mantktan hareketle slmclar (rnein Diynet), Zeyneb'i deve'den drenler hakknda Muhammed'in, ilk nce atete yakma cezsn uygun ve yerinde bulurlar. Bununla beraber, fikir deitirip bu ceza usln kaldrm olmasn da gerekli sayarlar, nk onlara gre Muhammed bylesine "vahsi" bir cez'yi slm dininin "ycelii" ile "kbil-i te'lif" bulmamtr, yni bagdastiramamtr. Diynet'in aklamas aynen yle: "Bu cihetle Reslullh, ilk nce byle bir ceznin tatbikini emretmiken bunu slm Dininin te'sis etmekte olduu li medeniyetle kbil-i te'lif bulmiyarak bilhare lm cezsyle cezlandrlmasn emir buyurmutur" (Bkz. Sahih-i..., VIII, sh. 348). Yni Diynet'in aklamasna gre Muhammed, atele yakma ("ihrk") cezsn nceleri "doal" bilirken, sonradan fikir deitirmi ve "vahset" niteliindeki bu cez'yi, slm dininin getirmekte olduu "medeniyet" anlayna uygun bulmad iin, uygulamaktan kaldrmtr. imdi geliniz hep birlikte, slmclarn (ve Diynet'in) sapl bulunduklar bu zavall mant akl szgecinden geirelim ve bu mantn hem Muhammed ve hem de Tanr anlay bakmndan yaratt lmsz sonular inceleyelim. Bir kere slmc kesim (Ve Diynet), Muhammed'in diri diri atete yakma gibi bir cez eklini (yni "ihrk" cezasn) slmn getirdii "stn medeniyetle" bagdasmaz nitelikte bulduu iin uygulamaktan kaldrdn bildirmekteler (Bkz. Sahih-i..., Cilt VIII, sh. 348). Oysa ki Muhammed, atele yakma cezsn: "Bu cez vahset niteliinde bir cez'dir, bu nedenle slm medeniyetiyle bagdasma"z eklindeki bir gerekeyle uygulamadan kaldrm deildir; aksine "Atesle yalnz Allah ta'zib eder" diyerek bu tr bir cez eklini "Tanrsal" nitelikte bulduunu ortaya vurmutur. Bunu yaparken muhtemelen "kfirlerin" Cehennem'lerde atee atlmak sretiyle yaklmak sretiyle cezalandrldklarn, ve bu tr bir cezalandrmann ancak ve ancak Tanr'ya id bir ey olduunu dnm olmaldr. Su hle gre slmclar (ve Diynet'teki "stadlar"), Muhammed'in Tanr'ya zg ve "yarasr" bulduu bir cez eklini "vahset" niteliinde bir ey bilip slm Medeniyet'iyle bagdasmaz saymis olmaktadrlar. Daha baka bir deyimle byle yapmakla, hem Muhammed'i ve hem de Tanry g durumda braktklarnn, hatt aalattklarnn farkna varmamaktadrlar. Zir "slm medeniyetiyle bagdasma"z dedikleri bir cez'nin Muhammed tarafndan Tanr'ya zg sayldna aldrmamaktadrlar.

232

te yandan bu ayn slmclar (ve Diynet), her ne kadar "atesle diri diri yakma" cezsnin "stn slm Medeniyeti" ile bagdasmaz olduunu ve bu nedenle Muhammed tarafndan uygulamadan kaldrldini bildirmekle beraber, bu cez yerine uygulanan dier lm cez'larnn "niteliklerine" ses karmazlar. rnein "el ve bilek kesmek", ya da "el ve ayaklar aprazlama doramak", "recmetmek" (talamak) vs... gibi, insanlar diri diri atele yakmaktan hite aa kalmayan "ser'i" cez'lar, "slm Medeniyeti" ile bagdasr bulmaktan geri kalmazlar. Bylece fikren tutarsz ve elikili olduklarn bir kez daha ortaya vurmu olurlar. slmclarn ve Diynet'in bu yukardaki Zeyneb olay vesilesiyle bavurduklar bir takm yalanlar daha vardr ki o da, Zeyneb'i deve'den drenlerin "ok hakl olarak" atete yaklma cezsna mahkum edilmi olmalaryla ilgilidir. nk gy Zeyneb o tarihte hamile olduu iin, deve'den drlmekle ocuunu kaybetmi, ve ayn zamanda belini krmtr; bu yzden de pek gen yasta iken lmtr. Diynet'in aklamas aynen yle "Bunlar yolda Zeyneb'in bindii deveye mdhale ederek hmil bulunan Zeyneb'i mahfesinden drmee ve hiynetle vaz-i hamlne ve en sonu helkine sebeb olmulardr. Bu ar cinyetin cezasnn da o nispette ar olaca tabii idi. O devirde ihrk cezs da vahset saylmazd..." (Bkz. Sahih-i..., cilt VIII, sh. 348) Bu satrlar okuyanlar muhtemelen sanacaklardr ki Zeyneb, deve'den drlmekle lmtr ve bu nedenle drenlerin, atete yaklmak gibi ar bir cez'ya arptirilmalar doaldr. Oysa ki Zeyneb, bu olay srasnda (yni deve'den drld zaman) lm deildir. Aksine olaydan sonra Medine'ye, babann (yni Muhammed'in) yanna gtrlm, orada kocasndan uzak olarak drt buuk yl kadar yaam ve nihyet kocasnin mslmanl kabul zerine onunla yeniden birlikte yaamaya balamtr. Daha dorusu Muhammed onu Ab'l As'a yeniden nikhlamtr. Sylendiine gre Zeyneb, kocasyle ikinci kez evlenmesinden iki yl donra lmtr. Daha baka bir deyimle deve'den drlme olay ile lm olay arasnda 7 ya da 8 yillik bir zaman gemtr. te yandan deve'den drld tarihte hamile olup olmad hususu da belli deildir. Bir an iin belinin incindii farz edilse bile, byle bir olay'in sekiz yl sonra vuku bulan bir lme sebebiyet vermi olacan dnmek de gtr. Fakat farz edelim ki Zeyneb, slmclarn dedikleri gibi, deve'den drlme sonucu lmtr. Pek iyi ama byle bir olay, Diynet'in : "Bu ar cinyetin cezasnn da o nispette ar olaca tabii idi. O devirde ihrk cezs da vahset saylmazd..." eklindeki manta sarlarak ele almas, daha baka bir deyimle lme sebeb olan kiilerin atele yaklmalarn "doal" bulacak ekilde yorumlamas insafa sar m? Yine ayn ekilde "o devirde vahset saylmazd" dedii ihrk cezasnn, Muhammed tarafndan "Tanr'ya id bir cez eklinde" gsterilmesi zerine: "Reslullh, ilk nce byle bir ceznin tatbikini emretmiken bunu slm Dininin te'sis etmekte olduu li medeniyetle kbil-i te'lif bulmiyarak bilhare lm cezsyle cezlandrlmasn emir buyurmutur" eklindeki bir yoruma balamas Tanr'ya kar saygiizlk olmaz m? Ya da Muhammed'i, bu olay vesilesiyle "ilhi" intikam yollarna bavurmu gibi tanmlamas "fazilet" anlayyle bagdasr mi?

233

Grlyor ki Kssalar ve erit verilerini akl szgecinden geirdiimiz her kez, eritnn dnme gcnden ne kadar yoksun ve Tanrnn "ycelii" fikrinden ne kadar uzak olduu ortaya kmakta.

234

10-AMNE'NN, TANRI RDESYLE MUHAMMED'E HAMLE KALIININ, VE FAKAT TANRININ MAFRET'NE KAVUAMAYIININ HKYES Arap kaynaklarn bildirdiine gre Muhammed'in annesi Amine, yasi ve erefi bakmndan Beni Zhre'nin ulu'su olan Veheb'in kz olup nesebi ve derecesi bakmndan Kurey kadnlarnn en meziyetlilerindendir [27] . Yine bu Arap kaynaklarna gre Tanr gy, Muhammed'in Amine gibi faziletli ve meziyetli bir kadndan olmasn istemi, ve bunun iindir ki Abdullah'in (yni Muihammed'in babann) baka kadnlarla cinsi mnasebette bulunmasna frsat vermemitir. rnein gy Abdullah, mm-i Kattal adndaki bir kadnn kendisine teklifte bulunarak:"Benimle cinsi mnasebette bulunursan, senin iin kesilen develer tutarnda develer vereceim" demesine ramen teklifi kabul etmemi, etmemesine de Tanr sebeb olmutur, nk Tanr istemitir ki Abdullah, ille de Amine ile yatsn ve Muhammed'e hamile kalsin. Ancak ne var ki Tanr, yine bu slm kaynaklarnn bildirmesine gre, Amine'yi, Muhammed'in anas yapmak gibi bir "seref'e" eritirdii hlde, mslman olarak lmedi diye, ona, olu tarafndan mafiret dilenmesine izin vermemitir. Aada bu konunun, basta bn shak, bn Hism ve Taberi olmak zere, en gvenlr slm kaynaklarna gre aklanmas yer almtr. Abdlmttalib (Abdu'l-Muttalib), bir gn olu Abdullah'i elinden tutarak, o zamanlar "Beni Zhre'nin" nl kiilerinden olan ve ulusu saylan Veheb bin Abdimenaf bin Zhre'nin yanna gtrmek ister. Maksad olunu, Veheb'in kz Amine ile evlendirmektir. nk Amine, "nesebi ve derecesi" bakmndan Kurey kadnlarnn en meziyetlisidir. Yolda giderlerken Kbe yannda, mm-i Kattal adnda bir kadnn yanndan geerler. Kadn gzel ve cilvelidir. stelik de Varaka bin Navfel bin Esed'in kzkardei olmak gibi imtiyazl bir duruma sahiptir. u bakmdan ki, kardei Varaka, Hrstiyan dininden olup din konusunda geni bilgilere sahiptir, ve okuduu "kutsal" kitaplardan renmtr ki gnun birinde smail oullarndan bir peygamber gelecektir. Ve ite bu haberi kardeinden rendii iindir ki mm-i Kattal, Abdullah ile yatmay tasarlar. Ondan edinecei ocuun smail oullarndan gnderilecei sylenen "peygamber" olacan anlamtr. Nasl anlamtr bilemiyoruz; bildiimiz u ki bu kadn, yanndan gemekte olan Abdullah'in yzne bakar, muhtemelen gz kirpar, ve: "Ey Abdullah nereye gidiyorsun?" diye sorar. Kadn'in sorusuna Abdullah: "babamla birlikte gidiyoru"z diye cevap verir, sanki kadn onun babasyle birlikte gttn grmyormu gibi. Abdullah'la yatmaya zlem duyan kadn: "imdi benimle cinsi mnasebette bulunursan, senin iin kesilen develer tutarnda develer vereceim" diyerek onu batan karmaa alr. Anlalan o ki Abdullah, kendisine bu ekilde teklifte bulunan kadndan holanmtr ve imkn bulsa onunla hemen yatacaktr. Fakat babann elinden kurtulamayacan bildii iin: "Babam yanimdadr; ben onun emrine aykr i grmediim gibi, onun yanndan da ayrlmam" der ve yoluna devam eder. Baba oul biraz sonra Veheb'in evine girerler ve Veheb, kz Amine'yi, Abdullah'a verir. O gece Abdullah, Amine ile yatar ve Amine, Muhammed'e hamile kalr.

235

sn bitirdkten sonra Abdullah evden kar, ve daha nce kendisine cinsi mnasebette bulunma teklifini yapan kadna, yani mm-i Katal'a gider. Fakat kadn ona aldrs etmez. Hayal kirikliina urayan Abdullah kadna sorar: "Bugn niin bana kendini arzetmiyorsun?" . Fakat bu kez kadn Abdullah'la yatmak istemez ve: "Dn senin yznde bir nr vard; bugn o nr kaybolmutur; (bu nedenle) bugn sana ihtiyacm yoktur" der (Bkz. Taberi, Milletler ve Hkmdarlar Tarihi, Milli Egtm Bakanl yayimlar, stanbul 1966, Cilt II, sh. 8-9. Ayrca bkz. Muhammed bn shak, Siyer, Akabe yaynlar, stanbul 1988, sh. 92 ve d.). [28] . slm kaynaklarnn bildirmesine gre bu olayda kadn'in (yni mm-i Kataln) Abdullah'la yatmasna engel olan gy Tanrdr, nk Tanr, biraz nce deindiimiz gibi, Abdullah'in mutlaka Amine ile cinsi mnasebette bulunmasn, ve Amine'nin mutlaka Muhammed'e hamile kalmasn istemitir. Hatt bununla da yetinmemi, bir de Muhammed'e hamile kalan Amine'ye u haberi iletmi: "Sen bu millete peygamberlik edecek olan birisine hamilesin. Onu dnya'ya getirdiin an : -'Olumu kem gzlerden korumas iin, onu rabbime emnet ederim'de, ve ona Muhammed' adn ver" demitir (Bkz. bn shak, age, 1980 sh. 95) [29] . bn shak'in Seleme'ye ve Seleme'nin de bn Humey'de sylemesine gre yukardaki hikye, biraz deiik ekliyle syledir: Abdullah'in Amine'den gayr, bir baka hanm daha vardr. Bir gn o hanmnn odasna girer ve onunla cinsi mnasebette bulunmak ister. Fakat kadn kabul etmez, daha dorusu ardan alr nk, Abdullah'in zerinde amur izleri grm ve bu nedenle ona kar arzu duymamtr. anlalan o ki Abdullah, amur ilerinde alitii iin stn ban temizlemeye vakit bulamadan kadncaizin yanna girmitir. Kadn'in kendisiyle yatmaktan kandn grnce Abdullah, derhal gidip abdest alr, stndeki amurlar yikar, temizler, ve sonra temizlenmi olarak Amine'nin yanna gider. Onunla cinsi mnasebette bulunur ve bu mnasebet sonucu Amine, Muhammed'e hamile kalr. Bundan sonra Abdullah, Amine'nin yanndan kar ve teki hanmnn yanna gider. Kadn onun temizlenmi olduunu grnce: "(Benimle yatmay) arzu eder miin?" diye sorar. Gy Abdullah'in iki gznn ortasnda bir parlaklk grmtr ve eer onunla yatacak olursa doguraca ocuk "peygamber" olacaktr diye dnmtr. Fakat Abdullah, hanmn agriina karlk vermez; isteini geri evirir, nk kendisini az nce red ettii iin ona kirilmitir. Tekrar Amine'nin yanna dner ve geceyi onunla geirir. Ancak ne var ki ertesi gn fikir deitirir ve Amine'nin odasndan ikip br hanmn arr ve onunla yatmak ister. Fakat bu sefer kadn kabul etmez: nk gy Abdullah'in iki gznn arasnda evvelce grd parlaklk kaybolmutur. Abdullah'a yle der: "Sana imdi ihtiyacm yok. Daha nce bana, iki gznn ortasnda parlak bir seyle gelmtn. Onu yakalamak istedim. Fakat sen Amine'yle beraber olunca o parlaklk kayboldu" (Bkz. bn shak, age sh 95; Taberi, age, II, sh 9) Hikye'nin, bir baka ekliyle bn Abbs'tan nakl yle: Abdulmttalib, ok sevdii olu Abdullah'i evlendirmek zere giderken yolda "Has'am" uruundan bir khin kadna rastlar. Bu kadn Mrre'nin kz Fatma dir. Yahudi dinine girmi olup pek ok kitap okumutur. Fatma, Abdullah'i grnce onunla hemen yatmak ister, nk gy onun yznde nr olduunu grmtr. Abdullah'i raz edebilmek iin: "imdi benimle cinsi mnasebette bulunursan sana 100 deve vereceim" der; hani sanki rsvet teklif etmektedir Abdullah'a. Fakat Abdullah kabul etmez, ve haram i grmek istemediini anlatmak zere kadna yle cevap verir: "Harama katlanmaya lm tercih olunur; hell olan bir i teklif olunduu takdirde dahi

236

ancak hell olduunu ak bir surette bildikten sonra kabul ederim; o halde senin istediin ise nasl ben katlanabilirim?" . Anlalan o ki kadnla yatmaynn asl nedeni, haram'dan kanm olmas deil, fakat babasyle birlikte bulunmasidir. Babann kendisini brakmayacan bilmektedir. Nitekim yukardaki szlerine unu ekler: "Ben babamn yannda bulunuyorum, benim iin ondan ayrlmak imkans"z (Bkz. Taberi, age, 1966, II, sh. 10-11) . Sylemeye gerek yoktur ki eer kadnn teklifini, sadece "haram" saydii iin red etmi olsayd, bu takdirde, babasyle birlikte olduu iin onunla yatamayacan sylemesine gerek kalmazd. bn Abbs'in aadaki aklamas, bunun byle olduunu ortaya vurmaktadr: Gerekten de Abdullah, yukardaki konumadan sonra babasyle birlikte yoluna devam eder ve babas onu Veheb'in kz Amine ile evlendirir. Fakat Abdullah'in akl hl khin kadnda olup, gnl kadnn az nce yapm olduu ise ekmektedir . O kadar ki Amine ile evlendikten sonra evden kar ve khin kadn'in, yni Fatmann yanna gelir ve ona: "nce teklif ettiin ii arzu eder miin?" der. Daha baka bir deyimle, az nce "haram"dir diye yapmak istemez gornd ii imdi yapmaya hazrdr. Fakat ne var ki kadn onun teklifini kabul kabul etmez ve kendisinin "hafif mesreb" kadnlardan olmadn, srf Abdullah'in yznde nur grd iin onunla yatmak istediini ve fakat Tanrnn buna olanak brakmayp Abdullahi, kendi arzu ettii kadnla yatrmak istediini syler; yle der: "Ey gen! Tanr adna and ierek kendimin bu gibi ilere katlanan bir kimse olmadm teyid eylerim. Fakat ben senin yznde nur grm, bu nurun kendime gemesini istemitim. Tanr bunu arzu etmedi. Onu kendisinin arzu ettiine verdi" . Bunu syledikten sonra Abdullah'a sorar: "Sen benim yanimdan ayrldktan sonra ne yaptn?". Abdullah da ona: "Babam beni Veheb'in kz Amine ile evlendirdi; onun yannda gn kaldm" der. Bunun zerine kadn yle konuur: "Ben (Abdullah'in) yznde hayrn parladn grdm, onun aydnl ve parlamasyle yamur yadran siyah bulutlar parlad. Ben hafife ona baktm vakit bu nurun onun kendisini ve etrafnda olanlar dolunayin dnyayi aydnlatt gibi aydnlatmakta olduunu grdm. Ben onu elde etmekle her vakit iftihar edeceim bir eref kazanmak istemitim, fakat akmaktasn akan herkes ate karamaz. Zhre kznn elde ettii hayr ve saadet tarif harcnde hos ve byktr. Fakat o, senden soyup ald hayrn ne olduunu bilmiyor". Bu szleri bitirdkten sonra Fatma, yle ekler: "Ey Hasim oullar! Cinsi mnasebette bulunmak zere uramakla meyne (Amine)nin nur ve aydnl ekip almas, ftllerin kandln yan ekmesine benzer. Gencin elde ettii her kiymetli ey azim mahsl olmad gibi, her kaybettii de zaaf eseri deildir. Sen bir ey talep ettiin vakit usul dairesinde gzelce hareket et. Seni ya uyusup burusmus olan el, yahut parmak ularyle birlikte alm el ona kavuturur. meyne (Amine) kardeinizden (nuru) ekip almakla yle byk bir eref kazand ki, onun ikinci bir benzeri yoktur" (Btn bu hususlar iin bkz. Taberi, age 1966, II, sh. 12) Amine'nin Muhammed'e de Abdullah bin Cfer sylemesine gre, bu Abdlmuttalib, hem ok kadn edinmek zere iki hamile kalmasyle ilgili btn bu yukardaki hikyelerden gayr bir Zuhri tarafndan rivyet edilen bir haber vardr ki, Taberinin konudaki rivyet'lerin en doru olanidir. Bu rivyete gre sevdii olu Abdullah'i evlendirmek, ve hem de kendisine yeni bir kadna birden talip olur. Bu kadnlardan biri Ehyeb bin Abdimenaf

237

bin Zuhre'nin kz Hle dir, dieri de Veheb bin Abdimenaf bin Zuhre'nin kz Amine'dir (Bkz. Taberi, age, 1966, II, sh. 13) . Abdlmuttalib unlardan Hle'yi kendisine alr, Amine'yi de olu Abdullah'la evlendirir. Ve yukardaki olaylar bu temele oturtularak anlatlr. Fakat her ne olursa olsun, slm kaynaklarndan naklettiimiz yukardaki hikyelerle anlatlmak istenen udur ki Tanr, "en son ve en sevgili peygamberinin, Kurey kadnlarnn en meziyetlisi olarak bildii Amine tarafndan dnya'ya getirilmesini istemitir. Bu nedenle Abdullah'in baka kadnlarla yatmasna izin vermemitir. Ve gy yine bu nedenledir ki Amine'yi bir ok ekilde ereflendrm, rnein ona "Sen bu mmetin efendisine hamilesin" eklinde haberler gndermi ve olunu dogurduktan sonra da: "O, vgye deer, erefli Allahn kuludur; Onu Meclislere gelmi gryorum..." eklinde konumutur (Bkz. bn shak, Siyer, 1988 , sh. 95). Fakat slm kaynaklarnn anlatmasna gre Tanr bununla da kalmaz, bir de Amine'ye, Muhammed'i dny'ya getirmesi vesilesiyle, Sam topraklarndan Busra saraylarn dolduran bir nur karr, ve ona "Muhammed" adnn takildiini, olunun Tevrat'taki adnn "Ahmed" olduunu, ve bu adn "gklerde ve yer yznde yasayanlarn onu ver olduu" anlamna geldiini anlatr (bn shak, age, 1988, sh. 96). Fakat her ne hikmetse Tanr, Amine'nin Muhammed'e hamilelii srasnda Abdullah'in cann alr ve bylece Muhammed'in, daha ana karnnda iken babasz kalmasna sebeb olur. (Bir rivyete gre Muhammed 28 aylk iken baban kaybetmitir. Bu iki haberden hangisinin doru olduu bilinmez ve "Her eyin dorusunu Allah bilir" demekle yetinilir. Bkz. bn shak, age, 1988, sh. 96). Bundan dolaydr ki Amine, doumdan hemen sonra cariyesini Abdlmuttalib'e gnderir ve Muhammed'in doduunu haber verir. Bunun zerine Abdlmuttalib Amine'nin yanna gelir ve Amine ona, hamilelii srasnda grd eyleri, kendisine sylenenleri, ve olunun ad hakknda kendisine emredilenleri birer birer bildirir. Abdlmuttalib, yeni doan Muhammed'i alr, K'be'nin ortasndaki Hubel'in yanna koyar ve onu kendisine balad iin, Tanr'ya skrler eder (Bkz. bn shak, age, 1988, sh. 96) Amine'nin Muhammed'e hamile kalmas ve onu dogurmas ile ilgili hikyemiz burada btyor. Yine tekrarlayalm ki slm kaynaklarndan aktardmz yukardaki bilgilere gre Tanr, Muhammed'in dnya'ya gelebilmesi iin Amine'yi semis, ve ereflendrmtr. Ancak ne var ki, bu ayn Tanr, yine ayn Arap kaynaklarna gre, Amine'ye her ne hikmetse, baz azzlklerde bulunmaktan da geri kalmamtr. u bakmdan ki, bir kere, Muhammed'i dny'ya getirdii an onu stsz brakm, ve bylece kadncaizi, ocuunu emzirme mutluluundan yoksun klmtr. Hali, vakti zten yerinde olmayan Amine, bu durumda ne yapacan arm, ve Abdlmttalib' e haber salarak, onun araclyle bir st anas aramtr. Halme adnda bir kadnn bu ise talip kmas zerine, ocuu ona brakmtr. Amine'yi stsz brakan Tanr, yine her ne hikmetse, Halme'ye bol bol st ihsan etmi, Halme de ona skrler etmitir (Bkz. bn shak, age 1988, sh. 70-71) . te yandan Tanr, Muhammed'in doumundan nce iltifatlar yadrd Amine'yi, doumdan sonra stsz brakmakla kalmam, ve fakat onu, daha sonraki yillarda olunun "mafiret" dilemesinden (hayr-du etmesinden) de yoksun klmtr.

238

Gerekten de, yine Arap kaynaklarnn bildirmesine gre Muhammed, Mekke'nin fethinden sonra anasnn viran mezarn ziyret ettiinde, yanndaklere yle demitir: "Bu benim anamn mezaridir. (Bu mezari ) ziyret etmek iin Tanr'dan izin istedim. Tanr bana bu izni verdi. Fakat anam iin mafiret dilemek zere izin istediim zaman Tanr bana bu izni vermedi" (Bkz. bn-i Sa'd'in Kitabu't-Tabakatna ve ayrca Diynet'in yaynlad Sahih-i Buhari Muhtasari.... adl klliyatin 4c cildinin 536ci sayfasna bakiniz). "Mafiret" szc her hangi bir kimse iin "Tanr'dan gnhlarnn balanmasn ve cennet'e alnmasn dilemek" anlamna gelir. Grlyor ki Tanr, anasnn mezarn ziyret edebilmesi iin Muhammed'e izin vermi ve fakat anas iin du etmek ve anasnn Cennet'e alnmas hususunda dilekte bulunmak hususunda izin vermemitir. Neden vermemitir, bunu aklamyor Muhammed! Aklamad gibi neden dolay izin vermediini Tanr'ya da sormuyor. Fakat Kur'n'a koyduu hkmlerden anlyoruz ki "mrik" olanlar, yni Tanr'ya ortak kosanlar (putperest'ler) lehine mafiret dilenemez, velev ki bunlar ana, baba, karde vs... gibi yakn kimseler olsun. rnein Tevbe sresindeki yet aynen yle: "(Kfir olarak lp) cehennem ehli olduklar onlara aka belli olduktan sonra, akraba dahi olsalar, mrikler (Allah'a ortak kosanlar) iin af dilemek ne peygambere yarasr ne de inananlara" (K. 9 Tevbe 113). Bu yet'e gre Tanr, Muhammed'i (ve inananlar), mslman olmyarak len akrabalar (ana, baba, karde, vs...) lehine magiret dilemekten yasak klmtr. Daha baka bir deyimle Tanr, Muhammed'e, anas mslman olarak lmedi diye mafiret dileme izni vermemi olmaktadr. Gerekten de kimi rivyete gre Amine "putperest" olarak, kimi rivyete gre de "Yahudi" imannda olarak lmtr [Her ne kadar bu yet'in, Muhammed'in amcasi Eb Tlib hakknda "indiini" syleyenler varsa da Beyzevi gibi en salam yorumcularn sylemesine gre Amine iin "nmtr". Fakat ister onun iin, ister bunun iin inmi olsun, akraba olan tm kiileri kapsadna gre kukusuz ki Amine'ye de samildir. Bu konuda daha geni bilgi iin benim erit Ve Kadn adl kitabma bakiniz]. slmclar, "Neden dolay Tanr, Muhammed'e bu izni vermemitir?" eklindeki sorular dinsizlik olarak kabul ettikleri iin bu konu 1400 yl boyunca tartilmam, ve akl dmleyen bu sorun doru drst bir aiklia kavuturulmamtr. Fakat yukardaki erit verilerini akl szgecinden geirecek olursak ortaya, "Tanr anlay" konusunda bir takm soru iretleri belirir. rnein, neden dolay Tanr, balangta Amine'yi snrsz ekilde ereflendrmtr de, sonradan fikir deitirip mafiret'ten yoksun etmi ve cehennemlik bilmitir? Eer denecek olursa ki "Muhammed'in doduu tarihte mslmanlk yoktu ve bu yzden Amine mslman olamadan lmtr, ve Tanr onu mslman olarak lmedii iin mafiret'ten yoksun klmtr", bu takdirde ortaya daha da etrefil sorular km olur ki bunlardan biri u: Amine'yi, Muhammed'e hamile klmak gibi sonsuz bir "seref"le ereflendiren, ona "Sen bu mmetin efendisine hamilesin" eklinde haberler gnderen, ve Sam'dan Busra sarayna kadar her yeri pariltadc "nur" veren bir Tanr, ortada hi bir sebeb yok iken, neden dolay fikir deitirsin de kadncaizi "mafiret"ten yoksun etsin? Ve yine bunun gibi dilediinin kalbini ap mslman yapabilir gte olduunu syleyen (rnein En'm sresi, yet 125) , ve rnein gemi dnemlerde Musann anasnn "kalbini pekistiren" (Bkz. Kasas sresi, yet 10-11) ya da Firavun'un kars Asiye'yi ve sann anas Meryem'i mslmanlkla "sereflendiren" ve onlarn adlarn dahi Kur'n'da zikreden bir Tanr

239

(Bkz. K. Tahrim 12 ve d...; mrn 35,42; Enbiy 91, vs...), neden dolay ayn "nimetleri" Amine'ye tanmasn, ve onun mslman imannda lmesini salamasn? Sylemeye gerek yoktur ki "yce" ve dil" olduu kabul edilen bir Tanrnn, Amine'yi nce ereflendirip sonra onun iin "mafiret" dilenmesine izin vermemesi artcdr. Fakat eer dnrsek ki Muhammed, kendi anas lehine mafiret dilemek iin Tanr'dan izin gelmediini sylemek sretiyle kendi taraftarlarn, yani Mslmanlar, mslman olmayanlarn (velev ki bunlar akrabadan olsunlar) etkisinden kurtarmak iin byle yapmtr, bu takdirde yukardaki sorulara yant bulmamz kolaylar.

240

11-TANRININ MSLMAN YAPMAK STED MEYYE BN- EB'S-SALT'IN EYTANLAR TARAFINDAN MSLMANLIKTAN UZAK KILINMASININ HKYES (K. A'rf Sresi, Ayet 175-176) Kurnn A'raf Sresi'nde yle yazl: "Onlara [30] , eytann peine takt ve kendisine verdiimiz yetlerden siyrilarak azginlardan olan kiinin olayn anlat. Dileseydik onu yetlerimizle stn kilardk; fakat o, dnyya meyletti ve hevesine uydu. Durumu, stne varsan da, kendi haline braksan da, dilini sarktp soluyan kpein durumu gibidir. te yetlerimizi yalan sayan kimselerin durumu byledir. Sen onlara [31] bu kssay anlat, belki zerinde dnrler... Allahn doru yola sevkettii kimse doru yolda olur. Saptrd kimseler ise, ite onlar mahvolanlardr." (K. 7 A'rf 175-176, 178) Grlyor ki bu yet'lerde Tanrnn Mlman yapmak istedii bir kiiden sz edilmekte. Fakat eytan bu kiiy peine takp kandryor ve onun mslman olmasna engel oluyor. Bu yzden Tanr bu kii'ye kzyor ve onu "dln sarktp soluyan kpege" benzeterek mahvolanlardan sayyor. Fakat bunu yaparken Mslman olup olmamann Tanr dileine bal bir i olduunu anlatyor. Anlatrken de sz konusu kiinin Mslman olmaktan siyrlmasnn sorumluluunu stlenmie benziyor. Dikkat edilecei gibi yukardaki szlerde baz elikiler, ve Tanrnn gc'nn snrsz olmad kansn yaratc baz iretler bulunmaktadr. Bunun byle olduunu anlamak iin "Kssa"nin ne olduunu bilmek gerek. Yukardaki yet'lerde sz edilen kiinin kim olduu konusunda yorumcular gr ayrlna saplanmlardr. baz yorumculara gre bu kii srailoullarndan Bel'am B. Br adnda biridir ki, gy Mus "peygamber"in sylediklerine inanm ve "makbul" bir "m'min" olmutur. Ancak ne var ki kendi mensup bulunduu kavim, onun "m'min" olmasna kardr, nk Musann kendilerini yenilgiye uratmasndan korkmaktadrlar. Kavminin israrlar zerine Bel'am, zorunlu olarak Mus aleyhine dner ve ona lnetler yadrmaya balar. Bunu yaparken kendi kavmine de, Mus'yi hezimete uratabilmeleri iin bir takm hileler retir. Bunun zerine Tanr gazaba gelir, ve Belmn, Mus aleyhinde yapt beddualar Belmn kendi kavmi zerine dntrr ve onu da mahvolanlar arasna atar. baz yorumculara (rnein Vakidi'ye) gre, yukardaki yet'lerde sz edilen kii Arapn nl air'lerinden meyye b. Ebi's-Salt dir. Bunun Nu'man b. Seyfi er-Rahib adndaki kii olduunu syleyenler de vardr. Yukardaki kssann, slm kaynaklarna gre meyye b. Ebi's-Salt la ilgili ekli yle: meyye b. Ebi's-Salt Kurey'in nl airlerinden olup slm ncesi dnemde Arap'lar arasnda tek Tanr fikrine inanm ve hiret gnne imn balam kimselerden biriydi. ayn gre sahip dier nl bir ir de Lebid bn-i Rebia idi: "yi biliniz ki Allah'tan baka her ey btldr, devamszdr..." eklinde iirler yazard (Bkz. Sahih-i..., Cilt X. sh. 38). meyye de buna benzer iirleriyle ona katlrd . Muhammed bu iki air'in iirlerini begenir, beyitlerini sk sk tekrarlard. Hatt Lebid 'in yukardaki satrlarnn, "ir" snfinin syledii "en doru" szlerden olduunu kabul eder,

241

meyye'nin de buna benzer iirleri olduunu belirtirdi. O kadar ki bir gn yolda kendisine refakat eden bn-i Sveyd adnda biri: "meyye'nin iirlerinden bir ey biliyor musun?" diye sorunca, o da "Evet biliyorum" demi ve bunun zerine bn-i Sveyd kendisine meyye'den yz beyit kadar bir eyler okumutu. Muhammed, pek begenir olduu meyye'nin iirlerinde de "mslmanlk" havasi olduunu belirterek: "meyye bn-i Ebi's-Salt da (iirlerinde) mslman olmaa yaklamt" derdi. (Bkz. Buharnn Eb Hreyre'den rivyeti iin bkz. Sahih-i..., Cilt X. sh. 38, hadis no. 1542) Ancak ne var ki, Muhammed'in bu sylediklerinin aksine, ne Lebid ve ne de meyye, mslman olmak yle dursun fakat onun szlerini inanmazlar ve hatt "peygamberlik" iddilarn dahi ciddiye almazlard. Bunu yavas yavas anlar olduka Muhammed huysuzlasmis, onlara kar husmet duyar olmutur. Ve ite Muhammed'i bylesine kmseyen bu iki aire Arap'lar byk deer verirler, ve onlarn iirlerini terennm etmekten zevk alrlard. Byle olduu iindir ki Muhammmed, Mslman olmaktan kanan bu iki aire Arap'larn bagllklarn grdke daha da huzursuz kalrd. Mslmanl kabul etmeyen meyye gibi bir ir'in Arap'lar arasnda bylesine itibar grmesinden artk ylesine rahatsz olmu olmaldr ki, bir gn Tanr'dan vahiy geldi diyerek Kur'n'a onun aleyhinde yet'ler koyar. Bu yet'lere gre Tanr, gy Muhammed'e hitaben yle konuur: "Mriklere u adamn kssasn da oku ki, Biz ona yetlerimizi vermitik (lmi, dini, eref ve haysiyeti vard). O, btn bunlardan siyrildi kt da onu eytan kendine uydurdu. Bu sretle o sapklardan oldu" (K. 7 A'rf 175). Grlyor ki Muhammed'in Kur'n'a koyduu bu yet'lere gre eytan, Tanrnn "ilim, din, eref ve haysiyet" verdii ve bylece mslman yapmak istedii meyye'yi kandrp ayartmi, yni Tanr'ya bu kiiy mslman yapma olanan brakmamtr. Buna kar da Tanr bir ey yapamayp meyye hakknda: "Onu eytan kendine uydurdu" diyebilmi ve onu ktleyeceim diye "Durumu... dilini sarktp soluyan kpein durumu gibidir" (K. 7 A'rf 176) eklinde kfrler savurmutur. Fakat bunu sylerken, yine de meyye'yi saptrann aslnda kendisi olduunu aklamtr. Zir bu szleri syledikten hemen sonra: "Allahn doru yola sevkettii kimse doru yolda olur. Saptrd kimseler ise, ite onlar mahvolanlardr" (K. A'rf 175-178) demekten geri kalmamtr. Bunlar okurken akla bir takm sorular geliyor: Acaba eytan, Tanrnn mslman yapmak istedii bir kiiyi, mslman olmaktan uzak klmakla, Tanrnn gcn snrlandrm, yni Tanrnn stnde bir gc'e sahip olmu olmuyor mu? te yandan dilediinin kalbini ap mslman, dilediininkini kapatp "kfir" yapabilen bir Tanr (rnein Bkz. En'm sre'si, yet 125), mslman klmad meyye hakknda "(onun durumu) dilini sarktp soluyan kpein durumu gibidir" (K. 7 A'rf 176) demekle haksizlik yapm olmuyor mu? Yine bunun gibi "Yce" olduu kabule dilen bir Tanr, hi kalkar da "dln sarktp soluyan kpek" eklinde kfrler eder mi? Ve nihyet kiileri, diledii gibi doru yola sokan ya da saptran bir Tanr, "Onu (meyye'yI)eytan kendine uydurdu" demekle eytana kar haksizlik yapm saylmaz m"

242

Sylemeye gerek yoktur ki bu tr sorular, yukardaki Kssay, Tanr anlay bakmndan sakncal sonular yaratacak kla sokmaa yeterlidir.

243

12-ENSAR'DAN KLERN TEKLF ZERNE TANRININ, CUM'AYI BDET GN OLARAK LN ETMESNN HKYES. (K. Cum'a Sresi, Ayet 9) Kur'n'da, Cum'ann "ibdet" gn olarak seildiini bildiren u yet bulunur: "Ey inananlar! Cuma gn namaz iin ezan okunduu zaman Allah anmaya kosun; alim satm brakin; bilseniz bu sizin iin daha iyidir" (K. 62 Cum'a 9). Bu yet'i Kur'n'a koymakla Muhammed, Yahudiler iin kutsal bilinen "Cumartesi" ile Hrstiyanlar iin kutsal bilinen "Pazar" gnlerinin, Mslmanlar bakmndan geerli olmayp sadece Cum'ann "hayrl" ve "kutsal" olduunu anlatmak istemitir. Cum'a gnnn "kutsalln" dile getirmek maksadyla: "zerine gne doan eyymn (gnlerin) en hayrli Cum'a gndr" demi, ve bunun nedenlerini bildrmtr. Sylediine gre Tanr, Adem'i Cum'a gn yaratmi, bir Cum'a gn Cennet'e alm, ve bir Cum'a gn Cennet'ten karmtr; yine bunun gibi onun tevbesini bir Cum'a gn kabul etmi ve cann da bir Cum'a gn sona erdrmtr. Yine Muhammed'in sylemesine gre Tanr Kymet'in Cum'a gn kopacan bildrm, yle demitir: "ns ve Cin'den baka hi bir mahlk yoktur ki, cum'a gn tanyeri agardktan gn doguncaya kadar-Kymet belki bu gn kopar korkusu ile- kulak kabartmasn" (Bkz. Eb Dvud'un Snen'inde yer alan hu hususlar iin bkz. Sahih-i... Cilt III, sh. 5). Yine Muhammed'in sylemesine gre, Cum'a gn iinde yle bir saat vardr ki, eer mslman kii tesadfen o saat'te namaz klp Tanr'dan "hcetini" dileyecek olursa, Tanr onu mutlaka ona verecektir (Bkz. Sahih-i...III, sh. 4-5). anlalan o ki mslman kii, cum'a gn namaz klarken o "tesadf" saatini yakalamak iin elinden geleni yapacak, ya da hi deilse Cum'a gunu mutlaka namaz klacaktr. Ve ite btn bu hususlar belirtmek sretiyledir ki Muhammed, Cum'ann esas itibariyle "ibdet" gn olduunu ve o gn ezan okunduunda her mslmann, iini gcn brakp Tanry anmaya kosmas gerektiini eklemi, ve bylece Cum'ay mslmanlar iin haftann en nemli bir gn haline getirmitir. (Bu konudaki hadisler iin Bkz. Sahih-i..., Cilt II. sh. 3 ve d. hadis no. 478, 479, 480) . Ve Cum'ay, mslmanlar iin daha da czib kilabilmek maksadyla cum'a gn abdest almann ya da abdesti noksansz alp namaz klmann, gnahlardan kurtulmak gibi yararlar olacan sylemitir. rnein bir konumsinda: "Her kim cum'a gn abdest alrsa ne l, hele igtisl ederse o daha efdal olur" demitir (Bkz. Sahih-i... Cilt III, sh. 11). Burada geen "igtisl" szc "ykanmak", "efdal" szc de "Pek erdemli=derecesi pek yksek" anlamnadr. Bir baka konumasnda da: "Her kim abdeste davranp abdestini noksansz aldktan sonra cum'a namazna gelir ve imama yaklaip sesini karmaz, hutbeyi dinlerse, hem o Cum'a ile dier Cum'a arasnda, hem de fazla olarak gn daha iinde vki olacak gnahlar... mafiret olunur (avfolunur)..." demitir (Bkz. Sahih-i... , Cilt III, sh. 11). Grlyor ki Muhammed, Cum'a gn namaz klp sesini karmadan imam dinleyen mslman kiiye, her def'asnda en azinda 10 gnlk gnahlardan kurtulmak gibi pek yararl bir sonu salamtr. Bylece mslman kii, bir yil, yni 54 hafta, boyunca yukardaki ekilde namaz klmak sretiyle 540 adet gnahindan siyrilmi olacak, ve pek muhtemelen

244

gnahtan siyrlmann bu yolunu rendikten sonra gnah ilemenin pek sakncal bir ey olmadn dnecek, Cum'a gnn bylesine bereketli bir gn haline getiren Muhammed'e skrler edecektir. Ancak ne var ki Muhammed, Cum'a gn'n Tanrnn, ya da kendisinin buluu olarak yerletirmi deildir. Daha baka bir deyimle kendisini "peygamber" olarak iln ettii tarihten, Medine'ye hicret ettii tarihe gelinceye kadar, yni "Mekke dnemi" denen on yldan fazla bir sre boyunca Cum'ay, "kutsal" bir gn olarak iln etmeyi, ya da "ibdet gn" haline getirmeyi dnm deildir. Bu ii Medine'de ve o da "Ensr" [32] adn alan Medine'li mslmanlarn istek ve teklifleri zerine yapmtr. Nitekim ilk Cum'a namaz, Muhammed'in Medine'ye hicretinden ve Kur'n'a Cum'a ile ilgili yetleri yerletirmesinden nce, Medine'de, Ensr'dan Es'ad bn-i Zrre adndaki bir mslman kii tarafndan kldrlmtr. "Ensar"in, yani Medineli mslmanlarn, teklifi zerinedir ki Muhammed Cum'ay ibdet gn olmak zere slmn temellerinden biri klmtr. yleki: Mekke'deki K'be denilen yer, slm ncesi dnemde, eitli din ve inanlara ak, kutsal bir yer saylrd. Eski bir Arap gelenei gereince bir ok yerlerden, zellikle Medine'den, buraya adak adamak ya da ibdette bulunmak iin gelenler olurdu. Bilindii gibi Muhammed, Mekke'yi bu maksatla ziyret eden Medine'lilerden bazlaryle gizlice temasa geerek birinci ve ikinci "Akabe Biti" adn tayan andlamalar yapm ve kendisini onlara "Peygamber" olarak kabul ettirmiti. slm kabul eden bu Medineli'ler, bu tarihten sonra "Ensar" diye arlr olmulardr. Ve ite Muhammed'in Medine'ye hicret etmesinden ve Cum'a yet'ini Kur'n'a yerletirmesinden nce cum'a namazini klan, ve o gne "Cum'a" nmini verenler", "Ensar" adn alan bu Medineli mslmanlardr. Cum'ann, ibdet gn olmas fikrini Muhammed onlardan almtr. Gerekten de Medine'de pek ok Yahudi kabileleri bulunduu iin, Medineliler onlarn boru aldrarak yedi gnde bir, daha dorusu Cumartesi gnleri, toplanp ibdet ettiklerini grrlerdi. Yine bunun gibi Hrstiyanlarn da Pazar gn'n "ibdet gun" olarak setiklerini, an aldrarak ibdet agriinda bulunduklarn bilirlerdi. Bundan dolaydr ki bir gn biraraya gelip aralarnda yle konuurlar: "Yahdilerin 7 gnde bir, hep bir arada toplanp ibdet ettikleri yevm-i mahsuslar (zel gnleri) var. Nasrann (Hrstiyan'larn) da yle. Hayd biz de kendimize hep birlikte bulunup Allah zikretmek, namaz klmak, Allah'a arz-i kretmek iin bir gn tahsis edelim. O da varsn Arbe gn olsun" (Bk. Sahih-i...., Cilt III, sh. 5) Cum'ay onlar "Arbe" olarak ardklar iin, bn-i Sirin'den gelen rivyete gre, o gn Ensr'dan Es'ad bn-i Zrre' nin yannda buluup hep birlikte namaz klarlar, namaz'dan sonra bir davar kesip yerler ve ite bu gnn adn "Cum'a" koyarlar (Bkz. Sahih-i..., III, sh. 5-6) [33] . Daha Muhammed'in Medine'ye hicret etmesinden nce Esadn kldrdii bu namaz, Ensar'dan kiilerin hafzasnda ylesine yerlemtr ki, bir ou ihtiyarlklarnda onu anarlar, ve ona "Mafiret" dilerlerdi. rnein Eb Dvud'un naklne gre Abdurrahman bn-i K'b bn-i Mlik yle demitir: "Pederim K'b'in gzleri alil (sakat) olduktan sonra onu ben yederdim [34] . Cum'a namazna gtrdmde ne zaman ezni iitse Es'ad bn-i Zrre iin istigfr ( du) ederdi. Reslullh... Medineyi tesrif buyurmazdan evvel... bize ilk Cum'a namazini kldran o olmutu" (Bkz. Sahih-i..., III sh. 5).

245

Daha baka bir deyimle slm'da Cum'a ibdeti, Muhammed'in Medine'ye hicretinden, ve Kur'n'a Cum'a ile ilgili yet'in konmasndan nceki bir tarihte Ensr'dan Es'ad bn-i Zrre'nin kldrdii bu namaz ile balar. Ve ite Ensr'dan olan bu kiilerin buluu zerinedir ki Muhammed, Yahdilerin Cumartesi gnn ve Hrstiyanlarn ise Pazar gnn ibdet gn olarak semis olmalarnn nemini farkeder ve byle bir uygulamann kendisi iin ok nemli olacan dnr. Fakat sanki Ensr'dan akl alm grnmemek iin Cum'a gnnn Tanr tarafndan "mbarek" bir gn olarak zaten eskidenberi kararlastrlm olup Yahudilere ve Hrstiyanlara "far"z klndn ve fakat onlarn bu emri dinlemeyip ihtilafa dstklerini ve baka gnlere i'tibar ettiklerini syler; yle der: "Bizler (Ehl-i Kitb'a nazaran) en sonra gelmiler (ken) Kymet gunnde (faziletce) en basa geecek olanlarz. Sundan dolay ki, bizden evvel onlara (daha sonra bizlere) Kitb verildi de Allahn onlara farz buyurduu gn, bu (cum'a gn) iken onlar ihtilf kar(ip baka gnlere ta'zim et) tiler. Bize ise o gne i'tibar etmek hususunda Hak Tel hidyet verdi. Artk bu bapda ns bizden geri kalm oldular (Artk bu bapta halk bize uymutur). Yahudilerin ibdet gn yarn (Cumartesi) Nasr'(ninki) de br gndr (Pazar gndr)..." (Eb Hreyre'nin rivyeti olarak Muhammed'in bu szleri iin bkz.n Sahih-i..., III, sh. 3 ve d. hadis no. 478) Daha sonra bunu Tanr'dan geldiini syledii yet'le kesinletirmek zere Kur'n'a Cum'a Sresinin 9. yetini koyar: "Ey inananlar! Cum'a gn namaz iin ezn okunduu zaman Allah anmaya kosun; alim satm brakin..." (K. 62 Cum'a 9). Yani Muhammed'in sylemesine gre Tanr, Cum'a gnn "ibdet" gn olmak zere semis ve bunu, slmn bir kural olmak zere, daha nce Yahudilere ve Hrstiyanlara bildrm ve fakat onlar, Tanrnn bu emri zerinde anlamazla derek kendilerine "Cumartesi" ya da "Pazar" gnlerini semilerdir. Ve yine Muhammed'in sylemesine gre Tanr, srf bir "ltuf" olsun diye Mslman mmetini en sona brakm ve Yahudileri ve Hrstiyanlar en basa alarak onlara kitap'lar vermi, peygamberler gndermitir, nk istemitir ki mslmanlar Kymet gnnde en basa geip btn yaratklardan ve varlklardan nce "hasrolunsunlar". Nitekim Mslim'in Eb Hreyre'den rivyetine gre Muhammed'in sylemesi yle: "Biz, hem en son gelenleriz, hem de Kymet gnnde fazilet ve ulvv- menziletce en ileride olanlar"z. Bir baka deyii de yle: "Biz, hem ehl-i dnynin en sona kalanlaryz, hem de Kymet gnnde en basa geip bilcmle mahlkattan evvel lehlerinde hkm verilecek... olanlar"z. Bunlar derken anlatmak ister ki, Yahudiler "Cumartesi" gnn, Hrstiyanlar ise "Pazar" gnn ibdet gn semekle Tanrnn irdesine kar gelmiler ve fakat mslmanlar, her ne kadar ibdet gnn onlardan sonraki bir tarih itibariyle semis olmakla beraber, Cum'a gn'nn "faziletini" tanmak sretiyle, onlara nazaran daha stn duruma girmilerdir, bu nedenle Kymet gnnde en basa geeceklerdir (Bkz. Sahih-i... ,Cilt III, sh. 6-7). Grlyor ki Muhammed'in aklamas bir takm sorulara zemin yaratr niteliktedir. u bakmdan ki eer Tanr Cum'ay, ok nceleri "ibdet" gn olarak tespit etti ve Yahudilerle Hrstiyanlara bildirdi ise, Muhammed'i peygamber olarak setiini syledikten sonra, tm Mekke dnemi boyunca (yni 12 ya da 13 yl boyunca) neden bunu ona bildirmesin de gizlesin? "bdet usllerini" (rnein namaz klmay) daha ilk balarda, yni Mekke dneminde, Muhammed'e emrettiine gre, neden Cum'a gnn "mbarek" bir gn olarak tanmladn mslmanlara bildirmesin? Ve neden bu ii, Muhammed'i "peygamber" olarak gnderdiini syledii zaman deil de 1o ya da 15 yl bekleyip, ancak Ensr'in, yukardaki

246

ekilde Cum'a gnn ibdet gn yapmalarndan sonra dnsn ve yet indirmeye ancak o zaman karar versin? te yandan bir de "Neden dolay Kitb gnderirken Arap'lar (ve mslmanlar) en sona braksin? Ya da, neden dolay btn mmetlere ayn eit nimetleri salamak varken, bunu yapmasn?" Muhammed, bu gibi sorularn karln aklam deildir; her i iin olduu gibi bunlar da muhtemelen Tanrnn keyfiliine yormutur. Buna karlk "Neden dolay bizler en sona braklm iken (fazilete) en basa geecek olanlarz?" sorusunu, yukardaki hadis'te grld gibi, anlalmas g bir manta dayatmtr: gy Yahudiler ve Hrstiyanlar, kendilerine "far"z klnan Cum'a gnn deitirmilerdir; "mslmanlar" ise, kendilerine "hidyet" olunan Cum'a gnn benimsemekle, Yahudilerin ve Hrstiyanlarn nne gemilerdir. Fakat btn bunlar bir yana, bir de u var ki eritlar, Tanrnn, daha nceki mmetlere, yni Yahudilere ve Hrstiyanlara "cum'a" gn diye bir ey bildirmeyip bunu sadece mslmanlar dnya'ya getirdikten sonra, onlara bildirdiini sylerler ve Eb Hreyre ile Huzeyfe'nin u rivyetlerini rnek verirler: "Allhu Tel bizden evvel gelenlere cum'ay tutmak yolunu gstermedi. Yahudilerin yevm-i mahsusu (zel gn) cumartesi, Nasr'nin (Hrstiyanlarn) da yevm-i mahssu pazar oldu. Derken bizi dnyyay getirdi ve yevm-i cum'a yolunu bize gsterdi, ve cum'a, cumartesi, pazar gnlerini ibdet gn klm oldu". Gy Yahudiler, Tanrnn btn yaratklar (MahlukatI) yaratrken cumartesi gnn bos braktn, yni dinlendiini sylemiler ve "Binaenaleyh biz de o gn istirahat edip ibdetle ve (Tanr'ya kretmekle) mesgul olalm" demilerdir. Hrstiyanlar da: "Pazar, (Tanrnn) mahlukat yaratmaya balad ilk gndr. Binaenaleyh ta'zime ehak olan (vlmeye hakk olan) odur" demilerdir. Mslmanlara gelince, onlara cum'a "nsip" olmutur ki o gn, Adem'in dnyaya gelii gndr. nsann yaratl amac da Tanr'ya ibdettir (Bkz. Sahihi..., II. sh. 8). Sylemeye gerek yoktur ki btn bunlar akl szgecinden geirmek istediimizde kendi kendimize: "Neden dolay Tanr, ya da onun elisi olduunu syleyen Muhammed, Mekke'de bulunduu 10 ya da 13 yl boyunca, Cum'a gnnn mbarek' oluundan ve topluca ibdetin bu mbarek' gnde yaplmas gereinden mslmanlara sz etmemitir de bunu ancak Es'ad bn-i Zrre' nin Ensr'a kldrdii namazdan sonra dnm ve Cum'a yet'ini Kur'n'a yerletirmitir?" diye sormak ihtiyacini duymaktayiz. Neden dolay bu ihtiyacn, 1400 yl boyunca slm dnyanda duyulmam olduunu merak etmekten de kendimizi kurtaramamaktayiz.

247

13-DMAN'DAN ALINAN GANMETLERN BETE BRNN TANRI'YA VE ELS'NE PAY OLARAK AYRILMASININ HKYES. (K.Enfl 42; Fetih 19-21; HaSr 7; Nisa 94-97) "Ganimet" szc, "Sava yolu ile dman'dan ele geirilen eyler" karl olarak kullanlr ki, bu "seyler", genel olarak "silahlar", "mallar" "hayvanlar" , "erkek, kadn ve ocuk esirler"i kapsar. slm ncesi dnemlerde Arap eyhleri, savalarda aldklar ganimetten kendilelerine bir pay ayirip geri kalann savaa katlanlar arasnda paylatrrlard. ite bu eski Arap geleneini Muhammed, Medine'ye hicret'ten sonra girist ete saldrlar ve savalar boyunca srdrm ve Kur'n'a bu konuda hkmler koymutur. Fakat denebilir ki ganimet siysetini benimserken, esas itibariyle Tevrat'dan etkilenmtr. u bakmdan ki Tevratn "Tesniye" adl kitabnda Tanrnn, srailoullarn "Kfirlere" kar cenketmee tevik ettii yazldr. Bu hkmlere gre eer "kfirler" direnmez ve bar yolunu seip kaplarn aacak olurlarsa, yani kendiliklerinden boyun eerlerse, mesele yoktur; bu takdirde srail oullarna kulluk etmek zorunluundadrlar. Yok eer boyun emeyecek olurlarsa, bu takdirde srail oullar saldrya geip zafer salayacaklardr; ve zafer salamakta onlara Tanr yardmc olacaktr. Zafer sonucu ele geirdikleri ganimet mallar ve kadn esirleri paylaacak ve erkek esirleri kltan geireceklerdir. Tevrat'da yle yazl: "O zaman (dman Kent'ini) muhasara edeceksin, ve Allahn Rab onu senin eline verdii zaman, onun her erkeini kltan geireceksin; ancak kadnlar ve ocuklar ve hayvanlar ve Kent'de olan her seyi, btn mali kendin iin apul edeceksin ve Allahn Rabn sana verdii dmanlarnn malini yiyeceksin. Bu milletlerin ehirlerinden olmayp senden uzakta bulunan btn ehirlere byle yapacaksin..." (Bk. Tevrat/ Tesniye, Bap 20) Grlyor ki Yahudilerin Tanr'si, srail oullarna ganimet almay "fazilet" olarak tantan bir Tanrdr. Ve ite Muhammed, byle bir siyasetin kendisine yararl olabileceini dnm olmaldr ki, Medine'ye getikten hemen sonra, Mekke kervanlar zerine ete'ler gndermeye balam, daha sonra bunu sava saldrlar ekline dntrm ve elde edilen "ganimet'in" paylam konusunda Tanr'dan vahiy indiini sylemitir. Bunu yaparken ganimet almann bir "fazilet" olduu fikrini ilemi, ve gelmi gemi peygamberler ierisinde bu hakkn Tanr tarafndan ilk kez kendisine tannmi olduunu bildirmekle "fazilet" temsilcisi olarak grnmtr. Nitekim Buharnn, Cbir b. Abdullah'tan rivyetine gre, Muhammed yle demitir: "... ganim bana (Tanr tarafndan) hell edildi. Halbuki benden evvel kimseye hell edilmemiti". (Bkz. Sahih-i..., Cilt II, sh. 245, hadis no. 223). Bunu sylerken bir de unu bildrmtr ki, Tanr gy din adna sava yapma hakkn, daha nceki peygamberlerden sadece bazlarna tanm, fakat bununla beraber onlara "gnaim'i" (ganimet mallarn) hell klmamtr; ganimet almay hell kld ilk ve tek "peygamber" gy Muhammed'dir (Bkz. Sahih-i..., Cilt II. sh. 245 ve d.) Ancak ne var ki Tevrat'da, dier peygamberlerin, rnein Musann, apulculukla mesgul olduklar, bu yoldan ganimetler elde ettikleri ve bu ii Tanrnn emriyle yaptklar yazldr. Fakat her ne olursa olsun Muhammed'in sylemesine gre Tanr, mslmanlardan honud olduu iin onlara ganimetler va'd etmi (K. Fetih 18- 21) ve ganimetlerin "hell" ve "temi"z eyler olduunu bildrm ve bu vesileyle kendisinden korkulmasn eklemitir. (K. Enfl 69).

248

Ancak ne var ki ganimetin "hell" ve "temi"z olduunu bildiren Tanr, paylama iini nceleri belli bir esasa balanmad iin, mslmanlarla Muhammed arasnda baz srtmeler olmu ve bu srtmeleri Muhammed, Bedir savandan sonra Kur'n'a yerletirdii yelerle zme balam, balarken de ganimet'in bete birinin Tanr'ya ve kendisine it olduunu saptamtr. yle ki: Medine'ye hicret ettikten az sonra Muhammed, Kurey kervanlar zerine cete'ler gndermeye balar. Fakat pek basarl olamaz. Nihayet bir gn Eb Sfyn riyasetindeki zengin bir Mekke kervannn, Sam'dan Mekke'ye dnmekte olduu haberini alr. Derhal yz kiilik bir etenin bana geerek kervann geldii yere ynelir. Fakat Mekke'liler onun bu plann kefederler ve Eb Cehl kumandasnda bin kiilik bir ordu'yu onun stne gnderirler. Bu durumda Mslmanlar iin, ya kervan ele geirmek, ya da Eb Cehl kumandasndaki ordu ile savamak gibi iki sik vardr. Ashab'tan bir ksm, bin kiilik Kurey ordusuna kar savamann g olduunu, ve buna hazrlkl bulunmadklarn sylerler. Ve esasen sava maksadyla deil fakat Sam'dan gelen kervani ele geirip ganimet edinmek zere yola ktklarn syleyerek geriye dnmek isterler. Onlarn bu direnisini krmak iin Muhammed, Tanrnn Kurey ordusunu yok ederek "Kfirlerin" ardn kesmek istediini, bu itibarla kendilerine yardmc olacan syler (Bkz. K. Enfl 7) ve taraftarlarn Bedir mevkiinde Mekkelilerle savamaya ikn eder. Bunu yaparken Tanr'ya da u ekilde du etmekten geri kalmaz: "Ya Rab! (Peygamberlerine yardm edecein hakkndaki) ahdini ve (zafer) va'dini (yerine getirmegI) Senden isterim. Allahm! Eer (m'minlerin helkini) dileyorsan bu gnden sonra Sana ibdet eden bulunmayacaktr..." (Bkz. Sahih-i..., Cilt VIII, sh. 333-4, hadis no. 1228. Ayrca bkz. Taberi, age, Cilt II. sh. 401). Dikkat edilecek olursa bu dusyle Muhammed, Tanrnn dikkatn ekmekte ve eer yardmc olmayp mslmanlarn yenilmesine sebebiyet verirse, yer yznde kendisine ibdet edecek kimse bulamayacan ona hatrlatmaktadr; hani sanki Tanr, kiileri diledii gibi mslman yapamaz ve kendisine ibdet edecek insan bulamazm, ve sanki Muhammed'in bu hatrlatmasna muhtamis gibi. Fakat Muhammed'in sylemesine gre Tanr, byle bir hatrlatmay yerinde bulmu grnerek meleklerini gndermek sretiyle mslmanlara yardm edip onlara zafer kazandrr. Bu sava sonucunda Muhammed byk miktarda ganimet alr. Bu zamana gelinceye kadar bylesine bol bir ganimet ele gemedii iin, ganimet'in kime ait olduu ve nasl paylalaca konusunda ortada henz bir kural yoktur. Bu nedenle taraftalar kendisine, bu alnan ganimetin kime ait olduu ve nasl paylalaca hakknda soru sorarlar. Tanr soru'yu duymus olmaldr ki, derhal vahy gnderir ve ganimetlerin Tanr'ya ve Muhammed'e it olduunu bildirir: "(Ey Muhammed!) Sana ganimetlerini soruyorlar. De ki: -'Ganimetler Allah ve peygamber'e attr..." (K. Enfl 1) Fakat Tanrnn bu emri savaa katlan mslmanlarn hosuna gitmez; nk, daha nceki ete saldrlarnda olduu gibi, alnan ganimetin paylatrlmasn beklemektedirler. Onlarn bu honudsuz halini grnce Muhammed, bir zm arar. O zamana kadar uygulanan usl'de, ele geirilen ganimet mallar, saldrya katlanlar arasnda eitlik esasna gre paylalmakta idi. Fakat Bedir savanda salanan ganimet fevkalade ok olduu iin, eitlik zere yaplacak bir paylamann sakncal olacan dnr ve ganimetin bete birinin Tanr'ya ve kendisine it olduuna dir Kur'n'a u hkm koyar:

249

"Eer Allah'a, ve Bedir'e ve kulumuz Muhammed'e indirdiimize inaniyorsanz, bilin ki, ele geirdiiniz ganimetin bete biri Allahn, Peygamberinin ve yaknlarnn, yetimlerin, dknlerin ve yolcularndr" (K. Enfl 41). Bylece ganimet mallarn bese blp, bu paylardan birini kendisine ayirir, geri kalani da savaa katlm olanlar arasnda paylatrr. Bu mallarn "hell" olduunu anlatmak zere de Kur'n'a unu ekler: "Elde ettiiniz ganimetten hell olarak yiyini"z (K. 8 Enfl 69). Ancak ne var ki ganimetin bete birinin kendisine ve yaknlarna it olduunu sylerken "yaknlar" deyiminden ne anlalmak gerektiini aiklia kavuturmamtr. Bundan dolaydr ki yorumcular ve din bilginleri arasnda gr ayrlklar kmtr. bazlar (rnein SfII) "yaknlar" deyiminin "Hsim ve Muttalib oullarn kapsadn, bazlar da "Kurey kabilesi" anlamna geldiini sylemilerdir (Diynet Vakfi evirisinde Enfl sresinin 41 yetinin aklamasna bakiniz). Fakat her ne olursa olsun, u veya bu ekilde savaa katlm olan kadnlara, ganimet'ten pay ayrlmaz; bu konuda kadnlara hak tannmamtr. Buna karlk savaa katlan at'lara hak tannmtr. Buharnn Abdullah bn-i mer'den rivyetine gre Muhammed, ganimet alnan mallardan her bir svariye bir "sehm" (pay), ve svarnn sahip bulunduu at iin ise iki "sehm" (pay) ayrlmasn ngrmtr; bylece svarilerin pay zere "nsib" klnmalarn salamtr (Bkz. Sahih-i.... Cilt X, sh, 340, hadis no. 1635) . * Her ne olursa olsun gerek u ki, ganimet edinmeyi "fazilet" eklinde kabul etmek sretiyle Muhammed, taraftarlarn ete saldrlarna, ve din savalarna surklemi, ganimet edindike taraftarlarnn saysn arttirip glenmtr. Daha baka bir deyimle "Ganimet" siyseti, slm'a taraftar ve saha kazandrmak bakmndan son derece yararl olmutur. Bununla beraber bu yararllk, u tr sorular sormaya engel grnmemektedir: "Yce" olduu kabul edilen bir Tanr, hi, din ve inan fark nedeniyle insanlar birbirleriyle savatrr, birbirleriyle vurusturur ve alnan ganimetlere ortak olur mu? Hi insanlar, diledii gibi "doru" yola sokma gcne sahip bir Tanr, vurusma usllerini seip insanlarn birbirlerini boazlatp birbirlerinin varlna konmalarn uygun grebilir mi?

250

14-HAYBER SEFERNDE ESR EDLEN SAFYE'NN MUHAMMED'N ELER ARASINDA YER ALMASININ HKYES Hicret'in 7. ylnda Muhammed, Hayber'e kar girist sava sonucu byk miktarda esir ve ganimet ele geirir. Ganimet'in bete birini kendine ayirdiktan sonra geri kalani asker arasnda paylatrr. Fakat daha paylatrmadan nce Dihye b. Halifa al-Kalbi [35] adnda bir asker gelip, kendisine kadn esirlerden birinin verilmesini ister: "Y Nebiyya'llh, bana sebyden [36] bir criye ver" diye dilekte bulunur. Muhammed de kendisine: "(Hayd) git de bir criye al" der. Muhtemelen Dihye'nin sava srasnda byk yararllk gsterdiini dnerek, ona bol keseden ikrmda bulunmak istemitir [37] . Bu ikrm zerine Dihye gider ve esirler arasndan Safiyye bint-i Huyey b. Ahtab adndaki gzel bir kadn seer. Safiyye, o tarihten iki yl nce Medine'den srlp Hayber'e yerlesen Ben'n Nadr [38] Yahudilerinin ileri gelenlerinden Huyey b. Ahtabn kzdr. Hayber savandan az nce on yedi yasna basmis olup Kinne bn-i Ebi'l Hukayk adnda tannmi biriyle evli, ok gzel bir kadndr. Kocasi Kinne, Hayber sava sonucunda kendi kavmi adna Muhammed'le bar andlamas imzalamtr. Sylendiine gre Safiyye'nin mensup bulunduu ile, Ben'n Nadr kabilesinin en byk "hnedanndandr ve Hrn'un soyundan gelmedir. Bylesine asl bir ileye mensub ve bylesine nl bir adamn kars olan Safiyye'nin, Dihye ile evlenmesini uygun grmeyen biri, hemen Muhammed'e giderek: "Y Nebiyya'llh, Dihye'ye (Ben) Kureyza ile (Ben'm-)Nadr'in seyyidesi olan Safiyye bint-i Huyeyy'i verdin. (Halbuki) o, Senden bakasna mnsib olama"z der. Bunun zerine Muhammed: "Onu da, onu da arn"z diye adamlarna emir verip Dihye ile Safiyye'yi huzuruna getirtir. Safiyye'ye yle bir "nazar" edince gzellii hosuna gider ve Dihye'ye: "Bundan baka bir criyeyi sebiyden al" diye emreder ve Safiyye'yi kendisine ayirir (Yukardaki hususlar iin bkz. Sahih-i..., Cilt II, sh. 306 ve d., hadis no. 241). anlalan o ki, Safiyye'nin gzelliinden fazlasyla holand iin Dihye'ye kar gsterdii cmertlikten vazgemtr. Bununla beraber Dihye'yi rencide etmemek iin Safiyye'nin grmcesini (yni Kinne'nin kz kardeini) ona verir. Bylece Safiyye'nin, criye olarak kendisine mal edilmesi iini przszce bir zme balam demektir. (Vkidi gibi kaynaklarn bildirmesi iin Bkz. Sahih-i..., Cilt II, sh. 308). Taberinin Tarih'inde, Safiyye ile kocas Kinne'nin, Ali tarafndan ele geirilip Muhammed'e gnderildii, ve Muhammed'in Safiyye'den holanarak onu kendisine ald yazl (Bkz. Taberi, age, 1966, Cilt II, sh. 608-9; Ayrca bkz. Tarih-i Taberi Tercemesi, st. 1982 Cilt II, sh. 451) . Fakat her ne ekilde ele geirirse germ olsun, Safiyye o kadar hosuna gitmi olmaldr ki derhal onu azd ederek nikhna alr; bylece haremine yeni bir e katmi olur. Ancak ne var ki bunu yaparken, "din hkm" diye koyduu kurallar bizzat kendisi ignemi olur. Zir bu kurallardan biri, "nikh paras" olarak verilmek gereken "ecir"dir. Oysa ki Muhammed, nikhna ald Safiyye'ye byle bir ecir vermemitir. kincisi de "iddet bekleme" hkmdr ki, dul ya da boanm kadnlarla belli bir sre gemeden evlenmeyi yasaklar.

251

Muhammed, Safiyye ile evlenirken bu yasaga da riyet etmemitir. Bu iki hususu ksaca zetlemekte yarar vardr. Muhammed'in kendi yerletirdii kurallara gre nikh karlnda kadna bir "ecir" verilmek gerekir; fakat criye ile evlenmenin "iki kat ecri" vardr [39] . Yni bu kural'a gre Muhammed, nikh altna ald Safiyye'ye iki kat "ecir" (nikh paras) vermekle mkellef idi. Fakat o, byle yapmayp Safiyye'yi azd etmi olmay, verilen nikh paras yerine saymtr. Byle yapmakla ortaya, bugne kadar hl tartma konusu bir sorun yaratmtr ki o da criye'yi azd etme eyleminin nikh paras yerine geip gemeyeceidir. Nitekim aralarnda Ahmed bn-i Hanbel, ya da Eb Ysuf ve mm-i Sfii gibi nllerin bulunduu bir kiim yorumcular bu tr evlilii geerli bilirlerken, bn-i mer gibi nller bunu "ci"z grmezler. Hatt Cbir b. Zeyd gibi yorumcular bunu "mekruh" (haram) sayarlar. bn-i Sirin gibiler ise, her ne kadar azad etmenin nikah paras yerine gecebileceini kabul etmekle beraber, buna "her ne mikdr olursa olsun bir eyler katmann" gerekli olduunu belirtirler. Buna karlk Eb Hanife ve Cbir b. Zeyd gibi nller, criyesini azd ettikten sonra onunla nikh paras vermeden evlenmenin (yni azd eylemini nikah paras karl saymann) sadece Muhammed'e zg bir hak olup bakalar iin haram saylmak gerektiini savunmulardr (Bkz. Sahih-i..., II sh. 309). Fakat her ne olursa olsun durum u ki Muhammed, deil iki "ecir" vermek ve fakat hibir ey vermeden Safiyye'yi nikhna alm, onu azd etmi olmay, nikh paras yerine saymtr. Safiyye ile evlenirken Muhammed'in uygulamaktan kand dier bir hkm "iddet" ile ilgilidir. Bilindii gibi "iddet" (ya da "idda") denilen ey, evlilik ba dul kalmak ya da boanmak sretiyle zlen kadnlarn, beklemek zorunluunda bulunduklar sre'dir. Byle bir sre'yi koymaktan maksat doacak ocuun, kocann sulbnden gelmi olmasn salamaktr. Eski araplardaki gelenei deitirmek iin Muhammed, bir erkein ancak kendi sulbnden gelen ocuun babas olabilmesini salamak zere, dul ya da boanm bir kadnn belli bir sre gemedike evlenemeyeceini hkme balam, Kur'n'a bu dorultuda hkmler koymutur. Nitekim Kurnn Bakara Sresi'nde (yet 234) dul kadnlar iin bu bekleme sresinin drt ay on gn olduu yazldr (K. 2 Bakara 234). ayn sre'nin bir dier bir yet'inde (yet 235): "Farz olan bekleme mddeti dolmadan, nikh kiymaya kalkmayn... Allah'tan sakinin..." diye yazldr (Bkz. K. 2 Bakara 235. Bosanmadan sonraki durumlar iin et-Talak Sresinin 1-4 yet'lerine bakiniz). Cariyeler iin dahi bekleme sresi (idda) var olup bu srenin, iki ay be gn olduu kabul edilir. Ve ite Muhammed, Safiyye ile evlenirken bu bekleme sre'lerinden hibirini uygulamamtr; daha dorusu Safiyye'yi, kocasnn lmnden hemen sonra nikhna alm ve onunla yatmtr. Bu vesileyle belirtelim ki eritlardan bazlar, Safiyye'nin kocasnn sava esnasnda vurulup ldn ve Safiyye kocasz kald iin Muhammed'in onu nikhna aldn sylerlerse de yalandr. nk Safiyye'nin kocas sava srasnda lmemi, esir alindiktan sonra Muhammed tarafndan lme mahkum edilmitir. yle ki: Yukarda belirttiimiz olaylar cereyan ederken Muhammed, Safiyye'nin babas Huyey b. Ahtab, ve kocas Kinne b. Ebi'l Hukayk'i, ve kocasnn kardei Rebi'b. Ebi'l-Hukayk'i esir olarak ele geirir ve her birini, Ben'n Nadr kavmi'ne id hazinenin yerini sylemeye zorlar, ve fakat onlardan lml bir cevap alamaz. Bu srada Muhammed'in katna gelen

252

Yahudilerden biri: "Ben Kinne'nin her sabah ite u harabe etrafnda dolatn gryordum" diye bilgi verir. Muhammed Kinne'ye sorar, fakat o bilmediini sylemekte israr eder. Muhammed harabenin etrafinin kazlmasn emreder. Kazi sonucunda hazinenin bir ksm bulunur. Muhammed Kinne'den hazinenin kalan ksmn sorar fakat Kinne bilmedii syler. Bunun zerine Muhammed, Kinne'yi iskence yolu ile syletmee alr. Zbeyr b. Avvam adndaki adamna emir verir ve hazinenin nerede bulunduunu syletmek zere Kinne'ye iskence yaplmasn ister. Zbeyr elinde tuttuu bilek kemii ile Kinne'nin gsne vurur ve lecek dereceye gelinceye kadar onu dver. Bir rivyete gre atete kzdrlm demiri onun gsne tutar. Fakat her eye ramen Kinne, hazinenin nerede olduunu bilmediini sylemeye devam eder. Muhammed onun artk daha fazla iskenceye dayanamayp leceini anlaynca yannda duran Muhammed bin Mesleme'ye teslim eder ve ban kesmesini emreder. Bu ii Muhammed b. Mesleme'ye vermesinin sebebi, ona kardeinin intikamn alma frsatn salamak iindir. nk Muhammed b. Mesleme nin kardei olan Mahmud b. Mesleme daha nce Yahudiler tarafndan ldrlmtr ve ite imdi kardei, onun intikamn alacaktr. (Bkz. Taberi, age, 1966, Cilt II. sh. 610). Muhammed, sadece Safiyye'nin kocas Kinne'yi deil, fakat ayn zamanda Safiyye'nin babas Huyey b. Ahtab ile kocasnn kardei Rebi'b. Ebi'l-Hukayk'i da, hazinenin yerini bildirmediler diye, ldrtr. Btn bunlar yaptktan sonra da, biraz aada belirteceimiz gibi, Safiyye ile evlenip zifafa girer. Bu evliliini de, tpk dier evlilikleri gibi, Tanrnn iznine dayal olarak yapilmi olarak gsterir [40] . eritlar, Kinne'nin ve dierlerinin, hazinenin yerini sylememeleri nedeniyle ldrtlmelerini pek yerinde ve uygun bulurlar. Oysa ki byle bir cez (hele byle maddi bir kar salama amacna dayal olarak) kendisini "Peygamber" diye tanmlayan bir kimse iin "yerinde" ve uygun" olmamak gereken bir davrandir. stelik bu olayda "su" ile "cez" arasnda her hangi bir denge'nin kurulmad da dnlecek olursa, sz konusu davraniin lmszluu biraz daha kendisini siritir olmaktadr. Btn bunlar bir yana fakat bir de u var ki Muhammed, her vesileyle kendisini, bilinmeyen ya da gizlenen eyleri bilirmi gibi gstermekten geri kalmamr. Nice rneklerden biri olarak belirtilebilir ki Medine'ye hicret edecei haberi zerine Yahudilerden Abdullah bn-i Selmn kendisine sorduu soruyu doru olarak cevaplandrrken bu cevplarn kendisine Cibril tarafndan bildirildiini sylemitir (Bkz. Sahih-i..., Cilt IX. sh. 77 ve d. hadis no. 1368) Su durumda, ister istemez insann aklna: "Her eyi ibril araclyle renen Muhammed gibi bir kimsenin, Hayberli Yahudilere id hazinenin yerini bilmesi gerekmez miydi? lle de Kinne'yi syleteceim diye israr etmek, ve sylemedi diye onu iskence ile ldrmek doru mudur? Yoksa Muhammed, Safiyye'yi kendisine e olarak aldktan sonra onun Kinne'yi dnmee devam edeceini hesap edip kskanliga kaplmaktan kurtulmak iin m eski kocasn yok etme yolunu mu semtr" eklinde sorular gelmektedir. * Ve ite btn bu esef verici olaylardan ve Muhammed'in Safiyye'yi kendisine nikhlamasndan sonra, mm Sleym adnda bir kadn (ki hadis rivyet edenlerden Enes b. Mlik'in annesidir) Safiyye'yi bir gece "cihazlatp" (giydirip kusatarak) gerdege koyar. Artk

253

Muhammed gveyi olmutur. Sabah olunca halka: "Kimde bir ey varsa getirsin" diye emreder. Sylendiine gre kimileri yag, kimileri hurma, kimileri yourt kurusu vs... getirirler. Bunlar Muhammed'in dn yiyecei olur; hep birlikte oturup yerler (Bkz. Sahihi.., Cilt II, sh. 310). Bir rivyete gre Muhammed, o gece Safiyye ile yatmak istemi ve fakat Safiyye bir mazeret bulup cinsi mnasebette bulunmaktan kanmtr. Bir baka rivyete gre o gece Hayberden hareket edilmi, ve 6 mil kadar uzak bir yere gelindikte, Muhammed ziff iin konak etme arzusunu belirtmi ve fakat Safiyye raz olmamtr. Sylendiine gre mazeret olarak Yahudilere yakn bir yerde bulunduklarn ve onlardan tehlike gelebileceini bildrmtr. Oysa pek muhtemeldir ki Safiyye, kocasnn ve babann feci ekilde ldrlmelerinden duyduu znt nedeniyle byle yapmtr. Safiyye'nin bu tutumuna ierlemekle beraber Muhammed pek sesini karmaz, ve 6 mil daha yol alindiktan sonra tekrar ziff etmek iin konaklama emri verir. Bu kez Safiyye gerdege girmee ve cinsi mnasebette bulunmaa raz olur. kendisine daha nceki konaklama srasnda neden ziff'a raz olmadn soran Muhammed'e de u yant verir: "Oras Yahudilere pek yakn idi. Belki zt-i li-i Nebevilerine mekr [41] ve zararlar dokunur diye korkmutum". Bu szler Muhammed'i honud eder (Bkz. Sahih-i..., Cilt II, sh. 309). Ancak ne var ki bu ayn szler, eritlarn bir yalann daha rtmeye yeterlidir ki o da u: eritlara gre Muhammed'in Safiyye ile evlenmesinin tek nedeni, Yahudileri honud edip onlarla iyi lkiler kurmak iindir ve bu evlilik bu sonucu dogurmutur. Oysa ki yalandr, nk bir kere Muhammed'in aklndan Yahudileri honud etmek fikri gemi deildir; u bakmdan ki o tarihte artk Yahudileri kazanmak deil fakat tamamyle yok etmek ya da srmek gibi kesin bir siysete ynelmt ve Hayber seferi, bu siysetin sondan ikinci kademesini teskil etmekteydi. Bu seferden sonra Vdi'l-Kur'da yasayan Yahudiler zerine saldrp onlar yok edecek, varlklarn ganimet olarak ele geirecek ve bylece Yahudi sorununu kknden sona erdirecektir (Bkz. Sahih-i..., Cilt X. sh. 282-3). Yine tekrar edelim ki Hayber seferi, hicret'in yedinci ylna rastlar. O tarihe gelinceye kadar Muhammed, slm dininin gelimesine engel oluyorlar diyerek Yahudilerin en nemli kabilelerinden olan Beni Kaynuka ve Beni Kureyza Yahudilerine kar savalar amis, onlar yenip mallarn ganimet alm, bir ounu yok edip geri kalanlar srgne yollamtr. Hayber Yahudileri ile Vd'l-Kur''da yaamakta olan Yahudilerin de hesabn grmekle, Yahudi derdinden tamamyle kurtulmu olacakt [42] . Bu itibarla Hayber seferinden sonra Yahudileri kazanmak diye bir sorunu olamazd; olmad iindir ki Safiyye'yi, Yahudileri honud etmek iin almas sz konusu deildi. Essen zifaf gecesi Safiyye'nin, daha nceki konaklama srasnda Muhammed'le cinsi mnasebette bulunmaynn nedenini anlatmak zere syledii szler (ki biraz yukarda deindiimiz gibi: "Oras Yahudilere pek yakn idi. Belki zt-i li-i Nebevilerine mekr ve zararlar dokunur diye korkmutum" eklindedir) bunu kantlamaa yeterlidir. te yandan zifaf gecesi Muhammed'in adr nnde sabaha kadar nbet tutan Eb Eyyb Hlid bin Zeyd'in szleri de bunun byle olduu gstermektedir. Muhammed'in "Bayraktari" diye bilinen bu asker, sabaha kadar gzn kapamadan adrn nnde beklemi, ve ertesi sabah Muhammed adr'dan karken kendisine: "Neden hi uyumadan sabaha kadar nbet bekledin?" diye sorduu zaman u cevabi vermitir: "Sen bu kadnn kocasn, baban ve

254

stelik btn halkn ldrttn. Sana bir ktlk yapmalarndan korkuyordum" (Bkz. bn-i shak, age [1980) sh. 516-7) Muhammed'in Safiyye ile olan evliliini biraz daha czib gstermek iin eritlarn ne srdkleri bir rivyet daha vardr ki o da u: gy Muhammed, zifafa girdii gece Safiyye'nin yznde bir dayak r grr ve "Bu nedir?" diye sorar. Safiyye kendisine u cevabi verir: "Bir gece r'ymda sanki ay gkten inip koynuma girmi grd idim. Zevcim Kinne'ye hikye ettim. (O bana): -Sen u zerimize gelen Arap Melikinin (Muhammed'in) zevcesi olmaa gz dikmisin- diyerek yzme bir tokat asketti. Ve izi kald" (Bk. Sahih-i..., cilt II. sh. 310) O tarihte daha henz 17 yanda yeni bir gelin olan ve kocas Kinne'ye bal bulunan Safiyye'nin, bir ry uruna kocas tarafndan dvleceini hayal etmek biraz g. Fakat her ne olursa olsun Muhammed, gzel Safiyye ile evlenmekle, eleri arasnda yeni srtmelere sebeb olmu, ve bundan asl kendisi huzursuzluk duymutur. Gerekten de Safiyye'nin gelii, Muhammed'in dier elerini, ve zellikle Aye'yi, ar ekilde kskanliklara srklemitir. O kadar ki, Safiyye'nin gzelliini en ziyde kskanan Aye, daha ilk gnden itibaren ona dman olmu, onu, basta Hafsa olmak zere, Muhammed'in dier eleriyle birlik olup alaya alm, ve Yahudi asll olduunu yzne vurarak ona hakretlerde bulunmutur (Bkz. Taberi, age 1966, Cilt II, sh. 463). Safiyye yumuak huylu ve yasna oranla ok olgun bir kadn olduu iin, aleyhindeki bu tutumlara aldrs etmez grnerek kendi halinde yaamaa almtr. Bu yzden bir hayl znt ektii anlalmaktadr. Rivyet olunur ki bir gn odasna Muhammed girdiinde onu alar bulup sebebn sorar, Safiyye de kendisine: "Aise ile Hafsann hakkmda sz sylediklerini ve : -Biz Reslu'llh...' in ammi-zdeleriyiz. Biz Safiyye'den hayrlyizdediklerini iittm de onun iin (agliyorum)" der. Bu szleri dinleyen Muhammed, her ne kadar Aye'yi dier btn elerinden fazla sever ve stn tutar olmakla beraber [43] , Safiyye'yi ona kar saldrgan klmak zere yle der: "Sen de onlara: -benden nasl daha hayrl olabilirsnz ki, zevcim Muhammed , babam Hrn, amcam Ms...dir- desene ya" (Bkz. Sahih-i..., Cilt II, sh. 306). Daha baka bir deyimle Yahudi asll Safiyye'nin, Hrn ve Ms gibi peygamberler sllesinden geldiini kendisine hatrlatarak Aye'nin ecdadnn ise kfir'lerden (putperest'lerden) olutuunu anlatmak istemi, ve bu sretle Safiyye'ye, bir bakma Aye'ye kar hakretle kar koyma olanan salamtr. Sylemeye gerek yoktur ki bunu yapmakla, eleri arasndaki ekimeleri nlemek deil, fakat aksine tahrik etmek gibi bir yol semtr. Bununla beraber bu durumun kendi aleyhine huzursuzluk yaratacan dnerek Kur'n'a, elerin birbirleriyle alay etmemelerini ngren yet koymutur [44] (Bkz. Kur'n, Hucurt Sresi, yet 11 ; Ayrca bkz. Sahih-i..., Cilt II, sh. 306). eritlar Safiyye'yi, slm'a ok bal bir kadn olarak gstermek isterler ve u olay rnek olarak verirler: mer b. Hattb'in hilfeti zamannda Safiyye'nin bir criyesi gelip Safiyye aleyhinde sikyette bulunarak onun Yahudilere sevgi ve bagll olduunu, Yahudi dininin kurallarna sayg duyduunu, Cum'a gn yerine Cumartesi'ye itibar ettiini syler; yle der: "Y Emire'l-m'minin! Safiyye hl sebti seviyor (Cumartesi gnne hrmeti vardr [45] ). Yahdilere de aty vererek muvstda bulunuyor (hediye ve bata bulunuyor)".

255

Bunun zerine mer, adam gndererek Safiyye'yi huzuruna getirtir ve bu sylenenlerin doru olup olmadn sorar. Safiyye kendisine yle cevap verir: "Sebti (Cumartesi gnne hrmet geleneini), Allah bana onun yerine Cum'ay verelidenberi sevmem. Yahdiler bahsine gelince, onlarn iinden akribim (Akraba ve hiimlarm) vardr. Sila-i rahm ederek muvst ederim (Acima ve koruma duygularm nedeniyle kendilerine yardmda bulunurum)" (Bkz. Sahih-i..., Cilt II, sh. 307). Grlyor ki Safiyye, her ne kadar Cumartesi gn yerine Cum'ayi tercih ettiini bildirmekle beraber, Yahudi dininden olan akraba ve hiimlarna baglln ve onlara ba ve hediye eklinde yardmda bulunmakta olduunu aklamaktan geri kalmamtr. Bu tutumunu lnceye kadar srdrd ve vasiyetini de buna gre dzenledii anlalmaktadr. Nitekim 670 (ya da 672) ylnda ve 50 (ya da 52) yanda ldgu zaman, 100.000 dirhem deerindeki servetinin te birini, Yahudi dininde kalm olan bir yegenine verilmesini vasiyet etmitir. Oysa ki btn bu tutum ve davranlar erit verileriyle bagdasmaz nitelikte eylerdir. nk erit'a gre, slm'dan gayr bir din'de olanlara, velev ki yakn akraba olsunlar, sevgi ve dostluk gstermek doru deildir. rnein Mide Sresi'nde yle yazldr: "Ey Mslmanlar! Yahudileri ve Hrstiyanlar dost olarak benimsemeyin. Onlar birbirlerinin dostudur. Sizden kim onlara dost olursa, o da onlardandr" (K. 5 Mide 51). Yine erit'a gre, Yahudilere ve Hrstiyanlara dostluk gstermek yle dursun fakat onlar her vesile ve frsatta aalamak, selmlamsiz brakmak, ve onlara benzemekten uzak kalmak gerekir (Bkz. Sahih-i..., IX, sh. 192, 273. Ayrca bkz. Gazali, age, Cilt II. sh. 506) Sylemeye gerek yoktur 17 yanda yeni evlenmi bir gen kadn iken esir edilerek baka bir dine sokulan, ve stelik kocasnn iskenceyle ldrlmesine tank olan Safiyye gibi bir kimsenin, yukarda belirtildii ekilde davranmas doaldr. unu da tekrar edelim ki Safiyye, olgun ve faziletli bir kadnd; nitekim bu niteliini biraz nce naklettiimiz olay vesilesiyle ortaya vurmutur. u bakmdan ki, kendisini mer b. Hattb'a sikyet eden criyesine: "Bu ii yapmana sebeb ne idi?" diye sorduunda, criyesi: "Ne yapayim eytan!" diye karlk vermi iken ona: "Hayd git, seni zad ettim" demitir (Bkz. Sahih-i..., Cilt II, sh. 307). Bylece kendisine ktlk etmi olan kimseyi, zgrlne kavuturmak sretiyle, fazilet sahibi bir kadn olduunu bir kez daha kantlamtr. Ne hazindir ki 17 yanda gen bir gelin olarak kocasnn iskenceye sokulduuna ve onunla birlikte babann ldrldne tank olmak gibi bir bahtszlga uramtr.

256

15-MUHAMMED'N DAMADI AB'L AS'N MSLMANLII KABUL EDNN HKYES

(EB'L-AS

ER

REB

NN)

Biraz yukarda, Muhammed'in byk kz Zeyneb'in, hicret srasnda babana katlmayp kocas Ab'l As ve ocuklaryle birlikte Mekke'de kaldn, ve fakat kocasnn Bedir savanda esir dmesi sonucu ondan ayr yaama zorunluunda brakildiini grmtk. Drt bk yl srdgu sylenen bu ayrln, Ab'l As'in mslmanl kabul etmesi sonucunda sona erdii anlalmaktadr. Hikye'nin bu ksmn zetlemeden nce, yukarda anlattklarmizi ksaca hatrlatalm: Eb'l-As, hogrye sahip ve salam karakterli bir kimse olduu iin, ei Zeyneb'in mslmanl kabul etmesine ses karmam, fakat kendisi kendi inancinda, yani atalarnn dininde kalmtr. Kocasna ok dkn olduu iin Zeyneb de, hicret srasnda Medine'ye gitmeyip, Mekke'de kocas ve ocuu ile beraber yaamay tercih etmitir. Kureylilerle Muhammed arasnda kan Bedir savanda Eb'l-As, kendi kavmine katlarak Mslmanlara kar dvr, fakat yenilgi zerine, dier Kurey ileri gelenleri gibi, o da Muhammed'in eline esir der. Alnan esirleri Muhammed, "fidye" karlnda serbest brakacan iln eder, nk bu sretle eline, hem kendisi ve hem de savaa katlan taraftarlar iin bir hayl mal ve para gececektir. Kocasn kurtarmak ve geri getirtmek iin Zeyneb, elinde bulunan deerli bir mali (ki sylendiine gre bu, anas Hadce'den kendisine kalan altn bir kolye'dir) fidye olarak Muhammed'e gnderir. Fakat Muhammed, kznn zldn istemez grnerek taraftarlarna yle der: "Kizim Zeyneb'in esirini kendisine balamay ve malini ide etmeyi mnasip grrseniz bu iyilii edin" . Ancak ne var ki, kzna kar bu ekilde iyilikte bulunuyormu gibi grnrek Eb'l-As'i serbest brakrken bir art kosar, ki o da, Ab'l-As' in Mekke'ye dner dnmez kz Zeyneb'i, ocuu ile birlikte, Medine'ye gndermesidir. Yani bu sretle kzn, damadndan ayirmi olacaktr. Sylemeye gerek yoktur ki, Eb'l-As'i, yani damadn serbest brakp Mekke'ye gnderirken, kzn kocasndan ve ocuklarndan ayirtip Medine'ye getirtmesi lml bir davran saylamazd. Yukarda da belirttiimiz gibi, bunu yapmakla Muhammed, unu dnm olmaldr ki, damad Eb'l-As, Mekke'de kalmak istemeyecek ve kars Zeyneb'i takiben Medine'ye gelerek mslmanl kabul edecektir. Ancak ne var ki i dnd gibi olmamtr. u bakmdan ki Ab'l-As, Mekke'ye dner dnmez, verdii sz gereince Zeyneb'i Medine'ye gndermi, kendisi de iine gcne (yani kervan ticretine) devam etmitir. Bylece Zeyneb Medine'de, ve kocas Ab'l-As ise Mekke'de, birbirlerinden ayr olarak yaamlardr. Fakat gnlerden bir gn Ab'l-As, Kurey'in ticret kervann alp Sam'a gider. Oradan ald zengin mallarla Mekke'ye dnerken, Medine'ye yakn bir yerde Muhammed'in gnderdii etelerden birinin saldrsna urar. Btn mallaryle birlikte esir alnp Medine'ye, Muhammed'in yanna getirilir. Bunu duyan Zeyneb, dehal babana bavurur ve yle der: "(Eer) Ab'l-As'a akraba diyeceksek ammi-zdedir; yabanci sayarsak bizden bir ocuun babasidir. te bundan dolay ben ona re'y ve emn veriyorum". Kznin bu szleri zerine Muhammed, adamlarna emir vererek, silha sarlmadan ii zmlemelerini ister. Fakat asl istedii ey, Ab'l-As'in mslmanl kabul etmesidir.

257

nk Mslman olmayan bir kimsenin, kzyle birlikte yaamasna raz deildir. Vaktyle, yani Mekke'de iken buna raz olmasnn nedeni, yukarda belirttiimiz gibi, Hadce'nin arzu ve irdesine kar gelememesindendir. Fakat imdi artk Hadce lmtr ve kendisi de olduka gl bir duruma girmitir. Bu itibarla, kznn mslman olmayan bir adamla evli kalmasna riza gstermek zorunluundan kurtulmutur. Muhammed'in adamlar, aldklar talmat mucibince, Ab'l-As'i slm'a sokmak iin urarlar. Bunda baar salamak zere Mekkelilere it bulunan ganimet mallarn kendisine terketmek, yni bir bakma rsvet vermek, yolunu denerler. kendisine yle derler: "Y Eb'lAs! Senin Kurey iinde eref ve nesebin byktr. Reslullah'in ammi zdesi saylrsin; damadn... Gel mslman ol da, Mekkelilerin birlikte getirdiin bunca mallarn hep sen igtinam et (sen kendine al)..." (Btn bu hususlar iin Bkz. Sahih-i..., Cilt II, sh,. 359 ve 4567; ve Cilt IV, sh. 319, 378) Fakat Ab'l-As buna raz olmaz; "rsvet" niteliinde saydii bu teklifi kendisi bakmndan haysiyet yikc bulur ve yle der: "Sizin bana ettiiniz nasihat pek fen bir sey! Yeni dine ben gadr ile (haksizlikla), ahd-sikenlikle ( sz bozmakla) nasl girerim?" . ou slm kaynaklarnn bildirmesine gre, bu szler zerine Muhammed'in adamlar Ab'lAs'i serbest brakrlar, ve o da Mekkelilere id mallar alp Mekke'ye dner. Mallar sahiplerine dattktan sonra onlara yle sorar: "Ey ehl-i Mekke! Zimmetimde olana vef ettim mi, etmedim mi?". Bu soruya Mekkeliler, hep birlikte:"Ettin" diye karlk verirler. Bunun zerine Ab'l-As, guy Allah'a ve Muhammed'e inanr olduunu syleyerek Mekke'ye dner ve Mslman olur. Muhammed de onu kzyla yeniden evlendirir ve yeniden damad edinmi olur (Bkz. Sahih-i... , Cilt II, sh. 456) Her ne kadar slm kaynaklar byle derse de, gerek olan bu deildir; yni Ab'l-As, yukardaki nedenle Medine'ye g edip mslmanl semis deildir. G etmesinin ve inan deitirmesinin asl nedeni, ocuunu babasz ve karsn da kocasz brakmamak arzusundandr, ki insancil bir dnceye dayanr; karsndan ve ocuklarndan drt buuk yl boyunca ayr kalmak ona artk ylesine ar gelmtr ki, onlara kavumak uruna mslman olmay kabul etmitir. Sylemeye gerek yoktur ki damad Ab'l-As'i, karsndan ve ocuklarndan ayirtmak ve drt buuk yl boyunca ayr tutmak hususunda Muhammed'in uygulad taktk, uzun vde itibariyle gereklemi saylrsa da, kendisini "peygamber" olarak iln eden bir kimse iin bavurulacak bir ey deildir. Yukardaki olay Ab'l As'in rsvet yolu ile i grmediini aa vurmak bakmndan da ilgintir. Hemek belirtelim ki ganimet'ten pay vererek maddi kar salamak sretiyle kiileri slm'a sokma siysetini Muhammed, genellikle zayif karakterdeki kiiler zerinde kolaylkla uygulayabilmitir. Ganimet datm sayesinde baar salamasnn sirri, Arapn genellikle karakter bakmndan bu yapda oluundandr. Ancak karakteri birazcik kuvvetli olan kiileri bu yoldan pek etkileyemitir. Nitekim, biraz yukarda belirttiimiz gibi, damad Ab'l-As er Rebi zerindeki denemesi bunu kantlamaa yeterli bir rnektir. Buna karlk kendisine yarari dokunacan bildii nemli fakat karakteri zayif kiileri bu yoldan, yni ganimetlerden mal ve para vermek sretiyle kolaylkla elde edebilmitir. nk bu yoldan onlarn kalblerini slm'a "iindirabileceini" hesap etmitir. Bundan dolaydr ki Kur'n'a: "Sadaka'lar (zekt'lar) ... kalbleri slm'a iindrlacak olanlara... verilir" (K. 9

258

Tevbe 60) eklinde yet'ler koymutur. rnein Hicret'in 8ci ylnda, Hevazin'lere kar Hneyn mevkinde girist sava sonucu byk miktarda ganimet ele germ ve bu ganimetlerin byk bir ksmn, Arap kabilelerinin en etkili kiilerinden olan Eb Sfyn, Avf olu Mlik, meyye olu Safvan, Hbisolu Akr, Hisn olu yeyne gibi kimselere datmtr. Datrken de bu kiilerin kalblerini slm'a iindrmak istediini aklamtr. Bir bakma "grev karlnda para ve mal verme" niteliindeki bu usl ile slm'a soktuu bu kiiler, gerekten de kendisine daha sonraki yillarda ok yararl olmulardr. lginlii nedeniyle olay aada zet olarak hikye edilmitir.

259

16-MAL VE PARA KARILIINDA "KLERN KALBLERNN SLM'A ISINDIRILMASININ HKYES (Mellefet'l-Kulb) Hicret'in sekznci ylnda Muhammed Mekke'yi ele geirir; geirdikten az sonra da Hevazin'ler zerine yrr. Sebeb olarak da, gndermi olduu casuslar sayesinde Hevazin'ler'in, Mlik b. Avf kumandasnda, mslmanlara kar saldrya gececeini renmi olduunu ve bunu nlemek istediini syler. Hevazin'ler, Kuzey Arabistanda yasayan byk bir Arap kabilesi olup nemli kollar arasnda T'if'de oturan Skif'ler vardr. Vaktyle, yni daha Mekke'de bulunduu dnemde Muhammed, amcasinin lm zerine koruyucusuz kald iin yardm istemek ve Skif'leri slm'a sokmak maksadyla Tif'e gitmi ve fakat onlardan kt muamele grm olduu iin, Hevazin'lerle arpismay bir intikam alma saymtr. Nitekim bu savatan hemen sonra Tif'i kusatmas bunun kantdr. Hemen ekleyelim ki bu kusatma srasnda byk bir direnmeyle karlam olup, grd bir r'y'dan sz ederek kusatma'dan vazgemtr. Mslman'larla Hevazin'ler, Mekke'ye on mil kadar bir mesafede bulunan Araft da yannda karlarlar. Fakat daha ilk arpismada mslmanlar yenilgiye urayp dalr ve kamaya balarlar. slm kaynaklarnn bildirmesine gre Muhammed, durumun "vehametini" kavrayarak, yerden bir avu toprak alp dmana savurur ve savunurken de bed-dua'larda bulunur. baz rivyete gre de "Y Rab! Sakife hidyet nasib eyle de bize getir" diye du eder. ddi olunur ki, bu ekilde yerden toprak avulayp dmana doru atmas ve yukardaki ekilde konumas sayesinde, mslman askerlerini cesaretlendirip tekrar dmana kar yrtms ve zafere eritirmitir. Zafer sonucu olarak ele ok byk miktarda ganimet geirilmitir: 24,000 deve, 40,000 davar, 4,000 "okiyye gms" ve 6,000 kadar esir ve kadn elde edilmitir. Sylendiine gre alnan bu ganimet, o tarihe kadar alnan gnimetlerin mili grlmedik bir derecesinde oktur (Bkz. Sahih-i..., Cilt VIII, sh. 439). Tanr'ya ve Muhammed'e it olduu kabul edilen miktar ayrldktan sonra btn bu ganimet mallar ve esirler, Ci'rna denilen bir yere gtrlp bekletilir. Oysa ki savaa katlan mslmanlar, ganimetin bir an nce paylatrlmasn sabirsizlikla beklemektedirler. Bununla beraber sabirsizlik yznden ganimetten ufak tefek eyler yrtenler de olur. Bunlardan biri akl bn-i Ebi Tlib adnda biridir ki, Huneyn gn savatan sonra evine dndnde kars Seybe'nin: "Harb meydanndan geliyorsun! Mriklerden ne igtinm ettinse (ne yagma aldnsa) [46] gster bakayim" demesi zerine: "Bir igne (aldm, elbiseni dikersin, al!" diye cevap verir. Fakat sylendiine gre daha sonra Muhammed'in halka hitaben: "Yedinde ganimet mali olanlar igneden iplie kadar ide etsinler" eklindeki ikzi zerine karsndan igneyi alarak getirmi ve ganimet mallar arasna brakmtr (Bu husus iin bn-i shak'in Siret'ine bakiniz. ayrca bkz. Sahih-i..., Cilt VII, sh. 100). Ancak ne var ki Muhammed'in aklnda, kendisine yararl olabilecek baz nemli kiilere, ganimet'ten bol miktarda pay vermek fikri yatmaktayd. Zira kansna gre bu kiiler, her ne kadar slm kabul etmi olmakla beraber, yeteri kadar slm'a ve dorusu kendisine bal deillerdi. Bu nemli kiiler arasnda Mlik bn-i Avf gibi, dmann en genc ve atein baskumandani ve Arabn en gl airlerinden biri, ve yine Eb Sfyn bn-i Harb gibi, uzun yillar boyunca dman bildii ve fakat Mekke fethinden sonra kendisine boyun edirttii ok becerikli, ok zeki, askeri ve idari bakmdan son derece yetenekli kimseler vard. Bunlardan

260

gayr, yine Mekke esrfindan ya da Arap eyhlerinden Safvn bn-i meyye, yeyne bn-i Hisn-i Fizri, Ekra' bn-Hbis, Abbs bn- mrdas, Alkame gibi ok etkili ve nufuzlu kiiler bulunmaktayd. Muhammed, bu kimselerin kendisi iin son derece yararl olacaklarn hesaplamt; nitekim de yle olmutur. Bunlarn hepsn "Muellefe-i Kulb" diye tanmlamtr. Bu deyim mal ve para yolu ile "Gnlleri slm'a iindrlp pekistirilmek" gereken kiiler anlamna gelir. Muhammed'in sylemesine gre bunlar "yeni mslman" olup "gnllerine henz mslmanlk sevgii yerlememi" bulunan kimselerdi; ve bu kimseleri mslmanla iindirabilmek, ya da mslmanla zarar vermekten uzak kilabilmek iin, kendilerine ganimet'ten bol pay vermek gerektiini dnrd (Bkz. Sahih-i..., Cilt V, sh. 327). Bunun byle olduunu anlatmak iin: "Ben Kurey'e (mslmanla) iinmalar arzusiyle (ganimet malndan ok hisse verdim. nk onlar chlyet devrine yakindirlar" dedii rivyet olur (Buharnn Enes bn-i Mlik'ten rivyeti iin bkz. Sahih-i..., Cilt VIII, sh. 443, hadis no. 1299). Nitekim bu maksatla bu kiilerden her birine yzer deve ihsanda bulunmutur. (Bkz. Sahih-i..., Cilt VIII, sh. 439). Ancak ne var ki bu davranii, Arap'lar ve zellikle Ensar'dan bir ok kiileri tedirgin eder. Bir takm bedevi araplar, ganimet isteyerek Muhammed'in etrafini sararlar ve yalvars ve yakarlarla onu skntya sokarlar. Hem de ylesine ki, Muhammed "Semre" denilen dikeni ok bir agacin altna snmak zorunluunu duyar. Siginirken de zerindeki rt (rids) agacin iri dikenlerine taklr kalr. Byk bir hiimla: "Bana ridmi veriniz!" der ve onlara asla haksizlikta bulunmadn anlatmak zere yle ekler: "Su iri dikenli agacin dikenleri saysnca ganimet devesi ve sigiri farz olunsa, muhakkak ben onlar aranzda taksim ederim. Sonra siz beni ne cimri, ne yalanc, ne de korkak diye itham edebilirsnz!" (Bkz. Sahih-i..., Cilt VIII, sh. 445, hadis no. 1301). Her ne kadar onlara haksizlik yapmadn sylerse de evresindekiler bunu, hakszln ta kendisi olarak grrler. Ve bu haksizlik, ou kiileri Muhammed'e kar ters, hatt asabi konumaya srkler. rnein Zlhuveysira adnda biri, Muhammed'e haksizlik yaptn syleyerek yle der: "Y Resl'llh, adlet et! (Su paylatrma Allh rzs kasd olunarak yapilmi bir paylatrma deildi)". bazlar da ona katlarak: "Y Resla'llh! Bizim de deveden, davardan fey'mizi (ganimet paymizi) veriniz " derler. Bu kiilerin sabirsizlik gsterdiklerine tank olmak Muhammed'i snrlendirir ve kalkar onlara bir nutuk eker. nce Zlhuveysira hitaben:"Eer ben adlet etmezsem bedbaht olurum" eklinde bir eyler der. Bir baka rivyete gre de: "Egr ben adlet etmezsem sen bedbaht olursun" eklinde cevap verir (Bkz. Sahih-i..., Cilt VIII. sh. 438, hadis no. 1296). Sonra da dierlerine dner ve: "Niin sabirsizlaniyorsunuz? Ganimet mevsii (kesim hayvanlar [47] ) u Tihme'nin aalar saysnca bile olsa datacam. Bana kimse yalan, buhl (cimrlk), cebnet (yreksizlik) isnd edeme"z der ve derken de yanndaki deveden bir ty kopararak iki parma arasna alr ve halka gsterek unlar syler: "Ey Ns (halk)! Va'llhi sizin ganimetinizden deil bir deve, bir deve ty ile bile alkadar deilim. Aldiim bete bir sehim (pay) de beytlmle ve bu sretle sizin fakirlerinize idtir. imdi emrediyorum, yedinde ganimet mali olanlar igneden iplie kadar ide etsinler. yi biliniz ki, gnimet malna hiynet, kymet gnnde shibi iin rdir, nrdir..." (Bkz. Sahih-i..., Cilt VII, sh. 100-101).

261

Ensar'dan bazlar da Muhammed'e kar biraz daha hirin bir ekilde yakinirlar ve sava kazanan kendileri olduklar halde parsann bakalarna datldn ne srerek Tanrnn Muhammed'ten hesap sormasn dilerler; rnein yle derler: "Allah, Reslullh'i yarglasn! O, Kurey'e veriyor da bizi brakiyor. Halbuki kllarmzdan hl Kureylilerin kanlar damlayor" (Bkz. Sahih-i..., Cilt VIII, sh. 443 ve d. hadis no. 1300). . Bu ekildeki konumalar duyunca Muhammed, Ensr'a haber gnderip onlar adrna artr ve: "Ey Ensr! sizin tarafinizdan sylenmi bir sz bana eriti" diye sertce bir sesle sorar. Onun gazaba geldiini hisseden Ensr, korkuya kaplip kendisini yatistrmak iin: "Y Resla'llh! Bizim re'y sahiblerimiz hi bir sz sylemezler (ve sylememilerdir) " derler (Bkz. Sahih-i..., Cilt VIII, sh. 443 ve d. hadis no. 1300). bn-i Hismn Siyer adl yaptnda anlatldna gre yukardaki olay u ekilde oluur: Sa'd bn-i Ubde adnda biri, Muhammed'e giderek Ensar'i temsilen geldiini syler ve ganimet paylam nedeniyle arkadalarnn zgn ve sikyeti olduklarn belirterek: "Y Resla'llh! Ensar (ganimet mallarnn) bu sretle taksmnden dolay (size) kar gnllerinde teessr duymulardr. -Ganimet malini (Tanr elisi) kendi kavmi arasnda bol bol datt, (Arap kavmine) byk atiyyeler verdi de Ensa'a bir ey vermedi- diyorlar" der. Bunun zerine Muhammed ona sorar:"Ey Sa'd, sen de bu fikirde miin?". Muhammed'in bu sorusuna Sa'd bn-i Ubde, byk bir nezketle cevap verir: "Y Resla'llh! Ben de kavmimden bir ferd (birey) olmaktan baka bir ey deilim". Bu cevap zerine Muhammed: "yle ise hayd kavmini u hazrede (evresi duvar olan yerde) topla" diye emreder. Sa'd derhal ikip arkadalarn toplar ve Muhammed'e bildirir. Muhammed Ensar'a hitap ederek onlar Tanrnn inyetine kavuturduunu, onlar iin fedakarlklarda bulunduunu, onlar fakirlkten kurtardn hatrlatarak yle sorar: "Ey Ensr! hakkmda gnlnzde duyduunuz teesr iittm. Siz dallet (gnah, yanlg) iinde iken ben size gelmi deil miyim ve benim vsitamla Allahn hidyeti (sizlere) erimis deil midir? Siz fakir iken benim hicretimle Allah sizi igna (varlkl) etmedi mi? Aranzdaki bugz-u advet (dmanlk) sizi kemirirken, kudmumla (ayam lkenize basmamla) Allah kalblerinizi birletirmedi mi?" . Bu soruya Enr hep birden: "Evet Allah ve Reslullah'in zerimizdek mnnet ve krni daha lidir" (buyktr)" diye cevap verirler. Bunun zerine Muhammed onlara, onlardan grd yardmlar sralar; bakalarnn kendisini yalanclkla sularken, onlarn doruladklarn; bakalar kendisini yerinden yurdundan ederlerken, onlarn konukladklarn syleyerek onlarn gururunu oksar. Ve sonra, neden dolay onlar ganimet malinin bir ksmndan mahrum brakp bu paylar Kurey'den baz kimselere "fazla pay" olarak verdiini aklar: "Ey Ensr cemati!" der , "Birtakm kimselerin kalblerini te'lif ile mslman olmalar iin verdiim ve mslmanlnzin (gcne ve gelimiliine) gvenerek sizi mahrum ettiim (nemsiz) dny metindan dolay cannz mi sikildi, nefsnzde bir endie mi buldunuz?". Bu szleriyle Ensr'i ylesine duygulandrr ki, dinleyenler hngr hngr alamaya balarlar; o derece alarlar ki, akan gz yalar yznden sakallar sirsiklam olur. Bir yandan alarlarken, bir yandan da hep birlikte, kendileri iin Muhammed'in "mutluluk" kayna olduunu sylemekten geri kalmazlar; yle derler: "Biz kismet ve vesile-i hazz- meserret olarak Reslullh'i isteri"z (Bkz. Sahih-i..., Cilt VII, sh. 103) [48]

262

Grlyor ki Muhammed, kiilerin duygusalln kabartan etkili konumasyle, kendi aleyhine olan bir durumu kolaylkla kendi lehine dntrebilmitir. Bunu saladktan sonra bu kimselere, develerini, koyunlarn vererek evlerine gnderir. Bu arada ganimetin byk ksmn, kendisine yararl olacan dnd kiilere datarak onlarn mnnetini ve bagllklarn, biraz daha kazanm olur. Sylemeye gerek yoktur ki bu uygulad usl maddi kar salama yolu ile kiileri slm'a balamaktan baka bir ey deildir. Turan Dursun gibi byk din bilginleri, Muhammed'in uygulad bu usl "rsvet" niteliinde tanmlarlar [49] . Bu usl Muhammed sadece Hevazin savandan sonra deil fakat genellikle her frsatta, her ganimet alta, ya da her sadaka ve zekt datlnda kullanr olmutur. Fakat hemen her kullanta, baz kiilerin sikyetine maruz kalm ve her kalista da onlar susturmakta glk duymamtr. lgin bir rnek olarak Alinin Yemen'e gnderilmesi ve dman takibi ilerini grmesi, ganimetler edinmesi, ganimett'ten kendisine hisse olarak cariye ayirmas, ve nihyet Muhammed'e it bete bir ganimet hissesi olarak altn cevherleri getirmesi ve Muhammed'in de bunlar Mellefe-i Kulb'e datmas ile ilgili u olaylar verelim: Hunayn ganimetini, yukarda belirttiimiz ekilde, Ci'rne'de paylatrdiktan sonra Muhammed, Hicret'in onuncu ylnda Yemen'e bir mektup ve mektupla birlikte Hlid bn-i Velid kumandasnda asker gnderir. Mektupta Yemen'lilerin slm olmalar istenmektedir. Yemen'liler, Muhammed'in artk iyice glenmi olduunu ve ona kar gelmenin mmkn bulunmadn, slm olmadklar taktirde felkete urayacaklarn dnerek slm kabul ederler [50] . Bu i bttkten sonra Mu'azi gnderip Yemenlilere mslmanl retmesini emreder. Daha sonra da Ali bn-i Ebi Tlib'i gndererek Tanr'ya ve kendisine den bete bir ganimet hissesini getirmesini ister; gnderirken de yle der: "Evvelce Hlid bn-i Velid'in yannda Yemene'e giden mchidlere i'ln et: bunlardan seninle beraber dman t'kibine gitmek isteyenler gidip t'kip etsinler (yeni ganimetten yararlansnlar); dileyenler de gitmeyip geri dnsnler...". (Bkz. Sahih-i..., Cilt X, sh. 351, hadis no.1640). Emir gereince Ali gider ve ele geirdii ganimetten kendisine bir criye ayirip, tabaklanm mesin bir torba iinde henz toprandan tasfiye edilmemi altn cevherini, Muhammed'e aid bete bir ganimet hissesi olarak getirir. Ancak ne var ki, daha henz Yemen'de iken, yni yola kmazdan nce, ganimetten bir criye'yi ayirip onunla cinsi mnasebette bulunmas, Breyd adndaki biri tarafndan hos karlanmaz. Breyd sikyette bulunmak iin Halid bn-i Velid'e gider ve: "Su Aliyi grmyor musun (bak ne yapt)" der. anlalan sikyeti pek bir ie yaramam olmali ki Medine'ye geldiklerinde, ayn sikyeti Muhammed'e tekrarlar. Muhammed kendisine sorar: "Ey Breyd! Ali'ye snrleniyor musun?". Breyd: "Evet" der. Bunun zerine Muhammed kendisine unlar syler: "Hayr Ali'ye darlma! nk onun ganimet malinin bete birindeki hissesi, ald criyeden daha oktur" (Bkz. Sahih-i..., Cilt X, sh. 353, hadis no. 1641). Bylece Breyd'i susturduktan sonra, Alinin getirdii bete bir ganimet pay olan altn cevherini, "Mellefe-i Kulb"ten saydii drt kii arasnda paylatrr. Bu drt kii Necid blgesi sergederlerinden olup slm'a zarar vermeleri muhtemel bilinen kimselerdi [51] . Bu kiilerin gnllerini slm'a iindirabilmek iin sanki bakaca bir yol bulunamazm gibi Muhammed, maddi karlar (ve Turan Dursun'un deyimiyle "rsvet") salamay tercih etmi grnmektedir. Fakat bu davranii, Ashab'dan baz kiilerin i'tirz'ina sebeb olur. Bunlardan biri: "Bu ihsna biz bunlardan mstahak idik" diye konuur. Bu sz Muhammed'in kulana gidince

263

Muhammed snrlenir ve yannda bulunanlara kendisinin Tanrnn bile gvendii bir kimse olduunu ve her dim gkyznden kendisine haberler gnderildiini syler; yle der: "Siz bana i'timd etmiyor musunuz? Ben gktekilerin bile eminiyim! Sabah akam bana gk yznn haberi (vahiy) geliyor!". Yni anlatmak ister ki yapm olduu her i Tanrnn onayina dayaldr ve u hle gre ganimeti bu drt kii arasnda paylatrmakla Tanrnn irdesine aykr bir ey yapm deildir. Fakat bu szleri dinleyenler pek tatmin olmazlar. slm kaynaklarnn tanmlamasna gre "iki gz kk, yanann iki elmacgi ikik, alni yksek, gr sakall, ba trasli tam vahsi ve mrteci" bir kii ayaa kalkp: "Y Resla'llh, Allah'tan kork" diye bairir. Onun bu halini grnce Muhammed, biraz daha snrlenmi olarak: "A hortlayan kii! Ben, yeryzndeki insanlarn Allah'tan korkmaa lyik (ve en ok korkan)i deil miyim?" der. Muhammed'i dinleyen bu kii cevap vermeden arkasn dnp oradan uzaklar. O srada Muhammed'in yannda bulunan Hlid bn-i Velid, adamcaizin bu kadarck i'tirznn bile lm cezs iin yeterli olduunu dnerek, klcna sarlr ve: "Y Resla'llh! (izin ver de) unun kafasn vuraym" der. Fakat Muhammed: "Yok vurma! Bunun ileride namaz klan bir kii olmas umulur" der (Buharnn Eb Said-i Hudri'den rivyeti olan bu hadis iin bkz. Sahih-i..., Cilt X. sh. 354 ve d, hadis no. 1642). Anlalan o ki Muhammed bu adam, hogr nedeniyle lmden uzak klm deildir. Kurtubi gibi slm kaynaklarndan renmekteyiz ki ldrtmemesinin nedeni, halk arasnda: "Muhammed Ashabn ldryor" eklinde sylentiler ikacandan ve bunun da kendisi aleyhine sonu doguracandan ekinmesidir (Bkz. Sahih-i..., Cilt X. sh. 357). Daha baka bir deyimle Muhammed, bu kiinin bu ekildeki i'tirzn, yni kendisine: "Allah'tan kork" diye barm olmasn, aslnda lm gerektiren "kstahca" bir davran olarak grmtr. Sylendiine gre bu kii, kendisine daha nce, Hneyn ganimetinin paylatrlmas srasnda da: "Y Muhammed! adlet eyle" diye konuan Zlhuveysiradr. Pek muhtemeldir ki Muhammed, onun bu ekildeki i'tirz'larnn bakalarna "kt" rnek olacan, bakalarn da ayn dorultudaki davranlara sokacan dnerek ldrlmesinin uygun olacan hesaplamtr. Nitekim slm kaynaklar dahi, eer halk arasnda lmsz etki yaratmayacan bilmi olsa, Muhammed'in bu kiiy ldrtmekten geri kalmayacan belirtirler. Belirtirlerken de yukardaki olayn geri kalan ksmn kendilerine destek edinirler. Sz konusu olayn devam yle: Muhammed'in: "Yok vurma! Bunun ileride namaz klan bir kii olmas umulur" diye konumas zerine Hlid bn-i Velid: "Y Resla'llh! Namaz klanlardan yle kimseler vardr ki, onlar gnllerinde olmayan eyi dilleriyle sylerler" diye karlk verir. Onun bu szlerine Muhammed: "(Ey Hlid) ben nsin (halkn) kalblerini amaa, karnlarn yarmaa me'mr deilim" diye karlk verir; yni anlatmak ister ki kiilerin iyzn Tanr'dan baka kimse bilmez ve bu nedenle kendisi ancak onlarn dis grnsne gre hkmetme durumundadr. Hemen belirtelim ki bunu sylerken pek iten konuuyor deildir, nk o, ou zaman kiilerin kalblerinde geenleri bildiini syleyerek hareket etmitir; nitekim "mellefe-i kulb" diye tanmlad kiiler, slm'a bal grnen ve fakat kalbleri slm'a iinmam olan kimselerdir. Onlarn kalblerini slm'a iindrmak istediini syledii iindir ki, ganimetten fazlaca pay verme uslun getirmitir.

264

Yine bunun gibi, bir ok mslman kiiy o, yine iyzleri itibariyle slm'a bal deillerdir diye "munafik" olarak iln etmi ve onlar hakknda (velevki akraba olsunlar) mafiret dilenmesini yasak etmitir. Ve ite bundan dolaydr ki, biraz nce deindiimiz gibi, Hlid bn-i Velid'e hitaben "(Ey Hlid) ben nsin (halkn) kalblerini amaa, karnlarn yarmaa me'mr deilim" derken gerei yanstmamtr. Fakat her ne olursa olsun, Hlid'e bu ekilde konuurken, bir yandan da kendisine "Allah'tan kork" deyip giden kiinin arkasndan bakp: "Sunun soyundan yle bir nesil treyecektir ki, onlar her zaman gzel sesle Allah Kitbn okuyacaklar. Fakat Kurnn halveti (tatll) onlarn hanerleri(nden) ileri gemiyecektir. Onlar -ok av'i (sr'atle delip) kt gibidinden kacaklar" der. Bunu syledikten sonra bir de yle ekler: "Eer ben bunlarn zamnina yetimis olsaydm Semd (ve Ad kavimlerin)in (toptan) helk olduu gibi muhakkak bunlar (toptan) ldr(mesini Allah'tan dile)rdim!". (Bkz. Sahih-i..., Cilt X, sh. 354 ve d., hadis no. 1642). Grlyor ki biraz nce Hlid'e: "ben nsin (halkn) kalblerini amaa, karnlarn yarmaa me'mr deilim" diyen Muhammed, insanlarn iyzlerini, yni kalblerini bilircesine konumakta ve bu baz kiilerin, bir gn gelip din'den kacaklarn anlatmaktadr. Anlatrken de "Eer onlarn zamanna yetimis olsaydm bunlar ldrmesini Allah'tan dilerdim" eklinde eklemektedir. Kukusuz ki bunlar sylerken, dinden kan, ya da farkl din ve inanta olan ya da kendisine kar kafa tutan kimselere kar hogrzln ortaya vurmu olmaktadr, nk istedii ey bu kiilerin, tpk Semud ve Ad kabilelerinin bir zamanlar "helk" olduu gibi, yok olmalardr. te yandan bu szler, yine biraz nce Hlid bn-i Velid'e syledii: "Yok vurma! Bunun ileride namaz klan bir kii olmas umulur" eklindeki szleriyle de atismaktadr. nk bir yandan kendisine kafa tutan kii hakknda:"ileride namaz klan bir kii olmas umulur" derken, dier yandan da bu kiinin soyundan olan kimselerin sratle din'den kacaklarn anlatmak zere:"Sunun soyundan yle bir nesil treyecektir ki, onlar her zaman gzel sesle Allah Kitbn okuyacaklar. Fakat Kurnn halveti (tatll) onlarn hanerleri(nden) ileri gemiyecektir. Onlar -ok av'i (sr'atle delip) kt gibi- dinden kacaklar" demitir. Btn bunlar bir yana fakat bir de u var ki Muhammed, insanlarn mslman olup olmalarnn, ya da puta tapip tapmamalarnn kendi irdelerine deil fakat Tanrnn isteine bal bulunduunu sylemi ve Kur'n'a: "Tanr dilediinin kalbini aar onu mslman yapar, dilediininkini kapatr kfir kilar" eklinde yet'ler koymutur (rnein En'm 125). Byle olduu halde imdi, yni yukardaki olay vesilesiyle, sz konusu kiinin din'den ikacan bildirmektedir. Eer kiilerin kalplerini kapatp "kfir" yapan Tanr ise, bu takdirde Muhammed'in, yukardaki ekilde Zlhuveysira hakknda konumasna ne demeli? * Her ne kadar Muhammed: "Rsvet verene de alana da Allah lnet etsin" [52] eklinde konumus olmakla beraber, anlalan o ki, maddi bir kazan karlnda kiileri mslman yapmann, ya da mslmanla iindirmann "rsvet" niteliinde bir yn olmadn dnmtr.

265

Ancak ne var ki Taberi gibi slm dnyasnn en nl yorumcularndan tutunuz da gnmzde Turan Dursun gibi en byk din bilginlerine gelinceye kadar gelmi gemi kaynaklar, bu tr eylemleri "rsvet" szcnden baka bir tanma sokamamlardr [53] . Su durumda: "Kiilerin kalplerini pekistirmek maksadyla onlara ganimet'ten fazla pay ayrmak, mal ve para eklinde maddi karlar salama yoluna bavurmak, Tanrnn ycelii' fikriyle ne derece bagdasr?" diye sormak gerekmez mi?

266

17-HDEYBYE ANDLAMASI VERLMESNN HKYES

SIRASINDA

KUREY'E

DN

(TA'VZ)

erit bir parti liderinin, dn (t'viz) yolu ile iktidara gelme taktne bavurmasn, ou yazarlarmz, mslmanlkla bagdasmayan bir davran olarak tanmlayp eletiri konusu yapmlardr. Oysa bu taktn mslmanla ve slm ahlkna aykr den bir yn olmayp aksine 1400 yl gerilere inen bir gemii vardr ki, kkenini Hudeybiye andlamasnda bulur. Bu andlama, Muhammed'in Mekke'yi fethetmek amacna dayal olarak Kureylilerle imzalad bir anlamadr, ve tmyle dn siysetinin bir rndr. slm kaynaklarna ve zellikle Diynet leri Bakanlnin yaynlad Sahih-i Buhari Muhtasari (cilt VIII, sh. 143-176; ve Cilt X, sh. 240, 249) adl yapta dayal olarak olayn kisa zeti yle: Hicret'in 6.ylnn sonlarna doru Muhammed, "Umre" (kk hacc) ve "K'be'yi tavaf" maksadyla Mekke'yi ziyret edecekmi gibi grnerek Hudeybiye seferine kar. Beraberinde 1400 (ya da 1500) mslman vardr. Her ne kadar slm yazarlar, Muhammed'in Mekke'yi almak iin sava yapmak niyetinde olmadn ve nitekim taraftarlarn silahsiz olarak yola kardn sylerlerse pek doru deildir. nk bir kere Muhammed, K'be'nin "kutsal" bir yer olduunu ve bu nedenle "putperestler'in" (mrik'lerin) elinde braklmasnn sz konusu bulunmadn sk sk aklamaktan geri kalmazd. Mekke'yi mslmanlarn gznde "kutsal" ve mutlaka ele geirilmek gereken bir ehir olarak tanmlamak zere Tanrnn bu ehri "ihtiram yeri" (saygnlk yeri) eklinde ve daha gkleri ve yeri yaratigi srada setiini ve "kymet'e kadar muhterem kldn" sylerdi (Bkz. Sahih-i... , Cilt X. sh. 516). Sylerken de K'be'nin insanln ilk ma'bedi olduunu, temellerinin Adem tarafndan atldn, daha sonra brahim ve olu smail tarafndan yeniden insa olunduunu eklerdi (Bkz. Sahih-i..., Cilt X, sh. 516). Bu itibarla Mekke'nin mslmanlar tarafndan mutlaka ele geirilmesi gerektii inancini dinsel bir ama haline sokmus saylrd. Nitekim mslmanlar beraberinde getirebilmek iin, bir gece uykusunda grd r'y'ya gre Mekke zerinde zafer salayacandan kuku etmediini sylemitir. Mslmanlar onun bu szlerini dinledikten sonradr ki sola kmlardr. Fakat Muhammed, sava niyetinde olmad kansn yaratmak zere taraftarlarn hacc giysileriyle ve silahsiz ve fakat "mutad" ekilde kl kusanm olarak ve her yedi (ya da on) kiiye bir deve hesabiyle yola karr. Taberi gibi kaynaklarn bildirmesine gre, taraftarlarn silahlandrmas mer b. Hattb'in hatrlatmas zerine olmutur. Gy bir menzile geldiklerinde mer b. Hattb kendisine : "Y Resulllah! biz bir yere gideriz ki onun halknn ounu biz ldrdk, silahsiz oraya varmak doru olma"z demi ve bunun zerine Muhammed Medine'ye adam gnderip her kiinin silahini getirtmtr (Bkz. Taberi, Tarih-i Taberi Tercemesi, Konya 1983, Cilt II, sh. 438 ve d.) Fakat her ne olursa olsun Kureyliler, Muhammed'in bu kadar kalabalk bir toplulukla Mekke'ye girmesini tehlikeli bulduklar iin izin vermezler ve yle derler: "tersen sen k'be''yi tavaf et, fakat hepiniz birden olma"z. Bu durumda Mekke'ye kar saldrya gemenin tehlikeli olabileceini dnen Muhammed, biraz da Eb Bekir'in israrlar zerine, "mtreke" (bar andlamas) yapma yolunu dener. Kurey'i bu ekilde balamakla, slm dininin "siysi kudret ve mevcdiyetini" hem onlara ve hem de btn Cezire halkna tantabilecei inanciyla, ne yapp yapp bir andlamas imzalamak isteindedir.

267

eitli yollardan Kurey'lilere, sava fikrinde olmadn, ve onlarla "mtareke" imzalamak istediini duyurtur. Maksad, mtareke sayesinde, Kurey'in tarafsizliini salayp zaman kazanmak ve bu arada zayif durumda bulunan dier Arap kabileleri zerine yryp onlar teker teker teslim almaktr. "Andlama" teklifi hususundaki bu giriimi ie yaram olmali ki, az gemeden Kurey'i temsilen Sheyl bn-i Amr bakanlndaki bir hey'et ikagelir. Muhammed onlar grnce Ashab'a kar: "Artk iimiz bir dereceye kadar kolaylat" der. Sheyl: "Hayd (hokka, kalem, kgit) getir; sizinle aramzda (tahriri muktezI) bir mslehanme yaz!" diye konuur. Bunun zerine Muhammed, Aliyi arr ve : "Bismi'llhir-Rahmni'r-Rahim (yni: "Esirgeyen ve koruyan Allah adna) ya"z diye emreder. Bu szleri duyar duymaz Sheyl traz eder. nk bu deyim Arap'larn aliik olduu bir deyim deildir. Arap'larn kulland deyim: "Bismike'llhmme" (yni "Allahm senin adnla yazmaya balarm") eklinde olduu iin Sheyl bu ekilde balanlmasn ister. Muhammed, istemiyerek kabul eder ve Ali'ye, o ekilde yazmasn syler. Ancak orada bulunan mslmanlar hep bir azdan: "Vallhi biz onu yazmayz, ancak -Bismi'llhi'r-Rahmni'rRahim- yazlmasn isteri"z diye bairiirlar. Fakat Muhammed onlara aldrs etmez ve Ali'ye tekrar emrederek Sheyl'in istedii ekilde yazmasn emreder. Sonra da devamla: "Bu kitab, Muhammed Reslullh'in (Tanr elisinin) mazmununa (kitabna) hkm ve imz ettii muahedenmedir (andlamadr)" diye yazmasn emreder. Bu ekilde yazdrmakla andlamay "Peygamber" sfatiyle imza etmi saylacaktr. Ancak ne var ki Sheyl, bunu farketmi olarak hemen traz eder ve Kurey'in Muhammed'i "Peygamber" olarak kabul etmediklerini, ve onu sadece "Abdullah'in olu Muhammed" diye bildiklerini hatrlatarak : "Muhammed bn-i Abdi'llh (diye) ya"z der . Bu teklif zerine Muhammed: "Vallhi siz tekzib etseniz de ben Reslu'llh'im" diye sylenmekle beraber Ali'ye: "Hayd -'Reslu'llh lfzini (szcn) sil de- Muhammed bn-i Abdi'llh ya"z diye emreder. Fakat Ali direnir ve: "Vallhi ben senin Reslu'llh unvn-i mbeccelini katyyen silmem!" der. Bunun zerine Muhammed "kitab" eline alp "Muhammed bn-i Abdi'llh" diye yazdirir. Bylece Sheyl'in dedii olmu olur ve Muhammed'in ad, andlamada, "peygamber" olarak deil fakat sadece "Abdullah'in olu Muhammed" olarak yer alr. Bundan sonra andlamann dier hkmlerinin tartilmasna gelr. Muhammed, K'be'yi tavaf hususunda kendilerine serbestlik tanmalarn Sheyl'den ister ve: "Siz bizimle Beyt-i Serif'in arasn serbest brakiniz da biz de Beyt'i tavf edelim" der. Fakat Sheyl bunu kabul etmez ve kendine uygun bulduu bir baka hkm andlamaya yerletirir ki o da Mslmanlarn, bir sonraki yl K'be'ye silahsiz olarak gelip ibdet edebilmeleriyle ilgilidir. Muhammed, bu hkm de Sheyl'in diledii ekle gre kabul eder. Bundan sonra Sheyl, andlamann bir dier hkm olarak Muhammed'den unu ister: "Sana bizden bir erkek gelirse, o gelen kimse, senin dininden olsa bile, onu bize reddeceksin (geri vereceksin)". Bu teklife mslmanlar sasip kalrlar ve: "Sbnallh! slm cmiasna iltica eden bir mslman, mriklere (putperestlere) nasl ide olunur?" diye konumaa balarlar. Kukusuz ki bu hkm, mslmanlar bakmndan, andlamann tm hkmlerinden ok daha da ar ve onur kirici bir nitelik tamaktadr. Fakat konumalarn tam bu annda, Sheyl'in olu Eb Cendel ika gelir. Eb Cendel daha nceki bir tarihte mslmanl kabul ettii iin Mekke'de hapse atlm iken, hapten kap Muhammed'e snmtr. Ve ite imdi Muhammed onu, Sheyl'e geri verme zorunluu ile kar karyadr. Zir Sheyl, olunun kendisine ide edilmesinde israrldr.

268

Sheyl'in bu israri nedeniyle Muhammed kendisini ok g bir durumda bulur. Zir kendisine snm olan Eb Cendel'i geri verecek olursa, hem kendi taraftarlarna kar i'tibari sarslacak, ve hem de Arap'lar aras "kutsal" bir gelenege ihnet etmi olacaktr ki o da "mlteci" olarak gelip snm bir kimseyi korumak, daha dorusu onu, kendisine zarar verebilecek olan tarafa ide etmemektir. Ve ite btn bunlar nleyebilmek iin Muhammed, grmelerin henz tamamlanmadn bahane ederek Sheyl'e yle der: "Biz mslehanmeyi (andlamay) henz imza etmedik" . Bunu duyan Sheyl hiddetinden kprr ve Muhammed'e yle yant verir: "Su halde vallhi ben de seninle hi bir madde zerinde sulh olmam". Sheyl'in bu sert tutumu karnda Muhammed ne yapacan arr ve: "Hayd, bunu bana balayp imz et!" diye Sheyl'den ricda bulunur. Fakat Sheyl kabul etmez. Muhammed: "Hayr, bu ii (hatrm iin) yap!" diyerek israr eder. Sheyl yine kabul etmez direnir ve "Asl yapamam" diyerek konumay kisa keser. Btn bunlar izlemekte olan Eb Cender, kendisinin Muhammed tarafndan Kurey'e geri verileceini anlayarak haykrp sizlanmaa balar ve yle der: "Ey cemat-i mslmn! Mslman olarak geldiim halde imdi ben mriklere ide mi olunuyorum? Benim uradm u felketi grmyor musunuz?" . Onun bu ekilde konumasn dinleyen Muhammed yle der: "Y Eb Cendel! Sabret, All'tan umid-vr ol! Ecir ve sevb dile... nk Allhah seni, ve seninle birlikte Mekke'de bulunan... mslmanlar sevinli hallere kavuturacaktr... Biz (Mekkeli'lerle) bar yapm, onlara bu hususta sz vermi bulunuyoruz. Onlara gadr ve ihnet etmek istemiyoru"z. Bunlar syledikten sonra Eb Cendel'i Sheyl'e teslim eder. Bu szleri iiten ve Eb Cendel'in durumuna zlen mer bni'l-Hattb, derhal Muhammed'e giderek: "Sen Allh'in Hak Peygamber'i deil miin?" diye sorar. Muhammed: "Evet Hak Peygamberiyim" diye karlk verir. Bunun zerine mer: "Bu halde dinimiz urunda bu deneti (alalmay) niin kabul edelim?" diye sorar. Muhammed ona, Mekke'nin ele geirileceini im ederek, yakn bir zamanda K'be'ye varp onu tavf edeceini syler; yni demek ister ki, slmn baars uruna bir takm dn'ler vermek kosuldur. Ve nitekim yukarda grldgu gibi Hdeybiye andlamasn Muhammed, hep Sheyl'in dilekleri dorultusunda, hep onun istediklerine dnler vermek sretiyle imzalamtr. nk bu andlamay o, daha sonras iin planlad giriimler iin nemli bir basamak saymaktayd (Bkz. Sahih-i..., Cilt VIII, sh. 116 ve d. hadis no. 1158; Cilt VIII, sh. 164-168) Gerekten de Hudeybiye andlamasn on yl iin yapm olmakla beraber, daha bir yl gemeden andlamann Kurey tarafndan ihll edildiini ileri srerek Mekke'yi fethedecektir. Bylece byk baarya, Hdeybiye'de verdii dnler sayesinde erimis olacaktr [54] . Hemen ekleyelimki Hudeybiye andlamas, Muhammed'in dn verme siysetinin ne ilk ve ne de son rneidir. O bu uygulamaya, ok daha ncelerden balamtr ki ilgin rneklerden biri, Bedir savanda ele geirdii esirlerden Eb Sfyn'in olu Amr ile ilgilidir. Ksaca zetleyecek olursak: Bilindii gibi Eb Sfyn, Kurey esrafndan olup Muhammed'i "peygamber" olarak kabul etmeyenlerin banda gelenlerden biridir. kendisi gibi kars Hind de (ki ok zeki ve az laf tutan bir kadnd) onu eletirileriyle bir hayl huzursuz klmaktan geri kalmazd. Bu yzden Muhammed onu ve esini kendisine ba dman bilmitir. Bu dmanlk, Muhammed'in

269

giderek glenip Mekke'yi fethetmesinden az nceye kadar srp gidecek ve Eb Sfyn ile karsnn slm'a girmek zorunluunda kalmalaryle son bulacaktr. Ve ite bu dmanln had safhaya eritii bir dnemde Bedir sava cereyan eder, ki bilindii gibi hicret'in ikinci ylna rastlar. Mslmanlar lehine biten bu sava sonucu ele geirilen esirler arasnda Eb Sfyn'in olu Amr b. Eb Sfyn da bulunmaktadr. Kukusuz ki Muhammed'in eline hem Eb Sfyn'dan hin karmak ve hem de fidye almak bakmndan bulunmaz bir frsat gemtr. Dier esirler gibi onu da fidye'ye balar, ve Eb Sfyn'a haber ileterek olunun fidye karlnda serbest braklacan bildirir. Ancak ne var ki Eb Sfyn fidye vermeyi red eder: "Hem kanm ve hem de param yitirmek gibi iki eit azba mi katlanacam... brakiniz olumu onlara; diledikleri sre boyunca onu alkoyabilirler" der (Bu konuda bn shak'in Siyer'ine bakiniz). Bylece Amr, Muhammed'in elinde esir olarak kalm olur. Fakat aradan az gemeden Sa'd b. al-Numan b. Akkal adnda bir mslman kii, karsyle birlikte Mekke'ye giderek hacc etmek ister; bilir ki Kureyliler, hacc ziyreti iin Mekke'ye gelen kimselere ktlk etmezler. Ancak ne var ki Eb Sfyn, oluna yaplanlara kar miilleme olmak zere Sa'd'i yakalatp hapse atar ve Muhammed'e haber gndererek olu Amr'ann serbest braklaca ana kadar Sa'd'i hapte tutacan bildirir. Eb Sfyann tutumuna Muhammed nce pek aldrs etmez. Ancak ne var ki mslmanlar, znt ierisinde bulunduklarn ve Sa'd'in kurtarlmas gerektiini kendisine belirtirler. Bu arada Sa'd'in yakn akrabalar Muhammed'e bavurarak Amr b. Eb Sfyn'in kendilerine verilmesini isterler ve onu Sa'd ile takas edeceklerini bildirirler. Bu istei kabul etmek, kukusuz ki Muhammed iin, Eb Sfyn'a dn vermek demekti. Fakat aksi takdirde taraftarlar indinde prestijini yitirme gibi bir riski stlenmi olacakt. Oysa ki o dnemde taraftarlarnn saysn arttrmak ve onlar kendisine mutlak ekilde balamak ihtiyacnda idi. Bu nedenle yaplan teklifi kabul ederek Amr'i onlara verir; onlar da onu Eb Sfyn'a gnderirler. Bunun zerine Eb Sfyn, derhal Sa'd'i Medine'ye ide eder. * Denilebilir ki Muhammed'ten bu yana slm adna "dn" verme siyseti, eritlar iin geleneksel nitelikte bir ara iini grmtr. "dn"n ahlklge uygunluu ya da aykrl diye bir ey sz konusu edilmemitir; sz konusu edilen ey, "dn"n slm karlarna oturtulmas olmutur. slm karlar dorultusundaki her dn ahlk saylmtr.

270

18-"LH NTKAM" OLAYI: Bedir gn ldrlen kurey esraf'ndan kiilerin cesedlerinin pis bir kuyu'ya atlmasnn hikyesi Her ne kadar eritlar Muhammed'in kin ve intikam duygularndan uzak kaldn sylerlerse de, onun pek ok davranlarn "ilhi intikam" niteliinde tanmlayp yceltmekten geri kalmazlar. Verilecek nice rneklerden biri yle: Hicret'in ikinci ylnn Ramazan ayinda Muhammed, taraftarlaryle birlikte Medine'den yz yirmi fersah mesfede bulunan Bedir denen bir yerde, Kurey odusu ile savaa giriir. slm kaynaklarnn bildirmesine gre bu gl ordu'ya kar zafer salayabilmek iin nce (Eb Bekir'le beraber) adrna eklp, Kurey'i Tanr'ya ve "peygamberine" kar meydan okuyor durumunda gstererek sikyette bulunur: "Y Rab!" der, "te Kurey kibr gurr ile geldi. Sana meydan okuyor. Peygamberini de yalanlyor" . Oysa ki Kurey ordusu, Sam'dan dnmekte olan Eb Sfyn idresindeki zengin bir ticret kervanna kar Muhammed'in girist ete saldrsn nleme amacyle harekete gemtr. Fakat Muhammed bunu, Kurey'i Tanr'ya sikyet iin yeterli bir sebeb olarak grmtr. Bu yukardaki szleri syledikten sonra ellerini kaldrarak her eyden nce Tanr'ya va'dini hatrlatr: bu va'd, Tanrnn gy peygamberler lehine yapm olduu bir va'd'tir ki Kurnn Sfft Sresi'nde yle belirtilmitir: "And olsun ki peygamber kullarmza sz vermiizdr. Onlar phesiz yardm greceklerdir. Bizim ordumuz phesiz stn gelecektir" (K. 37 Sfft 171-173) . Bu hatrlatmadan sonra Tanr'ya bir hatrlatmada daha bulunur ki o da, Tanrnn kendisine, Bedir'de yardm bulunacana dair vermi olduu szdr. Tanr'dan bu szn yerine getirmesini ister yle der: "Allahm! Eer sen u bir avu mslmann helkini diliyorsan, sonra Sana ibdet eden bulunmayacaktr" (Bkz. Sahih-i..., Cilt VIII, sh. 333, hadis no. 1228, ve Cilt X. sh. 146. Ayrca bkz. Taberi, age, II, sh. 401). Muhammed'in neden dolay Tanr'ya bu ekilde bir hatrlatmada bulunduunu anlamak biraz g, nk, her eyi bilen ve nceden hesap eden bir Tanrnn mslmanlar yenilmi grmek istemeyecei, ve her hangi bir hatrlatmaya da ihtiyac bulunmad akrdir. te yandan dilediini mslman yapma olanana sahip bir Tanrnn, yeryznde mslman kalmaz endiesiyle davranmayaca da ortadadr. Tanr'ya hitaben: "Eer mslmanlar korumazsan sana artk ibdet eden kalmayacaktr" eklinde konumak, O'na grevini hatrlatmak, hatt bir bakma tehdit savurmak deil midir? Fakat her ne hl ise Muhammed, bu du'yi ve niyz'i ylesine uzatr ki, yannda bulunan Eb Bekir dayanamaz, onun elini tutarak kendisine yle der: "Bu kadar dilek yetiir y Resl'allh! Allah sana va'dettii zaferi yaknda verecektir". Eb Bekir, Tanrnn Muhammed'e yaknda zafer vereceini nasl ve nereden renmtr? bilemiyoruz. Bildiimiz u ki, Eb Bekir'in bu szleri zerine Muhammed, Cibril'in kendisine yet'ler getirdiini ve bu yet'lere gre Tanr'dan yardm geleceini syleyerek adrdan kar ve yle der: "(Bedir'deki) bu topluluk (yni Kurey) yaknda muhakkak hezimete uracak ve onlar arkalarna dnp gidecekler. Belki (bu gidiin sonu) azablarnn va'dolunduu saattr ki, o saat (in azab) daha byk bir beldir ve daha acidir" (Bkz. Sahih-i..., Cilt X, sh. 146.)

271

Kukusuz ki bu szlerde "ilhi bir intikam" kokusu duyulmaktadr. Nitekim slmclar bunu bu ekilde yorumlarlar; u bakmdan ki: Bedir sava, mslmanlarn zaferiyle sona erer. Savata Kurey esrafndan pek ok kii ldrlmtr. Bu kiilerden bir ou, vaktiyle Muhammed'e kafa tutmus, ve sylendiine gre ktlk yapm olan kimselerdir. Gemiten gelme bu husmet duygularndan kurtulamam olmali ki Muhammed, sava meydanndan ayrlp yola dzlmeden nce Kurey esraf'ndan yirmi drt kiinin cesedlerini bir araya toplatr, ve sonra bunlar orada bulunan pis bir kuyuya attrr. Bu sretle pis kuyunun, Kurey esrafndan bu kiilerin cesedleriyle biraz daha pislenmi olduunu dnerek, muhtemelen, memnundur. Sonra devesinin getirilmesini emreder. Devesi getirilir, ve yol arlklar deveye yklenip balanr. Bu srada Muhammed yryerek cesedlerin atlm bulunduu pis kuyunun yanna gelir ve lleri hem kendi adlaryle hem de babalarnn adlaryle teker teker armaya ve azarlamaya balar: "Y filn bn-i filn... siz Allah'a ve (peygamberine) itat etmi olsaydiniz itatiniz sizi sevndrr mi idi? (phesiz sevndrrdI). Ey maktuller! Biz, Rabbi'mizin bize va'dettii nusret ve zaferi muhakkak srette gerek bulduk. Siz de (btl) rabbinizin va'dettii (mevhum) nusret ve zaferi gerek buldunuz mu?" (Bkz. Sahih-i..., Cilt X. sh, 152 ve d. hadis no. 1567) Bu lnetledikleri arasnda Utbe bn-i Rebia, Seybe bn-i Rebia, meyye bn-i Halef, Eb Cehil bn-i Hism gibi kiilerin cansz cesedleri vardr. Bu ekilde yapmakla Kurey "mriklerini" bir kez daha aalattn ve azba' soktuunu dnerek biraz daha rahatlam olur. Sylemeye gerek yoktur ki ldrlm kimselerin cansz vucdlarnn karna geip onlar aalatmaya almak "kin ve intikam duygusundan uzak" olduu sylenen bir kimseden beklenebilecek bir ey deildir. Kald ki cansz cesedlere bu szleri sylemenin anlam da yoktur. Nitekim Muhammed'in bu davraniina anlam veremeyen mer b. Hattb dayanamaz ve sorar: "Y Resla'llh! kendilerinde hayat eseri bulunmayan bu cesedlere ne sylersin?". Bu soruyu sorarken kukusuz ki cansz cesedlere hakret etmenin yersiz bir ey olduunu dnm olmaldr. Onun bu dncesini sezen Muhammed yle konuur: "Allah'a yemin ederim ki, benim sylediim szleri siz, onlardan daha iyi iitir deilsnz!". (Bkz. Sahih-i..., sh. 152, hadis no. 1567 ve d. ve Cilt IV. sh. 577, hadis no. 673). . Yni demek ister ki Tanr bu cesedlere o an iin "hayat" vermitir ki sylediklerini iitip anlainlar ve azb duysunlar diye. Nitekim Tbii imamlarndan Katde 'nin bu olayla ilgili rivyetine gre Buhari yle demitir: "Allah Bedir kuyusundaki cesedlere Peygamber'in hitbesini iittrecek derecede hayat verir. Bu sretle azgin Kurey mrikleri ayplanm, kltlm, azb edilmi ve kairdiklar frsatlara hasret ve yaptklar mezlime nedmet ettirilmi olur" (Bkz. Sahih-i... Cilt X. sh. 153) Aye'nin rivyetine gre Muhammed: "(Bu cesetler) Szlerimi sizden iyi iitirler" derken: "(Bu cesetler) szlerimin hak olduunu imdi pek iyi anlarlar" demek istediini bildrmtr (Bkz. Sahih-i..., Cilt X, sh. 154) Muhammed'in kindar ve intikamci olmadn syleyen eritlar, onun bu cansz cesedlere kar davraniini "emsalsiz bir fazilet" ve "ilhi bir intikm" rnei olarak kabul ederek alkislarken yle eklerler: "Reslallh'in bu veciz hitbesi, ei grlmemi ilhi bir intikam

272

idi". (erit stadlarnn bu grleri iin bk. Sahih-i..., Cilt X, sh. 154, ve cilt IV, sh. 577 ve d. ). Bunu syledikten sonra Muhammed'in "mansr, muzaffer ve gz aydn olarak" Medine'ye yollandn, beraberinde esirleri ve ganimet mallarn da getirdiini, Safr denilen yere geldiinde ganimet mallarn paylatn, sonra Nadr bn-i Hris'in ldrlmesini emrettiini, daha sonra rk mevkiine gelindiinde Ukbe bn-i Ebi Muayt'in boynunun vurduttuunu, belirtirler. Bu ldrtt kiiler, kendilerinden ktlk grdn syledii kimselerdir. Bylece onlardan da intikamn alm demektir (Bkz. Buharnn Eb Talha'dan rivyeti olan hadis'in Diynet Bakanlnca aklamas iin bkz. Sahih-i..., Cilt X, sh. 154) slmclarn "lhi intikam" diye ycelttikleri bu tr rnekler, daha sonraki yzyllar boyunca slm tarihinin kanl sayfalarnn yazlmasnda pek etkili olacak, nice benzeri olaylara vesile yaratacaktr.

273

19-DEPRENEN DA'IN USLANMASI, HURMA KT'NN HNGR HNGR ALAMASI, Ve Cehennem ateinin Tanr'ya Yaknmas le lgili Hikyeler Diynet'in ve din adamlarmizin insanlarmza bellettikleri erit verileri arasnda, Muhammed'in Uhud ve Hir dalarn "Uslu dur" diyerek deprenmekten kurtardna, ya da hngr hngr alayp inlemekte bulunan bir aa ktn teselli edip susturduuna dair haberler yannda Cehennem ateinin Tanr ile konumasn nakleden hikyeler vardr ki ksaca zetlenmee deer. Buharnn Enes bn-i Mlik'ten rivyetine gre Hicret'in dokuzuncu ylnda Tebk'e yapm olduu seferden dnerken Muhammed, Medine'nin Kuzey'inde ve Medine'ye bir mil kadar mesafede bulunan Uhud dann yanndan geer. Bu da, vaktiyle Uhud savana sahne olduu ve islmyetle ilgili dier bir ok anlarla dolu bulunduu iin duygular kabarr. Bu nedenle da grr grmez: "te dacaz! O bizi sever, biz de onu severi"z diye konuur. Bu sretle da ereflendrm olur (Diynet yaynlarndaki bu hususlar iin bkz. Sahih-i..., Cilt IX, sh. 343). Yannda bulunan Eb Bekr, mer ve Osman ile birlikte Uhud dana kar. Fakat tam kt srada da deprenmeye balar. Bunun zerine Muhammed: "Ey Uhud, uslu dur! Bil ki, stnde bir Peygamber, doru seciyeli bir zt, iki de ehid bulunuyor" diyerek Uhud dan deta azarlar. Azarlarken de, grld gibi, kendisinin "Peygamber" olduunu, hatrlatmaktan geri kalmamtr (Bkz. Sahih-i..., Cilt IX. sh. 343, hadis no. 1492; ve Cilt V, sh. 279, hadis no. 737). . Muhtemele bu "muhterem" kiilerin srtnda dolatn dnm olmaldr ki Uhud da, hemen yola gelir: deprenmeyi brakp uslanr. slm kaynaklarnn bildirmesine (rnein Mslim'in Eb Hreyre'den rivyetine) gre buna benzer bir olay, ok daha nceleri, Muhammed'in, Eb Bekr, mer, Osman ve dier baz kimselerle birlikte Hira da zerinde bulunduu bir srada da olmutur. Gy Hira da deprenmeye balam ve Muhammed, kendisinin peygamber olduunu hatrlatarak da uslandrm, deprenmekten vaz geirtmtr (Bkz. Sahih-i... Cilt IX, sh. 343-344). Mekke'deki Hira da zerinde geen bu olay ile Uhud da'nda geen olay arasnda on yldan fazla bir zaman vardr. te yandan dalardan biri (Hira da), Mekke'de bulunmaktadr; dieri (Uhud da) ise Mekke'den ok uzakta bulunan Medine'nin kuzeyinde bir yerdedir. u durumda bu olayn ya Hira ya da Uhud danda getiini dnmek mmkn olduu gibi, ayr ayr zamanlarda tekrarlanm olduunu dnmek de mmkn grlmtr. slmclar, her iki olayla ilgili rivyet'in "sihhat ve kuvvetinde" phe grmedikleri iin: "Bu vkiann hem Medine'de, hem de Mekke'de cereyn ettiini ve bu sretle teadddn kabul etmek icb eder" derler (Bkz. Sahih-i..., cilt IX, sh. 344) Onlar iin nemli olan ey Hira ya da Uhud dann ayr ayr yerlerde olmas ya da ayn bir olayn bu iki da'da olumas deil, fakat Muhammed'in sz ile deprenmekten vazgemesidir. Muhammed'in peygamberliini kantlamak, ve kiileri iman sahibi klmak iin bu gibi hikyelerin etkili olduuna inanmlardr. Ama bu yoldan kiileri aklc dnceye ynelmekten yoksun kldklarn dnemezler, nk kendileri de bu eitimle yetimilerdir. *

274

slm kaynaklarnn "Hurma ktnn feryd-i istiyki" adyla naklettikleri bir olay vardr ki "Hnin-i cizi mu'cizesi" diye de bilinir. "Hnin" szc "Fazla istekten inleme, sizlanma" anlamna geldii iin, olaya bu ad verilmi olup zeti syledir. Muhammed zamannda Medine'de "Mescid-i Serif-i Nebevi" adyla bir mescid vard ki ham kerpiten olup direkleri "hurma gvdesi" agacindan ve at da hurma dallarndan yapilmiti (Bk. Sahih-i..., Cilt II, sh. 389, Hdis no. 279). Muhammed hutbe'de bulunmak istedii zaman, Mescid'in tavann tutan ktklerden birine dayanr, ve orada bulunan bir ktn zerinde ayakta durarak konuurdu. Daha sonra kendisi iin mnber kurulmakla, hutbe'lerini bu minberde vermee balar. Fakat balad ilk gn iler acisi bir durumla karlar ki o da evvelce hutbede bulunmak iin zerinde durduu ktn feryadlar ederek inlemee balamasidir. Gerektende Buharnn, Cbir bn-i Abd illh'dan rivyetine gre Muhammed, bir cum'a gn "Mescid-i Serif"te hutbe verirken, kendisi iin yeni yaplan minbere kar. Ancak ne var ki tam kt an, evvelce kendisine destek edinipte terkettii ktkten feryadlar ykseldiini iitir. Bir rivyete gre aa paras ktk "gebe develerin iniltiine benzer sesler" karr. Bir rivyete gre "sersemlemi ackl insan gibi inler". Bir baka rivyete gre "kz gibi bgrr" ; hem de ylesine bgrr ki nihyet atlayp paralanr; paralanrken de Mescid'in iini yerinden oynatr. ney ile Enes ve Sehl bn-i Sa'd'den gelen rivyet yle: "Ktk kz gibi bgrd. Nihyet, mescidin ii bgrtsnden alkand". Bunun zerine Mescid'te bulunan halk telaa kaplip ktn bana srler ve yrekleri yufkalanm olarak hep beraber ktkle birlikte alamaa balarlar (Bkz. Sahih-i..., Cilt III, sh. 78). Bu hali gren Muhammed, hemen minber'den inerek alamakta olan aa ktn kucaklar, bagrina basar; ve o an ktk susturulan bir ocuk gibi hafiften inlemeye geer. Cbir'in rivyeti yle: "Sonra Resulllh... minberden inip onu kucaklad. O srada ktk, susturulan ocuk gibi hafif hafif inliyordu..." . Halkin merakla kendisini izlediini gren Muhammed aklama yaparak, ktn alamas nedenini belirtir: gy ktk kendisinden ayr dst iin zntye kaplip feryad etmi, inlemitir. yle der: "O (ktk), yanimdan edildiini iitt iin alad idi". Ve ekler: " Reslullh... herhangi eyden ayr derse o ey behemehal mahzn olur" . Ayrca da yle der "Eer ben onu bagrima basmasaydm Reslullh...tan ayrldi iin Kymet gnne kadar hep byle olacakt". Bir baka rivyete gre de yle der: "Eer ben onu kucaklamam olsaydm Kymet gnne kadar hep byle inleyip duracakt" (bn-i Abbs'in ve Enes'in ve Muttalip Zbn-i Eb Veda gibi kaynaklarn bu rivyetleri cn bkz. Sahih-i... III, sh. 79). Ve sonra bagrinda tuttuu aa ktne dnerek teselliye balar ve yle der: "tersen seni eski bttn yere gtrp yeniden dikeyim, sen de yeni batan olduun gibi yeti; istersen Cennette dikeyim de Cennet rmaklarndan, pinarlarndan kana kana i, gzelce yeti, meyva ver ve meyvani Allahn sevgili kullar yesin. Nasl dilersen yle yapayim" (ney bn-i K'b'in rivyeti iin bkz. Sahih-i..., Cilt III, sh. 79). Bunun zerine ktk, artk yeryznde yaamak istemediini, hireti ve Cennet'i dnyya tercih ettiini Muhammed'e bildirir. Kukusuz ki yoksulluklarla, haksizliklarla ve savalarla

275

dolu bir dny'da yaamaktansa yesil rmaklarla dolu cennet'lere bir an nce ulamay istemekte pek haklidir. Bu istek gereince Muhammed, ktn yerinden alnp minberin altna "defnolunmasn" (gmlmesini) emreder, ve emri derhal yerine getirilir. Yine slm kaynaklarnn bildirmesine gre, daha sonraki yillarda Mescid yklnca, Ubey bn-i K'b adnda biri bu kt evine alp saklam, ve ktk orada ryp toprak olmutur (Bkz. Sahih-i..., Cilt III, sh. 79). Grlyor ki Muhammed, kendisinden ayrlmaya tahamml edemeyip feryad eden aa ktne, onun anlayaca bir dilde hitap etmi ve onunla, onun diliyle konumutur. anlalan o ki, Tanr, her ne kadar Muhamme'de okuma yazma , ya da Arapa'dan gayr her hangi bir dil belletmemi ise de, hurma aalarnn dilini retmekte saknca bulmamtr: nasl ki vaktiyle dier peygamberlerine (rnein Sleyman'a) karnca ya da ku dillerini retmi olduu gibi! slm bilginlerinin sylemesine gre bu olay, o zamana kadar grlmemi nitelikte bir mu'cize'den baka bir ey deildir ve bylesine byk bir mu'cizeyi Tanr, gndermi olduu peygamberlerin en "sevgilisi" olarak kabul ettii Muhammed'ten bakasna layk grmemitir. mm-i Sfinn, bu konuda syledi udur: "Cenb-i Hakk'in Peygamberimiz Muhammed... Efendmz'e verdiini hibir Peygamber'e vermemitir" (Bkz. Sahih-i..., Cilt III, sh. 77). mer bn-i Sevade adnda bir baka slmc'ya verdii yant'da da mm Safii, sz konusu bu mu'cize'nin bir baka benzeri olmadn anlatmak iin, bunu, s'ya verilmi olan "ly diriltme" (hy-i emvt) mucizesiyle kyalar ve onun da stnde bulur. Bulurken de sann dirilttii l insann, lmeden nce esasen idrk sahibi olup konuan bir varlk olduunu, ve bu itibarla yeniden dirilmekle idrkine kavuup konumasnda saslacak bir ey olma diini, oysa ki Muhammed'e verilen mu'cize'de hurma ktnn cansz ve idrksiz bir ey olduu halde, Muhammed'ten ayr dme durumunda kalmakla, birden bire idrk sahibi olarak konumaya baladn, cennet'e gitme dileinde bulunduunu sylemi yle demitir: "Muhammed... Efendmze hann-i cizi' mu'cizesi verildi ki, o hannn sesini herkes duydu. Bu, ihy-i emvattan (ly diriltme'den)daha byk bir seydir" (Bkz. Sahih-i..., Cilt III, sh. 77). * slm kaynaklarnn kiilere "din" diye bellettikleri eyler arasnda Cehennem'in Tanr ile konuup bir ok hususularda sikyette bulunmasna dir haberler vardr. rnein bir def'asnda Cehennem atei, byk bir kaynama iceiinde kendi sicakliinin verdii sknt nedeniyle Tanr'ya: "Y Rab! beni ben yiyorum" diye sikyet eder ve Tanr da onun bu sikyetini hakl bularak iki nefes almas iin izin verir; bu izin, nefesin biri kiin ve dieri yazn olmak zere verilmitir. Bundan dolaydr ki, eritlara gre, Cehennem'in nefeslerinden birinde yer yz sicaktan bunalir, dierinde ise kara kisa dnr, "zemherir" olur. Yine bundan dolaydr ki hava sicakliinin iddetlendii hallerde gle namazini serinlie brakmak mmkn klnmtr. Diynet yaynlarna gre Muhammed'in sylemesi yle: "Sicak iddetlendii vakitte salt (-i Zuhru) [55] serinlie brakiniz. Zir sican iddeti Cehennem'in kaynamasndandr. Nr(-i Cehennem) Rabbine arz-i sekv etti: -Y Tab!, beni ben yiyorum. (zin ver)- dedi. Allhu Tel da iki def'a nefes almasna izin verdi. Nefesin biri kiin, dieri yazn. En ok ma'rz olduunuz sicak ile sizi en ziyde sten zemherir (iste budur)" (Diynet yaynlarnda Eb Hreyre'nin rivyeti iin bkz. Sahih-i..., Cilt II, sh. 476, hadis no. 321).

276

Yine bunun gibi mezzin'ler iin, iddetli sicaklarda ezn okumay serinlie brakmak olana vardr. nk, yine Diynet'in belletmesine gre Eb Zerr-i Gifrnn rivyeti yle: "Reslullh... ile birlikte bir seferde bulunuyorduk. Muezzin (Bill-i Habei...) glen eznini okumak istedi. Nebiyy-i Ekrem...: - Serinlii bekle (de yle oku)'- buyurdu. (Bir mddet) sonra yine okumaa davrand. Yine: -'Serinlii bekle (de yle oku)'- buyurdu. (Mezzin) t tepelerin glgelerini uzanm grdmz zamna kadar (bekledi)" (Bkz. Sahih-i..., Cilt II, sh. 478-9, hadis no. 322) Buharnn dier bir rivyeti yle: "(Mezzin) Glge, tepelerin ykseklii mikdrina varncaya kadar (bekledi). Ondan sonra Nebiyy-i Ekrem... -'Sican iddeti Cehennem'in kaynamasndandr'- buyurdu". (Bkz. Sahih-i..., Cilt II, sh. 479, Not 3). slm kaynaklarndan ve Diynet yaynlarndan reniyoruz ki Cehennem, sadece kendi halinden dolay, yni kendi sicaklii nedeniyle Tanr'ya sikyet'te bulunmakla yetinmez; bir de "kfirler" ve "m'minler" konusunda isteklerde bulunur, ya da dert yanar. rnein Kymet gn kfir'ler ok sayda Cehennem'e atlacaklar iin, Cehennem bunlarla dolup tasacaktr. Ve anlalan Tanr, Cehennemin dolup dolmadn anlamak zere: "Doldun mu (Ey Cehennem)?" diye soracak, ve Cehennem de Tanr'ya: "Daha var m?" diye cevap verecektir. Bunun byle olduunu Kur'n'dan okumaktayiz. Gerekten de Kf Sresi'nde Tanrnn yle konutuu yazl: "O gn Cehenneme: -'Doldun mu?-' deriz; o -'Daha var m?'- der". (K. 50 Kf Sresi, yet 30). Bu cevab'dan sonra kfirlerin Cehenneme atlmas iine devam olunur. Bu i ne kadar srer ve Cehennem ne zaman dolmu olur, bunu bilemiyoruz. Ancak bildiimiz u ki Cehennem atei, kendi zerinden mslman bir kiinin getiini grd zaman iddetini yitirmee balar; yitirmesinin sebebi mslman kiinin "nr'udur". Bu tela ierisinde konumaya balar ve yle der: "Ey M'min, abuk ge ki senin nrun benim yalinimi sndrp duruyor" (Bkz. Sahih-i..., Cilt II, sh. 479). Hemen belirtelim ki slmclar, bu yukardaki hikyeleri (rnein iddetli sicaklarn Cehennem kaynamasndan olmasn, ya da Cehennem ateinin bunalip Tanr'ya sikyet'te bulunmasn ve nefes iin izin almasn) akl dlayan eyler olarak kabul etmezler. Her ne kadar bunlarn "kinye ve mec"z kabilinden eyler olabileceine yer vermekle beraber "gerek olmasna da hibir mni-i akl yoktur (aklen engel yoktur)" derler (Bkz. Sahih-i..., Cilt II, sh. 478). Daha dorusu btn bunlarn gerek olduuna inanmliklar vardr, nk unu kabul ederler ki Tanr: "Hibir ey yoktur ki (Tanr'ya) tesbih ve tahmid edip durmasn. u kadar ki siz onlarn tesbihlerini anlamyorsunu"z (K. 17 sr Sresi, yet 44) demitir. Burada yer alan "tesbih" szc "Sphanallh" karl olup Tanr'ya du etmek anlamnadr; "Hamdetmek" ise Tanr'ya kretmek olup her iki szck de "s"z ile ifde olunan eylerdir. slmclarn (Diynet'in) sylemesine gre her eyin, her yaratn kendine gre bir "nutku", bir dili vardr ki insanlar onu anlamazlar. Nitekim yukardaki yet'de: "Su kadar ki siz onlarn tesbihlerini (du'larn) anlamyorsunu"z diye yazldr. Ve ite bundan dolaydr ki slmc'lar (rnein Diynet), Cehennem ateinin Tanr'ya sikyet'te bulunmasn, ya da kendi zerinden bir m'min geerken: "Ey m'min, abuk ge ki senin nrun benim yalinimi sndrp duruyor" demesini, ya da Tanrnn Cehennem'e: "Doldun mu?" diye sormas zerine Cehennem'in: "Daha yok mu?" diye karlk vermesini hep "gerek" eyler olarak akla yatkin bulurlar, ve bulduklarn da aklarlar (Bkz. Sahih-i..., Cilt II, sh. 478-9). nsanlarmizi da bu "gereklerle" eitirler.

277

Sylemeye gerek yoktur ki bu tr kssalar ve slm "byklerinin" bu kssalar vesilesiyle savunduklar yukardakine benzer grler, kiileri aklc dnceye ynelme nimetlerinden yoksun klmak bakmndan pek etkilidir. Bu tr hikyelerle eitilen kimselerin yaratc zek'ya ve dnme gc nimetlerine nasl eriebileceklerini sormak gerekir.

278

20-YAMUR DUASININ SEL FELKETNE SEBEB OLUUNUN HKYES Bir cum'a gn Muhammed, "Mescid-i erif"de, her zaman yapt gibi, ayakta hutbe ird ederken, Arabinin biri ayaa kalkp yamursuzluk yznden aalarn kuruduunu, hayvanlarn ve mallarn "helk" olduunu, oluk ocuun a kaldn syler ve kendisinden yamur dusnda bulunmasn ister. Bir rivyet'e gre bu Arabi, minberin karndaki kapdan girip Muhammed'in karna gemi ve yukardaki ekilde konumutur. Bir baka rivyete gre de Muhammed'i dinlemekte olan cemat hep birlikte ayaa kalkp yamur kitliindan sikyetle, kendisinden Tanr'ya du ederek yamur yadrtmasn dilemilerdir (Bkz. Sahih-i..., Cilt III, sh. 93, hadis no 505). Bu istek zerine Muhammed ellerini kaldrp yagnur indirmesi iin Tanr'ya du eder. Sylendiine gre gkyznde, o ana gelinceye kadar hibir bulut paras yok iken, Muhammed'in du'ya girismesiyle birlikte bulutlar yiglmaya balar. Muhammed du'ya devam ettikce bulutlar ogalir ve gkyznn tamamn kaplar ve nihyet yamur halinde boanr. Yamurun boandn grnce Muhammed ellerini indirip minberden iner. nerken de sakalna doru yamur tnelerinin yuvarland grlr. Mescid-i Serif'in at hurma dallarndan yapl olduu iin hurma dallarndan yamur tneleri damlam ve onu sakalna varncaya kadar islatmtr (Bkz. Sahih-i..., Cilt III, sh. 98-99). Kukusuz ki kendisiyle birlikte cemat da sirilsiklam olmutur. Bulutlarn toplandn grnce neden dolay hutbe'yi hemen kesmedii ve namaz kldrp cemati evlerine gndermedii sorulacak olursa bunun cevabi udur ki Muhammed, yamurun Tanr'dan geldiini dnerek yamur suyu ile islanmaktan honud olurdu. Nitekim Enes bn-i Mlik'in rivyeti yle: "Bir def'a biz Reslull... ile beraber iken yamura tutulduk. Reslullh... rid (sn=gmleini) kard vcd (una) yamur dedi, 'Bunu niin yaptn?-' dediimizde... bu rahmet (Tanrnn) henz yeni yaratt bir rahmettir, onun iin-' cevabn verdi" (Bkz. Sahih-i..., Cilt III, sh. 99, 300). Ancak ne var ki yagmaya balayan yamur dinmez; aksine, ylesine bir iddetle yagar ki etraf sel gtrr; cemat evlerine dnmek iin yol bulmakta glk eker; kimii evlerine varncaya kadar suya dalarak yrr. Yamurun yagmas ertesi gn, daha ertesi gn ve t teki cum'a'ya kadar, yani bir hafta boyunca, devam eder gider. Felket halini alan bu yamuru Muhammed niye durdurtmaz? bilemiyoruz. Bildiimiz u ki ertesi cum'a gn Mescid'te toplanldnda yine o A'rbi (ya da bir bakas) ayaa kalkarak Muhammed'e yamurun fazlaliindan ve verdii zararlardan sikyet eder: "Y Resl'llh! (artk) binlar ykildi. Mallar da (suda) boulmaa balad. Bize du buyur" der. Bir baka rivyete gre de yle der: "Mallar helk oldu, yollar kapand. Allahu Tel'ya du buyur da u bulutlarn sanan tutsun... Yamuru zerimizden kaldrsin... Yolcular, yollarn kaypakliindan artk usand, yollar geilmez oldu" (Bkz. Sahih-i..., Cilt III, sh. 94, 99-100). A'rbnn bu sikyetini Muhammed, "Adem olunun ok abuk usanmasna verip" tebessmle karlar (Bkz. Sahih-i..., III, 100). Oysa ki ortada "usanmak" deil fakat sel felketinden kurtulmak gibi bir durum vardr. Nitekim A'rbnn sikyetini yerinde bulmu olmali ki, ellerini kaldrr ve Tanr'ya yle du eder: "lhi, (yamuru) etrafmza yadr, zerimize deil" (Bkz. Sahih-i..., Cilt III, sh. 95). Yani demek ister ki Tanr yamuru insanlarn tepeine inecek ekilde deil fakat tarlalara dsecek ekilde yadrtmaliydi.

279

Bunu sylerken eliyle bulutlara irette bulunur; ve her bulunusta bulut kaybolup oras alr Sylendiine gre Muhammed'in bu iretleriyle Medine'nin stndeki bulutlar kumas drlr gibi drlrler, saa sola doru paralanp dalrlar; bylece Medine'nin st ak bir alan gibi olur. Halk Mescid'ten karak gnete yrmee balar (Bkz. Sahih-i..., . , Cilt III, sh. 93, hadis no. 505). Grlyor ki, slm kaynaklarnn sylemesine gre Muhammed Tanr'ya: "lhi, (yamuru) etrafmza yadr, zerimize deil" demekle yamurun yanl ekilde aktldn belirtmi ve sonra elleriyle bulutlara irette bulunarak bunlar daitmi, ve bylece Medine stne inen sel felketini nlemitir. Ancak ne var ki bunlar okurken insann aklna bir takm sorular gelmektedir ki, bunlardan biri u: "Acaba Tanr, yamurlar tarlalara yadracak yerde yanllikla insanlarn zerine mi yadrmtr ki Muhammed: "lhi, (yamuru) etrafmza yadr, zerimize deil" eklinde, sikyet edercesine, konumak ihtiyacini duymutur?" . te yandan yine acaba Tanr, ll ekilde yamur yadrmak varken bunu yapmayp Mslman kullarn zarara sokacak ekilde sel felketine mi sebeb olmutur ki Muhammed, ellerini kaldrp bulutlara iret etmek sretiyle bu felketi nlemitir? Yani Tanrnn yapmas gerekirken yapmad eyi kendisi mi yapmtr? yle anlalyor ki Muhammed, Tanrnn ll ekilde yamur yadrtmasn salamak iin, yamur dusna ikildiinda Tanr'dan "yararl" yamurlar yadrmasnn istenilmesini ngrm ve kendisi de byle yapar olmutur. Nitekim Aye'ni rivyetine gre Muhammed, yamurlarn yagdiini grnce: "lhi, bize nfi' yamur ver" ya da "lhi, zerimize yamuru nfi' olarak akit" diye du edermi (Bkz. Sahih-i..., Cilt III, sh. 299 , hadis no. 542). Burada geen "nfi'" szc "yararl" , "kazanli" demek olduuna gre, yukardaki du: "lhi! bize zararl, yamur verme, yararl yamur ver" ekline brnm oluyor demektir. Tanrnn, yamurlar bol miktarda ve fakat insanlara zarar vermeyecek ve "hayra eridirecek" ekilde yadrtmas iin Muhammed bir de yle du ederdi: "... lhi!, kendisinden baka ma'bd bi'l-hak olmayan Allah Sen'sin; gani Sen'sin. Fkir ise bizleriz. zerimize rahmeti yadr. Yadrdn da bize kuvvet ve hayra eridirecek bir ey eyle y Rab" . Du ederken ellerini semya doru kaldrrdi. kaldra kaldra nihyet koltuklarnn beyazi grnrd. Sonra arkasn cemata dnp zerindeki hamann (rtn'n) etek tarafini tutup yukarya, omuzuna alr ya da cepkenini evirir ve sonra yzn cemat'a dndrp minberden iner ve iki rek'at namaz klard. Sylendiine gre byle yapt hallerde Tanr hi yokken bir bulut yaratr ve yamur yadrmaya balard (Bkz. Sahih-i..., Cilt III, sh. 267) Muhammed'in sylemesine gre "lhi zerimize yamuru nfi' olarak (yararl olacak ekilde) akit" diye Tanr'dan istekte bulunulduu takdirde, Tanr bu dilei mutlaka kabul eder; nk edeceine dir sz vermitir. Bu konuda Muhammed'in sylemesi yle: "Ey cemat... (Tanr) kendisine du etmenizi size emrettii gibi dunizi kabl etmei de size va'd buyurmutur" (Buharnn Ayeden rivyeti cn bkz. Sahih-i..., Cilt III, sh. 267) [56] . Hatt halkn, Tanr'ya bu va'd'ini hatrlatma hakk olduuna da deinmi bulunmali ki u ekilde du edilmesi yolunu amtr: "lhi, Sana du etmeyi bize Sen emrettin, dumiza icbeti de Sen va'd ettin. Bize emrettiin gibi ite Sana duyi ettik. Artk va'd ettiin gibi bize icbet et. lhi, artk irtikb ettiimiz gnhlar mafiret etmekle, suvarma dumizi kabul

280

eylemekle, rizkimizi bollatmakla zerimizde olan minnetini izhr et, y rb" (Bkz. Sahih-i..., III, sh. 261) Bundan anlalan o ki, Tanrya bu ekilde du edilmeyecek olursa (yni "lhi bize yararl yamur akit" diye sylenmiyecek olursa) Tanrnn, yamurlar sel felketi ekline dndrmesi mmkndr. Fakat yine anlalan u ki Tanr, kendisine yararl yamur yadrtmas iin du edilmi olsa da, bazan va'd'ini asip sel felketi doguracak bollukta yamur yadrtmaktan geri kalmamaktadr. rnein Enes bn-i Mlik'in rivyetine gre bir def'asnda Muhammed, kendisinden yamur dusnda bulunulmas istendiinde, hemen "rid" sn (rtsn) sryerek ayaa kalkmi, minbere karak Tanr'ya u ekilde du etmitir: "lhi, bize ltif ve hosgvr, bereketli, her tarafa smil, (yararl) ve zarar vermez, cil ve gecikmez, hayvanatin memelerini dolduracak, ekinleri bitirecek ve topraklar lmlerinden sonra ihy edecek bir rahmet ver..." Yine Enes'in bildiresine gre du'ya kalkan ellerini daha indirmeden gk yz boanmtr. Hem de ylesine ki Medine dnda bulunanlar "Aman bouluyoruz, bouluyoru"z diye bagrisarak Muhammed'e gelmiler ve sel felketini nlemesini ondan istemilerdir. Bunu zerine Muhammed, ellerini yine gkyzne doru kaldrp du'da bulunmu ve bunu zerine Medine'nin zerindeki bulutlar kenara doru siyrila siyrila hotuz gibi ekil alm. Bunu gren Muhammed "dileri grnnceye kadar tebessm buyurmus" tur (Bkz. Sahih-i..., III, sh.283 ve d.). Btn bunlara tank olanlar, bu baarsndan dolay Muhammed'i yceltme iin birbirleriyle yars ederler. Bunlardan biri kalkp yle konuur: "lhi, hamdolsun ki Nebiyy-i Ekrem'in yz suyu hrmetine bize yamur verildi... O Peygamber... (Tanr'ya) bir kerre du etti. Du ederken de O'na doru gzlerini dikti. Derken srtndan bir ridyi atacak kadar vakit geti, gemedi sarl sarl yamurun boandn grdk. Tulumlardan boanan o yamur yok mu? te Mudar [57] , Allah seni onunla kurtard..." . Bu szleri dinleyen Muhammed, bu kiiye iltifatta bulunur ve yle der: "Gzel sz sylemi bir ir varsa, senin szn gzeldir". (Bkz. Sahih-i..., II. sh. 284-5). Yine bunun gibi Buharnn Abdullah bn-i Mes'd'dan rivyetine gre Muhammed, daha hicret'ten nceki bir tarihte, Kurey'lilerin slm'a kar olduklarn, ya da slm'a girmekte geciktiklerini grnnce Tanr'ya yle du eder: "lhi! (bunlara) Ysuf...un yedi (kitlik) seneleri gibi yedi (yil) musallat et". Bir baka rivyete gre syledii syledir: "lhi, Ysuf'un yedi yl gibi yedi yillik iddet ile bu heriflerin belsn bamdan at da onlarla uramayayim". Ve bu du zerine Tanr Kurey'i ve Kurey'den olan "Mudar" kavmini yamur kitliina uratr; her eyi kknden alr ve ortada kuru topraktan baka bir ey brakmaz. O derecede ki, alik balar ve halk, l hayvan eti, ve kokmus hayvan derileri yemee balar. Bunun zerine esraftan biri olan Eb Sfyn, Muhammed'e gelir ve "Mudar" kabilesinin helk olduunu syleyerek "Artk onlar iin du et" diye ricada bulunur (Bkz. Sahih-i... , Cilt II. sh. 271, hadis no. 535). Bu ric zerine Muhammed: "Nasl, Mudar iin m du edeyim? Sen hakikten cr'etkrsin" demekle birlikte gy yamur dusinda bulunur, ve o an yamur yagar ve halk kurtulmu olur (Bk. Sahih-i..., III sh. 276) Grlyor ki slm kaynaklar Muhammed'i, bol miktarda yamur yadrtabilmek ya da sel felketini alan yamurlar durdutmak gibi doa st niteliklerle tanmlamaktadrlar.

281

Ancak ne var ki yine bu ayn kaynaklar, Muhammed'in bulutlardan ya da iddetli esen rzgarlardan korktuunu, gk yznde bir bulut grd zaman yznde honudsuzluk belirdiini ve bu halin, bulutlar ortadan kaybolup rzgrlar duruncaya kadar srdn bildirmekteler. rnein Eb Dvud, Nesei ve bn-i Mce gibi din bilginlerinin "Snen" kitaplarndan renmekteyiz ki Muhammed, gkyznde bir bulut belirdiini grd vkit hemen elinde olan iini brakr, namazda ise namaz kisa keser ve sonra Tanr'ya hitaben: "lhi bunun errinden sana snrm" dermi. Eer yamur yagmaya baladn grrse: "lhi, bunun akintisini menfaatli (kazanli) bir vergi olarak ihsn et" diye eklermi. bn-i Mce'nin rivyetine gre de, her hangi bir ufuktan bir bulut belirse derhal mesgl olduu sey'i, namaz da olsa, brakp o buluta doru dner ve: "lhi! Bunun saliverilmesinde bir ser varsa errinden Sana snrm" diye du edermi. Sayet yamur yagacak olursa iki ya da kez yamurun yararl ve kazanli lde olmasn ister, eer yagmayacak olursa Tanr'ya "hamd senda" bulunurmus. Byle yapmasnn nedeni, kendi halkna olan sevgi ve efkatnden imi; nk gelen bulutun, vaktiyle Ad kavmine olduu gibi, azab bulutu olmas ihtimalini dnrm [58] (Bkz. Sahih-i..., Cilt III, sh. 299). rnein bir def'asnda Aye kendisine: "Ey Tanr elisi! nsanlar bir bulut grdklerinde yamur yagar' umuduyla sevinirler. Oysa sen bir bulut grdnde, yznde bir hosnutsuzluk beliriyor. Neden?" diye sorduu zaman u yant vermi: "Ey Aise! Grlen bulutla bir azab (felket) gelmeyecei konusunda bir gvencem yok. Koskoca bir toplum, yel ile azaba uratlp yok edildi. O toplum azab' (belirtisini, bulutu) grdklerinde :-'Bu yamur bulutudur, bize yamur yadracak-' diyerek umuda kaplmlard". (Buhari, Mslim, Eb Dvut, Ahmed bn Hanbel gibi kaynaklarda yer alan bu tr hadisler iin bkz. Turan Dursun, Kur'n Ansiklopedisi, Cilt I, sh. 128). Nasl olur da her eyi Tanr'dan renebildii halde, gelen bulutun "azab bulutu" olup olmadn anlamayp korkuya kaplmtr, bilemiyoruz Fakat her ne olursa olsun anlalan o ki Muhammed, bulutlarn birikmesinden pek korkar, fakat dalmasndan da pek rahatlarm. Bunun byle olduunu Diynet leri Bakanl, Muhammed'in bu konudaki hadlerine deinerek, u ekilde belirtmekte: "Bu hadislere dikkat edilirse grlr ki bulutlar boandktan sonra Resl-i Ekrem...Hazretleri ailip korku ve kederleri zil olurmus" (Bkz. Sahih-i..., Cilt III, sh. 300). Yine slm kaynaklarndan renmekteyiz ki Muhammed, iddetli rzgr'dan da pek holanmazm; rzgr estnde yznde "nhosluk eseri" derhal belli olurmus. Aye'nin rivyetine gre hava rzgarl ve bulutlu olduu vakit korku ve endieye kaplr, bir yerde karar edemeyip gidip gelmee balarm. Yamur boand m alr ve o korkulu ve endieli hal kendisinden gidermi. Korkusunun nedeni de, tpk bulut konusunda olduu gibi, kendi mmeti'ne bir azab gelmesi ihtimali imi. Rzgr esmeye balaypta bulutlar toplannca ve yamur almeti belirince Aye'ye: "mmetime musallat olmu bir azb olmasn diye korktum" dermi. (Bkz. Aye'nin rivyeti cn bkz. Sahih-i..., II. sh. 300, hadis no. 300-301). Rzgr'in azb niteliinde olmamas, yni hayrl olmas iin de yle dua edermi: "lhi! u rzgrin hizini ve hangi hizmet ile gnderilmi ise o hizmetin hayrn Senden dilerim ve errinden ve mrsel olduu hizmetin errinden Sana snrm. lhi bunu rahmet kil da azab klma. lhi u rzgr riyh olsun da rih olmasn" (Tabernnn bn-i Abbs'tan rivyeti iin bkz. Sahih-i.., III, sh. 301).

282

Grlyor ki Muhammed burada "rzgarlar" anlamna gelen "riyh" ile "tek bir rzgr" demek olan "rih" szcklerini kullanarak du etmektedir. Bu ekilde du' ederken Tanr'dan "riyh" (yni "rzgarlar") deil fakat "rih" (yni "tek rzgar") gndermesini istemektedir. nk slm kaynaklarna gre yukarda geen "riyh" szc (ki "rzgr" szcnn ouludur) "yararl rzgrlar" anlamnadr. "Rih" szc ise "tek" bir rzgr olarak "azab verici rzgr" karl olarak kullanlmtr; u bakmdan ki Kur'n'da "rih" (rzgr) szc gy hep azab ieren yet'lerde gemektedir; buna karlk , "riyh" (rzgrlar) szc ise "ltuf ve merhameti" ieren yet'lerde yer almtr (Bkz. Sahih-i..., III, sh. 301). Evet ama esen rzgarin " rzgarlar" mi yoksa "bir tek rzgar" mi olduu nasl anlalacaktr? bunu bilemiyoruz. Fakat ister "riyh" ve isterse "rih" eklinde olsun, Muhammed'in rzgr'dan ya da yamur'dan korkmasn anlamak biraz g. Her ne kadar kendisi "mmetime musallat olmu bir azb olmasn diye korktum" diyerek bu korkusuna mazeret bulur grnm ise de bunu dahi anlamak g; u bakmdan ki, biraz nce deindiimiz gibi, kendisini Tanr ile her dim iliki halinde gsterdiine, ve her gizli eyi ondan rendiini sylediine gre, rzgr esince ya da yamur ihtimali belirince korkmak niye? Bunlarn "yararl m?" yoksa "azab verici mi?" olduklarn Tanr'dan renemez miydi? Galiba renemiyor olmali ki iddetli rzgr est vakit rzgri karna alarak iki diz stne ker, ve biraz yukarda belirttiimiz gibi: "Su rzgrin... hangi hizmet ile gnderilmi ise o hizmetin hayrn Senden dilerim ve errinden ve mrsel olduu hizmetin errinden Sana snrm" eklinde konuurmus. te yandan Eb Hreyre'nin sylemesine gre de Muhammed, rzgr'in "Tanr rahmetini getiren" bir ey olarak tanmlamakla beraber bazan azb getirdiine de inanr, ve halka yle dermi: "(Rzgr) Gh rahmet getirir, gh azb. Binenaleyh rzgarin koptuunu grnce onu sebbetmeyiniz (svp saymayiniz). Belki getirdii hayr Allah'tan dileyin, getirdii serden de Allh'a snn" (Snen-i Eb Dvud' da yer alan bu hadis iin bkz. Sahih-i..., Cilt III, sh. 301). Btn bu yukarda geen hikyelerden kan sonu, insan beynini bir hayl karkla sokar olmaktadr. nk yamur denen ey, aklc ve deneyci aratrmalara gre, hava deiiklii ve rutubet nedeniyle oluan bir olay olduu halde Muhammed'in sylemesine gre, oluabilmesi iin insanlarn Tanr'ya du edip yalvar yakar olmalar gerekir, nk gy Tanr: "Bana du ediniz ki, dileinizi vereyim. Du ile olsun ibdet etmekten yksnenler, sonra zelil ve hkir olarak Cehennem'e girecekler" demitir (K. Mu'min (Gfir) sresi, yet 60). Bu hkm pekistirmek zere de Muhammed "Her kim dileini Allah'dan dilemezse Allah ona gazb eder" diye eklerdi (Bkz. Sahih-i..., III, sh. 250) Eklerken de Hd'un vaktiyle kendi kavmine syledii u szleri hatrlatrd: "Ey benim kavmim, Rabbinizden mafiret dileyiniz ... ki size gkten bol bol yamur gndersin..." (K. 11 Hd 52). Kukusuz ki btn bunlar kiiyi, her eyi Tanr'dan bekleyen, kaderci ve yaratc zek'dan yoksun bir yaratk durumunda klmaa yeterli eylerdir. Nitekim erit lkelerinde ky halklarnn, civardaki gl'lerden ya da nehirlerden yararlanarak topra sulamak olanaklar bulunduu halde byle yapmayp topluca yamur dusna kmalar, teknigin bylesine ileri bulunduu bu agda bile, ok grlen eylerdendir.,

283

Her ne kadar eritlar, Tanr'ya gnl balamann ve her eyi ondan beklemenin yeterli olmayp gereken eyleri yapmain kosul bulunduunu sylerler ve rnein: "Deveni bala da yle tevekkl et" eklindeki hadis emrini rnek verirlerse de muhtemelen buna kendileri de inanmazlar. nk erit verilerine gre Tanr'dan bir ey dilemek, ve (rnein deveyi balamak bile) Tanrnn iznine bal olan bir seydir ve kiinin yer yuznde yapaca her ey nceden, hatt daha ana karnnda iken, izilmitir. Dny'ya gelen her insan, daha geldii an kendisine sol ya da sa taraftan verilen defterle yola km demektir. te yandan yukardaki yamur ve rzgar hikyelerinin bir de Tanr anlay bakmnda zihinleri karstiran yn vardr. u bakmdan ki, Muhammed'in ngrd ekliyle Tanr'ya yaplacak yamur du'snn, baz "hatrlatc" geleri kapsamas gerekir. Daha baka bir deyimle kul'un Tanr'ya sadece: "lhi, bize yamur akit" eklinde du etmesi yeterli deildir. nk byle yapacak olursa Tanrnn, yukardaki hikyelerde grldgu gibi, yamuru toprak/tarla yerine insanlarn zerine aktmas, ya da sel felketi yaratmas mmkndr. Bu olmasn iindir ki Muhammed, Tanr'dan "nfi" (yni "yararl") nitelikte yamur yadrmasn istemek gerektiini bildrm ve rnein "lhi, zerimize yadrma etrafmza, bayirlara, dalara, tepelere, dere ilerine ve otlaklara yadr" eklinde bir eyler sylenmesini tavsiye etmitir. imdi bir an iin dnelim! Tanr'ya bu ekilde du etmek, Tanr fikrini zedelemez mi? Bu demek deil midir ki Tanr, kul'larnn ihtiyacna uygun lde yamur yadrtmasn bilemiyorda mutlaka ikaz edilmei bekliyor! Yni istiyor ki kullar kendisine: "Ey Tanr! Bize yamur ver ama yararl ve bereketli yamur ver! Bu yamurlar sel felketi yaratacak ve bize zararl olacak ekilde zerimize yadrtma! Bu yamurlar etrafmza, bayirlara, dalara, tepelere, dere ilerine ve otlaklara yadr ki bereketli olsun" eklinde yalvar yakar olsunlar; byle yapmyacak olurlarsa yamuru ne ekilde yadracan kestirememektedir! Sylemeye gerek yoktur Tanrnn "ycelii", "iyilii" ve "her eyi bilirlii" fikrini zedeleyen bu sonu, eritnn yukarda sz geen Kssalara (hikyelere) sarlmasndan doma bir seydir.

284

21-KURNIN NCE KUREY LEHE'SYLE GNDERLP ETL ARAP KABLELERNCE ANLAILABLMES N YED LEHE'YE DNTRLMESNN HKYES Diynet'in yaynlarndan renmekteyiz ki Muhammed'in en yakn arkadalarndan olan mer bn-i Hattb, bir gn namaz klarken, Hism bn-i Hakim adnda birinin, Kurnn Furkn sresini okuduunu iitir. Fakat bakar ki okunus ekli, Muhamme'in okutmasndan farkl bir lehededir; daha dorusu Muhammed'in kendisine belletmedii bir takm "lgati Arab sivesiyle" okumaktadr. Adamn yanl bir lehe ile Kur'n okuduunu dnerek hiddete kaplr; hem de ylesine ki nerede ise adamn boazna sarlp boacaktr. Fakat selm verme zamanna kadar glkle sabreder. Selm verir vermez hemen adamn stndeki rtnn (rid'snn) yakasna sarlp: "Bu sreyi sana -duyduum gibi- kim okuttu?" diye sorar. Hism da kendisine: "Reslullh... okuttu" diye cevap verir. mer, biraz daha hiddetlenmi olarak : "Yalan sylyorsun. nk Reslullh bu sreyi bana, senin okuduundan baka bir lehe ile okudu" der. Ve onu, yakasndan tuttuu gibi Muhammed'in yanna gtrr ve: "Y Resla'llh, unun Furkn Sresini bana okuttuun leheden farkl bir lgatla okuduunu iittm" der. Muhammed kendisine: "Hismn yakasn brak" diye emreder ve sonra Hism'a hitben: "Y Hism! oku bakayim" der. Hism sre'yi, mer'in duymus olduu lehe ile okur. Bunun zerine Muhammed: "Bu sre byle inzl olundu (ndrld)" der ve sonra mer'e dnerek: "Y mer oku" der. mer de sre'yi, Muhammed'in kendisine vaktiyle okuttuu ekilde okur. Bunun zerine Muhammed kendisine: "Bu sre byle indirildi. Y mer! Bu Kur'n yedi lgat ve yedi lehe zerine gnderildi. Bunlardan hangii kolaynza gelirse onu okuyunu"z der. (Buhari ile Mslim'in bn-i Abbs'tan rivyetlerine dayal bu hadis'ler iin bkz. Sahih-i..., Cilt XI, sh. 228 ve d. hadis no. 1766.) Buna benzer bir hikye Buharnn Abdullh bn-i Mes'd'dan rivyeti olarak da anlatlr. Gy bn-i Mes'd, bir gn Mescid'de, yannda bulunan birinin Rahman sresini, farkl bir lehede okuduunu grmekle hiddetlenir. Hemen onu elinden tutup Muhammed'e getirir ve sikyette bulunur. Muhammed de kendisine: "(Her) ikinizin kireti (okumas) de gzeldir. (Kur'n hakknda) sakn ihtilf etmeyiniz. Sizden evvelki mmetler (kitablarnda) ihtilaf ettiler de yle helk oldular" der (Bkz. Sahih-i... Cilt VII, sh. 308 ve d. hadis no. 1079). Anlalan o ki Muhammed, bu szleriyle, Kurnn yedi Arap kabilesinin lehesiyle okunmas gerektiini bildrmtr ve bu leheler Kurey, Hevzin, Yemen, Sekif, Tay, Yemen, Huzeyl, ve Temih kabilelerinin lgatleri zerinedir. slm kaynaklarnn bildirmesine gre Muhammed, Kurn yedi lehe ile okutmak sretiyle, Arap kabileleri arasnda anlamazlk kmasn nlemek ve Kurnn btn Arap kabileleri tarafndan anlalmasn salamak istemitir. Kukusuz ki byle yapmakla, slm Araplar arasnda yayma siysetini kolaylastrmtr. Diynet yaynlarnda aynen yle deniyor: "Her dilde ifde tarz i'tibariyle trl salar ve leheler bulunduu gibi Arapcada da mteaddid kabilelerin kendilerine has bir lehesi ve bir ifde tarz vardr. Kur'n-i Mbnn kelimeleri ekseriyetle Kurey kabilesi lehesi zerine nzil olduu gibi bzii Hzeyl, bzii Hevzin, bzii da Yemen lgtiyle nzil olmu ve o sretle okunmutur. Reslullh btn Arap kabilelerinin gnllerini Kurnn tevhid ve medeniyet nru zerine toplanmasn istiyordu. Bunun iin Kurnn tammen Kurey lgti zerine, bzi kelimelerinin br Arap leheleriyle gnderilmesini istemi ve bu dileinde isrr ederek Araplar arasnda taayyn etmi yedi kabilenin lehesi zerine gnderilmitir. ayn zamanda bu bir geniletme idi. Hazret-i Kurnn kabileler arasnda sr'atle intisri iin teshil edilmiti. Naslki on sene

285

iinde Kurnn Arap ceziresi dhlnde intisri hususunda messir olmutur..." (Bkz. Sahihi..., Cilt IX, sh. 28). Yni u anlatlmak isteniyor ki Tanr ilk nce Kurn yedi lehe zerinde deil fakat sadece Kurey lehesiyle gndermitir ve fakat Muhammed, Kurnn btn Arap kabileleri tarafndan anlalabilmesi iin Tanr nezdinde israrda bulunmu ve bylece Kurnn Araplar arasnda yaylmasn salamtr. Gerekten de slm kaynaklarnn bildirmesine gre Tanr, ilk balarda Kurn, Kurey lehesinde olarak, ve tek bir okunus zerine Muhammed'e okutmus, ve fakat daha sonra Muhammed'in israrlaryle bunu, btn Arap kabilelerinin ihtiyacini karlayabilmek iin yedi lehe'ye, yni yedi okunus ekline dntrmtr. Bakiniz nasl: Buharnn bn Abbs'tan rivyetine gre Muhammed, Kurnn Tanr tarafndan kendisine, ilk nce, tek bir okunus zere, yni Kurey lehesiyle indirildiini, ve fakat kendisinin Tanr'dan, yedi lehe ile okunmas iin istekte bulunduunu sylemi ve bu isteinin Tanr tarafndan kabul edildiini bildrm, yle demitir: "Bana Cibril Kurn, bir okunus zerine okuttu. Ben de durmadan bunun artmas (ve Arabn bundan baka okuyuslaryle de okunmasn) isterdim. T yedi trl okunusa eriinceye kadar bu dileimde isrr ettim. (Her talebim Allah tarafndan is'af olundu)" (Bkz. Buharnn bn-i Abbs'tan rivyeti iin bkz. Sahih-i..., Cilt IX. hadis no. 1331). Bir rivyete gre de yle demitir: "(Cibril bana Kurn ibtid bir lgat zerine okutmutu. Fakat ben, dim bunun ziyde edilmesini istemitim. ibril her defaki talebm is'f etti de ennihye Kurnn vcuh-i lgati yediye blig oldu" (Bkz. Yine bn Abbs'tan rivyet olarak bkz. Sahih-i... Cilt VII, sh. 314) Grlyor ki, Muhammed'in sylemesine gre Tanr, ilk nce Kurn, btn Araplarn anlayabilecekleri ekilde deil, fakat tek bir lehe'de (daha dorusu Kurey lgatiyle) gndermitir. Oysa ki eitli Arap kabileleri, ceitli "salar" ve "leheler"de konuurlar, kendilerine zg bir ifde kullanrlar ve bu nedenle birbirlerinin sylediklerini pek anlamazlard. Bundan dolaydr ki kendi lehelerinden baka bir lgatle Kur'n renmeleri mmkn olamazd. Oysa ki Kurnn, bir an nce btn Arap kabilelerine belletilmesi gerekmekteydi [59] . Ve ite bunu salayabilmek iindir ki Muhammed Tanr'dan, Kurnn bir okunus zerine deil fakat btn Arap kabilelerinin leheleriyle okunmas isteinde bulunmu olmaktadr. Fakat ne var ki Tanr onun bu isteini nce lml karlamamtr; karlamaynca Muhammed direnmi, ve baka lehelerde okunmas iin israr etmitir. Bu israr zerinedir ki Tanr, Kurnn eitli Arap kabilelerinin dilleriyle okunmasna karar vermitir. slm kaynaklarn (ve zellikle Diynet leri Bakanlnin) bildirmesine gre olaylar, Muhammed'in sylemesi olarak yle olumutur: bey bn-i K'b'in rivyetine gre, Tanrnn vahyini bildirmek zere Cibril Muhammed'e gelip Kurey lehesiyle vahyi okur. Fakat Muhammed kendisine bunun btn Arap'lar tarafndan anlalamayacan, bu nedenle dier Arap kabilelerinin leheleriyle de gnderilmesi gerektiini bildirir; yle der: " Ey Cebril! Ben, mmi (okumas yazmas olmayan) bir kavme Peygamber gnderildim. Bunlarn iinde genci var, acz ve ihtiyar var; kle ve criye makulesi var, asla bir mektbu okuyamyan kiiler var. (Okunus hussu

286

kolaylastrlsa) ..." . Bunu demekle kalmaz fakat dediinde israr eder. Bunun zerine Tanr, Kurn yedi lgat zerine indirme yolunu seer (Bkz. Sahih-i... VII, sh. 314) . bn-i Abbs'in rivyetine gre de Muhammed yle konumutur: "Cibril bana Kurn ibtid bir lgat zerine okutmutu. Fakat ben, dima bunun ziyde edilmesini istemitim. Cibril her defaki talebm is'f ve ziyde etti de ennihhaye Kurnn vch-i lgati yediye balig oldu" (Bk. Sahih-i..., Cilt VII, sh. 314). bey bn-i K'b'in rivyetine gre de Muhammed'in sylemesi yle: "Cebril ve Mikil ... bana geldiler de Cebril aleyhi's-selm sa tarafma, Mikil aleyhi'sselm da slma oturdu. Cebril: -'Y Muhammed; Kurn bir lgat zerine oku!-' dedi. Bunun zerine Mikil bana: -' Ziyde isteyiniz-' dedi. Ben de: -'ziyde etseniz'- dedim. Bu defa Cibril: -'ki lgat ve lehe zerine okuyunuz'- dedi. Yine Mikil bana ziyde istemekliimi teklif etti. Yedi lgate balig olunca: -'Artk bu yedi lgat kfi ve sfidir'- dedi" (Bkz. Sahih-i..., Cilt VII, sh. 313). Yukardaki szlerden anlalan o ki Tanrnn bu iki melei, Kurnn ka lehe ile okunmas gerektii konusunda anlam deillerdir. Bununla beraber en sonunda Kurnn yedi lehe ile okunmasnda karar klmlardr. Btn bu rivyetlerden gayr bir de Buhari ile Mslim'in rivyet ettikleri bir hadis var ki, biraz yukarda belirttiimiz gibi, mer bn-i Hattb'in, Kurn yanl lehe ile okuyor diye Hism bn-i Hkim'i kolundan tutup Muhammed'in nne getirmesiyle ilgilidir. Zannmzca bu hadis'in zerinde durulmak gereken yn udur ki, pek ok "ahdis-i serife" rivyet etmekle n salm olan Hism bn-i Hkim, Esed adndaki bir Arap kabilesine mensup olup Mekke'nin fethi ylnda mslman olmutur. Bundan anlalmak gereken ey udur ki, Mekke'nin fethi hicret'in sekinci ylna rastladna gre, Kurnn tek lehe ile mi, yoksa yedi lehe ile mi okunmas gerektii konusundaki anlamazlk bu tarihe kadar, yni Muhammed'in kendisini "Peygamber" olarak iln ediinden on sekiz ya da on dokuz yl sonlarna kadar srm demektir. Fakat her ne olursa olsun, slmclarn sylemelerine gre Kurnn her szc yedi lehe ve yedi "vech" ile inmi deildir; gy baz szckleri Kurey ve baz szckleri de dier kabilelerin leheleriyle gnderilmitir (Bkz. Sahih-i... Cilt IX. sh. 28). Arap kabilelerinin farkl lehelerde konumakta olup birbirlerinin lehelerini pek anlamadklarn syleyen bu slmclarn (Bkz. Sahih-i ... Cilt VII, sh 317) byle bir aklamada bulunmalar biraz artc olmaktadr. Fakat kukusuz ki asl artc olan ey, Kurnn nce tek bir lehe ile gnderilip, daha sonra Arap kabilelerinin ihtiyaclar gz nnde tutularak, yedi lehe ile okutulmu olmasidir. Yukardaki aklamalar yaparken slmclar, Kurnn Muhammed'e "yet ve yet" verildiini ve her yet'in yerinin ve hangi sre'nin neresine yazlacann Cibril tarafndan kendisine bildirildiini, ve Muhammed'in de bu vahiylerei katiplerine bu tertib zere yazdrdn sylerler. Bundan baka bir de Muhammed'in, her yln Ramazannda Cibril ile bir araya gelip yet'ler hakknda grtn ve bu grme sonucunda yet'lerin "mdrese ve tekrar arzedilmek sretiyle takrir edildiini" eklerler (Bkz. Sahih-i..., Cilt VII sh. 316)..

287

Tekrar belirtelim ki slm kaynaklarnda yer alan yukardaki hikyelere gre Tanr, Kurn ilk nce sadece Kurey lehesiyle okunmak zere gndermitir. Yni Kurey dndaki Araplar hesaba katmam, ve Kurn onlarn leheleriyle gndermeyi dnmemitir. Kurey dnda kalan Araplarn Kurn okumalar konuuna eilmesi, bu tarihten ok sonradr ve bunu da kendi giriimi olarak deil fakat Muhammed'in teklifi ve israri sonucu olarak yapmtr; daha baka bir deyimle Kurn yedi lehe ile okunur ekle dntrp btn Arap'larn anlayabilmelerini salayacak ekle sokmas, Muhammed'in hatrlatmas sayesinde olmutur. Eer bu byle ise, akla bir takm sorular gelmektedir ki bazlar yle: Her eyi en iyi bilen ve takdir eden "Yce" bir Tanr, nasl olur da Kurn, btn Arap kabilelerinin anlayabilecekleri ekilde, yani onlarn eitli "leheleri" ve "lgatleri' zere deilde, sadece Kurey kabilesi lehesi zerine, ve yanlz Kureyli'lerin anlayaca ekilde indirir? Nasl olur da btn Arap kabilelerinin gnllerini Kurnn ieriiyle doldurmak, ve bylece Kurnn btn Arap yarm adasna kolaylkla yaylmasn salamak olana varken bunu ngrmez? Ve yine nasl olur da Tanr, Muhammed'in: "Bana Cibril Kurn, bir okunus zerine okuttu. Ben de durmadan bunun artmas (ve Arabn bundan baka okuyuslaryle de okunmasn) isterdim..." eklindeki konumasn, her defasnda "teker teker" olmak zere kabul ederek, nihyet onun israrlar karnda yedi lehe uslne ynelir ve bylece Muhammed'e: "T yedi trl okunusa eriinceye kadar bu dileimde isrr ettim. (Her talebim Allah tarafndan is'af olundu)" ( Bkz. Sahih-i..., Cilt IX. hadis no. 1331) eklinde konuma frsatn yaratr? Yani Tanr, Kurn eitli Arap kabilelerinin dillerinde ve onlarn anlayabilecekleri lehelerde gndermeyi dnememitir de bunu Muhammed'in teklifi ve hatt israrlar zerine mi yapm olmaktadr? Btn bunlar, slmclarn sarldklar Tanr anlayyle, rnein Tanrnn "ycelii", "her eyi bilirlii", ve "her eyi nceden grrl" fikriyle nasl bagdasr? Yukarda belirttiimiz gibi, btn bu ve benzeri sorulara, erit verileriyle lml bir yant bulmak mmkn deildir. Olumlu bir yanta varabilmek ve yukardaki hususlar aiklia kavuturabilmek iin, Muhammed'in "Peygamber"lik iddisiyle ortaya ikisini ve bunu izleyen olaylar aklc dnceye vurmak gerekir. yleki: Muhammed, Kurey kabilesine mensup olup bu kabilenin Mekke ynetimine egemen bulunduu bir dnemde peygamberliini iln etmitir. Ederken de kendisini btn Arap'lara ya da tm insanla gnderilmi "Peygamber" olarak deil fakat "mm'l-Kur" ("Kylerin anas") diye bilinen Mekke ve evresinde yasayanlara gnderilmi "Peygamber" olarak grm ve yle gstermitir. Bunun byle olduunu anlatmak zere de Kur'n'a u yet'i koymutur: "(Ey Muhammed) Kylerin anas (mm'l-Kur') olan (Mekke) ve onun evresindekileri uyarman... ve onlar korkutman iin sana byle Arapa bir Kur'n vahyettik..." (K. 42 Sr, yet 7 ; ayrca bkz. En'm Sresi, yet 92) [60] . te yandan, Kurey kabilesiyle ilgili olarak Kur'n'a, basli bana bir sre koymutur ki, kendisinin zellikle Kurey'e "peygamber" olarak gnderilmi olduunu kantlar niteliktedir ve syledir: "Kurey'e kolaylastrld, evet, kis ve yaz seyahatleri onlara kolaylastrld iin onlar, kendilerini aliktan doyuran ve her eit korkudan emin klan u evin Rabbine kulluk etsinler" (K. 106 Kurey 1-4).

288

Grlyor ki Muhammed'in sylemesine gre Tanr, btn Arap kabilelerinin deil, fakat sadece Kurey kabilesinin yaz ve kis seyahatlerini kolaylatrmak, onlar aliktan ve her trl korkudan korumak uzak klmak istediini ve fakat buna karlk onlardan kendisine kulluk etmelerini beklediini bildirmektedir. Hemen belirtelim ki o tarihlerde Kureyliler, hem kervan ticretiyle mesgul olup kazan salarlar ve hem de yaz aylarnda Tif'in, iklimi gzel ve serin yaylalarna giderek serinlerler ve kis aylarnda da Yemen'e gidip orann lk mevsmnde keyf ederlerdi. Ve ite Muhammed, Kurey'lileri kendisine balayabilmek iin, onlarn ihtiyalarn ngrc, ve dolaysyle onlar honud edici eyleri semtr. Bunlar arasnda Tanrnn Kurn Kurey lehesiyle gndermi olduuna ya da Kureylilerin serbestce ve gvenlik iinde dolaabilmelerini saladna dir hkmleri koymutur [61] . Daha baka bir deyimle Muhammed, ilk balangta kendisini Kurey'in ynettii Mekke'ye gnderilmi "peygamber" olarak tanmlamtr. kendisi Kurey kabilesine mensup ve Kurey kabilesi de Mekke'de arlkl bir kabile olduu iindir ki Kurn Kurey lehesiyle "teblig" edilmi gibi gstermesi doaldr. Mekke'de on, ya da on yl kadar kald ve sonra Medine'ye hicret ettii kabul edilir. slm kaynaklarna gre bu uzun sre boyunca mslman yapabildii kimselerin says seksen ya da yz kadardr. Byle olduu iindir ki bu dnemde Kurn, Kurey lehesiyle okutmaktan baka bir ey dnmemitir. Ancak ne var ki Medine'ye hicret etmeyi tasarlad ve asl hicret ettikten sonra i deimtr. nk bu dnemde girist ete saldrlar ve savalar sayesinde eitli Arap kabilelerini dize getirmi ve slma sokmutur. Bu eitli Arap kabileleri, birbirlerinden farkl leheye sahib bulunduklar iin, Kurn onlarn da anlayp telaffuz edebilecekleri ekle dntrmek gerekmi ve bylece Kurn, biraz yukarda belirttiimiz gibi, yedi lehe zere okunur klmtr [62] . Ancak ne var ki btn bunlar, yni Kurnn nce Kurey lehesi ile ve sonradan yedi lehe ile okunur hale sokulmas, hep Muhammed'in teklifi zerine Tanr' tarafndan oluturulmu eyler olarak grnmektedir ki, yine yukarda deindiimiz gibi, eritnn "Tanr" anlayn tartma masasna getirme (ve biraz yukarda sraladmz sorularn sorulmas) zorunluunu dogurmaktadr.

289

22-CRET KARILIINDA OKUYUP FLEMEK (NEFES ETMEK) SRETYLE HASTAYI TEDAV ETMENN HKYES Diynet leri Bakanlgnn yaynlarnda yer alan bir hikye'ye gre bir gn Muhammed, otuz kiilik bir ete'yi belli bir sefer iin grevlendirir. Grevlendirenler arasnda, hikyeyi anlatan Eb Said-i Hudri de bulunmakta olup Cete'ye reislik etmektedir (Bkz. Sahih-i..., Cilt VII, sh. 42 ve d. hadis no. 1031). ete yola kar; az gider uz gider, bir sre sonra Arap kabilelerinden birini grmekle zerlerine iner. Misafir edilmek isterlerse de istekleri kabul edilmez. Bu srada bu Arap kabilesinin reiini bir akrep sokar; adamcaz demir tomruuna vurulmu, adet cin tutmus gibi ilgina dner. Btn kabile halk onu iyiletirmek iin are ararlarsada bulamazlar. aresizlik ierisinde kalkarlar, misafir etmekten kandklar ete'ye giderek: "Ey cemat! reiimizi bir akreb soktu. Tedvi iin kostuk, her reye mrcaat ettik, (etkili) olmad. inizde buna re bilen bir kimse var mdr?" diye sorarlar. Eb Sid-i Hudri: "Evet ben varm" diye kar ve bu ii du yolu ile yapacan bildirir. Aklndan geirdii ey hastayi, Kur'n okuyarak ve fleyerek iyiletirmektir. nk Muhammed'in "tkrkl frk" ve "tkrksz frk" yoluyle, yni okuyup flemek, nefes etmek sretiyle tedavi usllerini uyguladn bilmektedir. Gerekten de Muhammed, ahadet parmana tkrnden bulatrp, parman topraa koyduktan sonra parmaa bulaan toprakla hastalar svamaktan tutunuzda (Bkz. Sahih-i..., Cilt XII, sh. 91-92, hadis no. 1935), hurma igneyip yeni domu ocuun azna tkrmee, ya da hurma ignemiyle ocuun daman ugmaa (Bkz. Sahih-i..., Cilt X, sh. sh. 116, hadis no., 1558), ya da ly hufresinden kartip onun cildine tkrnden flemee (Bkz. Sahihi... Cilt IV, sh. 630); ya da baz kimseleri "nazar degmtr" diye nefes edip okutmaa (Bkz. Sahih-i..., Cilt XII, sh. 91, hadis no. 1933 [63] ); ya da sava srasnda baldrndan yaralananlar def'a nefes ederek iyiletirmee (Bkz. Sahih-i..., Cilt X, hadis no. 1611 [64] ), ya da gznde agri olan kiilerin (rnein Alinin) gzlerine tkrmee (Bkz. Sahih-i...,Cilt VIII, sh. 345, hadis no. 1236 [65] ); ya da "gz demesine (gz dokunmasna) kar "okutma" yolu ile tedavi usllerini emretmee (Bkz. Sahih-i..., Cilt XII, sh, 90. hadis no. 1932) varncaya kadar, "tkrkl" ve "tkrks"z fleme, nefes etme usllerinin hepsn uygulam, ve bu usllerin bakalar tarafndan da cret karl olarak uygulanmasna izin vermitir [66] . Bu byle olduuna gre, Eb Said-i Hudrnn ayn uslleri denememesi iin sebeb yoktur. Nitekim kendisine bavuranlara bu ii du'li fleme ile yapmaa hazr bulunduunu syler. Bununla beraber bir arti vardr ki o da, bunun karlnda kendisine bir cret demeleridir. Bahane olarak da onlarn, kendisini ve arkadalarn mafir etmekten kanm olmalarn gsterir. yle der: "Evet (reisinizi tedaviye) ben varm. Vallhi ben du ederim. Fakat sizden bizi konuklamanzi diledik de yemin ederim ki, misfir edinmediniz. Artk ben de size bir cret tayn etmedike du etmem". Dilei kabul edilir ve taraflar, cret olarak bir koyun srsne sulh olurlar. Eb Sid, akreb sokmasndan hasta olan Kabile resini karna alr ve Kurnn Fatiha sresini batan sona kadar okur. Sylendiine gre okuyup nefes ederken ylesine etkili olmutur ki hastann,

290

bukandan zlm hayvana dnm gibi, ileri geri yrmee balad grlr. artk onun hi bir hastalii kalmamtr [67] . Bunun zerine kabile halk Eb Said'e, cret olarak karalastrlan koyunlar teslim ederler. Eb Said, koyunlar alp ete efradyla birlikte Medine'ye dnmek zere yola kar. Fakat ete mensublarndan bazlar, vakit gemeden koyunlarn kendi aralarnda paylatrlmasn isterler. Ancak Eb Said raz olmaz: "Hayr! Nebi...'ye varp bu olup bitenleri kendisine arz edinceye kadar bu koyunlar taksim etmeyiniz! Grelim bize Reslullh ne emr eder" der. Medine'ye dndklerinde Muhammed'in yanna karlar ve olan bitenleri anlatrlar. Muhammed duyduklarndan pek honud olur ve Eb Said'e hitben: "Ftihann bu kadar messir (etkili) olduunu sana kim retti?" der. Sonra da ete mensublarna dnerek: "yi hareket etmisnz. imdi (koyunlar) taksim ediniz. Sizinle beraber bana da bir hisse ayrn"z der; derken de "tebessm buyurmaktadr" (Bu konudaki Diynet yaynlar iin bkz. Bkz. Sahih-i..., cilt VII, sh. 42-44, hadis no. 1031; Buhari e's-Sahih Kitab't-Tibb, 39, Tecrid , hadis 1031). Grlyor ki Muhammed, frkle tedavi karlnda Eb Said'in elde etmi olduu kazanctan kendisine bir pay almtr. Bu pay, muhtemelen ona frkle tedavi etme izni vermi olmann karlgidir. Muhammed'in frkle tedaviye ve karlnda cret alnmasna cevaz verdiini gsteren rneklerden bir dieri de Eb Davud ve Ahmed bn Hanbel gibi kaynaklarda yer alan u olaydr: Mslmanl yeni kabul etmi olarak Muhammed'in yanndan ayrlp kavminin yanna dnmekte bulunan lka adnda bir Arap, yolda giderken bir kabile'ye misafir olur. Kabile mensublar kendisinin mslman olduunu ve Muhammed'in yanndan gelmekte bulunduunu renince: "Duyduumuza gre, sizin sahibiniz (Muhammed), Tanr'dan yararl eyler getirmi. Sen de onun arkada olduuna gre, bu hastamizi (deliy) iylge kavuturacak bir ey biliyor musun?" diye sorarlar [68] . laka'da Fatiha sresini okur, ve gy okumasyle birlikte deli iyilemi olur. Bunun karlnda da delinin ailesinden, cret olarak, yz koyun alr. Sonra donp Muhammed'in yanna gelir ve olan bitenleri anlatr. Muhammed kendisinden, "tedavi" srasnda Fatiha sresi'nden baka bir ey okuyup okumadn sorar. laka kendisine "Hayr (baka bir ey okumadm)" eklinde cevap verir. Bunun zerine Muhammed yle der: "Canim stne anderek sylerim ki, sen yle bakalar gibi btl bir tedavinin karln alp yemiyorsun; hak olan bir frkle tedavinin karln alp yiyorsun " [69] . Yani anlatmak ister ki, frkle tedavi ciz deildir ama, eer Kur'n (zellikle Fatiha sresi) okunarak frkle tedavi yaplm ise bu "hak olan bir frktr", yni ciz'dir ve byle bir halde cret alnabilir. Grlyor ki Muhammed, cret karlnda du yolu ile hastalk tedaviine ve alnan cretin paylalmasna cevaz vermekle kalmam, fakat kendisinin hazr bulunmad bir "frk" uygulamasndan elde edilen cret'ten kendisine dahi pay ayrlmasn salamtr. Bununla beraber unu da belirtelim ki cret karlnda Kur'n okumann "ci"z olup olmad hususu, yzyllar boyunca bir takm tartmalara vesile yaratmtr. Zhri gibi bir

291

kiim yorumcular, cretle Kur'n retiminin irkin bir ey olduunu sylerlerken, bir ksm da bunun aksn savunarak, bn Abbs'in rivyetine dayanrlar ve Muhammed'in u szlerini ne srerler: "Mukabilinde cret aldnz vezifin (grevlerin) en hakl olan Kitabu'llh (Kur'n retimi) mukabilinde crettir" (Bk. Sahih-i..., Cilt VII, sh. 50) bazlar da, gnmzde artk farkl durumlarn ortaya ktn, ve eer cret karlnda Kur'n eitimi salanmayacak olursa Kurnn yok olacan ileri srerler ve yle derler: "Zamanla halkn ilgisi azalm olup cretsiz olarak Kur'n retiminde bulunmak isteyenlerin saysnda da dme grlmtr" . Hafizlarn, geim salamak iin meslek edinme yoluna gttklerini, ve bu nedenle cretsiz Kur'n retiminde bulunacak kimseleri bulmann mmkn olmadn belirterek "Syet cretle ta'lim ve kiret yolu almazsa Kurnn ziyindan korkulur" diye eklerler (Bkz. Sahih-i..., Cilt VII, sh. 51). te yandan Kurtubi ve Tahvi gibi baz yorumcular da du karlnda alnan cretin Kur'n retiminen farkl bir ey olduunu, bu itibarla ciz saylmak gerektiini sylerler. Fakat her ne olursa olsun durum udur ki, Muhammed'in cret karl olarak tkrkl ya da tkrksz frk usllerine cevaz verdii, ve yukarda grld gibi, bununla ilgili erit hkmlerinin slm kaynaklarnda (Ve rnein Diynet yaynlarnda) yer ald bir gerektir. Bu byle olduu halde din "stadlar"miz (rnein Diynet Bakani ve yetkilileri): "slm'da du ile, nefes ile iyiletirme diye bir messese yoktur" eklindeki yalan yanl beyanlarda bulunmaktan geri kalmazlar [70] . Yukardaki aklamalarmz gsteriyor ki bu tr beyanlar ciddiye almak gtr.

292

23-MUHAMMED'N TKR'NN SAYILMASININ HKYES

VE

SM'NN

"KUTSAL"

slm kaynaklarndan ve Diynet yaynlarndan edindiimiz bilgilere gre Muhammed, abdest almak zere ellerini ve ayaklarn ykad anaga tkrdkten sonra bu suyu, "kutsal"dir diye evresindeki mslmanlara iirtmeyi dinsel bir gelenek haline getirmitir. Bu gelenege sapl halk, Muhammed'in sadece tkrn deil fakat ksrp aksirdii vkit azndan ve burnundan srayan balgamn ve smn dahi yzlerine ve ciltlerine srp ogusturmay kendileri iin "kutsalla erime" ya da "seref" vesilesi edinmilerdir. eritlar ve slm yazarlar, btn bu hususlar, mslmanlarn Muhammed'e kar besledikleri sayg ve baglln kant olarak sergilemeyi gerekli grrler. Taberi, bn-i shak, bn-i Hism gibi en temel kaynaklara ve Diynet yaynlarna dayal olarak bunun hikyesi yle: Zaferle sonulanan Huneyn "gaz"sindan hemen sonra Muhammed, hicret'in sekznci ylnda, Beni Sakif kabilesinin lkesi olan Tif'i ele geirmek maksadyla sefere kar. Fakat kmadan nce halka, Huneyn savanda ele geirilmi olan esirleri ve ganimet mallarn Tif'ten dnte paylatracana dir sz verir. Mekke ile Medine arasnda bulunan "Ci'rne" denilen mevkie gelindikte, bir bedevi arab (a'rbi"), Muhammed'in yanna gelip: "Bana verdiin sz hl yerine getirmeyecek miin?" diye sorar. Pek muhtemelen Muhammed ona, zel srette ayrca pay vereceine dir bir va'd'de bulunmu olmaldr ki, imdi gelip bu va'd'ini hatrlatmaktadr. Bedevnn bu ekildeki konumas zerine Muhammed: "Ganimet malini yaknda taksim edeceimi, biraz sabredersen sevab kazanacan sana mjdelerim" der. Muhammed'in bu szlerini pek tatminkr bulmayan bedevi arab: " Bu mjdeleri bana vere vere ogalttin" diye karlkta bulunur. Bu szlere olduka snrlenen Muhammed, yannda bulunan Eb Ms ile Bill'e dnerek: "Bu bedevi verdiim mjdemi reddetti; siz kabul ediniz!" diye emreder. Onlar da: "Kabul ettik" derler. Bundan sonra Muhammed ii u dolu bir bardak ile bir kap getirmelerini ister. getirilen kap'in iinde ellerini ve yzn yikadktan sonra azndaki suyu kabin iine pskrtr, yannda duran Eb Ms ile Bill'e hitaben: "Bu sudan iiniz ve yznze, gsnze srnz! Size mjde veririm" der. Eb Ms ile Bill de u kabn alarak iindeki suyu iip bir ksmn da yzlerine, gslerine srerler. O srada Muhammed'in kadnlarndan mm-i Seleme, perde arkasndan Eb Ms ile Bill'e seslenir: "Oullarm, o sudan ananza da ikrm edini"z. Onlar da bu sudan bir miktar ayirip mm-i Seleme'ye ikrm ederler (Eb Mse'l-Es'ri ile Eb Ms'nin rivyeti olan bu hadisler iin Diynet'in yaynlarna bkz: Sahih-i.... Cilt I, sh. 163, hadis no. 148; ve Cilt X. sh. 338, hadis no. 1634). yle anlalyor ki Muhammed, ellerini yikayp azndan kard, ya da abdest ald suyu "kutsal" bilip mulmanlara iirtmeyi, ya da bu u ile hastalar tedavi etmeyi gelenek edinmitir. Bunu kantlayan rneklerden biri olarak Cbir'in rivyeti yle: "Reslu'llh... beni iydete (hatr sormaa) geldi. kendimi bilmiyecek derecede hasta idim. Abdest alp abdest suyundan zerime dkt. Gzm atim. -Y Resl'llh mirs(im) kime kalacak?

293

Benim vrilerim kelle (yni usl ve frumdan olmayan kimseler)dir- dedim. Bunun zerine feriz yeti (miras taksm ile ilgili yet) nzil oldu" (Bkz. Sahih-i..., Cilt I, sh. 162, hadis no. 146). Grlyor ki Muhammed, hasta durumda bulunan Cbir'i tedavi etmek iin abdest alp, abdest suyunu onun zerine dkme yolunu semtr. Buna benzer bir olay Enes b. Mlik'in rivyeti olarak yle: "Nebiyy-i Ekrem... (bir kere) bir kab u istedi. inde biraz u bulunan az geni, dibi dar bir kab getirildi. Parmaklarn iine koydu... Artk (mubrek) parmaklar arasndan suyun kaynadn temsya daldm. O sudan abdest alanlar yetmi ile seksen arasnda tahmin ettim" (Bkz. Sahih-i..., Cilt I, sh. 165, hadis no. 150, ayrca bu cilt'teki 133 ve 147 sayl hadis'lere bakiniz). Abdu'llh b. Zeyd'in sylemesine gre Muhammed'in abdest almas yle olurmus: ellerine u dktkten sonra iki kere yikar, sonra def'a azini alkalayp burnuna u verirmi. Sonra yzn kere yikarm. Sonra ellerini dirseklerine kadar ikiser def'a yikar, sonra iki eliyle btn ban mesh edip her iki elini ileri geri gtrr ve bann n tarafndan balayp ellerini arkasna gtrrm. Oradan da balad yere getirirmi. Ondan sonra ayaklarn yikarm (Bkz. Sahih-i..., Cilt I, sh. 159, hadis no. 142) Anlalan o ki Muhammed, abdest ald bu su'yun "kutsal" olduuna taraftarlarn ylesine inandrmtr ki, taraftarlar bu sudan yararlanmakla, "kutsal'lii paylaabilmenin yolunu bulmulardr. Hem de ylesine ki, biraz aada greceimiz gibi, bu suyu paylaabilmek iin birbirlerini ldrecek kadar ileri giderlermi. te yandan yine Diynet yaynlarnda, Muhammed'in, namazda iken elbisesinin iine tkrd yazldr (Bkz. Enes b. Mlik'in rivyeti iin bkz. Sahih-i..., sh. 195, hadis no. 178, 262, 263, 264). Fakat slm kaynaklarna gre Muhammed'in sadece tkr deil, ayn zamanda sm ve balgam dahi temiz eylerdendir (Bkz. Taberi, age [1966], Cilt II, sh. 550 ve d.; ayrca bkz. Sahih-i..., Cilt I, sh. 195, hadis no. 178; ayrca bkz. hadis 262,263, 264). Bundan dolaydr ki slm yazarlar Muhammed'in tkrnn her "temi"zden daha "temi"z ve her "hos" sey'den daha "hos" olduunu anlatmak zere: "Busk-i Nebevnn her tayyibden atyeb, her thirden ather olduuna phe yoktur" [71] derler (Bkz. Sahih-i..., Cilt I. sh. 196-7). Muhammed'in tkr, sm ve balgam bylesine "temi"z ve "hos" olduuna gre bunlarn mslmanlar tarafndan "kutsal" bilinip kapslmas kadar doal ne vardr ki. Bunun byle olduunu kantlayan en gzel rnek, Kureyli Urve bin Mes'd'un bir izlemidir ki, Hicret'in 6.ci ylnda Hudeybiye olay vesilesiyle anlatlmtr. Bu rnei, btn slm kaynaklarnda ve zellikle Taberinin "Milletler ve Hkmdarlar Tarihi" adyla T. C. Milli Egtm bakanl tarafndan yaynlanan yaptnda, ya da bn-i Hismn Siret'inde, ya da Diynet leri Bakanlnn yaynlad Sahih-i Buhari Muhtasari... (Bkz. ilt VIII. sh. 143 ve d. , hadis no. 1164) adl yaynlarda ve dier kaynaklarda bulmak mmkndr. Olay u: Hicret'in 6.ci ylnda Muhammed, Hudeybiye seferine kar. Her ne kadar "Biz hi bir kimse ile harbetmek iin gelmedik. Biz yalnz mre etmek niyetiyle geldik... Eer Kurey arzu ederse ben onlarla aramzda bir (mtareke) mddet(I) tayin edeyim. u artla ki bu mddet zarfinda ben onlarla harbetmeyeyim. Onlar da benimle dier mriklerin aramizi serbest braksinlar

294

(karsmasnlar)..." eklinde konumakla beraber "Bir mtreke kabl etmezlerse Kurey ile lnciye kadar harb edeceim" diye tehditler savurur (Bkz. Sahih-i..., VIII, sh. 157, 159). Bunu duyan Kureyli Urve bn-i Mes'd, telalanarak kendi kavmini Muhammed'le bar andlamas yapmaa arr ve: "Bu adam (yni Muhammed) size hayr- salh yolu gsteriyor. O yola yneliniz! Ve beni brakiniz ona gideyim!" der. Kureyliler bu teklifi kabl ederek: "Hayd git!" diye ona izin verirler. Bunun zerine Urve, devesine bnp Medine'ye gider ve Muhammed'in yanna kar. Muhammed ona: "Bir mtreke kabl etmezlerse Kurey ile lnciye kadar harb edecei"z eklindeki szlerini tekrarlar. Urve de Muhammed'e, byle bir sava halinde "esraf ve a'yn"dan bzi kimselerin sava'tan kap kendisine "ihnet" edebileceklerini, kendisini yapa yalnz brakabileceklerini syleyerek, savan Kurey'in zaferiyle sona erebilecei ihtimalini hatrlatr. Ancak ne var ki orada bulunanlar, Urve'nin bu ekilde Ashb'i ihnetle sulamasna ierlerler. Aralarnda bulunan Eb Bekr dayanamayp: "Hayd sen Lt'in kiini yala (Lt'in fercinin [72] dilini em!) Biz mi Reslullh'i yalnz brakp firar edeceiz? (Hs)" diyerek Urve'ye hakrette bulunur. Hakret olduka byktr, nk Arablar arasnda "anasnn fercinin dilcigini emsin!" diye svme gelenei vard. "Lt" ise Urve'nin ve kavminin, bir bakma "ana" niteliinde saydklar bir put idi. Fakat Urve, kendisine bu ekilde kfr eden Eb Bekr'e cevap vermez, nk vaktiyle ondan ok byk para yardm grmtr. ki gzyle Muhammed'in etrafnda bulunan Ashb'i incelemeye balar. Grr ki bu adamlar Muhammed'e, Tanr'ya tapar gibi tapmaktadrlar; hem de ylesine ki onun ksrp aksirdii vakit etrafa sratt tkr, sm ve balgam yzlerine srp ogusturmak, ya da abdest ald suyun fazlasn kullanmak iin neredeyse birbirlerini ldreceklerdir. Onlarn bu halini nl tarihi Taberi aynen yle anlatmakta: "Urve, Tanr elisinin sahabelerine hafife bakt zaman grd ki, Tanr elisi ksrp aksirdii vakit burnundan ve azndan kan balgam ve smklerin zerine uusuyorlar, herkes bu balgam ve smklerle yzn ve derisini ogusturuyordu. Bir ey emrederse, hemen o kii yapyor, abdest alrsa onun ykand u iin az kalsin birbirlerini ldryorlard. Onun nnde sz syledikleri vakit ona sayg gstererek hafife konuuyor, keskin bakislarla bakmiyorlard" (Bu alnt iin Taberinin, T. C. Egtm Bakanlnca yaynlanan Milletler ve Hkmdarlar Tarihi, adl yaptna bakiniz. stanbul 1966, Cilt II, sh. 550-551 Mslmanlarn Muhammed'e kar gsterdikleri bu ar bagllktan fevkalade etkilenen Urve, Mekke'ye dndnde grdklerini Kureylilere anlatr. Anlatrken de Muhammed'in kendi halk tarafndan snrsz ekilde saygn grldn belirterek Kureylilere, Muhammed'le "mtareke" yapmalarn tavsiye der. Tabarnn nakletmesine gre Urve aynen yle konuur: "Ey Kavmim! Ben delege olarak hkmdarlar katnda bulundum; Kisra, Kayer ve Necsi'lerin huzurlarnda bulundum. Tanr adna and icerek temin ederim ki, bu hkmdarlarn tebaa ve yanlarnda bulunanlarnn, Muhammed'i sahabelerin ululad gibi ululadklarn grm deilim. Muhammed ksrp aksirdii vakit herhangi birinin avucuna srayan balgam ve smkle yzlerini ve derilerini ogusturuyorlar, bir ey emrederse carabuk yapyor, abdest alrsa onun ykand u iin az kalsin birbirlerini ldryorlar, onunla konutuklar vakit hafif sesle konuur, onu saydklar iin keskin bakislarla yzne bakmiyorlar. O (yni Muhammed) size doru ve uygun bir teklifte bulundu, siz onun bu teklifini kabul edini"z (Bkz. Taberi, age, stanbul 1966, Cilt II, sh. 551). [73] Urve'nin yukardaki izlemiyle ilgili hususlar Diynet yaynlarnda aynen yle:

295

"Sonra Urve, Nebi...'in Ashb'ini iki gziyle tetkike balad. (Ve arkadalarna): -(Bu ne ta'zimdir?) Vallhi Reslullh... bir ey emredince Ashb'i derhal emrini ifya msreat ediyorlar. Abdest ald zaman da abdest (suyunun fazlasI)ni almak iin birbirini ldrmee yaklaiyorlar. Peygamber sz sylerken de huzrundaki btn Ashab seslerini alalt(arak cevap ver)iyorlar. Ona t'azim iin yzne de dikkatlki bakamyorlar- dedi. Mtekiben Urve, Kurey'in yanna geldi de meshdtini yle bildirdi: -Ey ahli! Vallhi ben, vaktiyle bir ok pdisahlarn huzruna sefir olarak ktm: (ezcmle Rum Meliki) Kayer'in, (Fars Meliki) Kisr'nin, (Habee Meliki) Necsinin divanlarna sefretle girdim. Vallhi bunlardan hi bir padshin mushiblerini, Muhammed'in Ashb'inin Muhammed'e ta'zim ettikleri derecede pdisahlarna asl ta'zim eder grmedim. Muhammed'in Ashb'i, onun tkr ile bile teberrk ediyorlar. O bir ey emredince onun ashb'i derhal emrini infza mbderet ediyorlar. O abdest ald zaman da abdest (suyunun fazlasI)ni tehlkle paylaiyorlar. O sz sylerken Ashb'i hafif bir sesle tasdik ve cevap veriyorlar. Muhammed'in Ashb'i, ta'zim iin onun yzne dikkatle bakamyorlar. imdi Muhammed size gzel bir sulh- salh re'yi arz etti. Bunu kabl ediniz..." (Bkz. Buharnn mver bn-i Mahreme ile Mervan'dan rivyet ettii bu hadis iin Diynet yaynlarna bkz. Sahih-i..., Cilt VIII, sh. 161-162, hadis no. 1164) Grlyor ki slm kaynaklar, Muhammed'in "ulu'luunu" ve mslmanlarn ona kar olan bagllklarn ortaya vurmak maksadyla, onun tkrne ve smne ve balgamna varncaya kadar her eyini "kutsal" nitelie brmeyi gerekli grmlerdir. Bu nitelie brdkleri bir kimsenin szlerini ve davranlarn Tanr emri gibi benimsmeleri kadar doal ne vardr.

296

24-MSLMANLARIN, TANRI KATINDA YAHUDLERE VE HIRISTYANLARA NAZARAN DAHA DEERL OLMALARININ HKYES Abdullah bn-i mer'in rivyetine gre bir gn Muhammed, Mslmanlarn, Yahudilere ve Hrstiyanlara nazaran Tanr katnda ok daha stn deere sahip bulunduklarn anlatmak ister ve kyaslamay, cretle adam altran (is veren) bir kimsenin, kendi emrinde cretle altrdii isilerle olan ilikisini rnek vererek belirler. Verdii rnek udur: sverenlerden biri, gnlerden bir gn isi bulmak zere: "kuluk vaktinden nisf'n-nehra (gle vaktine) kadar bir kirat [74] cretle bana kim i grmek ister" diye iln eder. Yarm gnlk bir i iin biilen cretin pek yabana atlr bir ey olmadn dnen Yahudilerden bir ksm gelerek birer "kirat" cretle alrlar. gle vakti olunca isveren: "Nisf'n-nehr'dan (gle vaktinden) ikindi namaz zamnina kadar bir kirat cretle bana kim i grmek ister?" diye iln eder. Bu kez ise Hrstiyanlar (sevi'ler) talip olurlar. gle vaktinden ikindi vaktine kadar olan sre iin birer kirat cretle almak, onlarn da iine gelir. kindi vakti olunca isveren, gne batincaya kadar olan zaman iin isci bulmak zere yeniden iln eder; fakat bu sefer cret miktarn bir kirat'dan iki kirat'a karr; yle der: "Vakt-i asrdan (ikindi vaktinden) gurb-i semse (gne batmasna) kadar iki kirat cretle benim iin kimler alr?". Grld gibi isveren, daha nce emrinde altrdii iscilere verdii cretin, imdi iki katini iln etmitir. Hikye'nin bu noktasnda Muhammed, mslmanlara hitaben: "te bu iki kat ecre (cret'e) nil olan sizsn"z diyerek onlarn Yahudilere ve Hrstiyanlara nazaran stnlklerini vurgular, ve hikyesine devam eder. sveren'in yukardaki konumas zerine Yahudiler ve Hrstiyanlar hakszla uradklarn grerek hiddetlenirler: "Bizim kusrumuz nedir ki, ok alitiimiz halde az cret alyoruz?" diye trazda bulunurlar. Btn bu olup bitenleri izlemekte olan Tanr, birden bire ise karr ve Yahudilere ve Hrstiyanlara sorar: "Sizin hakknzda bir ey noksan ettim mi?" . Onlar da: "Hayr" diye cevab verirler. Bunun zerine Tanr: "Bu benim bir fadl- keremimdir (bata bulunma zelliimdir), onu ben kullarmdan dilediime veririm" diyerek onlar susturur. Yni demek ister ki, gerek kiilerin ve gerek toplumlarn yaantlar, her yn ile kendi irdesine terkedilmitir ve kendisi, keyfi nasl isterse diledii gibi davranmak hususunda mutlak bir serbestiye sahiptir (Buharnn Abdullah bn-i mer'den rivyeti olan bu hadis iin bkz. Sahih-i..., Cilt VII, sh. 32 ve d.). Ve muhtemelen bu hususu aiklia kavuturmak maksadyladr ki Muhammed Kur'n'a "Allah dilediini siler (dilediini de) sabit brakr..." (K. 13 Ra'd 39) eklindeki hkmlerden tutunuzda "...Allah rizk'i dilediine bol bol verir, dilediinden de kisar..." (K. 39 Zmer 52) eklindeki yet'lere varncaya kadar her eyin Tanrnn keyfine bal olmak zere Tanr tarafndan datldn belirleyen hkmler koymutur

297

Buharnn Eb Ms'dan rivyetine gre Muhammed'in, yukardakine benzer bir hikyesi de syledir (Bkz. Sahih-i..., Cilt VII, sh. 30ve d. hadis no. 1029): Bir isveren, sabahtan akama kadar kendisine i grmek zere belli bir cretle isciler tutar. Fakat bunlar gnn yarna kadar altktan sonra vazgeerler ve: "Senin bize vermei art kldn crete ihtiycmz yoktur; ilediimiz i btldr (bir crete karlk deildir) " diyerek isten ayrlrlar. Neden bu kiiler nce almak istemilerdir de sonra ii bitirmeyip, cret dahi almadan, isten ayrlmlardr bilemiyoruz. Fakat isveren kendilerine tavsiyede bulunarak emeklerini boa harcamamalarn syler; yle der: "Mesinizi heder etmeyiniz, geri kalan iinizi tamamlayiniz da cretinizi kamlen aliniz!". Fakat isciler onu dinlemezler, ekip giderler. Bundan sonra isveren, gnn geri kalan ksmnda altrmak zere yeniden isci tutar. Fakat ne var ki onlarda ikindi vakti namaz vaktine kadar calstiktan sonra vazgeerler ve: " imdiye kadar ilediimiz i btldr (bir ecre tbi deildir). Bu i senin olsun ve bu hussta bize vermei art kldn cret de senin olsun" deyip giderler. Her ne kadar isveren, onlar caydrmak zere: "(yle yapmayiniz!) geri kalan iinizi tamamlayiniz (da cretinizi aliniz!): gndzden geri kalan az bir seydir" derse de szn dinletemez; isiler balarn alp giderler. Bunun zerine isveren, gnn geri kalan ksmnda (yni ikindi namazndan gnein batmasna kadar olan zaman iin) almak zere bir "cemat tutar. Bunlar gne batincaya kadar alrlar; isveren de kendilerine bu alma sresinin karln verdikten gayr bir de ayrca, daha nceki iscilerin almayp braktklar creti de verir. Bylece bunlar, gnn sadece te birinde altklar halde , almadklar te iki zamana it cretleri de havadan alm olurlar. anlalan o ki bu sonuncular mslmanlardr. Zir Muhammed'in sylemesi yle: "te bu da mslmanlarn ve u (tevhid ile nbvvet-i Muhammediye) nrunu kabl edenlerin meselidir (Tanrnn birliini ve Muhammed'in peygamberliini kabul edenlerin rneidir)" Bkz. Sahih-i..., Cilt VII, sh. 32). Hikye'den kan sonu u ki mslmanlarn Tanr "ind'i'ndeki" (yanndaki) yerleri, mslman olmayanlara oranla ok yksektir. nk Muhammed'in sylemesine gre, mslmanlar, her ne kadar "ehl-i kitb'a" (Yahudilere ve Hrstiyanlara vs...) nazaran dny trihinde sonra gelmi bulunmakla beraber kymet gnnde (fazilete) en ileride olacak olanlardr (Eb Hreyre'nin rivyeti iin bkz. Sahih-i... VIII, sh. 348 ve.d , hadis no. 1240). Ve nk Tanr, her varln kaderine egemen olan o snrsz ve keyfi gcyle, olaylar diledii gibi ayarlayarak, mslmanlar kendi inyetlerine kavuturmaktadr. Hemen ekleyelim ki slm dinini baka dinlere (zellikle Yahudilie ve Hrstiyanla nazaran) stn gstermek maksadyla eritlar, sadece yukardakine benzer hikyelere yer vermekle yetinmezler; ayrca erit'in slm'dan gayr din tanmayan, ya da baka dinleri ve bu dinlere bal olanlar aalayan verilerine sarlrlar, ki bunlar arasnda slm'dan gayr gerek bir din bulunmadna, ya da slm'dan baka dinlere ragbet edenlerin "tam bir sapklk ve ziyn" iinde kaldklarna (rnein bkz. mrn 19, 85), ya da Yahudilerle Hiristiynlara kar (eer mslmanl kabul etmeyecek ve bu nedenle "cizye", yni kafa paras, vermeyecek olurlarsa) sava ap onlar yok klmaa (rnein bkz, Tevbe 29), ya da "mrikleri" (puta tapanlar) ldrmek gerektiine dir olanlar (rnein bkz. Tevbe 5) pek oktur (Bu konu iin dier yaynlarmza, ve zellikle "Teokratik Devlet Anlayndan

298

Demokratik Devlet Anlayna", ve "Toplumsal Geriliklerimizin Sorumlular: Din Adamlar", ve "Diyanet'e Cevap" adl kitaplarmza bakiniz). Fakat her ne olursa olsun yukardaki hikyelerin, kiileri, farkl din ve inantaklere kar hogrzlk yrngesine yerletirmek bir yana, ve fakat bir de Tanr anlay bakmndan yanl boyutlara srklemek gibi ynleri bulunduu kukusuzdur. Tek ve yegne "gerek" din'in "mslmanlk" olduunu syleyen ve dilemi olsa yeryznn tmn mslman yapma olanana sahip bulunduunu ekleyen bir Tanrnn byle yapmayp mslmanlar sona brakarak kymet gnnde ne geirmek istemesi pek anlalr gibi deil.

299

25-MAARANIN KAPISINI TKAYAN KAYA PARASININ, MAARA'YA SIINMI OLANLARDAN BRNN DUSIYLE AILMASININ HKYES Abdullah bn-i mer'in sylemesine gre Muhammed, bakasna aid mal'dan salanm kazanlar sorununu, gemi dnemdek mlletlerden kiilik bir "cemat"in bandan geen bir hikye ile aklamak istemitir (Bkz. Sahih-i..., Cilt VII, sh. 37, hadis no. 1031). Hikyeye gre bu kiilik "cemat", berberce sefere gttkleri bir gn iddetli bir yamura tutulurlar; snmak zere hemen yani balarnda bulunan dadaki bir maaraya girerler. Fakat tam girdikleri srada dadan bir kaya paras yuvarlanp bunlar zerine maaray kapar. Neye uradklarn bilemeyen bu zavalllar korku ve tela ierisinde ne yapacaklarn grrler. lerinden biri, bu kayadan kurtulmann tek yolunun, yapm olduklar iyi ileri anarak Tanr'ya du etmek olduunu syler. Teklif kabul edilir ve her biri srayla, gemite yapm olduklar hayrl ileri ortaya dkmee balar. lk konuan kii "Y Rab!" diyerek sze balar ve yasa ilerlemi ana ve babas lehine yapt iyilikleri Tanr'ya sayar. Anlatmasna gre her gn koyunlarn sap bunlarn stn herkesten nce ana ve babana iirmektedir. Ana ve babana ylesine dkndur ki, onlara akam stn iirmezden nce kendi ilesine (kariina ve ocuklarna) ve hizmetisine st vermemektedir. Fakat gnlerden bir gn i aramak zere evinden ayrlmak zorunda kalr ve bu nedenle her zaman yapt gibi yapamaz. nk dnp geldiinde ihtiyar ana ve baban yatmi ve uyur halde bulduu iin stlerini iirememi olur. Onlara st iiremedii iin kendi ilesine ve hizmetisine st vermei "kerih" (irkin) bulur. ki elinde st barda olduu halde ana ve babann yani bana oturur ve uyanmalarn bekler; safak sknceye kadar uyumadan o ekilde oturur durur. Sabah olupta ana ve babas uyannca onlara stlerini iirir. Ve sonra Tanr'ya du etmee balar: "Allahm!" der, "(Sen pek iyi bilirsin ki) benim (ana ve babama) kar ihtimmim, Senin (ilhi rizn) taleb etmek iindir. Bu, byle ise, iinde bunaldmiz u kaya (skntndan) bize (ferahlik) ihsan buyur". Bu szlerini bitird srada kaya biraz alr gibi olur; fakat tam olarak almad iin, bizim kafadarlar buradan kma olanan bulamazlar. Bunun zerine dier yolcu, "Y Rab!" diyerek, vaktiyle yapm olduu iyilii Tanr'ya hikye etmee balar. Anlatmasna gre kendisi hali vakti yerinde, zengince bir kimsedir. Bir zamanlar amucasnn gzel kzna gz koymu, ve onu almay kendisine ama edinmitir. Ancak ne var ki kiz, gnl olmad iin ona yz vermemi ve ondan uzak kalmtr. Fakat aradan zaman geer ve yillardan bir yl kuraklk basar; kuraklktan dolay da rn alamama sonucu olarak alik balar. Alikta kalanlardan biri de amucasnn kzdr. htiya iinde kald iin kicaz kalkp kendisine gelir ve yardm ister. O da kiza yz yirmi dinr vereceini syler ve fakat bunun karl olarak kzn kendi yanna gelmesini art kosar. kz arti kabul edip yanna gelir. Fakat gelir gelmez bizimki kzn zerine ullanp cinsi mnasebette bulunmak ister. Ancak ne var ki kiz, evlilik dii bir yoldan bekretini yitirmek niyetinde deildir; bu nedenle bairip armaa balar ve yle der: "(Hayr, ey Allahn kulu; Allah'tan kork! Kudret-i ftirann [75] bu bekret) mhrn senin hi bir sebeble amani hall etmem; yalnz hakk-i nikh ile hall ederim". Yani demek ister ki "Beni nikh etmediin iin seninle yatmam, fakat nikh edecek olursan bekretimi sana hall etmee hazirim".

300

Kzn bu direnii karnda adam fazla israr etmez; nk gy gnh ilemekten korkmaktadr. Oysa ki kz nikhna alm olsa, kzcaz cinsi mnasebete hazrdr. Neden dolay kz nikhna almaz, bilemiyoruz. Bildiimiz u ki kz, ona evvelce verdiklerini geri almadan, serbest kilar ve Tanr'ya u du'yi yapar: "(Y Rab!) Artk ben gnahtan ictinb ederek insanlarn bana en sevimlii olan kzcazin yanndan ayrldm. Ve ona verdiim altnlar da (kendisine) braktm. Allh'im! Ben bu gnahtan, yalnz Sen'in riz ve muhabbetini kazanmak iin ictinb ettimse, iinde kapandmz u kayadan bizi kurtar!". Bu szlerini bitird an maarann kapsn kapayan kayann biraz daha aildii grlr; sukadar ki bu aiklik kiinin oradan kamasna imkn verecek genilikte deildir. Bunun zerine nc yolcu, hikyesine balar: anlatmasna gre kendisi ticretle mesgul, ve cretle gndeliki tutup altran, bunlarn cretlerini zamannda deyen bir kimsedir. Fakat bir def'asnda gndelikilerden biri cretini almadan ikip gider. O da, onun bu cretini ticret iinde kullanr ve byk kazan salar: bu sayede ok sayda koyunlar, sigirlar, develer ve kleler edinir Fakat gnlerden bir gn, cretini almadan iinden ayrlm olan isci ika gelir ve kendisine: "Ey Allh'in kulu!, cretimi bana ver" diye tutturur. O da ona: " u grdn deve, sigir, koyun (ve bunlara hizmet eden) kle hep senin cretinden vcd bulmu bir servettir" diyerek cmertlikte bulunur. sci, onun kendisini alay'a aldn sanarak: "Ey Allh'in kulu, benimle istihz (alay) etme" der. O da isciye: "Hayr seninle (alay) etmiyorum, (bu bir hakikattr; malini al gtr!) der. Bunun zerine isci, develeri, koyunlar, sigirlar ve kleleri alp gtrr. O bunlar gtrrken, bylesine hayrl bir i yaptn syleyen bizim tccarmz Tanr'ya yle yalvarr: "Rabbim! Bu hayr ve sadkatm Sen'in riz ve muhabbetin iin ihtiyar ettimse u kaya parasyle bunaldmiz u darlktan bizi hals eyler". Bu szleri syleyip bitird an kaya tammen alr ve yolcu maaradan ikip giderler (Bkz. Sahih-i..., Cilt VII, sh. 37-41, hadis no. 1030). anlalan o ki Tanr, onun yapt iyilii dier yolcularn yaptklarndan daha stn bulmu ve kaya parasn yerinden oynatmtr. slm kaynaklarnn bildirmesine gre bu hikyeden maksat, bakasna id mal (rnein ana paray) kullanmak sretiyle edinilen kazancin kime (yani mal sahibine mi yoksa o mal sayesinde kazan salayana mI) verilmek gerektiini tayindir. Ancak ne var ki bu hikye'nin lml bir sonu yaratmad, ve yaratamayaca ortadadr. nk bir kere tcirin yapt bu iyilii, dier yolcularn yaptklar iyilikle kyaslayacak olursak, bunda, mutlaka tcir lehine byk bir stnlk olduu sonucuna varm olmayz. u bakmdan ki bu tcir, ilk basta iscisinin cretini vermemezlik etmi deildir; gasp yolu ile alkomus da deildir; zir isci cretini almadan iinden ayrlmtr. Her ne kadar isci, almayp brakt bu cretini geri isteyebilirse de, tcirin, bu cret sayesinde edindii kazan zerinde pek bir hakka sahip deildir, nk tcir bu kazanci kendi emeiyle, kendi aln teriyle salamtr. Bu itibarla kazanta, kendisine den byk bir pay olmak gerekir ki bu pay ayn zamanda ilesine (kariina ve ocuklarna) da aid'tir. Byle olunca da,

301

bu kazanci isci'ye brakmakla, hem bir yandan kendi ilesini bundan mahrum etmekte, yni ailesine bir bakma ktlk yapm olmakta, ve hem de isci'ye hakk olmad bir mali balamaktadr. Daha baka bir deyimle tcirin (nc yolcunun) davraniini , dier yolcularnkinden stn bulmak iin ortada pek bir sebeb yoktur. Nitekim slm ulemas, bu hikye vesilesiyle kazancin, mal sahibine mi (ki bu, hikyemizde cretini almayan iscdr), yoksa bu mali kullanp kendi emeiyle kazanc salam olan tcire mi id olmas gerektii konusunda ihtilafa dmlerdir. rnein aralarnda mam Mlik'in de bulunduu bir ok yorumcular "re'sl-ml ecire, kr da bu mali tenmiye eden kimseye id olduuna hkmetmilerdir". Yni ana parann gndeliki'ye, kazanc'in da bu ana paray kendi emeiyle kazanca eritiren kimseye id bulunduunu kabul etmilerdir . Bu hkme gre hikyemizdeki gndeliki, cretini almaa, tcir de bu creti ilemek sretiyle elde ettii kazanca hak kesbetmektedir. Bununla beraber mm Mlik, Sevri ve Evzai gibi yorumcular, kazan salayan bu kiinin, bu kazanci kendisi iin kullanmayp sadaka olarak vermesinin daha uygun olaca grn de serdetmekten geri kalmamlardr. mm Mlik gibi yorumcularn bu grne karlk mm Eb Hanife gibi yorumcular, ana parann "ecire" (ki hikyemizde bu, gndelikidir), ve bundan edinilen kr'in da sadaka olarak datlmas gerektiini syleyerek, bu kazantan hi bir eyin tcire "hell" saylamayacan belirmlerdir. Ve nihyet aralarnda Ahmed bn-i Hanbaln bulunduu Ulem, gerek ana parann ve gerek bundan elde edilen kr'in "ecir"e (yni hikyemizde gndelikiye) braklmas gerektii grn savunmulardr. Grlyor ki bu sonuncu gurup dnda kalanlar, yani yukardaki ilk iki gr sahipleri, hikyemizin varmak istedii sonuta, belli etmeden Tanr'ya kar vaziyet alm gibi bir durumdadrlar; zir her iki gr sahipleri de, gndelikiye id ana parann tcir tarafndan kullanlmas sonucu elde edilen kazancin gndelikiye deil fakat ya tcire verilmesi ya da sadaka olarak datlmas fikrinde olmulardr. Fakat her ne olursa olsun, kuku etmiyoruz ki yukardaki grleri ve erit verilerini incelerken bir oumuz: "Hukuku ilgilendiren bu tr sorunlar, akl dlayan hikyeler yolu ile zmlemek ne derece isbetlidir? bu usllerle eitilen kii, dnme ve yaratma gcnden yoksun kalmaz m?. Byle yapacak yerde, aklc yollarla i grmek, kural yerletirmek daha yararl olmaz m?" diye sorular sormaktan kendilerini alamayacaklardr.

302

26- KADINLARA, "HCET" GDEREBLMEK (DEF- HACET) N, TANRI TARAFINDAN EVDEN DIARI IKMA ZNININ VERLMESNN HKYES Buharnn Enes bn-i Mlik'ten rivyetine gre Muhammed, kendi oulluu Zeyd'in boad Zeyneb Bint-i Cahs ile evlendii gnn gecesinde bir d'vet verir ki "et ve ekmek ziyfeti" niteliindedir. Ziyfetin hazrlanmas ve misafirlerin yemee arlmas ileriyle Enes mesgul olmaktadr. D'vet gereince misafirler takm takm gelip yemeklerini yemekte ve yedikten sonra eklp gitmektedirler. Nihyet d'vetlilerden kimsenin kalmadn ve hepsnn yemek yiyip gttn sanan Enes, Muhammed'e giderek haber verir. Bunun zerine Muhammed yemek sofrasnn kaldrlmasn emreder. Fakat anlalr ki d'vetlilerden grup, yemekten sonra gitmeyip konumaya dalmlar, hal oturmaktadrlar. Onlarn gitmeleri iin Muhammed kalkmaa hazrlanr gibi yaparsa da bu kiiler iin farkna varmayp sohbetlerine devam ederler. Ve nihyet Muhammed ayaa kalkar ve onun kalkmas zerine, orada bulunanlardan bir ksm da onunla birlikte kalkp giderler. Ancak ne var ki geride, kalkp gitmeyen kii kalmtr. Onlar gitmedike Muhammed bir ey yapamamaktadr. Bir ka def'a Aye'nin ve dier kadnlarnn odalarna gidip hal ve hatr sorup zaman geirmesine ramen bu kii hl oturmaktadrlar. Muhtemelen Muhammed'in sikildiini hissederek nihyet onlar da kalkp giderler. Bunun zerine Muhammed gelir, kapnn esigine ayan koyup kap perdesini indirir. Ve ite sylendiine gre tam o srada hicb yeti iniverir (Bkz. Sahih-i..., Cilt XI. sh. 156). Bilindii gibi hicb yeti, kadnlarn arsaflarn giyip erkeklere kar rtnmelerine dir hkmleri kapsar. te bu olaydan sonra bir gn, Muhammed'in elerinden Sevde, abdestini yapmak ("def-i hcet" ihtiyacini gidermek) zere evden ikip civardaki tarlalardan birine girer. Sevde, iri yapl olup sylendiine gre arsaf iinde bile endmiyle tannmas kolay bir kadndr. Nitekim mer bn-i Hattb onu grp tanimitir. Ancak ne var ki mer son derece kskan ve bu nedenle kadnlarn tannmayacak ekilde rtnmelerini mutlak srette gerekli gren bir kimsedir. Ve hele Muhammed'in elerinin, ihtiy iin dahi olsa dar kmalarna ve bakalar tarafndan grlmelerine iddetle muhaliftir. Muhammed'in elerinin "Peygamber" kadn olmak ve mslmanlarn analar bulunmak gibi zelliklere sahip olduklarn syleyerek bu kadnlarn evde oturmalar ve sadece ibdetle mesgul olmalar gerektii kansndadr. Fakat bu kansnda o derece ardr ki, kadncazlarn "hcet" iin dahi evden kmalarna kardr. Ve ite bundan dolaydr ki Sevde'yi tarlaya gider grnce dayanamayp yle der: "Y Sevde, iyi bil ki, Vallhi sen bizce tannmam deilsin. dnsene sen, ne cesretle evinin diina kyorsun?" Bu szleri duyan Sevde hemen evine dnp gelir. O srada Muhammed, Aye'nin odasnda akam yemeindedir. Elinde de etli bir kemik tutmaktadr. Tam bu srada Sevde odaya girer ve mer'den sikyet'e balar. yle der: "Y Resla'llh! Bzi hcetim iin evimden kmtm. mer bana yle byle syleyerek i'tirz etti". Sylemeye gerek yoktur ki Sevde bu sikyetinde haklydi, nk bir ihtiyc zerine evden kmamak kadnlar bakmndan eziyetten baka bir ey olamazd. Nitekim slm kaynklarndan renmekteyiz ki Tanr, her ne kadar daha nce: "evlerinizde oturunu"z diye bir emir gndermi olmakla beraber (Bkz. Sahih-i..., XI, sh. 157), ite imdi Sevde'nin sylediklerini duymus ve onu hakl bulmutur. Bundan dolaydr ki Sevde szlerini bitird an "hcet" gidermek iin kadnlarn evden ikabilmelerini salayc nitelikte olmak zere Muhammed'e vahy gnderir. Vahy'i aldktan sonra Muhammed, elinde tutmakta olduu

303

kemikli eti yere koymaksizin, Sevde'ye yle der: "Siz kadnlarn lzm ve ihtiy zerine (rtnm olarak) evlerinden kmalarna izin verildi" (Bkz. Sahih-i..., Cilt XI, sh. 155 ve d. hadis no. 1723) [76] Gzel ama bu izni vermek iin Sevde'nin abdest yapmak zere evden kmas, mer bn-i Hattb'in da onu grp azarlamas ve nihyet bu konuda Muhammed'e sikyet vuku bulmas m gerekirdi? Her eyi bilen ve nceden hesap edebilen bir Tanrnn, hicb yet'lerini indirirken "lzm ve ihtiya" zerine kadnlarn evlerinden ikabilmelerini salayc hkmleri de ayn zamanda bildirmesi, bylece Sevde olayna benzer durumlar nlemesi uygun olmaz myd? te yandan "Yce" olduu kabul edilen bir Tanr, kadnlarn def-i hacet'te bulunmalarna izin vermek gibi ilerle mi urar? Bu ve buna benzer sorular sormak, kukusuz ki eritnn Tanr anlayndaki isbetsizlii ortaya vurmak bakmndan yararldr. Her konuda bu tr sorular sorulmaldr ki insanlarmz erit'in ne olduunu anlayabilsinler ve eritnn Tanr fikrindeki kutsall yok ediini kavrayabilsinler ve fikren gelime yoluna girebilsinler.

304

27- VAHY'LERN GELNN MUHAMMED TARAFINDAN FARKEDLMESNN SLM KAYNAKLARINA GRE ZAHI slm kaynaklarnn sylemesine gre Muhammed, vahiylerin geliini nasl farkettiini eitli vesilelerle aklamtr. Bu aklamalardan anlalmaktadr ki vahiyler kendisine bazan bir "ingirankine benzer bir sesle" gelmtr; bazan bir "insan sretindeki melek" gelip onunla konumutur; bazan yznn yakininda ari viziltilarna benzer bir ses olarak nmtr; bazan mdeni bir eyaya vurulduunda kan sese benzer sesler eklinde gelmtr. eitli rivyetlere gre bunlardan bazlar aada zetlenmtr Aye'nin rivyetine gre bir gn Hris b. Hism "Y Resl'llh, sana vahiy nasl gelir?" diye Muhammed'e sorar. Onun bu sorusuna Muhammed yle cevap verir: "Ahynen (vakit vakit) bana ingirak sesi gibi gelir ki bana en ar geleni budur. Benden o zil olur olmaz (Melein) bana sylediini iyice bellemi olurum. Ahynen (vakit vakit) Melek bana bir insan olarak temessl eder (grnr), benimle konuur. Ben de sylediini iyice bellerim..." (Bkz. Sahihi..., Cilt I. sh. 2 , hadis no. 2). Eb Hreyre'nin rivyetine gre Muhammed, vahyin geliini u ekilde tanmlar: "Allhu Tela semda bir hkm ve kaz-yi ilhiyi teblig buyurmak istedii zaman melekler bir kayaya arpan demir zincir gibi gelen kavl-i celil-i Rabb'l-zzet'e kar keml-i huz'larndan nsi kanatlarn irpip bihsne secdeye kapanrlar. lerinden korku zil olunca -Rabbiniz ne buyurdu? - diye birbirlerine sorarlar. Ve birbirine -Rabbmz hakk buyurdu. Ulvv-i Kibriy sfatiyle muttasif olan O'dur- derler" ki, Trkesi ksaca u: Tanr vahiy gndermek istedii zaman melekler, bir kayaya arpan demir zincir gelen seslerden dolay kanatlarn irpip secdeye kapanrlar. lerindeki korku yatnca birbirlerine: "Tanrmz hakk buyurdu; o ycedir" diye konuurlar. bn-i Mes'd'un rivyetine gre vahyin geliinin Muhammed tarafndan tanmnn zeti yle: Tanr vahiy indirmek istedii zaman gkyzn bir titremedir alr. Gkyznde oturanlar bunu duyunca, kendilerinden gemi olarak hemen secdeye kapanrlar. lk kendine gelen Cibril olur ve vahyi yklenerek gnderildii yere gider. ter gkyznde, ve isterse yer yznde olsun, teblig edecei mahalle varncaya kadar gkyznden gkzyzne getikce melekler kendisine: "Rabbmz ne buyurdu?" diye sorarlar. O da onlara: "Hakk buyurdu. Her eyin ulu'su, by olan O'dur" cevabn verir. Melekler de onun cevabn tekrar ederler (Bkz. Sahih-i..., Cilt I. sh. 5) Ahmed b. Hanbal ve Trmizi gibi ulemann anlatmalar yle: "Vahiy nzil olduunda Reslu'llh...'in nezd-i lilerinde kovan etrafndaki gibi ari uultusuna benzer bir ey iitilird " (Bkz. Sahih-i..., I sh. 6). Bazan da gy Cibril, her biri gkyzn gstermeyecek derecede ufku kaplayan alt yz kanad ile grnp Tanrnn vahy'ini teblig eder (Bkz. Sahih-i..., Cilt I. sh. 6) "hadis-i Cibril" diye bilinen bir hadis'e gre melek gelip Muhammed'e heybetli bir sesle hitap ederdi ki bu ses "o melein ya kendi, yhud da kanatlarnn sesi(ydI)". (Bkz. Sahih-i..., Cilt I. sh. 4) Yine slm kaynaklarnn sylemesine gre Muhammed, vahiy srasnda gzlerini kapar, ban rter, stne rt rtlmesini ister, benzi kl gibi olur ya da kizarr, baygnla benzer bir hal geirir, vcduna titreme gelir, uyuyan bir kimse gibi soluk alr, horultuya benzer

305

iddetli olarak nefes alp solur, ya da "gen bir deve gibi hiriltl sesler karr", yznden pek byk zahmet ekerdi. stn, kaln bir rt ile rtms bulunmasna ramen iddetli soguk gnlerde bile alnindan, sakaklarndan terlemeye balard. rnein Aye'nin sylemesi yle: "Reslu'llh(...)'i, soguu pek iddetli bir gnde kendisine vahiy nzil olurken grmlm vardr. (te yle soguk bir gnde bile) kendisinden o hl getii vakitde sakaklarndan sapir sapir ter akard" (Bkz. Sahih-i... Cilt I. sh. 2. hadis no. 2) Buhari, Mslim, Ahmed bn-i Hanbal gibi kaynaklara gre Muhammed, vahiy gelecei zamanlar "ban rter, benzi kizarr, uyuyan bir kimse gibi soluk alr, yahud gen bir deve gibi hiriltl sesler karrd" (Bu konuda bkz. Buhari, Hacc, bb 17; Faz'il al-Kur'n, bb 2; Muslim , Hacc nr. 6) Muhammed'in katipliini yapm olan Zeyd b. Sbit yle der: "Reslu'llh ... Efendmze gelen vahyi yazardm. Vahiy nzil olduu vakitte (onu) bir sknt kaplar, inci taneleri gibi iddetli bir ter dkerdi de ondan sonra alrlard. Kendileri bana iml buyurur, ben de yazardm..." (Bkz. Sahih-i..., cilt I. sh. 5) Eb Hreyre'nin rivyeti yle: "Vahiy nzil olurken en evvel vcd(una) bir titreme gelirdi"; "Vahiy nzl ederken kendilerini (tasa ve kaygi kaplar yz kl gibi olur), gzlerini kaparlar ve horultuya (benzer) iddetli iddetli nefes alrlard" (Bkz. Sahih-i... , I, sh. 5) Vahy'in ne zamanlar ve ne vesilelerle indii sorusuna gelince, bu konuda pek eitli sylentiler vardr. rnein Abd Allah b. Amr'in sylemesine gre al-Maide sresi, Muhammed'in devesine binmi olarak gitmekte olduu bir srada "nzil" olduu olmutur. Gy vahy'in inmesinden dolay deve fazla dayanamam ve bu yzden Muhammed devesinden inmek zorunluunda kalmtr [77] . Bunun gibi bazan ba ykanmakta iken, bazan minberde hutbede iken, bazan yukarda belirttiimiz gibi kemikli et yemei yerken, bazan ok sevdii ei Aye'nin "rid"si (rts) altnda bulunduu zamanlar, ya da dier nemli baz olaylar srasnda inermi. Ksaca fikir edinebilmek iin bu sonuncu hal ile ilgili haberleri Diynet yaynlarnda yer alan hikyeler olarak belirtelim: Bu yaynlara gre Muhammed'in, pek ok saydaki eleri arasnda, ilgi ve sevgi bakmndan, en ba yeri isgl edeni Aye imi. Muhammed ona kar, dier kadnlarndan ok daha fazla sevgi besler, ve beslediini de gizlemez, herkesin anlayp duyabilecei ekilde belli edermi. Hatt en ok sevdii tirit yemeini bile kistas edinerek: "Aye'nin dier kadnlara stnl, tirit yemeinin dier yemeklere stnl gibidir" dermi [78] . Amr bn-i As'in rivyetine gre Muhammed, bir gn kendisine: "Y Resla'llh! Ashb iinde size en sevimli kimdir?" diye soruldukta: "Aise'dir" diye cevap vermi ve erkeklerden de Aye'nin babas Eb Bekir'in ve ondan sonra da mer bn-i Hattb'in adn saymis (Bkz. Sahih-i... IX, sh. 335, hadis no. 1488) Bundan dolaydr ki, Aye'nin bylesine ar bir sevgiye mazhar olduunu bilen Ashb, Muhammed'e hediye takdim edecekleri zaman hediyelerini Aye'nin nbetinde, yni Muhammed'in onun odasnda bulunduu zamanlarda, getirirlermi. Hatt bu davranlar, Muhammed'in dier elerini ylesine kskandrr ve zntye sokarm ki, bir gn mm Seleme'nin yannda toplanp: "Ey mm Seleme! Gryorsun ki, herkes hediyesini Aise'nin gnnde getiriyor. Reslullh'a yle de Ashb'a hediyelerini kadnlarndan herhangisinin nbetinde getirebilmelerini tenbih buyursun" demilermi.

306

Anlalan o ki mm Seleme, kadnlarn bu isteini, kendi nbeti srasnda, ayr ayr kere Muhammed'e nakleder fakat bir trl dinletemez. lk iki def'a sylediinde Muhammed ondan yz evirir. Nihyet ncsnde de hiddetlenip ona yle bairir: "Ey mm Seleme, Aise hakknda beni cezlandrma! Vallhi Aise'den baka sizden hi bir kadnn ridsi altnda bulunduum halde bana vahiy nzil olmad" der (Bkz. Sahih-i..., Cilt IX, sh. 407). Bilindii gibi "rida" szc, vcudun belden yukar olan ksmn rten rty ifde eder. Grlyor ki Diynet'in sylemesine gre Tanr, vahiy gnderirken Muhammed'in Aye'ye bu ekilde sarmas dola yanasmis halde bulunmasnda bir saknca grmemitir. Bundan dolaydr ki slm kaynaklar, Muhammed'in bu yukardaki szlerini Aye'nin "fazileti" hakknda en byk bir "besret" (mjde) olarak kabul ederler (Bkz. Sahih-i..., Cilt IX, sh. 407) te yandan yine bu ayn Diynet'in yaynlarndan anlamaktayiz ki Muhammed, sadece Aye'nin "ridsi" altnda vahy almakla kalmaz fakat ban onun kucana, ya da gsne yaslayp Kur'n okumay da det edinmitir: hem de Aye "hi"z (yni "detli") iken. Gerekten de Aye'nin sylemesi yle: "Ben hiz iken Nebiyy-i Mkerrem... ban kucama yalar, sonra Kur'n okurlard" (Bkz. Sahih-i..., Cilt I, sh. 220 , hadis no. 205). Ancak ne var ki bunu yapmakla beraber Kur'n'a, "hi"z halinin kadnlar iin "pis"lik hali olduuna, ve bu gibi zamanlarda onlardan uzak kalip hayiz durumu geinceye kadar onlara yanasmamak gerektiine dir yet koymaktan da geri kalmamtr. Diynet'in evirisinde Bakara Sresinin 222.yeti yle: "Sana hayizdan sul ediyorlar. Onlara de ki hayiz ezdir, pistir. O halde zamn-i hayizlarnda kadnlardan irakca durunuz. Onlar temizlenmedike kendilerine tekarrb etmeyiniz (yanasmayiniz). Tetahhur ettiklerinde (temizlendiklerinde) Allahn emrettii zere yanlarna varn"z (Diynet'in bu evirisi iin bkz. Sahih-i..., Cilt I. sh. 219) Diynet yaynlarnda yer alan bu tr hkmlerden anlalan o ki Tanr, hayzl kadnlara yanasma yaan koyarken, Muhammed'in, hayzl durumda bulunan Aye'nin kucana yaslanm olarak Kur'n okumasn sakncal bulmam, aksine izin vermitir. Pek muhtemeldir ki bu durumda "vahy" gndermeyi de sakncal saymamtr. * Fakat her ne olursa olsun slm kaynaklarnn bu yukardaki aklamalarnda ilgin grnen baz hususlar var ki o da Muhammed'in, vahiy gelecei zamanlar stn rttrp baygnla benzer bir hal ile kendinden gemesi, yznn kl gibi olmas, st rtl bulunmasna ramen en soguk gnlerde bile titremesi, terleyip sakaklarndan terler dkmesi, gzlerini kapatik horultuya benzer sesler karmas, boguk boguk nefes almas ve az sonra bu hal gemekle vahiy aldn syleyerek konumasidir. Baygnlk geirirken stnn rtlmesini istemesinin ve Tanrnn kendisine: "Ey rtnp brnen Muhammed..." (K. 73 Mzemmil 1-4) diye hitap eder olduunu sylemesinin nedenini, muhtemelen eski bir Arap geleneinden doma alkanlkta aramak gerektii akla gelebilir. Gerekten de eskiden beri "Tanr habercisi" diye bilinen ve "kayptan haber verir sanlan" Arap din adamlar, stlerine bir rt rtmek sretiyle i grrler, rnein fal okurlard. Taraftar kazanmak iin Muhammed'in de bu "rtnme" geleneine uymann lml sonu yaratacan dnm olmas mmkndr.

307

Fakat her ne olursa olsun durum u ki slm yazarlar, Muhammed'in vahiy geldiini syledii zamanlar, baygnlga benzer bir hal ierisinde skntlar geirmesinin, titreyip terler dkmesinin, horultulu sesler vermesinin, yanndaklerden ayrlp geride kalmak istemesinin ve buna benzer hallere kaplmasnn nedenlerini, akla yatar bir ekilde aiklia kavuturmus deillerdir. Yabanci yazarlardan bir ksm, Muhammed'de grlen bu halleri, onun "sar'a" ya da "isteri" gibi bir hastala yakalanm olmas ihtimalne verirler, ki bunlar arasnda Dr. Sprenger ve William Muir gibi, Muhammed'in yaam konusunda kitap yazm nl bilim adamlar vardr [79] Fakat slmclar bu gibi iddi'lara iddetle kardrlar: Muhammed'in "sar'a" ya da "isteri" hastalklarndan birine yakalanm olabilmesinin, ancak onun tibbi muayeneden gemi olmasyle bilinebileceini, oysa ki bundan bin drt yz yl nce yaam olan bir kimse bakmndan bunun "tib'ben" mmkn bulunmadn, vahyin geliiyle ilgili rivyetlere bakarak ona bu hastalklar hamletmenin, eer "hamakat" (ahmaklk) deilse, en azndan "kstahlik" saylacan sylerler. (Diynet'in savunduu bu grler iin bkz. Sahih-i..., Cilt I, sh. 7)

308

28-Melek Grnce ten Gzel Sesli Horozlarn, ya da "iveli Sesli" Kadnlarn, ya da Kanatlarnda "Hastalk" ve "ifa" bulunan Sineklerin MA'RFETLERYLE LGL HKYELERDEN BAZI RNEKLER Diynet yaynlarndan renmekteyiz ki bir gn Muhammed yolda yrrken, yakininda bulunan bir horozun tmee baladn duyar. Orada bulunanlardan biri, bu sesten rahatsz olmu olmali ki, horoza: "Allah l'net etsin!" diye ikr. Bunun zerine Muhammed, adama dnerek: "Hayr sakn yle syleme! O seni namaza da'vet ediyor" der (Bkz. Sahih-i..., Cilt IX, sh. 66, hadis no. 1363). bn-i Hibbn'in Sahih inde de Muhammed'in: "Horoza svmeyiniz. Ona sebbetmeyiniz (svp saymayiniz, kfretmeyiniz)! O, sizi namaza da'vet eder" dedii yazldr. Muhammed'in bu ekilde konumasn aiklia kavuturmak isteyen eritlara (zellikle Diynet'e) gre horozun, dier hayvanlarda bulunmayan bir ok zellikleri vardr ki, bunlardan biri gzel bir sese sahip olmaktr. Bu ses ylesine gzeldir ki Tanr dahi, sesten biri olarak, bu sese "muhabbet eder". Tanrnn muhabbet ettii dier iki ses, Kur'n okuyan kiinin sesi ile seher vakti Tanr'ya du edenlerin sesidir. Diynet yaynlarnda Muhammed'in yle dedii yazl: " sese Allah muhabbet eder: horoz sesi, Kur'n okuyan kiinin sesi, bir de seher vakti Allah'a istigfr edenlerin sesi" ( Sa'lebnn rivyeti iin Bkz. Sahih-i... , Cilt IX, sh. 67, ). Fakat, yine Diynet'in sylemesine gre, gzel sese sahip bulunan horoz'un, bir de gecelerde fsila ile zaman zaman tmek, ve seher vakti erken kalkmak gibi ma'rifetleri vardr. ylesine ki bu ii, gece ister uzasn, ister kisalsin, "kironometre gibi hi sasmaksizin" yapar; safaktan nce ve sonra tsn muntazam bir ekilde devam ettirir, ve bylece mslmanlar namaza arm olur. Bundan dolaydr ki namaz vakitlerini "tecrbeli" horozlara gre ayarlamakta yarar vardr. Nitekim bir kiim "fukaha" (din bilgini): "Namaz vakitlerinin tecrbeli horozlarn sesiyle tayn ve ona i'timd edilmesi czdr" demilerdir (Bkz. Sahih-i..., Cilt IX, sh. 66, hadis no. 1363). "Horoz nasl tecrbe" sahibi olur?" Ya da "horoz'un tecrbelii nasl bulunur?" diye sorulacak olursa bunun yantn Diynet lerinden ya da din adamlarndan beklemek gerekir. eritlarn sylemelerine gre horoz'da, gzel ses ve seher vakti erken kalkmak, ve insanlar namaza armak gibi zelliklerden gayr bir de kmes iinde pek ok "es'e" sahip olmak gibi "ile bereketi", "kskanlik" ve "cmertlik" diye tanmlanabilecek faziletler vardr. Nitekim nl din bilginlerinden Dvudnn sylemesi yle: "Horozda, bu hayvandan renilmee deer be ey vardr ve unlardr: gzel ses, seher vakti erken kalkmak, cmertlik, cinsi kskanlik, ile bereketi" (Bkz. Sahih-i..., Cilt IX, sh. 68). Fakat btn bunlardan gayr horoz'a zg bir ey daha vardr ki o da tsn, melek'lere gre ayarlamasidir; yni sadece melek gordgu zaman tmesidir. Bundan dolaydr ki mslman kii, horoz'un sesini iitt zaman, mutlaka Tanrnn ltfuna bavurmali, "O'nun" cmertliinden yararlanmaldr. Diynet, Eb Hreyre'nin rivyeti olarak Muhammed'in yle dediini nakletmekte: "Horozlarn tsn iittnzde (dileklerinizi) Allahn fazl- kereminden isteyiniz!. Zir horozlar melek grmler (de yle tmsler)dir..." (Bkz. Sahihi..., Cilt IX. sh. 66 ve d. hadis no. 1363)

309

Yine Diynet'in (ve slm kaynaklarnn) yaynlarndan edindiimiz bilgiler o'dur ki Tanr, horoz sesinden holand kadar merkep sesinden ve kadnn "isveli" sesinden tiksinmektedir. yleki: Horozu gzel sesli olarak yaratp onun sesine muhabbet eden ve onu melek grd zaman ttrren Tanr, her ne hikmetse merkeb denilen zavall hayvani irkin ve tiksinti verici bir sesle yaratmi ve istemitir ki merkep, ancak eytan grd zaman anrsin. Kurnn Lokman Sresi'nde yle demitir: "...Seslerin en irkini merkeplerin sesidir" (K. 31 Lokman 19). Muhtemelen merkeb'in, eytan grd zaman daha da irkin bir sesle anracan ve insanlar telaa sokup Tanr'ya sndracan hesaplamtr. Gerekten de Eb Hreyre'nin rivyetine gre Muhammed'in sylemesi yle: "Merkebin anrmasn iittnzde de eytan (in errin)den Allah'a snnz (ve: Ez bi'llh mne-s-seytni'r-racim, deyiniz). nk merkep eytan grm (de yle anrm)dir" (Bkz. Sahih-i..., Cilt IX, sh. 67, hadis no. 1363) Bu dorultuda olmak zere Muhammed'in bir de yle dedii rivyet olunmakta: "Merkep eytan grmedike anrmaz. Merkep anrnca siz Allahu Tel'yi zikredin, bana da salavat getirini"z. (Diynet'in Eb Mse'l-sfehnnn Tergib'inden nakl olan bu hadis hkm iin bkz. Sahih-i..., Cilt IX. sh. 68). Fakat hemen ekleyelim ki merkebin, eytan ile olan lsk, daha dorusu eytan grdgu zamanlar anrmas konusunda asl sorumluluk, Tanrnn elilerinden biri olarak kabul edilen Nuh'a id gibi grnmektedir. u bakmdan ki, slm kaynaklarnn bildirmesine gre Nuh, Tanrnn emrine uyarak aalardan bir gemi yaptktan sonra gemiye ilk nce karncalar ve en sonra da merkebi alr. Fakat merkep gemiye girerken eytan onun kuyruuna aslm, geriin geriye ekmektedir. Bu yzden merkep gemiye girememektedir. Bunu gren Nuh sabirsizlanr ve merkebe hitaben: "eytan ile berber de olsan, yine gir" diye emir verir. Bylece eytan da gemiye girenlerden olur [80] . Fakat "neden eytan, dier hayvanlara musallat olmam, ille de merkebi semtr?" bilemiyoruz. eritnn sylemesine gre "Her ey Tanrnn takdirine baldr" ve Tanr, her yarat, isterse doru yola sokar, isterse saptrr (rnein Bkz. Yuns 99-100; Nahl 9 vs...) Fakat her ne olursa olsun bildiimiz bir ey varsa o da udur ki merkeb anrmasn iiten mslman kiinin yapaca ilk ey, hemen Tanrnn adn aznda tekrarlamak ve bunu yaparken, bir de Muhammed'e "salavt" getirmektir. Bilindii gibi "salvat" getirmek demek Muhammed'e "hayr du'da bulunmak" demektir. yle anlalyor ki Muhammed'in merkeb'e kar ar bir tiksintii vardr ve bu tiksintisini, "kfirlere" kar besledii kin ve dmanlk duygularyle birlikte lm deine kadar srdrmtr. Nitekim Aye'nin sylemesine gre Muhammed, gzlerini hayata kaparken son szlerden biri olarak yle demitir: "M'minin ruhu ter ile, kfirin ruhu ise merkebin cani gibi az ve burun deliklerinden kar" (Bu hususta bkz. mm Gazali, hyu Ulumi'd-Din, Bedir yaynevi, stanbul, 1975, Cilt IV, sh.846) Neden dolay Tanr, horoz'a sekin bir yer vermitir de merkebi bylesine aa klm, ve hatt klmakla kalmayp en zahmetli ve mihnetli ilerde kullanlmak zere yaratmi ve sonra da onu alaya almtr? bilemiyoruz. Fakat yaratmi olduu pek ok irkin ve ekilsiz hayvanlar iinden sadece merkebi seip, onun anrmas halinde kiileri kendisine sndrp, ayn zamanda Muhammed lehine du'da bulunmaa zorlamas karnda kendi kendimize: "Acaba btn bunlar Muhammed,

310

kendisine salvat getirilsin diye mi uygun grmtr?" eklinde soru sorma ihtiyacini duymaktayiz. Kukusuz ki bu vesileyle bizleri asl dndren ve endieye srkleyen ey , bu tr bir eitimle insanlarmizin, ne derece "kutsal" bir din anlayna ynelebilecekleridir. Kadn'in "isveli sesi" konusunda da ayn eyleri sylemek mmkn: bilindii gibi "isveli" ses "hos ve edli" bir ses demektir. Sylemeye gerek yoktur ki byle bir ses insana mutluluk verir. Fakat slm kaynaklarnn bildirmesine gre Tanr, her ne hikmetse kadnlarn "hos ve edli" bir ekilde konumalarn da hos karlamayp yasaklam ve yle demitir: "Ey Peygamberin hanimlar. Sizler herhangi bir kadn gibi deilsnz. Allah'tan sakiniyorsanz edli konumayn, yoksa kalbi bozuk olan kimse kt eyler mid eder..." (K. 33 Ahzb 32) Bu yet'de geen emir, her ne kadar Muhammed'in hanimlar iin verilmi gibi grnmekle beraber, Kur'n yorumcularnn bildirmelerine gre btn mslman hanimlara uygulanmak zere geerlidir (Bkz. Diynet Vakfi evirisinde Ahzhab 32'nin yorumu). Anlalan o ki Tanr, erkek snfina pek gvenemedii ve daha dorusu kadnn "isveli" sesini iitmekle erkeklerin batan kacaklarn dnd iindir ki bu ses'den holanmaz grnm ve kadnlara "Allah'tan sakiniyorsanz edli konumayn" diye emretmitir [81] Yine sylemeye gerek yoktur ki bu tr emirler, kadnn zgrln kiitlamak yannda erkein karakterini de gelime olaslndan yoksun brakmak bakmndan eletirilmek gerekir. * Sineklerin "idrki" konuuna gelince: Farzediniz ki yediiniz yemein, ya da itnz suyun iine pis bir kara sinek dst. Ne yaparsnz? Muhtemelen pislenmtr diye yemeinizi atar ve suyunuzu imekten vaz geersinz. Ancak ne var ki byle yaptnz takdirde seri'ta aykr hareket etmi olacaksnzdr, nk Diynet ileri Bakanlgnn, ve din adamlarmizin "din" diye insanlarmza bellettii hkmlere gre yapmanz gereken ey udur: sinein disarda kalan kanadn yemein (ya da suyun) iine batrmak, ve sonra sinei karp attktan sonra yemee (su'yu imee) devam etmek. u nedenle ki, erit'in bildirmesine gre sinein kanatlarndan birinde "hastalk" be dierinde "sif" vardr ve sinek nce hastalk kanadn yemein iine batrrr; disarda kalan sifa kanad olduu iin, bu kanad yiyecein iine batrmakla "sia" "hastalii" gidermi olur. Bunun byle olduunu anlatmak zere Diynet leri Bakanl, Muhammed'in yle dediini belletir insanlarmza: "Sizden birinizin iecei (ve yiyecei) iine sinek dst zaman, o kii o(nun her tarafini) batrsin, sonra karsn (atsn). nk sinein iki kanadnn birisinde hastalk, birisinde de sif vardr" (Bkz. Sahih-i..., Cilt, IX, sh. 71 , hadis no. 1365) Diynet'in sylemesine gre bu "gerei" inkr etmek, ve rnein: "Bir sinein iki kanadnda nasl olur da hem hastalk ve hem sif olan iki zit hassasiyet bulunur?" diye sormak, ya da: "Nasl olur da hkir bir sinke yiyecek ve iecek iine dst zaman nce zehirli kanadn sokup sif kanadn disarda brakmay bilebilir?" diye dnmek ancak chil kimselerin yapacaklar eylerdendir.

311

nk, yine Diynet'in bildirmesine gre, btn yaratklarda birbirine zit olan "hassasiyetler" vardr, ve bu yaratklar ancak bu sayede yaamlarn srdrebilirler. Tanrnn gc bu birbirine zit "hassalar" birbirleriyle uyumlu klmam olsayd yaratklarn varl "fesd"a urar ve bugn grlen gelime vuku bulmazd. Yine Diynet'in bildirmesine gre sinein "idrki" sorunu, "ilhi bir ilhm olan sevk-i tabii'den ibrettir". Bu "idrk" sayesinde sinek ve benzeri en kk hayvanlar dahi, "ince hesaplar"la kendilerine ev, bark yapp bu evciklerin iinde yillik gidalarn (senelik aziklarn) biriktirirler. Ve ite sinek de, yine bu "idrk" sayesinde, nce zehirli kanadn yiyecek iine batrp si kanadn disarda brakr (Bkz. Sahih-i..., Cilt IX, sh. 71). Anlalan o ki sinek, srf insanlar hastala kaplmasnlar diye nce zehirli olan kanadn yiyecege batrp, sifa kanadn disarda brakmaktadr; unu dnmektedir ki insanlar, yiyecein (iecein) dnda brakm olduu sif kanadn iyicene batrp sonra kendisini atacaklar ve bylece yemek yemee devam ederek hastaliga uramaktan kurtulmu olacaklardr. Hemen i'tiraf etmek gerekir ki "sinek", ya da "ari", "karnca" ve benzeri eitli yaratklarn "sevk-i tabii" ile gnlk ihtiyalarn saladklarn kabul etmekle beraber, Diynet'in sineklerle ilgili bu "bilimsel" mantn kavramak biraz g. Ve esasen zgr akla ve bilimsellie meydan okuyan bu tr bir "mantk" deil midir ki insanlarmizin mantksz kafa yaps ile yetitirmelerine sebeb olmaktadr.

312

29-Kurey ile Kinne oullar Arasnda Muhammed Aleyhine Yaplan ANDLAMANIN [82] SZCKLERN KEMRP SLEN AA KURTU'NUN HKYES slm kaynaklarnn bildirmesine gre Muhammed'in "peygamberlik" greviyle ortaya ikisinin yedinci ylnda "Kureyi"lerle, Mekke'nin yakn alanlarnda oturan "Kinne oullar" [83] arasnda bir andlama imzalanr; imzalanan metin K'be duvarlarndan birine "sahife" olarak aslr ve yl boyunca orada asl kalr. Andlama Muhammed'in mensub bulunduu Hasm'ler (ve Muttlibi'ler) aleyhine hkmler kapsad iin Tanr, K'be duvarnda asl bulunan bu sahifeye bir kurt (solucan) musallat eder. Kurt orada Hasmler ve Muhammed aleyhine yazl bulunan szckleri siler, sadece kutsal nitelikteki szckleri brakr. (Bkz. Sahih-i..., Cilt VI. sh. 103, hadis no. 786, ve Cilt X. sh. 309). slm kaynaklarnn "mucize" niteliinde olmak zere tanmladklar bu hikye'nin zeti yle: Kureyi'lerin Kinne oullaryle yapp K'be duvraina astiklar bu andlama, Muhammed'in mensup bulunduu "Hsm"lerle ve "Abdulmuttalib" oullarn hedef almakta, ve daha dorusu onlarla her trl ilikilerin kesilmesini ve onlara kar bir takm sert tedbirlerin alnmasn ngren hkmleri kapsamaktayd. Andlamann amac, Hasm'lerle Muttalibi'ler zerinde bask yaratp onlarn Muhammed'i korumalarna son vermelerini salamak ve bylece Muhammed'in kendilerini iz' etmesini nlemekti. Andlamaya gre Kurey ile Kinne oullar, artk bir daha Hsm'ler ve Muttalibi'ler ile sosyal ve siyasal hibir ilikide bulunmayacaklar, kz alp vermeyecekler ve al veris etmeyeceklerdi. Yaplan andlama, bir bakma, Hasm'lerle Muttalibi'lere kar bir kusatma ("muhasara", bir tr "ambargo") niteliinde idi: zira andlama gereince hi bir satc Beni Hasim mahallesine braklmad iin bu mahalle'lerde oturan halk yiyecek ve iecek gibi her trl gnlk ihtiyatan mahrum bir halde braklm oluyordu. Andlamann sresi, salanmak istenilen ama'la snrlandrlmt; yni Hasm'lerin ve Mutalibi'lerin Muhammed'i koruma iinden vazgemelerine ve bylece Muhammed'in kendileri iin bir huzursuzluk kayna olmaktan kmasna kadar kusatma srecekti. Andlama etkisini gstermekte geikmemi olmali ki, slm kaynaklarnn bildirmesine gre "ocuklarn ve kadnlarn aliktan feryad ve figni Mekke ehrn sarsyordu. Fakat bu merhametsiz Kureyiler bir trl insafa gelmiyorlard" (Bkz. Sahih-i... V, sh. 104). Yine ayn kaynaklarn sylemesine gre Kureyi'lerin "insafa gelmemelerinin" nedeni, Muhammed'i, Hasm'lerin ve Muttalibi'lerin desteinden yoksun klp, kendilerine boyun emee zorlamakt (Bkz. Sahih-i.., X. sh. 309). Her ne kadar eritcilar bu kusatmay, slm tarihinin ackl gnlerinin pek ok facialarndan biri olarak tanmlarlar ve Kureyi'leri bu olay vesilesiyle "merhametsizlikle" ve "insafa gelmemezlikle" sularlarsa da, iin gerek olan baz ynlerini gizli tutmaktan geri kalmazlar. Bu gizli tuttuklar ve aklamaktan kandklar ynler, sz konusu andlamann imzalanmasna, esas itibariyle Muhammed'in ve taraftarlarnn sebebiyet vermi olmalardr.

313

Su bakmdan ki Kureyi'ler ve Kinne oullar, ilk balarda kendi dinsel inanlarna ters den yeni bir din ve inan olayna (slmn geliine) kar pek tepki gstermemilerken, Muhammed taraftarlarnn arlklar ve buna kanat geren Hasm'lerin ve Muttalibi'lerin kayitsizliklar karnda ne yapacaklarn bilememiler ve yukarda ad geen andlamaya ynelmekten baka zm yolu bulamamlardr. yleki: Amine'nin lmnden sonra Muhammed, alt ya da yedi yalarnda iken, amcas Eb Tlib'in himyesine geer. Eb Tlib, Mekke'nin hatr sayl kiilerinden biri olup drt ocuk babasidir: ocuklarnn adlar udur: akl, Tlib, Ali ve C'fer. Son derece hogrl ve iyi bir insan olduu sylenen Eb Tlib, kendi z oullarn nasl yetitirmi ise Muhammed'i de, hi ayrm yapmaksizin, o ekilde yetitirmitir. Yillar geer ve Muhammed krk yasna bastnda peygamber olduunu ve islm getirdiini iln eder. Etmekle de kalmaz fakat Mekkeli'leri de kendi inanlarndan koparp mslman yapmak iin urar. Mekkeli'lerden pek ou putperest olmakla beraber aralarnda Tanrnn tekliine inanm olanlar da vardr. Fakat her ne olursa olsun Muhammed'in, kendi inanlarna ters den davranlarndan dolay huzursuzluk duyarlar. Eb Tlib'e gelince o, Muhammed'in btn israrlarna ramen mslmanl kabul etmeyip kendi atalarnn inancinda (yni putperest olarak) kalmay tercih eder. Bununla berber kendi ocuklarnn inanlarna karsmaz; onlar diledikleri gibi hareket etmekte serbest brakr. Nitekim oullarndan ikisi, Ali ile C'fer, slm'a girdikleri halde dier ikisi, akl ile Tlib, girmezler; putperestlii tercih ederler (Zuhrinin sylemesi iin bkz. Sahih-i... X, sh. 308). slm'a girmemi olmasna ramen Eb Tlib, hem bir yandan Muhammed'in farkl bir din ve inancta olmasn hogr ile karlar, ve hem de onu Kureylilere kar savunur ve korur. Onun bu korumas Muhammed'in Kureyi'lere kar cret ve cesretini arttrr; o kadar ki onlarn inanlaryle alay etmee ve hatt putlarna svp saymaya balar. Onunla birlikte taraftarlar da ayn eyleri yaparlar. Bu durum Kureyi'leri (ve bu arada Kinne oullarn) ylesine huzursuz kilar ki, ne yapacaklarn arrlar; kendilerini savunmak cn areler dnrler. Eb Tlib'in ve Hasm'lerin korumas olmam olsa Muhammed'in hakkndan kolaylkla gelebileceklerdir. Her ne kadar ara sra Eb Tlib'e gidip sikyette bulunurlar, ve rnein: "Yegenin bizim ilhlarmza hakret ediyor; ona yle de bundan vazgesin" eklinde yaknmalarda bulunurlarsa da lml bir sonu alamazlar. Zir onlarn bu yaknmalar zerine Eb Tlib, zaman zaman Muhammed'i yanna arp tutum ve davranlarn deitirmesini isterse de pek dinletemez. Eb Tlib'in korumas altnda bulunduu srece Muhammed'e pek bir ey yapamayacaklarn anlayan Kureyi'ler (ve Kinne oullar) ona kar bir de yumuaklk, ve uyumluluk siyseti izleme yolunu denerler. rnein: "Sen bizim putlarmza kfretme, biz de senin Tanr'na kfretmeyelim. Sen bizim ilhlarmizi tan, biz de senin Tanrn tanyalm" eklinde teklifte bulunurlar. Bu tr tekliflere Muhammed bir aralk yanasr grnrse de abuk vazgeer (eytan yet'leri olay, bunu kantlayan rneklerden biridir). Vazgemekle de kalmaz, fakat onlara kar husumet siyasetini daha da sert ve kararl bir ekilde srdrmee alr. O kadar ki nihyet Kreysi'lerin sabirlarn tartarak onlar, Kinne oullaryle yukarda sz konusu olan andlamay imzalamaa ve Hasmlerle her trl ilikileri sona erdirmee zorlam olur.

314

Biraz nce belirttiimiz gibi kusatma eylemi Hasm'leri ve Kinne oullarn bir hayl g durumlara sokar. Aylar getike durum daha da aleyhlerine olur. Pek muhtemelen bunun sonucu olaraktr ki Muhammed, aradan yl getikten sonra, onlara kar olan sert tutumunda deiiklik yapar ve rnein taraftarlarna: "Siz onlarn putlarna svmeyin ki onlar da sizin Tanrnza svmesinler" eklinde tavsiyede bulunur. Bu vesileyle Kur'na koyduu yet yle: "Onlarn Allah'tan baka taptklarna svmeyin ki, onlar da, haddi asarak cehlet yznden Allah'a svmesinler" (K. 6 En'm 108). Dikkat edilecek olursa burada: "Onlarn putlarna svmeyin" eklinde konuurken anlatmak istedii ey, kendi taraftarlarn, Mekkeli'lerin dinsel inanlarna kar hogrl davranmaya armak deildir. nk olmu olsayd: "Onlar sizin Tanrnza svseler bile, siz onlarn ilhlarna svmeyin" eklinde bir eyler sylerdi. Byle yapmayp: "Siz onlarn ilhalarna svmeyin ki onlar da sizin Allahiniza svmesinler" demekle taraftarlarn biraz olsun yumusatp ar saldrganlktan uzak klmak, bylece kar tarafn mllemesine uramaktan korumak istemitir. nk aksi takdirde sonucun kendi aleyhine olacan dnmtr. Nitekim bu yumusama durumu zerinedir ki Kureyi'ler kusatmay kaldrrlar. Ancak ne var ki Muhammed, kusatmann kaldrlmasn, Tanrnn kendisine yardmc olmas sonucuna balayacak ekilde, yni farkl bir ierikte olmak zere, taraftarlarna yanstr. Sylediine gre gy Tanr, K'be'nin duvarnda asl duran andlama sayfasna bir kurt (solucan) musallat etmi ve bu kurt, o sayfada Hasmler (ve Muttalibi'ler ve Muhammed) aleyhinde yazl ne kadar igren szler varsa hepsn kemirip silmi, sadece Tanry vc nitelikteki kutsal szckleri brakmtr. Ve Kureyi'ler, bunun byle olduunu renince, derhal kusatmay kaldrmlardr. slm kaynaklarnn bildirmesine gre Muhammed, Tanrnn, K'be duvarnda asl bulunan andlama "sahifesi"ne bir kurt'u musallat ettiini ve bu kurt'un o sahife'deki "kfr"leri sildiini, amcas Eb Tlib'e nakleder. Muhammed'in bu sylediklerine inanan Eb Tlib, onu dinledikten sonra Kurey'lilere hitaben u ekilde konuur: "(Ey Kureyi'ler) Benim kardeim olu, bana kar iltizam ettii doru bir lisn ile demitir ki: -Allh, sizin K'be'deki sahifenize bir kurt musallat etmitir. Ondaki zlim kelimeleri o kurt silmitir. Yalnz mu'llh kalmtr-. K'be'ye gidiniz bakiniz. Eer kardeim olu doru ise, bu zulmnz, kt dncelerinizi brakiniz, eer kardeim olu yalan karsa, ben onu size takdim ederim, ister ldrnz, ister diri brakini"z (Bkz. Sahih..., Cilt V, sh. 105). Bu szleri dinleyen Kureyi'ler hemen gidip K'be duvarnda asl bulunan andlama "sahife"sine bakarlar. Gy grrler ki Eb Tlib'in syledikleri dorudur; "sahife"yi ellerine alrlar, "sahife" para para yere der. Bunun zerine balarn yere eerler. Haber az gemeden Mekke iine yaylr; ve yaylmasyle birlikte Kurey ileri gelenleri birbirlerine girerler: Hasmlere (Beni Hsim'e) kar haksizlik ettiklerini anlyarak birbirlerini sularlar. Bu arada Mansr bn-i krime diye bilinen birinin olak olduu grlr: nk gy "sahife'yi (andlama metnini) kaleme ald (yazd) iin Tanr onu olak yapmtr [84] . Ve ite gy Kureyi'ler, K'be duvarna asl "sahife"deki szcklerin Tanr tarafndan gnderilen bir kurt tarafndan slndn rendikleri iindir ki korkuya kaplip yillik kusatmay kaldrmlardr. Sylemeye gerek yoktur ki K'be duvarna asl "sahife"nin, yl boyunca hava durumu ve rutubet vs... gibi nedenlerle slk ve okunmaz hle gelmesi doaldr. Ancak ne var ki Muhammed taraftarlar, yukardaki hikye'yi dinledikten, ve kusatmann kalkmas sonucu

315

olarak yl boyunca katlandklar skntlarn sona erdiini grdkten sonra Tanrnn Muhammed'e her vesileyle yardmc olduu kansna varp ona biraz daha balanrlar. Kendi kendilerine: "Pek iyi ama neden acaba Tanr bizleri, bu haksizliklardan, bu skntlardan kurtarmak iin yl bekledi de bu kurt'u daha nce gndermedi?" eklinde bir soru sormay dnmemilerdir. Sadece onlar deil, fakat bugne dein, 1400 yl boyunca byle bir soruyu soran kmamtr. Gerek o dnem insanlarnn ve gerek o dnemden bu yana eritlarn sormay akllarndan geirmedikleri bir husus daha vardr ki o da Muhammed'in, yukarda grld gibi, Mekke dneminde kendi taraftarlarna: "Siz onlarn (yni mriklerin = putperestlerin) putlarna svmeyin ki onlar da sizin Tanrnza svmesinler" eklinde tavsiyede bulunduu halde, Medine'ye getikten sonra putlar kirdirtmas ve "mrik"leri (putperestleri) yaama hakkndan yoksun klmasidir. Bu konuda soru sormay akl etmek deil fakat "Siz onlarn putlarna svmeyin " eklindeki szleri, biraz nce deindiimiz gibi, Muhammed'in baka din ve inanlara hogrl bakii olarak tanmlamlardr. Oysa Muhammed bu szleri bu maksatla sylememitir. Sylemesinin gerek nedeni udur ki, o dnemde (ki "Birinci Mekke dnemi" diye bilinir) henz gl bulunmad iin put'lar yok edecek ve putperestleri slm'a zorlayabilecek durumda deildi. Kureyi'lerin sabirlarnn tkenmekte olduunu grmekle, kendi taraftarlarna: "Siz onlarn (yni mriklerin = putperestlerin) putlarna svmeyin ki onlar da sizin Tanrnza svmesinler" eklinde konumaktan ve bylece onlar yumusatmaya almaktan baka yapabilecei bir ey yoktu. Fakat Medine'ye geipte glenmeye balaynca tutumunu tamamyle deitirmitir. Bu dnemde, deil yalnz onlarn putlarna kfretmek ve fakat ayn zaman bu putlar krp yok klmak ve "mrik"leri (putperestleri) kl yolu zorla slm'a sokmak gibi saldrgan bir siysete ynelmi ve Kur'n'a: "Mrikleri nerede grrseniz ldrn" (K. Tevbe Sresi , yet 5); ya da: "Eer (mrikler) tevbe edip namaz doru kilar, zekti verirlerse kendilerini saliverin" (K. Tevbe sresi, yet 5) eklinde hkmler koymutur. te yandan Muhammed, Medine'ye getikten sonra, Kureyi'lerin ve Kinne oullarnn, Hasm'lere (ve daha dorusu kendisine) kar, yillarca nce (en azndan 11 ya da 12 yl nce) giristikleri yukardaki olayn intikamn almaktan ve bunu "ilhi bir intikam" olarak tanmlamaktan da geri kalmamtr. Gerekten de slm kaynaklarnn bildirmesine gre Muhammed, Mekke'yi fetihten bir gn nce yle konumutur: "Allah Mekke'nin fethini myesser kilarsa, yarn menzlmz insAllh Kinne oullarnn hayfi (yurdu) dur ki: vaktiyle Kinne oullaryle Kurey mrikleri burada kfr zerine andlamlard" (Bkz. Sahih-i..., cilt X, sh. 308; ayrca bkz. Cilt V, sh. 103 , hadis no. 786). Bu konumada "menzlmz Kinne oullarnn hayfi [85] " dir dedii yer Ebi Kubeys dann yamacnda olan bir yerdir ki Kinne oullarnn yurdu olup, yillar nce burada Kinne oullar, Kuredysi'lerle (Muhammed'i koruyorlar diye) Hasm'ler ve Muttalibi'ler aleyhine yukarda szn ettiimiz andlamay yapmlardr. slm kaynaklar burasn "Hacn" mevkii adyla de anarlar [86] . Sylendiine gre Muhammed, intikam cikarmak amacyle slm sancan bu "Hacn" mevkiine dikmi, adrn da orada kurdutarak konaklamtr

316

Bu olay ve Muhammed'in bu mevki'de konaklam olmasn eritlar "byk bir intikm-i ilhi" ("ilhi intikam'in tecellii" ) eklinde yorumlarlar (Bkz. Sahih-i... , Cilt V, sh. 104 ve cilt X, sh. 309).. yle anlalyor ki Muhammed, bu "intikm-i ilhi"yi, mrnn son yillarna doru, "Ved Hacci" srasnda yeniden "yd etmek" (anmak )istemi, ve Min'dan dnnde, yine bu "Hacn" mevkiinde konaklamtr (Bkz. Sahih-i..., Cilt X, sh. 309) [87] . Fakat her ne olursa olsun znt verecek gerek u ki, yukardaki hikyeler (tpk benzerleri gibi) insanlarmizi, btl inanlara saplamak, intikam duygular ierisinde yourmak, dnme gcnden yoksun klmak, hogrzle saplamak ya da bu tr lmszluklara dorultmak bakmndan lmsz sonular yaratacak nitelikte eylerdir; bundan dolaydr ki bu tr hikyelerin (ve Kssalarn) akl szgecinden geirilip eletirilmeleri gerekir.

DPNOTLAR
1 Bilindii gibi Kurnn Al-i mrn sresi'nde yle yazldr: "Sana kitab indiren O'dur. Onun (Kurnn) baz yetleri muhkemdir ki, bunlar Kitabn esasidir. Dierleri de mtesabihtir. Kalblerinde egrlk olanlar, fitne karmak ve onu tevil etmek iin ondaki mtes^bih yetlerin peine derler. Halbuki Onun tevln ancak Allah bilir. limde yksek pyeye erienler ise: -Ona inandk; heposi Rabbmz tarafndandr- derler. (Bu incelii) ancak aklselim sahipleri dssnp anlar" (K. 3 Al-i mrn Sresi, ayet 7). 2 Eb Hreyre, hads naklnde en gvenlr kaynaklardan biri saylr. Muhammed'le devaml ekilde berber olmu, ve sahip bulunduu yanlmaz hafza sayesinde, onun lmnden sonra da pek ok hads naklettii grlmtr. 3 Enes b. Mlik'in rivyeti yle: "Reslu'llh... )kaz-yi hcete kt zaman bir ocukla berber yanmzda bir u mitharas olduu halde (hizmet iin) gelirdik" (Bkz. Sahih-i... Cilt I. sh. 141, hads no. 121). 4 Abdullah b. mer'in rivyeti iin bkz. Sahih-i..., Cilt I. sh. 138, hads no.119 5 Bunlar dnda bir de eitli nedenlerle deerini yitirmi olanlar (ki byle hads'e "mudrac" ad verilir); ya da tek ve yetkii zayif bir kii tarafndan rivyet edilmi olanlar (ki byle hads'e matruk=terkedilmi); ve akaa yalan olanlar (ki byle hads'e mavzu=uydurma) vardr. 6 Bu konuda Turan Dursun'un Kur'n Ansiklopedisi (Cilt VII, sh. 92 ve d. bakiniz) 7 Bu konuda benim Teokratik Devlet Anlayndan Demokratik Devlet Anlayna adl kitabma bakiniz 9 Diynet'in aklamasna gre Kmus eviricisi Asim'in tanm "belinleme ve uunma" eklindedir ve kadnlarn: "Uykuda rkt de uuklad" diye konumalarnda yer alan

317

"uuklad" szcgu ile Asim'in kulland "uunma" szckleri ayn eylerdir. Bkz. Sahih-i..., Cilt III, sh. 345 not. 1 10 Bu konularda Kis'nn Kisas al-anbiya adl kitabna bakiniz. 11 Enes bn-i Mlik'in yapt tanmlama iin bkz. Sahih-i..., Cilt IX, sh. 266, Hads no. 1447, ve Cilt I, sh. 70, Hads no. 57) 12 Bu konudaki hadsler iin bkz. al-Muttaki'l Hindi, Kanz al-Ummal fi sunan al-Akval (Haydarabad 1312) Cilt VIII, sh. 24-28. Ayrca bkz. Arsel, Arap Milliyetilii ve Trkler (nkilap Kitapevi, stanbul, 1987, sh. 48 ve d.) 13 Hads'te "Bir zenci adam yhud kadn" eklinde gemektedir. Bkz. Sahih-i..., (Cilt II, sh. 399, Hads no. 286) 14 bn shak, age (1980), SH.364-369. Ayrca bkz. William Muir, The Life of Mohammed (London 1894) sh. 240 ve d. 15 Bkz. bn-i shak, age (1980), sh. 368. Hads'ler iin bkz. Sahih-i... (Cilt X, sh. 176). Muir, age, (sh. 240 ve d) 16 Vakid, age,. . Muir. age. sh. 242 17 Vakid'nin rivyetine gre olay Hicret'in 6.ylna rastliyor. 18 Bkz. Eb Cfer Muhammed b. Cerir et-Taber Tarih'nn evirisi iin T. C. Millii Egtm Bakanlnin "Sark-slam Klaikleri" serii olarak yaynlad Taber'nn mlletler ve Hkmdarlar Tarihi (stanbul 1966, Cilt II) yapta bakiniz. Ayrca bkz. Tarih-i Taber Tercemesi, (Can Kitabevi, stanbul 1982, Cilt II, sh. 406); ayrca bkz. bn-i shak, age (1980) sh. 482 19 Tarih-i Taber Tercemesi..., (Cilt II, sh. 406) 20 Bu kiinin Mes'd bn-i Sinan, Abdullah bn-i neys ve Abdullah bn-i Utbe adndaki kiiler olduu sylenir. Ensar'dan olan bu sonuncu Abdullah ile Muhcir'lerin nllerinden olan Abdullh bn-i Utbe bn-i Mes'd' u birbiriyle karstirmamak gerekir. Taber'nin ifdesine gre ete mensuplarndan biri abdullah b. Enes'dir. 21 Tarih-i Taber Tercemesi... (Cilt II, sh. 406-7) 22 Taber, Milletler ve Hkmdarlar Tarihi (Mill Egtm Bakanl yaynlar, Cilt II. sh. 365) 23 Bu iir'ler iin bkz. Taber, age (1966), Cilt II, sh. 367; ayrca bkz. bn-i shak, age (1980), sh. 482-3 24 Tarih-i Taber ..., (stanbul 1982), Cilt II, sh. 400) 25 Tarih-i Taber..., (stanbul 1982, Cilt II, sh. 400).

318

26 kinci yardmcnn kim olduu hususunda gors ayrl bulunmakla beraber bn-i Hismn Siyret'inde yukaraki iim zikredilmekte. 27 bn shak, age (1980) (sh. 68-9); Taber, age (1966) II, sh.9. Bununla beraber Amine'nin, yle ylendii gibi yksek mevki sahibi bir kadn olamdiini, ve bu yukardaki iddialarn efsane'den ibret bulunduunu kabul edenler de vardr. Bkz. slm Ansiklopedisi (Amine szcne bakiniz) 28 Taber, age (1966) , Cilt II, sh. 8-13; bn shak, age (1980) sh. 68-9 29 bn shak, age (1980), sh. 69 30 Buradaki "onlara" szc, Diynet leri Bakanl'na gre "mrik'leri" yni "Puta tapan Arap'lar" kapsar. Diynet, Vakid 'ye gre bu yet'lerin meyye iin indiini belirtirken Tanrnn Muhammed'e: "Mriklere u adamn kssasn da oku..." eklinde konutuunu syler. (Bkz. Sahih-i..., Cilt X,. sh. 39). Buna karlk Trkiye Diynet Vakfnn Kur'n evirisinde "Onlar" szcnn "Yahudileri" kapsad yazldr (Bkz. A'rf sresinin 175ci yetinin aklamas) 31 bid. 32 "Ensar" (ya da "Ansar") szc, Muhammed'i "peygamber" olarak kabul edip Medine'ye aran ve ona ve onunla birlikte Medne'ye hicret eden Mekke'li mslmanlara (ki "Muhacirn" denir) yardmc olanlardr. 33 Abdi'bni Humeyd'in yorumunda yer alan bu rivyet cn bkz. Sahih-i... (Cilt III, sh. 5-6) 34 "Yederdim" sc burada, "yardm ederdim" anlamnda 35 "Dihye b. Halfet'l-Kelb" olarak da yazlr. 36 "Seby" szc, savata ele geirilen kadn ve erkek esirler anlamnadr. 37 Ganimetin paylalmasndan nce ve herkesin hissesine ne dsecei belli olmadan Muhammed'in byle bir ilemde bulunmasn slmclar doal bulurlar. Bu konudaki aklama iin bkz. Sahih-i..., Cilt II, sh. 307 not. 2 38 "Bani'l-Nazr" olarak da yazlr. 39 Eb Ms'nin rivyetine gre Muhammed, " kiinin ikiser ecri vardr" demi ve bunlardan birinin Ehl-i Kitap'dan (yni yahudilerden ya da Hrstiyanlardan) olup da hem kendi peygamberine ve hem de Muhammed'e mn eden kimse olduunu, dierinin hem Tanrnn ve de efendisinin hakkn ed eden kle olduunu, ncnun de efendisi tarafndan azd edilip nik eidlen criye olduunu bildrmtr. Bkz. Sahih-i..., Cilt I, sh. 95. hads no. 83) 40 Muhammed'in Safiyye ile evliliini slm kaynaklarna gre hikye eden Diynet leri Bakanl: "Bu bahsi u hadis-i serf ile itmm edelim" diyerek Muhammed'in u szlerini nakleder: "Res^l-i Ekrem... buyurdu ki: -Vahyini Rabbim Azze ve Celden Cibrl aleyhi's-

319

selm getirmeden zevct-i thirtimdan hibiriyle tezevv etmediim gibi, kzlarmdan hibirini de tezv etmedim". (Bkz. Sahih-i... Cilt II. sh. 311) 41 "Mekr" szcnn karl "hile" , "dzen" dir. 42 Hayber Yahudilerini dize getirdikten sonra Muhammed, onlar yurtlarndan srmek istemi, fakat onlar yarc olarak kalmak, yni hurmalar timar edip mahslun yarsn brakmak gibi bir teklifte bulunmulardr. Bu teklif kendisine czib geldii iin Muhammed, onlarn kalmalarna izin vermitir. Ancak ne var ki gnn birinde "tehcre urayacaklarn" (yurtlarndan srleceklarn) haber vermekten geri kalmamtr. Nitekim lrken "Cezuret'l-Arab'da iki dnin bir arada bulunmayacan sylemekle, bu Yahudilerin mer bin Hattb'in halifelii zamannda srmeleri zeminini hazrlamtr. (Bkz. Sahih-i..., Cilt VII, sh. 163, hads no. 1056; ve Cilt VIII, sh. 142) ona vermeyi teklif etmilarna izin vermitir. Fakat bu izni, onlardan yararlanma amacna dayal olarak vermitir. 43 Bir ok vesilelerle Muhammed Aye'yi, dier kadnlarndan ok fazla sevdiini ve nstn tuttuunu belirtmtr. Bir vesileyle Amr bn-i As'in kendisine sorduu: "Y Resla'll! Ashb iinde size en sevimli kimdir?" sorusuna: "Aise'dir" diye cevap vermi, erkeklerden de Eb Bekir'i ve ondan sonra mer bin Hattb en fazlasevimli kimseler olarak tanmlamtr. Bkz. Sahih-i..., IX, sh. 335, Hads no. 1488). Aye'yi stnm tuttuun konusunda benim, erit ve Kadn adl kitabma bakiniz. 44 Asyet yle: "Ey m'minler! Bir topluluk dier bir topluluu alaya almasn. Belki de onlar, kendilerinden daha iyidirler. Kadnlar da kadnlar alaya almasnlar. Belki onlar kendilerinden daha iyidirler..." (K. 49 Hucurt 11) 45 Kur'n'da Tanrnn, Cumartesi gnne hrmet edenleri lnetledii yazldr (Bkz. 4 Nis 47) 46 "gtinam ettinse" deyimi "ne yagma yaptnsa" ya da "ne capulculuk ettinse" anlamlarnadr. 47 "Mevs" szc binek ve kasaplk drt ayakl hayvanlar (rnein deve'ler) iin kullanlr. 48 Btn bu hususlar bn-i Hismn Siyer'inde, Buhar'nin Sahih'inde bulmak mmkndr. 49 Turan Dursun, Tabu Can ekiiyor: Din Bu, (Kaynak yaynlar , stanbul 1990, sh. 71 ve d.) 50 Bu konuda bn Hismn sra' sina, Balazur'nin Futh el-buldn adl yaptna, Tabar'nin Tarih'ine ve Yakub'nin Tarih adl kitabna bakiniz. 51 Bu drt kii unlardr: Uyeyne bn-i Bedir, Akra' bn-i Hbis, Zeyd'l- Hayl Alkame (ya da Amr bn-i Tufeyl). Bu konuda Buhar'nin Eb Sad-i Hudr'den rivyeti iin bkz. Sahih-i..., Cilt X, sh. 353, hads no. 1641. 52 Turan Dursun'un, Eb Davud'un Kitabu'l-Akdiyye adl yaptndan nakl iin bkz. Din Bu (Kaynak yaynlar, stanbul 1990, 1.Kitap, sh. 71)

320

53 Bu konuda Taber'nin Camu'l-Beyan fi Tefsiri'l Kur'n adl yaptna ve bu yapta atfen Turan Dursun'un "Rsvetle Mslman Olanlar" balkl yazna bkz. Din Bu (Kaynak yaynlar, stanbul 1990, 1.Kitap , sh. 71). 54 Yukarda, tirnak iindeki alntlar, Diynet'in Sahih-i Buhr Muhtasari-Tecrd-i Sarih Tercemesi adl yaynlarn 8.cild'inden aynen alnmtr. Kolaylk olsun iin baz Arapca szckler, trkeletirilmitir. 55 "Salat-i Zuhur" , gle namaz demektir. 56 Bu konuda Muhammed bir de Tanr'dan magiret dilemek ve O'na tevbe etmek sretiyle de bol yamura kavumann mmkn olduunu syler ve vaktiyle Hd adndaki "peygamber"in kendi kavmine yapt tleri rnek verirdi. Bu vesileyle Kur'n'a koyduu u yet'i okurdu: "Ey Kavmim! Rabbinizden ba dileyin; sonra da O'na tevbe edin ki, zerinize g (yamuru) bol bol gndersin..." (K. 11 Hd Sresi , yet 52) 57 "Mudar" , Mekke'den gayr bir yerin addr. 58 Nitekim Kur'n'a koyduu bir ok yet'lerle Tanrnn vaktiyle Ad kavmine, "aci veren bir azab iinde tayan yel" gnderdiini sylerdi. Bu konuda Zriyt Sresinin 41, 42; Fussilet Sresinin 15, 16; Kamer Sresinin 18-21; Hakke Sresinin 6-8; yetlerine bakiniz. 59 Bunun byle olduu Diynet yaynlarnda yle belirtlyor: "...O zamanlar kavm-i Arab, bir mmet-i mmiye (okumasz bir ummet) idi; ilerinde okur, yazar ksm pek az olduu gibi, o zamanki (Arab yarm adasndaki) hayatna gre halk arasnda kle ve criye makleleri mhim bir yekna blig oluyordu. Bunlarn her biri bir kabileye mensubtu. kendi lehelerinden baka bir lgatle Kur'n renmeleri gayetle mskld. Halbuki (Kur'n nr'unun) bir an evvel btn (Arap kabileleri) arasnda ve bu sretle butn (milletler) iinde (yerlesip yayimlanmas gerekli idi). Binaenaleyh bu mskl izle etmek ve mmete (kolaylk) gstermek icb ediyordu. Bunun iin msfik Peygamberimiz Kur'n(in) yalnz Kurey lgati ile deil, her fasih (Arab lgatI) ile nzil olmasn ve ol vechilye okunabilmesini arz ediyorlard. bey bn-i K'b hadsinde grld uzere, resl-i Ekrem bu arzularn Hazret-i Cibrl'e zaman zaman izhar etmekten (geri kalmamt). Bu sretle Kurnn nzil olduu ve kiretine musaade buyurulduu lgati Arab yediye blig olmutur. Ve bylece on sene gibi kisa bir zaman zarfinda Kurnn nru (byk bir sratle Arab adasna ve btn leme yayilmitir) " (Bu alnt iin bkz. Sahih-i..., Cilt VII, sh. 316; ayrca bkz. Cilt IX, sh. 28). 60 Her ne kadar eritlar Mekke'yi slm dnyasinin baskent'i olduunu, ve "evresi" deyimininden btn dnyann kast'edildiini sylerlerse de yalandr. Btn dier hususlar bir yana, fakat bir de unu dnmek gerekir ki, eer Kur'n btn insanlara gnderilmi olsayd, sadece Arapa olarak gnderilmezdi. te yandan Tanrnn "apak" olmak zere gnderdii sylenen bir kitapta bu husus, tereddude mahal brakmayacak bir ekilde belirtlrd. 61 eritlar bu konuda da gerekleri saptrmaktan geri kalmazlar ve Tanrnn Kurey'e ihsan'da bulunduunu ve nk Kurey kabilesinin btn Araplarca kutsal syildiini sylerler. Oysa ki Kurey kabilesi, her ne kadar Mekke'de ynetime egemen ve sz geer bir kabile olmakla beraber Mekke dndaki Araplarca kutsal saylan bir kabile deildi. Kurey'i btn Araplar bakmndan "kutsal" ve "stn" nitelie eritiren ve rnein "imam", yni

321

"halife" (devlet bakan) olabilmenin Kureyli olmaya bal bulunduu kuralini yerletiren Muhammed'tir. 62 Bu konuda benim Arap Milliyetilii ve Trkler adl kitabma bakiniz. 63 Yznde sarlk grdgu bir kz ocuu iin Muhammed: "Bu kizcaizi okutup fletin. nk buna gz degmtr (nazar var)" demitir. Yukardaki kaynaktan gayr Bkz. Mslim, e's-Sahih. Kitabu's-Selm, Had sno 2197. Dursun, aga , I. sh. 136) 64 rnein Hayber seferi srasnda bacandan vurulan Ekva Olu Seleme, yarasnn iyiletirilmesi iin Muhammed'in yanna gelir ve Muhammed onu " kez frr". Sylendiine gre adamcaz iyilemtr. Yukarda belirtilen Diynet yaynlarndan gayr Eb Davud'un "Snen, Kitabu't-Tibb" (Hads no 3894) bakiniz. ayrca bkz. Dursun, Din BU, Cilt I, sh. 135) 65 slm kaynaklarnn bildirmesine gre Hayber seferi srasnda Muhammed, gzlerinden rahatsz olduunu duyduu Aliyi yanna getirtip gzlerine tkrr ve Alinin gzleri hemen iyileir. Diynet yaynlarndan gayr mslim'in e's-Sahih, Kitabu'l-Cihd, adl yayna (Hads no. 1807) ve ayrca Dursun'un Din Bu (cilt I, sh. 134) kitabna bakiniz. 66 Bu konuda benim "Toplumsal Geriliklerimizin Sorumlular: Din Adamlar" m adl kitabma bakiniz. 67 Eb Dvud, Trmz ve Nesi gibi kaynaklarn rivyetleri iin bkz. Sahih-i..., Cilt VII, sh. 45 68 Bu alnt iin bkz, Turan Dursun, Tabu Can ekiiyor. Din Bu, ( Kaynak yaynlar, stanbul 1990, Cilt I, sh139) 69 bid. 70 Diynet leri Bakani M. S. Yazcolu'nun Hrriyet gazetesin'deki beyani iin bkz. Hrriyet 21 Kasm 1990. 71 Burada gecen "Busk" szc "tkrk" demektir; "Tayyibden atyeb" deyimi "hos olan eyden stn olan hos sey", ve "Tahirden atyep" deyimi ise "Temizin en temizi" eklinde evrilebilir. 72 "Ferc" szc kadnn cinsel organi anlamnadr. 73 Bu alnt, Milli Egtm Bakanlgnn evirisinden aynen aktarilmi olup tmce ve szlk yanllar eviriciye id'tir. 74 "Kirat" szc "drt keiboynuzu ekirdei arlinda mcevher tarti brm" olarak tanmlanr 75 "Kudret-i ftira" deyimi "yaratan g", yni "Tanr" olarak cevrilebilir.

322

76 Srih Kirmn gibi kaynaklar, Sevde olaynn ve mer bn-i Hattb'in i'tiraznn iki kez vuku bulduunu, bunalrdan birinin hicb hayetinin inmesinden nce, brsnn de sonra olduunu sylerler 77 Bu konuda Ahmed b. Hanbaln ve bn Sa'd'in yaptlarna bakiniz. 78 Bu konuda benim "erit ve Kadn" adl kitabma bakiniz. 79 Bu klonuda Bkz. Sprenger, Das Leben und die Lehre des Muhammed (Berlin 1861, Cilt I. 207 ve d.); William Muir, The Life of Mohammed, From Original Sources, (Edinburg 1923, sh.6); R. Dozy, Essai Sur l'Histoire de l'slamm (Traduit du Holandais par V. Chauvin, Paris 1879, sh. 24-5) 80 Bu konu iin slm Ansiklopedisi'nde "Nuh" szcne bakiniz. 81 Yukardaki husular iin benim Din Adsamlar adl kitabma bakiniz. 82 Muhammed'in koruyuculuunu yapan "Hasim'ler ve "Muttlib"ler aleyhine yaplan Andlama 83 Ben Kinne (Kinne kablesi) 84 Zbeyr bn-i Eb Bekr'in Ensb adl kitabnda bunun Baz bn-i Amr olduu bildiriliyor. (Bkz. Sahih-i..., Cilt VI. sh. 104) 85 "Hayf" szc "haksizlik:", "zulm" anlamlarna gelir; slm kaynaklar "Kinne oullarnn hayfi" deyimini "Kinnen oullarnn yurdu" olarak 86 Bu mevkiin ayrca "Muhassab" , ya da "Ebtah" adlaryle de anld anlalmaktair (Bkz. Sahih-i..., Cilt. X, sh. 309) 87 Bu konuda ayrca bn-i Hismn Zdul- Mehad' ina, bn-i Hacer'in Feth'l-Br' sine, Zbeyr bn-i Bekr' in Ensb'ina bakiniz. 88 Muhammed'in koruyuculuunu yapan "Hasim'ler ve "Muttlib"ler aleyhine yaplan Andlama

323