You are on page 1of 195

Kazimierz Adjukiewicz FELSEFEYE GRS Temel K a v r a m l a r ve K u r a m l a r e v i r e n : Dr.

Ahme Cevizci GNDOAN YAYINLARI

ULRICH PLENZDORF

GENCW.NIN YEN ACILARI


ev. Prof. Dr. Nuran zyer

renimini yanda brakr, evden kaar ve bir kulbede saklanr. Burada kendisini zgr hisseder; temizlik yok, dzen yok, mektuplarn aan annesi de yok. Mzik dinler, Hndelsohn Bacholdy falan deil, gerek mzik! ark syler, uyur, resim yapar ve kendi kendine dans eder. Krete alan yirmi yandaki Charlie'ye ak olur....

KAZMERZ ADJuKiEWiCZ

FELSEFEYE GIRIS
TEMEL KAVRAMLAR VE KURAMLAR
eviren : Dr. Ahmet Cevizci

G N D O G A N YAYINLARI

Kazimierz Acijukiewicz FELSEFEYE GR Temel Kavramlar ve Kuramlar

e v i r e n : Dr. A h m e t C e v i z c i Gr\eio^an Yaynlar: 9.06 / 99.163.3 Felsefe D z e l t i : Ahmet Dizisi: 0 4 . 6 . 3 & Nket Hrmeri Demir Dizgi

Cevizci

Yayma Hazrlayan: Nurten ScakyUz / Nuran Dizgi, Sayfa Dzeni: Giindoan Elektronik K a p a k D z e n l e m e : Gndo^an B a s k , c i l t : A k s i Secla Graf'\k

Matbaaclk 1969

Birinci Bask: Nisan kinci Bask: ISBN:

1994

975-520-004-5 Yaynlar 6/33

Gndoan

Bayndr Sokak

Kzlay / A n k a r a e mail: gundogan tr-net.net.tr turk.net

e mail: gundoganyay Tel: O 312

4 3 3 97 9 6 (4 hat) 50

Faks: 4 3 2 3 2

Yazma Adresi: P.K. 271 Y e n i e h i r / A n k a r a

NDEKLER
nsz 9

Giri Bilgi Kuram, Metafizik ve Dier Felsef Disiplinler

11 11

I.

BLM : BLG

KURAMI
15 17
16 19 21 25 27

1. Bilgi Kuramnn Klasik Problemleri 2. Doruluk Problemi


Klasik Doruluk Tann ve Ona Yneltilen tti-azlar ltlerle Uyuma Olarak Doruluk Klasik Olmayan Doruluk Tanmlan Klasik Doruluk Anlaymm Uygun Bir Formlasyonu Kukuculuk ve Kukuculuun rtl dealizme Gtren Tanmlar Olarak Klasik Olmayan Doruluk Tanmlan

30

3. Bilginin Kayna Problemi


Problemin Psikolojik ve Epistemolojik Versiyonlan Apriorizm ve Empirizm ^Radikal Apriorizm Radikal Empiizm ^nunl Empirizm Ilml Apriorizm Ampizmle Apriorizm Arasnda Geen Matematiksel Savlann Karakterleri Hakkndaki Tartma Saf ve Uygulamal Matematik Ilunl Empirizmin Bir Gr Radikal Empirizmin Bir Gr Uzlamclk

31
31 34 35 36 37 38

39 40 44 45 45 47 51 54

Ilunl Apiorizmin Bir Gr: Kant'n retisi Fenomenolojisee Gre A Priori Bilginin z Rasyonalizm ve iTasyonalizm

4. Bilginin Slnrlan Problemi./. Aknhn ki Anlam tkin Epistemolojik dealizm Alg ve Nesnesi Transsendental Epistemolojik dealizm Transsendental dealizmin Temsilcisi Olarak Kant Realizm Pozitivizm Neopozitivizm 5. Bilgi Kuramnn Dier Felsef Disiplinlerle likisi

59 59 61 63 64 67 69 70 73 77

II.

BLM : METAFZK

6. "Metafizik" Teriminin Kkeni ve Metafiziin Kapsam inde Yer Alan Problemlerin Blnmesi "Metafizik" Terimi Metafiziksel Problemlerin Blnmesi 7. Ontoloji Onts^lojinin Grevleri Ontoloji Tarafndan Analiz Edilen Kavramlaa rnekler Ontolojik Savlar 8. Bilgi zerine Dnmenin Sonucu Olan Metafiziksel karmlar ^deal Nesneler Problemi: Tmeller Kavgas -Plton'un dealan -Tmeller -Tmeller Kavgasnn ada Biimi Metafiziksel dealizm Problemi (a) znel dealizm - Epistolomojik idealizmin Sonulan - znel idealizm Tezi 89 89 89 90 91 92 92 92 93 81 81 82 83 83 85 87

' - znel idealizmin Bak Asndan Gereklik ve Gerekliin Grn 6 96

(b) Nesnel idealizm - znel dealizmin Kusur ve Yetersizlikleri - Psikolojik Anlamlan iinde Yarglar ve Mantksal Anlamlar iinde Yarglar - Nesnel Tinin Dnyas - Nesnel dealimin Tezi

99 99

100 102 103 104 105 ve Marx'm Diyalektii 106 107 107

- Nesnel dealizjnin Temsilcileri - Hegel'in Diyalektii - Hegel'in Diyalektii (c) Metafiziksel Realizm. - Bn ve Kritik Realizjn

9. Doaya likin Aratrmadan Kaynaklanan Metafiziksel Problemler


Tz ve Dnyann Yaps Problemi Ruh ve Beden Problen -Doada Hangi Tzler Varolur? -Dalizm -An ve Ilml Dalizm Monizm ve eitleri - Mateyalizrn - Mekanik Maieyalizm - Diyalektik Mateiyalizm - I'dealizjnle atma iinde Materyalizm - Diializmle atma iinde Materyalizm Materyalizme likin Genel Bir Betimleme Fiziksel Fenomenlerin Zihinsel Fenomenlerle likisi Materyalizme Kar kn Duygusal Nedenleri - Tinselcilik -Gerek Monizm: zdelik Kuram -kin Monizm Determinizm ve ndeterminizm -Doann Nedensel Kuruluuyla lgili Tartma -Neden Kavramnn Analizi ve Eletirisi

109
109 110 110 110 111 113 113 114 114 119 120 131 132 133 135 136 136 137 137 138

- ndeyi Problemi - Doa Yasalar Yalnzca statistiksel Yasalar mdr? - rde zgrl -Gelecein Varoluu Problemi Mekanizm ve Finalizm Dnyamn Bir Amaca Gre Dzenleniiyle lgili Tartma Antropomorfik Amallk Biyolojik Mekanizm ve Vitalizm -Antropomorfik Olmayan Amal Kurulu Anlay Neovitalistler Holizm Yararb Amalhk Optimizm ve Pessimizm

141 143 144 146 148 148 148 154 155 157 159 160 161

10. Dinden Kaynaklanan Metafiziksel Problemler


Dinsel Tanr Kavram Ruhun lmszl Dinsel Metafizik Felsef Tann Kavram Tanr'mn Varoluuna likin Kantlar Tanr ve Dnya Ateizm Filozoflar Arasnda Ruhun lmszl Problemi Dinsel Metafizik ve Ahlk

163
163 164 164 165 167 168 168 169 170

11. Temel ve Niha Bir Dnya Grne Ulama Giriimi Olarak Metafizik Sonu 173 183

N S Z Okuyucu bu ksa kitapta bilgi kuram ve metafizikte geleneksel olarak ierilen en nemli problemlere ilikin eletirisel bir inceleme bulacakur. Okuyucu ayra zamanda bu problemlerin, felsefe tarihinde kendileriyle ok sk olarak karlalan, zmlerine ve bunun sonucu olarak, bilgi kuram ve metafizikteki felsef eilim ve ynelimlere ilikin eletirisel bir inceleme de bulacaktr. Bu kitapta eitli eilimlerin karakteristik tezlerinin plak sunulularnn yan su-a, bir baka deyile felsefi bak alarnn yan sra, ou durumda dncenin sz konusu bak alarna gtren dorultusunu ve baz durumlarda da birbirlerine kart okullarn temsilcileri aasmda geen polemikleri ksaca aklamaya altk. Yazmaya baladm zaman btn bir kitab yazmay dnmemitim. Bu kitabn geliimi yle olmutur; yirmi be yl nce felsefenin, daha sonra eitli yazailardan seilmi metinlerle rneklenen, temel problemlerine ve akmlarna ilikin ksa b k inceleme ieren bir nszle giri yaptm, Felsefenin Temel Akmlar adl felsefi metinlerden oluan bir kitap yaynladm. Yakn zamanlarda yukarda sz edilen metinlerin yeni basksn hazrlarken, nszn yeni batan yazlmas gerektii sonucuna vaizdim. Bunun sonucu bu nsz yeniden yazmaya baladm. nszn yeni vereiyonu yle bir hacme ulat ki, o artk metinlerle ayn cilt iinde yer alamazd ve bylelikle, bende nsz ayr bir kitap olai"ak yaymlama fikri dodu. Okuyucunun imdi elinde bulunan cildin yks ite bundan ibaretti-. Kitabn sz konusu yks ayn zamanda onun kai'akterini de aklar. Kitap hereyden nce, ileri dzeydeki renciler iin, yazarn kolay anlalabilirliin gereklerine hi bakmakszn, elinden gelen en byk dakiklikle yazd bir ders kitab deildir. Tam tersine bu kitab ytzarken derin analizlerden kandm ve yalnzca anlalabilirlikten vazgemek pahasna elde edilebilecek trden bir kavramsal akla ulama giriiminde hi bulunmadm. Buna gre, kitapta beklentileri bu adan ok yksek olan okuyucular iin yeterin-

ce ak ve dakik olmayabilen baz ifade ve tmceler vaidr, ancak bu ortalama okuyucuyu rahatsz etmeyecekti-. Bundan bu kitapta yer alan tanm ve fomlleri daha kesin, niha ve daha dakik hale geilemeyecek tanmlar olduu tlnden b- yanl anlamadan kanmak iin sz ediyorum. Bununla birlikte, bu kk kilap felsefeye bir ilk giri olarak ideal bir kitap deildir. O bu ama gz nnde tutulduunda olduka zl bir biimde yazlm olup, burada problemlerin ve zmlerinin anlaml bir biimde sunuluu iin sz konusu olabilecek olanakl tm yollar kullanlm deildir. Felsefe problemleri iin en uygun giri kitab her zaman, zel problemleri ayrnth olarak ileyen monologladr. Buna ramen, elimizdeki bu kitap, yaknda kacak Felsefi Metinler'le birkte bu trden bir "ilk giri" olai'ak hizmet edebilecektir. Bu kitap en iyi durumda bir ara dzey kitab olacaktr. O felsefi metinleri okumazdan nce belirli bir felsef bilgiyle tanklk kazanm okuyucular iin b" ders kitab olarak ilev grlebilecektir. Bu, okuyuculai'a felsefenin akm ve problemlerinin az ya da ok elle tutulabilir olan tanmlarn bulma olana verecektir. O belki baz okuyuculara eitli felsef konularda kendi grlerine ulama fu^sat da verebilecektii". Btn eksik ve kusurlarna ramen kitabm felsefe literatmzdeki ciddi saylabilecek bii' boluu dolduracana inanyorum. nk felsefe Uteratrmzde sistematik olaak btn bir bilgi kuram ve metafizii kapsayan kitaplar pek bulunmamaktadr. Bu boluk yzyln balarnda Alman yazarlar tarafndan yazlan ve imdi basks ohnayan "Felsefeye Giiler" tarafndan dolduruluyordu. Bu "giriler", filozoflann savlarna ilikin analizleri asndan geride eksiklii duyulan pek ok ey bu-aktlai". Elinizdeki bu alma sunulu dzeyinde yapt fedakaiklara ve hacminin snrh oluuna karm, retilerini ortaya koyarlarken flozofla- tarafndan kullanlan terimlerin anlamlarn aklamaya almaktadu-. Bu dunm dikkate almdnda, onun okuyucunun yararh bulaca bir kitap olduuna inanyorum. Temmuz 1948 K.A. 10

G R

Bilgi Kuram, Metafizik ve Dier Felsef Disiplinler

Felsefe nedir? Bu kolaylkla somlabilen ancak yantlanmas olduka g olan bir sorudur. "Felsefe" szcnn olduka uzun bir talihi vai-du- ve o farkl dnemlerde faikl eylere karlk gelmitir. "Felsefe" szcne, gerekten de onun tek anlaml olarak kullanhnas iin yeter olacak bLr anlam, berh bir zaman diliminde yaayan insanlarm zerinde uyuacakla tam ve dakik bir anlam verilememitir. "Felsefe" teriminin kkeninde antik Yunan bulunmaktadr. Etimolojik olaak, onda iki bileeni birbirinden ayrabiliriz: bilgi. F7eo=seviyonm, peinden kouyorum ve sophia=hilgclik,

Demek ki, felsefe terimi balangta Yunanlla- iin "bilgelik sevgisi" ya da "bilginin peinden koma" anlamna geliyordu. Balangtaki bu zgn anlamna gre, her trden bilimsel aratumacya filozof ad verilmekteydi. u halde, balangta "felsefe" terimi "bilim" terniyle ayn anlama geliyordu. Zamanla, bilgi birikimindeki byk aitm bir sonucu olarak, bilginin kapsam iinde kalan hereyi bilmek tek bir insann kapasitesini aar hale gelince, bilimlerde uzmanlama balad. eitli bilimler kendilerini felsefe ad verilen tmel bilimden yava yava ayrmaya baladlar. Bu bilimler ayr adla- aldlar ve felsefenin kapsam iinde kalan konulala bundan byle pek kantmhnadlar. Doa bilni, matematik, tarih gibi ayr disiplinler, zel ihtisas alanlar felsefe adl tmel bilimin ortak znden ayrldlar ve daha sonra da felsefeden bamsz olarak gelitiler. Felsefenin zgn doas ya da nvesinden geriye, "felsefe" adn koruyan veya tohumlan Avrupa dncesinin larih sahnesindeki ilk grn srasnda, bir baka deyile uzmanlama balamazdan nce athn 11

ya

da

daha

sonra

ortaya

kmakla

birlikte,

bu

balang

aratrmalayla bii" ekilde ilikili olan aatrmalar kald. Yakn zamanlara dek felsefe kendi iinde u disiplinleri

kapsyordu: Metafizik, bilgi km^am, mantk, psikoloji, ahlk ve estetik. Gnmzde uzmanlama daha da ileri evrelere ulatka, disiplinler felsefeden yukarda szn ettiimiz ikinci anlam iinde ayrlr olmulardr. Bugn kendisini dier felsef disiplinlerden ok biyoloji ya da sosyolojiye yakn bulan ada psikoloji, felsefeden kopmaya almaktadu-. Baz blmlerinde kendisini dier felsef disiplinlerden ok, matematikle yakndan ilikiU gren ada mantk da, gnmzde felsefeden kopma abas iinde olan bir baka disiplindir. Onu belirli bir ahlk bilimi olarak dnecek olursak, ahlkn da ayn durumda olduunu gri'z. Bundan baka estetiin de merkezka eilimleri gsterdiini unutmamak gerekir. Balangtaki zgn felsefe kavrayna sadk kalan disiplinler ise, yalnzca metafizik, bilgi kuram ve neyin iyi neyin kt olduunu gsteimeye alan normatif ahlk olmutur. Elinizdeki bu kitabn blmleri ite bu disiplinlerin ilk ikisine, en temel ve en nemli felsefi disiplinlere ayrlmtr. lerideki sayfalarda bu disiplinlerin zengin ierikleriyle tanrm olacaz.

12

1. BLAA BL6 K U R A A A I

W.K.C. GUTRIE

LKA FELSEFES TARH


eviren: Dr. Ahmet Cevizci
"Bu kitap VV.K.C. Guthrie'nin, Antik Yunan Felsefesi zerine Felsefe Tarihi'nin en geni kapsaml, en eletirisel ve en nitelikli yorumu olan, 1980'li yllarda tamamlanan yedi ciltlik dev lka Felsefesi Tarihi'nin bir tasla olup, onun temel tm tezlerini iermektedir. Guthrie, lka Felsefesi Tarihinde, insanln mitolojiden felsefeye ykseliini antik Yunan zgn dnme biimlerini ayrntlaryla betimlemekte ve Antik Yunan Felsefesinin karanlkta kalm birok, ynl, bu felsefenin doal dekoru olan kent-devletinin beliriedii siyasal ve toplumsal koullar iinde, byk bir yetki ve zgrlkle gzler nne sermektedir. lka Felsefesi Tarihi Antik Yunan Felsefesinin btn bir yaratc dneminin -Sokrates ncesi yonya ve talya doabilminin. Sofistler ve Sokrates'in insan merkezli felsefelerinin Sokrates'in byk ardllan Platon ve Aristotales'in gl felsefesinin Thales'le balayan ve Aristotales'le doruk noktasna ulaan geliimiyle, bu geliim sreci iinde yer alan filozoflardan her birinin bilim ve felsefeye olan katklaryla ilgili olarak salam bir kavray. Yunan anl ve onun yasam

karsndaki tavr zerine pariak bir yorum salamaktadr. Kitap felsefe. Yunan Dili ve Edebiyat rencileri iin olduu kadar. Antik Yunan dUnrierinin bizzat kendilerini renmek isteyen, ya da bunlarn daha sonraki slam ve Avrupa dncesini nasl ve hangi ynlerden etkilemi olabileceklerini merak eden okuyucular iin de deerli bir bavuru kayna olmak durumundadr.

GNDOAN

YAYINLARI

Bilgi Kuramnn Klasik Problemleri


(ingilizce'de "bilgi" szcyle eanlaml olan Yunanca epistemeden gelen) epistemoloji ya da (ngilizce "bili" szcyle eanlaml olan Yunanca gnosisten gelen) gnoseoloji olarak da adlanduilan bilgi kuram adndan da anlald gibi, bilginin bilimidir. Ancak bilgi nedir? Bilgiyle hem bilisel eylemleri hem de bilisel sonular anlatmak istiyoruz. Bilisel eylemler alg, anmsama, yarglama ve dahas aklyrtme, dnme, karsama yapma gibi zihinsel faaliyetlerdir. Bilimsel savlar bilisel sonulan bir rnei olma hizmeti grebilirler. Bilimsel savlar zihinsel faaliyetler deildir, bu yzden onlarn bilisel eylemler arasnda yer ahnamalar gerekir. ekun yasas ya da Phytagoras teoremi u ya da bu trden zihinsel bir fenomen olmayp, kendilerinde bu yasalarn formle edildikleri nermelerin anlamlarna karlk gelirler. Bilginin bilimi olduunu sylediimiz bilgi kuramnn kendisi bilisel eylemler ya da bilisel sonularla urau- m? Bu soruyu bilgi kuram tarihinde aktel olarak yer alm olan reti ya da anlaylan inceleyerek yantlayacak olursak, ona hem bilisel eylemlerin ve hem de bilisel sonularn, bilgi kuramna zg aratrmanm konusunu oluturmu olduklar karln vermemiz gerekir. Bilgi kuram bilisel eylemleri, edeyile birtakm zihinsel fenomenleri konu alyorsa o, kendi dallanndan biri iinde psikoloji ne zerinde ahyorsa, tam tamna ayn eyler zerinde dumaktadr. Psikoloji gerekten de zihinsel fenomenlerle ve dolaysyla, bilisel eylemlerle ura. Ancak psikoloji ve bilgi kmam her ne kadar konular bakmndan birbiriyle b- dereceye dek tam bir benzerlik sergi-

15

lese de, sz konusu bu disiplinlerden her bhi her eye karn ayn konuyu kendi bak asndan aratr. Psikoloji bilisel srelerin aktel olarak oluumlanyla ilgilenir, bu sreleri snflamaya ve onlarn oluumlarn yneten betimlemeye, yasalar bulgulmaya

alr. Bilgi kuram ise bundan daha farkl bir eyle urar. Bilisel eylemler ve sonular her zaman berii baz bakmlardan deer biilmeye konu olurlar. Onlara dorulukla ya da yanhlklan bakmndan deer biilir; onlara ayn zamanda hakl klnmalar asndan deer bieriz. Demek ki bilisel srelerin, psikolojinin iini ve konusunu oluturan aktel oluumlan, kendileriyle bilgiye bir deer biildii standaidlar ve dolaysyla domluk ve yanllk, hakl klnma ya da temelsizlik zerinde duran bilgi kuramn pek ilgilendirmez. Doruluk nedir? Bu bilgi kurammn temel problemlerinden ilki olup, doruluun znn ne olduu sorusuna kailk gelir. Bilgi kuramnn ikinci klasik problemi, bilginin kaynaklar problemidir. Bu problemde bilginin, o gereklie ilikin tmyle halk klnm bir bilgi olacaksa eer, neye dayanmas gerektii konusuyla ve byle bir bilgiyle ulamak iin zorunlu olan yntemlerle uranz. Bilgi kuramnn nc klasik problemi bilginin snrlan problemidir; bu problem bizden neyin bilginin konusu olabilecei ve zellikle de, bilen zneden baunsz olan bir gerekUin bilinip bilinemeyecei sorularnn yantlanmasn ister. imdilik bilgi kuramnn klasik problemine ilikin bu genel formlasyonlarla yetinmeli ve hemen bu problemlere getirilmi olan zmleri incelemeye gemehyiz.

16

Doruluk
Klasik Doruluk

Probleni
tirazlar

Tanm ve Yneltilen

Do-uluk nedii? Bu soruya verilen klasik yant, bir dncenin doruluunun, onun gereklikle uyumasndan olutuunu ortaya koyai". Veritas est adaequatio rei el intellectus: Bu, skolastik fonnlasyonu iindeki klasik yantt. Ancak doruluk tanmnn temeli olai"ak, dnceyle gerekliin bu uyumas gerekte nc anlama gelir? Bu, kesinlikle dncenin kendisinin onun betimledii gereklikle zde olmas deildir. Belki de, bu uyuma dncenin gerek bir eyin bir benzeri, gerekliin bir yansmas olmasyla belulenir. Ancak "dncenin gereklikle uyumas"na ilikin bu yorum bile, baz iilozoflara sama bir dnce olaak grnmtr. Onla-, 'Dnce nasl olui' da kendisinden olduka faikl olan bir eyin benzeri olabilir? Zamandan baka hibir boyutu olmayan dnce nasl olur da, meknsal olan bir eyin benzeri olabihr? Dnce, bir kp ya da Niagaa ellalerine nasl benzeyebili?" diye sorarlai". Bundan baka, zamansal-srenin kendisi dikkate alndnda bile, bir dncenin doru olmas iin, onun ilgili olduu gerekhe benzer ohnas gerekmez. Ksa sre iinde olup biten bir fenomenle ilgili olan bil' dncenin doru ohnas iin, dncenin kendisinin de ksa sreh bir dnce olmas gerekmez. yleyse bir dnce gereklie benzemeyebilii', ancak o yine de dora bir dnce olabilir. Klasik dofuluk tanmn savunanlar bu trden eletirilere, Onlai'

dnce eylemine karlk gelen ilemin b k ey, onun ieriinin baka b' ey olduuna iaret ederek kalk verirler. gereklie benzemek zorunda olann drane ileminin bizzat ken
17

disi olmayp, dnce don b- dnce olmak durumundaysa eer, dncenin ierii olduunu vurgularlar. Ancak klasik doruluk tanmn eletirenleri bu bUe tatmin etmez. Klasik doruluk tanmn eletirenler benzerlik kavamnm hibir ekilde ak bir kavram ohnadma iaret ederler. Benzerlik, temel zelliklerin ksm bir zdehinden oluur; iki ayr nesneyi benzer nesneler ola-ak niteleyebilmek iin, bunlann zelliklerinden ne kadarnn sz konusu iki nesneye ortak olmas gerekir? Bu, hibii- ekilde ak seik olarak belirlenmemitir. u halde, o, dncenin doru ohnas iin, dncenin ieriiyle gereklik a-asmdaki benzerliin hangi lde ohnas gerektiini belirlemeyecei iin, ierikleri gerek bir eye benzeyen dnceleri doru dnceler olarak betimleyen doruluk tanm dakiklikten yoksun olup doru olmayan bir tanm olacakr. Klasik doruluk tanmm eleti-enlere gre, dnceyle gereklik arasndaki bu uyuma, ikisinin zdeliine de ikisi a-asndaki benzerlie de eit olmadndan, soru bu uyumann son zmlemede neden olutuu sorusudur. Klasik doruluk tanunma kar kanlar bu soruya doyurucu bir yant bulamaynca, bu doruluk tanmnn gerek bir ierikten yoksun olduu sonucuna varrlar. Ancak baz dnleri dncelerimizin ekilde gereklikle klasik donluk tanmn reddetmeye filozoflar, hibir doruluk uyuup inandklan uyumadklarnn iin, klasik

gtren baka bir dnce izgisi daha vadu-. Baz .belirlenemeyeceine

tanmn reddeder ve onun yerine baka bir doruluk tanm ararlar-. Doruluk dncenin gereklikle uyumasndan oluursa, herhangi bir eye ihkin ola-ak onun doru mu yoksa yanl m olduunu bilemeyiz. Dncenin o gereklikle bir uyumas ideal olarak iin, doruluk yleyse bir anlayndan, ulalamaz olduu

vazgeilmeli ve onun yerine bize dncelerimizin ve savlamzn doru olup ohnadkla-n belileme olana doruluk anlay geirilmehdir. verecek baka

18

Dncen gereklikle uyuup uyumadn tam olaak saptayamayacamz gr antik kukucularn argmanlanna dayanmaktadr. Bu agmanlai" yle zetlenebilir: Bii' insan belli bir dnce ya da savn gereklikle uyuup uyumadn bilmek isterse, onun bu amala yalnzca dncenin kendisini deil, ancak ayn zamanda gereklii de bilmesi gerekecektir. Ancak o bunu nasl yapabilir? O deneye bavuracak, u ya da bu ekilde akl yrtecek, ksacas belirli yntem ya da lerden yaralanacaktu". Ancak bu ltler araclyla kazandmz bilginin arpthnam bii' gereklii bizim iin bilin- hale getirdiini gsteren kesinlik nerededir? Bu nedenle ltlerimizi dikkatle incelememiz gerekir. Bu inceleme bununla birlikte, ancak ayn ya da muhtemelen faikl olan ltler kullanlarak gerekletirilir. Bu incelemenin gererlilii ise, u ya da bu bihnde, inceleme srasnda kullanlan ltlerin geerliine bal olacaktr; bu da bir kez daha kukulu olup baka bir aatmaya gerek duya" ve bu sonsuzca srp gider. Uzun szn ksas, gereklifr iUkin olarak hibir zaman hakl klnm bir bilgiye sahip olamayacaz ve bundan dolay da, dncelerimizin gereklikle uyuup uyumadklanm hibir zaman bilemeyeceiz.

ltlerle

Uyuma Olarak

Doruluk

Yukarda ana hatlaryla serimlenen dnce izgisi birok filozofu dncenin gereklikle uyumas olai'ak doruluk tanmn reddetmeye ve sz konusu doruluk tanmm baka bir doruluk tanmyla deithTneye gtntr. Bu yeni doruluk tanmna kabaca u ekilde ulalmtr: "Doruluk" terimini aktel olaak ne biimde kullandmz zerinde dnelim. Bylelikle, sz konusu terimin bizim iin gerekte ne anlama geldiini belki daha iyi bir biimde bihne durumuna gelebileceiz. Hi kukusuz herkes, kendisinin inand, kanaatlerine karlk gelen, bir sav dom bii" sav olarak kabul etmeye hazrdu". Bir insan A'nm B olduuna inanyorsa, A'nn 19

B olmasnn doru olduunu savlayan hi neme ileri sneye hazrdr ve bunun tersi de ayn lde geerlidir. Kii bir sava doruluk yklerse. o savlad eye inanmaya hazr dunmdadu". Bununla birlikte, hi kimseye doru bir savn kendisinin inand savla ayn ey olduunu ne srmeyecektii'. Herkes, salt bihnedii iin, kendilerine inanmad doru savlan vai- olduunun bilincindedir. te yandan, hi kimse kendisini yanlmaz olan biri olaak grmez ve herkes kendisinin inand, ancak doru olmayan nenneler bulunduunu bili. Kanaatlerimizin hepsinin titiz ve ve sistemh a-atunalayoluyla kazanhnam olduunun, ancak bu kanaatlere, geerliliklerinin sorgulanmas ve daha salam ve gvenilir ltlerle karlald zaman deitirilmeleri gereken yntemler, edeyile ltler kullanaak ulatmzn tam olaak fai'kmdayz. Yalnzca, kanaatlerimize, niha ve ark daha fazla deitirilemez olan ve kendilerinden kalkarak baka ltlere gitmenin sz konusu olmad ltler kullanarak vam olsaydk, bu takdirde btn bu kanaatleri hi duraksamadan doru kanaatler olarak tanyacaktk. Bu ve benzeri dorultudaki argmanlar, baz filozoflara doruluk tanmn nermitir: Doru bir sav niha ve olan ltleri yerine getiren onunla bir savla ayn eydir. Bi u

deitirilemez savrn olmas

doruluuyla ilgih olauk ikna olmann, onu, hkm, baka bultn hkmnn deitilmemek durumunda anlamnda, kesin sonulu ve deitirilemez olan niha bi- ltle snamak dnda hibir yolu yoktur. Bu niha ltn snamasndan geen bir savn gereklikle uyuup uyumadrnr bilemeyiz ve bunu kukucularrn da gster-mi olduklarr gibi hibir zaman bilemeyeceiz. Bunun bir- sonucu olarak do-uluu yanllktan ayrruken gz nnde tutmamtz gereken nokta, belirli b- savn gereklikle deil de, bhtakrm niha ltlerle uyuup uyumadrrdrr. yleyse, doruluk kavramn bu fikri aktel olarak kullam biimnize gre tanmlamak iin, dor-uluu dncenin niha ve deitirilemez ltlerle uyumas olarak tanmlamalyz. 20

Klasik Olmayan

Doruluk

Tanmlar

Bu doruluk anlayna deiik fUozofla- tarafndan, niha lt olaak dnlen lt her ne ise, ona gre faikh biimler veriUr. Bu yzden, rnein dorulua ilikin olarak tutarllk kuram, dncelerin kendi aralarndaki uyumas doruluu Bu olarak tanmlar.

kuramn taaftarlar belirli bir savn kabul edihnesi ya da reddedilmesi gerektiini belirleyen niha ve deitirilemez lt, o savn daha nce kabul edilmi savlarla uyumas olaak grrler; uyuma ise bir savn dier savlarla elimemesinden ve sistemin geri kalanyla uyumlu olmasndan oluur. Deneyin hkm bize niha bir llm gibi grnebilir, ancak durum hi de byle deildir, nk deneyin hkmnn stnde, uyuma ltne kalk gelen daha yksek bii" mahkeme vardr. Bir badak suya batrlm bir ay kam dnelim. Grme duyusunun hkm kan eri, buna karn dokunma duyusunun hkm kan doru olduunu syler. Burada niin grme duyusuna deil de, dokunma duyusuna inanmz? nk gme duyusu taalindan desteklenen sav, geri kalan dier bilgilerimizle (rnein, kan grnte desteksiz olan st ksmnm suyun dnda kahnasnm srekli olduu) serbest dme yasasyla elimesi) uyumlu deildir; te yandan dokunma duyusuyla desteklenen sav (kan geri kalan dier bilgilerimizle yetkin bir biimde uyuur. Bu savn bir daha deimemecesine kabuln beluleyen, salt duyulann hkm (ki, o bu durumda bir elikiye gtrr) deil de, tam tamna bu savn kabul edilmi tm dier savlarla uyumasdr. Tutarllk kuram taaftaianna kai, dncelerimizin kendi aralandaki uyumasnn doruluk iin yeterli bk lt olmayaca savunuhnutur. Dncelerimizin kendi aralanndaki uyumas domiuk iin yeterli bir lt olsayd, kendi iinde uyumlu ve tutai olan her yk, laboratuvar gzlemleri ve deneylerine dayanan bi- fizik kuram kadai-, doru olabilirdi. Byle bir itiraz kaisnda tutallk yandalar bak alann, temel kavraylan dala ak ve dakik 21

klaak savunabildiler. Onla- belirli bi- dncenin her ne olmsa olsun herhangi bii' dnceler beiyle uyumas zerinde deil de, sz konusu dncenin deney tarafndan desteklenen dier savlarla uyumas zerinde dmdulai". Ancak burada bile, deney tarafndan desteklenen bir savlai' beinden, birbleriyle uyum iinde olan savladan oluan bir deil, fakat birok birbleriyle uyumlu sistem kurulabilir. Yanl bi sistem, b" yanlsama olaak grmek durumunda olduumuz bir sistem seildiinde, bu yanh sistemde deneye dayanan ve baka bh" sistemde, onunla uyumlu olduklarn iin, doru olduklar dnlecek savlar vardr. u halde, salt deneyle uyuma ve isel uyum yeterli deildir. Bize tutarl savlardan oluan ve gereklikle uyuan farkl sistemler arasnda bir seim yapma olana verecek bir baka ek lt daha olmaldu". Tutah sistemler arasndan bir seim yapma olana veren bu ek lt, tulaikla behrlenen doruluk kuramnn daha gelimi bazr versiyonlamda gerekten de salanmtr. rnein, sistemin basitUi, aralardan yana tasanuf, v.b., sz konusu ek lt olarak nerilegelmitir. Bu deerlendirmeler doa bilimin savlarn kukulu bir yn bulunan tutarllk kurammdan baunsz olarak kabul enede yol gsteren hususlarn neler olduunun bilincinde olmak bakunndan hi kukusuz byk b- deer tarria-. Burada tutarllk kuam taraftaiamca benimsenen baka b" argmandan daha sz etmeye deer. Bii" savm doruluuna, o savn deneye dayanan savlala uyumasna baklarak karar verilecekse, bu takdirde burada onun imdiye dek deney tarafrndan desteklenmi olan savlarla uyumasn m, yoksa onun hem undiye dek olan deney ve hem de gelecekteki deneyle uyumasn m kastettiimiz sorusu doar. Eer ikinci olaslk sz konusuysa, herhangi bir savn doru olup olmadna, gelecekteki deneyin henz binmedii bsrada, edeyile bugn kaa- veremeyiz. Bir sav imdiye kadar kabul edilmi tm savlala tam anlamyla uyumlu olabilir, ancak gelecekteki deneyin bizi sistemimizi belirti bir savn onunla eliecei bir-

biimde cekteki

yeni batan kurmak deneyi kucaklayan

zorunda sistemin

buakp btnyle

buakmayacan uyumasndan filozofla-

nceden kestiremeyiz. Doruluk, bir savn hem imdiki hem de geleoluuyorsa, bir nermenin doru olup olmadn yalnzca sonsuzlukta bilebiliriz. Buna benzer dnceleri geUtiren baz (rnein, Maiburg Okulunun yeni-Kantla) dorulua ilikin olarak u fomle ulamladi" Domiuk sonsuz bir sretir. Bu bak asnn savunuculuunu yapan filozoflar (onla^ a^asmda yeniKantlar dnda, baka biok filozof daha vaidr) iin, niha ve deitilemez olan hibir lt yoktur ve niha olarak, bii" dala deitirihnemecesine kabul edilip (rnein deneyin yeni verilerinin sonucu olaak) reddedilmeyen hibii- sav sz konusu olamaz. Tm savla-, dorudan doruya deneye dayanan savla- kadar, varsaymlar ve kuramla- olaak ilev gren savlar da, deitirilebilir. Hibir ey niha olarak ve bir daha deitiilmemecesine ne srlemez; her sav geicidii-. Bununla birlikte, baz baka filozoflar yine de belirli bi- savn tmel uyuma iinde kabuln belirleyen niha ve deitilemez bir lt bulmaya almlardr. Gecenin sessizliinde hafif ve uzun si-eh bil- vzlt duyar ve bu sesin gerekten mi vaolduunu, yoksa benim znel bir yanlsamann kmban m olduumu bilmek istersem, benimle bulikte olan dier insanlara, ayn sesi duyup duymadklan soraun. Sesi bakala da duymusa, kulaklanmm hkmne inanrm. Bu ve benzeri deerlendirmeler baz dnrleri, niha ve deitirilemez lt tmel uyumada bulmak duumunda brakmtr. Doruluk bu ltle uyumadan olutuuna gre, bir savn doruluunun o savla ilgili tmel uyumadan olutuu ortaya ka-. Bu "tmel uyuma" kav-am daha fazla zmlenmeye ve aklanmaya gerek duya-; burada belili bu- savn yalnzca yaayan, lm ve doacak olan herkes onunla ilgili olaak uyumaya vad zaman, kabul edilebileceini sylemek istemiyoruz. Burada tai'tlan doruluk kuram, sz konusu "tmel uyuma"nn ne biimde tanmlandna bal olaak faikl biimler ato. 23

Buna

kan

bakalar

da,

bir

savn

kabul

iin, bulur-

deituilmemecesine belirleyici olan sonsal lt apaklkta

la\ Bu apaklk, yalnzca b- sav bizim iin kendisinden kuku duyulamaz bir sav yapmakla kalmaz, ancak ayn zamanda bizi, onu anlayan herkesin sav kabul etmek zorunda kalaca hususunda temin eder. Apaklk kavramn savunanla- daha sonra bu apakln neden olutuunu zmlemeye girimilerd-: Onla- bazen apakl bir savm kendileriyle ilgili olduu durum ve olgulan "ak ve seik" bir biimde sunuluuna indirgediler (Descartes), bazen de ona daha fakl bir yorum verildi. rnein yeni-Kantdann Baden Okulunun temsilcisi Alman filozofu Rickert, b: savm bize apak grnd zaman, onun kendisini bize bir ykmllk olarak hissettiimiz bir zorunlukla kabul ett-diine iaret eder. Buna gre, b- sav onu kabul etmemiz gerektii duygusuna kapldmz zaman, apaktr. Ancak her dev, her ykmllk bir norm ieren bir buyrua kailk gelir. Apak savla-, yleyse savlarn kabuln belirleyen belli b- norma iai-et ederler. Bu n o m bizden bagunszdu-, bizim temizde bulunur; bundan dolay Rickert ona tanssendental norm adn verir. u halde, apak b- sav transsendental bir normla uyuan bir savla ayn eydir. Klasik doruluk tanmnn, kendileri iin doruluun, dncenin niha ltlerle uyumasndan olumu, ve bu niha lt apaclkla bulan, kartlar, b- dncenin domluunun onun u ya da bu biimde anlalan apaklndan olutuu sonucuna varlar. rnein Rickert iin, belirli bir dncenin doruluu onun transsendental bir normla uyumasndan oluur. B- baka nl doraluk anlay ise pragmatizm gelirilmit-. Pragmatizm, homojen bir reti yandala doruluu birok fakl biimde tanmlarlar-. tar-afndan deildir ve Radikal

biimi iinde pragmatizm, bir rkr noktasr olarak, belirli bir savrn doruluunun onun niha ve deitirilemez ltlerle uyumasrndan olututnu ne srer. Bununla birlikte, bu niha ltler radikal biimi iindeki pragmatizm tarafrndan belMi b- savrn eylem iin ya24

iMl oku'ilk dnlmlr. u halde, doruluk tanm, pragmatizmde, belirli bir savm oluur. doruluunun Pragmatistin onun argman, ytuarllyla kabaca u zdeletuilmesinden

ekilde zetlenebilii'. Entellektel fonksiyonla-mz ve dolaysyla, rnein kanaatlerimiz pratik faaliyeerimizden bamsz deildir. Kanaa'lerimiz eylemimizi etkiler, ona yn verir, eylemi gerekletiren kiiye onu dnd amacna ulatracak etkili yollan ve tu-ala gsterir. Kanaatlerimizin eylemlerimiz zerindeki hu etkisi eylemi baai'il ve etkili bir eylem khyorsa, bir baka deyile bize dndmz amalaa ulama olana veriyorsa, kanaat dorudur. rnein, kaanhk bu odadan ieri girdiimde, yakmak istiyorum. Elektrik diii'mesinin kapnn sanda olduunu tahmin ediyorum. Benim bu kan;aim, ( yakma azumla birlikte) elimi kapnn sana gtrr ve dolaysyla eylemime zel bir yn verir. Sahip olduum kanaat ta-afmdan bu ekilde ynlendirilen eylem, n yakma isteime uygun olai"ak yaklmasna gtryorsa, kanaat dorudur. te yandan, kanaam taafmdan belirlenen dorultuda gerekleen eylemin baasz bir eylem olduu ortaya kaisa, kanaatim yanltu". Daha nce de iaet etmi olduum gibi, doruluun yaailkla zdeletirilmesi pragmatizmin yalnz radikal versiyonunun bil' kaakteristiidir. Dala az radikal versiyonlar iinde pragmatizm bu denli ileri gitmez, ancak temel eilimi dikkate alnrsa, o biraz sonra incelemeye balayacamz, empirizm ve pozitivizm tai'alndan adeta ekimlenir.

Klasik Doruluk
Yuktmda,

Kavramnn
doruluk

Uygun Bir
anlayndan

Formlasyonu
ayr olarak, eitli

klasik

doruluk anlaylarn, ksaca ve ayrmtlan hi dikkate alm<kszn, gzden gehdik. Klasik doruluk anlaynn dnda kalan bu deiik doruluk anlaylannm tm doruluun zn dncenin

25

btakm

ltlerle,

b-

baka

deyile,

belli

bir

savn

son

zmlemede kabul edilmek ya da reddedilmek durumunda olduuna kaa- veren yntemlerle uyumasnda bulurlar-. Ya-gunzn bu en yksek ltleri bulgulamaya ynelik aatu-malai' zaman zaman olduka ilgin ve eitici olmulardr, ancak doruluun zn dncenin bu ltlerle uyumasmda bunak sonuta ortaya yanl b- doruluk anlay karu-. Doruluk kavramnn ierii, doru bir dncenin gereklikle uyuan bir dnce olduunu dile getiren klasik doruluk tanun tarafndan daha iyi dile getiril-. Bu blmn balangcnda bk dncenin gereklikle olan sz konusu uyumasnn neden olutuu hususunun yeterince ak ohnadma iaret ederek, klasik doruluk tanunma yneltilen kimi itirazlan gzler nne serdik. Bununla b-likte, bu uyumann zn kavrama gini, klasik doruluk anlaym eletenlerin savunduu gibi, umutsuz bir aba deildir. Bir sav gereklikle uyuuyorsa, bu gereklikteki olgu ve hallerin tpk savm betimledii gibi olduu anlamna gelir. Demek ki, dnyann yuvarlak olduu savr, dnya yuvarlak olduu iin gereklikle uyumaktadu-; gnein dnyadan daha byk olduu savr ise, gne dnyadan gerekten de daha byk olduu iin, gereklikle uyumaktadrr. Buna gre, klasik doruluk tanrmmrn temel dncesi u ekilde dile getilebilir. D dncesi dorudur bu u anlama gel: D dncesi filanm var" (ya da vaka) olduunu ve filanm gerekten var- (ya da vakra) olduunu savlamaktadr. Klasik doruluk tanunrnrn bu son for-mlasyonuyla ihkili olarak, ortaya bu tanrmr kullanuken dikkatli ve tedbuli ohnayr gerektiren bhtakun mantksal glkler kar. Bu konuyu, bununla birlikte, burada analiz etmeyeceiz. Kukucularrn itazlar, klasik doruluk tanrmmrn bu son

for-mlasyonu iin, artk daha fazla b- tehlike arzenez. Kukucunun itirazr dnyann yuvarlak olduu dncesinin gereklcle uyuup uyumadrrn hib- zaman bilemeyeceknizi syler, ancak bunu bilmek dnyann yuvarlak olduunu bilmekle aynr eydir. nk daha

26

nce de sylemi olduumuz gibi, bir savm gereklikle uyumas basit bir biimde, var- (ya da vaka) olduu sylenen bii" eyin vai- (ya da vaka) olduu anlamna gelir. Kukucu dnyann yuvailak olduu dncesinin gereklikle uyuup uyumadm bilemeyeceimizi saylyorsa, bununla ayn zamanda dnyann yuvailak olduunu bilemeyeceimizi de ne srmektedir. Genel olaak, kukuculai" bidncenin gereklikle uyuup uyumadn bilemeyeceimizi savladkla zaman, bu savdan bizim hibir zaman hibir ey bilemeyeceimiz sonucu ka-. nk bir eyi bilmek iin, bu olguyu dile getiren dncenin gereklikle uyutuunu bihnemiz gerekir.

Kukuculuk

ve Kukuculuun

rtl

Kukucular hibii- ey bilemeyeceimizi, bir baka deyile, herhangi bu- ey hakknda hakh klnm hibir bilgiye sahip olmayacamz ne srecek kadar ileri ginilerdir. Byle bir bilgiye sahip olmak iin, kukuculaa gre, bu bilgiyi bir yntem kullanarak, edeyile belirli bir lt izleyerek hakl klmamz gerekil-. Bununla birlikte, bu lte gre kazanlm bilgi, yalnzca tarafmzdan uygulanan ltn gvenili- b' lt, hibir zaman yanha gtrmeyip hep doruya gtren bir lt olduunu nceden bilmemiz koulu altnda, hakh khnm bir bilgi olacaktu". ltmzn gvenilu- bir lt olup olmadn renmek iin, ltn kendisine gvenmezden nce, yine eletirel bir tai-zda incelenmesi gereken baka bir lt kullanmamz gerekecektir ve bu ad finitum srp gidecektk. Demek ki, bizi her hangi bir ey hakknda klnm bir bilgiye gtrecek bir yol buhnak olanakl deildir. Kukucula- laafndan ikna edihni olan bir kimse, bizim hibir konuda hakl klnm bii" bilgi elde edemeyeceimizi, filann vai- (ya da vaka) olduunu syleyemeyeceimizi, sonu olarak bir dncenin hakl klnm olduunu, onun gereklikle uyutuunu

27

savlayamayacamz

kabul

etmek

durumunda

kalacaktr.

Kukuculam argman kabul edilmi olsayd, 'doru' szcn klasik doruluk tanmna gre anlamamz kouluyla, bir dncenm doru olduu olgusu hakknda hibh zaman hakl klnm bir bUgi elde edemeyeceimizi kabul etmek zorunda kalacaktk. Kukucularn yol a glkler salt klasik doruluk anlayna ynelik glkler deildirler; bunlar, bi dncenin doruluunu ltlerle uyuma olaak betimleyen dier doruluk tanmlarn da ayn lde kuvvet bir biimde etkilerler. Kukucularn savunduu gibi, herhangi b ey hakknda hakl klnm bir bUgi elde edemememiz olasl gerekten de sz konusuysa, dncelerle ltler arasndaki uyuma olgusuyla Ugili bu bilgiyi elde etmemiz de hibk ekilde olanakl deildir, Bu nedenle, kukucularn klasik doruluk tanmna kar getirdikleri argmanlardan kaynaklanan glklerden kanmamzda bizi zora koacak ve klasik doruluk tanm yerine, b" dncenin doruluunu ltlerle uyumayla zdeleren doruluk tanmn kabul etmemizi gerektirecek bir neden yoktur. Klasik tanmdan vazgeip baka bir doruluk tanm kabul etmekle, u ya da bu ekilde tanmlanan doruluun bilinemeyecei itkazryla bkez daha aynr lde karrlarrrz. Bununla birlikte, kukucularn argmanlarrnrn bu korkun tezi hakir krlmasr sz konusu mudur? Bu soruyu olumlu bir binde yanttlar ve kukucularrn dan, kukucularrn argmanrnrn geerli olduunu kabul ederkabul etmekle, te hibir eyin hakir sek, kukucularrn tezini kabul etmekle bir elikiye deriz. Bir yantezini krlrniunayacarnr argmanrnrn savlayacarz; tezini yandan, kldm kukucularn kabul etmekle,

onlarrn

hakh

kukucularn tezine kar, bir eyin (en azrndan kukuculannrn tezinin kendisinin) hakir krlrnabileceini kabul edeceiz. Kukucularrn kendileri bu gln bincindedrrler. Bu glkten karranak iin, onlar hakir kirnmr bir bilginin olanakszirr hakkndaki tezlerinin kategorik olarak ne srlmediine, ancak yalnrzca, bunun gerekten 28

de sz konusu olup olmadyla ilgili olaak kendilerinin yagy askya almakla bilikte, onun kendilerine nasl grndn dile getirdiklerine iaet ettiler. Kukucula- zihinlerinde olup bitenin bilincinde olma dnda, herhangi bir gre hak ve-me zorunluluu duymadlar. Onla- kendilerini domluu aayan, ancak onu imdiye dek bulamam kiiler olaak betimlediler (kukucu szcnn ngilizcedeki kalnn "ayorum, aatuyorum" anlamna gelen YmancA skeptomai fiilinden kmas, ite bundan dolaydu-). Biraz nce tattmz kukucu bak asnn yol at

glkleri bir kyya brakarak dorudan doruya

kukuculan

agmanmn bizzat kendisine ynetirsek, bu agmanda ierilen bir yanl kolaylkla grebihriz. Kukucular hakl klnm bir bilgi elde etmek iin, bu bilgiye, gvenilir olduunu nceden bilmek durumunda olduumuz bir lt kullanmak suretiyle ulahnas gerektiini savlarlar. Bir baka deyile, her ne trden olursa olsun hakl klnm bir bilgi elde edebilmek iin, kukucula-a gre, yalnzca elimizin ltn sav nin alnda kendisi aachyla kendisinin klmak gvenilir iin ona bu bilgiyi hakl bilmemiz b- lt gerekmedii klacamz gerekir. te gvenilir bi- ltn bulunmas yetmez, ancak buna ek olaak bu olduunu gvenilir kukuculan yanl da tam tamna burada bulunmaktadu-. Bu, bir hakh uygulaya-ak hususudur. ulamamzn yeterli olduu, buna kan kullanlan ltn kendisigveniliolduunu bilmemizin ltmzn gvenilu- olup olmadnn bilgisi, lte uygun olaak ulahn savn hakh klnmas iin zorunlu deildir-. Yalnzca sz konusu sav hakh klm olduumuzdan emin olmamza gerek duyulur. Bil- sav hakl klmak bir eydii-, savm hakh klnm olduunu bilmekse ayr b" ey. B- eyi hakkyla ve tam anlamyla yapmak bir eydir, o eyin bii taafmdan bu ekilde yapldn bilmekse baka bir ey. yleyse, bi- savn hakl klnmasnda kullanlan ltn salam ve gvenilir olduunun bilgisi, bu savn hakl klnmas iin zorunlu deilse, kukuculan her ne olursa olsun herhangi bir savm 29

hakl

klnmasnn ihkin

hibir olarak

zaman sonsuz

tamamlanamayacak sayda adm ncl kardklar

bir

aklyrtmeye biimindeki

gerektii yanlttf

sonularn kendisinden

(onun, bil- regressus ad finituma. gtrd yanlr).

dealizme Doruluk

Gtren Tanmlar Tanmlan

Olarak

Klasik

Olmayan

Baz filozoflarn klasik doraluk tanumnr reddetme nedenlerinin, ncelikle, klasik doruluk anlaynda ierilen temel dncenin tam ve dzgn bh- biimde formle edihnemi olmas, ikinci olaak da kukucularn gereklie ilikin bilginin olanakszyla ilgili eletirisel grleri olduunu grm bulunuyoruz. Klasik doruluk tanmn daha ak ve dzgn b- biimde formle ettikten ve kukuculann itirazlann bertaaf ettikten sonra, klasik doruluk tanmndan vazgeerek, klasik olmayan bir doruluk tanm semek iin hib- neden bulunmad sonucuna ulaabiliriz. Bu klasik ohnayan domluk tanmlan felsef dncenin tarihinde nemli bir rol oynamlardr; onlar, bilginin kendisine nfuz edebildii dnyay doru gereklik olarak grmeyen idealizmin k noktalarndan bhi haline geldiler; sz konusu dnya dncenin b h konsliksiyonu ohna rolne ve dolaysyla rsel Aksiyondan, yalnzca yarglarmz olutururken son zmlemede kendilerine dayandmz baz dzenU ltlere gre kurulmu olmak bakmmdan farkllk gsteren b h fiksiyon trne indhgendi.

30

Bilginin
Problemin Psikolojik

Ka/nag
ve Epistemolojik

Problemi
Versiyonlar

Bilginin kayna problemi balangta genel ola-ak kavramlarmzn, yargla-mzn ve dncelerimizin olgusal oluumlanyla ilgili psikolojik ararmalarn b paras olarak grlmtr. Yetikin bk insan varlnn zninde kendileriyle karatmz kavramlar arasnda doutan dnceler ve kavramla- bulunduu ya da sahip olduumuz kavram ve dncelerin btnyle deney tarafndan oluturulduu alternatifleri arasnda bir kartlk sz konusuydu. te bu kartlkta, doutan dncelerin varoluuna inananlara genetik rasyonalistler ya da doutanclar ad verilmektedir; buna kart grte olanlar ise genetik empiristler olarak adlandrlrlar. Doutancara (inneistlere) gre, dncelerimizden ve inanlanmzdan bazan, zihinlerimiz onlara duyulanmzn ve iebakm salad malzemeden bamsz olarak, baka hibh dnceye deil de salt bu dncelere, baka hib- inanca deil de, salt bu inanlara ulamak zorunda olacak ekilde ku-ulmu ya da olumu olmalar anlamnda, doutandr. Duyulam, doutancla-a gre, dncelerimizin ve inanlarmzn en azndan bazlannn ierii zerinde hibir katkai'i yoktur. Duyularn rol, insan zihninin organizasyonunda potansiyel olarak ierilen beluli dncelerin serbest brakhnas ya da gn na kai-lmasyla snurldr. Bu grn savunucula aasmda Platon, Descates ve Leibniz gibi filozoflar vard. Genetik empirizm taraftarlar ise, doutancla kai-t olaak, insan zihninin, zerine kendi iaretlerini yazd bo bir levha {tabula rasa) olduunu ne srdler. Bu iaretler balangta birer izlenimden baka b h ey deildirler; bu izlenimlerden daha sonra bellekte onlan tasamla- tretilir ve tretilen bu tasanmla-m eitli 31

ekillerde birletirilmeleri ve incelikle ilenmeleri daha ok ya da daha az kompleks dncelere gtlir. Tasaua incekle ileme bazen o denli komplike olabilir ki, zgn iaretleri, edeyile bu tasanmlarm kendilerinden kaldkla izlenimleri saptamak hi kolay olmaz. Genetik empuistler bu dncelerini ksa ve net bir biimde dile getii'irler; Nihil est iri intellectu quod non prius fierit in sensu ("Zihinde; daha nce duyularda var olmam olan hibk ey yoktur"). Genetik empiristlere en ak ve en belirgin rnek olarak, ncelikle onyedi ve onsekizinci yzyl ngiliz filozoflar John Locke, David Hume ve dierleri gsterilebilir. Bu filozofla- duyulan izlenimleri tarafndan salanan malzemeden dier dncelerimizin, zellikle de yksek bir soyutlama dzeyinin rn olan dncelerimizin nasl doduunu gstermek iin byk bir aba safetmilerdir. Fransz filozofu CondiUac yetikin insan va-hklarnm zihinlerindeki bu gelime srecini, kendileri aachyla srekli olarak yeni izlenimlerin geldii, farkl duyu organlaryla bezenmi bir heykel modeliyle serimlemeye koyulmu ve bu izlenimlerin nasl zihnin daha yksek dzeydeki rnlerine dntrldn gsteraitir. Hume ise genetik empirizmin tezini onlan salt hayal bir anlama sahip olduklam gstererek, belkli ifadelerin gerek doalan aa karmak iin kullanmtr. Emprist teze gre, o geerh bir kavram olarak grlmek durumundaysa, her kavram deneysel kkenini aa vurmak zonndadr. Bu- ifadenin kkeninin deneyde bulunduunu gsteremezsek, o ifade yalnzca szde ve yanltc bir anlama sahiptk. Hume'un agmanlar, onun adllarm ifadelerin analizi iini daha ayrntl ve tketici hi biimde gerekletirmek iin berekete geilen vernh ve coku dolu bir ortam yaatt. Zamann ak iinde, her ifadenin deneysel kkenini aa vurmak zorunda olduu postlas, onunla ilikih baka bk postlayla deitirildi. Yakn zamanlada, yalnzca anlam bize onu nesnelerle ilgili olaak kullanma, bir baka deyile sz konusu nesnelerin bu szckle adlandrlp adlandnlmayacakla hususunda bir kaa- v e m e olana veren bir yntem salayan bir ifadeyi anlaml bir ifade olarak g m e durumuna gehni bulunuyoruz. Gnmz operasyonalizminin slogan olan bu 32

postla, doa bilimlerinin geliimi iin ok yaarl ve verimli olmumr. Bu postla, bakaca eyler yannda, modem fizikte Einstem i n grelilik kuram taafndan balatlan devrim iin bir k noktas haline gelmitir. Einstein ie iki olayn mutlak hemzamanll fikrinin reddedilmesiyle balai" ve onu belirli bir meknsal sisteme ve dolaysyla bir cisimler beine greli olan hemzamanllk fikiiyle deitirir. Einstein mutlak hemzamanllk fikrini, tam tamna bize mekndaki iki ayr olayn mutlak anlamda hemzaman olup olmadklann deney temeli zerinde belirleme olana verecek bir yntem bulunmad iin reddeder. Genetik rasyonalizmin zerinde durduu ve bizn burada ksaca incelediniz, dncelerimizin ve inanlarmzn kkeni problemi z itibaiyle pscolojik b h nitelik arzeden b h problemdir. Sz konusu problem dncelernizin aktel bir olgu olaak nasl ya da hangi biimde insan zihninde yer ahna durumuna geldikleriyle urar. Bu pscolojik problemle ilikili olan ve zaman zaman bununla karrilan baka bir problem daha vardu-. Bu temel karakteri itibariyle psikolojik olmayp, metodolojik ya da epistemolojik bir problemdh. Bu problem, gereklie ihkm olarak btnyle hakl klnm bilgiye nasl ulaabileceimiz, bir baka deyile doru olan bilgiye hangi yntemlerle varabilecehniz problemidir. Bu problem bilgi kuramnn, yani bilginin olgusal anlamda oluumuyla deil de, bilginin doruluu ve hakl klnyla ilgilenen disiplinin kapsam iinde yer alr. Dikkatimizi imdi, ite bu probleme ynelteceiz. Bu problemle ilgili olaak bibirlerine kart bak alandan oluan iki ayr ift vardu. Bmaladan rasyonalizm ve empirizm ilk ifti, rasyonalizm ve irrasyonalizm ikinci ifti oluturul". Sz konusu iftler iinde geen kart bak alannn adlar dikkate alndnda, kendileriyle daha nce dncelerimizin psikolojik kkeni problemine ilikin tanmada karlatmz rasyonalizm ve empirizm terimlerinin burada yeniden olaya ktn grrz. Ancak sz konusu ternler burada biraz daha fakl bir anlama gelirler. Bu nedenle dala nceki tai-mada "rasyonalizm" ve "empizm" terimlerinin nne "genetik" szc getilmiti; imdi ise, bunun tersine, metodolojik

33

rasyonalizm ve empirizmden sz etmek durumundayz. Ancak bunu yaptmz zaman bile, mulakl ortadan kaldrp, sz konusu olabilecek yanl anlamalann nne gemi olamayz, nk (metodolojik trden) rasyonalizm teriminin, o empirizmle kai karya getirildii zaman, iiTasyonalizmle kar karya getmidii zaman sahip olduundan, faikl bir anlam vaidr. Bundan dolay, metodolojik empirizmin karsnda yer alan bak asn rasyonalizm olarak betimlemeyeceiz, ancak, "rasyonalizm" teriminin rasyonalizme kart olan bak asn gstermesine izin vererek, ona apriorizm adn vereceiz. Yanh anlamalann hereye karn, yine de ortaya kabilecei baz durumlarda ise, bu rasyonalizmi anti-irrasyonalizm diye adlandracaz. Bir giri niteUi tayan bu deerlendirmelerden sonra, nce metodolojik apriorizm ve empirizm arasndaki tartmay inceleyeceiz ve daha sonra da rasyonalizm (antiirrasyonalizm) ve irrasyonalizm arasndaki tartmann zn gzler nne sereceiz.

Apriorizm

ve

Empirizm

Gerekhe ilikin olarak hakh khnm ya da doru bilgiye nasl ulaabileceimiz problemini incelemeye, u halde apriorizm ve empirizmle balyoruz. Apriorizm ve empirizm arasndaki bu tarma deneyin bilgimizde oynad rol, b k baka deyile duyularmzn ve iebakn algdaki roln belklemekle ilgili olan bk tartmadu-. Kendilerini duyulara borlu olduumuz algla- bizi d dnyadaki (fiziksel dnyadaki) nesneler ve olaylar hakknda bilgilendkir ve bu algla- dsal deneyden oluur; buna ka-m, kendilerini iebaka borlu olduumuz algla- bize kendi zihinsel haUerimiz (rnein, zgn ya da neeli olduumuz hakknda) bilgi verir ve byle alglaisel deneyden oluur. Empirizmin deiik trleri bilgimizde baat rol deneye verir, buna karn apriorizm a priori bilgmin, yani deneyden bamsz olan bilginin roln vurgular.

34

Radikal

Apriorizm

Empirizmle apriorizm arasmdaki tartma felsefe talihinde eitli biimler almtu". Avrupa felsef dncesinin antik Yunan'daki douunda, apriorizm egemen durumdayd ve apriorizm bu dnemde deneyin gerekliin bilgisi iin b h deer tad dncesine iddetle kar ku; o deneye dayanan bilginin yalnzca grnte ya da szde bilgi olduu, deneye dayanan bilginin bizi gerekliin bizzat kendisiyle deil de, salt grnyle tantran bir ey olduu yargsna vard. Deneye dayanan bilginin deerinin bu ekilde kmsenmesi iin k noktas, bizim deneyin hkmne duyduumuz gvenin altn kazyan duyu yanlsamalar ohnutur. Buna ek olarak, deneyin hkmne kar, farkh insanlarm ayn nesneye Uikin alglannda kimi znel farkldklarn bulunduu bulgusunun sonucunda ortaya kan bir gven eksiklii de sz konusuydu. Bununla birlikte, baz antik filozoflann deneye en kk b h gven duyulmasna bile kar kmalarna yol aan temel neden, onlann tam anlamyla gerek olann deimez olmas gereki biimindeki inanlaryd. Onlar deienin beUi bir zamanda belirh b h trden olduu, buna karn daha sonraki b h zamanda sz konusu trden ohnad iin, bir eliki ierdiini savundular. (Onlar her tr deimenin zorunlu olarak bir ehki ierdiini gsteren bakaca bhok nemh ve derinkli kantlamalar oluturdula.) Herey b h yana, onlann grlerme gre, kendinde ehik olan her ne ise varolamaz. Deney bize deiebilir olan nesneleri gsterdii iin, deneyin bize sunduu gerekliin bizzat kendisi olmayp, yalnzca grndr. Antik aprioristlere gre, bizi gereklikle yalnzca, her ti deneyden baunsz olan dnce, yani akl tanrabilir. Radikal apriorizmin tezi, bizi gereklikle deneyin deil de, yalnzca akln tantrd sav olmutur. Bu eilim kendisine hemen hemen tmyle antik dnrler arasndan taraftar buhnur. Bununla bhiikte, bu eilim insanlann zihinlerini empirik aratumadan uzaklatrd ve onlar ounluk yararsz speklasyonlara ynelttii iin, onun bilimlerini gelimesi zerinde ykc bir etkisi ohnutur. 35

Sz konusu eilim, elemek ki doa bilimlerin byk lde engellemi ve doaya ilikin bilimsel bilgi srecini geciktinr. O, ayn zamanda yeryzndeki yaamm anlam ve deerini kmseyip, gerek deerlerin bu yaamm tesinde aranmasm isteyen bak asnn temelini de hazulamtu-. Pratik yaamn gereksinim ve zorunluluklannn doaya ilikin deneysel aamaya kar olan bu nyargy zorlayp ortadan kaldrmada yeterince gl bir motif olduu zamandan balayarak, modem doa bilnindeki deneysel aatrmalann iyiden iyiye gelimeye balad rnesans sonras dnemde, radikal apriorizm hemen hemen tmyle ortadan kalkt. Son zamanlarda, deneyden bamsz (aprioristik) olgulan bisel deerinin tannmasn isteyen apriorizmle deneyin nemini vurgulayan empirizm arasmdaki kartlk ve ekime farkl bir nitelik kazanmtr. Tartma artk daha fazla deney ya da akhn bizi gerekliin bizzat kendisiyle. tantmp tantmnad hakknda olmayp, daha ok dorudan ya da dolayl olarak deneye dayanmayan bir sav, yle ya da byle, bir ekilde doru hi sav olaak kabul etmeye hakkmz bulunup bulunmadyla ilgidii-. Kendilerini doru savlar olaak kabul etmek hakkmz bulunduu, ancak deneye dayanmayan savlara a priori savlar ad verilir.

Radikal

Empirizm

Radikal empirizm hakl kimm b h savn dorudan ya da dolayl olarak deneye dayanmas gerektiini iddia eder. Deneyle en az iHkli gibi grnen nemeler bile, hatta matematiin aksiyomlar, mantn ilk ilkeleri bile, radikal empirizme gre, deneysel savlardu- (bir baka deyile, onla- deneye dayanula-). Onla-, bu dnce okuluna gre, deneyin bizi kendileriyle tantrd tekil savlaa dayanan tmevaunsal genellemelerden baka hibir ey deildirler.

36

Ilml

Empirizm

Bu radikal empirizm hem unl apriorizmin hem de lml empirizmin karsnda yer alu". Sz konusu her iki eilim de bilimde meru, yasal olan, ancak yine de deneye dayanmayan a priori savlann var olduuna inanr. Ilunh empirizmle lml apriorizm aasmdaki farkllk, onlarn bu yasal savlann oynadklan rollere farkl nem dereceleri ve anlamla- vermelerinden kaynaklanmaktadr. Ilml empirizm yalnzca, terunlerinde ierilen anlam salt ak ve anlal- klan a priori savlan mer savla- olaak grr. Buna gre, b k karenin drt kenan bulunduunu, bir dakenin tm yaaplai'inn bkbirlerine eit olduunu a priori olarak ne srebilkiz. Bu savla ne srmek iin deneye bavurmamz gerekmez; bunun iin, "kare" ya da "daire" tekninin ne anlama geldiini bilmemiz yeterlidir. Herhangi bir deneyin bu savlarla eliebileceinden, b k baka deyile deneyin rnein bizi her karenin drt kenar olmadn kabul etmek zorunda brakabileceinden korkmamz hi gerekmez. Bizi byle b k zorunluluk karsnda brakabihnesi iin, deneyin bize bir "kare" olarak adlandrlacak, ancak herey b k yana kendisinin drt kenara sahip olduunu yadsyacamz b k ey sunmas gerekk. Bununla birkte, "kae" szcnn gerek anlam ("kare" kavramnn ierii) drt kenaili ohnadn bildii sekile "kare" adn veren bir kimseyi bu anlam bozma ya da ykma durumunda brakacak bir nitelik arzeder. yleyse, "kae" terimini normal anlam iinde kullanarak, drt-kenah ohnayan bir ekle bu ad v e m e m i z olanakl deildir. Gnmzde lmh empirizm yukardaki rnek tarafndan da gsterildii gibi, kendilerinde ierilen te-imlerin anlamn aklamaktan fazla hibir ey yapmayan savlan, meru yasal a priori savla- olaak gUr. Byle savlaa belirh terimlerin anlamlan gzler nne seren belirtik ya da rtk tanmla- arasnda (bkz. Saf ve uygulamal matematik alt-blm) ve byle tanmlam mantdcsal sonula aasnda rastlanabilir. Kant'tan beri, bu trden savlaa analitik savlar (analitik tmceler, anaUtik yagar) ad verilmektedk. u halde, hmh emp-izmin tezi tam ve dakik bir biknde u formlle dile getkilebiIk: Meru ve kabul edilebilir olan a priori savlar, yalnzca analitik savlardr.

37

Ilml

Apriorizm

te yandan, ml apriorizm, ayn zamanda analitik olmayan meru a priori savlar bulunduunu savunur. Analitik olmayan bu savlaa, sentetik savlar (sentetik tmceler, sentetik ya-glar) ad verilir. Bir sav, buna gre, kendisinde yer alan terimlerin anlamlarnn aklanp aydnlatlmasyla snulanmad, yalnzca belMi ternlerin anlamlan ya da byle bir tanmn mantksal sonularn ortaya koyan rtk ya da belirtik bir tanun onayp, deney tarafrndan dorulanabilen ya da rtlebilen olgusal b sav olduu zaman, o sav sentetik bir savdr. Fransa'nm ilk nparatorunun ksa boylu olduu sav sentetik b- savdr, nk o, bu savda yer alan ternlerin anlamla-ndan kmaz. Buna karn, Fransa'nn ilk nparatorunun bir monark olduu sav analiti b: savdr, nk o "knpaator" teriminin tanmndan ka-. Sentetik savlarn byk bir ounluu, hi kukusuz deneye dayanu-. Tatmal olan konu yalnzca, tm sentetik nemelerin, hib- istisna olmakszn, hakl klmlarm deneyden kartmak zorunda m olduktan, yoksa hakl klnmala deneye bal olmayan, b h baka deyile a priori olan yasal sentetik yaglan var olduu mu zerinedir. Empirizm ve apriorizmin modem biimini belirleyen, ite tam ola-ak bu noktadr: Empirizm yasal sentetik a priori nermelerin varoluunu yadsr, oysa lml apriorizm sentetik apriori savlarn var olduunu ne srer. lml apriorizmin tezini nasl temellendirdiini serimlemek iin, b- genin iki kenainn toplamnn nc kenadan daha byk olduunu ne sren geomeik sav ele alalun. Aprioriste gre, bu analitv b h nerme deildir, nk o genin ve kenarlanm tanmndan kmaz. Bununla bhiikte, aprioristlere gre, bu savn doruluundan, deneye bavurmadan emin olabiliriz. Bunun iin iki ucundan, birlikte ahndkla-nda tabandan ksa ya da tabana eit, iki doru kan ve bir gen iin taban hizmeti grebilen b h doru imgelememiz yeterlidir. mgelemhniz bize hemen, bu iki dorunun taban evresinde dndrldkleri zaman, tabana bitiik ohnayan noktala-n 38

bk gen oluturacak biimde hibk zaman kavumayacakkum syler. B k genin iki kenamm nc kenaindan byk oknas gerektii sentetik yagsm kategorik olarak ne s m e k iin deneye gitmemiz, algya dayanmamz gerekmez. Yukandaki rnek ayn zamanda, sentetik a priori y^ugtoa, aprioristlere gre, nasl ya da hangi biimde ulatmz otaya koyar. Sentetik a prion yaglar bize dorudan ve aacsz olaak verilen nesnelerde, n o m a l deneyde olduu gibi, yalnzca bireysel olgular alglamamza deil de, genel dzenlilikler bulmamza izin veren bir kapasiteye ya da yetiye borluyuz. Bu iki kenan ungeleycrek, onlada, her gende iki kenann toplamnn nc kenaindan daha byk ohnas gerektiini ne sren genel b k yasay g m e dunrauna gehriz. mgelemimizin abas, yleyse, bize yalnzca, bulgulanmas iin normal algmm yeterli olaca, belkli b k gende iki kenann toplamnn nc kenaindan byk olduu bireysel olgusunu deil, fakat ayn zamanda belkli bir genel dzenlilik bulgulama olana verir. Bize aracsz olaak verilen nesnelerde genel dzenhiikler bulgulama olana veren kapasite ya da yetiye saf sezgi (Kant), zlerin sezgisi (Husserl) gibi adla- verilir.

Empirizmle Apriorizm Arasnda Geen, Savlarn Karakteri Hakknda Tartna

Matematiksel

Empkizmle apriorizm arasndaki tai-tma modem biimi iinde, byk lde matematiksel savla-m niteliiyle ilgili bir tartma olmutur. Radikal empirizm tm matematiksel savlann deneye dayandkla-n dnr. te yandan, apriorizm onlarn, kendilerinin a priori savla- olduklam deneyden baunsz ola-ak kabul edebileceimiz, a priori savla- oldukla-m dnr; apriorizm (burada lml apriorizmi kastediyomz, nk apriorizmin modern zamanlarda yalnzca bu biiminde rastlamaktayz) ayn zamanda en azndan baz matematiksel savlara sentetik yarglar olma zelliini ykler. Ilml empirizm, son alarak saf matematikle uygulamal tnatemaii birbirin-

39

den ayrr ve onlara analitik yarglar olma zelliini ykleyerek, saf matematiin savlarnn a priori savlar olduklarn dnr; te yandan lml empirizm, uygulamal matematikte, belirli analitik savlara ek olarak, burada emprik olduklar, edeyile deneye dayandklar dnlen sentetik savlarn da var olduunu kabul eder.

Saf ve Uygulamal

Matematik

Saf ve uygulamal matematik arasmdaki fark nedii? Fark matematiksel terimlerin saf ve uygulamal matematikte anlalma biimlerinden kaynaklanmaktadr. Bunu en iyi biimde herhalde, geometriden b h rnekle aklayabilhiz. Geometide kat, kre, kp, koni, v.b.g. terimlere rastlamaktayz. Bu terimler pratik yaamda, matematde uramadmz zaman kullandmz gnlk dilde de ortaya karlar. Bu terimlerin her biri gnlk dilde deneysel bir anlama sahiptir. rnein "kp" szc, bu anlam szce ykleyen herkesin, kendisine verilmi bir kat cismin yzeylerini sayarak, yzeylerinin alarn ve kenarlan lerek, belirli b h kat cismin b h kp olup olmad konusunda kendisini deneysel olaak (lme hatalannn snrlar iinde) ikna edebilecei b h anlama sahiptir. Burada kendisiyle, kendhnizi bu konuda, "kp" szcnn kendisine gnlk dilde verilen anlam sayesinde, ikna edebileceimiz b h ynteme sahibiz. imdi geomeiyle urarken, geomeiye ve gnlk dile, onlarn gnlk dilde, bir baka deyile emphik anlamda bize bu terimlerden meydana gelen (en azndan) baz nermeler hakknda deney temeli zerinde b h karar verme olana salayan b h anlama sahip olmala anlamnda, ortak olan terimleri kuUanu-z. Geomettiyle urarken, onun terimlerine emphik bir anlam yklersek eer bu, geometiiyle uygulamah matematiin bir dah olai'ak urayoruz demektir. Geometri zerinde almann, bununla biriikte, b h baka bihni daha vadu. Bu ikinci ekilde, gerekte geometii zerinde uygulamal matematiin b h dal olarak alrken kullandmz ayn szckleri kullanr, ancak onlara olduka farkl b h anlam ykleriz. imdi "kre" ve "kp" gibi terhnler gnlk konuma dilinde sahip ol40

dukJa anlamdan ve zellikle de herhangi bi- empirik anlamdan soyuhnuladr. Bu lerimler bir kez zgn anlamlandan soyulunca, biz onlaa yeni bir anlam veririz. Bu, zaman zaman belirk bir tanrm, aacdyla yapdu. Bununla birlikte, belli bir terime ilikin her beltik tanm sz konusu terimi baka terimlere indigemekten oluur. BelH bir terne ilikin behrtik b k tanm bize tanmlanan terimi ieren her tmceyi, bu terimin onun tanunnda kullanlan dier terimlerle deitirildii bir tmceye evime olana verir. rnein, "kre yzeyindeki tm noktalardan eit uzaklkta bulunan bir merkeze sahip bir katdr" tanm, bize "kre" szcn ieren her tmceyi, kendisinde "kre" szcnn hi gemedii, ancak "kre" szcnn "yzeyindeki tm noktalardan eit uzaklkta bulanan b k merkeze sahip kat" ifadesiyle deitirildii bir tmceye evine olana verir. Ancak bu durumda ortaya yle bir soru ka: "Kre", "kp", v.b., terimler lanun araclyla daha nce gnlk konuma dilinde sahip olduklar anlamladan soyulmu olan ba.ka geomeik terimlere indirgenkler. Ancak kendilerini tanmlamakta olduumuz terimlere indirgediimiz bu terimlere hangi anlam verilmelidir? Bu terimleri belki daha bakaca tanunlai" aachyla baka terunlere indirgeyeceiz, ancak bu ekilde geriye doru sonsuzca gidemeyeceiz ve bu tanmlar zinckini, btn b k tanunlar sistemimiz iin bir k noktas ohna ilevini grecek baz terimlerde kesmemiz gerekecektk. Bu balang terimlerine ilkel terimler ad verilir. Bu ilkel terimler hangi anlam iinde alnmak durumundadrlar? Onlar ortaya konmu yerleik anlamlan, yani bu terimlerin daha nceden gnlk konuma dilinde sahip olduklar anlamlar iinde mi almacakladr, yoksa onlara, ortaya konmu yerleik anlamlanndan yola karak yeni b k anlam m verkiz? imdi, geometriyle uygulamal deil de, saf matematiin bk dal olaak uratunzda, ilkel terimler de ortaya konmu yerleik anlamlanndan soyulur ve onlaa yeni anlamlar veririz. Ancak onlar tm tanmlam k noktalan olduklan iin, bu ilkel terimlerin tanmlanamayacaklan sylenebilkdi. u halde, onlaa b k anlam ykleyemeyiz, ancak en azndan bu terimleri ortaya konmu yerleik anlamlan iinde, yani onlan gnlk konuma dilinde sahip

41

olduklar anlamlar iinde almamz gerekir. Bu aklytme izgisi, bununla bilikte, yanltu-. Bu terimlerin belirtik tanmlai' aaclyla tanmlanamayacaklan olgusundan, onlaa bii" anlam ykleyemeyeceimiz sonucu hibir biimde kmaz. Peki b h szce bh" anlam yklemek iin ne yaplmaldr? Bu szc kullanacak belMi bir insan bei iin, o szc anlamann belhli ve kesin sonulu b h yolunu ortaya koymalyz. Ana dilini ocukluunun erken evrelerinde renmi olan bizlerden her bhine bu dilde yer alan szckleri anlamann belirli ve kesin sonulu bir yolu bize anne ve babalarmz ve retmenlerimiz tarafrndan retilmitir. Bununla bhiikte, ana diIhnizde, onla kendhniz iin bu ekilde tanunlamakla anlama dummuna geldihniz ok sayda szck yoktur. yleyse, bize szckleri anlamann, tanun dnda, spesifik bir yolu daha vardr. Bu yol yabanc bir dili dorudan yntem ad verilen bir yntem araclyla rendiimiz zaman kullanhr. Bu yntemi kullanuken renen renciye szckleri dikte etmez, b h baka deyile yabanc dildeki szckleri ocuun kendi dilindeki szcklere evirmez, ancak o azndan btn btn yabanc dilden szckler kau". Franszca retmeni nce b h masaya iaret ederek, c'est ime table, ikincileyin b h kitaba iaret ederek c'est un livre, ve ncleyin de b h kaleme iai-et ederek c'est un crayon der ve renci yalnzca Franszca 'table' szcnn "masa", "livre" szcnn "kitap" anlamna geldiini deil, ancak ayn zamanda c'est ifadesinin "bu...du-" soyut ifadesine kailk geldiini de kavrai". Birer kk ocuk olduumuz zaman yetikinlerin konumalam ok byk lde bu ekilde rendik. Yetikinlerin farkl durum ya da koullarn rn olan konumalam ya da sylemlerini dinleyerek, bu ifadeleri ayn biimde kullanma yetenei kazandk ve bylelikle bu ifadeleri yetikinlerin onlar anladrr biimde anlamayr rendik. Burada gzden kauhnamasr gereken husus, bizim saf matematikle uratrmrz zaman, bir baka deyile ilkel terhnlere, yani tm tanrmlar iin bir rkr noktasr olma ilevi gren terimlere anlam ykledihniz zaman, aynr yntemi kullandrunrz hususudur. Buna gre, azrnuzdan, bakaca ifadelerin yanrsrra, daha nceden belirh ve

42

kesin sonulu bir biimde anlaldklar vasaylan bu ilkel terimleri ieren belirli yarglar karrz. Dinleyicinin, onun daha nce, hndi ilkel terimler olarak alnan ve anlamlan ierildikleri nermelerden abnak durumunda olan, bu terimlere ykledii anlamr unuttuu ya da b h kryrya att kabul edilir. Buna gre, "iki nokta bir ve yalnrzca b h doru izgiyi srnrria" yargrsrnr ne sreriz. Dinleyicinin, yalnzca geometi'inin spesifik terhnleri arasrnda yer almayan "iki" ve "bh ve yalnrzca b h ...yi srnrriar" ifadelerinin ortaya konmu yerleik anlamlarm koruyarak, daha nce, geometiinin ilkel terhnleri. olan "nokta" ve "doru" ifadelerine ykledii anlam unuttuu varsayrlu". O "nokta" ve "doru" terimlerinin ortaya konmu yerleik anlamrnr b h kez unutunca, dinleyicinin bu terimleri iki noktanm her zaman bir ve yalnrzca bir doru izgiyi srnrriadrrna inanabilecek bir ekilde kulland kabul edilir. Geometiinin ilkel terimlerine tanmlanan ekilde anlam veren bu nermelere, bu disiplinin aksiyomla ad verilh. Aksiyomlar bhka deikeni olan denklemler tarafndan oynanan role benzer b h rol oynalai". ki ya da daha fazla bilinmeyen ieren bir denklemeler bei, sz konusu bilinmeyenlerin deerlerini belhii b h biimde belirler. Bilinmeyenlerin deerleri, demek ki, bilinmeyenlerin yerine gehildikleri takdirde, denklemleri salayan, bir baka deyile onlar doru fomUere dntren sayadr. Benzer bir biimde, aksiyomla- da, bilinmeyen anlama ilikin ifadeler olarak, sz konusu aksiyomlarda ierilen ilkel ternlerin anlamn belirlerler. u halde, onla- aksiyomla salamak ya da tamamlamak iin bu iUcel terhnlere yklememiz gereken anlam beluierler. Aksiyomlai" onlarda ierilen ilkel terimlerin anlamlan tanmlanan ekilde belirledikleri iin, aksiyomlara zaman zaman, beIhtik tanmlara karrt olarak rtk tanunlar- adr verilh. Belhtik tanrmlar- terimlerin anlamlarnr bu ternlerin edeerieriyle, yani dorudan ve aracrsrz bir biimde verh; te yandan aksiyomlar- ise terhnler iin anlamlarla yklenmi edeerler salamaz, ancak bize bu anlamr, aynen b h denklemler beinin bize bu denklemlerde ierilen binmeyenlerin deerlerini rkar-sama olanar verdii ekilde, karsama olanar verir. 43

yleyse, geomeik terimlerin konuma dilindeki anlamlanndan tam b- soyuama iinde ve bu terimlere bi- dizi rtk ve belirtik tanm yardmyla anlamlar ykleyerek geometri yapabiliriz. Geomei zerinde bu .ekilde altmz zaman, geometriyi saf matematiin bir dal olaak gryoruz demektir. Saf geometri yapmayla uygulamal geomei yapma aasmdaki en temel fakllk gerekte, uygulamal geomeide geometrik terimlerin aksiyomlardan bamsz spesifik bir anlama sahip olmalarndan oluur ve bu, empiik anlamdr; bundan dolay, bu ternlerin yer ald nermelerin doraluu empirik bil- ereve iinde belirlenu-. Buna kai-n, saf geomeide, geometrik terimler herhangi bir anlama deil de, aksiyomla- tarafndan belirlenen anlama sahiptirler. u halde onla-, aksiyomlarn doru olmalar durumunda hangi anlama geleceklerse, o anlama gelirler ve onlarn empirik bu: anlamlan yoktur.

Ilml Empirizmin

Bir

Gr

Matematiin hem saf ve hem de uygulamal matematik olarak yaplabileceinin bihncinde olan lml empiristler saf matematiin deneyden gelecek destee gerek duymad gibi, bu tr b- matematiin terimleri ok yaln bir biimde yle ya da byle empirik b' anlama sahip olmad iin, savlanm bir zaman gelip de deney tarafndan rtleceinden ekinmesi gerekmeyen a priori, yani deneyden bamsz bir disiplin olduunu dile getirler. te yandan, uygulamal matematik sz konusu olduunda, o lml empiristlere gre, yalnzca empirik bir disiplin olarak yaplabilir. Aksiyomla-, bir baka deyile matematikte dier savlardan tretilmeksizin doru kabul edilen temel matematiksel savlar, uygulamal matematik sz konusu olduu srece, manksal sonulan deneyle kar karya getirilmeleri suretiyle dorulanabilen ya da rtlebilen vasayunlardu-, yalnzca.

44

Radikal Empirizmin

Bir

Gr

Radikal empirizm, saf ve uygulamah matematik a-asndaki ayrmn henz bilinmedii bir zaman diliminden gelen, eski b h retidh. Matematikten sz ettikleri ve onu empirik b h bilim olaak dndkleri zaman, radikal emphistlerin zihninde uygulamal matematik vard ve uygulamal matematik sz konusu olduu srece, onlan gmleri kenderi de uygulamal matematii emphik b h bilhn olaak dnen lml empiristlerin grlerinden fakhlk gsteiniyordu. Matematiin imdilerde saf matematiin deiik dallan tarafndan temsil eden ekli radikal emphizhnin yandatan tarafndan bilinmiyordu.

Uzlamchk

Ilml empirizm taraftarlar, uygulamal matematiin emphik b h bilim olduunu dnerek, bu gr uzlamcrlc (konvensiyonazm) adr verilen retiyle bhlethmilerdir. Uygulamah matematiin emphik bir bilhn olduu gr, matematiksel savlarda ortaya kan ternlerin bilinen yerleik anlamlan iinde alnmalar durumunda, bu nennelerin doruluk ya da yanlirklanrn deney tarafndan belhlenebilecei savna indirgenebilir. rnein, "bir genin i aarrnm toplamr 180 dereced" nermesinde ierilen geometrik terimler gnlk konuma dilindeki anlamlarr iinde almuiasa nemenin doruluu yalnzca deney taafndan belhienir. imdi bu gr, matematiksel savlarn temel zellikleri zerinde dnen baz dnrlere gre, ufak tefek baz deiikliklere gerek duyar. Bu dnrler matematiksel terimlerin gnlk konuma dilindeki anlamlarnrn birok durumda bize, matematiksel savlarn domluuyla ilgi olaak deney temeli zerinde b h karma varma olanar verecek b h yntem salamadtrna iaret ederler. nlai" u halde, matematiksel terhnlerin gnlk konuma dilindeki anlamlarm anlasak bile, matematiin savlarndan bazlanyla ilgili olarak sz konusu olan savlar hereyden nce baz geometrik savlardrr deney yoluyla karar" verilemeyecei
45

grn dile getirirler. Onlar, bununla birlikte, bu savlann doruluu konusunda deneyden bamsz olarak, yani a priori olarak bir kara- verilebileceini savlamazla-, ancak geomeik terimlerin gnlk konuma dilindeki anlamlarnn, bize bu terimleri her ne olursa olsun bir ekilde ieren nermelerin doruluk deerleri hakknda bir kaaa varma olana venneye yetecek kadai- tam ve dakik olmadklarna iaret ederler. Terimlerin anlamlarnn yetersiz taml ve dakiklii ou zaman bu nermelerin, doruluk deerleri hakknda bir kaara yanlamayan nermeler ohnalannn temel nedenini oluturur. rnein "ay" szcn ele alahm. Bu szcn gnlk konuma dilindeki anlam bize, akan umaa baktunz zaman, deneysel temeller zerinde, farkl birok dmumda ona bir ay adn verip veremeyeceimiz konusunda karar verme olana verecek b k yntem salar. Varova'daki Vistl nehri ay szc gnlk konuma dindeki anlam iinde almrsa, bir ay olarak adlandrlamaz; te yandan kaynaklarmdaki Vistl, hi kukusuz b k ay olarak adlandmlacaktu". Bununla bklcte, Vistl nehrinin kaynaklarndan itibaren btn b k yatan ele aldmz zaman, onun b k ay olarak m, yoksa byk b k nehk olarak m adlandnlaca konusunda kesin karara varamayacamz yerler bulacaz. Byle bk yerde Vistl'n dermliini ve geniliini lebiliriz, ancak bu da bize u somyla ilgili olarak bk karara vannada yardmc oknayacakr; Vistl burada bk ay mdr? Bununla bklikte, ayla "suyun, yllk ortalama genilii u kadai- mette olan hareket halindeki akntsf'n anlayacak olursak, bu uzlama ya da anlamadan sonra, daha nceki glkler ortadan kalkacakr; bu durumda, deneysel verilerden oluan temel zerinde, Vistl'n ak boyunca her yerde, onun belli bk noktada ay olup olmad konusunda bk kai-a-a varabileceiz. imdi bazlarna gre, anlamlar tam ve dakik olmayan szckler yalnzca gnlk konuma dihndeki terimler deildk; geometik terimlerin ve zellikle de " a dorusu b dorusuna eittir" ifadesinin anlam da tam ve dakik deildir. Onlar bu ifadenin gnlk konuma dilindeki anlamyla, iki doru birbirieinden ayrld zaman, a

46

dorusunun b dorusuna eit olup olmadn, deneysel verilerin oluturduu temel zerinde belirleyemeyeceimize iaret ederler. A dorusunun b dora suna eit olup olmad sorusunu bir kaaa balamak iin, bu ifadenin anlamn, tpk "ay" szcnde yapm olduumuz gibi, bir uzlama ya da anlamayla, yani bir uylamla {convenio= uyuuyorum) daha tam ve dakik hale getinehyiz. Uzlamaya bal olarak, deney bize iki dorunun eithi hakkndaki soru iin, u ya da bu yant dikte edecektir. te ana dncesini burada ksaca zeediimiz retiye uzlamclk ad verili-. Uzlamclk, yleyse, lmh empuizmin kk bir deiiklie uram eklidir. O uygulamal matematiin savlarnn doruluklarnn yalnzca deney yoluyla belirlenebilecei korusunda hmi empirizmle uyuur. Uzlaunclk buna, baka bir tez daha ekler. O uygulamah matematiin savlarmn doruluklarnn yalnzca deney tarafndan belirlenebileceini, ancak bunun, yalnzca biz matematiksel terimlerin gnlk konuma dilindeki anlamlan uzlam yoluyla daha tam ve dakik hale getii'dikten sonra, olabileceini ne srer.

Ilml Apriorizmin

Bir Gr: Kant'n

retisi

lml apriorizm matematiksel savlann temel zellikleriyle ilgili olaak farkl bir gre sahiptir. Onun savunucular matematik hakknda konutuklar zaman, zihinlerinde, pk radikal empiristler gibi, uygulamal matematik, yani terimlerin anlanarm belktik tanmlarla ve rtk tanmlarn oynad rol oynayan aksiyomlarla vermeyen, ancak bu terimlerin gnlk konuma dilindeki anlamlan kabul edip szck daarn ve kavramsal aralann yalnzca belutik tanmlar aachyla zenginletiren bilim vardu". Bu ekilde anlalan matematiin savlan ve zellikle de onun temel savlan, yani aksiyomlar aprioristler ta-afmdan, salt deney yoluyla hakh klnabilen savlar olarak dnhnedikleri gibi, yalnzca kendilerinde ierilen ternlerin anlamlarn aklayan analitik nemeler olaak da grlmez. Matematiin aksiyomla, aprioristlere gre, sentetik a pri47

ori nermelerdir. rnein geometrinin, belli bir donnun drndaki bir noktadan o doruya paralel olan bir ve yalnzca bir doru izilebileceini ne sren, aksiyomunu ele alairm. Uygulamalr matematiin bir nermesi olan bu aksiyom, ierdii geomettik terimlere bir anlam veren rtk b" tannun b" bileeni onad gibi, yalnzca terimlerinin gnlk konuma dilindeki anlamrnr arklayan b- nerme de deildir; o yleyse, sentetik hi yargrdrr. Ancak o deneye dayanan sentetik b- yarg deild-. Onun ne srd ey deneysel olarak a-atu-rlamaz. Ancak bu aksiyomu tam bir kesinlikle doru kabul ederiz ve dahasr kendnizi onu doru kabul enek zorunda hissederiz. nk bu noktadan verilen doruya paralel olan bir ve yalnrzca bir doru izebilecenizi grmek iin dora izgiyi ve onun dnda kalan b h noktayr hngelemeye kalkrmak yeterdh. Duyu deneyi deil de saf sezgi, deneye bavurmadan yargr vermek iin yeterli bir temeldh. Matematiksel aksiyomlarn karakterine ilikin bu grn bairca temsilcisi onsekizinci yzyl Alman filozofu Immanuel Kant'trr. Uygulamah matematiin savlannn a priori kaakterine ihkin bizim grmze gre yanh olan bu grle gili youn tartmalarn iine girmeksizin, ki bunun yeri buras deildh, yalnzca bu grn, matematiin ondokuz ve yhminci yzyUardaki gemesinin bir sonucu olarak iddetli b h darbe yediinden sz edeceiz. Ondokuzuncu yzylda, saf matematik alan iinde, yukarda sz edilen paalel dorularla ilgili aksiyomun, onunla uyumaz olan aksiyomlarla deitirildii Euklides-drr geometriler kuruldu. Fransrz bUhn adamr H. Poincare bu Euklides-drr geometri sistemlermi uzlamc bir yaklaunla analiz ettikten soma, bhbhleriyle karrhkh olarak uyumaz olan bu geometii sistemlerinden her birinin, onun ierdii terimlerin gnlk konuma dilindeki anlamlarmr spesifik b h yoldan daha tam ve dakik hale getirdiimiz taktirde, o uygulamalr matematiin bir dair olarak dnld zaman, tpk Buklidesi sistem gibi, deneyle uyumasnn salanabileceini gsterdi. Son olar-fik, 20. yzyrida grelUik kuramrnrn ymalrcrsr A. Einstein, temelhniz olar-ak Euklides-drr geomeilerden birini semek suretiyle,

48

bizim deney }'oIuyla Kant'm tek doru ve apriori olarak kuku duyulamaz bir geometri diye grd Euklidesi geometri sistemini semi olsaydk elde edeceimizden daha basit bir fizik sistemine vaidmz gsterdi. Bu konu zerinde dala ayrmth bilgi iin, okuyucu zel ve teknik literatre bavurmaldr. Matematiksel savlala ilgili olaak apriorizm ve empizm arasnda ortaya kan taitma hakkndaki bu not ve deerlendmeleri bir kaaa balamak iin, uygulamal matematiin savlanm sentetik a priori savlann karakterine salip olduunu kabul eden herhangi b h apriorizm iin sz konusu olan hir baka probleme iaet edeceiz. Uygulamal matemaliin sentck savlan deney taafmdan dorudan ya da dolayl olarak domlanabilen ya da rtlebilen eyleri ne srerler. rnein, bir genin i adannn toplamnn iki dik aya eit olduu sav, gnlk konuma dilindeki anlam iinde alnrsa, b" baka deyile uygulamal matematiin b h sav olaak grl^se, bii" genin i alann lmek ve lmlerimizi toplamak suretiyle deneyin snamasna tbi tutulabilir. Apriorizmin yapt gibi, bu savn doruluunun a priori olaak gai-anti edildiini kabul edersek, gelecekteki deneylerin sonulanyla ilgih olaak a priori bir biimde, yani her ne trden olursa olsun deneyden nce ve deneye hi bavul-makszn ndeyide bulunabildiimiz eklindeki hayret verici olguyla kar kaiya kalrz. Bir genin i alarna ilikin lmlerimizin sonulann beklemeden, bu sonulan neler olacana ilikin olaak ndeyide bulunabiliz. Bununla birlikte, fiziin ya da dier doa bilimlerinin yasalannm oluturduu temel zerinde, deneyin kendilerini daha sonra dorulayaca belili olgulara ilikin olarak ndeyide bulunduumuz zaman, bu bizim zerinde durduumuz, gelecekteki deneylerin .sonucuna ilikin ndeyi deildir. Fiziin ve dier doa bilnlerinin yasalannm bizzat kendileri deneye dayanr; bu yasalann oluturduu temel zerinde gelecekteki olgulara ihkin olarak ndeyide bulunurken, gelecekteki deneylerin sonularn gemi deneyler temeli zerinde ngrrz, oysa geomeinin yasalan, apriorizme gre, deneyle yle ya da byle hibir ihkileri olmayan savlardr. Geomettinin yasalannm oluturduu

49

temel zerinde gelecekteki deneysel olgulara ilikin olarak ndeyide bulunduum zaman, onlar her tr deneyden bamsz bir biimde ngiTir ve bu ndeyileri yalnzca akla dayandrm. Onun deiik bihnlerinden hangisi szkonusu olursa olsun, empirizm iin bu problem varolamaz. nk empirizm uygulamal geometrinin sentetik savlannn tmnn doa bilimlerinin yasalanyla ayn trden emphik yasalar olduklarn dnr. Analitik geomeinin savlan gerekte a priori olup, deney tarafndan ne dorulanabUh ne de rtlebilirler (Bkz. Ilml apriorizm alt-blm). Bu, bununla birlikte, gzlerimizi kapadumz, kulaklaunz tkadmz v.b.g., ksaca deneyle olan tm balarnz kestihniz ve gemiin deneylerinden yararlanmadunz zaman, gelecekteki deneylerin sonulanna ilikin olaak yalnzca saf akdla ndeyide bulunabilmemizin nasl olup da sz konusu olabildiini aklamak durumunda olan apriorizm iin ciddi b h problem oluturur. Apriorizm her tr deneyden bamsz olarak aklyrneyle, deneyin kendisi arasnda ortaya kan aurtc uyumu aklamak zorundadr. Kant, bu olguyu aklarnak iin sz konusu uyumun deneyde kendileriyle iliki iinde olduumuz nesnelerin zihinden baunsz ohnayp, bizzat zihin tarafndan yaratldktan olgusuyla aklanmak durumunda olduklann kabul etmenin zorunlu olduunu grd. Alg sreci, Kant'a gre, yalnzca, bizden baunsz olan bir gerekhin edilgen b h biimde alnmasndan olumaz; bu srete, bizden bamsz bir gereklik tarafndan haixkete geirilen zihinlerimiz, algnn nesneleri adn verdighniz bu nesneleri yarar. Bu nesneler btnyle ve tam olaak gerek olan eyler olmayp, gerek nesnelerin b h tr zihinsel tasarmlardrlar. Burada dikkat edibnesi gereken nokta, zihnin bu zihinsel tasarmlan yararken, onun her tr deneyden bamsz olarak ak yrtrken takip ettii ayn mental kodifikasyonlan takip epesidir. Bu olgu bizhn yalnzca, deneyde verilen nesnelerin kuruluuna ilikin mental kodifikasyonlardan kalkp, deneyi hi beklemeden, a priori ola-ak b h rapor verebilmemizin ve bu a priori savlan gelecekteki deney tai'afndan dorulanacak olmalannn nedenini aklar. Kant'm deneysel nesneleri, b h baka deyile bizi evreleyen doay

50

meydana geten nesneleri zihnin yaratlar olarak gren varsaym, bu kitabn dala ileriki blmlerinde tartlacak olan idealizmin farkl versiyonlanndan birini oluturur.

Fenomenolojistlere

Gre A Priori Bilginin

A priori bilgi, yaratcs ve balca temsilcisinh Alman filozofu Edmund Husserl olduu, fenomenoloji ad verilen nl ada felsefe okulunun aynnl aatu-malannm ana konusunu oluturur. Bu dnr empirizmin maksimine edeer olan b h maksim kabul eder: Szcklerin anlamn aklayan salt szsel nitelikteki b h bilgiden daha fazla bir ey olan her tr bilgi, deneye dayandmhnak zorundadr. Ancak bu maksimin Husserl iin, onun empiristlerin gznde tad anlamdan faikh bir anlam vardr. Deneyden sz ettikleri zaman, emphistlerin zihninde ya bize fiziksel nesnelerin ve fenomenlerin verildii duyu-deneyi ya da bize zihinsel fenomenlerin verildii iebak vardr. Husserl, bununla birlikte, ne fiziksel ne de zihinsel dnyann bir yesi olan belhli varlklann, duyu-deneyinde fiziksel fenomenler, iebakta zinsel fenomenler nasl veriyoiarsa, aynen o ekilde dorudan ve aacsz olarak verildikleri baka bir deney tl daha olduuna iaret eder. Fiziksel ve zihinsel dnyalar bhiikte zaman iinde varolan gerek varlklarn dnyasn oluturur. Bu gerek dnyadan baka, Husserl'e gre, ezel-ebed olan ideal varlklarn oluturduu bir baka dnya daha vardr ("vardr" diyoruz, nk Hussel'in kendisi bu dnyann gerek dnyayla ayn anlam iinde varolmadmr savunur). dealar, eylerin zleri ite bu dnyanrn yesidhier. Husserl'in "eylerin zleri" deyhniyle dile getirdii zler olduka gizemli varlklar olup, bunlar hemen hemen Platonik tdealara (Bkz., 8. Blm: Platonik dealar alt-blm) karrk gelirler. Belli b h trn b h rnei olarak belli bir eyin z, "kalem" trdr; nmdeki kart yaprana izilen ve kareye karlk gelen bir izhnin z, "kare" trdr (genel ola^ak kai-edir) v.b.g. imdi Husserl eylerin bu zlerinin bize trpkr-duyu deneyindeki cisimler gibi dorudan ve 51

aracsz olaak verildiklerini savla". Masam kaplayan knnz rtye baktm zaman, duyulamla bu somut eyi alglarm, ancak ayn anda zihnn de kumzlm znn neden olutuunun bilincine varn. Kmzln zne ilikin bu bilinlilik, Hussel'e gre, duyudeneyinden faikl bk dorudan ve aracsz deney binidir. Bu iki deney biimi aasmdaki fakhlklar Husserl tarafndan ayrntd olarak analiz edilmitir. Bize kendisinde eylerin zlerinin verildii deneye Husserl "zlere ilikin sezgi" {Wessensdmu) adn verir. zlere ilikin bu sezgi temeli zerinde, biz Hussel'e gre, duyu-deneyiyle ulaamayacamz , kendilerinden kuku duyulamaz savlara ulanz. Bylelikle, rnein kumzlm zne ilikin sezgi bize kuTOizln mekndan ayrlamaz olduu ve dolaysyla kumz olan her eyin yer kaplamas gerektii kesin bilgisini salar. Knnz olann yer kaplad sav genel bir sav olup, tikel bir duyu algs yalnzca bu k m z eyin yer kaplad savn destekleyebileceinden, tikel bir duyu algsna dayandrlamaz. Savmzn kuku duyulamaz olduu yerde, tmevarmsal sonular kesin olmad iin, savmza bok duyu-algsmdan yola kmak suretiyle, tmevarmsal bir yoldan da ulalamaz. K m z olann yer kaplad sav, onda ierilen terimlerin anlamlanna ilikin bir analize dayanmadna gre, analitik bir sav da deildir, yleyse, duyu-deneyinden bamsz ve bunun sonucu olarak a priori olan bir savdu"; ancak o ayn zamanda, analitik b- sav ohnadna gre, sentetik a priori bir savdr. Fenomenolojisllere gre, matematiin aksiyomlar yalnzca, sayla- ve dier matematiksel vailkla- hakknda zlere ilikin daha nceki sezgiler aachyla kazanlm bilginin dilsel fomlasyonlandr. "Doal say", "nokta", "doru izgi", "dzlem" gibi ifadeler kendilerine duyu-deneyi tarafndan nfuz edilebilir olan gerek nesnelerin adla deildir, nla-, bize fenomenolojiserin zlere ilikin sezgi adn verdikleri sz konusu deney biimi iinde dorudan ve ai'acsz olaak verilen ideal nesnelerin adla-dular. zlere ihkin bu sezgi araclyla, matematiin kendisine konu ald ideal valklan belirli zelliklerini, ilikilerini, v.b.g., bilme durumuna gelir ve aksiyomla fomle ederken, bu ekilde 52

kazanlm bilgiye ilikin ola-ak bi- rapor veririz. Fenomenolojistler bizim aksiyomlar araclyla, baz insanlan sand gibi, ideal valklar kurmadmz ya da konstite etmediimiz zerinde srar ederler. deal varlklar insann kdesiyle gerek nesnelerden daha fazla yaratlamazlar. deal varlklam dnyas bizim dncemizden bamsz olaak vardu", bu dnyay aratu-mak matematiin ve dier a priori disiplinlerin iidir. Biz, onu aksiyomlardan mantksal tmdengelimler araclyla eidi sonular kasayarak aratunz. Aksiyomlarn kendileri boluktan kartlmadklar gibi bh uzlamayla kabul edihni de deildirler; onlar ideal matematiksel nesnelere ilikin, tm tmdengelimlere ncel olan ze ilikin sezgiyle kazamhn, bilginin ifadesidirler. Boluktan kalm, bilim adamnn krbacyla dikte etthihni ve b h ze ilikin sezgiyle desteklenmemi aksiyomlara dayanan matematik b h btn olaak havada kalacak ve dolaysyla, bilisel bir deerden yoksun olan b h ey olacaktr. Fenomenolojiserin bu grlerinin yalnzca, savlamda yer alan terimlerin gnlk konuma dilindeki anlamlar iinde ahndrr, uygulamalr matematikle ilgili olduu ok arkr. Ilunh empi-izm uygulamalr matematiin aksiyomlarrnrn, yalnzca onlarn analitik savlar olmamalar durumunda, empirik snamaya konu olabUeceklerini ne srer. te yandan fenomenoloji ise analitik olmayan bu aksiyomlara a priori yargrla- olma zelliini ykler. Sentetik a priori yar-grlarn meruluunu teslim ederken, fenomenoloji kendisini rirmir apriorizmin tarafna oturtur. Fenomenolojiserin grlerine ilikin daha ayrntl b h elethel anahze kalkrmakszn, burada tm ynleriyle gelitiremeyeceimiz b h deerlend-mede daha bulunacaz. Fenomenolojiserin zlere ilikin sezgi adn verdikleri eye, ayn zamanda szcklerin anlamna ilikin dikkatii bir inceleme ad verilebilir. Sonuncusuna dayanan nermeler yalnrzca kendilerinde ierilen terhnleri arklarlar- ve dolayrsryla bunlar- analitik nermelerdir. Bu durumda fenomenolojistler taafndan rlrnh emphizme yneltilen elethiler der.

53

Rasyonalizm

ve

rrasyonalizm

imdi birbirlerine kart eilimlerden oluan ikinci ifti inceleyeceiz: Rasyonalizm ve irrasyonalizm, ya da bir baka deyile antiin-asyonalizmle irrasyonalizm. Rasyonalist maksimler dnce talihinde ok sk olarak ortaya karlar. Rasyonalist maksimlerin taihin ak iinde en fazla younluk kazandkla ve en byk etkiyi yaptklan dnem, onlarn Aydnlanma amm ideolojisinin zsel bir yn olduklan onsekizinci yzyld. Rasyonalizm rasyonalizme kart olarak rasyonel bilgiye duyulan inanc; doast kaynaklardan kazanlan bilgiye kart olarak doal yoldan kazanlan bilgiye duyulan inanc; duygulara kart olarak akla duyulan inanc ifade eder. Bununla birlikte, btn bu formlasyonlar olduka genel tanmla- olup, pek elle tutulabilir gibi deildirler ve kolaylkla birtakm yanh anlamalann kayna olma durumuna gelebilirler. Rasyonalizmin maksni imdiye dek belirtik b" biimde (yani rasyonalizmin uygun ve yeterh bulaca b n biimde) formle edilmi deildu:. Rasyonalizm, yetkin rnei bilimsel bilgi, ya da daha tam ve dakik bir biimde sylendikte, yetkin rnekleri matematik ve doa bilimleri olana bili trne deer verir. O vahye, kehanetlere, nsezilere, gaipten haber vermelere, kristal kre ile fal bakmaya, v.b.,ye dayanan bili trlerini reddeder. Bilimsel bilgiyi bu dier bili tllerinden ayran eyin ne olduunu sylemek, bununla birlikte kolay deildir. Bilimsel bilgi belki en iyi bir biimde onun yerine getumek zorunda olduu iki koulu dile getirip vurgulamak suretiyle karakterize edilebilir. Bilnsel bilgi hereyden nce, dncenin aktarlmas iin mecazla-, analojiler ve bakaca ksm yoUai" ohnakszm, bakalarna harfi harfine ve gerekten anlalan szcklerle iletilebilen dnce ieriidu-. kinci olarak, yalnzca, doruluk ya da yanllklanna ilke olarak kendisini uygun dsal koulla- iinde bulan herhangi bir kimse tarafndan karar verileben savla; bilunsel bilgi adn ahna iddiasnda olabilMer. Ksacas, bilimsel bilgi intersbjektif olarak iletilebilir ve test edilebir olan bilgidir. te tam tamna bu tersbjektivite bilimsel bilginin temel zellii olarak ortaya kar. Salt rasyonel bilgiye deer vei-ken, rasy54

onalizm yalnzca intersbjektil' olai'ak iletilebilir ve test edilebilir bilgiyi deerli bulan bir ey olup kai'. Rasyonalizmin yalnzca bu tr hk bilgiye deer vermesinin gerisinde yatan motif, salt toplumsal olan b- motiftir. Rasyonahzm, kanaatlerimiz szcklerle ak seik olaak fonnle edilebildii ve (en azndan ilke olai'ak) herkes onlan doruluklandan ya da yanllklai'indan emin olabildii zaman, kanaatlerimizi dile getirebileceimizi ve onlarn herkes tarafndan kabul edilmesini isteyebileceimizi iln eder. Burada gzetilen ama, ncehkle, toplumu ou zaman duygusal b h yanks olan ve bundan dolay, bireyleri ve btn toplumsal bekleri etkileyen anlamsz klielerin basksndan ve egemenliinden kurta-mak, ikinci olai'ak da, yandalar tarafndan zaman zaman lam b h ikna gcyle ilan edilen ancak bakala taafndan snanmaya uygun bir yapda ohnayan ve dolaysyla yanh olduundan kukuya dlebilecek grlerin eletirisel olmayan kabulne kai- korunma salamakm-. Ama toplumu anlamszlk ve yanllktan korumakur. Bu postla, bir yolcuya yalnzca, o geerli bir bilete sahip olabildii ve bUetin parasn demi ohnakla bhiikte, onu gstemek istememesi sz konusu ohnad zaman, seyahat ene izni veren demiryolu ynetiminin talebi kadar makl ve anlalr grnr. Bu kailatnnada biletin parasn demek bir savn doruluuna, bile gstei-meye hazu- ohnak ise, bir kimsenin savn geerli olup olmadyla ilgili ola-ak kendinden emin ve ikna olmu hale gelebilmesi olaslna kailk gehr. Rasyonel bilgi, bununla birlikte, intersbjekf ohna zellii iin yksek bir bedel der. O ematik ve soyut bir hale gelir ve nesnesiyle olan yakn ve zsel temasn yim-. Bunu b h rnek araclyla aklayacaz. Herkes deneyhnlerine ilikin ola-ak ayrntl b h bilgiye sahipth. Vcudumda b h ac hissettiim zaman, bu ac bana tm somutluu ve tm nansla-yla verilir. Bununla birlikte, kendi acmz hakknda bildiklerimizi btakm mecazlar kuUanmakszm, ak seik terimlerle dile gethmeye kalktmz zaman, acunzla ilgili olaak bUdiimiz eylerden, mecazla- olmakszn, ne kadar- azn ifade edebdiimizi hemen fakedebilhiz. Belki acnn bulunduu yeri gstei-ebiliriz; yine acnn younluunu yaklak olaak betimleyebiliriz. Bunun tesinde yapacamz herey birtakm mecazlar- kullan55

maktan ibarettir; acy zonklayan, ine gibi batan, yanan, keskin, kr, v.b., bir ey olaak betimleriz (kullanlan mecazlar unlardr: "sanki vcuduma ok sivri bir ine batnlyonu gibi", "sanki btn vcudum kzgn bir atete kavruluyor gibi"). Ancak kullandmz btn bu mecazlai'a ramen acmz hakknda kendimizin sahip olduu bilgiyi bir bakasna yalnzca szckler aachyla aktaamayz. Konumamzn bu i iin yetersiz ve uygunsuz oluu, bize domdan ve aracsz deneyde verilen nesneler ve olayla- hakkndaki somut bilgimizi tam ve eksiksiz olarak aktarmaya kalkunzda, onu bize duyumsal deneyde verilen nesneleri betimlemek iin kullandmz zaman daha az arpc olur. Ancak o urada bile gzle grlr bir durumdadu": Belli bir nesnenin rengini betimlemek istedihn ve onu "krmz" ya da "ak kmz" diye adlandrdm, ya da daha spesifik bir renkten sz ettiun zaman, bu betnleme daima sz konusu rengin az saydaki farkl nanslana uygun gelecektir. Demek ki, bize dorudan ve aracsz deneyde verilen nesneler hakkndaki bilgunizden ba^kalanna aktarlabilen, her zaman yalnzca, dinleyicinin kendi sorumluluuna gre iini somut ierikle dolduraca b h ema, bir soyutlamadr ve o betimlememizde kullanlan szckler araclyla aktarmaya alunz ierikle zorunlu olaak zde deildk. Nesnelere ilikin bilghnizden sczklerle aktarlabilen, bu nesnelere ilikin dorudan ve aacsz deneyin yerini tutamaz. Nesnelere ilikin bilgimiz her zaman belkli bir uzakl koruyacak ve onlaia (fiziksel dnyann nesnelerini dnrsek) bu nesneleri alglamak ya da (kendi zihinsel hallerimizi dnrsek) bu haUeri tecrbe etmek suretiyle bu nesnelerle kurduumuz temas trnden yakn ve zsel bir temas dile getimeyecektir. Rasyonalizme kar kanlar rasyonel bilginin ematik ve soyut olup, nesnelerie yakn ve zsel bk temastan yoksun olduuna iaet ederler. Rasyonalizme kai kanla- rasyonel bilginin uygulama ve eylem iin tad nemi tanrlar, ancak onun nesnelerle kurulan dorudan ve aracsz temas yoluyla kazanlan bilginin temel zellii olup intersbjektif szcklerle dile getirilemez olan tamla sahip olmadn dile getirkler. Onlar dile getirilemez, szcklere dklemez olan bu bilgiye en azndan rasyonel bgi kadai- nem ve 56

deer verilmesi gerektiini ne srerler. Yakn zamanlarda rasyonalizmin en byk kartlarndan bi, (analiz adn verdii) rasyonel bUginin kaisna, szcklerle dile getilemez olan, ancak bize yalnzca onun emasn deil de, gerekliin kendisini snrlama olmakszn bilme olana veren sezgiyi getncn Fransz filozofu Bergson olmutur. Rasyonalizmin karanna inasyonalistler ad verilir. liTasyonalizmin temsilcileri dnce tarihinin olduka erken alarndan balaya-ak ortaya ka-lai". Hereyden nce, her trden mistik bu kategori iinde yer alr. Mistiklerle, mistik vecd ad verUen zel ve ahhnaddv deney trlerine sahip olan insanlan kaslediyomz. Bu deneylerde, mistikler, ou zaman Tammn vaoluuyla ilgi olarak, (aklyrne ve dikkatli, titiz gzlemler araclyla sz konusu olmayan) znel kesinlie ulaklai'i vahiy ve bakaca dinsel tecrabeleri yaarlar. T^r'nn varoluunu, onunla yzyze geyormuasna, dorud<m ve aracsz b h biimde tecrbe ederler, ondiu talimatlar, tler ve buyrukla- alrlar-. Bu trden deneyleri yaaya insanlar- vecd hallerinde kazandklar bilginin kesinliine ilikin inanladan birtakrm nedenler gstermek suretiyle vazgeirilemezler; onla- rasyonahstlerin onlarn inanlar hakkrndaki yagrlaryla daha bile az sm'silirlai-. Bu insanlarn bilgilerinin kesinlii ok byktr ve onla-n bu bilgi sayesinde kazandkla yeni ufukku", dnyaya ilikin yeni gr, yaamn taml ve btnl, onlai' iin kendilerinden vazgeilmeyecek kadar deerhdir. Onlai", tezlerini yeterince hakl klmadkhu- iin, bu tezlerini ne srmekten kendilerini alkoymak durumunda oldrkla- hususunda ikna edilemezler. u halde rasyonalistin mistii ikna etmeye ve onu apostolik misyonunu yerine gethmeklen alkoymaya almas bouna b h abadu-. Bununla birlikte, rasyonalistin sesi gl ve salam b h tepkidir; o aalamda hasta imgeleminin rnlerini dUe getiren bh deli ve bakalarnr bencilce ve deersiz amalar iin kendi grlerine dndrmek isteyen bir sahtekr- kadar, ald valiyi topluma ilan eden bir azizin de bulanabilcei deneenemez gler ta-afmdan ele geirilme tehlikelerine kai-, toplumun kendini koruma ve savunma eylemidir. Kiinin, kendisini "ha-

57

kikaf'in sesini kamnak korkusuyla, ou zaman salkl ve yaai olmaktan ok zaal olabilen her trden denetlemenez besinlerle beslenmeye brakmaktansa, akln salam ancak ll besinlerine dayanmas ok daha iyidir.

58

Bilginin (Snrlar Problemi

Aknlm

ki

Anlam

Bu blmn balmda dile getirilen problem bilen znenin bilme eyleminde, kendisinin tesine geip geemeyecei, kendi smnlanm ap aamayaca problemidir-. ngilizce "tesine geme, ama" ifadesinin Latincedeki karl transcendere szc olduundan, burada ana hatlarn izdiimiz probleme aknhk problemi, bilen znenin smu-larmn tesinde kalan nesnelere de transsendental nesneler ad verilir. Bilen znenin bihne eyleminde kendi snu-la-mn tesine geip geemeyeceini sorduumuz zaman, bilen zneyle ilikisi asndan transsendental olan gerekliin bilgisinin olanakl olup ohnadn soruyoruz demektir. Ancak belli bir zneyle iUkisi asndan ttanssendental olan gereklikle anlatlmak istenen nedir? Bu terimin en azndan iki farkl yorumu vardr ve bundan dolay bilginin snrlar problemi iin de en azndan iki farkl yorum sz konusudur. Birinci yorumda, transsendental, bir baka deyile bilen zneye dsal olan nesneyle, znenin kendi zihinsel deneyi olmayan tm nesneler kastedihnektedir. Bilen znenin kendi smularnm tesine geip geemeyeceini, b- baka deyile, bilen znenin bilme eyleminde kendisine -anssendental olan bir gereklie ulap ulaamayacan sorduumuz zaman, bu birinci yorumda bilen znenin kendi zihinsel deneyi olmayan bir eyi bilmeye yetili, muktedir olup olmadm soruyoruz. Bu, bilginin smu-lan probleminin birinci yoramudur. Bir nesneye ilikin kendi zihinsel deneylernize (Latincedeki in ve ffMreeo=ierde kahyorum'dan yola kldnda) znenin ikin rnleri ad verilk. Bundan dolay, bilen znenin bihsel bir eylemde kendi ikin k-esinin tesine geip geemeyeceiyle ilgili olan problemimizin bu birinci versiyonuna, bilginin ikin snrlar problemi ad 59

verilir. Bu soruyu olumlu bir biimde yantlayan ve bunun sonucu olarak znenin bilisel eylemlerinde kendi ikin kresinin tesine gemeye yetili olduunu kabul eden bhine ikin epistemolojik realist ad verilh. znenin kendi ikin kresinin tesine gemeye yetili olmadn kabul eden bhine ise ikin epistemolojik idealist ad verilh. Bilginin snnlar problemmin ikinci yorumu "akn nesne" deyimine verilen ikinci anlamla balantldr. Bu ikinci anlam iinde akn nesnelerle, dncenin gerekten varolmayan nesnelerine karh olarak gerekten varolan nesneleri aatmak istiyoruz. Felsefe yapmayan sokaktaki adam iin, salt dncenin yapm ya da konstrksiyonlan ohnayp, gerekten varolan ve dolaysyla szcn ikmci anlam iinde akn olan nesneler arasna, rnein zerinde var olan ve olup biten hereyle bhiikte yeryz, tm yldzlar ve kendi zinsel deneyleriyle bhiikte zneler dahil edilmek durumundadr. Yine felsefe yapmayan sokaktaki adam, dncenin gerekten varolmayan nesneleri arasna, rnein, mitolojik varlklar, yasmm kei yarsnn insan olduuna inanlan yaratklar, su perilerini, ozanlar taafndan imgelenen olayla, v..b..yi dahil eder. Bununla bhiikte, filozoflar gerekten varolanla yalnzca dncenin bir konstrksiyonu olan a-asmda fakl snr izgileri izmeye eilimlidhler; onlar, gndelik yaamda en doru gereklikler olduklar dnlen fiziksel ve zihinsel dnyala, dncenin bir tr konstrksiyonlan olarak grrler. Onlar iin doru gereklik, akn varlklar dnyas, kendilerine ikin olarak hibh ey bilmediimiz ve hibir ey syleyemediimiz baz bilinemez "kendinde eyler"den oluur. Bilginin snrlan probleminin ikinci yorumu, "akn nesne" teriminin imdi grdmz ikinci anlamyla balantldr. Buradaki problem gerekten varolan nesnelerin bilginin kendilerine nfuz edebilecei nesneler olup olmadklar ya da bilginin yalnzca dncenin gerekte varolmayan konstrksiyonlanyla ilgili olup olamayaca problemidir. Gerekten varolan nesnelerin bilginin kendilerine nfuz edemeyecei ya da ulaamayaca nesneler olduklann ve bUginin 60

yalnzca dncenin konstksiyonlanyla ilgili olduunu savlayan felsefi eilime transsendental (*) epistemolojik idealizm ad verilir. Buna kan, bilginin insan zihninden bamsz bir gereklie varabileceini ne sren felsefi eilime ise, transsendental epistemolojik realizm ad verilir. Bilginin snrlan probleminin iki ayn yorumunu ana hatlaryla gsterdiimize ve epistemolojik reahzm ve ideahzm adh eihmleri bu yonmlaa baladmza gre, imdi sz konusu felsefi eilimleri ayrntl olaak analiz etmeye geeceiz.

kin Epistemolojik

dealizm

Onsekizinci yzyl ngiliz filozofu George Berkeley ikin idealizmin klasik temsilcisi olarak grlr. Genellikle duyumsal alg srecinde bizn zihind nesnelerle, yani ikin olmayan nesnelerle tantmz dnlr. Berkeley ite bu gr eletisel b h biande analiz eder. zerine yaz yazmakta olduum bir kat yaprana baktm zaman, grme duyumuyla ne alglarm? diye sorar Berkeley. Kimi yerlerinde mavi izgilerle kapl olan, dikdrtgen eklindeki bir yzeyi alglarm. Algmn nesnesi, en azndan algmn dorudan ve aracsz nesnesi, yani gerekte grdm eyin oluturduu temel zerinde varolduunu varsaydmz nesne deil de, gerekten gmlekte olduum nesne, bu yzey ve yalnzca bu yzeydir. Ancak algmn tek nesnesi olan bu beyaz yzey nedir? O algsal donanmmzdan bamsz olan nesnel b' ey midir? Sz konusu beyaz yzey algsal donanmmzdan bamsz olan nesnel (objektif) bir ey olsayd eer, o algsal donanmmndaki deimelerin sonucu ola^ak deimeyecekti. Oysa ayn beyaz yzey, pamaklanmla gzlerimden bine hafif bir bask yaptm zaman, iki tane olacaktr. O, kendisine bakmaktan geri durur ve krmz klarla aydnlathm bu- odaya girer ve daha sonra ona beyaz kta bakmak iin geri
(*) ["Akn" (transsendent) ve "transsendental" terimleriyle birbirleriyle kantnlmamaldr. Felsefeye Kant tarafndan sorulan ikinci terime ilikin olarak daha sonra bir aklama getiilecekti-. (Bkz. Transsendental idealizmin temsilcisi olarak Kant alt-blm)]

61

dnersem, beyazdan yeile dnecektir, ncelenen yzey ona, yakndan bakm zaman farkl, buna kan ona uzaktan baktm zaman, daha farkh hale gelir. Ayn beyaz yzey, ben b h miyopsam, ona gzlkler araclyla baktun zaman baka, buna karm ona plak gzle baktm zaman baka grnr. Btn bunlar, Berkeley'e gre, sz konusu kat yaprana baktm zaman grdm bu beyaz yzeyin benim znel izlenimimden baka hibir ey ohnadm kantlar. Gzlerimle gerekte baka hibh eyi deil de, bu yzeyi algladm ih, duyumsal algmn tek nesnesi kendi izlenhnim belli bir deney, belli bir ikin rndr. Berkeley'in ikin ideazmi, bununla birlikte, son smmna dek gtrlm deildh. Onun ideahst tezi algda bize baka hibir eyin deil de, zihinsel deneylerin verilebileceini savlayan b h tez olarak, her tr bilgiyi kapsamaz; o, duyusal algyla snu-lanmtu:. Duyumsal alglardan ayr olarak Berkeley bilen znenin deneylerinin tesine gidebilen baka bili trleri de kabul eder. znelerin kendi deneylerinin, teCTbelerinin tesine geen bilghin bir rnei Berkeley'e gre kendi ruhumuza ve bakalarnn ruhlarna ilikin bilgidir, ki Berkeley bu bilgiyi bilen znenin zihinsel deneyleriyle zdeletirmez. B h baka onsekizinci yzyl ngiz filozofu David Hume b h adun daha ileri gider ve ikin epistemolojik ideazmin, Berkeley'in salt duyu-algsyla snrlad tezini, kendisi arachyla onun bene ihkm bilgiye olduu kadar, mha ya da bene ilikin bilinhhe ulatmz dnd isel algy da kapsayacak biimde genileth. Tpk Berkeley'in duyularunz araclyla gerekte neyin alglandm sormas gibi, Hume da isel deneyde bize kendi zihinsel hallerimizden daha fazlasnn verihnedii yann verdi; bu deneyde bize bu zihin hallerinden farkl olan bir ben verihnez. "Ben" ya da "ruh" szckleri bize isel deneyde verilen bir eyi gsteremez. Bu zihin haller akndan farkl b h ey, bu hallerin dayana ya da zneleri olduu varsaylan b h ey olarak ruh herhangi bir deneyde verihnez. Hume u halde, isel deneyde bizhn kendi zinsel hallerimiz dnda hibh ey bihnediimizi, kendi ikin krenzin tesine geemediimizi savlar.

62

Alg ve

Nesnesi

kin idealizmin temel dayana, onun bilen zneyle bilginin nesnesi arasmdaki ilikiye ilikin grdr. mein, alglarken bile zneyle algmm nesnesi aasmdaki iliki, Berkeley'e gre, bu nesnenin kendisinin bi- "bilin ierii" haline gelmesi, yani onun basit bbiimde zihinsel bir deney olmas olgusundan oluur. Bu analizi daha ileriye gtrr ve deney eylemiyle deneyin ieriini birbirmden ayursak alglanan nesnenin Berkeley ve dier ikin idealistlere gre deneyin ierii haline geldiini syleyebilmz. Epistemolojik realizmin Berkeley'in ve Hume'un idealizmine ynelik saldmlar, onlann zneyle algnn nesnesi aasmdaki iliki hakkndaki gilerine ilikin eletiriyle balar. Algnn ve genel olai'ak da bilginin nesnesinin bilen zneyle olan ilikisi, realistlere gre, bu nesnenin, o zne tarafndan kavrand zaman, znenin bparas halme gehnesi ve znenin deneyi olup kmas (ya da en sonunda bu deneyin ierii haline gehnesi) olgusundan olumaz. liki bundan olduka faikl olan b- ilikidir. Bilgi eyleminde zne, kendisini kendi ierii ohnayan bir eye ynelterek, kendisinin tesine geer. Ve bylehkle, mein bu kat yapran algladm zaman, zihnimde yalnzca, bana dom ynelmi olan bir yze deil, ancak ayn zamanda (kendisini n yz grdm anlamda g-medira) dier yze de sahip olan olan bir ey vai-du-; onu algladm zaman ayn anda belli bi- arh, beUi bir kimyasal bileimi, v.b.g., olan bir eyi alglarm. Btn bunlar benim bilin ieriim haline gelmez; bihn ieriim yalnzca, benhnle yzyze gelen ve kendisine bu ierik sayesinde zihnimin, sanki b n tfekle nian alyormuasna, bilincimin tesinde okm bir eye doru yneldii, alg eylemim iin bk noktas ohna ilevi gren beyaz yzeyden oluur. Bilen zneyle bilginin nesnesi aasmdaki, bizim mecaz olarak anlatmaya almz, bu ilikiye ynelimsel iliki ad verilir. Bu iliki sz konusu olduunda, byle bir ihki iinde olmak duyumsal bir ieriin (mein, bir kat paasna ilikin algda bu beyaz eklin) bilinte ortaya kmas iin yeterh deildir. Bilen zne bir 63

yandan da, kendilerinde belli kavramlarn bir rol oynad, edilgin ve alc bir karaktere sahip olmayan, ancak etkin ve kendiliinden bir karakteri olan bir dizi ilemi gerekletinnek zorundadr. te bu eylemlerden, bir baka deyile bilen zneyle bilginin nesnesinin katlamasmdan dolay, bizim "nesnelletirme" adm verdiimiz ey szkonusu olur. imdi bir nesneyi alglamak bu nesneyi bincin ierii haline getirmekle ayn ey olmadna bir baka deyile bir nesneyi alglamak onu znenin bilincine zorla sokmak anlamna gelmediine gre, Berkeley'in temel argman, onun yalnzca bihn ieriklerinin, yani zihinsel deneylerin (tecrbelerin) algnn nesneleri olabileceini gstermek iin kulland a-gman der. Alg srechin analizi, bu srece katlan ve alg eyleminde algmm znesinin, onun ynelhninin kendisine doru aktald nesneyle kartlamasna yol aan btn bu dnce ilemlerine ilikin betimleme, pscolojiyle bilgi kuram arasndaki snu- blgenin en nemli problemlerinden bhidh. Bu probleme zaman zaman algnn nesnesinin kurulu ya da konstitsyonu problemi ad verilh. Bilen znenin alg eyleminde, yalnzca alglanan nesneyi kendisine dahil enek suretiyle edilgin bir biimde eylemeyip, tam tersine onun algda etkin b h biimde davrand olgusuna dikkat ekmek, bir baka deyile alglanan nesnenin zihin taafndan kurulduunu ya da konstite edildiini sylemek, algnn nesnesinin bu aklamada, bilen zneden bamsz olan gerek bir ey olmayp, yalnzca dncenin bir yapm ya da konsliksiyonu mu olduu sorusunu sormaktr. Bilgi kuram "anssendental idealizm" ad verilen bu problemle de ilgilenir. Dikkathnizi bu problem zermde younlatumamn, imdi tam zamandr.

Transsendental

Epistemolojik

dealizm

B h kimse dnd zaman, bir eyi dnr; o alglad zaman, bir eyi algla; o imgelemini faaliyete geirdii zaman, bir eyi imgeler. te b h kimsenin dnd, alglad, imgeledii bu eye dncenin, algnn, imgelemin ynelimsel nesnesi ad verilh. 64

Dncemizin, imgelemimizin, v.b.g., tm nesnelerini gerekten varolan eyler olarak dnmeyiz. Onlardan bazdanna (mein yasmn kei yansmm insan olduuna inanlan mitolojik yaratklara) gerek varolu yklenmez ve onlann fksiyonlar olduklan dnlr; dncemizin, imgelemimizin nesnelerinden yalnzca bazlan gerekten vai'olan eyler olarak grlr. Fiksiyonu gereklikten ayrdmz zaman, belli ltler uygulanz. Bu ltlerin en nemlisi deney ltdr; bir eyin b n fksiyon mu yoksa gerekten var olan bir ey mi olduu konusunda bir karara varmak durumunda olduumuz zaman, ounlukla deneye bavurumz. Bilgi kuram fiksiyonu gereklikten aynrken kullandmz ltlerini gerekten varolan nesneler olarak, yalmzca bylesi nesnelerin gerek diye tannmasna gtrp gtrmediini aratm. Belki bu ltleri yerine getiren nesneler bile, zihinden bamsz olarak varolan gereklikler olmayp, yalnzca dncenin yapmlar ya da konsTiksiyonlandrlar. Bu kuku, bir insann yalmzca kendisine sunabildii, genelde kendisini bir ekilde dnebildii eyi gerek diye grebildiini dndmz zaman otaya kabilh. Ancak eyleri kendimize sunma kapasitemiz imgelemin ve dnmenin insan doasna aynimaz bir biimde balanm belli biimleriyle snrlanmtr. Bylelikle, rnein nesneleri renkU diye alglamamz ve imgelememiz olgusunu duyulanmzm dzenleni biimlerine borluyuz. Gzlerimiz imdi olduklanndan farkl bir biimde kumlmu olsayddar, dnya renkli deil de baka bir ey olarak grlm olabilirdi. Ayn ey, bazlarma gre, ekiller iin de geerlidir. Bilisel kapasitelerimiz farkl bir biimde dzenlenmi olsaydlar, dnyay meknsal ekiller iinde deil de, yle ya da farkh b h biimde alglam olacaktk, der onlar. Bununla birlikte, yalmzca duyulanmz deil, ancak zihinlerimiz de nesneleri kendilerine sunma kapasiteleri bakmndan olduka snrlanmlardu:. Zihinlerimiz kendi dzenlenilerinin onlara izin verdii trden kavramlarla i grrler. Onla- farkl bir biimde kuruhnu olsaydla-, farkl kavramlarla i grecek ve dolaysyla dnyaya ihkin kavramsal mode farkl b n

65

biimde oluturau olacaklard. imdi zihinlerimiz iin olanakl olan onlan bilisel kapasitelerinin dzenleni biimiyle smurlanm olduuna ve zihinlerimiz kendilerine her eyi deil de yalnzca, gerekliin tmel olarak ne olduuna bakmakszn, kendi dzenleni biimlerinin kendilere izin verdii eyleri sunabildiklerine ve dolaysyla, zinlerniz bu snrlarn tesine geemeyeceklerine gre, bizim en azndan, zinlernizm dzenleni biimhin, bize kendhnize zihinden bamsz b h gereklii sunma izni vennemesi ve zihinlerimizin srekli olarak kendi yapm ya da konstrksiyonlanyla megul ohnas olana kabul etmemiz gerekh. Byle b h ey sz konusu olduu takdirde, zin tarafndan tasarmlanan nesneler, zihin tarafndan deney ltne, yani bize Aksiyonu gereklikten ayuma olana veren lte gre gerek diye kabul edilen nesneler bile, zihin kendi ya da konstrksiyonu ohnayan hibir eyi kavrayamayaca iin, onun kendi yaprm ya da konstrksiyonlan olmu olacaktu-. Felsefe tarihinde yalnzca bunu bir olanak olaak grmekle kalmayp, ayn zamanda bunun gerekten de sz konusu olduunu kamayan argmanlar bulmu olduklann dnen baz filozoflar olmutur. Bu filozoflara gre, en dakik ve salam lt olan deney ltn uyguladmuz zaman be, gerek diye tandumz dnya zihinlerimizden bamsz doru bir gereklik olmayp, yalnzca bu zihinlerin bir konshksiyonudur. Zinlerniz kendilerinden baunsz olarak varolan bir dnyay, yani "kendinde eyler" dnyasn bUmeye yetili ohnayp, srekli olaak kendi yapun ya da konstrksiyonlannn iinde hapsolmaya mahkimdurlar. Epistemolojik idealizmin, transsendental idealizm ad verilen trnn tezi, ite budur. Bu tr bir idealizmin yandatan, yleyse, deneyin (ya da uygulamada, fiksiyonu gerekhkten ayrmak iin kullandmz herhangi b h baka ltn) bizi zihinlerimizden bamsz olaak vaolan bu nesneleri, yani ynelhnsel olmayan nesneleri gerek diye tanmaya gtrdn kabul enezler. deahstler, hereye karm, deney temeli zerinde ne srlen yarglann yanh olduunu dnmediler. Apak b h olgu olarak, idealiser klasik doruluk tanunma yapmadlar; onlai" bilginin doruluunu seilmi ltlerle

66

uyumaya eitlediler. Seilmi bir lt olarak da idealist filozoflarisel uyum ve tmel uyuma llyle birlikte, deneyin saladrr veri ve kanrtlarr dndler. Bylelikle, onlar- deneye dayanan her tr bilginin yanh olduunu dnmedikleri gibi, deneye dayanan bilgi tarafrndan sunulan dnyayr da btnyle fiksiyonlardan ve yanrlsamalardan meydana gelen b h dnya olarak gr-meder. Tam tersine, onlar temel aynmlarm, deney tarafrndan desteklenen ve deney tarafndan reddedilen arasrnda yaplar-. Onlar-, yalnrzca deney tarafrndan reddedilebilh olana fiksiyon ve yanrisama adrnr verirler. Doruluk lt olarak deney tarafrndan desteklenen bu varlrklara/enomenler ad verilh. Onlar fenomenlerin empirik gereklie sahip olduklann sylemenin, orann deney, isel uyum ve tmel uyuma ltleri tarafndan desteklendiklerini ve dolaysyla bu fenomenlerin tmel olarak herkes tarafndan kabul edihni ynelimsel nesneler dnyasnn yesi olduklann sylemeye edeer olduunu savlalar; onlar- bu fenomenlerin zihinlerimizden bamsz b h varolua sahip olmalarn, bir baka deyile salt dnlen nesnelerden, yani ynelhnsel nesnelerden daha fazla b h ey olmala-m kabul etmezler.

Transsendental

dealizmin

Temsilci Olarak

Kant

Bhaz nce tattunz idealizm trnn temsilcisi Kant't. Kant transsendental idealizme iki ekilde, iki farkl yoldan giderek var. Bunlardan birincisinin ana hatlar u ekilde gsterilebUh: Kant bizim deneye hi bavumakszm, a priori bir biimde, (analitik ya-glar olmadkla-, ancak yalnzca sentetik ya-gla- olduMa- iin) ilke olarak deney taafndan rtlebilen, ancak daha soma deney tarafndan hibir zaman rtlmeyecekleri konusunda nceden emin olduumuz belirh savlara ulatmz ne srer. Byle savlar arasnda, Kant'a gre, rnein bir genin iki kenarnn toplamnn nc kenadan daha byk ohnak zorunda olduu yags trnden geometik ne-meler vardu-. Bunun ih b h geni gz nne getirmek ve onun kenarlarndan ikisinin genin tabannn ularndan vtm ve tabann zerine dtn imgelemek yeterhdh. Onlarn 67

btn b- taban kaplayacaklar ve bir paralaryla st ste gelecekleri ve dolaysyla, onlann toplamlarnn nc kenadan daha byk olaca hemen ak hale gelu". Bir genin iki kenarnn nc kenardan daha byk olduunu ne srmek iin kiinin deneye bavurmas gerekmez, bunun iin saf sezgi yeterhd-. Kendilerine deneye bavurmakszn ulaunz bu savla-, bununla bulikte, deney tarafndan hibir zaman rtlemezler. Bize deneyde gsterilen dnyay yneten genel yasalan, deneyi beklemeksizin ve dolaysyla a priori hk biimde kesin olarak bildiinzi nasd aklayabileceiz? Kant bu soruyu u ekilde formle eder: Sentetik a priori yarglar nasl olanakldr? Kant'n epistemoloji konusundaki temel denemesini oluturan Saf Akln Eletirisi adh eserinde sorduu esas soru ite budur. Bu problemem b k zm getirmeyi amalayan aratrmalara Kant tarafndan transsendental aratrmalar ad verilir. Kant'n kendisi, bu problemin zmn beUi b k trden idealizmde bulur. Bundan dolay bu idealizm trne ttanssendental idealizm ad verilir. Kant'm probleme getirdii zmn ana hatlan u ekilde gsterilebilk: Deneyin bize, ak seik olaak salt dncemizin konsttksiyonlann deil de, msan zihninden baunsz bir gereklii gstermesi durumunda, zihinlerimizin kendilerine a priori olarak ulat sentetik yarga-la deney arasndaki uyum gerekten de anlalmaz olacak ve bu uyum olaanst byk bir rastlantya karlk gelecekti. Bize deney tarafmdan sunulan varlklarn ayn zamanda dncenin yapunla, konst-ksiyonla olduklarn kabul edersek, Kant'a gre, byle b k ey sz konusu olamaz. Bu durumda zihinlerimizin, kendilerine gre onun kendisinin alg eylemindeki nesneleri, dolaysyla bize deneyde verilen nesneleri kurduu genel ilkelerin bilgisine, deneyi beklemeksizin, a priori olarak ulaabilmeleri anlalr hale gelecektk. Sentetik a priori yagda- problemini zmek iin, Kant'a gre, bize deneyde verilen nesnelerin zihinden bamsz gereklikler olmayp (yani onla- kendinden eyler, Dinge an sicil deildirler), yalnzca zihinlerimizin yapmlar ya da konstrksiyonlan olduklarn kabul etmenz gerekk.

68

Ancak Kant bu idealist tezini bir baka yoldan daha giderek hakh klmaya ahu-. O zihinlerimizin, alg eyleminde, kendileriyle alglanan nesneler aasmdaki kartla nasd ya da hangi biunde ulauklarm analiz eder; bir baka deyile, o algmm nesnesinin kuruluu ya da konstitsyonu problemini zmler. Bu anahz, meknsal formlann ve kavramlan (kategorilerin) algnn nesnelerinin kuruluu ya da konslitsyonunda ie kaitklan gstern. Dier yandan Kant bu foiTnlam ve kavramlann znel (sbjektif) karakterini gzler nne serdii iin, bunun doal bir sonucu olarak, algmm nesnelerinin kurulu ya da konstite edili eklinin bizzat kendisi, Kant'a gre, alglanan nesnelerin gerekten varohnayp onlan yalnzca zihinlerimizin konsksiyonu olduklarn gsteren bir kant olma ilevi gtrr. Kant'n bu konuyla ilgili agmanlan olduka g ve kanak olup, tam anlamyla anlalu: olacak ekilde dakik ve eksiksiz bir biunde ortaya konamazlar.

Realizfn
Transsendental idealizme kar, realizm bize deneyde verilen nesnelerin gerek b- vaolua sahip olduklam o-taya koyan tezi ne srer. dealizmle olan tamasnda realist, idealizmin a-gmanlarna saldmr. Eletirinin ok sk olarak kendilerine yneldii hedefler ideahzmin algnn nesnelerinin kuuluu ya da konstitsyonuyla ilgili savlayd. Realistler bu konstitsyonu idealist sonula-a grlmeyecek bir biimde aklamaya koyuldular. Bununla birlikte, realistler bilgi kuramnn deney ltnn geerlilii hakknda bir yarg verme iddiasn ou zaman temelsiz bir nkabul olarak grp reddettiler. Onlaidealistlerin kendi aklyrnelerinde kullandklar ltlerin, idealistlerin kendisini eletirdikleri deney ltnden daha gveniluohnadm savladar. Birok realiste gre, deney gereklie ve bize deneyde, zneden bamsz olarak verilen b h dnyann vaoluuna duyduumuz inanc, epistemolojik hibir eletirinin onun altn kazyama^aca ya da onu glendiemeyecei lde, gl bk biimde hakh ka-.

69

Daha be keskin b h eletiri yalnzca anssendental idealizmin yanl olduunu ne srmekle kahnaz, ancak buna ek olarak idealizmin gndeme getirdii problemin anlamdan yoksun olduunu savlar'. Bu problemde u ter'imlere rastianu': "Zinlerhnizden bamsz olarak varolan gereklik" , "yalnrzca dnlmeyen ancak aynr zamanda zihinlerimizden bamsrz olarak var' olan nesne". Bmada gsterilmek istenen husus bu terimlerin maalesef yeterince ark seik ve anlarir bir hale getirilmedikleri hususdm'. Bazlar bu terhnlerin her ne olmsa olsun hibh anlama sahip ohnadklarn bile ne srer. imdi ele alacamz pozhivist okul dnrleri tarafndan ideahzme ve hatta idealizm tarafndan ortaya konan probleme gethilen ithaz budur.

Pozitivizm
Pozitivizm ayn zamanda bilginin snu-lar problemiyle de ilgilenh ve sz konusu probleme, idealizmle realizm arasmdaki tmtrmada karrlatiunrz anlamdan farkh b h anlam ykler. Pozitivizm empirizmin gereklii yalnzca deney temeh zerinde bilebilecehnizi ne sren temel tezini kabul eder. Bununla birhkte, pozitivizm bundan daha teye gider ve bu tezi bir baka savla destekler: BUginin nesnesi, yalnzca deneyde verilen ya da verilebilen b h nesne olabUir. Bu savr ne sren pozitiviser yalnrzca bilginin kaynaklarr deil, ancak aynr zamanda bilginin smu-larr hakknda da belli b h gr savunurlar'. Pozitivist tez, kendi bana ele alndnda emphist tezden kmaz. Gerekliin bilgisinin deneye dayanmak zorunda olduu olgusundan, bilginin deneyde verilmeyen b h eye ilikin olamayaca sonucu karsanamaz. Deneyden balayp aklyrne yoluyla daha yksee cabileceimiz, ve deneyde verilmeyen ve verilemeyecek olan bir eyin bilgisine ulaabilecehnizi aldmzda, bunun tam tersinin sz konusu olduunu kabul edebilhiz. Bu olashk, deneye dayanmamakla bhiikte, herhangi b h kimse tarafndan alglanmayan ve alglanamayacak olan elektfomanyetik dalgalai', elekti'onlar, protonlar, vb., hakknda bhtakm bilgilere ulaan fiziksel kuramlar' tarafndan dorulanu' grnr. hndi pozitivizm, bu fiziksel

70

kuranlam geerliliini yadsmakszm, bu kuramlada ortaya kan, ve dorudan ve aacsz alg taafmdan kendisine nfuz edilemeyen bir eye referansta bulunan bu savlarn yalmzca, deneyi aan bi- eye referansta bulunur grndn ne srerler. Pozitivistlere gre, fiziksel savlar yalnzca ksaltm iletin ai"alar olup, tam anlamyla aklandktan ve yorumlandklan zaman, dorudan ve aacsz alg tai'afndan kendilerine nfuz edilebilecek eylere referansta bulunan nermelere dnrler. Bylelikle, rnein elektrik akmnn bir doru boyunca akt nermesinin uygun ve gerek anlam bundtm fai-kldr. Bu nerme, pozitivistlere gre, yalnzca telin uygun koullai"daki durumundan dolay bcIMi zgl ve alglanabilir fenomenlerin ortaya ktn ve bylelikle, rnein telin ulannm b" ampemetreye balanmala durumunda, ampenneti'enin ibresinin konumunu deitireceini, telin ulannm bir elekoliz zeltisine batmlmalan durumunda, elekolizle ilgili fenomenlerin ortaya kacan, suyun ssn lmemiz durumunda, snn ykseldiini greceimizi savlar. Ksacas, teldeki akun akyla ilgili ncnne, pozitivistlere gre, yalnzca akmn telden akp akmad sorusunu yanaken ltler olma ilevi gren btn bu alglanabilir fenomenlerin (uygun koullarda) ortaya kma olashn ne srer. Bilginin snrlan hakkndaki tezlerini ne si'erken, pozitiviser insan zihninin duyusal olann stnde ve tesindeki bir dnyaya ilikin btn bilgi savlannm kai'snda yer aluiai'. Metafizik genellikle duyusal olann stnde ve tesindeki bir dnyann bilimi ola^ak anlaldndan, pozitivistler elet-ilerini hereyden nce bu ekilde anlalan metafizie yneltmilerdir. Pozitivistlere gre, gereklik hakknda bilebileceimiz herey, tikel doa bilimleri taafmdan tketilh. Salt bu bilimler tarafndan salanan bilgi dnda, dnya hakknda baka hibir bilgi yoktur. Pozitivistlere gre, felsefeye den, bu bilimlerin stne kmak ve gereklie ilikin ola-ak, doal bilimlerin bize salad bilgilerden dala derin bir bilgi a-amak deil, ancak yalnzca bu bilimlerin ulatklar sonularn sentezlerini yapmak ve bu sonular .sistemletirmektir. Bunun tesinde, felsefe bilimsel bilgi zerinde dnebil- ve dnmelidir de; o, bylelikle bilim kuram haline gelecektir. 71

Pozitivist dncenin temelleri, kendisinden daha nce sz ettiimiz onsekizinci yzyl ngihz filozofu D. Hume'da bulunabilir; bu temeller, daha sonra sistematik olarak ondokuzuncu yzyd Fransz dnr Auguste Comte tarafndan gelithihnith. Felsefe tarihmde pozitivizm eidi bihnler antu" dealist, realist ve ntt pozitivizm. Pozitivizm her zaman, algnn nesnesinin ne olduu konusunda sahip olunan ge bah olmutur. Baz pozitivistler, rnein Hume, dsal algnn nesnelerinin yalnzca izlenimlerimizin, isel algmm ierikleri ya da te yandan kendi zihin hallerimiz olduklann dnd. Temel pozitivist teze gre, bilghniz alglanabilenin tesinde geemeyeceinden bilgi, bu pozitivistler iin izlenimlerimizin ve kendi zihin hallerhnizin meydana getirdii dnyann bilgisidh. Dier pozitiviser ise, algnn nesnelerinin sz konusu nesneleri alglayan zneden bamsz olduu eklindeki realist gr setUer. Yine, dier baz pozitiviser de bizim, kendilerinden hem cisimlerin hem de bilin aknn kurulabilecei, ancak bizzat kendilerinin (yani gz nnde tutulan kompleks varlktan soyutiama iinde ele alndclan takdhde) zihinsel ya da fiziksel ohnayp nh olduklan ve bu komplekslerin alglanmamalan durumunda bile varolabilen, renkler, kokular, sesler, tatlar trnden belhli elerin oluturduu kompleksleri algadunrz savundular. Ondokuzuncu yzyln sonlanyla yhminci yzyln balarnda yaam olan Avusturyal bilhn adam E. Mach, tpk Berkeley'in yapti gibi, bize deneyde verilen cisimlerin yalnzca renklerden, seslerden, kokulardan v.b., oluan kompleksler olduunu ne srd. rnein, imde bulunduumuz u anda kendisini alglamakta olduum bu kalem nedir? O, u anda grebildiim uzun, dar, sar b h yzeye sahip olan bir eydir; o, kendisine akasmdan bakm taktirde algayabUeceim, ortasndaki siyah noktayla birlikte, tahta parasnn renginin algen yzeyidir; o, bundan baka, kaleme eii alardan bakm olsaydun grm olacam btn bu grntlerie birkte, kalemin d tabakalarnn, onun i tabakalarn grebilecehn ekilde, alnm olmalan durumunda, kendilerini bana ak seik olaak, gsterecek grntlerdh. Btn bunlardan ayn ola-

72

lak, kalemin onu g m e duyusundan' baka duyularla incelemi olmam durumunda bana kendilerini gsterecek baka ynleri, ona dokunmu olmam koulu altmda, hissedeceim souk dz yzeyi, v.b.g., vai'du-. Ancak ben neyim, yani kendi ruhum nedir? Mach bu soruya, tpk Hume'un yapt gibi, benlerimizin izlenimlerin, anlan, dncelerin, duygulam, arzularn, v.b.g., oluturduu yn ya da bohalardan daha fazla hibh ey olmad yantn verir. Benunin kendisinden meydana geldii eler arasnda kompleksleri cisimler olan eler vardr. Mach'a gre, daha nce de sylemi olduumuz gibi cisimler baka hibir ey deil, ancak renkler, sesler, kokula- v.b.g., dir. Ancak bu renkler, sesler, kokular nedh? Nesnelere baktmz zaman, bize dorudan ve aacsz olaakverilen, bizim izlenimler diye adlandrdmz bu eyler nelerdir? Renkler, kokular sesler v.b., yleyse benin ya da ruhun kendisinden meydana geldii komplekslerin bileenleri olarak dnlmeleri durumunda kendilerine izlenimler ad verilen, te yandan dier element komplekslerinin, yani cisimler diye arlan komplekslerin bileenleri olaak dnlmeleri durumunda ise, kendilerine bu cisunlerin zehikleri ad verilen elerdir. Birlikte bilin akn oluturan anlardan, duyguladan, ar-zuladan olduu kadai; cisimleri meydana getiren komplekslerden de soyutlama iinde dnlen bu renkler, sesler ve kokulann kendileri ne fiziksel ne de zihinseldir. Soyutlama iinde alndklanda, onlar ayn lde fiziksel ya da zihinsel diye nitelenen ntr elerdir. Bu deyimler, yani "fiziksel" ya da "zihinsel" ifadeleri, onlar iin yalnzca u ya da bu kompleksin bileenleri olduklan takdhrde geerh olabilir. nl ada ngihz filozofu Bertrand Russell da Mach'm yukanda incelediimiz grlerine benzer grleri savunmutur.

Neopozitivizn
ada neopozitivizn Mach'm ntr pozitivizminden km, ancak gelime sreci iinde, algnn nesnesiyle ilgili ola-ak Mach'm bak asn brakm ve realist bir gr kabul etmitir. Daha 73

sonraki geliimi iinde, neopozitivizm pozitivizmin bilgiyi alglanabilir nesnelerin bilgisiyle snulayan temel tezinden de vazgemitir. O, lunl empirizmin ald biim iinde, yalnzca, kendisine gre deyimlerin, ifadelerin anlamlann aklanp aydnla kavuturalmasmdan olumayan ve dolaysyla analitik nennelerde dile getirilemeyen her trl bilginin deneye dayanmak zorunda olduu eklindeki empirist tezi korumutur. Neopozitivistler, yalnzca tm sentetik nermelerin, onlai" deney tarafndan rtlemez ya da donlanamazlasa, temelsiz olduklann dnmekle kalmazla (onla bu bakundan lml emphizmle uyumaktadrla), ancak daha bile ileri giderek, bu trden nennelerin anlamdan yoksun olduklan ne srerler. Kant'a gre, metafizik yalnzca, deneyin kontrol altnda olmayan sentetik ya-gla-dan, ve dolaysyla neopozitivistler iin her ne trden olursa olsun herhangi b h anlamdan yoksun olan sentetik yargladan olumak dmumundayd. Aalanan, ve anlamdan yoksun deyhnlerden olutuu, anlam olmayan bo ve y a a s z konuma olduu dnlen metafizie, neopozitiviser taafmdan yneltUen ykc eletiri ite byle b h anlayn sonucuydu. Metafizie k a aldklan dmanca tavrlanda, neopozitiviser eski pozitivizmin temel tezlerinden bhiyle tam bir uyuma iindeydiler. Onla- pozitivizmle gereklie ilikin her tr bilginin empirik bitimlerde, fizikte, jeolojide, astionomide, taihte v.b.g., ierUdii hususunda da uyuuyorlad. Bu temel emphik bUimlerde ierilen bilgiden ayr olaak, gerekliin, metafiziin sahip ohna iddiasnda bulunduu trden bir bilgisi hibh ekilde sz konusu deildir. Nomatif ahlkla bhiikte metafizii, felsefenin tam bir baaszha urad alan o l a a k gren neopozitivistler, bilgi kuramn felsefe iin, onun aatumalar yapabilecei tek alan o l a a k korudula; buna k a n psikolojik eler, yani bilisel sreleri konu alan a a t u m a l a ise bilgi ku-ammm dnda brakhntu-. Geriye yalnzca biUsel sonulaa ilikin aatirma ve dolaysyla, nesneleri bimsel s a v l a olan bir aatirma kalr. Neopozitiviser, bununla bhiikte, bimsel s a v l a m nermelerle ve dolaysyla, kendilerinde bu savlam dile gethildii belirh linguistik ifadelerle zdelethirler. Bundan dolay,

74

felsefe daha bile dakik ve kesin hale getirilir: Felsefe yalnzca bilim kuram olabilh. Felsefenin grevini bu ekilde beliriedikten sonra, neopozitivistler bu alan gelitinneye ve dala verunli hale getinneye gemilerdir. Onla- bir bilunsel dil kuram oluturmuladu'. Bu kuram, bununla bMikte, dilbilimcilerin zerinde altkla konula-dan ve gelitirdikleri kuramla-dan olduka farkl bir kuramdr. Pozitivistler tarafndan anlald biimiyle bihmsel bilgi kuram, ada ekli iindeki mantkla zdetir. Bylelikle, bu mank neopozitivizmin baai- kazand ve nemU katkla- yapt balca alan oldu. Ancak ada mantn geliimi ve st dzeylere tanmas neopozitivistlerin tekelinde kalm bir i deildir. Mantk, neopozitivistlerin grlerini paylamayan kimseler tarafmdan da gelitirilebilir ve daha ileri evrelere gt-lebilirdi. Nitekim, bu alandaki byk ve nemli baai-la- gerekte neopozitivistlerden gehnedi. Neopozitivist dil kuram taafmdan gelitirilip verimli hale getirilen ve kabul edilen snrla- iinde kalan alanla- dmda btn bir felsefeye kai- aldkla- olumsuz tavra ramen, neopozivistler gerekte dier felsef problemleri btn btn b n kyya almayp, bu problemlerin kl bir biunde fomle edihni olan problemler olduklanu gstemeye almlardu-. Bu problemler, sanki onla- eylerle ilgiliymiler gibi fomle edilmiler ve bu biimleri iinde, onlar, aklktan yoksun ve mulak oldukla iin, kendilerine bir zm get-menin olanaksz olduu, umutsuz problemlerdir, oysa bu problemler gerekte eylerle deil de, eyler hakknda olan szcklerle ilgilidir. Felsefe talihinde eylerin znn ne olduu, hayvanlam znn ne olduu, bitkilerin znn ne olduu v.b., soruluyordu. "z" szcyle kastedilen eyin ne olduuna ilikin tm aklamala- bununla bulikte, belnsiz, kaanhk ve nemsiz aklamala- ohnutur. imdi neopozitivistler bu problemin kt bir biimde fomle edihni bir problem olduuna iaret ederler. nsann (bitkilerin, hayvanlarn) z hakknda sorula- soran kunseler, tikel insanla-da (bitkilerde, hayvanlada) mevcul olan ve belirtildiine gre, onla-m z olan bir eye iai-et etmekle ilgileniyor deillerdi; onla- gerekte "insan" szcnn ("bitki" szcnn, "hayvan" szcnn) anlamyla ilgilenmekteydiler. 75

Burada taillan problem, yleyse, eylerle (insanlarla, bitkilerle hayvanlarla) ilgili b h problem ohnayp, bu eyleri gsteren szcklerle ilgili bir problemdh. u halde, felsefenin eylerin zyle ilgili olan geleneksel problemi, o bir kez uygun b h binde ve gerei gibi formle edilince, dil hakknda, dille ilgili olan bir problem olup rkar ve bu ekliyle, neopozitivistlerin felsefeyi kendisiyle srnrriamaya altlar dil kuram iinde yerini bulur. Geleneksel felsefenin ok deiik dier problemlerini de benzer bir biimde aklamak ve yorumlamak suretiyle, b h baka deyile eylerin kendileriyle ilgili olan problemleri, bu eylei gsteren szcklerle ilgili olan problemlerle deitirmek suretiyle, bu problemler neopozitivistlerin felsef programlanndaki yeni bihnleri iine sokulabilhler. Genel tavrlan dikkate alndnda, neopozitivistler daha nce de szn ettiimiz gibi pozitivizmin, rnein Hume tarafrndan temsil edilen, idealist versiyonunun ok uzandadrlar ve yalnzca zihinsel fenomenlerin bilginin nesneleri olabilecei tezini hibh ekilde kabul enezler. Onlar bilginin uygun ve gerek nesnelerinin fiziksel nesneler, yani cisimler olduunu &av\ayanfizikalizm adl program ilan ederler. Fizikalizm, bilhnlerin tm savlarnn fizcahst dile ve bylekle de cisimler hakknda olan savlaa indhgenmesini ister. Fizikahstik dile indirgenemeyen bu savlar, neopozitivistlere gre, bilimsel savlai" iin ortaya konan temel gerekleri yerine getiremezler. Onlar intersbjektif olarak iletilebilh ya da test edilebilh deildhler. nsanla ilgili disiplinlerdeki tm savlar gibi, psikolojinin zihinsel konulara ve fenomenlere referansta bulunan btn savlan da bilhnsel savlann karakterine sahip olmak durumundaysalar, fizvalist savlara indhgenebmedhler. Fizikalizmin postlasr u halde, neopozitivizmi materyalizmin yakrnrnda bir yerlere gethir.

76

Bilgi Kuramnn Dier Felsef Disiplinlerle likisi


Bilgi kuramnn yukarda incelenmi olan problemleri bu disiplinin klasik problemleri olarak grlr. Bilgi kuramnda ierUen problemlerin tm hi kukusuz, bu klasik problemlerden ibaret deildir. Bunlar arasnda bilgi kuramyla mantn bilhn kuram ve metodoloji ad verilen paras arasmdaki snr blgede kalan birok problem vardr. Bilim kuram bilhnsel savlardan oluan bh" sistem olarak anlalan bilhnle ve dolaysyla, daha nceden tamamlanm sonularla urau". te yandan, metodoloji ise kendisine ilemleri, bilim yapmann yntemlerini konu edmh. Bilhn kuram bilinn kendilerinden meydana geldii elerle (savlarla, bilhnsel terimlerle) ve bu elerden ina edilen yaplarla (kantlamayla, kuramla, v.b.g. ) urar. Metodoloji kantlama yntemlerine, deneye, problemlerin zmlerine, aklamaya, test etmeye, v.b.g., ilikin aratrmalar yapar. imdi bu disipnlerden her ikisinde de bilgi kuramna dahil edilebilecek problemler vardr. Bu problemler arsnda, rnein tmevanmsal(endktif) ve tmdengelhnsel(dedktif) yntemlerin geerlilii problemi, bimsel bilgide ve dier bilgi trlerinde uzlamlann (yani keyf zmlerin) rol problemi gibi, farkl bimsel yntemlerin geeriyle ilgili problemler vardu:. Problemler ou zaman, klasik epistemolojik problemlerin u ya da bu bilimin spesifik blmlerine uygulamnasmdan baka bir ey ohnayan metodoloji ve bilhn kuramn kendi alanlar iinde tartlr. Btn bu nedenlerden dolay, bir yandan bilgi kuramyla dier yandan biln kuram ve metodoloji arasnda kesin ve deimez snuizgileri yoktur. Bilgi kuramyla metafizilc arasnda da ok yakn ihkiler vardr. Metafiziksel aratrmalar byk lde u ya da bu epistemolojik bak asmdan, gerekhin doas hakkmda bhtakm sonular karsamaktan oluur. Bu iUkileri aynnt olarak, btnyle metafizie aynim olan bundan sonraki blmlerde inceleyeceiz. 77

ERHAN IIKLAR

TANRIBLM VE FELSEFE KONUMALARI


TEOLOG. - zin verirseniz belirtmek isterim ki azizim, Doktor'un ckjsnceleri yeni ve gerekten ok ilgin geldi bana. Aslnda, sizin de, bu fikirlere, tan olmaktan hep gurur duyduum o derin hogrnzle yaklamaktan ekinmeyeceinizi biliyorum... DOKTOR. - Belki de meslektanzn hogrs derin fakat engin deil, teolog. Rasyonalistlerde bu sk rastlanan bir eydir. TEOLOG. - Bu hepimizin kusurudur. Doktor. zellikle de genlikte. Fakat, genlerin bu ataklktan, aslnda her zaman yararldr; bazen nmze yeni yollar aarak ve yanllarmz kefederek, bazen ise bunu yapmadklar taktirde bile, bizi, dorularmz yeniden gzden geirip snamaya sevketmeleri sebebiyle. nsan, hele ya basn biraz almsa, gemite gezindii patikalarda yeniden dolamay yararsz bulmaya balyor, ve bana kalrsa bylece, o ilk araylarn verdii heyecan bir kez daha tatmaktan kendini yok yere mahrum brakyor. Bu yzden, ben, kendi adma, genlerin cesurca klar ve tutku dolu atlganlklarndan, biz yatakilerin artk geride brakh, bir zamanlarn o cokulu servenini, 'zihnin tanrya yolculuu'nu yeniden yaamak iin bir vesile olarak yararlanmamz neriyorum. DOKTOR. - Peki, bu kez, hahrlanak yerine tartmaya ne dersiniz.-' FLOZOF. Eletiride adlarn yerini argmanlara brakmak

kouluyla, neden olmasn.-' DOKTOR. - Kabul ediyor ve balang olarak kendi iddiam aka ortaya koyuyorum: bence, tanrnn varlna, rasyonel kantlarla ulamak bir hayalden ibarettir. Deneyimi ve akl aan bir varla, imann dolaysz gc ve tanrsal vahyi kaytsz artsz onama iradesi olmadan, nasl eriebiliriz ki.-' TEOLOG. Unutmayn Doktor, vahyin akl ykmaya deil, fakat

tamam etmeye geldii yazldr.

GNDOAN

YAYI N L A RI

r i . BLM METAFZK

Laszlo VERSENVI

SOKRATES VE NSAN SEVGS


eviren : Dr. Ahmet Cevizci
Sokrates insanlk tarihinde, felsefi anlam iinde insan ruhunu bulgulayan ilk filozoftur. Sokratesi dnce yalnzca insan deil, ancak ayn zamanda her biri bireysel insan varim felsefi

dncenin mutlak merkezi yapmtr. Bu ise gerek felsefenin balangcndan baka bir ey deildir. Sokrates tarihinin tand ilk ve en byk ahlk filozofu olduktan baka, "Ruhlarnza zen gsterin" arsyla insanlk tarihinin belli bal retmenlerinden biri ve byk bir hmanist olmutur. Sokrates insanlara iyi ve ahlkl yaamalarn tlerken, unlar sylemektedir: "Dsal kazanmlar ve hafta yaamn kendisi bile, iyi yaama gre ok daha az nemlidir, nk hasta bir ruhla mutsuz ve sefil bir yaam srmek, hi yaamamaktan ok daha iyidir.

Yaanmaya deer olan yaam deil, iyi yaamdr. nk iyi bir insana hibir eyden ve hibir kimseden ktlk gelmez." Sokrates sz konusu olduunda, bilgelik ve erdem trajik bir boyut kazanr. nk onun savunduu deerier ve ahlk anlay yznden lme mahkm evsiz barksz edilmesi, dnyamzn, yetkin bir insann dnyaya kalacak ve aa olsalar da yeryzne, byk

ounluun zararna olarak egemen olanlann ellerinde yok olacak biimde kurulmu olduunu gstermektedir.

GNDOAN

YAYINLARI

Metafizik Teriminin Kkeni v e Metafiziin Kapsam inde Yer Alan ProblemlerirDlnmesi


"Metafizik" Terimi

Felsefenin ikinci temel disiplini olan metafizik, adm btnyle raslansal olarak olumu durum ve olaylara borludur. Terim, onun kitaplann dzenleyip sn-aya koyduklar srada, Aristoteles'in rencileri tarafmdan bulunmutur. Milattan nce drdnc yzydn en nde gelen, en nemli filozoflandan bhi olan Aristoteles "felsefe" terimini zgn etimolojik anlam iinde kulland, bir baka deyile onu "bilim" terimine edeer olan bir terim olarak grd. Bundan dolay o, biz bugn nasl farkl bilimlerden sz ediyorsak, aynen o ekilde farkl felsefelerden sz etti. Bunun b- sonucu olarak da, Aristoteles eidi "felsefeler" arasndan bk felsefeyi, tm felsefelerin temeli olan felsefe olarak ayrd ve bu felsefeye ilk felsefe (prote philosophia) adn verdi. Bu ilk felsefenin grevi, hereyin, varolan her ne ise onun ilk ilkelerinin ararhnasyd. kinci bilim, yani ikinci felsefe olarak da Aristoteles, kendisine genel fizik (physika; phusis, yani doa) bah altnda bir dizi yapm ayrd doa bilimini dnd. Arsitoteles'in lmnden sonra rencileri onun kitaplarn dzenleyip sraya koyarken, Aristoteles'in bu "ilk felsefe"ye aynim kitaplarn, onun doa hakknda olan kitaplann ardna, edeyile fiziin sonrasna yerletirdiler. Bu nedenle ilk felsefe hakknda olan kitapla- "doa hakkndaki kitapla- takip eden kitaplar" {ta meta ta physika) ya da Latmcedeki adyla, ksaca metaphysika olarak adlandmld. Btnyle rasantsal olan bu kouUar iinde, ilk felsefeye aynim kitaplar betnlemek iin "metafizik" terni bulundu. "Varhn ilk ilkeleri"ne aynim olan kitaplada, Aristoteles bakaca eyler yannda, doann tesinde ya da stnde bulunan b k varlk olarak Tanr'y ele alr. lk felsefeye tahsis edilmi olan kitap 81

lann, doann tesinde olan arardkla olgusu, "metafizik" terimiyle ilgili olarak daha som-a faikh etimolojik yorumlar yaplmasmm balca nedeni haline geldi. Metafizik, duyusal olann stnde ve tesinde olan ele alan biln olarak grhne durumuna geldi. nsansal dncenin ak iinde metafizik ad verilmi olan aarmalar inceledihnizde. Tanr ve yaam-tesi gibi doast konularn metafizfsel aratmnalarm kapsam imde gerekten de ierildiini syleyebilhiz. Ancak metafiziin ele ald konular hi kukusuz bunlardan ibaret deildi.

Metafiziksel

Problemlerin

Blnmesi

Metafizikte ierilen temalann zenginlii ylesine byk ve ou zaman ylesine au-tcdn ki, metafizii, onun kapsamn tketecek tek b h tanm arachyla karakterize etmek pek kolay deildh. Metafizie ihkm geleneksel tanmlar ya ok genel ya da ok dar olup, geleneksel metafizikte ierilen konular tketmeyi baaramazlar. Metafizie ilikin olduka genel bir tanma mek olarak, onun dnyaya ilikin genel bir gr formle etmeye alan disiplin olduu ya da varlk zerine en genel disipUn olduu eklindeki metafizik tanun verilebilh. Onu, doa hakkndaki bilginin b h sentezi olarak ya da kendileri duyulara sunan fenomenlerin yanltc maskesinin ai'kasma gizlenmi insan zihninden baunsz b h gereki aa karmaya alan b k biln olarak tanrmlamak, bh" baka deyile, onun kendinde-eyler hakkndaki bilim olduunu sylemek ise, metafizii olduka dar bir kapsam iinde karakterize etmekten baka bir ey deildir. yleyse, biz burada metafizie ilikin olarak bhlikh bir tanun salama ghihninden vazgeecek ve kendimizi geleneksel olarak metafiziin kapsam ihde yer ahn problemlerin analiziyle snrlayacaz. Buna gre, metafizcsel problemleri drt gruba ayuracaz. Bu drt grup imde nce ontoloji, ikinci olarak bilgiye ilikin ararmalardan doan problemler gelh. nc olarak, doaya ihkin aratumalardan kan problemler ve drdnc olarak da dinden ve ahlktan kaynaklanan problemler vardu". te bu problem beklerinden her bhi ileriki sayfalarda ayr ayn incelenecekth.

82

Ontoloji
Ontolojinin Grevleri

"Ontoloji" terimi Yunanca on szcnden, bir baka deyile "olmak" fiiline edeer olan einai fiilinin "-en yapl orta"mdan kar. yleyse, harfi harfine konuulduunda, on "varhk"a edeerdir; nne getirilen bir artikelle birlikte on, to on, yani "var olan", ve bunun sonucu olarak da "varolan herhangi bir ey" ekhni alr. u halde, "ontoloji", etunolojik olaak konuulduunda, var olanm bilimi, savlar varolan eylerle ilgili olan bilimdir. Bu etimolojiye gre, ontolojinm, savlar var olan herey iin geerli olan en genel bilim olduu kabul edilir. Aristoteles, ilk felsefesinin, daha sonra metafizik ad verilen felsef disiplininin grevlerini ite bu ekilde belirlemitir. "Ontoloji" terimi ou zaman "metafizik" terimiyle deihnh olarak, ve bu iki szck de eanlamh terimler olarak kullanlr. Bununla birlikte, gnmzde terime ilikin olarak, zellikle fenomenolojistlerin etkisi alnda, farkh b k anlam gehtirilmitk. Femonmenolojistler eylerin zyle ilgih tm ararmalara "ontoloji" adm verirler; ontoloji, onlara gre, zlere ihkin sezgi araclyla gerekletkihnek durumundadr. Bir eyin zn, rnein genel olarak eylerin zn, cismin zn, zelliklerin zn, Uikilerin zn, v.b., aratrrken, "bir ey nedk?" sorusunu, "bir zellik nedir?" sorusunu, "bir iliki nedk?" sorusunu yantlamaya alrm. Bu trden sorulara verilecek yantlar "ey", "ciskn", "ihki" terimlerinin, yle bir yapya sahip olmak durumunda olan, tanmlarndan baka bir ey deildkler: "Bir cisim u udur." Bu tanmla- birer neri olmak durumunda olmadklar gibi, szcklerin ne ekilde kul83

lanlacaklanyla ilgili keyfi postlala- ola-ak sunulmazla-, ancak bu szcklerin dilnizde zaten beliii ve deimez bir anlama sahip olduklann varsayarlar-; bu tanunlai", terimlerirn daha nceden belhli ve deimez bir anlama sahip ohnalar-r kouluyla, doru ner-meler olma iddiasrndadu-lar-. Bu trden tanrmlara nesne tanrmlar adr ve-ilh. hndi, fenomenolojinin kuUandr terminolojiyi bir kyya brakrsak, ontolojinin grevini, belirli terimlerin, onlarrn kendisinden almdklar dilde, bu terimlere yklenen anlama ilikin kavraya dayanan, nesne tanmlarn bulmaya almak olarak betimleyebilhiz. Ontolojinin kendilerinin nesne tanmlarn salamaya al terhnler ou zaman, kendisinde felsef aiastrrmalarm yaprldrr teknc bdilden ahnmakla bhiikte, bunlar bir blmyle gnlk konuma dilinden seilirier. Ontolojinin grevleri terimler iin nesne lanrmlan salamakla tketilmez. Bazen ontoloji, bu tanrmlara ulamaksrzrn, kendilerine ilgih terhnlerin anlamrna Uikin bir kavrayr yoluyla, bh baka deyile bu anlamlarn temelini oluturan kavramlarm analizi yoluyla ularian belirli ner-meleri ne srmekle yetinir. Bu kavramlar ounlukla olduka genel olduklarr iin (mein, ey kavramr, bir zellik kavramr, b h Uiki kavramr v.b.), ontolojinin bu kavramlarm analizi yoluyla kendilerine ulaUr savlar- da olduka genel bir karaktere sahipthler. Bu savlar, genelklerinden dolay, Aistoteles'in kendi metafiziinin karakteristik savlar-r iin dile gethdii var- olan hereyle ilgili olan en genel savlar betimlemesine yaklauiar-. Ontolojiye Uikin yukarrdaki arklama ve tanrmlardan da ark olduu gibi, bu disiplin felsefede ve gnlk dilde kuUanrIan kavramsal donanrmrmrz ve ar-ala-unz arklamaya alrr. Bu hahyle o yararh bir disiphndh, ancak onun bir rol var-du-. daha ok yadrmcr ve tamamlaytcr

84

Ontoloji

Tarafndan

Analiz Edilen Kavramlara


felsefede,

rnekler
anlam

Ontolojinin zerinde en ok durduu kavramlardan bi tz kavramdr. Bu ternin birbmnden fakl bok ohnutur, ancak bu anlamladan en temel ve en nemlisi, ona Aristoteles tarafndan verilmi olan anlamdr. Sz konusu anlam tz, kendisine b h eyhi yklenebilecei, ancak kendisinin baka b h eye yklenemeyecei ey olan tanmlai". Bh baka deyile, tz kendilerine baz zelliklerin yklenebilecei, baka bir eyle beUrli b h iki iinde bulunabilen, u ya da bu durumda olabilen, ancak kendisi b h zellik, b h iliki, bir durum, v.b., olmayan eydir. Tze mek olarak, somut bheysel eylerin dnyasndaki u sandalye, u masa, u kii verilebilh. Tzlerle tam b h kartlk iinde b h eye yklenebilen zellikler ve yine tzlerle tam b h kartlk iinde ber nesneler, durumlar, v.b.g., arasnda geerh olabilen ilikiler tzn karsnda yer ahiar. Skolastikler zelliklerin, ilikilerin, durumlarn, v.b.g., kendinden-kaim, var ve kalc ohnaylanna kart olaak, tzn kendinden-kaim oluuna byk b h nem verdiler. mein, krmzdk zeUii, bu zellie sahip olan bir tz dmda, varolamaz. Bununla bhiikte, krmzln kendisinin b h yklemi olduu u ya da u tikel gl varoluu iin kendisinden baka b h temele gerek duymaz ve kendi bana varolur. Skolastikler tzn kendiden-kaim, var ve kalc oluunu, onun zsel zelUi olarak grmler ve tz res qui convenit esse in se vel per se (kendi iinde ya da kendisi iin varolan ey) olarak tanmlamlardr. Ontolojide analiz edilen nemh b h baka metafiziksel kavram da, yalnzca dnlen varla {esse in intellektu) kart olarak, gerek varlk {esse reale) kavramdr. Tatta dalar (Polonya'da Karpat dalar iinde yer alan b h da silsilesi), Niyagara elaleleri, Leipzig Sava gerekten varolur ya da gerekten varohnumr ve bunlardan her bhi "gerek varlklar" ad verilen varlklar iin b h mek oluturur. te yandan, insan bal at bihnmdeki mitolojik yaraklar, Balladyna, Zagloba'nn Burlaj'la karlamas yalnzca dncede 85

vaiolur ya da varolmutur ve bunlar "yalnzca dnlen varlkla" ad verilen varhklar iin bk rnek meydana getirir. "Yalmzca dnlen varlklar " szcn ilk ve temel anlam iinde vaolamaz1ar ve onlara varolu, yalnzca mecaz bir anlam iinde yklenebilir. Zeus'un Yunanllan dncesinde vaolduunu sylediimiz zaman. Yunanllarn Zeus hakknda dncelere sahip olduklarn (ya da Zeus'a mandklarm) anlanak istiyoruz. Ontoloji tarafndan analiz edilen kavramlara nc bk rnek olarak gerek nesneler kavramm alp, onu ideal nesneler kavramyla kar karya getffecegiz. Gerek nesneler zaman iinde varolmu, varolan ya da varolacak olan nesneler, olaylar, v.b.,dir. deal nesnelere ise zamand varlkla- ad verihr. deal nesnelerin en sk sz edilen rnekleri saylar, ideal geometrik ekiller (noktala, dorular, v.b.,) ve bunlar arasnda geerli olan ilikilerdu-. deal nesnelere ikm rnekler arasnda, somut nesnelerde gerekleen zelkler olarak deil de, nesnelerden soyutlanan zellikler olarak dnlen ve dolaysyla, kendinde gzellik, adaletin kendisi diye adlandmlan gzellik, adalet, erdem, gibi kavramlar da vardr. Filozoflar tarafndan ontolojinin kapsam iinde analiz edilen kavramlara, metafiziin dier blmlerinde nemli bk rol oynanu olan kavramlara ihkin olaak ayr rnek verdik. Bunlar farkh varolu kavramlaryla ilikih olan farkl nesne kavramlandu". Tze varolu yklediniz anlam, zelliklere, ikilere, v.b., vaolu yklediimiz anlamdan farkhdr; o gerek nesneler iin farkl, yalnzca dnlen nesneler im farklda; o yine, ideal nesnelerin varoluuna kart olarak gerek nesnelerin varoluundan sz ettniz zaman da fakldu". Btn bu farkh varolu kavramlar, ontolojinin taihi iinde filozofla" taafmdan analiz edihnitir. Farkl varolu kavramlarnn yukarda szn ettiniz farkh nesne kavramlarnn anlamlanyla ihki iindeki analizine kout olarak, filozofla- olanak ve zorunluluk kavramlarnn anahziyle de ok yakndan ilgilenmilerdir. Fakh vatlk tarzlanm (Latincede modi existendi) gsteren kavramlaa modal kavramlar- ad verihnit-. 86

Sz edilen bu kavramlar ontoloji taafmdan incelenen kav-amladan yalnzca bazdan iin bier mek olutuuia-. Ontoloji baka kavramlann analiziyle de urar. Bylelikle ontoloji, mein nedensel iliki kavramn, ama kavramn, mekn ve meknsal iliki kavramlann, zaman ve zamansal iliki kavramlann ve bu aada daha birok kavram analiz eder.

Ontolojik

Savlar

Ontolojinin genel savlan, daha nce de sylemi olduumuz gibi, kavramlaa ilikin analizlere dayanr. Ontolojik ilkelerin arasnda mein unlar vardr: B h nesnenin beUi bir zeUie, hem sahip olabilmesinin hem de sahip olamamasnn sz konusu olamayacan ne sren ontolojik elimezlik ilkesi; her nesnenin bir zelHe ya sahip olma^ ya da sahip olmamak zorunda olduunu ne sren ontolojik ncnn olanakszh iUcesi. Bu ilkeler, olduka ak ilkeler gibi grnmelerine karn, ateli tarmalaa konu olmulad\ elimezlik ilkesiyle ncnn olanakszl ilkesine ayn zamada fonnel mantkta da rastlamak olanakhdu'. Bu, dier ontolojik savlar iin de sz konusudur. Ontoloji, tam ve dakik bir kuram kendilerine dayandumak urucu bir asndan yeterince ak ve anlalr zaman, bu analizlerin olmayan sonulan, kavramlann analiziyle urar. Bu kavramlann anahzi yeterh ve doybiimde yapld tmdengelimsel bir km-am ohna zelliine sahip olan bi- savlar sistemini bu anahzlere dayandan baka bir bilim tarafndan, bir baka deyile matematiin kaakteristii olan metodolojik biime sahip olan b- bilim taafmdan teslim alnr. Bylelikle, mein, yntemi asndan matematie akaba b" bilim olan ada fonnel mantk snflar kuramn ve ilikiler kuramn ierir. Bu iki blm iinde formel mantk, salt, "beysel nesne", "zellik", "iliki" gibi kavramlann anlamlan saptayp gzler nne semeye dayandklar iin.

87

pekla ontolojinin kapsam iine de dahil edilebilecek savla- ortaya koyar. Mantk konusunda yazan baz yazarlar formel mantn bu paasma ontoloji adn ve-milerdir. Ontoloji, bu ekilde kendisinden tikel problemlerin kp gelitii bir temel olup ka-. te yandan, zel bilimlerin bizzat kendilerinden doan ve ontolojik bir nitelik sergileyen baz problemler vardr. Bu, zellikle sz konusu bilimler, kendilerinde kullanlan baz temel kavramlarn yeterince aklanp aydnlatlmamasndan kaynaklanan belirli glkler karsnda tkezledikleri zaman olur. Bu durumda, bu kavramlann akla kavuturulup, tam anlamyla aydnlatlmas ynnde bu- gereksmim doar, bilim adamla dikkaerini ontoloji alanna evirirler ve uzmanlarla filozoflar arasnda bir ibirlii balar.

iilgi zerine Dfiinnienin onncu Olan Metafiziksel karmlar


ideal Nesneler Problemi: Tmeller Kavgas

Platon'un dealan Bu blmn balgmda sz eden problem aprioriserle empiriser arasmdaki, bizim "bilginin kaynar"yla ilgi epistemolojik problemi incelerken karlatrgrmrz, tartmayla yakmdan ilikidir. Bu epistemolojc problemde, iki yntemden hangisinin, aprioristik yntemin mi, yoksa empirik yntemin mi, akri yrtme ynteminin mi, yoksa deney ynteminin mi gerekliin bUgisine gtrd sorusu zerinde durmutuk. Platon tam anlamryla au-r b h aprioristti, nk o, yalnrzca akla dayanan bilginin gerekten var- olanrn bilgisine ve dolaysryla gerekliin bilgisine gtrdn, buna karm deneyin bizi, yalnrzca grnler dnyasryla tanrrdrrnr dnyordu. Rasyonel bilgi kavramlar- aracrryla kazanrian bilgidh. Bizi doru gereklikle yalnrzca rasyonel bUgi tanrtu-ryorsa, zihinden baunsrz olan bu muak gereklik, bize algrlada ve imgelemde verilen eylerden deil de, salt kavramlaralgmm aracrryla ve ngelemin kavranaben kenderine va-lcladan meydana gehnelidir. Dncede yalnzca soyut kavramlar- tarafrndan kavranaben, ulaamadrr bu valklaa. Platon tarafndan dealar adr verihr. Kendilerine dealar adr verilen bu nesneler nelerdir? Platon'a gre, dealar arasrnda, imgeleneben tikel iyi insanlara, iyi ilere, v.b.g., kar-rt olarak, yalnrzca dnce tarafrndan kavranaben kendinde iyihk gibi eyler vardr. Kendinde gzellc de bir deadu-, nk o alganaben ya da imgeleneben tikel gzel nesnelerin tersine, kavramsal ola-ak kavranabilir.

Tmeller

deala- arasnda hereyden nce, genel olarak insan, genel olarak at gibi, tmeller olarak adlandmlan genel nesneler bulunur. Tikel insanlar- ya da tikel aa- alglanabilirler; te yandan, genel olarak insan ya da genel olarak at gibi nesneler yalnzca kavramsal ola-ak anlalabilen nesnelerdir. Bu genel nesnelerle, mein genel olarak aa anlanak istediimiz eyin ne olduunu daha ak hale getirmek iin, u iki ne-me zerinde dnelim: "Her at otuldur" ve "At Avrupa'da yaygmdu-". Bu nermeden birincisi tikel atlardan sz enekted- ve onlar otul hayvanlar ola-ak tanmlar. Oysa, ikincisi tikel adarla ilgih deildir, nk tikel bir atla ilgili olarak onun yaygn bk hayvan olduunu makl bir sav olarak ne sremeyiz. Bu "yaygnlk" tikel atlaa deil de, at trne yklenebir. imdi bu at tr, pk insan tr ve dier trler gibi, Platon'un deala- arasna dahil ettii genel bir nesnedk. Platon'a gre, bizi insan zihninden bamsz mutlak gereklikle, yalnzca rasyonel bilgi tantrrdmdan ve bu rasyonel bilgi bizi salt kavramlar aachyla anlalabilen vatlklarla, b k baka deyile dealarla tantrdndan. Platon yalnzca deala- dnyasnn, insan zihninden bamsz, mutlak gereklik olup, duyusal bilginin eriebildii bkeysel eyler dnyasnn ise doru gereklik olmad sonucuna varr. Platon'un retisi saduyuya meydan okumaktan baka bir ey deildi. Bundan dolay, o felsefe tarihinden daha az ya da daha ok radikal olan kkl bir muhalefetle karlat. Bu konuyla ilgili tartma felsefe talihinde, bu genel nesnelere Latmce'de universaUa ad verildii iin, tmeller kavgas olarak bilink. Platon'un tmellere gerek ve tzsel b k varhk veren bak asndan baka, Aistoteles'in tmellere vai-olu ve-meyi ngren, ancak onla bireysel eylerden bamsz b k biimde vai-olmaya yeti, tzsel vai-lkla- olaak

90

gmeyen gr de vadu\ Aristoteles'e gre tmeller yalnrzca hieysel eylerde, onlann zsel zellikleri olarak yani Aristoteles'in de getirdii biimiyle, bheysel eylerin fonnu olar-ak varolur. Bununla bhiikte, Aristoteles'e gre, yalnrzca bireysel eylerin tzsel vairklan vardrr. Bu varirk tr tikel insanlann karakteristiidh. nsan, b h baka deyile insanirk deasr, yalnzca bheysel insanlann zsel zellii olarak, onlardan soyutlama iinde deil de, onlada varolur. Platon'un tmellere gerek ve tzsel varlk ykleyen retisine radikal kavram realizm ad verilh. Buna karn, Aristoteles'in tmellerm gerekten varolduklanm, ancak bireysel eylerden ayn bir varolua sahip olmadrklarmr ne sren retisi ise lml kavram realizmi olarak adlandrrrirr. te yandan, konseptalizm kavram realizminin sz konusu her iki biimine de karr rkai"; o dealarm yle ya da byle gerek bhvai'olua sahip ohnalarm kabul etmez ve onlara yalnzca dnlen varlk olma stats verh. Tmeller varolmaz, yalnzca tmeUerin kavramlan varolur. Nominalizm kavram reahzmiyle olan karthnda daha da ileri

gider ve tmellerin de kavramlann da varolmadm ne srer. Nominaliste gre, genel olaak insan hakknda, cinsiyet, ya, boy ya da insanlan baka bir insandan ayrabilen herhangi b h baka zellik gibi spesifik ohnayan bir dnce dnlemez. Nominaliste gre, yalnzca genel terimler varolur, genel hibh kavram, genel hibh nesne yoktur.

Tmeller Kavgasnn ada Biimi

Tmellerin vai'Ouu hakkndaki, kk antik Yunan felsefesine uzanan, felsef tartma modern felsefede baka bir bihn altnda ortaya rkar-. Problemin ada biimi, matematik gibi apriori disiplinlerin btnyle gerek, ancak bize duyu deneyinde verilen dnyadan 91

olduka faikl olan bir dnyay, zihinlerimizden baunsz olarak varolan saylar, matematiksel fonksiyonla- gibi ideal varldann dnyasm m aattrd, yoksa byle bir dnyann hibk ekilde varohnad m sorusuyla ilgihdk. Bu tartmann farkl b k biimi daha nce bilginin kayna problemine aynim olup matematik aksiyomlann karakteriyle ilgih olan blmde tarhnt. Bazlarna (fenomenolojisere) gre, aksiyomla; bizden baunsz olaak varolan, ve zlere ilikin sezgi yoluyla kazandan bilgi taafmdan kendisine nfuz edilebilir olan bk dnyaya ilikin bilginin ifadesidkler. Dierlerine gre ise, matematiksel aksiyomlar bizden baunsz olaak varolan belkli varlklara ya da entitelere ilikin bilginin ifadesi olmayp, yalnzca onlarda ierilen baz terimlerin bir tr tanmlandr (onlar b k tr rtk tanmlardr). Bu dier okul, zihinlerimizden baunsz olarak varolan ve kendisinin bilgisine ulamann matematie dt, herhangi b k ideal varlklar dnyas tanmaz. Bu okula gre, yalnzca empirik bilgi iin uygun bir yapda olan gerek varlklar dnyas varolur ve matematik yalnzca bu dnyann bilisel adan ifade edilmesi iin gerekli kavramsal donanm ve aralar salar.

Metafiziksel

dealizm

Problemi

(a) znel dealizm

Epistemolojik dealizmin Sonular

Epistemolojik ideahzm, bilgimizin smrlar bakmndan, zihinlerimizin kendisine dsal olan bir gerekhi bihneye yetih olmad tezini ne srer. Zihinlerimize dsal olan bir gereklikle anlatlmak istenen eyin n e olduuna bal olarak, bu tezin iki ayr versiyonu vaidr ve bunlar epistemolojik idealizmin iki deiik ekline karlk

92

gelirler: (1) Zihinlerimizin yalnzca kendi deneylerinin (tecrbelerinin) bilgisini kazanabileceine inanan ikm idealizm, () zihinlerimizin yalnzca kendi yapun ya da konstrksiyonlan bilebUeceini ne sren anssendental idealizm. Epistemolojik idealizmin bak asn savunan filozof zihinlerhnizin bUdii hereyi, ya bilen znenm baz zinsel hallerinden meydana gelen kompleksler olarak, ya da bilen znenin konsksiyonlar olarak grmek zorundadr. Bildihniz nesneler a-asnda hereyden nce, fiziksel doa ve zellikle de cisimler yer alff. Tatmakta olduumuz epistemolojik ideahzmin sonular temelde ite bunlai" iin geerlidir. kin versiyonu iindeki epistemolojc idealizmden, cisimlerin bilen znenin bei deneyleri, zihin halleri olduu sonucu ka-. Ve bylelikle, mein ikin idealizmin temscisi olan Berkeley beden ve ruhu, evleri, aalan, masala-, sandalyeleri, v.b., baka hibh ey olarak deil de, yalnrzca alglayan zihnin izlenimlerinden oluan kompleksler olarak grr. Transsendental versiyonu iindeki epistemolojc idealizmden ise, bildihniz nesnelerin yalnzca zihinlerhnizin konshksiyonlan olduklar sonucu ka-.

znel dealizmin Tezi

Cishnlerin izlenim komplekslerine indhgenmesi ya da onla-n zihinlerimizin belli bir trden konsksiyonu olma durumuna gethilmesi, bu gmsn savunuculai'in, cisimlere yklenen var-oluun, vai-olu szcnn tam ve gerek anlamr iinde mi, yoksa mecaz b h anlam iinde mi alrnmak durumunda olduu sorusunu sormak zorunda brrakmrr. Bu soruya ikin ve akm idealiser taafrndan veren yantlan inceleyelim. kin ideahst iin cisimler bilen znenin izlenimlerinden ya da izlenim komplekslerinden daha fazla hibir ey deildirler. Ancak izlenimler tzsel olarak varolabilen eyler, tzler deildirler. Bir izlenn, belli b h znenin deneyi olup, yalnrzca b h

93

zneyle

ilikili

olarak

vaolabilir.

Bi- izlenimin

varolduunu

sylediimiz zaman, 'varolur' szc, ayn szcn tzler hakknda konumumuz zaman sahip olduu baka bir eye indu-genemez anlama sahip deildir. "Bir izlenun varolur" ifadesi "bir kimse bir izlenime sahip ohnaktadn", "b- knse onu tecrbe eder" anlamna gelir. Benzer bir biunde, bir izlenimler kompleksinin varolduunu sylediimiz zaman, bu, b k kimsenm bu kompleksi tecrbe ettiini sylemekle edeerdk. Cisimler ve dolaysyla aalai", evler, masalar, sandalyeler yalnzca izlenun kompleksleri olduklanndan, onlarn varoluu, b k kunsenin onlar tecrbe ettii olgusuna indkgenir. Cisimlerin varoluunu, tzlerin varoluunu ne srdmz ayn indirgenemez anlam iinde ne sremeyiz. Cisunler tzler deil, ancak zihinsel haller, izlenunler ya da izlenim kompleksleridirler. Cisunlerin varoluunu ne srerken, onlara yalnzca izlenunlere vaolu yklediimiz anlamda varolu ykleriz, yleyse "cisimler varolur"

ifadesi "bk kimse (bir zne) onlar tecrbe etmektedk", "biri onlara ihkin olarak bilinlidk" anlamna gelir. Bu cisimlerle ilikili olarak, ikin versiyonu iindeki znel idealizmin tezidk. Bu grn en nde gelen savunucusu, sz konusu tezi, cisimlerle ilgili olarak, onlarn e^.yelerinin percipi'ye eit olduu, onlarn varoluunun onlann alglanm olmalar olgusundan olutuu biundeki zl tanunda dile getirmi olan Berkeley'di. Transsendental ideahzm bilginin nesnesini ve zellikle de cisimleri belkli zihinsel hallerle ve dolaysyla izlenimlerle zdeletirmez, ancak onlan iirdeki fiksiyonlarla, mitolojik kiilerle v.b,, ayn dzeye yerletirk. Bu fiksiyonlar zihmsel haller deildirler, onla- herhangi bir kknsenin dnceleri deildirler. (Sienkiewicz'in dnceleri ondokuzuncu yzylm sonlarnda ve ykminci yzydn balannda vaoluyordu, ancak Sienkieiwicz'in dncesi tarafndan yaralan Zagloba o zamanlar var olmam. Dsel Zagloba yleyse, Sienkiewicz'in herhangi b k dncesiyle zde deildi. Byle fksiy-

94

onlala ilgili ola-ak zaman zaman onlarn belirli bir anlam iinde varolduklam gkgrlts syleriz; tanrsnn mein, Oiympos ancak Tanrlar bir kutup aasnda nlan varolduunu,

tanrsnn varolmadmr syleriz. Ancak bunu sylediimiz zaman, "var-olu"u szcn tam ve gerek anlam iinde almayrz, nk gkgrlts tamsrnrn, yani Zeus'un szcn gerek anlamr iinde, kutup rmlar tannsnm varolduundan daha fazla varolmadm biliyoruz. Zeus'un yalnzca Yunanhiann inanlamda vai-olduunu anlatmak istiyoruz ve bu yalnzca Yunanllarn Zeus'un varolduuna inandcla anlamna gehr. ihdeki fiksiyonlara, mitolojUc kiilere, v.b.g., referansla anlamrna gehr.) Transsendental idealist, zihinlerhnizin kendi konsttksiyonlan "varolur" szc, b h kimsenin onlarla ilgili dncelere sahip olduu, b h kimsenin onlaa inandrr, v.b.g.,

dnda hibh eyi bilemeyecemi dnd zaman, cisimleri bu tlden fiksiyonlala, dncenin bylesi kons-ksiyonlaryla aynr dzeye yerlethir. Buradan, cishnlere "varolu" yklediimiz zaman, bu "varolu"u szcn tam ve gerek anlamr iinde almadrunrz, ancak onun burada "bir kimsenin cisimleri zel bh ekilde dnd", "birinin bu cishnlerin bir ekilde bilincinde olduu" anlamna geldii sonucu car. Bu cisimlerin ne ekilde bilincinde olduumuz hususu nemsiz b h konu olmayrp, anssendental idealistler taralndan ayrca incelenir. Biz bu konuyu daha ilerideki sayfalarda tariracarz. znel metafiziksel idealizm, yleyse, doay ve zellikle de cisimleri, szcn gerek ve baka bir eye indirgenemez bir anlama sahip olduunu savunur, anlam iinde farkl "varolu" varolan bir ey olarak grmez, ancak cisimlerin "varolu"unm yle ki cisimlere

yklerken, bunu yasal olarak, sylediimiz eyler sz konusu znenin belli bir biimde eyledii, onun belli izlenimleri tecrbe ettii, onun bu cisimleri belli bir biimde dnd eklindeki bir sava indirgenebildii srece yaparz. 95

Bu, znel metafiziksel idealizmin temel tezidii-. Bu tez ou zaman farkl ekillerde dile getirilir. znel idealizme gre cisimlerin bilen zneden bamsz ola-ak vaolmad, ancak onlan zneye baml olan bir varla sahip oldukla sylenir. Berkeley'in esse=percipi tezi bazen cisimlerin, yalnzca binin onlar alglamala koulu altnda vaoldukla, ya da hatta onlann yalnzca biri laafndan alglandklan zaman vaoldukla eklinde fo-mle edili-. Ancak bu fo-ml idealist retinin anlamn aptr. Bu fomle gre, cisimler, vaolu szcnn gerek anlam iinde, alglandkla- zaman bile, vai'olmazla-. te yandan tez, onlarn bir zne tai'afmdan alglanmala-mn cisimlerin szcn gerek anlam iindeki vaoluunun bir koulu olup ohnadyla da ilgili deildir. Bh cisme ilikin alg, (idealistlere gre) o cismi szcn gerek anlam iinde vai-olan bir ey yapmaz, nk izlenun kompleksleri olarak anlaan cisimlere, varolu szcnn tzlerin varoluundan sz etimiz zaman sz konusu olan gerek anlam iinde, varolu ykleyemeyiz.

znel dealizmin Bak Asndan Gereklik ve Gerekliin Grn

dealistlere kai, onlarn bak ala-mn fiziksel gereklikle fiziksel gerekliin grnleri a-asmdaki fai-klh karanlklard savunulmutur. Felsefe yapmayan bir adam, gerek bir masay alglamas durumunda baz izlenimleri tecrbe ettiini, ancak buna ek ola-ak nnde szcn gerek anlam iinde varolan gerek bir masa bulunduunu syler. B- sanr iinde olduum ve bana b h masa alghyomuum gibi geldii zaman, aktel olguda daha nceki izlenimlerle ayn izlenimlere sahip olurum, ancak nmde gerekten varolan b- nesne yoktur. te yandan ideast iin, bir masa hibir zaman szcn gerek anlam iinde varolmaz; b- masann vaolduunu ne srdmz zaman, bu terimi, "bir masa varolur" tmcesinin "bir

96

kimse 'masa' szcyle bMetirilen izlenimlere sahiptir"e karlk geldii anlam iinde alyoruz. deaUst, yleyse, gerek b- masann algsn ona ilikin bir sanrdan, ounlukla yapd bin iinde, ayramaz. dealist iin fiziksel gereklikle, ona Uikin bir sanr arasnda hib- fai-k yoktm-. Bu ithaz ideahstler ta-afndan dikkate alnm ve onla- bu itiraz berta-af etmeye almlardr. Demek ki, idealistler bir grnle gerek b h cishn arasnda bir ayrm yaparlar. Gerek cisim, ikin idealistlere gre, bir cismin grnyle ayn trden izlenimler kompleksi olmakla birlikte, gerek cishn zel b h ynden bir izlenimler kompleksidh. Bir piskopos olan Berkeley hereyi bUen b h Tanr'mn btn b h maddesel evreni dzenli olarak algladn kabul eder. Ancak bu maddesel evren Tam'mn tecrbe ettii izlenimler toplamndan baka hibh ey deildir: Maddesel evrenin varoluu, onun Tanr tarafndan alglanmas olgusundan oluur. nsan Tanr'mn izlenhnlerine karrk gelen izlenimlere sahip olabilh ve o ayn zamanda fakl izlenhnlere de sahip olabilh. Bunlardan birincisi ya da bunlardan oluan kompleksler fiziksel cisimler, Gerek oysa sonuncular Berkeley yalnrzca iin, cisimlerin Tanrr grnleridir. cisimler yleyse

tarafmdan tecrbe eden izlenn kompleksleriyle zde olmalarr bakrmrndan zel izlenim kompleksleridirler. Tanrr'nrn, evreni varolu hali iinde tutan, hereyi bilme gcne mracaat etmek suretiyle, Berkeley aynr zamanda idealizme ynelik baka eletirerin domasmr da nler. Buna gre, o insanlar Yine tarafmdan tecrbe edilen izlenimlerle zdelethilirse, doanrn insanlarm ortaya rklarmdan nce vaohnad kabul edilmelidir. bir odann iinin in&an ona bakt zaman vaha geldii, insan ona bakmaktan geri durduu zaman yok olup giuii kabul edilmelidir. Berkeley, onun gznde maddesel dnya, dine gre ezeh-ebed olup hereyi bilen Tanr tarafndan tecrbe eden izlenhnler toplamr olduu iin, bu sonulardan karnmt.

97

Berkeley'in

gerek

nesnelerle onlarn

grnleri

aasmdaki

farklla ikin olarak baka b- aklama daha getirdiinden sz edilmehd". Maddesel gereklik yalnzca dzenlenileri belli hir sreklilik ve dzen sergileyen izlenim komplekslerinden oluur. Dler ve yanlsamalar ise, sreksiz ve dzensiz olmalar bakunmdan gerekliin uzandadurlar. Transsendental ideahzmle ilgili olarak, onun bahca temsilcisi olan Kant gerekhin grnlerinin, yani fiksiyonlarm ka-sma, kendilerine empirik gereklik ykledii fenomenleri geu--. Transsendental idealizme gre, maddesel dnya yalnzca zihinlerimizin, ih-deki fiksiyonlarla ayn trden b- konshksiyonudur. Szcn gerek anlam iinde maddesel dnya fiksiyonlarla ayn dzeyde varolmaz. Hem maddesel dnya hem de fiksiyoar yalnzca mecazi bir anlam iinde, yani birmin onlar belli bir biunde dnmesi anlamnda "varolur"lar. Empirik gereklie karlk gelen maddesel dnyann "varoluu"yla, fiksiyonlarm ve yandsamalarm "varolu"u arasndaki farkhik maddesel dnya, bir baka deyile emphik gereklik hakkndaki dncelerin, fiksiyonlar hakkndaki koyduu fiksiyonlar dnceler tarafndan yerine get-ihneyen belli ltleri yerine getirmesinden oluur. Maddesel dnya deneysel yntemin ltleri dnya ile yerine geth-en yarglarda betimlen-, oysa

hakkndaki dnceler bu ltleri yerine getremezler. Maddesel fiksiyonun dnyas arasndaki farkldk u halde, hanssendental ideahzme gre, deney ltnn maddesel dnyay destekledii, oysa onun fiksiyonlan desteklemek bir yana, gerekte onlarla elitii olgusundan oluur. dealist olmayan herkes bu sav kesinlikle kabul edecekt-. Deney ltnn maddesel dnyay destekledii olgusundan, idealist olmayanlar maddesel dnyann zihinlerimizden bamsz olaak varoluunun lehinde olan b: argman bulurlai". te yandan, idealist bu karsamay kabul etmez. deahst iin deney lt neyin gerekten var olduunu, neyin zihinlerimizden baunsz olduunu ne sren yagdaa gtrmez, ancak yalnzca zihinlerimizin

98

belli konstrksiyonlann betimleyen yarglara, yalnzca ynelimsel nesnelere gtrr. Transsendental idealistler, btn bir maddesel gerekliin zihinlerimizin b h konsttksiyonu olduunu savlayan temel tezlerinden vazgemeksizin, bu konsksiyonlarm kapsam iinde "empirik gereklik"e karlk gelen maddesel dnya ile fksiyonlann ve yamlsamalam dnyas arasndaki ayrm, ite bu ekilde yaparlar. (b) Nesnel dealizm

znel dealizmin Kusur ve Yetersizlikleri

Transsendental idealizm kendi gehim seyri iinde znel idealizm dzeyinde kahnaz. (Transsendental versiyonu) iindeki znel idealizm cisimleri ve btn b h maddesel dnyay zihinlerimizin, szcn gerek anlam iinde varolmayan, b h baka deyile kendinde-eyler olmayan konshksiyonlan olarak grr; te yandan, znel idealizm ruhlar ve zinsel dnyay tamamyle gerek olan eyler olarak tanr, onlara gerek b h varolu ykler, onlar "'kendinde-eyler" olarak grr. Bu, bununla bhlite, hanssendental ideahzmin temel iUceleriyle uyuabilir bir bak as dedh. Daha nce, epistemolojc idealizme aynhn olan blmde de sylediimiz gibi, o bize deneyde verilen maddesel dnyay zihinleimizin konsttksiyonlan ohna dzeyine indirger ve maddesel dnyay zihinlerimizden bamsz bir gereklc olma zelliinden yoksun bttakr. Bu, deney yntemine ihkin analizinin, -anssendental konsttksiyonlarmm idealizmi tesine deney ynteminin ve zihinlerimizin geemeyecei kendinde-eylere

ulaamayaca sonucuna gtnnesinden kaynaklanmaktadr. Ancak bizim deneyden kazandmz bilgi yalnzca maddesel dnyann bilgisiyle snrh deildh. Zihinsel dnya da deney yoluyla bilinh. Bize kendisinde maddesel dnyann verildii dsal deneye ek olarak, b h de kendisinde zinsel dnyay bildiimiz isel deneyi ayrt 99

ederiz.

Genel

olaak

deneyin

analizi

onun

zihinleimizin

konshksiyonlannm tesine geerel?kendinden-eylere vamaya yetili ohnadm gsterirse, bundan yalnzca cishnlerin ve btn bir maddesel dnyann deil, ancak ayn zamanda ruhlarn ve btn b h zihinsel dnyanrn da kendinden-eyler olmayp, salt zihinlerhnizin konshksiyonlan, yalnzca ynelimsel (entansiyonel) nesneler olduklan sonucu kar. Transsendental idealizmin gerektirdii bu sonu nesnel idealizm

ad verilen metafiziksel b h eilim tarafndan karsanr. Nesnel idealizmin bize deneyde verilen dnyay, hem maddesel hem de zihinsel dnyay, dolaysyla btn bir maddesel ve tinsel gereklii, nesnel tin ad verilen bir varln bi bahla olarak grd iin, sz konusu metafiziksel idealizme nesnel idealizm ad verilh ve o, znel idealizmin karsna geirilh. imdi, bu olduka g ve karmak retiyi olanakh olduu lde a ve anlalr bir bihnde sunmaya alacaz.

Psikolojik Anlamlar inde Yarglar ve iinde Yarglar

Mantksal Anlamlar

Transsendental znel idealizmin doay doruluk ve zeUikle de deney ltn yerine gethen yargla-da betimlenen ynelimsel nesneler (zinlerhnizin konstrksiyonlan) toplam ola-ak grdn b h kez daha anmsayalun. Dikkatimizi doa gerekten varolan bir ey olarak deil de, yalnzca zihinlerimizin bir konsksiyonu olaiiik grld zaman gndeme gelen temel itirazlardan uzaklatrsak da, yukardaki reti idealistin kendisi iin bile baz deiiklik ve dzeltmelere gerek duyar-. Burada doann, doruluk ltn yerine gethen, ancak yalnzca insanlar taafindan ne srlen yargrlarda betimlenen bir ynelimsel nesneler toplamr mr olduu, yoksa hi kimse 100 ta-afmdan ne

srlmeyen yarglann da bu toplam betimledii sorusu doar. Yalnzca aktel olarak bir kimse tarafndan ne srlm yargaia ilgilendiimizi kabul edersek, bu yagar taifndan betimlenen gereklik blk prk ve boluklai'la dolu olacakr. Burada gzden kanimamas gereken nokta udur: Aktel insansal bilgi smu-l olduundan, doann insanlarn ona ilikin olarak sahip olduklar bilgi tarafndan tketildiini savlamak paadoksal olacaktu". yleyse, daha ok ikinci olasd kabul eneh ve -anssendental idealizmin tezini doann, doruluk (ve zellikle de deney) ltn yerine get-en yarglar, hem birileri tarafndan ne srlm yaglar, ve hem de hi kimse taafmdan lamahyz. kinci yorumu kabul edersek, bu kez b k baka glkle kar karya geliriz. Hi kimse tarafndan ne srlmemi bu yarglar nelerdir? Yagar zihinsel fenomenlerdir ve zihinsel fenomenler de her zaman bir insann bilmcinde ortaya kar. B k yarg zihinsel bir fenomense, o bkileri tarafndan belli bk zamanda ne srhn olacakr. Bu glk, bununla birhkte, yalnzca "'yarg"yla bel b k trden zihinsel fenomenleri anlatmak istersek varolur, o y s a "yarg" szc yalnzca belli zihinsel fenomenleri gstermek iin kuUanlmaz. Mankta yarglardan sz ettigkniz zaman, herhangi b k zihinsel fenomeni kasteneyiz. 2x2=4 yargsnn bir yarg, 3x3=9 yargsnn ise, birinciden farkh olan baka bir yai'g olduunu syleriz. Bunu sylediimiz zaman, "2--2=4 yargs" herhangi b k zihinsel deneye ya da bir bakasnn "2x2=4" tmcesiyle dile getirecei deneylere referansta bulunmaz, ancak "2- H 2=4" tmcesinin tek bir ey olan anlamna referansta bulunur. "2x2=4" tmcesinin bu bkicik anlamr ne benim ne de herhangi b k bakasnn dncesidk; o hi kimsenin zihinsel deneyi deildk, ancak "2x2=4" tmcesiyle dile getkilen btn bu dncelerin ortak ieriidir. Bu biricik anlam kendi aralamda bkok bakmdan (mein, aklk bakmndan) fakhhk gsterebilen, ancak ne srlmemi yarglar taafmdan betimlenen ynelimsel nesneler toplam olduu anlamna gelecek ekilde yorum-

101

birbirleriyle ierikleri asndan uyuan birok dncede somutlaabilir. Nesnel Tinin Dnyas

Psikolojide kullanlan yarg anlayna kait olaak mantkta kuUamlan, ve bizn yukanda ana hatlayla gsterdiniz, ya-g anlaynda, herhangi b h khnse tarafndan ne srlmemi yag kavamnda ierilen glklerden bir c yolu bulmuz. Manksal anlamlan iindeki bu yagla-, herhangi bir zihinsel zneye balanmak durumunda dedhler. Bhileri tarafndan ne srlm (manksal anlam iindeki) yarglardan, ve hi khnse tarafndan ne srlmemi bu yarglardan sz edebiliriz. Bir kimse tarafndan ne srlm yarglar bhinin dncelerinin ierii haline geln olan yarglardr; hi kimse tarafmdan ne srlmemi yargai" ise, herhangi bir kimsenin akima gehnemi olan yarglardu". "Mantksal anlamlan iindeki bu yarglan", herhangi b h kimse tarafndan ne srlmemi olan bu yarglan nerede bulmaya almalyz? Onla- maddesel dnyada bulunamayacaklar gibi, zihinsel dnyada da bulunamazlar. Byle yarglar tanyp kabul eden dnler, onlar Platon'un dealarnm dnyasna. Platon gibi dnen filozoflara gre, iinde saylar ve genel nesneler trnden dier soyut varhkla-n (tmeUerini) bulunmak durumunda olduu, ve "mantcsal anlam iindeki yarglarn" onla-m kendileriyle beUi b h benzerlik gsterdii ideal ve zamand varhklarn dnyasna yerierhler. (Genel olarak at trnden) genel nesneler gibi, onlar kendilerinin ortak ierikleri olduklar farkl bheysel dncelerde somutlasala- da, b h ve ayn, ve blnemez kalrlar-. Platon'un dealar dnyasnn yesi olan vai-lklar ola-ak, "mantcsal anlam

iindeki bu yarglar"a ideal yarglar ad verUh. Sz konusu dnyada, ideal ya-gdardan ayn olarak, pk yarglann, tmcelerin ideal anlamla olmalan gibi, terimlerin ideal anlamlar olan ideal kavramla da 102

bulabiliriz. Bu ideal ya-gla; bu ideal kavramla- v.b., manksal


vailkla- dnyas ya da tinin dnyas olaak bilinen, ve zihinsel dnyayla olan keskin ka-n vurgulamak iin kendisine nesnel tinin dnyas ad verilen Platonik deala- dnyasnn pa-asdula-. Zihinsel dnya her zaman bir zne taafmdan kullanlan ya da ne srlen ve dolaysyla, znel b h ey olan (bu szcklerin psikolojik anlam iindeki) ya-gla-, kavramlar- trnden zihinsel fenomenleri kapsai-. Buna karn, tinin dnyas bu szcklerin manksal anlamla iindeki yagda ve kavramlar ve dolaysyla bir zneyle ilikili olmayan, b n baka deyile znel ohnayan yagda ve kavramla kapsai-.

Nesnel dealizmin Tezi

Bu ay-m ve dzeltmelerden som-a nesnel idealizmin tezinin ne olduu sorusuna geebiliz. O u ekilde doruluk ltn yerine getiren yalnzca ynelimsel nesnelerin toplamdr. zeenebil-: ne Doa, srlen, nesideal yarglarda

Yalnzca ynelimsel

neler olarak onlar, bu teze gre, tam gereklie sahip deildirler, onlara szcn gerek anlam iinde varolu yklenemez. nesnelerine varolu yklenmesinin Doann ideal hibir yalnzca mecaz bir anlam vardr

ve o yalnzca, bu nesnelerin doruluk ltn yerine getiren yarglarda (onlarn birileri tarafndan bilinip bilinmediklerinin min z ite bundan ibarettir.

nemi yoktur) ne srlm olduklar anlamna gelir. Nesnel idealiz-

znel idealizmin, kendisine gre doann nesnelerinin yalnzca bir kimsenin onlar deney ltn yerine getiren yarglada ne smesiyle belulenen anlam iinde varolduu eklindeki, nesnel ideahzmin tezine benzer olan tezi, znel idealizmin yandala taafmdan doann nesnelerinin yalnzca, zihinsel bir zneye sunulan fenomenler olduklarn dile getirmek suretiyle zetleniyordu. Yine benzer bir biimde ilerlemeye devam edersek, nesnel idealizimin tezi103

ni znel idealizmin tezi gibi zet olaak u ekilde dile getirebiliiz: Doann nesneleri nesnel tine sunulan fenomenlerdir, yalnzca.

Nesnel idealizm, zihinsel zneler, yani ruhlar da dahil olacak ekilde, hem maddesel dnyann nesnelerini ve hem de zihinsel dnyann nesnelerini, salt fenomenler olarak grr. Nesnel ideazm iin insan ruhlan kendinde eyler deildirler; onlavaolu szcnn gerek anlam iinde varolan bir ey ohnayp, yalnzca mecaz b h anlam iinde vaolan eylerdh. Nesnel idealizm, hem fiziksel ve hem de zihisel doann tamamm bu ekilde fenomenler dzeyine indhger. Tek doru gereklc, mecaz b h anlamda deil de, szcn gerek anlamr iinde varolan varlklam dnyas, nesnel deahzm tarafndan nesnel tinin dnyas, ve dolaysyla Platonik dealar dnyas olarak gralr. Doa yalnzca bu dnyanrn bahla, salt onun fenomenidir. Nesnel idealizm bu ekilde Platon'un ideahzmine ok yaklar. Nesnel dealizmin Temsilcileri

Nesnel idealizmin Bizhn bu

temel dncelermi nesnel idealizmi

sunmu savunan

bulunuyoruz. filozoflann

sunuumuz,

dnceler-ini dile getirdikleri metinlerden kopuk bir sunutur. Btn b h felsefede nesnel ideahzm retisini serhnleyen eserlerde rastlayabileceimiz argmanlardan daha kar-mark ve g argman yoktur. Bu reti Kant'm ttansendental onun idealizminde byle bh ierilen bazr sonucu dncelerin gelitirilmesinden baka bh ey deildir. Bu retiyi okuyucularrmrza sunarken, gelihnin olduunu gstermeye alrk: Kendi argmanlarrnda Kant znel idealizmle nesnel idealizm arasnda tereddt etti. Nesnel idealizmin bak asn kaar-h b h biimde benimseyen yalnrzca Kant'm ardrllarr, ve hereyin tesinde, ondokuzuncu yzyri Alman idealizminin, Fichte, Schelling ve llegel'den oluan ls oldu ve onlar nes104

nel idealizmi en kannak ve anlamas en g bir biimde sundular. Ondokuzuncu yzydda ve yirminci yzydm balannda, nesnel idealizm, agmanlan seleflerinin argmanlanndan biraz dala kolay ve anlalabilir olan (Cohen, Natorp, Windelband, Rickert gibi) yeni Kamlarn olutuduu Marbourg ve Baden okuUar tai-afndan temsil edildi.

Hegel'in

Diyalektii

Nesnel ideahstler arasnda ve zellikle de Hegel taafmdan vurgulanan temel dnce udur: Doa yalnzca nesnel tinin dnyasnn b k fenomeniyse, doay yneten yasalar yalnzca, nesnel tinin dnyasn yneten yasalarn bir yansmasduiar. Ancak nesnel tinin dnyasnda ve dolaysyla mantksal varhklann oluturduu dnyada mantk yasalar egemen olup, bu dnyay onlar ynetirler. yleyse, mantk yasalan doann yasalarnda yanslmak durumundadrlar. Hegel mantksal varlklarn dnyasnda hkm sren mantk yasalarna diyalektiin yasalar adn verh. Bu yasalarn, ideal kavramlar arasnda, bu kavramlarn en geneli olan varlk kavramndan balayarak belh bir hiyerari ortaya koyduktan kabul edilir. Bu hiyerann dayand en temel ilke, sz konusu ideal kavramlann, varlk ve yokluk rneinde olduu gibi, Hegel taafmdan tez ve antitez ad verilen iftler oluturmalandu-. Bu hiyeraride byle bir iftten sonra, Hegel'in sentez adn verdii, ve kendi iinde hem tezden hem de antitezden alnm eler ieren nc b k kavram gelir. Bylelikle, mein varlk ve yokluk kavramlannm sentezi, Hegel'e gre, olu kavramdn, nk olumakta olan daha nce zaten vaidtf ve bk anlamda vai- deildir. deal kavramlann bu "diyalektik" hiyerarisininin Hegel'e gre, doann nesnelerinin birbirleri aidsra ortaya kklar kronolojik dzende edeerleri vaidr. Doada varln her haline, Hegel'e gre, antitezi elik eder. Birbkleriyle savamakta olan bu tez ve antitez, savaan ka-ann belli bir sentezi olan, yeni bir halin

105

douuna

yol aai". Diyalektiin yasala, Hegel'e gre, doann

akn ite bu ekilde dzenler ve ynetir. Bununla biicte, Hegel doann seyrini belirleyen ve dzenleyen diyalektc yasalar, empiri olarak kantlanmak durumunda olan ilkel bi ey olarak g m e z . Tam tersine, o doann diyalektiinin, doann yalnzca, kendisinde diyalektc dzenin egemen olduu ve bunun sonucu olarak kendisi de doaya hakim ohnak durumunda olan tinin dnyasnn bir yansunas olmas olgusunun sonucu olduunu dnr.

Hegel'in

Diyalektii

ve Marx'm

Diyalektii

Hegel'in diyalektiinin doada gerekleen her tr gelimeyi, tm deimeleri yneten en genel yasalar ierdii kabul edilir. Hegel bu yasalara btnyle speklatif b h tarzda, deneye bavurmakszn, a priori biri, olarak ular. Hegel'in kendilerine dayand saymalardan onun idealizmiydi. yanh olmalan Bununla bhiikte, karm, belli doru sayntlardan karsandkla olabilirler.

carsanan sonular, bu sonularm kendilerinden sayntlann olgusuna

Demek ki, Hegel'in ideahzmini btnyle reddenek, ancak yine de doann diyalektii yasalar tarafmdan ynetildiini kabul etmek olanakldr. Hegel'in retisini ok iyi b h bihnde bilen Maix'in yapt da tam tamna buydu. Marx, Hegel'le tam bir uyuma iinde, doada ortaya rkan gelime srelerinin ve her tr deimenin diyalektiin yasalanna uygun olarak gerekletiini ne srd, ancak b h yandan da Hegel'in diyalektiini kendisine dayandrrdrr btn bir aprioristik temeli reddetti. Mar-x Hegel'in aprioristik argmanlannr reddederken, diyalektiin yasalannr kabul etti, nk onun grne gre, deney bu yasalar desteklemektedh. Marx bir materyalistti, bir baka deyile, o fiziksel doanrn gerekten ve en yksek lde gerek olduunu dnd ve ruhlar^a ve nesnel tine ve dolaysyla, idealistlere gre, ister nesnel ister znel olsun, don gereki olumrduu 106

vaisaylan baka herhangi bir eye, vaolu yklemeyi kabul enedi. Maix, ayn zamada radikal bir empuistti, bir baka deyile o savlar hakl klmann deney dnda baka bir yolu olmadm kabul etti. Hem Hegel'in diyalektiin yasalanm hakl kaken kulland aprioristik yntemi ve hem de Hegel'in diyalektii kendisine dayandrd idealist temelleri reddetmek ve onu materyalizme balamak suretiyle, Marx, kendisinin de dile getirdii gibi, diyalektii tersine evuip ayaklan zerine otuttu. Diyalektii bu ekilde sonraki materyalizme blmde sz balayaak bizim kendisinden bundan

edeceimiz, diyalektik mateiyalizm ad yaatics oldu.

felsef eilimin balca

(c) Metafiziksel Realizm B n ve Kritik Realizm Metafiziksel ideahzmin tam kaisnda yer alan bak asna metafiziksel realizm ad verilir. Metafiziksel realizmin temel tezi, cisimlerin szcn gerek anlam iinde varolduklarm dile getirir. Realizm, epistemolojik refleksiyondan nce, herkesin baland doal bir grtr. Bu doal reahzme, bilgi zerine olan herhangi bir refleksiyon kendisine eci etmedii zaman, bt realizm ad verilk. Bu tr bir realizme ek olarak, epistemolojik b: refleksiyondan ve ideahstin agmanlannm ele alnp incelenmesinden sonra, sz konusu agmanlan reddene ve doal nesnelerin szcn gerek anlam iinde vai'oluuyla ilgih tezi destekleme durumuna gelen kritik realizmi de ayrt ediyoruz; bu doal nesneler, ne izlenun kompleksleriyle ve ne de zihinlerimizin konsHksiyonlanyla zdeletuilir, ancak bunlar- tians-sbjektif, yani, znenin dndaki ve zneden bamsz vatlklar olaak grlrler. Kritik realizm hereyden nce, epistemolojik idealizmin, daha nce de grm olduumuz gibi, metafiziksel idealizmin esas temelini oluturan, agmanlarma saldru-. Cisunlerin alglanmas sreci zerinde dnrken, kiritik reahzm ou zaman n o m a l duyumsal deneyin bize znel bileenlerden tmyle bamsz 107

olmayan bir dnya resmi verdiini saptar ve bu resmi dzeltmeye ve onu sz konusu znel bileenlerden temizlemeye koyulur. Kritik realistler genellikle, duyularunza a^acsz ola-ak verilen dnya resminin gereklie karlk gelmediini dnier. Maddesel dnyada duyulanmzn bize sunduu trden renkler, sesler ve kokular yoktur. Bizim tarafmzdan alglanan, renkler, sesler, v.b., psikofizik organizasyonumuzun, d dnyadan gelen belli uyaranlara kai olan znel tepkilerinden baka hibir ey deildirler. Bihsel yetilerhnLzin organizasyonu tarafndan retilen ve yanl b h bihnde nesnelere atfedilen btn bu niteliklere kritik reahstler tarafndan ikincil nitelikler ad verilh ve onlar cisimlerin gerekten yklemleri olan birincil nitelUclerin karsna gehilhler. Kritik reahstlere gre, duyulannuz kendisini kabul etmeye zorlayan dnya resmi doru olan resim deildh; doru ve geree uygun resim fiziin g ve dikkatli aratumalarm sonucunda bize sunduu resimdir. Fizik tarafndan beUi b h ada ne srlen grler^ uygun olarak, kritik reahstler u ya da bu resmi, maddesel dnyann gerek doasn veren reshn olarak, grrler. Ondokuzuncu yzylda bu resim ktle ve hza olduu kadar, belli b h ekle ve bykle de sahip olan renksiz atomlardan meydana geliyordu. Gnmzde bu reshn, resimsel niteUini yUhmekte ve grsellethilebilen b h modelden ok, matematiksel b h ema haline gehnektedh. Reahzmle idealizm arasndaki tartma yzyUardan beri srp gitmektedh. Gnmzde bu eilimleri temsil eden ciddi dnrlere rastlamak olanakldr. Problemin kendisinde birok kanklk ve beIhsizlikler, lartmacrlar aasmda ise birok yanl anlamalar sz konusudur; bu yzden, bu tarma iinde beHi b h konum almazdan nce, problemin kendisinin daha tam ve dakik olar-ak ortaya konmas gerekh. Yazarrnrz bunu dier eserlerinde yapmaya ahmrtu-. Probleme daha derinden nfuz etme, felsef problemleri gzden geirip ksaca incelemek abasmda olan bu kitabm kapsamr drrnda kalacaklu-. Yazarrmz sz konusu dier eserlerinde, idealizmin tm biimleriyle karr kesin bir karrtlc iinde olmaya ve reast bak asna kayrtsrz artsrz destek ver-meye ynelmitir.

108

Doaya likin Aratroadan Kaynaklanan Metafiziksel Problemler


Tz ve Dnyann Yaps Problemi

Avrupa dncesinin antik Yunan'daki douunda, metafiziksel incelemeler tamanuyle doaya ilikin aratumalara aynimt. lk metafizikilere gerekte "fizikiler", ya da bizim bugn dile getirdiimiz biinryle, "natralistler" ad verilmiti. Bu ilk natraliser olduka genel olan problemlerle ilgilenmilir ve bu problemlerin olgulara ilikin zahmetli ve zenh gzlem ve zmlerine,

ararmalara gkismeksizm, btnyle speklatif bir yoldan giderek varmlardr. Bu problemler arasnda, hereyden nce, n plna kan iki problem vard: Doanm ham maddesi, bir baka deyile doann kendisinden meydana geldii tz problemi ve ikinci olarak da doann genel yaps problemi. Daha nce Yunan felsefesinde tam b h ilgi oda oluturmu olan bu iki problem felsefenin btn bir seyri boyunca varhn derinden hissettirmi ve o, daima metafiziin problemlerinin odanda olmutur. Doann kendisinden meydana geldii tzlerin ne olduu sorusunu aratnrken, ilk filozoflarn zihninde cisimsel doa vard. Daha sonraki felsefi gehmeyle birlikte, filozoflarn dikkati, hem bize dsal (duyumsal) deneyde verilen cisimsel doaya ve hem de bize isel deneyde verilen zihinsel doaya yneldi. Tz problemi modern felsefede hem zihinsel ve hem de cisimsel tzlerden her ikisinin birden mi var olduu, yoksa bu tz trlerinden yalnzca bisinin mi vaolduu sorusuyla belirlenir. Ksacas, tz problemi ruh-beden problemi eklini alr. Cisimlerin ne olduu, cisimlerin niha ve en yksek bileenlerinin ne olduu konusunda daha derin b h 109 kavraya

ulamay amalayan filozofla kendilerine adeta ekimleyen zgn problemler bugn, fizikilerin filozoflardan daha ok ey sylemek durumunda olduklar doa felsefesinin kapsam iinde yer ahnaktadr. Doann yaps felsefe tarihinde iki ana biim imde ortaya kar. Bunlardan bhi determinizm ve indeterminizm problendh ve bu problem doadaki hereyin b h nedeni olup olmad sorusuyla urau-; buna karm, dieri teleoloji ve mekanizm problemi zerinde durur ve doann bh amaca gre dzenlenip dzenlenmedii sorusunu yantlamaya alu-. Doann yapsyla ilgih problemler arasnda, filozoflarla ok

son olarak dnyann meknsal ve zamansal yapsna ilikin problemlerden sz edebiUriz ve bu konu iin de fizikiler, karlatmidklarmda, daha iyi ve uygun b h konumdadriar. dikkatleri ona yneltmek bakmndan

Ruh ve Beden

Problemi

Doada Hangi Tzler Varolur?

Bu problem modem felsefenm metafiziksel aratmnalarmda merkez bir yer tutar. Sz konusu problemin kapsam iine ghen bhok som vardr, ve bu somlarn en nemlisi ve en nde geleni doada hangi tz trlerhin varolduu somsudur. Bu soruya verilen balca yant tipleri u bahklar altnda ortaya kar: Dahzm, materyalizm, tinselcilik ve zdelik kuram, yani gerek monizm.

Dalizm (kicilik)

Dalizm temel tezi, hem zihinsel ve hem de cisimsel tzlerin, bir baka deyile hem ruhlarn ve hem de bedenlerin varolduunu savlayan felsef eilimdir. Bu eilhn, Hristiyan kltmnn oluturduu at110

mosfer

iinde

yetimi

insanlarm

zgn

grleriyle

uyum

iinded-. Bu eilne gre, cisimler fiziksel fenomenlerin temelidirler; cisimler hareket ederler, slarm deitirhler, ekilce deiirler, elektiii iletebilirler, v.b.g., ancak cishnler dnmezler, hissetmezler, ac ekmezler ve neelenmezler. Bizhn ta-afunzdan isel deneyde bilinen bu sonuncu trden fenomenler, zsel doalarndan dolay, olduka farkl b h temele gerek duyarlar. Bu temel ise dnen, hisseden, sevinen, ac eken, v.b.g., ruhtur.

Ar ve Ihmh Dalizm Dalizm, felsefe tarihinde iki farkl bihn iinde ortaya ka. Radikal biimi iinde dahzm, ikiciUk Augustinus ve Descartes tarafndan savunulmutur. Dalizmin daha lmh bir biimi ise Aristoteles ve Aquinah Thomas tarafndan benimsenmith. Aristoteles'e gre gerekten ve tzsel olarak, hereyden nce cisimler varolur, b h baka deyile, gerek tzler ilk plnda cisinerdk. Aristoteles, bununla bhiikte, her cishnde iki bileeni birbirlerinden ayru": Madde ve form. Bir cismin maddesi o cismin kendisinden yapld ey ve dolaysyla, onun malzemesi, onun ham maddesidh. Balktan bir vazonun maddesi, vazonun kendisinden yapld amurdur. Aristoteles, b h cismin fomunu, b h eyi baka herhangi bir ey deil de, onu her ne ise o ey yapan ey olarak tanmla-. mein, balktan bir vazonun formu, bu nesneyi herhangi bir baka ey deil de, bir vazo yapan eydh. Vazo meinde, vazonun ekli onun formudur. Bununla birlikte ekh her zaman bir nesnenin formu olmaz, nk b h nesnenin ekli, bunun herhangi b h ey deil de, her ne ise o olmasn her zaman belirlemez. rnein, bir elma aacnn foram yatazca aacn ekli deil, ancak ayn zamanda, mein aacn inorganik besinleri zmseme kapasitesi, onun byme kapasitesi, onun yeniden reme kapasitesi gibi, bir bitid olarak ehna aacnn yklemleri olan dier zeUiklerdh-.

111

insan da, madde ve fonndan meydana gelir. nsanm maddesi, onun kendilerinden meydana geldii kimyasal cisimlerdir. te yandan, insanm formu, onun bileenleri olan btn bu kunyasal cisimlerin, kendisi sayesinde ve kendisi aracyla, yalnzca l, duya^sz ve dncesiz hk et ve kemik ktlesi olmayp, hisseden ve dnen canl bir varlk haline dntrldkleri hereyd-. nsanm formu, u halde insan genel olaalc canh hk organizma yapan ve dolaysyla, insann kendileri de canl olan bitkilerle ortak olaak paylat herey, buna ek olarak hissene gibi, bir yerden bu- yere hareket etme gibi, insann hayvanlarla ortak olarak payla herey ve son olarak, salt insana ait olan ve onu hayvanlardan ayuan kai-akteristiklerdh-. Bu sonuncusu, Aristoteles'e gre, dnme kapasitesmden, yani akldan olum-. u halde, insann formu, Aristoteles'in insan ruhu adn verdii bu eith bileenlerden meydana gelir. nsan, madde ve ruhtan meydana gelen, canl bir bedendh. nsann bedeni, yleyse maddeyle zdeth. Madde, canl bir msan bedeninde, soyut bir biimde ayrabildiimiz eydir. Benzer bi- biimde, ruh da yalnzca bedenin soyut b- bileenidu". Beden ve ruh, demek ki, ayn tlden varolua sahip vailklar deildirler. Beden kendinde ve kendi bana varolmaya yetih olan b k tzdr ve gereklemesi iin baka herhangi bir temele gerek duymaz. te yandan, bir f o m , bk baka deyile zsel insansal yklemlerin b k kompleksi olaak ruh yalnzca, yklemlerin vaolduu tarzda, yani bir bedenle iliki iinde vaolur; ruhun varoluu, onun b k bedene yklenmi olmasndan oluur. Platon'la tam bir kak iinde, f o m u n madde olmakszn vai'olabihnesini kabul etmeyen Aistoteles'in retisinde, ruhun vai'oluunun bedenden soyutlama iinde kabul, ve dolaysyla ruhun insann lmnden sonraki varoluunun kabul, bir tr tutaszhk oluturur. F o m , bk baka deyile zsel bk yklem, nasl olur da kendisinin bk yklemi olduu beden olmikszm vaolabihr? A-istoteles, btn bunlaa kan, lmszl kabul etmi ve insan rulunun yalnzca ak yrten pa-asmn, bedenin lmyle bklikte yok olup
112

gitmediini ne simtr. Bi-eysel rulilann lmszl hakkndaki bu teze, Ortaa Arap filozofu bn-i Rd tarafmdan saldmhm-. Bundan dolay, Aristoteles'm retismi iDe olarak kabul eden Aquinal Thomas, Aristoteles'in insann formu olarak ruh anlayn hal korurken, bu anlay srdrmek iin onda birtakm deiiklikler yapmak zoranda kalmtr. Dalizmin, kendisiyle Augustus ve Descartes'ta karlatmz radikal versiyonu ise, ruh ve bedenden her ikisini de kendinden-kaim vaiklar, varolular iin baka herhangi b h temele gerek duymakszn, zellikler iin temel olabilen tzler olarak grp, bedenleri ve ruhlar bhbffIeriyie tam tamna ayn dzeyde olan eyler olarak almtr. Dalizmin bu radikal versiyonu, rahla beden arasndaki iUkinin ne olduu, onun iki fai'kl tzden meydana geldii dikkate ahnusa, bh insan nasl olup da homojen bh varlk olarak dnebileceimiz hususlam ele aldmz zaman, bir glkle karlar. Dalizm bu biimi gnlk yaamda savunulan ilkel ve olduka yaygm gre karlc gelh. MoHzm(Birdlik) ve eitleri Popler b h anlay olan dalizme ynehk eletiriden eitli monist metafiziksel retiler, aralamda materyazmm, yani maddeciliin, tinselcilik ve zdelik knrammm bulunduu, yalmzca tek b h {hk=moms) tz kabul eden retiler kar.

Materyalizm
Klasik formlasyonu tzlerin varolduklarm,, otduklanm imde materyahzm, yalnzca maddesel tzler

bir baka deyite, yalmzca cisimlerin

savlar. Thsel tzler, materyalistlere gre,, yalnzca b h

yanlsamadr. Materyalizmin hkdk eidi vardr.

113

Mekanik Materyalizm
Yalnzca, tinsel tzlerin vaolduklarn kabul etmemekle kalmaz, ancak aym zamanda zihinsel fenomenlerin (dncelerin, duygulam, v.b.g.,) bile fiziksel sreler olduklarn dnr; mekanik materyalizm ou zaman, onlan beyinde ortaya kan belh fizyolojik si-elerle zdeletiru- ya da hatta onlan beyin tarafndan saklanan cisimler ola^ak grr. (Beyin dnceleri, karacier safray nasl saklarsa, aynen o ekilde saklai".) Materyalizmin dier temsilcileri arasnda ondokuzuncu yzyl Fransz filozofu Cabanis ve yirminci yzyl Alman filozoflan Vogt, Bchner ve bakalar vardr.

Diyalektik Materyalizm
Materyalizmin dier versiyonlan zihinsel fenomenleri beymin fizyolojik' ilemleriyle zdeletmez, ancak zihinsel fenomenlerin belli birtakun aymc zellikleri olduunu kabul eder. Bununla birlikte, onla-, cisunden farkl olan baka b h tinsel tzn deil de, cismin, zerinde zihinsel Haz fenomenlerin alan ve ac ortaya duyan, rk dnen temel olduunu eyleri materyadnrler. ve bir

deerlendii'en, v.b.g., ondan farkl olan bh- ruh deil de, insann bedenidu'. Engels ve Marx tarafndan yai'atlm olan diyalektik lizmce gelilhihni olan bak as budur. Diyalektik materyalizm maddenin, tai'ihsel gehmenm seyri iinde, paralai'indan bazlarnn zaman getike, balangta sahip olduu nitelikjere indirgenemez olan yeni birtakun nitelikler tarafndan zenginletirilmesi suretiyle, biim deitirdiini dnr. Kendisinde yalnzca fiziko-knyasal srelerin ortaya kt balangtaki l ke, bu srelerin yksek bir ka-malk dzeyine ulat belh baz paalannda, birden fiziko-knyasal niteliklere indirgenemeyen yeni b h nitelik ^bizim kendisine yaam adn verdiniz nitelik kazanmtr. lk organizmalar ite bu ekilde ortaya kmtff. Canl maddenin bundan sonraki 114

gelime seyri iinde, onda ortaya kan fiziko-kimyasal ve biyolojik sreler yeterince yksek b- evrim dzeyine ulat zaman, bedende b- kez daha yeni b h nitelv ortaya kar. Madde imdi bilin kazanmr; onda zihinsel yaam doar-. Zihinsel yaam, bununla bhiikte, fiziko-kimyasal srelere de biyolojik srelere de indirgenemez; o her ne kadai- bu srelere baml olup, bu sreler taafmdan kouUansa da, sz konusu fiziko-kimyasal ve biyolojik srelerden olduka fakl olan b h eydir. Gelime sreci iinde, daha nceden sahip olunan niteliklerin bir birlemne indirgenemeyen yeni niteliklerin madde tarafndan kazanlmas, diyalektik matei-yalistlere gre, aamal evrim yoluyla deil de, ani bir sramayla olur. Materyalizmin yukarda sunulan ekne, kuramn yaratcla materyalizmi ondaki diyalektikle birletirdii iin, diyalektik materyalizm ad verilh. Daha nce Hegel'in felsefesini incelerken de g m olduumuz gibi, diyalektik materyazmin yaacs olan Kari Marx, deneyin, doann Hegel'in kendilerine tmyle speklatif bir yoldan ulam olduu diyalektik yasala- tarafndan ynetUdii grn doruladn dnd. Bu, Marx'i doaya ve insan valklanmn toplumsal yaamna ilikin aratu-malarda diyalektik bir bak as benunsemeye, tevik etti. Diyalektik bak as, doay statik b h biimde, sabit ve deimez bir ey olarak dnen "metafiziksel" bak asnn tersine, doay kendi olu ve gelime sreci iinde dnmemizi ister. (Diyalektik materyaliser "metafizik" ve "metafiziksel" terimlerini, bu terimlerin genelde kullanldklan anlamdan fakl bir anlamda kuUanrla.) Diyalektik materyalizm bundan baka, tikel fenomenleri a-aru-ken, onlar dier fenomenlerden yalamayp, aatu-lan fenomenin dier fenomenlerle olan olas tm ihkilerini ve zellikle de onun nedensel ihkilerini dikkate ahnamz ister. Doay bu ekilde aatma, diyalektik mate-yalistlere gre, doann onlarn diyalektiin yasalar adn verdikleri belli yasalar ta-afmdan ynetildii savna gt-r. Diyalektiin kendilerinden ok sk sz edilen drt yasas arasndan en nemhleri unla-dr; Nicelik-

115

sel deimelerin niteliksel deimelere dnm yasas, kartlann birlii ve savam yasas. Niceliin nitelie dnm yasas (insan toplumlarmm dnyas da dahil ohnak zere) doada gerekleen gelime selerinin u ekilde ortaya ktn ne srer: Niceliksel deimeler, bir baka deyile bir nesnenin yalnzca llebilh zelliklerinin younluunun deiime urad deimeler (mein, onun, katilde ve cinsiyet gibi, llebilh- olmayan nitelikleri ayn kalrken, nesnenin si-smn, au-hnn, uzunluunun deimesi), yeterince yksek hi dzeye eritikten sonra, bh-den (ani b h sramada) niteliksel deimelere (bbaka deyile llebilh: niteliklerin ark daha fazla deimedikleri, ancak llebilir olmayan belli bir niteliin bir bakasyla yer deitirdii deimelere) dnrler. NiceUm nitelie dnmne b k mek suyun donmasdr. mein, scakl 20 santigrad derecede bulanan su, s kaybnn b k sonucu olarak, scakln yahzca yava yava ya da tedrici olarak kaybeder, yani o niceliksel deimelere urar. Bununla bklikte, souyan su, O santigrad dereceye ula anda, bundan sonraki s kayb scaklkta baka bk dmeye neden ohnaz, bu salt niceliksel deime yerine suda niteliksel b k deime, yani sv halden kat hale dora b k deime ortaya ka. Bu yasann formlasyonunda, niceliksel deimeden niteliksel deimeye dora olan bu dnmn aama aama deil de, bkdenbke ortaya k srarla vurgulanu-. Bu niteliksel deimelere "diyalektik" sramalar ad verilk. Diyalektik, doamn olu sreci iinde, niteliksel deimelere karlk gelen byk ve nemli deimelerin bir evrim eklinde deil de, b k devrn eklinde ortaya km vurgular. Her ne kadar bu niteliksel devrimci deimelerin hazrlanmas, yava yava, b k evrim biiminde ortaya kan, uzun bir sre boyunca gelitirilmi niceliksel b k deime sreci olsa bile, insan topluluklanmn yapsnda gerekleen byk niteliksel deimeler de bk evrim eklinde deil, ancak b k devrn eklinde olur. Diyalektik yukanda sz edilen yasalarndan ikincisi olan 116

kartlarn birlii ve savam yasas doadaki (ve insan toplumunun dnyasndaki) gelime srelerinin dinamizmiyle ilgilenir. O, hep b h olu srecinde, bhbirleriyle savam halinde olan glerin her zaman birlikte varolduklann savlar. Bu glerden her birine, kendisi ikinci b h gcn kendisine karlk geldii b k hale kart olan, bir hal kalk gelk. Olu si-ecinin her evresinde, bkbirleriyle savam halinde olan kart haller bu ekilde, bir arada varolurlar. Bu kartlann savamndan, bkbirleriyle savam halkdeki kararm her ikisinden de farkl olan nc bir hal doar. Ancak bu nc hal bile, kalc b k biimde, srekli olarak varolmaz. Onu destekleyen gler kart gleri harekete geirkler; kardann yeni b k savam ortaya kar ve bu sonsuzca sikp gider. Kartlann birhi ve savam yasas Hegel'in tez, antitez ve sentezden oluan evre yasasna karlk gelir. mein, bk sknet hali iinde bulunan ve kendisine b k gcn etki etmeye balad b k cismi dnelim. Cisim, bu gcn etkisi altnda, ivme kazanmaya balar, onun balangta sfr olan hz yava yava artai". Cismin hzmm b k sonucu olarak, haekete neden olan gce kai edde bulunan srtnme ve hava direnci doar. Harekete neden olan gcn ve onu durdurmaya alan srtnmelerin bu savam sonuta, ivme g ve srtnme hareketin eit hale bir geldiinde, harekete balangta kazandrlm ani

dnmesine gtrr. Birinin ivme kazandnhn harekete, dierinin ise sknete karlk geldii bu glerin savamndan, sanki onlarn bk senteziymiesine ani bir hareket doar. Her olu srecinde kart glerin savanm varolduu

eklindeki doru gzlemden ayn olarak, bu yasada, byle srelerin her birinde kart ve hatta ehik haUerin bk arada bulunduu gr de ierilir. Bundan dolay, diyalektiin savunuculan bak alarn fonnel mantn beUi yasalarna ve zellikle de elimezlik yasasna lam bk kaitlkla belirler. Diyalektik materyalizmin yandalar, her deimenin dnrler. ve dolaysyla, her hai-eketin bir ehki Onla- bu grlerini 117 hakl ierdiini iin, klp dorulamak

bakaca eyler yannda, deime ve hareketin, haeket eden bir eyin kendisinin yadsmnasna ve dolaysyla bir elikiye gtd kabulnden dolay, olanaksz olduunu gstenneye alan antUc Eleal filozofla* okulunun agmanlana bavurur. Buna gre, bu filozoflardan bhi olan, Eleah Zenon u ekilde ak yrtmttir. Yayndan frlayan bir ok hareket ediyor olsayd, o uuun her bir annda, belli bir yerde olacak ve bundan dolay, o uuun her bir annda sz konusu yerde sknet iinde ya da hareketsiz bir halde olacakt. Ve onun uuunun her b h annda hareketsiz ohnas durumunda ise, o btn uuu boyunca hai-eket eneyecekti. u halde, yaydan can bir okun hareket ettii kabul kendisinin yadsnmasna ve dolaysyla b h ekiye gtrr. Bu akyrtme izgisi Eleal fozoflan hareketin gerekte varohnadm dnmeye eilhnli hale getirmitir. Duyulann salad veri ve kantlar hareketin varolduu savm desteklediinden, Eleallar bundan duyularn bizi yanltt ve deneyin gvenilh bh bilgi kayna ohnad sonucunu karsamilardtt. Eleallardan ap ekstrem bir apriorizme gtren, ve Platon ve dier antik filozoflar- tarafndan takip edilen yol buydu. Buna karn, diyalektc materyaliser birer emphist olup, deneyin en yksek doruluk lt olduunu dnrler. Onlar" Zenon'un argmanlarndan faM bir sonu karsarlar. Zenon'la hareketin bir eliki ierdii hususunda (bir baka deyile, b h eyin hareket etmesi kabulnn b n elikiye gtrd hususunda) uyumakla bhlcte, onlar- Zenon tarafrndan carsanan, hareketin, kendi iinde eliik bir ey ola-ak, varohnad sonucunu kabul etmezler. Diyalekti materyalistler, birer empirist olarak, deney onu su gtr-mez b h biimde destekledii iin, hareketin gerekliini tanular. Onlar, bylelikle hem hareketin varolduunu ve hem de hareketin bir eliki ierdiini ne serler. Bu, onlar-r elikinin varolduu ve for-mel manrn temel ilkelerinden bhi olarak, ehkiyi drta buakan, elimezhk yasasrnrn yanh sonucuna gtrr. Diyalektc materyalizmin temsilcUeri. grlerini for-mle ederken 118

skolastik "tz" teriminden kamuiai" ve materyalist tezlerini "yalnzca cisimler vaolm'" szleriyle ne srmezler. Onlai' materyalizmlerine maddenin ruhtan nce geldii savnn behrledii ekh vermeyi yelerler. Bu, hereyden nce, maddenin, yalmzca maddenin gelime srecinin olduka ileri b h evresinde daha sonra ortaya km olan tinden (bir baka deyile, zihinsel yaamdan) nce vaolduu ve dolaysyla, genetik olarak maddenin tinden deil de, tinin maddeden doduu anlamna gelu-. Diyalektik materyalistler, maddenin tin karsndaki laonolojik ve genetik nceliini srala vugulayai'ak, tine ncelik veren kat gmsn, dnyann, maddesel dnyann dnda bulunan Tanr tarafndan yaratdm kabul eden dinsel inanlaa dayand yerde, kendi grlerinin doa bihmlerinin sonula tarafndan desteklenen gr olduunu dnrler. Ancak materyaUstier yahzca, cisunlerin tamamiyle gerek nesneler olduklarn kabul ederek, onlarn tansal tinin yaata olduklam ve dolaysyla tine, bir ednin nedenine ya da bir rnn reticisine baml olduu biimde, baml olduklam dnenlerin kai-snda yer ahnazlar. Materyahstler maddenin tinden baunsz olduunu ileri srerek, maddenin tine olan, onu tam ve eksiksiz b h gereklikten yoksun kdarak, maddeyi varoluu bhisinin onu belh hk bihnde dnd olgusundan oluan bir tr fiksiyon, salt bir ynelimsel nesne olaak alan idealistier ta-afmdan ngrlen, bamllk biimini de kabul enezler.

dealizmle atma inde Materyalizm Materyalizm, yleyse iki cephede sava vemektedir. O, her eyden nce, idealizmin tm eitieriyle, hem, maddeyi bir izlenimler kompleksi ya da yalnzca bilen zihnin b h konstiksiyonu olaak gren znel idealizmle ve hem de maddesel ve zihinsel btn bu- doann yalnzca, mantksal vailkla- dnyasnn, yani nesnel tinin bahla olduunu dnen nesnel idealizmle savar. Materyaliser, realist 119

bak asna sk skya yapp, onu retilerinin esas ierii olarak sunmak suretiyle, realist tezi retilerinin nne karrlar. Byle yaparken, onlar y a n i i p derier, nk realist bak as bizzat kendi manksal sonucu olarak materyalist tezi zorunlulukla gerektmnez. Realizmin, doaya tam ve eksiksiz b: gereklik yklerken, sz konusu gereklii yalnzca cisimsel doaya yklanesi gerekmez, realizm zinsel tzlere, b baka deyile tinlere de gereklik ykleyebilir. Realizm, materyalizmle de dalizmle de uyuan bir p-etidir. Realizmle iliki iinde materyalizm, verdii saram ikinci cephesinde, kendisi de reast bak am savunan, karn diializmie savar. Dalizmle atma iinde Materyalizm Mateyahzmle dalizm arasndaki kavga cisimlerden faM, aiKak cisimlerle eit statdeki tzler olarak anlaan ruhlann varoluu konusundadr. Materyalizmin gerek kar, yleyse, Augustinus ya da Descartes tarafmdan temsil eden radikal dahzmdh. v^stoteles tarafndan temsU eden lml dalizmle, meh diy^ektik materyalizm arasndaki karthk daha az arpc bir karthkr. Felsefe men ohnu tarihinde olan materyalizm, asn bu savata saldran tarafta

ohnur, nk dalistler, kark ve kavga patlamazdan nce, egebak savunuyorlard. Materyastlerin saldtns, hereyden nce, bedenden farkl ve dnen b h tz (ya da genelde bm b h ey) olarak ruhun varoluunu kabul enenin rasyonel bh- temelden yoksun olduunu gstermekten oluuyordu. Materyaliser varolusal herhangi bir tezi, yani yle yle bir eyin gerekten varolduunu savlayan bir tezi rasyonel b h bihnde hakh kp dorulayabilecek temehn ne olduunu sorari. Herhangi b h eyin varoluunu, zellikle de gerek varolu.unu, onlara gre, yalnzca deney temeli zerinde ne srebiliriz. Herhangi b h eyin varoluunu kabul etme hakkna, dorudan ya da dolayh olsun, ancak deney yoluyla sahip olabhiz. Deney bize b h eyin varoluunu, onu
120

grdmz, onu hissettiimiz, onu iittiimiz ya da onu genel olarak algiadunz zaman dorudan doraya, buna karm, o gerekte alganmad, ancak onun varoluu gzlemlenmi belh olgulan aklamak iin kabul edilmek durumunda olduu zaman, dolayl olarak ne snne hakk verir. Materyalistler ruhla dnen ve bedenden farkl olan bir tz anlatmak istediimiz takdirde, ne dorudan ne de dolayh deneyin nhun varoluunu desteklemediini savunurlar. Onu daha nce hi kimse grmemi, iitmemi ya da genel olarak aigilamamsa, dorudan deney onun varoluunu hibir bihnde desteklemez. Onu dolayl deney de desteklemez, nk ruhun varoluu deneyin olgularmdan kmad gibi, dorudan gzlem tarafndan bulgulanan olgularm aklanmas iin ruhun varoluunu ngren varsayma da gerek duyulmaz. Bundan dolay, bedenden olduka farkh olan dnen tzlerin varoluunu ne sren reti gerekten ok temelsiz olan bir retidir. Bu reti, materyaMstlerin dediine gre, bize in.san zihninm ihcel bh: evresinden miras kalm bir kalmtdr, yle ki bu evrede bir nesneyle ihki olarak ne zaman garip bhlakm fenomenler gzlemlense, eylemiyle bu fenomenlere neden olduu varsaylan belh bir madde bir postla olarak ne srlrd. syla ilgih fenomenler ilkel naturalist dnrleri, bu fenomenlerin ortaya dct cisimlerin kendilerinde, bu cisimlerden farkl olan ve s aknts olarak adlandmlabilecek garip bir madde ierdiklerim varsaymalar iin tevik etmitir; yine, elektrikle ilgili fenomenlerin, bu fenomenleri dourduu varsaylan b h elektik maddesinin sonucu olduklan dnhntr. Biyolojik fenomenlerin anima vegetativa ya da spritus animalis ad verilen b" tzn etkinhinin tezahr olduklan kabul edihnitk. Ruh varsayuna da, materyalistlere gre, ite buna benzer bir biimde vardmtr. BeIhh cisimlerin zihinsel yaama sahip olduu gzlerani ve buradan sz konusu gzlemin bu cisimlerde, onlardan farkh olan ve kendisine ruh ad verilen, psiik bir svmm vaolduunu kabul etmek iin yeter neden olduu sonucu varsanmtu". 121

ada bilimin bu tr bir dnme tarzyla uzaktan yakndan, hibir Uikisi yoktur. Yalnzca, belli cishnlerde elekikle ilgili fenomenlerin ortaya anas olgusu, bugn bu cisimlerde kendisine elektrik ad verilen bir maddenin bulunduunu kabul etmek iin yeter neden deildh. Gnmzde, yalnzca elekik ykleri olup herhangi bir maddeyle yklenmemi olan elektronlan varolduklanm apak bir olgu olarak kabul ediyoruz, ancak elektronlarn varoluu, nedenleri onu aklamak iin bizi elektronlann varoluu varsayrmrm kabul enek zorunda buakacak ekilde olan bel fenomenler (mein katod radyasyonu) gzlemlenmi olduu iin kabul edilh. Ancak onlar daha nce hi kimse alglamam, ve deneyde, aklanmalan onlann varolularyla ilgili vaisaymn kabuln gerekthecek fenomenlerle karamadrmz iin, s akntsnn varoluuna ya da manyetik svmn varoluuna inanmayz. Bu materyalist saldnya kar, ruh yandalan ruhun herhangi biri tarafndan grlmemi, hissedilmemi, iitilmemi ya da herhangi b h biimde duyumsal olarak alglanmam olduu, ancak duyualgsnm tek aacsz deney tr ohnadrr karrirrnr verirler. Duygerekten ve tam umsal deneyden ayr olarak, b h de beni dndm, arzu ettiim, mutlu ya da zntl olduum konusunda, anlamryla ikna eden isel deney vadrr. Bu tr b h deneyden dnen, arzu eden ve dolayrsryla cisimsel deU de, tinsel olan b h vairrn varolduuyla gili olarak tam b h kesinlie ularrm. sel deneyin hkm duyulann hkmnden gerekte ok daha kesindh. Kendilerini duyularrn hkmnn belhiedii temel zerinde kabul etim cishnlerin var-oluundan kuku duyulabh, nk duyulann hkmne karr, onun btnyle b h d ohnu olabilecei, duyularrn beni aldatabildii ve btn b h duyumsal dnyanrn salt bh serap olduu ihraz ykseltebihrdi. Ancak byle bir itiraz, o beni dndm, algrladrrm, ve yleyse, dnen bir varirk olarak varolduum konusunda bilgilendhdii zaman, isel deneyin kesinliini hibir ekilde azaltmaz. Cishnler dnyasrna inanrken ve daha bakaca bhok konu122

da yanldm kabul edelim. imdi yanlmak iin dnen b n varln vaobnas gerek", nk yanlmak yanl dnmek anlamna gelir. Ruhun vaoluu, savunuculana gre, u halde deneyin salad veri ve kanada cisimlerin ya da bedenlerin vaoluundan ok daha iyi bir biimde temellenir. Ruha ilikin bu savunma materyalistlerin kanaaerini zayflatmaz. Onla- bu isel deneyin beni kendileri hakknda bilgilenddii eylerin neler olduunu sorala-. sel deney beni dndm, hissettiim, mudu ya da znil, v.b.g., olduum olgusu hakknda bilgilendirir. O bana, bende dnme, arzu etme, haz alma ya da ac ekme gibi belh fenomenlerin, bir baka deyile beluli zihinsel fenomenlerin ortaya ktn bildirh. O bana denen, arzu eden, v.b.g, bh- valrk olaak benim varolduumu syler. Bunu hib- materyalistyadsmaz. Ancak dnen valklan varoluundan, tinsel valklan, yani ruhlan vaolduu sonucu ka- m? Bu soruya vericek yant "ruh" teriminin tanmna bal olacaktr. "Ruh" yalnzca "dnen varlk" anlamna gelh-se, isel deney bize hi kukusuz, rahun varolduunu bilduir. Bununla birlikte, "ruh" "bedenden fakh olan dnen valk" anlamna gelecek olursa, dnen vahklan varolduu olgusundan bedenlerden farkh olan ruhlarn va-olduu sonucu kmaz. Dnen, ancak bedenlerden faikl olan tzler olaak anlalan ruhlann vaoluunu kantlamak iin, dnen tzlerin varolduunu gstei-mek yeterli deildir, ancak ayn zamanda onlan bedenler olmadklarn, dnen, azu eden, mudu ya da zntl olann beden olmadn da gstemek gereku-. Bununla bMikte, matei-yahstler bunun tam tersini dnmek iin iyi birtakun nedenler bulunduunu ne srerler. Zihinsel fenomenlerin ne kadai- byk b h ounluunun bedenlerimize bal olduu, gnlk yaamdan ve zelhkle de patolojik hallere ilikin gzlemden bilinir. Beyne verilecek zai-a- zihinsel yaamn btn alanlarnn ortadan kaybolmasna neden olu-. Beyin zerinde gerekletirilen cenahi operasyonlar- b h insann kiiliinin, tam anlamyla ve btn btn deimesine neden olur; zihinsel yaammz ayn zamanda alkol, ka-

123

fein ve salg bezlerinin, almas tarafndan geici olarak etkilenir. Zihinsel fenomenlerin bedene bu kadar sk skya bal olmas dnen, arzu eden, mutlu ya da zntl olann ondan ayn olan b h ruh deil de, tam tamna beden olmasn ok yksek lde olasl kla-. Zihinsel yaamn bedene olan bamhin gsteren btn bu gl argmanlar bei, zihinsel femonlerin dayanann beden olduunu kuku duyulamaz bir bihnde kantlamazsa, ruh savunucularnn, kendileri iin ok byk bir nemi olan, dnenin, arzu edenin, v.b.g., beden deil de, bedenden ayn bir ey olduu bihnindeki karrt tezin hakh krlmmas iin bu trden argmanlarrn herhangi birine bavmamayacaklarma iaret edilmelidir. nandmc ohnak iin onlar- ne tr bir argmana gereksmim duyacaklardu-? Onlar' zihinsel yaama sahip olan, ancak bh bedene bal olmayan bir ey ortaya rkm-mak ve onu deneyde gstermek ya da bu trden bir eyin varolduunu baka bir bihnde kanramak durumunda kalacaklardrr. Elekttonlar-m varoluundan, katod radyasyonunda (elektrik alanrnda katod nlarrnrn, negatif elekttik akunlannrn bkld manyetik dorultudaki bklmnden oluan) elektriksel zelliklere sahip olan ve herhangi b h kimyasal cishnle zdelethilemeyen b h eyle kai-r kar-rya gelinceye kadar-, kuku duyuldu. Bher beden olmayan dnen varlrklarm varoluunu drsal ya da isel deneyde dorudan b h bihnde gstermek iin, bedenden aynlmr b h ruhla, maddeden aynlmr elekikle karr karrya gelihnize benzer b h binde karrlamamrz gerekh. Drsal, yani duyumsal deneyde bize yalnrzca cisimler ve cisimsel fenomenler verilebilir. Dsal deney, bizzat kendi doasrndan dolay, tinselcilerin bu yndeki tm ghihnlerine ramen, bize hibh zaman bir bedenden kurtarrlmr bir ruhu gsteremeyecek ya da bizi byle b h ruhla karrlatuamayacakr. Bh bedenden kurtanlmr bh ruhla karrlamak iin, bizzat kendi lmmze kadar beklememiz gerekh ve bu ilem her durumda yaayan insanlarm grebilecekleri bir ey deildir. yleyse, geriye yalnzca bir ara ilem kalmaktadr: Dnen, ancak cisimsiz olan vailklarrn varolularmrn kamtlanmasr. Bu kanrtlarna zihinsel yaamn lmden sonra da 124

devam olan

ettiini varhklann

gsteren

bir

kamama ilikin bk

ve

dolaysyla,

ruhun

lmszlne ilikin bir kantlama, dier dnen ancak cisimsiz varoluuna kantlama, meleklerin, eytanlarn, v.b.g., varoluuna ihkin bir kantlama olabilirdi. Byle kanamalaa teologla-, filozoflar ve tinselciler taafmdan gerekten de ghiilmitir; ancak, materyahstlere gre, bu trden doyurucu ve ikna edici bir kantlamayla imdiye dek karladm deildk. Materyalistler bu dummda, dnen ancak bedenlerden ayr olan vaiklar olarak anlaan ruhlann varoluu hakkmdaki tezin, isel deneye yaplan bavuruya ramen, hal temelsiz bir tez olaak durduu sonucuna varrlar. sel deneyden bilinen, dnen varlklarla ilgili olarak zihinsel yaamm insan bedenine baunh ohnas olgusu, bizde dnen, hisseden ve arzu eden eyin kendi bedenimiz olduunu, yamhnazcasna ve kesin sonulu b k biknde olmasa da, byk b k gle nerk. Mateiyalistler tarafndan verilen bu kark, bununla bklikte, ruh yandalarn tatmin etmez. Ruh yandalar dnen, hisseden ve arzu edenm bedenimiz ya da baka herhangi b k fiziksel organ olmadn ve dolaysyla dnen eyin ciskn olmadn, hereye ramen, gsterebileceklerini bileceimiz mem, deildir. bk mette bk savunurlar. Onlar hereyden nce, zihinsel srelerin doalan itibariyle, kendilerine meknda bir konum atfedeey bk ohnaddclann bak olduu as zaman, vmgularlar. hibk kafam Dncelerimin, ekilde anlaml zaman, senin kafamda Byle olduklann sylemek

salladm de

dncelerin de onunla birlikte sallandklan, kafam senin kafaidan uzakta dncelernin dncelerinden b k mette uzakta olduu trnden sama sonulara gtrecektk. Dncelere ve genel olarak zihmsel fenomenlere meknda bir konum atfenek ve bu dnen eyin bedenimiz olduunu ne srenler tarafndan ska yapdmm- zihinsel fenomenleri fiziksel fenomenlere dntrr. Meknda bir yerde bulunma, fiziksel fenomenlerm ayrc b k zelliidir; oysa, meknda ortaya 125

kmama zihinsel fenomenlerin kendilerine zg zsel zelkleridir. Bu trden argmanlara, materyalistler fiziksel femomenleri

meknda b h yere yerletirilmi fenomenler olarak tanmlama niyetinde olmadklar karln verebildiler. Bununla birlikte, fiziksel fenomenler bu ekilde tanunlamak istenhse, bu rahathkla yaplabilir ve zinsel fenomenlerin benim beynimde ortaya ktklar olgusundan, bu fiziksel fenomenler anlay zerinde, zihinsel fenomenlerin bei bir tlden fiziksel fenomenler olduklar sonucu car. Diyalektc materyahzm, bununla bhlcte, bu durumda onlann hem fizik ve kimya tarafndan betimlenen fenomenlerden ve hem de biyolojc bilhnler tarafndan betimlenen fenomenlerden farkl olan, zel trden fenomenler olduklannda srar edecektk. Dncelerhnin benhn beynimde ortaya kklan savnn kendisi, materyalisere sama bir sav olarak grnmez. Ruh yandalan tarafmdan gehtiren ikinci b h argman daha vaidr. Benhn ruhum, der onlar, dnen benle, benhn benhnle ayndr. hndi, ben, benhn benimin tek ve basit olan bir ey olduunun, paralardan meydana gehneyen bir ey olduunun fazlasyla farkndaym. Ben, zihinsel deneyleriminin znesi olarak, eitti karakteristdere sahip biriyim, bilgeyhn ya da budalaym, saygdeer ya da kt biriyhn, gl ya da dayaniszun, tuticulu ya da souk bhiyhn, ancak herhangi bir para ya da fragmana sahip deilim. Oysa bedenhn paralanndan oluur. yleyse, ben, dncelerhnin znesi olarak, bedenhnden ayr bir eyim. Materyaliser bu argmanla arpu-ken hibir glkle karlamazlar. Bu agman, onla-a gre bh petitio principii eklini alu", nk sz konusu akl yrhne tarz, bu dnen benin bedenden farkl b h ey olduunu nceden kabul eder. Bu kabul daha eride ortaya koyarsak ancak, benhn, dncelerimin znesi olarak, paralara sahip olmadrun ne srebiriz. Dahasr, materyalist, dnenin benim btn bedenhn ohnad gibi, btn bir beynim olmadn da ne smek zorunda deildh. Burada dikkat edilmesi gereken nokta, bede126

nimin gzle gli' bir biimde, kendilerinde paralar iermeyen paalar-dan meydana geldiidir; daha nce bedenlerin bu trden niha ve en yksek paralannm kimyasal atomlar' olduklan dnlyordu; buna karm, gnmzde, elektronlar' ve ekhdekler tr-nden basit pai'acrklai', bedenlerin niha ve en yksek paralarr olarak gr-lr. Bende dnen eyin benim bedenimin bir bileeni olan basit b h madde par'acrr olduunu kabul etmek materyalist tezle elimeyecekth. Ve bu durumda, dncemin znesi, maddesel b h ey olsa da, paralara sahip olmayacaktr. Demek ki, bu, materyalizmin verdii savan, onun kai'nn tzsel rahlai'in vaolduunu savunan dalizm olduu, cinci cephesidh. Bu kavga nasl bir seyh gsterir? ncelikle, ruh yandalar cisimlerden ayn olan tzler olarak ruhlarm varoluunu destekleyen ar'gmaniar gelitirirler, buna karm materyalistler ise bu argmanlar rtp, bedenlerden ayn olan ruhlam varoluunu kabul eden tezh temelsiz olduunu gstermeye koyulurlar'. Bununla bhiikte, karrnrn tezinin temelsiz olduunu gsteren bhinin, bununla kendi tezini kanrtlayamayaca unutuhnamaldr. Ruh yandalar, u halde, davalannr kaybettiklerini dnmezler, ancak deyile, tartrmaya bundan kendi tezlerini sonra da devam edip, savunmak yerine, materyalistler tezine tar'afrndan baarryla kullanan bir yntemi benhnserler, b h baka kar'armn saldnrlar'. Saldmlarnda bahca silah olai'ak da yakn zamanlarn fiziksel aarmalanndan kan sonular kullanrlar. Materyalizmin kai'rtlarr, undiye dek ok ark ohnu olan madde kavramnm, son fiziksel km-amlarn nda, akln ve belhginliini yitimeye baladn ne srerler. Maddeyle enerji arasndaki snr kaybolmu ya da ok belhsiz hale gelmitir. Madde hndiye dek b h tz tr, b h ey tr olarak anlahntr. te yandan, enerji ise bir tz olarak deil de, bir tze yklenebilen belh bir hal olaak dnlmtr. Ancak ada fizik madde ile enerji aasndaki snm adeta ortadan kaldumitu-. ada fizik kuramlarna gre, enerji bir ktleye, ve 127

dolaysyla undiye dek maddenin bir yklemi olaak grlm bir ykleme sahip olan b h eydk. Belh b h miktarda i gerekletirme kapasitesi cisimlerin, kendisine enerji ad verilmi olan, haliydi. ada fizik bh- cismin ktlesmi ie dntrebileceai ve bunun sonucu olarak, bir cismin ktlesinin ayn zamanda b h i yapma k ^ a sitesi ve dolaysyla, eneji olduunu ne srer. Buna gre, madde ve enerji sanki b h ve ayn eyhi farkl biimleridh-ler: Madde enerjiye ve enerji de maddeye dntrebilh. Madde tz. yani bir ey olma zelhi y h h h . Ve dahas, der ruh yandalan, cishnin z itibariyle ne olduunu kavramak istersek, onun niha ve en yksek bileenlerinh niha ve en yksek bileenleri olduklan dnlen ne olduunu buhnaya alrz. imdi, bize deneyde verilen cisimlerin elektronlar, ekirdekler ve benzeri varlklar, ada fzim kuramlanoda, bizim cishnlerin olduklanm dndmz eye hi benzemeyen bir ey hahne gerler. Bizhn elekttonlan, v.b.g., kk paracklar, grlebilen ya da kendisine dokunulabilen bir eyin minyatr versiyonlan olarak tasarlamamza izin verilmez. Fizikiler gerekte, elektronlann, protonlarm, v.b.g., meknsal boyutundan sz ederler, ancak bu ifadelerin yalnzca mecaz b h anlam vardr. Fizikiler zaman zaman belli deneyleri "paracklar", bir baka deyile, ok kk paralar olarak anlalan elektton, proton ve ntronlarla aklamak istediklerini sylerler, ancak baka b h trden olan deneylere ilikin aklamayla ilgilendikleri zaman, onlar elektronlann, v.b.g., ( * kk paralar olduklann dnmeyip, elekttonlardan, sanki onlar dalgalar ya da dalga kmeleriymi gibi sz ederler. Bu dalgalann, bununla bhriikte, tzsel b h temelleri yoktur; onlar b h "eter" trimn, ya da bir ey olarak alman herhangi bir eyhi dalgalan deildir. Byle dalgalann belli b h yerdeki her elongasyonu, yalnzca olaslklarla lsyle beMenebilir, yle ki bu yerde belli bir zamanda, rnein b h perdenin fosfonlts, fotoraf kad tabakasnn kararmas ve benzerleri trnden, u u fenomenlerin ortaya kaca sylenk.

128

Bu ekilde, elektonla- ve elektionlarn mikokozmik elikileri btnyle soyuamalara dntrlrler. Fizikilerin baz deneylerle ilikili olarak kendilerinden paackla-, buna kan dier baz deneylerle Uikili olarak kendilerinden dalgalar- diye sz ettikleri bu elektron, proton ve ntonla-n gerekte ne oldukla sorusuna fizikilerin verdii yant iittiimiz zaman, soyuamann doruk noktasna ulanz. Yant fizikilerin yalnzca, elektronlarn, baz deneyler sz konusu olduunda paracklar ve dolaysyla ok kk paalar olarak, oysa baz baka deneyler sz konusu olduunda, dalgala- olaak eylediklerini bildikleri eklinded-. Onlann "kendilerinde", bir baka deyile, tm deney ve gzlemlerden bamsz olaak ne olduklar sorusuna gelince, fizikiler bunun yantn bilmezler ve dahas sorunun kendisinin, fo-mlasyonu bile onu yamama olanan dta bu-akan, ksu- ve verimsiz b h sora olduunu dni'ler. Onu gzlemlediimiz zaman, bh- elekonun ne olduunu sormak, fizikilere gre, kendisini hib- bihnde a-armadmuz bh- eyin, ne olduunu s o m a k kadar samadr. Ruh yandalar fizikilerin bu argmanlarn kendi hesapla-ma b h kazan o l a a k grrler. Onlar, ada fizik kuramlarnn, kendilerine maddenin maddeselliini yitirdii, maddenin soyutlamala-a dnrler. dntrld savn ne s m e hakkn verdiini

ada fizik, onlan grlerine gre, duyulanmzm yarglama yetkisi altnda, bizim cisunler diye bildiimiz o ok byk madde kesinin yalnzca b h yanlsama olduunu gstei-mitir. Fizik bu ok byk madde ktlesinin, yalmzca iinde mik-oskopik vai-lk komplekslerinin, elektronlarn ve pozi-onlan, nkleonlan, mezonlan, n-onlan ortaya k b k ey olduunu gzler nne semitir; bunla-, bununla bklikte, hibir bihnde gerek eyler olmayp, soyut varlkladr ve salt kendi bala-na alndklarnda, gerek dnyann b k paas deildirler. Gerek vahkladan, bu duumda, geriye yalmzca ruhlar- kalr, nk bize deneyde verilen dnyann, bk baka deyile doamn baka bireye indirgenemez bileenleri yalnzca onladu-. 129

Byle bir savunma taiz seen ruh yandalannm dualist bak asn buaktklarna ve monist b h bak as bennseyip, yalnzca tinsel tzlerin varoluunu kabul ettiklerine iaret edilmelidu-. Dalizm, daha nce de grm olduumuz gibi, hem cisimleri ve hem de ruhlar doann gerek ve tzsel bileenleri olarak grr. Biz, hereyden nce, yukarda anahaar izilen ve cisimleri gerek varlklar dnyasnn dna atmakla edeer olan bh- sonuca gtren argmanlarn eletirisel bir incelemeyi kaldramayacana dikkat etmeliyiz. ada fiziin cisunlerin basit paracklarna iUkin grsel modelleri terkettii ve sz konusu paracklar yalnzca soyut bir biimde karakterize ettii olgusundan, bu bileenlerin gerek olan, bh: baka deyile, bel bir zamanda belh b h yerde varolan bh ey olmadklar sonucu hibir ekilde kmaz. Hele hele, "ok byk madde ktlesi"nm, edeyile algmzn menzih iine giren cisimlerin salt bu- yanlsama olduu sonucu hi kmaz. Bize deneyde verilen cisunlerin gerek varoluunu hibir fiziki yadsyamaz; fiziksel bUginin tamam bu cisimlerle ilgili gzlemlere ve deneylere dayanr. Fizikilerin aratrmalannm sonulan bizi en iyi durumda, ne yeterince zenh ve ne de tam olan ortak deney temeh zerinde oluturuhnu madde kavramunrzda belli btakm dzelneler yapmaya gtrih. Bununla birhkte, materyalizm orijinal madde kavramna sda skya yapm deildir. Bu, ykminci yzydn balannda, diyalektik materyazmin temsilcilerinden bki tarafndan, bize duyumsal deneyde verilen cisimler dnyasnn gerekte ne olduu sorusunu yantlamann, tam tamna fiziin zerine ald byk bir zen ve dikkat isteyen aratrmalara dtn savlayan V.l.Lenin tarafndan vurgulanmn-. Materyalizm, Lenin'e gre, bu dnyann, yalnzca zihinlerimizm bir rn ya da b k izlenimler kompleksi olmayp, gerekten varolduunu savlar. Tezi bu ekilde fomle edildii zaman, materyalizm temelde, gerekte cisimlerin vaoluunu tamyan ve yalmzca, cisimlerden farkl tzler olarak ruhlann da ayn ekilde tanmmasm isteyen dalizme deil de, cisimlerin dnyasna zihinlerimizden bamsz bir varoluu ok gren ideahzme ynelttik.

130

Materyalizme likin Genel Bir Betimleme

Mateiyalizm, hereyden nce, k noktas

itibariyle,

anti-

inasyonalist b h felsefe akmdr. Bu, onun zel bilnlerde yeterli olduu dnlecek bir biunde hakh klnmam savla ciddiye almayaca anlamna gehr. Buradan materyahzmin vahye dayanan dme, geleneksel olaak kutsanan batd inanlara, ciddi ararma ve argmanlardan ok arzularunzm sonucu olan tm kanaaere kar ald olumsuz tavr kar. kinci olarak, materyahst bak as adc seik bhr biimde realist bh- bak asdu-; o, bize deneyde verilen dnyann, yalnzca kendilerine rasyonel bih tarafmdan uladamayan bakaca eyleri gizleyen fenomenal bir fantazi olmayp, doru gereklik olduunu dnr. Bu iki kabulden, dnyaya ilikin genel ve niha b h grn, doa bilimleri tarafndan, matematiin tehizat deposundan yararlanmak suretiyle yrtlen dikkai ve zahmei aratirmalarda aranmas gerektii biimindeki materyalist kanaat kar. Bu, doal bilhnlerin bizi kendisiyle tantu-dklan doann, materyaliser iin yalnzca doru gereklik deil, ancak ayn zamanda tek gereklik olduu anlamma gelir. Doadan ayn olarak, idealistlerin bizi kendisiyle ilgili olarak ikna edebilecekleri trden bir kendinde eyler dnyas, doanm tesinde de, dinin kendilerine arzulanmz ve kalplerhnizin gereksinmeleri tarafndan gerek duyulan, nsezilerunize ve duygularmza mracaat eden, ancak akldan hibir destek ahnayan geleneksel bat inanlarda ierilen bh- ey olarak vahye bavurmak suretiyle, bize bildirdii trden olaanst b h dnya yoktur. Materyalist retinin esas ierii, ite bundan ibarettir. Ruhla ilgih, materyalizmin talihinde bylesine byk bir yer igal etmi olan, tartma bu ereve iinde yalnzca, kendi bana nemli ohnayacak bh taitmadr. Bizde dnen eym beden olup ohnad, bu- baka deyile, onun meknsal karakteristiklere ve eylemsiztie sahip olup ohnad probleminin kendisi ok byk nemi ohnayan ve bilunsel yntemlerle zlmesi g olan b- problemdh. Bu tatima, bununla

131

birlikte, hereyden nce materyalizmin kartlar bu tartmada idealist argmanlan kullandclan, ve ikinci olarak da doast bh dnyaya inananlar ruhu doann, onu yeryznde yalnzca geici olarak bulunan ruhun gerek yurdu olan doast bir dnyaya balayan, b h bileeni olarak grdkleri iin, materyalizmin tarihinde nemli b h rol oynamtr. Bu ruh anlayna, doanrn stnde ya da tesindeki b h dnyay tanmayan materyalizm tarafmdan kar koyuhnaldr; te yandan, doann bh- bileeni olup, doayla smu-lanm b h ey olarak ruh materyalist retinin temel ilkeleriyle eliik olmayacaktr.

Fiziksel Fenomenlerin Zihinsel Fenomenlerle likisi

Kendisinde zihinsel fenomenlerin ortaya kt bir tz olarak ruh hakkndaki tartma, yalnzca zinsel fenomenlerin fiziksel fenomenlerden ayn olduunu kabul edersek, doar. Bu fakhlk, yalmzca idealizmin savunucular taafndan de, ancak ayn zamanda materyalizmin diyalektik versiyonu tarafndan da tannr. Oysa bu fakhhm varl, fiziksel fenomenlerle bilin fenomenleri aasmda sa b h iliki bulunduunu ne sren mekanik materyalizm tarafndan yadsnu-. Bu iliki her zihinsel fenomenin belli b h fizyolojc fenomenle bhe bir tekbliyet iinde bulunduu olgusundan oluur; bununla birlikte, bu iliki zinsel femonenlerle onlarn frzyolojc edeerleri arasnda bir farkhlc gren kimseler tarafrndan, farkir b h biimde yorumlann. rnein, bazlar fizyolojik fenomenlerin, kendilerine kahk gelen zihinsel fenomenlerin nedenleri oldukla-n kabul eder. Bazan buna ek olaak, zaman zaman bunun tam tersi olan b h ihkinin sz konusu olduunu, zinsel fenomenlerin fizyoloj k fenomenlere neden olabildiklerini kabul eder. Zinsel fenomenlerle fizyolojik fenomenlerin bhbhlerini kahkh olarak belhlemelerini kabul eden gr-e karlkl etkileimcilik (inter aksiyonizm) adr ve-

132

rilir. Bunun tersi sz konusu olmazken fizyolojik fenomenlerin zihinsel fenomenleri etkilediini ve dahas, zihinsel fenomenlerin kendi aralamda bkbirlerine dorudan nedensel ilikilerle bal ohnadklann ne sren gr ise epifenomenalizm olarak bilink. Bu

gre gre, zihinsel fenomenler yalnzca, fizyolojik fenomenlerin yan rnleri, donuk yansmalardr. Bazar da, kendisine gre bunun tersi b k ihki sz konusu olmad gibi, fizyolojik fenomenlerin zihinsel fenomenlere neden de olmad ancak sz konusu fenomen trlerinin, diziler bkbirlerine nedensel ilikilerle balanmam olsalar da, bkinci dizideki beUi bir fenomen ikinci dizideki belh b k fenomene, ikinci dizideki belli bir fenomen de bkinci dizideki belh b k fenomene kardk gelecek ekilde, oluturduu iki ayr dizinin birbirlerine kout bir biimde yanyana ortaya dfklar paralelizm varsaymn kabul eder. Son olarak bir de fizyolojik fenomenlerin ve onlara karhk gelen zihinsel fenomenlerin gerekte iki farkh trden fenomenler deil de, yalnzca b k ve ayn fenomenin iki farkl grn olduunu ne sren ift grn kuram vardr. Ayn gerek ilem, ilemin kendisinde kt birey tarafndan iebak yoluyla temaa edildii zaman, bir zihinsel fenomen olma zelliine sahiptk, oysa dsal duyular yoluyla (mein beyindeki sink akmlarn inceleyen fizyolojisi tarafndan) incelendii zaman, b k fizyolojik fenomen ohna zelhine sahiptir. Tpk nmde duran mermerden bk kreye baktmda sahip olduum duyumumun dokunma duyumumdan daha dom olmamas gibi, bu grnlerden ne biri ne de dieri daha dorudm-.

Materyalizme Kar km Duygusal Nedenleri

Ruhla ilgili kavga ounluk heyecanl ve ateh bir tartma biimini ahntu". O, ayn zamanda duygusal yansmalar olan b k kavgadu:. Bizlerin ve hemcinslerunizin salt bedenler olarak grhnesi

133

bize yle grnyor ki, bizim deeinzi drr, bizi yalnzca doal glerin oyununa baml olan piyonlar dzeyine indirger ve kendilerini amalayp pelerinden kotuumuz zerklik, bamlk grmek, bizde, kendimizle ilgili olarak yce ve ve zgllkten yoksun braku". Biz insanlan doanm cisimleri arasmda saygdeer bulduumuz hereyi b h yanlsama olarak datu-, en yksek duygulamz esinlerhnizi ve ideallerimizi yok eder gibi gelir. O bizi son olarak lmden sonra yok olup gineyeceimiz inancndan, yitirdihniz sevgililerin, her ne kadar bu varolula bir cismi olan varlklar arasnda gemese de, lmden sonra yme varolduklar, onlardan aynhunzn yalnzca geici b h ayrd olduu inancndan yoksun brakr. Bizim bu zerkliimiz, onun kiinin kendi kendisinin efendisi olmasndan, fiziksel tepilerimizi denetim alna almamzdan, daha aa ve nemsiz amalarmz soylu ve yce amalanmzm altna geirmemizden olutuu dnlrse, materyalizm tarafndan hibhekilde sorgulanmaz; bununla birlikte, bu zerklik, zihnimizin doal gler karsndaki tam bir bamszh olarak grlyorsa, hi kukusuz b k fdcsiyondur. Materyalizm, bizde yce ve soylu olan ortadan kaldmyor da deildir. O, bzi l cisimlere dntmez, ancak bizi zihinsel yaam tarafndan canlandnhm bedenler ola-ak grr; (mekanik materyahzm szkonusu olduunda) o, zihinsel yaamn zyle ilgih olarak farkh b k gre sahip olsa da, materyalizm zihinsel yaamunzn varoluunu yadsmaz. Materyazm bununla bklikte, bizi lmden sonraki yaam kancmdan yoksun bu-akr. retinin onu biroktan im kabul edilemez hale getiren tiraj ik nitelii tam tamna burada yatar. Dahas, materyalizm, kozmik dzeyde, tm dinlerle uyumazlk iindedk. Dini destekleyen duygusal kaisnda yer alrlar. faktrler, yleyse, varoluu doal nesneler toplamyla smrlayan materyalizmin

134

Tinselcilik (Spiritalizm)

Dala nce de sylemi olduumuz gibi, hem dahzm ve hem de materyalizm, realizmin deiik bihnleridir. dealist bak as (zeUUile znel idealizm) tinselcilikle(sphitalizmle) yakndan ilikilidir. Sphitalist tez, dnyada yalnzca tinsel tzlerin varolduklanm ne srer. Bu tez, hereyden nce, znel idealizmin ve zelikle de ikin idealizmin savunucular tarafndan ortaya konur. dealizmin bu biimine gre, cisimler yalnzca izlenim kompleksleri, ve dolaysyla, znenin bilincinin beUi halleriyseler, onlai' kendindenkaim valkla-, yani tzler olma iddiasnda ohnazlar. Tzsel vaia yalnzca bilinli vaiklar, yani ruhlai" tarafndan sahip olunur. Bu tiu'den bir tinselcilie idealist-tinselcilik ad verilh. Tinselciliin, bununla birlikte, zorunlu olarak znel idealizmle snrlanm olmas gerekmez. Felsefe talihinde tinselciliin bir de reast versiyonuyla karlaabiyoruz. Bu tr bir nselcc yalnzca tinsel tzlerin gerekten vaolduklanm ve tinsel tzler dnda baka hibh tzn varohnadm kabul eder. Bu gre gre, cishnler de, bununla bhirte vai-olur, ancak cishnler yalnzca tinsel tzn tezahrleridir. Bu gr, monadolojisinde, Leibniz taafndan dile gethir. Bu ge gre, dnyann kuruluunda ie karan na ve blnemez tulalai", onun monadla- adn verdii eyler, yani mhlardtt. Bu monadlai' arasnda bilinli yaama sahip olan bazan vaidr ve yalmzca bunla-, gndeli dilde kendilerine ruhlai' ad verilen monadlardu-, ancak onlardan baka, yalnzca bilinaltnda bir zihinsel yaama sahip olan monadla- vaidr ve bu monadla", ve onla-dan meydan gelen kompleksler, gndelc yaamda kendilerine cisimler ad verilen eylerdh. Tinselcie materyahzm tarafndan da dalizm tarafndan da saldrmr, ancak bu saldn temelde tinselciUin idealist versiyonuna ynehilh; bu durumda, o realizmle znel idealizm a-asmdaki b h sava biimini alr. 135

Gerek Monizm: zdelik Kuram

Tinselcilik de materyalizm de monist eilimler, yani iki tr tz tanyan dalizmle tam b n kark iinde, yalnzca tek bir tz ti' tanyan eilimler a:asma sokulabilir. Monist eilnler arasnda bundan baka gerek monizm adn verdiimiz ruh ve bedenin zdelii Mukuram olarak da bilinen retiye rasanabilii". Bu metafiziksel bak asnn mucidi, onyedinci yzylda Hollanda'da yaam olan sevi filozof Baruch Spinoza'dr. Sz konusu bu monizmin temel tezi, yalnzca tek bir tz trnn varolduunu, ve onun hem tinsel hem de cisimsel yklemlere sahip olduunu ne srer. Cisimsellik ve tinsellik yalnzca, araclyla bir ve ayn tzn kendisini sergiledii iki farkl grntr. Bu iki ayr gnten hibiri dierinden daha gerek deildir.

kin Monizm

Tz ruhlarda ya da cisimlerde, ya da hem ruhlarda ve hem cisimlerde, ve son olarak, tam tamna ruh kadar cismi olan bir eyde bulmaya ahan btn bu eilimlerin karsnda doann kendilermden kurulduu niha ve en yksek tulalann, ne ruhlar ne de cisimler olduunu savunan eiln yer alu-. Bu grn mucidi ise David Hume ohnutur. David Hume'a gre, cisimler de ruhlar da yalnzca renkler, kokular, tatlar, sesler, acdar, hazlar, v.b.g., trnden, bize dorudan deneyde verilen elerden oluan komplekslerdh. Hume bu grleriyle cisimlerin yalnzca izlenim kompleksleri olduklarn ne sen Berkeley'in grleri arasmda bir ba kurmutur. Berkeley ruhlann, izlenimlerin ve dier zihinsel hallerin bilincinde olan, ancak bu hallerden ayn olan eyler olduklarn dnd. Ruh zihinsel fenomenlerhnizin znesidir. Hume'a gelince, o Berkeley'in btnyle Utarl olmadn gstermiin. Algladmz cisimlerin ne olduu

136

zerinde dnrken, Berkeley bedenlernizin yalnzca ses, ekil, koku, tat, v.b.g., kompleksleri ve dolaysyla izlenim kompleksleri olduklar, ve onlarn alganmak dm'umundaysalar eer, baka hibey olmayacakla- grne ulat. Hume, Berkeley'in ruh iin c^e benzer bir aklyrne izgisini uygulam olmas dm-umunda, buna benzer b h sonuca, yani ruhun yalnzca b h zihinsel tecrbeler yn, b h bilin ak olduu sonucuna ulam olacan gzlemler. Bize, deneyde, kendi zihinsel hallerimizin dnda hibir ey verihnez. zellikle de, bize bu zihinsel fenomenlere ek olarak, bu fenomenlerh znesi olan gizemli b h ben hi verilmez; b h baka deyile, bize deneyde ruh verihnez. Hume, bu yorum temeh zerinde ruhlarn da cisimlerin de tzler olarak varohnadilarn ne srer. Ruhla- da cisimler de tzler deildirler. Onlar yalnzca, ya bilinch aktel ierikleri olan ya da doalar itibaiyle bu trden ierikler haline gelebUen belli elerden oluan komplekslerdir. BUincin ieriklerine ikin varlklar ad verilir. Bu nedenle yukarda ana hatlar izilen gr ikin monizm olarak adlandrlabihr. kin monizm, sphituahst monizm ya da nh monizm ohnak zere, iki biim alr. O, bu elerin, bu renklerin, seslerin, kokularn, v.b.g., yalmzca bilin ierikleri olarak varolabUecekleini savlad, ve dolaysyla, onlar zihinsel olan eyler olarak dnd zaman, spiritualist bir ekil alr. Bu eler, bilin ierii olmak durumunda ohnayan, ancak bhinin bilinciyle ilikili olmakszn biim alr. vaolabilen eyler olarak dnld zaman da, ikin monizm nh olan b h

Determinizm

ve

ndeterminizm

Doann Nedensel Kuruluuyla lgili Tartma Doada ortaya can olaylarn aknn, kendileriyle hndi ve gelecein kanlmaz bir zorunluluk iinde gemi ta-afmdan belhlendii yasala-a m tbi olduu, yoksa tam tersine, kendilerine daha 137

nceki olaylar tarafndan neden olunmam olaylann m vai' olduu felsef tartmalan srekli ve deimez temas olagelmitir. Bu problem daha ak ve dakik bh- biimde yle hade edilebilh: Her olay beUi bir nedenin kamhnaz sonucu ola-ak m ortaya kar-, yoksa hibh nedenin sonucu ohnayan olaylar- m vardr? Her olayn bir nedenin sonucu olduunu ne sen sav nedensellik ilkesi olaak bilinh. ncelemekte olduumuz bir tai-tima, yleyse, nedensellik ilkesinin evrensel boyuttaki geerlitiiyle ilgihdh. Nedensellik ilkesine evrensel bir geerlilik yklenmesine ve dolayrsryla her olayrn b h nedenin sonucu olduunun ne srhnesine determinizm ad verilh; nedenselk ilkesine evrensel b h geerlilik yklenmesine kar kan ve dolaysyla dnyadaki her eyin b h nedeninin sonucu ohnadm fe sren teze ise indeterminizm ad verilh.

Neden Kavramnn Analizi ve Eletirisi Nedensel iki kavram, ontolojinm daha tam ve dakik hale getirmeye alt, olduka genel kavramlardan bhisidir. Burada dikkat edilmesi gereken nokta, sk skya hcelenmesi durumunda, bu kavramn hibh ekilde ak olmad noktasdr. Belh bir fenomenin nedeniyle, sanki onu yaratan ajanmasma, echlii yoluyla bu fenomeni douran etken anlalu-. Etidnhhnizle kendimizde bn deiiklie neden olduumuzu sylemenin ne anlama geldiini ok iyi bir bihnde bUiriz; bizim kendimizin b h eyi dourduumuzu ya da yaattmuz sylemenin ne anlama geldiini kolaylkla kavrarrz. Ancak bizhn kendimize uyguladmz bu etkinlik ve dourma kavramlar hi kukusuz, beUi b h takm psikolojik eler ierir; bana belli bir anda eylediimi ve bu eylem yoluyla yle yle b h fenomene neden olduumu bildhen, yahzca bedenhnin harekeerine ilikin bir gzlem deil, ancak benhn aynr zamanda iebakrtrr. Eyleyenin ben olduunu ne srmek iin, adal bir abayr hissenem ve bu abanrn

hademe gre gerekleth-ildiinin bilincinde olmam gerekh.


138

Canl olmayan nesnelerin

etkinliinden, hi kukusuz, kendi etkin-

liimizden sz etimiz ayn anlam iinde sz etmiyoruz. apma zerine baka b h bilado topunun harekeni balatan bir bilai"do topunun, szcn onu kendi ednliimizden sz etimiz zaman kullandmz anlam iinde eylediini (eci ettiini) kesinlikle hi kimse ne snneyecektir; hi kimse onun bilinli olaak b k g uyguladn ve dier topu hai"ekete gerinnek istediini savlamayacakr. Ancak cansz cisimlerden etkin nedenler ola-ak sz ederken "eyler" ya da "etki eder" ifadesini hangi anlam iine kullanyoruz? "Eylem" ya da "etki" kavramn aklamak iin belki de, "g" kavamma bavunah ve u tanm kabul etmeliyiz; " X Y'ye etki eder" "X Y zerine g uygula-"la ayn anlama gelk. Ancak "g" kavramnn kendisi yeterince ak mdr? G, ounlukla etki eden, ya da deimenin nedeni olan ey olarak tanmlanr. "G" bu ekilde tanmlarsak eer, daha g kavram araclyla aklanan "eylem" kavramnn ya da "neden" kavramnn tanmnda bir ksudngyle kar kaiya kalmz. Fiziksel "g" kavramn aklunzdan kannayaak u tanuna giriebilirdik: Bir g bk cisme, ancak ve ancak bu ciskn hzn deitirir ya da defomasyona urasa, etid eder. Bu zihinsel g tanm yalnzca mekanik fenomenleri aklayacak ve fenomenler iin kullandmz "eylem" kavramn da, sah mekanik fenomenler iin deil, ancak fiziksel fenomenler ve hatta "neden" kavramn da aklamak iin yeter olmaycaktr. Demek ki, "neden" kavramn, "eylem" kavram ya da "g" kavram araclyla aklama giriimi doyurucu bk giriun olmaktan uzakr. Bundan dolay, nedeni eylem ya da g kavramlann kuUanmakszn aklama giriimlerinde bulunulmutur. Belli bir fenomenin nedeni, kendisini beUi b k fenomenin zorunlulukla izlemesi gerektii ey ola-ak tammlanmtu-. Ancak burada da bu kez "zorunlulukla" deyimiyle kastedilen eyin ne olduu sorusu o-taya ka-. A fenomeninin B fenomenini yalnzca izlediini mi, yoksa A fenomeninin B fenomenini zorunlulukla m izlediini nasl bileceiz? Ve burada, zo139

lunluluk kavramna ilikin eletirisel bi- inceleme, bu kavranun hibir bihnde ak bir kavram olmadn gzler nne serer. Neden ehmizden braklan bir tan yere dmek zorunda olduunu, buna kan bir toptan atelenen menninin hedefine ulamak durumunda olmadrrnr syledihniz zerinde dnelhn. Bh tan, elimizden braklrsa, yere dmek zorunda ohnas olgusunu bilhiz; te yandan, bir toptan atelenen bir merminin hedefini vuracak olmas olgusunu zoranlu bir fenomen olarak grmeyiz, nk bunun her zaman sz konusu olmadn bilhiz. Bu rnek dikkate almdrrnda, u zorunluluk tanrm kendisini nerir: B fenomeninin A fenomeninden sonra olmak zorunda olmas, B fenomeninin A fenomeninden sonra ortaya knn genel bir yasann zel bir hali olmasyla ayn anlama gelir. Bazlar, onu fenomenlerin dzenli bir diziliine indirgeyen bir tanm olarak, fenomenlerin birbirlerini zorunlu olarak izlemesine byle bh tanun gerekten de doyumcu bh tanm ilikin diye

dnmlerdh. Bununla birlikte, bu zorunluluk tanmnn nedensel iki tanm iin hibh yaran ohnaz. B fenomeni A fenomenini zorunlu ola-ak izlemek durumunda olduu zaman, A fenomenini B fenomeninin nedeni diye adlarrdrrrrsak, zorunlu dizilii dzenli dizilie indirgememiz durumunda, B A'yr her zaman izlediinde, A fenomenini B fenomeninin nedeni olarak grmek zorunda olacarz. Bu durumda, en tar-ifesine gre ikinci en her zaman bhinciden sonra geIhse, bhinci trenin istasyondan geiini dier enin istasyondan geiinin nedeni olarak grmemiz gerekecekth; ancak bu nedensel ilikiyle anlatmak istediimiz eye hibir ekilde kar-rirk gelmez. Nedensel iUkinin zn, fenomenlerin zorunlu diziliini, herhangi b h dzenh dizih olarak deil de, (en tar-ifesi gibi) uzlarmlardan ok temel doa yasalarrnrn sonucu olan dzenli dizii olarak tanmlamak suretiyle kavrama giriimlerinde de bulunulmutur. Bu temel doa yasalarrnrn ne olduklarrnr tam ve kesin olarak belhieme giriimleri arimaz bhtakrm glklerle karrlamtrr.

140

n d e y i Problemi

Bu deerlendinne ve glklerin bk sonucu olarak, neden kavramn bilimsel kavramlanmzdan oluan kavram daarcndan ana gibi bir eilim ortaya kmtn. Bu nedenle detenninizm probleminin zgn formlasyonundan vazgeilmi ve detenninizm problemiyle ilgili ola-ak yeni fomlasyonla-a gidilmeye allmtr. Doal bilimler alannda determinizm problemi yakn zamanlarda "neden" szc kullanlmakszn, "zorunluluk", "kanlmaz sonu" v.b.g., terimlere bavuruknadan tanunlanmtu-. Doa bilimlerindeki determinizm probleminin yakn zamanlarda revata olan tanm aa yukar u ekli alr: "Doada ortaya oluturduu temel kan olaylan ak bize, olaylara ilikin "ndeyi problemi" olarak olup imdiye dek ortaya km olaylarn gzlendenebilk niteliklerinin zerinde, gelecekteki ndeyide bulunma olana verecek yasalar eklinde ifade edilebilk mi?" u halde, detenninizm problemi kmtu-. O, bundan byle gelecein gemi tarafndan belirlenmesiyle deil, ancak daha ok bizim gemi temeli zerinde gelecee ihkin olarak ndeyide bulunup bulunamayacaunzla ilgilenir. Mekanizmin doal bilimlere egemen olduu dnemde, bir baka deyile, cisimsel doanm tm fenomenlerinin mekaniin yasalar taafmdan aklanabilecei gr doa bilimlerindeki egemen gr olduu zaman, doa bilimleri determinist bak asn destekliyorlard. Bu determinizm en gl ve en ecili ifadesini, doa yasalarn (Laplace'nin zihninde Newton mekaniinin yasalar vard), ve dnyay meydana getken tm madd noktalam belh b k andaki konumlann ve hzlam bilen, kuramsal problemlerin zm (burada sz den konusu olan ikinci dereceden diferansiyel olarak denklemlerin gemiteki zmyd) iin snrsz kapasitelerle bezenmi b k akln bu verileryola kp, onlan bu yasalaa uygun hzlanm ve konumlann ne olduunu ve gelecekte ne olacan kasayabileceini ne sren, onsekizinci 141 yzyln ikinci yansnda

yaam Fransz bilim adam Laplace'ta buldu. Doann belli bi- andaki haline ilikin bilgi u halde, doa yasalann (Newton mekaayn zamanda, ondan gemii niinin yasalanm) ben birine gemiin ve gelecein tamamn kaisama olana verecekti, Laplace ve gelecei kai-sayabihnek iin, imdiki hale ihkin olarak bilme gereksinhnini duyduumuz eyin (tm noktalann hzlannm ve konumlanmn) ihce olarak bilinebihr olduunu kabul etmith. Fiziin daha sonraki gelimesi, bununla birhkte, Laplace'm ne srd determinizmin altn kazmtu-. ada kuantum kuram, fiziin yasalarnn bize maddenin niha ve en yksek bileenlerine (elekhonlaa, protonla^a, v.b.g.,) Uikin olarak gzlemlenmi verilerden, onlarn gelecekteki hallerini carsama olana vermediini gsterir. Burada dikkat edUmesi gereken nokta, bizhn bu verilerden yola kmak suretiyle, tikel elektronlarn fiziin yasalarna uygun olarak gelecekte nerede olacaklarn nceden bilebUmek iin, bilmek durumunda olduumuz tm verileri gzlemleyemediimiz hususudur. Fizik bize gelecei hesaplayabilmek iin elekttonlann belli bir andaki konum ve hzlann bilmemizin yeterh olduunu bildhir, ancak bu ndeyi iin sz konusu parametrelerden yalmzca bhini bihnemiz yeterli deUdh, her ikisini de bilmemiz gerekir. Bununla birhkte, fenomenlerin bizzat kendi doalarndan dolay, bir elektronun hzn ve konumunu istenen dakUclUcle lemeyiz. Onlar ok byk saydaki elekronla gi olduka, yalmzca bu paametrelerin belli ortalama deerlerini gzlemleyebiliriz ve bu ortalamaladan yola kmak suretiyle, istatistik yasalanna uygun ola-ak, bu parametielerin gelecekteki ortalama deerlerini hesaplayabiliriz. Demek ki, tek tek elektionlarn gelecekte nerede ve nasl olacaklanna ilikin olaak tam bir ndeyide bulunulmaz; bununla birlikte, kendisine ilikin olaak ndeyide bulunabileceimiz ey ok byk saydaki elekttonun ortalama deerlerle nerede ve nasl olacadr.

142

Doa Yasalar Yalnzca statistiksel Yasalar mdr?

Bununla yakndan ilikili olan bi- gr, daha nceden nedensel yasalar olaak bilinen yasalarn z hakknda, belli adamlar taafmdan bhtakun bilim bh ne srhn olan zel ve aldmadk

grtr. Bu yasalar ounlukla maddenin ok byk saydaki basit paracndan meydana gehni byk cisnlerm davramlayla ilgiliydi. Byle b h cismin davran sz konusu cismi meydana getiren paracklann tmnn ortalama davranna bal olacaktr, ancak tek bir paacn btn kflenin davran zerinde byk b h etisisi ohnayacakr. Eer byk b h olaylar- ymyla urayorsak, olaylarn tikel beenleri dzensiz ksa bile, bu olmaldr. bir biimde ve geliigzel ortaya istatistiksel dzenlilikler ynda belh bhtakm

Bu nedenle ok byk saydaki basit paracn toplam

olan daha byk cisimlerin davran, bu basit paracklarn davran olduka dzensiz olsa bile, olaylar yn olarak, istatistiksel dzenlilikler tarafndan belklenmelidir. Bu durumda, fenomenleri yneten ve byk cisimlerin de paylaklar yasalarn istatistiksel yasalara indhgenebilecekleri nerisi n plna kar. Daha nceden dnyay yneten gizemli b h nedenselhm bu- tezahr olduu dnlen, dnyadaki herhangi bir dzenlilik, bu gre gre, yalnzca, kendi imde gizemli hibir ey saklamayan istatistiksel bir dzenlilik olacaktr. Bu dzenlilik yalnzca ok byk saydaki basit paac ele aldmz zaman ortaya kar. Oysa bu basit paracklarn dnyasnda tam b h kaos hkm srer ve herhangi b k dzenhUk sz konusu ohnaz. Doa yasalamm zne ilikin yukanda ana haan izilen termodinamiin yasalan rneinde olduu gibi, baz fiziksel yasalarla ilgili olaak herkes tarafndan kabul edihni olan gr (basit bir biimde onlarda kullanan kavramlarn ieriinden dcan ve dolaysyla, salt anatik yarglar olanlar dnda) tm doa yasalarn istatistiksel yasalara indkgeyen b k gr olarak, ska sorgulanr.

143

irde zgrl

Detenninizm problemiyle ok yakmdan ilikili olan, ve hibir biimde nemsiz olmayan bir baka problem de irde zgrl problemidir. imdi zerinde duracamz problem olan irde zgll problemi her zaman standart olarak aynr bihnde anlarimamr. nsan hdesinin zgrl zaman zaman, insanrn abalarna gerekten btnyle dediini ve yaratm dnd bir eye sadrk kalabilme ve kendisini yoldan tkarnasr mmkn olan batan kancr bir eye karr koyabihne yetisi aracrhryla anlamrr. nsan karakterinin en nemh ve en dikkate deer ynlerinden bhi olan irde zgrl, bu ekilde anlaridrrnda, hde zgrlnden ok irde gc diye adlandrrrhnalrdr. Ancak "irde zgrl" terimine baka anlanar da

yklenmitir. Bunlardan

en nemlisi bizhn yukanda tarttrmz

nedensell: problemiyle yakndan ilikih olan anlamdur. Bu yorumda insan irdesinin zgr olup ohnad sorusu insan eylemlerinin hibh kukuya yer brakmayacak biimde, belli nedenler taafindan belirlenip belhienmedii somsuna indirgenir. Bm'ada gz nnde tutulmas gereken nokta belli bir karakterle, beUi eitimlerle bezenmi, belli tercihleri olan bir insann, belli bhtakm motiflerin sonucu olaak, spesifik kararlar- veme zorunda m olduu, yoksa belh bir karaktere sahip bir insann, birtakm motiflerin sonucu olaak, bir ya da b h baka ekilde karar verebUecei mi sorusudur. Demek ki, hde zgrl problemi insan irdesinin genel nedensellik ilkesine tbi mi olduu, yoksa onun nedenselhin zorunluluklarndan karndrr m, insan irdesinin eylemlerinin yalnzca, nedensel zinchierin, hem nedenleri hem de sonulan olan, aa halkalar m olduu, yoksa onlarn yalmzca, nedensel zincirlerin, sonular olsa da nedenleri olmayan, balang halkalan m olduu sorusuyla gilidir. nsan irdesinin yukanda taitilan anlam iinde zgr olduunun kabul edihnesi, insanrn, onun doada hkm sren ve kendisinin kar koyamayaca 144

glerin

annaan ve zaalanyla kailamaya mahkm olduu taafmdan

dncesi taafmdan azalthr grnen, deeri ve ycelii

gerektirilh gibi grnmektedir. Gl b h insann batan kanc eylere kai koyduu, aa ve deersiz motiflere kar sava verdii durumlar-, insann kendi kendisinin efendisi ohnaya ve doann glerine kai durmaya yetili olduunu gsterh g-nr. Son olaak, irde zgrl, kendisi olmakszn insanla eylemlerinden ahlaksal olaak sorumlu tutmann olanaksz olduu, zorunlu b h koul gibi grnmektedir. nsan hdesinin zgr olmasa ve insan doutan getirdii bir karakter ve eUhnlerle belulenen bir doaya sahip olsayd, o belli btakm motifler verildiinde, bir seim yapmaya yetili olmayacak, ancak baka hibir bihnde deil de, hep belli b h biimde eylemek dmumunda kalacak ve bu dm-umda eylemlerinden sorumlu olan bir kii deil de, yalnzca doasndan zorunlu olarak kan eyleri yerine gethen bir otomat olacakt, diye dnhntr. Bh insann eylemlerinin soramluluu, buna gre, o insann kendisine deil de, ona baka bir doa yerine tam olaak bu doay baheden her kimse, ona yklenecekti. Filozofla insan irdesini evrensel nedensellik ilkesinin bir istisnas olaak g m e y e gtren temel motifler aa yuka bunla- gibi grnmektedh. Bunlar- felsefede ska taitlm olan konuladr. rde zgrln savunan filozofla- olduu gibi, irde zgrln reddeden filozoflar da olmutur; bu ikinciler insann kendi kendisinin efendisi ohnas diye adlandrdan olgunun, insann tm kaafamn kuku gt-mez bir biimde belli koullar- taafmdan belirlendii ve ahlaksal sorumluluun hde zgrln gerekti-meyecek b h tarzda anlalabilecei kabulyle pekla uzlatrdabileceini savunurlar-.

145

Gelecein Varoluu Problemi

Detenninizm problemini imdiye dek gelecein gemi tarafmdan nedensel belirlenimiyle ya da gemi temeli zerinde gelecee ikin olarak neyide bulunulabilmesiyle ilgili olan b' problem diye tarttk. Felsefe tarinde bu problemin de, zamanrn zyle balant olan, bir baka yorumu daha ohnutur. Bu problemin ierimde nelerin bulunduunu bash bhtakrm szcklerle arklamak kolay deUdh. O belki de en iyi b h biimde bir mecazdan yararlanmak suretiyle dile gethilebilh. Yunan mitolojisi, dnya zerindeki gcn babasn alt ederek ele geirmi olan ve babas Uranus iin hazu-lam olduu yazgdan kurtulmak amacyla, ocuklann, onlar doduktan sonra, ldrm ve yemi olan, Titanlarn ba Kronos'tan sz eder. Kronos'un {khronos Yunancada zaman anlamrna gelh), aynr anda yaratlannm hem yaracs ve hem de ykcs olarak, zamann cisimlemesi olduu, onun ocuklaryla olan ilikisinin ise zamann zn mecazi olarak dile getirdii kabul edilh. Mutlu ya da mutsuz her olay, yaama ve varla zaman tarafndan gethir, ancak o, varolmaya balar balamaz, gemie itilh ve varohnaya devam etmez. Ancak gemi b h ey hahne gelenin varolmaya devam etmemesi sz konusu mudur? Belki de o ayn halde devam eder ve varolur; yalnzca, yol kenarndaki aalar, biz yol boyunca yksek bir hzla seyahat ederken gzden nasl kayboluyorsa, aynen o ekilde gzlerimizden kamtu". Belki de, grmz bize yolu yalnzca dikey olarak grme ans salayp, yalnzca zerinden gemekte olduumuz eyleri grme olana veren bir perde tarafmdan smuland iin, zerinde yaamlarmzn akna karlk gelen halnn ad bu yol boyunca hereyi gremeyen biziz. Belki gr bu tr bir perdeyle snnlanmam baka b h vahk, hndi zerinden gemekte olduumuz eylere ek olarak, zerinden daha nce gemi olduumuz eyleri ve ayn zamanda yolumuz zerinde bizi bekleyen eyleri de grebihr. yleyse, bizim imdiye atfet146

tiimiz ayrcalkl konum, bizim imdi olanla olmu olan ya da olacak olan aasmda yaptmz ayrm, belki de insanlarn dnyaya kendilerine zg bak tarznn sonucudur. Gerek dnyada ndi olan, daha nce olmu olan ve gelecekte olacak olann vaolu taiz arasnda hibh- fark olmayabilu-. Gemi, hndi ve gelecek belki de dnyann balangcndan itibaren hazrdr ve bizhn onlarn varolutan bakmndan tasa-ladunz fai-khik, yalnzca zihinlerhnizin dzenleniiyle ilgih olan yalnzca, znel b h fa-khlktn. Bu, determinizm problemi ad verilen ikinci bir problemdir. Bu problemi okuyucuya, kendilerinden sorumlu tutulmay pek istemediimiz ifadeler ve terhnler kullanarak aktarmaya ahtk. Buradaki soru gelecein daha imdiden doru ve dierinin yanl m olduu, yoksa ikisinin de imdiden ayarlanp ayarlanmad, biri gelecekte belli bir olgunun ortaya kacan ne sren, buna karn dieri bunu reddeden, birbirlerine ehik iki nermeden, birinin imdiden doru ve dierinin yanh m olduu yoksa, ikisinin de imdiden ne doru ne de yanh olduu ve onlann, yalnzca uygun zaman geldiinde, doru ya da yanl olaca m sorusuyla ilgilidir. Bhinn ayarlandna ve her zaman ayarlanm olduuna, ancak yalnzca mevcut ohnadna inananlar belh bh- trden determinizmle uyuurlar; gelecein henz ayarlanmam olduuna, onu yalnzca zamann yarattna inananlar ise indeterminizmle uyuurlar. imdi tartmakta olduumuz bu problem yakmlada, zaman, gerek dnyann yaracs (temps createur), ve felsefe tai'ihinde de, yaratc evrim

{evolution creatrice) olarak grmek suretiyle, bu ekilde anlalan mdeterminizmin savunuculuunu yapan Fransz filozofu H. Bergson tai-afndan gndeme gethihnitir.

147

Mekanizm

ve

finalizm

Dnyann Bir Amaca Gre Dzenleniiyle lgili Tartma Dnya bir amaca gre mi dzenlenmith", yoksa o yalnzca ileriye dora krcesine mi yuvailanu? Mekanistin kendisine oimnsuz, buna karm finalizmin kendisine olumlu b- kailk verdii, problemin genel bir fomlasyonu budur. Finalizm ya da teleoloji ad verilen bak as dnyann bir amaca gre dzenlendiini kabul eder, oysa mekanizm "ama"a bunu karlk reddeder. gelen, "Teleoloji" Yunanca ve finalizm, ve ngUizcede fnis telos Latince

szcklerinden tretilmit-. Mekanizm, savunucula dnyadaki tm fenomenlerin aknn b- mekanizm iinde ortaya ktn ve insansal eylemin ynlendirildii binde, bir ama tarafndan ynlendirilmediini dndkleri iin, teleolojinin kasmda yer alan eilimi temsil eder.

Antropomorfik Amallk Finalist gr, anti-opomorfik bir biim alabUdii kadai-, baka bbiim de alabilir. Anttopomorfik finalizm, dnyann bir amaca gre dzenlenmi olduunu ne srerek, bunu dnyann dnmeye, istemeye ve irdesini gerekleti-meye yetili bir vahn amal b n ii olduu ve onun bu vatik taafndan belli bir ama iin kurulduu anlamna gelecek ekilde yoramlm-. Bu gmsn yandalar, doada, onlarn bu varlk tarafndan bilinli olaak hissedilen belli bhtakm yksek Gayeleri gerekletirmek iin, akll ve hereye gc yeten bir varlk tarafndan yaratld vasayunn kabul enek dnda aklanamayacak, baz ynler bulunduundan emin grnrler. Btn bir dnyay belli b h amaca (ya da amalaa) ynelen bh" valm rn olaak gren antropomorfik finalizm, dnyann yaratics ve yneticisi olan bheysel bir Tanr'mn vaolduu dncesiyle ok yakndan ikilidir. 148

Kolaylkla gilebilecei gibi, antropomorfk finalizm doaya ilikin aatrmalann sonulanndan ok, dinle yakndan ilikili olan metafiziksel eilimler arasmda yer alr. Oysa doaya ilikin olan aatrmaladan ou zaman antropomorfk finalizme kart olan bieilim, yani doann fenomenlerini aklamak iin dnyann yksek gayelerini yerine getirmeyi amalayan bir Yaratcnn rn olduu eklindeki hk varsayuna gerek duymadmz ne sren felsef mekanizm kar. Rnalizm, bir Yaratcnn amah ednliinin tezahrleri olaak anlalmak dnda, hibir ekilde anlalmayacak olan olgu saysnn ok fazla olduunu savlai". Bu olgular organik doada

olduu kadai-, inorganik doada da bulunabilh. Fhaliser organik yaam olanakl kdan kouUar doada her yerde bulamadmz, ancak bu koullan btnyle yeryznde bulduumuzu savunurlar. Bundan baka doada egemen olan dzenliliklerden, kendileri olmakszn yaamn, ya da en azndan yaamn baz biimlerinin olanaksz olaca belli sapmalarla karlayoruz. Buna gre, mein, bir tek su istisnasyla tm svlar soutulduklar zaman daha youn hale gelirler, ancak yalnzca su, 4 santigrad derecede en youn halde olm- ve hem stld zaman ve hem de soutulduu zaman, daha az youn hale gelh. Hereyi donduran bir havada, nehirlerin ve gllerin batan baa btnyle donmamas, ancak altnda su scakhnm 4 santigrad derece olduu b h buz tabakasyla kaplanmas olgusunu, suyun bu olaand kendisi zelliine olmakszn borluyuz. yaamn Bu, doann olaca dzenliliklerinin, olanaksz

birok istisnasndan bhine bir rnektir. Yeryznn organizmalann yaam iin elverili olan kouUala bu ekilde istisna b h biimde bezenmesi, ve dahas, doal dzenliliklerin, kendileri olmakszn yaamn vaolamayaca bu istisnalar; dnyann Ya-atcsmn dnyay, yeryznde yaam ortaya kacak ve vaohnaya devam edecek ekUde amal bir biimde dzenlediini ve bihnli olarak doal dzenhhklerden beUi sapmalar aya-ladn gsteren yeterh kamadeil midh? 149

Finalistler taafndan gelitirilen dnce izgilerinden biri budur. Gelin onun mantksal olaak savunulup savunulamayaca zerinde dnelim. Dalarda, yatan ve frtnadan korunma salayan, aatan yaplm bir kulbeyle kai'lau-sam, bmnin bu kulbeyi insanlai' iin bu amaca hizmet etmek zere ina ettii sonucuna varrun. Aynen kulbenin yaraldmdan bhinin onu bu ama iin ina ettii sonucuna vardmz bihnde, doadaki canl vailkla- iin yararl olan koulladan yola kp buradan b h Yaatcmn onla bu canl varlklann yararna olacak ekilde, amah olarak ayarlad sonucunun k dncesine varmamz ilk bakta bize arpc gelebir. Bununla bhiikte, bu iki akdyrne izgisi aasndaki benzerlik yalnzca grntedh. Byle bir kulbeyle kailamazdan nce, insanlarn dalarda bu ama iin byle kulbeler ina ettiklerini bihneseydim, bu kulbenin bir kimse tarafrndan amair olarak ina edilmi olduu sonucuna varmr olmayacakm. Kulbe rneindeki akrlyrnem manrn analoji yoluyla akrlyrne olarak betimledii akyrlitme trne girer. Yalnrzca, eylere ilikin istisna b h dzenlemeyle karrlama olgusu, bu dzenlemenin biri tarafrndan bu avantaj salamak iin amah olarak olutmulmu olduu sonucunu karsamak iin bir temel salamaz. Dalar-da altinda, trpkr kulbe gibi bir srmak ohna ilevi gren bir oyuk bulunan, ok byk kayalardan meydana gelmi b h piramitle karrlasaydrm, eylere ilikh bu istisna ve yararl dzenlemeden kalkp, birinin bu byk kayalar, onla- beni yatan koruyacak ekilde, amal ola-ak dzenledii sonucuna varm olmayacaktun. Finalistlerin argmanlan kulbeyle ilgili olan birinci akrlyrtmeye deil de, yasal olmayan bu ikinci akrlyrneye benzer. eylerin yeryznde yararl bhhnde dzenlenmelerinden kalkp, bh yaracmm eyleri canl organizma-

lar iin bu ekilde dzenledii sonucunu kasa-ken, analoji yoluyla akri yrnyoruz. Bmada gzetilmesi gereken nokta bizim, finalisth bir Yaracmm amair ii olarak grmek istedii bir ilikUer dizisine benzer bh dizi ilikinin biri tarafrndan b h bakasrnrn yarar iin

150

bilinli olarak yaratld bir rnek bilmediimiz noktasdu-. Finalistlerin aklyrtmesi, ne zaman nomalden sapma gsteren ve bii ya da canh b h ey iin yararl olan bir kouUai" dizisiyle karlasak, bu dizinin iyiliksever b h valn bh amaca gre gerekletirilmi b h rn olduu bihnindeki rtk ncl vasayai". Bu ncl, hi kukusuz, yanhtu-, nk onu kuUanmak smetiyle, kumaibazn rakip oyunculadan birme olaanst iyi katla- vermesi olgusundan, onun bunu, ansh oyuncuya kar iyi duygular besledii iin bilerek yapt ya da iyihksever huylu ohnalamm ruhlarn bu oyuncuya kar- iyi niyei ve dalmn etkiledii sonucunu katlann

kaisayabilirdik. Bu ncl kullanai-ak, bir evin kilerindeki, bu kilerde kfn varoluunu olanakh klan nemden yola kp, evi ina edenin bu nemi, kfn geliebilmesi iin, bilinli ola-ak ya-at sonucunu da kasayabilhdik. Bu sonula- ve dolaysyla onlann kendisine dayandklar ncl, hi kukusuz, yanhr. Ne zaman organik yaamla kai- karya gelsek, yaam olanakl klmak iin baz koullann yerine getirilmesi gerektii ok ak olarak ortaya kar. Buna gre, yaamn bu kouUadan dolay varolduunu sylemek makl ve merudur. Bununla birlikte, bu koullarn bu canl varlklaa kar iyilik hisleri besleyen bhi ta-afmdan inceden inceye dnlerek nakl khnak iin ayalanm olduunu bamsz b h biri taafmdan yaatldm bihnde hi kantlamazdan nce, bu rnekte bu koullarn organik yaam olasylemeye hakkmz yoktur. Dnyann bir amaca gre dzenlenmi olduuna ilikin kanaolarak, finahst, hereyden nce, organik varhklan fiziksel yap ya da doalan ve onlan yaam kouUarma olaanst bir biimde uyma yeteneklerini verh. ok byk sayda mek kullanai-ak, onlaher bir organizmann nasl olaanst bh biimde kompleks, anlalmas g ve uyumlu bir cihaz olduunu gsterirler. Finalistler buna ek olaak, bu cihazn nasl olaanst "aklh" olduunu, b h baka deyile organizmann, bizzat 151 kendi yapsndan dolay,

yaamn deien kouilana yetkin bir biimde uyum saladn ve bundan dolay, varln devam eltirirebildiini ve bu yaam biimini, d koulla- kendisi iin bir felket haline gelinceye dek, kendisinden sonra gelenlere aktaabildiini ortaya koyarlar-. Finalizmin savunucular, bundan dolay, dsal kouUara bylesine ustalkla ve yetkin bh biimde uyum salayan bu cihazlarn, rastlan sonucu ortaya km olamayacaklarn, ancak bu cihazlan, yaayabilmeleri ve trlerini devam etthebihneleri iin, bu "akll" yapy vermi olan b h dnrler. Bu gr yandala, kenderine varlklarm devam etrme ve yaamlarn trlerine geh-me olana veren yapala bezenmi en becerik organizmalarn bile ortaya knn, bir Yaratcnn amal ecinhi dnen, larn vasaynuna felsef mracaat eneksizin, aklanabileceini Yaam aklama mekanizm doast taafndan paylalmaz. Yaatcmn rn onlaa bilinli olarak gerektiini olmu olmalar

kouilana bylesine yecin bir biimde uyum salayan organizmakkenini etmenlere bavurmaksrzrn giriiminde bulunan re, Chales Darwin tarafndan ya-alm olan yaama kavgas kuramrdu-. (Daha sonraki grler tarafmdan dzehilen) bu kurama gre, bei dr kouarrn b h sonucu olarak, belli organizmalarrn reyen hcrelerinde bhtakun deiikklerin ortaya ctrr olur, ki bunun sonucunda bu organizmann hemen arkasmdan gelen kuak anne babalannkinden farkhlc gsteren yeni b h zellik kazann ve bu zellc daha sonraki kuaklara geirilh. Yeni zellik yaam kavgasnda bu k kuak iin yara-h olabilh, ancak o ayn zamanda zararl ya da nemsiz olabilh, bir baka deyile, sz konusu zellii ilk kez ola-ak kazanan kuak yaama atalarndan daha iyi uyum salayabdii gibi, daha kt ya da atalaryla ayn lde uyum salayabilh. Daha somaki kuaklar arasnda yaama daha iyi uyum salayan deiimler olursa, dierlerinden ok bunlarrn varldannr devam ettirecekleri ve yeniden reyecekleri ok arktrr. Varolu kavgasrnda, yaama daha iyi uyum salayan bu deiimler

152

kazanr. Bu ekilde, zamann ak iinde, yaama daha az uyum salayan atalarn yerine, yaam koullarna daha az uyum salayanlardan ok, yaam koullaryla atalarndan daha iyi b h biimde baa kan, trn daha somaki yeleri geer. Demek ki, onlara daha bile byk sayda eitli koullala baa kma olana veren, daha da kompleks cihazlala bezenmi, giderek dala yksek derecede organize olmu organizmalar- ortaya kai'. Organizmalam gehmesinin yaam kavgas kuram tarafndan nerilen biimde olumu olabileceini reddeneksizin, finalizm yandalar, daha yksek organizmalam olaanst lde kompleks ve yaam koullar iin bylesine dakik bir biimde ayalanm olan donanmlarrnr aklamamzn hi olas olmadn savunurlar. Onlabu saysz zararh ve nemsiz deihn arasnda, bizhn organhc dnyada karatmz ve insan icad bir rn her bakmdan aan yecin cazlam ortaya k iin gerek duyulan btn bu yararl deiimlerin gereklemi olabilmeleri iin, bu rastlansal deihnlerden kann olmu olmak durumunda olacan sorarlar. Raslanlarm bu ekilde bhikmesi gerekten de fazlasyla olanaksz grnmektedir. Bu ithaza karlk olarak, doann kendi dzeninde, imdi yaayan organizmalarn yaratrimasr iin, neredeyse sonsuz b h zamana sahip olduunu dile gerebiriz. ki bair danann douu ok seyrek rastlanan bir fenomendir ve bundan dolay onun belli b h blgede belli bir yrida bir kez dala ortaya rkmasr hi olasl deildir. Bununla birlikte, onun iki yrl iinde ortaya rkacak olmasr daha olasrir, onun bin yl iinde ortaya kacak olmas ise ok dala olashdn. Vaolu kavgas kurtunma gre, bugn yaayan organizmala-n ortaya cnm aklanmas iin kendilerine gerek duyulan btn bu deiimleri hemen hi olash ohnayan deimeler olaak grrsek, bu olaslrrn, kendisinde tm bu deiimlerin ortaya rkr zamanrn ksaltlmasndan dolay, ok kk olduu yargsna var'rrrz.

153

Biyolojik Mekanizm ve Vitalizm

Basit bir biimde, doanm fenomenlerinin

aklanmas iin,

dnyann inceden inceye dnerek eyleyen b- Ya-atc taafmdan bir amaca gre dzenlendii vasaymna bavumak durumunda olmadunz savlayan felsef mekanizmin biyolojik doann fenomenlerinin aklanmas iin, mekanizmle doann yeterli kai'itulmamas gerekir. Biyolojik mekanizmin temel tezi, organik inorganik aklanmas bakmndan zorunlu ve yeterli olan bu yasalarn yasala-mdan inorganik karsanabilecei yneten grdr. yasalarn yasalan Biyolojik yeterli

olduu, ve dolaysyla, tm biyolojik yasalan fiziin ve kimyanm mekanizme ve kart olan eilim ise, organik dnyann olgularn aklamak iin dnyay olmadn, dolaysyla, fiziko-kimyasal tm biyolojik fenomenleri

aklamak iin yeterli olmadn ne sren vitalizmdir. Vitalizm, balangtaki biimi iinde, yani paleovitalizm olarak, organik srelerin seyrinin, organizma iin dardan salanan fiziksel enerjiyi, organizmann varbn devam ettirebilecei ve geliebilecei b n biimde idai-e eden dinsel gler ya da kendilerine arkeozlar ad verilen gizemli varhklar tarafndan, ynlendh-ildiini kabul etmiti. Organizmay idare eden bu gcn bilinh olarak b h amaca ynelmi bir varlk olduu, bununla bulikte, paleovitahzmin yalnzca en ilkel biimi iinde savunulur. Bu bak as antropomorfik finahzme epeyce yaklau:, ancak ona b h btn olarak dnya bakmndan deil de, yalnzca organik biimleri iindeki organizmala- konusunda yaklar. Vitahzmin ada bihni, organik dnyadaki fenomenlerin gidiatm, inorganik dnyay yneten yasalardan olduka faikl olan yasalaa gre yneten dominatia-, enteleiler, psikoidler gibi etmenlerin kalunna bavursa da, sz konusu neovitalizmin savunuculai'i bu enteleilerin, psikoidlerin, v.b.g., bilinli olarak belli amalara ynelmi varlklar eklinde ele almmalama aka kar kai-la-. Vitalizm, ve zellikle de ada vitalizm antopomor154

fik finalizmin ok uzamdadu-. Anopomorfik vitalizme en yakn den bak as btn bcanl doann, onun hcrelerinden her bhinin, her organizmann gehmeyi, yaamn ko-unmasm amalayan bir ruha sahip olduunu, ancak onun bu amalara bilinsiz b h bihnde yneldiini ne sren psikovitalizmdh. retisinin ve Psikovitahzmde, Leibniz'in monadlala ilgili Fechner'in btn bir evreni ve bileenlerini ruhlala

donanm varlkla- ola-ak gren felsefesinin yanklan buluyoruz. Leibniz de Fechner de finalist bak asnn savunucular arasnda yer alr.

Antropomorfk Olmayan Amah Kurulu Anlay

Finalist diye nitelenen felsef eilimlerin tm anopomorfik finalizm bihnini ahnaz. mein, Aristoteles'in finalizmi anopomorfik deildi. Aristoteles "varln nedenlerinin ilkeleri"nden sz eti zaman, drt tr nedeni ve bunlar arasndan da fail neden ve final nedeni birbhinden ayud. Fail nedenle, o aa yukar nedenle kastedilen eyi anlad. Final nedenle ise, gehen nesnede kendisini gereklethen, aktel hale gethen "form" anlalmak istendi. Bhbcein yumurtadan ktktan sonra, bir kmtuk ve daha sonra krizaHt biimini ve son olarak da kendi yetkin eklini alan, gehen organizmasn teles'e dnrsek, uygun onun "form'u bir bcein srecinin nomalde sonunda geUmesinin son evresinde ald niha yetkin ekildir. hndi, Aristogre, koulla-da gelime gerekleen, bu srecin seyrini evileyen, onu yneten ve ynlendiren fomdur, yecin ekildh. Bu f o m , hi kukusuz, soyutlamala- (Platonik ideala-) dnyasnn yesi olup, gerek dnyadaki bir olay ya da ey deildh. Aristoteles, bununla birhkte, bu fonnun gehen b h organizmada cisimlemesinin anopomorfik anlamda, yani bhinin bilinli olarak bu cisimlemeyi ve btn b h gelime srecini bu f o m u n sz

155

konusu organizmada cisimlemesini olanakl klacak ekilde yaratmay istemesi anlamnda, amal olduunu dnmez. Bu form ya da foiTUun cisnlemesi, yleyse, gelimenin szcn gerek anlam iinde, amac deildir, ancak szcn Aristoteles tarafmdan ak seik b biimde aclanmam olan mecaz anlam iinde amacdr. "Ama" szcnn gerek ve mecaz anlamlan aasndaki analoji, bir formun cisnlemesinin, onun yecin eklinin,bir organizmada, tpk szcn gerek anlam iindeki amacn bir eylem sonunda, eylemin tamamlanmas olaak gelmesiyle ayn biimde, (uygun kouar altnda) gelime srecinin sonunda, srecin tamamlanmas olarak gelmesi olgusundan oluur. Aristoteles'e gre, srecin, nomalde onun gelimesinin sonunda ortaya can, bu son evresi btn organizmay adeta kendisine doru ekimliyormucasma "eyler". "Eylem"inden dolay, Aristoteles ona bir neden adn verk; o sreten nce gelmedii, ancak (normalde) onun son ve niha evresi olduu iin de Aristoteles ona (daha nceki fail nedene kait olarak) final neden adn verir. Aristoteles her yerde, ne zaman bir ey olsa, orada fenomenlere ilikin aklama iin yeterh olmayan fail nedenlerden baka final nedenlerin, yani (mecaz b h anlam iinde) amalarn da var olduunu dnr. Dnyadaki olaylann btn b h ak seci, bir baka deyile zaman iinde gelien ok byk ve olaanst kompleks bir sre eklinde anlalan bir btn olarak dnya da kendi final nedenine sahiptir. Dnyann final nedeni, tpk organizmalarda olduu gibi, onun formudur. Dnyann formuna, dnyann gelimesi iinde kendisine yneldii gereklemeye Aristoteles tarafndan Tann ad verilir. Tanr dnyay, Aristoteles'e gre, bir "hareket etthici" (hos kinumenos) ola-ak de de, akn nesnesi (hos eramenos) olarak, abalarn hedefi olaak hareket etthir.

156

Neovitalistler
Amallk hakkmda Aistoteles'inki gibi mecaz dnmeye,

ada vitaliser arasnda da rastlanr. Onlar organizmalada ortaya kan srelerin, yalnzca daha nceki koullan bildiimiz zaman, onlann gelecekteki seyrine ilikin olaak ndeyide bulunamamz, ve verilen organizmann kendisinin yesi olduu trn bireylerinin normal koulladaki gehmelerinde, alacaktan son hali bilmek zorunda olmamz anlamnda, amal olduunu ne srerler. Onun gerek seyrini ve gelimesini "belMeyen", daha nceki haller ve gelimenin tikel evreleriyle ayn zamanda ortaya kan bu hallerle birlikte, yalnzca sz konusu tn organizmalannm gehiminin bu niha halidir (Aristoteles'teki f o m kavramna ok yakn olan b h kavram). imdi laboratuvannda deney yapan bir bilim adjuninm iki kertenkelenin kuyruklann ve sa aka ayaklann kestiini vaisayalm. B h zaman getikten sonra, ya^al yerlerde yeniden canl dokula- ortaya kai". Kertenkelelerin birinde kuyuun bulunduu yerde oalan dokuladan bir kuyruk, ayan bulunduu yerde oalan dokuladan ise bir ayak diar. Bununla bulikte, ikinci kertenkele fakh bh- deneye tbi olur: Kendisinden kuyruun kmak dummunda olduu doku ayan bulunduu yere, kendisinden ayan kmak durumunda olduu doku ise kuyruun bulunduu yere nakledilir. kinci deneyden sonra, bu ikinci kertenkeleden ayan bulunduu yerde kuyruu, kuyruun bulunduu yerde ise aya olan bir hilkat gabesinin kmas beklenebilirdi, oysa ikinci kertenkele bile, belli bir zaman getikten soma, kendi n o m a l eklini alr. Bu deneyin seyri, vitalistlere gre, canh dokudan kan ya da gelien eyi, onun kunyasal ve silolojik yapsnn beliriemediini gsterh. Burada gz nnde tutulmas gereken nokta, ayn dokudan bhinci kertenkelenin bir kuyruk, ikinci kertenkelenin ise b h ayak gelitirdii noktasdr. Organizmann ayn parasnn faikl koullarda fa-kl bir biimde geliecei aktr. Onun kompozisyonundan ya da yapsndan, geliiminin nasl 157

olacana ilikin syleyebiliriz:

olaak

ndeyide

bulunamayz.

Yalnzca

unu

O fakl koullarda farkb bir biimde, ancak her

zaman son evrede normal ekline sahip olan bir hayvan ortaya kacak ekilde geliecektir. Srecin gerekleme biimini bethnleyen yasala- v e m e k istersek, kendisine yalnzca gehme srecinin sonunda uladabilir olan bu normal ekle bavumalyz. Gelimenin son ve niha evresinin bilgisi olmakszn, gehme srecine ilikin olarak ndeyide bulunamayz. te bu anlam iinde, bir organizmann gelimesinin sonunda ald n o m a l eklin zaman iinde geri giderek etki ettiini, ve daha nceki gehme evrelerini syleyebiliriz. B h organizmadaki gelime srecinin bu k alnda grlen seyri, daha nceden belhlenmi bir amaca ynelen insan eyleminin seyrine benzer. Bir denizci tarafndan beUi bir var yerine varacak ekilde idare edilen bir tekne, deniz zerinde yzerken, eitli aknt ve rzgarlara ka koyar, dmenini zorlar, hndi u, birazdan bu dorultuda yol alr, ancak daima b h sonu olaak amalanan vai yerine varacak ekilde yzer. Denizcinin bilmh olarak kendisine vamaya aht gelecekteki vans yeri, demek ki, onun imdiki davrann etkiler; gelecekteki olaylar daha nceki olaylan etkilemektedir. Vans yerini bilmedii srece, hi kimse tekneyi idae eden denizcinin davranna ilikin olaak ndeyide bulunmayacakr. Benzer b h biimde, onun gelimesinin sonundaki normal halini bilmezsek, vitalistlere gre, gelien b h organizmann davranna ihkin olarak ndeyide bulunulamaz. Organik b h gelime sreciyle insann amah etkinlii arasndaki bu benzerlik, b h baka deyile, nasl ki bir amaca gre eyleyen bir insann davranna ilikin olaak, onun peine dt amacn ne olduunu bilmedike, ndeyide bulunamazsak, pk bunun gibi organik b h gelimenin seyrine ilikin olarak, hayvann nomalde son ve niha eklinin ne olduuna ilikin bilgi ohnakszm, ndeyide bulunamamz olgusundan oluan benzerlik baz vitahseri organik sreleri amal sreler olarak ad158 ynlendhdiini

landmiaya gtrr. Bu sreleri amal sreler ola-ak adlandurken, onlar bu amahl szcn gerek ve anopormorfik anlam iinde alamazlar, ancak daha ok terime, antropomorfk amallkla yalnzca baz benzerlikleri olan mecaz b h anlam verhler.

Holizm
Yukadaki rencilerinin, agmanlar zellikle de dikkatimizi biyolojiserin doanm ve ada

pscolojistlerin

dncelerinde ortaya kan ilgin baka b h yne, doann yaps hakkndaki dnceler iin ok byk nemi olan ve hibir ekilde anlamdan yoksun olmayan b h yne ekerler. Canl ohnayan doayla uraan disiplinler, bizi kompleks nesnelerin bileenlerinin davranyla aklanmasna davrannn onlarn Kompleks alrdla-.

nesnelerin davrann yneten yasalar, bu btnlerin elemenerini yneten yasalardan kan yasalar olarak grmeye ahm durumdayz. Zihinlerinde biraz nce tarttmz rnekle bhlikte bakaca rnekler olan ada biyolojiser, canl doayla ilgUi olarak, elementleri yneten yasalarn bUgisinin bu elemenerden meydana gelen btnleri yneten yasalar karsamak iin yeterli olmad sonucuna varrlar; kompleks btnleri anlamak iin, onlarn elementleriyle ilgili yasalaa indhgenemez olan spesifik yasalaa bavurmahyz. Dahas, onlar btnlere ve onlar yneten yasalara ilikin bilginin, elemenerin davrann aklamak iin kanlmaz olduunu dnler. Savunucular aasnda biyolojiserin ve psikolojiserm bulunduu bu gre (Yunanca holos= biitiin'den gelen) holizm ad verh. Yalnzca tikel hayvansal ve bitkisel organizmalam deil, ancak ayn zamanda bireysel organizmalardan meydana gelen topluluklat ve grupla da btnler ola-ak gren ve byle gruplam davrannn bhreysel organizmala yneten yasalara gre ortaya km ne sren bu reti, bu graplada salt organizmalarn bir "toplam"ndan daha fazla b h

159

ey bulur; o bunlarda, sanki kendi zgl yaamlarrna ve yasalanna sahip olan, dala yksek dzeyden bireyler gr\ retinin, insan bireyleri zerinde, ulus ve devlet gibi toplumsal organizmalara verilen ncelie gre, anti-bireysel eilhnlere bir destek salamak sueyle, insan bheyiyle toplum arasmdaki iliki hakkrndaki grler zerinde b h etkisinin ohnamasr sz konusu olamazdr. Bununla birlikte denememizin kapsamr bize szn ettiimiz bu grlerin bir taslak olma niteliini amayan bu sunuluunun tesine gemeye ya da onlar, hak ettikleri eletirisel analize tbi tutmaya izin vennemektedh.

Yararl Amallk
Daha nce tartlan amallk kavramlarna ek olarak gnlk konuma dilinde geen bir amallk anlay daha vardu-. rnein, canir organizmalann bir amaca gre kuruluundan ya da dzenleniinden, onlarrn amal davranrrndan, v.b.g., sz ederiz.

Yine bir hayvansal organizmanm b h amaca gre yaratrldrmdan sz edersem, bununla bhinin onun kendisi ve yesi olduu tr iin ya-ar-l olacak ekilde meydana getirildiini ne srmeyi dnyorum demekth. mein, renkli ieklerin bcekler tarafrndan dllenen biiilerce retihnesinin amair olduunu sylersem, bitkilerin nceden saptanmr beUi bir amacr gerekleti-mek iin bilinli olarak iekler retmesini anlatmak istemiyorum, ancak bununla ieklerin retihnesinin bu bitki tlnn varlnn devamna katkda bulunduunu belhnek istiyorum. Bu amallk yorumunda, amal olan, belli b h deere, belli b- iyiye ulalmasna kacda bulunan her ne ise odur. te, bu amahhk yorumuna yaa-c amallk adm veriyoruz.

160

Optimizm ve Pessimizm
Amallk problemiyle ilikili olan baka bir metafiziksel problem daha vadu" Opthnizm ve pesshnizm. Bu problem dnyann bir "amaca gre", yani u ya da bu iyinin gereklemesine katkda bulunacak ekilde mi, yoksa bu iyinin gereklemesine engel olacak bekUde mi dzenlendii sorusuyla ilgilenir. Bhinci gme optimizm, ikincisine ise pessunizm ad veilh. Zihnimizde hangi deer ya da iyinin bulunduuna ek olaak, optimizm ve pessimizmm deiik biimlerini ele almamz gerekir. O biyolojik bakmdan iyi, bir baka deyile organizmalarn ya da biyolojc trlerin valklann devam iin elverili olan koullar olabilir. Organizmalam oluumunun tm aynnlannn, verilen koullarda onlan varlklarnn devam ve normalde gehmeleri iin elveri olup ohnadn sorabihriz. Sz konusu iyi muuluk olabUh. Bu durumda optimizm ve pesshniznrde muuluk asndan ilgileniyor oluruz. Bundan baka ahlaksal iyiyle ilgilenebilir ve bu durumda dnyann ahlaksal iyiliin gereklemesine mi yneldiini, yoksa tam tersinin sz konusu olup, onda ahlaksal ktln m egemen olmak durumunda olduunu sorabilhiz. Burada bu kez ahlaksal opthnizm ve pessimizmle ilgileniyor oluuz. Son olaak, estetik optimizm ve pessimizmden sz edebiliriz: Birincisi dnyada gzelliin, ikincisi ise irkinliin egemen olduunu ne srecekth. Optimizm ve pessimizm problemi ou zaman metafiziin kapsam iine dahil edilmekle bh-likte, o gerekte metafizikle u ya da bu aksiyolojik disiplin (deer kuramla) ve dolaysyla, metafizikle allk, metafizikle estetik, v.b.g., a-asmdaki snr izgisinde kalu-.

161

PAULHHNERFELD

HEIDEGGER
BR FLOZOF BR ALMAN
Trkesi: Prof. Dr. Doan zlem
"Yedi blmll< bu byk deneme, pek ok bakmdan allmadk, hatta benzersiz bir kitaphr. Bu kadar gen bir yazarn tabu olmu, neredeyse peygamber saylm ve baz evrelerce etrahna bir esrar perdesi ekilmi bir adam, hakknda sz etmemeye sanki yemin etmi bir kk srdalar grubu dnda kiilii bilinmeyen bir adam, bylesine terih masasna yatrd bir baka rnek yoktur. HUhnerfeld, byk bir aklk ve akszllkle, filozofun kendi "var-olana atlmlk"n, yani kiiliini, sk bir ekilde gizli tutulmu olan biyografisini deerek sergiliyor. Kitap kutsal olana saygszlk etkisi brakyor ve I930'lu yllarn Heidegger'ini gzmzn nnde bir skandal figr haline getiriyor. Yazar frsat bulduka byk adlara saldran hret dkn dzeysizler gibi yapmyor bunu asla. Keyfi ve znel davranmyor. Heidegger'in felsefesi ve kiilii hakknda sahip olduu temelli bilgilere dayanarak, Karaorman'n efsanevi adamna duyulan saygnn kaybolmasna yol ayor. Benzersiz olan bir baka yn, yazarn bu ie, poplist niyetlerden arnm bir ekilde, hibir destei olmakszn, Heidegger'in sekter yandalan karsna tek bana kma cesaretini gstererek girimi olmasdr. stelik Hhnerfeld, zamanmzn bu karanlk filozofunu ak bir dille, filozofa nispet yaparcasna rahat okunan sahriarla yorumlama baansn gsteriyor." Frankfurter Allgemeine

GN DOAN

YAYI N L ARI

10

Dinden Ka/naklanan Metafizikle Problemler

Dinsel Tanr

Kavram

Her din, kendilerinde en nemli yeri Tann kavrammm mttuu inanlar ierir. Bu kavram, farkl dinlerde farkl bir anlama sahiptir. Dinlerin ounda Tann kavramnn zsel bileeni, ona en yksek dereceden olumlu deerlerin atfedihnesidh. En yksek g, en yksek bilgelik, en yksek adalet, en yksek gzellik, v.b.g. Bunlar Tann kavramna ounlukla balanan zelliklerdir. Bkok tann tanyan ok taml dinlerde, bu deerlerin tm tek bir varha yklenmez, ancak bu deerler eith tannlar arasmda dahr. mein, Yunan dininde Zeus en gl, Aena en bilge, Afrodit ise en gzel tannyd. Tektannl dmlerde, tm yetkinlikler tek b k varla yklenk. Bu dinlerde Tann en yksek ve en yetkin varhkr. Ancak her dm bu yednlii bektik hale getirmez ya da onu meydana getiren bazdanm dnlr. semeye saymaya Zmdklktu", akr. nk Dahas insan baz zihni yklemlerini ahmann neredeyse yklemlerden Tanr'nn olduu yaad dinlerde zmdkhk Tann'nm

ykseklie kmaya yetili deildk. nsanlann Tann'nm yceliini bethnlemeye ynelik tm gkihnleri bouna ve insann Tann'y betimlemek iki kulland her szck z itibariyle yetersiz ve uygunsuzdur. Tann, u halde, baz dinlere gre, msan tarafndan kavranmak ve adlandmhnak im ok yksek ve ycedk. Bu dummda, tm tektannh dklere ortak olan Tann kavrammn ierii nedk? Geriye kalan, yle grnmektedk ki, yalnzca duygusal ieriktk: En yksek oum ve sayg, alakgnlllk ve itaadrhk.

163

Ruhun

lmszl

Her dinde Tann inancyla balantl olarak, insanlara yalnzca baka insanlarla olan ilikilerinde deil, ancak ayn zamanda ve hereyin tesinde, dinsel inanlaa gre, bu ykmllklerin yerine getirUmesini dUendken ve onla yerine getimede baarszla uramay ise cezalandran Tam'yla olan ilikilerinde de ykmllkler getiren beUi ahlaksal buyrukla- vardr. Deneyin de

rettii gibi, Tann'nn adaleti bir bireyin yaamnn ak iinde her zaman egemen ohnadmdan, dinlerde genel olarak lmn insan bireylerinin yaamlannm sonu ohnad, ancak onlann lmden sonra yine varolduklar ve Tann'nn adaletin lsnn yalnzca o zaman, onlarn yaamlanndan sonra egemen olduu kabul edihr. Bu lm sonras varolu farkl dinlerde fakl bir biimde anlalu-. Baz dinlere gre, o, ruhlarumzrn lmden sonra insanrn, Tanr'yla yzyze geldii ve en yksek ahlaksal yetkinlie (azizlie) eritii iin, en yksek mutluluu elde ettii yerde ya da ebed, ya da geici ve saflaturcr cezanrn sz konusu olduu yerde yaamasrndan oluur. Bazr baka dinlere gre ise, yaamdan somaki varolu insan ruhunun, dllendhildii ya da cezalandu-ridrr, baka b h cishnlemesinden oluur. ou zaman En Yksek Varlrk'la kurulan bir iletiim olma zelliine sahip belli trenler, belli ayinler bu grlerle yakmdan ilikilidir.

Dinsel

Metafizik

nsanlar- dinsel inanlarrnr ounlukla iinde byyp yetitikleri evrenin etkisi altrnda kabul ederler, Onlarrn inanlarrnrn genellikle geleneksel b h zellii vardrr; bu inanlar, onlann kendi taraflarmda bu inan ve kanaatleri incelemek iin herhangi bir aba gstei-meksizin, ocuklukimndan balayar-ak iice olduklarr, "baba164

lamn inanlar"dlar. Yalnzca ok az sayda birey hazr yantlan, kendilerine gelenek tarafndan miras buaklan dinsel inanlarca verilen problemleri anahz edip zmeye alr. te bu bamsz ghihnlerin, genellikle, bir tr felsefe yapma olduu dnhntr ve onlar ou zaman metafiziin kapsam iine dahil edilirler. Dinsel metafizik sz konusu olduu zaman, baz kimseler rasyonel yntemleri, bazlar da irrasyonel yntemleri kullanr. Sonunculara mistikler ad verilir.

Felsefi

Tann

Kavram

Dinsel metafizikten kaynaklanan metafiziksel problemlerden en nemli iki tanesi Tann problemi ve ruhun lmszl problemidir. Tanr ya da tanrlai" problemini incelerken, metafizhcer zaman zaman en yksek ve en yeUcin varhklan bu yednlikle tutarh olmayan karakteristiklerle bezeyen dinsel grleri eletirhler. Buna gre, meh. Yunan filozofian kendi dinlerinin, doann glerini yzyda kiilethen ve bu kiiletirmeleri en yce ve en yecin varlklarn temeline oturtan, naif grlerini eletinnilerdh. M..6 yaam b h Yunan filozofu olan Ksenophanes, bunlann insanlan kendi suretlerinde yaratan tanrar ohnaddann ve tam tersine insanlann tanrlar kendi suretlerinde yaratklann ve atlann da b h din tasalanu olmalar dummunda, aarm onlann tanrlar olacan dile getherek, btn bu antropomorfizasyonlarla alay etmitir. Bu naif Tann anlaylar yerine Yunanh filozoflar baka Tann anlaylan nermilerdh. rnein, Platon iyi ideasna, bir baka deyile kendinde yi deasna Tanr adn verh. Aristoteles ise Tann'y, yani en yksek varh, dnyann fomuyla (dnyann formel nedeniyle) zdeletirir. Dinsel metafizik geleneksel dinle olan ilikisinde her zaman eletirisel bir tavr ahnaz. Hristiyanlc anda dinsel problemleri in-

165

celeyen filozofla- geleneksel dine kar genellikle aklayc ya da yorumlayc bir tavr alrlar. Bu, onlann geleneksel dinde ierilen Tanr kavramn atmayp, kavramm ieriini ark seik hale gethmeye altktan anlamna gelh. Bylehkle, mein, hristiyan Skolastik felsefesi Tanr kavamm, Tanr'y kendinden-kaim varha sahip olan bir vai-lk olarak ve dolaysyla, tzsel varlk olarak, dier yandan da, dier varldilarm vaohnak iin bir nedene gerek duyduktan yerde, onun, kendi varoluu iin varoluundan nce gelen b h nedene sahip olmakszm, kendi bana varohnas asndan, ayn zamanda dier tzlerden ayr olan bh varlk olarak betimlemek smetiyle, Aistoteles'in felsefesmden ahnm kavramsal a^alann yardunyla daha adi seik ya da belirtik hale geth-ir. Tann, yleyse ens per se et a se existenstiT. Kihsenin yasal bulup onaylad bu Tann anlayndan yola karak, onyedi ve onsekizinci yzy filozofla onun deiik varyanann incelikle ileyip gelith-diler. Geleneksel Tann kavramna daha ak seik bir ierik verme guiunlermde, filozoflar, ierii daha belh-k hale getirirken, balangtaki, yksek lde duygusal ykle yklenmi Tann kavramndan yola ktklar olgusunu hi dikkate ahnadla-. Dindar insanlann zihinlerinde bu kavram gerekten de onlarn zlemlerinin, bh- klt gereksinhnlerinin bir ifadesiydi; o dnyann ve kendi yaamlarmm anlamna, iyinin ve haklnn zaferine duyduktan inancn b h ifadesiydi ve byle bir Tanr anlay rasyonel eilhnli filozoflarn kura ve souk formllerine herhalde zorla sokulamazd. Bununla bhriikte, bu temel dm kavramn aydnlatma ynndeki bu giriimlerin hemen yan banda, kavramsal akl bir yana brakarak, geni kapsamh bilgi ieren denemeler yerine dinsel ihler yazmak, mecazlar ve resmiler kullanmak suretiyle, dinsel tecrbenin duygusal boyumnu gelithen mistiklerin argmanlan da vardr.

166

Tann'nm

Varoluuna
Tann

tilkin
kavramn

Kantlar
ak seik hale getirmeye,

Geleneksel

aydnlatinaya ynelik, ontolojinin kapsam iinde dahil edilebilecek bu girihnlere ek olarak, rasyonel eilimli filozoflar, u ya da bu ekilde anlalan Tann'nm vai-oluunu kanamak iin gl ve enerjik abalar sergilemilerdir. Bu kantlamalar aasmda en nlleri unladu". (1) O varolmasayd eer, en yeUcin varlk, varolan en yetkin vailktan daha az yetkin olaca ve dolaysyla aitk daha fazla en yetkin varlk olmayaca iin, en yedn valk kavramnda vaolu ykleminin ierildii olgusuna dayanan,Tann'nn varoluuna ihkin ontolojik kant. (2) Kozmolojik kant ise dnyadaki her deimenin b h nedeni ohnas gerektii ve bu nedenler zinchinin sonsuzca geriye gidemeyecei ve yleyse, kendisinin hibir nedeni olmayan b h ilk nedenin var olmak zorunda olduu olgusuna bavurur; bu neden de, kozmolojik kanta gre, Tam'dr, ens per se et sa existensin. lamdaki amallktr) olgusundan (3) Dnyadaki amah kurulu ve dzen (buradaki amahlk, yaraic ankan ve bu kurulu ve dzenin yalnzca en bilge ve hereye gc yeten bh- varln, yani Tann'nm ii olabileceini savunan fiziko-teleolojik kant. Bu kantlardan bhincisi, daha Ortaa'da eletiriyle karlamtr. Btn bu kantla-, onlarn uygunsuzluunu gstermeye alm olan hnmanuel Kant tarafndan eletirilmiti. Kant'a gre, Tanr'nn varoluu kuramsal bir biimde kananamaz. Tann'nm klnabilecek bir sav deil, varoluu rasyonel olarak yalmzca pratik akim hakl bh ancak

postlasdr, bir baka deyile, ahlk varolacaksa eer, yerine getirilmek durumunda olan b h kouldur. Buna karn, mistikler kanar venneye hi kalkmakszm, derin duygusal tecrbelerden doan, ancak olgusal ierikleri btnyle bersiz olan kendi dinsel tavrlarn bakalarna da gehecek bir ekilde manah ve imal yazmaya alrla-.

167

Tanr ve Dnya
Teolojiye eilimli olan filozoflam byk ilgisini ekmi bir baka nemli konu da, Tann'nm dnyayla olan ilikisi problemidk. Geleneksel dinlerde. Tanr, en yksek ve en kutsal varlk, bu roln genellikle korur. Ancak baz filozoflar ve ayn anda dnyamn yaatcs olarak dnlr. Filozofla- arasnda. Tanr iinse Tann yalmzca, dnyay bir kez yarattktan ve onun gidiatm belli yasalara tbi kldktan sonra, onun daha sonraki yazgsna kanmayan ve kendisi tarafndan nceden konmu doa yasalann mdahalesi yoluyla (mucizeler yoluyla) altst etmeyen, ya-acdn. Dierleri iinse, Tann yalnzca ya-ac deil, ancak ayn zamanda varoluunun ak iinde dnyaya dorudan doruya mdahale eden kayradu". Btn bu gruplar iin Tann dnyadan farkl olan bir eydir ve hibh anlamda onun b h bileeni deUdh. Bununla bhlite, panteistler baka bir biimde dnrler ve Tann'y dnyayla zdeletiriier.

Ateizm
Elbette, dinsel problemlerle ilgilenen filozoflarn hepsi dinsel inanlara kar olumlu tavr ahnaz. Dine temelde kar can bhok filozof vadu-. Bu fUozofladan, zellikle Tanr'mn varoluunu Tann'y yadsyanlara ateistler ad verilir. Ateistler, hereyden nce

maddesel bir varlk olarak dndkleri dnyayla zdelethilen Stoaclar trnden materyastler, bir baka deyile, materyalist panteistler dta bu-aklacak olursa, materyalisttirler. Modern materyalistler iin, btn b h din, doann glerine insan ekil ya da kiilii veren, insanln ocukluk dneminden kahna b h kahndr. Onlar, Tanrya ve onun kayrasna inanma gereksiniminin yalnzca, tehlike anlarnda bizi b h Tann'nn babaca korumas altnda bir smak aramaya sevkeden bu ocukluk halinden kp bymemi insanlarda va168

lolduunu savunurlar. Dinin savunuculanm bak asndan, materyalistlerin dinsel inanlarn psikolojik kkenine ilikin bir aklama verme guiimlerinin, dinin bu ekilde yalnzca ilkel insanlai' aasmda ortaya ktn, oysa daha zengh ve derin b h isel yaama sahip insanlar a^asmda, dinsel inancn, kendisinden yana bilgisiz olmann yalnzca materyahsth tinsel yaammn yoksulluunu gsterdii, zel trden derin ve ok temelli bir teabeye dayandn dile getherek, materyalistlere itiraz eden ciddi b h eletiriye konu olmu olduklan ok aktr. Tanr kavrammn bizzat kendisi ak ohnad, bir baka deyile bu terhne felsefe tarihinde ok fai'kh anlamlar yklenmi olduu iin, "ateizm" terimi, ve ayn ekilde ateizme kart olan eilimlerin adlan da, mulak olup, adchktan yoksundurlar. Tann kavramnn sz konusu kaanldd ve deikenlii felsefe tarihinde yeterince dikkat ekmemitir.

Filozoflar

Arasnda

Ruhun lmszl

Problemi

Dinsel metafizikteki speklasyonun temel b h baka konusu da, daha nce szn ettiimiz gibi, ruhun lmszl problemidir. Dinler lm sonrasndaki yaama duyulan inanc bir kural olarak ne srerler, ancak fakh dinler bu yaam farkl bir biimde anlarlar. Bu problemle ilgili baunsz giriimlere metafizikte de rastlamak dunmundadr. Bu problem de duygusal b h bak asndan, en azndan Tann problemi kadai" nem tar. yaama ilikin problemlerle Materyalise ruh yandalar dolay, bhden a^asndaki, kendi iinde souk ve kuru olan tai'tma, lm sonras olan balansmdan canllk kazann. MateiyaHstler b h km'al olarak lm sonras yaam reddederler; buna karn, ruh yandalar onu hemen hemen hibir istisna ohnakszm kabul ederler. Onlar ayn zamanda szde ruhun lmszln kantlayan agmanlar venne ghihnlerinde de bulunurlar. Bazdan bu argmanlan basit ve paralara blnemez bir ey olarak ruhun zerine dnmeden kartlai" buna kan, dierleri 169

bu

aigiimanlan doal bilimlerden aimm ncllerden karlai",

yine dier bazlar (Kant) da, daha nceki argmanlan deersiz argmanlar olaak grp reddenek smetiyle, ruhun lmszln yalnzca, kendisine ahlaksal duyumuz, adaletin gereklemesine ve insann yceliine olan inancunz taafndan gerek duyulan postla olai'ak grler. Bununla birlikte, lmszln znn kendisi eith bihnlerde anlahnr. bhok fUozof Ruhun lmszl hancna sk- skya yaam yapan adn lmszln bheysel ruhlarn, bh

verdiimiz bu dnemle olan zdeliklerine ilikin bilinliliklerini koruyaak, varldarn lmden sonra da devam ettirmeleri olduunu dnmtr. Bazlar ise, ruhun bheysellethilmesinin onun beden iinde oturduu olgusuna ayrdmaz bir biimde bal olduunu ne srerek, ruhun bireysel lmszln reddetmith. Bedenden b h kez kmtulunca, ruh bheysellihi yitirir ve insan trnn herkese ortak olan ruhu iine karrrp kaybolur. Bu, mein, insan ruhunun yalnrzca bedeninin formu olduu grn gelithen belli Aristoteles yorumcularrmn (bni-i Rd'n) gryd. Yahzca insanrn deil, ancak ayn zamanda btn organc ve horganik varlklann ve hatta btn bir evrenin tine sahip olduuna inanan bazlanna (Fechner'e) gre ise, insan ruhu lmden sonra apak b h olgu olarak bheysel varlm yitirh, ancak yok olmaz, pk b h yamm" damlasnn denize dmesi gibi, evrenm ruhu iine karp kaybolm-.

Dinsel Metafizik

ve Ahlk

Dinden kaynaklanan, yukanda tartrrmz, felsef problemler gerekte metafiziin kapsam iinde yer alu-lar, bununla bhlcte, onlar ou zaman b h baka felsef disiplh iin de, yani normatif ahlk im de nem tayan problemlerdir. "Neyin peinden komal, neyi amalamalyz?" gibi temel sorulara yanh gethmeye aluken.

170

bil-ok filozof bu yantlar iin uygun malzemeyi tam tamna bu trden dinsel-felsefi problemlere getirilen zmlerde bulm. Baz filozoflar iin ahlaksal dnyann yasa koyucusu olarak Tanr inanc, insann ahlaksal ykmllklerinin grleri neler olduuna ia^et eni, gre, ruhun lmszl inanc ise gerek muuluu nerede aramamz gerektii konusundaki etkilemith. Bazlana zmne ahlkn bizzat kendisi tarafndan gerek duyulan metafiziksel problemler aasnda, kendisinden determinizm problemiyle iliki iinde sz ettiimiz irde zgrl problemi de bulunmak durumundadr. Tanr problemi, ruhun lmszl problemi ve irde zgrl problemi bhok filozof taafmdan metafiziksel speklasyonun temel konulan ola-ak grlmtr. Bu problemlerle normatif ahlk arasndaki ihkiye iaet ederek, yanl anlamalardan kanmak iin, ahlaksal problemlere geth-ilecek tm zmlerin yukanda sz edilen metafiziksel problemi kullanmak durumunda ohnalannn sz konusu ohnadm vurgulamamz gerekir. Bu metafiziksel deerlendirme ve speklasyonlai'dan, ahlk zerine yazan yazarlann yalmzca bazdan, yaralanr. Bu ekilde ilerleyen ahlka metafiziksel ahlk ad verilir. Normatif ahlkn tamamnn metafiziksel ahlk olmad, ve her eyin tesinde normatif ahlkn tamamnn dinsel ahlk olmad zellikle vurgulanmahdu-. Metafiziksel deerlendirme ve speklasyonla-a dayanan ahlka, bamsz ahlk ad verilh.

171

Pggeler/Alleniann

HEIDEGGER Z E R N E K YAZI
Trkesi: Prof. Dr. Doan zlem
Martin Heidegger ad, gzard edilemeyecek ekilde, son elli yldr dnsel tartmalarda ele alnp ilenmi olan hemen hereyle ilgilidir ve bu ad, ok eitli duygular ve izlenimler uyandran ve insanlar bir tavr almaya kkrtan bir simge olup kmtr. Bu ad, sadece felsefi ve bilimsel dzlemde deil, ayn zamanda edebiyat dergilerinde, gazetelerin talama kelerinde, salon komedilerinde, amatac, yzeysel ve saptrc televizyon programlarnda da konuuluyor, tartlyor. Bunlara karlk bu kitapta Martin Heidegger ad, felsefeyi daha ileriye ekme baansn gstermi olan bir hlozofun ad olarak gemektedir. Bu u demektir: Martin Heidegger bir felsefe klasiidir; o Anaksimandros'dan Nietzsche'ye kadar uzanan bir dnce geleneini amzda devam ettirip gelitirme baansn gstermitir. Bir hlozofu klasik yapan, katklannm gl etkisi ve r ac nemidir. Ayn ekilde bir filozofu klasik yapan, felsefe geleneiyle hesaplamas, gelenein bykleri karsnda bir tavr alabilmesi ve eserierinin, sadece bugn iin nemli saylan ilgi ve perspektifleri amas ve kalc bir geeriie sahip olmas, bu geeriiin deiik zamanlarda deiik ekillerde yorumlanabilmesidir. Bugn Martin Heidegger'i yorumlamak, onu bir felsefe klasii olarak yorumlamak anlamna gelir. Bu kitapta Martin Heidegger ad, byle bir felseh grevi yerine getirmek zere gemektedir. Bu grev, felsefenin kendisi iin u da demektir: Bu yorumlama abasyla birlikte, felsefe de kendisi hakknda bir kavray elde edebilmelidir.

GNDOAN

YAYINLARI

11

Temel ve Niha Bir Dnya Grne Ulama Giriimi Olarak Metafizik


Bundan nceki sayfalarda metafiziin kapsanu iinde kalan temel problemler hakkmda beUi birtakm bilgiler kazandk. Bu problemler ylesine byk bir eitlilik sergilerler ki, onla neyin b h araya getirip bh-letirdiini kavramak kolay deildir; metafiziin ne olduu sorusuna yant olarak, metafiziksel problemleri olduka dar bir kapsam iinde smu-lamayacak, tek bir zl lanm vermek ise hi kolay deildir. Metafizik ou zaman bir dnya gr salamaya koyulan disiplin olarak tanmlanr. "Metafizik" terimi ok sdc olarak kullanlan, ancak anlam yalnzca bel belirsizce ve mulak bir bihnde kavranan terimlerden bhidir. O tam ve eksiksiz bhr yorumlar dizisine sahipth. Argmanlarmzn ak iinde, biz bu yorumlardan yalnzca bhini izleyeceiz. Bir yandan da metafiziin ilgilendii eith konularn bir sentezini yapmaya, ve bu konulan bhlethen eyin ne olduunu ve bu problemlerin metafizikle uraan filozoflar tarafndan b h araya gethihni olmas olgusunu neyin akladn gstermeye alacaz. Dier metafiziksel problemlerle, bilginin dier dallayla olan ikisinden daha yakn hibh- ilikisi olmayan ontoloji bu sentezin dmda kalu-. imdi serimimize dnmemizin tam srasdu-. Sevdihniz, tapmz ve sayg duyduumuz eyler a-asmda, zel niteliklere sahip olduklan iin deil de, niteliklerine hi bakmakszn, yreklerimizi onlara verdiimiz iin, kendilerine balandmz, kendilerinin bir paras olduumuz eyler vai'dr. Doduumuz kenti, o gzel olduu ve onda gzel insanla- oturduu iin ya da soylu bir taihe sahip olduu iin seviyor deiliz; onu yalnzca hibir ey iin, ondan hibir ey beklemeksizin, severiz; ondan ok daha gzel olan kener bulunduunu bilsek bile, hibh ey ona olan ballmz azaltamaz. Annelerhnizi erdemlerinden dolay 173

seviyor

deiliz

ve

biz

annelerimizi,

dier

kadmlarla dier

karlatnldklan zaman onlar gzellik, ekicUik, zerafet, erdem, evhanunl iin, becerisi ya da bakaca nitelikler ynnden kadmlardan daha iyi durumda olduu iin deil, ancak kendisi olduu severiz; seven insan dier kadmlarm ekiciliklerine kar kayhsz olup, seilmi sevgiliye sarlu-. Sevgi, tapma ve saygnn her ne ise o olduklan iin sevilen ve saylan nesnelerinden ayr olarak, beUi niteliklere sahip olduklar iin kendilerini sevip saydmz nesneler de vardr, ve balangtaki orijinal nesnelere yklemi olduumuz nitehklere sahip olan nesnelerin baka nesneler olduunu b h kez farkedince orijinal nesnelere duyduumuz sayg hemen sz konusu dier nesnelere aktanlu-. Bylekle, mein ondokuzuncu yzyhn sonlannda yarabn olup, teknolojinin bh- mucizesi olduklan dnlen iUc otomobler iin duymu olduumuz hayranh, bu ilk otomobilleri en yeni otomobil modelleriyle ltfumuzmu karlatudunzda, bugn adeta bizim bir gibi deerlendirhiz. Nesnelere kar olan duygu-

larmzn bu nci eidi sz konusu olduunda, onun bghnizm dummuna ve, her eyden nce de bilgimizin kapsamna bal olduu acr. Kk kylerinin oluturduu dnya dmdaki hibh eyi grmeyen, kk bir ky sakinleri, kk dnyalannmn nl kimselerine, ufuktan daha geni ve karlatrma cetvelleri daha aynnt ve geni kapsamh olsayd, kendisine hibn zaman ulaamayacaklar derecede muhabbet besleyip sayg gsterirler. Nesnelere ilikin olarak bir deer bimemiz son zmlemede onlara kar olan duygusal tavnmza bahdu-. Nesnelere kar olan tavrmnz bhok durumda bghnize bal olduundan, bir eye u veya bu bihnde deer bimemiz, u halde, ayn zamanda bgiye baldr. Farkh deer bime tarzlanmz arasrnda, ci tanesi zede nemlidir. Bunlardan b h tanesi onlar bize muuluk gethme kapasiteleri asndan ele aldmz zaman, nesnelere yklediimiz deerle ilgihdh. Bu tr bir deer bimeye (Yunanca eudaimonia= 174 muuluk

olduundan) tmtu

deer bime ad verilir. Zihnimizde olan ikinci

deer bime tr ise l>elli bir davran doru, uygun davran, devimizle, ykmllklerimizle uyuan davran olarak grrken gerekleth-diimiz ahlaksal deer bimeleridk. Ayn ayn bu iki bak asna gre deer bimemiz bilgimizin durumuna, kapsamna ve ufuklanna baldr. Kk bh kyde yaayan b k kii, kendi kk dnyasndan kp daha geni bir dnyaya ghdii takdirde abalarna btnyle demez olan bir eyi muuluk olarak grmeyecektir. Kendisi iin dnyamn kendi evi ve ailesiyle smuh olduu merakh b k anne devlerininin kocasma ve ocuklanna bakmakla snrl olduunu dnik. Bir yerlerde, belki de komusunda, ihmal edildikleri iin giderek bozulan ve merakl bk zamann b k ayrabilmesi ksmm ve kendi adeshe zarar vermeden, fiziksel ve bakabilmesi durumunda, annenm onlara ahlaksal

bakmdan kurtanlabilecek yemlerin olduu, byle b k annenin akhna hibk zaman gehneyecektk. Eyledii gibi eylerken, o yapmas gereken eyi yapmakta olduunu, devlerini yerine germekte olduunu dnr. Bununla birlikte, onun dnce ufuklar genilemi, iinde yaad dnyann snrlar geniletilmi olsayd, o kendi davranna bii deeri deitkmi olacak. Bu basit rnekler, mutluluk asndan olduu kadar

ahlaksal adan da deer bime tarzmzm

spesifik koullarda ufuklarmzn geniliine bah olduunu gsterir. Ancak ahlaksal adan deer bime problemi kadar, muuluk bakmndan deer bime problemi de, dar ve snrlanm ufuktan olan b k i tarafndan aceleyle ve dnhneden telatfuz edilmeyecek kadar nemhdk. Bylesi koullar imde bu trden deer bimeler iinde olurken, onlan ufuklarmz geniledii zaman deitkmek durumunda olmak riskini ahrz. Bu yzden ciddi dnen insanlarm bylesine geni b k ufku, genilii ona dayanan mutu ve ahlaksal deer bimelerimizm sz konusu ufuk geniledii zaman, deitirilmek dmumunda olmayacan garanti eden, dnceleriyle kucaklamaya almalan anlahr b k eydk. Dnce ufkumuzda

175

ierilen ve mutluluk ve ahlaksal bakmdan deer

bimelerimiz

zerinde kesin sonulu bir etki uygulayan, bilgi btnne dnya gr adm vereceiz. Bu dnya gr s ve dar kapsaml olduu srece, o geici olup, genilemesiyle bhiikte, deiebihr. Ciddi dnen insanlar, yleyse, ufuklann ancak daha ok dnya grlerinin alrlar. Avrupa kltr tarihinde insanlan ou bu niha dnya grn dinde buhnutur. Din, lm somas yaam dlayan tm dnya grlerinin smu-l olduunu de getirir. Bununla bhiikte, dinin kendisi, ona dayanan mutu ve ahlaksal deer bimelerimizin sallanmaz olmalar ve ufuklannm geniledii zaman deime korkusu olmamalar anlamnda niha olan, niha bir dnya gr saladna inanu". Din, ayn zamanda inanan kimsenin na bir dnya gr gereksinimini karla-. Bir dinle uyuan her kim olursa olsun, o yaamnda, bilginin bundan sonraki gemesinin kendisine daha nceden bilinmeyen yeni ufuklar ap amayacana hi bakmakszn, dinine bal kaldrr srece, kendisini reddetmeyecei b h klavuza sahip olur. nananlarn ou inanlarn kendi refleksiyonla yoluyla ya da kiisel tecrbeler araclyla kazanmayp, bu inanlar daha yal kuaktan psikolojide "inanlarn alanmas" adr verilen bir biimde alarak kabul eder. Kii bir din iinde yetirir, bir baka deyile dinsel inanlar bir insan valrma, onlan doruluundan bir ekilde kuku duymann bir gnah olaca kanaatiyle bhicte, ocukluun ta erken evrelerinden balayarak arlann. nsanlarn yalnrzca pek azr dinsel inanlarnr rasyonel argmana ya da mistik tecrbelere dayanduir. Bundan dolayr, dinsel inanlar- birok insanda, onlarn baunsz ve eletirisel bir bihnde dnmeye baladclar bir adan itibaren sallant geirirler. Bunun yansua, onlarn inanlarrnrn ve bu inanca dayanan bir ey olarak en yksek muuluk ve deve gtrecek krlavuzun yceltihnesi de sekteye urayp sallanmaya balar-. Yeni bir krlavuz 176 dar kapsaml tam olmasn ohnamasm salamaya

bulma gereksinimi beraberinde, en yksek mutluluk ve devin neden olutuunu gsterecek niha b h dnya grne, kiinin bizzat kendi entelektel abalaryla ulama gereksinimini getirir. abadan doai". Metafizik, Avrupa dncesinin talihinde, Hellenistik an Metafiziksel problemlerin byk bir blm dorudan ya da dolayl olaak bu

banda, buyruklann otoritesiyle bhlikte, Oiympos tamlama duyulan inan kt zaman, antik Yunan'da, ite bu ekilde ortaya kt. O gelenee deil de, rasyonel a-gmana dayanan ahlaksal ve mutu deer bime iin temeUer, muuluk ve ahlaksal iyii amalayan aba ve uralaunz da deitirilemez bir klavuz salayacak na temeller buhna greviyle ortaya kti. Metafizik, yleyse, dinin bir mirass olarak domutur. O dinden temel ve niha b h dnya gr oluturma grevini miras alm, ancak bu dnya grne, din tarafndan izlenen yoldan faikl bhyolu izleyerek ulamay ve bunu, insanlann bamsz aratrmalanna dayandmay nermitir-. yleyse, metafiziin ie, her eyden nce, bu niha dnya

grn oluturduu dnlen dinsel tezlerle balamas artc deildir. Yzyllardan beri, dinsel problemler Tanr problemi, ruhun lmszl problemi, irde zgrl problemi yrrlkteki Hristiyan dininin tezlerini destekleyen, ancak onlar ou zaman, reddeden metafiziksel speklasyonlam zn oluturmutur. Ruhun lmszl problemi zerinde dnme metafizikilerin dikkatini genel olarak ruh problemine, bir baka deyile, ruhun ne olduu ve onun, genelde varolan trden birey olup ohnad somlarn yneltinith. trade zgrl problemi, metafizikileri genel ola-ak detenninizm problemi ve dolaysyla da nedensellik problemi zermde dnmeleri iin harekete geilmitir. "Doaya ikin aatimadan kaynaklanan problemler" bal altnda tartimz problemler bei ile dinden kaynaklanan problemler bei arasnda. 177

ite bu ekilde, bi- iliki kuulur. Onlarla yakndan ilikili olan bir baka problem de teleoloji problemidi\ nk bu problem anttopomofik biimi iinde, dnyann amal kurulu ve dzenleniinin, varoluu iin salam b veri ya da kant olutmduu kiisel bir Tanr problemiyle ok yakndan ikidir. Bu problem de alksal davran iin salam bir temel bulmaya ynelc metafizcsel araylaa, bu kez farkl bir biimde, balanu-. Amal b biimde kmulan ve dzenlenen dnya, iinde her bileenin, gerekletirmek zere kendi rolne, kendi yazgsna sahip olduu dnyadr. nsann bu yazgyla uyum iinde olan eylemini ahlaksal, b h baka deyile doru ve adil bir eylem olarak gme nerisi, ite bu durumun bir sonucudur. Yme bunun b h sonucu olaak ahlaksal bir klavuz aay, insann yazgsna, onun yaradhn byk ve ayrmth plannda oynamak durumunda olduu roln ne olduuna ihkin aratuma ise dorudan doruya btnn planna, dnyann amacna ya da anlamna ikin bir aramaya gtrr. Niha bir dnya grne ulamaya alan metafiziki, bu

gre dayanan nererin, onun muuluk ve deve gtren yollarnn geici olmayp ufuklarnn genilemesinden sonra da vai'obnaya devam edecei hususunda kendisine itiraz edilmemesi iin, ufkunu olduka geni mtmaya ahu-. Bununla bhlite pozitif bhnler de kendi taraflarnda zengin ve geni kapsaml b h dnya resmi sunmaktadrlar. Deneye dayanan pozitif bimler doaya giderek daha derinliine nfuz etmektedirler. Niha bir dnya grne ulama a-aynda metafiziki doa bhncilerinin dikkatii ve alkan bir rencisi mi ohnak dummundadr? O bir dnya grn bu bilim adamlandan m renecektir? S ve dai' grl b h bilge ohnak istemeyen metafiziki, bu soruyu yantlamazdan nce, doal bhnlerin kendisine resmini sunduklar dnyann doru gereklik olup olmadn bilmek isteyecekth. Burada dikkat edilmesi gereken nokta, konuyla ilikili baka bir felsef disiplinin, yani bilgi kuramnn, bilginin kaynaklan problemini analiz 178

etmek suretiyle, zaman zaman kendisinden, deneysel dnyadan ayr ola-ak, bundan dta doru ve daha gerek olan b h baka dnyamn yani ideal nesneler dnyasnn, ideala- dnyasnn va-olduu sonucu kar grnen vai-gla-a ulatdu-. Bilginin ve zellikle de doa bilnlerinde kendisine dayandrauz deney temeli zerinde ykselen bilginin smrla- zerinde dnmek suretiyle, bilgi kuram zamtu zaman idealist sonulara ular ve onun ulat sonular- doann gerekliine glge drr ve bizi doann tesinde doru bhgereklik aramamz iin haekete gehir. Demek ki, metafziki bilgi kuramnn zerinde durduu ve deala- dnyasnn ya da b h kendinde eyler dnyasnn ya da onu hangi adla aru-sak aahm, baka bir dnyann vai- olmayabilecei eklinde bir kuku dorudan problemleri ele almEizdan nce, doa bilimine krcesine gvenmek istemez. Bu, Platonik idealistlerin ya da fenomenolojiserin ne srd gibi, sz konusu olsayd, yalnzca doa bUimlerinin aratu-malarna dayanm b h dnya grnn metafizikinin a-ad trden bh- dnya gr olup olmadyla; onun ufuklarn genilettnekten hi korkmayan b h dnya gr m yoksa y;dnzca dar kapsaml geici bir dnya gr m olacayla ilgili ola-ak bir kuku olduu niha dnya grn deney yntemini doacak. kullan;m yleyse, epistemolojik problemlerden kan sonula-, ona a-amakta a-atu-macla-dan m reneceini yoksa, onu bu aratnnacla-dan bamsz ola-ak ve onlan kuUandklar- yntemlerden fa-kl olan yntemler kullanmak suretiyle mi a-amas gerektiini gsterecei iin, metafiziki a-atrma programna epistemolojik problemleri de dahil eder. MetafzLi, yleyse, bilgi kuramnda benimsenen konuma bal olaak, kendi dnya grn bilunsel bilgide ya da onun tesinde a-ayacaktr. bilgi kaynayla ilgili ola-ak emphist ve bilginin snrlai'iyla ilgili olarak da realist bir bak as benhnsendii takthde, deneye dayanan bilim tarafndan salanan dnya gr dnda bh baka dnya gr a-ama gerei, hatta olana olmadn

179

gsterecektir. O apiorist bir bak asna ynelir ya da hatta hasyonaliserin agmanla taafndan ikna edihrse, dnya grn apriorist bir biimde arayacak ya da sezgiye ya da mistik tecrbelere bavuracaktr. Metafizik tarafndan analiz edilen problemlerin kapsam iinde bilgi zerine dnmenin sonucu olan ve bamsz b h metafiziksel deerlendinne ve speklasyonlar" bei olarak ayrrt edilen bazr sonularn bulunmas gerektii,u halde, arkr. Bu deerlendhmelerimizde, bu blmde tartlan problemleri dier metafiziksel problemlere balayan b h dnce tarz izlemeye altk. Metafizii onlara dayanan mutu ve

ahlaksal nomla- iin


daha sonra

ufuklar yeterince geni tunaya alan ve bu ufuklar

daha da geniledii zaman, revizyondan korkmamas gereken bir disiplin olaak ele almay denedik. Bylesi ufuklann kucaklanmasna ise, niha bir dnya gr adn verdik. Metafizii bu ekilde tanmlamakla da, onun bu bihnde ele ahnmas durumunda, daha nceki blmlerde ayrnh olarak tamz metafiziksel problemlerden oluan ana gnpla, metafiziin kapsam iine dahil edebilecehnizi gstenneye altk. Bu senteze giren gr ve deerlendhmelerin, olduka genel b h doada olduklannn tam olarak bUincindeyiz. yle grnmektedh ki bu konuda eUe mtulur bir eyler elde enek zordur. Metafizii tanmlama ynnde hndiye kadar saysz giriimde bulunuhnutm-. Bunlardan bazlar bizim metafizik tanununzdan be daha genel ohnutm. Dier bazlar daha dakik ve zl olmakla biriikte, onlar metafizikte ierilen geleneksel problemlerin btn bir stesini tkeneye yetecek kadar tam ve yeterii dedhler; ve varolan aarmalann bir sentezine ynelik bir ghihnden ok b h aratuma programndan oluurlar. Metafiziin bethnlenmesine aynhn bu deeiendhmelerde "dnya gr" terimini az ya da ok spesifUc b h anlam iinde kullanm olduumuzu eklemehyiz. Bunun bu terhne onu kuananla- tarafndan yklenen tek anlam olmad vurgulan-

180

maldr; terim olduka genel, mulak ve karanlk bir terim olup farkl yoUadan gidilmek suretiyle tam ve dakik hale getirebilh-. Biz, bu bhok yoldan yalnzca birini setik. Metafiziksel problemlerin burada vermeye altunz sentezini, bhok geriye dn ve kusmlanm yan sra, her durumda byle b h deeri vardr: O temel felsef disiplin ^metafizik, bilgi ku^am ve ahlk arasnda sz konusu olan balanlar gsterir. Bylekle o, bazan tarafmdan bir balantsz disiplinler bei olduu dnlen felsefeye b h birlc gethir.

181

ALEXANDRE KOYRE

YENA BLMNN DOUU


[Bilimsel Dncenin Tarihi zerine ncelemeler] Trkesi: Kurtulu Diner
Alexandre Koyre 1882'de Rusya'da dodu. renimini Tiflis'te, Gttingen'de, Paris'te yapt. kinci Dnya Savas srasnda ABD'ye git. 1956'da "Institute tor Advanced Study" yesi oldu. 1958'de Paris'te "Ecole Pratique des Hautes Etudes"e bal "Bilim ve Teknik Tarihi Arashrmalar Merkezi"ni kurdu. 1964'te ld. Koyre, bilim tarihi yazmnda bir dnm noktasdr. Yaph, neopozitivizmin duyumcu-deneyci bilim anlaynn en kkl

eleshrilerinden biridir. Pozitivizmin tarihsiz bilimi onunla birlikte tarihsel bir alan haline gelmi, bilim tarihini ve bilimsel kesitleri "ussal bilimsel yntemin" uygulannn dolaysz sonucu diye gren yaygn anlay, onunla birlikte yerini, bunlarn yalnzca mantksal ussal

srelerin rn olmadn, bilimin temelinde us d, mantk d, bilim d elerin, metatizik, dinsel, bysel, hepsinden nemlisi, felsetf elerin bulunduunu ileri sren anlaya brakmtr. Alexandre Koyre'nin en nl izleyicileri T. S. Kuhn ile P. K. Feyerabend'dir. Kuhn'un "Bilimsel Devrimlerin Yaps" ve Feyerabend'in Biz de bu

"Ynteme Hayr" adl kitaplar dilimize evrilip yaymland.

kitapta, Kuhn'un "ustam" diye and Koyre'nin lmnden ora yaymlanan "Etudes d'histoire de la pensee scientilique" [ 1 9 6 6 ] adl kitabndan setiimiz onbir yazy okura sunuyoruz. Bu yazlar 1 9 3 0

ile 1 9 6 3 yllar arasnda eitli dergilerde yaymlanm. En karmak konulan bile yaln, kolay anlalr bir slpla ele alan yazlarn felsete okurunun ilgin bulacan unmyoruz. KurulusOiner Koyre'nin

GN DOAN

YAYI N LAR

Sonu
Daha nceki blmlerde metaliin kapsam iinde kalan problemleri gzden geirdik. Ayn zamanda bu problemleri belli bir lye dek sistematize etk ve onlan drt bee ayrdk: 1Ontolojik problemler bei; 2(Bilgi zerine dnmeden doan) doann vaolu tai'zyla ilgih problemler bei; 3 (Doa zerine dnmeden kaynaklanan) tz ve dnyann yapsyla ilgili problemler bei; 4 Dinsel inanca ka b h bak as benimseme gereksinimden doan problemler bei. Metafizik zerine yazan yazarlann hepsi metafizik iin bylesine geni bir binde izen kapsamla hi kukusuz uyumayacaktr. Birok yazai- metafizii bizim anladunzdan ok daha dai- bir biimde anlar. Bu, metafizii tanunlamanm felsefe literatrnde rastlanmak durumunda olan ok eii yoUanda dile gehr. Bu betimlemelerin sahipleri metafizii, ou zaman bizim drt problem beimizden yalnzca biriyle snrlayp, tanmlann "metafizik" teriminin bylesine dai' bir ereveyle snrlandmlm kapsamna uydururlar. Onlai' metafizie dier problem beklerini dahil etmezler ancak onhu'i kendilerine fai'kl adlai' verdikleri ayr disiplinlere havale ederler. Metalziksei problemlerin kapsamn belli bir ereve

iine

ahnanm btn bu yollaryla iliki iinde, metafizie, terimin ortak kuUanunmdan radcal b h sapma gstemeksizin, "metafizik" terimi alnda snflanabilecek en nemli problemleri sctv. Metafiziksel problemleri bu ekilde olduka serbest bir UU'zda ele almann gerisinde yatan motif okuyucuya felsefenin, adryla ilgili olai'ak deimez ve birlikli bh grn bulunmadrr, belli bir dalndaki en nemli problemler hakkmda geni kapsaml birs bilgi verme arzusu olmutur. Ona metafizik adn vererek, tek bir disiplin iine dahil ettiimiz bu 183

problemler beini nesneleri ve amalan ayn ayr izilmi birok farkl disipline blmenin daha uygun olaca behrlemesi hi kukusuz yerinde bir deerlendhme olabihr. Byle bir blme metafiziin konusuna ve amalarna ilikin, bizim tarafumzdan metafizie dahil edihni tm problemleri ayn lde iyi bir biimde kucaklayacak homojen bir tanun bulmada karlalan glk taafndan nerdir. Kendisini teUdn eden b h dnya gr salamak durumundaki disiplin olarak, tek metafizik tanun "dnya gr" teriminin mulaklndan ve karanlklndan dolay olduka genel ve ok az bilgi verici nitehktedh. te yandan, szn ettiimiz btn bu disipnlerin tek bir disiplin olarak bir btn iinde bhletirme lehmdeki argman, bu problemlerin birbirleriyle olan Uikileridh. Gerekten de farkl bekler iine yerletirdihniz problemler bhbirleriyle ou zaman o kadar yakm bir iliki iindedhler ki, bu problemlerden bhini zme tarz dierine hangi bak asndan yaklalacan da belh1er. Bununla birlikte, felsef problemlere ikin olarak uygun ve gerek b h snflama salamay kendi iimiz olai'ak grm deiliz. Bizi gilendiren ey yalnzca okuyucu bu problemlerin ierikleriyle ve onlann ne ekilde zlebilecekleriyle tantrmakr.

184

Prof. Dr. ANIL EEN

NSAN

HAKLARI

Dnyann en geri Anayasalarndan birisinin bulunduu lkemizde uzun sredir byk bir insan haklan savam verilmektedir. Mustafa Kemal'in lkemiz iin tek hedef olarak gsterdii ada uygarik dzeyine ulaabilmemiz ve uygar uluslar topluluunun onurlu bir yesi olabilmemiz iin Anayasa ve Hukuk dzenindeki snriamalann kaldnimas ve amzn ileri lkelerinin dzeyinde yeni bir hukuk dzenine kavumamz gerekmektedir. Nitekim, bah lkelerinde

lkemiz hakknda srekli olarak gndeme getirilen insan haklan tartmalar da bu durumu aka kantlamaktadr. Prof. Dr. ANIL EEN; bu yapt ile, lkemizde srmekte olan insan haklan savamna bilimsel bir katkda bulunabilmek amacyla, konunun deiik boyutlarda grnmlerini ortaya koymaktadr. nsan haklarnn genel boyutlar ile beraber; demokrasi, ekonomi, devlet, kltr ve hukuk gibi temel kavramlar asndan da sorunu ele almakta ve kuramsal irdelemelerle konuya aklk kazandrmaya almaktadr. Yerli kaynaklann yansra nemli yabanc eserlerin de deerlendirildii bu yapUn, lkemizdeki insan haklar savamna bilimsel bir katk getirecei inanc ile okuriannza sunuyoruz.

GNDOAN

YAYINLARI

ATATRK DNCE DIZISI


Laiklie an Atati'k ve Tam Bamsalk Atatrk ve Sosyal Demokrasi Dewimoi retmenin Kym Atatrk ve Eitim Atatrk'n Not Defterleri Kemalizm zerine Atatrk ve Yeni Trkiye Muammer Aksoy Muammer Aksoy Muammer Aksoy Muammer Aksoy..2 Cilt. Prof. Dr. MaLmut Tezcan AMitkal inan M. ner Demiray fosepk C.Grew Prof. Dr. Teo Grnteg . Prof. Dr. Teo Grnieg . Prof. Dr. Teo Grnljeg . . Prof. Dr. H. Malay Do. Dr. A. Kayg Do. Dr. Erkan Iklar . . Do. Dr.Almet Cevizci. . Platon Platon Friedrick Nietzscke Friedrick Nietzscke Friedrick Nietzscke L. Verseny. F.M. Comford K, Adju'kiewicz F. AIjer Lange A.Kow'e P.Hknerield Pggeler'''Allemann E. Strker l^oknga'ood E.Rotkaoker U- Barton Prof. Dr. Neet aatay Jokn Davenport Prof Dr. N. Bilgin Prof. Dr .A. Dnmez I.L.B., B.LKintz F. Elkin

PHLSEFB DZS
Anlam ka\'Tam Anlama Belirsizlik ok nlaml Mantk Szl alar Bo>-u Klelik Trk Dncesinde adalama Tamtilim ve Fel. Konumalar idealar Kuram Menon Pkaidon Nietzscke Wagner'e Kar iyinin ve Ktnn tesinde Aklakm Soykt stne SoCTstes ve nsan Sevgisi Platon'un Bilgi Kuram Felsefeye Gin Materyalizm Tariki Yenia Biliminin Douu Bir Filozof Bir Alman Heidegger Heidegger zerine ld Yaz Bilim Kuramna Giri Tarik Tasarm Tarikselckk Sonmu Aitil Bilim Modem Uygarlk

DN DIZISI
islam Dini ve Tariki islam Pej'-gamJDeri ve Kur'an

PSIKOLOJI DIZISI
Eya ve insan Hitler Istesej'di istatistik ocuk ve Toplum

s o s y o l o j i / s i y a s e t dizisi
Halkevlen Adalet Ka^-am insan Haklan Kltr ve Politika Kltr ve Eitim Kltr ve Demckrasi Sosj-al ve Kltrel Deime Sermaye Bikimi ve Toplumsal De CHP Genlik Sosv-. Yazlan Krfez Bunalun Siyasal Elitler Siyaset ve Anayasa Devlet ve Hukuk Ana.yasal Devlet Hkmet Sistenlen Ordu-Syaset ilikisi Tek Parti Y5n. Siy. Katlm Ordu ve Politika Tld>e ve Ortadou Trk adam ve iletmesi Meslekler ve Sosyoloji Trkiye'de Hukuk Meslei Trkiyede Si)', ve Devlet Ikioi Merutl.Dn.renc Olay Parti ii Demokrasi ve Trki)'e Modernleme ve Milliyetilik Seim ve Demokrasi Ssyaldemokraside .Aynma Yllan ] Sosyaldemokraside Blme Yllan 2 Kltrel Haklar Ky Enstitlei-i Toplumsal zlme Sekinler ve Toplum ada Sosyoloji Kuramlan . a 3 n n z m zgrlk Sorunu Toplumsal Deime Anlay 0.-manl Imp. ki isadi Tariki Surk Devlet Trlaj'e'nin Payl. im lO Proje ' Proi. Dr. ul een Prof. D r AnA een Prof. Dr. Anl een Prot Dr. Anl een Prof. Dr. Bozkurt Cniven Prof. Dr. lojemi Oven Prof. Dr. Bozkurt Gven .Prof. D r Sencer A ) A a t a Prof. Dr. A. Gne Ayata Prof. Dr. Makmut Tezcan Prof. Dr. Dou Ergil Do. Dr. Mekmet Trkan Do. Dr. Mekmet Trkan . Do. Dr. Mekmet Trkan Do. Dr. Mekmet Turkan Do. Dr. Mekmet Trkan Do. Dr. mit OzdaS Do. Dr. Esat z ; Do. Dr. O. Metin ztrk Do. Dr. O. Metin ztrk Do. Dr. Ouz Aktan Do. Dr. Zafer Cirkinlolu Do. Dr. Zaler Crkinkolu Dr. Iksan Keser Dr. Ycel Aklar Dr. Suavilno.ay Dr. Suavi Aydn San Sezen Teoman Ergl Teoman Ergl pulat Tacar Nazif Evren M. Coluroglu T.B. Bottomore M. Poloma E. Eromm A. D. Smitk M. Belm Carl J. Fricdrick Trandafir G. Djuvara. ,

Aydnlar Yeni Sosyolojiye G Kent Sosyolojisi

U>ukBoin P- "^"J^^ Raymond Ledtut P^f- D^- Gosel Ayta . ^"'^'^ ^^"^^ ' P^ D^- Grsel Ayta . P^t Dr- Glsel Ayta . Prok Dr. Grsel Ayta . ?roi. Dr. Grsel Ayta . Pw^- Dr. Grael Ayfa? . . P^o^G^el Ayta . . P^^^ ^ e l Ayta . . P'fGa^<=l ^y^^ P^f- Dr- Grael Ayta . , Prf- Dr. Grsel Ayta . . Proi- Dr. Grsel Ayta . . Prof- Dr. Kemal Ajda.. . Prof. Dr. Onur B. Kula . Prof- Dr. Onur B. Kula . P w ^ Dr. Onur B. Kula . Prok Dr. Onur B. Kula . Pwf- Dr- Nuran zyer. . Prok Dr. Kamile Imer . . . Prok Dr.Yldz Canpolat , Prok Dr. Yknaz zkek. . Prok Dr. Yldz Ecevit . . Prof- Dr. Burin Erol. . . . Prok Dr. Lale Demktrk. Prof- Dr. Aygu Erden . . . Do. Dr. A.Osman ztrl Do. Dr.Ali Iksan Kolcu . Do. Dr. Ali Iksan Kolcu. Do. Dr. Ali Iksan KoL cu. B. Frisclrmulk . . F. Dn-enmatt . . F- Dn-enmatt. . Elisaketk Hauer. Max Frisck

HDBBYAT DZISI
BdeWat Y a J a n 1 EdeLiyat Y a j a n 2 Edetyat YazJan 3 ada Trk Romanian Yeni Alman EdeLiyat Tanki ada Alman Edekyat Tariki Max Fnsck'in Gezi YazJan Romanc Ynyle H. BU Denemeler Sekisi yk Sekisi Mektup Sekisi Gezi Notlar Sekisi Kala^turmal Edekiyat Bilimi Trk Lek. ve Edekyatlan Aknan Kltr. Trk imgesi 1 A l ^ a n Kltiir. Trk imgesi 2 Aknan Kltr. Trk imgesi 3 Demok. Sr. & Ele. Kltr Edekiyat zerine Dil ve Toplum Isava Son ispanyol Rom Okumak Anlamak Yonmlamak Kunnaca Bir Dnyadan Oiaa Ingkz Edekyat BiL Zenci Romanclar Ksa yk ve Dilkkmsel Ele Bat Edek. Sevgi ve Hogrii Trke'de Bat iiri Tercme iirler Antolojisi Alfred de Musset Tercm ve Tesm Gnete Glgenin Yokoluu Konulanm Bakil Kulesi Klara'mn izinde Gnce

Alpkonse De Lamartne Tercm.ve Tesiri . Do. Dr. Ali Iksan Kolcu.

Montauk Gen W n i n Yeni Aclan Canterbury Hikayeleri Glsel Mutluluk Dadaki Byk Kcrku Imparator-u Ararken Modem Arap Edekiyat Tariki Sakteci Tkomas arkJar Elem iekiei Bayku DobtoTar,Kediler Krlang.ve Ser

Max FriscL U. Plenzdor Geoffrey Ckauee. C. F. Ramuz C. F. Ran amuz. R. Pa f azzi . . . . M. Landa iau. Jean Coctea ea.u G. I^eopardi Ckarles Baudelaire Leonardo Sciagcia Karel Capek

Tek Bildiim Baka. Ellerinin Byk Olduu Francesco Micielk

iLBTIglM DIZISI
Oyundan Dnceye Yapsalclk Televizyonu Anlamak Niin Tiyatro Tiyatronun Sorunlar Saym Bakanm Prok Dr. Sevda ener . . . . Prok Dr.Ayegl Y''ksel. . Prok Dr. Erol Mutlu Tamer Levent F. Drrenmatt Leonarlo Sciascia kmet Cevdet Pa^a Semseddin Sm emgeddin Sm Mustafa Sami Efendi Tccazde Ibrakim Hilmi Bursak Mekmet Tkir Bey emgeddin Sami emgeddin Sami Rzaeddin Ikn Faki'eddin. . ismail Hakk Ballaolu . . Baka Tevfik Sat Bey Dr. Musa Yaar Salam . . . . Nikalzm Gner Demiray F. B. Stonaker O. Preusser Monika SpeiT

OSMANLI KLASIKLERI DlZtSI


Takvn'kEdvr (Takvimler) MedenijAyet-i Islmiyye Kadnlar Avrupa Risalesi Avrupallamak Osmank Mellifleri (Bilginler) Islamm Yayl Tarikine Giri Lisn Ikn Rd. Terkiye ve knan Yeni Aklak Sat Bev Sekigi Ortaa'djn Gelen Balon beyaz l Anadoludan Masallar Mekur Matematikiler Kk Cad Dostluk Hikayeleri

GBNLIK VB OCUK KITAPLAR DIZIS

ADA TRK ROMANLARI ZERNE NCELEMELER "Devinim tlrmndaki zamanm iinden ve olumakta olann arasndan en yetkinini bulup, karmak bir anlamda gncel olandan tarih yapma, bilimsel ltler erevesinde yaplan edebiyat eletirisinin en nemli ilevleri arasndadr. Roman konusunda yaplm nitelikli ve kapsaml bir alma. ada Trk Edebiyat alanndaki birka bilimsel nitelikli bavuru kitabndan biri. Bu tr almalarn ok az olduu bu alanda byk bir boluu dolduran Grsel Ayta'n kitab, bir eletiri derlemesinden ok, iinde yaadmz yllarn edebiyatn odak alan gncel bir edebiyat tarihi grnmndedir..." [Yldz Ecevit: Cumhuriyet Kitap, Mays 1990] EDEBYAT YAZILARI 1.2,3 "Grsel Ayta, birikimini yalnzca akademik erevede deerlendirmeyip, onu eiti yayn organlarnda yaynlad inceleme-deneme tr yazlar, kitaplar ve evirileri araclyla kitlelere aktarmak isteyen bir bilim adam. Onun nesnel, bilimsel ltler erevesinde hazrlanm ve geni bir ilgi yelpazesi sergileyen bu kitab, yazn aratrmalar alannda bir boluu dolduruyor." [Yld/ Ecevit: Cumhuriyet Kitap 16.3.1990] "Edebiyat Yazlan'nn yaklam, bilimsel ve zmleyici; dili okuyucuyu saran bir scaklkta. Yapt, Alman edebiyat zerinden Trk edebiyatna ulaan bir retken bilimcinin geliim izgisinin tankln yapan rnler yuma." [Onur Bilge Kula: Milliyet Sanat Dergisi, Nisan 1990] ADA ALMAN EDEBYATI ada Alman Edebiyatnn nemli kiilikleri irdeleniyor bu almada. YEN ALMAN EDEBYATI TARH 16.-19. yzyla kadarki Alman edebiyat tarihini, edebiyat

<ikmlrfrn bu akmiarn dayand dnceleri, sosyal ve tarihi temelleri, yazarlar, airleri ve eserleri tanlan bir alma. Avrupa kltrnn bir paras olan Alman edebiyat tarihini ana izgileriyle tanmak edebiyat merakllar iin bat kltrne ve edebiyatlarna bu pencereden bakmak imkn veren bir alma. ROMANCI YNYLE HEINRICH BLL Sava sonras Alman edebiyatnn, nemli temsilcilerinden olan Heinrich BH'n edebi kiilii zerine gerekletirilmi kapsaml bir alma.

SEKLER

OZS

Hazrlayan Prof. Dr. Grsel Ayta HEKTP SEKS "... Edebiyat tarihi iinde gezi mektuplarnn anlam bugn deimi, gazetelerdeki tefrika gezi notlan biimde tek deil btn bir okuyucu kitlesine hitabeder olmutur. Sanat ve dnce tarihinde mektubun yeri, tartma kabul etmez derecede byktr. Edebiyat tarihine gemi nl gezi mektuplar vardr. Bu sekide eitli lke edebiyatlarndan sekin mektup evirileri yer almaktadr. GEZ NOTURI SEKS zlenimler, edebiyatn hammaddesidir. Geziler ise yeni yaantlara kaynak sunar. Yazmay bir eit tutku edinen edebiyatlar, ktklar gezilerde grdklerini, yaadklarn not ederler, bu notlar zaman zaman roman, yk, tiyatro gibi kurmaca rnlerde malzeme olarak kullanr, bazan da mektuplarnda, gncelerinde anlatmakla yetinirler. Bu seki, hem edebiyat tarihinin farkl dnemlerinden, hem de dnyann eitli edebiyatlarndan sekin yazarlarn gezi notlar Trke'ye evirilerek hazrland.

YK SEKS Batr ve dou dili edebiyatlarndan kk yk trndeki rnlerden derlenmi bir seki. DENEMELER SEKS Sekiler dizinin bu kitabrnda, lke edebiyatlarndan deneme trnn daha ok edebiyat konusuna arlk veren rnekleri seilerek, hazrlanmtr. GNETE GLGENN YOKOLUU Barbara Frischmuth / eviren Prof. Dr. Grsel Ayta Trk kltrnn gemiiyle ilgilenirken. ada Trkiye'nin politik karmaasn uzak adan gzlemleyen romandaki anlatc, yazarn [Barbara Frischmuth] zdetii figr niteliindedir. ada Avusturya edebiyatnn bayan temsilcilerinden Barbara Frischmuth'un bu eserinde, trkolog olarak aratrd bektai kltr kendisine engin edebiyat manzaralar sunmaktadr. KONULARIM/ BABLKULES Friedrich Drrenmatt / eviren Prof. Dr. Grsel Ayta svire edebiyatnn ada yazarlarndan Drrenmatt, kendi hayat hikyesini allmn dnda kaleme almtr. Eserleriyle yaantlar arasndaki ilikiyi nesnel bir gzle kefederek ve bu banty n planda tutarak anlatr hayatn. Yazd, yazamad konularn hikyesidir onca hayat. Bu nedenle otobi-yografisine "Konularm" baln vermitir. Eserlerinin ou dilimize evrilmi bir yazarn kendi hayatn deiik bir tarzda anlatt bu kitap, edebiyatn nitelii sorunu zerine de dndrmesi bakmndan deerli. MAXFRISCH'iNGEZiLERi Derleyen ve eviren Prof. Dr. Grsel Ayta Edebiyat dnyasnn gezgin yazarlarndan biri olan Max Frisch'in Saraybosna, Macaristan, Yunanistan, Almanya, spanya, Meksika, Amerika, in gibi eitli lkelerde gezip grd izlenimleri, ilgisini eken insan manzaralar yer alyor bu kitapta.