gordon childe kendini yaratan ınsan

(insanın çağlar boyu gelişimi)

1

j

v

vanrk/bilgi dizisi

V. Gordon chiıdeln çok ilginÇ kitabl KendiniYaraian insan pek yavaş bir ilerleme jle

en eski çağlardan beriinsan soyunun

bir düşünen ve yaratan insan

akllnl işleterek on binlerce yıl içinde haline geldiğini anlatlyor.

her türlü güçaüklere Ve ylftıcl hayvanlara karşl ne çetin bir savaş Verdiğini, bin bir güçlükle yaşamlnl sü.dürebilen bir yaraİkken zamanla nasıl geliştiğini,

uygarlğa doğru tlrmanlşın.l dünyamEln çeşitli bölgelerinde

çetin bir yaşam savaşlmlnln öyküsünü bU kitapta büyük bir ilgiyle okuyacak, çok şey öğleneceksinjz.

Varlık Yayınları, Sayı: 899 Sekizinci basını: 2006

ISBN 975-434-016-1

Kapak: Ekin Nayır Ofset Hazırlık: Varl ık Yayınları A.Ş. Baskı: Kıııtiş Matbaası, İstanbul

VARLIK YA YINLARI A.Ş. Piyerloti Cad. Ayberk Apt. No. 7 - 9 Çembeıiitaş 34400 İstanbul Tel: 212 -516 20 04 - Faks: 212-516 2005 E-posta:

V. GORDON CHILDE

000 yıl öncesinden başlayarak insanın gelişiminin değerlendirilmesi ele alınmış. bu gelişim izlenmiştir. eski çağlardan günümüze dek insanın kökenini ve gelişimini izler. açık. Profesör Childe bilimle on dokuz temel buluş ve uygulamayı ele almaktadır: yapay sulama. güzel bir dille anlatır. Besin Toplayıcılar V. insanın ateş yakabilme. kentleşme ve devletleşme evrimlerinden. Neolitik Devrim 54 VI. Kitabın temel konusu arkeo loji ve antropolojidir. Organik Evrim ve Kültür Gelişimi III. yelkenli. dış ticaret ve kentsel devrime varan uygarlık çizgisi anlatılmıştır. sapan. Gelişimin Hızlanması ve Yavaşlaması * Kronoloji Konusunda Birkaç Söz * Mısır ve Mezopotamya için Kronoloji Tablosu * Coğrafya Konusunda Notlar 7 9 20 35 42 79 103 130 158 166 167 168 UYGARLIĞIN KÖKENĠ Bu kitap. İnsan Bilgisinde Devrim IX. kaba taşları yontup alet oluşturma yetenekleriyle yaşamını sürdürebildiği günlerden bu yana. bakır üretimi ve . Zaman Ölçekleri IV. Kitapta insanın ekin üreticisi olarak başlayan. bahçecilik. hayvan koşumu. mayalama. ama sosyal bilimlerin her dalına. Kentsel Devrim VIII. felsefe. İkinci Devrimin Başlangıcı VII. tekerlekli araçlar.KENDİNİ YARATAN İNSAN Ġnsanın Çağlar Boyunca GeliĢimi Çeviren: Filiz Ofluoğlu ĠÇĠNDEKĠLER Giriş I. psiko loji ve tarih konularına da değinir. İnsan ve Doğa Tarihi II. Çağımızın 340.

demir arıtımı.. güneş takvimi. yazı. insana hem yardımcı hem de engel olan geleneklerin gelişmesini. sırlama. kemer. alfabe. kente su sağlayan su kemerleri. 5 . rakam.. yazar. Bu çok güzel çözümlemede. bilimle batıl inançların baş başa ilerlemesini göstermektedir. mühür. İnsanın günümüze dek aştığı çok uzun yolların.kullanımı. bir kaç kısacık yüzyılda attığı çok büyük adımların yeniden ele alınıp yepyeni bir açıdan sunuluşunu bu kitapta okuyacaksınız. tuğla. bronz.

okunmasını güçleştiren bu tür sorunlardan kaçınılmıştır." Üstelik açıklamalarımın çoğu kesinlikle kabul edilemez. Uzun tartışmalardan. bir arkeoloji el kitabı değildir. üstelik sunuş biçimi değiştirilse de. oysa VIII. güç adlardan kaçınmak için. kitabın özü değişmez. olasılıklar dengesi bu yönü göstermektedir. Bu kitabın amacı açısından verilerin elden geldiğince kesinlikle anlatıldığını söyleyebilirdim.giriş Bu kitap. Uzmanların coşkuyla tartıştıkları ayrıntılı sorunlara ilgi duymayan okuyucuların rahatlıkla okuyacağı bir kitaptır. 7 . kesinlikten saptım. bilim tarihi. genel konuyla doğrudan doğruya ilgisi olmayan. Son olarak bir açıklama daha yapmam gerek. ayrıntılı tartışmalarla kitabı ağırlaştırmak istemedim. hiç değil dir. İlk çağlar tarihi konusunda bilgiler çoğunlukla şöyle sunulur: "Bugün elimizde olan kanıtlara göre. gerçi IV. oysa. öznel nesnelerin doğrudan doğruya incelenmesiyle oluşturulmuştur. İlk çağlar tarih kitaplarını (kendi yazdıklarım dahil) sıkıcı yapan. bölümden VII bölüme dek yazılanlar. bölüm yetkin uzmanlarca yapılan çeviriler ve açıklamalara dayanır.

.

Öte yanda. İngiliz "difizyonist" düşünürlerin bazılarının yazılarında da bu eğilime rastlanır.1. endüstri verimi artmış. "İnsanın Çöküşü" öğretisine (doktrinine) yönelmişlerdi. gelgelelim. Birinci Dünya Savaşı ve onu izleyen bunalımlar. Artan varsıllık ve derinleşen bilgi. "gelişim" kavramı. bilgi ağacının mcyvalarını tada lada. Bu kuşkularını çözümlemek için insanlar tarihe dönmelidir. Katolik misyonerlerin Alman "tarih okulu" izleyicileri ve bunların arkeoloji ve antropoloji öğretmenleri. insanın doğaya başat oluşunun sınırsız gelişimine yol açmış. Bilimsel buluşlar. ge rekse geçen yüzyılın varsıllığının görkemli günlerinden kanıtlar göstererek. gerek doğa bilginleri. orta çağ inancı olan bir saplantıya. uçsuz bucaksız iyimserliğe bürüyor. tarihçiler de kendi çağlarının ekonomik koşullarından etkilenmeden edemezler. Ama gerekli bilimsel davranışa varabilmek için. orta ve eski çağlar tarihçileri için çok yaban bir düşündür. dünyanın ekonomik temellerini sarsmaktaydı. gerek çöküntü yıllarından. olduğu gibi kabullenilmişti. gelişim. eski çağların "altın günlerine" özlem duyarlar. Herr Hitlcr ile kuramsal yandaşlarının açıkça çığırtkanlığını yaptığı. gerek tarihçiler arasında pek çok ünlü yazarların yapıtlarında gördüğümüz gibi. karamsar ya da gizemci (mistik) bir davranış belirgindir. öz olarak. Ama. ara sıra da İngiltere ve Amerika'da kurtarıcı edasıyla çalım atan bazı kişilerin savunduğu faşist felsefeye göre. Bu kitabın bir amacı da tarihin. Batı dünyasını baştan başa. Bugün. Oysa bugün bu iyimserlik büyük ve acımasız bir sarsıntı geçirmiştir. üstünde durulmadan. aynı gizemci edayla. "gelişim" kavramı. eski Yunanlılar ve Romalılar gibi. hem gelişim . korkunç bir yoksulluk ortamında bile inanılmaz ama göze batarcasına belirgin bir üretim artığı oluştururken. biyolojik evrimle bir tutulmuştur.du. Artık "gelişim"in gerçekliğine değin kuşkular yaygınlaşmaktadır. daha yaygın üretimin uçsuz bucaksız sürecini muştuluyordu. hâlâ gelişime umul bağlanabileceğini kişisel olmayan bilimsel bir açıdan savunmaktadır. Bazıları. Profesör Bury'nin belirttiği gibi. varlık çoğalıp birikim oluşturmuştu. BÖLÜM ĠNSAN VE DOĞA TARĠHĠ Geçen yüzyılda. Ticaret yaygınlaşmış.

o andaki ekonomik hatta sağlık durumuna bağlıdır." Kişisel duygularla etkilenmeden. bu araçlardan yararlanacak ekonomik olanaklardan yoksunsanız. durgun sularda ve kuyularda kaynayan mikropları. hidroelektrik santrallerin. soranın keyfine. Türkistan'ın bir köyünde kalakaldığınız vakit. elektrik ışığı. Çağdaş bilimin devinim ve aydınlatma araçlarının sağladığı zaman ve yer özgürlüğünden ve hızlı dolaşımdan hoşlanıyorsanız. "Biz gelişebildik mi? Uçakların. Basit yaşamın sakıncalarını güzelim kulübedeki yılanı. Bilimsel davranışa varmanın temeli. ama sonuç gene de 322'dir. zehirli gazların. Profesör Levy'nin dediği gibi. böylesine bir gelişimin gerçekliğinden kuşkulanırsınız. kişilikten arınmış bir davranışa erişebilme çabasıdır. gelişimden yana olumlu yanıt verirsiniz. gerilik simgesi sayabilir. "Bilimin işlevi. her tür dinsel. kişisel eğilimlerden kaçınılamaz. özel sevgi ve nefretimizden sıyrılabilmeye bağlıdır. ya da oğlunuz çağdaş bir silahla öldürülmüşçe." Böylesine alçakgönüllü ve kişisellikten arınmış bir bakışla tarihe yaklaşım kolay değildir. Bilim adamları olarak tarihe dönüp de. Ama. "Ölçü ve ölçeklerin verdiği sonuç. kendinden sıyrılma çabasında olmalıdır. yasal işkence ve sergilenen idamların yasaklanmasını birer gelişim işareti değil de tam tersi olarak kabullenirler. Bir yüzyıl öncesinin kapkara sokaklarını özlemle anar. Pek az kişi aynı sonuca varabilir. yargılarında. gerçeklerin ve verilerin böliimlenmesi. hava kirlenmesinin zehiriyle dolmuşsa. "Geliştik mi?" sorusunu sormak bilimsel bir davranış değildir.hem de tarih kavramlarımızı gereğince değiştirebil. bozulmamış kırsal alanlara tutkunuz varsa. bunların zaman içinde ve birbiriyle bağlantısının tanımlanması demektir. yanıtınız olumlu olamayacaktır. yanıtı bilimin pek çok yeğlediği sayısal verilere 10 . ciğerlerini/. ormanlarda. "Gelişim nedir?" diye sorabiliriz. ya da uzaklara gidip. bilimsel davranışın kanıtıdır. İşkence ve dehşet yollarında kendini adamış kişiler. El değmemiş. Ama. gerçeklere ve verilere dayanarak yargıya varış. telefon ve (hele polis kullanıyorsa) otomobil gibi araçları. kişisel önyargılardan arınmaya. füzelerin oluşturduğu mekanik araçların günden güne artması gelişimi oluşturmuş mudur?" diye soramayız. aktörel (ahlaki) ve toplumsal önyargılardan arıklanmıştır. Yanıt." (Gerçekten de. Kari Pearson şöyle der: "Bilim adamı. denizaltıların. bir iki yüzyıl önce sinin daha sakin ve barışık günlerine özlem duyarsınız. bilgilerin sayı ve ölçüye böylesine bağlı oluşlarının bir nedeni. kendi uğraşısı açısından. geceyi gündüze katarak çalışmak istemiyorsanız.meliyiz. bu tür görüşlerinizi yeniden gözden geçirirsiniz. Yanıtında aynı görüşe varmaktan yana da bir umuda kapılamayız. Böylesine düzenlenmiş bir sorunun bilimsel hiçbir anlamı olamaz. çalılarda kol gezen haydutları çarçabuk unutursunuz. çünkü hiç kimse eş yanıt veremez. Bu yazımda söylenenler ister hoşunuza gitsin. ister gitmesin. Yankesici.

Sakson'larla. çetrefil olayların arasından özlü ve önemli olanlarını belirtmektedir. ilk yazılı belgeler Mısır ve Babil'den önceki çağı ele alır. Oysa. İsparta ve Roma'nın "Yükselişi ve Çöküşü"nü öğreniyoruz. 600 ile 450 yılları arasındaki süresi yükseliş. Eski Çağlar tarihinden Atina. tarih öncesi çağ. Sanki İngiltere tarihi ile kayda değer hiçbir ilişkisi yokmuş. doğa tarihi ile birleşebilmektedir. hatta Norman islilâsıyla başlar ve en çok 1. tarih boyunca uzanan dizi dizi. ben neyin "yükseliş". Topu topu 5000 yıl yerine. İngiltere ve Orta 11 . Mısır ve Siimer'lilcr. ortak yön ve biçimlerini gölgeler. bir sonraki yüzyıl da çöküş olarak belirtilir.kadar uzanabilir. paleontoloji ve jeoloji gibi "doğa bilimleri"nin gelişmesini izleyebiliyoruz. İngiltere tarihi ya da eski çağlar tarihi gibi kısa sürelerle sınırlandırıldığı vakit. tarih boyunca koşturup araştırmak. biyoloji. gizsel bir uçurumla ayrılırmış gibi öğretilirdi. Tiber ırmağı üzerindeki adı sanı duyulmamış bir kaç köyün. 500. Roma İmparatorluğunun "yükselişi" ise.Ó. tarihe giriş kitabı olarak kullanılmaktadır.000 yılı aşkın bir süreyi ele alabiliyoruz. tarihin içeriğidir. Artık pek çok kişi. Bu tarih. bu iki tarihin hiç de ayrı ve bağlantısız olmadığını. Özellikle. çoğunlukla da 800 yılı kapsardı. Tarihçinin görevi. Minos. İngiltere tarihinin tanı dört katıdır. Tarih öncesi çağı inceleyerek. Bu kimseler hiç olmazsa daha eski çağlar tarihini okumuş. Gerçi Atina siyasal bir güç olarak göçmekteydi ama Yunan uygarlığı ölmemişti ve Atina'nın uygarlığa katkısı sürmekteydi. anlaşılan karanlık ve ölüm yılları sayılır. Kısa süreleri ve dar alanları içeren araştırmalarda. gökbilimciler ve coğrafyacılar gibi nice Yunan bilgini. Doğrusunu söylemek gerekirse. Son yıllarda. Hitit. birbirine bağlı olaylar dizisinin bir parçasını oluşturduğunu bilmektedir. Atina ve İsparta) ile Romalıların uygarlıklarından söz ederdi. Bugün gelişim gerçeklen olagelmiş şeyler. Yazılı kayıl bırakmamış insanların uygarlıklarını ya da bir yönünü içerir. Bu çağı kapsayan tarih. "klasik" Yunan tarihinin sözüm ona karanlık yıllarında gelişmişlerdir. Anglo .Ö. çeşitli iniş çıkışlar. Yunanlılar (daha doğrusu iki Yunan kenti. olayların çokluğu ve dağınıklığı.500. Aristo M. Ama gelişimin çizgisini saptamak ve ucundan yakalamak. Ondan sonraki yüzyıllar ise okul kitaplarında yer almaz. çocukluğumun tarih kitaplarından çok başka bir tarih anlayışı gereksindirir. tarih demek "İngiliz tarihi" demekti.den söz edildiğini duymuşlardır. 1914 yılından önce. bu kitabın yazarı olarak benim ülkemde. Bir çok kişi de. 325 yılında ün yapmaya başlamış ve doktorlar. diyelim. Fransa. neyin "çöküş" olduğunu bir türlü çıkaramadım. Tarih öncesi çağlan kapsayarak. tarihe bakış açısı en az yüz kat genişlemiştir. matematikçiler. acımasız ve hileli yollardan. Her şeyden önce. Tarih. koskoca bir ülkenin .Orta Doğu havzası. Atina tarihinin M. "Eski Çağlar Tarihi" denilen bir tarih okumuştu. sürekli bir gelişim çizgisine oranla daha göze batmaktadır. yani İngiltere'de. Aynı zamanda da insan tarihi. derin ve geniş bir bakış gerekir.

Roma İmparatorluğu'nun "çöküş" dönemi olarak düşlere yerleşti. bilimsel buluşlar. bunlar da kendi çağlarında var olan çağdaş bilgi ve bilim uygulamalarının anıları ve 12 . üretimde sosyal güçlerin ve bilimsel uygulamaların.Avrupanın koca bir parçasını içeren bir İmparatorluğun başkenti oluşunu yansıtır. Çünkü. Gerek halk gerekse bilginler için. başat olan hanedan ya da grupların adı ile anılarak siyasal biçimde ele alınır. Katolikleri kazıklara bağlayıp yakmışlar ve bu arada da Sha. Frick gibi faşistlerin öfkesine karşın. sürdükleri tarlaları. Bu tür tarihle tarih öncesi denen çağlarla doğal olarak bağlantı kurulabilir. Gerçekte de. bu çağın ileri gelenlerinin adı da bilinmez. Elizabet çağı "altın" çağı olarak bilinir çünkü bu sürede İngilizler korsanlıktan yana İspanyolları yenmişler. devlet adamlarının. yalnızca siyasal tarih olarak ele alınmıştır . Arkeologlar. hiçbir yazılı belgenin betimlemediği ve o çağın ekonomik yöntemlerini simgeleyen üretim araçlarıdır. Dr. ingiltere Kilisesine ait olanlara göre Elizabet çağı "altın"dır. tarihsel değişimdeki en önemli unsurlar olduğunda direnmişti. tarih öncesi çağa özgü yazılı belge bulunmadığından. Marx. tarih artık. atalarımızın ve ilk insanların alet ve silahlarını toplar. Öğretmenin kişisel önyargılarından arınarak bir kıyaslama yapılabilmesi olanağı yoktur. siyasal kurumların ve dinsel yöntemlerin kurulup yayılması gibi olaylar ve süreçler belirtilir. Çağdaş makineler ve yapılar gibi. bölümlendirir ve karşılaştırır. James Watt da onsekizinci yüzyılı parlatmıştır. sonunda bu koca alana barış geldi yerleşti ve Roma impa ratorluğu vatandaşlarına. ekonomik koşulların. ya da sanatsal hareketlerden de her bir "dönem" için söz edilir. özel yaşantıları da.kespeare'in oyunlarını tutmuşlardı. öğretim çevrelerinde benimsenmektedir. Bunlar.kralların. oysa Newton onyedinci yüzyılı. savaşlar ve işkenceler. Tarih öncesi çağları inceleyen tarihçilerin izledikleri insanlara bile pek ender olarak bir ad takılabilmiştir. yaptıkları evleri. Böylesine bir tarih. Protestanların yakıldığı çağlar da Katolikler için olumlu bir çağ sayılabilir. ama bu "dönemler"in adı. Marx'in gerçekçi tarih anlayışı. giderek kültür tarihi olmaktadır. Bu tür bir tarih anlatımında. Bu arada da ekonomik koşullar. Marksizm'in esinlediği siyasal coşkulardan tümden ayrı olarak. İngiltere tarihinde ise bu iniş çıkışlar daha az belirgin ya da daha usçu bir davranışla belirtilmiştir. Ama gelgeldim bu iki yüzyıllık süre okul kitaplarında yer almadığından. Onyedinci ve onsckizinci yüzyıllar ise oldukça yalın sayılır. eski çağlar tarihi ve İngiltere tarihi. tarih öncesi çağın yeri bile yoktur. askerlerin ve din adamlarının manevraları. Neyse. iki yüz yıl boyunca Avrupa'da daha önce hiç görülmemiş bir barış sağladı. kendi alanını kendisi kısıtlar. Bu tiir bir tarih bilimsel olamaz. yedikleri (daha doğrusu dışkıladıkları) besinleri inceler. Neyse ki artık siyasal tarih deyimi kesinlik kazanmıştır.

tarımcılık yoluyla kendi besinlerini kendileri sağlamazlar. Bir gemide. Taş Çağının en önemli aracı olan taş balta. ortak bir plan ve merkezî yönetim altında çalışan büyük işçi grupları gereklidir. bu. Gerekli olan tek araç taş bir baltadır. yalnızca besin üretimi ile uğraşan ve gene çok uzaklarda yaşayan başka uzmanların üretim artıklarıyla beslenirler. bir sosyal örgütlenme simgeler. bu aletlerin. ya da çocuklara bakarken. Bronz ve Tunç çağları diye bölümlemeleri hiç de keyfî ya da kişisel değildir. Bu tiir ekonomileri bugün yaban kabileler arasında görmekteyiz. petrol arıtılması) ve fizik (elektrik donatımı. yontulması ve üretilen kerestenin kıyıya taşınması. doğa bilgisi (kereste). aradaki boş vakitlerde insanın kendi kendine yapabileceği basit bir iş değildir. Arkeologlara göre. besin gibi temel gereksinme maddelerinin. Ayrıca. kendi kendine yeterli toplumların ya da ailelerin simgesidir. arkeologların. boş vakitlerinde balıkçılar ya da çiftçiler tarafından yapılabilir. sonuç alınmıştır. Kayık için gerekli olan tahta. kendilerini ve ailelerini beslemek gibi temel görevlerinin yanısıra. kimya (olaşımlar. yalnızca bu tür ekonomik düzenin sürdüğü çağlar vardır. jeoloji (petrol.lir. balık tutma. özellikle baltalarının yapıldığı maddeye göre seçilmiştir. ama bu düzen bugünkünden çok başka ve çok daha basittir. avcı ya da ekinci grupların kendi kendilerine yapıp tümünün ortaklaşa kullandıkları bir araçtır. bu nedenle de bunu yapan uzmanlara. o çağların en önemli üretim araçlarıdır. işçi bunu evinde. Bu kayığın üretiminde de kullanılan aletler. kayık. sosyal düzenlerin ve ekonomik örgütlerin kuruluşu ve gelişimindeki önemi üzerinde durur. Ağacın kesimi. yanı başındaki derede bulduğu bir çakıl taşından yapabilir. Taş baltanın yerini alan bronz balta ise. en yakın ağaçtan sağlanır. tümii ayrı dallarda uzmanlaşmış. Bugünkü geminin doğrusal atası olan kayık da belirli bir ekonomi. tüm bir ekonomik ve sosyal yöntemi simgelemektedir. ekin ekerken. Bunlar. o çağ insanlarının kesici aletlerinin. Üstelik. bir çok işçinin işbirliğini gereksindirebi. Ama gerekli işçi sayısı küçüktür ve bir ailenin üyeleri bu işi üstlenebilir. tarih öncesi çağları Taş.anıtlarıdır. Grup dışında ne bir işçilik ne de ticaret gereksindirir. uygulanmış. Bu nedenle. Gerçekçi tarih. bronz baltanın yapımında kullanılan bakır ve 13 .b. hatta toplumsal üretim artığının birikimi bile gerekmez. geniş kapsamlı ve verimli bir haberleşme ve ulaşım yöntemi zorunludur. başkalarının üretim artığı olarak sağlaması zorunludur. yalnızca daha üstün bir alet değildir. Bundan başka. aynı zamanda daha karmaşık bir ekonomik ve sosyal yapının varlığını gösterir. Modern bir tekne çeşitli yerlerden. Aynı durum. Bu adlar. Üstelik. avlanırken. Bronzun dökümü. makineler. Bu bir uzmanlık işidir. Bunlar. maden cevheri). Üretimi için. v. Taş Çağı insanının tek bir ağaç gövdesinden oyduğu kayık için de geçerlidir. Bu uğraşı için başka yerlerden yiyecek ithal etmek. bu işçilerin hiçbiri avlanma. çoğunlukla uzaklardan getirilen hammaddelerin belirli bir özete toplanmasını gerektirir.) bir araya getirilmiş.

Eski çağlar tarihi. hayvanlar arasında yeni türlerin gelişmesini sağlaya n fiziksel değişikliklerin ve melezleşmelerin yerini alır. aynı zamanda doğa tarihini ileriye yöneltir. onsekizinci yüzyılda İngiltere'de olagelen ve Endüstri Devrimi denilen görkemli gelişime çok benzer. gen'lerin kolların v. gerçekçi tarihte özlü ve önemli sayılan ve yazılı belgeler le kanıtlanan üretim araçlarından. öbür kökü de jeolojidir. zoolog'un gelişme kavramıyla eş anlamlı sayılabilir. aileler gen'lere . Sayıları giderek artıyorsa. Bu açıdan. üstelik takas için de yerel bir üretim artığı sağlanmalıdır. İnsan kültüründeki gelişimleri izler. çeşitli ve uçsuz bucaksız jeolojik dönemlerde çeşitli yaşam türlerini araştırır ve bulgular. Bunların birini ya da her ikisini başka bir yerden ithal etmek zorunludur. Bu küçük krallıklar da ailelere (familyalara). Gerçekten de. bir kaç kuşak boyunca üyelerini sayarak ölçülür. arkeoloji bilimi insan ekonomisi ve üretimde sosyal yöntemlerde kökten değişiklikleri ve gelişimleri izler.kalay oldukça ender bulunan maddelerdir. ekonomik yapı ve toplumsal örgüt lerdeki değişikliklerden ve gelişimden farklı değildir. İthal için de bir tür haberleşme ve ulaşım ve ticaret kurulmuş olmalı. Eski Çağlar tarihi işi ele alır. paleontoloji ya da zoolojinin bir dalıdır.d. Paleontoloji. Jeoloji. İnsanlığı tümden etkilemesi açısından. paleontoloji ve jeoloji gibi doğa bilimleri arasında bir köprüdür. İlk "insanlar'ın vücut kalıntılarını inceleyen tarih öncesi antropoloji bilimi ise. Tarih öncesinin son döneminde de. Bu tür gelişimler. tarih öncesi gelişimlerin bazıları. paleontoloji yoluyla da. başarısız yargısına uğrar. daha sonraki bölümlerde ayrıntılarıyla gösterileceği gibi. Bir biyologa göre. her ikisinin de sonucu aynı standard'larla yargılanmalıdır. o türe başarılı denir. güçlülük yaşamayı başarmak anlamına gelir. Bu bulgular bir gelişim aşama 14 . Ama bu kavramda. Biyologlar organik dünyayı krallıklar ve bunlara tâbi küçük krallıklara ayırır. eğer bu kavramı kullanacak olursak. Gerçekten de. tarihçinin "gelişme" kavramı. Her ikisinin de önemi aynı ölçekle tartılmalı. Zooloji bilimine etken olan ve diğer doğa bilimlerine özgü tarafsız yargılama ilkesinin tarihçileri de etkileyeceği umulabilir. gerçekçi tarih kavramının tarihsel değişiklikler dediği gelişimlere çok benzer. Eski çağlar tarihi. yazılı tarihin geriye doğru bir uzanımı olmakla kalmaz. Ama tarih öncesi antropoji bilimi gerçekte insanların neler yaptıklarıyla ilgilenir. arkeologların üstünde durdukları ve direndikleri bu değişiklikler. giderek tümü azalıyorsa. kollar da türlere bölünür. insan tarihi ile zooloji. yaşadığımız dünyanın yapısını inceler ve izler. İşte bu değişiklikler. Tarih öncesi devrimleri daha tarafsızca değerlendirebiliriz çünkü sonuçları bizi kişi olarak daha az etkilemiştir. çoğunlukla aynı yerde rastlanılmaz. Bir türün güçlülüğü. genler kollara (filum'lara). gelişmek demek yaşam çabasında başarılı olmak demektir. Tarih öncesi çağlara değin arkeoloji biliminin bir kökü eski çağlar tarihi ise.nin dünyamızda nasıl oluştuğunu inceler. Böylece.

sırasına göre düzenlenir. Sonunda sular altındaki alanlar daraldı.zorlar ve içtiyozorlar gibi dev sürüngenler Jura jeolitik çağda sürü sürii yaşayıp giderdi. belkemikli hayvanlar en üstün düzeydedirler. memeli hayvanlar (yani yavrusunu emziren sıcak kanlı hayvanlar) balıklar. kollar ve familyaların varlığını kanıtlamaktadır. Bu Jura çağı geçince. yeryüzünde oluşma sırasına bağlıdır. hiç değilse biyoloji açısından olumsuzdur. bazı kabuklu deniz hayvanları gibi yaratıkları içeren) protozca kolundan ve annulatadan (solucan) iistiin sayılırlar. bomboş kara ve deniz alanları vardı. Bu kolların içinde. ancak müthiş bir çoğalma yöntemiyle yaşamda kalmayı başarmıştır. Biyolojik sınıflandırmada başarı kavramının tümden silinmesi olanaksızdır. Jura ça ğında hava sıcak ve nemliydi. Kuşkusuz. böylece yeni gen'ler ve türler belirdi. soğudu. Belirli coğrafî koşullar altında yaşarlardı. Her bir ya da çift yaratık milyonlarca yavru salar. iklim kurudu. alt düzeyde pek çok tür hâlâ yaşamaktadır mikroplardan yana başarılı bir yaşam denemezse de. bu sayı bir anlam taşıyamayacaktır. Çoğu değişen koşullara kendilerini uyduranıadılar ve öldüler. Ama türler yaşamaktan yana öylesine uyumsuzdur 15 . Sürüngenlerin pek azı yeni çevre koşullarında yaşamayı becerebildi. ama bugün bu yaratıklardan yeryüzünde bir tek bile kalmamıştır. belirmiş demektir. bir zamanlar bu yaratıkların yaşamını ve "başarı"sını sağlayan koşullar artık yaşama bir engel olmuştu. Bu anlamda üstünlük. Tarihçi de bu yolu izlese ne kadar iyi olur. kuşlar ve sürüngenlerden üstün tutulurlar. Bu düzen bozuldu mu. oysa bunlar kendi çağlarında gelişim hiyerarşisinin tepesinde yer almaktaydılar. Böylelikle. daha sonra yeryüzünde. Alt düzeydeki organizmaların pek çoğu. Bu çevre koşulu öylesine uzun sürdü ki. kayalardaki izler bugün artık yaşamayan pek çok türler. Dina. Hayvanlar dünyasında kordata kolu. en eski yaşam çeşitleri. en sonuncular da yüzeye yakın katmanlarda görülür. Bu yaratıklar tek bir koşul türünde yaşamaya öylesine alışmışlardı ki. çökme ve yok olmadır. Sonuç. solucanlar açısından mutlu bir yaşam olduğu gerçektir. (mikroplar. kayalardaki izlere göre. çöktüler. yaşam başarısının sağlandığı ortamın ekonomisine bir göz atalım. belkemikli hayvanlar arasında ise. kültürel gelişimin hatta metafizik anlamda gelişimin öneminin anlaşılmasına yardımcı olur. oysa bu konuda başarı yalnızca yaşamayı bccermek demektir. bu koşullar değişince. belirli koşullara göre aşırı derecede uzmanlaşma. Bu dev sürüngenlerle başa çıkabilecek bir tek yaratık kalmamıştı. Bazı durumlarda da değerlendirme. Demek ki. o zaman bu değerlendirmeler sayısal anlatıma bağlanır. en derindeki katmanlarda. Biraz da. başarı ya da çoğalma değil. kaç yıl olduğunu tahmin etsek bile. biyolog dehşete kapılır ve bilim adamlarının kaçındığı çelişme ve tartışmalara sürüklenir. Kusursuz bir jeolojik kesimde. Bu koşullara ve bu çevreye sürüngenler başarıyla uyabilmişlerdi. "Üstün" demek. gelişim sırasına göre yapılabilir diyebiliriz. Öte yandan.

Ama bu başarı uğruna. kısaca Endüstri 16 . Geçerli olduğu yerde. Morino balığı ve benzeri başka balıklar uzun bir süre böylesine bol yavrulayarak türlerinin yaşamım sürdürmüşlerdir. İnsan çiftleri ise yılda birden fazla yavrulamaz. Bu ülkedeki nüfus tahminlerine göre.000. Tarihsel gelişim.646. Endüstri Devrimiyle hızlı bir nüfus artışı başlamış. Çoğalmada ekonomi. gelişim merdi venlerinden çıktıkça artmaktadır diyebiliriz. 1750 yılma dek. tıpkı insanlar ve filler gibi çok daha az sayıda yavru çıkararak türlerini yaşatırlar. onaltıncı ve onyedinci yüzyılların eski tarih kitaplarında enine boyuna abartılarak anlatılan politik devrimleri ve dinsel eylemlerinden etkilenmemiştir.035 idi. bir çift morina 6. Bu sayısal ölçütün doğrudan doğruya uygulanabileceği pek çok olaya tarihte rastlarız.755 olmuştur. nüfus 1801'de 16. yavrunun yaşama olasılığı.345. bu kavrama biyolojik bölümlemede etken olan sayıların tarafsızlığı başattır.ki. Oysa bu yumurtalardan iki üç balık çıkar. Tavşanlar biraz daha tutumludur. Çizge. Alt düzeylerde bazı yaratıklar ancak pek çok sayıda yavru çıkararak türlerini sürdürmektedirler. Bu açıdan başarılıdırlar. her bir yavrunun yaşama olasılığı 70'de birdir.000 yumurta salar! Bu yumurtalar uygun oranda canlı yavru çıkarabilsey. denizler morina balıklarından oluşmuş birer kara olurdu.di. tavşan yavrusuna oranla çok daha yüksektir. Şimdiye kadar anlattıklarımız hiç değilse. Her bir yumurtanın can bulma olasılığı 14. doğa tarihi ile insan tarihi arasındaki sürekli ilişki nedeniyle. Bu sayılar. kuzey denizlerinde yaşayan benzeri bir morina ise 28. üretimde yeni sosyal güçler. Ama gene de bu kavram her zaman geçerlidir diyemeyiz. 10 kişiyi aşkın ailelere ise pek rastlanmaz. ekonominin yeniden örgütlenmesi. 1750 ile 1800 arasında. yaşama gücü gibi kavramların özü sayısaldır. Demek ki insan yavrusunun yaşama olasılığı.000'da birdir. nüfus 1570 vılında 4.160. insan tarihine de sayısal kavramların katılabileceğini göstermiş oldu. bu yavrular ordusunun her birinden bir ya da ikisi yaşayabilir.000 yumurta. çizgi aşağı yukarı 30 derecelik bir açıyla dikleşir. Bunun en belirgin örneği İngiltere'de oluşan Endüstri Devrimidir. Güçlülük. 1670'de 5. Bu da. Oysa insan türü giderek çoğalmaktadır. hemen hemen düz çizgi biçimindedir. 1851'de ise 27. Dünyadaki tüm tavşan nüfusu pek değişmediğine göre. nesnel kültür ve donatımdaki çok büyük gelişim. Bir dişi tavşan yılda yetmiş yavru çıkarabilir.533. kendi türümüzün sürdürülmesi ve çoğalmasına katkıda bulunma ölçütüne (kriterine) göre yargılanabilir. çünkü böylelikle salt bilime yabancı olan düşünleri işin içine katmış oluruz.000.517. "nüfus artışı" çizgisinde daha belirgin bir biçimde gö ze çarpar. Güvenilir hesaplara göre. nüfus sayısı ile ifade edilen sayısal bir ölçüttür.773 ve 1750 yılında 6. ama aynı düzeyde bir çok başka yaratıklar da. Bu konuyu daha fazla sürdürmek anlamsız olacaktır.000. nüfus ondördiincü yüzyılda yer alan veba salgınından bu yana az bir hızla artmıştır.

17 . İngiliz halkının tümüne. Yukarda anlattığımız biyolojik kavram açısından. etken olmuştur. Bu devrimi oluşturan türün yaşamasını ve çoğalmasını sağlamıştır. görülmemiş biçimde çoğalmaya başlamıştır. Sakson'ların adaya ayak basışından bu yana. hiç bir siyasal ya da dinsel olayın başaramadığı biçimde.Devrimi. Halk. Endüstri Devrimi başarılı olmuştur diyebiliriz.

. hatta Romalılar ya da eski Yunanlıların çalıştırdıkları tutsakları hiç aklımıza getirmeyiz.. maden işçilerinin ve diğer emekçilerin gerçek durumlarının ııe olduğu. Böylesine bir olayın yargılanmasına. bu sefalet ve sömürü simgeleriyle silinebilir.... gene bizim tutacağımız en iyi yol.kentsel zanaatçılar ve bu emekçilerin loncalarına değgin bir hayli bilgimiz var. Oysa.. Yeni üretim türünün bilim alanında oluşturduğu düşünsel başarılardan ya da gene bu devrimin bir parçası olan çocuk-işçiler.... insan tarihinin 18 . sayılar tarafsız bir ölçek sağ lar.--. hastalık ve çirkinlikleri enine boyuna biliyoruz. kenar mahalleler ve baskılardan söz etmek artık geçersizdir... Fabrika yönteminin halka yüklediği sefalet. Ama. bir orta çağ belgesinde ya da eski söylev kalıntılarında bir gerçek kıvılcımıyla karşılaştığımız vakit.. ama gelgelelim Orta Çağlardaki kölelerin yaşamının ne tür olduğunu düşünmek bile istemeyiz. Arada bir. neler çektikleri konusunda şaşırtacak kadar az şey biliyoruz.1800 yıllarında Ġngiltere'nin nüfus talimini. Bu sayılar ve çizgelerden aldığımız derse göre. Parlak başarı... sakıncalar tam çıplaklığıyla görülemez ve tanılamaz. - ------- 00 17 00 . . Gerçi -oldukça küçük ve imtiyazlı bir sınıf olan. sayısal verilere dayanmaktır. daha önceki yüzyıllarda köylünün. Demek ki. içimizde duygusal olan kişiler dehşetle gözlerini kapatır. bir kıyaslama unsuru olmadığından.18 00 1500 . içlerini çekerler.

Bir Fransız Mağarasında çağdaĢ bir sanatçı tarafından yapılmıĢ bir Mamut gravürü II. gelişim kavramını aydınlatır ve güçlendirir.daha eski çağlarına dönüp. Bu kitabın temel amacı.nüfus artışı çizgisi ansızın yukarıya yönelir. bizden bu denli uzak olduklarından. öfke ya da coşku yaratmaz ve böylece duygusal ve gizsel kişilere karşın. Aynı ölçeklerle yargılanmalıdır lar. başka nice "devrimler"i inceleyebiliriz. Bu devrimler de bir bakıma "Endüstri Devrimi" gibi oluşmuştur . Umarız çok eski çağlarda olagelmiş bu devrimler. BÖLÜM 19 . tarih öncesi çağlan ve eski tarihi bu açıdan gözlemektir.

Oysa bugün gelişimi sağlayan buluşlar. kafalarını ve boyunlarını bir çeşit kemikten başlıkla örterlerdi. İçgüdüyle. taş ve keresteyle çok daha güzelini yapar. organik evrim ile kültürel gelişimi arasında bir bağlantı bulunduğu daha önce belirtilmişti. Örneğin şöyle sözler okuruz: "Jura çağında. biyologların sandığı gibi Trikeratop'ların evrimine hiç de benzemez. 1915 ile 1918 yılları arasında. Bu başlık. Trikeratop'lar. İnsanın sosyal mirası. insanın. besin ve barınak bulmaktan yana. giysiler. türümüzün yaşamını sürdürme çabasından yana da kuşaktan kuşağa geçen içgüdülerin yerini tutmuştur. hatta tuğla. avını öldürmek için kendine ok ve mızrak yapar. Herhangi bir buluş. gözlerinin üstünde de iki boynuz vardı. Yaban koyunu. töre ve yasaklar. İnsanın donatımı ve savunma araçları kendi vücudunun dışındadır. İnsan. Tavşanlar tırnakları ve burunlarıyla toprağın içinde çukurlar kazarak soğuğa ve düşmana karşı barınak edinirler.bardımana karşı sığınaklar ve buna benzer koruma araçları yapmışlardı. uçaksavar topları. daha dünyaya geldiği an yavaş yavaş öğrenip edindiği gelenekleridir. yönetilir ya da ertelenir. kendi türünü güçlendiren ve çoğaltan ve böylece uyumunu ve gücünü sağlamlaştıran yeni endüstrileri ve yeni ekonomileri yaratışını anlatır. atalarından miras kalmıştı. aletler. Kültürel ve geleneksel değişimler. Bu yaratığın kemikten miğferi gövdesinin bir parçasıydı. Bu benzerliğe değinen bazı süslü sözler. post.. bir zamanlar var olan sinir sisteminden kalmış alışkanlıkla. denizanası bile yakınındaki avları yakalayabilir. İnsan. silahlar ve gelenekler. bunları yaratan ve uygulayan insanların bilinçli karar ve seçimleriyle başlatılır. İnsan tarihinde. İnsan. boynuz ve içgüdünün yerini almıştır. şarapnele karşı miğferler. besin ve barınak bulmakta daha güçlü ve bu nedenle çoğalabilen yeni türlerin olagelişini izler. kazma kürekle kendine. Trikeratop hoşlandığı için bu biçimde sürüp gitmedi. pençe. büyüklerinin öğütleri ve örnekleriyle. ama atları besin bulmak ve çeşitli tehlikelerden korunmaktan yana bu donatımla daha başarılı olduğu için bir miras gibi kala kaldı. insan bunları bir kenara bırakabilir ya da dilediğince kullanabilir. insan kültürü ile hayvanın vücudundaki donatım." Bu söz. Doğa tarihi. kendine besin sağlamak için daha verimli ve daha seçkin yollar geliştirir. Ama. tarihsel gelişimle organik evrim.. soğuk dağ ikliminde yaşamaya uyumludur. Aslanların avlanmak için pençeleri ve dişleri vardır.ORGANĠK EVRĠM VE KÜLTÜR GELĠġĠMĠ Tarih öncesi çağların. İnsan tarihi. çaresiz insana savaş yıllarındaki donatımı anımsatır. bor. sosyal kalıtla biyolojik kalıt arasındaki önemli ayrılıkları gözden kaçırmamak zorunludur. Yüzyıllar boyunca süregelen denemelerle. Kullanımı babadan oğula geçmez. hava saldırısında saldırganlar kendilerine. her biri yaşamak için daha elverişli. doğa tarihinin devamı olduğu. İnsan. Kuşkusuz bir bağlantı ve benzerlik vardır. kalın postu nedeniyle. yaşam kavgası çok çetin olsa gerek. yavaş yavaş öğrenilir. yüzlerce kuşak boyunca sürüngenlerin gövdesinde yavaş yavaş oluşan küçük değişimlerin bir sonucuydu. benzer barınaklar hazırlar. kuşaktan kuşağa geçen sosyal geleneklerle oluşturulan alışkanlıklar. dikkatsizleri yanıltabilir. ama kişinin bağlı olduğu sosyal gruptan. kendine koyun postundan ya da yünden giysiler yaparak aynı çevrede yaşama uyumunu sağlar. 20 .

fillerin çoğalma süreci oldukça yavaştır.ma sözcükleri vasat okuyucuya ne kadar yabancı geliyorsa. Böylece onlar da. daha güçlü olarak yaşadılar ve öbür yaratıklardan daha hızla çoğaldılar. bunlar normal fillerden çok daha tüylüydüler.lirdi.İşte bu soğuk binlerce yıl sürdü. Yani. Bu kez de bu yavrular. bildiğimiz türden bir fil. Gerçek şöyle oluşmuş olmalı: Göze plazması değişebilir ve de sürekli olarak değişmektedir. o buluşu yapanın ancak gelenek yoluyla edindiği denemelerin yepyeni bir bireşimidir (sentezidir). gidip sırtıma bir post giyeyim.buna da Buz Çağı derler . Buz Çağına daha uygun biçimde. ben çok üşüdüm. O çağlarda yaşayan insanları bugün Avrupa'da sokakta görseniz. içinden bir kürk edinmeyi geçirirken. nice nice kuşaklar gelip geçtikten sonra. böylece durumu. mamutlar gibi soğuğa karşı koyabildiler. tüysüz fillere oranla tüylüler daha iyi geliştiler. Bugünkü görüş kısaca şöyledir diyebiliriz: Hayvanlarda yeni yaşam biçimleri ve yeni türlerin oluşumu. Biyologların gözüyle evrim mekanizmasının ne olduğunu ayrıntılarıyla anlatmanın bir gereği yoktur.gözelerde gelişigüzel oluşmuş bir değişimin sonucu değil. bu değişimlerin gerçek özü ve nedeni de bilim adamları için öylesine yabancıdır. 21 . gözelerde ve protoplazmada oluşan ve kuşaktan kuşağa aktarılan değişimlerin birikimi ve bu birikimin sonucudur. çevreye daha uyumlu olduklarından. Bu zavallı filler Buz Çağının güçlüklerine katlanabilmek için sırtlarına kalın tüyden bir post edin diler ve sonunda biz bu hayvanlara mamut dedik. Ancak bu yaratık Kuzey Avrupa ve Asya'nın buzlarına göğüs gerebi . size gerçeği yansıtan ama biraz da uydurma bir örnek verelim. bugün Afrika ve Hindistan'da gördüğümüz fillerin ataları sayıla n çeşitli tür fil yaşamaktaydı. kalabalıktan ayırd edemezsiniz. sayfalar dolusu karmaşık sözden daha iyi açıklamış oluruz: Aşağı yukarı beşyi'ız bin yıl önce Avrupa ve Asya'ya korkunç bir soğuk yayıldı . Ama bu insanlarda bu büyük iklim değişikliğine karşı koyabilmek için tüylü postlar belirmedi. Soğuk yörelerde bu tüylü filler daha serpildiler ve daha kolay çoğalıp kalabalık aileler oluşturdular. "Ay. Şimdi. ama atalaramız ateş yakmayı ve hayvan postundan kendine giysiler yapmayı keşfettiler. Böylece mamut sürekli kaba postunu. uzmanlarca nice başka kitaplarda enine boyuna açıklanmıştır. Bu tür değişimlerden etkilenmeyen yaratıklar ya ölürler ya da bir köşeye çekilip. Ya da. (Göze ve protoplaz. Üstelik göze plazmasında oluşan güzel değişiklikler sonucu. işte böylece. ana babalarına ve çağdaş öbür yaratıklara oranla daha da tüylü oldular. bu yavruların bazıları. sürüp giden bu kalıtımsal değişikliklerin birikimi sonucu tüylü bir fil türü ya da mamut dünyaya yerleşmiş oldu. ansızın sırtından tüyler fışkırmadı. Bu bölümde anlatılan süreçler arasındaki ayırımı açık seçik kavramak gerekir. Mamutları yavaş yavaş soğuğa dayanacak duruma getiren değişiklikleri insanlar geçirmediler. Filler yavruladıkça. Böylece. daha sonraki yavrular. sayısız kuşaklar ve binlerce yıl boyunca edinmiş oldu . Buz çağında. meydanı ortaya çıkan yeni türlere bırakırlar. Bu konu. O sıralarda. hafif tüylü doğmaktaydı. bir gün durup dururken. çeşitli insan türleri de yaşamaktaydı: hayvan avlıyorlar ve mağaralarının duvarlarına avlarının resimlerini çiziyorlardı." demedi kuşkusuz. büyüdükçe de iyice tüylendiler.) Yaşamı ve çoğalmayı kolaylaştıran bu değişimlere zamanla "doğal seçenek" adı verilmiştir. nasıl olduysa. mamutların yanı sıra.

kal m postu. nem ve rüzgar) ve dağ. mamutun gezindiği çıplak ovalarda ormanlar belirdi. Yukarıda belirtilenler.ens türü ise aynı koşullarda nesnel kültürünü geliştirerek yaşamını sürdürdü. Beşyiiz bin yıl önce ateş görünce düşman görmüş gibi kaçan insan neyse. bilimsel yoldan şöyle yinelenebilir: Elefas türünün bazı üyeleri Buz Çağının koşullarına kendi uyumlarını sağlayarak Elefas primigenyus türünü oluşturdular. Hoıııo sapi. deniz. bataklık gibi fizyojeografik unsurlarla besin. En alt düzeydeki organizmada bile. düşman hayvanlar gibi etkenleri. daha önce de değinilmiş bir gerçeğe dikkati çekmektedir. mamut yerine sığır pirzolası yemekle özgürdü. bu yaratık için "duyum organı" görevi yapan uzvuna dürtü sağlar. yalnızca iklimi (sıcak/soğuk. ekonomik durum ve dinsel inançları içerir. Ama sonunda yollan ayrıldı. Oysa insan. ırmak. 22 . beslendiği arktik çalılıklarda bitkiler türedi. çok uzmanlaşmıştı. artık ılımlı iklimde ona ayak bağı olmuştu. İleriye dönük bir bakışla en iyi yol. Yukarda anlattığımız bu öykü. Bu "edinilmiş bir nitelikti" ve zoologlara göre böylesine edinilen nitelikler kalıtımsal olamaz. Daha ılımlı koşullar çıkagelince. o yaratığın vücudunda bazı devinimler ya da değişiklikler olagelir. Buz Çağında yaşamını sağlayan vücut nitelikleri. İstridyenin sinir sistemi kendini koruması için otomatik bir araç sağlar. yaratıkların içinde yaşadıkları koşulların ve durumun tümüdür. kaslarda belirli bir dizi devinim yapacak biçimde ayarlanmıştır. dış bir etken duyum uçlarını etkilediği vakit. mamut türü de birlikte göçtü gitti. değişen koşullara ayak uydurabilme yeteneğidir. ateş yakmaktan yana yeni doğan bir çocuğun bilgisi de aynıdır. Gerek gelişim gerekse kültürel gelişme çevreye uyum olarak kabul edilebilir. Belirli çevre koşullarına aşırı uyum sağlamak uzun vadede hiç de akıllı bir iş değildir. Yaşama ve üreme olanaklarına çok acı hatta bazen acımasız sınırlamalar getirir. Çevre ise. töreler ile yasalar. Sinir sistemi. cüce söğütler ve yosuna uyumlu sindirim sistemi. Böylesine bir uyum ancak bir sinir sisteminin ve en sonunda da beynin gelişimi ile gerçekleşebilir. yeni aletler keşfetmekte.Mamut yavrusu doğduğunda tüylüydü ve büyüdükçe de tüyleri büyüyüp sırtında koca bir post oldu. Bu sanat babadan oğula öğüt ve örnek yoluyla geçmekteydi. insanlar içinse sosyal gelenekler. kalıtım yoluyla yavrularına postlarını devrediyorlardı. Dışarıdaki değişiklikler. İnsan kaldı. ama dış etkenler değiştikçe devinimin de buna göre değişmesi için bir güce sahip değildir. karların içinden besinini çıkarmaya uygun tırnakları ve hortumu. Son Buz Çağı da gelip geçince. sıcaksa paltosunu çıkarmakta. Bir organizmanın çevresindeki değişikliklere karşı gösterdiği otomatik tepkiye içgüdü diyebiliriz. ama kuşkusuz insan yavrusu dünyaya geldiğinde ateş yakmasını ve giysi yapmasını bilerek doğmamıştı. Gerek insanlar gerekse mamutlar Buz Çağının koşullarına başarıyla uyum sağlayabilmişlerdi. İslridycniıı duyu organını etkileyecek biçimde bir kuş hayvana yaklaştı mı.Oysa insanlar kuşaklar boyunca çocuklarına ateş yakmasını ve postlardan giysiler yapmasını öğretmek zorundaydılar. çevresindeki dünyaya uyum sağlayabilmesi için bir iki basit devinimi yapabilecek ilkel bir sinir sistemi vardır. bu dürtü sonucu. kabuğu kapayan kaslar kısılmaya başlar. Mamul belirli koşullara fazlasıyla uyumluydu. Her ikisi de bu kendine özgü iklim koşullan altında gelişti ve üredi. Ana baba mamut.

çevredeki tüm değişikliklere bir örnek ve basit devinimlerle tepki göstermek yerine. daha üst düzeylere geliştikçe. sinir sisteminin giderek daha karmaşık olduğunu görürüz. ne 23 . vücut donatımı. herhangi bir çevrede yaşamını sürdürmek açısından yeterince donatılmamıştır. Aynı zamanda da kasları yöneten motor sinirleri geliştikçe ve uzmanlaştıkça. Böylece dokunma. Besinini daha düzenli ve kesin biçimde sağlar. döğüş gibi bazı fiziksel işlevler için bizimkinden daha elverişliydi. çeşitli dış el kenlere ve bu etkenlere başat olan koşullara göre ayrı ayrı tepki gösterebilir. Bir sinir sistemi ve beynin gelişmesiyle. antropologlar bunları ayrı türlere bağlama gereğini duyarlar. Eoanlhropııs denilen türün dişleri yaman birer silahtı. şimdilik kendi aile türümüzün ayrıcalıklarım bir yana bırakalım. Daha alt düzeydeki organizmalarda ise. çeşitli duyum ve motor sinirlerinin birleştiği düğüm noktalan vardır.larınkine oranla yetersizdir. gör me gibi duyular ve bu duyularla ilgili organlar oluşmuştur. kasların devinimini yöneten motor sinirleri arasında. hayvanın yaptığı devinimlerin sayısı ve çeşidi de artar. Jeolojik kayıtlarda. Böylelikle de koşullardaki sayısız değişkenliklerle baş edebilir. Herhangi koşul altında barınmak açısından. Hatta bazıları vücut yapısı açısından bizlerden öylesine başkadır ki. gerek şimdi gerekse ilk türediği çağlarda. böylesine bir uyum yeteneği yaşamayı ve üremeyi kolaylaşlırmış. Daha gelişik organizmalarda çevredeki değişikliklerle etkilenen duyum sinirleriyle. çoğunlukla paleantropik denilen insan taşılları gelişim çizgisi açısından bizim ilk atalarımız değildir. oysa daha önceki pleistosen "insan" çeşitli türlerden gelmişti. Organlar. Sözü edilen insan türünün ilk üyeleri. miras yoluyla gelmiştir ve hayvanın vücut mekanizmasının bir parçası olan sinir sistemi yapısının gereği ve kaçınılmaz sonucudur. İnsan. Soğuğa karşı vücut ısısını korumak için ayılar gibi kalın bir posta sahip değildir. "davranışlarım" ayarlayabilir. insan taşılına pek ender rastlanır. Gövdesi ne kaçmaya. Neyse. Bu ayarlama için gerekli mekanizmanın ağırlığı beyindedir. "pleistosen'de rastlanır. Bugün insanların tümü Homo sapiens denen bir türden gelmiştir ve aralarında kolayca döllenme oluşabilir. Bu aşamanın da en son bölümleri dışında. beyin oluşmaya başlar. çevredeki çeşitli değişiklikleri -örneğin hayvanın vücudu üzerinde baskılar. anlaşılan hiçbir zaman da değildi. Koşullar ise sürekli olarak değiştiğinden.Bu tepki. Gelişim aşamalarında yükseldikçe. işitme. Daha önceleri çok hafif ve geçici bir izlenim olan duyular artık birbirlerine ve devinimlere bağlanabilmekte ve böylece "anımsanabilnıekte"dir. ışınısaptayacak biçimde gelişmiştir. tıpkı fiziksel yapısı gibi. Bu tür yapılardan. "İnsan" denilebilecek bir taşıla (fosile) ancak en son aşamada. Honıo sapietts türünün yan dallarını simgelerler. vaşam değişken koşullar altında da olanak kazanmıştır. insan çok geç ortaya çıkar. Artık. çok ince ve çetrefil bir bağlantı oluşmuştur.tır. Oysa gövdeleri. havadaki titreşimleri. Böylesine bir gelişmenin sonucu olarak yaratık sinirlerini etkileyen dış değişikliklere göre devinimlerini. Örneğin. düşmanlarından daha başarılı biçimde korunur ve türünü daha ekonomik yoldan sürdürür. hayvan. hayvana. memeli hayvanlar. sayısı iki elin beş parmağını geçmez diyebiliriz. Çeşitli duyum sinirlerinin bağlantısını sağlayan ve bu sinirleri etkileyen dürtüleri ve tepkileri gerekli motor sinirlerine ileten çok çetrefil bir ağ gelişir.

kaplanı da. diş. giysi. çıkık bir çenesi ve dışarıya fırlak köpek dişleri vardı. teleskop ve tüleğin. gerek yürürken. türlü becerilerine karşın. kartaldan daha yükseklere çıkar. insan parmaklarının kavrama ve yapım için gerekli ince. kaplumbağa ya da yengeç gibi kabuğu yoktur. Patlayan silahlarla kaplanın yanaşmayacağı hayvanları öldürebilir. ama üretimi ve kullanımı için gerekli yetenek ve beceriler. ev. Bu araçlar ayarlanabildiğinden. İşle insan ancak bu yoldan kendine. gelişik memeli hayvanlar arasında en üretkeni olmuş. Uçakla. üstelik doğuş aracı olan koca koca dişleri de barındıracaksa. beyin gelişmek için yeterli alan bulamayacaktır. ne de avlanmaya pek uyumlu sayılamaz. iskeletinden görüleceği çapla kendi donatımını geliştirememiş ve kalıtım yoluyla da edinememiştir. koca bir çeneyi taşıyacak güçlü kaslara destek sağlamak zorundaysa. Avını yakalamak. Bunlar. uçak. gözetleyip avının üstüne çullanmak için kanattan da yoksundur. atmacayı da. insan Kuzey Kutbundan Ekvatora dek her yerde barınabilmiştir. devekuşkırını da geçmektedir. maymun akrabalarımızın koskoca çeneleri ve iri dişleri yumuşayamaz ve küçülemezdi. 24 . kuşaklar boyunca biriken ve kanla değil söz ve yazıyla iletilen geleneklerimizin sonucudur. Eonthropıts dediğimiz insan türünün kalası aşağı yukarı bizimki kadardı ama tıpkı bir maymun gibi iri. Örneğin. Oysa insan. Taşıl kalıntılarının belgelediği oldukça kısa gelişim tarihi boyun ca insan. dişten de. insanın ilk çağlarda değişik biçim ve hızla gelişmesi doğaldır diyebiliriz. kendini savunmak. çünkü beyin kutusunun kemikleri kalın ve güçlü olmalıdır. Bu da. kas gücü. tüm yaratıklara oranla çok daha çeşitli koşul ve çevrelerde yaşamını sürdürebilmiş. Ama ateş. bir tavşan ya da devekuşuyla yarışacak olsa. duyu organlarının algılarına göre ayarlanmış çeşitli ve dikkate yönelik devinimlere yol açar. İnsan dilediği vakit bunları bir yana bırakabilir. Demek ki. Örneğin. Ateşe başat oluşu. Kaçmak. şempanzede olduğu gibi.kendini savunmaya. arkada kalır. insan gövdesinin bir parçası olmadığını yineleyelim. bu beyin geniş kapsamlı ve çok nazik bir sinir sisteminin özeğini oluşturur. becerikli devinimleri de olanaksızdır. tavşanı da. Atmacanın gagası ve tırnakları ve görme yeteneği de insanda bulunmaz. iklim ve hava koşullarına karşı korunma yöntemleri. tırnak açısından kaplandan kuşkusuz çok geridedir. alt edebilmiştir. Gövde donatımı yerine geçecek araçları yapmanın bir gereği de. posttan da. Kaplan gibi renk barınağı. bunların yokluğudur. giysi ve ev yapabilmesi sonucu. On bacaklar ve ayaklar gövde ağırlığını taşıyacak güçte olacaksa. kutup ayısını da. besin bulmak ve saldırıyı geri tepmek için gerekli aletleri yapan ellerden yoksun olunca. sosyal mirasımızın bir parçası. pençeden de üstündür. Aynı zamanda. teleskopla atmacadan daha uzakları görür. gerekse tırmanırken bu ağırlığı kaldırabilecekçe. biyolojik açıdan insanın mirası değildir. saldırı ve savunma silahları geliştirebilmiştir. Ayakları pek çevik değildir. büyük ve çetrefil bir beyni vardır. İnsanın oldukça kısıtlı gövde yeteneğine karşın. insanın gelişmesine katkıda bulunan gelişim aşamaları gerçekle hem birbiriyle hem de insanın kendi oluşturduğu kültürel değişiklik ve gelişmeyle yakından ilgili ve bağlantılıdır. tren. Kendi yaptığı tren ve otomobillerle insan tüm tavşanları da. beyin kutusunu oluşturan kemikler.

oskopik) görmemizi ve uzaklık yakınlık ve derinlik yargısını sağlar. Diğer hayvan yavruları gibi. şişik alanlara rastlanmıştır. İnsanın en kaba taş çağı (eolit) aletinden deprem yazar (sismograf) gibi eıı duyarlısına kadar türlü aletleri yapmasına olanak sağlayan. beyin bu kafatasında rahatça genişler.ıopus (Pekin insanı) ve Eoanlropus'm (Piltdovvn insanı) hemen tümünün kafatasında.rothy Davidson da bu konuda öylesine güzel bir özel ortaya atmıştır ki bu konuda daha fazla bir şey söylemeye gerek yoktur. ama insanlarda bu bağlılık koşulu bir hayli uzun siirer. Buna ne maymunlarda. örneğin. alet yapımı için el ve parmakların becerisi yetersiz kalırdı. İlk insanların. Oysa Homo sapiens'de beynin ve sinir sisteminin bu türlü gelişimi. sinir sisteminin çok nazik dengesi ve büyük beyindeki yolların çetrefil bağlantısı sonucu oluşur. insan bu beyinle kendi kültürünü yaratır. hiç dikkatimizi çekmeden işler. İnsan ailesinin bu iki üyeleri bile kendince konuşabilirdi. tüm memeli hayvanlarla bazı kuşların yavruları için de geçerlidir. sinir sistemimizde otomatik tepkiye uyumlu çok az sayıda kesin eylem ve tepi vardır. Anasına babasına dayanır. Pitekanlropııs (lava insanı). Herhangi bir dış olaya ilişkin olarak uygun devinimlerini kendisi bulmak ve duyu ve motor sinirleri arasında gerekli bağlantıları beyinde kurmak zorundadır. Bu. varlığını bile farkedemeyeceğimiz biçimde rahat ve yumuşak uyumunu sağlayan mekanizma. gövdesine oranla oldukça biiyiik bir be yin sağlamıştır. Bu anlatıma göre. ama bilinç altına yerleşmiş el ve göz işbirliğidir. Gelişebilmesinin nedeni de bebeğin kafatasındaki kemiklerin oldukça yumuşak ve gevşek olmasındandır. insanlar ve gelişim çizgimizin başındaki atalarımız iki gözle tek bir resim görürler. Doğa insana.motor sinirlerinin dil ve boğaz kaslarını çok kesin ve dengeli biçimde yönetmesi ve bu organların devinimlerinden oluşan kas duyulan ile işitme duyusu arasında kesin bir ayar ve bağlantı bulunması ve yeteneği yaratır. insan öbür hayvanlara oranla çok daha çeşitli sesler çıkarabilir. Diğer bir deyimle.Demek ki. Bu düzen nedeniyle. kas. beynin belirli yerlerinde. nesneleri. Böylesine bir işbirliği. öbür hayvanlara oranla çok daha uzun sürer. öğrenme sürecinde ana babaların sağladığı örnek . Elliol Smith. oysa öbür memeli hayvanlar iki görürler. Konuşma da benzeri yeteneklerle oluşur . insan doğuştan pek az içgüdü kalıtımıy. kolayca berelenebilir. Görme. özellikle kulakların hemen üzerindeki alanda yerleşmiştir. yalın ve düz göreceğimiz yerde. ne de "insan" denen öbür türlerde rastlanır. beynin bu bölümünde. Duyu ve motor sinirleri arasındaki gerekli bağlantının kurgusu. Ama bu süreçte çocuk tümden güçsüzdür. doğumdan hemen sonra beyinde gelişir. Sinaıülı. kusursuz uyumlu. çocuğun da belirli bir duruma uygun tepkiyi "deneyle" öğrenmesi gerekir.la dünyaya gelir. Do. Ama sinir mekanizması artık öylesine yerleşmiştir ki. İki göziin algıladığı görüntüleri birleştiren odak gereği kas duyuları. Bu yetenek olmasaydı. dil kaslarının bağlantısındaki değişikliklerle birlikte oluşmuştur. Tıpkı memeli hayvanların yavrularında olduğu gibi. Aynı zamanda. insan içgüdüleri çoğunlukla genel yönelimlerdir. Başka doğal bağışlar da aynı biçimde aynı amacı gerçekleştirmiştir. İnsan kafatasının sertleşmesi ve katılaşması. beynin genişlemesi için daha uzuıı bir süre tanınmış olur. çok önceki ve çok ilkel atalarımızdan bize geçen "dürbün biçimi görüş" yeteneği konusunda çok değerli açıklamalar yapmıştır. işitme ve diğer duyular ve eylemlerin. gerçek somut nesneler olarak (slcre.

çocuğa belirli sesleri ya da sözcükleri söyleyebilmesi ve bunlarla. yalnızca insan ailelerinde dil aracılığı ile sağlanır. aile yaşamı. Böyle olsa bile. ayıdan korunmak amacıyla neler yapılacağım öğrenmek için bir ayının gerçekten aileye saldırmasını beklemesi gerekmez. Çocuğun. bu geleneğin aktarılması da. Hatta bu tür öğretimde gerçek gösteriler. anlatılan nesneyi andırması koşulu. Uzun süren çocukluk çağı. ana baba ile çocuklar arasında sürekli bir ilişkinin yıllarca sürmesini sağlar. İnsan. bir çeşit tehlikeli ama yenebilir. Bu da organik gelişimle insan gelişmesi arasındaki en son ve en önemli farktır. Çıkarılan sesin. dil aracılığı ile çocuğa. yaşlıların gençlere bilmedikleri tehlikeleri öğretmelerini ve çizilecek yolu anlatmalarını sağlar. Örneğin.uzun çocukluk çağına eşsiz bir önem kazandırmıştır. "Mor. İlk sözcükler. Tavşan yavrusu bile anasına benzemeye çabalar ve böylece besin bulmayı. bir yandan da. Kuşkusuz konuşma yalnızca ana babaların çocuklarına kendi deneylerini aktarma aracı değildir. aynı zamanda öğütle de öğretir.yecek biçimde. Bu öğretimde. tehlikelerden kaçınmayı öğrenir. İşte kuşaktan kuşağa aktarılan gelenek budur. sözcükler ancak bir toplum içinde ve bu toplumun üyeleri arasında sessiz bir anlaşma yoluyla anlam kazanır ve nesneleri ya da olayları ifade eder. kuşkusuz çok sınırlıdır. Bu tür eğilim gerek insan gerese hayvan ailelerinde çok yaygındır. Böylece tüm grubun deneyleri bir araya toplanabilir. İnsan eğitiminin önemli bir parçası çocuğa konuşmayı öğretmektir. onlar da kendi eylem ve tepkilerini duyduklarıyla kıyaslayabilirler. Gerçekten de insan ailesi. Oysa dil. somut örneklerle bccerilcme. Avusturalya'ya ilk yerleşen insanlar. postlu bir hayvanı anımsatabilir. "ayı" sözcüğü ya da bu sözcüğü anlatan ses. sosyal bir birimdir (gerçi ilk sosyal birim olmayabilir). insan dili. daha önce de belirtilen fizyolojik koşullar insana belirli ve anlatımlı pek çok ses çıkarma yeteneğini vermiştir. Gerçekten de dil. Ama insanlarda eğitim süreci değişmiştir. Ana babaların çocuklarına aktardıkları dersler yalnızca kendi kişisel deneyleri değil.yardımcı olur. aynı dili kullanan yani seslerin söylenimi ve bu seslere bağlı anlamlar konusunda anlaşmaya varmış olan insan topluluklarının üyeleri arasında söyleşi ve haberleşmeyi sağlar. Bu üyelerden biri öbürlerine gördükleri ve ettiklerini anlatır. Öte yandan. daha önceden kararlaştırıldığı gibi. öğrencinin can güvenliği açısından sakıncalı olur. belirli nesne ve olaylar arasında bağlantı kurması yeteneği verilir. Bu başarılınca. aynı anda böyle bir hayvanla karşılaşıldığında yapılması gereken eylemlere hazırlık duygusu da uyanır. boğaz ve sinir sisteminin fizyolojik yapısı ve birleşimi. bu tür nesnelerin anlatımı için kullanılmış olsa gerek. 26 . grubun işbirliği (kolektif) deneyidir. özü açısından sosyal bir üründür. yavrusuna yalnızca örnek değil.pork" sözcüğü bu adı taşıyan bir Avustralya baykuşunun sesini andırır. Dil. anlatımı bu sözcükle sınırlamak ve anlamına kesinlik kazandırmak büyük ve derin bir alışkanlık gerektirir. artık ana baba. Genellikle alışkanlık ve töre unsuru çok başattır. Böylece belirli bir ses ya da bir ses grubu. bir sözcükle dış dünyadaki belirli bir olay ya da olaylar grubu arasında bağlantı kurulabilir. diyelim bir martıyı anlatmak için kullanılmayacağında sessizce bir anlaşmaya varmış olmalıdır. "morpork" sözcüğünün belirli bir liir baykuşu anlatmak için kullanılacağında ve başka tür bir hayvanı. bunun çok daha genişi ve yaygınıdır: kısacası. Konuşma yeteneği -yani. belirli koşullarda neler yapılması gerekliğini öğretebilir.

hatta. Bu düşünler. 27 . Kollarınızı sallayarak "kuş" demek isteyebilirsiniz ama bu işaretin belirli bir tür kuş olduğunda. kendinden önce ağaç gövdesinden oyulan kayığı kullanma ve bez dokuma ve üretme bilgisinden yararlanmıştı. yelkenliyi bulan kişi de. Bu yeteneğe el kol eylemleri ve resim yazısı da dahildir. bunların yapımı ve kullanımının da başkalarına öğretilmesi gerekmişti. bir dereceye kadar. yenilikleri getiren kişilere gelenekler yoluyla iletilen deneyler aracılığı ile oluşmuştur. İnsan çocuğuna. insanlar eski geleneklerine tutkuyla bağlıdır ve her çağın yenilikçilerinin acı acı gördüğü gibi alışılagelmiş davranışlarını değiştirmekten kaçınırlar. kendi grubunun ve atalarının yararlı buldukları kurallar ve öğütler aktarır. Genel olarak dil ve özel olarak konuşma yeteneğinin bir başka ayrıcalığına da burada değinmek gerekir. Gene de. yararlı bulunursa. toplumun üyeleri arasında sessiz bir anlaşma bulunması gerekir. anlamları konusunda. öğretim ve örnekle kuşaklara aktarılmıştır. Belirli durumlarda belirli tepileri gös terme eğilimi. o türün kolektif deneylerini.rıyla sınırlı değildir. sözcükler gibi. bugüne oranla geçmişte insan gelişmesini kuşkusuz daha çok geciktirmiştir. Kuşkusuz gerçekte bu süreç bu kadar basit değildir.Herhangi bir hayvan türü. Aynı biçimde. genellikle gerçek düşüncenin güç ve acı eylemine karşı tembel ve korkak bir karşıt davranış olan eğilimler. Sosyal geleneğin kuralları sonraki kuşaklarca öğrenilmek üzere varolan gelenekler dizisine eklenmiştir. eyleme geçmesi için. Telgrafı bulan bilgin. insan türü için gelişme. Yeni deneyler insanlara değişiklikler ve eklemeler esinletir. Her biri. denenir ve sonunda kolektif geleneğe katılır. konuşma dili kadar başarılı bir gelişme ve olanak sağlayamamıştır. İlerde. içgüdü biçiminde. Ama bu arada bir noktayı da belirtelim: dil yalnızca uyumlu sesler ve bunların yazılı yansımala . diyelim "rüzgarda sallanan ağaç" değil de kuş anlamına geldiğinde ancak toplumda alışılagelmiş kurallar nedeniyle anlaşma sağlanır.len bir süreç olarak bakabiliriz. Arkeologlara gelişmenin somut kanıtları olarak görünen yeni buluşlar ve yenilikler gerçekte sosyal geleneklerde oluşturulan yeniliklerin elle tutulur birikimi ve anlatımıdır. oldukça yavaş ve savurganlık sayılabi. bu süreci mamut'un zamanla post edinmesine benzetebiliriz. her bir yenilik. Telgrafla yelkenli de alışılan birer araç olur olmaz. toplumun tümüne iletilir. eylem ve davranışlar açısından yeni eylem kurallarının geleneklere eklenmesi demektir. hiç değilse kuramsal açıdan. El kol eylemleri. ama bu anlatımlar da alışılagelmiş işaretler sayılır. Demek ki. kalıtım yoluyla alır. Tutuculuğun ağır basışı. Aynı çeşit ama daha az içgüdüler edinmiş başka hayvanlar daha az başarılı olmuşlar ve doğal seçenek yoluyla yavaş yavaş yeryüzünden silinmişlerdir. tartışılır. hayvanın dünyasının içinde yer etmiştir çünkü o tür ancak o tepilerle yaşamını sürdürmeyi başarmıştır. geleneksel kurallar durağan ve değişmez değildir. tarih öncesi çağlardan gününe dek birikimden geçerek kendi çağına ulaşmış gelenekler sonucu elektrik üretimi ve iletimi bilgisine sahipti. Kalıtımsal içgüdülerin oluşumuna. resim yazısının da aynı yoksunlukları taşıdığını göreceğiz. konu olan nesnenin benzetisi ya da anımsatılmasıdır. çocuklukta anlaşma açısından yararlı olabilmekle beraber. sosyal geleneklerin düzeltilmesi ve yaşama uyumunun sağlanması biçiminde oluşmuş. tıpkı konuşma gibi. El kol devinimi yle simgeleştirme yolu.

bu kavramı başka soyutlaştırılmış kavramlarla birleştirebilir ve ona başka betimler verebilirsiniz. betimlediğiniz çevrede ve biçimde.rijin'ler gibi çok ilkel insanların dilinde. Sözcüklerinizle oynayabilir. Bizim kendi türümüzde. Ama. insanın kendisi için yaptığı donatım -yani kültürvücut değişikliklerinin yerini almıştır. Ama ayı kavramını böylecc gerçek somut çevresinden ayırıp çeşitli betimlerinden arındırınca. fizyolojik donatımı. Ayı. gerçekten düşlenen şeyin resmini çizmek ya da modelini yapmak yeteneği ile sınırlıdır. paleontolojinin bir dalı olan tarih öncesi antropoloji bilimince incelenir. görsel düşlerin uygulana mayacağı işlemler için kullanılabilir. Diyelim ayıya konuşma yeteneği verebilirsiniz. belirli bir tür hayvana özgü olaıı bir iki orlak yana çekilmiştir. Gerçek ayılar tek tek birer hayvandır: büyük ya da küçük. ötüşen kuşlardan vb. Uçan bir makinenin bulunuşundan önce kuşkusuz uzun yıllar uçan insanlardan söz edilmiştir. Gerçekten de mekanik buluşları yaratanların düşünlerinde bu tür düşler büyük yer tutmuştur. Buraya dek ele aldığımız konuların dışında. Tarih öncesi antropoloji bilimi. Düşünme bir çeşit eylemdir. Sözcükler soyutlamaları anlatabilir -elektrik. insan düşünün ilk başlangıç sürelerinde.riyle anlatmaya çalışsın. Buz Çağının ilk (pleistosen) yıllarından bu yana kalabilmiş tek 28 . genelleştirilmiştir. kültürün yaratılmasında gerekli sayılan gelişimsel süreçleri kesinlikle aydınlatan somut bulguları henüz ne ortaya koymuş ne de açıklamaya yeltenmiştir. Sözcükler ve seslerin akılda çizilen resimleri ya da bu seslerin çıkarılabilmesi için gerekli kas devinimleri. "Ayı" sözcüğünde. yeni buluşlara da yol açabilirsiniz. "Erkek kanguru. Okuyucu bu sayfayı dizi dizi resimler ya da el kol devinimle. güç." "yavru kanguru". uyur ya da ağaca tırmanır olabilirler. konuşmanın. bu bilim dalının bulguları bu kitabın konusunu pek etkilemez. İnsanın gövdesi. ayı ya da kanguru gibi soyut ve genel şeylere ad verilmezdi. bir çok kişi için (kitabın yazarı da dahil olmak üzere) akılda çizilebilen resimler. Sözünü ettiğiniz şeyler gerçekten yapılabilir ve denenebilirse.bu kavramlar görsel resimlerle anlatılamaz. herhangi gerçek bir ayı için geçerli olan bu durumlar ıımıırsanmamış. hiç karşılaşmamış olabilirsiniz. Yalnızca ayrılmakla kalmamış. bu sözcüklerden mitoloji ve gizler yaratabilirsiniz. Böylesine gelişkin soyutlamalar için konuşma (ya da yazma) dili kaçınılmazdır. Denediği anda. oysa bir ayıyla. bir ad aldı mı. ya da ayıyı bir müzik aleti çalıyormuş gibi anlatabilirsiniz. kara ya da kahverengi.tır.ayrılmış demektir. insanın karşısına çıktığı vakit bağlantılı olduğu karmaşık duyumlardan -ağaçlardan. İnsanlar resim ve model yapabilinceye dek çok uzun süreler geçmiştir. dikkat. Gerçekte bir dereceye kadar soyutlama her dilde vardır." "dişi kanguru. Avustralyalı arbo. kesinlikle insana özgü olan soyut düşünmede ne büyük payı olduğunu derhal kavrayacaktır. "sıçrayan kanguru" gibi adlar verilirdi. adalet gibi. insan olur olmaz anlamlı sesler çıkarmaya çok erken başlamıştır. Sözcüklerin yerini görsel düşler (ya da akılda çizilen resimler) alabilir. Bir şeye bir ad vermek de bir soyutlamadır. Bu kitabın içeriği olan düşünlerin çoğu bu çeşittir. görsel düşler sandığımızdan daha az önem taşımıştır. ama insan.Sanırım yalnızca insana özgü olan "soyut düşünme" yeteneği genellikle dile bağlıdır. Sözünü ettiğimiz bu biçim birleştirmeler kuşkusuz sözcükler de yani nesnelerin yerine geçen sesler olmadan da yapılabilir. mağaralardan. Bu hayvanlar somut bir sınıfta toplanmıştır. insanın fizyolojik bağışımlarından biri olan bu yeteneğin.

s. Ama belirli bir çağ ve yerin aletleri. Bu açıdan incelenince. Türümüzün çoğalmasını ve böylece de biyolojik başarısını sağlayan da bu ekonomidir. Bu kalıntılar yalnızca ulaşılan teknik beceri ve bilim düzeyini değil.224.000 yıl önce. İnsan eliyle yapılmış bir alet kuşkusuz yapanın el becerisinin iyi bir kanıtıdır. Doğa'nın insan yapısı sürecinin simgeleri değildir. Radyo ya da uçak için bu kesinlikle bellidir. Solutren ve Magdalen denilen kültür çağlarına aittir. arkeologların çeşitli "çağlar"ı tanımlamak için kullandıkları bu kriterler aynı zamanda bilim düzeyinin de bir ölçeği olarak benim. daha önceki Taş Çağının. seyrek ve başarısız -genler ve türler. büyük bir olasılıkla. Orinyak ve Magdalen kültürlerinin insanları ile günümüzün insanları arasındaki fiziksel başkalık hemen hemen yok denecek kadar azdır ama kültürel başkalık hiçbir ölçüye sığamayacak oranda büyüktür. Kuşkusuz bunların ardında uzun gelişimsel bir tarih vardır. Böylece. Bu pleistosen insanlar zaten pek çok çeşit ve ırklara ayrılmıştır. oysa kültürel gelişimi henüz başlamaktaydı. bilgi birikimini ve yaşam için gerekli örgütlenmenin gelişmesini gösterir. arkeolojik bölümler ayrı bir önem kazanır.senebilir. insan ailesinde. Adem'in Ataları. bu bilgilerden yoksundu. demirler ve daha sonraki Demir Çağının araçlarıdır. aynı zamanda bunları kullanan insanların geç imlerini nasıl sağladıklarını. 32 29 . keski araçları için genellikle ve yeğlenerek kullanılan nesnelere göre Taş Çağı (eski ve Yeni).deneylerinin günümüze dek sürçmeden ortadan kayboluş çabalarıdır. Bu kalıntılar. Arkeologlar geçmişteki kültürleri. geçmişteki insanların besin ve barınak edinmek için kullandıkları aletler. aşağı yukarı 25. Bronz baltalar. kesinlikle Bronz Çağının aracıdır. Bu bilim dalının verileri. taş baltaya oranla. "Taş Çağı" insanı.tük "insan" taşılından ele geçen iskeletlerden hiçbiri doğrudan doğruya insanın atalarını simgelemez. daha çok bilgi gereklidir. Bronz baltanın yapımı için. Kültürde bu gelişmeyi inceleyen bilim dalı arkeolojidir. yalnızca taş aletler kullandığından. başkalıkları uzmanlarca görülebilir. yani ekonomilerini de gösterir. pek kesin olmasa da. Çağının bilimsel bilgisine ölçü sağlamak açısından. (arındırmak için) kimya bilgisi. Bunlar gelişen teknik becerileri. Bronz balta yapımında (cevherlerin yerini ve türünü saptamak için) jeoloji. bunlar. Bronz Çağı ve Demir Çağı diye ayırmışlardır. gene de o aleti yapanların yararlanabildikleri bilimlerin bir göstergesi sayılabilir. silahlar ve kulübelerdir. Kendi türümüzün ilk iskeletleri son Buz Çağının bitimine yakın yıllara ve Fransa'da Orinyak. Bu iskeletler bugün bizim iskeletlerimize öylesine benzer ki. aşağı yukarı ekonomik (l)Leakey. oysa taş baltalar. Arkeologların çağları. bunlara ek olarak da oldukça karmaşık teknik süreçler bilmek gerekir. organik gelişimin yerini almıştır. ama elimizde bunu kanıtlayacak güvenilir bir taşıl yoktur. çok daha fazla bilgiler sağlayabilir. Bronz bir balta için de öyledir ama bu arada küçük bir açıklama da gereklidir. Homo sapiens iskeletlerinin jeolojik kayıtlarda ilk ortaya çıkışında." 1 Gerçekte kültür alanında gelişme. insanın vücut gelişimi artık durmuştu. kulübe temelleri ve diğer arkeolojik kalıntıları tek tek değil de bir tüm olarak ele alındığında. bir işaret olmasa bile.

(paleolitik çağda) insanlar geçimlerini salt avlanma yoluyla ve böğürtlen. bol miktarda demir üretimi için ekonomik bir süreç bulunması da aynı sonucu doğurmuştur. Demir Çağının özelliği olan. bitki kökleri. Olumlu bir çevre ve koşul içinde. bu kentlerde oluşmuş yardımcı endüstriler ve büyük çapta yürütülen dış ticaret işleridir. kurumlar. Ekonomik devrimlerin. Gerçekte de. Demek ki arkeolojik bölümlemelere dayanan kültür gelişmesi. kendi besin kaynağına başat duruma geçmiştir. örgütler. "Eski Taş Çağı"nda. Her bir "çağ"m. sürücü avcıların sağladığı üretim artığı ile geçinirlerdi. "Yeni Taş Çağında" (neolitik çağda) insan. Ekonomik olarak arıtılabilince. Bronz kullanımı kesinlikle uzmanlaşma gerektiren endüstrilerin ve örgütlenmiş bir ticarctin varlığını belirler. bitki ve hayvan yetiştirerek. memurlar. BÖLÜM 30 . askerler. Biyolojik açıdan bu yeni ekonomi büyük bir başarı olmuştur. Demir böylesine ucuz olunca. doğrudan doğruya besin üretiminden ayrılıp uzmanlaşmış madenci. bronz aletler de etken olamayacak kadar enderdi. Özellikle Avrupa'da ve büyük bir olasılıkla tropikal ülkelerde de. Bu insanların sayısı da. oldukça uzak dağlık yörelerden maden cevherinin taşınması için kullanılacaktır. artık herkes demir aletler edinebilmişti. taşıma işçileri ve aynı zamanda yöneticiler. insanlar ormanları açarak ve bataklıkları kurutarak yeni ekim alanları sağladılar. türümüzün çoğalmasını sağlamıştır. Bronzu oluşturan bakır ve kalay oldukça ender bulunduğundan bronz bir hayli pahalı bir malzemeydi. Demir cevheri çok yaygındır. Eski Taş Çağında gömülen cenaze sayısı ile Yeni Taş Çağında Avrupa ve Yakın Doğu'daki gömüler kıyaslanınca. Zanaatçılar. Bronz araçlar edinebilmek için bir toplumun. bu ilk gelişmeler ayrıntılarıyla ele alınacaktır. damıtımcı ve maden ustalarını besleyecek besin üretim artığını üretmeleri gerekir. Oysa önceleri bu iş için taş aletler yetersiz.düzeyleri de tanımlamış olur. insanın Doğaya yaklaşımını nasıl etkilediği. çerçöp ve kabuklu deniz hayvanları toplayarak sağlarlardı. bugün anladığımız biçimde uygarlığın nasıl oluştuğu anlatılacaktır. Böylece nüfus arttı. bilim ve yazının nasıl geliştiği. Bronz Çağının bir özelliği de kalabalık kentler. neolitik köylere oranla çok daha büyük ve kalabalıktı. tüccarlar. III. neolitik devrim sonucu nüfusun çok büyük çapta arttığını görüyoruz. Bundan sonraki bölümlerde. Yakın Doğu'da. organik gelişimdeki fiziksel değişimlerle aynı biyolojik etkileri yaratmıştır. İnsan artık bir toplum olarak tüketimi için gerektiğinden çok besin üretebiliyor ve artan nüfusu beslemek için üretimini artırabili. kısaca. Kentler. onsekizinci yüzyılda oluşan "Endüstri Devrimi" ile kıyaslanabilecek önem ve biçimde ve aynı etkide bir ekonomik devrimi vardır. Bu üretim artığının bir bölümü de. ve din adamları ancak ekici. İskoçya'da tarih öncesi çağların gelişimi ve Norveç tarihi bu gerçeği çok güzel kanıtlar.yordu. İkinci bir devrim oluşmuş ve bu devrim de türümüzün çoğalmasını sağlamıştır. ancak doğanın onlara sağladığı besinle sınırlıydı ve oldukça azdı.

uygar Mısırlılar ya da Babillilere ulaşamıyordu. İnsan tarihi. İngiltere Kralı I. İnsanlığın başlangıcı için daha da gerilere gitmemiz gerekir. Oysa bu 340 yıl. kız kaçırmalar. 34 kez 10 yıl. bunun on katına . öylesine olaylarla yüklü geçmiştir. bunun on katı da değil. geçtiğimiz bir yıla. barınak gibi gereksinmeler yerine koca koca mezarlar kazmaya daha çok vakit ayırıyordu. 31 . 3400 yıl değil. bunların sürelerine kısaca değinmek yerinde olacaktır. geçen yıl bizim yaşadığımız yoğunlukta nice olaylar gelmiş geçmiştir. diyelim Amerika'nın özgürlüğe kavuşmasını. kendimizi. Darwin'in de doğal seçenek kuramını açıkladığını anımsayabilir. ama bunu görebilmek de daha güçtür. ama hemen hemen 340. bunlar günlük basında yer alan cinayetler. Böylesine bir çaba olmaksızın insanın gelişmesinin hızı ya da gerçekliği belirlenemez. genellikle dünyamızı etkileyen nice coşkun olaylarla bezeli upuzun bir süre olarak dönüp bakarız. Charles' ın idamını. aletler yalnızca taştan. Bunların belli başlılarını çoğumuz çok iyi anımsarız. O çağlarda ingiltere'de yazılı hiçbir kayıt yoktu. Bu arada belleğimizde yer eden nice önemli anılar yaşadık. boşanmalar gibi renkli olaylar. bu yaban insanlarının başından. bunu kavramak da çok güçtür. kentimizi. Mısır. içinde bulunduğumuz yüzyılda insanların bir başarı sonunda duydukları coşkudan daha az değildi. İngiltere'deki yabanların öyküleri. hatta yüzyıllarla değil binlerce yılla ölçülebilen bir süreçte oluşmuştur. Daha da gücü var: 34 kez 10 yıl geriye gitmeyelim de. veya uzay araçlarının yapımı. insanlar. Üç bin yıl önce yazılı kayıtlar yalnızca Girit. ülkemizi.000 yıl kadar gerilere uzanmamız gerekir. Bu süre. Ur Mezarları gibi gerçekten önemli dünya olayları olabilir. Linnaeus'un yaşayan nesneler dünyasını ilk kez bölümlendirdiğini. daha uzaklara gidelim. demir ya da bronz ya bilinmiyor ya da bulunamıyordu. yazısız yüzyıllarda. ev. on yedinci yüzyıla varırız. Biraz daha derin düşünebilenler. Gene de bir çaba göstermeye değer. On yıllık bir süreyi daha az bir berraklıkla anımsarız. kendi yaşamımızın son on yılı ne denli önemli olaylarla doluysa. İkinci Dünya Savaşından bu yana otuz yılı aşkın bir süre geçti. o yıllarda Newton'un yerçekimi kuramını oluşturduğunu. Gene de bu yaban kişilerin büyük bir mezar tamamlandığı ya da bir taş yerine konduğu vakit duydukları coşku. yıllarla. Yaşadığımız son on yılı belli başlı olaylarıyla düşünürüz. Çoğumuz için bir yıl çok uzun bir süredir.ZAMAN ÖLÇEKLERĠ Az önce betimlenen "çağlar"ın içeriğini anlatmadan önce. elektrik gücü ve kimyanın ilk kez bilimsel açıdan incelenip uygulandığını. Oysa üç yüz yıl geriye gidersek. Sıradan biri yalnızca çok önemlilerini. sanırsınız bu zaman süreleri kendi yaşadığımız zaman ölçülerinden başka ölçülerle saptanmıştır. kemikten ve tahtadan yapılırdı. Jeologlarla arkeologlar bu koca zaman sürelerinden sanki umursamadan söz ederler. Anadolu ve belki de Hindistan ve Çin'de tutulmaktaydı. Kendi belleğimizdeki süreden anımsadığımız önemli olayların tam on katının bu sürede oluştuğunu düşünmeyiz.otuz dört yüzyıl geriye gidelim. Waterloo savaşını anımsar. anımsamaya çalıştığımız sürenin tam on katıdır. düşümüzü iyice zorlamalıyız. ya da bizim için aynı tarih değeri taşıyan kişisel deneyler. Ama bu düşün için. İşle bu kayıtsız.

nice nice olaylarla yüklüdür. Her bin yıl. İki bin yıl öncesine gidersek. Fırat ve Dicle ırmaklarının arasındaki topraklarda yer yer yirmi metre kadar yükseklikte tümsekler vardır. yıl. gazetelerde. Bin yılın yarısı kadar bir süre önce Kristof Kolomb Amerika'yı keşfediyordu. tarih kitaplarında yazıldığı biçimde. Arkeolojik zaman konusunda bir kavram edinmek için Mezopotamya kentlerindeki kalıntıları ele alalım. Ama ergeç yağmur suları temele sızar ve zamanla çamuru eritir. Şaft gerçekte. artık yazılı bir kayıt bulmamız için Avrupa'dan öteye gitmemiz gerekiyor. Bu düzeyden. Üç bin yıl önce. Irak' ta evler hâlâ toprak tuğlalardan yapılır. her biri eski bir yerleşim alanını belirler ve ev. Sahibi bu toz toprağı oradan kaldırmayı umursamaz. Bunlar doğal tepecikler değildir. Şaftın tepesi. toprak tuğla ve taş araçların kalıntıları toplanabiliyordu.Gelişmenin en belli belirsiz başlangıcından söz etmek için yüzyıl bile çok yetersiz bir birimdir. En alttaki yerleşme alanı Güney Mezopotamya'da ilk insan yaşamının başlangıcının belirtileridir. Oysa Çiçero o yıllarda Roma'da söylevler veriyor ve yazıyordu. Daha geriye gidince. Tevrat'ta Erek denilen Varka kentinde. Tepecik biraz önce "anlattığım biçimde oluşmuştu ama bu üst üste kondurulan evlerin en üsttekisi bile en az beş bin yıllıktı! En dipte el değmemiş toprağa ulaşabiliyordu . Bu başlangıç noktasına varabilmek için en önce jeolojik zamana dalmamız gerekir. Bu işlemin yüzyıllar boyunca yenilenmesi sonucu. Roma İmparatorluğu henüz kurulmamıştır. Bu düşünceye kendimizi alıştırmak için. Bu tür bir ev. yıllıklarda. saray kalıntılarından oluşmuştur. artık İngiltere tarihi diye bir şey bulamayız. tapınak. fırınlanmış da değildir. Bu baş döndürücü iniş sürcsince. Bin yıl önce Norman'lar henüz İngiltere'ye ayak basmamışlardı. Oysa uygarlık o çağlarda çoktan olgunlaşmıştı. Mısır ve Babil'de yazılı tarihin ilk günleri başlamıştır. Almanlar bu tepeciklerin dibini derin bir şaftla araştırdılar. Britanya adalarını. yazılı tarihi bin yıl biri mine sığdırmaya çalışalım (daha kısa süreleri artık umursamıyoruz). şaftın duvarlarına çevrelenmiş yuvarlak bir merdivenden yirmi metreyi aşkın bir derinliğe iniliyordu. O zaman yapı olduğu gibi çöker ve bir çamur ya da toz yığını haline gelir. yalnız güneşte pişirilmiştir. her bir aşamada.bu da Basra Körfezinden çıkmış bir bataklıktı. bir terslik çıkmazsa. bir zamanlar içinde insanların yaşadıkları kat kat barınakların içinden aşağıya doğru inmekteydi. İnsan uygarlığının ne denli eski olduğunu anlayabilmemiz 32 . Ama bu en alt düzeye eriştiğimiz vakit bile. İşte bu noktada rakamlar artık anlamını yitirmeye başlar. şaftın kenarlarından çanak çömlek. her yıl olagelen yığın yığın olayları anlamamıza yardımcı olacak hiçbir yazılı kayıt bulamayız. on yıl. yirmi metre derinlikte. yazın (edebiyat) yalnızca Mısır ve Anadolu'da gelişmektedir. insan gelişmesinin başlangıcına yaklaşmış dahi olamayız. Yunanistan barbarların istilasında kara günlerini yaşamaktadır. Yığını düzletir ve üstüne eskisinden biraz daha yüksekte yeni bir ev yapar. Oysa her bir gün. okur yazarlar yolcuların ve tüccarların öykülerinden öğrenebiliyordu. artık karanlığı aydınlatacak. Beşbin yıl önce de. Filistin'de Süleyman'ın günleri sürmektedir. yüz yıl dayanır. Bin yıl birimine düşünümüzü alıştırmamız gerek. Alfred de Sakson tahtında rahat rahat oturuyordu. ya da yüzyıl. on "yüzyıl" ya da yüz "on yıl" demektir. aşağı yukarı 5500 yıllık bir tapmağın zemini düzeyindeydi. Mezopotamya ovasını biçimlendiren tepecikler oluşmuştur.

donmuş bir ırmak değildir. Bir buzul. Söz gelişi. Grön. doğu İngiltere'nin büyük bir bölümü sular altındaydı. erozyon olayına zaman zaman dikkati çekmektedir. 1/1000 ölçekli bir haritada bile görülemez. işte bu sürede de bu topraklarda insanlar yaşamaktaydı. Arada bir kıyıda bir toprak kayması. yeryüzünün düzeyinde karşılaştığı olayları anlamamız gerekir. çoğunlukla daha da yavaştı. Tüm vadileri ve tepeleri kaplardı. kara köprüleriyle kıta Avrupa'sına bağlıdır. Pleistosen çağının başlangıcında. Gerçekten büyük bir buz yığınını eritmek oldukça büyük çaba ister. Bu buz yataklarının erimesi de herhalde çok yavaş olmuştu. Ron buzulunun Liyon'a dek uzanması. İngiltere ve Kuzey Avrupa'nın büyük bir bölümü koca koca buz örtüleriyle kaplıydı. buzulların sağladığı örneği etkileştir .miş oluruz. Alp'lerden ve Pirene dağlarından gelen buzullar Fransa'daki vadileri tümden kaplamıştı. bir küçücük tepenin çökmesi suyun toprağı kemirmesi. Irmakların oluşturduğu delta'larda toprağın genişlemesi de aynı ağırlıkta sürer gider. Şimdi düşünün. Bu buz çağlarının oluşumu. Bu akışın en yüksek hızı günde yalnız 30 metre kadardı. İngiltere. bir zamanlar sular 33 . yukarda sözünü ettiğimiz tür buzul ve buz örtülerinin yanında çocuk oyuncağı kalır! Erime olayı öylesine uzun sürmüştür ki. Yaz ortasında koca bir buzul New York'un güneyinde rahat rahat yüzebilir. Yarım yüzyılda oluşan erozyon öylesine küçüktür ki. Bu oluşum da bugün gözlerimizle seçemeyeceğimiz kadar yavaş olmuştur. pleistosen çağında dört belirgin Buz Çağı sürmüştür. gerçekte buzul Alp'lerden Liyon düzeyine kadar akmaktaydı. Avrupa'da buz ör tülerinin ilerleyişini ve sonra yok oluşunu görmüştür. bir yazdan bir yaza oluşan fark. insan türü. Ron ırmağının ansızın donmuş olması anlamına gelmez. Ron buzulunun Liyon'a İskoçya buz örtülerinin Suffolk'a varması kaç yıl sürmüş olabilir. süresi ve yok oluşunun kapsadığı zaman kavramı sayısız sıfırlarla anlatılabilecek nice rakamdan daha etkindir sanırım.land'da bu tür buz örtüleri bugün günde iki üç santim ancak ilerler. bir buz ırmağıdır. insanların Erek'te yerleşmeden önce. Bu buzulların ve buz örtülerinin oluşumu ve yayılması akıl almayacak kadar uzun bir zaman sürmüş olmalı. İngiltere'de buz yatakları İskoçya'dan ve bazen de İskandinavya'dan gelir ve güneye iner oradan İrlanda'ya ve bugünkü Cambridge'c kadar uzanırdı. Buz Çağı süresince aynı yavaşlıkta çok daha başka gelişimler de olmuştur. Fransa'da Ron buzulunun bugün hâlâ Cenevre gölünün üstünden. insan gözüyle seçilemeyecek kadar azdır. İngiltere topraklarının bir bölümünün sular altında yattığını düşünmek bile insana garip gelir. Ama böylesine koca bir buz adası bile. Norfolk kayalıkları denilen yerler. yayılmış ve tam dört kez de gözle görülemeyecek kadar yavaş yavaş ve azar azar eriyip kaybolmuştur. İşte bu çok yavaş değişimler süresince Avrupa'da ve daha başka yerlerde "insanlar" yaşamaktaydı. Doğu Anglia ve Kuzey Almanya ovalarından akıp giden koca buz örtüleri hiç de böylesine bir hızla ilerlememişlerdi. sonradan kopup ayrılmıştır. Antartika'da bu hız yılda beş yüz metre kadardır. Ron vadisinden Liyon'a dek uzadığı görülebilir.için. Her bir buzul çağının arasında da süresi bilinmeyen daha yumuşak iklimli bir çağ oluşmuştur. tarih başlamadan çok önce. Edinburgh kenti çevresinde buzun kalınlığı 300 metreyi geçerdi. Oysa. bunları da ele alırsak. Bir çok jeologa göre. Tam dört kez Avrupa'da buzul ve buz örtüleri oluşmuş.

İşte bu örnek de pleistosen çağının akıl almaz uzunluğunu kanıtlar. Tam tersine. diyelim M. Böylece. Eski Taş Çağı. Yeni Taş Çağı. Buz Çağı sona erdikten çok sonra neolitik devrimden etkilenmiştir. araya bir Mezolitik Çağ katarak pleistosen ve paleolitik çağlar arasında bir ayırım yaparlar. Dünya tarihinde bir an gelip de cennetten bir borozan öttürülmüş ve o anda Çin'den Peru'ya kadar her bir avcı silahlarını ve tuzaklarını bir yana atıp. Mezolitik Çağa. "çağlar"ı evrensel zaman ölçüleriyle tanımlamak. O çağlarda Thames ırmağı Rhine ırmağına bağlanır ve Kuzey Buz Denizine akardı. oysa aynı sürede İngilizler Endüstri Devriminin en parlak yıllarını yaşamaktaydı. bundan sonraki bölümleri daha fazla güçleştirmeye engel olur. M. Mezolitik Çağ eski Taş Çağındaki yaşam türünün bir devamı sayıldığına göre.altında kalan kara parçalarının kalıntılarıdır.Ö. jeologların zaman süreçleri gibi. Arkeolojik "çağlar"uı niteliklerini anımsamak. O sıralarda Avustralya'nın ekonomisi hâlâ "paleolitik' ti. Ama bu çağın sona ermesi bakımından. ansızın buğday. Bu köprüyü yok eden batma süreci bugün de sürüp gitmektedir. Ama bu çağlar bütün dünyada aynı zamanda başlayıp aynı zamanda sona ermiş değildir. Bu ülkeler. Herhangi bir yörede -diyelim Kuzey İngiltere ya da Mısır'da. Bu anlatılanlar.her bir çağ gerçeklen belirli bir zaman süresini kapsar. İngiltere'de Yeni Taş Çağı başladığı vakit. jeolojik pleistosen çağından çok sonra fakat yerel olarak Yeni Taş Çağının başlangıcından çok önceye ait olan kalıntılar Mezolitik Çağa atfedilir. ondan önce yükselme süreci de aynı yavaşlıktaydı. tam 7000 yıl önce Mısır ve Mezopotamya'da başlamıştır. Ekonomik açıdan. daha öncc belirttiğimiz ekonomik anlamda. çeşitli yöreler arasındaki farklılık çok önemlidir. domuz. Eski Taş Çağı öylesine uzundu ki bunu. 34 . Bronz Çağı ve Demir Çağı. jeologların pleistosen çağıyla eşdeğerde evrensel bir süre saymak yerinde olur. İngiltere ve genel olarak Avrupa'nın kuzey batısındaki ülkelerin buzul süresi kalıntıları bağlanmıştır. Buz örtüleri yok olduğu vakit henüz bu alan yeniden sular altında kalmamıştı. Maori'ler hâlâ cilalı taş aletler kullanıyor ve neolitik bir ekonomi uyguluyorlardı. bazı yörelerdeki uzunluklarını kavramak açısından önemlidir. 15000 yılından öncc sona ermemişti.Ö.2500 yıllarında duyulmuştur. Pleistosen çağı sona erdiği vakit bu kara köprüsü belki hâlâ vardı. bir de Mezolitik çağ ekleyerek daha çok karmaşık duruma sokmak gereksizdir. bugün ne denli yavaşsa o çağlarda da o denli yavaştı. Eski Taş Çağı. Mısır ve Mezopotamya tam bin yıldır bronz çağını yaşamaktaydı. İngiltere'yi kıta Avrupasma birleştirmiş ve Kuzey Denizi havzasını zamanla kurutmuştur. Bir çok arkeologlar. Yeni Zelanda'da ise. Tüm bölgelerde de çeşitli çağlar aynı biçimde birbirini izler. kesin süreler olarak düşünülmemelidir. koyun ya da hindi üretmeye başlamıştır sanmayın. arkeologların "çağ" dediği sürelerin ne denli uzun olduğunu göstermek amacıyla okuyucuya sunulmuştur. Avustralya'nın ortasında ve Kuzey Kutbu bölgesinde bugüne dek sürüp gelmiştir. Oysa Yeni Taş Çağını başlatan neolitik devrim. Danimarka'da Yeni Taş Çağı. Kaptan Cook varıncaya dek sürmüştü. pirinç ya da mısır ekmeye. Şimdi de bu "çağ" kavramının anlamı konusunda bir iki söz söyleyelim. Okuyucunun kafası daha önceden bu bilgilerle dolu değilse. yavaş yavaş yeryüzü kabuğunun aynı yavaşlıkta yükselmesiyle birleşince. Bu birikimler. İngiltere ya da Almanya'da ise ilk etkileri tam üç bin ya da üçbin beş yüz yıl sonra. bu kitabı.

Eski Dünya insanlarından edinilmiş düşün ve örneklere rastladıklarını kabul etmektedirler. Eski çöplük 35 . Oysa Arunta'lar. Bu tür sosyal kurallar.000 yıl öncesinin Taş Çağı insanlarına neden maletmeli? Arunta'lar kendi çevrelerine uyumlu bir somut kültür yarattıkları vakit. ama okuyucu kendi coşkusunun yanılgısına kapılmamalıdır. Üstelik. Bu çağdaş yabanların aletlerini nasıl yaptıklarının ve kullanımlarının incelenmesi sonucu. bu yabanların örgütleri. Güney Afrika'daki Buşmen'ler. Çünkü bu kabilelerin ekonomik yaşamı ve somut kültürü. Yoksa bunların düşünsel gelişmeleri de aynı noktada donmuş kalmış mıdır? Arunta'lar. Bazı etnograflar Avustralya'nın nesnel kültürü. Avustralya çevresinde kendilerine besin ve barınak sağlamaya yeterli olan çok basit araç ve donatımla yetinmişlerdir. sosyal örgütlenmesi ve dini konularında. Avrupa ve Kuzey Afrika'da yaşamış olan Eski Taş Çağı avcılarının araçlarıyla aynı teknik düzeyde. 6000 ya da 20. bir zamanlar edinmiş oldukları kültürleri tümden yitirmişe benzerler. Başka çok ilkel kabileler de. gelenekleri ve inançlarını inceleyip.000 yıl önce yaşadıkları bir aşamada donmuş kalmıştır. hatta sanat yapıtları bazen Avrupa'da buz çağında yaşamış olan Au. büyü ve din törenleri için çok abartmalı hatta bazen çok acılı uygulamalara girişirler. Bu girişim gerçekten çok çekicidir.000 yıl önce Avrupa veya Yakın Doğu'da yaşayan insanların. Bu insanlar. Bu da. Gerçi Güney Afrika'daki Buşmenler. benzeri bir ekonomik gelişme düzeyindeki çağdaş insanlarla aynı sosyal ve geleneksel kurallara uydukları. atalar ve ruhlar konusunda karmaşık ve tutarsız inançlar taşırlar. Bunların somut donatımı. bu çok önceki atalarımızın teknik ve becerileri konusunda bize çok anlamlı ipuçları sağlanabilir. Avrupalıların 10. Bantu'lar gibi daha güçlü insanlar tarafından kıt ve yoksul bölgelere itilmiş insanlardır.Son bir uyarı yerinde olacaktır. Buz Çağındaki Avrupa insanlarıyla aynı biçimde besinlerini sağlarlar. Çağdaş yaban insanların biraz önce Taş Çağını yaşadıklarından söz etmiştik. daha gelişik. ancak onların düşünceleri başka yollardan ilerlemiş ve uygulamalı bilimler ve aritmetik gibi aynı pratik sonuçlara varmalarını sağlamamış. sanki hepsi birden durup düşünmüş gibi bir varsayıma neden kapılmalı? Onlar.rignacian'lar ya da Magdelen'lcrin araç ve yapıtlarına çok benzer. Bu tür düşün ve uygulamaları 20. tam tersine onları bugün bizim batıl inançlar çıkmazı dediğimiz yöne çevirmiştir. törenler ve inançlara. hatta tıpatıp eştir diyebiliriz. bir zamanlar sürdürdükleri sanatı elden bırakmış olsalar gerek. ticaret yoluyla son 5000 yıldır dünyanın en uzak yerlerine kadar ulaşan uygarlıklarla da etkilenmiş olmaları gerekir. arkeoloji biliminin kesinlikle suskun olduğu çağlar konusunda yaşayan örnekler elde etmiş oluruz. totem'ler (hayvanlar. "insanın ilkel koşullarından" günümüze aktarılan bir miras gözüyle bakmak haksızlık olur. Sürüldükleri yeni ve elverişsiz topraklarda. evlilik düzeni ve akrabalık ilişkileri konusunda çok karmaşık kurallar uygular. Eskimo'ların yaşantılarını inceleyerek Buz Çağında Avrupa'daki insanların nasıl yaşadıklarını anlayabiliriz. Amerika'nın Kuzeyindeki Eskimolar ve Avustralya'nın ortasındaki Aruntlar. tıpkı bizim kendi kültürel atalarımız gibi düşünmeye devam etmiş olmalıdır. aynı inançları taşıdıkları ya da aile bağlarını aynı biçimde düzenledikleri anlamına gelmez. Taş Çağı ekonomisinden öte bir gelişme göstermemişlerdir. Ama kullandıkları aletler. Daha da öteye giderek.

arkeologun eliyle bulup çıkardığı kalıntılara dayanarak görüp anlayabiliyoruz. Aynı çağın jeolojik kalıntıları arasında. bu nedenle çağdaş yabanlar giysi ve barınak olarak bu derileri biçimlendirmek için çeşitli aletler kullanırlar. İnsan. yontucu. bunları giysi sağlamak için de kullanıyorlardı. insanın dünyada türeyişini yaptığı aletler be lirler. ama bu sonuç kesinlikle kanıtlanamamıştı^ 36 . Sosyal kurumlar ve dinsel inançlar da zamanla yozlaşmış olmalı. bu nedenle arkeologlar nedense bu kaba saba aletlere "kazıyıcılar" derler. Pleistosen çağlarının ilk başlarında "insan"ların var olduğu. "Pekin insanı"nın vc artık yaşamayan hayvanların taşıl kalıntıları sıra. Bu kitapta. gerçek nesneler. kavurs ya da başka taşlardan kaba saba biçimlendirilmiş parçalar ve ateşe tutulmuş olduğu kuşkusuz sayılan kemik parçaları bulunmuştur. İlk taş aletler de doğal olarak (don ya da sıcaklar veya ırmak yataklarında yuvarlanarak) parçalananlardan ayırt edilememiştir. Böylesine insanlar. az çok sivriltilirdi. Hayvan derilerinin ve postların bir hayli "işlenmesi" gerekiyordu. Pekin yakınında Çuku-tiyen mağarasında bunun kesin kanıtları bulunmuştur. Buşmen'lerin ataları. insanlar yalnızca aletleri biçimlendirmekle kalmıyorlardı. bilginlerin çoğunluğunca kabul edilir. ilk taş aletlere çok benzer. yoksuldur. besin ve barınak edinmek için. taştan aletler yaptıkları ve ateş yakabildikleri kesinlikle bilinmektedir. daha sonra hiç kalıntısına rastlanmamış çanak çömlek yapmaktaydı. Bugün ilkel olan kabilelerin çok eski insan türlerinin yansıması olduğu inancı abartma olur. kendi gereksinmelerine uyacak biçimde taşları biçimlendirdiği anlaşılmaktadır. Bu aletlerin ne amaçla yapılmış olduğu ancak bir varsayımdan öteye gitmez. Bu mağarada. sıyırıcı. Ama bu örnekler. Tarih öncesi insanlarının düşünleri ve inançları kuşkusuz bitmiş. bir cila ekleme amacıyla kullanıldığı vakit geçerli sayılır. Buna göre. Tahtadan yapılanlar çoktan yok olmuşlardır. bu parçalar kırılıp yontularak ele uygun biçime getirilir. yapılar ve işlemlere bir tek. çağdaş yabanların düşün ve yaşamlarını. ilkel değil. kemik ya da taş parçalarıydı. fizyolojik donatımındaki eksikleri aletlerle tamamlar. Beyni ve sinir sisteminin sağladığı el ve göz bağlantısının ince dengesiyle aletleri yapar. Bu tür aletlerin insan tarafından biçimlendirilmiş olması bugüne dek tartışılırsa da. BÖLÜM BESĠN TOPLAYICILAR Arkeologlara göre. yalnız arkeoloji biliminin ilgilendiği eski insanların yaşamlarının yorumunda kullanacağız. ancak insana benzer bir yaratığın.kalıntılarından öğrendiğimize göre. yok olmuştur. Bu tür aletlerden pek az şey öğrenilebilir. ilk Buz Çağının da öncesinden. biz ancak bunların sonuçlarını. Derileri kazımak için kullanılan aletlerin bazıları. IV. İngiltere'nin doğusunda ve başka yerlerde daha gelişik aletler bulunmuştur ama bunlarla "insan" iskeletleri arasında kesin bir bağ kurulmamıştır. Oysa. İlk aletler anlaşılan tahta. kesici aletler olarak biçimlendirilmiş olan sert taş parçalarım arekologlar ayırt edebilmişlerdir. beceriyle.

Ateş başka yaban yaratıkları korkutup kaçırmıştır. çok büyük önem taşır. İlk doğal madde olan çakmak taşı bile kolayca biçimlendirilebilen bir nesne değildir. İlk başta. hem de çağdaş yabanlarda vardır. hiç sönmemesi gereken kutsal alevlere törel olarak bir çok kişi bekçilik ederdi.İlk aletlerin pek çok amaca hizmet ettiği varsayımını kabul ede biliriz. çakmak taşı. hem delici. kendini geliştirmeye yönelmiştir. İnsan yanma denen şaşırtıcı süreci. yani insan tarihinde oldukça yakın zamanlarda edinildiğini gösterir. böylece ılımlı hatta arktik bölgelere girebilmiştir. Alevler aydınlık sağlayınca. bu bilginin insanların birbirlerinden tümden ayrı olarak dünyanın dört bir yanında yaşadıkları zamana dek. okuyucu dilerse. insanın o zamana dek fazla işletilmeyen beynine güçlü bir dürtü sağlamış olmalı. Yabanlar. insanın ateş yakmayı öğrenmesinden önceki süreden kalmış olmalıdır. Ateşin kullanımı. bilgi dağarcığına yeni parçalar eklemekteydi. bunu yaratabiliyordu. İnsan artık bilinçli olarak yaratıcıydı. Tarihte ilk kez bir doğa yaratığı doğanın büyük güçlerinden birine yön verebilmiştir. ilk başta insan yıldırım düşmesiyle ya da başka doğal yoldan oluşan ateşi sürdürmüş olmalı. Roma'daki Vesta gibi. güneş ışığıyla devinmek zorunluğundan da sıyrılmıştır. Ateş yakmasını öğrenmek. çiğ sindirilemeyen yiyeceklerden besin sağlanabilmiştir. ısı denen gizli gücü yalnızca yönetmekle kalmıyor. ya da bir kamışa hava üfleyip sıkıştırarak elde ediyordu. hangi taşların alet yapımına elverişli olduğunu ve bunların nasıl yontulabileceğini yavaş yavaş öğrenmiştir. Alet yapımında. hem bıçak hem de kazıma aleti olarak kullanılmış olmalı. yapılabilen ilk yassı taş aletler hem yontucu. Bir çift tahta parçası. gözlem ve deneye dayanan kıyaslama gerektirir. Ateşle ısınınca. yontmak için iki çakmak taşını birbirine sürterek deneyebilir. Çağdaş dünyanın çeşitli yörelerinde sürtme yönteminin çeşitli biçimleri kullanılmaktaydı. ya da kantaşına sürterek. bilinmez. Bunun belirtileri de alet yapımıyla ateşin kullanılmasıdır. ottaşı. Ateş yakmak ne zaman öğrenildi. çakmak taşını demir. en uygun taşların hangileri olduğunu. Ateşi söndürmeden sürdürürken. Ateş kullanımıyla insan çok büyiik bir fizik güce ve çok belirgin kimyasal değişikliklere başat olmuştur. İnsan. İnsan. bilmesi gerekirdi. İlk insanlar. bu töre hem ilk insanlarda. vb. soğuk gecelere dayanabilmiş. Bu oluşumun insanda ne gibi izlenimler bıraktığı bugün bilinemez. kütüğün kül ve duman oluşu. Yemek pişirilince. Bu bile bir bilgi. bir hiçten bir yaşam 37 . İlk tür. İnsanlığını kanıtlamış. Kuşkusuz. sınırlı iklimlere göre devinmek zorundan kurtulmuş. İnsanın. ateşi "yerse" ne olacağını. Bu töreler. iki tahta parçasının sürtüşmesiyle. bunların nerede bulunabildiğini ve nasıl işlendiğini belleyip başkalarına bu bilgiyi iletmek gerekliydi. mağaralara sığınabilmiştir. son Buz Çağında Avrupa'da uygulanmaktaydı. ateşin etkilerini öğrenmesi. Ateş yakmak için kullanılan yöntemlerin çeşitliliği. ilk toplumlar bir bilimsel gelenek oluşturmak zorundaydılar. taşıyarak ve kullanarak insan başka hayvanların davranışından devrimsel bir başkalaşma göstermiştir. insanın çevreye tutsaklıktan kurtuluşunun ilk belirtisi olmalı. hem rende. alet üretiminin tekniğini iyice kavradıktan sonra her bir iş için ayrı bir alet yapmayı başarabilirdi. Yanan çalı çırpının içine koca bir kütük atılınca alevlerin büyümesi. ottaş sürtüştürerek alev oluşturmak. eski yazında bundan söz edilmiştir. Ama ateşi alevlendirerek ya da közleştirerek.

bazıları da dallardan barınak yapardı. bunların nerede bulunacağını da bilmeliydi. Bu iki ayrı geleneğin 38 . balık ve kertenkele avladıkları. daha önce de belirtildiği gibi. Kaş Dağı ve Himalaya'ların kuzeyinde kalan bölgelerde görülür. Balkan Kafkas Dağları. Alp. Sözcüğün çağdaş Avrupa anlamıyla. Ve. Bunun da henüz kesin bir kanıtı yoktur. Besleyici ve zehirleyici bitkilerin ayırımı da uzun deneylerle öğrenilmiş ve toplumsal geleneğe katılmış olmalı. topraktan kökler ve kök bitkiler çıkardıkları sanılır. Bazı yörelerde de ana parça ele alınmış. İlk insanlar için bile bir hayli yüklü gökbilim (astronomi). Suriye ve Filistin. aile bireyinden öte bir sosyal örgütün kurulması gerekliydi. Bazı yörelerde. yaradan olarak görmüştür. yontarak bu parça alet haline getirilmiştir. oradan da sonunda Afrika'ya ilerlediler. insan herhalde kendini büyük bir yaratıcı. Fransa ve Suriye'ye. Pul endüstrisiyle bağlantılı olarak bulunan iskeletler. Doğaya başat olan gücünü kanıtlıyor. Bu bilgileri edinir ve aktarırken atalarımız bilimin temelini atmışlardır. alet yapımında en elverişli taşların hangileri olduğunu. Bu başkalık taş işlemesinde. İnsanların geçim için işbirliği yaptıkları ve birlikte çalıştıkları varsayımına da varabiliriz. jeoloji ve zooloji bilgisi yaşam için şarttı. Burada yaşayanlar Hoıno sapiens türünden ya da bu türün atalarından olabilir. Bu arada taş aletlerin yapımında. bölgesel çalışma yöntemlerinde bir kaç değişiklik olmuştur. Oysa insan bir tahta parçasından ya da bir taştan alet yaparken de büyük bir yaratıcıydı. botanik. bu denli kesin olmasa da. Çekirdek endüstrisi ise aynı Buz çağında güneye çekildi. bize ya da bizim atalarımız oldukları sanılan yaratıklara hiç benzememektedir. İnsanların böylesine göçü sonucu. İnsan kadar zayıf ve kısır donatılmış bir yaratık. alet yapımcıları. Neyle geçindikleri bilinmez. Arkeologlar bu işleme pul endüstrisi derler. Genellikle pul endüstrisi Avrupa'nın kuzey bölgelerinde. Bu ilk insanların yaban hayvanları ve kuş tuttukları. avlanma geleneği denen toplumsal bilgi dağarcığını oluştururdu. Ayrıca. İngiltere. esas aleti oluşturmuştur buna da çekirdek endüstrisi denilir. Avrupa'da son Buz Çağı baş gösterene dek durum böyleydi. Bunda başarılı olmak için. Fransa ve İngiltere'de görülmüştür. iklim yumuşayınca gene kuzeye döndü. uygun taş çıkıntılarını ana gövdeden ayırıp bunları yontarak alet yapmayı başarmışlardır. Sonuç. bitki ve yumurta toplama işlerinin zamanını da bilmek gerekiyordu. ayrı üretim geleneğine sahip insanlar yanyana yaşamaya başladılar. Bazıları mağaralara sığınır. Çekirdek endüstrisi ise Güney Hindistan.yaratmaya benzer. nesneleri kendi dileğine göre biçimlendiriyordu. yumurta topladıkları. insanın ay ve yıldızların çıkışı ve batışını ve bunların hayvansal ve bitkisel oluşumlarla kıyaslanmasını yapması gerekliydi. Ender bir olayken çok büyük etki yaratmış olmalı. ancak bunun ne tür olduğu bugün bilinmemektedir. hayvan postlarından giysi yaptıkları da sanılır. kendi toprakları donmaya başladığından. Buz Çağında pul üreticileri kendi yörelerinden çıkmaya. ilk besini olan koca koca hayvanları bir başına avlayamazdı. böyle olunca bu ana parça ya da çekirdek. iki ayrı "insan" grubunun gelenek farklılığını gösterir. gökyüzünün zaman göstergelerini anlaması zorunluydu. Hayvan avlama. Hayvan avında başarılı olmak için avı uzun süreler gözlemek gerekirdi. İlk pleistosen "insanlar"ınuı kalıntılarından edinilen bilgiler bu kadarcıktır. meyva. tüm Afrika ve İspanya.

Son sayfalarda insan tarihinin beşte dördü . Piramitler ve Tac Mahal gibi büyük mimari yapıtları esinleyecekti. Çeneleri yoktu. Avlanma gruplarını örgütleyebilecek kadar konuşabiliyorlardı. Ölüler özenle gömülmekten öte. Ölüm dehşetiyle karşılaşınca. Pleistosen çağının başlangıcında ya da ortalarında. Birinde de. bu tür bugün yaşamamaktadır. Ama ilk pleistosen aletlerin böylesine bolluğu o çağlarda nüfusun çok olduğu sonucunu vermez.000 yıl süreyle yapılmıştır. Dünya yaşamının tümden sona ereceğine inanamıyorlardı. Musteriyan (Muosterian) denilen "insan" grupları Avrupa'da belirgin oldu. bunları öldürdükten sonra sürükleyerek mağaraların ağzına getirir. ekonomik amaçla işbirliği yapan daha büyük sosyal birimlerin ticaretiydi. orada parçalarlardı. gözlerinin üstünde koca bir kemik çıkıntısı alın geriye eğikti. Ayaklarını sürterek yürürler. Son buz Çağı yaklaşırken. Tarih açısından Musteriyan'ların en ilginç yanı cenaze töreleriydi. bunlar kendi gruplarının yaşadığı mağaralara özel bir biçimde gömülmüştür. tıpkı çağdaş. Mamot avcılığı. Fiziksel açıdan Neandertal türüne aittirler. 39 . bir çok yerde toprağın altından kucak kucak alet çıkar. ilkel duyguları bu korkuya kapılmış ve bu hayvan görünümündeki yaratıklar düşsel düşünmeye başlamıştır. Soğuktan barınmak için mağaralarda yaşadıklarından. insan düşününün beklenmedik ve ekonomik olmayan yönlerde eyleme yöneldiğini kanıtlar. ocağın yanma kazılırdı. Üretim açısından. Bede ni korumak için büyük özen gösterilmiştir. tüylü gergedanlar tutarken. ölenler yeni bir yaşama geçeceklerdi. Bu töre ve töreler. hayvansal bir görünümdeydiler. bu yaşamda da onlara aletleri ve besin gerekecekti. sanki soğuktan korunmaları amacıyla. baş gövdeden ayrılmış ve mezarda ayrı bir yere konulmuştur. insan benzeri maymunla r gibi küçük bir gruptu. mağaranın zeminine kazılmış ayrı ayrı mezarlarda pek çok iskelet bulunmuştur. İngiliz ve Fransız müzelerinin mahzenleri Thames. Sen ve başka ırmakların dibinden toplanmış aletlerle doludur. herhalde insan ailesi. Mezara alet ve kemikli et konulurdu. Azizler Kilisesinde (La Chapelle aux Saints). daha eski insanlara oranla bunların yaşantıları hakkında çok daha fazla bilgi edinilebilmiştir. Sinanlhropos ile Hoıno sapiens gibi bambaşka iki türün arasında bir bağlantı olabileceğini düşünmek güçtür. Bazılarında başın altına destek olarak bir taş konulmuş ve toprağın basıncından korumak için de çevresine taşlar dizilmiştir. mezarlar da.birleşimine değin belirtiler varsa da. Ama dil kaslarının bağlantı yerlerinden anlayabildiğimiz kadarıyla. Şimdiye kadar anlatılan bu belli belirsiz tanımlara ancak bundan 50. Böylesine eski çağlarda rastlanan bu hazin ve boş çabalar. koca kutup hayvanlarını tuzağa düşürmekte uzmanlaşmışlardı . Bizim bugün bulup topladığımız bu aletler tam 200. Musteriyan'lar avcıydılar. Güney Afrika'da ise. başlarını dik tutamazlardı.000 yıl öncesi için kayda değer ayrıntılar eklenilebilmektedir.000 yıl özetlenmiştir! İşte bu uzun süreden günümüze dokuz on kırık dökük iskeletle sayısız alet kalmıştır. Ekonomik açıdan. Tam tersine tek bir kişi günde üç dört alet yapmış ya da yitirmiş olabilir. Böylesine koca hayvanlar tek tek avcılar ya da küçük aileler tarafından tutulamazdı. Fransa'da onu aşkın Neandertal iskelet bulunmuştur. korkunç. bunlar pul üretiminden yanaydı. oldukça tutuk bir konuşmaları vardı.diyelim basit bir tahminle 200.mamotlar.

ölüm gibi dehşet ve korku duygularının altında yüklendiği çaresizlik oranında artar. çeşitli kültür gruplarına ayrılır. Onların kapıldığı yanılgı ise. Böylesine çeşitli yeni aletlerin kullanımı yalnızca gelişik teknik beceri değil. daha önce türemiş olan insan türlerine oranla çevreleriyle başa çıkabilmek için çok daha iyi donatılmıştı. güce çıkan kestirme yoldur. İnsan düşünceden nefret ettiği için. böylece silah fırlatmakta insan kaslarını tamamlayıcı donatım edinmişlerdi.b. Yaşamla sıcaklık arasında bir bağlantı kurmuş olmaları gerekir. hemen elinin altındaki açıklamaları kabullenir ve dört elle sarılır. aynı zamanda. bilimi yanlış uygulamaya başlamışlardı. dilediği amaca varıp varmadığını görmek isterdi. kemik ve fildişini de ustalıkla işleyebiliyorlardı. nesnel yargının yerini umut ve korku alırdı. Çaresizliği çoğaldıkça. gelenekleri vardır. Doğa da yabancı ve gizsel göründükçe. bir süre. bu insanın cesedi bugün morgda bulunsa. Avrupa'nın buz iklimi biraz yumuşamıştı. kendi türümüzün üç ayrı bölümüne özgü saç ve kıl biçimleri göstermektedir. çağdaş bir bilginin de Mustcryan'ların yaptığını yapabileceği görüşüdür. Avrupa arkeoloji kayıtlarına göre. ölümün bir belirtisini. Musteryan'lar ise törelerini inanç nedeniyle yapmışlardır. diyelim yaşamın akla uygun bir anlatımıdır. Yukarı Paleolitik grupların tümü de. Büyü. Kuzey Afrika ve Yakın Doğu'daki Neandertal "insan" artık yok olmuştur. Yukarda belirttiğim görüşler. ve onların ya da çağdaş büyücülerin aynı biçimde inançlar taşıdıkları da söylenemez. yani başarısızlıklar düpedüz umursanmazdı. O zaman bu yoksunluk giderilince yaşam geri gelebilirdi. olumsuz durumlar. Burada tartışmaya çalıştığımız görüş. İnsanın büyüden yardım umması. Yalnızca Avrupa' da fiziksel açıdan en az dört çeşit ırk ayırtedilebilir. Bir kaç bin yıl sonra. her birinin kendine özgü taş işçiliği.Mezarların ocak yakınına yapılmasından başka bir sonuç daha çıkarabiliriz. aynı zamanda daha büyük bir bilgi birikimi ve daha yaygın 40 . ancak bilgin bir iki deney yapıp. yanıldıklarını kabul etmeyişleridir: çünkü Mustcriyan'lar ve onlardan sonra gelenler oldukça yakın zamanlara dek mezarlarda ateş yakma törelerini sürdürmüşlerdir. öte yandan da. Ama bu görüşlere derin ve araştırıcı bir çözümlemeye yellenilmeden varılmıştır. Arkeoloji açısından. yerini çağdaş insan almıştır. Belki de ısının bir yaşam koşulu olduğu sonucuna varmışlardı: Ölüm ısının yokluğuydu. Acaba Musteriyan'lar. Musteriyan'ların yukarda anlatılan amaçlarla hareket etmiş oldukları kanıtlanamaz. Belirli kullanımlar için ayrı ayrı aletler yapmayı öğrenmişlerdi. öleni ısıta rak gidermeyi umuyorlar mıydı? Eğer öyleyse. o zaman onlar da büyüye yönelmişler. yay ve mızrak atıcı gibi basit mekanik araçlar da bulmuşlar. dünyada belirmiştir. insan bu ürkütücü çevrede kendisine yardımcı olacak hiçbir şeyi unutmamaya çabalar. Başka bir deyimle. Taş kadar. işte büyü işlemiyle bilimsel deneyin farkı da budur. Sonuçlar değerlendirilirken. Yukarı Paleolitik üretim denilen üretimleri ise. bu deneyi üst üste yeniledikten sonra. sanat v. Bu ılık ara süresinde kendi türümüzden olan insanlar. umuda daha çok sarılır. günümüzün insanından ayırtedilemez. Kültür ve ırk grupları arasında kesin bir bağımlılık kurulamamıştır. Musteriyanların ve daha sonraki insanların cenaze törenleri ve mezarları konusunda akla yakın gelen anlatımlar bulunabilir. Sibirya'daki küçük heykelcikler. İşte böylece. hatta alet yapan aletler de üretmekteydiler.

ama yay gerilince bu güç ağır ağır artar. tıpkı Kolombiya'da geçen yüzyılda yaşayan insanlar gibi. bu topraktan her bahar bitki fışkırırdı. Bunlara evsiz barksız göçebeler denilemez.v altındaki koca koca çöplük kalıntılarıyla hâlâ kolayca belirlenebilmckte. İspanya'da çağdaş insanlarca da kullanılmıştır. atlar ve başka yenebilir hayvanlar otlarlardı. öküzler. çoğalmış ve zengin bir kültür yaratmıştır. Vadinin kenarları uygun barınak sağlayan irili ufaklı sayısız mağaralarla doluydu. sürülerin geçtikleri yerlerde. Orinyak' lar. sığırlar. yeterince donatılmış olan avcılara çok elverişli bir alandı. kışları Tuna vadisi ya da Pontik steplerde otlarlar. Ama et sağlayabilmek için bir hayli kalabalık grupların verimli işbirliği. sonra gene yazlan geldikleri yere dönerlerdi. Avrupa çevresi. Yay yalnızca Fransa'daki Orinyak'lara özgüdür denilemez. Bunun insanın yarattığı ilk makine olduğunu söyleyebiliriz. Nesnel açıdan. Piedmostian avcılar.v. İştahlı bir nüfus için yeterli besin vardı. geyikler. yayın bükülmcsiylc enerji birikimi 1 Orinyak dcııcn kültürün gerçek te üç değişik kültürden oluştuğ u artık bilinmekte dir ama bu kitabın kapsamı açısından bu ay ırım ve karmaşıklığ a girmiyoruz. buz örtülerinin oluşturduğu ve hayvanların ilerlemelerine engel olan noktalarda kamp kurarlardı. Filler. Rus arkeologlarının bulgularına göre. Doğu ve Orta Avrupa'daki Picdmostian'lar ile Fran. Her yıl bu sürüler Rusya ve Sibirya'daki yaz otlaklarından göçer. Kireçli ovalarda filler. kamp alanlarının ustaca seçimi de bu bilginin elverişli biçimde uygulandığını göstermektedir. Kamp alanları.bilimsel uygulama kanıtlamaktadır. onlar da "paleolitik' bir ekonomi sürdürmekteydiler ama son derecede süslü ahşap evlerde otururlardı. geçim için insanların kendi yiyeceklerini kendi avlamalarını öngören bir ekono minin de yabana atılmaması gerektiğine işaret edebilir. Böylesine bir varsıllık. bu kalıntılar fil eti sağlamakta avcıların başarısını kanıtlamaktadır. bilmediğimiz atalarından edindikleri geleneklere kendi bilgilerini de katarak geniş bir kültür yaşamı yaratabilmişlerdir 1 .nimci güç kuşkusuz insan kasıdır. Av böylesine bol olup. Piedmost'ta bini aşkın filin kemik kalıntıları bulunmuştur. /ö. Kendim Yaratan İnsan F:4 41 49 . sürülerin gidip gelme alışkanlıklarına değin sağlam bilgi gerekliydi. kuzey geyikleri. İlk devi. Moravia'da Prerau yakınında Piedmost'da. bu araç mızrak fırlatma aletiyle yaydır. yaban sığırları ve yaban atları bu ovalarda otlardı. Vezere ve başka ırmaklarda sürülerle somon balığı bulunurdu.dir. birer mekanik araç sahibi oluşlarıdır. tepeleri buz kaplı dağlarla. besinden yana güven sağlayınca. Bugün Güney Amerika'da olduğu gibi o çağlarda da Dordogne. Rusya ve Orta Avrupa'daki ovalar açık tundralar ya da steplerdi. bu avcılar yarı yere gömük evler yapmakta da çok başarılı olmuşlardır. Her yaz esen sert rüzgarlar buzullar ve buz örtülerinin üzerini sıyırıp geçer ve bu ovaları ince bir tozla (löss) kaplardı. Çok soğuk olmakla beraber. en ilgi çekici buluşları. Fransa'nın ortalarında daha da elverişli koşullar vardı.sa'daki Magdalen'lcre kısaca değinmek gibi bu görüşü açıklamaya yeterli olacaktır. Avusturya'nın güneyinde Willendorfda ve başka yerlerde. Kiev yakınında Mezine'de. Bu elverişli çevreyi akıllıca kullanmasını bilen Orinyak'lar (Aurignacien) ve onlardan sonra gelen Magdalenler burada gelişmiş. bu evler grup grup mahalle ve köylere ayrılmıştı.

Magdalen'ler bundan baş ka. Resim çizme gücünün gelişmesi. parmağın çamura batırılmasıyla çizilmiştir.olur ve bir anda bırakınca da oku fırlatır. öğrendiklerinin geleneklerini de kendileri kurdular. perspektif veya ayrıntı hiç umursanmamıştır. Paleolitik heykeller ve resimler yalnızca gizsel "sanatsal güdülerin bir anlatımı değildir. Bu arada şunu da belirtmek gerekir ki. hatta bir miktar pers pektif de başarılmıştır. Çağdaş sanatçı Roger Fry mağaralardaki bu ürünlere merakla değil. kaldıraç ilkesine dayanarak gene insan kol kaslarının ürettiği gücü artırır. Mızrak atıcısı ise. yazı kadar önemlidir. Bu da belki ilk önce Magdalen döneminde icat edilmiştir ve bugün hâlâ Avustralya'da yerliler tarafından ve Eskimo'larca kullanılmaktadır. Eğer bunların ticareti yapılmışsa. mevsimlerin dikkatle izlenmiş olduğunu. Nasıl örgütlendikleri ise bugün bilinmemektedir. Ama büyü nedeniyle değeri olan bu kabuklar birer gereksinme değil birer süs ve lüks aracıdır. balık avlamaya dayanmaktaydı. Çocukluğumuzdan düz resimleri biliriz.dalen döneminin sonlarına doğru da yaban filleri yok oldu. Orİnyak döneminde. ama sadece bu zevk için resim ya da heykel yapmadı. mağaraların duvarlarına kabartma heykeller yaparlar. Özellikle mağara resim ve kazıları için bu geçerlidir. tavanlarına da çeşitli manzaralar kazırlardı. kilden hayvan modelleri yaparlar silahları belirli motiflerle süslerler. oltayla balık tutmasını ve başı çıkarılıp değiştirilebilen mızraklarla da balık avlamasını biliyorlardı. Fransız mağaralarındaki resimlerle izlenebilir. profil çizgilerdir. Bazılarımıza da durumu tersine çevirme. Onlar düz bir düzey üzerinde nesnelerin doğru olarak resimlerini yapmayı kendi kendilerine öğrenmeleri gerekmişti. yani kâğıt üze rinde uzaklık ve derinlik gösterme becerisi öğretilir. Bu insanlar fil ve sığır gibi iri hayvanları yakalayabilecek kadar büyük gruplar halinde yaşamış olmalılar. Nesneleri üç boyutta gördüğümüzü unutma yalım. tüylü gergedanlar yok olmuşlardı. Belki de ilkel bir ticaret aracılığıyla buralara gelmiştir. Ekonomi avlanma. Çoğu kez bu ürünler gerçek sanat değeri taşır. bu düz resimlerde nesneleri tanımayı öğreniriz. Fransa'nın ortasındaki mağaralarda da görülmüştür. ya da taş veya kaya üzerine kazılmış. Sanatçı kuşkusuz bunları yapmaktan hoşlanıyordu. çağdaş yabancıların yaşamlarına bakarak da anlayabililiyoruz. gün ışığı girmeyen kireç taşı mağaraların en kuytu köşelerine yapılırdı. Bu çağda ne Fransa ne de başka yerlerde besin sağlamak için bitki üretildiği veya hayvan yetiştirildiğine değin bir belirtiye rastlanmamıştır. Yukarı Paleolitik kültürlerin en şaşırtıcı ve ünlü yanı da avcıların sanatsal eylemleridir. bu ticaret o grubun ekonomisinde büyük rol oynamamıştır. daha ciddi ve ekonomik bir amacı vardı. Resimler genellikle. En eski örnekler. yahut sadece kömürle çizilmiştir. Av etlerinin korunması ve bulunması için. Magdalen döneminde ressam derinlik belirtmek için resimleri gölgelendirmeyi öğrenmiştir. bu nedenle bunları yalnızca iki boyutla belirtmek güçtür. Neyse. 42 . belki de nedeni bol bol avlanmış olmalarıdır. Oriııyak'ların ve onların sanatsal atalarının çocukluklarında resim kitapları yoktu. Ama kendi kendine yeterlilik ayrı yaşamak anlamına gelmez. Orinyak dönemine ait olduğu söylenen. gerçek sanat yapıtları olarak bakardı. Mag. Resimleri yaparken de sanatçı çok uygunsuz durumlara girerdi. çağdaş bilim için resim. Taş ya da fildişine yuvarlak şekiller kazırlar. Akdeniz'de bulunan deniz kabukları. besin toplama ve hiç değilse Magdalen döneminde.

yapma bir ışıkta çalışırdı: mağaralarda gerçekten taş lambalar bulunmuştur. Resimlerin hemen hemen tümü. aslına çok uygun birer portresiydi. taş parçalarına çizilmiş eskizler vardır. bunlar mağaranın duvarına çizilecek olan gerçek sanat yapıtının ön 43 . hayvanların. Ressam anlaşılan resimlerini canlı yapabilmek için çok uğraşırdı. Elimizde deneme resimleri. yakıt olarak yağ.sırt üstü yatar ya da daracık bir geçitte arkadaşlarının omuzuna tünerdi. Üstelik kısık. fitil olarak da yosun kullanılmış olmalı.

dışarda da avcıların vurup yiyebileceği canlı bir sığır bulunurdu. amaç açısından pratik bir sanattı. dış dünyada bir karşılığı bulunmalıdır. mağara sanatının bir büyü amacı vardı. üstelik bu karşılık yalnızca görülmez. bir de bakarsınız. sığırın göğsüne saplanmış bir ok da eklerdi. Bu nedenle Orinyak ve Magdalen sanatı. Sanatsal üretim gerçekte bir yaratma eylemidir.çalışmalarıydı. önce bomboş olan duvarda bir sığır belirmiştir! Bilimsel olmayan kafalara göre böylesine bir yaratıcılığın. yenilebilirdi de! Ressam duvara sığır resmi çizince. Başarıyı güven altına almak için sanatçı bazen (ama ender olarak) sığır resmine. kabilenin besini olan hayvanların sağlanması amacını güt mekteydi. Ressam boş duvara resmini çizer. Aynı biçimde Avustralya'daki Arunta'lar ve diğer çağdaş ■i Ġspanya'nın güneydoğusundan TaĢ devrine ait bir resimden ok ve yay 44 . Bu gözlemlerden anlaşılacağı gibi.

kalp. bir sanat okulunun resim defterleri olabilir. belirli konumlarda. çünkü bu deyim onları besin üreticilerinden ayırmış olur. bir kaç fırça darbesiyle ve en az çizgiyle bir geyik resmi ortaya çıkarmak ister. ok saplanmış olarak çizilmiştir. tek tek portreleridir. empresyonist resimlerdir ve şu ya da bu geyik ya da insan değil de. genel olarak geyik kavramını edinmiştir. ama yüz hemen hemen bomboştur. bu gücün kabileye av ve bitki sağlamakta yardımcı olacağına inanılırdı. Hayvan fizyolojisi hakkında bilgileri de vardı. Kadınların doğurgan güçleri bu taşların içinde olduğuna. Son olarak da. genel olarak geyik veya insan resimleridir. bu görevleri için özel olarak yetiştirilmişlerdi. Şu ya da bu geyik yerine. Sanatçı-büyücüler uzmandı. o çağ insanlarının zooloji bilgilerinin düzeyini gösterme açısından bir değeri olduğunu da belirtelim. İspanya'nın doğusundaki resimler daha sonraki bir döneme ama belirgin bir sosyal geleneğe aittir. Ressam artık canlı bir geyiğin portresini yapmak ya da resmi canlı bir geyiğe benzetmek amacında değildir. Bir Aruna şöyle yanıt verebilir: "Bu törenler.pan mağarasında. Bu da Magdalenlerin soyut düşünceden yoksun oldukları anlamına gelmez. o çağ hayvanlarının. Magdalen ve Orinyak sanatı somuttur. Sanatçılar gerçi uzmandı ama gene de grubun avcılık eylemlerinin dışında tutulmazlardı. Resimler hayvanların. güç erişilen bir kuytu köşede. Öte yandan. çakıl taşları üzerinde resim denemelerine rastlanmıştır. Yalnızca. Bunun anlamını kendileri de farketseler "besin avcıları" deyimine hemen karşı çıkarlar.besin avcıları yenir hayvan ve bitkilerin bollaşması için danslar ve başka törenler düzenlerler. Piedmost ve daha ender olarak Orinyak yöre lerinde taş ya da fildişindcn oyulmuş küçük kadın heykelciklerine rastlanmıştır. Üstelik artık somut düşünmeye de alışmıştır. gerekli bitkilerin bolca yetişmesi için yapılır. yaralı bir sığır resminde. zaten ancak bir avcı gözüyle yakından hayvanı izleyen ve tanıyan insanlarca başarılabilirdi. Magdalen'lcr kuşkusuz modern zoolog gibi bu türleri tanırdı. Magdalen döneminden kalma büyülü bir resmin önünde gençlerin bacak ve kalça izlerine rastlanmıştır. kuşkusuz. Öte yandan. kişisel her bir ayrıntıyı. Montes. Hatta. Hiç değilse kalbin önemini biliyorlardı. Hayvanların gerçek boyutlarında ve çeşitli biçimlerde çizilmiş olan bu resimler. çeşitli zamanlarda ge yikleri 45 . gerçek dünyada geyik sayısını arttırmak için. Dordognc'da bulunan Lcmeuil gibi. bazı taşlarda ise. hatta balık ve geyiklerin bile kaç tür oldukları anlaşılabilir. Bu da. Genellenmiş hiçbir yanları yoktur. düşüncelerinin elden geldiğince somut olduğunu gösterir. Buz Çağından sonra resimler oldukça tutucu bir türe yönelmişti. bugün yaban kabilelerindeki erginlik törenlerini anımsatır. Böyle olunca da saygınlık ve yetki sahibiydiler. Yukarı Paleolitik sanatın. besin sağlayan hayvanların ne denli incelenmiş olduklarını gösterir." Resimler. Resimlerden. tıpkı ekip biçmek gibi. sanki usta eliyle yapılmış düzeltmeler de vardır. Genellikle bedenler çok düzdür ve seks organları abartılmıştır. başka büyü törenleriyle de ilgiliydi. Paleolitik sanatın diğer ürünleri de büyü sayılabilir ama amaç ve kullanımları başkaydı. Bu taşlar. Çizgilerinin aslına uygunluğu. onların örgütlerinde bu durum geçerliydi. Her ne olursa olsun sanatçı iyi yetiştirilmiş bir uzman olsa ge rek. bu resimler daha cansız ve daha az kişiseldir. tıpatıp benzeyen bir geyik resmi kadar bir iki çizgiyle belirtilen geyik resminin aynı düzeyde etken olduğunu da öğrenmiştir.

av ve besin toplama ekonomisiyle elde edilebilen bolluk. Eski Taş Çağında. fil. İnsan ekonomisini tümden değiştiren i lk devrim. bu hayvanların avlanmasına dayalı olan kültür de yok olmuştur. ancak yirminci yüzyılda. "besin üretici" denen yeni bir ekonomi yaratmışlardır. pek kusursuz olmasa da. Fransa'daki Magdalcn kültürü bu upuzun sürenin en parlak başarısıdır. en genc l. Burada anlatılanlarla. İnsan. Ama bu düşünceyi kanıtlayacak bir belge henüz ortaya çıkmış değildir. Magdalen'ler başarılarını özel bir çevreye başarıyla uyum sağlamış olmalarına borçludurlar. Hatta belki de Avrupa'daki Orinyak ve Magdalen avcıların zamanında bile başka kıtalarda başka insanlar bitki üretmeye ve hayvan yetiştirmeye başlamışlardı. stepleri ve tundraları ormanlar kaplayınca. Buz Çağının bitiminden hemen sonra insanın (daha doğrusu bazı toplumların) çevresine davranışı köklü bir değişiklik geçirmiş. yeni Pleistosen döneminde. İnsan ekip biçmeye. tek geçim yolu besin toplamak ve avlanmaktı. jeolojinin pleistosen çağında. devrimsel olarak nitelendirebiliriz. sağladıktan sonra da seçmek için çeşitli yöntemler getirmiştir. Yukarda anlatılanlar. insanın ya da insana benzer yaratıkların yeryüzünde eylemde oldukları süreye oranla çok kısadır diyebiliriz. "Besin toplama" deyimi altında çeşitli yaşama türlerinin toplandığına ancak bu deyimle yanlış anlamlara da sapılabileceğine işaret edilmiştir.birbirlerinden ayıran özellikleri bir yana bırakarak. Bunların arasında bazılarını. BÖLÜM NEOLĠTĠK DEVRĠM Buz Çağının uçsuz bucaksız süresince insan.leşmiş biçimi simgeleştirmiştir. Buz sonrası dönemin en çok on beş bin yıl sürdüğü sanılır. İnsanın başat oluşu yavaş yavaş süregelmiş.000 yıldır. Elimizdeki bilgilere göre. Buz Çağından bu yana geçen süre. Arkalarında böylesine görkemli anıtlar bırakmamış olan başka insanlar da. Buz Çağı geçip de. Doğa'ya karşı davranışında hiçbir değişiklik yapmamıştır. incelik ve nüfus yoğunluğuna biraz ışık tutmaya çalışılmıştır. I. Eski Taş Çağında. Oysa neolitik devrimin başlangıcı ve yeni ekonominin yaratılması. sığır. doğa ile işbirliği sonucu doğaya başat olmanın yollarını bulmuştur. Bugüne dek arkeoloji bilimin bulgularına göre. bu değişim tüm insan türü için devrimsel yenilikler yaratmıştır. oysa ondan sonraki süre de en az 250. ama bulduğunu daha iyi sağlamak. Ne bulduysa onunla yetinmiştir. etkenleri ağır ağır birikmiştir. Bölümdeki ölçeklerimize göre. seçmesini bilerek yenilebilir ot. insan gelişimini göstermektedir. kök ve ağaçları geliştirmeye 46 . Bunu sayıyla anlatmak gerekirse. Avrupa'daki Magdalen'ler tarafından gerçekleştirilmiş değildir. at ve geyikler Fransa'dan göçiip gitmişler. bitki yetiştirmeye. Profesör Menghin ve başkaları bu tür düşünmeye yönelmişlerdir. insanı besin kaynağına başat kılmıştır. V.

Örta Avrupa'da ve Orta Çin'de başat olan ekonomi yüzyıllarca çiftçilik olmuştur. ekin olgunlaşırken otların ayıklanması. Ama bu ekimde. verim oldukça yüksektir. Anadolu ve Hint uygarlıkları. Bu iki aşama birbirine yakından bağlantılıdır. tarım başladığı çağlardan bu yana iklim çok değişmiştir. Tarlanın hazırlanması ve ekilmesi kuşkusuz büyük çaba ister. tarlaların gözlenmesi gerekir. mısır. Ama günümüzün ekmeğinde kullanılan buğday genellikle üçüncü bir türdendir (Triticum vıılgare). tatlı patates bugün bile pek çok insanı beslemeye yeterlidir. düşük kaliteli bir buğdayın atasıdır. bazıları da hayvanları evcilleştirmekteydi. Anadolu'da ve Kafkaslarda. Bu bitkilerin sağladığı besin gücü yüksektir. tahıla yönelik ekonomiler üzerine kurulmuştu. en önemlisi de ekim için gerekli işçilik çok vakit almaz. öbür uygarlıklara karşın. biz burada birinci görüşü ele alacağız. Bu uygarlıkların tarihi. öbürüne Filistin ve belki İran'da rastlanır. Her ikisi de yaban otu olarak dağlık alanlarda yetişir . gerekse arpa. Her neyse. Gerçi bu uğraşı buğday yetiştirmek kadar çok çaba istemez ama daha uzun sürer. Bazılarına. bilinçle ya da rastlantı olarak aşılanma yapılması sonucu yaban ot tohumlarına oranla beslenme gücü çok daha yüksek bitkiler elde edilmiştir. Mısır. Bazı bilginlere göre. Kırım'da. ekin yetiştirme döneminden önce uzun süre otlak ve çayırlardan beslenme süresinin yer aldığını söyler. 47 . PiNeolitik Çapalar rinç. bu türden çok daha üstün bir tahıl elde edilebilir. Bu çabalar mevsimliktir. Ama bugün bize dek varan yüce bir kültür birikimine en çok katkıda bulunan uygarlıklarda ekonominin temelinde buğday ve arpa vardır. tohumlar kolayca saklanıp barındırılabilir. Gerek buğday. özellikle Alman tarih okuluna göre de. Akdeniz havzası. Bu nedenle. bitki çoğrafyası ile iklime bağlıdır.birine Balkanlarda. triticum dicoccum kiiçük. Buğdayın atası olan iki yaban otu bilinmektedir: gernik ve triticum dicoc. tarih öncesi çağlarda Orta Avrupa'da üretilirdi. tarlaların hiç bakım istemediği süreler vardır. ekin yetiştirme hayvan beslemeden daha eskidir.başlamıştır. Germik. evcil hiçbir hayvanı olmadan ekin yetiştirerek geçinir. yaban otlarının evcilleştirilmiş tür lerdir. arpa. üretilerek. Ekimden hemen önce ve sonra. akdarı. yerelması. Karşılığında besin. başka varsayımlarla konuya eğilen Vavilov buğday üretiminin başlangıç yeri olarak Afganistan ve Kuzey Batı Çin'i öne sürmektedir. Bugünkü yetişme biçimi aldatıcı olabilir. bu sürede de başka uğraşılara yönelebilirler. tohum için en iyi bitkinin seçimiyle. bazı insan grupları ekin yetiştirirken. kısaca bunlara değineceğiz. hâlâ da Anadolu'da yetiştirilir. Bugün bile pek çok kabile. arkeologların bulgularına göre en eski çiftçiler evcil hayvanlarla değil yalnızca çiftçilikle ve b elki de biraz avlanarak geçimlerini sağlamışlardır. barınak ve bakım sağlayarak bazı hayvanları evcilleştirmeyi ve kendine bağlamayı da başarmıştır. buğday. Ekini yetiştirenlerin bol bol boş vakti olıır. Oysa pirinç yetiştirenler bundan yoksundur. Konumuzu daha iyi aydınlatabilmek amacıyla. Pek çok bitki. Anadolu ve Batı Avrupa'da üretilen en eski buğday türüdür ve bugün de hâlâ yetiştirilmektedir. çok daha genişlemesine incelenmiştir. Pek ender olarak bazı bilginler de. ama biz dikkatimizi buğday ve arpa ya dayalı ekonomilere çevireceğiz. ekinin biçilmesi için de toplumun tümü birlikte çalışır. ekim yoluyla sağlam bir besin türü sağlayabilir. bu türün atası bilinmemektedir.cum.

insan çabası arttıramazdı. Beslenecek ağız arttıkça. Sonra. önccieri boş ya da çok ıssız olan alanların birdenbire kalabalıklaşması ancak böyle yorumlanabilir. Bazı yörelerde. Çocuklar da ekonomik açıdan yararlı olmaya başlamışlardır .Belki Germik ile bilinmeyen bir otun aşılanmasından oluşmuştur. kendi ekonomilerini henüz örgütlendirmemiş bulundukları da söylenebilir. ansızın. bulabildikleri besin maddeleriyle sınırlıydılar . buradaki halkın da çiftçilikle uğraştığı bellidir. Anadolu'da. Gerçekten de toplama ve avlanma uğraşıları geliştirildikçe. Ama bu aletler binlerce yıl süresince birikmiş olduğundan belki de çok seyrek bir nüfusa işaret etmektedir. Avcı nüfusun. Filistin'de. Bu kaynağı. gerek besin bitkilerinin kaynağı kuruyacaktı. erişebildiği kaynaklara sayı bakımından uyduğu görülmektedir. kalabalık köylerle çevrili olduğu anlaşılan kıyılara rastlanır. İran ve Afganistan'da ve Türkistan'da bu türe rastlanmıştır. tahıl üretiminin Filistin yakınlarında başlamış olduğu savı ileri sürülmektedir. yenilebilir kökler ve böğürtlen gibi bitkilerin nüfusu sınırlamış olduğu bir gerçektir. bir tek özekte ya da bir çok yerde mi yapıldığı bugüne dek bilinememektedir.Ö. Gerçi beklenilen bu nüfus artışını kanıtlayıcı "nüfus istatistikleri" yoktu. Besin kaynağını arttırmak için daha çok tohum ekmek. Arpanın yaban ataları da dağ otlarıdır. Kafkasya'da. Türkistan. Avcılara. büyücüler ne derse desin. Bu mağaralarda yaşayanların (bunlara Natufian'lar denilir) başka yörelerdeki daha gelişik gruplardan bazı kültür unsurları edinmiş geri kabileler oldukları. Bu nedenle yeni ekonomiyle birlikte nüfusun da artmış olması olasılığı yüksektir. bu da nüfus eğrisinde görülebilir. Besin toplayan topluluklar. Koyıın ve sığır sürülerine kızlı erkekli çocuklar bakabilir. Fayum çukurunu bir zamanlar doldurmuş olan gölün çevresinde bol sayıda Eski Taş Çağı aletlerinin bulunmuş olması gerçekten ilginçtir. ekecek el de çoğalır. Birinci çavlandan Kahirc'ye kadar uzanan Nil vadisinde gelişmiş köylerle bezeli dizi dizi yerler vardır. çocuk yük olur. Kuzey Afrika'da Marma rika'da. bir noktadan sonra gerek av hayvanları. Aile kilerine katkıda bulunacak yaşa gelinceye dek bunların beslenmesi gerekir. daha geniş alanları ekime açmak gerekir. balık. Ekimin nerede başladığı. Nüfusun hızla artmış olduğunu arkeologlar saptamışlardır. Oysa küçücük çocuklar bile tohum ekmekte. bir devrim olarak ilgili herkesi etkilemiş olmalıdır. Vavilov'un yöntemlerine göre de arpa üretimi özekleri Etiyopya ve Güneydoğu Asya'dır. Besin üretimi ekonomisinin başlangıcı. Filistin'de barınak olarak kullanılan mağara kalıntılarında orak ile ilk devrimle ilgili olmayıp besin toplama ekonomisine özgü bazı alellcr bulunduğundan.av hayvanları. 3000 48 . kuşları kurtları kovmakta yararlı olabilir. tümü de aynı zamanda başlamış ve M. Mezopo tamya. Ama bu nüfus artışının gerçekleştiği varsayımı da kabul edilebilir. İran ve Hindistan'da bulunan en eski buğday tohumları bu türdendir.

bir iki yüzyıl içinde. süslii halta lüks tahta evlerle bezeli yerleşik köyler vardı. bu toprak da verimsizleşinceye dek bu yöntem yenilenir. Gene de Avrupa'da Yeni Taş Çağı 2000 yılı aşkın bir süreyi kaplamıştır . nüfus kalabalık değildi. Afrika ve Güney Amerika'da ekim yapmak demek çalılıkta ya da ormanda bir parça toprağı bulup temizlemek. ancak seyrek bir nüfusa aittir. kıyı boyunca ya da ırmakların yanı başındaki göllerin kıyılarında avcı ve balıkçıların yerleşme alanlarını buluyoruz. Bunun üzerine yeni bir toprak parçası temizlenir. o zaman da. gübrelenmez. çok iri taşlardan yapılmış mezarlarla bezenmeye başlamıştır. Bunların da kayıkla İspanya'dan Orkney'i dönerek ve Kuzey Denizini aşarak geldikleri düşünülürse.dı. Pasifik kıyılarındaki kara ve deniz avcısı kabilelerin yaşamından. Bu bölgelerde. Öte yandan. Eski Taş Çağına ait tüm iskeletlerin sayısından birkaç yüz kat fazladır. dcrli toplu. Kuzey Avrupa'nın ormanlık ovalarını ele alalım. diyebiliriz. önce Danimarka. bu koca mezarların mimarı olan ilk çiftçilerin ilk göçmenler olduğu da söylenebilir. gerçekten de bazılarında 200 iskelet bulunmuştur. bir kaç bin yıllık sürelerde birikmiş olabilir. ormandaki kumluk düzlüklerde de aynı duruma rastlarız. uydurmadır. geçen yüzyılda. Mezarlardan anlaşıldığına göre. Bu durumda. Toprak sürülmez. Şimdilik bu konuyu burda keselim. Bugün bile Asya. Böylesine mezarlıklar yapmak için büyük güç gerekirdi. yerleşme alanına yakın topraklar tümden 49 .len'ler de kuşkusuz kuşaklar boyunca aynı mağaralarda barınmışlar . birkaç göçmen ailesi tüm üyeleriyle yol olmuştur ya da tarım olanakları aramak amacıyla kuzeydeki doğa kaynaklarını ince lemek için yola çıkan göçmen kafilelerindeki yaşlı avcılar ölmüştür ve bu mezarlar yapılmıştır.bu da Eski Taş Çağının süresinin yüzde birinden azdır! Kanıt üstüne kanıt yığmak gereksizdir. Öteden beri çiftçinin yerleşik yaşamına karşıt olarak "evsiz barksız avcı"nın göçebe yaşamı gösterilir. Tarıma başlamakla yerleşik bir yaşam türü seçmek birbirine ka rıştırılmamalıdır. ilk gelen göçmen nüfusunun kabarık olmadığı düşünülebilir. aradan bir kaç mevsim geçince verim gözle görülür biçimde düşer. Kuzey Almanya ve Hollanda. bazı ekim türleri de ekicileri bir çeşil göçebe yaşamına zorlar. Ancak ilk devrimin ardından -ama hemen ardından. çapa ya da sopayla kazmak. Derken. tohumu ekmek. bu kanıtların yöneldiği sonuç da belirgindir. sonra da ürünü kaldırmak demektir.yıllarına dek ağır ağır gelişmiştir. Son olarak şunu da belirtelim: Avrupa'da Yeni Taş Çağına bağlanılan iskeletlerin sayısı. Bu yörelerden toplanan kalıntılar. yalnızca ertesi yıl yeniden ekilir. Demek ki o sıralarda nüfus artışı çok hızlı olmuştur. Buz Çağından sonra. Çok geçmeden.kendi türümüz gerçekten hızla artmaya başlamıştır. Bu ilk ya da "neolitik" devrimin doğurduğu diğer sonuçlara daha sonra değineceğiz. Bu karşıtlık gerçekdışıdır. hemen ardından da Güney İsveç. Buz Çağında Fransa'da yaşayan Magda.

İki ekin arasında sel olduğu sürece. koca ırmaklar ve sel sularının ağzında biriken kumlu çamurlar. Üstelik bir kaç yılda bir ormanın bir başka yerini söküp temizlemek de çekilir iş değildi ama yeni bir çözüm bulmaktansa. kaçmak. Bir yıl önceki ekinin topraktan çekip aldığı kimyasal maddeler bu çamurun içinde vardır. Göçebe bahçe kültürü en ilkel ekim türü olmakla beraber. İşte böylece. Bugün de Assam'da Ncgas'lar. Yatak düzlenip de sular daha yavaş akmaya başlayınca. Sinai Dağının tepesinde fırtına koptu mu. yeni toprak da getirirdi. Nil ırmağının her güz ardında bıraktığı çamurda akdarı tohumlan dağılır. çoğunlukla çapa ekimi ya da bahçe kültürü denir. Çok geçmeden bu ekicilere Doğa bir sorun yöneltmiştir: Toprağın kıraçlaşması sorunu. Şimdi kıraç ya da çöl olan topraklar şeridinde. bu yol daha kolay sayılırdı. tropiklerin büyük ormanları arasında ekime en elverişli topraklar çoğunlukla ovalardaki tepelerden akıp gelen toprak birikimleriyle. ne de en eski türdür. kolayca yenileri yapılır. başka yörelere gitmektir. sel artıklarıyla sağlanır. 50 . toprak böylece her yıl yenilenmiş ve gübrelenmiş olur. ekicinin artık göçebe olması gerekmez. çünkü ekilebilir olan yer ne olsa sınırlıdır. ılımlı kuzey ormanlarıyla. Doğu Sudan'da Hadcndoa'da. Bazı Alman kabileleri arasında. yeter ki bol bol ekilir toprak bulunsun ve ekiciler. Alman kabilelerinin her an yerleşme alanlarını değiştirmeye hazır olduklarını yazar. nüfus kısıtlanır. Ev eşyaları. ekinlerin üremesi için belirsiz yağmurların sağlayamadığı ıslaklık. çölde yaşayan Araplar taze taze akan çamurlara hemen arpa tohumu eker. Doğal sulama koşulları altında. Gerçekte bu çözüm güzeldir. Oysa boşuna çabadır. Sel suları dağ yamaçlarından akarken topladıkları kalıntıla rla sarı ve çamurlu bir hal alır. Her neyse. Bununla başa çıkmanın en kolay yolu. yalnız ekini sulamakla kalmaz. yıllar yılı aynı toprak parçasını ekebilir. sonra filiz salardı. çölün kısır kumlan ve kuru kayalarının ortasında cennet gibi yükselir. kolayca taşınacak kadar basittir. belirli sürelerde yataklarından taşan ırmakların vadilerindedir. hasadı beklemeye koyulurlardı. Yukarda anlatılan. tarımın en basit biçimidir. hatta Sudan'da buğday ekicileri arasında da bu yöntem geçerlidir. tarih öncesi çağlarda Alp'lerin kuzeyinde Avrupa'da baştan başa bu yöntem sürdü gitti. bizim çağımızın başlangıcına dek sürmüş de olabilir: coğrafya bilgini Stra bon. Evleri derme çatına olduğundan. başka yörelere yerleşir. İş buraya varınca insanlar yola düşer. ne en basit. göçebelikle bağdaşamayacak gelişim ve rahatlık aramasın.kıraçlaşır. bu çamur yol boyunca toprağa çöker ve böylece bol bol çamur katmanı oluşur. El Ariş vadisinden aşağı seller de aktı mı. Bu kuru bölgede. Seller böylesine kullanılınca. Bu topraklarda. Amazon havzasında Boro'lar gibi pirinç ekicileri arasında. otura otura kendiliğinden yıkılacak duruma gelmiştir.

Bu nedenle Perry'nin savı. Yakın Doğu ve Kuzey Afrika'da arkeologların incelediği en eski. Sel. tahıl üretimi herhalde ilk kez Afrika'dan Batı Avrupa'ya yayılan çapa ekicileriyle. böylece yeni filizlenen bitkileri söküp götürmez. çünkü buğday ve arpanın yaban ataları Balkanların kuzeyine düşen bölgelerde yoktu. ancak göçebe bahçe kültürüyle gerçekleşebilmiştir. keçi ve 51 . Avrupa'ya gelince. Tuna havzasından Belçika ve Almanya'ya göçedenler tarafından tanıtılmış olmalı. bir dizi bataklıktan oluşurdu. Böylesine bir girişim de ancak elverişli aletlerle donatılmış. yer yer de. Bu ekonomi "neolitik" çağın özelliğidir. karışık çiftçiliktir. Kuzey Suriye Irak ve İran ovası. Tahıl yetiştirme düşünü kuşkusuz çabuk yayıldı. Bu tohumlardan bir avucu Nil sellerinin getirdiği çamurlara serpildi mi. temel endüstri. Nil'in düzenli ve güvenilir taşması nedeniyle. Nil Vadisi. sulama en eski tarım yöntemidir. Doğal sulama da böylece tüm tarım yöntemlerinin başlangıcı olur. Besin üretiminin nasıl çıktığı ve geliştiği. Anlaşılan Nil sellerine dayanan tarım. ekilmiş tüm tahılların ataları iirer. tahıl ekimi için çok elverişli bir bölgedir. her güz düzenli biçimde taşar ve yatağını aşar. Doğal durumunda. örgütlenmiş büyükçe bir toplumun işidir. Besin olarak beslenen hayvanların sayısı çok değildi.Bu tür tarım. Özellikle Nil Vadisi. Nil Vadisine en eski tarımcılar yerleştiği vakit. çok başka ve daha az elverişli olan İran ve Mezopotamya'ya yayılmış olmasının nedenlerini anlamak güçtür. karışık çiftliğe nasıl dönüştüğünü araştırmak daha elverişlidir. Yakın Doğu ve Kuzey Afrika'da yağmurlar şimdikinden daha boldu. tarım yörelerinin hemen hemen tümünde. Nil Vadisinin ender koşulları altında gelişen bir yöntemin. Perry'nin tarımın başlangıcı olarak Mısır topraklarını göstermesi kuşkusuz yalnızca bir kuramdır ve daha önce belirttiğimiz gibi. tarıma geçmeden önce. besin olarak yaban buğdayı ve arpasını kullanmış olmaları gerekir. Bu hızlı yayılım. kavurucu sıcaklar geçtikten sonra gelir. sık ormanlar ve içinde barınan gergedanlarla başka korkunç hayvanlar gezinirdi. ancak buğday ve arpanın atası olan ya ban bitkilerinin yerel olduğu bölgelerde gerçekleşebilmiştir. çaba ekiciliğinden sonra gelmiş ve bu türden gelişmiştir. Besin toplayıcıların. Mısır'da tarım hiç de basit değildi. bu nedenle de ekin üretmek için tek yol sulama olamazdı. Bu alanı ekilebilir topraklar durumuna getirmek için önce bataklıkları kurutmak ve tehlikeli hayvanları uzaklaştırmak gerekirdi. Etiyopya ovasında muson yağmurlarıyla kabaran Nil. tahıl üretiminin yanı sıra besin olarak hayvan da yetiştirilmekteydi. koyun. Öte yandan. Mısır'daki en eski tarım köyleri kadar eski olmasa da onlara yakın bir tarihe dek uzanan sayısız tarımsal köylerin kalıntılarıyla doludur. insanların bilinçli olarak tohum ekip büyümesini bekledikleri yolundadır. Avrupa. tarımın Filistin kaynaklı olduğu savı kadar bile kanıtı yoktur. boynuzlu hayvanlar. Perry'nin görüşüne göre. Gerçekten de tahıl ekiciliğin nerede ve nasıl başladığını araştırmaya değmez.

yağışlar iki iiç yıl azalınca. belki Pirene'lerden ya da hiç değilse Balkan'lardan doğuya. Daha önce de belirtildiği gibi. Yaban koyunları da aynı uzantıda ama üç ayrı tür olarak yaşamıştır. çünkü onlar da su ardında vahalara yönelmiştir. Daha sonraki çağlarda ya da başka ülkelerde bu hayvanlara başkaları. kaplan ve kurtların saldırısına uğrar. her iki tür de dağlık yöreleri sever. besin üretimi ekonomisinin kurulduğu dönem aynı zamanda ilk çiftçilerin belirdiği ve yaban atalarımızın tahıl yetiştirip evcil hayvan ürettiği yarı tropik bölgelerde iklim krizinin baş gösterdiği dönemdir. aslan. daha doğuda da Orta Asya topraklarında argal koyunları yaşamıştır. koyun ve keçiler de tümden çöl olmadıkça kurak topraklarda da yaşayabilir. uryal koyunlarının yeri ise daha doğuda. Bu tehlikeler insanlara da yöneliktir. Ama bu gerçek yaban koyunlarının Afrika'da görülmeyişi nedeniyle Mısır' ın karma çiftçiliğinin başladığı yer olabileceği sanısını zayıflatır.domuz. En eski Mısır koyunu uryal türi'ındendi. Muflon koyunları Akdenizdeki adalarda ve Türkiye'den Batı İran'a dek Yakın Doğu'da üremiştir. özellikle kümes hayvanları eklenmiştir. aynı nedenlerle avcılar bile derelere ve vadilere sık sık uğramaktadır. yer yer vadilerle bezeli uçsuz bucaksız çöller alır. Hububat yetiştirme uğraşısının beşiği olan bölgelerde bugünkü çiftlik hayvanlarımızın atalarının yaban olarak yetiştikleri okuyucunun dikkatinden kaçmayacaktır. Kuraklık baş gösterdi. Çok kurak bölgelerde yağmurun biraz azalması bile çok olumsuz sonuçlar verir. giderek türleri azalan hayvanlara da bir şeyler vermesi gerekir: ekin kalıntıları hayvanlar için elverişli bir otlak olabilir. İlk başta. Domuzlar bataklık ya da ormanlık toprak sever. Himalaya'lara dek yayılmışlardır. Yılda otuz santimlik bir yağmurla rahatça yaşayabilen bir kaç hayvan türü. Artık hem avcı hem de av kuraklık tehlikesine karşı güç birleştirmiştir. Kuzey Afrika ve Arap Yarımadasını sulayan sağanaklar Avrupa'nın üzerine kaydı. artık nüfus durumuna düşer. Afganistan ve Pencap'taydı. Çayır ve otlakların yerini. Ot yiyici hayvanlar besin ve su bulabilmek için. doğal olarak sulanan vadilerde hatta çok sık olmayan ormanlarda bile yaşayabilir. seyrek olan kuraklık sertleşti ve daha uzun sürdü. Avrupa buz örtülerinin erimesi ve bunların üzerindeki yüksek basınç ya da antisiklon'ların kasılması sonucu Atlantik'ten gelen ve yağmur taşıyan düşük basınç kuzeye yöneldi. Avcı aynı zamanda hayvan iireticisiyse. vahalara üşüşür ama alanlarda et yiyicilerin. Afrika'da yaban koyunu yoktu. bu değişiklik ansızın olmadı. Kuşkusuz. üretici artık yarı aç koyunların ve yaban öküzlerinin ekin alanlarına girmesine 52 . en eski Avrupa koyunları da öyle. giderek azalan dere lere ve su birikintilerine. Yaban keçileri herhalde Avrupa ile Asya'yı ayıran dağlar boyunca yaşamış olmalı. Türkistan. Boynuzlu hayvanlar bol otluk ister ama iyi sulanan steplerde. Oysa muflon koyunu Mezopotamya'daki en eski anıtlarda bile uryal koyunuyla birlikte görülür. Ekin kaldırıldıktan sonra.

bu yaşama özgü iklim özelliklerinin sürüp gitmesiyle ve uygun hayvanların avcı insanların barınak yerlerine gelmeleriyle gerçekleşebilirdi. sığır. İlk başla cvcilleştirilmiş hayvanlar anlaşılan besin olarak. Böylece hayvanların üreme süreçlerini. yani sermayeyi yemeden sağlanabilmekteydi. Belki de otlak olarak kullanılan toprakların ekime daha elverişli olduğu sonradan anlaşılmış. insana yakın yaşamaya alışır. Oysa insan. Yeniden ekim vakti gelince.Ö. buzağı ve oğlağın süt emişini yakından izlemesiyle başlamış olmalı. aynı zamanda insana bağlı hayvan sürülerinin beslenmesi de böyle başlamış olmalıdır. kuşkusuz tarih öncesi avcıları da. kuzu ve 53 . Aynı zamanda da bu yeni olanaklarla hayvanların alışkanlıkları ve yaşam biçimlerini yakından izleyebilir. Ama öğrenildiği an da süt temel bir besin maddesi olmuştur. Böylesine yan evcil çeşit çeşit hayvanların. kolayca yakalanacak av niteliğinde okluğunu anladığı an. büyüklü küçüklü her çeşit hayvan sürülerini kendi barınak çevresine sokmuştur. kendi yiyecek artıklarını da vermiştir. Bunlar insanlara bağlı kaldılar ve ardlarından gittiler. hayvanları kovup sürmez. Bugün avcılar. Hayvanların sağılması ise. koyun. Buna karşılık bu hayvanlar da evcilleşip. böylece evcillcşlirilemeyen yabanları seçmez. seçenekli üreticiliğe de başlamış demektir. bunları yiyecek aslan ve kurtları kovabilir. hayvan evcilleştirmeye başlamış demektir. Bilgiye dayanarak davranışlarını yürütür. Üstelik bu besin. En sessiz ve uysal boğayı ya da koçu öldürmeye başladığı vakit. beslen di. kesip yenemeyecek kadar da cılızdır. böylesine artması sonucu. Bu sonuç. en genç ve en evcilini öldürmemeyi öğrenecekti. diğer buzağı. M. Kuşkusuz çeşitli hayvan türleri üzerinde denemeler yapılmıştır. İnsan. İyi bir rastlantı olarak. bu hayvanların huyunu suyunu inceleyebilir. hatta artan besiniyle onları besleyebilir. insanın kuzu. Kuraklığın. üretici yalnızca yaban hayvalarının yavrularını değil. 3000 dolaylarında Mısırlılar antilop ve geyik sürüleri beslemişlerdir. düşman hayvanları korkutsun diye köpeği kendi barınağından kovmamış. gübrenin değeri ergeç öğrenilmiştir. Gerek bu gerekse bilmediğimiz nice başka deneyler başarısız olmuştur. Bundan sonra artık bu et birikimini dikkatle ve aşırılığa kaçmadan kullanmayı öğrenmesi gerekiyordu. dişili erkekli. hoşlandıkları için ya da tören amacıyla yaban hayvan yavruları beslemeye alışıktır. besin ve su gereksinmelerini de öğrenir. İşte seçenek gene uygulanmıştır. daha yumuşakbaşlıları yeğler. Başka kullanımlar daha sonra bulundu. keçi ve domuz da vardı. Hayvanları gereksiz yere kor kutmamayı. hayvanı öldürmeden. yalnızca uysal ve yumuşak başlı değil. En iyi süt veren hayvanlara ilişilmemiş. Asya'nın kurak alanlarında inek. tam tersine onları uygun otlak ve sulak yerlere götürür ve et yiyici hayvanlara karşı korur. Bu hayvanlar başka yerlere kaçamayacak kadar zayıf. İşte.karışmaz.

Beslenen hayvanların sayısı azsa. Tarlalara ve evlere bakmak için pek az kişi geride kalır. salt kırsal ekonomi başlar. Hayvan yemi olarak özel ekim yapılıp ürün biriktirilir.oğlaklara oranla bunlar beslenmiştir. kışın karla kaplı olan dağlar yazın çok elverişli birer otlaktır.Ö. Bu çobanlar yanlarında buğday. yaban hayvanlarından koruması. M. Asya' da pek çok insan bu tür bir yaşam içindedir: Arap yarımadasındaki Bedeviler. Birkaç çocuk ve gence de hayvanların bakımı verildi mi. toplumun bundan başka bir iş görmesi gerekmez. bu özellikleri hayvan üretimiyle birlikte yeniden gözden geçirmeliyiz. Böyle olunca da toplumda belirli kişilerin sürüleri dağlara götürmesi. böylece kumaşlar dokunmuş. Salt kırsal ekonomi bilinen bir yaşam türüdür. Oysa Mezopotamya'da bu tarihten çok önce koyunlar yünleri için üretilmekleydi. odak yerinin genişletilmesi gerekebilir. daha önce anlatılanlar geçerlidir: hayvanlar ekin toplandıktan sonra tarlada. toplumun büyük bir bölümü sıcağın kasıp kavurduğu vadiden kalkıp sürüleriyle birlikte daha serin olan dağlık bölgelere çıkar. arkeologlara ipucu sağlayacak pek az iz bırakmışlardır. arpa ve başka donatımı da birlikte götürmesi zorunlu olur. toplumun bir kesiti hayvanlarıyla birlikte yazın dağlara göçer. mağaralarda değil. ya da post dövülerek kullanılmıştır. Belki daha önce bitki saplarına uygulanan yöntem bu postlara uygulanmış. Oysa sıcak ve kurak ülkelerde. Yün. ya da kuru mevsimde yiyecek bulmaları için hayvanlar çok uzak yerlere götürülür. başka mevsimlerde de yerleşme alanının çevresindeki otlaklarda otlatılır. Basit üretimin temel nitelikleri daha önce belirtildi. sapan sürmek. tuğla duvarlara bağlanan çadırlarda yaşamışlardır. (Tahta 54 . Doğu Sudan'ın bazı yöreleri. Daha sonraları da koyun ve keçilerin postları değer kazanmıştır. çadırların asıldığı sırıkların da ardlarında iz bırakacak kadar derin çukurlara kazılması gerekmezdi. 3000 yıllarından sonra bile Mısırlılar yünü bilmiyorlardı. Akdenizde. Koyunlar ve sığır sürüleri baharda dağlara çıkarılır. Bazı ender durumlarda da. insan ekonomisinde ikinci devrim inceleni rken sözü edilecektir. kuzey-batı Himalaya'lar gibi yörelerde. İrmak vadilerinde. Bu kırsal kişiler. İran ve Anadolu'da. araç çekmek için hayvanın koşulması çok daha sonraları başlamıştır ve daha ilerde. Orta Asya'daki Moğollar bunun en güzel örnekleridir. Yük taşımak. Deri kap kaçak ne yazık ki kalıcı değildir. İşte bu noktadan sonra. Ama sürüler belirli bir sayıyı aşınca. hayvanlara otlak sağlamak için özel çayırlıklar açılır ve sulanır. seçenekli üretimin yapma bir ürünüdür. Yakın Doğu ve Avrupa'daki neolitik yerleşme alanlarındaki temel ekonomiyi nnlayacaksak. Deriden kaplar ve sepetler kullanmışlar. bunlara özel bakını ister. kütüklere ya da taş. ekimin çok az yer tuttuğu. Bu tür yaşamın ne denli eski olduğu bilinmez. söz gelişi İran. Ağaçlar ve çalılar kesilip. bu hayvanları sağması gerekir. Kuzey Afrika.

fıstık. fındık. aradan beş bin yıl geçse de sırığın açtığı çukuru tanıyabilir. ekonomik açıdan. Bugün kırsal kabilelerin çoğu ekin yetiştirirler. Çeşitli "Ekim" türleri birleştirilebilir. hayvan ve kuş avı. gerçi bu gelişigüzel bir ekimdir. bağımsız ve önemli bir endüstri durumuna ancak yavaş yavaş gelebilmiştir. yaşamları için temel unsurlardır. ya da balıkçılık gibi. balık avcılığı. Besin toplama uğraşısının ekonomik önemi daha sonraları yitirilmiştir. Ekinler saklanmalı. Her hasadın bir bölümü de ertesi yıla tohumluk olarak ayrılmalıdır. biriktirilmeli. hayvan üretimi insana. En basit biçimiyle bile. besin toplayan grup için temel eylemlerdi. Bugün avcılık varlıklı kişiler için bir spordan öteye gitmiyorsa. bu sav pek de yabana atılamaz. Kaynağı ne olursa olsun. karınca yumurtası gibi yiyeceklere. türlü geçim türlerini kapsaması gibi. yıl boyunca idare edilmelidir. İkinci devrimden sonra. Av eti. Besin üretiminin. besin toplama düzeni ile ekin yetiştirme ve hayvan besleme düzeni eşit düzeydeydi. Arkeoloji kayıtları Mısır ve İran'da ilk kez neolitik toplumları ortaya çıkardığı vakit. Besin üreten ekonomide. toplumun içinde belirli kişilerce veya ekonomik açıdan tarımsal uygarlığa bağlı olan bağımsız toplumlarca yürütülen bir uzmanlık dalı. besin toplayıcılıktan hemen sonra gelmediği de unutulmamalıdır. "Tarihsel okul"un savma göre. sümüklüböcek. Hasadı saklamak kolaydır. bir özel endüstri olmuştur. "Üretim" kavramının.çüriir ama çağdaş arkeoloji. Oysa Forde salt kırsal ekonominin sürekli olamayacağını savunmuştur. Ekin. meyva. süt ancak bir ek sağlamaktaydı. kuş. bizde olduğu gibi geleneksel bir spor durumuna gelmiştir. öte yandan da saklamak için 55 . Besin üretim ekonomisinin iki ayrı yönü daha ilgiye değer. "karışık çiftçilik" de aynı eşit çeşitliliği kapsar. balık avcılığı hâlâ büyük bir endüstridir ve insanların büyük çoğunluğunun sofrasına katkıda bulunur. birleşik çiftçilik de bu iki ayrı yaşam kaynaşmasıyla ortaya çıkmıştır. karışık çiftçilik için hayvan üretimi eşit bir ortak durumundadır. Değişik türlerin nasıl birleştirildiği daha önce açıklandı. Besin üreten ekonomide somut uygulamaların ne denli çeşitli olduğu asla unutulmamalıdır. buğday. bitki toplayıcılığı. böğürtlen. tıpkı ekim gibi besinine başat olma olanağını vermiştir. arpa. üretim artığı birikimi için bir olanak ve bir amaçtır. öbür göçebelerin tutsağı olsa da.maması bu tür insanların yaşamadığına kanıt değildir. efendileri avcılık gibi ciddî işler ardınday. Ekiciler. balık.ken. ilk ekimi kadınlar yapmışlardır.) Salt kırsal insanların tarih öncesi yerleşme alanlarının saptana . yerleşik köylülere bağımlı olur. ama kendi ekin yetiştirmeyen kırsal göçebeler her zaman. ama hayvan besimine karşı davranış belirgindir. İlk başta hayvan. salt kırsal ekonomi ile salt çapa ekonomisi ilk başta ayrı ayrı sürdürülmüştür. Ekim. biçilir biçilmez tüketilmemelidir. Belki de. besin üretimi. Bir yandan önceden düşünmek tasarlamak ve artırmayı.

Çöl boyunca bir av gezisi süresinde. Fayıım ve Delta 56 . Fayum'daki neolitik köyler. Benzeri durumların pek çok alanlarda aynı anda var olduklarına kısaca değinmiştik. Bunların her biri. Aynı biçimde. hatta ev olarak kullanılan barınaklardan çok daha büyük de olabilir. Ambarlar çok önemlidir. Çizilen resim. içi hasır sepetle ya da hasır örtülerle kaplı silolar bugüne dek kalmış en önemli ve büyük yapılardır. ilkel bir ticaret için bir temel olur ve böylelikle de ikinci devrime yol açar. budunbetimcilcrin (etnografların) gözlemler sonucu edinilen bilgilerle. gerçekte sürekli bir süreç olan yaşamda geçici süreleri tek tek ayırmıştır. yinelenen ilişkilerle birbirlerine bağlantılıydı. Yukarda sözü edilen basit besin toplama ekonomisi bir soyutlamadır. kuraklık ve kötü ürün olasılıklarında bir önlem sağlar. Buzağılar ve öbür yavrular saklanmalı. bir toplumlar dizisi olarak düşünülmelidir. örneğin Orta Mısır'da Tasa. bundan başka. takas ya da alışverişle başka bir toplumdan mal ithal ederek o topluma bağımlı olmak zorunda değildir. Oysa tarih öncesi çağlar için. Fakat arkeoloji biliminin şimdilik yapabildiği şey. Gereği olan tüm besini kendi üretir ve toplar. hatta birbirine çok yakın alanlar için. Hemen yambaşındaki hammaddelerle basit araç ve aletleri kendi yapar. bir köyün çobanları başka köylerin çobanlarıyla karşılaşır. basit besin üreten eko nomilerde küçük farklılıklar. Toplumu oluşturan bireyler yani ev halkı gerekli aletleri araçları ve silahları üretir. belki kendi türlerinin en eskileridir. Neolitik dünya. çeşitli grupların besin edinmek için aynı anda izledikleri çeşitli yöntemler. çağdaş 'yabanlardan alman örnekler ve belirli arkeolojik yörelerde varılan sonuçlara dayanılarak ortaya çıkarılmıştır. başka vahaların avcılarının yolları birleşmiş olabilir. tam anlatılan biçimde gerçekleşmiş olmayabilir. düzenli ve sık olmasa da. besin toplayıcılara oranla besin üreticiler için üretim ve üretim artığı birikimi çok daha kolay olur. kendi kendine de yeterlidir. bu varsayım kanıtlanamaz. kopuk bir yaşantı gerektirmez. süt sağılmalı ve sürünün üremesine katkıda bulunmalıdır. Kendi besinini toplayan bir toplum. ayrık gruplar değil. Sürülerini yaz otlaklarına götürürken. oraya buraya serpilmiş. evrensel tarih sahnesinde. kuru mevsimi güçlükle atlatan sürüler de hiçbir ayırım yapılmaksızın öldürülüp yenilmemelidir. Bu düşünler benimsenince. Özellikle sıcak iklimlerde hayvanın öldürülmeden sağ saklanması ve ekinin korunması. çok daha kolaydır. Bu köylerde. Böylece biriktirilen üretim artıkları topluma kötü mevsimleri geçiştirir. Sonunda. "neolitik" ekonomisinin. Burada örneklenen ekonomik gelişmenin düzeyi. Tek başına arkeoloji bilimi bile.ambarlık yer ayırmayı gerektirir. Ekin ve sürülerin verimi çok geçmeden toplumun temel gereksinmesini aşar. Bu ekonomik yeterlilik ilişkisiz ve bağlantısız. çağdaş uygarlığa doğru atılmış bir adım olduğunu doğrulamaya yeterlidir. Ekonomi. başka başka toplumları bir araya getirmiştir. Daha önce belirtildiği biçimde.

Yeni Zelanda'daki Maori'ler. değişik iklim ve toprak koşulları 57 . XVIII. göçebe bahçe kültürü yaygındı. Batı ve Kuzey Avrupa'da triticum dicoccum. aşağı yukarı Mısır'daki bu tür ekonomiden. otuz yüzyıl sonraya aittir. Aynı ekonomi İspanya'dan Batı Avrupa'ya. 7000 yıl önce. hâlâ aynı düzeyde yaşamaktaydılar! Arkeoloji biliminin saptadığı basit besin üreticilerinin her bir grubu çok belirgin farklarla birbirlerinden ayrılırlar. tahıl yetiştirmekle hiç değilse aynı düzeyde tutulurdu. Danimarka. Oysa bu hayvan. Kuzey Almanya ve İsveç'te çok daha sonraları belirmiştir . besin kaynağı olarak evcil hayvanların ilk başta önemi çok azdı. Ukranya ve Besarabya'nın Kara Toprak kuşağında. aşağı yukarı.Ö. koyun. Fayum'da ve Delta'nın yanıbaşında o çağın yerleşme alanlarında bol bol bulunurdu. Çeşitli ırk bileşiminde insan grupları. Batı Avrupa'da sığır. Gene. Kuzey Suriye'nin yağmur kuşağında. Orta Avrupa'nın lös topraklarında. Arkeologlar. Macaristan ovasında ve sonra Orta Avrupa'da lös denilen verimli toprakların sık ormanlarla kaplı olmadığı alanlarda yer yer rastlıyoruz. güneş takvimiyle. batı Avrupa'da. Tasa'da. Tasa'da sığır ve koyun kemikleri bo l bol bulunmuştur ama hiç bir domuz kalıntısı yoktur.Mısır'da. Her birinin kendine özgü aletleri. Suriye ve Türkistan'da da ekmeklik buğday. Anadolu ovalarında. Tesalya'da ve Yunanistan'ın diğer kara bölgelerinde yerleştiğini görüyoruz. aynı ekonomik düzeyi örneklemek için. Tuna havzasında gernik. Asur'da. Aşağı Tuna vadisinde. domuz beslemek ve avcılık. Ukranya ve Batı Çin'de ılımlı olan tüm bu iklimlerde.ile Kuzey Suriye için bile böyledir. Çok daha sonraları da İspanya'da. av hayvanlarının ise daha da azdı. Arkeologlar bunları şaşılacak kadar çok "kültür" çeşitlerine ayırır. kap kaçakları. Hele Mısır'la Orta Avrupa arasında benzer olayların aynı anda oluştuğunu savlamak kesinlikle yanlış olur. Batı Çin'de saptanan benzeri toplumlar da çok daha eski olmasalar gerek. neolitik uygarlık diye bir şey yoktu. Halep ve Musul arasında ve İran ovasının yamaçlarında yukarda sözü edilen temel ekonomi düz eyinde yaşayan insanlara değin kanıtlar bulmuştur. Fayum'da eski bir gölün kenarında. Aynı ekonominin çok daha sonra Girit'le. Örneğin. Güney İngiltere ve Belçika'ya yayılmıştır.S. Çağdaş yaban insanları. Neolitik Mısırlılar arasında. Nil vadisinde. yüzyılda ayak bastığında. silahları ve süsleri. Temel ekonomi uygulamaları bile gruptan gruba değişir. Orta Avrupa'nın lös topraklarında. Delta'nın batı kıyısında. İngi ltere ya da Belçika'da basit besin toplama ekonomisinin en güzel örnekleri. Neolitik Çinliler ise yalnızca domuz beslerdi. Bundan başka yetiştirilen tahıl da başkaydı . Kaptan Cook M. 2000 yılından önce varamamıştır buralara. Girit ve Tesalya'da ise en eski yerleşme alanlarınının bile sürekli olduğu anlaşılmaktadır. özellikle seçmiş bulunuyoruz. Demek ki. kendi özel sanat ve cenaze törenleri vardır.belki M.

daha önce yaşamış olan ve daha da seyrek yerleşme alanlarında yaşamını kuran avcı toplulukların ilkel alışverişine borçludur. orman ya da sık ormanlı dağların engeli karşısında. bu tür ticaretin o toplumun ekonomik yaşamında etken olmamasıdır. Madenciler herhalde madenle çalışmadıkları zamanlarda bitki üretmiş ve hayvan yetiştirmişlerdir. Gene de.. Spon. Sonunda düzensiz de olsa bir ticaret oluşmuş. birbirlerine verip aldıkları eşyalarla kanıtlanmıştır. Ama üretimi yalnızca kendileri için yapmadıkları.altında yaşamlarını sürdürürken. neolitik ekonomi çerçevesi içinde bile. daha önce sözünü ettiğimiz gibi. bir toplumdan bir topluma düşünler aktarılmış. "Neolitik uygarlık" yayılmasını biraz da. onlardan tümden kopuk yaşıyabiliyordu. Böylece Fayum gölü kıyısında bulunan deniz kabukları hem Akdenizden hem de Kızıldenizden taşınmıştır diyebiliriz. bu bağımsız gelişimlerin her yerde aynı sonuçları doğuracağını savlayabilir. Bohemya'dan Güney Almanya'ya kadar tüm neolitik mağaralarda bulunmuştur. gruplar arası uzmanlaşmaya yol açmış olabilir. vazoların süslü biçimleri. alınıp verilen bu eşyalar bir bakıma lüks eşyalardı. birbirlerine ziyaret sonucu. Ender olarak da. arkeologlar tarafından. kendi tür kurumlarını diğerlerinden bağımsız olarak geliştiriyordu. Önemli olan. Akdeniz midyesinin kabuğundan yapılmış bilezikler. gerekli nesneler değildi. Bu tür alışveriş çobanların ve avcıların. Ama gene de bu tür alış veriş insanın gelişmesi için çok büyük önem taşımıştır. bu grupların birbirinden giderek artan biçimde farklı çoğaldıkları görülebilir. Belçik a ve Fransa'da arkeologlar neolitik taş ocakları bulmuşlardır.belki de tam ekonomik yeterliliğe hiçbir yerde ulaşılamamıştı. Her bir grup komşularından ekonomik açıdan bağımsız bulunduğu için. aynı temel düşünleri edinmişler ve bunları çeşitli çevrelere çeşitli biçimlerde uygulamışlardı. süsleme işleri ve benzeri yapımlarda.dilus gaederopı. Ancak çok dik kafalı gelişimciler. Birbirine yakın grupların her yerde birbirleriyle ilişkileri olduğu gerçeği. Bu yoldan. İngiltere. Birbirine çok benzer neolitik gruplar ayrıntılarıyla incelenecek olursa -örneğin Orta Avrupa lös topraklarında yaşamış olan insanlara bakılırsa. diyelim kendi köyünün dışında bir eş bulma isteği (ekzogami) gibi nedenlerle gerçekleşmiş olabilir. Neolitik kültürleri böylesine belirgin biçimde ayıran başkalıklar ekonominin ayrıcalıkları ve her bir toplumun kendine yeterliliği nede niyle şaşırtıcı olmamalı. Böylesine bir kopukluk kendi sanat ve zanaatını. yabancı eşyalar birbirleriyle kıyaslanmış ve gerçekte kültür alışverişi ve bileşimi başlamıştır. neolitik çağlarda insanların alışverişi pek ender 58 . Oysa. Gene de tümden birbirlerinden kopuk oldukları söylenemez . böylece eşyalar ve mallar uzun yollar aşmıştır. birbirinden ayrık gruplar arasında alışveriş ve haberleşme daha düzenli bir "ticaret"e ve.sürekli ayrılıkların varlığı. taşlan daha büyük bir pazara ihraç ettikleri kuşkusuzdu. deniz. bunun tam tersi gerçekten gözetilmiş olabilir.

sık dokulu bir taştan kesilmiş iri bir dilimdi. çiftçiliğin herhangi bir belirtisine rastlanmadan çok önceki sürelerde bulunmuştur. Kuzey Afrika ve Yakın Doğu'da bugünkünden çok yağmur yağmaktaydı. buradaki 59 .S. Demek ik yontulmuş taş balta. Neolitik aletin özelliği kenarının yontularak keskinleştirilmesidir Bu yeni teknik taş üzerinde tahıl öğütülürken gözlenilmiş ve bulunmuş olabilir. Gene de ortak uygulama yanlarının farklılıkları umursanmayabilir ve genel özelliklerin bir çok "neolitik" toplumlar için or tak olduğu kabul edilebilir. bunların tümü de aşağı yukarı aynı ekonomi k düzeydeydi. Daha eski arkeologlar için "neolitik çağ"ın belirtisi olan bu alet. Eski Taş Çağı'nın daha önceki dönemlerinde görülen yontulmuş taş ya da sert çakmak taşından yapılan "el baltası"nın gelişmiş türü değildir. Gerçi neolotik baltalar hemen hemen hep basit besin üreticilerinin en eski yerleşme alanlarında bulunmuştur ama kullanımının yeni ekonominin bir sonucu olduğu kesin değildir. derken bu taşın bir ucu kumlu toprağa sürtülünce kesinleşmiştir. Tümünde de ortak pek çok ekonomik yön buluyoruz. Belki de bahçe kazılırken. Tasa. Bu dürtüye bir tepi olarak "cilâlı taş balta" yapılmıştı.Ö. şimdi ağaçsız olan alanlarda ağaç yetişmekteydi. belki de tahılı oraklarla biçen Filistinli Natufiyan'larda ise. Bu türler de domuz ve boynuzdan yapılmıştır. Balta türü aletleri. Böylece. Neolitik devriminin belirgin olduğu çağda. söz gelişi. "Neolitik uygarlık" deyimi ise tehlikeli bir tanımlamadır. Aynı sürelerde Avrupa'da. Bir sopaya yerleştirilip balta ya da keser yapılırdı. Avustralya'daki Arborijin'ler de yontulmuş taş balta kullanmışlardır. Yalnız Akdeniz çevresindeki verimli topraklarda bu alışveriş hızlı ve yaygın olabilmiştir. Eski Taş Çağının daha sonraki döneminde balta benzeri aletler yoktu. En önemli ortak yönleri tahta işçiliği. bitkiyi. Öte yandan. Baltık Denizi kıyılarında. bunlar da cilalanarak keskinleşti rilmiştir. besin üretimi ilk kez göze batar biçimde geliştiği vakit. çok çeşitli kültür grupları için geçerlidir. Avrupa'nın dışında ise. kırılan bir taş parçası bir tahtaya takılıp bir tür çapa ortaya çıkarılmıştır. 6000 ile M. pek çok besin toplayıcılar. Buz Çağının tundraları ve steplerinin yerini ormanlar almıştı. 1800 yılları arasında sürmüş olmalıdır. İnsanlar artık kereste işiyle uğraşmak zorundaydılar. düşün alışverişi ise çok yavaş ilerlemekteydi.bir olaydı. kap kaçak yapımı ve dokuma endüstrisidir. Fayum Gölü ve Asur'da Arpaçiya'nın en alt düzeylerinde. Yontularak keskinlcştirilen taş balta ve keserler Kuzey Avrupa ormanlarında yaşayan ve besin için ne hayvan ne de bitki üreten insanların yerleşme alanlarında bulunmuştur.bir ucu keskin bir kenar oluşturacak biçimde yontulmuştu. Yontulmuş taş tahta. yukarda anlatılan ekonomi o sıralarda ulaşılmış en yüksek ekonomik düzeyi belirtmez. Bir çok ortak yanın daha az soyut olduğunu anlıyoruz. "neolitik çağ" M. balta yoktu. Daha başka yerlerde ve çok daha sonraki zamanlarda aynı temel ekonomik yapıya sahip toplumların yaşamış olduğunu görüyoruz.

(Bu kaplar Filistinli Natfiyan'lar tarafından kullanılmaktaydı. Ama öbür buluşlar gibi. kimyasal açıdan birleşince. bu değişime başat olmak ve bunu kullanmak demektir. Çömlekçinin sanatının özü. kimyacının çömlekçi kiline verdiği adla aluminyum hidrat silikat'tan ısıtma yoluyla bazı su motozanlarının (moleküllerinin) çıkarılmasıdır. ama ıslak hamur ateşe konunca çatlar. ister ıslak ister kuru olsun. Bu yeni endüstrinin insan düşünü ve bilimin başlangıcı açısından önemi büyüktür. Neolitik yerleşme alanları genellikle kırık çömlek parçalarıyla bezelidir. kuruyunca da un gibi olur. Yoğurulabilen. plastik nitelikli kille sert. sıcağa dayanan ve su tutabilen kapların önemini artırmış olmalı. çömlek ondan sonra fırınlanır. az önce sözü edilen kimyasal değişimi bulmak. Taş baltanın yapımı. güncel yaşama uygulanması. Belki de. Kil parçası. ancak 600 derecenin üstünde buharlaşarak çıkar.) İlk insanlar için nesnenin niteliğindeki bu değişim. Özü oluşturan su. Bu yöntemin özü. o zaman da nesne plastikliğini tümden yitirir. bir kaç vuruşta zedelenmeyen sert bir aletti. Kenya'da Eski Taş Çağından olduğu sanılan küçük çömlek parçaları bu olasılığı düşündürmektedir.) Gerçekten de toprak kap kaçak. özellikle vurulup kırılmadıkça biçimini saklar. sağlam kenarlı. Belki de nesne ve değişmezlik konularında derin düşünler esinlemiştir. İçinde çok iri parçalar varsa. Çömlek yapımı demek. daha sonraki bu tür başarılar için çok önemli bir ön koşuldu. tekerlek. çamur ya da tozun taşa dönüşümü gizsel bir işlem olmalı. katı çömlekler nasıl aynı nesne olabilirdi? Ateşe sokulan çömlek girerken ne biçimse çıktığında da o biçimdir. Kilin seçilip hazırlanması da gerekir. Büyük çapta çömlek yapımı ancak Neolitik çağda başlamıştır. Kili hamurlaştırmak için eklenen su. ıslakken. kolaylıkla biçim almaz ve kullanışlı bir çömlek 60 . besin üreten ekonominin oluşumundan daha önce bulunmuş olabilir. Sapan. Odun kesmeye ve biçimlendirmeye yarıyordu. sürekli olarak bu biçimde kalması için "yakmak"tır (yani 600°C üstünde bir ısıda tutmaktır.anlamıyla kendine yeterli besin üretimine sahip neolitik ekonominin kesin bir kanıtı sayılamaz. ama rengi değişmiştir ve dokusu bambaşkadır. kil parçası katılaşır. kil parçasını istediği biçimde yoğurup. başka buluşlarla da bağlantılıdır. sal ve tahta evlerin yapımı için balta ve keser gerekir. usulca güneşte ya da ateş başında kurutulur. Neolitik toplumların ortak özelliğinin kap kaçak yapımı olduğu anlaşılmaktadır. suyu çok gelirse dağılır. Nerede kullanılmış olursa olsun. Marangozluk başlamıştı. Çömlek yapımında insan kimyasal değişimi belki de bilinçli olarak ilk kez kullanmıştır. su geçirmemesi için kille sıvalı bir sepetin rastlantıyla yanması sonucu bulunmuştur. tümden plastiktir. taş balta. Kili yoğurmak için ıslatmak gerekir. Tahılın hazırlanması ve depolanması.

Öte yandan kilin içinde kaba nesneler yoksa. demir tozlan azalır. kara ya da pis boz renkli çömlekler yapılabilirdi. Daha kuru iklimlerde al ve toprak rengi çömlekler üretilebilir. Demek ki en ilkel ve genel biçimiyle de. Çömleğin biçimlendirilmesi sanıldığı kadar basit değildir. çömleğin üstünü. Bunu önlemek için pürtüklü bir nesne . çömlek sanatı oldukça karmaşık bir uğraşıydı. Bir çok belirgin yöntem ve süreçlerin kavranması. al bir renk alır çünkü demir. Böylece çömlekçi bu etkileri bilinçli olarak nasıl yapabileceğini ya da çömleği daha da güzelleştirmek için nasıl kullanabileceğini öğrenir. Sanatçının önceden fırınlanmış çömleğin nc biçim ve renk alacağını kestirmesi gerekir.yapılamaz. bu aksak yanma süresinde gazlar çıkar. bir yandan da fırınlanmadan ötürüdür. çünkü ferozo ferik oksit karadır. çömleğin rengini etkilemiştir. bitmemiş bir çömleğe uygulanan renk. çentilnıiş hasır. bu değişimleri öğrenip çömleği güzelleştirmek için uygulamıştır. süsleme yapmak için bir fırçayla çeşitli biçimlerde çömleğin üstüne sürebilir. Çoğunluk kilde demir oksidi vardır.eklenmelidir. kıpkırmızı bir çömlek yaratabilir. Fırınlanırken kilin yalnızca fiziksel yoğunluğu değil.kum. Renk değişimi bir yandan nesnenin içindeki yabancı maddelerden. Koyu renk. Yapılan resimlerin iyice belirgin olması için yeni bir buluş gerekliydi çömleğin 900 ya da 1000 derece ısıya yerleştirilmesi ve alevlerden uzak tutulması için özellikle yapılmış bir fırın bu sorunu çözümlerdi. Böylesine özel hazırlanmış kili. Unutmayın. çömlek de boz rengi olur. Fırının Orta ve Batı Avrupa'da kullanımı ise Demir Çağıyla başlar. İlk başta yerel koşullar. Doğal ateşin dumanlı alev oluşturduğu daha ılımlı bölgelerde boyalı çömlek yapımı çok daha sonraları başlamıştır. sulak yörelerde bol dumanlı odun ateşinde pişirilince. veya daha sıcakken çömleğin üzerine özellikle sürülen yağ ya da gübreden olabilir. bitmiş ürünün üzerindeki renkten çok ayrıdır. Oysa fırınlanma süresinde. yanan kömürle çevriliyse. okside olup al ferik oksidi oluşturur. İnsan. kısaca bir "maya" . demir oksidi bol ince bir kat özel kille kaplayıp. Çoğunluk kil türleri. Çok 61 . Bunlardan ancak pek azını yukarda belirttik. Okuyucuyu sıkma pahasına da olsa bir özellikten söz edeceğiz. nice buluşların uygulanmasını gerektiriyordu. al ve sıcak çömleğe sızan isinden. İlk neolitik toplumlarda böyle bir araç görülmemiştir. rengi de değişir. Çömlek boyamak basit bir sanat değildir. Sert nesnelerin oluşmasını önlemek için bir yıkama yöntemi bulmak gereklidir. biçimlerken parmaklara yapışır ve fırınlanırken çatlar. ufalanmış taş ya da deniz kabuğu. Bu da hammaddenin içindeki bitkisel ya da organik yabancı nesnelerden ya da ateşin. sağlanabilen kil ve yakıt türü. kilin içindeki karbondan da oluşabilir. Dikenli Akdeniz ya da çöl bitkilerinden yakılan ateş kolaylıkla açık pembe ya da yeşilimsi çömlekler oluşturur. Söz gelişi. Çömlek steakken havaya açıksa. Bu beceri en önce Yakın Doğu'da gerçekleştirilmiştir.

çarpıcı bir değişikliğe uğramaktan kurtulmuş oluyordu. Böylece tutucu ev kadını. Dokuma için de çok daha başka çetrefil buluş ve yaratışlar gerekliydi. Başka bir tür keten de Asya'da bulunup üretilmiştir. Çömlek yapımı insan yaratıcılığının önemli bir ürünüydü. tahıl yetiştirirken bunu da üretime katmış olmaları gerekir. diyelim dar boyunlu bir testi gerekince artık böylesine ilkel yöntemler yeterli olamaz. Avrupa türü keten neolitik çağlarda İsviçre'de üretilip kullanılmıştır. olmayan bir biçimin elle yaratma süreci yinelenerek. insan dilediğince bu hamuru yoğurabilirdi. Ama daha büyük bir kap. Kuruyunca kalıp çıkarılır. Çömleğin dibi yoğrulduktan sonra. kullanımına başlanan bu yeni nesne nedeniyle. Mısır ve Yakın Doğu'nun en eski neolitik köylerinin kalıntılarında dokuma endüstrisinin belirtilerini görüyoruz. Fayum gölü üzerinde yaşayan neolitik köylüler çoktan keten kullanmaktaydı. yepyeni bir bilimsel bilgi dizisi uygulanmalıydı. İndideki çömlek becerisinden alınan örnekler bu görüşü kanıtlar. öbürü üstüne yerleştirilir ve bu böylece sürüp giderdi. Büyük bir çömleğin yapımı günlerce sürebilir. Çömlekçinin yaratma özgürlüğü ilk başta tam uygulanamamıştı. Kil hamur iyice plastikti. Oysa taş ya da kemikten bir alet yaparken nesnenin biçimi ve boyutuyla sınırlıydı. Bu benzerliği pekiştirmek için "deri şarap torbası" ya da sepetin örgüsü çoğunlukla resim olarak çömleğin üstüne çizilir ve boyanırdı. bu nesneyi ancak parçalar kopararak biçimlendirebilirdi. hatta insan kafatasından yapılan kapların benzeriydi. soğuğa ve güneşe karşı korunmak için işlenmiş deri ya da yaprak giysilerle rekabete başlamıştı. Çömlek sanatının yapıcı niteliği insan düşününde tepki yarattı. eklemlerin sertliği ve dayanıklılığını umursamadan dileğincc hamuruna yeni parçalar ekler. bilinen bir şeye benzemelidir. Hamurunu biçimlendirir. Keten ve daha sonraları yünden dokunan giysiler. Halkalar yerleştirildiği vakit. Ama bir halka yerine yerleştirildi mi. boşlukta işlemez. su kabağından. Oysa çömlekçinin işinde böyle bir sınır yoktur. ikinci kat ancak bundan sonra eklenir. En önce uygun bir nesne. 62 . Bu nedenle ilk çömlekler. Üstelik çömlekler genellikle kadınlarca yapılırdı. Neolitik Avrupa ve Asya'da bu işlem genellikle çevirme yöntemiyle yapılırdı. artık kuruyup biraz da sertleşmesini beklememiz gerekir. Düş. oldukça ıslak ve yumuşak olmalıdır. bir yumak çamurdan hamur açar gibi yoğrulup biçimlendirilebilir. başka nesnelerden.küçük çömlekler kuşkusuz. uzun süren bir yöntemdir. uzun iplik sağlayacak lifli bir madde bulunmalıydı. kadınlar da köklü değişikliklere kuşkuyla bakarlar. Yaratılan nesne. bu kabın özellikle yapımı gerekir. Bu. derilerden sepel ve hasırdan. Tüm bitkiler arasında bu bitkiyi seçip. insan düşününe girmesi demektir. istenen çapta kil halkalar hazırlanırdı. Ya da kil hamur kolaylıkla açık bir sepet ya da tas biçimi bir kalıba kolaylıkla sıvanabilir. "Yaratıcılık". fırınlanmaya hazır açık bir tabak ya da tas elde edilmiş olur. Biri alta konur.

Ancak çok özel koşullar altında dokuma ürünlerinden ya da kullanılan tahta aletlerden kalıntılar günümüze dek gelebilmiştir. Köyün tüm kadınları birlikte çalışırlar. M. pek çok geçerli varsayımların. Neolitik zanaat ve endüstrisi olarak oluşmuştur. her bir zanaatın sürdürülmesi. anasına çömlek yapımında yardımcı olurken.bu bilginin içinde doğa bilgisi. jeoloji. minik uçan tekerleklere benzeyen bu küçük nesneler arkeologlar için dokuma endüstrisinin varlığını kanıtlayan araçlardır. ipliği bükmek için bir araç gereklidir. Neolitik çağlarda uygulamalı bilim. Ağırşak denilen.Başka nesneler de denenmiş olmalı. aynı zamanda belirli türlerde hayvanların ve belirli bitkilerin üretilmesini de gerektirir. İşte bu kurallar kümesi. Toplum üyelerinin deney ve bilgisi sürekli olarak biriktirilirdi. zanaat geleneğinin bir parçasını oluşturur. Oysa zanaat ge lenekleri kişisel değil. onu yakından izler. Örnek ve öğüt yoluyla babadan oğula. Çağdaş yabanların yöntemlerine bakacak olursak. kuralları da toplumsal deneyin sonuçlarıdır. taş ya da çömlekten yapılmış küçük diskler ipin ucuna ağırlık olarak takılırdı. Dokuma endüstrisi yalnızca keten. Kuşaklar boyunca bilgi ve beceriler babadan oğula aktarılmıştır. Zorunlu başka buluşlar arasında. İşte böylece bir hayli dolgun zanaat bilgi ve töreleri oluşur . tohumun ne zaman ekileceğini. kimya da vardır diyebiliriz. yararsız büyü diyebileceğimiz bazı yöntemlerle birleştirildiğini görürüz. Birbirlerine yardım da ederler. sürekli olarak genişleyen pratik bilim bilgisi ile yönlenmiştir. Daha önce belirtildiği gibi aynı sürelerde Mezopotamya'da yün kullanılmaktaydı. 3000 yılından hemen sonra İndüs vadisinde pamuk yetiştirildiği kuşkusuzdur. filizlerin ottan nasıl ayırtedileceğini ve daha nice nice ayrıntıyı bilmek zorundadır. su ve mayanın ne ölçüde katılacağını ve daha buna benzer nice bilgileri edinmesi gerekir. kıl dokunabilir. kumaş yapımı için koyun ve keçi postu kullanmış olmalılar çünkü. ayrıca söz yoluyla da anasından uyarılar ve öğütler edinir. ev kadını çömleğinin yapımı ve fırınlanması için evine kapanmaz. Genç çömlekçi uygun kili nerede bulup nasıl seçeceğini. toplumsal geleneklerdir. Çağdaş Afrika köyünde. Ayrıca. ister gerçek ister büyü olsun. Ekimci. kendini ona benzetir. nasıl temizleyeceğini. bugün çıraklık yöntemi dediğimiz yöntemle genç kuşaklara aktarılırdı. Uğraşı kamusaldır. anadan kıza aktarılır. Sözü edilen tüm endüstriler bahçecilikten dokumaya dek tüm uğraşılar ancak deney birikimleri ve bu deneylerden varılan sonuçların uygulanmasıyla gerçekleşmiştir. söyleşirler ve bilgi alıp verirler. en verimli ekilebilir toprağın hangisi olduğunu. Tarih öncesi çağlarda da bir neolitik köyde bulunan tüm kap 63 .Ö. Seçenekli üretme yoluyla yünü bol koyunlar üretilmeden önce. Bunların her biri ve tümü uygulamalı bilime dayanır. söz gelişi. Kız çocuk. pamuk ve yün gibi özel nesneler konusunda bilgi gerektirmekle kalmaz.

Neolitik ekonomiye neyin uygun olduğu varsayımını tarihsel gerçeğe uydurmak gereksizdir: Ondokuzuncu yüzyılda İngiliz anayasası ile İngiliz protestan dininin kesin biçimi. romanlığa yakın yerde kurulduğundan tarlaya ulaşmak için uzun uzun yol yürümek de gerekmezdi. yalnızca bir kaç genel ilke ve düşünün çeşitli uygulamaları vardır. Kanal açmak. taban hayvanlarına ya da sellere karşı evleri korumak da toplumsal sorumluluklardı. Bu örgütün ne tür olduğunu hiç bir zaman kesinlikle öğrenemeyeceğiz. Kişisellik değil. Bu değişim kuruluşları da. ilk yerleşen köylüler yakın topraklan ilk baştan kaparlardı. Ama bir varsayım uygun düşebilir. Ama neolitik örgütlerin ve inançların ne biçim olduğu kesinlikle bilinememektedir. Bütün bunlardan anlaşıldığına göre toplumsal eylemlerin denkleştirilmesi ve yönetilmesi için bir sosyal örgütlenme vardı. gelişigüzel yayılmamış. Neolitik ekonomi tüm olarak.kaçak yeknesak bir benzerlik. işbirliğinin yarattığı çaba olmaksızın yaşayamazdı. insan görüş ve düşününü etkilemiş olmalı. Neolitik çağlarda toprak kıtlığı yoktu. Bugünün yaban kabilelerinde gözlenen örgütler ve törenler 6000 yıl önce benzeri ekonomik düzeye varmış olan başka yaban kabilelerin politik ve düşün yaşamına ipucu sağlayamaz. Genellikle bu ayrılma uygun olurdu yeter ki bol toprak bulunsun. gerek Batı Avrupa'da neolitik köylerdeki barınaklar. böylece yaşlıların başatlığından kurtulurlar. Kurumlar. toplumsal geleneğin damgasını taşır. Neolitik devrim sonucu ve yeni zanaatler nedeniyle edinilen ve uygulanan bilgiler nedeniyle insanın yepyeni güçlere başat oluşu. Bir kaç eski yerleşme alanından edinilen gözlemlere evrensel geçerlilik yüklenemez. Ormanda düzlük açmak. bir örneklik yansıtır. çünkü eski köylerde. Bazı gençler eşlerini yanlarına katıp başka bir yerde yeni bir köy kurmak için ayrılırlar. Gerek Mısır. kapitalist düzeyin biçimine bakılarak kestirilemez. Daha önce de savlandığı gibi "neolitik uygarlık" diye bir şey yoktur. bataklık kurutmak gibi ağır işler ortak çaba gerektirir. inançlar ve kuramlar şaşırtıcı biçimde gerçek uygulamanın ardında kalmıştır. dini de biçimlendirmiştir. Hiç birinde yirmiyi aşkın mezar bulunmamıştır.sel-dinsel kurallarla güçlendirilir. belli bir düzene göre yerleştirilmişti. inanç ve batıl inançlardan oluşan ama az çok anlaşılabilir yasa ve yasaklar oluşturulurdu. Salt neolitik çağda sosyal örgütün etken birimi genellikle çok küçüktü. Yeni köy. (Kuşkusuz o yerleşme alanının ne süre kullanıldığı ya da her bir mezarlıkta kaç kuşağın gömüldüğünü bilmiyoruz. "Neolitik yaşam"ın kooperatif eylemlerinin dışa dönük anlatımı sosyal ve politik kurumlar olmuştur. Kuşkusuz bu tür kurumlar büyü . ya da topu topu dört dönümlük bir yöreyi kaplardı! Orta Avrupa'da pek çok neolitik mezarlık iııcc ince araştırılmıştır.) Bahçe ekiminin çağdaş temsilcileri arasında köyün bölünmesi yönelimi etnografların dikkatini çekmişti. O çağ için oldukça gelişkin sayılan tipik bir Tcsalya köyii 100 ile 45 metrelik bir alanı. 64 .

sel düşünleri kuşkusuz değişmekteydi. Bu köylülerin baş vuracağı dünya pazarları yoktu. ilerde belirtileceği gibi. bu insanların politik ve dinsel yaşamlarının da aynı durgunlukta sürdüğüne değin bir kanıt yoktur. o sıralarda Doğu'da geliştirilmiş inançların yansıması olduğu savunulabilir. ikinci devrimin bir çok somut başarılarını benimsedikleri kesinlikle belirgindir. bir kurbanı unutmak gibi yollarla gizsel güçleri öfkelendirmek tıpkı file atılan okun ucunu zehirlemeyi unutmak kadar tehlikeli olabilir. Tam tersine. "Neolitik devrim" bir felâket değil bir süreçti. korkunçtu. Belki de katı ideolojilerin ve kök salmış kurum ve örgütlerin bulunmayışı nedeniyle kendi kendine yeterli ekonomilerden endüstri ve ticaret kentlerine varan hızlı gelişme 2000 yıldan kısa bir sürede gerçekleşebilmiştir. Açlıkla karşı karşıya gelen bir toplum değişikliği göze alamaz. gökgürültüsü ve kasırga getiren güçlere bağlı olduğu bilincini taşıyacaktı. "Neolitik politika" ve "neolitik din" den söz etmeye yellenmeyeceğiz. İlk devrimden sonra bile. sıkı sıkıya bağlanılan batıl inançların varlığı. daha sonraki devrimlerin. açlık demekti. Boğaz tokluğuna yaşamı sürdüren düzenden en küçük bir sapma grubun tümünü tehlikeye düşürebilir. Bazı insanların. Bazı bilginler bu tür inançların izlerine Avustralya ve Amerika'da besin toplayıcı arborijin'ler arasında da yaygın olduğunu söylerler. Oysa bu güçler güvenilmezdi. sürüler. 65 . Batı ve Kuzey Avrupa'da neolitik insanların yaptıkları mezarlardan. Diyelim Afrika'da çapa çiftçileri yüzyıllardır demir kullanmaktadır. kümes hayvanları aynı felaketten etkilenirdi. Hâlâ besin kaynaklan çok sınırlıydı. İlerde göreceğimiz gibi. Çeşitli aşamalarında besin toplayıcıların ve avcıların sosyal kurumları ve biiyüsel-din. ekonomileri hiç etkilenmediği halde. Kuraklık. Ekinler. Ama yeni ekonomik düzene daha uygun yeni sistem ya da sistemlerin yerleşmesi daha çok zaman alacaktır. Kendine yeterli köylü toplumu kuşkusuz yağmur. Üstelik bir töreni atlamak. dolu fırtınası. kar fırtınası. ikinci devrim güçlü ve derin büyüsel-dinscl inançlar uyandırmıştır. Beş bin yıl. dünya çapında etkileri olmuştur. O zamana dek de ikinci devrim çoktan başlamış olacaktır. Bir toplumda bu tür tepkiye karşı direniş de o toplumun ekonomik güvencesiyle ters orantılıdır. kendine yeterli köylülerin küçücük grupları için yaşam hâlâ çok güvencesizdi.Bugün yaban kabileler hâlâ geçimlerini 6000 yıl öncenin "neolitik" yöntemleriyle sağlamak istiyorlarsa. uyum sağlanmalıydı. sarsılmaz kurumların. Bunlarla başa çıkılmalı ya da boyun eğmeli. Böyle bir düşün ya da örgütlenmenin var olmadığı da düşünülebilir. sosyal değişme ve bu değişime yol açan bilimsel ilerlemeye büyük engeldir. Ambarlarında topladıkları besin de çok azdı. bu nedenle bir bölgedeki kötü hava koşulları bir başka bölgenin üretim artığıyla giderilemezdi. ikinci devrimin etkilerinin Avustralya'ya bile sızması için yeterli bir süredir. Sağlam. güneş.

tarih öncesi çağlarda bile bu markalar vazolarda görülmüştür. Bu tür kabile düzenine bugün basit besin toplayıcıları arasında sık rastlanır. ama bundan.dinsel görüşlere gelince. avcıların büyülerine karşı kuşku uyandırır.ğu'da ekonomi gevşeyip kaymaya başladığı vakit. Bu tür büyü ve töreler kesinlikle yerleşince. Batı ve Kuzeybatı Avrupa'da görülen büyük mezarlar ise. Fil kenti. Bir çok neolitik gruplardan. yeni çağda daha da artmış olabilir. ya yerleşme alanına yakın mezarlıklarda bir arada 66 . Pasifik Adalarından gelenler için bekâr evleri olabilir. uluslararası ekonominin kurulmasına engel olacaktır. ikinci devrimin yönelimine karşı tepki göstermişlerdir. Do. Tarih çağlarında bu köyler yerleşme alanları olduğu anlaşılmaktadır. Ama genellikle ölüler oyulmuş mağaralara yerleştirilir.Tehlikeyi uzaklaştırmak için bir büyü. Nil Vadisi'nde tote. nasıl olsa ikinci devrimin yaygınlaşması gecikecektir. bu inanç yaşam korkusuna karşı insanlara bir rahatlık vermeye başlar.artık gerçek bilimin gelişmesine ve kentler arası. Bölgelerin işareti kabilenin markasıydı. ama bunlar savaş silahları mıydı. kulübeler. Neolitik toplumları bir arada tutan büyüsel . Belki de ilk devrim. Neolitik mezarlarda ve barınaklarda silahlara rastlanmıştır. Şahin kenti (Hierakonpolis) gibi adlar taşımışlardır. ikinci devrimi müjdeleyen başka kuşku uyandırıcı düşünler ve yeni buluşlar baş göstermeye başlamıştı. belki de neolitik çağların gerçek kalıntılarıdır. büyük olasılıkla bu düşünlerden esinlenmiştir. Normalden daha büyük evlere Avrupa'daki neolitik köylerde rastlanmıştır ama bunlar varsıl evlerden çok kamu yapıları. Eski Taş Çağında ölülere verilen önem. ikinci devrimin yaygınlaştığı ve o çağın düşünlerinin yayıldığı zamanlara rastlar. ölü gömüldüğüne değin bir ize rastlanmamıştır. anlaşılan bu adlar yerel kabilenin totem' lerine göre verilmiştir. kök salmış inançlar -diyelim astroloji tutkusu. Bazen bu kurumlar. Birçok kurumun eski düzenden devir alınmış olması doğaldır. ya da uyumu sağlamak için bir tören bir kez bulundu mu. Başkanlık konusunda. Daha sonraki neolitik köylerin bu tür kabilelere ait yerleşme alanları olduğu anlaşılmaktadır. Ama bu da kesin değildir. bunların politik sonuçlannı kurcalarken. bir kaç düşüne burada yer verebiliriz. Göze batacak biçimde gösterişli. Bundan sonra da. Neolitik çağlarda varolan ya da sürekli olamayan kurumların neler olduğuna değin ipuçları elde edilmiştir. Savaş belirtilerine de rastlanmamıştır. üst düzeyde birine ait olduğunu belli eden mezarlar ya da saray denilebilecek yapılar bulunmamıştır. tüm neolitik toplumların totemik kabilelerden oluştuğu sonucuna varılamaz.nn ve ataların ruhlarının güçleri. ilk neolitik mezarlıklar ya da köylerde bir ize rastlanmamıştır. henüz kurulmamıştı ve yerleşmemişti. Tarih çağlarında bu köyler bazı bölgelerin başkentleri olmuş. kutsal kralla.mik kabilelerin yaşamlarını sürdürdüğüne değin dolaylı kanıtlar bulunmuştur. yoksa yalnızca av aletleri miydi? Kadınların topluma besin sağlama çabalarına katılımlarının giderek artması da kadının toplumdaki sosyal konumunu yükseltmiş olmalıdır. Belki de neolitik ekonomiye uygun yeni örgüt ve inanç düzeni.

zorlardı. oysa neolitik çağda gerçekliğine inanılarak uygulanırdı. her yıl gizsel biçimde toplumun besin kaynağının fışkırdığı yerlerdir. Oysa tropik bölgelerde. güneşin devinimi daha az belirgindir.rilmesi. ata ruhlarına karşı davranışları yansıtır.tutulur ya da her eve yakın bir yere tek tek mezarlar kazılırdı. Belki de büttin bunlar. Tarih çağlarında bu resimler mezarın duvarlarına yapılırdı. kilden biçimlendirilmiş olarak neolitik yerleşme yerlerinde ve mezarlarda da görülmüştür. erkeğin işlevini yakından tanıdığı kadına mı benzetilirdi? Eski Doğu uygarlığında belirli zamanlarda büyük görkemle "kut sal düğün". Bir kez tohumu simgeleyen bir insan. Bunlara çoğunlukla "ana tanrıçalar" denilir. güneş 67 . tarih çağlarında da sık sık yinelenmiştir. gelecek mevsime meyvelerini vermesi umudunu yalnızca simgelemez. Bütün bunlardan başka. Eski Taş Çağının yerleşme alanlarında. Ama benzeri heykeller. Yazılan yazılardan da ölülerin bu resimlerdeki hizmetlerden yararlanacakları umudu anlaşılır. politik güce varan birer yoldu. Yerini bir genç alırdı. Oysa artık. zamanın. Kuzey bölgelerinde. güneşin mevsimleri yöneltmesini kesinlikle saptar ve güneşe dinsel bir konum sağlar. tarım. tohumların yeşermesine katkıda bulunduğuna inanmış olmaları gerekir. Bu tür gözlemler. yani yılın daha kesin bölümlere ayrılmasını gerektirmiş olabilirdi. mezar kaplarına hayvan ve eşya resimleri yapılırdı. taştan oyma küçük kadın heykellerine rastlanmıştır. tanrıları simgeleyen bir "kral" ile bir "kraliçe"nin evlenmesi kutlanırdı. Bu büyü törenleri. "Ekim kralı" olarak öldürülür ve gömülürdü. Bunların birleşmesi toprağın üretkenliğini. efsanelerin ardına gizlenirdi. Belki bunlar da Eski Taş Çağı avcılarınca mağaralara ve kayalara yapılan resimlerle aynı anlam ve amacı taşırdı. İşte o zaman dinsel bir başkan olarak dinsel görkeme bürünebilirdi. Bu yörelerde. tohumun yeniden doğumu ve ölümünün dramatik simgeleşti. Üretim güçlerini yöneltmek ya da onlara yardımcı olmak amacıyla yapılan törenler ve büyüler neolitik çağlarda daha da büyük bir önem kazanmış olabilir. güneşin değişimi mevsimlere ışık tutacak kadar belirgindir. bulutsuz gökyüzünde her zaman görülebilen yıldızlar. seks organları çok belirgin. Ölülerin yanına çoğunlukla aletler ve silahlar.bilirdi. Sonraki çağlarda bu törenler. mevsimlerin daha yakından gözlenmesini. Tarımsal işlemler temelde mevsimlere bağlıdır. Oysa tohumun yeşermeden ve çoğalmadan ölmesi gerekirdi. Yoksa karnından tohumların filizlendiği toprak. güneşe göre saptanır. Böylesine bir titizlik. "Ekim kralı" büyü yoluyla ölümsüzlüğe ulaştığım savlaya. başarısı da işlerin zamanında yapılmasını gerektirir. çok daha eski çağlara ulaşan. Ata ruhlarının. onun da yetişen ürünü simgelemesi ve sonunda tohum olarak toprakta öldürülmesi gerekirdi. Tarih öncesi çağlarda Mısır'da. ataların gömüldüğü topraklar. besin ve içki dolu kaplar ve süs eşyaları katılırdı. Mevsimler avcılara yol gösteren ay takvimiyle değil.

M. Böylece kendini kentsel yaşama hazırlamış. Oysa ilk devrimden önceki bin yıl süresinde. yelkenli kayığı bulmuş. gelişim çok yavaş yürümüştür.yılını saptamak ve bölmek için çok açık seçik bir araç sağlar. kendi kendine yeterli küçücük köyleri. insan ala ve yele gem vurmasını öğrenmiştir. bir yıldızdı. başka biçimlerde bir araya geldikleri vakit de yağmur yağıp ekinle ri olgunlaştıracağı deneyle öğrenilir. İkinci devrimden sonra geliştirilip benimsenen düşünleri birinci devrimin düşünlerinden ayırmak çok güçtür. ölçü birimlerini geliştirmiş. sapanı. Bu değişime yol açan olayların bazıları. Nil taştığı vakit çevrede ak yıldız görüldüğü için. kısaca bilgi ve salt bilimin aktarılması için yeni yollar gerektiren bir uygarlığın yolunu açmıştır. Tek bir olay gibi anlatılması gerekir. 6000 ile 3000 yılları arasında. sayı. yazı. pek kesin de olmasa. Yıldızları böylesine izleyip işlerini yürüten insanlar zamanla onların dünyadaki olayları etkilediklerine inanmaya başlar. Nil taşkınını bu yıldızın yaptığına inanılır. Nil ve Ganj ırmaklarının arasında. uzun bir sürecin doruk noktasıdır. BÖLÜM ĠKĠNCĠ DEVRĠMĠN BAġLANGICI Yukarıda anlatılan neolitik devrim. İkinci bir devrim. yan endüstri ve dış ticaretle ek geçim kaynağı sağlayan.Ö. Olay yeri. çünkü arkeoloji bilimi ancak sonuçları saptar. Gerçekte insanın din ve tanrı kavramını o çağlarda ne kadar geliştirmiş olduğunu bilemiyoruz. giineş takvimini oluşturmaya başlamıştır. Astroloji bu tür karmaşıklıkların ürünüdür. VI. düzenli biçimde Devlet örgütüne sahip kalabalık kentler durumuna getirmiştir. Yıldızların gökyüzünden belli biçimler aldıkları zaman ekinin ekileceği. büyük buluşlar böylesine sık olmamıştır. tekerlekli arabayı. halta ikinci devrimle Çağdaş Endüstri Devrimi arasındaki dört bin yıl süresinde. Neolitik çağlarda güneş ve yıldız tanrıları bu yoldan ortaya çıkmış olabilir. soluk kesecek bir hızla birbirini izlemiştir. Mezopotamya'da Tanrı simgesi. tarih öncesi çağların kayıtlarında görülebilir. Zaman bağlantısıyla rastlantı bağlantısı birbirine karıştırılır. Galilco'ya dek tarihin hiçbir döneminde bilgi gelişimi böylesine çabıık. yarı verimli toprakların oluşturduğu kuşaktır. 68 . Burada devrim yaratan buluşlar. bakım cevherini arıtmayı ve madenlerin fiziksel niteliklerini öğrenmiştir. o sonuca varan aşamalar doğrusal gözlemin dışında kalır.

Aşağı Mezopotamya'da. Bunlar bile zanaat. güvenceli ve bereketli bir geçim kaynağıydı. Bataklık. kcntleşinceye dek. oysa steplerin öte yanında. Böylesine ağır işler ve engellerle bir avuç insan baş edemezdi. kanallar kurutulmalı. Oysa selin vardığı vadi gibi. arkeologlar dikkatlerini daha yerleşik toplumlara. dikenler temizlenmeli. büyük kültür ayrılıkları bulunduğunu düşünebiliriz. toprak elverdikçe.kalabalık insan ve hayvan sürülerinin gereksinmelerini karşılayacak. tarlaları. ancak yakın zamanlarda ırmağın Basra Körfezinden taşıdığı topraklarla bu alanlar biraz yükselmişti. toprağı hazırlama işinin güç ve yorucu olması demekti. tıpkı şimdi olduğu gibi. Bu topraklar üzerinde. bu doğal vadilerin verimli işlenmesi. canla genişletilmek zorundaydı. dev boyu kamışlar ve bunların arasında hurma ve palmiye ağaçlarıyla kaplıydı. Arada yer yer kayalıklar ya da kumlu toprak kıyıları vardı. Buralarda hayvan yaşamı sürekliydi. Belki de yer yer avcı. kalabalık işçi kitlelerinin birleşik çabalarını gerektiriyordu.rülmeliydi. sonraları kcnlleşen köy alanlarına çevirmişlerdir. alın teriyle. giderek kuraklaşan bir bölgede yeğlenen yöreler gerçekten sınırlıydı. Dicle ve Fırat ırmaklarının ana kanalları arasında koca bataklıklar uzanırdı. sel düzeyinin üstü kızgın yaz ve soğuk 69 . Yıllık selleriyle hem su hem toprak sağlayan Nil Irmağı. böylesine bir çabayla yaratılan tarlalardan kimse isteye rek ayrılamazdı. Toplum büyüdükçe.Neolitik devrim sonucu. Sonra. En elverişli yerler tarih çağlarına dek sürekli olarak kullanılmıştır. Bir avuç yaşanabilir ve ekilebilir toprak. kutsaldı. bir sorun vardı. yakın yörelerde sömürge sayılabilecek yeni alanlar edinilmiştir ama köyün kendisi. dizi dizi bataklık ve kamışlı ormanlardı. ayrılmak için bir gerek de yoktu. arındırılması çetin işti: bataklıklar. büyümüştür. içinde dolanan yaban hayvanları öldü. Temizlenmesi. Bir alanın sürekli yerleşim yeri olarak kullanılmasına etken olan coğrafî ve ekonomik unsurlar kolayca tahmin edilebilir. balıkçı grupları. kanla.azalmaktaydı. Sürekli su kaynakları . ama birkaç ortak yanlan vardır. kıyılarda sel sularının taşması önlenmeli. göçebe hayvan sürücüleri ve göçebe ckimcilerin de yer yer buralarda yaşadığı varsayımını benimseyebiliriz. Irmak her yıl bereketini yenilediğinden. Bu toplumların hiçbirini doğrudan doğruya saplayamıyoruz. Halk yerleşiktir. Böylesine güçlükle elde edilen toprak. Nil ve Doğu Akdeniz'den Suriye ve Irak boyunca İran ovasına ve Indüs vadisine dek. sanat ve genel ekonomi açısından büyük farklılıklar gösterir. İlk devrimin etkisiyle insanlar çoğaldıkça bu tür kaynaklar ender ve değerli varlıklar olmaya başlamıştı. tüm topraklar neolitik toplumlarla bezenmişti. Besin veriminin artması demek. En önce. bahçeleri sulayarak seyrek yağışları tamamlayacak ırmaklar ve kaynaklar . neolitik dönem öncesinden kalma ekonomiler. tarih başlangıcında Sümer denilen ülkede.

Nüfusun artması. kanatlı hayvanlar.rattan. Yakın Doğu'da baştan başa. oysa kanallarda çalışırken doğ rudan doğruya. Tevrat'ta adı geçen Ekek kentinin tarih öncesi başlangıç yöresi. Bu sermaye insanları toprağa bağlamıştı.tam bir kaos. İlk Sünıcrliler Dicle Fırat deltasını yaşamaya uygun bir alan durumuna getirmek için insan üstü çaba göstermişlerdir. ilk Sümer'lilcr olmuştur. Uğraşılarının ödülü. ama buralarda bile sulama ve kurutma kanalları gibi sürekli gelişmeler gerekmişti. Kahire'nin yukarısındaki dar vadiye karşın. eıı elverişli yöreler emekle elde edilmişti. balıklar belli hurma ve palmiye ağaçlarının arasında barınırdı. Tarlaları sulamak. Oysa toprağı böylesine ayıran Tanrı değil. bu iki nesnenin ayırımıdır. bol bol hurma. Sümer'de doğal koşullar büyük bir topluma daha elverişliydi ve giderek büyüyen örgütlenmiş bir sosyal işbirliği gerektiriyordu. Tev. Demek ki. örneğin Suriye ve İran vadilerinde koşullar böylesine olumlu değildi. tek bir kişinin gücünün çok üstündeydi.kış boyunca. bunlar da bu yörelerin çekiciliğini artırmıştı. bataklık köyleri için olumlu bir unsurdu. suların taşıdığı çamurun üstüne birbirine çapraz dizilen kamışlarla bir çeşit balkon kurularak yapılmıştır. Daha sonra yüce Babil kentinin yükseleceği toprakların gerçekten yaratılması gerekiyordu. bu sermaye toplumun çabasıyla. kendi alanlarını genişletmek. Elbirliğiyle kurutma kanalları büyütülebilir. Böylesine uğraşıyla yarattıkları tarlalara böylesine çetin çabayla korudukları evlerine elbette çok bağlı olacaklardı. Sümer'in o çağdaki durumunu öğrenebiliyoruz . Yakın bölgelerde. İnsan gücünden oluşan sermaye bu topraklara katılmıştı. Bu ilk çabaların çetinliği Sümer'lilerin geleneklerinde sürüp gitmiştir. "Dünyanın Yaratılışı"nın önemli bir unsuru. İnsanları ve hayvanları sellerden korumak için sel sularının erişemeyeceği yükseklikte setler yapmışlardır. Sermayenin verimini ve kendi çabalarını kolay kolay elden çıkarmaya razı olamazlardı. artık üretim besinlerin birikiminden oluşan bir sermaye gereksindiriyordu. yedikleri besini üretmiyorlardı. kupkuru ve kısırdı. suyla toprağın sınırı hâlâ karışık. Bir toplumun çalışan nüfusu daha 70 . kuruttukları bataklık alanlarda bereketli ekin ve sürüleri için sürekli otlak yerleri olmuştur. ekim ve barınak için toprak genişletilebilirdi. Bu işlerin tümü de işbirlikli (kolektif) uğraşılardı ve toplumun bütününü yararlandırıyordu. Toplumun gücü. Yeni yerleşme yerleri bulmak için bu yörelerden ayrılmayacaklardı. temizlenmemiş bataklığın ortasında yeni yerler aramaktan daha kolaydı. Üstelik ilk yerleşme yerlerinden ve temizledikleri ilk bataklık alanlardan başlayıp. Yukarı Mısır'a oranla. Kamış ormanlarını ilk kez açmışlar. Kanalları kurutmak için çalışan işçilerin beslenmesi gerekliydi. toplumun yararı için oluşturulurdu. Nil Delta'sında da herhalde aynı koşullar sürmekteydi. araların daki kanalları işlemişlerdir. öylesine bir yöre ki. bataklığı kurutmak için kanallar kazmışlardır. Yaban kuşları.

Yakın Doğu'da insanları yerleşikliğe yönelten bir başka unsur da çiftçinin yiyecek çeşidinin artması olmuştur: arpa ve mısır ununa artık hurma. Tarih öncesi çağlarda başlamış olduğu kuşkusuzdur. iistü çamurla sıvalı kamış duvarlarla yetinirdi. Sosyal irade bir başkan ya da bir kral aracılığıyla anlatım bulunca.hırslı olmaya başladıkça. kendi yaptığını. Irmak vadisinde ya da başka bir vahada toplumlar bu tür yaşam nedeniyle üyelerinin arasında sıkı birlik yaratmak için ender bir güce sahiptir. Bu eğitimin aşamaları bilinmemektedir. samanla karışık çamur tahta 71 . Hurma bahçesi. incir. beğendiğine. Sümer'de ya da Suriye'de yaban hurma . Yerleşik yaşam. ama ağaç taşınamaz.vacılık ve bağcılığın başlangıcı ancak sanıyla bulunabilmektedir. Bahçe üreticisi. Hurma ağacı. ya da her yıl o yöreye dönmek gerekir. Meyvalarını yemek için ağaçların yakınına yerleşmek. M.çaktı. toplumun yaptığı kanallardan geçerek tarlalara ulaşır. tarlaları sulayan kanalları kapatabilir. zeytin ağacı ya da üzüm bağı.palmiyeleri bulunan topraklar. Bu tuğlaların yapımı için. Böylece koşullar nedeniyle toplum dayanışması sağlanır. aşılamayı ve suni gübrelemeyi öğrenmesi zorunlu olmuştur. buğday ya da arpa tarlası sahibinden daha çok toprağa bağlar. toprağa kök salmıştır. barınaklarda yaşarlardı. doğru. Suriye ya da Mezopotamya'da tuğla yapımı başladı. yalnızca soyut yetkiyle değil. gözbebeği ağaçları kadar. kuşkusuz sahibini. tahıl tarlasından çok başka tür bir varlıktır. iyilere. Ekilen tohıım bir kaç ay sonra ekin verir ama her bir ekim yılda bir kez hasat sağlar. yepyeni bir bahçe tekniği gerektirir. etkin güçle de donatılmış olur. beğenmediğinden esirger. Çok geçmeden meyva ağaçlan ve bağlar yetiştirilmeye başlanır. İlk önce ağaçlardan toplanılırdı.va ağaçları her yıl meyva verir. Sonuçlan apaçık bellidir. Öyleyse toplum. çünkü vahanın ötesi susuz çöllerdir. boyun eğmeyenlere karşı yasaklar koyar. Kuşkusuz bu. ama ondan sonra belki bir yüzyıl meyva verir. barınakların geliştirilmesine etken olmuş ve mimariye yol açmıştır. Bu tiir meyvalar hem besleyicidir. ama gelgeldim sulama suları. besin üretim artığına gereksinme de arta . yaşlılara baş kaldırıp başka köyler kurmaya gidemez. İnsanların nıeyva. Gençler. mey. zeytin ve başka meyvalar eklenmiştir. İlk Mısır çiftçileri. Yağmur tüm insanlara eşit yağar.ları toplamayı ağaç budamayı. 3000 yılından çok önce de. Böylesine bir birikim. Mcy. İlk Süıncr'liler kamış yığınlarının üstüne taze kamışlar ya da örtüler serer. hiç meyva vermez. yerleşme alanı olarak yeğlenirdi. hem de saklanması ve taşınması kolaydır. dört beş yıl. Toplum yabancıların suya erişmesine engel olabilir. köyün kentleşmesine yol açıyordu. Çok geçmeden Afrika'da çamurdan ya da kerpiçten evler yapıldı. bu baş. doğrulara yöneltebilir. Böylesine sürekli ekim. yeni alanlar bulma amacıyla.Ö. bataklık ve çöl olan çevreyi ekilebilir ve yaşanabilir topraklara çevirme gereksinmesini doğurarak.

Tuğlaları ne biçim bir araya getireceğine. Bu tür ekonomik bağlantıların kesinlikle ne zaman başladığı bilinmez. Daha yoksul göçebeler de. takas yoluyla ekin artıklarına karşı av eti edinmiş olmalıdırlar. Mısır'daki neolitik köylerde çoktan bulunmuştur. bu karmaşık mekanik çözümü bulabildiler. Tuğla yığını düz kenarlı yığınların oylum ölçüsünün en güzel örneğidir. tarih öncesi mezarlarda ve köylerde giderek artan sayıda ithal ürünü bulunmasıdır. edindikleri besinleri buğday. Daha önce de belirtildiği gibi. Daha sonraki Mısır mezarlarında ilk 72 . özgür anlatım aracı sağlamıştır. Sümer ya da Asur'da bazı kişiler kamış kulübenin tünel biçimi tavanını kopye ederken. anıt boyunda olabilir. arpa karşılığı verirlerdi. öte yanda balıkçı. ilk tuğla yapılar. Artık barınak bir kişinin yapımı değil. Basınç ve ağırlık kuramlarının bulunmasından binlerce yıl önce. elbirliğiyle ortaya çıkan işbirlikli (kolektif) bir yapıdır. Kızıl Deniz ve Akdeniz bölgelerinden deniz hayvanları kabukları. Göçebe Arap deveciler. tuğla mimarisi uygulamalı matematik bilimine de büyük bir katkıda bulunmuş oldu. tuğla da insanın eline. Bu buluş.kalıplara dökülüp güneşte kurutulurdu. Bu yatkınlıkları bu bölgede çeşitli ekonomik düzenlerin uygulanmasına olanak sağlamıştır. Bu arada. En eski Mısır çiftçileri aynı zamanda avcıydı. silahları kendileriyle birlikte gömülürdü. yerleşik çiftçilerin varlıklı köyleri arasında yer yer balıkçılar. Kendine yeterli ekonomik düzenin kırılmasının kanıtı. Yakın Doğu'da ırmak vadileri ve vahalarda yerleşen varlıklı çiftçiler. Aynı köylere ait daha sonraki mezarlarda bu silahların bulunmaması. Avrupa'da neolitik toplumlara oranla. özgür yapım ve anıtsal mimariye olanak sağlamıştır. bu nedenle de daha önceleri başlamış olduğu sanılabilir. artık nesnenin niteliği yüzünden bir biçim ya da boyut sınırlaması yoktur. Böylesine bir bağımlılık da bugün belirgin biçimde sürdürülmektedir. Çiftçi top lumlar kendi tüketimlerinden fazla ürünü kolayca yetiştiıilebiliyorlardı. avcılar. kendi kendilerine yeterli ekonomik düzenlerinden ayrılmaya daha yatkındı. Ortaya çıkarılan ürün. atalarının yaptığı işleme uymayıp. insanın kendisi karar verecektir. En eski tarihsel öykülerde bunlardan söz edilir. yığındaki tuğla sayısı üç kenardaki tuğlaların sayısının çarpımıyla bulunabiliyordu. tıpkı çömleğin biçimine karar verircesine. Gene çömlekçilikte olduğu gibi. Böylece bir yanda çiftçi köylerle. Artık ürünü balık ya da av etiyle. yarı bahçeci ve çiftçilerin yerleşmiş olması gerekir. tahıl ve başka ürünleri yerleşik toplumlardan edinirler. Çömlekçilik gibi. Eski tuğlalar tam bir eşkenar biçiminde olmamakla beraber. avcı ve sürücüler arasında alış veriş ve bağlantı kolayca başladı. veya bahçe ürünleriyle değiştirebiliyorlardı. daha önceki yapı biçimlerinin benzeri olmuştur. gerçek kemer yapmayı becerdiler. köylülerin kendileri avlanacakları yerde.

Değerli taşların büyü ve gizsel gücü eski yazılarda sık sık belirtilir ve bu eski düşünler Avrupa'da bile Orta Çağlar boyunca sürüp gitmiştir. Susa'da bulunmuştur. gizsel bir yanı olduğuna inanılırdı. Böylece mücevher yalnızca süs olarak değil. istenirdi. Bu taş süslü deri torbalarda taşınır. paletler de hayvan biçiminde oyulurdu. tıpkı bizde tütün içme alışkanlığının doğurduğu nice ürünler gibi. başarı. ama çok geçmeden bunun yanılgısı anlaşılmış ve bunlar gerekli nesneler olarak kabul edilmiştir. madenciliğe de yol açılmıştır. Malaşit taşı Sinai'den ya da Nubya'nın Doğu Çöllerinden. 73 . Ama Mısır'lılara göre bu etkiler gizscldi.tümünün de büyüsel. hayvan biçiminde yontulmuş paletler üzerinde çentilirdi. gizsel gücü. uzun yaşam.. Sümer ve Mısır'a böylece ithal edilen sakız ve değerli taşlar. lav taşı Ege Bölgesinde Milas'dan Arap yarımadasından. Türkistan'da Anau'da ve Dicle'nin doğusunda Elam'da. sıcakta sineklerin taşıdığı göz mikroplarına karşı dezenfektan görevini yapardı. çok geçmeden de lapis lazııli ve firuze ortaya çıkmıştır. önceleri gereksiz süs eşyaları sanılmıştır. Kabuk. Bu açıdan bunlar lüks değil. Her neyse. obsit. bu kabuklar Afrika ve Asya'nın bazı yerlerinde para yerine geçer oldu. İthal malı yabancı ürünler de çok eski çağlarda. Mısırlılar göz kapaklarını boyamak için malaşit taşı kullanırlardı. Bu nedenle boyanın hazırlanması törescldi. gereksinmeydi. lapis lazııli ise herhalde İran ovasından gelmiş olmalı. Malaşit taşına. ya da içindeki mana için önem verirlerdi. çocuk edinmek için de aranır. içlerindeki gizsel güçlerden dolayı değer kazanmıştı. Hindistan ya da Kafkaslar'dan getirildiği sanılan amazonit boncuklarıyla birlikte. çok geçmeden bunun çevresine daha nice boyalar ve ürünler eklendi. keseler süslerle bezeliydi. ticaret böylece başlamış. Böylesine değerlenince. Yabancı ürünlerin böylesine uzun yollardan taşınmasının nedeni ancak Doğuda. yalnızca güzel olduklarından değil. kantaşı gibi çölün renkli taşları ile firuze ve lapis gibi daha ender bulunan taşlar. Deniz salyangozunun kabuğu kadın seks organının dışına (vulva) benzer. Sümer'de obsit. Bu kabuğu süs eşyası olarak takmak doğurganlık getirdi. varlık. en eski yerleşme alanlarında bulunmuştur. Afganistan'dan ya da Etiyopya'dan. Yeşil renk. bir uğur ve süs eşyası oluverdi.. Yerli altın ve akik. yerleşik tarım köylülerinden başka bol sayıda gezegen halkın da bulunması olabilir. Böylece göçebelerle çiftçiler arasında ilişki kurulmuştur. sonraları lacivert taş {lapis lazııli) ve saydam lay taşı (obsiden). Kuzey Suriye'de ve Asur'da.öncelcri yeşil malaşit taşı ve reçine. daha sonraları da ametistler ve firuzeler. reçina Suriye ya da Güney Arap yarımadasının ormanlık dağlarından. taşın içindeki bakır karbonat da. gittikçe artan sayılarda görülmüştür. Sümer'de olduğu kadar eski çağlarda ithal edilmeye başlamıştı. güneşin parlaklığından gözleri korur. Öbür "ithal" ürünleri için de durum aynıydı . opal.

Bu büyü nesnelerinin yüksek değeri. daha da artardı. Asur'daki en eski yerleşme alanlarında rastlanmıştır. ama güneş ve alkali'nin bir çeşit büyüyle firuze rengi aldığına inanılırdı . ya da örneğin gamalı haç gibi gizsel bir simgenin. Eski çağlarda mühür Fırat'tan Iran boyunca doğuya doğru gitmiştir. Budunbetimcilcrin (Etnografların) tabu koymak dedikleri işlem budur. Firuze yerine geçerdi. uygarlığın yayılmasında önemli bir unsur olmuştu. Tarlasının verimini artırmak kendi bahtını açmak amacıyla. Sert taşları boncuk ve muska yapmak için yontmak ve biçimlendirmek. biraz bakır bulaşmış 74 . tarım ürünleri elde etmek için takasta kullanılacak taşınabilir nesnelerdi. Firuze. başka çekiciliği olmayan bölgelerde araştırma yapılmasına yol açmıştır. üstüne bir nesnenin. Böylece muska yapma alışkanlığı başladı. Taşı bir muska biçiminde oymaktansa. Perry savlamıştır. İçinde bulunduğu sanılan gizsel nitelikler nedeniyle altın. Yeni yeni cilaların bulunmasına yol açtı. Köylü topluİlıkların ekonomik kopukluğunu kırmak için güçlü bir unsur olmuştur. amber ve benzeri sözde büyüsel nesnelerin eski Mısır'lılar tarafından dünyanın dört bir yanında aranmaya başlandığını W. taş ve kabuk aramak çok önemli ve geçerli sonuçlar doğurmuş.biz buna bugün sentetik firuze diyebiliriz. Mavi fayans herhalde tarih çağlarından çok önce bulunmuş olmalı. değerli taş. Sonuç bir büyü işlemiydi. Bu tür kazınmış boncukların özel bir yeteneği vardı: yumuşak kil üzerine bastırılınca. köylü kendi tahılı ve mcyvasının bir bölümünü çöldeki göçebelere vermeye razı oluyordu. Artık büyü ve giz bu yumuşak maddeye işlenmiştir. Daha sonraki tarihlerde. sahibi yalnızca göğün berraklığına değil. muska ise Mısır'da ve Akdeniz kıyılarında kullanılmıştır. boğanın gücüne de erişmiş olurdu. Kazılı taşların mühür olarak kullanımına. bakır karbonatıdır. Perry'nin savı biraz abartmalı sayılsa bile. bu tür nesneler. resmi kazınıp değeri artırılabilirdi. o mana'nın biçiminde yontulursa. Diyelim bir firuze bir boğa biçiminde oyulursa. Böylesine bir olay. En eski düzenli ticaretin önemli bir aracını bu boncukların oluşturduğu söylenebilir. onların ardında koşmaya yol açmış olsa gerek. labıı kırılmış olmakta ve büyü cezaları gerekmektedir. Mücevhercilik ve taş yontma gibi yepyeni ve güç bir sanat gelişti. Mühür kırılınca. Göçebeler için de bu taşlar. Ama çok geçmeden ikisi birbirine karışmış ve kullanımı kesin bir sınırla ayrılamaz olmuştur. dünya çapında altın. mühür imzanın yerini alacaktır. Yazı bulununca. J. Bir başka unsur da çok önemlidir: malaşit taşı. Kazılı taş artık mühür olmuştur. Üstelik yoğrulabilirdi. üstlerine kazınmış olan resim bu yumuşak maddeye geçirilebiliyordu. Böylece mühürlemek varlıkların korunması ve mülkiyetin saptanması anlamına gelirdi. kabın içindeki madde bu mühürle korunmuş olur. Girit'ten Türkistan'a kadar Doğu'da tüm eski kültürlerde yaygın bir uğraşı oldu. Bir kabın üstü kille kapatılır ve üstüne mühür basılırsa.Nesnenin içindeki gizsel güç.

Bakır çekiçle vurularak ince çubuklar haline getirilmiş. rastlantıyla arıtılmış boncuk boncuk bakır görülmüştür. Kalıplar da çömlekçi kilinden yapılabilir. Çok eski Mısır mezarlarında ara sıra küçük bakır eşyalara. Ya da. Bu madeni üstün bir taş türü olarak görmüşler. Eritilmiş bakır ise tümden yumuşaktır ve istenilen biçime uydurulabilir. mızrak başlarına rastlanmıştır. kemik ya da taş işçisi gibi maddenin boyutu ve biçimi ile sınırlı değildir. bu tür büyüsel düşünlerin dolaylı bir sonucundan doğmuş olabilir.alüminyum fosfatıdır. iğnelere. bakır madeninin özelliklerinin farkedilip işlendiğine değin bir belirti taşımaz. Usta dilediği biçimde bir kalıba bakırı döker ve soğuttuğu vakit de kalıbın biçimini alacağını bilir. Katanga bölgesinde. gece ateş yakarken. Bakırın bu tiirlü arıtılmasına çok kez rastlanmış olunabilir ama bunun öneminin hemen farkına varılmamıştır. Bakır işleyen usta. bunları yontup biçimlendirerek yapılabilir. Bu buluş güç bir iş değildi. kemik. metalürji buluşuna yönele. Madenin gerçek üstünlüğü. Boyutta tek sınır. sonra ince şeritler yapılmış ve kesilmiştir. pek ender de olsa.memiştir. bazı tür saydam taş ya da toprağın odun ateşine tutularak ısıtılmasıyla elde edilebilir. rastlantıyla. hatta bakır üzerine dövme işleri bile yapmışlardır. Onların işlemleri. taş ya da elyaf gibi. Amerika'da. bu nedenle Eski Dünya'da olduğu kadar Amerika'da yerli bakır üretimin gelişmesine yardımcı olamamıştır. ocağındaki sönmemiş küllü ateşe diyelim bir malaşit taşı düşürebilir ve bakırın boncuk boncuk aktığını görmüş olabilirdi. dövülerek ve bükülerek işlenmiştir. ikinci devrimde en başat unsur olan madencilik. sert maden. Taştan bir balta başı. Kristof Kolomb'dan önce Kızılderililer. kalıbın büyüklüğüdür. Tarih öncesi çağda bir Mısırlı. Büyük Göller bölgesinde. (2) bu kızılımsı. Bu da ilk baştan bakır cevherlerinin azalmasından olabilir. Metalürji iki gurup buluş gerektirmiştir: (1) bakır sıcakken iste nilen biçimde dökümü yapılabilir bir madendir. Gerçekten de bakır. Fakat eritme ye ve dökümünü yapmaya hiç yeltenmemişlerdir. kesilerek. Eritilebildiği için de. Her ikisi de bakır cevheriyle ilgilidir: bu cevherlerin pek çoğu pırıl pırıl olduğundan herhalde gizsel sayılırdı. eritilcbilmesi ve dökümünün yapılabilmesidir. ama soğuyunca sertleşir ve kenarı taş gibi katı olabilir. Kalıba istenilen miktarda bakır dökülebilir. 75 . ateşi yüzeyde bir madene yakın yakıverir ve böylelikle bakırı arıtmış olurdu. çömlekçi kilinin özelliklerinin bazılarını içerir. Kısacası. değerli taş arayan biri. firuze ve diğer renkli taşlar ararken insanlar kendiliklerinden maden bulunan alanlara sık sık gitmişler ve bakır cevheri ellemişlerdir. Ama bu eşyalar. Böyle olunca da. ya da mızrak ucu ya da kemik bir mızrak ancak esas maddeden parçalar kesip. Malaşit. endüstriyel amaçlarla bakır kullanmışlardır. Zencilerin açıkta yaktığı ateşler sonucu. maden durumunda bulunabilir.

Sert. uygulamalı bilimin yepyeni bir türüdür -bu bilgiler çağdaş kimya ve 76 . sonra üstüne kil kaplanır. Oysa bunu sezinlemek. bir sayfalık yazıyla anlatılamayacak kadar uzun ve güçtür. M. insan fiziksel değişme denilen çok ilginç bir değişimi oluşturmaktadır. Taş balta.Ö. İşte. kil ısıtılır. yapılan yeni balta eskisinden farksız olur. Uzun tecrübeler ve sayısız deneylerle bir zanaat geliştirilir.dildiği vakit gerçekten maden işlemeciliği.ya yeterlidir. Ham bakırın biçimsiz yığını. Üstelik dövülüp biçime sokulabilir. bu da dökümü zayıflatır ve bozar. 3000 yıllarında. nesnelere değin ne gibi düşünleri varsa bunları bu yeni duruma göre. demircinin çok geniş ve ayrıntılı endüstri törelerine sahip olması gerekir. nesnenin çeşitli aşamalarda değişimini gözöntindc tutarak. eritilmiş maden durumuna gel mesi. oysa bakır balta yeniden eritilip dökülebilir ve bu işlem çok kez yinelenebilir. metalürji başlamıştır. sonra gene sert duruma getirilmesi şaşırtıcı bir olaydı. Döküm işi. Oysa keskin bir kama yapmak ve her iki yanını kavisli biçimlendirmek çetindir. kalıp ki lden yapılır. Bakırı eritmek için aşağı yukarı 1200°C yüksekliğinde bir ısı gerekir. mum modelinin biçimindeki maden ortaya çıkar. içine eritilmiş maden dökülür. Bir yanı düz bir eşya yapmak için kullanılan kalıp kolayca biçimlendirilebilir. İstenilen aletin modeli önceden mumdan yapılır. Gerçek uğraşı. eriyik madenin kalıba yapışmaması ve okside olmaması için çok dikkat gerekir. sıcakken böylesine yumuşak olan maden soğutulduğu vakit taş ya da kemik kadar sert ve bu nesneler kadar keskin ve ince bir alet oluşturabilir. 1600 yılına dek bulunamamıştı. en sonra da kil kalıp kırılır. Çeşitli fırınlar ve maşaların bulunması gerekliydi. Bundan başka. Bu da fırın gereksindirir.Öte yandan. törpü ya da zımparayla düzeltilmelidir Kuşkusuz. gizsel görünmüş olmalıydı. düşün biçimlerini yeniden ayarlamak demekti. böylece çömlek olur. En önemlisi. katı madenin. Bu nedenle de. bu işlemin yürütülmesi için çeşitli yeni buluşlar gerekliydi. Körük bu işi çözümlerdi ama bu alet de M. bu üstünlükler larke. çok sert kullanılınca aşınır ve işe yaramayacak biçimde yontulur. Bundan başka. taş ya da kemikten daha dayanıklıdır. bundan sonra içindeki boşluğa maden akıtılır. istenilen biçime getirilir. Bu uğraşı.Ö. büyiiscl. ayarlaması gerekmiştir. Kapalı kalıpta. döküm işleminin ne denli çetin olduğunu alatma . her iki parça da eş olmalı ve birbirine bağlanmalı ya da kenetlenmelidir. bu arada mum eriyip akar. dökümü yapılan nesne çekiçle. Örneğin. Bu bir kaç söz. kapta eritilen bakır ile döküm yoluyla biçimlendirilen bakırın aynı nesne olduğunu kavramak ilk önceleri çok çetin bir iş olmalıydı. kalıp gerektirir. İşte bu olayda. hava kabarcıklarının oluşma tehlikesi vardır. Mezopotamya'da çok ilginç bir buluş olan cire perçine yöntemi uygulanmaktaydı. Alevin üstüne hava akımının gelmesini sağlayacak yeni bir aracın bulunması zorunluydu. Böylesine bir âlet için iki parçalık bir kalıp kullanılmalıdır.

ği öğrenilince. çömlckçininkine oranla daha çetrefildi ve daha çok dikkat isterdi. bilgisi daha büyük uzmanlık gerektirirdi.kuşkusuz bir nesnel değişiklik. büyücülük dışında. Madenin endüstride kullanımı bu nedenle işçiliğin uzmanlaşması ve toplumun üretiminin normal gereksinmesini aşmasının bir belirtisidir. Alev alev kömürle karşılaşınca uğradığı değişiklik bir çeşit mucizedir . Çiftçi toplumların pek azının kendi toprağında bakır bulunmuştur. Ama ilk insanlar için ne denli şaşırtıcı bir oluşum! Cevher. 3000 yıllarında Mezopotamya'da kullanılmıştır. Endüstriyel düzeyde demirin arıtılması ve işlenmesi ancak M. 3000 yıllarından biraz öncelerine ait meteorik demir Mısır mezarlarında bulunmuştur. her yerde bulunamazdı. metalürji en eski uzmanlık dalıdır. çömlekçi törelerinin yayılmasından farklı değildir. Ama demircinin uğraşısı. ancak besin üretim artığıyla bir metalürji uzmanı besleye bilir. alke. Ama. M. neolitik çiftçilerin yeğlediği topraklar ve lös ovalarında değil. Demek ki. O ana dek de. biiyiik çoğunluğu bu madeni ya da cevheri ithal etmek zorundaydı. Bir toplum. ormanlık ve taşlık alanlarda bulunur. Bakır her yerde bulunmaz. 1400 yıllarında 77 . Mısır'da tarih öncesi mezarlarda gümüş ve kurşun bulunmuştur. daha önce de belirtildiği gibi. Madeni cevherinden çıkarma işleminin bilimsel ve ekonomik yönleri belki de maden işçiliğinden de daha çetindir.Ö. Sonunda. ancak çiftçilerin üretim artığı ile geçinir. maden işçiliği her zaman tam gün süren bir uzmanlık dalı olmuştur. Cevherin bakıra dönüşmesi basit bir kimyasal değişimdir.fizik dallarına aktarılmıştır. ekonomik bağımsızlıktan vazgeçilmiş olması anlamına gelir. Bu iki maden M. Çağdaş yabanlar arasında. tarım işlerinin arasında evde yapılabildiği kuşkuludur. maddenin tümden bir başka madde oluşudur bu! Aynı maddenin bu süreçte sürüp gittiğini kavramak herhalde çok güç olmuştur. Uygun taş. karbonla ısıtıldığı vakit bakır sağladığını bilecek kadar pratik kimya öğrenmişti. Kısa bir süre sonra. madene hiç mi hiç benzemez. Maden işçiliğinin. genellikle sert kayalarda damarlar halinde oluşmuş kristal ya da toz minerallerdir. Bakır cevheri. alkemistin kuramı ne olursa olsun. deneyler yaparak uygun taşları ve cevherleri bulmaya çalışmıştır.Ö. Bu törelerin aktarılışı. demircilik genellikle uzmanların işidir. bunun akıl alır anlatımı ancak çağdaş kimya yoluyla yapılabilir. ama bu arama sürecinde başka madenler bulunmuştur. Oysa anlamı bundan da ötedir. Bir kez madenin değeri ve bazı taşların madene dönüştiirülebildi.Ö. Mezopotamya'da yer yer demir cevheri arıtılmıştır. insan hangi çeşit taşın.ama o çağlarda.mistlcrin (simyacıların) nesne değişikliğine değgin anlatımları sürüp gitmiştir. cevheri. bugün bizlerin unuttuğu çeşitli büyülerle bağdaştırılması gerekirdi. Pek çok deney başarısız olmuştur. madenin evdeki üretimi aşan artık üretim karşısında edinilmesi gerekmiştir. Besin üretiminden ayrı tutulan uzman. insanlar artık bilinçli olarak. çeşit çeşit taşları arayıp.

Ne yazık ki. aıııa taşın bol olduğu yerlerde bu aletler kolaylıkla yenilenir. Taş balta odun kesmek için. daha derindeki cevherler genellikle sülfid'lerdir. maden arayıcıların. Gerçi çabuk aşınır. Dökümde olduğu gibi. bu maden de döküm işlemini kolaylaştırmak için bakırla birlikte kullanılıyordu. Anlaşılan bir zamanlar üst düzeylerde bol maden bulunmaktaydı oysa çağdaş jeolojik araştırmalardan çok önce tükenmişti. deriyi biçimlendirmek hatta yiin kırpmak için yeterliydi. Demek ki. 4000 yıllarından hemen sonra Doğuda geniş çapta öğrenilmiş olmalı. Maden kuyularının duvarlarını ve damını tutmak için destek vc keresle kullanma yöntemleri bulundu. Bakır madencisi. Taş balta ağaç keser. bu katlanılmaz 78 . Madenin. Başka madenler başka işlemler gereksindirir. buhar olur gider. İnsanlar daha sonra yer altındaki damarları araştırmaya ve madenciliğe yöneldiler. kayık yapar ve bu işleri bak» balta kadar çabuk tamamlar. Taş aletlerin en büyük sakıncası çabuk aşınnıasıdır.Ö. demir ustasına oranla çok daha geniş ve 'erin bir bilgi sahibi olmaları zorunluydu. Metalürji. Değişik tiirde cevherleri sınıflandırmış olmaları. taş aletler de ekini biçmek. kömürle ısıtılarak arılılabilir. bugün bu işlerden anlamayan kimselerin hayranlıkla bakacağı ama denemeye yeltcnc meycccği dii yde bir bilim uygulanmaklaydı. Bu bilgi de ancak deneyle ve sonuçlan ka--şılaştırmakla biriktirilebilirdi. Arıtma sanatı da kolay değildir. M. ancak arada bir uygun bir taş bulup yeniden balta yapmak gerekir. madenleri tanımak için dış belirtilerini öğrenmiş ve işlemek için çeşitli teknikleri edinmiş olmaları gerekirdi. Örneğin kurşun. ısınan yüzeylere su atmayı öğrenmişti. Cevherin. sert kayaları parçalamak için karşılarında ateş yakıp. Ama hammaddesi yakında bolca bulunursa. bu da kolay bir işti. o çağda yaban sayılan Avrupa'da bile. Çıkartılan ilk bakır cevherleri anlaşılan üst düzeylerde bulunuyordu. taş çapalar ekici için yeterliydi. M. sırıkları biçimlendirir. Toprağı çapalanıak için. 1000 yıllarında.Ö. bir tür alev gereklidir. Bilgili madcncilik. Oysa M. daha sonra arıtılmaları gerekir. zaman da kıt değilse. 3000 yıllarından hemen sonra Sümer ve Indiis vadisi madencileri kalayı biliyorlardı. bakır gibi açık fırında ısıtılırsa. yukarda belirtilen üstünlükleri abartılmamalı. bunları sık sık yenilemesi gerekirdi ama.Ö. okside olmaları için en önce açıkta ısıtılmaları. madencilerin. için irin yapımı bir buluş olarak oluşturulmalıdır. Madencilerin besin üreticisi olmaları olanak dışıydı. maden işçiliğinden de daha uzmanlık isteyen bir uğraşı olmalıydı. madencilik biliminin nasıl kurulup geliştiğine değgin hiçbir kayıt yoktur. Oysa madenin taşın yerini alması uzun sürmüştür. arıtıcıların. Ancak üst düzeylerde bulunan bakır.gerçekleşmiştir. Büyük çapta üretin.dır. bunlar üretimlerini kendileri tüketen çiftçilerin ürettikleri besine dayanmak zorundaydılar. kırılması. yıkanarak kayadan ayrılması ve yüzeye çıkartılması gerekiyordu.

en önce sapanın bulunması gerekiyordu . Bu buluşlar da. ancak bu koşullar altında daha yeni ve dayanaklı bir malzemeye ve bu nedenle madene gereksinme duyulmuştur. bugün ilkel avcı kabilelerinin çadır ve eşyalarını kamptan kampa taşımak için kullandıkları kızaklara benzer türden araçlar öküzlere çeklirilmckteydi. ikinci devrenin ön koşullarını oluşturmuş ve bu devrimden önce başarılmıştır. hatta bu güçle i yönelttiğini farketmiştir. Belki ilk kez öküze sapan sürdürülmüştür. daha çok besin ve çoğalan nüfus demektir.bir sakınca değildir. bu yarı kurak bölgelerde. elektrik motörü. Bu isteğin karşılanması için de. Tekerlek. Tekerleğin nasıl bulunduğu yolunda kolaylıkla bir sanıya varılabilir.O. Açık çöllerde ve steplerde. taşıtta kullanılınca. hâlâ çapalarla küçük tarlalar sürülmekteydi.Ö. kuşkusuz. daha gelişik taşıt yöntemleri bulunmalıydı. Yakın Doğu. insanın doğa güçlerinden yararlanmasının ilk deneyleridir.T-vlerini mezarlara götürmek için hâlâ kullanılmaktaydı Oysa o yıllar-. ama bu konuda güvenilir verileri bulmak güçtür. Oysa Almanya'da M.artık içten güdümlü motör. Bu da daha çok ekin. Karma çiftçilerin ise severek mal karşılığı verebilecekleri henüz evcilleştirdikleri sürüleri vardı. 2000 yıllarına dek. Aynı zamanda mekanik ve fizik dallarının yeni ilkelerini öğrenmektedir. bir kadının çapayla sürebileceğinden çok daha büyük bir alanı işleyebilirdi. bir erkek. ya da geçen yüzyılda Hebrid tarafından kullanılan ayak sapanı ilk modelleri sağlamış olabilir. köpek kızakları. Bu da hayvanın koşumu ve rüzgârdan yararlanılması demekti.) M. hâlâ Japonya'da kullanılan türden çekme çapa. çağdaş makineleşmenin ön koşuluna varılmıştı. Öküz ve eşeklerin koşumu ve rüzgârın gücünün kullanılabilmesi. tıpkı mailenin bulunması ve metalürji biliminin geliştirilmesi gibi. Tahta eşyalar dayanıklı 79 . Sapanla sürülen toprağın altındaki verimli maddeler yüzeye çıkar. 3000 yıllarında öküzle çekilen kızaklar. Artık küçük tarlanın yerini büyük çiftlik almıştır. Bu devrimin ne zaman oluştuğu da bilinmez. karada taşıta devrim getiren yo» bir buluşla kızaklarda büyük değişiklik yapılmıştı. öküz arabaları ve kızaklarından daha eski olabilir. kızağı bir çeşit arabaya dönüştürmüş oldu ve böylece lokomotif ve otomobilin ataları doğdu. Tarih öncesi marangozluğun tacı denebilecek tekerlek bulunmuş.tarih öncesi Mısır'lıların uzun saplı çapası. İki öküz ve bir sapanla. (Sığır ve koyunlardan çok önce köpekler insana alıştığından. Bunda başarılı olunca. verimli topraklar köklerin ulaşamayacağı kadar derinlere inerdi. Ur'da. tarihten çok önce başlamış ve tamamlanmıştı. ilk kez kendi kaslarıyla sağlanamayan güçlere başat olduğunu. Mısır ve Ege'de. ama. Artık ekim işlerinde erkekler kadınların yerini almışlardır.uı çok daha önceleri. kralların ccn. Liğli toprakta uygun taşlar bulunmadığın dan. Kendi vücudunu daha kaba işlerden kurtarmayı öğrenmiştir . buhar kazanı ve mekanik denizciliğin yolunu tutmuştur.

Ö. Öte yandan. Elam. üstüne bakır çiviler çakılmıştı. 1650 yıllarına dek kullanmamışlardı. Girit ve Asya'da bulunmuştur. tekerlekli araçların resimlerine M.Ö. 80 . Sind'de köylerde kullanılan öküz arabaları aynı biçimdir.Ö. çevresine lastik olarak. arkeologlar tahtadan yapılmış eşyalar hakkında gerekli bilgiyi. Mısır'lılar M. süt sağma ve çapalaına rastlanmıştır. bu yıllarda da Asya'dan Hiksos'ların istilasıyla kullanmak zorunda kalmışlardı. Günümüzde. Mezopotamya ve Suriye'de tekerlekli arabalar. Endüs vadisinde. M. İlk tekerlekli araçlar kuşkusuz kaba saba eşyalardı. ancak çömlek ya da taş gibi dayanıklı maddelere yaptıkları resimlerden edinebiliriz. 3000 yıllarında bile Sümer'lilerin kullandıkları arabaların tekerlekleri birbirine bağlantılı üç parça tahtadan yapılmıştı. Türkistan'da da aynı yıllara rastlar. 3500 yıllarında rastlanır. deri geçirilmiş.Ö. arkeolojik kayıtlar M. Kuzey Suriye'de bu daha da eskidir.Ö. bu aracı.olmadığından.Eski Mısır'da sapan sürme. dingil de arabanın gövdesinin altına deri bağlarla tutturulurdu. hatta savaş arabalarına ġekil 5 . Bu resimlerin de kusurlu ve tek yanlı kanıtı ancak şu varsayımları sağlayabilir: Sümer sanatında. Tekerlek dingili üzerinde tek parça olarak dönerdi. M. 3000 yıllarında ise. arabalara rastlanmıştır. 2500 yılına kadar gittiği vakit. en az beş yüzyıl sonra da.

Ö. bu yörede yetiştirilmiş olması gerekir. 1650 yıllarında götürülmüştür. Eşek. çömlekçi çarkı. Hayvan gücünün taşıtta kullanımının tek örneği arabalar değildir. Çömlekçilik ilk mckaniz. tekerlekli araçlar kadar eskidir. Eşya hayvanın sırtına yüklenebilir. tekerlekli arabadan çok önce kullanılmaya başlamıştır. Tekerleğin ilk iki kullanımı birbirinden bağımsız olarak gelişmiş olabilir. O yıllardan bu yana Yakın Doğu'da en yaygın yük hayvanı eşek olmuştur. Forde'a göre at da ilk önceleri süt sağmak ve binmek için cvcil leştirilmişti. Daha erken tarihte. Frankfort gibi bazı 81 .Ö. oradan da Mısır'a Hiksos'lar tarafından M. M. gerçi buna inanmak biraz güçtür.Tekerlek yalnızca taşıma işlerine devrim getirmekle kalmamış.Ö. insan da hayvana binebilir. Yakın Doğu'da M. Avr upa'da. Alplerin kuzeyinde.e endüstridir. elle bir kaç günde yapamayacağı işi bir kaç dakikada yapmayı başarabilmiştir. Böylece tekerleğin seramik endüstrisine girişiyle. arkeolojik kayıtlarda daha giiç kanıtlanır. araba taşımasına oranla. Bu hayvanlar Mezopotamya'da sapan sürmek için de kullanılmaktaydı. her zaman bu ikisi birlikte yürümemiştir. Etnografı bilimine göre. Yakın Doğu ve Hindistan'da. 3000 yıllarından çok önce.Ö. 2000 yıllarında at olduğu kuşkusuzdur.Ö. Bu hayvanların gerçekte ne oldukları gerçi tartışma götürür. 1000 yıllarına dek ata binildiğine değin bir kanıta rastlanmamıştır. 3000 yıllarında ya da daha önceleri. bugün basit düzeyde yaşayan insanlar arasında elle yapılan çömlekler evde kadınlar için bir uğraşıdır. O tarihlerde evcil eşeklerin Mısır' da yaşadığı saptanmıştır. M. çömlekçi. M. Eldeki kanıtlara göre. Bunlar gene de kesin kanıtlar sayılamaz. 2000 yıllarında Babil ile Anadolu arasında mallar genellikle eşek sırtında taşınmaktaydı. herhalde yük hayvanı olarak.Ö. Yatay bir tekerleğin ortasına çamur koyup. 3500 yıllarında imalat endüstrisinde de uygulanmaya başlamıştır. tekerleği çevirince. Oysa Mısır'da. Üstelik yaptığı daha düzgün olmuştur. haberleşme hızlanmış ve mal taşımı büyük çapta kolaylaşmıştır.Ö. çarkla yapılan çömlekler. İndüs vadisinde M. 500 yıllarına dek çömlekçi çarkı kullanılmaktaydı. eski çağlarda da bu düzen geçerliydi. M. Bu tür taşım. oysa çarkla yapılan çömlek erkeklere özgü bir ticaret alanıdır. M. tekerlekli arabalar. artık toplumsal ürün artığından paylarına düşeni alarak yaptıkları ürünü vermek düzeyinden çıkmışlardır. Bu konuda küçük bir açıklama gereklidir. Her neyse.Ö. Ama hep savaş arabalarına bağlı çekim hayvanları olarak kullanılmışlardır.Ö. İmalat makinelerine ilk kez bu dalda tekerlek eklenmiştir. Girit'te ise. Sümer anıtlarında araba çeken bir tür katır görülmüştür. Çömlekçiler artık birer uzmandır. Öküz ya da başka hayvanlarla çekilen arabaların kullanılmasıyla. Kuzeydoğu Afrika hayvanıdır ve M. 2500 yıllarına ait çok kaba saba eğer örnekleri bir yana. Bu nedenle de bu zanaat değişmiştir. çarkla çevrilen çömleklerden en az bir kaç yüzyıl daha eskidir. işçilikte uzmanlaşma açısından bir adım daha atılmış oldu.

haberleşme ve ulaşımın alanını ve hızını büyük çapta artırmış olmalı. Atların evcilleştirilmesi. ayrıca. 3000 yıllarından önce evcilleştirilmiş olabilir. Bu kayıkların ortasına doğru kamaraya benzer bir yer de vardır. M. deniz yoluyla da Doğulu insanlar doğal kaynaklarını ve ayrı ayrı edindikleri deneyleri birleştirmeye yönelmişlerdir. Bir başka olasılık daha anımsanmalıdır: Deve ve hecinler M.Ö. Bu arada şunu da söylemek gerekir. Yukarda sayılan sanat. bu bölümde ele alınan zaman sürecinin kapsamını aşmakla beraber. en son yelkenlilerin doğu Akdeniz'de gezindiği kesindir.Ö. yöntem ve süreçler. aynı tür deniz ulaşımının Hint Okyanusunda da geçerli olduğu söylenebilir. bunlar öküz ve eşek arabalarının erişemeyeceği hız ve mesafelere ulaşarak. 3000 yıllarında.bilginler resimlerdeki bu hayvanların at olduğunu ileri sürer. Deve olunca. deney birikimlerinden doğan bilgi ve uygulamaların dışa dönük anlatımlarıdır. kırkı aşkın kürekçi tarafından çekilen kayıkların resimlerini taşır. Daha az kanıt bulunmakla birlikte. Ağaçtan oyulan kayıklar ve deri kayıklar ilk devrimden önce balıkçılar tarafından kullanılmış olmalıdır. araya başka unsurlar girmiştir. Bu bilgi uygulanmadan önce. denizde yollarını bulabilmek için yeterince topog. Böylece insanlar deniz ulaşımındaki mekanik güçlükleri aşmasını başarmışlardır (kısacası. atla ulaşım. Sümcr'lilerin ve tüm öbür eski savaş arabalarında kullanılan takımlar. çöller de artık denizler gibi nüfus özeklerinin arasında bağlantı alanları sayılabilir. düşün ve buluş alışverişini gerçekleştirmiş olabilirler. çoğunluk bunların Asya yaban eşeği olduğunda diretirler. tekne yapmayı ve yelken çekmeyi öğrenmişlerdir). daha eski çağlarda öküzü arabaya koşmak için kullanılan türden esinlenerek yapılmıştır.rali ve astronomi bilgisi de edinmişlerdir. Bunların yaygınlaşması ise pratik bilgilerin bir araya getirilmesi demektir. Gene de. Karada olduğu gibi. gene de ikinci devrim süresinden önce ele alınabilir: çoktan at ulaşımını öğrenmiş ve kullanan insanlar vardı.Ö. ikinci devrimin tamamlanması ve yeni tür bir eko nomi ve toplumun kurulması için gerekli biçimde doğaya teknik açıdan başat olabilmişlerdir. 3500 yıllarından biraz sonraya dek Mısır'da bulunmamıştır. Hilzheimer ve Wolley de dahil. Ama bu konuda kanıtlar daha da kıttır. Bu hızlanma. Tarih öncesi Mısır vazolarının üstündeki resimler papirüs yığınlarının birbirine bağlanmasıyla yapılan. Yelkenliler ise M. Öküzler ile katırlar arasındaki doğal farklılık nedeniyle de bu eski takımlar atlara çok ağır ve kaba geliyordu ve verimi kesiyo rdu. çöl engeli aşılabilir. 82 . diğerlerine göre bu katırdır. Eğer bu tür insanlar varsa. Doğu insanları böylece. bul unanlar da Nil bölgesine yabancı türdendir. Yukarda anlatılan karayolu ulaşımında gelişmelere paralel olarak deniz ulaşımında da gelişmeler kaydedilmiştir.

İstila yoluyla "kültürlerin çarpışması" sonucu. halkının besin için tümden Doğa'ya bağlı olduğu bölgelerde bu özellikle geçerlidir. bazan de çok şiddetli. köklü. Bu biçim de. Bu tür değişiklikler genellikle yeni insanların istilası ya da sızması sonucu. çünkü kurulu toplumların katı kuralları yıkılır. Bu uyumda başarı gösterdiği oranda da. çömlekçilik ve mimaride. sanat ve din alanındaki değişiklikler. Böylece step halkı. ya da onların yerini alır. Daha fazlasına neden katlanmalı? Gerçekten de değişiklik tehlikeli olabilir. yaşam gerekli zamanda. uygun ideolojiyle sağlamlaştırılır. Kendi toprağının doğal kaynaklarını araştırarak ve kullanarak yaşar. Basit donatılmış toplumlarda. sosyal kuruluşlar. neden değişiklik istesin? Doğa'dan yararlanmak için.Nil ile Ganj arasındaki uçsuz bucaksız alan. Bu bölgelere "İsrail çocukları" gibi ömür boyu. bu tür göçlerin kanıtları vardır ve bu göçler sonucu insan ekonomisi gelişmiştir. Bu noktada. geleneksel kurallar da büyüscl güçlerle korunur. geleneksel kurallar ve yasaklarla anlatımını bulur. toplum tutuculuğa yönelir. 83 . yetiştirdiği besinle geçinebiliyor. gerekli işin. toplumun tüm üyelerini içeren kesin bir eylem ve davranış biçimi saptar. göçler ve istilalar sonucu olmalıdır. doğunun tarih öncesi çağlarını kaydeden kitaplar da insanların bu tür göçlerini betimlemek ve izlemek amacını güder. Günlük yaşam olaylarının çeşitli törenlerle kutlanması ve yaşanması gibi. bu inanç. bu kurallardan ayrılanlar cezalandırılır. veya onlara başat olur. daha önceki bölümlerde tek bir parça gibi ele alındı. Ani bir kuraklık. sürekli ve pürüzsüz gelişimler gibi sıralandı. boğaz tokluğuna hizmet koşuluyla yerleşebilirler. varlığını artırmak için nice beceriler edinmiş. Bir grup insan. okuyucuya yalnızca şunu belirtelim. arada bir de dinlcncbiliyorsa. Herhangi bir toplum. hayvan için otlak bulunan ırma k vadisine itecektir. Kuraklık ve seller nedeniyle. insanları. uygun biçimde yapılmasına dayanır. İran. Doğunun arkeoloji kayıtlarında yansıyan nesnel kültür.sinleştirilir. bunun için de ne çileler çekmiştir. ya da silah zoruyla girip zorla elde ederler. yaşamını sürdürmek için çevresine uymak zorundadır. ekini öldürüp. Belirtilen gelişmeler de. acı değişiklikler olmuştur. yeni düşünlerin ya yılması kolaylaşır. Açlık korkusu. yerli nüfusun topluca yerinden edildiğine tanıklık eder. Mezopotamya ve Suriye'deki yerleşme alanlarında ve Mısır'daki mezarlarda bulunan verilere göre. açık bölgelerde kuşkusuz göç yapılacaktır. büyüsel-dinsel inançlar ve korkularla ke. Yerleşen ekonomi . buralarda yaşayan insanlar için ölüm demektir. sanat ve cenaze törenlerinde. hayvanları otlatacak çayırları kurutacağından. insan için ekin. Oysa böylesine bir anlatım arkeolojik gerçeklere ters düşer. vadi halkıyla karışır. bu alandaki ekonomilerin farklılığı üzerinde duruldu.

fazla önem vermezler. onlar da kendi çevrelerine uyumlu bir ekonomik düzen kurmuşlardır. yasakları ve törenleri. kuşattıkları bölgenin yerli insanlarının kurum ve inançlarının yerini alır. daha az dayanıklı olduğu için. Bu nedenle herhangi bir yenilik tehlikeli olabilirdi. böcek salgını ve hastalığı. güvenli ve etken sayılan davranışlardan en küçük bir sapma. bugünkü basit toplumlarda çok büyüktür. kuramsal olarak böylesine cezalara yol açabilirdi. Yeni gelenler başka koşullar altında yetişmiştir. çiftçilere oranla daha çok et yerler. Eski çağlarda Doğu'da da böyle olsa gerek. hayvan üreticiyseler. Sellerin yetersiz ya da çok oluşu. En gelişik toplumlarda bile erişilen uyum ve değişiklik pek küçük olmalı. Kurulu düzenden en küçük bir ayrılma. Eski topluma oranla çok farklı ya da tamamlayıcı gereksinmeleri vardı. Örneğin. 84 . Bunlar kolaylıkla insan üstü güçlerin işe el koyması olarak yorumlanabilirdi. eski yerleşik toplumla karışırsa. oysa topal kadınların çapası yerine erkeklerin sapanıyla sürülmüştür. iki tür düşün ve inanç yanyana ve birbirleriyle çelişerek sürdürülür. kendi topraklarında kolaylıkla bulunabilen lapis lazuli taşı olmadan edemezler. Oysa göçle gelen toplum. Belki bıçak yapımı için obsid taşına değer verirler. Toprak gene de meyva verir. toplumun tümünü tehlikeye düşürebilirdi. iki tür örgüt. Oysa başa gelen felaketler büyüseldi ve bugün bile önden hesaplanamaz. bu kendine yeterli ve çekingen tutuculuk yerinden oynardı. Böylece iki tür davranış. bu güçler alışılagelmiş davranış kurallarının dışına çıkıldığı için öc almak amacıyla işe el koymuş olabilirlerdi. yedekleri kıttı. eski isteklere yenileri katılmış olur. çünkü kaynaklan sınırlı. vakitsiz bir fırtına. Yeni gelenler kendi örgütlerini ve kendi ideolojilerini de birlikte getirirler. Ya da. Bu nedenle de çakmak taşına. Bir de bakarlar ki. Eski çevrelerindeki yaşam için gerekli olan önerileri.Kurulu sosyal örgütleri ve ekonomik düzeni bağdaştıran ve sürdüren batıl inançların gücü. bu inançlardan şu veya bu nedenle ayrılmak hiç de öyle tehlikeli değilmiş. kamuoyu değişikliğe karşı çıkardı. Böylece yeni gelenlerle.

Bu yeni "efendileri" için belki de kendine ayırdığından fazlasını vermek zorundadır. hatta onları başka düşmanlardan korur. Bu da ancak. Varlık birikimi sağlayanların istila sonucu yerleşen soylular olduğuna dcğiıı pek belli belirsiz belirtiler vardır. eski çağlarda yaygındı. kendi ailesinin gereksinmesinden öte üretim yapmak için kendini zorlar. Sümer kentinde varlık birikimini yöneten. En eski Hiııl kcııl İn in de. Doğu Afrika' da çok basit biçimde bugüne dek sürdürülmektedir. Oysa toprak ağaları. İkinci devrimin gerçekleşmesi için besin maddesi olarak sermaye birikiminin gerekli olduğu kuşkusuzdur. köylüleri toprakta uğraşı için bırakır. Ama neden daha fazlasını yapsınlar? İnsanın gerçekte tembel bir yaratık olduğu. kısaca istilâdır. bir bölümünü de dış ticaret için kullanırlar. üyelerin sayısı. İmalat ürünlerini de bu toprak ağalan kullanırlar. Varlık artığının birikimi için cn etkin araç askerî istilâdır. taşıt işlerinde. Köylü de bu yüzden. çiftçi bir toplumun toprağını kuşatıp alır. Bundan başka. Bu bildik bir yöntemdir. gerçekte bu birikim dinsel saygınlık ve yerel sosyal gelenekler sonucu oluşmuştur. yeni toprak soyluları ürer. basit yaşamı yeğlediği savlanır. bu köylülerden. toplumsal üretim artığının nasıl biriktiğini ya da yönellildijJİııi bilmiyoruz. Ama bu tür istilâyı ikinci devrimin bir ön koşulu sayan kuramlara da kuşkuyla bakmak gerekir. Bu tür "soylu sınıf' genellikle bir oligarşi (takımerki) demektir. Sermaye birikimi için toplumun bir bölümünün besin sağlama işinden ayrılarak. ikinci endüstrilerde. ilk üreticiler olan köylülerden azdır. kötü mevsimler için gereksinmelerinin üstünde üretim yaparlardı. ilk önceleri istila sonucuydu. hayvan üreticisi bir kabile. Nil Vadisi ya da Mezopotamya'daki çiftçiler kolaylıkla bu gerek li üretim artığını edinebilirlerdi. Mısır'da bu yoğun birikim. kendi besin sağlamayan üyelerin geçimi için besin üretimi artığı bulunmasıyla gerçekleşebilir. ortaçağda Avrupa'da çok görülen bir yöntemdi. yerel olarak bulunmayan hammaddelerin takası için de üretim artığı ge reklidir. Ama gerekli sermaye birikimi ve yoğunlaşmasının tümden istila sonucu olduğuna değin kesin kanıt da yoktur. Böylece "toprak ağalan". Bu doğal tembelliği yenmenin bir yolu kuşkusuz başka bir ülkeyi zor kullanarak almak. buna karşılık da çiftlik ürünlerinden pay alır.İkinci devrimin başarılması için gerekli olan birleşik sermayenin gerçekleştiği de ileri sürülmüştür. imalat ürünü yapan işçileri beslemek için. Gerçekten de. Bu birikimin sosyal amaçlarla kullanılması için yoğunlaşması gerekirdi. Bu üretim artığının fazlasını. verimi artıran işlerde. kendi gereksinmelerinin çok üstünde ürün alırlar. ye rel bir tanrıydı (daha doğrusu tanrının atadığı rahiplerdi). ticarette ve yönetimde çalışması gerekir. Mezopotamya'da. ' II . bunlar çiftçilerin sırtından geçinirler. Diyelim. fazla çaba göstererek lüks yaşamaktansa.

yaşam boyunca. ikinci devrim gerçekleşmeden önce. Köylülerden çalınan ekin ve hayvanlar. bir tür savaşa girişilmiştir diyebiliriz. Biz köyün bulunduğu alanda. mimari ve eşya kalıntıları bulabiliyoruz. ama savaş silahlarını av silahlarından. sakıncası büyüktür. hayvanların evcilleştirilmesine benzetilebilir. insanların kendi yetiştirdikleri ürünler kadar besleyiciydi. Kısacası. önemi açısından. Bu tür hırsızlara karşı ekin ve sürülerin korunması. bunların geçici olarak güç kazanmasına.kesinlikle bir tür surla korunmaktaydı. savaş büyük bir buluşa yol açmıştı . ayrılmaz bir parçasıydı. Bu savaşa Elliot Smith ve Perry karşı çıkmışlardır. En önemlisi. ilk yerleşme alanları -örneğin Susa. varlıklı yerleşik köylüler tarafından bu tür saldırılara karşı örgütlenmiş savunma olduğu da bir gerçektir. bu sonuca zorla. tarih çağının başlangıcında. onlar da saygınlık ve yetki kazanıyordu. yani savaşla varılmış olmalı. varlıklı kişilere hizmet edebilirlerdi. Tutsaklar. Oysa düşmanla diş dişe savaşırken kırılırsa. üstün kişilerin cesaret ve liderlik gösterisinde bulunmalarına olanak sağlıyor. bu da sosyal gelenekten tümden bir kopmaya tanıklık eder. Savaşın ekonomik etki ve sonuçları da vardı. Her şeyden önce. sonunda ülkenin baş yöneticisi ya da kralı olmasına yol açılıyordu. Mezopotamya'da bulunan en eski resimli kayıtlarda (mühürlerde) resimlerle gösterilmiştir ve sahneleri kadar eskidir. Devrimden daha önceki zamanlara ait silahlar mezarlarda ve yerleşme alanlarında bulunmuştur. tutsak da. savaş. ya da onlara başat olmuştur. çabuk kırılabilir taşa üstünlüğü savaşta belli olmuştu.Arkeolojik kayıtların ipucu sağladığı ve barışsal gelişime engel olan diğer seçenekler daha iyi kanıtlanmıştır. Hayvan yüzerken taş bıçak kırıtırsa bir sakıncası olmaz. para ya da emek 99 . Toplumun daha yoksul ya da daha zayıf üyeleri ve başka toplumların sürgünleri boğaz tokluğu na. tutsaklık düzeni. Böylece savaş önderlerin belirlenmesine. Demek ki yeni insanlar gelip daha öncekilerin yerini almış. yaşamı karşılığı çalışıyordu. Bakır ya da bronzun. Ayrıca. toplumsal ekonominin tarla ekimi ve hayvan be sini kadar. Kuşkusuz. eski endüstrinin temeli ve sermaye birikiminde etken bir araç olmuştu. Yeniden düşmanı öldürmek yerine onu tutsak ediyorlardı. ama başı boş yaban hayvanlarına ya da. Ayrıca. hayvan öldürenden ayırmak güçtür. Bu surlar büyük olasılıkla düşman insanlara karşı yapılmıştı. Tutsakların tek kaynağı savaş değildi. vadi ve vahalara. küçük ve geçici de olsa savaş vardı diyebiliriz. daha öncekinden çok farklı bir düzen. insan öldüren araçları. Öyleyse. Kuraklık yüzünden başka yörelerden topluca gelen göçmenler de. Oysa bu oluşuma da barışsal yoldan varıldığı pek sanılmaz. Kısaca. Öyleyse. Bu buluş. üstelik arkeolojik verilerle savaş kanıtlamak kolay değildir. madene karşı talebi artırıyordu.insanlar da hayvanlar gibi eveilleştirilebilirdi. göçebe veya yerinden edilmiş insanların saldırılarına karşı da yapılmış olabilirdi.

değişken koşullarına bağlıydı. fırtına ve benzeri doğal afetlere karşı çaresizdi.. ekonomik başarı. kentlere işçi bulmakta en etken araç olmuştur. Büyü yoluyla bu unsurlara başat olduğunu kanıtlayan biri ortaya çıktı mı. kötüleri uzaklaştırmaya çabalıyordu. Aynı sonuca. bir ülkeyi ele geçirmek değildi. arkeoloji kayıtlarına göre.karşılığı yerleştirilebilirdi. Bir tapınak. O sıralarda yapılan büyük kamu yapıları ve çeşitli sanat yapıtları için kalabalık işçi kitleleri çalıştırılırdı. güneşin bilinmez. deprem. Demek ki Mısır'da da evrimden önce de krallar vardı. Mısır'lılar. Yukarı ve Aşağı Mısır. Hâlâ törenlerde. Bu işçilerin yaşam düzeylerini tanımlamak güçtür. Büyücünün değneği. lam tersine. ilk üreticilerin artık üretimiyle beslendikleridir. Tutsakların dışında. bağımsız hanedanın geleneğini sürdürmekteydi. Yukarı Mısır başkanı Firavun Mene'in yönetiminde birleşene dek iki ayrı.. insanlar hâlâ yağmur. ya da bir Devlet yapısında çalışanların kaçı ücrct karşılığı çalışan "özgür" işçiler. sel. hâlâ kuraklık. Bu birleşme. Başka yollardan tutsak edinme yolları çağdaş barbar ve yaban insanlar arasında görülmüş ve yazılı kayıtlardan öğrenilmiştir. bir de mutlu ve üstün sınıflara. hatta en önemlisi büyüscl-din. başkanlar ve hatta krallara bir göz atmalıyız. çalışmayı sürdüren her bir işçinin. Kısacası. İlk devrim. artık üretim üzerinde hak savlayan ilk toplum üyesi olmuştur. Sümer geleneklerinden de varabiliriz. toplumun elbirliğiyle besin bulma çabalarına katılamadan. savaş ve kıtlık. Gene anımsatalım. Tahta varan tek yol. büyüyü ortadan kaldırmamıştı. kaçı acıma karşılığı çalıştırılan insanlardı. Büyücü fiziksel eylemle topluma katkıda bulunmadan. başkanlığa ya da krallığa giden yol açılmıştı. hemen büyük 100 . muskalarla iyi güçleri yandaş etmeye. tarihte nice krallar edindikleri nimetleri biiyücülüktc yatan geçmişlerine borçuludurlar. ya da kaçı topluma olan zorunlu borçlarından dolayı çalıştırılmaktaydı? İlk çağlara değin tek bildiğimiz şey. İkinci devrimden sonra. "İsrail çocukları" bu koşullarla Mısır'a göçen tek Asya kabilesi değildir.sel saygınlıkla aynı görkeme ulaşılabilinirdi. kentsel yaşam başlamadan öncc. krallık asasının ilk tohumudur. Mısır'da ikinci devrimin gerçekleşmesine rastlar.

ama bir yüzyıl sonra.yani. her yıl da bu takvime beş gün eklenirdi. Kuşkusuz. gerekli olan. güneş takvimi değil. Bu sonuca bile. dünyanın güneş çevresindeki yolculuklarında herhangi bir yere aynı anda ulaşır . böyle bir değişikliğe karşılık daha çok sert olabilirdi. Bu buluş matematiksel astronomi (gökbilim) için bir zaferdir ve bilimin olayları önceden saptayabilmesinin ilk kanıtıdır. gökyüzünde en son görülebilen yıldızdır. Oysa ay takvimi. Böylece resmi takvim sürdürüldü. Kahire'nin bulunduğu enlemde. Akyıldızın güneşle bağımlı doğuşuna rastlar- 101 ġekil 6 . ama bu bölümü bir büyük buluştan söz ederek kapatalım: bu buluş güneş takvimidir . Mısır. ama artık resmi takvimi değiştirmek için çok geçti. tarım işlemlerine girişmenin zamanı geldi demektir. bir selle bir yıl sonraki sel arasındaki sürenin en kesin bir hesapla. sel başladı mı. tarım işlemlerinin başlaması için işaret verilirdi. herhalde Mısır'ın Menes yönetimi altında birleştirildiği sıralarda. yazılı kayıtlar olmaksızın nasıl ulaşılabildiği şaşırtıcıdır. Mısır'lılar da bunun dışında değildi. Yöneticiler bu yanlışı gidermenin de yolunu buldular. Basit insanlar. bu ay takvimi olurdu. altı saate yakın bir sürelik hesap yanlışı vardı. buna göre Yılbaşı. güneş takvimine uymaz. ilk başta sel vaktine rastlardı. Eski toplumlarda. Oysa gerçekte.bir kurama göre de Mısır'da devlet yetkisinin önemli kaynaklarından biri olmuştur. güneşle bağlantılı olarak yükselişini gözleyip. eski çağlarda. Mısırlıların güneş yılını günlere ayırarak saptayabilmesi ve güneş ve ay yıllarını karşılaştırabilmek için de bir çeşit yapay takvim uydurmaları gerekiyordu. bu sanı büyük bir kesinlikle yapılabilir. selin oluştuğu günden bir yıl sonrasını hesaplayıp o günü saptamaktır. sözde büyüsel güçlerle insanların kendilerini toplumun gözünde ne denli büyüttüklerine örnekler saymaya gerek yok. her biri otuz altı günlük on aya bölünmüştü. tarım işlerinde yaramaz olmuştur. Bu yıldız. takvim kullansalar bile. basit insanlar için güç anlaşılır bir ayrıntıydı. Seli önceden bilmek için. takvimi gerçek mevsimlerin tümden dışına atmıştır. 1961 yıl Akyıldız sürelerini benimsedi. bu yanlışın yıllar boyu birikimi.saygınlık ve yetki kazanıyordu. sanıda bulunmakla etken olmak arasındaki fark. güneş çevresinde yıllık döngüsünün bir işlevidir gerçekte güney batı muson rüzgârlarının Etiyopya dağlarında patlamasına bağlıdır. Nil vadisinde çiftçilik tümüyle yıllık sellere bağlıdır. Bu hesaba göre.di. yeni bir takvim ortaya çıkarıldı.dızın. sel mevsiminde gündoğuşu tüm yıldızları karartırken. bu takvime göre 365 günlük bir yıl. dünyanın. 365 gün olduğu saptanabilir. Yılbaşı. ilk ayın yirmibeşinci gününe rastlamaya başladı. Akyıl. bu bilgiyi verebilmek aynı zamanda doğa üstü bir gücün kanıtı sayılırdı.Sümerlilerin savaĢ arabası . Ne zaman başlayacağını önden hesaplamak ve hazırlık yapması için köylülere haber vermek. Demek ki. Sel. Akyıldızı (Siriyüs) gözlüyorlardı. yılın uzunluğunu bilmek. güneş takvimine göre her yıl aynı güne rastlar. bu nedenle de çiftçilere. Elli yıl süren gözlemler sonucu.

Mısır'lıların geliştirdiği bu takvim. Firavunlar fellahlara sel vaktini önceden haber verebiliyorlar ve mevsimlere. Güneş yılının saptanması ve buna göre resmi bir takvimin geliştirilmesi. Hatta Firavunlar daha da ileri giderek. tıpkı Babil'de ve başka yerlerde olduğu gibi. Gerçekte.Mısır kralları. 102 . ekine başat oluşlarını kanıtlıyorlardı. bu arada bizim kullandığımız takvimin öncüsüdür. geleceği önceden saptayabilen bilim uygulamasına. takvimin düzenlenmesiyle yakından ilgiliydiler. tüm Avrupa güneş takvimlerinin. Bu da ilginç bir savdır. sel vaktinin yaklaştığını Akyıldızın doğuşuyla saptadıklarını bu bilgiyi yalnızca kendilerinin kullanabilmesi için saklamış da olabilir ler. Kendi güç ve yetkilerini. yani takvimin düzenlenmesine borçlu oldukları da bir savdır. bilim tarihi açısından büyük önem taşır. Bu bilgiyle.

VIII. BÖLÜM 102 .Uygarlığın beĢiği olan alanlar.ġekil 7 .

jeoloji (yerbilim). profesyonel askerler vc çeşitli işçil er vardır. daha önce de belirtildiği gibi. Bunlara bir de daha uzakta. Mısır'a oranla. Ama buna karşılık ekonomik yeterlilik elden gidiyor ve yeni bir ekonomik yapı oluşuyordu. Çok geçmeden de götürülüp getirilen malları koruyacak askerler. tarlaları sulamak. toplumsal örgütlerin katılığı yumuşatılıyor.KENTSEL BÖLÜM M. Doğu Akdeniz çevresinde ve daha da doğuya. toprağı sel sularından kurutmak. bu malları getiren tüccar ve taşıt işçileriyle. ormanların temizlenmesi ve ondan sonra da kanalların ve bentlerin bakımı. görenekler ve bilgiler biriktirmişlerdi. liğli topraklarda ve bataklık alanlarda. 3000 yıllarına gelindiğinde. topografya. Artık M. ırmakların yakınındaki bataklıkların kurutulması. İndus ırmağı kıyılarında. çeşitli toplumlar yaşamaktaydı. Nil Vadisi de yapı için keresteden. maden cevherlerinden ve büyü taşlarından yoksundu. yapılarda kullanılabilir taşlar ise. daha enderdi ve daha güç bulunurdu. yerel koşullara göre çeşitli ekonomileri olduğu düşünülebilir . kendi kendine yeterli toplumlar ekonomik bağımsızlıklarını yitirmeye boyun eğiyorlardı. Sümer ve İndüs havzasında yaşayanlar bir tür düzenli ticaret ya da takas yöntemi kurmak zorundaydılar. İşte bu insanlar. Yerel tek kereste türü. gerekli malları rahatça ithal edebiliyorlardı. Daha önce sözü ed ilen ticaret ve insan eylemleri sonucu bu bilimler. Daha ilk başlardan beri Sümerliler alet kesimi için Kafkas obsid taşını ya da benzeri tür taşları ithal etmek zorundaydılar. bunlardan yararlanan halkın büyük bir düzen içinde çaba göstermesini gerektiriyordu. Toprak verimli olduğundan. zooloji ve botanik gibi nice bilimsel bilgiler ve tarım. topluma çok etken ve düzenleyici bir silah sağlıyordu. 4000 yıllarında.avcılar ve balıkçılar. yerleşme alanlarını korumak için sosyal örgütleri birleştirmek ve ekonomik yöntemi bir özekte toplamak gerekiyordu. taştan. Üstelik. Bakır cevheri yoktu. Bu alanlarda yer altında bulunup 103 . çatışma ve çelişmeleri çözümleyecek resmi görevliler de gerekecektir. sellerle yenilenen verimli topraklar bol bol besin sağladığından. çeşitli meslek ve sınıfları içeren devletlerdir.Ö. Böylesine besini bol olan vadi alanlar. yazıcılar vc memurlar ile sayısız uzman zanaatçılar. Bu alanlarda bol ve aksamayan su kaynaklan. Mezopotamya ve İndüs vadisi için çizdikleri resim basit çiftçilerden oluşan küçük toplumlar değil. arkeologların Mısır. astronomi (gökbilim). giderek çetrefılleşen alışverişleri kaybedecek yazıcılar. gelen mallan kullanıma hazırlayan zenaatçıların da bu artık üretimle geçinmesi gerekiyordu. Sümer daha da kötü durumdaydı. bilimsel gerçekleri de yer yer içeren büyüsel inançlardan oluşan gelenekler. prensler. hurma palmiye ağacından yapılırdı. Sind ve Pcncap'ta da. bundan önceki bölümlerde sözü edilen buluşlarla insanlık uygarlığını geliştirmişlerdir. balta başı yapılabilir sert çakıl taşlan bile pek enderdi. Sümer'de olduğu gibi. gerekli hammaddeleri sağlamak için de Mısır. nüfus alabildiğine genişleyebiliyordu. beceri ve bilgi biriktirilmekteydi. makine tekniği. Bunların ardında da rahipler. kimya. Sind ve Pencap'ta olmuştur. Aynı zamanda. Aynı zamanda yerel grupların ayrıcalıkları giderili yor. Gene. Bu son gelişme en çok Nil vadisinin alçak yataklarında. çapa ekimcileri. Dicle ve Fırat arasındaki liğli topraklarda. Hindistan'a doğru tüm kıraç topraklarda. gerekli hammaddeler kıttı. üstelik Nil kıyılarında bol bol bulunan seri taş da bulunmazdı. Ve işte böylece. uygar yaşam için çok önemli olan başka hammaddelerden yoksundur. yaban ellere dağılmış başka kabileleri de ekleyebiliriz. Bu toplumların. göçebe ekimciler ve sürücüler ve yerleşik çiftçiler. sulama işi. metalürji ve mimarlık gibi uygulamalı uğraşı bilgileriyle. Köylünün kendi ürettiği besinden artan bölüm yalnızca gerekli mallarla değişmekle kalmıyor. bu koca koca yiğli ovalar ve ırmak boyu düzlük alanlarda. Öte yandan. Ayrı ayrı.Ö. teknik bilgiler ve inaçlar çok geniş alanlara yayılmakta. tümü de artık besin üretim işinden uzaklaşmıştır.

Yeni kentler. ama henüz köydür.Nil'de. bu sınıflar da kendine yeterli. anıtsal mezarlar. Arkeologların bulduğu eşyalarda görülen bu değişiklik. Bölümün başında tanımlandığı biçimde bir devrim oluşmuştur. mücevherler vc uzmanlaşmış zanaatçılar tarafından bol miktarda üretilen nesnelerdir. Fırat kıyılarında ve İndüs'te başka başka biçimlerdeydi. hele avcılar arasında. bu mezar. güneyde bir çok değişik yörede izleyebilir. Eşııunna ve Ma ri'de izlenebilir. politik ve dinsel yöntemlerin de ayrıntıları göze batar derecede değişikli. bulunduğu vakit bile 700 cenaze kalıntısı hâlâ belirgindi tarih öncesi hiçbir mezarda bu kadar büyük bir sayıya rastlanmamıştır. Bu kalıntılardan toplanan basit eşyalar. Arkeologlar. silahlar. Ama yaptıkları eşyalar -baltalar.lümüıı başlarında anlatıldığı gibi. saraylar ve atölyeler ilgi çekmektedir. Her bölgede demirciler aynı kimyasal maddeleri aynı basit yöntemlerle işleyip günlük gereksinmeler için aletler ve silahlar yapmaktaydı. geçimini kendi başlarına hiç mi hiç sağlayamazlardı.çıkarılan en ilginç eşyalar artık tarım ve av aletleriyle diğer ev yapımı mallar değil. Somut açıdan. uzmanlaşmış imalat ve dış ticarete dayalı bir ekonomiye dönüşüm. giderek daha çok maden kullanımı. hançerler ve mızrak başlan. Sümer ve Mısır çömlekleri de birbirinden çok farklıdır. içerdikleri ya da yanı başlarında yerleşik köylere oranla. 104 . din ve toplumsal örgütlenmede de görülür.daro iki kilometre karelik bir alana yayılmıştı. Eridu. Bu değişiklikle birlikte nüfus da artacaktır. geniş caddeler ve dar ara sokaklar boyunca düzenle dizilmiş. bataklık ova düzeyinin üstünde tepecikler oluştu. nüfusun da çoğaldığına tanıklık etmektedir. zanaatçılar ve askerler yeni sınıflar oluşturmaktadır. Arkeologların kanıtları bu savı doğrulamaya yeterlidir. tapınaklar. Larsa ve Şuruppak'da. besin üreten bir toplumda. Mezopotamya'da devrimin çeşitli aşamalarını. daha geniş bir alanda. Yalnız ekonomik yapının değil. Ur'da "Kral mezarları" denilen mezarlık. örneğin Sümer. alan olarak. Ur. bıçaklar. Opis. çok daha büyüktür ve çok daha kalabalık bir nüfusu barındırabilir. halkın pek küçük bir kesinrnce kullanılmıştır. Oysa. çömlekçi çarkının kullanılmaya başlanması ve başka örnekler bir önceki bölümde özetlenen gelişmeyi kanıtlar. ilk başta ve sonlarda. Ekonomik alanda ikinci devrimin sonuçları Mısır. Birinci bö . Çemdet Nasr. Örneğin Sind'de Mohenko. Sümer'de her bir yörede. bu özellik. yalnızca varlığın arttığına değil. Erck'teki kazılarda ortaya çıkan gerçekler. kulübe ve çiftlikevleri yerine. Mezopotamya ve Hindistan'da aynıydı. Erek. büyük bir nüfus artışına da yol açmıştır. Böylece 1. iki katlı evler vardı. büyük mezarlıklar. yaşamına neolitik çiftçiler köyü olarak başladı. memurlar. kuşkusuz bu eşyaları üreten ekonomideki değişikliğin yansımasıdır. Bu nedenle devrim somut biçimde genelleştirilerek anlatılamaz. tüccarlar. ortak dil. tapınak eşyaları. ama bu benzerlik soyut bir benzerlikti. İnsan eyleminin her türünde böyle başkalıklar bulunabilir. Rahipler. daha sonraki aşamalar kuzeyde. ekonomik yöntemler. Erek. Akad. köylerin birbiri ardına çökmesi ve sonradan yerlerine yenilerinin yapılması sonucu. yalnızca benzer değil. kentsel mezarlar. diğer yörelerde olanlara da örnek sayılabilir. Bunların içinde ender olarak değil günlük yaşamda kullanılır türden garip eşyalar ve süsler bulunmaktadır. her bir bölgede çizdiği yön tek tek ele alınmalıdır. Lagaş. Bu farklılık arkeolojik nesnelere da yansır. Hint. çarkla yapılan kaplar. Bundan başka. sonuçlar her bir alanda çok belirgin biçimde farklıydı. krallar ve memurlara ayrılan anıtsal türrbeler de bulunmuştur. Kendine yeterli besin üreticilikten. varlığı artmaktadır. eştir. Nil boyunca tarih öncesi çağlardan beri sürüp giden köy mezarlıklarından başka. Kiş. Bu yapay tepeciklerin ilk on beş metrelik bölümü kamış ve kerpiç evlerin kalıntılarıdır. Köy büyümekte. Kalıcı yapılar olarak da. oysa çömlekçilik zanaatı bu üç yörede de aynıydı. bu kullanım da üç yüzyılı aşmamıştır (Bazı bilginlere göre bu sürenin yarısı daha doğrudur).

bu toplumda örgütlenmiş işçiler. sözde doğa güçleriyle bu güçleri simgeleyenler arasında bir uzlaşma yaratılmasını sağlamışlardır. malzemenin toplanıp taşınması. tanrısal yetkileri benimsemiş ve doğal olarak da çayırda. İlk ziggurat. gerçek artık varlığını tanrıya adamış. Gerçekten de ziggurat tapınağında bir yazıt bulunmuştur. bu işle görevli kişiye büyük ve yepyeni görevler yiikleycceklir. tanrı buyruğuyla halka özgü olduğunu anlatmışlar. işçi ve besinden başka şeyler de gerektirir. Bunlar besin üreticiliğinden uzaklaştırılırken. Bunlar kan ter içinde çalışmanın. Özellikle yöneltici bir güç bulunmuş olması gerekir. Erek tek değildi. tapınakların planları da geliştirilmiştir. Kimin? Belki de bu yapılar hangi başkan ya da "tanrı" onuruna ve görkemine adanıyorsa. bu Sümer tapınaklarının kaçınılmaz bir parçası olan kademeli kale ya da "ziggu. Gelgeldim.Sonra. Yapay dağın ve tapınakların kurulması. Alt bölümlere çok daha görkemli tapınaklar yapılmıştı. Erek'te bulunan ilk tapınaktan anlaşıldığına göre. üstünde mühre benzer bir kazıntı ve sayı olduğundan kuşku bulunmayan işaretler vardır. ziggurat'ın çamuru kurumadan. Tanrı ancak toplum iradesiyle var olabildiğine göre. Bu uzlaşma geliştirilirken. bu girinti ve çıkıntılar binlerce çanak çömlek parçasıyla güçlendirilmişti. Tüm yazılı belgelerde görüldüğü üzere. Kuşkusuz. büyücüler. bu yörede yaşayan toplum. elle yoğrulmuş çamur tuğlaların aralarına kat kat katran sürülerek yapılmıştır. bu rahipler de yöneticilere tanrının hazinesinden bol bol ödenek vermişlerdir. besin stoku da onun yönetimi altındaydı. Oysa. İşte bu sıralarda muhasebecilik. onlar da tanrının yeryüzündeki varlıklarını içtenlikle artırmış. yazılı belgelerle açıklanacaktır: belki çeşitli armağan ve kurbanların ve bunların kullanımının bir kaydını tutmak gerekecektir. hatta yazı da başlamıştır. bu varlık da bir rahipler örgütünce yönetilmiştir. İşte bu noktadan başlayarak kentsel 105 . Toprağın bol verimi ve çiftçilerin koyu dinsel inançları sonunda. üstü de 1000 metre kareye yakındı. Bu çanaklar kururken düzeyin birleşik kalmasına yardımcı olduğu gibi. Demek ki. bayırda iş görmekten kurtulmuşlardır. tapınağın koca hazinesinin yönelimi. binlerce çömlek ve tuğla yapımı. hiç değilse besin maddelerinden oluşan ganimetlerden yararlanmaktaydı. rahip biçiminde ortaya çıkmış. kuruma işlemi bittikten ve tapınak tamamlandıktan sonra da. bunların arasında da girintiler vardı. bir de tanrıların gökyüzünden inmeleri için merdiven vardı. Ama böylesine anıtların yapımı. Bu görev lerin neler olduğu. düzen ve dikkatl e yöneltilmiştir. ticaret ve taşıt yöntemi vardı. Bu. kentsel düzeyde gelişmiş. herhalde yeryüzünde kendine temsilci ve yorumcular bulmakta güçlük çekmemiştir. Diğer büyük Sümer kentlerinin bulunduğu yerlerde ortaya çıkarılan kalıntılar da aynı çağlarda aynı kültür düzeyinde uygarlıkların varlığını göstermiştir. Dağın tepesinde. tıpkı tarih sonrası kralların tapınak planlarının kendilerine bir düşte açıklandığını söylemeleri gibi. yuvarlacık gamzeler gibi tapınağı süslerdi. gerçekten anıtsal yapıların. dünyanın en eski hesap yazıtıdır. İşin bütünü dikkatle planlanmıştır: Yapay dağın her bir köşesi. di ziler halinde çamura sokulmuştu. Bu parçalar. neolitik köylerde. Hemen yakında da yapay bir dağ yükselir. bir süre sonra. bundan sonra Sümer tapınak hesapları gelir. Dağın sarp yamaçlarında payandalar. Böylesine düşlenen tanrı. ilk tarih çağlarında olduğu gibi. büyük vc disiplinli işçiler ve zanaatçılar gereksindirmiştir. kısaca büyü törenlerini büsbütün karmaşık bir hale getirerek. kerpiç ve duvarları beyaz badanalı küçücük bir tapınak. dört yöne. uzmanlaşmış endüstriler ve ilkel de olsa. yanyana. Buna göre. ilk tapmaklar da bir grup rahip nedeniyle yapılmıştır. tapınak ya da tapınak gruplarının temelleri ortaya çıkar. Demek ki. Böylece. küçücük kulübelerin duvarları ve ocakları yerine. kutsal başkan herhalde. yoksa Tanrı durup dururken hesap sorabilir. çağının zemin düzeyinden on mletre kadar yükseliyordu. bu çabalarına karşı da tanrının gelirinin küçücük bir parçasını kendilerine ayırmışlardır. ortak bir artık üretim stokundan beslenmiş olmaları gerekir.rat"dır. bu gücü tanrının kullarından birinin yapmış olması gerekir.

varlık artmış. ancak çeşitli kaynaklardan "bakır" sağlayan kentsel bir toplum. testereler. daha derin bir uygulamalı kimya bilgisi ve jeoloji bilgisi gelişmiş. Oysa. işçilikte uzmanlığın geliştirilmesi ve ticaretin büyümesidir. M. altmışlar ve yüzler için belirgin rakamlar vardır. kalay ve bakır alaşımıyla yapılabilirdi. Birimler. İlk ziggurat'ın duvarlarına çakılan çanakların yerine. hatta siyah mermerden vazolar ve küçük heykeller yontabiliyordu. Tarih çağlarının başııı. keskiler. Kuyumcular artık tel ve lehim yapabiliyorlar. mezarlarda kral ailesinden gelen sahiplerinin yanında yer alırdı. döküm ya da dövme bakırdan. delgiler. kireçtaşı. Bu gelişim. uçları siyah. gelişen teknik beceriler. sırlı eşyalar ve küçük savaş arabalarının yapımından anlıyoruz.uygarlık sürekli olarak izlenebilir ve bu yönelim yazılı tarih denen aydınlığın insanlık üstünde parlaması anına kadar sürer. Bunlar. özellikle Cemdet Nasr'da çok iyi bilinmekteydi. Bu ancak. Bu uğraşılarını kolaylaştırmak için de muhasebe kuralları ve geometri kuramları geliştirmek zorundaydılar. böylece yazılı kayıtlar hem kendi aralarında. Erek tapınağı tamir götürmez duruma gelmiş. Çözümlemede gerçekten bu alaşımın kullanıldığı ortaya çıkmıştır. kayık. ama artık somut eşyalara tıpatıp benzemeyen. hem de kendilerinden sonra gelenlerce anlaşılabilecekti. Artık muhasebe yazıtlarında düzenli biçimde işaretler ve rakamlar vardır. Heykeltraşlar. rahip yöneticiler yeni bir yazı ve rakam düzeni geliştirmek zo runda kaldılar. arp ve lir yapıyordu. işaretler yalnızca resimlerden oluşmaktadır. Bu da. çekicin ve dökümün ustasıydı ve usta bir kalıpçılıkla belki de cire pcrdııe yöntemini kullanmaktaydı. karşılaştırma yöntemiyle gelirli bir kaynaktan sağlanan bakır cevherinin üstünlüğünü farkedebilirdi. Her bir tapınak.Ö. fırınlanmış kilden koni biçiminde parçalar yerleştirilmiş. Buradaki öykü varlık birikimi. incecik zincirler. Sümer demircilerinin ince döküm işi yalnızca bakırla becerilemezdi. çivi. Herhalde içinde kalay bulunan bakır cevheri arıtılırken ya da arıtma işlemine kazayla kalay karışması sonucu rastlantıyla bulunmuş olmalı. Bundan sonraki aşamada. uğraş geleneklerine ve yeni uygulamalı bilimsel buluşlara dayanıyordu. Yazıtlarda basit aritmetik formüller. katran kalıbı üstüne yerleştirilmiş büyük çapta hayvan grupları. üstüne hayvan şekilleri konulmuş levhalar almıştır. dövme ve telkari işçiliğiyle süslü püslü takılar üretiyorlardı. gümüş ve lapis lazuli ithal edilip kullanıldığına göre. çünkü aynı yıllarda Hindistan'da da kullanılmaktaydı. Ur'daki kral mezarları bu işlem ve yönelimi çok güzel örnekler. bu müzik aletleri. daha düzenli ve yaygın bir ticaret başlamıştı. bronz dediğimiz. muhasebesini tutmak da güçleştiğin den. bronzu Sümcrlilerin bulmuş olduğu anlamına gelmez. kil konilerden oluşan mozaikin yerini kara katran üstüne kakılan sedef ve akik taşlar almıştır. üstünlüğü doğuran ek madde 7 . mozaik desenler olıışlııracak biçimde çamur . bir öncekinden daha büyük olmuştur. bıçaklar. araba ve sedirin yanı sıra. Kuşkusuz bu aletleri çalacak profesyonel müzisyenler vardı.da. sık sık tekrarlanan başka işaretler de vardır. kırmızı ve beyaza boyanmıştır. Bu incelik ve lüksün nedeni yalnızca varlık birikimi ve artan uzmanlaşma olamazdı. Tanrının gelirleri arttıkça. Bu gözlem sonucu. onlar. Bakırcı. oyma kalemleri. Artık bu yörede kurşun. Erek'te yeni tapınak yapımının üçüncü aşaması. en azından dört kez yeniden yapılmıştır.tuğla duvara yerleştirilmiştir. Akad'da (Kuzey Babil'de). 3000 yıllarından çok sonraları. Kuyumcular artık en sert taşları delebiliyor ve üstüne mühür kazıyorlardı. daha nice başka aletler yapabilmişlerdi. Tarih çağının başlarında. Daha sonraları bunların yerini taş ya da deniz kabuklarından kesilip. kilden biçimlendirilmiş şekillerin yerini almıştır. Tapınağın iç duvarları ilk başta kilden yapılmış hayvan biçimleriyle süslenirdi. baltalar. mengene ve iğneler. Marangoz. özel aletler. Teknik becerinin gelişikliğini. Böylece diğer ustalardan çok önce. örneğin hesap denkleştirmesi görülür. anlaşılan bunlar artık alışılagelmiş anlamlar edin miştir. katrana yapıştırılan.

Artık. teknik yöntemlerin hızla yayılmasına yol açmıştır. Bir kent özeğinde yapılan endüstri ürünleri. Bunlar. Gümüş ve kurşun da herhalde. halta kap kaçak bulunmuştur. İşte Mezopotamya'da ikinci devrimin aşamaları böyle oluşmuş. Sümer kentleri. ikinci devrim artık Mısır ve Hindistan'da yürümekteydi. İkinci devrimin yarattığı yeni uzman zanaatçı sınıfı artık besin üretim işinden özgürdü. Engebeli meralar. bir başka kentin pazarlarında satılmaktaydı. Bu. çoğunlukla Basra Körfezinin güneyinde Amman'dan gelirdi. hiç de Sümer özelliği göstermeyen mühürler. meteorik demirden ya da doğal tellürik demirden değil. Tek bir deney sonucu yapılmış da olabilir. eğer tutsaksalar. Liğli topraklara tümden yabancı olan maddelerin böylesine büyük çapta bu alanlara ithalinden. bu arada da malı getirenleri ağırlarlardı. Doğuda. 3000 yıllarında Mezopotamya'ya da tanıtılmıştı. Nil ve İndüs üzerindeki başka kentlerle ticaret ilişkileri kurmuştu. Gerçeklen de. Belki kendi kabile bağlarından ve yerel devletten de kopmuşlardı. Çeşitli aşamalar. kuşkusuz ekonomik birikim ve bilimsel ve teknik ilerlemenin organik sürecinde çeşitli anlardı. bu 109 . Ticaret yalnızca hammaddeyle sınırlı değildi. Bakır. Ama bu yıllardan bir süre sonra saydam cam örneklerine rastlanmıştır. Bir çok Mezopotamya kentinde. Büyük deniz kabukları Basra Körfezinden ve Umman Denizinden sağlanırdı. İstanbul ve Şangay'da İngiliz tüccarları varsa. bu nedenle topraktan da kopmuştu. Elli. Ustalar. endüstriyel ve ekonomik sonuçları da insanın nesnel kültürünü böyle etkilemişti. birbirlerinden 200 kilometre kadar uzaklıkta bulunan Dicle ve İndüs ırmakları arasında uluslararası ticaretin varlığının kanıtıdır. herhalde Ur ve Kiş'de yerleşmiş Hint tüccarları vardı. ehil işçi gerçekten devingendi. denizin sığ kıyılarında güçlükle ilerleyen teknelerin bu malları taşıdığı düşünülebilir. Deney yapıldığının bir başka kanıtı da aynı çağa ait kliçük demir bir hançerdir. ama Mezopotamya'da değil de. boncuklar. uluslararası çapta yaygınlaşmasını gerçekleştiren bir yoldu. Tüccarların temsilcileri. arada bir. Ancak M. beceri ve bilgilerini daha iyi koşullarla uygulayacakları büyük özeklere giderlerdi. bu geleneksel bir gerçekti. belki de Akdeniz kıyılarında Lübnan'dan gelmekteydi. Zigana'lardan. 1300 yıllarında demir endüstride kullanılmaya başlamıştır. insanlardı da. zanaatçılar ve buluşları yapan kişiler de taşınırdı. Oysa bu süreklilik. Bu koşullar altında yapılan ticaret gerçekte bir kültür alışverişi. Anadolu'da kullanılmıştır. bu devingenlik ve gezegenlik. belki de diğer sırlı işler arasında. O çağın bir başka buluşu da saydam camdır. etnolojik ve polilik alanlarda geçerli değildi. nerede kârlı iş bulurlarsa oraya gidebilirler. varış yerinde mallan teslim alıp yerine geri gönderilecek başka mallar yüklerler. 2500 yıllarından sonra büyük bir ihracat özeği olan Anadolu'nun Toros dağlarından getirtilmekteydi. uğraşıları nedeniyle en çok nerede para ederlerse oraya gönderilirlerdi. bu zanaat M. daha önceki çağlarda pek umursanmayan ticaret işlerinin yaygınlaştığı ve düzene girdiği anlaşılır. bu eşyalar genellikle Sind ve Pencab'a özgüdür. ama bu buluşun ardının izlendiğine değin bir kanıt yoktur.Ö. kervanlar ve tekneler uzun uzun dururlardı. Nedeni ne olursa olsun. altmış yıl önce nasıl Oporto. tuz çölleri ve iki vadiyi ayıran güç alanları aşan kervanların ya da her iki ırmağın denize ulaştığı yerde.Ö. düşünlerin. Tarih öncesinde Mısırlılar sırlı taş ve fayans yapıyorlardı. Kereste herhalde yağmuru bol dağlardan. Sümerliler tarafından bulunmuştur ve kuşkusuz tümü de alkalin silikatların özelliğine bağlıdır. Lapis'in Arganistan' dan edinildiği sanılır. herhalde ihracatçı ülkenin sömürgecileri. alaşım bilinçli olarak yapılmış olabilir. Gerek son durakta. Bu hançer. Bundan başka bu kervanlarla taşınan yalnızca yeni buluşların ürünü olan mallar değil.ayrılıp. M.Ö. ya da. gerekse yolda çeşitli durak yerlerinde. Doğuda bu tür ticaret hiçbir zaman balyalar dolusu eşyanın bir yerden bir yere taşınması demek değildir. cevherinden arıtılmış madenden yapılmıştır. Bronz ancak bilinçli kıyaslama ve deneyler sonucu bulunabilirdi.

Her bir kentin özeği kutsal temenos. her biri politik açıdan bağımsızdır. yani kent tanrısının ve diğer tanrıların tapınaklarını içeren bir kaledir. 3000 yıllarından hemen sonra. büyüsel güçlere başat olan bir tanrıyı simgelemeye başlar. genellikle uyurlarmış gibi gömüldıığü. bir de yazılı kanıtlar eklenmiş oldu. Bu madde. M. İnsanın yöneltmeye çalıştığı büyüsel güç artık ulaşılması gereken bir tanrı olarak kişilendirilmiştir. artık tarih öncesi çağlar için arkeoloji biliminin bulgularına. yazılı kayıtlar anlaşıldığı vakit. öbür toplumsal yapıların başma ne gelirse gelsin. bu ev de kent tapınağıydı. insandan uşakları. temelin kireç taşı bloklar üstüne yapıldığını gösterir. bu yapay kişide birleştirmiştir. Tanrılar ve tapınaklar da bu krizi atlatmıştır. Erek' teki ikinci tapınak grubu. Bu felaket anlarında tapınaklar da yağma edilmiş ya da yıkılmış olabilir. Sümer ve Akad'daki sosyal ve ekonomik örgütler konusunda açık bilgiler verir. yazılı metinler. Örneğin. Tapınak. Mimarlıkta bazı değişiklikler de. tanrısı ortaya çıkmıştır. ama tümünün ortak nesnel kültürü.Ö. liğ topraklı ova için çok yabancı ve garip bir nesnedir. 323 yılında bile Makedonyalı İskender Asya fatihliğini. Daha sonraki grupta taştan vazgeçilmiş. Akad dili İbranice ve Arapçaya benzer ama Sümer dilinden tümden ayrıdır. ekim ve ekin biçme törenlerle anlatılır. her tanrının yeryüzünde bir evi vardır. Yöneticiler. dinsel örgütlerin ve bunların sürekli yaşatılan geleneklerinin somut kanıtıdır. teknik ilerlemenin dışında başka aşamaları kanıtlar. rahiplerden bir örgütü vardı. bu oyunun oyuncuları. Kültür aşamasının üçüncüsünde. Sonunda öyle bir yazı yöntemi buldular ki. Tanrı. on beş ya da yirmi kent devletine bölünmüştür.birikim ve ilerleyişin. Ülke. böyle olunca da arlan gelirlerin yönetimi günden güne güçleşti. Ur'da bulunan kırsal me. sadece kendi iş arkadaşlarıyla hemen kendilerinden sonra gelenler değil. yerine fırınlanmış tuğla kullanılmıştır. yeni gelen insanlarla. Mezopotamya'da bulunan en eski okunabilir belge. toplu umul ve korkularını. Erek'tcki dördüncü tapınak dizisi yapıldığı vakit. gerçekten bir konaktı. cenaze töreninde kurban edilmiş pek çok insan iskeleti bulunmuştur. cenaze törenleri değişmişti. tüm bu aşamalarda sürüp gittiğinden.zarlanndaki iskeletler ölülerin. Oldukça büyük sorunlar doğuran bu ırk farklılıkları kesinlikle tanımlanamaz. dışardan istila yoluyla gelenlerin Sümcrlilere öğrettiği yeni mimarlık yöntemlerinin yansıması yolundadır. ülkenin sahibi. çağdaş bilginler de bu yazıları okuyabildiler. öbürleri de bir Sami dili olan Akad dilini konuşmaktadır. toplum artık toplu iradesini. Bundan sonraki çağlar için de bu gerçek geçerlidir. (Cemdet Nasr'da görüldüğü gibi) ölüler. rahipler de yerlerini korumuşlardır. Zamanla. ama yeni kral ya da kuşatmayı başaran yeni kahraman hiç vakit geçirmeden dindarlığını ve gücünü kanıtlamak için yeni tapınaklar yapmış ve bunlara yeni gelir kaynaklan sağlamıştır. öbür yanı yuvarlak. Nesnel kültürün sürekliliği bu nedenle aksamış değildir. ortak dini. Oysa son dönem tapınaklar. Babil'de bulunan yazılı kayıtlar hanedanın sık sık değişliğini ve yabancıların ülkeyi sık sık kuşattığını belirler. dizleri çenelerine değecek biçimde yatırılarak gömülürlerdi. Bunun yorumu da. rahiplerin tuttuğu tapınak gelirleri 110 . bu yoldan ekinin iyi olması umulurdu.nü gösterir.Ö. garip biçimli tuğlalardan yapılmıştır. Tarih başlamadan önce. zaman zaman engellendiğine değin belirtiler vardır. belki de kuşatım ve istila yoluyla. Erek'te ve diğer kentlerde tarih öncesi tapınakların sürekli olarak yeniden yapımı. Tapınak işleri. Neolitik çiftçiler genellikle sırt üstü yattıkları biçimde gömülürlerdi. daha da varsıllaştı. ortak dili vardır ve tümü arasında ekonomik bağlar kurulmuştur. Tâ M. Babil'de iki ayrı dil grubunun başat olduğunu görürüz: Halkın bir bölümü Sümer dili konuşmakta. büyüsel güçlerin kişisel simgesidir diyebiliriz. Her neyse. kral mezarlarının çevresinde ise. Babil'dcki büyük E-Sagila tapınağını yaparak kanıtlamıştır. karmaşık iş alışverişlerini kaydetmek için daha elverişli yöntemler aramaya koyuldular. tarihin daha sonra da yinelediği gibi. bir yanı düz. Sonunda. daha önceleri tohumun doğuşu ve ölümü. tohumu ve büyüsel verimi simgele mek yerine.

Sümer toplumunun gelişmesinde önemli ekonomik işlevi vardır. Oysa bu tanrı. Devlet gücünün "özel teşebbüse" yardımcı olacağından da söz edilir. kralın. devrimin yarattığı "düşmanlıklar" nedeniyle. gerçekten "toplumun içinden çıkmış. Belki de kişileştirilmiş tanrı rolünü oynayan adam budur. Sivil yönetici ve askerî kumandanın nesnel gücüne sahiptir. ödünç alandan borcunu geri vermesini istediği gibi. Bu tür teşekkür paylarına bugün faiz deriz. dokumacılar ve diğer işçilere ücret öder. Üstelik ordunun ekonomik işlevi de vardır. Terziler. askerler böylesine edinilen artık üretimle beslenmektedir. Aşağı Mezopotamya. Bazı anıtların üstünde. Daha sonraki yazıtlar. Dindar değilseniz. En eski tapınak arşivlerindeki kayıtlara göre. aynı dış ticaret kaynaklarından getirteceklerinden haliyle ticaret rekabeti başgöstereeektir." Bütün bunlara karşın. Üstelik insanlar üzerinde tanrının geçici güç ve yetkisinden büyük bir pay da koparmıştır. arpa ya da altın öndelik (avans) verirdi. Umman'dan bakır ve granit ithal etmişlerdir. aynı ırmakların suyunu kullandıkları için. Tanrı. tapınaktaki faiz payını bir hayli yüksek bulabilirsiniz. başbuğ ya da kral. kendini toplumun üstüne çıkarmış ve toplumdan kopmuştur. Cemdet Nasr'da bulunan resim-yazılı yazıtlar. müzisyenler. ama aynı zamanda da hiç çekinmeden "kral" ilan eder. boş ve anlamsız çatışmalar sonucu kendi kendilerini tüketmeleri ne engel olmaktır. Bu gücün yararlarından biri de. üstüne bir de teşekkür payı koymasını beklerdi. Bundan sonraki bölümde anlatılan ikinci devrimin bilimsel sonuçlan bu yazıtlara dayanılarak çözümlenmiştir. Siimerdeki yukarda belirttiğimiz ekonomik gelişmeyi betimler. Kent başbuğunun amacı.kanallar açmışlar. 111 . İlk krallar ekonomik eylemleriyle övünürler . tarlalarını kiralardı." Ülkenin ekonomik gereksinmelerini karşılamak için. komşu kentlerin savaşlarına vc bu savaşları geçici olarak durduran barış anlaşmalarına değindir. Tapınak hesaplarından sonra en eski yazıtlar. Bu başbuğ kendini. Bu kayıtlara göre tapınak yalnızca kentin dinsel yaşamının özeği değil. aynı zamanda sermaye birikiminin çekirdeğidir. ilk oyuncuların hazin sonundan. uygar yaşam için de ortak kaynaklardan aynı lüks nesnelere gereksinir. tanrının yanısıra bir de geçici başbuğ ortaya çıkmıştır. komşularına egemen olmaktır. halka iyiden iyiye baskı d a yapmamaktadır. lekne ustaları. büyük alçakgönüllülükle. toprak ve su haklan konusunda anlaşmazlıklar çıkacaktır. 3000 yıllarında. tohumu simgeledikleri için kurban edilip gömülmekten. hatta önceden teşekkür payının adını da koyarlardı. besin ve gerçek varlık olarak sermaye birikimini hızlandırmıştır. M. toplumun en varlıklı üyesidir. Sonunda. Erek'teki en eski tapınakta bulunan resimli alçıtaşı yazıt. Hiç kuşkusuz. tanrı buyruğu olan planlan tuğlacılara ya da başka deyimle doğramacılara ve mimarlara verirken poz poz resimleri bile çizilidir. çalıştırdığı biracılar. Ama kendini. bu işlev. ayrı politik yöntemlere bağlı olması.hesabıdır. yaşamı için ikiz ırmaklarının suyuna. bugün okuyabildiğimiz yazıtların öncüleridir. tanrının vekili. nice savaşlara yol açmıştır. halka açıktır. bu oyunun bir çok bölümlerinde tanrı rolünü oynayacaktır. kuşkusuz. çevredeki steplerde dolaşan göçebelerin ve dağdan inen yaban kabilelerin saldırısından korumaktır. Gerçekten de. Kuşkusuz tanrının vekilleri bu görevi gününde anımsatır. Tapınak büyük bankadır.Ö. Halkının dindarlığı sayesinde edindiği varlığı. Artık devlet. Kendi endüstrileri için aynı hammaddeleri. kent . Çeşitli bağımsız kentler arasında. birleşmesi gereken ekonomik yöntemin. kurtarmıştır.devletlere oranla ekonomik gerçeklere çok daha uygun bir politik düzen yaratılacaktır. tanrı ekicilere borç olarak tohum ya da sapan sürecck hayvan verirdi. her kentte. tapınaklar yapmışlar. "çıkar çelişkilerine düşen sınıfların. tanrı da ülkenin baş kapitalisti. Suriye'den kereste. tapınağı banka yapan ekonomik düzen anlaşılan tarih öncesi çağların çok eski yıllarına dek uzanır. Tanrıyı büyük kapitalist ve toprak ağası. gezgin tüccarlara buğday. Çok eski belgelere göre. rahipler.

daha sonraları Ur vc diğer kentlerin krallarınca. takvime ve Babil kralı Hammurabi yönetiminde sürekli bir hükümete kavuştu. Babil. Bir de takvim düzenlenip. Mcnes'in ataları Sümer'deki tarih öncesi gibi. yerlerine daha genç ve dinç birinin geçirilmesi gerekirdi. Bu da ancak büyü amacıyla bu garip nesnelere büyük değer verecek ve aynı zamanda bu isteklerini karşılayacak çapta artık varlık biriktircbilecek yeni bir sınıfın oluşmasıyla gerçekleşebilirdi. M. iki Mısır'ın birleşmesi. Menes'in atalarından biri. Sargon dediğimi/ Sâmi ırkından hakanı. Ayrıca. besin toplayıcı kabileler. Bu birleşme olayı. ço ğunlukla malaşit taşı. bu yazgıdan kurtulabilirdi. Sargon'un Babil'i birleştirmesinden tam beş yüzyıl önce gerçekleşmiştir. iyi kötü. kendilerinin tahta çıkışlarını simgeleyen anıtlar bırakmamışlardır. izlendi. bu nedenle de birleşmeye yönelik doğal unsurlar daha elverişlidir. oluşan isyanlar dışında bu yönetim yaklaşık olarak bir yii/yıl siırdii. Gerçekten. tüm Babil'i içeren bir imparatorluk kıırdıı. ülke devletinin içeriği olmuştu. her iki bölge için de.Ö. bu yeni düzen de ekonomik gerçeklere daha uygundu. politik birleşme. bazıları da ekinlerin verimini. Mısır'a ithal edilen mallar. tıpkı geçen yüzyılda başat olan Nilotik kabile başkanları gibi. sürekli bir sonucu olamadı. daha becerikli insanların büyüsüne sığınmak gereğini duymuştur. izleyicilerini büyü sayesinde fiziksel etkenlere bağışık olduğuna inandırabilirse. coğrafya açısından. altın ve baharat gibi lüks eşyaları ve büyü araçlarıydı. ortak yasalara. Mısır'da. Fırat vc Dicle ovalarına oranla daha doğal bir ekonomik birimdir. Başkan. kendine yeterli. Bu başarısı. üstelik fazla yaşlanmadan da öldürülüp. Bunların büyü gücü. Üstelik Mısır. 2500 yıllarına ya da daha sonralara dek. Bu yoldan elde edinilen yetki ve güç. ikinci ekonomik devrimle aynı zaman a rastlar. ancak Yukarı Mısır kralı Mcnes'in Delta'yı ele geçirmesiyle gerçekleşmiştir. taklid edildi.Bu acımasız çarpışmaların. Akad'ın. Kuşkusuz. oldukça tahminlere dayanan bir anlatımı ele alalım: Tarih öncesi köylerde. Özellikle yerli sert taş. aynı çağda oluşmuştur diyebiliriz. değerli taşlar. arkeolojik kalıntılar üzerinde somut kayıtlar okuyannyoruz. Bu maddelere gereksinme büyük çaplara eriştiği vakit dış ticaretin örgütlenmesi ve imalat endüstrilerinde uzmanlığa geçiş zorunlu olmuştur. 1800 yıllarında politik bir gerçek olabildi ve ortak bir başkente. içinden çıktığı toplumun çok üstünde bir konuma yerleştiren bir kralın elindeydi. Nil vadisi. Aşağı Mısır'ın geniş. toplum tanrısının tapınağında değil de. hava koşullarını ve Nil sellerini etkiledikleri izlenimini bırakmışlardır. gerçekten de Babil'liler yalnızca maden kullandıkları vakit. daha sonraki yazılı kaynaklardan edindiğimiz bilgilerle kurmak zorundayız. Tarih açısından. bir ara büyücüler sınıfının egemenliğine girmiştir. demek ki ikinci devrim. Mezopotamya'ya oranla. Ancak çok varlıklı ve becerikli başkanlar gerekli törenleri yapabilirdi. sulama kanallarını tıkayıp suyu kesme yoluyla daha da perçinleştirilmiştir. bu anlattığımız türden büyücü . ancak M. bunun yerine devrimin izlediği yönü. Artık kent devlet. Bu nedenle de. Mısır'ın birleşmesi ve yardımcı endüstri ve ticaret ile besin üretimine dayalı bir devletin kurulması. Yukarı Mısır'ın daracık vadisiyle. yarattıkları fiziksel güçle ölçülürdü. Mısır'lı çiftçiler daha bin yıl taş aletler kullanmaya devam etmişlerdir. Nil Vadisi boyunca mezarlarının kalıntılarına rastladığımız. Nil sellerinin önceden hesaplanması olanağı edinilince. dışardan ithalata daha az bağlıdır. bu iki alanın tek bir krallık altında toplanması demektir.Ö. büyü yoluyla 114 . Böylece ekonomik yöntemi değiştirebilecek kaynaklar. kendini. Artık kendi özel büyülerinin yararsız olduğunu gören köylülerin çoğunluğu.hakanların gücü ve yetkisi kısa sürmüştür. Mısır krallığının nasıl kurulduğuna değin. açık Delta'sı arasındaki ayrıcalık çok büyüktür. krallığın kuruluşunu. endüstri açısından madenlere büyük bir gereksinme duyurmuyordu. böylesine yapmacık bir etkenlik kendiliğinden kanıtlanmıştır.

mezardan da aktarabileceğine inanırlardı. Delta'nın gücünü edinmeye başlamışlardır. Mezopotamya'nın küçük tanrıları gibi. kendini aynı zamanda kabilenin ongunu (totemi) olan ve tüm kabile üyelerinin kendi ataları sandıkları hayvan ya da başka bir maddeyle eşleştirmek istiyordu. Menes fetih yoluyla. bu başarı artık Şahin kabilesinin başkanında toplanmıştı. tüm firavunlar. Yetkisini. ülkesine refah sağlayarak kazanmıştı. ülkenin varsıllığını sağlayan büyü gücü. Nil nedeniyle. Horus'un zaferiydi. Sel sularını engellemek için girişimde bulunduğundan da söz edilmiştir.tıpkı ekilen tohum gibi. kutsal firavun. bir yandan somut zaferlere -örneğin rakip ve düşman başkanların yenilgisine. biiyü araçları ya da savaş donatımı getirmek içindi . firavunun askerlerinin eşliğinde zaman zaman çölü aşarlardı. firavunun tanrısal yetkisi. Nilomelre denilen ve Nil'in yüksekliğini ölçen bir alet bulunmuştu. Hanedanın kurulmasıyla başkentin Yukarı Mısır'da Abidos'dan. ölümsüzlüğü yolundaki çelişkili düşünlerden doğardı. öncelikle vergilerin saptanması için kullanılmıştı. 115 . Bu dış ticaretin baş amacı kuşkusuz lüks eşyalar. tebasına somut yararlar sağlayarak edinmişti. Sed festivali denen bir tören düzenlerler. Aynı amaçla. Firavun. ölünün. gerekse ccnazc törenleri için kullanılan hammaddelerin parasal kaynağı firavunun gelirleriydi. hem vergi toplayıcılara. Kuşkusuz. büyücü başkan. kaynağı olan ölümsüzlüğü korumak için kullanılmaktaydı. mezarda zevk alabileceğine. Bu güç. Bakır ve göktaşı Sina'da çıkarılırdı. uçsuz bucaksız kaynaklara ve varlıklara kon du: bir yandan kuşattığı yerlerden ganimetler topluyordu. takvim gibi. bu önemli tanrı da. gene kralın kurduğu Devlet örgütü etken bir süreklilik sağlamaktaydı. gerçekte ise feodal başkanı bulunduğu ülkesinden sürekli gelir sağlıyordu. Bu yoğun varlık. Tarih çağlarında ise.oysa köylüler ve işçiler hâlâ tarlalarda taş araçlar kullanırlardı. birleştirilen krallık. Kuşkusuz. bu nedenle şahin tüm öbür ongunlardan üstündü. gerçek yaşamda olduğu gibi besin. Biblos'a giderek gemiler de Devlet tarafından ticaret maddeleriyle donatılırdı. Tarih öncesi çağlarda. dönüşte altın ve baharat getirilirdi. Menes yönetiminde. hem de çiftçilere yardımcı olmuştur. büyü yoluyla yeniden gençliğine kavuşmuştur . Mısır kralları güçlerini. biraz önce betimlenen. Her neyse. krallar da ölür.borçluydular. Gelirlerinin bir bölümü gerçekten verimli girişimlere yatırılmıştı. o da yeryüzünde hoşlandığı her şeyden. yerlerini oğulları ya da kardeşleri alırdı. Mısır'lılara verim ve varlık simgeliyor olmalıydı. öte yandan da kuramsal olarak tek sahibi. V. buna büyü yoluyla ulaşabileceğine inanırdı. yeni bir sulama kanalının "ilk yosunlarını" kesmişti. süs eşyalarına gereği olduğunu sanırlardı. Oysa. Hanedanda firavun artık Güneşin Çocuğudur. Krala gelince. Eski Krallıkta. Kuzey Suriye'den sedir ağacı ve reçine getirtmek için aynı yöntem uygulandı. Bu ölçek ve kayıtlar.gençleşebileceğini savlamıştı. Oysa başka kabilelerin başka başka si mgeleri vardı. Hanedandan bir firavun. II. Belki de. yalnız uydurma yakıştırmalarla halkının itaatini kazanmış değildi.. simgesi ölümünden kalkar. III. belirli zamanlarda. Hatta hanedanın değiştiği bile olmuştur. devlet memurları yönetiminde Yukarı Nil'e geziler düzenlenir. gücünü. bu Bölüm'ün başlarında anlatılan tarım festivallerine benzerdi. Menes ve ondan sonra gelen Firavunlar. kralın atadığı memurlar ve bunların konumları. sürekli olarak yeni törenler ve yeni betimler yaratılarak perçinlenmekteydi. kabilelerinin ongusu olan ve Horus denen şahinle eşleştirilmişti. Mısırlılar her zaman ölümden sonra yaşamın sürdürüldüğüne içtenlikle inanırlardı. krallarının. Öbürleri artık ikinci sınıf ya da yerel tanrılar düzeyine düşmüşlerdi. yaşamı süresince sağladığı iyilikleri. Bu tören.. Bu amaçla devlet tarafından donatılmış araştırıcı ekipler. Oysa kutsal kral kavramı. bu olumlu güçle eşleşmiştir. Gerek Mısır endüstrisinin. Mısır'ın birleşmesi. bunun son örneği Delta'nın ele geçirilişiydi. kap kaçak. Öte yandan da bu güç. bir bakıma. kralın. sözde ölüm ve dirilme yoluyla gençliklerini yenilerlerdi.

Mısır halkına. Menes'in ülkeyi yönelimine geçirmesinden sonra oluşan büyük varlık ve nüfus artışı. Tek bir ırmağın kıyısına sıralanmış olan dizi dizi köylerde. taşıyıcılar. hububat ve başka besin ürünleriyle doluydu. Gene de. M. tuğla ve keresteden yapılmış minik saraylardı. M. kumlara kazılmış büyük çukurların dibine kurulmuş. Mezar yapımında küçük gelişmeler. bakır. sürekli olarak çalıştırılan sınır karakolları aracılığıyla. Hanedan).Ö. Uşaklar ve memurlar. oldukça seyrek bir yerleşme düzeni içinde yaşardı. Delta. Yukarı Mısır'a doğru. akik gibi bol bol kullanılan yabancı ürünleri ithal için harcanırdı. Eski Krallık güçlü olduğu sürece. 2000 yıllarına dek. düzenli bir savunma yönteminin örgütlendiğini belirtir. çağımıza dek sürüp gitmiştir. yeni geçim kaynakları sağlardı. hükümetin zayıf olduğu dönemlerde bu tür çatışmalar. bu mezarlarda daha sonraki mezarların çok basit öncü modellerini görebiliriz. obsid taşı. Bu üretim artığı da anlaşılan sedir ağacı. Bunlar her an için verimli vadi topraklarına saldırıya hazırdı. kralın topladığı üretim artığı besin ve diğer ürünlerle beslenirdi ya da ücretleri böyle ödenirdi . bölümde anlatılan ilerlemeler ve buluşların birer örneğidir. bu tür gerçekçi önlemlerle oluşmuştur.inişti. VI. çünkü arkeoloji kayıtlarında ekonomik başarılar ve bilimsel buluşla ancak büyü amacıyla kullanımları açısından görülebilir. firavunun topladığı artık üretim gelirleriyle bedeli ödenmek üzere. ticaret aracılığıyla. bira. bir yazı yönteminin. Abidos yakınında anıtsal mezarların yapımıyla simgelenir. Mısır'ın Ncmes yönetiminde birleştirilmesi (I. tuvalet malzemesi ve süs eşyalarıyla bezenirdi. kral mezar odasının yanındaki odalara gömülürdü ve herhalde efendilerini yalnız bırakmamak için öldürülürlerdi. Mühür ve tahta yazıtlarda. Mezarlar çeşitli eşyalar.Ö. Ayrıca. Gerçi bu önlemlere ilişkin garip ilkeleri açıklamak güçtür. Depo odaları. altın. Mezarlara kazılı yazılardan anlaşıldığına 116 . bunlar sedir ağacından. obsid taşı. 5000 yılından 3000 yıllarına dek. akik.fetih yoluyla elde edilen ganimetler ve halkın teşekkür için ödedikleri de bir yandan sürüp giderdi. ülkeyi yabancı saldırılarından da korumuşlardır. Gerçekten Mısır tarihinde. İçte barışı sağlamanın yanı sıra. arada bir bakır eşyal ar ve fayans boncukların bulunması da. ilkel üretimden ayırtıldıkları için. Bunlar yeni türeyen sınıflara. kuşkusuz sınır ve su hakkı çatışmaları olurdu. tuğla ve kalasların taşınması ve mezarların yapımı için çok sayıda işçi kullanılmış olması gerekir. Abidos'taki kral mezarları. Sümer'lilerin hâla yoksun bulunduğu gerçek yararlar sağlardı. doğuda bedevilerin saldırılarına açıktı. uygarlığın ve bilimin gelişmesi için gerekli malzeme getirilmekteydi. askerler. denizciler. İlk yazılı belgeler Nil Vadisine açılan yollarda. ölenlerin yakınlarının dua etmeleri ve mezara getirilen armağanların yerleştirilmesi için toprak düzeyinde. Birleşmede etken olan ordu. çamur tuğlasından yapılmış küçük yapılar da bulunurdu. demirci. kap kaçak. çoktan başlamış olduğunu gösterir. Mezar çukurlarının kazılması. bakır. batıda Libya'lıların. kral. firavunlar öncesi dönemlerin basit toprak mezarlarında yalnızca ev yapısı eşyalar bulunmuştur. kaymak taşı. Mezarlara yerleştirilen ince yapılı eşyalar da ancak çok iyi yetiştirilmiş marangoz. Mısır konusundaki kayıtlar tümüyle mezarlar ve içindeki eşyalara dayanır. bu olumsuz çelişkileri başarabilmişlerdir. birleşme gerçekleştikten sonra bu tür saldırganlara karşı kullanılmaya başlandı. firuze ve diğer yerli ya da yabancı değerli malzemeden büyük bir ustalıkla yapılırdı.askerler madenî silâhlarla donatıl. Hâlâ göçebe ekiciler aşamasında yaşayan Nubian'lar sürekli olarak. kralın yönetimi süresindeki önemli olayları kaydeden yazılardan. ithal malı lüks eşyaların çoğalması. arkeolojik kayıtlardan anlaşıldığına göre. tüccarlar. özenle yapılmış kaplar içinde yağ. zanaatçılar ve yazıcılara. Menes ve ondan sonra gelen firavunlar. ilkel de olsa. Nil Vadisinin her iki yanındaki kıraç ovalarda yoksul çiftçilerle avcılar. ırmak boyunca baskı yapmaktaydılar. silahlar. taş kesici. mühür kazıcı. kuyumcu ustalarca yapılırdı. Bu işçiler ve ustalar. En önemlisi.

yerleştirmek gibi mekanik sorunların çözümünün içinden çıkmaları gerekiyordu. Kahire'nin yukarısında Giza'ya getirilir. kırılmaz taş sütunlar aldı . Üstelik. Ancak Mısır'dakilcrin baş görevinin. ölüler mezara 117 . Hanedan döneminde yapıya daha sürekli dayanıklılık sağlamak için çamur tuğla yerine taş kullanılmaya başlandı. tıpkı Sümer'deki kentsel devrimde olduğu gibi. Nil boyunca güneye. yalnız taş işinde tam on yıl süreyle 100. Hanedan döneminde ise (kireçtaşından) gerçek kemerlerin yapımı öğrenilmiş ve gerçekleştirilmiştir.yanılgı . Yunanistan yoluyla. piramidin eğri duvarının hesaplanmasına ayrılmıştır. Bir zamanlar kralın dünya yüzündeki sarayına destek olan papirüs kamışlarının yerini. yaklaşık 350 tona varan ağırlıkta koca koca kireçtaşı ya da granit parçaları. yapı işlerini planlamak ve yürütmekten ve başka işlevlerden sorumlu özel memurlar da vardı. Hanedandan firavun Keops bunları gerçek piramit düzeyine getirmeyi başardı. Piramit için gerekli olan. bütününü hiç bir zaman göremeyecekleri karmaşık dehlizler. Mısır'daki III. bu sayede insan anatomisine değin pek çok bilgi oluştu ve birikti. bu kayıtlarda dizi dizi problem. daha sonra da ırmak düzeyinden 30-40 metre yükseklikte bir ovaya çıkartılırdı. Çağdaş uzmanlara göre.deney döngüsüne dayanır. Hanedan döneminde. Çamur tuğlalarından örülmüş dehliz ağızlarına II. Piramidin dibinin tam bir dörtgen olması. bu nedenle de mumyacı diye yeni bir meslek sınıfı doğdu. Gerçekten bu biçim yapılarda büyük matematik bilgisi gerekir. III. daha yararlı işlere de uygulanabilen bilimsel buluşlar esinlemiş. Herodot'a göre. Zoser döneminde. mimarlar. yapının gerekli anlamlar yüklenmesine özen gösterilmişti. çukurlar. galeriler planlamak zorundaydılar (kısaca.aynı yönde geliştirilmiştir. sonra koca koca taş parçalarını işçilere taşımak. Hanedandan günümüze ulaşmıştır. İşçilerin çoğu herhalde iş başında ölürdü. bir yanının 775 3/4 ayak olması gerekirdi.000 işçi çalışmış. Örneğin. mumyacılık gelişti.bu yöntem. kaldırmak. içecek barınak sağlanırdı. ölünün vücudunun kalıcı olması tutkusuyla. Hanedan sırasında bile rastlanır. bitmek tükenmek bilmeyen bir sabra ve üst üste yinelenen deney . Anlaşılan Mısır'lıların ölüler konusundaki garip inançları. Bunlar gerçek "özgür işçiler" olmamakla beraber. Mısır'ın birleşmesi. Hanedan döneminden sonra mezarlar kayalardan oyulmaya başlandı. ama gene de bu tür varlık dağıtımı sayesinde nüfus hayli çoğalmıştır. aynı yeni sınıfları ve yeni meslekleri yaratmıştır. Oysa piramit çapında bir anıtın. Gerekli olan yalnızca işçi değildi: mimarların da bu koca işçi gücünü uyumlu çalıştırmayı. III. Bu tür işlerin yapımı çok büyük bir işçi gücü gerektirirdi. bunlara benzetilerek yapılan sırlı taşlar kullanıldı. Toprak üstündeki anıtlar -küçük tapınaklar ve cenaze töreni yapıları. Artan gelirler ve daha sonraki dönemlerin yeni bilimsel buluşları da aynı amaçla kullanılmıştır. Kralın son dinlenme yerine daha da büyük güvence sağlamak amacıyla III. Hanedanlardan önceki dönemlerde. yazıcılarla. tünel ya da maden galerisi açarken karşılaşılan sorunların bir benzerini çözmeleri gerekirdi). Günümü ze dek gelen matematik kayıtları bu varsayımı doğrular. duvarcılar ve taşıyıcılara yiyecek. yönetmeyi öğrenmesi. Artık IV. Taş işçileri böylece en sert kayaları en ilkel aletlerle oymayı öğrendiler. artık taştan yapılan mastaba'lar (mezarların üzerindeki küçük tapınaklar) büyütülmüş. kralın gelirlerini toplamak ve yönetmekle görevli. Aynı firavunun yönetim süresinde. bu ölçülerde yanılgı iki santimi gcçnıezmiş! Mısır işçiliğindeki titizlik ve kesinlik. Daha önceleri papirüs sütunları arasında asılan renkli kamış kilimlerin yerine. Geometri formülleri ve ön hesaplar olmadan böylesine bir yapı gerçekleştirilemez. Nil'in doğu yakasında Tura'dan yüklenir. kral ölülerinin korunması olduğu anlaşılır. sonradan piramit adı verdiğimiz merdivenli yapılara dönüşmüştü.göre. firavunun gelirleriyle taşçılar. IV. gerçek boyutuyla önceden planlanması ve dikkatle ölçülmesi gerekirdi.

kâhya gözetiminde köylüler çalışır. İşte Eski Krallıkta yapılan heykel ve kabartmalardaki inanılmaz gerçekçilik bundan ötürüdür. yeryüzünde alıştığı eşyalara ve hizmetlere gereksinme duyacaktır.Eski Krallıktan Bir Mezara ÇizilmiĢ Kuyumcu Atölyesini Gösteren Resim 123 . yalnızca mezara eşya ve armağanlar konulmakla kalınmamış. öbür dünyada. kent değil. Bunların da büyü yoluyla "canlandırılması" gerekirdi.gömülüp. daha çok ortaçağ konaklarını andıran koca bir çiftliktir. Ölünün içi rahatlasın diye. yapılı mezerlara gömülünce. Etken olmaları için tıpatıp benzemeleri zorunluydu. Ölen. bu armağanların sürekli olarak sürdürülmesi için gelir getiren varlıklar bu amaca ayrılmıştır. Çiftlikte. cesetlerin çürümesi önlenememiştir. çölün kuru kumlarıyla örtülünce. Bu resimlerde belirtilen ekonomik birim. Ayrıca. Bu resimler. Çizilen resimlerde tarlada çalışanlar. Ölünün sürekli olarak kalması için bir başka yol da bir benzerini tahtadan ya da taştan yapmaktı . daima mal karşılığı (aynı) olarak ödedikleri kira ya ġekil 8 .özüne benzer bir portre yaratmak. Bu işleme IV. köylülerin. Hanedan'da başlanmıştı ama sonraları daha düzenli biçimde sürdürülmüştür. Eski Krallığın son günlerinde günlük yaşam ve ekonomik örgütlenmeye değin bize bilgi sağlayan en iyi kaynaktır. Böylece. Devrimden sonra tahta ya da sedir ağacı tabutlara konulup. Böylelikle mumyalamak ve bir takım büyüler yapmak uğraşısı giderek gelişti. ölülerin etleri ve saçları bozulmadan kalabilirdi. ayrılan bu varlık ve kaynakların resimleri mezarın duvarlarına çizilirdi. hayvan ya da balık avlayanlar görülür. sürü sürenler.

kâhyanın elinde kırbaçla dc. çömlek tezgâhları. çevresinde tarlalar. kâhyaların ustaları verilen malzemeyi tartışı ve yazıcıların da verilen tutarı kaydedişi resimlerde görülür. Gene de. yeniden yapımlarında da aynı düzenin saklandığı anlaşılmaktadır. yakından inceleyince. hiç değilse M. demirci atölyeleri. Konutlarda bir kanalizasyon yöntemi de vardı. uzman işçi ve aşamalı sınıflar içeren. temeli de etkilemektedir: varlık birikimi birinde rahiplerin işidir. Evler çoğunlukla fırınlanmış tuğladan yapılırdı ve en azından iki katlıydı. bu birim firavunun öz malı olan krallıktır. Gerçi bu çağa ait kalıntılar yoktur ama gerçek kentlerin varlığını biliyoruz. Gerçekte. O yıllarda Sind ve Pencap'ta büyük kentler kurulmuştu. Gene burada da. Başkalık yalnızca çeşitli uğraşıların ürünlerinde değildir. bu konak toplumda çalışan ve yaşayan ustalara gerekli hammadde sağlanmakta ve çiftliğin artık üretimi alınmaktadır. Alan olarak her biri iki kilometre kareye yaklaşmış"olmalıdır. Sümer'de ekonomik birim kenttir. aynı ayrıcalıklar. kendine yeterli bir birime benzer. Mısır'da. Bu konak . Indüs vadisinde de yazılı belgeler arkeologların bulgularını des. Yapıların arasında dükkân ve fabrikalar. Caddeler ve sokakların. köyler vardır ve kendi başına işlevini sürdürebilir. çiftçilik ve avcılık yoluyla besin üretimi aynı düzeyde sayılmıştı.çiftlikler ya da kentler. marangozhane. varlıklı tüccar ların ve memurların koca koca evleri. yazıcının bir papirüse her köylünün ne getirdiğini yazışı getirilenin yeterli olduğunu. Mısır ve Sümer'de oluşan devrimle aynı çağlara rastlamış olmalı. bu devleltcn ayrıldı mı yaşamını sürdürmez. Mısır'da oluşan bu devrim. tam tersine. Mısır'ın politik birleşimiyle. Ne Mısır uygarlığı Sümer'in bir yansımasıdır. her iki yöntemin çok farklı olduğunu görüyoruz.da ücretleri getirişleri. bu düzene göre imalat ve ticaretle. soyut ve genel benzerliklerin arasında. bölümleri olan konak . ortaya çok belirgin biçimde çıkardı.netleyişi resimlerde betimlenir. Aynı biçimde yazı ve matematiğin gelişimi de eş zamanlara rastlar. önceden titizlikle saptanmış planlara göre yapıldığı.tekleyebilseydi. 2500 yıllarında doruğuna varmıştı. Bu yöntemle. Oysa bu ekonomik varlık yalnızca tarımsal değildi. kuyumcu atölyeleri de içerirdi. ne de bunun tersi gerçektir. Orada da ikinci devrim. ya da kendine yeterli köylü çiftçi toplumlarına dönüşür.Ö. zanaatçı ve taşıt işçilerinin toplu 124 . Nil Vadisinde yeni bir ekonomik düzen belirmiş. Mısır Devleti denilen daha büyük bireyden kopmuş değildir.toplum. nüfus üzerinde Mezopotamya kent lerindeki etkinin eşini yaratmıştır. ötekinde tek bir hakana aittir.

bu kentlerde üretilen mallar. kentlerin oluştuğu basit köyler ve daha iri kasabalar hâlâ belirlenememiştir. dikkatle incelediğimiz vakit farkettiğimiz ayrıcalıklar. Mısır'ın birleşmesi sıralarında. Devrimden kısa bir süre sonra. bunların Avrupalı ve Amerikalı yöneticiler ve teknisyenlerle yürütülmesi. Hatta sermaye biriki minin hangi kökenden oluştuğu da kesin değildir. bağlantı kurmamak daha da zorlaşır. İyi bir örnek seçebilmek için. Bulucistan dağlarında. Atlantik Okyanusu'nun her iki yanındaki ülkelerde oluşumunu düşünebiliriz. çünkü kurutulmuş balık da ithal edilirdi.barınakları ayırdedilebilir. yerel toprağın içinde köklenmiş. Ovadaki kentler. bakırcılar. Her bir bölgede. bir de yazıcı memurlar sınıfının bulunmuş olması gerekir. bu üretim yönteminin.Nil'de ilk kez görülmüştür. organik bir gelişimle oluşabilir. hatta Rusya'da Batı örneklerine göre fabrikaların kurulması. belediye işlerinin düzgün yürütüldüğünü ve kararların uygulanmasını sağlayacak yeterli görevlilerin bulunduğunu gösterir. Mezopo tamya'nın tarih öncesi köylerinde bulunmuştur. Kentsel uygarlık yalnızca bir özekten bir başkasına taşınıp yerleştirilmiş olamaz. Avrupa kapitalistlerinin Afrika ya da Hindistan'da kurdukları mekanik endüstri ve fabrika üretimi. Sayısı kuşkusuz çok olan bu sınıfların tümünün. Kanalları temizlemek için devlet memurları gerekliydi. Biraz önce sözü edilen devrimler Mısır ve Sümer'de aşağı yukarı aynı yıllarda oluşmuştur. çömlekçiler. Tâ uzaklarda. marangozlar. 2500 yıllarında aynı tür uygarlık İndüs'ün ağzından. geçerli bir örnek sağlayamaz. bir tanrı mı bulunduğunu bilemiyoruz. Hollanda birbirine çok benzeyen bilim. tuğlacılar. 125 . yukarılara.Ö. bazı sanatsal motifler. Kalıntılarda gerek tapınaklar. İngiltere. Kentsel zanaatçılar da. onlar da aynı yol ve izde kendi deneylerini sürdürmekteydiler ve zamanı gelin ce kendilerince katkıda bulundular. Himalaya'Iardan ithal edilen sedir ağacı ve çok uzak yaylalardan getirtilen madenler ve değerli taşlar sağlamakla kalmazdı. Çağdaş bir benzetme gerekirse. aradaki gümrük engellerine karşın. tepelere dek uzanıyordu. Bir yazı yöntemi ve rakamlar. düşün ve insan alışverişi sürüp gitmiştir. Sokakların düzeni. tâ uzaklarda. Endüstri Devriminden çok önceleri. kuyumcular tarafından yapıldığı anlaşılmaktadır. M. yeni tür tekneler. mazgallı tuğla yapılar. oysa bu yeknesaklığa eş bir politik birliğin varlığına değin bir kanıt yoktur. Fransa. kökeni Mezopotamya'da sanılan bir çok eşyalar ve özellikler. gerekse saraylar öylesine belir sizdir ki. Bu olayların birbirinden bağımsız oluştuğuna inanmak güçtür. sıralar. herhalde Hindistan'da da öyle olsa gerek. ayrıca ölçü düzeni de bulunduğundan. kültür ve ticaret geleneklerine sahipti. devrim aynı bilimsel buluşlara dayanmış ve topluma aynı toplumsal sınıfların eklenmesiyle sonuçlanmıştır. ama öbür ülkeler İngilizlerin mekanik buluşlarını ya da ekonomik örgütünü yalnızca taklit etmediler. varlıkları bile kuşku götürür. tek yanlı bir bağımlılık kuramıyla izah edilemez. Bir tür alışverişin sürmekte olduğu bellidir. Savşalara. ama toplumsal katmanların en üstünde bir kral mı. İndüs uygarlığının tarih öncesi çağları bilinmez. demiryollarının yapımı. endüstri için gerekli olan liğli topraklarda bulunmayan hammaddenin takasında kullanılmak üzere artık üretim sağlamak zorundaydılar. hatta daha da uzaklarda. kentte ya da çevre köylerinde oturan köylülerin ürettiği besinlerin artık üretimiyle geçindiği tahmin edilir. gerekse içinde bulunan eşyaların usta ve uzman zanaatçılarca. Gerek yapılar. ancak her bir bölgede. bambaşka bir konudur.Oysa. Varlıklı ve yoksul diye kabaca bir sınıf ayrımının belirtilerini görüyoruz. taşkesiciler. Arap denizinde çalışan balıkçıların bile bir katkısı olmaktaydı. -örneğin silindir biçimi mühürler. üstelik bu bölgeler arasında çok eski ilişki ve alışveriş düşünülürse. mal. pcncap vadilerine. Gerçi Devrimin dümeni İngiltere'nin elindeydi. Hint imalat ürünleri Sümer'e ithal edilmiştir. Amerika. Oysa Çin'de.

Güney Rusya'ya geçti. oysa bu düzen olmaksızın bu yeni nüfus ya açlıktan ölecek. bu önemli ticarete göz kulak olmak için limana yerleştiler. Bölümde anlatılan alışverişe katılmışlar. Anadolu'ya. Bunu kabullenmek ise. belki Mezopotamya ile de. Liğli ovalardaki endüstri üretim artığı. kendine yeterli balıkçılar ve çiftçilerdi. maden çıkartmak ve taşımak için. Asir. Mısır'lılar. böylelikle hem nüfusun artmasına. Sümer ve Hindistan birbirinden tümden ayrı ve bağlantısız değildi. malların bulunduğu yerlere yerleşmiş olan insanlar. ilişki kurmuşlardı. yabancı bir pazara mal üreterek sağlıyordu. taklit edilmiştir. Kuşkusuz. Nil.rak yinelenmiştir. ikinci ve üçüncü derecede önemli öğelerde. birbirine katkısı olan ortak kültür geleneği vardı. balıkçılık ve yerel çiftçilikle erişilemeyecek. ikinci derecede önemli özeklere de yayıldı. yalnızca ekonomik yapı ve bunun temelindeki bilim benimsenmekle kalmamış. düşün ve zanaatçı alışverişiyle sürdürülüp geliştirilmekteydi. dışardan ithal edilen hammaddelere bağlıydı. ama bu yeni varlıkla yeni bir nüfus beslenebildi. pek çok uygarlık unsuru. Yerli halka. sahipsiz alanlarda bulunurdu. tıpkı Batı kapitalizminin sömürgelere ve ekonomik açıdan bağımlı olan başka ülkelere yayılması gibi. aynı zamanda muska. bu artık varlıktan pay istemeye başladılar. harf gibi yapay ürünler de. Biblos artık refahını. mezar. bu alanlarda küçük köylerin kentlere. Biblos'da bulunan ve Mısır'ın Menes tarafından birleştirilmesinden önceki yıllara dek giden Mısır ürünleri. Bu nedenle. Mısır. bu liman halkının Mısır'ın varlık ve refahına ne denli büyük katkıda bulunduğunu gösterir. ancak bu ailelerin de. ve eşya yapımı için bol miktarda sedir ağacı istiyordu. Bunlar da VI. hem de yeni sınıf farklarının doğmasına yol açmış oluyordu. (Beyrut yakınında) Biblos limanından yüklerlerdi. Mısır'lı tüccarlar ve devlet memurları. giderek yaygınlaşa. Gerçekte. baharat ya da değerli taşlar gibi ürünleri Mısırlılar.Demek ki. Sedir ağacını Suriye'nin kuzeyinde.sonra daha uzaklara. ekonomik yeterliliği yitirmek demekti. Liğ topraklı ovaların uygarlığı. büyüyen bir kentin yönetimini. Suriye. Lübnan'dan alır. Önce. besin üretiminden salıverilme leri zorunluydu. Yunan Yarımadasına. Üstelik bu mallardan daha fazla üretmeye yöneltilmeleri de gerekiyordu. Devrimin Mısır'daki etkisi. tekne. Bundan yararlanmak için de endüstride uzmanlaşmak gerekliydi. madeni bol dağlarda yaşayan ailelerin geçimini sağlayabilirdi. Bunun kaçınılmaz olduğunu göstermek güç değil dir. taştan bir 126 . Bu süreç. Hammaddelerin bu yeni alıcıları. Bunu karşılamak için. Yeni edinilen bu varlık. birinci özeklerin düzeniyle esinlenmiş. mühür. böylece maden. artık varlığın bir bölümü bu gerekli ithal mallarını karşılamak için kullanılırdı. Fırat ve İndüs bölgelerindeki önemli özeklerden öğrenilip. ikinci özeklerdeki kentsel ekonomi. gelirlerin kullanımını öğrettiler. kereste. Biblos halkının eline. Biblos'un sağlayabileceği hammaddelere karşı talebi büyük çapta artırmak oldu. Bu gelenek. ya da başka yörelere göçecekti. kendine yeterli besin üreticilerin endüstri uzmanlığı ve dış ticarete dönüştüğü gözlenilmiştir. bir tür koruyucu yönetim de kurmuş olabilirler. Yeni kentlerde. sürekli mal. Sümer'lil er ve Hint'lilere takas yoluyla verebilmek için kendi gereksinmelerinden daha çok üretmek ya da onlara rehberlik. yepyeni bir geçim biçimi sağlıyordu. hatta zorlanmıştır. Babil ve İndüs vadisinin sınırlarına yakın yerlere -Girit ve Yunan Adalarına. hamallık. tıpkı İngiliz tüccarlarının Oporto'da temsilci bulundurmaları gibi. İşte gözlenilen benzerliğin anlatımı budur. Yeni ekonomi bu üç önemli özekte kurulduktan sonra. İkinci devrim kuşkusuz mal ve düşün alışverişiyle yaygınlaşmıştır. ikinci devrimden önce Mısır'la. Oysa istenilen bu mallar pek ender olarak boş. işçilik yapmak zorundaydılar. İran ve Bulucistan'a. devrimden önce Mısır. Artık endüstri maddelerine sahip olanlara yeni geçim yolları açılmış oluyordu. Bu liman halkı anlaşılan. Kentte. Mısır'daki artık varlığı paylaşmak olanağı geçti. Tümünün de. yerel besin üretimi durdurulmadı.

Sina yörelerinde avlanan. oraya ulaşmak için de kervanlar başka benzeri yerlerden geçerdi. eğitildiler. Ama. bin yıl değiştirme diler. yepyeni bir ekonomi oluverdiler. ne de endüstri ürünleri ilginç değildi. kendi yerel geleneklerini sakladılar. Çok geçmeden. uzmanlarca çarkta üretilmektedir. Hanedan'dan sonra. Oysa genellikle ev yapısı eşyaları kullanmakla yetinirler. Gene. Yeni ekonomik durumun gereksinmelerini karşılamak amacıyla Mezopotamya yöntemleri benimsemiştir. Sümer kentlerinin gereksindiği bol kereste ve madeni sağlamaya yanaşmıyorlardı. emperyalizm gücüyle benimsettirilmiştir. M. endüstri ve ticarete dayanan kentlere dönüşmüştür. ikinci önemde yeni bir özek. giysilerde. Maden artık genel bir ürün olmuştur. Örneğin yerel mühürler. Köylüler için. Bu yolculuklardan etkilenen toplumlar genellikle bol sulak topraklarda yaşarlardı. nesnel kültürde saldırgan uluslarla boy ölçüşebilmek için. Sümerlilerin hammaddeleri ithal ettikleri alanlarda Elamit'ler gibi ilerici toplumlar yaşıyordu. kervanlarına da saldırmışlardır. Asur'lu tüccarların maden cevheri ticareti için bura lara yerleştiğini okuyoruz. Mezopotamya'nın artık varlığı. M. bahçelerini alt üst etmesi de canlarını sıkıyordu. bunları edinmek hevesiyle Mısır' lılar için bakır üretmek de işlerine gelmiyordu. kendi ekonomilerini kentsel devrimin düzeyine çıkardılar ve çoğaldılar. Firavunun ordularının koruması gerekti. bu uygarlık kurbanları. Biblos halkı Mısırlıların buluşlarını benimseyip uyguladılar. Kapadokya uygarlığı da kendi yerel özelliklerini yitirmiştir. hiç değiştirilmeden kullanılmıştır. belgeleri imzalamak için silindir biçimi mühür burada da kullanılmaya başlanmıştır. Ba. Bazı yörelerde. Anlaşılan. gümüş ve kurşun da. 2500 yıllarından hemen sonra. çok daha yavaş geliştirilmiştir. çanak çömlek. Biblos uygarlığı gibi. Mısır'a oranla. başka zanaatlerde. takas yoluyla bu yöreden maden ve başka yerli ürünler alındığını öğreniyoruz. Başka yörelerden de esinlenmiş olabilirler. kent oldu. incelik ve gelişiklik oldu. sürülerini otlatan göçebeler için ne tahıl. bu işçileri göçebelere karşı. Öte yandan. Madenlerle Mısır'dan gönderilen işçiler çalıştırıldı. Mezopotaya'ya oranla. alçakgönüllü bir rahatlık içinde mutlu yaşarlardı. bu yörelerin dilinde yazabilmek için. benimsenen unsurlar.tapınak yapıldı. ticarete akıl erdirebilmek için. çömlekçi çarkı. başka bölgelerin mallarına pazar sağlayan. Gene kazılardan anladığımıza göre. aynı biçimde. Mısır'lılar yazılarını zamanla geliştirmişlerdi. Belki sonunda Sümerli tüccarlara karşı çıkıp. Anadolu'nun ortasında Kapadokya'da yeni bir kentsel uygarlığın gelişmesine yol açmıştır.Ö. Benzetilen incelikler. yerinde olduğu kadar giizel olmadı. Oysa Biblos uygarlığı. ithal malı altın. Bunun 127 . kendi kaynaklarına dayanarak. neolitik düzen içinde de varsıllaşmalardı. Babil'in endüstri ürünlerine karşılık. Mısır yazısını öğrendi. Köyleri. çömlekçilikte. Bunlar da teker lekli araba. Çoğunlukla ikinci devrim zorla yaygınlaştırılmış. Mısır'dan göçen zanaatçılar bu tapınağı süsledilcr. Bir kaç yüz yıl sonra da. üstelik kervanların bağ.Ö. işe silah karışınca. Biblos uygarlığı pek taşra işi kaldı. Bu durumlarda. Bazı toplumlar bu yeni ekonominin ve ürünlerinin yararlarını anlayamayacak kadar geriydi ve beceriksizdi. mimaride. 2500 yıllarında bu yörelerdeki yerli halk neolitik ekonomi düzeyini aşmamıştı. İş böyle olunca da.bil'de modası geçtikten sonra. kap kaçak yeterliydi. küçük köyler. Çok geçmeden. daha önceki firavunlar zamanından kalma yazılarım. Aynı biçimde Toros Dağlarından Mezopotaya'ya ithal edilen bakır. akik benzeri lüks malları kullanmaya başladılar. Biblos halkı. Babil yazısında değişiklik yapılmıştır. yerli malı. el yapısı taş aletler. Mısır'dan benzetiyle aktarılan şey. II. "pis bedevileri eliyle vuran" firavun resimleri Sina kayalarına kazıldı. oysa Biblos halkı. Örneğin. besin üretimine katkısı bulunmayan madencilerin seçimini sağlıyordu. tüccarların yazışmalarından. Mısır uygarlığının bir ben zetisi değildi. ne uygarlık yaygınlaştı ne de yeni kentsel özekler kuruldu. Malları damgalamak. evde kadınlar tarafından yapılan bir eşya olmaktan çıkmış. dinde. Bu lüks eşyalara yeterince istek duymadıklarından. bin yıl.

metalürjiden yana öğretmenlerinin kimler olduğu artık bellidir. bu nedenle. Sargon ve kendinden sonra gelenler. altın ve bakır gibi nesneleri ithal ediyordu. Burada devrimin ne kadar Sargon'un. ikinci devrimin tanış başka belirtileri de bir bir görünmeye başlar. böyle ce kendine yeterli köylerin endüstri ve ticaret kentlerine dönüştürülmesi sonucunu yaratmıştır.ne kadar da Sümerli bir kumandanın istilasıyla gerçekleştiği bilinmez.. Şinar'dan (Sümer'den) öteye.C). 3000 yıllarına dek ekonomik bağımsızlıklarını korudular. Asur köylerinde de sürdürülmüş olabilir. Sargon'un torunu İştar tapınağını kurmuştur. kuşkusuz. aşağı Mezopotamya'da pek güzel işleyen sosyal örgütleri ortadan kaldırmak için hiçbir dürtü yoktu. varsıl ovalara saldırılarıdır. bir ekonomik devrimi simgeler.belki de Sargon çağında. saldırganların kültürünü bir bakıma alıp sindirmek gerekiyordu. tapınak varlık birikimi ve endüstri gelişimi için kalıcı bir özektir. Çok geçmeden bazı kasabacıklar genişleyip kcntleşir. bugün tarihsel Asur kentleri dediğimiz yöreler de ilk tapınakları Akad'lar (Nineve) ya da Sümerliler yapmıştı. o yörede yapılan dizi dizi tapınakların ilkidir. Tüm alet ve silahları Sümer türüydü. M. bir kaçı da daha başarılı komşularca ele geçirilir. İncil'de yer alan şu sözlerde gerçek payı vardır: "Asur gider. Cîiimüş Dağları (Toros) ve Sedir Ormanları (? Lübnan) sözleriyle açık saçık belirlenir. sınırları içine almıştır. Bu. kendilerinin "kent kurucusu" olduğu savını ileri sürebilirler. ikinci devrimi yalnızca fetih yoluyla yaymadı. Bu süreç. bunları bugün Kürt köylerine benzetebiliriz. Sümer ve Akad kentleri Elamit'lere ve başka "barbar" komşularına karşı savaş açmıştır. Saygon yönetiminde. hammadde sağlamak. üretim artığı harcanmış. ayrıca akik dağından söz edilir. büyük bir olasılıkla Sümer sömürge edinmeden önce. Kuşku suz sargon madeni bol Elam bölgesini ele geçirmiş. böylece Babil'in ekonomik açıdan gereksindiği bölgeleri. tutsak da olsa. Yapımı ve süslenmesi için. Tapınak. orada yerleşmiş maden tüccarlarını desteklemek için Kapadokya'ya çağırmışından.ansızın maden kullanmaya başladılar. Bu savaşlar belki de dağda yaşayan yoksulların. Ninevc'yi kurar. Daha sonraki belgelerde. Aynı dönemde Babil yazısı ve başka yöntemler Asur'da tanıtılmıştı. Çok eski yazılara göre. Akad kökenli olduğu kolaylıkla savlanan kentler bile uzun süre sömürge ya da bağımlı ülke olarak kalmamıştır. Sümer'de olduğu gibi. Daha sonra bir yazıtta Sargon'uıı ele geçirdiği alanlar arasında bir "kalay ülkesinden söz edilir. Artık akik. arada bir de akik. hiç değilse Sümer türü dinsel heykellerle bezenmişti. Hiç olmazsa M.Ö. sonra ülkesinin alanlarını Yukarı deniz'den (Akdeniz ya da Gaspian) Aşağı Deniz'e (Basra Körfezi) uzatmış. Kendine yeterlik böylesine elden çıkarılınca. önlemler almışlardır. bunun ekonomik amaçları ise pek açıktır. Babil'i birleştirerek. 3000 yıllarından sonra . maden ve başka mallara yeni talep doğmuştur. ilkel ama kalabalık bir işçi kitlesi beslenmiştir. bu köyler küçük kentler ya da kasabalara dönüştü. Nineve de. Halk yerleşik köylere dağılmıştı. kalabalıktı. ticaret yollarını korumak amacıyla.üzerine. kendi yöntemleriyle. kentsel uygarlığın zorla yerleştirilmesi. Süıııerliler de. Asur'da. bu nedenle birer başkaldırı özeği olarak varlıklarını sürdürdüler. cezalandırmak için karşılıkta bulunmuş. bu nedenle de ithal mallarına güvenmek zorunda kalmadılar. çevredeki bölgelere saldırı ve kuşatma dü zenlemişti. taş alet ve silahlarla yetindiler. Kızılderililerin ok ve 128 . Bazen bu fetihler. Oysa M. Nineve'de (Musul'un karşısı). Kendi yazılarında da amacı. kereste. Varlıklı halk. ama bizim yukarda anlattığımız türden saldırılar da olabilir. Bu step bölgelerinde düzenli yağmur yağardı. gerçi onlardan önce küçük kentler varsa da. ikinci bir kültür yayma özeği durumuna girmiştir. Ekonomik emperyalizm.gon. Asur da. Kendi kültürlerini hiçbir zaman yitirmcmişlerdi. Suriye de. tekerlek ve başka araçları benimseyip kullanmıştı." Asur halkı Babil'den gelmemişti.Ö. 3000 yıllarından çok önceleri. çünkü. bununla. Üstelik Akad'lı Sar. Bu emperyalizmin saldırılarına başarıyla karşı koymak ya da tehlikelerini gidermek için. zaman zaman da Asur gibi yeni devletlerin başkenti oldular. belki de biraz daha önceleri.

yayları Avrupalıların ateşli silahlarına karşı ne denli etkisizse, taş silahlar da Babil ordularının bronz silahlarına karşı o denli uygunsuzdu. Bağımsızlıklarını başarıyla savunmak için, o güne dek neolitik donatımlarıyla yetinen insanlar artık maden silahlar edinmek zorundaydılar. Bu da hem metalürji öğrenmek, hem de ekonomilerini bunun gereksinmesine uydurmak demekti. Babil'de üretilen balta, mızrak, miğfer gibi eşyaları satın almak ya da çalmak yeterli olmazdı: kendi içlerinden üretici yetiştirecek demircileri ele geçirmeleri ve kaçırmaları gerekliydi; artık besin üretmeleri, bu yeni zanaatçıları beslemek ve hammadde edinmek için bu üretimin artığını kullanmaları zorunluydu; istedikleri malları düzenli biçimde sağlamak amacıyla ticareti örgütlcndirmeliy- diler. Kısaca, ikinci devrime boyun eğmeleri kentsel ekonomiyi benimsemeleri gerekiyordu. Asur'da metalürjinin ve ilkel bir kent yaşamının başlangıcı böyle yorumlanabilir. Yalnız Asur'da değil, Sümer ticaret yollarının yakınına düşen ve Sargon'un saldırılarına açık olan tüm bölgelerde - Kuzey Suriye'de, Luristan'da ve Elam'da - M.Ö. 3000 yıllarında metalürji özeklerinin ortaya çıktığını, Sümer türlerinin benzetiyle uygulandığını ve çoğunlukla yerel yeğlemelerle değiştirilip uyumlandığını görürüz. Sümer ticareti ve bu ticaretin esinlediği eperyalizm, metalürjiyi ve bunun gereği olan ekonomiyi tanıtıp yaygınlaştırmaktaydı. M.Ö. 3000 ile M.Ö. 2000 yılları arasında Girit'te ve Yunan yarımadasında, Çanakkale'de, Truva'da, Kafkasların kuzeyinde, Anadolu'da, Filistin ve Suriye'de, İran'da ve Bulucistan'da bronz kullanan uygarlıklar kurulmuştu. Bu uygarlıkların tümünün kendine özgü özellikleri vardır, ama tümünde de Mısır, Sümer ya da İndüs havzası veya ikinci derecedeki özeklerin ürünlerine benzer ürünler yapıldığı ve uygarlığın çekirdeğinin daha önceki uygarlıklarda vatlığı artık kuşku götürmez. Bu ikinci ve üçüncü uygarlıklar özgün değildir; daha eski özeklerden öğrendikleri gelenekler, düşünler ve yöntemlerin benimsenmesi sonucu oluşmuştur. Bu etkilenme mekanizmasının izi çoğunlukla yitirilmiştir. Bundan önceki sayfalar, bu etki ve yayma mekanizmasının nasıl işlediğini bir bakıma açıklamaktadır. İkinci devrim yerleşir yer leşmez, yayılmak zorundaydı. Her köy de, bir kez kentleşti mi, artık devrimi yayacak yeni bir özek oluyordu. M.Ö. 1500 yılından önce yeni endüstri yapısı, İspanya, İngiltere ve Almanya'ya ulaşmıştı. Aradan beş yüzyıl geçmeden de İskandinavya ve Sibirya'ya varmaktaydı. Oysa, bu yayılma sürecinde, kültür hor tutulmuştu. Yeni bir teknik öğrenenler, bunu hoyratça kullanmaya yönelirler; ustalık, kuşaklar boyunca çalışma ve disiplin gerektirir. Üstelik, daha üstün bir uygarlık, tümüyle benimsenip sindirilemez: bu uygarlığı alan insanlar, yeni kültür donatımı içinden gereksindikleri ve sindirebilecekleri bir kaç unsuru seçerler. Örneğin, yazıyı öğrenmeden ya da yazının gerekli olduğu ticaret örgütünü kurmadan, metalürji öğrenilebilir ve silah yapımı için yeterince hammadde edinilebilir. İşte bu nedenle ortaya çeşitli uygarlık düzeyleri çıkar, uygarlığın kökeni olan özeklerin ölçütlerinden sapılır. Bu değişik düzeylerdeki uygarlıklar, ilk özeklerin çevresine, bölgeler biçiminde sıralanır. M.Ö. 2500 yıllarında, Minos halkı Girit'te kentlerde yaşamakta, endüstri ve ticaretle geçinmekteydi. Mısır ve Suriye'nin artık varlığından kâr sağlamaya öylesine kararlıydılar ki, verimli bir karış toprağı bulunmayan küçücük bir adaya, uygun bir liman sağlayabilsin diye, bir kent bile kurdular. Doğrudan doğruya Suriye'den, ya da Suriye aracılığıyla Mısır ve Sümer'den çeşitli teknik donatım araçları edindiler. Daha önceleri de, yağ kaplarını ve mal balyalarını işaretlemek için mührü öğrenmiş ve kullanmaya başlamışlardı. İlk yerli mühürler oldukça kaba sabaydı. Daha sonraları hesap tutabilmek için çok hantal, resimli bir yazı türü de geliştirdiler. Maden arıtıp işlerlerdi. Sümer türü, ortası delikli balta taşı kullandılar. Ama ilk Minos maden aletleri, benzet ildikleri modellere oranla pek hantal ve kabaydı. Önceleri tekerlekli araba kullanılırdı, ama çömlekçi çarkı bilinmezdi.

129

Yunan yarımadasındaki Yunan halkı, Giritlilerden çok sonra kentleştiler, ticaret ve endüstriye de daha az bağımlıydılar. Kendi mühürlerini yapmadılar, belki de nedeni ticaretin küçük olması ve bu tür bir araç gerektirmemesiydi. Kuşkusuz, yazı yazmasını da bilmiyorlardı. Alet yapımında, taş, hâlâ bakırla el ele gidiyordu; maden silahlar da Minos benzetişiydi. M.Ö. 2000 yıllarında, daha sonraları Avusturya - Macaristan İmparatorluğu olan kuzey Balkanlarda yaşayan barbarlar, silah ve süs eşyası yapımında bazen de alet yapımında henüz maden kullanmaya başlamışlardı. Kendine yeterli, köy toplumları olarak yaşamlarını sürdürüyorlardı. Ne yazıya, ne de mühre gereksinimleri vardı. Yunanistan'dan ve Truva'dan metalürji öğrenmişlerdi, ama ustalarından daha çok gerilerdeydiler. Kuzeydeki komşularıysa, hâlâ neolitik çağı yaşıyordu! VIII. BÖLÜM

ĠNSAN BĠLGĠSĠNDE DEVRĠM
Buraya dek anlatılan ekonomik devrim, ancak Sümcrliler, Mısırlılar ve Hintlilerin, kuşaktan kuşağa iletilmiş deney ve uygulamalı bilim birikimi oluşturdukları için gerçekleşebilmiştir. Devrim, deneylerin aktarılması için yeni yöntemlere, bilginin örgütlenmesi için yepyeni yollara ve çok daha salt bilimlere yol açmıştır. Devrim için gerekli olan bilgiler, uğraşı gelenekleri, sözlü öğütler ve örneklerle aktarılmış ve yaygınlaştırılmıştır. Yazının ve matematiğin başlangcı, ölçülerin uyarhlığı, devrimle aynı zamana rastlar. Bu bir raslantı değildir. Yeni ekonominin gereksinmeleri, bu buluşları doğurmuştur.
Gördüğümüz gibi, Sümer'de, ekonomik örgütü değiştirmek için gerekli olan kaynaklar tapınaklarda toplanmış ve rahiplere yönetil miştir. Yöneticiler birbirinden kopuk kişiler değil, sürekliliği olan kuruluşlardı; tapmaklar da ayrık birim değillerdi, ilk tarih çağlarında, pek çok Sümer kentinde aynı tanrıya adanmış tapınaklar bulunmuş tur. Bu tapmakl arda tapınılan tanrılar, yerel tanrılar değildi, hiç olmazsa, yalnızca yerel tanrılardan oluşmuyordu; buradaki tanrılar tüm ülkenin ortak tanrılarıydı, tıpkı pek çok Hristiyan kilisesinin, çeşitli azizlere adanması gibi. Belki rahipler de bir tek kente bağ lı olmayıp, ortaçağ papazları gibi, "cennet krallığından" uluslararası vatandaşlık hakkına sahipti. Tüm ülkede aynı tanrıların başat olması, Sümer'de (vc sonraları Babil'dc) nesnel kültürün bütünlüğünün din sel - siyasal karşılığıdır. Sümer tapınaklarının, daha önce de anlattığımı/, gibi, büyük hay van sürülerini, yüksek gelirleri içeren koca koca çiftlikleri vc çeşitli varlıkları vardı. Halka avans ve borç vererek, varlığını daha da artırırdı. Bu gelirleri yöneten rahipler, kutsal efe ndilerine hesap vermek zorundaydılar, ayrıca malı mülkü koruyup, artırmaları da gerekirdi. İnsanlar tarihinde eşine rastlanmamış bir sorunla karşı karşıyaydılar; o güne dek böylesine büyük bir varlık tek bireyin yönetim ve denetimi altına girmemişti. Rahip , Tanrının alış verişinin, kazancının izini yitir memek için rahip kendi belleğine güvenemezdi. Ne de, kendi özel buluşları, örneğin mendiline düğüm atmak, yeterli

olabilirdi. Rahip, kişi olarak kalımsızdı; her insan gibi ölecekti, oysa üyesi olduğu kuruluş hizmet ettiği tanrı gibi, ölümsüzdü. Efendisine borçlar ödenmeden, rahip ölebilirdi, oysa bir başka rahip bu alacakları toplayabil- meliydi. Tanrının vekili, bu nedenle, kime, kaç kap tohum verdiğini, hangi türden kaç koyunu hangi çobana teslim etliğini bilmeliydi. Üstelik bu kayıtlar öyle tutulmalıydı ki, yalnızca yazan rahip değil,

130

tüm rahipler okuyup anlamalı ve tanrının işlerinin yolunda gitmesini sağlamalıydı. Kısacası, sosyal bir yöntem olan yazı, kökende tapınak hesaplarını tutmak için geliştirilmiştir. Okuyucular anımsayacaklar, Erek'teki ilk tapınak, köyün kentleşmesine tanıklık ettiği gibi, bu tapınakta bir de ilkel bir hesap yazıtı bulunmuştu. Yazıtın üstündeki simgeler, yazı yöntemi değilse de, hiç olmazsa bir sayı anlatımı içeriyordu. Daha sonraları (ama M.Ö. 3000 yıllarından sonra değil) hesap kayıtlı kil yazıtlar yalnızca Erek'de değil, Cemdet Nasr ve başka yörelerde de bulunmuştur. Rahip, kile harfler ve sayılar kazımıştır. Harller genellikle bir çeşit stenografi türü resimlerdir - bir kavanoz, öküz başı, iki üçgen ve buna benzer şeyler. Bu nedenle bu yazıya, resim yazı denmiştir. Resimleri görünce, neyi simgelediklerini anlarsınız. Buna karşın, gene de bazıları genelleştirilmiştir. Diyelim toplum, bir çok işaret arasın dan, boğayı anlatmak için bir tanesini seçmiştir. Üstelik bu işaretlerin çoğu yalnızca resmi çizilen eşyayı veya nesneyi anlatmakla kalmaz: kavanoz, içi su kadar dolu kavanoz demektir - kısacası, bir ölçü birimidir. Bu tür işaretler, bir düşünü anlattıklarından, bunlara ideog- ram denilir, değeri de ideografik'tir (matematik simgelerimiz olan + , -,x,: ideogram örnekleridir.) Ayrıca, belirli bir nesneyi anlatmayan işaretler de vardır. Bu ide- ogramların anlamı, gencllcşmiştir. Rahip, çeşitli koyunları bir kaç fırça darbesiyle anlatmaktan haklı olarak bezmiştir. Bu nedenle, muf- lon, uryal, koç, iğdiş, marya türleri için ayrı işaretler uydurmuştur. Bu işaretler, tek tek rahiplerin bilinçli buluşlarıdır. Ama örgüt bunu kabul etmeli, toplum da yararlı bulmalıdır. Hesaplar özel belgeler olmadığından, işaretler de yalnızca anım- satıcı simge olmaktan öte anlam taşıdığından, kullanılan yazı yönteminin göreneksel olması ve genelleşmesi gerekirdi. Toplumun bir işaretler yasası geliştirip kabul etmesi zamanı gelmişti. Elimizde bu çağlara ait işaretler listesi ve hesaplar vardır. Tüm yöneticilere de bu kuralları tanıtılması zorunluydu. Bu tanıtma sürecine biz bugün oku ma yazma öğrenmek deriz. (Kısacası, biz okuma yazma öğrenirken, öbür insanlarca kabul edilip benimsenen 29 yakıştırma işaretin ne tür ses çıkarması gerektiğini belleriz.) O çağlarda da herhalde yazıcılar için okullar vardı. Yer altında bulunan işaret listeleri belki de o çağın okul kitaplarıydı. Ayrıca, aynı işaretler hem Sümer'ler Erek kentinde, hem de Akat'da Cemdet Nasr'da kullanıldığından, herhalde çeşitli kentler arasında öğrenciler ve öğretmenler gider gelirdi. Yazı yöntemi belirli bir tapınak örgütüne özgü olmayıp, Sümer toplumunun tümü tarafından benimsenmişti. Şurupak (Fara)da bulunan büyük bir yazıt koleksiyonundan anlaşıldığına göre, Sümer yazısı tarih çağının başlangıcında, M.Ö. 3000 yılından sonra geliştirilmiştir. Bu belgeler yalnızca tapmak hesaplarıyla okul kitapları olarak kullanılan işaret listeleridir. Bu sonuncularda, işaretler konuya göre gruplandırılmıştır: örneğin, çeşitli balık türleri, ard arda sıralanmıştır. Her bir işaretten sonra da, bu işareti bulup yakıştıran rahibin adı eklenirdi.
Artık işaretler oldukça görencksellcşmişlir. Resimler öylesine basitleştirilmiş ve kısaltılmıştır ki, anlattığı nesneye benzemekten uzaklaşmıştır. Üstelik işaretler artık, düşünler ve nesnelerin yanı sıra, sesleri de simgelemektedir; ideogram yerine foııogram olmuşlardır.

Bir örnek verelim: İki çizgili bir yuvarlak işareti sakallı bir kafa, ya da Sümercc ka, yani surat sözcüğü anlamına gelirdi. Artık bu işaret kafa ya da suratla hiçbir ilişkisi olmadan yalnızca ka hecesini ifade edebilirdi. Uygun fonetik anlamdaki işaretleri seçip bir araya getirerek sözcükler hecelencbilirdi - böylece özel isimler, ya da resimlerle anlatılamayan eylemler yazılabilirdi. (Gerçekte, yukarıdaki işaret, Sümer dilinde

131

M. Bir sözcük fonetik olarak hecelendiği vakit bile çoğunlukla okuyucuya ne tür bir sözcük amaçlandığının anlatılması için bir de ideogram eklenirdi. İşaretler. Akatların dilini yazmak için de kullanılmıştır. M. en eski Sümer belgelerine oranla çok gelişiktir. İlk kralların adları ve ünvanları yazılırken. çok daha çabuk yazılabilen.bunlar ilk önceleri adlar ve ünvan. Çok geçmeden Mısır' lılar bir alfabe geliştirmişlerdir: yirmi dört işaret kabul edilmiştir. bu yazının resim yazısı olması gerekir.nikçe. ve II. Sâmı ırkından yurttaşlarının. bu tür harfler genel olarak kullanılmıştır. tek bir ideograrnla belirtilmek yerine hecele. oysa ideogramlardan hiçbir zaman vazgeçilme. Yazı giderek daha da basitleştirilmiştir. ya da en eskileri için. daha sonra da Ur-nammu ve başka seslere çevrilmiştir. Resim-işaretler. "bağırmak". anlaşma ve işaret listelerinden başka belgeler de bulunmuştur . Çağımızın başlangıç yıllarına dek kullanılmış. 2950 yıllarında) bu yöntem.işaretlerin salt fonetik değeri vardı. (Gerçekte bu karmaşıklık daha da ileri gider. Bu hiyeroglif yazıya ek olarak. Salt resim yazısı artık çoktan geçmiştir. işaretler yumuşak kil üzerine çivi biçimi bir kalemle kazınırdı."konuşmak".fik niteliğinin fonetik işaretlere dönüşmesini hızlandırmıştır. Elimize geçebilen en eski Mısır belgeleri vazolar ve mühürler üstüne işlenmiş adlar ve Unvanlardır. dua ve tarih metinleri. Sümer yazısının bulunmasına yol açan gereksinmeleri anlıyoruz. daha sonraları (Anadolu'da) Hititçe. ancak yazı yazmakta bir hayli ilerledikten sonra. envanterler ve kısa olay öyküleri bulunmuştur. Abidos'da I. Mezopotamya'daki ilk başlangıcından sonraki yıllara dek izleyebiliyoruz. kendi başlarına. Sümerliler mutlu bir rastlantıyla yazı yazmak için kil kullandıklarından ve belgelerini fırınlayarak dayanıklı duruma getirdiklerinden.) Anlaşılan Sümerliler ve Babil'liler bu konuda fazla güçlük çekmezler di. "sözcük". ideogra. bu klasik Babil yazısına çivi yazısı denir.Ö. şekiller. çeşitli yabancı dillere uyacak biçimde değiştirilmiştir.lar. Başka insanlar herhalde yazılarını dayanıksız malzeme üzerine yazmışlar. Bu alfabeyle her sözcük yazılabilirdi. Ur-engur. her biri bir sessiz harftir (sesli harfler yazılmazdı). ama çağdaş bilginler için Sümer adlarını Avrupa alfabesine uydurmak hayli güçtür. 2500'den önce bile. Menes döneminde bile bir çok resim . Hanedan mezarlarında. hesap.nirdi. tahta parçalarına işlenmiş hesaplar. Artık bir işaret birden çok kavram için kullanılmaktadır. Bu gerçekten. çünkü aynı işaret Sümer dilinde bile bir çok sözcüğü ve bir çok sesi ifade eder. ideografik değerleriyle (ses yerine nesne ya da kavram anlatımı için) kullanılmaya da devam elli. (Kafkasya'da) Van. sözcükler de. yuvarlak çizgilerin kullanıldığı (hiyeratik denilen) bir yazı 132 . enim sözcükleri için de kullanılabilirdi. Mısır yazıcıları çok geçmeden. Ur-nina sözcüğü değiştirilip Ur-nanşe. büyüler ve yasalar olmuştur. Bu nedenle kullanılan ideogramlara saptayıcı denilir. anlamına gelen dug. yazı tarihini. Yazılar çivi biçimi izler olduğundan. gıtg. sonraları barış anlaşmaları. Ama artık bu yıllarda (3000. Farsça gibi. Sümer resim yazısından daha gerçekçi olmakla beraber. resim gibi çizilmek yerine. hem kavramın Sümer dilindeki karşılığını hem de bu sözcüğün Samî dilindeki karşılığının seslerini anlatmak için yazılmaktadır." Bazı harfler ideogram niteliklerini yitirmemişlerdir. Böylece yazının ve kent yaşamının gelişimini adım adım biliyoruz. İşaretler. daha dayanıklı malzemelere yazmaya başlamışlardır. Sümcrliler tarafından bulunan yazı. Sümer harflerinin Sâmî adlarını yazmak için kullanımı. Oysa sonuç karmaşık olmuştur.miştir. bazı resimler "canlanırdı. sosyal kurallara uymaktaydı. 3000 yılından sonra. çünkü hiçbir yerde sanat başlangıç noktasına kadar izlenemez. anlaşılabilir resimler olduğuna göre.Ö. Dünyada en eski yazılı belgelerin hesaplar ve sözcükler olması rastlantı değildir. Mısır yazısı sürecinde. Başka hiçbir yerde yazının pratik ekonomik kökeni bulunamaz.

büyü ve batıl inançların temsilcisi olarak değil. Yazdıkları. ünvanlar ve tarih özetleridir. Girit'te Mınos'lular M. tıpkı metalürji. yazı sanatı. hiçbir zaman bir kast olmadı. Yazı aracılığıyla insan. insan bilgisinin aktarılmasında yepyeni bir devrim yaratmasıdır. bunların da sosyal bir kursla uymaları gereklidir. Yazının uygulanması. gerçekte. dünyasal bir varlığın yöneticileri olarak yazıyı bulmuş ve geliştirmişlerdir. dokumacılık ya da savaşmak gibi. Sümer'de olduğu gibi. en önce bu sayısız işaretleri ezberlemek ve bileşimleri için hayli çetrefil kuralları bellemek gerekirdi. Bu sınıf. Mısırlı ve Minoslu yazıcılar gibi. İlk yazıların bu yüce görevdeki payı abartılmamalıdır. güç ve varlık getirme umudu sağlardı. harflerin sayısı beş yüzü bulurdu. Yazın gizlerine girmek için çok az kişide yeterince vakit ve beceri vardı. bunlarda alfabe niteliği de bulunmakla beraber. İlk Sümer ve Mısır yazıları. yazıcılar. Doğu tarihinde. Okuryazarlık bu nedenle. Daha sonraki mezar resimlerinde. varsıllık ve üst düzeyde konum edinme yolu olarak değer kazanmıştı. yazgıcıları. mühür ya da bakır yazıtlara kazılmış. düşünleri anlatamayacak kaba saba işaretlerdi. dünyasal bir tanrı olan büyük efendilerince de okunup anlaşılabilmelidir. 2000 yıllarından önce bir tür yazı geliştirmişlerdir. başka memurlar ve üstleri tarafından. Ama bu uğraşı sahibine yüksek konum ve ilerleme. gerçekçi ticaret ve iş yönetmenliği amacıyla gereksinmişlerdir. sürekli kamu hizmeti gören devlet memurlarıdır. Mısır hiyeroglif ve hiyeratif yazılarına gelince. bir zamanlar betimlediği nesne tanınmaz duruma gelmiştir. Günümüze dek bozulmadan kalabilen en eski Mısır yazın belgeleri. Atölyeleri betimleyen resimlerde. öylesine çok ideogram ve saptama simgeleri içerirdi ki. Sümerde olduğu gibi. ve en sonunda. yazıcılar oldukça sınırlı bir sınıftı. Nil sularının yüksekliği ve buna dayanarak yapılan sanılar herhalde yazılırdı. Okuma. Ama "okuyucu" sınıfının çok küçük bir azınlık olduğu. kalabalığın okur yazar olmadığı varsayımını kabul edebiliriz. gerçi öğrencilerin nasıl seçtikleri de bilinmez. onlar da yazıyı ilk önceleri büyü ya da dua aracı olarak değil. Gerçekte yazı yazmak bir uğraşıydı. kiracı ve çobanların ödedikleri kira ya da teşekkür ücretlerini harıl harıl yazarken görüyoruz. Üst konumda devlet memurları olarak yazıcılardan söz edilir. bunlar da Nil boyunca yazının oluşturulmasını esinleyen nedenlere bir ipucu sağlayamaz. okuma yazma öğrenmeleri zorunludur. bu adlar. ambardan çıkarılıp zanaatçılara verilen malzemeleri kaydetmektedir. ancak çok uzun okul döneminden geçilerek varılabilen gizsel bir yetenekti. çivi yazısında 600 ile 1000 arasında harf vardı. Yazının bulunuşu (burada anlatıldığı üzere) gerçeklen iıısan gelişmesinde önemli bir aşamayı simgeler. yazı. Daha sonraki 133 . uzun çıraklık sürecinden geçmeyi gerektiren bir sanattı.re. Oysa Sümer rahipleri. yayın aracı olarak değil. Sümer yazısı ilk başta rahiplerce bulunmuş ve kullanılmıştır. bilginin kapısını açan bir anahtar olarak değil. bilimi yer ve zaman sınırının üstüne yücelten araçtır. soylulukla. Bu arada şunu da belirtel im. çünkü günümüze dek gelen belgeler. Biz çağdaş insanlar için bu yazılar önemlidir çünkü bunların aracılığıyla kültür alalarımızın düşünlerinin derinliklerine inebiliyoruz. deneylerini ölümsi'ızleşlirebilir. Anlaşılan. günümüze dek kalan belgeler hesap yazıtları ya da envarterdir. her yerde kentsel ekonominin gereksinmeleri sonucu doğmuştur. henüz doğmamış yeni kuşaklara aktarabilir. örgütlenmiş. Yazının gerçek önemi. Yazı. Tam 2000 yıl süren basitleştirme sürecinden son ra bile. Okula giriş. Yazıcılar. İndüs yazısı konusunda bir şey söylenemez. tıpkı Ortaçağ memurları gibi. Bu yazının harfleri artık öylesine basitleştirilmiştir ki. en eski hanedanların sürecinde başlar. okunmayan yazılardır. Okur yazar olmak için.oluşturdular.C). kökenle ilgili değildi. çok uzaktaki kişilc. oysa bu araştırmayı eylemlerinin kalıntılarına bakarak yürütmeye çalışacaktır. Bu koşullar altında yazı gerçekten güç ve büyük uzmanlık isteyen. yönetimin pratik gerekleri için bulunmuştur.

Botanik. 134 . Oysa kentsel toplumun sınıflandırılmasında.Ö.çağlardan bir Mısır yazını örneği verelim. ancak okuma yazma denilen gizsel dünyaya ayak atabilmiş bir avuç insan için bilgin bilimleri oluştururdu. burada belirtilen düşünler sanırız yalnızca Nil Vadisine ve bu yazıtların çağına özgü değildir. Okula giren öğrenci. Mısır'da. tıp. balıkçılara. döşeği eğedir. Elinde yazıcının yazıtı var mı.. meslek gelenekleri yazıya dökülmemiş ve kitap biçimine sokulmamıştı. doğal olarak gerçek yaşam dan koptu. bir soluk temiz hava alamaz. Akşam boş kaldı mı. işinin çoğunu bitirdiği vakit. "Sen yazıyı yüreğine yerleştir. artık sapana da. cerrahlık. bu ilerlemeyi de olsa olsa zanaatçılar ve tarımcılar kendi başlarına yapmışlardır. 800 ile 600 yılları arasında Asur'un yeni türeyen kralları. ikinci devrimin toplumu sınıflara ayırmış olduğu ve bu sınıfları giderek kesinleştirdiği anlaşılır. falcılık gibi bilimler ve sözde bilimler bir çok bilimsel inceleme yazılarına konu edilmiştir. zanaatçı ya da çiftçinin çilesinden çok söz edilir. kokmuş balığınkindcn dc beterdi. Orta Çağlardaki okulcular gibi. parmakları timsaha dönmüştü. 2400'den önce). Tarih öncesi çağlarda. ağır beden işinden kurtulmuştur. yazı "saygın" bir uğraşıdır. kürek çeken elden ayıran tılsım bu olacaktır. artık emir veren odur. tarlası odun.. kendini ağır işten koru ve saygın bir konuma yerleş. Bir sözcüğün yazıyla ölümsüzleşmesindc doğa üstü bir yöntem sezmiş olmaları gerekir. yazıcılar "yukarı sınıfa aittir. bunlarda yazıcının saygınlığı ve seçkinliğinden. ama metalürji ve marangozluk değil dir. yazı. Gerçekte kral lar." Bu öğütlerde belirtilen ilerleme olanakları. M. cerrahlık ve tıp konusunda yazılan kitaplar.. Yeryüzünden göçüp gitmiş bir insanın. Bu bölümlenmede. kimya ve jeoloji gibi uygulamalı bilimler dc aynı biçimde üstün bilimler değildi. yok mu? İşte artık seni. matematik.. doğa yerine kitaplara yönelmeyi yeğlerdi. Doğudaki bilgili kişiler.Ö. "Maden işçisini. Yukarda kabaca çevirisi verilen metinden. rahipler. her sert taşta iş arar. İşte bu yüzden dc bu dallar. yerleştir ki.. bir daha oraya dönmek istemez. astroloji. Mısır'da da odur. Taşçı. kil yazıttan ya da papirüs demetinden hâlâ seslenip konuşabilmesi kuşkusuz büyiiseldi. eski Krallık döneminde (M. Böylesi ne hecelenen sözcüklerin elbette bir mana'sı olmalıydı. kadından da bitiktir. köylülere. tezgâha da sırt çevirmiştir. İşığı görmek için gözcülere somun somun ekmek verir. 2000 yılından sonra pek savruk beceriksizce kopya edilmiş tir. nesnel gelişme daha çok teknikte ilerleme sonucu olmuştur. dizi karnına yapışmıştır.. fırınının başında çalışırken gördüm. Yeni Krallık çağından kalmış. Böylesine güçlükle yazılan ve böylesine güçlükle sökülen sözcüklerin de elbet kendilerince bir yetkileri olacaktı. Tezgâh başındaki dokumacının işi. yüksek öğrenimle endüstri kesiminde işçi olmak arasında bir seçim yapacak olan oğluna da pek farklı şeyler söylemeyecektir. kol gücünü aşan bir çabayla çalışır (? fazla mesai mi?). bitkindir. Oysa matematik. daha önceki çağlarda ya da başka ülkelerde bu kadar belirgin olmayabilir. çünkü beden işçiliği küçümsenirdi. Böylece bu konular. zanaatçılara ve işçilere karşıttır. bu davranış Sümer'de neyse. çok eğlendirici Mısır belgeleri vardır. soylular ve generaller. Kokusu. artık kolları tutmaz. çalışan zanaatçılar ve çiftçilere karşın. 1800 dolaylarında) ya da Akad'lı Sargon (2350) zamanından kitaplar edinip kütüphanelerine yerleştirmeye can atarlardı. İşle bu nedenle. toprak çapalayandan daha çok iç çeker. Oysa işçilikle uygulamalı bilimleri hor gören. Bunlar babadan oğııla öğütler biçimindedir ama bugün bir çiftçi. saygın bir uğraşıdır. gece bile ışığını yakar (çalışmak için). alşimi (simya). tâ Hammurabi (M.Ö. yazıcılar birinci gruptandır. Elinde eğe tutan. Yazıcı. memurluk ve kuramsal bilimlere saygınlık veren davranış kentsel yaşamın çok eski çağlarına dek uzanır.

üstelik eski büyü güçleri de ancak Sümer diliyle yürütülebilirdi. görkemli Piramit çağına dek uzanan eski geleneklere karşı duyulan büyük hayranlık. eskiliği için değer verirlerdi.Mısır ve Babil'li öğrenciler. Demek ki. bugüne oranla ortaçağ dili kadar uzak ve ilgisiz bir dili ve yazıları incelemeye yöneltmiştir. tapınak okulları Siimerce öğretecek. kitaba güncelliği. Öğretim için de. 1800-1850) zamanında yazılmış eski bir kitaba tıpatıp uygun olarak yazılmıştır. Üstelik bize de Sümerce okuyabilme olanağını sağlamıştır. Bunlardan başka. tıp. ya da son buluşları içermesi için değil. çalışmalarını Sümcrce yürütecekti. "bilimsel" diye nitelenen yazılarda. Üstelik dinsel dil de Sümer dili olarak kaldı. Bu bilgiye bir tür "kuramsal araştırma" katmak için öğretmenlik konumu yeni olanaklar sağlıyordu. Mısır'da bile. kendi ana dilleri ne olursa olsun. Metal cüruf ve döküm ne denli kimyayla ilgiliyse. Kuşkusuz bunlar hesaplama 135 . Bu kopyayı çıkartan yazıcı Ahmoz' dur. Oysa saygın eski kitaplar Sümer diliyle yazılmıştı. Rind Matematik Papirüsünün üstünde şöyle yazar: "Doğayı için için araştırma ve var olan herşeyi öğrenmenin kuralları. Hanedan'dan) döneminde Anubis'in ayağının dibindeki bir sandıkta bulunan eski yazıyla yazılmış Hastalıkları Tedavi Kitabı". tanınmış bir kitabın sadık bir kopyası diye yapardı. Gerçi bu işi insan ve doğa üstü nimetler edinmek umuduyla yapıyorlardı ama bu uğraşı bilginlere bilginin örgütlenmesi ve araştırma konularında eğitim sağlamış oldu. nasıl aktarıldığını ve başarıldığını inceleyip öğrenebiliriz. Yayımcı da kitabının reklâmını "yeni ve düzeltilmiş baskı" olarak değil. tarih öncesi Sümer çağlarındaki konumlarını koruduklarından. Yapı ve tarla planları. Her neyse. astronomi (gökbilim) gibi dalların uygulamalarım da ekleyebiliriz. eski çağlarda öğrenimin nasıl örgütlendiğini.Ö. gramer kitapları ve sözcükler yazdılar. cerrahlık. Bunlara biz yapı planlarını. "tarih öncesi çağları araştıran arkeolog" için öbür bulgulardan farksızdır. Okuma yazma öğretmekten öte. Bazıları astroloji. aktarılacak bilginin örgütlenmesi ve yöntcmleştirilmesi gerekliydi. Biraz önce yerdiğimiz "bilgiçlik" davranışı. Herhalde ülkenin eski tanrılarının hâlâ Sümer duasından anladıklarına inanıyorlardı. okunanın anlaşılması. ortaçağ okulları da bu işi Latince yapmışlardır. Tapınaktaki rahipler de. öğrencilerine bir de "yüksek öğrenim" sağlamaları ve güncel işlerle hiç mi hiç ilişkisi ve gerçek yararı olmayan konuları öğretmeleri gerekiyordu. Bu kitap Kral Auser'in otuz üçüncü hükümdarlık yılında. Sümer dili öldü. muhasebeci ya da metalürji uzmanının işine ne düzeyde bilimsel bilgi uyguladığını anlayabiliriz. daha sonraki kuşakları. kral Nemare (M. tıpkı ortaçağda Avrupa'daki Latince gibi." Ebers Tıp Papirüsündeki araştırmalardan birinin başlığı da şöyledir: "Kral Usafayis (I. geometri. yazıcının matematik de bilmesi gerekirdi. yazıcı okulları.tik) Akat dili oldu. eski Siimcr ilahilerinin doğru söylenebilnıesi ve eski metinleri toplamak ve düzenlemek amacıyla. özellikle Mezopotamya'da öğrenimin yöntem içinde örgütlenmesini sağlamıştır. Bu nedenle krallığın resmi dili Samı (Semi. çünkü bunlarda da rakam ve sözcükler kayıtlıdır. Kendinden beklenen işlevleri yerine getirebilmek için. hatta belki de alşimi (simya) bile okurdu. takvimleri ve aritmetik. bugün bizim çarpım tablosu ve faiz tablosuna benzetilebilen çeşitli tablolar vardır. Sümer geleneğinde eğitilmekteydiler. Sonunda 1800 yıllarında Sümer ve Akad'ı birleştiren Birinci Babil Hanedanı kökende Samî ırkındandı. bizim bugün araştırma enstitüleri dediğimiz türden bir işlev yürütürlerdi. Her iki ülkede de yazıcının eğitimi yazma ve okumayla sınırlanmış değildi. Bugün çağdaş bilim adamlarının kısaca "bilimsel" dedikleri "matematik" ve "tıp" konulu papirüsler ve yazıtlar herhalde bu okullarda hazırlanır ve kullanılırdı. Her birinden. muhasebe hesapları ve takvimler de mate matik bilimine o denli bağlıydı. İşte bu öğrenim ve inceleme sürecinde. kendi çağlarından. Bu kaynaklardan.

Üstelik. Kazılarda bulunan örnekler "okullar"da kullanılmak için düzenlenmiştir ama. kuşkusuz devrimle başlamamıştır. kişisel ölçekler yetersiz kalır. Tekne yaparken. iş kolaylaşırdı. mühendislik öğretiminin çıraklıktan temel ayrıcalığı budur. genel kuramları ve belli bir dalın yöntemlerini anlatma amacını güden çağdaş ders kitaplarına hiç benzemez. Bunlar herhalde sözlü öğretime yardımcı olarak kullanılırdı. Bugün hastane stajında öğrencinin tuttuğu notlara benzetebiliriz. ustasını çalışırken gözler. örneğin uygulamalı kimya bilgisine ne denli ışık tutarsa. her işçinin kolu aynı uzunlukta olamaz. her halde öğretmeninin işi yapışını gözlerdi. zanaatçıların kendi uğraşılarında kullandıkları araçlara çok benzerler. ne de balla başı. belirtilerin özetini. Oysa bunlar. ağırlık gibi açılardan birbiriyle kıyaslamak demekti. öğretimli bilimlerle uygulamalı bilimler ya da zanaat arasında gerçek bir ayrıcalık yoktu. Bu metinler. işi nasıl yapacağı kendisine gösterilir. bilimsel bilginin aktarılmasında kullanılan gerçek araçlardır. Matematik metinleri. Aynı biçimde. amaç açısından. Diyelim. Ama tek başına bu tür örnekler. bilinen hastalıkların tedavisinde. başvuru kitapları. Oysa endüstri işlemleri karmaşıklaştıkça. İlk başta takılacak ya da bağlanacak nesneler birbirleriyle karşılaştırılarak ölçülürdü. Oysa hem kesinlik için. Çarpma tabloları tıpkı fırınlar ve ocaklar gibi işlev görürler. Matematik. genişlik. Mısır ve Babil'de matematik. gerek Mısır gerek Babil'de. böylece kişisel ölçü birimleri olmuştur. örneğin üniversitelerde. salt arkeoloji biliminin. bir çuval arpa. hatta günümüzdeki meslek dergileri yerini tutmuştur. gereğinde ustası yanlışlarını düzeltir. Çırak. kol. İlk başta standartlar tek tek doğal nesnelerdi: parmak. uygulama bilim örnekleri olarak kullanabilecekleri türden değildir. zanaatlarla ilgisi çok daha yakındı. Ölçmek demek. kumsalda yatan omurganın yanına götürüp ölçmek çok güç olurdu. sonra da tahtaları şu kadar kol boyu diye keserse. hem de çok sayıda işçinin işbirliğini gerektiren toplumsal işçilikte. bunlar da matematik bilgisinin düzeyini o denli aydınlatır. Ölçülerin standart olmaları 136 . her bir parçayı belli bir ölçeğe göre ölçmek daha elverişli oldu. Bulunan öbür metinler ise. tıp ve astrolojinin amacı. bu öğretimin. çeşitli gerçek sorunların çözümlerini içerir. Bu dallar. tarım mevsimlerinin saptanmasında. kentsel devrimin ekonomik gereksin melerinden doğmuştur. teşhis çözümünü. alışverişte çuvalların büyüklük farkları haksızlıklar doğurabilirdi. avuç. bir ölçek olarak kullanılabilirdi. tıpkı yazı gibi. Bu belgeler. baltaya takılabilir. Bunlar da herhalde bir öğreticinin sözlü anlatımlarına bir çeşit ek olarak kullanılırdı. Demek ki. yapımda. sayı sayma kuralları gereksindirmiştir. Ölçü. rakam yöntemi. sonra da. Alışverişte. nesneleri uzunluk. matematik ya da tıp öğrencisine sağlanan öğretim türü. omurgayı usta kendi koluna göre ölçer. Okuyucuya. Tıp metinleri için de aynı şey söylenebilir. yeni bilgiler de aktaramaz. daha önceden genel ilkeler ve soyut kuramlarla desteklendiğine değin bir kayıt bulamıyoruz. Tapınak örgütlerinin iş alışverişi ve gelirlerin yönetimi. belirli toplama işlemlerinin nasıl yapıldığını gösterir. hatta belli bir buluş ya da genellemeyi açıklayan meslekî makalelere de benzemezler. kesilen her bir tahtayı. Bunlar okul kitapları. Ölçü olmadan ne ip yaya gerilcbilir. oysa günümüzde. Mısır ve Babil toplumlarının belirli gereksinmelerini karşılamaktı. Eski çağlarda Doğu'da kuramsal bilimlerin. Kazılarda bulunan arkeolojik bulgular.araçlarıdır. standard (tek biçim) ölçüler. ardından da önerileri içerir. konuyu yeni öğrenmeye başlayan bir acemiyi yeni yöntemler açısından aydınlatamayacağı gibi. ustasının denetiminde aynı işi kendi yapar. hatta falcılıkta belir li sorunların çözümü için kullanılırdı. yazıcılık öğrencisi ya da hekimlik öğrencisi de. ticarette. gerçekte metalürji ya da dokumacı çıraklarına sağlanan öğretim türünden başka değildi. Elimizdeki metinlerden.

tarlasına kaç tohum ekme gereğiydi. birden ona kadar sayıların ayrı isimler taşıdığı ondalık (desimal) yöntemi yaygınlaşmıştır. yeni bir aracın. gerçi bugün bazı yaban kabileler ancak beşe dek sayabilirler. devrimden çok önceye rastlar. 0 = 10. bir torba kavramlarına belirli ölçüler tanımalıydı. en eski insan toplumlarına dek uzanması gerekir. hacim. Mısır'da. şu kadar "boş alan" kapsar gözüyle bakmazdı.mesinden çok daha soyut bir iştir. ama gene eski adları kullanılıyordu. Bölümde devrimin çizdiği yolu izleyen çeşitli toplumlar. Tartı işi ise. bir avuç. Bu ölçülerin kullanımında. Diyelim bez ölçerken. karışın bir kaç katı olarak kabul edildi. Devrimden sonra Mısır. Bunun sonucu olarak da. Erek ve cemdet Nasr'da bulunan en eski hesap yazıtlarında sayılar görülür. Tarlaya. Ekilemeyen çöller. bir çuval arpanın ağırlığı da maden ya da taş ağırlıklarla saptanabilirdi. ölçüler de kurallara dayanmıştır. Olabilir. bir ülkenin standart ölçüleri. Birimler. bağımsız kentlerin kendi standartlarını saptamalarından ileri gelmiştir. kullandıkları birimlere değişik değerler saptadılar. her iki "tablo"daki en küçük ölçü se ya da arpaydı. tarih öncesi çağların Mısır mezarlarında ağırlık yerini tutan nesneler bulunmuştur. İşte bu süreç sonunda "salt miktar" ve "Öklid boşluğu" kavramına varır. Tüm ölçme işlevi. Oysa Sümer tapınağının ya da Mısır fi ravunlarının büyük gelirlerini bu yöntemle saptamak. bundan sonra artık bir sopaya işaretlenebilirdi. hatta Hindistan'da (sonraları Girit'te) büyük rakamları kaydetmek için kullanılan kurallar aynıydı. Eski Sümer alan ölçüleri. bir sopanın yanma kazılan çentiklerle saptanabilirdi. Sözcükler ve harfler gibi. her neyse. bir karış. tek tek nesnelerin ölçül . Gerek Sümer'de gerekse Mısır'da. Oysa başka kentlerde bulunan ve herhalde daha sonraki yıllara ait olan metinlerde. VII. Bundan sonra 10 sayısı ve 10 sayısının çarpımları için başka bir simge kullanılır ve sayılar böyle çoğaltılırdı. Eski çağ toplumlarının sonsuz uzunluk ya da boşlukla ilgilendiği sanılmasın. dokumadaki ipliklerin sırası ve buna benzer şeyler. Toplumun uzunluk ölçekleri. İşte önce Sümer'liler 137 . Çok geçmeden çeşitli uzunluk. I. ağırlık için de kullanılırdı. Onların soyutlamaları. terazinin bulunmasını gerektirmiştir. Sümerlilerin ilgilendikleri konu. mavi gökler onu hiç ilgilendirmezdi. kendi yerli ölçülerinin yerine Babil ağırlık ölçülerini kullanabiliyorlardı. dokusu dikkate alınmaz. soyut düşünme gereksindirir. insanlar gerçek nesneleri saflaştırmaktaydı . O = 600. ilk yazıların tüm örneklerinden de eski ve sayı yöntemi içeren belgeler bulunmuştur. Hanedana dek simgeler kullanılmıştır. deseni. bir başka ülkede tanınıyor ve benimseniyordu. olacak iş değildi. Benimsenen standartlara göre ölçmek. Rahipler ve memurlar. Paleolitik avcının ya da neolitik çobanın bellemek istediği sayılar da. Petrie haklıysa. demek ki Sümerlilerin "kare ölçüsü" ilk başta bir tohum ölçüşüydü. Mezopotamya'da bu yöntem başka türlü gelişmiştir. terazinin bulunması ve ağırlıkların standart olması. pratik uygulamalarıyla ve ilgileriyle sınırlıydı. sürüdeki koyunların sayısı. Demek ki. Mezopotamya ve Hindistan'da başka başka ölçü yöntemleri buluyoruz. vb. ölçülerin de toplumsal kullanımla onaylanması gerekir. Oysa ticaret yeterince uluslararası bir niteliğe erişmiş ti. Bu nedenle de Mısırlılar bazen. tarla "şu kadar" tohum gereksindiren bir alandı. Mezopotamya'nın içinde bile ayrıcalıklar bulunması. Petrie'ye göre. D = 60. tıpkı yazı gibi. Sayı saymanın ise.tutulan balık sayısı. demek ki. Her iki ülkede. aynı işaretin yinelenmesiyle ifade edilirdi. 9 sayısına dek. büyük miktarları kaydetmek için yeni bir yöntem bulmak zorundaydılar. Anlaşılan insanlar en önce parmaklarıyla saymaya başlamışlardır. bu rakamların değerleri şöyledir: B = 1. düşünü uzunluk üstünde toplamak için bezin rengi. toplum bir parmak. Kısacası. ağırlık gibi ölçülerin birbirlerine matematiksel bağlantıları bulunması benimsendi.gerekiyordu. örneğin gez (dirsekten parmak ucuna dek mesafe).

buna göre 15 parmak bir karış. yani resim yazılı hesap yazıtlar. 'Ben askerlere emir veren yazıcıyım. toplama ve çıkarmayla bulunmuştur. bölmeler kamış ve kirişle desteklenecek. Oysa. ya da bir adamın sekizde beşi bir anlam taşımaz. Kuşkusuz. biçimi silindir ya da koni olan depolarda saklanıyordu. hesapla. dersin ki: 'Haydi.' Sana kazman için bir sarnıç gösterilmiş. tarlanın iki yanının ürünü olarak belirtilmiştir.. eni 55 kiibil. hem de Mısır yazısında. Büyük işçi grupları. Mısır batıl inançlarına göre. "Sen. O işareti 1 bur (yâni 18 gan demekti. Bu metinde konuşan. ortaklıkla yürütülüyordu. gözcü de biracıya. Derler ki: 'Sen akıllı bir yazıcı 138 . uzunluğa 730 kiibil. Bu tür sorunlar. "doğa birimler"in kesin değerleri vardı. kilo kesiri olarak gram kullanıldığı gibi. Hem Sümer. uygarlıkları süresince kullanılan ve altmışlık (seksagcsimal) yöntemi budur. beceriksizliğinden ölürü bir rakibi kınamaktadır: "Dersin ki. basit aritmetikte de. içinde 120 bölme olacak. ama hiç birinin bir şeyden anladığı yok. Ölçüler ele alındığı vakit.. Yazıcı. duvarlara uyması için her bir taşuı ne boyutta kesileceğini bilmeliydi. Tapınak. her bira yapımında ne kadar arpa vereceğini hesaplamalıydı. ortaklar da paylarına göre ne kadar kâr alacaklarını hesaplayabilmek istiyorlardı. biranın sertlik derecesi kullanıla kullanıla alışılagelmiş bir orandı.' İşini bırakırsın. şimdi de yazıcılar bir araya gelmişler. Bu koşullar altında kesirler ortaya çıkmaz. yaptığı işin niteliğine göre saptamak gerekiyordu. Tarla alanları ise. gözlemciler ve gelir toplayıcıları da bu depolarda ne kadar tahıl saklanabildiğim bilmeliydi. arpa ölçüsü ya da testi testi biralar kayıtlıdır. koca kamu yapılarında bir arada çalışıyorlardı. askerlerin başında. yapının ne kadar süreceği önceden bilinmeliydi. Buğday ve arpa. daha gelişkin bir matematik yöntemi gerektiriyordu.sonra da Babil'Iiler tarafından. 120Ü yıllarından bir papirüste bir yazıcı tarafından anlatılır. Bir depo yapılacak. 2 karış bir yarım kol boyu ederdi ve bu böyle giderdi. basit rakamların yanına başka bir işaret kondu mu. M. Mısır'da olduğu gibi basitleştirilmiştir. kentsel devrimin toplum yaşamına getirdiği sorunlar ve değişiklikler. kuyu duvarındaki tuğlanın sayısı. Bunun için de yamaçtaki toprak yığınlarının ya da pira mitlerin hacmi. Hepsi sana güvenirler. duvarcı ustası da. Belki bu uygulamadan da.Ö. her bir işçinin ücretini. yalnızca en basit matematik işlemleri göstermektedir. İşçi grupları içinde. piramitlerin yapımında ölçülerde çok dikkatli ve kesin olmak gerekliydi. bazı kesirleri belirtmek için "ayrı işaretler" doğmuştur. lira kesiri olarak kuruş. kesirlerin yerine belli adlar kullanılırdı. maya ve bira yapımı için ne kadar arpa verilmesi gerektiğini bilmek isterdi. gerçek koyun ve insanları saymaktadır. hesaplanmalıydı. Toplanması gereken besin ve hammadde hesaplanmalı. Bir Sümer tanrısına her gün bol bol bira armağan edilirdi. biraz önce anlatıldığı gibi. sana öğretme görevi de batta düşer. Elimizde olan en eski "matematik belgeleri". ağırlık ya da uzunluk ölçüsü ifade edildiği anlaşılırdı: böylece Sümerde D işareti bir gan. Gelir bana. generallerden gerekli tuğlalar islendi. Bir koyunun sekizde biri. bunlar için önceden hazırlık yapmak gerekiyordu. zamanla rakamların biçimi. zeki bir yazıcısın. Ticaret. Ama bu basitleştirme yöntemi Babil'de şaşırtıcı sonuçlar doğurmuştur. Bu yazıtlarda koyun sayısı. askerlerin kumanyasını sorarsın. Sümer kurallarında da. Toplamlar.

yollarını bulmaya çalışıyorlardı. kum dolu sandığı boşalt. Şimdi hesapla bakalım. Problemlerin çoğu pek önemsiz. çünkü biz. yabancı bir alanda. Onlar çarpılacak sayıları birbirlerine eklerdi. Anlaşılan Mısırlılar bu sonucu.. Oysa 12 + 12 (yani. her biri 50 kiibit yüksekliğinde bölmeler vardır. Mısır ve Sümer rakamları bu işlemleri kolayca yazılı olarak gösterebi. kentsel devrimin tarihte ilk kez görülen türde olayları ve sorunları nedeniyle. üstelik bu sorunlar tümden devrimin ürünüydü. Toplama ve çıkartma ise. bizim için çocuk oyuncağıdır. Öbür sonuçlar gibi. saymak. onların bulduğu. Ama. bir rakam düzeni bulmaktı. böylece konuşma dilindeki sayı adlarından kurtulabilirlerdi. daha önce bunlarla karşılaşmamışlardı.14 x 80' in hesaplanmasını şöyle yaparlardı: 1 12 80 2 24 80 1 4 48 0 0 96 8 16 2 0 4 32 0 Toplanı 1120 Toplam 144 139 . bunu altı saatte kaç işçi boşaltır!" (Kuşkusuz. İçinde. söyle bize. toplamanın daha da kısaltılmış biçimidir. Haydi. ne kadar tuğla gerekli?" "Sana şöyle de derler: 'efendinin anıtının altında duran ve Kızıl Dağdan getirilen. devrimin bu sonucu da bugünkü uygarlığımızın temelini oluşturmuştur. Onlara güç gelen işlemler. 5000 yıl önce yaşamış olan yazıcıları. Çarpma ise.) İşte Mısır ve Babil'de bulunan matematik metinlerde çözümüne çalışılan sorunlar bu türdendi. Sandık yerde dururken 30 kiibit boyundadır. dostum!. Mısırlılar 12 x 12 ve ..sın. eni de 20 kiibittir. küçük şeylerdi. ama buradaki güldürü unsuru da budur. hesaplama için bir mekanizma bulmalıydılar. çağdaş ölçeklerle yargılamak haksızlık olur. 3 tane 5 sayısını toplamak demekti. 12x2) = 24 olduğunu biliyorlardı ve bu işlemi bir örnekle gösterelim. Bundan sonra da ikinci adım hesaplama tekniğini geliştirmekti. daha önce bulunmuş sonuçları kısaltmak ve ezberlemek demekti.tansa bunu anımsamak daha kolaydı. Daha önce de belirtildiği gibi. Okulda bunun 15 ettiğini öğreniriz. İlk adım. Yunanlılar ve Arapların da bize ilettiği yöntemleri artık iyice biliyoruz. Gerçekten de Sümer ve Mısır yazıcıları. Her şeyden önce.liyordu. ezberlenmesi gereken bir sayı olarak kaydetmemişlerdi. 5 ile 3 sayılarının çarpımı. 5 ile 3 toplanınca (kuşkusuz önceleri bir bir sayılarak varılan) sonuç 8 olduğuna göre. pek azı bugünün ilkokul çocuğunu düşündürür. bu biçimde açıklanan problem çözümlenemez. Çözümlemeye çalıştıkları sorunlar yepyeniydi.

30 ve 50 ile çarpılmış ve sonuçlar. sonra işaretlenen sayıları toplar. kesirleri parmaklarıyla ya da hesap tah. Mısır kesir rakamlarına göre 1/2 ve 1/4 şöyle yazılırdı: 2 ve 4. tâ ki ikinci sütunundaki sayılar bölünen sayısına varsın. bu yeni yöntem kuşkusuz hız kazandırmıştır. böleni iki katına çıkarır. İnsan. işi çok basitleştiren ve kolaylaştıran bir araç bulmuşlardı. 15 ve hatta 44. ilkokul çağımızda kesirlerle ne denli bunaldığımızı anımsayalım. Böyle somut biçimde düşüniilemcyen sayılar için 140 . yarısını alır. Tarih öncesi çağlard an bu yana. Mezopotamya. tapınak okullarının "araştırma örgütleri" taralından başarılmıştır. "19'a varmak için 8'i hesaplamak" derlerdi: (Burada yazıcı.Ö. tüm tam sayılarla. bu arada ilk sütundaki tüm sayıları ve kesirleri işaretler. Anlaşılan. Babilliler bugünkü biçimiyle çarpmayı biliyorlardı.tasıyla gösteremez. 1.40 gibi çok yüksek görünen sayıları da içerir (kuşkusuz tiimü de altmışlık rakam yöntemiyle gösterilmiştir). Büyük çapta dış ticaret işlerinin yürütülmesinde. Oysa M. ilgili satırların başına da işaret koyarsınız. Bunıın ııe demek olduğunu anlamak için. Bu nedenle aynı zamanda. birinci sıra çarpılacak sayının toplamına ulaşıncaya kadar bir kat büyütürsünüz. çarpıcı. 8'e bölmek için işe şöyle girişilirdi (Mısırlılar buna. küp ve başka üsler. Daha sonra ikinci sütundaki karşı rakamları toplarsınız. hatla kumanyanın işçiler arasında bölünmesi gibi basil işler bile. tabloların düzenlenmesi. Mısırlılar ve Babilliler için bu sayılar tümden bir yenilikti. sonunda kesirlerle uğraşmalarını gerektirmiş!ir. İkinci örnekte. 26. bölme tabloları olarak da kullanılabilirdi. Ama çarpan.) Sümerlilerin de ilk başta benzer bir "toplama" yöntemi kullanmış oldukları sanılır. 2000 yıllarından önce. Babil'de ticaretin büyük önem taşımasının aritmetik yönteminin basitleştirilmesinde büyük payı olsa gerek. Sayarak buldukları sonuçları. yâni bir bir sayılarak varılan sonuçların kaydedilmesi de. Coğrafya konumu nedeniyle ticaret yollarının tam kavşağındadır. 20. Böylece hesaplanmada. yukarda anlatılan ondalık işaretiyle iş basitleştirilmiştir. tablolar da günümüze dek kalmıştır. Kare. kökler. yazıcıların karşılaştıkları pratik sorunlar. küp kökü vb. Bölmede işlem tersine çevrilmiştir.(Çarpılacak sayıın hizasına 1 yazarsınız. bellemek ya da gereğinde bakmak için yazmışlardı. 19'u. aşağıda belirtileceği gibi. Demek günümüze dek gelen tablolar gibi bir çarpma tabloları vardı. tıpkı bizim çarpma tablosu gibi düzenlenmiştir. sonra her iki larafı da. tüm sayıları olduğu gibi. oysa Mısır çok daha ayrıktır. Mısır'a oranla dış ticarete daha çok bağlıdır. Elimizdeki yazıtlarda. Aynı zamanda.

Ö. 4 5 1 141 . 2000 yıllarında kesirleri iyice anlamalarını sağlamıştır. sıfır dahil. tam sayıların parçası olarak ele alınır. bölen sayının da 3'dcn 101' e dek tek sayılar olması kaydıyla. Mısırlılar. 25 oluyordu vb. Mısır yönteminde bölme.bir işaret yöntemi gerekliydi. bu da bizim (/) işaretimize benzetilebilir. bu sürecin uzun kullanımına neden olmuştur. tam sayılarla aynı kurallara uyduklarını pek kavrayamamışlardı. 3 + 15) ve 7/10 = 2/3 +1/30. 5/10 sayılarını ifade etmek için hep aynı 5 rakamı kullanılır. çok güç olan bölme işini basitleştirmişti. Rind Papirüs destesi bu tabloyu verir. Babillilcr de. 5x1. İşte onlar da altmışlık kesirleri tıpkı lam sayı gibi kullanıyorlardı. Rakam yönteminin yetersiz olması da. koyalım). Bizim yöntemimizde 5 x 10. Bu yöntemle 2/5. Babil'de rakam yönteminin değiştirilmesi Babilli matematikçilerin M. Hep bu sayıları. ama hâlâ '0' ve için bir işaretleri yoktu ve hâlâ altmışlık bir yöntem kullanıyorlardı. kesirlerin toplamı olarak. (Kuşkusuz 1/2. tüm kesirlerin çözümünü veriyordu. ancak bu diziye 2/3 katılmıştır.Ö. diğer rakamlara oranla konumuna ve ondalık ayırımına bağlıdır. bölünecek sayı 1 olmak üzere. 2000 yıllarında artık 20 için de. öbürlerine oranla konumuna göre değiştiği artık anlaşılabilmişti. 12 olarak yazılıyordu (Babillilcrde bulunmayan işareli için biz. Bu tablolar. Rakamların yazılışı basitleştirilince. Çünkü kesirleri tıpkı bizim "ondalık" (desimal) sayıları anlatımımız gibi ifade ediyorlardı: 1/5 kesiri. Bunun nedeni de oldukça ilkel hesap yöntemleriydi. Bu yüzden Mısır' lılar bu kesirleri hiç yazmamışlardır. Ne değerde olduğu ise. bölen sayının üstüne bir işaret koyarak kesirleri belirtirlerdi. 1 ile 60 arasındaki sayıların eşdeğer karşılıklarını gösteren tablolar 2 3 hazırladılar: 0 5 12 3 2 6 10 0 8 7. yani lam bölünebilir sayı olarak yazmışlardır. Örneklerimizi sıralayalım: 2/5 = 1/3 + 1/15 (ya da Mısır rakamlarıyla. 1/3 ve 2/3 için özel işaretler vardı. 20/60 için de. « işaretini kullanmaya başlamışlardı. bölünen sayı 1 olmak üzere. Mısırlılar kesirlerin. "işleme ayrıntıları" da tabloya eklidir. bölünen sayının 2. 30 vb. 25 kesiri. Bu nedenle rakamlar konusunda ancak rasyonel alanında usta olabildiler. ya da 7/10 yazmak çok güç olacaktır. M. bir sayının değerinin. Bu rakam yazma yöntemi.

Bu deyimlerin tanımlanması ise sosyal bir işlevdir. Sami dili konuşmalarına karşı. çıkarma gibi kavramlar için çeşitli adlar kullanılmıştır. Daha sonraları.Ö. ya eş değer karşılığı kesin bir sayı ol mazsa . rakamlardaki rastlantı sonucu değişikliklerden doğmuştur. Matematiğin bir bilim olması için kesin bir özel dili olmalıydı. Yeni hesap yöntemlerini öğretmek ve uygulamak amacıyla. Peki. Moskova Papiriıs'ünde. ile çarpın". deyimler daha az değişkendir ama tam olarak saptanmamıştır.". mimari ve mühendislik sorunlarının çözümü ile faiz ve ana para hesaplan için kullanılmıştır.örneğin 60/7 gibi? O zaman ne yapılabileceği kesin değildir.Artık bundan sonra 5 ile bölmek yerine. Ama bunun gizlerini farketmek ve uygulamak.. 5'i 4' le çarp anlamına "4'ü 5 kez hesapla" denirdi. ilk metinlerde. Babil metinleri. oysa tapınaklarca astroloji çok önemliydi. Ama. ya da "karşılığını bulun" gibi deyimler için eski Sümer deyimlerini kullanırlardı. Babillilcr. Altmışlık kesirler yöntemin ve bununla ilgili olarak geliştirilen yeni yöntemler. Çeşitli işlemler için kullanılan sözcükler tek heceliydi ve bir tek çivi yazısı işaretiyle ifade edilirdi. ancak bin yıl sonra astronomi (gökbilim) hesaplarına uygulanmıştır. Gerçekten de Babillilcr. Anlaşılan yeni matematik. Her bir işlemi anlatacak terimlerin seçimi de okulların göreviydi. 2000'dcn sonra çok kesin bir terminoloji kullanmıştır. Rind Papirüs'iinde toplama. M. Bu yöntem de zaten bu okullara ve bu okullar için kulanılan "matematik metinleri"ne özgüdür. bu sayının eş değeriyle: 12 ile çarpardınız (12/60). çeşitli işlemler için genel ve standart deyimler kabul etmek yararlı olacaktı. 142 .. kuşkusuz tapınak okullarının başarısıdır. hesap yapmayı hızc Dövme Formülünü gösteren çizgi landıracak bir matematiksel simgeleme yaratma yolundaydılar. Öte yandan.

> kuşkusuz. ya da bizim anlatımımızla "AE/ED diyebiliriz. Mısır metinlerinde sık sık. Mısırlılar bunda uzunluk anlatımı kullanırlardı. hayli soyut simgeler durumuna geldi. alanları böyle ölçülürdü. yani bir kol boyudur. vergi toplayıcı da beş aşağı beş yukarı. ne verim alınabileceğini kestirmekle yetinirdi. Oysa Mısır'da bile. Sümcrliler tarlaların alanını her iki kenarın birlikte hesaplanmasıyla bulunurlardı. iki kenarın 143 . kısaca dikdörtgenin alanını ölçmek için doğru formül kullanmaktaydılar. piramidin yanları konusunda "eğik" ya da devrik kenardan söz ederler. Sümer dili de giderek tarihe karıştıkça. Mısır'da. Çok kenarlı tarlalar. + ya da . gitgide. iki bitişik kenarın toplamının." Babillilcr bunu daha açık seçik belirtirler. ya da "ayrılmak" gibi kavramlardan koparak.anlamına gelir. örneğin 5 -1/25 palm gibi. Her iki deyişle de matematik düşününün ne denli somut olduğu görülür. (Bugünkü aritmetik ve geometri simgelerimiz. dörtgen biçiminde bir tarlanın alanı. yukarda gördüğümüz gibi. gerçek ideogramlardır. Kentsel ekonominin koşulları. bir dağın eğikliğinde olduğu gibi. 1 eğrik ölçüsü" olarak alınırdı (bu da hep GAR olarak hesaplanırdı). ayakların yönüne göre. gözeticiye yalnızca kaba taslak bir hesap yeterliydi . dörtgen ya da ı çgen parçalara ayrılır.Sonunda. 31)00 yıllarından önce bile.Ö. Ekilecek tohum miktarı için. x. yapılan anlaşmalarda. hecelenmek yerine. M. teknik sözcüklerin çoğu. Daha sonraki belgelerde. çoğunlukla bitişik kenarların çarpımlarının ortalaması alınırdı. ideogram'larla anlatılır oldu. tarlaların alanının saptanması gerekliydi. Rind Papirüs'ünde bir çift bacak. öbür iki kenarın toplamının yan: i ile çarpılmayla bulunurdu. Üçgen biçiminde bir tarla için. Bunlar. örneğin +. Oysa bu tür tahminler ve değerlendirmelerde çok kesin olmak zorunlu değildi. daha çok Sümer deyimleri ve ideogramları kullanılır oldu. Gerçekte her bir yükseklik ölçüsü olarak kol boyuna 5-1/25 palm biçiyorlardı. ED ise bir uzunluk birimi. ideogramlar bazen matematik simgeleri olarak kullanılıyordu. Bunu. örneğin 10'da 1 olarak ifade edebiliriz. Yeni Krallık döneminde bile. geometrik ilişkiler konusunda da bilgi gerektiriyordu.) Zaman geçtikçe. bu deyimlerin ikinci anlamları olan "baş sallamak". "her 1 kolboyu. Oran kavramı için kullanılan deyimler oldukça garipti. eş kenarsız dörtgenlerin alanı çeşitli ortalamalarla hesaplanmıştır.

yarısı alınır.Babil tarla planı. sonra üçüncü kenarın yarısı ile çarpı lır 144 . uzunluğu toplanır.Ģekil 10 .

Mısır ya da Babil'de tarlaların gözetimi sonucu geliştiğine değin kuramın bir kanıtı bulunmadığını böylece görmüş olduk. Mısır'da insanlar deniz yolculuğu ve tarım gereksinmeleri için gökyüzündeki varlıkları incelemek zorundaydılar. tarlaların planlarını da içerirlerdi. Yeni yıl. Başka olayların da. M. geçerliydi. tarım festivalleriylc 145 . Uzunlukları kenarlarına yazılırdı. kuşkusuz toplumun dinsel yaşamında tam bir kargaşalık yaratabilirdi. takvimin düzeltilmesi için kullanılan çeyrek yıldır. astronomları kuşkusuz iyi birer gözlemci olarak eğitilmişler ve gerçekten de bu konuda şaşırtıcı beceride birer uzman olmuşlardı. Ay takvimi. kralın gökbilimcileri.. Yeni ay. 2000 yıllarında yazılmış bir yazıda şöyle denir: Yılın başlangıcındaki şölen. Genellikle 10 ve 35' nci enlemlerde gökyüzünün berrak olmasından da yararlanılarak. yoksa dinsel karşıtlık mı olduğu da bilinmez. başlardı. Geometri biliminin. takvimdeki belirsiz resmi yıldır. ne idüğü belirsiz resmi yılla birlikte benimsenmişti.. göksel olayların düzeni ve bu olayların dünya olaylarıyla bağlantısı çok geçmeden farkedilmiş olmalı. çünkü din. cayılmıştı. Yeni Yılın. Bu çalışmalar artık Devlet örgütünce desteklenmekte. hem de astroloji falıyla uğraşmak amacıyla. bu göksel varlıkların gözlcmlenmesiyle anlaşılabileceğine inanmaya başladılar. hem haklı olarak tarım işlerinin ve bunlarla ilgili festivallerin düzenlenmesi için. eski ay takvimiyle güneş takvi mini bağdaştırmak için yeni bir takvim düzenledikleri de gerçektir. Ama bu takvim yanılgı doluydu. gökbilimle. bunun nedeninin bilgisizlik mi. ancak bu memurlar ayın çıktığını krala bildirdikleri vakit.Ö.Ö. 1800 dolaylarında). Ama gerçek yıl. ama planlar bir ölçeğe göre çizilmezdi. Ayların başlangıcı bile gözlenerek saptanırdı. Bu can sıkıcı ve çelişkili takvim hesabının çözümü devlet memurlarına ve sonunda Güneş rahiplerine bırakılmıştı.Ö. Kral Hammurabi'nin yazışmalarında (M. olsa olsa bizim artıkyıl ilkesi gibi. astronomi (gökbilim) hâlâ. Kentsel devrimden sonra. her nedense. belli belirsiz resmî yıl ile birlikte benimsenmişti. Ama gerçek yıl. tarım işlemlerine ışık tutmak için hâlâ gerek liydi. sonra vazgeçilmiştir. Mısır'da gökbilim. Böylesine bir görev yüklenince. Bu göksel varlıkların devinimlcriyle ekin zamanı ya da sellerin yaklaştığı anlaşılır anlaşılmaz insanlar. yeni zanaatın ürünü olan araçlarla donatılmakta ve sonuçlar yazılmaktaydı. görevi yeni ayı gözlemek olan memurların raporlarını okuruz. ya yeteneksizlikten ya da papazların karşıtlığından. Büyük yıl da belki 1461 yıllık Sotik devredir. Küçük Yıl. Bu takvimi geliştirme çabalan ilk hanedanlar döneminde sürdürülmüş ama sonra.Sözü geçen bu belgeler genellikle. Babil'de gökyüzünün düzenli gözetimi hâlâ zorunluydu. olduğu gibi kabullenilirse. 2900 yıllarında. Akyıldızın doğuşuyla saptanır. kendi geleceklerini ve durumlarını etkileyen krallıklar döneminde bu takvimi düzeltmek için uğraşılmış. Mısırlıların." İlk sözü edilen yıl. İ. Büyük Yılın ve Küçük Yılın şöleni. Çünkü Babilliler resmi amaçlarla bir güneş takvimi düzenlememişlerdi ve hep 354 günlük ay yılını gözetirlerdi. Tarım işlerini düzenlemekte kullanılamazdı.

bu bölümler kuşkusuz mevsimlere göre değişiyordu. durağan nesnelerin gölgelerinin devinimini kullanırladı. kentsel bir uygarlıkta.Ö. Her iki yöntemde de.bağlantılıydı. oniki sayısı anlaşılan yılın on iki ayından esinlenilerek saptanmıştı. onlar da gündüz ve geceyi. belirli boyutlarda ve aşamalı kaplardan ya da kaplara su akıtılarak saptanırdı. O zaman krala t ek çıkışlı bir saat yapmış. yani dünyanın dönüşünün tam sürecini on iki çift saate (bini) bölmüşlerdi. göksel varlıkların devinimleri. her iki ülkede de su saatleri kullanılırdı. yani dik bir çubuğun gölgesi kullanılırdı. Gökbilimciler. Gecenin bölümleri için. Daha önceki örneklerde. Belirli zamanlarda bir ay eklenerek düzeltilirdi. Resmi yıla ne zaman bir ay ekleneceğinin kararı krala bırakılmıştı. Fabrikalarda ve çiftliklerde çalışmak için. böylece yılın tüm mevsimlerinde gecenin bölümleri doğru olarak saptanmış. ama elimizde hiçbir örnek yoktur. gerekse Babil'de. 1557 ve 1541 yılları arasında bir gelişme kaydedildi. gerek Mısır'da. Bu gözlemleri. güneşin konumu umursanmamıştır. daha önceki kuşaklardan devralınan gözlemlerin varlığını ve kullanımını kanıtlamaktadır. bu da yıldızların gözlenmesiyle saptanırdı. belirli bir yöntemle. 146 . Böylece. Kral da herhalde gökbilimcilerin önerilerine göre karar verirdi. İlk başta "saatler". ama bunun belirli bir yöntemi de yoklu. günün ve gecenin eşit parçalara bölünmesi daha yararlı olacaktı. hem de batıl inançlar açısından gözlenirdi. Bu ilginç yazı. çünkü ancak duvarları parabolik eğiklikte olan bir kaptan su eşit uzaklıklardan eşit zamanlarda alçalır. günlük yaşam için de gerekliydi. kış gecelerinin yaz gecelerine oranının 12'ye 14 oranına benzediğini bulmuş olduğunu anlıyoruz. Oysa bu bölmeler ve ölçüler. Amenemhat adında üst düzeyde bir memurun kitabesinden. Bu. M. bu nedenle hiçbir zaman doğru ve kesin sonuç sağlayamamıştır. giineş yılının karşılığını anlaşılan biliyorlardı ama gene Mısır'da olduğu gibi. Anlaşılan Amenemhat boş vakitlerinde gelişigüzel araştırmalar yapmaktaydı. aynı zamanda belirli bir amaç uğruna yapılan bilinçli deneyler sonucu bulunabilirdi. Babillilcre gelince. Gündüz saatlerini ölçmek için. Mısır'da suyun ağır ağır akıtıldığı kap koni biçimindeydi. Mısırlılar ancak bu tür bölmeyi kabul etmişlerdir. hem güncel yaşam için. Elimize geçebilen Mısır giineş saatlerinde (Yeni Krallık ve daha sonraki dönemler). Bu yöntemin bu işle görevli olmayan bir memur tarafından bulunması ve kendisinin de bununla övünmesi ayrıca ilginçtir. Zaman ölçüleri. Gün ışığını ve karanlığın her birini on iki eşit saate (mevsim saati) bölmüşlerdir. iki ya da daha fazla. büyük bir olasılıkla değişik kalınlıkta çıkışların eklenmesiyle ayarlanırdı. Ölçtükleri "saatlerin mevsime bağlı eşitsizlikleri nedeniyle durum daha da karışırdı. küp biçimi bir parçanın gölgesinin kalınlığı kullanılır. bilime dönüştürmek için zaman bölümlerini standart duruma getirmek ve bunları ölçecek aletleri yapmak zorunluydu. daha önceki yazılardan. Babil'de gnonıon.

bir bölme bulunurdu. İşte zamanı gösteren araç ve saat orada. Gene de. edinilen bilgi de anlaşılan daha ilk yıllarda uygulama alanı bulmuştu. Bu resmin açıkladığı gökbilim. firavun "ip çekme" diye adlandırılan bir tören yapardı. gece yarısını simgelemek üzere bir çizgi çizilidir. Gözüm Ayıdaydı. Ölçme ipini Tanrıça Sa. Mevsim değişikliklerine göre saati ayarlamak gereksizdi. yani on günlük bir haftayı simgeler. Eski Krallıkta. bu yöntemi alaya almışlardır. Bu tür tablolar. lahit kapakları. Lahit süsleyicıleri. "Dekan"lar (On iki burcun işlevini gören. Doğulu gökbilimciler. daha çok gözlem gerektiği kuşkusuzdur. M. Mısırlılar göklerin haritasını çizdiler. göksel varlıkların belli belirsiz düzenleriyle bile ilgiliydiler ve matematiksel gökbilim için veri toplamaktaydılar. Senmut'un lahdi bir tür planetoryum resmiyle süslendiriimişti. tapınağının yanlarını gözledim. Tapınağının yanlarını gözlüyorum. Gözlerimi Ayı burcuna çevirdim. Firavunun bu törende söyledikleri günümüze dek saklanmıştır: "Çekicin sapıyla kazığı tuttum. her biri bir onluk. Bu çabanın başarısı Büyük Piramit'le kanıtlanabilir. Bizim "kutup yıldızı"nın karşılığı olan bir yıldızın doruğa çıkmasıyla boylamın saptanmasına çalışılmaktadır. Beş yüzyıl sonra. Bunlar lahitlerden anlaşılmaktadır. belki yaz gündönümünü belirtmek için. on iki gece saatini temsil etmek üzere 12 kutu vardı. Saati saptayarak vakti hesapladım. Kutup çevresindeki yıldızlar özel bir ilgi gereksindiriyordu.fekhabui ile aldım. Yukarda sözü edilen amaçlardan esinlenerek ve donatımdan yararlanılarak. mevsim saatlerinin farklı uzunlukları ve öbür unsurlar doğru saptanamazdı.ci kutular arasında. Yüzümü yıldızların yönüne çevirdim. Daha önce sözü edilen matematik yazılındaki problemler bu saatin iniş çıkışıyla ilgilidir. yıldızların listesini yaptılar ve yıldızları burçlara ayırdılar.cu sütunlar arasında. 18 ve 19. Mısırlıların köşegen ilkesine dayanan yıldız saatleri ya da takvimleri üzerinde deney yapmaktaydılar. lahit kapaklarında gösterilenden 147 . Oysa Asur çağından kalma bir yazıtta bini'ların (çift saatlerin) ay be ay saatlere dönüştürülmesi için bir tablo vardır. bir tapınağın açılışıyla ilgilidir. 6 ve 7.Ö. 2000 dolaylarından önce. Köşegenin öbür sütunlarındaki bölümlerde yinelenir. kapağın içine Ölülerin saatin kaç olduğunu anlamaları için bu saatlerin resmi yapılırdı! Kapak otuz altı dikey sütuna bölünür. beş artık günü umursamadığından. Yalak olarak. Bu piramidin kenarları gerçek kuzey noktasından ancak birkaç metre kaymıştır! Boylamın kesinlikle saptanması için. gökbilimci olmadıklarından. Yıldızların yaklaşan devinimini gözledim. Mısırlıların bilgileri ve bu bilgiyi nasıl uyguladıklarına değin ipucu sağlar. ama göksel ekvalor'da yerleşik burç) karanlıkla gün doğumu arasındaki kısa yaz saatlerinde doğar ve 18 ile 19. Anlaşılan tören.Babil su saatleri silindir biçimindeydi.cu sütunlardaki konumlara yerleştirilir.

pek farklı değildir. Kutbu belirtmek için pek çok çift delik vardır. Bu da günün eşitliği zamanının gezilemesini (ekinoks presesyonu) göstermek için olsa gerek. Teb enlemi, kutbun yüksekliği olarak kabul edilmiştir. Bu mezar anıtları, Mısır gökbilimi için elimizdeki lek kaynaktır, çünkü gökbilim metinleri henüz bulunmamıştır. Bunlar kuşkusuz yüzyıllar boyunca sürdürülen gözlemleri ve bunların sonuçlarını içerir. Oysa, karmakarışık hesapların yardımıyla önbilgi varsayımına ulaşabilecek matematiksel gökbilim konusunda hiçbir ipucu sağlayamamaktadır. Mısır'dan ay tutulmasına değin elimizde hiçbir kayıt yoktur. Gerçekten de ayın ve gezegenlerin devinimine pek ilgi duyulmuşa benzemez, belki bunun nedeni çok eski çağlarda aya dayanmayan bir takvimin benimsenmesi, devlet dini olarak güneş tanrısına büyük önem verilmesidir. Babil'de de yıldızlar, Mısır'da olduğu gibi, büyük dikkatle haritada gösterilmişti. Zodyak da (burçlar kuşağı) bu haritanın öz noktasıydı. Ama ay takvimi ve gökbilim varsayımları, gökbilimcinin dikkatini özellikle aya, gezegenlere, ay tutulmasına ve yıldız tutulmasına yöneltmiştir. Bu oluşumların dikkatle gözlemini ve gerçeğe uyarak kaydedilmesi, Babillilere, gözle kolay kolay seçilemeyen gerçekleri öğretmiştir. Örneğin, M.Ö. 2000 yıllarından hemen sonra, Venüs'ün yaklaşık olarak sekiz yılda tam beş kez ufukta aynı noktaya döndüğü saptanmıştır. Tam bir yıl sonra Babilliler gökbilimde matematik uygulamaya başlamışlar ve çok geçmeden bu konuda hesap yapmaya ve ön bilgiler sağlamaya başlamışlardır. Matematiksel astronomi bu kitabın kapsamı dışındadır - yoksa yalnızca bunu anlatmak için birçok bölüm yazmak gerekirdi. Gene de, tıpkı Mısır'da olduğu gibi, tüm araştırmanın, yanlış gökbilim amaçlan uğruna yapıldığını da belirtmek gerekir. Gene de bu çalışmalar, gerek Yunan gerekse çağdaş gökbilimin dayanağı olan çok kesin ve doğru veriler sağlamıştır. Hastalıkların tedavisi için, kentsel devrimden yüzyıllar önce çaba harcanmış olmalı. Bugün çağdaş yabanlar arasında olduğu gibi, herhalde o çağlarda da tıp kuramının özü büyüydü, bu nedenle hekimlik de büyülerden oluşmaktaydı; I. Bölümde anlatılan paleolitik cenaze törenleri bu varsayıma ışık tutar. Gene de, merhemler, damlalar ve ovmalarla gerçekten etkin olan bazı tedavi yöntemleri bulunmuştur. Büyü uzmanları toplumda yüksek bir konuma erişir erişmez, iyileştirme sanatını hemen tekellerine almışlardır. İkinci devrimden sonra, Mezopotamya'da doktorların aynı zamanda rahipler olduğunu görüyoruz. Mısır'da da, dinsel görevle tedavi yöntemleri arasında yakın ilişki vardı. Tıp kroniklerinde (vakayı name) lerde adı geçen ilk kişi Imhotep'ti, o da Kral Zoser'in mimarıydı, oysa daha sonraları İyileştirme Tanrısı oldu. Sümer ve Mısır hekimleri, memur olduklarında, gözlemlerini, astrologlar gibi, yazıya dökmüşlerdir. Nil vadisinde, daha III. Hanedan çağlarında tıp kitaplarından söz edilir. Bu kitaplardan M.Ö. 2000 yıllarına ait örnekler günümüze dek gelmiştir. Mezopotamya'da kazılardan çıkarılan tı p

148

metinleri M.Ö. 1000 yıllarından sonra yazılmıştır, ama bazıları belki bin yıl önceleri yazılmış yazıtların kopyalarıdır. Her iki ülkede de, günümüze dek erişen tıp metinleri, vak'a kitapları {üründendir. Anatomi ya da fizyoloji konusunda hiçbir araştırma metni elimize geçmemiştir. Oysa, mumyacılık nedeniyle, özellikle Mısırlıların insan anatomisi konusunda geniş bilgileri olması gerekir. Gene de, vücuttaki çeşitli organlar konusundaki hiyeroglif işaretleri, insan anatomisi değil, hayvan anatomisine değindir. "Yürek" işareti öküz yüreğidir, raiıim ise inek rahmidir. Demek ki Mısır' da tıp konusundaki yazılar, mumya döneminden çok eskilere dayanır. Gerçekte de, mumyacılık çok belirgin ve büyük uzmanlık isteyen bir uğraşı olmakla beraber, tıp alanını pek az etkilemiştir. Gerçi kalp, damar sisteminin özeği kabul edilmişti ama fizyoloji konusundaki metinlerde belirtilen bilgi pek ilkeldir. Aynı durum Babil tıp metinleri için de geçerlidir. Asur metinlerinde bile, organların işlevleri çoğu kez yanlış anlaşılmıştır; safra kesesinden hiç söz edilmez; sinirler liflerden ayırt edilmiştir. Gerçek Mısır, gerekse Mezopotamya'da, hastalık şeytanın ya da daha az belirgin biiyüsel güçlerin işi olarak bilinirdi. Tıp bu nedenle, çeşitli törenlerle bu kötü ruhların uzaklaştırılmasından ibaretti. Oysa bu eylemler, çoğunlukla bazı merhem ya da başka ilaçların uygulanmasını içerirdi. İlaç ne kadar tatsız olursa, şeytan o denli çabuk giderdi. İnsan ve hayvan dışkıları çoğunlukla önerilirdi. İlaç tadının kötü olması gereği, hastalığın şeytandan geldiği inancını kanıtlar ve en eski tıp metinlerinde de bu inanca rastlanır! Aynı kuram, kötü ruhun atılması için kuvvetli müshiller önerirdi. Mısır ve Babil hekimleri, bu kurama inandıkları için, hastalığın objektif nedenlerini incelcmeye ya da vücut organlarının işlevlerini sistemli olarak araştırmaya heveslenmezlcrdi. Kurama inanç, rahiplik kon umuyla korunmaktaydı, bu nedenle bu inancın doğruluğunu araştırmak ihanetti, dolayısıyle günahtı. Tıp kitaplarının bir tanrıya özgü olduğu savı, "tıp bilgisini, doğa üstü kökenden gelen ve insan gözlemi dışında kalan bir alan" durumuna sokmuştur. Bu nedenle, bir kaç yararlı ilacın bulunması ve bazı çok belirgin fizyolojik gerçeklerin bilinmesi dışında, Doğu'da tıp dalına fazla değer verilmemesi doğaldır. Cerrahlığın durumu başkaydı, bu uğraşı bir din dalından çok bir zanaat sayılırdı. Cerrah, çok belirgin fiziksel nedenlerle oluşan yaraları ve sakatlıkları gidermekte görevliydi. Böylece de, cerrahlar, hekimlere oranla büyü düşünlerinden daha özgürdü, ve kuşkusuz daha özgün ve bilimseldi. Hammurabi yasasında (M.Ö. 1800) cerrahlara bir ücret saptanmıştır (2 ilâ 10 şekel, oysa bir makina ustasının yıllık ücreti 8 şckcl- di); başarısız ameliyatlar için de ceza verilirdi. Ama elimizde Mezopotamya'dan hiçbir cerrahlık metni yoktur. Bunun nedeni cerrahlığın bir zanaat oluşu, zanaatçıların bilgi birikimlerinin ise yazıya döki'ılmc- yişi midir? Elimizde, Mısır'dan Edvvin Smith Papiriis'ü denilen çok değerli bir araştırma yazısı vardır. Bugünkü durumuyla bu yazı M.Ö. 2000 yıllarının

149

başlarına aittir, oysa Breasted'a göre bu yazı, çok daha eski, Piramit Çağında yazılmış (M.Ö. 2500) bir yazının kopyasıdır. Buna göre de, cerrahlığın büyüsel unsurlardan özgiir olduğu, öznel olmayan gözlemlere dayandığı ve tedavi için yalnız nesnel çarelere ve elle iyileştirme yöntemlerine dayandığı yolundaki kanımızı güçlendirmektedir. Tıp metinleri gibi, bu da gerçek vakaların bir araya getirilmesiyle oluşmuştur, ama Mısır tıp papirüslerinin tam tersine, anlatılan vakalar sistemli bir biçimde düzenlenmiştir. Hastalanan uzva göre grup- İandırılmıştır, bu uzuvlar sıralanırken baştan başlayıp ayaklara doğru gidilir; bu yöntem Asur tıp yazılarında, hatta ortaçağ araştırmalarında da izlenmiştir. Her bir vakada önce yaranın bölümlendirilmesi yapılır, sonra muayene sonuçları belirtilir, gereğinde elle yoklanarak muayene edildiği anlatılır, sonra teşhis açıklanır, en sonunda da tedavi için nelerin gerektiği sıralanır. En şaşırtıcı yönü de, iyileşmeycccği saptanan on dört vaka da ayrı ayrı anlatılmıştır, bunlara "tedavi edilmeyecek vaka" denilmiştir. Cerrahların tedaviye yanaşmayacakları vakaların da yazıda yer alması, eski çağlardaki yazılarda rastlanmamış biçimde bilgi umursamazlığını yansıtmaktadır. Breastcd bu papirüslere, "doğal bilim dalında, bugüne dek elimize geçen en eski gözlemler" der ve yazarını da "ilk doğa bilimcisi" olarak niteler. Böylesine bir betimleme, gözlemlerin ilgisizliğini abartmaktadır. Bir vakanın iyileşmez türden olduğunu bilmek kuşkusuz önemliydi, özellikle Babil'de başarısız ameliyatlar ölümle ya da sürekli sakatlıkla sonuçlanınca, bunun cezası ölümdü. Gene de kaydedilen gözlemler çok ilginçtir. Boyun omurlarının birinin yerinden oynatılması sonucu felç oluşacağı ve seks organının sertleşeceği de belirtilmiştir. Aşağıdaki bölüm burada örnek olarak verilmeye değer. "Kafatasında ve başın derisi altında eziklik konusunda neler yapılacağı; kafatasında eziklik olan bir adamı muayene edersiniz... Ve eğer, eritilmiş bakırdaki gibi buruşukluklar varsa ve parmağınızın altında, bebek başındaki gibi yumuşak yerler elinize geliyorsa ve bu alanlarda zonklama duymuyorsanız... Bu duruma "tedavi edilemez vaka deyiniz." Bu, beynin çok güzel ve doğru bir anlatımıdır. Bu gözlemler mumyalama sürecinde farkedilemez, ancak yaralı asker ya da işçinin dikkatle ve bilgiyle incelemesi sonucu görülebilir. Bu inceleme, Mısır cerrahlığı konusunda olumlu bir izlenim bırakmaktadır. Oysa, Breasted'ın savı doğruysa ve bu inceleme çok eskilere, Piramit Çağına dayanıyorsa, Mısır'da cerrahlık da diğer öğretim bilimleriyle aynı hazin durumdaydı diyebiliriz. M.Ö. 2500 yıllarından sonra herhangi bir il erleme kaydedildiği yolunda bir belirti de yoktur. İncelemenin bilinmeyen yazarının belirttiği bilgilerden sonra bir gelişme de olmamıştır, ancak "eskilerin bilgileri" büyük özenle kopya edilmiştir. Kuşkusuz, daha sonraki tıp papirüslerindeki saçmalıklar, o çağın cerrahlığı konusunda bir kanıt olarak kullanılamaz, ama herhangi bir ilerleme kaydedildiğine değin de bir belirti bulunmamıştır.

150

Ö. Babil'in çivi yazısı ise tüm ülkelerde benimsenmişti. Yunanlılar. bilginin bir kaynakta toplandığı. M. Babil matematiğinin gelişmesine katkıda bulunduğu da bir olasılıktır. Özellikle Hititliler Babil biliminin sonuçlarını öğrenip uygulamak için ellerinden geleni yapmışlar. 1500 yıllarından hemen sonra Mısır. deyimlerini ya da kesir kavramlarını değiştirmeden. Bu konuyu kanıtlayacak ya da yalanlaya cak bir belge henüz elimize geçmemiştir. 1350 dolaylarında (Tel el Amarna'da bulunan) Mısır Dış İşleri arşivlerinde. Karanlık Çağlardan çıkmadan çok önceleri.Yazının bulunması ve bilgi aktarılmasında devrim yaratılmasın dan sonra. Sanskritçe tören yazıları. üçgenleri ve dörtgenleri çevreleyen daireler. kentsel uygarlık ve yazının bu ilk üç özeği daha sonraları Yunanlıların geliştirip bize aktardığı bilimsel geleneğin oluşumuna sürekli katkıda bulunmuştur. bilginler özgürce gidip gelmekteydi. pergelle çizilen. daha önce belirttiğimiz karamsarlıkta haklıyız. geometrinin yaygın uygulamasının tanıklarıdır. Babil ve Mısır biliminin sonuçları Ege'de çoktan tanınıyor ve biliniyordu. Mısır tıp papirüsünde bir Girit tedavi yönteminden söz edilmiştir. Mısırlılar Girit reçetelerini kabul. çeşitli saraylar arasında hekim. sonradan yaygınlaştırıldığı ve öğretim bilimlerini etkilediği konusunda kanıt sağlamakladır. Babillilerin geometri formüllerinden çok şey öğreııebilmişlcrdir. bugün kullandığımız 0 rakamı. bu nedenle de kesin sonuçlar sağlamaz. Bundan da düşün alışverişinde bulunulduğu ve bilimlerin temel yapısının etkilendiği varsayımını çıkarabiliriz. Tüm Doğu krallıklarının resmî dili Akad diliydi. Babil ve Mısır kavramları en eski Fenike belgelerinde de yansır. Dış İşleri Dairesindeki belgeler de bu yaygınlaşmanın bir sonucudur. Ayrıca. Gerçekten de. Örneğin. bunların içeriği olan düşünler de birlikte yayılmış olsa gerek.lenmişlerse. Ebers Papirüsü de Biblos'dan bir Asya reçetesi içerir. daha önceki Bölümlerde değinilen biçimde. Minoslular da bilgiden yana Nil'den çok şey aktarmışlardır. Demek ki. bir yüzyıl sonra da bu alışverişe Boğazköy'deki Hititlilerin katıldığı belirtilmiştir. 2500 yıllarında "geometri kavramlarının varlığını kanıtlar. astronomi (gökbilim) ve tıp kuşkusuz biçimlenmiş ve gerek Mısır gerekse Babil'de genel bir çizgide gelişmiştir. M. astrolog ve büyücünün gidip geldiği. M. Dil ve yazıyla. Demek ki. Mısır kaynaklarına da büyük çapta baş vurmuşlardır. Ama çok sonraları. Bu arada. Öte yandan. Matematik. Mısır Firavunları ve Hitit kralları bu yazıyı yazdırmak ve kendi memurlarını eğitmek için Babilli yazıcılar getirtmiş olmalıdır. Mısırlı matematikçiler. Suriye ve Mezopotamya başkentlerinde. 151 .Ö. Elimizdeki belgeler gerçekten pek sudandır.Ö. Hindistan'ın. İndüs kentlerinin süsleme sanatı. Araplar tarafından Hindistan'dan aktarılmıştır. Bilimin yaygınlaşması bu alanlarda durmamıştır. İki bin yıl sonra. yazılı kaynaklar. bin yıl sonra da olduğu gibi. Mısır ve Babil'de "bilimsel yazılar" konusunda umulan hızla gelişme genellikle rastlanmaz. kendi yazı yöntemlerini. Anadolu.

Daha kolay bir anlatım için. tutar. Bu yalnızca bir köken kuramıdır ve büyücünün amaçlarını betimleme savında değildir. çağdaş bir laboratuar düzenine göre sıralandığını söylemiş değiliz. 152 . ya da dolaylı olarak milyonlarca insanın gönencini etkilemiş ve gözle görülür biçimde. Mantık sürecinin. bunu kanıtlamaya çalışmak akla bile gelmez. tıpkı bilimsel bir deneyden esinlenmişcesine düzenlenen bir büyü töreninden söz etmiştik. yelkenli. ne paleolitik sanatçı büyücüler. çoğalmasını kolaylaştırarak insanlık türünün biyolojik esenliğini artırmıştır. oldukça yoksul ve cahil toplumlar. bu tür dinde de güçler kişiselleşlirilmiştir. Bilimin. bahçecilik ve mcyvacılık. doğrudan doğruya büyüyen ya da dinden oluşmadığı açık seçik bellidir. Oysa gerçekte kesin bir fark yoktur. hayvanın koşumu. tanrıları büyü yoluyla uzlaştırmak. kişisel olmayan güçlerin doğrudan doğruya yönetildiği din ile büyüyü ayıralım. deneyci bilginin lam karşıtıdır. davranış tutarsızlıklarıdır. onlara yardımcı olmak amacını güderdi. bakır üretimi ve kullanımı. tuğla. büyüye inandığı için büyü yapar ve sonucun ne olacağını görmek için bekler. ne de Mısırlı büyücüler. Tedavi ya da gökbilim gibi dine bağlanılan zanaatlar ise. Toplum büyünün geçerliliğine inanmıştır. insanın gelişimine çok önemli katkılarda bulunmuştur. M. Demek ki ne çağdaş hekimler. mayalama. daha önce belirtilen. bilimsel değerden arınmıştır. Büyücünün davranışı ise. Bilimin" ilk başla uygulanan zanaatlardan doğduğunu ya da bu uğraşılarla eş olduğunu uzun u/. bunlar doğrudan doğruya. ama büyünün kökeni konusunda Tylor ve Frazer'in savlarını benimsiyoruz.Biri. kısaca. çağdaş yabanların incelenmesiyle varılan sonuçlarla bağdaşıktır. büyücülük konusunda ussal ve tutarlı bir kuram oluşturamamışlardır. Bilim dalında şu uygulamalardan daha önce söz ettik: kanallar yöntemiyle yapay sulama. Bunun kanıtı da. bu nedenle çıkarcılık ve pohpohçulukla kolayca etkilenebilirdi. . Bir köken kuramı olarak da. DĠN VE BĠLĠM ÜZERĠNE BĠR KAÇ SÖZ Birinci bölümde. büyü süreci konusunda basit ve ussal açıklamalar yapmak da uygun görülmüştür. BÖLÜM GELĠġĠMĠN HIZLANMASI VE YAVAġLAMASI Kentsel devrimden önce. Öte yandan. IX. tekerlekli araçlar. 3000 yıllarından önceki iki bin yıllık sürede uygulamalı bilimlerde öylesine buluşlar olmuştur ki.BÜYÜ. Törenlerin çoğu. Örneğin nice tiyatro türü törenlerin ve tanrılara sunulan yiyecek ve içeceğin anlamı bu inançtan doğar. sapan.Ö.un anlattık.

devrim.S: 1590 yıllarında "ondalık" rakamları esinleyen altmışlık kesirler devanı etti. bir de bunlara yakın küçük bir sınıfın elinde yoğunlaşmasıyla 153 . böylece yazın yaygınlaşmıştır. okur yazarlığı herkese ulaştırmış. yazı. Daha ılımlı iklimlerde. Aynı nedenle Doğu'da bazı tıp. 1300). Daha önceki ve daha sonraki gelişmelerle karşılaştırılınca. kentlere su vermek için kemerli su yolları (M. 2600 ile (>000 arası . aynı zamanda bu varlığın tanrılar ya da kralların. Gelişimin bu denli durdurulmasının bir nedeni. bu dört buluştan ikisi. Yazının bu devrimsel basitleştirme işlevi de eski öğrenim özeklerinde değil. 2000 dolaylarında). Teknelere durağan bir dümen takılması ya da çömleklerin sırlanması gibi teknik geliştiriler. M. Bu açıdan bakınca. devrim aracılığıyla uçsuz bucaksız kaynaklarla donatılmıştı. Asur Kralı Senııaçcrib tarafından kendi başkentine su getirmek için yaptırılmıştır. yalnızca gerçek varlığın salt birikimiyle değil. 700). Demir arıtımının ekonomik yapımı demir aletleri öylesine ucuzlattı ki.insanın gelişimine bu önemde pek az şey katmıştır. önceleri insanların yaşayamadığı geniş alanları tarıma açabildi ve böylece nüfus büyük çapta arttı.Ö. Babil ve bunlara kültür açısından bağımlı olan ülkeler. bunlar. kesirli miktarlarla doğru hesap yapabildiler ve matematiksel gökbilimi kurdular. On beş büyük buluşla güçlenmiş olan toplumların topu topu iki önemli buluşundan söz edebiliyoruz. gene de. Demek ki. ve . Oysa en büyük buluş. Ama ilk kemer. gerçek alfabetik bir yazı (M.devrimin ilk başlarında . bu aletler artık herkesçe orman temizle mek ve bataklık kurutma işlerinde kullanılabildi. "Ondalık sayılar" aracılığıyla. 1400). Oysa Doğudaki toplumlar. kentsel devrimi başlatan ve bu devrimin ilk meyvalarını toplayan toplumların malı değildir. ikinci devrim. burada konu dışı bırakılabilir. sırlama. Yukarda belirtilen on beş katkıyla boy ölçüşebilecek dört başarıdan söz edebiliriz: Babil'de geliştirilen "ondalık sayılar" (M. Alfabe. Anımsayacaksınız. Devrimden sonraki iki bin yıl . devrimden önce kullanılan yöntemlerin biraz daha geliştirilmesi sayıldığından. daha önceki gelişmelerin yavaşladığı ve durduğu bir süreçtir. Kentlere bol bol temiz su taşıyan su yolları. gökbilim ve kimya buluşlarını da bir yana bırakabiliriz. varlıklı ve uzun süreler den beri uygar olan Babil ve Mısır toplumlarından değil.kemer. sonraları büyüsel nitelikten sıyrılarak Yunan bilimine içerilmiştir. devrimin bu toplumların içinde yarattığı iç çelişmeler olabilir. Hitit İmparatorluğundan çıkmıştır.Ö. üstelik bilgi birikimi ve aktarılması için yepyeni araçlar edinmişti.Ö.Ö. bu yeni âletler. endüstri düzeyinde demirin arıtılması için ekonomik sayılabilen bir yöntem (M. Babil'liler. Fenike'nin oldukça genç ticaret kentlerinde başarılmıştır. mühür. rakam ve bronz. düş kırıcıdır. Ama Babil yazısıyla birlikte bu ondalık hesabı da söndü. kent halkı arasında ölüm oranını düşürmüş ve böylece insanlığa büyük bir katkı sağlamıştır.diyelim M. Mısır. insanlığın gelişimine katkıları yönünden. o günlere dek duyulmadık bir toplumdan.güneş takvimi.Ö. yeni bir hızlı gelişme çağını değil.

İlk üreticiler . sınıflara ayrılmıştı. çobanlar. bu gerçek. halk kalabalığının ekonomik açıdan alçalmasıyla sonuçlandı. balıkçılar . Bu tür akrabalıklar takınan yöneticilerden ussal bilimi desteklemeleri kuşkusuz beklenemez. Ama bu da. sınıf ayrılıklarına yol açmış olsa bile. öbürlerine gelince. demek ki o çağlarda toplumda eşitlik vardı. rahipler. firavunlardan önceki çağlarda mezarlar ve neolitik köylerdeki kulübeler eşitlik gösterir. bir avuç insan . Toplum. Biyolojik standartlar açısından. mazur görülebilir.oluşmuştur. küçük mezarları ve İndüs'te tüccarların lüks evleriyle. "aşağı sınıflar" düzeyine indirilmişti. üstelik bu yenilikler. Mısır'lı babanın öğüdünü haklı gösterecek duruma gelmişlerdi. Ne olursa olsun. Oysa. bu tür sınıf farklarının gelişmeyi hızlandıracağı anlamına gelmez. böylece de insanları derin ve doğru düşünmenin çetin yoluna sapmaktan alıkoyarlardı. yavaşlatır. gece gündüz.taralından alakonuluyordu. gene Devletin sağladığı güvenlik önlemleriyle belki rahat etmişlerdi. her neyse. önceleri verimli vc yararlı buluşları getiren gerçek üreticiler.çiftçiler. arkeologlarca bulunan. gerçek üreticilerin üretim yöntemlerine getirdikleri yeniliklerle oluşmuştu. Yeni uzman zanaatçılar ve işçiler grubu ise kuşkusuz devrimin yarattığı artık üretimle geçimlerini sağlıyorlardı. Mısır Firavunu işe ilk başta büyücülükle başlamış olabilir. Bu yeni zanaatçıların oranı bilinmeyen bir bölümü. halta köle durumuna düşüyorlardı. Yeni türeyen yönetici sınıflar ise kendi güçlerini giderek zayıflayan batıl inançların sömürüsüne borçluydular. deneylerle yanılgıları kanıtlanan türlü umutlan desteklemeye ve beslemeye uğraşırlardı. zanaatçıların barınaklarıdır. her türlü yeniliğe karşı olan batıl inançların direnci karşısında gerçekleştirilmişti.kamu yararına Devlet tarafından yapılan işler ve bayındırlık işleriyle belki gelişmişlerdi. 154 . Mısır'ın koca. kendini tanrıyla bağlantılı saymış ve törenlerde tanrı kişiliğine bürünmüştür. Tam tersine. Yeni artık üretimin en büyük payı. bölümde örneklediği miz.krallar. VIII. özel kişilerin basit. belki de artık kaynakların oluşturulması ve bunların etken toplumsal kullanıma yöneltilmesi için gerekliydi. Krallar. Bu tür bir varlık yoğunlaşması. görkemli kral lahitleriylc. bunların akrabaları ve yakınları . boğaz tokluğuna çalışıyordu ve gerçekten köle durumundaydı. Oysa devrim sonucu. kentsel devrimin sonuçlan. Ama bu yeni varlıkta onların somut payları pek küçüktü ve toplumsal açıdan giderek kiracı. Ama bu artık üretimden paylarına düşen pek azdı. rahipler ve memurlardan oluşan "yönetici sınıfa karşılık köylüler ve işçilerden oluşan bir "aşağı sınıf vardı. köle işçilerin rekabeti karşısında onlar da aynı düzeye itilmişler. Aradaki büyük uçurumun tanıkları. sonunda tanrı olduğunu savlamış ve vaktinin çoğunu büyü yapmakla ve büyüsel törenlerle geçirmiştir. sonunda. bu ülkede de bir kral türediği vakit. Sümer'de devrimden ilk yararlananlar da tapınak rahipleri olmuştur. Devrimden önce gelişme.

Üstelik bu tür yöneticiler yeni buluşları özendirmeye hiç yanaşmazlardı.ilk önceleri "işçilere vakit kazandıran araçlar" olarak belirmiştir. 155 . yelken.örneğin hayvanların koşumu. Oysa artık yeni yöneticilerin elinde. batıl inançlarla yüklü vatandaşlarından ve savaşta alınan tutsaklardan oluşan koca koca işçi orduları vardı. maden aletler . "işçilere vakit kazandıran araçlar"ı umursadıkları yoktu. Gelişmede devrimsel aşamaların pek çoğu .

ne Nil Vadisi. kentsel devrimle varsıllaşan Mısır'lılar ve Sümer' lilere bu türlü edinilen ithal mallan yetmiyordu. umutsuz bir çelişkiye düşmüşlerdi. yukarda anlatılan iç çelişkilere ek olarak bir de dış çelişkilere uğramıştı. Gerçekte bunlar "kutsal hizmette mcmurlar"dı vc bu nedenle. başka toplumların yerleştiği bölgelerden hammadde ve başka maddeleri ithal etmek zorundaydı. Gerekli ithal malları herhalde önceleri üretim artıklarının karşılıklı alışverişiyle sağlanırdı.Aynı zamanda. Doğu'nun bilimsel gelenekleri yepyeni bir ruhla bir değişimden geçmekteydi. toprak sahibi soyluların varlığıyla dengeliydi. Üstelik bu "bilgiç" kişilerin özel çıkarları. olsa olsa "kilise örgütü"nü desteklemekte orta sınıfa katılmaktı. Eski Doğu uygarlıkları. altın çağda göstermelik bir demokrasi ancak mutlu bir azınlığa yarıyordu. kendine yeterli değildi. Gördüğümüz gibi. Ancak Minos-Miken uygarlığı yıkıldıktan sonra ve Yunanistan henüz karanlık çağlardan çıkarken. yaşayan dünyada deney ve gözlem yoluyla öğrenme yöntemine sırt çevirtiyordu. yönetici sınıfların umursamadığı teknik gelişmeler değil. ne de Babil. bu azınlık da yabancıların ve işçilerin emeğine ve bağımlı devletlerin ödedikleri ücretlere dayanarak geçiniyordu. yönetici sınıfa sıkı sıkı bağlıydı. kazanılan varlık. Böylece. gelişme açısından. kendilerini örnek aldıkları için. Mısır ve Babil toplumları. ticaret ve endüstriye ayak uydurmak için çoktan örgütlenmiş olan kentlerde. Uygulamalı bilimlerin geliştirilmesi aşağı sınıflara kalmıştı. onları salt kitap öğretimine yöneltiyor. Asur'lulara Pers'lere ve Makedonyalılara da sıçradı. ama henüz yeterince varlık birikimi oluşmamıştı. Yunan' lıların uygulamalı ve kuramsal bilimde yaratıcı çalışmaları. daha sonra kurulan çeşitli devletlere. Aşağılanma durumundan kurtulmanın yolu. Bu sıralarda. Bu çelişki. çoğunlukla batıl inançlara yönelikti ve sonuç sağlayan uygulamalı bilimlerden kopmuştu. üstelik basit bir alfabe yazısı da öğrenimi büyük halk kalabalığına açık tutmaktaydı. Hitit' lere.1 . Bilgi uğraşıları "saygın" sayılırdı ve yönetici sınıfına varmak için elverişli bir yoldu. Oysa. kentsel devrim nedeniyle. 16. boş inançların sürdürülmesinde yöneticilere yardımcıydılar. "altın çağ"dan çok önce başlamıştır. Tek bir politik ve ekonomik sistemde birleştikleri vakit bile. yazıcılar ve bilgili kişilerden oluşan ycııi orta sınıf. Böylece devrimin yol açtığı yeni bilimler.

Onlar da mal şevkini hızlandırmak ve düzene sokmak için zor kullanmaya başladılar; tüccar kervanlarının açtığı yolların ardından ordular ilerledi. Sonunda bu kaynakları kendi ülkelerine eklemek için ihracatçı ülkeleri kuşatıp almaya çalıştılar. Sümer kentlerinin yöneticileri, komşu kentleri yönetimleri altına alarak Babil'in coğrafî birleşimine politik bir biçim verdikleri gibi, başat oldukları alanları yaymak amacıyla, ekonomilerinin düzenli yürümesi için gerekli olan bölgeleri de kendi ülkelerine katmayı amaçladılar. Böylece emperyalist fetihler yolunu tuttular. Akat'lı Sargon'un M.Ö. 2500'de kurduğu imparatorluk, tarihte bilinen ilk emperyalist saldırının başarılı sonucudur. imparatorun, bilinçli ekonomik hesaplardan esinlendiğine değin bir kanıt yoktur. Ama saldırıları ve başarıları bu sonucu sağlamıştır. Sargon'un imparatorluğu, geçici olmakla beraber, tüm Doğu emperyalizmine örnek olmuştur. Eski Çağlarda Doğu ulusları arasında Sargon'un başarıları bir ilke, kendi de romantik bir kahraman durumuna getirilmiştir. İmparatorluğunun parçalanmasından bin yıl sonra, başarılarını öven şiirler eski Dünya'da elden ele dolaşıyordu. Bu tür yazılardan çeşitli parçalar Tel el Amarna'da Mısır Başkentinde ve Hitit Başkenti Boğazköy'de yapılan kazılarda bulunmuştur. Sargon, kendinden sonra gelenlere bir örnek, izlenecek bir tutum olmuştu; önce Ur, daha sonra Babil kralları, M.Ö. 1600 yıllarından sonra Mısırlılar, Hititler ve Asurlular, Lidyalılar, Persler ve Makedonyalılar bu yolu izlediler. Bu birbiri ardına sıralanan, kısa ömürlü imparatorluklar kuşkusuz insanın gelişmesine katkıda bulunmuşlardır. Süreçlerinde, büyük alanlarda iç barış ve varlık birikimi için de güvence sağladılar. Büyük endüstri özeklerine yeterli ham madde kaynaklan getirdiler. Kentsel devrimin ekonomik yararlarını ve bununla el ele giden uygulamalı bilimlerdeki ilerlemeyi başka ülkelere de yaydılar. İmparatorluğun süreci için gerekli olan haberleşme yolları, aynı zamanda kültür ve bilgi yayılmasına yaradı. İşte bu yoldan, M.Ö. on beşinci ve on dördüncü yüzyıllarda, bilginler ülkeden ülkeye gidip gelebilmişler ve bin yıl sonra Yunan hekimleri ve coğrafyacıları Babil ve Susa'ya gidebilmişlerdir. İmparatorluğun generalleri, ele geçirilen toprakların botanik ve zoolojik durumunu kendileri incelemişler, anayurda dönünce de gözlemlerini yazmışlardır. Böylece bilgi birikmiş ve yazıya dökülmüştür. Oysa bu imparatorlukların istikrarsızlığı, bir iç çelişkinin varlığını gösterir; tutsak ulusların sürekli başkaldırıları, yukarda sözü edilen yararlardan onların ne denli pay aldıklarını, hatla bu yararların gerçek değerini ortaya koyar. Belki yararlar, sakıncaları aşıyordu. Gerçekle Sargon'un imparatorluğu gibi düzenler, yarattıkları varlıktan çok daha fazlasını yok etmiştir. Doğu'lu bir imparatorun yazılı övgüsünde, kendi yurduna getirdiği, hayvan, maden, mücevher ve lutsak ganimetleri konu edilir. Bu tür zorbalıklar sonucu, tüm insanlara açık olan varlık tutarı artmış değildir. Olsa ols a, var olan kaynakların yeniden dağılımı yapılmış, gizli saklı tutulan varlıklar da ortaya çıkartılmıştır. Bu fetihlerin ve ganimetlerin anlamı, daha yoksul toplumların varlığını alıp, bunları zaten bolluk içinde yüzen saraylara aktarmak olmuştur.

162

Bundan sonra da artık imparatorun amacı, kuşattığı insanlardan düzenli biçimde bir haraç almaktır. Genellikle bu biçim kurulan imparatorluklar birer haraç toplama makinesiydi. İmparatorluk, baş eğmede ya da vergi ödemede herhangi bir aksama olduğu vakit, kullarının işlerine karışırdı. Ancak haraç miktarı artacaksa, kullarının refahı ve iyi yönetilmesiyle ilgilenirdi. Doğu krallıkları savaşla oluşur, savaşla yaşamını sürdürür, sonunda savaşla yiterdi. Savaş, kuşkusuz barışçı yollarda da kullanılabilecek, pek çok yeni buluşlara yol açmıştır; bundan önceki bölümde, savaş gereksinme lerinin matematikçileri bile etkilediğini gördük. Uygarlığın başarılarını barbarlara karşı savunmak ve bu başarıların yararlarını yaymak için askerler gerekliydi; ama ne yazık ki bunda bile başarılı olamadılar. Sürekli ordu ve askerî donatım bulundurmalarına karşın, Sümer ve Akat devletleri, daha az varlıklı ve daha az uygar insanların saldırılarını püskürtemediler. Sargon'un imparatorluğu Gut'ların saldırısı karşısnda yıkıldı, bundan sonra da topraklarda sırasıyla Ehm'lar, Hitit'ler, Kasit'ler, Sur'lar, Met'ler, Pers'ler ve Makedonyalılar başat oldu. Eski ve Yeni krallıklar döneminde, orduların kol gezmesi ve görkemli sınır savunması, Nil Vadisini kuşatımdan kurtaramadı. Yeni imparatorluk, sınırlarını ilerleterek korumaya yöneldi. Filistin, Libya ve imparatorluk ordusunda "uygar savaş" yöntemlerinde eğitilmiş diğer barbar ulusların saldırıları karşısında dayanamadı. Bundan sonra Nil Vadisine Libya'lılar, Nubya'lılar, Asur'lular, Pers'ler ve Makedonyalılar yerleşti. İşte silâhlara durmamacasına para akıtmanın, ve "en iyi savunmanın saldırı olduğu" yolundaki düşüncenin sonucu bu oldu. Uygarlaştırıcı bir güç olarak militarizmin geçmişi karanlık ve başarısızdır. Emperyalist saldırılara karşı koymak için barbarlar uygarlığın bazı unsurlarını, örneğin metalürji bilimini öğrenip benimsemeye yöneldiler. Çoğunlukla, daha yüksek uygarlıklardan, ancak savunma güçlerini artırıcı unsurları aldılar. Bu savunma araçları da hemen uygarlığın emperyalist öncülerine çevrildi. Sargon'un ve onun benzeticilerinin "uygarlaştırma seferleri" de böylece barbarların uygarlık özeklerine saldırmalarıyla sonuçlandı. Her bir saldırı, insanları yok etti, varlıkları yıktı ve sonuç olarak da, geçici bir süre için, gelişim saatinin kollarını geriye çevirdi. Gelişimin böylesine duraklaması, belki bir bakıma bu nedenlere dayanır. Kentsel devrimden sonraki sürenin, örgütlenmiş savaşlarla dolu olduğu, hem yazılı belgelerle, hem de arkeoloji kazılarında bulunan silahların bolluğu ve önemiyle kanıtlanmaktadır. Devrimden önce savaş araç ve silahlan pek önemsizdi. Ve işte tam o sıralarda gelişim hızla sürmekteydi. Örgütlü savaş, gelişmeyi hızlandırmak için gerekli olsaydı, gerçek, yukarda anlatılanın tam tersi olurdu.

163

Giderek daha çok sayıda insanın savaşta öldürülmesi de, insan türünün çoğalmasına katkıda bulunmuştur diyemeyiz. Oysa, gelişmenin en son ölçeği de budur. Anlaşılan, insan, uğraşılarının daha ilk başından beri, insana özgü yeteneklerini yalnızca gerçek dünyada kullandığı önemli aletlerin yapımına değil, aynı zamanda bu âletlerin etken olacağı gerçek üstü güçleri düşlemeye yöneltmiştir. Kısaca; yetilerini doğal süreçleri anlamaya ve kullanmaya ve gerçek dünyayı düşsel varlıklarla bezemeye yöneltmiştir; bunları kendi simgelerine göre düşlemiş ve bunlarla uzlaşmaya ya da bu güçlere başat olmaya çalışmıştır. Bilimle batıl inançları aynı anda oluşturmaya uğraşmıştır. İnsanlar, oluşturdukları batıl inançlar ve düşledikleri yapma varlıkların yardımıyla, herhalde çevrelerinde daha rahat ve güvenceli yaşayabiliyor, yaşama daha kolaylıkla katlanabiliyorlardı. Oysa boş umutların ve büyüyle dinin esinlediği düşsel kestirme yollar, insanı, Doğa'yı anlayarak Doğa'ya başat olmak gibi çetin bir yoldan alakoy- muştur. Büyü, bilimden daha kolaydı, tıpkı işkencenin, kanıt toplayıp yargılamaktan daha kolay olduğu gibi. Din ve büyü, sosyal örgütlenmenin giderek yükselen aşamalarına destek olmuştur. Ne yazık ki, bu destek yapıyı kösteklemiş ve sürekli bir yapının oluşturulmasını önlemiştir. Hatta, gerçek yapının çürüyüp yıkıldığını gizleyecek yapay bir örtü yerine geçmiştir. Bilimin oluşturduğu kentsel devrim, büyüyle sömürülmüştür. Çiftçilerin ve zanaatçıların başarılarından yararlanan, rahiplerle krallar olmuştur. Böylece bilim değil, büyü tahta geçmiş ve tapınağın gücüne erişmiştir. Güzel bir yapının görünmez desteklerinden yakınmak ne derece boşsa, geçmişin batıl inançlarını yermek de o denli yersizdir. İnsanın, "sınıf - öncesi" toplumundan başlayıp da, henüz hiçbir yerde gerçekleşmemiş, sınıfsız bir cennetin görkemine neden erişemediğini sormak saflık olur. Belki de sözünü ettiğimiz çelişkiler ve çatışmalar, gelişmenin yolunu açan unsurlar olmuştur. Ne olursa olsun, bu olaylar tarihin gerçekleridir. Bunları beğenmiyorsak, gelişme olmamış demek değildir, sadece ne gerçekleri, ne gelişmeyi, ne de insanı anlamamışız demektir. Batıl inançları da, baskı yöntem ve örgütlerini de insan yapmıştır; bilimi de, üretim araçlarını da insan yapmıştır. Her ikisinde de insan kendi anlatımını, kendini bulmuştur; her iki yönde de insanı insan yapan insandır. Bu kitapta "ırk" sözcüğüne değinilmedi. Özellikle, tarımın ilerlemesi, devletlerin kurulması ya da bilimin gelişmesi konu edilirken, kısa da olsa, bunları oluşturan insanların kalıtım yoluyla edindikleri özel fizyolojik niteliklere hiç dokunulmadı. Bazı genel görüşlere göre insanlarda doğuştan "liderlik yeteneği" bulunurmuş, sözde bir "Nordik ırk" varmış. Öyleyse Babil'de matematik alanındaki ilerlemeyi de Sü- merliler ya da Sâmiler doğuştan var olan "matematik yeteneği" yoluyla "izah" edebiliriz. (Bazı çok ciddi kitaplarda bil e "Mısırlıların konusundaki dehaları" gibi sözlere rastlanır.) Ama bu tür anlatım hiç de bilimsel olmaz. Gerçekte bu tür bir söz, Sümerlilerin gerçekte iyi

164

daha da derin bir seziyle. biçimlendirir. İşte ırk psikolojisi bilimi. 3000 yıllarından öncesine değin tarihler ancak birer sanıdır ve pek ender olarak verilmiştir. gelenekleri insanların yaptığıdır. bu konuda her toplumun kendine özgü bir tarihi vardır. uğraşılıp gerçekleştirilmiştir. sürekli olarak değişir. varsıllaşması ve çoğalması için gerekliydi. ama aynı güçte bir başka gerçek de. Devlet örgütü ve matematik. belirli sınırlar içinde insanı. her insanda bulunan insana özgü yeteneklerini kullanarak nasıl devlet kurdukları ve matematiksel bilimlere ulaştıklarını göstermek olmuştur. iki toplumun üyelerinin davranış ayrılıklarının bu iki toplumun farklı tarihlerinden doğduğu görülür. "doğuştan var olan yeteneklerden sözeder. Çevre de. hesap yapma yönteminde onlara beceri sağlayan bir özellik aşılandığı gibi karmaşık ve uydurma bir açıklamaya başvurabiliriz. anlatmaya çalıştığımız başarılar. insandır.Ö. bu tür davranışın doğuştan var olmadığını gördük. insan dışı unsurların yarattığı değişiklikler de değildi. yetenekleri değişmez duruma getiremez. kendi tarih sürecinde kendi davranışları için geleneksel kurallar oluşturmuş. Her toplum. Topluca incelendiği vakit. toplumsal geleneklerle koşullandırılır. İşte bu kuralların ve bilimin belirli çevrelere uygulanması sonucu. Toplum üyelerinin genel davranışını saptayan." KRONOLOJĠ KONUSUNDA BĠRKAÇ SÖZ M. uydurma ataların tohumlarından kalıtım yoluyla Sümerlilerin beyinlerine aktarılıp. belirli toplumlarca enine boyuna düşünülüp. gerekse 165 . Tohum plazmasında. toplumun tarihinin biçimlendirdiği toplumsal geleneklerdir. Sözünü ettiğimiz uyumlar. Çabamız. Bu kitapta. Yetenekler. Oysa gelenek. yalnızca Nil vadisi ile Fırat-Dicle ovasının farklılığı ya da sinir sistemlerindeki kalıtımsal ayrılıklarla değil. bu iki toplumun değişik tarihiyle açıklanabilir. Ancak sonraki bin yıla. Bazı koşullarda. Öte yandan. Demek ki. insanların yaşaması. davranışlarını yönelterek. çevrelerine uyum sağlamak için. Bu başarılara varılmamasının nedeni. Gelenek. Ya da. Karmaşıklığa mantık süsü veren deyimlerden ve temelsiz varsayımlardan bu kitapta kaçınılmıştır. bazı toplumların. insan -dışı unsurların oluşturduğu bir değişiklik sonucu bu başarılara varılmamıştı. ve bilimsel amaçlardan saparak. tohum plazmasında. dış güçler yüzünden tüm toplumların itildiği uyumlar da değildir. bu ortalama davranışı inccler. zanaat ve uygulamalı bilimlerde kendi bilgi birikimini gerçekleştirmiştir. durağan ve değişmez değildir. çevreye karşı kendiliğinden oluşan tepkiler. bilinmeyen. sözünü ettiğimiz uyum oluşmuştur. toplum. inancımızı yineleyebiliriz: "insanı insan yapan.muhasebeciler olduğunu söylemenin süslü püslü bir yolu olmaktan ileri gidemez. Mısır ve Sümer arasındaki politik örgütlenme ve matematik tekniği konusundaki ayrılıklar. yeni koşullara ayak uydurduğu sürece. insan toplumlarınca yaratıldığından ve insanca ve ussal yollardan aktarıldığından. gerek Mısır.

Hail ya da Peet tarafından verilen tarihlerden 200 ile 450 yıl arasında bir değişiklik gösterir. Bu kitaptaki tarihler. 166 . çeşitli kronoloji yöntemleri uygulanır.Mezopotamya için. Orta ve Yeni Krallıklar olarak ayıran çağdaş görüş benimsenmiştir. Mısır için. Her iki ülke için de kullanılan tarihlerin doğru olduğundan yana oldukça güvenliyim. Tüm tarihler. Eski. Aşağıdaki tablo bu deyim ve tarihlerin kullanımını açıklamaktadır. Mısır için. Bu kitapta kısa ya da uzun kronolojinin kullanımı tartışmanın özü açısından farketmez. politik açıdan hanedanlara ayırma konusunda. Mezopotamya için de Siney Smith ve Franfort' un yöntemlerini izledim. Tarihi. hem de Mezopotamya için aynı yöntem benimsensin. yuvarlak rakamlar olarak verilmiştir. parlak çağları. her ülke için yerel çözümcülerden yararlanılmıştır. yeter ki hem Mısır. Mezopotamya için Conenau ya da Woolley'nin verdiği tarihlerden aynı biçimde sapar. Bu iki ülke için genellikle kısa kronoloji denilen bir yöntem geliştirdim: Mısır için Scharff tarafından önerilen Berlin yönteminin kısaltmalarını kabul ettim. Breasted.

Hanedan 1750 al Ubaid Uruk Cemdet Nasr Contcnau'ya göre Akad'lı Sargon 2750 yıllarında yaşamıştır.XII.MISIR VE MEZOPOTAMYA İÇİN KRONOLOJİ TABLOSU MISIR Tarih öncesi Tasya Badarya Amratya Gerze Semain I-II. isin. 167 .(2 > 2400 2400 - 2000 2000 -W 1750 2500.Hanedan Hanedan IV. 3400 veya daha öncedir. vb. Woolley'e göre İlk Hanedanın başlangıcı İ. Hanedan l.Babil Hanedanı (Hamurabi) 3000Tarih önces i (i) 3000- 2800 (3) 28002500 ORTA KRALLIK 2500 ( 1) 2500 .Ö. Cemdet Nasr'ın. Mısır'da I—II. ama Uruk'un bir bölümünü de bu süre içine katar.VII-XI.Hanedan 2000 2000. MEZOPOTAMYA İlk Hanedan Akad Hanedanı (Ur.Hanedan III. Hanedanla çağdaş olması çok olasıdır. Haneda n ESKİ (Piramitler) KRALLIK V-VI.

Hanedan (Hiksos dahil) YEN İ KRALLIK Kasit Hanedanı 1100 1600- 1750 1150 168 .1750 - 1600 XIII-XVII.

Samara'nın güneyinde Fırat ile Dicle arasındaki bölge. içerdiği ülkeler: Asur . Zab arasındaki ügen. kuzeyindeki alan ise Aşağı Mısır'dır. Şu bölümlere ayrılır: Akad.COĞRAFYA KONUSUNDA NOTLAR Mısır. bugünkü Irak olarak kabul edilir. 169 .re'nin güneyindeki alan yaklaşık olarak Yukarı Mısır. Babil .yaklaşık olarak Dicle ile Musul yakınında. Mezopotamya. Kahi. ilk çağlayandan Akdenize dek uzanan Nil vadisidir. Divaniye'nin kuzeyi ve Divaniye'nin güneyinde Sümer.

Ö. I. 3400 yıllarında yaşamıştır. Bu noktadan sonra tarihlerde genellikle görüş birliği vardır.(1) Breasted'e göre. 3200 yılından sonra yaşamış olamaz. Hanedan'ııı kurucusu. Meyer'e göre ise. . İ.

.Hlammurabi'nin 1800 yıllarında tahta çıkmış olduğunu kanıtlamaktadır.(4) Son zamanlarda bulunan metinler.

Sign up to vote on this title
UsefulNot useful