You are on page 1of 175

HEGEL

Bilin Problemi, Kle-Efendi


Praksis Felsefesi
Tillin Bumin 1949 1971 D.T.CF. Fel-
sefe Blilin ' n bitirdi. Fransa' da Paris I niversi-
tesi'nde Marcuse, Colleti ve praksis felsefelerinde
gereklik ve konusunda felsefe
anda Calatasaray niversitesi Felsefe Blm
olarak
Till in Bumin' in
YKY' de/d
Modernlik Descartes ve Spinoza (1996)
Hegel - Bilin Problemi, Kle-Efendi
Praksis Felsefesi (1998)
Yap Kredi Yaynlar - 1203
Cogito - 79
Hegel - Bilin Problemi, Kle-Efendi Diyalektii, Praksis Felsefesi / Tlin Bumin
Kitap editr; Serra Ciliv
Dzelti: Murat Yurdakul
Kapak tasarm; Nahide Dikel
Bask: Pasifik Ofset
Cihangir Mah. Gvercin Cad. No; 3/ 1
Baha Merkezi A Blok Haramidere - Avclar / stanbul
1. bask: stanbul, Aralk 1998
4. bask: stanbul, Ocak 2010
ISBN 978-975-363-324-6
Yap Kredi Kltr Sanat Yaynclk Ticaret ve Sanayi A.. 2005
Sertifika No: 12334
Btn yayn haklar sakldr.
Kaynak gsterilerek tantm iin yaplacak ksa alntlar dnda
yayncnn yazl izni olmakszn hibir yolla oaltlamaz.
Yap Kredi Kltr Sanat Yaynclk Ticaret ve Sanayi A..
Yap Kredi Kltr Merkezi
stiklal Caddesi No. 161 Beyolu 34433 stanbul
Telefon: (O 212) 252 47 00 (pbx) Faks: (O 212) 293 07 23
http://www.ykykultur.com.tr
e-posta: ykykultur@ykykultur.com.tr
nternet sat adresi: http://alisveris.yapikredi.com.tr
NDEKLER
nsz 7
Grngbilim'i Bir zgrlk Felsefesi Olarak Okumak 11
Tinin Grngbilimi'nde Filozofla Dierinin Diyalogu 80
Tinin Grngbilimi'nde Bilinci Serveni 92
Hegel' de "Sanatm lm" zerine Bir Deneme 110
Praksis Felsefesinin Hegelci nclleri 120
Hegelci zgrlk Felsefesinden Devlet Bilimine:
Grngbilim ve Hukuk Felsefesi 134
nsz
Hyppolite bir makalesinde Hegel konusunda, "O bizim iin Aristote
les'in ortaallar iin tad anlam tamtr" demekte ve bylece
bu kltrn Hegel'i anlama-zmseme ve (Hegel'in terimleriyle) onu
ama yolunda verdii abalarn, herhangi bir Hegel yorumlamas ol
mann tesinde, tad anlamn altn izmektedir. Fransz dnce
dnyasnn Hegel'le tanrken tad kayglarn, sorduu sorularn,
kendi kltrn bu dnceden hareketle yeniden sorgulamasnn,
gncelliini koruduunu ve bizi de ilgilendiren pek ok boyutu iinde
barndrdn dnyorum.
XVII. yzyl felsefesinin balatt nesne metafizikleri r, bir
sonraki yzyln Aydnlanma hareketinin eitli alardan giritii
eletiri etkinlikleri ve zellikle de, Kant'n dnyay bilme ve kavrama
ediminde insann nemini ortaya koyan almalar sonucunda hemen
hemen kapanmt. Artk felsefi dnn nnde, Descartes'n co
gito ile mjdesini vermi olduu znellik alan btn enginliiyle al
maktayd. Hegel'in, bir zne ve bilin felsefesi iin gereken son ama
ok nemli bir boyutu, zaman ve tarihi, bu alana tayarak ona eksik
lii duyulan derinlii kazandrd bilinmektedir. Onun felsefe siste
minin, bir btn olarak ele alndnda, z bakmndan, bir zne ve
bilin felsefesi olup olmad olduka tartmal olmakla birlikte, bu sis
temde sz konusu sorunsallara byk yer ayrlm olduu ve nemli
almlar getirilmi olduu kukusuzdur.
Bu kitapta yer alan yazlarn ou Hegel'in bilin felsefesine ka
zandrd yeni boyutlar tanmak ve tartmak gibi ortak bir amaca
sahiptir. Ama Hegel dncesini olduu kadar, yzylmzn Fransz
dnrlerinin Hegel zerine gelitirmi olduklar yorumlar da aktar
mak ve irdelemek amacn da tadklarn hemen belirtmeliyim. Bu ne-
8 Hegel
denle bu nszde, Fransz kltrnn Hegel dncesini zmseme-
hesaplama etkinliinin bizi bugn hangi adan ilgilendirdii zerine
birka sz sylemek istiyorum.
Yine belirtmeliyim ki, Hegelci felsefeyle, kendi kartezyen gelene
inden kaynaklanan nedenlerle olduka ge tanm, ama bu dn
ceyi bir kez tandktan sonra onunla youn bir biimde ilgilenmi olan
Fransz felsefesinin bu konuda vermi olduu abalarn tmn kua
tan bir aratrma yapm olma iddiasnda deilim. Ama, Hegel zerin
de dnrken aslnda kendi kltr, tarih ve insan sorunlar zerinde
imdiye kadar yapmad bir tarzda dnme yol ve yntemini kefet
mi olan bu kltrden baz rnekleri tanmann ve irdelemenin, hem
Hegel'in felsefesini, hem de yzylmz Fransz felsefesinin baz nemli
boyutlarn anlamak bakmndan yararl olacan umuyorum.
Bu kitapta yer alan yazlarmn nemli bir blmnde A. Kojeve'
in, Hegel'in Grngbilim'fne ilikin savlarna geni lde yer ver
dim ve ayrca felsefe tarihine Hegelci yaklamn tantmaya altm.
Kojeve Grngbilim' i 1933-1939 yllar arasnda Hautes E-tu-
des'de, aralarnda Raymond Aron, Merleau-Ponty, Jean-Paul Sartre
ve Lacan gibi ilerinin nemli dnrlerinin de bulunduu bir grup
karsnda verdii derslerde incelerken, yine bu konuya ilikin gr
lerini tantmaya altm Hyppolite tara niversitelerinde zerinde
on yldr almakta olduu Grngbilim'fn evirisinin ilk yarsn
bitirmek zereydi. Hyppolite'in 1946'da Sorbonne'da tez olarak sun
duu Tinin Grngbilimi' nin Olu ve Yaps adl eseri gelenek
sel akademik biim ve sluba daha yakndr. Bu biimsel ayrlk bir
yana braklacak olursa, Hyppolite'in Kojeve'in Hegel yorumlamalar
nn byk ksmna katld sylenebilir Bununla birlikte Hyppolite,
Kojeve'in Grngbilim' i Hegel'in sisteminin btnnden yaltarak
ele almasn ve bu metine tarihsel ve dnsel bir bulmacaymcas-
na yaklaarak onda gizli bulunduunu varsayd anlam ortaya kar
maya almasn eletirir. Kojeve'e gre Hegel, Napoleon'da, iinde
yurttalarnn sosyal balamlarndan bamsz olarak, kendi balar
na tanndklar etrden ve evrensel devleti kurarak, znde bir Kle-
Efendi diyalektii olan tarihi sona erdiren eylem adamn grmtr
Grngbilim insan tininin ite bu sona ulancaya kadar yaad
serveni anlatan bir destandr. Bu sonda Tarihi yapan eylem adam
(Napoleon) ile onu anlayan filozof (Hegel) uzlamakta, bilgiyle eyle-
nsz 9
min, kuramla pratiin bireimi gereklemektedir. Hyppolite Kojeve'
in son derece "zengin ve kiisel" ve ou kez de "hakl" bulduu yo
rumlarnda Hegel'in tanrtanmazl zerinde fazla kesin yarglar
vermesine ve Grngbilim' f mutlak bir antropoloji olarak okumas
na katlmaz. Kendisinin, Kojeve'den farkl olarak, Grngbilim'de
yer alan ve Kle-Efendi diyalektii kadar nemli baka baz diyalektik
leri de gz nne aldn ve ayrca, eserin edebiyatla ilgili blmleri
ne daha duyarl olduunu belirtir. Hyppolite, Hegel'de, ne Kojeve'in
ileri srd gibi militan bir tanrtanmazln, ne de P. Fessard ve
P. Niel gibi baka baz dnrlerin ileri srd tarzda dinsel bir
dncenin egemen olduunu dnmektedir: Hegel'in dncesi bir
teoloji olmad gibi yalnzca bir antropoloji de deildir.
Fransz Felsefesi iin Hegel'i kefetmek felsefi dncenin ufku
nu yeniden izmeyi gerektirecek bir olay olmutu. A. Kojeve'in zama
nnda byk yank uyandrm ve gnmzdeki Fransz dnrle
rinin nemli bir blmn etkilemi olan. Tinin Grngbilimi
zerine gelitirdii savlarn tantan ve tartan yazmda gstermeye
altm gibi Hegel'in zaman felsefenin temel kavram haline getire
rek felsefi antropolojiye kazandrm olduu yeni kuramsal imknlar,
Fransz dncesi iin yeni bir dnemin balatcs olmutur. Zaman-
sal bir varlk olarak insan anlamann, tarihi anlamann bizim dn
ce dnyamzda da gittike daha fazla duyduumuz bir gereksinme
olduu kukusuzdur. Hegel bize, hayat, insan, onun moral ve poli
tik etkinliklerini ve bu etkinliklerinin tarihini felsefenin ilgi alanna
kazandran ve belki ilk yaklamda olduka soyut gelen, ama aslnda
-onun bu kavrama ykledii anlamda- son derece "somut" olan bir
dncenin yollarn ayor. Bu yzden Hegel zerine dnmenin
Fransz kltr iin olduu kadar, bizim iin de, kendi toplumumuz,
tarihimiz, kltrmz zerinde dnmek bakmndan uyarc olaca
n umuyorum.
Grngbilim'i Bir zgrlk Felsefesi
Olarak Okumak
Kojeve'in Hegelci Antropolojisi zerine Grler
"Hegel'in bu konudaki dncesi bir yana,
Grngbilim/e/se/i bir antropolojidir."
Hegel'in felsefesi znde bir antropoloji mi yoksa bir teoloji mi
dir? ada Hegel yorumcular bu soruya getirdikleri yanta g
re snflandrlabilirler. Mesela italyan dnr L. Colletti Hegel
ci dncede, bir praksis felsefesine kaynaklk edebilecek bir ant
ropolojinin temel savlarn bulmann imknszln ispatlamaya
ynelik almalarnda, onun sisteminin Hristiyan teolojisinin
felsefi bir uzantsndan baka bir ey olmad, orada antropo
lojinin olsa olsa bir an olarak yer alm olabilecei sonucuna va
rrken, bir H. Marcuse, Hegelci idealizmin znde bir zgrlk
felsefesi olduunu ileri srerek kendi praksis kuramn bu felse
fenin dayanaklar zerinde kurmutur. Ayn ekilde, E. Bloch, G.
Lukcs ya da L. Althusser gibi yzyln dikkate deer dnrle
rinin bu konuda gelitirmi olduklar birbirinden olduka farkl
hatta zaman zaman birbirine kart zellikteki yorumlar, kendi
zgn tarih ve toplum felsefelerine dayanak tekil etmitir.
Sz konusu Hegel yorumlarndan hangisinin daha doru
ve temelli olduu, onu bir antropoloji olarak m yoksa bir teoloji
olarak m okuyanlarn hakl olduklar konusunun, Hegel felsefe
sinin kendisini anlamak asndan kukusuz nemli olmakla bir
likte, bu yorumlar zerinde ykselen ve yukarda temsilcilerin
den bazlarnn adn belirttiimiz ada felsefe kuramlarnn
12 Hegel
Kojeve' in Grngbilim zerine gelitirdii ve belki de He-
gel'den baka trl sz etmek aslnda imknsz olduu iin, b
tn bir Bat felsefe tarihini kuatc nitelikte olan savlarndan,
bizi burada ilgilendirecek olanlarn yle belirleyebiliriz:
I. Btn teolojiler aslnda zorunlu olarak bir antropolojidir. As
lnda, dinsel dncenin konusu insandr. Din, tanr bal al
tnda, insan dnr. Doay aan, duyular-st varl yani
tini dnrken din, aslnda, olumsuzlayc/yaratc insan eyle
mini dnmektedir. O halde dinsel dnce, kendi bilincinde
1 Bkz. Kojeve, A., Introduction a la Lecture de Hegel, Gallimard, "Classiques de la Phi-
losophie", 1947 (Biz kitabn 1968 basksn kullanyoruz.)
kendilerini anlamak sz konusu olduunda, ikinci dereceden bir
neme sahip olduunu syleyebiliriz. nk bu dnrlerin
hemen hepsi, birer Hegel yorumcusu olmann yan sra, hatta on
dan ok, Hegel'in ele ald temel sorunlar kendi dnem ve ko
ullarnn nda yeniden tartmak amacyla, Hegel sisteminde
gelitirilmi bulunan kuramsal imknlardan hareketle, ama yine
de olduka zgn, yeni dnsel evreler izmi, bu sorulara ye
ni boyutlar ve almlar kazandrmlardr. Bu yazda, Grng-
bilim zerine dnerek gelitirmi olduu felsefi antropolojinin
temel savlaryla gnmzn tannm pek ok dnrn etki
lemi olan, ada Fransz felsefesinin Hegelci dnrlerinden
Alexandre Kojeve'in yorumunu tantmak ve deerlendirmek is
tiyoruz. ada Fransz dncesinin Hegel'e en fazla bal kal
mak kaygsn gtm ve hatta bu kaygy, Hegel'i Hegel'e ra
men anlamak gibi, olduka tartlr bir u noktaya vardrmas
nedeniyle, ou kez znel olmakla sulanm, ama Grngbilim
zerine yapt almalarnda^ yer alan grlerinin derinlii
ve zgnl kadar yaklamnn adalyla da byk etki
uyandrm olan Kojeve'i tanmann, bugn hem her eye ra
men Hegel'i anlamak iin, hem de batan baa Hegel dncesiy
le beslenmi olmakla birlikte zgn olabilen bir kltr ve tarih
felsefesiyle tanmak iin nemli olduunu dnyoruz.
UbiUm' Bir zgrlk Felsefesi Olarak Okumak 13
olmayan bir antropoloji, felsefi bir dncedir, insandan farkl
adlarla sz eden iki ayr bak as olarak din ve felsefe arasn
daki kartlk, iinde tikellik ve tmellii (evrensellii) bada-
tramam olan dnyann yaad elikilerin bir sonucudur:
nsan iinde yaad dnyay kendi eyleminin rn olarak g
remedike kendi tmelliini (evrenselliini, insan-olmakln)
tzselletirerek bamsz bir varlk olarak tasarlayacak ve kendi
gerek dnyasnn tesine yanstacaktr. Din ve felsefe kartl
nn ortadan kalkmas iin, her eyden nce insann aknlk ka
tegorisinden kurtulmas ve kendi tmelliini bu kategoriye ba
vurmadan yani kendi gerek dnyas tesinde bir varla gn
deri yapmadan kavrayabilmesi gerekir. Bu ise, yalnzca felsefi,
dnsel bir abann rn olamaz. nsann bunu baarmas,
ancak, toplumsal-politik geliimin belli bir annda gereklee
bilecektir.^ Bu konuyla ve genel olarak Hegel'de "tarihin sonu"
anlayyla ilgili tartmalar bir yana brakarak, bizi burada
ilgilendiren noktaya, yani tarihin bu "son" aamasnda din ve
felsefe ilikisinin ald biime bakalm: Bu aamada, Kojeve'e
gre, aknlk kategorisinin ortadan kalkmasyla birlikte din de
ortadan kalkm ve yerini, artk tini tanrsal deil, insansal bir
ey olarak kavrayan tanrtanmaz bir antropolojiye yani Hegel
felsefesine brakmtr.^ nsann Tanry kendisinin yarattnn,
2 Kojeve bu konuda unlar yazyor: "Hristiyan dnyasnn tarihi, o
halde, iinde insann kendisini birey olarak gerekletirerek, sonunda
"doyuma" ulaaca, evrenselle tikelin, kle ve efendinin, sava ve al
mann sentezi olan bu ideal devletin yava yava gerekletirilmesinin
tarihidir. Ama bu devleti gerekletirebilmek iin insan gzlerini te
dnyadan ayrmal, bu dnyaya yneltmeli ve yalnzca bu dnya iin ey
lemelidir. Baka deyile, o, Hristiyanln aknlk dncesini bir tara
fa brakmaldr. Ve ite bu nedenledir ki Hristiyan dnyasnn geliimi
ikili bir geliimdir: Bir yanda 'mutlak' devletin douunun toplumsal
ve politik koullarn hazrlayan gerek geliim ve te yandan, aknlk
idesini ortadan kaldran, Hegel'in dedii gibi, gkyzn yeryzne in
diren dnceyle ilgili bir geliim sz konusudur." Kojeve, A. age, s. 193.
3 "Tanry insandan ayr gren teoloji makul deildir. O zorunlu olarak bir mito
lojidir. Din, bilim tarafndan ykld, ama bilim dinin sembolik anlamn kavra-
mamaktadr: Yalnzca mutlak felsefe dinin sembolik anlamn anlar. (Her halk
tapnd tanrlarda kendi kendini dinsel olarak yceltir: Tanrsal olan tandn
sanrken, aslnda, kendi bilincine ular.)" Kojeve. A., age., s. 47.
14 Hegel
onun, kendi kltrnn bir rn olduunun bilincine varma
s ve dolaysyla kendi bilincine de tam olarak ulamas demek
olan bu an, onun, doay tanrlatrd ilk dinlerden bu yana,
giderek daha fazla insan-biimci yorumlarn szgecinden gei
rerek kendine benzer kld Tanrlarnn tarihinin son andr.
Tanrlarn tarihi, dinler tarihi, insann kendi bilincine ulama
yolunda ilerleyiinin tarihidir. Kojeve' in aslnda "gerek, etkin
tarihsel geliimin ideolojik yansmas" olduunu belirttii^ bu
ilerleyi, artk gizli bir teolojiden ibaret olmayan bir felsefeyle,
yani gerekten tanrtanmaz bir antropoloji olan Hegel' in felse
fesiyle sona ermitir.
Hegel' in kltr ve tarih felsefesinde yer alan, insan biimci
Tanr anlaylarnn ve onlarn en gelimii olan Hristiyanln,
insanln kendi bilincine ulamas srecinde oynam olduu
olumlu rol konusunda ileri srlen bu grler bize kanlmaz
olarak Spinoza'y hatrlatmaktadr: Spinoza, bilindii gibi, in
san biimci Tanr anlaylarnn eletirisine dayanan ve etkisini
L. Althusser gibi ada praksis kuramclarnda da izleyebildi
imiz bir ideoloji kuram gelitirmiti. Kojeve, Spinoza' nn din
ve felsefe anlayn Hegelci bir yaklam erevesinde inceler.
Grngbilim zerine vermi olduu derslerin derlenmesin
den oluan Hegel'i Okumaya Giri adl yaptnn VI., VII. ve VI -
II. blmlerinde felsefe tarihinin balca tutumlarn zaman ve
kavram arasnda kurmu olduklar ilikiyi temel alarak incele
yen Kojeve, bu yolla Hegel' in felsefe tarihinde gerekletirmi
olduu devrimin ne lde kkl ve nemli olduunu ortaya
koyma amacn gder. Kendi bana, bir felsefe tarihi felsefesi
nin ana izgilerini ieren bu grlerden biz, imdilik, Spinoza
zerine savlar olarak niteleyebileceimiz birkan aktarmakla
yetineceiz: Spinoza' ya gre Tanr her eydir. Bu sav, Kojeve'e
gre, aslnda, bir "panteizm"den ok bir eit "acosmisme"i dile
getirmekte, baka bir deyile, "Tanr her eydir" derken, asln
da "kosmos hibir eydir" demektedir. Spinozacln tmyle
Tanrya indirgedii evrende insan da kosmosun kaderini pay
lamakta ve ortadan kalkmaktadr. Bu sonu aslnda Spino
za'nn zaman ve kavram arasnda kurduu ilikinin sonucudur
4 Kojeve, A., age., s. 235.
UbiUm' Bir zgrlk Felsefesi Olarak Okumak 15
ve Spinozacln hareket noktas, bu adan ele alndnda,
ok eskilere, Parmenides' e dayanr. Parmenides ve Spinoza' ya
gre kavram, ncesiz-sonraszlktr. Zamanla ve zamansal olan
la (zamanda yer alan varlkta) logos'un (bilimin, aklsalln,
kavramn) hibir ilikisi olamaz. Zaten Ethica'nm yntemini ge
ometride aramasnn sebebi, bu bilimde varln zaman boyutu
hesaba katlmakszn, zaman-d olarak ele alnmasdr. Kavra
m ncesiz-sonraszlkla, varl da bu ekilde tanmlam olan
kavramla zdeletiren Spinozac sistemde insansal-tarihsel va
rolua yer yoktur.
Oysa bir kurtulu ve mutluluk retisi olarak Ethica'nm
amacnn insan varoluu ve yapp etmeleri zerine dnmek
olduu aktr. Ayn ekilde, felsefe tarihinin bu tek geometrik
ahlaknn, aralarndaki btn biimsel yaknla ramen, XVII.
yzyln nemli filozoflarnn hemen hepsini cezbetmi olan
bu bilime, aslnda ne lde benzedii de tartma konusudur.^
Ama Kojeve'e gre, ne olursa olsun, Spinoza varl sonsuzluk
bakmndan kavramay amalamakla, zaman akld saydn
aka bildirmektedir.
Spinozac sistemde, ontolojik gvencesini insanlarn Tanr
nn moduslar olmasnda bulan Tanr sevgisi, bylece, tektzc
(moniste) bir metafizie dnrken, ardnda, olduka yadrga
nlacak bir zgrlk anlaynn glkle doldurmaya ala
ca bir zgr irade boluu brakyordu. Teolojinin Tanrsyla
XVII. yzyl biliminin doas, Spinoza' nn "Tanr ya da doa"
(Deus sive Natura) deyiinde, geometrinin ynteminin salad
zaman-d aklsallk erevesinde zdeleirken, zamansal, ta
rihsel, ampirik insana, bu zdeliin aklla kavramlsndan elde
edecei mutluluk kalyordu. Spinoza' nn "neden ve sebebi" (Ca-
usa sive Ratio) zdeletirme abalar sayesinde din ve bilim, fel
sefe asndan uzlatrldysa da, bu baar Spinozac sistemin,
aknlk ve yaratm kategorilerini dtalamas nedeniyle, Hris
tiyanlk tarafndan mahkm edilmesini engelleyemedi. Kojeve
buna ramen, Spinozacln din ve bilimi uzlatrc btn bu
abalarnn rn olan felsefe sisteminin bir antropolojiden
ok, yeni bir Tanrbilim (theologie) olduunu dnmektedir.
5 Bkz. Delbos, V., Le Spinozisme, Vrin, 1926 (kinci bask), s. 8.
16 Hegel
Kojeve'e gre, Parmenides' ten beri zaman, deiimin, eli
kinin, gelip geiciliin, yani btn akla aykrlklarn sebebi,
sorumlusu olarak grlmtr. Oysa, Hegel'e gre, zaman
dtalamak insan dtalamaktr. Kosmosun zaman yoktur, ya
da olsa bile, onun insansal zamanla hibir ortak yan yoktur.
Hegel kavramla zaman zdeletirmekle insan kavrayabile
cek bir felsefeyi yani gerek bir antropolojiyi mmkn klm
tr. E. Bloch' un Experimentum Mundi'de^ deiik bir balamda
Kojeve' in bu grlerine yakn grler ileri srdn gr
yoruz: "(Astronomik ve kosmik evren) Hegel'de, hibir zaman,
gelip geici, ve zaten aa dereceden olan bir varlktan baka
bir biimde ortaya kmaz: Orada yldzlar gn yzndeki
czzam yaralarnn izlerinden, fizik yeryz ise "ayaklarm
zn dibine serilmi ve yok olmaya mahkm koskoca bir kadav-
ra"dan, ve sonu olarak da, iinden insan tohumu bir kez ktk
tan sonra geip gitmi ve saman ynna dnm bir eyden
ibarettir. Giordano Bruno ve Spinoza, tam tersine, panteist bir
anlamda, kosmik doaya her eyi iinde barndrma ve bir b
tn olma zelliini ve hatta dzenleyici bir moral deeri yk
ler. zellikle Spinoza'da, Natura sive Deus ifadesiyle, kosmik
doa, orada artk tarihsel gereklikten tmyle yoksun olacak
olan btn insan doasn, kendi iine katar. Spinoza' nn Ethi-
cfl'da gereklikle mkemmellikten ayn eyi anladn syledi
ini hatrlatan Bloch, onun bu matematik panteizm dnyasnn,
ancak bir kristalde rastlanlabilecek bir geometrik mkemmel
likte olduunu belirtir. Bu kristalde, ya da Bloch' un deyiiy
le tzn biricik okyanusunda "zaman eksiktir, tarih eksiktir,
geliim ve somut oulluk eksiktir". Ve yine Bloch'a gre, Spi-
nozaclk bize, batan baa mkemmel bir nesne-tzle dolu ve
mkemmelliin kendisine ihtiyac olmamas nedeniyle, iinde
ereksellie ve yine ayn nedenle znellie herhangi bir yer bu
lunmayan bir evren imgesi sunmaktadr. Spinozacln, son
suzluk grn altnda verdii bu kristal-dnya imgesinde,
zaman "sanki dnyann zorunluluunda, ncesiz-sonrasz bir
le vaktinde" duraklam gibidir.^
6 Bloch, E., Experimentum Mundi, Fr. ev. Raulet, G., Payot.,1981, s. 168.
7 Bloch, E., Le Princife de l'Esference, Fr. ev. Wuilmart, R, Gallimard, 1982, s. 487
UbiUm' Bir zgrlk Felsefesi Olarak Okumak 17
8 Kojeve, A., age., s. 365.
9 "zbilin ancak bir baka zbilin iin kendinde ve kendi iin olduu zaman ve
lde kendinde ve kendisi iin vardr: Bu demektir ki o ancak kabul edilmi
bir varlk olarak vardr." Flegel, G. W. F. La Phenomenologie de l'Esprit, Fr. ev.
Hyppolite, J ., Aubier, 1980, s. 155.
Spinoza da Hegel gibi, ama ona tmyle ters bir adan, var
l hibir aknlk kategorisine bavurmadan aklama abas
nn ender rastlanan rneklerinden birini vermiti. Ama Kojeve'e
gre bu sistem bir Tanrbilim, hem de iinde insana hibir yer
ayrmayan bir Tanrbilimden baka bir ey deildir. Spinoza'nn
kavram ncesiz-sonraszlkla zdeletirmek yoluyla, her eyi
Tanrya indirgeyerek elde ettii ikinlik felsefesini, Hegel, zama
n kavramla zdeletirerek, onu "kavramn buradaki varl,
ampirik varoluu" klarak elde edecektir. te, Kojeve'e gre, fel
sefenin ancak Hegel' le birlikte tarihi yani insansal eylemi kavra-
yabilmesinin ve bylece nesnenin bilgisi (trl dogmatik ontolo
jiler) ya da nesnenin bilgisi zerine bilgi (eletirel felsefe. Kant)
olmaktan kp bir zbilin olmasnn ve varl insan eyleminin
rn, felsefeyi de, insann kendini gerekletirmesinin bilinci
olarak kurmasnn temelinde yer alan sav budur.
II. nsan zbilintir, ve zbilin ancak bir baka zbilin iin var
olduu lde vardr.'
Grngbilim'in bu nl cmlesi, ada praksis kuramlar
nn Hegel'de bulduklar en nemli dayana dile getirmektedir.
Hegel'in, zbilincin bu temel zellii konusundaki grlerine
gemeden nce, Descartes ve Kant gibi modern bilin felsefesi
asndan her biri ayr neme sahip olan filozoflarn zbilin an
laylarn hatrlatmak, praksis felsefesinin Hegel'de bulduu
zbilin anlayna duyduu ilgiyi anlamak bakmndan, yarar
l olacaktr.
Bilindii gibi, Descartes, btn bir felsefe sistemine hare
ket noktas ve temellendirici ilke olarak dnen ben'i semekle,
bilinten hareket eden ada rasyonalist felsefe sistemlerinin
balatcs olmutu. Onun cogito'su her ne kadar bir bilgi edimi
znesini andrmaktaysa da, Kant' n bilince yaklama tarzy
la karlatrldnda, ontolojik yn ar basan bir erevede
18 Hegel
ele alnm bir "ruh" olarak kendini gsterir. Cogito, aslnda,
d dnyann bilgisinin yani fiziin temellendirilmesi grevi
ni stlenmi bir "lk Felsefe"nin yani metafiziin (kukunun
karartt ama sonra da apakln gz kamatrc nda
daha byk bir aklkla ortaya kmasn salad) yolunun,
zne. Tanr ve d dnyadan oluan temel urandan biri
dir. E. Gilson Metod zerine Konuma'ya yazd dipnotlarndan
oluan nl tarihsel yorumunda, bu konuda u grleri ileri
sryor: "Hakl olarak, cogito'nun Malebranche ve Berkeley
yoluyla Kant' a ulaacak olan idealizm yolunda atlan ilk adm
olup olmad sorusu sorulmutur. Aslnda ancak, realist kay
nakl olduu apak olan Descartes' n dncesinin arptlma
s yoluyla gerekleebilmi olmakla birlikte, Descartesln bu
ynde bir etkide bulunmu olduuna kar kmak olduka g
grnmektedir."^*^ Biraz ileride ise Gilson, L. Bruhl' n, kendisi
nin de katldn belirttii u grlerini aktarmakta: "cogito s
ralan bakmndan, varolua dair hakikatlerin, dierlerinin on
dan sonra gelmesi anlamnda, ilkidir; ama Descartes onu asla
dier hakikatlerin mmkn olmasnn koulu klmad; o, onu
yalnzca, cogito'nun onlara elik etmesi ve sonu olarak onlarn
da cogito'yu nceden gerektirmesi anlamnda, dier btn varo
lu yarglarnn koulu yapt. Descartes Mersenne' e yazd bir
mektupta yle diyordu: ' Bizim, ayn anda, dndmz b
tn eyleri dnme yeteneinde olan bir ey olarak ruhumuza
dair bir ideye sahip olmakszn hibir eyi dnmemiz mm
kn deildir.' O halde, eer burada Descartes Kant' a yaklatrl
mak isteniyorsa, hakl olarak kurabileceimiz tek benzerlik cogi
to ile ' Dnyorum btn alglarma elik eder' (Kant, Kritik
der Reinen Vernunft, "Transcendentale Analytik", I B, 2 Haupts-
tck, S.16) arasndadr.""
Grld gibi, Descartes' ta herhalde kritik felsefenin bir
ncsn grmek yerinde olmayacaktr. Bununla birlikte Des
cartes'n bilin kavramyla Kant' nkinin, Hegel tarafndan da al
t izilecek olan baz ortak noktalar mevcuttur. Bilindii gibi,
aklama gc Aristoteles'in eskimi fiziine oranla ok daha
10 Gilson, E., Texte et Commentaire de "Discours de la Meihode", Vrin, s. 301.
11 Gilson, E., age., s. 301.
UbiUm' Bir zgrlk Felsefesi Olarak Okumak 19
fazla olan, ama henz metafizik temellerden yoksun bulunan
Galilei fiziini, septisizmin saldrlarna kar temellendirme
giriiminde olan Descartes, areyi yine septisizmin kendi silah
olan kukuya bavurmakta buldu. Cogito, yani zbilin, ite bu
metafizik temellendirmenin belli bir annda ortaya kar. Cogi
to, yani znenin kendi bilinci, Descartes' n, kendi kendisini te-
mellendiremeyen fizii artk hibir septiin gelip ykamayaca
salam temeller zerinde yerletirmek amacyla benimsedii
yntemin yani kukunun kendisinden fkrr. Cogito'nun zel
lii ve gc kukuya kar verilen metafizik savata, yine, ku
kunun kendisinden baka bir eye ihtiya duymamasndadr.
Belki, bir tek nokta dnda: Kuku duyuyorum, yani dnyo
rum. O halde varm. Descartes' n dncenin tanmn eskiye
oranla olduka geniletmi olduu aktr. Ona gre bilincinde
olduumuz her etkinlik dncedir: "Yryorum, o halde va
rm" diyemeyiz. Ama pekl, "Yrdmn bilincindeyim,
o halde varm" diyebiliriz. Descartes'n, bilincin kapsamn
yalnzca dnsel deil ayn zamanda duygusal, heyecansal
etkinlikleri de iine alacak biimde geniletmesinin, cogito'nun
yalnzca dncenin znesi olmasn ve bir bedene sahip oldu
unu ispat etmek iin bile, tpk d dnyann varlnn ispat
edilmesi iin olduu gibi, nce Tanrnn varlnn ispatn ge
rektirmesini engellemediini, bu arada, belirtmeliyiz. Ama bun
dan da nemlisi, cogito iin dier cogito'lar da, ayn ekilde, birer
d dnya konumundadr. Tanrnn varlna (kendisinde buldu
u mkemmellik dncesi dolaysyla) yine kendisi kaynaklk
edecek olan, Descartes' n u an iin kendi yalnzlna gml
cogi'to'suyla dier dnen benler arasnda, kendisiyle fizik dn
ya arasnda var olan uurum kadar derin bir uurum bulun
maktadr. Buna karlk, cogito, yani dncenin znesi gerek
bir kiisel zne de deildir: O ne Descartes' tr ne de bir bakas.
O, dnen her zne ile ayn lde ve tarzda belirlenmi (ve be
lirlenmemi) olan, dierleriyle arasnda hem hibir balant hem
de hibir mantksal ayrm bulunmayan herhangi bir znedir.
zbilinler aras iliki, tpk cogito ile d dnya arasndaki
iliki gibi, tanrlk gvence sayesinde ve bir anda temellenir ve
bylece de hibir olu sorununa ya da, Hegel'de greceimiz
20 Hegel
trden, btn bir toplumsal-politik, tarihsel sorunlar rgsne
gnderecek tarzda, bir iletiim, bir "kendini dier zbilinlere
kabul ettirme" sorununa dnmez. nk tanrlk gvencey
le temellendirilen doutan ideler, hakikat ltn, dnen
zneler aras ilikide arama ihtiyacnda deildir.
Hegel'i, zbilincin douu sorununu incelerken, bu douu
bilinler aras ilikide temellendirmeye iten sebeplerden belki
de en nemlisi, onun hakikat kavramna getirmi olduu yeni
liktir. leride greceimiz gibi, Hegel'e gre, insan tekinin ha
kikat olarak kabul ettii bir eyin (kendisinin bir zbilin, bir
insan olduunun) znel bir kan olmaktan kp, tam anlamyla
bir hakikat olmas iin, dier zbilinler tarafndan bilinmesi,
kabul edilmesi gerekir. Bu koul Hegel'i, zbilin sorununu top
lumsal adan ele almaya gtrmtr. Descartes ya da Kant' ta
olduu gibi d dnyann bilincine kanlmaz olarak elik eden
ve bir bakma, bu bilinle birlikte kendiliinden doan, dolay
syla, ondan bamsz bir olu ya da geliime sahip olmayan bir
zbilin yerine, Hegel'de, toplumsallk ve tarihsellik boyutlar
hesaba katlmakszn aklanamaz bir olua, bir dou serveni
ne sahip olan bir zbilin anlay geer.
Kant' a gelince, o zbilin sorunuyla Saf Akln Eletirisi'nin
"Transandantal Analitik" blmnn, kategorilerin transan
dantal dedksiyonu ksmnda ilgilenir. Burada Kant' n temel
sorusu, bizim kendileri olmakszn dnemeyeceimiz a priori
formlar olan kavramlarn, nasl olup da, duyarllkta verilen nes
nelere uyabildii, uygulanabildii sorusudur. Nesne zamansz
ve mekansz olarak kendini gsteremeyecei iin, bu iki formun
(zaman ve meknn) dedksiyonu sorun tekil etmemitir. Oysa
anln formlar olan kategoriler iin durum farkldr: "Btn fe
nomenler, ancak bu koulla grlr hale gelebildikleri yani gr
(duyarllk, sezgi) tarafndan, ampirik olarak duyulabildikleri ve
verilebildikleri iin, zorunlu olarak duyarlln bu biimsel ko
uluna uyarlar. imdi, sz konusu olan, a priori kavramlar, sez
gisel (grsel) olarak duymaya deil, genel olarak, bir eyi nes
ne olarak dnmeye izin veren koullar olarak nceden kabul
etmek gerekip gerekmediine karar vermektir; nk o zaman,
nesneler hakkndaki btn ampirik bilgiler, onlar olmakszn de-
UbiUm' Bir zgrlk Felsefesi Olarak Okumak 21
12 Kant, E., Criticjue de la Raison Pure, Fr. ev. Tremesaygues et Barni, Tome I, P.U.F.,
1950, s. 150.
13 Kant, E., age., s. 103.
14 Kant, E., age., s. 110.
neyim nesnesi olarak hibir eyin var olmas mmkn olmaya
candan, zorunlu olarak bu kavramlara uygun olacaktr."^^ O
halde anln kategorileri, nesnenin bize kendisini gstermesinin
koullar olmadklar, bilgimizin tmyle znel koullar olduk
lar iin nesnel deerleri bakmndan ayrca temellendirilmeye
muhtatr: "Anln kategorileri, hibir zaman, nesnelerin gr
de bize verilme koullarn oluturmazlar; bunun sonucu olarak,
nesneler kukusuz, anln ilevlerine mutlaka bavurma ihtiya
c duymadan ve sonu olarak da, anlk onlarn a priori koulla
rn salamadan, bize kendilerini gsterebilirler. Bundan, duyar
llk alannda karlamadmz bir glk, yani, nasl olup da,
dncenin znel koullarnn nesnel bir deere sahip olabildii, yani
nesnelere ait btn bilgileri mmkn klan koullar salayabil
dii sorusu ortaya kar. nk fenomenler anln ilevlerine
bavurmakszn, pekl, verilebilirler."^^ Kant'n dncesinde,
"Dnyorum" ite bu noktada ie karr; duyusal veriler kendi
balarna saf eitlilik olduklar iin, onlar arasnda kurulan ba
lar anln rn olmaldr. Oysa ba kavram birlik kavramn
gerektirir. eitli elerin birliini, bu eitlilii bir birlik olarak
kavramak kouluyla kurabiliriz. te, btn balarn gerektirdii
bu birlik, benim btn tasarmlarma elik eden bilin birlii ya
da Dnyorum'dur.
Bilincin bu birlii analitik zelliktedir: Dndm her e
yi ben dnyorum: "Gerekten de, belli bir grde (intuition)
verilen eitli tasarmlar, hepsi birlikte, bir zbilince ait olmasa
lard, benim tasarmlarm olmazlard."^^ Eer, Dnyorum be
nim btn tasarmlarma elik etmeseydi, o zaman, bende bir
tasarm bulunan ama dnlmeyen bir ey bulunuyor olacak
t, yani benim iin mevcut olmayan bir ey bulunuyor olacakt
ve dolaysyla bu tasarm mmkn olmayacakt.
Buna karlk, onlara sahip olmamzn koulu olmas nede
niyle, btn tasarmlarmza elik ettii kukusuz olan Dn-
yorum'un, henz bu aamada, bir zne kimliini tamas sz
22 Hegel
konusu deildir. nk her bir tasarma elik eden Dnyo
rum bilinci henz ampirik bir bilintir ve tasarmlarn kendisi
kadar dank durumdadr. Tasarmlarn birbirleriyle balan
masndan doacak sentezin bilinciyledir ki, Dnyorum'la-
rn kendisi de bir birlie kavuacaktr: Neyi dnrsem d
neyim, onu dnen benim ve ben tasarmlarmn eitliliini
bir birlie ulatran sentezi gerekletirdiim iindir ki, btn
tasarmlarmda, kendimi ayn bir ben olarak bulmaktaym. Bu
ilemin kendisi, aslnda, bir nesnenin bilgisinden baka bir ey
deildir. nk bir nesneyi kavramak, grnler okluu ve
eitliliini bir birlik ve zdelik altnda toplamaktr. Bu edim
ise, tasarmlar aras ban kurulmasn mmkn klan bir ta-
malgnn (aperception) sentetik birliini, yani bir zbilinci, bir
zne-olma-bilinci'ni gerektirir. Kant bu konuda u gr ileri
srer: "Tasarmlarn bir nesneyle ilikisini, yani onlarn nesnel
deerini oluturan, bilincin birliinden bakas deildir; ondan
bilgiler elde eden odur, ve sonu olarak da, anln mmkn ol
mas ona dayanmaktadr."^^
Felsefe tarihinde Hegel'in zbilin anlaynn zgn yanla
rn ortaya koymak amacyla, Descartes ve Kant' n sistemlerin
de zbilin kavramnn yeri ve ilevini belirlemeye ynelik a
lmamzda kategorilerin temellendirilmesi konusunda yapm
olduumuz hatrlatmalarn bylece bizi en dorudan biimde il
gilendiren noktasna gelmi bulunuyoruz: Kant, bilincin transan
dantal nitelikteki nesnel birlii ile ampirik nitelikteki znel bir
liinin birbirinden ayrlmas gerektii dncesindedir. nk,
yalnzca, veri olan eitlilii bir nesne erevesinde birletiren
tamalgnn, yani bilinli algnn, transandantal birlii nesnel bir
deere sahiptir. Anln bu tr birletirme ediminin ad yargdr.
Bir cismi tarken bir arl duymamn bilinci (yani znel bir
lik) nesnel bir bilin deildir. Nesnel bilginin ifadesi olan yarg
"Cisimler ardr" der ve bylece nesnel bir birlik kurar. O halde
yarg nesneyi kuran ve bilince birliini verendir. Kant' a gre biz,
nesneyi kavrayarak kendimizi de bir zne olarak kavramaktayz.
Yargnn mantksal ilevlerine gre nesnenin grsn belirle
yen kavramlar kategorilerdir ve onlarsz ne dnce, ne de d-
15 Kant, E., age., s. 115.
Grngbilimi Bir zgrlk Felsefesi Olarak Okumak 23
16 Kant, E., age., s. 135.
nen ben olamaz. Ben ve dnya arasndaki bu sk iliki aslnda
bilimin dnyasyla, nesneler dnyasyla yine transandantal bir
ben yani tek tek kiilere ait olmayan, zneler-aras bir ben arasn
daki ilikidir. Bu ben ile tek tek benlerin varolular arasndaki
iliki tpk bir fenomen olarak dnya ile onu kavrayan transan
dantal ben arasndaki iliki gibidir. Fenomen ve numen arasnda
ki uurumun, belki de kendini en ok duyurduu nokta zbilin
cin kendi iinde ikiye blnd bu noktadr: "Benim kendi va
roluum", demekte Kant, "kukusuz, bir fenomen (hele yalnzca
bir grn hi) olamaz, ama onun zerine hilgim bir fenomen
hakkndaki bilgimden farkszdr. Ben kendimi olduum gibi de
il, kendime grndm gibi bilebilirim: ' Kendimiz konusun
daki bilincimiz kendimiz zerine bilgi olmaktan ok uzaktr.'"^^
Kant' n d dnya ile onu anlayan ben arasna yerletirdii
bu uurum, insann kendi iinde, varolusal deneyimi ile kendi
hakkndaki bilgisi arasnda yeniden ortaya kmaktadr. Bilin
dii gibi Kant, yaamak ve bilmek, pratik ve kuram arasndaki
bu boluu Yarg Yetisinin Eletirisi'nde kapatmaya alacaktr.
Ama, yine de Kant' ta, znenin evrenselliinin, kategorilerin
zneler-aras niteliiyle kendiliinden temellenmesi, zbilin
sorununun, Hegel'de olduu gibi tek tek benler aras iliki soru
nuna, bir diyalog ve iletiim sorununa dnmesini engellemek
tedir. Bu nedenle, diyebiliriz ki, Kant' taki evrensellik kavram,
Hegel'de rastladmz, bireyleri ve onlar aras ilikinin atma-
l/uzlamal tarihini ieren ve kendisine adm adm yaklalan
bir ama olan evrensellie benzemekten ok uzaktr.
Descartes' n, ne Descartes ne de bir bakas olmayan, tek
ierii kendi dnme edimi olan, hem konusuna hem de bir
birey olarak kendisine kar kaytsz cogito'sunun sahip olduu
doutan idelere Tanrnn salad nesnellik ve dolaysyla,
evrensellik (yani btn dnen benler iin geerli olma duru
mu) ile, Kant' n transandantal ben' inin yukarda altn izmeye
altmz belirlenimleri arasndaki ortak noktalar u ekilde
zetlenebilir:
1. Descartes' n anlksal (intellectuel) sezgiyle ulat zbi
lin tpk Kant' n transandantal zbilinci gibi, yalnzca dnen
24 Hegel
znenin kendi dnme ediminin bilincidir. Descartes' ta zbi
lincin bedeniyle ilikisi, d dnya ile ilikisi tarzndadr. Ayn
ekilde, Kant' a gre de, bir numen olarak yaanld halde am
pirik ben, tpk d dnya gibi ancak bir fenomen olarak biline
bilir. Ama, hemen belirtmek gerekir ki, Descartes' n sisteminde
cogito'nun bu zellii hibir biimde bir sorun tekil etmeyecei
gibi, tam tersine, ruh ve bedenin iki ayr tz oluunun ilk ve en
nemli kantn oluturmak bakmndan ayr bir neme sahip
olacaktr. E . Brehier' nin de belirttii gibi, Descartes' n sistemin
de ruh ve bedenin ayrln hazrlamak cogito'nun temel ilevle
rinden biridir: "Ben kendimi dnen varlk olarak ve yalnzca
yle bilmekteyim; kukusuz, yalnzca cogito araclyla, ayn
zamanda bir madde, ince bir k veya baka herhangi bir ey
olup olmadm bilemem; kendimi dnen varlk olarak bili
yorum ve dnen bir varlktan ibaret olup olmadm henz
bilmiyorum. Bununla birlikte, biz, bedenin varlna dair hibir
ey bilmeksizin, dnen, duyan, isteyen bir varlk olarak ken
di varlmzdan emin olabiliriz."^'^ O halde Descartes' ta zbi
lincin insann ampirik varlndan bu denli ayr olmas, bir so
run tekil etmek yle dursun, ikici bir metafizie temel olmas
bakmndan, sistemin bir gerektirmesidir. Daha sonra ortaya
kacak olan, insanda ruh ve bedenin ilikisi ile ilgili sorunlar,
zbilin anlay dzleminde deil baka alardan zlmeye
allacaktr.
2. nsann dnya ile ilikisi sorunu bir zbilin sorunudur
ve hem bilmenin hem de eylemin (teknik, moral ve politik ey
lemin) temellendirilmesinde ortaya kan bu sorun, modern fel
sefenin balca konusunu oluturur. Hegel, bu soruna, sonuna
kadar gtrp gtrmedii ayrca tartma konusu olan, ama
sonuta, gnmzdeki varoluu felsefelere kadar izlerine rast
ladmz yeni ynelimler kazandrmtr. Hegel' in zbilin
anlaynn, kukusuz, Descartes ve Kant gibi hazrlayclar
mevcuttur. Descartes d dnyay ve kendi bedenini "dnyo
rum, o halde varm" da ifadesini bulan ilk kesin hakikate varn
caya kadar sorgulamt. Dnyorum'la d dnya arasndaki
kopukluk o denli mutlakt ki, cogito'dan ibaret olmayan her e-
17 Brehier, E., Histoire de la Philosophie, Tome 11, P.U.R 1942, s. 72.
UbiUm' Bir zgrlk Felsefesi Olarak Okumak 2 5
yin hakikati sorunu ancak tanrhk gvenceyle zlebilecekti.
Kant' n, ben ve dnya ilikisini doyurucu bir biimde temel-
lendirmede ok nemli bir ilerlemeyi gerekletirdii belirtilir.
nk Kant d ve i deneyimin, ayn bir deneyimin iki yz
olduunu gstermitir. Ben, kendi deneyimini d dnyann de
neyimi olmakszn yaayamaz. Ben ile dnyann bylesine i
ielii, yine de, sorunu tmyle zm deildir. nk tran
sandantal ben, bu ikili deneyimin temelini oluturmakla birlik
te, ne i ne de d deneyim yoluyla tam olarak kavranamaz. Bu
adan, Hegel' in sav, btn bu n hazrlklara ramen, tmy
le zgn bir sav olarak ortaya kar: Ne d deneyim ne de i
deneyim, bilincin karsnda bir baka ben olmakszn kavra
namaz. nsann bir insan olarak olumasn salayacak olan de
neyim baka birinin de kendi asndan yaad, katld bir
deneyim olacaktr. nk zbilin, daha sonra ayrntl olarak
greceimiz gibi, kahul edilme kavramn, o da karlkllk kavra
mn gerektirir. Hegel' in mesela bir Sartre'da rastladmz "bir
bakas-iin-varln, kendi-iin-varln olumsuzlanmas oldu
u" sav, bu bakmdan Hegelci dnceye tmyle ters bir sav
olacaktr. nk Hegel'e gre bakas iin var olma kendi iin va
rolmann sine qua non kouludur. Oysa Kant' ta, grm olduu
muz gibi, transandantal zbilin Descartes' n cogito'su gibi hem
herkeste bulunan ve bu bakmdan evrensel olan, hem de kiisel
olmayan bir bilintir. Onun evrensellii, iinde bireysel olan
barndran bir evrensellik olmad iin, Hegel'e gre, soyut, ie-
riksiz bir evrenselliktir.
3. Yukardaki dncelerin sonucu olarak: D dnyann
bilgisi konusunda ve bu bilgileri bize salayan bilimin (birinde
Galilei, dierinde Newton fizii) felsefi olarak temellendirilme-
si amacyla ortaya kan, Descartes' ta kuku, Kant' ta ise eletiri
biiminde gelien srete ve her ikisinde de d dnyann bilgi
sine elik eden bir bilin olarak doan bilin kavram, ne Descar-
tes' ne de Kant' bilinler aras iliki sorununa ve onun toplum
sal ve tarihsel boyutlarna ulatrmamtr. Ayrca, Hegel'de zbi
lin insanla doa arasndaki kuramsal bir ilikiden deil, insan-
doa-insan l terimleri arasndaki kuramsal olduu kadar da
pratik olan, karmak bir ilikiler rgsnden doacaktr.
26 Hegel
Kojeve'e gre, Hegel-ncesi felsefeler gerek bir zbilin
kavram gelitirememi, yalnzca birbirine kart terimler ola
rak tanmladklar doa ve bilin kavramlarna dayanarak al
mlardr. Bu bakmdan, Descartes' n felsefesiyle alan kuram
sal alan aslnda bir zbilin felsefesi deil, bir bilin ve bir doa
felsefesidir. Hegel-ncesi bilin felsefeleri tikel ve onun kart
olan tmel/evrensel terimleriyle alr. Ve Kojeve'e gre, bu fel
sefelerin evrensel olandan anladklar, mesela, devlet gibi top-
lumsal-tarihsel bir form deil doadr; doay insann dnda,
insana tmyle yabanc bir kategori olarak ele alp, insan da
onun karsna tmyle edilgin, seyirsel bir tavr iinde konum
larlar. Bunun nedeni, onlarn, insann doayla olan etkin, d
ntrc ilikisini yani alma kavramn ihmal etmeleridir.
Kojeve, bilin felsefelerine, tarihte srekli olarak, dinlerin elik
ettiini belirtir. Bilin felsefesinin ngrd insan-doa (zne-
nesne) ikicilii, dinlerde insan-Tanr ikicilii biiminde ortaya
kar. Bu bakmdan dinle felsefe arasndaki fark, birincisinin bu
ikilii, insan ve ona yabanc, zerk ve akn bir varlk ikilii ola
rak, insann kendi iine yerletirmesidir: nanl insan tikel ile
tmel kartln kendi dnda bir dzlemde yaamad iin,
evrensel olan, ona gre, tmyle insana yabanc ve onun dn
da deildir. Bu nedenle din, Hegel'e gre, insann zbilin olma
ya doru ilerleyiinde nemli bir ura oluturmaktadr.
Bilin felsefesi tarafndan, tmyle doa d bir varlk ola
rak tasarmlanan insan, Descartes' ta ak bir ilkrneini grd
mz gibi, doayla hibir ortak blene sahip deildir. Bu fel
sefeler iin insann dier insanlarla ilikisi tpk doayla arasn
daki iliki gibi olduu iin, bu erevede ele alnmaz bile. Bir
yanda tmyle tinsizletirilmi, insanslndan artlm, yaln
ve saf bir varlk olarak tanmlanan doa, te yandan, saf dn
ceye indirgenmi, ampirik hibir belirlenime sahip olmayan in
san elerinden oluan bu dnyada felsefe, bouna, dnceden
yoksun yayhm'la yani doayla, yaylmdan yoksun dnce yani
insan arasndaki ba kurmaya alr. Oysa gerek, Kojeve'e g
re, insandan bambaka bir ey olarak tanmlanan doa deildir.
Gerek dnya, iinde insan da barndrr ve insann kendisi de
dnyann dnda ele alndnda, ayn ekilde, bir soyutlama-
Grngbilimi Bir zgrlk Felsefesi Olarak Okumak 27
18 Bkz. Marcuse, H., Raison et Revolution: Hegel et la Naissance de la Theorie Sociale,
Fr. ev, Castel et Gonthier, Les Editions de Minuit, 1968, s. 144.
19 Bkz. bu konuda, Marcuse' nin, Hegel'in italyan neo-idealizminin nl temsilcisi
Gentile tarafmdan yaplan yorumu konusunda, yukarda ad geen kitabnn
sonu blm.
dan ibarettir. Kukusuz insan, kendi dndaki dnyadan baka
bir ey olduunun bilincine vararak zbilincine ular ve insan
olur. Ama bu varoluun kendisi, yine, dnyada yer alr. Bu ne
denle, insann zamansal-meknsal bir gereklik olarak kavranl
mas, zbilinle dnya ilikisinin Descartes ve Kant' ta grd
mzden farkl bir biimde kurulmasn gerektirir.
Grm olduumuz gibi, Kant' ta da nesnenin oluumuna
katlan, onu kuran, etkin bir zne anlay mevcuttur. Ama bu
zne yalnzca epistemolojik bir znedir ve Marcuse' nin bir al
masnda belirttii gibi, onun kurduu dnya da epistemolojik
bir dnya yani fenomendir.^ Hegel, pratik ve kuramsal akl ay
rmna yer vermemekte, zneyi ve dnyay bir btn olarak ele
alarak bilgi formlar ile gereklik formlar arasndaki sk ili
kiyi grebilmekte ve bu adan eletirel felsefenin ben/dnya,
numen / fenomen, kuram/pratik biimleri altnda ortaya kan
ikiciliini aabilmektedir. Bilindii gibi Kant' n kendinde-ey an
lay, dnyay iki ayr dzleme, znellik ve nesnellik dzlem
lerine ayrm olduu iin, farkl eletirilere yol amtr. Hegel
de ayn anlaya ciddi eletiriler yneltir. Ama onun iin kendin
de-ey sorunu yalnzca epistemolojik bir sorun olmaktan uzak
tr. nsan-dnya ikiciliinin bir ifadesi olarak kendinde-ey kav
ramn eletiren Hegel, Marcuse' nin de belirttii gibi, insan ve
dnyann dorudan zdeliini ileri srmemi, akl ve gerekli
in hibir dolayma ihtiya duymakszn ayn olduunu dn
memitir.^' Onun demek istedii insan ve dnya arasnda diya
lektik bir etkileimle gerekleen ve bu iki terimin tam bir b
tnlk iinde kaynamasyla sonulanacak olan bir etkileimin
mevcut olduudur. Bu etkileimde, yine Kant' ta olduu gibi z
nenin stnl sz konusu olacak ve bu bakmdan, ama ok
deiik bir balamda, Hegel Kant' n bilin ve zne felsefesine
kazandrm olduu yeni almlar korumaya ve gelitirmeye
devam edecektir.
28 Hegel
zbilincin Douu: Bilme ve steme
nsan zbilintir. O kendi bilincinde olan tek varlktr. zbilin
cin douunu anlamak, insann niin ve nasl "Ben..." demeye
baladn anlamay gerektirir.^" Bilin bir eyin bilincidir ve
kukusuz, bir eyin, d dnyann bilinci olmadan zbilin yani
insan da olamaz. Ama gerekten insansal bir varolu d dnya
nn bilincinden ibaret deildir. Kojeve'e gre, Descartes' n cogito
anlaynn yetersizlii, yani bir zbilin felsefesi deil de, yal
nzca bir bilin felsefesi olmasnn ve dolaysyla "Ben neyim?"
sorusuna, daha balangtan beri, yarm bir cevap getirmesinin
nedeni yle aklanabilir: Descartes "Dnyorum" da ben'i
tmyle ihmal ederek, dikkatini dnce zerinde younlatr
mt. Oysa insan yalnzca dnen bir varlk, varl anlaml
szcklerden oluan sylem yani logos araclyla aklayan bir
varlk deildir. Hatta bu nokta onun zgl yann oluturmak
tan uzaktr. nsan yalnzca d dnyay ve yle tanmlanm
olan varl aklamaz/anlamaz. O ayn zamanda, varl ak-
layan/anlayan varl, yani kendisini de kavrar ve birincisine
(d dnya, varlk) kart olarak konumlad bu varla ben ad
n verir. O halde insan yalnzca bilin deil, ayn zamanda da
bir zbilintir.
Bilin zbilinten nce gelir. Varln szle aklanmasnn,
zbilin aamasndan nce gelen bu ilk aamasnda varlk, he
nz, daha sonra zbilincin ie karmas yoluyla doacak olan
zne-nesne kart terimleriyle kavranaca gibi, insansz, nesnel
d dnya, ya da "Doa" deildir. Bilincin, yani varln anlam
l szlerle aklanmasnn ilk biimini Hegel Grngbilim'm
birinci blmnde, "Duyusal Kesinlik" ad altnda inceler: Bi-
20 Bkz. Kojeve'in bu kitapta yer alan "Giri Olarak" balkl yazs.
Bu aklamalardan sonra, Kojeve'in, Hegelci dnceyi,
znde bir antropoloji olarak kavraynn en nemli dayanak
larndan birini oluturan Kle-Efendi diyalektii zerine gr
lerini, zbilincin douu sorunundan hareketle, daha ayrntl
olarak ele alabiliriz.
UbiUm' Bir zgrlk Felsefesi Olarak Okumak 29
linin bu aamadaki, humda ve imdi belirlenimlerinden baka
hibir belirlenime sahip olmayan nesnesinin, balangta bize
en ierikli ve kesin olarak grnmekle birlikte, aslnda, hibir
dolayma, belirlenime sahip olmad ve duyusal kesinliin asl
konusunun evrensel/tmel olan olduu ortaya kar. Kojeve,
ampirik ve dolaymsz olma zelliklerini tadn sandmz
bilin konusu nesnenin, aslnda, gizli bir tmellik olduunu ve
zsel e olduunu dndmz nesnenin yerine bilginin
getiini grdmz bu blmde, bizi asl ilgilendiren nokta
nn, Hegel' in varm olduu sonu olduunu belirtir: Bu bilin
formundan, bu bilgiden hareketle insann zbilince varmas
mmkn deildir. Varln edilgin bir biimde seyredilmesi
insan kendine geri dndrmez. nsan bu tarz bilme ediminde
nesnede erir; onu deitirmez, dntrmez. Burada insan, ne
kendi seyretme edimini, ne de dier ynleriyle kendini dne
mez. nsan nesneyle olan bu ilikisinde nesneden szedebilir,
ama "Ben" diyemez, kendinden sz edemez. nsan "Ben" de
meye gtrecek olan, onu yalnzca varl aklamaya/anlama-
ya iten bu seyirsel tavr deil, Hegel' in IV. blmnn banda
kendisinden sz edecei istektir.
stek, mesela yemek yeme istei, insan kendine geri dnd
rr. O her zaman iin henim isteimdir ve bu nedenle de onu
dile getirmek iin "Ben" demem gerekir. stein bilinci, o halde,
zbilince giden yolun banda yer alr. stein zbilin iin zo
runlu bir koul olmas, Hegel' in biyolojik hayvansal hayat (ha-
yatsz istek olamayacana gre) insansal varolu iin zorunlu
koul olarak kabul etmesiyle de uyum iindedir.
stek yalnzca insan kendine geri dndrerek, "Ben" deme
sini salamaz, ayrca, nesneyi yalnzca seyretmemesini, onun
zerinde etkide bulunmasn, ona ulap tketmesini, onu ken
dinin klmasn salar. O halde istein ikinci zellii olumsuz-
layc olmas, veri olan dntrmeye giden yolu amasdr.
stelik istekten kaynaklanan olumsuzlayc eylem yalnzca y
kc deildir. nk o, olumsuzlad-ykt nesnel gereklik
yerine, sz konusu d, yabanc gereklii kendi gerekliine
dntrerek, kendine mal ederek, iselletirerek, kendi znel
gerekliini koymaktadr.
30 Hegel
O halde, insana bir ben kazandran, bilincin seyirsel, tan
myla ilgili edimleri deil, insann organik gerekliine ait bu
basit duygu olmaktadr. Ama, istekten kaynaklanan, isteyen
ben nedir? Ackm bir insann ben' i, ierikten boaltlm bir
ey, bir boluk, hilik deil midir? "Genel olarak istein ben' i,
demekte Kojeve, ancak, istein konusu olan ben-olmayan yok
eden, dntren ve kendinin klan olumsuzlayc eylem aracl
yla olumlu bir ierik kazanan bir boluktur."^^ Bu bakmdan,
isteyen ben'e ieriini verecek, onu belirleyecek olan tek ey is
tenen nesnedir ve bu nesne doal bir gereklik olduu srece
ben de doal bir ben olacak ve bu nedenle de, yalnzca insanda
mevcut olan zbilin deil, hayvanlarn da sahip olabilecei bir
zduygu olarak kalacaktr. Oysa hayvan, verilmi, doal, mad
desel bir varlk olarak kendisini, gerekten aamaz, kendisiyle
arasna gerekli mesafeyi koyarak kendinden sz edemez, kendi
ni aklayamaz ve bu yolla bir zbilin olamaz.
nsann zbilin olmasnn yolu istekten getiine ve isteyen
ben'e ieriini kazandran ey, yneldii nesne olduuna gre,
insann zbilin olmasnn tek yolu isteinin doal olmayan bir
nesneye ynelmesidir. Bu nesne verilmi bir varlk olursa, by
le bir varl istemek kendini onunla doldurmak, ona benzemek
ve ona balanmak demek olacaktr. O halde zerk bir varlk, bir
zbilin olmak iin, yani insann kendi doal, verilmi varln
amas iin, istek, u an iin mevcut biricik doal olmayan, "var
olmayan" eye, istein kendisine ynelmeli, baka bir istei, ba
ka bir ben'i istemelidir. Kendi bana ele alndnda istek bir
yokluun varldr: "nk istek olarak istek, yani doyurulma
sndan nceki haliyle istek, gerekten de, anlanm bir hilik
ten, gerekd bir boluktan baka bir ey deildir. Bir boluun
anlanmas, bir gerein yokluunun varl olmas bakmn
dan istek, istenen eyden zsel olarak farkl bir ey, kendi kendi
siyle sonsuza kadar zde kalan, duraan ve verilmi bulunan
bir eyden, gerek varlktan baka bireydir."^^
O halde, istein insanca, daha dorusu, insanlatrc ya da
Kojeve'in deyimiyle "athropogene" olmas iin, bir baka istee,
21 Kojeve, A., age., s. 12.
22 Kojeve, A., age., s. 12.
Grngbilimi Bir zgrlk Felsefesi Olarak Okumak 31
bir baka insana ynelmesi, bir nesneyi deil, yine bir nesneye
ynelik bir baka istei hkm altna almaya almas gerekir.
nk burada istek bir nesneye (mesela bir bayraa) ynelse
bile, aslnda o nesne kendi doal deeri iin deil, bir baka is
tein de nesnesi olmas bakmndan istenmektedir. Burada, iste
nen nesne araclyla ilikiye geen iki ya da daha ok isteyen
ben mevcuttur. Bu nesne zerine hakkn, kendisinin bu nesne
nin sahibi olarak tannmasn, karsndakine kabul ettirmek,
baka bir istei istemek, kendini, kendi stnln dierine
kabul ettirmeyi istemek demektir. te, insan, zbilinci yaratan
istek byle bir kendini kabul ettirme istei ve ondan kaynaklanan
eylem'div. Kabul edilme kavram, Kojeve'e gre, bizi zbilincin,
biyolojik hayattan sonra gelen nemli bir baka nkouluna g
trmektedir: zbilince gtren istek, birden ok sayda istein
varln gerektirir. Ayn konuya J . M. Bernstein bir makalesin
de nemli bir yer ayrmakta: Kle-Efendi diyalektii ve zbilin
zerine yazd bu makalede,^^ kendi yaklamn sol-Hegelci
olarak nitelendiren Bernstein, Hegel'de zbilin kuramna ynel
tilen maddeci eletirileri cevaplandrrken, nce, Hegel'de zbi
lincin bedensel varolutan soyutlanm olarak tanmlanm ol
duuna ilikin yerleik yargya kar kyor. Bedensel varolu,
tam tersine, Hegel'de, zbilincin var olma koullarndan birinci
sini oluturur: Cansz nesne asla zbilince ulaamaz. nsann z
bilince kavumas iin hayatta kalmas zorunludur. O halde be
densel gereklik, her eyden nce, zbilincin olumas iin gerek
li olan ortamdr. Ayrca, daha sonra greceimiz gibi, kendini di
er zbilinlere kabul ettirmek iin "lesiye sava" aamasnda
ve yine, biyolojik varlnn ortadan kalkma olasl karsnda
duyaca lm korkusu, kleyi, klelik durumunu kabul etme
ye iten balca neden olacak ve bylece Kle-Efendi diyalektiin
de byk bir nem tayacaktr. Ayn zamanda, Bernstein'n al
tn izdii gibi, klenin maddesel hayatn kaybetme tehlikesi
karsnda gerilemesi onu klelik konumuna mahkm etmekle
birlikte, ayn zamanda ona zbilin olma yolunda nemli bir
katkda bulunmaktadr. nk bu yolla Hegel'in belirttii gibi,
23 Bkz. Bernstein, J . M., "The State and Civil Sodety", From Self-Consciousness to
Community, Der. Pelozynski, C.U.P., 1984.
32 Hegel
"zbilin, saf zbilin olarak kendisi iin hayatn zsel (temel)
bir ey olduunu renir."^^ Kle-Efendi ilikisiyle sonulanan
"kendini kabul ettirme uruna sava"n sonunda, bir zbilin
iin hayatn vazgeilmezliini anlayan tek taraf, onu kaybetme
korkusu karsnda klelii kabul eden taraf deildir. Savatan
zaferle kan efendi de ayn sonuca varr. nk her ne kadar o,
kendisinin hayatn saygnl elde etme uruna harcamay g
ze aldysa da, kendisini bir zbilin olarak kabul ettirmek iin
karsndakinin hayatta kalmasnn zorunlu olduunu grerek,
bu dolayl yolla, hayatn neminin farkna varr.
Ama, Bernstein' n da belirttii gibi, Hegelci zbilin anlay
nn asl nemli olan yn, zbilincin temel insansal zellikle
rini insanlar aras ilk iliki biimi olan Kle-Efendi ilikisinde
kazanmasdr. Oysa hem idealist hem maddeci yaklamlarda
insan, insanlar aras iliki ncesinde, bir zbilin olarak tanm
lanmaktadr. Onun dierleriyle ynelimli, amal ilikilere, yani
praksis dnyasna girmesi, bir insan olarak doutan getirdii
yeteneklerini gelitirmesinden baka bir ey deildir. O halde,
insann bir zbilin olarak douu, kkeni sorusu ne maddeci
ne de idealist felsefelerde sorulmaktadr: "Maddeciler bu yne
limli/kastl yapy nasl olup da ortadan kaldrmaktadrlar?
Yalnzca, savataki kiiyi praksis dnyasna zaten girmi varsa
yarak, bu varsaym, bu insanlara Hegelci analizin hesabn ver
meye alt yeteneklerin tmn daha balangtan itibaren
salamaktadr. Eer, ilkel durumdaki insanlar akll davran
yeteneine zaten sahipseler, o zaman maddeci aklamann gs
terebilecei tek ey onlarn bu yeteneklerini hangi koullarda
yaygnlatrm olduklardr; bu aklamalarda niteliksel deii
me hi yer ayrlmamtr. Daha da nemlisi, zbilince sahip ol
ma bu kuramn bir ncl olmaktadr; ve bu kuramn idealist
lerle paylat ncl de budur. Kiiler dierlerine olan balar
nn dnda ve onlardan bamsz bir biimde zbilin haline
gelmilerdir... Maddeci, yntembilimsel adan bir solipsisttir;
idealist gibi o da insanlar dierlerinden bamsz, kendine z
g, zel bir alana yerletirir."^^ Buna karlk, Hegel' in Kle-
24 Hegel, G. W. R, age., s. 115.
25 Bernstein, J .M., age., s. 27.
Grngbilimi Bir zgrlk Felsefesi Olarak Okumak 33
Efendi diyalektii, idealist ve maddecilerin birlikte varsaydkla
r bu toplumsal-olmayan zbilin zeminini sarsmaktadr.
Daha nce grm olduumuz gibi, Descartes ve Kant' n
zbilin anlay, aralarndaki btn farkllklara karn, ortak
baz zelliklere sahipti. Her ikisinde de, insan kendi bilincine
dnen bir ben olarak, kendini btn dnce konularndan,
ieriklerinden ayrarak ulayordu. Ben-bilinci, ben' i, dnda
ki her eyden, bilince veri olan her eyden, d dnyadan hat
ta kendi bedeninden ayran bir bilgiden kaynaklanyordu. D
nen ben' i, dnd, ona verilmi olan konudan ayrmak
hem Descartes' ta hem de Kant' ta, zbilincin hareket noktasn
oluturuyordu. Ayn noktaya deinen Bernstein' a gre, Des-car-
tes'ta kukunun ilevi, bilinci kendi ieriklerinden ayrmaktan
ibarettir. Kant iin de ayn yaklam sz konusudur: "Kant ta
malgnn transandantal birliine benzer bir biimde, koulsuz
buyruu, gerekletirmeye niyetlendiimiz edimlerin ahlaksal
deerini yarglamamza olanak salayacak pratik durumlara
uyguladmz evrensel bir kural olarak sunar. Pratik zbilin,
tpk teorik zbilin gibi, edimde bulunan ben ile veri olan ara
sndaki ayrmdr."^'' Her iki filozof iin de, veri olan, akldl-
n kaynan oluturur. Kuramsal dzlemde, kendi dnme
etkinliiyle, zerinde dnd konunun birbirine indirge-
nemezliinin bilincinden ibaret olan zbilince karlk, pratik
dzlemde zgrlk, ben ile onun zerinde etkide bulunan di
erlerinin (d dnya ya da dier benler) birbirine indirgene-
memezlii, ayrtrdenlii zerine temellenir. Bu birbirine indir-
genememezlik zellii, Kant' ta nedensellik ve zgrlk, kuram
sal bilin ve zgr ben (pratik dnyann ben' i) arasnda srekli
olarak kendini gsterir. Ayrtrden yetenekler olan pratik ve
kuramsal akln ben'i arasnda, aralarndaki yapsal, ilevsel b
tn benzerliklere karn, gerek bir ban kurulamamas, ite,
bu nedenledir.
Hegel, pratik akl ve kuramsal akl ilikisi sorununa olduk
a farkl bir biimde yaklar. Daha nce belirtmi olduumuz
gibi. Kant ve Descartes' n kuramsal bilinci Hegel' in Grngbi-
lim'inde zbilin deil, bilin bal altnda ele alnmaktadr.
26 Bernstein, J .M., age., s. 28.
34 Hegel
nk Hegel'e gre, d dnyaya, zerinde dnme ve tanma
kaygsyla ve bunun sonucu olarak da seyirsel ve edilgin bir
biimde ynelen ben, nesnede erimi, kendini orada unutmu
olan bilintir. Nesneyle bu tarz ilikisinde bilinci kendine geri
gnderecek, zbilin olmaya itecek bir etken mevcut deildir.
Onun, kendisi zerine eilerek, kendisini konu alarak zbilin
haline gelmesi, kuramsal etkinliinden hareketle deil, dier
bilinlerle arasndaki pratik etkileimden hareketle ele aln
maldr. Hegel aslnda, nesneyle kuramsal ilikinin (kuramsal
bilincin), zbilincin ortaya kmasndan sonra gerekletiini
dnmektedir. zbilin insanlar aras ilikinin sonucu olduu
na gre, sralanma u biimde olacaktr: nsanlar aras kendini
kabul ettirme ilikisi, zbilin ve en sonunda kuramsal bilin.
Bu bakmdan, zbilincin nceliinin temellendirilmesi, bilincin
toplumsal boyutunun ve dolaysyla pratik bilincin kuramsal bi
lince olan nceliinin temellendirilmesi demektir.
O halde, zetlersek: Bernstein' a gre, Hegel dncesinde,
insan kendi bilincine dnya ile kendisi arasndaki ayrm bi
lerek deil, dier bilinlerle somut ilikiye geerek ular, yani
toplumsallk her trl kuramsal etkinlikten nce gelir. Kuram
sal bilincin ya da nesne bilincinin Kant ve Descartes' ta olduu
gibi dnsel/yansmal (reflective) bir zellik tamas, onun,
daha nceden, bir zbilin haline gelmi olmasn gerektirir.
Bu yzden, Hegel'e gre, metafizik kuku (tpk septisizm gi
bi) kuramsal zbilincin bu formunu hazrlayacak olan klelik
deneyiminin ardndan ortaya kacaktr. Grm olduumuz
gibi Kant' ta, kendi kendinin farknda olma (zbilin) anlay,
Descartes' n tersine, d dnyann yani ben-olmayann bilgisine
sk skya baldr: Aslnda Descartes' ta da ben bilinci d dn
yann bilgisini (metafizik fizii) temellendirme amacn tayan
abadan domutur. Buna karlk, cogito, henz d dnya ile
ilgili hibir bilginin kesin olarak kabul edilmedii bir anda ve
bu anlamda, d dnyann bilgisinden bamsz olarak doar.
Oysa Kant' ta nesne bilinci ile zne bilinci, ayn bir bilincin iki
yn gibi olup birbirini sk bir biimde gerektirir. Ama Hegel'e
gre, kendini d dnyadan ayrma yetisinin insana zg oldu
u kukuludur. Ona gre hayvan da kendinin belli bir tarzda
Grngbilimi Bir zgrlk Felsefesi Olarak Okumak 35
27 Aslnda Flegel'e gre insan klan istek bir nesneye de ynelebilir. Ama burada,
nesne kendisi iin deil, bir baka istein konusu olduu iin istenmelidir, yani
bir baka istei istemek ediminde arac olmaldr. Nesnenin yalnzca bir dolaym
olduu bu ilikide iki insan, bir nesne araclyla, yani dolayl olarak ilikiye gir
dii iin sz konusu olan yine istein istemesi yani kabul edilme isteidir.
farkndadr ve bu onun bir zbilin olmas anlamna gelmez.
Bernstein, Hegel'in, bilincin Kant' ta saptadmz da baml
ln zneler aras alana tam olduuna iaret etmekte. Yani
zbilin, Kant' ta nesne bilincine sk bir biimde balyken, He
gel'de dier bilinlere, onlarla ilikisine baldr. Bu deiiklikle
ayn neme sahip bir baka deiiklik de, sz konusu ilikinin
gsterdii niteliksel deiikliktir: Kant' taki bilme ve tanma
ilikisinin yerine Hegel'de isteme edimi gemektedir. Bunun ne
deni yle aklanabilir: Kendi kendinin farknda olma, insana
ait zbilincin zorunlu koulu olmakla birlikte, onu, byle bir ye
tenee sahip olduklarn pekl dnebileceimiz dier canl
lardan ayran zellii oluturmad gibi, insann benliinin ne
tr bir benlik olduuna dair herhangi bir bilgiyi de vermemek
tedir. Bunun nedenlerinden biri, bu tr bilincin, znesinden
ok nesnesini aa vurmasdr: Dnyay seyretme edimi, He
gel'e gre, bize, seyredenden ok seyredileni bildirir ve zne ile
nesneyi ayrmaktan ok birletirir. stek ise, insan kendine geri
dndrr. Bu geri dndrme ileminin gereklemesi iin, daha
dorusu sonuta bir zbilincin doabilmesi iin, istein konusu
nun nesne deil baka bir zne olmas gerektii noktasna da
ha nce deinmitik. nk, kendi bana ele alndnda, bir
yoksunluk, bir yokluk olan istein ieriini belirleyen tek ey
yneldii nesneydi. Mesela yemek yeme istei, tek bana ele
alndnda, insana, yalnzca, organik bir varlk olduunu gs
terir ve ayrca, srekli olarak yeniden ortaya kmas nedeniyle,
onu nesneye baml klar.^'^ O halde istein yneldii konu bir
insan znesi olmaldr. Oysa bu an iin, insans tek konu dier
bir insann isteidir. Bu nedenle, insan klc (Kojeve'in deyimiy
le, anthropogene istein) konusu, zorunlu olarak baka bir istek
olacaktr. Baka bir istei istemek, istenmeyi istemek, "kabul
edilmeyi" istemek demektir. stein ancak bir eylem yoluyla do
yum bulmas nedeniyle insan eyleme gtrdn gz nne
36 Hegel
Hegel'de Kle-Efendi Diyalektii ve ada Yansmalar
nsan dier canllardan ayran zelliin kendi kendinin farkn
da olmas olamayacan, bu farkn istek kavramndan hareketle
aratrlmas gerektiini, buna karlk, istein, tek bana, insan
insan klan bir etken olamayacan grdk. Kojeve'in de belirtti
i gibi, istek, hayvansal istein dayand temel deerden farkl
bir deere dayanmaldr. Hayvansal istein dayand temel de
er hayatn korunmasdr. nsanlatrc istek, bu yzden, hayat
bir baka deer uruna yitirmeyi gze alan bir istek olmaldr.
te bu nedenle insanlar aras ilk iliki olan sava lesiye bir sa
va olacaktr. nsann, kendi znel hakikatini (bir insan olduu
bilincini) nesnel bir hakikat haline getirmesi yani kendini kabul
ettirmesi, onun byle bir savaa girmesini gerektirir. Hegel'in bu
sre konusundaki dnceleri u ekilde zetlenebilir: l.Bir z
bilincin var olabilmesi, yani insann kendi hakknda, bir insan
olduuna dair znel hakikatini nesnel hakikat haline getirebil
mesi iin en az iki znenin bir savata, srf saygnlk iin, kendi
hayatlarn tehlikeye atmalar gerekir. 2. Bu savata, balangta
ki iki benzer tutuma, yani her iki znenin de saygnlk uruna
savaa girme kararna karn, bu iki taraftan biri tutumunu de
itirmeli, kendi hayatn kaybetme tehlikesini gze alamayarak
dierinin deerini yani onun bir zbilin, bir insan olduunu ka
bul etmeli ve bylece, balangtaki amacn terk etmelidir.
Savataki taraflardan birinin tutumunu deitirmesi ka
bul edilme kavramnn gereidir. Eer taraflardan her ikisi de
alrsak, insan klc eylemin ne tr bir eylem olaca sorusu gn
deme gelecektir.
Hegel'e gre, "kendini kabul ettirme" isteinin yol aaca
eylem, bilinler aras ilikinin bu aamasnda, savatan baka
bir ey olamaz. O halde, zetlersek, zbilincin douu kanl
maz olarak zbilinler aras ilikiden geecek ve bu ilikinin ilk
biimi, yine kanlmaz olarak, "kendini kabul ettirme uruna
sava" olacaktr. Hegel' in nl Kle-Efendi diyalektii, ite bu
savan ve sonularnn diyalektiidir.
hilinii Bir zgrlk Felsefesi Olarak Okumak 37
balangtaki tutumunu korusayd, sonuta, biri lecek, dolay
syla, kabul edilme kavramn imknsz klacak bir durum or
taya kacakt. Yine, bu aamada bedensel, biyolojik varoluun
zbilincin nkoulu olduu ortaya kmaktadr. Kojeve' in ifa
de ettii gibi, "nk insan doal bir dnyada yaad srece
gerektir."^ Bu doal ve insana yabanc dnyay insann yad
smas, dntrmesi kendinin klmas gerekecektir. Ama, ken
disine kar savaaca bu dnya, yine de onun var olabilecei
tek ortamdr. O halde, eer efendinin amac kendini kabul et-
tirmekse, o bu savan sonunda hasmnn hayatn balamal
ve onun yalnzca zerkliini yok etmeli, ya da tek bir szckle,
onu "kleletirmelidir".
O halde sonuta, zorunlu olarak, taraflardan biri kabul edi
lecek, dieri ise yalnzca kabul etmekle yetinecek yani bir kle
ve bir efendi ortaya kacaktr. Kle baml varlk, efendi ise ba
msz varlktr: "te bu nedenledir ki zbilincin kkeninden
sz etmek, zorunlu olarak zbilincin zerkliinden ve bamlln
dan, efendilikten ve klelikten sz etmek demektir."^' Baka bir de
yile, ilk insan yalnzca bir insan deildir; o ya bir kle ya da bir
efendidir. nsanlar aras ilikinin tarihi, ve yine oradan geen,
insan-doa ilikisinin tarihi, ayn nedenle, kle ve efendinin bir
birini, karlkl olarak, etkilemelerinin tarihi ya da Kle-Efendi
diyalektii eklinde oluacaktr. Bylece, ayn tarihin sonu da,
imdiden saptanm durumdadr: nsann kle ya da efendi ol
mak bakmndan belirlenmedii, ama insan olarak kabul edildi
i an. Hegel'e gre bu an, felsefenin bandan beri amalad
ve orada, insanlarn artk kendilerini ve birbirlerini birer insan
bireyi olarak kabul ettikleri evrensel uzlam andr. Hegel'in,
bu sona ulamada, Eransz Devrimi' nin oynad belirleyici rol
ve Napoleon' un kurduu devlete ayrd ayrcalkl yer zeri
ne yaplm ve yaplmakta olan tartmalarn, bu yazda ele ald
mz sorunsal erevesinde, bizi ilgilendirmediini daha nce
belirtmitik. Bizi burada ilgilendiren Hegel' in zbilin anlay
nn, zbilincin douu sorununa ve onun da, bilinler aras ili
ki sorununa yani toplumsal ve politik ynleriyle insan ve tarih
28 Kojeve, A., age., s. 20.
29 Kojeve, A., age., s. 15.
38 Hegel
konularna gnderen ynlerinin, modern felsefi antropoloji a
sndan tad nemdir.
Grngbilim'de Hegel, tamamlanm bir felsefi sonular
btn olarak kendi sistemini sergilemeyi amalamad ve
konu olarak semi olduu bilincin kendi bak asna yerle
erek onun yaam olduu tarihsel diyalektiin nemli urak
larn "betimlemek"le yetindii iin, Kle-Efendi diyalektiini
de ayn adan ele al acakt r . Bu diyalektikte iki bak as sz
konusu olduu iin, iliki, klenin bak asndan ve efendinin
bak asndan olmak zere iki adan ele alnacaktr. Bu iki ba
k asndan hareket etmek grngbilimsel yntemin gerek-
tirmesidir. nk, belirtmi olduumuz gibi, Hegel'e gre bu
yntem, filozofun bak asn konuya uygulamay deil, felse
fi olmayan (doal) bilincin bak asna yerlemeyi gerektirir.
Kle-Efendi ilikisine ilk yaklamnda Kle-Doa-Efendi
l ilikisi u grnm sunar: Saygnlk iin savatan nce
istek, efendiyi doaya baml klmaktayd. nk nesnenin t
ketiminin salad doyum geiciydi ve yerini nesneye duyulan
gereksinmeye brakyordu. Bunun nedeni, Kojeve'e gre nesne
nin bilin karsndaki bamszldr. imdi ise efendinin iste
i bir araca, bir dolayma sahiptir. Bu dolaym kledir. O, efendi
nin doayla ilikisinde koruyucu bir ekran grevi grmektedir;
nesnenin bamsz olan ynyle uraarak, nesneyi dntre
rek, alarak, onu efendinin tketimine, doyumuna hazrlar. Bi
yolojik varoluunu, kendini zerk bir varlk olarak kabul ettir
me uruna savata tehlikeye atarak kendi iindeki doay am
olan efendi, dndaki doann (nesnenin), zneyi baml klan,
zerk yann da klenin almas sayesinde aar. te bu anlam
da efendinin doayla yani "verilmi olan varlk"la ilikisi bir
baka varlk yani kle dolaymyla gerekleen bir ilikidir.
Efendinin, saygnlk uruna savata "verilmi varlk" ola
rak kendisini yani kendi doasn amam olan kleyle ilikisi
de, ayn ekilde dolayma sahip bir iliki haline dnmtr:
Efendi kleyle, nesne araclyla iliki kurar. Ona gre artk,
verilmi varlk olarak nesneler, kendi isteinin olumsuzlayc
30 Bkz. Hyppolite'in bu kitapta yer alan "Grngbilim' in Anlam ve Yntemi"
adl yazs.
hilinii Bir zgrlk Felsefesi Olarak Okumak 39
31 Kojeve, A., age., s. 22.
gcyle yok ettii (tkettii) aralardr, ve dolaysyla, kendisin
den bamsz ve hatta kendisini bamllatrabilecek eyler de
ildir. Bu aralar onun tketmesine hazrlayan klenin istei
ise, artk, yalnzca efendinin isteinin bir uzantsdr. Kle sava
ta, kendisinin de bir doa olduu duygusunu aamad ve ey
lerle dayanma iine girmi olduu iin, nesnenin bamszla-
trc ynyle imdi o uraacaktr; alma yoluyla nesneyi d
ntrecek, ama onu olumsuzlayamayacak, tketemeyecektir.
Ksaca kle, savata kendi doasn aamad iin, efendinin
ve doann klesi olarak alacaktr. O halde ilk yaklamda,
efendi bir zbilin, bir insan olma yolunda kleye gre daha ile
ri durumdadr. Kle efendiyi bir zbilin olarak kabul etmekte
ve bylece, efendinin kendi insan deeri konusunda sahip oldu
u znel gven, dolayml bir dnce, nesnel, kabul edilmi bir
hakikat haline dnmektedir: "Kle hl 'dolaymsz', doal,
' hayvansal' bir varlk olarak kald halde, efendi -sava ara
clyla- imdiden bir insan, 'dolayml' bir varlk olur; onun
davran, buna bal olarak, ayn ekilde, eylere kar olduu
kadar insanlara kar da -nk ona gre bu dierleri kleden
baka birey deildir- dolayml, ya da insanca'dr."^^
Ama, "kabul edilme" kavram zerinde daha dikkatle du
rursak, aslnda, insanlar aras ilk ilikinin (Kle-Efendi ilikisi
nin) bu kavram tam olarak gerekletiremedii ortaya kacak
tr. nk, kabul edilme, zorunlu olarak karlkl olmaldr. Oy
sa bu ilikide, kabul edilme tek ynldr ve dolaysyla, eksik
tir. Efendi bir zbilin olduunu bilmekte ve kle dolaymyla
bu kany bir hakikate dntrm bulunmaktadr. Ama ona
gre kle bir zbilin deil bir nesnedir. Efendinin, uruna ha
yatn tehlikeye att bir zbilin olarak varoluu, zbilin olma
yan bir ey, bir nesne tarafndan kabul edilmitir. Onun gerek
ten kabul edilmi olmas iin, kendisi de zbilin olan bir varlk
tarafndan, yle olduunu dnd ve kabul ettii biri tara
fndan kabul edilmesi gerekirdi. Oysa bu, efendi iin mmkn
deildir. Klenin kendini kabul ettirmesi efendi olmas demek
olacana gre, efendinin onu kabul etmesi kendisinin gerek
letirdii efendilik kavramyla eliecektir. Bu nedenle, kendini
4 0 Hegel
zbilinci Kuran ki Kavram: Korku ve alma
Hegel'de, klenin efendiyle ilikisini zbilin sorunu asndan
irdelememize izin verecek iki temel kavram korku ve alma
kavramlardr. Klenin savata ve daha sonra efendinin hizme
tinde alrken duyduu korku (yani lm korkusu ve efen
dinin gcnn kendisinde uyandrd korku), ona yalnzca,
biyolojik varoluunun bilinli varoluu iin gerekli olduunu
retmemi, ayn zamanda, hibir belirli varoluun (mesela
bir efendi olarak varoluun) insan gerekliinin tmn olu
turmadn retmitir. Ayrca kleyi, doann veri olan yn
n ele alp ona biim vererek dntrecek bir etkinlie, yani
efendinin hizmetinde almaya iten yine korkudur. Bu bakm
dan korku insann (klenin) zbilin olma yolunda ilerleyii a
sndan, tek bana yeterli bir koul olmamakla birlikte, byk
neme sahiptir. Korku insann doutan getirdii eilimlerini,
anlk isteklerini bastrmasna, ertelemesine yol aarak gerek
32 Kojeve, A., age., s. 25.
kabul ettirme biimi olarak efendilii seen, ama bylece, ba
langta (savaa girerken) amalad noktaya yani "bir insan ta
rafndan kabul edilmi bir insan olma" noktasna ulaamayan
efendinin gerek doyuma ulamas imknszdr. Efendinin tra
gedyas, onun iinde bulunduu amaz, o halde, ortadadr.
nsan balangta ya kle ya da efendi olduuna ve efendi
nin karlkl kabul edilme amacna, dolaysyla da gerek bir
doyuma ulamas mmkn olmadna gre, bu amaca ve onun
verecei doyuma ulaacak olan kle olacak, "daha dorusu, k
le olmu olan, klelikten gemi olan, kleliini 'diyalektik ola
rak' ortadan kaldrm olan"^^ olacaktr. Baka bir deyile, dier
bir zbilin tarafndan kabul edilmi zbilin haline gelmeye
aday olan efendi deil kledir. Ama bu, balangtan itibaren
klenin bir zbilin olduu anlamna gelmez; o bunu efendiyle
ve doayla diyalektik ilikisinin, Eransz Devrimi' ne ve oradan
da Napoleon' un kurduu devlete kadar uzanan, insanlk tarihi
kadar uzun geliimiyle elde edecektir.
'Mlim'i Bir zgrlk Felsefesi Olarak Okumak 4 1
anlamda "alma" denen etkinlii balatabilmesini salamtr.
Hegel' in bu gryle, Freud'un uygarlk-alma ve isteklerin
bastrlmas/ertelenmesi arasnda bulunduunu dnd
sk iliki zerine savn nceden haber verdii aktr. Ayrca,
Hegel' in alma kavramna kazandrd yeni boyutlar, ada
praksis felsefesi asndan da olduka nemlidir: alma, dier
etkinliklerden, anlk bir doyuma ulatrlacak bir istek tarafn
dan gdlenmemesi bakmndan ayrlr. alma denilen et
kinliin nedenleri insana doal olarak (kendi doas ya da d
doa tarafndan) verilen nedenler deil, tarihsel ve toplumsal
nedenlerdir.
J . M. Bernstein, daha nce szn ettiimiz yazsnda, Des
cartes' ta kukunun ileviyle Hegel'de korkunun ilevi arasnda
ki ortak ynleri ele almakta ve her iki filozofta da zbilincin
douunun, bilincin kendisiyle kendisine veri olan arasnda bir
ayrm yapmasyla birlikte gerekletii dncesinin mevcut
olduuna dikkati ekmektedir. Buna karlk, Descartes' n bu
amala setii kuku edimi yeterince temellendirilmi deildir.
Descartes' ta insann kendi bilin ieriklerinden yani bilince veri
olan eylerden nasl kuku duyabilecei konusu akla kavu
turulmam, temellendirilmemi, tam tersine, btn sistemin
kendisi zerine temellendii ama kendisi temellendirilmemi
bir nokta olarak kalmtr. Bilin zbilin olmak iin kendinde
hazr bulduu, kendisine verilmi ieriklerden kuku duyma
ldr. Ama, Bernstein' n belirttii gibi, veri olandan kuku duy
mak, bilincin onunla kendisi arasnda bir mesafe koymas de
mek olup, zaten bir zbilin olmu olmay gerektirmez mi? Ve
ri olandan kuku duymak henz bir zbilin haline gelmemi
olan bir bilincin benimseyecei bir tutum olabilir mi? Veri olan
dan kuramsal dzeyde kuku duyarak bir ben olduunun bilin
cine varmak filozofun yaktrmasndan baka bir ey olamaz.
nk d dnyann bilgisinden kuramsal dzeyde kuku duy
mak, bir zbilincin zaten varolduu anlamna gelir. Bernstein' a
gre metafizik kuku metafizik yapabilecek bir znenin tutumu
olabilir. Oysa zbilincin douunu kavramak, zbilincin, doal
bir varoluun barndan karak ve kendisini bu tarz varolu
tan ayrarak bir hen olarak tanmlamasnn tarihini kavramak
42 Hegel
demektir. te Hegel' in Kle-Efendi diyalektiiyle yapmaya al
t budur. Yine bu nedenledir ki, Hegel, insan kendi bilincine
sahip klmaya itecek tutumun metafizik kuku gibi kuramsal de
il, pratik dzlemde yer alan bir deneyim, yani korku olduu
nu syler. nsann veri olandan kendisini ayrmas iin gereken
oku filozofun yntem olarak nerdii kuku deil, bilincin ger
ekten yaad lm korkusu salayacak ve bu sreci, alma,
veri olan olumsuzlayp dntrerek, sonuca ulatracaktr. O
halde Hegel'e gre, veri olan kuku yoluyla, soyut bir tarzda
olumsuzlayacak bir bilincin (cogito'nun) mevcut olabilmesi iin,
onu alma yoluyla, somut bir tarzda olumsuzlayacak/dn-
trecek bir zbilincin -daha dorusu zbilin olma yolundaki
bir bilin figr olarak klenin- var olmas gereklidir. Hegel' in
daha sonra greceimiz gibi, stoaclk, septisizm ve Hristiyanl
, zbilincin ilk figr olan klelie ait dnya grleri olarak
ele almasnn nedeni yine bu noktada aranmaldr. Hegel'e gre
yalnzca Descartes' n cogito kuram deil, btn felsefi sistem
ler varolusal tutumlara sk skya baldr ve onlarn oluturdu
u temeller zerinde ykselir. Varolusal tutumlar ise, insann
bir zbilin olmasn ve bu durumun gereklemesini mmkn
klacak, iinde btn zbilinlerin birbirini birer bilin olarak
tanyaca evrensel uzlam gerekletirmi topluma doru iler
leyen tarihsel sreteki deiik uraklar olutururlar.
Klenin veri olanla (ve bu anlamda kendi i doas ve d
doasyla) ilikisi, alma yoluyla yapsal bir deiiklie uraya
caktr. Efendinin olumsuzlayc tek etkinlii sava olduu halde,
kleye zgrlk ve zbilin verecek olan etkinlik almadr. a
lma yoluyla kle, veri olan biimiyle d dnyann nesnelerini
olumsuzlayacak, dntrecek ve kendi zerkliinin bilincine
varma yolunda ilerleyecektir. Balangta sanki, alarak, kle
doaya klelik yapyor, efendi ise onu tketerek, isteini doyura
rak ayn doann bamllatrc yanndan, kle araclyla, ko
runuyor gibiydi. Ama, durumun aslnda olduka farkl olduu
ortaya kmaktadr. nk, efendinin tketerek olumsuzlamak-
tan ibaret olan doyumu, ardnda kalc hibir ey brakmamakta,
ona belli bir haz salamakla birlikte, ondan bakasn ilgilendir
meyen, dierleri tarafndan kabul edilmeyen, geici bir duygu ol-
'Mlim'i Bir zgrlk Felsefesi Olarak Okumak 4 3
33 Kojeve, A., age., s. 54.
maktan kurtulamamaktadr. Bylece, kendini, sadece isteyen ve
isteini kolayca doyurabilen bir ben olarak ortaya koyan efendi,
ancak bir zduyguya sahip herhangi bir canl olmann tesine
geememekte, kendi iindeki doay, veri olan gereklii aarak
insan olmay tam anlamyla baaramamaktadr. Kle ise, istein
gdmnde deil, belli bir amala yaplan eylemle (almayla)
nesneyi dntrerek kendini eitir ve doay biimlendirirken
kendini de biimlendirir. alma nesneyi yaratrken, bir zbi
lin olarak insan da yaratr. Her ne kadar, son zmlemede,
bu etkinlik bir baka istein yani efendinin isteinin gdmn
de gereklese de, alma araclyla kle, nesneden baka, onu
olumsuzlayabilen, dntrebilen bir bilin olduunun farkna
varr. Yaratt nesnede kendini, kendi zerk ynn gren k
le, orada kendini gerekletirir: "Ancak yapma bir nesne rettik
ten sonradr ki insann kendisi gerekten ve nesnel olarak doal
bir varlktan baka bir ey olur; ve yalnzca bu gerek ve nesnel
rndedir ki o, kendi znel insan gerekliinin tam olarak bilin
cine ular. O halde, insan alma yoluyla gerek bir doast
ve kendi gerekliinin bilincinde varlk olur."^^ Bylece kendi i
doasn savata yenememi olan kle, alma yoluyla, d dn
ya olarak doay yenerek, kendini veri olan varlk olarak doa
dan ayran ynn bilincini elde eder.
Kojeve, yorumunun bu noktasnda, efendinin, insann bir
zbilin olarak douu serveninde yalnzca bir katalizr oldu
una iaret ediyor. Yani o, kendisi olmadan bu srecin gelieme-
yecei, ama, bu srece zel bir katks olmayan bir eyi temsil
etmektedir; efendi almaz, ama, o olmasayd kimse alama
yacakt. Efendi insanln zbilince ulama yolunda sapland
bir amaz temsil etmekle birlikte, bu amazn kendisi ilerleme
nin bir koulu olmaya devam etmektedir. O, uygarln, Ere-
ud'da da rastladmz, olumsuz olmakla birlikte, sine qua non
kouludur. O tek bana ele alndnda, uygarla hibir zel
katks olmayan hask, otorite, gereklik ilkesi gibi olumsuzlukla
r temsil eder. Efendinin tragedyas bal altnda Hegel' in bi
ze anlattklarnn, insanln bugn yava yava sorgulamaya
balad ilerlemeci tarih ideolojisinin kendini hakl karmak
4 4 Hegel
yolunda ortaya att aklamalardan biri olup olmad sorusu
nun, bu yazda ele alnamayacak derecede farkl bir kuramsal
balamda irdelenmesi gerektii aktr. te yandan, yine be
lirtmek gerekir ki, Hegelci dncenin szn ettii efendide
Nietzche trnde bir stn insan rnei aramak doru olma
yacaktr. Kojeve' in belirttii gibi, her eyden nce, Kle-Efendi
diyalektii yalnzca bireysel ilikilere ait olmak gibi bir zellik
tamayp. Roma ile Barbarlarn, ortaada asillerle dierlerinin,
Yahudilikte Tanr ile insanlarn ilikilerini kavramak asndan,
bize nemli ipular salamaktadr.
Doay biimlendirirken kle, znenin nesneye olan stn
ln kavrar: Bir tasar eliinde, belli amalarla nesneyi d
ntren insan, veri olan, doay, aabileceini, bu anlamda,
zgr olduunu ve byle olan tek varlk olduunu a n l a r . B u
onun, Kant' n koulsuz buyrukta arad kendiliindenliini ya
amas demektir. Doay dntrmesi, nesneyi tketime ha
zrlamas efendinin buyruudur. Ama, doay dntren ve
bunu nasl baarabileceini bilen, yalnzca kledir. Kendi dav
rannn uyaca ilkeleri hibir doaya bavurmakszn olutur
mak, kendisi olmak, zbilin olmak demektir. zbilin olmann
Descartes ve Kant' ta grm olduumuzdan olduka farkl olan
bu yolunun ada antropolojileri bu denli etkilemi olmas a
rtc deildir. Hegel doada, ama doadan farkl olarak var ol
mann yolunu, hareket noktas olarak kuramsal doa bilgisini
ve sonra pratik yani yaayan varlk ve numen olarak da insan
34 Papaioannou Hegel'in almaya ve teknik praksise verdii nem konusunda
yle yazyor: "Eer alet ben' in eyleminin bir uzants ise, otonomlatrlm,
insan gcnn fizik snrlarndan kurtulmu, "kendi bana etkin" olma yete
neine kavumu alet olarak makine, kendi olmaklm (soi) olumsuz znn
ifadesidir. Mekanikleme olaynda Hegel'i byleyen ey (kendisinin de birok
defa, zellikle, belirttii), alma sresinin gerekten azaltlmas imkn deil,
makinenin, olumsuzluun evrensel etkinliinde sahip olduu stn konum
dur. "Makine," der Hegel, "znenin dnda konulmu olan znelliin, kavra
mn endiesidir." "(Papaioannou, K. Hegel, Seghers, 1962, s. 58.) Makinenin ark
ve zincirlerinde, tarihte ve dnyada kendini gerekletirmekte olan akim olum
suzlayc (veri olan deitirici-yadsyc) gc, sanki, somutlamaktadr. Ama,
hemen belirtelim ki, Hegel'in makineletirme karsnda duyduu hayranlk,
hibir zaman, bir Descartes' ta grld trden sonulara gtrmez: Hegel'in
felsefesinde teknik praksis (politik ve moral) insan etkinliinin yannda, her za
man, ikinci dereceden bir etkinlik olarak kalr.
'Mlim'i Bir zgrlk Felsefesi Olarak Okumak 45
bilgisini ele alarak deil, her ikisini bir arada, insan-doa-insan
ilikisi erevesinde eriterek ele almakta aramaktadr. Kant' ta ol
gu ve anlam, insan ve doa, ahlak ve bilim ayrlnn kayna
olan kuramsal akl, pratik akl ikicilii, bylece, felsefenin al
maz ikicilii olmaktan kmaktadr.
Bylece, zgrlk ve kendi kendinin farknda olma (Kant' n
kuramsal zbilinci) birbirinden ayr eyler olarak kalmamakta,
bir bilincin iki farkl yn haline gelmektedir. Doay bilme, do
ay dntrmeyle ve her ikisi de insann dier insanlarla ili
kisiyle birlikte ele alnarak, Hegelci antropolojide, ayn bir dene
yimin eitli ynlerini oluturmaktadr. Hegel'e gre, felsefenin
o ana kadar yapageldii soyutlamalarn rn olan, insan-do-
a kuramsal ilikisi, insan-doa pratik ilikisiyle, yine ayn e
kilde, insan-insan dnsel/ahlaksal ilikisi de, insanlar aras
toplumsal, politik ilikiler rgsyle bir arada ele alnmaldr.
Hegel'de zbilin, kendisinden nce gelen bilin felsefelerinden
farkl olarak hem tinsel hem maddesel boyutlaryla birlikte gz
nne alnr. alma kavram zbilincin bu iki ynn bir ara
da temellendirmesi bakmndan ayr bir neme sahiptir.
Kabul edilme kavram, grm olduumuz gibi zbilin
sorununu toplumsal dzleme ekmiti. imdi, alma kavra
m onun doayla ilikisini ortaya koyacaktr: nsan, maddesel
olandan farkl olduunun bilincine vararak zbilin olur; ama
bunun farkna varmas iin insan, maddesel olan zerinde etki
sini grmek, ona yeniden, kendi amalar dorultusunda biim
verebileceini saptamak durumundadr. Kant' taki, d dnyay
bilerek, onu bilme dzeyinde etkin bir biimde kurarak, bu yol
la kendini de bilen ben'e karlk, Hegel'de, d dnyay dn
trerek ben olan bir zbilin anlay buluyoruz. Ama Hegel' in
zbilin felsefelerine getirdii tek yenilik bu deildir. Ayrca,
insann d dnya ile arasndaki ilikinin zbilinci oluturucu
zelliine paralel olarak, bir de bu teknik praksise elik eden,
onun dolaymn oluturan toplumsal praksis mevcuttur. nsa
nn d dnyay, nesneyi biimlendirerek kendi bilincini elde
edebilmesi, onun bir baka insanla ilikisi (Kle-Efendi ilikisi)
yoluyla gereklemektedir. nk, grm olduumuz gibi. K
lenin almasnn nedeni efendinin isteidir.
4 6 Hegel
Bu arada, Hegel' in insann dier bir insanla ilk ilikisinin
bir Kle-Efendi ilikisi olduu eklindeki tezinin olduka tart
lm olduunu belirtelim: nsanlar aras ilikinin ilk tarzlarn
dan birinin dii-erkek ilikisi olmu olmas gerektii ve bunun
mutlaka bir kle-efendi ilikisi olmayabilecei akla gelen ilk
kar klardan biri olmutur. Ama, kolayca anlalabilecei
zere, sz konusu ilikinin temelinde yer alan biyolojik istek, in
san, Hegel' in tanmlad tarzda biyolojik bir varlk olmaktan
fazla bir ey olma bilincine gtrecek trden deildir. nsan
biyolojik varln amaya, olumsuzlamaya gtrecek tek iliki,
Hegel'e gre, lesiye sava biiminde olmu olmaldr. Bu sava
ta, aslnda, olumsuzlanmak istenen dierinin biyolojik varldr.
Ama bu iliki, tpk bir ayna gibi, karlkl konumlar yanstan
bir ilikidir. Bu nedenle, dierinin biyolojik varln yok etmeyi
istemek, kendisinin biyolojik varlnn olumsuzlanmasn gze
almay gerektirir.
te yandan, Hegel'e gre klelik ve efendilik mutlak roller
deildir. Her eyden nce, zbilincin bu iki taslak biimindeki
figrnden birini benimsemek varolusal bir seim iidir ve
hibir biimde nceden belirlenmi deildir. Bu bakmdan, He
gel'in btn syledii, taraflardan birinin efendilii, dierinin
ise klelii semi olmas gerektii, baka trl, savan taraflar
dan biri ya da ikisinin lmyle sonulanaca, dolaysyla da
zbilincin ve tarihin yolunun daha balangtan itibaren tkan
m olaca eklindedir. Kle biyolojik varolula btnlemeyi,
efendi ise onu amay seendir. Ama, aslnda, daha sonra da
greceimiz gibi, bu ilikide ayna benzetmesinin geerli olaca
tek an, sava an deildir. likinin diyalektii gelitike ki
min efendi, kimin kle olduu sorusu yeniden gndeme gele
cektir. Sava sona erdiinde, efendi biyolojik varoluu, klenin
ona salad rnler sayesinde kendi doyumu iin bir ara
durumuna indirgeyerek atn dnmektedir. Oysa gerekte
durum tam olarak byle olmaktan uzaktr. nk efendi biyo
lojik dnyaya olan aknln yine biyolojik bir tarzda (istein
doyurulmas tarznda) yaar. Bu nedenle onun aknl mutlak
deildir. Bu nedenle de biyolojik varoluun tam olarak alma
mas, yani tam bir zbilin olma, efendinin deil klenin elde
edebilecei bir sonu olacaktr. Efendinin kendini gerekletirdi-
'Mlim'i Bir zgrlk Felsefesi Olarak Okumak 47
i evren biyolojik bir evrenken, kle yaratt teknik evrenle ken
di kleliini amay, bir zbilin olmay baaracaktr.
imdi klenin biyolojik varoluunu ama bilincine nasl
ulaabilecei konusuna yeniden dnelim. Kleye kkl bir a-
knlk duygusu salayabilecek ilk deneyim korkuydu. Bu, lm
korkusu olduu iin kkl bir korkuydu. Bu kkl duyguyu
aabilmek kendisi olmay gerektirir. Biyolojik varlnn eriyip
gitmesi tehlikesi kleyi kendi kendisi olmaya itecektir. Ama kor
ku onun kendisini bir ben olarak yaamas iin yeterli deildir.
nk kendisinin yok olabilecei duygusunu yaamak, zbi
linci, bir yokluktan, hiten ibaret olmad bilincinden fazla bir
noktaya gtrmez.
Buna karlk, klenin efendinin hizmetinde yrtecei a
lma, onun zbilin olma yolundaki ilerleyiine ok baka kat
klarda bulunacaktr. nk alma nesnel dnyaya bir znel
lik grnm kazandrr. Biyolojik dnya, mesela, ilenmemi
bir toprak parasysa, alma onu bir tarla haline dntrerek
ona insans bir grn kazandrr. Bu grn, bu imge, kle
iin bir tr efendilik imgesidir. Bylece kle, kendi almasyla
ortaya kan rnde, kendi olumsuzlama/dntrme gcn
yani daha nce hep efendiye ykledii bir zbilin olma, bir in
san olma belirtilerini bulur. stelik artk bu, korkuda olduu gi
bi bir tr aknlk duygusu deil, nesnellemi bir aknlk, dier
zneler tarafndan grlp tannabilir, kabul edilebilir bir akn-
lktr. Oysa, grm olduumuz gibi efendinin, klenin alma
s sayesinde, isteklerinin karlanmas biiminde elde ettii do
yum, kalc bir doyum olmad gibi, nesnel ve kabul edilebilir
bir doyum da deildi.
Oysa klenin tarla zerindeki efendilii tarlann kendisi ka
dar nesneldir. Burada, u son derece nemli noktaya iaret et
memiz gerekiyor: Hegel' in felsefesinin tpk Schelling' inki gibi
mutlak bir idealizm olduu ve zne ile nesnenin zdelii sav
n benimsedii belirtilir. Aralarndaki fark, Schelling' in bu sav
felsefesinin bir ilkesi, bir hareket noktas olarak semi olmas
na karlk, Hegel'in, onun temellendirilmesi gereken bir sonu
olduunu vurgulamas biiminde bel i r l eni r . Oysa bu fark bir
35 Bkz. Hyppolite'in bu kitapta yer alan "Grngbilim' in Anlam ve Yntemi"
adl yazs.
4 8 Hegel
cmleyle geitirilemeyecek kadar derindir: Bu sonu Hegel'de
sistemin bir "son sz" olmaktan ok, zne ve nesne ilikisi
nin, hem kuramsal hem de pratik dzlemde her anmda kendi
ni gsteren diyalektik zelliinin bir sonucudur. Mesela biraz
nce grm olduumuz gibi, bir zne olarak kendini bilmek
durumunda olan kle, bu konuda sahip olduu znel duyguyu,
ancak, bir nesneyi znelletirerek, nesnel bir hakikat durumuna ge
tirebilir. Nesneyi znelletiren kle, bu yolla kendi Kleliini,
dolaysyla efendiyi ama yoluna girmitir.
Klenin zbilin olma srecinde korku ve almann ne
mini son bir kez karlatrrsak: Korku, ie doru duygusal bir
hareketi dourur, alma ise, znenin da dnmesine yol aar.
Savata kle d dnyada erimekten kendi biyolojik kimliini
kaybetmekten korkuyordu. Baka bir deyile, d ve biyolojik
bir dnyadan, onun iinde erimek, yok olmak kaygs sayesin
de, farkl olduu duygusunu yayordu. alma sayesinde k
le d dnyadan, baka olandan duyduu bu korkuyu yenecek
ve onu olumsuzlayarak, onunla arasndaki farkll korku gibi
olumsuz bir dzlemde deil, onu kendine benzer klmak gibi
yapc, nesnel bir dzlemde kavrayacaktr. Bylece kle, znel
liini yitirerek, nesnel olan iinde eriyerek yok olmaktan duy
duu korku sayesinde elde ettii bir zne olma duygusunun ye
rine, nesneyi znelletirerek elde ettii bir zne olma bilincine
kavuacaktr.
O halde, alma, insann zduyguya deil, zbilince ula
mas asndan daha etkilidir. alma korku kadar kkl de
ildir. Korku mutlaktr, nk insann varoluunun tmn
ilgilendirir. alma ise belli bir nesnenin dntrlmesi/olum-
suzlanmas olduu iin mutlak deildir. Buna karlk, alma
da duygu deil, dnce egemen olduundan, bu yolla elde edi
lecek olan bir zduygu deil, zbilintir. Bo bir alan bir tarla
haline getirmek ona herkesin anlayabilecei bir biim vermek
demek olduu iin, alma dierleri tarafndan, nesnel olarak
kavranlabilecek bir sonuca ulamaktadr diyebiliriz. Bernstein'
n belirttii gibi, tarla gereklemi bir geometri (yani gerek
lemi bir dnce, ya da nesnellemi bir zne), gereklemi
bir ekonomi, ksacas, insana benzer klnm bir dnyadr. z-
'Mlim'i Bir zgrlk Felsefesi Olarak Okumak 4 9
ne-nesne diyalektii Hegel'de o denli karmaktr ki, Grng
bilim'i hem maddeci hem de idealist adan okumay mmkn
klmaktadr. nk, sonu olarak her ey, insann m insanla-
m doa (zne haline gelmi nesne), yoksa doann m kendine
yabanclam tin (nesne haline gelmi zne) olduu sorusuna
indirgenmekte ve Hegel' in zne ve nesne arasnda grd kar
mak ilikiler a tek bir "ipucuyla" zlmeye allmaktadr.
Balangta, efendi, saygnlk uruna verdii savata elde
etmi olduu zgrln, klenin kendi hizmetinde almas
yoluyla, d dnyada gerekletirmekte gibi grnyordu. n
k kle varln veri olan yanlarn dntrerek, onu, efendi
nin isteklerine uygun hale getirmekteydi. Efendi doadan, ona
baml olmakszn yararlanabiliyordu. Doann baml klc
yanyla uraan kle ise, doay dntrp olumsuzladka,
orada kendi zgrln deil efendinin isteinin gerekle
mesini, dolaysyla, efendinin zgrlnn nesnellemesini
gryordu. Bylece kle alarak, sanki, doaya katlmakta,
onun baml klc etkisine maruz kalmakta, efendi ise, zgr
lemekteydi. Oysa, bu alma etkinliini daha yakndan ince
lediimizde, onun kle asndan olumlu olan ynn fark ede
riz. Aslnda, almann insanlatrc yn baml klc oldu
unu sandmz ynnden kaynaklanmaktadr: almann in
sanlatrc zellii onun, alann kendi isteklerini doyurmak
amacyla deil de, bir bakasnn isteklerini karlamak iin ya
plmasndan domaktadr. nk kendi isteklerini karlamak
iin yaplan alma, insann kendi doal eilimlerini, igdle
rini doyurma amacn tar ve olsa olsa, insann biyolojik dnya
olarak doann hnerli bir yesi olduunun gstergesi olabilir.
Bu nedenle de insann kendisini, doadan ayr, zgl bir varlk
olarak kavramasna yol amaz. nk, bu biimde tanmlan
m bir etkinlik olarak alma araclyla insan doay amaz,
tam tersine onunla btnleir. Ama, kendi istei dnda bir ne
denle alan kle biyolojik olmayan bir amacn, bir idenin sonu
cu olarak eylemde bulunmaktadr. Doay maddesel olmayan,
tinsel bir eye yani ideye gre dntrmek, insann, biyolojik
isteini doyurarak doayla btnlemesini deil, doann bir
insan dnyas haline gelmesini salayacaktr.
50 Hegel
36 Kojeve, A., age., s. 55.
O halde, ilk yaklamda, efendi, saygnlk uruna savata,
kendi biyolojik isteklerinin temel deeri olan "hayatn koruma"
igdsn yenerek, klenin gznde, kendi biyolojik doasn
atn ispatlar gzkt iin, kleye gre stn durumdadr.
Ama, kle iin, kendi almasnn nedeni istek deil, bir idedir.
te yandan, kleyi almaya iten duygunun korku olduu gz
nne alnarak, almann ona, savata duyduu korkudan da
ha fazla bir ey kazandrmayaca dnlebilir. Kojeve'e gre,
kle, savata da lm korkusunun ona verdii saf olumsuzlu
u, zgrlk ve doadan baka olma duygusunu yaamtr. O,
bundan, dnyada var olduu, insan olarak varoluunun snrl
olduu sonucunu karmtr. Daha da nemlisi, o, lm kor
kusunda, kimse kimsenin yerine lemeyecei iin, kendi birey
selliini duymutur.^^ Ayrca, kleyi almaya zorlayan efendi
korkusu, efendiden kendisinin biyolojik varln korurken duy
duu korkudan farkldr. alrken, kle, savata olduu gibi,
efendinin kendini ldrmek zere olduunu duymamakta, onu
ldrebileceini bilmektedir. Bylece almann temelinde yer
alan korkunun da bir ideye dnt grlmektedir. nk,
kle alrken, veri olan bir varl, bir ideye bal olarak (bir
tasarya gre) olumsuzlamakta, dntrmektedir. Bu nedenle
de onun eylemi insanca bir eylem olmakta, hem doay hem de
kendisini insan klc bir etkinlik olmaktadr. Bu nedenle, bili
min, tekniin ilkrnei, Kojeve'e gre, klenin bu etkinliinde
bulunabilir. Hatta, Kant' o denli etkilemi olan fizik biliminin
kkeninde bu tr klece bir doa anlay yatmaktadr.
Nasl efendi savata kendi biyolojik gerekliine ait igd
leri yenerek kendini doadan ayrdysa, kle de, ayn ekilde,
alma yoluyla, kendi anlk istek ve igdlerini yenerek, ken
disini sava annda yenmi olan doay yenecektir. Bylece o,
efendinin savaarak ulam olduu bilince, alarak ulaacak
tr. Doaya olan aknlnn bilincine vararak o, kendi zgrl
nn bilincine varacak, zerk bir varlk olduunu kavrayacak
tr. Ama, klenin sahip olduu zgrlk kavram henz onun
hayatnda gereklemi, ete kemie brnm deildir. nk
o zgrlk dncesini kendisi zgr olmakszn, zor altnda
hilinii Bir zgrlk Felsefesi Olarak Okumak 5 1
37 Kojeve, A., age., s. 26.
yapt bir alma sonucunda elde etmitir ve bu dnce,
onun bir kle olarak kalmasn, imdilik, engellememektedir.
Onun zgrlk dncesini gerekletirmesi iin, doay kendi
dncesine gre dntrmesi, yani teknik praksis yeterli de
ildir; onun, ayrca, dier insanla yani efendiyle olan ilikisini
dntrmesi/olumsuzlamas yani kendi kleliini olumsuzla-
mas gerekir. O halde, Hegel'de teknik praksis toplumsal prak-
sisi hazrlamas asndan nemlidir. Tek bana ele alndnda,
teknik praksis, bilincin, dierleri tarafndan kabul edilmi ve
dierlerini de kendisi gibi bir zbilin olarak kabul etmi bir in
san haline gelmesi iin yeterli deildir.
Aslnda kle, iinde her insann dierini kendisi gibi bir in
san olarak kabul edecei, evrensel uzlam salam, gerekten
insansal bir topluma ulama yolunda, yine de, efendiden daha
uygun bir konumdadr. nk o, efendinin stnln kabul
etmekle, insann zerkliinin, zgrlnn temsil ettii deeri
kabul etmiti. Yalnz, o bu deeri kendisinde deil, efendide ger
eklemi olarak gryordu. Aslnda, Kojeve'e gre, onun stn
yan burada bulunmaktadr. Kendisini kabul etmi olan dierini
kabul etmeyen efendi bir amaza saplanm durumdadr. "Oy
sa kle, tam tersine, balangtan beri dierini (efendiyi) kabul
eder. O halde, insan tam ve kalc olarak gerekletirecek ve do
yuracak olan karlkl ve srasyla kabul etmenin gerekleme
si iin, onun kendisini dierine empoze etmesi, kabul ettirmesi
yetecektir. Kukusuz byle olmas iin kle, kle olmaktan k
maldr: O kendini amal, kendini kle olarak "ortadan kaldr
mal d r. Ayrca, efendinin kendi efendilik konumunu ortadan
kaldrmak iin hibir nedeni ve kar yokken, klenin kendi k
leliini ve dolaysyla, efendinin efendiliini olumsuzlamak iin
pek ok nedeni bulunmaktadr. nk kle, kle olmay setii
iin deil, biyolojik varoluundan vazgemeyi gze alamad
iin kledir. O halde kle, Kle-Efendi ilikisi biimindeki bu
insan ilikisi formunu olumsuzlamaya efendiden daha fazla yat
kndr. Buna karlk, bu yatknln eyleme dnmesi kendili
inden olacak bir ey deildir. Hegel'e gre, onun insanlk tari
hinde rastladmz balca uraklardan gemesi gerekecektir.
52 Hegel
O halde zetlersek: Kle alma araclyla sahip olduu
zgrlk dncesini dier insanlar tarafndan kabul edebilir
klmay isteyecektir ve bu amala, efendinin kiiliinde zaten
kabul etmi olduuna gre, dier insanlarn da zgr olmasn
kabul etmeye yatkn olacaktr. Efendi ise, grm olduumuz gi
bi, bu adan varolusal bir amazdr. nk, bir yandan, onun
zgrl ancak kendisi gibi zgr olan bir dieri tarafndan
kabul edilmek kouluyla bir hakikat haline gelebilir, te yandan
ise, bu koulun gereklemesi klenin kle olmaktan, dolaysy
la efendinin de efendi olmaktan kmas demek olacaktr.
Hegel'e gre efendiliin tarihi yoktur, tarih yalnzca kleye
aittir. nk efendinin insanca tek eylemi savatr ve onun bu
amala kullanaca silahlarn deiiminin, geliiminin tarihi bi
le klenin almasnn tarihinden baka bir ey olmayacaktr.
Efendinin varolusal tutumu, Kojeve' in belirttii gibi, ne insan
ne de doay gerekten dntrecek bir tutum, tarihsel olarak
nitelendirilebilecek bir deiiklie yol aabilecek bir tutum de
ildir. Oysa alma, kanlmaz olarak deiimi, tarihsel geli
meyi dourur. alma yalnzca, verilmi olduu biimiyle do
ay deil, doal, verilmi ynleri bakmndan insan da deiti
rir. Aslnda kle de efendi de kendilerini kuatan dnyann veri
olan koullarna bamldrlar. Ama kle, bilinli olumsuzlayc
eylemiyle yani almasyla bu koullar ve dolaysyla insan de
itirebilir. stelik, bu deiiklii salayan yine kendisi olaca
iin, sz konusu deiim kle iin bir tr kendi kendini deitir
me olacaktr. Dnyay, onun hakknda, efendi sayesinde, sahip
olduu ideye, insan da bu yolla kendisinin gelitirecei ideye
bal olarak yeniden biimlendirerek tarih dediimiz insansal-
kltrel deiim srecini balatan kle, kendini gelitirip dei
tirdike tarihin de ilerleyiini salayacaktr.
Ama, balangta kle zgrlk hakknda yalnzca soyut
bir kavraya sahiptir. nk onu gerekletirmesi iin efendi
ye kar eyleme gemesi, toplumsal praksis alanna yerlemesi
gerekir. Oysa bu hemen ve kolayca gereklemeyecek, kle z
grlk bilincini nce dnce dzleminde, trl dnya gr
lerini gelitirerek yaayacaktr. Bu yolla kle, hibir toplumsal
praksise bavurmadan, yani kendisinin zgr bir insan olduu-
hilinii Bir zgrlk Felsefesi Olarak Okumak 5 3
Klenin Dnya Gr Olarak Stoaclk,
Septisizm ve Hristiyanlk
Hegel'e gre stoaclk, klenin kendi i zgrlne duyduu
inanc temele alan ve onun insan iin yeterince doyurucu ve
anlaml olduunu kantlamaya alan bir dnya grdr.
Stoacln bu adan inceleniine gemeden nce, Hegel' in bu
konuya yaklam zerine, genel olarak birka aklamada bu
lunmamz gerekiyor: Hegel' in stoaclk, septisizm gibi felsefe
sistemlerini bir eit dnya gr, bir ideoloji olarak ele alma
s, ilk anda yadrgatc gelebilir. Kendini her eyden nce bir tin
felsefesi olarak tanmlayan Hegelci dncenin, felsefe sistemle
rini tarihsel-toplumsal koullarn rnleri olarak grmesi, d
ncenin zerkliine ve anlamn kendi iinde tadna olan
inanla eliir grnmektedir. Yalnz sanyoruz ki, Hegel' in bu
konudaki grnn, dncenin, maddesel koullarn belirle
dii, ikinci dereceden bir gereklik olduu eklinde anlalmas
nn ne kadar yanl olaca aktr. Onun bu konudaki tutumu
nun, dnceyi kendi zerine kapallktan, somut, maddesel,
toplumsal d dnyadan kopukluktan karp, onu, insann ta
rihsel ve kltrel deneyimini bir btn olarak kavrayacak tarz
da yeniden tanmlamak eklinde anlalmas gerekir. Bu bakm
dan yle demek daha doru olacaktr: Hegel'e gre stoacl
klece varoluun ortaya koyabilecei bir dnya gr olarak
kavramak mmkndr ve onu insann toplumsal-tarihsel ser
veni iine yerletirmek, onunla btnletirmek ancak klenin
varolu deneyimini hesaba katarsak, tam anlamyla mmkn
olacaktr. Stoaclk, klenin bildii, kavramna sahip olduu
na dair edinmi olduu bilinci dierlerine kabul ettirerek nes
nel bir hakikat durumuna geirmeyi denemeksizin, iinde yaa
d elikiyi dnsel dzlemde ortadan kaldracak ve zgr
olduunu bildii halde zgr olmadan yaamasn merulat-
racak trde dnya grleri gelitirme iine giriecektir.
Stoaclk, septisizm ve Hristiyanlk, Hegel'e gre, bu adan
kavranlabilecek, aklanlabilecek temel dnya grdr.
54 Hegel
ama henz gerekletiremedii zgrlk dncesi olarak ele
alnnca, yalnzca bir "felsefi dnce" olmaktan kp, insann
kendi tarihsel serveninde benimsedii varolusal bir tutumu
anlaml ve meru klmak amacyla ortaya koyduu bir dnya
gr haline gelir.
Hegel' in Grngbilim'in IV. blmnde ele ald stoac
lk, septisizm ya da Hristiyanlk yalnzca bilisel deil, ayn
zamanda duygusal ve varolusal tutumlar olarak incelenir.
Kle, doa zerindeki zgrletirici praksisinin sonucu olarak
kendisinin aslnda zgr olduunu bilir, ama bu zgrln,
efendiye kar, toplumsal dzlemde gerekletiremez ve ken
dini i zgrlnn yeterli olduuna ikna etmeye alr: n
san Roma imparatoru da olsa, kle de olsa zgrdr. Maddesel
zincirleri onun zgrln yok edemez. Zengin ya da fakir
olsun, gl ya da gsz olsun, hasta ya da salkl olsun, o,
eer dnyorsa, eer zgrlk idesine sahipse, zgrdr. He
gel IV. blmn B ksmnda stoacl yle tanmlyor: "Onun
ilkesi, bilincin dnen z olduu ve bir eyin bilin olduu
iin, yalnzca bilin ona kar dnen z olarak davrand
zaman zsellik deeri tad, ya da, onun iin doru ve iyi
olduudur."^ Hegel' in biraz ileride belirttii gibi, "Bu bilin,
hkimiyet-klelik ilikisi karsnda olumsuz bir tavr iinde
bulunur: Bu, ne hakikatini klede bulan efendinin, ne de kendi
hakikatini efendinin iradesinde ve onun hizmetinde almak
ta bulan klenin tavr deildir; onun kendine zg davran,
taht zerinde olduu kadar zincirlere vurulmuken de, her tr
l bamlln barnda, bireysel varoluu bakmndan zgr
olmaktr; onun yapt, buradaki-varln hareketinin dna ey
lemin olduu gibi ac ekmenin de dna, dncenin yaln z-
selliine snan bu cansz kaytszl kendine saklamaktr."^'
Hegel'e gre, stoaclkla birlikte zgrlk idesi, dncenin saf
evrenselliine geri dnmekte olduu iin dnya-tininin bu ev
rensel formu, yalnzca bir korku ve evrensel klelik dneminde
ortaya kabilmekle birlikte, ayn zamanda, eitim ve kltr
dnce dzeyine ykseltebilmi bir kltrn varln da ge-
38 Hegel, G. W. R, La Phenomenologie de l'Esprit, Fr. ev. Hyppolite, s. 169.
39 Hegel. G. W. E, age., s. 169.
hilinii Bir zgrlk Felsefesi Olarak Okumak 5 5
rektirmektedir. Buna karlk, bu zbilincin z soyuttur; n
k, bu form erevesinde zbilincin zgrl, doal, burada-
ki-varla kar kaytszdr; onun hakikati "ii hayatla doldurul
mam " bir hakikattir; bu nedenle o gerekletirilmi zgrlk
deil, zgrln yalnzca kavramdr. Bu yzden, demekte
Hegel, stoacya, kendisine gre neyin iyi ve doru olduunu
sorduumuzda verebilecei tek cevap, yine her trl ierikten
boaltlm olarak, dncenin kendisi, olacaktr. Ona gre akl-
salln kendisi iyi ve doru olandr. te, bu soyutluk ve bu bi
imselliktir ki, Hegel'e gre, stoacln, ok gemeden, skc ol
mas sonucunu douracaktr.
Kojeve, Hegel'in stoacln skc olmas nedeniyle ok ge
meden ald konusundaki grn fazla basitletirici bir
aklama olarak eletirebilecek olanlara, bu aklamann ilk ba
kta yle grnmesine ramen, aslnda, derin bir metafizik te
mele sahip olduunu bildiriyor: nsan, Hegel'e gre, var olan bir
varlk deildir. O varln olumsuzlanmasdr ve bu anlamda, ey
lemdir. Hegel "insann hakiki varlnn eylem" olduunu sy
ler. Oysa stoaclk, bir eylem felsefesine tmyle kar, ona giden
yollar sk skya tkayan bir dnya gr gelitirmitir. nsan
eylemde bulunmadan, yalnzca var olmakla, veri olan doasyla
almakla yetinerek hayvan, nesne ya da melek olabilir, ama, in
san olmaz. Bu nedenle zbilin stoaclkta doyum bulmayacak
ve bu doyumsuzluu bir tr sknt duygusu biiminde yaaya
caktr. Bu arada, Hegel'e gre bireyci anlk felsefelerinin temel
idesinin, stoaclktan gelen ve Hristiyanln da benimsemi ol
duu bir eylemsizlik idesi olduunu da belirtelim.
Stoacla gre insan dnd iin ve dnd sre
ce zgrdr; isteklerinin esiri olunca doann da esiri olur, d
nerek ise zgr hale gelir. Bu zgrlk anlay stoa felsefe
sinde belli bir dnce anlayyla bir btn oluturur. Stoac,
dnmenin ve dolaysyla zgrln, doal d dnyadan
kopma yoluyla mmkn olacana inanr. Kojeve bu grn
onu efendiye kar mcadele etmeye gtrecek bir nitelikte ol
mamakla birlikte, tutarl olduu zaman, onu, efendiden ve on
dan gelecek lmden korkmamaya, dolaysyla da efendinin
hizmetinde almamaya gtrebileceini belirtir. Bu noktada.
56 Hegel
stoa felsefesinin nl "felsefi lm" anlayyla karlayoruz.
Bu anlay, klece alma ve yaamayla karlatrldnda,
bir ilerleme olarak nitelendiren Kojeve, buna karlk, zgrlk
anlayndaki bu ilerlemenin, "olumsuz bir zgrle", dnya
ya ve insanlara kar bir zgrle doru bir ilerleme olduu
nu dnmektedir. O halde, stoac haline gelmi olan klenin
ulat zgrln birinci zellii "olumsuz" olmasdr. kinci
zellii ise soyutluudur. nk, stoac zgrlk, eylem zgr
l deil de dnce zgrldr, bu nedenle de dolayml
olmayan, dierleri tarafndan kabul edilmi olmayan, nesnel-
lememi bir zgrlktr. Doay alma yoluyla kendi idele
ri uyarnca deitirir ve olumsuzlarken zgr olduunun bilin
cini elde eden kle, bu zgrln efendiye kar bir praksis
haline dntrmeyip, bir stoac olmay, zgrlnn znel
bilinciyle yetinmeyi seerek, sonunda, dnyadan, iinde efendi
nin hkim olduu dnyadan bamsz ve zgr olduu "yanl
samasna" sarlmay semitir. Ama biraz nce belirttiimiz ne
denlerle, bu zgrlk, ya "felsefi lmle" ya da skntyla sona
erecek ve stoac, hakikatini septisizmde aramaya balayacaktr.
Hegel'e gre nihilizmle ayn ey olan septisizm, stoac ide
alin gereklemesi, yani stoacln hakikatidir. Stoacnn kendi
sine kaytsz kald (insansal ya da doal) dnyay, septik, da
ha kktenci bir tutumla olumsuzlar; d dnya stoacnn dedii
gibi insann i zgrl asndan nemsiz ve deersiz deil
dir. O, tek kelimeyle, mevcut bile deildir. Var olann yalnzca
bireysel olan olduunu ileri sren bu moral ve varolusal solip
sizme gre yalnzca "Ben" vardr. Bylece, septik, d dnyay
olumsuzlar, ama bunu yalnzca dncede gerekletirir. Bu
nedenle zgrl gerekletirmek konusunda, o da stoacln
tutumuna yakn bir tutumu benimsemektedir. Onun olumsuz
layc etkinlii d dnyann bilgisi olarak bilime kar yrt
len kuramsal bir eletiri biimindedir. Bu yzden, septik, asln
da "dnya yoktur" demek isterken, "d dnyay dnmeden
de ben'i dnebiliriz" diyerek dnya grn dile getirir.
Ayrca septisizmde anlk felsefelerinin bir baka temel idesini
bulmaktayz: Dnya ve insan ikicilii ya da, dnya ve insann,
sonradan pek ok felsefe sisteminin doldurmaya alaca, kk-
UbiUm' Bir zgrlk Felsefesi Olarak Okumak 5 7
ayrl. Yalnz, tpk stoaclk ve septisizm gibi, bilin bak
asndan geerli olan bu ayrlk, anlk felsefelerini, insann d
dnyay insanca bir dnya haline getirme yolundaki eylemle
rini kavrayan bir praksis felsefesine gtrmez. Oysa, Hegel'e
gre, doa kendi kendisiyle zdeliktir; insan ise veri olan, do
utan getirdii zellikleriyle kendi doasn olumsuzlama, de
itirme ve yeniden kurmadr. O halde insann olumsuzlama
gc, onun d doay ve kendi i doasn ama zellii, ayrt
edici, insan klc zelliidir. Bunu gz nne almayan anlk fel
sefeleri ve "sradan", "resmi" bilim, insan kendini kuatan ger
eklikten yaltarak, kendi iine kapatr. Kojeve bu tavrn, ayn
zamanda, teolojik moral tarafndan da benimsendiini syler.
Yine Kojeve'e gre, antik felsefenin, "neysen o ol" eklinde zet
lenebilecek olan moral anlayna karlk Hegel felsefesinde
(Hegel'de aslnda bir felsefi moral kuram aramak, tpk Spino-
za'da olduu gibi, doru olmamakla birlikte) "neysen o olma,
olduundan baka trl ol, olmadn ey haline dn" bii
minde zetlenebilecek bir moral ilkenin gizli olduunu ileri sr
mek yanl olmayacaktr.
Hegel ncesi btn felsefe sistemlerinin gz ard ettii ba
lca konu, insann ayrt edici zelliinin, veri olan, insansal ol
sun, doal olsun, dnyay ve kendi doutan getirdii i doas
n olumsuzlayc eylem olduudur. Kojeve, Hegelci dncenin
bir praksis felsefesi olarak okunmasn salayan temel savn bu
olduunu belirtir. nsan olumsuzlayc eylemdir, bu eylem tari
hin yani zamann kaynadr. Bu sav tamamlayan, onunla bir
btn oluturan ikinci bir sava gre ise, zaman, kavramn bu-
radaki-varoluu, ampirik varoluudur. Yani, Hegel felsefesinde,
insan olumsuzlayc eylemiyle tarihi ve kendini yaratr ve bu ta
rih, akln zamanda kendini anlamas, grnr klmasdr.
Yeniden septisizme dnersek: Tpk stoacln dnya kar
sndaki tutumu gibi, o da almaya adaydr. Tutarl bir nihilistin
davran da lm seme eklinde olacaktr; nk dndaki
ve iindeki veri olan (biyolojik) doay olumsuzlamann en kk
l yolu budur. Ama, "l bir septiin Hegel'i ve dolaysyla G
rngbilim'i ilgilendirmeyeceini" bildiren Kojeve, onun dnya
grn, baka bir dnya grne, Hristiyanla doru a-
58 Hegel
maya gtrecek olan nedenleri irdeler. Septik, olumsuzlamann
nemini fark etmi ve onu en kkl bir biimde (d dnyann
varln ve ondan sz eden bilimin deerini yadsyarak) dile ge
tirmitir. Ama septik, olumsuzluk ve zdeliin ayn bir btn
ln farkl ynleri olduunun bilincine sahip deildir. Doal
varolu, temel kategorisi mekn olan, kendi kendisiyle zdelik,
neyse o olmaktr. nsan olmak ise, veri olan varln bu zdeli
ini krmak, dntrmek, ona zaman katmak, bir tarih kazan
drmaktr. Meknsal ve zamansal varoluu ya da meknsal ve
zamansal belirlenimleriyle bir btn olarak varl kavramak
iin insann, dnyann dnda ve ona kar tavr almas, yani
onun varln, septiin yapt gibi olumsuzlamas deil, onun
iinde alp, eylemde bulunup, onu -zamanda- dntrerek
insanca bir hale getirmesi gerekir. nk varlk, hem zdelik,
neyse o olmak yani doal ve veri olan varlk, hem de ne ise o
olmamak zere, sahip olduu idelere dayanarak eyleyen olum
suzluk, yani insandr. Varl bu ekilde kavramak, soyut bir
anlk felsefesi olmaktan kmak, dnyay kavramak demektir.
Oysa septiin dnya karsndaki tutumu hem zdelik hem de
olumsuzluk deil, saf olumsuzluktur. Kojeve bu tutumun, Dos-
toyevski'nin kahramanlarndan Kirilov' un tutumu olduunu
syler. Septik de, stoac gibi, soyut bir zgrlk idesine sahiptir
ve tutarll onu lme, elikileri ise kendini aarak "mutsuz
bilin" olmaya gtrecektir.
Mutsuz bilin, zbilincin, yani dnya ile kartlnn bilin
cine sahip bilincin nc figrdr. Bu, yalnzca dnyay sey
reden ve anlayan bilincin kuramsal tutumu deil, onu duyan,
yaayan bilincin benimsedii bir varolusal tutum, bir ideolo
jidir. Dier ideolojiler, dier dnya grleri gibi o da, insann
dnya ile kartlnn ifadesi olmakla birlikte, bu bilinci kendi
ni dnya ile birletirecek bir eyleme dntrerek znel hakika
tini gerekletiremeyen bir zbilin biimidir. Kendini dnya
dan farkl, ona kart olarak tanmlamak, bu zbilin evresinde
de, zbilinci dnyadan kopmaya ve eylemsizlie itecektir. Ha
yatta kalmay seen nihilist, varoluunun ierdii elikinin bi
lincine ererek, varolusal durumunu deitireceine, yeni bir
ideoloji, imdiki varolu tarzn merulatracak, temellendire-
hilinii Bir zgrlk Felsefesi Olarak Okumak 59
40 Kojeve, A., ge., s. 66.
cek yeni bir dnya gr gelitirir. Bu onun efendiyle olan ili
kisini toplumsal bir praksisle deitirmesinden nce benimseye
cei temel dnya grlerinden biridir. Mutsuz bilincin ifadesi
olan Yahudi-Hristiyan dnya gr, klenin, sahip olduu
zgrlk idesiyle kendi nesnel gereklii arasndaki elikiyi,
yaanlr ve kabul edilebilir klmasna izin verecek bir ideoloji
dir. Bu ideolojinin ncekilere gre yeni olan yan, onun iinde
yaad elikiyi yadsmamas, tam tersine onu bir dnya gr
nn hareket noktas haline dntrmesidir: Hristiyann va
roluu eliiktir. Ama bu eliki bu dnya ile te dnya arasn
daki eliki biiminde dile getirilecektir. Hristiyan bu dnyada
fakir, gsz ama te dnyada. Tanr karsnda efendiyle ayn
konumdadr.
te dnyada gerekleecek olan bu eitliin nedeni, onun
orada efendi olmas da deildir. nk, te dnyadaki tek
efendi (yani dsel efendi yani Tanr) karsnda o hl kledir.
Ama, orada artk, insanlar arasnda kle-efendi ayrm kalkm
tr. Herkes buradaki konumu ne olursa olsun, dsel efendinin
kuludur. Bu, Kojeve'e gre, klenin gerek efendiyi dsel efen
di araclyla yok etmesi (ya da yok ettii yanlsamas) olarak
yorumlanabilir. Mutsuz bilin, ya da "sofu znellik" aslnda,
Hegel'e gre, bilincin kendi iindeki blnmln dile geti
rir: Efendinin kendini kabul etmesini salayamayan kle, kendi
ni bu dnyadan yaltmakta. Tanrnn klesi haline gelmektedir:
"imdi o kendisinin ve efendisinin ayn ekilde Tanrnn klesi
olmas bakmndan efendiye eittir. Ama o gerekten zgr deil
dir: O klelikte eittir, karlkl olarak birbirini kabul etmemek
te eittir..."40
Ama yine de, bu dnya gr, Kojeve'e gre, klenin
gerek durumu konusunda kendisine anlatt yalanlardan iba
ret deildir. nk her ideoloji de zbilincin zerklie ve
zgrle doru tarihsel ilerleyiinde nemli uraklardr. Ve
bu uraklarn herbirinde insan zbilin olma yolunda nemli
kazanmlar elde eder. Bu bakmdan, taht zerinde olsun, zincir
lenmi olarak olsun zgr olduunu dnen stoac, insann,
hayvandan farkl olarak, yalnzca bu (doal, kosmik) dnyada
60 Hegel
kaplad yer tarafndan belirlenmi olmadn, varoluunun
yalnzca meknsal olmadn, zgr olduunu anlar. Septisizm
insann kendi solipsizmiyle d dnyaya meydan okumas, bu
yolla, kendi ontolojik ve moral stnln dile getirmesidir.
Hristiyan ise kendisinin, ona, imdilik Tanr adn verse de,
meknsal varla, doaya olan "aknln" kefeder. Yahudi
ya da Hristiyan kle kendi varoluunun eliik olduunu yad
smaz; ama, bu dnyadaki varoluunun eliik olduunu bilerek
onu merulatrmaya alr: Bu dnyadaki klelik durumun
dan kurtulmak iin herhangi bir eylemde bulunmak gereksiz
dir; nk bu dnyann kendisi nemsiz ve geicidir. Ama te
dnyann gerek efendisi nezdinde herkes eit ve insandr. Bu
bakmdan Hristiyan dnya grnde zgrlk artk bo bir
kavram deildir. zgrlk te dnyada gerekleecektir ve do
laysyla bu dnyada savamak iin hibir neden yoktur. Kle
te dnyadaki akn efendi nezdinde bu dnyadaki efendi ile
eit olmak umuduyla, bu dnyada kendini dierlerine kabul et
tirmek tasarsndan vazgemektedir.
Aknlk kategorisinin bu yolla douu, sonunda, insann
kendi eylemi sayesinde gerek aknl kendisinin temsil et
tiinin bilincine varmasyla sonulanacaktr. Ama bu bilince
ulancaya kadar kltr uzun bir "teolojik" dneme girmi
bulunmaktadr. Yine, bu arada belirtmek gerekir ki, Hegel' in
mutsuz bilinci inceledii bu blmde sz konusu olan teoloji
deil dinsel bilincin grngbilimini yapmaktr. Din, bir dn
ya gr olarak, zbilincin oluumunda ortaya koyduu ve
kendi geliimi asndan son derece nemli ve etkili olmu
rnlerden biridir ve Hegel onu incelerken insann kendini
kavrama ve dolaysyla bir zbilin olma yolunda verdii d
nsel, duygusal ve varolusal abann balca rnlerinden
birini incelediinin farkndadr. Dinsel dnya grleri formu
altnda gerekleen srecin banda yer alan Yahudiliin Tanr
imgesinde, Kojeve' e gre, klenin karsnda dehete dt
ve lm korkusuyla titredii, mutlak olarak akn bir Tanr an
lay buluyoruz. Kojeve bu Tanr imgesinin kle ve efendinin
balangtaki lesiye sava biimindeki ilikilerine tekabl et
tiini belirtir. Daha sonra greceimiz gibi, bu adan Hristi-
'Mlim'i Bir zgrlk Felsefesi Olarak Okumak 61
yanlk, insann dinsel bilincinde daha ileri bir aamay temsil
etmektedir. Ama, genel olarak, diyebiliriz ki Hristiyan, stoac
nn, d dnya karsndaki tutumunu deitirmeden -nk
her ikisi de bu dnyann deerden yoksun olduunu dn
mektedir- daha ileri bir bilin dzeyine ulamasna izin veren
bir dnya grdr.
Aslnda insann Tanry kabul etmesi, onun, bir bakma, di
erini kabul etmesi demektir. Bu dieri, imdilik, bir insan de
il, bir Tanr olsa da, bu kabul edi, onun dier zbilinleri ka
bul etmeye doru att bir adm olarak deerlendirilebilir.
J ean VVahl'n belirttii gibi, mutsuz bilinte "bilin, sep
tisizmdeki zntl yan gittike daha ok duymaktadr;
bir Montaigne' in tad hava gittike derinleir ve bir Pascal'n
anlayna dnr."^^ Yine J . VVahl'n deyiiyle, Grngbilim'de
"mutsuz bilinte, artk stoacln yol at sknt da szkonu-
su deildir. nk Hristiyan iin yalnzca zgr olduunu
dnmek ve sylemek deil, belli bir anlamda, eylemde bulun
mak. Tanrya ve te dnyaya giderek yaklamak ve katlmak
sz konusudur. O halde, Hristiyanln, stoacln -dnce
de- zgr ve efendiyle eit olma idealini, eyleme daha yakn
bir biimde gerekletirdii sylenebilir. Yine ayn ekilde, iin
de klelik ve efendiliin egemen olduu bu dnyann yoksan-
mas eklindeki septik ideali, Hristiyanln belli bir tarzda
yerine getirdii dnlebilir. Bu bakmdan, ama kavramnn
Hegel'de yalnzca olumsuzlama/ortadan kaldrma deil, bir e
yin olumlu yanlarnn korunarak olumsuzlanmas anlamna
geldiini hatrlarsak, Hristiyanlk septisizmin almasdr diye
biliriz. Zaten, Hegel'e gre, Hristiyanln bu gcdr ki, onun
yzyllar boyunca insanlk iin doyurucu bir ideoloji olmasn
salamtr.
Hegel, Grngbilim'in "zbilin" blmnn son paragra
fnda, insann nasl gnn birinde dinsel zbilinci terk ederek,
dnen insan haline geldiini anlatr, Kojeve'e gre, "diyalek
tik geiin ksal, dinli insann Hegel tarz bir tanrtanmaz
la dnmesinin (daha doru bir deyile anthropotheisme'e dn-
41 Wahl, J ., Le Malheur de la Conscience dans la Philosophie de Hegel, Rieder, 1929,
s. 165.
62 Hegel
42 Kojeve, A., age., s. 73.
meinin) zorunlu olmadn, aslnda, dinin sonsuza kadar yaa
nabilir olduunu gsterir gibidir."^^ O halde insan, dinli kiiye
zg bilinci, bu bilincin tad mantksal elikiler nedeniyle
terk etmez, zaten dinsel tavrn modern dnemlerde de sregit-
mesinin nedeni bu olsa gerektir; ama, te yandan, dinli kiinin
hayat mutsuz, doyumsuz bir hayattr. nsann bu tutumu terk
etmesi zgr bir olumsuzlama yntemiyle gerekleebilir. He
gel'in tpk, stoacln "skcl" nedeniyle, septisizmin "yaa-
nlmazl" nedeniyle terk edildiini, aldn sylemesi gibi,
bu konudaki yorumu da, kendisine yneltilecek "panlogisme"
eletirilerine nceden verilmi bir cevap gibidir. nk Hegel,
bu rnekte grld zere varolusal tutumlarn benimseni-
ini ve terk ediliini mantksal dedksiyon yoluyla temellen-
dirmemekte; onlar, belirli insansal koullar erevesinde, ama
bu koullara indirgenmeksizin yaanan zgr seimler olarak
aklamay yelemektedir.
Kojeve, dinsel tavrn temelinde, klenin efendi karsnda
btn derinliiyle duymu olduu lm korkusunun yattn
belirtiyor. Tektanrl dinlerin hepsinin vaat ettikleri lmsz
lk yani sonsuz hayat iin, dinli kii, mutlak efendiye (Tanrya)
hizmet etmeyi kabul ediyor. Biyolojik hayatnn karl olarak
birinci efendiye klelik etmeyi kabul eden kii ikinci efendiye
ise sonsuz hayat uruna hizmet edecektir. O halde her ikisinin
de temelinde, Kojeve'e gre, insann hayatnn zamanda snrl
oluunu kabul edememe tavr bulunmaktadr. nsann kendini
zamansal bir varlk olarak kabul edebilmesi, onun her trl a-
knla kar kp kendi zgrln gerekletirebilmesinin
kouludur. nsanlk tarihi insann kuramsal ve pratik dzlemler
de bu hedefe doru ilerleyiinin tarihi olarak kavranlabilir. Tan
rtanmazlk, insann kendi zamansalln {zamanda snrl oluunu)
kabul etmesi ve zgrlk: Kojeve'e gre Hegel'in tarihsel antropolo
jisinin btn rgs bu kavramlardan hareketle dokunmutur.
nsann zgrl onun her trl aknl (efendiyi ve mutlak
efendi olan Tanry) olumsuzlamasna, bu ise, kendisini zaman
sal bir varlk olarak kabul etmesine baldr. Ko-jeve'in Hegelci
dnceyi bir antropoloji olarak okumasyla, onu tanrtanmaz
'Mlim'i Bir zgrlk Felsefesi Olarak Okumak 63
adan yorumlamasnn birbirine bu denli sk skya bal olma
snn aklanmas, sanyoruz bu noktada yer almaktadr.^^
Kojeve'e gre insanlk tarihi bir klelik ve efendilik tarihi
olarak okunabildii gibi tmellik ve tikellik diyalektii olarak
da anlalabilir. Pagan site toplumunda efendilik insan varolu-
undaki evrensel eyi, klelik ise tikel eyi temsil eder. Site
devletinin tand e, evrensel olan, yani efendilik ve onun
yrtt saygnlk uruna sava eylemidir. alma, klelerin
yani toplumun kenarnda yer alan ve tikellii temsil eden kesi
min iidir. Oysa eer insann, dolaysyla tarihin amac karlk
l kabul edi ise, insan ancak tikel ve tmelin sentezi sayesin
de, byle bir sentezi gerekletirecek toplum ve devlette mutlu
olacak ve doyum bulacaktr. Bu ayn zamanda tikellii temsil
eden bireyle tmellii temsil eden devletin uzlamas anlam
na gelecektir. Tikelle tmelin sentezi, aslnda, klelik ve efendi
liin olumsuzlanmas, almas demektir. nsann birey olarak
deerinin, btn tarafndan, yani tmelliin cisimletii alan
olan devlet tarafndan tannmas, kabul edilmesi ve ayn ekil
de, devletin temsil ettii tmelliin her bir birey tarafndan ta
nnmas, kabul edilmesi gereklemedike, yani klelik ve efen
dilik ortadan kalkmadka, evrensel uzlam da, insann birey
sel doyumu da tam olarak gerekleemeyecektir.
Efendilik niin tmellii temsil eder? nk, Kojeve'e g
re, onun temsil ettii deer, yani kendi insan deeri iin haya
tn tehlikeye atmas efendiyi bir birey haline getirmez, kii kl
maz. Saygnlk uruna hayatn tehlikeye atm birini ayn ii
yapm olan bir dierinden ayran hibir zellik sz konusu ey
lemden kaynaklanmaz. Zaten bu nedenle site devletinin yneti
minin banda bulunan kii, devleti uruna hayatn savaarak
tehlikeye atacak olan biri, yani herhangi bir yurtta olmaktan
baka bir zellik tamaz. O, bir Napoleon gibi, devlete kendi
43 Hyppolite, "La ' Phenomenologie' de Hegel et la Pensee Franaise Contempora-
ine" balkl konferansnda (bkz. Figures de la Pensee Philoso-phicjue, P.U.R, 1971),
Hegel syleminin, bu ynde yorumlanmaya uygun baz ifadelerine ramen din
sel bir dnce olarak anlalmamas gerektiini, tersine, Kojeve'in ileri srd
gibi militan bir tanrtanmazclk sz konusu olmasa bile bu dncenin Hristi
yanln dnya grnn temelini tekil eden aknlk kategorisine ve bu dn
ya ile te dnya ayrmna kar verilen youn abann rn olduunu belirtir.
64 Hegel
kiiliinin damgasn vurmaz; onu kendi kiiliine gre biim
lendirmez. Baka bir deyile, o modern anlamda bir diktatr de
ildir. Buna karlk, alma mekna ve zamana gre deien
koullara bal bir etkinlik tr olduu iin kle sitenin tikel
esini oluturur. Yine bu nedenle, Hristiyanlk, sa'nn tad
simgesel anlam sayesinde, pagan kltrne gre daha ileri
bir adm temsil eder. nk pagan devleti insann yalnzca
evrensel yanna (sava-yurtta olarak insan) deer vermektey
ken, klelerin dini olan Hristiyanlk, tikel olana, burada ve im
di olana (sa'ya) mutlak bir deer ykler. Hristiyanlk sa im
gesinde, evrensel olanla (Tanr, devlet, efendi) tikel olann (aile,
kle, alma) sentezini dsel dzlemde gerekletirmitir. Bu
bakmdan, bundan sonra kltr tarihi Hristiyanln almas
deil, onun imgesel dzlemde dile getirmi olduu idealin ger
ekletirilmesi ynnde geliecektir. Ama bu idealin gerekle
mesi bir tasarnn uygulanmas eklinde anlalmamaldr. Bu,
Kojeve'e gre teolojinin (tanrtanmaz) bir antropoloji haline d
nmesi, yani insann Tanrnn yerine gemesi demek, insan
-t e dnyada- kabul eden, tanyan akn bir evrensellik idesi
yerine, bu dnyada, ikin bir evrenselliin yani devletin geme
si demektir. Byle bir devlet araclyla, birbirlerini karlkl
olarak tanyan bireylerden oluan bir tmellik gerekleecektir.
te, Kojeve'e gre, Hristiyanln dsel efendisi olan Tanrnn
yeri, Napoleon' un ortaya koyduu devlet idesi tarafndan doldu
rulduu zaman, insan artk, tikel ve evrensel olann uzlamn
hibir akn varlk dncesine bavurmadan salam olacak
tr. Bu uzlam ortaya koyacak olan tarih iki koldan ilerler: de-
sel dzlemde, Hristiyan teolojisinin geirecei trl evreler, ey-
lemsel dzlemde ise toplumsal-politik tarihin eitli uraklar.
Mesela, bu sre iindeki nemli bir urak olarak, Hegel, Grn
gbilim'in B blmnn IV. ve V. ksmlarnda, burjuva entelek
teli tipini inceleyecektir: Burjuva-entelektel ne efendi ne de
kledir. nk o ne savar ne de alr. Ayrntlarna gireme
yeceimiz bu srete, burjuva, kle-efendi diyalektiinin iki u
teriminin almasnda nemli bir aamay oluturur.
Ama burjuva bu ama olayn yalnzca dncede elde
eder. Oysa gerek yalnzca dnceden ibaret deildir. Gerek,
'Mlim'i Bir zgrlk Felsefesi Olarak Okumak 65
44 Kojeve, A., age., s. 199-200.
grm olduumuz gibi, insansz doa da deildir. nsan, ger
ekliin ihmal edilemez olan, nk onu anlayan ve dntren
bir parasdr. Ama doasz insan ya da dncelerini gerek
letiremeyen, onlar doann bir paras haline getirmeyen ve
bylece yeni bir doa oluturmayan insan da gereklik deildir.
Fichte'nin, Kant' n pratik ben' inden hareketle, felsefenin merke
zine koyduu ben ile, Schelling' in zne felsefeleri tarafndan ih
mal edilmi olduunu dnerek yeniden ontolojinin merkezi
klmaya alt doa (tz), Hegel'de Kle-Efendi diyalektii er
evesinde yeniden birbiriyle hesaplar. nsan ve doann sente
zi bu ikisinin hem bir aradaln hem de ayrln iinde ba-
rndrmaldr. Byle bir sentez erevesinde insan meknsal ve
zamansal (doal ve doal olmayan) yanlaryla birlikte kavranl-
maldr. Aslnda insan meknsal ve zamansal belirlenimleriyle
mevcuttur, ama insan, Grngbilim'in ele aldmz blmlerin
de grld gibi, imdiye kadar kendini hep, zaman-d ve
mutlak bir gereklie kart bir varlk olarak kavrayagelmitir.
Bu nedenle, buraya kadar ele alm olduumuz varolusal tu
tumlar, hep insann (tikel varln) kendisini, aslnda bir paras
olduu tmel varla (devlete, insanla) kart olarak konumla
ma tarzlardr. Bir birey olarak insan, kendisi olmayan her ey
de (efendide. Tanrda, devlette, insanlkta) kendisinden apayr,
zerk bir gereklik grmektedir. Bilin/dnya, zne/nesne ayr
m zerine temellenen btn bu dnya grleri, aslnda, zbi
lin deil bilin felsefeleridir. Kojeve'e gre, "nsan kendisini fel
sefede ve felsefe yoluyla yaltk bir birey olarak kavrar. Ve Hegel
ncesi btn felsefeler, bu anlamda, bir yandan, nesneye kart
olan zneyi, doal dnyaya kart olan insan bireyini, te yan
dan da znenin dnda yer alan zerk nesneyi ele alan ve an-
layan bir Bemusst sein (bilin) felsefesidir. Dnya ile bir btn
oluturan insana gelince, yani gerek, topluluk halinde bulunan,
tarihsel insana gelince ya da -yle demeyi yelersek- devlete
gelince, o kendisini din yoluyla aa vurur."^^ Hegel ncesi fel
sefe sistemlerine hep bir dinin elik etmesinin nedeni budur.
sa imgesinin, Hegel'e gre, daha nce belirtmi olduu
muz farkl, baka bir anlam daha vardr. Bu imgeyle Hristiyan-
66 Hegel
45 Kojeve, A., age., s. 155-156.
lk, bireyci bir antropolojiyi, teolojik bir biim altnda da olsa
balatmay baarmtr. Bireyselliin Hegel'de tikelle tmelin
sentezi olduunu dnrsek, bu imgenin anlam, evrensel ya
da mutlak deerin tikel bir varlkta ve bu varlk araclyla ger
eklie dnmesi olarak belirlenebilir. Bu sentezde tikel varlk
mutlak bir deere sahip olur ve evrensel olarak (herkes tarafn
dan) bu ekilde kabul edilir. Hristiyanlk bireysellik idealini
simgesel olarak dile getirmekle birlikte, henz; yalnzca evren
sel olan n plana karmakta ve klenin stoaclk ve septisizm
erevesinde kefetmi olduu bireysellik, pagan dnemin efen
diler dnyasnn evrensellik boyutu iinde erimektedir. Kojeve
bu noktay yle aklamaktadr: "Bylece aksiyolojik vurguyu
evrensel olan zerine vurmakla kle, bireysellii, tikelliin t-
mellemesinin (insann tanrlamasnn) bir sonucu olarak de
il, tmel olann tikellemesi (Tanrnn cisimlemesi) olarak ta
sarlar. Ve her ne kadar artk onun kendi deeri, ona gre, veri
olan doal kosmosta douu dolaysyla kaplad yer (topos) ta
rafndan belirlenmi deilse de, o bu deeri ancak, kendisi iin
ve kendisi sayesinde gerekleebilecek insanca bir dnyann
yaratlmasnda deil, insann iradesinden bamsz olmas nede
niyle kendisi de ayn ekilde veri olan tanrsal bir kosmosta bir
yere sahip olmay zlemekte/istemekte bulur."^^ Bylece dinsel
bir tarzda insan bilinsiz olarak ulamak istedii yeri (bireysel
lii, tmel olarak kabul edilmi bir tikellik olmay), bir efendi
olarak kabul ettii Tanr konusunda dile getirir. nsann bilin
siz olarak duyduu bu istei rtmek iin Hristiyanlk, srekli
olarak, alakgnll olmay ve Tanr karsnda insann kendi
deersizliini vurgulamay rgtleyecek ve gururu byk bir
gnah olarak nitelendirecektir. Kendisi karsnda efendiyle
(mutlak klelik iinde) eit konumda yer ald Tanr sayesinde,
doaya egemen olan efendinin kendisine yasaklad deere
kavuarak gerek efendiden kurtulan kle, henz, hibir efendi
nin klesi olmamay ve evrensel olarak kabul edilmeyi kendi
insansal tikellii asndan istemeyi baarmaktadr. indeki bu
dsel efendiyi (Tanry) amas, onun kendini amas, klelii
ni amas demek olacaktr. Kojeve'e gre, kle bu yolda ilerledik-
'Mlim'i Bir zgrlk Felsefesi Olarak Okumak 67
e teolojik dnya grnden syrlarak antropolojik dnya g
rne yaklaacaktr.
Hegel'e gre, Hristiyanl dier pagan dinlerden ayran ve
onun hakiki bir din olmasn salayan nokta temel olarak kabul
ettii aknlk anlaydr. Bu dnyaya gml olan pagan d
ncesi aslnda, bir kosmolojidir. Hristiyanlk ise, bilinsiz bir
biimde de olsa, iinde bir antropolojiyi barndrmakta ve Tanr
ya da aknlk ad altnda, aslnda, doay aan, doal olmayan,
daha dorusu veri olan varlk olarak doadan getirdii yann
aabilen tek akn varlktan, yani insandan, sz etmektedir. Pa
gan kltr insandan ve Tanrdan szettiini sanrken doa
dan (kosmostan), Hristiyanlk ise akn varlktan yani doal ol
mayan varlktan sz ettiini sanrken insandan sz eder.
Kojeve'in, insann (Hegel ncesi) felsefi, dinsel, sanatsal,
politik tm rnlerinin birer ideoloji olduunu ileri srmesi,
onun Hegel felsefesi konusunda getirdii yorumun temel sav
n oluturmaktadr. Ancak unu belirtelim ki, Hegelci dn
cenin praksis felsefesi asndan okunuunun en u rneini
oluturan bu yorumda Kojeve hibir zaman, daha sonra sk sk
yapldn grdmz gibi Hegel felsefesini kendisine son de
rece ters olan bir biimde emalatrmamakta, ona, belki znel
bir adan, ama btn karmaklyla kavramaya alarak yak
lamaktadr. Bu yorumda kltr en geni ve varolusal tutumla
r da ierecek biimde ok ynl bir btn olarak ele alnmakla
birlikte, hibir zaman, kendi dndaki dzlemler ve gler tara
fndan belirlenmi bir "st-yap" rnei olarak ortaya kmaz.
Kltr, kuramsal ve pratik ynleriyle bir btndr ve Kojeve'e
gre onun rnlerini (felsefe sistemleri, dinler vb.) birer ideoloji
olarak ele almas, hibir biimde, Hegel' in onlar, insann ken
di dnyasnda varolu tarzna ilikin koullar merulatrmak
iin anlatt "yalanlar" olarak grd anlamna gelmez. de
olojilerin douu ve k, yine dnce dzleminde yer alan
ve onlarn kendi i elikileri ya da tkanlar nedeniyle bir di
erine dnmeleri biiminde gerekleen bir "ideolojiler diya-
lektii"dir. Ayrca belirtelim ki, bu yorumda Hegel' in felsefesi
de doru, ideolojik olmayan tek dnce olarak sunulmamakta-
dr. Kojeve, Hegel'in, onu bu noktada ok iyi anlam yorumcu-
68 Hegel
Hegel'de Zaman ve Kavram likisi
Kojeve'e gre zaman ve kavram (bilim, logos) ilikisi sorunu felse
fenin dousuyla birlikte gndeme gelmi bir sorundur. Eelsefe
ilk olarak Parmenides' le birlikte ak bir biimde akl ve aklsal
olan tanmlam ve bu tanmda zaman, kavramn, logos'un kar
sna dikilen en byk engel, en etrefil sorun olarak kendini
gstermiti. Hatta btn felsefe sistemleri yani felsefe tarihinde
ki, varl sonuna kadar temellendirilmi, hakll gsterilmi
evrensel bir sylemle aklamaya ynelik btn giriimler, filo
zoflarn zamanla hesaplamalarna ve ona kendi sylemlerin
de verdikleri (ya da vermedikleri) yere gre snflandrlabilir.
Daha nce belirtmi olduumuz gibi zaman Parmenides' ten
beri, aklsal olmayann yani deikenliin, gelipgeiciliin so
rumlusu, duyusal dnyada rastlanan, akln aklayamayaca,
kendi kalplar altnda kavrayamayaca her eyin kaynadr.
Zamanda olmak aklsal olmamak, kavranlabilir olmamak ve
(Parmenides'e gre) dolaysyla var olmamaktr.^^ te bu nok
tadan hareketle Kojeve, Platon'un Aristoteles' in bir XVII. yz
yl Parmenides' i olan Spinoza' nn ve daha yakn dnemlerde
zamanla kavram ilikisini yeniden kuran nemli bir dnr
olan Kant' n bu konudaki grlerini inceleyerek, zamanla kav
ram zdeletirme, zaman kavramn buradaki-varl olarak
tanmlama yoluyla felsefe ile tarihi uzlatran ilk filozof olarak
Hegel' in bu konuda gerekletirmi olduu devrimin anlamn
ortaya koyma abasn gder. Ona gre bu devrim sayesinde
Hegel mutlak bir antropolojiyi yani tanrtanmaz bir antropolo
jiyi ortaya koyabilmitir. Hegel'e gre zaman, amac insan an-
46 Kojeve, A., age., s. 86.
47 Bkz. Kojeve, A., Essai d'une Historie Raisonnee de la Philosophie Paienne, Tome I,
Gallimard, 1968.
larndan biridir. Eer, Kojeve'e gre hakikat Hegel' in sisteminde
dile getiriliyorsa bunun nedeni "hakiki olann, btn ideolojile
rin (tutarl) btnl, yani Grngbilim'de tam olarak betimle-
nii" olmasnda aranmaldr.^''
'Mlim'i Bir zgrlk Felsefesi Olarak Okumak 69
lamak olan antropolojinin temel kavramdr. Kosmosta zaman
yoktur, ya da olsa bile, onun insansal zamanla bir ilgisi olamaz.
Zaman felsefi sylemin temel kavram klmak demek, insan
ve onun tarihini felsefenin asl konusu olarak grmek yani fel
sefi antropolojiyi mmkn klmak demektir. nsan anlamak za
man anlamay, tarihi anlamay gerektirir. Hegel ncesi filozof
larn hibiri bunu baaramam ve felsefeleri, bu nedenle, z
bakmndan bir teoloji olmaktan kurtulamamtr. Bu arada Ko
jeve'e gre btn felsefe sistemlerinin ya bir teoloji ya da bir ant
ropoloji olduunu bir kere daha hatrlatalm.
Kojeve, Hegel'i Okumaya Giri'm nemli bir blmn olu
turan zaman ve kavram ilikisi zerine verdii konferanslarda,
genel izgileriyle u yorumu ortaya koyar: Felsefe hakikatin pe
indedir ve filozof bir ya da birok hakikati bulmu olduu ka
nsndadr. Hakikati, felsefenin balangcnda zorunlu ve evren
sel olma zellikleriyle kendini dierlerinden ayran bir bilgi e
idi olarak tanmlamtr. Zorunlu ve evrensel olmak, deimez
ve yadsnamaz olmak demektir. Oysa hakikat, deimez olan,
zamansal-olmayan, ncesiz-sonrasz olan bir bilgi olmakla bir
likte, belli bir yerde ve belli bir zamanda bulunur ve ortaya ka
rlr. O halde kendisi zamansal olmayan, zamana bal olarak
deimeyen bir ey olarak hakikat kavram, daha ileri srlr
srlmez, onun insanla ve dolaysyla zamanla arasndaki iliki
sorunu da, kanlmaz olarak doar.^ Bu sorun felsefe sistemle
rinin ou tarafndan gz ard edilmitir.
Kojeve Spinoza' nn bu konuda ilgi ekici bir rnek olduu
nu belirtir. Ona gre Spinoza var olan her eyi geometrinin tem
sil ettii bilgi ideali erevesinde aklayan (varl zamansal-ol
mayan adan yani sonsuzluk grn altnda ele alan) felsefi
bir sylem gelitirirken u soruyu cevapsz brakmaktadr: Ken
disi zaman-d, ncesiz-sonrasz olan bu hakikati bilen, dile
getiren (anlayan) kimdir? Kojeve'e gre bu, belli bir zamanda
48 "Felsefenin douunda Parmenides kavram ncesiz sonraszlkla zdeletir-
di. O halde zaman, kavramla, mutlak bilgiyle, episteme ya da hakikatle, ve ni
hayet, kavramn taycs olmas bakmndan, bilginin zamansal dnyadaki
varl olan insanla hibir ilgisi yoktu. Zaten kavramn dnyadaki bu zamansal
varoluu Parmenides' e gre aklanamazd." Kojeve, A. Introduction a la Lecture
de Hegel, Gallimard, 1968 basks, s. 364.
70 Hegel
yer alan bir varlk olarak Spinoza yani bir insan olamaz. Varl
n tmn ncesiz-sonraszlk grn altnda ancak bir Tan
r kavrayabilir. Yani Ethica'y ancak bir tanr yazabilir. Hegel
btn filozoflar arasnda bu soruyu ciddiye alan ilk filozoftur.
Zaman, burada olan kavram yani ampirik varolua sahip olan
kavram olarak tanmlarken, yine Grngbilim'in Giriinde "za
man konusunda, onun ampirik olarak var olan kavram olduu
nu belirtmek gerekir" derken, Hegel, felsefe tarihinden zamana
kar taknlan tavrda tam bir devrimi gerekletirmektedir.
Bu devrimin nemini aydnlatmak iin Kojeve, sz konusu kon
feranslarnda Hegel ncesi felsefi tutumlarn balcalarn ele
alp inceler: Parmenides' te kavram ve zaman arasndaki iliki
tmyle olumsuz bir ilikidir. Kavram ncesiz-sonraszlktr,
zamanla arasnda hibir ilikisi yoktur; ama onun ncesiz-son-
rasz olanla da hibir ilikisi yoktur, nk onun kendisi nce
siz-sonraszlktr. Parmenides' in bu bak asn gelitiren, so
nularna ulatran modern a filozofu Spinoza'dr. Bu bak
asnn tam kart olan tutum ise, kavram zamanla zdele
tiren Hegel' in tutumudur. Kojeve'e gre felsefe tarihinin ban
dan sonuna (yani Parmenides' ten Hegel'e) kadar ortaya km
olan btn sistemler, felsefi dncenin birinci savdan, onun
kart olan Hegelci sava doru ilerleyiindeki belli bal urak
lar olarak kavranabilir.
Ancak, Hegel' in bu konudaki tutumuyla ilgili olarak he
men belirtilmesi gereken bir nokta mevcuttur: Hegel'e gre kav
ram zamandr, zamansal deildir. nk kavramn zamansal
olduunu sylemek hakikatin zamana bal olarak deitiini
sylemek olurdu ve septisizme zg olan bu gr, Hegel'e g
re, aslnda felsefenin kendisinin yadsnmasndan baka bir anla
ma gelmezdi.
te yandan bir de, kavramn ncesiz-sonraszln kendisi
olmadn, yalnzca ncesiz-sonrasz olduunu ileri sren yak
lam mevcuttur: Bu biimiyle kavram kendisi dnda bir eye
ncesiz-sonraszln kendisi (Platon ve Aristoteles'e ait) olan tu
tumu ele alalm: Her iki filozof iin de kavram, Parmenides' te ol
duu gibi ncesiz-sonraszlk deil, ncesiz-sonrasz bir eydir
ve dolaysyla kendisinden baka bir eye (bir konuya) gnder-
hilinii Bir zgrlk Felsefesi Olarak Okumak 71
49 Kojeve, A., age., s. 349.
me yapar. kisi arasndaki ayrm bu kavramn (bilimin) kendi
sinden sz ettii, kendisine gnderme yapt konunun ne oldu
u noktasnda belirir. Platon'a gre kavram (doru sylem, Zogos)
kendisi zamann dnda yer alan ncesiz-sonraszlktan (ideler
evreni) sz eder. Ampirik varlk (fenomen) z bakmndan de
ikendir yani zamansaldr. Hakikati (deimez olan, zamanda
var olmayan) anlayan Zogos'un konusu ise ncesiz-sonraszlk-
tr. Kojeve'e gre Platon'un bu hakikat anlay, yukarda sz
n ettiimiz sorunsal (kendisi zamansal bir varlk olan insann
bu hakikati bulmas ve dile getirmesi) asndan, Parmenides'e
gre, ileri bir adm oluturmaktadr. nk bu anlayla Platon,
varl anlayan szle (Logos) bu szn konusunu birbirinden
ayrmaktadr. Aristoteles belli bir noktaya kadar Platon'u izler:
Ona gre de kavram ncesiz-sonraszdr ve zamana deil, nce-
siz-sonraszla gnderir. Ama Platon'dan farkl olarak, Aristo
teles, ncesiz-sonraszln zamann dnda deil, iinde yer al
dn dnr. Platon, btn insanlar deitii halde "insan"n
deimediini, bu nedenle de insan kavramnn zaman-dnda
yer alan bir ncesiz-sonraszla (ideye) gnderme yaptn sy
lyordu. Aristoteles ise insan idesinin, zamana bal olarak de
imeyen, ncesiz-sonrasz bir insan "tr" olarak bu duyusal
dnyada yani zamansal evrende yer aldn ileri srer. Yani
ona gre kavramn anlad (ortaya koyduu, dile getirdii)
ncesiz-sonraszlk zamanda mevcuttur. Aristoteles'in gerekle
tirdii bu yeniliin genel olarak bilim ve antropoloji asndan
sonular yle belirtilebilir: Platon'da zamansal varlk olarak
insann, tarihin bilimi mmkn deildir. nk logos zamana
gnderemez, zamansal bir varlktan sz edemez ve asl varlk
zamana, bu dnyaya akndr. Aristoteles'le birlikte artk za
man-d olan zamanda var olabilecektir. Buna karlk, hemen
belirtmemiz gerekir ki, Aristoteles'te zamann kendisi dngsel
olarak tasarland iin, tarih logos'un konusunu oluturmamak
tadr. Zaman, ncesiz-sonrasz olarak ayn noktaya geri dn
tr.^' Kojeve, Aristoteles'in bilim modelini biyolojide bulduu
nu ve zaman ile kavram arasnda kurduu ilikiyi bu bilimi
gz nne alarak gelitirmi olduunu syler. Aristoteles'in sis-
72 Hegel
50 Kojeve, A., age., s. 349-350.
teminde insann yeri yine buna bal olarak belirlenmitir: Bu
sistemde insan bir tr olarak aklanabilir, ama bir tarihe sahip
bir varlk olarak, yani onu gerekten insan klan ynyle akla
namaz. Ayrca Kojeve, bu sistemde zgrlk kavramna yer bu
lunmadn ileri srer: "Kukusuz, Aristoteles zgrlkten sz
eder. Ama herkes ondan sz eder. Hatta Spinoza bile. Ama eer
kelime oyunu yapmazsak (Hegelci anlayta aklanan ve Grn
gbilim'de grdmz biimiyle) hakiki zgrlk kavramnn
Aristoteles'in sistemiyle uzlaamaz olduunu sylemek gerekir.
Gerekten de bu sistemin, tanm gerei, yaratc bir Tanrya yer
brakmadn biliyoruz. (Bu, sistemin bir gerektirmesidir, n
k zamanda-yer alan ncesiz-sonraszlk, dnyann ncesiz-son-
raszl, balang noktasna ncesiz-sonrasz bir biimde geri
dnmek demektir.) Oysa Tanrnn yaratc eylemine yer olma
yan bir dnyada insann yaratc eylemine hi yer yoktur: nsan
tarihe maruz kalr, onu kendisi yaratmaz; o halde o, zamanda
zgr deildir."^*^ Kojeve'e gre Aristoteles'le birlikte zaman, en
sonunda, mutlak bilginin alanna katlmaktadr. Ama burada
sz konusu olan zaman, ncesiz-sonrasz bir dn olarak za
man, deyim yerindeyse, zaman-d bir zamandr.
Spinoza, daha sonra Hegel' in savunaca bir gr and
rr bir biimde, dnce ve varln zde olduunu, dolaysy
la, kavramn (dnce, bilim) kendi dnda bir eyden deil
kendinden sz ettiini, kendi dnda (dnce-d) bir varla
gnderme yapmadn syler. Her ikisinde de dnce, varlk
zerine dn deildir. nk varlk kendi kendisi zeri
ne dnr. Ama bu varlk-dnce Spinoza'da ncesiz-sonra
szlk, Hegel'de ise zamandr. Ethica bu nedenle, "bir bakta"
okunmal, hakikat zamana gerek duyulmadan kavranlmaldr.
Parmenides' in daha nce ileri srm olduu, hakikatin zama
na ihtiyac olmad gr Platon tarafndan Parmenides'te ele
tirilmiti. Eer varlk bir ise ondan sz edemeyiz. nk onu
dile getiren sylem de tpk onun gibi bir olmal, yani zaman-d
olmaldr. Oysa insan zamana ihtiya duymadan dnemez
ve konuamaz ve bylece mutlak bilim, insan iin, mutlak ses
sizlie dnr.
hilinii Bir zgrlk Felsefesi Olarak Okumak 7 3
Bu bakmdan, zaman ve kavram arasnda Parmenides' in
kurmu olduu ilikiyi benimseyen Spinoza' nn Ethica's, varl
ncesiz-sonraszlk grn altnda aklama giriiminde
her eyi aklamakta, ama bir insann (zamansal bir varln)
bu hakikati nasl olup da dnm ve dile getirmi olabilece
ini aklayamamaktadr. Spinoza varlk-dnceyi ncesiz-
sonraszlkla zdeletirerek, her eyi Tanrya, Hegel ise, onu
zamanla zdeletirerek, her eyi insana indirgemektedir. Bu
nedenle, her iki sistem de kapal ember eklindedir, mutlaktr
ve her ikisinin de iinde hibir aknla yer yoktur.
Kant' a gelince: O da Platon ve Aristoteles gibi kavramn
ncesiz-sonrasz olduunu syler. Ama, buna karlk, Kant' ta
kavramn kendisine gnderdii konu zamandr. Kojeve'e gre
byk bir cesaret gerektiren, felsefe tarihindeki bu yepyeni sav
"grz kavramn bo, kavramsz grnn ise kr" olduu
eklindeki nl nermede dile getirilmitir. Kant kategorilerin
transandantal dedksiyonunda ve ematizm kuramnda kav
ram ve zaman ilikisi konusundaki grlerini aklar: Bilimsel
bilgi, evrensel ve zorunlu bir hakikati dile getirir, nk kav
ram a priori'dir, zamansal olan ierikten (deneyimden) nce ge
lir. Bilginin a priori transandantal kurallar vardr demek, Koje
ve'e gre, kavram ncesiz-sonraszdr demektir. Onlarn kayna
olan transandantal ben, ncesiz-sonraszln da kaynadr.
Kojeve, Kant' ta transandantal ben'in, Parmenides' in hakknda
yalnzca bir olduunu syleyebileceimiz, baka bir bilgiye sa
hip olamayacamz Tanrsnn yerine getiini ve dolaysyla,
Kant' n transandantal ben konusunda, onun yalnzca bir birlik
olduunu belirtmekle yetindiini belirtir. Zamansal olan kavra
mann (deneyimin) koulu olan ve ncesiz-sonraszln kayna
n oluturan transandantal ben'den kaynaklanan kategoriler
bu ben'e uygulanamazlar. Kojeve'e gre "eer (transandantal)
ben gerekten (yani duyumda ve duyum -al g - yoluyla) zbilin-
cini elde etmek isterse, o bunu ancak, (onun bilincini elde ede
cek kendi bilincine ulamay amalayan -transandantal- ben
olmas dnda, zerine pek ok ey syleyebileceimiz) duyu
sal bir znenin bilincine varma eklinde gerekletirilebilir."^^
51 Kojeve, A., Kant. Gallimard, 1973. s. 110.
74 Hegel
Baka bir deyile, transandantal ben kendi bilincine, gerekten,
yani deneyim yoluyla varmak isterse -ki bu, onun kendisi ko
nusunda bilimsel bir bilgi edinmesinin tek yoludur- o zaman
duyusal znenin bilgisiyle yetinecek ve bu konuda trl bilgile
re sahip olabilecek, ama bu bilgiler arasnda, hibir biimde bir
(transandantal) ben olmas bulunmayacaktr. Yani Kant' ta insa
nn transandantal ben olarak bir zbilince ulamas, deneyim
den kaynaklanan bilgi tarznda, mmkn deildir. Biz kategori
ler araclyla dnyay bilebiliriz, ama o kategorilerin kayna
olan ben'i bilemeyiz.
Kant' ta insan bilgisi ieriini kendi dndan elde eder. Bir
bilim yapmak iin yalnzca dnme edimi yeterli deildir, ay
rca bir de dnlecek bir ieriin mevcut olmas gerekir. O
halde kavramn bir bilgi kurabilmesi iin kendisinden baka
bir eye (gr) gnderme yapmas, onunla birlemesi gerekir.
Kavramn kendi kendini dnmesi, yine kendine gnderme
yapmas, yani Parmenides-Spinozac varlk-dnce anlay,
Kant' a gre, imknszdr. Daha dorusu, ancak entelektel bir
sezgiye sahip olan bir Tanr iin byle bir anlay sz konusu
olabilirdi. Kojeve'e gre, bu gr Kant' n Spinozac anlaya
ynelttii en byk eletiridir. Kant' ta insan bilgisi bir ilikidir,
kavramn kendisinden baka bir eyle ilikisidir. Bu baka olan
ey zamansal ve meknsaldr. Yani ampiriktir. O halde bilgi n
cesiz-sonrasz olann (kavram) zamansal olanla ilikisinin r
ndr. Bylece Kant, insan bilgisinin zamanda yer almasnn
ve dnce ediminin insana ait zihinsel bir edim olarak zaman
da cereyan etmesinin mmkn ve tutarl bir aklamasn suna
bilmektedir.
Kojeve incelemesinin bu noktasnda, emalatrma kuramn
da zamann sahip olduu ayrcalkl yerin nemini vurgular ve
irdeler. Burada onun, btn boyutlaryla ele almamza imkn
olmayan bu inceleme sonucunda, Kant' n sahip olduu Newton-
cu doa anlaynda insana ayrlm olan yere ilikin deerlen
dirmelerine deinmekle yetineceiz: Kant' n, kendisi ncesiz-
sonrasz olan ama zamana gnderme yapan kavram anlay,
insanda, onu zaman dna yerletiren bir ynn bulunduu sa
vn gndeme getirir. Bu zgrlktr, pratik akl olarak, ya da
hilinii Bir zgrlk Felsefesi Olarak Okumak 7 5
52 Kojeve, A., ge., s. 65.
salt irade olarak ele alnm transandantal ben'dir. Kant' n bu
kuram, Kojeve'e gre, Hegel'de bulaca son zmden nce,
felsefe tarihinin zaman ve kavram uzlatrmak ynnde ver
mi olduu abalarn en ileri noktasn temsil etmektedir.
Hegel' in bu konuda gelitirmi olduu kurama gemeden
nce, Kant' n sistemindeki biimiyle doa (zorunluluk) ve in
san (zgrlk) kartln, bir bakma bu sorunun ncs olan
Descartes' taki yorumuyla karlatrmak istiyoruz: Bilindii gi
bi, Kant' ta "insan zgrl, insan doasna indirgenemez bir
biimde kart olarak tanmlanmt ve genel olarak doa, ya
ni "mmkn deneyim", doann ve onu anlayan deneyimin
ayrt edici zelliinin nedensellik, mutlak ve tam bir zorunluluk
olmas nedeniyle, her trl zgrle indirgenemez bir biimde
kart olarak tanmlanmt."^^ Kojeve' in "Atina ve Kuds arasn
daki nl kartln" bir ifadesi olarak nitelendirdii bu sorun,
btn Hristiyan filozoflar gibi Descartes' n da sorunuydu. Bu
sorunun belirleni tarznda tmyle Kant' a zg olan yana ge
lince: Kant' ta kartlk artk, Descartes' ta olduu gibi insan ve
doa arasnda deil, insann kendi iinde, onun sahip olduu
iki varolu dzlemi arasnda yer almaktayd. Bu kartlk insa
nn pratik akl ve kuramsal akl, hatta (sonsuz olan) iradesi ve
(adm adm ilerleyen) dncesi arasndayd.
Aslnda Descartes' ta, insann iinde, onun sonsuz olan ira
desiyle sonlu olan (dar anlamyla) dncesi arasnda belli bir
gerilimin mevcut olabileceini (mesela, iradenin srf, zgrl
n yaayabilmek iin, Sokrates' in iradenin kanlmaz olarak
anl izleyecei savn rtmek istercesine, akln gsterdii
yolu izlemeyebileceini) ileri srerek, insann iinde birbirin
den farkl iki boyutun varln kabul eder gibidir. Ama bu fark
llk hibir zaman, Descartes tarafndan, bir atma biiminde
dnlmemi ve irade ile dar anlamyla dnce, her ikisini
de kapsad dnlen geni anlamyla dnce iinde uzla-
trlabilmi, hatta birbiriyle zdeletirilebilmiti. nk Koje
ve'in belirttii gibi, geni anlamyla dnce, Descartes' n siste
minde, yaylml olmayan her ey demekti ve bu bakmdan ira
de ile birlikte dar anlamyla dnceyi de iinde barndrmak-
76 Hegel
53 Kojeve, A., age., s. 66.
tayd. Kojeve, bu konudaki yorumlarn. Kant zerine yazd
ve ancak lmnden sonra yaymlanan kitabnda serimlerken
u noktaya dikkatimizi ekmektedir: "Bu nokta, te yandan,
bizim, Kant' n sistemini Descartes' nkinin karsnda konumla
mam za imkn vermektedir. Kant' n sisteminde kartezyen 'ya-
ylmn', Descartes (dar anlamyla) dnce iinde eritildii,
nk Kant' ta meMnsaZ-zamansal 'grnn' dier esi aklsal
olan, ya da adm adm ilerleyen dnce yani ('gr' tarafndan
'verilen') 'trll' 'birletiren' 'salt akl' olan, ayn bir 'znelli
in' kurucu-elerinden biri olduu, olduka sk olarak, belirtil
mitir."^^ Oysa Kojeve'e gre Kant' ta sz konusu olan bunun t
myle tersidir. nk aslnda, Kant' ta dar anlamyla dnce,
iradeyi iinde eritmekte, kendinin bir paras haline getirmekte
dir: Kant' a gre salt akl (ya da kuramsal akl) meknsal-zaman-
sal ereveyi aamad gibi, stelik, pratik akla (yani iradeye),
tpk Descartes' ta doann z olarak yaylmn, iradenin ken
disinin bir blmn oluturduu geni anlamyla dnceye
kart olmas gibi, karttr.
Kojeve, Kant' n, daha bandan beri sisteminde insann z
gr ynyle doal (belirlenmi) yn arasnda gizli bir atma
bulunduunun farknda olduunu syler. nsan ayn bakmdan
hem zgr hem de belirlenmi olamayaca iin. Kant, onun
kendinde ey (meknsal-zamansal olmayan varolu) olarak z
gr, meknsal-zamansal varlk yani fenomen olarak ise belirlen
mi olduunu ileri srmtr. Bu bakmdan insan Kant' n siste
minde hibir elikiye kaynaklk etmemektedir. Buna karlk,
Kojeve, zamansal-meknsal olmayan bir tarzda zgr olmay
insann yeterli ve tatmin edici bulmamasnn da anlalr oldu
unu kabul etmemiz gerektiini belirtir. Bilindii gibi Kant an
lam ve olgu, kendinde ey ve fenomen kartlnn insan iin
douraca sorunlar Yarg Yetisinin Eletirisi'nde "umut" ve
"sanki yleymi gibi" terimleri erevesinde gelitirecei bir tr
"doa metafiziinde" zmeye alacaktr. Bu giriim, Spinoza
ve Leibnizci "birbirini tamamlama" ve "nceden yerletirilmi
uyum" eklindeki doa ve insan arasndaki uurumu kapatma
ya ynelik zmlerden daha baarl olamamtr.
hilinii Bir zgrlk Felsefesi Olarak Okumak 77
Kojeve' in Kant' la ilgili eletirilerinden bizi burada zellik
le ilgilendirenlerini aktarrken son bir noktay belirtmek istiyo
ruz: Bilindii gibi Kant nc Kritik'inde, doal dnya ile z
gr irade sahibi olarak insan arasndaki uurumu kapatmak
amacyla, sanatsal beeniyi ele almaktadr. Hemen belirtelim
ki Kant' n burada sz konusu ettii etkinlik sanatsal yaratc et
kinlik olmayp sanat eserleri zerine getirilen yarglardr. Ko
jeve'e gre Kant' n iinde bir tr "telos"u barndran etkinlik
olarak, mesela "alma" etkinliini semeyip de sanat semi
olmas anlamldr. stelik "yarg yetisinin kendisi edilgendir ve
kendi bana hibir ey yaratmaz." Bu nedenle, Kojeve'e gre, yar
g yetisinin etkinlii sahte bir etkinliktir, yani veri olan deiti
rip dntrmeyen, seyirsel bir etkinliktir. Oysa Hegel, "teoloji-
nin"nin, yani imdiki zamann gelecek (insann gelecee ilikin
tasars) tarafndan belirlenmesinin bir "fenomen" olarak mm
kn olduunu, insann alma ve sava eklindeki, veri olan de-
itirici-dntrc etkinliini gz nne alarak temellendi-
rebilmitir. Bylece Kant' n "ereksiz ereksellik"inin yerine belli
bir eree gerekten sahip olan bir eylem anlay geebilmitir.
Kendisinden nceki filozoflarda ancak yorumlama yoluy
la ortaya karlabilen zaman ve kavram ilikisi anlaylar, ilk
kez olarak Hegel'de ak bir biimde dile getirilmi bulunmak
tadr. Hegel zamann, kavramn kendisinin buradaki-varl ol
duunu Grngbilim'm Giri blmnde ve VIII. blmde iki
kez dile getirmitir ve bu ifade, Kojeve'e gre felsefe tarihinde
nemli bir dnm noktas oluturmaktadr. nk kavram ve
zaman zdeletirmek zgr ve tarihsel bir varlk olarak insa
nn felsefi dnce tarafndan kavranmasn mmkn klmak
tadr. Kojeve'e gre, gerek kavramn, yani ampirik olarak (bir
insan araclyla) kendini kendine anlam varln, zaman
olduu sav Hegel felsefesinin temel savdr. Grngbilim'e g
re, tarihin aknda, varl kendi sylemi araclyla anlayan
insan, ampirik olarak var olan kavramdr ve zaman da ite bu
kavramdan baka bir ey deildir.
nsansz doa salt mekndr; insann dnda zaman mev
cut deildir. Kojeve Hegel' in baka eserlerinde yer yer kozmik
bir zamandan sz ettiini ve onu tarihsel-insansal zamanla z-
78 Hegel
deletirme eilimi gsterdiini kabul etmekle birlikte, bu eili
min Hegel' in Grngbilim'de gelitirmi olduu kuramla uyu
madn ve onun genel sisteminde bir tutarszlk oluturduu
nu belirtir. Kozmik zamanla tarihsel-insansal zaman arasnda
ki ayrm, gelecein nce gelmesi ve hareket noktasn olutur
masnda bulunur: "Gelecein uyard hareket istekten doan
harekettir. Buradaki istein insana zg istek olduunu, yani
yaratc istek olduunu, baka bir deyile, gerek doal dnyada
var olmayan ve daha nce de var olmam olan bir eye ynelen
bir istek olduunu da hatrlatalm. te ancak bu durumdadr
ki biz bir hareketi gelecein dourduunu syleyebiliriz: n
k gelecek (henz) var olmayandr ve (daha nce) var olmam
olandr."^^ Yalnzca, konusu baka bir istek olan bir istein, do-
al-olmayan, doal bir varolu anlamnda var olmayan bir ko
nuya ynelmi bir istek olabileceini daha nce grmtk. Bu
nedenle, o halde, gelecein dourduu hareket ancak, bir baka
istei isteyen istee ait hareket olabilir. Bu istek, yani insansal
istek, bu bakmdan, meknsal bir varolua sahip deildir; me
knsal adan o bir hitir. nsansal istein meknsal bir konuya
ynelii ancak olumsuzlama biiminde yani veri olan ampirik
bir gerekliin olumsuzlanmas biiminde olabilir. nk eer
istek ampirik varla olumlu bir biimde ynelseydi, biyolojik
bir istek yani hayvansal bir istek olurdu.
Hegel'e gre zamann, kavramn buradaki-varoluu (ampi
rik varoluu) olduunu sylemitik. Yine, Hegel'e gre insansal
zaman gelecein baskn olduu, belirleyici olduu zamand. Bu
iki noktann sonucu olarak: nsansal zaman ancak olumsuzla
ma biiminde (ampirik, meknsal) bir varolua sahip olabilir ya
da, baka bir deyile, doal dnyada (meknda) ancak, veri ola
nn olumsuzlanmas biiminde var olabilir ve bu olumsuzlama-
y gerekletirebilecek tek varlk da insandr. O halde Hegel'e
gre zaman ve insan ayn eydir. Zaman insann dnyadaki
varl ya da gerek tarihidir.
O halde, Kojeve'e gre Hegel' in zaman anlay Kant' nkin-
den farkldr: Kant' n zaman, zamanda var olan her eyden so
yutlanarak elde edilen bo bir kalp gibidir. Bu zaman, insann
54 Kojeve, A., Introduction a la Lecture de Hegel, Gallimard, 1968, s. 367.
UbiUm' Bir zgrlk Felsefesi Olarak Okumak 79
yaratmad ama bir madde-ierik olarak iinin doldurulmas
na katld bir dnyadr. nsan onu bir duyarllk formu olarak
iinde tamakla birlikte, kendisini zamansal bir varlk olarak
kavramak istediinde, aslnda kendisinin onun iinde olduu
nu kefeder. nk bu zaman insansal bilginin formu olmakla
birlikte, gerekten insansal bir zaman (tarih) deildir. Bu soyut
zaman Hegel'e gre, tpk, kendini soyut (ieriksiz) bir biimde
bilince dardan sunan soyut kavram gibidir.
Kojeve, "kavram ile zamann zdelii" aykr savnn anla
labilmesi iin, btn bir Grngbilim'in okunmas gerektii
ni, nk Grngbilim'in bu savn kantlanmasn tekil ettii
ni tekrar tekrar belirtir.
Tinin Grngbilimi nde
Filozofla Dierinin Diyalogu
Bugn Tinin Grngbilimi bizi niin ilgilendirir? Herhangi bir
filozof iin, herhangi bir felsefe rn iin sorabileceimiz ve
eer dnce tarihiyle, tarihle aramzda yalnzca bir "gemii
merak etme"den baka, daha fazla bir ilikinin var olduunu ka
bul ediyorsak sormamz gereken bir soru. Nasl Platon'a duydu
umuz ilgi antika iin beslediimiz genel bir merakla akla
namaz trden, bir bakma daha ok amzdan, kendimizden
kaynaklanan bir meraksa, nasl Platon bizi her eye ramen
dorudan ilgilendiren sorular sorduu ve zmler arad i
in ilgilendiriyorsa, ayn biimde Hegel de. Tinin Grngbilimi
de yle olmaldr. eitli dnemlerde farkl filozoflara, kitaplara
duyulan ilginin o dnemin kendi sorunlar ve araylarndan
hareketle aklanabilecek bir tarzda azalp oalmas olgusu,
sz konusu merakn yukarda belirlemeye altmz trden
"bencil" bir merak olduunun ikna edici kantlarndan birini
oluturur. Gerekten yaayan, dinamik bir kltr ortam sz ko
nusu olduunda yalnzca "moda" terimiyle aklayamayaca
mz bu olgunun temelinde daha ciddi, daha derin ve o kltr
yakndan ilgilendiren nedenlerin yatt aktr.
Fransa'da Hegel'i ve Tinin Grngbilimi'ni ilk kez tantan,
bu dile kazandran ve bu kltr tarafndan anlalp kavranlma
s iin aba gsteren Fransz dnr ve felsefe tarihilerinden
J ean Hyppolite, bir makalesinde ayn soruyu sormakta.^ ngilte
re ve zellikle talya uzun sreden beri Hegel'in sistemiyle he-
1 Hyppolite, J ., Figures de la Pensee Philosophique, 1, Paris, P.U.R 1971, ss. 231-242.
Tinin Grngbilimi'ne Filozofla Di eri ni n Di yal ogu 81
saplamaktayken, Benedetto Croce daha 1907'de Hegel felsefesi
nin canl kalan ve artk alm olan ynlerini serimlemeyi ama
layan yaptn yaymlarken, Fransa'nn Hegel'e bir para ilgi gs
termesi iin 1930'lar beklemek gerekmiti. Hegel'e niversite
programlarnda bir Flaton'a, Descartes' a ya da Kant' a tannan ye
rin verilmesine gsterilen bu isteksizliin, bu direncin ardnda
yatan (Franszcaya evrilmemi ve son derece etrefil metinler
gibi) pek ok nedenin yannda, Hyppolite, dnemin kltr an
laynn da nemli yere sahip olduunu sylemekte: Dnemin
Fransz dncesi, tarih felsefesinin, akln zmleyici imknla
rn aabilen bir alan olduu kansn tamakta ve ona kar, tari
hi dtalayan kartezyen gelenekten kaynaklanan bir dmanlk
duymaktayd. Ayrca, biraz da "pangermanisme" olarak grlmek
te olan Hegelciliin yerine, 1925'lerde tarihten ok hayat felsefe
sinin merkezine koyan Bergson tercih edilmekteydi. Franszla
rn tarihi bir yana atmalarna kar, tarihin onlara ayn biimde
davranmadn belirten Hyppolite eitli koullarn ve zellikle
de 1940 yenilgisinin tarihi yeniden Fransz dnce etkinliinin
balca konusu haline getirdiini sylemekte. Fransa, Hegelci d
nceye dolayl bir biimde, Hegel'e kar kan iki akm olan va
roluuluk ve Markslk yoluyla ilgi duymaya balad. Bu dolay
l ve ge ilginin olumlu bir yannn bulunduunu da belirtmek
gerekir: Daha nce, baka baz yorumcular tarafndan kapal bir
sistem reticisi olarak tannan Hegel'i Franszlar, tarihle, toplum
la ve varolula ilgilenen bu akmlar sayesinde bir baka ynyle,
belki de bugn bizi hl ilgilendirebilecek nitelikteki tek yny
le tandlar. Bylelikle de daha nceki Hegel yorumcularnn ger
ekletiremedikleri bir okumay mmkn kldlar. J ean VVahl'n
1929'da yaynlanan Le Malheur de la Conscience dans la Philosophie
de Hegel'i {Hegel Felsefesinde Bilincin Mutsuzluu) okurlara nere
deyse Kierkegaard' artran romantik bir dnce karsnda
olduklar izlenimini veriyordu. Bu grnyle Hegel, ortodoks
Hegelciliin daha ok Ansiklopedi'den kaynaklanan ve bir sentez
ve uzlam sistemi olan grnnden ok farklyd.
Ge bir dneme rastlad iin yeni kayglarla ve yeni so
rularla Hegel'e yaklaan Fransz dncesi bu felsefenin daha
nce aratrlmam baz ynlerini gn na kard. Giderek,
82 Hegel
1946Tarda, Sartre' n L'Etre et le Neant' (Varlk ve Hilik) gibi za
mann Fransz dncesi zerinde byk etkisi olan kitaplar
ve yazarlar araclyla Hegel niversitelere girmeye balad.
Bu tarihten sonra, artk evrilmi olan Grngbilim, Sartre' n
sz geen kitab ve Merleau-Fonty' nin Phenomenologie de la Per-
ception'uyla (Algnn Grngbilimi) birlikte temel kitaplar arasn
da yer alyordu.
Tinin Grngbilimi bir kltr felsefesi ve kltrn kendi
bilincine ulat, kendi kendisini kavramlara ykselttii an
olarak felsefenin felsefesiydi. Belki daha da nemlisi onun tin
ya da kltrden, dolaysyla felsefeden anlad eyin felsefe
zerine ou kez sahip olunan ve felsefeyi bazlarna hayattan
kopuk olma anlamnda soyut ve ruhsuz olarak tantan anlay
tan farkl bir yaklama giden yolu amasyd. lk yaklamda
soyut bir grnme sahip olan ve yeterince ak olmayan gn
derileri barndran, ama bir kez kavranlnca. Emile ya da Wil-
helm Meister tr bir kltr romann artran, Dante' nin
lahi Komedya's tarznda (ama dnyasallatrlm olarak), in
san tini zerinde yazlm bir efsane gibi okunabilen bu kitap
Merleau-Fonty' ye "Bir roman kadar ilgin, fenomenler perdesi
ardnda grlecek hibir ey yok" dedirtecek kadar ilgi ekti.
Grngbilim insan bilincinin nasl duyumladn, algladn,
anladn; bilincin nasl tin olduunu, bir zbilin olarak kendi
sini baka zbilinlere tantmak istediini, bu arzudan kaynak
lanan ilikileri, Kle-Ffendi diyalektiini ve onun sonularnn
felsefi anlatm olan stoacl, onun giderek kklletirilmesi
olan antik kukuculuu anlatmtr. Zamann kltr romanlar
nn baka yntemlerle dile getirdii bilincin serveninin felsefi
anlatmdr: Goethe' nin, Schiller' in, Cervantes ve Rousseau' nun
insanln kltr roman erevesinde sorduu sorular, verdi
i yorumlama imknlar, Hegel' in Grngbilim'de bir filozof
olarak, baka bir yaklamla, baka yntemlerle ama ortak bir
ilgiyle yneldii konulardr. Fer bir felsefe rn onu kuatan
kltrden, tarihsel-toplumsal, dnsel ve sanatsal etkinlikler
den ve rnlerden kopuk bir birim olarak anlalmazsa ve ona
kendi "i tutarll" adna, yukarda sz edilen balamda yal-
tlabilir bir "i mantk" yklenilip anlam buna indirgenmezse.
Tinin Grngbilimi'ne Filozofla Di eri ni n Di yal ogu 83
Grngbilim, bugn bizi hl ilgilendirebilecek, ada bir oku
maya imkn veren bir kitap olarak kendini gsterir.
Felsefe tarihinde eine az rastlanr trden bir kitap olan G
rngbilim'de Hegel konu olarak ald insanln kltr tarihi
ni anlamak iin, onu Descartes tarz bir zmlemeye tabi tut
mak yerine, grngbilimsel bir yaklamla bu kltrn olu
srecini betimlemeyi semitir. Her ne kadar hibir filozof ken
disini evreleyen tarihsel balamdan ve hatta bir Descartes' n
Traite des Passions'u Corneille' in yaptndan haberli olmakszn
tam anlamyla kavranlamazsa da, Grngbilim'de okurdan
beklenen aba ok daha fazladr. Hegel ou kez kendisine y
neltilen soyutluk sulamalarnn tersine, somutu aratran bir
dnrdr. Ama somut, ieriin dnce yoluyla kavranl-
dr. Felsefeyle ulalabilecek sonutur; o, duyusal bilincin ara
sz olarak elde edebilecei bir ey deildir. Bu anlamda hakikat
somutun hakikatidir ve onu dile getirecek tek ara kavramdr.
Hegel Grngbilim'de bir insanlk tarihi felsefesinden ok
bir kltr felsefesi gelitirir. Bunu yaparken, her eyden nce de
neyim kavramnn kapsamn, iine yalnzca Kant' n deneyim
den anlad eyi, bilimsel deneyimi deil, insanln estetik,
dinsel, kuramsal ve politik tm deneyimlerini alacak biimde
geniletip bu kavram yeniden tanmlar. Aslnda Grngbilim,
Salt Akln Eletirisi gibi deneyim ve onun gizli koullar zeri
ne dnmedir. Kant bu yaptta, deneyimi amann gereklilii
kadar imknszln ve bu yndeki (metafizik) abalarn yanl-
samal niteliini ortaya koymaktayd: Bir bilim olarak metafi
zik insan aklnn doal olarak retme gereksinmesinde olduu
ama umutsuz bir abayd. Ama Kant' n bu konudaki zmle
meleri, yasaklam olduu alanlarda ve anlamda kendisinden
sonra metafizik yaplmasn engelleyemedi. Tam tersine, yeni
metafizik araylar zaman zaman Kant' hareket noktas olarak
bile alabildiler. Hegel'e gelince, o kendisini, mutlan bilgisinin
bilimi olarak metafizii en sonunda kurabilmi bir filozof ola
rak sunmaktayken, daha sonra gelen nemli felsefe akmlarnn
hemen hepsi kendilerini metafizie kar olarak konumladlar:
Nietzsche, Marx, Freud. Aslnda metafiziin sonunu bildiren
yine Hegel' in kendisiydi. Bu felsefenin bitiini bildirdii tarih.
84 Hegel
iir gibi pek ok ey arasnda metafizik de yer alyordu. Her ne
kadar Hegel' in yapt anlamda metafizik kendisinin de ileri
srm olduu gibi sistemiyle birlikte son bulduysa da, felsefe,
yntemsel ve yapsal deiiklikler geirmekle birlikte, yaama
ya devam etti. stelik Grngbilim bu yeni felsefe anlaynn
oluumunda byk etkide bulundu ve bulunmaktadr. Grn
gbilim hem bugn felsefe yapmann anlam ve yollar zerin
deki dncelerimize k tutabilen, hem de insanln kltr
tarihinde felsefe dediimiz bu dnce geleneini kavramam
za yardm edebilen bir yapt olarak kald.
Tinin Grngbilimi'nm konusunu, bilincin insanlk tarihi
boyunca yaad serven oluturur. Bu serven doal bilinten
mutlak bilgiye doru bir yolculuktan, son dura felsefe olan bir
yolculuktan baka bir ey deildir. Grngbilim bir numenolo-
ji ya da bir ontoloji deildir ve bu yolculuu anlatmakla yetinir.
Bununla birlikte, bu anlatmn amac yalnzca saptamak deil
dir, onun, doal bilinci ve bu bilincin felsefi olmayan sylemini
bilime, felsefi syleme doru yneltmek, ykseltmek gibi gerek
anlamnda pedagojik bir kaygs da vardr.^ Aslnda felsefi sylem
daha ilk Sokratik diyaloglardan beri, felsefi bilincin felsefi olmayan bilin
ce arsdr. Bu ar felsefe tarihinde farkl yntemlere bavur
mutu: Sokrates'in ironisi, Descartes'n kukusu, Kant'n eletirel
yaklam. Hegel Grngbilim'de yntem olarak bilincin kendi gi
dii olan diyalektie bavurur. Ama bu yntem felsefeye doru
gtrlmesi gereken bilincin kendi i ilerleyiinin kendisi oldu
u iin, sz konusu olan, doal bilince (felsefe yapmayan bilince)
yabanc bir yntemi dardan uygulamak deil, onun felsefeye
doru adm adm ve diyalektik olarak ilerleyiini betimlemekten,
yani grngbilimini yapmaktan ibarettir.^ Burada diyalektik fel
sefi bilinle felsefi olmayan bilincin (Sokrates'le bir Atinalnn) di
yalogu, bireyle toplumun, kleyle efendinin, yarglayan bilinle
2 Bkz. age., s. 209.
3 Hegel bu konuda yle demektedir: "e karmamz gereksiz klan yalnzca, kav
ram ve nesnenin, l ve incelenecek malzemenin, hepsinin bilincin kendi iinde
mevcut olduu gr deildir, bizi bu ikisini karlatrma derdinden ve dar an
lamyla incelemeden kurtaran bir dier ey de, bilincin kendi kendini incelemesi
durumunda, bu bak asna gre, bize yalnzca olup biteni salt olarak grme
ediminin dmesidir. Phenomenologie de l'Esprit, 1, Paris, Aubier, 1941, s. 74.
Tinin Grngbilimi'ne Filozofla Di eri ni n Di yal ogu 85
eyleyen bilincin diyalogu ya da deneyimidir. Ozbilinlerin bu di
yalogu toplumsal atmalardr, savalardr; ama ayn zamanda
felsefe kuramlardr, sanat rnleridir, tarihtir. Ksacas, Hegel'e
gre zbilincin kendini dier zbilinlere kabul ettirme eilimin
den kaynaklanan insanlk tarihi dediimiz servendir.
Balangta "nesne"nin yanltc dinginliinde avunan, da
ha sonra, nesneler sisteminin znesi yani anlk olarak kendisini
tanmlayan bilincin tarihini politik, estetik, dinsel btn dz-
lemleriyle kuatmak isteyen Grngbilim ayn zamanda mutla
n biliminin (her ne kadar Hegel sonradan "Giri" alt baln
kaldrdysa da) ilk blmn oluturur. O halde, btn felsefe
tarihinin adm adm kendisine doru ilerledii ve en sonunda
elde edilen bu mutlak bilgi Grngbilim'in neresindedir? Hi
bir yerde ve her yerde. O, Atina' da balayan. Platon ve Aristo
teles'in Hristiyanlk tarafndan yeniden okunmasyla gelien
ve amzda baka belirlenimler kazanan bu diyalektik yolun
btnnde ve bu btnn doru anlatmndadr; yani Grng
bilim'in belli bir yerinde mesela sonunda deil, btn Grng-
bilim'dedir. Doal bilinten balayp tinin en st aamas olan,
nk kltrn en ak ve en sistemli dile getirilii olan felsefe
ye giden ve her zaman ekimeli, atmal olarak yaanan bu
servenin btnndedir. Hegel'e gre mutlak bilgi Schelling' in
"yree sklan bir tabanca" gibi ortaya koyduu yaltk bir me
tafizik nerme olamaz. O bir olgu deil, bir sonutur. Bu sonu,
bilinci kendisine ulatran yollarn btn tarafndan temellen-
dirilir. Doru bilgi, bilginin nasl hakikatin bilgisi, yani felsefe
olmaya doru gittiini, bilginin felsefe olma srecini anlatt
lde dorudur. Hegel, en sonunda kendisinin gelip mutlan
bilgisini getirdiini, hakikatin imdiye dek bulunamam yeni
bir ltn bulduunu ileri srmemektedir. Bilincin diyalek
tik ileyii, Kant' n gsterdii gibi antagonik sonulara ulaty-
sa da bu ileyi bir sretir ve diyalektik, bu srecin yasasn
dan baka bir ey deildir. Hegel kendi dneminde bu srecin
nesnel olarak son aamasna ulatn ve bu nedenle de artk
kendi bilincine ulaabileceini dnmektedir. Akln kendini
tarihte amas olan tinin bu aamasnda felsefe artk kendini
kavrayabilecek, (Hegel'in felsefesinde) kendi felsefesini rebile-
86 Hegel
ektir. Kendi bilincine sahip olmak her eyden nce kendi tari
hini, kendi servenini anlamak demektir.
Bu biimde anlalan felsefeye giri sz konusu olamaz. Ya
ni Grngbilim bilgisiz olduklar kabul edilen okurlara felsefe
yi retmek amacn gtmeyecek, onlar bilgisizlikten bilgiye
geirmeyecektir. Felsefe, "bilgisiz"i bulunduu yerden, arasz
duyusal ve kesin bilgiler ortamndan alacak, onu kendi i itili-
iyle felsefeye doru gtren yolu, onunla birlikte izlemekle
yetinecektir. Bu yolu filozofun yaratmas gerekmez, o, dnce
nin kendi yoludur, dilin kendi yoludur.
"Bilgisiz" duyularn tanklnn kesinliine inanr. Grn
gbilim nce bu inantan sz edecek, onu yine kendi i ele-
riyle zmleyecek, nasl kendi i mantyla, kendi kendisini
aarak tkettiini gsterecektir. Bunu "bilgisiz"e gsteren filo
zoftur. Ama filozof bunu kendi ltlerini bilincin deneyimine
dardan ekleyerek, doal bilince kendi felsefi ltlerini zorla
benimseterek yapmaz. Filozof doal bilincin nerede tkenecei
ni, nerede felsefi bilince dneceini bilir, ama felsefenin ile
vi, bunu sz konusu aamada bildirmek deildir. Doal bilin,
tarihsel geliimi sonucunda felsefi bilinci kendi kendisinden
reten bilin olarak, bu sonuca yine kendisi ulamaldr.
"Bilgisiz" yalnzca duyumlamaz, alglamaz, nesnelere inan
maz, o ayn zamanda bir uygarlk iinde bulur kendini; bu ba
lamda o "drst insan"dr, "feodal"dir, jakobenlik iin savar
ya da Roma Cumhuriyeti' nin bir yurttadr. Grngbilim, kl
trn bir derlemesi olarak, bilincin btn bak alarnn, ona
karlk olan btn varolusal tutumlarn, insanlarn toplum
sal edimlerinin btn trlerinin tam bir sistematiini de ierir.
Bu varolusal tutumlar rnekleme yoluyla ya da sembolizm
yoluyla baz yaptlarda da kendisini yanstmaktadr: Yunanl
yurtta ayn zamanda bir Herakleitos'tur, Anaksagoras' tr, Sop-
hokles'tir, Flaton'dur. Yine ayn kltr tarihi dinlerde, iirlerde,
tarih yazlarnda ve zellikle de filozoflarn sylemlerinde, ken
dini dile getirir. Bir kltrn kendisini senteze ulatrd an
olarak felsefe ve tarihi Grngbilim'de nemli bir yere sahiptir.
nsanln kltr serveni dnme srecidir. Felsefe bu
srete zel bir yere sahiptir. Felsefe tmyle rasyonel, hibir
Tinin Grngbilimi'ne Filozofla Di eri ni n Di yal ogu 87
nermesi postulat niteliinde olmayan, sonuna kadar meru-
latrlm bir sylem kurma abas olarak insanln kltr de
neyiminin doruunda yer alr. Felsefe tarihinin eitli felsefe
akmlar erevesinde birbiriyle badamaz nitelikte sonulara
varmas ve kritik felsefenin bundan, mutla kuramda deil,
ahlakl edimde aramak gerektii sonucunu karmas karsn
da. Kant sonras felsefe, dncenin sylemsel olarak merula-
trlmas gereksemesini bir yana atarak, cokulu ama yeterince
temellenmemi nermelerle alan romantik akma ynelmiti.
Yeni akm yeterince ikna edici bulmayan Hegel, Kant' n vard
sonular da hesaba katarak onun felsefesinin dne koy
duu snrlar amay amalamaktadr. Kltr bir btn ola
rak, politik, tarihsel, bilimsel dzlemleriyle. Kant tarafndan,
kuramsal ve pratik olmak zere birbirinden sk skya ayrlm
alanlarn bir arada kapsayan bir btn olarak kavramann tek
yolu budur. Felsefenin, bandan beri amalad eyi, en geni
anlamnda kltr, kavramlara ykseltme, insanl kendi bi
lincine ulatrma iini baarmak iin, felsefe, Kant' n ona koydu
u snrlamalar amak, kltr bir btn olarak kavrama hak
kn yeniden merulatrmak zorundadr.
Descartes metafizii, iki tz anlayyla ann kltrnn
iinde barndrd ve birbiriyle eliir yapda grnen iki bo
yuttan (doabilim ve dinbilim) her ikisinin de ontolojik adan
temellendirilebilir olduunu gstermeye alm, birinin sonu
laryla dierinin sonularnn, alanlarn birbiri karsnda iyice
snrlanmasyla, birbirini yok etmeden, bir kltr iinde kavra-
nlabileceini savunmutu. Bylece bir kez snrlar belirlendik
ten sonra, mekanik bir doa anlaynn din tarafndan kabul
edilebilir olduunu dnmekteydi.^ Kant ise, benzer bir bi
imde, kuramsal aklla pratik akln kurallarn (Newton ve Ro-
usseau' yu) ve onlarn birbiri karsndaki snrlarn belirlemek
abasndayd. Descartes' izleyen dnemde, mekanikletirilmi
doann, kuramsal ve pratik (ahlaksal) tm ynleriyle insan
da bir tr duyumlar mekaniine indirgeyecek biimde alann
geniletmesi olgusundan sonra, sz konusu abann, insann
ahlaksal edimleri alannda zgrlk kavramnn yeniden me-
4 Bu konuda Descartes' n din adamlaryla yazmalar zellikle ilgintir.
88 Hegel
ruluk kazanmas asndan bir ilerleme oluturduu kukusuz
dur. Ama imdi kltr etkinlii iinde ok daha nemli bir yer
tutan ve felsefenin kendisini sz konusu kltr sentezi iinde
zmsemesini bekleyen yeni bir alan vardr: Tarih. Artk felsefe
nin hesaba katmas gereken, Galilei ya da Newton' un rneini
oluturduu bilimsel sylem olduu kadar ve belki de daha faz
la, Bastille' in aln, terr ya da Napoleonun eylemleridir.
Fransz Devrimi' nde gereklikle aklsalln uzlamasnn
nemli bir aamasn gren Hegel, btn insanlk tarihini bu uz
lam hazrlayan, ona doru ilerleyen bir sre olarak grecek
tir. Hegel' in Tbingen'de niversite arkadalar olan Schelling
ve Hlderlin'le birlikte, Bastille' in alnnn birinci yldnm
n kutlamak iin bir zgrlk aac dikmi olduklar sylenir.
Hegel bir genlik yazsnda "Hayat dnmek, ite yaplmas
gereken bu" demekteydi. Gerekten de hayat, bireyin, kltrn,
insanln hayat onun dncesinin balca konusu olmay so
nuna kadar srdrd. nceleri, Devrimde Aydnlanma'nm ilke
lerinin gereklemesini gren Alman entelektelerinden byk
bir ksm, jakobenizm ve devrim ordusunun askeri baarlar
zerine tutumlarn tmyle deitirirlerken Devrime sonuna
kadar bal kalanlar arasnda, Kant' la birlikte, Hegel de vard.
Hegel bu byk politik olayn insanln hayatnda gerekle
tirdii dnmn felsefe tarafndan aklanmas, olumsal bir
olay gibi ihmal edilmemesi ya da ampirik bak asndan ele-
tirilmemesi, ama tpk Yunan sitesi. Roma imparatorluu, Hris
tiyanlk gibi, kavramlatrlmas gerektiini dnyordu. As
lnda 1789 Devrimi genel olarak Avrupa'da dnsel etkinliin
tarihe ynelmesine byk lde katkda bulunmutu. Ama en
derin etkiyi Hegel zerine yapm olduu sylenebilir. O, tari
hi kavramak iin, felsefenin ierik ve yntemlerini yenilemesi
gerektiini dnyordu. nk tarihi anlamak insan eylemle
rini nceden kestirilemez ve ok boyutlu yaplaryla kavramak
demekti.
Hayatn -bireysel hayatn, kltr ve insanlk hayatnn- ie
riini yalnzca felsefe, doru felsefe kavrayabilir. Ama bu felse
fe, ierie, kendisinden olmayan bir formu dardan bir kural
gibi uygulamaya alan, biimci bir felsefe olmamaldr: "o-
Tinin Grngbilimi'ne Filozofla Di eri ni n Di yal ogu 89
u kez felsefe ierii boaltlm, biimsel bir bilgi olarak kabul
edilir. Oysa hangi bilimde olursa olsun, ierik bakmndan ha
kikat, yalnzca, eer onu ortaya koyan felsefe ise hakikat adn
almaya layk olabilir; dierleri istedikleri kadar ince dnme
yollarna bavurarak felsefeyi bir yana atp ilerlemeye alsn
lar, felsefe olmakszn onlarda ne hayat, ne tin ne de hakikat
bulunabilir."^ Yine Hegel, zamannda zellikle kritik felsefenin
saldrlarna bir tepki olarak ortaya km olan, "doal felsefe"
denilen ve kavramsz felsefe yaplabilecei inancna dayanan
akmlar da eletirir: "Yine ayn biimde, bugn, kendisini kav
ramdan stn gren ve kavram yokluunda kendisine sezgisel
ve iirsel bir dnme tarz seen bir tr doal felsefe, dnce
nin kendisine yalnzca karklk salad bir fantezi anlayn
dan kaynaklanan, ne et ne balk, ne iir ne felsefe olan tuhaflk
lar, hayal rn bileimleri pazara karmaktadr."^ Bir baka
trden bir doal felsefe anlay ise saduyuya dayanarak ken
dini temellendirmektedir: "Buna karlk saduyunun gvenli
yatanda akan doal felsefe, en iyisinden, sradan hakikatleri
dile getiren laflar retmekte", anlamszl yzne vurulunca
da, kant olarak, herkesin yreinde bulunduunu varsayd
duygular yardma armaktadr. Oysa kavramsz hakikat sz
konusu olamaz ve insanlk doas gerei birbirini kavramlar
yoluyla anlamaya ynelir. nsanlk ancak bilinlerin bir arada
oluuyla, anlamasyla mmkndr. Hegel yalnzca duyguya s
nmay ve yalnzca duygu yoluyla anlaabilmeyi insana kar
bir tavr olarak mahkm eder. nk kendi bilincine erimi
btn akllar tarafndan kabul edilebilecek nitelikte bir haki
kat ancak kavramlarla i grerek elde edilebilir. Hegel kavrama
ksm olan ve en iyi rneini zamann romantik felsefe akm
larnda bulan felsefeyi yeniden kavramla uzlatrmak amacn
dadr. Ama eer bu gerek bir uzlam olacaksa, o zaman bu
akmn dile getirdii boyut, duygular, aclar, hazlar da kavram-
latrlabilmelidir. te, Hegel' in temel savnn bu noktada yer
ald sylenebilir: Her ey, btn hayat, btn boyutlaryla ta
rih kavramlatrlabilir. Ama bunu yapabilmek iin kavram ye-
5 Hegel, Phenomenologie de l'Esprit, 1, Paris, Aubier, 1941, s. 58.
6 Hegel, age., s. 58.
90 Hegel
niden tanmlanmal, ierikle btnlemeli, onun gidiini yakn
dan izlemeli, ona katlmaldr.
Hegel' in felsefesi gerek bir ikinlik felsefesidir. Descartes'
n Tanrda temellendirdii hakikat lt sorununu, Grngbi
lim'in, ozbilinlerin iletiimi sorununa, yani dil sorununa dn
trdn grmekteyiz. Her ne kadar Hegel'e gre tarih akln
kendisini zamanda amasysa da, o ayn zamanda insanln
umutlar, umutsuzluklar, aclar, sevinleri, inanlar, inan
szlklardr. J . Hyppolite bir makalesinde Grngbilim'i insan
tininin Oedipus tragedyas olarak yeniden okumay nerirken
bu noktay vurgulamak ister.^ Hyppolite Freud'dan hareketle,
onun zmlemelerinden yararlanarak bu kitab okumann bi
ze, Hegel' in baka terimlerle dile getirdii sorunu kavramada
ve yaptn yap ve dilini anlamada nemli ipular salayaca
kansndadr. Grngbilim'in balarnda sz edilen doal bi
lin kendi kendisinin farknda olmayan, bilinsizlik durumu
dur. Gren ama kendisini grmeyen, grmekte olduunu gr
meyen bilin bir eyler bilmekte ama bilmekte olduunun far
knda olmamaktadr. Bu durum bilmeme durumu deildir; bil
diinin farknda olmama, bir gn bunu fark edebilme imknn
iinde tar. Grngbilim'in sonunda bilin, Freud' un bir psika
nalizin sona ermesi iin hastadan demesini bekledii eyi syle
yecek, "Ben bunu hep biliyordum" diyecektir. Bilin kendi ser
veni olan bu yolculuun sonunda, aslnda bilinsiz bir biimde
hep bilmekte olduu kendi hakikatini bilecektir. Bilin bu dene
yimi, bu yolculuu sahip olduunu sand her hakikatin srek
li olarak olumsuzlanmas olarak yaadndan, bu yol "o halde,
kuku yolu ya da daha dorusu umutsuzluk yolu olarak grle
bilir." Tpk Oedipus' un kendini kefetmesi gibi, bilin aclarla
dolu bu yolda kendini kefedecek, kendi hakikatine ulaacaktr.
Hyppolite Grngbilim'i Freud' un kavramlaryla yeniden
okumay nerdii bu metinde ok nemli bir baka noktaya
deiniyor: Grngbilim'in bilinci ele ald balang noktasn
dan beri, bu henz bildiini bilmeyen bilincin servenini bilen,
anlatan kimdir? Biz, yani filozof. Burada da, tpk Emile'de ol-
7 Hyppolite, J ., Figures de la Pensee Philosophicjue, I, Paris, P.U.F., ss. 213-231.
8 Hegel, Phenomenologie, I. s. 69.
Tinin Grngbilimi'ne Filozofla Di eri ni n Di yal ogu 91
9 Hegel, age., s. 73.
duu gibi iki kii sz konusudur: Deneyimi yaayan bilin ve
onu izlemek, onun deneyimini anlatmakla yetinen filozof. te,
Grngbilim'de bir felsefe sylemi iin yeni olan nokta burada
ortaya kar: Eer filozof bilincin hakikatini, sonunda ona "ben
bunu zaten biliyordum" dedirtecek olan hakikati, yani bilincin
zn balangtan beri biliyorsa, niin bunu ona hemen akla
maz? Bu soruya karlk olarak Hegel "Bizim onun z olarak
bildireceimiz ey, onun hakikati deil, bizim onun zerine
bilgimiz olacakt"' demektedir. Burada lt filozofun lt,
hakikat yine onun hakikati olarak kalmakta, felsefi olmayan bi
lin iin ikna edici olmamakta, sonu olarak da gerekten evren
sel uzlam salama gcnden yoksun kalmaktadr. O halde
felsefenin mesajn iletmesinin tek yolu, felsefi olmayan bilinle
diyalogunun tek yolu, yani felsefenin hep aram olduu evren
sel uzlam salamann tek yolu felsefi olmayan bilincin ser
venini ciddiye almaktadr. nk bilincin hakikati ancak zbi
linlerin iletiiminde, bak alarnn (felsefi olanlar ve felsefi
olmayanlar da dahil olmak zere) uzlamnda bulunur.
Tinin Grngbilimi nde Bilincin Serveni
Hegel Grngbilim'i eitici nitelikte bir metin olarak dnm
t ve bu nedenle okuyucuyu alp felsefeye doru gtrecek bu
eseri, kukusuz, ak ve anlalr bir dille yazmay amalam
olmaldr. Ernst Bloch onun bu konuda baarszla uram
olduunu, buna karlk, ortaya kan rnn felsefe metinleri
dnyasnda ei bulunmaz bir tarzda, ayn zamanda iinde eit
lilii barndran ve merkezi iyi belirlenmi olan, hem diyonis-
yak hem de i dzenleniinde son derece salam bir metin oldu
unu belirtmektedir.^
1807'de yazlm olan bu eser, pek ok felsefe tarihisinin
belirttii gibi Hegel' in belki de en nemli ve kukusuz en ok
tartlm olan eseridir. Bat felsefe geleneinde eine rastlanl
mayan bu alma, kuramsal atsnn karmakl ve dour
duu byk dil glkleri yznden uzun zaman yeterince
tannmamtr. Oysa Grngbilim Hegel' in sisteminin temeli
ve onun sistemine ulamann tek yolu olarak dnlm ve
bu ekilde yazlmtr. Kukusuz, onu gerekten anlamak iin
ok daha gerilere gitmek, bu metnin yap talarn oluturan
kavramlarn teolojik eserler denilen genlik yazlarnda dile ge
tirilen, daha ok varolusal arml konularna, onlarn duy
gusal arka dzlemlerine eilmek yararl olacaktr. nk J ean
VVahl'n dedii gibi "Hegel' in felsefesi birka mantksal formle
indirgenemez. Ya da, daha iyi bir deyile, bu formller ilerinde
yalnzca mantksal kkenli olmayan bir eyleri barndrrlar."^
1 Bloch, Ernst, Subjet-Objet, Edairdssements sur Hegel, Fr. ev., M. de GandiUac,
Gallimard, 1977. s.55.
2 Wahl, J ean, Le Malheur de la Conscience dans la Philosophie de Hegel, Rieder, 1929,
s. 9.
Tinin Grngbilimi'ne Bi l i nci n Serveni 93
Kavramlarn birbiriyle zincirleniinden oluan bu sistemin ar
dndaki gizli duygusal zenginlii kavramak, sistemi gerekten
kavramann tek yoludur. Ancak bu yolla, Grngbilim yalnzca
bir doktrine giri olarak deil, gen Hegel' in sorunlar olan ve
yalnzca zihinsel deil, ayn zamanda ahlaksal, dinsel ve varo
lusal zellikteki sorunlardan hareketle ulalan bir sonu ola
rak grnecektir. Ancak o zaman Grngbilim'in kavramlar
canl bir yaantnn dile getirilii olarak okunabilecektir.
Fransz kltrnn Hegelci dnceye getirdii ufuk a
c yaklamlar zerinde J ean VVahl'n Hegel Felsefesinde Bilincin
Mutsuzluu adl kitabnn yapm olduu etkinin nemi bilin
mektedir. Bununla birlikte, bu eser Hegel sistemine yneltilmi
olan en dndrc ve belki de en ktmser eletiriyi dile ge
tirmektedir. Hegelci dncenin kavramsal ve sistemli rnle
rini hazrlayan genlik eserlerinden hareket eden ksa nsz
n J . Wahl, bir sistemi serimleyen Hegel' in aslnda bu sistemi
"aklad lde yktn" belirterek bitirir: "Bu kavramlar
yava yava, canllklarndan bir eyler yitirecek, katlaacaktr;
ve gerekten de, bizce, Hegel' in son durumuna ulam biimiy
le sistemine yneltilecek en gl itiraz udur: Ne kadar zengin
olursa olsun, bu sistem, iinde gen Hegel' in sahip olduu d
nce, imgelem, umut ve umutsuzluk trlln barndracak
kadar zengin deildir."^ Bundan fazla olarak, gen Hegel, daha
sonra sistemci Hegel'e yneltilecek pek ok eletiriyi (zellikle
akla ve aklsalln indirgeyici olma zelliine yneltilecek pek
ok eletiriyi) dile getirmitir. Mantk ve Ansiklopedi'de kendini
gsteren Hegelci dnceye yneltilebilecek Kierkegaard tarz,
ya da ok daha nemlisi, Stirner tarz eletiriyi iinde barnd
ran bu genlik eserlerinin tannmasnn, Grngbilim'in ok
daha ierikli bir tarzda okunmasna imkn salayaca kuku
suzdur. nk bylece, Grngbilim'in kavramlar J . VVahl'n
diledii gibi, canllk kazanacak, kavram-d (ncesi ya da son
ras) duygusal boyutlaryla btnleecektir. J . VVahl'n bu yakla
m ne kadar dikkate deer olursa olsun yine de Grngbilim
Hegel' in kendisi tarafndan sistemine giden bir yol, bir giri ola-
3 Wahl, J ., ge, s. 12.
94 Hegel
rak tanmlanmtr ve yalnzca bu nedenle bile, Hegelci dn
ceyi tanma giriiminde bir balang noktas olarak seilebilir
zellikte bir metindir.
Grngbilim, yalnzca dnsel deil, ayn zamanda da
pratik, tarihsel geliim izgisi zerinde artk tin olma aama
sna ulam olan bilincin zgemiini yeniden dnmesi ola
rak tasarland iin, bireysel bilince eitici bir okuma imkn
salayacak, okuru henz felsefi olmayan doal bak asndan
bilime doru ykseltecek bir metin olacakt. Bu son aama ar
tk kendi bilincine ulam, kendini tin olarak kavram olan bi
lincin yer ald noktadr. Balangta bilin kendini dolaymsz
duyusal izlenimin bilinci olarak gsterir. zne-nesne ikiliinin
bilgi dzleminde ilk kez kendini gsterdii bu andan itibaren
kendi i diyalektiiyle gelien bilgi, gittike daha fazla dolay
ma sahip ve daha kavramsal bir yapya doru ilerleyecektir. O
halde bu serven ayn zamanda, kltrn kendini kavramsal-
latrmaya doru yani felsefeye doru yapt yolculuktur. Bu
yolculuu, bilincin bu odiseasn anlatan (ve onu yalnzca anlat
makla yetindiini srarla vurgulayan) Grngbilim bireysel bi
lin (okur) asndan da, onun iinde bulunduu felsefe-ncesi
bak asn ap bilime doru ilerlemesini salayacak eitsel
bir deere sahip olacaktr.
Grngbilim'm bir tasarm olarak ele alndnda, dour
duu sonulardan ilki, bu "eitici" olma amacndan kaynak
lanmaktadr. Gerekten de kitap Hegel'in de nceleri belirttii
gibi bir "giri", "hazrlk" ve bu anlamda sistemin "ilk blm"
olma zelliini tar. Hegel ok sonralar, sistemin tmn ge
litirmi olduuna inandnda, bu sistemin bir daire olutur
mas (daha dorusu i ie krelerden olumas) nedeniyle, onun
serimlenmesine (ya da okunmasna) neredeyse "herhangi bir"
noktadan balanabileceini dnerek "birinci blm" bal
nn yerinde olmadn dnmtr. Ayrca felsefe mutlak bil
gidir. Hegel'e gre "yalnzca mutlak hakiki ve hakikat mutlak
tr." Felsefe ne Organon gibi dnmeden nce dnme arac
nn bilgisi ne de hakikat sevgisidir. Hegel ena yazlarnda her
felsefenin bir "hazrlkla" balamas gerektii grn iddetle
eletirmi ve Schelling' in hasm olan Reinhold' un bu yaklamy-
Tinin Grngbilimi'ne Bi l i nci n Serveni 95
la, kendisini hibir zaman bilime ulaamadan tapnan eiin
de kalmaya mahkm etmi olduunu sylemiti. Yine Fichte ve
Schelling'in Sistemleri Arasndaki Fark adl eserinde ve iman ve bil
gi konusundaki makalesinde bu eletiriyi gelitiren Hegel'e g
re. Kant da ayn ekilde, bilmeden nce bilme aracn incelemek
le kendisini balang noktasn, yani Locke tarz znelcilii,
amamaya mahkm etmitir: Kritik yaklamn bilgiyi bir ara
olarak kabul etmekle nceden varsayd zne-nesne ayrmn
bu bak asndan amak mmkn deildir. Aslnda Kant' n
felsefesi iinde zne ve nesnenin zdelii eklindeki (Schelling
ve Hegel'in benimsedii) speklatif ideyi, transandantal de-
dksiyonda, tohum halinde bulundurmaktadr.^ Ama Kant' ta
bu ide henz btn sonularyla gelitirilmemi ve bu nedenle
onun felsefesi bilgi zerine "dn" felsefesi olarak kalm
tr. J . Hyppolite'in bir makalesinde gstermi olduu gibi Hegel
Kant' n sorunsalnn aslnda bilgi sorunsaln atn dn
yordu. Kant yalnzca dn olmayan ama ayn zamanda d
n zerine dn olan felsefenin yani mutlak bilginin ilke
sini kefetmi ama gerekletirememitir. Bylece onun felsefesi
sonu olarak Locke' un giriiminin bir uzants, bir bilgi felsefesi
olarak kalm, insan varlnn mutlakla ilikisini kuramam,
varlk ve bilginin ayrl kadar birliini de kuran ve kukusuz
her eyin bilgisi demek olmayan ama mutlan kendi bilgisine
erimesi anlamna gelen mutlak bilgiye ulaamamtr. Onun te
mellendirdii bilgi insan iin geerli ama snrl bilgidir. Oysa
kategorilerin transandantal dedksiyonunda Kant bilginin ilk
temeli sorusunu sorduunda, nesnellii, nesnenin nesnelliinin
znenin znelliiyle ayn olduu dncesiyle temellendirilmi-
ti. Ama yarg konusunda Kant bu dncenin sonularn geli
tiremedii iin, bu dzlemde bilgiyi fenomenal bilgi olarak snr
landrm ve nesnelliini bu snrlamayla temellendirmitir. Am
pirik bilginin tek gvencesi, onun sonlu, snrl ve bu anlamda
fenomenal bir bilgi olmas, "kendinde ey" konusunda bir ey
dememesidir. Bu yaklamn olumsuz bir sonucu da, fenomenin
kendisinin mutlak bilgi asndan deersizlemesidir.
4 Hyppolite, J ean, Figures de la Pensee Philosophicjue, I, P.U.F., 1971 s. 175.
96 Hegel
Kant' n belirledii biimiyle bilin bak asna yerletiril
diinde dnya indirgenemez bakalyla ve yabanclyla,
znenin karsnda, onun eriemeyecei bir ey olarak duracak
tr. Mutlak, asla bilgisine ulaamayacamz bir bakalk, insan
bilgisi de mutla hibir zaman yakalayamayacak bir znellik
olarak kalacaktr. Kant' n fenomenal bilgiyle mutlak arasnda
var olduunu gsterdii uurumun bulunduu yerde Hegel zo
runlu bir ba kurmak amacndadr; ona gre fenomenal bilgi
zorunlu olarak ve kendiliinden mutlak bilgiye doru geliir.
Ama bunu gelitirmenin tek yolu yine fenomenal bilgiye, bilin
bak asna dnmek, oradan hareket etmektir.
"Bu nedenle" diye yazmakta Hegel Ansiklopedi'de, "yaym
lanmas srasnda ' Bilim sisteminin ilk blm' olarak adland
rlan Tinin Grngbilimi'nde, zorunluluu bu bilinle kendisi
arasndaki sreklilikle ispatlanan felsefi bak asna varncaya
kadar, onda mevcut diyalektii gelitirmek zere, tinin ilk gr
nmnden, dolaymsz bilinten hareket ettim."^ O halde mut
lak bilgi olarak felsefi bilginin, ya da bu anlamda bilimin temel-
lendirilmesinin ilkrneini Grngbilim'de grmekteyiz. Bu ba
kmdan Grngbilim eitsel deerinin yannda felsefi bir ispat
deerine de sahiptir. Yani Hegel' in felsefesine giri, ayn zaman
da bu sistemin ilk temellendirilii, merulatrlmas olmakta
dr. nk yukardaki alntda belirttii gibi Hegel Grngbi
lim'de, doal bilincin nasl kendi i diyalektiiyle felsefi bak
asna doru ilerlediini anlatmaktadr. Burada, ayn zamanda
felsefi bir ispat sz konusudur; ama bu ispatn ya da temellen-
dirmenin zgn yan onun grngbilimsel niteliidir. Burada
filozof, felsefenin bak asn doal bilin (sradan insann ya
da baya bilimin bilinci) karsnda temellendirmek iin felse
fe tarihinde daha nce hi rastlamadmz bir ynteme bavur
makta, onun kendini kendi geliim tarihinde grnr klarken
alm olduu figrleri betimlemekle yetinmektedir. Gerekten
de filozof (Grngbilim'in yazar) hibir eyi kurmamakta, bi
lin figrleri silsilesini betimlemektedir. Bilin bu geliim s
recinde kendini deil nesnenin dnmn grmekte, ama
sonunda, bu srecin kendi geliimi olduunu, nesnelerin tarihi-
5 Hegel, G. W. R, Encylopedie, s. 25 R.
Tinin Grngbilimi'ne Bi l i nci n Serveni 97
nin, dnyann tarihinin, kendi tarihi olduunu anlad zaman,
bu tarih, onun gznde bir ispat, yani sonuta aa kan zne
ve nesne zdeliinin ispat deerine sahip olacaktr. O "bizim
iin" yani filozof iin imdiden bir ispattr. nk bu geliimin
zorunluluu tarihle akln, kavramla zamann birliinin sonucu
dur. Gerekten de A. Kojeve' in Hegel zerine verdii derslerde
gsterdii zere Hegel, kavramla zaman zdeletiren ve bu
yolla aklsall, hibir aknla bavurmakszn, bu dnyadan
baka hibir akn-dzleme bavurmakszn sistemletiren ilk
filozoftur.''
Grngbilimsel yntemin felsefi bir ispat zelliini kazan
masnn nedeni, burada incelenecek konunun bilincin geliimi
olmasdr. Filozofun bu incelemeye kendi ltlerini dardan
eklememesinin ama bu geliimi betimlemekle yetinmesinin, g
rngbilimsel yntemden baka bir ispat tekniine bavurma
snn nedeni budur. Hegel bu konuda Grngbilim'de yle de
mektedir: "Bilin kendi ltn kendi iinde tar ve bundan
tr de aratrma, bilincin kendi kendisiyle karlatrlmas
eklinde olacaktr; nk yukarda yaplan ayrm onun kendi
snrlar iinde kalmaktadr. O kendinde dieri-iin-olan bulun
durur, ya da bilgi annn belirlenebilirlii genel olarak onun
iinde bulunur. Ayn zamanda, dieri, ona gre, yalnzca onun
iin deildir; o, bu bantnn dnda olarak ya da kendi-iin ha
kikat andr. Bu nedenle, bilincin kendi iinde kendinde-varlk
ya da hakikat olarak belirlemi olduu eyde biz, onun kendi
kendisinin kendi bilgisini lmek iin oluturmu olduu l
y buluruz. Bilgiyi kavram, z de ya hakiki varlk ya da nesne
olarak adlandrrsak, inceleme, bu durumda, kavramn nesne
yi karlayp karlamadn aratrmaktan ibaret olur. Fer,
tersine, z ya da nesnenin kendinde varln kavram olarak ad
landrrsak ve eer nesneden nesne olarak yani onu bir dieri
iin var olduu ekliyle anlarsak o zaman inceleme, nesnenin
kavram karlayp karlamadn incelemek eklinde olur. Bu
iki sunuun birbirinin ayn olduu anlalmaktadr; ama nem
li olan, btn aratrma boyunca iki ann, kavram ve nesnenin,
bir dieri-iin-varlk ve kendinde-varlnn incelediimiz bilginin
6 Kojeve, Alexandre, Introduction a la Lecture de Hegel, Gallimard, 1947, s. 336.
98 Hegel
Ben ve Onun Ben-Olmayan Dnyas
Felsefe tarihilerinin bir blm Bat felsefe geleneinin dou
tarihi olarak Sokrates'i (ya da Kojeve'in deyimiyle Sokrates-Pla-
ton'u), dier bir blm ise, biraz daha geriye giderek, ilk do
a felsefecilerini gsterirler. Felsefenin douu ayn zamanda
aklsalln, yani varl aralarnda aklsal olarak aklanabilir
balar bulunan birimlerin oluturduu bir btn olarak kavra
yan yaklamn douudur. nsanlk bu yaklamdan nce bir
bakasna, mitolojik yaklama sahipti. Bu bakmdan felsefenin
douunu anlamak mithos'tan logos'a geii anlamak demektir.
Felsefenin Sokrates ncesi dnrlerce balatldn ne sren
7 Hegel, G. W. R, La Phenomenologie de l'Esprit, Fr. ev. J . Hyppolite, Auhier, 1941.
s. 73-74.
snrlar iine dtn ve bu bakmdan, aratrma sresince
llerimizi, kiisel ide ve dncelerimizi beraberimizde getir
memiz gerekmediini iyice hatrlamaktr; tam tersine onlar bir
yana ataraktr ki biz nesneyi kendinde olduu ekliyle ve kendi
kendisi-iin dnmeyi baarabiliriz."^
O halde filozofa den, bu mantksal (ezamanl) bir temel-
lendirme sreci olarak kullanlabilecek ilerleyii artzamanl
olarak yaayan bilincin servenini, yine bu sre iinde ortaya
kan ve bu bakmdan da hem mantksal hem tarihsel olan kav
ramlarla anlatmaktr. Grngbilimsel ynteme bavurmak bi
lin bak asna yerlemek demek olduu iin ilk bakta He
gel'in, Schelling' in mutlak bilgi asn brakp Kant ve Fichte'
nin bak asn benimsedii sonucu karlabilir. Oysa Hegel
zne-nesne zdelii dncesinin dogmatik olmayan bir tarz
da temellendirilmesi amacyla bu geri dn gerekletirmek
tedir. zne-nesne, ben ve dnya zdeliinin kurulmas iin
nce bu iki terim arasndaki ayrmn ciddiye alnmas, yani fe
nomenal bilince geri dnlmesi gerekir. te Tinin Grngbilimi
bu geri dn sayesindedir ki, felsefe tarihi kadar eski olan bu
zne-nesne ayrln ayn zamanda bir zdelik olarak anlatabi
lecektir.
Tinin Grngbilimi'ne Bi l i nci n Serveni 99
sava gre insanlk, bu aamada, varln kendisinden hareketle
ortaya kt bir ilk unsur, dolaysyla var olanlar aklsal ola
rak aklamamza yarayacak bir ilke bulma abasna girmekle
bu adm atm bulunmaktadr. Thales arkhe olarak suyu kabul
ettiinde nemli olan gerekten her eyin aslnda sudan olu
tuu, z olarak su olduu savnn doru olup olmad deil,
zsel olan ve olmayan arasnda insan dncesinin yapt ay
rmdr. nsan dncesi bu ayrm yapt zaman, var olann, te-
mellendirilmeksizin, onun zerine getirilmi olan sylemi me
rulatrma yolunda hibir kayg tamakszn anlatlmasnn bir
yolu olan mitolojik yaklamdan mantksal yaklama gemi
bulunmaktadr.
Bu sava karlk olarak, daha mithos'lar dneminde, daha
ncesine gre st dzeyden bir aklsalla geiin yaanm ol
duu, nk Olimpos' un tanrlarnn Zeus bakanlnda olu
turduklar basamakl dzenin ve i blmnn bu tanrlarn il
gilendikleri doa olaylar arasnda insan zihni tarafndan kavra
nan bir dzeni yanstt sylenir. Bu bakmdan mitolojinin ken
disi de insann, doa olaylarn, ben-olmayan kavrama yolunda
verdii bir ilk abann rndr. Ama yine de mithos logos deil
dir. O olsa olsa. Bat felsefesinin ve aklclnn tarih-ncesidir.
lk doa felsefecilerine gelince, onlar Bat felsefesinin ve aklcl
nn ilk ustalar olmak iin mitolojiye henz fazla yakndrlar:
Thales' in suyu mitolojinin konusu olan bir maarann suyun
dan, Herakleitos'un atei simyaclarnkinden ok az farkldr.
Bu ikinci yaklama gre felsefe tarihinin asl balangc "Fi
zikilerin anlattklar konularda ne doru ne yanl hibir ey
bilmiyorum" diyen, bir rencisi onu alp doal bir gzellii
seyretmeye gtrd zaman bu yerden skldn, agoraya, in
sanlarn arasna dnmek istediini syleyen Sokrates' le gerek
letirmitir. Bu tavryla Sokrates zne ve nesne ayrmn, ben ve
ben-olmayan ayrmn yapan ilk dnr olmaktadr. Mithos
dneminin insan srekli olarak d dnyayla ilgilenmekte ama
bunu yaparken oraya tand tek gereklii yani birtakm ama
lar, duygular, niyetleri olan kendini yanstmaktan ekinme
mektedir. Oysa doann ilk kez Aristoteles tarafndan gerek
letirilecek olan "bilimsel bilgisi" iin, insann, hereyden nce.
100 Hegel
doann, kendisine yabanc, indirgenemez, baka bir varlk oldu
unu kabul etmesi gerekmektedir. te bu yolla atlan ilk adm
Sokrates' in fizik dnyayla kendisi arasna koyduu mesafeyle
gerekletirdii ilerleme olmaktadr. Onun fiziin konusu olan
varla kar kaytsztln dile getirii, bu varln insana, zne
ye benzemediinin dile getirilii demektir.
Ben-olmayann, doann, nesnenin bilgisini elde etme yo
lunda etkili ve aklsal ilk giriime rastlamak iin ise, Platon'u
geip (nk o, Sokrates' in moral zneye uyguladn Polis'e
uygulayacak ve doa konusunda sylediklerinden ok bu alan
da baarl olacaktr) Aristoteles'i beklemek gerekecektir.
zetle sylemek gerekirse Bat felsefesinin Sokrates' le ba
ladn dnenlerin temel sav, bu gelenein zne-nesne ay
rm zerinde temellendii eklinde belirlenebilir. Sokrates z
nellik alann amtr. Bu alan, kanlmaz olarak fizikten ok
morale uygundur. Ama nemli olan Sokrates' in zneyi hangi
adan ele ald deil, onu zne olarak yani nesneden farkl bir
ey olarak ele almasdr. nk bu, nesneyi zne-olmayan ola
rak ele almann ya da modern anlamyla fizik yapmann da ilk
ve zorunlu kouludur. zne-nesne ayrmnn yapl bir baka
geliimle (sandan bilgiye geile) bir araya geldiinde asl anla
mn kazanacaktr.
Szn douu insann douu kadar eskidir. Ama szn
diyalog olarak domas iin bu yeterli deildir. nk bunun
iin insan-doa ilikisi deil, insan-insan ilikisi gerekmektedir.
Sz filozofun sz olmadan nce khinin sz ya da despotun
sz olmutur. Bu sz felsefenin sznden ayran zellikleri
anlamak, felsefeyi, onun douunu, ben bilincini ve dnya bi
lincini, onlar arasndaki ayrm ve Bat felsefe geleneinin zel
likle XVIII. yzylda onlar bir btn olarak kavrama yolunda
verdii abay anlamak asndan byk neme sahiptir. Khi
nin sz ve despotun sz dinlenen bir szdr; anlalan bir
sz, onaylanan bir sz, kendisiyle tartlan, doru ya da yanl
bulunan bir sz deildir. nk bu sz akn bir szdr ve yle
bir hakikati iletmektedir. Oysa akn bir szle diyalog sz konu
su olamaz. O ancak dinlenir. nsann varl kavramas insann
insanla ilikisinden getiine gre ve bu sz karlksz bir sz.
bir monolog olduuna gre insann bu aamada dnyay kavra-
y da, temellendirilmi, her nermesi merulatrlm, aklsal
bir sylem yoluyla olmayacaktr.
Temellendirilmemi bir sz sany (doksa) dile getirir. Eer
felsefenin Sokratesle birlikte, yani M.. V. yzylda Atinada
doduunu kabul edersek, o zaman bu dnemde, bu yerde ya-
anan nemli bir olay, dorudan demokrasi dediimiz ve sy-
lemin yapsn deitiren kltrel sonularyla felsefe tarihini
yakndan ilgilendiren olay hatrlamamz yerinde olacaktr. Bu
olay, sistemin kendisinin onu oluturan birimlerin (yurttala-
rn) kararlaryla belirlenmesi eklinde zetlenebilir. Sanlar di-
le getiren sz bu belirlemede byk nem kazanm, dierleri-
ni ikna etmek iin anlalr, temellendirilmi, etkileyici olma y-
nnde gelime gstermitir. te Sokratesin mesaj bu noktada
asl nemini kazanmaktadr: Ona gre Atinallar site iin do-
ru olan ararlarken konumakta, birbirlerini ikna etmeye al-
makta ve ounluun setii yolu site adna benimseyerek uzla-
m aramaktalar. Ama ulalan sonu gerek uzlam deildir.
nk bu uzlam sanlarn oylanmasyla elde edildiinden
ortaya kan niteliksel ounluk gerek bir uzlam iin gerekli
aklsal temeli salayamamaktadr. Gerek uzlama ancak diya-
logla ulalr, yoksa karlarn belirledii sanlarn ve onlar di-
le getiren monologlarn (karlarn ayn olmas gibi) doal baz
nedenlerle birbirine denk dmesiyle deil. Atinallar karlar
birbirine uyduu srece, ayn monolou dile getirdikleri iin,
uzlatklarn sanmlardr. Burada uzlamay salayan akl
deil doadr. Doa ise bilinler aras iletiimi deil olsa olsa
birdmeyi salar. Atinallar, gerekten de, karlar bir dt-
srece uzlatlar. Ama Pelepones savalarnda nemli eli-
kiler ba gsterdii zaman uzlam artk imknsz oldu. Gn-
mzn Fransz felsefe tarihilerinden F. Chtelet, sonuna kadar
temellendirilmi, merulatrlm ve bylece gerek uzlam
salama yeteneinde bir sylemi gelitirme abas olarak felse-
fenin douunun bu noktada yer aldn belirtir.
8
Bu andan itibaren felsefe tarihi, benden ya da zneden ve
ben-olmayandan yani nesneden, doadan, tzden hareket eden
8 Bkz. F. Chtelet, Platon, Gallimard, 1965.
Tinin GrngbilimindeBilincinServeni 101
102 Hegel
Tz Felsefesinden zne Felsefesine Doru
Birbiriyle elien ve birbirini ikna edecek nitelikte aklsal bir
temellendirmeden yoksun olan sanlarn att ve zmn
artk diyalogda deil, iddette arand ortamda ilk olarak orta
ya km olan ve sonuna kadar temellendirilmi sylemle ev
rensel uzlam salama iddiasyla hayat bulan felsefe, gerek
diyalogun kavramlarla kurulacan bildirmi ve Atinallar,
ki ayr trden sylem araclyla varl aklsal olarak temel
lendirilmi bir biimde kavrama abas olarak sregelmitir. Or
taada egemen olan Tanr merkezli kltr yaps iinde her ne
kadar antikan ulaamad bir noktaya gelinmi ve Hegel' in
yorumunu geerli kabul edersek, "Tanr sitesi" kavram saye
sinde evrensel bir insan idesi retebilmise de, bu dnemde ne
zne-insan ne nesne-doa bamsz bir kategori olarak gelime
mitir. Augustinus' ta ilk sistemli ifadesini bulan Tanr merkezci
gr, her eyi dorudan doruya Tanrnn istemiyle aklayan
bu "dolaymsizlik felsefesi", gerekten de, hibir varlk alannn
bamsz olarak ele alnmasna izin vermemekteydi. Ortaan
geri kalan ksm bu kategorilerin yeniden kurulmas iin veri
len aba sayesinde atlan admlarn tarihi olarak dnlebilir.
XVI. yzyl Rnesansyla doann yeniden gndeme geli
i ve neredeyse ortaan Tanrsnn yerini aln izleyen XVII.
yzyln mekanik doa anlay zne-nesne ilikisini bal ba
na bir sorunsal olarak gelitirir. Hegel, Descartes' n "ilk ada
filozof" olduunu syler. Hegel'e gre Descartes' n nemi onun
cogito'dan hareket etmesi ve bylece znellik alann am ol
masdr. Ama, te yandan, Descartes iin insan bir bilgi znesi
olmaktan ok ontolojik nitelikte bir kategori, bir ruhtur. XVII.
yzyl felsefecileri arasnda en tutarl ve tarihsel adan en b
yk etki gcne sahip "tz felsefesini" gelitirmi olan kii (en
azndan Hegel' in yaad dnem asndan) Spinoza olmutur.
Hegel, onun felsefesinde mutla tz olarak kavrayabilmi ama
zne olarak kavramay baaramam bir dncenin en yetkin
rneini grr.
Tinin Grngbilimi'ne Bi l i nci n Serveni 103
Sokrates' in sesiyle, kendi bilincine ulam olan kavramsal d
nceye armtr. Bu ilk aryla balayan felsefe gelenei da
ha sonra sanlarn atmasnn yerine doktrinler atmasn ge
irdi. Metafiziin bir sava alann andran grnm, Kant' a
gre, onun sanlardan gerekten kopmadnn ve kuramsal ak
ln kendi bilincine eriemediinin belirtkesiydi. Bunu baarabil
mek iin akl, anda tm yerleik yarglara ynelttii eletiri
yi kendisine de uygulamal, dnyay kavramadan nce kendisi
ni kavramal, ileyi tarzn ve snrlarn belirlemeliydi. Bu ise
zneye dn gerektiriyordu. Felsefenin bu yeni giriiminin
Hegel' in yaad dnemde kendini duyuran sonucu, nesne me
tafiziinin yasaklanmas, onun yerine yeni bir alann, zne me
tafiziinin gemesi oldu. Artk bilgi her eyin bilgisi olmadan
nce bilginin bilgisi olacakt.
Transandantal idealizm ad verilen akm Schelling tarafn
dan yle tanmlanmaktayd: "Fer transandantal filozof iin
yalnzca znel olan birinci dereceden bir gereklie sahipse, o,
konu olarak alaca bilgide yalnzca znel olanla ilgilenecektir.
Nesnel olan ancak dolayl olarak onun konusunu oluturacaktr
ve sradan bilgide bilginin kendisi (bilme edimi) nesnesi kar
snda ortadan silinmekteyken, buna karlk, trasandantal bilgi
de bilgi nesnesi nesne olarak ortadan silinecek, geriye yalnzca
bilginin bilme edimi kalacaktr. O halde, transandantal bilgi, bil
ginin salt olarak znel olmas bakmndan bilgisi olmaktadr."'
Bu adan Kant' izleyen ve onun moral beni' ni hareket nok
tas olarak alan Fichte, znelcilii kktenletirerek, Kant' n bi
lin bak asna direnen ontolojik artk olan "kendinde ey"i
yenmeyi, felsefeyi onun boyunduruundan kurtarmay ama
ladn bildiriyor ve bu bakmdan kitabn Fransz Devrimi' y-
le karlatryordu. zne edilgin deil etkin ve zgn olacak,
bilisel ben' in yerini yaratan ben alacakt. Her ey benin kendi
sine zdelii ilkesinden hareketle aklanacak, doaya, ben' in
olumsuzlan olmak, bo ve edilgin olmak kalacakt. Hegel,
Fichte'de dile getirilen salt znelliin, dogmatik maddecilerin
salt nesnellii gibi bir soyutlama olduunu dnr. Bu neden-
9 Hyppolite tarafndan yaplan alnt. Genese et Structure de la Phenomenologie de
l'Esprit de Hegel, Aubier, 1946, s. 24.
104 Hegel
Hakikati Yalnzca Tz Deil,
Ayn Zamanda zne Olarak Kavramak
"Ancak sistemin sunuluuyla meruluk kazanacak benim bak
tarzma gre her ey u temel noktaya baldr: Hakikati yalnz
ca tz olarak deil, ayn zamanda da zne olarak anlamak ve di
le getirmek."^" Hegel Schelling' in Spinozacln amak gerek
tiini byle dile getirmektedir. Spinoza doay sonsuz olan tek
bir tzn modifikasyonlar olarak gryordu. Nesneler, dn
ce ayn tzn iinde eritiliyordu. Bu tz Tanryd. Ama onda, z
nellie, bilincin otonomisine yer yoktu. Oysa Hegel hakikati yal
nzca tz deil, zne olarak da kavramak istemektedir. znel
idealizmin deeri zneyi dnyann merkezine koymasndadr.
Ama o da bilincin ulaamad tzsel artkla, "kendinde ey"le
kar karya kalmtr. Hegel Kant' n akl salt olarak fenomenal
bilginin snrlar iinde tutan anlayna kar kar ve onun,
kavram gerein dnda grdn syler. zne ile nesneyi
birletirmenin yolu varlkla kavram birletirmek, varl btn
dzlemlerinde kavramsallatrmaktr.
Doasz kavram yoktur. Ama doada kavram yoktur. O d-
sallktan ve bilinsiz zorunluluktan ibarettir. Doada kavram
kendi dnda, tmyle nesnellemi bylece de bilinsizlemi
10 Hegel, G. W. R, Phenomenologie, s. 17.
le de, Schelling' in, znellik felsefesinden zarar grm doayla
akl uzlatrma ynnde verdii abay olumlu bulur. Schel-
ling'de doa grlebilir tindir. Fichte'nin znel beni' nin yerini
ise mutlak ben alr. Akl doa ile birletirmek, aklsallkla tz
uzlatrmak, Hegel'e gre, Schelling' i Spinoza' ya yakn klmak
tadr. Fichte'nin ben'i ile Spinoza' nn tznn birlemesiyle, ben
znelliinden kacak, tz ise hareketsizliinden kurtulacak
tr. Schelling' e gre, doada uyumakta olan tin, tam olarak ge
limi bir nesne olan insanda ben haline gelmektedir. zne ile
nesnenin zdelii ve felsefenin mutlak bilgi olduu savlar, He
gel'e uzun zaman Schelling' in izleyicisi ve savunucusu olacak
kadar ekici gelmitir.
Tinin Grngbilimi'ne Bi l i nci n Serveni 105
olarak bulunur. Fizik nesneler aras iliki mekanik bir ilikidir;
doadaki hayat talam bir hayattr, lmdr. Canllk hare
ketliliin, diyalektiin, hayatn douudur. Canl diyalektiktir
nk kendi iinde kartn (cansz doay) barndrr. O halde
hayat zne-nesne ilikisinin ilk kez kendini gsterdii yerdir.
Canl, d dnyaya, cansz doaya, nesneye kar durur. Onu
kendi varoluu iin bir ara olarak kullanr, tketir. Ama yalnz
ca insan veri olan bir btn olarak olumsuzlayabilir, bylelikle
de gerek bilin ve znenin oluumunu salayabilir.
nsann douu bilincin douu demektir. nsan Hegel'in
Grngbilim'de gsterdii zere edilgin bir edim olan bilme
ediminde nesne karsnda silinir, onu kendi nesnelliinde kav
ramak iin bilginin znesi olarak kendisini gz ard eder. Bilme
ediminde n plana kan, kendi kendisini "anlayan" zne de
il, nesnedir. zneyi kendisine geri dndren edim bilme edimi
deil, istektir. O halde zbilin bu edimden kaynaklanacaktr.
Yalnz istenilen nesneden bamsz olarak ele alndnda istek
istenilen eyin yokluundan, onun isteyen znede bulunmay
ndan, yani bir boluktan ibarettir. Onun olumlu ierii, bu
nedenle, istein yneldii konu tarafndan belirlenecektir. Fer
bu konu doal bir varlksa (yemek yeme isteinin konusu gibi),
o zaman bu istek de doal olacak ve zbilince ulaamayacaktr.
stein zbilinci dourmas iin, onun doal olmayan bir konu
ya ynelmesi gerekir. Oysa bu aamada doal gereklie ait ol
mayan istein kendisidir. O halde zbilince ulamas iin istein
bir baka istee ynelmesi, yani bakasnn isteini istemesi, ba
ka bir deyile ona kendisini "kabul ettirmeyi" istemesi gerekir.
Bu amala karlaan iki insann ilikisi, yani insanlar aras ilk
iliki, insann salt biyolojik bir varlk olmay brakp insan olma
ya doru ilerleyebilmesi iin, hayvan isteklerinin temel deeri
olan "hayatn korunmas" ilkesini amal ve "kabul edilme iin
lesiye sava" biiminde olmaldr. Bu sava sonunda insann ka
bul edilmi varlk olarak ortaya kmas iin iki kiinin savaa
girmesi yetmez; ayrca, taraflardan birinin bu savata geri ekil
mesi, korkmas, hayatn kaybetmeyi gze alamamas gerekir.
O halde savan sonunda onlardan yalnz biri kabul edilecek,
dieri onu kabul etmekle yetinecektir. A. Kojeve'in Tinin Grn-
106 Hegel
gbilimi konusunda verdii ders notlarndan oluan kitabnn
giri blmnde btn boyutlaryla ele alnan bu konuda bizim
burada daha ayrntya inmemiz mmkn deil. Yalnzca unu
belirtmekle yetinelim: nsanlar aras ilk iliki Kle-Efendi ilikisi
olarak sonulanacak ve varln kendi bilincine ulamas yoluyla
att ilk admla balayan tarih, Kle-Efendi diyalektii eklinde
geliecektir. Bastrlm istek olarak alma yoluyla doay dn
tren klenin biim verici etkinlii sayesinde insan dnyay ken
disine yabanc bir z olarak ortadan kaldrr, onu kendinin klar.
Bununla birlikte bilin gerek doyumunu ancak kendisini
kabul edecek, tanyacak bir baka bilinte bulur. Hegel Grng
bilim'in bir yerinde "nsann doasnda uzlama ynelim mev
cuttur, onun varoluu yalnzca bilinlerden kurulu bir topluluk
ta sz konusudur" demektedir.^^ Yine, Kle-Efendi ilikisini ele
ald "zbilincin Bamszl ve Bamll" adl blme He
gel yle balamaktadr: "zbilin ancak bir baka zbilin iin,
kendinde ve kendi iin var olduu zaman ve bu nedenle kendin
de ve kendi iin vardr; yani o ancak kabul edilmi varlk olarak
var olabilir."i2
Son amac evrensel uzlam olan ve Kle-Efendi diyalekti
iyle balayan tarih, aclarla, elikilerle, umutsuzluklarla iler
leyen yolun sonunda, herkesin dierini bir ben olarak kabul
edecei bir sitede, bir dnya devletinde son bulacaktr. Hegel'i
Schelling' den ayran nokta burada ortaya kar. Schelling "olum
suzluun ciddiliini, acsn, sabrn ve almasn" grememi
tir. Onun zne ile nesne arasnda, ben ve dnya arasnda kur
duu zdelikte olumsuzluun, zamann, tarihin yeri yoktur.
"Hakikat btndr. Ama btn, geliimi araclyla kendisini
gerekletiren, tamamlayan zdr. Mutlak konusunda, onun
yalnzca sonunda aslnda olduu ey haline geldiini sylemek
gerekir; onun hakiki gereklik, zne ya da kendi kendinin geli
imi eklindeki doas, tam olarak budur. Eer mutla z ba
kmndan sonu olarak tasarlamak elikili gibi grnrse, bu
konu zerinde biraz dnmekle bu elikili grn dzelt
mek mmkn olacaktr. lk ve dolaysz olarak dile getiriliinde
11 Hegel, G. W. R, Phenomenologie, s. 59.
12 Hegel, G. W. R, Phenomenologie, s. 155.
Tinin Grngbilimi'ne Bi l i nci n Serveni 107
balang, ilke ya da mutlak, yalnzca evrensel olandr. Eer ben
btn hayvanlar dersem, bu szckler bir hayvan-bilim yerine
geemez; ayn ekilde aka grlmektedir ki tanrsal, mutlak,
ezeli gibi szckler de ilerinde bulunan dile getirmezler ve
byle szckler aslnda yalnzca dolaymsz olarak tasarlanan
sezgiyi dile getirirler. Bu tr szcklerden daha fazla olan ey,
hatta yalnz bir nermeye gei bile, yeniden kendine mal edil
mesi gereken baka-oluu ierir, ya da bir dolaymdr. Oysa, san
ki ondan, onun mutlakla hibir ilgisi olmadn ve mutlakla
bir yere sahip olmadnn kesin olduunu sylemek dnda
bir eyler demek iin yararlanlnca mutlak bilgiden vazgemek
gerekiyormuasna insanlar kutsal dehete dren ey, ite
tam da bu dolaymn kendisidir."^^
Schelling mutlakta dolayma, olumsuzlamaya yer vermitir,
bu yzden onun felsefesi bir tz felsefesi olarak kalm, zneye
ve onun tarihine ve tarihteki olumsuzlama gc olan zamana
ulaamamtr. Onun zneyle nesne, ben ve doa arasnda var ol
duunu syledii zdelik ve bu zdeliin ifadesi olan mutlak
bilgi yalnzca bir sonutur. Schelling, kendisinden nce gelen
filozoflarn ou gibi hakikati zaman-st bir ey olarak kavra
maktadr. Oysa Hegel'in Grngbilim'de yer alan nl ifadesiy
le "zaman ampirik varolua sahip olan kavramdr."^^
Mutlak bilgiyi felsefenin temeline koymak ve Schelling' in
yapm olduu gibi, ondan hareket etmek felsefi bilinci nce
den varsaymak demektir. Bu varsaym, felsefeyi felsefe-ncesi
bilinci (doal bilinci, dolaymsz tini) ikna etme imknndan
yoksun brakr. Hegel'e gre, Schelling' in sisteminde grld
zere yree sklan kurun gibi patlayan hakikatin doal
bilin tarafndan kabul edilmesini istemek onun, buna hi de
gerek olmakszn, ba zerinde durmasn istemek demek ola
caktr. Mutlak, Schelling' e gre olduu gibi, hakikattir ama G
rngbilim kendinde ve kendi-iin mutla incelemeyecek, onu
bilinteki haliyle inceleyecektir ve mutlak bilgi, srekli olarak
kendini eletirerek adm adm ilerleyen fenomenal bilgiden ba
ka bir ey olmayacaktr.
13 Hegel, G. W. R, Phenomenologie, s. 19.
14 Hegel, G. W. R, Phenomenologie, s. 39.
108 Hegel
Dnya, Bilincin inde Kendini Bulduu Aynadr
Hegel Kant' n bilgi ile mutlak arasna izdii kesin snr kabul
etmez. nk ona gre bilgi nesneyi bozan bir prizma deil
dir. Bilginin, ne nesnenin kendi iinden geip bize ulat bir
ortam, ne de nesneyi bize ileten bir ara olmadn, onu bu e
kilde tanmlamann, bilince daha en bandan hakikati yasak
lamak anlamna geldiini Grngbilim'm giriinde ayrntl
olarak aklar: "Felsefede eyin kendisini, hakikatte var olann
gerekten doru bilgisini elde etmeden nce, mutla kendisi
nin yardmyla elde ettiimiz ara, ya da onu kendisi sayesin
de grdmz ortam olarak kabul ettiimiz bilgi konusunda
anlamamz gerektiini varsaymak doaldr." Ama bu doal
yaklam bizi, hakikatin ykseklikleri yerine, doruca, yanl
lk bulutlarna gtrecektir. Bir ara olarak tanmlanan bilginin
eletirisi, hemen ardndan, bu eletirinin eletirisini ve bylece,
sonsuza kadar geri gitmeyi gerektirir. Ve yanllk korkusunun,
zerinde biraz dnrsek, hakikat korkusu olduu anlalr.
nk sorunu byle koymak, zne ve nesneyi bir daha asla bir-
lemeyecekleri ekilde ayrmak demektir. Oysa bilgi mutlakla
aramzda yer alan ekil bozucu bir prizma deil, hakikate do
ru ilerleyen, kukularla, aclarla, elikilerle dolu yoldur. Bu yol
filozofun varsayd, kurduu bir yol deil, bilincin kendi yolu,
kendi tarihidir. Grngbilimsel yntem bilincin ilk duran
dan hareketle, yani ilk duygusal bilgiden hareketle tine ulan
caya kadar yaad tarihi, geirdii deneyimi betimlemekten
ibarettir. Grngbilim, J . Hyppolite' in belirttii gibi bir tarih fel
sefesi olmaktan ok bir kltr felsefesidir. Arasz duyusal bilgi
den, kavrama ykselecek olan bilincin, kendi bilincine ulat
zaman, nesnenin bilgisinin tarihi olarak yaam olduu tarihte
kendi kltrnn tarihini bulmas, okumas demek olan Grn
gbilim, bu okumaya en bandan yani bir zne iin bir nesne
nin var olduu noktadan balayacaktr. Bilgi kendi kendini yad
syarak diyalektik ilerleyiinde srekli olarak yeni bir nesnenin
douunu grecek, deienin kendisi deil, karsnda bulunan
ve kendisinden baka olan, kendisine yabanc olan nesne oldu
unu dnecektir. Bilin bilme ediminde kendisiyle dnya
Tinin Grngbilimi'ne Bi l i nci n Serveni 109
15 Hegel, G. W. R, Phenomenologie, s. 154.
arasnda yer alan perdeyi amak iin srekli aba gsterir. Oy
sa "Aktr ki, denildii gibi, ieriyi rtmesi gereken perdenin
ardnda grecek hibir ey yoktur, tabii eer oraya hiz kendimiz
girmezsek..." Nesne konusunda ard ardna gelitirdii tasarm
larn kendi kendilerini ortadan kaldryla ilerleyen bu sre
zbilinte asl nemli olan evresine ular. nk zbilinlerin
diyalogu ile gelien bu sre sonundadr ki "bir hiz olan bir hen,
ve bir hen olan bir hiz"^^ yani tin (ya da, yle demeyi yelersek,
kltr) doacaktr.
Hegel'de "Sanatn lm
zerine Bir Deneme
Hegel sylemi "tarihin sonu" bal altnda pek ok eyin sonun
dan, tkeniinden, lmnden sz eder. Sanat da bunlardan bi
ridir. Sanat, Hegel iin insanln gemiine ait bir eydir. Sanat
trlerini mimarlktan balayp heykel, resim, mzik ve iirden
geerek nesre ulaan ve giderek maddesel olandan, duyumlana-
bilir olandan uzaklaan bir biimde snflandran Hegel, ann
tipik sanat trnn roman olduunu syler. Bu sanat trlerinin
kendi i geliim sreleri de ayn yolu izlemektedir; giderek du-
yumlanabilir olandan, yani kkensel anlamyla estetik olandan
uzaklama. Bu izgi zellikle iirde ok iyi bir biimde kendini
aa vurmaktadr. iir tinsellikten, kavramdan, evrensellikten
bir eyler aldka estetik alann dna der.
Hegel' in adalar arasnda olduka yaygn olan "sanatn
lm" dncesi, adalarnn tersine, Hegel'i zmemekte
dir. nk sanat, bir dil-ncesi, ya da baka bir deyile, kt ko
nuulan bir dildi. Hegel' in bu dncesini nasl temellendirdii-
ni grmeden nce aklamamz gereken iki nokta var:
1. Hegel, sanat, temsil edici olmayan bir etkinlik olarak al
maktadr. Son derece acl nitelikte olan bu anlay Frankfurt
Okulu' nun Hegel'den esinlenme noktalarndan biridir.
2. Fstetik, insanln tine ulam srecinde getii evreler
den birinin. Yunan uygarlnn temel kategorisi olmutur. Yu
nan tinselliinin kendisi araclyla anlatmn bulduu din, es
tetik bir dindir. Hegel Yunanllarn estetik dini ile Hristiyanl
karlatrarak birincinin estetik nitelikte oluunun Tanr d-
Hegel' de "Sanatn l m" zerine Bi r Deneme 111
ncesine tam olarak ulamada nasl bir engel oluturduunu
aklamaktadr: Estetik, beraberinde zorunlu olarak getirdii
maddesel, bireysel, duyumsal boyuttan tr, kanlmaz ola
rak, kavram-ncesi, yani akl-ncesi ve (Hegel'de bu ayn
ey olduu iin) dil-ncesi bir eydir.
Hegel' in antik Yunan ve Hristiyanlk konusundaki grle
ri genlik yaptlarnda (Erankfurt) ve olgunluk yaptlarnda
(1802'den sonra) farkllklar gstermektedir. Hegel genlik d
neminde olduu gibi olgunluk dneminde de Yahudiliin bu
dnyadan uzak, korkutucu, yce ama yceliinden tr bu
dnya ile hibir uzlam kabul etmeyen Tanrsna gre Yunan
llarn estetik dininin ileri bir adm olduunu dnmektedir.
Buna karlk olgunluk dneminden farkl olarak Hegel genlik
dneminde {l'Esprit du Christianisme) Hristiyanln sa aracl
yla gerekletirdii sonsuz ile sonlu, evrenselle bireysel. Tan
ryla insan arasndaki dolaymsz birleimi eletirmekte. Yunan
llarn estetik dininin rettii figrlerinin daha gelimi, daha
kalc olduunu ileri srmektedir. sa bir bireydir. Oysa Yunan
Tanrlar insanbiimsel grnmlerine karn insanla Tanr bir
leimini tanrsal dzeyde kalarak, tanrsallklarn, insans d
zeye indirgemeksizin gerekletirebiliyorlard. Yunan dininin
Yahudilie olan stnl ise onun ilk olarak kendini aa vu
ran, gsteren bir Tanr anlayna ulamasndan kaynaklanyor
du. Yunanllarn imge-Tanrs Yahudiliin sonsuz ile sonlu ara
snda rtlemez, kapatlamaz olarak nitelendirdii uurumu.
Tanr idesini, grlebilir, duyumlanabilir yani estetik klarak
kapatyordu.
Oysa Grngbilim'den balayarak artk Hegel, Hristiyanl
n mutlak bilgiye doru gidite filozof olmayanlarca varlabi
lecek en ileri aama olduunu dnmektedir. Yani Hristiyan
ln din anlay estetik olandan kurtulmu, syrlm bir din
anlay olarak tine. Yunan dininin estetik niteliinden tr ba
aramad lde yaklaabilmitir. Yunanllarn tinselliinin
Yahudilerinkine stnl, o halde, ift anlaml bir stnlk
tr. Yunanllar Tanrlarn sergileyerek onlarla ortak bir eyleri
olduu duygusuna ulaabilmilerdi. Ama bu duygunun zorun
lu olarak grme esine bal olmas -Platon' un da demi oldu-
112 Hegel
u gibi- Tanr fikrinin evrensellii, kavramsall asndan sa
kncal bir eydi. te bu nedenle Yunanllar tine ulaamadlar.
nk dinin estetik yani duyumlanabilir e aracl ile (Tan
r heykelleri) gerekletirdii uzlam, estetiin biimle madde
arasnda gerekletirdii uzlamn hakikat asndan kt bir
uzlam olmas nedeniyle baarszdr.
zetle, Hegel'in adalarnn ou gibi -VVinkelman'n Yu
nan sanat zerine yazlarnn uyandrd byk etkinin de so
nucu olarak- Frankfurt'ta Yunan sanatna kar besledii byk
hayranlk sona ermitir. Yunan a artk yitirilmi bir uyum
a olmaktan ok bir olgunluk ncesi dnemidir. imdi Hegel,
Yunanllarn gerekletirdii uzlam, dolaymszl ve gr-
lebilirlik zerine temellenmiliiyle kusurlu bir uzlam olarak
grmektedir: nsan gibi grnmek. Yunan Tanrsnn bir estetik
seyir konusu olmasn getirmitir ama seyretmek, kavramak de
mek deildir. Tersine Tanrnn grlebilir oluu onun kavram
na ulamada, onu evrenselliini tanmada bir engel oluturmu
tur. Oysa Tanrnn ete kemie brnmesiyle insanlk, kendisiyle
Tanr arasnda seyirden farkl bir ilikinin olabilecei bilincine
eriti. Bu bilin estetik seyirin gerekletirdii ilikiden ok fark
ldr. nk estetik seyirdeki iliki, seyreden ile seyir konusunu
kendi yerlerinde brakan ve aralarnda dsal bir ba kuran bir
ilikidir. te Hristiyanln sildii, bu dsallk badr.
nsan-Tanrnn yaad en nemli olay lmdr. sa l
mekle, stelik gen lmekle, insanla Tanr arasnda gerekle
tirdii uzlamn duyumlanabilir boyutunu ortadan kaldrm,
bylece insanla Tanr arasnda doru ilikinin nasl olacan
gstermitir: Tanr kendini seyir konusu olmakszn da gstere
bilir. Tanr lmtr. O artk grsel dzeyde alan hayal gc
nn deil, hatrlamann konusu olacaktr.
Hristiyanln Yunan dinine stnl, hatrlamann ha
yal gcne stnlnden kaynaklanyor. Fvet, hatrlama He
gel'e gre henz dnme deildir. Ama Tanr hakiki anlamn
bedenlemeden ok lmyle dile getirmitir. sa lmekle, in
sanl duyumlanabilir olann kmazndan nemli bir lde
kurtarm, bylelikle de evrensel olana, kavrama giden yolu
gstermitir.
Hegel' de "Sanatn l m" zerine Bi r Deneme 113
Hegel' in din felsefesi ve genel olarak tarih felsefesi konu
sundaki bu deerlendirme, onun estetik etkinliin genelde in
sanln tine ulam srecindeki yeri konusunda dndkleri
ne degin birtakm ipular vermektedir. Bundan kalkarak ar
tk estetik kuramnn ana izgileri daha dorudan bir biimde
belirtilebilir.
Hegel'e gre sanatsal etkinlik rettii "grn" aracly
la, anlam grnebilir klmaktr. te sanatn zgll burada
dr. Yine bu noktadr ki sanat salt bir kopya olmaktan alkoyan
nk sanat, ieriin dile getirilmesine yaramayan eleri bir
yana brakr, yeniden retmez. rnein, Homer Ail' in gl
bedenini anlatmak iin onun btn niteliklerini olduu gibi be-
timlememektedir. O halde bir grn olarak sanat yaptnn
ierii, doalln zel olarak yitirmi bir varolutur. Sanat yapt
n ekici klan da ite bu "doalln yitiri"tir.
Hegel, Kant' n tersine, sanatn, varoluun hakikatini (varolu
u grne dntrme yoluyla) verebildiini dnmektedir.
Yani sanat yapt salt varolua gre daha yksek bir hakikatin
taycsdr. Bu nedenle de Kant' ta doa gzellii sanat gzel
liine stn tutulurken, Hegel'de estetik temsil etme, doal ola
nn hakikatini oluturmaktadr: Estetik "temsil etme"de, doal
kabuunda (maddesel, duyumlanabilir kabuunda) kapal bu
lunan ierik kendini gsterir, aa vurur.
Hegel' le Kant' karlatrmamz gereken bir baka konu da
ha var. Kant iin sanat yaptndan duyulan estetik haz saf, ar
bir haz deildir. nk sanat yapt zerine verdiimiz yargda
-kanlmaz olarak- bu yaptn retilmesinde gdlen niyetli
amasalln gz nne alnmas sz konusudur. Yani Kant iin
sanat yaptnn kusuru, onda sanaty -onun kiiliinin, niyet
lerinin izlerini- grmemizdir. Hegel iin ise tersine, sanat yapt
nn kusuru, retenin etkinlii ile bir seyirci olarak ben' in etkin
lii arasnda bir "ekran" rol oynamas, yapmnda kullanlan
emei gizlemesidir. Yine Hegel, sanat nesnelerinin, Kant' n ileri
srd gibi ok doal olduklar iin deil, ok doal eyler ola
rak yapldklar iin houmuza gittiklerini sylerken de, estetik
alannda asl nemli olann sanat yaptndan ok sanatsal etkin
lik olduunu belirtmektedir.
114 Hegel
Sanat yaptnn salt varoluu kopya etmediini sylemitir
Hegel. Ona gre en gereki sanat yaptnda (rnein Hollanda
resim geleneinde) bile figre dnen ipek ve ynden dokun
mu kumatan yaplan bir giysi aslnda renk ve ktan baka bir
ey olarak grnmez. Byle olmakla da bu grn, gerek ipek
ve ynn hakikatini bildirmektedir; ipek ve yn dediimiz, by
le algladmz eylerin hakikati k ve renkten baka bir ey de
ildir. Resim kendi dnda bir hakikati temsil etmiyor. Tersine
resimde belirtke ve anlam birleiyor. Resmin hakikati, konusu
olan salt varoluta deil, salt varoluun hakikati, onu grne
dntren, onda bulunan ve anlam gizleyen ayrntlar aykla
yan, seen, yeniden biimlendiren resimdedir. Sanat yapt varo
luu idealletirerek onun hakikatini aa vurmaktadr.
Bu idealletirme salt varoluu, zne iin veri olan, onu edil
gen (salt alc, duyumlayc) klan varolu, yadsyc bir etkin
liktir. Bu yadsmann tad bakaldrma boyutu yine Frank
furt Okulu' nun Hegel'den ald nemli grlerden biridir.
rnein, Adorno' ya gre sanat bir biim verme etkinlii olarak
var olan biimlerin, veri olann tad biimlerin yadsnmas
anlamn tar. te her sanat yaptnn (en tutucusunun bile)
z gerei tad eletirel, bakaldran boyut bu yadsmadan
kaynaklanmaktadr. Adorno' yu Hegel'e balayan ba burada
bitmiyor. Biim verme etkinliinin yadsyc bir etkinlik olarak
anlalmasnn yan sra Adorno iin de biim verme, Hegel'de
olduu gibi, ierik kazandrmaktan ayr bir etkinlik deildir.
nk biim ncesi bir ierik, bir anlam yoktur. Biim verme et
kinlii, veri olann tad dzene yeni bir dzen kazandrr.
Alberti' nin perspektifinin ada resimde krlmas yalnzca ye
ni bir tekniin, "hiim"m ya da biemin ortaya k deildir.
Resimde perspektifin sorgulanmas, yadsnmas belli bir dnya
gr ve aklsallk anlaynn sorgulanmasdr. te bu neden
le Adorno, "Biim, kertilmi sosyal ieriktir" derken Hegel gi
bi dnmektedir.
Hegel'in Estetik'ini okumamz buraya kadar olumlu bir oku
mayd. nk, onun sanatsal etkinlikte bulduu, salt varolua
gre stn olan ynle ilgilendik. Sanat, salt varoluu grne
dntrrken, yeniden biimlendirirken, duyumlanabilir olan
Hegel' de "Sanatn l m" zerine Bi r Deneme 115
yadsd. Ama bu yadsma yeterli bir yadsma deildir Hegel iin.
nk sanat yapt duyumlanabilir olan yadsmak iin yine du
yumlanabilir bir ey olmak zorundadr. Bu nedenle onun yarat
t grn hakikatle, tinsellikle yeterince btnleemiyor. O,
hakikati gsteriyor, stelik kendi dnda bir ey olarak, salt va
roluta yer alan bir ey olarak deil. Evet, sanat yapt hakikati
dile getiriyor, getiriyor ama, diyor Hegel, sofu ruhlularn haya
tn anlamn gsterdikleri gibi, yani yine de hayatta kalarak. Bu
nedenle yukarda szn ettiimiz idealletirme sreci eksik,
kusurlu kalyor. air diyorduk, gerein fotorafn vermez, ay
rntlar seer, eler. Evet ama, bu seimle ayklad att madde
sel olann tad olumsallk, karklk, yani anlam gizleyen,
karartan eler, sanat yaptnda tmyle ortadan kalkmyor.
nk sanat yapt maddesellikten hibir zaman tmyle kurtu
lamyor. Bylece o, figr deitirmesine neden olduu maddesel-
liin tutsa olmaktan vazgeemiyor. Bunu tmyle baard
an, o artk sanat yapt olmaktan kacaktr.
Resme istediimiz kadar bakalm, o yine de, baml ol
duu maddesellikten tr kendi iin bir nesnedir, bir anlam
deil. Renklerin bys yine de uzaysal trden, dsal bir ey
dir. Yalnzca iirde, duyumlanabilir dsallk, en aza, hemen
hemen sfra yaklar ve sonunda belirtkeler maddeselliklerini
kaybederler. Ama maddesellikten kurtulmu bir ey olarak i
ir, Hegel'e gre, estetik d bir eydir. "Tinsellik yani maddesel
olmama durumu iirde eksik olan eyin sorumlusudur" ve iir
tinselletike sanatn kkensel tanmnn dna dmeye ba
lar. Estetik grn yalnzca belirtkeye dayandnda kendi ha
kikatine o denli iyi ulamaktadr ki, sanat artk hem olanaksz
hem de yararsz olacaktr. nk sanat, tanm gerei varolula
hakikati arasndaki maddesel dolaymdr. Artk sanat kkensel
ilevini yitirmitir, nk bu ilev, Hegel'e gre dolaymsz ola
nn -yalnzca varoluun, dilsiz varoluun- anlamszln, hi
liini gstermektedir, bunu gstermek iinse sanatn maddeye
gereksinmesi vardr. iirde artk dolaymsz olarak var olan (salt
varolu) tmyle ortadan kalkt iin, onun anlamszln, hi
liini (resim rneinde grm olduumuz gibi) gsterme ile
vi yani sanatn kkensel ilevi de sona ermitir.
116 Hegel
iir sonuta, tinin douunu hazrlamakta, bir bakma da
geciktirmektedir. iir sanattr desek bile bunu, sylediimiz e
yin i elikisini bilerek sylemeliyiz. nk iir yle bir estetik
trdr ki onun z, duyumlanabilir olann yok olmas, salt
belirtkenin stn gelmesidir. Evet air ve estetiki iirin evril-
mezliini syleyerek onun maddesel boyutunu -dilsel madde
siyle btnlemiliini- vurgulayacaklardr. Ama, iyi ya da k
t, biliyoruz ki, iir evrilebilir. Denilecektir ki iirsel sz este
tik eden tmyle yoksun deildir, nk o, ne de olsa, "ses"e
baldr ve "ses" maddedir, salt belirtke deil. iir "ses"siz de
okunabilir. Bu durumda ise yazl belirtkeler ve anlalabilirlik
elerinden baka bir ey kalmaz geriye ve estetik, bir serap gi
bi yok olur.
Yukarda resim rneinde grmtk ki belirtke grnte
hakikatle tam olarak btnleemiyordu ve bu anlamda estetik
grn, tine ulamada bir engel oluturmaktayd. Bunun nede
nini daha iyi anlamak iin estetik belirtkeyi dilsel belirtke ile
karlatrmak gerekiyor: Sanatta dolaymsz varlk ideallemi-
tir. Dilde ise, Hegel'e gre, tmyle ortadan kalkmtr. kisi de
dolaymsz olann, zne iin veri olan salt varoluun yadsnma-
sdr, ama iki farkl trden yadsma. Birincisi hakikati grn
klar, ikincisi onu sz haline sokar. Birincisi grntr, ikincisi
deyi. Sanat kkensel anlamda dil tesi (para-langage) bir eyken,
iire dntnde alt-dil (infra-langage) olur.
Her sanat tr bu grn/deyi ular arasndaki yerine
gre snflanabilir. Sanat hakikati grne dntrmekte, sy-
leyememektedir. Sanat Hegel iin kt konuulan bir dildi, bir
dil-ncesiydi. Bu nedenle onun lm Hegel'e ac vermemekte
dir. Sanat kavrama ulaamad, bysn bu eksikliinden ge
tiriyordu. Ama byleyen eyin lm akln douunu bildir
mektedir. Sanat bizim nesrimizin syleyemedii bir eyi syle-
yebiliyordu, diye dnp yaknmak gerekmez. Onun lm
dilin douudur.
Ancak Hegel dile geile hemen kavrama ulalacan da
dnmemektedir. nk bu dil anln (entendement) dilidir.
Akln deil. Anln (anlama yetisinin) dili ise henz temsil edi
ci enin tutsadr, henz grme modelinden syrlamamtr.
Hegel' de "Sanatn l m" zerine Bi r Deneme 117
Onun iin filozoflar (Hegel burada Kant' dnmektedir zel
likle) dilden yaknmakta, onun hakikati, mutlak olan dile getir
mek iin yetersiz olduunu sylemektedirler. Oysa yanl olan
onlarn dil anlaydr. Dile getirilemez dnce, dil-ncesi bir
dnce olamaz Hegel'e gre. Yalnz yaayan bir insann bile,
dnmek iin dile gereksinmesi var. nk hakikat dilsel bir
eydir. Bu nedenle, anakronizm yaparak diyebiliriz ki Hegel Fe-
uerbach'n "Dilin eylerle bir ilgisi yok" deyiine katlmaktadr.
Ancak, ona gre bu, dilin kusuru deildir; belirtke zaten imge
den farkl olarak, duyumlanabilir benzerlikten koptuu iin or
taya kmtr. nsanlk henz bu kopuu benzerliin bir u du
rumu, belirtkeyi imgenin bir dnmym gibi dnyorsa
bu onlarn bir trl syrlamadklar yanl dil bilincinden gel
mektedir.
Nesir dili bizi imgesellikten kurtarmakta ama tam olarak
tine ulatramamaktadr. Sanat, tin iin uygun bir yer deildir.
Dilin de byle olduu, kukusuz byle olduu, sylenemez.
nk speklatif dnce ncesi dil, temsil etmenin tuzan
dan kurtulamad.
Sezgi, hayalgc ve belirtke, aslnda hepsi soyutlamayla a
lyor. Temsil edici dnce de, duyumlanabilir olan demekle,
onun yetkesini (salt alglamann verdii edilgenlikten gelen yet
kesini) krmakta, onu yadsmaktadr. Duyumlanabilir olana bu
yolla kar k ne denli kkl olursa olsun, temsil edici dnce
yine de, somut olana, duyumlanabilir olana bavurmaktan alko
yamaz kendini ve onu kavramlarnn maddesel temeli olarak ko
rur. Bu adan temsil edici dil ile sanat yapt benzemektedirler:
Sanat yapt, ierii, duyumlanabilir dzeyde grne dn
trmekte, dil ise ayn ierii demektedir. Bu anlamda belirtenle be
lirtilenin sanattaki birleimi ile onun dildeki ayrm ok byk
bir fark oluturmaktadr. Dil araclyla biz, Hegel'e gre, imge
ler kurmaktan vazgeiyoruz. "Aslan" szcn kullanrken ar
tk bu hayvan ne sezmek, ne de onun imgesini retmek zorun
da deiliz. Ama dil bilincimiz gelimemi olduu iin yine de
"aslan" szcn kltlm bir imge gibi grmekteyiz.
Btn felsefe tarihi bu tr bir dilsel yanlsama zerine ku
rulmutur. Bu nedenle evrensele, kavrama ulalamamtr.
118 Hegel
nk evrensel olann anlatm iin imgesiz bir dil gerekmekte
dir. Biz hl szc, eylerin -imgede olduu gibi- bir yanl
samas olarak gryoruz. Szck sanki d bir eyi gstermek
iin kullanlan, imgeden daha kullanl bir ey gibi geliyor bi
ze. Oysa szck, gsterme ileminin ortadan kalkmasdr aslnda. Biz
grdmz gibi konumayz ve dil daha ksa bir yoldan gs
terme deildir. Dil gstermeksizin dnmedir. Dilin temsil edici
kullanm onun pagan andan tanyp getirdii bir saplant
dr. Felsefe, sapland dil ideolojisinden, varlkla kavram ayr
maktan kurtulduu zaman syrlacaktr. nk varlk bizim
iin kavramndan baka bir ey olamaz. Bu nedenle bilgi kura
mnn sorunsal, hakikat sorunsal, yalnzca temsil edici dn
ce olan anlk iin sz konusudur. Felsefe batan aa dil oldu
unun bilincine eritiinde yani speklatif dnce olduunda
hakikat sorunsal ortadan kalkacaktr.
Hegel'e gre anlam, her zaman "grme"yi; anlaml olma,
grlebilir olmay rnek ald ve Hegel'e kadar felsefe temsil et
me kmazndan kurtulamad. Fski Yunan' daki "k" metaforu-
nun bolluu, anlamada her zaman "grme"ye bir gnder-me ol
duunu gsteriyor. Oysa Hegel iin anlamllk ve grlebilirlik
arasnda hibir uzlama olamaz: Anlam n giderek ortaya k
figrn giderek silinmesiyle mmkndr. Hegel'e gre insanl
n estetik etkinlik tarihini incelersek, imgelerin giderek azalan
bir ilevi olduu anlalr. mge sk skya figre, grlebilir ola
na baldr. mgenin azalan gc ile grlebilir olann, dolaym
sz olann nemi de azalacaktr. Sanatn zellii salt varolutaki
ierii "grn"e dntrerek, anlama giden yolu amasdr.
Ama o, zorunlu olarak tad maddesel, dolaymsz eden
tr, bu yolu ayn zamanda kapatmaktadr da.
Sonu olarak Hegel, gezgin airi trl armaanlar sunduk
tan sonra sitenin kapsndan uurlayan, ona ancak iktidarla z
delemi felsefenin yani rasyonel sylemin buyruunda olma
y benimsedii lde katlanabileceini syleyen Platon'la ayn
eyi mi sylemektedir? Baka bir deyile Hegel' in sanatla akl
arasnda kurduu iliki -daha dorusu kesinti- Platon'un Dev-
let'mde yer alan sanat kavramnn yinelenmesinden baka bir
ey deil midir?
Hegel' de "Sanatn l m" zerine Bi r Deneme 119
Bilindii gibi Platon iin sanat yapt her eyden nce epis-
temolojik adan deersizdir. Sanat-resim rneinde aka g
rld gibi idealar dnyasnn kusurlu bir kopyas olan bu
dnya zerine tek ynl bir bak asndan gerekletirilmi
ikinci dzeyden bir kopya, bir yalandr. Ressam, dlgerin ta
nmn, zn taklit ederek yapt masann birincisinden ok
daha kusurlu ikinci bir kopyasn retmekteydi. Bu durumda
eer felsefe, zlerin doru bilgisini tayan rasyonel sylem
olarak mmknse, o zaman sanat zorunlu olarak ya dilden
uzaklaacak ya da doru sylemin gdmnde olmay see
cektir. Hegel iin de sanat rasyonel sylemin douunun nce
sinde kalm bir eydir, bir dil-ncesi dnemidir. Ama sanat,
Platon'un dedii gibi var olann kt bir kopyas deildir. Her
eyden nce sanat bir kopya deildir. Ayrca sanatsal etkinlik,
daha nce grdmz gibi, salt varoluun, dilsiz varoluun,
kendinde bulunmayan hakikatini retmektedir. Bu nedenle ha
kikat asndan sanat salt varolua, sanat yapt doaya gre bir
ileri adm oluturmakta. Ama bu ilerleme noktasnn kavrama
ulamak iin kendi kendini silmesi, yok etmesi yani sanatn l
mesi gerekmitir.
Hegel' le Platon arasndaki tm ayrlklara karn ortak
bir yn sz konusu: Platon sanatn hakikati -kt kopya ettii
iin- veremediini syleyerek onu deersiz hatta zararl bulu
yor. Hegel iin sanat hakikati bir lde veriyor ama maddesel
boyutundan tr onunla tam olarak btnleemiyor. Kavram
olamyor ya da kavram olduu an sanatn dna dyor. Bu
nedenle Hegel' in estetik anlay btn acl ynlerine karn
sonular asndan pek savunulabilir grnmemektedir. Kavra
m, kavramsal hakikati amalamayan kltrel etkinlik trnn
var olabileceinin, var olduunun kuku gtrmez olduu a
mzda Hegel' in estetii etki gcn yitirmiyorsa, bunu byk
lde yukarda aklamaya altmz dil-sanat ilikisine de
gin zmlemelerine borlu olmaldr.
Praksis Felsefesinin Hegelci nclleri
Gnmzde praksis felsefesi, uzun sre tarihi, kendisinin bir
kuram olarak ona izmi olduu izgiden, ngrd mantk
tan sapmakla suladktan sonra, sorularn kendine yneltme
ye, tarihle arasnda yer alan uyumsuzluun nedenlerini kendi
kuramsal yapsnda aramaya balyor. Bu sorgulama praksis
felsefesinin rasyonalist nitelii zerinde younlamakta. Bir ku
ram olarak kendini yeniden dn erevesinde, rasyonalist
dnceyi savlarnda snrlamak, rasyonel olann yannda rasyo
nel olmayann da varln kabul etmek, tarihi tmyle rasyonel
bir sylem iine kapatmann dourduu sakncalarn altn iz
mek gibi giriimlerin C. Castoriadis, C. Lefort, F. Chtelet gibi
dnrlerde nemli rneklerini grmekteyiz. Bu giriimlerin
konusu olan sorunsal tantmak istediimiz bu yazmza, Mar
cuse' nin zellikle ilk eserlerinde yer alan, praksis felsefesinin
Hegelci ya da genel olarak rasyonalist nclleri konusundaki
grlerinin deerlendirmesini yapmakla balayacaz. Marcu
se'nin, praksis felsefesinin. Bat aklclnn geleneksel savnn
incelenmesiyle, yukarda adlarn verdiimiz dnrler tarafn
dan Bat aklclnn rn olan trl tarih felsefelerine ve on
larla paylat boyutlar asndan praksis felsefesine getirilen
eletirilerin anlamnn daha aklk kazanacan sanyoruz.
Marcuse ilk kitaplarndan birinde^ praksis felsefesinin te
mellerini, "gerein akla uygun bir biimde dntrlmesi"
postulatndan kalkarak aratrmakta. Bat felsefe tarihinin kritik
bir yeniden okunmas sonunda, Platon'dan Hegel'e kadar uza-
1 Marcuse, H., Raison et Revolution, Paris, 1968, Minuit.
Praksis Felsefesinin Hegel ci nclleri 121
nan bu felsefe geleneinin znde bir "negatif dnce" gelene
i oluturduu savn gelitirmektedir. Negatif dnce gelene
inin balca zellii Marcuse' ye gre, onun, ampirist-pozitivist
gelenee ve bu gelenein "kurulu gereklik" anlayna kar
akln gerekirlikleri adna verdii savata aranmaldr. Gerek fel
sefe olan rasyonalist felsefe, her zaman, insanln doay ve top
lumu rasyonel bir biimde ynlendirebilmesi amacyla, varln
anlalmasn mmkn klacak en genel kavramlarn kurulmas
iin almtr. Bu amala kurulan en temel kavram ise "akl"
kavramnn kendisidir ve hangi trden olursa olsun praksis fel
sefelerinin hepsinin k noktasn oluturur. nk praksis fel
sefesi, gereklii akln gerekirliklerine uygun bir biimde dn
trme abasnn kuramsal temelini, genel kavramlarn "evrensel
lik" ve "zorunluluk" niteliklerinde bulmaktadr. Ampirizm ise,
akln gereklik karsnda kendine tand bu hakk yadsyarak,
pratikte tutucu bir tavra ynelmektedir. Sosyal-tarihsel varln
btnlnde dntrlmesi fikrinin kuramsal dayana olan
akl kavram, Marcuse' nin ona verdii bu tanmla, doal olarak
Hegel syleminin bir rndr. Bylece Marcuse' nin ilk eserle
ri Bat felsefe tarihinin bu savlar altnda yeniden deerlen
mesi erevesinde, "metafizik", "idealizm" gibi terimlere yeni
anlamlar vermekte, sz konusu felsefe geleneklerinin, kuramsal
dzeyde "veri olan yadsyc", yani kritik, yanlarnn praksis fel
sefesine aktarm olduu mirasn altn izmeye almaktadr.
Bu savlaryla Marcuse' nin dncesi, praksis felsefesinin Bat
aklclnn bugn iinde bulunduu genel krizden kurtarma
abalarnn hesaba katmas gereken noktalar iermektedir.
Marcuse' nin praksis tanm szn ettiimiz yazarlar tara
fndan da paylalmakta: rnein Castoriadis, praksisi, gerei
rasyonel klma eylemi^ olarak tanmlayarak, K. Kosik,"oluun
ierdii rasyonaliteyi gerekletirme" abasnda kavramn ne
minden sz ederek,^ Chtelet ise praksisi "rasyonaliteyi hic et
nunc var etme" isteminin belirlediini ileri srerek benzer ta
nmlar getirmektedirler. Yani praksis ve akl kavramlarnn ku
ramsal yaknl fikrini paylamaktadrlar.
2 Castoriadis, C, Institution Imaginaire de la Societe, Paris 1975, Seuil, s. 76.
3 Kosik, K., La Dialecticjue du Concret, Paris, 1975, Maspere, s. 96.
122 Hegel
H. Lefebvre' in getirdii bir ayrm burada hatrlamakla
sorunsal biraz daha aabiliriz: Lefebvre, Hegel dncesinin
kuramsal akl mutlaklatrmasna karlk, praksis felsefesinin
pratik akla ncelik tanmakta olduunu belirtiyor.^ Praksis fel
sefesi ayrca "ideolojilerin sonu" bal altnda. Bat aklcl
nn dnsel-tarihsel ieriinin nemli bir ksmn yadsmakta
dr. Ama, K. Lwith' in belirttii ve olduka yaygn bir ekilde
paylalan bir gre gre bu yadsmann doruunu oluturan,
"felsefenin yklmas" tezi bile, aslnda, felsefenin ve onunla
beraber Bat aklnn gerekletirilmesi tezinin bir sonucundan
baka bir ey deildir. Lwith'e gre, praksis felsefesinin Hegel
felsefesine ynelttii eletiri bu felsefenin ilkelerine deil, onun
ilkelerini gerekletirememesine ilikin olarak gelitirilmitir.
Daha ak bir deyile, praksis felsefesinin Hegel'de kar kt
nokta, "gereklikle rasyonalitenin uzlatrlmas" ilkesi deil
dir. Tersine, bu ilke Hegel felsefesinin praksis felsefesine brakt
miras oluturmaktadr. Asl sorun da ite bu noktada ortaya
kmaktadr. nk, anlalmas gereken, bu "rasyonalite"nin,
praksis felsefesinin ona verdii yeni ieriin, ne lde Bat akl
clnn zellikle onun en yksek rn olan Hegelci tarih fel
sefesinin tad kalptan arnm olabilecei konusudur. te,
Marcuse bu tr bir kaygdan hareket ederek, daha nce sz
n ettiimiz kitabn 1960'ta yazd nszde u soruyu soru
yor: "O halde, negatif dncenin gc nerededir? Gerekten
de, diyalektik dnce Hegel'i, felsefesini dzenli, btnlenmi
ve sonu olarak pozitif olan zerine srarla dayanan bir sistem
olarak gelitirmekten alkoymad. Hegel felsefesinin diyalektik
olmayan esinin akl kavramnn kendisi olduunu dnyo
rum. Bu akl kavram her eyi iine alyor ve sonu olarak, b
tn iinde yeri ve ilevi olmas nedeniyle ve btnlk iyinin ve
ktnn, hakikatin ve yanlln tesinde bir ey olduu iin,
her eyi balyor. Akln, klelik, engizisyon, ocuklarn al
trlmas, toplama kamplar, gaz odalar ve nkleer hazrlklar
da kapsayan terimlerle yaplacak bir tanmn, tarihsel olduu
kadar mantksal olarak da hakl gstermek mmkndr."^
4 Lefebvre, H., De l'Etat, II, Paris, 1976, s. 10-18.
5 Marcuse H., age., s. 4 7
Praksis Felsefesinin Hegel ci nclleri 123
Ama, Marcuse, yolundan sapm bir aklcln yine aklc
lkla onarlmas gerektiini savunmakta. O halde, onun. Bat
aklclnn krizini anlayan ve ilkesi sakl kalmak kouluyla
bu gelenei yeniden tanmlamaya alan dnrler arasnda
saymamz gerekir. Marcuse' nin bu amala gelitirdii grleri
burada yeterince incelememiz imknsz. Yine de, zetle syle
memiz gerekirse, Marcuse' nin kuram da, dier Hegelci praksis
felsefecilerinin kuramlar gibi, "felsefenin yok olmas/gerekle
mesi" sorunsal konusunda gelitirdii dnceleriyle bir kya
met kurgusu olmaktan tmyle kurtulamamtr. zellikle, ger
ein akla uygun bir biimde dntrlmesi srecinde lt
olarak kabul edilen ilkelerin felsefi olarak temellendirilmesin-
deki glklere Marcuse' nin kuramnda da zm getirileme
mitir.
Marcuse, Hegel'in diyalektik rasyonalizmine, akl kavram
na ilikin olarak getirdii eletirilere ramen, bu felsefenin yine
de, olgularn dilinde ve mantnda yitmi olan zneyi yerine
koymay arayan bir dnce olduuna inanmaktadr: Hegel ras
yonalizminin praksis felsefesi asndan nemi, hereyden nce,
onun dnceyi "mevcut olan yadsyc" bir etkinlik olarak ta
nmlamasndan kaynaklanmaktadr. Bylece, bu dnce, bize
nesnenin aslnda kendini nesnelletirmi zne olduunu gstere
rek, gerekliin eylemi srecinde yitik zneyi, dncede ye
rine koymamz mmkn klmaktadr. Ksaca sylemek gerekir
se, Marcuse iin Hegel sylemi znde bir praksis sylemidir.
Yine de, Marcuse asndan Hegel'de praksis dncesine
ters den bir ey var: "O halde, nesnel dnyay oluturan bu
znellik nedir ya da kimdir?" sorusunun Hegel felsefesindeki
karl "insan" deildir. Marcuse de Hegel'deki "tin" kavram
nn insan znesi olarak yorumlanmaya pek elverili olmad
n kabul etmektedir. Bununla birlikte, "akl dnyay ynetsin"
nermesi, demektedir Marcuse, Hegel iin bir postulat, tarih fel
sefesinin tek postulat olmak durumundadr. Bu nedenle, soyut
gereklik yerine insan pratii esini geirmekle bu felsefenin
bir praksis kuramna dnebileceine inanmaktadr. Hegel' in
ngrd, "kavram"n gereklemesi dncesinin ancak,
rasyonel bir sosyal rgtlenmeye ulam insanln, doaya
124 Hegel
gerekten hkim olmasyla mmkn olacan syleyen Marcu
se, Hegel dncesinin tad iki boyuttan -insan praksisi ile
mutlak idealizm- birincisinin, insann dnen varlk olarak
akln kendi bilincine erimesi srecinin (tarihin) en st nokta
sn temsil etmesi dolaysyla sahip olduu ayrcalk yznden,
ar bastn dnmektedir.
Bylece Marcuse, "akl dnyay ynetsin" postulat arkasn
da gizli olan "insan dnyay ynetsin" postulatnn n plana ge
tirebileceini ileri srmektedir. Hatta o, "rasyonel olan gerek
tir, gerek olan rasyoneldir" nermesinin bile praksis felsefesi
ynnde yorumlanabileceini dnmektedir: Tarihin ieriiy
le akln ieriinin ayn olduu sav, yine geerli olabilir. Ama
tarihin ierii, olup bitenlerin toplam deil, tarihi rasyonel bir
btn klan yasalar ve eilimlerin tm olarak anlalrsa.^
Mantk ile Tarih Felsefesi'nin yaplar arasndaki benzerlik de, He
gel'de akln ieriiyle "tarihi rasyonel bir btn" klan ieriin
birbirine tekabl ettiini gstermektedir. Tarih Felsefesi'nin, ze
rine kurulmu olduu postulat Mantk tarafndan hazrlanm
tr. Hegel' in "akl" kavram ya da onun zamanda alm olan
"tin" kavram ile praksis felsefesinin zne olarak tanmlamaya
alt "insan" arasnda nasl bir iliki vardr? Daha nce de
sylemi olduumuz gibi, Hegel'de insan, dnen varlk olma
s dolaysyla ayrcalkl bir yere sahiptir. Bu nokta Hegel kay
nakl praksis felsefeleri iin ok nemlidir. nk bu felsefede
dnce mmknden geree gei arac olma durumundadr.
Hegelci olu anlaynda, mevcut fenomenler ile bu fenomenleri
yadsyan btnlk ilkesi arasndaki eliki, insan bilincini "ku
rulu gereklik"i amaya itmekte, bylece tarih, yeni zmler
varsayan bir gidi, bir "eilim" olarak ortaya kmaktadr.
Marcuse' ye gre, gerekle rasyonelin zdelii sav, He
gel'in bir baka sav, var olan her eyin gerek olmad ilkesi
gz nne alnarak yorumlanmaldr: Hegel'e gre gerek yal
nzca akln kurallarna uygun bir biimde var olandr. O halde
Hegel' in nl cmlesi tutucu bir karakter tamak bir yana, ter
sine asl gereklii salt varolutan ayrmakla, varoluun rasyo-
6 Marcuse H., age., s. 269.
Praksis Felsefesinin Hegel ci nclleri 125
nel duruma getirilmesi eklinde zetlediimiz tasarya -prak
sis felsefesinin temel tasars- ontolojik bir temel, bir meruluk
kazandrmaktadr. Hegel'deki uzlatrma dncesi -gerekle
rasyonelin, sonluyla sonsuzun, dnyevi olanla ilahi olann uz
latrlmas dncesi- olgusal anlamda deil de, tasar anla
mnda yorumlanmaldr. Hegel, gerekle rasyonelin uzlamn
ok uzun bir sre olarak dnmektedir.
Marcuse' nin Hegel' in "zdelik tezi"nin (gerekle rasyone
lin zdelii) politik sonular konusundaki grleri de yukar
da vermeye altmz genel yorumuna paralel bir izgidedir
ve E. VVeil'in bu konudaki yorumuna^ ok yakndr. Marcuse
de, Weil gibi, Hegel' in Prusya devletinin vcs olduu yo
lundaki grlere kar kmaktadr: Hegel' in Prusya devletini
"somutlam akl" olarak grmesinin nedeni, bu devletin, He
gel'e gre, modern an politik kazanmlarn somutlatrm
olmasdr. Hegel Prusya devletini yalnzca ilkesinde -bu ilke
hukuk devleti ilkesidir- onaylamaktadr. Hegel iin Prusya dev
leti, Eransz Devrimi' nin, Alman Reformu'nun ve idealist klt
rn ilkelerinin bir sentezini gerekletirmektedir. Modern dev
let yasa kavram altnda gerekle rasyonelin uzlamasn temsil
etmektedir. Bu uzlamann gereklemesiyle politika kuram
artk varlk nedenini yitirmitir. Politika kuramnn bir praksis
kuram olarak var olabilmesi iin gerein znn rasyonel ol
mas gerekirdi. Oysa imdi, henz her ey rasyonel deilse bile,
tarih rasyonelliin ilkesini politik bir form olarak bulmu oldu
u iin, gelecekteki dnmlerin tek arac yasa olacaktr. te
bu yzden, Hegel, gerein rasyonel, rasyonelin ise gerek oldu
unu ve bunun tesinde, baka bir ey aranmamas gerektiini
sylemitir. Onun dncesinin snrlar ve yanlglar, Marcu-
se'ye gre, ann ve toplumunun snrlar ve yanlglarndan
kaynaklanmaktadr.
Weil, bir noktaya kadar, Marcuse ile ayn grte grnmek
le birlikte, aslnda, Hegel'deki politik rasyonalite konusunda da
ha ince bir deerlendirme getirmektedir: Hegel, aslnda yalnzca
Prusya devletini deil, genel olarak devleti, tarihin en son haki
kati (burada sz konusu olan devletin modern devlet, yani ulus-
7 Weil, E., Hegel et l'Etat, Paris, 1970, Vrin.
126 Hegel
devlet olduu unutulmamaldr), son amac olarak anlamaktadr.
te bu anlamda, devlet Hegel'de "eylem halindeki akl"dr. Dev
let felsefesi, tarih felsefesinin bir anlamda son szdr.
Praksis felsefesinin amacnn bir bakma, Hegel' in tarihe
getirdii bu "son"dan, devlet yerine sivil toplumu temel alarak
kurtulmak olduunu syleyebiliriz. nk tarih, Hegel' in ak
ln zaferi olarak grd politik rasyonalitenin hi de rasyonel
olmayan boyutlarn ortaya karmaktadr.
Yeniden Marcuse' ye dnmek iin zetle diyebiliriz ki, b
tn bu eletirilerden sonra, Marcuse, Hegel' in akl kavramnn
yine de, idealist bir form altnda, insanln zgr ve rasyonel
bir varolu uruna harcad tm abalar ierdiini dn
mektedir: Hatta, akl kavramnn hakiki ieriini Fransz Devri-
mi' nin temel dilekleri oluturmaktadr. Hegel' in akla inancyla
Robespierre' in akla inanc ayndr. Her ikisi de kurulu gerek
lik karsnda akln ilkelerine stnlk tanmaktadrlar.
Gerekten de, bilindii gibi "gerei yalnzca tz olarak de
il, ayn zamanda zne olarak anlamak" Hegel' in temel istei
dir. Ama onun arad bu zne "insan" olarak yorumlanmaya,
yani praksis felsefelerini dorudan Hegel'e dayandrma abalarna kar
direnmektedir. Hegel' in tarih felsefesindeki bu direni iki nok
tada younlamaktadr: 1-Tarih bilgisinin post factum (olup bit
tikten sonra) niteliinde olmas: Praksis kuramnn zel bir bil
gi anlayna gereksinimi vardr. Bu yle bir bilgi olmaldr ki,
tarihte "tasar"y mmkn klmal ve mmkn olann bilgisi,
eilimlerin kavramls olarak, gerein bilinli bir biimde ras
yonel klnmasn salayabilmelidir. te, tarih bilgisinin ancak
post factum olarak mmkn olmas, tarih karsnda bir bilme bi
imi olarak felsefenin gszlnn bir kantdr. Hegel'e g
re, felsefe tarihi kavrayabilir, ama bunu ancak gemie dnk
bir tarzda yapmak gcndedir. Modern devletin temellerinin
atlmasyla artk akl tarihte tpk bir tasar gibi nceden sezile
bilir ve ynlendirilebilir olacaktr. Ama, bu bilme ve ynlendir
menin tek znesi devlettir, felsefe deil. Hegel, felsefe reeteler
vermez, ancak, olan bitenin sonradan, rasyonel olarak kavran
masn salar, demektedir. Goldmann da, "Ayrlk, kavramsal
sylemin doas, ilevi, ulalmak istenen son ama ile felsefe
Praksis Felsefesinin Hegel ci nclleri 127
deali konusundadr" demekte ve Hegel'de eylemin kendi bilinci
ne erimi bir dnceyi gerektirmediini, tarihin kendini yanl
bilinler ve ideolojiler araclyla gerekletirdiini belirtmekte
dir. Oysa, praksis felsefesi bir doru bilin kuramn gerektir
mektedir. (Bu anlayn en iyi rneini Lukcs' n Tarih ve Snf
Bilinci adl kitabnda buluyoruz) 2- Hegel' in tarih felsefesinde
ok nemli bir yeri olan "akln kurnazl" dncesi: tinin in
sanlk ve onun tarihsel etkinlii karsndaki durumunu, tpk
insanln teknik araclyla doa karsnda ulat durum
gibidir. rnein nasl insan yel deirmenleriyle, doa yasalar
n bozmadan, yalnzca, onlar kendi saptam, semi olduu
amalara doru ynlendirerek, kendisi hi yorulmakszn, bu
yasalarn rasyonalitesini, insann setii bir baka rasyonalite
iin bir ara olarak kullanyorsa, tpk bunun gibi tin de insan
etkinliklerinin dar, birbiriyle eliir rasyonaliteleri araclyla,
insanlar farkna varmakszn ve ou kez insanlara ramen ta
rih denen rasyonaliteyi gerekletirmektedir. Bylece, elikiler,
duygusallklar, yani akla ters den eyler, farkna varmadan,
kendilerini aan bir rasyonaliteye hizmet etmektedirler. Politik
dzeyde bu gr sivil toplum ve onun birbiriyle elien, d
manca ve ykc nitelikteki etkinliklerinden olumu insan ve
grup ilikileri stnde yer alan devletin rasyonel varl kura
mnda anlatmn bulur.
Daha nce de belirttiimiz gibi, imknn kendi bilincine
erimesi olay, doada grlmeyen bu durum, ancak insanda
gereklemitir. O halde, Hegel felsefesi insana ayrcalkl bir
yer tanmaktadr. Ama bundan kalkarak Hegel'de tarihin zne
sinin insan olduunu sylemek doru deildir. Tinin kendi bi
lincine eritii, bylece tam anlamyla zne durumuna geldii
tek yer devlettir. Bunun dnda kalan btn varlk alanlar asl
rasyonalitelerini kendi dlarnda ve stlerinde bulunan bir var
lk alanna borludurlar ve onun rasyonalitesinin hizmetinde-
dirler. mkn, insan hayatn daha rasyonel bir biimde dzen
lemeye yardmc olan kurumlarda gereklemektedir. "Dnya
tini", diye yazmaktadr Marcuse, "zgrl gerekletirmeyi
dilemektedir ve kendini ancak nesnel zgrlk alannda yani
8 Goldmann L., Recherche Dialecticjues, Paris 1959, Gallimard, s. 16.
128 Hegel
Sonuna Kadar Temellendirilmi,
Tmyle Meru Bir Sylem Olarak Felsefe
Gnmzde ortaya kan ve yazmzn banda szn etti
imiz praksis sylemlerinin ortak aray, bir yandan praksis
felsefesinin Hegelci nclleri diyebileceimiz grlerin ipo
teinden kurtulmak, te yandan toplumu ve kurumlar, tari
hin Hegel tr bir son sz olduklar yargsna gtrmeyecek
terimlerle yeniden dnmek olarak anlalabilir. Ama, Hegel
ci ncller dediimiz konular daha iyi anlamlandrmak iin,
onlarn, Hegel'i aan, ok daha eskilere uzanan kaynaklarna
bir gz atmamz gerekiyor. Hegel sylemi, genel olarak ifade
edildii gibi, Hristiyanln temel bir ilkesiyle, felsefenin bir
sistem olarak ilk defa ortaya ktnda ileri srm olduu b
yk bir savn, Protestanln belirlemesiyle mmkn olmu bir
sentezidir. Bu sentezin szn ettiimiz esini aklamaya
onlarn en eskisi ile, felsefeyle balayalm: Eelsefenin bir sistem
olarak ortaya knda, yani Platon'un syleminde tad "t
myle merulatrlm bir sylem kurma"^ iddiasndan, bu
nalm devrine girmi Yunan demokrasisinin uzlamal rasyo-
nalitesi ve bu bunalm besleyen sanlar atmasnn zerine
ald iddet ortam karsnda felsefenin "akll ve iyi niyetli
9 Marcuse H., age., s. 280.
10 Chtelet, R, Logos et Praxis, Paris 1962, SEDES, s. 66.
devlette gerekletirebilir: Evrensel tin kendisini orada bir bak
ma kurumlam olarak bulur."' Ama, bu gerekleme, gerei
tmyle rasyonel klmaya yeterli deildir. nk Hegel' in de
belirttii gibi, kurumlarn ve zellikle devletin tad rasyona-
lite bir kez kurumlatktan sonra henz kurumlamam akln
karsna bir engel olarak dikilir. Hegel, buna ramen tarihte bu
art arda gelen kurumlama biimlerinde daha rasyonele doru
bir ilerleme olduu grndedir. Tarihte ortaya kan trl
devlet biimleri, ite bu, daha rasyonel bir yne doru gidi s
recinin anlardrlar. Bu sre Prusya devletinin temsil ettii mo
dern devlet ile esas olarak sona ermitir.
Praksis Felsefesinin Hegel ci nclleri 129
herkesin kanlmaz olarak doru bulaca, tmyle merula-
trlm sylem"i^^ kurma, yeni ve asl rasyonaliteyi gelitirme
yolundaki iddiasndan sz ediyoruz. Bu iddiann bykln
anlamak iin, onu ann bir baka dnsel bulgusuyla, ma
tematikle karlatrmak yeterlidir. Felsefe, matematikten farkl
olarak, varl, btnde ve mutlak olarak temellendirilmi, ya
ni hibir ilkesi postulat biiminde olmayan bir dnce tryle
anlayp anlatabileceini sylemektedir. Bu iddiann Platon'da
verdii sonucu biliyoruz: dealar kuram. Yani, alglanan dn
yann tesinde, anlalabilir bir dnyann var olup, gerekliin
kendisini oluturduu dncesi. dealar kuram, Platon'un, bir
yandan demokrasinin uzlamc hakikat anlayna, te yandan
ise sofistlerin belli bir "consensus" salamaktan yoksun grle
rine kar gelitirdii felsefenin, kendisini hakikatin kuram ola
rak sunmasdr. Tartmalarla, sanlarn karlamasyla gelien
sylem tek bana yeterli deildir, o yalnzca bir aratr. Yalan-
lanamaz olmas iin sylem, varln btn arln tamak
zorundadr. Bu yzden, iyi bir politika zorunlu olarak evrensel
bir sylemle, doru bir dnya sistemiyle btnlemelidir.^^ te
bu nitelikleri tayacak bir biimde olumu sylem, btn mev
cut sylemlerin yargc olacak, neyin doru, neyin yanl, neyin
iyi, neyin kt olduuna karar verebilecektir.
Felsefenin bu ilk byk tasarsnn, varl rasyonel bir
biimde dntrme, yani logos'u gerek klma yolunda ileri
srd grlere degin olarak (filozof kraln iddetle olan
ilikisi gibi ok nemli sorunsallara alan ayrntlar bir yana
brakarak) konumuzu ilgilendiren bir noktann altn izmekle
yetinelim: Felsefenin, varl btnnde rasyonel klma yolun
da gelitirdii sistem, tmyle merulatrlm bir sylem olu
turabilmenin koulunu, idealar kuram gibi, ampirik olan yar
gerek, baml gerek, kopya gerek gibi ontolojik planda silik
bir yerlere koyan, felsefenin rasyonel dediine ise asl gereklii
ykleyen bir tr "sekinler gr"n gelitirmekte bulmutur.
Yani gerei ve zellikle ampirik olan rasyonelletirme istemi-
11 Age., s. 68.
12 Bkz. Chtelet, E, "LTdeologie de la ite Grecque", Histoire des Ideologies, I. cilt,
Paris, 1978, Hachette.
130 Hegel
nin felsefe planndaki ilk rn olan idealar kuram, rasyonel
olan ile ampirik olan ayrmakla ie balamtir.
Chtelet' nin belirttii gibi, zellikle bizim konumuz ere
vesinde nemli olan, Platon'un dncesini idealizm, realizm,
spiritalizm gibi skolastiin gelitirdii kategorilerden birine
sktrmadan, giriimin asl can alc boyutunun, yani "felsefe
yi, evrensel, doru bir sistem" olarak kurma abasnn altn iz
mektedir. Bu abann asl amac ise byle evrensel bir sylemde
"doruluk yargsnn" mmkn olduunu gstermektedir. By
lece ilk olarak "akl" kavram, Hristiyanlk gelenei ve XVII. ve
XVIII. yzyllarn bilimsel planda gelitirecei geleneklerden
geip, bu gelenekler boyunca zenginleerek gnmz Bat d
ncesinin temelini oluturacak olan ilk tanmn bulmutur:
"Platon felsefeyi buldu: Kltrn akldan bundan sonra anlaya
ca eyi tanmlad. Bylece, 'Akdeniz-Bat' dncesinin, kendi
si iinde deerlerini kuraca, geliimini gsterecei ereveyi
izdi.""
Hegel syleminin gerekletirdii ikinci e olan, Hristi
yanln ilkesinde anlatmn bulan nokta, yine gerekle rasyo
nelin birliinin aratrlmasna degin: "Sonluyla sonsuzu",
"tanrsal olanla dnyasal olan" sa imgesinde uzlatran Hris
tiyanlk, Bat dncesinin bu arayna yeni bir yant sunuyor.
sa imgesiyle tanrsal olan dnyevi bir boyut kazanyor. Hris
tiyanln, Kilise olgusuyla glgede kalan bu ilkesinin yeniden
canlandrlmas ise, Hegel'e gre, Protestanln olumlu yann
oluturmaktadr.
Bilindii gibi. Yunan dncesi, rnein bir Thukydides' le
verdii stn rnee ramen, dngsel bir zamansallk anlay
na sahipti. Ba, yn belli olan izgisel zamansallk ve onun
bir sonucu olan ilerleme dncesinin Hristiyanln getirdii
tarih anlaynn rn olduu genellikle kabul edilen bir d
ncedir. Ama yine bilindii gibi, Hristiyan tarih anlaynda
tarih, anlamn kendinde deil "vahiy"de bulmaktadr. te He
gel'in tarih felsefesi, rnein bir Aziz Augustinus' un bu nokta
da ve derin bir biimde ayrlmaktadr. Hegel'de tin, kendi oluu
mundan nce gelen bir ey deildir. Yani tarihin anlalabilirli-
13 Chtelet, R, Platon, Paris, 1965, Gallimard, s. 243.
Praksis Felsefesinin Hegel ci nclleri 131
inin ilkesi tarih-d bir odakta aranmamaktadr. Her ne kadar
Hegel-tarih felsefelerinin hemen tm gibi- tarihi, daha sonra
yadsmak amacyla kabul etmekteyse de, oluu rasyonel klan
ilke, olua ikin olarak kabul edilmitir. Bu nokta praksis fel
sefeleri iin ok ekici olmutur. Bir baka deyile zamansallk
zaten mevcut olan bir zn alm deildir. Ama bu, Hegel' in
syleminin laik okunmasn nerenlere katldmz anlamn
da alnmamaldr. nk Hegel'deki, her eyi tarihselletirme,
varln dnsel, maddesel hibir boyutunu tarihin dnda
brakmama isteminin, aslnda, onun, tarihi Tanrnn merulat-
rlmasnn alan olarak grmesi olgusuyla birlikte dnlmesi
gerektiine inanyoruz. Gerein rasyonelle uzlamas ilkesi, ya
ni Hristiyanln "Tanrnn dnya ile uzlamas" ekline dn
trd ilke ayn biimde Hegel' in tarih felsefesinin ana ilkesi
olmaya devam etmektedir. Yalnz, Hegel' in ona getirdii byk
bir yenilik sz konusudur. Hegel bu uzlamn yolunun tarihin
hesabn vermekten getiini grmektedir. Tarih, tarih-d bir
ilkenin kendini aa vurmas iin bir frsat olmaktan fazla bir
eydir. Hristiyanln sunduu sa imgesinde tanrsal ile dn
yasal arasnda oluturulmak istenen uzlamn, gerek bir do
laym gerektirdii dncesini gren Hegel, bu dnceyi fel
sefesinin temel kategorilerinden birisi yapmtr. (Bilindii gibi
Lukcs, Tarih ve Snf Bilinci'nde bu kategoriyi praksis felsefesi
erevesinde yeniden canlandrma giriiminde bulunmutur).
Bunun, uzlam sorunsal asndan anlam udur: Tarihin t
myle rasyonel bir sylemin konusunu oluturabilmesi iin, ta
rihteki irrasyonel olaylarn, atmalarn, hakszlklarn anlam
landrlmas gereklidir. Btn bu irrasyonel nitelikteki noktalar,
btnnde rasyonel olan, akln anlalr klabilecei, hesabn
verebilecei "an"lar olarak grnmelidirler. Bu ise, ancak eli
kiyi dlamayan bir dnce biiminin (diyalektik) iidir. Ancak
byle bir dnce, dolaym kategorisi araclyla, tarihin olum
suz anlarn atlamadan, bu srecin btnnde tamakta oldu
u rasyonaliteyi aa karabilir. Bylece Platon'un ona kazan
drd tanmla "tmyle rasyonel bir sylem" olarak felsefe bir
tarih sylemi olarak mmkn olabilecek, gerekle rasyonelin
birlii ilkesini hibir te-dnya fikrine snmakszn savunabi-
132 Hegel
lecektir. Ama praksis felsefelerinin kendi itirazlarn aktararak
zetle diyebiliriz ki, Hegel dnceyi tarihselletirmekle, tari
hi, dnceye indirgemitir. Onun felsefesi eski sorunlara yeni
zmler getirmek iddiasnda deildir. Onun iddias ok daha
byktr: Btn mmkn sylemlerin sylemini kurarak ha
kikat sorunsalndan kurtulmak. Gemiteki filozoflarn gr
leri yanl deildir, tersine onlar Hegel sisteminin geici anlar
olarak sunulmakta ve onlarn doru bir biimde okunmasnn
nasl bizi felsefe tarihinin ana sorunsaln oluturan varlkla d
ncenin ilikisi sorununa ve ondan kaynaklanan hakikat soru
nuna Hegel' in getirmi olduu yanta gtrecei gsterilmekte
dir: Tamamyla meru sylem ancak btn sylemleri iine alp
btnnde onlar aan bir sylem olabilir. Byle bir sylemin
meruluunun ayrca ispatlanmas gerekmemektedir. nk o,
dier grleri dlamamakta, tersine onlarn hesabn verebil
mektedir. Bylece, Hegel'e gre, sylem, varlkla dncenin bir
lii ilkesi sayesinde ksr hakikat sorunsalndan kurtulmutur.
Mmkn dnya grlerinin hesabn verebilecek, ayn za
manda da kendisini onlardan ok farkl bir "bilim" konumuna
yerletirebilecek bir kuram gelitirmek (ideolojilerle ilgili bir ku
ram) praksis felsefelerinin de amac olmutur. Onlar da tarihin
rasyonel okunmasnn -hem de ampirik olandan hibir biimde
ayrlmadan- gerein bilimsel bilgisi olarak mmkn olduu
nu ispatlamaya almlardr. Ama bu okuma, yazmzda altn
izmeye altmz noktalarda Bat rasyonalizminin genellik
le teoloji kaynakl eski emalarn yeniden retmekten kurtula
mamtr. Praksis felsefelerinin Hegel'de bulduklar o ok ekici
yan, yani bu felsefenin akla verdii nem, onun insana ayrd
byk yer olarak yorumlanmaya allmtr. Oysa, L. Collet-
ti'nin dedii gibi, "Hegel iin antropoloji teolojinin bir anndan ba
ka bir ey deildir." Hegel'de insann bilinci, Hristiyanlkta asl
ieriine kavumu olan logos'un kendi bilincine erimesi olay
dnda bir anlam tamaktadr.
Praksis felsefesinin rasyonalist bir tarih felsefesi olarak ele
tirisini yapan C. Castoriadis yle demektedir: "Marksizm, o
halde tarih felsefesini aamamakta, yalnzca bir baka tarih
felsefesi oluturmaktadr. Olaylardan kard rasyonalite, as-
Praksis Felsefesinin Hegel ci nclleri 133
14 Castoriadis, C, age., s. 66.
lnda onlara zorla kabul ettirdii rasyonalitedir. Szn ettii
"tarihsel zorunluluk" felsefe terimiyle sylersek, Hegelci akl
dan hi de farkl bir ey olmamaktadr. Her ikisinde de insann
tam olarak teolojik bir yabanclamas sz konusudur."^^ Casto-
riadis'in, praksis felsefesini Bat rasyonalizminin iinde kkle
mi bulunan teolojik kategorilerin ipoteinden kurtarmak ama
cyla gelitirdii grleri burada zetlememiz mmkn deil.
Ama onun ve dier modern praksis kuramclarnn genel eili
minin, tarihteki ve toplumdaki sembolik boyutun ve ona ba
l olarak imgesel enin neminin vurgulanmas, determinist
yaklamn bir trl yantlayamad anlam sorununun irdelen
mesi, toplumda ilevsellikle sembolik olan arasndaki sk iliki
nin zmlenmesi ynnde olduunu syleyebiliriz.
Hegelci zgrlk Felsefesinden Devlet Bilimine:
Grngbilim ve Hukuk Felsefesi
Tinin Grngbilimi'ni, Kojeve'de en iyi rneklendiren birin
grdmz gibi, bir zgrlk felsefesi, mutlak bir antropoloj
olarak okumak mmkn grnrken. Hukuk Felsefesinin lkeleri,
bu tarz bir okumay imknsz klmasa bile, byk lde g
letiren bir metin olarak karmza kyor. Kitabn nsz bu
adan zellikle zengin bir metin olarak grnmektedir: Akl
salln gerek, gerekliin ise aklsal olduunu dile getiren n
l cmle,^ "Var olan kavramak felsefenin grevidir, nk var
olan akldr^" cmlesiyle birleince, Hegelci hukuk felsefesine
ynelecek saldrlar iin bitmez tkenmez bir kaynak olutur
maktadr. Politika felsefesi tarihiyle ilgilenen dnrlerin bu
konudaki tartmalarnn, Hegelci devlet felsefesinin, zgrlk,
demokrasi, insan haklar gibi amzn politik ve moral deer
leri asndan savunulamaz olan bir devlet apolojisi olup olma
d sorusu zerinde odakland sylenebilir.
Gerekten de Grngbilim'de kendini varlktan ok, olu fi
lozofu olarak sunan Hegel, Hukuk Felsefesi'nin daha nsznde,
tarihin sona erdiini ve akln belli bir kurumda, modern dev
lette cisimletiini sylemekte ve bylece, felsefe tarihinde Pla
ton ve Hobbes' dan sonra rastlanan en kat devleti tutumlardan
birini sergileyeceini bize bildirmekte deil midir? Bu soruya
verilecek cevaba bal olarak, tartmalar, Hegelci politika felse-
1 Hegel, G. W. R, Principes de la Philosophie du Droit, Fr. ev., A. Kaan, Gallimard,
1968 basks, s. 41.
2 Hegel, G.W. R, age., s. 43.
Hegel ci zgrl k Felsefesinden Devlet Bi l i mi ne 135
fesinin, onun kendi sistemine ihanet olarak nitelendirip nitelen-
dirilemeyecei ynnde geliir. Varlan sonulara bal olarak
da devlet felsefesi kimilerine gre Hegel sisteminin kanlmaz
sonucu, hatta doruk noktasyken, kimi dnrlere gre de, ya
zamann politik ve toplumsal koullar gz nne alnarak ba
lanabilir ve belki de savunulabilir, ya da yal filozofun Ber
lin dneminin bir rn olarak ihmal edilebilir bir blmn
oluturmaktadr.
O halde, her eyden nce Grngbilim ile Hukuk Felsefesi'ni,
genel izgileri ve temel savlaryla karlatrma yoluyla Hegelci
politika felsefesinin aykr ynn belirlemeye alalm.
Genel olarak Hegel, Alman idealizminin bir zne felsefesi
olarak Kant ve Fichte'de benimsemi olduu yola tepki olarak
ortaya kan ve bu felsefelerde zarara uram olan nesneyi "do
a" ad altnda yeniden canlandrarak temele alan ve genel ola
rak da, felsefenin mutlak idealizm olmas gerektiini, ya da ba
ka bir deyile, zne ile nesnenin zdelii dncesi zerine ku
rulmas gerektiini ileri sren Schelling' in yannda yer alan bir
filozof olarak tannr. Buna karlk Hegel' in bir genlik dnemi
rn olmakla birlikte en nemli eseri olarak nitelendirilen G
rngbilim'de bilin bak asna yerlemesi, yani Kant-Fich-
teci yaklam benimsemesi yle aklanabilir: Hegel, zne ile
nesnenin zdelii savn yani mutlak idealizmin temel savn
felsefi dncenin tarihsel geliimi sonucunda ulalm bir sav
olarak grmektedir. Mutlak idealizm bilincin tarihsel sre iin
de benimsemi olduu bak alarnn sonuncusudur. Ama,
Hegel kendi idealizminin mutlak idealizm olmas iin bundan
fazla bir ey olmas gerektiini dnr. Bu "sonu", gerek bir
son olmak iin, srecin tmn anlamal, aklamal, hesabn
vermeli, bylelikle de bilincin geliimindeki son an, herhangi
bir an olmaktan kp, "btn" olmaldr. Baka bir deyile, ta
rihsel olarak mutlak idealizm kltr tarihinin tmn anlaya
bildii lde bir sonu, bir bititir. Bu anlamda Hegel' in felse
fesi tarihsel aya yerlemi bir kltr felsefesi, dolaysyla da
felsefenin bir felsefesidir. Mutlak idealizm, kltrn din, bilim,
sanat gibi alanlar zerinde, insan bilincinin bu alanlarda vard
sonular kavramsallatrarak dnen, yani kltr anlayan
136 Hegel
felsefenin tarihsel serveni zerinde dnme yoluyla felsefeyi
anlayan felsefedir. Bu anlamda gerekletiinde felsefe, mutlak
olmakta, anlad konuyla kendisi zdelemektedir. Ama bu
son, felsefi bilincin kendisini anlamas tarznda bir son olduu
lde hibir soruna yol amazken, gerekle aklsalln zdeli
i tarznda Hukuk Felsefesi'nde dile getirildiinde, felsefe tarihi
lerini dndrmekte, hatta az ya da ok rktmektedir.
Hegel' in kendi felsefesini felsefi bilincin geliiminin son
an olarak grmesi, rasyonalist, sistemci felsefenin Hegel' le bir
likte sona ermesi anlamnda kabul edilebilir bir eyken, Prusya
devletini gereklik ve aklsalln hesaplamas sreci olarak
tanmlanan tarihin son an, diyalektii noktalayan zdelik an
olarak sunmas, en azndan, yine tarihin kendisinin rtt
bir gr olmaktadr. stelik burada felsefenin sav politik bir
sav olarak zelleip yalnzca dncenin tarihini sona erdirme-
mekte, politik, toplumsal, tm ynleriyle insanln geliimi ola
rak tarihi sona erdirmektedir.
Bu konunun tam olarak aydnlatlmas iin Hegelci hukuk
felsefesinin daha yakndan incelenmesi gerektiinden, sz ko
nusu sorunu, yazmzn sonunda yeniden ele almak zere, im
dilik yalnzca ana hatlaryla belirtmekle yetineceiz. Bununla
birlikte, Chtelet' nin bu konudaki grlerini imdiden hatrlat
mak Grngbilim ile Hukuk Felsefesi arasndaki ilikinin, san
lann tersine, btnleyici bir iliki olabilecei konusunda baz
ipular salamak asndan yararl olabilir: Chtelet' ye gre G
rngbilim'de dile getirilen felsefe kendisini, yine kendi iinde
yer alan felsefeler gibi bir felsefe, felsefi bir bak as olarak
sunmamakta, felsefenin felsefesi, felsefenin hakikati olduunu
ileri srmektedir. Bu savn ispat, sz konusu metinde serimle-
nen bak alarnn iinde yer ald srecin kapanmasn, bitme
sini gerektirir. Baka bir deyile Grngbilim'in son blmn
amak istediimizde, mantksal bir zorunluluk sonucu olarak
kendimizi ayn metnin ilk blmnde buluruz. Ayn biimde.
Mantk kendisini, "bir sistem olarak iinde varln ve syle
min tm kategorilerini kapsayan kapal bir btnsellik" olarak
sunmaktadr.^ Btnsellik, sistemin mantksal olarak ispat ol-
3 Chtelet, R, Hegel, Seuil, 1981, s. 129.
Hegel ci zgrl k Felsefesinden Devlet Bi l i mi ne 137
makla birlikte, bu tr bir ispat Hegel'e yeterli gelmemekte ve
tarihsel bir "ispaf' la tamamlanmay gerektirmektedir. nk
Mantk, gereklikle aklsallk arasnda mevcut olan ayrlklara
karn, aslnda ikisinin zde olduunu mantksal olarak ispat
lamtr. Ama bu sonu yalnzca dnceye gre bir sonu, dn
ce iin bir sonutur. Bu sonucun, gerekte ulalan son urak ol
duu biiminde bir kantn Chtelet' ye gre. Hukuk Felsefesinin
tikeleri ve Tarih Felsefesi zerine Dersler getirecektir. Aslnda bu
iki tarih zerine sylemin getirecei kantn ipular Grng
bilim'in nsznde imdiden belirtilmektedir: Felsefe artk bil-
gelik-sevgisi olmaktan kp bilim olma yolundadr; nk dn
yann kendisi, kendini ve toplumu kavrayan bir rgtlenme for
munu, modern devleti tanmak zeredir. Bu devlet gereklikle
aklsalln zdeletii, toplumun devlet araclyla kendi bi
lincine ulat noktadr. Fransz Devrimi ve daha sonra Napole
on'un kurduu imparatorluk araclyla son aamasna ulaan
gereklik, akln, felsefenin, kendisini bir btn olarak kavrama
sna imkn tanmaktadr. Hegel'e gre insann gerekten bilim
yapabilmesi yani varl aklsal olarak ve btnyle kavrayabil
mesi iin, nce, rasyonel bir devletin bilinli bir yurtta olarak
ortaya kabilmesi gerekir. Baka bir deyile, bilgelik-sevgisinin
bitmesi, bilimin balamas iin, tarihin bitmesi, onun son an
olan modern devletin domas gerekir. Grngbilim'in nsz
nn nceden bildirdii bu sonu, yine de Grngbilim'de yer
alan antropolojik savlarla pek ok adan uzlamaz grnmek
tedir. Bu son noktay aklamak iin sz konusu savlar ksaca
hatrlatmamz yerinde olacaktr.
Grngbilim'de yer alan nl Kle-Ffendi diyalektii He
gelci sylemin ada zgrlk felsefeleri asndan okunmaya
en uygun blmn oluturur. Burada yer alan, bir zbilincin
ancak bir baka zbilin tarafndan yle kabul edildii lde
kendinde ve kendisi iin var olaca sav, Hegel felsefesinin, z
bilinci daha balangtan itibaren bir toplumsallk ortamnda
ele almas bakmndan, dier bilin felsefelerinden kesin olarak
ayrld kansna yol amaktadr. Dier zbilinlerle kendisi
arasnda, d dnya ile arasnda yer alan uurum kadar derin
bir uurum bulunan kartezyen zbilin anlay, Kant' n bilin
138 Hegel
felsefesinde bu adan nemli bir deiiklie uramadan sre-
gitmiken, Hegel felsefesinde zbilin olma sreci dier zbi
linlerle ilikisi iinde, yani toplumsal bir praksis erevesinde
ele alnmakta ve Kojeve gibi yorumculara hareket noktas olu
turabilmektedir. Kabul etme kavramnn karlkl olmas kou
lunun, ne lde, evrensel uzlam dncesiyle birlikte ada
demokrasi ideali asndan yorumlanabilecei, bu yorumun ne
lde Hegel' in toplum ve tarih felsefesine uygun olaca G
rngbilim erevesinde "tartlabilir" bir konu olduu halde.
Hukuk Felsefesi gz nne alndnda sz konusu bile edilemez
grnmektedir. Yine Grngbilim'in ayn blmnde Hegel,
Freud'u artrr bir biimde, istek kavramna byk yer ver
mekte ve karlkl kabul kavramn onun zerine temellendir
mektedir: Hegel'e gre bilincin kendisine dnmesi ve zbilin
olmas iin bilme edimi yeterli deildir. nk bu etkinlik z
neye deil, nesneye ynelir ve onu n plana karr; o, bilincin
bilinci deil, onun konusu olan nesnenin bilincidir. Bilincin ken
disine ynelmesi ve zbilin olmas biyolojik varla ait bir tavr
olan istek sayesinde olacaktr. Ama istein zbilince gtrmesi
iin, onun kendisini belirleyen, ona ieriini kazandran ey
olan konusunun doal bir nesne deil, yine bir baka insann is
tei olmas gerekir. Bylece bilin, baka bir insann isteini iste
yerek yani kabul edilmeyi isteyerek insan olur, zbilin olur. Bu
hatrlatmalar burada yapmamzn sebebi, Grngbilim'de istek
ile zbilincin sine cjua non koulu olan kabul edilme arasnda yer
alan sk ilikinin altn izerek ayn konuya Hukuk Felsefesi'nde
ayrlan yeri aydnlatmaya almaktadr. Hukuk Felsefesi'ne gre
toplumsal uzlam yalnzca tzsel tmellik yani devlet aama
snda gerekleir; ondan nceki btn uzlama biimleri gerek
evrensellii salamaktan uzaktr. Kendi iinde belli bir mant
gerekletirir grnen sivil toplum konusunda bile Hegel, Ricar-
do'nun bu konudaki tutumunu andrr bir biimde, ktmser
bir yaklam benimser grnmekte ve ileride greceimiz gibi,
devlete toplum karsnda tanyaca akn konumu bu ktm
ser yaklam zerinde temellendirmektedir.
O halde Hukuk Felsefesi'nde toplumsal birlik ve evrensel uz
lam, bireysel isteklerden ve karlardan hareketle -ve aslnda
Hegel ci zgrl k Felsefesinden Devlet Bi l i mi ne 139
onlara ramen- gerekleen bir pazar mantnn rn olarak,
toplumda deil, Hegel' in biricik politik dzlem olarak grd
devlette gerekleecektir. Bu durumda Grngbilim'in bireyler
aras ilikiye ve topluma verdii nemin. Hukuk Felsefesi'nde ye
rini, toplumu dnen, kavrayan, kuran bir devlet anlayna
braktn sylemek yanl olmayacaktr. Eric VVeil'in de bir
makalesinde belirttii gibi. Hukuk Felsefesi'nde devlet, istekler,
gereksinmeler ve doyumlar sistemi olan toplumu dnr; onu
sivil toplumun yani bilinsizce, mekanik bir biimde ileyen
ekonomik toplumun zerine ykseltir.^ Devlet, ayn zamanda,
toplumsal morali, aileyi kollar; insanlarn zgrln ve say
gnln, ksacas insanln yaamalarna izin verecek politik
ortam hazrlar. Doal olarak, birey iin bu kadar ok ey yapan
devletin ondan bekledikleri de olduka fazla olacaktr: Bireyler
kendilerine salad birlie ve btnle karlk olarak, gerek
tiinde, devlete, tm karlarn ve hatta hayatlarn feda etmek
durumundadrlar.
Devlet toplumsal zbilincin olutuu tek dzlemdir. Bu
durumda akla hemen u soru gelmektedir: Toplumun devlet
dzeyinde gerekleen biricik bilincinin znesi kim ya da kim
lerdir? Hegel' in devlet anlaynda kendisine en stn yeri ver
mekle pek ok saldrya yol at Monark, artc bir biimde,
bu bilincin taycs olarak sunulmamaktadr. Onun yerine, He
gel, Platon'u artran bir biimde, bu grevi devlet grevlile
rinden bekler: Toplumu, tmel olan, genel kar dnen ve
onun iin alanlar, yalnzca bu ama iin ve yetenekleri gz
nne alnarak, stelik de son derece demokratik bir biimde
seilmi olan uzmanlardr. Hemen belirtelim ki, bu nokta He
gel'in devlet anlaynda demokrasiye yer verdii tek noktadr
denilebilir. Bilme ve ynetmenin, Platon'un Devlet'inden sonra,
bu denli ak bir biimde btnletii baka bir politika felsefe
sine rastlamak olduka gtr.
Btn bu noktalar gz nne alndnda, artk, gerekliin
aklsal, aklsallnsa gerek olduunu bildirerek tarihi, zamann
Prusya devletiyle noktalar grnen, Fransz Devrimi' nin politik
4 Weil, E., "La ' Philosophie du Droit' et la Philosophie de l' Histoire Flegelienne",
Hegel et la Philosophie du Droit, PUE, 1979.
140 Hegel
Devletin Tin Felsefesindeki Yeri
Hegel' in felsefesi bir mantk, bir doa felsefesi ve bir tin felse
fesinden oluur. Doa felsefesinin temellendirmeye alt g
r olan bilimle varln zdelii gr, yalnzca, dncenin
yasalarnn ayn zamanda varln da yasalar olduu savna de
il, ayrca varln geliiminin mutlak bilgiyle yani tam olarak
gerekletirilmi kavramla sonuland savna dayanr: Dn
ce varla yabanc deildir; tersine, o varln mkemmelleme-
sidir. Varln diyalektii tpk dncenin diyalektii gibi, ey
lerin mutlak varlklar deil, birbirine geen, kendini yadsyarak
dierine dnen varlk anlar olduklarn, yani kendi yadsma
sn iinde tayan sonsuzluun sonlu anlar olduklarn ortaya
koyduu iin, varlkla dnce zde olmaktadr. Dnce, ide,
varln dnda bulunan, ona ayrca eklenen bir ey olmayp,
varln anlanm, aklanm, kavranm durumudur. Bu ba
kmdan mantk, varln ve dncenin formlarnn kuram ola
rak, sistemin birinci uran oluturmaktadr. Hegel mant.
Tanrnn yaratm anndan nceki sonsuz zyle karlatrr.
Mantktan doa felsefesine gei, teolojinin terimleriyle, bir tr
yaratm olarak dnlebilir. Doa tinin karsnda bir dsal
lk, yabanclk alandr. Orada, maddesel varla zg yaylm,
tinsel gereklie zg zaman kategorisinin yerine geer. Tin
iin haka olmak, meknda olmak, yaylml olmaktr. Hegel'e g
re doa, idenin dsal formudur.
Bu aklamalardan anlalaca gibi, aslnda Hegel' in btn
sistemi (mantk ve doa felsefesi de iinde olmak zere) bir tin
felsefesidir. Ama mantkta tin, gerek varolua sahip olmayan
soyut bir z olarak kendini gsterir, doa felsefesinde ise dsal
formu iinde ortaya karken, tin felsefesinde, artk ne varolua
ve toplumsal kazanmlar olan insan haklarnn temelinde yatan
doal hukuk ve toplum szlemesi anlaylarna kar kan bir
politika dncesi rn olarak Hukuk Felsefesi'nin Hegelci siste
min iinde kaplad yerin ve tad anlamn ayrca belirlenme
si gerei daha ak bir biimde kendini duyurmaktadr.
Hegel ci zgrl k Felsefesinden Devlet Bi l i mi ne 141
yabanc bir z ne de tine yabanc bir varolu deil, gerek, var
olan bir tin sz konusudur. Bu alan artk en geni anlamyla in
san fenomenleri alan ya da kltrdr. Ayrca tin felsefesinde
bu kltr yalnzca z bakmndan deil, ayn zamanda gelii
mi bakmndan da, yani tarih olarak incelenmektedir.
Hegel bu tarzda kavrad tini, ya da baka bir deyile, in
san fenomenlerini blm iinde inceler: znel tin, nesnel tin
ve mutlak tin. Grngbilim'de ele alnd biimiyle znel tin,
doaya gmlm bulunan bilincin kendini ondan ayrma a
balarnn trl evrelerinden oluan bir tarihe sahiptir. Bu tarih
te, bencillik, alkanlk, istek ve anlk anlamnda dnce zel
uraklar olarak kendilerini gsterir. znel tinin ilk figr olan
doal bilin, kendindedir, kendi iin deildir; nk o, kendi iin
de ve dndaki doay dolaymsz bir biimde yaamakta, duy
maktadr. Alain' in bir yazsnda belirttii gibi,^ Grngbilim'de
bu evre, ocuun, delinin ya da peygamberin bilin durumunu
karlar. Daha sonraki bilin figrlerinden biri olan anln so
yutlamalar dnda dnlmesi olduka g olan bu evrede,
henz bilin iin, i ve d birbirinden ayrlmam durumda
dr. Bu bilincin "afak vakti", zne ve nesneyi ayrmak zere,
daha sonra, anln gelip izecei izginin berisine dmesi ne
deniyle, "dile getirilemez" bir btnlk olarak kendini gsterir.
Bilincin bu evresi ancak, onun dna km olan bir bilin ta
rafndan anlalabilir; oysa bu anlama zne ve nesne ayrmn
yapm olan anln ii olaca iin, olsa olsa, "dncenin ya
r aydnlk douu" olarak kavranabilecektir. Alain, Grng
bilim'de "tinin efsanesinin" bu evresini anlatan blmlerinin
zetlemeyi imknsz klacak bir iirsellikte olduunu syler.
Ama yine de zetlemek gerektii iin bu konuda unlar syle
yebiliriz: Nasl Hegel, tinin ilk byk an olan mantkta, onun
varolutan yaltlm olduunu, dolaysyla da yetersiz olduu
nu gstererek doa felsefesine getiyse, ayn biimde, doadan
tine ykselii kavramaya alt znel tin aamasnda da, bu
ikinci yaltlm ann yetersizliini yani znelliin yetersizlii
ni gstermeye almaktadr: Tin, her eyden nce, kendinde ve
kendi iin varolmak iin doaya kar kmal; hem anlk olarak
5 Alain, "L'Esprit Subjectif", Introduction a la Philosophie, Elammarion, 1967.
142 Hegel
zne ve nesne ayrmn yapmal, hem de isteme olarak dier bi
linlerle arasndaki ilikiyi kurmaldr. te yandan, bilme dz
leminde zne ve nesne ayrmn yapmak, isteme dzleminde de
dier bilinlerle iliki kurmak, bilincin hem zbilin olma yolu
na girmesini salayan hem de onu bu konuda yetersiz klan giri
imlerdir. nk en yetkin rneini Kant' ta bulduumuz anlk
felsefelerinin temel ilkesi, bilen ile bilineni birbirinden ayrarak
anlamak olduu halde, transandantal mantn znesi kendini,
deneyim nesnelerinin bandan bamsz bir ey olarak kavra-
yamaz: Kant' n felsefesinde bilin dnp dolap nesneye varr;
bir trl, kendi bilinci, zbilin olamaz. Ama, belki yine ayn
nedenledir ki onun nesne olarak kavrad da bir "fenomen", ya
ni zaten kavrayamad "bilince gre olan"dr. Alain' in de gs
terdii gibi, anlk, "kendi dna atlm olan, doaya yaylm
olan ve kendi birliini, ancak, yasalar erevesinde birletirdii
bir doa tasarm sayesinde bulan tin"dir.^ Bu nedenledir ki, d
n zerine bir dn olma amacn tad halde kritik
felsefe bir zbilin felsefesi olamamaktadr. Hegel'in, henz do
aya gml bulunduu biyolojik varolu aamasndan hare
ketle ele alarak, geirdii tm anlarn diyalektiini inceledii
znel tin, o halde, son aamasnda bile, nesnenin karsnda yer
alan bireysel bir bilin olmaktan kurtulamamaktadr.
Nesnel tinin dnyas, insann, iinde kendini tanyaca
ikinci bir doa olarak nesnelletii rnler dnyas, yani ahlak
sal, toplumsal ve politik kurallarn, kurumlarn dnyasdr. Bu
dnya gerek bir dnyadr; ama bu gereklik maddesel deil tin
seldir. Bu, mesela iinde eitilip yetitirildiimiz amza zg
ortamdr. Bu ortam, bu dnya, treler, alkanlklar, kurumlar,
devlet, hukuk, dil, dnme tarzlar, yerleik dnceler olarak,
bireyleri aan, onlar hem derin bir biimde belirleyen, kuatan,
hem de kendisine kar koymak istediklerinde onlar durduran
ve hatta cezalandran ikinci doadr. O halde, onun ilk zellii
znel olmamas, bireyler st olmasdr. Nesnel tinin ikinci zelli
i tarihselliidir: Onun tarihi kendisini oluturan trelerin, yasa
larn, kurumlarn, toplumsal politik ve ahlaksal formlarn tari
hidir. Baka bir deyile, nesnel tin insan yalnzca biyolojik bir
6 Alain, age., s. 248.
Hegel ci zgrl k Felsefesinden Devlet Bi l i mi ne 143
varlk olmaktan kurtaran, onu, tek bir szckle sylersek, tarih
sel bir varlk klan eydir. Nesnel tinin nc ve son ayrt edi
ci zellii zbilinten yoksun olmasdr. Aslnda nesnel tin, znel
tinin taycs olan bireyler araclyla alr, kendini gerekle
tirir. Buna karlk, o bir btn olarak, tek bir bireyde kendi bi
lincine ulamaz. Bir bakma, bu znellememe, onu nesnel klan,
nesnel tin yapan zelliktir. te yandan bu zellik onun aykrl
n da oluturur: Tinsel bir gereklik olmakla birlikte bir bilin olma
mak. Bilindii gibi, Hegel sisteminde pek ok dzeyde kendini
gsteren bu aykrlk, tarih felsefesinde, akln kurnazl biimin
de bir kurama dnr: Tpk insann aralar, makineler yoluyla
doay kandrmas ve onun yasalarnn (yeldeirmeni rnein
de olduu gibi) kendi saptad bir amaca hizmet etmesini sa
lamas gibi, tarih de, mesela, bir Sezar' n iktidar hrsn kullana
rak, kendi geliimini, ilerlemesini salamaktadr. Ayn durum,
daha sonra greceimiz gibi, nesnel tinin sivil toplum alannda
yani ekonomi alannda da gerekleecektir. Bu alanda da tinin
geliimine katlan, onu kendi eylemleriyle besleyen znel bilin
lerin hibiri onun gerek sahibi deildir. Hatta, nesnel tin zeri
ne bilgimiz (felsefe) bile, nesnel tinin kendi alannda deil, mut
lak tin alannda yer alacaktr. Ksacas, bilinler tarafndan ta
nan, gerekletirilen, gelitirilen nesnel tinin kendisi bir zbilin
deildir. Bylece, bir bilin olduu zaman bir zbilin olmayan
(nk, Kle-Efendi diyalektiinin gsterdii gibi, bir zbilin
yani bir insan oluunu, kendisinin de bir zbilin olduunu ka
bul ettii baka bir zbilince kabul ettirerek, bu konuda sahip ol
duu znel kany nesnel bir hakikate dntrmeyi tam olarak
baaramayan) znel bilin, en sonunda nesnel olduunda (yani
nesnel tin dnyasna ulatnda), bu kez de bir zne olamamak
ta, kendi bilincine sahip bir bilin haline gelememektedir.
Nesnel tin evrensel tindir, somut evrenselliktir, yani tinsel
birey olan evrenselliin somutlamasdr; ama o evrensel bir
bilin deildir. Bu arada belirtmek gerekir ki nesnel tin, znel
tinlerin toplamndan baka ve daha fazla bir eydir; nk
onun kendine zg bir hayat, bir bireysellii vardr. Nesnel
tinin hayat ve geliimi, adna tarih dediimiz bir manta sa
hiptir ve nesnel tin, aslnda kendi geliimiyle zde olduu iin.
144 Hegel
Hukuk Felsefesi nin Yaps ve Temel Savlar
Ansiklopedi'de hukuk, nesnel tin alanna girer. Hegel'in hukuk
felsefesi Ansiklopedi'de yer alan konular arasnda, genileterek
bal bana bir kitap biimini kazandrd tek konudur. Kitap,
"Soyut (zel) Hukuk", "znel Ahlaksallk" {Moralitat), "Nesnel
Ahlaksallk" (Sittlichkeit) balklar altnda incelenen blm
den oluur; sonuncu blm, kendi iinde, "Aile", "Sivil Toplum"
ve "Devlet" alt-blmlerine ayrlr. Her eyden nce Hegel'in
hukuktan anlad eyin znel ahlak ve soyut hukukla kartrl
mamas gerektiini belirtelim. lk olarak Roma mparatorluu
dneminde ortaya km olan soyut hukuk, kiiyi "sahip olma"
kavramndan hareketle tanmlayan, toplumsall ise szleme
kavram nda temellendirmeye alan bir hukuk anlaydr.
Hegel, szlemenin, henz evrensel istem (irade) olmamakla bir
likte, ortak istemin ilk gerekleme tarz olduunu kabul eder;
buna karlk, toplumu ve devleti bireyden hareketle ve szle
me yoluyla temellendirmeye alan XVIII. yzyln Rousseau
akln zamanda anlanmasdr, yani tarihtir. Hegel bu tarihin,
z bakmndan, zamann ulus-devleti aamasnda tamamlan
dn ve bu nedenle de hukuk ve devlet idesinin felsefi biliminin
artk yaplabileceini dnmektedir; Hukuk Felsefesinin tikeleri
ite bu bilimin ilkelerinin serimlenmesidir. Hegel' in bu eseri,
ou kez belirtildii gibi, kuruluu ve ar soyutluu ile, onun
daha nceki rnleriyle tanm olanlar iin, hayal krklna
yol aacak zelliktedir. Hakikatin yalnzca bir sonu olmayp,
bilincin ona adm adm yaklat srecin tmn kuatt g
rnde olan bir filozof iin olduka yadrganacak bir biimde,
bu eserde, Hegel' in genlik dneminde gelitirmi olduu politi
ka ve tarih savlarnn izlerini bulmak olduka gtr. Bununla
birlikte onun entelektel geliimini ve genlik dneminin teolo
jik rnlerini yakndan tanyan yorumcular bu yallk dne
mi eserinde, gen Hegel' in antik site idealinin ve Fransz Dev
rimi konusunda duyduu heyecann -zamanla soluklam, ku
rumu da olsa- izlerini bulup ortaya karabilmekteler.
Hegel ci zgrl k Felsefesinden Devlet Bi l i mi ne 145
tarz bireyci kurumlarna kar kar. Bu kurumlar hukukun te
meline uzlam yerletirmekle yanlmaktadr; nk szleme
istee baldr, nesnel tin ise deildir. Hegel, kendisinden nce
hukukun ya salt ahlaksallk ya da salt g zerine temellendiril
meye alldn dnr. Bunlardan salt ahlaksallk, gerek,
etkin, kendini insan hayatnn her annda duyuran hukuk iin
ok zayf bir temeldir. Yarar ve gereksinme kavramlar da bizi
hukuka g ve tehditten daha fazla yaklatramaz. Ayrca, He
gel iin zgrlk Kant ve Rousseau tarz bir ideal deildir; so
yut zgrlk kavram, eylem dnda var olmayan istem iin ye
terli bir temel oluturmaz. Oysa tin, ancak, zgrlk d dnya
ile iliki kurunca nesnel tin olur. stemin eylemi, kendi kavram
n yani zgrl bu nesnel ve d dnyada gerekletirmektir.
znellik kendini grnr klmal, nesnelletirmeli, eyleme ge
meli; ne denli salam olursa olsun, kendi i dokusunda kapal
kalmamaldr. Asl zgrlk, kavram ile varoluun btnleme
sinden doar. O halde hukuk zgr istemin varldr ve bu var
lk toplumsal ve tarihsel olarak belirlenmitir.
zgr istemin ald ilk form mlkiyettir. Mlkiyet huku
kun ilineksel bir formu olmayp, kendini gerekletiren istemin
brakt bir iz, onun bir kii olarak tanndnn bir gsterge
sidir. Mlkiyetin tannmas, kabul edilmesi szleme yoluyla
olur. Szleme, ampirik ilikileri aan bir dzlemi getirdii iin,
kukusuz, toplumsallamaya bir tr balang oluturur. Ama
szlemenin doas, onun ilgilendii konu tarafndan belirlen
dii iin, soyut hukuk insan zgrln yani insann varln
deil, onun sahip olduu eyi yani mlk hedef alr, dolaysyla
da, insann ne olduunu, onun neye sahip olduunu gsterme
yoluyla kavrar. Chtelet' nin de belirttii gibi, Hegel, soyut hu
kukun tutarszlnn kendisini su ve ceza diyalektiinde gs
terdii kansndadr.^ zel ya da soyut hukuk zayftr; nk
kendi bana, adaletsizlii ortadan kaldramaz; onu yalnzca ta
nmlar. Szleme mlkiyetin tannmas ve iddete kar korun
mas amacyla gerekletirildii halde, iddeti yine yalnzca id
det yoluyla, ceza hukuku ve mahkemeler araclyla engelleye
bilecektir. Bu bakmdan mlkiyet hakk, cezalandrma hakkn
7 Chtelet, R, age., s. 133-134.
146 Hegel
douracak ve stelik, suluyu yalnzca, kii olarak, mlk sahibi
olarak cezalandrarak, yani sahip olduu eyi elinden alma yo
luyla cezalandrarak deil, onu, varoluuna mdahale etme yo
luyla cezalandrarak adaleti salayabilecektir.
O halde, insann, iddete ak doal durumundan toplum
salla geiini salama iddiasnda olan zel hukuka dayal sz
leme anlay, aslnda, gerek bir evrensellii kuramamakta,
ancak, elikili, biimsel ve soyut bir toplumsall temellendire-
bilmektedir. Ernst Bloch' un szleriyle, "soyut hukuk zoru ierir,
gerektirir; ite Hegel' in adaletsizlik zerinde durma yoluyla or
taya koymak istei dnce budur." zel mlkiyet yoluyla tikel
istemler byk lde birbirinden ayrlmakta ve birbiriyle at
makta ve dolaysyla, soyut ve evrensel bir hukuk ancak bir id
det olarak gerekleebilmektedir. nk mlkiyetten hareketle
belirlenen toplumsallk erevesinde adalet ve hukuk ancak de-
illemenin deillemesi olarak, ceza araclyla yeniden kurulabil
mektedir. Hegel'e gre, zel hukuk, bir hakkn zarara uramas
sonucunda, o hakkn deillenmesi olan bu zararn deillenmesi
yoluyla, yani ceza yoluyla bir dolayma sahip olur ve ancak by
lece kendi gerekliliini kantlam olur. Bu bakmdan soyut hu
kukta ceza, zgrln yeniden kurulmas anlamna gelmekte
ve Bloch' un doal hukuk dncesinin tarihsel geliimi zerine
yazm olduu nl kitabnda alayl bir slupla dile getirdii gi
bi, bu mantk erevesinde, "boynu vurulan sulu, insanln
yeniden elde etmektedir."'
Su ve ceza diyalektiinin gsterdii gibi zel hukuk alan
gerek zgrlk alan deildir. Sahip olunan ey yoluyla kendi
ni gerekletirmenin bu sonular karsnda bilin, ahlak bir
tarz benimseyerek kendi iine dnecek ve bylece, Hegel' in so
yut olarak nitelendirdii bir nceki evresini, yine soyut bir bi
imde yadsyacaktr. D dnyada, mlkiyette kendisini temel-
lendiremeyen doruluk, iselleerek, iyi ya da ahlakllk olacak
ve daha nce hukukun znesi olan kii, imdi ahlakn znesi ol
may deneyecektir.
8 Hegel, G.W.F., age., s. 133.
9 Bloch, E., Droit Naturel et Dignite Humaine, Er. ev., D. Authier et J ean Lacoste,
Payot, 1976.
Hegel ci zgrl k Felsefesinden Devlet Bi l i mi ne 147
10 Hegel, G.W.F., age., s. 156.
Hegel' in Hukuk Felsefesi'inde "znel Ahlaksallk" blmn
de ortaya koyduu gr ve eletirilerin byk blmnn
Kant ahlakn hedef ald bilinir. Hegel yalnzca ahlakl olma
nn kendi bana bir deer dzeyine ykseltilmemesi gerektii
grndedir: "znenin ne olduu, yaptklarnn toplamyla
belirlenir. Eer onlar deersiz bir dizi ilerden oluuyorsa iste
min znesi de deersizdir; eer tersine, onun edimlerinin olu
turduu dizi nemli trden ise, bireyin istemi de yledir."^"
Bloch' un da vurgulam olduu gibi, Hegel znenin niyetine ve
moral bilincine ceza hukukunda bile fazla deer vermez. Onun,
ahlakl edimi niyet zerine temellendirme giriimlerine Hukuk
Felsefesi'nde ynelttii eletirilerin benzerlerini Grngbilim'de
de bulmak mmkndr. Grngbilim'de yer alan mutlak bilin
ve Eransz Devrimi' nden Kant felsefesine gei konularnda
Hegel' in ileri srd savlar zerine farkl yorumlar gelitiril
mitir. Bu yorumlarn aydnlatmaya altklar sorun, Hegel'in,
Kant' n pratik felsefesini Eransz Devrimi' nin hakikati olarak ni
telendirmi olmas, yani onu, bilincin bu devrimden sonra ula
t aama olarak grm olmasdr. nk Napoleon'u lena'da
at zerinde grd zaman, kendisini cisimlemi dnya ruhu
karsnda hissederek heyecanlandn sylemi olan Hegel'in,
Devrim' in hakikati olarak onu deil de, bir eylem felsefesi re-
tememekle sulad Kant' grmesi, gerekten de aklama is
teyen bir konudur. Hegel' in bu seimini anlamamz iin, onun
Devrim' le Terr arasnda mevcut olduunu dnd zorun
lu ba hatrlamamz gerekir: Eransz Devrimi' nin dayand
insan anlay, btn bir XVIII. yzyl felsefesinin gelitirmeye
alt insan haklar zerine dayanr, ve bu bildiride dile geti
rilen insan anlayndan hareketle toplumun yeniden kurulma
s yolunda verilen abalar btnnden oluur. Oysa bu abalar
Terr'le byk bir baarszlkla noktalanmtr. Hegel'e gre bu
abalarla, yani devrim dncesinin kendisiyle Terr arasnda
ki iliki ilineksel bir iliki deildir. Tam tersine Terr Devrimin
zdr. nsan haklarnn gerektirdii zere Devrim ve toplum
akldan hareketle yeniden kurulacakt. Her bir bireyin zgrl
herkesin zgrl, her bir bireyin istemi herkesin istemi ol-
148 Hegel
duu iin, devrimden sonra ynetimi ele alanlar genel istemin
temsilcileri olarak, kendilerine kar kan tikel her istemi, ge
nel istem ya da halk dman olarak grp mahkm etmeye,
yok etmeye yneldiler. Hegel'e gre, mutlak birlik ilkesi zerine
kurulu olan ve bu nedenle de, tikel istemle genel istem, bireyle
btn arasnda, ampirik olann, tarihsel olann beraberinde ge
tirmesi kanlmaz olan kartlklara kesinlikle katlanamayan
tm dzenlerde olduu gibi, Fransz Devrimi' nde de grlen
btn "temizlik" ve terr olaylarnn nedeni budur. Kendileri
nin tmel istemle, halkla zde olduklar iddiasnn, yani dev
rim ynetimlerinin iddiasnn, ampirik dnyada, fenomenler
dnyasnda bu tr bir terre yol amas kanlmazdr.
Kant' n ahlak kuram, bilincin bu politik, tarihsel deneyi
minden kard sonucu dile getirir: nsan artk kendi znn
fenomenler dzleminde yer almadn anlamtr. Fransz Dev
rimi' nin felsefesi, her bir insann herkesle zde olduunu ileri
srmtr; oysa ampirik dzlemde gerekleen deneyim bu
dnceyi rtmt. Bilincin yeni ura olan ahlak anlay
na gre de insann zgr olduu ve bu zgrln yasa olmas
gerektii ileri srlmektedir. Ama burada ayrm tmel istem
le kendilerini zdeletiren yneticilerle tikel istemin taycs
olarak kendini gsteren ynetilenler arasnda deil, her bir in
sann kendi iinde yaplacak, her bir insan, kendi iindeki insan
zn yani tmel insan kategorik buyrukta dile getirdii ya
sa yoluyla kendi bireysel istemine kabul ettirmeye alacaktr.
Baka bir deyile, Hegel'e gre, devrimin mutlak zgrlk ilke
si, ahlaksal tutumda, dsal grngler dnyasndan geri eki
lerek isellemektedir: Kant' a gre de insann z zgrlktr;
ama zgrlk insanda mevcut doal bir veri deildir. nsann
zgrlk olan zyle, onun fenomenler dnyasnn bir yesi
olarak grn arasnda bir kartlk mevcuttur. Toplum gr
nler dnyasnda yer ald iindir ki Devrim bu z gerekle
tirmekte baarszla uram, hatta tam tersine bir zgrsz-
lk ve terr ortamyla sonulanmtr. Aslnda Devrim de her
eyi hakiki bir insan idesi zerinde yeniden kurma tasarsyla
ie balamtr; ama sonuta anlalan, insan idesinin yalnzca
metafizik dzlemde, z olarak geerli olduudur; nk onun
Hegel ci zgrl k Felsefesinden Devlet Bi l i mi ne 149
11 Chtelet, R, age., s. 138.
12 Chtelet, R, age., s. 135.
13 Bloch, E., Subjet-Objet, Edaircissements sur Hegel, Rr. ev, M. de GandiUac Galli
mard, 1977, s. 247
hakiki gerekUi grngler dzleminde bulunmamaktadr. n
sann hakiki gereklii zgrlktr; ama zgrlk dier neden
ler arasnda bir neden deildir. O, Kant' a gre, insann kendi ne
denselliini kendisinin belirleyebilmesidir. O halde zet olarak
diyebiliriz ki, Fransz Devrimi insann ne olduu sorusundan
hareket etmitir. Ama o, Kant' a gre, bu soruyu sormas gere
ken dzlemde sormamtr. Bu nedenle Hegel, Fransz Devri
mi' nde bilinsiz bir form iinde mevcut olan metafizik temelin,
Kant' n pratik felsefesinde bilinli bir ahlak metafizii olarak
gelitiini dnmektedir. Yine bu nedenledir ki, Hegel'e gre.
Kant, Fransz Devrimi' nin hakikatidir.
Grngbilim'deki yerinden farkl olarak. Kant tarz ahlak
sallk. Hukuk Felsefesi'nde, soyut hukukun ardndan gelen "z
nel Ahlaksallk" blmnde ele alnr. Bundan da anlalaca
zere, Hegel, burada ahlaksall baka bir balamda ele almak
tadr: znel ahlaksallk alannda, Chtelet' nin de altn izdii
gibi, sz konusu olan, sahip olmaya kart olarak tanmlanm
biimiyle olmak deil, olmak zorunda olmak ya da grev kavram
dr." Kant ahlaknda en iyi biimiyle dile getirilen znel ahlak
sallk anlayna gre insan "zgr olmal", zerk olmaldr.
Kant ahlak anlaynda "zgrlk -ne yadsnm ne de veril
mi olan, ama yaplacak, kabul ettirilecek bir ey olarak- ancak
bu bakmdan bir anlam tamaktadr."^^
Chtelet' nin "acmasz" olarak nitelendirdii eletirileriyle
Hegel, Kant' n Pratik Akln Eletirisi'inde, Aydnlanma' nm duy
gusalln ve romantizmini kabul etmemekle birlikte, dnya
grn benimsediini ve aslnda "yrek" ad verilmesi gere
ken eye "akl" adn vererek, onu biimsel bir ilke durumuna
ykselttiini ileri srmektedir. Bloch' un da belirttii gibi He
gel'in Hukuk Felsefesi'nde "inanl bir Protestandan hi de bek
lenmeyecek bir biimde, sonu olarak Kant' ta doruuna ula
m olan niyet etiinin" olduka sert bir eletirisi mevcuttur."
Buna karlk, Kant ahlak anlaynn "ellerinin temiz olduu-
150 Hegel
nu, nk, aslnda elleri olmadn" ileri sren "aktif ahlak
lk" taraftarlarnn deerlendirmeleriyle Hegel' in yaklamnn
bir tutulmamas gerektiini hatrlatan Chtelet' ye gre Hegel,
znel ahlakln her eye karn, zgrlk bilincinin geliimin
de nemli bir yere sahip olduunu grmektedir. O halde Hegel
"salt istemin zafer elenklerinin zaten hi bir zaman yeerme-
mi olan kuru yapraklar"dan olutuunu^^ belirtmekle birlik
te. Hukuk Felsefesi'nde znel ahlaksalln yalnzca yadsnmas
deil, anlalmas ve nesnel tin iindeki yerinin belirlenmesi
amacn tamaktadr. nk, bilincin ilk hukuksal evresin
den sonra gelen bu ahlaksal evresi zorunlu bir evredir: "nsan
zerk olmay istemelidir. Hegel' in demek istedii -ki bu nokta
ok nemlidir- bilincin, bu ii Kant' n tanmlad koullarda
yapamayacadr."^^ Hegel, aslnda, Kant' n, znenin zerklii
kavramn sisteminin temeline koymasna kar kmamakta,
ama onun, bunu, nce soyut bir znenin ii olarak grmesini ve
ancak sonra ona, bu bireyden hareketle toplumsal bir boyut ka
zandrmaya almasn eletirmektedir.
Hegel'e gre, soyut hukuk ve znel ahlaksallk, her ikisi de, so
nu olarak, soyut ve bireycidir. Tarihsel anlara karlk olduk
lar kadar, politika ve ahlak dncesindeki bak alarna
yaklamlar da karlk olan bu evreler, birliklerine nesnel ah
lak alannda ulaacaktr: "Hukuk ve ahlak kendi balarna var
olamazlar, onlarn var olmas iin kendilerini destekleyecek ve
onlara temel olacak trelerin mevcut olmas gerekir; nk hu
kukta znellik an eksiktir; ahlakta ise yalnzca bu an mevcut
tur, ve bu nedenle de bu iki ann hibiri kendi balarna tam
olarak gerek olamazlar."^ ^ Bu iki soyutun an aarak asl ger
eklik olan nesnel ahlaksallk alanna gemeden nce zerinde
durulmas gereken birka nokta daha var: Bilindii gibi Hukuk
Felsefesi'nde zel (soyut) hukuk, Kant anlamdaki ahlaksallk-
tan nce gelmektedir. Bu adan Hegel' in Kant' a kar Fichte'nin
yannda yer ald dnlebilir. Buna karlk, Hegel' in ahlak
kuramnn Kant tarz znel ahlaklkla, toplumsal, nesnel etii
14 Bloch, E., Subjet-Objet, s. 247.
15 Chtelet, R, age., s. 136.
16 Hegel, G.W.R, Principes, anld kaynak: Bloch, E., Subjet-Objet, s. 247
Hegel ci zgrl k Felsefesinden Devlet Bi l i mi ne 151
birbirinden ayr olarak dnd unutulmamaldr. Nesnel
ahlaksallk, soyut hukukun yadsnmasyla ortaya kan ahlak-
salln (znel ahlakn), daha fazla ve hakiki bir zgrlk y
nnde almasdr. Bu bakmdan, soyut hukuku izleyen ve onu
yadsyarak aan soyut ahlakn kendisi de yadsnmakta ama bu
yadsma yine nesnel bir ahlaksallk adna gereklemektedir.
Bu yolla alan yeni tin alannn en st ura olan devletin ger
eklii, aslnda, bireysel gerekliin bir sonucu deil, nedeni
olarak ortaya kar: Hegel'e gre zgr bir birey, yani gerek z
nellik -Kant' n ahlak felsefesinin mutlak hareket noktas olarak
setii znellik- ancak aklsal bir devletle ortaya kabilir: "So
mut dnce, ide, tikellik ann temel olarak ald lde, onun
doyumunu da, ayn derecede gerekli bir ey olarak grr. Birey
grevini yerine getirirken, ayn zamanda kendi kiisel karn
ya da doyumunu da elde etmelidir ve onun devlet iinde sahip
olduu konumun sonucu olarak, kamusal olann ayn zamanda
tikel olmasn mmkn klan bir hak anlay ortaya kar."^'^
Hegel'e gre, o halde, ahlaksallk. Kant tarz bir iyi niyet ahla
kndan fazla bir ey olmal, ahlaksal bir dzende kendini ger-
ekletirebilmelidir. te yandan, toplum da, nesnel dnya ola
rak, iinde tinselliin kendini gsterebildii bir dnya olarak,
tinsel deerlere yer veren bir dnya olmaldr". znel niyetleri
hi gz nne almadan da, nesnel olarak iyi olarak nitelendire
bileceimiz eylemler ve kurumlar mevcuttur. O halde nesne iyi,
znel niyetten bamsz olarak kavranlabilir bireydir. stelik,
Hegel'e gre yanl bir bilin somut bir suu anlalr klabilir,
ama onu maddesel olarak ortadan kaldramaz.
Btn bu aklamalar gz nne alndnda Hegel'in siste
minde belli bir ahlak ve politika ikileminin sz konusu olduu
ileri srlebilir. Bu sonucun, hakikatin bir btn olduunu ileri
sren bir felsefe iin olduka yadrgatc olduu aktr. Bu ayk
r durum Hegelci politika felsefesinin ierdii iki gr gzn-
ne alnarak aklanabilir: Bloch' un da belirttii gibi, aslnda, He
gel'de politika felsefesi dier filozoflarn etiinin yerini alr ve
devlet, bu etiin en yksek aamas, insann tinsel gerekliinin
vazgeilmez ufku olarak tanmlanr. O halde, Hegel'e gre politi-
17 Hegel, G.W.R, Principes, s. 280-281.
152 Hegel
ka bireysel ahlaksalln, daha yksek ve daha gerek bir ahlak
sallk adna almasdr. Ama te yandan, Kant' n pratik felsefe
sinin belirlemi olduu anlamda bireysel, znel ahlakla politi
ka arasnda belli bir iliki olduu anlalmaktadr. nk, bir
yandan, insann kendini, devletten kopararak, kendi ahlaksal i
dnyasnda gerekletirmesi mmkn deilken, te yandan, ah
laksal bireylerden oluan nesnel bir ahlaksallk dnyas olmak
szn da -en azndan modern anlam nda- politika mmkn de
ildir. Politika, kendi tinsel deerini ahlaksal alandan devirir-
ken, znel ahlak da soyut tlerinden syrlarak, buyruklarn
somut tinsel gerekliklerde, ortaklaa hayatn iinde aramak du
rumundadr. Ama, bu son nokta, Hegel'in, ahlak ve politika ara
snda tam bir uyum olmas gerektii yolunda verdii bir t
olarak alnmamaldr; nk Hegel, znellikle nesnellik, ahlak
ve politika, birey ve devlet arasndaki gerilim ve elikinin, tari
hin ve dolaysyla geliimin itici gc olduunun bilincindedir.
zellikle tarih felsefesinde znel ahlak, nesnel ahlakn formlar
olan kurumlarn ve veri olan biimiyle devletin yadsnmas yo
luyla, toplumsalln deimesine, gelimesine yarayan sonsuz
bir hareket ilkesi olarak tanmlanr. Buna karlk, Hegel, ayn
znel ilkenin, yadsd, ykt gerekliin yerine gemek ze
re, gereklemesi, kendini dsallatrmas gerektiini dnr.
Hegel, iselliin ve dsalln, bireyin ve devletin bu diya
lektiinin en iyi rneinin Sokrates' in yaamnda bir tragedya
biiminde ortaya ktn dnr: Sokrates -Antigone ile bir
likte- antik Yunan' da bireysel, znel bilincin ilk figrn olu
turur. Onun lm, Hegel'e gre, nesnel olarak hakldr. nk
onun temsil ettii znellik ilkesi, bireyle toplum arasnda, ah
lakla politika arasnda hibir kkl kartlk tanmayan, tam ter
sine, onlarn doal olarak birdmesi, bireyin neredeyse igd
sel olarak toplumun, devletin yasalarna uymas ilkesi zerine
kurulmu olan site iin tam bir yok olu anlamna gelmekteydi.
Hegel, tarih felsefesinde, Sokrates' in kaderinin, dncenin ken
di kendisine kar verdii sava tam olarak yansttn syler.
nk onda Yunan tininin tragedyas yaanmaktadr. Atina
llarn en asili, en susuzu olarak Sokrates, duyular st dn
yann ilkesini, tmyle zerk ve kendini yine kendisi zerine
Hegel ci zgrl k Felsefesinden Devlet Bi l i mi ne 153
temellendiren, kendini yine kendisi yarglayan salt dncenin
zgrln temsil etmektedir. Onun temsil ettii bu znellik,
zgrlk ilkesi, Atina devletinin ykm anlamna gelmekteydi.
Vatanna kar grevlerini tmyle yerine getirmi ve stelik
ona yeni bir dnyann kaplarn, isellik ve znellik dnyasn
am olan Sokrates' in ldrlmesi ne denli zc ve ne den
li hakszsa, bir baka adan da yani belli bir devlet formunun
kendi temellerini savunmas asndan da, o denli anlalr bir
eydir. Eer Sokrates, haksz bir biimde lme mahkm edil
mi olsayd, bu Hegel'e gre, yalnzca zc bir ey olurdu.
Oysa, Sokrates de Atina sitesi de hakldr ve bu lmn bir tra
gedya olmasnn nedeni de budur. stelik Sokrates' in lm bo
unadr: Onun temsil ettii znellik ilkesi, aslnda, sitede artk
kk kazlamaz bir biimde yerlemi olduu iin, bireysel ah
lakla devlet (ya da nesnel ahlak) arasndaki bu atmadan za
rarl kan yalnzca Sokrates deil, ayn zamanda devlet olacak
ve Atina devletinin kne ne onun lm ne de Atinallarn
sonradan duyacaklar pimanlk engel olamayacaktr.
Son olarak unu da belirtelim ki, Hegel' in hukuk sistemin
de, znel ahlakla nesnel ahlak, bireyle devlet arasnda uzlam
nesnel ahlakta tam olarak gereklemez. Hegel, devletin en son
tarihsel formunu kazand an olan modern devletten bile bu
nu ummak safln gstermez. Modern devlet, iinde znellik
alanna yer ayrmas, bireysellii yoksamamas bakmndan,
Hegel' in genliinden beri byk hayranlk duyduu Yunan
sitesinden daha yksek bir politik formu temsil ettii halde,
bu uzlam tam olarak salayamamaktadr. Dolaysyla znel
bilin, Grngbilim'in mutsuz bilinci olmaya mahkm gr
nr. Bu konuda tek teselli yine mutlak bilinte yani felsefede bu
lunabilir. Devlette gerekleemeyen uzlam, felsefede, znel ve
nesnel tinin bu birleiminde gerekleir. Sanat ve dinin de yer
ald birimden oluan bu dizinin doruu olan felsefe, o hal
de, nesnel tinin doruu olan devletin yapamadn gerekleti
rebilecektir. Bu nedenle Hegel, devleti ven filozof olmaktan ok
felsefeyi ven filozof olarak nitelendirilmeyi hak eder.
154 Hegel
Nesnel Tin
Nesnel tin, gerek evrenselliin kurulabilecei, tinin, yalnzca
"Ben" deil "Bi z" olduunu anlayabilecei, kendi toplumsall
n yaayabilecei tinsel alandr. Grngbilim'in "bir biz olan
bir ben ve bir ben olan bir biz"^ olarak tanmlad bu alan. Hu
kuk Felsefesi'nde, "Aile", "Sivil Toplum" ve Hegel'e Prusya devle
tinin savunucusu nn kazandracak olan "Devlet" blmleri
ne ayrlarak incelenir.
znel ahlaksalln incelenmesinden anlalm olduu
gibi tin ya da zgrlk, kendini gerekletirmeksizin kendisi
olamaz. Hegel'in, tinin niteliklerinden biri deil de z olduu
nu belirttii zgrlk, aslnda kendini ilk kez mlkiyet olarak
nesnelletirmi, gerekletirmiti. Hegel mlkiyetin yalnzca
egoizmden kaynaklanan bir ey olmayp, tinsel bir anlama sa
hip olduunu dnr; nk bu yolla tin kendi znelliini a
makta ve somut bir ierik edinerek gereklemektedir. stelik
mlkiyetin beraberinde getirdii szleme, tikel istemlerin belli
bir birlie kavumas yolunda atlan bir adm temsil etmekte
dir. Ama bir bakma tikel istemlerin birbirini karlkl olarak
tanmas, kabul etmesi demek olan szleme bu birlii, grm
olduumuz gibi, tam olarak salayamamaktadr. nk szle
me, henz, evrensel istem deil, onun kendini ilk kez grnr
klyd. Szlemenin salad birlik, Hegel'e gre, ailenin bir
liinden bile daha aa dereceden bir birliktir. stelik, Hegel'e
gre, ne aile ne de devlet szleme ile aklanabilecek birlik tr
leri deildir: "Ne aile ne de devlet bir szleme deildir; XVI -
II. yzyln bireyci kurumlarnn, Kant' n aile kuramnn ya da
Rousseau' nun toplum szlemesi kuramnn yanlgs, daha s
tn olan yani aile ve devletin tzsel istemini, onun ancak zayf
bir grn ya da grngsel bir nsezisi olan szleme arac
lyla tanmlamalaryd."^'
Nesnel ahlakn ilk ura olan aile, toplumsal birliin ilk
formunu oluturur. Ailede znel istem nesnellemekte, znellik
18 Hegel, G.VV.R, Phenomenologie de l'Esprit, Fr. ev., J . Hyppolite, T.I., Aubier, 1941
basks, s. 154.
19 Hyppolite, J ., Principes'in Franszca evirisine yazd nsz, s. 21.
Hegel ci zgrl k Felsefesinden Devlet Bi l i mi ne 155
20 Hegel, G.W.F., age., s. 218.
kendisine yine kendi rzasyla snrlar getirmekte ve ykml
lkler stlenmektedir. Burada birbirini kabul etme olay yani
birlik, hem snrl bir alan sz konusu olduu iin, hem de bu
birleme doal duygular zerine kurulduu iin daha kolay bir
biimde gereklemektedir. Buna karlk aile, bireylerine bu bir
lik iinde kaldklar srece kendi kendileri iin olma frsatn ta
nmaz ve Hegel' in kadn etmenine balad znellik boyutunu
da aamaz. Aile zgrln ve kiiliin tam olarak kendisini
gerekletirmesi iin fazla znel bir birliktir.
Sivil toplum nesnel ahlaksalln ikinci uran oluturur.
Aslnda sivil toplum, Hyppolite' in de belirttii gibi, nesnel ahla
kn znellik anna karlktr. nk ekonomi alan demek olan
bu alanda bireyler kendi znel karlarndan baka bir eyi d
nemezler. Bireyler bu alanda alr, alveri yapar, szleme
ler yoluyla kazanmlarna kalclk kazandrmaya urarlarken,
kendi znel ve bireysel karlarna hizmet ettiklerini dnmek
te ve kendi istemlerinin kendinde ve kendi iin istem olduunu
varsaymaktadrlar. Hegel, aslnda, bu blmde pazar ekonomi
sinin liberal mantna olduka sert eletiriler yneltir: Bu man
tk ona gre, eitsizlik, toplumsal karlar konusunda krlk ve
smr mantdr. Sivil toplumun birinci ilkesi kendi kendisi
iin bir ama olan somut bireydir. "Ama tikel kii z gerei di
erinin benzer biimdeki tikelliiyle iliki iindedir, yle ki, her
biri bir dieri araclyla kendini ortaya koyar ve doyuma ula
r, ve dolaysyla da ayn zamanda, dier ilke olan evrensellik
biimine de gemek durumunda kalr."^*^ te bu ikinci ilke sa
yesinde bir karlkl bamllklar sistemi oluur; bu sistemde
bireyin varl ve refah, herkesin yani toplumun varl ve refa-
hyla bir btn oluturur. Oysa antik site yalnzca evrensellik
zerine kurulmu ve bireysellik ve znellik boyutu iinde boy
vermedike de baarl bir tarihsel devlet formu olarak varln
srdrmtr. Ancak bu devlet formu znellik esiyle karla
t zaman, ortadan kalkan e, Sokrates' in lmne ramen,
znellik deil bu devlet formunun kendisi olmutur. Daha son
ra Roma mparatorluu dneminde birey kendisini, karsna
yabanc bir g olarak dikilen ve onu ezen byk bir devlet
156 Hegel
21 Hegel, G.W.F., age., s. 220.
karsnda bulacaktr. Bununla birlikte artk birey, zgr oldu
unu, daha dorusu, znn zgrlk olduunu bilmekte ve
henz bu zgrln gerekletirme yolunda belli bir toplum
sal pratie gememekle birlikte, bu isel zgrln, Hegel' in
znde birer kle felsefesi olarak nitelendirdii stoaclk ve H
ristiyanlk biiminde dnya grleri araclyla dile getirmek
tedir. Sokrates' le ilk kez ortaya kan znellik esi btn bir
ortaa boyunca derinleecek ve ierik olarak zenginleecektir.
Hegel' in modern devletten bekledii, antik devletin tzsel t
mellii ile Hristiyanln ileyip zenginletirdii znelliin bir
leimini salamasdr.
Platon'un Devlet'i Hegel'e gre bir topya deildir. Tam ter
sine o, k dnemine girmi olan Atina sitesinin zn temel
olarak alp gelitirmeye almt. "Platon", demekte Hegel,
"Devlet'inde tzsel ahlaksall kendi ideal gzellii ve hakikati
iinde sunar, ama o, kendi anda Yunan ahlaksallnda yer
almaya balam olan bamsz tikellik ilkesini kabul etmeyi
bir trl baaramaz. O, bu tikelliin karsna yalnzca tzsel
olan devleti karyordu ve bylece de, onu, kendisinin tohu
mu olan zel mlkiyeti ve aileyi bile yadsyacak kadar dtal-
yordu."^^ Oysa Hegel, Roma hukukunda dsal, Hristiyanlkta
ise isel formu iinde kendini gsterecek olan bireysellik ve z
nellik ilkesine, kendi modern devlet anlaynda nemli bir yer
vermekte ve soyut hukuk ve ailede olduu gibi, nesnel ahlakn
ikinci ura olan sivil toplumda da bu eleri ayrntl olarak
incelemektedir. Chtelet' nin de belirttii gibi Hegel, soyut bir
kuram reticisi olma nnden beklenmeyecek bir biimde, ngi
liz ekonomistlerinin dikkatli bir okuyucusudur ve sivil toplum
betimlemelerinde ann ekonomi kuramlarndan, zellikle de
Adam Smith' ten etkilenmi olduu anlalmaktadr. Ona gre,
sivil toplum, egoist tutumlarn arpma alan olmakla ve ora
da herkes kendi kar iin almakla birlikte, bu atmalar bo
yunca belli bir dzen kendini gsterir. Bu alanda, gereksinmele
rin diyalektii bizi evrensel olana doru ilerletir. Tinin bir kur
nazlnn rn olarak nitelendirilebilecek bu dzene karn,
Hegel'e gre, sivil toplum kendini oluturan elikileri zecek
Hegel ci zgrl k Felsefesinden Devlet Bi l i mi ne 157
Devlet, ya da zgrln Nesnel rgtlenmesi
Hegel, devleti, istemin gereklemesi yoluyla nesnelleen tinin
en yksek an olarak grr. Bu nedenle birey de ancak, aklsal
bir devletin yesi olarak zgrdr. Zamann liberalist kuramla
rna ters dt kadar gnmzn birey-devlet elikilerini
giderek daha fazla gndemine alan politika felsefeleri asn
dan da yadrgatc olan bu yaklam daha batan mahkm et
memek ve anlayabilmek iin, Hegel' in devlet kuramn incele
meden nce, onun istem ve zgrlk konularna yaklamn
genel izgileriyle hatrlatmak yerinde olacaktr. Bu konuda Eric
VVeil'in Hegel ve Devlet'i,^^ yerleik tm yarglar sarsacak ve bizi
bu konu zerinde yeniden dnmeye itecek ipular sunmakta
dr: Hegel'e gre, insan zgr istemdir. Ama o, balangta, yal
nzca, kendisinin de iinde yer ald dnyann bilincine sahip
bulunmaktadr. Ancak kendisine geri dnd, kendi bilincine
eritii zamandr ki, istem yalnzca var olmaktan kp, ayn za
manda, kendisini yine kendisine duyuran, gsteren bir ey hali
ne gelir. zbilin olma sreci Grngbilim'de, Kle-Efendi diya
lektii olarak gelien bilinler aras iliki (sava) eklinde gerek
leir ve bu yolla insana kendini gsteren istem, dnce haline
gelir. Bu durumuyla istem, zgrlk dncesinden, yani d
ve i doann, veri olann yadsnabilecei dncesinden ibaret
tir. Ama bu sonu, yani veri olann genel olarak yadsnabilecei
dncesi zgrln hakiki tanm olmak iin fazla genel ve
belirsizdir. VVeil'e gre, aslnda her yadsma belli bir eyin yad
snmas olduu lde, yine belli bir eyin ortaya konulmas,
gerekletirilmesi amacyla gerekleen bir yadsma edimidir. O
halde, somut bir durum dnda dnebilecek bir zgrlk yok
tur. Spinoza her belirlemenin bir yadsma olduunu sylerken,
o halde, her yadsmann da bir belirleme, bir ortaya koyma oldu-
22 Weil, E., Hegel et L'Etat, Vrin, 1980.
ve gerek evrensellii kurabilecek trden bir nesnel ahlaksallk
alan deildir. Hegel, bu alana ancak devletle girilebileceini
dnr.
158 Hegel
unu sylemeyi ihmal etmitir. Yine bunun bir sonucu olarak
anlalmaktadr ki, zgrlk, yalnzca yadsma olarak tanmlan
d zaman bile, ayn anda bir gerekletirme zgrl olarak
kendini gsterir. Bu dnce aslnda, VVeil'e gre, Hegel'in bir
buluu deil, bir yeniden bulutur. nk, aslnda, zgrln
bu tarz tanmlanmas felsefenin kendisi kadar eskidir. Hegel'e
zgrln yeniden, belli bir durumda zgrlk olarak tanmla
ma gereini duyuran ey, Kant' n ahlaksal acosmisme'i olmutur.
O halde zgr istem, zorunlu olarak kendisine belli bir ierik,
ulalacak somut bir hedef seen bir istemdir. Baka bir deyile,
zgrlk, bir ey yapma zgrldr.
Bununla birlikte, insann zgr olduu konusunda sahip ol
duu bu dnce, her eyi yadsyabileceine ilikin olarak edin
dii bu kesin kan, henz bilim deildir. Bu nedenle de birey,
henz, her yadsmann bir olumlama, her kar kma ve ykma
nn bir eyi ileri srme ve yapma olduunun bilincinde deildir.
Ayn biimde, Kant' ta istem, her trl kouldan bamsz olarak
ve herhangi bir varoluun yadsnmas biiminde tanmland
iin, Hegel'in deyiiyle, biimsel iyiye ynelen bir "bo istem" ol
maktan kurtulamaz. Oysa, Hegel'e gre, somut durumlarn d
nda ele alnabilecek, tanmlanabilecek bir somut ahlak yoktur.
Ahlakn ilkesi, eylemin anlamna dnmedike, pratik felsefe,
yani nesnel ahlaksalln kavramls da mmkn deildir.
Hegel' in soyut hukuk ve soyut ahlaka ynelttii eletiriler,
onun politika felsefesinde hukuk ve ahlaka yer tanmad yo
lunda yorumlara yol amtr. Oysa Hegel' in onlara ynelttii
eletirileri, onun ahlak ve hukuka ynelttii eletiriler olarak
okumak son derece yanltr. Hegel onlar, ahlak ya da hukuk
zerine dnceler olmaktan ok, ahlak ve hukukun soyut ola
rak tanmlanmas giriimleri olarak eletirmektedir. Onlar bu
tr giriimler olarak yanl, ama bilincin ahlak ve hukuku kav
rama srecinde yaanmas gereken anlar olarak da gereklidir.
Hegel iin soyut olmak, var olmamak ya da nemsiz olmak
deil, btnn yalnzca bir an, ura olmak ve bu nedenle de
yetersiz olmak demektir. Btn, bu anlar, olumlu yanlarn
koruyarak aar ve bu anlamda onlar yadsr. Bu ama, o halde,
onlarn tmyle tesinde yer alma deildir. Bunun bir sonucu
Hegel ci zgrl k Felsefesinden Devlet Bi l i mi ne 159
olarak, devlet de hukukun (zel ya da soyut hukukun) ve znel
ahlaksalln (Kant ahlaknn, bireysel ahlakn) tesinde, onla
rn ulaamayaca bir yerde bulunmaz. Devlet soyut hukuk ve
ahlakn hakikatidir, yani ahlak ve hukuk devlette nesnel olarak
kavranlacak ve gerekleecektir.
zgrlk konusunda znel kannn yetersizlii sonucu, bi
zi, gelenekler, kurumlar ve davran kurallarndan oluan top
lum dzlemine gnderir. Aile ve sivil toplumda varoluuna
kavuan zgrlk idesi, devlette dnce olarak kendini gste
rir. VVeil'e gre "toplumun bir bireyi olarak insan, eylemde bulu
nur; ama onun eylemi, aslnda evrensel olann gereklemesine
katkda bulunduu halde, onu hedef olarak sememitir; toplu
mun yesi olan birey alr ve o, kendisi iin alarak herkes
iin almaktadr; ama o, almasnn evrensel olduunu bil
mez; bunun sonucu olarak da, alma dnyas bu dnyann
zerinde, dnda yer alan bir dnya, kendisini gerekletirme
yi istemeden gerekleen bir dnyadr."^^ Yalnzca devlet, ayn
zamanda evrensel ve bilinli hedeflere, amalara sahiptir. Bu
hedeflerin doruu, Hegel'e gre akl ve akln gerekletirilmesi
olarak zgrlktr. Bilin orada kendi zel karlarndan toplu
luk uruna vazgeerek, evrensel olana doru ykselir ve tinin
gereklemesi yoluyla ilerler.
Hegel' in Hukuk Felsefesi'nde devleti metinler bulmak son
derece kolaydr. Ama daha doru olan, onun bu tr metinleri
ni devleti bireyden ya da sivil toplumdan hareketle kavrama
abalarna ynelttii eletiriler olarak anlamak olacaktr. Hegel
bireysel atomculua kesinlikle kardr; oysa bu yaklamlara
gre, devlet insanln keyfi bir buluundan baka bir ey olma
yp, znel karlarn korunmasna ynelik bir szleme zerine
temellenir: "Eer devleti sivil toplumla karlatrrsak ve onu
kiisel mlkiyet ve zgrlklerin korunmas ve gvence altna
alnmasna ynelik bir ey olarak tanmlarsak, bu durumda bi
reylerin kar tek bana, onlarn gerekletirmek iin bir araya
geldikleri en yce ama haline gelir, ve bir devletin yesi olmak
istee bal bir ey haline dnr. Oysa devletin bireyle ilikisi
bundan ok bakadr; eer o nesnel tin ise, bu durumda birey
23 Weil, E., age., s. 46.
160 Hegel
24 Hegel, G.W.F., age., s. 271.
ancak onun yesi olduu lde nesnellie, hakikate ve ahlak-
salla sahip olacak demektir."^^ Bireyci yaklam sivil-ekono-
mi toplumuyla devleti birbirine kartrr. Hegel'e gre, devlet
genel karla, toplumsal iyiyle ilgilenir; birey ise onunla kendi
zel kar dolaysyla ilgilenmektedir. Birey bu yolla genel ka
ra yine de hizmet etmekle birlikte aslnda onun bilincinde de
ildir ve onu hedef olarak sememitir. Bu nedenle birey sivil
toplumda, zel kii olarak kendisini gerekletiremez; Hegel' in
terimleriyle konuursak o kendini bu alanda evrensellie (in
san olma zne) ykseltmez. Onun bunu baarmas ancak bir
devletin yesi, yani bir yurtta olarak sz konusu olabilir.
Bu aklamadan sonra, Hegel'e gre akl cisimletiren mo
dern devletin nasl bir devlet olduu sorusunu sorabiliriz: Bu
devlet bir monari, daha dorusu, anayasal bir monari (meru
tiyet) olarak tanmlanabilir. Ekonomi asndan yerinden ynet
ime dayal olan, buna karlk politik ynetim olarak merkezci
olan, herhangi bir dini devlet dini olarak benimsememi olan
ve meslekten memurlarla alan bu devlet, (bir monari olma
zellii bir yana braklrsa) E. VVeil'in de belirttii gibi, aslnda,
bugn btn gelimi lkelerde rastlanan devlet biimine son
derece yakndr. Hegel, devletin zn anlamak iin, felsefenin,
onun en stn biimi olarak ada devleti anlamas gerektii
ni dnr. Belki bu devlet formu henz her yerde gereklemi
deildir; ama ona gre daha az gelimi formlar anlamnn yo
lu, yine, en stn olan anlamaktan geer. O zaman u soruyu
sormamz gerekecektir: Hegel'in, ele ald devlet formunu en
stn devlet formu olarak deerlendirirken kulland lt
nedir? VVeil, bu soruya Hegel'in getirdii cevab anlamak iin,
onun tarihin hareket ettirici gc olduunu dnd doyum
kavramna genel olarak tarih felsefesinde verdii yeri hatrlama
nn yerinde olacan dnr. Bu kavram ayn zamanda tarihin
kendisine doru ilerledii hedefin addr: Bu hedef, iinde her
bireyin btn dier bireyler tarafndan tannaca, kabul edile
cei, baka bir deyile, insanlar arasnda (ve insanla doa arasn
da) dolaymn tam olarak kurulaca toplumsal-politik formdur.
A. Kojeve, Hegel'in Grngbilim'de gelitirmi olduu felsefi
Hegel ci zgrl k Felsefesinden Devlet Bi l i mi ne 161
antropolojide, kabul etme ve doyum kavramlarna verdii ne
mi, kendi almalarnda byk lde ortaya koymutur.
Weil, modern devleti en yksek devlet formu klan ynn
yine bu kavramlardan hareketle anlalabilecei konusunda
hakl grnmektedir: nk Hegel'e gre devlet, somut z
grln gerekliidir; somut zgrlk ise, bir birey olarak
kiinin, tam olarak geliimini ve kendi iin hakknn dierleri
tarafndan kabul edilmesini salayabilmesi demektir. Devlette
bu hedefe ulalr; nk orada bireyler, ya aile ve sivil toplum
iindeki varolularyla kendiliinden bir biimde genel istem
le btnleirler, ya da genel istemi en son ama olarak grp,
bilerek ve isteyerek, yani bilinli olarak, eylemlerini ona gre
ynlendirirler. Bu devlette, "evrensel olan, tikel kar, bilin ve
istem olmakszn bir deer tamad ve gereklemedii gibi,
bireyler de, evrensel istem olmakszn yalnzca kendi karlar
n gerekletirmeye ynelen zel kiiler olarak yaamazlar: On
lar bu hedefin bilincinde olan bir etkinlik iindedirler. Modern
devletin gc ve derinlii, onun hem nesnellik ilkesinin zerk
kiisel tikellikten oluan u noktaya kadar gereklemesine izin
vermesi, hem de znellii tzsel birlik etrafnda toplayarak, bu
birlii sz konusu ilkenin kendi iinde korumasdr."^^ Daha n
ce de belirtmi olduumuz gibi, Hegel, hibir zaman, totaliter
devlet anlaylarna zg bir biimde toplum ve devleti birletir
meyi, zdeletirmeyi dnmez. Devlet, bu anlamda, topluma
akn bir konumdadr: "zel hukuk ve tikel karn, aile ve sivil
toplumun karsnda devlet, (bir yandan) onlarn dnda bulu
nan ve onlardan daha yksek olan bir zorunluluktur."^^ nk
onlarn yasalar ve karlar devlete baldr. Buna karlk, dev
let onlarn evrensel birlii olmak bakmndan, ayn zamanda,
onlara ikindir. Bu nedenle onlar devlete kar haklara sahip
olduklar lde, grevlere de sahiptirler. Yine ayn nedenle, bi
reyler modern devletin uyruklar deildirler ve devletin hikmeti
ve dzeni onlara kendini yabanc ve kavranlmaz bir g ola
rak duyurmaz; tam tersine ve antik Yunan' dan farkl olarak on
lar kendi bireyselliklerini ve tikel karlarn bu somut evrensel-
25 Hegel, G.W.F., age., s. 177-178.
26 Hegel, G.W.F., age., s. 278.
162 Hegel
likte grp tanyabilirler. Bu bakmdan modern devlet, bireyin
kendini gerekletirebilecei, zgrln gvenle yaayabile
cei biricik politik formdur.
O halde, VVeil'in zmlemelerinin de gsterdii gibi, Hegel
modern devleti, birey ve devletin, tikel istemle tmel istemin uz
lamasn saladn dnd iin, en yksek devlet formu
olarak grmektedir. Bugn hi kimse Hegel'in, ann devleti
konusundaki deerlendirmelerinde yanlm olduunu yads-
mamaktadr. Ama, Hegel hangi konuda yanlmtr? Onun ya
nlm olduu nokta, tikel ve tmelin, birey ve devletin, ann
devleti tarafndan uzlatrlm olduu noktasdr. Ama, onun,
bir devlet formunun baarl olmasnn ltn, tikel ve tme
lin uyumunda aram olmasn bir yanlg olarak nitelendireme-
yiz. Bu ltn bugn hl bizim ltmz olduu gz n
ne alnrsa, tam tersine, Hegelci hukuk felsefesinin, sonular
bakmndan olmasa da, sorduu sorular ve benimsemi olduu
temel uzlam ilkesiyle canlln bugn de koruduunu ileri
srmek yanl olmayacaktr. Ayrca, Hegelci devlet felsefesinin
olumlu yn yalnzca bu genel ilkeyle snrlanm deildir. He
gel'in devlet konusundaki zmlemeleri, VVeil'in Hegel ve Dev-
Zef inin btn boyutlaryla ortaya koyduu gibi, bugn hl Bat
dnyasnn sahip olduu devlet formunu anlamak bakmndan
nemli ipular vermektedir. Biz burada VVeil'in zmlemele
rine, sz konusu olumlu grleri hatrlatmaktan ok, Hegelci
devlet felsefesine yneltilen eletirileri ele alma ve belki de ya
ntlamada bavurmay dnyoruz. Sz konusu eletirileri
nokta etrafnda toparlayabiliriz: Anayasa, Monark ve Halk Ege
menlii. Hegel'in devleti anayasal bir monaridir; ama onun
anayasa anlay bugn sahip olduumuz ve VVeil'in, XIX. yz
yl hukukularnn Eransz ve Amerikan devrimlerini rnek
alarak gelitirmi olduklarn belirttii anayasa anlayndan
olduka farkldr. Hegel anayasay, tartma ve halk ya da halk
temsilcileri tarafndan oylama yoluyla oluturulan bir metin ola
rak anlamaz. VVeil'in deyiiyle, "bir ulusa anayasa vermek, ona
sal iin gerekeni reeteyle bildirmek, kar koyulmas g
bir ekicilie sahiptir;"^^ ama Hegel'e gre zgrlk ancak bir
27 Weil, E., Hegel et L'Etat, s. 57
Hegel ci zgrl k Felsefesinden Devlet Bi l i mi ne 163
halkn kendi konusunda sahip olduu bilinte bulunmas ko
uluyla kendini gerekletirebilir. Bu nedenle, anayasay kimin
yapaca sorusunun, ilk bakta "ak gibi gzkt halde, da
ha yakndan incelendiinde sama bir soru olduu anlalmak
tadr. nk bu soru anayasann mevcut olmadn, yalnzca,
bir araya gelmi bireysel atomlardan oluan bir kitlenin mevcut
olduunu varsayar. Bir insan kitlesi bir anayasaya (yapla) han
gi yolla sahip olacaktr? Kendiliinden mi? Dardan bir biim
de mi? yilikle mi, dnceyle mi yoksa zor yoluyla m? Bu yine
bu kitleye braklmas gereken bir sorudur. nk kavramn bir
kitleyle ilgisi yoktur. Ama eer bu soru bir anayasann (bir yap
ln) zaten mevcut olduunu varsayyorsa, o zaman anayasay
yapmak bir deiiklikten baka bir ey olmayacaktr."^
Hegel' in kavramn kitleyle ilgisi olmadn sylemesi de-
mos dmanl olarak grlebilir.^' Ama bu, en azndan bu
metinle ilgili olarak ona demek istediinden farkl bir eyi sy
letmek olacaktr. Oysa Hegel' in burada demek istedii aktr:
Bir ulusa bir anayasa vermek {constitution kelimesinin ayn za
manda yapl anlamna geldiini hatrlatrsak), Hegel'e gre, o
toplumu hibir forma, yapla sahip olmayan bir malzeme ola
rak dnmek; kuram nesnel tinin, nne geirmek ve tarihi
yok saymak anlamna gelmektedir. Hegel tarih felsefesinde bi
lince nem verir; ama bu bireysel bir bilincin rn olarak ku
ram deil, toplumsal bilin daha dorusu tindir. Toplumlarn
kuramlar deil yapllar vardr; nk onlarn bilinleri ey
lemlerinden ve gerekletirmelerinden ayr bir metin, varlktan
kopuk bir mantk deil, kendini toplumsal eylem yoluyla nes-
nelletiren, yapsallatran tindir. Nesnel tin gereklemi bulu
nan, veri olan biimiyle toplum olarak her trl deitirmeye,
bir tasar olarak dnceden hareketle dntrlmeye, yani
toplumsal praksise aktr. Ama bu praksis bir topya olmaya
cak, toplumu zerine salt dnceden hareketle istenilen eyin
yazlaca bo bir kt olarak dnmeyecektir. nk toplum
ve tarih burada, yazl, yapl bir metin olarak, kendisinden ha
reket edeceimiz biricik nokta, zemin olarak buradadr. O hal-
28 Hegel, G.W.F., age., s. 305.
29 Bkz. bu konuda: A. Glucksmann, Les Matres Penseurs, Grasset, 1977.
164 Hegel
de anayasa yaparken gerekleen i, mevcut yapl (anayasay)
deitirmek, dntrmekten baka bir ey deildir.
Hegel' in burada toplum szlemesi anlayna kar kt
aktr. VVeil bu konuda u grleri ileri srmektedir: "O halde
anayasa tarihi iin bir balang noktas yoktur, toplum szle
mesinden nce gelen bir durum hi olmamtr; insanlar her za
man, rgtl yapl bir toplumda yaarlar ve anayasa (yapl)
btn kuramlardan nce gelir."^ Anayasa, yazl olduu lke
lerde (ngiltere'de yazl bir anayasa hl mevcut deildir), az
ya da ok iyi bir biimde dile getirilmi olabilir. Ama insann
olduu yerde toplumsallk ve dolaysyla bir yapl (anayasa)
mutlaka mevcuttur ve o, zgrln toplumsal rgtlenmesin
den baka bir ey deildir.
Hegelci devlet kuramnda, savunucularna byk glk
douran noktalardan ikincisi monaridir. ngiltere ve Fransa'da-
ki devrimlerin gerekletirmeyi denedii cumhuriyet ilkesinin
yenilgiye urayarak yerini, yeniden, monariye brakmas gibi
tarihsel koullarla anlalr klnmas mmkn olmakla birlik
te, Hegel' in tmyle aklsal bir zemin zerine kurmak istedii
devlet anlaynda monarkta temsil edilen trden bir biyolojik
gereklie yer vermesini bir zayflk olarak grmemek olduka
gtr. VVeil, Hegelci devlet sisteminin monarka verdii yeri,
sistemde "karar veren bir bireye" duyulan gereksinmeyle ak
lar. O halde monarkn yerini ve ilevini anlamak sz konusu bi
reysel kararn niin ve nasln anlamakla mmkn olacaktr:
Bu bireysel karar, her eyden nce, despot iin sz konusu oldu
u gibi yasasz ve tikel istemin bak asndan verilen keyfi bir
karar olmayacaktr. Hegel'e gre, tikel isteme ait olsun halka
ait olsun, keyfi bir biimde verilen, yasal olmayan buyruklarla
alan bir ynetim despotluk ynetiminden baka bir ey ola-
maz.^^ Hegelci sistemde monark btn dier devlet yneticileri
gibi evrenselliin taycsdr ve onu temsil eder. Hegel' in mo
nariyi soya bal bir hkmdarlk olarak anlamas, onun Prus
ya monarisine verdii bir taviz (VVeil'e gre tek taviz) olarak
anlalabilecei gibi, daha doru bir biimde, devletin neredey-
30 Weil, E., Hegel et l'Etat, s. 57.
31 Hegel, G.W.E, Principes, s. 309.
Hegel ci zgrl k Felsefesinden Devlet Bi l i mi ne 165
32 Hegel, G.W.F., Principes, s. 275-276.
se biyolojik srekliliini, yine biyolojik bir gereklik olan soya
dayandrma giriimi olarak da yorumlanabilir. VVeil'e gre, bu
son nokta bir yana braklrsa, egemenliin belli bir bireyde ci
simlemesinin, amzn devletlerinin ou iin de geerli oldu
unu sylemek yanl olmayacaktr. Bu durumda soru, Hegel' in
prensinin sz konusu devletlerin bakan ya da krallarndan ok
daha byk bir yetkiye ve neme sahip olup olmad biimine
dnr. Hegelci devlet anlaynda karar verme oda prens
tir; ama o neye ve nasl karar vereceini kendisi belirlemez. O,
evet ya da hayr diyen son bireysel istemden baka bir ey de
ildir. Bunun dnda, sava annda ordularn bana gemek,
lm cezalarn affetmek gibi kendisine Hegel tarafndan ykle
nen zel yetkilerin ou, VVeil'in de belirttii gibi, bugn de o
u devlet bakannn yetkileri arasnda yer almaktadr. Prens,
devletin en yksek ve vazgeilmez temsilcisi olmakla birlikte,
onun ne merkezi ne de hareket ettirici gc deildir.
Bloch, VVeil'den farkl olarak, Hegelci monari anlaynn,
aslnda Prusya mutlak monarisinden ok ingiltere'deki meru
tiyet rejimini rnek ald kansndadr: Halka ak mahkeme
leriyle, komnlerin zerklii gibi grleriyle, Hegelci devlet
kuram tanrsal hukuka dayal monari sistemlerinden ok fark
ldr. Hegel'e daha yaarken yneltilen saldrlar ve lmnden
sonra onu devlet dmanlyla sulayanlarn varln hatrla
tan Bloch, Hegel' in mutlak iktidar anlayna ne denli kar oldu
unun en iyi kantn yine kendisinin, isvireli politika kuram
cs Haller'e ynelttii sert eletirilerde bulacamz belirtir.
Hegel'e gre Haller, Rousseau' dan kaynaklanan sahte politika
kuramlarna tepki olarak, tam kart olan uca yerlemekte ve
her trl yasaya, biimsel ve yasal olarak belirlenmi her trl
yasa dncesine duyduu nefreti dile getirmektedir. Haller' in
kuram tmyle doal g zerine temellenen bir devlet ve hu
kuk anlayndan ibarettir: Doada olduu gibi toplumda da en
glnn egemenlii Tanrnn yerletirdii bir kuraldr. Hegel
Hallerci kuramda hibir yasa ve anayasaya yer olmadn be
lirterek, onun dnyada bu gibi eylerin varln bile aklama
yeteneine sahip bulunmadn syler.^^
166 Hegel
Bununla birlikte, Hegelci sistemin liberallere kar savunul
masnn g yan, aslnda, onun monark kabul etmesi deil,
halk egemenliini yadsmasdr. Hegel'e gre halk egemenlii
kavram anlamsz olmamakla birlikte yararsz ve hatta tehlike
lidir. Bir halkn darya kar otonom bir birlik oluturduunu
ve kendine ait devlete sahip olduunu belirtmesi bakmndan
anlaml olan bu kavram, egemenliin prens ve ona bal olan
btn devlet mekanizmasna kart bir biimde tasarlanan top
lumda bulunduu dncesini dile getirdii zaman yanl ve
tehlikelidir. nk Hegel'e gre bir devlete, tarihe ve anayasaya
(herhangi bir yapla) sahip olmayan bir halk yoktur. Bu neden
le devlete kar bir g olarak halktan sz etmek, zgrln r
gtlenme tarzlar olan tm toplumsal ve politik formlarn dn
da var olan bir yndan sz etmek demek olacaktr; oysa byle
tanmland biimiyle bir halk zaten yoktur.^^ O zaman, Hegel
niin yine de bu anlaytan sz etmekte ve eletirilerini kime y
neltmektedir? VVeil'e gre, bu eletirilerin hedef ald anlay,
Hegel' in zamannda kendini duyurmaya balayan ve 1848'de ha
rekete geerek ilk baarsn Bismarck' la, daha sonraki tam ama
geici baarsn da Hitler' le elde edecek olan byk Almanya
ulusuluu ideolojisidir. VVeil, Hegel' in yalnzca liberallerin de
il, ayn zamanda nasyonal sosyalistlerin de iddetle saldrd
bir devlet anlay ortaya koymu olduunun unutulmamas ge
rektiini syler. VVeil'e gre bu ortaklk yle aklanabilir: Her
iki tarafa gre de "halk kendisine bir devlet verir"; oysa Hegel'e
gre "halk biimlendiren, (halk bir kez barbarlk dneminden
ktktan sonra artk birbirinden ayrlmaz iki g olarak) devlet
ve tarihtir."^^ Bu noktalar gz nne alnrsa, denilebilir ki, He
gel'in demos ve halk egemenlii eletirileri, aslnda bu kavram
larn etnik ulusuluk ideolojisi tarafndan anlalma tarzna
ynelmektedir. Hegel halkn, ancak rgtlendii, toplumsal ve
politik formlar, kurumlar iinde kendini gsterdii lde ege
men olduu grndedir.
Hegel' in nl demos dmanl konusundaki yerleik yar
glar bylece cevapladktan sonra, yine halk kavramyla ilgili
33 Weil, E., age., s. 64.
34 Weil, E., age., s. 63 ve 65.
Hegel ci zgrl k Felsefesinden Devlet Bi l i mi ne 167
olarak sorulmas gereken asl soruya geebiliriz: "Prens ege
menlii dile getirir ve bir btn olmasn salar: Bu durumda
geriye, halka ne kalmaktadr?"^^ Halka parlamento, ya da He
gel'in terimleriyle sylersek, etat'lar kalmaktadr. Halk tartr,
grr ve o, bu ii toplumda rgtlenmi olduu biimiyle ya
ni etat'lar araclyla yapar. Toprak sahiplerinin oluturduu
bir rgt {Chambre haute), dorudan doruya ya da temsilcileri
araclyla yurttalarn parlamentoda ynetimle iliki kurmala
rna, ynetime katlmalarna imkn vermekte ve aslnda byk
lde politik ynetimin elinde bulunan ilerin ortak karlar
dorultusunda ve kendilerinin onayyla yrtlmesini sala
makta ve halkn da bu konuda bilgilenmesine, ikna edilmesine
gerekli ortam oluturmaktadr. Yine bu yolla, yurttalar, ken
dilerinin, somut olarak neyseler o ekilde yani alma dnya
sndaki yerlerine gre, devlet tarafndan tanndklarn anlar.
Ancak unutulmamaldr ki "bireye, daha nce o konuda onay
alnmakszn herhangi bir buyruk verilmemektedir; ama ondan
istenen tek ey de, bir giriim deil, ite bu onay olmaktadr."^^
Parlamento, ynetici devlet ile i ve alma dnyas ola
rak sivil toplum arasnda yukarda anlatld biimde bir ba
kurmakla birlikte, Hegelci devlet sisteminde bu iki dnya, ya
ni toplum ve devlet birbirinden zenle ayrlm bulunmaktadr.
Devlet evrenselin temsilcisi ve savunucusudur. "Toplum devle
tin temeli ve belli formlar iinde olarak anlalmak kouluyla,
onun maddesi ise de", demekte Weil, "kendi bilincine sahip akl
tmyle devlet tarafnda yer alr: Onun dnda somut ahlak, ge
lenek, i, soyut hukuk, duygu, erdem mevcut olabilir, ama akl
olamaz. Yalnzca devlet dnr ve yalnzca devlet btnsel
olarak dnlebilir."^'' Hegelci devlet sistemi yakndan incelen
diinde, onun vazgeilmez ura olan monarkn beklenildii
lde byk bir neme sahip olmad anlalrken, buna kar
lk devlet grevlileri evrenselin asl tayclar ve zbilinci ola
rak kendilerini gsterirler. Son derece demokratik bir biimde,
yalnzca yetenek ve yeterlilikleri gz nne alnarak (devlet s-
35 Weil, E., age., s. 64.
36 We,E.,age.., s. 67.
37 Weil, E., age., s. 67
168 Hegel
navlar yoluyla) seilen bu uzmanlar, Platon'un filozof-krallar-
nn zelliklerini (zamann koullarna uyarlanm bir biimde)
byk lde tarlar ve Hegel yorumcularnn byk blm,
onun devletinin, monarkta cisimlemekle birlikte, memurlarca
gerekletirildii noktasnda ayn gr paylarlar.
Bat politika felsefesinin son byk eseri olan Hukuk Felse
fesi'nin yntem ve ierii konusundaki incelememizi bitirme
den nce, onun Platon'dan bu yana sregelen politika felsefesi
tarihindeki yeri zerine ileri srlen baz grlere deinmek
ve birka nemli noktay hatrlatmak istiyoruz. Hukuk Felsefesi
belli bir politika dncesi geleneinin yalnzca sonu mudur?
Yoksa, ayn zamanda, bu gelenei belli bir anlamda amakta
mdr? nce, bu gelenek iinde iki farkl yaklamn varln
hatrlamamz gerekir: Antik Yunan felsefesinin, insann dou
tan toplumsal ve politik bir varlk olduu postulat zerine
temellenen yaklamyla, Hobbes' la balayan ve Rousseau ve
Kant ile sregiden modern yaklam, Karl-Heinz Ilting' in bu
konudaki bir yazsnda belirttii gibi^, Hegel' in sistemi politi
ka felsefesi tarihindeki balca yaklamlarn bir sentezi olarak
tanmlanabilir. Hegel' in bu sentezi gerekletirebilmesinin ko
ulu, sz konusu iki (klasik ve modern) gelenein dayand
nvarsaymlar ortaya koymakt ve Hegel bu ii, sz konusu ge
lenekleri kendi sisteminde, birer bak as, birer dnya gr
olarak ele alma yoluyla baarabilmiti. Gerekten de, soyut
hukukta ve soyut ahlaksallkta da politika felsefesinin sorunla
r, kurallar sistemi ve toplumsal hayatn kuramlar olarak ele
alnmamakta, daha dolayl bir biimde, trl bak alarndan
oluan bir geliimi izleyen bilincin uraklarna karlk olan
anlar olarak incelenmektedir. Mesela, Hegel, hukuk alanndan
ahlak alanna geii, haklar zerine dnen kiinin "ahlaksal
bak asna ulamas" tarznda anlatmaktadr. Ayrca, kitabn
ikinci blmnde ele alnan konu ahlak deil, ahlaka uygun
luk anlamnda ahlaksallk (trellik), yani bir kurallar sistemi
deil, bir insansal tutumdur. Onu izleyen nc blm de, ay
n biimde, znel ahlaksallktan, toplumsal ahlaksalln bak
38 IIting, Karl-Heinz, "La Forme Logique et Systematique de la Philosophie du Dro
it", Hegel et la Philosophie du Droit, PUF, 1979.
Hegel ci zgrl k Felsefesinden Devlet Bi l i mi ne 169
asna gei olarak anlalmaldr. u farkla ki, bu blmde ele
alnan bak as, artk, bireysel bir bilin ve onun bak as
na ait olan deneyim deil, btn toplumsal deneyimlerin ortak
ufkudur.
Bu bakmdan, Ilting'e gre, btn Hukuk Felsefesi'ni, Tinin
Grngbilimi yoluyla balayan "bilincin deneyimleri bilimi"nin
bir blm olarak anlamak ve onu bu btnn bir an olarak
deerlendirmek doru olacaktr. Bu nedenle, Hegel' in burada
ele ald konu olan zgrlk dncesinin geliimi, her eyden
nce, zgrlk bilincinin geliimi olarak anlalmaldr.
Hegel kitabn nc blmnde yani toplumsal ahlaksal
l ele alnda, antik politika felsefesinin ufkunu benimsedii
izlenimini uyandrr: "Politika felsefesi tarihi gz nnde bu
lundurulduunda znel ahlaktan toplumsal ahlaka bu gei,
modern hukuk ve ahlak anlayndan temelli olarak kopma ve
ayn zamanda da Platon ve Aristoteles' in politika felsefelerine
geri dnme anlamna gelmektedir. nk Hobbes' dan Kant ve
Fichte'ye kadar filozoflar, hukuk ve ahlak sorunlarn, eylemle
rinden sorumlu bireyin karlat sorunlardan hareketle z
meye alrken. Platon ve Aristoteles tersine, iyi dzenlenmi
bir etkileimle ilgilenen herkesin ortak karn gzeten bir in
sanlar aras etkileimin koullarn aramaktaydlar. Bu nedenle
de Platon ve Aristoteles, politika felsefelerinde, dierleriyle bir
arada yaamann, ailede, iblm zerine kurulan bir toplum
da ve devlette, bireyler aras etkileimi mmkn kldn ve
desteklediini gstermek istiyorlard."^'
Yine de, bir btn olarak ele alndnda Hegelci devlet fel
sefesi bu iki gelenein sentezini oluturur. nk Hegel, Platon
ve Aristoteles' in yukarda belirtilen kaygyla gelitirdikleri poli
tika felsefelerinde nceden varsaydklar, insanlarda doutan
olarak bulunan toplumsallama eilimi dncesine katlma
maktadr. Bu noktada o, hukukun doa deil, zgrlk dzle
minde yer aldn dnen Kant' n grne katlr. Buna kar
lk Hegel, bu dzlemi, Kant' tan farkl olarak, bireysel bilincin
bak asndan deil, toplumsal, somut dnce ve eylem dz
leminden hareketle anlamay amalamaktadr.
39 Ilting, K. H., age., s. 26.
170 Hegel
Gereklik, Aklsallk ve Devlet
Hegel' in gerek ile aklsalln zdelii zerine, daha nsz
de dile getirdii nl gr, zerinde saysz tartmalara yol
am olan ve yalnzca bu nedenle bile olsa, bal bana bir in
celeme erevesinde ele alnmas gereken bir konudur. Bunun
la birlikte ve yine ayn nedenle, Hegelci devlet anlay zerine
yazlan herhangi bir incelemeyi, bu konuya ksaca da olsa yer
vermeden bitirmek olduka g grnmektedir.
Sonu olarak denilebilir ki, Hegel, antik politika dncesi
kadar modern politika dncesinin de apak hakikatler ola
rak kabul ederek nceden varsaydklar grlerin tartlabilir
grler olduunu, onlar Hukuk Felsefesi'nde birer bilin bak
as olarak inceleme yoluyla ortaya koymay baarabilmitir.
Ilting'in belirttii gibi, Hegel bylece, mesela, modern politika
felsefesinin temelinde bulunan doal hukukun ve etiin buyu
rucu yapsna ciddi eletiriler getirebilmitir. Bu yolla Hegel,
"bo znellik ilkesi"nden yola kan Kant rasyonel etiin kar
sna toplumsal bir etii koyabilmitir. Ama, bu etiin, gerek
bir etik olabilmesi iin, yani yine rasyonel olmas ve salt tarih
sel bir grecelie (insan eylemlerinin zamann toplumsal koul
lar tarafndan belirlendii dncesine) indirgenmemesi iin
gereken temelleri Hukuk Felsefesi'nin ne lde salayabildii so
rusu ayr bir tartma konusudur. Ama en azndan, diyebiliriz
ki, Hegelci hukuk felsefesi, antik politika felsefesinin, toplum
salln insann doasnda bulunduu biiminde dile getirilebi
lecek olan nvarsaym ile modern politika felsefesinin bireyci
ve buyurucu yaklamnn nvarsaymlarn sorgulamas asn
dan, sz konusu geleneklerin almasn temsil etmektedir. Bu
na karlk Hegelci sistemin kendisi baz sorular dourmakta,
ve belki de baz nvarsaymlara dayanmaktadr. Bu sorunlarn
kaynann, Hegelci hukuk felsefesinde, tarihe uygunluk ilkesi
nin akla uygunluk ilkesinden nce gelmesinde bulunabilecei
yolunda Ilting'in ileri srd sav, zerinde ayrca dnmeye
deer gzkmektedir.
Hegel ci zgrl k Felsefesinden Devlet Bi l i mi ne 171
"Aklsal olan her ey gerektir, gerek olan her ey de akl-
saldr"cmlesi, Hegelci devlet kuramna alan byk bir kap
gibi, nszde yer almakta ve VVeil'in de belirttii gibi, yine ayn
kitapta yer alan, devletin yeryzndeki tanrsallk olduu, ulus
uluun ok nemli bir kavram olmad, ahlakn politikadan
daha az bir deere sahip olduu ve yurttan en yce grevinin
devlete ballk olduu gibi, gnmzn liberal politika anlay
asndan her biri bal bana bir "sorun" olan grleri bir
anda unutturarak, sisteme ynelen saldrlarn asl hedefini
oluturmaktadr. Bu nedenle, demekte VVeil, Hegel eletiricileri
nin ou, kitab okumakta deilse de anlamakta, bu cmlenin
tesine geememitir.
Aslnda, Hegel' in zamannda cmlenin birinci blm
olumlu karlanm, hatta "ilerici" bulunmu, buna karlk ikin
ci blm byk tartmalara yol amt. Bloch'a gre sol He-
gelcilerin iyimser olanlar cmlenin tmn postulatc tarzda
yorumlam, yani onda, gerekliin aklsallk ynnde dnt
rlmesi yolunda bir dilei hatta bir tasary okumakta tereddt
etmemilerdi. Gerekten de, mesela Marcuse Akl ve Devrim'm-
de bu tarz bir okumay kendi praksis felsefesine hareket nokta
s olarak almaktadr.
VVeil, Bloch ve daha baka pek ok Hegel yorumcusu, bu
yanl anlamalarn temelinde Hegel' in gereklikten anlad
eyin iyi bilinmemesinin yattn belirterek bu konuyu aydn
latmaya alrlar: Aslnda, Hegel Mantk'ta varlkla varoluu
birbirinden zenle ayrm, yine Ansiklopedi'de fenomen (Ersche-
in-ung), mevcut gereklik (Dasein) ve hakiki gereklik {VVirklich-
keit) arasndaki fark ak olarak belirlemiti.^*^ Bu konuyla ilgili
terminoloji tartmalarna burada yeterince yer vermemiz mm
kn deildir. Ama ksaca belirtelim ki, sz konusu yorumcula
rn tm, Hegel'in, ampirik varolutan, tmyle zne uygun
olmayan dolaysyla da tam olarak rasyonel olmayan varl,
gereklikten ise, zn tam olarak gerekletiren ve grnr k
lan varl anlad konusunda ayn dnceyi paylamaktadr.
Yine de, btn bu aklamalar Hegel' in nl cmlesiyle di
le getirdii grn ne olduunu deil, ne olmadn ortaya
40 Bkz. Bu konuda, Weil, E., Hegel et l'Etat, s. 237.
172 Hegel
koymaktadr: Hegel bu cmleyle veri olan politik, hukuksal ger
ekliin vgsn yapmay amalamamaktadr. Ama o zaman,
Hegel' in demek istedii nedir? Eer, sol Hegelcilerin, olduka
zorlamal grnen (postulatc) yorumuna katlmak istemiyor
sak, o zaman belki de yaplacak en iyi ey nsz amak ve He
gel'in bu gr hangi konuda ileri srdn hatrlamaktr.
O zaman grlecei zere, Hegel bu paragrafta Platon'un Dev
let'inden sz etmekte ve onun aslnda bir topya olmadn,
tam tersine, k dnemindeki Atina sitesinin zn dile getir
diini ileri srmektedir. Genel olarak felsefe, demektedir Hegel,
doayla ilgilendii zaman, onu naslsa yle kavramay amalar;
ondaki aklsal ynn, gizli bir yerde de olsa yine onun iinde ol
duunu dnr. Oysa, tinin dnyas ve onun bir an olan poli
tika, daha az deerde bir gereklie sahip deildir. Tam tersine,
zellikle nesnel tin dnyas, akln, doada olduu gibi, kendini
gerekletirmekle yetinmedii, stelik sonunda, kendi bilgisini
elde edebildii dnyadr: "Doa ile politika arasndaki bu para
lellik arpcdr: Hegel, akln yalnzca doal fenomenlerde bulu
nabileceini, eylem ve tarih alannn ise duygularn, istek ve tut
kularn eline terk edildiini kabul etmez. Doann bilimi oldu
u gibi devletin bilimi de vardr..."^^ zellikle, Hegel' in tarihin
amacn, tikel ve tmelin, birey ve toplumun uzlamas olarak
tasarladn gz nne alrsak, onun, ne aklsall var olanla
snrlad, ne de var olan hereyin, tm kurumlarn, trelerin,
kurallarn, olduklar biimiyle aklsal olduunu ileri srd
sonucuna varmak imknsz grnmektedir. Bu bakmdan, bu
nl tartmaya ayrdmz bu snrl blmde varabileceimiz
tek sonu u olacaktr: Hereyden nce Hegel, devletin nesnel ti
nin en st evresi olarak hakiki bilimin yani felsefenin konusu
olmay hak ettiini dnmekte ve ikinci olarak da, bu bilimin,
bilim olmak iin, znel ahlaktan ve onun topyac yaklam
nn temelinde yer alan "olmas-gereken" kavramndan hareket
etmemesi, olann iinde bulunan aklsall bulup ortaya kar
mas gerektiini ileri srmektedir.
Ama bu sonu "olmas gereken"in "olan" karsnda ye
nilgisi olarak da yorumlanamaz. nk Hegel, veri olan bii-
41 Weil, E., age., s. 26.
Hegel ci zgrl k Felsefesinden Devlet Bi l i mi ne 173
42 Hegel, G.W.F., Principes, s. 126.
miyle varln (olann), kendi iinde, yapsal bir eilim olarak
"olmas-gereken"i barndrdn kabul eder. Yalnz, bu eili
mi ya da olmas gerekeni felsefe, dnn yapnts olan
kuramdan ya da topyadan hareketle deil, yine veri olan bi
imiyle varlktan hareketle, ama tmyle aklsal, kavramsal
yolla bulup ortaya karacaktr. Zaten, Platon' un Devlet'inin
bir topya olmadn syleyen Hegel' in topyadan genel ola
rak anlalandan farkl bir ey anlad aktr: Hegel Platon-
cu anlamda topyaya, yani nesnel tini anlamaya alan, var
lktan hareket eden bir felsefi dnce olarak topyaya kar
deildir. Onun kar olduu, gereklie ve tarihe ve dolay
syla ideye srtn evirerek retilen ve yalnzca znel istek ve
duygular doyurmay amalayan, kendi dneminin topyac
politika kuramlardr. nk bu ama Hegel' e gre dinin ya
da sanatn ii olabilir, felsefenin deil: "spattan ve dedksi-
yondan vazgeebileceini dnenler, byle yapmakla, felse
fenin ne olduu konusunda en ufak bir dnceye sahip ol
madklarn gstermektedirler ve onlar, bu konular zerine
sylem gelitirme iini srdrebilirler, ama onlarn, yani kav
ramsz konuanlarn felsefi syleme katlmaya asla haklar
olamaz."^^
Hegel yanlyor olabilir, ama, yalnzca, eer felsefe kavram
sal dn deilse...