You are on page 1of 106

ATEZMN KISA TARH

G a v i n H y m a n

eviren: Dilek endil

Gavin Hyman Lancaster niversitesi Din Aratrmalar BlmiTnde retim

yesidir. Aratrmalar ada kta felsefesi ve dini dncenin kltrel teori zerindeki etkileri alanlarnda younlamtr. The of Postmodern Philosophical Heythrop Academy Theology Theology Predicamert in ve The (2001) kitabnn yazar ve New Directions (2004) kitabnn editrdr. Makaleleri Companion to Atheisn, New Blackfriars, ve Journal of the and Theology

almalar The Cambridge Journal, Literatre of Religion'm

American

da aralarnda bulunduu ok sayda dergide

yaynlanmtr. Dilek endil 1979 ylnda Kadky Maarif Koleji'ni bitirdi. Kadky Yabanc Diller Yksek Okulu ve stanbul niversitesi Amerikan Blm'nde okudu. Bugne dein 50'yi akn evirisi Yunanistan Tarihi, MariaTodorova'dan Balkanlar Tremain'den Valentina'y Karanlk Labirent, Sevmek, Timothy Findley'den lmszlk Gray'den Saman Kpekler, Tony Judt'dan Sava ve Pilgrim, Dilimize kazandrd kitaplar arasnda Richard Clogg'dan Doris Lessing'den Mara Leoparn ile Edebiyat yaynland. Modern Dam,

Tahayyl Etmek, Rose Lawrence Durrell'dan ykiisii, John Ktphane, ran

lan Hodder'dan atalhyk: Sonras,

Alberto Manguel'den Geceleyin Yakndou,

Ervand Abrahamian'dan Modern

Tarihi, Amelie Kuhrt'tan Eski a'da likiler

Karen Armstrong'dan lan McEwan'dan

Mitlerin Ksa Tarihi, Margaret Atwood'dan Penepolia, ve Necib Mahfuz'dan Ak Zaman saylabilir.

Gavin Hyman
Krmz Kedi Yaynevi: 95 Dinler Tarihi: 2 zgn ad: A Short History of Atheism Ateizmin Ksa Tarihi Gavin Hyman eviren: Dilek endil Gavin Hyman, 2010 Krmz Kedi Yaynevi, 2010 Bu kitabn Trke yayn hakk I. B. Tauris & Co Ltd., London ve Akal Telif Haklar araclyla alnmtr. Tantm iin yaplacak ksa alntlar dnda, yayncnn yazl izni alnmakszn, hibir ekilde kopyalanamaz, elektronik veya mekanik yolla oaltlamaz, yaymlanamaz ve datlamaz. Yayn Ynetmeni: lknur zdemir Editr: . Utku Kavasolu Dzelti: Serra Tzn Grafik ve Kapak Tasarm: Yeim Ercan Aydn Bask: Pasifik Ofset 0212 412 17 77 Birinci Basm: Kasm 2011 ISBN: 978-605-5340-02-5 Krmz Kedi Sertifika No: 13252 Pasifik Ofset Sertifika No: 12027 Krmz Kedi Yaynevi www.kirmizikedikitap.com / kirmizikedi@kirmizikedikitap.com mer Avni M. Emektar S. No: 18 Gmsy 34427 STANBU1

ATEZMN KISA TARH


eviren: Dilek endil

DNLER TARH

indekiler
nsz Giri Birinci Blm Ateizmin Modern Tarihte "Ortaya k" kinci Blm Modern Dncede Ateizmin Geliimi nc Blm Modern Ateizmin Reddettii Tanr Drdnc Blm Modern Ateizmin Teolojik Kkenleri Beinci Blm Ateizm ve Kutsal Kitap Eletirisinin Ykselii Altnc Blm Ateizm ve Bilimin Ykselii Yedinci Blm Ateizm, Ktlk ve Ac Sekizinci Blm Modernitenin Sonu - Ateizmin Sonu mu? Notlar KaynakaDizin 9 12 19 35 59 77 90 108 128 154 181 197 205

ONSOZ

B u kitap a k a d e m i s y e n l e r d e n ok genel okurla renciler iin yazld. Felsefe, teoloji, din aratrmalar ve entelektel tarih alannda uzm a n olanlar zaten bu kitapta yazlanlarn o u n a aina, n k b u r a d a sylenenlerin o u daha nce bakalar tarafndan dile getirildi. M e t i n ierisinde, dipnotlarla k a y n a k a d a kimin ne sylediini titizlikle belirtm e y e altm. te yandan, hazr frsat b u l m u k e n b u a k a d e m i k aratrmalarn d a h a geni bir okur kitlesine ulatrmaya deer o l d u u n u dndm. B u n u n n e d e n i son b i r k a y l d a ateizm etrafnda d n p duran tartm a l a r a y n e l i k ilginin oktan a k a d e m i n i n snrlarnn tesine g e m i olmas. B u tartmalar k i m i l e r i n c e hararetle y r t l m e k t e ve kimilerince de d a h a b a k a trl bir m e r a k l a izlenmekte. A n c a k b u tartmalarn, b u alann u z m a n l a r n c a k o n u y l a ilgili y a k n z a m a n d a y a p l m b i r t a k m n e m l i a k a d e m i k a l m a l a r d a n habersiz y r t l d apak ortada. B u tr almalar o u z a m a n ileri v e teknik d z e y d e yapld v e ulalmas p e k k o l a y o l m a y a n kitap ve m a k a l e ynna yayldndan b u n u a n l a m a k m m k n . Anlalr o l m a s n a r a m e n b y l e bir d u r u m h i de affedilir gibi deil. n k b u bilimsel almalarn o u n u n a t e i z m s t n e y a p l a n genel tartmalarn y r t l m e s i n e ve onlarn altnda y a t a n v a r s a y m l a r a d o r u d a n etkisi olmaktadr. Ayrca b u tartmalarn o u A y d n l a n m a m o d e r n i t e s i n i n r n olan belirli bir d n y a g r ierisine h a p s o l m u grnr. B u d n y a g r n n varsaymlar v e tarih, n a d i r e n sorgulanr, hatta b i z z a t o d n y a g r n n tarihin b i r r n o l m a k y e r i n e genel geer bir veri o l d u u s o n u c u k a b u l grr. Tartmaya taraf olanlar bylelikle tavr a l m a y a zorlanr v e b u d n y a g r n n b u y u r d u u seeneklerle kar karya gelerek alternatif y a k l a m l a r ve d n m e biimleri a r a m a frsatndan y o k s u n kalrlar. Yakn d n e m d e bilim d n y a s n d a g r l e n k a y d a d e e r bir akm,

10 sklkla teizm ile ateizm arasnda ada tartmalara giren modern Aydnlanma erevesinin bu sorunlarn tartlaca tek veya en elverili seenek olmayabileceini ileri srmtr. Bu ereve belki de eit lde elverisiz olan teizm ve ateizm anlaylar retmektedir. Tarihsel aratrmalar ufku genileten ve dnce iin yeni frsatlar yaratan alternatif entelektel yaklamlarn farkna varabilir. Halen ateizm hakknda yrtlen genel tartmalar ou zaman ksr ve dar grnebilir. Yakn gemiin bilim dnyas, daha geni bak alaryla bu tartmalarn ufkunu aabilmek iin trl yollar nermektedir. Fakat ayn bilim dnyas kamusal alana nadiren nfuz etmitir. Bu kitabn amac bilim dnyas ile kamusal alan arasnda kpr kurulmasna biraz katkda bulunmaktr. On yla yakn sreyle niversitede ders verme tecrbesine sahip olmam bu kitab yazmam nemli lde kolaylatrd. Eski retmenlerimden biri "ders vermenin zihin atm" sylerdi, sras gelince ben de bunun ne kadar doru olduunu rendim. Bu kitapta yer alan fikirler ilk olarak University of Lancaster'daki Din Aratrmalar Blm'nde lisans rencilerine verilen derslerde dile getirildi. Dolaysyla ("Felsefi Tanr Alglaylar" konusunu rettiim) "Modern Dinsel ve Ateist D n c e " ile "Ahlak, Felsefe ve D i n " derslerini alan rencilere minnet borcum var. Onlarn tepkileri, sorular ve daha ok aklamam iin ricalarnn bu kitapta ifadesini bulan fikirlerin ounu ekillendirmemde bana kesinlikle yardm oldu. Bu kitabn byk blm Oxford Mansfield College'da konuk retim grevlisi olduum dnemde yazld. ten konukseverlikleri iin blm bakanna ve retim grevlilerine minnettarm. En bata Robert Adams, Alex Brayson, Charles Brock, Tony Lemon, Peggy Morgan, John M u d d i m a n ve Tanya ile Joel Rasmussen'e ilham veren sohbetleri ve dostluklar iin teekkr ediyorum. Mansfield'in yan sra yine Oxford'da Alaistair Anderson, John Bishop, Stephen Bullivant, John Huber, Nick Kenwothy-Browne, George Pattison ve Cornelia van der Poll'a beni ho karlayp arladklar iin minnet borluyum. Kitaptaki fikirlerden bazlar ilk nce baka yerlerde yaynland. lk drt blmde yer alan materyal daha nce Michael Martin'in editrln yapt The Cambridge Companion to Atheism (Cambridge: Cambridge University Press, 2006) iindeki "Modern Tarihte Ateizm" balkl deneme yazmda daha ksa ve z olarak yer almt. Drdnc blmn nceki versiyonuysa The Predicament Radical Orthodoxy or Nihilist Textualism? ofPostmodern

11 Theology:

(Louiseville: Westminster John

Knox Press, 2001) adl kitabmn ikinci blmnde ekillendi, beinci blmn daha ksa versiyonu da Hans-Josef Klauck, Bernard McGinn, Choon-Leong Seow, Hermann Spiekermann, Barry Dov Walfish, Eric Ziolkovvski'nin editrlnde yaynlanan The Encylopedia and s Reception, kale olarak yazld. of the Bible Birinci Cilt (Berlin: Walter de Gruyter, 2009) iin ma-

7 nculannn iine yarar. yle ki yukarda ad geen yazarlardan birou bu balanty kurmaktadr. nc olarak insanlarn kendilerini dini inanlarla sekler ateizm arasnda kararsz gelgitler iinde bulduu bir durumda, bu "araylarn" ister dinden yana olsun ister ateizmden, nihai kararlarn vermeseler bile kolay anlalr, popler ve ikna edici ateli taraflarn yazlarn incelemeye yatkn olmalar beklenir. Ancak ateizm hakkndaki tm bu yaynlarla tartmalarn dikkat Son birka ylda gerek Birleik Krallk'ta gerekse Birleik Devletler'de ateizm konusuna gsterilen ilgide dikkat ekici bir art gzlenmekte. Birkan sayarsak, Richard Dawkins, Sam Harris, Christopher Hitchens ve Michel Onfray gibi yazarlar oksatan kitaplar listelerinde ne karak gnmzn kitle iletiim aralarnn her kesiminde yaygn tartmalar balattlar. 1 Anglo-Amerikan kamuoyuna mensup az sayda okur ateizm hakkndaki bu kitaplarn grd rabetin ve yaanan tartmalarn okluunun farkna varmam olabilir. Baz alardan bu kafa kartrc bir durum. Basit kamuoyu yoklamalar ve anketleri kadar, ok ynl sosyolojik analizler de srarla dnya gr olarak ateizmin aznln itiraf olmakla kaldn ifade eder. Charles Taylor'n ksa bir sre nce yaynlanan A Secular Age (2007) adl kitabnda da ortaya att gibi gnmz Bat dnyasnn byk blm, yerleik dini akidelere inandn belli etmez grnd gibi ateist inana ikin kesinliklerle de yetinemez. ou arada kalp bulduklaryla az da olsa hemfikir gibi davranarak orada gezinmeye mahkm grnr. 2 Madem yle, ateizme duyulan bu ani ilgi niye? Bunun, her trl kkten dincilie ynelik ilginin artmasyla ayn zamanda ortaya kmas tesadf deildir belki de. Hi kukusuz kktencilie duyulan bu merak, ksmen bu ikisiyle snrl kalmamakla birlikte arlkl olarak Mslman ve Hristiyan retorie bavuran saldrganlarn son zamanlardaki terrist eylemlerinden kaynaklanarak bir dereceye kadar siyasal gdlerle harekete gemitir. Kkten dincilie ilgi duyulan bir zamanda, kimilerinin yelpazenin br ucunda yer aldn dnd, bakalarnn kkten dinciliin sekler tr diye alglad, her iki rnekte de adna ateizm denilen bir alana kaylmas olaan karlanmal. kincisi, din gdml iddet eylemlerinin ska yaanmas yalnzca din ve iddetli bir tahammlszlk arasnda derin bir ba gren ateizmin savueken yan ince ayrmlardan ve ok ynl yaklamlardan bir lde yoksun olmasdr. Elbette bunun tek nedeni ateizm yanllarnn kar ktklar ve ou zaman gerek hayatta karl olan, dini inanlara dair kabaca karikatrize edilmi hikyeler anlatmalar deildir. Aksini savunmak m m k n olsa bile farkna varmadan sekler kla brnm metafizik dogmalarn baka bir eklini de tevik etmezler. Belki bunlarn ikisinden de daha nemlisi ateizmin kendi kkenleri, iinden kt tarihsel, felsefi ve kltrel tabann, kendini ona kar olarak tanmlad dinin, daha dorusu teizmin zerindeki derin etkisinin, kendi konumuyla kltrel zgllnn farknda olmamasdr. Bu kitabn amac bu karklklar giderip akla kavuturmak, bunu yaparken bizzat ateizm olgusunun daha iyi anlalmasn salamaktr. Bu abann ortasnda kilit terim arasnda derin ve birbirini etkileyen bir balant olduu kans yer alr. Modernite, din ve (zellikle, " d i n " terimini modernitenin kurulmasyla ilgili gren ok sayda uzmana kulak verirsek) ateizm. Aslnda ben, dier ikisini anlamadan bu terimlerden herhangi birini laykyla anlamann imknsz olduunu savunuyorum. Ateizm asndan bu, kkeni, tanm ve akla yatknl itibaryla barndan kt modern "dnya gr" ile ona kar gsterdii tepkiyle kendini tanmlad dinin " m o d e r n " biiminden ayrlamaz olmas demektir. Kitabn bandan sonuna dek b u terimin birbirlerini karlkl pekitirip aydnlatmalarnn eitli yollarna dikkat ekeceim. Belirtilmesi gereken bir husus da bu kitabn ateizm lehinde veya aleyhinde bir tez ortaya koymak gibi gzle grlr bir amac olmamasdr. O bakmdan yukarda sz edilen ateizmle ilgili yazarlarla kitaplar dorudan bir " c e v a p " olarak dikkate alnmamal. Yine de burada gelitirilecek argman ve analizlerin, ateistlerin kendilerince oluturduklar argmanlarn inandrclna nemli etkileri pekl olabilir. zellikle de, eer bu kilit kavram arasnda benim nerdiim an-

GR

13 nucularnn iine yarar, y l e ki yukarda ad geen yazarlardan birou bu balanty kurmaktadr. nc olarak insanlarn kendilerini dini inanlarla sekler ateizm arasnda kararsz gelgitler iinde bulduu bir durumda, bu "araylarn" ister dinden yana olsun ister ateizmden, nihai kararlarn vermeseler bile kolay anlalr, popler ve ikna edici ateli taraflarn yazlarn incelemeye yatkn olmalar beklenir. Ancak ateizm hakkndaki tm bu yaynlarla tartmalarn dikkat Son birka ylda gerek Birleik Krallk'ta gerekse Birleik Devletler'de ateizm konusuna gsterilen ilgide dikkat ekici bir art gzlenmekte. Birkan sayarsak, Richard Davvkins, Sam Harris, Christopher Hitchens ve Michel Onfray gibi yazarlar oksatan kitaplar listelerinde ne karak gnmzn kitle iletiim aralarnn her kesiminde yaygn tartmalar balattlar. 1 Anglo-Amerikan kamuoyuna mensup az sayda okur ateizm hakkndaki bu kitaplarn grd rabetin ve yaanan tartmalarn okluunun farkna varmam olabilir. Baz alardan bu kafa kartrc bir durum. Basit kamuoyu yoklamalar ve anketleri kadar, ok ynl sosyolojik analizler de srarla dnya gr olarak ateizmin aznln itiraf olmakla kaldn ifade eder. Charles Taylor'n ksa bir sre nce yaynlanan A Secular Age (2007) adl kitabnda da ortaya att gibi gnmz Bat dnyasnn byk blm, yerleik dini akidelere inandn belli etmez grnd gibi ateist inana ikin kesinliklerle de yetinemez. ou arada kalp bulduklaryla az da olsa hemfikir gibi davranarak orada gezinmeye mahkm grnr. 2 Madem yle, ateizme duyulan bu ani ilgi niye? Bunun, her trl kkten dincilie ynelik ilginin artmasyla ayn zamanda ortaya kmas tesadf deildir belki de. Hi kukusuz kktencilie duyulan bu merak, ksmen bu ikisiyle snrl kalmamakla birlikte arlkl olarak Mslman ve Hristiyan retorie bavuran saldrganlarn son zamanlardaki terrist eylemlerinden kaynaklanarak bir dereceye kadar siyasal gdlerle harekete gemitir. Kkten dincilie ilgi duyulan bir zamanda, kimilerinin yelpazenin br ucunda yer aldn dnd, bakalarnn kkten dinciliin sekler tr diye alglad, her iki rnekte de adna ateizm denilen bir alana kaylmas olaan karlanmal. kincisi, din gdml iddet eylemlerinin ska yaanmas yalnzca din ve iddetli bir tahammlszlk arasnda derin bir ba gren ateizmin savueken yan ince ayrmlardan ve ok ynl yaklamlardan bir lde yoksun olmasdr. Elbette bunun tek nedeni ateizm yanllarnn kar ktklar ve ou zaman gerek hayatta karl olan, dini inanlara dair kabaca karikatrize edilmi hikyeler anlatmalar deildir. Aksini savunmak mmkn olsa bile farkna varmadan sekler kla brnm metafizik dogmalarn baka bir eklini de tevik etmezler. Belki bunlarn ikisinden de daha nemlisi ateizmin kendi kkenleri, iinden kt tarihsel, felsefi ve kltrel tabann, kendini ona kar olarak tanmlad dinin, daha dorusu teizmin zerindeki derin etkisinin, kendi konumuyla kltrel zgllnn farknda olmamasdr. Bu kitabn amac bu karklklar giderip akla kavuturmak, bunu yaparken bizzat ateizm olgusunun daha iyi anlalmasn salamaktr. Bu abann ortasnda kilit terim arasnda derin ve birbirini etkileyen bir balant olduu kans yer alr. Modernite, din ve (zellikle, " d i n " terimini modernitenin kurulmasyla ilgili gren ok sayda uzmana kulak verirsek) ateizm. Aslnda ben, dier ikisini anlamadan bu terimlerden herhangi birini laykyla anlamann imknsz olduunu savunuyorum. Ateizm asndan bu, kkeni, tanm ve akla yatknl itibaryla barndan kt modern "dnya gr" ile ona kar gsterdii tepkiyle kendini tanmlad dinin " m o d e r n " biiminden ayrlamaz olmas demektir. Kitabn bandan sonuna dek bu terimin birbirlerini karlkl pekitirip aydnlatmalarnn eitli yollarna dikkat ekeceim. Belirtilmesi gereken bir husus da bu kitabn ateizm lehinde veya aleyhinde bir tez ortaya koymak gibi gzle grlr bir amac olmamasdr. O bakmdan yukarda sz edilen ateizmle ilgili yazarlarla kitaplar dorudan bir " c e v a p " olarak dikkate alnmamal. Yine de burada gelitirilecek argman ve analizlerin, ateistlerin kendilerince oluturduklar argmanlarn inandrclna nemli etkileri pekl olabilir. zellikle de, eer bu kilit kavram arasnda benim nerdiim an-

GR

10 14 lamda yakn bir balant varsa, o zaman son dnemlerde grlen holli gelimelerin ateizme etkileri olabilir elbet. rnein, iinde yaadmz dnya artk eskiden olduu gibi d p e d z " m o d e r n " deilse, ateizmin inandrcl b u n d a n mutlaka etkilenecektir. Ayn ekilde, eer dini inann belirgin " m o d e r n " tezahrleri de baka bir eye dnyorsa, o z a m a n ateistik savunmann da geerlilii azalabilir. Fakat b u kitabn balca amac, sonunda ortaya kan aklamaya kendileri itiraz e t m e k isteyecek olsalar bile okurlarn ateizmin n e olduunu daha iyi anlamalarn salamak. Gelgelelim, k o n u y u daha ileriye gtrmeden nce, bata bu amann o d a k noktasnda yer aldklarn belirttiim u kilit terimle-in tanmlarna ilikin sorunlara eilmek gerekiyor. " M o d e r n " ya da 'moderniteyi" ne belirler sorusuna ilikin tartmalar uzun ve dolambaldr, stelik hibir tanm genel kabul grmeyecektir. " M o d e r n i t e " erimi " h e m e n i m d i " anlamna gelen Latince modo szcnden trenitir. D e m e k ki " m a z i " veya " t a r i h i " karsnda "imdiki z a m a n " ile ' a d a " olan gstermektedir. D a h a belirgin olarak m o d e r n kendini eskiye", antik aa kar tanmlamt. Michael Ailen Gillespie der ki: Modern an fikri ya da sonradan alaca isimle modernite, Bacon ile Descartes'n zamanndan itibaren Avrupa dncesini niteleyen kendini anlamann bir parasyd. Bu fikir... devrimci kavramlar olan zgrlk ve ilerlemeye dayanyordu. Kolomb ile Copernicus'un keiflerinden bahseden Bacon modernitenin antikiteden stn olduunu ve insanl daha yksek yerlere tayacak dnya bilgisini elde etme metodolojisi olduunu iddia etmiti.3 Gillespie'nin yorumlarn b u r a d a m o d e r n d n y a grnn btn tezahrleriyle belirleyici zellikleri olarak alabiliriz. B u r a d a balca husus dnyann - v e z a m a n ile d e i i m i n - stnde bask kurulmas ve kontrol edilmesi gereken bir ey olduuna inanmaktr. Dahas dnyann bask altna alnp denetlenmesi onun iyilii iin deil, bizim ilerleme k a y d e t m e m i z iindir. Yine, b u ilerleme dnyann iyilii iin daha konuksever bir d n y a " kursunlar dideil, insanlar "kendilerine denetleyebildikleri srekli bir doal sre olarak resmedildi. Bu yolla doann efendileri ve sahipleri haline gelerek kendileri iin daha konuksever bir dnya yarattlar.4

yedir. Baka szlerle ifade edersek, dnya tahakkm altna alnp denetlenmelidir ki insanlarn ihtiyalarna cevap verebilsin. nsan znesi bylece " e f e n d i " haline gelirken d n y a da ona " k l e " olur, bylece insan znesi b u efendilii akl ve bilim uygulamalar ierisinde yerine getirir. Akl ve bilim sayesinde d n y a idare edilebilir, anlalabilir, dolaysyla denetlenebilir. Bu, hi kukusuz, gereklikle ilikili olarak insan znesinin rol ve k o n u m u n u a n l a m a d a devrim demekti. nsan znesi akl ve/veya bilim araclyla gereklie hkmederse, benlik kendini znde nominatif (yaln hal) d u r u m d a g r m e y e balar. Yani, benlik dnyaya akl ve bilim disiplinlerini uygulayan zne haline gelir, d n y a da o faaliyetin nesnesi olarak idrak edilir. B u da ortaa teolojisinde e g e m e n olan epistemolojik modelle tezat tekil eden bir d u r u m d u . Orada insani varlklar kendilerini akuzatif (ismin " i " hali) d u r u m d a gryorlard. H e m onlar h e m de paras olduklar daha geni gereklik Tanr tarafndan yaratlmt, dolaysyla bir anlamda Tanr'nm yaratma faaliyetinin nesneleri oluyorlard. D e m e k ki biricik gerek " z n e " , bilinen

Dier bir deyile modernite kavramnn can alc noktasnda adan doas gerei gemiten stn olduu, nk bizim oradan b u r a y a erlediimiz kanaati yer alr. M o d e r n dnce ve eylem biimi yalnzca ntikiteye alternatif deildir; kalknma hareketini de iaret eder. Szlenin d e v a m n d a Gillespie'nin dedii gibi modernitenin antikite karmda byle deerlendirilmesinin altnda yatan, yalnzca yeni bilgi kavram deildi, ayn zamanda dngsel ve sonlu olmayp dorusal ve sonsuz olan yeni zaman kavramyd. Deiim, insani varlklarn ustalap uygun bilimsel yntemler uygulayarak

b t n gerekliin yaratcs ve " m s e b b i b i " olan Tann'yd. nsanlk kendini biricik gerek zne olarak grdkten sonra, dnda kalan her ey onunla ilikili olarak nesne haline gelir. Buna artk gerekliin geri kalan gibi t a h a k k m ve kontrol altndaki dnce nesnesi haline gelen Tanr da dahildir. Tanr (btn dncenin kayna o l m a k yerine) " d n c e n e s n e s i " haline gelince, ortaya kan Tanr anlaynn daha nce yaygn olandan niteliksel olarak farkl olmas beklenir. Zaten b u kitabn ana argmanlarndan biri de bunun sahiden byle o l d u u n u ortaya koymaktr. Modernitenin gelii bera-

17 berinde Tanr anlaynn bakalamasn, belirgin biimde " m o d e r n " teizmi getirdi. Tanr, dnce nesnesi olarak anlalmaya balaynca insanln suretinde yeniden yaratlr. Tanr insani terimlerle idrak edilince deneystl de evcilleir, hatta en azndan baz durumlarda "muazzam bir ahsiyetin" zelliklerini yklenir. Daha dorusu, Tanr giderek insan znesinin izdm haline gelir. yleyse aadaki metinde teizmin modern dnemde insan znesinin izdmne dntn tartacam. zel olarak "modern teizm" hakknda konumann anlam budur. Peki btn bunlarn ateizmle ilgisi ne? Ateizmi doru drst anlamak iin "modernite" -ve onun sonucu olan teizmin modern biimi- neden gereklidir? Bir kere, bizzat ateizm yaps gerei " m o d e r n " bir dzenlemedir. Modernitenin balangcn meydana getiren epistemolojik kaymalarn kendisi, ateistik dnya grn olas klar. nsan benlii bilen zne olarak yeniden idrak edilince ateizm de nceden hi olmad bir ekilde kavramsal olaslk haline gelir. nsanln stne den grev rasyonel ve bilimsel aralarla dnyaya sz geirmek olarak kavrannca, Tanr prensip olarak varoluu rasyonel ve bilimsel aratrmalara maruz kalan dnyadaki kuramsal nesneye dnr. Ateizm prensip olarak rasyonel, deneme yanlmaya dayaldr ve deneysel kabiliyetlerini altrmak suretiyle insanlarn dnya gereine ulaabileceine dair temel inan paylamas bakmndan moderniteyle ibirlii iindedir. Ateizm yalnzca moderniteyle deil, ayn zamanda tepki gsterdii ve kendini ona kar tanmlad teizmle de ayrlmayacak ekilde balantldr. Yaygn olarak ateizm "Tanr'nm var olmad inan (ya da inanc)" diye tanmlanr. Demek ki ateizmin kendini inkr ettii eye gre tanmladn hemen grrz. Bu ynyle ateizm "postmodernizm" terimiyle yapsal benzerlik tar. Ateizm teriminin bizzat kendisiyse "olguyu ilikisel adan saptar. (Ateizmin) barndan koptuu (teizm) ise (ateistlerin) kendilerini (teizmden) uzakta tarif ettikleri szck olarak yazlmaya devam eder." 5 Bunun sonucunda ancak yadsnan Tanr iin birtakm tanmlar nerildii srece ateizmin anlamna olumlu ierik yklemek mmkndr. Dier bir deyile eer ateizm Tanr'nm inkrndan ibaret olarak anlalrsa, ilk sorulmas gereken hangi Tanr'nm inkr edildiidir. Hristiyan geleneinde grlen Tanr anlaylarnn tarih boyunca byk eitlilik gsterdii gz nne alndnda bu asla nemsiz bir soru deildir. Ateizm belli bal Tanr anlaynn inkrndan m doar? yleyse, alternatif karsnda ateizmin duruu nasl olur? Ateizmin kkeni, anlam ve etki gcnn bilhassa modern Tanr anlaynn inkrna dayand tantlanabilirse, bu soru daha da geerlilik kazanr. Eer modernite ateizmin olaslklarna zemin hazrlyorsa, ve eer modernite ayn zamanda teizmin bilhassa modern yorumuna yol ayorsa, o zaman ateizmin zelde modern Tanr'nm yadsmas olarak ortaya kp kendini byle tanmlamas beklenecektir. ayet teizm, dediim gibi modernitenin geliiyle bakalap yepyeni ve bambaka bir eye dnyorsa, buna gre modern ateizmin bu Tanr anlaym inanlmaz ve savunulmaz bulduu sonucu karlabilir. ada dnyada mevcut alternatif anlaylar olduu kabul edilirse, dier Tanr anlaylarnn durumu ne olacak? Aadaki blmlerde ateizmin moderniteyle iinden klmayacak lde i ie getiini tartacam. Bunun nedeni yalnzca ateizmin modern bir kltrel ve felsefi epistemeden kp ancak onunla anlalr olmas deil, ayn zamanda ateizmin akla yatknl ve inandrclnn kendisinin de arpc biimde modern tnda yorumlanan teizmin lm sayesinde srdrlebilmesidir. Din kendini modern epistemolojik varsaymlara ve srelere uyarladka, ateistik saldrya daha ok maruz kald. Bundan kan sonu ateizmin kaderinin bizzat modernitenin kaderine bal grnddr. Modernitenin gven bunalm yaad bir dnemde ateizmin bundan etkilenmemesi beklenemez. Benim vardm sonu "modernite", "modern teizm" ve "modern ateizmin" karlkl olarak birbirlerini destekledikleri ve ayakta tuttuklar ynnde. Birinin lmnn dier ikisini etkilememesi imknszdr. Eer gerekten "modernitenin sonuna" tank oluyorsak, (modern) teizmin lmne de tank oluyoruz demektir. Bu yalnzca genel olarak Bat toplumunda deil akademik teolojide de byle elbet. Son zamanlarda akademide ortaa gemiine daha yakn duran ve Aydnlanma'nm mirasn daha ok sorgulayan bir teoloji ortaya kt. te yandan epistemolojik dayanan yitirmenin yan sra kendini ona gre tanmlad ve varln borlu olduu antitez modelini de kaybettii iin ateizmin de lmesi beklenebilir. kan bu sonucun (ve btn olarak bu kitabn) hibir ekilde ateizme kar kararl bir argman tekil etmedii de apak ortada. Fakat en yeni "ateizm taraftarlarnn" Tanr anlaylar

18 bir an durup dnmelerini salamasn ve onlara ateizm hakikatiyle zaferinin bizim inanmamz istedikleri kadar tartmasz olmadn dndrmesini dilerim.

1. BOLUM
ATEZMN MODERN TARHTE "ORTAYA IKII

Bat dnyasnda ateizmin "ortaya kmas" ile ilgili herhangi bir tartmada bunun yaand iki ayr alan birbirinden ayrmak nem tar. Yazarlar, filozoflar, sanatlar ve dier sekinler arasnda entelektel bir olgu olarak modern dncede ateizmin ortaya kyla geliiminin izlerini srmek mmkndr. Dier taraftan, ister toplumun tamam iin olsun, ister toplumlar ierisindeki gruplar ya da bireyler iin, ateizmin muhtemel bir seenek, geerli bir dnya gr haline geldii kltrel bir olgu olarak tarih iindeki paralel geliimi de izlenebilir. Bu iki geliimin ana hatlarn izmek her biri kendine ait balangca ve tariheye sahip birbirinden farkl iki yk anlatmak anlamna gelir. Aralarnda benzerlikler ve temas noktalar olabilir, ancak zaman ve yntem bakmndan kendi geliimleri birbirinden ayrlr. Bu noktada ateizmin ortaya k tarihinin Hristiyanla ynelik "inanszln" grlmesine ilikin daha geni kapsaml bir yknn paras olduunu belirtmek de gerekir. nk greceimiz zere ateizm, kukuculuk (septisizm), "zgr dnme" ve sonradan bilinemezcilik (agnostisizm) gibi baka biimlerle yan yana ya da onlara kar gelien inanszln bir trdr. Btn bu inanszlk trleri kendilerine zg zelliklere sahip olsa da hepsi Bat dncesini ve genel olarak Bat toplumunu ele geirmi kat Hristiyan retisinin kskacnn giderek gevemesini anlatan geni kapsaml anlatnn bir parasdr. Charles Taylor'm yakn bir tarihte altn izdii gibi Bat toplumu her zaman iyi gzle baklmayan devrimci nitelie sahip fevkalade bir kayma yaad. 1 500 yl gibi (dnya tarihi asndan) grece ksa bir srede bir bireyin inansz bir duru sergilemesinin neredeyse akla hayale smad (1500 yllarnda) bir durumdan kp inanszln dpedz geerli bir seenek olmakla kalmayp ayn zamanda yaygn, hatta baskn olduu (aa yukar 2000 dolaylarnda) bir duruma geldik. Bu ikincisi Taylor'n "sekler a" diye snflandrd belirleyici bir nitelik.

20 Taylor'n " s e k l e r " d n e m i n douuna ilikin artc derecede ayrntl aratrmas kendi deyimiyle bilinli olarak anlalmasa bile etkisi epey yaygn olan seklerlemenin " e k s i l m e " tezine kar yrtlmtr. Buna gre "seklerlik" doastclk ile batl inan nihayet silindikten sonra geriye kalan tortudur. Giri blmnde de ele alnd zere bu g n m z d e ateizmi poplerletirenlerin ounun belli bal varsaym olarak grnr. Buna karlk Taylor seklarizmin olumlu ve bamsz entelektel dnya gr olduunu, ortaya knn aklanmas gerektiini ve Bat dncesiyle pratiinde kendine zg ve rastlantsal gelimelere gre izinin srlebileceini savunur. Anlattklarnn, kendi gibi seklerin ortaya knn teleolojik gereksinim srecinin bir sonucu olduu anlayn reddeden birka akademisyenin dediklerini tamamladn Taylor da kabul eder. Zaten ileriki blmlerde ateizm, modernite ve (modern) din arasnda sk bir ba b u l u n d u u n u savunan tezlerimi destekledikleri yerde b u akademisyenlerden bazlarna bavuracaz. imdiyse modernite ierisinde ateizmin "ortaya kmas" meselesini aka ele almann tam zaman. Modernitenin tam olarak nerede "baladn" belirlemekte karlatmz zorluklara deinmi olmakla birlikte tanmlanabilir bir ereve olarak " a t e i z m " teriminin modernitenin douuyla aa yukar yat olduunu belirtmek reticidir. Antik dnem uzmanlar bizim " a t e i z m " olarak anladmz eyin klasik an zihniyetine yabanc olduunu sk sk vurgularlar. Tanrlarla veya yaptklar ilerle ilgili anlamazlklar vard elbet, hatta baz tanrlarn varlnn zaman zaman reddedilmesi bile sz konusuydu. Ancak ateizme, ikinlie - v a r olan dnyann herhangi bir deneyst lemden tamamen bamsz old u u n a - dair modern anlayn temelinde yatan gre onlarn akl neredeyse ermezdi. Antik Yunan ve R o m a dnemi hakknda Jan N. B r e m m e r ' i n szlerine kulak verelim: (A)teizm asla gzle grnr taraftarlar olan popler bir ideolojiye dnmemiti. Antik ada yalnzca inanszln dile getirmeye cesaret edenler, aykr bireyler veya ou zaman teorilerini pratie dkmeden ya da dini pratii tamamen reddetmeden tanrlarn var olduu hakknda entelektel teoriler ortaya atan cretkr filozoflard. Eer karmza ateizm karsa, bu daha ok "yumuak" bir ateizm ya da bakalarn gzden drmek iin onlara yaktrlan ateizm olurdu.2

21 Bremmer, ayrca, byle " y u m u a k " bir varlk gstermi ateizmin yalnzca deneyst lemin kararllkla inkr sonucunda deil, nihayetinde tanrlarn varlm korumaya alan zgr dnce biimiyle meydana geldiini syler. yleyse Michael J. Buckley'in " a t e i z m " terimini ilk kullanma giriimini, 1540 ylnda Plutarkhos'un On Superstition - B a t l nan z e r i n e adl eserinin evirisini yapan ngiltere'deki Yunanca uzman Sir John Cheke'e kadar gtrmesi ilgin olmal. Aslnda terimin ilk olarak bu balamda kullanlmas yol gsterici niteliktedir. Cheke terimi kullanrken tmyle tutarllk iinde grnmyor. Onun evirisinde bu szck, tanrlarn olmadn dnenlere ynelik bir tr sulamay iermektedir. Fakat eserin evirisine ek olarak kaleme ald kendi denemesinde, ilahi takdirin kendine zg retisinin reddine iaret etmektedir. Bu kullanmda "ateistler" tarafndan inkr edilen, tanrlarn dnyaya mdahale ettikleri, kendi planlar ve amalar dorultusunda onu ynlendirdikleri inandr. Terimin byle eitli kullanmlar daha sonraki yzyl(lar)da genel olarak toplum ierisinde de grlrken, Buckley bundan yola karak szcn "tanmnda ve kullanlnda hafiflik" olduu sonucunu karmtr. 3 D e m e k ki, her ne kadar sonradan tanrcln (teizm) bsbtn reddine iaret etse de o dnemde, en azndan hem ngiltere'de hem de Fransa'da, " a t e i z m " terimi genellikle bir tr kfirlik anlamna gelmekteydi. Szcn bu eski kullanl bizimkinden farkl olmakla birlikte amacmz asndan yol gsterici zelliini korumaktadr. Zira ncelikle, diyelim 1540-1630 yllar arasnda yaanan dnemde, tanrc sistemin t a m a m e n dnda bir dnya gr kavram giderek akla yatkn grlmeye balanmt. syankr ateist genellikle tanrc dnya grnn belirli ana retilerini sorgulayan ya da inkr eden kimseydi, ancak daha sonra genel anlamyla benzer dnya grlerini sorgulayan veya reddeden kimse oldu. Dier taraftan, bu daha nceki anlay, daha snrl bir balam ierisinde, kendini inkrla tanmlayan, halihazrda olumsuz ve zararl terimi bizim sonradan nasl alglayacamzn habercisidir. Bu bakmdan ateizmin yapsal mant - b a k a bir eyi reddetme a n l a m n d a - elverilidir, iindeki somut bir eden ok btn olarak tanrc gelenee uygulanma olanan bekler. Eer ateizmin bu yapsal mant gerekten yerli yerine oturduysa, o zaman esas devrimci dnm btnyle dardan bir duru taknarak teolojik gelenee kukuyla b a k a n bak asn b e n i m s e m e y e olanak ve-

10 rendir. leriki blmlerde bu devrimin gereklemesine giden koullara tam olarak neyin yol atn gzden geireceiz. Ancak 1630 yllarnda, tam da Bat Avrupa'nn moderniteye geiin sanclarm ektii bir d n e m d e " a t e i z m " teriminin anlamnn deierek dpedz b u g n bize daha tandk olan ekle girmesiyle sonulanan bir devrim gerekleti. Bu ise teizmin kendi hakikatini inkr etmeye hazr, balarda saylar fazla olmamakla birlikte giderek byyen bir grup bireyin ortaya kna tepki olarak yaanmt. Fransa'da yaananlar Michel de Certeau tarafndan yle anlatlmaktadr: Tartmalara konu olan "ateistler" her kilisenin "kfirleri", kurallara kar kan inan sahipleri ve benzeri kimseler. Fakat ok gemeden ihtilaf Tanr'nm varl konusu etrafnda dnmeye balar. 1630 dolaylarnda "sefihler," limler ve phecilerden meydana gelen gruplar peydah olur; 1655 yllarnda... 1680 civarnda geri gelmek zere gzden kaybolurlar. Yzyl nce hi aza alnmayan "ateizm" tannan bir gerek haline gelir.4

23 on yedinci yzyln balarnda Avrupa genelinde ska rastlanan byclkle ayn kefeye konarak istikrara tehdit olarak alglanyordu. Gerek ateizm gerekse byclk kken ve etkileri itibaryla esasen habis bir ur gibi kabul edilirdi ve ikisi de kanunun kat kurallaryla bastrlrd. te yandan aralarndaki en kayda deer farkllk, belki de, cadlarla bycler o dzenin sembolleriyle szcklerinden faydalanarak egem e n dzeni ieriden bozarken, ateistlerin hakikati ve dzenin anlalabilirliini sorgulayarak ona dardan saldrmalarndan ileri geliyordu. D e m e k ki ateizm Hristiyanlkla ilikili bir kukuyu daha ak ve net dile getirirken byclk ve cincilik bunu dolayl ve kaamak ifadelerle yapyordu denebilir. Aslnda Michel de Certeau'nun on yedinci yzyl balarnda Loudun'deki manastrda iine eytan girmi rahibelerin mehur davasyla ilgili almasnda ileri srd de buydu. D e Certeau'nun gsterdii gibi Tanr'nm varln inkr eden "ateistlerin" ilk ortaya klar Avrupa'da anszn ykselen byclk olaylaryla ezamanl yaanmt. O n a gre her ikisi de, eski ortaa teolojisinin mabedi paralanp yerini baka bir eye brakrken toplumlara rahat yz vermeyen kuku ve belirsizliin yansmalaryd. Bu bakmdan on altnc ve on yedinci yzyllardaki "cad lgnl" ayn zamanlarda yaanan travmatik paradigma kaymasnn gei dnemindeki davurumu olabilirdi. O n yedinci yzyln sonunda cad lgnlnn canlln kaybetmesi belki de bu korkun geiin yapldnn iaretiydi. 5 B u n d a n byle dine ynelik kukular daha ak ve kesin bir dille, Tanr'nm varln alenen reddeden ateizm araclyla ifade edilecekti. Eer " a t e i z m i n " anlamna ilikin bir gelime, iinde " s a p k n " armlar barndrmaktan uzaklap teizmin kendisine dardan ve dorudan saldrda b u l u n m a y a varan bir deiimin sonucuysa, bir sonraki nemli gelime de terimin kendine bir kimlik bime arac olarak benimsenebilmesinin sonucuydu. nk tartmakta olduumuz Fransz balamnda ve de baka balamlarda bu terimin ncelikle sulayc anlamda ya da rencide etmek amal kullanldn belirtmemiz gerek. D n e m i n resmi bildirilerinde, aklamalarda, yasal ilemlerde ve mahk e m e kararlarnda, "ateist" terimi daha ok "nihilist" ve "rlativist" gibi kavramlarn sonradan iaret edecei anlamlarda, daha aka sylemek gerekirse, kiinin kendini tanmlamak yerine ayn fikirde olmad kimseleri karalama arac olarak kullanlyordu. D e m e k ki ateistler asndan bir sonraki b y k gelime, terime h e m entelektel h e m de

Byle bir duruun 100 yldan biraz daha fazla bir sre nce akla hayale smad gz nne alnnca, szde yeni ateistlerin ortaya knn soukkanllkla karlandn d n m e k yanl olur. Tam tersine, b t n dnya dzeninin yapsna ve dengesine kar tehdit olarak grlmlerdi. Dahas, b u n u geriye dnk olarak bugn modernitenin douunu m e y d a n a getirdiini anladmz daha geni, derin entelektel ve kltrel dnmlerin belirtilerinden biri olarak anlamak m m k n . Eski kesinlikler ve temeller paralanyor gibiydi; eer bir eyler olacaksa da insanlarn neler olabileceine dair hibir fikri yoktu. Benzer dnmler bilinli olarak byle alglandklar lde evrimden ok yozlama gibi grlmlerdi, bu nedenle ne pahasna olursa olsun durdurulmalar gerekiyordu. Bylece, de Certeau'nun belirttii gibi on yedinci yzyln balangcnda Fransa'da ateizmin yol at dnlen tehlike neredeyse bir taknt halini alrken, bu sakncal ve tehditkr tekiyi ortadan kaldrm a k iin bariz aba gsterilmekteydi. Ateistler yetkililerin yaptrmlar ve snrlamalarla kar karya kaldlar; bunlar ihlal ettiklerinde aleyhte m a h k e m e kararlar hemen iliyordu. Ateizmin getirecei tehlikelere kar halka yaplan uyarlar yaygnlamaya balamt. Ateizm adeta

10 25 sosyal balamda saygn ve kabul edilebilir anlamn kazandrma abalarna balyd. lki ikincisinden daha nce baarlmt, ancak her ikisinde birden istenen sonuca ulalmas biraz zaman ald. Ateizmin kiinin kendi inannn (ya da inanmaynm) ifadesi olarak ortaya kmas, Paris'te zamann mehur entelektel toplantlarnn yapld on sekizinci yzyln ortalarna kadar sz konusu olmamt. Ateist olduunu aka dile getirip itiraf eden ilk filozofun, bugn St. Germain Bulvar'nda heykeli bulunan Deni Diderot (1713-84) olduu yaygn kabul grmektedir. Buckley'in deyiiyle, "pek ok adan ateistlerin ilki Diderot'dur, kronolojik olarak deil ama ilk ve asl destekisi olmas ve yank uyandrmas bakmndan." 6 Diderot her zaman ateist deildi, nk dnceleri srekli evrim geiriyordu, onu hayatnn belli dnemlerinde teist, deist ve bazen de panteist olarak tanmlamak doru olacaktr. Aslnda bu evrim srecinde bile Aydnlanma anlaynn tipik rneiydi. stelik bir baka byk giriim ve kapsamyla hedefleri bakmndan yine mkemmel bir Aydnlanma projesi olan Encyclopedie'nin yayn ynetmeni olmutu. Buckley'in belirttii gibi Diderot "tezini savunurken Descartes'n matematiksel fiziini ya da Nevvton'n evrensel mekaniim reddetmek yerine, kendisinin iddia ettii zere, onlar hayata geiriyordu." 7 Diderot, Descartes'n evreni tek fiziksel sistem olarak kabul eden grne katlyordu, her eye ramen hareket halindeki maddeye ayrlm deimez yasalara uymas bakmndan dinamikti. te yandan Descartes'n kendi temel bilgi kuramna yeterince inanmadn, kendine gre yersiz sramalar ve varsaymlar yaptn dnyordu. Ayn ekilde kendini Nevvton'n sahip olduu mekanik-d ilkelerin tesini gsterme drtsnden kurtarm biri olarak gryordu. Doal dnyay anlamamz salayan Nevvton'n keiflerinin devrimci karakterini ve bunun nasl beklenmedik bir ekilde ilerlediini grmt. Fakat btn bunlarn doal bilimlere ynelik konuyla ilgisi olmayan varsaymlar ve inanlar tarafndan engellenmeyen kararl bir deneysel yaklam sayesinde baarldnn da farkndayd. Nevvton sylemlerinde teolojiye ynelince bu denenmi ve snanm metodolojileri yanla ve hayallere yol aabilecek bir ekilde tek tarafa kaydrm grnyordu. Nevvton'n kefettii, baarl olduu tartmasz metodolojik bir yoldu; dolaysyla Diderot da hi sapmadan o yolu takip etmesi gerektiine inanmt. Bylece Descartes ile Newton'm keiflerini tutarlln temizleyici ateine tuttu. Onlarn varsaymlarn ya da asl metodolojilerini inkr etmiyordu; tam tersine bunlara tam anlamyla bal olduu iin onlar daha kusursuz, salam ve mantken daha tutarl olduunu dnd ekilde uygulayacakt. Bunu yapmakla ateizmin "nc ama kesin nermesini" ortaya koymu oluyordu: "Her eyin yaratc doas olduu, kendi faaliyeti iinde maddenin ilelebet btn deiimi ve btn yaratm gerekletirdii ilkesi." 8 Ancak ateizmin "nc ama kesin nermesini" ortaya koymakla ayn zamanda "ateizmi" kiinin ekinmeksizin kendine uyarlayabilecei saygn bir konuma getirme srecini de balatm oluyordu. Bu adan Diderot'nun yaratt etkinin bir ksmnn kt niyetli ya da manasz bir fikrin rn olarak reddedilemeyecei akt. Bilakis Diderot'nun entelektel tutarllkla nyargsz olarak hakikatin peine dmesinin sonucunda ateizme vard geni kabul grmektedir. Dahas, Descartes ile Newton'n -Hristiyanlar tarafndan inancn modern savunucular diye kabul edilen dnrlerin ta kendileri- anlaylarn daha da ileri gtrp glendirmekle ateistik sonulara varmt. Descartes modern felsefenin silahlarn kullanarak teizmi savunurken, Newton'n bunu m o d e m bilimin silahlar araclyla yapt dnlrd. Bu bakmdan Diderot'nun katks, sz konusu silahlarn nasl iki taraf da keskin kllara dntrd gzler nne sermek oldu. Aslnda Fransz balamnda ateizmin itibar kazanmasn talandran Fransz Devrimi olmutu. Sosyo-politik adan, ateizm anszn devlet dman olmaktan karak resmi devlet inancna dnt. Yeni ina edilen Akl Tapmaklar ve Akl Klt'nn kurulmas bunun bilhassa canl ve yakn tandr (te yandan, biliminsanlar devrimci hkmet grevlilerinin alt tabakalarnda Hristiyanla balln ne lde devam ettii konusunda hemfikir deillerdir). 9 Btn bunlar o sralarda yeni yeni kendini gsteren Amerika Birleik Devletleri'nde yaanan devrimci deneyimle taban tabana ztt. Genellikle kilise ile devletin ayrlmasnn Amerika'da balamas modern ehrin geliiminde ok nemli katk olarak dnlr, ancak bunun anlam ou zaman yanl anlalr. Hi kukusuz, eski smrgeci efendilerinin kurduklarndan farkl, yeni bir siyasal dzen kurma abas sz konusuydu. Devletin temellerini atanlar yeni dzende devletin belli bir dini ya da dierlerine kar bir zmreyi stn tutmamas gerektiine inanyorlard. Fakat bunun din asndan "tarafsz" bir devlet

26 kurulmasn zorunlu kld sanlmasn, yle bile olsa bu yalnzca belli bir anlamla snrlyd. Yeni oluum dinden uzak bir kamusal siyaset alan tasarlamyordu; tam tersine dine doymutu. Ancak devletin dini boyutunun "doal" dinin ilkeleriyle snrl tutulmas gerekiyordu; yani btn kiliselerin ve zmrelerin paylat dinin unsurlar (bu dnemde elbette sadece Hristiyanlk dininden sz ediyoruz). Dolaysyla devletin dini kurumlar herkesin ortak paydas olmalyd, te yandan resmen tannm bir kilisenin eksiklii, ayn zamanda herkesin bireysel olarak bu doal dini kendi zmrelerine zg dini inanlar ve uygulamalarla "gidermek" konusunda zgr olduu anlamna geliyordu. Kilise ile devletin ayrlmasnn ardndaki balca ama da buydu zaten, yoksa siyaset ve hkmet alannn dinden bamsz olmas amalanmyordu. 10 Demek ki daha Amerikan ve Fransz Devrimleri srasnda "laik" Avrupa ile "dindar" Amerika arasndaki mehur blnmenin baladn grrz. ABD'de Fransz Devrimi'nin anti-klerikalizmine uzaktan ya da yakndan benzeyen bir durum sz konusu deildi. Bunun sonucunda ABD ateizme ne kadar kapalysa Fransa da o kadar yaknd. Eer Fransz Devrimi ateizmin Fransa'da resmen saygnlk kazanmasn saladysa, Britanya'da bunun tam tersi sz konusuydu. Devrimde yaanan olaylara Britanyallar dehetle tepki vermilerdi, stelik bu yalnzca aristokrat sekinler arasnda grlmyordu. Britanya'nn kendi iindeki kral katilliiyle ilgili anlar henz tazeydi, stelik yaanan hi de ho bir deneyim deildi. Byle bir deerlendirme pek dengeli olmasa da Britanyallarn aklna Fransz Devrimi iddet, arlk, cinayet ve ahlakszlkla birlikte kaznmt. Lordlar Kamaras yeleriyle birlikte pek ok papazn can vermesi kamu vicdannda nemli bir yer etmiti, ateizm ile ahlakszlk, kanunsuzluk ve ar soldaki devrimci politikalar arasnda silinmeyecek ekilde bir balant kurulmas kanlmazd. Sonuta, "ateizm" kavramnn on yedinci yzyldaki gibi taciz edici bir terim ve gvensizlik ifadesi olan eski kullanm on dokuzuncu yzyl Britanyas'nda da srecekti. Viktorya dnemi zihniyetinde ahlakszlkla hukuksuzluun iki byk korku unsuru olarak ortaya kmas, durumu daha da iddetlendirmiti. Her ne pahasna olursa olsun bunlarla savamak gerekiyordu, nk toplumun salk ve refahna zararlydlar, hatta lmcl etkileri bile olabilirdi. Ateizmin kanlmaz olarak bunlar getirdii dnlrse, o da savalacak bir ktlkt yleyse, stelik bu Britanya'da Viktorya dneminde dini inan ve ibadetin olaanst bo-

20 yutlarda geri gelmesiyle iyice trmanmt. Sonuta, kendini tanmlamada ateizmi saygn bir terim haline getirme abas Fransa'da uzun yol kat ederken, on dokuzuncu yzyl boyunca Britanya'da ateistlerin muhtemelen hl kaybedeceklerini dndkleri bir mcadele sergilemelerini gerektiriyordu. Ortodoks teizme gnl veremeyen pek oklarnn kendini tanmlamak iin yeni terimler aramalarna yol aan, bylelikle ateist damgasn yememelerini salayan da buydu. rnein, George Jacob Holyoake ok nem verdii ahlaknn bozuk olduu sulamasndan kanmak iin kendine "seklarist" demeyi yelemiti. 11 Viktorya dneminin ileriki yllarnda baka inanmayan yazarlarn da ayn kaygy tadklarn grrz. Romanc George Eliot mesela, Ludwig Feuerbach'n eserlerinden hem etkilenmi hem de onlar ngilizceye evirmiti, dini ahlaktan ayr tutmay kendine i edinmi biriydi ayn zamanda, bylece ilkinden bamsz olarak ikincisini korumaya zen gsteriyordu. Sonradan onu "insanlk dini" arayna sevk eden de buydu bir bakma. Eliot da "ateizm" terimini aka kullanmaya kar kyordu. Fakat teist olmayanlar kendilerini tanmlayacak alternatif szckler bulmaya tevik eden baka nedenler de vard. nl natralist Thomas Huxley "ateizm" terimini kullanmaktan holanmazd rnein, fazla dogmatik bir duru sergilemek anlamna geldiini dnrd. Tanr'nn var olmadyla ilgili kesin bir metafizik iddia ortaya atmakt bu, oysa Huxley'e gre bunun iin yeterli kant bulunmuyordu. Bu ynyle Hume'un metafizik kukuculuunu dikkat ekecek kadar dile getiren kamu nndeki kiiler arasnda yer almt. Bunun sonucunda ateizmin de teizm kadar metafizik kendini beenmilik suu ilediine inanyordu. Dahas, yukarda belirttiimiz gibi, Fransz Devrimi'nin anlar ar solun devrimci politikalarna balanarak "ateizm" ile sonulanm, bu da kibar toplumun terime iyice leke srmesine yol amt. Adrian Desmond'un iaret ettii zere "Huxley'in bilimsel kamu hizmeti kendi srmal sancana muhtat. 'Ateizm' dlanmt, Tanr'nn var olmadnn kant yoktu; zaten bu bir krmz cumhuriyeti bayrayd, ayrcaln ruhani temelini sarsan siyasal bir silaht." 12 Bu kayglar Huxley ile arkadalarn yeni bir terim icat etmeye itti, "agnostisizm" yeni bir din inann deil metafizik bir bilinemezcilii akla getiriyordu. 13 Yunanca bilmek anlamna gelen gnosis szcnden tretilmiti kukusuz. Bylelikle teizmin olumsuzlanmas ya da inkrn artrmyordu, (metafizik)

10 28 bilginin olumsuzlanmas veya inkryd. Ateizmden syrlarak saygnlk kazanabildii fikrini ortaya atan, "szck sayesinde Fransz Devrimi'nden beri ilk defa yabanclam entelekteller savunma durumunda kalmaktan kurtulacaklar" diyen Desmond'du. Bundan byle agnostisizm Tanr'ya inandklarn inkr edemeyenler iin alternatif bir eilim olarak ateizme rakip olacakt. Desmond daha da ileri giderek (belki biraz abartarak) "Viktorya yllarnn sonlarnda toplumsal eksen kaydndan agnostisizm Bat'nm yeni inanc olmaya mahkmdu," 1 4 demiti. Ateizme bulatrlm lekenin srmesinin nedenlerinden birinin bilhassa Fransz Devrimi'nin arpc biimde tesis ettii iddet ieren devrimci politikalarla ilikili olmasndan ileri geldiini belirtmitik. Fakat on dokuzuncu yzylda siyasal felsefede yaanan gelimeler bu kany iyice pekitirdi. zellikle Kari Marx'n dncesinde devrim ile ateizm el ele gidiyordu. Ateizm devrimin gerekli bir nkoulu deildi ama devrimin peinden ateizmin gelmesi kanlmazd. Marx'a gre Hristiyanlk toplumun ekonomik temelinden km bir "ideoloji"ydi; kapitalizmi yanstmakla kalmyor, ona g veriyordu. Kapitalizmin ekonomik temeli dalnca (Marx'a gre bu da kanlmazd), Hristiyanlk sessiz sedasz gzden kaybolacakt, nk tamamen o temelin yansmasyd. Hem devrime zenenler hem de devrimden d kopanlar iin sol devrim ile ateizm arasndaki Fransz Devrimi'nin Batl bilince oktan yerletirdii balanty Marx iyice salamlatrd. Sonular dikkate deerdi ve uzun sreli oldu. Yalmzca ateizme kan, iddet ve devrim bulamakla kalmad, Hristiyanlk da doas gerei muhafazakr ve gerici, statkonun destekisi olarak grlr oldu. rnein, Britanya'daki Hristiyan Sosyalistlerin nclerinden biri olan akademisyen ve din adam F. D. Maurice'in krs sahibi olduu Londra King's College'da stleri tarafndan sansrlenmesine yol aan, onun solcu siyasal faaliyetlerde bulunmas kadar doktrine aykr yazlarndan dolay duyulan endieydi. Birinin dierini getirmesi kanlmazd. te yandan ateizmin ahlakszlk, metafizik kstahlk ve sol devrim balantsnn giderek glenmesine ramen onu kabul edilebilir ve saygn gstermeye alanlar hl vard. Bu kiilerin en nde geleni Britanya Parlamentosu'nun aka ateist olduunu itiraf eden ilk yesi Charles Bradlaugh idi. Parlamentoda verdii uzun ve sk bir irade mcadelesinden sonra sandalyesine kavuabilmiti. yelerin meclise kabul edilmeleri iin kralieye ballk yemini etmeleri gerekiyordu, stelik bu ncil'e el baslarak edilen dpedz dini bir yemindi, dolaysyla Britanya Parlamentosu'na mensup ateistlerin nnde alamayacak bir engel gibi grnyordu. Bradlaugh ilk olarak 1880 ylnda Northampton temsilcisi olarak seilmiti, fakat yemin etmesi gerektiinde sandalyesini kaybetti. 1882'de tekrar, 1886'daysa oylarn artrarak yeniden seildi. 1880-1886 yllar arasnda yelie hak kazanmak iin eitli baarsz giriimlerde bulundu, her defasnda Avam Kamaras kurulunun huzuruna kyordu. Ayrca Bradlaugh'un kendini savunmak zorunda kald pek ok mahkeme ve temyiz bavurusu sz konusuydu, ama hibirinden sonu alamad. 15 ok eyin tehdit altnda olduu bir mcadeleydi. Britanya Parlamentosu 1828 ylnda kart grtekilerin kabul edilmesiyle, arlkl olarak Anglikan bir kurum olmaktan kmt. Ertesi yl Roma Katolik Kilisesi'ne bal olanlar kabul edilmi ve parlamentodaki dini oulculuk sreci 1858'de kaplarn Yahudilere de almasyla son bulmutu. Bu tavizler ne kadar ekimeli olursa olsun, kar kan muhalifler artk yalnzca Anglikan olmamasna ramen Britanya Parlamentosu'nun hl "dini" bir yap olduu dncesiyle teselli buluyorlard. Bir ateistin yelie kabul edilmesi devletin yasama koluna katlmak iin gerekli grlen son dini grevi ortadan kaldracakt. Bununla birlikte 1886 genel seimlerinden sonra Avam Kamaras szcs giderek daha ok kanlmaz grlen bir geree boyun eerek Bradlaugh'un makamna gemesine izin verdi. Ateistler, seklaristler ve onlar gibi zgr dnenler bu karar tarihi dnm noktas olarak alkladlar. Bu durum phesiz ok nemliydi, dier yandan Bradlaugh'un ateistlere toplumun tam ve eit yeleri olarak itibarlarnn iade edilmesine ynelik eitli abalar onun kadar arpc olmasa da belki onunla edeer neme sahip bir husustu. Bunun iin en nls ateistlerin mahkemede tank olarak dinlenme hakkn elde etmeleri uruna verdii mcadele olan bir dizi halkla ilikiler kampanyas yrtt. 16 On dokuzuncu yzyln sonunda ateizm nihayet saygn bir entelektel duru olarak belirmeye baladysa bile yaygn bir kltrel fenomen olmaktan hl ok uzakt, entelektel sekinlere zg bir anlay olarak kald. Ancak bu entelektel sekinlerin hepsinin din iin yanp tututuklar anlamna gelmiyordu. Tam tersine, rnein, Viktorya dnemi ngilteresi'nde ii snfnn ad dinsize kmt. Zaten Horace

30 31 Mann'n 1851 ylnda yapt yeni din saymndan kan balca sonu buydu. Genel nfus saymndan bir gn nce yaplan saymn amac lke apnda kiliseye hangi sklkla gidildiini renmek, buna ek olarak lkede ibadete ne lde imkn verildiini saptamakt. M a n n vard sonucu anlatrken, kiliseye devamllkla ilgili bu aratrmann nmze koyduu en nemli gerek hi phesiz kiliseye gitmeyenlerin rktc saysdr... Bu kesimin toplumda hangi snfa mensup olduunu gstermek zor deil... memleketimizin onbinlerce emekisi katmerlenen maddi refahmzla birlikte gitgide katlanrken korkarm, bu snfn dini mabetlerimize devam sz konusu olduunda ayn arttan bahsedemeyiz.17 Daha sonraki yorumcular M a n n ' m verdii rakamlarn snrl kaldna iaret etmi, en ok da ii snfnn ibadet etme sklnn onun sandndan daha yksek olduunu ileri srmlerdir. 1 8 Yine de M a n n ' n tespit ettii genel eilimden phe etmek m m k n deil. Kukuya ak olan kiliseye gitmeme orannn nasl yorumlanacayla ilgilidir. Bu Britanyal ii nfusunun arlkl olarak ateist, seklarist ve agnostik olmas anlamna m geliyordu? M a n n ' m bu soruya kendi verdii yanta kulak verelim: Eer kelimenin entelektel aba ve kararlarn derecesine iaret eden yaygn manas dikkate alnrsa, inanszln hkm srd konusu abartlmaktadr; fakat menfi, atl vaziyette bir lakaytlk yaygndr ki pratikte bu da ayn etkiyi yapar.19 yleyse Mann'n "bilinsiz seklarizm" diye niteledii dine kaytszlk sz konusuydu. Tarihi O w e n Chadwick de o dnemin rahipleriyle papazlarnn Mann tarafndan yaplan analizlerin genel erevesini doruladklarna deinerek onunla hemfikir olma eilimi tar: "Fakir mahallelercieki din adamlar, (ii snf mensuplarnn) inansz olmaktan uzak veya neredeyse uzak kaldklarn kabul ediyorlard. Duyarszlk, kaytszlk ve h u s u m e t grmlerdi ama i n a n m a m a k sz konusu deildi. 20 Fransa'daki ii nfusunun durumuna baktmz zaman karmza benzer bir resim kar. lke apnda Mann tarafndan yaplana benzer bir saym olmamasna ramen Paskalya ayinine katlanlara ilikin dnemin istatistiklerinden ve papazlarla dier gzlemcilerin anlattklarndan kan sonuca bakarak ibadet edenlerin oran hakknda genel bir fikir edinmek mmkn. Barahip Franois Courtade 1863 ylndan itibaren Paris'te sekiz yl boyunca mahalle papazl yapm, bu srenin sonunda, "Paris'in alan nfusu ateist olma yolunda... Paris halk inansz ve Tanrsz'dr. Kutsiyet kavram ve duygusu sanki onlardan tamamen uzak kalm grnyor," yorumunu yapmt. 21 Onun bu szlerini yorumlayan Thomas Kselman ise "Courtade'n tepkisi on dokuzuncu yzyl boyunca kaytsz kalma dalgasnn ykselmesinden ikyet eden bildik Katolik din adamna zg szler, bu, zaman zaman husumete ve iddete dnebilen bir kaytszlkt," diyordu. 2 2 Kselman bu kanaatin g bela kiliseye devamlla ilikin istatistie dayandrldn, oysa bunun nfusun "dini" ya da "ateistik" duyarllklarn deerlendirme ls olarak yetersiz kalabileceini ileri srer. On dokuzuncu yzyl Fransas'ndaki vaziyetin teizmin bsbtn reddedilmesinin dikkat ektii "seklarizasyon" olmaktan ok dinsel "oulculuk" diye nitelenmesinin daha iyi olacan belirtir. Eer haklysa, o zaman bu durumu ngiltere'de yaananlarla benzer diye grebiliriz. Bu dnemde ngiltere ve Fransa'da ii snflarnn Kilise'ye ynelik nispeten "kaytsz" tutumlar ille de ateizmi veya inanmay ilan ettiklerini gstermez. Buna karlk bu kaytszln nasl yorumlanmas gerektii sorusunu akla getirir. i snf ezici ounlukla bir snfn tahakkm altnda ve tehditkr Kilise'ye (zellikle ngiltere'de) kuku ve gvensizlik beslemekle birlikte teist inananlarla m doluydu? Yoksa onlarn bu kaytszl pratikte agnostisizme mi varmt? Her iki yorum da bir lde doru olabilir pekl, fakat grnd kadaryla dinsiz olmakla n salm ii snf mensuplar arasnda bile apak ateizm ilan hl nadirdi; dolaysyla Holyoake'un yeni doan seklarizmi ya da Bradlaugh'un ateizmiyle e tutulamazd. Oysa on dokuzuncu yzyldan yirminci yzyla geerken iler tersine dnmeye balamt. Bunun olacan nceden gren iki khin vard, birbirlerinin ruh ikizi olmayan Friedrich Nietzsche ile John Henry N e w m a n . Her ikisi de yeni bir havann estiinin farkndaydlar, halk henz bunun pek farkna v a r m a m olsa da bu havann etkili sonulara gebe olduunu biliyorlard. Buckley'in belirttii zere, Nietzsche ve Newman dini iktidarszln ya da ilgisizliin zel yahut tecrit edilmi bir fenomen olarak kalmayacan, tedrici olarak "n-

10 32 giltere, Fransa ve Almanya'nn eitimli akl" tanmlayacan ve bunun etkisinin nnde sonunda medeniyetin alldk her ynn saracan ngrmlerdi.23 Fakat Nietzsche ile N e w m a n ' n kehanetleri en az bir 60 yl daha ortaya kmayacakt. (Gerhard Ebeling'in deyiini dn alrsak) " A t e izm a " yirminci yzyln son 40 ylna kadar gereklemedi. Bu da kimi yorumcularn Nietzsche ve Nevvman tarafndan tespit edilen yeni atmosferin rn vermesinin neden bu kadar geciktiini sormalarna yol at. rnein, Stephen Toulmin 1960'larda kltrel zamann ruhunun (Zeitgeist) ortaya k iin gereken entelektel, psikolojik ve sanatsal koullarn daha 1914 ylnda elverili olduu fikrini ortaya atmt. Gelgelelim, sonraki yllar boyunca dnyann yaad tarihsel olaylarn alkantl yaps bu dnya grnn geliimini tamamlamasn bir elli yl daha geciktirdi. 24 O y s a grnr gecikmenin aklamas ne olursa olsun 1960'l yllara gelindiinde N e w m a n ve Nietzsche'nin kehanetlerinin sratle meydana geldii neredeyse su gtrmezdi. Hi olmazsa varlk iinde yaayan Bat'da ortaya kan "radikal tanrszlk" dnyann tarihsel standartlarna gre benzersizdi. Buckley bunu yle dile getirir: ada deneyimin tarihi benzersizliinin farkna varmak nemli: Akla inann olduu kadar milyonlarca sradan insann bilincinin de bir paras olan radikal tanrszln ykselii bu. Ateizm nceden beri varln srdryordu, ama hem kapsam hem de kltrel dzeni bakmndan tanrnn ada reddinde bir yenilik, ayrt edici bir zellik vard.25 O z a m a n b u geiin tam olarak nasl yaandn, radikal tanrszlk gibi sekler bir dnya grnn 50 yllk bir dnem ierisinde ya da 1950 ile 2000 arasnda nasl genel bir kltrel duruma dntn sormak gerekiyor. Aslnda byle bir soru bu deiime yalmzca aklayc bir gereke ortaya koymay deil, ayn z a m a n d a b u n u n nasl anlalmas gerektiine dair bir yorum gelitirmeyi ve nereye varabileceini ngren bir deerlendirme yapmay stlenen sosyolojik edebiyatn btn klliyatmn konusu olagelmitir. Kukusuz byle almalarda mutabakata varlmas hibir ekilde m m k n olmaz. Bat'da eklen dini kurallara riayet edenlerin saysnda hzl bir d m e grld su gtrmez. A n c a k tartmaya ak olan bu dn nasl yorumlanmas gerektiidir. Steve Bruce gibi kimileri kiliseye devamlla ilikin sosyolojik verilerle inanca balln dier gstergelerinde 1960'lardan beri grlen bylesine belirgin azalmann neticesinin din iin lmcl olduunu savunmaktadrlar. Bat'da bu dn ksmen bile olsa yn deitirdiine dair herhangi bir kant olmaynca, Bruce byle bir sonu karlmasnn kar konulmaz olduuna inanmaktadr. O n a gre insanlarn artk dine kar tepki olarak inandklarn olumsuz bir dille ifade bile etmeyecekleri gnler de gelecektir. D a h a dorusu, din olgusu anlamsz ve belli belirsiz bir an olacaktr. 26 Grace Davie ise kiliseye gidenlere ve gz nndeki dier dini faaliyetlere ilikin istatistiklerin bir nfusun " d i n i " ya da "sekler" karakterine k tutmakta gvenilir olmadklarm ileri srmektedir. O n u n gelitirdii "ait olmadan i n a n m a " kavram bir zamanlar yaygn olduunun tersine dini inanlarn uluorta sergilemek yerine bunlara ballk duygusunu koruyaca anlamna gelir. 27 Paul Heelas ve Linda Woodhead baka bir izgide fikir yrtrler. Buna gre modernitenin her ne kadar gelenee dayal dine ballktan uzaklamaya tank olduu su gtrmese bile daha nce pek oklar tarafndan ngrld gibi bu ateizmin yaygnlamasyla sonulanmamtr. Aslnda apak ateizmi itiraf edenler aznlkta kalrlar, m o d e r n Bat dnyas trl trl, en ok da Heelas'm "hayatn manevi deerleri" diye niteledii trden alternatif " m a n e v i " deerlerle doludur. 28 Steve Bruce dnda grnd kadaryla pek ok sosyolog bugn pek ok kimsenin insanln halinin brnd "nihai hakikatten" honut olmadna inanm bulunuyor. Bu da Ebeling ile Buckley'in gnmzdeki d u r u m u "ateizm a" olarak nitelemelerini hakl karr gibi grnyor. Bu ayn zamanda da gnmz dnyasnn modernizmden postmodernizme geiin ne kadarna tank olduu sorusunu akla getir. Halihazrda "manevi deerlerin" zihni megul etmesi ve "dine dnn" fazlasyla dile getirilmesi dini endielere biraz daha ak postmodernizme geiin gstergesi olabilir mi? Bu da karmak bir soruyu akla getirir, ama bunun nedeni hayatn manevi deerlerinin ou zaman modern olgular olduklar kadar postmodern olarak yorumlanmas deildir. te yandan M a r k C. Taylor ile Graham Ward dinin g n m z kltrne geri dnmesinin eitli ynlerine dikkat ekerken, her ikisi de bunu postmodern kltrel dne bal bir gelime olarak grrler. Bu fenomen ille

34 de dinde katla dn anlamna gelmez, ancak onlar ikinlic rtl ya da ak bir biimde bal olmasyla postmodern duyarlln din meselesine modern olana gre daha ak olduunu dnrler. 29 "Modernitenin sonu" meselesini sekizinci blmde daha ayrntl ele alacam. Grnd kadaryla imdilik ateizm ile modernite arasndaki balantya dair belirleyici bir eyler sylemek durumundayz. nk taslak halindeki bu ksa tarihsel incelemenin esasnda bile ateizm ile modernitenin yakn ilikisi grnyor. "Ateizm" terimi tam da modernitenin doum sanclar hissedilmeye baland zaman icat edilmiti: Teizmin hakikatine dorudan ve dardan meydan okuma olarak ateizm modern bilgi kuram ile hassasiyetlerinin gn yzne kt bir zamanda ortaya kt; entelektel bir fenomen olarak gelien ateizm modernitenin kendisi gelitike giderek saygnlk kazanp daha geni bir etki alanna sahip oldu. Gerek modernite gerekse ateizm yirmi birinci yzyla yaklarken paralanp dalarak yerlerini daha bulutsu ve alacal bir eye brakmaya balamadan nce yirminci yzyln ortalarnda/sonlarnda "tam tepeye" ulam gibi grnr. Daha o zaman modernite ile ateizmin kendilerine ait yazglar birbirine gemitir sanki. Byle paralel bir gelime tesadf olabilirdi kukusuz, ama kltrel duyarllklarn ve ateizmin kendisinin gelecekteki geliiminin hl tartmaya ak olduunu teslim etmek gerek. Bundan sonraki blmlerde ateizm ile modernite arasndaki ban tesadfi olmaktan uzak kaldn tartrken aslnda ateistik bir ant olan modernitenin kendisinin yalnzca kademeli olarak bile olsa gn na kavutuunu savunacam. imdi bunun nasl gelitiine ve modern dncenin teizmden ateizme geiine bakalm. Ateizmin "geliimi" hakknda konumak baz alardan yerindedir, fakat baka alardan yanla yol aabilir. Yerinde olduu ok ak. Modernitenin kkenleri her nerede tespit edilirse edilsin, ateizm kendini hemen gstermedi, uzun ve aamal bir geliim srecinin ardndan ortaya kt. Ancak ateizmin gelimesinden bahsetmeyi yanl ynlendirici diye gremeyiz, nk byle bir "geliim" aslnda modernitenin ta en banda neredeyse birdenbire somutlam eksiksiz felsefi bir devrimin kademe kademe gereklemesinden baka bir ey deildi. Eer bu doruysa, o zaman modern dncede ateizmin geliimine ilikin grmzn radikal anlamlar olabilirdi. yleyse ateizm modern dncede hangi balamda "geliti"? Daha giri blmnde "modern" nerede balam olabilir sorusuna ksaca deinmitik. zel olarak modern dncenin, daha ok da modern felsefenin geliimine baktmzda, felsefi ve teolojik modernitenin kkenlerini Rene Descartes'a atfetmenin uzun zamandr yaygn olduunu grrz. Drdnc blmde bu iddiann sorgulanma biimlerinden bazlarn ele alacaz. Descartes'n felsefi yeniliklerinin sadece birka yzyl nce dncede yaanm birtakm kaymalar temelinde anlalabileceini kabul etsek bile Descartes'n felsefesinin yntembilimsel bir krlmay hayata geiren bir yan hl vardr. nk Kartezyen devrim aslnda bilhassa teolojik bilgi kuramnn ve yntembilimin reddiydi. Ne var ki o dnemde byle deerlendirilmi olmas pek muhtemel deil. Descartes'n lk Felsefe zerine Meditasyonlar (1641) adl eseri yerinde bir davranla Paris'teki lahiyat Fakltesi'ne ithaf edilmi ve Descartes kitabn ieriini zetlerken bunun balca amacnn Tanr'ya ve ruhun lmszlne olan inan phe gtrmeyecek temellere dayandrd son derece teolojik bir alma olduu izlenimini uyandrmt, bylelikle inanmayanlar bile kukularna dayanak bulamayacaklard. Bylece Descartes kendini kat teolojik kurallarn destekisi olarak tantm olu-

2. BOLUM
MODERN DNCEDE ATEZMN GELM

36 yordu, adalarnn ou tarafndan kukusuz byle kabul edilmiti. Kendini ateizmi balatan adam olarak grmek bir yana Descartes onu nihai yenilgiye uratacak ba dman olduunu ileri srer. Oysa daha kendine grev bilerek ateizm hakknda syledii ilk szlerinden o gne kadar teolojiyi meydana getirdii dnlen ne varsa hepsinden ark ettiinden kukulanmaya balarz. nanmayanlarn bile kukulanmalarna yol aacak kadar Tanr'ya inann tartlmaz olduundan sz etmek "anlalmay bekleyen inancn" ortaaa zg anlayyla biimlenmi teolojik gre yabanc gelirdi. Bilhassa kesinlik aray uygun grlmezdi. Ama galiba bundan daha nemlisi byle kesinliin dayandrlaca nedenlerdi. Descartes'a gre byle kesin bilgi ancak akl temeline dayandrlarak gvenceye alnabilirdi, ama bu akim gelenekle ya da doruluu snanmadan veya salam rasyonel esasa oturtulmadan kabullenilmi herhangi bir bilgiyle smrlandrlmamas gerekirdi. Kat teolojik kurallar yorumlayan Descartes'm ynteminin belirgin yn her eyden nce akla dayal kesinlik arayyd, zaten onu daha nceki teolojiden farkl klan buydu. Ama ortaa teolojisinin byk ustalarnn kendi inanlarnn da "kesin" olduundan ve insan "akl" iin zorunlu bir rol bitiklerinden sz edilemez miydi acaba? Descartes gerekten bu denli radikal bir kaymaya m yol amt? Aquinolu Thomas'm inanc emin ve sarslmaz bir gvene dayalyd elbet. Fakat bu inancn kukunun tesinde mantkla gsterilmesi ve uluorta gzler nne serilebilir olmas ona yabanc gelen bir kavramd. Aquinolu Thomas bata Tanr'nn varlna ilikin gelitirdii argmanlarla, en ok da Summa Theologiae'deki (Teolojik Risale) "Be Yol" ile tamnr, ancak daha yakn tarihin bilimi, phe gtrmeyen kesin sonulara varan rasyonel ispatlara yol at gerekesiyle bunlar anakronik olarak nitelemitir. 1 Byle bir fikir yrtmenin ortaa zihninin Kartezyen-sonrasna bakn yansmas olduu dnlr. Daha dorusu, Be Yol'un filozoflarn doal akl kullanarak Tanr anlayna ynlendirildikleri ya da ekildikleri farkl yollarn anlatm olarak anlalmas gerektii sylenir. Fakat bu Tanr'ya "ynlendirilme" ya da "yaklama" deneyimi tartmasz rasyonel ispata varmaz. Daha ok inan, vahiy ve dua ile tamamlanp beslenmesi gereken hazrlk aamasna benzer. "Argmanlar" dini imknlara atlan ilk admdr, ama kendi balarna yeterli olarak grlmemeleri gerekir. Aquinolu Thomas'm "Tanr'nn varlna dair argmanlarn" byle anlamak onun insan akl anlayyla yakndan ilikilidir. nsan aklna zorunlu bir rol ykledii kesin olmakla birlikte bu daima ilahi vahiy balamnda ve vahyin otoritesi altnda stlenilmesi gereken bir rold. Aquinolu Thomas'm "doal teoloji" ile "vahyedilmi teoloji" arasnda yapt mehur ayrmnn altnda bu varsaym yatyordu. Aslna baklrsa, akl ile onun teoloji inanc arasndaki ilikinin hassas yaps hakknda pek ok bilimsel tartma ve fikir ayrl sz konusu. 2 te yandan bu tartmalar ou zaman Aquinolu Thomas'm insan akln inan dnda bamsz bir geerlilikle ne kadar badatrd etrafnda dnp dolar. yle bile olsa, hemen herkes insan aklnn (doal teoloji) tek bana yetersiz olduu ve eksiklii ilahi tecelli (vahyedilmi teoloji) ile gidermek gerektii konusunda hemfikirdir. Aquinolu Thomas'a gre olmas gereken buydu, nk insan akl doas gerei sonlu ve snrlyd, bu da onun insan aklnn yaratl itibaryla Yaratcs'mn etkisinde olduuna inanmasndan kaynaklanr. Ne var ki bu Yaratc ne sonluydu ne de snrl, sonlu yaratlan ile sonsuz Yaratc arasndaki uyumazlk Aquinolu Thomas'm teolojisinin her ynne ilemitir. nsan aklnn yaratlan ile Yaratc arasndaki ayrlmaz ban iareti olarak daima Tanr'ya "yaklaaca" anlamna gelir. Fakat dier yandan ikisinin arasndaki varolusal (ontolojik) mesafe insan aklnn her zaman "eksik kalaca", hakikatin kk bir krpntsndan daha fazlasn dile getirmeyi asla baaramayaca ve daima vahye muhta kalaca anlamn tayordu. Daha sonra bu anlayn teolojik dilin rneksemeli yapsna dair grn, ayn zamanda insan aklnn doas hakkndaki fikirlerini desteklediini greceiz. Descartes salt akla dayal bilgi kuram ve tanrbilim uruna asrlk metodolojiye kar kmt. Vahyedilmi veya kabullenilmi bilginin insan akln beslemek ve mkemmelletirmek yle dursun, artk muhtemelen onu yanl yola sevk ettii dnlyordu. Dolaysyla yolda deil kstek olmutu. Kabullenilmi bilgiye bir rol dt lde insan aklnn kesin temellerinin dayanann da kabullenilmi bilgi olmas gerekecektir. Bylece dpedz bir ba aa etme grrz. Artk insan akl yaratlm olduu gereiyle, ilahi bilgiye katlmasyla hakl gsterilmez; tam tersine, insan akl tarafndan doruland ve ona dayand gerekesiyle kabullenilmi bilgi geerli saylr. Elbette bu ba aa edi hibir yerden grnmedii gibi yalnzca zihinsel balamda ve Descartes'm yazd tarih balamnda doru drst anlalabilir.

10 39 Descartes lk Felsefe zerine Meditasyonlar' yazd zaman Avrupa'da y l e ki insanlarn tam da bu adm atmas pek uzun srmedi. Geen blmde 1630'larda bilhassa Fransa'nn ilk defa inanmayanlarn, hr fikirlilerin, kukucularn ve ateistlerin ykseliine ahit olduunu grmtk. Bu m e y d a n okumalar birbirinden apayr olmakla birlikte -Hristiyanlarn kendi ilerinde blnmeleri belli ki harici ateizmin geliiminin farkl bir b o y u t u y d u - ikisini de perde arkasndaki ortak geliimin iki tezahr, dier bir deyile meruiyetin oullamas diye grmemiz mmkn. Bir taraftan Reform atlana sebep olan Hristiyanln meruiyet kaynaklarn nelerin oluturduu hakkndaki anlamazlkt; dier taraftan ateist itirazlar insanlk iin meruiyet kaynaklarn nelerin tekil ettii konusundaki anlamazlklardan kaynaklanyordu. Popkins yle der: " L u t h e r ' i n Leipzig'de at Pandora'nm kutusu yalnzca teolojide deil insann entelektel dnyasnn tamamn iine alan ok geni kapsaml sonular douracakt." 5 Tek zm hem apak meydandayd h e m de kar konulmaz grnyordu. (Reform hareketi ile gelen ayrlklarn arasm b u l m a k iin) Katolik ya da Protestan kriterlere dayanmayan ortak bir yetki ve usul kayna bulunmas gerekecekti Bu Hristiyan zgrl bildirgesinde Luther dinsel bilginin yeni kriterlerini ortaya koymu, Kutsal Metni okurken vicdann onlarn doru olduuna inanma zorunluluu hissettiini sylemiti. (Jojann) Eck gibi Katoliklere bu bsbtn artc gelmitir herhalde. Yzyllar boyunca dini bir hakikati bildiren bir nermeye raz olmak bunun kilise gelenei, Papa ve konseyler tarafndan onayland anlamna geliyordu. Bu standartlarn yanl olabileceini iddia etmek mantk kurallarn inkr etmek gibiydi. Kabul edilmi kriterlerin inkr dini bir nermenin doruluunu snamann tek dayanan saf d brakmak olurdu. Kriterlerin hatal olabilecei ihtimalini gndeme getirmek bile, yerine kabul edilmi kriterlerin yarglanabilecei baka bir kriter geirmek, bylelikle aslnda kat kurallarn yzyllardr belirlemi olduu btn aty inkr etmekti.4 te yandan asrlk meruiyet kaynana m e y d a n okuyarak yerine baka bir ey koyarken Luther ayn zamanda kendi meruiyet kaynann da sorgulanmas iin ak kap brakmt. Bu baz ynleriyle vicdann nceliini ve buna dayanarak Kutsal Metnin otoritesini sorgulamay kabul etmek Luther'in yeniliinin devamndan baka bir ey deildi. ama bu (Hristiyanlarla ateistler arasnda arabuluculuk y a p m a k zere) ille de Hristiyan kriterlere gre yaplmayacakt. Byle bir usul, tabii eer mmknse, Protestanlara, Katoliklere ve ateistlere eit lde hitap edip aralarndaki anlamazlklarn tesinde genel bir kabuln yolunu aacakt. Meruiyetin oullamas fenomeni Batllarn zihninin belirsizliklerle dolmasna yol at. Yaplmas gereken kesinliin kutsal amacn gvence altna alabilecek bilgi iin pheye yer brakmayan bir temel ilkeyi tecrit etmekti. Bu ancak kabul grm her bilgi tabann kyasya sorgulamakla m m k n olabilirdi. Byle insafsz bir sorgulama olmakszn, gzden geirilmeden miras alnm bilginin yanl kmas, dolaysyla bizi yanlgya drmesi tehlikesi her z a m a n vardr. Bilindii zere byle bir sorgulama Descartes'n radikal kuku yntemi sayesinde uygulamaya konulmutu. Hibir bilgi paras ya da nerme prensip olarak kukulanlmadka kabul edilemezdi. Bir nermenin kukuya ak olmas kendisinden sonra gelen bilgi iddialarna kar esas olarak onu gvenilmez klyordu. Radikal kukunun bu srecinde teolojik bilgi de miras alnm her trl dier bilgiler gibi ayn ilemden geirilmeliydi. phe edilebilir her eyden phe eden Descartes sonunda kendi

dini ve siyasi alkantlar yaanyordu. Reform henz yz yana girmemi, Hristiyan dnyas yaanan krlmann yaralarn henz tamir etmemiti. Martin Luther'in isyannn merkezinde otoritenin yegne hakiki kaynaklarnn kutsal metinlerle Hristiyanlarn bireysel kararlar olduu kanaati vard. 1521 YVorms Kurulu'nda yapt arpc ve nl konumasnda aka ifade etmiti: ayet Kutsal Metnin ahadetinde hata olduuna inanrsam yahut (Papa'nn veya konseylerin mesnetsiz otoritesine itimat etmediime, ekseriyetle hata ettikleri ve ziyadesiyle kendileriyle tezada dtkleri aikr olduuna gre) alenen muhakeme ederek ithamda bulunduum kutsal metinlere imana devam edersem ve vicdanm Tanr kelamna esir olursa, hibir fikrimden vazgeemem de vazgemem de; nk vicdanmza kar hareket etmek bizim iin ne emniyetlidir ne de serbest.3 Bu szleri yorumlayan Richard H. Popkin yle demitir:

10 40 kesin temel ilkesine varmt, cogito. Kendi gnll kukucu luuy la kar karya kaldnda kukular denizinde boulmas muhtemeldi, ne var ki tek bir eyden emin olabiliyordu: Kuku duymasna yol aan bir ey vard. Bunun bildii ve tecrbe ettii bir ey olduu ok akt; pheye yol aan da buydu. Descartes yle anlatr: "Benim, varm nermesi benim tarafmdan her ortaya konduunda veya zihnimde canlandnda doru olmas gerekir." 6 Cogito ergo sum: Dnyorum, yleyse varm. Bylece Descartes stne belli bilginin ina edilebilecei pheye yer brakmayan temel ilkesini tecrit etmi oluyordu: Bilen zne, bununla "zne a" diye bilinen dnemi balatmt. Aquinolu Thomas'm yukarda szn ettiimiz beklenmedik ve devrimci evirtiminin kayna da buradan gelir; eer artk dnen zne btn bilginin temeliyse, demek ki bu Tanr ilkesine de hizmet etmek zorundadr, ama tersi geerli deildir. Descartes'n metodolojisi ok gemeden gzden dm olsa da onun "zne a" ile at rn daha uzun mrl olduu su gtrmez. Felsefi adan Friedrich Nietzsche tarafndan bozulana ve Kari Barth tarafndan teolojik olarak ba aa edilene dek Batl entelektel dnyaya egemen oldu. Aslnda Nietzsche ile Barth'n ifte saldrlar birbirleriyle ilgisiz deildir. Bu iki dnr her ne kadar birbirlerinin zdd gibi grnseler de Barth, en azndan Descartes'n radikal kuku ynteminin mantki tek sonucunu aa kard iin Nietzsche'yi gayet hakl bulmutu. Barth eer "cidden phe etseydi, ama etmi gibi grnmeseydi" Descartes'n varabilecei sonuca Nietzsche'nin vardm syler. 7 Barth'n ortaya att soru hl geerliliini korumaktadr; prensip olarak cogito neden pheye ak olmasn? Kuku duyuyor olduumu dnmem neden aldandm anlamna gelmesin? phe ettiimi dnmeye kandrlm olabilirim, hatta belki de phe eden bir " b e n " olduuna ikna edilmiimdir. Mantkl karma vurunca Descartes'n kuku yntemi kanlmaz olarak Nietzsche'nin bsbtn aydnla kavuturduu nihilizme varr grnmektedir. Ayrca, burada Descartes'n bilgi kuramnn szm ona "tarafsz" karakterine ilikin bir mesele de var. Descartes'n uygulamaya koyduu Aquinolu Thomas'm bilgi kuramnn tersine evrilmi halini gz nne alrsak, giderek aralarndaki farkn btn meru bilgileri ilahi bir kaynaktan km olarak gren epistemolojiyle her trl meru bilginin kaynan insan olarak gren kart bir epistemoloji arasndaki fark olduunu anlarz. Bu szlerle ortaya konduunda Descartes'n felsefesinin "tarafsz" olduuna inanmak giderek gleir: "Tamamen gelitiinde Kartezyen cogito felsefesi "hmanizmin can damar olan" ve hmanist ateizmin temelini oluturan "zne kuramna" varmaktadr. 8 Dnen zneyi btn bilgilerin kayna yapmakla, yntembilimsel adan teoloji ile kprleri bsbtn atp yazdklarnn onlara kar olduunu iddia ettii ateistlerden yana tavr almtr sanki. Grnrde "tarafsz" olan gndem bylelikle partizan (rtl ve bilinsiz olsa bile) bir devrim olarak yeniden ekillendirilmitir. Elbette Descartes'n Meditasyonlafda Tanr'nn varlna dair tartmalar yapt gereim ve Tanr'nn varln makul phe tesinde bir yere oturtmaya niyetlendiini rtbas etmek samimiyetsizlik olurdu. Gelgelelim, bunun Descartes'n kapsaml projesinde oynad rol grmek ilgintir. Kesin temeline oturttuu cogito sonrasnda Descartes bilen znenin varlm gvence altna aldn anlamt, ancak d dnyamn varlna ilikin hl pheleri vard. Kukulandma emin olmakla birlikte harici dnyann gerekten varolduundan kesinlikle emin deilim. Grne baklrsa, bu d dnyay tecrbe ediyorum, fakat bu tecrbelerin kendileri de aldatmaca olabilir. Bununla Descartes d dnyann, adl adyla Tanr'nn, gerekliine gvence olabilecek bir ilkeye ya da varla gereksinim duyar. Bylece Descartes'n dzeninde Tanr'nn oynad roln nemine ilikin kukuya yer kalmaz. ayet Descartes ateist olsayd, dnen zne olarak kendi varl dnda hibir eyin kesin olmadn tespit ederdi. Oysa temelsiz tecelli yasan koruyarak Anselm'in ontolojik argmannn balamndan uzaklatrlm versiyonunu tekrarlayan Descartes Tanr'nn varln tamamen aklc temellere dayandrmak zorundayd. Bu ynyle Descartes ile Anselm arasndaki fark epey arpcdr. Yukarda deindiimiz Aquinolu Thomas'm Be Yolu ile ilgili olduu gibi yakn zamann biliminsanlar Anselm'in argmannn yalnzca inan balamnda ie yaradn ve o zaman anlalabileceini ne srmlerdir. 9 Bu argman zihnin tanrsal gce nasl "doal olarak yneldiini" gsteren hazrlayc tefekkr olarak iler, fakat Tanr'nn varlnn tarafsz, tek bana ispat gibi grlmemelidir. Ancak Descartes'n ellerinde bu hale gelir. Kartezyen anlamyla bakldnda argman, Kant'm 200 yl kadar sonra iaret ettii gibi tutarszdr. Kant'm "varolu bir yklem deildir" diyen mehur itiraz bunun

10 42 gibi rasyonel argmanlarn, gerekletikleri rasyonel seviye dnda bize hibir ey sylemediklerini ileri sryordu. Baka trl sylersek, byle argmanlar bize akln ya da mantn yaps hakknda bir eyler anlatabilirler, ama bu ilemlerin dnda kalan herhangi bir eyin varln tespit etmeleri beklenemez. te y a n d a n "Tanr'nm varlma ilikin argmanlar" kesin sonulara varan rasyonel ispatlara dnmekle kalmaz; bu d n m yannda "ispatlanm" Tanr kavramnn d n m n e de yol aar. Kimileri iin rasyonel argman yoluyla var olduu kantlanm Tanr'nm Tanr olduu sylenemez. Kartezyen ereve ierisinde J. Hillis Miller yle der: Ego her eyi zan altnda brakt, kendi dnda ne varsa dnen gcn nesnesi olarak tanmlad. Cogito ergo sum: Descartes'n ar kukusunun benlikle ilgili vard mutlak kesinlik eylerin, yalnzca ben onlar dndm iin en azndan benim amdan, var olduklar varsaymna gider. Her ey sadece egoya yansd iin var olduunda, insan denizi iip bitirmitir. Eer insan zne olarak tanmlanrsa, onun dnda her ey nesneye dnr. Buna, imdi insann bilgisinin yegne yksek nesnesine dnen Tanr da dahildir. Bir zamanlar yaratc gne, gkyzyle yeryznn kavutuu ufku meydana getiren g olan Tanr dier her ey gibi dnce nesnesi olmutur. nsan denizi iip bitirdiinde denizi yaratan Tanr'y da iip bitirmitir. Bu anlamda her insan Tanr'nm katilidir.10 yleyse btn bunlarn nda Descartes'n ateist bir ereveyi oktan izdii ve Descartes'n Tanr'ya yakarnn yabanc bir teolojik kategoriden alnp sekler rasyonalist ereveye uyarlmd iddia edilebilir. Bu itibarla, VVittgenstein'm sonradan dil oyunlar arasndaki yakksz ayrmlardan doan bir "karklk" diyecei duruma rnektir. Buna gre bir kavram kkten yabanc dilbilimsel bir ereveye aktarmak iin onu kendi doal dilbilimsel evinden uzaklatrmak gerekir. Bu da kavramn anlamn arptmakla, eer kavram aktarld yapya yeterince uyum salamazsa onun lmcl olarak etkisiz kalmasyla sonulanr. Her ne kadar etkilerinin aka su yzne kmas biraz zaman aldysa da nihayetinde Descartes ateist bir bilgi kuramna kapy amt. O n yedinci yzyln sonlarnda Descartes'n rasyonalist bilgi kuram ngiliz ampirist filozof J o h n Locke tarafndan topa tutuldu. Locke'a gre bilgi ve hakikate akl kullanarak deil btn bilgileri ampirik duyu verilerine dayandrmakla ulalabilirdi. nk Locke iin insan zihninin yetenei olarak akim gc, gvenilmez olmakla nam salmtr. Bizi yanl yola sevk edebilir ve her trl yanl anlamaya yol aabilir, stelik "belli bir temelin" ilevini yerine getirmesi iin gereken dayankll salamaz. Tersine, byle bir maksad bize kendi ampirik duyularmzla elde ettiimiz veriler kazandrabilir. Locke'a gre b u basit bir kuralc felsefi metodoloji deildi. Daha ok bilgimizin aslnda nasl biimlendiini aklayan bir anlatm olduunu iddia ediyordu. Bilindii gibi Locke zihnin oluum ncesi d u r u m u n u n grntsn tasvir ederken onun duyu verilerinin izlenimlerini brakt bir tabuta rasa olduunu belirtir. B u izlenimler daha sonra biimlenen bilgiye gre "yapta" olarak hizmet ederler. Locke iin rasyonalite ikinci dereceden yansma dzeyinde ve "fikirlerin" retilmesinde vazgeilmez bir role sahiptir, ancak bu ilemlerin akla yatkn olmas iin her zaman deneysel duyulara temelde ncelik vermeleri gerekir. Epistemolojik sonularnn nemli olduu dnlen rasyonalizm ile ampirizm arasndaki ekime erken modern felsefenin krlma izgisi olarak ortaya kmt. Oysa dnp geriye baktmzda bu ekimenin taraflarn blen hususlardan ok ortak yanlarn grmek daha ilgin olur. Her iki taraf da kesin bilgiyi gvence altna alabilecek kaya gibi salam bir temel aryorlard; her ikisi de o temeli insann ikin yetenekleri stne kurmu ve sonradan gelen bilgi sistemlerini "tabandan tavana" gelien bir temel stne ina etmilerdi. Bu yaygn ortak ynlerinin nda ve sonraki felsefi gelimeler gz nne alndnda, bu dayanan yapsnn nasl olmas gerektiiyle ilgili anlamazlk grece kk apl bir husus olarak kalr. Dahas, Descartes gibi Locke da, teolojik Tanr kavramn huzursuz edici bir ereveye zorla oturtmaya kalkmt. N e var ki Locke'n meselesinde Tanr kavramyla o kavramn iine sokulduu yap arasndaki tutarszlk Descartes iin olduundan ok daha keskindi. nk Tanr akln snrlarn ayorsa, o zaman deneysel olann snrlarn da ayordun Aslnda teolojik syleme gre Tanr deneyselin tesine gemekle kalmaz, tam anlamyla deney-ddr. yleyse, eer Tanr ille de deneysel temellere " d a y a n d r l m a k " zorundaysa, sonu Descartes'nkinden bile daha az hayrl olacaktr. O z a m a n Locke bata kozmolojik argmann kendine zg yorum u olmak zere Tanr'nm deneysel temellere dayal varoluuna ilikin

10 44 aprak ve dolambal bir dizi argman gelitirir. Pek ok ynyle bu hi de artc olmamt. Eer Anselm'in ontolojik argmannn nsel karakteri rasyonalist Descartes'a cazip geldiyse, Aquinolu Thomas'm kozmolojik argmannn sonsal zellii de ampirist Locke'n ilgisini ekecekti. Ne var ki Locke tartmasn daha ileriye gtrerek Tanr kavramna deneysel ereve iinde varlabileceini savunur. Tanr'nn niteliklerinin hepsinin "Duyumsama ve dnmeden gelen Fikirler'den ktn ve bu 'fikirlerin' kendi ortaya att kozmolojik argmanla su yzne kan kavramn gerekliliklerine cevap verecek Tanr kavramna varmak iin sonsuzluu hedeflediini" ileri srer. yle demektedir: "Yce varla en uygun bir Fikir ekillendirdiimiz zaman, bunlarn (basit Fikirler) her birini sonsuzluk hakkndaki Fikrimiz ile bytrz; sonra onlar bir araya getirerek kendi karmak Tanr Fikrimizi retiriz." 11 Burada yine dorudan olmasa da Tanr konusunda Aquinolu Thomas'm bilgi kuramnn tersyz edildiini aka grmekteyiz. Aquinolu Thomas'a gre Tanr bilgisi insan kavramlarna ve deneyimleri yerine Tanr'nn kendi ifa ettiklerine dayand srece gvenilir. Oysa Locke'n ne srd bunun tam zdd bir yaklamdr. Tanr bilgisi, kkleri insann deneysel duyumlarna uzand lde gvenilirdir. Teolojik bir kavram kkten teolojik olmayan bir ereveye aktarma giriimlerinin birka sonucu vardr. Descartes ile Locke'n btn yapmaya altklar Tanr iin d saldrlara maruz kalmayacak anlaylar ve argmanlar gelitirmek olmasna ramen abalarnn pratik sonucu tam da bunun tersi olmutu, zellikle iki cephede bu byleydi. lki, batan aa tutarl bir rasyonalizm ya da ampirizm herhangi bir maddi Tanr bilgisine izin vermez grnyordu, buna ramen Descartes ile Locke tam tersini saptamaya kalkmlard. Aslnda imdiye kadar Descartes hakknda yrttmz ksa tartmamn tekrar eden temalarndan biri de budur. Descartes'm phe ynteminin cogitonun varlndan kukulanmay reddedip keyfi olarak uygulamasnn sona ermesi bakmndan tutarsz kaldna iaret eden Barth'n gzlemine deinmitik. Descartes yntemini grnrde kanlmaz sonuca vardrmaya isteksizdir. Dahas, geen blmde benzer bir argmann (farkl bak asndan olsa bile), felsefenin geliimine katks Descartes'm -kendisinin aka yapmay reddettii- yntemine derinlemesine tutarllk getirmek olan Deni Diderot tarafndan ortaya atldm da grdk. Tutarllk iinde uygulannca Descartes'm rasyonalizmi ateizmi talep eder grnrken phe yntemi de nihilizmi gerektirir grnmektedir.12 Zaman iinde Locke'n da nasl benzer bir saldrya maruz kaldn greceiz. Ancak grnd kadaryla bu rasyonalist ve ampirist metodolojiler ta en bandan beri ateistik bir sonucu gvence altna almaya neredeyse nceden karar vermilerdir. kincisi, bu ereveler ierisinde gelitirilen Tanr'ya dair anlaylardan hareketle getirilen yaklamlar o gne kadar hkm srenlerden kkten farklyd. Bilhassa Tanr'ya ulamak uruna benimsenen yntemin esasen retilmi Tanr anlayyla yakn ilikisi kabul edildiinde bu iyice belli olmutu. Buna gre Descartes'm tanrs rasyonel kavramlarn somut hale gelmesinden biraz daha fazlas gibi grnmektedir. Tekrar Kant' gz nne alrsak, bunu rasyonel fikirlerin gereklie (uygunsuz) yansmas asndan ifade edebiliriz. Ayn ekilde Locke'n tanrs ampirik gerekliklerin somut halinden biraz daha fazlas gibi grnr. O zaman Hume'u gz nne getirdiimizde bunu ampirik gerekliklerin sonsuzlua, metafizik leme (uygunsuz) yansmas olarak grmemiz mmkn. Daha dorusu Descartes ile Locke'n benimsedii bilgi kuram yntemlerine ve o dorultuda rettikleri Tanr anlaylarna bakarsak, "yanstma" mekanizmas ister istemez ne kar. Tabii bu tamamen beklentilere uygundur. Genel olarak sylemek gerekirse, Tanr bilgisi (Aquinolu Thomas'ta olduu gibi) ilahi vahiy iine yerletirilirse insanlarn byle bir bilgiye doru temelden ynelmeleri pasif kabul olur. Tanr bilgisi insann (rasyonel veya ampirik) kaynaklarna yerlesin diye bu epistemoloji tersyz edildiinde byle bir bilginin dile getirilmesinde insanlarn temel rol aktif yanstmadr. yleyse daha sonraki kuan ateistleri tarafndan ortaya konulan analizlerde merkezi rol oynamasnn "yanstma" mekanizmas olmasna amamak gerekir. O zaman ben de, bu zafiyetlerin, teolojik bir kavramn mimarlar bu gerein farknda olmasalar dahi, esasen teolojik olmayan yaplarn iine aktarma abalarna eklendii nermesinde bulunuyorum. te yandan bunlar Hume ile Kant'n (herhangi bir maddi Tanr bilgisine izin vermemesiyle ilgili olarak), Feuerbach ve Marx'nsa (rasyonel kavramlarn veya ampirik gerekliklerin somutlat Tanr ile ilikili olarak) enikonu odakland zaaflard. imdi bu hususlar ele alacam. David Hume'un hayat entelektel adan damgasn vurduu on sekizinci yzyla yaylmt. Hayatnn byk blmn skoya dnda geirdiyse de kentte Kale ile Holyroodhouse Saray arasndaki

47 Royal Mile blgesinde dikkat eken heykelinin de dorulad zere Edinburgh'un en parlak entelektel yldzyd. mr boyunca verdii pek ok eser yalnzca felsefe alannda deildi, ama adalar arasnda en iyi bilineni ilk cildi 1754 ylnda yaynlanan A History of nsan Doas zerine Bir nceleme* England'd. OfMiDoal 1739'da yaynlanmt, ayrca diye tarif ettii "inan" veya yorumdan baka bir ey olmaz. Onca tarihi felsefenin byk yanlgs bu psikolojik " y o r u m l a m a " faaliyetini nesnel "hakikatlerin" ifadesi olarak tahayyl etmektir. Bilakis, byle bir faaliyet insan zihninin ileyii hakknda bize bir eyler syleyebilir, fakat b u n u n d dnyann yapsna ilikin her eyi bize anlatacan sanmak samalk olur. Bu adan bakldnda H u m e iin nesnel bilgi olan ne varsa rktc biimde minimaldir. Bilindii zere H u m e " s e b e p " ve " s o n u " gibi sezgisel kavramlarn da ayn ekilde psikolojik " k u r m a c a l a r " olduklarn dahi iddia etmiti. Bir eyin meydana gelmesine " s e b e p olan" bir ey g r d m z zaman, aslnda iki ayr duyu izlenimi "grmekteyiz" ve b u izlenimler yalnzca doruluu ispat edilebilir bilgi verileridir. Gerekte, zihin kurmaca kavramlar olan sebep ve sonucu dardan gelen verilerin b u iki esine dayatr, bir bakma, aralarndaki ilikinin znel y o r u m u n u yapar. A n c a k zihnin her naslsa sebep ve sonu ilemini ampirik gerekler olarak grdn veya ortaya kardn zannetmek yanlgya dmektir. H u m e ' u n dedii gibi, " S e b e p ve sonuca dair btn muhakemeler deneye dayanr ve... deneyimden gelen btn m u h a k e m e l e r tabiatn aknn daima ayn ekilde devam edecei varsaymna dayanr." Oysa doann tektiplii ispata imkn tanmayan ve bizim herhangi bir ispata gerek duymakszn yle olduunu kabul ettiimiz bir husustur. Sadece teaml icab gelecein gemie gre rahat olacan farz eder... Demek ki hayatn rehberi akl deil teaml.15 H u m e ' u n " t e a m l " szcn kullanmas gnlk hayatn pratii iin sebep ve sonu gibi kavramlarn zorunluluunun farknda olduunu akla getirir. Byle kavramlarn uzlamann pratik aralar olarak gerekli olduunu kabul etmesi bakmndan pragmatist olan H u m e dier yandan bunlarn aslnda herhangi bir metafizik bilgi aktarmalarn farz etmeye kar kesin yasa savunuyordu. Bu y a s a k baka hibir konuda olmad kadar doal bilimlerde uygulanyordu. Btn bilimsel keifler, yasalar ve kuramlar yine ilerlemeye pratik ve gerekli yardmlar olarak grlmekteydi, ancak felsefi adan byle bilimsel yasalarn k o n u m u ampirik verilerin kesinkes doruladklarnn tesine gemesi bakmndan psikolojik olarak yine kurmacayd. Dolaysyla, metafizi-

racles (1748) ve Dinin Doal Tarihi** (1757) de aralarnda olmak zere din hakknda birka kitab vard. A m a en tannm eseri olan Din zerine Diyaloglar** 1779'a, lmnden yl sonrasna dek ya-

ynlanmamt. Bu z a m a n zarfnda her ne kadar kozmolojik argmann Locke tarafndan ortaya atlan versiyonu Tanr'mn varlna ilikin rabet gren argman gibi dpedz daha ampirik teolojik argmann glgesinde kaldysa bile Kartezyen rasyonalizme kar Locke'm ampirizmi zafer kazanmt. Diyaloglar'da gerek ampirist metafizik gerekse teolojik argman H u m e ' u n hakaretlerinin parlatc inelemesine maruz kalmt. H u m e ' u n saldrlarn diyalogdaki karakterlerin sesinden dile getirmesi vurduu darbeyi hafifletmedii gibi itiraz Avrupa'nn entelektel dnyasnda ykc sonulara yol at. Aslnda H u m e tarafndan verilen Locke'a ilikin felsefi hizmet Descartes ile ilgili olarak Diderot'nun yaptyla aynyd. yle ki H u m e ' u n baars gzn krpmadan kusursuz ampirist epistemolojinin imalarna kar kmaya istekli olmasndan ileri geliyordu. Eer ampirizm tutarl bir ekilde benimsenirse, b u n u n "sadece bilinen fenomenlerden" kalkarak akl y r t m e k ve " h e r raslantsal varsaym yahut tahmini" bir kenara b r a k m a k anlamna geleceini grmt. 1 3 Ortaya kan sonu, kiinin duyu deneyiminden kmam hibir eyin bilgisine sahip olamad hususuydu. Bilginin metafizik denen kolu tanm gerei ampirik olmayan demekti, bu da, H u m e ' a gre, insann metafizik bilgisine ulaamayacayd. Locke'm duyu izlenimlerinin izlerini brakt tabula rasa olarak zihin kavram stnde alan H u m e byle izlenimlerin yalnzca bilginin belli eleri olacana hkmetmiti. Zihin bu izlenimleri dzene k o y m a y a ve onlarn kurallarna ilikin "iddialar ortaya atmaya balad anda psikolojik faaliyet alanna girmi oluruz. Zihnin ampirik deneyime katks sadece, H u m e ' u n "acayip bir his ya da alkanlk rn zinde bir anlay" 1 *
nsan Doas zerine Bir nceleme, ev. Aziz Yardml, dea Yaynevi st 1997 ** Dinin Doal Tarihi ve [Doal] Din stne [Diyaloglar], ev. Mete Tunay, Kltr Bakanl 5 Yaynlar, ist., 1979.

e kar bu yasaklamann teizme uzandn ama hibir ekilde onunla snrl kalmadn anlarz. Dahas, Hume'un dini fantazya olarak tanmlamas karakteri itibaryla asla ateist deildi. Onun epistemolojisi, rnein, Diderot'nunkine gre daha kkten kukucuydu. Hem teizmin hem ateizmin savunulamaz olduuna inand metafizik varsaymlara dayandn belirten Hume'u agnostik olarak tanmlamak metafizik adan teizm-ateizm meselesinin prensipte karar verilemez olmasna inanmas bakmndan daha doru olacaktr. yleyse, nceki blmde belirttiimiz gibi on dokuzuncu yzyla kadar szcn tretilmedii dnlecek olursa, Hume vaktinden nce agnostikti. Bylelikle Hume, gerek Descartes gerekse Locke'n imknsz yapmaya altklar gereini aa karmt. Her ikisi de ta bandan itibaren byle bir Tanr'y bertaraf ettii anlalan felsefi ereveler ierisinde Tanr'ya yer aramaya abalyorlard. Ancak Bat felsefesi henz ne son sz Hume'a brakmaya ne de Tanr'dan byle kolayca vazgemeye istekliydi. mknsz grnen, uzlalmaz olan uzlar klma grevi Aydnlanma'nn byk filozofu Immanuel Kant'a dt. Onun metafizii kurtarma abas Hume'un ykc saldrlarnn etkisini ve inandrcln tanma bakmndan daha glyd. Kant, felsefi saatin Hume'dan nceki zamana geri dndrlemeyeceini kabul ediyordu. Metafizii saygnlna kavuturmak iin sarf edilecek her ciddi ve saygn gayret, derinlemesine kukucu argmanlar dorudan hesaba katmay gerektiriyordu, zaten Kant'n yapmaya alt tam da buydu. "David Hume'u hatrlaynca uzun yllar nce beni dogmatik uykumdan ilk uyandran ve speklatif felsefe alanndaki aratrmalarna yepyeni bir yn verenin bizzat o olduunu aka itiraf ediyorum." 1 6 Kant bilhassa metafiziin felsefe tarafndan doruladklarnn fazlasyla tesine getiini vurgulayan Hume'u kabul etmiti. Sonuta felsefe sklkla temelsiz speklasyon ve fantezilere kaplm ve buna bal olarak ciddi bir bilim olma zelliini kaybetmiti. Felsefe iin tek zm kendi asl ilkelerini yeniden gzden geirmekti; aklsa kendi yetenekleriyle snrlarnn zdniimsel yeniden deerlendirmesine zaman ayrmalyd. Bu grev insann isteyebilecei kadar derinlemesine bir zeletiri olan Kant'n Ar Usun Eletirisi" adl eserinde yerine getirildi. Ortaya kan sonu nemliydi, nk Hume'dan esirgeneni kendisine baAr Usun Eletirisi, ev. A. Yardml, dea Yaynevi, st., 2011.

lyordu. Kant deneysel duyu izlenimlerinin ekillendirilmesinde insan zihninin etkin rol oynad, bilgiyi edilgin olarak iine almak ya da onu yanstmak yerine oluumuna zihnin bizzat katld hakkndaki Hume'un sezgisini kabul etmiti. Fakat Hume'un tersine bunun tamamen znel psikolojik bir faaliyet olmadnda srarlyd, nk insan zihni evrensel ya da nsel olan dzenleyici belli kategoriler veya kavramlarla yaplandrlmt. Zihnin dzenleyici ileyiini tamamen znel olmaktan alkoyan ve belli gerekler hakknda nesnel anlamaya varmann nasl mmkn olabildiini aklayan kategorilerin evrenselliidir. Demek ki "nesnel olarak" gnein ta stt sonucuna varlabilir, ne de olsa gnein taa vurmas ve tan smmas stne deneysel izlenimlerin her ikisi de rasyonel olan her bir kimsenin benzer ekilde muhakeme etmesini salayacak evrensel "sebep" kategorisinin szgecinden geer. Fakat yine de Kant byle evrensel dorularn zihinden bamsz, dnyann olduu gibi nesnel yansmalar olmadklarn Hume'a teslim eder. Kant iin grntler dnyas araclyla dnyann kendine byle nfuz etmeye olanak yoktur, nk dnyaya dair btn deneyim ve bilgimiz kategorilerin dzenleyici faaliyeti vastasyla olur. Kendi iindeki bu dnya Kant'n numen dedii, tanm gerei bizim iin daima ulalmaz olandr. yleyse btn metafizik gerekler grng dnyasna ait olan, yani gzmze grnen dnyadr. Eer felsefe kendi iin bundan daha fazlasn talep etmeye alsayd, ite o zaman Hume'un saldrlarna yenik derdi; oysa kendi koyduu bu snrlar tand lde metafizik iin hl bir rol bimek ve sonularna aldrmakszn Hume'a kar kmak mmkn olabilirdi. An Usun Eletirisi'nin sonu blmne geldiinde Kant (Hume'u rtmek iin kulland) metafizii kurtarm grnrken bir yandan da onu acmaszca budamt (bununla Hume'a hakkm teslim ediyordu). Fakat Tanr'ya ilikin olarak Hume'un kendi agnostisizminden biraz daha ileride grnyordu. nk Tanr'nm grng dnyasnn bir paras olduu aka sylenemezdi. Tanr sonradan evrensel kategorilerin szgecinden geen duyu izlenimleri klna brnerek bize grnmez. Tanr var olduundan dolay bu ancak kendi iindeki dnyada, onu nasl algladmzdan bamsz olarak numenal dnyada mmkn olabilir. te yandan Kant'n numenal dnyaya dair insan bilgisine bir yasaklama getirdii dnldnde bu Kant' kat bir agnostisizmle ba baa brakr. Kant'n Hume'a olan yakn ilgisi onu Tanr'ya insann

50 bilme snrlarnn ierisinde deil tesinde yer vermek gerektiini anlalebildiimiz ne de rasyonel olarak tantlayabileceimiz bir eydi. Kant meseleyi ortaya koyarken yle der: Bu koyutlar teorik dogmalar deil ama gerekli pratik neme sahip n varsaymlardr; dolaysyla speklatif bilgiyi geniletmemekle birlikte speklatif akim rettii fikirlere genel olarak (pratik alanla ilikileri araclyla) nesnel gereklik kazandrr ve baka trl onaylanmasnn gze alnmamas olaslnda bile kavramlara bal kalarak hakl karr.17 Tanr'mn yalnzca bir olaslk deil ayn zamanda bir edimsellik olduunu, her ne kadar bu edimsellik kuramsal adan metafizik bilgi dnyalar ierisinde asla yer alamayacak olsa bile aklda tutmamz gerekir. Eer teizm bu da, "ince izgideki t e i z m " olduu ak, ayrca modern dnya iin Hristiyanln "kurtarcs" olarak alklanmasna ramen b u n u n ok istikrarsz bir kurtulu olduunu sylemek gerek. Descartes ile Locke'n farkl felsefi erevelerinin Tanr'ya yer ayrmadm Kant grmt; ya da H u m e grmesini salamt. Bu hususta geriye dn sz konusu olamazd, Tanr'nn varoluuna ilikin rasyonel argmanlara yapt sk eletirilerden aka anlalyordu. Dier yandan Tanr'ya metafizik bilgi snrlarnn tesinde ustalkla bir yer bulmu, bir anlamda Aydnlanma Tanrs'nn m r n aksi takdirde m m k n olmayacak ekilde biraz daha uzatmt. Kant'n Bat felsefesi stndeki uzun vadeli etkisini hafife almamak gerekir, zaten modern teoloji de Kant'm gl etkisi altnda ayakta kalmtr. Yine de nihayetinde K a n t ' m Tanr'y savunmas - v e Tanr anlay- znde kararsz olan tedirgin ve istikrarsz bir barklkt. Kant'n etkisine ve becerikli rtbas etme abalarna ramen modern felsefenin nihai ateist karakteri kendini aka belli edecekti. M o d e r n felsefenin ateist karakteri, Kant'n felsefi dman G. W. F. Hegel'de kendini gsterip gstermedii sorusu ho bir sorudur. Hegel oklarn Kant'n ampirizminin sonunda vard dalizme, zihin ve dnya arasndaki balca b l n m e y e yneltmiti. Hegel byle bir ikiciliin sonsuza dek kendinden soyutlanan yapay olarak b l n m gereklik olduuna inanyordu. Bir zamanlar arkada olan F. W. J. Schelling gibi on dokuzuncu yzyl balarndaki dier filozoflarla
Kgtscl Usun Eletirisi, ev. A. Yardml, dea Yaynevi, st., 2006.

maya yneltmitir. yleyse zorlu bir seimle yz yzeydi, ya (Hume'un yolundan giderek) Tanr'dan tamamen vazgeecek ya da Tanr'nn insan bilgisinin snrlarnn tesinde bilinmezce dolap durmasna gz yumacakt. kincisini seti, bunun sonucunda kendisini Tanr'nn hayali bir varlk olarak kalmasnn bariz olaslndan kurtaran tek ey Kant'n aknIk argmanna bavurmasyd. Kaleme ald "ikinci eletiride" -Klgsal Usun Eletirisi*akla kavuturmaya alt buydu. bonum, en stn iyi anlay, en ykPratik akl, Kant'a gre, ahlakn ifadesi olan akl lemine aitti. Bunun merkezinde K a n t ' m summum sek lde erdemin eit oranda en yksek mutluluk lsyle birletii btn insan hayatnn evrensel ahlaki hedefi yer alyordu. nsann bu evrensel amacna rasyonel bir anlam vermek iin saf veya kuramsal akla dayanarak doru gsteremeyeceimiz pratik akla dayal eyi doru kabul etmemiz gerektiini savunmutu. lki, iradenin zgrln doru bilmek gerektiiydi; iradenin zgr olmas fenomenal dnyada bilebildiimiz bir ey deildir. Ancak aslnda zgr olduumuzu doru bilmezsek, tecrbeyle rendiimiz btn ahlak yaps kerdi. nsan zgrln varsaymayan ahlak kural deneyimimiz, onu yerine getirme grevimiz ve en stn iyi araymz hepsi anlamsz hale gelirdi. kincisi, Kant'a gre en stn iyinin peine d m e m i z anlamsz hale gelmemeliyse, gerekleebilir olmaldr; gerekleemez bir amacn evrensel takibi akln buyruklarn inerdi. Gelgelelim, lml yaamlarnda en stn iyiye aslnda ulaabilen, eer varsa, ancak birka kii b u l u n d u u gz nne alndnda, en stn iyinin gerekten idrak edilecei bir br dnyay da doru bilmek gerekir. te y a n d a n byle bir br dnya en stn iyinin gereklemesi iin gerekli ama yetersiz bir koul olarak grlebilir; nk koullar salamakla birlikte ona ulalacann gvencesini vermez. te bu nedenle nc pratik n gerek (koyut) de irade, zek ve g sahibi bir varlk olan Tanr'nn en stn iyiye ulalmasn temin etmesi gerektiidir. Bylece Tanr artk insann ahlak deneyimini anlaml klmak iin ihtiya duyulan ama bilinemez n u m e n dnyasna itilen "gerekli pratik bir n g e r e k " olmutu. Kant'a kulak verirsek, bir Tanr olduunu fiilen varsaymamz gerekirdi, fakat onun asl varoluu ne kuramsal olarak bi-

birlikte Hegel btn dalist kartlklarn epifenomenal olduklarnn

52 gsterilecei ve Tanr ile dnya arasndaki nihai dalizm dahil, bunlarn stesinden gelinecei "birlik felsefesi" gelitirmeye alyordu. Hegel Tanr'y felsefi Ruh ( Geist ) kavramnn resimli dinsel imgesi olarak grmekteydi. Dnya esasen Ruh'tan ayr deildir. Aslnda dnya Ruh'un kendini " t e k i " yerine koymasyla var olur. yleyse Geist ile dnyann tekilik ilikisi ierisinde olmalarmn belli bir anlam vardr, ama bu yalnzca daha geni birlik balamnda geerli olur. D n y a akl ve maddenin ayr elementler olduu bir yer deildir; maddi dnya rasyonel bilin leminden bamsz var olmaz. Bilakis maddi dnya doas gerei rasyoneldir, bilin de daima dinamik bir ilerleme halindedir. Diyalektik ilerleme sreciyle hareket edip gelien dnyann kendisi Geist'n kendini tekiletirme hareketinin davurumudur. Bu dnya balangtaki birlii terk edip kendini dnyaya brakarak Geist'm kendini olumsuzlamas sayesinde var olur, bu bir yandan ezamanl kendini olumsuzlama sreciyken ayn anda kendini gerekletirmedir. Geist tam bilgiye sahip olmak ve kendini gerekletirmek iin kendi iine kapal birlik olarak kendini olumsuzlamak zorundadr. Hegel'in szleriyle, " M u t l a k hakknda sylenebilecek ey onun esasnda bir sonu olduu, sadece sonunda hakikat olduudur; onun doas tam da bundan m e y d a n a gelir; yani, asl zne, kendiliinden kendisi olur." 1 8 Byle kendini gerekletirme ancak Geist'm kendisiyle teki olarak kar karya kalmasyla mmkndr. Hegel'e gre, bu felsefi gerekler Hristiyan dininde metaforik olarak temsil edilmektedir. Dahas, Hegel'in szlerinin felsefenin bizzat kendi doas zerinde de nemli yanklar olmutur. Hegel felsefi sistemleri ne " h a k i k i " ne de "hatal" olan gerekliin tam aklamalar olarak deil Geist'n her aamann Geist'm geliimindeki ilerleme srecindeki gerekli " a a m a l a r " diye kabul eder. Byle diyalektik geliimindeki gerekli bir adm olarak "hakiki" olmas anlamldr, fakat ayn zamanda her bir aamann hakikatin ille de kendisini karlamad ksmi ve geici bak asndan "hatal" olmasnda da bir anlam vardr. A n c a k bu aamalardan geen bizzat bu hareket ya da diyalektik ilerleme hakikatin ortaya kmasnn rndr. Hegel'e gre bu hareket: hakiki bilgiye doru hzla ilerleyen doal bilincin izlei veya doas gerei ona tahsis edilmi yerlermiesine kendinin bir dizi sureti ierisinde an'n seyahat ettii yol olarak grlebilir, bylelikle Ruh'un hayat uruna kendini saflatrarak nihayetinde tamamlad kendi deneyimi sayesinde kendi iindekinin gerekten ne olduunun farkndalna ulaabilir.19 Bu b a k m d a n Hegel tarihin t m n ve felsefenin hepsini kapsayan btn aklamay ortaya k o y d u u n u iddia etmektedir. te b u n d a n dolay ounlukla "mutlaklk", "btnletirme", "evrensellik" ve benzeri dnr olarak tanmlanr. Oysa Hegel'in eseri yle zengin ve karmaktr ki bunlar hibir zaman yeterince tanmlanamayacaktr. Onun dncesinin evrensel boyutu yadsnamaz, fakat bu onun dncesinin yine vazgeilmez paras olan "farkllk", " o l u m s u z " ve " t e k i " doasna ilikin son derece zgn igrsnden ayrlamaz. Bylelikle Hegel'in ayn anda Aydnlanma modernitesinin timsali ve postmodern yapskmcln habercisi diye tanmlanmas m m k n olmutur. Ayn belirsizlik teizm ve ateizm ile ilikisi iin de geerlidir. D a h a salnda, hatta l m n d e n h e m e n sonra bile teistlerle ateistler onun mirass olma hakkn elde etmek iin mcadeleye girimilerdi. Hegel'in en nihayetinde sekler ateizmin dnr m, yoksa doru Hristiyan inancnn slahna imkn tanyan bir dnr m olduu g n m z d e de devam eden bir tartmadr. Bir taraftan, Geist kendini dnyann tarihsel srecine brakr, bylece er ge onunla bir olur diye srar etmesi 8. b l m d e greceimiz gibi daha sonraki dnrlerin kesinlikle gelitirdikleri "Tanr'nn l m n n " her an olabileceini akla getirir. Dier taraftan, farkl yollarla da olsa Descartes, Locke, H u m e ve Kant'm gelitirdii, ayrca b u b l m d e epistemolojisi ve metodolojisi itibaryla rtl ateist olduunu ortaya koyduum modern epistemoloji trlerine kar olduu izlenimi uyandrmaktadr. nsan rasyonalitesi artk Tanr'y " d o r u l a m a k " zorundadr diye anlalmaz, Geist'm bizatihi tezahr olarak grlr. Bu bakmdan daha kat teolojik anlamlara kap aar. Dolaysyla Hegel de bu b l m d e irdelediimiz dnrler grubunun soytars olarak grnr. Modernitenin znde ateistik kyaslarn kademeli olarak kendini gerekletirmesi diye sunduum srece katlmak yerine onu altst eder. Yine de hikyemizde nemli bir yer tutmaktadr, bir kere, bata "sol Hegelciler" denenler olmak zere baz halefleri tarafndan dncesinin nasl gelitirildii asndan nemlidir. Onlar, Hegel'in tarih felsefesinin gstergeleri olarak algladklarndan anlam kararak o sistemin

54 temel elerinden bazlarn dpedz ateist bir yoldan gelitirmilerdi. Bu dnrlerin en nde gelenlerinden biri Hristiyan teizmine ynelik eletirisi aman tanmayan Ludwig Feuerbach't. Onun dncesiyle Hegel'inki arasndaki iliki bilhassa nem tar. Az nce Hegel'in o gne kadar egemen olan modern felsefi paradigmalar bir bakma tersyz ettiini belirtmitik. Descartes ve Locke'a gre Tanr temel cogito ya da deneysel duyu verilerinin bir " i z d m " (kltc olmayan anlamda) oluyordu. Hegel eski teolojik modellerin yansmas olarak bunu ters evirince insan znellii ve rasyonalitesi Geist'm tezahrleri veya " i z d m l e r i " oldular. Feuerbach'n derin Hegelcilii bir yana, Feuerbach'n tersyz ettii, dolaysyla Hegel'in reddettii nceki modern epistemolojik yapy yeniden getirdiinin Hegel'in dncesinin bu belli yn olmas nemlidir. En azndan bu balamda Feuerbach'n enikonu Hegelci olmad sylenebilirdi. D e m e k ki Feuerbach'n evirtiminin sonucunda Tanr insan znelliinin bir " i z d m " haline gelmitir. Bu da bir anlamda Descartes ile Locke'm modellerini can alc bir deiiklikle eski k o n u m u n a getirir. Descartes ile Locke asndan " i z d m n " esasen gvenilir kaynaklardan kmas " i z d m n " sonucunun epistemolojik olarak gvenilir olduu anlamna geliyordu. Buna karlk Feuerbach'a gre " i z d m n " kaynamn insan znellii olduunun z dnmsel farkmdal izdm nesnesinin kendi kaynandan baka hibir eyi yanstmad anlamna geliyordu. S o n u olarak Feuerbach, Tanr'nm geleneksel sfatlarn insanln en iyi ve en y k s e k nitelikleri diye grerek teolojiyi antropoloji olarak yeniden tasavvur etmi, teizm diye bilinen eyi r e t m e k iin onu kiiletirip sonsuzlua izini d r m t . Dolaysyla Tanr retimiz aslnda insanln m a s k e l e n m i ya da ifrelenmi retiidir. Dahas, bu i z d m sreci tutarsz b i i m d e u y g u l a m a y a k o n m a s y l a kendini ele verir. Bir yanda insan niteliklerinin, dier y a n d a insan ideallerinin i z d m yer almaktadr, ortaya kan bileimse kendi kendini tahrip edici zelliktedir. Feuerbach Hristiyan Tanrs'n bir y a n d a n kiisel, etkin insans niteliklerin b a d a m a z karm olarak grrken, dier y a n d a n onlar m k e m m e l , ebedi ve sabit kiisel olmayan ideal gereklik olarak anlyordu. O n a gre byle bir Tanr anlay sadece aslsz olmakla kalmyor, ayn z a m a n d a insan yabanclamasna yol ayordu. n k insanln en iyi ve en yce ynlerinin izini kendilerinin dna dren insanlar bylelikle iyi ve deerli olan her eyi ilerinden karmlard. Ortaya kan sonu insann kendini o l u m s u z alglamasdr; deersiz ve gnahkr, oysa Tanr bu eylerin tam tersidir ve insanlar o n u n h u z u r u n d a kendilerini kltrler. Feuerbach yle ifade etmektedir: lahi varlk anlaynda olumlu olan ne varsa ancak insani olabilir, kul anlay bilincin nesnesi olarak sadece olumsuz olabilir. Tanr'y zengin klmak iin kulun fakirlemesi gerekir; Tanr her ey olabilir ama kul hibir ey olmaldr.20 nsanlar bylece blnerek kendilerine ait en iyi niteliklere yabanclarlar, kendi kimliklerini sadece alak ynleriyle tanmlarlar. Yabanclama kavram on dokuzuncu yzyln Hegel-sonras bir baka dnr, izdii Hegelcilik tryle Feuerbach'n hayati nem tayan tersyz ediini devam ettiren Kari Marx'n da odak noktasnda yer alacakt. Feuerbach'a gre teizm insanln bir izdiimyse, Kari Marx'a gre teizm bir "ideoloji" olarak ekonomik temelin izdmyd. Bu da kendi iinde b a m b a k a ve nemli bir deiiklikti. Feuerbach her ne kadar Hegel'in "rasyonalizmini" srdrmse de akln bu ynde geliimi dnyann tarihsel srecini destekleyip glendirirken Marx kapsaml "materyalizmi" ile onu yerinden etti. Bu yer deiiminin sonucu olarak tarihsel deiim ve geliim akl, dnce ya da fikir tarafndan deil maddi koullar ve zellikle ekonomi biliminin maddi koullar tarafndan belirlenmektedir. Hegel'in tarihsel geliiminin bir entelektel dnce sisteminin anszn paralanmasna sebep olan ve kendinden sonra gelene, antitezine yol aan, kendi de benzer bir deneyimden geene kadar yrrlkte kalan iindeki rasyonel tutarszlklarn farkna vard diyalektik bir sre sayesinde glendiini grmtk. Marx da tarihin geliimini aa yukar ayn biimde anlyordu, ama can alc farkllk sz konusu sistemlerin rasyonel deil ekonomik olmasndan ileri geliyordu. Belli bir e k o n o m i k sistem eninde sonunda iinden s r d r l m e y e c e k , ikin iktisadi maksadn yerine getiremez hale gelene ve bylece yerini halefine, kendi e k o n o m i k antitezine brakana dek egemenliini korur. N e var ki btn bu sistemlerin ortak yan bir snfn dierini smrmesine dayal snf atmalarnn varldr. Hegel'de olduu gibi bu sre belirsizce devam etmez; diyalektik sre-

10 56 cin bizzat alt edildii nihai hedefe doru ekonomik istikrara ulalana dek srer. Burada, eninde sonunda alt edilen smrye dayal snf atmasdr. Marx'a gre bu son komnist topyadr. Ancak ekonomik temel yalnzca dnya tarihsel srecini belirlemek ve srklemekle kalmaz, ayn zamanda bir toplumun dier her ynn ve onun szde uygarln temelden belirler. Bir toplumun "ideolojileri" zellikle onun ekonomik temelinin yansmasdr. Oradaki yasalar, ahlak, gelenekler ve din de buna dahildir. Marx iin bunun anlam, dinin pek ok teologun iddia ettiinin tersine, ekonomik dzene anszn yaklatrld bir ilikide yer almaddr. Bilakis onunla bilinsiz de olsa yakn ibirlii iindedir. yle der Marx: Dini dnya gerek dnyann yanssdr. Ticari mal retimine dayal, reticilerin genelde rnlerini ticari mallar ve deerler diye grerek birbirleriyle sosyal ilikilere girdikleri, bu sayede kendi bireysel zel emeklerini trde insan igc standardna sunarak drdkleri bir toplum iin - byle bir toplum asndan, soyut insan klt ile birlikte Hristiyanlk, burjuvazinin geliimleri ierisinde daha ok Protestanlk, Deizm, vb. dinin en uygun biimidir.21 Marx'a gre din (bu balam ierisinden bununla o zamann Hristiyanln kastediyor) kapitalist dzeni, rnein, btn dnyevi otoritenin Tanr'nn buyruuyla hareket ettiini, bu itibarla insanlk tarafndan sayg grmesi ve itaat edilmesi gerektiini reterek desteklemektedir. Dnyevi hiyerari her bir ahsn bu hiyerari ierisindeki uygun mevkiye ilahi g tarafndan tayin edilmesiyle ilahi hiyerariyi hem yanstmakta hem de ona katlmaktadr. Byle bir aklama Hristiyanln sekler, ekonomik ve politik dzenle kendi ilikisini nasl anladyla sadece ksmen eliiyordu. Bu gelenein bir halkas, rnein Aziz Augustinus'un ekillendirdii "Tanr ehri", ilahi_ dzenle insani dzen arasndaki ilikinin benzemezliklerinde srar eder. kincisi ilki tarafndan greceletirilir ve yarglanr, Hristiyan da o insani dzen iinde hesap verir ama o dzenin hesabn vermez. Bu, yirminci yzylda Kari Barth'n diyalektik teolojisinde ifadesini bulan bir gelenektir. Ama bir baka halka da -kkleri Aziz Paulus'un Hristiyanlara krala itaat ve hrmet etmelerini tembihlemesine dek uzanr- o ayrm gidermeye abalar. Ortaaa ait biri ilahi dieri dnyevi, biri ruhani dieri geici olan kraln "iki bedeni" retisi hkmdarn iki dnya arasndaki yegne arac olarak konumunu kesinletirerek onlar birbirinden ayrmak yerine birbirine kartrd. Bu fikir on yedinci yzyln neredeyse ortalarna kadar srarla devam etti, hatta pekitirildi. Marx'n zamannda Hristiyanln ekonomik dzenin yardaks olduu artk fazlasyla aikrd. Buna dair en ok aktarlan alnt herhalde gelecekte Bayan C. F. Alexander adn alacak kadn airin 1848 ylnda yazd Hymns for Little Children adl ilahi kitabndaki drtlktr: "Zengin adam kalesinde/ fakir adam kapda/ onlar Tanr yaratt, stn veya alak/ ve byle buyurdu." Bu duygular istisna olmak yle dursun, rnek tekil ediyordu; ayrca Marx'm analizini de dorulad grlyordu. Marx'n din zmlemesinin dier nemli bir yn de ilkiyle balantsz olmamakla birlikte bu hiyerari ierisinde alak konumda bulunanlarn zararna karlk tazminat ilevi grdyd. Ritelleri ve tesellileri dnyevi aclarn dinmesini salad gibi ebedi saadeti getiren telafi aracyd. Kukusuz Marx'n dini "kitlelerin afyonu" olduuna dair nl nitelemesine olanak tanyan da analizinin bu ynyd. te yandan Marx'a gre dinin bu yn ift taraflyd. Bir yanyla ezilen snflarn iinde bulunduklar koullara raz gelmelerini salamak gibi ideolojik bir amaca hizmet ederek ekonomik dzenin ayakta kalmasn salyordu. Ama dier yandan, Marx bu durumun, aksi takdirdi: telafisiz ve mitsiz yaamak zorunda kalacak kimseler iin hayat kat lanlr ve yaanabilir klmak gibi olumlu bir ilevi olduunu da kabu eder. Kapitalizmin ekonomik koullar hkm srdke dinin "feshi" sz konusu olamazd. Baz bakmlardan bu ezilenlere ektirilen zulm olarak grlebilir, fakat ne olursa olsun her ekonomik temel kar konulmaz bir ekilde yapay olarak bastrlmas abesle itigal olacak kendi "ideolojilerini" retecektir. Oysa Marx kapitalizmin kn artk din tarafndan yerine getirilmesi gereken byle ilevler kalmamas olarak anlyordu, dolaysyla doal ve kanlmaz olarak kaybolup gidecekti. Hristiyanlk ekonomik temelin yle btn bir yansmas ve rnyd ki bu temelin kendisi knce onun sregelen bamsz varlnn da ortadan kalkaca su gtrmezdi. Btn farkllklarna ramen Feuerbach ile Marx'm ortak kanaatleri teizmin deneysel gerekliklerin izdm ya da cisimletirilmesi olduudur; ister insan nitelikleri olsun ister ekonomik temel, onlara gre te-

izm byle gerekliklerin soyutlamasdr. Bu soyutlama srecinin bizzat tannmas teizmin gerekte ne olduunun ifa edilmesi iin yeterli olur. Eer sz konusu olan teizm, rnein Descartes ve Locke'n temsil ettiiyse, onlarn tehisleri fazlasyla geerli. nk ben burada Descartes ile Locke'n izdikleri felsefi erevelerin, kurduklar epistemolojik yaplarn ta bandan beri Tanr'ya yer vermediini savunuyorum. Bu erevelere Tanr kavramn zorla sokmaya altka ilgili epistemolojiler teker teker bunun ancak -rasyonel ya da ampirik gerekliklerdenizdm yoluyla mmkn olabileceini belirttiler. Ama bu her zaman geici ve istikrarsz bir uzlayd, burada gelitirilen anlatm dorultusunda, Hume ile Kant izdikleri erevenin prensip olarak kayda deer herhangi bir Tanr bilgisine yer amadn gzler nne sermilerdi; Feuerbach ile Marx ise onlarn meydana getirmeye kalktklar Tanr anlayyla ilikili izdm mekanizmasn aklamlard. Demek ki bizim amzdan buradaki tarihsel balamn roln kmsemememiz nemli. Feuerbach ve Marx'n ateizmi bilhassa Tanr'nm modern anlayn hedef almt; zaten onu zorlayc bir tutum sergiliyordu. 22 Bu Tanr anlay daha kapsaml bir deerlendirmeyi daha hak ediyordu, nk epistemoloji alanndaki modern devrimin Tanr kavramn dokunmadan bir kenara brakmas pek muhtemel deildi. Eer Descartes ile Locke'n yararlandklar epistemoloji Aquinolu Thomas'n benimsediinden farkl olsayd, Tanr'ya dair ortaya kan anlaylarn ayn olmas pek beklenemezdi. yleyse modern tarihte ve modern dncede ateizmi iyice anlamak iin burada hangi Tanr anlaynn baskn olduunu akla kavuturmak gerekir. Modern ateizmin reddettii Tanr tam olarak hangisiydi? Modern ateizmin modern Tanr'y reddettiini sylemek yaygn grnyor. Oysa zellikle modern Tanr anlaynn kendine zg olduu ve o gne dek egemen grten yeni bir ayrl iaret ettii gsterilebilse bunun sonular nemli olurdu. Gerekten byle olduunu iddia edenler oktu, o kadar ki modern Tanr modernite ncesi Tanr'dan bambaka bir " e y " idi. Hatta modern Tanr'nm bir ey olduunu sylemek pek ok adan b u fark vurgular; modernite ncesi teolojide Tanr hibir ekilde bir ey deildi. Bu blmde hem teolojide hem de felsefede b u farkn nasl ortaya ktn, ayrca bir Tanr anlayndan dierine geiin yapsn irdeliyorum. Tarih boyunca Tanr anlaylarnn durmadan evrildiine kar klabilir elbet, zaten beklenen de budur. Btn bu anlaylar bir arada tutan sreklilik izgisine ramen yine de Tanr farkl zamanlarda, yerlerde ve kltrlerde farkl ekilde anlalr ve alglanr. Dolaysyla Tanr'nm, mesela, on nc yzyldaki alglanyla on sekizinci yzyldaki alglannn arasnda fark olmas doaldr. Ancak kararl ve devrimci bir deiime tank olduumuzu sanmamz iin ortada hibir neden yok, yle ki burada bambaka Tanr anlaylarndan sz etmekle yerden ge haklyz. Bu blmde ayrca, sahiden byle radikal bir krlma yaadmza dikkat ekmek istiyorum. Teolojide tarihsel deiimle geliimin farknda olmamz, bir de yapay "krlmalar", "kopmalar" ve evrilen kesintisiz ortama ait grlmesi daha doru olabilecek abartl farkllklarn tehlikelerine kar gzmz ak tutmamz gerek elbette. Ancak nceki blmde yaptm analiz halihazrda burada epey radikal yntembilimsel kaymalara dayanarak erevesini izdiimiz Tanr anlaynn byk lde deitiini nceden haber vermek gibi okunabilir. Aslnda geen blmde ateist dncenin geliiminin izini srmemizin amac Descartes ile birlikte, sonularnn tam anlamyla grnr olmas birka yzyla yaylan radikal episte-

3. BLM
MODERN ATEZMN REDDETT TANRI

10 60 molojik bir krlma yaadmz fikrini ortaya atmakt. Er ge g r n r olduklar zaman bu epistemolojik krlmann altnda yatan varsaymn kkten ateistik olmasnn gzler n n e serildii sylenmiti. N e var ki bu t a m a m e n gn na kana dek mnasebetsiz olmakla birlikte bu yeni bilgi kuramnn snrlar ierisinde Tanr'ya hl bir yer vard. Artk Tanr kavramnn tedirgin bir felsefi ereveye oturtulmaya zorland gz nne alndnda, byle bir Tanr anlaynn son derece radikal sonular dourmas belki de kanlmazd. Bu d u r u m d a Tanr fikrinin ta kendisinin m o d e r n d n e m i n balarnda ciddi bir deiiklik geirmesi neredeyse beklenen bir d u r u m d u . i m d i b u n u n nasl b y l e o l d u u n u gstererek savm gelitirmek istiyorum. ncelikle Aziz Aquinolu T h o m a s ' m teolojisinde grnen Tanr anlaynn ortaadaki en nemli zelliklerinden bazlarn saptayarak balamak yardmc olabilir. Aquinolu T h o m a s yalnzca ortaan sistematik teolojisinin en iddial eserlerinden biri olan Summa Theologiae'nin yazar olarak grlmez, genellikle teolojik zihninin etkileyici selefi Aziz Augustine'i bile glgede brakt da dnlr. Dahas, on dokuzuncu yzylda Kilise'nin resmi teologu olarak kabul edilmesiyle Roma Katolik Kilisesi'nin gznde de itibarl biri olduu tasdik edilmiti. Aquinolu T h o m a s ' m Tanr anlaynn en ayrt edici yn nedir sorusuna, Tanr'nn deneyst olduunu iyice ve daima vurgulamasdr cevab verilebilir. Btn eserlerinde yaratc ile yaratlan, tanrsal ile insan arasndaki bu mesafe duygusu onun syleyip yazd dier her eye sirayet etmiti. Bu, sz konusu mesafenin almaz bir engel olduu anlamna gelmiyor elbet. Tam tersine, insan bilgisi ancak Tanr'nn kendi inayetli kararyla tanrsal bilgiye katlabilir. Geen b l m d e grd m z gibi Aquinolu T h o m a s ' a gre Tanr bilgisi salt insan aklnn yeteneklerinin kullanlmas sayesinde deil Tanr'nn kendini ifa etmesinden ileri gelir. Aquinolu T h o m a s iin ilahi olan k a v r a m a k ve "ele g e i r m e k " adna insan abalar srekli tetikte olmay gerektiren hep olagelmi bir hevestir. yle ki bu batan karc heves, Tanr hakknda konumaya balar balamaz cazibesini kullanmaya balar. te bu nedenle Aquinolu T h o m a s Summa Theologiae eserine insan varlklarnn Tanr hakknda ftursuzca k o n u m a y a baladklar sreci de dahil etmitir. Yaratlanlar Tanr hakknda k o n u m a y a balarken bile h e m e n bu cazibeye kaplr ya da hi o l m a z s a hazr bekleyen bu tehlikeye der. en sk tekrarlanan beyanlardan biri yledir: Tanr'nn var olduu kesin, ama Tanr'nn doas ve z bilinemez. Bu gizem ondan dolayl olarak bahsetmekle, ya da olumsuzlamalarla veya sembolik "isimleri" dorulamakla yaratlr; fakat en nihayetinde, tpk gnee baknca kamaan gz misali zihin tarafndan kavranamaz. 2 Aquinolu T h o m a s ' m pek ok ynyle bu menfi teolojiden ayrlamaz nc silah da btn teolojik dilin analojik karakteri zerine retiiydi. Aquinolu T h o m a s ' m analojiyle dair retisi iyi bilinmekle birlikte bunun dier retilerinin tam merkezinde yer almas her zaman deer grmemitir. Aquinolu T h o m a s ' a gre teolojik dilin balca sorunu genel olarak dilin insans varlklara atfta b u l u n m a k zere yaratlanlar tarafndan gelitirilmi olmasdr. Dolaysyla, Tanr sz konusu olduunda yetersiz - v e m u h t e m e l e n yanltc- kalr. Dil, esas itibaryla, sonsuz, gerekli, yaratc Tanr'y ifade e t m e k ve y a y m a k iin kullanlan sonlu, koullara bal, yaratlanlara z g bir aratr. Ara ile a m a arasndaki b u u y u m s u z l u k n n e geilemez tehlikelere yol aar; dil olarak teolojik dil esasen Tanr'ya ihanet eder diyen belli bir kan vardr. Bunun karsnda yaplacaklardan biri suskunluu k o r u m a k ve Tanr hakknda ftursuzca herhangi bir sz edilemeyeceinde srar etmek. Veya Tanr nk yaratlan Tanr'dan - m e c b u r e n insan dilini ve insan akln kull a n a r a k - bahsederken daima Tanr'nn deneystln "evcilletirme", Tanr'nn yaratc k o n u m u n a sayg gstermek yerine Tanr'y bir yaratlma d n d r m e tehlikesi sz konusudur. 1 Aquinolu T h o m a s ' m teolojisi tmyle, " o l u m l u " m a n a d a ifade edildiinde bile bu h e p olagelmi h e v e s e kar tetikte d u r m a ve Tanr'nn o esas karakteristiini - d e n e y s t olma zelliini- k o r u m a zorunluluunu destekler. O n u n tanrsal deneystlnn kalesini s a v u n m a mcadelesinde Aquinolu T h o m a s ' m elinin altnda birka silah vard. Daha nce de g r d m z zere ilkinde Tanr karsnda insan aklnn snrlarn vurguluyordu; insan aklnn yardma gerek kalmakszn bizi ilahi hakikatler lemine gtrebildiini d n m e k t e n saknmalydk. kinci olarak " m s p e t teolojisi" ile dengeledii ve kilise geleneinde u z u n bir tarihesi olan "menfi teolojiye" mracaat etmiti. Menfi teolojinin "reti kmesi, ruh hali, manevi t a r z " olduu sylenir, onun ierdii

63 hakknda kullanlan her dilin ift anlaml olduunda srar etmek; yani daima belli bir agnostisizm ya da b i l m e m e ile tavna getirilir. Zaten Aquinolu T h o m a s ' a gre Tanr'ya dayandrlan btn dil analojiktir; eer Tanr'nm aknl korunacaksa bu dilbilimsel kullanmdan ka olmaz. Michel de Certeau'nun u szleri analoji mantn aa kavuturur: Tanr'nm "aknlnn arl, 'Tanr vardr' nermesinin arkasndan bir inkr gelmesi gerektii noktasna kadar her syleneni greceli klmaktadr." 4 Bu ekilde dile getirilince A q u i n o l u Thomas'n analoji hakkndaki retisinin menfi teoloji geleneiyle neden b u kadar yakn balants o l d u u n u g r m e y e balarz; o kadar ki analojik dili menfi teolojiyi ifade etmenin bir yolu olarak dnebiliriz. Zaten Aquinolu T h o m a s ' n dedikleri ikisinin iyice birbirine kaynatn grmemizi salar: Bu hayatta zihinlerimiz Tanr'mn ne olduunu kavrayamaz; hakknda fikir yrtmenin her yolu, onu gerekte olduu gibi anlayamamaktr. Bundan dolay isimlerimiz ne kadar az kati, ne kadar daha genel ve basit olursa, Tanr'ya tatbik edilmeleri o lde uygun der.5 Teolojik dili analojik olarak anlamann, szn ettii Tanr'mn nasl kavrandna ilikin derin sonular b u l u n d u u imdi aka anlalmtr herhalde. Yoksa analoji, ifade ettii Tanr anlayndan apayr ve u z a k bir dilbilimsel bir ara deildir. Bilakis Tanr analojik dile gre ilahi varl ifade etmenin yegne u y g u n yolu olduu dnlen belli bir b i i m d e alglanr. Dier adan bakldnda, Tanr yalnzca Tanr'y alglamann belli yollarn dzenlerken brlerini yasaklayan analojik dilde ifade edilebilir. Buna gre, Tanr'nm dier pek ok eyin yannda iyi, sevecen, m k e m m e l , yaln ve l birlik olduu bilinebilir. Fakat byle, dilin btnyle analojik olarak kullanlmas ayn z a m a n d a Tanr'mn akn, gizemli, bilinemez, sakl ve insan algsnn tesinde o l d u u n u vurgulamaktadr. yleyse Aquinolu T h o m a s ' n analoji retisini o n u n b t n m s p e t teolojisini d a i m a ve ister istem e z niteleyen menfi teolojisinin ayrlmaz paras diye g r m e k gerekir. Btn teolojik idrak belli bir b i l m e m e stne oturur ve bu b i l m e m e Aquinolu T h o m a s ' n inancnn d dnyadaki reddi deil de k o p m a z bir parasdr. David B. Burrell'in belirttii gibi: " A q u i n o l u T h o m a s bu denli bilinmez bir Tanr'ya kolaylkla tahamml edebildiini gstererek dini disiplinini aka ortaya koyar." 6

Tanr iin kullanlan btn szcklerin bir bakma sradan dilde kullanlma ekilleriyle t a m a m e n ilgisiz o l d u u n d a srar e t m e k gibi yine ayn kapya kan bir tutum benimsemektir. ster suskunluu koruyalm, ister teolojik dilin ift anlaml o l d u u n d a srar edelim, sonu ayndr: Tanr'ya dair kesin bir epistemolojik b i l m e m e durumu. Aquinolu T h o m a s ' a gre bu da her trl insan bilgisinden Tanr'y kopararak baka bir ihaneti douracakt. Yaratc ile yaratlan arasndaki nitel fark esirgemek nemli, fakat bu yaratcy yaratlandan tamamen kesip k o p a r m a k pahasna olmamaldr. te bu ikilem karsnda Aquinolu T h o m a s analojik dile ilikin kendi anlayn gelitirir. M a d e m kendimizi Tanr'dan koparmayacaz, teolojik dilin bir biiminin gerekli olduunu kabul etmeliyiz. Fakat b u n u yaparken ayn z a m a n d a dilimizin ancak stn nitelikli ve geici olarak Tanr'ya uygulanabileceini teslim e t m e k zorundayz. D n y a d a k i varlklara atfla kullanlan dilin ayn ekilde Tanr'ya atfta b u l u n d u u n u dnemeyiz. Bunu akla getirmek teolojik dilin tek anlaml kullanlmas d e m e k olur, dolaysyla Tanr'nm akmlna dorudan ihanet e t m e m i z e yol aar. yleyse, Tanr ile herhangi bir insan iletiimine ihanet e t m e m e k iin teolojik dilin ift anlaml anlalmasndan k a n m a k gerekiyorsa, Tanr'nm aknlna ihanet etmekten k a n m a k iin de tek anlaml anlamadan s a k n m a k gerekir. Bu ifte inan Aquinolu T h o m a s ' n analoji hakknda istenmeyen iki ar nokta arasnda bir tr arabuluculuk diye grebileceimiz retisinin o d a k noktasnda yer alr. N e z a m a n Tanr'nm adn ansak, bunu bir b a k m a fani varlklardan sz ederken kullandmzla balantl olarak - y a n i baz hakiki bilgileri a k t a r a r a k - yaptmz sylemiti Aquinolu Thomas, a m a o ilikinin asl doasna ve Tanr'ya b a v u r u l d u u n d a o szcn gerekte ne anlama geldii konusuna gelince cehaletimizi itiraf e t m e m i z gerekirdi. Dili byle, bu "fark ilikisini" hep aklda tutarak k u l l a n m a k dili analojik olarak k u l l a n m a k anlamna gelir. A q u i n o l u T h o m a s bizzat yle aklar: "Kelimelerin byle kullanm salt anlam mulaklyla basit tek anlamllk arasnda bir yerde kalr, nk kelime n e tek anlaml kullanmdaki gibi ayn anlamda kullanlmtr, ne de ift anlam mulaklndaki gibi tmyle farkl niyetlerle." 3 Byle anlald z a m a n teolojik dil yaratlanlarn Tanr hakknda bir ey sylemelerine ve bilmelerine olanak tanr, ancak bu "bir e y "

10 64 Modernitenin douundan itibaren btn teolojide analojik dilin her yerde hazr ve nazr bulunduu anlay kayboldu. Kukusuz bu "analoji" hakkndaki konumalarn tamamen ortadan kalktn iddia etmek anlamna gelmiyor. Fakat artk odak noktasnda deil, izgi dndayd, gereince bavurulmaya devam ettii zaman bile Thomist selefinin kulland kadar ift anlaml anlalmyordu. 7 Bunu geen blmde tarttmz baz epistemolojik gelimelere balarsak, neden byle olabildiini grmemiz zor deil. Orada Descartes'tan itibaren modern filozoflar "belli" bir bilgi aray, felsefeyi "belli" bir bilgi dal, bir "bilim" olarak tesis etmekle ilgilendiini grdmz Kant'a kadar srarla devam eden bir aray olduunu grmtk. "Belirlili e " en ok deer verilen felsefi bilgide Aquinolu Thomas'n analoji retisi gibi bir doktrine neden kukuyla bakldn grmek zor deil. nk belirsizliin, kesin olmayn ve dilbilimsel kararszln teolojik yannn gerekli nemini vurguluyordu. yleyse modern akla gre analojik dil akla kavuturmaktan ok kafa kartrm ve kanlmaz olarak bilimsel belirlilik arayna kstek olmutu. Modernitenin banda grdmz deiiklii Don Cupitt ok iyi ifade etmitir: Modern felsefe Hume, Kant ve Frege ile birlikte ekillendikten sonra bu eski (menfi teolojiye ait) doktrini bo ve sama bulur. Deist John Toland temel itiraz noktasn aka ortaya koyar: "Doada Blictri denen bir varln amaz gvencesine sahip ve bu arada bu Blictri ne hi bilmeyen o Kimse, hakl yere kendini Komularndan daha bilge grebilir mi?" Toland doru sylyor elbet. Tanr'nm var olduunu beyan etmek Tanr'nm ne olduu hakknda bir ey sylenmedike ierikten yoksun kalr. Modern bak asndan grnd kadaryla Aquinolu Thomas'm yapt... olsa olsa boluun peinden komaktr.8 Aslnda John Hick de "herhangi bir anlama gelebilen bir doktrin hibir ey deildir. nancmz aka dile getirmekten kandka bo kalacaktr," derken benzer duygular ifade eder. 9 Cupitt devam ederek nemli bir noktaya deinip bylesi bir boluun yalnzca epistemolojik adan problemli grlmediini, ayn zamanda ahlaki adan sakncal olduunu, ne de olsa bizi "gizemin zorbal" adn verdii duruma tabi kldn belirtir. Baka bir deyile, gizemin ekici yanlar muhtemelen felsefi adan aklmz elmekle kalmaz, ayrca insanlar kontrollerinin ve rasyonel sorgulamalarnn tesinde bir bilinmezin klesi yaparak insan zgrlnn btnln sarsmaya yeltenir.111 Bu husus onu modern zihniyetin balca yz diye gren Charles Taylor tarafndan desteklenmitir. nce Katolik Kilisesi'ne kar Reform sloganlarnda, en ok da tz dnmne kar gelitirilen fakat daha sonra kat Hristiyanln kendisini hedef alan retorikte grlr. Cupitt, "bu gizemlerin, Hristiyanlar gasp edilmi iktidarn esiri olarak tutmak amacyla... bugn gizemlilik dediimiz eyin bahanesi olmutu; Calvin'in Katolik Kilisesi'nin gizemlerine yaptklarn Taylor bu trden gizemlere yapmt," der.11 yleyse analoji ve menfi teolojinin artk epistemolojik boluun ve manevi esaretin cisimlemesi olduu kabul edilirken, bunun sonucunda Aquinolu Thomas'n mspet ve menfi teoloji arasnda kurduu ince denge, bundan byle mspet teolojinin tartmasz ncelik kazand bir vaziyete yerini brakmtr. Aquinolu Thomas'm srar ettii, "Tanr'nm btn dili analojiktir," iddias unutulmutu, artk Tanr'nm yarattklaryla hi olmazsa tam anlamyla ve tartmasz birtakm samimi esaslar paylat dnlyordu. rnein bunu savunanlardan biri olan Amos Funkenstein undan bahseder: on yedinci yzylda Tanr'nn effafl diye adlandrlabilecek bir ey. Sylemek istediim on yedinci yzyl dnrlerinin Tanr hakknda daima ortaa teologlarndan daha fazlasn bildiklerini iddia ettikleri anlamna gelmez. Bazlarna gre Tanr, hakknda pek az ey bilinebilen deus absconditus -sakl Tanr- olarak kalmt. Demek istediim, onlar Tanr hakknda ister az, ister ok bildikleri ne varsa, akas "belgin ve belirgin" fikirler iddia etmilerdi.12 Tanr'dan ak seik "belgin ve belirgin" fikirlerle sz edilebildiini tahayyl etmek analoji doktrininin rettiinin dpedz antitezidir ve aslna baklrsa, tek anlaml teolojik dilin slahn salar, bu da Aquinolu Thomas'm vurgulamaktan asla bkmad tehlikelerdendir. Eer Funkenstein haklysa, burada teolojik dilin anlalmasnda byk bir yn deiiklii olmua benziyor. Fakat eer Tanr'nm nasl tasavvur edildiiyle ilgili byk bir devrimle birlikte gelmeseydi, bu dilbilimsel deiimin kendi iinde nemi kalmazd.

10 66 Aquinolu Thomas'm bir tarafta Tanr ile ilgili analojik dili anlamasyla, dier tarafta Tanr anlay arasndaki yakn ilikiye dair imdiye dek sylediklerimiz nda byle bir dilbilimsel kaymann modern Tanr anlayna etkileri olmas bizi artmamal. Bu iki anlayn Aquinolu Thomas asndan birbirine getiini ve analoji stne iyice iine ilemi retisinin her eyden nce Tanr'nn aknln muhafaza etmeye ynelik olduunu grmtk. Analojiye balln terk edilmesi ya da zayflamasyla birlikte beraberinde bir ayrma, en azndan Tanr iin "akn" demenin anlamnn ne olduu anlaynn deimesi belki de kanlmazd. Dil artk dnyadaki varlklarn zelliklerini ifade ettii gibi ayn tartmasz biimde Tanr'y ifade edebiliyorsa, bu Tanr'nn bir bakma dnyadaki eylere yakn olduunu ima eder; yle ki kendi de bizzat bir " e y " olur. Dier bir deyile Tanr'nn tasavvur ediliinde nitel bir deiim sz konusudur. Bu deiikliin kendini belli etmesinin bir yolu Tanr'nn "varlnn" bundan byle ontolojik adan akn bir gizem olmadnn, artk dnyevi varlktan temelde farkl olduunun ama ilikili olmadnn anlalmasyd. Onun yerine Tanr'nn varl daha ok dnyevi varlk dzeyinde tasavvur edilir oldu, hatta Tanr'nn dnyada tayin edilebilir bir " m e v k i " ierisinde belirlenebilir bir " t z e " sahip olduu dnlmekteydi. Dolaysyla Funkenstein'n "Tanr'nn bedeni" dedii fikirler ailesi ortaya kt. Kati, tek anlaml, mekanik dilin bilimsel ycelmesi hem felsefi hem de teolojik dnceye szdka Tanr'nn ne tr bir " e y " olduunu belirlemek gerekli hale gelmiti. Funkenstein bu eilimin retici bir rneinin de Henry More'un izgisi olduunu syler. More'a gre yaratc ile yarattklar arasndaki veya ilahi ile insani arasndaki ayrm en iyi ifade eden ruhani bedenler ile maddi bedenler arasndaki ayrmdr. Kukusuz More ikisi arasnda bir ayrm olduunu ifade eder, fakat ayn zamanda bizde bunun iki tr deneysel gereklik arasndaki ayrm olduu gibi ak bir kanaat uyanr. Demek ki mesela, ruhani bedenler nfuz edebilir ve daralp genileyebilir olmalaryla somut bedenlerden ayrlrlar. Baka bir deyile, ruhani bedenlerle somut bedenlerin fark (Aquinolu Thomas'm anlad gibi) biri deneysel, teki tamamen deneysel olmayan iki ayr benzemez gereklik arasndaki fark olarak deil, tam tersine deneysel gerekliin iki tr arasndaki fark olarak anlamak gerekir. Ruhani bedenlerin nfuz edebilir, daralabilir ve genileyebilir olmas onlar somut bedenlerden ayrr, ama baka ynlerden baklnca tek anlaml kavramda anlalan "tzn" iki tr olduklar izlenimini ediniriz. More asndan Tanr en yce ruhtur, o kadar ki dier btn varlklar ona baml olur. Ruh olarak Tanr uzar, ancak onun uzants sonsuzdur; uzayn kendisidir. 13 Bylece Tanr doal dnya ierisinde kukusuz deneysel bir gerekliktir iddias ortaya kar, fakat Tanr'nn doal dnya zerindeki egemenliini srdrmek iin doal dnyann btnl ile gerekten denkletirilmesi gerekir, bu da bir ynyle panteizmin habercisi gibi grnmektedir. Geri More burada, bir tarafta Tanr'nn dnya ierisinde deneysel gereklik olduu vargsyla, dier tarafta, Tanr'nn her naslsa ayn dnyann tesine getii ve zerinde egemenlik kurduu vargsn badatrmaya alr. Analoji ile menfi teolojinin btn geleneinin kmesiyle Tanr bundan byle bir ekilde ampirik dnyevi gereklik olarak tasavvur edilecekti (ayet analojik kurallara riayet edilmezse Aquinolu Thomas'm olmasndan korktuu tam da buydu). Byle dnyevi kavramda aknl korumann tek yolu Tanr'y bir ekilde o dnyann btnln ifade eden bir varlk olarak grmektir; dolaysyla sonsuz yaylm bir tz haline gelir, sahiden uzayn kendiyle edeer olur. yleyse mekn ve zaman aan ruhani gereklik olmak yle dursun, Tanr neredeyse mekn ve zamann cismani haline dnr. Funkenstein'n szleriyle: "More'un ilahi kavram evrendeki btn mekanik ve maksatl glerin uyumlu toplamnn btnn karlar." 14 More kesinlikle yalnz deildi. Modern teoloji (felsefe ve bilimin yannda) her ne kadar sert mnakaa ve tartmalarn alan olsa da bunlar her eye ramen Tanr'nn "evcillemesinin" yaygn olarak doru varsayld bir ortamda yrtlmekteydi. Modern teizmin geliiminde rnein, Buckley belli bal iki halka tespit etmitir. Biri Descartes'n ncln yapt ve Nicolas Malebranche tarafndan gelitirilen rasyonalist ve matematiksel halkayd. Dieri de Isaac Newton tarafndan tretilen ve Samuel Clarke'm izinden gittii daha ampirik ve mekanik halka. Bunlardan kan Tanr anlaylar apayryd. Fakat ortak yanlar Tanr'nn aa yukar dier eyler gibi gnderme yaplabilecek tanmlanabilir " t z " ve tannabilir " y e r " sahibi bir " e y " olduu anlayyd. 15 Btn bu gelenein Richard Swinburne gibi analitik din filozofunun

almalarndaki ada teolojide lmszletiini grrz. 1 " yle ki onun teolojisinin hemen her nemli adan Aquinolu T h o m a s ' m fikirlerinin kart gibi grnen aklamasn y a p m a k mmkndr. Tanr hakkndaki btn dilin analojik olarak kullanldnda srar eden Aquinolu T h o m a s ' a kar Svvinburne yle der: Aksini dnmek iin geerli bir sebep olmadka, teistlerin szckleri sradan, alelade anlamlarnda kullandklarn varsaymamz gerekiyor... Teistler Tanr "iyi" dedikleri zaman, bana sorarsanz, "iyi" tamamen sradan anlamyla kullanlr. leri srlen tek olaand ey alelade nesnelerin var olmadklar derecede varlk gsterdiidir.17 Beklenecei zere teolojik dilin doasnn bu ekilde kavranmas ayn z a m a n d a Tanr'nn nasl tasavvur edildiine dair ok belirgin bir anlamaya yol aar. Aquinolu Thomas, Tanr'nn znn tamamyla " b a s i t " olup b u n u n sonucunda Tanr'nn ulalmaz olduuna inanldn varsayarken, Swinburne, "Tanr kiisel bir varlktr; yani bir anlamda kii demektir," der. "Kii derken (bilerek hareket e t m e k zere) temel glere, amalara ve inanlara sahip bir bireyi kastediyorum". 1 8 Ayrca, Aquinolu T h o m a s Tanr'nn bir bakma rasyonel algnn tesine kmasna yol aan rasyonalite snrlarm atna inanrken, Svvinburne akln snrlarn yok saymayacak bir Tanr aklamas getirmenin zorunlu olduuna inanr. Kesin olan u ki Tanr'nn zamann dnda kald "nerisini a n l a m l a n d r m a y a n " Svvinburne srarla Tanr'nn sonu gelmez olduunu syler; bu da, her ne kadar ba ya da sonu olmasa bile Tanr'nn yine de zaman ierisinde var olduu anlamna gelmektedir. 1 9 Byle bir neri karsnda Aquinolu T h o m a s ' n nefret etmek dnda baka bir tepki vereceini d n m e k zor olmaz. Aslnda bu nerinin baka hangi sonulara yol atnn farkna v a r m a m z bunu iyice krkler. Gelecek hakknda m k e m m e l bilgiye sahip, zam a n ierisinde bir Tanr, Svvinburne'n gznde rasyonel adan insan zgrl kavramyla elitiinden, Svvinburne mecburen Tanr'nn gelecee dair belirli hibir bilgisi olmadn teslim etmektedir: Hi kimse (hatta Tanr bile) yarn neyi seeceimi (yanlma ihtimali olmakszn) bugnden bilemez. Buna gre Tanr'nn her eye kadir olmasn, Tanr'nn o anda mantken bilinebilir her eyi bilmesi olarak

anlamamz neriyorum. nsanlarn zgrce yapacaklar eylerin henz yapmadan nce bilinmesi buna dahil deildir.20 Byle bakldnda Svvinburne'n Tanr anlaynn Aquinolu

T h o m a s ' m anlayndan nasl ayrldn grebiliriz. Bu fark aslnda ortaa Tanrs ile m o d e r n Tanr arasndaki farktan daha azdr, bu da mehfi teolojiyle onun analojik dil anlay bir kere inie gemeye grsn, n n d e sonunda Tanr anlaynn nitel deiimine yol aacaktr. Dahas, bu deiimin her aamasnda Svvinburne'n Tanr anlaynn Aquinolu T h o m a s ' m "evcilletirici" istikametinden uzaklatn grrz. Nasl baklrsa baklsn, Svvinburne'n Tanrs daha ok, st kapal olarak i m a edilen ilahi basitliin gizemli akmlndan epey uzaklam a m a Aquinolu T h o m a s ' m asla aklnn ermedii " b y k bir z a t " gibidir. Fakat bu doruysa, o zaman modern teologlarla filozoflar hi kukusuz m e c b u r kaldklar Tanr'nn "aknlna" nasl sayg gsterebildiler? M o r e ' d a n Svvinburne'e kadar filozoflar Tanr'nn aknln aka inkr etmemilerdi, ancak Tanr'nn tekiliini "evcilletirme" grleri aksini dndrmektedir. Dier bir deyile, ilahi evcilleme srecinin yapt hasar karlayan neydi ki Tanr'dan hl bir b a k m a " a k n " bir varlk olarak sz edilebiliyordu? M o r e ' u n b u ikilemle canla bala b o u u r k e n panteizme nasl yaklatn grmtk. Ancak (More'un pek ok adan temsilcisi olduu) ortak zm Tanr'y dnyevi eylerden ayran nitel farkll vurgulamakt. Bylece Tanr'nn dnyadaki akml dnyadan nitel olarak farkll yerine dnyayla arasndaki nicel mesafeyle ifade edilir oldu. Bu da, Tanr'nn iyiliinin dnyadaki iyilikten ayrlmas, baka bir iyilik eidi ya da Aquinolu T h o m a s ' m altn izdii zere iyilik nitelii deil de ondan ok daha b y k (nitel anlamda) olmas demekti. (Aslnda, Svvinburne'n teizminde b u n u n sz k o n u s u olduunu, ilahi iyiliin insani iyilikle ayn olduunu, aradaki tek farkn, ilahi iyiliin "alelade nesneler var olmadklar derecede varlk gstermesi," o l d u u n u syledii z a m a n grmtk.) Ayn ekilde Tanr'nn varoluu da baka bir varolu tr ya da nitelii olmayp b y k l n n ucu buca (yine nitel adan) olmamas bakmndan insani varolutan farkl olarak anlalmaya baland. Nitekim Tanr'nn " v a r l " m n insani varlkla ayn nitelikte olmas (bylelikle ontolojik aknlktan yoksun kalmas) gerektii iin

Tanr'nm tekiligi, o n u n dnyayla arasndaki nicel farkllk vurgulanarak ifade edilir oldu. G e l g e l d i m bu, daha b y k ilahi bir "niceliin" Tanr anlay bakm n d a n her z a m a n aym pratik sonucu dourduunu v u r g u l a m a k anlamna gelmez. Aslnda insani ile ilahi arasndaki " n i c e l i k " farkna yaplan vurgudan d o d u u grnen belli bal iki halkay tespit e t m e k m m k n d r . Bir taraftan, Richard Svvinburne rneinde olduu gibi, Tanr'dan insani varlklardan ok daha b y k lde " m e v c u d i y e t " , " b i l g i " ya da "iyilik" sahibi diye sz etmek b u n u n Tanr'y abartlacak kadar " s a k l " ya da " b i l i n e m e z " yaptn farz etmemizi gerektirmez. Bu dorultuda modern teizmin bu halkas, yukarda g r d m z gibi boluu ve gizemlilii alt etme abalarnn sarf edildii kurulu anna sadk kalr. Dier taraftan, modern teizmin insani ile ilahi arasndaki " n i c e l " farkllkta Tanr'mn insan idrakinden uzaklat, aralarnda herhangi bir analojik uzlama kalmad bir baka halka daha bulunmaktadr. Her ne kadar bu halkada Tanr ontolojik olarak dnyayla sreklilik iinde kalsa da bylesi nicel mesafe Tanr'y giderek daha uzaa iter ve er ge bilinmez bir derinlie eker. Bu halkann anlatmna son eklini verenin, yukarda da belirtildii zere Tanr'mn kesinkes kuramsal bilginin snrlar dnda yer aldn dnen Kant o l d u u n u grrz. Bu bakmdan Kant'n Aquinolu T h o m a s ve menfi teolojiyle ters dmesini g r m e k ilgin olabilir, ne de olsa bir kere daha gizemle ilahi sakll ve Tanr'nm varoluunun kuramsal mantkla tesis edilemeyeceini bir kez daha vurgularken grlmektedir. Dorusu, hem Aquinolu T h o m a s ' n h e m Kant'n akn d n y a y a ilikin insan bilgisinin snrlarnn altn izerek Tanr'ya ilikin belli bir agnostisizmi muhafaza etmelerinin bir anlam var. Fakat byle gzle grlr benzerliklere k a p l m a m a y a dikkat etmemiz gerek. D o n Cupitt'ten J o h n Milbank'e k a d a r eitli grlere sahip teologlar Aquinolu T h o m a s ile Kant arasnda bu grnrdeki u y u m u sarsarak bozan daha derin ve daha nemli bir farkllk b u l u n d u u k o n u s u n d a hemfikirdirler. D o n Cupitt ikisi arasnda temel farkllk olarak grdklerini u szlerle ifade eder: "Eski doktrin Tanr'nm varoluunun belli ama doasnn bilinemez o l d u u n u iddia etmiti"; oysa Kant'a gre "bilinemez olan Tanr'mn doasndan ok onun varoluudur. Tanr'nm doas gizemli deildir, nk hepimiz aklmzda ikin olarak bariz, tartmasz ve

faydal

bir Tanr fikrine sahibiz." 2 1 Bu kkten farkllk ayrca, Cupitt

ve Milbank'in kendi bana gizem kavramna ynelik artc lde b a m b a k a tutumlarna da yansmtr: Kant'n syledikleri daima gizemcilikle yan yana olagelmi eski menfi teolojiden artc lde farkldr. rnein, Yunan Babalar cennete zlemi uyandrmak iin ilahi aknln hikmetini hatrlatrlar. Onlarn dili ilgi ekmek zere tasarlanmken, Kant'n dili geri itmek iin kurulmutur. Kant'n istedii bizim imknsz ve nafile emellerimizi brakmamz, vazifemizi yerine getirmekten honut olmamz... Eski menfi yordam dzmece ve gizemciydi, oysa Kant'n amac dzmece ve gizemci teolojiyi yok etmekti.22 Biraz farkl terimlerle dile getirmekle birlikte John Milbank genel olarak b u analiz izgisiyle hemfikirdir. Kant'n "kendi iinde Tanr" k o n u s u n d a t m y l e bilinemezci olduunu, ancak Tanr'nm insani varlklarla ilikisinde dogmatik saylabileceini, nk insan fenomeni dnyasyla ilahi n u m e n arasndaki snrn herhangi insani basirete mutlak y a s a k k o y d u u n u syler. Dier yandan, Aquinolu T h o m a s " k e n d i iinde Tanr" k o n u s u n d a daha az bilinemezci olmas bakmndan b u n u n antitezini temsil eder, ne var ki Tanr ile ilikilerimizin koullar sz k o n u s u o l d u u n d a daha bilinemezcidir. Milbank bu dur u m d a Aquinolu T h o m a s ' t a olmayan trden epistemolojik dogmatizmin Kant'ta g r l d n ileri srmtr: Maddi, sonlu, geici varoluumuzdan gelen kategorilerin ddeerinin deerlendirilmesi (ekstrapolasyon) konusunda bilinmeze temkinli (Aquinolu Thomas gibi) davranmaktan uzak olan Kant, bunlarn katiyen uygulanmadklarn onaylarken metafizik adan dogmatik davranmt, nk (Aquinolu Thomas'n tersine) pratik aklla madde-d ve zamand olana dorudan bilisel eriime sahip olunduuna inanyordu.23 Dier bir deyile, Kant'n epistemolojik alakgnlll daha derin bir metafizik d o g m a t i z m e dayanmaktayd; insan bilgisinin snrlarn kabul ederdi, nk insan zihninin neleri bilebileceinden ve bilemeyeceinden emin olmutu. Her halkrda, nasl olursa olsun, Aquinolu T h o m a s ile Kant ta-

73 rafndan Tanr'nm sakllna ortak vurgu yaplr gibi g r n m e s i n e ramen, ikisinin de menfi teoloji ve analojik dilin rolne dair anlaylarndan kaynaklanan bir biimde birbirlerinden keskin izgilerle ayrldklarn grrz. A q u i n o l u T h o m a s ' a gre Tanr'nm " v a r o l u u " insani varoluun baka bir niteliidir ve tam tamna Tanr'nm "varol u u n u n " ne olduu en nihayetinde insan diliyle belirlenemez. A n c a k bu varolu dzeyi arasndaki engel alamaz deildir. Analojik dil, her ne kadar tereddtl, aksak ve daima kararsz bir tutumla da olsa bu iki lem arasnda arabuluculuk yapabilir, yle ki Tanr " b i l g i s i " daima Tanr'y bilmezliin farknda!yla dengelenir, bu da m s p e t teolojinin daima menfi bir teolojiyle dengelendiini sylemekle ayn kapya kar. O y s a Kant'ta, Tanr'nm varoluu rasyonel adan bilinemez, numenal-fenomenal engeller ister Tanr'nm kendini ifa etmesiyle olsun, ister analojik dille delinip geilemez. Tanr bilinebildii lde bu ancak dzenleyici idealler araclyla pratik bilgi dzeyinde olur. D e m e k ki artk modernitenin Tanr'y imdiye dek tasavvur edilme biimlerinden kesinkes ayrlan kendine zg ve b a m b a k a bir ekilde tasavvur ettiini g r m e k durumundayz. Bilhassa menfi teolojinin ortaa geleneinin, zellikle de teolojik dilin analojik anlalmasnn gerilemesini grdk. Bu gelimenin Tanr'nm tasavvur edilme ekillerine nasl damgasn v u r d u u n u grdk. Bata Tanr anlay "evcilleirken" Tanr'nm akml nemsizlemi, bylece tek anlaml dilde Tanr'dan "belgin ve belirgin" fikirlerle sz edilebilmitir, b u n u n sonucunda Tanr giderek dnyevi ve insan biimci (antropomorfik) adan tasavvur edilmektedir. Bu "evcilletirme" srecinin bedeli olarak Tanr'nn dnya zerindeki akml nicel terimlerle ifade edilmeye balar, ite bu noktada apayr iki modern Tanr anlaynn ortaya ktn grrz. Anlaylardan biri bu nicel farkll vurgular, fakat epistemolojik adan gizemli klan sonulardan uzaktr. Dier anlay sz konusu nicel farkll Tanr'nm kuramsal olarak kesinkes bilinemez hale geldii ve insann kavraynn tesine itildii yere gtrr. Menfi teolojinin ve'onun teolojik dilinin analojik anlaynn i y z n anlama yetenei kaybolur kaybolmaz, Tanr ya h e m e n gayet canl, insan suretine b r n m bir ekilde gzlerimizin n n e getirilmeli ya da tamamen epistemolojik ufkun tesine ekilmelidir sanki. Benim nerim, m o d e r n ateizmin bu birbirinden ayrlan m o d e r n Tanr anlaylarndan birine v e y a dierine tepki gsterdiini ileri srmekte. Dahas var aslnda, bu anlaylarn her ikisinin de ateistik saldr karsnda bilhassa korunmasz olduu grndeyim. Tanr'nn ilk insan biimci algs rneinde, bunun, bilhassa Feuerbach ve Marx'n tarttn g r d m z ekilde " y a n s t m a " sulamalarna maruz kald ok aktr. O kadar ki Nicholas Lash, teolojik dilin analojik anlapas bir kere ortadan kalknca, Feuerbach'n sulamas karsnda teolojinin savunmasz kaldn ileri srmtr. B u n u n nedeni, metaforlara dntrdmz Tanr "modelleri" ile bu tip yaplarn ima ettii kefedilmi gizem arasnda ayrm yapamamamzdr. Tanr hakknda olumlu anlamda sylediimiz ne varsa aslnda insan deneyiminden "yanstlm", karakter itibaryla antropomorfiktir, byle bir dilin "salt" yanstmal olmaktan baka anlamn gstermemizin hibir yolu bulunmaz. 24 Ancak byle olmasayd bile, doal dnyada kendisine bir yer ve ilev tannm Tanr'nm bir tz olarak tasavvur edilmesiyle gnlerinin zaten sayl olduu sylenebilirdi. Dnya gitgide bilimsel adan kendini aklayan hale geldike doal dnyada belirlenebilir bir bedeni, yeri ve ilevi olan bir Tanr giderek gereksiz ve srdrlemez grnmeye balar. stelik Tanr'ya yklenen zellikler (ve snrlamalar) b y k lde insan znesine atfedilenlere gzle grnecek kadar dnrse, byle bir Tanr tam da yanstma iini yapan insanln varoluunun bebeklik evresini grnr klan umutlu yanstmann bir biimi olarak grlr. Funkenstein'm u szleri b u n u aka ifade etmektedir: Dolambasz terimlerle bir Tanr tarifi yaplamamasnn veya fiziksel ehre ya da ilevler verilse bile nnde sonunda kolaylkla skartaya ayrlmasnn nedeni aktr. Bilimsel bir hipotez olarak sonradan lzumsuz olduu gsterildi; bir varlk olarak sadece insann rasyonel, sosyal, psikolojik idealleriyle imgelerinin somutlatrlmasmdan baka bir ey olmad ortaya kt.25 Kanmca, modern ateizm bilhassa bu modern Tanr anlayn reddetmesiyle kendini oluturur. Bu durum Richard Davvkins'in Tanr Yanlgs'
Richard Dawkins, Kuzey Yaynlar, st., 2 0 0 9 .

Tanr Yanlgs,

74 75 adl kitabnda uzun uzadya tartt tek ada teologun Richard Svvinburne olmasndan bellidir. John Milbank, Rovvan Williams, D. Z. Philips ve Fergus Kerr gibi aralarndan birkan saydmz (ve sekizinci blmde tekrar dneceimiz) onca ada teolog ve filozofun Svvinburne'n Tanr anlayn iflah olmayacak kadar modern ve dini adan ksr bulduunu gz nnde alrsak, Dawkins'in topa tuttuu teizm anlaynn nasl kstl ve belirli olduunu grmeye balarz. te y a n d a n belirgin bir ekilde modern ikinci Tanr anlay biraz daha baarldr. K a n t ' m din felsefesinde, hatta ondan sonra gelenlerden bazsnn eserlerinde Tanr hiliin iinde y o k olma tehlikesiyle kar karya kalacak salt bir sfra dnr. Bu noktada Kant'n teizme ballndan geriye kalan elinde tutmasna olanak veren eyleri hatrlamamz nemli. Birincisi, kendi iinde dnyann bizim tecrbe ettiimiz d n y a d a n ayr o l d u u n u savunan n u m e n anlay. kincisi, pratik akl alannda gelitirdii, bizi Tanr'nn varoluunu "gerekli pratik p o s t u l a t " olarak v a r s a y m a y a iten aknlk argmanlar. A n c a k bunlarn Kant'n felsefesinin en korunmasz ve b u n a bal olarak en sk yadsnan ynleri olduu pekl tartlabilirdi. lk olarak Kant'n n u m e n a l dnya koyutu, byle bir dnya hakknda hibir ey bilemeyiz diyen yine kendi sraryla sarslmtr. Bata John Toland'n felsefesinin temsil ettii modern bilginin (episteme) mspet bir ierik verilemeyen herhangi bir eyin koyutuna epey kukulu baktn grmtk. Yine g r d m z zere bylesi septisizm menfi teolojinin modern-ncesi anlayna kar yneltilebilir, ama ayn ekilde pekl K a n t ' m n u m e n anlayna kar da ynelebilir. Aslnda bu kadar korunmaszlk Kant'n kategorilerinin evrensel ve a priori kon u m u bizzat sorguland z a m a n daha da artar. Kant'a scak bakan ve genel olarak onun bilgi kuramnn genel hatlarn kabul eden filozoflar bile Kant'n kategorilerinin k o n u m u n u koullara bal ve kltrel adan grece yeniden y o r u m l a m a y alkanlk haline getirmilerdir. rnein, J o h n Hick din felsefesinde tam da bu noktaya dikkat eker. Kant'n bilgi kuramnda kendine gre yapt deiiklikte kategoriler evrensel ve deimez olmayp tam tersine kltr balantldrlar. Onlar benimsemeden yaamak mmkndr; ayrca benimsendiklerinde zaman ierisinde farkl tarihsel etkilenmeler insan bilincinin geliimini etkiledike deimeye ve gelimeye yatkn olurlar.26 Kukusuz buradaki sorun kategorilerin evrensel durumunun

Kant' m c a d e l e verdii H u m e ' u n kukuculuuna kar k o r u m u olmas. Onlar olmasayd, elimizde znel deneyim dnda bir ey kalmazd gibi grnyor; bu da bize Tanr'ya ya da n u m e n a l dnyaya yer v e r m e y e n kendi deneyimimize dayal fenomenal d n y a d a n baka birey kalmad anlamna geliyor gibi. (Her ne k a d a r pek ok eletirm e n Kant'n b u n u n ne kadarn yapabileceini sorgulasa da b u elbette Hick'in direnmek istedii bir sonu.) Tanr'nn varoluunun gerekli bir pratik postulat olduuna dair Kant'n aknlk argmanna gelince, ite b u daha sonra gelen filozoflardan p e k azmin (aksi takdirde Kant'a scak b a k a c a k olanlarn bile iinde yer almad bir grubun) s a v u n m a k iin harekete gemeye gerek g r d bir savd. Mesela, ateist filozof J. L. M a c k i e " - m e l i / - m a l " derken, Kant'n "-ebilir/-abilir" diye kastettii varsaymn eletirirken, pek ok filozof tarafndan Kant'n aknlk argmannn lmcl zaaf diye grlen bir hususu vurgular gibidir. K a n t summum bonuma ulamay k e n d i m i z e kar k o n u l m a z bir vazife bilmeliyiz diye savunurken b u n u n geerli olduu grlr, dolaysyla m m k n olma ihtimali vardr. M a c k i e b u varsaymn doru olduunu farz e t m e m i z iin hibir salam felsefi temeli olmadn savunur. yle der: "En stn iyiyi tevik etmeye abalamalyz," tezi yalnzca onu tevik etmeye abalayabiliriz demektir, belki de rasyonel abalama tamamen sonusuz kalamayacandan, onu bir dereceye kadar tevik edebiliriz anlamna gelir. Ne var ki bu en stn iyinin tamamen gereklemesinin mmkn olmasn gerektirmez.27 Eer b u h u s u s Mackie'ye u y g u n gelseydi, Tanr'ya dair saptrc herhangi bir bilgiyi bizzat Kant'n ortadan kaldrd gz nne alnnca, Kant'a zg Tanr savunmas derhal rtlm grnecekti. yleyse m o d e r n Tanr anlaynn pek ok ynyle modern-ncesi d n y a d a e g e m e n olan Tanr anlayndan ayr olduu grlebilir. Bundan nceki b l m d e ana hatlar izilen epistemolojik kaymalardan k a y n a k l a n a n aknl evcilletirilmi bir Tanr'nn ortaya kna tank oluruz. Tek anlaml ya da tartmasz teolojik dille ifade edilen Tanr giderek dnyevi veya antropomorfik alardan tasavvur edilir. Baz tezahrlerde Tanr pek ok adan insan kiilerle tandk a m a ya-

76 b a n a benzer ,kler ta.yan sonu olmayan bir " z a t " olarak tasavvur edi1 irken, dierlerinde insan idrakinin btn snrlarnn tesinde sal b ir postulata ya da f i i n d i r g e n i r . M o d e r n ^ * her eit olude srdrlemez olduunu anlamtr. "Byk bir zat Tann n olarak gerekliklerin kaba bir yansmas, somutlatrlmas

4. BOLUM
MODERN ATEZMN TEOLOJK KKENLER

olduu fazlasyla aikrken, ideal bir koyut olarak Tanr giderek dngiteide Byle Tanr anlaylar bakmndan ateist saldn gitgide ar mnasip ve ikna edici olur. A m a teizmin ateist reddinm ne kadar inandrc olursa olsun, bilhassa modern Tanr anlayt a W a h o dugu artk anlalm olsa gerek. Byle a r g m a n l a r n ^ W anlaylaryla ilikili olarak da inandrc olup olmadysa ucu a :k d l g e r bir tartmadr. Burada bu konuda fikir beyan etme niyetin de deilim, fakat modern ateizmin tarihsel adan kendini z e l l i k teizmin modern anlayyla iliki ierisinde tanmlayp hakl a k a d , gm tartmak istiyorum. Bununla birlikte teizm aslnda bu modern szgecin yapt damtmayla ypratlmaz.

Geen blmde modern ateizmin zellikle ni telik itibaryla, o gne kadar yaygn olan anlaylardan farkl bir modern Tanr anlaynn reddedilmesine bal olarak olutuunu grdk. Ancak b u bizi, nasl oldu da Tanr byle belirgin bir biimde modern tarzda yeniden tasavvur edildi sorusunu sormaya iter. Yoksa bu zgn teizmin sekler k m y d ? Sekler felsefe ve bilimin yabanc gleri tarafndan istilaya urayan teoloji bu szde felsefi ve szde bilimsel Tanr'y m dourmutu? Teizm bu d saldrlara teslim olmaya m zorlanmt? Bu szlerle ortaya konduunda benzeri sorular modernitenin geliini, tam da bu arada nce onu arptan, sonra da nihayet reddeden tarihd kalm (anakronistik) teizm sorunsalna eilen rasyonel-bilimsel dnya grnn kendi bana ykselmesinin belirlediini ima eder grnrler. Ancak byle bir analizi sorgulayan kaln bir tartma izgisi bulunur. Zihinde " h a b i s " bir seklarizmin saldrsna uram ve alt oyulmu " m a s u m " bir teoloji canlandrmaktansa ortaa teolojisinin kendi iinde atlan belli admlarn, hem teizmin doasnn deimesine hem de eli kulanda, tek anlaml ve dolaysyla son kertede ateistik dnya grne yol aan epistemolojik zemini hazrlad tartlr. Dier bir deyile, ateizm tam olarak teizme dardan meydan okuyacak bir ey getirmemi, daha ok ateizmin kurulu n teolojinin kendi iinde yaanan bir devrimle olumutur. Bu da modern ateizmin kkenlerinin nnde sonunda teolojik olduu anlamna gelmektedir. Modern ateizm tarafndan tepki gsterilen teizmin balca karakteristiklerinden birinin Tanr'ya yklenen zelliklerin insana yklenenlerle ayn dzeyde ya da nitelikte olduuna inanmak olduunu, oysa Tanr'nn bunlara sonu olmayan daha b y k llerde sahip olduunu grmtk. Bunun sonucunda dil Tanr'yla tek anlaml olarak ilikilendirilebilirdi. Eer grdmz gibi teizmin bu anlay imdiye kadar h k m sren grle eliiyorsa, o zaman teizmin

10 k e n d i n e zg m o d e r n anlaynn nerede, ne z a m a n ve nasl ortaya ktn s o r m a k d u r u m u n d a y z . te bu da svireli teolog H a n s Urs von Balthasar ile daha yakn tarihte Eric Alliez, Catherine Pickstock, VVilliam C. Placher ve daha p e k oklarnn sorduu soruydu. Bu dnrler iin d n m noktas daha on d r d n c yzylda Fransisken rahip ve teolog J o h n D u n s Scotus ile balamt. nk ilahi varlkla insani varlk arasndaki varolusal fark aka reddeden D u n s Scotus idi. Bu b l m d e irdeleyeceim k a y m a bu olacak. H a n s U r s von B a l t h a s a r ' a gre Aquinolu T h o m a s ' n ontolojisinde: onu yakndan ilgilendiren ve Bir, Gerek, yi ve Gzel'in kipliklerini ykledii varlk (esse) Tanr'dan karken sonlu varlklar ierisinde kalclk ve denge kazandndan kavrayn tesindeki alabildiine snrsz gerekliktir.1 B u r a d a can alc nokta " v a r l k " m Tanr ile insanlk tarafndan paylalan bir ey olmaddr; varlk daha ziyade Tanr'dan d o d u u ve onun tarafndan yaratld lde " o l u r " . Tanr'mn ontolojik ncelii ancak byle m u h a f a z a edilebilir. Eer h e m Tanr hem insanlk ayn nitelikte ya da trde varl paylasayd, o z a m a n Tanr ve yaratlanlar ortak bir cinse m e n s u p olurlard, ki bu A q u i n o l u T h o m a s ' n iddetle kar kt bir eydir. "Tanr llen eyle orantl bir l deildir; dolaysyla o ve yarattklar ayn d z e y d e yer almazlar," der. 2 Bu nedenle A q u i n o l u T h o m a s , yukarda da g r d m z gibi, Tanr'ya dayal b t n dilin analojik olarak kullanldnda srar etmiti. A n c a k bu yolla ilahi ile yaratlanlar arasndaki ontolojik farka sayg gsterebilirdi. O n drdnc yzylda z l m e y e balayan ite bu varolusal farkllk oldu. Balthasar 1250'lerde bn-i Rtlk'n (Averoizm) ykseliinin asl d n m noktas olduunu iddia eder. O tarihlerde bn-i Rtlk kendisinin, b y k erdeminin tek " b i l i m s e l " filozof o l m a s n d a n ileri geldiine inanlan Aristoteles'in y e g n e ciddi y o r u m u o l d u u iddiasn n e srmt. bn-i R t l k n e m l e insan aklnn v a h i y temelli herhangi bir bilgiden b a m s z olarak Varlk'n nihai d a y a n a n s o r g u l a m a d a n e k a d a r yol alabileceini k e f e t m e y e s o y u n m u t u . Dolaysyla v a h y e dayanan herhangi bir bilgiyi nceden gerekli grm e m e s i y a d a tartmasz doru v a r s a y m a m a s itibaryla Descartes'n

79 bilgi k u r a m n n ilk habercisiydi. D e m e k ki gereklii, aklcl ve gereklilii tespit edebilecek y e g n e kapsaml bilim olarak felsefeyi teolojiden stn tutuyordu. 3 Bylece Descartes'n epistemolojik devriminin ncelsiz olmadn g r m e y e balyoruz. kinci b l m d e , her ne kadar kendisi b u n u kabul e t m e y i p o n a y l a m a s a da Descartes'n felsefi ynteminin n n d e s o n u n d a ateistik o l d u u n u tartmtk. B u n u n nedeni t a m a m e n ikin ve Tanrsz bir y n t e m i k a p s a m a s ve b u n d a n tr er y a da ge ayn ekilde ikin ve Tanrsz sonulara varmasyd. Ayns bn-i R t l k ' n ykselii iin de sylenebilir. Fakat b u r a d a asl nemli olan felsefeye b u ikin ve Tanrsz yaklamn on drdnc yzylda teolojinin b n y e s i n e katlmasyd. J o h n D u n s S c o t u s ' m eserinde bn-i Rtlk teoloji tarafndan benimsenmiti. K u k u s u z D u n s S c o t u s ' m kendisinin bn-i Rt metodolojiyi b e n i m s e m e d i i n i v u r g u l a m a k nemlidir. Scotus felsefi epistemolojiyi teolojik o l a n d a n aka stn tutmamt. Descartes'a kadar b u radikal adm atan olmad. A n c a k D u n s S c o t u s ' m Tanr ile varlk arasndaki ilikiye dair yazd r o m a n d a bn-i R t l k ' n etkisi sezilebilir. O n u n anlatm kendisinden sonra gelen p e k ok y o r u m c u y a tuhaf gelmitir elbet, ne var ki D u n s Scotus kendi dncesinin A q u i n o l u T h o m a s ' t a n u z a k l a m a k t a n o k o n u devam ettirdii grndeydi. A q u i n o l u T h o m a s ' n dncesini arndrmay ve belirli hususlarnda deiiklik y a p m a y k e n d i n e grev biliyordu, fakat nihayetinde kendini saygdeer selefinin balatt b y k teolojik eseri b a aa e t m e k yerine o n u d e v a m ettirirken b u l d u . O n u n eserini bilgi ve deneyimlerinden gelen avantajla inceleyen p e k ok ada teolog ayn fikri paylamazlar. Bilhassa Tanr ile yarattklar arasndaki a y r m d a n nce tek kategori olarak varlk anlay p e k oklar tarafndan devrimci bir yol ayrm olarak grlmektedir. D u n s Scotus, kendi szleriyle balca savn " v a r l k yaratlm ve yaratlmam iin tek anlaml o l u r " diye ifade ediyordu. 4 Buradaki bn-i Rt miras apak ortada; ama, varl v a h y e d i l m i herhangi bir bilgiden ve ilahi-insani ayrmdan bamsz tasavvur etmek. Balthasar b u yeni tasavvurun D u n s S c o t u s ' m Hristiyan teolojisi karsnda " a k i m " yerini salama alma endiesinden kaynaklandn syler. Akl artk " v a r l a " sonlu ve sonu olmayan varlk arasndaki a y r m d a n nce gelen ve o n u k a p s a y a n temel ve evrensel bir k a v r a m olarak aklama getirebiliyordu:

10 Kavram sadece mantkl (anlam ifade eden) evrensellie deil ayn zamanda metafizik evrensellie de sahiptir, nk Varl kendi nesnel ("katolik" - kapsayc) genellii iine tutsak eder ki sonu olmayan ve sonlu Varla, yani Tanr'ya ve dnyaya, tze ve rastlantlara, eyleme ve ihtimallere tek anlaml olarak uygulanabilsin. 5 Bunun bir sonucu olarak varlk artk Tanr'dan km ve o n u n tarafndan yaratlm bir ey deildir; her ne k a d a r bu varlkta Tanr'nm " p a y " insani varlklarnkinden sonu g e l m e y e c e k k a d a r b y k s e de Tanr ile insanln birlikte pay sahibi olduu bir eydi. D u n s Scotus'n szleriyle ifade edelim: "Varla" ilikin ne varsa, demek ki, sonlu ve sonu olmayana kaytsz kald ya da Sonu Olmayan Varla uygun olduu srece bir cinsi belirlemi gibi deil ancak byle bir belirlenimden nce ona ait olur, dolaysyla akndr ve herhangi bir cinsin dnda kalr.6 Bu adm atldktan sonra Tanr'nm varlyla insani varlk arasndaki ontolojik fark y o k edilmiti, bu da pek ok y o r u m c u n u n g z n de, yalnzca geen b l m d e tarttmz gibi teizmin kendine zg modern anlaynn deil, ayn z a m a n d a bizzat m o d e r n d n y a gr n n temellerini atan balca d n m noktasna iaret etmektedir. t e yandan, b u n u nceki b l m d e tespit ettiimiz ilahi ve insani arasnda giderek artan epistemolojik mesafeyle ilikilendirmemiz de m m k n . Artk sonlu ile sonu o l m a y a n varlk arasndaki ontolojik fark ortadan kalktna gre Tanr'nn akmlnn tek bir ontolojik d z l e m d e nitel terimlerle ifade edilmesi gerekiyordu. Tanr insanl sadece "varln y o u n l u u " iinde aar ve yine, geen b l m d e g r d m z zere ilahi ile insani lemler arasndaki analojik gei nlenir. yleyse Tanr ile insanlk arasnda ("evcilletirici" a d m ) ontolojik sreklilik olmasna r a m e n bu ayn z a m a n d a aralarna sonu o l m a y a n metafizik bir ayrlk da s o k m u t u r ("uzaklatrc" adm). " U z a k l a t r c " a d m n amac evcilletirici adm telafi etmekti, ancak ikisinin etkisi birleerek Tanr'y bilinemez, akl sr e r m e y e n bir derinlie gtrd, b u n u n da Kant'n n u m e n anlaynda tanrlatrmaya (apotheosis) vardn g r m t k . Aslnda Tanr'nn ontolojik akml epistemolojik aknla d n m t . 7 Eric Alliez'nin dedii gibi: Aslnda srekliliin balca itici gc (Aristoteles-Thomas'n evrensel analoji ilkesi) yerini evrensel varlk anlayna braknca, yaratlanlara analojik adan ona yaklap kendilerini ontolojik olarak Tanr'dan ayr tutacak yolu kapatarak sonlu ve sonu olmayan arasndaki mesafeyi sonsuzlatrr.8

81

B u d e m e k ki D u n s Scotus'n tek anlaml Varlk k a v r a m h e m Tanr'y yaratlanlara yaklatrr hem de o n u uzaklatrr. Tanr yaratlanlarla ayn ekilde (ama daha b y k younlukta) var olduu srece onlara yakn durur, fakat ayn z a m a n d a artk analojik katlm yoluyla alamayacak derin bir u u r u m l a ayrldklar lde onlarla arasndaki mesafe byr. Catherine Pickstock'n szleriyle, "'ayn,' kkten farkl ve b i l i n e m e z hale gelir." 9 A q u i n o l u T h o m a s ' n analojiye ballnn ontolojik farkll muhafaza etmesiyle u y u m l u o l d u u n u grmekteyiz. te bu ontolojik farkllk, dilin bir ontolojik d z e y d e n tekine tek anlaml olarak uyarl a n a m a m a s n n nedenidir. Bylece ontolojik farkllk yok edildii zam a n yalnzca b u n u n analoji doktrini zerinde hatr saylr bir etkisi olmas beklenir. Eer Aquinolu T h o m a s ' n analojinin ilevi anlay bir tarafta tek anlamllk, dier tarafta anlamda ebiimlilik arasnda kararsz a m a gerekli bir orta yol i z l e m e k iinse D u n s Scotus'n peinden analoji anlaylarnn yava y a v a deiime urayarak T h o m i s t orta yoldan d a h a m o d e r n tek anlamlla d n d grlr. VVilliam C. Placher'n ileri srd gibi bu srete T h o m a s de Vio, nam- dier Kardinal Cajetan, The Analogy adm atmt. 1 0 ofNames (1498) adl eseriyle nemli bir O n d a n nce gelen D u n s Scotus gibi Cajetan da kendi

analoji aklamasnn A q u i n o l u T h o m a s ' m d e v a m ve yalnzca onu "sistematik hale getirip gelitirmek" o l d u u n a inanyordu. 1 1 N e var ki son yllarda Aquinolu T h o m a s ile Cajetan arasndaki sz konusu sreklilik giderek daha ok sorgulanmaktadr. rnein, David B. Burrell A q u i n o l u T h o m a s ile Cajetan arasndaki temel sreklilik algsnn geriye d n k ve tarihd kalm bir biimde Cajetan'n analojiden anladn A q u i n o l u T h o m a s ' a yanstmas olduunu ileri srmtr. yle der: Aquinolu Thomas belki de en ok analoji kuramyla tannmaktadr. Daha yakndan incelendiinde byle bir eye (kurama) sahip ol-

102 madii ortaya kar. Aslnda birka mulak gr ve sezginin yerine nerdiim gramatik ustalkla yetinmiti. Kukusuz dierleri (bilhassa Cajetan) kendine ait grleri kuram haline getirmiti, Aquinolu Thomas da byle mehur oldu ite.12 Burrell'in izinden giden Placher, "Aquinolu Thomas'm 'analoji teorisine' yapt eitli gndermeleri sistematik hale getiren herkesten ok Thomas de Vio, Kardinal Cajetan olmutu," 1 3 der. Bu durumda Burrell ve Placher'a gre Cajetan onun geliigzel beyanatlarn sistematik bir teoriye dntrmekle Aquinolu Thomas'm asl hedefine ihanet etmi oluyordu. Peki ama bu ihanet tam olarak neye tekabl ediyordu? Bu soruya yant vermek iin Cajetan'n kendine zg analojik dil anlayna daha ayrntl bakmamz gerekir. Cajetan'n o dnemde yaygn kabule gre analojinin belli bal ekli arasnda ayrm yaptn belirtmek nemli: eitsizlik, sfatlandrma ve orantllk analojisi. A n c a k o, "terimin hakiki manasna istinaden... sadece son kip analojiyi meydana getirir, ilk kip analojiye tamamen yabancdr," der. 14 Cajetan iin eitsizlik analojisi "analojiye tamamen yabancdr," nk aslnda tek anlamlln bir biimidir. Fakat bizim maksadmz asndan daha nemlisi Cajetan'n sfatlandrma analojisini yalnzca anlamda ebiimliliin bir tr olarak grdn sylemesidir. 15 Sfatlandrma analojisini "mterek isimleri olan ve bu ismin temsil ettii mefhum u n terimle alakal olarak ayn ama bu terimle mnasebeti itibaryla farkl" olan eyleri tanmlar. 16 rnek olarak salk znesi olarak kullanldnda hayvan, salk belirtisi olduunda idrar ve salk sebebi olduunda tbb ifade eden Aquinolu T h o m a s ' m "salkl" sfatndan verdii rnekten yararlanr. Bu hususta yle der: Salk kavramnn ne tamamen ayn ne de tamamen farkl olduu ok ak, ama bir yere kadar ayn ve bir yere kadar farkl. nk ilikide eitlilik sz konusu, ancak o ilikilerin terimi bir ve ayn.17 Aquinolu Thomas bu rnei analojik dilin klasik kullanmn gstermek iin verirken, Cajetan byle bir kullanm yalnzca anlamda ebiimliliin bir tr olarak grr. Neden mi? nk bu ekilde kullanlan "salkl" teriminin her kullanmda da yaygn hibir "kesin

83 anlam" olmad gibi bu kullanmlar arasndaki ilikiler sadece "belirsiz ve aprak biimde" ima edilir. 18 te bu belirsizlik nedeniyle Cajetan sfatlandrma analojisini yalnzca anlamda ebiimliliin bir tr olarak grmekte, dolaysyla sahici bir analoji biimi olarak kabul etmemektedir. Cajetan dier taraftan orantllk analojisine "uygun anlamyla analoji" diye sarlarak "mterek isimleri olan eylere mtenasip olmalar icab mabih denir, b u isimle ifade edilen mefhum bir tenasbe gre mmasildir," 1 9 der. Cajetan daha sonra orantllk analojisinin " m e c a z i " ve " u y g u n " hallere blnebileceini syler. lkine dair rnekler Tanr'y metaforlar araclyla retirken ondan kaya, kral, oban vs. diye sz eden kutsal metinlerde bulunabilir. Bunlarn hepsi metafor halinde orantllk analojisinin emsalleri olacaktr. phesiz byle bir kullanmn aslnda analojik dile rnek olup olmadn merak edebiliriz, nk pek oklarnn analoji ile metafor arasndaki gerekli ayrm olarak kabul ettii eyi ihmal eder gibi grnr. Mesela Nicholas Lash iki syleyi biimini zmseyenlerin pratikte analoji yolunu kapatr hale geldiklerini ileri srer. yle demektedir: eitli yollarla metaforun mantn analoji mantna zmsetenler var, iki kavram neredeyse birbirlerinin yerine kullanyorlar. Bu bakmdan "analoji yolu" ak grnyor, fakat grn yanltcdr, zir "analoji" ya metaforun bir alt snfna dnmekte ya da "metafor ailesi" gibi "ortak balk" altna alnmaktadr.20 Buna karlk Cajetan, orantllk analojisi "mterek isim mecaza bavurulmakszn her iki benzeimi de belirttii z a m a n " uygun anlamn bulur der. 21 Dier bir deyile, "kaide" szc burada bir hayvan ve bir evle ilikili tam analojik anlamnda kullanlmaktadr; her iki rnekte de szck ayn fikri iaret etmek zere kullanlr. Burada apayr iki eyden - h a y v a n ve e v - sz ettiimiz iin bu "ayn fikrin" kendisini iki farkl biimde - k a l p ve t e m e l - gstermesi kanlmaz, ne var ki byle kullanldnda analojinin amac farklln epifenomenal olduu ya da ikincil derecede nem tad aynlk ve birlie dikkat ekmektir. Oysa Cajetan'a gre analoji biimini dierlerinden daha tercih edilir klan tam da budur; "her bir kyasta ikin" mkemmellii ifade eder, gelgelelim dier analoji biimleri "harici isimlendirmeler-

102 85 d e n " domaktadr; bu durumda Cajetan'n savunduu udur: "Bu analoji bilgisine sahip olmadan yaplan metafizik tefsirlerin vasfsz olduu sylenmelidir." 2 2 yleyse Cajetan'n att her admda onun analoji izahatndaki anlamda ebiimlilik gitgide azalrken, tek anlamlln giderek arttn gzleriz. Orantllk analojisini sfatlandrma analojisinden stn tutar, nk ikincisi fazlasyla belirsizdir. Orantllk analojisinin kendi ierisinde " u y g u n " haller, " m e c a z i " olanlar kadar anlam mulakl gstermez, b u n u n sonucunda " u y g u n " haller bir kere daha tercih edilir. Tek anlaml ve anlam mulak dil arasndaki hassas denge tek anlamlya nihai ncelii verecek ekilde sarslmtr. yle ki Cajetan'n kendi de kayrd orantllk analojisinin "belli bir manada sfatlandrma sonucu mabih olanla tek manal arasndaki orta y o l d a " durduunu syler. 23 D e m e k ki giderek Tanr'dan "belgin ve belirgin" ve " d o l a m b a l " olmayan yollarla sz edebilmenin m m kn olduu kanaatinin ortaya kna tank olmaktayz; aslnda bu yalnzca m m k n deil ayn zamanda arzulanr bir ey. Placher'n dedii gibi: kalsaydk, bu mphem olan analoji olurdu, yoksa malum ve ispat mmkn zeminlere oturan mefhumun ahengi deil.26 Demek ki analoji " m p h e m " olduu iin gzden derken, varln metafizii tercih edilebilir nk " m a l u m ve ispat m m k n zerpinlere" dayanmaktadr. Burada gelecekteki Kartezyenizmin ilk iaretleri aka belli oluyor, zaten Jean-Luc Marion'un "analojinin Surez ve dierleriyle birlikte urad tek anlamc akmdan" bahsetmesinin nedeni de budur. 27 Balthasar iin burada balca nem tayan husus Surez'in teoloji ve metafizik arasndaki ayrm kaldrmasdr. Geleneksel olarak metafiziin konusu yaratlm varlklarn yaratlm Varl iken teolojinin konusu Tanr idi. Fakat ontolojik farkllk ile analogia entis -varln analojisi- hem Tanr hem de yaratlanlarn paylat tek-anlaml "Varlk" kavram uruna feda edilince, teolojiyle metafizik arasndaki ayrm silinir, bylelikle onu izleyen modern metafizie zemin hazrlam olur. Tanr metafiziin nesnesine dnr, metafiziin kendi de ikin, dnyevi bir metodoloji temelinde ilerler. Bu balamda, daha Cajetan uzun bir yol katederek Aquinolu Thomas'tan uzaklamtr. Sistemsiz gndermeler sistematik bir kurama dnmtr... Analoji artk Tanr'dan sz ettiimizde ne demek istediimizi nasl anlayamayacamza ilikin bir dizi hatrlatma yapmadan, yalnzca ne kastettiimizi aklamann bir yolu ilevini gryordu.24 spanyol Cizviti olan Francisco Surez bilhassa Disputationes taphysicae mence znde ateist olarak tanmladmz Descartes tarafndan balatlan devrimci epistemolojik deiim artk o kadar artc gelmez. Aslnda Descartes'n metodolojik devrimi birka yzyldr Cajetan ve Surez gibilerin dncesinde gelimekte olan eilimlerin son eklini alm hali olarak grnmektedir. Eer Descartes'n nemi teolojik-metodolojik ereve izen ilk kii olmasndan ileri geliyorsa, buna yol aan gelimelerin teolojinin kendi iinde hazrlandn grmek mmkn. Balthasar'm dedii gibi "yzeysel teolojik inan ve ekollerin disiplininden bir kez kurtulduktan sonra Surez'in tam bir akademisyen toyluuyla kovalad ey Descartes'tan Spinoza ve Leibniz'e, oradan Kant ve Hegel'e uzanan modern metafiziin dorudan temeline dnr." 2 8 Bu da, Duns Scotus ve haleflerinin sebep olduklar teolojik kaymalarn kendini teoloji snrlarnn ok tesinde hissettiren geni bir yelpazeye yaylm kollar olduunu akla getirmektedir. Birincisi, Catherine Pickstock'n iaret ettii gibi Tanr'mn ontolojik aknlmm znmesi evrenin "ainaszlatrmasna" (desembolizasyon) yol aar. 2 " Tanr'mn "varoluu" artk yalnzca Tanr'ya ilikin dilin tek anlaml kullanlacak kadar dnyevi terimleriyle anlalmaz, ayn zamanda in-

(1597) adl eserinde aka grld zere analojinin an-

lalmasndaki bu kaymay daha da gelitirmiti. Balthasar aka Surez'in "sko anlayndaki, 'tek anlaml varlktan/ ens ut sic medet umduunu, bunun tam da en basit ve en evrensel kavram ( conceptus simplicissimus) olarak metafizik incelemenin k o n u s u " olduunu syler. 25 Bir tarafta varln tek anlaml kavranmasyla dier tarafta analojik aklamas arasndaki gerilimin farkna varan Surez neyin tercih edilecei konusunda kukuya yer brakmaz. yle demektedir: Analojiyi mdafaa etmek iin mefhumun ahengini inkr etmememiz lazm; bilakis birinden yahut dierinden feragat etmek zorunda

10 sanln maddi d e n e y i m i n i n kendisi de " y a v a n l a r " . Charles Taylor bu sreci etraflca tartmtr. 3 0 Dnyann bir z a m a n l a r b t n ynleriyle " d a h a y k s e k g e r e k l i k " iine dahil edildii bir yer o l d u u n u gzler n n e serer. Z a m a n n kendisi tek dorusal deildi, geici zam a n onunla ortak yaar, hatta b a z e n akrd ya da en azndan ruhani z a m a n a yaklard. Bunlarla ve daha b a k a yollarla gereklik deneyim i m i z yavanlat. D n y a n n her eyin g r n m e ihtimaline ak, bizzat z a m a n n btnletirici ve dorusal bir yer olduu, bu niteliiyle kendini aklayabilir hale geldii anlald. Dahas, yavanlam, tek boyutlu ontolojik d n y a bir kere ortaya atlr atlmaz, b u n u n m o d e r n felsefi " t e m s i l " hallerini nasl m e y d a n a getirdii grlebilir. inde farkl ontolojik dzeylerin ve farkl z a m a n hallerinin yer ald bir d n y a dil iinde sorunsuzca " t e m s i l " edilemez. Dolaysz iletiimin eitli halleri bulunur, analojik dil, ibadet uygulamalar, anlat vs gibi, ancak bunlardan hibiri d o r u d a n temsil getirdiklerini iddia etmez. Dier y a n d a n , btnletirici ontolojik d n y a d o r u d a n temsilin daha az sorunlu olduu yerin ta kendisidir. Tanr'ya d o r u d a n tek anlaml dille atf yaplabilir, a m a eer b u sorunlu hale gelirse, o z a m a n z m Tanr'dan sz etmenin alternatif yollarn b u l m a k yerine Tanr'dan k o n u m a k t a n t a m a m e n vazgemektir. te b u yalnzca tek anlaml syleyite temsil edilebilen Tanr deil, ayn z a m a n d a b t n ynleriyle dnyann, d a h a dorusu hakikatin kendisidir. Alliez'nin ifade ettii gibi, "Siyasal, e k o n o m i k adan, zelin yan sra genel bak asndan temsil mutlak hale gelmitir."31 Temsil bu yolla n e kt z a m a n temsil edilene ve temsil edene, adl adyla zne ve nesnenin soyut k a v r a m l a r n a n e m kazandrr. n k , eer ens, D u n s Scotus'n dedii gibi, " a n l a m a m z n ilk doal n e s n e s i " ise, d e m e k ki bu nesne bir zne tarafndan alglanmaldr. Bu n o k t a d a herhangi bir teolojik tefekkr ncesinde z n e ile n e s n e arasndaki tarafsz epistemolojik ayrmn g r n t s ortaya kar. 32 Byle k a y m a l a r ou z a m a n insann olgunlamasnn teleolojik srecindeki gelimeler olarak var saylr. O y s a biz b u r a d a onlarn d o r u d a n teoloji ierisindeki artlara bal k a y m a l a r d a n v e ontolojik farklln stesinden gelen ortaan belli hamlelerinden ktn grebiliriz. B u trden gelimeler p e k ok ada bilginin D u n s Scotus' bir b a k m a modernitenin " k u r u c u s u " olarak g r m e y e itmitir. rnein, Alliez, " m e y d a n a getirilmesi m m k n olan ey... hareket e d e n kenarlar iinde yaadmz Aknlk dinamiinin dile getirdii ilahinin kategorik sapmas artk zamandan, bo biimden baka bir ey deil... artk varlk ile bili arasndaki ilikiden ve nceden ima edilen varln nesnesinin nsel temelden gayr "kendi iinde" var olmuyor.35

87 m o d e r n i t e 'rn' oluturmas nceden belirlenmi o bilimsel devrime varan bir dncedir," demektedir. 3 3 Alliez aslnda D u n s Scotus'tan K a n t ' a kadar u z a n a n bir sreklilik izgisi b u l u n d u u n u , dolaysyla K a n t ' m " S c o t u s ' n son m r i d i " old u u n u tespit etmitir. D u n s Scotus'n ontolojik farkll ayrtrmas hem, Tanr'nn ontolojik olarak "evcillemesiyle" h e m de epistemolojik adan b i l i n e m e z bir u k u r u n derinlerine itilmesiyle sonulanmt. Bu derin u k u r Tanr bilgisini metafiziin eriemeyecei bir yere koymay gerekli g r e n Kant'ta tanrlatrmaya (apotheosis) varr; " z a t e n akl tarafndan ulalamaz dolaysyla vahyin bir n e s n e (s upplet vicem objecti), inancn yaln nesnesi, ' k e n d i iinde varlk' ve b i z i m iin olmayan gibi ilevler g r d bir Tanr'nn akn nselliini bildirmekle neticelenir." 3 4 B u n d a n baka, D u n s Scotus eer Aristoteles ile kprleri a t m a y a n a y a k olduysa, K a n t o k p r n n iplerini de koparmt demektir. B u d e v r i m i n geici ve parlak sonunu yle vurgular:

zetle, tek bir ontoloji dzeyinin devreye sokulmasyla birlikte tad " i k i n " gereklik, tarafsz gzlenebilen ve " t e m s i l e d i l e n " bir d n y a g r n n temelleri atlmtr. D n y a artk daha y k s e k ontolojik d z e n e dahil olan bir yer olarak alglanmaz, kendine yeten ve kendini aklayan bir yerdir. Byle bir d n y a d a analoji, iir, anlat ve retorik lzumsuzlar, hatta (bilgi k u r a m sz k o n u s u olduka) tehlikeli hale gelirken temsil, g z l e m ve bilimsel y n t e m epistemolojik adan ayrcalk kazanr. B u tr bir d n y a d a ateizmin nasl kanlmaz o l d u u n u g r m e k zor deil. S a d e c e tek bir ontoloji dzeyi b u l u n d u u n d a n Tanr'nn b u d n y a n n ontolojisinin tesine getii dnlemez, fakat bir ekilde bu d n y a n n ontolojisine u y d u r u l m a k - b i r ilev ve m e k n v e r i l e r e k - zorundadr. Byle olunca Tanr b u dnyadaki dier eylerin arasnda bir " e y " (ne k a d a r yce bir ey olsa da) olur. A n c a k byle bir Tanr, yalnzca inanlmaz ve i n a m l a m a z (ok gemeden " s r a d a n eylerin" k o r u n m a s n d a fazla gz n n e kan " b y k bir e y " ) o l m a y a deil, ayn z a m a n d a d n y a giderek daha kendini

88 aklayc ve kendine yeterli hale geldike gitgide lzumsuz kalmaya mahkmdur. Btn yorumcularn bu yenileimin suunu (ya da vgsn) Duns Scotus'a yklemek istemediklerini belirtmemiz gerek. 36 Ancak belli yenilikilerin kim olduklar, modernitenin kkenlerinin ve tanm gerei bizzat ateizmin teolojinin iine uzandna dair yaygn bir kanaat olduu gerei kadar nem tamyor. Olumsuz ve musibet bir terim olan " a t e i z m " bamsz dnce kipi olarak kendiliinden domad elbet, teoloji ierisinde atlan belirli entelektel admlarn bir sonucu olarak egemen teizm anlayna deiiklikler getirdi. Modern ateizm aslnda teizmin belli bir biiminin, ancak burada tarttmz ontolojik ve epistemolojik kaymalar balamnda anlalabilecek teizmin bir biiminin reddiydi. Ayrca, yaptmz tartma en bata dikkat ektiimiz belli gzlemleri daha iyi anlamamza yardm etmi bulunuyor. imdi ateizm ile modernitenin neden bu kadar derin iliki iinde olduklarn grmemiz daha kolay. Burada sunulan analiz nda her birinin dieri olmakszn neredeyse hi tasavvur edilemeyeceini grebiliriz. Dahas, menfi ve musibet bir terim olarak ateizmin nemini daha iyi anlayabiliriz; tepki gsterdii balca teizm biimini iyice anlamadan ateizmin modern (ya da herhangi) formunu anlamann neden neredeyse imknsz olduunu grdk nk. Tm bunlar teizm ile ateizm arasnda gnmzn atmas asndan ne anlam gelir? Gerek bu blmde gerekse ncekilerde yaplan yukardaki analizin ateizme "kar" bir argman gelitirmesinin herhangi bir anlam var m? Sekizinci blmde bu meseleye ayrntlaryla geri dneceim. imdilik byle olduuna inanmadm belirtm e m yeterli. Bence burada gelitirilen analizin geni erevesiyle ille de ateizmin reddiyle ya da teizme dnle sonulanmas gerekmediine ikna olmak gayet mmkn. te yandan yaptmz analizin, eer kabul edilirse, ateizmin savunmasnda belli bir tr ateizmin ve belli bir tr argmann gcn zayflattn sanmyorum. " M o d e r n " teizmin halen var olan ve var olagelmi tek teizm tr olmasna dayanarak ilerleyen ve argmanlarn sanki o argmanlar herhangi bir tarihten ve balamdan yoksunlarm gibi srdren o analizlerin burada gelitirilen yorum izgisiyle gc zayflayacak trden analizler olduklarn dnyorum. Dahas, modern teizm ile modern ateizmin yandalarnn genellikle inandklarndan ok daha fazla ortak yanlar, bulunduunu grmtk (ortakTanr, tamrn,, anlavs ortak epistemolojik sre). Kanunca, b , , , m yaphgrmrz ana " bu
o r a k l a
5

var S ay,m,ann arta bagh olduklanm, b u tanbeler,

bulunduunu v e tarhmaya a l a b i l e c e k l e r i n i gzler nne sernutm Gerekten s o r g u l a n l a n zaman bunun betti modern tetzme kem de mod m ateizme zararl, eddleri kamrlmaz. O zaman da her ta ^ d e n muhtemelen neyin gelecei gibi daha byk b u s o n a a k l g e l . Gelgelelim bu, imdilik bir kenara btrakacagmuz b u tarhmay, balatmak demektir.

sal kitap yorumlarna tarihsel ve eletirel yaklamlarn art. Bununla bir sonraki blmde ite bu etmeni irdelemek istiyorum. Ama ba-

5. BLM
ATEZM VE KUTSAL KTAP ELETRSNN YKSEL

langta bu meydan okumalarn bu noktaya kadar izini srdmz gelimelerden ayr olarak anlalmamas gerektiini belirtmemiz gerek. Bilakis, ahlaki kayglarn, bilimsel keiflerin ve kutsal kitap eletirilerinin tam da o zaman egemen olan ve imdiye dek k tuttuumuz teizmin, modern Aydnlanma biimi nedeniyle teizme zarar verdiini greceiz. ayet teizm bu fark yaratan modern dnemeci dnememi

lk blmde modern ateizmin felsefi kkenlerini incelemitik. Modern dncede ateizmin douunun izini srerek ateistlerin reddettiklerine inandklar modern teizm anlayn belirledik ve teizmin bu modern anlaynn kkeninin teolojinin kendi iine uzandn tespit ettik. Ancak ateizmin kavramsal temelleri her ne kadar ortaada atlm ve her ne kadar ateist bilgi kuramnn byk blm erken modern dnemde yrrle konmu olsa da, imdi bylesi gizil ateizmin aka kendini gsterme srecini incelemek durumundayz. Ateizmin gn na kma yollarn mercek altna tutarken kendimizi zellikle on dokuzuncu yzyln entelektel ve kltrel gelimeleriyle kar karya buluruz. O dnemden nce de septikleri, serbest dncelileri ve ateistleri elbette grmtk ama ateizmin - d a h a genel anlamda dinsel kukularn- kltrel manzarann nemli ve nlenemez nitelii olmas on dokuzuncu yzyla kadar sz konusu deildi. Bu yle bir yzyld ki Feuerbach ile Marx dinin ateist aklamalarn gelitirmi; Nietzsche "Tanr'nn lmn" ilan etmi; dinsel kuku iir ve edebiyatta sk sk ilenen bir tema haline gelmi; pek ok Avrupa lkesinde ateistler devlet tarafndan resmen tannm ve ilk defa Britanya Parlamentosu'na kabul edilmi; "agnostisizm" terimi tretilip "retisi" gelitirilmi; ayrca John Henry Newman radikal tanrszln ilk kprdanmalarn grmt. yleyse on dokuzuncu yzyl btn bu alardan grnr bir kltrel olgu olarak ateizmin aka ortaya kna zemin hazrlam oluyordu. On dokuzuncu yzyl tarihileri dinsel inann gerilemesine ve ateizm ile agnostisizmin bymesine katkda bulunan bilhassa gelime olduunda genel bir fikir birliine varmlardr: Ahlaki kayglar (rnein bitmez tkenmez ceza gibi teolojik retilerin gayri ahlaki olarak alglanmas); bilimin ykseliiyle bilimsel ve teolojik hakikatler arasnda, en nemlisi yaratl anlatlarna ilikin elikinin hissedilmesi; kut-

olsayd, bu etmenin teizme bu kadar zararlarnn dokunmas pek mmkn deildi. Zaten bu ve takip eden blmlere den tam da bunu tartmaktr. Dolaysyla bu hususu aklmzn bir kesinde tutarak ilk nce on dokuzuncu yzylda Kitab- Mukaddes'in yorumuna ilikin fazlasyla ne km ve inan kalesini epey sarsc etkisi olmu yeni eletirel yaklamlarn getirdii belirli zorluklar inceleyeceim. Ancak bunun yan sra en azndan eit neme sahip bir meseleyi daha dikkate almak; dier bir deyile, modern dneme gelindiinde Kitab- Mukaddes'in yorumunun nasl olup da kutsal kitap eletirisinin bu denli ykseliine yol atna bakmak niyetindeyim. nk greceimiz gibi kutsal kitap eletirisinde onu ille de inancn dman yapan herhangi bir ierii yoktu. Tam tersine Kitab- Mukaddes'in fark getiren "modern" yorumu kutsal kitap eletirisinin sonularnn inan asndan daha ykc olmas anlamna geliyordu. Bu durumda Kitab- Mukaddes'e m o d e m tepkinin kkenleriyle bizzat ateizmin kkenleri arasnda yakn bir balant olduunu ileri sryorum, zaten bu blmn balca amac da bu balantnn yapsn incelemek. Kutsal metin eletirisinin ortaya koyduu teizme meydan okumann doasn anlamak iin Kitab- Mukaddes'in on dokuzuncu yzylda nasl yorumland, okunup anlald hakknda iyice fikir sahibi olmak gerekir. Bunun iin kutsal metin yorumbiliminin daha nceki blmlerde belirleyip tarttmz bilgi kuramsal kaymalarla nasl ilikilendirildiini akla kavuturmalyz. Modernitenin geliiyle ortaya kan yeni felsefi bilgi kuramnn bilhassa iki zelliinin belirgin olduunu grmtk. lkinde, ikinci blmde incelediimiz zere, bilginin kurulu gelenee dayal biimlerinden uzaklaarak geleneksel kaynaklarn getirdii "kirlilikten" arnm biimlere ynelme sz konusuydu. Yukarda da grdmz gibi bilginin bu tarafsz, geleneksiz kaynak-

92 kr hususunda Fikir ayrlklar vard. Bazlar (balca rnei Descartes) bunun akln kullanlmasna bal olduuna inanrken, dierleri (balca rnei Locke) deneysel duyu verilerinden ileri geldii fikrine sarlyorlard. Ama pek ok ynden onlar birbirlerinden ayrmaktan daha nemli birletiren bir nokta vard; aka belirtmek gerekirse, her ikisi de epistemolojiyi "miras alnm" ya da "kabul edilmi" her trl bilgiden kurtarma endiesi tayordu. Bilginin bu eidi, "belirsiz", "gvenilmez" ya da " m p h e m " olduu iin zan altnda kalmt nk. Bu kendi iinde gelenein veya dinin reddi demek deildi (zaten hem Descartes hem de Lock teisttiler), ancak gelenein ve/veya dinin "belirli" bilgiye dayandrlmas ve dorulanmas, dolaysyla bamsz olarak kantlanabilir olmas gerektii anlamna geliyordu. Buradan modern epistemolojinin belli bal ikinci karakteristiine, dier bir deyile, amaca ynelik her trl faaliyet alannda modern dnceye giderek daha ok damgasn vuran "belirlilik" ve "kesinlik" arayna varyoruz. Stephen Toulmin bu anlamda modernitenin ayr ve tanmlanabilir iki balangc olduunu savunmaktadr. Biri, Descartes ile Newton'm eserlerinde davuran ikinci bir felsefi ve bilimsel moderniteden yaklak bir yzyl nce balam Montaigne ile Shakespeare'in yazlarnda somutlaan modernitenin edebi ve insani biimiydi. Toulmin'e gre modernitenin iki yne ilerleyebilme potansiyeli bulunuyordu, oysa modernitenin felsefi ve bilimsel tezahr modernitenin edebi ve insani biimini glgede brakp stnl ele geirmiti. Toulmin bunun tarihsel nedenleri olduunu syler, ama asl etkisi kalc olann geiciye gre genel olarak ycelmesiydi. Toulmin'e gre bunun drt aamas vardr: Szlden yazlya; yerelden genele; zelden evrensele; zamana bal olandan zamand olana gei. Dahas, belirlilik ve kesinliin geliimine dilbilimsel uygulamann retileriyle kipleri ihtimal verilmedii kadar yceltiliyordu. Dolaysyla, mantk, bilim ve matematie verilen deer iir, szl ikna sanat ve anlatdan daha ok oldu. Toulmin'in belirttii gibi, "tanlama ve srecin i leyii , dava "ahlak ve retorii, konu balklar ve iir sanatnn aa alnp ayn anda sorgulanmas rastlant deil." 1 Genel anlamda fen bilimlerine insan bilimlerinden daha ok deer verilir oldu, stne stlk insan bilimlerinin kendi de giderek bilimsel yollarla yrtlmeye balad. Bylesi entelektel bir iklimin dinle uyumad dnlebilirdi. Mantk, fen bilimi ve matematiinin inatla iir ve anlat sylemlerine sarlan bir dinle boy lt kltrel bir dzenin nasl olduunu gz nne getirmek zor olmaz. Fakat Amos Funkenstein ve Michael Buckley gibi biliminsanlar dinin terk edilmesine yaplan modern katknn bundan daha dolayl olduunu savunmaktadr. Dinin kendi syleminin perdesini deitirerek nermelere, bilimsel ve matematiksel dille kendihi bu yeni bilgiye uydurduunu gstermilerdir. O kadar ki teoloji ile bilim arasndaki ayrm bulanklamt. Funkenstein "teolojik mtalaalarn sekler bilgiye dayal terimlerle, bilimsel mtalaalarn teolojik terimlerle dile getirildii tuhaf bir deyim ya da sylemi" anlatr. 2 stelik teoloji ve bilimin bu "kaynamas" iinde bilime metodolojik ncelik tannd akt. Toulmin'in tanmlad zere iir, retorik ve anlatnn neminin azald, mantk, matematik ve fen biliminin yceltildii eilim dikkate alndnda bu pek ok ynyle kanlmazd. Demek ki teoloji artk bilimsel terimlerle (nesnel, aklc olarak) savunulmak, teolojik bildiriler de "bilimsel" karaktere brnmeliydi (yani, deneysel nermeler ya da varsaymlara). yleyse Hristiyan retisi gitgide dpedz nermeler olarak anlalnca, geen blmde daha ayrntl ele aldmz bir gelime grld, Tanr'ya da giderek "belgin ve belirgin" fikirlerle atfta bulunulmaya baland ve genelde teolojik dil giderek .tek anlaml hale geldi. Gelgelelim bu durumun, kutsal kitap yorumbilimi uygulamas asndan ok nemli birtakm etkileri vard. Sonulardan bir tanesi bilhassa Kitab- Mukaddes'in giderek tarihsel, bilimsel ve matematik olarak yorumlanmasyd. Erken modern dnemde Kitab- Mukaddes "asl" hakikatin somut hali olarak grlrd, bu da btn ksmlaryla tarihsel diye anlalmas anlamna geliyordu. Hatta o kadarki Kutsal Metinler'in tarihsel hakikatini Hristiyan inancnn olmazsa olmaz art olarak grmek yaygnd. Ayrca bunun hep byle olduu tahmini yaygn kabul gryordu. Hristiyanlar Kitab- Mukaddes'in "hakikat" olduuna inanyorlard, modern zihniyete greyse gerek anlat sahiden yaanm olaylar tarihsel anlamda aklamak demekti. Bir metni hakikat diye grmenin ne anlama geldiinin aslnda grece yakn bir gemie uzandn akl eden birka kii vard. Akas, bu daha nceki anlaytan, en bata da lk Kilise Babalar'ran anlayndan arpc bir biimde uzaklamak anlamna geliyordu. Bunu fark edenler arasnda, 1884 Bampton Konferanslarnda lk Kilise Babalar'nn kutsal metin-

95 lerin hakikat olmasnn ne anlama geldiine ilikin daha karmak ve renkli bir aklamas olduuna iaret eden Exeter Piskoposu Fredrick Temple'd. Be yl sonra Charles Gore Lux Mundi olarak denemesinde benzer bir noktaya deinmiti. 3 Kutsal metinlerin ilk nasl anlaldklar stnde biraz durmamz yararl olacak, nk bilhassa kutsal metnin "tarihsel" ve " t a m " anlamnn apayr ve yeni bir gelime olduuna yaplan modern vurgu yntemlerini akla kavuturmamza yardm eder. J. N. D. Kelly'nin altn izdii gibi lk Kilise Babalar'nm kutsal metne yaklam yorumbilimsel izahatn karmak biimleriyle doluydu. Kelly zellikle ska bavurulan iki yntem tespit etmektedir -tipoloji ve a l e g o r i - ve bu ikisi arasndaki ayrm anlamak nem tar. Alegorik yorum iin Kelly yle der: Kutsal metin ruhani hakikatlerin salt bir sembol veya alegorisi olarak ele alnr. Eer herhangi bir ekilde dikkate alnacak olursa, kelimesi kelimesine tarihsel anlam grece nemsiz bir rol oynar, ayrca tefsircinin maksad her bir pasajn, hatta her szcn manevi, teolojik ya da mistik anlamn snrlamak olarak kabul edilir.4 Augustine b u tip tefsircilerin nde gelenlerinden biriydi ama hibir suretle tek bana deildi. Buna karlk tipolojik tefsir bambaka bir yol izliyordu: Esasen iki Ahit arasndaki belli bal benzerlikleri ortaya karma tekniiydi, Eski (Ahit) iindeki olaylarla ahsiyetlerin Yeni (Ahit) ierisindeki olaylarla ahsiyetlerin "tipleri", yani nceden canlandrlp beklendikleri ilkesini kendine klavuz almt. Tipolog, tarihi ciddiye alyordu; tarih Tanr'mn tutarl kurtarclk maksadnn kademeli olarak sahnelenmesiydi. 5 Bu kutsal methi y o r u m l a m a d a hibir surette harfi harfine o k u m a yntemi olmamakla birlikte yine de b u yaklam kutsal metnin "tarihsel" zelliine daha gl bir vurgu getirmiti; bir kez daha Kelly'ye kulak verelim: Alegorinin aksine tipoloji, kutsal metnin harfi harfine anlamn dPhilo'nun hayran olarak Kutsal Metni gizemlerle dolu muazzam bir derya veya (farkl bir imgeyle) orman gibi grrd; bunlarn hepsinin farkna varmak, hatta akl sr erdirmek mmkn deildi, ama kesin olan bir ey varsa, aziz yazarlarn kaleme aldklar her satr, hatta her kelime mana yklyd. eklen, Kutsal Metin'de anlamlandrma insan tabiatn meydana getiren ksma karlk gelmek zere e ayrlmt: bedeni, zihni ve ruhani. lkinin manas dpedz tarihseldi ve basit insanlar iin kullanlrd; ikincisinin manevi manas vard, yahut irade iin metinden karlan dersti; nc sa ile, Kilise veya imann byk hakikatleriyle ilikili olarak mistik manadayd.7 Origenes her ne kadar pratikte biraz daha farkl bir snflandrma lamak yle dursun, azmsamaya bile yeltenmemiti. Tam da orada ana hatlar izilen olaylar, tarih dzleminde sahiden vuku bulmu olmas nedeniyle inan gzyle bakldnda insanlarla gelecekteki mnasebetinin gvenilir iareti olarak yorumlanabilirdi.6 Buna gre, mesela M u s a ' y a dair meseller ve onun srailoullar ile mnasebetinin tarihsel adan doruluu phe gtrmezdi, ancak tipolojik o k u m a d a asl mesele sa'nn ve onun Tanr'nm halkyla mnasebetini nceden ekillendiren meselleri m e y d a n a karmakt. Bu tefsir Eski Ahit'in tamamna uygulanmt, bylece b t n bu kitaplar bir bakma sonradan tamamen sa'da tecelli edecek hakikatin geliini gstermek zorundayd. Kelly b u iki yaklamdan karakteristik adan Hristiyan olann tipolojik tefsir olduunu syler, nk en nemlisi tarihin belirgin olarak ncil'e dayal ifadesiydi. N e var ki bu iki tefsir yntemi arasndaki ilikiyi karlkl eliki iinde g r m e k hatal olurdu. Sk sk birleirlerdi, bylece belli bir durumda alegorik tefsir ynteminin mi, yoksa tipolojik olann m benimsendii sorusu nemini yitirirken, yerine hangi yntemin baskn olduu sorusu nem kazanrd. imdiye dek sylenenlere bakarak alegorik yaklamn baskn olduu yerde kutsal metnin harfiyen ya da tarihsel anlamnn yalnzca ikinci nem tayan bir k o n u m a indirildii aka grlebilir. Kutsal metne ezici olarak alegorik yntemle yaklaanlardan en tannm nc yzyln kutsal kitap bilgini Origenes'ti belki de:

102 97 uygulam grnse de izdii emada dz ya da tarihsel anlamn teolojik adan pek nem tamad grlr. Daha dorusu, bundan bir adm daha ileriye gitme ihtimaline aktr, kutsal metnin dz okumasndan olumlu ynde kanlmas gerektiini savunduu belirli durumlar vardr: Bir anlaty kelimesi kelimesine yahut Tanr'ya layk olmayan bir ifade olarak almak mnasip dmez... Harfiyen mi, yoksa temsili manasnn m daha doru olduunu belirlemede onun kural, ayet dz manada anlalrsa hayatn adabna veya doktrinin saflna tutarsz kalp kalmadnn gsterilebilir olmasyd. Genel olarak Tanr akn ya da insan sevgisini yceltmeyen bir yorumun hakikat olamayacan dnrd.8 Origenes'in alegorik yntemin en sra d uygulayclarndan biri olduunu kabul etmek, ayrca genellikle drdnc ve beinci yzyllarda Antakya Kilisesi tarafndan alegorizme kar tepki gsterildiini teslim etmek gerek. Yine de, eer dier tefsirciler yaklamlarnda Origenes'ten daha temkinli olsalar bile Erken Kilise'de kutsal metnin yorumlanmasnda t a m a m e n aslna uygunluu dikkate almak yerine karmak ve ok seviyeli bir yaklam izlendii bellidir. lk Kilise babalarnn gznde metnin tipolojik, alegorik ve manevi anlam daha nemliydi ve asl anlamndan daha derin bir hakikat seviyesi vard. Aslnda daha nce szn ettiimiz Lux Mundi (1889) denemesinde Charles Gore'un vurgulad nokta tam da buydu. Origenes'in yorumbilimsel tefsirini btnyle b e n i m s e m e m e k l e birlikte emin olduu bir ey vard, o da kilise ilhamn manasnn dogmatik tariflerine bal kalmamt. Origenes'in neredeyse ihtiyatsz gizemcilii ve ona elik eden Eski Ahit anlatsnn byk ksmnn, Yeni'sinin de baz ksmlarnn tarihsel karakterini yadsmas her ne kadar kabul grmediyse ve zaten (hibir salam temeli bulunmad iin) buna hakk olmasa da Kilise'yi hibir zaman aksi tarifler yapmak iin harekete geirmedi. Ne de Kutsal Metin anlats iinde tarihsel karaktere sahip ksmlara itiraz eden bir tek Origenes'ti. Ondan nce gelen skenderiye'deki Klemens ile Bat'da ortaan adam Anselm, yedi gnde yaratl tarih deil alegori olarak ele alrlar. Athanasius cennetten bir "figr" olarak bahseder... Buna baknca, mistik yntemin getirdii ruhani retiyle karlatrldnda bir btn olarak tarihsel anlamn deerini drme eilimi gsterdii inkr edilemez.9 Eer byle yaklamlar ortaadan modern d n e m e tandysa, kutsal kitap eletirisinin gelmesiyle sz konusu yaklamlarn gerekte brakt rahatsz edici etkiyi yapp yapmad konusunda varsaymlarda b u l u n m a k ilgin olur. N e var ki b u tr yaklamlar uzun m r l olmamt, b u n u n nedenini aklayacak gelimelerden kimilerini g z d e n geirdik zaten. Funkenstein'n ardndan erken m o d e r n d n e m d e hzla gelien bilimsel y n t e m i n teolojiden neredeyse hi ayrt edilmediini grdk; daha ok k u s u r s u z bir sylem iinde birbirine " k a y n a m " gibiydiler. Ayrca b u k u s u r s u z sylem ierisinde kesinlik ve belirliliin fevkalade nemli olmas gerektiini de g r m b u l u n u y o r u z . M p h e m , b e lirsiz, figratif ve mistik olan ne varsa insann akln elmeye msait o l d u u n d a n gvenilmezdi. Byle bir zihniyet dikkatini kutsal metin almasna verince, sembolik, tipolojik ve alegorik okumalarn belirsiz, aprak ve geliigzel olmas kanlmazd. Kesinlik ve belirlilik asndan metinleri dz anlamlaryla ve tarihsel olarak o k u m a k gayet yerinde g r n y o r d u . stelik teoloji ile bilimin " k a y n a m a s " kutsal kitabn tpk bilimsel tez gibi, d a h a akas deneysel bir gerein tam tamna k a y d gibi o k u n m a s n doal klmt. Byle bir gelime z a m a nn dorusal ve tek b o y u t l u tasavvur edildii ortamda, Charles Taylor tarafndan m o d e r n i t e d e " z a m a n n h o m o j e n l e m e s i " ad verilen b a k a bir hz kazand. D r d n c b l m d e belirttiimiz gibi ortaa dnyasnn z a m a n anlaynda varln sekler, kutsal ve dier boyutlarna d e n k den farkl z a m a n " d z e n l e r i " vard. D e m e k ki kutsal metinlerdeki olaylarn ille de b u z a m a n d z e n i n d e ya da bu varlk d z e n i n d e o l m a s a da " y a a n m " ve 'tarihsel" olmas m m k n d . Ontolojik farklln b u yaps ierisinde kutsal metni okuyanlar yaln anlamyla hakikat veya gerekd arasndaki d m d z atkdan (ontinomi) u z a k tutuluyordu. Taylor'n da iaret ettii zere z a m a n homojenleince kutsal metindeki olaylar ya tam tamna/tarihsel olarak y a a n m v e y a hi y a a n m a m oluyordu. 1 0 Bylece kesinlik ve belirlilie deer vererek analojik ve mistik olana g v e n m e y e n m o d e r n bir episteme iinde Erken Kilise babalarnn tefsire dayal yaklamnn

98 yerini kanlmaz olarak metnin " d z " anlamnn yaamsal olduu alternatif bir yaklam almt. yi bilindii zere bu yer deitirmenin adn en ok duyurmu somut hali sekin bir biliminsan ve din bilgini olan Armagh Bapiskoposu James Ussher'in (1581-1656) ahsnda kendini gstermiti. Kitab- Mukaddes'i matematiksel ve bilimsel bir ders kitab olarak yorumlamay uygun grenlerin en yaman rneiydi. Bilhassa The Annals (1650-4) adl eserinde bir yandan bilimsel ve astronomik ayrm silerken, dier yandan kutsal metne dayananla teolojik ayrm kaldrm, bylelikle dnyann 4004 ylnda yaratlm olmas gerektiini hesaplamt." Ussher dikkat eken saygn bir bilgindi, yapt hesaplamalar da vahye yakn bir ey olarak ciddiye alnyordu. Bunun byle olduu bu noktadan itibaren Kitab- Mukaddes'in ngilizce evirilerine Ussher'in hesaplad yaratln vuku bulduu tarihin, yayncnn aklamas olarak mtemadiyen verilmesinden belliydi. Charles Darwin yllar boyunca bu tarihlemenin yayncya ait olduundan habersiz olduunu, onu kutsal metnin bir paras sandn itiraf etmiti. 12 Onun yanl anlamasndan etkilenmeyenler arasnda bile Ussher'in hesaplamalarnn temel ald kutsal metinler kadar sz sahibi olduuna inananlar vard. Bir sonraki blmde greceimiz gibi bu, bata on dokuzuncu yzyln jeoloji alanndaki keiflerle ilgili olmak zere nemli sonular douracakt elbet. Ancak bizim buradaki amacmz asndan bunun nemi kutsal metnin harfi harfine ve tarihsel hakikatinin daha ne kadarnn risk altnda olduunu gzler nne sermektir. nan, z gerei, kutsal metinlerin btn ksmlar itibaryla dz anlamyla ve tarihsel olarak hakikat olduuna inanr. Anlald kadaryla din artk kutsal metnin dz anlamyla hakikat olmasna dayanmak ya da onunla ba etmek zorundayd. te imdi on dokuzuncu yzylda kutsal kitap eletirisinin ykseliinin neden din inancna byle kasp kavurucu etkisi olduunu ve ateizmin geliiminde bunun neden nemli bir etken olduunu anlamamza yarayacak manzara karmzda duruyor. Bu yeni eletirel yaklam bugn Almanya diye bilinen yerde dodu, ilk uygulayclarndan bazlarysa Johann Gottfried Eichhorn, Ferdinand Christian Baur ve Julius VVellhausen'di. Eserlerinin ngiliz bilim dnyasna nfuz etmesi uzun srmt. Gen Edvvard Pusey 1820'lerde Gottingen'i ziyaret etmi ve bu almalardan bazsyla tanmt, ama istisnai biriydi ve Almanlarn kutsal metin eletiri yntemlerinin kati surette savunucusu olmad. 1860 ylnda Essm/s and Revievs basld zaman denemelerden birkanda Alman eletirmenlerin yaklamlarn incelemi ve geni kitlelere ulatrmt. Giderek eserlerinin evirileri ortaya kmaya balad. Bunlardan bilhassa etkili olan Wellhausen'in 1878'de Almanya'da baslan kitabnn daha nceki taslak kopyas Prolegomena of Israel'di, to the History 1883'te gzden geirilmi basksn takiben 1885 ylnda

ng'ilizce evirisi yaynland. Bununla dier yaklamlarn temel ilkesi Kitab- Mukaddes'i herhangi bir bilimsel aratrma nesnesiyle ayn ekilde ele almakt. Viktorya dneminin kt n salm ngiliz teolou Benjamin Jowett'n szleriyle, "kutsal metni herhangi bir baka kitap gibi yorumlamak" ana kurald. 13 Gelgelelim bu kurala bal kalndnda artk kat Hristiyan retisinin varsaymlar haline gelmi ne varsa onlarla atan trl keifler yaplmt. Buradaki maksadmz bu keiflerin ayrntl hikyesini gelitirmek deil; u hususu belirtmekle yetinelim, bunlarn sonucunda pek ok kitabn yazl tarihlerine, baka kitaplarn bir tek yazarn elinden kmak yerine daha ok yazarn elinden km derleme olduunun kefine, kimi rneklerde yazarlarn kimliklerinin sorgulanmasna ilikin epeyce tashih yapld. stne stlk bu keifler ierdii pek ok anlatnn tarihselliine iaret eden imalar tayordu. rnein, kitaplarn tarihleriyle eser sahiplerinin daha nce tahmin edildiinden ok farkl olduu durumlarda, bunun dourduu sonulardan biri de artk o kitaplarn oundaki anlatnn kesinkes tarihsel olmasnn pek muhtemel olmadyd. Yaanan hadiselerin ok uzanda yazlmlard, hem de bizzat tan olduklarn dnmenin hi akla yatkn gelmedii bireyler tarafndan. Ayrca byle nesnel eletirel yaklamlar metinlerin kendi iindeki i elikileri su yzne karm, dolaysyla tarihselliklerini biraz daha sarsmt. Tipoloji ve analojinin tefsire dayal yntemlerine vkf olan okurlar bunu fazla dert etmemi olabilirler, ne var ki on dokuzuncu yzyln zihniyetinde kutsal metinlerin "hakikati" iinde anlatlanlarn tarihsel doruluuna denkti. Dnemin kimi teologlar bu denkliin samalnn pekl farkndaydlar ve bunu telafi etmeye kalktlar. Aslnda Benjamin Jowett'n gerekelerini aadaki szlerle ok iyi ifade ettii zere Essays and Revievs (1860) denemelerine kendi katksnn stlendii ykmllk de buydu:

100 Artk eletirinin sonularm gz ard etmenin mmkn olmad zaman gelip attndan Hristiyanln bu eletirilerle bark grnmesi nem tar. Kabul edilmi baz grlere yaplan itirazlar geerli olmal, ancak bunlarn kfirlerin itirazlar olarak deerlendirilmesi Hristiyan davasna fesat sokmak olur. Kafas alan herhangi bir adamn kendi bana yapabilecei eletirel gzlemleri ateizme ya da inanszla yormak fesatlktr. lk bata sadece insanolunun kusurlarna kar sava aan ncil'in imdi insann en nadir ve en yce erdemlerinden biri olan hakikat akna itiraz etmesi tuhaf ve neredeyse inanlmaz bir eydi. 14 Jowett bu grlerini dile getirirken yaad d n e m d e akntya kar krek ekiyordu, zaten Essays and Revieus aleyhinde gsterilen dmanca ve ses getiren tepkiler de bunu dorular nitelikteydi. Bununla birlikte Jowett' m nazik ama etkili gayretleri ok gemeden benzer bir eletirel hattn daha az k a a m a k olan ifadesinin glgesinde kald. John W. Colenso Afrikal Anglikan misyoner piskoposuydu. ncesinde Cambridge'de matematik bilgini ve ayn zamanda St J o h n ' s College'da retim grevlisiydi. Colenso's Arithmetic adl eseri lke apnda standart matematik ders kitab olarak kullanlyordu. Matematiki olmasnn yan sra resmen papazla kabul edilmi Anglikan din adamlarndan biriydi. Evlenince St John's'taki krssnden istifa etmeye zorlanmt (okullarn manastrdan gelen kklerini srdrmek adna o zamanlar Oxford ve Cambridge niversitelerinde retim grevlisi olanlarn evlenmelerine izin yoktu). Ska grlen bir u y g u l a m a sonucunda o da niversitenin himayesindeki cemaat kilisesine papaz oldu. N e var ki din adamlnda yksek mevkiye kmas uzun srmedi, 1853 ylnda Natal Piskoposluu'na atand, bylece Gney Afrika'da yeni kurulan misyonerlik blgesini idare edecekti. F. D. Maurice'in ihtilafl teolojisine sempati d u y d u u n u dnen kimileri ekince k o y m u olsalar da bu engel gereince ald ve Colenso ile ailesi ayn yl Natal'a doru yola ktlar Colenso pek ok adan misyoner piskoposluu grevinde b y k baar elde etti. almalarn yrtt Zulu halknn b y k sevgi ve saygsn kazand, dilleriyle kltrleri hakknda derin bilgi sahibi oldu. lk Zuluca-ngilizce szl hazrlamakla kalmayp ncil'i de Zulu diline tercme etti. Misyonerlik faaliyetini hassasiyetle yrterek Hristiyan ahlaknn Zulu gelenek ve greneklerine ayak uydurmas gerekti ini savundu. Beyaz yerlemecilerle smrgedeki Benjamin Jowett tarafndan yazlm h e m e n yukarda alnt yaptmz pasajdaki ifadeden de anlald zere on dokuzuncu yzyln sonlarnda nice eitimli din adamnn yaygn olarak hissettii huzursuzlukta Colenso'nun elbette pay vard. Can gnlden inanmadklar eyi kendi azlaryla aka belirtmeleri beklendiinden din adamlar ahlaki adan tahamml edilemez bir duruma sokulmulard. Bu da din adamlarnda yalnzca ahlaki ve manevi straba yol amakla kalmad, ayn zamanda kat inann onlara emrettiine rza gsteremeyen eitimli kadnlarla erkeklerin Hristiyanla yabanclamasna sebep oldu. Eer kat Hristiyanlk retisi inananlardan Kitab- Mukaddes'in her kelimesine harfiyen inanmalarn buyuruyorsa, o zaman en basitinden b u n a inanmalarna imkn yoktu. Colenso, bu meseleler dorudan ele alnmadka, byle kimselerin "dinsizlik ve pratikte ateizme" srkleneceklerini sylyordu. 1 7 Ruhbani doruluk, entelektel inanlrlk ve Hristiyan hakikatinin bizzat ahadeti uruna, pek oklarnn gznde, bir yandan Hristiyanln hakikati, dier yandan Kitab- Mukaddes'in yetkililerin ounun kukulu baklarn stne ekse de kendisine Sobantu ("halkn babas") unvann layk gren Zulu halk arasnda takdir gryordu. 1 5 Bunlardan hibiri kutsal kitap eletirisi alannda onun ad en ktye km tartmaclardan olduu anlamna gelmez. A n c a k b u n u dolayl olarak akla getiren ey Zulular arasndaki nemli almasyd. Colenso bizzat yle aklamt: Tufan hikyesini tercme ederken yanmda saf, ama zeki -ocuk gibi uysal, ama mantk yrtmede yetikin birini aratmayan- bir yerli vard, yukar bakar ve sorard, "Bunlarn hepsi gerek mi? Siz sahiden inanyor musunuz bunlarn byle olduuna...?". Son corafi keifleri haber alm biri olarak yle devam ediyordu: Hakikat Tanrs'mn bir kulu olarak kendim inanmadm, doru olmadm, aslnda tarih masal olduunu bildiim bir eye inanmas iin insan kardeimi tevik etmeye cret edemeyeceimi dnyordum. Fakat Kitab- Mukaddes tarihinin umumi sahihliinin itibarn sarsmadan ona yle bir cevap verdim ki imdilik tatmin oldu.16

102 yaln ve tarihsel hakikatine balln birbirinden ayr tutulmas gerektii giderek daha ak hale geliyordu. Z a m a n n dier pek ok din adam ve teologu gibi Colenso da bu kanaati paylayordu. Fakat onu dierlerinden ayran, bu kanaate pratik bir ifade getirme gayretiydi. Prensipte byle bir kanaate mazeret bulmann trl yollar vard kukusuz. Kutsal kitabn byle eletirilmesinin Erken Kilise babalarnn tefsirdeki yaklamlarna ters dtne dikkat ekilebileceini biz de yukarda belirtmitik. Kelimesi kelimesine tefsire fazlasyla sadk kalmak inancn ruhsal adan zayflamasna yol am, hatta ilahi hakikate ket vurmutu. Tarihsel, metinsel ve tefsir aratrmalarnn kutsal metinlerin yaln anlamyla okunmasn mantksz kld ileri srlebilir. Fakat Colenso bunlardan hibirim ne karmamaya karar vermiti. Yaklam her ne kadar sonuncusunun elerini iinde barndrsa da setii metodoloji deneysel-bilimsel-matematiksel nvarsaymlar karmasna ncelik verildiini belli ediyordu. n k Colenso en kuvvetli savunma izgisinin matematiksel adan ve hibir pheye yer vermeksizin Kitab- Mukaddes'te - b i l h a s s a Eski A h i t ' t e - kayt altna alnm anlatlarn hakikat olmasnn mmkn olamayacann gzler nne serilmesi olduuna inanmt besbelli. Byle bir yaklam ierisinde Colenso da bizzat mcadele ettii zihniyetin rn olduunu gsteriyordu. Dier bir deyile, balca amac teolojik hakikati en iyi ifade etmenin birebir tarihten baka yollarla yaplacan gstermek (bunu kabul ettii artk su gtrmemekle birlikte) deildi; onun amac, eer tarihsel-yaznsal yaklam kabul edilirse, Kitab- M u k a d d e s ' i n manasz duruma deceini gstermekti. Katiyetle Kitab- M u k a d d e s ' i n yaln anlamyla hakikati temsil etmesinin m m k n olmayacann grlmesini salamak; bunu yerine getirdikten sonra da Kitab- Mukaddes'in ilahi hakikat vastas olarak grlebilmesini mann yollarn arayp b u l m a k istiyordu. Bu uurda, The Pentateuch and Book of Joshua Critically Examined (1862-4) adl incelemesinde kutsal metinleri topa tutmak iin btn matematik kabiliyetini ortaya dkt. Metinlerin kendi ilerinde tadklar kantlar temel alarak bu kutsal yazlarn birebir hakikati temsil etmesinin muhtemel olmayabileceini ortaya karmay hedefliyordu. Oradaki hadiseler ve tasvirlere dayanarak nakledilenlerin matematiksel adan kendiyle elitiini iddia etmiti. Colenso'nun kutsal metin eletirisine ynelik belirgin matematik yaklam hakknda bir fikir sala-

103 edinmek iin bir pasajdan alnt y a p m a k yeterli gelecektir. Colenso ilkin, rahiplik ilevinin yerine getirilmesi iin Yasa tarafndan mecbur klnan artlar; ikinci olarak M s r ' d a n k'a katlanlarn kayda geirilen says; ncs de M s r ' d a n k srasnda rahip olduu kayd dorultusunda yle sorar: Lakin o kadar muazzam bir izdiham iinde bu vazifelerin tamamn iki yahut adamn ifa etmesi nasl mmkn olabilirdi? ocuk douran kadnlar iin ifte kurban kesilmesi gibi tek bir i dahi sabahtan akama kadar biteviye megul olan Rahibin altndan kalkaca bir ey deildi. Grm olduumuz zere... iki milyon insan arasnda dnyaya yeni gelenler tahminen gnde en az 250 olmal, bunun neticesinde gnde 500 kurban (250 niyet edilmi adaklar, 250 de kefaret iin) kesilmesi lazm gelirdi. L(evililer) kitab, i, iv babmdaki talimatlara bakarak her bir kurban edasn be dakikadan daha az hesap etmemiz mmkn deil; dolaysyla sadece bu kurbanlar, eer ayr ayr eda edildilerse dahi 2500 dakika yahut takribi 42 saati alm olmalyd, bu da Rahibin her biri bir an istirahat etmeksizin veya mola vermeksizin mtemadiyen kurban edasyla megul olsa bile on iki saatlik tek bir gn ierisinde eda edilecek i deildi.18 Bu trden hesaplamalarla dolu Colenso'nun ciltlik The and Book of Joshua Critically Examined Pentateuch

incelemesi onun yntembilimsel

yaklamnn aa yukar Ussher'nkine yakn olduunun pek oklarnca fark edilmesini salamt. N e var ki Ussher hesaplamalarnn sonularnn doru olduunu kabul etmiti oysa Colenso'nun kl krk yararak yapt hesaplar yle olmasnn imknsz olduunu gzler nne sermeye ynelikti. Owen Chadwick'in dedii gibi, "spatlamak deil rtmek iin kutsal kitap tefsirinde tepetaklak olmu antik ekol kullanmt." 1 9 Gelgelelim, yolu her ne kadar zahmetli olsa da istikameti belliydi, b u n u aklarken kulland ifade pheye yer brakmyordu: Yukardaki mtalaalardan anlald zere Tevrat'n ilk be kitabnda (Pentateuch) nakledildii ekliyle srailoullar'mn Msr'dan k insanlarn gemi tarihinde hangi hakiki temele dayanrsa dayansn, bu anlatnn Kilise geleneklerinde mutlak, itiraz edilemez vakalar olarak cazip klnsn diye tarihsel adan gerek kabul edilemeyecek kadar ok

104 elikili meseleyle karm olmas muhtemel. Zira mahede edilmitir ki ileri srlen itirazlar hikyenin sadece bir yahut iki hususuna temas etmekle kalmaz. Onun btn cevherine tesir eder ve ortadan kalkana dek dnceli bir kimsenin daha fazla tahkik etmeden herhangi bir ksmn tarih nazarnda katiyetle hakikat olarak kabul etmesini imknsz klar.20 Colenso bu almasn her ne kadar bilgi sahibi olanlar ateizmin penesine dmekten kurtarmak amacyla yapm olsa da Hristiyanlk hakikatiyle onun kutsal metinlerinin tarihsel doruluu arasndaki ana balant bozulmadan kald srece, kimilerinin gzne Colenso ile dier kutsal metin eletirmenleri kanlmaz olarak Kitab- Mukaddes'i ve aslnda Hristiyanl " c e r h " etmi kimseler olarak grnmt. A m a asl zorluk, hi kukusuz Hristiyanln daha ilk bata kutsal metinlerin tarihsel ve szde bilimsel anlayn kabul etmi olmasnda yatyordu. En byk atk Hristiyanln yaygn kltrel ve entelektel bilgiye (episteme) u y u m srecine kendini kurban etmesiydi. Tanr kavram konusunda b u n u n nasl olduunu grmtk. Hristiyanln (ne kadar bilinsizce olsa da) kendini belirgin bir modern epistemolojiye uyarlamas bizzat m o d e r n dnyann ileride savunulacak bir taraf bulamayaca " v a r l k " olarak "evcillemi" Tanr fikrinin gelimesini gerekli klmt. Benzer bir sre de kutsal metin tefsircileriyle ilikili olarak yryordu. Hristiyanln egemen zihniyetle gizli anlamasnn bir baka y n de kutsal metinlerin giderek yaznsal-tarihsel anlaya doru kymasiydi. Fakat burada da m o d e r n episteme ierisindeki k o n u m u n u salama almak yle dursun, m o d e r n aklcln ve eletirel bilimin aralar kutsal metnin byle anlalmasnn elle tutulur bir yan olmadn ortaya karnca bu kaymann Hristiyanla ciddi bir darbe vurduu anlald. Dier bir deyile, e g e m e n kltrel ve entelektel evreyle yaplan gizli anlama Hristiyanla destek deil kstek olmutu. Bu da ateizmin ykselip gelimesinde kutsal kitap eletirisinin ne kadar belirleyici bir etmen olduu sorusunu akla getirmektedir. Devrede olan baka nemli etmenler de vard besbelli, en ok da b u n d a n sonraki iki b l m d e ele alacaklarmz. A n c a k grnd kadaryla en azndan kimileri asndan kutsal kitap eletirisinin vurduu darbe ateizmin dillendirilmesinde dnm noktas olmutu. O w e n Chadwick'in

-123 belirttii gibi, 1860'larn balarnda " L e s l i e S t e p h e n gibi gen biri Kitab- M u k a d d e s ' i n her kelimesine ya inanmak zorundayd ya da Hristiyan olmayacakt." 2 1 Stephen'n bu b a k m d a n dierlerini ne dereceye kadar temsil ettiini saptamak zor. Chadvvick baka bir yazsnda Stephen'n tutumunu yaygn entelektel eilimin bir gstergesiymi gibi niteler, hatta bu t u t u m u n belki de ou z a m a n anlatldndan daha incelikli olduunu ileri srer. O n a gre Stephen, Nuh tufanna artk inanamadmdan bazen inancn kaybeden biri olarak temsil edilmektedir. Bu 60'larm ortalarnda, otuz yl boyunca en eitimli adamlarn Nuh tufanna inanmay braktklar zaman bana gelmiti. Stephen'n kendi beyanlarnda daha zekice bir tutum sezeriz. Bu entelektel fikir ayrlndan ok ahlaki ret sorunuydu. Kitab- Mukaddes'teki hikyelere inanmayan, Kilisesi tarafndan byle hikyeleri ayin srasnda hakikat gibi okumak zorunda brakld bir duruma sokulmu bir din adamyd o. Daha fazla tahamml edemezdi. Haleflerinin farz ettii gibi cemaatin bir an dahi Nuh'un hikyesini tarih olarak anlattn kabul etmediklerini farz edemezdi.22 Chadvvick, Stephen'n Kitab- M u k a d d e s ' i n tarihsel gerek olmamasnn Hristiyanlkla badamadm dndn iddia etmez; daha ok onun Kitab- Mukaddes'in tarihsel gerek olduuna inanmazken inanrm gibi konuup davranmasn bekledii anlalan kilisedeki konumuyla badamadn dnyordu. Byle amazlar ve entelektel straplar artk gemi bir ada kald. Yirminci ve yirmi birinci yzyllarda kutsal kitap eletirisi ve kutsal metinlerin birebir hakikatine ilikin kukularn ateizmin aklanmasnda bir unsur olarak dile getirilmesi eskisi kadar olas deil kukusuz. B y k lde b u n u n nedeni teist ya da ateistlerin Hristiyan inannn balca art olarak kutsal metinlerin tarihsel yanlmazlna bal kalm a k istemesi deildi. Bu adan Temple, Gore, Colenso ve dierlerinin gayretleri meyvelerini vermi grnmektedir. Teolojinin kendi iinde, kutsal metinlerin yaln ve tarihsel hakikate ball dahil, modern epistemolojik srelere u y u m salamada ilenen tarihsel yanlgnn giderek daha ok farkna varlmaktadr. Pek ok ada teolog iin kutsal metinlerdeki belli bal anlatlarn tarihsel gerek olmalar ya da olmamalar artk k o n u d kalmtr. nemli olan kutsal metinlerdeki anla-

102 106 tlarn manevi hakikatleri aktarma gcdr, yoksa anlatlan olaylarn gerekten yaanp yaanmad deil. A m a bu ada teolojide kutsal metinlerin yalnzca mecazi anlamda hakikat olarak grlmesi gerektii konusunda (baz teologlar hi phesiz b u n a inansalar bile) fikir birlii olduu anlamna gelmez. Bilakis, modernite tarafndan kutsal metinlerin "yaznsal" anlamda zayfladklarnn grlmesine, dolaysyla sadece tarihsel tanmlar olarak anlalmasnn nasl m m k n olduuna teologlarn dikkat ekmesi demektir. rnein, Gerard Loughlin " m o d e r n dnemde birebir anlamn genel ayrmas: Yazld haliyle yaln anlam ve tarihsel olarak yaln a n l a m " hakknda yazmt. 2 3 Yaln olan bir kere tek renkli grlmeye grsn, " e d e b i " olanla " m e c a z i " olan iki ayr ve hangisi tercih edilirse, brnn yerine geecek o k u m a olarak kar karya getirmek m m kndr. Oysa modern ncesi teologlara gre, daha nce ayrntsyla akladmz gibi, bu ancak kutsal metnin zayf dmesine yol aabilecek sahte bir ikilikle zorlanabilirdi. R o w a n Williams'n iaret ettii gibi Aquinolu T h o m a s ' a gre (kutsal metnin) edebi anlam kutsal metinle ilgili btn nermelerin ak bir ekilde gerek gidiat ayrntsyla tasvir ettiine inanmaya bal olmaz; edebi hareket ierisinde bizi insann yaamyksyle birlikte giden Tanr'nn hareketine gtren mecaz iermesi mmkndr, zaten ierir de. Bu yolla Thomas (Aquinolu Thomas) iinde trlerin okluuna imkn veren edebi anlay ksaca tarif eder; yakn zamanda tefsircilerin iddetle kar ktklar edebi manann dar ve ksr tariflerine yol aan da idrak kabiliyetini grp gelitirmeyi baaramamalardr.24 yleyse VVilliams'a gre kutsal metinlerini okuyanlarn tarihsel, edebi okumayla salt mecazi okuma arasnda d p e d z bir seim yapmak zorunda kaldklarn v a r s a y m a k yanl olur. Aksine, kutsal metinlerin yaznsal okumas iinde barndrd metafor, alegori ve tipoloji trlerine zen gsterir ve anlatlarn hibir ekilde tarihsel tasvirler olmasn gerektirmez. Bu dndrc yorumlar daha fazla irdelemek bizi g n m z n kutsal kitap tefsircilerinin engebeli arazisine gtrecektir. A m a bu ksa alntlar bile ada teolojinin gittii istikamet hakknda bir fikir edinmemizi salar. G r n d kadaryla kilise babalaryla onlarn tipolojik ve alegorik tefsirlerine "salt" tarihsel olarak yaznsal olmaktan ok anlam yk itibaryla tam kardan bakmaktr bu. Bunun tek nedeni yalnzca kutsal kitap eletirisinin vurduu darbenin bunu mecbur klmas deildi. Loughlin ile YVlliams'n aklamalar kutsal metinlerin daha incelikli okumalarnn teolojik adan daha tatminkar, aydnlatc ve kat, Hristiyanlk geleneiyle daha uyumlu olduu kanaatim gstermektedir. Bu bakmdan kutsal metnin "birebir tarih" olarak okunmas geici sapma diye grlebilir, ama b u pek ok zararl
etkisi

olan bir sap-

madr. Yalnzca bizzat inancn ksrlamasna yol amakla kalmam, ayn zamanda kutsal kitap eletirisini byle bir okumann rk olduunu gzler nne sermesiyle onu ateist saldrya maruz brakmtr. Bylece bir taraftan ateizm, dier taraftan kutsal kitap eletirisi arasndaki yakn ba grmek m m k n olurken, b u n u n belirli tarihsel donemde - modernite dneminde - kendini belli etmi, grece ksa mrl ve imdi kesinlikle zayflayan bir ba olduu sonucunu karabiliriz.

laylarn ve ilahi takdir kavramn tekrar gzden geirmelerine yol amt elbet, fakat genellikle bilimsel olduu kadar teolojik ilerlemeler

6. BOLUM
ATEZM VE BLMN YKSEL

olarak grlyordu. Newton' bir anlamda ilahi tezahre ulamann yolunu aan biri olarak grenler vard; Tanr'nm buyurduu zere dnyann nasl hkmedileceine dair kurallar gn na karmt, zaten bu mucizelerin ilahi dehaya duyulan gveni artrc etkisi olduu dnlyordu. Bu anlamda Newton inananlarn Tanr'ya ibadet ederken duyduklar huu ve merak duygusunu besleyen kiiydi. Newton byk lde almasyla ilgili bu anlay paylayordu, ayrca onca bilimsel abalarnn yannda kapsaml teoloji kitaplar yazmaya da vakit bulduunu unutmamak gerekir. Her ne kadar gelecek nesiller aksi ynde karar vermi olsa da Newton'n kendisi yapt teolojik almalarn nemini, bu disipline ait daha geni sonular bakmndan olmasa bile, en azndan isel btnlkleri asndan bilimsel almalaryla ayn seviyede grmeye eilimliydi. Bu iki alandaki almalar farkl yntembilimsel sreler araclyla ilerlemi olmasna ramen aralarnda, farkl alardan baklm olsalar da ncelikle ortak bir hedefi paylatklar kanaatinden kaynaklanan temel bir sreklilik grlecekti. John Hedley Brooke yle aklamaktadr: " O madem iki alann badatran bir tr 'doa felsefesinin' peinden kotuunu dnyordu, Nevvton'n kendi 'bilimi' ve kendi 'dini' arasnda nasl bir uzlama saladn sormak bir dereceye kadar yapay olur." 2 Bilim ile din arasndaki temel uyumun byle anlald, Nevvton'n zamannda ve aslnda on dokuzuncu yzyln ilerine kadar bilim alannda balca nclerin yerleik Kilise dzeninin niformal papazlar olduklar gereiyle iyice dorulanmaktadr. Bunun balca rnei Oxford'daki fen profesrln din adaml ve Christ Church Katedrali rahipliiyle birletiren tuhaf ama r ac jeolog William Buckland'd. 3 Gelgelelim dier ynleriyle ne kadar istisnai bir adam olsa da biliminsan-papaz olarak ikili konumuyla enikonu ahsna mnhasr biriydi. Bilimle teoloji arasndaki iliki Newton tarafndan grld gibi uyumlu ve srekli olarak alglannca bir biliminsannm ayn zamanda papaz olmas tamamen doal kabul ediliyordu. Bunu bilim ve din adam olarak stlendii ifte rol itibaryla John Polkinghorne gibi bir kimseyi ilgin ve allmn dnda grme eilimi tayan gnmzn bak asyla karlatrmak ilgi ekicidir. Byle bir deerlendirmenin iki meslei uyumlu bir btnn iki tezahr

Tarihin bir noktasnda ekilen bir tohum "ateizm" ile "bilim" arasnda silinmeyecek bir zihinsel balant olarak filizlendi. Bu balantnn gc son zamanlarda azalm olmasna ramen asla tamamen kopmamtr ve daha kk apta da olsa hl canldr. Kkenine gelince, on dokuzuncu yzyln ikinci yarsnda ortaya kp gcnn doruuna ulatna phe yok. 1885 ylnda "phe" olgusunun (en azndan Britanya'da) 1855'e kyasla ok daha yaygn olduunu gzlemleyen Owen Chadvvick der ki, 1885'te pek ok kimse ister phe etsin ister tasdik etsin bu kanaat deiiklii iin "bilimi" suluyorlard. Bazlar sanki tek sorumlu "bilim" imiesine konuuyordu. Ve bunlarn arasnda bilimi sulayan kimileri Charles Darwin adn din hakikatiyle kar karya kalnca bilimlerin btn geliiminin sembol ya da merkezi veya entelektel gc olarak kafaya takmlard.1 Bu duruma yol aan ne olmutu? Baz bakmlardan artc bir durumdu, nk bilim yeni bir ey saylmazd. Darwin'in keifleri ve hipotezleri ne kadar devrimci ve etkili olursa olsun, kendisini bilimin bu itibarla yaratlmasyla ilikili grmek pek mmkn deildi. stne stlk doa bilimlerinin uzun tarihinde teolojiyle arasndaki ekimenin iareti olarak etkisi ok azd. Tam tersine, teolojiyle bilim arasndaki iliki uzun zamandr uyumlu bir dostluk ierisinde gidiyordu. Bu dostlua en sembolik ifadesini veren belki de on sekizinci yzyln mkemmel bilgini Sir Isaac Nevvton olmutu. Kimse biliminsan olarak Nevvton'n konumundan kuku duymuyordu; aslnda onun keifleri yalnzca devrimci addedilecek ekilde dallanp budaklanmt. Ama ayn zamanda eserlerinin teolojinin altn oymaya hizmet ettiini dnenler de vard. Bunlardan bazlar miras alnm ilahi faaliyet an-

111 -123 olarak alglayan Viktorya ncesi d n e m i n zihniyetince anlalmas m m k n deildi. Peki nasl oldu da yalnzca birka on yllk bir zaman diliminde bilim ile din arasndaki iliki dostluktan karak dinin gzden dnn sorumlusu olarak bilimi sulayacak kadar dmanla dnt, bilginlerle papazlar srekli ekime halinde olan kimseler olarak grld? Bu d n m ve gerekleme hz fevkalade dikkat ekicidir. A m a bu meseleyi amadan nce on sekizinci yzylda bilim ile din arasnda egemen olan uyumlu ittifakn karakterini hatrlamamz nemli. Yukarda g r d m z gibi A m o s Funkenstein erken modern d n e m e asl damgasn vurann bilimsel ve dinsel sylemin " k a y n a m a s " olduunu savunmutu. Farkl dnce alanlar olarak grlmeleri yle dursun, her birinin kendilerine ait metodolojileri, gramerleri ve doruluk kriterleriyle metodolojik bir devamllk ierisinde iledikleri kanaati sz konusuydu. Bilimsel meseleler teolojik dille doluydu, teolojik hakikatler de aka bilimsel yolla ifade edilirdi. A m a ayn zamanda bu gzle grlr birlik ve u y u m u n baz bakmlardan yanl ynlendirici olduunu da gzledik. nk, Michael Buckley'in de ileri srd gibi, bilimle din arasndaki uyumlu ittifak aslnda dinin metodolojik adan bilime teslim olmasyla kotarlmt. Bu "teslimiyetin" ak ak kabul edilmekten ok bilmeden ve bilinsiz yapldn da grdk kukusuz. te yandan Buckley'in tartt husus, bu teslimiyetin her eye ramen o kadar gerek olmadyd. Dini hakikatler deneysel, bilimsel varsaymlarla uyum salad gzler nne serilebildii srece bizzat din kendini deneysel, bilimsel gerekelerle hakl karp savunmay tam a m e n doal gryordu. Buckley'in dedii gibi, "Bilim artk sadece felsefeye deil teolojiye de dayanmaktadr." 4 Gelgelelim bu doruysa, o zaman hem bilimle din arasnda kurulan daha nceki dostluun yapsna hem de bunun hzla kne hatr saylacak lde k tutmaktadr. nk bilimle din arasndaki ittifak ne kadar salam ve derin grnrse grnsn, din retisine herhangi bir ekilde zt dmeyen ama sresiz gvence altna alnamayacak bilim e tamamen baml olmas bakmndan bu nermenin aslnda dpedz sallantda olduunu akla getirir. Din ile bilimin dikisiz bir btn olarak " k a y n a m a s " apayr iki sylem alan arasnda hibir karlkl uyumann m m k n olamayaca anlamna geliyordu. Aralarndaki srekliliin anlam ikisinin tmyle u y u m iinde ve tek bir mantk sistemi ierisinde ittifak halinde olmas gerektiiydi. Newton'n keifleri - i m d i y e dek sz ettiimiz baz ynleri h a r i - teolojik retileri hibir ekilde ciddi olarak sorgulamamt; zaten bu muhtemel anlamazlklar teologlarn kabullenmeye dnden raz olduklar teolojik dzenlemelerle kolayca zld. N e var ki bilimin srekli ilerleme kaydettii dnlrse, b u n d a n daha ciddi arpmalara yol amas bekleniyordu herhalde, zaten b u an gelip att zaman -teolojinin prensip olarak halihazrda bilime teslim ettii metodolojik zafer gz nne a l m n c a teolojinin b o y u n emesi kanlmazd. Bu aslnda, zellikle Darwin'in keifleriyle birlikte ok korkun boyutlarda yaandysa da benzer kaymalarn usul usul grlmeye baladna dair iaretler epeydir vard. rnein, pek ok niversite retim grevlisinin (on dokuzuncu yzyln sonlarna kadar h e m e n hepsi Anglikan papazlaryd) inanc yeniden yorumlamaya, hatta bilimsel ya da deil akademik aratrmalarna ters den belirli dinsel retileri hepten reddetmeye istekli olduu grlr. B u itibarla Leslie Stephen "kendi zamanndaki ortalam a Cambridge retim grevlisinin" arpc portresini izer (o da 1855 ylnda diyakoz payesine ykselmiti). Byle tipik birini tarif ederken unlar syler: Hem rasyonel hem Hristiyan olmay dileyen hassas ve drst bir adam. Eski kat Hristiyanln ald vaziyetin savunulacak taraf kalmadn grecek kadar rasyoneldi. Cehenneme veya "szl telkine" ya da "gerek mevcudiyete" inanmyordu. Byle konularda yaplan mnakaalar sama ve khne bulur, onlardan bahsederken lanet okumasa dahi ehemmiyet vermezdi. Ama dier yandan bir tr dinsel inann gerekli ya da deerli olduunu dnr, kendini itenlikle inanan biri diye grrd. Eski inanlarn bir ekilde "rasyonalize" veya "spiritalize" edilebileceini varsayard. Onlar u ya da u anlamda kabul edebilir ama hangi anlamda olduklarn pek merak etmezdi. Felsefenin nihai sorularyla daha az megul olurdu. Byk zorluklara gzlerini kapatr ve cevab oldu bilirdi.5 Bu pasaj birka nedenden tr nem tayor. Bir kere yeni ortaya kan bilimsel bilgi nda inanlarn entelektel ve psikolojik " u y u m a s " ya da " u y a r l a n m a s " srecinin, en azndan Darwin'in yapt ve dier nemli bilimsel keiflerin patlayc bir gle ortaya kmasndan

113 -123 bir sre nce enikonu yoluna girdiini akla getirir. kincisi ve tarttmz konuyla daha yakndan alakal husus da uyumann karakteriyle ilgili bir eyleri ortaya koymasdr. Hi kukusuz bunlar o uyumann alabilecei eitli biimlerdi. VVittgenstein tarafndan aydnlatlm aa yukar kesin igrlerin etkisiyle yirminci yzylda bilim ve dinden her biri kendi mantk ve belirgin dilbilgisi kurallarna sahip iki ayr " s a h a " olarak sz e t m e k suretiyle ikisini badatrmak, bylelikle aralarnda dorudan herhangi bir atma, hatta ekime olasln bile gidermek yaygnd. A n c a k on dokuzuncu yzylda miras alnm dinsel ve bilimsel sylem " k a y n a m a s " ile birlikte bu kap artk kapanmt. O n u n yerine ne z a m a n dorudan arpma yaand dnlse biraz taviz verme, hatta teslimiyet yoluna gidilecek, ayrca en eitimli kimselerin gznde boyun emesi gereken hemen her durumda din olacakt. Stephen'm yeni ortaya kan bilgiye ters dt anlalan teolojik doktrinleri skartaya karmaya hazr grnen "ortalama Cambridge retim grevlisi" tasvirinde arpc bir biimde hatrlatt buydu. Bu papaz retim grevlileri kendilerini samimiyetle inananlar diye grseler de prensip olarak doktrini feda etme srecinin kesin izgilerini belirleyecek gzle grlr hibir snr bulunmuyordu. Bazlar iin dinsel anlamna gelebilecek hibir ey kalmayana dek doktrinlerle retilerden fedakrlk edilmesi gerekiyordu, bu ilem en nihayetinde bizzat Leslie Stephen tarafndan yerine getirilecekti. te yandan geen b l m d e grdk, Leslie S t e p h e n ' m yaad inan kaybn tayin eden en azndan bir dereceye kadar kutsal metinlerin yaln hakikatine olan inancn kaybetmesiydi. Bu aamada " b i l i m " amaznn "Kitab- M u k a d d e s " amazna bal olduunu belirtmemiz gerek. nceki b l m d e kutsal kitap eletirmenleri tarafndan kefedilenlerin ister kendilerine ister dine inanc zedelemesi gerekmediini grdk. Bunun nedeni Kitab- Mukaddes'in m o d e r n dnemde harfiyen, bilimsel ve matematiksel adan anlalmasyd. Kutsal kitap eletirisi kutsal metinlerin bu ekilde anlalmasnn savunulacak bir taraf olmadn gstermiti, pek oklarnn gznde b u n u n kutsal metinleri anlamann mevcut yegne yolu olduu dnlnce, bu durum kutsal metinlerin tamamnn terk edilmesini gerektiriyordu. Benzer bir sre btn " b i l i m " amaz fenomeninin devreye girdii durumda grlebilir. Tartma konusu olan bilimsel keiflerin ouna gelince, gerekte ancak birka tanesi dinsel inama olumsuz etki yapmt. Darwin'in de
*

srarla vurgulad zere, teoride onun evrim hipoteziyle teizm arasnda ters den hibir ey yoktu, ayrca evrim kuramnn kabul edilmesi teizmi ne daha ok ne de daha az olas klmaktayd. te yandan pek oklar asndan evrim kuramnn asl kt niyeti yaratla dair kutsal metinlerde aktarlanlarn doruluuna glge drmesinden ileri geliyordu. Dier bir deyile, bilimin amaz mantk ve uygulama bakmndan kutsal kitap eletirisinin amazna yaknd: kisi de kutsal metinlerin yaznsal hakikatinden phe ediyorlard. David Nevvsome yle der: 1859'dan sonra Darvinizm, kat Hristiyanla daha nce kar karya kaldndan ok daha endie verici bir darbe vurduysa bunun sebebi Trlerin Kkeni' ile birlikte aa kan gereklerin kutsal metinlerin kabul edilmi otoritesinin - n e tuhaftr ki zmsenmesi ve Hristiyanlarn tamamnca uygulanmas gerektiine itimat edilen en zorunlu mesajn, Kutsal Metinler'deki Tanr Kelam'nm ahlaki ierii diye grlm Viktorya dneminin dinsel retisinin ta kendisi tarafndan- oktandr sorguland bir dnemde gelmesiydi.6 Kukusuz, teizme ynelik, bilimsel bilgideki ilerlemelerle temsil edilen meydan okumay kutsal metin eletirisinin vurduu darbeye indirgemek yanl olacakt. Bilim, zellikle jeoloji, bilginin hudutlarn ilerlettike ve evrim hipotezi giderek ekillendike, aada da greceimiz gibi, din asndan ortada, kutsal metinlerin tarihsel ve yaznsal hakikatin temsilcisi olarak o k u n m a y a devam edilip edilemeyecei meselesinden ok daha fazla tehlike vard. Gelgelelim, konu ateizmin ortaya k olunca, bunlarn aralarndaki balant nemlidir. Bilimden bamsz olarak kutsal kitap eletirmenleri kutsal metinlerin tarihsel doruluuna glge drmlerdi. Biliminsanlar da benzer sonulara ulamada kutsal kitap eletirmenlerinden bamsz olarak kendi gerekelerini ileri sryorlard. Kantlarn kmelenen gc yle bykt ki zihinlerinde pheye denlerin bilimsel ilerlemelerde hakikatin teistik anlatlarna meydan okuyan baka ne varsa kabullenmeye oktandr hazr olduklar verimli bir ortam vard. Bilim tarafndan dine ynelik m e y d a n okumalar her ne kadar CharCharles Darwin, ev. m e r nalan, Evrensel B a s m Yayn, st., 2 0 0 9 .

Trlerin

Kkeni,

115 -123 les Darvvin adn artrsa da bu meydan okumann temellerinin 1859 ylnda m u a z z a m eseri yaynlandnda hatr saylacak kadar gelimi olduu su gtrmez. Robert M. Young, "Darwin ile Darvinizm'in ok daha geni bir hareketin kliesi haline geldiini" tartrken, "1790'larda balayan bu hareketin birka belirgin evreden getiine iaret etmektedir. Bunlardan ilki, 1798 ylnda, papaz ve ayn z a m a n d a East India C o m p a n y ' d e ekonomist olan T h o m a s Malthus imzal bir eserin yaymlanmasyd. Essay on the Principle of Populction balkl inceleme doay ahenkli ve insan mfik kabul eden - A y d n l a n m a srasnda pek yaygn o l a n - temel varsaym sorguluyordu. Young kitaptaki ana argmanlar ve din asndan sonularn yle zetler: Tanr btn boazlara yiyecek vermez, ama tm bu yiyecek iin ziyadesinden fazla boaz verir; hayrseverlik -ister zel olsun ister devlet eliyle- fukarann nasibine deni daha beter ederdi. Malthus'un kuramnn etkisi barndrd gzle grlr matematiksel kuvvet sayesinde artmt; gelecek nesillerde nfus geometrik olarak (2, 4, 8, 16, 32, 64, 128) artarken, gda kaynaklarnda ancak aritmetik art (1, 2, 3, 4, 5, 6, 7) grlebilirdi. 128 boazla yedi boaza yetecek kadar lokma arasndaki fark denetimsiz nfus artyla insann yiyecek bulma abalar arasndaki muhtemel uurumu temsil etmektedir. Doa yalnzca cimri deildi, insan cinsel itahn bastramad srece ktlk, sefalet, sava, ktlk ve lm de doann yasalarnn kanlmaz sonulan olurdu.7 O d n e m d e bunun etkilerinin en iddetle hissedildii alan bilim ve dinden ok siyaset alan oldu. K a m u politikasn mdahale ve sosyal yardmdan uzaklaacak ekilde dzenleyen Yeni Yoksullar Kanunu'nu yrrle k o y m a mcadelesi veren Whig, hkmetinin imdadna yetimiti. Fakat yle bir mantk iletilmiti ki Darvvin'in, kendi tarafndan da kabul edildii gibi, "doal seilim" kuramnn itici gc olan dinamik anlayna iaret ediyordu. Young'm tespit ettii ikinci evreyse bizi doruca jeoloji alanna gtrmektedir. 1800'lerin banda fosillerle gmldkleri eitli katmanlar arasndaki ilikiye dair nemli keifler yaplmaktayd. Fakat jeoloji bundan daha fazlasn yerine getiriyordu; ayn z a m a n d a yerkabuundaki iddetli hareketlerin, krlan katmanlarn ve da atmlarnn bilimiydi. Bize grnd haliyle doal dnyann yaps hakknda, her z a m a n byle mi varlk gsterdi, yoksa geliti mi, yleyse nasl bir geliim geirdi gibi sorular sorard. On dokuzuncu yzyln en nemli jeologlarndan biri Charles Lyell'd. Avukatlk eitimi alm olmasna ramen mesleinden bamsz olarak hali vakti yerindeydi, dolaysyla serveti sayesinde rahat bir y a a m srebiliyor ve vaktini jeolojik aratrmalara ayrabiliyordu. Principle s of Geology meyvesiydi, birinci cildi Beagle gemisiyle (1830-3) b u almalarn jeolojik keif yolculuu
kt

srasnda gen Darvvin tarafndan okunmutu. Darwin'in yaamyks yazarlar Adrian D e s m o n d ile James Moore'un szleriyle aktaralm: Lyell gemiin imdiki zamandan daha iddetli olmad -dolaysyla antik dnyay izah etmek iin tek ihtiyacmzn bugnk iklimler, volkanik faaliyetler ve yer hareketleri olduu- mtemadiyen ve ar ar deien bir dnya canlandryordu. Yerkabuu hareketleri birbirini dengelemektedir: Bir tarafta arazi ykselirken baka bir yerde ker, sarsc bir ekilde deil... azar azar.8 Bylece arazi dzenleri yava ve istikrarl bir deiimin gelitii bir sre ierisinde m e y d a n a gelmektedir. Lyell b u geliim prensibini hayata ve hayvanlara uyarlamay m k e m m e l c e reddetmi olmasna ram e n dnyadaki arazi dzenlerinin grnmne ilikin savlar evrim hipotezine zemin hazrlayacak ekilde belirlenmiti. Darwin'in Beagle gemisinde yapt gzlemler Lyell'n nerilerini dorular nitelikte grnyordu, daha o gnden " d n y a y ar ar ve azar azar deien bir yer olarak grmeye balamt". 1 * Evrimci hipotezin douunda bir sonraki adm 1844 ylnda yaynlanm Vestiges of the Natural History of Creation adl, Robert Chambers tarafndan yazld ancak 40 yl sonra anlalan anonim bir eserdi. Kitap, Lyell tarafndan yeryz tarihine uyarlanm, deimez doa yasalar dorultusunda gelien prensiplerin hayatn kendi geliiminden srekli uzak tutulamayacan gzler nne sermekteydi. Dahas, evrensel yasalara gre " b a k a l a m " ilkesinin, zellikle zihinsel hayat dahil, insan hayatna uyarlanmas gerektii iddiasn desteklemek iin George C o m b e ' u n kafatas bilimi (frenoloji) stne yapt almasna dikkat ekiyordu. alma, yerleik bilimsel kurumlarca iyi karlanmamt; genel k a m u o y u iin amatr biri tarafndan kaleme alnmt, biliminsanlar yazarn benimsedii akademik bilgi standartlar kar-

116 smda dehete dmlerdi. Adrian Desmord bu kitab tanmlarken unu demiti: Bir para parlak gazetecilik, kenarda kede kalm bilim dallarnn kazan kaps senteziydi. Sekler hizipleri "Geliim" bayra altnda bir araya getirmek iin zekice kotarlmt. Ne var ki bilim ikinci eldi, zaten (Thomas) Huxley de kitabn grgsz zentisinden hi holanmamt. stelik hayalperestti, gezegenlerin bir araya gelmesinden tutun da canl kreciklerin "kemiko-elektrik" nesline, balk ve ilk srngen fosillerine, balndaki "vestiges" -klerek ilevini yitiren organ, kalnt- szcne ve insann mkemmellemesine kadar daldan dala atlyordu.10 Eer geni bir okur kitlesini hedef aldysa, bu amacna ulat muhakkakt, 1860'a kadar 25.000, yzyln sonuna gelindiindeyse 100.000 kopyas satlmt. (Buna karlk Darwin'in Trlerin Kkeni 1895'e kadar 47.000 satm bulunuyordu. 1 1 ) te yandan bu kitap biliminsanlar tarafndan ne kadar ktlenmi olsa da ayn biliminsanlarnn kendi aratrmalarnda hatr saylacak kadar dallanp budaklanaca anlalan benzer bir istikamette ilerlediklerinden kuku d u y m a k m m k n deil. Chambers u szleri syledii zaman kukusuz en nemli tek sonucunu ortaya karm oluyordu: Kanuna tabi olduu ispatlanan zihni amelin annda doal hadiseler kategorisine girdiini, brakn mnakaa etmeye, sylemeye bile pek lzum olmaz. Eski metafizik karakterini bir rpda kaybeder, fiziki ve manevi arasnda ekseriyetle kabul edilen fark hkmsz kalr.12 Kitabn eitli basklarnda birka kez ve b y k lde deitirilen yukardaki alnt zaten bilimsel ilerlemelerin din asndan kutsal kitap eletirisi sorunundan ok daha fazla tehlike douracann iaretiydi. Kat teolojinin b y k blm, insan tryle yaratlanlarn geri kalan arasnda nitel bir farkllk olduu varsaymna dayanyordu. nsan tr tek bana "Tanr'mn kendi suretinde" yaratlmt ve sa'nn getirdii mucize kurtulu bir tek insann yakarmayd. Dini hassasiyet ve hakikati idrak bir tek insann sahip olduu bir gt. Bilim ne zaman insan, hayvan ve bitkide ikin bir tr sreklilikten yana bu nitel ayrm ortadan kaldrmaya kalkt, dinsel duyarllklar tehdit eder hale geldi. Din

102 ile bilim arasnda bir nceki yzylda ilikilerinin temelini oluturan ahenkli evlilik artk zlme srecine girmi grnyordu. Bu esnada Charles Darwin evrim hipotezinin eitli unsurlarn birletirmek gibi zahmetli bir ile megul olmaya devam etti. O dnemde ve bazen sonradan da eletirmenler arasnda Darvvin'in bilimsel gerek olarak ortaya srd eyin alt taraf bir "teori" ya da "hipotez" olduundan, ortada dorudan hibir "kant" bulunmadndan ikyet etmek yaygnd. Evrimin ampirik deneylere dayanarak yaplan benzer dier keifler gibi gn na karlm bilimsel bir "keif" olmad doru. Ancak Darwin'in hipotezi rnein yerekimi yasas gibi bilimsel keiflerden farkl bir kurala balyd, zaten prensip olarak " e v r i m hakikati" iin rtlemeyecek kant olabilecek eyin ne olduunu tam olarak bilmeye olanak yoktur. A m a bu, Darwin'in eseri uuk tahminlerden, mesnetsiz fantazyal ardan ya da hsnkuruntulardan ibaret demek deildi. Tam tersine, onun eseri yaklak 20 yllk meakkatli gzlemin, botanik, jeoloji ve "natralizm" diye bilinen lemdeki dier ura alanlarnda dolayl kantlar toplamann rnyd. tinayla yol alyor, almasnn akademik ve bilimsel salamlna ikna olana dek dnyaya d u y u r m a k istemiyordu; yle zen gstermiti ki 1858 yaznda Alfred Russel VVallace'm da bamsz olarak benzer sonulara vardn kefettii zaman almasnn btn orijinalliinin " p a r a m p a r a " olaca korkusuna kapld. Bulgularn ayn yl yaplan Geological Society toplantsnda ortaklaa sunmulard, bu da Darvvin'de btn evrim dncesini ve onun dayand kant olduu gibi aa vurma heyecan uyandrd. Grlmedik bir hzla alarak kitabn ertesi yl yaynlad, bylece Trlerin Kkeni nihayet onu bekleyen dnyayla tanm oldu. Darvvin uzun zamandr kitabn baslmasn ikircikli duygularla ama evham iinde beklemekteydi. Kitabn sonlarna doru "bu kitapta dile getirilen kanaatlerin herhangi birinin dini hislerini dumura uratmas iin hi geerli s e b e p " grmediini belirtmise de bu cmle ngrden ok savunmaya dayanyordu. Kanlmaz olarak ilk gelen tepkiler karkt ama hepsi kesinlikle olumsuz deildi. Yaymlanmasndan ksa bir sre nce Hristiyan Sosyalist rahip Charles Kingsley'in " O ' n u n kendi kendine gelimeye muktedir asal ekiller yarattna inanmak... Bizzat kendi brakm olduu gedii doldurmak iin bir daha mdahale etme mecburiyeti hissettiine inanmak kadar necip bir Yce Varlk anlaydr," 13 diye yazd takdir mektubunu almak Darwin'i mthi keyif-

118

-123 grecekti ve insan rk batrp" lam ukurunu boylamasna sebep olacakt.16 Madem Harriet Martineau ile Adam Sedgwick Trlerin Kkeni'ne inanmakla inanmamak arasnda ar kutuplar temsil ediyorlard, kendilerine ait tepkileri ok gemeden abartl ve karikatrize bir biimde kamuoyunda ifadesini bulacakt. Harriet Martineau'nm duruu, tannm agnostik bilimci ok daha delimen ve saldrgan Thomas Huxley'inkiyle enikonu ifade bulurken, Sedgwick'in grleri daha temkinli ve daha kibar, ama ayn zamanda daha yzeysel ve kaypak olan Oxford Piskoposu Samuel VVilberforce tarafndan dile getirildi. 1860 Haziran'nda Oxford'da yaplan British Science Association'm (ngiliz Bilim Dernei) genel toplantsnda yz yze gelmeleri insan hayat ve urann apayr iki alanndaki muazzam kafa kafaya arpmann timsali olarak girmiti "bilim ve din" karlamas folkloruna. Owen Chadwick da benzer eyler sylerken, "bu arpma Viktorya dnemindeki btn ekimenin sembol haline geldi"; bir yandan da bize unu hatrlatmaktan geri kalmaz: "Viktorya ann sonuna kadar sembol olmad, hakknda her ne kadar zel olarak konuulsa da, Darvvin'in (1887), hatta Thomas Huxley'in (1900) yaamykleri yaynlanana dek genel ilgi oda olmayacakt." 1 7 Karlamaya tank olanlar elikili eyler anlatrlar. Aslnda yllar getike Huxley ile Wilberforce arasndaki szl atmayla ilgili aktarlanlar iyice lgnlaarak sansasyonel bir hal ald. Karlamann kt n salmasnn nedeni tad entelektel arlk ve nemden ok kullanlan dilin bayal ve tartmann hrpalayc karakteriydi. Byle bir tonun dip noktas Wilberforce'un belli ki kendiliinden ve rencilerin glmelerinin etkisiyle, maymunlarn dede mi yoksa bykanne taraf m olduunu sormasyd. Ortaya atlan daha acayip ifadelerden bazlarn dzeltmek amacyla Huxley sonradan olay naklederken, tartmay asla bu dorultuda srdrmeyi aklna dahi getirmemi olmasna ramen piskoposu kendi silahyla vurmaktan geri kalmadn belirtmiti: ayet, dedim, dedem sefil bir maymun mu olsun isterdim, yoksa tabiat tarafndan her eyin bahedildii ve byk nfuz sahibi olan ama bu melekeleri, sadece vahim bir fenni mnakaada alay etmek maksadyla kullanan bir adam m olmasn isterdim diye sorulsayd bana,

lendirmiti. Ayrca Darvvin'in bayraktarln yapan ABD'deki yegne destekisi Harvard'daki Herbaryum'un bandaki Asa Gray dini btn bir Hristiyan'd. Asa Gray hayat boyunca trlerin geliimini yasalara balamak suretiyle Darwin'in tasarm kantn pekitirdii grn savunmay srdrd. Darwin'e mektuplar yazarak tasarm kantn glendirdiini ikna etmeye alyordu.14 Byle tepkiler ezamanl olarak "bilim" ile " d i n " arasnda hzla yaylan mcadele maskaraln gsterdiinden ok daha yaygnd. Yine de bu maskaral besleyip destek veren ar tepki gsterenler de olduu su gtrmez. Bir zamanlar Malthus'a byk hayranlk duyan Harriet Martineau kendisi gibi sekler propaganda yapan dostu George Holyoake'ye yle yazmt: "Ne kitap ama! - (eer doruysa) bir taraftan vahye dayal Din, dier taraftan lle-i gaiye ve Tasavvur sz konusu olduunda) Tabiat alaa ediliyor. Bilgi yelpazesi ve zenginlii insan nefes nefese brakyor." 15 Grnd kadaryla Martineau'nun ekinceleri yalnzca Darvvin'in usulca teist nvarsaymlar ima ettii cmlelerdi. te yandan, Cambridge'de eski jeoloji profesr, artk kocam bir papaz olan Adam Sedgwick daha nceki siciline istinaden tahmin edilebilir bir karlk verdi. Yllar nce Robert Chambers'm Vestiges adl kitabna iddetli tepki gstermiti, ama bu tepki ksmen yazarn kusurlu fen bilgisine yorulabilirken, Sedgwick'in hiddetini asl krkleyen, yukarda alntladmz, Chambers'm "fiziki ve manevi arasnda ekseriyetle kabul edilen fark hkmsz kalr" yollu kanaati olduu akt. Bu durum 15 yl sonra Trlerin Kkeni ile karlatnda onun gznde byk engel olmay srdryordu. Eski rencisi Darwin'e dostane bir mektup yazm olmasna ramen kitabn baz ksmlarn okurken duyduu "byk elemin sebebi onlar tamamen yalan ve mthi muzr bulmamdr," demekten de geri kalmamt. "Gerek tmevarm yntemini yzst braktn ve yelken ap bizi aya gtrecek olan Piskopos Wilkins'm lokomotifi misali motoru altrp lgnca yola koyuldun." Desmond ve Moore'un belirttikleri gibi, Darwin'i maddi doayla onun manevi anlam arasndaki ba koparmaya almakla sulamt. Yalnzca ilahi sevginin bu gstergesi sosyal dokuyu gvenli tutabilirdi. (Ba) "kesip atmak mmkn olsayd, insaniyet, zannmca, onu gaddarlatrmas muhtemel bir zarar

120 tercihimi hi tereddtsz maymundan yana kullanrdm.18

-123 hepsi din ve bilimin ortak bir maksad - d o a l dnyann kkenleri, tarihi, karakteri ve geliimi- ortaya koymada yalnzca farkl yntemler (kimilerince rakip yntemler) olduuna kani olmu grnmektedir. Eer jeolojideki keiflerle Yaratl ierisindeki kimi hikyeler arasnda ahenk yaratma abalarndan bazlarna bakarsak bunu btn plaklyla g r m e m i z m m k n olabilir. Byle giriimler zellikle yzyln ortalarnda yaygn ve poplerdi. Victor Shea ile YVilliam YVhitla'nn iaret ettii gibi ahenkten yana olanlar jeolojik kronolojiyle Yaradl' badatrma giriimlerine devam ediyorlard. Chambers'n Vestiges kitabnn yaymlanmasndan sonra bu ihtilaf zamann en rabet gren meydan okumalarndan biri haline gelmiti... Mesela, rabet edenler biri olan Mrs John VVright "hadiseler yakinen tahkik edilirse...Tanr'nn karakterinin ve eserleri hakknda kutsal kitaptaki cmlelerle ahenk yaratlacan" gstermek iin Lyell, Buckland, Miller ve Bakewell'den faydalanmt.20 Bir kere daha bilim ve din sz konusu olduunda iki sylem arasndaki yntembilimsel ve nitel farkllklar silen " k a y n a m a " kavramyla ba baa kalm bulunuyoruz. Her ikisi de ortak bir maksadn hakikatini dile getirerek ayn ii y a p m a y a alyorlar, yleyse dorudan ittifak kurulmad z a m a n kar karya gelmeleri sadece biri ya da dierinin reddedilmesiyle veya birinin yahut her ikisinin dieriyle badatrlmasyla zlmesi gereken bir atma sebebi olarak dnlebilir. Bu aamada alglanan bu atma ierisinde neyin gze alndn tam tamna belirlemenin yarar olacaktr. Gsterilen tepki ister reddedi olsun ister badatrma, neden ille de byle bir reddetme veya u y u m a gerekiyordu? Balangta bilim tarafndan teizme ynelik meydan okumann kutsal kitap eletirisinin getirdikleriyle yakn ilikili olduunu belirtmitik. Biliminsanlarmn bulgular Kitab- M u k a d d e s ' i n dpedz ya da t a m a m e n veya hibir ekilde "tarihi hakikat" olarak grlmemesi gerektiini neren kutsal kitap eletirmenlerinin savn pekitirir grnyordu. D u r u m byle olmasna ve hi kukusuz " D a r w i n ' i n Kitab- Mukaddes'i rttne" inananlar bulunmasna ramen, meselenin sadece bundan ibaret olmadn sylemek gerekir. Kutsal metinlerdeki hakikatin ruhani, tarihd, edebi olmayan karakterini kabul etmeye pek hevesli olanlar bile bilimin bulgularnn " m e y d a n o k u m a " anla-

Sz konusu atmann kepazeliine diyecek yok, ancak saysz tarihinin srarla iaret e t m e y e alt gibi, bilimle din arasndaki ittifakn on dokuzuncu yzylda nasl zld konusuna rehber olacak kadar gvenilecek bir karlama deildi. Halihazrda Chadwick'ten rendiimiz kadaryla bunun ancak geriye dnp bakldnda "arpmann s e m b o l " haline geldiini gzlemlemi bulunuyoruz. Ayrca Young k a m u o y u n u n zihninde arpmann fazlasyla zt iki kutupta yaandnn yer ettiini ileri srerken, entelektel kesiminse, (evrim) kuramyla kurnazca uzlatklarn ve ona elik ederek, her ne kadar Tanr'y doadan daha ok uzaklatrsa da ayn zamanda onu ok daha kiisel bir yce varlk haline getiren doal teolojiyi benimsediklerini fark ettim... tartmadaki balca figrlerden herhangi birinin teizm kart olduunu gsterecek ok az kant bulunur. Huxley ile Tyndall'a odaklanan tarihiler evrim kuramnn dnemin en bilge ve zeki dnrlerinden bazlar tarafndan nasl kolayca benimsendiini grememektedirler.19 Bylece ortaya kan tablo alacal bir grnme sahiptir. Her bir uta bilimsel ilerlemelerin dini "rttne" inananlar yer alr, bunun yan sra vahyedilmi hakikatle badamad gerekesiyle bu ilerlemeleri reddedenler vardr. Bu kutuplar arasnda benimseme biimlerini grrz, bunlar da eitlidir. Kimi bilimsel ilerlemeleri vahye tehdit deil, onu tamamlayan, hatta pekitiren diye grerek tmyle olumlu yanndan bakard. Kimileri de bilimsel keifleri yere ge koyamayan bir gr benimsemi olmalarna ramen hakikat uruna bu dnya grleri arasnda ittifak kurmann bir yolunu bulmak gerektiine inanyorlard. te y a n d a n tarihiler her ne kadar Viktorya dneminde bilimle din arasnda kar karya kalman apayr yollara dikkat ekmekte ok hakl olsalar da, kanmca btn b u tepkilerin tam anlamyla paylat nvarsaymlar b u farkllklardan ok daha nemliydi. ster dini, ister bilimi reddetsin ya da aralarnda bir tr badaklk k u r m a y a abalasn, bu dnrlerin hepsi her birinin kendine gre farkl yollardan ele almaya abalad belirli bir problem olduunda hemfikirlerdi. Zannmca onlarn sorunu bu ekilde ele allar aralarndaki ortak noktadr. n k

122 rnna geldiini dnyorlard. Bu ne anlama geliyordu? John Hedley Brooke'un zetledii baz kilit noktalar Darvvin'in darbe vurduu popler Hristiyanlk doktrininin pek ok yzn gsterir: Kutsal kitabn otoritesinin doas, yaratl yklerinin tarihsellii, dem'in gzden dmesinin anlam ve (onunla balantl) sa'nn tvbekr misyonunun anlam ile Tanr'nn dnyadaki faaliyetinin kapsam; tasarm kantnn ikna edici gc; insan tr iin Tanr'nn suretinde yaratlm olmann ne anlama geldii ve ahlaki deerlerin nihai temelleri.21 Bu meydan okumalarn on dokuzuncu yzyl zihniyetine yapt etkiyi hafife almamak gerekir, ayrca bu meselelerin on dokuzuncu yzyl sonrasnda zihinlerde tamamen zld de dnlmemeli. Ancak bu meydan okumalarn birou ya da ounun nvarsaym olarak bilim ve dinin esasen ayn eyin birbirinin yerine gemeye aday, hasm, rekabet eden anlatlar ortaya koyduklar ok ak. Yaratl eserinin sahibi ile Charles Darvvin'in ayn aray iinde olduklarn sadece farkl aralardan ve farkl bilgi hallerinden yararlandklarm varsayar grnrler. Baka bir deyile, bilim ve dinin ayn sorulara farkl cevaplar verdikleri gerei bilinir, aslnda farkl sorulara farkl cevaplar veriyor olabilecekleri akla gelmez. Teolojinin doal tarihi anlatmaktan baka bir ey olabileceinin kabul yok denecek kadar azdr. Bu noktaya parmak basarken amacm Brooke'un belirledii meydan okumalarn gcn azmsamak deil; bunlarn hepsinin bilim ve teolojinin yetki alanlar arasndaki nitel ayrmn daha hassas fark edilmesiyle dpedz "alr" olabileceini ileri srmyorum. Eer teoloji her bakmdan dnyayla "har neir" olmaksa, bunlar bir ekilde ele alnmas gereken glklerdir. Ama eer ikisi arasnda bir uzlama salanmas gerekiyorsa, bunlar her ikisinin de iyzn harmanlayabilecek bir ekilde birletirilip ahenkli hale getirilmi bir tr teolojik-bilimsel aklama gelitirmenin lzumlu olduuna dair on dokuzuncu yzyl dncesinden farkldr. Terry Eagleton'm yakn zamanda belirttii gibi, Bilim ve teoloji ounlukla ayn eylerden konumazlar, ele aldklar konular ortodonti ile edebiyat eletirisi arasndaki benzerlikten daha fazla deildir. Zaten aralarnda kan acayip yanl anlamalarn sebeplerinden biri bu... Demek ki bilimle teoloji arasndaki dala evre-

-123 ni nasl meydana geldii ya da buna en iyi "aklama" getirmek iin nasl bir yaklam sergilenecei meselesi deil. Bu kronolojik anlamda olmasa da kiinin ne kadar geriye gidebilecei konusunda ihtilafa dmektir. Teolojiye gre bilim yeterince geriden balamaz; bir Yaratc ileri srmekten geri kald iin deil, neden ilk nce hibir ey yoktu veya neden sahip olduklarmz bize hi yabanc gelmiyor gibi sorular sormad iin.22 yleyse, doru anlaldnda teoloji ve bilim arasndaki sahte bir tartmadr, nk ayn eylerden konumazlar. kisinin de sylemleri farkl seviyelerdedir ve ele aldklar farkl konular vardr. Biri o sylemi anlamsz ya da anlalmaz bulunca teolojiyi elbette reddedecekti. Ama bu durum srf bilimle badamaz olduu iin teolojiyi reddetmekten farkldr. nk byle bir uyumsuzluun meydana gelebilecei ortak bir alanda faaliyet gstermediklerinden byle bir prensip olarak badamamalarna imkn bulunmaz. Grm olduumuz gibi on dokuzuncu yzyl dnrleri belli ki baka trl dnmekteydi, ancak bunun nedeni kitabn daha nceki blmlerinde tahlil ettiimiz u entelektel kaymalarn miraslar olmalaryd. Orada da grdk, bu blmn banda da yeniden dile getirdik, bu kaymalarn net sonular bilimle dini ortak bir bilgi-kuramsal dzleme yerletirmek, bylece ikisinin tek bir sylemde "kaynamasn" salamakt. te bundan tr nc blmde izlediimiz sre boyunca Tanr bir "ey', bir "varlk', bir biimde bilimsel aratrmalarn nesneleriyle benze haline gelmiti. Tam da bu nedenle geen blmde belirttiimiz gibi Kitab- Mukaddes giderek matematik veya fen dersi kitaplaryla edeer, modern anlamda yaznsal tarih diye grlmeye baland. Bunlarn nda bilimin Kitab- Mukaddes'in hakikatine ya da onun yaratl anlayna meydan okumasnn aslnda dine veya ona bal teolojiye pek de meydan okuma olmadn; bunun daha ok o dinin bilhassa modern kavranna ve teolojinin modern klnmasna kar meydan okuma olduunu anlar hale gelebiliriz. Dolaysyla bilimin aslnda dine meydan okuduunu syleyebiliriz, ancak bu meydan okumann sklkla yanl anlalmas onun doas gereidir. Bilimin yapt dinin kendini anlama ve kendini yanstma biimine meydan okumakt. Teolojinin kendi alanna tecavz ettiini dnrken bilim haklyd, fakat bunun nedeni teolojinin kendine zg ve ait faaliyet alann terk

ve tahliye etmi olmasyd. Dinin sonradan ilan ettii modern adan kendini anlamasna kesinlikle kafa tutuyordu, te yandan bunu nasl anlalaca, yorumlanaca ve bakalatrlaca zerinde d n m e k iin dine meydan o k u m a olarak yeniden o k u m a k belki de m m k n dr. Zaten baka trl yorumlayabilmenin m m k n olduu apak ortada; eer daha nceki blmlerde gelitirdiimiz analiz ikna edici gce sahipse, on dokuzuncu yzyldan miras kalan din anlaynn modern anlamda bir yenilik olduunu ve hibir ekilde dinin ayrlmaz bir paras olmadn grebiliriz. Buna gre modern ncesi teolojiye dn sz konusu olmasa bile en azndan teolojinin nasl baka, bir bakma Aydnlanma dneminin modernitesinden farkl bir hale getirilebilecei hakknda fikir verebilir. Bu derslerin renilmesi biraz z a m a n alacakt. Yirminci yzyla girdikten sonra din ve bilimin ayn konularn dorudan rekabet eden " a k l a m a s " olmadn kabul etmek gittike yaygnlat. Derken, sekizinci b l m d e de greceimiz gibi yirminci yzyln ikinci yarsnda bizzat teolojiyi modern mirasndan kurtarma giriimleri artt. Fakat kukusuz eski dnme biimleri ortalarda dolamaya devam ediyordu. Terry Eagleton'n yukarda alntladmz yorumlarm ateleyen de Richard Dawkins'in bilhassa on dokuzuncu yzyl zihniyetini ebediletirmesi olmutu. Eagleton'n sylediine gre teoloji, on dokuzuncu yzyln Richard Dawkins trevi liberal rasyonalizm ekolnm yapt gibi Tanr'y bir tr mega imalat ya da kozmik idareci olarak grme eiliminde deildir - teolog Herbert McCabe buna "Tanr'y ok muazzam ve muktedir bir varlk gren putperest kavram" demiti. Dawkins yanlgyla Hristiyanln evrene dair bilime rakip bir gr ortaya koyduunu kabul eder. Breaking the Spell adl eserinde filozof Daniel C. Dennett gibi o da bunun dnyaya ilikin dzmece bir kuram ya da szm ona bir aklama olduunu dnr. Bu anlamda bir romann heba edilmi bir sosyoloji paras olduunu dnen ve dolaysyla ne demek istediini bir trl gremeyen birine benzer.23 Her ne kadar eski d n m e biimleri bugn bize direndiklerini gsterecek kadar akl elmeye devam etse de daha on dokuzuncu yzylda klar snmeye balamt. Bilim ve din arasndaki arpmann doruuna vard 1859'dan sonraki yllarda bilimle dinin ayn fiziksel

gerekliklerin, birbirinin yerine geen rakip hipotezler ortaya koyduu genellikle ortak bir kanyd. Dolaysyla bilim ve dinin badatn savunmak isteyenler bile kendilerini b u ikisinin nasl birletirip harmanlanm tek bir anlat iinde birbirine karabileceim gstermek zorunda hissediyorlard. Byle yapay bir sentezin samal ve tehlikeleri Charles Darwin'in dikkatini giderek daha ok ekiyordu. Trlerin Kkeni ierisine apak teistik nitelikte birka pasaj eklemi olsa da b u n a pimand, daha sonraki basklarda bazlarm kard. A n c a k daha nemlisi onu bu paralar karmaya iten nedendir. Nick S p e n c e r ' a gre Darwin z a m a n zaman "yaratl" terimini kullanmaktan rahatszd, gerginliinin nedeni, rnein, daha sonradan yeryzndeki hayatn nasl olutuu hakknda mkemmel ekillendirilmi bir fikir gelitirmesi deildi. Bunu yapmamt. Aksine, bilimsel ve teolojik koullar arasndaki izgilerin bulanmasndan holanmyordu... onunki tek bana o vasflara dayanan ya da bel balayan bilimsel bir kuramd, buna glge dren ne varsa uzak durmak istiyordu.24 Eer bu doruysa, Darwin erken modern zihniyetin bir ehresi olarak bilim ve din arasndaki " k a y n a m a n n " artk h e m bilime hem de dine zarar verici olduuna giderek ikna olmutu. O n dokuzuncu yzyldan yirminci yzyla geildiinde ayn sonuca varan bakalar da vard. C h a d w i c k una iaret etmektedir: 1900'de insanlar sanki ekime sona ermi gibi konuuyorlard. Genlerin zihinlerini dolduran glkler bilimsel deildi. 1900'n uyumsuzlarndan biri genlerin soru sorarken artk bilim ve din arasndaki ekimeyi dikkate almadklarn, ayet kendisine entelektel glkleri soracak olsalar ou zaman metin eletirisi ya da Kitab- Mukaddes'in hkm hakknda sorular sorduklarn ifade ediyordu. Kimi ekimenin eskisi gibi kzmadna ierlerdi, ne de olsa bar iin din, fiziksel dnya hakknda hakikatleri veren kadim iddiasn yzst brakmt ya da brakyordu. erleyenler iki tarafnda da sahipsiz topraklar uruna ekitii bir sahada her bir tarafn dierini nfuzu altnda tutmad kendi faaliyet alanyla ba baa braklmasndan yanaydlar. Kimi felsefi ilahi varlklar dnyann blmlere ayrlmasndan memnu-

126 niyetsizlik duyarak yirminci yzyla miras braklmak zere terk edilmilerdi.25 Chadvvick haklysa sonular nemli demektir. nk onun esasen ortaya att on d o k u z u n c u yzyln sonunun hem bilimle din arasnda modernitenin afandan beri sregelen ittifakn bozulduu hem de on dokuzuncu yzylda aralarnda ksa bir sreliine kopan ihtilafa tank olmaya baladyd. Daha 1900 ylnda doru anlalrsa bilim ve dinin ayr ve kendilerine zg faaliyet alanlaryla ilgilendikleri giderek kabul grmekteydi. Modernite sresince tesis edilip desteklenen aralarndaki kaynama artk hatal ve her ikisi iin de zararl diye dnlyordu. "Eer," der Chadwick, "kimi felsefi varlklar dnyann blmlere ayrlmasndan memnuniyetsizlik duyarak yirminci yzyla miras braklmak zere terk edilmiler" ise bu artc olmaz, nk bu b l n m e bilim ve dinin modern kaynamasyla yakndan ilgili bir ryann, modern felsefenin gerekliin birleik, sistematik, btnletirici izahatn dile getirme ryasnn sonuna iaret ediyordu. Bilimin dinden byle kopmas genel olarak ho karlanmamtr. Trlerin Kkeni basldktan bir asr sonra kimileri hl "dnyann blmlere ayrlmasndan memnuniyetsizlik" duyduklarn ifade ediyorlard. Biliminsan ve teolog, ayrca gelecein York Bapiskoposu John H a b g o o d g n d e m d e n dmeyen Soundings melerinde yle yazmt: Teolojinin saldrya urayan yahut sorgulanan pek ok yznn arasnda imdi en az bir tanesinde atekes salanm bulunuyor. Bilim ve teoloji arasndaki ilikiye dair her kitap buna tanktr. Artk iki disiplin arasnda ekimeye mahal verecek hibir zemin olmad ve zaten hi kavga etmemeleri gerektii konusunda bizi temin edenler ok.26 H a b g o o d ' u n makalesi bu adan onun yersiz m e m n u n i y e t diye grd husustan d u y d u u endieyi dile getirir, fakat belki de en az bu endie kadar nemli olan b u n u ifade etmeyi istemesidir. Chadwick'in 1900 ylna gelindiinde bilimle din arasnda varldna inand farkllklarn karlkl tanma temeline dayal mutabakat belli ki yirminci yzyl boyunca srekli klnp salamlatrlmt. Bu fikir birliine itiraz edenler de vard elbet, bunlar daha ok evrimcilerle yaratllar arasnda sregelen arpmalarn mcadele (1962) adl teolojik dene20. ve 21. yzyl Amerikas'nn rnleridir. Ayn anda modern bilimi taklit edip reddederler ve bilimsel gelimenin ileri aamas, yksek seviyede ibadet ve kiliseyle devlet ilerinin zorunlu ayrlmas dahil bir dizi etmenin geliigzel akmasyla modern Amerika genelinde epey yaygn hale gelmilerdir.27 Modern bilimin ezamanl taklidiyle reddinin on dokuzuncu yzyln "bilim ve din" tartmalarnn ounun zelliini tadn grmtk. Bilime dini gerekelerle kar kanlardan bazlarnn bunu y a p m a nedeni dinlerini acayip bir biimde bilimsel yolla anlamalaryd. Ayn durum b u g n Amerika'daki yaratllk yanllarnn ou iin de geerlidir ve b u tartmalardan bazs dardan bakan birine bilhassa on dokuzuncu yzyldan kalma grnr. te yandan on dokuzuncudan yirminci yzyla geite Bat dnyasnn neredeyse btn geri kalannda din ve bilim, Eagleton'n szleriyle, "ortodonti ile edebiyat eletirisi" kadar ayr grlmeye balanmt. Ayn zamanda bu giderilmez farklln tannmasyla birlikte aralarnn bulunmasn salayacak herhangi birletirici anlat belirlemenin imknsz bir hayal olduu kanaati domutu. Bu gelimeler nda, ses getiren birka istisnay saymazsak, insan kendini bilimin yapt keiflere dayanarak ateizme sarlm nice yirminci yzyl ahsiyetini b u l m a k zorunda hissetmektedir. Yirminci yzylda ortaya kan teistik inana kar b a m b a k a ve daha iddetli olduu sezilen meydan okuma, ktlk ve ac gerekliinin iyice farkna varlmasndan kaynaklanyordu. alan ilevini grmeye devam eden ABD'deki "ncil kua" iinde yer almaktaydlar. Amerikan dini ve siyasi manzarasnda bu tartmalar ne kadar dikkat ekici olursa olsun, yine de genel olarak Bat dnyas balamnda genel bir kural olmaktan ok istisnaidir. Dahas, T h o m a s Dixon'm belirttii gibi tartmalar b y k lde kavramsal etmenlerin geliigzel kesime noktasnn rndr. Dixon'a gre bunlar

129 Aslnda Maurice sonradan edinecei kt hrete sebep olacak grleri ifade ediyordu: "Ebedi hayat, (Tanr) aknn idraki, sevme

7. BLM
ATEZM, KTLK VE ACI

kabiliyeti... Ebedi ceza O'nun akn idrak etmeyi, sevme kabiliyetini kaybetmektir. B u n d a n daha b y k bir lanet olmaz." 3 Benzer grler sonunda Maurice'i Londra'daki krssnden etmiti, ancak o olayn aprak yks (yeni filizlenmeye yz tutmu Hristiyan Sosyalist hareket ierisinde stlendii kurucu ve nemli mevkiyle i ie girince) bizi u andaki acil grevimizin epey tesine gtrecektir. A m a maksa-

1849 Kasm'nda zeki ama zihinsel adan ac ektii su gtrmez gen bir adam alaca yantn kendisini bir nebze olsun rahatlataca umuduyla bir mektup y a z m a y a koyuldu. Cambridge Trinity College'da okuyan bu gencin o gne dek edindii tecrbeler kendi snfndan ve yat kimselerinin apak bir rneiydi: Rugby'de klasik eitimini kolaylkla tamamlam ve Cambridge'in zeki gen bir adama sunduu btn frsatlardan en iyi ekilde faydalanmt. Union derneinde konferans vermi, Satrn'n kefi hakknda konumu ve tatilde daclk yaparak svire'de Alp bitkileri toplamt.1 Gelgelelim Fenton Hort asndan bu szm ona huzurlu yaam dierlerinden nce Viktorya dnemine zg olduunu g r d m z phe denen o zihinsel fenomenle altst olmutu. Ancak bizim buradaki maksadmz dorultusunda Hort'un phesini bilhassa ilgin klan, bunun kutsal kitap eletirisinde yaplm yeni keiflerden deil, zellikle ahlaki bir sorundan kaynaklanmasyd. Cennet ve cehenneme dair Hristiyan doktrinlerini giderek itici buluyor, en ok da gnahkrlarn ruhlarna bitmez tkenmez cehennem azab ektirecek tamamen efkatli bir Tanr'nn varln kabul etmekte zorlanyordu. M e k t u b u n szm ona alcs Londra King's College'da retim yesi olan tannm teolog F. D. Maurice'ti. renciyle profesr hi karlamamlarsa daf Hort'un m e k t u b u n d a n hakikati arayan bir delikanl olduu belliydi. Maurice hemen oturup berbat elyazsyla sekiz sayfa tutan bir mektup yazmt ona, nihayet deifre edildikten sonra Hort'un sahip olduu en deerli eyalardan biri haline gelecekti. nk Maurice, kendi kt yolculuk hakknda bir eyler anlatarak ihtiya duyduu yardm ondan esirgememiti.2

dmz asndan Fenton Hort'un hatr saylr lde phe, inanszlk ve nihayetinde, zellikle ahlaki kayglara dayanan ateizmin timsali olduunu vurgulamamz gerekir. Ta en bandan "ahlaki ateizmin" apayr ama birbiriyle ilikili iki ekle girebildiini belirtelim. lki Fenton Hort'ta aa kan ekli; adl adyla dini retilerin tasdik ettii gibi Tanr'da ya da Tanr'nn karakterinde alglanan ahlaka aykrlndan veya bu retilerden bazlarnn alglanan ahlakszlndan kaynaklanan inanmama. kinci ekilse, dorudan Tanr'nn alglanan ahlakszlndan deil, dnyann alglanan ahlakszlndan kaynaklanr. inde yaadmz dnya ou keyfi ve dolaysyla hakszca yaplp tecrbe edilen ktlk, sefalet ve ile vadisi olarak grlr. Bu alg sonradan byle bir dnyann sevecen, ok gl, ok iyi Tanr'nn yaratt bir yer olduundan phe edilmesi iin salam bir gereke oluturur. Ahlaki ateizmin b u biimleri birbirinden ayr olmakla birlikte birbirleriyle ok yakndan ilikilidir elbet. nk her ikisi iin de sorulmas gereken asl soru ahlaki ynden m k e m m e l bir Tanr'nn belirli eylerin yaanmasna izin verip vermeyeceiydi. Ahlaki olarak m k e m m e l bir Tanr yarattklarnn b y k ounluunu sonsuz cezaya m a h k m eder miydi sahiden? Ahlaki olarak m k e m m e l bir Tanr b u n c a ktlk ve haksz yere ac ektirildii grlen bir dnyaya yaratabilir miydi sahiden? yle ki bazen ahlaki ateizmin b u iki ekli madalyonun iki yz gibi grnebilirdi, rnein, John Stuart Mili babasnn inanszlndan sz ederken yle demiti : Babamn dini inan denen her eyi reddetmesi pek oklarnn tahmin edebilecei gibi mantk ve delil meselesi deildi; ahlaki saikleri akli olanlardan katbekat fazlayd. Ktlkle dolu bir dnyann, kudretini mkemmel ihsan ve adaletiyle birletiren Yaradan'm eseri olduuna inanamyordu.

130 Dahas Hristiyan Tanrs, " C e h e n n e m yaratacak bir varlkt - amaz bir nbilgiyle insan rkn yaratacakt, dolaysyla onlarn byk ounluuna korkun ve bitmek bilmeyen azap ektirme niyetine" sahipti. 4 Kesin izgilerle uygulandnda yanl yola sevk etmekle birlikte ahlaki ateizmin (rnein, ebedi ceza retisini protesto e t m e k zere) ilk ald eklin znde on dokuzuncu yzyl olgusu, te y a n d a n (dnyadaki ktlk ve acnn kahredici farkndalmdan doan) ikincisinin daha ok yirminci yzyla zg olduu gzleminde gerek pay vardr. Bunun nedenini anlamak iin ahlaki ateizmin girdii bu ekillere srasyla b a k m a m z gerekir. Birincisi iin Don Cupitt'in szlerine kulak verelim: "ngiltere'de Viktorya dneminin balarnda Hristiyan inanna kar ahlaki isyan iddetliydi." S. T. Coleridge'in Aids to Reflection (1825) adl eserinden aktarmt, Coleridge orada, inanan biri havsalaya smayan belirli doktrinlere rza gsterebilir, fakat kendi doru ve yanl anlayyla, ahlaki adalet anlayyla elien doktrinlere inanmakta daha ok glk eker, demiti. Byle elikilerin Hristiyan doktrininin baz en nemli kavaklarnda m e y d a n a geldii anlalca zorluklar iyice trmanmt. Coleridge yle diyordu: " B u n l a r Tanr'nn gazabn dindirmek iin Keyfi Eleme ve Lanetleme doktrinleridir; ezeli ve lzumlu bir emirle ebedi Azap cezasna arptrma; vekleten Kefaret ile mecburi Zillet, Istrap ve en Kutsi ve muhterem bir ahsn kallee l m . " 5 Bu aslnda Francis N e w m a n , J. H. Froude ve Mary Ann Evans (George Eliot) gibi dnrlerin zndk tehislerinde arlkl olarak yer alan belli bal benzeri retilerin mantna kar ahlaki bir ayaklanmayd. Ad geen dnrlerden sz ettii bir konumasnda H o w a r d R. M u r p h y onlarn sylemlerinde kat d o g m a tarafndan b e n i m s e n e n teki dnyada kurtulula insann yeryzndeki abalarm srdrmesine n e m veren Viktorya dneminin "meliorist (iyimserci) e t i k " anlay arasnda temel eliki olduunu tespit eder. D o n Cupitt'e greyse bu hikyenin bir ksm olabilir, ancak ahlaki "cumhuriyetilik" diye niteledii Viktorya dneminin bir araya k m e l e n m i ahlaki ilkelerine daha ok nem vermektedir. Kaleme ald ve buraya tamamn aktarmaya deer nemli bir pasajda bu ilkeler kmesini yle tanmlar: Bireysel vicdana, zgrl ve hukukun ieriinde yaplacak reformla bunu uygulama yoluna vurgu yapan ahlaki ciddiyet. On dok/.uncu yii/.ylda yanl dinsel inana sahip olduu iin birini sulamak doru kabul edilmezdi; ama anlald zere Tanr bunu hl yapyordu. Cezalandrmann maksad slah etmek olarak grlmeye balamt - oysa Tanr intikam iin dur durak bilmeksizin cezalandrrd. Viktorya dnemi insannn Athanaisus Aments'nde lanet okuyan ibareler karsnda hissettiklerini tahmin edin. Tanr ahlaki adan geri kafalyd. Tek bir adamn gnahna karlk btn insan rkn cezalandrabilirdi. Tohumlarmzn dem'in belinde tandn syleyen geleneksel iddia, bizim yaptmz gibi tabiat ile maneviyat arasna keskin

-123

bir izgi ekmi Viktorya dnemi insanlarna ilemiyordu. Babasnn iledii gnahlardan tr evlat, gnahkrlarn iledikleri sularn kefareti iin masumlar cezalandrlamazd. Viktorya dneminde yaayanlar hi kimsenin slah edilemez olmadna inanmay ahlaki bir grev bilirlerdi: Lanetlenme doktrininden holanmazlard, eer Anglikan Kilisesi'nden bir din adam Maurice ile birlikte ebedi cezalandrma doktrinini sorgulamaya kalksayd, teologlarn hakaretine urard, te yandan kilise dndan liberal fikirli kimselerin genel sempatisini kazanacana da phe yoktu.6 Teologlar bu itirazlarn iddetini bizzat hissediyor ve b u n a el atmalar gerektiini biliyorlard. Aralarnda b u n u yapacak en nfuz sahibi kimse Maurice'ti, ama yalnz deildi. rnein, Essays and Revieo adl eserde kutsal kitap eletirisinin ortaya koyduu m e y d a n okumay Rowland VVilliams, doa bilimlerinde yaplan keifleri Baden Powell ele almt. te yandan bu iki m e y d a n okuma ne kadar gl olsalar da ahlaki itirazlar hibir ekilde t a m a m e n glgede brakamamlard. YVilliams'n kendi yapt katkda bana at en b y k dert Baron Bunsen'in kefaret doktrinini y e m d e n okumaya deindii deneme yazsyd. VVilliam o zaman "intikalle fazilet masal" olarak grlen kefaretle ilgili kat Hristiyanlk anlayn tanmlam, bu deyim teolojik fikir ayrl ortamlarnda ses getirmiti. 7 VVilliams'm ifade tarz kimilerine ok pervasz gelmiti, ama o yine de teologlarn gerek ve byyen bir tehlike olarak grmeye baladklar eyi saptam bulunuyordu. Kilisenin kefarete ilikin kabul edilmi retisinin ahlaki adan iren olduunu, ayrca byle bir retinin kutsal kitap yorumbilimi alanndaki son aratrmalar nda hakl gsterilmesinin g olduunu gayet iyi biliyordu. Kutsal kitap eletirisiyle ahlaki eletirinin Hristiyan

hakikati uruna gle oynaya akt anlardan biriydi. VVilliams kendi stne denin bunu belirtmek olduuna inanyordu. Viktorya dneminde Hristiyanlk inancnn doruluuna ynelik o gnk meydan okumalar ele alan denemeler kitabnn ancak szde ahlaki itirazlara el atmas aydnlatc olduu kadar nemliydi. Bunun ihmal edilmesi fazlasyla bariz bir kusur olurdu. Gelgelelim on dokuzuncu yzyldan yirminciye geite Hristiyanla kar "ahlaki" itirazlarn cennet ve cehennem, kefaret gibi doktrinlerle dile getirilmesinde azalma grlrken, bu itirazlar ka kuaktr dnya genelindeki din rencilerinin gznde "gnah meselesi" halini ald. Belirttiimiz gibi bu iki gstergenin altnda yatan ortak bir zemin vard, ancak artk mesele yepyeni ve belirgin bir dnemeci alm bulunuyordu. Asl sorun bunca ktlk ve acyla dolu olduu su gtrmeyen bir dnyann Hristiyanln Tanr doktriniyle uyumlu mu yoksa elikili mi olduuydu. Neden byle bir sapma gereklemiti? Kanmca, bu sapmay anlalr klabilecek drt olas eilim var. lkin, Maurice, Jowett ve dierlerinin hi olmazsa bir lde amalarna ulatklarn ileri srebiliriz. Yirminci yzylda Fenton Hort gibi -belli bal doktrinlerin ahlaki drstlklerden duyduu endie kafasn kurcalayan- biri ender grlrd. Anglikan Kilisesi mensuplarnn Hristiyanln hakikatini belli bal doktrinlerin dz anlamlarndan btnyle kurtarma gayretlerinde baarl olduklar grlmektedir. Bu gei pek ok ynyle Essays and Revievs ierisindeki ilk deneme yazsnn sahibi Frederick Temple'm daha sonraki kariyerinde kendini belli eder. nce "sa'ya kar yedi" kiiden biri olmakla sulanan Temple, sonradan Exeter Piskoposu, Londra Piskoposu ve son olarak Canterbury Bapiskoposu oldu. Temple "kfirlik" ile balayp Canterbury'e kadar sren yolculuunda teolojik fikirlerinden herhangi birini pek deitirmek zorunda kalmamt. Doruydu, Exeter'deki mevkiine terfi ettii zaman ona kar antipati duyduklarn avaz avaz belli eden honutsuz bir grup vard. Fakat Canterbury Katedrali'nde Augustine'in koltuuna oturduu zaman protestolarn sesi neredeyse duyulmaz olmutu. Temple'm bandan geenler yaad a yanstyordu. Bir zamanlar kfir kabul edilen ne varsa yalnzca kabul edilir olmakla kalmam, ayn zamanda saygdeer ve hatta dinin gerei olarak grlmeye balanmt. Doktrinlerin reddi veya yeniden yorumlarn eskiden ahlaki olarak iren bulan Hristiyanlar psikolojik adan artk kendi-

lerini rahat hissediyorlard. Dahas, septikler ve ateistler bunu yapma haklarn ellerinde tutma kaygsndaydlar, birka kendi ateizm anlaylarnn Hristiyan doktrininin belirli ynlerinde apak grlen ahlakszlktan kaynaklandn iddia ediyordu. Deiime yol aan ikinci bir etmen de yirminci yzylda kitle iletiimi ierisinde yaanan patlamayla birlikte insann kendi doal snrlarnn tesindeki genel dnya hakknda artan bilgiydi. Bu durum kanlmaz olarak ktlk ve acnn kresel llerde yaanp yaylmasnn ne kadar keyfi ve haksz olduunun daha iyi anlalmasn salamt. O gne kadar ktl kiisel kabahat ve gnahkrlk diye grmek daha kolayd. Ekonomik ya da sosyal yoksunluk anlamnda ac ekme, ya ilahi dzen hiyerarisinin gerei ya da yine, insann yeteri kadar aba harcayarak kendini kurtarmas gereken kiisel kabahat olarak grlmekteydi. Oysa dnya hakkndaki bilgi yirminci yzyl boyunca insanlarn ou iin hzla ve elle tutulur bir biimde arttka, ktlk ve acya ilikin ahlaki l kavramn srdrmek giderek daha da zorlat. Yoksul ve ezilen toplumlarn pek ounun ellerinde olmayan kresel artlarn kurban olduklar iyice kendini belli ediyordu. Doal afetler -depremler, ktlk ve kuraklk- kadar lmcl hastalklarn da doann kaprisine urayan topluluklar vurduu anlalyordu. Gazeteler ve daha sonra televizyon byle olaylarn nasl sk ve rastgele olduu gereini gayet somut bir biimde evlere kadar tayordu. Ktlk ve acnn ayn anda dnyann her yerinde grlmesi bireyleri keyfi ve haksz yere vurunca, dnyann ilahi g tarafndan yaratlm ve balayan tanrsal varln nezareti ve emrinde idame ettirilen mkemmel ahenkli bir yer olduu anlaynn pek oklarnn gznde itibar edilecek bir yan kalmad. Bu hem inananlar hem de ateistler asndan belli bal Hristiyan doktrinlerinin ahlaki konumuna dair sorulardan daha acil bir sorun haline geldi. nc bir gelime de yirminci yzyln tank olduu sava ve grlmedik boyutlarda kastl cinayetlerdi. Hatta yerinde bir tespitle buna "insan yapm kitlesel lm" yzyl denmektedir. Yalnzca yirmi bir yl arayla iki dnya sava yaanmakla kalmam, bunlardan ikincisi, koskoca bir insan rknn imha edilmeye kalkld Yahudi Soykrm (Holokost) ile i ie gemiti. Bunca felaketin ortasnda Tanr'nm nerede olduu sorusunun yanklar yzyl boyunca srecekti. Yahudi geleneinde ilahi gcn terk edilmesi, "Tanr ld" teolojisinin douuyla

135 ifade ediliyordu. Katliam, kym ve mekanik cinayetler insanln iine dt fesat ukurunun derinliini aa karmt. Ktlk, zincirlerinden kurtulmu grnyordu ve fakat bunun be beter sonularn dindirecek ilahi bir mdahale sz konusu deildi besbelli. Pek oklar ilahi karar ancak onun gyabnda tecrbe ediyordu. Toplumsal deiimlerden ve dnyann tarih sahnesinde sergilenen olaylardan uzak drdnc bir gelime de akademik felsefe saflar arasnda yaand. Yirminci yzyldaki iki sava aras yllara dilbilimsel felsefe ve mantksal pozitivizm damgasn vurmutu. Bu akmlar metafizik hakikatleri dile getirmede felsefenin kabiliyetine genellikle kukuyla bakyor ya da hepten reddediyorlard. Aksine, felsefi emekler dilbilimsel kullanmlarn ve anlam meselelerinin analizine odaklanmt. Bilhassa mantksal pozitivizmde metafizik iddialar sadece kukuya ak deildi, hatta uydurma bile saylmazlard; dorulama snamasndan geemedikleri iin hakikate veya sahtelie anlalr biimde tabi klnamayacak anlamsz cmleler diye grlrlerdi. Bu duruu anlatan klasik nerme hi kukusuz A. J. Ayer'in Dil, Doruluk ve Mantk' (1936) adl eseridir. Ne var ki kinci Dnya Sava'ndan sonra byle kat bir ret yeniden gzden geirilmeye baland. Metafizik sorular itinayla ele alnd srece iki sava aras yllarda felsefe tarafndan gelitirilmi ayn mantk, tutarllk ve dilbilimsel kesinliin yksek standartlar erevesinde yeniden felsefenin gndemine oturmutu. Felsefe byle bir gndem takip ediyordu, bu yntembilim dorultusunda analitik felsefe olarak tannacak, bata Anglo-Amerikan niversitelerinde olmak zere felsefe pratii zerinde muazzam bir etki yaratacakt. Metafizik sorunlarn hafifletilmesi din felsefesinin de slahn getirdi. Analitik felsefe giderek ncelikle onlarn anlamszlna k tutma ya da nnde sonunda hakikat veya uydurma olduklarn ortaya karma kaygsyla dinsel inanlar ve retilere uygulanmaya baland. 8 Yirminci yzyln ortalarnda din felsefesinin eildii sorunlar arasnda szde gnah problemi en ok tartlan konulardan biriydi. Klasik anlamda en ak ve kesin ifadesini OxfordTu analitik filozof J. L. Mackie'nin "Ktlk ve Kadir-i Mutlak" (1955) balkl geni kitlelere ulaan makalesinde bulmutu. 9 Ktln mantksal problematiini etkili bir biimde ortaya koyuyor ve ayn anda savunulan fikirlerde d* Dil, Doruluk ve Mantk, A. J . Ayer, ev. Vehbi Hackadirolu. Metis Y a y n l a n , st., 1 9 8 4 .

pedz mantk tutarszl bulunduunu ileri sryordu: a) Tanr vardr ve her eye kadirdir; b) Tanr vardr ve mfiktir; c) dnyada ktlk ve ac vardr. Mackie'ye gre bu nermenin birbirleriyle badamasnn hibir mantkl yan yoktu, ne de olsa mfik bir Tanr ktlk ve aclar dindirir, ayrca her eye kadir bir Tanr bu iradesini yrrle koyard. te yandan Mackie eer Tanr'nn tamamen mfik ya da Tanr'nn her eye kadir olmad kabullenilecek olursa, sorunun "zme" ulaacan teslim etmeye hazrd, gelgelelim o zaman da bu teistlerin byk ounluunun inand Tanr olmayacakt. Aslnda Mackie ayn makalesinde byle bir kadir-i mutlak kavramnn tutarszln da savunmutu, zaten makalenin en ok hatrlanan ksm da ktln mantk problemine ilikin syledikleriydi. Argmann kendisi tamamen yeni saylmazd. Daha nceden David Hume da Din stne (1779) eserinde bir benzerini ortaya atmt. Fakat Hume btn metafizik hakikatlere kukulu bakarken, Mackie ve dier analitik filozoflar metafizik hakikatlere nnde sonunda ulalabileceini kabul etmeye hazrdlar, ne ki ktlkler ve ac karsnda her eye kadir bir Tanr'nn varlm inkr ediyorlard. Analitik felsefenin doasndan gelen metodoloji iki snav gerektirmekteydi: Tutarllk ve ispat testi. Bu iki test ktlk sorununun iki belirgin trne denk geliyordu. Yukarda da grdmz gibi Mackie ktln mantk problemini tutarllk testinin uygulanmasndan kan sonula aklar. Sorunun bu yz prensip olarak Tanr'nm dnyadaki ktlk ve ac karsnda her eye kadir ve mfik olmasnn tutarl bir ekilde savunulacak yollar olabileceini teslim etmektedir. Bu da her eye kadir ve sevecen bir Tanr'nm dnyadaki ktlk ve aclara hibir ekilde el atmakszm neden gz yumabildiim hakl karan akla yatkn bir gerekeye balyd. Dier yandan, bunu teslim ettikten sonra ktlk probleminin kant niteliindeki yz, ktl ve ktlk iindeki dnyay bilip yaadmza gre, byle bir Tanr'nm var olmas muhtemel ve mmkn olmad nermesiydi. Baka bir deyile, eer ktlk ve ac dolu bir dnyada Tanr doktrini tutarllk testinden geecek olsa bile, dnyada bulunan kantlar (ktlkle acnn bykl ve keyfilii) bunu ispat testinden geemeyecek kadar ihtimal d klmaktadr. Dolaysyla pek ok analitik filozofun gznde tutarllk ve ispat testleri bilhassa ktlk problemine uygulandnda, ateizmin (ya da agnostisizmin) benimsenmesine temel oluturur.

102 Kanlmaz olarak baz analitik din filozoflar bu argmanlara katlmam ve dnyadaki ktlk ve ac karsnda her eyi sevgiyle kucaklayan, muktedir bir Tanr'nn varln dorulamaya kalkmlardr. Nasl ktlk sorununun iki yz varsa, buna verilen karlk da iki eitti. lki, bir yandan dnyada ktl teslim ederken, ayn anda her eye kadir ve mfik bir Tanr olduunu iddia etmenin tutarlln ya da mantksal olasln gzler nne sermeye abalar. Bu cevapla en yakndan ilikili filozof Alvin Plantinga'dr, onun bu kavramlar arasnda mantkl tutarll salama yntemi insan trnn zgr iradeye sahip olduu ngereini ve dnyadaki ktlkle acnn aklamasnn buna dayandn varsaymaktr. Plantinga'nm niyetinin insani varlklarn gerekten zgr iradeye sahip olduunu gstermek, hatta zgr iradeye sahip olabileceklerini dahi gstermek olmadn belirtmek gerek. Onu ilgilendiren tek ey insanlarn zgr iradeli olmalarnn mantken mmkn olduunu, dolaysyla her eye kadir, mfik bir Tanr' nm kt lkler ve aclarla dolu bir dnyada var olabileceinin mantkl ynn gstermekti. nsanlarn gerekten zgr iradeleri olup olmadklar ya da byle bir Tanr'nn gerekten var olup olmadna gelince, bu sorulara ancak ikinci felsefi test, daha dorusu ispat testi sayesinde - o da eer yant vermek m m k n s e - yamt verilebilir. yleyse felsefi adan Plantinga bir bakma grece mtevaz saylr. Ama dier ynyle, eer savunduu geerli kabul edilebilirse, Mackie'nin ifade ettii ktlk probleminin reddi olaca nemli bir husustur. 10 te yandan dier filozoflar ktlk meselesine bakta sadece mantkl bir cevapla yetinmeye hazr deiller. Ktlk ve aclar dnyasnda byle bir Tanr'nn mevcudiyetinin mantken mmkn olduunu ortaya koymak onlar tatmin etmiyor. Daha ileriye giderek ktlk ve ac dolu bir dnyada byle bir Tanr'nn var olduunu dnmenin, ktlk ve ac karsnda byle bir Tanr'ya inanlabileceini rasyonel olarak hakl gstermenin salam gerekelerini tartmak isterler. rnein, byle filozoflar insanlarn zgr olduklarn farz etmede geerli sebepler bulunduunu, byle bir Tanr'mn da insanlarn zgr vesaire olmasn dilediini dnmenin salam nedenleri olduunu savunma gerei duyacaklard. Bunu yaparken ktlk sorununa kanta dayal bir "cevap" gelitirmeye, bu yolla "teodiseyi" gzler nne sermeye gayret etmektedirler. Bu filozoflarn en nde gelenleri her ikisi de kendine zg teodise ya da ktlk meselesine "cevap" gemantksal

137 litirmi bulunan John Hick ile Richard Svvinburne'dr. Plantinga gibi Svvinburne'n argman da zgr irade savunmasna dayanr, ancak o bunu Plantinga'dan daha ileriye tamaya alr. Tanr'nn var olduu varsaymndan (aslnda Swinburne Tanr'mn var olduunu dnmek iin salam bamsz argmanlar bulunduuna inanr) hareketle, byle bjr Tanr'nn zgr iradeli insani varlklar yaratmak iin geerli bir sebebi bulunduunu nerir. Ancak zgr iradeyi kullanmann gerekli art insanlarn neyin iyi neyin kt olduu bilgisine sahip olmalardr, bylece aralarnda yaplacak tercih gerekten zgr olabilir ve dolaysyla bundan ahlaki adan sorumlu olurlar. Bu bilgi iyilik ve ktln doal dnyasndaki "emsaller" sayesinde elde edilir, Swinburne'e gre "doal" ktl ve onun getirdii (depremler, ktlk ve kuraklk gibi) aclar aklayan tam da budur. yleyse Svvinburne asndan, eer (felsefi bir delil karlabileceini dnd) her eye kadir ve mfik bir Tanr varsa, Tanr'nn hem (zgrln gerekli nkoulu olarak) doal ktle hem de (zgrln kanlmaz sonucu olarak) ahlaki ktle gz yummasnn salam bir sebebi olmaldr. 11 John Hick'in teodise anlay Evil and the God ofLove (1966) adl kitabnda tamamen gelimiti. 12 Bu pek ok ynyle Swinburne'n anlayna benzer, iki anlay modeli birok ortak zellii paylarlar. Ancak bilindii zere Hick'in modeli Irenaeus'un yazlarnda bulunduuna inand belirli fikirleri gelitirir. Hick insann zgrlnn gerekliini ve ktlkle ac olgusunun kkenlerini anlamada bunun oynad rol kabul eder. te yandan Hick'e gre bu kendi iinde yeterli olmaz. Baka meselelerin yan sra ktlkle ac tamamen "tesadfi" ve olumsal klnarak ilahi iradeye aykr ama herkesin iyiliine insann zgrln gzetmek iin Tanr tarafndan "msamaha" edilir hale getirilmitir. Hick ktlkle acy yalnzca tesadfi bir olumsallk olmann tesinde aklamak ister. Irenaeus'un insani varlklar Tanr'nn suretinde yaratld ama Tanr'nn benzerine dnmeleri gerek diye kavrad igrsne dikkat eken Hick, insani varlklarn hakiki maksatlarn gerekletirme, olgunlaarak Tanr'ya benzerlie yaklama ve en nihayetinde ebedi kutsanmla ulama potansiyeline sahip olduklar teleolojik bir bak as getirir. Fakat bu manevi olgunlua nail olmak ancak benliin "imtihandan" gemesiyle, ile ve dertlerle, ktlk ve acyla nasl baa kp yzletiiyle mmkndr. Demek ki bu nedenle ktlk ve ac yalmzca tesadfi deil, ayn zamanda manevi byme-

102 nin gerekli nkoullardr. Kenneth Surin'in yorumuna bakalm: Hick acnn insani varlklarn kendilerini yaratanla iliki kurma yollarn meydana getirir demek istiyor. u ya da bu kadar ac tarihin son bulmasnda bizim olacak esiz mutlulua ulamann vazgeilmez artdr}3 yleyse bu anlatma gre ktlk ve ac manevi olgunluun gerekli nkoulu olarak " h a k l " gsterilmekte, dahas bu srecin nihai ektii aclar muhteem sonla "telafi" edilmektedir. Sylemeye gerek yok elbet, Mackie ve Flew tarafndan dile getirilmi ve Plantinga, Swinburne ile Hick tarafndan "cevaplar" gelitirilmi olan ktlk sorununun eitli ynleri enine boyuna analiz edilerek tartma her yanyla ayrntlandrlp eletirilere maruz braklmtr. Bu karlkl savunmalarn ana hatlarn takip etmek bu kitabn kapsamn ayor. Ne var ki benim nerdiim, teodise savunanlarla (teodisist) savunmayanlarn (anti-teodisist), teistlerle ateistlerin pek ok adan ortak noktalarnn onlar ayran hususlardan daha nemli olduu deil. Bir kere, felsefi metodoloji asndan aralarnda hibir anlamazlk bulunmadnn belirtilmesi gerekir. Analitik felsefenin izledii yol -metafizik sorular iin uygulad tutarllk ve ispat testleriyle birlikte- hem teodise yanllar hem de kartlarnca kabul edilir. Teodisistler en az anti-teodisistler kadar bu felsefi testlerin gerekten zorunlu olduuna inanrlar. Ktlk ve ac balamnda deerlendirilen teizm bu testlerden geemezse, sonucun din asndan lmcl olacan bilirler. Teodisistler iin teizmin bu testlerden getiini gstermenin nemli olmasnn nedeni budur ite. Ktlk ve acnn kendine zg balamnda bunu gzler nne sermek onlarn teodise fikirlerinin asl abasdr. te yandan daha nceki blmlerde de ileri srdmz gibi Tanr sylemine ilikin benimsenen belli bal felsefi metodoloji ancak beraberinde getirdii kendine zg teizm anlayna etki edecek sonular dourabilir. Zaten, eer teodisistlerle anti-teodisistler bu yntembilim zerinde uzlasalard, burada tartlan teizm anlay zerinde de hemfikir olmalar beklenebilirdi. Anti-teodisistler her ne kadar Tanr'nm varln inkr etseler de, teodisistler her ne kadar onu savunsalar da, burada tartmakta olduumuz Tanr tanm anlaldna gre her iki tarafn paylat bir ifade. Dier bir deyile, bilfiil mevcudiyeti ya tasdik ya da maksadna eriilince ilekein ulaaca ebedi mutlulukla " t a z m i n " edilmekte; inkr edilen Tanr anlay hususunda hibir anlamazlk yoktur. stelik, eer bu ortak Tanr anlay belirgin b i i m d e modern disinin de belirgin b i i m d e modern

139

me-

todolojinin rnyse, o z a m a n ortaya kan Tanr anlaynn ta kenolmasn bekleyebiliriz. D u r u m gerekten byleyse, b u n u n k a y d a deer sonular olmal. Yukardaki b l m l e r d e kutsal kitap eletirisinin ve doa bilimlerinde yaplan keiflerin teizme m e y d a n o k u m a s n n balca nedeninin o sralar egemen olan belirgin b i i m d e m o d e r n teizm anlay olduunu g r m tk. yleyse b u emsaller nda ktlk s o r u n u n u n da ayn ekilde bilhassa m o d e r n teizm anlayna z g bir m e s e l e olup olmad sorusu akla gelecektir. E e r teizm b a k a trl kavranabilseydi, k t l k sorunu - v e o n u n l a birlikte ateizme y a t k n l k - ortadan kalkar y a da en azndan zayflard belki. Gelin o z a m a n bu sorulardan bazlarn daha ayrntl inceleyelim. Hristiyanln ahlaki otoritesinde kriz adn verdii yukarda alntladmz almasnda Don Cupitt, Hristiyanln ahlaki eletirileri etrafnda toplanan pek ok sorunun izini teizmin fazla insanbiimci anlayna kadar srdrlebileceini belirtir. Her eyden nce belli bal doktrinlerin ya da btn olarak Hristiyanln ahlakszlna dair alglamalara, ayrca bizzat ktlk meselesine en ok bunun yol atn ileri srer. Bunlar u szlerle aklamtr: Ahlakszlklar insanmerkezli (antroposantrik) (Hristiyan) yklemenin kanlmaz sonucu mudur? Tanr'nm zdenliini veya kendine yeterliliinin ok ak bir rnei... Dinin maksad ya da bir maksad da her zaman insanlar ac ekmekten, huzursuzluktan, endieden ve entrikadan uzaklatrp huzur dolu mutluluk haline getirmek olmutu ve daima yle olacak. Teist dinler Tanr'nm byle bir durumdan holandn ve inananlarn da bunu paylamaya ardn dile getirirler. Kanmca, byle bir idealin znde ahlaki adan hibir iticilik yok... Fakat bunu insanbiimci adan anlatmaya kalktnz zaman anszn itici oluverir. Tanr kendini beenmi, aldrmaz, kendi halinden honut, rahat yerinde, duyarsz grnr. Buyurgan mutluluu ta yreklidir sanki... Tanr fazlasyla insanbiimci olarak dnlr.14 Dolaysyla Cupitt'e gre, szde ktlk sorunu dahil Hristiyanla ynelik ahlaki itirazlar meselesi yaratlm ya da her naslsa ar

140 derecede insanbiimci Tanr anlay tarafndan abartlm bulunmaktadr. Byle olduu zaman ateizme yatknlk iki misli artar. Bunun bir nedeni insanbiimci teizmin kendi iinde kaba, yetersiz ve srdrlemez grnmesidir. Bir dier nedeniyse yakndan balantl olduu ktlk sorununun byle bir Tanr anlayna kar kmaktan baka yol brakmamas dr. N e var ki Cupitt'in analizinden uzaklamadan burada hangi insanbiimci Tanr trnn sz konusu olduunu daha ak bir ekilde belirtmek yol gsterici olacak. Kenneth Surin bu soruyu sorar ve tartmaya yer vermeksizin yantlar: Esasen teodise meselesiyle ilgili gnmzn her tartmasnn ncl olduunu, "Tanr'y" anlamada st kapal ya da ak olarak kararllkla on yedinci ve on sekizinci yzyln felsefi teizminin kstlamas altna girdiini sylemek kesinlikle abart olmaz.15 Ve fakat bu doruysa, o z a m a n aklayc baz szleri buraya eklememiz gerekiyor. N e de olsa Tanr anlaynn ktlk sorunuyla ilgili yaplan felsefi tartmalarn ounda taknd tutumun analitik felsefeden kaynaklandn halihazrda belirtmi b u l u n m u y o r m u y u z ? Ayrca analitik felsefenin de yirminci yzyl ortalarnn Anglo-Amerikan felsefesi ierisinde kaydettii gelimelerin bir sonucu olduunu da sylemedik mi? Buna r a m e n burada herhangi bir eliki alglanyorsa bu ancak grnrde bir elikidir. nk analitik felsefeyi on yedinci ve on sekizinci yzyldan gelen Aydnlanma felsefesinin bambaka bir alternatifi olarak deil, onun belli bal bir tr olarak deerlendirmek gerekir. Analitik felsefe on yedinci ve on sekizinci yzyl felsefesinde zaten mevcut belirli eilimlerin younlamas ve alevlenmesidir bir anlamda. Ayn ekilde analitik felsefenin rettii Tanr anlay da Aydnlama felsefesinin getirdii Tanr anlaynn belirli niteliklerinin younlap alevlenmesidir. Buna gre, rnein, Surin der ki modern teizmin tanrs bylece "bir" varlk (st kapal vurgu amaz bir biimde yaplr), aka belirlenebilir birok karakteristik zellie sahip nadir ve hayran olunas bir "olu" haline geliverir. O zaman teizm ksaca, bu en yce "olu" hakknda bir hipotez diye anlalmaldr.16 Eer Tanr'ya dair bu Aydnlanma anlaynn belirleyici karakteri onun insanbiimlii ise, d e m e k ki analitik felsefenin Tanr anlay tamamen onunla tutarllk iinde kalr ama b u insanbiimcilii younlatrp iddetlendirir. nc b l m d e grmtk, rnein, Svvinburne'n Tanr anlay btnyle Surin'in soyutlamasyla rt t ama ilaveten Tanr'nn zaman ierisinde, gelecee dair bilgisi snrl olan bedensiz bir "ahs" olduu gibi belirli "arptmalar" da grlr. Orada da sylediimiz gibi, bu arptmalarn her biri Tanr'y giderek insanbiimci istikamete gtrmektedir. Bu doruysa, o zaman teizmin byle anlalmas neden ktlk sorununu iddetlendirir - ya da aslnda, kimilerinin savunduu gibi, onu yaratr? Bylesi bir Tanr anlay ktlk sorununu neden daha nceki dier anlaylar iin hi olmad kadar rktc hale getirir? Soruya yant v e r m e k iin Mackie'nin ortaya koyduu ktln mantk sorununa dnelim. Yukarda da grdk, sorunun asl kayna Tanr'nn hem kadir-i mutlak ve mfik olmasdr; ikisi birlikte dnldnde dnyadaki ktlk ve ac grngleriyle mantk asndan tutarsz grnrler. Kurallara bal hibir teist Tanr'nn her eye kadir ya da mfik olduunu inkr etmeye yanamasa da burada odak noktasndaki mesele Tanr'nn her eye kadir ve mfik olmasnn yorumlanmasdr. Bu sorular D. Z. Philips tarafndan ele alnp ayrntsyla irdelenmitir. Philips'in balca itiraz analitik filozoflarn Tanr'nn her eye kadir olmasn anlama biimlerineydi: "Kadir-i mutlaklm" anlamn "Tanr her eye kadirdir" nermesinin ima ettii din balam belirlemez. Aksine, Mackie'nin deyiiyle szde mantksal kurallarla belirlenir. Peki bu kurallar nereden geliyor? Herhangi bir balama ait grnmyorlar. Demek ki, bize soyut olarak kadir-i mutlaklm "mantk asndan tezat tekil etmeyen ne varsa yapabilme kabiliyeti" anlamna geldii sylenir. Tanr'nn konumuna uygun dmekle birlikte bu anlam dinle herhangi bir ilikiye bal deildir.17 Tam tersine, Philips her eye kadirlik zellikle din balamna uyarlanp kullanld zaman ne anlama gelir diye sormak ister. Mesela, bisiklete binmek, d o n d u r m a y e m e k ya da sevimek gibi z gerei insani faaliyetler mantk asndan elikili deillerdir. Fakat ayn zamanda Tanr iin m m k n olmayan faaliyetlerdir - b u n u n nedeni, dinsel

143 -123 sylemin grameri ve mantna gre Tanr'nm byle eyler yaptndan bahsetmenin sama olmasdr, yoksa kadir-i mutlaklmm bir ekilde snrl kalmas deil. Philips ayrca Tanr'y bir dil renirken tasavvur etmenin anlam olup olmadn sorarak buna olumsuz cevap verir: "Bir lisana malik olmak onu elde etmektir. Ben onu 'hepten' ele geiremem. Bir kimse sama sapan bir ekilde insann ya da Tanr'nn buna muktedir olduunu dnseydi, dilin renilmedii gerei deimezdi." 1 8 Dil renme rnei bizi nelerin gze alnd noktasna getirir. Madem Tanr'nn dil renmesinden bahsetmek (dinsel sylemin mantna gre) anlamszdr, o zaman Tanr'nm belirli eylerin vuku bulmasna " m n i " olmak veya ilerin belirli tarzda yrmesini " t e m i n " etmek iin dnyaya " m d a h a l e " ettiinden sz etmek ne kadar anlaml olur. Bu ekilde konumak Tanr'nm teemml srecinden getiine, harekete gemek zere karar verdiine, bu karar yrrle koyduuna falan hkmetmeye benzer. Oysa byle konumaya balar balamaz, Tanr'dan nasl nsanbiimci bir yaklamla sz ettiimizin kafamza dank etmesi gerekir, ne de olsa byle yaparak Tanr'y "elisi" olan bir "varlk" durumuna, dier bir deyile bizim gibi, ama daha byk ve daha gl bir varlk konumuna sokarz. Peki ya Tanr'nn -kadir-i mutlaklmm snrl kalmasndan deil, ama Tanr'nm byle eyleri yapmasndan sz etmenin hibir dinsel anlama gelmemesinden t r - belirli eylerin yaanmasn nlemek veya ilerin belirli biimde vuku bulmasn salamak iin dnyaya " m d a h a l e " etmesinin m m k n olmadn sylersek? Philips'in buna yant byle ileri yerine getirebilecek bir eliden sz etmek gkyznde m u a z z a m bir ahsiyet bulunduu kavramna yol amaktr, ancak tanm gerei bunun izdm Tanr olmaz. Eer byleyse, ktlk sorunu asndan bu durum nasl sonular dourur? imdi bu nermeyi biraz daha ayrntl ele alalm. Burada neler olduunu dile getirmenin bir yolu da ktlk sorununa ilikin klasik ifadede modern ve analitik felsefenin modern ncesi teolojideki bilgi kuramsal evirtme zerindeki etkilerinin zellikli anlarna tank olduumuzu sylemektir. ok genel terimlerle, modern ncesi teolojik bilgi kuram, ilahi vahiy ile balamt, bundan insani gerekliklere anlam vermek ve k tutmak iin yararlanyordu. Modern epistemoloji tam tamna tersini yapt. nsani gerekliklerle (aklclk, mantk vesaire gibi kavramlar) balad, sonra akn hakikatlere ulamak iin bunlardan anlam kard. Halbuki bu yntembilimsel evirtimde riske edilen ok ey var. Epistemolojik balang noktas vahiy olunca, insani gereklikler ve hakikatler de onunla ilikili olarak nitelik bakmndan ikincil bir anlam kazanr; baka szlerle ifade edersek, insani gereklikler ilahi surette yaratlr. Buna karlk, epistemolojik balang noktas insani kavramlar ve deneyimler olduu zaman ilahi gerekliklerle hakikatler onlarla ilikili olarak nitelik bakmndan ikincil bir anlama brnrler; dier bir deyile ilahi gereklikler insan suretinde yaratlr. Bu da modern felsefe iindeki insanbiimcileen eilimleri aklamaya doru azmsanmayacak bir yol kat eder ve ayn zamanda ktlk sorununun modern dnemeleri sz konusu olduunda meselenin pf noktalarn tehir eder. Burada, ktlk sorununu destekleyenler Tanr'nm ktlk karsnda varsaylan kadir-i mutlakl ve mfikliinin dourduu "probl e m " hakknda konutuklar zaman, b u problemi yaratan asl nedenin "kadir-i mutlaklk" ve "mfiklik" terimlerinin benimsenen tanmlar olduunu ortaya atyorum. B u bir anlamda az nce ana hatlar izilen modern felsefi bilgi kuramyla tmyle tutarl olduu iin "kadir-i mutlaklk" kavramnn tanmlar insani varlklarn gznde g sahibi olmann ve kullanmann ne anlama geldiinden tretilmitir; dier bir deyile, ilahi g insani gcn suretinde yaratlr. Ayns insani efkatle ilikili olarak ilahi efkat iin de sz konusudur. D e m e k ki b u dnrlerin - h e m teodisistler hem de anti-teodisistler- ilahi g yahut efkat denen eyden anladklar grnd kadaryla insani g ya da efkatle ayn tarzda veya nitelikte, fakat ok daha m u a z z a m bir nicelikte sahip olunan bir ey. yleyse, mesela, ilahi gc tanmlarken balang noktas insanlar iin g sahibi olmann, yani bir ii yerine getirebilme, olaylar deitirebilme, bakalarna hkmedebilme, zorla iradesini kabul ettirebilme kabiliyetinin ne anlama geldiidir. nsann gcn byle anlayan bir kavram onun sonucunda ortaya kan ilahi gce ulamak iin nitel olarak "yaylr". Peki, ya ilahi g ksaca dzensizce artm insani g deil de bambaka trde ve nitelikte bir gse? Daha bile radikal ama hatr saylr teolojik gvenceyle, ilahi g insan gcnn daha b y k nicelii olarak deil onun tersine evrilmi hali olarak anlalsayd? 19 Ya da filozoflar peygamberin, "Benim yolum sizin yolunuz deil, ne de benim fikirlerim sizin fikirleriniz, dedi Tanr" diye buyurduu dini emirlerini ciddiye alsalard? B u n u n dinsel sylem tarafndan

144 kastedilene epey yakn olduu ancak ar ya da snrsz (insani) gcn neredeyse daima (hem dinsel sylem iinde hem de dnda) kt bir ey olduu akla getirildii z a m a n belli olur. G c n daima "denetlenmesi", "dengelenmesi", "dizginlenmesi" vesaire gerekir. Buna karlk ilahi g tartmasz iyi addedilir. yle ki kat teolojinin iddia ettii gibi, Tanr " y a l n " ise, o z a m a n ilahi g hibir ekilde ilahi efkati heba edemez. lahi g bizzat ilahi efkattir ve hi kukusuz bunun anlamn kavramann anlalr yegne yolu insani gce kyasla ilahi gc farkl bir nitelik, farkl bir tr g olarak grmekten gemektedir. Benzer bir zmlemeyi m o d e r n felsefenin insani efkate ilikin olarak ilahi efkati nasl anlad konusunda da y a p m a k m m k n . Bu bakmdan insani efkatin anlamn yalnzca kendi iinden aldn ve insani varlklarn iine "frlatld" - s o n l u , olumsal ve ansa d a y a l bir balamda tanmlandn hatrlamak gerekir ki insani efkat daima teemml, ikilem, m u h a k e m e , manevi strap, karardan ayrlmayacak ekilde tezahr etsin. 20 te y a n d a n Tanr'nn efkati byle bir ey deildir; ne b u n u n gibi olumsallklarla belli olur n e de belirlenir. Aslnda dinsel syleme gre Tanr'mn efkatinin tam olarak neye dayandn saptamak zordur. Aquinolu T h o m a s ' m analojik dil hakkndaki derslerinde altn izdii gibi Tanr'nn efkatinin insan efkatiyle snrl lde benzerlikler tadm biliyoruz, ancak ondan sonrasn bilmemiz olanaksz. Bu - b i z i m iyilik anlaymzn anlamn bulduu nitelemesi zor olan ahlaki olumsallklar balamndan soyutlanan e f k a t - b y k lde bilinmezliini koruyor. yleyse Tanr'nn efkati insan efkatiyle aym kefeye konmaz; tam tersine sonluluk (fanilik), olumsallk ve ansla snrl bir efkat bambaka bir efkat trdr. Eer bunlarn hepsi doruysa, ktlk sorunu "fevkalade m u a z z a m bir ahsiyetin" varlna ilikin soru asndan gerekten de ok ciddi bir mesele olabilir. te yandan ktlk sorununun Tanr asndan ciddi bir problem olup olmad, dedikleri gibi, tmyle bambaka bir meseledir. Burada ifade etmeye altklarma k tutmak iin D. Z. Philips elinden geleni yapmtr. yle der: Tanr'nn biyografisi, baka eliler arasnda eli olarak baz gnlerde dertler, pheler, tereddtler, pimanlklar vesaire yaad i dnyas olmaz... Tanr'nn dnyayla ilikisi, dnyadan "baka" olmas g ve denetimle ilgili deil bizzat ruhani bir ilikidir. Tanr kavramn Ruh olarak ciddiye alan, ayn zamanda Tanr'nn o Ruh'un olduundan daha fazlasn ya da daha azn veremeyeceini grebilir. Eer bu kavrama sarlrsa, Tanr Yahudi Soykrm'na engel olamaz nermesindeki "olamamak" dilbilgisel ya da mantksal "olamamak" diye anlalacaktr. Bu bilinen Tanr anlaynda sylenecek olamayan iaret eder.-1 E'er Philips'in akl elen yorumlarm buraya alacak olsak, Tanr'nn Yahudi Soykrm'na neden mni olmad sorulduunda, b u n u n mantk ya da gramer asndan Sevgi n e d e n Yahudi Soykrm'm nlemedi diye sormaya benzediini syleyebiliriz pekl. Bunlardan ikinci soruya, Yahudi Soykrm'nm m e y d a n a gelmesinin nedeninin insanlarn tam anlamyla Sevgi'ye bsbtn ve tartmasz olarak yz evirmesi olduunu sylemek dnda kesinlikle cevap verilemeyeceini belirtebiliriz. O korkun deneyimlerin ortasnda bazlar Sevgi'ye inanmaya devam etmi olabilirler ve yaadklar deneyimler muhtemelen onlar Sevgi'ye o gne dek olduundan ok daha kuvvetle inanmaya zorlamtr. A m a ayn ekilde belki bazlar da bu deneyimlerin etkisiyle zlm ve dalm, dolaysyla Sevgi'ye duyulan gven onlar iin ksaca olanakszlam olabilir. " E e r sen de benim grdklerimi grp yaadklarm yaasaydn, Sevgi'ye inanabilir miydin h i ? " derler. Her iki tepki de insani, felsefi ve mantki adan anlalabilir ve eer biri kar da aralarnda "tercih" yapmann, hangisinin doru olduuna "karar" vermenin yollarn sorarsa, kardaki kii ne diyeceim bilemez. Peki a m a ayn sorularda " S e v g i " yerine "Tanr" konsayd ne olurdu? B u bizi Tanr'ya dair dinsel sylemin esasna yaklatrm olur muydu? Eer olursa, o z a m a n da ayn anda hem 1) sevginin her eye kadir; 2) sevginin iyi olduunu ve 3) ktlk ve acmn varolduunu ileri srmekte mantk asndan tutarszlk olduu iddiasnn samaln grmeye balamaz myz? Bu savlar arasnda sahiden herhangi bir tezat bulunur m u ? " S e v g i " yerine "Tanr" k o n d u u n d a bir tezat grnrse, bu asl problemin Tanr'nn tanmlanma ve anlalma tarzndan kaynaklandn akla getirmez mi? Gerek teistler gerekse ateistler b u n u n fazlasyla indirgeyici olduuna itiraz edebilirler. H e m bu Tanr'y Sevgi'ye indirgemekle hmanist indirgemeciliin veya aykr gerekliin iyice eskimi yolunu andrmak deil midir? Teistlerin bu duruma itiraz Tanr'nn yetersiz anlalmasna yol aaca, ateistlerinkiyse ktlk sorununun doasmdaki

147 zorluklan kolaylkla srncemede brakabilecei eklindedir. Benim buradaki amacm Tanr'nm hangi lde ne olduunu yahut Sevgi ile eanlaml olmadn ilan etmek deil. Tanr'nm ne lde Sevgi'den "daha fazla" ya da ondan "baka" olduu ve bunun nasl byle olabilecei sorularn bir kenara brakyorum. Onun yerine yaptm analiz ksaca, okuyucuyu Swinburne'n deyiiyle cisimsiz, fazlasyla muazzam bir insani varlktan ya da ahsiyetten bahsetmek yerine, Tanr sohbetinin, laykyla anlaldnda, "Sevgi" hakknda konumaya yakn olup olmadn sormaya ikna etmek zere bir fikir deneyi yapmaktan ibaret. Ben sahiden de yakn olduunu ortaya atyorum. Eer huzursuzluk hl devam ederse, kurallara uygun dinsel syleme gre, "Tanr Sevgi'dir" dendiini kendimize hatrlatmamz gerekir. Fakat hibir yerde "Tanr fevkalade muazzam bir insani varlk" yahut "Tanr cisimsiz bir ahsiyettir" demez. Bylece daha nceki iki blmde varm bulunduumuza benzer bir sonuca varyoruz gibi gzkyor. lkinde, kutsal kitap eletirisinin geliiyle aslnda sadece Tanr'ya dair bilhassa modern (ve insanbiimci) anlay ile kutsal metinler yorumbiliminde modern (ve yaznsal) yaklam karsnda ateistik bir tepkinin doduu sonucunu karmtk. kinci blmdeyse, benzer ekilde doa bilimlerindeki keiflerin - b a t a Darvvin'in evrim hipotezinin- ncelikle o dnemde egemen olan kendine zg modern Tanr anlay ve buna bal olarak dinle bilim arasndaki ilikinin kendine zg biimde anlalmasnn pek oklarn ateizme ittiini grmtk. Artk teizme ynelik, en ok da dnyada ktlk ve acnn varolmasna ilikin ahlaki itirazlara dair benzer eyler syleyebiliyoruz. Szde ktlk sorunu yalnzca modern Tanr anlaynn kendisi asndan gerekten bir " p r o b l e m " tekil etmektedir. Bu durumda sylenmesi gerekenler yalnzca bunlar m: Eer Tanr ona halel getiren insanbiimci btn modern tahrifatlardan arndrlsayd, ktlk sorunu kestirmeden ortadan kalkar myd? Buradaki tartmamzn bu istikamette ilerlediine kuku yok. Ancak ilerin o kadar basit olmadn ifade eden bir eyler sylememiz de gerekli. nk Tanr sohbetiyle Sevgi sohbeti arasndaki benzerlie dikkat ektiimiz fikir deneyimizde Yahudi Soykrm dehetini yaam birinin Tanr'ya/Sevgi'ye olan inancnn artk imknsz hale gelecek kadar zlp darmadan olabileceini grdk. Bunun akla yatkn ve anlalabilir bir tepki olduunu, byle bir gerekliin ktlk sorununun "ald" varsaylarak hibir ekilde ortadan kalkamadn anladk. Demek oluyor ki ktlk sorununun aslnda uydurma bir problem olduunu (en bata Tanr'nm yeterince anlaamamasna ve Tanr ile ilikili olarak felsefenin oynad roln yetersiz anlalmasna dayandn) iyice gzler nne sersek de, kt deneyimleri ya da ktle tepkiyi Tanr'ya inanlar -kesinlikle burada bandan beri eletirdiimiz felsefi anlamda olmasa bile- sarslacak kadar iddetli yaayanlar hl olabilir. Baka szlerle ifade edelim, burada eletirdiimiz ktlk sorununun deiik bir eidi olabilir ve eer bu nnde sonunda ateizme sebep olduysa, bu da imdiye dek tarttmzdan farkl bir eit ateizmdir. Bunun byle grnm olabileceine iaret eden emareler 2004 ylnda Noel ertesinde meydana gelen tsunami felaketinin ardndan kendini belli etmiti. Byk bir can kaybyla sonulanan ve sa kalanlara ciddi aclar ektiren son yllarn en nemli doal afetlerinden biriydi. 1755 Lizbon Depremi'nden sonra olduu gibi hem inananlar hem de dierlerini byle felaketlerin ortasnda Tanr'nm rol ve mevcudiyetini sorgulamaya itti. Depremden sonra Hristiyanlarn kendilerine byle felaketlerin ortasnda Tanr'nm rol ve mevcudiyetine dair ciddi sorular sormakla kalmayp bunu mutlaka yapmalarn neren szleriyle Canterbury Bapiskoposu Rowan Williams lke apnda geni yank uyandrmt. Hristiyanlarn byle hadiseler karsnda dertlenmemelerini ve byle felaketlerle Tanr'ya olan inanlarnn imtihandan geirilmesinin tamamen uygun - h a t t a teolojik adan da u y g u n - olduunu ileri sryordu. Bu nemli bir mdahaleydi, Williams her ne kadar kusursuz bir teolog olarak tannm olsa da teolojiye yaklam kati surette Maclde ya da Swinburne gibi analitik din filozoflarmmkine benzemez. Aslnda din felsefesindeki szde "problemlerin" ounun uydurma sorunlar olduu konusunda D. Z. Philips ve daha bakalaryla hemfikirdir. Williams'n yazlarnn nda kutsal kitap eletirisini ya da bilimsel keifleri Tanr'ya inana kafa tutacak kadar ciddi gerekeler olarak grmedii bellidir. te yandan Williams'a gre ktlk sorununun eletirdiimiz trnden ok farkl olduu, kutsal kitap eletirisi veya doal bilimler ya da modern ktlk sorununun ortaya kardklarna baka trl meydan okuma getirdii belli. Bu durumda

148 sormamz gereken balca iki soru var. Birincisi, bu farkl trden ktlk sorunu teizmi, bu blm ierisinde ele aldmz yoldan sorgulamyorsa, hangi yolla sorguluyor? kincisi, eer problem ateizme varacak nitelikteyse bu ne tr bir ateizmdir ve imdiye dek tarttmz ateizmden hangi ynden ayrlr? nce unu soralm yleyse, ateizm ktlk sorununun bu farkl kl teizme hangi yolla meydan okumaktadr? Aslnda problem ksmen bizi Tanr ile Sevgi arasndaki iliki meselesine geri gtrr, bu da zellikle Tanr'y Sevgi'ye eit grmede teolojinin isteksizliinden kaynaklanr. Bir daha yineleyelim, eer bu indirgemeci hamle yaplsayd, sorun o kadar srarc hale gelmezdi. Gelin grn ki gelenek her zaman, bir anlamda Tanr'nn Sevgi olduu hakikat demek istemitir, ama tpk Tanr salt yilik'ten daha tesidir demek gibi Tanr Sevgi'den daha fazlasdr demenin de bir anlam vardr. efkat ve Sevgi olmasnn yam sra Tanr'nn ayn zamanda iyilik ve sevginin bulunduu bir dnya kadar iyilik ve sevgi kayna olduuna da inanlr. te bu bizi pek ok ynyle problemin dm noktasna getirir. Merhametli ve mfik bir Tanr'nn yaratt bir dnyada ktlkle ac nasl izah edilmelidir? Dier yandan bunun kesinlikle felsefe ve mantk problemi olmadna, yukarda ele aldmz tutarllk ya da ispat problemi olmadna iaret etmek gerek. Ktlk sorunundan Tanr'nn varlna ilikin olasl belirleme arac olarak yararlanmak da sz konusu deil. Aksine, burada izdiimiz senaryo halihazrda gnlden inanan birinin ktln varln (teolojik adan) akla yatkn bir ekilde izah etme yollarn bulma abas. Bu anlamyla bizzat gelenek iin de isel bir meydan okuma tekil etmekte. Bu noktada ktln aslnda hibir ey olduunda -ontolojik adan kabaca iyiliin bulunmay- srar eden "mahrumiyet" olarak ktlk doktrini gibi allageldik biimde nsann D kavram akla gelir. Ancak bu retilerin ikisi de sorunu tamamen ortadan kaldrmaz. Hepsinden nemlisi, Tanr tarafndan yaratlmasna ve tabiatyla ona ynelmesine ramen, insan iradesinin neden "dm" olduu sorusu baki kalr. John Milbank'in D fenomenini "kesinlikle kafa kartrc" diye nitelemesinin nedeni de bu. 22 Gizem ve aknlk kendi ilerinde inanmamaya yol amaya yetmez, aslnda herhangi inan biiminin gerekli nkoulu olduklar sylenebilir. Yine de inanan kiiyi dndrmelidir, Rovvan VVilliams'm szleriyle ima ettii de budur belki.

-123 ster agnostikler olsunlar, ister ateist ya da baka bir ey, gelenein dnda kalanlara ne demeli peki? nanmayanlar bu sorunun onlarn gznde felsefe ya da mantk bilmecesi olmad noktasnda ayn gr paylaabilirler. Hatta bunun gndemdeki sorunu tamamen kmsemek olduuna hkmedebilirler. Dahas reddettikleri Tanr'nn tartmal olduunu grdmz modern insanbiimci trden olduuna da inanmazlar. Ne var ki bu ateistlerin duruu daha ok Yahudi Soykrm karsnda yukarda szn ettiimiz tepki gsteren kimselerinkine benzer: ster kendileri yaasn, ister bakalar grdkleri aclarla parampara ve darmadan olunca Sevgi'ye inanmay ya da Tanr'ya inanc - mantk veya tutarllk zemininde deilse bile kendi iinde ve kendi asndan imknsz bulan kimseler. Oysa Tanr'ya inanmak bir "seenek" deildir. Burada sz edilen ateizmin ya da inanmazln karakterini biraz daha aydnlatmak nemli. Kendilerinden nce teist/ateist bilmecenin esas yaps stnde hemfikir olan ve sayesinde zlecek felsefi metodoloji stnde mutabakata varan analitik filozoflar tespit etmitik. Ayrca hem b u metodolojiyi hem de ona bal Tanr anlayn reddeden ve bu ret sayesinde, ktlkle yz yze gelindiinde bile Tanr'ya daha zgn inann kapsnn aldna inananlar olduunu da grdk. imdi tamamen uygunsuz olduu gerekesiyle bu metodolojiyi reddeden, buna ramen teizme yanamayanlarn durumuyla kar karyayz. imdi inanmazln bu formunun karakterine k tutmak iin Fyodor Dostoyevski'nin Karamazov Kardeler" romannn zellikle beinci ve altnc blmlerinde capcanl ve mkemmel bir biimde gzler nne serilen ateizm formuna dnelim. Romanda van ve Alyoa adl iki karde arasnda yaanan etkileimi grrz, van, "Benim yapmaya altm sana hakkmdaki en nemli eyi mmkn olduunca abuk anlatmak, yani ben ne tr bir adamm, neye inanrm ve neler umut ederim - hepsi bu, deil mi?" der Alyoa'ya. 23 Bu tartma sresince Tanr'y manevi thmet altnda brakan mehur szler dklr van'm azndan. Fakat Dostoyevski ne tr bir tartma yapldna - v e daha nemlisi ne tr bir tartma yaplmadna- aklk getirmeye zen gsterir. zellikle Tanr sorununa ilikin niyetinin felsefi bilmeceye, man* Karamazov Kardeler, ev. Nihal Yalaza Taluy, Kltr Yaynlan, st., 2011, 6. Basm.

151 -123 tk oyununa indirgenmemesi gerektiini vurgulamakta titiz davranr. Rus ocuklarla retmenleri barlarda yaptklar sohbetler srasnda mantk bulmacalaryla oyalanrken soruna byle yaklamann rneini gzler n n e sererler: "Barda frsatn yakaladklarnda nelerden bahsedecekler? Neden olacak, ezeli meseleden: Tanr var m, lmszlk var m?" 2 4 Bu roman hakknda kaleme ald nemli felsefi yazsnda Stevvard Sutherland b u can alc aklamann sonularn g n d e m e getirmitir. O n a gre Dostoyevski van'm "Tanr'y kabullenmesi" yalnzca Rus ocuklarnn tartmalakavramsal konularn "Tanr'nm varl problemini" ele ald felsefi bir tartmaya girer. "Barda frsatn yakaladmz" zaman tartmann ateizm ve inanmay, hakknda lehte ya da aleyhte tahminlerde bulunabileceimiz, destekleyen ya da rten noktalar ekleyebileceimiz iki hipotezin arptrd modele kar kar. Ateistle inanan arasndaki fark her ne olursa olsun, burada, duygular devreye sokan veya sokmayan, kiinin hayat tarzn etkileyen veya etkilemeyen iki tahmini hipotez arasndaki fark deil, kiinin hangisine gre, van'm szleriyle, "yaadn" gstermektedir.25 Byle bir aklamann yerine Sutherland, " v a n ' m ateizmi inanann Tanr'nn eseri diye sz ettiklerine kar manevi bir tepki olarak grlmelidir," diye nerir. 26 van'm "protest ateizmi" stne nl szlerini b u n u n nda anlamak gerekir: Kendini anlat, sana soruyorum, cevap ver. Dn ki sonunda insanlar mesut etme, nihayetinde onlara bar ve huzur getirme maksadyla insani kader bina ediyorsun, ama ufack tek bir yarata -mesela yumruklaryla gsn dven o bebee- eziyet etmenin ve o binann dindirilemez gzyalarna boulmasnn elzem ve kanlmaz olduunu anlyorsun, bu artlarda mimar olmaya raz gelir miydin? Syle bana, doru syle... Benim kabul etmediim Tanr deil, Alyoa, sadece en derin sayglarmla cezay ona kesiyorum.27 Bu noktada Sutherland'e gre, eer inanmamaya " R u s ocuklarn n " yapt gibi ayn mantk soruturmas ierisinde karar verilecek olursa, van'm fkesinin inanmaya kar olduu kadar inanmamaya kar da ayn lde ynelebileceini belirtmek gerek. Dier bir deyile, burada v a n ' m hakaretlerinin hedefinde varlan belli sonutan ok b u meseleye yaklam tarz yer almaktadr. Bu trl ateizm ahlaki adan en az teizm kadar suludur. van'm ateizminin etkisini gsterdii nc seviyeyi zetleyense, van'n telafi salanp ahenk h k m srse bile "ben haksz olsam dahi, dindirilemez aclarm ve bastrlmayan gazabmla kalmay tercih ederim," diye srar ettii szleridir. " H e m ahengin bedeli ok ar; o n u tutturmann bedelini demekse bizi aar." 29 C a m u s ve dierlerinin iaret ettii gibi bu "olsa bile" deyiinde pek ok anlam gizlidir. 30 Grnd kadaryla buradan kan sonu, adna Tanr denen " o l u u n " bilfiil var olduu tantlanabilse bile bir ekilde van'n ateizmini geersiz kalmayacadr. Byle bir Tanr gerekten varsa ve kurtulu ihtimali olsa van'n savunduu ateizmin analizini yapan Sutherland b u n u n seviyede ilediini ileri srer. nce ve en ok dikkat eken h e m e n yukarda aktardmz pasajda da grlen manevi isyana gemektir. bile, b u van'm ateizm anlaynn geerliliini olumsuz etkilemeyecek; onun manevi sorumluluu hl Tanr'y inkr e t m e k ve o kurtuluu reddetmek olacaktr. B u da van'n ateizminin ncelikle - a s l n d a hi rna deil, ayn zamanda bu tartmalarn bizi ya kabule ya da inkra ikna etmeye zorlad Tanr'ya da duyduu katksz tiksintiye dayanmaktadr. Ayn zamanda dini btn inananlarn da Tanrs olduuna inand onlarn Tanrs'n kabul etmesi bir ynyle inann ve inanmaym ald bu gibi formlarn sonularna ynelik duyduu manevi fke onu deliye dndrecek kadar youn olan bir adamn ac bir akas olarak grlmelidir.28 syann kkeni bir bakma ekilen ar aclarn -zellikle de masum ve ocuklar t a r a f n d a n - her naslsa sonradan " t a z m i n " ya da "telafi" yoluyla " a d i l " klnacan varsaymann dpedz ahlakszlna uzanr. Daha ok kafa kartran ikincisi seviye de van'm besbelli Tanr'y kabullendii a m a dnyasn reddettiini aa vurduu u szlerden anlalr: " B e n i m kabul etmediim Tanr deil,... sadece en derin sayglarmla cezay ona kesiyorum." Bu szlerin stnde ayrntsyla duran Sutherland'e gre

102 152 de deil- Tanr denen oluun gerekte var olmadna inanma meselesidir. Byle bir oluun varl sz konusuysa bile van kendi protest ateizmini ilan etmeyi manevi vazife grecekti.-" Tuhaf ama daha nceki blmlerde zaman zaman ortaya koyduumuz teizmin (modern insanbiimci olanlar dnda) anlatlaryla yapsal benzerlik olmas ilgin. Kat teolojinin belirli (modernite tarafndan engellenen) izgilerine gre teizmin salt veya ncelikle ya da katiyen Tanr denen oluun fiilen var olup olmad sorusuyla tanmlanmadn grm bulunuyoruz. Daha dorusu Tanr'dan bir "olu" yahut "bir varlk" olarak sz etmenin veya Tanr iin "vardr" demenin kat teolojik gelenein byk blm asndan derin bir sorun tekil ettiini grdk. Teizmden belirli bir varlk trnn varoluuna ballk diye sz etmek epey yanltc -hatta muhtemelen dine hakaret ya da kfr niteliinde- olabilir. imdi, anlalan, benzer ekilde ncelikle ya da katiyetle belli bal bir varln veya oluun var olup olmad sorunuyla tanmlanmayan ateizmin bir biimiyle kar karyayz. Sutherland'in dedii gibi van Karamazov'u incelemek inanmayla inanmama arasndaki farklla dair st kapal anlatlarda yer alan "Tanr vardr" nermesine verilen nemin ciddi ekilde sorgulanmasna yol aar. Burada sz konusu olan Tanr'nn gereklii anla/ sadece byle bir gereklik olup olmad meselesi deil, Tanr'nn gereklii aleyhinde konumann, buna inanmann ya da isyan etmenin ne anlama geldiidir.32 Bylelikle, ncelikle, eer bir ekilde tanm yaplsa dahi, Tanr denen bir olu ya da varln fiilen var olup olmad sorunuyla tanmlanmayan (tpk teizm anlaynn olasln ortaya attmz gibi) ateizm anlayna srklenmi bulunuyoruz. Bundan nceki blmlerde kutsal metin eletirisindeki gelimelerle doal bilimlerde yaplan keiflerin tarihsel adanken bata gndemde olan kendine zg " m o d e r n " Tanr anlay ve/veya o Tanr'nn "gerekliini" belirlemenin kendine zg modern yollar nedeniyle ateistik drtlere frsat verdiini grdk. Bu " m o d e r n " Tanr anlaynn szm ona d basklardan ok ateistik drtlere yol at ileri srlmt. Eer Tanr baka trl idrak edilseydi, kutsal kitap eletirisinden ve doal bilimlerden ykselen szde itirazlar ortadan kalkmaya yz tutar ya da en azndan hatr saylr lde hafiflerdi. Gndemde olan "modern" Tanr anlayyla o Tanr'nn "gerekliini" belirlemede izlenen modern felsefi srelerin rn olan ktlk sorununda da benzer bir olgu gzlemitik. Bu bakmdan ktlk sorunu kutsal kitap eletirisiyle bilimsel keiflerin getirdii itirazlar kadar uydurma bir sorundur. Ne var ki ktlk ve aclar tasavvur etmemiz bizi farkl bir ateizm anlayna srklemi bulunuyor; bu da yine farkl bir teizm olaslnn domasna benziyor. Bunlar ateizm ile teizmin ncelikle Tanr denen bir varlk ya da oluun fiilen var olup olmad sorusuyla belirlenmeyen biimleri. ou zaman tahmin edildiinden ok daha kaamak ve karmak teizm ve ateizm anlaylarna kaplrz. Bu durum, tezmle ateizmin bu trleri arasndaki uyumsuzluun nasl ele alnaca ya da nasl badatrlaca sorusunu akla getirir. Akas, anlamazlk prensip olarak felsefi manta, tutarllk testlerine veya delil deerlendirmelerine bavurarak "giderilmez", nk hem teizmin hem ateizmin bu iki biiminde byle "testler", byle "deliller" geersizdir. En az Ivan Karamazov'a olduu kadar Aquinolu Thomas'a da yersiz grnrlerdi Anlamazln pratikte nasl, o da eer mmknse, zme balanaca konusu bu kitabn kapsamn, aar. Fakat biz hi olmazsa ou zaman daha karmak grnenin yalnzca teizm ve ateizm anlaylar olmadm, insanlar buna sarlmaya iten yollarn ve byle anlamazlklarn giderilme aralarnn da ayn ekilde karmak olduunu grme frsat bulduk. Teizm sorununa kar ateizm sorununun bir "varlk var mdr gibi mantk ve delil meselesine dayal tartmalara indirgenebilecei gr tpk teizm konusunda olduu gibi ateizmle ilikili olarak da tahrif edici diye kabul edilebilir.

kendilerini beklenmedik bir ittifakn taraflar olarak buldular. Sonu kimilerince aykr, kimilerince kartlarn birlii diye grld: "Hris-

8. BLM
MODERNTENN SONU - ATEZMN SONU MU?

tiyan ateizminin" y o r u m u n u ilan eden zgn ve gnah dolu teolojik projeydi. Her ne kadar akademinin bnyesinden km olsa da vurduu darbe niversite yerlekesinin snrlar dnda hissediliyordu. Time dergisinin 1966 Paskalya basksnn kapanda dz siyah zemin stne parlaTc krmz renkte basit szck yerletirilmiti: "Tanr ld m ? " Derginin i sayfalarndaki makale yle balyordu:

Aratrmalarmz bizi bambaka alanlara gtrm olmasna ramen birbirlerine yakn duran sonulara varm bulunuyoruz. Bu kitabn her b l m n d e ateizmin kendine zg modern bir olgu olmasyla tekrar tekrar karlatk. Bu demek oluyor ki ateizm modern felsefi nvarsaymlarla meydana gelmi ve modern epistemoloji sayesinde anlalr klnmtr. Ayrca, ateizmin tepki gsterdii teizmin ve buna bal olarak kendini olumsuz tanmlamasnn ayn ekilde teizmin bilhassa modern tr olduunu da grdk. Bylece kavram arasnda yakn bir balant bulunduunu anlam bulunuyoruz: Modernitenin btn felsefi ve kltrel ats; teizmin bunun yol at modern formu; ayn anda hem modernitenin rn hem de modern teizme ynelik tepki olan ateizm. Durum byle olduka bu kavramdan birini dier ikisi zerinde kayda deer bir iz brakmakszn yeniden gzden geirmenin ya da elemenin m m k n olmad grnecektir. Bu gzlem "modernitenin sonu geldi" diye sk sk ilan eden kltrel ve entelektel bir evrede bilhassa nem tar. Aslnda son birka onyldr akademik disiplinler ve hayatn daha geni kapsaml kltrel biimlerinin yayld yelpaze boyunca modernitenin lmcl kn duyuran sesler duyulmaktayd. Eer modernitenin gerekten " s o n a erdiini" veya " s o n a ermek z e r e " olduunu sylemenin bir anlam varsa, daha nceki blmlerde yaptmz analizler bunun gerek modernite iinde egemen olan teizm biimi gerekse byle bir teizmi kararllkla reddeden ateizm iin potansiyel adan geni^ kapsaml ierimler tayabileceini akla getirecektir. yleyse modernitenin sonu peinden ateizmin sonunu da getirebilir mi? Aadaki tartmada irdelemek istediim soru bu. A m a modernitenin sonu meselesini dorudan ele almadan nce ge modernitede teizm ve ateizmin atkl da olsa artc biimde nasl u y u m gsterdiini gz nne almamz nemli. U z u n z a m a n d r kart ve dmanca iliki ierisinde ypranan teizm ile ateizm anszn "Hristiyanlk ierisinde bile"... Time makalesinde yneltilen ilgi ekici soru bizzat Hristiyanln bile artk ateist olmas ihtimaliydi. Belki de ateizmin en son hakikati gibi teizmin nihai "hakikati" de tecelli ediyor olamaz myd? Time dergisindeki makalenin kaleme alnmasna yol aan T h o m a s J. J. Altizer'm The Gospel ofChristian Atheism (1966) adl kitabyd. Orada ilan edilen bilhassa modern okurlar hedef alan tartmasz modern bir yorumdu. Aslnda Altizer sonradan iinde b u l u n d u u ve onun iin yazd varsaylan evreden " t a m m o d e r n i t e " ortam diye sz edecekti. Teizm ve ateizm anlaylarn birlikte ele ald kitab yukardaki blmlerde izini srdmz modernite geleneinin ana akm ierisinde yer alr. O n u n yapt y o r u m u n odak noktas Tanr'nm ld kavramyd. Her ne kadar sklkla Friedrich Nietzsche ile ilikilendirilse de b u kavrama felsefi ifadesini kazandran G. W. F. Hegel'in eseriydi, zaten Altizer en ok Hegel'in Tanr'nm l m n ele al tarzndan etkilenmiti. Altizer'm projesinin h e m modern h e m de Hegel karakteri tayan ikili y n n M a r k C. Taylor yle zetler: " M t e m a d i y e n 'radikal teoloji' diye tarif edilmekle birlikte Altizer'm duruu aslnda
Tanr l d m ? B u h e m , b e l k i d e g i z l i d e n gizliye o n u n l m e s i n d e n k o r k a n i n a n a n l a r a h e m d e c e v a b n m u h t e m e l e n h a y r o l d u u n d a n ph e l e n e n ateistlere a z a p v e r e n b i r sorudur. Tanr l d m ? B u s z c k v a r o l u u n a n l a m z e r i n d e d e r i n l e m e s i n e d n m e y e ary temsil eder. N e inan b i l g e l i k snav d i y e g r e n septiklerin n e d e N i e t z s c h e ' y i d o r u y a n t v e r e n p e y g a m b e r diye g r e n l e r i n alay ettikleri bir s o r u d u r artk. H r i s t i y a n l k ierisinde bile... r a d i k a l teologlardan m e y d a n a gelm i k k b i r g r u p , kiliselerin T a n r ' n m l d g e r e i n i k a b u l e t m e leri ve o n s u z g e i n i p gitmeleri gerektiini ciddi o l a r a k ileri srmtr. 1

157 -123 Bat'nn dini geleneini terk etmede yeni bir tutum deildi. Tam tersine, onun teolojik gr Hegel'in en temel anlaynn yeniden ilenmi haliydi." 2 Altizer'n grlerinin ncelikle Hegel'in Tanr ld kavramn canlandrmas sayesinde ortaya kmas nemlidir. Projesine modern yrnge ierisinde salam bir yer bulmann yannda ona teizm ile ateizm arasnda allageldik kartl sorgulama imkn vermiti; ne de olsa Bat felsefesine Hegel'in yapt en kayda deer katklardan biri grnrde ayr ve elien kartlklarn aslnda diyalektik adan i ie gemi olduklarn sylemesidir. Bunun yaratt belirsizlik kimi yorumcularn sonradan Hegel'in sezgilerini apak Hristiyan izgiler dorultusunda akladklarn, kimilerininse onlardan apak ateist yrngede deerlendirdiklerini ksmen aklamaktadr. Kimileri de Hegel'in kategoriletirmelerden nasl uzak durduunu aratrarak dncesini Hristiyan gelenek ierisinde " h e t e r o d o k s " olarak niteler. Altizer Hegel'in neden olduu belirsizlikten Hristiyan teizmiyle sekler ateizmini birbirinden ayrmak yerine bir araya getirilmesi gerektiini nerirken yararlanmtr. yleyse Hegel'in Tanr'nn lmn anlamasnda ayrt edici olan nokta neydi? Hegel'in dncesinde Tanr'nn l m n n i ie gemi balca iki anlamn T h o m a s A. Carlson anlalr bir dille yle zetler: Bir yandan tamamen uzak, dolaysyla bilinmez gibi grnd ya da kald iin Tanr "ld" denir; bu bakmdan Kant'ta doruuna ulaan aydnlanma aklclyla jocobi ve Schleiermacher'i derinlemesine etki altnda brakan dindar duygular bir o kadar da Tanr'y bilinmeyenin soyutlanmasndan, belirli bir ierik yoksunluundan kaynaklanan canszla mahkm edecekti... Dier yandan Hegel bu bilinmez, dolaysyla cansz Tanr'ya ikinci kez "Tanr'nn lm" diyerek kar kar. Bu ikinci anlamada Tanr kendi soyut kavramnn ya da boluunun iini boaltr veya onu olumsuzlarken gerekten ve somut olarak yaamak iin kendi uzaklyla bilinmezliinden dar kar.3 Carlson'n szlerinin devamnda bu iki anlama tarznn birbirlerine gerek duyduklarna ve birbirlerini anlalr kldklarna da p a r m a k basmaktadr. Dolaysyla hangi anlayn " b a s k n " kt "karar verilem e z " bir durumdur. Tanr " s a h i d e n " mutlak ve deneyst m, yoksa Tanr " s a h i d e n " vcut b u l m u ve ikin midir? Hegel biraz gvenle Hristiyanln ta kendisinin burada ya yle ya byle tercih yapmay gerekli grmekle dt hatay gsterdiini iddia edebilir elbet. Tanr Baba mutlak ve akn, Tanr Oul ise somut ve ikindir, te yandan Teslis doktrini ikisinin de ayn anda gerekli olduunu retir. Gelgelelim, Baba ve Oul'un temel birlii fiilen ve cismani olarak "hayata geirilmelidir", diriliin oynamas gereken rol budur. Eer O u l tarafndan mutlak ve bilinemez Baba'nn grn ve cismi " y a d s n r " ise, b u ikin grn yadsnmaya adaydr. Dier bir deyile, O u l Tanr lmek zorundadr, bylece Tanr'nn armhta vuku bulan bir lm daha olmaldr. Aksi takdirde Tanr'nn konum u ikinliin paralarna ayrlacak ve Tanr Baba ile Tanr Oul hl uzlama ihtiyac duyacaktr. Bu uzlama dirili sayesinde olur. Dirili esnasnda Tanr'nn sonlulua srklenii bizzat alr, "olumsuzlamann o l u m s u z l a n m a s " sz konusudur, ayrca diyalektik olarak b u aamadan getikten sonra nihai uzlama salanr. Tanr Baba ile Tanr Oul artk Tanr Ruh araclyla nihayet uzlamlardr. Buna gre Hegel tecessm, dirili ve Teslis doktrinlerini " h a k i k a t " diye grebilir, ancak b u n u n M u t l a k R u h ' u n tabiatna ilikin nihai felsefi hakikatlerin yalmzca gerek grsel temsil anlamnda geerli olduunu belirtmekte yarar var. Bylece Hegel asndan Tanr'nn "lmesinin" birka yolu, Tanr'nn lmnn birka farkl alglan olduunu ve bunlarn hepsinin birbirine iaret ederek bir dierine ihtiya duyduunu grebiliriz. Altizer'n yaratc Hegel okumasnda nemli olan Tanr'nn ikinci l m n dierlerinden ayrcalkl grmesidir. Hristiyan ateizminin yorumunu yaparken Altizer'n ncelik verdii husus "Tanr'nn geici olarak ikin, dolaysyla bu dnya ve tarihince iyice tannr hale gelmesi iin kendi soyut aknlmda ve sakin ebediyetinde lddr". 4 Altizer'n projesinin temelinde yatan kanaat budur. Tanr'nn l m n n ikinci alglannn ayrcalkl olmasnn sebebine gelince, Altizer bunun, iinde yaamakta o l d u u m u z dnyayla ilikili olarak kehanet diye niteledii Nietzsche'nin sezgileriyle dorulandna inanr. Baka szlerle ifade etmek gerekirse, Altizer asndan onu Hegel'in Tanr'nn lmnn ikinci alglanna younlap onu akmln olumsuzlanmas olarak yceltmeye iten Nietzsche'ye gre Tanr ld anlay olmutu, diyebiliriz. Altizer'n kendi yle aklar:

158 Yirminci yzyla bir giri kaps varsa, bu Tanr'nn lmnden gemekle olur, modern insann yeni kefedilmi, aknln izlerini ya da glgesini dahi ortadan kaldran radikal ikinliinin tesinde btn anlamlarn ya da gerekliin kdr. kle birlikte yeni bir kaos meydana gelmi, mutlak veya akn zeminin kaybolmas yeni bir anlamszl, Nietzsche tarafndan tarihin bir sonraki evresi diye kehanette bulunduu nihilizmin ta kendisini getirmi bulunmaktadr.5 Altizer'a gre Nietzsche'nin sezgileri cidden Hegel'in nihai " o l u m suzlanmanm olumsuzlanmas" yasasn kabul e t m e m e k anlamna gelirken, sa'nn lmyle cehenneme d dirili sayesinde alr. Buna karlk Hristiyan ateizmi y o r u m u n d a Tanr'nn sa'da lmesi sondur ve geri dn m m k n olmaz. Altizer der ki, "radikal Hristiyanlar Tanr'nm aslnda sa'nn vcudunda ldn, bu lmn sonradan gelen dinsel ya da k o z m i k bir hareketle tersine evrilemeyecek h e m tarihsel hem de kozmik bir olay olduunu ilan eder." 6 Tanr'nn lmn en m k e m m e l ve geri dnlmez anlamda kabul ettiini gz nne alrsak, b u n u n Altizer'n Tanr'y tmden terk etmesine, kesin ve koulsuz olarak ateizme sarlmasna neden yol amadn merak edebiliriz. Altizer'n bu soruya yant yine Hegelciliin ruhuyla dolu gibidir; Hristiyan teizmiyle sekler ateizmin hepten ve karlkl olarak birbirleriyle i ie getii kanaatine dayanr. Dolaysyla aralarndaki ilikiyi dpedz ya u/ya bu tercihi asndan deerlendirmek yanltc olur. Altizer ateizmin n d e gelen peygamberlerinin Hristiyanlk ileriyle gz ard edilemeyecek kadar ok megul olduklarna inanr. Bunun tersine Hristiyanlk kendi lm srecini daha iyi anlama noktasna gelmesini salayan kaynaklar iinde barndrmaktadr. Nitekim yle der: (Yirminci) yzylmzn daha yaratc teologlarndan pek ounun bilinsizce olsa bile st kapal olarak Nietzsche'nin grlerini paylamas... tesadfolamaz, ayrca Nietzsche'nin btn grlerinin kendisinin Hristiyan Tanrs'nn lm diye ilan ettii noktadan kaynaklandn inkr etmek zor olacak, biz de bunun alglanmasnn ancak inanla mmkn olacan gzler nne sermeye alacaz.7 Ateizmin Hristiyanln barndan ktn dnrsek, Altizer ya-

102 pay olarak gemiini ve kkenlerini unutmaya kalkan sekler ateizme kyasla tam gelimi Hristiyan ateizminin halen iinde bulunduumuz koullara daha ok k tutabileceine inanr. D e m e k ki Altizer'n yntemi Hristiyan doktrinlerine, retilerine ve anlatlarna daha uygundur, onlar ada ateistik vaziyet olarak kabul ettii hem stlenen hem de aydnlatan yeni bir slupla yorumlar. rnein, buna gre, Tanr'nm krall simgesinin gnmzde sahiplenilmesi... Tanr'nn lm yorumunun ya da "gzel haberinin" gereklemesini mmkn klabilir: Tanr'nm lm insan bo bir karanla itmedii iin onu her yabancdan ve kart tekinden kurtarr, bylelikle Blake'in "Byk nsanlk Tanrs" diye ycelttii aamaya veya Tanr ile insann nihai bulumasna geii salayabilir.8 O y s a Altizer'n inand Hristiyan doktrininin en verimli gelimesi Hristiyan ateizminin y o r u m u n u destekleyen kenosis ile olmutur. Tecessm srasnda Tanr'nm aknln bir yana brakp sa'da vcuda gelmek iin ilahi gcn boalttn savunan bir retidir. R u h u n bedene d n m Altizer'n h e m benimsenmi Hristiyan geleneinin can alc noktasnda durduuna hem de halen iinde b u l u n d u u m u z koullar aydnlatmaya yaradna inand temadr. Fakat b u n u n benimsenip, halen geerli ateistik ontoloji ierisinde dinsel adan yrrle girmesi iin kabul edilmi gelenein de yaratc ekilde gelitirilmesi gerekmektedir. yle der Altizer: lahi srecin kenotik ya da olumsuz hareketi insan deneyiminin edimine giren bir hareket olduka ne belirli bir zaman ve meknda tecrit edilebilir ne de tamamen belirli bir an ierisinde vuku bulan bir ey olarak anlalabilir. Tam tersine, Sz'n bedene dnmnn gerek olmas srekli ve ileriye dnk bir sre, balangta Tanr'nm sa'da lmesiyle vuku bulan bir sretir; doru, ama tarihte ancak kademeli olarak gerekleir, nk Tanr'nm ilk kendini olumsuzlamas nnde sonunda insan deneyiminin btn eitlilii ierisinde gerek olur." Altizer tartmasnn devamnda Tanr'y akn klma, ilahi varl insana kar kkrtlan bir olu olarak ne srme adna harcanan her abann gerekte tecessm mantnn reddi, ayn zamanda da vahye

160 kararl ve nihai bir ifade yklendii anlay olduunu ileri srer. Oysa vahyin kendisi ilk ifadelerinin kesintisiz olarak yeni biimlere brnd ilerleyen bir sretir. Dolaysyla Altizer'a gre: Tanr'nn lm giderek kfrn derinliklerine daha da inerek belli bal ve bilinen ifadelerini yadsmaya devam ederken Tanr'nn dnyaya, Ruh'un bedene doru hareketinin sonucu ve deneyimin btnselliinde Tanr'nn lmnn gerek olmas ilahi srecin sregelen ve ilerleyen hareketinin belirleyici iaretidir. Bu sreci hem sa'nn ihtirasnda vcut bulan hem de onunla sembolik olarak harekete geen kendini yadsma ve kenotik eylem diye tanyan bir inan, bunun ile ekerken ve plak insan deneyiminin karanlnda tezahr ettiini bilir, bu masumiyet bahesinden srgn edilmi ve doast zemini ya da kaynann dayanma kudretinden yoksun kalm bir deneyimdir.10 D e m e k ki Altizer'n grnde Hristiyanln ateizme ne kadar terk edildiini grrz. Bu hi kukusuz " d a y a n m a kudretinden ve kaynandan srgn e d i l m i " Hristiyan teolojisinin tercmesidir. A m a ayn zamanda bu kesinlikle ateistik ontolojiyi anlamann, tecrbe ve mzakere etmenin en iyi yolu Hristiyan ibadetinin batan aa ve gereinde yeniden yorumlanmas sayesinde olur. te yandan Hristiyan ateizminin y o r u m u n u vaaz eden tek teolog Altizer deildir. Birleik Krallk'ta 1980'den itibaren benzer ama ayr bir proje D o n Cupitt tarafndan gelitirilecekti. Alitzer ile Cupitt'in projeleri arasnda birbirine h e m yaknlap hem uzaklaan fikirlerden meydana gelen ilgin bir iliki vardr. Cupitt'in kendi projesini "Hristiyan ateizmi" yerine "Hristiyan gerekdl" olarak tarif etmesi en azndan iki bakmdan nem tar. lki, "realizm" ile "anti-realizm" arasndaki temel dalizmiyle analitik din felsefesinin ana akm geleneinde Cupitt'in oluumsal gemiine iaret etmesiydi. kincisiyse, Cupitt'in tam da o gelenekten miras alnd gibi teizm ile ateizmi mutlak ve kutupsal kartlar olarak g r m e eilimini b o z m a arzusuydu. Objektif metafizikten arnm dini teizmin ihtimallerini aratrmaya adad ilk almalar, sonuta felsefi ateizmin bir biimi olarak grlebilirdi. Dier bir deyile, metafizik adan, Cupitt de en az Altizer kadar ateistti, zaten Cupitt de kendi almasn "nesnel Tanrtanmazlk" diye tarif etmiti. te yandan etkili bir Hristiyan teizminin ilahi bir nesnenin,

-123 oluun ya da varln nesnel varoluuna bal olmadn dnyordu. Bilakis, Hristiyan teizmi en yce dini ve ruhani deerlerimizi stnde toplayan en yksek ruhani ideal olarak Tanr'ya inanma ya da ona sadakat eklinde yeniden yorumlanmalyd. En azndan balang evrelerinde bunun getirdii bir sonu da Cupitt'in Hristiyan gerekdl fikrinin Altizer'n Hristiyan ateizmine kyasla doktrinde ok daha az kkl dzenlemeler gerektirdiiydi. Altizer'n tecessm, kenosis vesaire doktrinlerini batan aa yeniden yorumlad grlrken, Cupitt doktrinel, spiritel ve etik retinin ieriinin byk lde olduu gibi braklabileceini, fakat btnn artk gerekd (yaznsal olmayan, nesnel olmayan) tarzda yorumlandn sylyordu. Kendi objektif metafiziinden uzaklatrlp dolaysyla gerekd olarak anlaldnda, Hristiyanln yalnzca fevkalade etkili olmaya devam etmekle kalmayp ayn zamanda dini ve ruhani bakmdan daha saf hale geldiini belirtmiti. Altizer ile Cupitt arasndaki pek ok farklla yarattklar felsefi ve teolojik etki alanlar asndan baklabilir. Altizer'n esin kayna Hegel, Nietzsche ve Blake olurken, Cupitt daha ok Kant'a, Kierkegaard'a ve Buda'ya ynelmiti. Dahas, Cupitt'in rneinde Hristiyan teizminin metafizik ateizmle atkl ve kar-sezgisel birlemesi onun ngiliz Kilisesi papaz cppesiyle grev yapmasyla doruuna kt." Altizer gibi Cupitt'in balang noktas da nesnel teizmin kyd, yine Altizer gibi o da bu k modernitenin gelii ve olgunlamasnn dorudan sonucu olarak anlalabilir gryordu. Cupitt, Tanr'nn geleneksel gereki alglanmasnn - " f i i l e n var olan bamsz ve bireysel v a r l k - tmyle geleneksel kltrden geldiini ve modern bak asna geilmesiyle ortadan kalkmas gerektiini syler. 12 Dier bir deyile, Tanr'nn nesnel gereki alglanmas geleneksel ya da modern ncesi dnya gr ierisinde ekillenir ve aslnda sadece onun ierisinde kavranabilir. Modernitenin geliiyle birlikte kozmoloji, bilgi kuramlar, toplumsal kurumlar, benlik ve zerklik kavramlarnda trl deiimler ba gstermitir. Bunlar yle eksiksiz ve m k e m m e l deiimlerdir ki modern dnyada gereki Tanr anlaynn hl nasl m m k n ve akla yatkn olabildiini grmek gleir. Bundan kuku duyulursa, Cupitt "yaklak son iki yzyldr hz kazanm olan Tanr'dan byk kopuun neredeyse kapkaranlk hadisesine" dikkat ekecektir. 13 stelik Tanr'nn varoluundan yana felsefi argmanlara duyulan gven gide-

162

-123 yan geleneinin daima balca akm olmu bir gerei aa kardna inanr, nk Hristiyanlk her zaman alak egotizmi alt etmenin ve kendini en st dzeyde amann gereini retmitir. Ancak bu dini vecibe daima Tanr'y nesnel, ahsi bir varlk olarak grme anlay tarafndan baltalanma tehlikesiyle kar karya kalmt (bazen de baltalanmt), stelik bu tehlike cennet vaat eden dller ve cehennem azab doktrinleriyle birletiinde iyice iddetlenmiti. Cennet ve cehenneme dair doktrinlerin bol olmad zamanlarda bile nesnel, kiisel bir Tanr'y " m e m n u n " ve "tatmin" edecek eyleri yapmaktan sz etM k e m m e l " k u r t u l u " k o l a y c a b t n y a p y r e d d e d e n ve t a m a m e n

rek zayflamakta ve nesnel ilahi gerekliin varlna inan solmaktadr. Buraya kadar Cupitt gzmze modern ateizmin ya da agnostisizmin ana akm geleneiyle ayn fikirlere sahip grnr. Ne var ki pratik sonucu itibaryla yaknlaan iki nemli gzlemi daha vardr. Birincisi, Bat dnyasndaki kurumsal ve doktrinel dinin inkr edilmez dne ramen, insanlarn, belki eskisinden ok daha gl olarak bir tr dine ya da ruhani sadakate ve ibadete duyduklar ihtiyatr. Cupitt yle der:

mek mutlak yanszln ruhani saflna leke srmek gibi grnecekti. Cupitt'e gre yanszlk ile nesnel doktrinel savlar arasnda teolojik gelenein tarihsel geliimi ierisinde tekrar tekrar grnen ikin bir gerilim bulunur. Eer yanszlk iyice ciddiye alnacak olursa, bunun nesnel bir Tanr'nm, aslnda daha genel olarak dinsel doktrinlerin gereki alglannn stesinden gelmek anlamna geleceini savunur. Byle okunduunda Tanr'mn nesnel gerekliinden vazgemenin sebepleri vardr. Ne var ki bu bizatihi Tanr'y terk etmeyi gerektirmez. Tam tersine, Tanr "dini hayatn balangc ve sonu" olmay srdrr. Cupitt yle aklar:
Tanr dini h a y a t n m e r k e z i n d e k i birletirici simgedir. K o u l s u z dini v e c i b e ( " T a n r ' n m i r a d e s i " ) d o a n n b a r n d a n k m r u h a n i , kendini b i l e n v a r l k l a r o l a r a k bizi m m k n o l a n e n y k s e k k a d e r i y e r i n e getirm e y e iten m s t a k i l v i c d a n i b i r s o r u m l u l u k t u r . Vecibe t a m a m e n ikin deildir, n k m e v c u t y a r a d l m z n b a r n d a tad a m a c y e r i n e g e t i r m e k y a l n z c a bir talep deil; a k s i n e k e n d i n i a m a y v e d o a y a kar zafere u l a m a y gerektirir. D o l a y s y l a b u n u d a y a t a n akn bir v a r l k s e m b o l n n b e n i m s e n m e s i n i z o r u n l u klar; o s a d e c e b u n u dayatmaz,, ayn z a m a n d a b i z i ynelttii hedefi t e m s i l eder, n k Tanr e n y k s e k derecede manevi deerlere ve zfarkmdala ("can, ruh"), zgrlk ve sevgiye sahip doa zerinde tahakkm kurmu ("dnyann yaratcs") bir v a r l k o l a r a k tasvir edilir. 15

ieriksiz h a l e g e l e n a n a r i k z g r l e dnebilir. H i b i r ekilde m a n e v i deerleri h e d e f l e m e y e n b i r z g r l k k e n d i y l e n e y a p a c a n d a b i l m e z , n e r e y e gittiini de... z g r l m z y n l e n d i r m e k ve o n u v e rimli k l m a k iin m a n e v i y a t a ihtiya d u y a r z , b y l e l i k l e i n s a n m r asla h e b a o l m a y a n b t n l k l e s a n a t eserinin m k e m m e l l i i n d e n bir e y l e r kazanabilir. H a y a t l a r b y l e n i h a y e t e e r d i i n d e l m n d e can y a k c yan kalmaz.14

kuvvetli

kincisi, der Cupitt, geleneksel adan ruhani ibadetin zgrletirici biimi olarak dnlen dinin - v e zellikle Hristiyanln- etki alan aslnda objektif metafizik Tanr'mn varoluuna bal deildir. Tam tersine, Hristiyanlk hl nesnel bir Tanr'nm buyruu olmakszn ve onu temel almayan tam sadakatle iselletirilmi dini vecibe olarak yerine getirilebilir. Hatta Cupitt daha da ileri giderek Hristiyanln yalnzca nesnel Tanr kavramndan vazgemekle kalmayp bunu yapmaktan dini ve ruhani adan kazanl bile kabileceini ortaya koyar. Bu nerisi onun tarafszla kar balca Hristiyan buyruunun ne olmas gerektiine dair algdan kaynaklanr. Kukusuz bu noktada Cupitt tarafszl byle bir ahlaki eylemin gerekli nkoulu olarak gren Kant'a duyduu byk minneti belli eder. Kant'n gznde eylemin kendisini yerine getirmekten baka bir drtye, dle ya da amaca ynelik giriilen her eylem yanszl ve onunla birlikte eylemin ahlaki deerini zedeler. Ahlaki eylem ahlak kurallarnn yerine getirilmesi dnda hibir sebep, maksat ya da drt olmakszn giriilen eylemdir. Cupitt bu ilkeye can gnlden sarlr, ancak byle yaparken zellikle Kant'n ahlaki ilkesini benimsediine inanmaz. Tersine, Kant'n yanszlk stne retisinin sadece Hristi-

Buna gre Tanr, o ideal benimsenip belirli bir dini hayat ierisinde canlandrld (bylelikle "gerek" klnnca) "var olan" belli bal ve birletirici bir sembol ya da idealdir. Cupitt byle bir alglamann

164 rneini, "dini talebi harici dnyaya dair gereklerden kmaz. Benlik zerinde kanlmaz olarak hak iddia ederek kendini benlik ierisine bamsz ve iten ie yerleir" diye dnen Kierkegaard'n yazlarnda bulur. 16 Byle bir Tanr belirli ve yaanan dini hayat balam dnda nesnel olarak var mdr sorusuna gelince, Cupitt srarla der ki, byle bir sorun dini ilgilendirmez. Tanr'nn szm ona din tesi gerekiliinin dini adan herhangi bir yarar olamad gibi ta bandan beri dini vecibe hkm mstakildir, herhangi dsal bir cebire bal kalmaz. Tamamen iselletirilebilmesi, tarafmzdan bize zgrce kendimize dayatlmas ve sahiplenilmesi... iin dini vecibenin hkm mstakil ve asli olmaldr. Bylece din, Tanr'nm herhangi bir din tesi gerekliini yasaklar gibi grnmektedir.17 Cupitt srarla Tanr'y anmaya ve dua etmeye devam ettiini, dini hayatnda Tanr'nn ba kede ve birletirici bir unsur olarak yer aldn syler. Bu itibarla kendini - b i l h a s s a dini a d a n - "teist" biri diye kabul eder. Fakat ayn z a m a n d a byle bir teizmin ateizmle ontolojik ve metafizik balants olmasn gayet uyumlu grr. G r d m z zere Cupitt'e gre dini teizm neredeyse metafizik ateizmi talep etmektedir. D e m e k ki Altizer ve Cupitt'in dncesinde teizmle ateizmin artk taban tabana zt seenekler olarak grlmediklerine, grnte uzlatklarna tank oluyoruz. Her iki dnr de "dini ateizmin" nasl idrak edilmesi gerektiine ilikin kendilerine zg grler ortaya koyarlar. Ancak bunu belirtirken bu uzlamann hassas yapsn daha derinlemesine aratrmak nem tar. Karlkl grlerinin belki de en ne kan zellii ikisinin de ateistik ontolojiyi varsaymalardr. Din ateizmle bark olduu srece bu sorgulanmaktan ok, var kabul edilen "nesnel" ateizm balam ierisinde geerli olur. Altizer'a gre bu ateistik durum ancak bir Hristiyanm analizi nda doru drst anlalabilir. Cupitt ise Hristiyanl anlayp uygulamann en iyi yolunun nesnel teizm meselesini " a y r a c a " almak olduunu, hatta nesnel ateizme zemin hazrlayarak bunun daha da gelitirilebileceini dnmektedir. Ateizme ontolojik adan ncelik verilmesi moderniteye epistemolojik ve sosyolojik ncelik tannmasyla i ie geer. Yukarda grmtk, Altizer "tam modernite" diye saptad kltrel dzen iinde ve onun

-123 iin yazar, IH Cupitt de modern dnya iin dinsel bir gr ve pratik gelitirdiini iddia etmitir. Kukusuz Cupitt'in rneine baktmzda karmzdaki manzaray bulandran Taking Leave ofGod (onun dinsel gerekdlk anlaynn zelliklerini karrken bu eseri esas aldm) adl kitabnn yaynlanmasndan sonra giderek Derrida ile dier Avrupal dnrlerin etkisinde kalmas, bunun sonucunda modern zerk bilin anlaynn ok daha akkan bir anlaya dnmesidir. Bununla birlikte bu adm atldktan sonra bile Cupitt ontolojik monizm ve ikinlikte srar etmeyi srdrm, sk sk "hibir ey gizli k a l m a z " diye ilan ederek " m o d e r n " epistemenin kalc etkisini gzler nne sermiti. 19 yleyse Altizer ve Cupitt her ne kadar teizm ile ateizm arasndaki kartl b o z m u olsalar da nceki blmlerde gelitirilen analizi sorgulamak yerine teyit ederlerdi gibi grnyor. Bu da onlarn grlerinin modernite ile ateizm arasnda youn bir su ortakl olduunu ele vermektedir. Altizer ve Cupitt'in ateizme antolojik ayrcalk salayan grleri, modernitenin koullarna ak veya rtk ballklaryla ilikilidir. Demek ki "Hristiyan ateizmi" ya da "Hristiyan gerekdl" olarak ortaya kan fenomenler modernitenin i mantnn kanlmaz olarak ateizmle sonulandna ynelik iddiamz sorgulamaz fakat dolayl olarak dorular. M o d e m felsefi paradigmaya bal ve takl kald gerekesiyle Altizer' ilk eletirenler arasnda olan Mark C. Taylor ayn zamanda teolojiyi zellikle postmodern dorultuda ele alanlarn da ilkiydi. Modernite ve ateizm arasnda defalarca gzler nne serdiimiz yakn balant dikkate alndnda, modernitenin tesine gemek adna yaplan her giriim potansiyel adan ateizmin kendi iin ok nemli kollara ayrlmaya aday grnr. Eer modernite ile ateizm burada tarttmz kadar bylesi yakn iliki iinde ve karlkl olarak belirleyici iseler, o zaman modernitenin hegemonyasn sorgulamaya kalkmann ayn zamanda ateizme tannan ayrcal sorgulama giriimi olaca akla gelecektir. Taylor her ne kadar Altizer'a minnet borcu olduunu kabul etse de, ona ynelik - y l l a r b o y u n c a eitli yollardan gelitirdii- temel eletirisi, dncesinin fazla modern olduu gerekesine dayanr. Bu en ok Taylor'n Altizer hakkndaki u szlerinden bellidir: Altizer'n szde yksek modernizme bal kalmas ve postmodern tketici kltrne apak dmanl, onu yzyln son eyreinde yaanan kay-

166 da deer deiimlere kr etmitir... Sanki tarih altmlarn ortalarnda kelimenin tam anlamyla son bulmu ve o gnden beri yaanagelen no varsa ayn eylerin sonsuz ve yinelenmesinden ibaret olmutur.20 Daha somut olarak sylersek, Taylor Altizer'n eserini zellikle m o d e r n arzularn cisimlemesi olarak grr: " M o d e r n kltr imdiki zamann mevcudiyetine ve mevcudiyetin imdiki zamanna y o u n ve bitmez tkenmez bir zlemi dile getirir, 21 b u Altizer'n kitabnda fazlasyla giderildiini g r d m z bir zlemdir. (Ayns batan sona m o n i z m e ve ikinlie bal kalan Cupitt'in kitab iin de geerli elbet.) Taylor diyor ki, Altizer kimliin ve farklln kimliine sarlr. Kimlie ayrcalk tannmas mevcudiyetin geri kazanmn onaylamasn salar... kken mevcudiyete ve sonun toplam mevcudiyete dnr. Dier bir deyile yokluk basite indirgenemez ama mevcudiyetin kimlii ile kimliin mevcudiyetini gvence altna alan anlk farktr.22 Oysa Taylor'a gre b u modern dayatmaclk tartmaldr, nk hibir ey olmasa da Nietzsche'nin bellettii en belli bal dersleri renmeyi reddeder: isa'nn ikinci fiziki mevcudiyeti (parousia) ve onun gerekli koulu olan tarih "Tanr'nn glgeleri" olup Nietzsche'nin de belirttii gibi ancak azar azar dalrlar. Altizer bu glgeleri uzatr. Tanr'nn lmnn "birinci" temsilcisi Tanr'nn ldn yeterince uzaa tamamtr. Toplam mevcudiyete bitmez tkenmez lde inanmasnn sonucunda Altizer hl etrafnda zlp sklmekte olan Bat'nn onto-teoloji ana takl kalmtr.23 Peki a m a Altizer'n Tanr'nn lmn yeterince uzaa tamamas Taylor iin ne anlama geliyor? Bu noktada en Bilim (1881)* ierisinde anlatt deli bir adamn ibretlik yks araclyla ilettii Tanr'nn lmn ilk ilan eden Nietzsche'ye d n m e k retici olur. Ska alntlanan yk yle balar:
* en Bilim, ev. Levent zar, Asa Kitabevi, Bursa. 2002.

-123 Parlak sabah saatlerine fener tutan u deli adam duymadn m yoksa, pazar yerine koup, durmadan "Tanr'y aryorum! Tanr'y aryorum!" diye baryormu. Tanr'ya inanmaz pek ok kiinin bana p etrafn sarmas onu kahkahalara bomu. Biri demi, neden, kayp m oldu? teki sormu, ocuk gibi yolunu mu kaybetmi? Yoksa saklanyor mu? Bizden mi korkuyor? Seyahate mi kt? Yoksa g m etti? Bylece hepsi barp glmler. Deli adam ortalarna dalp ok gibi baklarm onlara dikmi. "Tanr nerede," diye haykrm. "Ben size syleyeyim. Biz onu ldrdk, siz ve ben. Hepimiz katiliz."24 Szlerini bitirince deli adam kendisini dinleyenlerin aklnn kesmediini, aknlktan donakaldklarn fark etmi; hepsi suspus olmu aval aval ona bakyormu. Nihayet adam fenerini yere atm, fener krlp snm. "ok erken geldim," demi; "benim zamanm gelmedi henz. Bu dehet hadise hl yolda, hl dolayor; henz insann kulaklarna girmedi... Bu mukavele hl onlara en uzak yldzlardan daha uzak ve buna kendileri sebep oldular."75 Deli adamn meselinden karacamz balca ders ne olabilir? Akas, deli adamn asl endiesini "ateizmin geliini" haber vermek olarak anlamak fazlasyla yanl bir y o r u m olur, zira b u meselin geri kalann b y k lde anlamsz klacaktr. A d a m dinleyenler zaten "Tanr'ya i n a n m a z " , eer deli adamn mesaj yalnzca ateizmle ilgili olsayd, dinleyicileri anlayamadan b a k a k a l m a k yerine umursamadan o m u z silkerek tepki gsterirlerdi. yleyse deli adama kulak verenlerin anlamadklar ne; " h e n z insann kulaklarna g i r m e y e n " ne? B u n u n yant deli adamn dediklerinin ortasnda, dinleyicilerin iledikleri suun ierimlerini -Tanr'nn katlediliini- haykrd noktada bulunabilir:

Hepimiz (Tanr'nn) katili(yi)z. Ama bunu nasl yaptk? Denizi nasl iip bitirebildik? Ufkun tamamm silip sprecek sngeri kim verdi bize? Bu yeryzn gneten kopararak ne yaptk biz? imdi nereye doru yol alyor? Btn gnelerden uzaa m? Durmadan bataa saplanmyor muyuz? Arkaya, yana, ileriye, btn istikametlere? Geriye baka yukars ya da aas kald m? Sonsuz bir hilik iinde babo srklenmiyor muyuz?26

168 Hu durumda Tanr'nn lmnn hibir eyi deimeden brakmayan radikal ierimlere yol at grlecektir, ite deli adam dinleyenlerin, ateistlerini Tanr'y ldrenlerin henz kafasna dank etmeyen ya da anlamadklar tam da budur. Nietzsche'nin gznde Tanr ld zaman her eyin deimeden kalacan farz etmek enikonu bir yanlsamadr. Tam tersine, "ufkun tam a m " silinip sprlr; yeryz gneten " k o p a r " . A m a en ok modernitenin stne titredii kavramlarla inanlarn ounun - h a k i k a t , ilerleme, tarih, mutlak mevcudiyet (bunlardan sadece birka)- ayn ekilde "silinip s p r l d " ve yeryznden " k o p t u u " sonucunu karabiliriz. Tanr lnce hakikat, ilerleme, tarih ve mutlak mevcudiyet gibi kavramlarn etkilenmeyeceklerini zannetmek yanlsama olur; bir sreliine yerli yerlerinde sallantda kalabilirler, fakat nihayetinde "len Tanr'nn glgeleridir" ve glgesini yansttklar Tanr gibi dalp gitmeye mahkmdurlar. H e m e n gze grnmese de hepsi Tanr'nn salad salam temele baml son derece teolojik kavramlardr. Tanr ldnde el stnde tuttuumuz pek ok dier inanmzla deerlerimiz de lr. D e m e k ki deli adam dinleyenler ounlukla her ne kadar Tanr lm olsa da " h a k i k a t " capcanl ve sapasalam yerinde kalr diye kabul eder grnen imdiki sekler ateistleri temsil ediyor. Deli adam bugn geri dnecek olsa, bir kez daha vakitsiz geldiini grebilir pekl. Tanr'nn lm m a d e m beraberinde metafizik hakikatin de lm getiriyor, o zaman bunun ateizm iin ne ifade ettiini sorabilir, alametlerinin ounun nesnel metafizik hakikate, daha akas Tanr'nn varolmadna iaret ettiini karabiliriz. Tanr'nn lmnn kendiyle elierek ateizmin de lmn gerektirdii dnlebilir, nk metafizik hakikat gibi ateizmin de len Tanr'nn glgesi olduu savunulabilir. Dolaysyla ateizm Tanr lnce el stnde tuttuumuz btn kavramlarmzla inandklarmzn yerli yerinde duracann zannedildii alacakaranlk zihinsel dnyaya aittir. Eer Bat dnyasnda modernitenin sonunu habr veren ilk dnr Nietzsche ise, ayn z a m a n d a modernitenin sonunun neden "ateizmin de s o n u n u " getirebileceini gsteren dnrdr. Taylor'n Altizer'a ynelik eletirilerine geri dnersek, Altizer'n Tanr'nn glgelerinden kamadna ve Tanr'nn l m n yeterince ileriye gtrmediine neden inandn artk grebiliriz. Altizer ateiz-

-123 min ontolojik hakikatinde srar ederken, tarihin tkendiine iyice sarlrken ve mutlak mevcudiyetle toplam ikinliin gerekletiine inanrken Tanr'nn lmnn kararsz kalmas gerektiini belirten modern hakikatlere bel balamaktadr. Taylor l Tanr'nn glgelerinden k a m a k iin baka tarafa, daha ak ifade etmek gerekirse postmodern dnceye b a k m a m z gerektiine inanr. Eer Altizer ortodoks teolojinin mutlak aknlna karlk Hristiyan ateizminin mutlak ikinliini ileri srerek tepki gsteriyorsa, Taylor sorar, Aknlkla ikinliin alternatifi neyi darda brakr? Ya u/ya bu ile her ikisi diyalektii arasnda diyalektik olmayan nc bir seenek bulunur mu? Bu ncs ne akn ne ikin olabilir mi? Ne u/ ne bu farkl bir farklln zaman-meknm, sonra da bir bakasn aar m - Bat'mn teolojik yansmasndaki kutuplar sadece tersine evirmeyen, ama fiilen alaa eden bir fark ve baka bir fark getirir mi? Byle sorulara yant vermeye gemeden nce dnlmemi ve hatta dnlemez farkll dnmemiz gerekir; ben Tanr'nn lmn tekrar dnerek buna yakk almayan bir isimle "mihrabn bakal" diyorum. Tanr'nn lm, hem Tanr hem de insanln tam tamna gereklemesini belirleyen toplam mevcudiyete gtrmek yerine mevcudiyetin gereklemesini sonsuza dek erteleyerek yerine gelme olasln sorgular.27 Buna gre Taylor'a gre akmlm ikinlie karmas l Tanr'nn glgeleri altnda kalmak demektir. nk kimse ld ilan edilen Tanr'nn bizatihi etkisi olan aknlk ve ikinlik arasndaki dzalizmin nceliini ciddi olarak sorgulamaz. Bu dalizmi alaa etmek yerine tersine evirir. Bu durumda yaplmas gereken modernitenin dalizmleriyle unutulan ya da bastrlanlar ve bunun yannda o dalizmlerin gerekli nkoulu (akn veya szde akn anlamda) olma ilevi grenleri tahayyl ederek aknlk ve ikinliin tesini dnmektir. Taylor modernitenin ele almadan brakt bu dnceyi akla getirmeye alrken Jacques Derrida'nn ilk yazlarnn esiz bir kaynak olduunu grmt. Taylor'n gznde Derrida'nn dncesinin nemi modern dnceyle gereklii " u s t a " klan dailst kartlklarn irdelenmesinden geliyordu. Yllar sonra Derrida'nn l m n n ardndan unlar yazmt:

171 -123 yapskmcle yol gsteren igr, deneyimlerimizi dzenleyen her yapnn -ister yaznsal olsun, ister psikolojik, sosyal, ekonomik, siyasal ya da dinsel- dlamalarla meydana gelip korunduudur. Bir eyi yaratma srecinde baka bir ey kanlmaz olarak darda braklr. Darda braklan bu yaplar basklayc hale gelir ve bu basknn sonular olur. Freud'u hatrlatan bir tutumla Derrida bastrlann ortadan kaybolmadnda, ancak her yapy ne kadar salam grnrse grnsn bozmak iin yeniden ortaya ktnda srar eder.28 Saylamayacak kadar ok aratrmasnda Derrida bu szde fenomenin, dolayl bile olsa nasl tekrar tekrar sezilebildiini gzler nne sermek iin felsefi, edebi ve dier metinleri o k u m a zahmetine katlanmt. Taylor'a gre yapskmcln nemli teolojik kkleri ve her z a m a n tamamen hayata gemeyen ierimleri vard. Bunun bir nedeni Derrida'nm, kendinin de itiraf ettii zere, ifade tarz ou z a m a n menfi teolojiyi artrr grnse de almalarn teolojik giriimlerden ayr tutmaya zen gstermesiydi. Oysa Taylor asndan teoloji ve Tanr'mn lm hakkndaki tartmalar balamnda laykyla anlalabilse bile yapskmcln daha fazla gz ard edilemeyecek nemli teolojik kollar bulunur. Aslnda Taylor'm balca sav " y a p s k m c ln Tanr' m n lmnn 'yorumbilimsel' tefsiri olduuydu " 2 9 Dier bir deyile, Derrida'nm ister istemez aprak ama ayn z a m a n aydnlatc yapskmc giriimlerini Tanr'mn lmnn ima ettiklerinin pratikte dzenlenmesi olarak g r m e k gerekir, Nietzsche'nin meselinde deli adam dinleyenlerin anlamakta dikkat ekecek kadar baarsz olduklar ierimler bunlardr. Tanr'mn lmnn ister istemez ateizme varmas bir yana, b u n u teizm ile ateizm arasndaki dalizmin tesini gzler nne seren ve byle dnmeye alan yapskmcle yol at anlalmaldr. Taylor'a gre bu durum yapskmcln igrlerini iyice kavramaya b a k a n postmodern bir teoloji asndan kefedilmemi imknlar douruyordu. Erring: A Postmodern A/Theology (1984) adl r aan kitabnda Taylor bu olanaklar aratryordu. Taylor'm trettii "a/teoloji" szc nemliydi. Gayretlerini hem teolojiden ( teizmin ontolojisi olduu varsaymyla) hem de "ateolojiden" ( ateizmin ontolojisi olduu varsaymyla) uzaklatrdn gsteriyordu. Burada asl nemli olan teizm ile ateizm arasndaki, teoloji ile ateoloji arasndaki karar verilemezlik halini gsteren taksim iaretidir (/). Bu karar verilemezlik iinden klamayan bir kararszlk deildir; tersine, teizm ile ateizm ve modernitenin dier ikili kartlklarnn arasnda ve tesinde uzanan engebeli arazide amasz ve zgrce gezinmeyi iaret eder. Bu topraklarda aratrma yapp dolaan Taylor modernitenin kurucu kavramlarndan pek ounun rtl bir teolojik temele sahip olmasna dikkat eker. yleyse, daha nce de ima ettiimiz gibi, Tanr'nm lm kanlmaz olarak teolojinin snrlarn aan devasa kollara ayrlmtr. Aslnda Taylor'a gre Tanr'nm lm beraberinde Ben kavramnn y o k oluunu, Tarih'in sonunu ve Kitap'm kapanmasn da getirir. Dier taraftan Altizer ile ilgili olarak Taylor'm simgeledikleri dnceye ait yaplarda skp kalacak olan bu kavramlar yadsmann yetmediini iaret ettiini grmtk. Taylor, J. Hillis Miller'dan alnt yaparak aklar: "Bat kltrnde elerin nne art iareti yerine eksi iareti koym a k kimseyi zgrletirmedii gibi takldklar a ierisinde tamamen skp kalmalarna sebep olur." 3 0 D e m e k ki yaplmas gereken Tanr, Ben, Tarih ve Kitap kavramlarn yadsmakla yetinmek deil, bunlarn basit dorulama ya da olumsuzlamann snrlarn aarak nasl yeniden gz nne alnabileceini ve yeniden yazlabileceini tahayyl etmektir. A/teolojideki taksim iaretinde srar etmenin anlam budur. te yandan Taylor nasl Altizer'm Tanr'nm lmn eksik ve yeterince radikal olmayan bir biimde radikal anlamlandrdna inandysa, kendi de elzem diye dnd karar verilemezlik iaretinin (/) kesinliini teslim edemedii iin eletirilmiti. Erring hakknda nemli bir deerlendirme yazsnda John D. Caputo bu hususa zellikle deinerek Taylor'm "Tanr'nm l m n n tefsiri" ou yerde "nihilizmin tefsirine" kayar diyordu. 3 1 Teoloji ile nihilizm arasndaki taksim (/) iaretini k o r u m a k yerine Taylor'm pratikte ou zaman ilkini ikincisinin yerine kulland veya Caputo'nun dedii gibi, "teolojik olann geriye tek para kalmakszn rastgele oyunlarla ve dipsiz satran dnyasnda arur olup gitmesine" izin verdii grlr. 32 Bata The and Tears ofJacques Derrida (1997) ve The Weakness Prayers of God (2006) olmak

zere, Caputo kendi kitaplarnda Taylor'm vaat ettiklerini ortaya koymay dener. Taylor 1960 ve 70'lerden kalma Derrida'nm ilk almalarna dikkat ekerken, Caputo onun daha sonraki, 1980'li, 90'l yllardaki almalarna, Derrida'nm bilhassa dinle ilgilendii dnemde yapt almalara odakland. Bu almann daha ak teolojik ierimlerini s-

172 rai arken C a p u t o ne d p e d z teistik ne de d p e d z ateistik olan dini ve felsefi bir hassasiyet gstermitir. Teizm ile ateizm arasndaki modern dalizmin arasnda ve tesinde yer alan dini ve felsefi bir tutumdur sanki. Taylor ile Caputo arasndaki ihtilaf nasl yorumlanrsa yorumlansn, her ikisinin almalarnda modernitenin sonu beraberinde ateizmin sonunu da getirir. Yukarda da g r d m z gibi onlar iin bu, modernitenin sonunun, kestirmeden teizme dne giden yolu at anlamna gelmez. A m a burada sorgulanan tam da teizm ile ateizm arasndaki dalizmdir. Dolaysyla modernitenin sonunun peinden "teizmin s o n u " ile "ateizmin s o n u n u " getirdii dnlebilir, hatta daha iyisi, modern metafiziin dalist kartlklarnn tesine geen, ne teistik ne de ateistik bir gelecee iaret eder. te yandan g n m z n baz dnrleri daha da ileriye gitmek isteyerek Tanr'nn lmyle modernitenin sonunun fiilen ortodoks teizme dne giden yolu at gibi grnrde kstah bir iddia ortaya attlar. lk bakta byle bir iddia sorunlu, hatta mantk asndan sapkn grnmekle birlikte nceki blmlerde gelitirilen analizler nda anlamn kavramaya balayabiliriz. Modernitede ortaya kan yeni Tanr anlaynn o gne kadar h k m sren Tanr anlaylarndan apayr olduunu grm bulunuyoruz. Bu nedenle Nietzsche'nin ldn ilan ettii Tanr'nn tam da bu modern Tanr olduu iddia edilir. Modernitenin son dnr ya da postmodernitenin ilk dnr olarak Nietzsche modernitenin Tanrs'nn lmn ilan eder. Bu dnrlere gre, Nietzsche'nin Tanr ld szleri sevinle karlanmaldr, nk bu Tanr daima put olmu ve bu Tanr'nn lm zgn, putperest olmayan Tanr anlayna dne zemin hazrlamt. Byle anlalnca Nietzsche zgn teolojinin dman olmaktan karak ibirlikisi haline gelir. Bu bak asyla en yakndan ilikilendirilen dnr Fransz filozof ve teolog Jean-Luc Marion'dur. Ona gre modern Tanr puttur, nk ilahi varlk anlay insan gznn kavramsallatrp canlandrabildiiyle snrldr. Marion yle der: . lahi varl kapsayan ve "Tanr" diye adlandran kavram onu tarif eder. Tarif ederken kapsad eyin boyutlarn da ler. Bylece kavram bir yandan "estetik" idoln temel karakteristik zelliklerini yeniden bnyesine alrken... onun ilahi varl bir kavram, grnmez bir ayna

-123

iinde dondurmasna izin verir. Belli ki "Tanr'nn lm" onu kesin bir kavram ierisinde ifade eden Tanr karmn gerektirmekte; yleyse ilk olarak snrl ve bu nedenle anlalabilir ilahi varla vkf olmay anlatmakta... Eletirmen tartmasn bu kavrama dayanarak belirler.33 D e m e k ki Tanr'nn lm kavramsal adan belirli bir ekilde, modern metafizikle ifade edilen bir " T a n r ' n m " lmn getirir. Bununla gelen ateizm de ancak onu kapsayan kavram kadar deer tar. Ayrca, bu "Tanr" kavram onu snrl tutmak suretiyle iler hale getirecek bir hassasiyet kazandndan kavramsal ateizmin iddetini, ispat gcn ve dayanklln srf blgesel olmas nedeniyle ona ramen deil, aslnda onun yznden gvence altna alabilir: Blgeselcilik, tanm gerei tanmsz olan Tanr teriminin yerine belirleyici tanm sayesinde anlama yetisinin mantn altracak bir "Tanr" kavram konduuna iaret eder. Bylelikle kavramsal ateizmler Tanr yerine -adna Tanr denen- sz konusu blgesel kavram koymay gerektirir; bu durumda adn andklar bu "Tanr'y" her ardklarnda sadece kavramlarla balant kurarlar.34 Kukusuz Marion'un burada vurgulad, modern ateizmin bilhassa modern Tanr'nn reddedilmesiyle ortaya ktn ileri srdmz b u kitabn daha nceki blmlerinde belirttiklerimizle tamamen tutarllk iindedir. Modernitenin glgede kalmasyla birlikte bu modern Tanr'ya da glge dtn, b u n u n sonucunda da modern ateizmin, artk birka kiiden fazlasnn, kendilerini teist olarak tanmlamak isteyenlerden ounun bile dorulamaya yanamad bir kavram sert bir tutumla inkr eden bir kuruntuya dntn grdk. Madem modern Tanr glgede kalmaktadr, Marion gibi modern putperest Tanr anlayndan uzaklaan ada teistlerin doru kabul ettikleri nedir? Marion'un da dedii gibi Tanr'nn kolay kolay kavramsallatrlamamas -Tanr'nn belirli bir " k a v r a m " tanm iine alnmas onu tekrar putlatracakt- sebebiyle bu soruya tartmasz biimde yant vermek ok zordur. Burada karlalan zorluk ontolojik farkllk olmakszn ve onun dnda dnme glnden daha az deildir. A m a bu aslnda kendi iinde dnceyi imknsz klmaya almaz m?

174 lier Tanr'y dnmek gerekiyorsa, Tanr "kendi lsnde hibir kuramsal mekna smaz." Fakat Marion, belki de ontolojik farklln dnda dnmenin zorluunun "dorudan Tanr'y byle dnmenin olanakszlna denk geldiini ileri srmektedir." 3 5 Bir ismin kullanl olduunu syler: Tanr sevgisi. Neden sevgi? nk "atkl da olsa hl, hi olmad gnn birinde, Tanr dncesini (silinip sklen) ikinci putperestlikten yeterince kurtard dnlmez." 3 6 Ama Tanr'ya sevgi ismini yaktrmak bile disiplinli ve zor bir sessizlik gelitirerek yumuatlmaldr. Byle bir sessizlii gelitirmek gtr, nk bir kere: Sessizlik kendini tam olarak aklamaz, sonsuz kaamaklara snr. Tanr konusunda sessiz kalmak iin, Tanr hakknda sohbeti srdrmese de insan, en azndan sessizliimizle ilgili Tanr'ya layk bir eyler sylemelidir.37 N e var ki sessizlii byle k o r u m a k kendi bana bir ama deil elbet. nsan bir eyler almak iin sessiz kalr, bu da Tanr'nn dncede kendini belli ettii inantan ayrlamaz. Marion'un dedii gibi: Sessizlii korurken, tam da bu sebeple sessizlii elden brakmayp sessizlikte sakl tuttuumuza -dier bir deyile Tanr'ya- tamamen sayg gstermemiz ancak Tanr kendini dncede ortaya karrsa mmkn olabilir. Sonunda gelen sessizlie ekilmemiz etrafnda saygn bir sszlk meydana gelebilecek mutlak referans noktasn gerektirir.38 Bundan kaynaklanp dikkat edilmesi gereken olas iki yanl kan var. lki, eer sevgi insani, fani bir olgu olarak anlalrsa, Marion'un sevgiyle Tanr'y adeta eit grdn sylemenin yanlldr. Tanr'nn kendi verdii sevgi insan sevgisi ve Varlk dahil her eyi aar ve tesine geer. kincisi, eer Marion'un dncesindeki kutsal kitabn tecellisini, tefekkrn kilise nezdinde yerinin, en ok da K o m n y o n ' d a ba tac edilen yerinin nemi gz nne alnmakszn hkm verilmesi, Marion'un Tanr stnde dnmesini umutsuzca bo ve soyut diye gz ard etme hatasna dmektir. Aslnda o yer ve Tanr'nn kendisini kabul ettirdii kanaati olmasayd, Marion tefekkrn umutsuzca soyut olduunu teslim ederdi. Nitekim btn bu ksack nitelemeden Marion'un Tanr'y dnrken " v a r olan" bir " v a r l k " olarak Tanr

-123 anlayndan n e kadar uzaklatn grebiliriz. te Marion'un tapnldn dnd ve l m n n ilan edilmesi gerektiine inand da bu sonraki anlaytr. Tanr hakkndaki dncesi b u izgiler ierisinde gelien tek ada dnr Marion deildir elbet. zellikle "radikal ortodoksluk" diye bilinen, modernitenin zincirlerinden kurtulmas, Marion'a da kabul edecei gibi, pratikte Tanr'y fani bir puta dntrecek, hareket Tanr'nn yeni batan dnlmesinde g n m z n Anglo-Amerikan teolojisini fazlasyla etki altnda brakmtr. Radikal ortodoksluun en etkili teologu John Milbank b u n u Tanr'nn modernd, putperest olmayan anlay diye grerek yceltmek iin elinden geleni yapmaktadr. O n u n Tanr anlay nemli birok adan Marion'unkinden ayrlr. Milbank'in eletirisinin ayrntlarna burada girmemiz gerekmiyor, Marion'un moderniteden dn yeterince ileriye gtrmek yerine yanl ynde yol aldn dndn belirtmekle yetinelim. 3 9 Aquinolu T h o m a s ' okumasna dayanarak fikir gelitiren Milbank metafiziin hakiki k o n u s u n u n yaratlm varlklarn yarattklar Varlk old u u n u savunur. Oysa Varlk ile varlklarn kayna ve yaratcs olan Tanr'nn kendisi varla tabi olmad gibi, dolaysyla metafiziin yetki alannn dnda kalr. Bunun sonucunda Milbank, "metafiziin faaliyet alan basite teolojiye bal kalmak deil, teoloji tarafndan tamamen dlanmaktr, nk metafizik kendi ana konusunu toptan - " V a r l k " - ilk prensip olan Tanr'ya, o da bir baka, daha yksek, adl adyla Tanr'ya ait, bizim ancak vahiy yoluyla ulaabileceimiz bir bilime dayandrr." 4 0 der. yleyse Tanr yalnzca bir " v a r l k " olmad gibi, ayn zamanda varlklarn varlna bal olmaz veya onun tarafndan snrl tutulmaz. Metafizik srelerin btn gsterili incelikleri - r a s y o n e l argman, ampirik kant, deneysel karm v e s a i r e - Tanr iin geerli deildir. yle olsa Tanr'y Varlk lemi ierisinde bir " n e s n e " ya da " e y " olarak ele alrlar, zaten byle bir aratrmann varaca sonu kanlmaz olarak byle bir " p u t " olmad ynndedir. Tanr'y ele alp inceledikleri genel izgilerde Marion ile Milbank'i g n m z teolojisinde istisnai olmak yerine temsilci diye anlamak gerekir. Yaptklar analizlerde ses getirmi ok sayda dier ada teologun belirgin yanklarn duyarz. Bunlardan Fergus Kerr, rnein, "Tanr belli ki 'bir ahs' deil," diye vurgulamaktadr. Milbank gibi Aquino-

176 102 lu r h o m a s ' n fikirlerine dikkat ekerken, " A q u i n o l u T h o m a s ' m Tanrs tzler hiyerarisinin tepesinde yce bir olu deil," der. Aquinolu 1 h o m a s ' n ou z a m a n gzden karlan "Tanr" szn fiil olarak ele alp almamak gerektii sorusunu kurcalarken " p e k oklarnn acayip tuhaf, hatta yabanc diye grecei" Tanr suretini ortaya karr Anlald kadaryla Aquinolu Thomas'a gre Tanr en iyi "fiiller k m e s i " iinde belirlenir; Tanr "bsbtn faaliyet, energeia - eyleme dayal ilikiler lsnn keyifli faaliyeti olarak" idrak edilir. Kerr'in iddiasna gore, byle bir faaliyet " g v e n verici bir t e m e l " olmak yle dursun bz "tehlikeli, gln bir b i i m d e " Derrida'nn kavram-d (ertelenen ayrm) algsna yaklatrmaktadr. 4 1 Rovvan Williams da " v a r o l a n " bir "kiisel varlk" olarak Tanr ile (modern teizm) byle bir "varln" inkr (modern ateizm) arasnda bize ya u/ya bu tercihini sunan m o d e r n ereveyi mtemadiyen reddetmekle ilgilenmitir. Cupitt'in almasnn tartld balamda yle der: diferans ve geni kapsaml olumlamann boyutuna kar btn bildiklerimi/ ve algladklarmzla ilgili btiin ii kurmasdr; bunun gibi bir bak as gelitirerek (ya da benimseyerek) btn olarak dnyay sever hale gelme srecinin bir parasdr.43 D e m e k ki her ne kadar rengin bir nesne,varlk ya da var olan bir ey ofduunu sylemek istemesek de, renk diye bir ey olmadn sylemeyi de arzulamayz. Tanr meselesine uyarlandnda VVilliams',n eit lde yanl ynlendirici olduunu dnd ya u/ya bu kartlna zorlandmz sanrsak epey yanlrz. VVilliams baka bir yerde Tanr'y bir isim olmaktan ok bir fiil diye niteleyen Kerr ile paylatklar grlen bir Tanr anlayna da ynelir. Tanr'y anlamada en az yanla sevk eden yol VVilliams'a gre de "eylemdir". "Tarihi olan bir n e s n e " olarak idrak edilen "Tanr" sahiden Tanr olarak anlalabilir mi diye sorarak yle der: srail'in ve Kilise'nin tarihinde gsterildii gibi "Tanr'nn" anlam, dnmn tarihsel gereklikleri ve byle bir kapsamn tarihsel rastlant koullarndan kurtulmu, ahlaki ve manevi kazanmn doruu olduu ileri srlenleri onaylamak yerine onlara meydan okuyan bir eliye atfedilebilecek ekilde yenilenmesi ile ilgili olsa gerek. te Tanr'nn bu anlamndan giderek ilk kilise babalarnn dnemi ve ortaa teolojisine zg aka dile getirilen Tanr doktrini geliir: Btn varlklarn baml olduklar artsz zyaynm ve zpaylamn eylemi - bu eyleBunun cazibesine - m o d e r n teolojiyle felsefenin ana akmlarnn kapldklar, c a z i b e - direnmek iin VVilliams gzn, Tanr'nn " v a r o l u u " hakknda konumay rengin " v a r o l u u " hakknda konumaya benzeten VVttgenstein'a evirir. Belli ki rengin varoluundan bahsetmek konuan kimsenin adna " r e n k " denen belirli bir " n e s n e " ya da "varln var o l d u u n a " inand anlamna gelmemektedir: "Renk nasl bir fark salar?" sorusuna birtakm verilere gre cevap verilemez; ayrca algmzdaki rolnden soyutlanm rengin kavranabilir bir "z" olmaz. Onun z varoluundadr: Bylesi renkle ne kastettiimiz sadece onun bizim sylemimizin drt bir tarafna yayld gereiyle saptanr. Tanr derken de yle... Tanr'ya dair konutuklarmz rengin dilinden ayran... ilkinin geni kapsaml gr alannn Buraya kadar g n m z teologlarnn (modern) Tanr'nn lmnden sonra Tanr'y nasl idrak ettiklerini yeterince anlattk. Marion, Milbank, Kerr ve VVilliams hibir ekilde teolojinin her alannda uyumazlar, zaten yntembilimlerinin baz nemli ynleri de birbirinden ayrlr. N e var ki hepsi nceki blmlerde ortaya kn izlediimiz modernitenin Tanrs'mn bir put olduu konusunda hemfikirler. Ayrca drd de nasl moderniteden sonra Tanr'y d n m e grevini en iyi telkin edenin ancak moderniteden nce yer alm Tanr hakknda d n m e k olaca k o n u s u n d a anlatlarsa, Tanr ld diyen Nietzsche'nin domin "basit" olmas gibi nemli bir gerekeyle elerin karm veya kendini aan kstlamalar olmakszn neyse odur, dolaysyla kendiyle bark, tutarl ve sadktr.44

Tanr'y bir nesne, dpedz eylemler ve zellikler yaktrlan bir brey olarak ele almann doruluu veya uygunluu konusunda uzun zamandr grlen belirsizlikler var... Onlar anladka kiilere hayranlk duyarz, bylelikle kiiyle ilikiye -izlenimler, anlar, duygular, tepkiler toplam- asla benzemeyen Tanr ile ilikiyi idrak etmeyi pratikte mmkn deildir.42

178 ru syledii hususunda da uzlamalardr. Marion, Milbank, Kerr ve VVilliams'n ada teolojide kendi balarna buyruk kimseler olmadklarn belirtmemiz gerek. Tersine, baskn olmamakla birlikte son yllarn ok nemli teolojik gelimelerini temsilcisidirler. Bir ateistin (Marion'm deyimiyle putperest Tanrs'm inkr etmesi bakmndan) byle bir Tanr'y anlamaya ikna edilip edilmeyecei baka bir mesele. Muhatabnn bu soruya Aquinolu Thomas' ikyet ederken D o n Cupitt'in taknd tutumla cevap vererek "anlamszca debeleniyor" diyecei dnlebilir. Dier bir deyile, Marion'un tarzyla Tanr'y gznde canlandrmak kimilerine b o ve sama gelebilir, bu da Tanr anlaynn onlar iin hibir anlam etmedii etmemesi; ondan bir sonu karamadklar anlamna geliyor. Byle bir tepkinin ortasnda D. Z. Phillips gibi bir filozofun anlad anlamda ateizm olgusunun aydnlandn grmeye balarz. Ateist birinden bahsederken Phillips yle der: Tanr vardr demenin ne anlama geldiini grmedii gibi varolduuna da inanmaz. Aksine, Tanr vardr demenin ne demek olduunu gremez. "Ben Tanr'nn var olmadna inanrm, ama kukusuz var da olabilir," demez. Onun yerine, Tanr var olamaz, der, bu balamda "varolu" hakknda konumak ksaca hibir anlam tamaz nk. Demek ki ateizm Tanr'ya inanma olasln reddeder, nk Tanr'nm var olduuna inanmak sylenemezi sylemeye almaktr.45 Phillips burada bize modernitenin sonundan sonra akla yatkn ateizm biiminin emaresini anlatr. Modernitenin sonunun beraberinde (modern) Tanr' nn lmn, ayrca (modern) ateizmin l m n de getirdiini grdk. M o d e r n teizm ile m o d e r n ateizm kendi anlamlarn, Tanr denen bir "kiisel varlk" olduunu teistlerin tasdik ettii ama ateistlerin inkr ettii modern bir ortak ereve ierisinde bulurlar. A n c a k m o d e r n erevenin sonu da byle bir Tanr'nn lmn getirmektedir; Nietzsche'nin balattn g r d m z devrim bu. yleyse moderniteden sonra teist ile ateist arasndaki ihtilaf artk kiisel bir varlk olarak Tanr var mdr sorusunun etrafnda dnp duramaz, ne de olsa her ikisi de Nietzsche tarafndan balatlan modernitenin sonunda byle bir Tanr'nm lm ilann kabul etmilerdir. Moderniteden sonra teologlarn modern (ve putperest olduuna inandklar)

-123 Tanr anlayndan epey uzakta bir Tanr anlayn geri getirmek zere abaladklarm grdk. Varln tesinde ve dnda bir Tanr'dan, kendisi bizzat var olmayan ama varolu ihsan eden bir Tanr'dan, gereklii fiziksel dnyada gereklik diye anladmzdan ok uzakta kalan bir Tanr'dan sz ederler. Byle bir b a l a m d a Tanr denen kiisel bir varln var olmadn d u y u r m a y a devam eden bir ateist sanki hayali bir hedefe nian almaktadr. nk grdmz gibi, balamdaki teistler byle bir Tanr'nm var olmadn kabul edeceklerdir; byle bir Tanr neresinden baklrsa baklsn yalnzca bir puttur nk. Dolaysyla teist ile ateist arasndaki itilafn yeri artk buras deildir. Dier y a n d a n varln tesinde ve dnda bir Tanr bo bir kavramdr diyen birini tahayyl edebiliriz. B u kimse byle bir k o n u m a d a n hibir anlam karamayacak; akl erdiremeyecek ve b u konuma ona anlamsz gelecektir. Moderniteden sonra ateist olmann bu anlama geldiini ileri sryorum. Eer b u doruysa, teistlerle ateistler arasndaki uyumazln artk "bilinenler" meselesiyle ilgili bir uyumazlk olmadn grebiliriz. "Bilinenler" yaratlan bu dnyadaki leme aitmi, ayrca putperest olmayan bir Tanr'dan konuurken sanki bilinirmi gibi sz edilemez. Moderniteden sonra hem teistler h e m de ateistler bu noktada fikir birliine varabilmeli. "Tanr'nn varoluu" sorusu artk rasyonel argman ya da fiziksel kantlar gibi dnyevi ltlerle zm e ulatrlacak "bilinene dayal" bir mesele olmaktan kmtr. Tanr sorunu artk kendine zg ruhani gereklik iinde anlam ve anlalrl, Tanr'y b u l m a meselesidir, baka bir ey deil. Ruhani gereklik esasen bir zme ulatrlan az; yle olsayd ruhani olmaktan kar, geici olur, dolaysyla Tanr olmazd. Phillips'in dedii gibi, eer Tanr b u yolla idrak edilse ve ruhani gereklii ciddiye alnsayd, " o z a m a n Tanr'y b u l m a k bu ruhani gereklii b u l m a k olurdu. nanmak iin ab a l a m a k onu b u l m a k iin abalamak olurdu. syan b u ruhani gereklie bakaldrmak ya da ondan nefret e t m e k olurdu." 4 6 yleyse modernitenin sonu beraberinde ateizmin de sonunu getirir mi? Ateizm derken, b u kitabn bandan beri ortaya kn ve tarihesini izlediimiz zellikle m o d e r n ateizmi kastediyorsak, kesinlikle evet. Modernitenin geliiyle birlikte o gne kadar yaygn olan teizmlerden apayr bir teizmin m o d e r n biiminin doduunu grmtk. Byle bir m o d e r n teizme tepki olarak ve onu reddetmek iin kendini ortaya koyan modern ateizmin ykselii de b u n a elik ediyordu. Pein-

180 den hem modern teizmin hem de modern ateizmin lmn de getirirken ayn zamanda metafiziin de lmn yrrle koyan modernitenin sonu Nietzsche'nin Tanr'nm ldn ilan etmesiyle balamt. Bu bakmdan modernitenin sonu gerekten de pei sra ateizmin de sonunu getirir. Gelgelelim bu, modernitenin sonuyla birlikte dnya apnda teizmin egemenliine boyu eilecei anlamna gelmiyor. Aksine, imdi teist olmayanlarn says ncekine gre daha ok. Aslnda bu kitabn ortaya koyduu zmlemeye ve buradaki btn argmanlara ikna olan okurlarn, dier yandan, ister modern ncesi, modern ya da postmodern, hangi klkta olursa olsun teizme ikna olmamakta direnen okurlar bulunduu dnlebilir pekl. Byle okurlar modernitenin sonunu gz nnde tuttuu srece ve modernitenin Tanrs'nn modern ateistler kadar gnmz teologlarmca da yadsndn gz nne ald srece, onlarn ateizminin doas modernite iinde egemen olandan farkl olacaktr. Tanr kavramnn artk var olan bir varlk olarak gndemde yer almadn kabul eden, ayrca Tanr meselesinin rasyonel argman ya da ampirik delillerle zme ulatrlacak bilinene dayal olmadn kabul eden ateistler ada teologlarn sz ettii, akllarna yatmayan Tanr'nm bo bir kavram olduu, ister pimanlk sebebi olsun ister kutlama, hayatlarnda sahiden bir anlam tamad kanaatiyle ortaya karlar. Bu ve geen blmn sonuna doru iaret ettiimiz bu ateizm eidi artk modernitenin rn deildir. Kukusuz tam yetikin modern ateistler var olmay srdrecek, zaten son yllarda giderek seslerini daha ok duyurmaya baladlar. rnein, Richard Dawkins ile Christopher Hitchens karakteristik adan modern olduunu grdmz Tanr'y yadsmaya devam ederler. Byle bir Tanr'y reddetmelerinin nedeni rasyonel argman ve bilimsel kantlarn ezici biimde ateizm "hakikatini" gsterdiine inanmalardr. Ne ki ateizmin rasyonel argman ve bilimsel kantlarla mmkn olduu gsterilebilen bir hakikat olduuna inandklar srece, hl l Tanr'mn glgesi altnda durduklarn belli ederler. 47 Bu durumda Davvkins, Hitchens ve dier "Yeni Ateistler" tarafndan paylalan bak asnn asl problemi ateistik olmas deil, yeterince ateistik olmamasdr belki de. 3 4 5 1 2 4 5 2 3 1 Giri Bkz Richard Dawkins, The God Delusion (Londra: Bantam Press 2006) Sam Harris, The End ofFaith: Religion Terros and the Future of Reason (Londra: Free Press, 2006), Christopher Hitchens God s Not Greaf Hozo Religion Poisons Everything (Londra: Atlantic Press, 2007) ve Michel Onfray, n Defence of Atheism: The Case Against Christianity and slam (Londra: Serpent's Tail, 2007). Charles Taylor, A Secular Age (Cambridge, MA: The Belknap Press of Harvard U niversity Press, 2007). Michael Ailen Gillespie, The Thelogical Origins of Modern,ty (Chicago: University of Chicago Press, 2008), s. 5. Aee Andreas Huyssen, "Mapping of Postmodern," Nem German izm" ile "ateizm" terimleriyle deitirdim. Birinci Blm: Ateizmin Modern Tarihte "Ortaya k" Bkz. Charles Taylor, A Secular Age (Cambridge, MA: The Belknap Press of Harvard University Press, 2007). Jan N Bremmer, "Atheism in Antiquity" almtland eser Michael Martin (ed), The Cambridge Companon to Atheism (Cambridge- Cambridge University Press, 2006), s. 11. Michael J. Buckley, Af the Origins of Modern Atheism (New Haven: Yale University Press, (1987), s. 9-10. Michael de Certau, The Possession at London, Ing. ev. Michael b. Smith (Chicago: University of Chicago Press, 2000), s. 101. ngiliz balamnda cadlk tartmas iin bkz. Jonathan Lumby, The Cntque teJudasm,

NOTLAR

33 (1984), s. 10. "Modernizm" ve "postmodernizm" terimlerini

183 -123 Lancashire Witch Craze: Jennet Preston and the Lancashire Witches, (Lancaster: Carnegie, 1995). 6 7 8 9 Buckley, Origins of Modern Atheism, s. 249. Age. Age., s. 250. rnein bkz. Frank Tallett, "Dechristianizing France: The Year II and the Revolutionary Experience", Frank ve Nicholas Aticin, Religion, Society and Politics in France since 1789 (Londra: Hambledon Press, 1991), s. 1-28. 10 Baka tartmalar iin bkz. John P. Clayton, Religion, Gods: Essays in Cross-Cultural Philosophy of Religion Reasons and (Cambridge: 1612 ok daha yksek olduu grnmektedir. Tek bir gn ierisinde kiliseye devamlln lld, dolaysyla her pazar olmamakla birlikte dzenli olarak kiliseye gidenlerden bazlarnn gzden karld saymlarn iaret ettiinden biraz daha yksekti." Religion and Society in England, 1850-1914 (Basingstoke: Macmillan, 1996), s. 65. 19 Mann hakknda Moore (ed), Religion in Victorian Britain, Cilt 3, s. 3*16. 20 Owen Chadwick, The Victorian Church, Cilt 1, (Londra: A & C Black, 1966), s. 333. 21 Pierre Pierrad, L'Eglise et les Ouvriers en France (1840-1940) (Paris, 1984), s. 236. Alntland eser Thomas Kselman, "The Varieties of Religious Experience in Urban France", alntland eser Hugh McLeod (ed), European Religion in the Age of Great Cities (Londra: Michael 1830-1930 (Londra: Routledge, 1995), s. 165. 22 Kselman, "The Varieties of Religious Experience in Urban France", s. 165. 23 Buckley, Origins of Modern Atheism, s. 28-9. Alnt John Heny Modernity Nevvman, Apologia pro vita sua (New York: Norton, 1968), s. 188. 24 Bkz. Stephen Toulmin, Cosmopolis: The Hidden Agenda of (Chicago: University of Chicago Press, 1990), s. 157-8. 25 Buckley, Origins of Modern Atheism, s. 28. 26 rnein bkz. Steve Bruce, God is Dead: Secularization (Oxford: Blackwell, 2002). 27 Bkz. Grace Davie, Religion in Britain since 1945: Believing vithout Why and Belonging (Oxford: Blackwell, 1994). 28 Bkz. Paul Heelas ve Linda Woodhead, The Spiritual Revolution: Religion in Giving Away to Spirituality ayrca Paul Heelas, Spiritaulities Consumptive of Life: New Age Romanticism (Oxford: Blackvvell, 2005), in the West

Cambridge University Press, 2006), zellikle 2. Blm, "Thomas Jefferson and the Study of Religion". 11 Buckley, Origins of Modern Atheism, s. 10. 12 Adrian Desmond, Huxley: Joseph, 1994), s. 373. 13 Age., 374-5. 14 Age., s. 375. Desmond bunu yeni terimin getirdii pek ok avantaja balamaktadr: "Bilimsel ynteme ve onun bedensel snrlamalarna vurgu yapmt... Agnostisizmi rakip bir 'itikat' olarak deil aratrma yntemi diye tamtyordu... Onunki btn mezheplere son verecek bir mezhepti: Daha yksek manevi bir dzleme kmak, papazlar ile muhtalardan, Comte'un izinden gidenlerle Hristiyanlardan kama abas. Agnostisizm ok renkli felsefi bir klkt, (Huxley'in) derin kukularm rtmesine ve ahlaki adan tehlikeli sulara dalmasna olanak veriyordu." 15 Bkz. Bu olaylarn ilk azdan anlatld "Judgement on Appeal: The Attorney General v Bradlaugh, 1885," alntland eser James R. Moore (ed), Religion in Victorian Britain, Cilt 3: Sources (Manchester: Manchester University Press, 1988), s. 360-9. 16 Buckley, Origins of Modern Atheism, s. 10-11. 17 Horace Mann, "H. Mann on the Religious Census, 1853", Moore (ed), alntland eser Moore (ed), Religion in Victorian Britain, Cilt 3 s. 315. 18 rnein, Hugh McLeod'un yorumuna gre, "ii snfnda kiliseye gidenlerin, 1851 saym hakknda mehur resmi yorumun yazar olan Horace Mann gibi orta snf gzlemcilerinin kabul ettiinden The Devil's Disciple

Capitalism (Oxford: Blackwell, 2008). (Chicago: University of of Faith in Virtual God Economics

29 rnein bkz. Mark C. Taylor, Hiding Chicago Press, 1997), About Religion: Culture

(Chicago: University of Chicago Press, 1999), After

(Chicago: University of Chicago Press, 2007), ve Graham Ward, Cities of God (Londra: Routledge, 2000) ile True Religion Blackvvell, 2002). (Oxford:

102 kinci Blm: Modern Dncede Ateizmin Geliimi 1 rnein bkz. Lubor Velecky, Aquinas' Five Arguments Theologiae in the Summa (Oxford: Clarendon, 1975), s. 314.

185

12 Bu nerinin ayrntl aklamas iin bkz. Michael Ailen Gillespie, Nihilism 1995). 13 David H u m e , "Dailogues Concerning Natural Religion" (1789), Principal Religion Writings on Religion Including Dialogues Concerning Natural and the Natural History ofReligion (Oxford: Oxford UniverBefore Nietzsche (Chicago: University of Chicago Press,

(Kampen: Pharos, 1994). Velecky'nin kitabnn son za-

manlarn teoloji alannda geni kapsaml bir akmn temsilcisi olduunu belirtmek gerek. 2 John Milbank, Nicholas Lash ve Wayne J. H a n k e y arasndaki tartmalar burada bahsi geen meselelerden bazlar hakknda fikir vermektedir. Bkz. Nicholas Lash, " W h e r e Does Holy Teaching Leave Philosoph?" Theology, Modern Questions on Milbank's Aquinas' / Modern Say 15 (1999), s. 433-44, John Milbank, "Intensities,"

sity Press, 1993), s. 106. 14 David H u m e , An Abstract of a Treatise of Human Nature (1740), alnt kayna Ernest Campbell Mossner, The Life of David Hume (Oxford: Clarendon Press, 1970), s. 127. 15 Age., s. 126. 16 Immanuel Kant, Prolegomenia to Any Future Metaphysics (1783), ev. (Indianapolis: Paul Camus, gzden geiren James W. Ellington Hackett, 1977), s. 5. 17 I m m a n u e l Kant, Criticjue of Practical 18 G. W. F. Hegel, The Phenomenology 19 Age., s. 49. 20 L u d w i g Feuerbach, The Essence of Christianity, ev. George Eliot (Nevv York: Harper & Row, 1957), s. 26. 21 Kari Marx, Capital, I. Kitap, alntland eser Kari Marx ve Friedrich Engels, On Religion (Atlanta: Scholars Press, 1982), s. 135. 22 Friedrich Nietzsche'yi ateizme son eklini veren dnr olarak tantmak det olagelmitir. Fakat bu yanltcdr. Nietzsche'ye gre " h a k i k a t " teizmin bir sonucuydu, ikincisinin lm ilkinin de lm anlamna gelir. Ateizmin hakikati temsil ettii iddiasna gelince b u da teizm kadar sorunludur. Dolaysyla gerek teizm gerekse ateizm Nietzsche'nin Tanr lm fikriyle kaybolmulardr. B u konuya sekizinci b l m d e bir daha dneceim. n c Blm: M o d e r n Ateizmin Reddettii Tanr 1 " E v c i l l e m e " ile b u b l m d e ele alman temalardan bazlarna ilikin daha geni kapsaml tartma iin bkz. William C. Placher, The Domestication of Transcendence: Hov Modern Thinking about God Went Reason, (New York: T h e Liberal Arts Press, 1956), s. 137. ofSpirit, ev. A. V. Miller (Oxford: Oxford University Press, 1977), s. 11.

Theology, Say 15 (1999), s. 445-97 ve Wayne J.Hankey, " W h y

Philosphy Abides for A q u i n a s " , The Heythrop Journal, Say 42 (2001), s. 329-48. 3 Martin Luther Worms Kurulu'nda, alntland eser Henry Bettenson (ed), Documents 4 5 6 7 of the Christian Church (Londra: Oxford UniverDescartes sity Press, 1947), s. 285. Richard H. Popkin, The History of Scepticism from Erasmus to Age. Rene Descartes, Meditations Dogmatics on First Philosophy, ev. John Cottingham (Cambridge: Cambridge University Press, 1996), s. 17. Kari Barth, Church Torrance, 8 9 m / l , ed. G. W. Bromiley ve T. F. O. Bussey ve A/Theology Harold Knight ev. J. W: Edvvards, (Assen, Hollanda: Koninklijke Van Gorcum & Comp., NV, 1960), s. 3.

ev. Lewis White Beck

(Edinburgh: T & T Clark, 1958), s. 362. Mark C. Taylor, Erring: A Postmodern sity of Chicago Press, 1984), s. 22. ness of A n s e l m , " Religions, Philosophy ofReligion (Chicago: Univer-

Bu k o n u d a baka tartmalar iin bkz. J o h n P. Clayton, " T h e OtherReasons and Gods: Essays in Six Toentieth-Century Cross-Cultural VVriters (New (Cambridge University Press, 2006), s. 161-80.

10 J. Hillis Miller, Poets of Realty:

York: Atheneum, 1969), s. 9, alnt kayna Taylor, Erring, s. 22. JeanLuc Marion da benzer bir yaklamla Tanr'mn varoluuna ilikin tartmalarn var olduunu "kantlayan" nesnelerin putlar olduklarn, dolaysyla Tanr olmadn iddia eder. Bu konuya sekizinci b l m d e dnerek M a r i o n ' m analizini ele alacaz. 11 John Locke, An Essay Concerning Human Understanding (1690)

186

187 More'un nemle reddettii antropomorfizme varmas gerekmez. Philosophical MacKinnon Bunun tersine, Swinburne'n teizminde antropormorfik zellikler ne kar. 17 Richard Swinburne, The Coherence 1977), s. 71. 18 Richard Swinburne, Is There a God? (Oxford: Oxford University Press, 1996), s. 4. 19 Bkz. Age., s. 9. 20 Age., s. 8. 21 Cupitt, "Kant and the Negative Theology," s. 58, 59. 22 Age., s. 63, 64. 23 John Milbank, The Word Made Strange: Theology, Language, (Oxford: Blackwell, 1997), s. 11. 24 Nicholas Lash, "Ideology, Metaphor and Analogy," alntland eser Brian Hebblethwaite ve Stewart Sutherland (ed.), The Kinnon (Cambridge: Cambridge University Press), s. 57. 25 Funkenstein, Theology and the Scientific Imagination, 26 John Hick, An Interpretation 1989), s. 2444. 27 J. L. Mackie, The Miracle of Theism: Arguments for and against the Existence of God (Oxford: Clarendon, 1982), s.109. Drdnc Blm: Modern Ateizmin Teolojik Kkenleri 1 Hans Urs von Balthasar, The Glory Aesthetics, 2 3 4 5 6 7 of the Lord: A Theological of Religion s. 116. (Basingstoke: Macmillan, Philosophical Fronties of Christian Theology: Essays Presented to D. M. MacCulture of Theism (Oxford: Clanderon,

Wrong (Louiseville: Westminster John Knox Press, 1996). 2 Don Cupitt, "Kant and the Negative Theology", alntland eser, Brian Hebblethwaite ve Stevvart Sutherland (ed.), The Fronties of Christian 3 4 5 6 7 8 9 Theology: Essays Presented to D. M. (Cambridge: Cambridge University Press), s. 57. Thomas Aquinas, S umma Theologiae, (Londra: Blackfriars, 1964), s. 67. Cilt 3, ev. Herbert McCabe Say

Michel de Certeau, "Is there a Language of Unity?", Concilium, 6 (1979), s. 91.

Aquinas, Summa Theologiae, la, 13, 11. Alntland eser Cupitt, "Kant and the Negative Theology," s. 58. David B. Burrell, Acjuinas: God and Action (Londra: Routledge & Kegan Paul, 1979), s. 67. Bkz. Don Cupitt, "The Doctrine of Analogy in the Age of Locke," Journal of Theological Studies, Say 19 (1968), s. 186-202. Cupitt, 'Kant and the Negative Theology,' s. 58. John Hick, Death and Eternal Life, 2. bask (Londra: Macmillan 1985) s. 24 ding to Nothing: Cupitt and Derriada on the Mytery Tour," alntland eser Gavin Hyman (ed.), Nem Directions s. 101-16. in Philosophical Theology: Essays in Honour of Don Cupitt (Aldershot: Ashgate 2004)

10 Bu konuda baka tartmalar iin bkz. Steven Shakespeare, " A Hi-

11 Charles Taylor, A Secular Age (Cambridge, MA: The Belknap Press of Harvard University Press, 2007), s. 231. 12 Amos Funkenstein, Theology and the Scientific Imagination: From the Middle Age s to the Seventeenth Century (Princeton: Princeton University Press, 1986), s. 25. 13 Age., s. 77-80. 14 Age., s. 25. 15 Bkz. Michael J. Buckley, At the Origins of Modern Haven: Yale University Press, 1987), Blm 2 ve 3. Atheism (New

Cilt V: The Realm of Metaphysics

in the Modern Age, ev.

Oliver Davies ve dierleri (Edinburgh: T & T Clark, 1991), s. 12. Thomas Aquinas, Summa Theologiae, (Londra: Blackfriars, 1964), s. 67. Balthasar, Glory of the Lord, s. 10. John Duns Scotus, Philosophical Writings, ed. ve ev. Allan Wolter (Edinburg: Nelson, 1962), s. 5. Balthasar, Glory of the Lord, s. 16. Vurgular bana ait. Duns Scotus, Philosophical Writings, s. 2. yapmtr. Bkz. Gerald Loughlin, Gerald Loughlin bu ayrm John Hicks'in Tanr anlayna ilikin tartmas balamnda Cilt 3, ev. Herbert McCabe

16 Ancak bir yanda More, Malebranche ve Clarke gibi dnrlerin teizmiyle dier yanda Swinburne gibi ada analitik filozoflar arasndaki fark gizlememek nemli. zellikle, Funkenstein'n bize hatrlatt gibi ( Theology and the Scientific Imagination, s. 24), Tanr'nm bedeni ne kadar " m a d d i " ve "muvakkat" olsa da bunun, rnein

189 187

"Prefacing Pluralism: John Hick and the Mastery of Religious", Modern Theology, Say 7 (1990), s. 39. 8 Eric Alliez, Capital Times: Tales from the Conquest of Time, ev. Georges Van Den Abbeele (Minneapolis: University of Minnesota Press, 1996), s. 200. Catherine Pickstock, After Writing: The Liturgical Phlosophy (Oxford: Blackwell, 1997), s. 123. Consumation of

alntland eser Balthasar, Glory of the Lord, s. 23. Vurgu bana ait. 27 Jean-Luc Marion, "The Essential Incoherence of Descartes' Definition of Divinity", alntland eser Ameli Oksenberg Rorty (ed.), Essays in Descartes' Press, 1986), s. 306. 28 Age., s. 25. 29 Bkz. Pickstock, After Writing, s. 123. 30 Charles Taylor, A Secular Age (Cambridge, MA: The Belknap Press of Harvard University Press, 2007), s. 271. 31 Alliez, Capital Times, s. 218. 32 Bkz. age., s. 201. 33 Age., 226. 34 Age. 225. 35 Age. 36 Byle bir analizin eletirisi iin bkz. Richard Cross, "Where Angels Fear to Tread: Duns Scotus and Radical Orthodoxy", Say 76 (2001), s. 1-36. Beinci Blm: Ateizm ve Kutsal Kitap Eletirisi 1 2 Stephen Toulmin, Cosmopolis: The Hidden Agenda of Modernity From Antonianum, Mediations (Berkeley: University of California

10 Bkz. VVilliam C. Placher, The Domestication of Transcendence: Hov Modern Thinking about God Went Wrong (Louiseville: YVestmister John Knox Press, 1996), s. 71-4. Cajetan okumasnda Placher'a bilhassa borluyum. 11 Bkz. Kardinal Cajetan, Thomas de Vio hakkndaki Edward A. Bushinski'nin giri yazs, The Analogy ofNames University Press, 1959), s. 7. 12 David B. Burrell, Aquinas: God and Action (Londra: Routledge & Kegan Paul, 1979), s. 55. 13 Placher, Domestication of Transcendence, s. 72. 14 De Vio, Analogy ofNames, 15 Bkz. age., s. 14, 22-23. 16 Age., s. 15. 17 Age. 18 Age., s. 20. 19 Age., s. 24, 25. 20 Nicholas Lash, "Ideology, Metaphor and Analogy", Philosopohical M. MacKinnon Frontiers of Christian Theology: alntlan'to D. d eser Brian Hebbkethvvaite ve Stewart Sutherland (ed.), The Essays presented (Cambridge: Cambridge University Press, 1982), and Religious s. 11. and the Concepts of Being, ev. Edward A. Bushinski, 2. bask (Pittsburgh: Duquesne

(Chicago: University of Chicago Press, 1990), s. 34. Amos Funkenstein, The Theology and the Scientific Imagination: the Middle 3 4 5 6 7 8 of Transcendence, s. 74. sunu 1, blm. 1, no. 19, 9 David Age s to the Seventeenth The Victorian Century World Press, 1986), s. 346. Newsome, Picture: Perceptions and Introspections 70. Age., s. 71. Age. Age., s. 73. Age., s. 74. Charles Gore, "The Holy Spirit and Inspiration," alntland eser Charles Gore (ed.) Lux Mundi (Londra: John Murray, 1890), s. 357-8. 10 Bkz. Charles Taylor, A Secular Age (Cambridge, MA: Harvard University Press, 2007), s. 271. in an Age ofChange (Londra: Fontana, 1998), s. 227-8. (Princeton University

s. 78. Analoji ile metafor arasndaki ayrm ayn zamanda Janet Martin Soskice tarafndan ele alnmtr: Metaphor Language (Oxford: Clarendon Press, 1985), s. 64-6. s. 26. 21 De Vio, Analogy ofNames, 22 Age., s. 27, 28. 23 Age., s. 54. 24 Placher, Domestication 25 Balthasar, Glory of the Lor d, s. 23-4. 26 Francisco Surez, Disputations metaphysics,

J. N. D. Kelly, Early Christian Doctrine (Londra: A & C Black, 1977), s.

200 11 Bkz. Alan Ford, James Ussher (Oxford: Oxford University Press, 2007) ve James Barr, " W h y the VVorld was Created in 4004 BC: Archbishop Ussher and Biblical Chronology", Bulletin of the John Rylands sity Library of Manchester, Say 67 (1984), s. 575-608. UniverLeslie Stephen

191 (Londra, 1906), s. 150-1, alntland eser Jeffrey von Faith in Religious Perceptions on Crisis: Belief and

Arx, " T h e Victorian Crisis of Faith as Crisis of Vocation", Richard J. Helmstadter ve Bernard Lightman (ed), Victorian Essays on Continuity 6 7 David Robert Newsome, M. Young, and Change in Nineteenth-Century The Victorian Impact World Picture: (Basingstoke: Macmillan, 1990), s. 281, not. 16. Introspections in an Age of Change (Londra: Fontana, 1998), s. 198. "The of Darwin Conventional Victorian

12 Bkz. Nick Spencer, Darwin and God (Londra: SPCK, 2009), s. 42. 13 Benjamin Jowett, " O n the Interpretation of Scripture," alntland eser Essays and Revievs: 14 Age., 502. 15 Colenso'nun yaamyks iin bkz. Peter Hinchliff, John Colenso, Bishop ofNatal Examined, (Londra: Nelson, 1964). and Book of Joshua Critically 9 16 John William Colenso, The Pentateuch 17 Age., s. xxvi. 18 Age., s. 123-4. 19 O w e n Chadwick, The Victorian Church, Cilt II, (Londra: A & C Black 1970), s. 91. 20 Colenso, The Pentateuch and Book of Joshua, s. 141. 21 Chadwick, Victorian Church, Cilt II, s. 113. 22 O w e n Chadwick, " T h e Established Church under Attack", alntland eser Anthony S y m o n d s o n (ed.), The Victorian Crisis (Londra: SPCK, 1970), s. 96. 23 Gerard Loughlin, Telling Theology God's Story: Bible, Church and Narrative (Cambridge: C a m b r i d g e University Press, 1996), s. 123. ofFaith William 8 The 1860 Text and Its Reading (Charlotteville: University of Virginia Press, 2000), s. 504.

T h o u g h t " , alntland eser A n t h o n y S y m o n d s o n (ed), The

Crisis ofFaith (Londra: SPCK, 1970), s. 14. Adrian D e s m o n d ve James Moore, Darvin (Londra: Michael Joseph, 1991), s. 117. Age., s. 118. The Devil's Disciple (Londra: Michael

Cilt I (Londra: Longman, 1862), s. Vii-viii.

10 Adrian D e s m o n d , Huxley:

Joseph, 1994), s. 193. 11 Young, " I m p a c t of D a r w i n " , s. 16. 12 Alntland eser Young, age., s. 17. 13 Alntland eser D e s m o n d ve Young, Darvin, s. 477. 14 Chadwick, Victorian Church, Cilt II, s. 19. 15 Alntland eser D e s m o n d ve Young, Darvin, s. 486. 16 Age., s. 487. 17 Chadwick, Victorian Church, Cilt II, s. 10. 18 Alntland eser D e s m o n d Huxley, s. 278-9. 19 Young, " I m p a c t of D a r w i n , " s. 23. 20 Victor Shea ve William Whitla (ed.), Essays and Revievs: Text and Its Reading 2000), s. 87-8. 21 Brooke, Science and Religion, 22 Terry Eagleton, Reason, 23 Age., s. 6. 24 Nick Spencer, Darvin and God (Londra: SPCK, 2009), s. 82. 25 Chadwick, Victorian Church, Cilt II,. Sa 35. 26 John Habgood, " T h e Uneasy Truce between Science and Technology", alntland eser Alec R. Vidler (ed), Soundings: Concerning Christian Understanding sity Press, 1962), s. 21. Essays The 1860 (Charlottesville: University of Virginia Press, s. 281-2. Reflections on the God

24 Rowan Williams, On Christian Theology (Oxford: Blackwell, 2000), s. 47-8. Altnc Blm: Ateizm ve Bilimin Ykselii 1 2 3 4 5 O w e n Chadwick, The Victorian Church, Cilt II (Londra- A & C Black 1970), s. 1. John Hedley Brooke, Science and Religion: Bkz. Noel Annan, The Dons: Mentors, ra: Harper Collins, 1999), 2. Blm. Some Historical Perspectives (Lond-

Faith and Revolution:

Debate (New Haven: Yale University Press, 2009), s. 10-11.

(Cambridge: Cambridge University Press, 1991), s. 7. Eccentrics and Geniuses

Michael J. Buckley, At the Origins of Modern Yale University Press, 1987), s. 193.

Atheism

(New Haven: of

(Cambridge: Cambridge Univer-

Leslie Stephen, alnt kayna F. W. Maitland, The Life and Letters

200 27 T h o m a s Dixon, Science and Religion: /l Veri/ Short Introduction ford: Oxford University Press, 2008), s. 83. Yedinci Blm: Ateizm, Ktlk ve Ac 1 2 3 4 Florence Higham, Frederick 1947), s. 83. Age., 83-4. Alnt kayna Higgam, age., s. 83. John Stuart Mili, Autobiography (1873), II. Blm Alnt yapan D o n Cupitt, Crisis of Moral Authority, 2. bask (Londra: S C M Press 1985 [1972], s. 13. S. T. Coleridge, Aids to Reflection (1825), " A p h o r i s m s on Spiritual Religion": Bohn basks (1901). Alntland eser Cupitt, Crisis of Moral Authority, s. 21. Cupitt, Crisis of Moral Authority, Reviev: 8 s. 22. and (Charlotsville: University of Denison Maurice (Londra- S C M Press (Ox15 Surin, Theology and the Problem of Evil, s. 4. 16 Age., s. 5.

193

17 D. Z. Philips, The Problem of Evil and the Problem of God (Londra: SCM Press, 2004), s. 10-11. 18 Age., s. 12. 19 Bu neriyi alp b y k lde gelitiren J o h n D. Caputo oldu, The ' Weakness of God: A Theology of the Event (Bloomington: Indiana UniPaversity Press, 2006). 20 Bu k o n u d a bkz. Bernard VVilliams, " M o r a l Luck," Phosophical pers 1973-80 39. (Cambridge: Cambridge University Pres, 1981), s. 20-

21 Philips, Problem of Evil, s. 226-7. 22 John Millbank, Being Reconciled: ledge, 2003), s. 8. 23 Fyodor Dostoyevski, The Brothers Karamazov, ng. ev. David Magarshack (Harmondsworth: Penguin, 1958), s. 274. 24 Age., 273. 25 Stewart Sutherland, Atheism Blackvvell, 1977), s. 28. 26 Age. 27 Fyodor Dostoyevski, The Brothers of Karamazov, ev. Constance Garnett (Londra: Heinemann, 1948), s. 251-2. Burada Sutherland tarafndan alntlanan Garnett'in evirisinden yararlandm. 28 Sutherland, Atheism and the Rejection of God, s. 33. 29 Dostoyevski, The Brothers Karamazov, ev. Garnett, s. 251. 30 eitli biliminsanlar van'n ateizmindeki b u "olsa bile" deyiinin tad nem konusunda hemfikir olmalarna ramen bunun nasl yorumlanaca konusunda aralarnda fikir birlii yoktur. Sutherland bu noktada C a m u s ' d e n ayrlr, b e n i m buradaki ifadem de Sutherland'in gelitirdiiyle farkllk gsterir. 31 Nasl van Karamazov dorudan Tanr'nn " v a r o l u u " sorunuyla tan m l a n m a y a n "ahlaki ateizmi" dile getirirse, ayn ekilde Tanr'nn " v a r o l u u " sorunuyla tanmlanmam "ahlaksz ateizm" de vardr. Alenka Zupancic b u n u n Don Juan karakterinde grdmzn tam da ayms olduunu ileri srmtr: Bu evrende akla hayale sm a y a n bir ey varsa o da Tanr'nn varoluundan kuku duymayan birinin hayatn Ona aldrmakszn yaamasdr. N e ki Don J u a n ' m taand the Rejection of God (Oxford: Basl Ontology and Pardon (Londra: Rout-

6 7

Rowland VVilliams, " B u n s e n ' s Biblical Researches," Essays The 1860 Text and its Reading Virginia Press, 2000), s. 196. Bkz. Richard Swinburne, Philosophy Analytical of Religion,"

" T h e Value and Roots of Analytical alntland eser Harriet Analysis: Harris ve of The Impact

Christopher J. Insole, Faith and Phosophical Philosphy on the Philosophy ofReligion 2005), s. 33-45, zellikle s. 34-6. 9

(Aldershot: Ashgate

J. L. Mackie, "Evil and Omnipotence", Mind, Say 64 (1955), s. 20012. Bu makale sonradan eitli antolojilerde yaymland. Eletirilere cevaplarn da dahil edildii daha ayrntl bir versiyonu iin bkz. The Miracle ofTheism: Arguments for and against the Existence of God

(Oxford: Clarendon, 1982), Blm. 9. 10 Bkz. Alvin Plantinga, God, Freedom and Evil (Londra: Ailen & Unwin 1974). 11 Bkz. Richard SWinburne, The Existence 1979). 12 John Hick, Evil and the God ofLove of God (Oxford: Clarendon

(Londra: Macmillan, 1966).

13 Kenneth Surin, Theology and the Problem of Evil (Oxford: Basil Blackwell, 1986), s. 95. 14 Cupitt, Crisis of Moral Authority, s. 28-9.

200 194 kndg tutum budur. " K a n t vvith Don Juan and Sade," Joan Copjec (ed.) Radical Evil (Londra: Verso, 1996), s. 105-25, s. 107. 32 Sutherland, Atheism ait. and the Rejection of God, s. 37-8. Vurgular bana 16 Age., s. 67. 17 Age., s. 96. 18 rnein, "modernite kyamet gnn Tanr'nm lm, derin yery z n n nihai sonu olarak bilir, dolaysyla byle bir son ancak kyamet olabilir," The Contemporary 1 9 ' r n e i n bkz. The Last Philosophy Jesus (Londra: S C M Press, 1998), s. (Londra: S C M Press, 1995). Cu13. "Tam m o d e r n i t e " terimi kitabn bandan sonuna tekrarlanr. pitt ile dier radikal teologlar hakknda Graham VVard'm yorumu, " H e r teoloji genel bir 'yaam gcne' ballklarnn felsefi monizmi sebebiyle doan farkll veya tekilii silmeyi hedefler. Her biri Nietzsche'nin Ebedi Dn kavramn kimlikle farklln dalmas olarak yorumlar, b u da farklln rabet grd postmodernizme ters der," eklindedir. G r a h a m Ward, " P o s t m o d e r n Theology," (Londra: Collis alntland eser David F. Ford (ed.), The Modern Theologians Blackwell, 1997), s. 592. 20 Taylor, Disfiguring, 21 Age., s. 50. 22 M a r k C. Taylor, "Alitzer's Originality," Journal Academy of Religion, 23 Age., s. 583. 24 Friedrich Nietzsche, The Gay Science, Portable Nietzsche, 1976), s. 95. 25 Age., s. 96. 26 Age., s. 95. 27 Mark C. Taylor, " T h e End(s) of Theology", alntland eser Roger A. B a d h a m (ed.), Introduction North American Perspectives Press), s. 261. 28 M a r k C. Taylor, " W h a t Derrida Really M e a n t " , The Nem York Times, 14 Ekim 2004. 29 M a r k C. Taylor, Erring: A Postmodern sity of Chicago Press, 1984), s. 6 30 J. Hills Miller, "Theology and Logology in Victorian Literatre," alntland eser Journal of the American (1979), eki Religion and Literatre: Academy of Religion, Say 47 s. The Convergence of Approaches, A/Theology (Chicago: Univerto Christian Theology: Contemporary (Louisville: YVestminster John Knox s. 125, alntland eser The ed., Walter K a u f m a n n (Harmonsworth: Penguin, Say 52 (1984), s. 582. of the American s. 158. Oxford:

Sekizinci Blm: Modernitenin Sonu - Ateizmin Sonu m u ? 1 "Toward a Hidden G o d , " Time, 8 Nisan 1966, s. 82. Alntland eser Mark C. Taylor, Disfiguring: 2 3 4 5 6 7 8 9 Taylor, Disfiguring, s. 155. Finitude and the Naming of God (ChiArt, Architecture, Religion (Chicago: University of Chicago Press, 1992), s. 155. T h o m a s A. Carlson, Indiscretion, Age., s. 25. T h o m a s J. J. Altizer, The Gospel of Christian 1967), s. 22. Age., s. 103. Age., s. 23-4. Age., s. 107. Age., s. 108. Atheism

cago: University of Chicago Press, 1999), s. 23-4.

10 Age., s. 110. 11 Cupitt'in projesinin z a m a n ierisinde b y k lde deiiklie uradn belirtmek gerek. Bilhassa gerekilik d din dnyasnn tesine doru uzanarak felsefi adan her eyi kapsayc bir hale gelirken ona elik eden dini grn belirgin Hristiyan zellikleri gitgide azald. stelik Cupitt'in kiisel felsefi akidesi genileyerek Nietzsche, Derrida ve daha pek ok Avrupal dnr kapsad. Bu tartmada, ilk olarak Taking Leave of God (Londra: S C M Press, 1980) kitabnda dile getirdii haliyle ona zg Hristiyan gerekdlna odaklanyorum. Cupitt'in dncesinin yllar ierisindeki evrimiyle ilgili tartma iin bkz. Gavin H y m a n (ed), Nem Directions Philosophical Theology: Essays in Honour of Don Cupitt Ashgate, 2004), Giri blm, s. 1-15. 12 Cupitt, Taking Leave of God, s. 15, 20. 13 Age., s. 16. 14 Age., s. 2. 15 Age., s. 94-5. in (Aldershot:

354, alntland eser Taylor, Erring, s. 10.

31 Bkz. John D. Caputo, "Revievv of Erring: A Postmodern

A/Theology",

alntland eser Ma and World, Say 21 (1988), s. 108-26. 32 John D. Caputo, "Atheism, A/Theology and the A Postmodern Condition," alntland eser Michael Martin (ed), The Companion to Atheism 2006), s. 277. 33 Jean-Luc Marion, God Without 34 Age., s. 29-30. 35 Age., s. 45. 36 Age., s. 47. 37 Age., s. 54. 38 Age., s. 57. 39 Bkz. John Milbank, The Word Made Strange: Culture (Oxford: Blackvvell, 1997), Blm 2. 40 Age., s. 44. 41 Fergus Kerr, "Re-Reading Aquinas in Derrida's Wake," Gavin Hyman (ed), Nem Directions in Philosophical Theology: Essays in Honour of Don Cupitt (Aldershot: Ashgate, 2004), s. 95-8. 43 Rowan Williams, "'Religious Realism': On Not Quite Agreeing with Don Cupitt", Modern Theology, Say I (1984), s. 3-4. 44 Age., s. 15-16. 45 Rowan VVilliams, On Christian Theology (Oxford: Blackvvell, 2000), s. 21. Vurgular bana ait. 46 Age., s. 145. 47 Burada son bir hususu akla kavuturmak gerekiyor. "Tanr'mn lmnn" metafiziin Tanrs'nn lmn getirdiini syledik, belki de bu en iyi metafizik Tanrs'ndan baka alternatif bir Tanr anlayna yol amak olarak anlalabilir. Ayn ekilde, eer, yukarda da ortaya koyduumuz zere "Tanr'mn lm" aym zamanda hakikatin lmn de gerektiriyorsa, burada len "hakikat" mantk ve bilim araclyla kefedilebilen "doru temsil" olarak hakikatin modern metafizik alglandr. Ancak bu yine modernitenin gerekli grdnn tersine zorlanmam "hakikatin" alternatif alglanna yol amak olarak yorumlanabilir. Theology, Language, Being: Hors-Texte, ev. Thomas A. Alliez, Eric, Capital Times: Tales from the Conquest of Time, ev. Cieoy, es Van Den Abbeele (Minneapolis: University of Minnesota P w , . 1996). Altizer, Thomas J. ]., The Gospel of Christian 1967), , The Contemporary er Collins, 1999) Aquinas, Thomas, Sununa Theologiae, Cilt 3, ev. Herbert McCabe (Lon dra: Blackfriars, 1964) Arx, Jeffrey von, 'The Victorian Crisis of Faith as Crisis of VocatioV, Richard J. Helmstadter ve Bernard Lightman (ed), Victorian in Crisis: Essays on Continuity and Change in Nineteenth-Century gious Belief (Basingstoke: Macmillan, 1990), s. 262-82. Balthasar Hans Urs von, The Glory of the Lord: A Theological Cilt V: The Realm of Metaphysics ve dierleri (Edinburgh: T & T Clark, 1991) Barr, James, "Why the World was Created in 4004 BC: Archbishop Ussher and Biblical Chronology," Bulletin of the John Rylands sity of Manchester, Say 67 (1984), s. 575-608. UniverAesthetics, in the Modern Age, ev. Oliver Davies Faitl Relifesus (Londra: SCM Press, 1998). Annan, Noel, The Dons: Mentors, Eccentrics and Geniuses (Londra: Harp Atheism (Londra: Coll\ Carlson (Chicago: University of Chicago Press, 1991), s. 29. Cambridge (Cambridge: Cambridge University Press

KAYNAKA

Barth, Kari, Church Dogmatics III /I, ed. G. W. Bromiley ve T. F. Torrance, ev. J. W: Edvvards, O. Bussey ve Harold Knight (Edinburgh: T & T Clark, 1958). Bettenson, Henry (ed), Documents ford University Press, 1947). Bremmer, Jan N., "Atheism in Antiquity" alntland eser Michael Martin (ed), The Cambridge Companion to Atheism (Cambridge: CamSome Historical Perspectives bridge University 2006). Brooke, John Hedley,Press, Science and Religion: of the Christian Church (Londra: Ox-

200 (Cambridge: Cambridge University Press, 1991) Bruce, Steve, God is Dead: Secularization 2002). iti the West (Oxford: Blackvvell, (Nevv Haven: Yale Frontiers of Christian Theology: Essays presented to D. M.

199 MacKinnon

(Cambridge: Cambridge University Press, 1982), s. 55-67. , Crisis of Moral Authority, , The Last Philosophy Davie, Grace, Religion 2. bask (Londra: S C M Press, 1985) [1972]. zvithout Belonging (Londra: S C M Press, 1995). in Britain since 1945: Believing

Buckley, Michael ]., At the Origins of Modern Atheism University Press, (1987).

Burrell, David B., Acjuinas: God and Action (Londra: Routledge & Kegan Paul, 1979). Cajetan, T h o m a s de Vio, The Analogy ofNames sity Press, 1959). Caputo, John D., "Revievv of Erring: A Postmodern A/Theology", alntland eser Man and World, Say 21 (1988), s. 108-26. , The Weakness ofGod:The University Press, (2006) > "Atheism, Atheism A/Theology and the A Postmodern Condition," Companion to alntland eser Michael Martin (ed), The Cambridge Carlson, T h o m a s A., Indiscretion, Finitude and the Naming Theology of the Event (Bloomington: Indiana and the Concepts ofBeing, ev. Edvvard A. Bushinski, 2. bask (Pittsburgh: Duquesne Univer-

(Oxford: Blackvvell, 1994). Davvkins, Richard, The God Delusion Descartes, Rene, Meditations (Londra: Bantam Press, 2006). ev. John Cottingham on First Philosophy,

(Cambridge: Cambridge University Press, 1996). Desmond, Adrian, Huxley: The Devil's Disciple (Londra: Michael Joseph, 1994). , ve James Moore, Darvin (Londra: Michael Joseph, 1991). Dixon, Thomas, Science and Religion: Oxford University Press, 2008). Dostoyevski, Fyodor, The Brothers Karamazov, ng. ev. Constance GarMagarshack (Harnett (Londra: Heinemann, 1948). , The Brothers Karamazov, ng. ev. David mondsvvorth: Penguin, 1958). D u n s Scotus, John, Philosophical (Edinburg: Nelson, 1962). Eagleton, Terry, Reason, Faith and Revolution: Reflections on the God Debat'e (New Haven: Yale University Press, 2009). Feuerbach, Ludwig, The Essence of Christianity, ev. George Eliot (Nevv Writings, ed. ve ev. Allan VVolter A Very Short Introduction (Oxford:

(Cambridge: Cambridge University Press, 2006). of God (Chi6 (1979),

cago: University of Chicago Press, 1999) Certeau, Michel de, "Is there a Language of Unity?", Concilium s. 79-93. > The Possession versity of Chicago Press, 2000). Chadvvick, Owen, The Victorian 1966) Church, Cilt 1, (Londra: A & C Black

at London, ng. ev. Michael B. Smith (Chicago: Uni-

York: Harper & Row, 1957). Ford, Alan, James Ussher (Oxgord: Oxford University Press, 2007). Funkenstein, Amos, The Theology and the Scientific Imagination: Middle Age s to the Seventeenth 1986). Gillespie, Michael Ailen, Nihilism of Chicago Press, 1995). , The Theological Origins of Modernity (Chicago: University of Chicago Press, 2008). Gore, Charles (ed.), Lux Mundi (Londra: John Murray, 1890). Habgood, John, " T h e Uneasy Truce betvveen Science and Technology", Before Nietzsche (Chicago: University Century From the (Princeton University Press,

, "Established Church under Attack," alntland eser Anthony S y m o n d s o n (ed), The Victorian Crisis of Faith (Londra: SPCK, 1970), s. 91-105. Clayton, John P , Religion, Reasons and Gods: Essays in Cross-Cultural Colenso, John YViljiam, The Pentateuch Examined, Theological and Book of Joshua Philosophy of Religion (Cambridge: Cambridge University Press, 2006) Critically of Cilt I (Londra: Longman, 1862) Studies, Say 19 (1968). Brian

Cupitt, Don, " T h e Doctrine of Analogy in the A g e of Locke," Journal > Taking Leave of God (Londra: S C M Press, 1980). > " K a n t and the Negative Theology," alntland eser Hebbkethvvaite ve Stevvart Sutherland (ed.), The

alntland eser Alec R. Vidler (ed), Soundings: Christian Understanding 1962), s. 21-41.

Essays

Concerning

Philosopohical

(Cambridge: Canbridge University Press,

200 Hankey, Wayne J., " W h y Philosphy Abides for A q u i n a s " , The Journal, Say 42 (2001), s. 329-48. Harris, Sam, The End of Faith: Religion (Londra: Free Press, 2006). Heelas, Paul, Spiritualities Capitalism (Oxford: Blackvvell, 2008). Why Religion in Giv' (Oxford: Blackwell, 2005). of Spirit, ev. A. V. Miller (Oxford: (Londra: Macmillan, 1966). (Basingstoke: Macmillan, 1989). Bishop ofNatal (Londra: Nelson Everything ConTerrors and the Future of and Heythrop Reason the Age of Great Cities 1830-1930

201 (Londra: Routiedge, 1995), s. 165-90. Phosophical MacKinnon

Lash, Nicholas, "Ideology, Metaphor and Analogy," alntland eser Brian Hebblethwaite ve Stewart Sutherland (ed), The Frontiers of Christian Theology: Essays presented to D. M. (Cambridge: Cambridge University Press, 1982), s. 68-94. "VVhere Does Holy Teaching Leave Philosoph? Questions on Milbank's Aquinas", Modern Clarendon, 1975). Loughlin, Gerard, "Prefacing Pluralism: John Hick and the Mastery of Religions", Modern Theology, Say 7 (1990), s. 29-55. , Telling God's Story: Bible, Church and Narrative C a m b r i d g e University Press, 1996). Lumby, Jonathan, The Lancashire Witch Craze: Lancashire Theology Jennet (Cambridge: and the Theology, Say 15 (1999), s. 433-44. Human Understanding (1690) (Oxford: Locke, John, An Essay Concerning

of Life: New Age Romanticism

Consumptive

v ve Linda VVoodhead, The Spiritual Revolution: ing Aumy to Spirituality Hegel, G. W. F., The Phenomenology Oxford University Press, 1977). Hick, John, Evil and the God ofLove , An Interpretation ofReligion

v Death and Eternal Life, 2. bask (Londra: Macmillan, 1985). Higham, Florence, Frederick Denison Maurice (Londra: S C M Press, 1947). Hinchliff, Peter, John William 1964). Hitchens, Christopher, God is Not Great: Hov Religion Poisons (Londra: Atlantic Press, 2007) Hume, David, Principal cerning Natural VVritings on Religion and the Natural Including Religion History ofReligion Colenso,

Preston

VVitches, 1612 (Lancaster: Carnegie, 1995). Argumentsfor and against the Existence of God

Mackie, J. L., "Evil and Omnipotence", Mind, Say 64 (1995), s. 200-12. The Miracle ofTheism: (Oxford: Clarendon, 1982). Marion, Jean-Luc, " T h e Essential Incoherence of Descartes' Definition of Divinity", alntland eser Ameli Oksenberg Rorty (ed.), Essaitin Descartes' Critiaue Essays in Mediations (Berkeley: University of California Pres-, ev. T h o m a s A. Carlson (Chicago (Atlanta: Scholars Press, 1850-1914 (Basingtoke: Culture 1986). , God VVithout Being: Hors-Texte, (Oxford:

Dialogues

Oxford University Press, 1993). Huyssen, Andreas, " M a p p i n g of Postmodern," Nev German Say 33 (1984), s. 5-52. Hyman, Gavin (ed), Nev Directions in Phosophical Theology: Honour of Don Cupitt (Aldershot: Ashgate, 2004). Jowett, Benjamin, " O n the Interpretation of Scripture", alntland eser Victor Shea ve VVlliam VVhitla (ed.), Essays and Revievs: 1860 Text and Its Reading Press, 2000), s. 477-593. Kant, Immanuel, Critique ofPractical Kelly, J. N. D., Early Christian Doctrine Reason, ev. Levvis VVhite Beck, rev. (Londra: A & C Black, 1977). in Phosophical Theology: James W. Ellington (Indianapolis: Hackett, 1977). Kerr, Fergus, "Re-Reading Aquinas in Derrida's VVake," alntland eser Gavin H a y m a n (ed), Nev Directions Essays in Honour of Don Cupitt (Aldershot: Ashgate, 2004), s. 85-99. Kselman, Thomas, " T h e Varieties of Religious Experience in Urban France," alntland eser H u g h McLeod (ed), European Religion in The (Charlottesville: University of Virginia

University of Chicago Press, 1991). Marx, Kari ve Friedrich Engels, On Religion 1982). McLeod, Hugh, Religion Macmillan, 1996). Milbank, John, The Word Made Strange: and Society in England

Theology,

Language,

(Oxford: Blackvvell, 1997). , "Intensities", Modern Theology, Say 15 (1999), s. 445-97. Being Reconciled: Ontology and Pardon (Londra: Routiedge, 2003). Moore, James R. (ed), Religion in Victorian Britain, Cilt 3: Sources (Manchester: Manchester University Press, 1988). Mossner, Ernest Campbell, The Life of David Hume (Oxford: Clarendon Press, 1970). Nevvsome, David, The Victorian World Picture: Perceptions and

202 Introspections in an Age of Change (Londra: Fontana), 1998). Politics in France since 1789 (Londra: Hambledon Press, 1991), s. 1-28. Taylor, Charles, A Secular Age (Cambridge, M A: The Belknap Press of Harvard University Press, 2007). Taylor, Mark C., Erring: A Postmodern A/Theology (Chicago: University Religion, of Chicago Press, 1984). "Altizer's Originality", Journal of the American Academy of ' Say 52 (1984), s. 569-84. , Disfiguring: Art, Architecture, Religion (Chicago: University of Chicago Press, 1992). > Hiding (Chicago: University of Chicago Press, 1997). "The End(s) of Theology", alntland eser Roger A. Badham (ed.), Introduction Perspectives 67. , About Religion: Economics of Faith in Virtual Culture (Chicago: University of Chicago Press, 1999). "What Derrida Really Meant", The Nev York Times, 14 Ekim 2004. , After God (Chicago: University of Chicago Press, 2007). Toulmin, Stephen, Cosmopolis: Velecky, Lubor, Aquinas' Five The Hidden Agenda of Modernity Arguments in the Summa (ChicaTheologiae go: University of Chicago Press, 1990). (Kampen: Pharos, 1994). Ward, Graham, "Postmodern Theology", alntland eser David F. (Oxford: Basil Ford (ed), The Modern Theologians (Oxford: Blackvvell, 1997), s. 585(Oxford: 601. , Cities of God (Londra: Routledge, 2000) ile True Religion Blackvvell, 2002). , True Religion (Oxford: Blackvvell, 2002). VVilliams, Bernard, "Moral Luck", alntland eser Philosophical Paper s 1973-80 (Cambridge: Cambridge University Press, 1981), s. 20-39. VVilliams, Rowan, "'Religious Realism': On Not Quite Agreeing vvith Don Cupitt", Modern Theology, Say 1 (1984), s. 3-24. , On Christian Theology (Oxford: Blackvvell, 2000). VVilliams, Rovvland, "Bunsen's Biblical Researches", alntland eser Essays and Revievs: The 1860 Text and its Reading (Charlottsville: University of Virginia Press, 2000), s. 181-232. Young, Robert M., "The Impact of Darvvi on Conventional Thought", to Christian Theology: Contemporary North American (Louisville: VVestminster John Knox Press, 1998), s. 255of

Nietzsche, Friedrich, The Portable Nietzsche, ed. VValter Kaufmann (Harmonsworth: Penguin, 1976). Onfray, Michel, n Defence Phillips, D. Z., Introducing of Atheism: The Case Against Judaism, Christianity and islam (Londra: Serpent's Tail, 2007). Philosopy (Oxford: Blackvvell, 1996). miting: The Lithurgical Consummation , The Problem ofEvil and the Problem of God (Londra: SCM Press, 2004). Pickstock, Catherine, After Philosophy (Oxford: Blackvvell, 1997)9.

Placher, YVilliam C v The Domestication of Transcendence: How Modern Thinking about God Went Wrong (Louiseville: Westminster John Knox Press, 1974). Plantinga, Alvin, God, Freedom and Evil (Londra: Ailen & Unvvin, 1974). Popkin, Richard H., The History of Scepticism from Erasmus to Descartes (Assen, Hollanda: Koninklijke Van Gorcum & Comp. NV, 1960). Shakespeare, Steven, " A Hiding to Nothing: Cupitt and Derrida on the Mystery Tour" alntland eser Gavin Hyman (ed), New in Philosophical Ashgate, 2004), s. 101-16. Shea, Victor ve William YVhita, (ed.), Essays and Revievs: The 1860 Text and Its Reading (Charlottesville: University of Virginia Press, 2000). Soskice, Janet Martin, Metaphor and Religious Language (Oxford: Clarendon Press, 1985). Spencer, Nick, Darvin and God (Londra: SPCK, 2009). Surin, Kenneth, Theology Blackvvell, 1986). and the Problem of Evil Directions Theology: Essays in Honour of Don Cupitt (Aldershot:

Sutherland, Stevvart, Atheism Blackvvell, 1986).

and the Rejection

of God (Oxford: Basil

Svvinburne, Richard, The Coherence of Theism (Oxford: Clarendon, 1977). , The Existence of God (Oxford: Clarendon, 1979). , Is There a God? (Oxford: Oxford University Press, 1996) , "The Value and Roots of Analytical Philosophy of Religion," alntland eser Harriet Harris ve Christopher J. Insole, and Philosophical Analysis: The Impact of Analytical Philosphy Philosophy of Religion (Aldershot: Ashgate, 2005), s. 33-45. Tallett, Frank, "Dechristianizing France: The Year II and the Revolutionary Experience", Frank ve Nicholas Atkin, Religion, Society and Faith on the

204

Symondson r ' u l r ^ j ' eSer Anthony Fath (Londra: SPCK, 1970), s. 13-35

(ed)'

The Victorian Crisis of

Zupancic, Alenka, "Kant with Don juan and Sade", alntland eser Joan Copjec (ed), Radical Evil (Londra: Verso, 1996), s. 105-25

DZN

A agnostisizm (bilinemezcilik) 19, 27, 28, 31, 49, 63, 70, 90, 135 Akl 15, 25, 36, 37, 47, 50, 52, 55, 71, 74, 79, 87, 93 Alexander, (Bayan) C. F. 57 alegori 94-97, 1 0 6 , 1 0 7 Alliez, Eric 78, 80, 86, 87 Almanya 32, 98, 99 Altizer, Thomas 155-161,164,165, 166,168, 1 6 9 , 1 7 1 Amerikan Devrimi 26 ampirizm 43, 44, 46, 51 analojik dil 61-70, 72, 73, 78, 8084, 86, 97, 144 analitik felsefe 134, 135, 138, 140142 Anglikanizm 29, 100, 111, 132 Antakya 96 Aquinolu Thomas 36, 37, 40, 41, 45, 58, 60-72, 78, 79, 81, 82, 84, 106,144,176,178 Aristoteles 78, 81, 87 Augustine, Aziz 60, 9 4 , 1 3 2 Ayer, A. J. 134, 171 B Balthasar, Hans Urs von 78, 79, 84, 85

Barth, Kari 40, 44, 56, Baur, Ferdinand Christian 98 Bradlaugh, Charles 28, 29, 31 Bremmer, Jan N. 20, 21 Britanya Parlamentosu 28, 29, 90 Brooke, John Hedley 1 0 9 , 1 2 1 , 1 2 2 Bruce, Steve 33 Buckland, William 1 0 9 , 1 2 1 Buckley, Michael J. 21, 24, 31, 32, 33, 67, 110 Bunsen, Baron 131 Burrell, David B. 63, 82 C Cajetan, Kardinal, Thomas de Vio 81-85 Caputo, John D. 1 7 1 , 1 7 2 Carlson, Thomas A. 156 Certeau, Michel de 22, 23, 63 Chadvvick, Owen 30, 103-105, 1 0 8 , 1 1 9 , 1 2 0 , 125, 126 Chambers, Robert 115, 116, 118,

121
Cheke, Sir John 21 Clarke, Samuel 67 cogito 40, 41, 42, 44 54 Colenso, John W. 100-105 Coleridge, S. T. 130 Combe, George 115

102 Courtade, Franois 31 Cupitt, Don 64, 70, 71, 130, 139, 140, 160-166, 176, 178 D Davie, Grace 33 Darvinizm 113, 114 Darwin, Charles 98, 108, 111- 119, 121, 122, 125, 146 Davvkins, Richard 12, 73, 74, 124, 180 Derrida, Jacques 165, 169, 170, 171, 176 Descartes, Rene 14, 24, 25, 35-46, 48, 51, 53, 54, 58, 59, 64, 67, 78, 79, 85, 92 Desmond, Adrian 27, 28, 115, 118 Diderot, Deni 24, 25, 44, 46, 48 Dixon, Thomas 127 diyalektik 52, 55, 56, 156, 157, 169 doal seilim 114 Dostoyevski, Fyodor 149, 150 Duns Scotus, John 78-81, 85-88 dalizm 51, 160, 169, 170, 172 E Eagleton, Terry 122, 124, 127 East India Company 114 Ebeling, Gerhard 32, 33 Eichorn, Johann Gottfried 96 Eliot, George 27, 130 Encyclopedie (Diderot) 24
I-

207 F Feuerbach, Ludvvig 27, 45, 53, 54, 55, 57, 58, 73, 90 Fransa 21, 22, 26, 27, 30, 31, 32, 39 Fransz Devrimi 25-28, 172 frenoloji 115 Froude, J. H. 130 Funkenstein, Amos 65, 66, 67, 73, 93, 97, 110 G Gillespie, Michael Ailen 14, 15 Gore, Charles 94, 96, 105 Gray, Asa 117, 118 H Habgood, John 126 Harris, Sam 12 Heelas, Paul 33 Hegel, G.W. F. 51-55, 85, 155-158, 161 Hristiyan sosyalizmi 28, 117, 129 Hick, John 64, 74, 75, 136-138 Hitchens, Christopher 12, 180 Holyoake, George Jacob 27, 31, 118 Hort, Fenton 128, 129, 132 Hume, David 27, 45-51, 53, 58, 64, 75, 135 Huxley, Thomas 27, 116, 119, 120 L Lash, Nicholas 73, 83 Lizbon Depremi 147 Locke, John 42-46, 48, 51, 53, 54, 57, 58, 92 Loughlin, Gerard 106, 107 Luther, Martin 38, 39 Lyell, Charles 115, 121 M Mackie, J. L. 7 5 , 1 3 4 , 1 3 5 , 1 3 6 , 1 3 8 , 141, 147 Malebranche, Nicholas 67 Malthus, Thomas 114,118 Mann, Horace 29-30 Marion, Jean-Luc 85, 172, 173, P Paulus, Aziz 56 Phillips, D. Z. 178, 179 Pickstock, Catherine 78, 81, 85 Placher, YVilliam C. 78, 81, 82, 8-1,
O-

J
jeoloji 98, 113, 114, 115, 117, 118, 121 Jowett, Benjamin 9 9 , 1 0 0 , 1 0 1 , 1 3 2 K ' K a n t , Immanuel 41, 45, 48-51, 53, 58, 64, 70, 71, 72, 74, 75, 80, 85, 87, 156, 161, 162 kapitalizm 28, 57 Katoliklik 29, 31, 38, 39, 60, 65, 80 Kelly, J.N. D. 94, 95 kenosis (doktirini) 159, 161 Kerr, Fergus 74, 175-178 Kierkegaard, Soren 161, 164 Kingsley, Charles 117 Kitab- Mukaddes 91, 93, 98, 99, 101, 102, 104, 105, 112, 121, 123, 125, Kselman, T h o m a s 31

174, 175, 177, 178 Martineau, Harriet 118, 119 Marx, Kari 28, 45, 55-58, 73, 90 Maurice, F. D. 28, 100, 128, 129, 131,132 menfi teoloji 61, 63, 64, 65, 67, 69, 70, 71, 72, 74, 88, 170 Milbank, John 70, 71, 74, 148, 175, 178 Mili, John Stuart 129 Miller, J. Hillis 42, 121, 171 monizm 165, 166 Montaigne, Michel Eyquem de 92 Moore, James 115,118 More, Henry 66, 67, 69 Murphy, Howard R. 130 N Natal (Gney Afrika) 100 Newman, Francis 130 Nevvman, John Henry 31, 32, 90 Newsome, David 113 Nevvton, Sir Isaac 24, 25, 92, 108110 Nietzsche, Friedrich 31, 32,40, 90, 155, 157, 158, 161, 166, 168, 172, 177, 178, 180

On fray, Michel 12 Origenes 95, 96

epistemoloji 40, 45, 46, 48, 53, 54, 58, 79, 92, 142, 154 Essays and Revieus (1860) 99, 100, 132 evrim 112, 113, 115, 117, 120, 146

bn-i Rtlk 78, 79 Irenaeus 137

208 Plantinga, Alvin 136-138 Plutarkhos 21 Popkin, Richard H. 38, 39 Polkinghorne, John 109 postmodernizm 33 Powell, Baden 131 Protestanlk 39, 56 Pusey, Edward 98 R rasyonalizm 43, 44, 46, 5 5 , 1 2 4 Reform 38, 39, 65 S Schelling, F.W.J. 51 Sedgwick, A d a m 118, 119 seklarizm, 20, 30, 77 septisizm 19, 74 Shakespeare, YVilliam 92 Spencer, Nick 125 St John's College, Cambridge 100 Stephen, Leslie 105,111, 112, Suarez, Francisco 84, 85 Surin, Kenneth 137,140, 141 Sutherland, Stewart 1 5 0 , 1 5 1 , 1 5 2 Svvinburne, Richard 67-70, 74, Y yabanclama 54, 5 5 , 1 0 1 T Taylor, Charles 12, 19, 20, 65, 86, 97 Taylor, Mark . 33, 155, 165, 166, 168-172 Temple, Frederick 94, 95, 132 teodise 136-138,140 tipoloji (yorumbilim) 94-97, 99, 106 Yahudi Soykrm 133, 145, 146, 149 yapskm 5 3 , 1 7 0 yorumbilim 91, 93, 94, 131, 146, 170 Young, Robert M. 114,120 136-138, 1 4 1 , 1 4 6 , 1 4 7 W VVallace, Alfred Russel 117 Ward, Graham 33 VVellhausen Julius 98, 99 Wilberforce, Samuel 119 VVilliams, Rowan 74, 106, 147, 176-178 VVilliams, Rovvland 1 3 1 , 1 3 2 VVittgenstein, Ludwig 4 2 , 1 1 2 , 1 7 6 VVoodhead, Linda 33 107, V Varlk 50, 55, 66-71, 73, 79-81, 84, 85, 87, 97, 104, 117, 123, 130, 140, 142, 146, 152, 153, 161, 163, 174178,180 Viktorya dnemi 26, 29, 99, 109, 119, 120, 128,130, 131, 132 U Ussher, James 9 8 , 1 0 3 Toland, John 64, 74 Toulmin, Stephen 32, 92, 93 Trinity College, Cambridge 128