REAKSİYON

HIZLARI VE
KİMYASAL DENGE
ÜNİTENİN BÖLÜM BAŞLIKLARI




1. Reaksiyon Hızı
2. Reaksiyon Hızının Bağlı Olduğu Etmenler
3. Kimyasal Reaksiyonlarda Denge
4. Kimyasal Dengeye Etki Eden Faktörler
5. Kimyasal Tepkimelerde Ürün Verimi

Hız ölçüsünde dengeli olmak gerekir. Mantık ve
muhakeme hıza feda edilmemelidir.

1. REAKSİYON HIZI
• Reaksiyon hızı, maddenin birim zamanda miktarındaki
değişmedir. Bu değişme reaksiyona girenler için azalma,
ürünler için artma şeklindedir. Buradaki miktar; gram,
kilogram, mol, hacim, molarite cinsinden alınabilir. Ancak
hesaplarda genellikle molarite kullanılır. Zaman ise
reaksiyonun cinsine göre saniye, dakika, saat, gün, ay, yıl
olabilir.
• Demirin paslanması çok yavaş gerçekleşirken dinamitin
patlaması çok hızlı gerçekleşir. Bunun gibi her reaksiyonun
kendine özel bir hızı vardır. İki tür hızdan bahsedilebilir:
• 1 – Ortalama hız
1

• 2 – Anlık hız

REAKSİYONLARDA HIZ TAKİBİ
• Kimyasal reaksiyonların hızları reaksiyonun cinsine göre
basınç, renk, iletkenlik, ısı ve pH gibi değişmeler gözlenerek
takip edilebilir.
• Gaz fazındaki reaksiyonların hızı basınç değişmesi
yardımıyla tespit edilir.
• N2(g) + 3H2(g) → 2NH3(g) reaksiyonunda 4 mol gaz (1 mol N2 ve
3 mol H2) reaksiyona girip, 2 mol gaz oluşmaktadır.
• Zamanla mol sayısı azalmaktadır. Mol sayısıyla basınç doğru
orantılı olduğundan basınç da azalır. Basıncın birden
azalması ya da yavaş yavaş azalmasına göre reaksiyonun
hızı yorumlanabilir.
• İyonlu çözeltilerin reaksiyonları elektrik akımı iletkenliği
yardımıyla tespit edilebilir.
• Kimyasal reaksiyona giren ya da reaksiyondan çıkan
maddelerden en az biri renkli ise renk değişimi yardımıyla
reaksiyon hızı tespit edilebilir.

BİR REAKSİYONUN GERÇEKLEŞMESİ İÇİN
GEREKEN ŞARTLAR
• 1 – AKTİFLEŞME ENERJİSİ (Ea): Kimyasal tepkimenin
başlaması için gerekli minimum enerjiye denir. Aktifleşme
enerjisi ne kadar büyükse tepkime o kadar yavaş gerçekleşir.
Aktifleşme enerjisi ileri veya geri reaksiyonun
gerçekleşebilmesi için eşik enerjisi olup negatif değer almaz.
Radikal tepkimelerinde Ea 0’dır.
• 2 – UYGUN DOĞRULTUDA VE YÖNDE GAZ
TANECİKLERİNİN ÇARPIŞMASI (ÇARPIŞMA TEORİSİ
GAZLAR İÇİNDİR): Çarpışma meselesi gaz fazındaki
maddeler için söz konusudur. Katı, sıvı ve çözeltilerde durum
farklıdır. Kimyasal reaksiyonların gerçekleşebilmesi için gaz
2




fazındaki reaktif maddelerin birbiriyle çarpışmaları gerekir.
Gaz taneciklerin çarpışması sonucu kimyasal olayların
olduğunu ifade eden teoriye çarpışma teorisi denir.
Her çarpışan gaz taneciği kimyasal reaksiyon vermez. Uygun
doğrultu, yön ve yeterli enerjide olan çarpışmada reaksiyon
gerçekleşir.
Gaz molekülleri hareketleri sırasında birbirlerine çarpışmak
için yaklaşırlar. Bu esnada kinetik enerjileri azalır, potansiyel
enerjileri artar.
Gaz tanecikleri uygun çarpışma olduğunda, yüksek
potansiyel enerjiye ulaşır.
Bu sırada kararsız durumda (yüksek potansiyel enerjili)
aktifleşmiş kompleks denilen ara ürün oluşur. Ara ürün;
girenler ya da ürünlere dönüşür. Girenlere dönüşürse
reaksiyon olmaz. Ürünlere dönüşürse reaksiyon olur.
Potansiyel enerji azalır, kinetik enerji artar.

KENDİLİĞİNDEN OLUŞ VE ÇARPIŞMA
TEORİSİ
• “Kendiliğinden olan” reaksiyonlarda, uygun çarpışma
doğaldır. Kendiliğinden denmesinin sebebi, sanki insan eli
karışmadan olduğundandır.
• “Çarpışma teorisi” denmesi de, çarpışmayı kaza anlamında
alırsak şöyledir: Programda yazılı olan, aynen yazılı olduğu
gibi oluyor. Başka bir ifadeyle kaderde olan kaza
oluyor/çarpışıyor demektir.

ÇARPIŞMAMASI GEREKEN TANECİKLER
İÇİN KONULAN ENGELLER



Maddenin hâli
Birleşme kabiliyetinin olmaması
Maddelerden birinin miktarının çok az olması
Ea’nın yetersiz oluşu
3

• Çift yönlü oluş engeli
• Endotermik reaksiyon engeli
Şimdi bunları birer örnekle görelim:

BİRLEŞME KABİLİYETİNİN OLMAMASI
• Altın oksitlenmez.
• Soy gazlar hiçbir maddeyle tepkime vermez.
• Havada bulunan N2 gazı, inert (reaksiyonlara karşı ilgisiz)
gazdır.

MADDELERDEN BİRİNİN MİKTARININ ÇOK
AZ OLMASI
• Havada hem N2 hem de H2 bulunur. Buna rağmen H2 miktarı
az olduğu için, tepkime ekzotermik olduğu hâlde birleşmezler
ve NH3 oluşmaz.

Ea’NIN YETERSİZ OLUŞU
• Havada hem N2 hem de O2 bulunur. Yağmur yağdığında
HNO3 (kezzap) oluşması için şartlar hazır olduğu hâlde,
gerekli olan yüksek aktivasyon enerjisi (eşik enerjisi)
sağlanmadığından HNO3 (nitrik asit) oluşmaz.

ÇİFT YÖNLÜ OLUŞ ENGELİ
• H2O’nun iyonlaşma tepkimesi çift yönlüdür. 10 milyon H2O
molekülünden yalnız 1 tanesi iyonlarına ayrışarak (OH)–1 ve
H+1 iyonlarını oluşturur.
H2O ⇌ (OH)–1 + H+1

ENDOTERMİK REAKSİYON ENGELİ
• Bütün yanma reaksiyonları ekzotermik olduğu hâlde azotun
yanması endotermiktir.
N2+ 2,5O2 + H2O + yüksek sıcaklık ⇌2HNO3
Bu nedenle havadaki N2 ve O2 birleşmezler. Kezzap oluşmaz.
4

KİMYASAL TEPKİMELERDE HIZ
DENKLEMİNİN ÇIKARILIŞI
• Aşağıdaki tek basamaklı reaksiyonun hız ifadesi, girenlerden
gaz ve sulu çözeltilerin kat sayılarının molar derişimlerine üs
olarak yazılması ve k sabitiyle çarpımlarından bulunur.
• 2A(g) + B(g) → C(g) + 2D(g)
• Yukarıdaki reaksiyon için hız ifadesini yazalım: RH = k [A]2[B]
• k hız sabitidir.
• Her reaksiyon için hız sabiti k’nın sayısal değeri farklıdır.
• Katı ve sıvı maddelerin derişimleri sabit olduğundan
reaksiyon hız denklemine yazılmazlar, sadece gazlar ve suda
çözünmüş iyonların molar derişimleri hız bağıntısına yazılır.

KATI VE SIVI MADDE DERİŞİMLERİ HIZ
İFADESİNDE NİÇİN YAZILMAZ?
• k, katı ve sıvılar hesaba katılarak ayarlanmıştır.
• Birim hacme düşen katı ve sıvı tanecik sayısı tepkimede
değişmez.

TEPKİME HIZI ÇIKANLARIN DERİŞİMİ İLE DE
İLİNTİLİ OLABİLİR
• 2A(g) + B(g) → C(g) + 2D(g) reaksiyonunun hız ifadesi şayet
tepkime tek basamaklı ise RH = k [A]2[B] şeklinde yazılabilir.
• Şayet tepkime birden fazla basamaklı ise hız, çıkanların
derişim ile de ilintili olabilir.
• Bundan dolayı hız ifadesi deneysel bulunur.

KATALİZÖR, HIZ İFADESİNDE YER ALABİLİR
Mİ?
• Şayet tepkime birden fazla basamaklı ise katalizör, hız
5

ifadesinde yer alabilir.

k HIZ SABİTİNE ETKİ EDEN FAKTÖRLER (k
YALNIZ SICAKLIKLA DEĞİŞİR)
• k hız sabiti, yalnız sıcaklıkla değişir.
• Temas yüzeyi artınca hız da artar. “Hız arttığına göre k
büyümüştür.” denilemez. Tepkimenin hızlanması, temas
yüzeyinin k hız sabitini arttırmasından ötürü değildir; temas
yüzeyi, mekanizmayı değiştirdiği için tepkime hızlanmıştır, k
değişmemiştir.
• Bazı kaynaklardaki “Hız sabitini k’yı temas yüzeyi değiştirir.”
şeklindeki bilgi yanlıştır.
• Aynı meseleyi katalizör için de söyleyebiliriz. Katalizör,
mekanizmalı tepkimelerde mekanizmayı değiştirir; bu
nedenle tepkime hızlanır. Mekanizmalı tepkimelerde
tepkimenin hızlanması, katalizörün k hız sabitini
arttırmasından ötürü değildir; katalizör, mekanizmayı
değiştirdiği için tepkime hızlanmıştır, k değişmemiştir.
• Dolayısıyla bazı kaynaklardaki “Hız sabiti (k), katalizör ile
değişir.” şeklindeki bilgi de yanlıştır.

KADEMELİ TEPKİMELERDE HIZ (TEPKİME
MEKANİZMASI)
• Kimyasal reaksiyonların bir kısmı birden fazla basamak
içeren mekanizmalarla oluşur. Birden fazla basamakta
gerçekleşen reaksiyonların (mekanizmalı reaksiyonlar,
kademeli reaksiyonlar) hız denklemleri, en yavaş basamağa
göre yazılır. Kademeli bir tepkimenin hızı en yavaş
basamağın hızına eşittir; çünkü bir zincir en zayıf halkası
kadar kuvvetlidir.
• Başka bir ifadeyle en yavaş yürüyenin adımıyla yürünmüştür.
• Konu; “Korkunuz ki kimse korkmasın veya yalnız
korkulacaktan korkulsun.” ile de eş anlamlıdır.
6

• “Şayet korkuyorsanız, sizi düşman bilenler kaçmaktadır.” ise
kanundan çıkaracağımız sosyal dersin başka bir boyutudur.
• Doğru mekanizma önerilmelidir. Önerilen mekanizmanın
verdiği hız ifadesiyle deneysel hız ifadesi örtüşmelidir.
• Mekanizmada önerilen maddeler deneyde
gözlemlenemeyebilir; çünkü önerimdir. Gözlemlenmemesi
önerilen mekanizmanın yanlışlığına delalet etmez.
• Atomların, moleküllerin ve iyonların davranışlarına
dayanarak, tepkimelerin gerçekleşme yollarının ayrıntılı
olarak tanımlanmasına tepkime mekanizması denir.

REAKSİYON DERECELERİ
• Reaksiyonun hız bağıntısından her bir maddenin derişimi
üzerindeki üs o madde üzerinden tepkime derecesini
(mertebesini), bu üslerin toplamı ise toplam tepkimenin
derecesini verir.
• RH = k[A] [B]2 olan bir kimyasal reaksiyon A maddesine göre
birinci, B'ye göre 2. derecedendir. Reaksiyon toplam olarak
3. Derecedendir (Reaksiyona göre 3. derecedendir).
• Tepkime dereceleri her zaman tam sayılı olmaz. 1/2’nci,
2/3’üncü, sıfırıncı vb. dereceler de olabilir.
• Aşağıdaki tepkimenin hız ifadesini yazalım. Girenlerdeki
maddeler katı ve sıvı olduğundan hız ifadesinde yer almaz.
Hız, k’ya eşit olur. Hız ifadesi, Hız=k olarak yazılır; tepkime
sıfırıncı derecedendir.
Na(k) + H2O(s) → NaOH(suda) + 1/2H2(g)

2. REAKSİYON HIZININ
BAĞLI OLDUĞU
ETMENLER
7

REAKSİYON HIZINA ETKİ EDEN FAKTÖRLER






1. Maddenin cinsi
2. Temas yüzeyi
3. Derişim (Konsantrasyon)
4. Basınç – Hacim
5. Katalizör
6. Sıcaklık
7. Gaz taneciklerinin etkin çarpışma sayısı

• 1. MADDE CİNSİNİN REAKSİYON HIZINA ETKİSİ
• Kimyasal reaksiyonlarda, moleküller arasında ve molekül
içinde kopan ve tekrar yeni düzenleme ile oluşan bağ sayısı
ne kadar fazla ise çarpışma teorisine göre reaksiyon o kadar
yavaş olur.
• Nötr reaksiyonlar genellikle iyonlar arası reaksiyonlardan
yavaş olur.
• Zıt yüklü iyonların reaksiyonları genellikle çok hızlı olur.
• Organik bileşiklerin reaksiyonları genellikle çok yavaştır.

REAKSİYONLARDA HIZLIDAN YAVAŞA
DOĞRU ÖRNEKLER
AgNO3(suda) +NaCl(suda)→ AgCl(k) +NaNO3(suda)
Fe(k) + 2Ag+1(suda) → Fe+2(suda) + 2Ag(k)
2H2 + O2 → 2H2O
CH4 + 2O2 → CO2 + 2H2O
C + O2 → CO2
4Fe + 3O2 →2Fe2O3

YAVAŞ OLAN REAKSİYONLARA ÖRNEKLER
4Fe + 3O2 → 2Fe2O3
• H2O ⇌ (OH)–1 + H+1

8

YAVAŞ OLMASI BEKLENEN
REAKSİYONLARIN HIZLI OLMASI
• 1 tane protein molekülünün; binlerce atomun uygun
doğrultuda, simetrik ve zamanında çarpışmasıyla meydana
geldiği düşünülecek olursa tepkime hızıyla ilgili yazılan
kurallar, daha iyi anlaşılır...

GERÇEKLEŞTİRİLEMEYEN
REAKSİYONLARA ÖRNEKLER



Au + O2 → Gerçekleşmez.
He + O2 → Gerçekleşmez.
Ne + O2 → Gerçekleşmez.
Ar + O2 → Gerçekleşmez.

BİRLEŞME KABİLİYETLERİ OLMADIĞI
HÂLDE ÖZEL ŞARTLARDA
BİRLEŞTİRİLEREK GERÇEKLEŞTİRİLEN
REAKSİYONLARA ÖRNEKLER
• Fe + Cr+3 → Fe+3 + Cr
2H2O → 2H2 + O2

N2 + 3H2 ⇌ 2NH3

• 2. TEMAS YÜZEYİNİN REAKSİYON HIZINA ETKİSİ
• Reaksiyona giren maddelerin temas yüzeyinin artmasıyla
reaksiyon hızı artar.
• Odunun kütük olarak yanması yavaş iken küçük parçalar
veya talaş hâlinde yanması hızlıdır. Küp şekerin toz
şekerden, onun da pudra şekerinden daha yavaş
çözünmesinin sebebi de temas yüzeyidir.
• Temas yüzeyi yerine yüzey alanı da denilebilir.
9

• 3. DERİŞİMİN REAKSİYON HIZINA ETKİSİ
• Reaksiyona giren maddelerin derişimleri arttıkça reaksiyon
hızlanır, azaldıkça yavaşlar.
• Kademeli reaksiyonlarda en yavaş basamaktaki girenlerin
derişimi değiştirilirse hız değişir.
• 4. BASINÇ – HACİM DEĞİŞİKLİĞİNİN REAKSİYON
HIZINA ETKİSİ
• Basınç veya hacim etkisi, derişim etkisi olarak da
düşünülebilir. Hacim azalması veya artması derişimde
değişmelere sebep olacağından hızı etkiler.
• Gazlar arasındaki reaksiyonlarda basıncın artmasıyla (hacim
azalmasıyla) reaksiyon hızı artar, basıncın azalmasıyla
(hacim artmasıyla) reaksiyon hızı azalır.
• 5. KATALİZÖRÜN REAKSİYON HIZINA ETKİSİ
• Katalizörler, kimyasal reaksiyona girdiği gibi çıkan,
reaksiyonun hızını, aktifleşme enerjisini, mekanizmalı
tepkimelerde mekanizmasını değiştiren, ΔH’a etki etmeyen
maddelerdir.
• Reaksiyonun hızını arttıranlar pozitif katalizörler (aktivatör),
yavaşlatanlar ise negatif katalizörlerdir (inhibitör).
• Katalizör aktifleşme enerjisini düşürmüştür.
• Katalizör, mekanizmalı tepkimelerde mekanizmayı değiştirir,
yavaş adım tepkimesi değiştiğinden dolayı hız ifadesi de
değişir. Her bir tepkimenin kendine özgü k sabiti değeri
olduğundan dolayı k sabiti de değişmiş olur. Değişen k, farklı
bir tepkimenin k’sıdır. Aynı tepkimenin k’sı yalnız sıcaklıkla
değişir.
• Katalizörler; başlamış ama yavaş olan başka bir ifadeyle
zaten gerçekleşen reaksiyonları hızlandırır, gerçekleşmeyen
reaksiyonun gerçekleşmesini sağlayamazlar.
• Katalizör olarak varsaydığımız madde kullanılmadığında
10






şayet tepkime olmuyorsa o maddeye katalizör diyemeyiz.
Katalizörler az miktarda kullanılır, miktarı fazla olan madde
katalizör olamaz.
Enzimler, doğal biyolojik katalizörlerdir.
Kademeli reaksiyonlarda kullanılacak katalizör en yavaş
basamağa uygun olacak şekilde seçilmelidir.
Mekanizmalı tepkimelerde katalizör, hız ifadesinde yer
alabilir. Katalizör, bazen hız ifadesinde yer alır, bazen almaz.
Katalizör, tepkimelerde ok işaretinin üzerine yazılır.
Mekanizmalı tepkimelerde katalizör, yavaş adımın aktivasyon
enerjisini (Ea) düşürmekle beraber, yavaş adım tepkimesi de
değişir. Tek basamaklı tepkimelerde katalizör, aktivasyon
enerjisini (Ea) düşürür.

• 6. SICAKLIĞIN REAKSİYON HIZINA ETKİSİ

• Hem endotermik hem de ekzotermik reaksiyonlarda
sıcaklığın artmasıyla reaksiyon hızı artar. Yalnız
polimerizasyon tepkimelerinde sıcaklık hızı azaltır.
• 7. GAZ TANECİKLERİNİN ETKİN ÇARPIŞMA SAYISININ
REAKSİYON HIZINA ETKİSİ
• Tepkime hızı, gaz taneciklerinin etkin çarpışma sayısıyla
doğru orantılıdır.

N2O’DAN N2 VE O2 OLUŞUMU
(KATALİZÖRSÜZ)
• N2O(g) → N2(g) + O(g)
• O(g) + N2O(g) → N2(g) + O2(g)
• Bu iki denklem taraf tarafa toplanırsa aşağıdaki denklem elde
edilir.
• 2N2O(g) → 2N2(g) + O2(g)
• Ara ürün O’dur; katalizör yoktur.
11

GENELLİKLE ARA ÜRÜNÜN GİRENLERDE
OLDUĞU BASAMAK YAVAŞ ADIMDIR
• SORU: 2N2O(g) → 2N2(g) + O2(g) şeklindeki mekanizması
aşağıda verilen reaksiyon denkleminin hız ifadesini yazınız.
N2O(g) → N2(g) + O(g)
O(g) + N2O(g) → N2(g) + O2(g)
• CEVAP: İkinci basamak yavaş adımdır. Hız=k [N2O] [O] olur.
Mekanizmalı tepkimelerde ara ürün genellikle hız
bağıntısında yer alır.

N2O’DAN N2 VE O2 OLUŞUMU (KATALİZÖRLÜ)
Cl2(g) → 2Cl- (suda)
2N2O(g) + 2Cl-(suda) → 2N2(g) + 2ClO-(suda)
2ClO-(suda) → Cl2(g) + O2(g)
Bu üç denklem taraf tarafa toplanırsa aşağıdaki denklem
elde edilir.
• 2N2O(g) → 2N2(g) + O2(g)
• Cl2 katalizördür; Cl- ve ClO- ara üründür.



ARA ÜRÜNÜN ÜRÜNLERDE OLDUĞU
BASAMAK GENELLİKLE YAVAŞ ADIM
OLAMAZ
• SORU: Mekanizması aşağıda verilen 2N2O → 2N2+ O2
reaksiyon denklemine ait hız ifadesini yazınız.
Cl2 → 2Cl2N2O + 2Cl- → 2N2+ 2ClO2ClO- → Cl2 + O2
• CEVAP
Cl2 → 2Cl- (hızlı adım)
2N2O + 2Cl- → 2N2+ 2ClO- (hızlı adım)
2ClO- → Cl2 + O2 (yavaş adım)
Birinci basamak yavaş adım olamaz; çünkü ara ürün
12

ürünlerdedir (Cl-). İkinci basamak da yavaş adım olamaz; çünkü
burada da ara ürün ürünlerdedir (ClO-). Sonuçta üçüncü
basamağın yavaş basamak olduğu anlaşılır. Hız=k [ClO-]2 olur.

3. KİMYASAL
REAKSİYONLARDA DENGE
KİMYASAL DENGE
• Ürün ve reaktiflerin derişim oranlarının sabit kalmasıdır.
• Sabit sıcaklıkta kapalı kapta; A+B ⇌ C+D tepkimesini
inceleyelim: Kaba önce bir miktar A ve B koyalım. Zamanla A
ve B’nin reaksiyona girmesinden dolayı miktarı azalacak, C
ve D’nin miktarı artacaktır. Oluşan C ve D reaksiyona girip
tekrar A ve B oluşacaktır.
• Bir müddet sonra A ve B’den C ve D oluşma hızı ile C ve
D’den A ve B oluşma hızı eşit olur. Bu duruma denge durumu
denir.
• Denge anında maddelerin konsantrasyonu değişmemekle
birlikte her iki yönde reaksiyon eşit hızda sürmektedir
(Dinamik denge). Denge tepkimelerinin çift okla
gösterilmesinin sebebi budur.
• Kimyasal denge iki yönlü tepkimelerde söz konusudur.
• İki yönlü tepkimelere tersinir tepkime, reversibl tepkime, çift
yönlü tepkime de denir.
• Tek yönlü tepkimeler ise geriye dönmeyen tepkime,
tersinmez tepkime, irreversibl tepkime adlarıyla da
biliniyordu.

KİMYASAL DENGE SABİTİ (K)
• Sabit sıcaklıkta denge durumunda; ileri yöndeki reaksiyonun
13

hız sabitinin geri yöndeki reaksiyonun hız sabitine oranı
sabittir. K ile belirtilir.
• Molar derişimler cinsinden denge sabiti ve kısmi basınç
cinsinden denge sabiti olmak üzere iki çeşit K vardır.

DERİŞİM CİNSİNDEN
KİMYASAL DENGE SABİTİ (Kc)
• Molar derişimler cinsinden denge sabiti Kc ile gösterilir.
• K denildiğinde de Kc anlaşılmalıdır.

KISMİ BASINÇ CİNSİNDEN
KİMYASAL DENGE SABİTİ (KP)
• Kısmi basınç cinsinden denge sabiti ise KP ile gösterilir.

KİMYASAL DENGEDE DENGE BAĞINTISININ
MOLAR DERİŞİMLER KULLANILARAK
YAZILIŞI
• 2A(g) + B(g) ⇌ C(g) + 2D(g) reaksiyonu için molar derişim
cinsinden denge ifadesi; [D]2 [C]’nin, [A]2 [B]’ye bölümünün
Kc’ye eşitlenmesiyle elde edilir.
• Bir kimyasal reaksiyon sonucu oluşan gaz ve sulu çözeltilerin
molar konsantrasyonları çarpımının (kat sayıların molar
derişime üs olarak yazılması kaydıyla), reaksiyona giren gaz
ve sulu çözeltilerin molar konsantrasyonları çarpımına (kat
sayıların molar derişime üs olarak yazılması kaydıyla)
bölünmesiyle çıkan sayısal değer, denge sabitine (Kc) eşittir.
• Denge sabiti hız sabitlerinden yola çıkılarak bulunduğundan
katı ve sıvı fazdaki maddeler denge bağıntısında yer almaz,
gaz fazındaki ve suda çözünmüş durumdaki maddeler yazılır.

KİMYASAL DENGEDE DENGE BAĞINTISININ
14

KISMİ BASINÇLAR KULLANILARAK YAZILIŞI
• 2A(g) + B(g) ⇌ C(g) + 2D(g) reaksiyonu için kısmi basınç
cinsinden denge ifadesi; PD2 PC’nin, PA2 PB’ye bölümünün
KP’ye eşitlenmesiyle elde edilir.
• Bir kimyasal reaksiyon sonucu oluşan gazların kısmi
basınçları çarpımının (kat sayıların kısmi basınca üs olarak
yazılması kaydıyla), reaksiyona giren gazların kısmi
basınçları çarpımına (kat sayıların kısmi basınca üs olarak
yazılması kaydıyla) bölümü, KP denge sabitine eşittir.

MEKANİZMALI OLARAK GERÇEKLEŞEN
TEPKİMELERİN DENGE BAĞINTISI
• 2X(g) + Y(g) ⇌ X2Y(g) (Hızlı)
X2Y(g) + Y(g) ⇌ 2XY(g) (Yavaş) mekanizmasına sahip,
2X(g) + 2Y(g) ⇌ 2XY(g) tepkimesinin denge bağıntısı nedir?
• Mekanizmalı olarak gerçekleşen tepkimelerin denge bağıntısı
olarak toplu tepkimenin denge bağıntısı alınır.
K=

[ XY ]2
[X ]2 [Y ]2

KISMİ BASINÇLAR CİNSİNDEN DENGE
SABİTİ (KP) İLE DERİŞİM CİNSİNDEN
DENGE SABİTİ (Kc) İLİŞKİSİ
• Gaz fazında gerçekleşen kimyasal reaksiyonlarda kısmi
basınçlar cinsinden denge sabiti ile derişim cinsinden denge
sabiti ilişkisini belirten bağıntı şu şekildedir: KP = Kc (RT)Δn
• Bağıntı şöyle de yazılır: Kc = KP / (RT)Δn
• T = Mutlak sıcaklık (K)
• R = İdeal gaz sabiti
• Δn = Gaz fazındaki ve çözelti hâlindeki ürünlerin kat sayıları
toplamı – Gaz fazındaki ve çözelti hâlindeki girenlerin kat
sayıları toplamı
15

GAZLARIN KISMİ BASINÇLAR CİNSİNDEN
DENGE SABİTİ (KP) DEĞERLERİ TABLOLARI
• Gazların kısmi basınçlar cinsinden denge sabiti (KP)
değerlerinin yazıldığı tablolar atm’ye göre ayarlanmıştır.
• Farklı birimlere göre de KP değerleri olabilir.

DENGE SABİTİNE ETKİ EDEN
FAKTÖRLER
1. Sıcaklık
2. Kat sayıların değişimi
• K denge sabitinin sayısal değerini dış etkilerden yalnız
sıcaklık değiştirir.
• K denge sabitinin sayısal değerine derişim, hacim, basınç ve
katalizörün etkisi yoktur.

DENGE SABİTİNE SICAKLIK DEĞİŞİMİNİN
ETKİSİ
• Ekzotermik reaksiyonlarda sıcaklığın arttırılmasıyla denge,
girenler lehine kayar. Bağıntıda girenlerin molar derişimi
paydaya yazıldığından K denge sabitinin sayısal değeri
küçülür. Ekzotermik reaksiyonlarda sıcaklığın azaltılmasıyla
denge, ürünler lehine kayar. Bağıntıda ürünlerin molar
derişimi paya yazıldığından K denge sabitinin sayısal değeri
büyür.
• Endotermik reaksiyonlarda sıcaklığın arttırılmasıyla denge,
ürünler lehine kayar. Bağıntıda ürünlerin molar derişimi paya
yazıldığından K denge sabitinin sayısal değeri büyür.
Endotermik reaksiyonlarda sıcaklığın azaltılmasıyla denge,
girenler lehine kayar. Bağıntıda girenlerin molar derişimi
paydaya yazıldığından K denge sabitinin sayısal değeri
16

küçülür.

FARKLI İKİ SICAKLIKTAKİ K1 VE K2
DEĞERLERİNDEN ΔH HESAPLANMASI
• log K2/K1= ΔH/2,303R.(T2–T1)/(T2.T1)
• R=8,314 J/mol. K

K1 VE ΔH DEĞERLERİ BİLİNİYORSA K2
HESAPLANABİLİR
• log K2/K1= ΔH/2,303R.(T2–T1)/(T2.T1)
• R=8,314 J/mol. K

DENGE SABİTİNE KAT SAYI DEĞİŞİMİNİN
ETKİSİ (DENGE REAKSİYONLARINA HESS
PRENSİPLERİNİN UYGULANMASI)
• Sabit sıcaklıkta bir kimyasal reaksiyonun denge sabiti K ise;
denklem ters çevrilirse denge sabiti 1/K olur.
• Denge denkleminin kat sayıları bir sayı ile çarpılırsa aynı sayı
denge sabitine üs olarak alınır.
• Denge denkleminin kat sayıları 2’ye bölünürse, denge
sabitinin karekökü alınır.
• Denge reaksiyon denklemi birden fazla reaksiyon
denkleminin toplamından elde ediliyorsa bu denge
denkleminin denge sabiti, toplanan reaksiyon denklemlerinin
denge sabitlerinin çarpımına eşittir.

NİÇİN DENGE?
• Maddelerin tümünün yapısında minimum enerjiye yönelme
eğilimi ve maksimum düzensizlik eğilimi mevcuttur.

17

MİNİMUM ENERJİYE EĞİLİM
• Bütün maddeler düşük potansiyel enerjili olmak isterler.
• Kimyasal reaksiyonlarda minimum enerjiye eğilim ısının
olduğu tarafadır.
• Örneğin; A + B ⇌ C + ısı reaksiyonunda minimum enerjiye
eğilim ürünler yönünedir.

MAKSİMUM DÜZENSİZLİĞE EĞİLİM
• Minimum enerjiye eğilim yönü ile maksimum düzensizlik
yönü birbirine zıttır.

MİNİMUM ENERJİ VE MAKSİMUM DÜZENSİZ
EĞİLİMİ HANGİ YÖNDEDİR?
• Maddenin katıdan gaza doğru düzensizliği artmaktadır.
H2O(k) + ısı → H2O(s)
H2O(s) + ısı → H2O(g)
Yukarıdaki reaksiyonlarda maksimum düzensizliğe eğilim sağa
doğrudur, başka bir ifadeyle ürünler lehinedir.
• Gaz reaksiyonlarında mol sayısının çok olduğu yöne doğru
düzensizlik artmaktadır.
COCl2(g) ⇌ CO(g) + Cl2(g)
Yukarıdaki reaksiyonda maksimum düzensizliğe eğilim sağa
doğrudur, başka bir ifadeyle ürünler lehinedir.
• Tuzların suda çözünmesi sırasında iyonlaşma yönünde
düzensizlik artar.
NaCI(k) + ısı + su → Na+(suda) + Cl–(suda)
Yukarıdaki reaksiyonda maksimum düzensizliğe eğilim sağa
doğrudur, çözünme yönünedir, başka bir ifadeyle ürünler
lehinedir.
• Suda çözünen madde katı bir tuz olduğu gibi sıvı bir madde
de olabilir. Alkol-su karışımında istisna olarak hem
maksimum düzensizlik faktörü hem de minimum enerjiye
meyil aynı yönde olup ürünler lehinedir; bu tür sıvılar,
18

birbiriyle her oranda karışabilen sıvılardır. Alkol, suda
çözünmek suretiyle alkol oranını azaltmak eğilimindedir.
C2H5OH(s) → C2H5OH(suda)
• Suyun iyonlaşma denkleminde maksimum düzensizliğe
eğilim, iyonların olduğu yöne yani sağa doğrudur, başka bir
ifadeyle ürünler lehinedir.
H2O(s) ⇌ H+1(suda) + OH–1(suda)
• Gazların suda çözünmesi olayında düzensizlik azalır.
O2(g) + su ⇌ O2(suda) + ısı
CO2(g)+ H2O(s) ⇌ 2H+(suda)+ CO3 –2(suda) + ısı
Yukarıdaki reaksiyonlarda maksimum düzensizliğe eğilim sola
doğrudur.
• Bağ oluşumu ekzotermik reaksiyondur.
H + H→ H2 + enerji
Yukarıdaki reaksiyonda maksimum düzensizliğe eğilim sola
doğrudur.
• Bir tepkimede minimum enerjiye eğilim ilkesi denklemin bir
tarafına doğru, maksimum düzensizliğe eğilim ilkesi
denklemin diğer tarafına doğru ise olay denge reaksiyonudur
(çift yönlüdür), her iki eğilim de aynı yönü destekliyorsa olay
tek yönlüdür.
• Tek yönlü tepkimelerde her iki eğilimin de aynı yönü
desteklemesi; maksimum düzensizlik eğiliminin baskı altına
alınması anlamına gelmektedir.

4. KİMYASAL DENGEYE
ETKİ EDEN FAKTÖRLER
KİMYASAL DENGEYE ETKİ EDEN
FAKTÖRLER LE CHATELİER PRENSİBİNE
19

GÖRE YORUMLANIR
• Kimyasal Dengeye Etki Eden Faktörlerin Le Chatelier
Prensibine Göre Yorumlanması: Denge hâlindeki bir sisteme
dışarıdan bir etki yapıldığında sistem bu etkiyi azaltıp
yeniden dengeye gelecek şekilde tepki gösterir.

KİMYASAL DENGEYE ETKİ EDEN
FAKTÖRLER
1. KONSANTRASYON (DERİŞİM) ETKİSİ
2. BASINÇ – HACİM ETKİSİ
3. SICAKLIK ETKİSİ

KONSANTRASYONUN (DERİŞİM) KİMYASAL
DENGEYE ETKİSİ
• Bir denge reaksiyonunda denge bağıntısında olan
maddelerden birinin derişimi arttırılırsa denge, derişimi
arttırılan maddeyi azaltacak yönde; denge bağıntısında olan
maddelerden birinin derişimi azaltılırsa denge derişimi
azaltılan maddeyi arttıracak yönde tepki gösterir.
• Katı ve sıvı maddelerin derişimlerinin arttırılmasının veya
azaltılmasının kimyasal dengeye etkisi yoktur; çünkü bu
maddeler denge bağıntısında yer almazlar.

DENGE KESRİ (YALANCI DENGE SABİTİ)
• Herhangi bir andaki denge bağıntısına Q dersek, sistemin
dengede olup olmadığı K ile Q’nun karşılaştırılması ile
bulunur.
• K = Q ise sistem dengededir.
• K < Q ise sistem dengeye ulaşmak için girenler lehinde yürür.
• K > Q ise sistem dengeye ulaşmak için ürünler lehinde yürür.
20

BASINÇ – HACİM DEĞİŞİKLİĞİNİN KİMYASAL
DENGEYE ETKİSİ
Sabit sıcaklıkta bir miktar gazın hacmi azaltılırsa basıncı artar,
hacmi arttırılırsa basıncı azalır.
• Dengedeki bir sistemin hacmi azaltılırsa basıncı
artacağından denge, sistemin basıncını azaltacak yöne
(gazların mol sayısının az olduğu yöne) kayar.
• Dengedeki bir sistemin hacmi arttırılırsa basınç
azalacağından denge, sistemin basıncını arttıracak yöne
(gazların mol sayısının çok olduğu yöne) kayar.
• Denge denkleminde reaksiyona girenlerin ve ürünlerin gaz
olarak mol sayısı birbirine eşit ise hacim ve basınç değişimi
bu tür reaksiyonlara etki etmez.
• Hacim etkisini derişime paralel olarak da düşünebiliriz. Hacim
artarsa derişim azalır, hacim azalırsa derişim artar. Denge de
derişime göre tepki gösterir.

SICAKLIK DEĞİŞİKLİĞİNİN KİMYASAL
DENGEYE ETKİSİ
Isı artışı dengeyi ısıyı harcayacak yöne, ısı azalması ise ısı
üretecek yöne kaydırır.
• Ekzotermik reaksiyonlarda sıcaklığın arttırılmasıyla denge,
sıcaklığın azalacağı yön olan girenler lehine kayar.
• Ekzotermik reaksiyonlarda sıcaklığın azaltılmasıyla denge,
sıcaklığın artacağı yön olan ürünler lehine kayar.
• Endotermik reaksiyonlarda sıcaklığın arttırılmasıyla denge,
sıcaklığın azalacağı yön olan ürünler lehine kayar.
• Endotermik reaksiyonlarda sıcaklığın azaltılmasıyla denge,
sıcaklığın artacağı yön olan girenler lehine kayar.

KATALİZÖRÜN DENGEYE ETKİSİ YOKTUR
• Katalizörler, dengede olan bir sisteme etki etmez, ancak
21

dengede olmayan sistemin (ileri ve geri yöndeki hızını
arttırabileceğinden) daha kısa sürede dengeye ulaşmasını
sağlar.

REAKSİYONA GİRMEYEN HERHANGİ BİR
MADDENİN EKLENMESİNİN DENGEYE
ETKİSİ BAZEN YOKTUR, BAZEN VARDIR
• Dengedeki bir sisteme hacim ve sıcaklık değiştirilmeden
reaksiyona girmeyen herhangi bir maddenin eklenmesi
denge durumunu değiştirmez.
• İdeal sürtünmesiz bir kapta cereyan eden herhangi bir
denge reaksiyonunda; dengedeki bir sisteme, reaksiyona
girmeyen herhangi bir maddenin eklenmesi denge
durumunu değiştirir; çünkü kap sürtünmesiz olduğundan,
hacim genişler, gazların molaritesi ve kısmi basıncı azalır.
Eklenen tepkimeye girmeyen helyum vb. gazın etkisi,
molarite veya basınç azalmasının kimyasal dengeye etkisi
olarak düşünülür.

Le Chatelier (Lö Şatölye) Prensibi
• Bir sisteme dışarıdan bir etki yapıldığında sistem bu etkiyi
azaltacak şekilde tepki gösterir.
• Le Chatelier prensibi, evrendeki kanunlardan biridir.
Hayatımızda bu prensiple iç içeyiz. Bazı konuları Le
Chatelier prensibi ile açıklayabiliriz.

LE CHATELİER PRENSİBİ İLE
AÇIKLANABİLEN BAZI KONULAR
• Sıcak su içmenin bedenin doğal serinletme sistemini
çalıştırması
• Kemik erimesi ilaçlarının kemik erimesi hastalığı yapması
• Sentetik erkeklik hormonlarının erkekliği azaltması
22







Şeker düşürücü ilaçların şeker hastalığı yapması
Kan vermenin kanı arttırması
Kan yapıcı ilaçların kansızlık yapması
Antiasit ilaçların mide asidini arttırması
Astım ilaçlarının astımı kronikleştirmesi
Tansiyon ilaçlarının tansiyonu kronikleştirmesi
Ağrı kesicilerin ağrıyı müzminleştirmesi

• Depresyon ilaçlarının depresyonu arttırması
• Mutlu olmak niyetiyle alınan ecstasy (ekstazi) hapının insanı
mutsuz etmesi

BEDENİMİZDEKİ DOĞAL SERİNLETME
SİSTEMİNİN LE CHATELİER PRENSİBİNE
GÖRE YORUMLANMASI
• Sıcak su içmek, bedenin doğal serinletme sistemini çalıştırır.
Böylece başta kan dolaşımının hızlanması olmak üzere
birçok fayda ortaya çıkar.
• Hamam ve saunadan sonra sıcak içecekler tercih edilir.
• Yapılan etki sıcaklığı arttırmak olduğu hâlde, Le Chatelier
prensibine göre zıddı olur ve vücudun sıcaklığı azalır.
Böylece insan serinlemiş olur.

KEMİK ERİMESİ İLAÇLARININ KEMİK
ERİMESİ HASTALIĞI YAPMASININ LE
CHATELİER PRENSİBİNE GÖRE
YORUMLANMASI
• Örneğin; Fosamax ilacı, kemik erimesine karşı
kullanılmaktadır. Başta çene kemiğinde erime olmak üzere
vücutta kalsiyum azalması sonucu kemik erimesi
yapmaktadır.
23

• U.S. FDA [United States Food & Drug Administration]
(Yunaytıd Steyts Fuud end Drag Edministreyşın) (ABD Gıda
& İlaç İşletimi) 2005 yılında Fosamax ilacına kemik erimesi
yaptığına dair etiket koydurtmuştur. İlaçtan zarar görenler,
ilacın piyasadan kaldırılmasını istemektedirler. Bu nedenle
üretici firmayı dava etmişlerdir. Bu konuda mahkemeler
devam etmektedir.
• Yapılan etki kemik erimesini durdurmak olduğu hâlde, Le
Chatelier prensibine göre zıddı olmuş ve vücutta kemik
erimesi artmıştır.

ERKEKLİĞİ ARTTIRMAK AMACIYLA
KULLANILAN İLAÇLAR ERKEKLİĞİ
AZALTIYOR
• Dışarıdan alınan sentetik erkeklik hormonlarına örnek olarak
testosterondan üretilmiş steroitleri verebiliriz. Bu hormon
alındığında; LH (lüteinleştirici hormon) ve FSH (folikül
stümüle hormon) hormonlarının vücuttaki üretimi azalır. Bu
azalma ilacı bıraktıktan sonra bile 12 hafta süreyle devam
eder.
• LH ve FSH erkeklikle ilgili hormonlardır. FSH, erkeklerde
spermin yapımında etkilidir. LH ise erkeklerde testosteron
hormonunun salgılanmasını sağlar.
• Steroitler genelde vücut geliştirme amaçlı olarak sporcular
tarafından alınır.
• Alınan steroitler aynı zamanda erkeklerde östrojen
hormonunun artmasına neden olur.
• Östrojen hormonunun artması, ömür boyu sürecek kalıcı
zarar doğurur.
• Östrojen hormonunun erkeklerde artması sonucu göğüsler
kadınlardaki gibi büyür, kıllar dökülür.
• “İşleyen demir ışıldar.” atasözü konumuzla ilgilidir.
İşletilmezse, örneğin; hormon dışarıdan verilirse, hormon
yapan bez durgunluğa düşer.
24

• Erkeklik hormonu, erkekliği arttırmak için verildiğinde silah
geri tepmiştir. Le Chatelier prensibine göre zıddı olmuş ve
erkeklik azalmıştır.

ŞEKER DÜŞÜRÜCÜ İLAÇLAR ŞEKER
HASTASI YAPAR
• Tip–2 şeker hastalığında kullanılan şeker düşürücü ilaçlar,
tedaviye yönelik değildir. Hastalığı ortadan kaldırmaz.
• Şeker düşürücü hap kullanan şeker hastaları 5 yıl içerisinde
ensülin almak zorunda kalabilirler. Tip–1 şeker hastalığı
ortaya çıkmış olur.
• Pankreasın şeker düşürme görevi vardır.
• Pankreasın şeker düşürme görevi; mecbur olunmadığı hâlde,
dışarıdan verilen bazı ilaçlarla yapılmaya kalkılınca pankreas
atalete düşmektedir. En iyisi pankreası tembelliğe
atmamaktır.
• Yapılan etki şekeri düşürmek olduğu hâlde, Le Chatelier
prensibine göre zıddı olmuş ve vücutta şeker artmıştır.

KAN VERMEK KANI ARTTIRIR
• Kan veren kişinin vücudunda kan oluşumu hızlanır. Yapılan
etki kanı azaltmak olduğu hâlde, Le Chatelier prensibine göre
zıddı olmuş ve vücutta kan artmıştır.
• Aynı şekilde kansızlık hastalığına, hiç kan vermeyen kişilerde
daha çok rastlanır.
• Kan alan kişilerde ise kanın oluşumu baskılanır.

KAN YAPICI İLAÇLAR KANSIZLIK YAPAR
• Kan, kemik iliğinde yapılır.
• Kansızlık hastalığında kullanılan kan yapıcı ilaçlar, kemik
iliğinde zafiyete neden olur. Bunun sonucunda da kansızlık
ilerler.
25

• Yapılan etki kanı arttırmak amaçlı olduğu hâlde, Le Chatelier
prensibine göre zıddı olmuş ve vücutta kan azalmıştır.

ANTİASİT İLAÇLAR MİDE ASİDİNİ ARTTIRIR
• Mide ekşimelerinde kullanılan antiasitler, o anda iyi gelir.
Ertesi gün daha fazla mide ekşimesi olur. Bundan dolayı da
antiasit kullanımının arttırılması zorunluluğu ortaya çıkar.
• Belli bir süre sonra hiçbir antiasit etki etmez. Bu nedenle de
mide kanamalarında kullanılan ilaçlar antiasit amaçlı iki
günde bir kullanılır. Böylece ancak mide ekşimesi geçer.
• Yapılan etki mide ekşimesini gidermek olduğu hâlde, Le
Chatelier prensibine göre zıddı olmuş ve mide ekşimesi
arttırılmıştır.

AĞRI KESİCİLER HAFTADA İKİ KEZDEN
FAZLA KULLANILMAMALIDIR
• Ağrı kesiciler haftada iki kereden fazla kullanılmamalıdır.
Kullanılırsa ağrı müzminleşir.
• Her bir insanın kendine özel bir ağrı eşiği vardır. Şayet insan,
o ağrı eşiğine kadar sabır gösterip ağrıya dayanabilirse
vücutta doğal ağrı kesici salgılanır.
• Vücudumuzdaki doğal ağrı kesicinin adı endorfin maddesidir.
• Dışarıdan alınan ağrı kesici ilaçlar insanın ağrı eşiğini
düşürür. Her bir alınan ağrı kesici ile insan ağrıya karşı daha
tahammülsüz hâle gelir.
• Ağrının kaynağını bulmak ve ağrıya neden olan sebebi
ortadan kaldırmak gerekir.
• Yapılan etki ağrıyı gidermek olduğu hâlde, Le Chatelier
prensibine göre zıddı olmuş ve ağrı arttırılmıştır.

ASTIM İLAÇLARI, TANSİYON İLAÇLARI VE
DEPRESYON İLAÇLARI HASTALIĞI
26

KRONİKLEŞTİRİR



Astım ilaçları astımı kronikleştirir.
Tansiyon ilaçları da tansiyonu kronikleştirir.
Depresyon ilaçları depresyonu arttırır.
Bu hastalıklarda da Le Chatelier prensibine göre istenenin
zıddı bir durum ortaya çıkmıştır.
• Astım ilaçları, tansiyon ilaçları ve depresyon ilaçları hastalığı
ortadan kaldırmaya yönelik değildir. Tedavi edici özellikleri
yoktur. Hastayı o anda rahatlatmak içindir.

MUTLU OLMAK NİYETİYLE ALINAN ECSTASY
(EKSTAZİ) HAPI İNSANI MUTSUZ EDER
• Ecstasy (ekstazi), yasa dışı sentetik bir maddedir.
• Ecstasy (ekstazi), vücutta serotonin maddesinin
salgılanmasını sağlar. Serotonin, mutluluk meydana getiren
bir maddedir. Serotonin, mutluluk anında beynin arka
kısmında bulunan beyin sapındaki sinir uçlarından salgılanır.
• Ecstasy (ekstazi) hapının yutulması suretiyle salgılanan
serotonin sahte bir neşe sağlar. Hapı yutan kişi saatler
boyunca hiper aktif ve uyanık olur. Hap, dikkati olağanüstü
derece arttırır. İnsan kendisini güçlü ve enerjik hisseder.
Bütün bu etkiler ecstasy (ekstazi) hapının, serotonin
maddesinin bütün depolarını boşaltması suretiyle olmuştur.
Vücudun dengesiyle oynanmıştır. Vücut, oyuncak değildir.
• Ertesi gün bir adet daha ecstasy (ekstazi) hapı almadan, kişi
kafasını kaldırılamaz. Hapın etkisi geçtikten sonra ise aşırı
yorgunluk ve tahmin edilemeyecek derecede bitkinlik görülür.
• Hap almadığı anda kişi aşırı karamsar olur (ruhsal etki). Bu
nedenle kendisini hap almaya mecbur hisseder.
• Kişi hap aldığı zamandaki gibi hep enerjik kalmak için hapı
tekrar tekrar istemeye başlar (fiziksel etki).
• Zanneder ki hapı alınca mutlu olacağım. Ne yazık ki vücutta
serotonin kalmamıştır. Organizmanın dengesi bozulmuştur.
27




Hapı almasına rağmen mutlu olamaz. Yapılacak bir şey
kalmamıştır. Kişi kendisine, geriye dönüşü olmayan büyük bir
zarar vermiştir.
Ecstasy hapı, kısa sürede ciddi bağımlılık yapar.
Uzun süre kullanan bağımlı kişilerde zaman içinde ölümler
görülür. Bazı kişilerde ilk kullanımda ani ölüm riski dahi söz
konusudur.
Şayet kullanan kişide intikam ve nefret hissi varsa bu his
açığa çıkar. Ecstasy (ekstazi) hapı, aşırı güven ve kontrolsüz
cesaret de oluşturur. Kişi ölümü göze alarak gösterilen
hedefe yönlendirilebilir. Ecstasy (ekstazi) hapının bu etkisini
bilen çete, mafya, örgüt gibi menfaat şebekeleri ve şer
odakları bu etkiyi terör maksadıyla kullanırlar. Kullandıkları
adamı 8–10 saat sürecek bir eyleme ve bir takım kötü
amaçlara yönlendirirler. Hatta onları intihar komandosu bile
yapabilirler.
Mutluluk hapı, mutluluğu bitirmiştir. İstenilenin zıddı bir durum
Le Chatelier prensibi gereğince ortaya çıkmıştır.
Ecstasy (ekstazi) hapının toleransı yok denilebilecek kadar
azdır. Tolerans; hoşgörü, müsamaha demektir. Ecstasy
(ekstazi) hapının toleransının zayıf olması, kullanmaya
başlayanların geriye dönüşü çok zor olan bir yola girdikleri
anlamını taşır.

DOĞAL FİZİKSEL DENGE
REAKSİYONLARI
YERYÜZÜNDEKİ FİZİKSEL DENGE
• Yeryüzünde ne kadar H2O(s) (su) varsa atmosferde de o
kadar H2O(g) (su buharı) vardır.
• Yeryüzüne inen yağmur, her sene aynı miktardadır.
• Yeryüzünden her sene ne kadar su buharlaşırsa; yine o
28

ağırlıkta su yağmur, kar ve dolu olarak dünyaya yağar.
SORU:
H2O(s) → H2O(g)
Dünyamızdaki suyun buharlaşması tepkimesi yukarıda verildiği
gibi tek yönlü olsaydı ne olurdu?
CEVAP: Dünyada su kalmazdı.
SORU:
H2O(g) → H2O(s)
Yukarıdaki tepkimede görülen dünyamızdaki değişim; tek yönlü
olsaydı ne olurdu?
CEVAP: Yeryüzünü su kaplardı.
SORU: Bu olayın ölçülü, dengeli ve dinamik olması ne anlama
gelir?
CEVAP: Ölçülü, yeryüzünde bulunan su kadar atmosferde su
buharı bulunduğu anlamına gelir. Dengeli, reaksiyonun denge
reaksiyonu (çift yönlü reaksiyon) olduğu anlamına gelir. Dinamik
ise, bu olayın her an, yer–gök arasında devam ettiği anlamına
gelir.
• Dünyada suyun varlığı; güneşle aramızdaki uzaklığın
hassaslığı ile de alakalıdır.
• Dünya ile güneş arasındaki uzaklık şimdikinden farklı olsaydı
su, ya buharlaşacaktı ya da donacaktı.

YAĞMURUN YAĞMASI VE ATMOSFERDE
FİZİKSEL DENGENİN KORUNMASI
• Sıcaklık, suyu buharlaştırmakla suyun bünyesini tahrip ettiği
zaman, o tahrip sonucu oluşan su buharı yok olmaz. Belirli
bir yere sevk edilir ve belli bir düzeye çıkar; icap ettiğinde
yağmak için orada durur.
• Atmosferdeki su buharı molekülleri, atmosferdeki hava
moleküllerinin onda birini teşkil edince su buharı yoğunlaşır.
• Atmosferde bulunan belli bir düzeydeki su buharının
29


yoğunlaşması suretiyle yağmur yağar.
Atmosferde fiziksel dengenin korunması için, yağan
katrelerden boş kalan yerler, denizlerden ve yerlerden kalkan
buharlarla doldurulur.
Yağmur yağması hakkında en kısa yol şöyle tarif edilir: Su
buharı molekülleri, emir aldıkları zaman, o moleküller her
taraftan toplanmaya başlarlar ve bulut şeklini alıp, hazır
vaziyette dururlar. Yine ikinci bir emirden sonra bir kısım
moleküller yoğunlaşarak, katrelere dönüşürler. Sonra
kanunların temsilcileri vasıtasıyla, çarpışmadan kolayca yere
düşerler.
Atmosfer, denizin rengini andırır. Havada, denizlerdeki sudan
daha fazla su vardır. Bu nedenle, “atmosferde denizin
bulunduğu teşbihi” mecaz olarak akıldan uzak değildir. Sanki
şu atmosfer boşluğu yağmur ile dolu bir havuzdur.
Bulutların bir kısmı negatif elektriği üzerlerinde taşımaktadır,
bir kısmı da pozitif elektriği üzerlerinde taşımaktadır. Bu
kısımlar birbirlerine yaklaşıp aralarında çarpışma olduğunda,
şimşek çakar.
Bulutların bir kısmının hücum ettiği, bir kısmının ise kaçtığı
zaman aralarında havasız kalan yerleri doldurmak için
atmosfer tabakası hareket ve heyecana geldiğinde gök
gürlemesi (gök gürültüsü) meydana gelir.

Bu hâllerin olması bir nizam ve kanun altında
olur ki, o nizam ve o kanunu temsil eden gök
gürlemesi ve şimşek aracılarıdır.
KÜRESEL ISINMAYA BAĞLI KURAKLIKTAN
SÖZ ETMEK HATTA BUNA DAİR SOMUT VERİ
BULMAYA ÇALIŞMAK BİLİMSEL SKANDALDIR
• Türkiye son senelerde kuraklık yaşıyor.
30

• Kuraklık; dünyada yağışlar azaldığından değildir; çünkü
yeryüzüne inen yağış, her sene aynı miktardadır. Yağışlar yer
değiştirmiştir.
• Dünyanın bazı bölgelerinin çok yağış aldığını duyarken, bazı
bölgelerinin daha az yağış aldığını görüyoruz. Örneğin;
özellikle Türkiye’de yağışlar azaldı, Amerika’da ise arttı.
• Sorun da buradan çıkıyor. Bu sorunu doğuran, insandır.
İnsanın canlı–cansız ekosisteme karşı olumsuz müdahalesi,
yağış dağılımını bozmaktadır.
• Kuraklığın insafımıza ve insanlığımıza olan uyarıcı görevini
bir an önce anlayıp, gerekli çalışmaları yaparak bu problemin
üstesinden gelmeliyiz.

DOĞAL KİMYASAL DENGE
REAKSİYONLARI
ŞİMŞEK ÇAKTIĞINDA NADİREN OLUŞAN
HNO3
İHMAL EDİLEBİLİRDİR
• Şimşek çaktığında nadiren gerekli olan yüksek aktivasyon
enerjisi sağlandığında bile reaksiyonun sağa doğru cereyan
yüzdesi çok düşük olduğundan az miktarda azot oksitleri
oluşur ve toprağa geçer.
N2 + 2,5O2 + yüksek sıcaklık ⇌ N2O5
• Azot oksitlerin suyla birleşmesine ait reaksiyon da çift yönlü
olup ileri reaksiyonun hızı çok yavaştır.
N2O5 + H2O ⇌ 2HNO3
Her şimşek çakışında HNO3 (kezzap) oluşması için şartlar hazır
olduğu hâlde hayat devam etmektedir.
• Bütün yanma reaksiyonları ekzotermik olduğu hâlde azotun
yanması endotermiktir.
31

EKZOTERMİK OLDUĞU HÂLDE
GERÇEKLEŞMEYEN REAKSİYON (SULARIN
ACILAŞMAMASI)
• Havada N2 ve H2 bulunduğu ve tepkime ekzotermik olduğu
hâlde NH3 oluşmaz.
• Oluşsaydı sular acılaşacaktı; çünkü NH3, suları acılaştıran bir
maddedir.
N2 + 3H2 ⇌ 2NH3 + 22 kcal
NH3 + H2O ⇌ NH4OH

OKSİJENİN OZONA DÖNÜŞMESİ KİMYASAL
DENGE REAKSİYONUDUR
• Oksijenin ozona dönüşmesi (3O2 ⇌ 2O3) kimyasal denge
reaksiyonudur.
• Ozon tabakası, stratosfer tabakasındadır.
• Yüksek enerjili, zararlı ve tehlikeli ışınların aşağı geçerek
yeryüzüne inmesine stratosfer tabakasındaki ozon vesilesi ile
izin verilmez.
• Ozon, üç atomlu bir oksijen molekülüdür. Bu moleküller
güneş ışınlarının zararlarını filtre eder.
• Zararlı ultraviyole ışınları, oksijenin ozona dönüştürülmesinde
kullanılır.
• Güneşten gelen zararlı ışınlar ozon tabakasında yakalanır.
• Böylece gökyüzü, korunmuş bir tavan kılınmıştır.
• Kimyasal denge reaksiyonundaki sağa doğru cereyan
yüzdesi belirlenmiştir.
• Yine dengenin sola doğru kayması sonucunda, ozon
molekülleri azalmış olsaydı; ultraviyole ışınları rahatça yere
inecekti. Bu ise kanserlilerin sayısında anormal derecede
artışın olmasını netice verecekti; çünkü ultraviyole ışınları,
kısa dalga boylu ve enerjisi çok yüksek ışınlar olduğundan
dolayı, canlı bünyesindeki DNA moleküllerindeki bağları
koparıp bozar ve kansere yol açar. Kimyasal denge insan eli
karışmadıkça bozulmaz.
32

• Dengenin sola doğru kayması sonucunda, ozon molekülleri
azalmış olsaydı; ozon tabakası ile filtre edilen bu zararlı
ışınlar, filtre edilmeyecekti, yere inseydi yeryüzü daha fazla
ısınacaktı. Yüzyıllardır değişmeyen ortalama sıcaklık
değerinde de bozulma görülecekti. Ortalama sıcaklığın 10 °C
artması bile insanların ve hayvanların kanını, bitkilerin öz
suyunu kaynatmaya yeterli olacaktı.

YAPAY KİMYASAL DENGE REAKSİYONLARI
SANAYİDE YAPAY KİMYASAL DENGE
REAKSİYONLARI
• TUZ RUHU ELDE EDİLMESİ
H2(g) + Cl2(g) ⇌ 2HCl(g) ⇌ 2HCl(suda)
• KEZZAP ELDE EDİLMESİ: Yüksek sıcaklık ve yüksek
basınçta elde edilir.
N2(g) + 2,5O2(g) + yüksek sıcaklık ⇌ N2O5(g)
N2O5(g) + H2O(s) ⇌ 2HNO3(suda)
• DERİŞİK AMONYAK ELDE EDİLMESİ: Yüksek sıcaklık ve
yüksek basınçta elde edilir.
N2(g) + 3H2 (g) ⇌ 2NH3(g) + 22 kcal
NH3(g) + H2O(s) ⇌ NH4OH(suda)
• DERİŞİK SÜLFÜRİK ASİT ELDE EDİLMESİ: Yüksek sıcaklık
ve yüksek basınçta katalizör kullanarak elde edilir.
2SO2(g) + O2(g) ⇌ 2SO3(g) + ısı
SO3(g) + H2O(s) ⇌ H2SO4(suda)

5. KİMYASAL
33

TEPKİMELERDE ÜRÜN
VERİMİ
• Ekzotermik reaksiyonlarda sıcaklığın azaltılmasıyla denge,
sıcaklığın artacağı yön olan ürünler lehine kayar.
• Endotermik reaksiyonlarda sıcaklığın arttırılmasıyla denge,
sıcaklığın azalacağı yön olan ürünler lehine kayar.

34

Sign up to vote on this title
UsefulNot useful