KÜTÜB-İ SİTTE’NİN ELEŞTİRİSİ VE KUR’ÂN’A ARZI

Fereç Hüdür
Fereç Hüdür’ün KUR’ÂN ARAŞTIRMALARI

1

ÖNSÖZ Zamanımızda, dünyada kendisine Müslüman diyen ve kendilerine ait elli kadar devletleri bulunan bir milyardan fazla insan bulunmaktadır. İsmen kendilerini Müslüman olarak tarif etmelerine ve dini kitaplarının Kur’an olduğunu söylemelerine rağmen, aralarında inanç yönünden büyük farklılıklar ve derin ayrılıklar mevcuttur. Bu ayrılıkları nedeniyle çeşitli mezheplere ve fırkalara bölünmüşlerdir. Bölünmüş olan bu gruplardan her birisi kendi mezhebine dayalı olarak bağlısı olmadığı diğer fırka veya mezhep bağlılarını dini açıdan yalanlayıp, hatta tekfir etmektedir. Bu durum günümüzde de öyle olduğu gibi, asırlardan beri süregelen bir olaydır. Olay bununla da bitmemektedir, aynı fırka veya mezhebi benimsediğini söyleyen herhangi iki şahıs bir araya geldiğinde, inanç yönünden bir birlerinden farklılıklar gösterip, tartışma içerisine girerek birbirlerini tekfir edebilmektedirler. Ve dini tartışma içerisine girip ayrılığa düşen şahısların halktan kimseler olması veya fırka ve mezheplerin dini temsilcileri olması durumu değiştirmemektedir. Ve hatta bunlardan herhangi tek bir şahıs dahi kendi nefsinde çelişkili olup, dinle ilgili olarak sabah söylediğine akşam, akşam söylediğine sabahleyin aykırı sözler söyleyip kendi kendisiyle çelişkiye düşebilmektedir. Bu gibi hususlar normal olmayan ilginç durumlar olduğu gibi, muhakkak bir nedeni olmalıydı. İşte bu nedenin dayalı olduğu öğretiyi merak ederek araştırıp ortaya koymayı amaçladım. Bu amaçla ilgili olarak 1991 yılında başladığım çalışmamı 2000 yılının sonunda tamamladım. 10 yıllık çalışma ve araştırmam neticesinde iki kitaplık bir çalışma meydana getirmiş oldum. Bu kitabın hareket noktası, gruplar, mezhepler ve meşhur fertler tarafından İslam dini adına söylenmiş birçok söz ve öğretinin kaynaklara dayalı örneklerini göstermek suretiyle kendi içlerindeki ve aralarındaki çelişkileri göstermek ve bu örnekleri Kur’an açısından ele alıp, Kuran’a aykırı olarak ihtiva ettikleri hususları göstermektir.

FereçHÜDÜR SİİRT

2

Kuran’ın İslam öğretisine rıza göstermeyen çeşitli fert ve topluluklar, Allah’ın koruması nedeniyle Kur’an’ı değiştiremeyince İslam’a saldırmak için başka yollara başvurdular. Bu yolları başlıca şöyle sıralıya biliriz: 1. Peygamber adına yalan hadisler uydurmak, 2. Uydurulan hadislere dayalı mezhepler meydana getirmek, 3. Tasavvuf adı altında faaliyette bulunmak suretiyle sofistlik yapmak, 4. Felsefe yoluyla saldırmak, 5. Kur’an ayetlerine yanlış ve batini manalar vermek. 6. Ayrıca İslam’a, İslam’da olmayan Irkçılık, Babadan oğula saltanat, diktatörlük gibi kavramlar ve oluşumlar isnat etmek ve bunları İslam’a karşı kullanmak. Bunları anlatırken geniş kitlelere yayılmış olanlarına ağırlık verecek, diğerlerine ise kısaca yer vermeye çalışacağım. HADİS FAALİYETİ: Bu faaliyet hicri üçüncü asırdan itibaren başlıca iki dalda gelişme gösterdi. Bunlar Kütüb-i Sitte adı altında ehli sünnetin kabul ettiği rivayetler ile Kütüb-i Erbaa adı altında İmâmiyye Şiasının kabul ettiği rivayetlerdir. Bunların durumu şu şekildedir: A- EHLİ SÜNNET VE KÜTÜB-İ SİTTESİ: Kütüb-i sitte’nin kelime manasından kastedilen, altı kişinin hadis kitapları şeklinde olup, bu şahısların kitaplarında 35647 hadis bulunmaktadır. Bu hadisler ayrı ayrı olmayıp, her biri bazen on beş yirmi kerelik tekrarlar halindedirler. Ayrıca bir şahsın kitabında yer alan bir hadis diğer bir şahsın kitabında ya aynen ya da biraz değişiklikle, büyük çoğunlukla yer

3

almaktadır. Öyle ki tekrarlar dikkate alınmasa 35647 hadis 4000 hadisi bile bulmamaktadır. Bu 4000 hadis bir kitaba sığdırılabilecekken, gerek tekrarlar suretiyle, gerekse şerhlerle büyük bir külliyata dönüştürülmüş. Öyle ki inceleme yaptığımda her biri yüzlerce sayfalık 57 cilde bakmak zorunda kaldım. Ayrıca dikkatimi çeken şeylerden bir tanesi de bu hadis uydurma faaliyetinin iddia ettikleri gibi fertler tarafından din gayretiyle yürütülmüş bir hareket olmayıp, birbirlerine çağdaş kimseler tarafından ve bağlantılı olarak yürütülmüş sistemli bir hareket olduğudur. Şöyle ki: 1- Buhâri (Hicri 194-256) tekrarlarıyla birlikte 9082 hadis. 2- Müslim(Hicri 204-261) 3- Nesai (Hicri 215-303) " " " " " . " " .. . 7275 “ 5724 “ 5274 “ 3951 “ 4341 “

4- Ebû Dâvud (Hicri 212-275) " 5- Tirmizi (Hicri 209-279) "

6- İbnû Mace (Hicri 209-273) "

TOPLAM 35647 Ayrıca diğer bir hususta bu şahısların Arab asıllı olmayıp, Buhara, Merv, Horasan tarafında yaşayan kimseler oldukları ve İslam’ın yayılmasını engellemek için Kur’an öğretisine karşı bir ekol oluşturmuş olmaları hususudur. Arab asıllı değildirler derken ırkı söz konusu ettiğim zan edilmesin. Ancak şunu demek istiyorum ki, ne sahabeler nede tabiin tarafından ortaya atılmış bir hareket olmadığı gibi, Araplar arasında o döneme kadar hadis öğretisi söz konusu değildi. İslam derken sadece Kur’an öğretisi anlaşılıyordu. Zira hadis rivayeti konusunda yasaklarda mevcuttu, ondandır ki bu hareket Mekke ve Medine’nin çok uzağında hicri üçüncü asırda geliştirildi. Hadis diye peygamber adına uydurdukları iftiralara delil olarak yine kendilerince uydurulmuş ravi senetlerini gösterdiler. Kur’an’ı ölçü olarak kabul etmediler.

4

Bunlara sormak gerekir! Hadis metnini uyduran insanların senedi de uydurmamaya verilmiş bir sözlerimi var? Yada senedin uydurulmamsına mani olan şey nedir ki, ravi zinciri şeklinde uydurulmuş sened hadisin sağlamlığına delil olabilsin? İş bununla da bitmiyor. Kur’an’ı ölçü olarak kabul etmedikleri gibi, uydurdukları rivayet iftiralarının Kur’an’ı nesh edebileceğini, yani ayetleri iptal edebileceğini iddia ettiler. Ve bu iddia çerçevesinde mezhepler geliştirdiler. Çok ilginçtir, geliştirmiş oldukları dört mezhebin imamları da Arab asıllı değildirler. İddia ettiklerine göre bu imamlar adına oluşturulan mezheplerden birine bağlı olmak İslâmi bir mecburiyetmiş. Ayrıca yukarıda belirttiğim, gibi iddia ettiklerine göre hadisin doğruluk güvencesi ancak ve ancak isnat ettiği ravi senedidir. Bu senet uydurmalarını da ağırlıklı olarak 5374 hadis ile hayali bir şahıs olan Ebû Hüreyre’ye isnat ettiler. Ebû Hüreyre’nin kelime manası “kedinin babası" demektir, ve güya bu bir şahsın takma adı imiş. Böyle bir şahıs bilinmediği gibi ne kendi adı, nede babasının adı bilinmemektedir. Adı hakkında 30 değişik rivayet olup adının ne olduğu tespit edilememiştir. Babasının adıyla ilgili de çeşitli rivayetler yapılmaktadır El-Kutb El-Halebi bunları kırk dört değişik rivayete çıkarmaktadır. Ve bu iddiaların hepsi bir yakıştırmadan öteye gidemez, zira böyle bir şahıs kanaatimce hiçbir zaman yaşamamıştır. Hadis ekolünü kuran bu ekip, bu şekilde hayali bir şahsa hadislerini dayandırmakla bu yönden yalanlanmalarının yolunu kapatmak istemişlerdir. Zira gerçek bir şahsa isnat etmeleri halinde birilerinin çıkıp da bizim dedemizin dedesinden duymadığımızı sen kimden duydun deyip onları yalanlayabilirlerdi. Benim kanaatimce hiçbir zaman böyle bir şahıs yaşamamıştır. İşte hadislerinin gerçek olduğuna dair verdikleri en büyük güvencelerden biri bu hayali şahsiyettir. Kaldı ki senedin hadisin sahihliğiyle (gerçek olmasıyla) ilgili hiçbir manası olamaz. Hadis metnini uyduranlar kolayca senedi de uydura bilirler. Falan, falana söyledi şeklindeki bir

5

uydurmanın zorluğu veya imkansızlığı nedir ki hadisin sahihliğine güvence olabilsin. Buhâri’nin altıyüzbin hadisi senedleriyle birlikte ezbere bildiğini ve kitabına aldığı hadisleri bunlar arasından seçtiğini iddia etmişlerdir, bundan da anlaşılmaktadır ki senedleriyle birlikte yüz binlerce hadis uydurması mevcuttur ve hadisleri uyduranlar senedlerini de uydurmuşlardır. Bu onların kendi ifadeleridir. Öyleyse senedli olmalarına rağmen güya sahih görmemiştir ve dolayısıyla hadis metniyle beraber senedlerinde uydurulduğunu itiraf etmiş olurlar. Bu mantık kitabına aldığı hadisler içinde geçerlidir. Bir hadisin ne şekilde olursa olsun sened ihtiva etmesi onun sahih olduğuna delil teşkil edemez. Bu konuda daha birçok eleştiriler getirmek mümkündür. Kitabın çok hacimli olmasını amaçlamadığımdan bu kadarla yetiniyor ve işin esasına değinmek istiyorum. Bu kadar yoğun bir şekilde asırlardan beri insanlara din diye takdim ettikleri ve Kur’an’dan üstün tuttukları hadislerin içeriği nedir ve bunları öneren imamları kimlerdir, bunları belirtecek olursam: BUHARİ: Künyesi "Şeyhu’l İslam ve İmâmul-Huffaz Ebû Abdullah Muhammed İbnu İsmail, İbnu İbrahim, İbni’l Muğire, İbni’l-Berdizbe el-Buhâri el-Cu’fi" (H.194-256). Doğum yeri Buhara olup ölüm yeri de Semerkant’ın Hertenk köyüdür. Görüldüğü gibi yaşayıp öldüğü yer Arabistan’ın çok dışındadır. Kendisinden Müslim ve Tirmizi hadis almışlardır. Tirmizi ile Ebû Dâvud (ö.316) talebeleridir. Müslim kendisine “Müsaade et, ayaklarını da öpeyim, ey üstadlar üstadı, ey muhaddislerin seyyidi, İlel’de hadi doktoru" demişti. Sahihinin en meşhur nüshaları Nesefi Nüshası ve Firebri Nüshasıdır. Nüshalar arasında farklılıklar vardır. Bazen “Babun" şeklinde kalıp hiçbir fıkhı hüküm ifade etmeyen başlıkların yer alması, bazen başlık olduğu halde arkadan hadis kaydetmeden bir

6

başka bab başlığına geçmesi. Sonrakiler tarafından bu boşluk doldurulmuştur. Meşhur Çağdaşları, Ahmed İbnu Hanbel, Yahya İbnu Main, Ali İbnu’l Medeni, Salih Cezere, Nesefi, Firebri. Buhari hadisleri kitabına yazarken sahih olmaları konusunda Allah’a danışmış olduğu garantisini de vermektedir. Bu hususla ilgili olarak şöyle demiştir. “Herhangi bir hadisi Sahih’e dahil etmezden önce yıkanıp iki rekat namaz kılarak, Allah’a istihârede Bulunup manevi bir işaret aramış, ondan sonra hadisin sıhhatine hükmetmiştir”. “Bu şekilde sıhhati nazarımda sübût bulmayan hiçbir hadisi Sahih’e almadım” der. Ayrıca Sahihini 16 yılda altıyüzbin hadisten seçerek tekrarlarıyla birlikte 9082 hadis yazmıştır, iddiası da vardır. Şöyle bir hesap yaparsak bu sözlerin herhangi bir gerçeği ifade etmediği ortaya çıkar. Altıyüzbin hadis için, altıyüzbin defa yıkandığını ve her bir hadis içinde iki rekat namaz kıldığını söylemekle, böylece (600.000.-: 16.-): 365 = 103 kere her gün yıkanmıştır. Ayrıca (600.000.- X 2.-): (16.- X 365.-) = 205 rekat namaz kılmıştır. Her rekatı üç dakika da kılsa 3 X 205 = 605 dakika, bu da yaklaşık on saat demektir. Günde 103 kere yıkanıp on saat Namaz kıldığını ve bunu 16 sene devam ettirdiğini iddia etmek ciddiyetten uzak bir iddiadır. Zira değil günde 103 kere yıkanmak hiç uyumasa bile en az saatte dört defa giyinip soyunması demektir. MÜSLİM: Künyesi, “El-İmam el-Hâfız Hüccetül- İslam Ebu’l Hüseyn, Müslim İbnul-Haccâc el el-Kuşeyri, en Nişâburi" (H.204-261) Horasanın Nişabur kentinde doğup ölmüştür. Müslim, Sahihini bizzat işiterek aldığı üçyüzbin hadisten seçtiğini ifade eder. Tekrarları nazara alınmadığı takdirde kitabında 3033 hadis mevcuttur. Rivayete göre, bir hadis ararken dalgınlıkla bir sepet hurmayı yemiş ve hastalanarak ölmüştür. Kitabında yazmış olduğu hadislerin, bazı senedlerinin ricâlinde şahıslar sayıca farklıdır. Bazı metinlerde elfaz değişmektedir.

7

NESAİ: Künyesi. “El-Hafız el-İmam Şeyhûl-İslâm Ebû Abdurrahmân İbnu Şuayb İbnu Ali İbnu Sinân Bahr el Horâsani el, Kâdi" (H.215-303). Aslen Horasanın Nesâ şehrindendir, orada doğmuştur. Tahsiline Belh şehrinde başlamıştır. Kitabının adı Kitab’ı elMüctebâ Mine’s-Sünen (es-Sünenu’s-Suğra)dır. Tekrarlarıyla beraber 5724 hadis ihtiva eder. Şafii fukuhasındandır. EBÛ DÂVUD: Künyesi, “El-İmam es-Sebt, Seyyüdü’l Huffâz Süleyman İbnul-Eş’es İbni İshâk es-Sicistani" (H 212-275). Doğum yeri Horasan Bölgesinin Sicistân şehridir. Kitabı hakkında "Ben Resûlullah’a nispet edilen Beşyüzbin hadisten şu Sünen’i seçtim. Kitabımın içerisinde 4800 hadis mevcuttur." der. Ebû Dâvud Sünen’ini kendisinden yüklenip rivâyet izni alan yedi kişi mevcuttur. Bunlardan dört tanesi yaygınlık kazanmıştır. Nüshalar arasında farklar mevcuttur. TİRMİZİ: Künyesi “Muhammed b. İsâ b. Sevre b. Musa b. Ed-Dahhâk es Sülemi el-Bûği ed-Tirmizi" Tirmizi Orta Asya şehirlerinden Termiz, Türmiz şeklinde de telaffuz edilen, Tirmiz şehrine nispettir. Tahsilini memleketinde ve Horasan’da yapmıştır. Buhari’nin en meşhur talebesidir. Bir müddet Buhara’da hadis okutmuş. İlelu’l-hadisi Semerkant’ta tasnif etmiştir. Anadan doğma âmâ olduğu rivayet edilmekte. Tekrarlarıyla birlikte 3951 hadis yazmıştır. İBNÛ MACE: Künyesi, “Muhammed b. Yezid b. Abdullah er-Raba’i el-Kazvini" (209-273). Tahran yakınlarındaki Kazvin şehrinde doğmuştur ve ölüm yeri de Kazvin’dir. Tekrarlarıyla birlikte 4341 hadis yazmıştır. İbnu Mace’nin Süneni hicri yedinci asırdan itibaren Kütüb’i Sittenin altıncı kitabı olarak benimsenir. Bazıları altıncı Kitab olarak Muvatta’yı görmüştür. Görüldüğü gibi Kütüb’i Sittenin hiçbir yazarı aslen Arab olmadıkları gibi, seyahat amaçlı olsa dahi Mekke ve Medine taraflarına gittikleri pek bilinmemektedir. Bir iki tanesinin

8

Mekke ve Medine taraflarını gidip gezdikleriyle ilgili kayıt varsa da bence uydurmadır. Zira böyle bir şey vuku bulmuş olsaydı Hac ve Umre yaptıklarıyla ilgili kayıtlarda mevcut olacaktı böyle bir şeye rastlamadım. Bunların öğretileri üzerine bir fıkıh oluşturularak mezhepler meydana getirilmiştir. Ehli Sünnet adı altında oluşturulan dört mezhebin İmamları da aynı şekilde Arab asıllı değillerdir. Bu şahısların ismi etrafında oluşturulan bütün fıkıh bu İmamlara mal edilmiştir yada adı kullanılmıştır. Öyle ki İmam Ebû Hanife’den hiçbir Kitab intikal etmemiştir, buna rağmen mezhebinin fıkhı ona dayandırılmıştır. Bundan dolayı konular işlendiğinde falan şahıs şu sözü söyledi veya şunu yaptı derken o sözün veya fiilin o şahsa ait olabileceği gibi, onun adına uydurulmuş olabileceğinin de dikkate alınması gerekir. Zira Allah’a ve Peygambere iftira edip yalan söz uyduran kimselerin, başkaları adına da yalan söz ve iftiralar uydurmaları gayet mümkündür. İnsanlar nasıl ki öbür semavi kitapları değiştirdiyseler, Allah, Kur’an’ı korumamış olsaydı onu dahi değiştirmeye çaba sarf edeceklerdi. Bundan dolayı amacım bizzat şahıslar olmayıp, asırlardan beri süre gelen uydurma rivayetler ve onları gerçek manada uydurmuş olanlardır. Konumuza dönüp, dört mezhep imamı konusunda, geçerli kaynaklara dayalı olarak bilgi verecek olursam: EBÛ HANİFE: Numan b. Sabit (H.80-150), Arab olmadığı kesin olmamakla beraber, Türk veya İran asıllı olduğu hakkında farklı rivayetler mevcuttur. Onun Tirmizli bir Türk kabilesine mensup olduğu söylenmekle beraber M. Ebu Zehra’ya göre ise Farslıdır. Abdulbaki Gölpınarlı’ya göre de Ebû-Hanife Nu’man b. Sabit’in babası, Zerdüşt dinindeyken İslamı Kabul eden Kâbül’lü Zevtâ’dır, bu şahsın adının Tâvus yahut Merzubân olduğunun rivayet edildiği şeklindedir. Fıkıh öğretisini öğrencileri oldukları iddia edilen Ebu Yusuf (H.113-182) ve Muhammed b. Hasan eş-Şeybani’ye (H.135-

9

189) isnat ettirilmiştir. Ebû Hanife’nin bizzat kendisi tarafından kaleme alınmış eseri yoktur. Sünnet konusunda onun hakkında dendiğine göre ravisi güvenilir olduğu zaman Muhaddislerin çoğunluğunun eğilimine aykırı biçimde Mürsel hadisi delil olarak değerlendirmekteydi. Muhaddislerce zayıf karşılanan ve kendisiyle amel edilemez diye değerlendirilen bir çok hadisi delil olarak ileri sürme yoluna gitmiştir. Hanefiler şöyle söylemektedirler: “Kur’an, mütevatir veya meşhur sünnetle nesh edilebilir. Sadece ahad hadisle nesh edilemez”. böylece hadislerin Kur’an’ı nesh edebileceğini yani iptal edebileceğini fıkıhlarına esas Kabul etmişlerdir. (Bak. Dr. İsmail Hakkı Ünal. İmam Ebu Hanife’nin Hadis Anlayışı ve Hanefi Mezhebinin Hadis Metodu. Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları No.327 Baskı1994 Sayfa 213) İMAM MALİK: (H.93-179) Bazıları aslen Yemenli olduğunu söylerken, bazı siyer yazarları İmam Malik ve ailesinin Arab olmadığını söylemişlerdir. Büyük atası Ebû Amir’in, Beni Teym kölelerinden olduğu söylenmiştir. İmam Malik, üstadının özellikle İbni Hürmüz olduğunu belirtir. “Yedi, sekiz yıl yalnız ondan okudum, başkalarını bu işe hiç karıştırmadım" der. Hürmüz adı Acem asıllı olanların kullandığı bir isimdir. Bir rivayette de "On üç yıl oturup İbni Hürmüz’den ders okudum” der. (16 yıl rivayeti de vardır) Ondan öğrendiklerini, başka bir kimseden almadığını söyler. İmam Malik üstadı İbni Hürmüz’den aldıklarının tamamıyla tesiri altında kalmış denebilir. Medarik’de şöyle denir: "Malik derki, İbni Hürmüz’ü şöyle derken işittim" ifadeleri bunu açıkça ortaya koyar. Meşhur Kitabı Muvatta da 1826 hadis mevcuttur. Sünnet Kur’an ile Tearruz ederse, Bazı hallerde Kur’an’ı sünnete takdim eder, bazı hallerde sünneti Kur’an’a hakim kılar. Böylece sünnetin Kur’an’ı iptal edebileceğini Kabul etmiştir. (Bak, İmam Malik, HayatıGörüşleri- Fıkıhta yeri, Prof. Muhammed Ebu Zehra, Hilal Yayınları 1984 sayfa 283)

10

İMAM ŞAFİİ: Ebû Abdullah Muhammed bin İdris bin Abbas Şafii (H.150-204). Suriye’de (Filistin) doğduğunu söyleyenler olduğu gibi ayrıca Askalan’da (gazze yakınında) Hatta Yemen’de doğduğunu söyleyenlerde vardır. Kureyş kabilesinden olmadığı halde, “kölelik yönünden kureyşli sayılmıştır. Zira atası Ebu Lehebin kölesi imiş" rivayet edilmiştir. Ömer, atası Şafii’yi Kureyş kölelerine katmamış, Osman onu bunlara katmış. İmam Şafii, Huzey kabilesinin yanında yaklaşık on yıl kalarak, kendilerinden Arap dili ve şiirini öğrendi. Ana dili Arapça olmayıp Arapça’yı sonradan öğrendiği anlaşılmaktadır. Hocası İmam Malik’tir. El-Risale ve El-Üm isimli kitapları vardır. Şafii derki: “Fıkıh öğrenmek isteyen Ebu Hanife’nin iyalidir. Siyer isteyen Muhammed b. İshak’ın iyalidir. Hadis isteyen Malik’in iyalidir. Tefsir isteyen Mukatil b. Süleyman’ın iyalidir" diyerek tavsiyede bulunur. Ebu Hanife ve İmam Malik’ten bahsettik, diğer ikisi ise: Muhammed b. İshak: (H.85-151). Bilhassa Siyer Meğazi çalışmaları vardır. Siyerin dışında müstakil olarak Kitâbu’ssünen telif etmiştir. İbrahim b. Sa’d ez Zuhri ondan sadece ahkama dair 17 bin hadis rivâyet etmiştir. Yahya’lKattan onun hakkında “kezzab" yani yalancı demiştir. Ayrıca, hakkında Şiiliğe meyyal olduğu ve kaderi olduğu rivayetleri de vardır. Yalnız ahkama dair 17 bin hadis söylemesi “ne kadar" yalancı olduğuna dair kuvvetli bir delildir. (Bak. İlk üç Asırda İslam Coğrafyasında Hadis. Dr. S. Kemal Sandıkçı. Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları 299. Baskı 1991 s. 45-46) Diğer tavsiye ettiği: Mukatil b. Süleyman Şiânın Zeydiye Mezhebindendir. Şafii onun kitaplarını okudu, inceledi ve neticede onları da

11

okumağa teşvik etti. Onu bu hususta imam addetti. Bu maddede kendisine başvurulan bir âlim saydı. (Bu konuda bak. İmam Şafii. Osman KESKİOĞLU. Diyanet Başkanlığı yayınları 1987 s. 46). Şafii’nin kendiside Harun Reşid zamanında Şiilikle itham edilmiş ve takibata uğrayarak, Harun Reşid’in huzuruna bu konuda çıkarılmıştır. Kur’an ve Sünnet Konusundaki görüşü: Şafii’nin bu konudaki görüşü, Sünnetin Kur’an’la nesh edilemeyeceği şeklindedir. Resûlullah’ın sünnetini ancak Resûlullah’ın sünneti nesh edebilir. Kur’an bir sünneti nesh edemez, nesih olayı olması için bunu başka bir sünnetin ilân etmesi gerekir der. Kur’an’ın sünnetle nesh edilip nesh edilemeyeceği konusuna gelince, her ne kadar Kur’an’ı ancak Kur’an nesh eder diyorsa da, uygulama konusunda durum hiç de öyle değildir. Örneğin, Kur’an’a rağmen, zina olayında Recim cezasını kabul etmekle, sünnetin Kur’an’ı nesh edebileceğini açıkça beyan etmiş olur. Yani kısaca iddiası; Kur’an sünneti iptal edemez fakat sünnet Kur’an’ı iptal eder şeklindedir. (Konu hakkında bak: İmam Şafii. Osman KESKİOĞLU s.238-239. Büyük Şafii İlmihali, Yazan Halil Gönenç. Hilâl Yayınları 1979, 2. Baskı s. 375.) AHMED İBN-HANBEL: (H. 164-241): Anası O’na gebe olarak Merv’den Bağdat’a geldi. Merv’de doğduğunu söyleyenler var. Kendisinden yapılan rivayette Bağdat’ta doğduğu söylenmiş. Merv asılı olup Arab değildir. (Yazılarımda Arab değildir derken, bununla o devirlerde ilk etapta Kur’an’ın yayıldığı coğrafyaya yakınlığa veya uzaklığa dikkat çekmek suretiyle Kur’an dışı bazı kültürlerin etkinliğine dikkat çekmek içindir. Yoksa İslam dini evrensel olup, herhangi bir ırktan olmak veya olmamak avantaj veya dezavantaj değildir.)

12

hadis vardır. Halbuki Kur’an’a batın bilgi isnat etmek küfürdür. Ahmed’in ve Şafii’nin görüşlerini destekleyerek şöyle der: Eğer bir kimsenin kitabın zahirinden anlayışına göre Hz. Sünnetin Kur’an’a hakim olduğunu. kitaba hakimdir. gerek amel ve akla dair olsun. “İmam Ahmed’e gelince. o İmam Şafii’nin usulüne uygun hareket eder.Ahmed İbn-i Hanbel. Hadisler arasında bir fark yapmazdı. Osman KESKİOĞLU . fakat Kur’an’ın sünnete hakim olmadığı ve sünnetin Kur’an’ı nesh yani iptal edebileceği iddiasındadır. Şöyle ki: “Ahmed’e göre sünnet beyan bakımından Kur’an’a hakim sayılır.247) Bu ifadeler bile. Hilâl Yayınları 1984 s.) Bütün korkuları Kur’an’ın İslam dini öğretisine esas alınmasıdır.. bütün iftira ve yalanları hemen ortaya çıkar ve sünnet diye ileri sürmüş oldukları sözlerden geriye pek bir şey kalmaz.242-255 Prof. 13 ."demekte.Kitabı “Müsned”de yaklaşık 40. Peygamber Aleyhisselamın sünnetleri red olunacak olursa o zaman sünnetlerin çoğu red olunur ve sünnet batıl olur. Zira Kur’an esas alınmış olsa ve Peygamber adına ileri sürmüş oldukları sözler Kur’an ölçüsüne vurulsa. onun ahkamını takrir eder." (Konu hakkında bak."(Ahmed ibn-i Hanbel.000. Kitab hakim değildir. Ulemaya göre sünnet. Terc. çünkü kitabın iki ve daha ziyade şeye ihtimali vardır. İbni Kayyım. Hilal Yayınları S. Kur’an’ı esas alıp sünneti terk edenlere red için Kitab bile yazmıştır. Ahmed. Şatıbi sünnetin Kur’an’a hakim olmasını şöyle açıklar. Ona göre Kur’an’ın batını vardır. Sünnetle Kur’an’ın ne kadar bir birleriyle bağdaşmayan bilgiler ihtiva ettiğini belirtmeye kafidir. Bu hususu onlarda kabul eder mahiyette şu şekilde itiraf etmektedirler. Zira Kur’an açık manalı bir kitaptır. “gerek iman itikade. Muhammed Ebu Zehra.

Sonuç olarak. Müslüman 14 . Müsned teki hadislerin 10 bini tekrarlanmış hadislerdir. Şöyle ki: “Resûlullah’ın hadislerinden olup olmadığı konusunda anlaşmazlığa düştüğünüz rivayetlerle ilgili olarak Müsned’e başvurun. Kur’an’ın umumini tahsis eder. 750 bin hadis arasından seçtiği rivayet edilen. peygambere yaptıkları iftiraları ve bu iftiralara dayalı olarak kabul edilen İslam Dini anlayışlarını örneklerle belirtmeye çalışacağım ve görülecektir ki öğretmek istedikleri İslam olmayıp. Bu da başka bir ifadeyle. Orada bulduysanız delil. Bu din sünnet yoluyla öğrenilir. Kur’an sünnete hakim olamaz."(Ahmed İbn-i Hanbel. İslam dinini öğrenilmesi. Hilâl Yayınları s. bulmadıysanız delil olmaz . İslam fıkhının en kestirme ve en işlek yolu sünnetten geçer. doğru yolu şaşırırlar. hak yolu şaşırırlar iddiasındadır. İmam Ahmed birçok sözlerinde belirtmiştir ki. Bu ise İslam dinine saldırı ve peygambere büyük bir iftiradır. Şimdi hadis adı altında. şöyle ki: “hatta ona göre haberi. İttifakla hadislerin Kur’an ayetlerini iptal edebileceğini fakat Kur’an’ın hadisleri iptal edemeyeceği iddiasındadırlar. İslami değerlere."demiştir. öncelikle hadislerle peygamberin karşı çıktığı ve peygamberin sözünün Allah sözünden daha üstün olduğu manasındadır. Hadislerin sahihliğine ölçü olarak Kur’an’ı değil de kendi Müsned ini kabul ve tavsiye eder. aynı zamanda Kur’an’a hakim olan! sünnetle mümkündür. vahid olan Hadisler bile. Kur’an’ı hadise tabi kılar. Zira görüleceği gibi birçok konuda Kur’an’a aykırı ve bol bol çelişkili rivayetlerde bulunmak suretiyle. Kur’an’ın İslam öğretisini engellemek gayretleridir.245) Görüldüğü gibi dört mezhep imamı da fıkıhlarına hadisleri esas almaktadırlar. Allah’ın Kur’an’la bildirdiği İslam’a. Sünnetin beyanından yararlanmaksızın sadece Kur’an’dan öğrenmeğe çalışanlar. Kur’an bilgisi sünnet yoluyla olur. Mahiyeti ne olursa olsun.

Cennette fazlalık devam eder. (3268)) (Not: Bundan sonra İbrahim Cananın Kütüb-i Sitte isimli 18 ciltlik hadis kitapları kaynak gösterildiğinde. Çünkü önerdikleri sistem ve öğreti bundan başka bir ifadeyle izah edilmeyeceği gibi. PEYGAMBERLERE VE MÜSLÜMANLARA SALDIRI VE İFTİRA İÇEREN KÜTÜB-İ SİTTE’DEKİ HADİSLERDEN ÖRNEKLER VE ELEŞTİRİLMELERİ ALLAH’A KARŞI İFTİRA VE SAYGISIZLIK ETMELERİ VE BU KONUDA UYDURDUKLARI HADİS ÖRNEKLERİ: 1. Alıntıları: Buhari. (Kütüb-i Sitte. İbrahim Canan. yeter. İslamı ve Tevhidi anlamakta mümkün değildir. Dr. Kaf. KUR’AN’A. Cennet 37. iki yakasını dürüp birleştirmesine kadar devam eder. Cilt 14 s. Bunların öğretileri esas alındığında hiçbir İslam farzının uygulanması mümkün olmadığı gibi.Hz. sistem olarak ehli sünnettirler. Akçağ Yayınları 1992 . Tevhit 7. kaynak ismi K. Rabbu’l-İzze’nin cehennemin içine ayağını koyup.şahsiyetlere ve Allah’a karşıda saygısızlık etmekten geri durmamışlardır. ALLAH’A.s. Prof. işte o zaman Cehennem: “Yeter. Allah. ona mahsus yeni bir halk yaratır ve bunları cennetin fazla kısmına yerleştirir. Sırası gelince bunları da örneklerle izah etmeye çalışacağım.v. Enes radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah a. Müslim. 15 . kendileri zaman içerisinde açıkça bu amaçlı bir ekip çalışması ortaya koymuşlardır.Ankara. (2848). Tirmizi. Kâf 1. Bu hal. buyurdular ki: "Cehennem içerisine âsiler atıldıkça: "Daha var mı?"demekten geri durmaz. Tefsir. İzzet ve keremine yemin olsun yeter" der.445 Hadis sırası 5226. Şia ve Vahhabilik’tede durum bundan farklı olmayıp. Tefsir. Bu öyle bir saldırıdır ki planlı ve kasıtlı olarak yapılmıştır. Eymân 12.

S .Dileseydik. (Bu ihtilaftan) istisna teşkil ederler. Allah’a ayak isnat etmeleri teşbih değil tecsimdir. 11/118 .S. Oysa. Zira cehennem cisimdir ve cisimlerin doldurulması ancak cisim ile olur.Ancak Rabbının merhamet ettikleri. 5126 gibi) HADİSİN TENKİDİ: Yıllarca inanç sistemlerini inceledim bunlardan başka İlahı’nı cehenneme layık görenine hiç rastlamadım. Allah’ı tecsim ederek ona ayak isnat ettiler ve bu ayağı da cehenneme koydular. Bunlar. Cehennemin boşluğunu Allah’ın ayağıyla. bunların bu küfründen münezzeh ve yücedir. Halbuki asıl metinde “aleyhe" değil. tercümeyi yapan İbrahim CANAN. işte ihtilaf edip durmaktadırlar. Rabbının “muhakkak cehennemi hep cin ve insanlarla dolduracağım" sözü yerine gelmiş olacaktır. ifade ona da ağır gelmiş) cehennemin üzerine ifadesini kullanmış. Putperestler dahi. herkese hidayetini verirdik.Eğer Rabb’in dileseydi insanları tek bir ümmet yapardı. Zaten Allah. Fakat (hikmetim uyarınca) benden (çıkan) şu söz gerçekleşecektir: “mutlaka cehennemi. (herkesi doğru yola getirirdik). 11/119 . Cennet için ise doldurulmak üzere imtihansız halk yaratılacağını iddia ettiler. Olarak kısaltılacak ve önüne sıra numarası yazılacak. cinlerden ve insanlardan bir kısmıyla tamamen dolduracağım. Örneğin K. asıl metinde geçen cehennemin içine ifadesini tam tercüme etmeyerek. Ve böylece. Cennetin boşluğunu ise hiç dünyaya gelmemiş halkla doldurmak öylemi! Allah. onları bunun için yaratmıştır. cehennemi neyle dolduracağına dair Kur’an’dan mealen: . taptıkları putlarına böyle bir şeyi yakıştırmazlar. Allah’ın."32/13 16 . (belli ki. ifade “fiyhe" yani “içerisinde" şeklindedir.

v. (2612)) Müslim’in ifadesinde şu ziyade var..s. İstizan 1.mı kendi sureti üzere ve boyunu da atmış zira olarak yaratınca:. Birr. Müslim. Adem a.3232)). (3231. 112. elçi olarak) geldi.s...6012 C. Hatta onun serinliğini göğüslerimde hissettim. 1993) Alıntı İbn!i Mace 104.S.v. Bunun üzerine elini omuzlarımın arasına koydu. 3382 C.s.16 B. Hz.. Zirâ Allah Âdem’i kendi sûretinde yaratmıştır.177 B.."(K. 4668 C.Görüldüğü gibi. konusunda 2.a. 17 . 5. 4."(K.a.S.v. Anlatıyor: Resûlullah a. İlk selam verdiği kimsede o olacaktır.S. -Bir rivayette ise şöyle demiştir: “Rabbim bana en güzel bir surette geldi"-ve: Ey Muhammed. Anlatıyor: “Resûlullah a."dedi.a. Itk 20. Müslim. Anlatıyor: “Resûlullah a.. (K. Buyurdular ki: Bu gece Rabb’imden bir (melek. “Hayır" dedim.a."(Buhari.10 S. “Mele’i A’la (da bulunanların) nelerde yarıştıklarını biliyor musun dedi. buyurdular ki: Sizden biri kardeşiyle dövüşünce yüze vurmaktan sakınsın.Hz. Buyurdular ki: Allah’u teala hazretleri.. Cennet 28 (2841)). emrindeyim.Yine Ebu Hüreyre r. cehennemin doldurulması uydurdukları hadis Kur’an’a ters düşmektedir.."(K. 3483 Cilt 10 Baskı 1990) 3.İbnu Abbâs r.1990. alıntısı Buhari. Buyurdular ki: “Hakk’ın musafaha ettiği ilk kimse Ömer’dir.. Übey İbnu Ka’b r.Hz.s..."dedim.s.13 B 1992 alıntı: Tirmizi.v. Anlatıyor: Resûlullah a. “Buyur Rabbim. Ebû Hüreyre r. Tefsir Sâd.S. “.

v. Ebu Davud. edeb 81 (4974). yoksa Ömer’i sevdiklerinden falan değildir.s. Allah ise hiçbir şekilde zamanın bu özelikleriyle noksan ve aciz değildir. 5938 C. Kelam 3. Geçer ve noksanlaşır. 6. Allah’ın eline serinlik atfetmeleri de tecsim vurgulamasıdır.Ebu Hüreyre r. Allah’ın yüzü ile insanın yüzünün aynı olduğunu vurgulamak için yüze vurulmamasını tavsiye etmişlerdir.S. 2247). buyurdular ki: “Üzümü Kerm diye isimlendirmeyin. karışıklık çıkarma amaçlı bir yalan uydurmasıdır. Müslim Elfaz 516. 76/11 18 . zira bu hususlar noksanlık ve acizliktir. aynı şekilde Allah’ın Ömer ile tokalaştığını ve onun elinden tutup cennete koyduğu iddiası da apaçık tecsimdir. Ayrıca Ömer’i Peygamberimiz dahil tüm Peygamberlerden ve Müslümanlar dan üstün olarak rivayet etmeleri. bağlı olduğu olaya ilişkin tükenir. Zaman konusunda Kur’an’dan mealen: -İnsanın üzerinden.(2.1993 Alıntıları.HADİSLERİN TENKİDİ: Allah’a insan şeklin de suret iddia ettiler. Buhari Edep 101. Yoktan var edilmekte ve vardan yok edilmektedir. henüz kendisinin anılan bir şey olmadığı uzun bir süre geçmedi mi. Var iken yok olan.Hz. “Vay şu dehrin mahrumiyet ve hüsranına" diye kahırlı söz söylemeyin.984)) HADİSİN TENKİDİ: Allah hiçbir şekilde zaman olarak tavsif edilemez. yarın yaratılmakla yoktan varlığa gelecektir. Aslında istedikleri saygı gayreti değildir. (2246. yokken var olan hiçbir şekilde İlah olmaz.”(K.16 B. Anlatıyor: Resûlullah a. Zira Allah noksan sıfatlardan münezzehtir. Muvatta. öyle bir benzerlikten dolayı yüze vurulmamasını tavsiye ettiler. Allah’ı tecsim etmek yani cisim saymak apaçık küfürdür. zira zamanın kendisi yaratıktır. Zira Allah’ın kendisi dehr (zaman) dır. Dün yok olmuştur.a.

7. Zan ise gerçekten hiçbir şey kazandırmaz. Allah’ı öyle bir şeyden tenzih ederiz. Tevhit 35. O.1993 alıntıları Buhari. Müslim. hadis diye iddia ettikleri Kur’an’a aykırıdır. Züht 51. o taktirde iddia ettikleri hadise göre Allah kötüdür manası çıkar ki. onların ortak koştuklarından uzak ve yücedir. Apaçık bir günah olarak bu yeter. (2389)) HADİSİN TENKİDİ: Kullar. Bununla ilgili olarak Kur’an’da şöyle bildirilmiştir. göklerde sağ elinde dürülmüştür.S."diyecekler. Allah hakkında iyi veya kötü zanda bulanabilirler. kendi zatına göredir. Zan kendi başına hakikatten hiçbir şey ifade etmez."(K. şöyle buyurdu: “Ben. Zikr 1. tamamen O’nun avucu içindedir.Sahiheyn (Buhari ve Müslim) ve Tirmizi de Ebu Hüreyre’den gelen diğer bir hadiste Resûlullah şöyle buyurmuştur: “Allah Teala Hz. Mealen: -Onların çoğu zandan başka bir şeye uymuyorlar. Halbuki Kıyamet günü yer. Bir kimsenin Allah hakkında iftira en kötü zanda bulunması mümkündür. kulumun benim hakkımdaki zannına göreyimdir. 11/18 -Bak nasıl Allah’a yalan uyduruyorlar.16 B.39/67 -Allah’a yalan uydurandan daha zalim kim olabilir? Onlar Rab’lerine sunulacaklar. Allah kullarının zannına göre değil. Tirmizi.Görüldüğü gibi zaman gelip geçici bir şeydir. şahitler de: “İşte Rab’lerine karşı yalan söyleyenler bunlardır.10/36 -Allah’ı gereği gibi bilemediler.5849 C. (2675). İyi bilin ki Allah’ın laneti zalimlerin üzerinedir. Muhakkak ki Allah onların ne yaptıklarını bilir. 4/50 19 . Allah zaman olarak tavsif edilemez.

Ayrıca.14 B. hem de münafıklar tarafından reddedilecek.. Tevhit 24. Allah’ın tecelli ettiği iddialarında. diyecek.. Allah’ın kendisine uygun gelmeyen ve münafıklar içlerinde olduğu halde tüm Muhammed ümmetinin onu tanımayacakları bir surette tecelli ettiğini iddia etmeleri. Müslim. hem müminler.1992 alıntılar Buhari. Onlarda: “Evet. Ayrıca bu hususu vurgulamak için rivayet yalanlarına münafıkları da dahil etmişlerdir. Onlar (Allah’ı tanımadıkları için) “Biz senden Allah’a sığınırız! Rabbımız geldiği zaman biz onu tanırız" diyecekler..Görüldüğü gibi uydurdukları hadis. Ezan 129. Sönmez neşriyat A.İbnu’l -Museyyib. (haşa O’ndan) çirkin bir surette tecelli ettiğini iddia etmişlerdir.a. (2560)) (Sahih-i Müslim.. Rikak 52. Kur’an’a aykırıdır ve Allah’a karşı bir iftira ve isyandır. Allah’ın suretten surete şekil değiştirme ile tecelli edip göründüğünü iddia etmeleri tecsimdir. Ebu Hureyre r.2 299/665) HADİSİN TENKİDİ: Birinci seferki. İman 299. (K. derken Allah Tebareke ve Teala onlara evvelce tanıdıklarından başka bir surette tecelli edecek ve: -Ben sizin Rabb’inizim.Ş. den naklen anlatıyor: Resûlullah’a atfen mahşerde içlerinde münafıkların da olduğu halde (yalnız) bu ümmet kalacak. bizim Rabbımız sensin" diyerek ona tabii olacaklar. O 20 . Bunun üzerine Allah Teala hazretleri (karşılarında) onların tanıdıkları suretiyle tecelli edecek ve: “Ben sizin Rabb’inizim" buyuracak. Ata İbnu Zeyd el. Cennet 20. 8. Zira Allah’ın.S. Öyle ki. Tirmizi. Allah’a bir saygısızlığı ifade eder. C.Ahmed Davudoğlu. (182).Leysi. inancı ve ameli ne olursa olsun Allah’ı kimse beğenmemiş demektedirler..5072 C.

(178): Tirmizi. 9. Tefsir. Ata İbnu Zeyd el-Leysi. KUR’AN HAKKINDA ÖRNEKLERİ UYDURDUKLARI HADİS I.14 alıntılar.KUR’AN TAHRİF EDİLMİŞTİR İDDİALARI: 21 . İman 291."diye cevap verdiler. Ebu Hureyre r. “Nurdur. Rikak 52.a.14 Alıntılar Buhari.s. Zaten metotlarının ana temellerinden biride budur.”(K.v. Necm.tecsim edilmekten yani yaratıklara benzetilmekten onlarla bir sayılmaktan münezzehtir.a. 5159 C.(3278)) HADİSLERİN TENKİDİ: Son hadiste Allah’ın görülmeyeceğini tahdis etmeleri. Ezan 129. Cennet 20.s. Tevhit 24 Müslim.S. 5072 C.(K. Onlar: “Hayır! Ey Allah’ın Resulü.v. Bunun üzerine: “Şunu bilin ki siz Rabb’inizi böyle göreceksiniz. O da: “Siz bulutsuz dolunay gecesinde Ay’ı görmekte şüpheye düşer misiniz?"diye cevap verdi. tahdis etmeye özenle gayret gösterirler.İbnu-l Museyyib. insanlar Resûlullah a.. ben O’nu nasıl görürüm" buyurdular.’e "Ey Allah’ın Resulü: Kıyamet günü Rabb’imizi görecek miyiz?"diye sordular. hem de zihinleri iyice karıştırmak için bunu yaparlar. Tirmizi. anlatıyor: “Resûlullah a. İman 299. (182). görüleceği hususunda tahdis ettikleri evvelki diğer iki hadisle çelişkilidir. böylece çelişkili hadisleri işlerine geldiği yerde kullanmak. (2560)) 10. Bir konuda bir hadis rivayet ederken o hadise aykırı bir veya birden fazla hadis.Ebu Zerr r. Müslim.S.. a’ “sen Rab teala yı hiç gördün mü?" diye sordum. Den naklen anlatıyor: Resûlullah’a atfen..

(Sünen-i Ebû Dâvud terceme ve şerhi. Doç.Aişe (r.v. ne Yahudilik nede Mecusilik değildir. Alıntısı. Amaçları Kur’an’a olan itimadı sarsmak için zihinleri bulandırmaktır. Allah tevbe edenleri affeder. Lütfi Çakan K. Zira bahsi geçen ayette ikindi ifadesi mevcut değildir. Bu hususta başka hadis uydurmalardı vardır. ne Hıristiyanlık. 1988.v. Kim bir hayır yaparsa asla zayi olmayacaktır”.a.s. Salat (2). Ubey İbnu Ka’b: "Bana şunu da okudu" dedi: “Adem oğlunun bir vadi dolu malı olsa ikincisini de arar.2) HADİSİN TENKİDİ: Bu hadis uydurmasıyla. şamil yayın evi 1998. İ. Şöyle ki.) kendisine: “Allah.a. Ben de o ayete varınca kendisine haber verdim. Bana o ayeti namazlara. den duydum" dedi. 2/238 Olarak ifade edilmiştir. Dr. Resûlullah (a. Örneğin: 12-Ubey İbnu Ka’b (r.11. Ademoğlunun iç boşluğunu ancak toprak doldurur.4 B. anha) kendisi için bir Mushaf yazmamı emretti ve. Allah için tevazu halinde namaz kılın" şeklinde yazdırdı. Kur’an’da noksanlık olduğunu iddia etmişlerdir. Tirmizi. 410 sayfa 148 C.943 C. gönülden bağlılık ve saygı ile Allah’ın huzuruna durun. "Namazlara ve orta namazına devam edin" ayetine gelince bana haber ver dedi. Bab 5 H. Kur’an’dan mealen -Namazları ve orta namazı koruyun. orta namazına ve ikindi namazına devam edin.S. İkinciyi de elde etse üçüncüsünü de arar.anha)nın azatlısı Ebu Yunus şöyle demiştir: -Aişe (r. Sonra da: “Ben bunu Resûlullah s. Menakıp (3894)) 22 ."(K.)’ın anlattığına göre. sana Kur’an okumamı emretti" demiş ve Lem yekunullezine kefere’yu ve bu sureden olmak üzere şunu okumuştu: “Allah indindeki din muvahhid İslam dinidir.

. (Sahih-i Buhari.HADİSİN TENKİDİ: Tırnak içindeki ifadeler kendilerince uydurulmuş sözlerdir.. o denizde iş yapan yoksulların dı. Onun için ben onu kusurlu yapmak istedim ki... Yine rivayet ettiler ki: 14.leyli iza yağşa. "Gemiye gelince.. Kur’an’da bu şekilde ayetler mevcut değildir. Mehmet SOFUOĞLU. Ben Resûlullah tan ağız ağıza böyle öğrendim dedi.. Dolayısıyla Kur’an dışında ayet iddia etmişlerdir.. Kur’an’dan olmadığını iddia etmişlerdir.3521) HADİSİN TENKİDİ: Böylece Leyl süresi (92/3) Ayette geçen yaratma kelimesinin fazlalık olduğunu.Derda: -Abdullah ibn Mesûd “Ve’l . arkalarında her sağlam gemiyi zorla almakta olan bir hükümdar vardı" (el-Kehf 79).Darda: --Vallahi Resûlullah beni böyle okutmuştur.“Ve’l leyli izâ yağşa ve’n -nehari izâ tecelli ve’ zekeri ve’l ünsâ" şeklinde okudum. cilt 8 B.Ebu’d. Kur’an’a ekleme yapılmış olduğunu iddia etmişlerdir. 13-. Said ibn Cubeyr şöyle demiştir: Bizler muhakkak İbn Abbas’ın Yanında bulunduk: O şöyle dedi: Bana Ubeyy İbn Ka’b tahdis edip şöyle dedi: Resûlullah (s):......1987 Kitabu Fedailü Ashâbi’n-Nebi Rivayet 82 s..... Yani. Ebu’d.. Ben kendisine (Alkame) -. Ötüken yayınları. “Verâehum (= Arkalarında) "sözünü "Emenehum melikun"(= 23 .”yı nasıl okuyor diye sordu.... Mütercim.

. Kitabu’ş-şurut 15 Cilt 6 s. Ebû Huzeyme el-Ensâri’nin yanında buldum. Zeyd İbn Sabit el-Ensâri ye atfen yaptıkları rivayette: Ebu Bekir ve Ömer’in görevlendirmesiyle Zeyd diyor ki.KUR’AN’IN PEYGAMBERDEN SONRA TOPLANMIŞ OLDUĞUNU İDDİA ETMELERİ: 15.... “Ben kalktım... 4423-4424 Ötüken 1987) 16-. Ve et-Tevbe Sûresinden iki ayeti. II. Bu kabil örnekler uydurmuş oldukları hadislerde epey vardır.....Önlerinde bir melik vardır) şeklinde okumuştur. Allah kendisini vefât ettirinceye kadar Ebû Bekr’in yanında kaldı (Buhari....... şöyle diyordu: "Mü’minlerden oturanlarla... canlarıyla savaşanlar müsâvi olmaz. HADİSİN TENKİDİ: Bu hadis rivayetleriyle Kur’an’da geçen (18/79) “Verâehum" (=Arkalarında) kelimesini. 24 . böylece elde mevcut Kur’an’ın orijinal olmadığını iddia etmek suretiyle insanlarda şüphe meydana getirmek istedikleri açıktır.. 2551 Ötüken 1987).. Böyle bir iddia Kur’an’ın Allah tarafından korunmuş olduğunu inkar manasında olduğu ve bu itibarla da Kur’an’ı inkar etmek olduğu meydandadır.. Ebû İshak şöyle dedi: Ben el-Berâ (R)’ dan işittim. Allah yolunda mallarıyla. zira dünyada iki ayrı kelime ihtiva eden iki Kur’an mevcut değildir.. kürek kemiklerinden. hurma dallarından ve hâfızların ezberlerinden bir yerde topladım. Neticede içlerinde Kur’an toplanılan bu sahibeler. “Emenehum"(=Önlerinde) şeklinde olduğunu iddia etmekle yine Kur’an’da tahrifat olduğunu iddia etmişlerdir. O iki âyeti ondan başka kimsenin yanında bulmadım. Kur’an’ın ardına düşüp gereği gibi araştırdım ve onu yazılı bulunduğu deri parçalarından... (Buhari. Kitabu’l-Tefsir 199 Cilt 9 s. Gerçeklere de aykırıdır..

Allah. kürek kemiklerinden. hafızların ezberlerinden toplanmış bir kitap olduğu hususunda müteaddit rivayetler uydurmuşlardır. taş parçalarına. Peygamber zamanında kitap halinde mevcut olmadığı..s. o ayetler bir mesajdırlar. hurma dallarından. Öyle ki.İsteyen onları idrak eder. siz hangi ince deri üzerine yazılmış kitaptan bahsediyorsunuz diye sormaz mıydılar! Kur’an’ın peygamber zamanında özenle yazılmış olduğuna dair diğer bir örnek. ve iddia ettikleri gibi. Peygamber zamanında Kur’an Kitab olarak mevcut idi. hurma dallarına v. ayetlerde niçin Kur’an’dan Kitab olarak bahsediliyor diye sorarlardı.Hayır. Kur’an’dan mealen: .. Kur’an bu dedikleri şeylere yazılı bir Kitab olmuş olsaydı.Satır satır yazılmış Kitab’a (52/2) .. Bu hususta Kur’an’dan mealen: . Ayetler peygambere inmişti. (80/12) 25 .2674. Kitabu’lCihâd ve’s-siyer 47 cilt 6. Kur’an Kitab halinde Peygamber zamanında mevcut değil idiyse insanlar Kitab mevcut olmadığı halde. s."Ayeti indiği zaman.. taş levhalardan. Zeyd bir kürek kemiği ile geldi ve o ayeti yazdı. İnce ceylan derileri üzerine yazılan bir Kitab halindeydi. (80/11) . sonradan rast gele bir araştırmayla.Andolsun Tûr’a (52/1) . (Buhari. eğer Kur’an ince deri üzerine yazılıp tespit edilmemiş olsaydı bu ayetleri duyanlar. bir ambarı doldurması gerekirdi. Kur’an’da Kitab indirmiş olduğunu ayetlerle bildirmiştir.Yayılmış ince deri üzerine (52/3) İfadeleri Kur’an’ın nasıl yazılmış bir Kitab olduğunu belirtir. Ötüken 1987) HADİSİN TENKİDİ: Kur’an’ın. deri parçalarından. Resûlullah (S) Zeyd’i çağırdı. bu iddiaları Kur’an’a bir iftira ve saygısızlığın ifadesidir. yazılmıyordu.

Kur’an’ın sonradan rast gele. Fert ve kişilere kabul ettirmek ve sıkıştıklarında kendilerini kurtarmak için bazen doğrulara da yer vermişlerdir. Şaddat İbn Ma’kıl.Onlar. daha öncede belirttiğim gibi bazen kasıtlı.Abdülaziz İbn Rufey’ şöyle dedi: Ben Şaddat İbn Ma’kıl ile beraber İbn Abbas’ın yanına girdim. (80/13) ... İbn Abbas: .... uydurdukları diğer bir rivayette şöyle diyorlar: 17.ağaç kabuklarından. Öyle ki bir konu hakkında bir rivayet uydurduklarında. muhakkak ona muhalif bir veya birden fazla rivayet uydurmaya özen göstermişlerdir. Abbas’a: -Peygamber (s) bir şey bıraktı mı? diye sordu. Rivayetler uydurulurken. peygamberin onu Mushaf halinde bıraktığını rivayet etmek onlar için gayet normal bir durumdur. dedi. Muhammed İbnu’l Hanefiyye de: 26 . şöyle ki. Zira hadis uydurma sistemlerinin kökü budur. Biz yine beraberce Muhammed İbnu’l -Hanefiyye’ nin yanına girdik ve ona’da aynı suali sorduk. Kur’an’ın sonradan rast gele toplanmış bir kitap olduğunu söylerken başka bir yerde. kürek kemiklerinden toplanmış bir kitab olduğu yolundaki rivayetler Kur’an’a uymamaktadır.Mushaf ‘ın iki yanını kuşatan ciltler arasında bulunandan başka bir şey bırakmadı. Sık sık bu tür çelişkili ifadeleri yan yana yazarak okuyucunun bu hususa dikkatini çekmeye çalışacağım. Örneğin.Yüksek ve temiz sayfalarda. ve aslı yoktur. taş parçalarından.. (80/14) Bu örneklerden anlaşıldığı üzere. bazen de tutarsızlık şeklinde bir çok çelişkilere düşülmüştür.. değerli sayfalardadır.

bizlere bakmaya başladı. Çünkü sizden evvelki ümmetler kitaplarında ihtilaf ettiler de bu yüzden helak oldular"(Buhari. şöyle diyordu: Ben bir kimsenin bir ayeti. Diğer bir rivayette de şöyle demektedirler: 18-.. III . Kur’an’ın Peygamber zamanında kitap halinde mevcut olduğunu ve Peygamberin hiçbir rivayet bırakmadığını itiraf etmişlerdir.İki kapak arasında bulunandan başka bir şey bırakmadı. Ayrıca. Şu’be dedi ki: Ben Resûlullah’ın şunu da söylediğini zannediyorum: “(Kur’an hakkında) sakın ihtilaf etmeyiniz.lu örneklerde belirttiğim rivayetlerle çelişki halindedirler.. benim peygamberden işittiğim okuyuşun hilâfına okuduğunu işittim. parlak sahifelere yazılı olarak mevcut olduğunu itiraf etmişlerdir.Kitâbu Fedail’l -Kur’an 39 Cilt 11 sayfa 5112 Ötüken 1988) Bu hadis evvelki hadislerle çelişkili olduğu gibi. “Peygamber hücrenin perdesini açtı da....... Zira var idi ki peygamberin yüzünü onun sahifelerine benzetmişlerdir. 17 ve 18 no.. Kendisi ayakta duruyor ve yüzü de Mushaf yaprağı gibi parlıyordu... Kitab’ul-husûmat cilt 5 sayfa 2228 Ötüken 1987) 27 . kitabu’l -Ezân 72 cilt 2 sayfa 707 ...708 Ötüken 1987) Bu rivayette de peygamberin zamanında Mushaf’ın yani kitap halinde Kur’an’ın.. (Buhari. dedi." (Buhari. Hemen elinden tuttum ve onu Resûlullah’a getirdim.KUR’AN’IN OKUNUŞUNU TAHRİF UYDURDUKLARI HADİS ÖRNEKLERİ İÇİN 19.. Resûlullah (S): “Her ikinizde güzel okudunuz" buyurdu.. görüldüğü gibi 15 ve 16 no lu örneklerde verdiğim rivayetler..........Ben Abdullah İbni Mes’ûd’dan işittim..Enes İbn Mâlik el -Ensâri den rivayet ettiler ki:.

ben ümmi bir kavme gönderildim.. bu ise bir çelişkidir. Ben de durmadan bunun artmasını istedim. Mısır 1934) Tirmizi’nin bu rivayetinde ise Meğer ki Kur’an zaten yedi okunuş üzerine inmiş ve Peygamberin bundan haberi yokmuş.. O da İbn Abbâs (R)’tan tahdis etti ki. yukarda bahsi geçen eserin de bu konuda şöyle demektedir: 28 .Tirmizi. muhakkak’ki. demiştir. İlahiyat Fakl. Bunların arasında koca karılar..v. İsmail Karaçam. (Buhari. Cibril o zaman: .. oğlanlar.. bir okunuş üzerine Cebrail tarafından indirildiği ve peygamberin ısrarıyla yedi okunuşa çıkarıldığı belirtilmiştir."(Kur’an’ı Kerimin faziletleri ve Okuma Kâideleri. Rivayetlere tabii olan kimseler dahi yedi harf iddialarının ne manaya geldiğini bundan dolayı bilememektedirler. Kur’an yedi harf üzerine nâzil olmuştur.) Yukarıdaki rivayette Kur’an’ın. Tâ yedi türlü okunuşa erişinceye kadar bu dileğimde ısrar ettim”. Marmara ünv. et.63.) Cebrâil’e rastladı ve: Ey Cibril. VI. ihtiyar erkekler. kızlar.a. bir okunuştan başka okunmasına imkan yoktur. dedi. İşin ilginç yanı Kur’an harekeli olup.Ey Muhammed. Kitâbu Bed’i’l-Halk 29 Cilt 7 Sayfa 3035 Ötüken 1987. Buna rağmen şöyle de tahdis etmekten çekinmediler: 21.. Sonradan harekelendi iddiaları uydurmadır..20-. Resûlullah (S) şöyle buyurmuştur: “Cibril bana Kur’an’ı bir okunuş üzerine okuttu. Dr İsmail Karaçam. Sahihu’t -Tirmizi bi şerhı’l -İmam İbni’l Arabi."Übeyy b Ka’b’den (rivayet edilmiştir.) Dedi ki: Resûlullah (s. hiç kitap okumayan adamlar var. Dr. Yayınları No 7 sayfa 21 alıntısı.

Fakat yinede bu kabilelerin hangileri olduğu hakkında ihtilaf vardır. medlûlü müşkül. “Yedi harf” den maksat. Müşterek lafız olması hasebiyle de. mahiyeti belli olmayan bu tür rivayetleri neden uydurdular? Nedeni. (sayfa 22) Şimdi dense ki. “el.Ahruf" kelimesinden gelmektedir. “Kur’an ilimleri" ile ilgili bir çok eserde verildiğine göre. o zaman yapılacak bütün hata ve bozuk uygulamalar bu belirsiz mazerete mal edilebilir.Alimlerin çoğunluğuna göre.“Yedi harf" tabiri. arab kabilelerinden meşhur yedisinin lehçeleridir. Yapılan yanlış okuyuşlara yapılacak itirazları engellemek içinde şu şekil de rivayet uydurmuşlardır: 29 .anlaşılmaz. Aynı kaynakların haberlerine nazaran Ebû Hatim b.manası itibariyle müteşabih bir deyimdir. hatta bunların tamamının 40 kadar olduğu söylenmiştir. Hıbbân (354/965) bu konuda 35 ihtilafın varlığına haber vermiş.“Yedi harf ile ilgili haberlerin çok yoğun olmasına her sınıftaki İslam bilginlerinin bu konuda fikir yürütmüş olmasına rağmen. “yedi harf”in manası üzerinde bir fikir birliğine varılmamıştır. Bu tabirin müşkül olmasının sebebi de. hangi mananın kastedildiği --kat’i olarak-. Biz bunlardan --. 2.. üzerinde en çok ihtilaf edilen konu budur. Çünkü “Harf" kelimesi bir çok manalara delalet eden müşterek lafızdır. Dr. Bir şeyin hatalı söylenmesine mazeret kabul edilmişse ve bu mazeret belli değilse.. Böylece Kur’an’a bu yönden yapılacak bütün saldırıları meşru göstermeyi amaçlamaktadırlar..birkaç tanesini örnek olarak sunacağız: 1.ancak--. İsmail Karaçam böylece devam ederek birkaç örnek daha veriyor.

Hatta münakaşa etmenin küfür olduğunu söylemektedirler.. O’ndan başka sığınılacak bir kimsede bulamazsın. Ötüken 1987) Bu hadis ile Kur’an’ın bir lisan üzerine indiğini ve yanlışlıklara ihtilaf edilebileceğini rivayet etmekle. Kur’an’ın ihtilaflı okunabileceğini ve bu okunuşlar elde mevcut Kur’an’a uymasa dahi müdahale etmemek gerektiğini. lam. Kur’an’dan.Enesten naklen.Elif.. Bu kitap..Rabının kitabından sana vahye dileni oku.. yedi lisan üzerine indiğin ve değişik okunabileceği konusundaki rivayetlerle çelişkiye düşmüşlerdir. Kur’an’ı Kureyş lisanı ile yazınız.)şöyle buyurdular: "Kur’an hakkında münakaşa küfürdür"(K. harekeli olarak nasıl inmişlerse yalnız ve yalnız o şekilde okunurlar. Bu konuda da şöyle rivayetleri vardır: 23. Kur’an kelimeleri çeşitli şekilde okunamaz.v. mealen: .. Kitabu’l Menâkıb 15 cilt 7 sayfa 3309. bu ise Allah’tan başkası için mümkün değildir.22. (4603)) Bu gibi hadis uydurmalarıyla... Ve bir okunuşla inmişlerdir. Çünkü Kur’an Kureyş lisanı ile nazil olmuştur.. O’nun sözlerini değiştirecek kimse yoktur.. 30 . Onlar da işte böyle yaptılar.. anlatıyor: “Resûlullah (a.Ebu Hureyre (r. Ayetleri kesinleştirilmiş sonrada hakim ve habir olan Allah tarafından uzun uzadıya açıklanmıştır. ra.(Buhari.S 1158 C.. 18/27 .s...dedi. 271 alıntısı. Sünnet 5. Ebû Dâvûd.5 S. Değişik okumak kelimeyi değiştirmek demektir. “-Sizler Zeyd ibn Sabit ile Kur’an’dan herhangi bir şeyde ihtilaf ettiğiniz zaman.a) Hz.. (11/1) Daha önce metotlarının zıt rivayetler uydurmak olduğunu belirtmiştim.

Enbiya 21.imam Malik’e ulaştığına göre.s.Halk 6. Allah’ın Kitabıdır. Bu. (161)) Yukarıdaki iki rivayet birbiriyle çelişkilidir. (K. Bu iki şey.a) anlatıyor: Hz.s. ardımdan bana nasıl bir halef olacağınızı siz düşünün"(K. Müslim.VAHYİN İNİŞ SIRASIYLA İLGİLİ OLARAK UYDURDUKLARI ÇELİŞKİLİ HADİSLER 24..IV . 391 alıntıları. alıntıları Buhari..v) şunu söylemiştir: "Size iki şey bırakıyorum..”(Peygambere ilk gelen Vahiy âlak suresi 1-5 tir)"(K... V ..S. Tefsir. Buhari. (3636)) 25. Hz. Menakıb 13. cennette kevser havuzunun başında bana gelip (hakkınız da bilgi verinceye kadar) birbirlerinden ayrılmayacaktır. Semadan arza uzatılmış bir ip durumundadır.v) buyurdular ki “Size uyduğunuz takdirde benden sonra asla sapmayacağınız iki şey bırakıyorum. Müslim. K..... 5563 C 15 S.S.. 5564 C. (2. Bed’ü’l..S. (160). Ehli Beytimdir. Bunlara uyduğunuz müddetçe asla sapıtmayacaksınız: Allah’ın Kitab ı ve Resûlün Sünneti. (Diğeri de) kendi neslim. Bunlardan biri diğerinden daha büyüktür. Tirmizi. Bed’ü’l . Edeb 118. 328 . "Ya eyyühe’l . tefsir..1988) 27.RESÛLULLAH’IN NEYİ VASİYET ETTİĞİ HUSUSUNDA UYDURDUKLARI ÇELİSKİLİ HADİSLER 26.S. 53 C. 389 ..Yahya İbnu Ebi Kesir anlatıyor: “Ebu Seleme İbnu Abdurrahmân a Kur’an’dan ilk inenin ne olduğunu sordum.... İman 252. 31 . Peygamber (a. Alak. Tefsir.b 1992. (Muvatta. İman 257..Müddessir (Ey örtüsüne bürünmüş): (Suresi) dir !"dedi. Kader 3. Peygamber (a. 899). Müdessir.. Öyleyse bunlar hakkında.. 15 S. 2 S. Alâk Ta’bir 1..Vahiy.Hz Âişe’den naklen .Yezid İbnu Erkam (r..

54 C.Hac cilt 4 sayfa 1648. Menakıb 77... rivayetler gerçeğe uygundur. Sünnet diye uydurdukları rivayetler bir birleriyle çelişkili olduğundan. onlarda bizim gibi ancak Kur’an’a uymakla doğru yolu bulabilirler. 28 ve 29... Allah’ın kitabı na tutunmak ve onunla amel etmeyi vasiyet etti. rivayetler kendi aralarında çelişkili oldukları gibi. Ayrıca Kur’an yeterli olup öyle bir şeye ihtiyaç da yoktur. yahut insanlar nasıl vasiyet etmekle emr olundular? Dedim. örneklerdeki 26 ve 27. O: . kaldı ki bin seneden fazla bir 32 . -Abdullah İbn ebi Evfâ: -Resûlullah. Rivayetlerle de çelişkilidirler. Biz ancak Kur’an’dan sorumluyuz... Ehlibeyt ise. 2 S."(Buhari. (3790)) 28... dedi. dedi.. Ötüken 1987) Görüldüğü gibi. Ötüken 1987) 29-.Hayır (vasiyet etmedi).... O emanet Allah’ın kitabı Kur’an’dır. . (Buhari. Resûlullah’a atfen Veda Hüdbesinde: “Mü’minler! Size bir emanet bırakıyorum ki ona sıkı sarıldıkça yolunuzu hiç şaşırmayacaksınız... onun için 28 ve 29.Bunun üzerine ben: -Öyleyse insanlar üzerine vasiyet etmek nasıl farz yazıldı. Kitabu’l -Vesâyâ 3 cilt 6 sayfa 2583.. doğru yolu onlarla bulmak mümkün değildir. 328-329 B. Kitabu’l .Peygamber (S) vasiyet etti mi diye sordum.. 1998 alıntısı Tirmizi..Bize Talha İbnu Musarruf tahdis edip şöyle dedi: ben Abdullah İbn Ebi Evfâ (R)’ya: ..

onlar Kur’an okuyup.16 s. Kendilerine yazı ve Kur’an öğrettiğim kimselerden biri bana bir yay hediye etti. (3417)) 30 ve 31. Buna rağmen şu şekilde bir başka rivayette bulundular: 33 . Bu benim için bir mal da değil. böyle bir şeye ihtiyaçta yoktur. onları gören kimseyi de gören olmamıştır.s.v. İmrân.)’in şöyle söylediğini işittim: “Kim Kur’an okursa (isteyeceğini) Allah’tan istesin. Onlardan bir adam bana bir yay hediye etti. Ebu Dâvud.1988. alıntısı Tirmizi.249 B. ehlibeytten bir kimseyi müşahhas olarak dünyada kimse görmediği gibi.S.a. Aksine iddialar gerçeklere uymayan hususlardır. Gidip sordum: “Ey Allah’ın Resûlü! dedim. Onun için Kur’an’la birlikte ehlibeyt rehberliği diye bir şey olmadığı gibi.243 B. Peygamber (a.1993 alıntısı. bana: “Eğer ateşten bir takı takınmayı seversen kabul et! diye cevap verdi. Anlatıyor: “Ben ehl-i Suffa’dan bir kısım insanlara yazı ve Kur’an öğretmiştim. okudukları mukabilinde halktan (dünyalık) isteyecekler. VIKUR’AN’IN ÜCRETLE OKUNUPOKUNAMIYACAĞI KONUSUNDA VE RÜKYE İLE İLGİLİ UYDURDUKLARI RİVAYET ÖRNEKLERİ 30. Ben onunla Allah yolunda atış yaparım! dedim. Büyû’ 37. gidip Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’a soracağım" dedim.)’ın anlattığına göre. ‘ İnnâ lillahi ve innâ ileyhi râci’un. Kur’an okumaktan. Kur’an okuyan. 5787 C. deyip arkasından şu açıklamayı yaptı: “Hz. (K.İmrân İbnu Husyen (r.2918) 31.s. Rivayetlerde. Sevâbu’l-Kur’an 20. Kur’an ve Yazı öğretmekten ücret alınmasının kesin olarak haram olduğunu rivayet ettiler.zamandır. 434 C.Ubade İbnu’s-Sâmit r.a."(K. Zira bir takım insanlar zuhur edecek. onunla Allah yolunda atış yaparım. Ben de: “(Bu yay) benim için (büyük) bir mal değil. a.S.v.3 S. arkasından da buna mukabil halktan dünyalık talebeden birisine rastlamıştı.

" (K. Buyurdular ki: “Üzerine ücret almada en haklı olduğunuz şey Kitabullah’tır. Resûlullah’a atfen: Câbir şöyle demiş “Benim bir dayım vardı. dediler ve kendisine iplerle bağlı bir adam getirdiler. Kavimdekiler onun yanına gelip. Hâricenin amcası sabahlı akşamlı üç gün adama Fâtiha sûresini okudu. Terc.. Sûreyi her bitirişinde tükürüğünü biriktiriyor sonrada tükürüyordu. Ahmet Davudoğlu.s. 5171 C..v. bizim için şu adama rukye yap... (iyileşti) (Delinin arkadaşları) rukye yapan zata (ücret 34 .32.> Rivayet kendi içeriğinde çelişkilidir. İcâre 16.14 S. Es-Salt. üzerine ücret almada en meşru olan şeyin Kur’an olduğunu tahdis etmeleri açık bir çelişkidir. Tıbb 34. 506-507 B.S. başka sözlerde söylerler. 33. Anlatıyor: “Resûlullah a. Derken Resûlullah rukyeyi yasak etti. Hârice b. onun üzerine okuyup üflemeye. Akrebe karşı rukye yapardı. Örneğin: 34. Müteakiben ona gelerek: . Cilt 9 62/624) <33. Rukye yapanlar Kur’an ayetleri okudukları gibi. Peygamber)’ın yanından bir şey getirmişsindir. sönmez Neşriyat A. amcasından rivayet ettiğine göre: O (Hâricenin amcası) bir kavme uğradı. Adam sanki kösteğinden kurtulmuş gibi oldu. (Sahih’i Müslim. Bunun üzerine: “Sizden her kim din kardeşine fayda verebilirse bunu yapsın!"buyurdular. alıntısı Buhâri.a.1992. Şüphesiz sen ozat (Hz.Ya Resûlullah! Gerçekten sen rukyeyi yasak ettin mi? Ben akrebe karşı rukye yapıyorum dedi. muska ve efsûn yapmaya veya hastanın üzerine tükürmeye denir. bir hastanın iyileşmesi için. mademki rukye yapmanın bir mahzuru yok idiyse bunu peygamber neden yasakladı? Rukye.İbnu Abbâs r.) Bu rivayette.Ş.

ne yer parçalanır. ya da o belâ evlerinin yakınına inecek. (Ebu Davud.olarak) bir şey verdiler.CİN’LERİN KUR’AN DİNLEMELERİYLE İLGİLİ OLARAK UYDURDUKLARI HADİS ÖRNEKLERİ: 35 . yaptıklarından dolayı."buyurdu. ya ansızın büyük bir belâ gelecek. Onun için Kur’an’dan bir rukye kitabı olarak bahsetmek. doğru yolu gösteren.) “Ye. 13/31 Görüldüğü gibi Kur’an okunduğunda ne dağlar yürür.a. O ne ölülerin üzerine okunmak için.)’a gelip durumu haber verdi. cilt 12 s. Kur’an’ın bir rukye kitabı olmadığı hususunda. İslam dini için gerekli bütün bilgileri ihtiva eden bir kitaptır. İman edenler hâla bilmediler mi ki. Allah dileseydi bütün insanları hidâyete erdirirdi? Allah’ın va’di gelinceye kadar devamlı olarak inkar edenlere.496 rivayet 3420 Şamil Yayınevi 1991. nasihat eden.a. Hanbel V. 221) Kur’an. yâhut arzın parçalandığı. Kur’an’ın iniş nedenini esas amacından saptırmaya yönelik kasıtlı bir harekettir. sen ise hak bir rukye ile yersin. Resûlullah (s. ne de ölüler konuşur. ömrüne yemin ederim ki. ne de okunup üflendiğinde hastaları iyileştiren bir kitab değildir. vadinden aslâ dönmez. ondan sonra şifa verir diye hastaya tükürülmesi rivayeti Kur’an’a saygısızlık kastıyla uydurulmuştur. Allah.Eğer kendisiyle dağların yürütüldüğü. yâhut ölülerin konuşturulduğu bir Kur’an olsaydı (bu Kitab olurdu) Fakat bütün işler Allah’a aittir. Adam. Efendimiz (s. uyaran. mealen: . VII. Ahmet b. içindeki bilgilerden istifade etmek suretiyle. Kur’an’dan örnek verecek olursam. kimileri bâtıl bir rukye ile yerler. Hele Kur’an’ın okunup.

.s.)’a dedim ki -Sizden kimse.. 846 C. Sâlat 153.) (K.(450)) Cinlerin Kur’an dinlemeleriyle ilgili olarak uydurmuş oldukları yukarıdaki sözlerin yanında.S. yani İbnu Mes’ud bana bildirdi ki: “Onların yani cinlerin geldiğini bir ağaç haber verdi.v. geçirilmesi mümkün en kötü bir gece geçirdik..)’e refâkat etti mi?" “-Hayır..15 S. 786 C. bir de baktık ki Hira tarafından geliyor. dedi."(K..1988. Bulamayınca: “Yoksa uçurulmuş veya kaçırılmış olmasın?"dedik. cin gecesinde Hz.. Alıntıları Buhâri.441 B. Tefsir. Böylece. 5589 C.. Alıntıları.. biz seni kaybettik. cinler(n geldiğini) Resûlullah a.v.1988. . Peygamber (a.4 S.s.s. Tefsir. Sonra bizi götürerek cinlerin izlerini. Bu sebeple geçirilmesi mümkün en fena gece geçirdik" dedik.İbnu Abbas (r. Tirmizi.a. Ebu Dâvud.. Bir ara onu kaybettik. onları görmedi de. Ancak bir gece Onunla (a. (K. bu sözleri sanki hiç söylememişçesine şöyle demeleri gerçekten ibret vericidir: 37..v..v.. Kendisini vadilerde ve dağ yollarında aradık.S. Ahkâf.. Menâkıbu’lEnsâr 32. Müslim.4 S. Alıntıları..(85)) 36.S.s. Müslim. çok aradık ve bulamadık.243 B.. bizden kimse ona refakat etmedi.343 B.’a kim haber verdi?"Bana şu cevabı verdi: “Babam.(3254). Peygamber (a.a..) Cinlere Kur’an okumadığı gibi. Beraber gittik. 1992. ateşlerinin kalıntılarını gösterdi. salat 150(450). Onlara Kur’an’ı Kerimi okudum" buyurdular. Sabah olunca.Ma’n İbnu Abdurrahmân anlatıyor: “Babam merhumu dinledim. Diyordu ki: “Mesruk’a sordum: “Kur’an’ı dinledikleri gece.) şöyle demiştir: “Hz.) beraberdik...” “-Ey Allah’ın Resulü. Buhari.“Bana cinlerin davetçisi geldi. Tahâret 42. Cinn 36 .Alkame anlatıyor: “İbni Mes’ud (r.35.

Cinlerden bir topluluk Kur’an dinlediler de şöyle dediler: “Biz hârikulâde güzel bir Kur’an dinledik. Cin sûresinde geçmekte olup. peygamber kayboldu ve ona ağaç bildirdi gibi sözler.. Tirmizi. saygısızca uydurulmuş alayvari boş sözlerdir. Rivayetteki ifadelerin ayrılık ve çelişkisi dikkat çekici olup. (3320)) <37. VIII.... Cinlerin Kur’an dinlemesiyle ilgili olarak. 72/1 Yukarıda meali yazılı ifadeler. Peygambere Kur’an’ı teganni etmesi karşılığı kadar hiçbir şey için mükâfat vermemiştir" buyurdu. Ebû Hureyre şöyle diyordu: Resûlullah (S): “Allah. aslında: İstima’ etmemiştir" fakat bundan mûrad bol mükâfattır).> Rivayetin devamın da uzunca anlatım ve ifadelerin içinde.KUR’AN’I ANLAMA ANLAYIŞLARI VE KUR’AN’IN NASIL OKUNMASI GEREKTİĞİ KONUSUNDAKİ RİVAYET ÖRNEKLERİ 38-... Ezan 105. Salat 149.. onların zihniyetini yansıtmaktadır. insanların kafalarını karıştırma metotlarının gereği olarak uydurmuş oldukları 35 ve 36. buna göre Cinlerin Kur’an dinlediğiyle ilgili olarak... Müslim.De ki! Bana vah yolundu ki. Rivayetlerdeki ifadelerle 37..(449). Bundan dolayı rivayetçilerin uydurmuş oldukları. Râvi Ebû Seleme’nin bir arkadaşı ona “Yeteğenne bihi" sözüyle “Yecheru bihi (= Demek istiyor)"dedi (. Tefsir. Cinn.. 37 . Cinlerin Peygamberin haberi olmadan peygamberden Kur’an dinlemiş olduklarını söylemeleri Kur’an’a uygun olmasına rağmen. Kur’an’dan mealen: .1. peygamberin ancak vahiyle haberi olmuştur.

73/2 .s. Kur’an’da bildirilen şekle uymamaktadır. (3063)). Bu rivayet Kur’an’a uymadığı gibi. 39.Gecenin yarısın da (kalk) yâhut bundan biraz eksilt. Tefsir. Bu itibarla. ihânet etmemeleri ve ertesi gün için. o yiyeceklerden ayırmamaları emredildi.465 B. Bu mucizeye mahzar olanlara. 73/1 . Rivayet uydurma olup.Geceleyin kalk. 38 .v. 597 C. Kur’an’a uymamaktadır. yani Kur’an’ın şarkı sözü gibi söylenmesi gerektiğini rivayet etmişlerdir. 5116 C. Bu konuda Kur’an’dan mealen: . Tirmizi. (K. tane tane ve açık okunması istenmiştir. Hadis 43 S. Havarinin kelime manası: Seçilmiş halis kimse olup.a.) anlatıyor: Resûlullah (a. hem ihânet ettiler hem de yemeklerden ayırıp ertesi gün için sakladılar. Bunun üzerine ceza olarak maymun ve hınzır sûretine çevrildiler”. Kitabu Fadaili-Kur’an. Bu ise Kur’an’ın okunuşuyla ilgili olarak. İsa Peygamberin ‘Havarilerine hakaret kastıyla uydurulmuştur. yalnız gecenin birazında (uyu).11 Ötüken 1988). Ancak onlar bunu dinlemediler. Peygamberlere taraftar çıkıp yardım edenler hakkında kullanışı ile şüyu’ bulmuştur.S. Maide. 73/4 Görüldüğü gibi. Teganni etmek şarkı makamıyla söylemek demektir. Zira “Tartil" kelimesi bu manaya gelmektedir.(Buhari.) buyurdular ki: (Kur’an’ı Kerimde zikri geçen) sofra gökten ekmek ve et olarak indirildi.3 S.Ammâr İbnu Yâsir (r.1988.Veyâ bunu artır ve ağır ağır Kur’an oku. Kur’an’ın ağır ağır yani güzel. Alıntısı. Kur’an teganni edilemez! O şarkı sözü değildir. 73/3 .Ey örtüsüne bürünen.

5/114 ."dediler. 5/113 ..Havariler demişlerdi ki: “Ey Meryem oğlu İsa. Rabb imiz... önce ve sonra gelenlerimiz için (o gün) bir bayram olsun ve (o olay).. İsa peygamberin yardımcılarıydılar. Bizi rızıklandır. 40. Sen şahit ol ki.İsa Peygamberin havarileri ve onlara inen sofrayla ilgili olarak.s.s) ona: “-Yani benim ömrümden kırk yıl geride kalmadı mı?"dedi. biz Müslümanlardanız!" dediler.Ve Ben. Adem (a. senden bir delil olsun. maymuna ve hınzıra çevrilmiş olduklarının rivayet edilmesi bir iftiradır."dedi. Rabbin bize gökten bir sofra indirebilir mi?"(İsa): “Eğer mü’min iseniz Allah’tan korkun" demişti.. Melek: 39 . ama ondan sonra sizden kim küfür ederse.v) buyurdular ki: Hz. bizim üzerimize gökten bir sofra indir ki bizim için.. Onlar: “Biz iman ettik." 5/115 Görüldüğü gibi. sen rızık verenlerin en hayırlısısın.. Onların sofradan yemek çalmış olmaları söz konusu olmadığı gibi. Kur’an’dan mealen: .. senin bize doğru söylediğini bilelim ve bizzat görenlerden olalım.. 5/112 .Ebu Hureyre (r..a) anlatıyor:...Resûlullah (a.Meryem oğlu İsa da: “Allah’ım.. İsa peygamberin Havarileri Allah’ın vah yetmesiyle iman etmiş kimseler olup.Allah buyurdu ki: “Ben onu sizin üzerinize indireceğim. kalbimiz iyice yatışsın. 5/111 . Adem’in yaşı kırk yıl eksik olarak kesinleşince hemen ölüm meleği geldi. Havarilere: “Bana ve elçime iman edin" diye vah yetmiştim..“İstiyoruz ki. ondan yiyelim. ben ona alemlerden hiç kimseye yapmayacağım azabı yaparım.

a) şu açıklamayı yapmıştır: "Bunlar helada soyununca avret mahallerinin açılıp. Şüphesiz Allah her şeyi bilendir. Hiç kimse yarın ne kazanacağını bilmez. keza hanımlarıyla cinsi mukarenet sırasında soyununca çıplak hallerinin semaya ulaşmasından korkup 40 .. herkesin eceli kendisine aittir..a)’nın anlattığına göre.. Yağmuru yağdırır ve rahimlerde olanı bilir. A’raf. Sürüleri geldiği zamanda bir saat dahi ne geri kalırlar ne de ileri geçerler.“-İyi ama. 1998 alıntısı. Bu iddia Kur’an’a uymamaktadır." (Hud 5) İbnu Abbas (r.) Tahdis edilen rivayette. Hiç kimsede nerede öleceğini bilmez. Tefsir. Yine hiç kimse nerede öleceğini bilmez. insanları yaptıkları (her) haksızlıkta cezalandırsaydı.Yine İbn’u Âbbâs (r.. Zira ecel takdir edilmiş kesin bir süredir. Adem peygamberin ömür süresinden hibe yaptığı ve dolayısıyla ömür süresini bildiği iddia edilmiştir. Fakat onları takdir edilen bir süreye kadar erteler.. 31/34 Görüldüğü gibi rivayet edilen hadisin aslı yoktur.(K. Süreleri geldiği zaman da bir saat dahi ne geri kalırlar.S. Bu hususta Kur’an’dan mealen: -Eğer Allah. dedi. 614 C.3 S. ancak Allah’ın katındadır. her şeyden haberdardır. 488 B. 41. o manzaralarının semaya ulaşmasından. Kur’an okunurken gizlenmek için iki büklüm olurlar. kendisine Cenâbı Hâkkın şu mealdeki kelamından sorulmuştur: "Bilin ki onlar. Tirmizi. (3078) 9. sen onu oğlun Davud’a vermedin mi?"Adem inkar etti zürriyeti de inkar etti.Kıyamet vakti hakkındaki bilgi. yeryüzünde tek canlı bırakmazdı. 16/61 .. ne de ileri geçerler... Çünkü O kalplerdeki olanı bilendir. Bilin ki elbiselerine büründüklerinde bile Allah onların gizlediklerini ve açığa vurduklarını bilir.

haya duyan (Bu yüzden kendilerine sıkıntı veren) kimseler hakkında nazil olmuştur. Ayetinde. Allah tan hiç bir şeyin gizlenemeyeceği de açıktır. Tefsir. Kur’an’dan kaçmak için peygamberden gizlenip saklanan kimseler tenkit edilmiştir.118).a) anlatıyor: “Resûlullah (a.İbnu Abbas (r. Bu anlayışlarının Kur’an’la ilgisi olmadığı gibi. Bu durum üzerinde Cenabı Hakk şu ayeti indirdi: “And olsun. İyi bilin ki onlar. Allah’a karşı İslam da bu şekilde bir tesettür anlayışı olmayıp. (3122)) 41 .39 B.24). Tefsir Hud 1.Tirmizi. Cemaatten bazıları onu görmemek için ön safa kaçıyor. 4 S. Bu konuda Kur’an’dan mealen: . Haya anlayışları buysa o zaman bilsinler ki. Çünkü O göğüslerin özünü bilendir. (K. Nesâi. geri kalanları da biz biliriz" (Hicr. sizden öne geçenleri de biz biliriz.İyi bilin ki. rükuya vardığı zaman koltuğunun altından ona bakıyordu. ayetle hiç ilgisi olmayan uydurma bir nüzul sebebi rivayet edilmiş olduğu açıktır.S.s. onlar O’ndan gizlenmek için göğüslerini büker (Allah’ın Resulünü görmemek. (K. 671 C. 1988 alıntısı. Hud suresinin bu iddialarıyla hiçbir ilgisi yoktur. örtülerine büründükleri zaman dahi (Allah onların) içlerinde gizlediklerini ve açığa vurduklarını hep bilir. Allah’tan haya duyan şahıslar olarak tarif edilmiş ve kendilerince övmüşlerdir. İmamet (2. Allah’tan hiçbir şey gizlenemez. Hicr. bazıları da en arka safa geliyor. Allah kendisinden hiç bir şeyin gizlenemeyeceğini belirterek bu şahısları tenkit etmiştir. 660 C. 29-30 B. Rivayette ise bu şahıslar. Kur’an’ı dinlememek için sırtlarını çevirir)ler.S.v)’ın arkasında çok güzel bir kadın namaz kılıyordu. 11/5 Ayet İslam’dan kaçanlar hakkında inmişken.4 S. 42. 1988 alıntısı Buhari.) Hud Suresi 5.

S. sonra gelenleri de bildik.Sahabedeler hakkında saygısızca uydurulmuş bu nüzûl sebebi rivayeti uydurmasının. bir kısmını red eden kimseler hakkında inmişlerdir. Kur’an’ın bir kısmını kabul edip. O. 15/23 -And olsun. Tefsir.4 S. Hicr. (3126). yaşatır ve öldürürüz: Gerçek vâris olanda biziz. 15/89 -Tıpkı o bölücülere indirdiğimiz (azâb) gibi.)) Bu ayetler.a). Şöyle ki -De ki: Şüphesiz ben apaçık bir uyarıcıyım. Tirmizi. Şöyle ki: -Biziz. Hicr Suresiyle hiçbir ilgisi yoktur. sizden önce geçenleri de bildik. 15/24 -Gerçekten onları toplayacak olan. Ölüp gidenlerle gelecek olanları bir araya toplayacağını bildirmiştir. gerçek olarak mülkün kendisine ait olduğunu. şöyle ki Hicr 89-90-9192-93-94 ayetlerinin meallerini yazarsak durum açıkça anlaşılır. Hicr 23-24-25 ayetlerini mealen yazarsak iftira ettikleri ortaya çıkar." (K.Hz. hikmet sahibidir. “Rabbine and olsun ki hepsini yaptıklarından sorumlu tutacağız" (Hicr 92-93) ayetiyle ilgili olarak: “Onlar ‘ La ilahe İllâllah’ demekten sorumlu olacaklar" demiştir. Enes (r. yaşatıp öldürdüğünü. 15/91 42 . Buhari hadisi bab başlığı olarak kaydetmişti. bilendir. 15/90 -Onlar ki Kur’an’ı parça parça ettiler. 1998 alıntıları. elbette biz ki. sonraya tehir edilmiş olanları bildiğini. 675 C. 43. 43 B. Bu itibarla bu ayetlerin onların sapık nüzûl sebebi uydurmalarıyla bir ilgisi yoktur. ölüp gidenleri bildiği gibi gelecek olanları. 15/25 Allah bu ayetlerle. Rabbindir.

şöyle ki mealen: -Bundan sonra artık sana (başka) kadınlar(la evlenmek)... 2543) Sema ile arz mesafesinin beş yüz yıllık yürüme mesafesi olduğunu ve cennet döşeklerinin yüksekliğine denk olduğunu rivayet etmelerinin hiçbir tutarlı tarafı yoktur. bunları başka eşlerle değiştirmek helal değildir. 809 C.24) mealindeki ayet hakkında.. 15/93 -O halde sen emr olunduğun şeyi açıkça söyle ve ortak koşanlara aldırma.S.56) 9. 45 .a) diyor ki: “Resûlullah (a. Cennet döşeklerinin beş yüz yıllık yol yüksekliğinde olduğu iddiası da keyfi bir iddiadır.4 B 1998 alıntısı Tirmizi. Âişe (r. Tirmizi.v) ölmezden önce bütün kadınlarla nikah kendisine helal kılındı.. (3214). Cennet döşekleriyle alay etmek için bu rivayeti uyduran bilse ki sema ne kadar yüksektir.. kişi günde yüz km yürüse 3500 yılda güneşe dahi varamaz.287 B. değil beş yüz senelik yürüyüşle semayı kat etmek. 44-Ebu Sa’id el Hudri’den. Ayetine uymamaktadır.. İkisi arasındaki uzaklık ise beş yüz yıllık yürüme mesafesidir."(K..4 S. Tefsir..198 C.s.S. 751 S. Resûlullah’a atfen: “(sağcılar) . 1988 alıntısı. Müslümanlar hakkında indiği rivayet edilmiş olup. ve kadri yükseltilmiş döşeklerdedirler"(Vâkıa. nikah 2(6..Hz. 15/94 Görüldüğü gibi ayetler müşrikler hakkında indirilmişken. Ahzab sûresinin 52. Ahzab. Resûlullah’ın şunu söylediğini nakleder: ”bunların yüksekliği sema ile arz arasındaki mesâfe kadardır.-Rabb’ın hakkı için biz onların hepsine mutlaka soracağız: 15/92 -Yaptıkları şeylerden. Nesai.) Bu rivayet.. İsterse 43 ."(K. rivayet asılsız bir iftiradır.

güzellikleri çok hoşuna gitsin. bir çok kimse tarafından şu iddiada bulunulmuştur. 46. O Rahman ve Rahimdir"(bakara 163) 2-Al-i İmran sûresinin baş kısmı: Elif lam mim.S. Ebû Dâvud. (artık başka kadınlar alamazsın).6 S. 42/25 44 . Allah’ın bütün isimlerini duasında tekrarlasa dahi. O’ndan başka ilah yoktur. (K. 1989 alıntısı. Bu iddiaların hepsi Allah’a bir iftiradır. O Allah ki. 556 b. bu O’nun en büyük ismidir. Allah duaları kabul ederken şahsın durumuna bakar.a) anlatıyor: "Resulullah (a.Esma bin tu Yezid (r. Allah onun duasını kabul etmez. 1793 C. Ve bu ismin hangisi olduğu hususunda bir çok rivayetler uydurulmuş ve iddialarda bulunulmuştur. Allah tan bir şey isterse muhakkak o dua kabul olur. kötülüklerinden geçer ve yaptıklarınızı bilir. Yoksa iyi işler yapmayan veya kafir olan bir şahıs.v) buyurdular ki: “Allah’ın İsmi Azam ı şu iki ayettedir: 1. mealen: -O dur ki kullarından tövbeyi kabul eder.s. dua eden şahıs. Zira Allah’ın bütün isimleri yüce ve güzeldir. Salât 358 (1496) Tirmizi Da’avât 65. duasının kabul edilmesine layıksa Allah duasını kabul eder. velev ki taşın altın olmasını istesin. Kim Allah’ın bu ismini söyleyerek. Allah her şeyi gözetleyicidir. Allah’ın isimleri arasında bir tanesi vardır ki. O’ndan başka ilah yoktur. veya ölüleri kaldırmak istesin derhal yerine gelir. tek olan İlahtır. Bu konuda Kur’an’dan örnek verecek olursam. 33/52 Bu itibarla rivayetin aslı yoktur. (3472)) Yaygın bir şekilde. yalnız elinin altında bulunan (câriye)ler hariç.“İlahınız. O Hayy ve kay yumdûr"(Âl i İmrân 1-3).

. Ve’n Necmi sûresinin sonunda ki Sucûddan sormuş. Cilt 3 sayfa 1044 Ötüken 1987) 48. bu ikisinin arasında bir yol tut.. Zeyd te Peygamberin huzûrunda Ven -Necmi sûresini okuduğunu ve Peygamberin bu sûrede secde etmediğini söylemiştir.. Onunla beraber olanlarda. dedi. Sadece bu tür rivayetlerle insanları asırlarca boş hayaller peşinde sürüklemiş ve gerçeklerden kopmalarına sebep olmuşlardır. Ebvâbu Sucûdil.En güzel isimler Allah’ındır.sayfa 1044 Ötüken 1987) 45 .. ismi âzam konusunda tahdis edilen rivayet uydurma olup. nihâyet en güzel isimler O’nun dur. İbnû Kuseyt’a şöyle haber vermiştir: Kendisi Zeyd ibn Sâbit e. Onlar yaptıklarının cezasını çekeceklerdir... Kur’an’a uymamaktadır.. ister Rahman diye çağırın. bir ihtiyar müstesna (mü’min ve müşrik) hep secdeye vardılar. ben onu bundan sonra (Bedirde) kafir olarak öldürülmüş olarak gördüm. 17/110 . Hangisiyle çağırırsanız.. (Buhari.-İman eden ve iyi işler yapanların duâsını kabul eder. Ebvâbu sucûdil -Kur’an 6. 47.cilt 3.Ata. Bu iddialarda bulunan kimseler. Allah’ın İsimleri hakkında eğriliğe sapan kimselerdirler..Abdullah ibn Mesûd (r) şöyle demiştir: Peygamber (S) Mekke de iken Ve’n -Necmi Sûresini okudu da bunun sonunda secde yaptı.(Buhari.. O halde O’na onlarla (o güzel isimlerle) dua edin ve Onun isimleri hakkında eğriliğe sapanları bırakın.. 42/26 -De ki: “İster Allah diye çağırın. Salatında pek bağırma. pekte (sesini) gizleme..Kur’an 1. O ihtiyar kimsede bir avuç çakıl veya toprak alıp alnına götürdü ve: bu kadarı bana yeter... 7/180 Görüldüğü gibi. Kafirlere gelince: onlara da çetin bir azab vardır..... lütuf ve kereminden onlara (istediklerinden) fazlasını verir. İşte o kimse ki..

benzeri rivayetler etrafında Ğaranik hadisesi adı altında daha bir çok sözler söylenmiş ve uydurulan rivayetlerle ilgili olarak bir çok meşhur kimseler bu konuda fikir beyan etmişlerdir. Bu iddiaları ortaya koyup cevaplandıracak olursak. Allah tarafından sağlamlaştırılmıştı. O’ndan başka sığınılacak bir kimsede bulamazsın. şöyle ki: Kur’an’dan mealen.Rabının kitabından sana vahye dileni oku. Kur’an’dan mealen: . 18/27 Görüldüğü gibi. sana vah yettiğimizden ayırarak. Onlara uymaması için Peygamber bu konuda sebatkar bir kimse olarak sağlamlaştırılmış ve gelen vahye her ne suretle olursa olsun kendi sözünü vahiy diye bildirmesi Allah tarafından engellenmişti. kelimelerinin değiştirilmesi Allah’tan başkası için mümkün olmayan bir korunmayla korunmuş olup. secde ettikleri konusunda uydurulmuş olan 47 no lu örnekteki rivayetle. ondan başkasını bize iftira etmen için fitneye düşüreceklerdi. apaçık Arapça bir dille.Yukarıdaki iki rivayet birbirine aykırı olup. 17/73 46 . İşte o zaman seni dost edinirlerdi. Müşriklerin Ve’n Necmi sûresi. Zira ona şöyle vahye dilmişti. şöyle ki: Kur’an tutarsız manalara gelmeyen. peygamber tarafından okunurken. Günümüzde de bu husus “Şeytan ayetleri" adı altında konu edilmiştir. Bizzat. birbirini iptal etmektedirler. seni. hiçbir Batıni veya çelişik ifade ihtiva etmeyen. peygamberin kendiside vahyi aynen bildirme hususunda. Zira müşrikler gelen vahyin dışında çeşitli tuzaklar kuruyorlardı. O na Rabbının kitabından sana vahye dileni oku diye emredilmişti ve okunması istenende asla değiştirilemezdi. peygamberde ancak bu Vahyi tebliğ ediyordu. -Az daha onlar. O’nun sözlerini değiştirecek kimse yoktur.

-Sana sebat vermemiş olsaydık. Taraflardan biri kendisine Müslüman deyip. İslam’a saldırıda bulunmuşlardır. vahiy diye tek bir söz çıkmış olsaydı. Allah tarafından sebatkar kılınmayla peygamberin birazcık dahi de olsa vahyin dışına kaymadığı manası açıkça anlaşılır. and olsun ki. İslam’a iftira yoluyla saldırmakta. Hayatında ve ölümünde kat kat azab tattıracak ve Allah’ın azabından kurtulma hususunda hiçbir yardımcıda bulamazdı. az da olsa onlara meyl edecektin. Tarih boyunca Kur’an’a ve peygambere bir çok saldırılar yapılmıştır. azda olsa onlara meyl edecektin. kendilerine büyük İslam alimi denilen bir takım meşhur kimselerin bu rivayetleri uydurmuş veya onaylamış olmalarıdır. ölümünde kat kat (azab)ını tattırırdık. Sonra bize karşı bize bir yardımcıda bulamazdın. 17/75 Eğer peygamberin ağzından vahiy olmadığı halde. . Kur’an ile hiçbir alakası olmayan ve bizzat Kur’an’a muhalif olan uydurma rivayetleri Kur’an gibi. Kur’an karşısında acze düşen kafirler. Böyle yapmalarına delil olarak ta. bu rivayetleri ele alıp İslam’a saldıran kafirlerden hiçbir farkları yoktur.Sana sebat vermemiş olsaydık. hatta ondan üstün kabul ederek. bunlardan bir tanesi de Ğaranik olayı diye adlandırılan iftiradır. Allah onu düşman kabul edecekti. 17/74 -O takdirde de sana hayatında. 17/74 İfadesiyle belirtilen ayetin meali üzerinde düşündüğümüzde. and olsun ki. Bu şeytani ittifakın bir örneği de 47 . Gerçekte bu rivayetleri uyduran veya onaylayan kimselerin. Allah böyle bir olayın vuku bulmadığını bu konuda peygamberin yüksek bir şahsiyetle donatılarak sağlamlaştırıldığını bildirmek suretiyle vahye şüpheyle bakılmasını bertaraf etmiştir. Diğer taraf ise bu iftirayı ele alıp kendisine Müslüman demeden İslam’a saldırmaktadır.

belirttiğim gibi Ğaranik olayı iftirasıdır. Şöyle iddia etmektedirler; Önce konuyla ilgili olarak, Necm Sûresinin bazı ayetleri şu şekildedir, mealen: -Gördünüz mü o Lât ve Uzzâ yı? 53/19 -Ve üçüncüleri olan öteki Menât ı. 53/20 -Demek erkek size, dişi Allah’a mı? 53/21 -O halde bu insafsıca bir taksim! 53/22 -Bunlar (putlar)sizin ve atalarınızın taktığı isimlerden başka bir şey değildir. Allah onlar hakkında hiçbir delil indirmemiştir. Onlar zanna ve nefislerinin alçak hevesine uyuyorlar, halbuki kendilerine Rableri tarafından yol gösterici gelmiştir. 53/23 Necm suresinden mealen yazdığım yukarıdaki ifadelerde görüldüğü gibi, putperestlerin taptığı Lat, Menat ve Uzza putları reddedilmekte ve bunları ilah olarak kabul edenlere ağır tenkitler yöneltilmektedir. Putperestler Meleklere, Allah’ın kızları diyorlardı. Haliyle haşa Allah’ın kızları olmuş olsaydı onlarda ilah olacaklardı. Putperestler bu mantıkla hareket ederek Lat, Menat ve Uzza putlarını Allah’ın kızları dişi melekler telakki ederek onlara tapmışlardır. Halbuki kendilerine bir kız çocuğu olsaydı büyük üzüntüye kapılıp, halk içine çıkmaya utanır veya o kız çocuğunu diri diri toprağa gömerlerdi. Erkek çocukları olduğu zamanda büyük sevinç duyarlardı. Allah bu zihniyette olan putperestlere, “Demek erkek size, dişi Allah’a mı? O halde bu insafsızca bir taksim" demek suretiyle, kendileri için istemediklerini Allah’a isnat eden zalim iftiracılar olduklarını vurgulamıştır. Allah çocuk edinmekten münezzehtir. Durum böyle iken, Rivayetler dininin mensubu bir kısım meşhur kimseler iddia etmektedirler ki, Necm Sûresinin ayetleri

48

inerken peygamber (haşa), Allah tarafından vahye dilmemesine rağmen, şeytanın İlkaysıyla Lat, Menat ve Uzza putları için “Tilke’l garânikat-el ulâ ve inne şafaatehünne le tercâ"yani “Bunlar, dolgun beyaz vücutlu güzel dilberler ve rütbeleri yüksek ilahelerdir. Onların şefaati muhakkak beklenmelidir."dediğini iddia etmişlerdir. Ğarânik kelimesi Arapça da mana itibariyle, Kuğu kuşu, örülmüş saç topu manalarına gelmekle beraber, bir manası da, bedeni beyaz, dolgun vücutlû güzel dilberler manasına da gelir. Bura da kastedilen mana budur. Zira putperestler ilahelerini dişi melekler olarak telakki ediyorlardı. Şimdi bu iftirayı asıl Necm sûresinin ayet mealleri arasına, parantez içinde ayırarak koyarsak nasıl, mantıken uyum sağlaması imkansız bir durumla karşılaştığımızı görürüz, Şöyle ki: - Gördünüz mü o lât ve Uzzâ’yı. 53/19 - Ve üçüncüleri olan öteki Menât’ı 53/20 (Bunlar dolgun vücutlu güzel dilberler ve rütbeleri yüksek ilahelerdir. Onların şefaati muhakkak beklenmelidir.) - Demek erkek size, dişi Allah’a mı? 53/21 - O halde bu insafsızca bir taksim. 53/22 -Bunlar (putlar) sizin ve atalarınızın taktığı isimlerden başka bir şey değildir. Allah onlar hakkında hiç bir delil indirmemiştir. Onlar zanna ve nefislerinin alçak hevesine uyuyorlar. Halbuki kendilerine Rableri tarafından yol gösterici gelmiştir. 53/23 Övgü ve yerginin tamamen zıt manada ve bir arada ifadelendirilmesinin ortaya koyduğu bu çok çelişik durum, fazlaca izah gerektirmeyecek şekilde açıktır. Değil bir peygamber sıradan bir kimse dahi bu tür ifadeleri bir arada kullanırsa onun delililiğine hükmedilir. Peygamber deli olmadığı gibi, haşa ki böyle bir söz söylemiş olsun.

49

Denilse ki, hal böyle olunca, bu iddia nereden ortaya çıktı. Rivayetler dinine mensup çok sayıda meşhur kimseler bu rivayetlerine mesnet olarak neyi iddia etmektedirler. Konu şudur: - (Ey Muhammed) Senden önce hiçbir resul, hiçbir nebi göndermedik ki, o bir temennide bulunduğu zaman, şeytan onun temennisine bir şey sokmuş olmasın, Fakat Allah, şeytanın soktuğu şeyi iptal eder; sonra da ayetlerini sağlamlaştırır. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir, hikmet sâhibidir. 22/52 Yukarıda mealini yazmış olduğum, Hac sûresinin 22. Ayetini ele alarak demektedirler ki: “Resûlullah, kafirlerin hidayete ermelerini o kadar çok istiyordu ki, onların hoşuna gidecek ve İslam’a yaklaşmalarını sağlayacak vahiylerin gelmesini arzu ediyordu. Bu arzusu içerisinde ve Kureyşlilerin bir toplantısında iken Necm sûresi nazil oldu ve kendisi onu okumaya başladı. “Gördünüz mü o Lat ve Uzzâ’yı, Ve üçüncüleri olan öteki Menât’ı" sözlerine gelince ağzından şu kelimeler dökülü verdi. “Bunlar, dolgun beyaz vücutlu güzel dilberler ve rütbeleri yüksek ilahelerdir. Onların şefaati muhakkak beklenmelidir."Bundan sonra, Resûlullah sûrenin diğer ayetlerini normal olarak okumaya devam etti ve sûrenin sonunda secde etti. Onunla birlikte Müslümanlar ile müşrikler beraber secde ettiler. Mekkeli kâfirler dediler ki, artık bizimle Muhammed arasında her hangi bir fark kalmamıştır. Bizde zaten aynı şeyi diyoruz. Kainatı yaratan Allah’tır, fakat ilahelerimiz Allah katında bizim için şefaatte bulunacaklardır. Bilahare akşam Cebrâil gelerek peygambere putları övücü sözleri getirmediğini bildiriyor. Bu olay peygamberi çok üzüyor ve tedirgin ediyor. Taki Hac sûresinin 52. Ayeti indi. Bu ayette Resûlullah teselli edildi. Kendisinden önceki Peygamber ve Resûllerin aynı hataya düştüklerini. Arzlarına şeytanın müdahale ederek karıştığını, fakat şeytanın bu karıştırdığını Allah’ın iptal ettiğini ve

50

sonrada ayetlerini sağlamlaştırdığını vahiyle bildirdi. Bunun üzerine peygamber rahatlıyor."İşte iddiaları budur. Bu uydurma rivayet, İbn Cerir’in tarihinde ve diğer birçok müfessirlerin tefsirlerinde, İbn Sa’d’ın “Tabakât’ında, Vahidi’nin “Esbâb-ün Nuzül"ünde, İbn İshâk’ın “Siyeri”inde, Musa bin Ukbe’nin “Meğazi’sinde, İbn Ebi Hâtim, İbn Munzir, Bezzâr, İbn Merdûye ve Taberâni’nin hadis kitaplarında yer almıştır. Başka bir çok kitaplarda konu olarak yer almış ve üzerinde konuşulmuştur. Hâfız İbn Hacer (Meşhur mühaddis); Ebu Bekr Dessâs (tanınmış Fakih unvanlı); Zemahşeri (Müfessir); ve İbn Cerir gibi tarihçi müfessir ve Fıkıhçı iddialı meşhur kimseler bu rivayetin doğru olduğunda ısrar etmişlerdir. Muhalif olanlar da bunu tam manasıyla eleştirmemişlerdir. Muhaliflerin bir grubu bunu reddediyor zira, bunun kaynakları veya senetleri zayıftır demektedirler. Demek ki bu kimseler de, senetlerin kuvvetli olması halinde bu rivayeti aynen kabul edeceklerdi. Örneğin, İbn Kesir bu hususta şunları yazmıştır. “Bu hikâye hangi senetlerle rivâyet olunmuşsa hepsi, mürsel ve münkat’ı dırlar."Beyhâki de diyor ki: “Nakil itibariyle bu hikâye ispatlanmış değildir”. İbn Huzeyme; Kadı İyâz gibi kimseler de aynı fikirdedirler. Mesela: Kadı Iyâz’ın reddetmesine sebep, Kütüb-i Sitte de yer almaması ve senedinin zayıf olmasıdır. Halbuki, 47 örnekte görüldüğü gibi, Buhari Ğaranik kelimesini rivayet etmemekle birlikte Ve’n-Necm süresi okunurken müşriklerin secde ettiğinden bahisle dolaylı olarak değinmiştir. Bunların esas problemi, Tevhidi ve Kur’an’ı anlamamış olmalarından kaynaklanmaktadır. Peygamber hakkındaki kanaatleri de içinde bulundukları durum gibidir. Değil mi ki diyorlar, Cebrail bilahare haber verince peygamber yaptığı yanlışın farkına vardı. Bu anlayışları onların durumunu göstermesi bakımından çok manidardır. Zira değil bir peygamber, herhangi bir Müslüman dahi, Allah’a şirk

51

koşmanın manasını bilir ve anında farkına varır. Bunların güya karşı olanları emin oldukları ravilerin söylenmesi halinde, Allah’a şirk koşmakta bir an bile tereddüt etmeyecek kimselerdir. Değil mi ki, bu kimseler kendilerine Allah’ın (haşa) ayağını Cehenneme soktuğu rivayet edilince kabul edip, buna iman ettiler. Bunlara sormak lazım ilahları Allah’mı yoksa raviler mi. Red veya kabul gerekçelerine bakılırsa ravileri ilah edinmişlerdir. Hem bunlara sormak gerekir. Yalan yere rivayet metinleri uyduran kimselerin, ravilerini de uydurmamaya verilmiş bir sözleri veya bir garantileri mi var. Yalan yere her çeşit rivayet uyduran kimselerin, ravileri de uydurduklarını bir çocuk dahi anlıya bilirken. Bunlar o kadar dahi akıllarını kullanamayan ve Kalpleri, Allah tarafından mühürlenmiş, kör ve sağır kimselerdirler. Kendilerine Müslüman deyip, Ğaranik rivayeti iftirası gibi bir çok rivayetler uydurup veya bunlara taraf olup, İslam’a saldırmakta hiçbir mahzur görmezler. Fakat, bazen aynı şeyi kendisine Müslüman demeyen bir kimse ele alıp İslâm’a saldırırsa görünüşte güya çok kızarlar, sanki kendilerinin yaptıkları farklıymış gibi. Şimdi iddialarını bir başka açıdan ele alıp çürütmek istediğimizde deriz ki: İsra sûresi 74. Ayette gördüğümüz gibi, peygamber Allah’ın kendisini sebatkar kılması sayesinde, azda olsa dahi vahyin dışına çıkmadığı, ağzından vahiy diye vahiy olmayan tek bir kelime dahi çıkmadığı, daha önce belirttiğim gibi açıktır. Şimdi şöyle bir mantık yürütelim, peygamber Ğaranik rivayeti iftirasındaki bozuk ifadeleri sarfetmiş olsaydı, İsra sûresi 74. Ayeti geçersiz olacaktı, bu İslamiyet te öyle mühimdir ki, bir tek ayetin geçersiz boş olması, Kur’an’ın tamamının, Allah sözü olmayıp, kul sözü olduğu manasına gelirdi. İsra sûresi 74. Ayetinin bu iddia edilen iftira olayından önce veya sonra inmesi bir şey değiştirmez. Peygamber zamanın da iman eden ve vefatından sonra yaşayan binlerce sahabe aklı başında sağlam mantıklı kimselerdirler. Bu kadar büyük bir çelişkiyi hemen görürlerdi. Ne bu gün ne de o gün tek bir Müslüman

52

bulmak mümkün olmazdı. Tam tersine bu gün olduğu gibi o gün de Müslümanlar bulunduğuna göre böyle bir olay vuku bulmamıştır. Böyle bir olayın vuku bulmadığına dair, Kur’an’dan başka örnekler verecek olursak, şöyle ki; mealen: - Batmakta olan yıldıza an dolsun ki. 53/1 - Arkadaşınız sapmadı, azmadı. 53/2 - O havadan konuşmaz. 53/3 - İlla ki O, kendisine (Allah tarafından) vahye dilen bir vahiyden başka bir şey değildir. 53/4 - Ona, müthiş kuvvetleri olan biri (Cibril) öğretti. 53/5 - Ayetlerimiz hakkında doğruluktan ayrılıp eğriliğe sapanlar bize gizli kalmaz. O halde, ateşin içine atılan mı daha iyidir, yoksa kıyamet günü güvenle gelen mi? Dilediğinizi yapın! Kuşkusuz O, yaptıklarınızı görmektedir. 41/40 -Kendilerine Kitap geldiğinde onu inkâr edenler (şüphesiz bunun sonucuna katlanacaklardır). Halbuki o, eşsiz bir kitaptır. 41/41 - Ona önünden de ardından da bâtıl gelemez. O, hikmet sahibi, çok övülen Allah’tan indirilmiştir. 41/42 Ğaranik hadisesi rivayetinin gerçek olmadığına dair bir başka açıdan bakacak olursak: Evvelce belirttiğim gibi, bu uydurma rivayeti, Hac sûresi 52. Ayetiyle ilişkilendirmektedirler. Bu konuda büyük bir mana sapması içerisindedirler, Şöyle ki: - (Ey Muhammed) Senden önce hiçbir resûl, hiçbir nebi göndermedik ki O bir temennide bulunduğu zaman şeytan onun temennisine bir şey sokmuş olmasın. Fakat Allah, şeytanın soktuğu şeyi iptal eder; sonra da ayetlerini sağlamlaştırır. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir, hikmet sahibidir. 22/52

53

Yukarıda mealini yazmış olduğum, Hac sûresi 52. Ayetinde, dikkat edilirse temenniden bahsedilmektedir. Temenni de istek, dilek veya arzu demektir. Fiiller ise istek veya arzu olmayıp hayata geçirilmiş olaylardır. Başka bir deyişle olması istenen olaylar arzu halinde kaldıkça temenni olarak adlandırılırlar. Eğer o temenni yerine gelirse, artık o temenni olmayıp yapılmış bir iştir. Eğer peygamber onların iddia ettiği gibi öyle bir şey söylemiş olsaydı ki bu mümkün değildir, bu arzu olmayıp yapılmış bir iş olacaktı. Onun için Hac sûresi 52. Ayette bahsedilen temenniyle böyle bir iftira rivayeti ilişkilendirmek mümkün değildir. Zira rivayette bir temenniden değil yapılmış bir işten bahsedilmektedir. Denilse ki o zaman Hac sûresi 52. Ayette vurgulanan ve Resûlullahtan önceki resûl ve nebilerin de yaşamış olduğu, şeytanın temennilerine bozukluk karıştırma olayının manası nedir? Ben derim ki Kur’an bütün misalleri açık bir şekilde ihtiva eden bir kitab olduğundan, bu soruya cevap teşkil eden örnekleri onda bulabiliriz. Şöyle ki, Kur’an’dan mealen: - Surat astı ve döndü. 80/1 - Yanına kör bir kimse geldi diye. 80/2 - Ne bilirsin belki o arınacak. 80/3 - Yâhut öğüt dinleyecek de öğüt, kendisine yarayacak. 80/4 - Kendisini öğütten müstağni gören kimse gelince. 80/5 - Sen ona yöneliyorsun. 80/6 - Onun arınmasından sana ne? 80/7 - Fakat koşarak sana gelen. 80/8 - (Allah’tan) korkarak gelmişken. 80/9 - Sen onunla ilgilenmiyorsun. 80/10

54

- Bir daha bundan sakın; zira Kur’an bir öğüttür. 80/11 - Dileyen onu düşünüp öğüt alır. 80/12 - (Ey Muhammed) Sen, keyfince istediğini doğru yola iletemezsin. Fakat Allah, istediğini doğru yola iletir. O, hidayete gelecek olanları daha iyi bilir. 28/56 Peygamberin, hidayete layık olmayan kimsenin hidayet etmesinde; kişi hidayete ilgisiz olmasına rağmen ısrar etmesi ve o kişinin hidayete ermesi halinde, bundan hoşlanmış olacağı ile hidayete layık olanla; o kişinin hidayetle ilgilenmesine rağmen, ilgilenmemesi. Şeytanın, Peygamberin insanların hidayete erme temennisine attığı bir yanlış arzudur. Allah bu arzuyu iptal ederek, doğruyu göstermiştir. Dikkat edilirse peygamberin temennisi gerçekleşmemiş yani fiile dönüşmemiştir. Allah’ın istediği gerçekleşmiştir. Diğer bir örnek, Kur’an’dan mealen: - İbrahim’de ve onunla beraber bulunanlarda sizin için güzel bir misâl var; onlar, kavimlerine demişlerdi ki: “Biz sizden ve sizin Allah’tan başka taptıklarınızdan uzağız. Sizin(n taptıklarınızı) tanımıyoruz. Siz, bir tek Allah’a inanıncaya kadar sizinle bizim aramızda düşmanlık ve nefret belirmiştir."Yalnız İbrâhim’in babasına: “Senin için mağfiret dileyeceğim, fakat senin için Allah’tan (gelecek) hiçbir şey(i önlemeğ)e gücüm yetmez" demesi hariç. (Bu söz size misâl değildir. Zira kâfire mağfiret dilenmez. Yine onlar demişlerdi ki): “Rabb’imiz, sana dayandık, sana yöneldik. Dönüş(ümüz) sanadır." 60/4 Örnekte görüldüğü gibi, İbrahim peygamberin güzel arzuları arasına, şeytan putperest olan babasının affedilmesini talep arzusu katmıştır. Allah, bu hususu örnek almamamızı belirtmiştir. İbrahim peygamberin bu temennisi gerçekleşmemiştir, iptal olmuştur.

55

Diğer bir örnek, Kur’an’dan mealen: - Nûh seslendi: Rabb’im dedi, oğlum benim âilemdendir. Senin sözün elbette haktır ve sen hâkimlerin hâkimisin." 11/45 - (Allah): “Ey Nûh, dedi, o senin âilenden değildir. Çünkü (onun ameli) iyi olmayan bir ameldir. Bilmediğin bir şeyi benden isteme. Sana câhillerden olmamanı öğütlerim." 11/46 - (Nûh) dedi ki: “Rabb’im, bilmediğim bir şeyi senden istemekten sana sığınırım, Eğer beni bağışlamaz, bana acımazsan ziyâna uğrayanlardan olurum! 11/47 Burada da, Nûh peygamberin, Allah’ın gazabına uğramış oğlunun Affını ve Tufandan kurtulmasını Allah’tan dilemesi. Kendisinin ve yanındaki Müminlerin kurtulması sevinç ve arzusu arasına, şeytanın attığı bir yanlış temennidir. Allah bu temenniyi kabul etmemekle ve Nûh peygambere ihtar etmekle, şeytanın attığını iptal ediyor. Ve Allah doğruyu göstererek ayetlerini sağlamlaştırmıştır. Diğer bir örnek, Kur’an’dan mealen: - (Lût kavminin oturduğu Sedom) şehr(inin) halkı, (Lût’un genç konuklarını duyup) keyif içinde (koşarak) geldiler. 15/67 - (Lût onlara): “Bunlar benim konuğumdur, dedi, beni mahcup etmeyin!" 15/68 - “(ne olur), Allah’tan korkun, beni rezil etmeyin!" 15/69 - “Seni âlemlerden (başkalarının keyfine engel olmaktan) men etmemiş miydik?"dediler. 15/70 - Dedi ki:”Eğer yapacaksanız, işte kızlarım." 15/71

56

- (Ey Resûlüm), senin ömrüne andolsun ki, onlar, sarhoşlukları içinde bocalıyorlardı. 15/72 - Güneşin doğma zamânına girerlerken korkunç ses onları yakaladı. 15/73 - (Şehrin) üstünü altına getirdik ve üzerlerine de çamurdan pişmiş taşlar yağdırdık. 15/75 Lût peygamberin konuklarını, cinsi sapık insanların elinden kurtarma arzusu güzel bir temennidir. Fakat buna karşılık kızlarını teklif etmesi, şeytanın onun güzel arzusuna kattığı bir yanlış temennidir. Zira kızları da o cinsi sapık kimselere layık değildiler. Allah o zalim kavmi helak etti ve Lût peygamberin kızlarına da el süremediler. Zaten konuklara da el sürmeleri mümkün değildi. Onlar, onları mahvetmeye gelmiş olan, Allah’ın elçileriydiler. Böylece Lût peygamberin yanlış temennisi iptal edildi ve Allah’ın kavme gazap emri yerine getirilmekle de. Allah ayetlerini sağlamlaştırdı. Bu örneklerden de anlaşılacağı üzere, Hac Sûresi 52. Ayeti, onların Ğaranik olayı diye iddia ettikleri uydurma rivayetle hiçbir ilgisi yoktur. 49- ........ Ma’kıl b. Yesar’dan (rivâyet olunduğuna göre) Peygamber (s.a.) “ölülerinizin üzerine yâsin okuyun."buyurmuştur. Bu (lafız ravi) ibnü’l- Ala’nın lafzıdır. (Ebu Davud, cilt 11 R.3121 S.497 Şamil 1991; İbn Mâce, Cengiz, 4.) Bu uydurma rivayete dayanarak, asırlarca insanlar ölülerinin mezarları başında Kur’an okumuşlardır. Ve Kur’an yaşayanlara hitap eden bir kitap değil de, ölülere okunan bir kitap olarak telakki edilmiştir. Öyle ki yıllarca namaz kılan bir kimse bile yaygın şekilde toplumsal olarak, her rekatta okuduğu Fatiha Sûresinin dahi manasını merak etmez hale düşmüştür. Fakat buna rağmen, ölüsünün başında Kur’an

57

okumak veya okutmak suretiyle, ölüsüne, içki içme, kumar oynama, oruç tut, ahret hayatı gerçektir gibi ifadelerle, ayetleri tebliğ etmiştir. Sanki ölüsü kumar oynayabilecektir veya ölmemiştir de ahretten şüphesi olmasın gibi şuursuz bir davranış içine girer. Kendisinin öğrenmesi gereken Kur’an bilgilerini ölüsüne öğretmeye çalışır. hal bu ki, ölü kendisine yaşayanlar tarafından yapılan hiçbir hitabı duymadığı gibi. Okunan Kur’an nedeniyle de hiçbir sevap alamaz. Zira, İslam da ameller şahsidirler. Hiç kimse başkası için amel işleyemez. Örneğin: Kim Kur’an okuyorsa ve Kur’an’a göre yaşayıp dinliyorsa, Allah tarafından kabul edilmesi halinde sevabı o şahsa aittir. Şöyle ki, Kur’an’dan mealen: - İnsana çalışmasından başka bir şey yoktur. 27/53 Evet, görüldüğü gibi insana ancak bir fiil kendi çalıştığı vardır. Ölülerin yaşayanları duyduğu iddiasına gelince. Böyle bir şey İslam inancına göre mümkün değildir. Bu konuda, Kur’an’dan mealen: - Allah, eceli gelenlerin ruhlarını ölümleri anında, eceli henüz gelmeyenlerin de uykularında alır. Haklarında ölüme hükmettiklerini tutar, diğerlerini belli bir süreye kadar salıverir. Bunda, düşünebilen kimseler için, muhakkak ibretler vardır. 39/42 Ayet mealinde görüldüğü gibi, ölüm ve uyku aynı şeydir. Şimdi şöyle düşünelim, her ne kadar ölmemiş olan bir kimse, ölüm halini bilmiyorsa da. Uyku uyumuş bir kimse uyku halini bilir. Uyuyan bir kimse için şu kesindir ki, uyanmadığı müddetçe, baş ucunda bulunan kimselerin kendisine yapacakları seslenmeleri duymaz. Duyması halinde uyanmış demektir. İşte ölüler içinde aynı durum söz konusudur. Dirilmedikleri müddetçe dünyada yaşayanlar tarafından kendilerine yapılacak hiçbir seslenmeyi duymazlar. Dünya hayatıyla yaşayanlarla, kendileri arasındaki irtibat veya başka

58

bir ifadeyle iletişim kesin olarak kesilmiştir. İslam Dinine mal ederek, ölülerin dünyada yaşayanları duydukları konusunda uydurulmuş her rivayet Kur’an’a uymayan boş bir iddiadır. 50-........... Bana ibnu Vehb tahdis edip şöyle dedi: Bana Yûnus ibn Yezid, ibn Şihâb’dan; o da Ubeydullah ibn Abdillah’tan; o da ibn Abbâs’tan haber verdi. İbn Abbâs (R) şöyle demiştir: Peygamber (son hastalığında) ağrısı şiddetlenince: “Yazı yazacak şey getiriniz, size öyle bir kitap yazayım ki, ondan sonra hiç dalâlette kalmayasınız" buyurdu. Umer (R): Peygamberin hastalığı ağırlaştı. Bizim elimizde de Allah’ın Katâbı vardır. O bize yeter, dedi. Bunun üzerine oradaki sahâbiler ihtilafa düştüler. Sözleri birbirine karıştı. Resûlullah (S): “Yanımdan savulun; benim yanımda nizâlaşmak olmaz" buyurdu. İbn Abbâs, bu sözleri râvi Ubeydullah ibn Abdillah’a nakl ettikten sonra odadan çıkmaya davranıp: Âh ne büyük musibettir ki, Resûlullah ile yazmak istediği kitap arasına perde oldu" diyerek dışarı çıktı. (Buhari, Kitâbu’l-İlm 55 Cilt 1 S.267 Ötüken 1987) Bu rivayet, Peygambere karşı uydurulmuş büyük bir iftira. Ve insanların Kur’an’a olan güvenini sarsmak için uydurulmuş, Kur’an’a yönelik düşmanca bir saldırıdır. Kur’an ayetlerinin indiği dönemden bu tarafa, kafirler her zaman Kur’an’dan başka bir kitap hasretiyle yaşamışlardır. İşte peygamber son hastalığında, Kur’an’dan başka bir kitap yazmak istedi rivayeti uydurması, bu arzularının tipik bir örneğidir. Bu arzularına Kur’an’dan örnek verecek olursak; mealen: - Onlara açık açık ayetlerimiz okunduğu zaman, bize kavuşmayı ummayanlar: “Bundan başka bir Kur’an getir veya bunu değiştir."dediler. De ki: “Onu kendi tarafımdan değiştirmek imkânsızdır. Ben sâdece bana vahy olunana uyarım. Şâyet ben Rabb’ime karşı gelirsem, büyük günün azâbından korkarım." 10/15

59

Bu itibarla, peygamberin Kur’an yerine yeni bir kitap yazmak istediği yolundaki rivayetin aslı yoktur. Zaten bu kadar hadis adı altında rivayetler uydurmaları da bu arzuları nedeniyledir. Zira bunlar hiçbir zaman Kur’an’a razı olmamışlardır. Kur’an’a rakip bir kitap meydana getirmek, kalplerinde ki köklü bir hasrettir. Uydurdukları rivayetler, Müslümanlar faydalansın diye değildir. Eğer düşünülürse, rivayetler Kur’an’ı nesh eder yani iptal eder demeleri çok manidardır. Neyle, neyi yok ve iptal etmek istedikleri gayet açıktır. Yine bu rivayette, Ömer’in diliyle, “Bizim yanımızda Allah’ın Kitab’ı vardır. O bize yeter."ifadesi geçiyor ki, Kur’an yönünden gerçeği de öyledir. Peygamberin son hastalığında, Kur’an elde mevcut idiyse ve bunu kendi ağızlarıyla rivayet ediyorlarsa, Peygamberin vefatından sonra, Kur’an’ın ordan, burdan derlendiğini nasıl oluyor da rivayet ediyorlar? (Bak, örnek 15) Bu da işlerine geldiği zaman her çeşit ifadeyi aradaki çelişkilere bakmadan kullanabildiklerinin açık bir göstergesidir. 51- Bize Abdullah ibn Mesleme, Mâlik’ten; o da Nâfi den; o da Abdullah ibn Umer (R)’den Resûlullah (S)’ın, Kur’an (metni) ile düşman arâzisine sefer edilmesini nefyettiğini tahdis etmiştir. (Buhari, Kitâbul’l-Cihâd ve’s-Siyer Cilt 6 Sayfa 2792 H.195 Ötüken (1987) ) Bu rivayetle, güya Kur’an’a saygısızlık edilmesini önleme gayesi güdüldüğü belirtilmek istenmişse de, işin aslı Kur’an vahyinin tebliğ edilmesini önlemektir. Zira Kur’an vahyinin yazılı olarak, kafirlere tebliğinde bir mahzur yoktur. Süleyman peygamberin Sebâ melikesine gönderdiği mektup, o sıra Sebâ halkı Müslüman olmamasına rağmen, Allah’ın adıyla başlıyordu ve bu ifadeler Kur’an’da ayet olarak mevcuttur. Şöyle ki, mealen: - (Hüdhüd mektubu götürüp attıktan sonra Sebâ melikesi Belkis) müşâvirlerine dedi ki. “Ey ileri gelenler, bana çok önemli bir mektup bırakıldı." 27/29

60

- O, Süleyman’dan (geliyor) ve ‘Rahmân ve Rahim Allah’ın adıyla (başlamakta)dır. 27/30 - “Bana karşı büyüklük taslamayın ve bana teslim olarak gelin ‘ (diye yazıyor)”. 27/31 Bir tebliğ mektubu, Allah adıyla başlanarak gayri mislim lere gönderile biliyorsa. Ayetleri yazıp tebliğ etmenin de bir mahzuru yoktur. Zira, Allah en üstündür, adı da en üstün zikirdir. Allah adı Kur’an’ın bir sözü olarak Kur’an’da yer almaktadır ve Kur’an’da Allah’ın adından daha üstün bir kelime yoktur. Allah adı yazılıp kafirlere gönderilebildiğine göre Kur’an ayetleri de gönderilebilir. Bu itibarla uydurulan rivayetin aslı yoktur. 52- ...........Ebû Hureyre, Nebi (s.a.)den naklen O’nun şöyle buyurduğunu haber verdi: “Orada temiz olmayı arzu eden ve seven kişiler vardır"(Tevbe (9), 108) âyeti, Kubâ’daki Müslümanlar hakkında nâzil olmuştur”. Ebû Hureyre "su ile taharetlenmelerinden dolayı bu âyet onlar hakkında nazil oldu" dedi. (Ebû Dâvut, K.Tahâre 1, Bâb 23, Cilt 1 Sayfa 86 H.44, Şamil 1987; Tirmizi, Tefsirü’l-Kurân et-Tevbe 10; İbni Mâce, tahare,28) Bu rivayette de İslama ve İslam öğretisine bir saldırı ve öğretide amaç saptırması gayesi güdülmüştür. Öyle ki ayette islami temizlik kastedilmişken, bunu tuvalette temizlenmeyle özdeşleştirmeye çalışmak, İslami değerlere karşı açık bir saygısızlıktır. Tevbe sûresi 108. Ayette şöyle denmiştir, mealen: (Peygamberin, Dırar mescidin de namaz kalmasını önlemek için, Allah, Tevbe 108. Ayeti indirerek) - Orada aslâ namaza durma, Tâ ilk günden takvâ üzerine, kurulan mescit, elbette içinde namaza durmana daha uygundur. Onda temizlenmeyi seven erkekler vardır. Allah da temizlenenleri sever. 9/108

61

Ayet mealinde görüldüğü gibi; ayette, “takvâ" konu edilmekle her çeşit kötülükten temizlenmeyi seven kimselerden bahsedilmiş olunmaktadır. Uydurma rivayette bu sevgi, kasıtlı şekilde, tuvalette suyla temizlenme olarak anlatılmıştır. İSLAM’İ DEĞERLERE, PEYGAMBERLERE, ŞAHISLARA, KAVİMLERE, V.S. ye HAKARET İÇERİKLİ SALDIRI ve İFTİRALARINA AİT RİVAYET ÖRNEKLERİ 53- Ebû Seleme’nin yaptığı diğer bir rivayette şöyle gelmiştir: “Hz. Aişe (radıyallahu anhâ)’nin yanına girmiştim. Yanımda Hz. Aişe’nin süt kardeşi vardı. Kendisine, Resulullah (aleyhissalatu vesselam)’ın cenâbetten nasıl yıkandığını sorduk. Bir sa’ miktarında bir kap getirtti ve onunla yıkandı. Aişe ile aramızda bir perde vardı. (Yıkanırken) üzerine üç kere su döktü ve dedi ki: “Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm)’ın zevceleri, saçları kulak memesi civarında olması için saçlarının başlarını alırlardı." (K.S. 3760 C.10 S.542 Akçağ-1990, alıntıları; Buhari, Gusl 2, Müslim Hayz 41,42, (319-320); Muvatta, Tahâret 68, (1,44,45); Ebu Dâvud, Tahâret 97, (238); Nesâi, Tahâret 144, (1,127)) İddia ettiklerine göre, bir tanesi ki kim olduğu belli değil, iki kişi Aişe’ye giderek Peygamberin cünüplükten nasıl yıkandığı konusunda soru sormuşlar. Güya, Aişe yıkanarak onlara öğretide bulunmuş. Arada perde vardı demeleri ise lafı dallandırmalarından başka bir şey değildir. Zira yıkanan görünmeyecekse, yıkanmak suretiyle tarifte bulunmanın bir manası yoktur. Görünmesi halinde yıkanarak tarifte bulunması mümkün olur. Nitekim, başına üç kere su döktü demeleri ve saçın kısalığından bahsetmeleri bunu ima etmek içindir. Olay iddiaları sırf başa su dökülmesi olayı da değildir, zira cenâbetten yıkanmada bütün vücudun yıkanması söz konusu olduğundan asıl anlatmak istedikleri,

62

Aişe’nin bu yıkanmayı tatbiki olarak gösterdiğidir. Aişe’ki, müminlerin annesidir. Ona yapılmış bir iftira bütün müminleri derinden yaralar. Yıkanma merak ediliyorsa, neden gidip kendisinden bayan sahabeler sormadı da, erkek sahabeler gidip sorsun. Kaldı ki yıkanmayı bir çocuk bile anlaya bilirken, Aişe yıkanmayı niçin tatbiki olarak erkeklerin önünde göstersin ki? Kaldı ki, belli bir yaştan sonra, İslam dinine göre çocuklar dahi öz anne babalarını çıplak olarak göremezler. Bu konuda daha birçok şey yazılabilir. Fakat konu üzücü olup uzatmak istemiyorum. Zira hakaret kastıyla bu rivayeti uydurdukları çok açıktır. İslam ahlakıyla ilgili olarak, Kur’an’dan örnek verecek olursam, mealen: - Ey müminler, ellerinizin altında bulunan (köleler, cariye)ler, ve sizden henüz erginliğe ermemiş (çocuk)lar. Üç vakitte (odalarınıza girebilmek için) izin istesinler: Sabah namazından önce, öğleden sonra elbiselerinizi çıkar(ıp yat)acağınız vakit ve yatsı namazından sonra. Bunlar sizin üstünüzü açabileceğiniz üç vakittir. Bunların dışında (köle, cariye ve çocukların, izin almadan içeri girmelerinden dolayı) ne size, ne de onlara bir günah yoktur. (Onlar sizin) yanınızda dolaşırlar, birbirinizin yanına girip çıkarsınız. Allah ayetlerini size böyle açıklar, Allah bilendir, hikmet sahibidir. 24/58 Görüldüğü gibi, bir müminin, üstünün açık olabileceği üç vakitte, müminlerin odalarına, köleleri, cariyeleri ve buluğ çağına ermemişlerse dahi, yeğenleri ve diğer mümin çocukları izin almadan yanlarına giremezler. Kendi öz çocukları da Ergenlik çağına (buluğa) ermeleri halinde, onların da izin almaları gerekir. Şöyle ki, Kur’an’dan mealen: - Çocuklarınız ergenlik çağına erdikleri zaman, kendilerinden öncekilerin izin istedikleri gibi (kendileri de) izin istesinler. İşte Allah size ayetlerini böyle açıklıyor, Allah bilendir, hikmet sâhibidir. 24/59

63

Bu duruma göre ergenlik çağına ermiş bir çocuk kendi öz anne ve babasını çıplak olarak göremez, dolayısıyla kendi öz anne ve babasından tatbiki olarak yıkanmayı öğretmelerini isteyemez. Bu itibarla, Aişe anamız hakkın da uydurulan rivayetin, İslam dininde yeri yoktur. Ancak ona yapılmış bir iftiradır. Bu tür iftiralar epey yapılmıştır, Şöyle ki: 54- Ebu’s-Semh (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm)’a hizmet ediyordum. Yıkanmak isteyince: “Bana enseni dön! derdi. Ben de ensemi dönerdim. Böylece ona perde olurdum."(K.S. 3764 C.10 S.545 B.1990, alıntısı; Nesâi, Tahâret 143, (1,126)) Bir kimse, şahısla bir cepheden perdelenirse, öbür üç cephesi açıkta kalır. Üç cephesi kapalıysa biz buna oda diyoruz, ya kapı takarız, yada en azından bir bez perde ile örteriz. Kaldı ki, şahıs, şahsa bir cepheden dahi tam olarak perde olamaz, cüsse farkından dolayı ve biraz kıpırdama ile dahi sütre açılır. Hem peygamber yıkanırken hizmetçide olsa başkasının onun yanında ne işi var? Onun için bu rivayet peygambere bir iftiradır. 55-......... Ebû Tâlib’in kızı Ümmü Hâni’nin himâyesinde bulunan Ebû Murre haber vermiştir. O da Ebû Tâlib’in kızı Ümmü Hani’den işitmiştir ki, o şöyle diyordu: Ben fetih yılı Resûlullah’ın yanına gittim ve O’nu yıkanır hâlde buldum. Fatıma da O’nu perdeliyordu. “Bu kadın kimdir?"diye sordu. Ben Ümmü Hâni’im dedim. (Buhari, Kitâbu’l-Gusl 31 s.387 cilt 1, Ötüken 1987) Bu rivayette aynı şekilde bir iftiradır. 56- ........... Huzeyfe (R) şöyle demiştir: Ben kendimi bildim ki, ben peygamber ile berâberce yürüyorduk. Derken Peygamber bir kavmin bir duvar arkasındaki süprüntülüğüne geldi ve herhangi birimizin dikilmesi gibi dikilip işedi. Ben

64

de ondan uzaklaştım. Kendisi bana işâret etti. Ben de yanına vardım ve işemesini bitirinceye kadar topuğunun yanında dikildim. (Buhari, Kitâbu’l-Vudu 88 s.352, c.1 Ötüken 1987) İşerken arkadaşlar istemese de çağırıp seyrettirmek lazım demek istiyorlar. Peygamber bu kabil bir ahlaktan uzaktır ve bu rivayetin İslam dininde yeri yoktur. 57- Ebu Sa’id radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ı işittim, şöyle demişti: “İki kişi (asıl metinde iki adam) beraberce helaya gidip, avretleri açık kazayı hacet ederken konuşmasınlar. Zirâ Allah Teâla Hazretleri, bu hale gadap eder. (K.S. 3556 C.10 S.375 B.1990, alıntısı; Ebu Dâvud, Tahâret 7, (15)) Uydurdukları bu rivayette, iki kişinin ki, bunlar herhangi iki kişi olabilirler. Beraberce tuvalete gidip avretlerini açabileceklerini, bunun bir mahzuru olmadığı, fakat konuşmalarının büyük günah olduğunu rivayet etmeleri, İslam ahlakına aykırıdır, ve bu rivayet asılsız bir iftiradır. Daha önceki örneklerde belirttiğim gibi, Kur’an’a göre İslam dininde, müminlerin öz çocukları bile, anne veya babalarının odalarına onlar soyunukken giremezler. Anlaşılacağı üzere izin istemek tesettür olayının sağlanması içindir. Anne veya baba soyunuksa, odada tek başlarına iseler dahi, çocuklar odaya girmeden önce örtünmeleri gerekir. Ondan sonra izin verebilirler. Buna rağmen Kütüb-i Sitte’de İslami tesettüre karşı rivayetler uydurulmuştur. Yukarıdaki örnekten başka örnek verecek olursak, Şöyle ki: 58- Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissâlatu vesselâm buyurdular ki: .............. Kim helâya giderse (imkân nispetinde) tesettürde bulunsun, (kuytu bir yer) bulamazsa, hiç olmazsa kum (taş vs., den) bir tümsek yapıp ona arkasını dönsün, zira şeytan, insan oğlunun makatlarıyla (oturak kısmıyla oynar. Kim bunu yaparsa en güzelini yapmış olur, yapmayana bir beis (zararı)

65

yok. (K.S. 3558 C.10 S.376 B.1990, alıntısı Ebu Dâvud, Tâharet 19, (35)) Görüldüğü gibi, gizlenmeden açıkta tuvalet ihtiyacını görmenin bir mahzuru olmadığı tahdis ettiler. 59- ............. Sehl (R) şöyle demiştir: (Bâzı kereler) bir takım erkekler, bellerindeki fûtaları çocuklar gibi boyunlarına bağlamış olarak Peygamber’le birlikte namâz kılarlardı da. (cemâate gelen) kadınlara: Erkekler doğrulup oturmadıkça başlarınızı secdeden kaldırmayınız, denirdi. (Buhari, Kitab’ul-Salât 14 S.458 C.1 Ötüken 1987) Burada da erkek sahabelerin secdeye gittiklerinde avretlerinin açıldığını, bayanların görmemesi ihtar edilmekle beraber, erkeklerin, bir birinin gösterilmesi ayıp olan yerlerini görmelerinin bir mahzuru olmadığını rivayet etmeleri. İslami tesettüre aykırı asılsız bir iddiadır. 60- ... Amr b. Selime dedi ki, Biz halkın Peygamber (s.a.)’i (ziyârete) gidip geldikleri (yol üzerinde bulunan) bir yerleşim bölgesinde idik. (İnsanlar ziyâretten) dönerlerken bize uğrarlar ve “Resulullah (s.a.) şöyle buyurdu."diye konuşurlardı. Ben zeki bir çocuktum. Bu sebeple Kur’an’ı Kerimden pek çok (âyetler) ezberledim. Babam (bir defa) kabilesinden bir heyet içerisinde Peygamber (s.a.)’e elçi olarak gitmişti. (Resûlullah-s.a.-) onlara namazı öğretip: “Kur’an’ı Kerimi)"“en çok bileniniz size imam olsun" buyurdu. (içlerinde) ezberinde en çok Kur’an-ı Kerim bulunan kimse olduğum için, Kur’an-ı Kerimi en çok bilenleri ben idim. Beni öne geçirdiler, onlara üzerimde sarı küçük bir hırkam olduğu halde imamlık yapıyordum. Secdeye vardığım zaman hırka vücudumdan sıyrılıp kısalıyordu. Kadınlardan biri “İmamınızın avret mahallini bizden gizleyiniz" dedi ve bana Umman kumaşından bir gömlek satın alıverdiler. Müslümanlıktan sonra onun kadar hiçbir şeye sevinmiş değilim. Onlara yedi, yahut sekiz yaşında iken imamlık yapıyordum. “Ebû Dâvud, K. Salât (2),

66

Bâb 60 Cilt 2 S.424 H.585 Şâmil-1988. Buhari, Ezan 54; Tirmizi, salâ 60; Nesâi, imâme 3,5,11,43; Kıble 16; İbn Mace, ezan 5; ikâme 46;) Daha önce ki örnekte, namaz kılan cemaat erkeklerinin secde ederken avret mahallerinin açıldığını rivayet etmişlerdi, bu örnekte ise secdede avret yeri açılan çocuk imam icat ediverdiler. Her halde bu rivayeti bu şekilde uydurmalarının nedeni, yetişkin imamın avret yerinin açıldığı rivayetini kolay yutturamayacaklarını düşünmeleri nedeniyledir. 61-........Bana Ukeyl, İbn Şihâb’dan; o da Urve’den; o da Âişe (R) ‘den tahdis etti (ki o şöyle demiştir): Peygamberin zevceleri geceleyin hâceti def’e çıktıklarında (Medine’nin kenârında olan) Menâsı’a kadar giderlerdi. O (Menâsı denilen yer) açık bir yerdir. Umer, Peygambere: Kadınlarını perde arkasına koy (yâni evden çıkmalarını menet),der idi de, Resûlullah (S) onun dediğini yapmıyordu. Nihâyet Peygamberin zevcesi Sevde bin tu Zem’a gecelerden bir gece yatsı namâzı vaktinde dışarıya çıktı. Sevde uzun boylu bir kadı idi. Umer, hicap emrinin indirilmesine çok arzu duyduğu için, ona: Yâ Sevde, bilmiş ol ki, biz seni muhakkak tanıdık, diye bağırdı. Bundan sonra Allah “Hicap Âyeti’ni indirdi. (Buhari, Kitâbu’l-Vudû 12, C.1 S.298 Ötüken 1987) Bu rivayette de, yine Peygamberin zevcelerine ağır iftiralar vardır. Ayrıca iddialarına göre Ömer ayıbı bilmekte ve önemsemekte Peygamberden daha ileri bir seviyede idi. Ve Peygamberin zevceleri gece Medine’nin kuytu bir yerine değil, açık bir yer olan Menâsı’a defi hacet için giderlermiş. Kadın olsun, erkek olsun hiç kimse, eğer defi hacet ihtiyacı varsa, gündüzden geceye, geceden gündüzü bekleyemez. Hatta sıkışan bir insan için birkaç dakika beklemek dahi bir sorun olabilir. Hal böyle olunca, gündüz defi hacet ihtiyacını giderecek gizli yeri olan kimse, gece oldu diye neden şehrin ta açık yerlerine kadar gidip defi hacetini görsün. İnsan

67

gecenin herhangi bir saatinde sıkışa bilir. Yatağından kalkıp defi hacet için şehirde seyahat etmenin ne manası vardır. Hele her çeşit zarar verebilecek, fırsat kollayan kafir ve münafıkların olduğu bir ortamda. Onun için ne böyle bir davranışın pratiği vardır, nede böyle bir olay vuku bulmuştur. Ancak hakaret kastıyla uydurulmuş bir rivayettir. Peygamber zevcelerinin gizlenme derecelerine bir örnek verecek olursam, Kur’an’dan mealen: - Ey peygamberin kadınları! Siz başka kadınlardan herhangi bir kadın gibi değilsiniz. Eğer (Allah’ın azabından) sakınıyorsanız, ince, yumuşak konuşmayın ki kalbinde hastalık olan biri, kötü ümide kapılmasın, sözü ciddi ve güzel söyleyin. 33/32 Görüldüğü gibi, değil Peygamber zevceleri kendilerini teşhir etsin, nasıl konuşmaları gerektiği dahi Kur’an vahyiyle bildirilmiştir. Bu konuyla ilgili olarak Kur’an’dan bir örnek daha verecek olursam, mealen: - Ey iman edenler! Hazırlanmasını beklemeyeceğiniz bir yemeğe çağrılmanız hariç, izin verilmeden Peygamberin evlerine girmeyin, Fakat çağrıldığınız zaman girin, Yemek yediğiniz zaman, hemen dağılın, sohbete dalmayın, Çünkü bu durum, Peygamberi üzüyor. O (sizi evden çıkarmaktan) utanıyor. Halbuki Allah, hak olan bir şeyden utanmaz, Peygamberin hanımlarından bir eşya istediğiniz zaman bir perdenin arkasından isteyin. Bu durum, sizin kalpleriniz ve onların kalpleri için daha temizdir. Resûlullah’a eziyet etmeniz, ondan sonra onun hanımlarıyla evlenmeniz asla caiz değildir. Şüphesiz bu durum, Allah katında büyük bir günahtır. 33/53 Bu duruma göre, Sahabelerin bir eşyayı dahi, Peygamberin hanımlarından yüz yüze isteyemeyeceği düşünülürse,

68

yapılmış olan rivayetin ve benzeri rivayetlerin asılsız bir iftira olduğu anlaşılır. 62- Bize Müsedded Yahyâ ibn Said’den: o da Humeyd’den; o da Enes’ten tahdis etti: Enes ibn Mâlik (R) şöyle demiştir: Umer (R): - üç şey hakkındaki dileğim Allah’ın vahyine uygun geldi, yâhut Rabb’im bana muvafakat etti. Ben: Yâ Resûlullah! Makaamu İbrahim’den bir namâz yeri edinseniz! dedim. (Bu lafızla âyet indi.) yine ben: Yâ Resûlullah! Yanınıza iyi ve kütü kimseler giriyor. Müminlerin anaları olan kadınlarınızın örtünmelerini emretseniz! dedim. Bunun üzerine Allah Hicap (el-Ahzâb: 59) âyetini indirdi. (Buhari, Kitâbu’t-Tefsir C.9 H.10 S.4182, Ötüken 1987) Bu rivayette de, yine bir iftira mevcuttur. İnsanın aklına şöyle bir soru geliyor. Allah’ın öğretmesiyle, Peygamber mi insanlara iyi ahlakı öğretip örnek oluyordu, yoksa insanlar mı peygambere iyi ahlakı öğretiyorlardı. Rivayetler dininin mensuplarına göre insanlar peygambere öğretiyorlardı. Halbuki ahlak konusunda Kur’an’da onun için şöyle denmiştir: - Nûn. Kaleme ve yazdıklarına andolsun! 68/1 - Sen, Rabb’inin nimetiyle cinlenmiş değilsin. 68/2 - Senin için kesintisiz bir mükâfat vardır. 68/3 - Ve sen, büyük bir ahlâk üzerindesin. 68/4 - Andolsun Allah’ın Elçisinde sizin için, sizden Allah’ı ve ahreti arzu eden ve Allah’ı çok anan kimseler için (uyulacak) en güzel bir örnek vardır. 33/21 Yaptıkları iftiralarda diğer bir hususta, özellikle erkeklerin, Peygamber eşlerinden, cenabetten yıkanma, hayız v.s. gibi konularda gidip soru sorduklarını iddia etmeleridir. Bu gibi

69

....1 H. Kitâbu’lGusl C.377.1 H...14 S. Meymûne (R) şöyle demiştir: Resûlullah (S) yalnız ayaklarını yıkamayarak namâz için ab dest alışı gibi ab dest aldı.370.. Hammâd’dan... o kabın içinde gidip gelirdi.. Şimdi bu tür rivayetlerinden başka örnekler verecek olursam: 63. Sonra ayaklarını yerinden ayırıp yıkadı... o da babası Urve ibn Zubeyr’den. Ondan sonra suyu bütün bedeni üzerinden akıtırdı.... el-Kaasım’dan. Elleri olup 70 .. Bize Mâlik.... Kitâbu’l-Gusl C. (Buhari.. İbn Abbâs’tan.... Bize Şu’be. Sonra kendi üzerine su döktü. Bana Eflâh.15 S. (Buhari.. o da babası Urve’den... o da Peygamber’in zevcesi Âişe’den haber verdi (şöyle demiştir): Peygamber (S) cünüplükten yıkandığı zamân ellerini yıkamaktan başlardı.. demiştir. Ötüken 1997) 66-.1 S. Âise (R): Resûlullah (S) cünüplükten dolayı yıkandığı zamân ellerini yıkar idi.. Ötüken 1997) Böylece yıkanan bir kimsenin ellerini de yıkadığını öğrenmiş olduk. Sonra iki eliyle başı üzerine üç avuç su dökerdi.. o da Âişe’den tahdis etti.. (Buhari...1 H.....377... Onun cünüplükten dolayı yıkanması işte budur. Kitâbu’l-Gusl C.. (Buhari. Hişâm’dan. demiştir. Ötüken 1987) 65-. o da Peygamber’in zevcesi Meymûne’den tahdis etti. Kitâbu’l-Gusl C. bu bilgi kaybolsaydı halimiz nasıl olacaktı..1 H. Ötüken 1987) 64-. Sonra parmaklarını suya daldırır ve onlarla saçlarının diplerini hilâl lardı.. Bacak aralarını ve oralarına isâbet eden yıkanacak şeyleri de yıkadı.2 S. Peygamber eşlerine iftira etmek olduğu kolayca anlaşılır... Âise (R): Peygamber (S) ile ben bir kaptan yıkanırdık.370.konuları gidip soracak bayan sahabe yok muydu? Erkek sahabeler gidip Peygamberden veya bu konuda bilgisi olan diğer erkek sahabelerden soramaz mıydılar? Eğer bu gibi hususlar düşünülse asıl maksatlarının bir şeyi sormak değil. o da Âişe’den haber verdi.. ellerimiz.. Sonra namâz için ab dest alır gibi ab dest alırdı..

. Sâlim ibn Ebi’l-Ca’d’den... Şöyle ki: Eliyle hayalarını yıkadı...401 deki rivayetle) Meymûne hakkında uyduruyorlar.. Sonra yüzünü ve ellerini yıkadı.... dillerine ne gelirse düşünmeden söylerler.. o da Âişe’den (R) tahdis etti ki (o şöyle demiştir): Ben.18 S.ta. o da Meymûne’den tahdis etti ki (o şöyle demiştir): Peygamber (S) cünüplükten dolayı yıkandı... bende fûtamı bağlardım. o da Esved’den.376. o da İbn Abbâs’tan. (Buhari. Kendisi elleri üzerine su boşalttı ve onları ikişer defa veyâ üçer defa yıkadı.. Nihayet yıkanmasını bitirince ayaklarını yıkadı. ben de yıkar idim.... elini yıkamadan vücudunu yıkayan tek bir insan varmıdır veya üç avuç suyla yıkanmak nasıl mümkün olur? Maksatları iftira etmek değilmi.. Sonra elini toprakla sürttü.. Kitâbu’l-Hayz C.. 69-. Sonra ağzını çalkaladı ve burnuna su çekti. Sonra elini duvara sürttü. Kitâb’l-Gusl C. Ben hayızlı iken Peygamber tenini tenime dokundururdu....1 H.. Sonra yerden ayrıldı da ayaklarını yıkadı. (Buhari.. Kitâbu’lGusl C.. ben de hayızlı olduğum hâlde başını (itikâf yerinden dışarıya) çıkarırdı da.. Peygamber ile birlikte her ikimizde cünüp iken bir kâbdan yıkanırdık.. (Buhâri.1 H. Aslında bu tür 71 . 67-. Kazâ O (mescide) itikafta iken. Sonra elini yıkadı. Âişe’nin erkeklere sevişmeyi anlattığı iftirasında bulunuyorlar. Sonra sağ eliyle sol eli içine su boşalttı da bu su ile hayâlarını yıkadı..13 S.14 S. aynı iftirayı (aynı kaynak s. başını da üç defa yıkadı.İbn Abbâs şöyle demiştir: Meymûne (R) şöyle dedi: Ben Resûlullah için yıkanacağı suyu koydum. Ötüken 1997) 68-. Ötüken 1997) Burada da yıkanırken elleri duvara sürtüp duvarı kirletmeyi rivayet ediyorlar. Sonra bedeni üzerine su döktü... Sora namaz abesti gibi abdest aldı..Bize A’meş... (Hayız olduğumda) O bana emrederdi....378.Bize İbrahim.400 Ötüken 1997) Bu rivayette de.1 H..

..anhâ)’dan. başardığıma da inanıyorum. Şerif mevkiine geldiğimiz zamân ben hayz oldum. Onlar ciltler doldurdular...... Resûlullah başını uzatır.. Resûlullah da mescide itikâf ettiği zamân...... o da Resûlullah ın başını tarardı.Bana Hişâm. verdiğim tipik rivayetlerin az bir kısmı biraz benzer olmakla beraber tıpatıp aynı olmayıp içeriğinde konuyu ilgilendiren farklılıklar vardır... Kitabu’l-Hayz C. ben ise ciltlerle ortaya koyduklarını bir kitap halinde tam olarak ortaya koyup eleştirmeyi hedefledim. istemezsem de yazmak zorunda kaldım.1 S. Ötüken) 71-... Kitâbu’l-Hayz C... şöyle diyordu: Biz ancak Hac etmeği düşünerek yola çıktık.... konunun özünü bozmadan fazla detaylara girmekten kaçındım. Kitabın başında belirttiğim gibi. böyle olanda bana hizmet eder.398.. şöyle demiştir: 72 . Urve’den haber verdi ki..1 H.. öyle olan da... (Buhari.. uydurmuş oldukları dört bin civarındaki rivayetlerini tekrarlar yapmak suretiyle 35647 rivayete çevirerek ciltler dolusu külliyat haline getirmişler... Ötüken 1997) Kendi kendilerini yalanlamak üzere birde şöyle bir rivayet uydurdular.... 72-.Zerrate şöyle demiş: Âise (r. Bundan dolayı hiçbir taraf için beis yoktur.1 H.rivayetleri yazmak ağırıma gidiyor. Bana Âişe haber verdi ki. Bundan dolayı konuları anlatırken fazla detaylara girdiğim de zannedilmesin. kendisi hayızlı ve hücresinde ikamet ederken. 70.397....... yüzlerce senedir yazılıp insanlara anlatılan bu yalanları eleştirmek için. El-Kaasım şöyle diyor:Ben Âişe’den işittim. yoksa merak edipte ortaya koydukları külliyata bakan bir kimse eleştiri konusu olabilecek daha başka birçok rivayet bulabilir. (Buhari.. Urvetu’bnu’z-Zubeyr’e: Hayızlı kadının bana hizmet etmesi yâhut kadının cünüp iken yanıma gelmesi câiz midir? diye sorulmuş.. Urve de: Bana göre bunun hepsi câiz.3 S......

479.. Su tulumlarını sırlarında taşıyor gâzilerin ağızlarına boşaltıyorlardı. bunu da bir konuda sıkıştıklarında veya işlerine geldiğinde kullanmak üzere veya ortalığı karıştırmak için planlı tasarlamışlardır.. 345 Akçağ 1990 alıntısı Müslim.. 74. Âise ona: "Sana (meni) bulaşan yeri (gördüysen) orasını yıkaman kâfi idi."(Ebû Dâvûd.ş Burada da savaş heyecanıyla kamufle ederek... O.... Zaten rivayet uydurmalarında en sık başvurdukları metotları zıt ve ihtilaflı rivayetler uydurmaktır. Âise adama menisini nasıl yıkayacağını izah etmiş.. Şimdi iftira rivayetlerini sıralamaya devam edecek olursam: 73. Yemin olsun ki. Sönmez neşriyat a. (Müslim.a)’a yaklaşmazdım. Resulûllah aleyhissalâtu vesselâm ın elbisesinden (meni bulaşığını) ovalamak suretiyle çıkardığımı biliyorum. Biz Âişe’yi böyle bir 73 . K. Sık sık bu tür zıt rivayetlerine örnekler vermeğe çalışacağım..Enes Bin mâlikten rivayet: Uhud harbinde. (K... cilt 8 139/655 ter... Bâb 106 Cilt 1 H. Âise radıyallahu anhaya bir zat misafir oldu... (Birde yıkamaksızın) onun içinde namaz kılardı”.. Şamil 1987) Böylece bu konuda da kendi kendilerini tekzip etmiş oldular.. Ahmed Davudoğlu.. Göremediğin takdirde etrafını yıkardın. Baldırlarının bileziklerini görüyordum.271 s. Âişe’nin ve Ümmü Süleym’in baldırlarını gösterdiği iftirası rivayet edilmiştir.Müslim’in bir diğer rivayetinde: "Hz. Âişe binti Ebi Bekir. Hz. Adam sabahleyin elbisesini yıkamaya başladı. Tahâret 105.Tahâre (1). ile Ümmü Süleym’i paçalarını sıvamış halde gördüm.S 3517 C.. 109 (288. 10 S. Ben.290)) Güya Âişe’ye bir adam misafir olmuş da.“Ben hayızlı olduğum zaman (Resûlullah’ın) yatağından bir hasır üzerine iner ve temizleninceye kadar Resûlullah (s.

. dedi (Buhari.. kaldı ki ahmaklar bile meninin nasıl yıkanacağını bilirler. c. . Süleyman İbn Yesâr’dan tahdis etti. (Buhari.Ebû Bekr pek yufka yürekli bir adamdır.31483185. O şöyle demiştir: Ben Âişe’ye elbiseye isâbet eden meniden sordum..Biz Amr İbn Meymûn. Peygamber evvelki emrini tekrar buyurmuş. 354 Ötüken 1997) Bu da önce ki benzerleri gibi iftira içeren bir rivayettir. Âise de “Ebu Bekr hüzünlü bir adamdır" sözünü tekrarlamış.. 1 Kitabu’l-Vudu 93 s.iftiradan tenzih ederiz. Kitabu’l Enbiyâ 59 C. Âise hakkında rivayetler uydurmuşlardır. Özellikle cinsel konularda.... Ebû Bekr’e emredin de namâzı kıldırsın. Şu’be ibnü’l Haccâc yukarıdaki senedle dedi ki: Peygamber üçüncü yahut dördüncü defasında: ... mealen: 74 . demiş. Âişe’ye ne tür bir iftirada bulunduklarını belirtmek için.. Âişe: Ben onu Resûlullah’ın elbisesinden yıkardım da. Yusuf Peygamber’in karşılaştığı kadınlarsınız. Yusuf Peygamberin karşılaştığı kadına..Şüphesiz sizler. yıkama izi yer yer ıslaklıklar elbisesinde göründüğü halde çıkardı. Ötüken-1987) Burada da.. 76-.. 75-.Ben Urve ibnu’z-Zubeyr’den işittin. Kur’an’dan örnek vereceğim. Bu da.. Ne zamân Senin makamına dikilirse kalbi incelir. Peygamber (S) Âişe’ye (R)’ye: -”Ebû Bekr’e emret de insanlara namâzı kıldırsın" buyurmuş. Erkekler menilerini nasıl yıkayacaklarını Âişe’den başka soracak kimse bulamadılar mı."buyurdu... Âişe’nin şahsında Peygambere ve Ebu Bekr’e olan kinlerini göstermektedir.7 S.

Beni emziren erkek değil. Yusuf peygambere zina teklifinde bulunmuştur. Beni Ebu’l-Ku’ays’ın hanımı emzirdi! dedim. 75 . bu ağır bir ithamdır. onun nefsinden murâd almak istedi ve kapıları kilitleyip: “Haydi gelsene!"dedi. Şehadet 7. Derken yanıma Aleyhissalâtu vesselâm girdiler. Ebu’l-Ku’ays’ın kardeşi Eflah yanıma girmek için izin istedi. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm: “amcana izin vermekten seni alıkoyan sebep ne?"buyurdular. ıhlâsa erdirilmiştir (seçkin) kullarımızdandır. Buhari. örtünmeyi emreden ayet indikten sonra yanıma girmek için izin istedi. Zira o senin amcandır. Yusuf Peygamberin karşılaştığı kadın evli olmasına rağmen. Ben: "Ey Allah’ın Resûlü! dedim. (Yusuf): “Allah’a sığınırım dedi. 77. 12/24 Görüldüğü gibi. Âişe radıyallahu anhâ anlatıyor: “Ebu’l-Ku’ays’ın kardeşi Eflah. Müslim. çünkü o. Radâ’2. "Ey Allah’ın Resûlü dedim. Ben: “Allah’a yemin olsun.-Yusuf’un evinde kaldığı kadın. Allah iyiliğini versin" buyurdular. Resûlullah yine: “Sen onun girmesine izin ver. eğer Rabb’inin doğruyu gösteren delilini görmeseydi Yusuf da onu arzû etmişti.Hz.16 s. kadın onu arzû etmişti. efendim bana güzel baktı (ben nasıl onun İyiliği’ne karşı hıyanet ederim).And olsun. Ben sizden sormadıkça izin vermekten imtina ettim! dedim. Beni onun hanımı emzirdi" dedim.28 alıntısı. Böylece biz kötülüğü ve fuhşu ondan çevirmek istedik. (K:S 5670 C. zalimler iflah olmazlar!: 12/23 . Peygamber nasıl olur da Âişe’yi böyle kadınlara benzetir. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâmdan izin istemedikçe ben ona girme izni vermeyeceğim! Çünkü o’nun kardeşi Ebu’l-Ku’ays beni emziren kimse değildir. Nikah 20. Humus 4.

. kocalarının oğulları.Bu benim (süt) kardeşimdir! dedi. Tirmizi.(1444). 24 Nur 76 . Kitâbu’n-Nikâh. erkek kardeşlerinin oğulları. (Buhari. Nikâh 49.. Baş örtülerini. o da Âise’(R)’den tahdis etti ki. Peygamber bunu hoş görmediğini belli eder gibi yüzünün rengi değişti.. kız kardeşlerinin oğulları. süt kardeş gibi kimselerin...601.. ancak açlıktandır buyurdu. Ey müminler! Hep birden Allah’a tevbe ediniz ki kurtuluşa eresiniz. babaları. yahut henüz kadınların mahrem yerlerini anlamayan çocuklardan başkasına göstermesinler. (1147). Gizledikleri süslerin bilinmesi için ayaklarını yere vurmasınlar. Görünen kısımları müstesnâ olmak üzere. Nesâi.11 Ötüken 1988) İddia ettiklerine göre süt amca. yakalarının üzerine (kadar) örtsünler. Bunun böyle olmadığını Kur’an’dan örnekler vererek gösterecek olursam. Radâ’1. kadına ihtiyacı kalmamış (cinsi güçten düşmüş) hizmetçiler. erkeklerden.Mümin kadınlara da söyle: Gözlerini (harama bakmaktan) korusunlar.519 C. ziynetlerini teşhir etmesinler.602). o da Mesrûk’tan. Radâ 2. kendi kadınları (mümin kadınlar). Kocaları. Âişe’nin yanında bir adam varken Peygamber (S) içeri girdi...Bize Şu’be. 24/31 Görüldüğü gibi ziynet eşyalarının gösterilebileceği kimseler arasında. Bunun üzerine Âise: . Çünkü süt. el-Eş’as’tan. Nikah 7. serbestçe bayanların yanına girebileceğini rivayet ettiler. (2055). ellerinin altında bulunan cariyeleri. (2. Muvatta.99)) 78-. mealen: . oda babası Ebû’s-Sa’sâ Selim İbnu’l-Esved’den. süt kardeş veya süt amca bildiril memeştir..(6. Peygamber de: -”Süt kardeşlerinizin kim olduğuna iyi dikkat ediniz. 40 S. kendi oğulları. namus ve iffetlerini esirgesinler. Ebu Dâvud. erkek kardeşleri.

Müminlerin. hele kavramı dahi İslamiyet te olmayan. gizlenmeyi ortadan kaldırsın. nasıl olurda süt kardeş olmak. . Peygamberi kendi nefislerinden çok sevmeleri gerekir. -eğer onlarla henüz birleşmemişseniz (kızlarını almaktan ötürü) üzerinize bir günah yoktur. kardeşleriniz.31 de belirtilen kardeş lafzı öz kardeşler hakkındadır. Buna benzer olarak dikkat edilirse. Şüphesiz Allah. teyzeleriniz. birleştiğiniz karılarınızdan olup evlerinizde bulunan üvey kızlarınız. kızlarınız. Demek ki bazı akrabalıklar vardır ki gizlenmeyi ortadan kaldırmaz. 4 Nisa 23 te ise nikahlanmaları yasaklanmıştır. ancak bir perde arkasından olursa. halalarınız. Buna rağmen müminler onlardan yüz yüze eşya dahi isteyemezler. Kur’an’da müminlerin anneleri olarak belirtilmişlerdir. Kur’an’da süt kardeşlerden bahsedilirken “süt kardeş" olarak ayrı bir şekilde belirtilmişlerdir. kardeş kızları. Peygamberin zevceleri. Ancak geçmişte olanlar hâriç. ismen süt kardeş olarak belirtilmiştir. çok bağışlayan çok merhamet edendir. miras 77 . kız kardeş kızları. Müminlere anne olmak gizlenmeyi ortadan kaldırmıyorsa.kendi sulbünüzden gelen oğullarınızın karıları ve iki kız kardeşi bir arada almanız. Şimdi bu hususlara ait Kur’an’dan örnek verecek olursam.Size (şunlarla evlenmeniz) haram kılındı: Analarınız. süt kardeşleriniz. akraba olanlar. süt amca diye uydurdukları akrabalık. sizi emziren analarınız. Yani mümin bayanlar için gizlenme konusunda diğer süt kardeş olmayanlardan bir farkları yoktur. Zira. mealen: . fakat nikahlarının haram oluşu. onlara öz kardeş hususiyeti vermemektedir. onun eşleri onların anneleridir. Peygamberden sonra müminlerin onları nikahlamaları ebediyen haramdır. Bunlar nikah yönünden yasaklanmışlardır. karılarınızın anaları. 4/23 Dikkat edilirse süt kardeşler. Öz kardeşler sadece kardeşleriniz olarak isimlendirilmiştir. 24 Nur 31 de süt kardeşlere ruhsat verilmemiş. yani aralarında bir perde varsa isteye bilirler.

Kur’an’da belirtilenden çok değişiktir. çocuklarını -emzirmeyi tamamlamak isteyen kimse için. Peygamberi üzüyor. süt amca ve süt kardeş konusunda rivayet edilen hadisler. sohbete dalmayın. Onların uygun biçimde yiyeceğini ve giyeceğini sağlamak. ondan sonra onun hanımlarıyla evlenmeniz ebediyen caiz değildir. Peygamberin hanımlarından bir eşya istediğiniz zaman bir perdenin arkasından isteyin. Bu durum. Ne anne çocuğu yüzünden. Kûr’an’da çocuk en fazla iki yıl emzirilir.Ey iman edenler! Hazırlanmasını beklemeyeceğiniz bir yemeğe çağrılmanız hariç. O. ne de çocuğun ait bulunduğu baba. Yemek yediğiniz zaman. Şüphesiz bu durum. Süt çocukluğu konusunda iddiaları da. Fakat onlar adamlarında emzirilebileceğini rivayet ettiler. çünkü bu durum. Fakat çağrıldığınız zaman girin. Dostlarınıza yapacağınız uygun bir vasiyet bunun dışındadır. çocuğu 78 .tam iki yıl emzirirler. Peygamberin eşleri müminlerin anneleridir. Allah katında büyük bir günahtır.Anneler. size izin verilmeden Peygamberin evlerine girmeyin. Fakat. Bu Kitab’ta yazılı bulunmaktadır. yani iki yaşından sonra öz annesi dahi onu emziremez. sizin kalpleriniz ve onların kalpleri için daha temizdir. Allah’ın Kitabında birbirlerine müminler ve muhâcirlerden daha yakındırlar. çocuğun babasına aittir. Herkes ancak gücü ölçüsünde bir şeyle mükellef tutulur. Halbuki Allah. hemen dağılın. 33/53 Bu itibarla. hak olan bir şeyden utanmaz.hususunda. Emzirme ile ilgili olarak. uydurma olup aslı yoktur. Kur’an’dan mealen: . Kur’an’dan mealen: . (sizi evden çıkarmaktan) utanıyor. Resûlullah’a eziyet etmeniz. 33/6 Görüldüğü gibi. müminlere anne olma vasıfları gizlenmelerini ortadan kaldırmaz.

baba) anlaşıp danışarak (çocuğu memeden) kesmek isterlerse. buna rağmen şu rivayette bulundular: 79-. Çocuklarınızı (süt annesi tutup) emzirmek isterseniz. Mirasçının da aynı şeyi yapması gerekir.) Salim’in yaşı konusunda yine Müslim’de şu ifadeler geçmektedir..Koskoca adam olduğu halde onu nasıl emzireyim dedi. Aişe’den naklen rivayet: Ebû Huzeyfe’nin âzâdlısı Sâlim. demiş. Sönmez Neşriyat A..Sâlim artık erkeklik çağına geldi...Ş. 27/371 Cilt 7 Ahmet DAVUTOĞLU. ve erkeklerin akıl ettikleri şeylere akıl erdirmeye başladı ama yanımıza giriyor. bundan Ebû Huzeyfe’nin hatırına bir şey geliyor.Ben onu emzirdim.... .. Allah yaptığınız her şeyi görmektedir.. (Sehle bunu yapmış ve) dönerek: . (Müslim. 2/233 Çocukların en fazla iki yaşına kadar emzirtilebileceği açıktır. demiş. Eğer (ana. ona haram ol da Ebû Huzeyfe’nin hatırına gelen şey gitsin!"buyurmuş. Peygambere gelerek: . “Resûlullah gülümseyerek onun koskoca adam olduğunu 79 . Ebu Huzeyfe’nin hatırına gelen şey de gitti. Sehle binti Süheyl.. kendilerine günah yoktur. vereceğinizi güzelce verdikten sonra yine üzerinize bir günah yoktur (emzirirseniz) Allah’tan korkun ve bilin ki. Zannediyorum ki.yüzünden zarara sokulmasın. evlerinde Ebû Huzeyfe ile ailesinin yanında bulunuyormuş derken. Bunun üzerine peygamber ona: “Salim’i emzir....

dedi." (İbn’i Mace.7 Sönmez .. Hangi kadın göğsünü açıp bir adama kendini emzirirde. 26 C. Sehle (Radıyallâhü anhâ) (gidip bu işi) yaptıktan sonra Peygamber (Sallallâhü Aleyhi ve Sellem’e)’e gelerek: Ben (Sâlim’e süt emzirdikten) sonra (kocam) Ebû Huzeyfe (Radıyallâhü anh)’ ın yüzünde bir hoşnutsuzluk görmedim... yetişkin bir adam olduğu halde ben nasıl onu emzireyim? dedi.5 Baskı 1992 Kahraman Yayınları.“Ben onun yetişkin bir adam olduğunu şüphesiz biliyorum.biliyorum. Kur’an öğretisine karşı o kadar kin ve nefret doludurlar ki. (Müslim. S. 80 ..412 C. dedi."buyurdu. Âise (Radıyallâhü anhâ)’dan.Yâ Resûlullah! (Evlatlığımız) Sâlim’in yanıma girmesinden dolayı (kocam) Ebû Huzeyfe (bin Utbe)’nin yüzünde cidden bir hoşnutsuzluk görüyorum. Sehle: .“Sen Sâlim’e süt emzir" buyurdu. dillerine ne gelirse söylemekten çekinmemişlerdir. (Müslim.. 80 .. bunun adına süt çocukluğu denir..O. H.) Görüldüğü gibi süt emzirmeyle ilgili iddiaları ve rivayetleri İslam la ilgisi olmayan sapık iddialardır. 30/373 C. Şöyle demiştir: (Ebû Huzeyfe’nin karısı) Sehle binti Süheyl (Radıyallâhü anhüm) Peygamber (Sallallâhü Aleyhi ve Sellem)’e gelerek: . Bunun üzerine Resûlullah (Sallallâhü Aleyhi ve Sellem) gülümsedi ve: ."cevabını Neşriyat). Sâlim (onun sütünü emmeden önce) Bedir savaşına katılmış idi.. verdi.7 Sönmez Neşriyat) . Sünen-i İbn-i Mace.....1943. Bunun üzerine Peygamber (Sallallâhü Aleyhi ve Sellem) (Sehle’ye:) . ama o saçlı sakallı (adam)dır. dedi.Sehle.

erkeklerin birden fazla kadını nikahlama ruhsatıyla ilgilidir.69 alıntısı.5163 Ötüken 1988). Buna rağmen rivayetlerin herhangi bir temele dayalı ciddiyetleri yoktur. Katâde’den. Peygamberden olmak üzere bunu tahdis etmiştir. Farz edelim ki. (6. Güya Peygamber Enes’e söylemiştir. Gusl 12.Bize Müseddet tahdis etti. Şimdi bu tür iftiralarını yazmaya devam edecek olursam: 83. Onlar on bir tane idiler. (Buhari. birinde on bir eş derken. İslamiyet’teki.Hz. tek bir gece içinde kadınların hepsi üzerine dolaşırdı.Diğer bir rivayet çeşitleri de. Ve yine bana Halife ibn Hayyât şöyle dedi: Bize Yezid ibnu Zurey’ tahdis etti: Bize Said.16 S. Bu rivayetlerine konu olarak ta Peygamberleri ele almışlardır. o da Enes (R)’den tahdis etti ki.6 C.54)) 82. 5713 C. dokuzu ayıramıyorsa bunu nasıl tahdis etti. Kitâbu’l-Nikâh H. onlara da Enes. Buhari. diğerinde dokuz eş denmiştir. Peygamber (S)’in dokuz kadını olduğu hâlde. Enes Radıyallâhü anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalatu vesselâm. Zira sarf ettikleri ifadelerden bu anlaşılmaktadır.11 S. Bize Said ibn Ebû Arûbe. Ebu Hureyre Radıyallâhü anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: 81 .53. Görüldüğü gibi iki rivayet birbirleriyle çelişkilidir. Peygamber gibi bir insan aile sırlarını neden gidip Enes’e söylesin. peki Enes on birle. Bu rivayetlerini sıralarken kendilerince alay etmek amacındadırlar.S. Katâde den tahdis etti ki.Hz. örneğin: 81. yani Peygamber iki eş için evlenmiş veya boşanmış olsun. O: “Biz ona otuz kişinin gücü verildiğini konuşurduk" diye cevap verdi. Nesâi. ayrı ayrı zamanlar için tahdis etmiş olsunlar." (K. Enes’e: “Buna tâkat getirebiliyor muydu? denmişti. Nikâh 1. Bize Yezid ibn Zurey’ tahdis etti. Aile yaşantısı içerisindeki bazı şeyleri insan kendi öz anne babasına söylemezken. hanımlarına gece ve gündüz aynı saatlerde ziyarette bulunurdu.

bütün hanımlarına uğradı. elbette o çocukların hepsi Allah yolunda cihâd ederlerdi" buyurdu....S.25).. Eymân 23.. (Buhari. Kitâbu’l-Enbiyâ 97 C. Nesâi. 5825 C... Peygamber (S) şöyle buyurmuştur: “Dâvud’un oğlu Süleymân: Ben bu gece yetmiş kadını dolaşacağım da onlardan her biri Allah yolunda mücahide edecek birer süvâri oğlana gebe kalır... Bize Vuheyb... fakat içlerinden yalnız biri iki şıkkından biri düşük bir oğlana hâmile kalmıştır”.... Süleyman İnşaallah demedi.. Ebû Hureyre (R)’den tahdis etti ki. Ama Hz.. Enbiya 40. Arkadaşı olan melek ona: İnşaallah de.7 S. o gün.299 Akçağ 1993) 84-.3237 Ötüken 1987) 85.40. Kadınlarından sadece biri hâmile kaldı..... diye kesin konuştu.. kesinlikle doksan kadınıma uğrayacağım.. O hakikaten o kadınları dolaştı..16 S... O diliyle İnşaallah demedi. 39.... K. Hepsi de Allah yolunda cihad edecek bir yiğit doğuracak! dedi (veya melek) ona: “İnşaallah de bari!"uyarısında bulundu..“Süleyman aleyhisselâm (bir gün) “Bugün. El-A’rac’dan.. o da Ebû Hureyre (R)’den şöyle tahdis etti: Allah’ın Peygamberi Süleymân Aleyhisselâmın atmış tâne 82 ."(Buhari. Eyûb’dan. dedi. O da yarım insan doğurdu..” Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm sözüne devamla: “Nefsimi elinde tutan Zât’a yemin olsun! Eğer Süleyman aleyhisselâm “inşallah!"demiş olsaydı hepsi de Allah yolunda atlı olarak cihad eden çocuklara sahip olacaktı" buyurdu.. o da Muhammed ibn Sirin’den.(7. Söylediği gibi... Peygamber: “Eğer Süleymân İnşaallah deseydi.(1654)..

83 .... Din yönünden Süleyman peygambere ağır sözler içermektedirler.. 86-. Hele..(Buhari. Kitâbu’l-Menâkıb 126 C.16 S. rivayeti Peygamber açısından rivayet etmeleri ise peygambere açıkça saldırıdır.. (Buhari. Zira.. Allah’ın Peygamberi Muhammed (S): -”Eğer Süleymân Peygamber İnşaallah diyerek yemininden bir istisna yapsaydı. bu ise Allah’a şirk koşmak demektir.. İnşaallah dememekte direnen bir kimse seviyesine indirmektedirler. Peygamberlere iftira ve saygısızlık kastıyla tahdis edilmiş olan bu rivayetler aynı zamanda çelişkilidir..kadını vardı. . İnşaallah’ın kelime manası. bu itibarla bu rivayetlerde bir uydurmadır. iddia etmiş oldukları kadın sayıları ihtilaflıdır.. Fakat kadınlardan hiçbiri doğurmadı. Görüldüğü gibi... zira erkeklerin bayanlar gibi yürümesi de İslam Dininde kabul edilemez. Böyle bir şeyi red etmek. Allah istemezse de demek olur ki... Fâtıma’nın yürüyüşü tıpkı Resûlullah’ın yürüyüşü gibidir. kadınlardan her bir kadın muhakkak gebe kalır ve Allah yolunda savaşacak birer süvâri doğururdu" buyurdu..... Rivayet aslı olmayan bir iftiradır. Süleyman peygamber ise bir müşrik değildi. Kitâbu’t-Tevhit 95 C. Bu ise bir peygamber hakkında sarf edilen çok ağır iftiradır. Âise (R) şöyle demiştir: Fâtıma yürüyerek yönelip geldi. Allah isterse demektir.3393 Ötüken 1987) Bir bayanın erkekler gibi yürümesi övünülecek bir şey değildir.7340 Ötüken 1989). öyle ki bir peygamber olmasına rağmen. “Ben bir gecede kadınların üzerine dolaşırım da onlardan her bir kadın muhakkak Allah yolunda savaşacak birer süvari oğlan çocuğu doğurur" diye (İnşaallah demeden) yemin sözü söyledi..7 S... Allah adına konuşup. Hakikaten kadınları üzerine dolaştı. yalnız bir kadın eksik doğumlu bir oğlan çocuğu doğurdu.

. Kral derhal adamlar gönderip. Hz.. Bunu diyarımdan çıkar!"dedi. kız kardeşim olduğunu söyle! Çünkü sen. Sâre’ye: “Bu cebbâr herif.. (K. Ben yeryüzünde senden ve benden başka bir Müslüman bilmiyorum" dedi.. Hemen gidip: “Senin memleketine öyle güzel bir kadın girdi ki.15 S.. Eli şiddetli şekilde tutuldu. Sâre güzel bir kadındı. Sâre de dediğini yaptı.... Eğer sana soracak olursa. Eli önceki iki seferden daha şiddetli şekilde tutuldu.. Sâre dua etti. adamlardan biri bunları gördü. Hâcer’i bağış olarak verdi..S. öncekinden daha şiddetli tutulup kaldı. kral (onu ayakta karşıladı. Bunlar zâlim kralın memleketine gelince. Sâre’ye: “Elimi salması için Allah’a dua et! Sana zarar vermeyeceğim!"dedi... din kardeşiyiz. elimi salsın sana zarar vermeyeceğim!"diye rica etti. Eli. zaten İslâm yönünden kardeşimsin....". O da kabul etti...87-..... Kral kadını getiren adamı çağırdı ve ona: “Sen bana insan değil bir şeytan getirmişsin. İbrahim zalim birinin diyarına (Mısır’a) beraberinde Sâre de olduğu halde gelmişti. Sâre’ye. “Sâra yürüyerek geldi.. Sâre’yi yanına getirtti.. Sâre: “Hayır var! Allah cebbârın elini tuttu (bana) bir hâdim verdi!"dedi.... (Adam normal hale dönünce tekrar) sataşmak istedi.. senin için bana galebe çalar.. ne haber?"dedi. İbrahim onu görünce: “Nasılsın. Sâre’ye yine: “Allah’a dua et.. bilirse ki sen karımsın.. Ama kral tekrar Sâre’ye sataşmak istedi.6-7 Akçağ 1992 84 . Hz. sizden başkasının olması münasip değildir" dedi. 5212 C. Sâre’ye aynı şekilde ricada bulundu.. Sâre adamın yanına girince.. İbrahim namaza durdu. adamın elleri açıldı. fakat) elini ona uzatamadı.

Ebû Dâvud. kral ve adamları tesettüre rağmen Sâre’nin güzelliğini nasıl gördüler? Bu demek oluyor ki. Tirmizi. başka bir yere giderdi.alıntısı. Tefsir. İbrahim peygamber neyle karşılaşacağını bile bile. Kendisinin de önceden tahmin ettiği gibi. İbrahim peygamber kendisinden ve karısından başka yer yüzünde bir Müslüman bilmiyormuş. olayı uydurmak için sarf ettikleri. Fezâil 154. Öyle ya. Büyû’ 100. ne mahzuru var ki? İslama göre durum hiçte öyle değil zira İslam da mümin kadınlara sataşma şiddetle yasaktır ve tesettür olayı vardır ve söyledikleri tesettüre aykırıdır. iyilik edici olarak yüzünü Allah’a teslim edip dosdoğru İbrahim’in dinine tabi olandan daha güzel olabilir? Allah. Allah rızası için bir kavmin karşısına tek başına dikildi. Enbiyâ 9. karısı “Sâra" kral tarafından kendisinden istenmiş ve karısını krala teslim etmiştir. O İbrahim peygamber ki. (2371). İbrahim’i dost edinmişti. Bu konuda Kur’an’dan mealen: . 4/125 Diğer bir hususta. Buhari. zalim kralın memleketine uğramaz. Nikâh 6. Hibe 36. Bu İbrahim peygamber gibi bir kimseye karşı hayasızca yapılmış bir iftira ve saygısızlıktır. Müslim. Canının kurtulmasına sebep de karısını kız kardeşi olarak tanıtması imiş. O İbrahim peygamber ki Allah O’nu dost edinmişti. Enbiya. (2212). (3165)) İddia ettiklerine göre. Ben İbrahim peygamberi böyle bir şeyden tenzih ederim. güya İbrahim peygamberin karısına: “Ben yeryüzünde senden ve 85 . kralı zalim olan bir memlekete gitmiş. Deseler ki zaten hiçbir şey olmadı. Talâk 16. Allah’ın arzı geniştir. madem ki durumu önceden biliyordu o zaman. iddialarına göre İbrahim peygamber ya karısını tesettürsüz gezdiriyordu yada tesettürünün açılmasına ve kendisine sataşılmasına aldırmıyordu. Nasıl gidip namusunu zalim bir krala teslim eder. Güya da. din yönünden.Hangi insan. O’nu ateşe attıklarında dahi çekinmeyecek kadar cesur bir kimse idi.

hikmet sâhibidir”.. 1493 C.....6 S. dedi ki:)... Tuvalette temizlik için kullandıkları taş ile ve şeytana atılan taşla ilişkilendirmek ve birbirlerine emsal 86 .2899 Ötüken 1987) Bu konuda daha önce belirttiğim gibi......... Şöyle ki.. Zira kendisine hicretten önce Lût peygamber iman etmişti. (5.Hz. Bu itibarla.benden başka bir Müslüman bilmiyorum. Câbir (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) efendimiz buyurdular ki: (Tahâret maksadıyla) taş kullanmak tektir....23 Akçağ 1989 alıntısı.. Müteakiben biz yataklarımıza girmiş hâlde iken Peygamber bize geldi. Öyle ise sizden biri (tahâret için) taş kullanacaksa bunu da tek kılsın. Kitâbu’l-Humus 21 C... Bize Ali şöyle tahdis etti: . İslam Dininde ki gerçeklere uymayan bu rivayetlerin aslı yoktur.. 29/26 Bu itibarla..." (K. Nesâi. Safa ile Merve arasında say tektir.. kızının ve damadının yatak odalarına izinsiz ve aniden girdiği yolundaki bu rivayet asılsız bir iftiradır... Kabe tavafı ile Sefa ve Merve sa’yi’ni.... yatağa girip aralarına oturması olacak şey değildir..6 S... 88. Biz hemen yatağımızdan kalkmağa davrandık. Kur’an’a uymayan ve yalancı olduklarını belgeleyen bir sözdür. 89.S. Kur’an’dan mealen: ....Bunun üzerine Lût ona iman etti ve (kavmine) dedi ki: “Ben Rabb’ime hicret ediyorum.. Hacc 202. Şeytana atılan taş tektir.“Yerinizde durunuz!"buyurdu ve (ikimiz arasına oturdu) hattâ ben göğsümün üzerine dokunan iki ayağının serinliğini hissettim. daima gâliptir.254)) Müslümanlarca tavaf edilen.. (Buhâri. Hele. İslam’da yatak odalarına izinsiz girilemez. zira O.... Peygamber (S): . peygamberin... (İbn ebi Leyle’den naklen."ifadesi de.

(147).Ey elbisesine bürünen. İslam dinine ve Müslümanlara duydukları kinin açık ifadesidir. Müslim. Buhari. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm onları yasaklayıp: “Kolaylaştırıcılar olarak gönderildiniz.Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm.382 C. İslam dininde. Derken adam hemen kalkıp mescidin içine akıtmaya başladı. Halk ta hemencecik üzerine yürüdü.340 Akçağ 1990 alıntısı. Tahâret 138. Tirmizi. Buhari.2 S. 90." (Ebû Dâvud K.. Tahâret 112. Bu konuda Kur’an’dan mealen: Rahmân ve Rahim Allah’ın adıyla . Allah’ı anma ile temizlik birlikte emredilmiştir. 3509 C. şöyle demiştir: “Ben Resûlullah (s. 74/1 87 .10 S.) zamanında bekâr bir genç idim ve Mescid de gecelerdim.. Vudû 58. insanların ve köpeklerin tuvalet olarak kullandığını rivayet etmeleri.a.. sahabiler de bundan dolayı hiçbir şey (su) dökmezlerdi. bevl ederler. (1. Muhammed’e de rahmet et.a. Ebû Dâvud. Tahâre (1).S. (380). Nesâi. diğer tahdis edenler. Abdullah b.) ) 91. Üzerine bir kova su dökün!"ferman buyurdular. zorlaştırıcılar olarak gönderilmediniz. Bâb 137 H.49.)’den. Bizden başka kimseye rahmet etme!” Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm atılıp: “Geniş alanı daralttın!"dedi. Ömer (r. Köpekler mescide girerler çıkarlar. mescide otururken. Bu itibarla bu rivayette hakaret kastıyla uydurulmuş asılsız bir rivayettir.. bir bedevi girip iki rekat namaz kıldı.48.97 Şamil 1988. Tahâret 45. fedaili ashabın-Nebi 19. tabir 36."(K. Sonra da şöyle dua etmeye başladı: “Allah’ım bana da. fedaili’s-sahâbe 140 ) Peygamber mescidini.göstermek açık bir saygısızlıktır.

7 S. 93. Buhari. 74/4 . metinde de her ne kadar.(356) ) Bu uydurma rivayetleriyle de."(K. Müslim. Kaddum keser demektir. Useym’in babası dedi ki: “Bana bir başka (sahabe)nin bildirdiğine göre Aleyhissalâtu vesselâm.Hz. Fedâil 151. İbrahim peygamber seksen yaşında keserle sünnet oldu şeklindedir. 2150 C. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm. 3817 C. Kur’an’a uymadığı gibi yaptıkları aynı zamanda hayasızlıktır. “bil kaddum“. uyar.. 92.Elbiseni temizle. Ebû Dâvud. beraberinde olan bir diğerine de. keser ile manasınadır.S.531 Akçağ 1988 alıntıları. 74/5 İslam dininde iç ve dış temizliğe büyük önem verilmişken. bu tür aykırı rivayetler uydurmaları. Rivayetlerine delil olarak ta 88 .(2370)) Yukarıda ki. Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “İbrahim (aleyhisselâm) Kaddûm nâm-bazısıda şeddesiz olarak Kadûm demiştir.11 S. Kadûm nam mevkide İbrahim peygamber sünnet oldu falan diyorsa da. Enbiya 8.33 Akçağ 1991 alıntısı.mevkide seksen yaşında olduğu halde sünnet oldu.Rabb’ini tekbir et(O’nun büyüklüğünü an).Pislikten kaçın. Metnin aslında. 74/2 .Useym İbnu Kesir İbni Küleyb an ebihi an ceddihi’nin anlattığına göre (ceddi Küleyb) Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’a gelerek: “Müslüman oldum! der. Müslümanların sünnet olması gerektiğini rivayet ettiler. “Üzerindeki küfür tüyünü at ve sünnet ol!"buyurmuştu.S. Tahâret 131.Kalk. 74/3 . İsti’zân 51. “Üstünden küfür saçını at!"der ve tıraş olmasını söyler." (K.

Zira derin kesmemen kadın için daha çok haz vesilesidir. Edeb 14. Muvatta Sıfatu’n Nebiyy 3." (K. Taharet 39. kızlarında sünnet olması gerektiği yolunda iddia ve rivayetlerde bulundular. Tirmizi.Ümmü Atiyye (radıyallahu anhâ) anlatıyor: “Bir kadın Medine de kızları sünnet ederdi.Hz. Buhâri.11. Müslim. derin kesme. Sünnet olayının yaygın bir şekilde uygulandığı toplumlarda dahi. Kızların sünneti için ise: 95.(257). koltuk altını yolmak. Ebû Dâvud. Nesai.)) Böylece sünnet olmayı fıtrattan saydılar.15.7 S." (Ebû Dâvud. 2147 C.peygambere isnat ettikleri hadiste.(2. Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Fıtrat beştir: Sünnet olmak. Tereccül 16. (4198). İbrahim peygamberin seksen yaşında keserle sünnet olduğu rivayeti ile Müslüman olan bir kimsenin derhal sünnet olması gerektiği rivayetidir. Böyle bir iddiayı İbrahim peygambere yakıştırdılar. kocaya daha çok haz verir. Müslüman ile kâfiri birbirinden ayıran âlamet olarak kabul edilen sünnet 89 . koca için daha makbuldür" diye talimat verdi. 64. Ayrıca sünnetin kendilerince ne kadar iyi bir şey olduğu konusunda şu tür izahlarda bulundular: 94. Libas 63.2153 C. bir kimseye baban seksen yaşında balta veya keserle sünnet oldu deseler bunu hoş karşılamaz alay olarak kabul eder. Kelime-i Şehadet te olduğu gibi.S.534 Akçağ 1988) Ehli sünnetçe. İsti’zan 51. etek tıraşı olmak.(2757). tırnakları kesmek.921).S.523 Akçağ 1988 alıntısı." (K. İbrahim peygamber için söyledikleri alay etmekten başka bir şey değildir.14. Taharet 10.7 S. Edeb 179. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) (kadını çağırarak) kendisine: "Derin kesme. bıyığı kesmek.(1. bu şekilde kesilmesi yüze daha çok parlaklık. bununla da yetinmediler. (5271)) Rezin rivayetinde Resûlullah şöyle buyurur: “Kızları sünnet ederken üstten kes.

sonra sünnet ol" diye emreder iddiasındadırlar. Bir kısım kimseler. sünnet erkekler için mendûb. Şafii ise her ikisi için de vacip hükmünü çıkarmıştır. KIZLARIN SÜNNETİ: Kızlarında sünnetinden bahseden bir hadiste: “Hıtân.ameliyesi. Maşrık kadınları ile Mağrib kadınlarının fizyolojik bakımından farklı olduklarını kâbul ederek. Maşrık kadınlarındaki yaratılıştan gelen fazlalık sebebiyle sünnetle yükümlü olduklarına hükmetmişlerdir. kadınlar için mekrüme (şeref verici)‘dir. Şehveti teskin eder. “Fazla derin kesme. böyle yapman hem kadın için ahzâ (en ziyâde haz ve lezzet vesilesi) hem de kocası için daha hoştur” der. Hadiste bu hususta “İslama girince küfür tüyünü at. erkekler için sünnet. Bir kısım önderleri de. Her hâl’u kârda sünnet mevzûunda kadınlarla ilgili olarak da farklı görüşler ileri sürülmüştür. Aliyyu’l Kâri şöyle der: “Kadının yüzünü taze kılar ve güzelliğini arttırır. Muhtar olan zamanda doğumun yedinci günüdür derler. Şafiiler. Kabe’yi tavaf edemeyeceğine hükmetmiştir. bazı Sünni önderlerce vacip ve hatta farz denecek kadar mühim bir emir kabûl edilmiştir. sünnet olmadıkça. mühtedinin Müslümanlığının noksan olacağına. onu Kelime’i Şehadet’le özleştirerek. hatta hayatına 90 . kestiğinin yenilemeyeceğine. hadisin zahirine bakarak. kocanın karısına karşı sevgisini arttırır."ifadesinde bulunuyorlar."derler. “Buluğ yaşına ermezden önce çocuğu sünnet etmek velisine vâciptir. cimayı lezzetli ve câzip kılar. Hülâsa bazı alim kabul ettikleri kimselere göre: “Hayatına mâl olacak dahi olsa." denmektedir. Kızların sünnet edilmesi hakkında. sünnetsizin namazının câiz olmayacağına. Ebu Hanife."yaşlı kişinin bile sünnet olması gerektiği hükmünü verecek kadar bu meseleye ehemmiyet verilmiştir. Sünnet olayına o kadar ehemmiyet veriyorlar ki. Peygamber ona."Ebû Dâvud’un da bu konuda söylediği rivayette: “Medine’de bir kadın(ki ismi ümmü Atiye’dir) kızları sünnet ediyordu. bu meyânda. müslümanla kafiri birbirinden ayırma ölçüsü âlameti olduğunu.

Allah. 4/117 .mal alacaksa dahi bir kimsenin sünnet olması gerektiği şeklinde ısrar etmeleri ve sünnetin çok iyi bir şey olduğu yolunda övgüler ileri sürmelerine asıl temel neden ise. Kim şeytanın bu emrini yerine getirirse şeytana pay olmuş olur. Allah’a ortak koşan da uzak bir sapıklığa düşmüştür. Allah’ın yarattığını değiştirenler ise Kur’an’da şeytanın payı olarak nitelendirilmişlerdir. Allah’ın yarattığını değiştirme manasındadır. Bu konuda Kur’an’dan mealen: . kendisine ortak koşulmasını bağışlamaz. muhakkak ki açık bir ziyâna uğramıştır. bu konuda şeytanın kendisine. ümit verir. aldatmadan başka bir şey değildir.İşte onların varacağı yer cehennemdir. “Elbette senin kullarından belirli bir pay alacağım. metodu.(Şeytan) onlara söz verir.O (Allah’a ortak koşa)nlar. Aslâ cehennemden kaçmak (imkânı) bulamazlar.Onları mutlaka saptıracağım. inatçı şeytandan başkasına yalvarmıyorlar. Allah’ın yarattıklarından pay alma tanımlaması. İsterse yaptığı değişiklik hayvanların kulaklarını yarma şeklinde olsun fark etmez. mutlaka onları boş kuruntulara sokacağım ve onlara emredeceğim: hayvanların kulaklarını yaracaklar. 4/121 Görüldüğü gibi. onlara emredeceğim: Allah’ın yaratışını değiştirecekler!"Kim Allah’ın yerine şeytanı dost tutarsa. yaratılışı değiştirme olayı 91 ."dedi.(O şeytan)ki Allah ona lânet etti ve o da." 4/118 . bundan başka her şeyi dilediğine bağışlar. O’nu bırakıp birtakım dişilerden başkasına çağırmıyorlar ve onlar. 4/119 . Zira bu tür ameliye. 4/116 .Allah. 4/120 . fakat şeytanın onlara va’di. İslam Dininde bu tür ameliyelerin şiddetle yasaklanmış olmasından dolayıdır. Allah’ın yarattığını değiştirme yolunda vereceği emirlerdir.

Veya bir kimsenin çürümüş dişi çekile bilir. Zira tırnağı kesmekle. erkek. Bütün bunlar. Sünnet olmak yaratılışa müdahale etmenin onu değiştirmenin tipik bir örneğidir. ŞEHİT VE ŞEHİTLİK KONUSUNDA UYDURDUKLARI RİVAYET ÖRNEKLERİ 92 . Nasıl olurda sünnet veya başka bir şekilde insanlar üzerinde değişiklik yapılmasına müsaade etmiş olsun. parmağı kesmek arasında belli bir fark vardır. bütün bunlar zaruret veya tedavi amaçlı ameliyelerdir. Yaratılışı değiştirme olayı. Allah’ın yarattığını değiştirmedir. kadın. Bu itibarla sünnet konusunda uydurmuş oldukları rivayetlerin aslı yoktur. Ayrıca.s.çerçevesinde hayvanların kulaklarının yarılmasına müsaade etmiyor. asla cehennemden ebediyen kurtuluş imkanı bulamaz. Saç sakal veya tırnağı kesmekte öyledir. Allah’a ortak koşmayla eş anlamlıdır. Bu zamanda sağlıklı genler üzerinde meydana getirilen veya getirilmesine çalışılan değişiklikler yaratılışı değiştirme olayı kapsamına giren işlemlerdir. hiçbir ihtiyaç. biri ihtiyaç içerikli ve geçici. bütün bu tür şeyler yaratılışa müdahale etmek suretiyle. çürümüş böbreği alına bilir. Zira küçük. yaratılış üzerine yapılacak değişiklikleri kapsar. küpe için kulak delerek kulağın yapısını değiştirmek v. büyük. yaratılışı değiştirme manasında değillerdir. Zira. vücudunun her hangi bir yerinden sağlıklı bir organı daha güzel olur diye keser veya vücudunun her hangi bir yerinden bu bağlamda bir parça et veya deri keserse. bir koyun kesilip yenile bilir bu yaratılışı değiştirme manasında değildir. sağlıklı bir kimseden bu şekilde parça et koparmanın başka bir izahı yoktur. Gibi ameliyelerde bulunursa. kısırlaştırma veya hadım yaparsa. Bunları yapan şeytana pay olduğu gibi. diğeri sakatlayıcı ve kalıcıdır. deriyi tahrip ederek döğme yaparsa. hastalık gibi zaruretler olmadan. nasıl ki bir kimse tipi değişsin diye hayvanların kulaklarını yararsa veya sağlıklı dişini çeker veya törpülerse.

Zira saydıkları şeyler şehitlikle. Ümmü Haram (r.. Ebû Dâvud... El_Cihâd (15). Zâtülcenb’ten ölen şehittir... İshalden ölen şehittir. Tahdis ettikleri rivayetlerde şu şekilde demektedirler: 96... Cenâiz 15. (Ebû Dâvud.Şehit ve Şehitlik olayını tahkir ile şehitlik kavramını saptırmak için de bazı hadisler uydurmuşlardır.(4.466 Şamil 1989) 93 .. iddialarında bulunmuşlardır.254255 alıntısı... kanserden veya yüzlerce diğer bir hastalıktan ölen bir kimseyi şehit olarak tanımıyorlar. Örneğin: Minareden düşen bir müezzini veya canavar saldırısıyla ölen bir kimseyi. Peygamber (s. ishalden ölmeyi özdeşleştirmelerini kamufle etmek için rast gele uydurdukları şeylerdir. yanarak ölen şehittir.Cabir İbnu Atik’ten.(1.a)’dan rivayet olunduğuna göre. Rasûlullah’a atfen:.15 S. Halbuki Şehitlik İslam dininde büyük bir mertebe olup.) şöyle buyurmuştur: “Denizde başı dönerek kendisine kusma arız olan kimse için bir şehit. Muvatta. K. Örneğin: 97. boğularak ölen şehittir.13.233.. ancak Allah yolunda mücadele ederken katl olunan kimseler bu mertebeye erişebilmektedirler. Nesâi.... boğulan kimse için de iki şehit sevabı vardır.234).. Cenâiz 14. yeter ki seferi taatte olsun.. niçin diğer kaza ve hastalıklardan ölenler şehit olmuyor.. Bâb. “Bilesiniz: Tâundan ölen şehittir.a. Maksatları. 5431 C.. Bunların haricinde hiç kimseye bu isim verilemez... Cenâiz 36.14)) Saydıkları bu hastalık veya kazalardan ölenler şehit oluyor da.S...(3111)... şehitlikle ishalden ölmenin aynı olduğunu vurgulamaktır.."(K. yıkık altında ölen şehittir.. yukarıdaki rivayetleri gibi başka tipik rivayetleri de vardır. Hadis 2493 C. Bu konuyla ilgili olarak.9 S. böylece kendilerince şehit olmayı küçümsemek amacındadırlar. çocuk karnında ölen şehittir.. Örneğin: Onlara göre ishalden ölen şehittir veya kusan bir şehit sevabı almaktadır.

10 S. İslam da atlarda ganimetten pay alır diye bir şey yoktur.. Mücahide ait atın. şöyle ki: 100.K.. Bâb 143 Hadis 2734 C. evvelki yazmış olduğum rivayetlerine benzer şekilde burada da tiksindirici olması hesabıyla. yanımızda bir(er) atla Resûlullah (s. hele o kimse boğulmuşsa onların iddiasına göre iki şehit sevabı alıyormuş. diğer rivayet edenler.. Şöyle ki: 98-.345 Şamil 1990.. Müslim. (Ebû Umre’nin) babasından rivayet etmiştir ki: Biz dört kişi.. her bir at için de iki hisse ayırdı.. siyer 6.. İşin ilginç yanı.a..... Bu iftiralarıyla da yetinmediler.el-Cihâd (15). cihâd 21.. Bizden herkese bir hisse. bir atın iki mücahit değerinde olduğu iftirasında bulundular. Buhari...)’nin yanına gelmiştik.el-Cihâd (15). Muvatta.. meğazi 38. K. Bize Ebû Usâme.) Mücahid ve atı için birisi kendisine ikisi de atına (olmak üzere ganimet mallarından) üç pay vermiştir.. demiştir ki: Resûlullah (s.. bir gemiye binildiğinde deniz tutmasından kusmak bile şehit sevabı almaya yeterlidir. cihâd 57..) Böylece ganimet dağıtımıyla kamufle ederek.a... o da Ebû Mûsâ el-Eş’ari’den zannediyorum ki.347...Demek istiyorlar ki. cihâd 51. mücahitten iki misli daha değerli olduğu rivayetlerini uydurdular. Bir de rivayet ettiler ki.) 99-. Allah yolunda savaşmaya veya mücadele etmeye ve bu yolda şehit olmaya ne gerek var. Bâb 143 Hadis 2733 C. o da peygamberden tahdis etti. kusmuğu şehitlik olayına konu etmeleridir. İbn Ömer’den. kolunda görmüş olduğu iki altın bilezik ise yalancı peygamberleri remz (temsil) ediyormuş. Şamil 1990. (Ebû Dâvud.8. Peygamber (S) şöyle 94 .10 S... Peygamberin rüyasında görmüş olduğu sığırlar Uhud şehitlerini... Bureyd’den. o da dedesi Ebû Burde’den.. (Ebû Dâvud.Tirmizi.

. bunların hâli beni kederlendirdi.Ş. Ben de bu iki bileziği benden sonra çıkacak iki yalancı peygamber ile tevil ettim.. rüya tefsiri adı altında yapmış oldukları rivayetlerde. gazilerin veya gurbetten dönen Müslümanların geceleyin evlerine gitmemeleri gerektiği konusundadır. o hurmalık arâzinin el-Yemâme yâhud da Hecer olduğuna gitti..“Ben uyurken ru’yâmda iki kolumda iki altın bilezik gördüm. Şu şekilde demektedirler: 102... Câhiliyet’te Yesrib denilen Medine’dir.... Bir de gördüm ki. Sonra ru’yamda bana bu bileziklere üflemekliğim vahye dildi. Bunlardan birisi Esved el-Ansi’dir. Ebu Hüreyre şöyle haber verdi: Resûlullah şöyle buyurdu: . Ben de bunlara üfledim.) 95 .9 S. Onlara ya sabah yahut akşamleyin gelirdi. Yaptıkları bir kısım rivayetlerle de.6903 Ötüken 1989) 101.. Allah en hayırlıdır (Allah’ın onlar için yapacağı en hayırlıdır).. ikisi de uçtu.... o.. Malik’ten rivayet.9 Sönmez Neşriyat A.. o sığırlar. öbürü de Müseylime’dir.buyurmuştur: “Ben ru’yâda kendimi Mekke’den hurmalıkları olan bir arâziye hicret ediyorum gördüm. Uhud günü şehit edilen mü’minlerdir.15 S. Ben orada birtakım sığırlar gördüm.... yalancı peygamberleri altın bileziklere benzetmişlerdir. Sonra gördüm ki. Düşüncem... Bu durum Uhud şehitlerine karşı bir saygısızlık olduğu gibi. Kitâbu’l-Mağazi 370 C.. Uhud şehitlerini sığırlara.. Resûlullah ailesi nezdine geceleyin gelmezdi.. Kitâbu’t-Ta’bir 49 C. Zaten bir çok iftira ve hezeyanları peygambere mal etmeleri ve bunlar olmazsa İslam dini anlaşılamaz demeleri..." (Buhâri.. (Müslim 180/144 C. kendilerince peygamberlik iddia etmelerinden başka bir şey değildir. Yalancı peygamberleri altın bileziklere benzetmekle de kimleri çok sevdiklerini ifadelendirmişlerdir.4069 Ötüken 1987) Görüldüğü gibi... (Buhâri.Enes b...

Ş.. İslam toplum yapısında fırsat bulması pek mümkün değildir...) 96 .. Hangi erkek vardır ki. Komşularında bir birine gözcülüğünü katarsak bir kadın kötülük yapmak taraftarı olsa dahi.. (Müslim 184/146 C. Kitle olarak.. saygısızlık içermektedir... Çoğunlukla.7 Sönmez Neşriyat A.. Müslüman erkek ailesinden tedirgin olmadığı gibi..... Yapmış oldukları başka bir rivayet bu rivayetleriyle çelişkili olduğu gibi. Cabir şöyle demiş. kocası evde olmayanın kasıklarını tıraş edebilmesi için şehre geceleyin yâni yatsı zamanı girelim" buyurdular ve şunu ilâve ettiler: “Medine’ye vardığın zaman cimâ etmeye bak.) 104. Ayrıca İslam aile yapısı ideal bir yapıdır..... Cabir şöyle demiş: Resûlullah erkeğin seferden geceleyin gelerek ailesinin yanına dalmasını onların hıyânetini anlamak istemesini yahut kusurlarını araştırmasını yasak etti. Şöyle ki: 105-...Ş. (Müslim 57/410 C. gurbetten memleketine gelmiş olsun da.Ş. nine ve çocuklardan teşekkül eder. O nasıl evdir ki bu derece bir erkeğin evinden korkusu olsun.. Müslüman kadınlarda kötü değildirler. istisnalar hariç.. 183/146 C. Resûlullah’a atfen: (Gaza dönüşü) “Ağır olun! Taki dağınık saçlı kadının taranması.. Bu tür rivayetler iftiradan başka bir şey değildir.. dede. Resûlullah erkeğin gurbeti uzadığı zaman ailesinin yanına geceleyin gelmesini yasak etti. Kaldı ki bir karı kocadan müteşekkil aileler yok denecek kadar azdır. ana baba.9 Sönmez Neşriyat A..... cimâ etmeye”.. (Müslim....103.) Bu yalan rivayetleriyle Müslüman aileleri şüphe altında bırakmayı amaçlamaktadırlar... İslam aileleri..9 Sönmez Neşriyat A. deve kuşu gibi başını kuma gömsün de evine gitmesin.. o devirde sabaha kadar evine gitmeyip çölde beklesin veya bu devirde dahi gidip bir otel de gecelesin ve evine gitmesin.

amcası. Hukeyme bint Umeyme annesi Umeyme bint Rukayka’nın şöyle dediği rivâyet etmiştir: “Nebi (s. 4 Nisâ 43. bundan da kolayca anlaşılır ki o devirde Arab evlerinde tuvalet mevcut idi. Peygamber eşlerinin abdest bozmak için. gidin bol bol cinsi münasebette bulunun sözlerini sarf etsin. Ayrıca peygambere ve sahabelere saygısızlık içermektedir.)’in sedirinin altında hurma ağacından yapılmış bir kap vardı.. o devirde Arab evlerinde tuvalet olmadığı zannına kapılabilir..1 S.. dul kalan kadınlar ve yetimleri ağlaşacakken. Bunların yazdıklarına bakan kimse.Önceki üç rivayetle bu rivayet çelişkilidir. peygamberi ve sahabeleri hafife almak için uydurulmuş hayasızca sözlerdir. utanma denen olayla da bir ilgileri olmadığı kesin.52 Şamil 1987.. (Bak. diğer rivayet eden. Peygambere saygısızlık için uydurdukları başka bir rivayette şöyle demişlerdir: 106-. dayısı. ordusundakilere böyle sözler söylesin. geceleyin Medine dışına gittiklerini tahdis etmişlerdi. K. bu olacak şey midir? Bu tür sözler. Nasıl olur ki savaş dönüşü büyük ihtimalle. tahâre 6) Daha önce yazmış olduğum rivayetlerde görüldüğü gibi. Nesai. Kur’an’da belirtilen abdest bozulmasının şartlarından bir tanesi tuvaletten gelmiş olma olayıdır. Biraz sonra Medine’de bir çok evde savaşta katledilmiş olanlar için. İşlerine geldiği zaman peygamber sedirinin altına oturağı koyu verdiler." (Ebû Dâvud. Bir peygamber. Zira bu rivayette gece vakti evlere girilmesi gerektiğini tahdis etmişlerdir. halbuki. Bu kadar bol ve çeşitli yalan uydurmak için epey emek vermiş olmalılar. Bâb 13-14 H. Orduda kiminin babası. kardeşi.a. Peygamber yanında iki kayın pederi Ebu Bekir ve Ömer ile damadı Ali varken. komşusu ve arkadaşı katledilip şehit edilmişken. Geceleyin ona küçük abdest bozardı.24 C.Tahâre (1). 5 Maide 6 97 .

Namaza duruncaya kadar da durumu hatırlayamadım. Akabinde taş elbisesini alıp kaçtı. İbnu Mace 1220.. Musa peygamber hakkında yapmış oldukları saygısızca bir rivayette şöyle demişlerdir: 108. Hemen gidip gusletti geldi. dolayısıyla hem kendisi hem de cemaat tekbir almakla namaza başlamışken. Bu rivayeti uydurmalarından amaçta budur. (Tam kılacağım anda hatırladım)"buyurdular. ey taş elbisemi! diyerek taşın arkasından koştu. Saçlarından su damlıyordu. Ve Mûsâ elbisesini aldı da taşı dövmeğe başladı. İsrâil oğulları: Allah’a yemin olsun.. o da hemmâm ibn Münebbihten. namazı iptal edip cemaate dönerek hele bekleyin cenabetimden yıkanıp geleyim demesi halkın alay konusu olması demektir.Hz.. Namazdan çıkınca: “Yanınıza cünüp olarak gelmiştim.Bir başka rivayette şöyle dediler: 107.17 S.69 Akçağ 1993 alıntısı. sonra ashaba (bekleyin diye) işaret buyurdu... derlerdi. Ma’merden. Öyle ki cemaati namaz için saf tutmuş kendiside namaz için tekbir almışken..S.” 98 . 6349 C. Peygamber (S) şöyle buyurmuştur: “İsrail oğulları çıplak olarak.. ancak O’nun kasığının çıkık olmasıdır. Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm namaz için evinden çıkıp (namaz mahalline gelerek) tekbir getirdi. Onlara namaz kıldırdı. bir cami imamı dahi böyle bir olay yapsa ne kadar zor durumda kalacağı açıktır. birbirlerine baka baka yıkanırlardı. Mûsâ: Ey taş elbisemi..." (K. Bize Abdurrezzâk.) Değil bir peygamber. elbisesini de bir taşın üstüne koydu. Mûsâ’yı bizimle birlikte yıkanmaktan menşeden. dediler. Nihâyet İsrâil oğulları onu (çırılçıplak) gördüler de: Vallâhi Mûsâ’da hiçbir kusur yokmuş.. Mûsâ bir defa yıkanmağa gitti. Mûsâ ise yalnızca yıkanırdı. o da Ebû Hureyre’den tahdis etti.

Asıl söylemek istedikleri. böylece Allah peygamberini çırılçıplak kavminin önünde teşhir etsin? İslam dinine göre olacak bir olay değildir. güya Adem’in yasak ağacın meyvesinden yemesini Havva anamız teşvik etmiş. Böylece Havva anamızı şeytan yerine koymuş oluyorlar. et kokuşmazdı. dedi. kasığı çıkık dedi diye taş neden Musa Peygamberin elbisesini kaçırsın ki? Böyle bir olay ancak Allah’ın emriyle olabilecek bir mucizedir. Radâ’63.260 Akçağ 1992 alıntıları. 99 .25. Havva’nın kadın ihanetinin sebebi olduğu yolundaki iftiradır. Adem babamızın yasak ağacın meyvesinden yemesini teşvik eden ve her ikisini kandırıp yasak ağacın meyvesinden yemelerine sebep olan. güya Ebu Hüreyre Allah’ın adını anarak yeminle demiş ki. Başka bir rivayette şöyle demişlerdir: 109. dolayısıyla kadınları da böyle görüyorlar.Ebû Hureyre: Vallâhi o taşta muhakkak altı yâhut yedi dövme izi kalmıştır.(1470) ) Beni İsrail ve Etin kokması öylesine söylenmiş asılsız bir sözdür. bu islamdaki tesettür olayına aykırıdır. Birde kendilerince komiklik yapıyorlar. Bu sözlerine gerekçe olarak iddia ettiklerine göre. Kaldı ki çırılçıplak beraber yıkanıyorlar dedikleri kimselerde öyle anlaşılıyor ki Müslüman Yahudiler idi. bir rivayet uydurup Musa peygamberin kavmi önünde çırılçıplak gezindiğini iddia etmektir. o taşta muhakkak altı yedi tane dövme izi varmış.S. (Buhâri. Maksatları. Havva anamız olmayıp şeytanın kendisidir. 5003 C. Kitâbu’l-Gusl 30 C.14 S.386 Ötüken 1987) Kavmi. Buhari."(K. Eğer Havva olmasaydı kadınlar kocalarına hiçbir zaman ihânet etmezdi.1 S. hal bu ki.. Müslim.. Enbiya 1.Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Eğer Beni İsrail olmasaydı.

Bu konuda Kur’an’dan mealen: -Andolsun biz.Şimdi burada senin için ne acıkmak vardır.Yine burada sen.unutmasınlar ki onları doğuranda bir kadındır. diretti. (ahdi) unuttu. 100 . daha önce de. tövbesini kabul etti ve doğru yola yöneltti. sıcaktan da bunalmayacaksın.Şeytan ona vesvese verdi ve “Ey Adem! Seni ebedilik ağacına ve son bulmayacak bir devlete delâlet edeyim mi? dedi. ne de çıplak kalmak. 20/119 . Bunun üzerine kendilerine ayıp yerleri göründü. 20/121 . susuzluk çekmeyecek. 20/122 (Ayrıca bak. uydurmuş oldukları rivayet. Ayetler. Üstlerini cennet yaprağı ile örtmeğe çalıştılar.Nihayet ondan yediler. yalnız İblis hariç. sonra yorulur. O. Onda azim de bulmadık.Bunun üzerine: Ey Adem! Dedik.) Görüldüğü gibi. Onlar hemen secde ettiler. bu. hem senin için hem de eşin için büyük bir düşmandır. Kur’an’a uymamaktadır. 20/120 . 20/115 . Adem’e ahit (emir ve vahiy) vermiştik. sıkıntı çekersin! 20/117 . Sakın sizi cennetten çıkarmasın. (Bu suretle) Adem Rabbine âsi olup yolunu şaşırdı. 2 Bakara 34-35-36-37. 20/118 . 20/116 .Sonra Rabbi onu seçkin kıldı.Bir zaman biz meleklere: Adem’e secde edin! Demiştik. Ne var ki o.

Sonra yanından ayrıldım. C. (Buhâri... Peygamber: . Şöyle rivayet ettiler: 110-..“Bu ikisi cinlerin taâmındandır.Kemik ve hayvan gübresi ile temizlenmekte ne var ki? diye sordum. Peygamber: . Ebû Hureyre: . Nihâyet hâcetini bitirdikten sonra Peygamber’in berâberinde yürüdüm. Bir keresinde Peygamber hâcetini yerine getirmek için çıktığında Ebu Hüreyre arkası sıra kırba ile O’nu takip ederken. Peygamber: . bana Nasibin cinlerinin bir hey’eti geldi. Öyle ki.3610 Ötüken 1987) 101 .“Kimdir o?"diye sordu... Bana dedem Said ibn Amr. Cinlerin içinde Müslüman olanları da vardır. İnsanlarla yetinmediler Cinlere dahi saldırıda bulunmayı ihmal etmediler. Ebû Hureyre dedi ki: Ben elbisemin kenârında birkaç taş naklederek kendisine getirdim ve onları yanı başına koydum.... Ben de onlar için Allah’a: Cinlerin uğrayacakları her kemik ve tezek makûlesi üzerinde kendileri için muhakkak bir taâm bulmalarına duâ ettim" buyurdu.Ben Ebû Hureyre! diye cevâp verdi.Ayrıca.. Yolda kendisine: .“Benim için istincâ edeceğim birkaç taş ara.8 S. Şu muhakkak ki.... Ebu Hüreyre (R)’den haber verdi: Ebû Hureyre Peygamber’in berâberinde abdest alması ve istincâ’ suyu için küçük bir kırba taşırdı. sakın bana kemik ve hayvan gübresi getirme" buyurdu. Kitâbi’l-Ensâr 80. Bunlar ne hoş cinlerdir! Benden azık istediler.

“(Ebû Dâvud.. acaba ondan önce ne yiyorlardı? Biz Müslüman Cinleri böyle bir iftiradan tenzih ederiz. Buna rağmen güya. dediler. Şuayb’ın dedesi (Abdullah b.el-Cihâd (15). (dinleyin)"dediler. Peygamber ve Ebû Bekir’in hicret etmek için iki kişi olarak Mekke’den çıktıklarını rivayet ettiler. demiştir ki: “Resûlullah (s.. O’na inanın ki (Allah) günahlarınızdan bir kısmını bağışlasın ve sizi acı azaptan korusun. Bu konuda Kur’an’dan mealen: ..Cinler.2607 102 ." 46/31 Görüldüğü gibi. Hakka ve doğru yola götüren bir Kitap dinledik.. Amr b.Bir zamanlar. yapıları bizden değişik fakat bizim gibi imtihan edilerek. Bâb 79 H. Cinler tezeğe razı olduysalar. peygamberde onların yerlerden toplanmış kemik ile tezek yemeleri için dua ediyormuş. Yapmış oldukları diğer bazı rivayetlerle. K. 111. Ona geldiklerinde (bir birlerine): “Susun. cemaattir. Müslüman cinlerden bir heyet gelerek peygamberden azık istemişler. İki yolcu iki şeytandır.. biz Mûsâ’dan sonra indirilen. Cennet ve Cehennemle muhatap olan kimselerdir. Allah’ın davetçisine uyun.“Ey kavmimiz.. Kur’an dinlemek üzere sana yöneltmiştik.a. Üç (yolcu) ise... Onlar temiz ve güzel rızıklara layıktırlar.“Ey kavmimiz. (Okuma) bitirilince de uyarıcılar olarak kavimlerine döndüler: 46/29 . bundan da iftira ettikleri bellidir.Amr) den..) (şöyle) buyurdu”: “Tek yolcu şeytandır." 46/30 . Kaldı ki yanında su kırbası varken. peygamber neden suyla taharetlenmedi.. Cinlerden mümin ve takvalı kimseler vardır ve onlar tezek veya çöpten kemik yemeye layık kimseler değildirler. Çok ilginçtir.. Buna rağmen şöyle rivayetlerde bulundular. cinlerden bir grubu.. kendisinden öncekini doğrulayan.

Yolumuz tenha idi hiç kimseye rastlamadık. Menâkıbu’l-Ensâr 45. Babam.. Babam bana: onu evime kadar “Haydi onu götürüver!"dedi. Eşribe 12. Tirmizi. 4. bedelini alacaktı.. Ebu Bekr radıyallahu anh. 103 ...S.. üç atlı bir gruptur. cihâd. İsti’zân 25. Ebu Bekir’in iki kişi olarak hicret ettiklerini şu şekilde rivayet ettiler: 113. 2184 C.. (K. Babam onunla beraber çıktı.20 Akçağ 1989 alıntıları.10 S.Amr İbnu Şu’ayb an ebihi an ceddihi (radıyallahu anh) tarikinden naklediyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Bir atlı bir şeytandır.199 Akçağ 1993 alıntıları. Muvatta istizân. iki atlı iki şeytandır.(2..) 112. İslam dininde... diğer rivayet edenler. Buhâri..114 Şamil. (Babam) Âzib’e: “Benimle oğlunu gönder. götürüversin!"dedi."(K.. Müslim. “Evet o gece yürüdük. Cihâd 4.8 S. Zühd 75.978). (2009)) Peygamberin ve Ebu Bekr’in iki kişi olarak. Muvatta..C. Yapmak istedikleri hakaretin ağırlığı gayet açıktır... bunun yanında da iki kişi olarak seyahat edenlerin iki şeytan olduğu rivayetlerinde bulundular. Menâkıb 25.. hatta yolda hiç kimseye rastlamamak kaydıyla hicret ettiklerini rivayet ettiler. Ebu Bekr’e: “Ey Ebu Bekr! Resûlullah aleyhissalâtu vesselâmla (hicret ettiğin) gece ne yaptınız?"diye sordu. Yoksa tek başına veya iki kişi olarak seyahat eden niçin iki şeytan olsun. 35... evinde babama uğradı. 5775 C.. Ertesi günü de öğle vaktine kadar yürüdük. Lukata 11. Tirmizi. Ondan bir semer satın aldı. Ben de götürüverdim.Âzib radıyallahu anh anlatıyor: “Hz.16 S.S. (2607).. (1674)) Peygamberle. Ebû Dâvud.Bera İbnu’l. Cihâd 86.

5734-5735 Ötüken 1988) 116. Bu nankörlüğün tipik bir örneğidir..A. 114.189 Kayıhan Yayınları 1989 alıntısı. Şöyle ki: 115. Rasûlullah’ın (S. Bize Muhammed ibn Adiyy. İbnu Abbâs (R): Peygamber (S) ihrâmlı olduğu hâlde kendisinde bulunan bir baş ağrısı hastalığından dolayı “Lahyu Cemel" denilen bir su yanındaki menzilde başından kan aldırma tedavisi yaptırdı. Aleyhissalâtu vesselâm: “Ey Beni Beyâza. (İbn Kuteybe. hastaya tükürmeyi. Kitabu’t-Tıbb H....İman şartları arasında en az üç kişi olarak seyahat edilecek diye bir şey yoktur.” dediğini rivayet etti... (Buhâri. Rasûlullah’ı bıngıldak kısmından hacamat etmişti. Ebu Hureyre’den.. Buhari 59/4) Güneş ve Ay’ın büyük faydaları ortadayken.12 S..... o da ikrame’den tahdis etti ki.. onlara bula bula cehennemde yer buldular.. Te’vilu Muhtelifi’l Hadis.. Okuyup üflemeyi.21 C. Ebu Hind’i evlendirin. onunla evlenin!"buyurdu ve şunu ilave etti: “Eğer tedavi için başvurduğunuz şeylerin birinde hayır varsa bu 104 .. Yoksa güzel ve iyi olan her şeye karşı olacaklarına dair verilmiş bir ahitlerimi var? Rivayet uydurma olup aslı yoktur. Hişâm ibn Hassân’dan. dağlamayı ve hurma gibi birkaç meyveyi konu etmişlerdir.. TEDAVİLER KONUSUNDA RİVAYET ÖRNEKLERİ UYDURDUKLARI Tıbbi Nebevi adı altında uydurdukları rivayetlerde.Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: “Ebu Hind. demiştir. kıyamet günü dürülüp sarılarak ateşe atılmış iki öküzdürler.. S. Güneş ve Aya’da saldırmayı ihmal etmeyerek şöyle bir rivayette bulundular..) “Güneş ve Ay....V...

Ayın veya 19 veya 21’ini arasın. (K. (3484)) 118. Tıbb 9. Müslim..S..11 S.İbnu Abbâs radıyallahu anhümâ anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm hacamat oldu ve hacamatı yapan hacamatçıya ücretini ödedi ve ayrıca burun damlası kullandı. bir başka ilaçla tedavi olmasa da zarar görmez!"buyurdu. İbni Mâce.(3859)..17 S.S.."(K. Tıbb 9.. aklı arttırır.(2048) ) 119.. Nikâh 27.S.304 Akçağ 1991 alıntısı. benim için bir haccâm getir." (K. İbnu Mace 3501 ) 105 .hacâmattır. Pazar günlerinde hacamat olmaktan kaçının. (1202). 7038 C.. herhangi bir hastalık için. Tirmizi. Hafız olmak isteyenlerin hıfzetme kabiliyetini arttırır.. Tıbb 4. Selam 76. Devamla İbnu Ömer dedi ki: “Ben Resûlullah aleyhissalâtu vesselâmın: “Aç karnına hacamat olma idealdir. Sakın. Cumartesi. Cuma. 5662 C. Tıbb 8.S.447-448 Akçağ 1993 alıntısı.Ebu Keşbe el-Enmâri radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm başından ve iki omuzu arasından hacamat olur ve: “Kim bu kandan akıtırsa. Ebu Dâvud. (2102)) 117.Hz.(3867).17 S. 7037 C.11 S.S. İbnu Mace 3488) 120. Hacamat olmak isteyen Allah’ın adıyla Perşembe günü hacamat olsun.13 Akçağ 1993 alıntısı. Buhâri.. 4012 C. yaşlı veya çocuk olmasın" dedi." (K. 4006 C. Hafızayı güçlendirir.448 Akçağ 1993 alıntısı. Ebû Dâvud. Çarşamba günü hacamat olmaktan kaçının. Tıbb 21.. kan fazlalaşmak suretiyle birinize galebe çalıp onu öldürmesin.314 alıntısı..16 S. getireceğin haccâm genç olsun."(K.İbnu Ömer radıyallahu anhümâ (âzatlısına): “Ey Nâfi bana kan galebe çaldı. Ebu Dâvud. Pazartesi ve Salı günüde hacamat olunuz. Enes radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: Kim hacamat olmak isterse.

köpeğin parası ve haccamın kazancıdır. Kitabu’l-Buyû 38 C.. fahişenin zina karşılığı aldığı ücret pistir.) 122..1929 Ötüken 1987 ) Hacamatın serbest.12 S..4 S. kan alma ücretinden nehyetti.a. hacamat yani kan aldırma hakkında.. zira diğer bir rivayette hacamatçılardan uzak durulması gerektiği rivayet edilmiştir.. (Buhâri.. hacamat ücretinin yasak olduğu şeklinde rivayet ettiklerinin anlaşılmaması gerekir... diğer rivayet edenler. O şöyle cevap verdi: Peygamber (S) köpek bedelinden... Ben babamdan bu kırmayı sordum. Tirmizi. onun kan alma âletleri kırıldı. Râfi’b...a. Haccâm çağrılınca Ömer şöyle dedi: 106 ...8 Sönmez Neşriyat A.3421 C..) 123. Buna rağmen kendi kendilerini yalanlayan şu rivayetleri de uydurmaktan geri durmamışlardır: 121-...) 124-.. (Ebu Dâvud.Resûlullah’a atfen: “Kazancın en kötüsü... Fahişenin mehri habistir.Ş..Resûlullah’a atfen: Köpeğin parası habistir. sayd 15...Görüldüğü gibi.41.497 Şamil. Nesai..el-İcâre (22) Bab 38 H.8 Sönmez Neşriyat A.. Hadic (r. müsakât 40.. bütün hastalıkların tedavisi olduğu.. Şöyle ki: 125-. yapılması lazım gelen günleri ve hacamatçıya ücret ödenmesi gerektiği yolunda rivayetler uydurarak bunu insanlara çok büyük bir tedaviymiş gibi tavsiyede bulunmuşlardır. Ebû Cuhayfe’nin oğlu Avn şöyle demiştir: babam Ebû Cuhayfe bu köleye emretti de. Rasûlullah (S... fahişenin mehri. büyû 46.... K..)’ın şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: “-Hacamat edenin ücreti pistir... köpeğin satışı karşılığında alınan para pistir. 41/17 C.). haccamın kazancı da habistir. Müslim.Ş.." (Müslim.." (Müslim 40/17 C..

Resûlullah (s. Sa’d İbnu Zürâreyi sivilce sebebiyle dağladı.11 S.Hz. Ebû Dâvud.İcâre (22) Bab 41 H. Câbir radıyallahu anh anlatıyor: “Sa’d İbnu Mu’âz radıyallahu anh kolundaki (can) damarından isabet aldığı zaman Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm onu elindeki uzunca bir demir çubukla bizzat dağladı. (ona başvurmaya zorlu yan) durumlarla karşılaştık.325 Akçağ 1991.İmran İbnu Huseyn radıyallahu anhumâ anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm: “Ümmetimden yetmişbin kişi (Mahşer’de) hesaba çekilmeden cennete girecektir!" buyurdular.11 S. Enes’ten yaptığı bir rivayette.a. Kendisine: “Ey Allah’ın Resûlü! Bunlar kimlerdir?" diye sual edildi.(2208).507 Şamil 1991) Böylece çok övdükleri bir konuda kendi kendilerini yalanlamış oldular. 107 . köleyi hacamatçıya. Tıbb 10."(K. Tıbb 7. 4018 C. alıntısı Müslim. Resûlullah ikinci sefer dağladı.Tirmizi nin Hz.11 S. Yine rivayet ettiler ki: 126. kuyumcuya ve kasaba verme dedim.S.324 Akçağ. Birçok defalar dağlama yaptık. Ancak yarası tekrar şişti. K. Tıbb 7." (K. kendisi için bereket olacağını umarak bir köle hediye ettim ve ona. El.S.İmrân İbnu Husayn radıyallahu anhumâ anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm bizi dağlama yapmaktan nefyetti.)’ı şöyle derken işittim: “-Ben teyzeme.325 Akçağ 1991 alıntısı. 4020 C." (K.(2050).S. (3865)) 129. Selam 75."(Ebû Davud. rahatsızlığımızdan kurtuluş bulamadık. Ancak biz.. Ebû Dâvud. Tirmizi. 4019 C. Tıbb 11. alıntısı Tirmizi. Enes radıyallahu anh der ki: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm. (3868) ) 127.(2051) ) 128.3430 S.

İbnu Mes’ud radıyallahu anh anlatıyor: Rasûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Uğursuzluk çıkarmak şirktir. Enes radıyallahu anh anlatıyor: “Rasûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Ne sirayet (bulaşma).. malımız bol idi... oradayken sayımız çok.S. 4034 C. 371. ayrıca hastalık bulaşması diye bir şey olmadığını rivayet ettiler. Siyer 47. alıntısı Ebû Dâvud Tıbb 24. Müslim... (3916). Sonra başka bir eve geçtik.Hz.. Buhâri Tıbb 44. Tıbb 24. (3924)) 108 .... (1614)) 131.11 S. 4099 C.. rukyeye baş vurmayanlar.11 S..54. 4094 C.464 Akçağ 1991. uğursuzluk çıkarmak şirktir. (K.11 S.” Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm: “Burayı zemim (addederek) terk edin! buyurdular.. uğursuzluk çıkarmak şirktir.350 Akçağ 1991 alıntısı. (K. 4093 C. Selam 113.. Ebû Dâvud. teşâ’üm’e (uğursuzluğa) inanmayanlar ve Rablerine tevekkül edenlerdir!" buyurdu.. Müslim.S.Hz. Yine rivayet ettiler ki: 130.. (K. Tirmizi...472 Akçağ 1991.S. (1615)) Görüldüğü gibi. Tirmizi.S.465 Akçağ 1991 alıntısı.(3910). malımız da... İman.(2224).. K.11 S. Burada sayımız da azaldı. kesinlikle uğursuzluk diye bir şey olmadığını hatta bir şeyde uğursuzluk telakki etmenin şirk olduğunu. Siyer 47. Bu iddialarının yanında birde şu rivayetleri tahdis ettiler: 132.... ne de uğursuzluk vardır.... kendilerini dağlatmayanlar. Enes radıyallahu anh anlatıyor: “Bir adam dedi ki: “Ey Allah’ın resûlü! Biz bir evdeydik. (218)) Dağlama konusundaki rivayetlerinin çelişkili olduğu açıktır.. Ebû Davut Tıbb 24..“Onlar. alıntısı...

Resûlullah (S): “Uğursuzluk kadında. İbn Şihâb’dan.11 S. binek v.Başınıza gelen herhangi bir musibet. Kitâbu’n-Nikâh 31 C. evde ve atta olur" buyurmuştur. bahçe olabildiği gibi. insanların başına bir musibet geldiğinde bu onların işlemiş olduğu işler yüzündendir. zaman belalı gelmişse bu işlenmiş olan işlerden o işi işlemiş olanlar yüzündendir.s. buna göre uğursuzluk veya günlerin birbirinden farkı yoktur. Bana Mâlik. Zamanın kendisi uğursuz sayılamaz.. Kur’an’a göre. kendi ellerinizin yaptığı (işler) yüzündendir. mal deyimi genel bir ifadedir ve ayırım yapılmamıştır..İbnu Mes’ud radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm (bir gün) aramızda doğrulup: “(Hastalık nev’inden) hiçbir şey hiçbir şeye sirayet etmez!"buyurmuşlardı ki bir bedevi: 109 . De olabilir..... elbise.s. Zaten başka bir rivayette uğursuzluğu açıkça kabul etmişlerdir. Bu konuda Kur’an’dan mealen: . (Buhari. yoksa evin sağlık şartları bakımından elverişsiz olması değildir. Böylece adetleri üzere yine kendi kendilerini yalanlamış oldular. onlarda babalarından olmak üzere tahdis etti ki..5187 Ötüken 1988). o da Umer’in iki oğlu Hamza ile Sâlim’den. zira mallar. bağ. şöyle ki: 133-.Burada kabul edilen ‘zemimlik’ uğursuzluk manasında kullanılmıştır. İle ilgisi yoktur. Yoksa onların kullanmış oldukları ev.. altı.. (Allah. işlediklerinizin) birçoğunu da affeder. gümüş v. 42/30 Yine rivayet ettiler ki: 134.

şöyle diyordu: Resûlullah (S): “Hastalığın (sâhibinden bir başkasına) kendi kendine sirâyeti yoktur.) Yukarıdaki iki rivayet birbirleriyle çelişkili olduğu gibi. (K.. Safer ayında uğursuzluk yoktur. oradan kaçmak için sakın o yerden dışarı çıkmayınız!” Abdullah . Hastalık sizin bulunduğunuz yerde vâkı’ olursa..12 S.) Fakat (ey 110 . ilk deveye kim bulaştırdı demek.... ilk deveyi kim doğurdu demeye benzer... Kendileri de bu rivayetlerini yalanlayan aşağıdaki rivayeti tahdis ettiler: 135-. Allah’a hamd etti... sonra ayrıldı.“Ey Allah’ın resûlü! Nasıl olur? Bir deve sürüsüne kuyruğu ile haşefesini uyuzlaşmış bir deve gelince hepsini uyuzlu yapar! dedi.. Kitâbu’l-Tıbb 44 C.. Ükey ve baykuş (ötmesinin te’siri ve kötülüğü) da yoktur.... (Bunlar Câhiliyet hurâfeleridir...S. eşyada uğursuzluk yoktur. bunun ise bir mantığı yoktur.. Bazı hastalıkların bulaştığı tıbben sabittir. 4836 C.17 Akçağ 1992 alıntısı.. kendi içerisinde de çelişkili olan şu rivayeti tahdis ettiler: 136-. demiştir.. Tirmizi. ilklerin başlaması ilk aşama olarak kendi başlarınadır.5757 Ötüken 1988.. Bu ise gerçeklere uymayan bir husustur.. Bize Said ibnu Minâ tahdis edip şöyle dedi: Ben Ebû Hureyre (R)’den işittim. ne safer vardır... (2144)) Rivayet ettikleri bu hadislerle hastalık bulaşması diye bir şey olmadığını rivayet ettiler. (Buhâri...Bunun üzerine Umer. Resûlullah (S)’ten işittim şöyle buyurdu: (Veba hastalığı hakkında) “Bu hastalığın bir yerde çıktığını işittiğiniz zamân oraya girmeyiniz....14 S. İbn Abbâs dedi ki. Kader 9... Aleyhissalâtu vesselâm: “Pekalâ birincisini kim uyuzladı? Ne sirayet.

haydi yedi adet acve hurması ye. 138.(2042).12 S. Zira acve hurmasının öyle bir etkisi olsaydı ilaç olarak eczanelerde satılacak ve kimse zehirlenme yoluyla ölmeyecekti. 3987 C.3876)) Bu öyle bir iddiadır ki. Ebû Dâvud.İbnu Mes’ud radıyallahu anh anlatıyor:”Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ı işittim. Kitâbu’t-Tıbb 27 C. Müslim. (Buhâri.(2047). Tirmizi. arslandan kaçar gibi kaç!"buyurdu. (3875. Buhâri. bu açık bir çelişkidir."(K.270 Akçağ alıntıları.Sa’id İbnu Ebi Vakkâs radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Kim her sabah acve hurmasından yedi tane yerse o gün geceye kadar ona ne zehir ne de sihir zarar verir. sanmam ki dünyada bunu göze alacak aklı başında bir kişi çıksın.5740 Ötüken 1988) Madem ki hastalık bulaşması yoktur Cüzâmlıdan kaçmanın manası nedir ki. Selam 89. acve hurması için uydurulan türden boş bir iddiadır. 3986 C. (2071)) Çörek otunun her hastalığın ilacı olduğu yolundaki iddia.56.S. diyordu ki:Rukyelerde. Et’ime 43. Tıbb 5. Eşribe 154.11 S. 137. Değil yedi acve hurması. Bir çok araştırmalara rağmen kanser gibi bazı hastalıkların ilacı bilinemezken. Buhari.S. (2215). Bu rivayete inanan bir kimseye. fakat gerçekler bu iddianın aksi yöndedir. tıbb 7. boş bir iddia olduğu basit bir deneme ile hemen anlaşıla bilir. bizde sana istediğimiz bir zehir verelim ve sana tesir etmediğini ispatla dersek. böyle bir iddia gerçeklere uymamaktadır. 111 .11 S. Tıbb 52. Tıbb 12.Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Ölüm dışında hiçbir hastalık yoktur ki çörek otunda onun için bir deva bulunmasın. 140.mü’min) sen cüzâmlıdan. kişi yedi sepet acve hurması yerse kendisine verilecek biraz güçlü bir zehirin etkisinden kurtulamaz. K.268 Akçağ 1991 alıntısı. 22.

Örnekte ki rivayette güya.”. Aleyhissalâtu vesselâm “Fatiha!nın rukye olduğunu (tedavi maksadıyla okunacağını) sana kim söyledi? Verdikleri koyunları paylaşın. 4033 C. Ebû Dâvud. Tıbb 39.S.temimlerde (muskalarda).346 Akçağ 1991 alıntısı Buhâri. Adam iyileşti. (2064. karın ağrısı v. Tıbb 20. 33.(2201). Tirmizi. hatta Fatiha’nın rukye olduğunu söylemiş ve ücret olarak alınmış olan koyunlardan pay istemiştir. Kendisine otuz koyun verdiler.. tivelelerde (muhabbet muskası) bir nevi şirk vardır. (K.. Eğer ki böyle bir iddia gerçek olmuş olsaydı. ben sadece Fatiha okuyarak rukye yaptım" dedi. Rivayette rukye yapmak şirk olarak sayılmışken. Selam 66."(K.. Kur’an ayetlerini. “Hayır. Ebû Dâvud. Resûlullah fatihayla rükne yapılmasını tasvip etmiş. Müslim. bana da bir hisse ayırın! buyurdular. baş ağrısı. Ebu Sa’ad radıyallahu anh anlatıyor:”Biz. İnsanlar. Yanımıza bir câriye gelip: “Obamızın efendisi Selim’i bir zehirli soktu. 112 . Onunla meşgul olacak erkekler de şu anda yoklar. Tıbb 127. alıntısı.. Bize sütünden içirdi.2065)) Rivayetlerinin çelişkili olduğu açıktır. Biz kendisine “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’a sormadan (bu verdiklerine) dokunma!"dedik.11 S. Fedâilu’l-Kur’an 9. bu tip hastalıklar kendi kendilerine vücut direnci yoluyla geçebilen hastalıklardır. gibi hastalıklara okuyup üflerler. Bu yönden şifa verme hususunda tesirleri yoktur.(3900).S.11 S. yani örneğin. Ona:”Yahu sen rukye bilir miydin?"dedik. Böyle olduğu da denemeyle kolayca anlaşıla bilir.. durumu ona söyledik. Medine’ye gelince.s. Sizde rukye yapan biri var mı?"dedi. Bir yerde konakladık. 141. Bunun üzerine bizden rukye hususunda mahâretini bilmediğimiz bir adam kalkıp onunla gitti ve adama okuyu verdi.İcâre 16.. 4035 C. 140.353 Akçağ 1991. Tıbb 19. Kesin olarak! Kur’an ayetleri hastaların üzerine okunup üflenmek için inmemiştir.Resûlullah aleyhissalâtu vesselâmın çıkardığı askeri) bir seferdeydik.(3883)) 141-Hz.

Bize Sufyân ibn Uyeyne.a): “-Ye. 143-..a. dediler ve kendisine iplerle bağlı deli bir adam getirdiler. ömrüme yemin ederim ki. Sûreyi her bitirişinde tükürüğünü biriktiriyor sonra da tükürüyordu.3420 Şamil 1991). bizim için şu adama rukye yap. bu durum Kur’an’ın bir zaafı değildir. (Ebû Dâvud. (iyileşti). Şöyle ki: 142."buyurdu. Adam. .. Es-Salt. sen ise hak bir rukye ile yersin. Kur’an okumayla hastaya tükürmenin bir ilgisi yoktur.. Bundan da yapılan iddiaların tıbbi şifa yönünden gerçeklere uymadıklarını anlamak mümkündür.. Buna rağmen hastalandıklarında doktora gitmek zorunda kalmaktadırlar.. Harice’nin amcası sabahlı akşamlı üç gün adama Fatiha Sûresini okudu. Efendimiz (s. amcasından rivayet ettiğine göre: O (Hârice’nin amcası) bir kavme uğradı. yoksa. Zira Kur’an’ın iniş amacı bu değildir. yanına gelip.Fatiha rukye olmuş olsaydı sakat bir kimseye okunduğunda da tesir etmesi gerekirdi. okuyup tükürmeyi tahdis etmişlerdir. Yapmış oldukları tedavi ile ilgili bazı rivayetler de okuyup üfleme yerine. kimileri bâtıl bir rukye ile yerler..Şüphesiz sen o zat (Hz.. o da Amre bin tu Abdirrahman dan haber verdi ki. halbuki sakat olan bir kimseye kıyamete kadar okunup üflense şifa yönünden tesir meydana gelmez. Her gün milyonlarca kişi defalarca Fatiha Sûresini okumaktadır.Hârice b. el-icâre (22) Bab 37 C.. Kavimdekiler onun.496 R. K.12 S. (Delinin arkadaşları) rukye yapan zata (ücret olarak) bir şey verdiler.. Amaçları saygısızlık etmektir. Adam sanki kösteğinden kurtulmuş gibi oldu.)’a gelip durumu haber verdi. Peygamber)’in yanından hayırlı bir şey getirmişsindir. 113 . Abdu Rabbih ibnu Sa’d’den. Resûlullah (s.

yoksa Kur’an’ın okunup hastalara üflenmesiyle veya tükürükle hiçbir ilgisi yoktur. 114 . neyin seviyesine indirmeye çalıştıkları çok düşündürücüdür. va’dinden aslâ dönmez. yâhut arzın parçalandığı. ne yer parçalanır. Ama bütün işler Allah’a aittir. Allah dileseydi. yâhut ölülerin konuşturulduğu bir Kur’an olsaydı (bu Kitâb olurdu). Ancak hidayet bulmak için onun ayetlerinden istifada edilir. nede ölüler konuşturulabilir. Allah. belki de tükürükten medet ummak onların bile aklına gelmemiştir. Yoksa. Allah’ın va’di gelinceye kadar bu böyle sürüp gidecektir. tükürüğü bir olayın tamamlayıcı unsurları olarak düşünmek. bunların iddia ettikleri gibi bir tedavi kitabı olmadığı konusunda Kur’an’dan mealen: . Kitabu’l Tıb 61 C. Kur’an’la. neyi. Kur’an ayetlerinin okunup hastaya üflenmesinin hastaya sağlayacağı hiçbir yarar yoktur. kim bilir. başlarına âni bir belâ gelecek. 13/31 Kur’an okunduğunda ne dağlar yürütülür.Eğer kendisiyle dağların yürütüldüğü.5769 Ötüken 1988) Putperestler taştan topraktan yaptıkları putlardan medet umarlardı. Kur’an’a açıktan açığa yapılmış bir saygısızlıktır.Âise (R) şöyle demiştir: Peygamber (S) rukye tedâvisinde şu duâyı söylerdi: “Allah’ın ismiyle. bütün insanları yola iletirdi? Yaptıkları (küfür ve kötü işler) yüzünden inkar edenlerin. Şu bizim yurdumuzun toprağı ve bâzımızın tükürüğüdür.12 S. Kur’an’ın. yâhut (o belâ) evlerinin yakınına konacak. Kur’an’ın iniş amacıyla ilgili olarak insanları yanlış yönlendirmek ve Kur’an’ı onların gözünden düşürmektir. Peygamberi bunların iftiralarından tenzih ederim. Bütün bu gibi şeylerle esas olarak yapmak istedikleri. Bunlardan Rabb’imizin izniyle hastamız şifâlanır!" (Buhâri. İman edenler hâla anlamadılar mı ki.

. bunları kendi üzerine.. güya nazar değdirecek şahsın nazarı bunlara isabet edecek.. Bize ez-Zuhri. zevcesi Ümmü Seleme’nin evinde.. Urve ibnu’z-Zubeyr’den. önlem olarak nazar boncuğu ve nazarlık diye adlandırdığı cam parçalarından ve hatta eşek veya at nalından medet ummakta. GÖZ YANİ NAZAR DEĞMESİ HAKKINDA DA BİR TAKIM ASILSIZ RİVAYETLER UYDURMALARI 144-. bir canlıya veya bir eşyaya baktığında onu fiziksel olarak etkileyebilir ve ona zarar verebilir. Ebû Dâvud 3879. Kitâbu’l-Libâs 154 C.5952 Ötüken 1989. o da Ebû Seleme’nin kızı Zeyneb’den. (Buhâri. hiç ilgisi olmayan ve olması da mümkün olmayan kimseleri suçlama yoluna gider..Bu gibi iddialar. Bak. işi istediği gibi gitmese veya malına bir zarar gelecek olsa..... K.. yakınlarının üzerine veya mallarının üzerine asarak nazar değmesinden koruyacaklarına inanmakta ve dolayısıyla bunları putlaştıra bilmektedir. diğer rivayet edenler Müslim 2187. kendisine nazar değdiği kanaatinde ve inancındadır.. Kitâbu’t-Tıbb 54 C.. Kur’an’ın iniş amacını saptırmaya yönelik iddialardır. demiştir. Öyle ki: Hastalansa..13 S. Ebû Hureyre (R): Resûlullah (S): “Göz değmesi haktır (sâbittir)" buyurdu ve döğme yapmaktan nehyetti.. Veya nazarın kendi yerine bunlara değeceğine inanan kimseler de vardır. 4042) 145-.. o da annesi Ümmü Suleym (R)’den şöyle haber verdi: Peygamber (S)... yüzünde sarılık eseri bulunan bir kız çocuğu gördü de: “Bu kız çocuğuna rukye tedâvisi yapınız! Çünkü bunda nazar değmesi vardır" buyurdu. böylece kendisinin veya malının nazardan korunacağı inancında olan 115 ... Buhari... bir yakını ölse.S.5765 Ötüken 1988 ) İddialarınca bir kimse yalnızca bakmak suretiyle. hatta kendisine nazar değdirdi diye. Buna inanan bir çok kimse başına gelen her çeşit felaketi veya istemediği bir durumu göz değmesine bağlamaktadır.12 S.. Bu inançta olan kimseler.

tam tersine. Müslüman olsun ancak bazı özel kimselere isnat etmektedirler. ayette kafirlerden kitle olarak bahsedilmiştir.’ ayetidir. Mealen: -O inkâr edenler. kafirler kin ve öfkeleriyle.bazı kimselerde bunları kullanmaktadırlar. Kendilerine İslam alimi diyen bir takım kimseler. Nazar değdirme olayı iddialarına delil gösterdikleri bir diğer ayette ‘Yusuf Sûresi 67. mealen: 116 . insanları bu iddia çerçevesinde koruma özelliği de yoktur. Nazara inanların ortak görüşü. 68/51 Ayette kafirlerin kin ve kızgınlıkları müteşabih olarak anlatılmıştır. zikri (Kur’an’ı) işittikleri zaman. Bu inançlar o kadar yaygın durumdadırlar ki. Diğer bir hususta. Bu yönden nazara inananların inancıyla mealini yazmış olduğum bu ayeti bağdaştırmak mümkün değildir. neredeyse seni gözleriyle devireceklerdi. eğer iddia edildiği gibi bir nazar değdirme olayı olmuş olsa. sert sert baktıkları vurgulanmıştır. kendilerine ait olan bir şeyin kıskanıldığı ve dolayısıyla kendilerine nazar değdiği şeklindedir. Bu itibarla ayeti nazar değdirme olayı ile bağdaştırmağa imkan yoktur ve dolayısıyla İslam dinine göre nazar değdirme olayı da yoktur. bu kafirlerin tamamının nazar değdire bilme özelliğine olup. nazarın varlığıyla ilgili olarak şu ayetleri delil getirmektedirler. nazar değdirebildikleri neticesine varılır ki bu da saçma bir iddia olmuş olur. hiç kimsenin bakışında öyle bir etki olmadığı gibi. kafir olsun. Kur’an’ı tebliğ eden peygamber için deli ifadesini kullanmışlardır. “O delidir" diyorlardı. Bütün bu inançlar İslam dininde yeri olmayan inançlardır. Yani kaşlarını çatarak. Ayette ise kafirlerin Kur’an’ı kıskandıkları veya Peygamberi kıskandıkları vurgulanmamıştır. Kaldı ki nazara inananlar bu özelliği. cam veya başka şeylerin. ülke çapında nazar boncuğu veya çeşitli nazarlıklar imal eden bir sanayi mevcut olduğu gibi. kitleler tarafından bunlara büyük bir talep vardır.

(Mısır’a) bir kapıdan girmeyin. Halbuki ayette şehri gezdiklerinde.. Böyle bir önlem mahzurlu olmamakla beraber. bir kısmı şehre girmekten engellense diğerleri girebilsin ihtimaliyle ilgili olabilir. Ben O’na tevekkül ettim. farz edelim ki kapıda kardeş oldukları bilindi ve kıskanılmak suretiyle onlara nazar değdirme olayı mümkün hale gelmiş olsun. Allah’ın istemesi halinde. şehir içinde de ayrı ayrı gezmeleri bildirilmemiştir. tevekkül edenler de O’na tevekkül etsinler!" 12/67 Ayet içinde geçen. Olsa olsa. ayrı ayrı kapılardan şehre girilmesi olayını nazar değmesine bağlamaktadırlar. Allah’ın hükmünü hiçbir önlemin geri çeviremeyeceği ve Allah’a tevekkülün gerekliliğini vurgulanmıştır.Ve deki: “Oğullarım. İslam inancında nazar değdirme olayı diye bir şey yoktur. Hüküm. hem de zahire yükleri de tam da doluyken ayrı ayrı kapılardan çıkmaları da söylenmemiştir. ayrı ayrı kapılardan girin ama ben(ne yapsam) Allah(ın takdir)inden hiçbir şeyi sizden savamam. Bu açıklamalardan da anlaşıldığı gibi. bu ayetin nazarla hiçbir ilgisi yoktur. nitekim hep birlikte gidip zahire istemişlerdir. öyle ki birbirleriyle akrabalıkları olmayan bir kafile olarak yorumlanmaları da mümkündür. O zaman şu soruyu sormak lazım. bu da makul bir davranıştır. PEYGAMBERLER VE YAKINLARI HAKKINDA UYDURDUKLARI RİVAYET ÖRNEKLERİ 117 . Bu itibarla. şehre ayrı ayrı kapılardan girmelerinin istenmesi. aynı olay şehirde gezinmeleri halinde de mümkündür. Kapıda kendilerine nazar değdirilebiliyorsa şehirde de toplu olarak gezdiklerinde kendilerine nazar değdirile bilir. bu konuda uydurulan rivayetler Kur’an’a uymamaktadır. hatta şehirden çıkmaları durumunda. yalnız Allah’ındır. hep beraber bir kapıdan girdiklerinde kardeş olduklarını bilip onları kıskanmak suretiyle kim nazar değdirecekti.

Şu muhakkak ki.13 S...) 118 . Ali’nin oğlu Hasan’a benziyordu.5928 Ötüken 1989) 150. Enes (R): .. Mürselât. saçların ağardı yaşlandın" dedi. demiş. Peygamberin yaşlanmış olduğu ve saçlarının beyazlandığını... (3293)) 147. Vâkı’a.10 Sönmez Neşriyat).. Ammeyetesâelun ve İzâ’ş-Şemsü Küvviret sûreleri ihtiyarlattı" cevabını verdi”.. Ebu Cuhayfe (şöyle demiş): -Ben Resûlullah’a beyaz gördüm ihtiyarlamıştı. (Buhâri. Kitâbu’l-Libâs 111 C.Bunâni şöyle dedi: Enes’e Peygamber’in sakalını boyaması (vâki’ olup olmadığı) soruldu da. Hûd.. Eğer ben O’nun sakalındaki beyaz kılları saymak isteseydim muhakkak sayardım.. 659 C. Resûlullah (aleyhissalâtu Vesselâm): “Beni... Tefsir...10 Sönmez Neşriyat A. dedi. Diğer başka rivayetlerde ise şöyle demektedirler: 149-.S... Yukarıdaki üç rivayette. (Buhari. Vâkı’a...5929 Ötüken 1989 ) 148.146... beyazlanmış olan saçlarını boyadığı tahdis edilmiştir. Sâbit el. alıntısı.Ş.. O bizlere Peygamber (S)’in saçlarından bir miktar boyanmış saç çıkarıp gösterdi.. (Müslim 107/127 C.29 Akçağ 1988.Enes’e sorulmuş da: Peygamberin saçının ağarıp ağarmadığı ..Allah onu beyazlıkla lekelemedi..4 S.. Kitâbu’l-Libâs 113 C.İbnu Abbas (radıyallahu anhumâ) anlatıyor: “Hz... Tirmizi. Ebu Bekr (radıyallahu anh):”Ey Allah’ın Resûlü. Usmân ibn Abdillah ibn Mevheb: Ben Ümmü Seleme’nin yanına girdim... demiştir..13 S. (K. (Müslim 105/126 C. Peygamber (S) saç sakal boyayacak dereceye ulaşmadı.

Hâtim 5..S."(K. Menâkıb 28.4228)) 156-. 5529 C.Hz. Aişe radıyallahu anhâ anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm altmış üç yaşında vefat etmiştir. Ali (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah yüzüğünü sağ eline takardı.... Müslim.) 153-." (K.."K. İbnu Ömer de böyle yapardı.474 Akçağ 1988 alıntısı..(3655)) 152... İbni Abbâs rivayet etti ki: “Resûlullah altmış beş yaşında vefat etmiştir.(2349). peygamberin şimali hakkında dahi ihtilaf edecek kadar onu tanımamaktalar.7 S. Menâkıb 10. Peygamberden hadis rivayet ettiklerini iddia eden bu kimseler.. Buhari."(Müslim 122/138 C. Hâtim 5.175)) 155. Onu tanımadıklarına dair diğer hadis örnekleri: 151."(Müslim 117/135 C. Ziynet 49.15 S.İbnu Ömer (radıyallahu anhumâ) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) yüzüğünü sol eline takardı ve kaşını avucunun içine getirirdi. (4227.. Ebu Dâvud.. Nesâi.10 Sönmez Neşriyat A.(4226). Mekke’de on öç yıl kalmış ve altmış üç yaşında vefat etmiştir.. 2102 C... 154.Ş.Bu iki rivayetle diğer üç rivayet arasında açık bir çelişki vardır..Hz. İbni Abbâs’tan naklen: “Resûlullah. o da Ebû Vâil’den. Fezâil 115.S. (8.S. İbni Abbâs’tan peygamberin vefat yaşını 63 ve 65 olarak rivayet etmeleri ilginçtir. o da Abdullah ibn Mes’ûd (R)’dan tahdis etti ki. 2100 C.474 Akçağ 1988 alıntısı. Tirmizi. Ebû Dâvud..346 Akçağ 1992 alıntıları.7 S. Bize Sufyân el-A’meş’ten.. Peygamber (S): “sizden hiçbiriniz sakın benim Yûnus’tan hayırlı 119 ....10 Sönmez Neşriyat) Görüldüğü gibi peygamberin yaşı konusunda ki hadisler çelişkili olup...

. Ubeydullah’tan. Müslim 2373..Resûlullah’a atfen: “Peygamberlerden birini diğerine üstün tutmayın. o da Said ibn Ebi Said elMakburi’den işitmiştir ki.12 Akçağ... Ebu Dâvud 4672) 162.. sünnet 14(4668)) Yukarıdaki rivayetlerle benzeri rivayetler de hiçbir peygamberle diğer peygamberler arasında derece farkı iddia edilmemesi ısrarla vurgulanmıştır..) 159-. Resûlullah’a atfen: Beni Musa’ya üstün tutmayın"(K.olduğumu söylemesin" buyurmuştur.S. Katâde’den.S..12 Akçağ. alıntıları Buhari Enbiya 34-35. Tirmizi 3240. Kitâb’l-Enbiyâ C.... alıntısı Müslim 2369.." (K..) 158.. (Buhari.) 160-. buna rağmen şöyle rivayet ettiler: 161-. (Buhari. demesi uygun değildir" buyurmuş ve Yûnus’u babası Mettâ’ya nispet etmiştir.S...7 S... 4337 C.. Kitâb’l-Enbiyâ C..) 157-."(K..3225 Ötüken 1987.4335 C.. Peygamber (S): “Hiçbir kul için: Ben Yûnus ibn Mettâ’dan hayırlıyım demesi yakışmaz" buyurmuştur. Peygamber (S): “Hiçbir kul için: Ben muhakkak Yûnus ibn Mettâ’dan hayırlıyım......... Kitabu’lEnbiy3a 86 C.. Resûlullah’a atfen: “Yaratılmışların en hayırlısı (Hayru’l-Beriyye) İbrahim peygamberdir. o da Ebû Hureyre (R)’den işittik ki.7 S. Ben Humeyd ibn Abdirrahmân’dan.3224 Ötüken 1987. alıntısı Ebu Dâvud. o da İbn Abbâs (R)’tan tahdis etti ki.12 Akçağ... Bize Şu’be. Tirmizi 2349.. o da Ebû’l-Âliye’den.3226 Ötüken 1987.. Ebu Davud 4671.. (Buhari.7 S. 4346 C.. Ebû Hureyre (R) şöyle demiştir: Peygamber’e 120 .....

..“ buyurdu..İnsanların (Allah katında) en çok kerem ve ihsâna nâil olanı kimdir? diye soruldu.10 S. Ebû Hureyre (R) şöyle demiştir: Bir keresinde Rasûlullah’ın sofrasında et yemeği getirildi ve kendisine bir kol kaldırılıp sunuldu. Menâkıb 2(3614)) 121 ..."dedi. çelişkili olarak peygamberler arasında fark gözetilmiş ve İbrahim peygamberle..3174 Ötüken 1987. 164... Kitâbu’t-Tefsir 233 C.) Yukarıdaki rivayetlerle diğer rivayetlerin aksine. dediler. Soranlar: -Ey Allah’ın Peygamberi.... biz Senden amel cihetiyle en kerim olanı sormuyoruz.S. Sonra şöyle anlattı: “Ben kıyâmet gününde bütün insanların seyidiyim..12 Akçağ.... Bunda fahr yok!" (K.Resûlullah’a atfen: “Ademoğlunun Allah’a en kerim olanı da benim. Peygamber (S) .7 S.. 4347 C. ayrı ayrı diğer peygamberlerden üstün sayılmıştır ve buna rağmen şöyle demişlerdir: 163-..“İnsanların en kerimi... Kitâbu’l-Enbiy3a 48 C... alıntısı Tirmizi..“İnsanların en kerimi Allah’ın Peygamberi Yusuf’tur.. (Buhâri.4514 Ötüken 1988 ). (Buhâri. Bunun üzerine Peygamber: .. Çünkü Rasûlullah etin bu kısmını severdi.. en muttaki olanıdır" buyurdu. efendisiyim. Yusuf peygamber. Ondan ön dişleriyle bir lokma kopardı.

12 Akçağ. İshâk’a. aynı zamanda. alıntısı Tirmizi 3617. bize indirilene. örneğin.165-."(K. Allah’ın indirdiğine katılmış olan hususlar değildir. Adem oğullarına çok ikrâm ettik. ben peygamberlerin imamı. bu hususlar Allah’a iman etmeyle birlikte sayılmıştır. hatibi ve (onlar arasında) şefaat (etmeye yetki) sahibi olacağım. Onları güzel rızıklarla besledik ve onları yaratıklarımızın bir çoğundan üstün kıldık. Allah tarafından peygamberlere indirilmiş olanların tamamına ayırım yapılmadan inanmak şarttır. Mûsâ’ya.S. Bu itibarla İbrahim peygamber veya başka bir Adem oğlu için yaratılmışların en üstünüdür demek Kur’an’la bağdaşmaz. Yani bir kısmı kabul edilip bir kısmı red edilemez. Tabi ki. 4348 C.Andolsun biz. Ancak insan oğlu yaratılmışların bir çoğundan üstün yaratılmıştır. kullar tarafından uydurulup." 3/84 Yukarıda ki ayet mealinde görüldüğü gibi peygamberler arasında ayırım yapılmaması emredilmiştir . İbrâhim’e.. Kur’an’dan mealen: . İddia ettikleri bu konularla ilgili olarak Kur’an’dan örnek verecek olursam.. Bu hususun tespiti içinde Kur’an ölçüsünün rehberliği şarttır. İsâ’ya ve peygamberlere Rab’leri tarafından verilene inandık.De ki: “Allah’a. 122 . onları karada ve denizde taşıdık. İsmâil’e. onlar arasında ayırım yapmayız. Bunda övünme yok.. Yâkub’a ve torunlara indirilene. mealen: . Resûlullah’a atfen: “Kıyamet günü geldi mi..) Böylece tahdis ettikleri rivayetlerle tekrar çelişki meydana getirmiş olmaktadırlar. biz O’na teslim olanlarız. Allah tarafından indirilenden kasıt gerçek manada indirilmiş olanlardır. 17/70 Yukarıda mealini yazdığım ayette görüldüğü gibi hiçbir insan yaratılmışların en üstünü değildir.

Dâvûd’a da Zebûr’u verdik. O da kendilerine lânet ve sitem etti.15 S. .. kimseye lânet 123 . “Sen benim Rabb’ime konuştuğum şartı bilmiyor musun? Allah’ım! Ben ancak bir beşerim.. Aişe’den naklen: Resûlullah’ın yanına iki adam girdi.144 Akçağ 1992. dedim: “Ne o?"buyurdu.Yâ Resûlullah! Şu iki adamın kazandığı hayırdan kim bir şey kazanabilir.S. Çıktıkları vakit ben: . dedim" buyurdular. farkı 166. 5347 C. peygamber olmağa kimi lâyık görürse onu seçer). (Müslim. alıntısı Müslim. Peygamber rahmet peygamberidir.10 Sönmez Neşriyat) İki rivayet çelişkili olduğu gibi. lanetleyici olarak değil!"(K.Hz. Peygamberler arasında derece farkı vardır. (2597)) 167-. 17/55 görüldüğü gibi peygamberler arasında derece olmadığını söylemeleri Kur’an’la bağdaşmamaktadır. Müşriklere lânet söz konusu olunca. Andolsun ki biz. Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’a: “Ey Allah’ın Resûlü! Müşriklere beddua et. 88/553 C. Bu konuda Kur’an’dan mealen: . onları lânetle!"denilmişti. peygamberlerin kimini kimine üstün kıldık. göklerde ve yerde olan kimseleri daha iyi bilir (O.Sen onlara lanet ve sitem ettin! Dedim. Müslümanlardan hangisine lânet ve sitem edersem bunu onun için bir zekât ve ecir kıl. Birr 87.Kabul veya red yönünden peygamberler arasında İslama göre ayırım yapılmamakla beraber. ve onunla ne olduğunu bilmediğim bir şey konuştular da gadaplandırdılar.Rabb’in. Şu cevabı verdi: “Ben rahmet olarak gönderildim.

altı aya yakın bir müddette. PEYGAMBERİN EHLİ BEYTİ YANİ HANE HALKININ KİMLER OLDUĞU KONUSUNDA UYDURDUKLARI RİVAYET ÖRNEKLERİ 168. alıntısı Tirmizi. Fakat Müslümanlara ise lânet eder. Sonra Hüseyin geldi onu da soktu. O sırada Hasan geldi onu örtünün altına soktu. Onlara bir örtü bürüdü ve: 124 .S."(K. alıntısı Müslim.Hz. 4496 C. peygamberi Müslümanlara lânet ettirmekten başka bir şey değildir.. onu da soktu. (K. 4495 C. Ahzâb 3204) 169. üzerinde siyah (yünden) nakışlı bir kumaş olduğu halde sabahleyin (evden) çıktı. Sonra da: “Ey Ehl-i Beyt Allah günahlarınızı giderip sizi tertemiz yapmak istiyor"(Ahzâb 33) buyurdu”. Hasan ve Hüseyin vardı. Tefsir. Aişe (radıyallahu anhâ) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm). Sonra Fatıma geldi. Fâtıma.S.12 S.Hz. Gerçekte ise istedikleri söz kalabalığı yaparak. Fezâilu’s-Sahâbe 61. Enes (radıyallahu anh) anlatıyor: Şu âyet indiği zaman (meâlen):”.418 Akçağ...Ümmü Seleme (radıyallahu anhâ) anlatıyor: “Ben Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)’ın evinin kapısında iken şu âyet nazil oldu:". Evde Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm).etmez..418 Akçağ.(2424)) 170.12 S. Ali. Hz. Fâtıma (radıyallahu anhâ)’nın kapısına uğrayıp: “Namaz(a kalkın) ey Ehl-i Beyt" Allah günahlarınızı giderip sizi tertemiz yapmak istiyor!"buyurdu. Güya bu onlar için bir zekat oluyormuş. Ey peygamber ailesi! Allah günahlarınızı giderip sizi tertemiz yapmak istiyor"(Ahzâb 33). Sonra Ali geldi onu da örtünün altına soktu. Ey peygamber ailesi! Allah günahlarınızı giderip sizi tertemiz yapmak istiyor"(Ahzâb 33). Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) sabah namazına giderken.

Bana: “Sen (yerinde dur.(2408)) Görüldüğü gibi ısrarla. Allah’ın (semaarz arasına uzanmış) ipi olup.419 Akçağ. aile reisinin geliriyle geçinen ve bir eve bağlı olarak yaşamlarını sürdüren kimseler manasına gelir."(K. (3870)) 171. akrabalık bağıyla birlikte. kim ona tutunursa hidayet üzere olur. O. Buna delil olarak Ahzâb 33 âyetini göstermektedirler. Kavram olarak Ehl-i Beytin manası. Peygamberin Ehl-i Beytinin."Biz.416 Akçağ. kadın bir müddet erkekle beraber olur.S. Bir aile 125 . alıntısı.Yezid İbnu Hayyân.S. (K. işte bunlar benim ehl-i beytimdir. kızı Fâtıma ve Torunları Hasan ve Hüseyin’in oldukları rivayet edilmiştir. Zeyd İbnu Erkam’a sorduk: “Kadınları da Ehl-i Beyt’inden midir?” “Hayır! Dedi. o da babasına ve kavmine döner. 4494 C. bunlardan günahı gider ve bunları kirlerden tertemiz kıl!"buyurdu. Ehl-i Beytim’dir.“Allah’ım. Tirmizi. Menâkıb. Peygamber eşlerinin. Allah’a yemin olsun. Sonra (kocası) onu boşar. Zeyd İbnu Erkâm (radıyallahu anh)’tan naklen anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Haberiniz olsun! Ben size iki ağırlık bırakıyorum. sen Resûlullah’ın zevcesisin!"diye cevap verdi.12 S. kim de onu terk ederse dalâlete düşer. alıntısı Müslim. Fezâilu’s-Sahâbe 37. Damadı ve Amca oğlu Ali’nin.12 S. 4497 C. sen zaten) hayırdasın. Bunlardan biri Allah Teâlâ’nın Kitabı’dır. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)’ın Ehl-i Beyt’i aslı ve kendisinden sonra sadaka haram olan asabesi’dir. Ali’nin eşi. İkincisi itretim. Ben atılıp: “Ey Allah’ın Resûlü! Ben ehl-i beyt ten değil miyim? Dedim. Peygamberin Ehl-i Beyti olmadıklarını.

ayrı bir hane halkı olarak yaşayan çocukların durumu nedir diye sorulsa. ehl-i beyt’lik dışında olan ve insani tasarruflarla kopması mümkün olmayan. evlenip baba ocağını terk eden kızlar de artık kocalarının ehl-i beyti dirler. Bundan dolayı. ayrı bir eve ve gelir gidere sahip olması halinde onun ehl-i beyti kapsamına girmediği gibi. hiçbir zaman. örneğin. geçici vasıflar taşıyan ile değiştirmektir. Zira birisi geçici olabilecek bir konumda diğeri ise kalıcıdır. Kendisine ait evi. Fâtıma’da. Fâtıma’nın. Nesep yoluyla gelen ehillik ise yaratılıştan gelen bir durum olması nedeniyle insani tasarruflarla kopması mümkün olmayan bir akrabalık bağıdır. bir aile olarak yaşamlarını sürdüren ve geçimlerinden sorumlu olduğu çocuklarıdırlar. Peygamber Ehli olma durumudur ve bu durum üstün bir bağdır. Ali’nin. baba evinden ayrıldıkları andan itibaren geçimlerinden. Ehl-i Beyt’in Türkçedeki karşılığı Hane Halkı demektir. kalıcı vasıflar taşıyanı. Bu itibarla bir kimsenin amca oğlu damadı dahi olsa. evlilik yoluyla ehl-i beyt kapsamına giren eşler. peygamberin ehl-i beyt’i kavramı kapsamına girmesi mümkün değildir. Bundan dolayı. onlar ehl-i beyt olarak değil de. Ali’nin eşi olarak. geliri ve gideri olan bir kimse olarak. bundan dolayı ehilliği. kendisiyle akrabalık bağı olan. kocaları sorumludur. bu ise iyi 126 . Ali’nin ehl-i beyti idi. Hasan ve Hüseyin’in peygambere olan akrabalık bağları. babaları değil. boşanma olması halinde ehli beyt’lik vasıflarını kaybederler. zira. Peygamberin ehl-i beyti. ehl-i beyt’lik yoluyla kazanılan akrabalık bağından çok daha üstün bir bağdır. Ehl-i Beyt kavramının kapsamı bu olmakla birlikte. gelir ve giderlerini karşıladığı kimselerdirler. zira Ali’de kendi başına bir aile reisi idi.reisinin ehl-i beyti. Onlara ehl-i beyt’ demek yaratılıştan gelen bu durumlarının yok sayılmasıdır. ehl-i beyt’likle tanımlamak. bu ise doğru ve üstün bir tanımlama olmaz. onunla bir çatı altıda yaşayan. ehil olarak çok daha üstün bir yakınlık konumundadırlar. eşleri ve onunla birlikte bir çatı altında.

Allah sizden. Ehl-i Beyt tanımıyla ilgili olarak. Kur’an’dan mealen: -Ey peygamber! eşlerine söyle: “Eğer siz." 33/29 -Ey peygamberin kadınları! Sizden kim açık bir edepsizlik yaparsa onun için azab iki kat yapılır. kiri gidermek ve sizi tertemiz yapmak istiyor. Peygamberini ve âhiret yurdunu diliyorsanız bilin ki. Peygamberlerin eşleri 127 . haber alandır. Bu Allah’a göre kolaydır. ilk cahiliye (çağı kadınları)nın açılıp saçılması gibi açılıp saçılarak (kırıta kırıta) yürümeyin.bir şey değildir. kalbinde hastalık bulunan kimse tamah etmesin. güzel. 33/31 -Ey peygamber kadınları. kadınlardan herhangi biri gibi değilsiniz. siz. 33/34 Görüldüğü gibi. sözü yumuşak (tatlı bir edâ ile) söylemeyin ki. Allah’a ve Resûlüne itaad edin. 33/30 -Fakat sizden kim Allah’a ve Resûlüne itâate devam eder ve yararlı iş yaparsa ona da mükâfatını iki kat veririz ve (cennette) onun için bol rızık hazırlamışızdır. Namazı kılın. Şüphesiz Allah lâtiftir. peygamberin ehl-i beyti olarak eşleri tanımlanmış ve onlara hitap edilmiştir. Biz onları peygamberin “Ehli" oldukları için çok seviyoruz. içinizden güzel davrananlar için büyük bir mükâfat hazırlamıştır. Allah. zekâtı verin. (kuşkudan uzak bir biçimde) söz söyleyin. 33/33 -Sizin evlerinizde okunan Allah’ın ayetlerini ve hikmeti hatırlayın. Ey Ehl-i Beyt (ey peygamberin ev halkı). Eğer (Allah’ın buyruğuna karşı gelmekten) korunursanız. dünyâ hayatını ve onun süsünü istiyorsanız. gelin size müt’a (boşanma bedeli) vereyim ve sizi güzellikle salayım" 33/28 -”Eğer Allah’ı. 33/32 -Evlerinizde vakarınızla oturun.

İshâk’ın ardından da Yakûb’u.. içinde katık yahut yiyecek veya içecek vardır. kocam da bir pir iken doğuracak mıyım? Bu. diğer rivayet edenler.73. Peygambere gelerek.. (Müslim 71/287 Cilt 10 Sönmez Neşriyat A. K. (Bunu duyunca) güldü. Bâb2 s. Sana geldiği vakit ona Rabbi’nden ve benden selâm söyle! Hem kendisini Cennette kamıştan bir evle müjdele! O evde ne gürültü olacak ne de meşakkat! dedi. dedi..) Peygamberin eşi Hadice’ye Cennetten. 11/71 -(İbrâhim’in karısı) “Vay. ayakta duruyordu. 173-. cidden şaşılacak bir şey!" 11/72 -(Elçi melekler) dediler ki: “Allah’ın işine mi şaşıyorsun? Allah’ın rahmeti ve bereketleri sizin üzerinizde ey Ehl-i Beyt! O. Biz ona İshâk’ı müjdeledik. 172. demiştir ki:”Peygamber Sallallahu aleyhi vesellem abdest bozmak istediği zaman kendisini hiçbir kimse göremeyecek kadar (gözlerden uzaklaşıp)giderdi. ten gösterebiliriz. Kur’an’daki Hûd Sûresi 71. Beraberinde bir kap vardır ki.Akılları sıra alay etmek istedikleri bellidir. -Ya Resûlullah! İşte Hatice sana yönelmiştir. beğene beğene kamıştan bir evi layık gördüler. Abdillah’dan.. Ehl-i Beyt konusunda tahdis etmiş oldukları rivayetler Kur’an’a aykırı olup.Tahâre (1). mealen: -(İbrâhim’in) karısı.(Ebu Dâvud...Câbir b.12 c." 11/73 Bu itibarla.Ş.72.ve Ehl-i Beyt’lik konusunda bir örnekte.Ebû Hureyre’den rivayet: Cibril.1 Şamil 1987. uydurmadırlar. övülmeğe lâyıktır. ben bir koca karı. iyiliği boldur. İbni Mace tahare 22) 128 .

23/62 Ayrıca her iki rivayet bir biriyle çelişkilidir. bundan dolayı İslam Dininde taharet taşı diye bir şey yoktur. suyun mevcut ve kullanılabilir olması halinde. zira.1 S. Nebi (s. İslam Dinine göre hiç kimse başka bir şeyle temizlik yapamaz. Arkasında su kabı ile ayakta bekleyen Hz. dedi. . Kur’an’dan mealen: .a. Teyemmümden esinlenerek..Temizleneceğiniz sudur. Katımızda hakkı söyleyen bir kitap vardır. Onlara aslâ haksızlık yapılmaz.174-. hiç kimseye gücünün üstünde bir şey teklif etmeyiz. İbn Mâce. kimsenin göremeyeceği şekilde uzaklaştığını rivayet ettiler. zaruret olması halinde başka bir temizlik vasıtasıyla temizlik yapılması.81 Şamil 1987.. Hz.“Ben her bevl edişimde su ile temizlenmekle emr olunmadım. (Ebu Davud K."buyurdu. Âişe’den rivâyet edildiğine göre o şöyle demiştir: “Resulullah (s. Allah hiçbir nefse yüklenemeyeceği bir yük yüklememiştir. .) de cevaben.Biz.a. Diğer rivayette ise Ömer’in ve Aişe’nin huzurunda bevl ettiğini rivayet etmeleri bir çelişki ve saygısızlıktır. tahâre 20) İslam Dininde temizlik için esas olan suyla temizliktir.Tahâre (1) Bâb 22 C. Abdest ve Gûsül için Teyemmüm.) küçük abdest bozdu. Eğer böyle yapsaydım (ümmetime her abdest bozmadan sonra) su ile taharetlenmek sünnet olurdu. diğer rivayet eden. 129 . . Ömer (suyu uzatınca). Ancak başka bir çare olmaması halinde mümkün olabilir. Birincisinde Peygamberin. Ancak zaruret varsa mümkündür.Bu nedir yâ Ömer? buyurdu. suyun bulunmaması halinde ruhsat olarak verilmiştir.

a. El-Cihâd (15).. kavminden bir kimse. Muhammed b. Bâb 69 C.. 130 . K. El-Cihâd (15). cihad 9.a. Nesâi. “Bayrak Nemire kumaşından.10 H.. Peygamber böyle aptalca bir hareket yapmaktan uzaktır.) Görünürde güya peygamberi övüyorlar. Bâb 69 C.6 H.2592 Şamil 1990..a. Bu rivayet sadece onu uydurmuş olanın aptallığını temsil eder.)’in bayrağını sarı renkli olarak gördüm" demiştir.a... hiçte akıllıca bir iş değildir. “Ben peygamber (s.175-.) 176-. Âzib de).a.93 Şamil. El-Kâsım’ın azatlı kölesi Yunus b."diye cevap verdi. İbn Ömer (r. (Ebû Dâvud. (Ebû Dâvud.. El-Kasım Resûlullah (s.. Simak’ın haber verdiğine göre.. Âzib’e gönderdi. menâsik 106.. hele sıcak iklimlerde. (Ebû Dâvud. K.) Mekke’ye girdiğinde sancağı beyazdı. Bâb 69 C. ne kadar sinek ve sinek türü böcek varsa onlara davetiye çıkarmış olur. siyah renkli ve kare şeklinde idi. K.)’den rivâyet edildiğine göre..2593 S. Ubeyd dedi ki. Cabir (r. .. K.... İbn Mâce cihâd 20. Tirmizi Cihad 10.) ihrâma girerken başı(nın saçları)nı bal ile toplamıştır. ayrıca Tirmizi....2591 S. Bâb 12 C.96 Şamil 1990. El-Cihâd (15). (Ebû Dâvud.10 H.) bayrağının nasıl olduğunu sormak üzere beni el-Bera b..a... 178-.1748 Şamil 1988.10..) Bu kimseler gözün açıkça gördüğü bayrak gibi şeyler konusunda bile bu şekilde çelişkili rivayetlerde bulunabiliyorlarsa bu öbür rivayetlerinin durumu hakkında da dikkat çekici bir husustur. Muhammed b. Bu şekilde saçına bal sürenin saçları toz toprak dolduğu gibi..10 H..)’den merfu’ olarak rivâyet olunduğuna göre Peygamber (s. ayrıca. Peygamber (s. halbuki saçlara bal sürüp açık havaya çıkmak. El-Menâsik (11). (el-Bera b.) 177.

El-Menâsik (11). yine duâ etti.39 H. Âise (R) şöyle demiştir: Benû Zureyk Yahûdilerinden Lebid ibnu’l-A’sam denilen bir adam Rasûlullah’a sihir yaptı.) Daha önce Kur’an’dan örnek vererek.2041 şamil 1989. Müslümanlar gidip onu mezara koymazlardı. bu durum peygamberin. Dünyadan.. Ona sürekli selâm etmek suretiyle canlı kalmasını sağlar ve aralarında tutma yoluna giderlerdi. Eğer ki öyle bir durum olmuş olsaydı.. Fakat gerçekler bu rivayetin aksi yönündedir. Kaldı ki. Resûlullah Sallallahu aleyhi ve Sellem: “Birisi bana selâm verdiği zaman ona karşılık vermem için Allah ruhumu bana iâde eder. diye cevap verdi.Sihirlenmiştir. Akabinde bunlardan biri arkadaşına: . Hattâ bâzı işi işlemediği hâlde kendisine onu yaptığı hayâli gelirdi.. (Ebû Dâvud. Ebû Hüreyre (r. Nihâyet günün birinde yâhud gecenin birinde benim yanımda iken kendisi duâ etti.8 S. ameliyle ilgili olmadan. ruhunun hiç bedeninden ayrılmadığı manasına gelmektedir.)’den rivâyet edildiğine göre.“Yâ Âişe! Kendisinden fetva istediğim şey hakkında Allah’ın bana fetvâ verdiğini bildin mi? Bana iki adam geldi (Cibril ve Mikâil) Bunlardan biri baş ucumda.179-. K. O da: .. diğeri de ayak ucumda oturdu. . ölen bir kimsenin. dolayısıyla bu da uydurma bir rivayettir. Sonra şöyle dedi: . kıyamete kadar artık hiç bir şey duyamayacağını belirtmiştim.. 180-. Bize İsâ ibn Yûnus. Bize İbrahim ibn Mûsâ tahdis etti. Öteki: 131 .a."buyurmuştur. C. Hişâm’dan.Bu zâtın hastalığı nedir? diye sordu. günde milyarlarca defa peygambere selam edildiği bir zamanda. o da babası Urve’den haber verdi ki.

. saç sakal tarantısı ve erkek hurmanın kurumuş çiçek kapçığı ile.Yâ Rasûlullah! Sen o sihri oradan çıkarmadın mı? diye sordum.Lebid ibnu’l-A’sam. Rasûlullah: .Buna kim sihir yapmıştır? dedi.Bir tarak. diye cevâp verdi.Bu sihir hangi şeyde yapılmıştır? diye sordu. (Âise dedi ki:) Sonra Resûlullah (S) sahâbilerden birtakım insanlarla berâber çıkıp bu kuyuya gitti.) Çünkü Allah bana şifâ ve âfiyet vermiştir. diye cevâb verdi. halk arasında sihir şerrini yaygınlaştırmamı istemedim" buyurdu. Sonra: ..“(Hayır çıkarmadım.Nerede yapılmış? suâline de: .“Yâ Âise! O kuyunun suyu kına suyu gibi kırmızımtırak yâhud etrafındaki hurma ağacının uçları şeytanların başları gibidir" buyurdu. 132 .Zervân Kuyusu’nda -Bir rivayette: Zû Ervân Kuyusu’ndadiye cevâb verdi”. Ben kendisine: . Oradan dönüp gelince bana: . O da: . Öbür melek: . Ben o sihri çıkarmakla.

alıntısı Nesâi. Hattâ kendisi kadınlarına (cinsi münâsebet için) yanaşmamış hâldeyken. peygamberin sihirlenmiş olduğunu ısrarla tahdis ettiler ve bu iddialarını daha başka rivayetlerle de tekrarladılar. Bu öyle bir iddiadır ki...(2198) ) 181. diğer rivayette çıkarılıp çözüldü demeleri bil çelişkidir. bağdan kurtulmuş gibi kendine geldi.. Râvi Sufyân: İşte böyle olduğu zaman bu.12 S. demiştir.. 133 .. (Sihir çözülünce) Aleyhissalâtu vesselâm. Tarih boyunca.. sihirden olabilecek rahatsızlığın en şiddetlisidir. (Buhâri.. Ali (r.a) düğümü oradan çıkarıp çözdü. 2240 C.8 S.) Rivayetlerin çelişkili oldukları açıktır.. Âise (R) şöyle demiştir: Rasûlullah’a sihir yapılmıştı....a)’yi (bu maksatla oraya) gönderdi. onlara yanaşır olduğunu düşünür.. Selâm 43.5788 Ötüken 1988. dini tebliğ eden peygamberlere karşı. müşrik ve kafirler.112-113)) 182-.. Allah ve Peygamber düşmanlarını belirleyen en açık kıstaslardan (ölçütlerden) biridir. demiştir.. . Bu yüzden günlerce hasta düştü. Tahrim 20. onlar sihirlenmiş kimselerdir. (Buhâri. o yâhudiye zikretmedi ve onun yüzünü de hiç görmedi. Kitabu’l-Tıbb 79 C. hem de peygamberin en şiddetli sihirle sihirlenmiş olduğunu iddia ederek.s) Hz. ayrıca Müslim. zannederdi.12 S." (K. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) bunu.Zeyd İbnu Erkam (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)’a sihir yapıldı. İslam dinine karşı delil getiremeyen.S. Görüldüğü gibi.Âise: Rasûlullah o kuyunun kapatılmasını emretti de kuyu gömüldü. Resûlullah (a. Kitâbu’t-Tıbb 77 C.57845785 Ötüken 1988. bir rivayette büyü kuyudan çıkarılmadı kuyuya gömüldü derken. (7.100 Akçağ 1989. Yaptığı sihir düğümünü falanca kuyuya attı" dedi. . Sonunda Cebrail aleyhisselâm gelerek: “Seni Yahudilerden bir adam sihirledi. kesinlikle. Ali (r.

Ayrıca. Bunlar öyle kimselerdir ki. 25/8 . çarşılarda geziyor? Ona kendisiyle berâber uyarıcı bir melek indirilmeli değilmi?" 25/7 . Şimdi bu gibi kimselerin durumu hakkında Kur’an’dan örnek verecek olursam.Bak. yâhut kendisinin bir bahçesi olmalı da ondan (hiç zahmet ve meşakkat çekmeden) yemeli değil mi?"Ve zâlimler: “siz başka değil. 25/8 Görüldüğü gibi. sözle saldırı için kendilerince geçerli başkaca bir çare bulamamışlardır ve bu gibi şeyleri defalarca tekrarlamışlardır. Deme iftirasına sarılmaktan başka. Peygamberin sihirlenmiş olduğu iftirasını ancak zalimler ve doğru yolu bulamayanlar yapmışlardır. Sen.17/48 . Artık bir daha yol bulamazlar. 17/45 . Mealen: .s.Onlar (bir de) şöyle dediler: “Bu peygambere ne oluyor ki yemek yiyiyor. sâdece sihirlenmiş bir adama uyuyorsunuz" dediler.Biz onların. senin için nasıl misâller verdiler! (Onun için öyle) saptılar ki. onu anlamamaları için kalplerine bir kapalılık ve kulaklarına bir ağırlık veririz. Kur’an’da Rabbinin birliğini yâd ettiğinde (tek İlâh inancından hoşlanmadıkları için) arkalarını dönüp kaçarlar. 17/46 .delidirler v.“Yahut kendisine (gökten) bir hazine atılmalı. seni dinlerken ne sebeple dinlediklerini. Artık bir daha yolu bulamazlar. peygamberlik olayını yanlış değerlendirdikleri gibi. senin için nasıl misâller verdiler de saptılar.İşte bak.Kur’an okunduğu zaman seninle âhirete inanmayanların arasına kapalı bir perde çekeriz. 17/47 . Kur’an’ı anlamaktan kesinlikle 134 . kendi aralarında gizli konuşurken de o zâlimlerin: “Siz sihirlenmiş bir adamdan başkasına uymuyorsunuz! dediklerini gayet iyi biliyoruz.

Böyle kimseler. ey Fir’avn. Bir kimse çıkıp ta. sen mahvolmuşsun. İçinde terlediği zaman ondan yün kokusu hissetti. Böyle kimseler hidayete yol bulamazlar. benim doğruluğumu gösteren) deliller olarak insanlara indirdiğini pekâlâ bildin.87 Akçağ 1992 alıntısı. İslam dini açısından mahvolmuş kişilerin ta kendileridir.Hz.Andolsun. bunu giydi. kul sözü. ancak göklerin ve yerin Rabb’inin. yünden küçük bir serpuş (takke) vardı. peygamberlere sihirlenmiş iftirasında bulunmanın karşılığı mahvolmaktır.(Mûsa) dedi ki: “(Ey Fir’avn) bunları."(K. biz Mûsa’ya açık açık dokuz âyet (mucize) vermiştik. üzerinde yünden bir şalvar.S.15 S. böyle bir kimsenin durumu ibretle düşünülecek bir durumdur. Aişe radıyallahu anhâ anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’a siyah bir bürde (hırka) yaptım. Sihirlenmiş iftirasını. yünden bir cübbe. 17/101 . böylece doğru yolu bulamazlar. Ben de sanıyorum ki. 5296 C.uzaktırlar. Allah sözünü iptal eder diyebiliyorsa. ben seni sihirlenmiş sanıyorum" demişti. Kur’an’dan mealen: . İşte İsrail oğullarına sor: O (Mûsa) onlara gelmiş. yünden bir kisâ. Libâs 22 (4074)) 184. Mûsa aleyhisselâmın Rabbi Teâlâ hazretleriyle konuştuğu gün. 183. Ayağında da ölü eşek derisinden mamul bir ayakkabı 135 .ibnu Mes’ud radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Hz. Fir’avn ona: “Ey Mûsa. Ebû Dâvud. Aleyhissalâtu vesselâm güzel kokudan hoşlanırdı. Firavun da Mûsa peygambere yapmıştı. Bunun üzerine o hırkayı çıkarıp attı." 17/102 Görüldüğü gibi.

. Müslim.89 Akçağ 1992 alıntısı.". (2444). Tam tersi. 185. cennetteki makamını görmeden kabz olunmaz. eceli geldiği zaman hiçbir nefsi ertelemez. (3490). Allah. Meğazi 83.. Diğer bir hususta.. 5299 C.. Şöyle ki: 136 .. Bundan sonra hayatı devam ettirilir veya öbür dünyaya gitme hususunda muhayyer bırakılır.. sıhhati yerinde iken şöyle diyordu: “Hiçbir peygamber.84. (K. Hangimiz yünlü elbise giymişte pis kokusundan dolayı çıkarıp atmıştır. (1. rivayet Kur’an’la çelişmekte olup. mademki peygamberler iddia ettiklerine göre ölüp ölmemekte serbesttirler. Peygamberler ecelleri geldiğinde.239)) İddia ettiklerine göre. Tefsir. Tirmizi.222-223 Akçağ 1992 alıntıları. aslı yoktur. Buhari. Fezâil 87.S. Onun için bu rivayet kasıtlı uydurulmuş olup aslı yoktur. Bu rivayet Kur’an’a aykırıdır..S. Tirmizi. 63/11 Görüldüğü gibi.Allah. yaptıklarınızdan haberdardır.15 S. Kaldı ki yünlü elbiselerde pis koku söz konusu değildir. 5405 C. ölüp ölmemekte serbesttirler.. Aişe radıyallahu anhâ anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm. mealen: ..238.. Rikak 41. pis kokulu elbise içinde Allah’la konuşmuştur demeleri saldırı amaçlı bir iftiradır. Marda 19. niçin Mûsa peygamberin ölüm meleğinin gözünü çıkardığını rivayet ettiler.vardı. yüksek kalitesinden dolayı yünlü elbiseler diğer elbiselerin çoğundan daha pahalıdırlar."(K..15 S. İsterlerse yaşamaya devam ederler. Muvatta.. Cenâiz 46. Da’avât 77.Hz. Libâs 10. (1734)) Kendilerince yünlü elbise pis kokuludur ve Mûsa peygamber. Nisa 13. Da’avât 29.

.. Mûsâ... Şimdi bu konudaki rivayetlerinden örnekler verecek olursak: 187-.. İddia ettiklerine göre. bu rivayeti uyduranların içinde ki bir hasrettir.. Mehdi veya İsa Peygamber beklentisi içine girdiler. kıyamete yakın bir zamanda... gerekse kitleleri.. böyle bir olay olmamıştır. kimine göre İsa Peygamber. Ölüm meleğinin gözünü çıkarmak..186.. Kur’an dışında bir öğretide bulunacak veya ondan daha üstün bir söz söyleyecekte insanlar hidayet bulacak. Kur’an öğretisine karşı pasif duruma getirdiler.... dedi. Böylece insanlar ellerinde Kur’an.. (Buhâri.. ölmemekte serbestti. niçin ruhunu almaya gelen ölüm meleğinin gözünü çıkarsın? Biz Mûsa Peygamberi ve Ölüm meleğini böyle bir olaydan tenzih ederiz. hükmünde âdil bir hâkim olarak inmedikçe... dünya kötülüklerle dolmuşken. meleğe bir tokat vurdu.. buna da asla güçleri yetmez. kimine göre de Mehdi gelecek ve onun gelmesiyle insanlar hidayet bulacaktır... Kitâbu’l-Cenâiz 95 C.) Mûsa peygamber madem ki ölüp. Melek Mûsâ’ya gelince. Mehdi gelecek gibi rivayetlerle... Ez-Zuhri tahdis edip şöyle dedi: Bana Said ibnu’l-Müseyyeb haber verip şöyle dedi: Ebû Hureyre (R) Rasûlullah (S)’ten şöyle buyurduğunu işitti: “Meryem oğlu İsâ sizin içinize. meleğe gözünü iâde etti ve tekrar Mûsâ’ya dön (dedi). Allah.. sanki Mehdi veya İsa Peygamber gelecek olsa dahi. İsa peygamber gelecek.. mevcut olmayan doktoru arayan şaşkın hastalara benziyorlar. Melek Rabb’ına döndü ve: .Sen beni ölmek istemeyen bir kula gönderdin...... Ellerinde Kur’an bulunması onlar için yeterli olmadı.. Reçetesi elinde olmasına rağmen. gerek fertleri. Ebû Hûreyre (R) şöyle demiştir: Ölüm meleği Mûsâ Peygamber’e gönderildi..3 S... Kur’an öğretisinden insanları uzaklaştırmak için.. 137 . 40 gün veya 40 yıl kala.1261 Ötüken 1987.

Bu zat. hiçbir kimse mal kabûl etmeyecek. Ebû Hureyre (R)’den şöyle dediğini işitmiştir: Rasûlullah (S) şöyle buyurdu: “Nefsim elinde olan Allah’a yemin ederim ki. domuzu öldürecek..Ümmü Seleme radıyallahu anhâ anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Mehdi benim zürriyetimden.Ehl-i beytimden birini. salibi kıracak. Mehdi 1. benden bir kimseyi o günde gönderecek. babasının ismi de babamın ismine uyar. kızım Fâtıma’nın evlatlarındandır..2294 Ötüken 1987 ).(4290)) 190.” İbnu Mes’ûd: “Resûlullah yahut da şöyle buyurmuştu der: “. o günü uzatıp.5 S.3263 Ötüken 1987). mal o kadar çoğalacak ki." (K. (Buhari."(en-Nisâ 159) (Buhari.276 Akçağ 1992 alıntısı. -eskiden cevr ve zulümle dolu olmasının aksine- 138 . domuzu öldürmedikçe. cizye vergisini kaldırmadıkça ve mal hiçbir kimse kâbul etmeyecek derecede dolup taşıncaya kadar kıyâmet kopmaz”. ki bu zatın ismi benim ismime uyar. 188. o da kıyâmet günü kendileri aleyhine bir şâhit olacaktır. Nihâyet bir tek secde dünyâ ve dünyâdaki her şeyden daha hayırlı olacaktır”.14 S.7 S. Ebû Dâvud.İbnu Mes’ûd radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Dünyanın tek günlük ömrü bile kalmış olsa Allah. Kitâbu’l-Enbiyâ 118 C. Bunun ardından Ebû Hureyre (R) şöyle derdi: İster şu âyeti okuyunuz: “Ehli kitâb dan hiçbiri hâriç olmamak üzere. and olsun ona (İsâ’ya) mutlaka imân edecek. yeryüzünü.sâlibi kırmadıkça. O zamân o.Said ibnu’l. ölümünden evvel.S. cizye vergisini kaldıracak. 189. 5007 C. Müseyyeb. muhakkak ileride Meryem oğlu İsâ sizin içinize adâletli bir hakem olarak inecektir. kitâbu’lMezâlim ve’l-Gasp 37 C.

zira bizim inancımıza göre Allah’tan başka hiç kimse kıyametin saatini bilemez. onlardan sonrada birçok nesillerin onlarla irtibat kurmadan yaşam sürmeyeceğini. Peygamberimizin vefatından sonra birçok nesiller.S.. İsâ peygamber veya Mehdinin gelip gelmemesinin. Onun içindir ki. bir manası olmadığı gibi.Hz. o da ancak bir şahıs hüviyetindedir.. ne Mehdi diye bir kimse vardır. Tirmizi. Fiten 52.adalet ve hakkâniyetle doldurur. İkisinin ayrı şahıslar veya aynı şahıs olmaları bu gerçeği değiştirmez.. İslama dayalı olarak hiçbir kul iddia edemez. yaşamlarını sürüp öldüklerinde. Mehdi veya İsâ peygamberin geleceğini farz edersek. Onun içindir ki tüm nesillerin yollarını bulabilmek için Kur’an’a yapışmaktan ve onu anlayıp önder kabul etmekten başka çareleri yoktur. Yani her ölümlü gibi. Ebû Dâvud.275 Akçağ 1992 alıntısı.(4282). Yani. Mehdi veya İsâ peygamberle irtibat kurmadan yaşam süren nesiller açısından İsâ peygamber veya Mehdinin gelip gelmemesinin. Mehdi veyâ İsâ peygamberle irtibat kurmadan ölüp dünyadan ayrıldılar... Kim Kur’an’ı ardına atıp." (K.Mehdi.. 4039 C. Mehdi 1.. ibn-i Mace 7219) İsâ peygamber bir şahıstır. bir yaşam süresi sürdürüp öleceklerdir.547 Akçağ 1993 alıntısı.S.. (2231. Mehdinin de var olduğunu farz edersek. başka bir kurtarıcı ararsa veya böyle bir kurtarıcı beklentisi içerisine girerse asla yolunu bulamaz. Enes İbnu Mâlik radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:. hangi şekilde rivayet uydurulursa uydurulsun onların insan oldukları gerçeğini değiştirmek mümkün değildir. İsa’dan başkası değildir. Hz.2232)) 191. Şimdi hal böyle olunca tekrar dünyaya gelmeleri veya dünyada olup ta insanlarla irtibatlı olacak şekilde açığa çıkmaları ancak kendi ömür süreleriyle sınırlı olacaktır." (K. ne de İsâ 139 . Kur’an mevcut olduğundan İslami yaşam açısından da bir manası yoktur.14 S. zira dayandırıldıkları köken rivayetler de yapılan iddia insana dayandırılmıştır. 5006 C.17 S.

mealen: . Kıyâmet günü de O. İsâ peygamberin tekrar dünyaya gelmesiyle bir ilgisi yoktur. Yani tamamı iman edecek buna rağmen İsâ peygamber onların aleyhine şahitlik edecektir. o zaman bu demektir ki yalnız gelmeyecek. ölümünden önce ona inanacak olmasın. Böyle bir beklenti boş hayalden başka bir şey değildir. hem de Yahudilerin ölmeden önce Ona yani İsâ Peygambere İman edecekleri belirtilmiştir. Ehli Kitaptan nesillerdir birçok kimse yaşadı ve öldü. onunla beraber yaşam sürmeden bu güne kadar ölüp giden Ehli Kitaptan kimselerin durumu nasıl izah edilebilir. Kitâb ehlinden hiç kimse yoktur ki. 4/159 Mealini yazmış olduğum Nisa 159. yani hem Hıristiyanların. Diğer bir hususta iman etmelerine rağmen onların aleyhine şahitlik yapacak olmasının âyette belirtilmiş olması hususudur. Halbuki âyette genelleme yapılmıştır.Peygamber tekrar dünyaya gelecektir. hepsi kesinlikle inanacak ifadesi kullanılmıştır. Ehli Kitaptan kimselerin bu şekilde iman etmeleri. halen İsâ peygamber dünyaya gelmiş değildir. şöyle ki. ölüm geldiğinde. ölmüş olan tüm ehli kitabı da beraberinde getirecektir. Eğer rivayetlerde iddia ettikleri gibi. (İsâ) onların aleyhine şâhit olacaktır. âyetini İsâ Peygamberin tekrar dünyaya geleceği şeklinde anlamak mümkün değildir. İsâ peygambere iman etmelerinin. İman edilip te geçerli 140 . İsâ peygamber tekrar dünyaya gelip te Ehli Kitabın tamamı ona iman edecekse. Bu olay İsâ Peygamberin tekrar dünyaya gelmesiyle ilgili ise. Zira Âyet mealinden de kolayca anlaşılacağı üzere. Onun için Ehli Kitaptan kimselerin. hepsi birlikte içtima edip ona iman edecekse ve dünya adaletle dolacaksa böylesine iyi insanların aleyhine nasıl şahitlik yapmak mümkün olur.Andolsun. tüm kitap ehlinin. Kendilerine İsâ peygamberin tekrar dünyaya geleceğiyle ilgili olarak Nisâ 159’u delil göstermektedirler. Bundan dolayı durum rivayet ettikleri ve anlattıkları şekilde değildir.

câhillikle bir kötülük yapıp hemen ardından tevbe ederler. yahut Rabb’inin gelmesini ya da Rabb’ini bâzı âyetlerinin gelmesini mi bekliyorlar? Ama Rabb’inin bâzı âyetleri geldiği gün. bozgunculardan olmuştun.olmayan imandır.Allah’a göre. Kur’an açısından geçersizdir. hikmet sahibidir. daha önce inanmamış ya da imânında bir hayır kazanmamış olan kimseye. (denizin dibinden) kurtarıp (sahilde) bir tepeye atacağız ki senden sonra gelenlere ibret olsun."diyenlere ve kâfir olarak ölenlere tevbe yoktur (öylelerinin tövbesi makbûl değildir). 4/17 ." 10/92 Görüldüğü gibi.“Bugün senin (canından ayırdığımız) bedenini. biz de beklemekteyiz. mealen: .(İnanmak için) ille meleklerin gelmesini. Kur’an’dan mealen: . Fir’avn ve askerleri de zulmetmek ve saldırmak için onların arkalarına düştü.Yoksa kötülükler yapıp da nihayet ölüm gelip çatınca: “Ben şimdi tevbe ettim." (denildi) 10/91 . Nihâyet boğulma kendisini yakalayınca (Fir’avn): “Gerçekten İsrâil oğullarının inandığından başka İlâh olmadığına inandım. Ama insanların çoğu âyetlerimizden gafildir. son anda iman etmek veya tevbe etmek.“Şimdi mi? Oysa daha önce isyân etmiş. artık inanması bir fayda sağlamaz. De ki: Bekleyin. Allah bilendir. şu kimselerin tövbesi makbûldür ki. Onlar için acı bir azab hazırlamışızdır." 6/158 . 10/90 . 4/18 141 . ben de Müslümanlardanım!" dedi. Şimdi bu şekilde iman etmeyle ilgili olarak Kur’an’dan örnek verecek olursak.İsrâil oğullarını denizden geçirdik. İşte Allah onların tövbesini kabûl eder.

Böyle bir iddia ise Kur’an’a uymamaktadır. ve bana yükselteceğim. Kur’an’dan mealen: (bak 4/155-6). İsâ peygamberin tekrar dünyaya geleceğiyle ilgili değildir.. fakat (İsâ) onlara benzer gösterildi. hikmet sahibidir. seni inkar edenlerden temizleyeceğim ve sana uyanları ta kıyamet gününe kadar inkar edenlerin üstünde tutacağım. Onu yekinen öldüremediler (onu öldürdüklerini kesinlikle bilemediler).“Biz Allah’ın elçisi. acaba Allah. Allah onu kurtarıp. Sonra dönüşünüz bana olacaktır. yoksa vefat ettirerek mi. Zira İsâ peygamber Vefat etmiş olup. İsâ peygamberi öldürememiş ve onu asamamışlardır.Hayır Allah onu (İsâ’yı) Kendisine yükseltti. O hususta bir bilgileri yoktur. Kendisine yükseltmiştir. 4/157 . ben seni vefat ettireceğim. Kendisine yükseltti. mealen: . Ayrılığa düştüğünüz şeyler hakkında aranızda ben hükmedeceğim. Rivayetlerde iddia ettiklerine göre vefat ettirmeden Kendisine yükseltmiştir.. İşte ihtilafta burada başlamaktadır. İsâ peygamberi vefat ettirmeden canlı olarak mı. 4/158 Görüldüğü gibi. Oysa onu öldürmediler ve asmadılar. Meryem oğlu İsâ Mesih’i öldürdük!"demelerinden ötürü. Allah daima üstündür. iddia ettikleri gibi tekrar dünyaya gelecek değildir." 3/55 142 . Kitap Ehli. Onun hakkında anlaşmazlığa düşenler. vefat ancak dünyaya tekrar geldikten sora vuku bulacaktır iddiasındadırlar. Sâdece zanna uyuyorlar. .İşte Nisa 159 da bahsedilen durum da bu şekildedir.Allah demişti ki: “Ey İsâ. ondan yana tam bir kuşku içindedirler.

şimdi ölü bulunmaktadır. fakat Sen beni vefat ettirince onları gözetleyen (yalnız) Sen oldun. O zaman İsâ peygamberin tekrar dünyaya gelip. Tekrar dünyaya gelmek üzere hayatta bulunmamaktadır. Allah!a ortak koşmayacak manasındadır. Ben onların içinde olduğum sürece onları kolladım. İsâ Peygamber vefat ettirildikten yani Allah’ın Emriyle öldükten sonra. İsâ peygamberin vefatından sonra da. Ayetlere uymamaktadır. dedi Seni tenzih ederim. Ayrıca Mehdinin peygamberin zürriyetinden ve Fâtıma’nın evlatlarından olduğunu rivayet etmeleri ile. diye senin bana emretmiş olduğundan başka bir şey söylemedim. 143 . Hem ben söylediysem Sen onu şüphesiz bilirdin. Sen!" 5/116 . Mehdinin aynı şahıs olduğunu söylemeleri bir çelişki ve Kur’an’ı inkardır. Allah’a ortak koştukları vurgulanmıştır. Allah’tan başka iki ilâh edinin" dedin? “Haşa. çünkü gaypları bilen yalnız Sensin. sen mi insanlara: “Beni ve Annemi. Allah’a ortak koşmaya devam edeceklerdir. ben Senin nefsinde olanı bilmem. insanlar yine onu ve annesini. İsâ peygamberin babasız olarak. Haçı kırmasının manası artık hiç kimse onu ve annesini. Allah onu (İsâ’yı) Kendisine yükseltti. Zira. Böyle bir iddia ise Maide 116 ve 117. mealen: .Görüldüğü gibi. Sen benim nefsimde olanı bilirsin. Zira bu âyetlerde. Bunun böyle olduğunu Maide 116117 ayetlerden de görüp anlamak mümkündür. Bu duruma göre O’ da ölen herkes gibi. İsâ peygamberin vefatından sonra da insanların onu ve annesini. dolayısıyla haçı kıracağı iddiasının asılsız olduğunun açık delilidir. Sen her şeyi görensin!" 5/117 Görüldüğü gibi. İsâ peygamberle. Hakkım olmayan şeyi söylemek bana yakışmaz. salibi yani haçı kıracağı ve domuzu öldüreceği rivayetinin aslı yoktur.Ve yine Allah demişti ki: “Ey Meryem oğlu İsâ. İsâ peygamberin tekrar dünyaya gelip Hıristiyanlıktaki bozuk inancı düzelteceği. Bu da.“Ben onlara: benim ve sizin Rabb’iniz olan Allah’a kulluk edin.

Kur’an’a karşı şüphede bırakmak için şu rivayeti uydurdular: 192... evde içlerinde Umer ibnu’l-Hattâb’ın da bulunduğu bir takım adamlar varken. tekrar dünyaya tebliğ ve irşat için gelmeyecektir.. İsâ peygamber vefat etmiş olup.. Peygamber onlara: -”Yanımdan kalkın (benim yanımda çekişme lâyık olmaz)!" buyurdu.. Ma’mer ibn Râşid’den.. o da ez. o da Ubeydullah ibn Abdillah’tan haber verdi ki. Rasûlullah (S): ... Umer: .“Gelin size. Yanınızda Kur’an vardır. Bize Allah’ın Kitâbı yeter. Uydurdukları rivayette bunun aksini iddia etmektedirler. kimi de Umer’in dediği sözü söylüyordu.. Kur’an’da açıkça belirtilmiştir. Mehdi diye bir kimsenin mevcut olmadığını... bu kitabın devamı olan ikinci kitabımın. Nihâyet onlar Peygamberin yanında gürültü ve ihtilâfı çoğalttıkları zamân.. Bize Hişâm ibn Yûsuf. Onlardan kimi: “Yazacak bir şey yaklaştırın da Rasûlullah sizler için ondan sonra sapmayacağınız bir yazı yazsın" diyor. İnsanları. Anlaşılacağı üzere. İbn Abbâs (R) şöyle demiştir: Peygamber (S)’in vefâtı yaklaştığı zamân. Bunun üzerine evdeki sahâbiler ihtilâf ettiler ve münâkaşa edip çekiştiler.. Mehdi diye bir kimsede mevcut değildir.peygamberimizden önce dünyaya geldiği.Zuhri’den. dedi.Peygamberin hastalığı ağırlaştı.. ondan sonra hiç sapmayacağınız bir yazı yazayım" buyurdu. 144 . İmâmiyye şiasını anlattığım bölümünde daha detaylı bir şekilde izah ettim.

Kur’an’ı anlamış olsalardı bu tür iftiralarda bulunmaktan dolayı utanmaları gerekirdi. (Allah’tan) korkanlara yol gösterme ve öğüttür. Kur’an’a saldırı amaçlı çeşitli rivayetler uydurmuşlardır.Âh! Ne büyük musibet ki. Âyetini gösterdiler. Delil olarak. 17/89 .Bu (Kur’an) insanlara bir açıklama. şöyle ki: 145 . 3/138 . 6/114 Peygamberin Ay’ı iki parçaya ayırdığını rivayet ederek. Kur’an’ın ihtilafları önlemekte yetersiz kalacağını vurgulamak istedikleri açıktır. O (Kur’â)nın. Bu uydurma hadisle. Bu konuda örnek verecek olursam.16 S.Râvi Ubeydullah ibn Abdillah şöyle dedi: İbn abbâs bu hadisin sonunda: . Ayrıca peygamberin vefatı zamanında Kur’an’ın elde mevcut olduğunu söylemekle. nasıl mûazzam bir kitapla karşı karşıya olduklarını bilmiyorlar. ama insanlardan çoğu küfürde direttiler. Kamer Sûresinin 1. Bu da Kur’an’a açık bir saldırıdır.72367237 Ötüken 1989). Kur’an’dan mealen: . gürültü etmeleri ve ihtilâf eylemleri yüzünden o musibet. Rasûlullah ile sahâbiler için yazmak istediği bu yazı arasına perde oldu! dedi. (Buhari.Andolsun biz Kur’an’da insanlara her çeşit misâli türlü biçimlerde anlattık. Kur’an’ın peygamberin vefatından sonra ordan burdan derlendiğini tahdis ettikleri birçok rivayetleriyle de çelişkilidir. gerçekten Rabb’in tarafından indirilmiş olduğunu bilirler. onun için hiç kuşkulananlardan olma. Kitâbu’l-İ’tisâm bi’l-Kitâbi ve’s-Sünnetti 93 C.Allah. size Kitâbı açıklanmış olarak indirmiş iken ben O’ndan başka bir hakem mi arayayım? Kendilerine Kitap verdiklerimiz.

Kendi ifadeleriyle. Kitâbu’t-Tefsir 387 C.. Ay’ın iki parçaya ayrıldığını. bir parçası dağın üstünde. Ay’ın yarılması olayı.4812 Ötüken...Tefsir 385 C. bir parçası da önünde idi. İbn Abbâs da o tarihte henüz doğmamış ya da bebek denecek yaşta idiler. yine kendi ifadeleriyle.. Böyle bir durumda Ay dağın önünde yer aldı denmez. İbn Abbâs (R): Peygamber (S) zamânında Ay yarıldı. Enes’de.... Enes ibn Mâlik (R): Mekke ahâlisi Peygamberden kendilerine bir mucize göstermesini istediler.) 194-... Böylece gerçek olan bir olayı yalan rivayetler uydurmak suretiyle çarpıtmışlardır.10 S. kendilerinden rivayette bulundukları. İbn Mes’ûd (R) şöyle demiştir: Rasûlullah zamânında ay..... Ay’ın yarıçapı da 1738 km dir. demiştir.4812 Ötüken 1988) 195-. Bir parçası dağın üstünde... bir parçası da önünde yer aldığını iddia etmişlerdir. Bunu üzerine Rasûlullah (S): .. Mekke’de hicretten beş sene kadar önce olmuştur. (Buhâri.4813 Ötüken 1988.. (Buhâri.193-.. demiştir. Yer kürenin yarıçapı 6366 km dir. Bize Şeybân. Hacim olarak da Ay’ın hacmi Yer kürenin 50 de biri kadardır....“Şahit olun" buyurdu.. Kitâbu’t. Zira Ay’ın yarıçapı 1738 km’dir.. 146 .. yarısı hangi dağın önünde durursa dursun dağın gözükmesi imkansızdır.10 S.. Ay’ın gelip iki parça halinde Dünyaya indiğini kabûl etsek dahi. Peygamber (S) de onlara Ay’ın ayrılmasını gösterdi. Katâde’den tahdis etti ki.10 S. Böylesine büyük bir hacme sahip olan Ay’ın dünyada mevcut olan bir dağ tarafından... Ay ülkeleri kapattı denir.... Kitâbu’t-Tefsir 388 C. dağın üstünde ve önünde olmak üzere ikiye ayrılamayacağı açıktır. (Buhari..Buna rağmen bu iki şahıs adına rivayet uydurmaktan çekinmemişlerdir.) Yapmış oldukları rivayetler de.. iki parçaya ayrıldı.

O zaman peygamber bu olayı nasıl bildi? Bu husus Kamer sûresinde şöyle belirtilmiştir. Kur’an’ın Allah kelamı olmadığına inanan kimselere sormak lazımdır. meâlen: -(Kıyamet) saat(i) yaklaştı. Ovalarda yer yer nehir yatağını andıran büyük yarıklar vardır. 54/4 -Bunlar üstün bir hikmettir! Fakat uyarılar fayda vermiyor.Yer küreden bakıldığında tam karşıda oldukları için dünyadan derinliklerini ölçmek güçtür. 54/3 -Andolsun. Soğuk deniz. yarıklardır. Ay çatladı. Dinginlik denizi ve Yağmurlar Denizi’dir. onlara (bâtılda kalmalarını) önleyecek (ibret verici olayları anlatan) haberler geldi. Fakat kesin bir gerçektir ki nasıl bir karpuz derince çatlarsa Ay’da bugün o şekilde çatlak vaziyettedir. Ovaların ilgi çekici taraflarından birisi. 54/1 -Bir mucize görseler hemen yüz çevirirler ve “süregelen bir büyüdür" derler. 54/5 Evet. Ancak Ay’da 2-3 km 147 .Dünya dışında olmuş olan bu olayı Kur’an’ın haber vermiş olmasının büyük bir önemi vardır. Güneş ışığı diplerine kadar inemediği ve yerküreden bakıldığında tam karşıdan görülükleri için.Olayın aslı ise şu şekildedir: Ay’ın yüzeyi 2000-3000 metre derinlikte ve uzunlukları çok fazla çatlaklar ihtiva etmektedir. Ve Peygamber’in yaşadığı devirde bu çatlakların mevcudiyetini tespit edecek cihazlar insanların elinde mevcut değildir. Şimdi de şu ifadelere bakalım: “Ay’daki ovaların en önemlileri Fırtınalar denizi. Kur’an. Ay’ın çatlak olduğunu haber veriyor. yerini bulacaktır. nefislerinin arzû ve heveslerine uydular. 54/2 -Yalanladılar. Halbuki her iş. yarıkların derinliklerini (bugünkü cihazlara rağmen) ölçmek güçtür.

a.. (Allah’ın adı ile de ancak (sözünüzde) doğru olduğunuzda yemin ediniz. Ders kitapları Dizisi 88.Ebû Hureyre (R) şöyle dedi: Peygamber (S) şöyle buyurdu: “Peygamberlerden hiçbir Peygamber yoktur ki..12 s.. annelerinizin ve putların adları ile yemin etmeyiniz. Ebi Ubeyde’den Şöyle dediği rivayet edilmiştir: 148 .” (Ebû Dâvud.. Madem ki. bazılarının da meyilli olduğunu göstermiştir. Ayın Resûlullah tarafından ikiye ayrıldığı rivayeti çelişkilidir.derinlikte büyük çatlaklıklara rastlanmıştır..G.A. 186 Şamil 1991) 198-. mucize olarak Resûlullah’a yalnız Allah’ın vahyettiği verilmiştir. Bunun için kıyamet gününde ben. M. 196-. o zaman Ayı ikiye ayırdığı ve bir parçasını dağın önüne getirdiği nasıl izah edilebilir. peygamberlerin en çok Tâbi’i bulunanı olacağımı ümit ederim..B. K.3248 c.. Rıza ÖZGEN.Bunların uzunlukları da çok fazladır.Said b. Mucize olarak bana verilen ise.11 s. Milli Eğitim basımevi ...Ebû Hureyre (r.el-Eymân ve’n-Nüzûr (21) Bab 4 H. rivayetçilerin anlattığı şekilde değildir. Sadece..) Görüldüğü gibi olay gerçek olup." (Ortaokul Fen bilgisi 1 Yazanlar Ömer BAYIN. ona mucizelerden (kendi zamânındaki) insanların inandıkları kadar verilmiş olmasın.5076 Ötüken 1988) Bu rivayetle..)’ın şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: “Babalarınızın. ancak Allah’ın bana vahyettiğidir.Şükran GÜNEY. İncelemeler çatlaklardan bazılarının kenarlarının sarp.E..”(Buhari Kitâbu Fedâili’l-Kur’an 3 C.S. Allah’ın adı ile yemin ediniz.)’den Resûlullah(s. 197-. Yayınları 106.a.İstanbul 1987 sayfa 74.

) Bu rivayetle de Peygamberin.a. şirk isnat etme iftirasında bulunmaktan çekinmemişlerdir. Bu rivayetle evvelki iki rivayet çelişkili olduğu gibi. Allah’a şirk koşma olduğunu rivayet ettiler. doğru söylüyorsa Cennete girdi. Bu rivayetlerinin yanında birde şu rivayette bulundular: 199-. Allah’tan başkası adına yemin etmenin. Ayrıca sözü kuvvetlendirmek. Yani bir kimse Allah adına bir olayla ilgili olarak yemin ettiği zaman.) Görüldüğü gibi. K. Hz. Allah’ı o olaya kefil göstermiş olmaktadır. nüzûr 9. Allah’a şirk koşma olduğunu ifade ettiler. Yemin etmenin manası. Peygambere dolayısıyla. gözetleyici. Peygamber (s. Zira. 3252 c. yemin edilmesi halinde bunun.. Buna rağmen.. bir konuda yemin eden kimse doğru olduğuna veya sözünü yerine getireceğine dair kefil. buyurduğunu işittim. Anhüma).12 H.)’ın.Talha b.” dedi. K. ”Kabe’ye yemin ederim ki hayır" diye yemin eden bir adamı duyup ona: "Ben Resûlullah (s.12 s.193 Şamil 1991.. Peygamberin bedevinin babası üzerine yemin ettiğini iddia ettiler. Allah’tan başkası adına yemin edilmeyeceği. yani koruyucu.İbn Ömer (r. Ubeydullah(r. şahit göstermesi demektir.). Peygamber onların yapmış oldukları iftiralardan münezzehtir.bedevinin kıssasını (anlatan) hadiste.Tirmizi.191 Şamil 1991 ayrıca.)’in şöyle buyurduğunu söylemiştir: “Babasına yemin ederim ki doğru söylüyorsa kurtuldu.a. verilen sözü pekiştirmek veya önemini belirtmek için sözü vurgulamaktır. 149 . Allah’tan başkasına yemin eden (O’na) ortak koşmuştur."(Ebû Dâvud.Babasına yemin ederim ki. bedevinin babası üzerine yemin ettiğini iddia etmişlerdir. garanti etmek olduğu gibi. (Ebû Dâvud.3251 S. el-Aymân ve’-Nüzûr(21) Bab 5 H.elEymân ve’n-Nüzûr (21) Bab 4 C.a.

Allah böylesine yemini affetmiştir. Allah yaratıklar üzerine yemin ediyorsa da. Bizim yeminlerimizde. Yoksa. Allah’tan başkası adına yemin etmemeleri gerektiğini Kur’an öğretisinden anlamak mümkündür.Allah bir şey üzerine kasem ettiği zaman olayın kesin ve çok yüksek önemini vurgulamaktadır. pekiştirdikten sonra yeminleri bozmayın. Yemin kelime olarak sağ taraf. Bu konularla ilgili olarak. bundan da sağ el. Kullar ise Allah adına yemin ettiklerinde O’nu kefil göstermiş olmaktadır. 150 . Kendim yemin ettiğimde Allah adına yemin ederim. bazı ayetlerde kendi adı üzerine yemin etmemizi emretmektedir. Kur’an’da kulların Allah’tan başkası adına yemin örneği yoktur. bundan anlaşılması gereken konunun önemi ve kesinliğidir. Bundan dolayı. Allah yaptıklarınızı bilir. Allah yaratıklar üzerine kasem yani yemin etmektedir. 16/91 Yukarıdaki ayet mealinde. Bundan dolayı kulların. Kur’an’dan mealen: -Antlaşma yaptığınız zaman Allah’ın ahdini tam yerine getirin (verdiğiniz sözü tutun). çok gerekli değilse yemin etmem. Zira. bundan da kesin söz manası çıkar. Allah yaratıklar üzerine kasem etmektedir. Kefalet eşittir İlâhlık manasında değildir. fakat bilerek ve tasarlayarak yapılan yeminlerin sorumluluğu vardır. Ayrıca şunu belirteyim ki bile bile Allah adına yalan yere yeminde edilemez ve her ne kadar. Çünkü Allah’ı üzerinize kefil (şahit) yaptınız. Allah adına yemi eden. yeminle kefalet ilişkisini görmek mümkündür. Bundan dolayı üzerine yemin edilenin yeminden dolayı İlâhlaştırılması söz konusu değildir. Allah hiç kimseyi kendisine ortak etmez. ağızdan kaçırmak suretiyle yemin sözü söylenmişse. yeminini yerine getirmediğinden dolayı kafir olmaz. lağveden yani kesinlik kastıyla değil de öylesine.

5/87 151 .-Ey iman edenler! Birinize ölüm gelip çatınca vasiyet esnasında içinizden iki adalet sahibi kişi aranızda şahitlik etsin. yalan söyleme kastı olmadan sözü pekiştirmek için nadir de olsa. kendisine helal olan bir yemeği yemeyeceğine veya yapması gereken bir işi yapmayacağına yemin eder. 5/106 -Eğer onların (yalancılıkla) günah işlediklerinin farkına varırsınız. biz hiçbir zaman kimsenin hakkını yemiş değiliz. durum olur. hakkı yenilen taraftan o iki kişinin yerine geçecek daha layık iki kişiyi seçin. bu gibi durumlarda düşünerek söylemişse ve yeminini bozmuşsa bu durumda keffâret vermesi gerekir. Bu hususlarla ilgili olarak. “Şahitliğimiz onların şahitliğinden daha gerçektir. Böyle bir durumda biz zalimlerden oluruz" diye Allah’a yemin etsinler. akraba (menfaatine) de olsa. Lağv olarak. Eğer şüpheye düşerseniz o iki şahidi namazdan sonra alıkor. Bazen de insan. şahitlerin nasıl kimseler olmaları gerektiği konusunda bilgi verilmiş ve vasiyet konusunda bile bile yalan yere yemin etmek zulüm derecesinde bir günah olarak tanımlamıştır. başka iki kişi (şahit olsun). örneğin: Söz arasında. 5/107 Yukarıdaki iki âyet mealinde görüldüğü gibi. Kur’an’dan mealen: -Ey iman edenler! Allah’ın size helal kıldığı iyi ve temiz şeyleri (siz kendinize) haram kılmayın ve sınırı aşmayın. Allah (için yaptığımız) şahitliği gizlemeyeceğiz. “Bu vasiyet karşılığında hiçbir şeyi satın almayacağız. Allah adıyla yemin edilmesi emredilmiş. Vallahi deyiveririz. Allah sınırı aşanları sevmez. bu gibi yeminleri Allah af etmiştir. yani söz arasında kasıtsız olarak öylesine yemin etmişse. (aksini yaparsak) bu takdirde biz elbette günahkarlardan oluruz" diye Allah üzerine yemin ettirirsiniz. Yahut seferde iken başınıza ölüm musibeti gelmişse sizden olmayan.

56/76 -O. ne üzerine yemin edildiği belirtilmemiştir. bu sözü mü küçümsüyorsunuz? 56/81 152 . 56/80 -Şimdi siz. yemin kavram olarak söylenmiş. elbette şerefli bir Kur’an’dır. Allah. kullar yemin ederken muhakkak Allah adı ile yemin etmelidirler. büyük bir yemindir. Kur’an’dan mealen: -Hayır! Yıldızların yerlerine yemin ederim. 5/89 Görüldüğü gibi. 56/77 -Korunmuş bir kitaptadır. Bunun keffâreti (geleceğe bağlı olarak yaptığınız bir yemini bozduğunuz takdirde bunun cezâsı): Âilenize yedirdiğiniz orta derecesinden on fakiri yedir(ip doyur)mak. buna rağmen keffârete konu edilmiştir. 5/88 -Allah sizi. Bundan da anlaşılır ki. yâhut onları giydirmek. yukarıdaki ayet meallerinde. 56/78 -Ona temizlenenlerden başkası dokunmaz. bu. şükredersiniz.-Allah’ın size helal ve temiz olarak verdiği rızıklardan yeyin ve kendisine iman etmiş olduğunuz Allah’tan korkun. alemlerin Rabb’inden indirilmiştir. ya da bir boyun (köley)i hürriyete kavuşturmaktır. 56/75 -Bilirseniz. İşte yemin ettiğiniz zaman yeminleriniz(i bozman)ın cezâsı budur. Allah’ın. Yeminlerinizi koruyun. Fakat bilerek yaptığınız yeminlerden ötürü sizi sorumlu tutar. 56/79 -(O). bir durumun önemiyle ilgili olarak. yaratıklar üzerine yemin etmesinden örnekler verirsek. âyetlerini size böyle açıklıyor ki. yeminlerinizdeki lağvden (kasıtsız olarak yaptığınız yeminlerden) ötürü sorumlu tutmaz. Bunu bulamayan (bunları yapmaya gücü yetmeyen) kimse. Şimdi. üç gün oruç tutsun.

Tirmizi’nin Mus’ab ibn Sa’d’dan rivayet ettiği hadis: “İnsanlar içinde belâsı en şiddetli olanlar peygamberlerdir. şöyle ki Kur’an’dan mealen: -Kafirlere ne oluyor ki sana doğru koşuyorlar? 70/36 -Sağdan. bugündür. 70/39 -Yoo. Onlar dikilen (hedef)lere doğru koşar gibi (koşarlar). yüzlerini zillet bürümüş bir durumda. Bizim önümüze geçilmez (bize engel olunamaz). 70/43 -Gözleri düşük. şöyle ki: 200. nimet cennetine sokulacağını mı umuyor? 70/38 -Hayır! Öyle şey yok! Biz onları bildikleri şeyden yarattık.-(Kur’an’dan istifade edeceğiniz yerde) rızkınızı yalanlamanızdan ibaret mi kılıyorsunuz (sizin ondan elde ettiğiniz nasip. 70/36 -Onlardan her biri. İşte onlara va’dedilen gün. kendilerinden daha hayırlı olanlarla değiştirmeğe. Allah kendi zatı üzerine de yemin etmektedir. Sonra sırasıyla fazilette ilk 153 . sadece onu yalanlamanız mıdır? Başka türlü ondan istifade edemez misiniz)? 56/82 Ayrıca. 70/44 Yemin konusuna da bu şekilde deyindikten sonra. tekrar hadis rivayetleri konusuna dönersem. 70/41 -Bırak onları. ayrı ayrı gruplar halinde. 70/42 -O gün (kabirlerinden) hızlı hızlı çıkarlar. soldan. doğuların ve batıların Rabb’ine yemin ederim ki bizim gücümüz yeter: 70/40 -Onları.Buhari’nin Bâb başlığı olarak. kendilerine va’dedilen günlerine kavuşuncaya kadar dalsın oynasınlar.

olan.. âmel yönünden en iyi olanlara. Zira işlenenlerin bir çoğunun affedildiğine deyinilmesi. Kur’an’dan örnek verecek olursak. hiçte iddia ettikleri gibi olmadığına dair. gelen musibetlerin şiddeti işlenmiş olan fanalıklar nedeniyledir.12 S. mealen: ... Allah bu ümmet için. Buhâri. demiştir.. Kitabu’l-Merdâ ve’n_Tıbb...) 201. Kitabu’l-Merdâ ve’n-Tıbb 6 C.. kendi ellerinizin yaptığı (işler) yüzündendir.. Durum böyle olunca.Baâb başlığı C.Hz. Ebû Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissâlatu vesselâm buyurdular ki: “Muhakkak ki. Müslümanları sevap işlemekten uzaklaştırma amacı iledir. işlenenlerin ve dolayısıyla affedilmeyip musibete neden olan âmellerin günahlar olduğu açıkça ortaya çıkar. 42/30 Görüldüğü gibi uydurmuş oldukları. sonra ilk olandır”. Ayrıca onların bu rivayetlerinde Müslümanları iyilik yapmaktan ürkütme amacı da vardır. Âise (R): Ben Rasûlullah(S)’tan ziyâde hastalığı şiddetli olan hiçbir kimse görmedim.12 S. her yüz senenin başında. o da Mesrûk’tan haber verdi ki. hem de iyi kimseler onların yapmış oldukları iftiradan uzaktırlar. kendisine dini tecdid edecek kimse(ler) 154 . Çünkü af günahlar için söz konusudur. Bize Şu’be. Kur’an’da tam tersi durum söz konusudur.5689 Ötüken 1988. hem peygamberler.. (Buhâri.Başınıza gelen herhangi bir musibet. (Allah.5690 Ötüken 1988. en şiddetli bela ve musibet gelir iddiasındadırlar.. 3.. Hal bu ki. yulardaki rivayetler Kur’an’a uymamaktadır. işlediklerinizin) birçoğunu da affeder. iyilikler nedeniyle değildir. Durumun. 202.) Ve yukarıda yazılı rivayetler gibi birçok rivayette. el-A’meş’ten. İyilik yaparsan veya iyi olmaya çalışırsan başına belalar gelir demeleri.

(4391)) Bu rivayetlerle. İsa peygamber veya Mehdi geleceği yolundaki iddiaların bir benzeridir. Cinlerin. Ebû Davud. Kur’an’ı öğrenen her Müslüman yerine getirebilir. cinlerden bir grubu. esas olanın. Kur’an’ın okunması ve işitilmesi dışında bir birleriyle karşılıklı görüşmemişlerdir. 46/29 Görüldüğü gibi. bütün müminlerin ve İslam dinini öğrenmek isteyen herkesin. Kur’an bilgisi dışında ne özel bir şahıs nede özel bir bilgi kaynağı vardır. Ona geldiklerinde (birbirlerine): “Susun (dinleyin)"dediler. Böylece. Kur’an dinledikleri. cinlerin Kur’an dinlediğinden habersizdi.gönderecektir. Kıyamete kadar. Bu olay.Bir zamanlar.15 S. İslam dininin öğrenilmesinde esas olan tek kaynak Kur’an’dır. Hal bu ki. Bu her devirde yapılabilir. (Okuma) bitirilince de uyarıcılar olarak kavimlerine döndüler. en takvalısı dahil olmak üzere. Kur’an dinlemek ve böylece onu öğrenmek. sadece Kur’an dinlenilmesinin. Nübüvvet sona ermiş olup. Kur’an dinledikleri kendisine vahiyle bildirilmiştir. özel şahıslar olduğunu vurgulamak istemektedirler. Tebliğ görevini de. Peygamber. Melahim 1. peygambere vahiyle bildirilmeyecekti. Bu iddia. Kur’an’dan mealen: . İslam dinini öğrenmek konusunda tek bilgi kaynağı Kur’an’dır. bütün Müslümanların." (K.S. Cinlerin. 5577 C. Kur’an’dan mealen: 155 . zira Peygamber ve Cinler. Kur’an değil de. Eğer karşılıklı olarak. Kur’an dinlemek üzere sana yöneltmiştik. birbirlerinden haberdar olmak suretiyle görüşmüş olsalardı. İslam dininin öğrenilmesi ve uyarıcı olmak için yeterli olduğunun kesin kanıtlarındandır. Dinleme olayıyla ilgili olarak. İslam dininin öğrenilmesinde. her yüz senenin başında peygamber geleceğini iddia etmişlerdir. uyarıcı olmak için yeterlidir.427 Akçağ 1992 alıntısı. üstü örtülü olarak.

alıntısı.(O). ŞEHİT VE GAZİLER İLE HİCRET VE SAVAŞ KONULARINDA UYDURDUKLARI HADİSLERDEN ÖRNEKLER 203. Peygamberler dışında ki.70 Akçağ. 9/122 Dikkat edilirse. düşmanla karşılaşmayı temenni etmeyin. Sonra kalkıp yanındakilere şöyle dedi: “Ey insanlar.De ki: Bana vah yolundu ki. Kur’an’dan mealen: . (2502). özel şahıslar söylenmemiştir.(1910).Ebu’n-Nadr merhum Abdullah İbnu Ebi Evfâ (radıyallahu anh)’dan naklen anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) düşmanla karşılaştığı günlerden birinde. Cihad 2. Artık Rabb’imize hiç kimseyi ortak koşmayacağız. Ebû Dâvud. mealini yazdığım âyette.(6. Nesâi. İmâret 158.Bütün müminlerin. Müslim. Cihâd 18. Bu itibarla da uydurdukları rivayetin aslı yoktur. 72/1 . 1029 C.8)) 204. özel şahıslarla ilgili olmayıp. ona inandık. öğrenmiş olan her şahısla ilgili olduğuna dair.5 S. Umulur ki sakınırlar. Allah’tan afiyet dileyin. her topluluktan bir grup denmiş olup. güneşin meyletmesini bekledi. Cinlerden bir topluluk Kur’an dinlediler de şöyle dediler: “Biz hârikulâde (acaib) bir Kur’an dinledik. 72/2 Dini öğrenme ve öğretme işinin. Her topluluktan bir grubun dini iyice öğrenmeleri ve kavimleri kendilerine dönüp geldikleri zaman onları ikaz etmek için geride kalmalıdır. 156 . doğru yola iletiyor..Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Kim gazve yapmadan ve gaza yapmayı temenni etmeden ölürse nifaktan bir şube üzerine ölmüş olur." (K.S. toptan sefere çıkmaları doğru değildir.

.. Ebû Said el-Hudri (r...(2631)) 205. (K..15 S. Ebû Dâvud.. Senin develerin var mı?" buyurmuş..S. 206-. Bize Ebû İshâk.a.)’e hicreti sormuş da Peygamber (s. Cihâd 156.5 S.. alıntıları. işlerine geldiği gibi uydurmuşlardır. Allah senin amelin(in sevabından hiçbir şeyi 157 .112. .. Birinci rivayette savaş temennisi mecburi tutulmuşken..a.. Ebu’nNadr şöyle dedi:Abdullah ibn Ebi Evfâ (R). Temenni 8. Bu mektûbun içinde Rasûlullah (S)’ın: (Ey insanlar!) Düşmanla karşılaşmak (harbetmek) temenni etmeyiniz! Fakat Allah’tan harb felâketinden selâmette kılmasını isteyiniz" buyurduğu hadisi vardı. Peygamber).71 Akçağ. Bu Ebn’n Nadr. Mûsa İbn Ukbe’den. (Buhâri... hicret zor iştir.a.(1742).32.. (Resûlü Ekrem de). bilin ki cennet kılıçların gölgesindedir.. “-Peki onların zekatını veriyor musun?" buyurmuş.)den rivâyet edildiğine göre. Kitâbu’t-Temenni 12 C. “-Sen şehirlerden uzakta (Allah’ın emirlerini yerine getirmeye) çalış.. Cihâd 98.22.. (Bunun üzerine Hz.Ancak karşılaşacak olursanız sabredin. bir bedevi Peygamber (s.7090 Ötüken 1989. (O şahıs da).. .efendisi Umer’in kâtibi idi. .Evet diye cevap vermiş.): “Yazık sana. savaş temennisi kaçınılması gereken bir husus olarak tahdis edilmiştir. efendisi ve Kureyş ileri gelenlerinden olan Umer ibnu Ubeydullah’a bir mektûb yazdı da bu mektûbu ben okudum.... Müslim. diğer iki rivayette tam tersi olarak. (O kimse de) . Umer ibn Ubeydullah’ın himâyesinde olan Ebu’n-Nadr Sâlim’den tahdis etti.....Evet diye karşılık vermiş.. Cihâd 20. Buhâri. ..) Görüldüğü gibi rivayetler çelişkili olup. 1031 C.

. ‘tevbe (vakti) sona ermedikçe hicret (vakti) de sona ermez. demiştir ki: Rasûlullah (s. esas maksatları hicret kavramını belirsiz ve tartışmalı hale getirmektir. hatta güneş batıdan doğmadıkça da sona ermeyeceğini tahdis etmeleri bir çelişkidir.zâyi etmeyecektir.. Maviye (b. 208-. K. edep 95.440 Şamil 1989. Müslim.202 Akçağ 1993. Güneş battığı yerden doğmadıkça da tevbe sona ermez"buyururken işittim. diğer rivayet edenler. artık hicret sona ermiştir" cevabını verdi. Buhâri. 5778 C.hicretin. İşte bu kadar büyük önemi olan hicret kavramını belirsiz hale getirmek için müteaddit rivayetler uydurmuşlardır.9 S.a. K. Ama O: “onunla cihad etme şartı üzerine bey’at yaparım.9 S. imâre 87.el-Cihâd (l5).S. zekât 36. hibe 35. hicretin İslamda büyük bir önemi vardır.) Bu rivayette hicretin mecburi olmadığı rivayet edilmiştir.2479 C. (Ebû Dâvud.. Zira.el-Cihâd (15). Bey’at 15. menakıb’ül-ensar 45.2477 C. şöyle ki: 158 . Bâb 2 H. alıntısı Nesâi.16 S. 207. Ebi Süfyan)dan.437 Şamil 1989. daha müsait bir mekana göçmek veya Müslümanların bir araya gelip toplum oluştura bilmelerinin ilk şartıdır. müsait olmayan bir mekandan. Bunlardan bir tanesi de.(7. hicretin sona ermediğini." (K. Allah’ın yasakladığı şeyi terk etme manasında olduğunu iddia ettikleri rivayettir." buyurmuştur. Nesâi bey’at 11. Anlaşılan odur ki. ) Bu rivayette de. (Ebû Dâvud.145)) Bu rivayette ise hicretin sona erdiğini rivayet etmişlerdir. Hicret.)’ı. Bâb 1 H.. Allah’a en iyi şekilde kulluk etmek için.Ya’la İbnu Ümeyye anlatıyor: “Fetih günü babam Ümeyye’yi getirip: “Ey Allah’ın Resûlü! Babamla hicret şartı üzere bey’at yap!"dedim.

kavram ve konuları tartışmalı ve belirgin olmayan bir hale getirmeyi amaç edindikleri gibi. Asırlardır.209. İslam Dini adına birçok ayrılıkların meydana gelmesi ve birçok tartışmaların yapılmasının ana temeli. İman 4. Onlar (bizim kendilerine yaklaşmakta olduğumuzu. Biz üzerine çullanınca adam. Ben de: Ey Allah’ın Resûlü o bunu ancak silah korkusuyla söyledi. Müslim. 33 C.(40). Böylece. Muhâcir de Allah’ın yasakladığı şeyi terk edendir. Nesâi..a. (Yarın) 159 . Biz ona. (8.Abdullah İbnu Amr İbni’l-As (radıyallahu anh) hazretleri. “Lâ ilahe illallah (Allah’tan başka başka ilah yoktur)"deyiverdi.) bizi bir seriyye olarak el-Hurakat (denilen kabileler) üzerine gönderdi.(2481). -”Biri onun kalbini yarsaydın da (kalbinin) bu sözü korkudan dolayı söyleyip söylemediğini (iyice bir) bilseydin. iman 64. Cihâd 2. Üsame b. Buhari..250 Akçağ 1988. Ebû Dâvud. alıntıları. bir konu hakkında birbirlerine zıt ve çelişkili rivayetler uydurmaktır. ortam ve duruma göre bu zıt rivayetlerden işlerine geleni kullanmaktır. öldürünceye kadar (kılıçlarımızla) vurduk. bizim kendilerine saldırıya geçeceğimizi) hissederek kaçtılar (bunlardan) bir adama yetiştik. dedim. 210-.105)) Daha öncede belirttiğim gibi en sık kullandıkları yöntem. -”Kıyamet gününde (bu adamın söylediği) lâ ilahe illallah (kelimesi) karşısında senin için (yardımcı olabilecek) kim vardır?"buyurdu. . Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)’ın şöyle dediğini rivayet etmiştir: “Müslüman. İman 9. diğer Müslümanların elinden ve dilinden zarar görmedikleri. bunların ortaya atmış oldukları bu kargaşa fitnesidir.2 S. Zeyd’den demiştir ki: Rasûlullah (s. Sonra bunu peygamber (s.)’e anlattım.a.S. (K.

.“Ben müşrikler arasında ikamet eden her Müslüman’a uzağım" buyurdu. Abdillah rivayetine devam ederek) dedi ki: Durum Peygamber (s. kasâme 27. imân 158. diğer rivayet edenler. O kabileden bazı kimseler (Müslüman olduklarını belirtmek) için secde ederek korunma yoluna başvurdular..10 Şamil 1990. Bu konuda Kur’an’dan mealen: . El-Cihâd (15). neden onlar için yarım da olsa diyet ödesin? Bu bir çelişkidir.a.174 Şamil 1990. diyât 2. Şöyle ki. . Bu sözü (tekrar tekrar) söylemeye o kadar devam etti ki (daha önce) Müslüman olmayıp ta o gün Müslümanlığa (yeni) girmiş olmamı arzu ettim. Peygamber bu gibi kimselerden uzak olduğunu belirtmişse....)’e ulaşınca onlar için yarım diyet (ödenmesini) emretti ve. Müslim.kıyamet gününde “lâ ilâhe illallah"(sözü) karşısında senin için (yardımcı olabilecek) kim vardır?"buyurdu. son rivayet kendi içinde çelişkilidir. (Ebû Dâvud.2643 C. Tirmizi.) Hasemin kabilesine (baskın yapmak üzere) bir seriyye gönderdi. (Ebû Dâvûd. meğâzi 45. .) Bu rivayette ise.a.. diğer rivayet edenler.. müşriklerin arasında bulunup ta kelimeyi tevhidi söyleyenin öldürülemeyeceğini tahdis etmişlerdir..el-Cihâd (15).. İbn Mâce. Nesâi. Buhari. ayrıca Kur’an’a uymamaktadır.Her kim bir mümini kasden öldürürse onun cezâsı.. 211-. İki rivayet bir biriyle çelişkili olduğu gibi. K. siyer 41. . Abdillah’dan demiştir ki: Rasûlullah (s.10 S. Cerir b.. Bu (durum) onları öldürmeyi (daha da) hızlandırdı. savaş anında müşriklerin arasında ikamet eden Müslümanların öldürülebileceğini rivayet etmişlerdir. Bâb 95 H. Allah ona gazab 160 . Bâb 95 H.. içinde ebedi kalmak üzere (gideceği) cehennemdir.2645 S. (Cerir b. savaş anında. Birde şöyle rivayette bulundular. K. fiten 1: ) Bu rivayette.178 C.

(1558)) 161 . Siyer 10.. O halde iyice anlayın (dinleyin. size selâm verene. 4/94 Görüldüğü gibi. dünyâ hayâtının geçici menfaatini gözeterek: “Sen mü’min değilsin!" demeyin. 150. 212-. 4/93 . Yahya (b. Peygamber de onun bu teklifini reddederek). Çünkü Allah’ın yanında çok ganimetler vardır. öldürenin cezası.194 Akçağ.Main) Hz. savaşta ittifak 213-Zuhri anlatıyor: ”Resûlullah (Aleyhissalâtu vesselâm).etmiş. Peygamber o müşrike şöyle) buyurmuştur: .“geri dön" dedi. K. cihâd 27. diğer rivayet edenler Müslim. kim bir mümini kasden yani müteammiden katlederse. siyer 10. dinleyin. müslümanla müşriklerin edemeyeceğini rivayet etmişlerdir. Bâb 143 H. Main ile Müseddet) aynı lafızlarla rivayet ettiler. Tirmizi. Tirmizi. Peygamberle birlikte savaşmak için yanına vardı. Aişe’den naklen (şöyle) demiştir. (Hz. ganimetten pay ayırdı”.. 2732 s." (Ebû Dâvud. peşin hüküm vermeyin). İbn Mace.“ Biz bir müşrikten yardım istemeyiz. lânet etmiş ve onun için büyük bir azâb hazırlamıştır.S. (K. (Bu iki ravinin ittifakla rivayet ettiklerine göre Hz. Önceden siz de öyle idiniz.. ...5 S. Bedir savaşına çıktıklarında) Bir müşrik Hz. Çünkü Allah yaptıklarınızı haber almaktadır.. cihâd 142. Allah size lütfetti.Ey müminler. kendisiyle birlikte savaşmış olan Yahudilerden bir gruba. Allah yolunda savaşa çıktığınız zaman iyi anlayın. (Müslümanlar. El-Cihâd (15).343-344 Şamil 1990. 1107 C. Bu rivayette. (Hadisin bundan) sonra (ki kısmını Yahya b. Allah’ın gazabı ile lanetine uğramak ve büyük azab içerisinde cehennemde ebedi kalmaktır. alıntısı.

339 Şamil 1990.Bu rivayette.Yezid İbn Hürmüz demiştir ki: Necdetü’l-Harûri.Haşrec b. Bununla Allah yolunda hizmet edeceğiz. peygamberine Hayber’in (kapılarını) açınca bize de 162 . kendisi Rasûlullah (s. (ganimetlerden) pay (ayırmay)a gelince (işte bu) yoktu. (Bu hadisi Hz. Ümmü Ziyad ‘dan naklen haşrec. sözlerine devam ederek şunları) söyledi (Bu konuşmadan sonra) “Kadınlar kalktılar" (gittiler. Kendisinde öfke (alametleri) gördük. Ümmü Ziyad sözlerine devam ederek bana) “Allah. Biz de “Ey Allah’ın Resulü biz yün eğirerek (savaşa) çıktık. Ayrıca bizim yanımızda yaralıları (tedavi) için (birtakım) ilaçlar da var.a.... (Hz. Hürmüz rivayetine devam ederek şunları) söyledi: ibn Abbas’ın Necdet’e (gönderdiği) mektubunu ben (bizzat kendi ellerimle ve şu şekilde) yazdım:”Kadınlar da Rasûlullah (s. Bâb 141 C.el-Cihâd (15)..)’e erişince bize (emir) gönderip (yanına çağırdı) biz de (emre uyup huzuruna) vardık. (Ebû Dâvûd.a. müşriklerle. fakat onlara razh (az bir miktar) verilirdi.)’la birlikte savaşa katılırlardı. K. (yezid b.) Bu rivayette kadınlara ganimetten pay verilmeyeceğini tahdis ettiler.a.) ile birlikte (hayber savaşına katılan) altı kadının altıncısı olarak Hayber savaşına çıkmıştır. Müslümanların ittifak edebileceğini rivayet etmekle çelişkiye düşmüşlerdir.10 s. 215-. Ümmü Ziyad sözlerine) şöyle devam etti: Bizim de erkeklerle birlikte savaşa çıktığımız haber olarak Resûlullah (s. İbn Abbas’a (bir mektup) yazarak ona “Kadınlar Rasûlullah (s. (ganimetlerden) hisse alırız (halka buğday ve arpadan yapılmış) sevk (denilen bir şurup) içiririz" dedik.a.)’le birlikte savaşa katılırlar mıydı? Rasûlullah (s. 214-. (Bu savaşa) -”Kiminle ve kimin izniyle çıktınız?"dedi.) onlara (ganimetten) bir pay ayırır mıydı?"diye sordu. Hz.a. Ziyad’ın baba annesi (Ümmü Ziyad elEşçiyye)nden demiştir ki.

Şu açıklamayı yaptılar: “Ben bugün. dolayısıyla musallat edecekse kendi içinden bir düşman musallat etmesini. 3. Allah’tan 163 . dolayısıyla diğer helak şekilleri için talepte bulunmadığını. bir namaz kılmış ve namazı çok uzatmıştı. k.Allah’ın. 2. Muhammed ümmetini toptan suda boğmamasını. Peygamberin. Allah’ın bu duayı red ettiğini de tahdis etmişlerdir. ümmetinin kendi aralarında savaşmamasını talep ettiğini ki. Kadınlara ganimetten erkekler gibi pay verilmesi gerekir demekle çelişkiye düşmüşlerdir. Peygamber. Örneğin. 1. Rivayet şu şekildedir: 216. Tahdis ettikleri bir rivayette. evvelki rivayetin aksine. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm. Allah’tan. bir ümit ve korku namazı kıldım. kendileri dışında bir düşman musallat etmemesini talep ettim. Ayrıca. birini vermedi. Allah bunlardan ikisini verdi. Ben de ona: “Ey nineciğim (Hz. bu talebimi kabul etti.Allah’tan. Ben (namazda) aziz ve celil olan Allah’tan ümmetim için üç şey talep ettim.Allah’ın Muhammed ümmetine kendi dışında bir düşman musallat etmemesini.elCihâd (15).erkekler gibi (ganimetten) pay verdi" dedi. Allah’tan üç dilekte bulunduğunu ve bu dileklerin içerik olarak. Allah bunu da kabul etti. bu birinci şıktaki taleple çelişkilidir. Namazdan çıkınca biz: “Ey Allah’ın Resûlü! Bu gün namazı çok uzattınız!"dedik. Mu’âz İbnu Cebel radıyallahu anh anlatıyor: “Bir gün. “Hurma"(idi) diye cevap verdi. peygamberin size verdiği) bu şey ne idi?" dedim. (Ebû Dâvûd.340 H. Allah’tan ümmetimi (eski ümmetler gibi) toptan suda boğarak helak etmemesini talep ettim. toptan helak edici her türlü felaketten korumasını isteye bilirdi.2729 Şamil 1990) Bu rivayette ise. Ben Allah’tan ümmetime.Hz. Bâb 141 C.10 s.

S. İbn-i Mace 3950 ) Peygamberin. El-Harise) bildirdiğine göre.a. Müslümanların dikkatini dış düşmanlardan çevirip. Allah bir düşman musallat etmemek üzere duayı kabul etti diye belirtmişlerdir.. kendilerine döndürmeyi amaçlayan bu rivayetler. bu bir çelişkidir. hem peygambere bir iftira hem de İslam düşmanlarının Müslümanlara olan kinlerinin açık bir göstergesidir. Diğer bir husus. 7187 C. bunun üzerine Rasûlullah ona seslenmiş (fakat o baygın olduğu için) karşılık ver(e)memiş. Bundan dolayı bir çok rivayet uydurmasıyla.17 S.526 Akçağ 1993 alıntısı.ümmetimin kendi aralarında savaşmamalarını talep ettim Allah bunu reddetti. Hadis diye uydurdukları rivayette kendi içinde çelişkili olduğu gibi..) (Bir gün) Abdullah b.. yani Muhammed ümmetine dışından. Sabit’i hasta iken ziyarete gelmiş te onu baygın bir halde bulmuş. Atik(in Atik b. gerçeklere de uymamaktadır.) 164 . Şöyle ki: 217.a. Cabir b.. kendi içlerinde. Müslümanların dışa karşı kendilerini savunmalarını kırmayı amaçlamaktadır." (K. Bu dua kabul oldu ise asırlardır Müslümanlara saldıran çeşit çeşit kafirlerin saldırıları nasıl izah edilebilir. Allah’tan ümmetinin yalnız kendi aralarında savaşmalarını talep edecek (Zira kendi dışlarında bir düşman musallat etmemesini. O zaman bu rivayet peygambere bir iftiradır. Buna rağmen üçüncü duasında kendi aralarında savaşmamaları yolunda duada bulunacak. ümmeti için böyle bir duada bulunduğunu iddia etmek. Peygamber bir dua kabul oldu dediyse muhakkak kabul olmuştur. Rasûlullah (s. şehitlik kavramını belirsiz hale getirmek için yoğun çabalara girmişlerdir. Allah’tan istemesi kendi aralarında düşman olabilirler manasını içermektedir). şöyle ki: Peygamber hem. birinci duanın kabul olunduğunu belirtmişlerdir. Bunu üzerine Rasûlullah (s.

(buyurdu ve) siz neyi şehitlik sayıyorsunuz?" diye sordu.S.a. Cihad 17. (Onlar da) “-Allah yolunda katlolmayı" dediler. İshalden ölen şehittir. K. Müslim.6499 C. 219.151 Akçağ. Ebû Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Kim hasta halde ölürse şehit olarak ölmüştür ve kabir azabından korunmuştur. (Ebû Dâvûd. Göçük altında kalarak ölen şehittir. (Orada bulunanlar) “Ey Allah’ın Resûlü vacib olmak nedir?" dediler. cenaiz 65. El-Cenaiz 73.İbnu Abbâs radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Gurbette ölmek şehitliktir.)’da." buyurdu. Doğum üzerine ölen şehittir.S. Çünkü sen (ahiret için) gereken ihtiyaçlarını hazırlamıştın. Fakat vacib olunca) hiçbir kadın ağlamasın" buyurdu. Derken Rasûlullah (s.a.S.) de “-Aziz ve celil olan Allah ona niyeti ölçüsünde şehit sevabı verecektir. alıntısı İbn-i Mace 1615.6498 C." (K. Ey Ebu’r-Rabi biz(im) senin yanında (yapabilecek bir şeyimiz yok.) 165 . Çünkü Allah’ın kaza ve kaderine) mağlup olduk" dedi. “-Allah yolunda katlonunmaktan başka yedi (tane daha) şehitlik vardır. “Ölmektir" buyurdu." (K. Rasûlullah (s. K. sabah akşam cennetten rızıklandırılır.165. (Çünkü sesleri fazla çıkmıyor.“-İnalillahi ve inna ileyhi râci’un. Bunun üzerine kadınlar feryad edip ağlaştılar. İbn-i Mace. Rasûlullah (s. İbn Atik de onları susturmaya çalıştı. Boğularak ölen şehittir. imare 164.Hz. Sabit’in) kız kardeşi (onun hakkında ey kardeşim): “Ben senin şehit olacağını ümit ediyordum.) “Onları(kendi hallerine) bırak. (O sırada Abdullah b.17 S. Taundan ölen şehittir. Yanarak ölen şehittir.5431) 218.a." diye söylenmeye başladı.151 Akçağ 1993 alın tası İbn-i Mace 1614).17 S. Tirmizi.

Hal böyle olunca şehit olmak için. Müslüman olan bir kimsenin şehit olarak ölmemesi imkansız hale gelmiş olmaktadır. herhangi bir hastalıktan ölene de şehit demişlerdir. Allah yolunda savaşıp katl olunmanın mecburiyeti kalmamış olmaktadır. gerek Kur’an’da (Allah. (gerçekten) büyük kurtuluştur. evinde veya gurbette ölmektedirler. İshalden ölen bir kimse için şehit dedikleri gibi. Allah yolunda savaşırlar. Hatta gurbette ölmeye de şehitlik demişlerdir. hasta hane de ölme olayını rivayetlerine eklememelerinin nedeni. faraza altı aylık bir tedaviden sonra ölürse şehit mi olmuş olmaktadır? Bu gibi iddialar.Talha İbnu Ubeydullah radıyallahu anh anlatıyor: “Beli (kabilesinden) iki kişi Aleyhissalâtu vesselâm’ın yanına 166 . 220. mealen: . günah işlediği anda ölmesi de gerekmez. 9/111 Görüldüğü gibi. Zira insanlar ya bir kaza geçirerek veya hastalanarak. Kur’an’dan çok uzak iddialardır. Allah’ın üzerine bir borçtur. gerek İncil’de. Bu. Allah’ın şehitlik vadi kendi yolunda mallarıyla. müminlerin mallarını ve canlarını cennet kendilerinin olmak üzere satın almıştır. Gerek Tevrat’ta. dolayısıyla Müslüman olarak ölen herkes şehittir iddiasındalar. şehitlik kavramını saptırmak için birçok hususları şehitlik olarak tanımlamışlardır.Allah. yolunda çarpışanlara cennet vereceğini vadetmiştir) Allah’tan daha çok ahdini yerine getiren kim olabilir? O halde O’nunla yaptığınız bu alışverişinizden ötürü sevinin. İşte bu. canlarıyla savaşıp katlonunanlaradır. Bu tanımlamalara göre. Yoksa evinde ishalden ölenlere değildir.Görüldüğü gibi. örneğin: alkol veya uyuşturucu alması nedeniyle veya zina edip zührevi hastalık kapan bir kimse bu hastalıktan öldüğünde. Öyle ki. katlederler ve katledilirler. Kur’an’da şehitlik konusunda şöyle denmektedir. Bu iddiada olanlara o zaman şunu sormak lazım. hasta hane diye bir şeyin varlığından pek haberdar olmamalarından olsa gerektir.

Ubeyd b.a. bir müddet sonra yine çıktı.) (bize onun hakkında) “-Nasıl dua ettiniz?" diye sordu. Onun cenaze namazını kıldık.a.. bir yıl boyu şu şu kadar namaz kılmadı mı?" Halk yine: “Evet!" deyince. Cennetten biri çıktı ve o iki kişiden sonradan ölene (cennete girmesi için) izin verdi. İkisi beraber Müslüman olmuştu. alıntısı İbn-i Mace 3925. Ama cennete öbürü ondan evvel girdi" dediler. Sonra. Bunun üzerine Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm: “Berikisi ondan sonra bir yıl hayatta kalmadı mı?" dedi. 167 . Sabah olunca Talha bu rüyayı halka anlattı.517 Akçağ 1993. Öbürü. 7173 C. Bir hafta ya da haftaya yakın bir zaman sonra da öbürü öldü.geldiler.17 S. Aynı vazifeli zat. Bu gayretli olanı. ondan sonra bir yıl daha yaşadı. senin cennete girme vaktin henüz gelmedi!"dedi. Herkes bu rüya(da şehit olan zâtın sonradan cennete girmesine) şaştı. Halk: “Ey Allah’ın Resûlü!" Bu zat (din için) çalışmada öbüründen daha gayretli idi ve şehit de oldu.) 221. Biri gayret yönüyle diğerinden fazlaydı. Halid es-Sülemi’den. Resûlullah’a kadar ulaştı.) iki adam arasında kardeşlik kurmuştu. rüyayı ona anlattılar. Biz de. (Dinledikten sonra) Aleyhissalâtu vesselâm:" Burada şaşacak ne var?" buyurdular.S. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm: “Şu halde ikisinin arasında bulunan mesâfe gök ile yer arasındaki mesafeden fazladır!" buyurdular. Bir de baktım ki yanımda o iki zat vardır. (K. demiştir ki: Rasûlullah (s. adam benim için geri geldi ve: “Sen dön.. Bunlardan biri (Allah yolunda) öldürüldü.. bir gazveye iştirak etti ve şehit oldu. “Evet!"dediler. Bu. Rasûlullah (s.” Talha (devamla) der ki: “Ben rüyamda gördüm ki: “Ben cennetin kapısının yanındaydım. Aleyhissalâtu vesselâm: “Ve o ramazan idrak edip oruç tutmadı mı. Sonra o da öldü. şehit olana da (içeri girme) izni verdi.

. Kur’an’dan mealen: 168 . bu amelleri dolayısıyla. Nesâi cenaiz 77. (sakatlık v. El-Cihâd (15). Bâb 27 H.520. 9/38 Görüldüğü gibi. Söylediklerinin doğru olmadığıyla ilgili olarak. K.) Bu rivayetlerle. (Ebû Dâvûd. oruç tutması ve sevaplar işlemesi halinde.521 Şamil 1988.2524 C. Şehit olmayan.(ilk ölenin) oruç(lar)ından sonra (ikincinin tuttuğu) oruç(lar)ı . diğer rivayet eden. Kur’an’dan mealen: .9 S. İkisi arasında gök ve ile yerin arası kadar (fark) vardır. Gibi mazereti olmadan) savaşa katılmamak demek. Topluca savaşa çıkılmaya ihtiyaç olmayan durumlar da. topluca savaşa çıkıldığında. O kişinin dünya hayatına razı olduğu ve ahiret hayatını kayıp ettiği.(ilk ölenin hayırlı) amel(ler)inden sonra (ikinci ölenin işlemiş olduğu hayırlı) amelleri nerede. Onunla şehit olan arasında gök ile yerin arası kadar derece farkı var dediler. Cihad eden ve şehit olanlardan daha üstün olduğunu iddia ettiler. Allah yolunda cihad etmeyenlerin. yani cehennemlik olduğu manasındadır.-Ey Allah’ım! Onu bağışla ve kardeşi(nin derecesi)ne eriştir diye dua ettik.s. Bu uydurma rivayetlerle Müslümanları Allah yolunda cihattan caydırmak istedikleri açıktır.). (ilk ölenin) namaz(lar)ından sonra (ikinci ölenin kıldığı) namaz(lar). Bunun üzerine Rasûlullah (s.Ey iman edenler. Böyle bir durumda."buyurdu. kıldığı namaz veya tuttuğu oruçlar onu Allah’ın azabından kurtaramaz. daha fazla namaz kılması. Allah yolunda cihad edenler. etmeyenlerden üstündür.a. şöyle ki. size ne oldu ki: “Allah yolunda topluca savaşa çıkın! Dendiği zaman yere çakılıp kaldınız? Yoksa âhireti bırakıp ta dünya hayatına mı razı oldunuz? halbuki dünya hayatının geçimi. ahiretin yanında pek azdır. yine.

Allah. Müslim. cihâdı amellerin en faziletlisi görüyoruz. oturanlardan çok daha büyük ecirle üstün kılmıştır. Buhâri. yoksa Hac ile Cihâd ayrı hususlardır. Cezâu’s-Sayd 26. (Buhari. “-Öyleyse onların hizmetinde (bulunarak) cihâd et!" buyurdu. (Peygamber (s.10 S. Hz.Abdullah b.(5. 169 .S. Aişe der ki: “Bunu işittikten sonra haccı hiç bırakmadım. 1163 C. Nesâi. Aişe (radıyallahu anhâ) anlatıyor: “Ey Allah’ın Resûlü. (Ebû Dâvûd. “.5 S.Senin annen baban var mı?" diye sordu.Ey Allah’ın Resûlü ben cihada çıkabilir miyim? dedi. birr 5. Bâb 31 H. Edeb 3. K.)’de). Hac 4.) 223. (O kimse de).113). derece bakımından oturanlardan üstün kılmıştır.. Gerçi Allah hepsine de güzellik va’detmiştir ama mücahitleri.Hz. Peygamber (s. . Hacc 4.el-Cihâd (15). dedim. K. cihâdın en Efdal ve en güzeli hacc-ı mebrûrdur. Cihâd 1. hele şehirde oturmanın ne Hacla nede Cihâd’la bir ilgisi yoktur. 4/95 Bu itibarla uydurdukları rivayetler. demiştir ki: Bir adam .. Amr’dan. mallarıyla canlarıyla cihad edenleri. Sonra şehirde kalmaktır”. 222-.2529 C.. Tirmizi cihâd 2.8 Şamil 1990.Müminlerden özürsüz olarak yerlerinde oturanlar ile.)’e gelerek.Evet diye cevap verdi (Bunan üzerine peygamber). asılları yoktur.a.a.) Bu iki rivayette de müminleri cihâd dan uzaklaştırmayı ve cihâdın kavram olarak manasını karıştırmayı amaçlamışlardır. Kur’an’a uygun olmayıp. mallarıyla canlarıyla Allah yolunda cihad edenler bir olmaz. biz de cihâd etmeyelim mi?" Şu cevabı verdi: “Ancak. diğer rivayet edenler.278 Akçağ) (“Sonra şehirde kalmak" cümlesi Buhari’de yok. cihâd 138.

.Oğlumu kaybettiysem de utanma duygumu hiçbir zaman kaybetmeyeceğim. O da.2488 S..9 H...Senin oğlun için iki şehit sevabı vardır" buyurdu.. Sabit b. diye karşılık verdi.... Şöyle ki: 224-.457 Şamil 1988..a. yoksa İslam dininde asla saldırganlık yoktur.. Kadın. Peygamber (s. İbn Ömer’den demiştir ki: 170 . (Hz. kendi putperest toplumlarına karşı savaşmalarını engellemek içindir..Bu rivayetleri uydurmalarının esas amaçlarından biri de Müslümanların. 225. “-Oğlunu sormaya yüzün kapalı olarak mı geldin?" dedi. Müslümanların kendileriyle değil de. Bunun üzerine Rasûlullah (s. yüzünü örttü diye suçlanan bir şehit anası ve Ehli kitab katletti diye. Bu onların barışçıl. kendileri saldırıp savaşa sebebiyet verdiklerinde karşılarında zayıf bir Müslüman ordu olmasını istemelerindendir..el-Cihâd (15).Çünkü onu kitab ehli öldürdü" cevabını verdi..a. Bu tür iddialar İslam dininden uzak iddialardır.)’in (orada bulunan) Sahâbelerinden birisi (o kadına hitaben). Müslümanların saldırgan olduğundan değildir. Kays Şemmas’dan. Peygamber de) “.)’e gelip şehit düşen oğlu(nun Allah yanındaki durumu)nu sordu. yani demek istiyorlar ki..). demiştir ki: Ümmü Hallad diye anılan bir kadın (yüzü) peçeli olarak Peygamber (s.. kendisine iki şehit sevabı verilen şehit iddiası. ehli kitapla savaşmalarını teşvik için uydurdukları aşağıdaki rivayet kimlikleri açısından manidardır.) Evet. .. Bâb 8 C... Ehli kitapla savaşmak sevap yönünden iki misli daha fazladır.Ya Rasûlullah bu niçindir? diye sordu. . (Ebû Dâvûd. K...a. “.

“Eğer topluca (savaşa) çıkmazsanız (Allah) size (acı bir şekilde) azab eder.el-Cihad (15).S.. Tirmizi Siyer 6.Rasûlullah (s.2506 S.a.2734 S.Onlardan yağmur kesildi. Tevbe 39) âyeti sordum da. (Ebû Dâvûd K. Meğazi 38..345 Şamil 1990." (Ebû Dâvûd K.260 Akçağ. (Ebû Dâvûd K. Necde b. Buhâri Cihad 51.(2493) ) Mücahidin atı..)’in yanına gelmiştik. Bab 18 H. diğer rivayet edenler. Nüfey’den. (Yağmur kesilmesi) onların azabıydı diye cevap verdi. Bâb 143 C. boğularak ölene iki şehit sevabı verilir şeklinde uydurdukları rivayetlerin aslı olmayıp..5 S. . 228-.) 226. (Ebû Umre’nin) babasından rivayet etmiştir ki: Biz dört kişi. Bâb 143 C. . (malindeki.) mücahit ve atı için birisi kendisine ikisi de atına (olmak üzere ganimet mallarından) üç pay vermiştir.a.10 H.347 Şamil 1990) 227.Ümmü Harâm (radıyallahu anhâ) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Deniz tutması sebebiyle (gemide) kusan kimseye şehit sevabı verilir. mücahit ten iki kat daha değerlidir ve deniz tutmasından kusana bir şehit sevabı. topluca (seferberlik) savaşa katılmak istemeyenlere cesaret vermek için 9 Tevbe 39 da yapılan tehdidi basit bir yağmur kesilmesi şeklinde göstermeyi amaçlamışlardır. alıntısı Ebû Dâvûd Cihad 10. Bizden herkese bir hisse.8.. 1151 C. her bir at için de iki hisse ayırdı.. demiştir ki: İbn Abbas’a şu.el-Cihâd (15). yanımızda bir(er) atla Rasûlullah (s. Kur’an’da ise şöyle denmiştir.) Bu rivayette.2733 S.el-Cihad (15). mealen: 171 .10 H. Boğularak ölene de iki şehit sevabı vardır”.489 Şamil 1988. (K.. hakaret kastıyla uydurulmuşlardır. Müslim Cihad 57.

Böyle yapmalarının nedeni ise.2533 S.10 H. Kuşatılan bir kale halkına isteseler bile. Bâb 34 C.. (Ebû Dâvûd K..) şöyle buyurdu: “İyi olsun facir olsun her devlet reisi ile birlikte cihad üzerinize (düşen) kaçınılmaz bir görevdir.14 Şamil 1990. (Allah) size acı (bir şekilde) azab eder ve yerinize sizden başka bir topluluk getirir.el-Cihâd (15)..)’den. Allah her şeyi yapabilendir.. topluca yapılan savaşa (mazeretsiz) katılmayanlara yapılan tehdit... Allah’ın hükmü uygulanamaz. Müslüman adı takınarak insanlara zulmen saldırdıklarında. size ne oldu ki: “Allah yolunda topluca savaşa çıkın!"dendiği zaman yere çakılıp kaldınız? Yoksa âhireti bırakıp ta dünya hayatına mı razı oldunuz? Halbuki dünya hayatının geçimi.” Bu tür rivayetlerinin İslam Dininde yeri olmayıp. Rivayet ettiler ki: “Facir veya büyük günahlar işleyen her emirin komutasında cihad etmek mecburidir. demiştir ki: Rasûlullah (s.) Facir yahut büyük günah işleyen kimselere itaat etmemek lazım olduğuna dair Kur’an’dan mealen: 172 .Ey iman edenler.a. .. 9/38 .. Bu itibarla yapmış oldukları rivayetin aslı yoktur. ahiretin yanında pek azdır.a. 9/39 Görüldüğü gibi.. Ebû Hureyre (r... Peygambere karşı iftirada bulunmuşlardır. O’na hiçbir zarar veremezsiniz. bunun meşru bir hareket olduğu hususunda kendilerine gerekçe uydurmak içindir. kul hükmü uygulanır. Bu konuda uydurdukları rivayet örnekleri: 229-..Eğer topluca (savaşa) çıkmazsanız. Bir kavme İslam Dinini tebliğ etmeden ansızın saldırmak caizdir. Dünya ve Ahirette mahvolacakları şeklindedir.

Kalbini bizi zikretmekten gâfil kıldığımız kendi nefsinin arzusuna uyan ve işi aşırılık olan kimseye itaat etme. sabah akşam rızasını isteyerek Rablarına yalvaranlarla bir tut . yer yüzünde fesat çıkarırlar.Her yaptığınızı bilirler.Nefsini.Şerefli katipler.Ceza günü oraya girerler. mealen: . 82/16 Facirler. Onlarsa “Facir" kimseye itaate çağırıyorlar. Allah’tan korkmayana ise itaat olmaz.Yoksa. Zira o 173 .Onlar oradan (hiçbir yere kaçıp) kaybolacak değillerdir.Rabb’inin hükmüne kadar sabret ve onlardan hiçbir günahkara. Zira rivayetin Arapça aslında itaat edilmeye çağırdıkları kimseyi “Facir" olsa dahi diye belirtmişlerdir. Bunlar öyle kimselerdir ki.Facirler de yakıcı ateş içindedirler. Kur’an’dan mealen: . Dünya hayatının süsüne kanarak gözlerini onlardan ayırma. 82/11 . 82/13 . 82/14 . iman edenleri ve salih amel işleyenleri. 76/24 . Allah’tan korkmayan kimselerdirler. İslâm da günahkara itaat etmek yasaktır. yahut hiçbir kafire itaat etme. Cehennemde ebedi kalacak olan büyük günah sahibi kimselerdirler. “Facirler”. 18/28 Görüldüğü gibi. yeryüzünde fesad çıkaranlar gibi mi tutacağız? Yahut ta Allah’tan korkanları facirler gibi mi tutacağız? 38/28 Görüldüğü gibi.İyiler mutlaka nimet içindedirler.. 82/12 . Facir ler hakkında ise Kur’an’da şöyle denmiştir. 82/15 .

Nûh peygamber. K. Bâb 91 H. Kur’an’dan mealen: . halbuki değil İslam’dan haberi olmayana. Savaşabilecek olanlarını öldürdü. gafil bulundukları. kullarını saptırırlar. Zalime uymak zulme iştirak etmektir. hayvanlarının suya götürüldüğü bir sırada baskın yaptı. buna göre bir mümin kimse bir facire itaat edemez. . fakat haksız yere saldırmayın.kimse zalimlik yapar. duasında “Facirlerle”. 230-.10 S.el-Cihâd (15).Nûh dedi ki: “Rabb’im.Ömer) rivâyet etti.158-159 Şamil 1990. diye mektup yazdı. “Kafirleri" denk tutmuştu. Müslim Cihad 1. 2/190 174 . eğer kendileri savaş açmamışlarsa. kafir (kimseler) doğururlar.. Buhari Itk 13. ona harb den önce müşrikleri (İslama) davet etmeyi sordum. o da bana: “İslamın başlangıcında idi." 71/26 . (Ebû Dâvûd. zürriyetlerini de esir aldı.2633 C. Haris’in kızı Cüveyriye’yi de o gün aldı. çünkü Allah haksız yere saldıranları sevmez.) Bu rivayetleriyle İslam’dan haberi olmayan kimselere aniden saldırı yapılabileceğini iddia etmişlerdir. Abdullah (b. Kur’an’dan mealen: . İbn Avn dedi ki: Ben Nâfi’ye bir mektup yazarak. haksızcasına Müslümanlar onlara savaş açamazlar. Bu hadisi bana (o sırada) kendiside o ordunun içinde olan.“Çünkü sen onları bırakırsan. 71/27 Bu itibarla uydurdukları rivayet Kur’an’a uygun olmayıp. haberi olup ta İslamı kabul etmemiş olan kimselere dahi.. yeryüzünde kafirlerden tek kişi bırakma. (Nitekim daha sonraki tarihlerde) Allah’ın peygamberi Müstakil oğullarına. yalnız facir. diğer rivayet edenler.Sizinle savaşanlarla Allah yolunda savaşın.

Müslümanlar da barışa yanaşmak zorundadırlar. eğer icabet ederlerse (bunu) onlardan kabul et ve kendilerini (serbest) bırak.Eğer onlar barışa yanaşırlarsa sen de yanaş ve Allah’a dayan. Bunlardan hangisinde sana icabet ederlerse onu kabul et ve kendilerini bırak. şöyle demiştir: Rasûlullah bir seriyenin yahut da bir ordunun başına bir kumandan gönderdiği zaman ona kendi nefsi hakkında Allah’tan korkmayı. muhacirler için (tanınmış) olan (haklar)ın onlar için de (tanınacağını) muhacirlerin üzerine (getirilmiş) 175 . barışa yanaşırlarsa. Kendileri de bu rivayetlerini yalanlayan bir rivayet uydurdular.. Allah’ın hükmü yerine kul hükmü uygulanması gerektiğini iddia ederek. Müslümanlar haksız yere saldırıda bulunamazlar. işitendir bilendir. Fakat bu rivayetin sonunda. Kur’an öğretisine göre Allah’ın indirdiğiyle hükmetmeyenler kafirlerin ta kendileridir. Müslümanlığı kabul etmemiş olanlar savaş istemeyip.. (yine ona) yanında bulunan Müslümanlar hakkında hayrı tavsiye eder ve (şöyle) buyururdu: “Müşriklerden olan düşman(lar)ınla karşılaştığınız zaman. hatta barış taraftarı olmak zorundadırlar. kendi nefisleri üzerine kafir olduklarına şahitlik ettiler. . çünkü O.Hatta. Bu husustaki rivayetleri şöyledir: 231-. Bu itibarla uydurmuş oldukları rivayetin aslı yoktur. Zira. onlara şu üç yoldan birine çağırınız. Büreyde babası (bireyde) den. Onları (önce) İslam’a çağır. 8/61 Görüldüğü gibi hiçbir kavme. Kur’an’dan mealen: . Süleyman b. Sonra onları ülkelerinden muhacirlerin ülkesine göçe davet et ve bunu yaptıkları takdirde.

şartların zorlamasıyla İslamın yaşanmasına uygun olmayan yerden uygun yere veya İslam toplumu oluşturmak amaçlı bir olay için bir yerden uygun bir yere gitmektir. peygamberin başında olmadığı bir ordu teşekkülü mümkün olmadığından."(Ebû Dâvûd.122-123 Şamil. Sonra onlar hakkında dilediğiniz hükmü veriniz. Tirmizi. Allah’ın hükmünü uygulamanı isterlerse (bunu) onlara uygulama. Çünkü siz Allah’ın onlar hakkındaki hükmünün ne olduğunu bilemezsiniz. siyer 47.10 S. Eğer kabul etmezler artık Allah’tan yardım dileyip onlarla savaş. diğer rivayet edenler. 38. Yalnız onlara kendi hükmünüzü uygulayınız. Bâb 82 H. eğer bir kale halkını kuşattığında senden kendilerine. kendilerine Allah’ın müminler üzerine cereyan eden hükmünün uygulanacağını.el-Cihad (15). Zira İslam’da hüküm yalnız ve yalnız Allah’a 176 . k. Cihad 3. Hüküm konusunda ki iddialarına gelince.olan (yükümlülükler)in onların hakkında da (geçerli) olduğunu kendilerine bildir. Eğer buna yanaşırlarsa (bunu) onlardan kabul ve kendilerini (serbest) bırak. Hal böyle olunca müşrikleri üç yoldan birine çağırmak nasıl şart olur. Göç veya başka bir ifadeyle hicret.2612 C. onlara Müslüman bedeviler gibi olacaklarını. bu rivayet Medine dönemi veya Medine döneminin Mekke’nin fethinden sonra ki dönemiyle ilgili olarak uyduruluştur. Yoksa sırf hicret için hicret değildir. Müslim.) İslamın başlangıcında. İbn Mâce. bu da Kur’an’a uymamaktadır. Eğer İslâmı kabul etmezlerse onları cizye vermeye çağır. Müslümanlarla birlikte cihad etmeleri dışında harac ve ganimetten hiçbir hisselerinin olamayacağını bildir. İslama ait bir toprak içerisinde hicretin manası nedir? Bir evvel ki rivayette tebliğsiz ani saldırıyı meşru kabul etmişlerdi. 231 no. Eğer (bunu) kabule yanaşmazlar da kendi yurtlarını tercih ederlerse.lu örnekteki rivayette üç şart vardır diye rivayette bulunmaları bir çelişkidir. Örneğin yeni bir ülke İslam topraklarına katılırsa ve halkı Müslümanlığı kabul ederse niçin ve nereye göç ettirmek mümkün olur.

Hüküm de O’nundur ve O’na döndürüleceksiniz.aittir. Bu konuda Kur’an’dan mealen: . 5/44 Görüldüğü gibi.Gerçekten Tevrat’ı biz indirdik. 28/70 . bundan dolayı kul hükmü uygulanır diye bir şey İslam da mümkün değildir.. ahirette de) hamd O’na mahsustur. Ayetlerimi az bir fiyata satmayın (Ve bilin ki) kim Allah’ın indirdiğiyle hükmetmezse. Ebû Zerr (R) şöyle demiştir: Rasûlullah (S): “Bana Rabb’ım tarafından gelen (Cibril) geldi de: 177 . Hal böyle olunca.O. bazı günahları yüzünden onları felakete uğratmak istiyor olmasındandır.. benden korkun. kendi hükmünle hükmet diye rivayet uydurmak apaçık küfürdür. CENNETLİKLER VE CEHENNEMLİKLER HAKKINDA UYDURDUKLARI RİVAYET ÖRNEKLERİ 232-. İlkte de. Aksi ni yapanlar Kur’an’da kafirlerin ta kendileri olarak tanımlanmışlardır.. Allah’tan başkası hüküm koyamaz.. Allah’tan başka kimse hüküm koyamaz ve Allah’ın indirdiği hükümlerle hükmetmek mecburidir. Allah’ın indirdiği şeylerin bir kısmından seni şaşırtmalarından sakın! Eğer dönerlerse bil ki Allah.. onların keyiflerine uyma ve onların. onda yol gösterme ve nûr vardır. İslam dinine göre. sonda da (dünyada da. O halde insanlardan korkmayın. bilginler de Allah’ın kitabından elde mahfuz kalanla hükmederlerdi.. 5/49 . Zaten insanların çoğu yoldan çıkmışlardır. kendisinden başka ilâh olmayan Allah’tır..Aralarında Allah’ın indirdiğiyle hükmet. Tevrat’a Şahid tiler.. Kur’an öğretisine göre hüküm ancak ve ancak Allah’a aittir. Rablerine teslim olmuş. (Allah’a) teslim olmuş peygamberler. onunla Yahudilere hüküm verirlerdi.. Allah’ın hükmüyle değil. işte onlar kafirlerin ta kendileridir..

Müslümanlar arasında fesadın yayılmasını amaçlamışlardır.(Yâ Rasûlullah!) O adam zinâ ettiği ve hırsızlık yaptığı takdirde de (yine cennete girer) mi? dedim..... Ben de: Allah’a hiçbir şeyi ortak kılmayarak ölen kimse cennete girer. o kimse cennete girer.4364 C.3 S. (K.1175 Ötüken 1987) 234. Allah’ın affıyla umutlandırmak suretiyle.. dedim. Zaten onların ana metodu kavramları bozabilmek için bir konu hakkında çelişkili rivayetler uydurmaktır.“(Evet) zinâ ettiği ve hırsızlık yaptığı takdirde de" (Buhâri. insanları dini görevlerinden uzaklaştırmak isteyenlere karşı Allah. kesinlikle cehenneme girmeyeceğini iddia etmişlerdir. Câbir (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Beni gören veya beni göreni gören bir Müslüman’a ateş değmeyecektir. iyi ve kötü amel kavramlarını belirsiz hale getirmek ve Müslümanları bu konuda şaşkın bir duruma sokmak için çaba harcamışlardır. Ben: . Bunun yetinmeyerek bu rivayetlerine ters düşen başka rivayetler uydurmak suretiyle. Böylece Müslümanlaşın iyi veya kötü amel işlemiş olmalarının önemi yoktur demekle. diye haber verdi -veyâ bununla beni müjdeledi-"buyurdu. bir kimsenin yalnız iman etmiş olmasından dolayı cennete gireceğini.Ümmetimden her kim Allah’a hiçbir şeyi ortak tanımayarak ölürse.. Kitâbu’l-Cenâiz 1 C.. Menâkıb..S.12 S.1174 Ötüken 1987. mealen: 178 .3 S. .. (3857)) Bu tür rivayetlerle.) 233-. Abdullah ibn Mes’ûd (R) şöyle demiştir: Rasûlullah (S): “Allah’a bir şeyi ortak sayarak ölen kimse cehenneme girer" buyurdu. (Buhâri.. alıntısı Tirmizi... Kur’an’da şöyle demektedir.242 Akçağ.. Kitabu’l-Cenâiz 2 C.Hz.

çok bağışlayan. şirk koşmayanlardan dilediğinin günahını bağışlayacağını va’d etmiştir. istediklerimin günahını bağışlarım demiştir. bundan başka her şeyi dilediğine bağışlar. ne evladın babası için bir şey ödeyemeyeceği günden çekinin. Allah(ın affına güvendirmek sûreti) ile sizi aldatmasın. Bilin ki.. Ancak şirk işlemiş olanlar hariç olmak üzere. bundan başkasını dilediği kimse için bağışlar. şirk koşmayan herkesi ne kadar kötü amel işlemiş olursa olsun muhakkak affedecek demek şeytan aldatmasıdır. Çünkü O. sakın dünya hayatı sizi aldatmasın ve o aldatıcı (şeytan). .Ey insanlar. Sonra size yardım edilmez. çok esirgeyendir. Allah’a ortak koşan da uzak bir sapıklığa düşmüştür. Allah bütün günahları bağışlar. Şöyle ki. Ne babanın evladı. 31/33 . O’na teslim olun.Ey insanlar! Rabb’inize karşı gelmekten sakının. Allah her şirk koşmayanın değil de." 39/54 179 . kendisine ortak koşulmasını asla bağışlamaz. 4/48 . 35/5 Görüldüğü gibi. 4/116 Görüldüğü gibi. Allah’ın affına güvendirerek sizi aldatmasın. Allah’ın." 39/53 . Allah’ın va’di haktır. Allah’ın va’di gerçektir.Allah. Kur’an’dan mealen: . Sakın dünya hayatı sizi aldatmasın ve aldatıcı (şeytan). Allah’a ortak koşan kimse büyük bir günah (ile) iftira etmiş olur.De ki: “Ey nefislerine karşı aşırı giden kullarım. her şirk koşmamış olanı muhakkak bağışlayacağım diye verilmiş bir sözü yoktur.Allah. Allah.“Size azab gelip çatmadan Rabb’inize dönün. Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin. kendisine ortak koşulmasını bağışlamaz.

Kur’an’dan mealen: . orada ebedi kalacaklardır. o mahv olmuştur. kendisi kaybeder.S. yukarıda mealleri yazılı ayetlerin devamında. 2/81 .1682 C. Allah’a dönülüp teslim olunacak. Kur’an’da gösterilen yolu boş verip günahlara dalarak.Evet kim bir günah kazanır da suçu kendisini kuşatmış olursa işte onlar. (K. Kurtulanlar ise inanıp yararlı iş işleyenlerdir.Hz. Yoksa." 39/56 Kim günaha batarsa.355 Akçağ 180 . Allah’ın af vadine muhatap olan zümreden olmak için. Şöyle ki. ateş (cehennem) halkıdır. Şöyle ki.“Ansızın ve hiç farkına varmadığınız bir sırada.. size azab gelmezden önce Rabb’inizden size indirilenin en güzeline (Kur’an’a) uyun. buna rağmen şu rivayeti 235.İman edip yararlı iş yapanlara gelince onlar da cennet halkıdır. Allah’ın rahmetini ummak boş bir hayaldir. cennetten ümidini keserdi. Bunun içinde Kur’an’a uymak şarttır. orada ebedi kalacaklardır. Yani kişi yaşantısını Kur’an’a göre düzenleyecektir. Allah indindeki ukûbeti bilseydi. Eğer kafir Allah’ın rahmetini bilse idi.Ki nefisler demesin: “Allah’tan yana yaptığım eksikliklerden dolayı bana yazıklar olsun! Ben gerçekten (Kur’an ile) alay edenlerden idim." 39/55 Evet. 2/82 Kur’an’da hal uydurdular: böyleyken. görüldüğü gibi. mealen: . Böyle bir iddiada bulunan ancak Kur’an ile alay etmiş olur ki.6 S. Cehennemde ebedi kalacaktır. onlarda Cennette ebedi kalacaklardır. Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah ((aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Mü’min. cennetten ümidini kesmezdi”.

. kafirlerin ise cennete girebileceğini imâ ettiler... çocuklarından üç tânesini âhirete kendisinden önce yollasın da bunlar cehenneme karşı onun için bir perde olmasın!"buyurdu. Bunun üzerine kadınlardan biri: 181 . İhtimal olması halinde kafirlerinde cennete gire bilmesi mümkün demektir.Bir diğer rivayette: “Kalbinde hardal tanesi kadar iman bulunan bir kimse cehenneme girmez.İşte bu (Kur’an) bizim indirdiğimiz mübarek bir kitaptır.. 6/155 İslam Dinine göre kafirler. Zira. Müminleri Allah’ın rahmetini ummaktan dışladılar.benim rahmetimden ümitlerini kesmişlerdir ve onlar için acıklı bir azap vardır..1989. ümit kesmemek bir ihtimal varsa mümkündür. Ebû Dâvûd Edep 29. (1999)) 237-. (3536)) Böylece.“İçinizden hiçbir kadın yoktur ki. Abdurrahmân İbnu’z-Esbahâni’den. Rahmet edilecek olanlar konusunda Kur’an’dan mealen: . alıntısı Müslim Tevbe 23.. Tirmizi Birr 61. o da Ebû Sâlih Zekvân’dan. Kur’an’a da uymazlar. O’na uyun ve Allah’tan korkun ki size merhamet edilsin.. 29/23 236.15 S.24 Akçağ 1992 alıntısı. o da Ebû Said (R)’den şöyle tahdis etti. Bu ise Kur’an’a uymayan bir iddiadır. kadınlara: .. Bu itibarla Allah’ın rahmetini ummaya hakları yoktur.Allah’ın ayetlerini ve O’na kavuşmayı inkâr edenle -İşte onlar.. Resûlullah. 5219 C. Kur’an’dan mealen: . Müslim iman 147. Allah’tan korkmadıkları gibi.S. Tirmizi Da’avât 108..(4091). (2755).. Kalbinde hardal tanesi kadar kibir bulunan kimse de cennete girmez.." (K..Bize Ebû Avâne.

Hicret etse veya doğduğu yerde ölse de!". 4/97 182 . Bu tür rivayetlerini dikkate almadan da şu rivayetlerde bulundular. ona mağfiret etmek Allah üzerine bir hak olur. Sonra Rasûlullah üç kere tekrar ederek: . namaz kılma ve zekat verme ile şirk koşmamayı şart saydılar.4662 C. canlarını alırken: “Ne işde idiniz" dediler. hal bu ki. 238. kafir olsun herkesin cennete gireceğini çokça iddia ve insanlara umut verdiler. İşte onların barınağı cehennemdir. zekatı verir ve Allah’a hiçbir şeyi şirk koşmadan ölürse. mealen: . (6..20)) Bu rivayette.. Müslüman olsun. Nesâi.. Yalnız bu rivayette içerik olarak asıl amaçları hicret etmeyi önemsiz göstermektir.. iki tâne de öyledir" buyurdu.. (Buhari. orası ne kötü bir gidiş(yeri)dir. genelleme dışına çıkarak..Kendilerine yazık eden kimselere melekler.Yâ Rasûlullah! İki tânesi de öylemi? Dedi.. Bunlar: “Biz yeryüzünde çaresizdik" diye cevap verdiler. (K.7194 Ötüken 1989) Bu tür rivayetlerle.16 S.243 Akçağ 1992 alıntısı.13 S. dedi.. Cihâd 18. iki tâne de.S. Kitâbu’l-İ’tisam bi’l-Kitâbi ve’s-Sünneti 41 C.Ebu’d-Derdâ radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Kim namazı kılar. Melekler de: “Allah’ın yeri geniş değilmiydi? Hicret etseydiniz ya!"dediler... Kur’an’da gerektiğinde gücü yetip te hicret etmeyenler hakkında şöyle denmiştir.“İki tâne de. Ebû Said: Kadın “İki tâne" sözünü iki defa tekrar etti.

Muâviye radıyallahu anh. Muâviye radıyallahu anh.S. (5229).81)) 240.16 S.16 S. İslam da.Nesâi’nin bir rivayetinde Resûlullah şöyle buyurmuştur: “Üç kişi vardır. alıntısı Nesâi. Enes radıyallahu anh anlatıyor: “Bir adam ölmüştü. (2756)) 239. Edeb 13. hicret etmek. hiçbir yol bulamayanlar müstesnadır. İbnu’z-Zübeyr ve İbnu Amir (radıyallahu anhüm)’in yanlarına geldi. verdiğini başa kakan kimse.Ebu Miczel rahimehullah anlatıyor: “Hz. İbnu Âmir ayağa kalktı. İbnu Âmir’e: “Otur. Zühd 11."(K.S. iddia ettikleri gibi keyfe bağlı bir olay değildir. Edeb 165. 4/98 Demek ki. cennete girmeyecektir: Anne babasının hukukuna riayet etmeyen kimse. (5. Zekat 69. 5912 C. Hz. Rasûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ın işiteceği şekilde onun için şöyle söyledi: “Cennet mübarek olsun! "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm sordu: “Nereden biliyorsun? Belki de o mâlâyâni (lüzumsuz.348 Akçağ 1993. içki düşkünü olan kimse. alıntıları Ebû Dâvûd. boş) konuştu veya kendisini zengin kılmayacak bir miktarda cimrilik etti!" (K. Tirmizi. diğer biri. zira Resulullah (aleyhissalâtu vesselam)’ın: “İnsanların kendisi için ayağa kalkmalarından hoşlanan kimse ateşteki yerini hazırlasın" buyurduğunu işittim" dedi.S. 3320 C. 5876 C. İbnu’zZübeyr oturdu (kalkmadı).377 Akçağ. 238/A .Erkekler.116 Akçağ 1990." (K. gücü olup ta aksine davrananların barınağı cehennemdir. (2217)) 183 .. hicretin şartları oluştuğunda.10 S.Hz. alıntısı Tirmizi. kadınlar ve çocuklardan (gerçekten) âciz olup hiçbir çareye gücü yetmeyenler.

alıntısı Ebû Dâvûd. Buhari.128 Akçağ. Müslim. Bu da Allah’ın görmesi mühim değildir.(4771). Edeb 8. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm şöyle buyurmuştur: “Cennete ne zengin cimri.(Kötü fiillerini) insanlardan gizliyorlar da Allah’tan gizlemiyorlar.12 S.Hz. ne de kaba merhametsiz girer. insanlardan gizlenip Allah’tan utanmayanlar hakkında Kur’an’da şöyle denmiştir.S.14 S. 4328 C. Mücâhir olan hariç.Kendilerine hâinlik edenleri savunma.Ebû Dâvûd’da Hârise radıyallahu anhtan gelen bir rivayette.(105).” Müslim’in rivayetinde “nenmâm cennete girmeyecektir" şeklinde gelmiştir.S. (K. daima hainlik yapıp günah işleyen kimseleri sevmez! 4/107 . yeter ki kullar görmesin manasındadır.) Günahı gizli işlemek şartıyla ne yapılırsa yapılsın affedilmiştir diyorlar. hal bu ki. Edeb 50. 4327 C." (K.S.458 Akçağ 1992. Edeb 38. Câbir ve Hz.126 Akçağ.241.(2027)) 243. mealen: . Oysa geceleyin O’nun istemediği şeyi 184 .12 S. Tirmizi. alıntısı Müslim. Ebu Hüreyre (radıyallahu anhümâ) anlatıyor: Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Ne fâsık ne de mücâhir (günahı açıktan işleyen) kimse için söylenen gıybet sayılmaz.Hz. Ebû Dâvûd. zira Allah. birr 79. alıntıları. bütün ümmetim affa mazhar olmuştur. İman 169. Buhari’de ikinci kısım mevcuttur Edep 60. 5142 C. Huzeyfe radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Kattat (söz taşıyan) cennete girmeyecektir. (4801)) 242. Zühd 52(2290)." (K.

5886 C. onlarla berâberdir." (K.kurarlarken O. Müslim İman 114.(63). onların yaptıkları her şeyi kuşatmıştır (Hiçbir şeyi O’ndan gizleyemezler).358 Akçağ.) 246. 244. cennet ona haramdır. hiç Cennete girmeyeceklerini rivayet etmeleri açık bir çelişkidir.S.S. (1942)) Görüldüğü gibi bu konuda örneğini vermiş olduğum ilk hadis örneklerinde.432 Akçağ 1993. Ebû Dâvûd. Demiştir ki: Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “İslâm’da bir kimse asıl babası varken bir başkasının babası olduğunu söylerse ve bu iddiasını da o kimsenin babası olmadığını bilerek yaparsa.Haydi siz dünya hayatında onları savundunuz (diyelim). ya da kim onlara vekil olacak? 4/109 Demek ki bu rivayetleri de Kur’an’a uymayan boş iddiadır. alıntısı İbn-i Maca 3376. Müslüman olan herkesin muhakkak Cennete gireceğini.16 S.15 S. alıntıları Buhari. hatta kafirlerin dahi Cennete girmeyi umabileceğini iddia etmişlerdi. Edeb 119. alıntısı Tirmizi Birr 27. Buna rağmen. Kur’an gerçeklerini anlatma kaygıları olmadığı 185 . Ferâiz 29. Kesinlikle Cehenneme girmeyeceğini.Ebu Bekr es-Sıddık radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Mü’mine zarar veren veya hile yapan melûndur.122 Akçağ. 4/108 . ya kıyamet günü onları Allah’a karşı kim savunacak. 7004 C.S.17 S. sonraki örneklerde ise Müslüman olup ta günah işleyen kimselerin Cehenneme gireceklerini hatta." (K. Allah. 5323 C." (K.Ebu Osmân en-Nehdi anlatıyor: “Sa’d İbnu Ebi Vakkâs radıyallahu anh’ı dinledim. Megâzi 56.Ebu’d-Derdâ radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “İçki müptelası cennete giremez.(5113)) 245.

(K. gerçeklere göre değil de.5 S. gelişme açısından davranış kabiliyetleri de genelde bu yaşam süreleriyle ilgilidir.57 Akçağ. diri diri gömülen çocuk cennetliktir. ölen küçük çocukların İslam dinine göre durumu nedir? İslam dinine göre daha sorumluluk yaşına gelmeden ölen. Cihâd 27.4 S. Çocuk(ken ölen) cennetliktir. hatta doğar doğmaz veya daha anne karnındayken ölebilmektedir. bu gibi çelişkili rivayetler uydurarak. şöyle ki: 247. “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)’a: “Ey Allah’ın Resûlü. diri olarak gömülen çocuk birinde Cennetlikken. nabza göre şerbet vermeye çalışırlar. daha öncede dikkat çektiğim gibi.S. Şimdi akla şöyle bir soru gelebilir. 858 C. kim cennete girecektir?"diye sorulmuş. Ve İslam dininde her nefsin sorumluluğu 186 . öbüründe ise Cehennemlik olarak belirtilmiştir. Müslüman veya Kafir çocuğu ayırımı var mı? İnsanların dünya hayatında ki yaşam süreleri bir birinden farklı olduğu gibi. o da şu cevabı vermiştir: “Peygamber cennetliktir. Bu konudaki rivayetlerine başka açıdan örnekler verecek olursam.için. alıntısı Ebû Dâvûd.373 Akçağ.İbnu Mes’ûd (radıyallahu anh) anlatıyor: Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Çocukları diri olarak toprağa gömen de gömülende ateştedir. bebekken. (2521)) Bu iki rivayet çelişkilidir.Ebû Dâvud’un bir diğer rivayetinde geldiğine göre.S. alıntısı Ebû Dâvûd.(4717)) 248. şehit cennetliktir. 1024 C. Hani nasıl derler. havaya ve ortama göre işlerine gelen rivayeti halka söyleme ortamı kendilerine sağlarlar. İnsan uzun yıllar yaşadığı gibi. Örneğin yeni doğmuş bir bebekle. Sünnet 18." (K. takdim ettikleri şerbetin İslami ölçülere göre zehirli olup olmaması onların umurunda bile değildir. yetişkin bir insanın davranış kabiliyetleri bir birlerinden farklıdır.

ama kafirlere azap sözü hak oldu. ve onlar haksızlığa uğratılmazlar. Rabb’inizin ayetlerini size okuyan ve sizi bu gününüzle karşılaşacağınız hakkında uyaran elçiler gelmedi mi?"“Evet.Kim Rabb’ine suçlu olarak gelirse onun için cehennem vardır. İlâhi mesaja muhatap olmuş ve İlâhi mesajdan öğüt alabilecek bir ömür müddetine sahip olması gerekir.sahip olduğu güce göredir. Nezrimizde hakkı söyleyen bir kitap vardır.“O halde içinde ebedi kalmak üzere cehennemin kapılarından girin. cehennemin bekçileri onlara şöyle dedi: “Kendi aranızdan. Kur’an’dan mealen: . 20/74 Cehennem halkı öyle kimselerdir ki. orada ne ölür ne de yaşar. İman edip iyi ameller işlemelerine fırsat 187 .Onlar orada: “Rabb’imiz bizi çıkar (önce) yaptığımızdan başkasını yapalım" diye feryâd ederler. öğüt alacağı kadar bir süre yaşatmadık mı sizi? Size uyarıcı da geldi (fakat inanmadınız)." 39/71 . (Orada) onlara ne (ölümle) hükmedilir ki. Allah tekrar onları dünyaya gönderip. Oraya geldikleri zaman. 23/62 İslam dinine göre bir insanın sorumlu olması için. zalimlerin yardımcısı yoktur.İnkar edenlere gelince de cehennem ateşi vardır. cehennemin kapıları açıldı. “Öğüt alacak olanın." 35/37 İnkar edenler. Allah hiçbir nefse yüklenemeyeceği yükü yüklemez. 39/72 . ölsünler ve ne de onlardan cehennem azâbı biraz hafifletilir. hiçbir nefse gücünün üstünde bir şey teklif etmeyiz. nankör kafirleri böyle cezalandırırız. Bu konuda Kur’an’dan mealen: -Biz. İşte Biz. geldi dediler. Kibirlenenlerin yeri ne kötüymüş!" denildi. 35/36 . Öyle ise tadın (azâbı). bölük bölük cehenneme sürüldüler.

daha önce gizlemekte oldukları. dolayısıyla düşünebilmesi için yeterli bir ömür müddetine sahip olması gerekir. İman etmeyip tekrar eski yaptıklarına döneceklerdir. Kur’an’dan mealen: . Biz. ateşin başında durdurulmuş iken: “Ah ne olurdu keşke biz (dünyâya) geri çevrilseydik de Rabb’imizin ayetlerini yalanlamasaydık.Kim yola gelirse kendisi için yola gelmiş olur. Hiçbir günahkar. insanların Allah’a karşı bir bahânelerinin olmaması içindir. iman edenlerden olsaydık!"dediklerini bir görsen! 6/27 . kim de saparsa kendi aleyhine sapar. 4/165 Görüldüğü gibi. Musa ile konuştu.Daha önce sana anlattığımız elçilere ve sana anlatmadığımız elçilere de (vahyetmiştik).Hayır. Müslüman çocuğu olsun veya olmasın cehenneme girmeyeceklerdir. Kur’an’dan mealen: .Onların. Ve Allah. Allah tarafından bir elçinin getirdiği vahye muhatap olması. onlara göründü. çünkü onlar yalancılardır. hikmet sahibidir. dini sorumluluk yüklenmemiş çocuklar. Zira onlar yalancıdırlar. 17/15 Görüldüğü gibi. bu vahyi normalde öğrenebilecek durumda olması ve öğüt alması. peygamberler geldikten sonra insanların. Bunun böyle olmasının nedeni. başkasının günah yükünü taşımaz (herkes kendi günahını çeker).(Bunları) Müjdeleyici ve uyarıcı olarak (gönderdik) ki.verse. Allah’a karşı bahaneleri kalmasın. 4/164 . 188 . Geri gönderilselerdi yine men’ olundukları şeyi yapmağa dönerlerdi. bir insanın sorumlu olması için. elçi göndermedikçe azab edecek değiliz. 6/28 . Allah üstündür.

altlarından ırmaklar akan o cennetlere girerler. takva sahiplerini böyle mükâfatlandırır. iman etme ile birlikte salih amel işleme ve dolayısıyla takva gösterilmiştir.İman edenler ve iyi iş işleyenler ise. Kur’an’dan mealen: . (onlar için) âhiret yurdu ise daha hayırlıdır.min olarak gelirse. İşte (günahlardan) arınanların mükâfatı budur! 20/76 . İlâhi vahyi kabul ve ona uygun davranıp imtihanı kazanmak gerekir. Onlar için orada tertemiz eşler vardır. işte onlar içinde yüksek dereceler vardır.Cehennemde olmadıklarına göre cennette olabilirler mi. “Hayır (indirdi) dediler. Orada onlar için diledikleri her şey var. Bu konuda Kur’an’dan mealen: 189 . İşte Allah. cennet ehlinin vasıfları olarak. 4/57 . 16/30 . 20/75 .Adn cennetleri(ne). onları (Ağaçları) altından ırmaklar akan cennetlere sokacağız. Böyle bir kimsenin yukarıda bahsi geçen cennet ehline ait vasıflara sahip olamayacağı açıktır.(Allah’ın azâbından) korunanlara da: “Rabb’iniz ne indirdi?"dendi. Onları koyu gölgeliklere sokacağız. Dünyâda güzel iş yapanlara güzellik vardır.Altlarından ırmaklar akan Adn cennetleri. daha anne karnındayken veya doğar doğmaz ölen bir çocuğun durumunu ele alarak. Orada sürekli olarak kalırlar.Kim de O’na (Allah’a) iyi işler yapmış bir mü. Bunun içinde yeterli yaşam süresi içinde. Şimdi çocukların durumunu incelerken. 16/31 Yukarıdaki ayet meallerinde görüldüğü gibi ve Kur’an’daki daha bir çok ayette. o açıdan diğer dini yönden mükellef olmamış çocukları dikkate alalım. Takvâ sahiplerinin yurdu ne güzeldir.

“Hangi günah(ı) yüzünden öldürüldü?" diye. bunlarsa bir şey bilmemektedirler. Cennetle mükafatlandırılanlardan veya cehennemle cezalandırılanlardan değillerse. Dini sorumluluk yaşına gelmemiş veya dini teklif altına girmemiş akıl özürlülerin durumu da bunlar gibidir. ebedi yaşama erdirilmiş çocuklar dolaşırlar. Kur’an’dan mealen: . 56/18 . 56/17 . billûr kupalar dolaştırılır. aynı zamanda bu çocukların günahsız olduğunu belirtmektedir. üzerlerine yaklaşmış devşirmeleri (meyvaları) da aşağı eğdirildikçe eğdirilmiştir. Dolayısıyla günahları da yoktur. ibrikler ve kadehleri onlara sunarlar. Bu durumda ölenlerin kafir veya Müslüman çocukları olmaları arasında fark yoktur.Yanlarında gümüşten kaplar.Kaynağından doldurulmuş testiler.. size işitme (duyusu) gözler ve gönüller verdi ki şükredesiniz. Dolayısıyla kafir çocukları olmalarına rağmen günahları yoktur. Bu durumda. 16/78 Bu durumda ölenlerin kendi tercihleri olarak işlenmiş iyi veya kötü amelleri yoktur. o zaman bahsi geçen çocuklar veya onların konumunda olanlar nerededirler? Bu konuda Kur’an’dan mealen: . 76/14 .Allah sizi annelerinizin karnından çıkardı(ğı zaman) hiçbir şey bilmiyordunuz. 81/9 Onları diri diri toprağa gömenleri eleştiri mahiyetinde ki bu ayetler. Zira tercih bilmeyi gerektirir.Çevrelerinde. 76/15 190 .Cennetin gölgeleri.Ve sorulduğu zaman o diri diri toprağa gömülen kıza: 81/8 .

ayrıca “ebedileşmiş" olmalarının belirtilmesi de. 76/16 .(Bu). Ancak yaşamlarının ancak belirli bir süresinde akıl özürlü olanlar. yetişkin insanların bilerek işledikleri amelleri gibi iyi amelleri de yoktur. kendilerini saçılmış inci sanırsın. 76/18 . onları görsen. Ebedileşmiş olmaları sonradan kazandıkları bir vasıftır. Böylece de cennet ehli çocuksuz kalmamış olmaktadırlar. İslam inancına göre ölenler yaşları ne olursa olsun ikinci bir sefer tekrar imtihan için dünyaya dönmezler.Nereye baksan. Ayrıca. 76/20 Cennet ehline hizmet eden bu çocuklar Kur’an’da tanımlanırken “Vilden" yani doğumla çoğalmış olarak belirtilmişlerdir. Allah onların bu durumlarını saçılmış inci benzetmesiyle bize bildirmiştir. özürlü olmadıkları yaşam sürelerinde ki amelleriyle yükümlüdürler.Gümüşten kadehler ki onları türlü ölçü ve biçimlere koymuşlardır. bence anlaşılan odur ki. 191 . yetişkinlik yaşına kadar yaşam sürmelerine rağmen akıl özürlü olup dini teklif altına girmeyenleri de bu çocuklar konumunda düşünmemiz mümkündür. bir nimet ve büyük bir mülk görürsün.. onların önceden ölümlü oldukları ve ölümü tattıklarını belirtir. Ahrette de cennetin güzel süslerindendirler. Onlar. Durum böyle olunca. din teklifine muhatap olmadan ölen çocuklardır. Bundan dolayı cennetteki konumları dünyadaki yaşamlarına uygundur.Çevrelerinde de ebedileşmiş çocuklar dolaşır ki. cennet ehline hizmet eden bu çocuklar. 76/19 . Dünya yaşamında çiçek neyse. küfür ve günaha bulaşmamış bu masum çocuklar da onlar gibidir. orada bir çeşmedir ki adına sel sebil denir. Dini teklif altına girmek suretiyle sorumluluk almamış olan bu kimselerin günahkarlıkları olmadığı gibi.

zira insan uykudayken kıpırdar. Şimdi (şu ateşten) çıkmak için (bize) bir yol var mı (acaba)?" 40/11 . Ruhla beden canlılığı da aynı şey değildir. Tenasüh veya Reankarrnasyon inancı Kur’an’a göre geçersizdir. İlk ölüm dayaya gelmeden önce. Bundan dolayı konunun anlaşılması açısından bedenin canlılığını ve Ruh’un varlığını karıştırmamak lazımdır. Bundan dolayı. sizin kendi kendinize kızmanızdan daha büyüktür. siz ölüler idiniz. İkinci ölüm dünya hayatından ayrıldığımızda bildiğimiz ölüm halidir.İnkar edenlere de bağrılır: “Allah’ın (size) kızması. bedenden ayrılmasıdır.Allah’ı nasıl inkâr edersiniz ki. yine öldürecek. sonra O’na döndürüleceksiniz. Günahımızı itirâf ettik. Ahrette dirildiğimiz haldir.Ölenlerin ikinci defa dünyaya imtihan edilmek üzere dönmeyecekleriyle ilgili olarak. Kur’an’a göre. Bundan dolayı Ruh’la canlılığın ayrı şeyler olduğu görülebilir. madem ki İslam dini açısından dünya imtihanı bir seferle sınırlıdır. Ruh’un dünyaya gelmeden önceki bedensiz halidir. Daha önce Kur’an’dan örnek vererek uyku ve ölüm bağıntısından bahsetmiştim.Dediler ki: “Rabb’imiz. İkinci diriliş. bizi iki kez öldürdün ve iki kez dirilttin. fakat bedende Ruh mevcut değildir. Şimdi akla şöyle bir soru gelebilir. Ölmüş halde de tırnaklar ve saç uzar. o sizi diriltti. yine diriltecek. ikinci bir diriliş haliyle imtihan için tekrar dünyaya dönülüp dirilme yoktur. buna rağmen koptuğu bedenin benliğinde bir noksanlık meydana gelmez. Uyku ve Ölüm Ruh’un yok olması değil. Örneğin aniden kopan bir el veya ayak kısa bir müddet te olsa hareket edebilir bu onun bir parça canlılık taşıdığını gösterir. 2/28 Görüldüğü gibi Kur’an’da iki ölüm ve iki diriliş bildirilmiştir. Zira siz imana çağrıldınız da inkâr ederdiniz!" 40/10 . Birinci diriliş dünyaya geldiğimiz haldir. Kur’an’dan mealen: . o zaman 192 .

Her ümmetin bir peygamberi vardır. onlardan bir kısmını doğru yola iletti. “Allah’a kulluk edin ve Tâğût’tan sakının" diye (emretmeleri için) her ümmete peygamber gönderdik. Kur’an’dan mealen: 193 .Biz seni gerçek ile birlikte müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. kendisine ulaşmanın tek yolu getirdiği Kur’an’a uymaktır. bundan dolayı bütün alemler Kur’an’a uymakla yükümlüdür. uygun değilse İslam dini açısından geçerliliği olmadığından red edilmesi gerekir. Peygamberimizden sonra peygamber gelmeyeceğinden. gelmesiyle birlikte bütün alemlerin peygamberi olduğudur. Yoksa.bunun manası. uygun olduğu görüldükten sonra kabul edilmesi gereklidir. yalanlayanların sonu nasıl olmuştur! 16/36 Peygamberimiz ise alemlere rahmet olarak gönderilmiştir. 35/24 . her ümmete muhakkak bir uyarıcının (Nezir. Peygamberler din tebliğinde. Kur’an’dan mealen: . Yeryüzünde gezin de görün. Peygamberleri geldiği zaman.yetişkin olarak yaşam süren akıl özürsüz her insan dini tebliğ almakta veya alabilecek durumda mıdır. yanlış tebliğden masum idiler. İslam dinini anlaşılmasında tek kaynak ve tek ölçü Kur’an’dır. başka bir ifadeyle peygamber) gönderildiğini görürüz. 10/47 . onların dışında olan bizler böyle bir vasfımız olmadığından söylediğimiz bütün dini sözlerin Kur’an ölçüsüne göre denetlenerek. Her ümmet içinde mutlaka bir uyarıcı bulunmuştur.Andolsun ki biz. aralarında adaletle hükmedilir ve onlara asla zulmedilmez. bazı insanlar dünyanın ücra veya bazı yerlerinde dini tebliğden uzak ve habersiz olarak yaşam sürüp ölmekte midirler? Kur’an’ı esas alarak konuya bakacak olursak. Allah. Onlardan bir kısmı da sapıklığı hak ettiler.

Kendisine yönelenleri hidayete erdirir. İbrahim’e. Allah. İşte onlar Allah’ın kendilerini doğru yola ilettiği kimselerdir ve onlar aklıselim sâhipleridir. Fakat kendilerini çağırdığın bu(din). Allah’a ortak koşanlara ağır geldi. 40/13 . Musa’ya ve İsa’ya tavsiye ettiğimizi Allah size din kıldı. 21/107 Peygamberin getirmiş olduğu tebliğden istifade edip.Tâgût’a ibadet etmekten kaçınan ve Allah’a yönelenlere müjde var. Bunun için insanın. Kim Allah’a iman ederse. kendisine iman edenin kalbine hidayet verir. biz seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik.Kafir olanlar diyorlar ki: Ona Rabbi’nden bir âyet (mucize) indirilmeli değil miydi? De ki: Kuşkusuz Allah dilediğini saptırır.Hiçbir musibet. dünyanın neresinde olduğu veya hangi devirde yaşadığı mani teşkil etmez. Müjdele kullarımı: 39/17 . 42/13 . 39/18 . Allah’ın tek İlâh olarak Rabb’i olduğu gerçeğinin üzerini örtmeyip.. Kur’an’dan mealen: . Allah da onun kalbine hidayet verir. hidayet bulmak için. Allah’ın izni olmadıkça isabet etmez. sözü dinlerler ve onun en güzeline uyarlar. insan fıtrat yani yaratılış olarak muvahhid tir. Ancak (Allah’a) yönelen öğüt alır. Allah dilediğini kendisine seçer ve kendisine yöneleni de doğru yola iletir.Onlar ki. buna iman 194 . 64/11 Bir insanın hidayet bulması için.(Ey Muhammed). Allah. Daha öncede Kur’an’a dayalı olarak belirttiğim gibi. Allah’a yönelmesi.“Dini ayakta tutun ve onda ayrılığa düşmeyin" diye Nuh’a tavsiye ettiğini sana vahyettiğimizi.O’dur ki size âyetlerini gösteriyor ve sizin için gökten rızık indiriyor. 13/27 . her şeyi hakkıyla bilendir. doğru yolu arzu etmesi gerekir.

O da batınca “Rabb’im beni doğru yola iletmezse. “Budur Rabb’im" dedi. ben sizin (Allah’a) ortak koştuğunuz şeylerden uzağım.Güneşi doğarken görünce: “Budur Rabb’im. 6/77 .İbrahim. 6/75 . Allah’ın yaratması değiştirilemez. Allah insanları bu fıtrat üzerine yaratmıştır. Allah’ın yaratmasına (fıtratına) ki.Ay’ı doğarken görünce: “Budur Rabb’im" dedi. dedi. kendisini kimin yarattığını. kesin inananlardan olsun. dünyaya nereden geldiğini. Kur’an’dan mealen: . doğrulardan hoşlanıp benimseme isteğinde bulunması halinde. Allah onun kalbine hidayet ederek. Allah’ın hidayet vermesiyle kalbinde hidayet bulur. babası Âzer’e demişti ki: “Sen putları ilâhlar mı ediniyorsun? Doğrusu ben seni ve kavmini açık bir sapıklık içinde görüyorum. dünyada bulunmasının amacını ve öldükten sonra nereye gideceğini merak ederek öğrenmeyi araştırdığında. Fakat insanların çoğu bilmezler. Vahiyden istifade etmesinin yollarını açar. İnsanın fıtrat en hanif yani Allah’ı bir tek İlâh olarak kabul etmeye uygun yaratıldığı hususunda." 6/74 . bu daha büyük" dedi. 30/30 Bu konuyla ilgili olarak İbrahim peygamberi örnek gösterecek olursak. örneğin. İşte doğru din budur.eden kimse. 6/76 .Sen yüzünü.Üzerine gece basınca (İbrahim) bir yıldız gördü. muhakkak sapıklığa düşmüş topluluktan olacağım" demişti. Rabb’inin kim olduğunu ve hayat gerçeğinin manasını amel olarak öğrenme olayına giriştiğinde. (O da) batınca dedi ki: “Ey kavmim. Yıldız batınca: “Batanları sevmem”.Böylece biz İbrahim’e göklerin ve yerin melekûtunu (iç yüzünü) gösteriyorduk ki." 6/78 195 . Allah’ı birleyici (hanif) olarak doğruca dine çevir. Kur’an’dan mealen: .

bunlar hidayeti istemeyip hidayete götüren gerçeklere gözünü kapatıp. 10/6 .Kendi nefislerinde hiç düşünmediler mi ki Allah. gökleri. Doğru yolu görseler.İşte kazandıkları işlerden dolayı onların varacakları yer. göklerde ve yerde yarattığı şeylerde (Allah’ın azabından) korunan bir topluluk için nice deliller (ayetler) vardır. onu yol edinirler. 30/8 Yeryüzünde haksız yere büyüklenenleri ayetlerimden uzaklaştıracağım. Allah’ı bir tanıyan (hanif) dinine tabi olan kimseden dince daha güzel kim vardır? Allah İbrahim’i (kendine) dost edinmişti. âhiretten ise onlar tamâmen gafildirler. ateştir! 10/8 . yüzümü gökleri ve yeri yoktan yaratan Allah’a çevirdim ve ben müşriklerden değilim. 30/7 . Allah ona peygamberlik verdi ve onu dost edindi. 6/79 Böylece hidayet buldu.Bize kavuşmayı ummayan.Gece ve gündüzün değişmesinden ve Allah’ın. bu gerçeklerin üzerini örten kimselerdir. Rab’lerine kavuşmayı inkâr etmektedirler. 10/7 .. Kur’an’dan mealen: . onu yol edinmezler. İnsanlardan çoğu.İşlerinde doğru olarak kendini Allah’a teslim eden ve İbrahim’in. Bu konuda Kur’an’dan mealen: . dünya hayatına razı olup onunla yetinenler ve ayetlerimizden de gâfil olanlar. ama azgınlık yolunu görseler.Dünya hayatından sâdece (görünen) dış yüzünü bilirler. Bu onların ayetlerimizi 196 . Onlar her ayeti görseler de ona inanmazlar.Ben hanif olarak. yeri ve aralarındakileri ancak hak ile ve belli bir süre ile yaratmıştır. 4/125 Hidayet bulmayanların durumuna gelince.

Ölü bedenle bir arada. ölüp te buradan ayrıldığımızda nereye gitmekteyiz. canlı haldeki gibi mezara gitmediği kesin ulan bu varlık. nerden geldik. biz bunu duyularımızla ve gözlem araçlarımızla görememekteyiz. ayetleri yalanlayarak umursamazlar. 7/146 Görüldüğü gibi. hayretler içerisinde kalırsın. dünya hayatına razı olup onunla yetinerek. Alemde hiçbir şey boş. Varlık üzerinde derinleşerek bakanların hayretler içinde kalacağı bir çok olaylar olduğu gibi. manasız sebepsiz değildir. Hele hayatın kendisi! Biz kimiz. hidayet bulmamalarının nedeni bilgi kaynaklarının noksanlığından değil de. İnsanın bizzat kendisi. yer gök ve bunlar arasında bulunanlar bir harikalar alemidir. gözün ve tırnakların yaptıkları işe. ölüm olayı meydana geldiğinde ne olmakta veya hangi konuma girmektedir. yeter ki bakmasını bilsin. hayretler içinde kalmamak mümkün mü? Başını kaldır ve gökyüzüne bak. hidayet bulmayanların. mahiyetini bilmediğimiz bu varlığın ölüm halinde bedende mevcut olmadığını gözlemlerimizle göre bilmekteyiz. Bunlar öyle kimselerdir ki. İnsan nereye dönüp baksa kendisini hayretlere düşürecek bir olayla karşılaşır. hidayeti bulmak istememelerindendir.yalanlamalarından ve onlara karşı gâfil olmalarındandır. güneşin. bu dünya ve içerisinde bulunduğu alem neresidir. dikkatlice biraz bakanların da hayretler içinde kalacağı olaylar mevcuttur. ayetleri boş verirler. ayın ve yıldızların yaptıkları işe ve yerleşim yerlerine dikkat et. O zaman bu dünya hayatının 197 . Yer yüzünde büyüklenip. Allah’a kavuşmayı ummazlar. yapılarına ve yerleşim yerlerine bak. ölü bedenlerin genelde mezara taşındığını herkes bilebilir. Örneğin: çok kolay bir şekilde. fakat konu bu değildir zira biz bedenden ibaret değiliz. Hele alemin yaratılışını ve var olmasını imkanlar nispetinde derinlemesine incelediğinde sonsuza kaçan bir hayretler zinciriyle karşılaşırsın. Bizzat yaratıkların var olmasının varlığı bir harika olaydır. bedenle birlikte ruh denen bir varlığımız vardır.

güzel ve çirkin belirsiz hale gelirdi fakat böyle bir şey de mevcut değildir. Kur’an’dan mealen: Rahmân ve Rahim Allah’ın adıyla. iyi ve kötü. rızıklandıran Allah. basitçe şöyle diyeyim. Allah bir rahmet olarak. zulmünü sürdüre sürdüre ölüp gitmekte. ahret hayatı denen olayın işaretlerini bulabilir.ötesinde ne vardır ve bizi ne beklemektedir. hayatımızın bir manasının olmaması mümkün değildir. Öyleyse iyi ve kötüyü tayin eden adalette birdir. O zaman bu adalet nerede ve kimin tarafından gerçekleştirilmektedir. Yeter ki. birden fazla olursa alemde üstün gelme mücadelesini yansıtan bir çatışma baş gösterirdi. Allah’ın varlığının ve birliğinin. fakat böyle bir şey görememekteyiz. Ne zalimin cezasız nede iyi kimsenin mükafatsız kalmaması adaletin gereğidir. Allah ona hidayet eder. insan hidayeti gerçek manada istesin ve yönelsin ve böylece rızıklansın. Takdir ettiği adalet birden fazla olmuş olursa. faydamıza olan bilgiyle de rızıklandırmıştır. Peygamberlerin fertlere ve kitlelere erişmeleri açısından örnek verecek olursak. Bütün bunların sahipsiz ve başıboş olması da mümkün değildir. dünyanın neresinde ve hangi devirde olursa olsun. 198 . bir adaletin olmaması da mümkün değildir. biz aleme baktığımızda manasız hiçbir şey bulamıyoruz. bu dünyada iyiliğinin karşılığını tam görmeden iyilik yapmayı sürdürerek ölüp gitmektedir. birçok iyi kimsede. örneğin bir çok zalim bu dünyada ceza görmeden. İlâh. her nefis kendisine şeker veren ile. İnsan bu şekilde. Bunun için. Ayrıca boş vermekle kendisine layık gördüğü elbise hiçliktir. Hidayeti boş verip dünya hayatına razı olursa varacağı yer ateştir. Hem de dini sorumluluk taşıyabilecekler arasında fert bazında olsa dahi bir boşluk meydana getirmeden. dayak atanı kolayca bir birinden ayıra bilir. Hele büyük bir düzene sahip olan alemde. İlâhın tek olması ve Takdir ettiği Adaletinde tek olması şarttır. insanları bir çok konuda bilgilendirmek için peygamberleri göndermiştir. Bizi sayamayacağımız kadar çok nimetlerle.

İbrahim ve İsmâil peygamberlerin yükselttiğini düşün.(Mûsâ’ya) seslendiğimiz zaman sen Tur’un yanında değildin. 199 ." 2/127 Peygamberin. 28/46 Peygamberin uyardığı kavme. kendisi alemlere rahmet olarak gönderilmiştir. 36/3 .Sen elbette gönderilmiş elçilerdensin. Fakat Rabb’inden rahmet olarak (orada geçenleri sana bildirdik) ki senden önce bir uyarıcı (peygamber) gelmemiş olan kavmi uyarasın. önceden uyarılmamış olan babaları da dahildir. şüphesiz sen işitensin bilensin. 36/4 . Yoksa getirmiş olduğu vahiy kıyamete kadar tüm insanlar ve cinler için olup.. İsmâil’le berâber Ev’in (Kâbe’nin) temellerini yükseltiyor: “Rabb’imiz bizden kabûl buyur. Kendisinden önce de.Üstün ve çok merhametli Allah’ın indirdiği (Kur’an yolu) üzerindesin.Doğru bir yol üzerinde. Kâbe’nin temellerini.Yâsin 36/1 .Hikmetli Kur’an’a andolsun. çağdaşlık ve yakın çevreyi uyarı ilişkisidir. Yoksa ondan önce Araplar hiç uyarılmamış demek değildir. belki düşünüp öğüt alırlar. 36/2 . 36/5 . Kur’an’dan mealen: . 36 Yasin 6 ve 28 Kasas 46 da bildirilen bizzat kendisinin tebliği ve kavimle ilişkisi.Babaları korkutulmamış ve gafil bulunan bir kavmi (kendisiyle) uyarman için gönderildin.İbrahim. 36/6 . bütün ümmetlerin mutlaka peygamberi vardı.

O’nu birleyen bir ümmet idi. Peygamberleri geldiği zaman.Biz seni gerçek ile birlikte müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik.Andolsun senden önce. 30/47 .İbrahim Allah’a itaât eden.Kur’an’dan mealen: . ayrı hususiyetleri olan tek bir fert bile bir ümmettir. aralarında adaletle hükmedilir ve onlara asla zulmedilmez. Müminlere yardım etmek üzerimize borç idi. 16/20 Bu da gösteriyor ki yetişkin insanların tamamının dini vahiyden istifade imkanı vardır. bundan dolayı fert olsun topluluk olsun herkese mutlaka uyarıcı gelmiştir. Ümmet. onlara deliller getirdiler ve biz.Her ümmetin bir peygamberi vardır. Ümmet konusunda Kur’an’dan mealen: . evvelki (millet)lerin kolları içinde de elçilere gönderdik. biz senden önce peygamberleri kavimlerine gönderdik. 35/24 . herhangi bir hususiyet ile bir araya gelmiş olan her cemaate ümmet dendiği gibi. Tekrar Kütüb-i Sitte’deki konularımıza dönecek olursak: 200 . (onları dinlemeyip) suç işleyenlerden öç aldık. Ortak koşanlardan değildi. 15/10 . örneğin Kur’an kime ulaşırsa sanki peygambere muhatap olmuş gibi. Allah ona işittirir ve hidayet eder.Andolsun ki. 10/47 Görüldüğü gibi her ümmet için mutlaka bir uyarıcı vardır. Eğer bir kimse gerçek manada hidayeti arzu ederse. getirdiği mesajı almış demektir. Her ümmet için mutlaka uyarıcı (gelip) geçmiştir. uyarıcının gelmesi getirdiği mesajın ulaşması demektir.

İşte böyle.(2888). Allah ona mutlaka yardım edecektir.475 Akçağ 1992 alıntısı. Hakikaten Allah çok bağışlayıcı ve mağfiret edicidir.Eğer Müminlerden iki grup vuruşurlarsa onların arasını düzeltin. Bu hususta Kur’an’da şöyle denmiştir. 4805 C.249. (öldürülenin hakkını arar. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ın şöyle söylediğini işittim: “İki Müslüman kılıçlarıyla birbirlerinin üzerine yürürlerse öldüren de ölende ateştedir!”. (K.. şayet biri ötekine saldırırsa Allah’ın buyruğuna dönünceye kadar saldıran tarafla vuruşun.(7. zulmen saldırıya uğrayıp ta meşru müdafaa hakkını kullananın hakkını inkar etmişlerdir.(4268). “Dön! Dedi.13 S. mealen: . 17/33 . Ebû Dâvûd.. “Ey Ahnef nereye gidiyorsun?" dedi. Yolda Ebu Bekre radıyallahu anh’a rastladım. Tahrim 29. Diyât 2. Müslim Fiten 14.S.125)) Bu rivayetleriyle.. katilin akrabasını veya katille beraber bir başkasını öldürmesin) Çünkü kendisine yardım edilmiş (yetki verilmiş)tir.. “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ın amca oğluna yardım etmeyi arzu ediyorum!"dedim. Zira ben.Allah’ın haram kıldığı canı haksız yere öldürmeyin..Ahnef İbnu Kays radıyallahu anh anlatıyor: “Şu adamı kastederek (evden) çıkmıştım. kendisine verilen eziyetin dengi ile karşılık verir de. Fiten 10. emin olmalıdır ki.. Fiten 5. Her kim. Ancak o da) öldürmede aşırı gitmesin (katil yerine. onun velisine yetki verdik.. Kim zulmen öldürülürse.. bundan sonra kendisine yine bir tecâvüz ve zulüm vâki olursa. Bu Kur’an’a uymayan bir iddiadır. Nesâi. (Allah’ın buyruğuna) dönerse artık adâletle onların arasını düzeltin ve 201 . Buhâri. 22/60 .

(2767)) Bu rivayet.75 Akçağ. 4514 C.. Tevbe 50. Allah’ın zalim olsun mazlum olsun tüm Muhammed ümmetini af ettiğini söylemeleri evvelki rivayetleriyle çelişkilidir. adâlet(le hareket) edenleri sever." 34/25 .(her hususta) âdil olun. 53/36 verilmedi: Mûsâ’nın 202 . 6901 C.Ebu Musa radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Müslüman bir kimse öldü mü. ümmetimin hepsini mağfiret buyurduğunu öğrenince. Onun bu korku ve üzüntüsünü görmek beni güldürdü" (K. 17 S. İbn-i Mace 3013) Yukarıda ki rivayette. bütün Muhammed ümmetinin affedildiği şeklindeki rivayetlerinin asılsız olduğunu evvelce belirtmiştim. . Ayrıca... biz de sizin işlediğinizden sorulacak değiliz.De ki: “Bizim işlediğimiz suçtan siz sorulacak değilsiniz. Allah..13 S.. “Allah’ın düşmanı İblis.379 Akçağ 1993 alıntısı..Yoksa kendisine haber mi sahibelerinde (yazılı) olan. Allah ona bedel bir Yahudi veya Hıristiyan’ı cehenneme koyar..Abbâs İbnu Mirdas es-Sülemi radıyallahu anh’ın anlattığına göre: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm. her emeğim boşa gitti!" diye bağırıp çağırmaya başladı.... 49/9 Bu itibarla uydurdukları rivayet Kur’an’a uymadığı gibi. Kur’an’dan mealen: ." (K.. alıntısı Müslim. Bir kimse bir suçu işlememişse o suçtan dolayı... Şöyle ki. 251.. şu rivayetleriyle de çelişkilidir: 250..S. Rab Teâla hazretlerinin. Allah’a karşı yapılmış büyük bir iftiradır.S. yerden toprak alıp kendi yüzüne saçtı ve “Yazıklar olsun bana! Helak oldum. Allah ona azap etmez...

Süleyman’a sabah gidişi bir ay(lık mesâfe)...364 Akçağ. 53/38 Bu itibarla tahdis etmiş oldukları rivayet. (2577)) 253. 34/13 203 .." (Resim. Edeb 96. gören iki gözü. heykel yapmak dahi men edilmemiştir. konuşan bir dili vardır.. alıntısı Buhari. (5024). 252. Kur’an’la çelişkili olup aslı yoktur. Onlardan kim buyruğumuzdan sapsa. Rabb’inin izniyle cinlerden bir kısmı..S. İslam Dininde değil resim yapmak.. Ebû Dâvûd... onu alevli azâbı taddırırdık. Cehennem 1. bile bile zulmeden cebbâr. ama üfleyemez.440 Akçağ. 5121 C. boyun şeklinde uzanır.. heykel v. tasvirciler. başkasının günah yükünü yüklenmez.Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “kıyamet günü. Rü’ya 8. Tirmizi.Ki hiç bir günahkâr. akşam dönüşü bir ay(lık mesafe) olan rüzgarı boyun eğdirdik ve onun için erimiş bakırı da kaynağından sel gibi akıttık. Ta’bir 45. onun önünde çalışırdı. 5895 C. Şöyle ki. Kur’an’dan mealen: ." (Bu cehennemde ebedi kalacağı manasındadır) (K. Kim bir sureti tasvir ederse (Kıyamet günü) azaba uğrar ve bu yaptığına ruh üflenmesi emredilir. ateşten bir parça. Der ki: “Ben üç takım (insanı cezalandırmak) için vazifelendirildim: Allah’la birlikte bir başka ilaha dua eden kimse.14 S.16 S. işiten iki kulağı..S. (2284)) Bu iddialarının aslı yoktur.s. hatta övülmüştür. Yapanlar) (K. alıntısı Tirmizi.Ve çok vefâlı İbrahim’in (sahibelerinde yazılı şu gerçekler): 53/37 ..İbnu Abbâs radıyallahu anhümâ anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “. Bunun.

aksine şükredilmesi gereken bir nimet olarak tanımlanmıştır. şükredin!"kullarımdan şükreden azdır.İbnu Abbâs radıyallahu anhümâ anlatıyor: “İki kişi Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ın huzurunda murâfaa olundular. kendisinden başka ilah bulunmayan Allah’a kasem etti.295-296 Akçağ. diğerinde peygamber 204 . sâbit kazanlar yaparlardı. Adamın bey yinesi yoktu. “Ey Davud âilesi. İmân 218. heykeller."(K.” “Ey Allah’ın Resûlü! Az bir şey olsa da mı?"diye sormuşlardı. 5822 C. bunların ikisi aynı şey değildir.. (137). Allah Teâla ona cenneti de mutlaka haram kılmıştır. şahit) talep etti. yemini ile ele geçirirse artık onun için cehennem vacib olmuştur. Birinde yalan yemin eden ebedi cehennemlik olurken.3275)) İki rivayetin çelişkili olduğu açıktır. 5832 C.16 S. 254.Ona dilediği gibi kaleler. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm: “Hayır.246)) 255.16 S. alıntısı Ebû Dâvûd. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm müddeiden (davacıdan) beyyine (delil. heykel yapılması kötülenmemiş. havuzlar kadar (geniş) leğenler. O. 34/13 Görüldüğü gibi. Kadâ 29.S. Ve lâkin La ilahe İllallah sözündeki ihlas sebebiyle mağfiret olundun!"buyurdu.S. “Misvak ağacından bir çubuk bile olsa! cevabını verdi. Nesâi.(8."(K. sen (iddia edileni) yaptın. Eymân 16. heykele tapmadır.308 Akçağ. Zira yasak olan heykel yapmak değil. alıntısı Müslim.İyâs İbnu Sa’lebe el-Hârisi radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Kim Müslüman bir kimsenin hakkını. Bunun üzerine davalıdan yemin talep etti.

huzurunda muhakeme edilirken yalan yere yemin eden af ediliyor. alıntıları Buhari. Onlar gidecekler.Ebu Sa’id radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Hakkıyla cehennemlik olan cehennemlikler var ya.(2603)) 258. Tirmizi. sel yatağında biten bir ot gibi yeniden biterler. Bunlar. ateş onları tamamen öldürür.467 Akçağ. Sonra: “Ey cennet ehli! Bunların üzerine su dökün" denilir.S. (185)) 257. 5154 C. Rab Teâla: “Benim size rahmetim gidip kendinizi ateşe atmanız şeklindedir!" buyuracak. Ebû Dâvûd. kendilerine şefaat edilme izni verilir." (K.14 S.sebebiyle ateşe dûçar olan bir kısım kimseler vardır ki. 205 . 256. cennete girecektir. Cehennem 10.Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Cehenneme giren iki kişinin oradaki bağırtıları şiddetlenecek. Biri kendisini ateşe atacak.İmrân İbnu Husayn radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ın şefaati ile bir kısım insanlar cehennemden çıkacak. Rikâk 513.14 S. Allah Teâla Hazretleri: “Çıkarın bunları!" buyuracak. alıntısı Müslim. Onlara: “Niçin bağırıyorsunuz?"diye soracak. onlar cehennemde ne ölürler ne de yaşarlar." (K. 5152 C. Allah da ateşi ona soğuk ve selametli kılacak.469 Akçağ. Onlar: “Bize merhamet edesin diye böyle yaptık!"diyecekler. Sünnet 23.S. İman 306. Yahut kömür olduktan sonra. Bunlara cehennemlikler denecektir. Böylece grup grup getirilirler ve cennet nehirlerine dağıtılırlar.(4740). Lâkin günahları -yahut hataları denmiştir.

Bu tür rivayetlerle. Tirmizi.469-470 Akçağ. Allah Tealâ hazretleri: “Haydi ümidini verdim!" der. Bu ise. İkisi de Allah’ın rahmetiyle cennete sokulurlar. Güya bir kısmı peygamberin şefaat etmesiyle ve hatta bir kısmı da bağırıp feryat etmekle cehennemden kurtulmasının mümkün olduğunu tahdis ettiler.14 S. Bu konuda Kur’an’dan mealen: 206 .S.(2602)) Daha önce verdiğim örneklerde Mümin olarak ölen kimselerin günahı ne kadar çok olursa olsun cehenneme hiç girmeden cennete gireceğini. Yukarıdaki rivayetlerde bir kısım kimselerin ateşe girdikten sonra çıkacaklarını iddia etmeleri çelişkilidir. dini görevlerini yerine getirmediği gibi. Cehennem 10. ne azaptan kurtulur. nede cehennemden çıkar. beni ondan çıkardıktan sonra oraya bir kere daha göndermeyeceğini ümit ediyorum!" der.Diğeri kalkar fakat kendisini ataşe atamaz. insanları boş umutlara sürükleyen. cehenneme giren bir kısım insanların bir müddet azab gördükten sonra ordan çıkarılıp cennete götürüleceklerini iddia ettiler. oradan çıkarılıp cennete götürüleceğine umut bağlayan bir çok kimse. Adam: “Ey Rabbim. haramlardan da kaçınmamaktadır. Allah Teâlâ hazretleri: “Arkadaşının attığı gibi. seni de kendini atmaktan alıkoyan nedir?" diye sorar. onların takvalı olmamalarına sebep olan bir iddiadır." (K. Ben müslümanım bu bana yeter deyip. halbuki durum hiçte öyle değil. Bu husus çok önemli olduğundan tekrar belirtmemde fayda vardır. alıntısı. 5155 C. hatta Peygamberi gören veya peygamberi göreni gören kimseye ateş değmeyeceğini iddia ettiklerini rivayet örnekleriyle birlikte vererek yazmıştım. Cehenneme girdikten sonra. Cehenneme azap görmek üzere giren bir kimse ebediyen.

. Bana kardeşim Abdulhamid. Malik de “Siz böyle kalacaksınız!" der.. o da Ebû’l-Gays’tan.Kendilerinden (azâb) hiç hafifletilmeyecektir.Yâ Rabb! Ne kadar çıkarayım? der.....“Ey Malik! Rabbin bizim işimizi bitirsin!" diye seslenirler.. Peygamber(S) şöyle buyurmuştur: “Kıyamet günü ilk çağrılacak kimse Âdem Peygamberdir... Allah: 207 . cennete gidip girerler. cehennem azâbında ebedi kalacaklardır. fakat onlar kendileri zâlim idiler. Âdem: . Cennete girdikten sonra ordan da bir daha çıkmak söz konusu değildir. cehenneme hiç girmeden.Zürriyetinden cehennem kafilesini çıkar(gönder)! buyurur. o da Sevr’den. o da Ebû Hüreyre (R)’den tahdis etti ki. 259.. cehennem ehlinin cennete gidip girmeye umutları olmadığı gibi. Zürriyeti ona arz olunup görürler.Lebbeyke ve sa’deyke (yâ Rabb)! der. 43/76 .Bu. Onlar azâb içinde ümitsizdirler! 43/75 .Suçlular. Onlara: .Biz onlara zulmetmedik. Bu itibarla uydurmuş oldukları rivayetlerin aslı yoktur. babanız Âdem’dir! denilir.. Âdem: . Allah tarafından af edilenler. Süleymân ibn Bilal’den. 43/74 .. . Azaptan kurtulmak için yok olmayı istiyorlar o dahi kabul edilmiyor. 43/77 Görüldüğü gibi.

birinde yüz kişiden bir kişi kurtulacak derken..... Ayrıca.117 C. . ateşe göndereceklerinin miktarı ne kadardır? diye sorar.116 C. Ebû Said (R) şöyle dedi: Rasûlullah (S) şöyle buyurdu: “Allah Taâlâ: ... Âdem hemen cevâp olarak: ... Rivayetleri incelediğimde dikkatimi çeken şeylerden biri.. Allah Taâlâ: . Arada tam on misli fark vardır... Ve her hayır Sen’in iki elinde(emir ve nehyinde)dir.Her bin kişiden dokuzyüzdoksandokuzu! diye cevâb verir...6443-6444 Ötüken 1989) Bu iki rivayet çelişkilidir." (Buhari. .. hesap günü cehennemlikleri bir araya getirmek ve cehenneme sürmek Adem peygamberin işi olmadığı gibi. Her insan 208 . der.Yâ Rabb... Kitâbu’r Rikaak H. Allah Taâlâ: .. bu rivayetleri uyduranların rakamlarla aralarının pek barışık olmadığıdır.14 S.. öbüründe bin kişiden bir kişi kurtulacak denmiştir..Ateşe girecekleri (halk arasından) çıkarıp gönder! der . (Buhari. Kitâb’r-Rikaak H...6442 Ötüken 1989 ) 260-. her emrini yerine getirmeye dâimâ kıyâm eylerim.14 S.. insanlar hesaba çekilmek üzere ayrı ayrı gruplar teşkil ederek ve her insanın kendi imamıyla olması şeklindedir.. mükerreren icâbet eder.Her yüz kişiden doksan dokuzu çıkar buyurur”.. rakamsal çelişkiye düşülen bu rivayetlerinde aslı yoktur. Bu itibarla.Yâ Âdem! buyurur. Âdem: ...Yâ Rabb...

her (yaptığımız) şeyi sayıp döküyor!" dediklerini görürsün.hayattayken kimi önder kabul edip onun peşinden gitmişse. 50/22 . 17/71 . onun içindekilerden korkarak: “Vah bize. Kıyamet günündeki durumlarla ilgili olarak Kur’an’dan bazı ayet örnekleri. bugün nefsin sana hesapçı olarak yeter!" (deriz).Sûra üflendi.Her insanın (amel) kuşunu boynuna doladık. Yaptıklarını hazır bulmuşlardır. yanında bir sürücü ve bir şâhitle geldi.Kitab (ortaya) konulmuştur. Biz sen(in gözün)den perdeni açtık: bu gün artık gözün keskindir. onlar.“Kitabını oku. ne de büyük hiçbir şey bırakmıyor. 17/14 . o tehdid(in gerçekleşmesi) günüdür. 18/49 Uydurdukları rivayetlerin Kur’an’a uymadığı açıktır. ahrette de hesabını almaya onunla birlikte gider. mealen: . ne küçük.(Allah sürücü ve şâhide buyurdu ki): “Haydi ikiniz atın cehenneme her inatçı nankörü!" 50/24 .Yanındaki arkadaşı: “İşte yanımdaki hazır" dedi.Ebu Hüreyre radıyallâhu anh anlatıyor: “Resulûllah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: 209 . İşte bu. sen bundan gaflet içinde idin. kıyâmet günü onun için açılmış olarak bulacağı bir kitap çıkarırız: 17/13 .Her can.Her insan topluluğunu önderleri ile birlikte çağırdığımız o günde kimin kitabı sağından verilirse. 50/20 . Rabb’in kimseye zulmetmez. 50/21 . Suçluların. en küçük bir haksızlığa uğramamış olarak kitaplarını okurlar. 261. 50/23 .(Allah ona): “Andolsun." (dedi). bu kitap da ne oluyor.

(K. Sonra da: “Korkarım ona hiç kimse girmeyecek!" dedi.14 S. Eymân 3. işitenlerden kimse ona girmeyecektir!"dedi. O da gidip ana baktı ve: “İzzetine yemin olsun.(2563). Enes radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Cennetin etrafı mekârihle (nefsin hoşlanmadığı şeylerle) sarılmıştır.442-443 Akçağ. Tirmizi. Döndüğü zaman: “İzzetine yemin olsun. Cennet 21. Cehennemi yaratınca. O da gidip ona baktı. Sonra da: “Git ona bir kere daha bak!" dedi.444 Akçağ. Allah Teâla hazretleri de onun etrafını şehvetlerle (nefsin arzuladığı.) 210 .14 S. (7. 3)) Ayrıca. câzip şeylerle) kuşattı. bir de şuna bak!" buyurdu.S. Sünnet 25. câzip) şeylerle sarılmıştır. 5125 C. alıntısı." (K. Müslim ve Tirmizi’nin Enes’ten tahdis ettiklerini söyledikleri rivayette de: 262. Cebrâil’e: “Git. tek kişi kalmayıp herkesin ona gireceğinden korkuyorum!"dedi. Cehennemin etrafı da şehevi (nefsin arzuladığı. onu işitip de ona girmeyen kalmayacak. alıntıları Ebû Dâvûd. (Allah Teâla Hazretleri) cennetin etrafını mekruhlarla (nefsin hoşlanmadığı şeylerle) çevirdi. herkes ona girecek!" dedi.Hz. 5124 C. Müslim ve Tirmizi.“Allah Teâla Hazretleri cenneti yarattığı zaman Cibril aleyhisselâma: “Git ona bir bak! Buyurdular. Nesâi.S. Cebrail gidip ona bir daha baktı.(4744). Sonra: “Hele git ona bir daha bak!" buyurdu. O da gidip cennete baktı ve: “(Ey Rabbim!) Senin izzetine yemin olsun.

mealini yazmış olduğum ayetlerle. Bu ise kafir ve müşrik olduklarının kendi ağızlarından itiraflarıdır. Çünkü. Oraya 211 .(Bu. Geri dönünce.Hem bilin ki. mutarrıf: “Hayır. şirk.10 S. sıkıntıya düşerdiniz. cehenneme götüren amellerden hoşlanmaz. fıskı ve isyânı da size çirkin göstermiştir. 3309 C. Bu itibarla yapmış oldukları rivayetlerin aslı yoktur. örneğin. Bunlardan birinin yanından çıkmıştı. Cennete gitmeye sebep olan tüm amellerin. hikmet sâhibidir. Kur’an’dan mealen: .Cennetin etrafında olanların hoş şeyler olmadığını söylemekle. Allah bilendir. küfür. 263. bu zatın iki hanımı vardı. İşte doğru yolda olanlar bunlardır. (2738)) 264.S.Mutarrıf İbnu Abdillah’ın anlattığına göre. mümin ve takvalı bir kimse cennete götüren amellerden hoşlanır." (K.Usâme İbnu Zeyd (radıyallahu anhümâ) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “(Mirâç sırasında) cennetin kapısında durup içeri baktım. birçok işlerde size uysaydı. 49/7 . yapmış oldukları rivayetler bir birine terstir. 49/8 Yukarı da. Küfrü. Fakat Allah size imanı sevdirmiş ve onu kalplerinize ziynet yapmıştır. içinizde Allah’ın elçisi vardır. size) Allah’tan bir lütuf ve nimettir. dedi İmrân İbnu Husayn’ın yanından geliyorum. Fakat. Cehenneme gitmeye sebep olan. Bu konuda örnek verecek olursam. fısk. Zikir 95. hanımı: “Falan hanımın yanından geliyor olmalısın!" dedi. İman etme ile güzel ameller işlemenin nefse hoş gelen şeyler olmadığını. zülüm ve isyanın nefse hoş gelen şeyler olduğunu iddia etmişlerdir. alıntısı Müslim.98 Akçağ 1990. O bana Resûlullah’ın şu sözünü nakletti: “Cennet sakinlerinin en azı kadınlardır. Şâyet o. Bu ise iddia ettiklerinin tersine bir durumdur.

Cehennemin kapısında da durdum.Onlardan birine dişi (çocuğu olduğu) müjdelendiği zaman içi öfkeyle dolarak yüzü kapkara kesilir." (K. mealini vermiş olduğum ayetlerde belirtilen kimseler gibi kadınlardan. Müslim. zühd 93. Bu iki hususu hangi toplum veya ülke benimseyip uygularsa yıkımdan kurtulamaz.449 Akçağ 1988 alıntısı. Rikak 51. Miskinliğin manası: Fakirlik ve yokluktan doğan acizliktir. 16/58 . Ölçü olan takvadır. Ayrıca yine bir çok rivayetleriyle maddi imkan sahiplerini kötüleyip miskinleri övmüşlerdir. İslam dininde. başka bir ifadeyle dişi cinsten nefret eden kimselerdirler. çok azı cennete gidecek demek suretiyle tatmin etmek istemişlerdir. hakaretle tutsun mu. İslam dinine saldırmaları konusu bir tarafa.girenlerin büyük çoğunluğunun miskinler olduğunu gördüm. 16/59 İşte kadınlar hakkında bu rivayetleri uyduranlar da. Dünyadaki imkân sahiplerinin cehennemlikleri ateşe gitmeye emr olun muşlardı. Buhari. (şimdi ne yapsın) onu. Kadın düşmanlıklarıyla ilgili olarak Kur’an’dan mealen: . İslam 212 . Kadınlara karşı olan nefretlerini. çok azı müstesna çoğu cehenneme gidecek. şiddetle kadınları kötülemeye gayret etmişlerdir.S. Hal bu ki. (2736)) Uydurmuş oldukları bu rivayetlerle ve daha birçok rivayetlerde kadınları İslam dininden soğutmayı amaçladıkları gibi. yoksa toprağa mı gömsün! Bak ne kötü hüküm veriyorlar. O kadar yoğun ve aşağılayıcı bir şekilde uydurma rivayetleriyle kadınlara saldırmışlardır ki. ne cinsiyet ne ırk ne zenginlik nede fakirlik cennete veya cehenneme gitmek için ölçü değildir.Kendisine verilen müjdenin kötülüğünden dolayı kavminden gizlenir. 2075 C.7 S. Cennet ve cehennem dışında ceza olarak mahpusluk diye bir şey yoktur. tipik kadın düşmanlığı sergilemişlerdir. Oraya girenlerin büyük çoğunluğu da kadınlardı. geri kalanlar da mahpus idiler.

427 Akçağ 1988. 901 C. Ay’dan ise Kur’an’da karanlık olarak değil. Ay’a yapmış oldukları saldırılarına delil olarak 113 Felâk 3 ncü ayetini göstermişlerdir. (ayet’i kerimede geçen) ğâsıktır. Tefsir. (Ayet): “Kaybolduğu zaman ayın şerrinden.dinin de önemli olan. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) (bir gün) aya bakarak: “Ey Aişe. -ki hiç kimseye gücünün üstünde bir şey teklif etmeyiz. şunun şerrinden Allah’a sığın. Bu.4S. Şöyle ki. bunlara dahi saldırmaktan kendilerini alamamışlardır. Ay dan bahsedilmeyip çöken karanlıktan bahsedilmektedir. gök yüzünün iki süsüdür. Ay’ın vasfı karanlık olmayıp nurdur. Muavvizateyn. karanlığı yarıp sabâhı ortaya çıkaran Rabb’e: 113/1 . Ay olmayıp. karanlık çökmesi. onlar orada ebedi kalacaklardır. Tirmizi. Aişe (radıyallahu anhâ) anlatıyor: “Hz.Yarattığı şeylerin şerrinden. erkek veya dişi olmak değil de.Hz. (K. Bu ayette bahsi geçen.Bastırdığı zaman karanlığın şerrinden.S. Kur’an’dan mealen: . büyük faydalarının yanında. Nur olarak bahsedilmiştir. 113/3 Görüldüğü gibi. 7/42 KEVNİ KONULAR HADİS ÖRNEKLERİ HAKKINDA UYDURDUKLARI 265. Şöyle ki. alıntısı. başka bir ifadeyle takva önemlidir.İnanıp iyi işler yapanlar. Kur’an’dan mealen: Rahman ve Rahim Allah’ın adıyla . inanç ve amel. beraberinde bir çok tehlikeleri getirebilmektedir. bastıran karanlıktır.İşte onlar cennet halkıdır. (3363) ) Ay ve güneş.. Kur’an’dan mealen: 213 . Öyle ki. 113/2 ." demektir”.De ki: Sığınırım ben. Yani. Zira onlar güzel olan her şeye düşmandırlar..

. Çünkü o bir şeytânın-yâhud şeytânın.. birbiri üstünde tabaka tabaka yarattı ? 71/15 .iki boynuzu arasından çıkar. Güneş bir yerde batarken bir başka yerde doğmaktadır.. Kitâbu Bed’i’l-Halk C.. Güneşin hâcibi battığı zamân da tâ kayboluncaya kadar nâmazı yine bırakınız. (Buhâri.“Ve Ay’ı bunların içinde bir nur yaptı. Güneşi de bir lâmba yaptı.3070 H.“Görmediniz mi Allah nasıl yedi göğü. yükselince ondan ayrılır.". Güneşe de saldırıda bulunarak onu da şeytana taç yapma yönün de rivayetler uydurmuşlardır. ne de batma zamânını tercih ediniz..81 Ötüken 1987. Bilahare istiva edince (tepe noktasına gelince) 214 ... bundan dolayı uydurmuş oldukları rivayetin aslı yoktur. namazı öne sürmüşlerdir veya kafirler Güneş’e doğuşu ve batışı zamanlarında secde ediyorlar bahanesini uydurmuşlardır. Kılacağınız namazınız için güneşin ne doğma zamânı. güneşin.. Bu konuda uydurmuş oldukları rivayetlerden örnekler verecek olursam: 266. Bu tür şeyler boş iddialardır... beraberinde şeytanın boynuzu olduğu halde doğar. güneş iyice meydana çıkıncaya kadar nâmazı bırakınız.. Bu rivayetlerini maskelemek için de. Bu duruma göre...." 71/16 Görüldüğü gibi Ay şerli değildir..Abdullah es-Sunâbihi (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Güneş.. İbn Umer (R) şöyle demiştir: Rasûlullah (S) şöyle buyurdu: “Güneşin hâcibi (yani ışığı) göründüğü vakit. Yani dünyanın dönüşüyle birlikte dünyanın tamamına yakın bir kısmında güneş kesintisiz bir doğuş ve batış halindedir...) 267... Zira Dünyanın tamamını düşündüğümüzde günün her anında. güneş şeytanın boynuzları arasından doğar ve batar şeklinde iddia da bulunmak.....7 S. şeytanın boynuzları arasından günün her saati hiç ayrılmıyor manasındadır.

Güneş (batıya) meyledince ikindi namazını kılıncaya kadar (ve) istediğin (nafiley)i kıl.S. (Sabah namazını kıldıktan) sonra. Zevalden sonra (tepe noktasından ayrılıp batıya meylettimi) ondan yine ayrılır. ikâme 148. güneşin şeytanın iki boynuzu arasında doğduğu ve battığı hususunda karar kılmışlardır. Sabah namazını kılıncaya kadar ve istediğin (nâfileyi) kıl.41-42 ayrıca. Batmaya yakın tekrar ona yakınlık peydah eder. Abese’den demiştir ki: . Çünkü bu (saatte kılınan) namaz şahitlidir.Ben (resûl-i Ekrem’e hitaben): “Ey Allah’ın Resulü. alıntısı.. (Çünkü o saatte) cehennem kızdırılır ve kapıları açılır. güneş doğup da bir veya iki mızrak boyu yükselinceye kadar (namaz kılmayı) bırak. gecenin hangi saatinde (ibadet ve) dua daha makbuldür?"dedim. müsâfirin 290. Bu ise güneşe karşı hem saldırganlık hem de nankörlüktür." (K. Mızrak gölgesiyle bir olduktan sonra namazı bırak. Müslim. be dul-halk 11. mesacid 174. Nesâi mevâkit 31. Amr b.40.294. .. Buhari. Sonra mızrak gölgesiyle bir oluncaya kadar ve istediğin kadar kıl.275)) 268-.Bâb 10 H.” Resûlullah (aleyhissâlâtu vesselâm) işte bu vakitlerde namaz kılmaktan men etti. İbn Mâce. mevâkit 35. Çünkü (bu saatte kadar kılınan) namaz şahitlidir (ve sevabı) yazılmıştır. (1. (Şamil 1988)) Görüldüğü gibi. Çünkü güneş şeytanın boynuzları arasından doğar ve kâfirler güneşe (o saatte) tapınırlar.8 S.1277 C. (ikindi namazından) sonra güneş batıncaya kadar namazı bırak. Çünkü (güneş) şeytanın boynuzları arasında batar ve kâfirler ona (o saatte) tapınırlar. batınca ondan ayrılır. (O şöyle) cevap verdi: “-Gecenin son vaktinde. k. Nesâi.ona tekrar mukarenet (yakınlık) peydah eder. 2418 C. Çünkü (bu vakitte kılınan) namaz.303 Akçağ. Salâtu’t-Tatavvu’(5)." (Ebû Dâvud.5 S. 215 . (ve sevabı) yazılmıştır.

Ve bu hâlde secde etmeye yaklaşır. hal bu ki. Bununla berâber insanların günahları üzerine doğmayı fenâ görür). dünyada bir yer gece iken diğer bir yer gündüzdür.9 C. şu şekilde rivayetler uydurmuşlardır: 216 .. (Buhari. Fakat secdesi kabûl olunmaz. bilirmisin?"diye sordu.7 S. (K... Yaz ve Kışın. izin verilmez.... 5607) Mevsimler konusunda ise. (Doğacağı yerine gitmeye) izin ister. tâ Arş’ın altında secde eder (âdetince doğudan doğmak üzere) izin ister de ona izin verilir (ve doğu tarafından doğar... güneşin gece nereye gittiği konusundadır. Ona: Artık nereden geldinse oraya dön! denilir.... Günün her anında ve her vakit dünyada mevcut olduğunu bilmediklerinden. Resûlullah şöyle buyurdu: .. Ay’ın fiilen iki parçaya ayrılarak. bir parçası dağın arkasına bir parçası da önüne gittiği şeklinde uydurmuş oldukları rivayetten bahsetmiştim. Güneş ışığı dünya üzerinden ayrılmamaktadır.S.. cehennemin nefesinden olduğunu iddia ederek.. Ebû Zerr (R) şöyle demiştir: Peygamber (S) güneş battığı zamân bana: “Güneş nereye gider... Ben: Allah ve Rasûlü en bilendir... gece sabah oluncaya kadar Güneş’in...“Güneş gider. O da battığı taraftan doğar..3017 Ötüken 1987) Tabiat gerçeklerine uymayan bu rivayetler asılsızdır.. . arşın altına gittiğini zannetmişlerdir. Daha önce. Bu gerçeğe aykırı olarak uydurdukları rivayetlerden örnek verecek olursam: 269-. dedim....Uydurmuş oldukları diğer bazı rivayetler. Kitâbu Bed’i’l-Halk H.

(Buhâri. Onun için iddia ettikleri gibi. mevsimlerin oluşmasına neden olmaktadır. Kitâbu Mevâkiti’s-Salât H.Kara dumandan bir gölge altında. (yâni ben beni yiyiyorum. İşte hissetmekte olduğunuz sıcağın en şiddetlisi ile soğuğun en şiddetlisi budur”. diğeri yazın... 56/43 217 . Güneş ışınlarının dünyaya dik veya eğik gelmesi. bir kısmım bir kısmımı yedi. Diğer bir hususta Yaz ve Kış cehennemin nefesiyle ilgiliyse. izin ver) dedi. Bize Sufyân (ibn Uyeyne) tahdis edip şöyle dedi: Biz bunu ez-Zuhri’den ezberledik. nedir o solcular! 56/41 . Bunların iddialarıyla bunu izah etmek mümkün değildir. asırlardan beri kutuplar devamlı buzla kaplıdır. Dünyada bazı yerler kış mevsimini yaşarken..Delikçiklere işleyen bir ateş ve kaynar su içinde. ilkbahar ve sonbahar neyle ilgilidir? Onun içindir ki. .2 S. Nefesin biri kışın. 56/42 . Allah da iki defa nefes almasına izin verdi. Ayrıca Kur’an öğretisine göre cehennemin soğuk olma vasfı yoktur. Kur’an’dan mealen: ....Solun adamları (amel defterleri. Cehennem ateşi Rabb’ına şikâyet arz etti de: Yâ Rabb..607 Ötüken 1987. o da Said İbnu’zMüseyyeb’den. uydurmuş oldukları bu tür rivayetler. o da Ebû Hureyre’den.. mevsimlerin oluşması dünya ekseninin güneş düzlemine eğik olması dolayısıyladır. bütün dünyayı kapsayacak şekilde yaz ve kış sıralaması yoktur. Kış soğuğuyla cehennem arasında ilişki kurmaları da Kur’an’a aykırıdır.) Bilindiği gibi. sol tarafından verilenler). Ayrıca. gerçeklerle bağdaşmayan boş iddialar olmaktan öteye gidemezler. bazı yerlerde yaz mevsimini yaşamaktadırlar.14 C..270-. Çünkü sıcağın şiddeti cehennemin kaynamasındandır. Peygamber (S) şöyle buyurmuştur: “Sıcak şiddetli olduğu zamân namâzı serinliğe bırakın.

Allah onlar hakkında yol kıldı (yani çok açık şekilde had beyan etti): Bekâr bekârla zina yapmışsa 218 . uygulandığı toplumu ezmek suretiyle öldürür. gevşek ve belirsiz ise bu sefer toplum bir birini ezmeye başlar. Bir topluma uygulanan ceza hukuku adaletsiz ve zalimane şekilde sert olursa. hakkaniyetli ve güçlü bir ceza hukukuyla mümkündür. ne de faydalı. İslam ceza hukuku yönünde tam bu noktada İslam toplumuna saldırıda bulunmuşlardır. maddi gücü olmayana ayrı ceza verilir. yüzünün rengi uçardı. Aynı suça aynı ceza verilmez. Örneğin: maddi gücü olana ayrı ceza. Bu konu da uydurmuş oldukları rivayetlerden örnekler verecek olursam.. Rüşvetler yayılır. vahiy sebebiyle ona bir gam ve keder alır. Böylece yargıç keyfine göre içlerinden seçip uygulama imkanına sahip olmuş olur. Eğer adaletsiz. 56/44 HADLER VE KISAS HAKKINDA UYDURDUKLARI RİVAYET ÖRNEKLERİ Bir toplumun sağlıklı bir şekilde ayakta durabilmesi için. şöyle ki: 271.Bir gün Cenab-ı Hakk yine vahiy indirmişti ki aynı hal onu sardı. Onun için bir topluma yapılacak en büyük saldırılardan bir tanesi o toplumun adaletli ceza hukukunu bozmak veya o toplumu adaletli bir ceza hukukundan yoksun bırakmaktır.Ki ne serindir. suçu işleyen şahsa göre ceza verme yoluna gidilir. Bununda serbest bir şekilde uygulana bilmesi için çelişik ve bir birine uymayan hükümlerin elde bulunmasına ihtiyaç vardır. Böylece suç ve ceza denkliği kaybolur ceza ya isabetli olmaz yada suçtan caydırıcı olmaktan çıkar. Bunun da neticesi diğerinden farklı değildir. hadis adı altında rivayet uydurmacıları. Sağlam bir disiplin de ancak adaletli. Keder hâli açılınca: “Zina haddiyle ilgili hükmü) benden alın.Ubâdetu’bnu’s-Sâmit (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)’a bir vahiy geldiği zaman. o toplumda sağlam bir disiplin olması şarttır. Sonuç yine o toplumun ölümüyle neticelenir. İşte.

. Kitâbu’t-Vekâle H..H.cezası yüz sopa ve bir yıl sürgündür.) 274. Kitâbu’l-Muhâribin min Ehli’l-Küfri ve’r-Riddeti H. İbn Şihâb şöyle demiştir: Bana Ebû Seleme ibn Abdirrahmân.. (Buhari. şu zinâ suçu isnad edilen kadına git...389 Akçağ 1988. eğer o kadın zinâ ettiğini itiraf ederse ona racm cezâsı uygula" buyurdu. O’ndan sonra biz de recm yaptık.. Bu şahâdetler üzerine Rasûlullah emretti de o adam recm olundu..14 S. Dul dulla zina yaparsa yüz sopa ve recm’dir. Kitâbu’lMuhâribin min Ehli’l-Küfri ve’r_Riddeti H.... Câbir ibn Abdullah (R)’tan şöyle tahdis etti: Eslem kabilesinden (Mâiz ibn Mâlik isminde) bir adam....3 S.14 C.. 1434. alıntıları Müslim.) 272-. Hudud 13." (K. Abdullah ibn Abbâs (R) şöyle demiştir: Umer İbnu’l-Hattâb (R) şöyle dedi: -Ben insanlar üzerine zamânın uzayıp da herhangi bir sözcünün: “Biz Allah’ın Kitâbı’nda recmi bulmuyoruz" demesinden ve böylece Allah’ın indirmiş olduğu bir farizayı terk etmek sûretiyle sapmalarından endişe etmişimdir. (Buhâri.. 544 C..5 S.....13 C... demiştir.... Hudud 23.) 273-.6680-6681 Ötüken 1989. dedi. Bu adam evli olduğu hâlde zinâ etmişti. Ebû Dâvud...1690. Dikkat ediniz! Evli olduğu hâlde zinâ eden kimse üzerine buna beyyine delâlet ettiği yâhud gebelik yâhud itiraf olduğunda recm cezâsı sâbit olmuş bir haktır! dedi..2145 Ötüken 1987..14 S... 4415. Sufyân ibn Uyeyne: Ben bunu böylece ezberledim: Umer: -Dikkat edin! Rasûlullah (S) recm etmiştir.. Zeyd ibn Hâlid ile Ebû Hureyre(R)’den.24 C... Tirmizi. Rasûlullah(S)’a geldi aleyhine dört defâ şahâdet etti.6667 Ötüken) 219 . şöyle demişlerdir: Peygamber (S): “Yâ Uneys (ibni’ d-Dahhâk). Hudud 8. (Buhâri..S.

220 . Bu iddiaları gerçeğe uymamaktadır. değilmi ki recm ayeti mensuh olarak Kur’an dışında vardır deyip. Tahdis ederek var ve geçerli olduğunu iddia ettikleri recm ayeti. Yani tahdis ettiklerine göre böyle kimseler ölünceye kadar taşlanacaklardır. Dikkat edilirse.Yukarıda yazmış olduğum dört rivayet örneğinde görüldüğü gibi. Erkeklerden veya kadınlardan evlenip de zina eden kimseler zina ettikleri zamanda dul dahi olsalar uygulanacak olan cezanın recm cezası olduğunu kesin olarak iddia ettiler. bundan dolayı eldeki Kur’an dışında. rivayetleri uydurmalarında ki temel amaç Müslümanları Kur’an’dan uzaklaştırmaktır. Kur’an’da mevcut ayetlerden üstün tutmaktadırlar. burada da yapmak istedikleri ayni şeydir. Eğer müslümanlar Kur’an’da yer almayıp nesh edilmiş. kendi ifadeleriyle mensuh olduğunun söylenmesine rağmen. Hem bu öyle bir arayıştır ki bulunan eldeki Kur’an ayetlerini nesh yani iptal edebilmektedir. Bunun manası Kur’an dışında Kur’an aramaktan başka bir şey değildir. bunu uygulamayan kimselerin sapıklığa düşeceğini ve ayet her ne kadar Kur’an’da yer almamışsa dahi yine de uygulanmasının farz olduğunu iddialarına mesnet yaptılar. bu ayetleri uygulamamaları halinde sapacaklarsa o zaman nesh edilmiş ve Kur’an’da yer almayan ayetlerin aranıp bulunması mecburiyeti doğmuş olur. Bu cezanın Kur’an dışında bir ayet olduğunu iddia ile. yani iptal edilmiş ayetlerden sorumlu iseler. Böylece bir rivayetten başka bir şey olmayan bu iddialarını Kur’an’a üstün tutmakla. Zaten daha önce de belirttiğim gibi rivayetleri din olarak kabul edenlerin temel hareket noktası rivayetlerin Kur’an’ı nesh yani iptal edebileceğini iddia etmeleridir ve bunu da önderleri ağzından açıkça söylemekten de çekinmemişlerdir. elde ki Kur’an’dan daha üstün ayetler ihtiva eden Kur’an Külliyatı vardır ve siz bundan sorumlusunuz demektedirler. rivayetlerinin Kur’an’dan üstün olduğunu söylemiş olmaktadırlar. Bekarın bekarla zina etmesi halinde verilecek cezanın yüz sopa ve bir yıl sürgün olduğu.

Şa’bi (rahimehumullah) anlatıyor: “Hz.6 S. yahut unutturursak. buna rağmen Allah tarafından iptal edilmiş bir ayetin uygulanması gerektiği nasıl iddia edilebilir.) Bu rivayette recmin farz olmayıp sünnet olduğunu tahdis etmekle. Allah tarafından Kur’an’a bir ayet getirilmiştir. Hudud 21.Ebu İmâme (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) ile beraber mescidde idik. bir ayeti nesh edersek.Biz. Allah’ın her şeye kadir olduğunu bilmez misin? 2/106 Görüldüğü gibi iddiaları Kur’an’a uymamaktadır. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)’ın sünneti ile de recm tatbik ettim”. 1611 C. Ali (radıyallahu anh). Kur’an’da boşluk olması mümkün değildir. Ve şunu söyledi: “Onu Kitabullah(ın hükmü) ile celde. Onun için Kur’an dışında gidip ayet aramanın gerektiğini veya Kur’an ayetidir deyip Kur’an dışında hüküm uygulamayı önermek. Bu tür rivayetlerine örnek verecek olursam: 275. 276. mealen: . evvelki rivayetleriyle çelişkiye düşmüşlerdir.Bilindiği gibi nesh iptal manasındadır. O esnada bir adam geldi ve: 221 . (K. kadını recm ettiği zaman onu perşembe günü dövdü. Kur’an ise çelişkilerden uzak bir kitaptır. yahut onun dengini getiririz. ondan daha hayırlısını. şeytanın bir hilesinden başka bir şey değildir. bu durumda iptalin hiçbir manası kalmaz.246 Akçağ 1989 alıntısı Buhâri. bu da açık bir çelişki meydana getirir. Nesih konusunda Kur’an’dan örnek verecek olursam. Ayrıca recm konusunda da çelişkili iddialar içerisindeler. Allah tarafından nesh edilen veya unutturulan her ayetin yerine mutlaka. Cuma günü de recm etti. İşlerine geldiği zaman recm cezası uygulamamak için rivayetler uydurmuşlardır.S.

Aleyhissalâtu vesselâm yine sükut buyurdu. Aleyhissalâtu vesselâm namazını tamamlayınca. ben adamı takip ettim.S. 2320 C. ben bir hadd işledim.affetti" buyurdu”. Enes (radıyallahu anh) anlatıyor: “Ben Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)’ın yanında idim. Buhari. Ebu Dâvût. Efendimiz: “Öyleyse Allah Teâla haddini -veya günahını demişti.2765). adam yanına geldi ve: “Ey Allah’ın Resûlü dedi. dedi. Bir adam huzuruna gelerek: “Ey Allah’ın Resûlü.Hz.(2764.(4381)) 277. Ona ne cevap vereceğini işitmek istiyordum. Tevbe 44. ben hadd (çeşidine giren bir suç) işledim. bana cezasını ver!"dedi. Derken (namaz vakti girdi ve) namaz kılındı. Hudud 27. Efendimiz adama: “Evinden çıkınca abdest almış. Derken namaz vakti girdi. 45. Adam talebini tekrar etti. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) namazdan çıkınca adam yine peşine düştü.“Ey Allah’ın Resûlü. Resûlullah adama cevap vermedi. (K.8 S. Bana Allah’ın kitabını tatbik et!" “Efendimiz: 222 . O: “Evet ey Allah’ın Resûlü!"dedi. Hudud 9. alıntıları. ab destini de güzel yapmış mıydın?"buyurdu. Efendimiz: “Sonra da bizimle namaz kıldın mı?"diye sordu. cezasını tatbik et!" Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) adama (bir şey) sormadı. ben bir hadd(suçu) işledim.214 Akçağ 1989. Adam: “Evet ey Allah’ın Resûlü!"deyince. Rasûlullah’la birlikte o da namaz kıldı.

(2764-2765)..S... Bu.8 S..5 C. iyi düşünenlere bir öğüttür" (Hûd 114) Bunun üzerine o kimse: Yâ Rasûlullah. İbn Mus’ûd (R) şöyle demiştir: Bir kimse (yabancı) bir kadından bir öpücük aldı. (Buhari. Çünkü güzellikler kötülükleri (günâhları) giderir.. Müteâkiben o zat Peygamber’e geldi ve olan işi ona haber verdi.. Müslim. zira rivayetlerde kendisine hadd cezası uygulanmasını talep eden ve namaz kıldığından dolayı affedildiği söylenen şahıs. senin günahını affetti" veya -haddini affetti" dedi. Buhari. Örneğin bu konuda bir rivayette şöyle demişlerdir: 278-. Kitâbu Mevâkiti’sSalât H.217 Akçağ. Zira Allah. bu yalnız benim için mi? Diye sordu.. Böylece iddialarına göre namaz kılan şahıslar serbestçe zina edebilirler veya başkaca had suçu işleyebilirler. kişi hadd cezası gerektirecek ne suç işlerse işlesin. 2321 C. Veya hadd cezası uygulanacak şahıs suç işledikten sonra namaza başlasa dahi bu rivayetlere göre kendisine hadd cezası uygulanamaz. şu âyeti indirdi: “Gündüzün iki tarafında. eğer namaz kılıyorsa affedilmiştir demektedirler. Hudud 24. Hudud 17.2 S... böylece had cezasını gerektirecek her ne suç işlemiş olursa olsun böyle bir kimseye kesinlikle had cezası uygulanamaz. Bu hâdise üzerine Aziz ve Celil olan Allah. (1696)) Bu son iki rivayette. Buda zina dahil bütün hadd cezalarının namaz kılan kimse hakkında uygulanamayacağı manasındadır. "(K.600-601 Ötüken 1987) 223 . alıntısı. Rasûlullah (S): “Ümmetimin hepsi için.. Böylece işlerine geldiği zaman hadd cezasını kişi namaz kılıyor diye uygulamaya bilirler.. bütün ferdleri içindir" buyurdu.. hadd cezasını gerektirecek hangi suçu işlediğini söylememiştir. Tevbe 44. 45.“Öyleyse git. gecenin de yakın saatlerinde dosdoğru namâz kıl.

ibret alanlara bir öğüttür. kötülükler senden uzaklaşır manasındadır.. sevabın varsa günah işlesen sana zararı olmaz manasında değildir. kötülük işlememek için direncin artar. çünkü iyilikler. kötü ve iğrenç şeylerden vaz geçirir. Ayette bu husus için Namaz örnek gösterilmiştir.Gündüzün iki tarafında ve gecenin (gündüze) yakın saatlerinde namaz kıl.İstedikleri zaman istedikleri cezayı uygulamamak ve insanları. işlemiş oldukları sevapları..... Allah yolundan saptırmak için. Dikkat edilirse Hûd Sûresi 114.. İslami konular da o kadar ciddiyetsiz ve saldırgandırlar ki. Örneğin recm konusunda şu rivayeti naklettiler: 279. Çünkü namaz. karışıklık çıkarmak için akıllarına gelen her çeşit bozukluğu rivayet etmekten çekinmezler. Hal bu ki... Allah. 29/45 Demek ki. hayır işleyenlerin. Ben de maymunlar topluluğunun berâberinde zinâ eden maymuna taş attım. kötülükleri uzaklaştırır.. Hûd Sûresi 114. Durumun onların iddia ettikleri gibi olmadığını belirtmek için. Amr İbn Meymûn şöyle demiştir: ben Câhiliyet devrinde zinâ etmiş olan maymunun üzerine birçok maymunların toplanmış olduklarını gördüm. mealen: . Bu. Maymunlar o zina eden maymunu recm ettiler. kişi eğer sevap işliyorsa kötülük işlemek ona zarar vermez iddiasında bulundular. İddialarına delil olarak ta Hûd sûresi 114 ayetini gösterdiler. Sevap işlersen takvalı bir kimse olursun. Kur’an’dan örnek verecek olursam. kastedilen..Kitab’dan sana vahye dileni oku ve namazı da kıl. 11/114 .. Allah’ı anmak. böylece bu kimselerin günah işlememek için dirençlerinin artacağı şeklindedir. onlardan kötülükleri uzaklaştıracağı yani bu kimselerden kötü işlerin uzaklaşacağı.. iyilik edenlerin veya başka bir deyişle. 224 . Ayetinde kastedilen. elbette en büyük (ibadet)tir.. ne yaptığınızı bilir.

uygulanma şartını şahsın evlenmiş olup olmadığı hususuna bağlamışlardır. kadın mıdır.3600-3601 Ötüken 1987.) Recm cezasının uygulanmasını savundukları rivayetlerde. namuslu bir kadına veya kıza saldırıp zorla tecavüz ederse buna uygulanacak cezanın yüz sopa ve bir yıl sürgün olduğunu. mealen: . Öyle ki. Böylece karşı tarafın durumu hiç dikkate alınmamıştır.Zina eden kadın ve zinâ eden erkeğin her birine yüz değnek vurun. Allah’a ve âhiret gününe inanan (insan)lar iseniz Allah’ın dini(ni uygulama hususu)nda sizi. evli olsunlar veya bekar olsunlar 225 . Bu gibi hususlar hiç dikkate alınmamıştır. kendisiyle zina edilen kimse cinsiyet yönünden erkek midir. başkaları tarafından hiçbir zorlama olmadan kendileri isteyerek nefislerine uymak suretiyle karşılıklı anlaşarak zina eden erkek ve kadınlar hakkındadır. karşılıklı anlaşmak suretiyle zina eden erkek ve kadının her birine.(Buhari. Evli veya bekar olmaları bu durumu değiştirmez. veya zina bir hayvana mı uygulanmıştır. Yani.68 C. veya küçük bir çocuk mu zorla zina olayına alet edilmiş veya zina olayın da zinayı işleyen iki taraf bunu anlaşarak gönüllü olarak mı yapmışlardır. bekar olup hiç evlenmemiş bir kimse. fakat evlenmiş olan veya evlenmiş olup ta dul kalmış bir kimsenin bir fahişeyle anlaşarak zina etmesi halinde bu kimseye uygulanacak cezanın recm olduğunu hatta fahişenin de evlenmiş olması durumunda ona da aynı cezanın uygulanacağı iddi ve rivayet etmeleri adaletsiz bir uygulamadır ve Kur’an’ın bu hususlarda ihtiva ettiği hükümlere uymamaktadır. onlara karşı acıma duygusu tut(up engelle)mesin. veya namuslu bir kadın mı saldırıya uğramıştır. Kitâbu Menâkıbi’l-Ensâr H. Kur’an’ın bu hususlarda ihtiva ettiği ayetlerden örnekler vererek konuya bakacak olursak durum şudur. Örneğin. Müminlerden bir grup da yapılan azaba şahid olsun. 24/2 Yukarıda meali yazılı bu ayet.8 S.

mealen: . Mümin kadınlara değil saldırıp tecavüz etmek.verilecek ceza aynıdır. çünkü recm ederek yarı öldürmek diye bir şey mümkün değildir. Durum böyle olunca. Kur’an’la çelişmektedir. Öyle ise iffetli yaşamaları. Hepiniz bir birinizdensiniz (hepiniz adem soyundansınız. Allah sizin imanınızı daha iyi bilir. aynı suçu işleyen cariyelere yarım recm uygulaması nasıl izah edilebilir. zina eden evli kadınlar recm edilemez. Kur’an’a göre durum hiçte öyle değildir.İçinizden inanmış hür kadınlarla evlenmeye gücü yetmeyen kimse elleriniz altında bulunan inanmış genç kızlarınız (sayılan) cariyelerinizden alsın. zina etmemeleri ve gizli dost da tutmamaları şartıyla sahiplerinin izniyle onlarla evlenin. Eğer iddia ettikleri gibi zina eden evlilere recm cezası uygulanması gerekiyorsa. Sabretmeniz ise sizin için daha iyidir. Kur’an’dan bu hususta örnek verecek olursam. zira recm ölünceye kadar taşlanmak demektir. işleyenler yönünden evli olup olmamaları esasına bağlamışlardır. evli olup ta bir bir fahişeyle zina eden kimseye. Evlendikten sonra bir fuhuş yaparlarsa onlara hür kadınlara yapılan cezanın yarısı (uygulanır). 4/25 Görüldüğü gibi rivayetleri. esirgeyendir. velev ki dul olsa dahi recm cezası uygulanacağını iddia etmişlerdir. ücretlerini (mehirlerini)de güzelce verin. bu da gösteriyor ki. Allah bağışlayan. Bu(cariye ile evlenme). hal bu ki. Ancak müslüman bir kimseyle evli olup ta zina eden mümin cariyelere. İnsanlık bakımından aranızda bir fark yoktur). zina eden ve bir müslümanla evli olan bir mümin cariyeye nasıl yarım recm uygulamak mümkün olur. içinizden sıkıntıya düşmekten korkanlar içindir. hür olup ta zina eden kadınlara verilen cezanı yarısı verilir. Bu esasa göre bekar olup ta mümin kadınlara zorla tecavüz eden kimselere yüz değnek ve bir yıl sürgün cezası. Daha önce belirttiğim gibi zina suçu işlendiğinde verilecek cezayı. Zira yarım recm cezası uygulanması mümkün değildir. onlara sözle iftira 226 .

edipte eziyet edenlere. kalplerinde hastalık bulunanlar. 33/59 . 33/62 Görüldüğü gibi. ve Allah’ın sünnetinde bir değişme bulamazsın. ıslah olmayan. Recm konusun da. Onların tanınmaması ve incitilmemesi için en elverişli olan budur.Andolsun iki yüzlüler.Mü’min erkeklere ve mü’min kadınlara.Ey Peygamber! Hanımlarına. 33/58 . şehirde kötü haberler yayanlar (bu hallerinden) vazgeçmezlerse seni onlara musallat ederiz (onlarla savaşmanı ve onları şehirden sürüp çıkarmanı sana emrederiz). 33/60 . bu huylarından vazgeçmemeleri halinde verilecek ceza o iftiracıların öldürülmesidir. mealen: . nerede rastlansalar yakalanır öldürülürler. Kur’an’dan örnek aldığımızda. Lût 227 . 33/61 . Lût kavmine verildiğini görürüz. bir iftira ve açık bir günah yüklenmişlerdir. senin yanında ancak az bir zaman kalabilirler. çok esirgeyendir. Kur’an’a göre uygulanacak ceza yakalandıkları yerde öldürülmeleridir! Bu hususta Kur’an’dan.Lanetlenirler. bu hallerinden vazgeçmemeleri halinde. kızlarına ve müminlerin kadınlarına (bir ihtiyaç için dışarı çıktıkları zaman) örtülerini üstlerine almalarını söyle. müminlere iftira edenlere. bu cezanın erkek. Allah.Allah’ın önceden geçen milletler hakkında da sünneti (kanunu) budur. Yaptıklarının kötü bir şey olduğu kendilerine bildirilmiş olmasına rağmen. bir şey yapmadıkları halde eziyet edenler. sonra orada. erkeğe sapık cinsi ilişki içinde olan. çok bağışlayan. Bu Kur’an’a uymayan asılsız bir iddiadır. Bu duruma göre fiilen saldıranlara nasıl olurda yüz değnek vurulacağı iddi edilebilir.

suç konusunda uyarıldığı ve buna rağmen direterek suç işlediği kabul edilir.Lût’u da (gönderdik). öz kardeşiyle. Çünkü o. oranın altını üstüne getirdik ve üzerlerine (balçıktan) pişirilip istif edilmiş taşlar yağdırdık. sizden önce âlemlerden hiç birinin yapmadığı fuhuşu mu yapıyorsunuz? 7/80 . 7/83 . geride kalanlardan oldu. bak işte suçluların sonu nasıl oldu! 7/84 Ayrıca bu cezayı emsal olarak aldığımızda.Kavminin cevabı: “Onları (şu Lût ve taraftarlarını) kentinizden çıkarın. Lût kavminin uyarıldığı konusunda Kur’an’dan mealen: . kişinin kendi öz annesiyle. fazla temizlenen insanlardır" demekten başka olmadı. küçük çocuklarla veya eşiyle normal olmayan yoldan veya hayvanlarla yapacağı cinsel ilişkiler bu tür ilişkilerdendir. çünkü onlar. 11/82 228 . israfçı (azgın) bir kavimsiniz! 7/81 . yani uyarılmış veya uyarılmış olduğundan şüphe olmamalıdır. Örneğin.Emrimiz gelince. uyarıl(ıp da yola gelmey)enlerin yağmuru hakikaten çok kötü oldu! 26/173 .peygamberin kavmi üzerine Allah taş yağdırmıştı.Biz de onu ve âilesini kurtardık. Kavmine dedi ki: “Siz.Ve üzerlerine bir yağmur yağdırdık.“Siz. bu ve bu gibi ilişkiler recm cezası kapsamına girer. 7/82 . Şu kadarla ki kişi yaptığının suç olduğunu bilmiş olmalı. yalnız karısı(nı kurtarmadık).Ve üzerlerine bir (taş) yağmur(u) yağdırdık. Eğer kişi kesin olarak yaptığının suç olduğunu bilecek konumda ise. kadınları bırakıp erkeklere şehvetle gidiyorsunuz ha! doğrusu siz. benzer sapık ilişkilerinde bu ceza kapsamına girdiğini görürüz. Bu konuda Kur’an’dan mealen: .

câriyenin efendisine.. Tirmizi.(1451).” Sonra (tahkik etti) karısının câriyeyi adama helâl ettiğini görünce." (K. emir yüz değnek vurdu”. helâl etmezse recm edileceksin. câriye adamın olur. “. hanımının câriyesine temas eden bir adam hakkında şöyle hükmetti: “Eğer. Nesâi. Birinci rivayette yüz değnek veya recm söz konusu iken. Hâdise.. alıntıları. Onlar zalimlerden uzak değildir. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)’ın hükmüyle hükmedeceğim: “Eğer zevcen.6 S.. Hudud 28.124). Kûfe emiri Nu’man İbnu Beşir (radıyallahu anh)’e götürüldü. câriye rıza göstermişse. câriyenin efendisine (yani karısına) mislini borçlanmıştır. Ebu Dâvûd. diğer hadis rivayetlerinden örnekler: 280. ikincisinde sadece cariyenin bedeli borçlandırılmıştır.(7. Hudûd 8. 1599 C. hakkınızda.4461).124). onun bir mislini borçlanır. İbnu Mâce. Ebu Dâvud. İbnu Mâce. Hudûd 21.(4460. (K. adam. Hudûd 28. cariyeyi sana helâl ederse. Hudûd 8.(6.4459).(2551)) 281. 11/83 Ceza hukukuyla ilgili olarak. adam câriyeyi zorladı ise. Nikâh 70. Nikâh 70. Nesâi.Ben. câriye hürdür.224 Akçağ. alıntıları.6 S.Seleme İbnu Muhabbak (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm). yüz değnek yiyeceksin. 1598 C.Habib İbnu Sâlim (rahimehumullah) anlatıyor: “Abdurrahmân İbnu Huneyn denen bir adam karısının câriyesine temasta bulundu. dedi.225 Akçağ. 229 .(O taşlar:) Rabbin katında işaretlenerek (yağdırılmıştır).S.S.(4458.(2553)) Her iki rivayette işlenen olay aynı olmasına rağmen verilen hükümler bir birleriyle çelişkilidir.

Kendisine: “-Ey Allah’ın Resûlü.263 Akçağ. Hudûd 13. Nesâi.6652 Ötüken 1989) 283. çalan kimselerdir..Öldürün onu!" diye emretti. (Buhari. Buhari. bu adam sadece çaldı" denildi. 65)) Her iki rivayet bir birleriyle çelişkilidir." (K. İbn-i Mâce 2592... Sonra aynı adam ikinci sefer getirildi.S. demiştir. onun için bu rivayetin aslı yoktur... Bilindiği gibi yankesiciler ellerini kullanmak suretiyle. (7. Sârik 1.Hz. (K.. alıntısı. sinsice insanların ceyblerinden paralarını v.24 C.6 S.17 S. Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) şöyle buyurdular: “Allah. bir ip çalıp da eli kesilen hırsıza lânet etsin”. Kitâbu’l-Hud^d H.Hz. 284.s.) Yankesicilik hırsızlığın ta kendisidir. Hâlbuki bu kalkanlardan her biri kıymetli şeylerdi.321 Akçağ 1993. Bunun üzerine: “. Bundan dolayı yankesicilik hırsızlıktan başka bir şeyle tanımlanamaz. “. Birincisinde kıymetli bir mal olmasa hırsızın eli kesilmez denmişken. 1626 C. alıntısı. Âise (R): Peygamber (S) zamânında hiçbir hırsızın eli mıcenn denilen yâhud hacefe denilen bir kalkan bedelinden daha aşağıda bir mal için kesilmemiştir.Abdurrahmân İbnu Avf anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Muhtelis (yankesici) kimseye el kesme cezası verilmez. Müslim. Câbir (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)’a bir hırsız getirilmişti. 6798 C..(1687)...7. 285.14 S. bir yumurta çalıp da eli kesilen.282. Yine: 230 .Öyleyse (elini) kesin!"dedi ve derhal eli kesildi.S. bir yumurta veya ip için kesilir denmesi çelişkidir... Hudud 7. öbüründe.

peygamberin 231 . bu adam hırsızlık yaptı" denildi. Sonra aynı adamı dördüncü kere getirdiler. üzerine de taşla doldurduk”. bu adam hırsızlık yaptı" dediler. hırsıza kaç kere hırsızlık yaparsa yapsın. Hudud 20. Sonra üçüncü defa getirildi ve hırsızlık yaptığı söylendi. Kendisine: “-Ey Allah’ın Resûlü. 1631 C. Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm): “-Öldürün onu! diye emretti. onu muhakeme etmeden. alıntıları. Bunun üzerine: “-Öyleyse kesin!" dedi ve derhal (sol ayağı) kesildi.Öldürün onu! diye emretti. Hz. Ebu Dâvûd. Hz. Bunun üzerine: “-(Sağ ayağını da) kesin! diye emir buyurdu.“-Öldürün onu!"diye emretti.Öldürün onu!" buyurdu. Aynı adam beşinci sefer getirildi. Kendisine “-Ey Allah’ın Resûlü. bu adam hırsızlık yaptı" dendi.S.91)) Kur’an’da. (8. Nesâi Sârik 15.270-271 Akçağ. “. öldürme cezası hükmedilmemiştir. Bunun üzerine: “(Sol elini) kesin! Diye emretti. Cabir (radıyallahu anh) der ki: “Adamı götürüp öldürdük. ölüm cezasını geri aldığı yolundaki iddiaları. Peygamber: “. peygambere karşı yapılmış bir iftiradır. peygamberin yanına getirilen şahsa ölüm cezası vermesi ve çevresindekilerin. (K. Suçlunun suçunu öğrenmeden. Kendisine: “-Ey Allah’ın Resûlü. Sonra götürüp bir kuyuya attık.90. Ayrıca hiçbir şey sormadan. bu şahıs sadece hırsızlık yapmıştır diyerek uyarması üzerine. (4410).

yahut kökleri üzerinde bırakmanız hep Allah’ın izniyle ve (O’nun) yoldan çıkanları cezâlandırması içindir. Hırsızlara verilecek ceza konusunda. Allah Güçlüdür. ellerini kesin. Zalim olanlar uydurma rivayetleriyle ona böyle bir şey yakıştıranlardır. merhametli olandır.Erkek hırsız ve kadın hırsızın. bu husus yakalanmadan önce tevbe etmiş olanlarla ilgilidir. kesme kelimesinin hangi manaya geldiğini bilme açısından. Kur’an’dan mealen: . Kur’an’a göre. geçtiği diğer ayetlerden örnek vererek.Ettiği zulümden sonra tevbe edip düzelen kimse bilsin ki Allah onun tövbesini kabul eder. yaptıklarından ötürü Allah tarafından bir cezâ olarak. 5/39 Kur’an’a göre. Kesme derecesi suçun ağırlığıyla orantılı olarak. Kur’an’dan mealen: . Ancak 5 Mâide 39 da görüldüğü gibi. yaralama şeklinde de olabilir. Yoksa yakalandığı anda ben şimdi tevbe ettim diyenlerle ilgili değildir. hırsızlık yapan erkek ve kadınların elleri kesilir.bir şahsa ceza vermesi olacak şey değildir. 5/38 . 232 . Allah şüphesiz Bağışlayandır. 59/5 Yukarıdaki ayet mealinde görüldüğü gibi. kesme kök üzerinden ayırma yani koparma olarak tarif edilmiştir. koparma şeklinde olabileceği gibi. Zira peygamber bir zalim değildi. Hırsızlık yapmış olan kimseler yakalanmadan önce tevbe etmişlerse onların eli kesilmez.(Kafirlerin) Hurma ağaçlarından herhangi bir şeyi kesmeniz. hem koparmayı hem de yaralamayı kapsadığını gösterecek olursam. zira hırsızlık azdan çoğa doğru ve işlenen şekliyle ilgili olarak geniş bir sahayı kapsar. Hakim’dir. hırsızlık yapmış olanların tevbe edip ıslah olmalarından bahsedilmiştir.

onlara (adam) gönderdi (yemeğe dâvet etti).Şehirde bir takım kadınlar: Vezir’in karısı. Âhirette ise onlara büyük azâb vardır. yeryüzünde fesad çıkarıcı olayların kapsamına girmektedir. 12/30 . onların dünyâda çekecekleri rezilliktir. onların (dedi-kodu yaparak kendisini dile düşürme) düzenlerini işitince. 5/33 . çok bağışlayıcı.. bundan müstesnâdır.(Kadın). yakalanmadan önce tevbe etmişlerse ceza görmezler. yakalanmadan önce tevbe etmiş olmaları 233 . çok merhametlidir. ayaklarının çapraz kesilmesi veyâ bulundukları yerden sürülmeleridir.Allah ve elçisiyle savaşanların ve yeryüzünde fesad çıkarmaya çalışanların cezâsı: (ya) öldürülmeleri. hâşâ bu insan değildir. ya asılmaları.Ancak sizin onları ele geçirmenizden önce tevbe edenler. kesme elin dalgınlıkla yaralanması manasına da gelmektedir. önlerine konan meyvaları soyup yemekle meşgûl iken) Yûsuf’a çık karşılarına! dedi. uşağının nefsinden murâd almak istemiş! Sevda onun bağrını yakmış! Biz onu açık bir sapıklık içinde görüyoruz! dediler. dolayısıyla bu fiili işleyenlerin ceza görmemek için. Onlar için dayanacak yastıklar hazırladı ve her birine de bir bıçak verdi. (Kadınlar. hırsızlık. Zira biliniz ki Allah. Kadınlar Yûsuf’u görünce onu (gözlerinde) büyüttüler (ona hayranlıklarından ötürü) ellerini kestiler ve: “Allah için. bu ancak güzel bir melektir!"dediler. 5/34 Yukarıda ki ayet mealinde görülen hususları işleyenler. 12/31 Yukarıdaki ayet mealinde görüldüğü gibi. Hırsızlık yapanların yakalanmadan önce tevbe etmeleri halinde ellerinin kesilmeyeceği konusunda Kur’an’dan mealen: . Bu. Hırsızlığın cezası Kur’an’da özel olarak bildirilmekle beraber. ya ellerinin.

Diyât 7. Hırsızlığın yeryüzünde fesat çıkaran olaylardan bir tanesi olduğuyla ilgili olarak. kulağını keserek) sakatlarsa.21)) 234 .Dediler ki: “Melikin su tasını kaybettik (onu arıyoruz). (1414).Semure radıyallahu anh anlatıyor: aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Resûlullah “Kim kölesini öldürürse. kavmine demişti ki): “Ölçeği tam yapın. 4962 C.(8." 26/181 . Kim de kölesinin (burnunu." 26/183 Tekrar rivayetlerle ilgili konulara dönecek olursak: 286. Kur’an’dan mealen: . Tirmizi. Nesâi.(4515.“Doğru terazi ile tartın.4517. Ebu Dâvûd. (Kervan hareket ettikten) sonra bir ünleyici şöyle seslendi: “Ey kervan siz hırsızlarsınız!" 12/70 Bunlara döndüler: arıyorsunuz)?"dediler. biz de onun (burnunu.(Şuayb. Allah! dediler. Onu getirene bir deve yükü (mükâfat) var." (K. Ben buna kefilim" 12/72 . Eksiltenlerden olmayın.gerekir.14 S. biz de onu.4518).(Yûsuf) onların yüklerini hazırlarken su tasını (öz) kardeşinin yükü içine koydu. herhalde siz de bilmişsinizdir ki biz. Kasâme 9. kulağını keserek) sakatlarız. (ne .S." 26/182 . Yeryüzünde fesatçılık yaparak karışıklık çıkarmayın. 4516. bu yere fesat çıkarmak için gelmedik. Diyât 18. alıntıları.“İnsanların mal ve haklarından bir şey eksiltmeyin.177 Akçağ 1992. 12/71 “Ne kaybettiniz. Ve biz hırsız değiliz!" 12/73 .(Yûsuf’un kardeşleri): “Allah.

Kölenin sahibi mümin. Birincisinde.. Hz. hür veya köle. insanlar arasında Allah’ın sana gösterdiği biçimde hüküm veresin.. Haberiniz olsun: Mü’min. Suç işleyen ceza görmeye hak kazanmıştır. mümin. diyât 11.Biz sana Kitâbı hak ile indirdik ki. Bu konularla ilgili olarak Kur’an’dan mealen: . İslam’da hiçbir zulüm korunmamıştır. bir mümin. Konuya. kâfir mukabilinde öldürülmez. Nesâi. (K. Onlar içlerinden en âdilerinin verdiği emana uyarlar.. İçerisinde şunlar vardı: “Müminlerin kanı eşittir. Bu insanın. Kur’an’a göre bakacak olursak. bütün insanlara şâmil olmayan hususi bir tâlimatta bulundu mu?" dedik. bir kafire zulmetmiş olsun. Ebu Dâvûd. Kasâme 8. Buna rağmen ikinci rivayette. zengin. (4530)... müslüman veya gayri Müslim olması durumu değiştirmez... 4964 C. bu rivayete göre müminin kafir karşılığında öldürülmesi gerekir. Velev ki. zira Allah zalimleri sevmez. Ali radıyallahu anhüm’ün yanına gittik. Bize: “Hayır! Ama şu sahife de bulunanlar var! dedi ve kılıncının kabzasından bir sahife çıkardı. öldürülür denmiştir. hâinlerin savunucusu olma! 4/105 235 .S.14 S..19)) Yukarıda yazılı iki rivayet birbirleriyle çelişkilidir.. kafir mukabilinde öldürülmez denmesi bir çelişkidir.. kafir kölenin mümin sahibi tarafından öldürülmesi halinde.Kays İbnu Ubâd radıyallahu anh anlatıyor: “Ben ve elEşter en-Nehâi. hakkını almaya hak kazanmıştır. durum değişmez.(8. fakir. kölesi de kafir olabilir.287. Kendisine: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm.181 Akçağ 1992. kölesini öldüren.. Allah’ın hükmüne göre adalet isteyen muhakkak ki. alıntıları..

hiç kimse ona sırf inancından dolayı veya maddi varlık sahibi olmasından dolayı saldıramaz. Kur’an’da belirtildiğine göre Kitâb ehlinden bazı kimseler."dedikleri için böyle yapıyorlar ve Allah’a karşı bile bile yalan söylüyorlar.Allah size emânetleri ehline vermenizi. Savaşta dahi. bizim. Onlara ne istersek yaparız demişlerdi. insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adâletle hükmetmenizi emreder. dolayısıyla bize de bizim dışımızda olanlara karşı sorumlu olduğumuzu. 236 . bizim dışımızda olan ümmilere karşı bir sorumluluğumuz yoktur. onu sana öder. Hiçbir müslüman. İslam dinine kılıç dinidir diyenler. devamlı olarak başına dikilmeden onu sana ödemez. Allah bu düşünceyi red etmekte. Şüphesiz Allah. ona yüklerle emânet bıraksan. işiten.. müslüman olmayan kimsenin. ilk önce saldırıp saldırmadığıdır. malına. Bir kimse saldırıp ta haksız yere ona zarar vermişse ve zarar gören veya zarar görenin yakınları affetmeyip davacı iseler. göz önünde bulundurulması gereken olay. Onlardan öylesi de vardır ki. Allah size ne güzel öğüt veriyor. 3/75 İslam dinine göre. derin bir yanılgı ve haksızlık içindedirler. müslüman olmayan bir kimseye haksız yere saldırarak. “Ümmilere karşı bize sorumluluk yoktur. saldıran. Bundan dolayı. Saldırmamışsa. onlara herhangi bir haksızlık yapmamamızı bildirmektedir. 4/58 Görüldüğü gibi adalet tüm insanlar içindir.Kitâb ehlinden öylesi vardır ki. canına. görendir. Kur’an’dan mealen: . müslümanlar kendilerine savaş açmamış olanlara savaş açamazlar. müslüman olsun veya olmasın hiç kimseye hiçbir şekilde haksız yere saldırı olmaz. ona bir dinar versen. kısas olarak verdiği zarar kadar ceza görmeye hak kazanır. ailesine zarar veremez.

olmaması durumu değiştirmez.İslam dinine göre. bu hakikatin gösterdiği doğru yolda gitmek suretiyle gereğini güzel bir şekilde yerine getirmesi onun görevidir. doğruyu bulması için kendisinden aklını kullanması suretiyle mevcut imkanlardan istifade ederek hakikati bulmaya çalışması ve bulduğunda da kabul ederek. Cezadan önce yakalanmamış veya yenilmemiş olmasına rağmen ıslâh olmuşsa veya yakalanmasına rağmen öldürmede ve yaralamada zarar görenler tarafından af edilmişse. ya ellerinin. Ne zaman ki. kendisine hiç ceza uygulanmaz. Müslümanların tam olarak hakim oldukları coğrafyada. ya asılmaları. bir kimse müslüman olmuyor diye. malından emin olarak inancını yaşaya bilir. insan dünyada bir imtihan içerisindedir ve bu imtihanı sürdüğü müddetçe. malının ve çoluk çocuğunun saldırıya uğraması ve saldırıya uğrayamayacağından emin olması çok önemlidir. Bundan dolayı.Ancak sizin onları ele geçirmenizden önce tevbe edenler.Bir insanın aklını kullanabilmesi için. çok bağışlayıcı. Kur’an’dan mealen: . Bu hususla ilgili olarak. Âhirette ise onlara büyük azâb vardır. saldırıda bulunursa cezaya müstahak olur. inancından dolayı saldırıya uğrayamaz. Zira biliniz ki Allah. yeryüzünde bozgunculuk yapar. Bu. canından. İslam dininde iman ve iyi amel çok önemli iki olaydır. onların dünyâda çekecekleri rezilliktir. ayaklarının çapraz kesilmesi veyâ bulundukları yerden sürülmeleridir. inancını değiştirmesi konusunda zorlanamaz. 5/33 .Allah ve elçisiyle savaşanların ve yeryüzünde fesad çıkarmaya çalışanların cezâsı: (ya) öldürülmeleri. çok merhametlidir. Bir kimsenin müslüman olup. Kısasın uygulanmasında. İslama göre. bundan müstesnâdır. İslam hukukunda bu konuda fark gözetilmez. haksızlığa uğrayanın hakkını talep etmesi veya suçlunun ceza görmesi inancına bağlı değildir. 5/34 237 .

bilendir. 9/3 Savaş için. Bu kimselere de müslümanlar savaş açmazlar.Eğer onlar barışa yanaşırlarsa sende ona yanaş ve Allah’a tevekkül et. böylece (saldırıdan) vazgeçerler. Kur’an’dan mealen: . Bir kısmı da vardır ki. ilk saldırının kafirlerden gelmesi gerekir. Allah’a ve peygambere.Andlarını bozan. Allah barış yapmayı emretmektedir. işitendir. O halde onlar. Kur’an’a göre bir insanın ceza görmesi için bir suç işlemesi ve yakalanmadan önce tevbe etmemiş olması gerekir. İlk saldıranlar kendileri olmasına rağmen barışa yanaşırlarsa. onları sizin başınıza musallat ederdi. sizinle 238 .Görüldüğü gibi. Kur’an’dan mealen: .Eğer andlaşma yaptıktan sonra andlarını bozarlarsa ve dininize sataşırlarsa. sizden uzak durular. çünkü O. Müslümanların dinine. barışa yanaşırlarsa onlarla barış yapılır. yâhut ne sizinle ne de kendi toplumlarıyla savaşmak (istemediklerin)den yürekleri sıkılarak size gelenler hâriç. Çünkü andları yoktur. ne de Müslümanlara saldırmak istememektedirler. sizinle savaşırlardı. malına. müslüman olmayanlar. resûlü (Mekke’den) çıkarmağa yeltenen ve ilk önce kendileri siz(inle savaş)a başlamış olan bir kavimle savaşmayacak mısınız? Yoksa onlardan korkuyor musunuz? Eğer gerçekten mümin kişiler iseniz. 8/61 Eğer. savaş konusunda tarafsız olup. 9/12 . Allah dileseydi.Ancak aranızda anlaşma bulunan bir topluma sığınanlar. dolayısıyla Müslümanlara savaş açanlar konusunda Kur’an’dan mealen: . canına saldırmaktan vaz geçerlerse. o küfür önderleriyle hemen savaşın. ne kendi kavimlerine. kendisinden korkmanıza en lâyık olan Allah’tır.

saldırılarından vaz geçmemeleri çağrısında bulunulur.Sizinle savaşanlarla Allah yolunda savaşın. Kur’an’dan mealen: . din hakkında sizinle savaşmayan ve sizi yurtlarınızdan çıkarmayan kimselere iyilik etmekten.savaşmazlar ve sizinle barış içinde yaşamak isterlerse. Kur’an’dan mealen: 239 . Çünkü Allah. onun size saldırdığı kadar siz de ona saldırın.Ve eğer ortak koşanlardan biri eman dileyip yanına gelmek isterse. bilin ki Allah muttakilerle (sakınanlarla) beraberdir. 60/8 . Hürmetler karşılıklıdır. haram aya karşılıktır. çünkü onlar bilmez bir topluluktur. ancak sizinle din hakkında savaşan. Böyle (yap). kendilerine.Allah sizi. onu yanına al ki. Allah. güvenlikleri konusunda yardım edilir. çünkü Allah haksız yere saldıranları sevmez. Allah size onlara saldırmak için bir yol vermemiştir. 60/9 İslam dininde eman dileyen müşrik kimselere de.Allah sizi. 2/194 İslam dininde savaş ortamında bile barışa teşvik edilir. Kim onlarla dost olursa işte zâlimler onlardır. fakat haksız yere saldırmayın. 2/190 . 4/90 . Kur’an’dan mealen: . Allah’ın sözünü işitsin sonra onu güven içinde bulunacağı yere ulaştır. 9/6 Ayrıca saldırıya uğramış olsalar dahi. onlara adâletli davranmaktan menetmez.Haram ayı. adâlet yapanları sever. Kim size saldırırsa. saldırı olamadığı gibi. Allah’tan korkun. Müslümanlara savaşta aşırı gitmemelerini emretmiştir. sizi yurtlarınızdan çıkaran ve çıkarılmanız için yardım eden kimselerle dost olmaktan men eder. Saldırganlara.

Eğer dönerlerse. Aksi takdirde cezayı hak eder.Fitne kalmayınca ve din tamâmen Allah’ın oluncaya kadar onlarla savaşın! Eğer vaz geçerlerse muhakkak ki Allah yaptıklarını görmektedir. O. Doğruluk. müslümanlar da kendilerine yapılan saldırıları önlemek. Yani bir kimse çıkıp ta benim inancım insanlara afyon satmaktır veya insanların mallarını haksız yere almaktır diyerek başkalarına zarar veremeyeceği gibi. Kim tâğût’u reddedip. muhakkak 240 . nasıl ki kendisine haksız yere kimse saldırmıyorsa. Bu arada amaçlarından taviz vermeden. barış yolunu da açık tutarlar. 8/38 Buna rağmen savaşta ısrar ederlerse.İnkâr edenlere eğer. fakat şu da bilinmelidir ki. sapıklıktan seçilip belli olmuştur. Allah’a inanırsa. Kur’an’dan mealen: . bilin ki Allah sizin sahibinizdir. inançlarını hür olarak yaşamak için Allah’ın dinine yapılan tüm saldırıları engellemeye çaba gösterirler. Her insan kendi inancını yaşayabilir. ne güzel yardımcıdır! 8/40 İslam dininde hiç kimseye haksız yere saldırmak kabul edilmemiştir. Müslüman olmayan bir kimseye Müslüman olmuyor diye değil savaş açmak.Dinde zorlama yoktur. yani zorlamada bulunmak dahi kabul edilemez. 8/39 . ne güzel sahip. baskı yapmak. inanç yeryüzünde fitne çıkarmakta değildir. o da hiçbir şekilde yer yüzünde haksız bir zorba olarak saldırıda bulunamaz. (savaştan) vazgeçerlerse. İnanca baskı yapılamayacağı ile ilgili olarak.. bundan dolayı. Kur’an’dan mealen: . geçmişlerinin bağışlanacağını ve tekrar başlarlarsa evvelkilerin hükmünün uygulanacağını söyle.

neyi gizleyip neyi açığa vurduğunuzu bilir. peygambere verilen yetki tebliğ yani duyurmaktır. sağlam bir kulpa yapışmıştır. 2/256 Bir işte veya bir olayda hareket noktası çok önemlidir. 5/98 . 5/99 . seni (bundan önce) vefat ettirsek de sana düşen.ki o. bağışlarsa onun mükâfatı Allah’a aittir. zâlimleri sevmez. bilendir. Kur’an’dan mealen: . Allah. İslam dininde inançla ilgili olarak.Resûle düşen. Hesap görmek de bize düşer.İyi bilin ki Allah’ın cezası çetindir ve Allah bağışlayıcı. İnanç ve farzlarla ilgili amel konusun da hesap sormak Allah’a aittir. 42/40 . duyurmaktır. kabul etmemeleri halinde onlardan hesap sormak ancak Allah’a aittir. 42/41 241 . bir kimse Müslüman olsun veya olmasın. İslam dininde haksız yere saldırı ve zulüm yoktur. Bütün bunlara rağmen. Kim affeder. Bu konuda peygambere hesap sormak yetkisi verilmemiştir. Allah işitendir. esirgeyicidir. Doğrusu O. kopmayan. fakat ister kabul ederler veya etmezler. 13/40 Görüldüğü gibi.Kim zulme uğradıktan sonra kendini savunursa böyle hareket edenlerin aleyhine bir yol yoktur. sadece duyurmaktır.Onlara va’dettiklerimizin bir kısmını sana göstersek de. başkalarına haksızca saldırıp zulmederse! Kur’an’dan mealen: .Kötülüğün cezâsı. yine onun gibi bir kötülüktür. İnsanlara iyilikleri için tebliğ yapılır.

Müslüman olmayan bir kimse bir müslümanı bu şekilde katledemeyeceği gibi. Hapishaneler kurmak.Ancak şunların aleyhine yol vardır ki. bütün insanları yaşatmış gibi olur. 5/23 İslam dininde kısas gereken hallerde. inanca baskı yapılmasını dahi kabul etmeyen Allah. hem devlete hem de halka yük getiren bir sistem olduğu gibi. Müslüman olmayan bir kimseyi haksız yere katletme yetkisi vermez. Andolsun elçilerimiz onlara açık delillerle geldiler. yine yer yüzünde isrâf etmekte (aşırı gitmekte) dirler. ya da yeryüzünde bozgunculuk yapmamış olan bir nefsi katlederse. insanlara zulmeder ve yeryüzünde haksız yere saldırırlar. dişe diş ve yaralara karşı yaradır. ceza görme korkusu da suçtan caydırıcı bir etkendir.Fakat kim sabreder. zarar görenler affa teşvik edilmekle beraber. kulağa kulak. Ayrıca suçların yaygınlaştığı zamanlarda. ama bundan sonra da onlardan çoğu.Bundan dolayı İsrâil oğullarına şöyle yazdık: Kim. hiç bir Müslüman’a. Kısas sistemi cana can. Haksız yere saldırı İslâm dinide büyük bir suçtur. göze göz. zarar görenlerin davacı olmaları halinde kısas uygulanır. İslam dinine göre büyük bir suç işlemiş olur. zarar 242 . (İşte bunlar kınanırlar ve) öylelerine acı bir azab vardır. bir nefsi katletmemiş. İslam dinide. Kim de onu(n hayatını kurtarmak suretiyle) yaşatırsa. hapishanelerde büyük yığılmalar olduğu gibi. Bu husus adaletin gereği olduğu gibi. kısastaki suç. şüphesiz bu. 42/42 .. suç işleyenleri cezalandırması ön görülmemiştir. çok önemli işlerden biridir. Hapishane sistemini yığılmalar nedeniyle taşıyamayan yöneticiler. disiplinin sağlanamadığı hallerde hapishane içerisinde çeşitli suçların işlenmesine neden olmaktadır. Kur’an’dan mealen: . ceza denkliğini ihtiva etmez. 42/43 Herhangi bir nefsi katletmemiş veya yer yüzünde fesat çıkarmamış bir kimseyi katleden kimse. sanki bütün insanları katletmiş gibidir. (kendisine yapılan kötülüğü) affederse. devletin hapishaneler kurmak suretiyle.

Kur’an’dan mealen: 243 .Onda (Tevrat’ta) onlara: cana can. adâlet(le hareket) edenleri sever. kısasa dahil suç işleyen bizzat verdiği zar kadar ceza görür. kısas uygulanır.Muhakkak müminler kardeştirler. Bu iki topluluk. Ve kim Allah’ın indirdiğiyle hükmetmezse. dişe diş ve yaralara karşılık kısas (ödeşme) yazdık. (Allah’ın buyruğuna) dönerse artık adâletle onların arasını düzeltin ve (her hususta) âdil olun. işte zâlimler onlardır. buruna burun. bir topluluk tarafından başka bir topluluğa karşı işlenmiş olabilir. 49/9 . Kısas konusunda Kur’an’dan mealen: . Kısas uygulanırken yine denklik gözetilir. suçluları af edip hapishanelerden tahliye edebilmektedirler. 49/10 Zarar veren topluluk tek bir fert gibi sayılarak.Eğer müminlerden iki grup vuruşurlarsa onların arasını düzeltin. Örneğin. kulağa kulak. zarar görenler tarafından veya katl olma olayı olmuşsa katl olunanın akrabaları tarafından af edilmemişse.görenlerin rızası hilafına. Allah’ın buyruğuna dönünceye kadar saldıran tarafla vuruşun. Bu da intikam duygularının ve hareketlerinin toplum içerisinde yaygınlaşmasına neden olmaktadır. Kim bunu bağışlar (kısas hakkından vazgeçer)se o kendisi için kefâret olur. Bu konuda Kur’an’dan mealen: . Fakat öyle olaylar vardır ki. Kardeşlerinizin arasını düzeltin ve Allah’tan korkun ki size rahmet edilsin. göze göz. Mümin iki toplulukta olabilir. iki Mümin aşiret veya kabile gibi. 5/45 Faillerin şahıs olarak kesin belli olduğu münferit olaylarda. şâyet biri ötekine (barışa yanaşmayıp) saldırırsa. Allah.

Dünya hayatında insanlar imtihan şartları içerisinde düşünülür. katletmede kısas size farz kılındı. kadına karşılık kadın. Kur’an’dan mealen: . Mümin olmayan bir kimse. bir müddet sonra mümin olabileceği gibi. affedilenin de) güzelce onu ödeme(si) gerekir. İslam dini barışçı ve affı teşvik eden bir dindir. fakat garanti edilmeyerek zarar görenin hakkı korunmuş ve suçtan caydırıcı bir adalet olması sağlanmıştır. canlarına haksız saldırı İslam dininde tasvip edilmediği gibi. Ama kim kardeşi tarafından affedilirse.Ey akıl sahipleri! Kısasta sizin için hayat vardır.Ey iman edenler. Ve mümin dahi olsalar haksızlık edenleri korumaz. Mallarına. Kim bundan sonra da saldırıya kalkarsa artık onun için acı bir azap vardır. 2/179 Görüldüğü gibi. Rabb’iniz tarafından bir hafifletme ve rahmettir. katletme konusunda suçlu toplumun tek bir şahısmış gibi dikkate alınarak verdiği zarar kadar cezalandırılması. Eğer sabrederseniz bu. kendisi mümin olmasa bile nesiller sonra dahi onun soyundan gelen kimseler mümin olabilirler. Toplumsal olaylarda. Bu. köleye karşılık köle.Eğer bir ceza ile mukabele edecek olursanız size reva görülen cezanın misli ile ceza verin. kendilerine düşünme fırsatı verilir. kısasta af etmek teşvik edilmiştir. 2/178 . İslam dışı inançlara baskıyı da İslam dini tasvip etmez. Mümin olan bir kimsede bir müddet sonra kafir olabilir. o zaman (affedenin örfe göre) uygun olanı yapma(sı uygun diyeti istemesi. Hürre karşılık hür. tahammül edenler için daha hayırlıdır. 16/126 Yukarıda meali yazılı âyet her çeşit kısas cezası için genel hükümdür. 244 . Umulur ki (suç işlemekten) sakınırsınız. Hiç kimseye haksız yere saldırıyı kabul etmez..

yeni köleler edinmesi. diğer bir insanı köle edinmekte ve hürriyetine el koyabilmektedir. Bu suretle bir insan. 2. efendileri eliyle azat edilmiş köleler. köleleri üretmek suretiyle çoğaltıp.Köle sahiplerinden satın almak yoluyla köle edinilmesi.Köle sahiplerinin. azalta mücadele edilmesidir. evsiz. tarihte çok yaygın olarak bir birlerini köle yapmışlardır. Örneğin: Toplumda hür fakat birçok işsiz. insanları köle edinme kaynaklarını başlıca üç şekilde tasnif edebiliriz: 1. korku duymadan o toplumlardan köle satın alıp hürriyete kavuşturmalarına olanak vermektedir. İnsanların. Herkes hürdür deyip kölelik ret edildiğinde. bir çok sosyal patlamalar meydana gelecektir. 3. Kölelikle sosyal doku içerisinde eritmek suretiyle azalta azalta mücadele edilmesi durumu ise.Savaş veya baskın neticesinde. Bunlardan bir tanesi herkes hürdür deyip köleliğin reddedilmesi. ikincisi ise kontrollü şekilde sosyal doku içinde eritmek suretiyle azalta. kölelikten kurtarmanın iki yolu vardır. aç insanlar doluşacak.KÖLELERİN DURUMU KONUSUNA GELİNCE: İnsanlar Adem ve Havva’nın çocukları olarak aynı ana babadan dünyaya gelmelerine rağmen. Zira Müslümanların. Bu durum köle olmuş insan için çok zor bir olaydır. toplumu sarsmayan ve hatta İslam toplumu dışındaki köleci toplumlarla etkili bir mücadele yöntemidir. Köle olmuş insanları. Hatta bir araya gelip eski efendilerini köle yapmaya kalkışa bilir ve daha birçok olaylara sebebiyet verebilirler. köleliğin yaygın olduğu devirlerde. 245 . yenilen veya ele geçirilen tarafın köleleştirilmesi. efendilerinden intikam alma durumuna gelebilirler.

köleliğin ortadan kaldırılması yolu açılmıştır. Kur’an’dan mealen: . Fakat sizi birbirinizle denemek ister. kölelerin müslümanların eline geçmesine ve böylece hürriyete kavuşmaları için kendilerine bir kapı açılmış olmaktadır. Zira. İslam’da yasaklanmış olmaktadır. Durum şu ki. savaş esirlerinin köleleştirilmesi.(Savaşta) kâfirlerle karşılaştığınız zaman boyunlarını vurun. Köle sahibi olan kafirlerin ellerindeki kölelerden satın almak. bunlardan örnekler verecek olursam: Kur’an’dan mealen: .(İnsan). Böylece bir dizi tedbirlerle. Savaş sona erince de artık ya karşılıksız veya fidye karşılığı Salıverin. Zira savaşın bitiminde esirler ya karşılıksız yada fidye karşılığı serbest bırakılacaklardır. hiç kimsenin kendisine güç yetiremeyeceğini mi sanıyor? 90/5 246 . Allah yolunda katledilenlere gelince. Cariyelerin zorlanıp zinaya sürüklenmesi yasaklanmış. ayrıca kendilerinden hayır beklenen bir kölelerin mükatebe yapmak suretiyle hürriyetine kavuşturulması ön görülmüştür. sadakalardan kendilerine pay verilmesi farz kılınmış. diyet şartına da bağlanmış. Nihayet onlara iyice vurup sindirince bağı sıkıca bağlayın (esir alın). Allah dileseydi. Allah onların yaptıklarını boşa çıkarmaz. İslam dininde kölelerin hürriyete kavuşmaları teşvik edildiği gibi. onlardan intikam alırdı.Kölelikle mücadele edilmesiyle ilgili olarak. Kur’an’da bir dizi tedbirler vardır. 47/4 Böylece. köle ve cariyelerden salih olanların evlendirilmesi emredilmiştir. Böylece savaş yoluyla köle alınması önlenmiş olmaktadır. Bu hususlarla ilgili olarak örnekler verecek olursam.

90/6 .Sarp yokuşun ne olduğunu sen nereden bileceksin? 90/12 . 5 / M3aide 89) 247 . 90/13 .Fakat o. Kur’an’dan mealen: .Ona iki yolu (doğru ve eğriyi) göstermedik mi? 90/10 .Biz ona vermedik mi: İki göz 90/8 . Allah yaptıklarınızı haber almaktadır. 4 Nisa 92.Bir boynu (kölelik zincirinden) çözmek. köle azat etmek gösterilmiştir.-(Gösteriş ve övünme için) “Ben birçok mal telef ettim" diyor.Sonra inanıp birbirlerine sabır tavsiye eden ve merhamet tavsiye edenlerden olmak. 90/17 Doğru yolda olmanın bir şartı olarak.Kimse kendisini görmedi mi sanıyor? 90/7 . 58/3 (Ayrıca bak.Bir dil. 90/15 .Kadınlarına zıhar edip sonra söylediklerinden dönenler. Size öğütlenen (hüküm) budur.Yâhut hiçbir şeyi olmayan yoksulu. karılarıyla temas etmeden önce bir köleyi hürriyete kavuştursunlar.Akraba olan yetimi. 90/11 . sarp yokuşu geçemedi.Yahut doyurmaktır: açlık gününde.) Kefâret şartı olarak köle azat etmenin farz kılınması. 2 Bakar 177. 90/14 . iki dudak? 90/9 . (Ayrıca bak. 90/16 .

Allah’tan bir farz olarak ancak fakirlere. mükâtebe (akdi) yapmak isteyenlerle. 9/60 Köle ve cariyelerin evlendirilmesi ve mükatebe konusunda Kur’an’dan mealen: . Allah bilendir. kalpleri (İslâm’a) ısındırılacak olanlara. 24/32 . Kur’an’dan mealen: . size verdiği malından onlara da verin. lûtiyle onları zengin eder. Bir insanın dünyada en çok isteyeceği şeylerden bir tanesi. (her şeyi) bilendir. kölelerle mükatebe akdi yapılması emredilmiştir. şüphesiz Allah. Ve Allah’ın. hürriyet ve ev bark sahibi olmasıdır. nâmuslu kalmak isteyen câriyelerinizi zinaya zorlamayın. kölelik altında bulunanlara. zorlanmalarından sonra (0 cariyelere karşı) bağışlayıcı.Sadakalar. Ayrıca cariyelerin zinaya zorlanması yasaklanmış olup. Allah. İslam dininde bunlarla ilgili sağlam esaslar getirilmiştir. Dünya hayatının geçici menfaatini elde etmek için. Eğer yoksul iseler. eğer kendilerinde bir iyilik görürseniz mükâtebe yapın. ihtiyaçlarını karşılamak üzere.Evlenme (imkânı) bulamayanlar. düşkünlere. hikmet sâhibidir.Kölelerin. İslam dininde köleliğin sona erdirilmesiyle ilgili çok önemli yaptırımlar vardır. 24/33 Yukarıdaki ayet meallerinde görüldüğü gibi. borçlulara. Allah yoluna ve yolcuya mahsustur. Köleliği kesin ortadan kaldıran bir husus olarak. zinadan uzak aile kadını olmalarına olanak sağlanmıştır. kendilerine sadakadan farz olarak pay verilmesi. Bu mükatebe akdinin 248 . Kim onları (zinaya) zorlarsa. esirgeyicidir. onlar üzerinde çalışan (sadaka toplayan) memurlara. köle ve cariyelerden salih olanların evlendirilmesi emredilmiştir.İçinizden bekârları ve köle ve câriyelerinizden salih olanları evlendirin. Ellerinizin altında (köle ve câriye)lerden. Allah geniş (nimet ve lütuf sahibi)dir. Allah kendilerini lûtfundan zengin ed(ip evlenme imkânına kavuştur)uncaya kadar iffetlerini korusunlar.

Zira. (Yani başkasını bu çeşit yaralarla yaralayan kimseye kısas uygulanmaz. tam tersi. kölesine verdiği zarar kadar kendisine kısas uygulanır. Kaldığımız yerden rivayetleri incelemeye devam edecek olursak. kısasın bu husustaki caydırıcılığını ve adaletli bir karşılık olma olayını ortadan kaldırmayı amaçlamışlardır. hiçbir maddi imkana sahip olmadan hür olması. Bu akit hürriyete kavuşan köleye baş edemeyeceği mali yük getiren bir akitte değildir. Kölelik altında yaşamış olan ve kendisinden iyilik görünmeyen bir kimsenin hürriyete kavuşturulması. köleliğin tasfiyesi olayında bu benimsenmemiştir.) Yukarıda ki rivayette.tek şartı. hür olması için mükâtebe akdi yapmak üzere müracaat etmesi yeterlidir. Kendisiyle yapılan mükâtebe akdi.S. hürriyeti verilecek kölenin. 249 . hürriyete kavuşma akdidir. alıntısı. kölelik müddeti içerisinde. kısas uygulamasında. Ayrıca. kendisinde iyilik görünen bir kimse olmasıdır. toplumda tutunabilmesi için kendisine malen yardım edilmesi emredilmiştir. İslam toplumuna zararlı olacağından. Bunun dışında kişi kendisinden hayır görünen bir kimse ise.330. köle sahibi. bir hürriyet belgesidir.17 S. ne de münakkıla (kemiği kırıp yerinden kaydıran yara)da kısas vardır." (K. şöyle ki: 288. kölesine kısas kapsamına giren bir zarar verdiği zaman. câife (bedenin iç kısmına ulaşan yara)da. Kur’an’da. ağır yaralamaların kısas dışı olduğunu iddia etmekle. bu mali yardım yapılmak suretiyle önlenmiştir. kölenin affetmeyip kısas istemesi halinde. diyet alınır). kendisini köleliği arayacak hale getirebilir. 6812 C.Abbâs İbnu Abdulmuttalib anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Ne me’mûne (beyin zarına ulaşan yara)da. İbn’i Mace 2637. Ferdi olaylar için. efendi köle ayırımı yapılmamıştır.

göze göz. kısas yoluyla her çeşit yaraya karşı. babası sebebiyle kısas uygulanmaz diye uydurdukları şu rivayetin de aslı yoktur: 289. 17/23 250 . (1399)) Hem de bu rivayette çok ilginç bir husus vardır. Yaralarda istisna yapılan rivayetin aslı yoktur. oğula. yâhut her ikisi. dişe diş ve yaralara karşılık kısas (ödeşme) yazdık.14 S. yaralasa. yaralamak v.Süreka İbnu Mâlik radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ın. babası sebebiyle kısas uygulamadığına şahid oldum. kulağa kulak. Oğul babasını dövse. değil ana.Zarar görenin affetmemesi halinde. öldürse. Kur’an’a göre “öf" dahi diyemezler. denk bir yara açılması gerektiği Kur’an’da belirtilmiştir. işte zâlimler onlardır. Onlara çocukları. fakat aynı şekilde baba çocuğa zarar verirse babaya kısas uygulaması gerektiğini rivayet etmişlerdir. Kur’an’dan mealen: . buruna burun. bu hususta Kur’an’dan mealen: . Ve kim Allah’ın indirdiğiyle hükmetmezse. 5/45 Görüldüğü gibi. Tirmizi. İkisinden birisi.Rabb’in yalnız kendisine tapmanızı ve anaya babaya iyilik etmenizi emretti. senin yanında ihtiyarlık çağına ulaşır (ihtiyarlık zamanında senin yanında kalırlar)sa sakın onlara “öf" deme.174 Akçağ 1992 alıntısı. 4957 C. onları azarlama! Onlara güzel söz söyle. Diyât 9. fakat oğluna." (K.S. babayı dövmek. Hal bu ki.Onda (Tevrat’ta) onlara: cana can. bundan dolayı. Ayrıca hiçbir şahıs istisnası da yapılmamıştır. oğlu sebebiyle babaya kısas uyguladığına. Kim bunu bağışlar (kısas hakkından vazgeçer)se o kendisi için kefaret olur.s. oğula hiçbir kısas cezası verilemeyeceği. yaralarda istisna yapılmamıştır.

Büreyde radıyallahu anh anlatıyor: “Bir adam Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’a bir adam getirip: “Bu adam kardeşimi öldürdü" diye şikayette bulundu. O da katili bırakıverdi. beni affet! Çünkü af senin için büyük bir ücrete sebeptir. İslam’da ki kısas hukukunu ortadan kaldırmak için.Hz. halbuki haklı olmakla suçlu olmak zıt şeylerdir. bu isteğinden dolayı suçlu olacağını iddi ettiler. tıpkı kardeşini öldürdüğü gibi!"buyurdular.) 291. haklı olarak kısas isteyenin. beni niye öldürmüştü?" 251 .Resûlullah’a adam öldürmüş birini getirdiler. Adam (caninin) kendisine söyledikleri haber verdi. (Sahihi Müslim C. onun için. O da öldürenin velisine kısas hakkı tanıdı. Haklı olan. O dönüp gittikten sonra.Ş. Resûlullah: “Katille maktul cehennemdedir" buyurdular. kardeşin için de Kıyamet günü daha hayırlıdır!"dedi. Durum Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’a haber verildi. Bunun üzerine veli onu alıp gitti. Ahmed Davudoğlu.8 H. onu çekiyordu. kıyamet günü onun sana yapacağından daha hayırlıydı. Boynunda tasma vardı. Derken biri o adama giderek Resûlullah’ın sözünü söyledi.Ayrıca. hakkını istemekten dolayı asla suçlanamaz. şuna sor bakalım. Resulûllah da: “Git sen de öldür. Adamcağız şikayetçiye: “Allah’tan kork. Resûlullah (onu çağırıp) sordu. O gün: “Ey Rabbim! Diyecek. Bu konuda uydurdukları rivayetlerden örnekler: 290. Adam onu salıverdi. Senin için de.” (Râvi devamla) der ki: “(Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm): “Onu azat et! Aslında onu azad etmen.33/322 Sönmez Neşriyat A.

Toplumsal asayişin sağlanmasında kısasın büyük önemi vardır. 292. kısasta sizin için hayat vardır.Zina yapan dul.(K. 4983 C. üç hal dışında helal değildir: 1. mealen: . Nesâi.Ey akıl sâhipleri. Fakat kısas hakkını talep edende hiçbir zaman suçlu duruma düşmez. alıntısı. kısas hakkını talep eden.14 S. Suçların engellenmesinde caydırıcılık yönünden kısas çok etkilidir. hiçbir şekilde suçlanamaz. Kısasın uygulanmasını kökten yok etmektir.18)) Rivayetin sonunda ki tehdit ifadesine dikkat edildiğinde. Kısastan vazgeçip affetmek iyi bir şeydir. 2-Cana can kısas.İbnu Mes’ud radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Allah’tan başka İlah olmadığına ve benim de Allah’ın Resûlü bulunduğuma şahadet eden kimsenin kanı. bu isteğinden dolayı suçlu duruma düşürülmek istenmiştir. adalet. 3-Dinden çıkıp cemâatten ayrılan.S. Onların bu rivayeti uydurmaktan kasıtları affı teşvik etmek değildir. 2/179 Mealini yazdığım 2 Bakara 179 ayetinden durum gayet net bir şekilde anlaşıla bilir. Kasâme 6(8.” 252 .200 Akçağ. Onun için müslümanlar arasında fitnelerin yayılması için kısası yok etmek bakımından rivayetler uydurmuşlardır. Kur’an ölçülerine göre yerine getirilmemiş olur. böylece korunursunuz. Çünkü kısas yok edilip uygulanmasa suç işleme artar. Kur’an’da kısas konusunda şöyle denmiştir. Zira bu onun hakkı olan bir husustur.

zalim. Münafıkların artması.131)) Zina yapan dulla. Kaldı ki. kavmi doğru yola iletmez.91). 4931 C. meleklerin ve bütün insanların laneti onların üzerindedir! 3/87 . 3/89 .90. sonra inkarları arttı. Kaldı ki.İman ettikten. bağışlayan.(1402). inkarlarını arttırdıklarından dolayı tövbeleri kabul edilmeyenler hakkında dahi Kur’an’da ölüm cezası öngörülmemiştir. Onlardan azab hafifletilmeyecek ve onlara asla bakılmayacaktır.(1676). Diyât 10. tevbe etmesi nasıl mümkün olur. Hudûd 1. İsteyen inanır. Buhari.Ancak ondan sonra. halbuki Kur’an’da bazı durumlarda mürtede tevbe fırsatı verilmiştir. Bu rivayetin üçüncü şıkkında mürteddin öldürüleceğini tahdis etmişlerdir. Diyât 6. inkar eden bir kavme Allah nasıl yol gösterir? Allah. İrtidat eden katledilirse. Kasâme 5. inandıktan sonra inkar edip. irtidat edenler inkarlarını gizleyeceklerdir. Kur’an’dan mealen: . İslam toplumu için iyi bir şey değildir.(4352). isteyen inanmaz. cana can kısas konusuna değindim.140 Akçağ. tevbe edip uslananlar başka. 3/86 .(7. 3/88 .S. bu da münafıkların artmasına sebep olacaktır. merhamet edendir.O (lanet)in içinde ebedi kalacaklardır. onların tövbeleri kabûl edilmeyecektir ve işte onlar sapıkların ta kendileridir. inandıktan sonra inkar ettiler. 3/90 Dinden çıkıp cemaatten ayrılana ölüm cezası verilmesi halinde. Çünkü Allah. alıntısı.İşte onların cezası: Allah’ın. Ebu Dâvûd. Kasâme 25. Tirmizi. Nesâi.14 S.(8. kullar 253 .Onlar ki. Tahrim 5. Resûlün hak olduğunu gördükten ve kendilerine açık deliller geldikten sonra.(K. Müslim. değil inançtan dolayı öldürmek. İslam da inanca baskı yani ikrah dahi yoktur.

Hz. kanın kesilmesi sırasında (yaklaştığında) cima ederse yarım dinar sadaka versin. kâhini Allah’a ortak koşmuş olur. 2/222 Ayrıca.inanmayandan inanmadığından dolayı hesap soramazlar. (135). Bu konuda Kur’an’dan mealen: .(639)) Bir kadının dübürüne temas eden kimse.472 H. İbnu Mâce. Allah tevbe edenleri sever. Hayızlı kadına temasta bulunmak.11 S." (Ebû Dâvûd C.472 H.Taharet (1)..a. Temizlendikleri zaman Allah’ın emrettiği yerden onlara varın.Sana âdet görmeden soruyorlar. hayızlı kadına temas konusunda ki tekfir iddialarıyla. Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Kim hayızlının fercine veya bir kadının dübürüne (arka uzvuna) temas ederse veya kâhine uğrarsa Muhammed’e indirilenden teberri etmiş yüz çevirmiş) olur.) 254 . temizlenenleri sever.44 Akçağ.. Tahâret 102. . Bâb 105 Şamil 1987.) demiştir ki: “(Bir kimse). Lût kavminin sapık ameline benzer bir amel işlemiş olur." Âdet hâlinde kadınlardan çekilin. Tahâret 122. tahdis ettikleri şu rivayetler çelişkilidir: 294-.265 K. 293. 3823 C. İbn Abbasi (r. dolayısıyla böyle kimseler müslüman değillerdir. alıntısı Tirmizi... Bir kâhine uğrayan yani fal açtıran kimsede o kahinin gaybı bildiğini kabul etmiş olmakla. zira gaybı İslam inancına göre ancak Allah bilir.S. Deki: “O eziyettir. bu konuya evvelce değinmiştim.1 S." (K.. kanın başlangıcında karısına yaklaşırsa bir dinar. temizleninceye kadar onlara yaklaşmayın. İslam dininde günah sayılan bir harekettir. bu konuda hesap sormak Allah’a aittir. fakat dinden çıkarıcı bir hareket değildir.

dünyada yaşam süren birçok canlı bulunmaktadır. akrep fasık tır.295. şöyle ki: 296. HAYVANLARLA İLGİLİ OLARAK UYDURDUKLARI RİVAYET ÖRNEKLERİ Bilindiği gibi. (1. ne yaptığını bilemeyen akıl özürlü insanların davranışları bile. (136. Tahâret 123. Nesâi.137). 265. 3834 C. Küfretmenin karşılığı yarım dinar veya bir dinardır demek açık bir çelişkidir." (K. hayvanların davranışlarını dini ölçülere göre değerlendirme yoluna gitmişlerdir.(640)) Görüldüğü gibi rivayetler çelişkilidir. Rivayet uydurmacıları.(264. Ebu Dâvud.Hz. İbnu Mâce.S. Tahâret 106. İnsanlar ve Cinler dünya yaşantılarında imtihan geçirmekte olup.” 255 . amellerine göre Cennetlik yada Cehennemlik olmaktadırlar. halbuki değil hayvanların davranışlarını dini ölçülerle değerlendirmek. Tirmizi. Bu amaçlarına ulaşmak için. Tahâret 182. bu imtihanın içeriğinde bulunan iyi ve kötü kavramlarını hayvanlara da yüklemek suretiyle amacından saptırmaya çalışmışlardır. İslam dinine göre dini ölçülerle değerlendirilemez.266). İslam inancında.50 Akçağ. kanın kesilme hâlinde temas etmişse yarım dinar tasadduk eder. Bu hususlarda uydurmuş oldukları rivayetlerden örnekler verecek olursam. insanlara ve cinlere has olan bu imtihan şeklini insanlar nazarında amacından saptırmak için. Aişe radıyallahu anhâ anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselam buyurdular ki: “Yılan fasık tır. bir taraftan söz konusu fiili işleyen tekfir edilirken. diğer taraftan ceza olarak bir veya yarım dinar tasadduk öngörülmüştür. alıntıları. Tahâret 103.11 S.153). karga fasık tır.Bir rivayette şöyle denmiştir: “Kişi hanımına kanama hâlinde temasta bulunmuşsa bir dinar.

2/99 Böylece.. Onlar hakkında acele etme.S. Onları fasıklardan başkası inkar etmez. Fasık olmakla ayetleri inkar edenlerden olmuş oluyorlar. İbni Mace 3942) 297. Tirmizi. sıçan v. Aişe şöyle demiştir: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm beş fâsığın Hill’de ve Haremde öldürülmesini emretti.. Kur’an’dan mealen: . 4938 notu. Şu cevabı verdi: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ın ona “fasık" demesinden sonra onu kim yer?" (K.Andolsun ki sana apaçık ayetler indirdik. Hacc 66-67. Harem bölgesinde olsun. Hill (denen Harem dışı) bölgesinde olsun bunlar öldürülür: Karga. Aişe radıyallahu anhâ anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Hayvanlardan beş tanesi vardır ki bunların her biri fâsık tır.Kâsım İbnu Muhammed İbni Ebi Bekr radıyallahu anh’a: “Karga yenilir mi?"diye sorulmuş.208)) Müslim’in bir rivayetinde Hz.. sıçan. Fasık topluluktan başkası helak edilir mi hiç? 46/35 256 .. dediklerine göre çaylak. alıntısı Müslim.) Görüldüğü gibi fasıklık günahını bazı hayvanlara yüklemişlerdir. Hacc 21. kelb-i akûr.149 Akçağ.14 S. (K. onlar va’dedildikleri azabı gördükleri gün sanki dünyada gündüzün sadece bir saati kadar kaldıklarını sanırlar. (5.S. (1198). Akrep. 4938 C. alıntısı. 6954 C. bir tebliğdir. Akrep..Hz.O halde peygamberlerden azim sahibi olanların sabrettiği gibi sen de sabret. çaylak.s. Kur’an’da ise fasıklar hakkında şöyle denmiştir: .(837). Hacc 113..S. Bu.. Fasıkların ahirette erişecekleri netice ise Kur’an’da helak olarak belirtilmiştir. Nesâi.408 Akçağ. (K.17 S.

ateşi (yanması için) üflüyordu.Resûlullah’a atfen: “Her kim kertenkeleyi ilk vuruşta öldürürse ona şu ve şu kadar sevaba vardır. bu konuda ki amaçlarını açıkça ortaya koymaktadır.17 S.Ş. 6949 C. Kur’an’ın evrensel mesâjını. “Ey müminlerin annesi! Bununla ne yapıyorsun?"diye sordum. Kur’an’a uymamaktadır. Şu cevabı verdi: “Biz bununla şu kelerleri öldürüyoruz. sadece keler katılmadı. İbn-i Mace 3231) Bu rivayette belirttiklerine göre keler (kertenkele) büyük bir İslam düşmanı olmuş oluyor.S. Müslim’in 147. Dahası o. Hal bu ki. Müslim’in kertenkele hakkında uydurmuş olduğu rivayetler. Aişe radıyallahu anhâ’nın yanına girmiştim. Rivayetinde (Cilt 9) belirttiğine göre. akılları sıra çoluk çocuk oyununa döndürmeye çalışmaktadırlar.Fâkih İbn’i-Muğire’nin azadlı cariyesi Saibe radıyallahu anhâ anlatıyor: “Hz. Müslümanlara saldıran yedi başlı ejderha. 298. hayvanlara fasıklık iddia etmeleri. Bu sebeple Aleyhissalâtu vesselâm bunun öldürülmesini emir buyurdu."buyurdular. Odasında. birinci vuruşta kertenkeleyi öldürene yüz sevap verilecekmiş. (Müslim 146/695 C.) Sanki bahsettikleri kertenkele değil de. 405 Akçağ alıntısı. İbrahim aleyhisselâm ateşe atıldığı zaman yerdeki bütün hayvanlar ateşin sönmesine katıldı. Örneğin: 299. ve her kim onu ikinci vuruşta öldürürse. Çünkü Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm bize bildirdi ki. (K.Bu duruma göre. yere konulmuş bir mızrak gördüm. Bunlar öylesine iddialardır ki. birinciden aşağı olmamak üzere ona şu kadar sevap vardır. Ve her kim onu üçüncü vuruşta öldürürse ona da ikincisinden aşağı olmamak üzere şu ve şu kadar sevaba vardır. öyle ki.9 Sönmez Neşriyat A. Hz. İbrahim peygamberin atılmış olduğu ateş hiçbir yaratığı 257 . keler şöyledir yok kertenkele şöyledir diyerek.

14 S. emir buyurdu. Yalnız. Nesai." (K.159 Akçağ. Hatta kadın köpeği ile çölden gelirdi de biz o köpeği bile bile öldürdük. (1570).8 Sönmez Neşriyat A.Resûlullah’a atfen: Resûlullah köpeklerin öldürülmesini emir buyurdu ve köpekler öldürülsün diye Medine’nin nahiyelerine haber gönderdi. (Sahihi Müslim 44/24 C. Buhari." 21/68 . İbrahim’e serin ve esenlik ol!" dedik.Sayd 4. Kur’an’dan mealen: . ilahlarınıza yardım edin. Allah’ın ateşe emretmesiyle. eğer bir iş yapacaksanız. Musâkât 45. Muvatta.müdahalesi olmadan.Dediler: “Onu yakın. Bed’ül-Halk 14. 4949 C. tek köpek bırakmaz hepsini öldürdük. İstizân 14.Sayd 9. yani kertenkele haricindeki diğer yer yaratıklarının ateşi söndürmeye çalıştığını iddia etmeleri de.İbnu Ömer radıyallahu anhüma anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm av veya koyun veya çoban köpeği hariç diğer bütün köpeklerin öldürülmesini emretti. 300. Kur’an’a uymayan bir iddiadır. ateş serin ve selametli bir hal almıştır. 21/69 Bu itibarla uydurmuş oldukları rivayetlerin aslı yoktur.” İbnu Ömer radıyallahu anh’a: “Ebu Hüreyre. Müslim.(2.S. bunun üzerine: “Onun ekini var da ondan!"cevabını verdi ve ilave etti: “Biz Medine ve civarına gider.(1488).Biz de “Ey ateş. Sonra peygamber köpekleri öldürmeyi yasak etti ve: 258 .184)) 301.969) Tirmizi. Hatta biz. alıntıları. “veya ekin köpeğini de diyor!" denilmişti. çölden gelmiş kadına refakat eden arkadaş köpeği bile öldürdük.Resûlullah’a atfen: Resûlullah bize köpekleri öldürmeyi.) 302.(7.Ş.

beyazdan farkı nedir?" Şu cevabı verdi: “Ey kardeşimin oğlu! Sen bana. kadın. kendilerine has yaşamlarını sürdürürler. Salât 265. buyurdu.8 Sönmez Neşriyat A. Tüm canlılar bizim gibi birer ümmet olup. örneğin. Allah hiçbir şeyi boşu boşuna yaratmaz. dinsel tebliğ dışında olmakla. (önünden geçtiği takdirde) siyah köpek. Ebû Dâvûd.S. (510). Bu canlılar. Salât 110.(702). İkâmetu’s-Salât 38. Şu kesindir ki.39 Akçağ. arının bal yapması gibi. Müslim. önüne semer kaşı kadar bir şey bırakmadan namaz kılarsa. Ve yaratmış olduğu hiçbir canlı türünü gereksiz yere yok etmemizi bize emretmez. kadınları da özdeşleştirerek şeytan saymışlardır. dolayısıyla eşeklerle. namazını bozar.Hz.” Ebu Zerr’e dendi ki: “Siyahın kırmızıdan.) 303. tüm siyah köpekleri şeytan saydıkları. Allah tarafından kendilerine yükletilen işlevleri yerine getirirler.. Ebu Zerr (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Kişi.Halis siyahını. onların şeytanlıkla veya vahyi reddetmeyle ilgileri yoktur. alıntıları.(338). Efendimiz: “Siyah köpek şeytandır" buyurmuştu. 259 .(952)) Bu rivayetleriyle. bu husus özellikle kadınlara büyük bir hakarettir ve İslam’da yeri yoktur." (K. (Müslim 47/25 C..63). 2743 C.9 S. çünkü o şeytandır. benim Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)a sorduğum şeyi sordun. Allah’ın gerekli görüp yarattığı ve çeşitli işlevleri olan yaratıklardırlar.(2. eşek. Bizimle beraber dünyada yaşayan tüm hayvanlar. Ayrıca bizim tam olarak bilmediğimiz veya bilemeyeceğimiz görevleri de olabilir.Ş.. Nesâi Kıble 7. iki noktalısını öldürmeye bakın. Tirmizi Salât 253. İbni Mâce.

(Uyudukları yerde) onları sağa sola çeviririz. Rab’leri(nin huzûru)na toplanacaklardır.(Ashabı Kehf) Uykuda oldukları halde sen onları uyanıklar sanırsın. dikkatleri şeytandan ve şeytanın verdiği zararlardan başka yöne çevirmek. Biz kitap da hiçbir şeyi eksik bırakmadık. Sonra (onlar). sizin O’ndan başka ilahınız yoktur. Ayrıca. Ve onlardan için korku dolardı. Bu hususta Kur’an’dan mealen: . Allah’ın dişi devesi. İşte şu. bırakın onu Allah’ın arzında yesin (içsin) sakın ona kötülük etmeyin. Size Rabb’inizden açık bir delil geldi.Yeryüzün de yürüyen hiçbir hayvan ve iki kanadıyla uçan hiçbir kuş yoktur ki. Köpekleri de girişte iki kolunu (ön ayaklarını) uzatmıştır. zaman bazı hayvanların şeytan olduğunu rivayet etmişlerdir. Daha başka rivayetlerinde de. 6/38 Hal böyle olunca. Çıkıp da onlara baksaydın. Onun içindir ki bu iki hayvana kin duymuşlardır. peygamberin hiçbir gerekçe göstermeden köpeklerin öldürülmesini emrettiği yolunda ki rivayetlerin aslı yoktur. Böyle yapmalarının nedeni. zira. siyah köpeklerin şeytan olduklarını rivayet etmelerinin İslami hiçbir yönü yoktur. (onlar da) sizin gibi birer ümmet olmasınlar. size mûcizedir.Semûd (kavmin)e de kardeşleri Sâlih’i (gönderdik): “Ey kavmim dedi. insanların şeytan tehlikesini hatife almalarını sağlamak ve böylece şeytanın onları aldatmasını kolaylaştırmak içindir.Kur’an’dan mealen: . Özellikle de köpeklerin ve develerin şeytan olduklarını rivayet etmişlerdir. zaman. Allah’a kulluk edin. köpek Ashabı Kehf’e bekçilik etmişti." 7/73 260 . 18/18 . Devede bir kavme. mutlaka onlardan dönüp kaçardın. yoksa sizi acı bir azab yakalar. Allah tarafından imtihan vasıtası yapılmıştı.

Cihâd (2555. köpek ve sûret (resim.. Peygamber (S): “Melekler. develerin şeytan olduğu yolundaki rivayetlerinin aslı yoktur. Bize Sufyân ibn Uyeyne tahdis edip: Ben bunu senin şurada bulunduğun gibi ez-Zuhri’den ezberledim. Deve damlarında namaz kılmayın.S.Resûlullah’a atfen: “Koyun ağıllarında namaz kılın.Hz. içinde köpek ve çan bulunan kâfileye arkadaşlık etmezler. çünkü onlar Koyun ağıllarından soruldu: “Oralarda kılın.S.. 306. zira koyunlar mübarek (hayvanlar)dır.478 Akçağ. Tirmizi.8 S. heykel) bulunan yere gitmeyip ordan uzak dururlarmış. Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Melekler. (Buhari.” namaz kılmayın. Tirmizi. (184). Zira onlar şeytanlardır.10 S. Ebû Dâvûd. K. Salât 25. çan. o şöyle dedi: Bana Ubeydullah ibn Abdillah.Halbuki onlar deve için şöyle dediler.. Ebu Dâvud.(493)) 305. 2696 C.8 S.33 Akçağ. 2196 C.. çünkü onlar berekettir" buyurdular. 3689 C..) 307-. 304. Cihâd 25. Kitâbu Bed’i’l-Halk H.(2113. Melekler içinde. alıntıları.(1703). İbnu Abbâs’tan. Bu 261 . alıntısı. Libâs 103." (Müslim. Ebu Dâvud..Berâ (radıyallahu anh)’nın rivayetlerine göre Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) şöyle demiştir: “Deve ağıllarında şeytandandır.. Tahâret 60.S.2556).7 S. o da Ebû Talha Zeyd ibn Sehl’den (Allah onlardan râzı olsun) haber verdi ki.536 Akçağ.3099 Ötüken 1987) İddia ettiler ki..2114)." (K. içinde köpek ve sûret bulunan bir eve girmezler" buyurmuştur.126 C. Tahâret 72." (K..(81)) Köpeklerle.

(Bunlar): “Biz yer yüzünde âciz düşürülmüştük. Allah’ın en kalabalık ordularıdır.Selman radıyallahu anh anlatıyor: aleyhissalâtu vesselâm’a çekirgeler sorulmuştu: “Resûlullah “Onlar."diye cevap verdiler. Canları meleklerin aldığına dair Kur’an’dan mealen: . 3913 C.11 S.(3813). resimli kimlik kartlarını üzerlerinde taşımaktadırlar. Câbir radıyallahu anh’tan naklediyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm çekirgelere beddua etti ve dedi ki: 262 . İbnu Mace. Allah’ın yeri geniş değilmiydi ki onda göç ed(ip gönlünüzce yaşayabileceğiniz bir yere gid)eydiniz?" İşte onların durağı cehennemdir. Eğer iddiaları doğru olmuş olsaydı. Melekler dediler ki: “Peki. alıntıları. ölüm melekleri resimlere rağmen insanların canlarını nasıl almaktadırlar. kullandıkları çoğu paraların üzerinde resimler vardır ve denebilir ki. Onu ne yerim ne de haram kılarım" buyurdular. Ebu Dâvud." (K. Sayd 9.Rezin rahimehullah Hz. Hal böyle olunca. 308. Et’ime 35. Gerçekler onların iddiaları hilafınadır.S.154 Akçağ. (3219)) 309. ne kötü bir gidiş yeridir orası! 4/97 Bu itibarla tahdis etmiş oldukları rivayetlerin aslı yoktur.devirde insanların tamamına yakını.Nefislerine zulmeden kimselere. canlarını alırken melekler: “Ne işte idiniz?" dediler. dünyada içinde insan veya hayvan resmi olmayan hemen hemen hiçbir ev yoktur. üzerinde resim bulunan insandan uzak durmak suretiyle veya içinde resim olan eve ölüm melekleri girmeyeceklerinden insanların ölmemeleri gerekirdi ve bunun gibi başka misaller verilebilir.

(1824).(3221)) Çekirgelerin. Et’ime 23. onlar ki Allah’ın ordularından bir ordudur" dedi. çekirgelerin balık hapşırığı olmadığı bilinen bir gerçektir.Biz cehennemin bekçilerini hep melekler yaptık.“Allah’ım! Çekirgeleri helâk et. inanananların imanını arttırsın. Sayd 9. Allah’ın ordularından bir ordu olan çekirgelere niçin beddua ediyorsunuz demişte. Bu hususta Kur’an’dan mealen: . Zira Allah’ın ordularını. Sorulan soruya verilen cevap uygun olmadığı gibi. nesillerini kes ağızlarını geçimimiz ve rızkımızdan (uzak) tut. küçüklerini helâk et. Ancak çekirgelerin zararından korunma yününde dua eder. büyüklerini öldür. denizdeki bir balığın hapşırığıdır" buyurdular. 3914 C. peygamberin. Allah’ın en kalabalık ordusu olduğu iddiası. çekirgelerin mahvolmaları için dua ettiğini rivayet etmeleri bir çelişkidir." (K. Peygamberin.” (Orada bulunan) bir adam: “Ey Allah’ın Resûlü! Çekirgelere nasıl böyle beddua ediyorsunuz. peygamber. öyle bir iddia gerçeklere uymaz. Tirmizi. onlar denizde ki bir balığın hapşırığıdır cevabını vermiş. Güya kendisine bir şahıs. İbnu Mâce. Buna rağmen. peygamber bilmediği orduların en kalabalık olanının hangisi olduğunu bilemez. hal böyle olunca.11 S.S. Aleyhissalâtu vesselâm da cevaben: “Çekirge. bu iddia da Kur’an’a uymayan bir iddiadır. Sen duaları işitensin. Kitap verilmiş olanlar ve inananlar şüpheye düşmesinler. Allah’ın en kalabalık orduları olduğunu rivayet etmişlerdir. Kalplerinde hastalık bulunanlar ve kafirler de: 263 . Diğer bir hususta çekirgelerin. cevap olarak. Onların sayısını da inkar edenler için bir imtihan kıldık ki kendilerine Kitap verilmiş olanlar iyice inansın. alıntıları.154 Akçağ. Allah’ın en kalabalık ordusunun mahvolması için dua etmesi mümkün değildir. Allah’tan başka kimse bilmez.

S.442 Akçağ 264 . Bu. 311. Böylece Allah. alıntıları. Çünkü o. zira iyi olmayan bir şey süs olarak tanımlanamaz. Hal bu ki.(Allah). Hayl 10. Bundan dolayı iddiaları Kur’an’a uymamaktadır. kendisine (içmesi için) deve sütü konulsa onu içmez. Ali (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm)’a bir katır hediye edilmişti.(2565). 74/31 Görüldüğü gibi. Bu itibarla. Rabbinin ordularını kendisinden başkası bilmez. Bu hususta Kur’an’dan mealen: . dilediğini sapıklıkta bırakır.S. insanlara bir tebliğdir. bu hususta uydurdukları rivayetlerin aslı yoktur. Allah’ın ordularını.8 S. Nesâi. Kur’an’da Allah. 310.16 S.“Allah bu misalle ne demek istedi?" desinler.Ümmü seleme radıyallahu anhâ anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm fareye fuveysika der ve şunu ilave ederdi: “Ben bunu meshe uğramışlardan biliyorum.75 Akçağ. 16/8 Bu itibarla uydurdukları rivayetin aslı yoktur. ona bindi. (K.(6. Ben kendisine: “Eşekleri atlara aşırtırsak da bunun gibi katırlar elde etsek olmaz mı?" dedim. Şöyle cevap verdi: “Bunu bilmeyenler yapar. Ebû Dâvûd. dilediğini doğru yola iletir. Binmeniz ve süs için atları. 2230 C. 5965 C. Allah’tan başkası bilmez. katırları ve merkepleri (yarattı) ve sizin bilmediğiniz nice şeyler yaratmaktadır. Cihâd 59. katırları süs olarak yarattığını bildirmiştir." (K. Ama koyun sütü verilirse onu içer." buyurdu.Hz. katır üretmenin iyi bir şey olmadığını tahdis etmişlerdir.224)) Bu rivayette.

Onu beklemek üzere oturdum. Adam silahını aldı. Ailesine geldi. Madem ki meshe uğrayanların nesli devam etmiyorsa. Namazdan çıkınca bana evde bir oda gösterdi ve: “Bu odayı görüyor musun? diye sordu. Müslim. Zühd 62. Bir gün ondan yine izin istedi.16 S. Aleyhissalâtu vesselâm ona: “Silahını beraberine al. Ben: “Evet!" deyince devam etti: “Onda bizden evlenmesi yakın bir genç vardı. Maymun ve domuzlar daha önce de vardı. 313. Kader 33.(2663)) Bu iki hadis çelişkilidir.1993. (2997)) 312.İbnu Mes’ud radıyallahu anh anlatıyor: “Ey Allah’ın resulü! Maymun ve domuzlar. Genç. alıntısı. Buhari’de kaydedilmiştir. Kadın onu: “Mızrağını geri çek! Hele eve gir. Tekrar yerime oturdum. Meshe uğrayan farelerin nesli nasıl devam etmiştir. Allah Teâla’nın mesh ettiği insanlardan mı?" diye sorulmuştu. dürtmek üzere kadına eğildi.444 Akçağ. alıntısı. Bed’ül-Halk 15.S. Öldürmek üzere atıldım. Adama kıskançlık gelmişti. Zira farelerin deve sütü içmemeleri mesh edilmiş olmalarına delil olarak gösterilmiş. bu olay farelerin tümüne mal edilmekle. Derken evin bir köşesinde tavanı örten hurma dalları arasında bir kıpırtı gördüm. beni dışarı çıkaran şeyi bir gör!" dedi. Oraya bakınca bir yılan olduğunu gördüm.Ebu’l-Müseyyeb anlatıyor: “(Bir gün) Ebu Said radıyallahu anh’ın yanına girmiştim. namaz kılıyor buldum. Şu cevabı verdi: “Allah Teâla hazretleri bir kavmi helak etti mi ona nesil (devam) vermez. Hanımı iki kapı arasında ayakta duruyordu. Elindeki mızrağı ile. Rezin tahriç etmiştir. Adam içeri daldı. ben Kureyza’dan sana bir zarar gelir diye korkuyorum!" buyurdular. Buda iki rivayetin çelişkili olduğunu açıkça belirtir. 5966 C. Ebu Said oturmam için işaret etti. o gün ortasında ehline uğramak için Aleyhissalâtu vesselâmdan izin istiyordu." (K. Müslim. meshe uğrayan farelerin soyu devam ediyor demektir. Bir de ne 265 . Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm ile birlikte Hendek (harbi)e gittik.

Diğer bir hususta. Bilemiyoruz hangisi evvel öldü. süngüyü avluya dikti.154 Akçağ. alıntısı. (Bazı Tirmizi nüshalarında Sayd bölümünde (17. Çünkü o bir şeytandır. şeytan olduğuna karar verip onu öldürecekmişiz. Selam 139. gitmesi için ona üç gün ihtarda bulunacakmışız. aklı başında olan hiç kimse bunun pratiğini yapmaya kalkışmaz. Tirmizi. yılanı (intikam) arar diye (öldürmez) bırakırsa bizden değildir.bab’ta) gelmiştir. üç gün dolmadan o yılanın ev sahiplerinden herhangi birine zarar vermeyeceğinin güvencesi nedir? Gerçeklerle bağdaşmayan bu rivayetin aslı yoktur. Eğer bundan sonra yine de görünürse onu öldürün. Allah ona tekrar hayat versin!" dedik. yılanın bir evde bulunduğunu ve evden ayrılmadığını farz edersek. gitmediği takdirde de. Onlardan birini görürseniz. bu durumu anlattık ve: “Dua edin. Derken yılan üzerine atıldı. genç mi? Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’a gelip.İbnu Abbâs radıyallahu anhümâ anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Kim. Müslim.14 S. Sonra şu açıklamada bulundular: “Medine’de Müslüman olan cinler var.1484). Bu o kadar ciddiyetten uzak bir rivayettir ki. Edeb 174.) İslam dininde cinler yılan olarak tanımlanamayacağı gibi.S. bir yılan gördüğümüzde. Bu rivayette belirttiklerine göre. kendisine üç gün ihtarda bulunun. Biz onlarla harb ettiğimiz günden beri onlarla sulh 266 ." (K. Böyle bir şeye kalkıştığı takdirde deliliğine karar verilir. yılan mı. Ahkâm 2.görsün: Yatağın üzerine çöreklenmiş iri bir yılan! Mızrağıyla ona yöneldi ve yılana sapladı.(2236). Sonra çıkıp. Aleyhissalâtu vesselâm: “Arkadaşınız için istiğfar ediverin! Buyurdular.(5256. zira aklı başında bir kimse kim se üç gün süreyle benden uzak dur diye bir yılana hitap etmez. Ebu Dâvud. 4942 C.14 S. 314. 5257).

(5249. alıntısı. 4944 C. benden değildir. Ebû Dâvûd. 316.) Güvercin. yakalamak isteye bilir.5261).İbnu Mes’ud radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Yılanların hepsini öldürün. (6. hayvanların en güzellerindendir. alıntıları. Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm bir güvercinin peşine düşüp onunla eğlenen bir adam görmüştü: “Bir şeytan bir şeytaneyi takip ediyor!"buyurdular.S. Hele güvercin gibi zararsız bir hayvana şeytan demeleri de." (K. Ebû Dâvûd. ciddiyetten ne kadar uzak olduklarını 267 . Cihad 48. İbnu Mâce. Evvelki rivayette yılana üç gün ihtar edilmesi gerektiği belirtilmişken. 5331 C.156 Akçağ.S. iktibas gereği bu ifadeleri yazmak zorunda kaldığımı ve uydurmuş oldukları hayali şahıslara bu tür ifadeleri kullanmalarını tasvip etmediğimi belirtmek isterim.15 S. Ebu Dâvud. Ve Radıyallahu anh ifadelerini kullanmışlardır. (4940). Bir insan onu sevebilir. Ebû Hûreyre gibi uydurmuş oldukları birçok hayali raviye Hz. Kim alacağın)dan korkarsa.yapmadık. (5250)) 315. bir evvelki rivayet çelişkilidir. Edeb 174.14 S.156 Akçağ. son iki rivayette ihtarsız öldürülmeleri gerektiği ve onlarla barış yapılamayacağı belirtilmiştir." (K.14 S." yılan(ın intikam Bir rivayette şöyle burulmuştur: “Gümüş çubuk gibi olan uzun yılan hâriç bütün yılanları öldürün. Edeb 44. hiç bir zaman bir güvercini yakalamak istiyor diye."(K. Nesâi. bir kimseye bu yaptığından dolayı şeytan denemez. Edeb 65. 4943 C.135 Akçağ.14 S. alıntıları.S. Edeb 174.(3765)) (Not: Tahdis etmiş oldukları birçok rivayette.51)) Bu iki rivayetle.Hz.

Hz.16 S. Fakat böyle bir şey bilinmemektedir. Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Horozun öttüğünü işittiğiniz vakit Allah’tan lütuf ve ikramını talep edin.. Müslim. Eşeklerin.(5102). Zikr 82. o zaman bütün dişi eşekler şeytan olmuş olur ki.421 Akçağ 1993. daha öncede belirttiğim gibi şeytan kavramını belirsiz hale getirmek istemeleridir. Ben Ebû Hureyre (R)’den işittim. Asıl amaçları ise. 317. Çünkü o bir şeytan görmüştür. İçtiğim bir kahveye sinek düştüğünde o sineği kahveye batırıp. Da’avat 58.3098 C.. Sineğin herhangi bir kanadında eğer ki ilaç özelliği taşıyan bir madde olsaydı. sineğin bir kanadında hastalık ve bir kanadında ilaç olduğunu uzun uzadıya savunarak. Kaldı ki. Merkebin anırmasını işittiğiniz zaman şeytandan Allah’a sığının. o kişi sineğin her tarafını batırsın.. şöyle diyordu: Peygamber (S): “Sizden birinizin içeceği içine sinek düştüğü zamân. Ebû Dâvûd Edeb 115.7 Ötüken. Amaçları müslümanların yemek içmek zevkleri konusunda insanları tiksindirmektir.. alıntıları. Bu durum karşısında sineğin değil bir kanadında iki kanadında ilaç olsa ne olur.(3455)) Horozların canları çektikçe sık sık ötmeleri bir tarafa. 318. Kitâbu Bed’i’l-Halk Bab 17 H..göstermeye kafidir.(2729). (Buhari. bunun bilinmesinin bir peygamberlik mucizesi olduğunu iddia etmişlerdir. Esasında bu rivayeti uydurmaktan amaçları sineğin kanadında ilaç olup olmadığı olayı değildir.124 S."(K. Tirmizi. dişi eşek görünce anırmalarına ne demeli... Çünkü sineğin iki kanadının birisinde hastalık. 5950 C. diğerinde şifâ vardır" buyurdu..S. o kahveden içmeyi düşünmek bile midemi bulandırmaya yetiyor.) Rivayet müdafaacıları. Bed’ü’l_halk 15. Buhari. dünyada bir içeceğe tek kanadı üzerine 268 . Zira onlar bir melek görmüştür. bu da boş bir iddiadan başka bir şey değildir.. bu çağda tespit edilerek ondan sentetik ilaç üretme yoluna gidilirdi. sonra onu çıkarsın (atsın).

) kurban bayramı günü hayaları buruk. Bu çağda bazılarının çaba gösterdiği gibi genler üzerinde oynamak suretiyle yaratılışı değiştirme olayları. vücutlarına döğme yapmak. sünnet etmek gibi hususlarla. Abdillah’tan demiştir ki: Hz.edDahâyâ (16)... Hatalık durumunda tedavi amaçlı olmak üzere.12 S.damga vururken gördüm. Peygamberin fiiline uygundur. Bâb 3-4 H.a.. (Buhâri. Kitâbu’zZebâıh ve’s-Sayd Bab 35 H. Bu itibarla.. gerçeklerle bağdaşmayan bu rivayetin aslı yoktur.67 C." Kur’an’da ise bu gibi hususlarla ilgili olarak özellikle hayvanların kulaklarını yaranların tenkit edilmesi gerçekten ibret vericidir. (Ebû Dâvûd.. zaten hayvan sıvıya düşer düşmez. gerekse Allah’ın meşru kıldığı şekilde..5607 Ötüken 1988. gerek insanları gerek hayvanları burmak.) Bu hadis uydurmasının yorumunda şöyle demektedirler: “Bu hadis alametin yüzden başka yere. gerek tedavi etmede.. Daha öncede belirttiğim gibi.. Bu sırada Peygamber’i zekât koyunlarına -öyle sanırım kikulaklarına. insanlar gerekli ameliyatları yapabilirler.472 Şamil 1990. alacalı (ve) boynuzlu iki koç kesti. Bu sebeple memleketimizde ve bütün İslam Âlemi’nde sürü sahipleri koyunlarını kulaklarından alâmetler. kesilmesi helal olan hayvanların.diğer rivayet eden.. Enes ibn Mâlik (R) şöyle demiştir: peygamber (S) deve ahırında zekât develeriyle meşgûl bulunduğu bir sırada yeni doğan kardeşim Abdullah’ı teberrük en hurma çiğnemeye damağını oğalaması için yanına getirdim.. kulaklarını kesmek. edahi 1.. 269 . Bu gibi hususların ötesinde.. Peygamber (s. dağlamak.10 S. bilhassa koyunlarda kulağa damga vurulması hususunda nâstır. Câbir b... kurtulmak için çırpınacak ve kendiliğinden her iki kanadını batıracaktır. K. 319.düşüp te öylece kalan sineği kim görmüş.2795 C. yenmek üzere kesilmesi helaldir. İbn Mâce. Bu...) 320..

.Onların yaratıldıkları şekli değiştirmek demektir ve bu gibi hususlar Kur’an’da şiddetle yasaklanmıştır.Onları mutlaka saptıracağım. Ümmû Kürs’el-Ka’biyye demiştir ki: “Resûlullah (s. aldatmadan başka bir şey değildir.. 4/116 .539 Şamil 1990. kız çocuğu için de bir koyun (kesilir) derken işittim..(O şeytan)ki Allah ona lânet etti ve o da. hadım edilmesi sadizmi simgeleyen vahşetin ta kendisidir.İşte onların varacağı yer cehennemdir. mutlaka onları boş kuruntulara sokacağım ve onlara emredeceğim: hayvanların kulaklarını yaracaklar.a)’i. Allah’a ortak koşan da uzak bir sapıklığa düşmüştür. 4/119 . uyuşmamaktadır."dedi.4/120 .(Şeytan) onlara söz verir. K. Kur’an’la 321. bu husustaki rivayetleri. kendisine ortak koşulmasını bağışlamaz." 4/118 ..) 270 . bundan başka her şeyi dilediğine bağışlar.. Aslâ cehennemden kaçmak (imkânı) bulamazlar.Allah. onlara emredeceğim: Allah’ın yaratışını değiştirecekler!"Kim Allah’ın yerine şeytanı dost tutarsa... inatçı şeytandan başkasına yalvarmıyorlar. ayrıca Nesai. (Akika kurbanı olarak) erkek çocuğu için yaşça birbirine denk olan iki koyun..10 S. Kur’an’dan mealen: ."(Ebû Dâvûd.ed-Dahâyâ (16).4. O’nu bırakıp birtakım dişilerden başkasına çağırmıyorlar ve onlar. 4/117 . fakat şeytanın onlara va’di. muhakkak ki açık bir ziyâna uğramıştır. Ayrıca herhangi bir insanın veya hayvanın burulması. 4/121 Görüldüğü gibi. Bâb 20-21 H.. “Elbette senin kullarından belirli bir pay alacağım.3.2834 C. akika 1. ümit verir.O (Allah’a ortak koşa)nlar.

İbn Mâca. Bâb 1920 H2832 C.”.. edahi 15.. Nesâi. İbn Mâce. Said (b.. Tirmizi." buyurmuştur. Amr’ed-Dabbiyyi’den demiştir ki: Resûlullah (s.10 S..4. Bâb 20-21 H.537 Şamil. 323... Ebû Hüreyre’den Peygamber (s. Edâhi 16.. Amr b. As’ın) dedesinden demiştir ki: ..) Birinci rivayette. Nesâi. edâhi 38. (Ebû Dâvûd. Zebâih 2. Selmân b... Buhâri.. akika 1) 325. K... Tirmizi.. K.536 Şamil.322. akika 2.. El-Müseyyeb)’den demiştir ki: “Fera’ ilk yavrudur. (Amr b. Bâb 20-21 H. Hatim’den demiştir ki: 271 . Şuayb b. Ayrıca.549 Şamil 1990.. (Ebû Dâvûd. 326.553 Şamil.2839 C. Müslim..) 324..." (Ebû Dâvûd.10 S. Muhammed b.10 S.. “-Fera’ ve atire yoktur..) (şöyle) buyurdu: “(Yeni doğan her) bebekle beraber bir akika bulunur..a..... Zebâih 1..ed-Dahâyâ (16).. Abdullah b.... (Ebû Dâvûd.v.2842 C..... (Araplar) hayvanların doğurduğu ilk yavruyu keserlerdi. “-Fera’ haktır. ikinci rivayette şart koşulması bir çelişkidir.edDahâyâ (16).10 S.. ayrıca. akika 3.) rivâyet olunduğuna göre.ed_Dahâyâ (16)...a. Öyleyse her doğan çocuk için bir akika kurbanı kanı akıtınız ve kendisinden ezâyı kaldırın.. Buhari. Fera’ olmadığı belirtilmişken. Bâb 19-20 C.. ayrıca..ed-Dahâyâ (16)... Nesai. ikinci rivayette bir akika kurbanı kesilir denmesi bir çelişkidir.. Adiyy b. Akika 2.... K..) Birinci rivayette erkek çocuk için iki akika kurbanı kesilir denmişken. Fera’l.. K.

K. ayrıca. Es-Sayd (16).a.a. Sayd 3. Bâb 22-23 H.) 328. “.Peygamber (s. K. Ben de: -(Avı) öldürmüşse de mi? diye sordum.. Ayrıca..): “Eğittikten sonra besmele çekerek (av üzerine) gönderdiğin bir köpek ya da şahinin senin için yakaladığı avı yiyebilirsin" buyurdu... sayd 1-3.. Müslim. (bu hususta ne buyurursunuz?).6. Bana: “-Eğer (avın üzerine) eğitilmiş köpeklerini gönderiyorsan ve (onları gönderirken) üzerlerine besmele çekiyorsan. Zebâih 2-3. (Ebû Dâvûd.. Çünkü (köpeğin) onu kendisi için yakalamış olmasından korkarım. İbn Mâce.a.es-Sayd (16). İsterse o avın bir tarafını 272 . Buhari.20 Şamil. Ebu Sa’lebe’tü’l Huşeni’den demiştir ki: Resûlullah (s.)’e biz köpeklerle avcılık yapıyoruz. Tirmizi.11 S.) köpeğin avladığı av hakkında (şöyle) buyurdu: “Köpeğini (avın üzerine) besmele çekerek günlermişsen (onun yakaladığı avı) yiyebilirsin. isterse (avı yakalayan köpek onu) öldürmüş olsun.. diye sordum. sayd 3. o başka. sayd 1. 7-10. (Ebû Dâvûd. Hâtim’den demiştir ki: Peygamber (s. buyû’3. Bâb 22-23 H.. Adiyy b. Tirmizi.13." buyurdu."cevabını verdi.25 Şamil.) 327.11 S. Eğer köpek (avın bir tarafını) yemişse sen (onu) yeme.. fakat köpek (yakaladığı hayvanın bir kısmını) yerse. Vudu 33.2848 C.2851 C. sana yakaladıkları avlardan yiyebilirsin. tevhit.Eğer onu öldürmüş de onun hiçbir tarafını yememişse onu ancak senin için yakalamış demektir.

cennetlik olabilmek için. 5/4 Dikkat edilirse.) Birinci ve ikinci rivayetlerde. Örneğin: Kişi İman etmiş olmasına rağmen iyi amelleri yoksa Ahrette kurtuluşa eremeyeceği gibi. Hanbel. yukarıda meali yazılı 5 Mâide 4 te. İMAN VE AMELLER HAKKINDA UYDURDUKLARI RİVAYET ÖRNEKLERİ Kur’an öğretisine göre. iyi amelleri geçersiz olup yine kurtuluşa eremez. İman ve Salih amel kavramlarının net bir şekilde bilinmesine ihtiyaç vardır. av için yetiştirilmiş hayvanların.2852 C.es-Sayd (16). birinin yokluğu halinde diğeri de geçersiz olur. avı yakaladığında avdan yemişse istisnası yapılmamıştır. Kendi ellerinle avladığını da ye!" (Ebû Dâvûd. Allah’tan korkun. İyi amelleri olmasına rağmen iman etmemişse. 273 . üçüncü rivayette yenebileceğinin rivayet edilmesi bir çelişkidir. de ki: “Bütün iyi ve temiz şeyler size helal kılınmıştır. iman edip. K.Kendileri için nelerin helâl kılındığını sana soruyorlar. Bu konuda Kur’an’dan mealen: . İslam dininde. Ahmed b."Allah’ın size öğrettiğinden öğretip avcı hale getirdiğiniz hayvanların sizin için yakaladıklarından da yeyin ve üzerine Allah’ın adını anın (besmele çekin). İman ve Salih amel iki ayrı kavram olmalarına rağmen.26 Şamil.11 S.yemiş olsun. Bâb 22-23 H. Allah’ın hesabı pek çabuktur.yararlı amel işlemek şarttır. IV-195. Bunda da başarılı olabilmek için. Ayrıca. av köpeği yakaladığı avdan yemişse o avın kesinlikle yenemeyeceğini belirtmişlerken.

önceden inanmamış ya da imanında bir hayır kazanmamış olan kimseye artık imanı bir fayda sağlamaz. imanın yokluğu halinde. Rivayet uydurmacıları bu iki kavramı saptırmak için birçok rivayetler uydurmuşlardır. onu mutlaka güzel bir hayat ile yaşatırız. Kur’an’dan mealen: . iman etmiş olmasına rağmen.Onlar ancak kendilerine meleklerin gelmesini veya Rabb’inin gelmesini yahut Rabb’inin bazı alâmetlerinin gelmesini bekliyorlar. fırtınalı bir günde rüzgarın şiddetle savurduğu kül gibi yok olarak onları işlemiş olan şahsa fayda vermezler. İşte bu.Rablerini inkâr edenlerin durumu (şudur): Onların amelleri fırtınalı bir günde rüzgârın şiddetle savurduğu küle benzer. Özellikle vermek istedikleri mesaj. De ki: Bekleyin. 16/97 Yukarıdaki ayet mealinde İman ve Salih amelin. Rabb’inin bazı alâmetleri geldiği gün. Ve onların mükâfatlarını yapmakta olduklarının en güzeli ile veririz. Eğer ki bu öğrettiklerini 274 . kurtuluş için birlikte olması gerektiği görülür. Kur’an’dan mealen: . (haktan) uzak sapıklığın kendisidir. yapılan iyi ameller.Erkek veya kadın kim mümin olarak salih amel işlerse. iman etmiş olan bir kimsenin ameli ne olursa olsun hiç cehenneme girmeyeceği ve cennete gireceği şeklindedir. imanında bir hayır kazanmamış olan kimseye imanı fayda vermez. Kazandıklarından hiçbir şeyi elde edemezler. Böylece iyi amelleri önemsiz. 14/18 Yukarıdaki ayet mealinde görüldüğü gibi. kötü amelleri zararsız göstermek suretiyle fesat meydana getirmeyi amaçlamışlardır.Kur’an’dan mealen: . şüphesiz bizde beklemekteyiz! 6/158 Yukarıdaki ayet mealinde görüldüğü gibi.

Üçüncüde Rasûlullah. sadaka verme gibi ameller işleyebileceğini rivayet etmişlerdir. dedi. 275 . Bu üç kere vâki’ oldu... böylece karşılarındaki şahsın beklentilerine göre işlerine gelen rivayeti ortaya koyarak..yutturamadıkları kimseler olursa.... ve sa’deyk.... şahısların bir birleri yerine.. Peygamber yine: . dedi. deve üstünde Peygamberin terkisinde iken.Lebbeyk yâ Rasûlullah ve sa’deyk.Lebbeyk yâ Rasûlullah. Peygamber (S): . hac etme. Bu hususlarda uydurmuş oldukları rivayetlerden örnekler verecek olursam: 329. Muâz: . böylece hadis külliyatlarının içeriğinden habersiz kimseleri kandırmaya çalışırlar. uydurdukları diğer alternatifleri gizleme yoluna giderler. Katâde şöyle demiştir: Biz Enes ibn Mâlik (R) şöyle tahdis etti: Muâz ibn Cebel. Muâz: .Yâ Muâz ibn Cebel! diye nida etti.Yâ Muâz! diye çağırdı. iman etmiş olan bir kimsenin günahı sebebiyle cehenneme gireceğini fakat orda imanı sebebiyle ebedi kalmayacağını söyleyip.. Uydurdukları her çeşit rivayet için çeşitli seviyede alternatif rivayetler uydurmaya büyük gayret sarf etmişlerdir. Ameller konusunda bir diğer iddiaları da amelin şahsa bağlılığını iyi ameller yönünden ortadan kaldırarak. ileri sürecekleri rivayetlerde uydurmuşlardır.

buyurdu. Muâz: .Allah’a hiçbir şey ortak kılmayarak Allah’a kavuşan kimse..Bunu insanlara müjdeleyeyim mi? dedi..68 Bab 50 C. Muâz: .. Kitâbu’l-İlm H..) 331..281 Ötüken... Rasûlullah: . .1 S. Muâz’a.Yâ Rasûlullah.. buyurmuştur.. Kitâbu’l-İlm H. (Buhâri. cennete girdi..Hayır.281 Ötüken 1987) 330. bunu insanlara haber vereyim de sevinsinler mi? dedi.. çünkü ben onların buna güvenmelerinden endişe ederim buyurdu..69 Bab 50 C. kalbinden tasdik ederek Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammedin Rasûlullah olduğuna şahâdet etsin de Allah onu ateşe hâram etmesin buyurdu..Haber verdiğin takdirde buna güvenirler. Peygamber (S). bunu ölümüne yakın günâhtan sıyrılmak için haber verdi.. 276 . Ben Enes (R)’ten işittim.“Cibril bana: ‘Ümmetimden her kim Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmayarak (tevhit inancıyla) ölürse cennete girer -yâhut ateşe girmez’ dedi”. Ebû Zerr (R) Şöyle demiştir: Peygamber (S) şöyle buyurdu: . . . şöyle dedi: Bana Zikr olundu ki. Muâz ibn Cebel.1 S....Hiçbir kimse yoktur ki..Eğer o kişi zinâ etse ve hırsızlık yapsa da mı? dedi. (Buhâri..

Sonunda defterler hafif kalır. İman 17. Rabb Teâla der: “Ağırlığını (yani amellerin ağırlığını) hazırla!" Kul sorar: “Ey Rabbim! Bu defterlerin yanındaki bu etiket de ne?" Rabb Teâle der: “Sana zulmedilmeyecek! Hemen defterler Mizan’ın bir kefesine konur. etiket ağır basar. ümmetimden bir adamı mahlûkatın üstünden seçer ve onun için doksan dokuz büyük defter açar. gözün alabildiği kadar büyüktür. (2641)) 277 . Rabb Teâlâ sorar: “(Bunları yapmada beyan edeceğin) bir özrün var mı?" Kul der: "Hayır! Ey Rabbim!"Aziz ve celil olan Allah: "Evet! Senin bizim yanımızda (makbul. Her defterde.390 Akçağ 1992. (Buhâri.32 Bab 6 C.7 S.Peygamber: .14 S. Bugün sana zulüm yapmayacağız! Buyurur. 5077 C. Kitabu Bed’i’l-Halk H. Esasen Allah’ın ismi yanında hiçbir şey ağır olamaz.s. Tirmizi. etiket de diğer kefesine. büyük) bir de hasenen var."yazılıdır." Sonra." (K. Rab Teâla adama sorar: “Bu defterlerde yazılı olanlardan bir şey inkâr ediyor musun? Muhafız kâtiplerim (olmadık şeyler yazarak sana) zulmetmişler mi?" Kul: “Ey Rabbim! Hayır! (Hepsi doğrudur!)der. alıntısı.“Eğer (bu günâhları işlese de)"buyurdu. Hemen bir etiket çıkarılır.) 332.3037 Ötüken 1987. Tartılırlar.İbnu Amr İbni’l-Âs radıyallahu anhüma anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Aziz ve celil olan Allah (kıyamet günü). Üzerinde “Eşhedu en lâ ilâhe illallah ve Eşhedu enne Muhammed en Rasûlullah (şahadet ederim ki Allah’tan başka ilah yoktur ve şahâdet ederim ki Muhammed Allah’ın elçisidir.

cennete gireceğini rivayet ettiler. O aldatıcı (şeytan).Bu rivayetlerde görüldüğü gibi. Allah (ın affına güvendirmek sûreti) ile sizi aldatmasın. doksan dokuz defter doldurmuş olsun. Hâlis (ihlas sahibi) kulları korunmuştur. Bu şekilde rivayetler uydurup.(İblis) dedi: “Senin izzet ve şerefine and olsun ki.Ey insanlar. (ihlâs sahibi) kulların hariç. sakın dünyâ hayatı sizi aldatmasın ve o aldatıcı (şeytan). yalnız iman eden kimseler midir. Kur’an’dan mealen: . 31/33 Şeytan. Allah’ın va’di gerçektir. Bu husus ta. Allah’ın affına güvendirmek suretiyle insanları dünya hayatıyla aldatır ve Salih amel işlememeleri için çaba gösterir. sizi Allah’ın affına güvendirerek aldatmasın. Peki bu. Allah’ın ihlas sahibi kulları. Bu konuda. iyi ameller işleyen ve fuhuş ile 278 . yoksa iman etmekle beraber. 35/15 . Dünya hayatı sizi aldatmasın. iblisin gücü yalnız.“Senden ve onlar içinde sana uyan kimselerden cehennemi dolduracağım!" 38/85 Görüldüğü gibi. isterse günahları gözün alabildiğine.(Allah) Buyurdu ki: “Gerçek (benim andımdır). Bu şekilde insanları boş umutlarla aldatmaya. onların tümünü azdıracağım." 38/82 . Kur’an’da şeytan aldatması olarak tanım getirilmiştir. Allah’ın va’di gerçektir. Kur’an’dan mealen: ." 38/83 . ve ben gerçekleri söylerim. Ne babanın evlâdı.“Yalnız onlardan hâlis. İblisin bu aldatmasından ancak Allah’ın.Ey insanlar! Rabbinize karşı gelmekten sakının. insanları aldatmalarının Kur’an’a uyan hiçbir yönü olmadığı gibi." 38/84 . iman etmiş olan bir kimseye hiçbir günahın zarar vermeyeceğini. böyle bir kimsenin hiç cehenneme girmeden. ne evladın babası için bir şey ödeyemeyeceği günden sakının. Allah’ın hâlis (ihlas sahibi) kullarına yetmemektedir.

önceden inanmamış ya da imanında bir hayır kazanmamış olan kimseye artık imanı bir fayda sağlamaz. onun nefsinden murad almak istedi ve kapıları kilitleyip: “Haydi gelsene!" dedi. De ki: Bekleyin. 12/24 . ihlâsa erdirilmiş (seçkin) kullarımızdandır. İmanla beraber Salih amel işlemek şarttır ve Allah’ın ihlâslı kulları. 98/7 . hiçbir hayır kazanmaz ve kötülükleri işleyip durur. ihlâslı kul olmanın göstergesi bu günahları işlememektir. şüphesiz biz de beklemekteyiz! 6/158 Görüldüğü gibi imanla hayır kazanmak şarttır. iman etmiş olan kimseye fayda vermez.And olsun. yoksa yalnız başına iman. Yalnız iman edipte bu imanlarıyla hayır kazanmamış olanlar hakkında Kur’an’dan mealen: .kötülüklerden korunan kimseler midirler. onlar da O’ndan razı olmuşlardır.Rab’leri katında onların mükâfatı. kötülükten ve fuhuştan korunmuşlardır. O bana iyi bir mevki vermiştir. Bu hususta. altlarından ırmaklar akan Adn cennetleridir. (Yusuf): “Allah’a sığınırım dedi. Orada ebedi olarak kalacaklardır. 98/8 Demek ki. Nasıl olur ki bir şahıs iman etmiş olurda.İnanan ve iyi işler yapanlar da halkın hayırlılarıdır. eğer Rabb’inin doğruyu gösteren delilini görmeseydi Yusuf da onu arzû etmişti. O zalimleri iflah etmez!" 12/23 . çünkü o. Allah onlardan razı olmuş. böylece günahlarının çokluğundan 279 . Kur’an’dan mealen: .Onlar ancak kendilerine meleklerin gelmesini veya Rabb’inin gelmesini yahut Rabb’inin bazı alâmetlerinin gelmesini bekliyorlar.(Yusuf’un). Böylece biz kötülüğü ve fuhşu ondan çevirmek istedik. evinde kaldığı kadın. O benim Rabb’imdir. Rabb’inin bazı alâmetleri geldiği gün. Bu (mükâfat) Rabb’inden korkan kimselere mahsustur. kadın onu arzû etmişti.

Peygamber (S) bana: . Kulların Allah üzerinde ki hakkı da. Resûlullah: -”Allah’ın kulları üzerinde sâbit olan hakkı Allah’a ibadet etmeleri ve Allah’a hiçbir şeyi ortak kılmamalarıdır. amelleri dışlamak suretiyle. zira hem dünyadaki durumumuz hem de ahretteki durumumuz yapmakta olduğumuz amellerle doğrudan..“Yâ Muâz! Allah’ın kulları üzerindeki hakkı ve kulların da Allah üzerindeki hakkı nedir bilir misin?"diye sordu. İslam Dinini.. kendisine hiçbir şeyi ortak kılmayan kişiye azâp etmemesidir (yâni bu husûstaki lutrudur)"buyurdu.amel tartısı hafif basar. Muâz ibn Cebel (R) şöyle demiştir: ben bir seferde Peygamberin bindiği Ufeyr denilen bir eşek üstünde Peygamberin terkisinde idim. Bu konu öylesine önemlidir ki... Ben de: .. Kim... imana indirgemeye ısrarla çaba göstermişlerdir. Kur’an’da iyiyi ve kötüyü detaylı bir şekilde göstermiştir. iyiliğin ve kötülüğün kurtuluş için etkisi yoktur iman etmek yeterlidir demek bunları hiçe saymak demektir. Bunun üzerine ben: 280 . doğruya ilgilidir.. Hayır ihlaslı olmak bu değildir.. Böyle bir iddia küfrün ta kendisidir. Allah’ın affına güvendirerek insanları kötülüklere sürüklerse.. Rivayetçiler. 333-.. Ameller konusunda uydurdukları rivayetlerden daha da örnekler vermekte ve bu konuda Kur’an’dan ölçülerini göstermekte fayda olduğunu düşünüyorum. dedim. o ancak İblisin çığırtkanlığını yapmış olmaktadır. Allah.Bunu Allah ile Resûlü en bilendir.

güya peygamber rivayeti insanlara söylememesi için Muâz’ı tembihlemiş.. Muâz İbn Cebel. Deveyle.. bu sadece.) Bu bölümde yer alan 329. Kaldı ki böyle bir olay vuku bulmamıştır.1 S. Kitâbu’l-İmâm H. Allah’ın kulları üzerindeki hakkını.176 Bab 14 Ötüken. peygamberin terkisinde deve üstündeydi. o da Ebû Said Hudri ®’den tahdis etti...2690-2691 Bab 46 C. . diye emreder. Örnekte. bunlar sapsarı olarak ve iki tarafa salınarak (ne güzel) sürerler. 334.71 S. Bu ise rivayetin içinde ki bir çelişkidir.. eşeği birbirinden ayıramayanın rivayetine nasıl güvenilir.. Bunun üzerine bu kimseler simsiyah kesilmiş hâlde çıkarılıp Hayât (yâhud Hayâ) nehri içine atılırlar ve orada sel uğradığında kalan yabâni reyhân tohumları nasıl süratle yetişirse öylece yetişirler. Peygamber (S) şöyle buyurmuştur: “Cennet ahâlisi cennete. bu rivayette ise deve Ufeyr isimli eşek olmuş. (Buhâri. peygamberin sözünü tutmayıp rivayeti bütün dünyaya ilan eden ve bu davranışıyla peygambere karşı gelmiş olan Muâz’ın sözüne.Yâ Resûlullah! Bunu ben insanlara müjdelemeyeyim mi? diye sordum.. (Buhâri... Amr ibn Yahyâ el-Mâzinni’den.“Hayır. Kitâbu’l-Cihâd H. ateş ahâlisi de ateşe girdikten sonra Yüce Allah: Kimin kalbinde hârdal tanesi ağırlığınca imâm varsa ateşten çıkarınız. Muâz’a iftira eden rivayetçilerin bir uydurmasıdır. Ve dikkat edilirse. Diğer bir hususta 333. kulların kurtuluş talebini konu ettiklerinde ise. Allah’a ibadet etmeleri gerektiğini yok saymışlardır. O’na ibadet etmeleri ve hiçbir şeyi ortak koşmamaları denmişken. kulların. hal böyle olunca.15 C. o da babasından. Peygamberle. Bana Mâlik.6 Ötüken 1987. Görmez misin. bunu onlara müjdeleme! Sonra buna güvenirler" buyurdu. başka bir ifadeyle naklettiği rivayete nasıl güvenilir.. Örnekte.) 281 .

cehenneme girmiş olup ta kalbinde iman olanlar azap gördükten sonra orada ebedi kalmayıp. Bundan sonra: 282 . cehenneme hiç girmeyeceğini tahdis etmişlerdi.Kur’an’a göre. Onlar da boyunlarını uzatıp başlarını kaldırarak ona doğru bakarlar. evvelki rivayetleriyle çelişkiye düşmüşlerdir. derler. hepsi onu görmüş olarak: . bu ölümdür.Sizler bunu tanıyor musunuz? diye sorar. Allah kendisine şirk koşmuş olan herhangi bir kimseyi..Ey nâr (ateş) ehli! diye nidâ eder. bu ölümdür.Evet tanıyoruz.. Onların hepsi de Koç’u görmüş oldukları hâlde: .Evet tanıyoruz.Ey cennet ehli! diye nidâ eder.. Bu duruma göre tahdis etmiş oldukları rivayette. Nidâcı yine o koçu işaret ederek: . bu şirkle ölmesi halinde kesinlikle af etmez.. bu ise açık bir çelişkidir. Bundan sonra nidâcı: . Ebû Said el-Hudri (R) şöyle demiştir: Rasûlullah (S) şöyle buyurdu: “Kıyamet günü ölüm.. Akabinde o boğazlanır... 335. derler.. Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmayanların. Akabinde bir nidâ bir nidâ edici: . Onlar. aklı karalı alaca bir koç sûretinde getirilir.. Nidâ edici o Koç’u işaret ederek: -Sizler bunu tanıyor musunuz? der. imarı sebebiyle cehennemden çıkacaklardır demekle. Cennetlikler hemen boyunlarını uzatıp başlarını ona doğru kaldırır ve ona bakarlar..

der. şu rivayetle çelişkilidir.) Bu rivayette.14 S.. kıyamet günü Cennet ve Cehenneme girenler yerlerinden ayrılmayıp bulundukları yerde ebedidirler demekle..sonra oturursa. artık ölüm yoktur. Kitâbu’l-Rikaak H. Sonra: “Kim benim şu ab dest alışım gibi ab dest alır. Kendisi ab dest aldı ve ab dest alışı güzel yaptı.. Usmân ibn Affân’ın hizmetçisi Humran ibn Ebân haber verip şöyle dedi: Usmân oturaklarda otururken ben ona ab dest suyunu getirdim.. buda ayrı bir çelişkidir.. demiştir. 336-. Ey ateş ehli! Sizler de yerinizde ebedisiniz.. Kitâbu’t-Tefsir H. artık ölüm yoktur. (Buhâri.6370-6371 Bab 8 Ötüken 1989) Bu tür rivayetleriyle bolca af ruhsatları dağıtıp sonrada bu affa aldanma demeleri bir çelişkidir.45534554 Bab 201 Ötüken 1988. Yine Usmân: ." (Buhâri. cehenneme girmiş olup ta..“Ey cennet ehli! Cennette ebedi yaşayacaksınız. onun geçmiş günahları mağfiret olunur" buyurdu. Zira evvelki rivayette.. Değilmi ki bu sözleri peygamberin söylemiş olduğunu iddia ediyorlar. sonra mescide gelir de iki rekat namâz kılar. evvelki rivayetleriyle çelişkiye düşmüşlerdir.Ben Peygamberin (S)’in bu mecliste otururken ab dest aldığını ve ab dest almayı güzel yaptığını gördüm.Peygamber “Aldanmayınız (yâni mağfirete aldanıp da günâh kazanmaya cüret etmeyiniz)! buyurdu.10 S.. kalbinde hardal tanesi miktarı iman olan kimselerin cehennemde ebedi kalmayıp çıkacaklarını tahdis etmişlerdir. peygamberin söylemiş olduğu bir söze inanmanın neresi aldanmadır. Ayrıca af ruhsatları dağıtmış oldukları rivayetleri. Sonra şöyle dedi: .. şöyle ki: 283 .251 C.21 S.

399 Akçağ 1993.. 5933 C. Abdullah ibn Amr şöyle demiştir: Peygamberin yol ağırlığı olan eşyâsı üzerinde bekçilik yapan (siyâh) bir adam vardı. Bu rivayette aleni (açık) işlenen günahları istisna etmeleri bir çelişkidir.. Rasûlullah (S): “Bu adam cehennemdedir" buyurdu. insanların. Birde tahdis etmiş oldukları diğer bir rivayette. Amr ibn Dinâr’dan. Bilindiği gibi hırsızlık aleni olmayıp gizli yapılan bir günahtır.. hırsız da çaldığı sırada mü’min olarak hırsızlık yapmaz. millet malından bir aba çalanın cehenneme gideceğini iddia etmişlerdir. (Buhâri..337. Buhâri.16 S. o da Sâlim ibn Ebi’l-Ca’d’dan tahdis etti ki. içki içtiği sırada mü’min olduğu halde içki içmez. (K. Ve onun terekesinde millet malından çalmış olduğu bir abâ buldular.272 C.2866 Bâb 189 1987 Ötüken) 339-Hz.6 S.. onun yüzünden.. Zühd 52. Bu Kirkire (bir gün) öldü. gözlerini kendilerine kaldıracakları kadar nazarlarında kıymetli olan bir şeyi 284 . Ona kirkire denilirdi. Rivayet şudur: 338. Edep 60. Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Zani bir kimse.. günahı aleni işleyenler hariç. zina yaptığı sırada mü’min olarak zina yapmaz. alıntıları. Bu da günahı aleni işleyenler hariç bütün Müslüman ümmetin affedileceği yolundaki rivayetleriyle çelişkili olmuş olur... (2990)) Bir önce ki rivayette tüm geçmiş günahlar af olur demişlerdi.Bize Ali ibnu Abdillah tahdis edip şöyle dedi: Bize Sufyân ibnu Uyeyne. Müslim. Sahâbiler (acaba neden cehennemdedir diye) ona bakmağa gittiler. içkici..Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Ümmetimin hepsi affa mazhar olmuştur. Kitâbu’l-Cihâd ve’s-Siyer H.S.

(harcamaları). 5881 C. bir bulut gibi insanın başı üzerinde beklediğini.(4690). 16 S. Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Kişi zina edince iman ondan çıkar ve başının üstünde bir bulut gibi muallak (asılı) durur. alıntıları: Buhari. Bu konuda Kur’an’dan mealen: . Hal bu ki. Sünnet 16. İman 11. ne de cimrilik ederler. Eşribe 1. günah işleme olayı bittiğinde de imanın hemen o günah işleyen şahsa geri döndüğünü rivayet etmeleri.Hz.(2627)) Bu iki rivayette. 5880 C. Kim bunları yaparsa günahı(nın cezasını) bulur.16 S. Müslim. Sünnet 16.(2627). Tirmizi. bu günahları işlediği anda mümin olarak işlemediğini rivayet etmişlerdir. Görünüşte." (K. günah işleme olayı bittiğinde o şahısla diğer müminler arasında yine fark kalmayacağı havası vererek. 25/67 .S.352 Akçağ. günahtan korkulmaması gerektiği kanaat ının insanlarda hasıl olmasını amaçlamışlardır.(8.Ve onlar ki Allah ile beraber bir başka ilâha tapmazlar.(57). alıntısı: Ebû Dâvud. Hudud 1.(4689.mü’min olarak yağmalamaz. Zinadan çıkınca iman adama geri döner. Ebû Dâvud. iman." (K.64)) 340. bazı büyük günahları konu ederek bunları işleyen kişinin. Mezâlim 30.S. Zira günah fiilinin işlendiği anda imanın çıktığını. Sârık 1. 20. Tirmizi.İman 100. bu ikisi arasında dengeli olur. ne isrâf ederler. zina ve katillik gibi büyük günahların korkunç neticesi. Nesâi. cehennemde ebedi kalmaktır. Allah’ın haram kıldığı nefsi haksız yere öldürmezler ve zina etmezler.354 Akçağ. 25/68 285 . imanın çıkmasıyla tehdit ederek günahların işlenmesine mani oluyormuş havası vermek istemişlerdir.Ve onlar ki harcadıkları zaman. Allah’ın o şahsa günah işlediği anda gazab ettiğini. İşin aslında ise olayı çarpıtmaktan başka bir amaçları yoktur.

.. amelleri tartıldığında tartısı hafif gelirse cehennemde ebedi kalır.S. Günah işleyen günahından tövbe etmeli..(2528). Allah sizi toptan yok eder.. 25/69 . “günah işlememek yok oluş nedenidir. küfür günahı işleyen küfründen tövbe edip iman etmeli ve her iki durumdan sonra da salih amel işlemek gereklidir. günah işleyip istiğfar edecek yeni bir mahlûk yaratır ve onları mağfiret ederdi.15 S.Kimlerin tartıları hafif gelirse işte onlar da kendilerini ziyana sokanlar. toptan yok olmamak için günah işlemek şarttır diye tahdis ettiler.(1752)) Bu rivayette iddia ettiler ki..Kimlerin (amellerinin) tartıları ağır gelirse işte onlar kurtuluşa erenlerdir. amellerin tartılması olayını kesinlikle göz ardı etmemen gerekir! Günah işlemeyi teşvik etmek için uydurmuş oldukları diğer bazı rivayet örnekleri: 341.179 Akçağ alıntısı: Tirmizi. 23/103 Görüldüğü gibi." (K. Aksi takdirde de günahkar şahıs mümin dahi olsa. 23/102 ... cehennemde ebedi kalanlardır. 5370 C.. olay günahın bitiminde imanın bir bulut gibi insana geri dönme olayı değildir. İbnu Mâce. Eğer ki.. Allah çok bağışlayan. Olay. Kur’an’dan mealen: . tövbe ve iman edip. Cennet 2. 25/70 Görüldüğü gibi. Resûlullah’a atfen: “. Bu gibi iddialar Kur’an’a uymayan 286 . salih amel işleme olayıdır.Kıyamet günü onun için azab kat kat yapılır ve o (azab)ın içinde hor ve hakir olarak kalır. Allah’ın rızasını kazanmayı ve Cehenneme girmeyip Cennete girmeyi amaç edinmişsen. çok merhamet esirgeyendir .. Eğer siz hiç günah işlemeseydiniz. İslam dininde iş bir tartı işidir..Ancak tövbe eden ve iman edip iyi amel işleyen kimselerin günahını Allah iyiliğe çevirir.Ebu Hüreyre’den. Siyâm 48..

Yoksa biz. yâhud (bilmeyerek) ben bir günâha uğramış oldum. Allah onu affetmiştir diye iddia ettiler. kim sözünü yerine getirir ve (günâhtan) sakınırsa. kusûrumu afv ve mağfiret eyle! diye (günahını itirâf ve) niyâz ederse. Zira... o kulun Rabb’i: 287 ... Fakat günahlarından ötürü onları helak ettik ve onların peşinden başka bir nesil yarattık.. Bu itibarla tahdis ettikleri rivayetin aslı yoktur. şüphesiz Allah da sakınanları sever.Hayır. Allah’ın toptan yok ettikleri günahtan kaçan takvalılar değil. günahkarlardır. 3/76 . yeryüzünde bozgunculuk yapanlar gibi mi tutacağız? Yoksa (Allah’ın azâbından) korunanları yoldan çıkanlar gibi mi tutacağız? 38/28 . Günah işleyip te üç kere tövbe eden kimse artık tövbe etmeden ne kadar günah işlerse işlesin.Görmediler mi. Ebû Hureyre (R) şöyle demiştir: Ben Peygamber (S)’den işittim şöyle buyurdu: “Bir kul (bilmeyerek) bir günâh isâbet edip veyâ bilerek bir günâh işleyip de: . günahkarlardır. Kur’an’dan mealen: .... Allah’ın helak ettikleri takvalılar olmayıp. hem onlara yeryüzünde size vermediğimiz şeyleri vermiştik ve göğü de üzerlerine bol bol boşaltmıştık ve ırmakları ayaklarının altından akar kılmıştık.Yâ Rabb.. Günah işlemeyi teşvik maksadıyla uydurdukları başka bir rivayette.. inanıp iyi işler yapanları...iddialardır. Kur’an’da günah işlememek övülmüş ve günahkarlar kötülenmiştir. ben (bilerek) bir günâh işledim. 6/6 Görüldüğü gibi. onlardan önce nice nesiller yok ettik.. Şöyle ki: 342.

Şu hâlde ben de kulumu mağfiret ettim! buyurur. Sonra bu kul Allah’ın dilediği kadar bir zaman günâhsız yaşar. 288 . Artık bu kulum dilediği işi işlesin! buyurur.Demek ki. kulum günâhını affedecek veya cezâlandıracak bir Rabb’i olduğunu bildi. o kulun Rabb’i: .132 C. kulum günâhını affedecek veyâ cezâlandıracak bir Rabb’i bulunduğunu gereği gibi bildi. ben de üç defa kendisini avf ve mâğfiret ettim.Yâ Rabb! Ben (bilerek) bir günâh işledim. kusûrumu afv ve mağfiret eyle! Diye Allah’a yalvarırsa. Sonra bir günâha isâbet edip veyâ günâh işleyip de: . o kulun Rabb’i: . Sonra bir günâh daha isâbet edip veyâ bir günâh işleyip de: . Şu halde ben de kulumu mağfiret ettim! buyurur. Sonra bir günâha isâbet edip veyâ günâh işleyip de: .16 Bab 36 Kitâbu’t-Tevhit S. kulum günâhını affedecek veyâ cezâlandıracak bir Rabb’i bulunduğunu gereği gibi bildi..Demek ki. Şu hâlde ben de kulumu mağfiret ettim! Buyurur. (Buhâri. Kusûrumu afv ve mağfiret eyle! diye niyâz ederse.Yâ Rabb! Ben bir günah işledim veyâ bir günâha uğradım.Yâ Rabb! Ben bir günâh işledim veyâ bir günâha uğradım.Demek ki. yâhud (bilmeyerek) bir günaha uğradım. kusûrumu afv ve mağfiret eyle! diye niyâz ederse. Sonra bu kul Allah’ın dilediği kadar bir zâman (günahsız) yaşar.Demek ki kulum (dilerse) günâhını affedecek. H. o kulun Rabb’i: . (dilerse) cezâlandıracak muhakkak bir Rabb’i olduğunu bildi. Sonra bu kul Allah’ın dilediği kadar bir zamân günâhsız yaşar.7365 Ötüken.

sonra onun ardından tövbe ettiler. Kitâb’t Tevbe. İslam dininde tövbe etmenin manası. VIII.Yoksa kötülükleri yapıp yapıp da ölüm gelip çatınca: “Ben şimdi tövbe ettim. Günahları da Allah’tan başka kim bağışlayabilir? Ve onlar. esirgeyendir. bütün dini mükellefiyetlerin ortadan kalkması ve bütün haramların helal sayılması manasındadır. Allah’ı hatırlayarak hemen günahlarının bağışlanmasını dilerler. 16/119 . onların iddia ettikleri şekilde değildir. bun(u yaptık)dan sonra Rabb’in (böyleleri için) elbette bağışlayan. ya da nefislerine zulmettikleri zaman. inanan ve yararlı iş yapan. hikmet sahibidir. 3/135 289 . 4/17 . “üç kere tevbe eden.” 20/82 .“Ve Ben. Böyle bir iddianın İslam Dininde yeri olmadığı gibi.Allah’a göre. (kendilerini düzelttiler.Ve onlar bir kötülük yaptıkları.. Onlar için acı bir azap hazırlamışızdır! 4/18 . Bu iddia.Sonra Rabb’in şunlar içindir (şunların yanındadır)ki. sonra da yola gelen kimseye karşı elbette çok bağışlayıcıyımdır. Bu konuda.Ayrıca. aklı başında hiç kimsenin böylesine bir hezeyana inanması mümkün değildir. Müslim Ter. Allah bilendir. şu kimselerin tövbesi makbûldür ki. bile bile. yaptıklarında ısrar etmezler. cehaletle kötülük işlediler. Müslim. Kur’an’dan mealen: ."diyenlere ve kafir olarak ölenlere tövbe yoktur (öylelerinin tövbesi makbûl değildir). artık tevbe etmeden ne isterse yapsın affedilmiştir" diye rivayette bulundular. cahillikle bir kötülük yapıp hemen ardından tevbe ederler. İşte Allah onların tövbesini kâbul eder. tövbe eden. 251 “2758”) Yukarıda ki rivayette görüldüğü gibi.

Ez-Zuhri şöyle demiştir: Bana Said İbni’lMüseyyeb haber verdi ki.. Peygamber ona hasta ziyâreti yapmak üzere gitti. Ebû Tâlib’e ölüm alâmeti hazırlandığı zamân Peygamber (S) onun yanına gitmiştir. yoksa tövbenin manası serbestçe günah işlemeye ruhsat değildir. Said İbni’l-Müseyyeb de babası el-Müseyyeb ibn Hızn (R)’dan söyledi ki. Allah’ın.. tövbeden sonra ıslah olmuş olmak şarttır. Ve amcasının yanında Ebû Cehl ibn 290 . Şöyle ki: 343-. önlerinden ve sağ yanlarından koşar. mümin olması için tebliğ almış olup ta. Peygamberi ve onunla birlikte iman edenleri utandırmayacağı gün.. çocuk da (şahâdet kelimelerini söyleyip) Müslüman oldu. Şüphe yoktur ki. Bu itibarla uydurmuş oldukları rivayet Kur’an’a ters olup aslı yoktur. Bize Hammâd ibn Zeyd..18 C. belki o zaman Rabbınız günahlarınızı örter ve sizi.. O gün. “Rabbımız! Nûrumuzu tamamla ve bizi bağışla. red etmiş olan bir kimsenin... altından ırmaklar akan cennetlere sokar....... onların nûru.. sen her şeye kadirsin.. Sâbit el-Bunâni’den.. onlar da derler ki." 66/8 Görüldüğü gibi...... Kitâbu’l-Merdâ ve’s-Tıbb H.5699 Bab 11 Ötüken 1988. ölürken iman etmesi halinde bu imanının geçerli olacağını iddia ve rivayet ettiler.. Derken bu oğlan çocuğu hastalandı.12 S. Oradan çocuğa: -”İslam Dini’ne gir! Buyurdu..) 344-. Ölüm anından önce.. babası el-Müseyyeb ibn Hazn (R) şöyle demiştir: Ebû Tâlib’e ölüm (alâmetleri) geldiği zâman ona Rasûlullah (S) geldi.Ey iman edenler! Bir daha (tövbeden) dönmemek üzere Allah’a tövbe edin. o da Enes (R)’ten şöyle tahdis etti: Yahûdi’nin bir oğlu Peygamber(S)’e hizmet ederdi. (Buhâri.

. anlaşılan odur ki bu şekilde söylemeleri. . Zaten Tahdis etmiş oldukları rivayette Kur’an’a uymamaktadır. (Buhâri..İsrail oğullarını denizden geçirdik. İmam Ali’nin babası olması da bu şekilde söylemeleri için ayrı bir ihtimaldir.. (denizin dibinden) kurtarıp (sahilde) bir tepeye atacağız ki senden sonra gelenlere ibret olsun. bozgunculardan olmuştun?" (denildi)..(Yâ Ebâ Tâlib!) Abdulmuttalib milletinden yüz mü çeviriyorsun? Diye men’ ettiler..Hişâm ile Abdullah ibn Umeyye ibni’l. Kitâbu’tTefsir H.10 S. Bunun üzerine Ebû Cehl ile Abdullah ibnu Ebi Umeyye: . Ama insanlardan çoğu bizim ayetlerimizden gafildir. Fir’avn ve askerleri de zulmetmek ve saldırmak için onların arkalarına düştü. Benim kanaatim Ebû Tâlibin “Mümin" olduğudur. Peygamberin amcası Ebû Tâlib’in İman etmemiş olduğunu ısrarla tahdis ettiler. ben de müslümanlardanım!" dedi. 10/90 .. Ebû Tâlb’in peygambere büyük bir destek vermiş olduğu içindir.Mugire’yi buldu. mealen: .292 C.“Bugün senin (canından ayırdığımız) bedenini.. Kur’an’dan örnek verecek olursam. Ebû Tâlib’e: -”Ey amca! Lâ ilâhe ille’llâh kelimesini söyle de bununla Allah katında senin için hüccet getireyim" dedi.. Nihayet boğulma kendisini yakalayınca (Fir’avn): “Gerçekten İsrail oğullarının inandığından başka ilah olmadığına inandım.4641 Bâb 234 Ötüken 1988 ) Tahdis etmiş oldukları rivayetlerde.“Şimdi mi? Oysa daha önce isyan etmiş.. 10/91 . Rasûlullah.." 10/92 291 .. şöyle ki: Ölüm anında iman etmenin geçersiz olduğu hususunda.

Görüldüğü gibi...6361 C. o zikredenlerden değildir... Bize Umer İbnu Ali. Uzunca bir rivayette. Ma’n ibn Muhammed elgıfâri’den.101 C..14 S. Peygambere isnat ederek Ebû Hüreyre’den şu şekilde tahdis ettiler: 346.“O mecliste oturanlar öyle kemâl sâhibi kimselerdir ki.... meleklere: .Ey melekler. Meleklerden birisi: .. (Buhâri.O zikredenlerin arasında fulân kişi var ki... Yüce Allah. fakat iman etmesi. o da Said ibn Ebi Said el-Makburi’den." (Buhâri. ben bu zikreden kullarımı mağfiret ettim! Buyurur.. Kur’an’a uygun değildir. . Ebû Hureyre (R) şöyle demiştir: Rasûlullah (S) şöyle buyurdu. Peygamber(S): “Allah Taâlâ altmış seneye kadar yaşatıp ölümünü geri bıraktığı (hâlde yaratanı ve yaşatanı tanımayan) kimsenin özrünü izâle ve reddeder" buyurmuştur... bu hususta uydurmuş oldukları rivayetler.... Kitâbu’d-Daavat H.. sırf iyi amel işleyenlerin yanına gitmiş olması ona herhangi bir sevap 292 ... Bu itibarla. Zira bir çok kimse altmış yaşından sonra yıllarca yaşamaktadır. 345-. o da Ebû Hureyre(R)’den tahdis etti..) Yukarıdaki rivayetle..6345-6346 Ötüken 1989) Bir kimsenin kendisi iyi amel işlemeden.8 S... Allah’ın... Kitâbu’r-Rikaak Bab 5 H... zikredenler ve onların yanına iş için gelen kimse hakkında. Allah tarafından kabul edilmemiştir.14 Ötüken 1989. onlarla birlikte oturanlar şaki olamaz! cevâbını verir.... ben sizleri şâhid yapıyorum ki... bir hâceti için gelmiş oturmuştu! der. ölüm anında ki kimseye tebliğ yapılabilir iddiasında bulundukları rivayet çelişkilidir.. Fir’avn ölüm anında iman etmiş.

..kazandırmaz.2603-2604 Bâb 15 C. anasından uzak bir yerde bulunduğu hâlde anası öldü.. 347...Ben seni şahid yapıyorum: Benim şu Mıhrâf ismindeki duvarlı bustanım anamın üzerine sadakadır. acı bir azabın kendilerinin olacağını müjdele! 4/138 Ve ayrıca İslam İnancına göre amel şahsidir. Bu itibarla uydurmuş oldukları rivayet. dedi.“Evet (onun verir)"buyurdu. kendisi İkrime’den şöyle derken işitmiştir: Bana İbn Abbâs (R) şöyle haber verdi: Sa’ad ibnu Ubâde.Münafıklara.. bu sadaka yapacağım şey ona fayda verir mi? dedi. Kitâbu’l-Vesâyâ H. Bunun üzerine Sa’d: .. Şimdi ben onun adına bir şey sadaka etsem.Yâ Rasûlullah! Ben anamdan uzakta iken anam vefât etti.19 S... buna rağmen bu onlara bir sevap kazandırmamıştır.. Müslim haber verdi ki.6 Ötüken 1987.) adına yapacağın hayır.. münafıklar da.. Kur’an’dan mealen: ..İnsana çalışmasından başka bir şey yoktur. Bize İbnu Cureyc haber verip şöyle dedi: Bana Ya’lâ ibn Müslim haber verdi ki. Peygamber ve sahabelerin yanına gidiyorlardı. Zira. 53/39 Görüldüğü gibi. Kur’an’a ters olup aslı yoktur. ona fayda 293 . Kur’an’dan mealen: . Bu hususta. (Buhâri. Sa’d ibn Ubâde: .. sevap kazanmak için çalışmak şarttır. Rasûlullah: .

Aziz ve Celil olan Allah o gün Allah’a hiçbir şirk koşmayan kulun günahını affeder.Yâ Rasûlullah! Bizden her bir kişiye muhakkak kendi malı daha sevimlidir! dediler.(2024)) 350. rızkı) indirir ve kaldırır. Birr 76.. ölümünden önce hayır yoluna harcayıp önden gönderdiği malıdır. . Sahâbiler .“Hanginize mirasçısının malı. Hüsnü’l-Hulk 17. kişiye ölümünden sonra mal hakkı tanımayarak. Birr 36. Kıstı (tartıyı. Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Ameller her Perşembe ve Pazartesi günü arz edilir.Ebu Musa radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm aramızda ayağa kalkıp şu beş cümleyi söyledi: “Allah Teâla Hazretleri uyumaz. Muvatta. ölen kimse için sadaka verilebileceği tahdis edilmişken.“Çünkü kişinin kendi malı. 349. Geceleyin yapılan amel.(4916). kişi ancak ölümünden önce yapmış olduğu sadakanın sahibidir denmesi bir çelişkidir..10 S..olanı istisna eder. C.908). Birinci rivayette. İkinci rivayette..348-. alıntıları: Müslim. Ebû Dâvud. gündüzleyin yapılan amel de geceleyin yapılan amelden önce Allah’a 294 . . 3427. Tirmizi. (onu affetmez) ve der ki: “Bu ikisini barışıncaya kadar terk edin. Abdullah ibn Mesûd (R) şöyle demiştir: Peygamber (S).Hz. kendi malından daha çok sevimlidir?" diye sordu.219 Akçağ. zaten O’na uyku da yakışmaz.. Mirâsçının malı da kişinin hayra sarf etmeyip ölünceye kadar geri bıraktığı malıdır" buyurdu." (K.(2565). Bundan sâdece kardeşiyle arasında düşmanlık -küskünlük.S. (2. gündüzleyin yapılandan önce. Edeb 55.

S. Kur’an’dan mealen: ..... 4/31 351. büyük günahlar dahil olmak üzere. kumar. birincisinde amellerin. kesin olarak affedileceğini tahdis etmeleri ve bunun için Allah’a şirk koşmamanın yeterli olacağını söylemeleri Kur’an’a uygun bir husus değildir.10 S. Ancak üç şey müstesna.286 Akçağ alıntısı: Müslim.a. Perşembe ve Pazartesi Allah arz edildiğini rivayet etmişken..yükseltilir.. Böyle bir şeyi zinadan... faydalanılan ilim ve kendisine dua eden salih evlâd.Eğer size yasak edilen büyük günahlardan sakınırsanız.. Diğer bir hususta.. bunun dışında ki bütün günahların." (Ebû Dâvûd. diğer rivayet 295 . Bâb 14 H. gündüzleyin yapılan amel de geceleyin yapılan amelden önce Allah’a yükseltildiğinin rivayet edilmesi bir çelişkidir. El.“İnsan öldüğü zaman (bütün) amel(ler)i kendisinden kesilir... İkincisinde.2880 C.... Büyük günahlardan sakınmanın gerekli olduğu konusunda. haksız dikkate alınmadan ve bir birlerine basitçe küskün olan iki kardeşin yaptığı günahların affedilmeyeceğini iddia edip. sadaka-i cariye..11 S.s. İmân 293 (179)) Bu iki rivayetin çelişkili olduğu açıktır. gündüzleyin yapılandan önce. katillik v.) (şöyle buyurmuştur: . bazen barışmaları basit ve ender bir olaydır... haklı. (K. Yakın kişimsilerin önemli olmayan konular dolayısıyla bazen küsmeleri... K.88 Şamil 1991. öbür günahlarınızı örteriz ve sizi ağırlanacağınız bir yere sokarız... den ağır tutup bu büyük günahların peşinen affedildiğini iddia ve tahdis etmek. Ebû Hureyre’den demiştir ki: Rasûlullah (s.. zulümden.. 3482 C. geceleyin yapılan amel.. İslam dini ile ilgisi olmayan ve insanları günahlara teşvik etmeyi amaçlayan iddialardır.Vesaya (17).

ahkam 36. veya aynı şahıs. Kim bir zerre miktarı sevap işlese karşılığını görür. İslam dininde sevap veya günah yönünden herkes. öldükten sonra herkesin ameli kesilirmiş.s. halbuki aynı şahıs beş yüz sene önce dünyaya gelmiş olsaydı ve aynı ameli işleseydi. Nesâi. bu gün hayatta olup ta. bu rivayetlerinin uydurma olduğu hemen anlaşılır. oğlunu iyi olarak beş yüz sene önce yetiştirmiş olanla. dünyaya geliş zamanı bir avantaj veya dezavantaj olmaktadır. sadakai cariye dedikleri çeşme yapması v.) Yukarıdaki rivayette görüldüğü gibi. Hal bu ki. kim bir zerre miktarı günah işlese karşılığını görür. zamana göre değil yaptığına göre eşit olarak değerlendirilir. iddia ettikleri amellerden herhangi birini işleyen bir Müslüman’ın sevabı. Bu duruma göre. arasında fark yoktur. aynı ameli kıyametin kopmasından bir gün önce işlemiş olsa. Müslim. Ameller arasında fark olmadığından sadakai cariye diye bir şey yoktur. bir hardal tanesi 296 . 99/7 . Bu konuda Kur’an’dan örnek verecek olursak. Hiç kimseye bir haksızlık edilmez.Kim de zerre miktarı şer işlemişse onu görür. vasıyye 14 Tirmizi. (İnsanın yaptığı iş). sadece kazanacağı sevabı bir gün çalışmış olacaktı. Dikkat edilirse. 99/8 . Şöyle ki.Kıyâmet günü için adalet terazileri kurarız.Kim zerre miktarı hayır yapmışsa onu görür. mealen: . ameli işlediği günden itibaren yazılacak ve işlemeye başlayacaktır.O gün insanlar amellerini görmeleri (karşılığını almaları) için geri dönüp gelirler. Bir parayı fakirlere vermeyle veya iddia ettikleri gibi. 99/6 . aynı şekilde beş yüz sene sonra yetiştirmiş olan aynı sevabı alır. bugünkü duruma göre beş yüz sene daha fazla sevap kazanmış olacaktı. iddia ettiklerine göre üç kişi hariç. vesaya 8.edenler. Örneğin: Bin liralık sevap işleyen işleme zamanıyla ilgili olmadan ona göre sevap alır.

... Kitâbu’l-Merdâ ve’s-Tıbb H. Herhangi Müslümân bir ezâ isâbet ederse...7 C. şöyle diyordu:Rasûlullah (S): “Allah kime hayır murâd ederse ona musibet verir" buyurdu.Yâ Rasûlullah. hummâ harâretinden çok ızdırab çekmektesin! dedim.“Evet...12 S. (Buhâri. (Buhâri. Abdullah ibn Mesûd (R) şöyle demiştir: Ben Peygamber (S)’in hastalığında vücûdu hummânın harâretinden şiddetle sarsıldığı sırada huzûruna vardım ve: ......6 C... 352.. Muhammed ibn Abdillah. Âişe(R): Ben Rasûlullah (S)’tan ziyâde hastalığı şiddetli olan hiçbir kimse görmedim.5688 Bâb 1 Ötüken) 353-.. elbette buna karşılık size iki kat ecr ve mükâfat vardır: diye arz ettim....5689 Bâb 2 Ötüken.12 S.. Rasûlullah: ....ağırlığınca da olsa onu getiririz......... o şöyle diyordu: Ben Ebû Hureyre (R)’den işittim.. (Buhâri. muhakkak ağacın yapraklarının düşmesi gibi..... Ardından: .. bu şiddetli hummânın şüphesiz iki kat ızdırabı var. o şöyle demiştir: Ben Ebû’l-Hubâb Said ibn Yesâr’dan işittim.. 21/47 Bu itibarla uydurdukları rivayetin aslı yoktur.. el-A’meş’ten..5 C...5689 Bâb 2 Ötüken) 297 .. demiştir. Kitâbu’lMerdâ ve’s-Tıbb H.Yâ Rasûlullah. o da Ebû Vâil’den.. Hesap görücü olarak biz yeteriz..12 S.) 354-...’tan haber verdi ki. şüphesiz ki. Allah o müslümândan günahlarını düşürür" buyurdu. Bize Mâlik. Kitâbu’l-Merdâ ve’sTıbb H.. o da Mesrûk’tan haber verdi ki.. Bize şube.

Ümmü Habibe radıyallahu anhâ anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: 298 . Bu konuda Kur’an’dan mealen: . Kelam 7. sihir olmuş oluyor.Onlara açık açık ayetlerimiz okunduğu zaman kendilerine gelen hakkı inkâr edenler: “Bu. Onların beyanlarındaki güzellik herkesin hoşuna gitti. kendi ellerinizin yaptığı (işler) yüzündendir.(5007). Bu iddiaya göre üstün güzellikte beyana sahip olan Kur’an hâşâ ondan. Birr 81.(2029)) Bu rivayette. 355. Bu konuda Kur’an’dan mealen: . Bunun üzerine Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm: “Beyanda mutlaka bir sihir var!"buyurdular. En çok musibet takvada en ileri olanlara değil. durum hiçte iddia ettikleri gibi değildir.Başınıza gelen herhangi bir musibet. 5920 C. (Allah. 356. Tıbb 51. Böyle bir iddia ise ancak müslüman olmayanların. Muvatta." (K. uydurmuş oldukları rivayet. işlediklerinizin) birçoğunu da affeder. güzel sözde mutlaka sihir olduğunu iddia etmişlerdir. Tirmizi. alıntıları: Buhâri. Kur’an hakkında söylemiş oldukları bir iddiadır. Hal bu ki. Edeb 94. Kur’an’a dolaylıda olsa saldırı içermektedir ve peygambere bir iftiradır. 42/30 Bu itibarla uydurdukları rivayetin aslı yoktur. en çok günah işleyenleredir ve hayatın çeşitli safhalarında çeşitli şekilde gelebilir.İbnu Ömer radıyallahu anhüma anlatıyor: “Maşrık cihetinden iki adam geldi ve hitabede bulundular.986). apaçık bir sihirdir" dediler.390 Akçağ 1993. (2. iddia ettiler ki. ondan sonra sırasıyla diğer faziletli kimselere gelirmiş. Ebû Dâvûd.S. 46/7 Görüldüğü gibi. en çok musibet en iyi olanlara gelir.Bu gibi rivayetlerle.16 S.

Ebu Musa radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Bir kimse ölünce. bir doktora hasta olduğunu söyleyen bir kimse dahi günaha girmiş olmaktadır. müslümanları günlük yaşantılarında zora koşmak için uydurulmuş aslı olmayan ve İslam toplumunu dünyevi işlerde geri bırakıp zayıf duruma düşürmeyi amaçlayan rivayetlerdir."gibi sözler sarf ederse.bi’l-maruf veya nehy-i ani’l-münker olmadığı gibi. Zira bu söylediği. Bir müslümanın dünya hayatında yapacağı şey. melekler ölen kimsenin göğsüne vura vura: “Sen öyle misin?" diye sorarlar. Bir müslüman. Yüce Allah’ı zikirde değildir. Emr. Zühd 63. İddia ettiklerine göre. ona iki melek vekil kılınır. Örneğin. alıntısı: Tirmizi. Yeryüzünde fesâd arama Çünkü Allah müfsitleri sevmez.15 S.S.381 Akçağ. Ve dünyadan nasibini unutma. bozgunculuk yapmamasıdır. Alışveriş etmek. bundan dolayı bu tür boş iddialar. Allah’ın sana ihsan ettiği gibi sende ihsanda bulun. (2414)) Din konusu dışında konuşmanın yasak olmadığı bir çok konular vardır. 5916 C.“Allah’ın sana verdiği ile ahireti iste.. arkada ağlayanları kalkıp: “Vay benim dağım. hem de ahreti için birlikte çalışabilir.“Ademoğlu’nun. alıntısı: Tirmizi. vay efendim.16 S. Meslek öğrenip veya öğretmek veya herhangi meşru bir ihtiyacı söylemek veya güzel bir sohbet yapmak gibi.S.(1003)) 299 . 5434 C. hem dünyası için.. Bu konuda Kur’an’dan mealen: ." (K. Cenâiz 24." 28/77 357." (K. emr-i bi’l-ma’ruf veya neh-i ani’l-Münker veya Allah Teâla hazretlerine zikir hariç bütün sözleri lehine değil. Allah’ın kendisine verdiği nimetlerle ahiret yurdunu isteyip.257 Akçağ 1992. aleyhinedir. dünyadan da nasibini unutmaması ve iyilik yapıp.

Kendi (günah) yükünü taşıyan hiç kimse. hatta olayın şiddetine göre kişi çok üzülüp çokça ağlamışta olabilir.. üzücü bir olayın meydana gelmesi halinde bir kimsenin ah edip ağlaması meşrudur.. Bu gibi durumlara değinmekle beraber rivayette tüm niyetler için genelleme yapılması yanlıştır.209-210 Ötüken) Bir kimse iyi ameller işlerken niyeti iyi ameller işlemek değil de başka şeylerse. bir başkasının (günah) yükünü taşımaz. Sonra dönüşünüz Rabb’inizedir. onun hicretine sebep olan şeydir. zira herkes ancak kendi günahından sorumludur... örneğin: İnsanlara gösteriş için sadaka verirse veya insanlara gösteriş için namaz kılarsa veya para karşılığı Oruç tutar veya haccederse yene esas amacı iyi ameller işlemek değil de onun dışında başka şeylerse sevap alamaz. Bize Mâlik. bu ağlamalarından dolayı ölüye azab edilmez. Artık nâil olacağı bir dünyâ veyâ evleneceği bir kadından dolayı hicret etmiş kimse varsa. (Buhâri. onun hicreti Allah’a ve Resûlünedir.. Kur’an’dan mealen: .. zira niyetlerin aksi yönü de vardır.Allah’a isyan etmemek ve dolayısıyla makul ölçülerde olmak şartıyla. Bir kimse öldüğünde yakınları üzüntülerini açığa verirken haddi aşarak günaha girmişlerse. önemli olan günaha girecek davranışlarda bulunmamasıdır. 358.. o da Alkame ibn Vakkaas’tan. Umer şöyle demiştir: Rasûlullah (S) şöyle buyurdu: “Ameller niyete göredir. o da Muhammed ibn İbrâhim’den. kişi kötü bir şey yaparken iyi bir şey yaptığını 300 . o da Umer (R)’den haber verdi ki. (O) ayrılığa düştüğünüz gerçeği size haber verecektir... Kitâbu’l-İmân H. Kur’an’a uygun olmayıp aslı yoktur.De ki: “Allah her şeyin Rabb’i iken ben O’ndan başka Rab mi arayayım? Herkesin kazandığı yalnız kendisine âittir. 6/164 Görüldüğü gibi rivayetleri. Her bir kimse için ancak niyet ettiği şey vardır.. Yahyâ ibn Said’den. Binâenaleyh her kimin hicreti Allah’a ve Resûl’üne yönelmişse.47 C. Bu hususta.1 S.

Yoksa ayetleri inkar ederek. kocasının evinden onun izni olmadan (başkasına) infak edemez!” 301 . işlemiş olduğunu kötülüğü meşru kılmaz.Onlar ki.İbnu Amr İbni’l-As anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm Mekke’yi fethettiği zaman şu hitabede bulundu: “Bilesiniz! Kocasının izni olmadan bir kadın (kocasının malından) bağışta bulunması caiz değildir. 5792 C. bu konuda uydurmuş oldukları rivayetin aslı yoktur.. Bir kimsenin işlemiş olduğu kötülüğü iyi sanması. Rab’lerinin âyetlerini ve O’na kavuşmayı inkâr eden.De ki: “Size (yaptıkları) işler bakımından en çok ziyâna uğrayacak olanları söyleyeyim mi?" 18/103 .. “Kadın. inandılar ve iyi işer yaptılar... alıntısı: Ebû Dâvud. 18/105 . mealen: .254 Akçağ.(3546. bundan dolayı iyiliğin ve kötülüğün ölçüsü şahısların niyeti olmayıp. 359. kıyâmet günü onlar için terâzi kurmayız (veya onlara hiçbir değer vermeyiz).S.. Allah’ın kitabı Kur’an’dır..16 S.Dünyâ hayatında bütün çabaları boşa gitmiş ve kendileri de iyi iş yaptıklarını sanan kimseleri? 18/104 ."(K.. 18/30 Dikkat edilirse.3547)) 360. bu yüzden amelleri boşa çıkan kimselerdir. inanıp ta güzel işler yapanın ecri zayi olmamaktadır. yanlış inancıyla ve yanlış işleriyle sevinip iyi iş yaptığını sanan kimselerin bütün çabaları boşa gitmiştir. elbette biz işi güzel yapanın ecrini zâyi etmeyiz..sanabilir. Bu itibarla... Bu hususta Kur’an’dan örnek verecek olursak..... yani. inanıp işi güzel yapanın. Büyû 86.. Yapılan işin iyi bir iş olması esastır.Ebu Ümâme radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki.İşte onlar.

Vesâya 5. Ben bu mallardan sadaka vereyim mi? diye sordum.24 C.5 S.. ancak bütün malım (kocam)ez-Zubeyr İbni’l-Avvâm’ın bana verdiği ve benim mülküm yaptığı mallar vardır.. “Bu. bir kadının. Hanım “Evet!"deyince. Aleyhissalâtu vesselâm kendisine: “Kadının kendi malından (da olsa) bağışı kocasının izni olmadan caiz değildir.. Büyû’90.." (Ebû Dâvûd... bir kadına malından hibede bulunması câiz değildir.. (Buhâri.“Sadaka ver.284 Akçağ. Acaba sen Ka’b’den izin aldın mı?"demiştir.17 S. mallarınızın en kıymetlisidir!" buyurdular. 5937 C.. Ka’b: “Evet" deyince Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm kadının hibesini kabul buyurmuştur”. . 6730 C.3547. kendine ait bir zinet eşyasını Resûlullah aleyhissalâtu vesselâma götürüp: “Ben bunu tasadduk ediyorum" demiştir..2386 Ötüken) 302 . ne kocasının.407-408 Akçağ.)) Yukarıda ki rivayetlerde görüldüğü gibi.Resûlullah’a atfen: “Kocasının nikahında olduğu müddetçe.16 S. Buna rağmen şu rivayetlerde bulundular: 363-... (K.S..Kendisine: “Ey Allah’ın Resûlü! Yiyecek de mi? denildi. sonra sana karşı da saklanır" buyurdu.. alıntısı: İbn-i Mace 2389) 362. Ebû Dâvud.S.. kocasının izni olmadan. Rasûlullah (S) .(3565)) 361. nede kendisinin malından hibede bulunamayacağını tahdis etmişlerdir. Esmâ bin tu Ebi Bekr (R) şöyle demiştir: Ben ..(3546.. hanımın kocası Ka’b İbnu Mâlik’e (bir adam göndererek: “Sen Hayre’ye zinetini tasadduk etmesine izin verdin mi? diye sordurmuş. alıntıları: Tirmizi. Kitâbu’l-Hibe ve Fadlihâ ve’t-Tahrid aleyhâ H. (K.Yâ Rasûlullah! Benim hiçbir malım yoktur.... parayı kap içine koyup saklama.Ka’b İbnu Mâlik’in anlattığına göre: “Hanımı. (2121). Büyû’ 86.

onun izni olmaksızın infâk ettiği zamân.. (Buhâri....377 Akçağ.12 S.... o da Ebû Hureyre’den... kocasının kazancından... diğer biri. vücutlarına döğün yaptıranlar.. hatta sevabın yarısının kocasına.....5462 Bâb 4 Ötüken 1988... daha önce yazmış olduğum. Ez-Zuhri şöyle dedi: Bize Sufyân ibn Uyeyne. o da Abdullah ibn Mesûd (R)’dan tahdis etti(ki o şöyle demiştir): Allah şu kadınlara la’net etmiştir: Döğün yapanlar.. o da 303 . 365..10 C. Said İbu’l-Müseyyeb’den...... Enes radıyallahu anh anlatıyor: “Bir adam ölmüştü. Kitâbu’n-Nafakaat H... (Buhari.364. o da Alkame’den..16 S. Peygamber (S): “Kadın. kim “Leilehe illallah" demişse kesinlikle cennete gideceği.... Resûlullah aleyhissalâtu vesselâmın işiteceği şekilde onun için şöyle söyledi: “Cennet mübarek olsun!"Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm sordu: “Nereden biliyorsun? Belki de o mâlâyani konuştu veya kendisini zengin kılmayacak bir miktarda cimrilik etti!" (K.5945 Bâb 82 Ötüken) 367.. cehenneme gitmeyeceği şeklindeki rivayetleriyle çelişkilidir. yüzlerinin tüylerini yolduranlar.Hz.. Kitâbu’l-Libâs H. o infâkın sevâbının yarısı kocaya âid olur" buyurmuştur.(2217)) Bu rivayetlere. dolayısıyla diğer yarısının da kadına ait olacağını rivayet etmişlerdir. Zühd 11.13 S.... seyrek dişli güzel görünmek için ön dişlerinin aralarını yontan sırıtkanlar. hem de kocasının malından infakta yani hibede bulunabileceğini... Hemmâm ibn Münebbih şöyle demiştir: Ben Ebû Hureyre (R)’den işittim ki... 366.S. 5912 C. kadının. kocasının izni olmadan hem kendi malından.142 C.) Bu iki rivayette de.. Böylece bu konudaki rivayetlerinde çelişkiye düşmüşlerdir.. Yüce Allah’ın yarattığını değiştirenler...... alıntısı: Tirmizi. İbrahim en-Nahai’den.

Abbâd b.Osman’ın dediğine göre Velid b. şöyle ki: Koltuk altı tüylerinin yolunması teşvik edilmişken. Temim. İshak b. zira tırnak nasıl tekrar çıkıyorsa bunlarda tekrar çıkarlar. Abdillah b. Âsım (r. Bu iki rekat lerde kıbleye karşı durdu açıktan okudu. Salât’ul-İstiskâ (3).Medine valisi iken.a. Kitâbu’l-Libas H. mütevâzı bir vâziyette tazarru içinde musallaya kadar geldi.a. halbuki bunların hepsi aynı şey olup yaratılışı değiştirme manasındadırlar.. “Minberin üzerine çıktı" cümlesini ilâve etti.Peygamber (S)’den rivayet olarak şöyle tahdis etti: “Fıtrat beştir-yâhud: Beş şey fıtrattandır: Hıtan.Resûlullah (s. (Ebû Dâvûd. 368-.. K. yâni çocukları sünnet etmek. Resûlullah (s.13 S. Kinâne’den. koltuk altlarının kıllarını (yolarak) gidermek.) Dikkat edildiğinde yukarıdaki iki rivayette bir çok çelişki görmek mümkündür. amcası Abdullah b.) 369-.105 C.sizin şu 304 .) iş (eski) elbisesini giymiş.) ashabı ile birlikte (musallâya) yağmur duasına çıkıp onlara iki rekat namaz kıldırdı. .303 Şamil 1988.Osman. Çocukları sünnet etmek fıtrattan sayılmıştır. kadınların yüzlerindeki tüyleri almaları lanetlenmeye sebep gösterilmiştir.a. meğerki kalıcı şekilde yok edilmiş olmasınlar. . döğün (kalıcı döğme) yapmak lanetlenmeye sebep gösterilmişken.1161 C. (Gidip İbn Abbâs’a sordum) o da şöyle dedi: . evrat yerindeki kılları gidermek için ustura tutunmak. tırnakları kesmek ve bıyığı kırkmak”. halbuki her iki fiilin bir birinden farkı yoktur.4 S. Ellerini kaldırıp duâ etti ve yağmur istedi. ridâsını ters çevirdi. Utbe. Zeyd b.a. Ayrıca. .. demiştir ki: -Velid b. kalıcı şekilde yok edilseler bu fiil yaratılışı değiştirme manasındadır.5925 Bab 63 Ötüken 1989 . Ukbe. Bâb 1 H.)’in yağmur duâsında (kıldığı) namazını sormam için İbn Abbâs (r.anhumâ)’a gönderdi. tırnakları kesme gibi olup yaratılışı değiştirme manasında değildir. beni Resûlullah (s. dişleri törpülemek. (Buhâri..)’dan rivâyet ettiğine göre.

Ebû Dâvûd.7 S. yiyin için.1165 C. kesilirken besmele çekilip çekilmediğini bilmiyoruz. Eğer kesim anında.237)) İslam da eti yenen hayvanlar kesilirken. Çünkü O. Aişe (radıyallahu anhâ) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)’a soruldu: “Halk bize et getiriyor.4 S. Dahâyâ 39. Edâhi 19. tazarru ve tekbire devam etti.Hz. ne yapalım?” “Siz besmele çekin. Allah’ın adını anmak farzdır. Bu konu da Kur’an’dan mealen: .311312 Şamil.Salâtu’l-İstiskâ (3). ikinci rivayette ridâsını (elbise) ters çevirme olayı yoktur.) Birinci rivayette peygamberin ridasını ters çevirdiği rivayet edilmişken.(7.S. Sonra bayramda kıldığı gibi iki rekat namaz kıldı. Bu konuda Kur’an’dan örnek verecek olursak. Ayrıca.hutbeniz gibi hutbe okumadı. isrâf edenleri sevmez. peygamberin namaz için eski elbisesin giydiği yolundaki iddia da Kur’an’a uymamaktadır. yiyin! Cevabını verdi. Büyû 5. keserken çekilmemiş olan besmelenin yerine kabul olmaz. K. bu ona yakışan bir hareket değildir.(2829). güzel elbiseler)inizi (üzerinize) alın. Tevhid 13. peygamber elbisesi ters çevirip giymek suretiyle kedini komik duruma düşürmez. bu itibarla iki rivayet çelişkilidir.Ey Âdem oğulları. Fakat dua." (K. fakat isrâf etmeyin. 7/31 YİYECEKLER VE İÇECEKLER HAKKINDA UYDURDUKLARI RİVAYET ÖRNEKLERİ 370.225 Akçağ. Bâb 1 H. Nesâi. Sayd 21. mealen: 305 . alıntıları: Buhâri. 1962 C. Allah’ın adı anılmamışsa o hayvanın eti zaruret dışında yenmez. (Ebû Dâvûd. Sonradan besmele çekmek. her mesci(de gidişiniz)de süs(lü.

Eşribe 21. Hacc 76." (K. alıntıları: Tirmizi. dostlarına.104 Akçağ. 2247 C.Allah size ölüyü. alıntıları: Tirmizi. Eşribe 12. alıntıları: Buhâri. Eşribe 11. Şeytanlar.(Kesilirken) üzerine Allah’ın adı anılmayan (hayvan)lardan yemeyin! Çünkü o(nu yemek). Kim mecbur kalırsa (başkasının hakkına) saldırmadan.(2027). su v.İbnu Abbâs (radıyallahu anhümâ) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissâlatu vesselâm)’a zemzemden sundum ayakta olduğu halde içti.104 Akçağ.S. Bu rivayetlerine rağmen.8 S. sizinle mücâdele etmeleri için fısıldar (telkinde bulunur)lar. 2243 C.(1883). Nesâi. Müslim. şüphesiz siz de Allah’a ortak koşanlar olursunuz. Et’ime 25. Eşribe 120.S. Eğer onlara uyarsanız.(3423)) Bu rivayetlerle. İbnu Mâce. Eşribe 16. esirgeyendir. 6/121 Görüldüğü gibi uydurdukları rivayet Kur’an’a ters olup.8 S. 306 . 371. aslı yoktur.237)) 372. ayakta yemek yenebileceğini. kanı. 16/115 . (Duvarda) asılı olan bir kırbanın ağzından ayakta su içti. domuz etini ve Allah’tan başkasının adı anılarak kesilen (hayvanlar)ı haram kıldı. (5.(1881). Tirmizi. Şüphesiz Allah. İçilebileceğini tahdis ettiler. Hacc 165." (K." (K. Ben hemen kırbaya gidip ağzını kestim..Kebşetu’l-Ensâri (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) yanıma gelmişti.8 S. bağışlayan.S. 2241 C.107 Akçağ.(1893). İbnu Mâce. sınırı da aşmadan (bunlardan) yiyebilir.(3301)) 373. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) devrinde yürürken yer.s. Eşribe 18. yoldan çıkmadır. ayakta iken içerdik. insanları bu konuda da şaşkın hale sokmak için şu rivayeti uydurdular.İbnu Ömer (radıyallahu anhumâ) anlatıyor: “Biz.

alıntısı: Müslim.106 Akçağ.Ş.) İki rivayet çelişkili olduğu gibi..374... Kitâbu’lHumus H.. 377.5678 Bâb 27 Ötüken 1988. Peygamber’in zevcesi Ümmü Seleme’den (o şöyle demiştir): Rasûlullah (S) şöyle buyurdu: “Gümüş kaptan bir şey içen kişi var ya. (Buhâri..) Bu rivayetlerinde gümüş kaptan bir şey içen kimsenin cehenneme gideceğini rivayet ettiler... Peygamber gümüş bardaktan içerdi demekle peygambere saldırıda bulundukları açıktır.18 C. Kitâbu’l-Eşribe H.Ebi Katâde oda babasından naklen: “Peygamber kabın içine solumaktan nehiy buyurmuştur.) 378.Enes’den naklen: “Rasûlullah.. 2246 C..Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) şöyle buyurdular: “Sizden kimse sakın ayakta içmesin." (K.9 122/330 Sönmez Neşriyat) 307 . akabinde kırık yerine gümüşten bir bardak edindi dediğini tahdis etti. demiştir... (2026)) 375-.. gümüş bardaktan bir şey için cehenneme gider deyip.8 S.57 C. muhakkak o kişi karnına ancak (curp curp diye) cehennem ateşini göndermektedir”. (Buhâri...12 S. Râvi Âsım el-Ahvel: Ben bu kadehi gördüm ve (teberruken içine su koyup) ondan su içtim." (Müslim C. Enes ibn Mâlik(R)’ten: Peygamber (S)’in su bardağı kırıldı. C.. kabın içine üç defa solurmuş.. Eşribe 116. Kim unutarak içerse hemen kussun..9 121/ 329 Sönmez Neşriyat A.... Buna rağmen şu rivayeti de tahdis ettiler: 376-..6 S.2895 Bâb 5 Ötüken 1987.." (Müslim.S..

294)) 381.S. (1876). Ben sizi bütün sarhoş edicilerden yasaklıyorum.379. diğerlerinde solunabileceği rivayet edilmiştir. diğer iki rivayetin çelişkili oldukları açıktır. Tirmizi. buğdaydan hamr yapılır.Eşribe 13. Birincisinde kabın içine solunmaz derken. (Müslim. Enes: “İşte bende içilen şeyin içine üç defa soluyorum. baldan hamr yapılır. C. 2275 C. Kays İbnu Vehb ona:Benim bir küpçüğüm var içerisine şıra koyuyor. Ebû Hureyre (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Hamr şu iki ağaçtandır: Hurma ve asma. 380.(1873)) Birinci rivayette hamr(şarap)ın.Hz. İbnu Abbâs: 308 . şıra kaynayıp durulunca içiyorum" dedi. alıntıları: Müslim.Enes şöyle demiş: Resûlullah içtiği şeyin içine üç defa solar ve: “Bu daha kandırıcı. Tirmizi. Nesâi. Gibi şeylerden de hamr yapılabileceğinin tahdis edilmesi bir çelişkidir. Kays: “Yirmi yıldan beri" deyince. arpadan hamr yapılır. (3676).s.137 Akçağ. Eşribe 19. (İbnu Abbâs) cevaben: “Bu söylediğin şey ne zamandan beri içeceğini teşkil etmekte?" diye sordu.137 Akçağ 1989. alıntıları: Ebû Dâvûd.8 S. daha sâlim ve afiyetlidir. 2274 C.8 S." (K.9 123/330 Sönmez Neşriyat ) Birinci rivayetle." (K. Eşribe 4. Hurma ve Asmadan olduğu belirtilmişken. Eşribe 8. Eşribe 8." buyururdu.(1985)." demiş. Ebû Dâvûd Eşribe 4. Bir rivâyette.(3678).(8. 382. İkinci rivayette baldan v.S.en-Nu’mân İbnu Beşir (radıyallahu anhümâ) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Üzümden hamr yapılır. hurmadan hamr yapılır.İbnu Abbâs (radıyallahu anhümâ): “Kim Allah’ın haram kıldığını haram kılmaktan hoşlanırsa nebiz’i haram kılsın" dedi.

S. Eşribe 48." (K. Eşribe 8.Abdurrahmân İbnu Ebi Ammâr rahimehullah anlatıyor: “Hz. “Evet!"dedi. Rasûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) için kuru üzümden nebiz kurardık.8 S. 384. Aişe (radıyallahu anhâ) anlatıyor: “Biz. alıntısı: Ebû Dâvûd. Sayd 27. Et’ime 32. “Sırtlanı yiyen biri de var mı?"dedi.150 Akçağ. 3908 C.200)) 385.(3707) Birinci rivayette. Ben tekrar: “Etini yiyeyim mi?"dedim. içerisine hurma atardık.S.8 S. “Bu cevap Resûlullah aleyhissalâtu vesselâmdan mıdır?"dedim."(K.(7. av(hayvanı)dır. 309 .(8. alıntısı: Tirmizi.2279 C."“Evet!"dedi.(1792).Ebû Dâvud’un rivayetinde şöyle gelmiştir: “Hz.144 Akçağ.Hz. damarların su ihtiyacını pislikten gördü" dedi.149 Akçağ. (K.322-323)) 383. Ebû Dâvud. yani haram olmadığının belirtilmesi bir çelişkidir. Et’ime 4.(3801).11 S. ihramlı avlanacak olursa koç da aynı hükme dâhil edilir. 2288 C.11 S.Huzeym İbn Cez’i radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâma sırtlan hakkında (eti helâl mi?)"diye sordum. 3907 C. Bana: “O. “Evet!"dedi. Nesâi.150 Akçağ. Câbir radıyallahu anh der ki: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâma sırtlandan sordum.S. nebiz’in haram olduğu rivayet edilmişken.“Öyleyse uzun zamandır.S. (K. Câbir radıyallahu anh’a: “Sırtlan avmıdır?" diye sordum. diğer rivayette içilebileceğinin. alıntıları: Tirmizi. Bunun üzerine kurdun etinin yenmesini sordum. alıntısı: Nesâi.) 386.

İkinci rivayette yemediğinin belirtilmesi açık bir çelişkidir." (K. Onu ne yerim ne de haram kılarım" buyurdular. Kalplerinde hastalık bulunanlar ve kafirler de: 310 .(1952). sırtlan etinin yenebileceği belirtilmişken. Tirmizi Et’ime 22. İbnu Mace. 3912 C. Sayd 37.153 Akçağ. alıntıları: Buhâri.S. 3913 C.“Kendisinde hayır olup da kurdu yiyen biri var mı?"diye cevap verdi. Müslim.210)) 388.Biz cehennemin bekçilerini hep melekler yaptık. 387.Selman radıyallahu anh anlatıyor: aleyhissalâtu vesselâma çekirgeler sorulmuştu: “Resûlullah “Onlar." (K. inanananların imanını arttırsın. kullarca bilinemeyenin hangisinin en kalabalık olduğu yine hiçbir kul tarafından bilinemez. Gazve esnasında Aleyhissalâtu vesselâmla birlikte çekirge yedik. Allah’ın en kalabalık ordularıdır.(1822. (3812).1823). Kur’an’a göre.11 S. Bu hususta Kur’an’dan mealen: .S.(3813). Kitâb verilmiş olanlar ve inananlar şüpheye düşmesinler. Üçüncü rivayette yenemeyeceğinin belirtilmesi bir çelişkidir.İbnu Ebi Evfa radıyallahu anhümâ anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm ile beraber (altı veya yedi sefer) gazveye çıkmıştık. (1739)) Birinci ve ikinci rivayetlerde. Sayd 52.(7. Et’ime 35. Allah’ın en kalabalık ordusu olduğunun iddia edilmesidir. Et’ime 4. alıntıları Ebû Dâvud. daha öncede belirttiğim gibi. Allah’ın ordularını. Sayd 9. Diğer bir hususta çekirgelerin. Onların sayısını da inkar edenler için bir imtihan kıldık ki kendilerine Kitâb verilmiş olanlar iyice inansın. Et’ime 35. Nesâi.151 Akçağ. (3219)) Birinci rivayette. hal böyle olunca. Ebû Dâvud. Allah’tan başkası bilmez.11 S." (K. 3909 C.11 S. Sayd 13. alıntısı: Tirmizi. Resûlullah ın çekirge yediği rivayet edilmişken.154 Akçağ.S.

Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm ile birlikte bende (Hâlid İbnu’-Velid) vardım.(1942). 3940 C. ilgisi aşağıdaki rivayet.231)) 390. vahşi hayvanlardan her bir kesici dişi olan.(7. Rabbinin ordularını kendisinden başkası bilmez. Aleyhissalâtu vesselâma gelerek. alıntıları: Ebû Dâvud ve Nesai.Ebû Dâvud’un bir diğer rivayetinde şöyle denir. (3806). O zaman Medine’de idik. 74/31 Bu itibarla.(1794)) 391. Câbir radıyallahu anh anlatıyor: “Heyber(in fethi) zamanında at ve vahşi eşek(eti) yedik." (K.Esmâ Bintû Ebi Bekr radıyallahu anhümâ anlatıyor: “Biz. Bir grup Yahudi.Hz.11 S. bunun üzerine (müslümanlara yönelerek): “(Olamaz!) anlaşma yapılan kimselerin malı onların izni olmadan helâl değildir. askerlerin ahırlarına hücum ederek (mallarını yağmaladıklarından) şikâyet ettiler. kuşlardan da her bir pençeleri olan haramdır!" buyurdular. Sayd 24. Dahâya 33. Tirmizi. 3916 C.3790). 3939 C. Bu.27. Böylece Allah. Sayd 36. 389. dilediğini doğru yola iletir.S.11 S. (7.205).“Allah bu misalle ne demek istedi?" desinler."(K. “Heyber fethi sırasında gazvede.S.179 Akçağ.Hâlid İbnu’l-Velid radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm. 33. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm." (K. Et’ime 26. insanlara bir tebliğdir.156 Akçağ. Sayd 32.) 392. Et’ime 5. Nesâi. 3915 C. Nesâi.(7. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm zamanında bir at kestik.(3788). Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm ehli eşek(etin)i yasakladı ve ata müsaade etti.179 Akçağ. Et’ime 26.S. Sayd 30.155 Akçağ. dilediğini sapıklıkta bırakır. at ve eşek etini yemeyi yasakladı.S. Hepimiz onu yedik.202)) 311 . Müslim. Nesâi." (K. alıntıları: Ebû Dâvud. alıntıları: Ebû Dâvud. katırları. uydurmuş oldukları rivayetlerin aslı yoktur.11 S. alıntıları: Buhari. Ayrıca size ehli eşekler ve onların atları.11 S.

birden çok kişinin aynı tabaktan yemek yemesi olayıyla ilgili olarak uydurulduğu düşünüldüğünde.. peygamberi bir nevi açgözlülükle de suçladıklarını görmek mümkündür..) 394-.12 S. ikinci rivayette bizzat Peygamberin yemek yerken.“Sana yakın olan yerden ye!"buyurdu. dedi.. Bunun üzerine Rasûlullah (S) bana: . Kitâbu’l-Et’ime H. Enes dedi ki: Ben de Rasûlullah (S)’ın berâberinde gittim.12 Bâb.. Enes ibn Mâlik (R) şöyle diyordu: Bir terzi...3 Ötüken) Birinci rivayette yemek yerken kişinin önünden yemesi gerektiği rivayet edilmişken.Birinci ve ikinci rivayetlerde at etlerinin yenebileceği ve Heyber(in fethi) zamanında at eti yenmesini peygamberin yasaklamadığı rivayet edilmişken.. (Buhâri. Kitâbu’lEtime H. Yine. Heyber’in fethi konu edilerek..4 C.. tabağın her tarafını araştırdığının rivayet edilmesi bir çelişkidir..5484 C... buna rağmen üçüncü ve dördüncü rivayetlerde.. Rivayetin.. ekmek ile kabak ve kuru et parçaları bulunan çorba takdim etti.. 312 . (Buhâri. (Terzi... 393-.. Peygamberin zevcesi Ümmü Seleme’nin oğlu olan Umer ibn Ebi Seleme (R) şöyle demiştir: Bir gün Rasûlullah (S)’in berâberinde bir yemek yedim ve yemek tabağının her tarafından yemeğe başladım. hazırladığı bir yemeğe Rasûlullah’ı davet etti.) Yemek sırasında ben Rasûlullah’ın tabağın etrafında kabakları araştırırken gördüm. Heyber(in fethi) zamanında at etinin yenmesinin yasaklandığının belirtilmesi bir çelişkidir.5479 Bâb 1 Ötüken 1988.....6 S. Yine Enes: Artık o günden itibâren ben kabağı sevmekten ayrılmadım.

parmakların ve kapların yalanmasını emretti ve dedi ki: “Siz bereketin. Zira o.Hz. Câbir radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm. bulaşan ezâyı temizlesin. Et’ime 11. 3886 C. Eğer bu önerilerinde yemek artığının zayi olmaması kastediliyorsa.S.114 Akçağ. yer düşen lokmanın temizlenerek yenmesi gerektiğini rivayet etmelerinden anlaşılmaktadır. birinizin lokması düşecek olursa onu alıp. alıntıları: Buhâri. Müslim. sakın şeytana terk etmesin. yemek artığı saklana bilir.İbnu Abbâs radıyallahu anhüma anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Biriniz yemek yeyince. Et’ime 52. alıntıları: Müslim.395. 3885 C. Ebû Dâvud. Tirmizi. Öyleyse. sağlık için tehlikede arz eder. 397.Hz.11 S. Parmaklarını yalamadıkça elini mendille de silmesin." (K. yemeğinizin hangi (parça)sında olduğunu bilemezsiniz.(3847)) 396.(2034). yemek bitiminde kapların yalanması gibi ilginç adetler önermişlerdir.11 S. taâmınızın hangisinde bereket bulunduğunu bilemez. Kaldı ki amaçlarının bu olmadığı. Aişe radıyallahu anhâ anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Yaş hurmayı kuru 313 . Eşribe 129. düşen lokma bir tarafa düşülen yerde önemlidir.S. Yağlı veya tatlı ihtiva eden bir lokmanın toza toprağa bulanması halinde temizlemek çok zor olduğu gibi bu adet edinilmesi halinde çocuklar da bunu alıştırılacak ve onların temizleme işine ne derece özen gösterecekleri şüphelidir.114 Akçağ. (1803)) Yukarıdaki rivayetlerde görüldüğü gibi. kırıntılardan diğer canlılar istifade ettirilebilir. lokmalar her zaman temiz mermer üzerine düşmez. Zira bu o kadar kolay bir iş olmadığı gibi. yalamadıkça veya yalatmadıkça elini (mendille) silmesin. Et’ime 52. bazen pis yerler üzerine de düşer o zaman önerdikleri temizlik işi nasıl yapılabilir. Eşribe 136.(2031). Bu itibarla bu rivayetlerinin aslı yoktur." (K.

İ’tisâm 24. kendisine taraf olunup olunmamasıdır. Et’ime 314 . Câbir radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Kim sarımsak veya soğan yerse bizden uzak dursun -veya mescidimizden uzak dursun. beraberindeki arkadaşlarından birin göstererek ona vermelerini söylerdi. alıntısı: İbni Mace 3330. Ebû Dâvud.11 S.421 Akçağ. tencereyi. yaş hurma. alıntıları: Buhâri. şeytanı kızdıran şey kendisine taraf olunmayıp. şeytanın neden hoşlandığını ve neden kızdığını konusunda insanları saptırmayı amaçlamışlardır. iyiyi ve kötüyü değerlendirmeleri de yanlış olacaktır. eskiyi yeni ile beraber yiyecek kadar (hayatta) kaldı" der.166 Akçağ.” Bazen Resûlullah aleyhissalâtu vesselâma içerisinde yeşil sebzeler bulunan tencere getirilirdi de onda koku bulunur ve (ne olduğunu) sorardı.evinde otursun. Et’ime 49.(564). ye! Zira ben senin gibi değilim. Salât 160."(K. Zira şeytan (böyle yapmanıza) kızar ve: “Ademoğlu. Müslim. Aleyhissalâtu vesselâm. Eski hurmayı yeni hurmayla beraber yiyin. Yaş ve kuru hurmayı birlikte veya ayrı ayrı yemenin hiçbir dini yönü olmadığı gibi. kuru hurma davasına girişen kimse. Mesâcid 73. karşı olma olayıdır. 6981 C. Bu itibarla uydurdukları rivayetin aslı yoktur: 398. şeytanı kızdıracağım diye. senin konuşmadığın (meleklerle) konuşuyorum" derdi. onun yemekten çekindiğini görünce: “Sen bana bakma.17 S. Yoksa. Kendisine sebze nev’inden ne olduğu haber verilince.hurmayla birlikte yiyin. Zira. eğer insanlar şeytanla mücadelelerinde bu tür şeyleri ölçü kabul edecek olurlarsa."(K.S. 3926 C.S. Adem oğlunun uzun veya kısa yaşaması da şeytanın ilgilendiği bir konuda değildir.) Uydurmuş oldukları bu rivayetle. Böylece şeytanın esas amacı olan saptırma olayı meydana gelmiş olur. şeytanı ilgilendiren şey.Hz. şeytanı kızdırma yerine ancak aptal olarak telakki edilir.

3937 Ötüken 1987. Zira bir taraftan ayakta su içilebileceğini söylerken.S.41. keza ehli eşek etlerinin yenemeyeceğini. 400-. Kitâbu’l Mağâzi H. Et’ime 41.) Daha öncede belirttiğim gibi.. 15/8 Bu itibarla.Binmeniz ve süsü için atları ve merkepleri (yarattı) ve daha sizin bilmediğiniz nice şeyler yaratmaktadır.. (Buhâri.240 C. bir 315 . Zaten amaçları da yiyecekler konusunda yenmesi haram ve helal olanları belirtmek olmayıp. demiştir.. yediği son yemeğine kadar soğan yediğinin tahdis edilmesi bir çelişkidir.43)) 399.11 S. atlar. Tirmizi. insan rahat bir şekilde su bile içemez."(K. Et’ime 13. Hal bu ki.(1807). uydurmuş oldukları rivayetlerin aslı yoktur.. Mesâcid 16(2. at etleri(ni yemek) hakkında ruhsat verdi. katırlar ve eşekler binilmek (taşımacılık) ve süs içindirler. alıntısı: Ebû Dâvud.167 Akçağ.8 S.. Nesâi. başka bir ifadeyle.(3829)) Birinci rivayette. hatta meleklerle muhatap olduğundan bu yiyeceklerden yemesinin söz konusu olamayacağı tahdis edilmişken. ikinci rivayette.(3822). Kur’an’da belirtildiğine göre. Câbir ibn Abdillah (R): Rasûlullah (S) Heyber günü evcil eşeklerin etlerinden nehy ette. Bu konuda Kur’an’dan mealen: . evcil olmayan eşek etlerinin yenebileceğini bir çok rivayette iddia ettiler.. çelişkili de olsa at etlerinin yenebileceğini. kargaşa çıkarmak suretiyle insanları bu konuda şaşkınlığa sürüklemektir. Aişe radıyallahu Anhâ’ya soğan hususunda sordum.. Onların rivayetleri esas alınırsa. Şu cevabı verdi: “Resulullah aleyhissalâtu vesselâmın en son yediği yemekte soğan vardı.Ebu Ziyâd Hıyâr İbnu Seleme anlatıyor: “Hz.... 3928 C. peygamberin soğan ve sarımsak yemediği ve bu yiyeceklerden hoşlanmadığı.

İbnu Abbâs radıyallahu anhümâ anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm öldürülmek için hedef ittihaz edilmiş (ve mücesseme denilen) hayvanın yenilmesini. 316 ."(K. Humus 15.(1826). Bu konuda yaptıkları tahdis örnekleri şöyledir: 401.10. bu gün bile insanlar tarafından çeşit olarak sayısı bilinemeyen hayvanlar konusunda neler iddia etmezler. Eymân 1. Örneğin: Tavuk ve v. Cemaatten birisi ayrıldı. Yalın bir konu olan su konusunda bu şekilde konuşabildikten sonra. Dahâya 44. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâmı (cellâleyi) yerken gördüm" dedi ve adama yemini için kefarette bulunmasını emretti.Eymân 9.S. Zira tahdis ettikleri bir rivayette bütün böceklerin yenebileceğini iddia etmişlerdir.240)) 402. diğer taraftan bu hayvanlar pislik yiyiyor.Tevhid 56. Nesâi. sütünün içilmesini ve su tuluğunun ağzından su içilmesini yasakladı.taraftan da ayakta su içilmesi halinde hemen kusmanın gerekli olduğunu söylerler. (Ebu Mûsa): “Neyin var? diye sordu.157-158 Akçağ. Tirmizi.(3786). 3918 C. Kefâret 9. Hakkında bir taraftan yenebileceğini söylerlerken.(7." (K.(7. Adam: “Ben onu (pis şeyler yerken gördüm ve tiksindim ve yememeye yemin ettim" cevabını verdi.11 S.157 Akçağ. 4. Zebâih 26. Et’ime 25. pislik yiyen (ve cellâle dene) hayvanın yenilmesini.Hilkâm İbnu Telib rahimehullah babasından naklediyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâmla arkadaşlık yaptım.206)) 403. Sayd 33. Fakat işin aslında. Nesâi. 18.s. 3919 C. 78. Meğazi 74. alıntıları: Ebû Dâvud.(1649). Et’ime 24. alıntıları: Buhâri.11 S.s. Müslim. Bunun üzerine Ebu Mûsa: “Yanaş ve ye! Zira ben. yiyecek olarak müslümanlara layık gördükleri ancak böceklerdir. peygamber bunların yenmesini yasaklamıştır demekten çekinmezler.Zehdem İbnu Mudrib anlatıyor: “Ebu Mûsa radıyallahu anh’a bir tavuk getirilmişti.

S. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) (vahiyle) emir gelmeyen hususlarda Ehl-i Kitab’a muvafakatı severdi.483 Akçağ 1988. Müslim.11 S. SAÇ. saçlarını alınlarına döküyorlardı. SAKAL. 317 .137). (2336). KONULARINDA ÖRNEKLERİ ELBİSELER VE UYDURDUKLARI SÜSLENME RİVAYET 404. Libâs 67. alıntısı: Buhâri. Nesâi.(1752)) Bu hadis Tirmizi’de “(Saçınızdaki) aklıkların rengini değiştirin. Ebû Dâvud. Enbiya 50.(8. Libâs 20. Nesâi.3920 C. (8. Et’ime 30. alıntısı:Ebû Dâvud. 405. bütün haşerelerin yenilebileceğini iddia etmektedirler.507-508 Akçağ. Libâs 80. Zinet 14.7 S. Müslim." (K. Saçını alnı üzerine o da serbest bıraktı. Fedâil 90. Libâs 70.159 Akçağ. Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Yahudiler ve Hıristiyanlar (saçlarını) boyamazlar. Zinet 62.(4188). Tirmizi.Hz."(K.yeryüzündeki haşerelerden herhangi birini haram ettiğini hiç işitmedim. alıntıları: Buhâri. Sonra (ortadan) ayırarak (sağ ve sola) tarardı.İbnu Abbâs (radıyallahu anhümâ) anlatıyor: “Ehl-i Kitap. ikinci rivayette vahiy gelmeyen hususlarda. 2131 C. Ehl-i Kitab’a muvafakati severdi demeleri bir çelişkidir. Tereccül 18. Yahudi ve Hıristiyanlara muhalefet edilmesi gerektiğini söylediğinin iddia edilmesi ile. Siz onlara muhâlefet edin. Ebû Dâvud."(K.164)) Birinci rivayette Peygamberin. (3798)) Görüldüğü gibi.(4203).2111 C.S. müşrikler de ayırıyorlardı. (2103). Yahudilere benzemeyin!" şeklinde gelmiştir.7 S. Tereccül 10.S.

" (K. ayrıca. şakaklarında ve başında bir nebzecik vardı" derdi. Enes radıyallahu anh’ın anlattığına göre.S.Hz.15 S. Said İbnu’lMüseyyeb (rahimehullah)’ten şunu işitmiştir: “Hz.361 Akçağ.” Bir rivayette de şöyle demiştir: “O.7 S. alıntısı: Müslim.281 H.140)) 318 . Beyaz kıl (onda nâdirdi ve sadece) alt dudağında.7 S.S.(4210).Yahya İbnu Said’in anlattığına göre. 2113 C.(8. ikinci rivayette çirkinliktir demeleri bir çelişkidir. en çok sevdiği boya da bu idi. Rabbi de: “Bu vakardır ey İbrahim!"demiş. misafir ağırlayan ilk kimse idi.(2. Fezâil 104. saçların beyazlaşmasını vakar olarak tanımlamalarına rağmen.487 Akçağ. Sifatu’n-Nebi 4. O da “Rabbim! Öyleyse vakarımı artır!" diyerek duada bulunmuştur. “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâmın saçında ki aklardan sorulunca (Enes) şöyle cevap vermiştir: “Allah O’ nu beyazla çirkinleştirmemiştir. alıntıları: Ebû Dâvud." (K. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)’ı gördüm." (K. 77/63.(4064). ek kaynak izahı:Sahihayn’da Zühri-Said b. Tereccül 19. Müslim.922).4. sakalını bununla boyamıştı. Libas. saçında aklık görünenlerin ilki de o idi. Taharet 2/16. kişinin başında ve sakalında bulunan beyazları yolmasını mekruh addederdi. alıntısı: Muvatta.105 (2341)) Birinci rivayette.Ebû Hureyre yoluyla yer alır. Zinet 17.S.4 S. Beyan Yayınları. Bıyığını kesenlerin ilki. sakalını sufre denen sarı boya ile boyar ve derdi ki: “Ben.) 407. 408. 5539 C. Bununla elbisesini boyadığı da olurdu. Keza o ilk sünnet olan kimseydi.533 Akçağ. 2151 C.Hz.el-Museyyeb. Muvatta C. no:49. İbnu Ömer (radıyallahu anh)’den rivâyete göre. Nesâi. İbrahim (aleyhisselam). Ak saçları görünce: “Ya Rabbi bu nedir?"diye sormuş.406. Libâs 18. Buhâri.

203. ey Allah’ın Resulü" dedim. ona çelişik olarak şu rivayeti de tahdis ettiler: 410.(8. 7080 C. 411. Fetih günü Rasûlullah aleyhissalâtu vesselâm’a getirilmişti.(2077).S. sakalının ön kısmında. alıntısı: İbnn Mace 3624) 319 . Ben: Bunları yıkayayım mı. Fakat siyah(a boyamak)tan da kaçınınız" buyurdular.S. Nesâi. Aleyhissalâtu vesselâm: “Bunu hanımlarından birine götürün(de bunun saç ve sakalının rengini) değiştirsin.” Bir rivayette: “Bu. Câbir radıyallahu anh anlatıyor: “Ebu Kuhâfe. şu cevabı verdi: “Aleyhissalâtu vesselâm.Hz. (4066.204)) Birinci rivayette. Libas 27. on yedi veya yirmi tel kadar bir aklık görmüştür (bunlar için boya olur mu!) diye cevap verdi.409. Ebû Dâvud.17 S. Enes radıyallahu anh’a: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm saç ve sakalını boyadı mı?"diye sorulmuştu. alıntıları: Müslim.75 Akçağ. Saçları köpük gibi bembeyazdı.) Görüldüğü gibi bahsi geçen rivayetle bu rivayet çelişkilidir. (K. “Hatta yak onları!"buyurdular. alıntısı: İbn-i Maca 3655. Libâs 20.468 Akçağ.Hz. Ayrıca birinci rivayette peygamberin sakalını sarıya boyadığını rivayet etmişken.İbnu Amr İbni’l-As radıyallahu anhümâ anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm üzerimde sarıya boyanmış iki giysi görmüştü.4067. kâfirlerin kıyâfetidir. ikinci rivayette sarı elbise giyilemeyeceğini ve bunu kafirlerin kıyafeti olduğunu rivayet etmeleri hem bir çelişki. 5281 C."(K.S. peygamberin elbisesini sarıya boyadığını rivayet etmelerine rağmen.15 S.467 Akçağ.17 S.4068). sakın bunları giyme!" buyurdular" denmiştir. Derhal: “Bunu giymeni annen mi sana emretti?"diye sordu. 7078 C." (K. hem de peygambere yöneltilmiş bir saygısızlıktır.17 S. Zinet 96.

Sonra (saçlarını) sarıya boyamış biri daha gelmişti ki: “Bu öbüründen de güzel!" buyurdu. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm): “Bu ne güzel!"buyurup takdir etti.468 Akçağ.Tereccül 19. Hz." (K. (Az sonra) kına ve ketem ile boyamış biri geldi.(4211).S. “Bu evvelkinden de güzel!" buyurdu.142)) Birinci rivayette kına yakmak övülmüşken. Ancak ben bundan hoşlanmam.İbnu Abbâs (radıyallahu anhümâ) anlatıyor: “Saçlarına kına yakmış bir adam gelmişti. Hz. dolayısıyla kına yakmanın dini açıdan bir mecburiyet olmadığı hususudur.(4164). Çünkü sevdiğim (aleyhissalâtu vesselâm). 413. Buna rağmen 320 .17 S.(3627)) 414. onun kokusunu sevmezdi.S. alıntısı: İbn-i Mace 3625) Birinci rivayette beyazlanmış olan saçların siyaha boyanmaması bunun dışında bir boyayla boyanması gerektiğini rivayet etmişken. Aişe’ye kına yakma hususunda sormuştu. ikinci rivayette koku yönünden kötülenmesi bir çelişkidir.S. Tahdis ettikleri diğer bir rivayetle. 7079 C.7 S. 2112 C.(3.7 S. düşmanınızın içinde de hakkınızda daha çok korku doğurucudur. Libâs 34. Nesâi. şu cevabı aldı: “Bunda bir beis yok (kına yakılabilir). 3114 C.488 Akçağ. alıntıları: Ebû Dâvud.Süheybü’l-Hayr radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “(Ağaran saç ve sakallarınızı boyamada) kullandığınız en iyi boya şüphesiz şu siyahtır. Zinet 19. (Çünkü siyah boya kadınlarınızı size daha çok rağbet ettiricidir." (K. İbnu Mâce. saçları boyamak için en iyi boyanın siyah boya olduğunu rivayet etmeleri bir çelişkidir. Tereccül 4. Diğer bir hususta. alıntıları:Ebû Dâvud. Aişe’nin kına yakmamış olduğu."(K.412.Kerime Bintu Hümâm anlatıyor: “Bir kadın.485 Akçağ.

2116 C. şöyle ki: 415. Hz. Aleyhissalâtu 321 . Aişe (radıyallahu anhâ) anlatıyor: “Bir kadın. Kendisine: “Hayır. Hz.142)) 416-Yine Hz. Ali radıyallahu anh da önüne durmuş.alıntıları: Ebû Dâvud. perde gerisinden Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)’a eliyle bir mektup uzattı.Hz.(4166).S. şu ellerini değiştirmedikçe senden biat almayacağım." (K. kadınlar için kına yakmanın mecburi olduğunu. vesselâm). Sırtında kırmızı bir bürde vardı ve katırının üstünde idi.7 S. Tereccül 4. erkek eli midir?" buyurdu.Hilâl İbnu Âmir babasından naklediyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ı Mina’da halka hitap ederken gördüm. bana biat ver!"diye talepte bulunmuştu.ellerin tıpkı vahşi hayvanların ayağı gibi!" cevabını verdi.2115 C. Nesâi. Peygamber (aleyhissalâtu “Sen kadın olsaydın. tırnaklarının rengini değiştirirdin" bununla kına yakmayı kastetmişti.S.7 S. alıntısı: Ebû Dâvud. Tereccül 4.(4165)) Görüldüğü gibi tahdis etmiş oldukları rivayetler birbirleriyle çelişkilidir.(8.488 Akçağ." (K. Peygamber’e: “Ey Allah’ın Resûlü.tahdis ettikleri başka rivayetlerde. hatta eline kına yakmayan kadından biat alınamayacağını iddia etmişlerdir. Aişe (radıyallahu anhâ) anlatıyor: “Hint Bintu Utbe. Kadıncağız: “Kadın elidir! deyince Hz. 417. Zinet 18.489 Akçağ. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) elini derhal geri çekip: “Ne bileyim. bu el kadın eli midir.

Nesâi.vesselâm’ın söylediklerini tekrarlıyordu. Aleyhissalâtu vesselâm geri döndü ve âniden geldi. alıntıları: Ebû Dâvud. Tirmizi. Ancak kızıl toprağı görünce geri döndü.72 Akçağ. Ama aleyhissalâtu vesselâm adamın selamını almadı." (K. alıntısı: Ebû Dâvud."(K. Aleyhissalâtu vesselâm’ın bunu mekruh addettiğini anladı ve derhal elbiselerini yıkadı ve bütün kırmızılığı örttü.(1724). 5277 C.(4069).(8. Libas 21."(K. Libas 4. Menâkıp 23. Edeb 45.(2808)) 420. Libâs 20."(K.S. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ın zevcelerinden Zeyneb’in yanında idim ve kızıl toprakla onun elbiselerini boyuyorduk. Fezâil 91. Zeynep bu hali görünce.(4076)) 418. ilk iki rivayet birbirleriyle çelişkilidir.Hz. Libâs 20.İbnu Amr İbni’l-As radıyallahu anhümâ anlatıyor: “Üzerinde kırmızı renkli iki giyecek bulunan bir adam geldi ve Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’a selam verdi.203)) Bu iki rivayette. Müslim. Ebû Dâvud.15 S. peygamberin kırmızı elbise giydiğini rivayet etmişlerdir.S.(4072). Zaten amaçları kırmızı veya başka rengi konu etmek olmayıp karışıklık çıkarmaktır. libas 21. İslam dini evrensel bir din olup. 5278 C. (2337).Beni Esed’den bir kadın anlatıyor: “Bir gün.71 Akçağ.15 S. Biz bu işle meşgulken Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm çıkageldi.73 Akçağ. Libas 35. 5279 C. 322 .S.S.15 S. Dolayısıyla kırmızı elbise giymenin dinen bir mahzuru olmadığını vurgulamış olmaktadırlar. 5276 C. Bera radıyallahu anh anlatıyor:“Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm orta boylu idi. Buna rağmen şu hadisleri de karşıt olarak rivayet etmişlerdir: 419. alıntıları: Buhâri. alıntısı: Ebû Dâvud. bez parçalarının rengiyle uğraşılsın diye inmemiştir. Ben aleyhissalâtu vesselâmdan daha güzel bir şeyi hiç görmedim. Tirmizi.15 S. Zinet 94.73 Akçağ.(4071)) Görüldüğü gibi son iki rivayetle. Ben onu kızıl bir hulle içerisinde gördüm. (Boyadan) hiçbir şey görmeyince içeri girdi.

423.15 S.Ebu Eyyub (radıyallahu anh) hazretleri anlatıyor: Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Kına yakma.(4138). 422. (648)) Kişinin çıkardığı ayakkabılarını. Peygamber. Bu sefer de: 323 . koku sürünme. caminin tuvaletinden çıkıyor.İbnu Abbâs radıyallahu anhüma diyor ki: “Kişi oturduğu zaman. mescide veya evinin içine götürüp yanına koymasının pratik yanı olmadığı gibi. alıntısı: Tirmizi. (K. ayakkabılarını çıkarıp (sol) yanına koyması sünnettir.544 Akçağ." (K.Bireyde (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)’ın yanına.7 S. Bu itibarla bu rivayetin aslı yoktur. (1080)) Bu itibarla uydurdukları rivayetlerin aslı yoktur. (Yüzüğü görünce): “Niye bazılarının üzerinde ateş ehlinin süsünü görüyorum!"buyurdu. bu şekilde bir davranış ayakkabılarının altı mikroplu olabileceğinden hastalık kapma riskini de beraberinde getirir. Sâlat 89. Bu seferde: “Niye sende putların kokusunu hissediyorum?"dedi.Bilindiği gibi kına kırmızı renk veren bir süslenme boyasıdır. parmağında demir yüzük bulunan bir adam uğramıştı.S.58 Akçağ. o kadar kırmızıdan nefret ediyor idi ise. Öyle ki kişi. Sonra parmağında sarı renkli (pirinç) yüzük taşıyor olduğu halde geldi. Bilahare adam altın yüzük takmış olarak geldi. Libas 44. misvak kullanma ve evlenme bütün peygamberlerin tâbi olageldikleri sünnetlerdendir. alıntısı: Ebû Dâvud. aradan birkaç dakika geçmeden ab dest alıp camiye giriyor. Adam derhal onu çıkarıp attı. o zaman bu rivayetin manası nedir? Şöyle ki: 421.S. altı ıslak olan ayakkabılarını nasıl olurda sünnet diye yanında götürür. 2161 C. Nikâh 1. 5256 C.

Hâtem 8. 2096 C. erkeklerin altın yüzük takamayacağını fakat kadınların altın yüzük takmalarında. O: “Hayır! Vallâhi ebediyen almayacağım. altının cennet ehlinin süs eşyası olduğunu göstermişlerdir.: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) gidince adama: “Yüzüğünü al (başka sûrette) ondan faydalan" dediler.172)) 424." (K. birinci rivayette erkeklerin altın yüzük takamayacaklarına gerekçe olarak.S. Resûlullah onu bir çöple veya tiksinerek bir parmağıyla aldı.470 Akçağ.471 Akçağ.Hz. Nesâi. Zinet 47." (K.“Sende niye cennet ehlinin süsünü görüyorum?"dedi. Fakat gümüş yüzük takmakta bir mahzur görmemişlerdir. Ancak ağırlığı bir miskale ulaşmasın. alıntıları: Tirmizi. takın!" dedi. Onu çıkarıp attı ve: “Biriniz tutup ateşten bir parçayı alıp eline koyuyor!"buyurdu. Libâs 43. (1786). zira gümüşte cennet ehlinin kullandığı bir ziynet 324 . 2097 C. Ebû Dâvud.472 Akçağ. Kızı Zeyneb’in kızı Ümâme Bintu Ebi’l-Âs’ı çağırıp: “Yavrucağım al şunu. Bu ise bir çelişkidir. alıntısı: Ebû Dâvud. Hatem 4. Libâs 52. onu: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) attı" dedi.S.(8.(4223). Aişe (radıyallahu anhâ) anlatıyor:“Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)’a Habeş kralı Necâşi’den hediyeler geldi.7 S. alıntısı: Müslim.(4235)) Bu rivayetlerinde. Dikkat edilirse.İbnu Abbas (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) bir adamın elinde altından bir yüzük gördü. İçerisinde Habeşi kaşlı bir de altın yüzük vardı.7 S. Bunun üzerine adam: “Öyleyse yüzüğüm neden olsun?" diye sordu. dolayısıyla altın zinet eşyası kullanmalarında bir mahzur olmadığını tahdis etmişlerdir.(2090)) 425. 2095 C." (K.7 S.S. “Gümüşten dedi.

.. şöyle ki: .Sa’id İbnu’l-Müseyyeb anlatıyor: “Hz. Bunu takındığı zamân yazılı kaşını avucunun içine alırdı. Nâfi’e şöyle tahdis etmiştir: Peygamber (S) evvelâ altından bir mühür yaptırdı. zinet 42. 2098 C.S. onlara tertemiz bir içki içirmiştir. Gümüşten bilezikler takınmışlardır..(Cennet ehlinin) üstlerinde yeşil ipekten ince ve kalın giysiler var. alıntısı: Nesâi.165)) 427-. Rab’leri. işlerine geldiği zaman. Hz. Ömer Süheyb (radıyallahu anhümâ)’e “Niye parmağında altın yüzük görüyorum ?" dedi..472 Akçağ. Süheyb: “Resulullah!" cevabını verdi. Abdullah ibn Umer (R).. Peygamberin altın yüzük taktığını tahdis ettikleri gibi. kadınlara serbest olmasının mantığı nedir? Bu hususta ki çelişkileri bundan ibarette değil.eşyasıdır. bir ayet mealini yazacak olursak.164. Beriki: “Onu senden daha hayırlı olan da gördü. Bu hususta yapmış oldukları iddiaları çelişkilidir.s. Diğer bir hususta cennet süsü kullanmak erkeklere yasaksa. ama ayıplamadı" deyince. Bunun üzerine Peygamber minbere çıktı da hamd ve senâ etti ve akabinde: 325 . Bu hususlarla ilgili olarak rivayetlerinden örneklerle. Ömer: “O da kimmiş?" dedi. O zaman." (K. 426.ninde yasak olması gerekirdi.7 S. iddiaları doğrultusunda gümüşten yüzük v... 76/21 Görüldüğü gibi gümüşte cennet ehlinin ziynet eşyalarındandır. işlerine geldiği zamanda.. altının zinet olarak kadınlar tarafından kullanılmasının yasak olduğunu da tahdis etmişlerdir. (8.. Peygamber’in elinde altın yüzük gören insanlar da altından yüzükler yaptırdılar.

5915 Bab 53 Ötüken. (takmayın!)"diye cevap verdi. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm): 326 .) Demek ki. (takayım mı?)” “Ateşten iki bileziktir.Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: “Bir kadın Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm’a gelerek sordu: “İki altın bilezik hakkında ne dersiniz. parmağından onu çıkarıp attı. insanlar da kullanıyorlar diyerek kullanmaktan vazgeçtiğini tahdis etmeleri bir çelişkidir. Kitâbu’lLibâs H. kadın kocası için süslenmezse onun yanında kıymeti düşer" dedi. Râvi Cuveyriye: Ben Nâfi’nin “Yüzüğü sağ eline takardı" dediğini kuvvetle sanıyorum. O.-”Ben bu altından mühür yüzüğü yaptırmıştım. demiştir. Peygamberin kullanmakta mahzur görmediği altın yüzüğü.13 S. Fakat ben onu bundan sonra takmayacağım" buyurdu da. insanlar kendilerine altın yüzükler yaptırmasalardı.93 C. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâmdan yine: “Ateşten bir gerdanlık!"cevabını aldı. Onları çıkarıp attı ve: “(Ey Allah’ın Resûlü). 428. Peygamber altın yüzük takmaya devam edecekti. Kadın devamla: “Pekalâ altın gerdanlığa (ne dersiniz?) diye sordu. Bunun üzerine insanlar da altın yüzüklerini ellerinden çıkarıp kırdılar. (Buhari. yine sordu: “Bir çift altın küpeye ne dersiniz?” “Ateşten bir çift küpe!” Kadında bir çift altın bilezik vardı.

bir miktar da altın alıp sol avucuna koydu.no.S. alıntıları: Ebû Dâvud. Ayrıca yine tahdis ettikleri başka rivayetlerde. ipek ve altının erkekler tarafından ziynet olarak kullanılmasının haram olduğunu. Peygamberin Zeyneb’in kızı Ümame Bintu Ebi’l-Âs’a takması için altın yüzük verdiğini tahdis etmişlerdi.15 S.159)) 425. (K.İbnu Ömer radıyallahu anhümâ anlatıyor: Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Dünyada ipeği. ipek kadınlar için helaldir diye tahdis etmelerine rağmen. Zinet 40.160)) Tirmizi ve Nesâi’de Ebû Mûsa’dan gelen diğer bir rivayette: “Ümmetimin erkeklerine. kadınlarına helal kılındı" buyrulmuştur.“Sizden birine.80 Akçağ. Dünya da ipeği. Nesâi. Nesâi.lu örnekte. bunları za’feren veya abir ile sarartmasından kimse engel olmaz!" cevabını verdi. Zinet 91. 5287 C. dolayısıyla cehenneme gideceğinin tahdis edilmesi bir çelişkidir. sonra da: “Şu iki şey ümmetimin erkek kısmına haramdır!" buyurdu. alıntıları: Buhâri. Libâs 6. 430. ahirette nasibi olmayanların giydiğini tahdis etmişlerdir. Zira bir şey hem helal olacak hem de işlenmesinden dolayı. 327 . alıntısı: Nesâi. Müslim.201)) Bu duruma göre. Ali radıyallahu anh anlatıyor: Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm bir miktar ipek alıp sağ avucuna koydu.(2068). giyen kimselerin cennete gitmeyeceğinin. Zinet 39. fakat kadınlara ise helal olduğunu iddia etmelerine rağmen. işleyen kimsenin cehenneme gideceğini iddia etmek mümkün değildir. Libâs 25.475-476 Akçağ. ipek elbise ve altın haram kılındı.80 Akçağ.7 S.Hz.(8.S. Şöyle ki: 429.S.15 S.(8.” (K.(8. (4057). ahrette nasibi olmayanlar giyer. 2104 C." (K. 5286 C. gümüş küpeler takınmasından. Libâs 14.

7/32 Görüldüğü gibi. C.. (Müslim. Allah. bunlar dünyâda onlara âid zinet. Ve: -Ben bunu ona ilk defa atmadım. şöyle de rivayette bulunmaktan çekinmezler. içmek için su istedi. âhirette ise sizindir" buyurdu. Abdurrahmân ibn Ebi Leylâ şöyle demiştir: Huzeyfe Medâin şehrinde idi. Kıyâmet günüde ise yalnız müminlerindir. örneğin: 328 . âhirette.Resûlullah’a atfen: “Altın ve gümüş kaptan su içmeyin! Çünkü bu dünyada onların (kafir ve müşriklerin). Rasûlullah (S): “Altın. ben onu gümüş bardakla su vermekten nehyetmiştim.. ipek. fakat o bundan vazgeçmedi. dünya hayatında (inanmayanlarla birlikte) müminlerindir.9 H. (Buhâri. ziynet ve güzel rızkların müminlere haram kılınmamış olduğudur. sonradan helal edilmiş olsalardı. Huzeyfe bardağı alıp sâhibine fırlattı.. Onu Dihkaan yâni oranın büyük bir adamı gümüşten bir kap içinde su getirdi. Buna rağmen şu rivayeti uydurmuşlardır: 431... Kitâbu’l-Libâs H.13 S.De ki: Allah’ın. Kur’an’dan mealen: . dedi.49 C. Bu konuda.. ziynetleri ve güzel rızkları müminlere haram etmeye kalkışacak olanlara bir tehditte oluşturmaktadır. evvelce haram olmuş olup ta. İşte.. Şu kadar ki. 4/410 Sönmez Neşriyat...58825883 Bab 25 Ötüken."buyurdu.. kulları için çıkardığı (yarattığı) süsü ve güzel rızkları kim haram kıldı? De ki: Onlar.Diğer bir hususta. bilen bir topluluk için ayetleri böyle açıklıyoruz. gümüş.) 432-.) Bu rivayetlerle 7(Araf)32 ayetinin ne kadar ihtilaflı oldukları açıktır. kıyamet gününde ise sizindir. Bu rivayetleri uyduranlar o kadar yüzsüz kimselerdir ki. işlerine geldiği zaman veya ortalığı karıştırmak için bütün bu iddialarına rağmen. dibâc. bunları haram eden kimdir diye sormazdı ve bu öyle bir sorudur ki..

87 Akçağ. Râvi Âsım el-Ahvel: Ben bu kadehi gördüm ve (teberruken içine su koyup) ondan su içtim. Tirmizi.) 436.. 10/421 Sönmez Neşriyat.. Libâs 8. Bana yamalı bir giysi ve kaba bir izar çıkardı ve Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm şu iki(parça)nın içinde vefat etti!: dedi. C. “İşte Resûlullah’ın cübbesi!. Aişe radıyallahu anhâ’nın yanına girdim. diye Allah’a yemin verdi.) Veya şöyle derler: 434. 5297 C...15 S. C... Libas 10. (1733)) 437.(4036). Kitâbu’lHumus 18 C.. kenarları diba ile geçilmişti. Libâs 19.Ebû Bürde İbnu Ebi Mûsa el-Eş’âri anlatıyor: “Hz. (Buhâri. Bana: 329 . Ali radıyallahu anh’ın yanına geldim.Esma’dan naklen:.." (K. demiştir. Müslim. Bu da evvelki rivayetlerle çelişkili olduğu gibi..) Bu rivayetlere göre.2895 Bab 5 Ötüken. Dedi. Ebû Dâvud.9 H. Peygamberin giyeceği hakkında bu rivayetlerle çelişkili olarak şu rivayetleri uydurmuşlardır: 435..İbnu Abbâs radıyallahu anhüma anlatıyor: “Harûriyye (denen Hâriciler) çıktığı zaman Hz. Cübbenin ipekten yaması (deseni) vardı.S.."Ve bana bir teylesanlar.9 H. akabinde kırık yerine gümüşten bir bardak edindi dediğini tahdis etti.(2080).. (Müslim.6 S.... Libâs 35. 34/438 Sönmez Neşriyat.. Humus 5. Enes ibn Mâlik(R)’ten: Peygamber(S)’in su bardağı kırıldı. Peygamber kralların giydiği atlas ve ipekten cübbe giymiş.433.. alıntıları: Buhâri. (Müslim. gümüş bardakla su içmiş... kisralar (krallar) cübbesi çıkardı.Aişe’den naklen: Aişe bize Yemen’de yapılan kalın bir çarşafla mülebbede (keçe) dedikleri cinsten bir kilim çıkardı ve Resûlullah şu iki elbisenin içinde vefat etti.

Diğer bir hususta." (K.87 Akçağ. (1734)) Birinci rivayette.15 S."İbnu Abbâs der ki: “Harurilerin yanına vardım. Ben de mevcut Yemen hullelerinin en güzelini giydim. Libâs 22. yünden bir kisâ." (K. bunu giydi içinde terlediği zaman ondan yün kokusu hissetti.89 Akçağ. alıntısı: Tirmizi.S. yün elbise kötülenmişken. ikinci rivayette övülmesi bir çelişkidir. alıntısı: Ebû Dâvud. Libâs 10.S. Bunun üzerine o hırkayı çıkarıp attı." (K. üzerinde yünden bir şalvar.” Ebu Zümeyl der ki: “İbnu Abbâs radıyallahu anhüma yakışıklı ve gür sesli biriydi. aleyhissalâtu vesselâm güzel kokudan hoşlanırdı.Hz. Musa aleyhisselâmın Rabbi Teâlâ hazretleriyle konuştuğu gün. 5299 C. Ayağında da eşek derisinden mamul bir ayakkabı vardı. Aişe radıyallahu anhâ anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’a siyah bir bürde (hırka) yaptım. Bana: “Hoş geldin ey İbnu Abbâs! bu takımın da ne? dediler.(4074)) 439. libâs 8. Ben: “Beni ayıplıyor musunuz? Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm üzerinde mümkün olan en güzel elbiseyi gördüm! dedim.S. 438. (4037)) Bütün bu rivayetlerin bir birleriyle çelişkili oldukları açıktır.15 S. 5296 C.İbni Mes’ud radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Hz. alıntısı: Ebû Dâvud.68-69 Akçağ. yünden bir cübbe. peygamberin yün elbise giymemesine neden olarak güzel kokudan hoşlandığını 330 .15 S. yünden küçük bir serpuş (takke) vardı. 5272 C.“Şu adamlara bir uğra!"dedi.

(2763)) 331 .(4078). Müslim. tüm insanlığa hitap eder. Tirmizi. Cihanşümul bir dindir.15 S. 5233 C. 441. kalansuveler üzerindeki sarıklardır. örneğin İslam dışındaki inançların din önderlerinin kıyafeti gibi giymemek şartıyla istediği kıyafeti giyebilir."(K. Edeb 18.16)) 442. Edeb 17. Libâs 47.delil göstermeleridir.S."(K.511 Akçağ. 440. Nesâi.7 S. alıntıları: Buhâri. Tereccül 16.(4199).(2764). Kutuplarda yaşayan bir müslümanın aynı kıyafeti giymesi gerektiğini rivayet etmek müslümanları zora sokmak içindir. alıntısı: Tirmizi.İbnu Ömer (radıyallahu anhümâ) anlatıyor:“Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Bıyıkları kazıyın. Bir müslüman. Tahâret 15.7 S. babası radıyallahu anhtan anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Bizimle müşrikler arasındaki fark. müslümanların sarık sarmalarının mecburi olduğu vurgulanmak istenmiştir.45 Akçağ.Muhammed İbnu Rükâne.(259). 2136 C. Libâs 64.65. 2133 SC. Zira çölde yaşayan bir müslümanla.(1. bu Musa Peygambere karşı bir saygısızlıktır. Bu duruma göre Musa peygamberin güzel kokudan hoşlanmadığı neticesi çıkmış olur ki.514 Akçağ." (K. Libas 24. alıntıları: Ebû Dâvud. Tahâret 53. Tirmizi. Bu itibarla uydurmuş oldukları rivayetin aslı yoktur. sakalları serbest bırakın. Ebû Dâvud.(1785)) Bu rivayetle.S.S. insanlarınsa kendi milli örflerine ait kıyafetleri olabilir ve bu kıyafetler İslami ahlaka aykırı olmamak şartıyla inançtan çok şahsi zevkler ve iklimle ilgili tercihlerdir. Kur’an’da gösterilen ahlaka aykırı olmamak ve İslam dışılığı sembolize eden.Abdullah İbnu Amr İbni’l-As (radıyallahu anhümâ) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) sakalından enine ve boyuna alırdı. İslam dini.

S. sakalın müslümanları sembolize ettiği iddia edilemez. bedene dövme yapana da.523 Akçağ.(4198). Aleyhissalâtu vesselâm: “Allah takana da taktırana da lânet etmiştir?"diye cevap verdi. Müslim. Edeb 14. Libâs 83.15)) 332 . taktırana da. Muvatta. Nesâi.148)) 444. İstizân 51. 2147 C. Kur’an’da sakal bırakmak mecburi edilmemiştir. Esmâ (radıyallahu anhâ) anlatıyor: “Bir kadın “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)’a gelerek: “Kızım çiçek hastalığına yakalandı ve saçları döküldü. Ebû Dâvud. tırnakları kesmek. Diğer bir hususta sakal bırakmanın sünnet olduğunu ve müslümanların muhakkak sakal bırakmalarının gerektiğini iddia etmeleri gerçeklere uymamaktadır.Hz.7 S.(2122). Bundan dolayı. Nesâi.7 S. Müslim. 2154 C.64.188)) 445-Hz. Tahâret 39. alıntıları: Buhari. yaptırana da Allah lânet etsin! (K.Hz. alıntıları: Buhâri. Libas 115.(1. bıyığı kesmek.921). Ben onu evlendirdim. Müslüman olmayan kimselerde sakal bırakmaktadırlar.535 Akçağ. etek tıraşı olmak. (2124)."(K." (K. Sıfatu’n Nebiyy 3. koltuk altını yolmak. Tereccül 16.S. Ebû Hureyre (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) şöyle buyurdular ki: “Fıtrat beştir: Sünnet olmak. alıntıları: Buhari. Zira sakal bırakmak Müslümanlara has bir olay değildir. Libas 86.14. peygamberin sakalından kısalttığını tahdis etmeleri bir çelişkidir. 2129 C. Ebû Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) şöyle buyurdular: “İğreti saç takana da.11. Tirmizi.85.(257).S.(2. Müslim. eğreti saç takayım mı? Diye sordu.187. Zinet 25. Nesâi. Tıbb 36. 443. (8.(8. Libâs 63.7 S.505 Akçağ. Zinet 71. ikinci rivayette.(2757). Libas 119. sakalların serbest bırakılması tahdis edilmişken.Birinci rivayette. Tahâret 10.

5/32 Hayat kurtarmada yardımcı olunduğunda.534 Akçağ. Dövme ve Sünnet gibi ameliyelerle vücutta kalıcı ve aslını değiştirici değişiklik meydana getirmek İslam dinide şiddetle yasaktır. “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) (kadını çağırarak) Kendisine: “Derin kesme. İslam ahlakı yönünden.(5271)) Daha öncede belirttiğim gibi. yani şeytanın hizbi olmuş olurlar.Ümmü Atiyye (radıyallahu anhâ) anlatıyor: “Bir kadın Medine’de kızları sünnet ederdi. koca için de daha makbûldür" diye talimat verdi. Kalp.7 S. Takma kol bacak. dişte bunun gibidir. Kur’an’a göre şeytana pay olmuş.Bundan dolayı İsrâil oğullarına şöyle yazdık: Kim. Böyle bir şey yapmış olanlar. müstehcen olmayan hayati organların bir ölüden alınarak. insan yaratılışının aslında meydana gelmiş olan saç dökülmesi gibi bir olayla ilgili olunca yaratılışın aslına dönmek için bir çabadır. sünnet olmayı övmeleri açık bir çelişkidir.S. hayat kurtarmak. 2153 C. Kur’an’da övülmüştür: Kur’an’dan mealen: . yardımcı olanlar ne kendi sağlıklarına nede başkalarının sağlıklarına zarar verici olmamalıdırlar. bir cana kıymamış ya da yeryüzünde bozgunculuk yapmamış olan bir canı öldürürse. Zira peruk takmak. Başkasına ait bir saç ihtiva ederse tesettüre aykırı olmuş olur. Meğer ki peruk başkasına ait bir saç ihtiva etmesin. Örneğin. Zira derin kesmemen kadın için daha çok haz vesilesidir. başka bir canlıya nakledilmesi veya kan nakli gibi ameliyeler yapmak İslam’a aykırı değildir. yine yeryüzünde isrâf etmekte (aşırı gitmekte)dirler. ama bundan sonra da onlardan çoğu." (K. sanki bütün insanları öldürmüş gibidir.446. ciğer 333 . Kim de onu(n hayatını kurtarmak suretiyle) yaşatırsa bütün insanları yaşatmış gibi olur. müstehcen olmamak ta dikkat edilmesi gereken bir olaydır. Andolsun elçilerimiz onlara açık delillerle geldiler. Bununla beraber. Edeb 179. alıntıları: Ebû Dâvud. Yukarıda vermiş olduğum rivayet örneklerinde görüldüğü gibi peruk takmayı şiddetle kötüleyip.

447. 5261 C.Hz.61 Akçağ. İslam dini 334 . Zira oralarda erkeklerin giydiği normal bir kıyafettir. (K.8 S.(4098)) 448-Hz.532 Akçağ. (K. bu da bir erkeğin kadın elbisesi giymesi manasında değildir. ikinci rivayette. Peygamberin. bazı toplumlarda etek türü elbise giymesi o toplumunda. bunun ötesinde. Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm kadın elbisesini giyen erkeğe ve erkek elbisesini giyen kadına lanet etti.böbrek gibi organlar veya kan müstehcen olmayan bedensel olgulardırlar. Yukarıda ki metinde her ne kadar müşterek bir kumaş olarak belirtilmişse de rivayetin aslı ‘sevb’ yani elbisedir. iklim nedeniyle entari türü kıyafet giyerler. İslam ahlakına uymaz. Yoksa. kadın veya erkeği temsil ettiği bir durum vardır. bu bir cinsel sapma olup.S. Elbise ise. giymeleri halinde Lanetli olacakları rivayet edilmişken.(631)) Birinci rivayette. Salat 80. Arap erkekleri de. Âişe’ye ait elbise giymiş olduğunun tahdis edilmesi. Libas 31. İşte böyle bir durumda. cinsel yönden kadın kendisini erkek gösterecek. alıntıları: Ebû Dâvud.15 S. kadınları temsil eden bir kıyafet giyiyor manasında değildir. Bu itibarla uydurmuş oldukları rivayetin aslı yoktur. İslam ahlakına göre bütün cinsel sapıklıklar red edilmiştir. içinde namaz kıldı. İslam ahlakındaki tesettüre uygun her güzel elbiseyi erkek ve kadın giyebilir. Bundan dolayı olayın değerlendirilmesinde o topluma göre verilen intiba önemlidir. bir birlerinin elbiselerini giyemeyecekleri. toplumdan topluma farklılık göstere bilir. Kadın ve erkeğin. Şöyle ki. Aişe (radıyallahu anhâ) demiştir ki: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) bir ucu beni örtmekte olan bir kumaşın diğer ucuyla örtünerek. yani giyilen kıyafetin. 2692 C. peygambere açık bir iftira ve saygısızlıktır. erkekte kendisini kadın gösterecek bir kıyafet içerisine girerse.S. giyildiği toplum içerisinde. alıntıları: Ebû Dâvud.

Belki düşünüp öğüt alırlar. 7/26 Görüldüğü gibi. alıntıları: Buhari.S.6 S. ŞEHİR.. süslenecek elbise yarattık. İmâret 4.7075 Ötüken.. Böylece zaman içerisinde İslam toplumunun zayıflamasını ve dağılmasını 335 ..) 450. elbise belli bir renk ve şekle bağlanmamış.. Onu da babam Semure: .. o şöyle dedi: Ben Peygamber (S)’den işittim. Takvâ elbisesi. Bunlar Allah’ın âyetleridir. KABİLE.Resûlullah: “Bunların hepsi Kureyş’tendir" buyurdu. Bu konuda.. Yine Câbir: Ben ancak Peygamberin söylediği bir kelimeyi işitmiştim. ŞAHIS İLE MEMURLAR VE HİLAFET KONULARINDA UYDURDUKLARI HADİSLERDEN ÖRNEKLER 449-. O: “On iki emir olacaktır" buyurdu.İbnu Ömer (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Bu iş (emirlik). insanlardan iki kişi bâki kaldıkça Kureyş’te olmaya devam edecektir.bütün insanlığa hitap eden bir dindir. Ahkâm 2. Kur’an’dan mealen: .. tesettür örtüsü ve süs olarak tanımlanmıştır. Abdulmelik ibn Umeyr şöyle demiştir: ben Câbir ibn Semure (R)’den işittim. müslümanların yönetimi belirli bir kabileye bağlanmak istenmiştir. 1707 C..406-407 Akçağ.. Menâkıb 2.. Müslim. Kitâbu’l-Ahkâm 79 Bab 52 C.. diye rivâyet etti. Enbiya 1. kendisine has özel bir üniforması yoktur.Ey Âdem oğulları! Size ayıp yerlerinizi örtecek giysi.15 S. İşte o daha hayırlıdır. (1820)) Bu tür rivayetlerle.." (K.. Bize Şu’be tahdis etti ki. (Buhâri..

Bu tür kimselerde şahıslar bakımından değerli olmanın ve insanları yönetmeye layık olmanın ölçüsü bir kimsenin iyi ve ehil olması olmayıp. İslam dininde ki. İbrahim peygamberin soyuna dahi verilmemişken. İslam dini cihan şümul bir dindir ve dünyanın bütün ırklarından müslümanlar olabilir. 2/124 336 . bir fert olabileceği gibi. Görünüşte. kendilerine ırki veya kabilevi bağlarla bağlı olup olmamasıdır. Kureyş kabilesine mensup olan şahıslardan iyi kimseler olabileceği gibi.Rabb’i.amaçlamışlardır. Yönetimi. İmamlık yapma garantisi. yâ Rabbi!)" dedi. mealen: . Fakat diğer ırklardan olan kimseler ne kadar iyi olurlarsa olsunlar. “Soyumdan da (imamlar yap. onlarca kendilerinden daha aşağıda olan kimselerdirler. Amaçları müslümanlara zarar vermek için ırki veya kabileci unsurları ortaya atmaktır. Bu da. diğerlerinde bu eziklikten dolayı küskünlük gelebileceği açıktır. (Rabbi): “Zalimlere ahdim ermez (onlar için söz vermedim). Eğer ki bu ırklardan herhangi birine üstünlük verilirse bu ırkın mensupları diğerlerini ezebileceği gibi. Mümin kardeşliğinin ortadan kalkmasına ve İslam toplumunun parçalanmasına yol açar. halbuki durum hiçte böyle değildir. Peygamberin mensup olduğu Kureyş kabilesini güya övüyorlar. iyi olmayan kimselerinde olması mümkündür. Bu konuda Kur’an’dan örnek verecek olursam."demişti. ister istemez müslümanları yönetme fırsatı verilmek suretiyle diktatörlüğe yol açmış olurlar." buyurdu. Yani kabilelerinden veya ırklarından olan kimseler ne yaparlarsa yapsınlar diğer insanlardan üstün ve değerlidirler. bir ırk veya kabile olabilir. Halbuki. Zira diktatör. İslam dininde iyi olmanın ölçüsü ırk olmayıp takvadır ve bütün Müminler kardeştir. Kureyş’e tahsis etmekle bazı kötü kimselere. bir zaman İbrahim’i birtakım kelimelerle sınamış o da onları tamamlayınca: “Ben seni insanlara İmam yapacağım. bu garantiyi başka soylar için iddia ve tahsis etmek boş bir iddiadır.

Allah yanında en üstün olanınız. kabile ve ırkla ilgili değildir. Başka bir ifadeyle. bunlar cennetlik olan müminlerin tamamıdır. 25/74 Mealini yazdığım ayetteki dua. Rahman’a kul olan herkes müslümanlara imamlık yapabilir. aileye bağlı olsaydı ne İbrahim peygamberin babası ne de Nuh peygamberin oğlu küfretmezdi. Osman’ın hilafetine Hz. biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizi tanımanız için sizi milletlere ve kabilelere ayırdık.Sefine (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Hilafet. (Allah’ın buyrukları dışına çıkmaktan) en çok korunanınızdır. İmamlığın Kureyş’e ait olduğu veya belirli bir soya ait olduğu yolunda ki rivayetleri uydurma olup aslı yoktur. Bundan sonra saltanat gelecektir. Hz. 337 . böyle bir dua yapmalarının manası olmazdı. Rahman’ın kullarının duasıdır. Bunları (sayınca hakikaten) otuz yıl bulduk.Görüldüğü gibi. Aile. imamlık olayı belirli kimselere verilmiş olsaydı. Allah yanında İnsanlar için üstünlük yalnız ve yalnız takvadadır. Ali’nin hilafetini (radıyallahu anhüm ecmain) (parmaklarınla say) bak!"dedi. Ebû Bekr (radıyallahu anh)’in hilafetine Hz. imamlık olayında belirli bir soy garantisi yoktur. 49/13 Görüldüğü gibi. Rahman’a kul olanların tamamı ki. haber alandır.Ve onlar ki: “Rabb’imiz bize gözler sevinci (gönüller açan) eşler ve çocuklar lütfeyle ve bizi (senin azabından) korunanlara imam yap. Allah bilendir." derler. Bundan da anlaşılır ki. 451. . Kur’an’dan mealen: ."Sa’id İbnu Cumhân dedi ki: “Sonra ilâve etti: “Hz. Takva ise şahsa bağlı bir şeydir.Ey insanlar. ümmetim arasında otuz yıl sürecektir. Ömer’in hilafetini. Eğer. Eğer ki.

alıntıları: Ebû Dâvud. daha önce helak olanların yolunu tutmuş olurlar. hilâfetin kendilerinde (devam ettiğini) zannederler" demişti.4647).Sefine’ye Emeviler.” “Sonra ne olacak?” 338 .16 S. Kaldı ki yine işlerine geldiği zaman bu rivayetlerine de çelişkili başka rivayetlerde ortaya koymuşlardır.6 S. (4648. Gerçekler bunu hilafına olduğu gibi.”. Şöyle ki: 453.Hz. Tirmizi. İkinci rivayette ise İslam dininin en fazla yetmiş yıl süreceğini ve bundan sonra artık değirmeninin dönmeyeceğini yani ortadan kalkacağını. Fiten 48. Eğer (dini terk ederek kendilerini) helak ederlerse.” (K.(2227)) 452. peygambere isnaden iddia etmişlerdir. halifelerin dört olduğu ve hilafet müddetinin otuz yıl süreceği tahdis edilmiştir. alıntıları: Ebû Dâvud. Onlar krallardır.S.439-440 Akçağ.S. Sünnet 9. bu iddia sadece onların içindeki bir hasreti ortaya koymaktadır.411 Akçağ. Fiten 1. Dinleri ayakta kalırsa.(4254)) Birinci rivayette. hem de en kötü krallar. 1708 C. yoksa geçen kısım buna dahil mi?" “Mezkûr müddet buna dahildir! Buyurdular. onlar için yetmiş yıl ayakta kalır!"Ben dedim ki: “(bu yetmiş yıllık müddet) zikri geçen (otuz beş yıllık müddet)ten sonra mı başlayacak. hepsi Kureyş’ten gelecek olan on iki halifeye kadar aziz ve güçlü olacaktır.İbnu Mes’ud radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “İslâm’ın değirmeni otuz beş veya otuz altı veya otuz yedi (yıl) döner. Câbir İbnu Semüre (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Bu din. Şu cevabı verdi: “Beni’z-Zerkâ yalan söylüyor. 5962 C. (K.

evvelki rivayetlerinde halifeler ancak dörttür demişken. Bu üç kitap. Peygamber (S): “Devlet başkanı yapılan bir halifenin muhakkak iki tâne sırdaş 339 . kendilerinden değil) Allah’tan isteyin.Müslim. Ayrıca. alıntıları:Buhari. Enbiyâ 50. zalim yöneticilerin müslümanları ezmesini sağlamak için. Ancak.416-417 Akçağ... yöneticilere haklarını verin fakat size haklarınızı vermezlerse onlardan hak talep etmeyin tavsiyesinde bulunmuşlardır. Ahkâm 51.S.“Sonra herc (fitne ve kargaşa) gelecek! diye cevap verdi. 1709 C." (K. Ebû Dâvud da (Mehdi 1.S... 455-. alıntıları:Buhâri. ez.. benden sonra peygamber yok.Zuhri şöyle demiştir: Bana Ebû Seleme.(4279.4280) tamamını tahriç etmiştir.Müslim. İmâret 44 (1842)) Görüldüğü gibi. Ebû Said el Hudri (R)’den tahdis etti ki." Orada bulunanlar: “(Onlar hakkında) bize ne emredersiniz?"diye sordular. Fiten 46. Bir peygamber ölünce yerine ikinci bir peygamber geçiyordu. Tirmizi.6 S. Onlar üzerindeki haklarınızı (eda etmedikleri takdirde. hadisin “Kureyş’ten kelimesine kadar kısmını.. Zirâ Allah’u Teâla idâreleri altındakilerin hukukunu onlardan soracaktır" buyurdu.) 454-Hz. 1712 C. İmâret 5-9 (1821). Onlara haklarını verin.412-414 Akçağ.. bu rivayetlerde on ikiye ve bundan da çelişkili bir şekilde. “Önceki biatınıza sadâkat gösterin... Ama ardımdan halifeler gelecek ve çok olacaklar. Bu konuda uydurdukları rivayetlerin asılsız ve çelişkili oldukları açıktır. Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor:“Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Beni İsrail’i peygamberler (aleyhümüsselâm) idâre ediyorlardı. sayı vermeden halifeler çok olacaklardır diye rivayette bulunmuşlardır.6 S." (K.(2224)..

.... kendilerine iyiliği veya kötülüğü emredenleri ayıramayacak kadar aptal değillerdir ki.. şöyle ki: 456-..2934 C. (Buhâri.11 S. Kitâbu’lKader 17 C.59-60 Şamil Yayınevi.. Binaenaleyh iki kişi üzerine (bile olsa) başkan olma ve yetim malına veli olma" buyurdu..189 Şamil Yayınevi..el-Harac ve’l-fey’ Bab 5 H. halkı yöneticilerden. Bab 4 H.. Fakat bu görevi yüklenenler (mesuliyetli bir görev yüklendikleri için) cehennemlik (olma tehlikesiyle karşı karşıya)dırlar.. Ebû Zer’den demiştir ki: Rasûlullah (s. (Ebû Dâvud K. (Ebû Dâvud K. kendilerine kötülüğü emreden kimseleri sırdaş edinip onları maaşa bağlasınlar. Bu rivayeti uydurmaktan amaçları..müşâviri vardır: Bunun birisi ona hayır yolu emredip gösterir ve hayra teşvik eder.el-Vesaye (17).. ayrıca Müslim. Masûm olan Allah’ın (fenalıktan koruyup) masûm kıldığı kimsedir" buyurmuştur.) 340 . Bu rivayet İslam halifelerine ve yardımcılarına yöneltilmiş bir iftira ve asalsız bir iddiadır.a.. vesaya 10.." buyurdu.) 457-.) (bana hitaben şöyle) buyurdu: -”Ey Ebû Zer! Gerçekten ben seni zaif görüyorum ve kendim için arzu ettiğim şeyi senin için de arzu ediyorum...) İslam halifeleri. Uzunca bir rivayetin sonunda Resûlullah’a atfen: “-İdarecilik görevi hakdır.. Nesâi. Elbette halk için bu görevi üstlenen kimselere ihtiyaç vardır. Bu tür rivayetlerinde özellikle halkın yöneticilere güvenini sarsmak için çeşitli rivayetler uydurmuşlardır.6500-6501 Bab 7 Ötüken..14 S.11 S. yöneticileri de bir birlerinden şüphe eder hale getirip kargaşa çıkarmaktır...2868 C.. diğeri de ona şerr yolu gösterip ve şerre teşvik eder. imare (17).

Diğeri arkadaşının (bu) sözünün aynısını söyledi. 458-.a.)’e gitmiştim." şeklindedir.)’den özür dileyerek: . Bab 24-25 H. el-Harac ve’l-İmare ve’l-fey’ Bab 2 Şamil Yay. (Ebû Dâvûd. Rasûlullah (s. mürteddin 2. K. “Kul (zalim) sultana yaklaşmakla Allan’dan uzaklaşmaktan başka bir şey kazanamaz. Ayrıca:Buhâri.. Elbette halk için bu görevi üstlenen kimselere ihtiyaç vardır. parantez içindeki ifadeler asıl metnin içinde yoktur..a."buyurdu. 341 . (devlet dairesinden) iş Bunun üzerine Ebû Musa Peygamber (s. dedi ve döndü gitti de bir daha onlara hiçbir iş(lerin)de yardımcı olmadı.)’den. ahkâm 7..) de: “-Sizin en haininiz isteyendir.a.Ben onların niçin geldiklerini bilmiyordum. İfadenin aslı: “İdarecilik görevi hakdır.2861 S.) Metindeki asıl ifade: “Kim idareci ile düşer-kalkarsa fitneye düşer. Onlardan biri söz aldı ve -(Ey Allah’ın Resulü) Senin işinde (görev alabilmemiz hususunda) bize yardımcı olmanız için (buraya) geldik" dedi.Yukarıda ki rivayette." şeklindedir.39-40 Şamil Yayınevi.es-Sayd (16). Ebû Musâ (el-Eş’ari)’den demiştir ki: İki kişiyle birlikte Peygamber (s.a. Müslim. icâre 1.." (Ebû Dâvûd K. 459-. Fakat bu görevi yüklenenler cehennemliktir. Peygamber (s. Ebû Hüreyre yoluyla Tahdis edilen rivayette: “Kim (devamlı olarak zalim) idareci ile düşer-kalkarsa fitneye düşer”."“ Kul sultana yaklaşmakla Allah’tan uzaklaşmaktan başka bir şey kazanamaz.

Peygamberlerde yöneticilik yapan kimselerdir. Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Kim insanlar arasında kâdı tayin edilmiş ise. kadıların muhakkak adaletsiz karar verdiklerini vurgulamak istedikleri açıkça anlaşılır. Tirmizi.3572). İslam devleti memurlarına karşı yapmış oldukları saldırılarına hedef olarak özellikle kadıları seçmişlerdir. Şöyle ki: 460. (K. İslam devleti idarecileri arasında fitne amaçlayan bu rivayetlerin aslı yoktur. bıçaksız boğazlanmış demektir. gerekse memurlarının cehennemlik olduğunu rivayet ve iddia etmişlerdir. Akdiye 1.(3571. Fakat diğer rivayetlerine baktığımızda amaçlarının hiçte bu olmadığı. Ahkâm 1. 4881 C. Bu itibarla. İslam adaletini icra edenlere karşı yine halkın güvenini sarsmak ve böylece bozgunculuk meydana getirmek içindir.S. gerek müslümanların devlet başkanlarını.) Görüldüğü gibi. Buna rağmen yöneticiler cehennemliktir demek büyük bir saygısızlıktır. bir kimsede aynı şekilde emeğini pazarlama hakkına sahiptir. Böyle yapmalarının nedeni. alıntıları:Ebû Dâvud. meşru olan bir şey suç olarak tanımlanamaz.411. Akdiye 3. Hal böyle olunca nasıl olurda devlet dairesinden iş isteyen kimseler hain olarak nitelenir. (1325)) Bu rivayette. Hanbel IV-393-409.14 S. Şöyle ki: 342 . Müslümanlarla. Ebû Dâvud.Hz.imare 15. Bir kimse sahip olduğu faydalı bir malı pazarlama hakkına nasıl sahipse. Bu ise İslam devleti yöneticilerine ve memurlarına yöneltilmiş bir iftira ve saygısızlıktır. hudud 1. Ahmed b.76 Akçağ. kadılara yaptıkları işin ehemmiyetini hatırlatmak ve adaletli karar vermeye teşvik etmek istedikleri akla gelebilir.

Ahkâm 2. hiçbir mahzuru olmaz. Şöyle ki: 462.S. (K. kadıların verecekleri haksız kararlara hata maskesi takarak. Kazâ 3.(1716). Örnekte tahdis etmiş oldukları rivayetlerine çelişkili olarak.80 Akçağ. 4885 C. Eğer içtihad eder ve hata ederse ona bir ücret vardır. sonra adaleti zulmüne galebe çalsa cennete girer.14 S.Abdullah İbnu Mevhib anlatıyor: “Osman İbnu Affan.(1326). Zulmü adaletine galebe çalsa ateş onundur.(3575)) Yani demek istiyorlar ki. alıntıları:Ebû Dâvud. kadılık mesleğinden uzaklaştırıp. Müslim.S. Akdiye 2. en iyi ihtimalle ancak. Nesâi.Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Kim Müslümanların kadılık hizmetini talep edip elde etse.82 Akçağ.Amr İbnu’l-Âs radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Hâkim içtihad eder ve isabet ederse kendisine iki ücret (sevap) verilir. kadıların sevap kazanacaklarını iddia ettiler.461. İbnu Ömer radıyallahu anhüm’e: “Git insanlar arasında hükmet!" dedi: 343 . böylece haksız kararlarında. 4885 C.224)) Zulüm işlemeyen ve hata yapmamaya özen gösteren takvalı kimseleri. haksızlık yapabilecek kimselerin kadılık yapmalarını sağlamak amacıyla 462. Akdiye 2.(8." (K. sevap ve günah yönünden başa baş gelebileceklerini rivayet ettiler. alıntıları:Buhâri.(3574). kadıların zulmen haksız yere karar vermesi olağandır. kadıların hiç sevap kazanamayacaklarını.14 S. Tirmizi. Şöyle ki: 463. İ’tisam 21. Akdiyye 15. Hatta daha da cesaretlendirmek ve haksız kararlara mazeret olmak üzere. yeter ki doğru kararları daha fazla olsun. Ebû Dâvud.

hazır olmayanlara ulaştırsın. Ahkâm 1.“Eymü’minlerin emiri. Resûlüne izin vermişti. Bu hususu.14 S. Sonra bugün tekrar eski hürmeti (haramlığı) ona geri döndü. Osman bunun üzerine Ömer’e teklifte bulunmadı.78 Akçağ.Ebû Şüreyh el-Adavi radıyallahu anh anlatıyor: “Mekke’ye asker sevkeden Amr İbnu Sa’id’e dedim ki: “Ey emir. Fethin ferdası gününde Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ın söylemiş bulunduğu bir hadisini hatırlatayım: Allah’a hamd ve senadan sonra şöyle buyurmuştu: “Mekke’yi insanlar değil. ancak günah ve sevabının en iyi ihtimalle denk gelebileceğini rivayet ettiler. Hz. 4883 C.(1322)) Bu rivayette. Artık (Resûlullah’ın bu sözünden) sonra ne ümid edebilirim?" (Hz. Allah’a ve âhirete inanan hiçbir mü’mine orada kan dökmek helal olmaz. kadı ne kadar doğru bir kimse olsa ve doğru karar verse de sevap kazanamayacağını. Örnekte kadı isabetli karar verirse iki sevap. Allah haram kılmıştır. Ağaç sökmek de helal olmaz.S. 464. beni bu vazifeden affetmez misiniz?" diye ricada bulundu. alıntıları:Tirmizi. Ancak Abdullah dedi ki: “Doğru da.” 344 . Bu açık bir çelişkidir. Osman radıyallahu anh: “Bundan niye kaçıyorsun? Senin baban da kâdı idi" diye ısrar etmek istedi. ben Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ın: “Kim kadı olur ve âdaletle hükmederse. Eğer biri çıkıp da Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ın oradaki savaşını göstererek kan dökmeye ruhsat vermeye kalkarsa kendisine şunu söyleyin: “Allah. sizden burada hazır olanlar. yanlış karar verirse bir sevap kazanacağını ve hep kârlı olacağını rivayet etmişlerdi.)" (K. bu kimse başa baş (sevap ve günahı eşit) ayrılmaya liyakat kazanmıştır" dediğini işittim. bana müsaade et. halbuki 462. ama size vermiyor!"Mekke’de bana bir gündüzün bir müddetinde (gün doğumundan ikindiye kadar) izin verildi.

(5. Aleyhissalâtu vesselâm: “İzhir hariç!"buyurdu. Hacc 110."dedi. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm (Medine’nin dışına doğru) yürüdü. orada kan dökmesi helal değildir.13 S.(2017). alıntıları: Buhari. Ebû Dâvud.S. Meğâzi 52. Menâsik 90."(K.Ebû Şüreyh’e: “Amr sana ne dedi?"diye soruldu. Ayrıca) onun dikeni koparılmaz.(2018)) 466. İlm 37. Benden önce kimseye orada kıtal helal olmadı. (K. Müslim.164-165 Akçağ. Önünde Uhud görünmüştü: 345 .203.İbnu Abbâs radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm Fetih günü buyurdular ki: “Fetihten sonra artık hicret yoktur.(1406). Menâsik 11. Cezâu’s-Sayd 8. Ancak ilan edip sahibini arayacak olanlar alabilir.(1354). Müslim. Nesâi.(5. av(hayvan)ı ürkütülmez.205.(1353). bu beldeyi semâvat ve arzı yarattığı zaman haram kıldı. cinayet işleyip kaçana sığınma tanımaz!"diye cevap verdi. buluntusu da alınmaz (yerinde bırakılır). âsi olana. (Allah’a ve ahirete inanan hiç kimseye. Burası Kıyamete kadar Allah’ın haramıyla haramdır.Sahiheyn’in bir rivayetinde anlatıldığına göre. Diyât 13.206)) 465. Burası kıyamete kadar Allah’ın haramıyla haramdır (onu insanlar haram kılmamıştır).204).161 Akçağ.13 S. Tirmizi. Hacc 1. Büyû’ 28. Bana da günün bir müddetinde helal kılındı. Cezâu’s-Sayd 9. senden daha iyi biliyorum. Hacc 43. alıntıları:Buhâri.S. 4585 C. kan döküp kaçana. “Harem”. Meğâzi 50. Hacc 446. Cenâiz 77. Hacc. Ancak cihad ve niyet vardır.(809). 4586 C. “Ey Ebû Şüreyh bunu ben. Öyleyse askere çağrıldığınız zaman hemen asker olun!” Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm sözlerine şöyle devam etti: “Allah. Mekke’nin otu biçilmez!” Abbas radıyallahu anh atılarak: “Ey Allah’ın Resûlü! İzhir otu hariç olsun" dedi. Nesâi.

ahirette de boşa çıkmıştır ve onlar ateş halkıdır. biz de onu seviyoruz" buyurdular. Hürmetler. bilin ki Allah (günahlardan) korunanlarla beraberdir. ben de (Medine’yi) iki dağ arasıyla haram kılıyorum. dikenini ve otunu özdeşleştirmeleri. Mekkelilerinde." (K. Diğer bir hususta. Kim size saldırırsa. dolayısıyla insanların haram kılmadığını rivayet etmelerine rağmen. 2/217 . Medine’ye yönelince de: “Ey Allah’ım! Hz. 466. Kan dökme (savaş) hususunda uydurdukları rivayette Kur’an’a aykırıdır.Haram ayı. Allah’ım (Medine halkını) müdd ve sa’larınla mübarek kıl" buyurdular. alıntıları: Buhâri.Sana haram ayından. Allah yanında daha büyük bir günahtır. 4597 C. Fitne çıkarmak (adam) öldürmekten daha büyük (bir günah)tır. Hacc 462. Müslim.S. Allah’tan korkun. işte onların bütün yaptıkları dünya da. Mekke’de kan dökmeyle.176-177 Akçağ. Mekke’nin ağacını. konuyu saptırmak amacıyla uydurdukları bir saçmalıktır.(1365)) 464 ve 465. Örnekteki rivayette Mekke’yi İbrahim peygamberin haram kıldığını rivayet etmeleri bir çelişkidir. orada ebedi kalacaklardır. Fakat (insanları) Allah yolundan çevirmek.13 S. Rivayet örneklerinde. Allah’a ve Mescidi Harâm’a karşı nankörlük etmek halkını (Mekke’den) sürüp çıkarmak. o bizi çok seviyor. Şöyle Ki: . Sizden kim dininden döner ve kafir olarak ölürse. haram aya karşılıktır. Mekke’nin ağacından. onda savaştan soruyorlar. Allah’ın Mekke’yi haram kıldığını. otundan istifade etmeye hakları vardır. onun saldırdığı kadar siz de ona saldırın. 2/194 346 . “Onlar yapabilseler sizi dininizden döndürünceye kadar sizinle savaşmağa devam ederler. Fezâilu’l-Medine 6. İbrahim Mekke’yi haram kıldığı gibi. Dünyadaki bitkilerden insanlar nasıl istifade ediyorlarsa. büyük bir günahtır. “Onda savaş. De ki. karşılıklıdır.“Bu dağ var ya.

Hacc 449. Mekke. Allah tarafından haram kılınmış bir şehirdir. (1356)) Bu rivayet dikkate alındığında. 27/91 Mekke’nin haram şehir olmasının manası. Medine içinde rivayetler uydurmuşlardır. Mekke’nin dışında veya içinde olması arasında fark yoktur. Malik’e sorularak. hem de dış güvenlik bakımından savunmasız bırakmak olduğu kolayca anlaşılır. 4587 C. alıntısı: Müslim. Mekke için uydurdukları rivayetler gibi.S. kendilerine saldırılması halinde haram ay(lar)da dahi Müslümanlar kendilerini savunmak için silah kullanabilirler. 347 . amaçlarının Mekke’ye saygı göstermek olmayıp. Ve ben. Hac zamanı yasakları ve müşriklerin. Câbir radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm" buyurdular ki: “Mekke’de silah taşımak hiç kimseye helal değildir.Asım-l Ahvel’den rivayet: “Enes b. (K. Her şey O’na âittir. Bunun. Yoksa olay Mekke’nin otunu.13 S.167 Akçağ. şehrin asayişini bozmaya kalkışacak silahlı kimseler cesaretlenip zarar vermeye kalkışırlar.Hz.Görüldüğü gibi. Kur’an’dan mealen: . kendisine ait özel yasakların bulunmasından dolayıdır. Mescid-i Harâm’a yaklaştırılmaması ve Mekke’nin güven ve huzurunu bozacak olaylardan sakınılması hususlarına dikkat edilmesi ile Mekke’yi saygın bir yer olarak kabul etme olayıdır. Şöyle ki: 468. 467.(de ki) “Ben. Bir şehrin güvenliğini sağlamaya çalışacak silahlı zabıta kuvvetleri yoksa. bizzat kendisinin haram kıldığı bu şehrin Rabb’ına ibadet etmekle emr olundum. dikenini koparmama veya Mekke’nin asayiş ve savunmasını boş bırakma olayı değildir. Mekke’yi hem iç asayiş bakımından. Müslümanlardan olmakla emr olundum”. Örneğin.

" (Müslim. Ancak (zarûret miktarı yedirilmek üzere) deve (sırtında) götürülen (yapraklar) müstesnâ. Peygambere verdikleri destek ve cihat gayretleri. Adiy b. bir parça ot kopardıklarında lanete uğramış olsunlar.. (Ebû Dâvud.Resûlullah Medine’yi haram kıldı mı? diye sordum: . 464/151 C. bu mümkün müdür? Hem otların kutsallığı olayı diye bir şey İslam dininde yoktur. Bu da gösteriyor ki bu çeşit rivayetleri uydurmalarının amacı ot olmayıp.8 H. Medinelilerin vermiş oldukları büyük cihat dır. Medinelilerin.. dolaylı yoldan Medinelileri lanetlemektir.) Bu tür rivayetlerle. Medine’ye saygı maskesi altında.7 Sönmez Neşriyat.31 C. Bâb 95-96 S.2036 Şamil Yayınevi ) 348 . rivayet uydurmacılarının pek hoşuna gitmemiş. (Oranın) ağaçları (yapraklarını düşürmek için) silkelenmez ve kesilmez. Zeyd’den. Medine halkına saldırıda bulunmuşlardır. Onun otu koparılmaz.el-Menâsik (11). bir kimse bir asma bahçesi kurar da onun bahçesini bellemez mi? Bunun gibi bahçelerden ayıklanması gereken bir çok ot vardır.. Kim bir beldede yıllarca yaşarda o beldeden hiç ot koparmamaya gücü yeter. Hem de öyle bir lanet ki. demiştir ki: Resûlullah Sallallâhü aleyhi vesellem Medine’nin her tarafından birer berid (12 mil)lik (bir bölgeyi) koru tayin etti. meleklerin ve bütün insanların lanetiyle lanetlenmek suretiyle lanetlenmek. Medine konusunda çoğaltırsak: uydurdukları örnekleri daha da 469. K. Medine nin bir parça otundan daha az değerli midirler ki. Bütün otlarda bir şehre süs veya fayda değildir. Diğer bir hususta. örneğin dikenlerde ottur ve çoğaldığında tarıma zarar verebilecek bir sürü bitkilerde ottur. Bu mücahit sahabeler ve Müslüman çocukları.. Allah nezrinde. Allah’ın. bunu kim yaparsa Allah’ın. anlaşılan odur ki. meleklerin ve bütün insanların lâneti onun üzerinedir. cevâbını verdi.Evet. o haramdır.

216)) 473. Hacc 49.. Bâb 95-96 S. 471.2035 Şamil Yayınevi ) Medinelilere saldırı ve onlara hayatı zorlaştırmak amacıyla uydurulmuş bu rivayetlerin aslı yoktur. Fiten 57.Buhari’nin İbnu Abbâs’tan kaydettiği diğer bir rivayete göre.S. alıntıları: Ebû Dâvud. güdük kafalı (koyu siyah) Habeşli’yi Kâ’be’nin taşlarını birer birer söker halde görür gibiyim!"(K.(2909). (5. Müslim. alıntıları: Buhâri. Kabe’nin altında hazine bulunduğunu ve bu hazine nedeniyle Kabe’yi ince bacaklı iri ayaklı bir 349 . Zira.) Bu rivayetlerle. K. Hacc 125.S.13 S.. Nesâi. Hacc 49. yitiği alınmaz.470. Habeşlilerden bacakları ince bir adam tahrip edecektir. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm şöyle buyurmuştur: “Kâ’be’yi yıkacak olan o ayrık iri ayaklı. Hz.el-Menâsik (11)..) şu (Medine’nin harem kılınması olayı hakkında (şöyle) buyurmuştur: “-Yaş otu kesilmez."(K. Ancak bir kimse (orada) devesini otlatabilir. Kâ’be’nin hazinesini sadece zü’s-süveykateyn (ince bacaklı olan kimse) çıkaracaktır.a. (Ebû Dâvud. 4593 C. Ebu Hüreyre radıyallahu anhüma anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm" buyurdular ki: “Kâbe’yi. Melâhim 11.174 Akçağ. 4595 C.İbnu Amr İbni’l-As radıyallahu anhüma anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm" buyurdular ki: “Habeşliler sizi terkettikçe onları terkedin.13 S.(4309)) 472. Ali’den (rivayet olunduğuna göre) Peygamber (s.173-174 Akçağ.Hz.8 H. 4594 C. avı ürkütülmez.S.174-175 Akçağ.30 C."(K. Ancak onu ilân edecek olan kimse müstesnâ orada herhangi bir kimsenin savaş için silâh taşıması ve oradan ağaç kesmesi uygun değildir.13 S. alıntıları: Buhâri.

. Hem de öyle bir iddia ki. 350 ... Abdullah İbnu Umer: Vallâhi Âişe bu sözü muhakkak Rasûlullah’tan işitmiştir. hazinenin. Kabe’nin içinde veya avlusunda olduğunu iddia etmeyip. Âişe’den haber vermiştir: Peygamber’in zevcesi Âişe şöyle demiştir: Resûlullah (S). Kabe’nin temellerini hedef göstermişlerdir.Habeşlinin yıkacağını rivayet etmişlerdir.. iddia ettikleri hazinenin çıkarılması için duvarları yıkmanın gerekli olduğunu söylemekle. Muhammed ibn Ebi Bekr’in oğlu Abdullah. Abdullah ibn Umer’e. Hazine iddiaları. muhakkak ben Ka’be’nin duvarlarını İbrâhim’in temelleri üzerine yapardım" buyurdu. Kabe’nin içi veya avlusu hakkında olsaydı duvarları yıkmadan da çıkarmak mümkün olacaktı. Ben . Onlar ise.. Kabe’yi hedef göstermek için uydurulmuş bir saçmalıktan başka bir şey değildir.. temelleri altında olduğunu rivayet etmişlerdir. Zira... Kabe’nin altında hazine olduğu iddiası. şöylece rivayetler uydurmuşlardır: 474. Zira hazineyi çıkarmak için. Habeşlinin Kabe’nin duvarlarını söktüğünü söylemeleri bunu göstermektedir. Ayrıca. ben Âişe’ye hitâben: -”Kavmin Kureyş’in Ka’be’yi binâ ederken. Kabe’nin mevcudiyeti onların hoşlanmadıkları bir olaydır.Yâ Rasûlullah! Sen Ka’be’nin duvarlarını İbrâhim’in temelleri üzerine döndürmez misin? dedim.. İbrâhim Peygamber’in koyduğu temellerden bir kısmını terk ederek kısalttıklarını bilmez misin?"dedi. -”Kavminin zamânı kâfirlik devrine yakın olmasaydı. -Ben Rasûlullah’ın Hıcr’a yakın bulunan o iki Ka’be köşesini istilamı terk ettiğini sanmam. Kabe’nin asli yapısının değiştirilmesi yönünde de saldırıda bulunarak..

Rasûlullah: .“Senin kavmin.ancak şu var ki....67 C. herhâlde Beyt.. -Ka’be’nin kapısı neden bu kadar yüksektir? diye sordum. Rasûlullah (S): . yıktırılıp asıl temelleri üzerine tekrar 351 . (Buhâri.66 C. (Buhâri. Kitâbu’l-Hacc Bab 42 H.) Görüldüğü gibi.“Kavmin olan Kureyş’in bu Hıcr’ı.3 S.. duvar Beyt’tendir" buyurdu. Ben yine: . dilediklerini de girdirmekten men’ etmeleri için böyle yaptılar.3 S. el-Esved ibn Yezid’ten tahdis etti ki. Kitâbu’l-Hacc Bab 42 H.... onların günüllerinin kırılmasından endişe ederim" buyurdu. Eğer kavmin Câhiliyet devrine yakın olmasaydı. demiş (böylece Âişe’yi te’yid etmiş)tir... dilediklerini Ka’be’ye girdirmeleri.. Ka’be’ye girdirmeye ve Ka’be içine katmaya bütçeleri kısa gelip yetmedi" buyurdu.Kureyş için ne mâni’ vardı ki duvarı yâni Hıcr’ı Beyt’in içine katmadılar? dedim.1499 Ötüken.) 475... Fakat duvarı Beyt’e girdirmem ve Ka’be kapısını yer seviyesine indirmemden ötürü. İbrâhim’in temelleri üzere tamâm olmamıştır. Bize Eş’es. Âişe (R) şöyle demiştir: Ben Peygamber’e İsmâil Hıcrı’nın duvarından sorup: -Bu duvar Beyt’ten midir? dedim.1498-1499 Ötüken. Kabe’nin asıl temelleri üzerinde olmadığını ısrarla iddia ederek.“Evet. Rasûlullah: . Hıcr’ın duvârını Beyt’e katmak ve Beyt’in kapısını yer seviyesine indirmek isterdim.

ben Beyt’in yıkılmasını emrederdim.İbrâhim’in bu temellerinin yeri neresidir? diye sordum. Bize Cerir ibn Hâzım tahdis edip şöyle dedi: Bize Yezid ibnu Rûman. Sonra Beyt’ten dışarıda bırakılan Hıcr’ı..İbn Zubeyr... Yıkım işine insanları cesaretlendirmek için de. İbrahim Peygamber’in temeline ulaştırmış olurdum”. Şöyle ki: 476.. Peygamber (S). Âişe’nin haber verdiği Peygamber’in bu arzûsudur. dedi. Beyt’e katar ve kapısını da yere yapışık yapardım. İbn Zubeyr’in Kabe’nin duvarlarını yıkarak tadilat yaptığını da rivayet ettiler. O bana: 352 . ben de hâzır bulundum. o da Âişe (R)’den tahdis etti ki. Ben kendisiyle berâber Hıcr’e girdim... Yezid: . Urve’den. Cerir ibn Hâzım dedi ki: Bana ibn Rûman: .. dedi. Bu sırada ben İbrâhim Peygamber’in deve hörgüçleri gibi olan temel taşlarını gördüm. Cerir dedi ki: ben de Yezid’e: . O. Bu sûretle de Beyt’i.. Beyt’i yıktığı ve yeniden binâ ettiği zamân.. öbürü de garp tarafında olmak üzere iki tâne kapı koydururdum. Urve: İşte Abdullah ibn Zubeyr’i Beyt’i yıkmaya ve yeniden inşâya sevk eden sebep. Hıcr’dan bir miktarını Beyt’e katmıştı.(Gel!) Şimdi onu sana göstereyim.. demiştir.“Yâ Âişe! senin kavmin câhili yet devrine zamânca yakın olmasaydı.. Âişe’ye hitâben şöyle buyurmuştur: . Bir de Beyt’e biri şark tarafında. o da yıkılırdı.bina edilmesi gerektiğini tahdis etmişlerdir.

neden Kabe’yi rivayette bahsettikleri gibi Hıcr’ı tümüyle Kabe’ye katmadı ve biri garpta biri şarkta olmak üzere kapılar yaptırıp. hal böyle ise iddia ettikleri hazine nerede? Ayrıca. diye Hıcr’ın asli hudûdunun bulunduğu bir yer işâret edip gösterdi. (4294)) 353 . Hz. alıntısı: Ebû Dâvud.S. İstanbul’un fethi Deccâl’in çıkmasıdır!" buyurdular. madem ki Abdullah ibn Zubeyr. Melheme İstanbul’un fethidir. 471. (Yani aleyhissalâtu vesselâm’ın konuştuğu ve dizine elini vurduğu kimse Muâz İbnu Cebel radıyallahu anh’tır. Tıpkı senin burada oturman hak olduğu gibi" buyurdular..3 S. (Buhâri. Melâhim 3. Muâz’ın) dizine vurdular ve: “Bu söylediğim kesinlikle hakikattir. Örnekte. konuşmakta olduğu kimsenin (yani. bu kapıları yer seviyesine. yâhud ona yakın miktar olduğunu takdir ettim.) Bu rivayetlerinin uydurma olduğu şöyle de anlaşıla bilir.İşte şurasıdır. Kitâbu’l-Hacc Bab 42 H. Sonra elini (Resûlullah). Kabe’yi yıkıp tekrar inşa ettiyse. Cerir dedi ki: Ben Hıcr’den olan bu yerin altı zirâ. Muâz İbnu Cebel radıyallahu anh anlatıyor: Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm (bir gün) “Beytu’l-Makdis’in imârı Yesrib’in harabıdır.lu örneklerde hazine için Kabe’yi bir Habeşlinin yıkacağını ifade etmişken.1500-1501 Ötüken. Yesrib’in harâbı melhemenin (savaşın) çıkmasıdır.Hz.” Hz.69 C. 476. eski kapıyla birlikte indirmedi? Gerekli olması halinde Kabe’ye bakım ve imar işi yapılabilir. 5048 C. 473 no. Muâz burada kendisini kastetmektedir.14 S. 472.345 Akçağ. fakat Asli şeklini değiştirmek uygun değildir. Abdullah ibn Zubeyr’in Kabe’yi yıkarak asli temelleri üzerine oturttuğunu ve temellerinin deve hörgüçleri gibi taşlardan müteşekkil olduğunu iddia ettiler. 477.)" (K.

5049 C. İbnu Abbas elini başının üzerine koydu ve: “Ben Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)’ı dinledim. İbnu Mâce. alıntısı: Ebû Dâvud. Adam yaklaştı. adam yaklaşınca: “Bana daha da yaklaş!"dedi.14 S.478. Bu itibarla uydurmuş oldukları hadislerin saçma ve gerçek dışı olduğu fazla izaha ihtiyaç göstermeyecek kadar açıktır.İbnu Abbasi (radıyallahu anhümâ)’ın anlattığına göre: “Kendisine bir adam gelip: “Ben ressamım.S."(K. (4296). alıntısı:Tirmizi. Fiten 58. Yedinci yılda da Mesih Deccâl çıkar. Enes radıyallahu anh dedi ki:”İstanbul’un fethi Kıyamet anında olacaktır. Şöyle diyordu: “Bütün tasvirciler ateştedir. İbnu Abbas adama: “Bana yaklaş!"emretti. Allah ressamın yaptığı her bir resim için bir nefis koyar ve bu ona cehennem de azap verir." İbnu Abbas devamla dedi ki: “İlla da resim yapacaksan ağaç yap. şu resimleri yaptım. Aradan asırlar geçtiği halde Mesih Deccâl’in çıkmadığı da bir vakıadır. Fiten 35. RESİM VE SURET YAPMA UYDURDUKLARI HADİS ÖRNEKLERİ KONUSUNDA 480.S. Bana bu hususta fetva ver!"dedi."(K.Hz.345 Akçağ. Medine’nin ise hiç savaşsız. Asırlardan beri. Müslümanlar tarafından Peygamber zamanında İslam devlet merkezi olarak kullanıldığı tarihi bir gerçektir.(2240)) 479.(4093)) Bu rivayetlere göre İstanbul’un fethi kıyamet zamanı vuku bulacaktır. İstanbul’un Türkler tarafından fethedilmiş olduğu bir vakıa olup. İstanbul kıyamete kadar fethedilmeyecektir. Başka bir ifadeyle. 5045 C. Melâhim 4.14 S.339 Akçağ.Abdullah İbnu Büsr radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Melheme (İstanbul) ile Medine’nin fethi arasında altı yıl vardır. canı olmayan şeyin resmini 354 .

212." (K. üstünde bir takım resimler bulunan küçük bir yastık. Zinet 112. 7082 C. alıntısı: İbn-i Mace 3652. 7081 C. Büyû 104.yap. Ben ne günâhı işledim ki? dedim. Resûlullah (S) bunu görünce kapının önünde dikildi de içeriye girmedi.Libâs 99. Ben: .17 S.) 482. Mü’minlerin anası Âişe (R) şöyle haber vermiştir: Kendisi.) 483-. Ve: . (8.7 S. Âişe radıyallahu anhâ anlatıyor: “Ben bir sehve mi -yani odasının içindeki yüklüğümsü bir kısmını kastediyorüzerinde resimler bulunan bir kumaşla örtmüştüm..214)) 481. kocasının gazvede olduğunu söyleyerek evine bir hurma ağacı resmini yapmak için izin istedi... bir şilte satın almıştı.Müslim.S. (Âişe dedi ki:) Bu sırada ben O’nun yüzündeki istemezliği sezip tanıdım.. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm (eve) gelince onu söktü. 2167 C.Ben onu Sen üzerinde oturasın ve yaslanasın diye. alıntıları: Buhari.“Şu yastığın hâli nedir?"buyurdu..469 Akçağ. dedim.. .Yâ Rasûlullah! Ben Allah’a ve Resûlü’ne tevbe ederim. Nesâi.549-550 Akçağ. Ve bu kimselere: Sûret verdiğiniz bu mahlûkları 355 .“Bu sûretlerin sâhipleri kıyâmet gününde muhakkak azâb edilirler..17 S. Ben Aleyhissalâtu vesselâm’ı bunlardan birine yaslanmış olarak gördüm."(K.Hz..S.Ebû Ümame radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’a bir kadın gelerek.469 Akçağ."(K. Aleyhissalâtu vesselâm kadını men etti veya nefyetti. Rasûlullah: .(2110). Ben de ondan iki yastık yaptım. alıntısı: İbn-i Mace 3655. Senin için satın aldım.S..

14.(3649)) 486-...lu örnekte.7 S.."(K. Zinet 112. Peygamber sebebini sordu. Peygamber’in yanına inmeyi va’d etmişti (inmedi."(K.7 S. o da babası Abdullah ibn Umer’den tahdis etti.551 Akçağ. denilir”. Allah’a ve Resûlüne tevbe ederim dediğini rivayet etmeleri bir iftiradır. Nesai. Nesâi. Ve yine Rasûlullah: “İçinde sûret bulunan eve melekler girmez" buyurdu.lu örnekte resimli yastık yapılamayacağının. içinde (canlı hayvana âid) sûret ve köpek bulunan eve 356 . Libâs 102. <483> no.. Libâs 44. (Buhâri.. Libâs 19. Tirmizi. Tirmizi.Ebû Talha el-Ensâri (radıyallahu anh) anlatıyor: Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Melekler içerisinde köpek ve timsaller bulunan eve girmezler.diriltiniz. Allah onu Kıyamet günü.(2805). o şöyle demiştir: Cibril aleyhisselâm.550 Akçağ. Sâlim’den.(1751). Meğazi 11. Ta’bir 45.. Bed’ü’l-Halk 6. Zinet 114.(8. İslam dininde günah hususunda ancak Allah’a tevbe edilir.S. Ebû Dâvud..88. yaptığı resim sebebiyle. Ayrıca.. Şöyle ki: 484.67 C. yalan rivayet uydurmakta ne kadar pervasızca davrandıkları açıkça anlaşılmış olur. Âişe’nin.(4155). alıntıları: Buhari. Edeb 44.. Bana Amr İbnu’l-Hâris.(2606).215)) 485.(8.4 S. İbnu Mâce. Kur’an ayetleriyle karşılaştırırsak. resimli yastık yapılabileceği tahdis edilmişken. Libâs 92. Hiçbir zaman da ruh üfleyici değildir. Müslim. alıntıları: Buhari.S.. 2169 C.) Cibril: Biz melekler. böyle bir olayın günah olduğunun tahdis edilmesi bir çelişkidir.1947 Ötüken. Resim konusunda uydurmuş oldukları rivayetlerden topluca birkaç örnek verip. 2168 C.212.(Yine) İbnu Abbâs (radıyallahu anhümâ) anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm" buyurdular ki: “Kim resim yaparsa.. onlara ruh üfleyinceye kadar azab eder.213). Libâs 48. Kitâbu’l-Buyu Bab 40 H.) <482> no..

dedi. . Ona da Busr ibn Said tahdis etmiştir... içinde sûret bulunan herhangi bir eve girmezler" buyurdu. Ben orada bulunan Ubeydullah el-Havlâni’ye: . O da: . Busr ibn Said’in beraberinde.. o bunu muhakkak zikretmiştir.30393040 Ötüken. Eve girdiğimizde içeride.Bu Zeyd ibn Hâlid bize Peygamber’den tasvirler hakkındaki hadisi tahdis etmedi mi? (Şimdi bu resimli perde ne oluyor?) dedim.. sonunda “İllâ fi sevbin (= Elbisedeki nakış ve resim müstesnâdır)" demiştir... Bed’i’l-Halk H. Ubeydullah bana.36 C. Peygamber’in zevcesi Meymûne’nin himâyesinde bulunmuş olan Ubeydullah el-Havlâni bulunuyordu. Onu da Bukeyr ibnu’l-Eşecc tahdis etmiştir.7 Bab.. Sahâbi râvi Busr dedi ki: (Bu hadisi bana rivâyet ettikleri bir zamân sonra) Zeyd ibn Hâlid hastalandı.Zeyd ibn Hâlid bu hadisi Ebû Talha’dan bize naklederken. sen onu işitmedin mi? dedi.6 S... Râvi dedi ki: İşte bu ikisine Zeyd ibn Hâlid tahdis etti...Fakat sen o hadisi işittin. Kitâbu Bed’i’-Halk H.6 S. dedi.Hayır işitmedim. Biz de ona hasta ziyaretine gittik.37 C. dedim.7 Bab. Ona da Ebû Talha şöyle tahdis etti: Peygamber (S): “Melekler.. üzerinde birtakım sûretler bulunan bir perde ile karşılaştık.) 357 ..3040 Ötüken. (Buhâri.) 487-.girmeyiz. Bize Amr İbnu’l-Hâris haber verdi. Ben: . (Buhâri.

Ayrıca. bu tür resim yapanların. canlı resmi yapmanın yaratılışı taklit olduğu. Süleyman peygambere. Zira konu eğer ki yaratılışı taklitse ve bu yasaksa. dolayısıyla buna güç yetiremeyeceklerinden ebediyen cehennemde azab görecekleri. insanlar yalnız resimlere ve heykellere tapmıyorlar. Bu konuda suçlu olan resim sanatı değil. aynaya bakmayı sünnet kabul edenler aynada ki resimleri konusunda ne düşünüyorlar. yaptıkları resimlere ruh üflemeğe davet edilecekleri. Televizyona çıkıp Kur’an okuyan kimse konusunda düşünceleri nedir. resim elbise üzerinde olmuş veya olmamış ne fark eder? İnsan ve Hayvan resmi yapmanın haram olduğunu tahdis etmenin yanında. resimden daha ileri bir tasvir teması olan heykellerle ilgili olarak. cinler heykeller yapıyorlardı ve bu şükredilmesi gereken güzel bir olay olarak Kur’an’da belirtilmiştir. o zaman tapmasınlar diye Yıldızları ve Güneşi yok etmek mi lazım bu mümkün değildir. bitki resimleri yapmanın serbest olduğunu tahdis etmeleri ilginç bir çelişkidir. yaratılış açısından türlerinin değişik olmasından başka bir fark yoktur. aynaya veya ayna türü bazı şeylere bakmakta bir nevi resim yapmaktır. resmin müstehcen olması veya ona tapılması yasaktır. canlı resminin elbise üzerinde olmasının günah olmadığını tahdis etmeleri açık bir çelişkidir. Kur’an’dan mealen: 358 . resim konusundaki rivayetlerinin Kur’an’la uyuşmadığı açıkça anlaşılır.Görüldüğü gibi. Çağımızda. insanların bozuk zihniyetidir. Zira. örneğin: Yıldızlara ve Güneşe de tapıyorlar. ayrıca içerisinde köpek ve resim bulunan eve meleklerin girmeyeceğini iddia etmelerine rağmen. İslam dininde canlı resmi yapmak yasak olmayıp. Daha öncede belirttiğim gibi. Kur’an’dan örnek verecek olursam.

Edeb 95.Übey İbnu Ka’b (radıyallahu anh) anlatıyor: Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Şiirde hikmet vardır"(K. alıntıları: Buhâri. Edeb 41. O yine: “Devam et! dedi. Ben bir beyt daha okudum. sâbit kazanlar yaparlardı. Edeb 90. Edeb 69. 2303 C.551 Akçağ. “Ey Dâvud âilesi.(3755)) 489. 2307 C." (K. Ebû Dâvud.Amr İbnu’ş-Şerrid. Ben kendisine bir beyt okudum.(5010)..8 S. Bunun üzerine Resûlullah: “Hel enti illâ ısbaun demiti Ve fi sebilillahi mâ lakıyti” (= Sen ancak bir parmaksın ki kanadın 359 .(2847).Bize Mûsa ibn İsmâil tahdis edip şöyle dedi: Bize Ebû Avâne. O yine. babasından (Şerrid’den naklen radıyallahu anh) anlatıyor: “Bir gün ben Resûlullah’ın bineğinin arkasına binmiştim.S. Bir ara bana: “Hafızanda Ümeyye İbnu Ebi’s-Salt’ın şiirinden bir şeyler var mı?"diye sordu. Şiir 1. el-Esved ibn Kays’tan. Böylece kendisine yüz beyit okudum.Ona dilediği gibi kaleler.(2255)) 490.186 Akçağ. 34/13 ŞİİR KONUSUNDA UYDURDUKLARI HADİSLERDEN ÖRNEKLER: 488.S. o da Cundub ibn Sufyân’dan tahdis etti ki. alıntısı: Müslim. Resûlullah (S)’ın şehit olma yerlerinin birinde ayak parmağı (yaralanıp) kanamış idi. şükredin!"kullarımdan şükreden azdır. Ben: “Evet!"deyince: “Söyle!"dedi. havuzlar kadar (geniş) leğenler. heykeller. İbnu Mâce. Tirmizi.8 S. “Söyle!"emretti.

yukarıdaki rivayetin ikinci paragrafı) 492-. Tirmizi. Kitâbu’l-Edeb H. 2305. Şiir 7. Müslim.. hem de kötüleyen rivayetler tahdis etmeleri bir çelişkidir.. Edeb 71. Ebû Dâvud. mealen: 360 .) Şiir ve şairleri hem öven. bizzat peygamberin kendisine şiir okunmasını istediğini ve kendisinin de şiir okuduğunu tahdis etmişlerdir. Edeb 92. (2855)) El-Hudri’den Müslim’in kaydettiği bir diğer rivayette şöyle denmiştir: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)"yürümekte iken karşısına şiir inşad eden bir şâir çıktı.S..178 C.(2257).(5009).6118 Ötüken. dolayısıyla şair olduğunu söylemeleri.6 S. muhakkak ki şiirle dolmasından hayırlıdır" buyurmuştur. şiirde hikmet olduğunu.Ebû Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)"buyurdular ki: “Sizden birinin içine onu bozacak irin dolması. çelişkili olarak şu rivayetleri tahdis etmekten çekinmemişlerdir: 491. 2305 C..Allah yolundadır bütün de çattığın) Recezini söyledi.. şairlerde hikmetli kimseler olmuş olurlar.) Yazmış olduğum üç rivayet örneğinde görüldüğü gibi. Bize Hanzala Sâlim’den.. Bu iddialarına rağmen."(K. alıntıları:Buhâri. Bu iddialarına göre şiir okumak çok iyi bir şey olduğu gibi. o da İbn Umer (R)’den haber verdi ki. (K.8 S. Kur’an’dan örnek verecek olursak. Edeb 95.183 Akçağ. Kitâbu’l-Cihâd ve’s-Siyer H. (Buhâri. Peygamberin şiir söylediğini.S. Peygamber (S): “Birinizin içinin irinle dolması. (Buhâri. putperestlerin yaptığı bir iddiadır.. Efendimiz: “Şeytanı tutun" veya “Şeytanı yakalayın" diye emretti. Şiir konusunda...13 S.2650 Bab 9 Ötüken. şiir dolmasından hayırlıdır.18 C.

sâdece bir öğüt ve apaçık bir Kur’an’dır.Abdullah İbnu Amr İbni’l-As (radıyallahu anhümâ) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)" buyurdular ki: “Sizden biri cariyesini veya kölesini veya ücretlisini evlendirdi mi.4114)) Bu rivayetlerine göre. alıntısı: Ebû Dâvud.Görmüyor musun onları. 2680 C. bunlarda Müslüman erkek ve bayanların avret yerine bakamazlar. Bu duruma göre.S. cariye. (şiir) ona yakışmaz da.Biz ona (Muhammed’e) şiir öğretmedik. 26/226 Bu itibarla uydurdukları rivayetlerin aslı yoktur. 26/224 . şöyle ki: 361 . Zira başka bir rivayette Müslüman bayanların köleleri karşısında baş örtüsüz durabileceklerini iddia etmişlerdir. (nasıl) her vâdide şaşkın şaşkın dolaşırlar? 26/225 . Libâs 37. erkek köleler veya ücretle çalıştırılan erkeklerin durumunu ele alalım.Ve onlar yapmadıkları şeyleri söylerler. O(nun getirdiği). Müslüman erkek ve bayanların bu gibi kimselerin avret yerine bakamayacağı gibi. diğer bir ifadeyle evlendirilmemişlerse bakılabilir manası çıkar. AİLE VE TESETTÜR HAKKINDA UYDURDUKLARI RİVAYETLERDEN ÖRNEKLER: 493.8 S. (4113. köle veya ücretle çalıştırılan kimseler evlendirilmişlerse avretlerine yani vücutlarının örtünmesi gereken gizli yerlerine bakılmaz.. 36/69 . cariyeler bir tarafa. artık onun avretine bakmasın.Şairler(e gelince) onlara da azgınlar uyar.522 Akçağ." (K.

alıntısı: Ebû Dâvud. 3437 C. şehvetsiz) erkeklerden tâbi’lerine (hizmetçi v. mümin erkekler ve kadınlar harama bakamayacakları gibi. 24/31 Görüldüğü gibi. Süslerini göstermesinler. Bu (hareket) onlar için daha temiz (ve yararlı)dır.Hz.).b.Müminlere söyle: “Gözlerini (harama bakmaktan) sakınsınlar. zira.230. mealen: . Ancak (elbise. Elbiseyle ayaklarını örtecek olsa üst ucu başına yetişmiyordu. bilezik v.10 S. elbiseyi başına çekecek olsa öbür ucu ayaklarına ulaşmıyordu. (4106)) Görüldüğü gibi.231 Akçağ. karşındakiler baban ve kölendir" buyurdu. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm. Libâs 35. Gizledikleri süslerinin bilinmesi için ayaklarını (yere) vurmasınlar.494. Süslerini kocaları veyâ erkek kardeşlerinin oğulları veyâ kız kardeşlerinin oğulları veyâ Müslüman kadınları veyâ cariyeleri veyâ erkekliği kalmamış (iktidarsız. 362 . Baş örtülerini yakalarının üzerine salsınlar. İslam dininde bayanların erkek köleleri yanında örtünmeye bileceklerini iddia etmişlerdir. ırzlarını korusunlar. Şüphesiz Allah. (K. Enes radıyallahu anh anlatıyor: Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm Fâtıma radıyallahu anhâ’ya bir köle getirdi. yüzük gibi örtünmesinde güçlük bulunan) kendilerinden görünenler hâriç. Hz. Ey müminler! Hep birden Allah’a tevbe ediniz ki kurtuluşa eresiniz. Böyle bir iddianın yalan ve iftira olduğuna dair Kur’an’dan örnek verecek olursak. Fâtıma’nın üzerinde (çok uzun olmayan bir elbise vardı.S. onların her yaptıklarını haber almaktadır. mümin kadınların süslerini.s. örtünme hususunda mâruz kaldığı sıkıntıyı görünce: “Bu kıyafette olmanın sana bir mahzuru yok. Bunu ona hibe etmişti. ya da kadınların mahrem yerlerini anlamayan çocuklardan başkasını göstermesinler. 24/30 Mümin kadınlara da söyle: “Gözlerini (haramdan) sakınsınlar. ırzlarını korusunlar.

(2779)) Gözleri görmeyen bir kimseye karşı örtünmenin mantığı yoktur. Erkeklikten düşmemiş kölelerine ve hizmetçilerine gösteremeyecekleri açıktır. bu bir talâk sayılır? (K. Bunun üzerine: “Siz de mi körlersiniz. alıntıları: Ebû Dâvud. bir seferde kadını üç kere boşamanın bir boşama sayılacağını rivayet etmişlerdir. 495. Bu rivayeti tesettürle alay etmek için uydurmuşlardır. bu rivayette gözleri görmeyen bir Müslüman’a karşı örtünmeleri gerektiği yolunda rivayette bulunmaları açık bir çelişki olduğu gibi. -Bu vak’a. Yanında Meymune Bintu’l-Hâris radıyallahu anhâ da vardı.İbnu Abbâs radıyallahu anhümâ demiştir ki: “Bir erkek hanımına bir defada “Sen üç talakla boşsun! Dese. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm bize: “Ona karşı örtünün!" Emretti.ve yanımıza girdi. Talâk 10.233 Akçağ. 3045 C. asıl maksatları kendilerince.S. Önceki rivayette Müslüman kadınlar kölesine karşı baş örtüsünü örtmeye bilir diye rivayette bulunmuşlardı.10 S.S." (K. tesettürle alay etmektir. Kur’an’la çelişkili olup uydurmadırlar. Bu itibarla rivayetleri.Gibi. 363 .11 S. 3440 C. Libâs 37. âma ve bizi görmeyen (ve varlığımızı tanımayan) bir kimse değil mi?" dedik. Edeb 29.Ümmü Seleme radıyallahu anhâ anlatıyor: “Ben Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ın yanında idim. (Bu esnada) İbnu Ümmi Mektum bize doğru geliyordu. (4112). tesettürle emredilmemizden sonra idi. 496.409 Akçağ. Biz: “Ey Allah’ın resulü! O. alıntıları: Ebû Dâvud. Tirmizi.(2197)) Bu rivayette. siz onu görmüyor musunuz?"buyurdu.

8 S..“İkinci erkek kadının balcığından. ne ölü. birinci erkeğin tatması gibi tatmadıkça helâl olmaz" Buyurdu.497-..384 Şamil Yayınları) 498-.... Ubeydullah şöyle demiştir: Bana el-Kaasım İbnu Muhammed Âişe(R)’den şöyle tahdis etti: bir kimse karısını üç talak ile boşamış. .. K.8 S. . ne canlı... (K.) Bu rivayette.... Bu ikinci koca kadını boşadıktan sonra.. Önceki rivayette. 499.... diğer talaklarla boşamanın bir manası yoktur. (Buhâri. El-As’a.a) Muhammed b.9 C. (Ebû Dâvud.S.."diye cevap vermişler. dizini çıkarma.11 S. kocasının (daha cinsi münâsebette bulunmadan bir defada) üç talakla boşadığı bir kız(ın durumun)dan sorulmuş da hepsi “O kız başkasıyla evleninceye kadar ona helal olmaz. İkinci koca da (kadınla cimâ yapmadan) kadını boşamış. bir seferde üç talakla boşamanın bir boşama sayılacağı yolunda yapmış oldukları tahdis çelişkilidir. Cenâiz 32....523 Akçağ.. Sonra kadın başka bir erkekle evlenmiş..Hz.. alıntısı: Ebû Dâvud. Bâb 9-10 C. Kitâbu’lTalâk H. Amr b.. Peygamber (S) de: .5337 Ötüken.et-Talâk (13). başkasının dizine de bakma" buyurdu... Ali (radıyallahu anh) anlatıyor: Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) bana: “Ey Ali. bir seferde üç talakla boşamanın üç boşama sayılacağını rivayet etmeleri.. İyas’dan (rivayet olunduğuna göre). Çünkü birinci talakla boşanmış olan kadın artık kendisini boşamış olan kocasının nikahı altında değildir ve zaten boş olanı boşamanın bir manası yoktur. Zira birinci talakla boşanmış olan kadını. 2681 C. İbn Abbas İle Ebû Hüreyre ve Abdullah b. kadını ilk kocasına varması helâl olur mu? Diye Peygamber’e soruldu. Bir kimse karısını bir seferde üç veya üç yüz kere boşasa bu ancak bir boşamadır... (3140)) 364 .

S. iddeti de -bir nüshada “kurû’u da". Hür veya Cariye kadınlar arasında Kur’an’da bir ayırım yapılmamıştır.(2189). Talâk 6. Eğer Allah’a ve âhiret gününe inanıyorlarsa. Baldırlarının bileziklerini görüyordum. Talâk 30. hanımını iki talakla boşadı mı artık kadın.iki hayız müddetidir.S. Edep 40.136/655 Sönmez Neşriyat.Hz. alıntısı: Muvattâ. Hür kadının iddeti üç hayız müddeti. Yemin olsun ki. alıntısı: Tirmizi.Boşanmış kadınlar. Talâk 50. Âişe ve Ümmü Süleym’e şu rivayeti yakıştırmışlardır: 501."(K. Âişe ve Ümmü Süleym’e yapılmış bir iftiradır.523 Akçağ. köle kadının iddeti iki hayız müddetidir. alıntıları: Ebû Dâvud. Âişe radıyallahu anhâ anlatıyor: Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Cariyenin talakı iki talaktır. Âişe binti Ebi Bekir ile Ümmü Süleym’i paçalarını sıvamış halde gördüm.442 Akçağ. Bu kölenin hanımı hür de olsa hüküm böyledir.443 Akçağ. üç kur’(üç âdet veya üç temizlik süresi bekleyip) kendilerini gözetirler (hâmile olup olmadıklarına bakarlar).11 S.(2080)) 503.11 S. 502. 4070 C. Mâlik’ten rivayet: “Uhud harbinde.İbnu Abbâs (radıyallahu anhümâ) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)"uyluğu avret addetti. sonra gâzilerin ağızlarına boşaltıyorlardı.8 S. (Müslim.Enes b.8 H." (K. (2. uyluk avret olarak sayılmıştır.S. erkekler için de diz." (K.İbnu Ömer radıyallahu anhümâ derdi ki: “Köle. 4071 C.500. Tirmizi.(1182). Su tulumlarını taşıyor. Kur’an’dan mealen: .) Bu rivayet. C.574)) Bu konuda. başka bir kocaya var(ıp ondan boşan)madıkça ona haram olur. Allah’ın kendi rahimlerinde yarattığını gizlemeleri 365 .(2798)) Bu iki rivayette. 2682 C. Buna rağmen. İbnu Mâce. Talâk 7. (baldır).

.(2083). Buna rağmen şu rivayeti çelişkili olarak tahdis ettiler: 506.".S. asılsızdırlar..Hz.(1102)) 505. (6. Ebû Dâvud. Tirmizi.5 Akçağ. Nikâh 66. Nikâh 20. zira yaratılış olarak aynıdırlar. Kur’an’a aykırı olup. Nikâh 14. Bakireden nefsi hususunda izin alınır..84)) 366 .(Karınlarında çocuk bulunduğunu saklamaları) kendilerine helâl olmaz. 2/228 Bu itibarla.8 Akçağ.. Allah azizdir. Üç temizlik müddeti beklenmesi hamilelikle ilgilidir.. 5652 C. Nikâh 26. Nikâh 14. Ebû Dâvud. 5653 C. Tirmizi."(K. (K. Nikâh 20.(1101).S..32.. kadınların da erkekler üzerinde hakları vardır.Hz.5 Akçağ.(2085)) Bu iki rivayette bir kadının evlene bilmesi için velisinden izin alması şart koşulmuştur.16 S. 504. Nikâh 12.. Âişe radıyallahu anhâ anlatıyor: Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm: “Hangi kadın velisinin izni olmaksızın nikahlanırsa onun nikâhı bâtıldır! buyurdular ve bunu üç kere tekrar ettiler.. alıntısı: Ebû Dâvud...Yine Ebû Dâvud ve Tirmizi’de Ebû Musa radıyallahu anh’tan gelen bir rivayette:: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm: “Velisiz nikah yoktur!"demiştir.(2098)..16 S.S. İbnu Abbâs radıyallahu anhümâ anlatıyor: Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Dul nefsine velisinden haktır.(1108). hakimdir. onun izni sükûtudur. alıntısı: Tirmizi.(1421).16 S. Nesâi. kadınlar üzerinde(ki hakları). onları geri almağa daha çok hak sahibidirler. 5656 C. alıntıları:Müslim. bu konuda cariye ile hür kadın arasında fark yoktur." (K. Erkeklerin kadınlar üzerinde bulunan hakları gibi. Kocaları da bu arada barışmak isterlerse. bir derece daha fazladır. uydurmuş oldukları rivayetler. Nikâh 31. Erkeklerin.

iki ayrı veli tarafından iki ayrı şahsa kendilerinden habersiz nikahlarının yapılabileceği ve nikah üstüne nikah yapılmış olduğundan da. alıntıları:Ebû Dâvud. bayan olsun evlenecek olanların tasvibinin olmadığı bir evlilik nasıl mümkün olabilir? Eğer bu şekilde bir zorlamayla evlilik kurulmuşsa ne derece sağlıklı yürüyebilir. Nesâi. 4/21 367 . Velilerin aynı zamanda ayrı ayrı nikah yaptırma olasılığı ise belirsiz bırakılmaktadır.Hz.Bu rivayette dulun velisinden izin almasına gerek olmadığını rivayet etmeleri bir çelişkidir.(1110). İslam dininde. Öyle ki.Nasıl alırsınız? Halbuki siz birbirinizle kaynaşmıştınız ve onlar sizden ağır söz almışlardı.314)) Bu rivayete göre.7 Akçağ. Semüre radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)"buyurdular ki: “Hangi kadını. Erkek olsun. İftira ederek. Tahdis etmiş oldukları rivayetin uydurma olduğuna delil olarak 4 Nisa 21 den örnek vermem yeterlidir." (K. açık bir günaha girerek (o ilk hanımı kötüleyerek) o verdiğiniz mehri geri alır mısınız? 4/20 . ilk davranan yani ilk evlendirmeyi yapan velinin tercihinin geçerli olacağını söylemişlerdir.(2088). o satılan şey birinci kimseye aittir.16 S. (seviyesi eşit) iki veli (iki ayrı şahsa) nikâhlamışsa. evlendirilecek olan kadınlar tamamen velilerinin keyfi tercihlerine bırakılmış olup. kendilerine hiçbir söz veya tercih hakkı verilmemiştir. evliliğe ve aile kurmaya çok önem verilmiştir.S. (7. Büyu’ 96. Kim iki kişiye bir şey satmışsa. o kadın o iki veliden önce davranana aittir.Tirmizi. Kur’an’dan mealen: . (onu boşadığınızda) ondan hiçbir şey almayın. 507. Nikâh 19. Nikâh 22. 5654 C.Bir eşin yerine başka bir eş almak isterseniz ve birincisine büyük mal vermişseniz. Kur’an’da bu konuyla ilgili çok ayet vardır.

Tirmizi. damat adayını evlenme konusunda muhatap kabul etmemesi yeterlidir.(2063).16 S. Nesâi. Bu (beş emme) âyetleri. Radâ’ 17.(1150). Radâ’ 24. Radâ’ 3. Nesâi. Ebû Dâvud.29-30 Akçağ. Ebû Dâvud. Peygamberin vefat ettiğini.(6. Muvatta Radâ’ 17.30 Akçağ.S. Görüldüğü gibi tahdis etmiş oldukları rivayet Kur’an’a uygun olmayıp aslı yoktur.Radâ’ 3. Nikâh 51.Hz. Bu da evlenecek bayanların evliliği onaylamalarını içermektedir.(1450).608). Sonra (Rab Teâla) onları. evlenecek olan bayanların evleneceği şahıstan. Tirmizi. bizzat ağır (sağlam) söz almaya hakları vardır.(2.(1452).100)) Tahdis etmiş oldukları bu rivayetlerde. İddialarının nesh veya unutturma olmadığına dair Kur’an’dan örnek verecek olursak. Nikâh 11.(6.16 S. alıntıları: Müslim. Âişe radıyallahu anhâ anlatıyor: “Kur’an olarak inenler meyanında “Ma’lûm on emme ile haram sabit olur" âyeti de vardı. Bu da Kur’an’ı apaçık inkar ve küfürdür. bir iki kere süt emme ile süt kardeşliği haramlığının hasıl olmayacağını.Görüldüğü gibi. Kur’an’ın okunan ayetleri arasında iken. beş emme şartı ihtiva eden Kur’an ayeti."(K. Kur’an’ın okunan ayetleri arasında iken Aleyhissalâtu vesselâm vefat etti.Âişe radıyallahu anhâ anlatıyor: aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: Resûlullah “Bir veya iki emme ile (süt kardeşliği) haramlığı hâsıl olmaz. Nikâh 19. alıntıları: Müslim. hatta bu hususta iki Kur’an ayetinin inmiş olduğunu. Nikâh 51. 508. 5673 C.(2062). Zira evlenmeyi kabul etmeye niyeti yoksa.201)) 509. malum beş emme ile neshetti. başka bir ifade ile. Böyle bir iddia bugün elde mevcut olan Kur’an’ın muharref ve noksan olduğu manasındadır. mealen: 368 . 5675 C.S.(1150)." (K. Peygamberin vefatından sonra da bu ayetin yürürlükte olduğunu tahdis ettiler.

Allah’ın her şeye gücü yeter olduğunu bilmedin mi? 2/206 Burada bildirilen nüshalardan.153 H. uydurmuş oldukları başka hadis rivayetlerinde. bu iddialarıyla çelişkiye de düşmüşlerdir. 5676 C. İddialarının bu hususlara uymadığını görürüz. yani çocuk iki yaşını bitirmeden önce.602)) 511.3 S. Beyan Yayınları Eylül 1994 ) Görüldüğü gibi. Diğer taraftan.. Sonra Urve b.İbrahim b. (İmam Mâlik. Ukbe der ki: Said b. Muvatta C. ya daha hayırlısı veya benzerinin Allah tarafından indirileceği olayına dikkat ettiğimizde. bir damla da olsa nikâhı haram kılar. Müseyyeb’den emmenin hükmünü sorduğumda Said: “İki sene zarfında meydana gelen emme. şöyle ki: 510.33 Akçağ. bu süt kardeşliği için yeterlidir diye rivayet ettiler.Biz daha iyisini veya benzerini getirmedikçe bir âyeti(n hükmünü) yürürlükten kaldırmaz veyâ onu unutturmayız." (K.10 Süt emme Kitabı. Zubeyr’e sordum o da Said b.(2.16 S. Ama iki seneden sonra emme çocuğun yediği yemek hükmündedir. alıntısı: Muvatta Radâ’ 4. iki sene zarfında. beş emmeyi şart koşan rivayetleriyle çelişkiye düşmüş olurlar. (Nikâhı haram kılmaz)"dedi. Müseyyeb’in söylediğini tekrarladı. Bu ise İslam dinine göre apaçık küfürdür. bir damla dahi süt emmişse. Hal böyle olunca.S. nesh veya unutturma olayında. (evlenmeyi) haram kılar.Hz. İki seneden sonra vuku bulacak emzirmeyle süt 369 . zira kendi iddialarına göre ayet ne nesh edilmiş nede unutturulmuştur ve Kur’an’ın içinde de yer almamasına rağmen de Kur’an’ın ayeti olarak geçerlidir demektedirler. nesh edilen veya unutturulan ayetin yerine muhakkak. İbnu Abbâs radıyallahu anhümâ demiştir ki: “İki yıl içerisindeki emme tek bir emmeden ibaret de olsa bu. İddia ettikleri bu ve bu gibi sözler Kur’an’ın noksan ve muharref olduğunu iddia etmek demektir.

Peygambere karşı ağır bir iftirada bulunmuşlardır. kadının zina etmesine göz yummuş olmakla deyyus durumuna düşmüş olacaktır. (Ebû Dâvud. süt çocukluğu olur iddiasıyla helal gördüklerinden bahsetmiştim.) Bu rivayette. Cilt 7 H. adamların emzirilmesini dahi.. Bu itibarla. demiştir ki: Adamın biri Peygamber (s. Mümin erkek veya kadınla nikah akdi yapamazlar. Müslim. (Bak. zina eden erkek veya kadın. Adam bu sefer. İbn Abbas (r. tâlâk 34.) 512-. Kitabü-n’Nikah H. (Resûl-i Ekrem Efendimiz de).. İbni Mace. Zira peygambere danıştığını iddia ettikleri şahıs. . Peygamber de): “Onu boşa!"buyurdu..411-412 Kahraman Yayınları..)’e gelip.2049 Şamil Yayınevi.8 S.... Benim eşim (kendisine uzanan) zinâkar (adamlar)ın elini geri çevirmiyor? dedi.67 H. ayrıca: Nesâi. . “Öyleyse ondan bir süre faydalan" buyurdu. iddia ettikleri gibi davranacak olsa iki husustan biri meydana gelecektir.. dedi. Nikâh 12. Dolayısıyla eş olarak bir arada bulunamazlar. Peygamberin bu şahsa zina kar kadından istifadeye devam etmesini önermesi imkansız olduğu gibi. K.Bâb C.. ondan sonra da cinsel ilişkisini devam ettirecek olursa zina etmiş olacaktır.. eğer boşamayıp evliliğini devam ettirecek olursa kadının zina etmesine mani olmadığından ve durumu da kabul etmiş olduğundan. İkincisi.27/371 Sönmez Neşriyat.. Kur’an’dan mealen: 370 .en-Nikâh (12).)’dan. (Hz.1943 S.Nefsimin onun peşinden gitmesinden korkuyorum. Birincisi eğer kadını boşayıp.a.kardeşliği meydana gelmeyeceği iddialarına gelince daha önce vermiş olduğum (Salim’in emzirilmesi rivayeti) örneğinde.a.

- Zina eden erkek zinâ eden veyâ puta tapan kadından başkasıyla evlenemez; zinâ eden kadın da zinâ eden veyâ puta tapan erkekten başkasıyla evlenemez. Bu (tür evlenmek), müminlere haram kılınmıştır. 24/3 Bu itibarla uydurmuş oldukları rivayetin aslı yoktur. 513- Hz. Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: “Ey Allah’ın Resûlü dedim, ben genç bir insanım, günahtan korkuyorum, evlenecek maddi imkân da bulamıyorum, hadımlaşayım mı?"dedim: Aleyhissalâtu vesselâm bana cevap vermedi. Ben bir müddet sonra aynı şeyi tekrar söyledim. Yine cevap vermedi. Sonra: “Ey Ebu Hüreyre! Buyurdu. Senin karşılaşacağın şey hususunda artık kalem kurumuştur. Bu durumda ister hadımlaş ister bırak." (K.S. 5725 C.16 S.85 Akçağ, alıntıları:Buhâri, Nikâh 8; Nesâi, Nikâh 4, (6,59)) Çocukların sünnet edilmesi konusunu işlerken, sağlıklı beden üzerinde, saç, sakal, tırnak v.s. Gibi hususlar dışında yapışacak kalıcı ve keyfi değişikliklerin yaratılışı değiştirme manasına geleceği hususunda izahatta bulunmuştum. Hadım olayı da yaratılışı değiştirme olayından başka bir şey değildir. Tarih boyunca, gerek insanlara gerekse hayvanlara uygulanmış olan hadımlaştırma ve benzeri olaylar ile kısırlaştırma olayları yaratılışı değiştirme işlemleri olduğu gibi aynı zamanda iğrenç olaylardır. Bu gibi olayları yapanlar ve yaptıranlar insaf denen olayın kokusunu dahi almamış kimselerdirler. Rivayette her ne kadar bir azarlama havası verilmişse de, hadım olayı sıradan bir olaymış gibi gösterilmek istenmiştir. Rivayet uydurma olup, aslı yoktur. 514-. ......... Muhammed b. Ubeyd b. Ebi Salih, İlya’da ikamet ettiği sıralarda (şunları) söylemiştir: (Bir gün) Adiy b. Adiyyi’l-Kindi ile birlikte (yolculuğa) çıkmıştım. Nihâyet

371

Mekke’ye varınca (Adiyy) beni Safiyye bint Şeybe’ye gönderdi. (Safiyye) Âişe’den (pek çok hadis) öğretmişti. (Yanına vardığımız zaman Safiyye bana şunları) söyledi: “Ben Âişe’yi “Rasûlullah (s.a.)’in; “Öfke (veya zorlama) hâlinde ne boşama olabilir ne de (köle veya câriyeyi) âzâd etmek."dediğini duydum."derken işittim. Ebû Dâvud dedi ki: “Öyle zannediyorum ki el-ğılâk öfke demektir. (Ebû Dâvud, K.et-Talak (13).Bâb C.8 S.370 H.2193 Şamil Yayınevi. Ayrıca: İbn Mace, talak 16.) 515-. ......... Ebû Hüreyre (r.a.)’den rivâyet edildiğine göre:Resûlullah Sallallâhü aleyhi vesellem şöyle buyurmuştur; “üç şeyin ciddisi de, şakası da ciddidir. Nikâh, talak, rec’â. (Ebû Dâvud, K.et-Talak (13).Bâb 9 C.8 S.373 H.2194 Şamil Yayınevi. Ayrıca, Tirmizi talak 9; İbn Mâce,mukaddime 7, talak 13.) Birinci rivayette öfke halinde boşama olamayacağını tahdis etmelerine rağmen, ikinci rivayette şakadan dahi olsa boşamanın yapılması halinde, gerçek manada gerçekleşmiş olacağının rivayet edilmesi bir çelişkidir. Şakayla yapılan boşama, ciddi boşama sayılır demeleri de bir uydurmadır. Zira İslam dininde değil şakadan boşamaların, kasıtsız yeminlerde dahi sorumluluk yoktur, şöyle ki, Kur’an’dan mealen: - Allah sizi, yaptığınız kasıtsız yeminlerinizden sorumlu tutmaz, fakat kalplerinizin kazandığı (bile bile yaptığınız) yeminlerden sorumlu tutar. Allah bağışlayan halimdir. 2/225 516- Hz. Âişe radıyallahu anhâ anlatıyor: Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Şu nikâhı ilan edin ve davul (tef) da döğün."(K.S. 6586 C.17 S.202 Akçağ, alıntısı: İbn-i Mace 1895.)

372

517- Mücahid merhum anlatıyor: “Ben İbnu Ömer radıyallahu anhüma ile beraberdim. Derken bir davul (darbuka) sesi işitti. Derhal iki parmağını iki kulağına soktu ve oradan (hızla) uzaklaştı. Bunu üç kere yaptı. Sonra: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm da böyle yapmıştı" dedi."(K.S. 6589 C.17 S.203 Akçağ, alıntısı: İbn-i Mace 1901.) Bir rivayette, düğünlerde (davul) tef çalınması gerektiği rivayet edilmişken, diğer rivayette, davul veya darbuka sesinin nefret edilecek bir şey olarak tahdis edilmesi bir çelişki ve asılsız bir iddiadır, zira üçü de aynı menşeden çalgılardırlar. 518- A’rac Ebu Hüreyre radıyallahu anh’tan naklen anlatıyor: Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm diyor ki: “En şerli yemek, sâdece zenginlerin çağrılıp fakirlerin çağrılmadığı yemektir. Kim de dâvete icabet etmez, yemeğe gelmezse, Allah ve Resûlüne âsi olmuştur. (K.S. 3967 C.11 S.207 Akçağ, alıntıları:Buhâri, Nikâh 72; Müslim, Nikah 107-110,(1432); Ebû Dâvud, Et’ime 1,(3742)) Bir kimsenin çağrıldığı yemek davetine gitmemek için bir çok geçerli mazereti olabilir, örneğin sağlık durumu uygun olmayabilir, bir yakını hasta olmuş olabilir, bir işi olmuş olabilir v.s. Buna rağmen yemek ziyafetine çağrılıp ta gitmeyen kimsenin Allah’a ve Resûlüne asi olarak sayılması ağır bir suçlama ve asılsız bir iddiadır. 519-. ... Câbir b. Abdullah (r.a.)’den; demiştir ki:Resûlullah (s.a.) “- Biriniz bir kadına dünürlük yaptığı zaman kendisini o kadınla evlenmeye sevk eden organlara bakmaya imkân buluyorsa, bunu yapsın-” (Câbir) dedi ki: “ben bir câriyeyle evlenmek istedim, bunun üzerine (onun haberi olmadan görebilmek için) onu gizli gizli

373

gözetlemeye başladım. Nihayet beni kendisiyle evlenmeye sevk eden (organlar)ını gördüm de onunla evlendim. (Ebû Dâvud, K.en-Nikâh (12), Bâb 17-18 C.8 S.148 Şamil Yayınları.) Görüldüğü gibi, evlenmek isteyen bir kimsenin evlenmeyi düşündüğü kadının, eğer imkan buluyorsa en gizli yerlerine bakabileceği, hatta böyle bir davranışın kadının haberi olmadan gizlice yapılabileceğini tahdis etmişlerdir. Röntgenciliği meşru kabul eden bu iddiaya göre bir kimse niyetim evlenmedir deyip bekar olan, nikahlanabileceği bütün kadın ve kızlara meşru olarak bakabilir. Bu iddia Peygamber üzerine uydurulmuş bir iftira olduğu gibi, çeşitli fitnelere sebep olabilecek ve Müslümanlara saldırı amacıyla uydurulmuş asılsız bir iddiadır. 520-. .......... Câbir (r.a.)’den rivâyet olunduğuna göre, Peygamber (s.a.) (ansızın) bir kadın görmüş, bunun üzerine Zeyneb bint Cahş’ınyanına girip onunla ihtiyacını gidermiş, sonra ashabının yanına çıkıp onlara; “Kadın, şeytan kılığında (bir erkeğin) karşısına çıkabilir kim böyle bir şeyle karşılaşırsa, hemen ailesine gelsin (ve onunla cinsi münâsebette bulunsun) çünkü bu (şekilde hareket, kadınlara yönelik) içindeki(his)leri zayıflatır."buyurmuş. . (Ebû Dâvud, K.en-Nikâh (12), Bâb 42-43 Şamil Yayınları, ayrıca: Müslim, nikâh 9; Tirmizi, redâ’ 9.) Bu iddialar, Peygamberin aile hayatı konusunda saygısızca uydurulmuş ifadeler içerdiği gibi, bu iddialarına göre örneğin bir çarşıdan geçen tahrik edici bir kadın o çarşıyı tatil edebilir. Ayrıca bir çok dramatik sahnelerin çıkmasına da sebep olur. Şöyle ki, evli olup ta bir iş yerini çalıştıran baba ve oğulların, dükkanlarına alışveriş için gelen tahrik edici bir kadın nedeniyle, baba ve oğulların dükkanlarını kapatıp eşleriyle cinsi münasebet yapmak üzere birlikte güpegündüz evlerine gitmeleri gibi v.s. Bu rivayette, önceki rivayet gibi Müslümanlara saldırı amacıyla uydurulmuş aslı olmayan bir

374

saçmalıktır. Dünya evlilerden müteşekkil değil, bekarlar da vardır. Yetişkin bekarların bu durum karşısında ne yapmaları gerektiği sorulmaya değer. Eğer bekar kimselerin sabretmeleri gerektiği iddia edilirse ki, bu yıllarca da sürebilir. Evli kimselerin geceyi beklemek üzere birkaç saat sabretmelerine mani olan şey nedir? Aynı şekilde, evli bir bayan, iddia ettikleri tahrik edici kadın konumunda bir erkek görecek olsa, kocasını gündüz vakti aramak üzere yollara düşmeli midir? Uydurdukları hakaret içerikli rivayetlerden dolayı, eleştirilerimde bu tür ifadeler kullanmak zorunda kaldığımdan dolayı okuyucudan özür dilerim. 521- Hz. Ali (radıyallahu anh) anlatıyor:Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm), cünüp olmadıkça her halimizde bize Kur’an okutup talim ederdi. (K.S. 3771 C.10 S.548 Akçağ, alıntıları 3772 no.lu rivayetle bağlantılı, şöyle ki: ) 522- Nesâi’nin bir başka rivayetinde şöyle gelmiştir: Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) helâdan çıkınca Kur’an okur, bizimle et yerdi. Cenabet halinden başka hiçbir şey O’nunla Kur’an arasına perde olmazdı." (K.S. 3772 C.10 S.548 Akçağ, alıntıları: Ebû Dâvud, Tâharet 91,(229); Tirmizi, Tahâret 111,(146); Nesâi, Tahâret 171,(1,144)) Bu iki rivayette cenabetli olan kimsenin Kur’an okuyamayacağını tahdis etmişlerdir. Buna rağmen şöylece rivayette bulundular: 523- İbnu Abbâs (radıyallahu anhümâ)’dan rivayet edildiğine göre, o cünüp kimsenin Kur’an okumasında bir beis görmezdi." (K.S. 3773 C.10 S.550 Akçağ, alıntısı: Buhâri, (Hayz 7)) 524-............. Ebû Hureyre (R) şöyle demiştir: Ben cünüp iken Rasûlullah (S) benimle karşılaştı ve elimi tuttu. Böylece kendisiyle birlikte yürüdüm. Nihâyet oturdu. Ben hemen savuştum da barındığım yere geldim, yıkandım. Sonra geldi. O hâlâ oturuyordu. “Sen nerede idin yâ Ebâ Hırr?"dedi. Ben

375

de kendisine (yaptığım işleri) söyledim. Bunun üzerine: “Suphanallah! Yâ Ebâ Hırr, mü’min murdâr olmaz" buyurdu. (Buhâri Kitâbu’l-Gusl H.36 Bâb 24 S.390 C.1 Ötüken.) Bu iki rivayette, cenabetlinin Kur’an okuyabileceğini ve Mümin cenabetli olsa dahi murdar olmadığını tahdis etmeleri evvelki iki rivayetle çelişkilidir. 525-.......... Bize Mâlik, Ebû’z-Zinâd’dan; o da el-A’rec’den; o da Ebû Hureyre (R)’den olmak üzere haber verdi ki, Rasûlullah (S): “Bir kadınla onun halası, yine böyle bir kadınla onun teyzesi birlikte nikâh olunmaz" buyurmuştur. (Buhari, Kitâbul’n-Nikâh Bâb 28 C.11 S.5205 H.46 Ötüken.) Bir kadının, teyzesi veya halasıyla birlikte nikahlanamayacağını, keza (daha önce belirttiğim gibi) süt haramlığının nesep haramlığıyla aynı şey olduğunu tahdis ettiler. Böyle bir iddia ise Kur’an’a aykırıdır. Bu hususta örnek verecek olursak, Kur’an’dan mealen: - Size (şunlarla evlenmeniz) haram kılındı: Analarınız, kızlarınız, kardeşleriniz, halalarınız, teyzeleriniz, kardeş kızları, kız kardeş kızları, sizi emziren analarınız, süt kardeşleriniz, karılarınızın anaları, birleştiğiniz karılarınızdan olup evlerinizde bulunan üvey kızlarınız, eğer onlarla henüz birleşmemişseniz (kızlarını almaktan ötürü) üzerinize bir günah yoktur- kendi sulbünüzden gelen oğullarınızın karıları ve iki kız kardeşi bir arada almanız. Ancak geçmişte olanlar hâriç. Şüphesiz Allah, çok bağışlayan çok merhamet edendir. 4/23 Görüldüğü gibi, iki kız kardeşle bir nikah altında evlenilmesi yasaklanmış olup, hala teyze konusunda herhangi bir yasak getirilmemiştir, bu itibarla rivayet uydurma olup, aslı yoktur. 526- Hz. Ebû Zerr (radıyallahu anh) anlatıyor:Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:

376

“Kişi, önüne semer kaşı kadar bir şey bırakmadan namaz kılarsa; (önünden geçtiği takdirde) siyah köpek, kadın, eşek namazı bozar..." Ebû Zerr’e dendi ki: “Siyahın kırmızıdan, beyazdan farkı nedir?" Şu cevabı verdi: “Ey kardeşimin oğlu! Sen bana, benim Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)’a sorduğum şeyi sordun. Efendimiz: “Siyah köpek şeytandır" buyurmuştu."." (K.S. 2743 C.9 S.39 Akçağ, alıntıları: Müslim, Sâlat 265,(510); Ebû Dâvud, Salât 110,(702); Tirmizi, Salât 253,(338), Nesâi, Kıble 7,(2,63); İbnu Mâce, İkâmetu’s-Salât 38,(952)) Sütresiz namaz kılanın önünden, siyah köpek, kadın ve eşek geçmesi halinde, namaz kılanın namazının bozulacağını, siyah köpeğin şeytan olduğunu, dolayısıyla, kadınlarla eşeklerinde şeytan olduklarını iddia ettiler. Başka bir ifadeyle, sütresiz (maniasız, yani namaz kılınan yerin önüne tümsek gibi bir şey konmaması durumunda) namaz kılanın önünden Ebû Cehil veya Firavun geçse o şahsın namazının bozulmayacağını. Fakat, Mümin olan karısı geçse veya Mümin olan kızı geçse namazının bozulacağını, zira kadınların bizzat şeytan olduklarını iddia ve tahdis etmeleri, İslam dininde kabul edilir bir durum olmadığı gibi, kadınlara ağır bir hakaret teşkil etmektedir. İslam maskesi altında kadınlara bu şekilde saldırmalarının nedeni, onları İslam dininden soğutmak içindir. Bu rivayetten başka daha bir çok rivayette, bu tür iddialarda bulunmuşlardır, Örneğin: 527- Usâme İbnu Zeyd (radıyallahu anhümâ) anlatıyor: Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “(Mirâç sırasında) cennetin kapısında durup içeri baktım. Oraya girenlerin büyük çoğunluğunun miskinler olduğunu gördüm. Dünyadaki imkân sâhiplerinin cehennemlikleri ateşe girmeye emr olunmuşlardı, geri kalanlar da mahpus idiler.

377

Cehennemin kapısında da durdum. Oraya girenlerin büyük çoğunluğu da kadınlardı." (K.S. 2075 C.7 S.449 Akçağ, alıntıları: Buhâri, Rikak 51, Müslim, Zühd 93,(2736)) 528- Mutarrıf İbnu Abdillah’ın anlattığına göre, bu zatın iki hanımı vardı. Bunlardan birinin yanından çıkmıştı. Geri dönünce, hanımı: “Falan hanımın yanından geliyor olmalısın!"dedi. Mutarrıf: “Hayır, dedi İmrân İbnu Husayn’ın yanından geliyorum. O bana Rasûlullah’ın şu sözünü nakletti: “Cennet sakinlerinin en azı kadınlardır." (K.S. 3309 C.10 S.98 Akçağ, alıntısı: Müslim, Zikir 95,(2738)) Kadınları esas itibariyle, Cennete değil de, Cehenneme layık görmelerinin yanında, ayrıca kadınların uğursuz olduğuna dair rivayet uydurdular, şöyle ki: 529- Salim’in babası (Abdullah İbnu Ömer) radıyallahu anhümâ anlatıyor: Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Uğursuzluk üç şeydedir: At, kadın ve evdedir.”............ (K.S. 6617 C.17 S.218 Akçağ, alıntısı:İbnû Mâce 1995.) At, kadın ve evi uğursuz saydıkları bu rivayetin, diğer rivayetleri gibi aslı yoktur. Allah, Kur’an’da eşler arasında uğursuzluk koyduğunu belirtmemiş. Sevgi ve merhamet koyduğunu belirtmiştir. Bu konuda Kur’an’dan mealen: - O’nun âyetlerinden biri de, kendileriyle kaynaşmanız için size kendi nefislerinizden eşler yaratması ve aranızda sevgi ve merhamet koymasıdır. Şüphesiz bunda, düşünen bir toplum için ibretler vardır. 30/21 Mut’a nikahı konusunda da bir takım rivayetler uydurmuşlardır, bu rivayetlerinden örnekler verip aralarında ki çelişkiyi belirtmekle yetineceğim. Bu konuda ki geniş tenkidimi bu kitabın devamı olan ikinci kitabım da, bu günde

378

mut’a nikahını geçerli kabul eden İmâmiyye Şiası konusunu işlerken belirttim. Mut’a nikahı, belirlenen ücret karşılığında, belirlenen müddet için yapılan geçici nikahtır. İslam dininde bu çeşit nikah şekli yoktur. 530Seleme İbnu’l-Ekvâ radıyallahu anh anlatıyor:“Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, Evtas gazvesi yılında Mut’a ya ruhsat verdi, sonra da onu yasakladı."(K.S. 5646 C.15 S.535 Akçağ, alıntıları: Buhâri, Nikâh 31,(talik olarak); Müslim, Nikâh 18,(1405)) 531- Muhammed İbnu’l_ Hanefiyye anlatıyor: “Hz. Ali, İbnu Abbâs radıyallahu anhüm’e dedi ki::“Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, Hayber gazvesi günü kadınlarla Mut’a yı, ehli eşek etlerinin yenmesini haram kıldı." (K.S. 5648 C.15 S.536 Akçağ, alıntıları: Buhari, Meğazi 38, Nikâh 31, Zebâih 28, Hiyel 3; Müslim, Nikâh 29,(1407); Tirmizi, Nikâh 28,(1121); Nesâi, Nikâh 71,(6,125,126)) Her iki rivayette mut’a nikahının bizzat peygamber tarafından yasaklandığını rivayet etmişlerdir. Buna rağmen çelişkili olarak şöylece rivayette bulundular: 532- Hz. Câbir radıyallahu anh anlatıyor::“Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm ve Hz. Ebû Bekr radıyallahu anh zamanında bir avuç hurma ve un mukabilinde birkaç gün boyu devam eden mut’a nikâhı yapardık. Bu hal, Hz. Ömer radıyallahu anh’ın Amr İbnu Hureys hâdisesi vesilesiyle Mut’a yı yasaklamasına kadar devam etti. (K.S. 5649 C.15 S.536 Akçağ, alıntısı: Müslim, Nikâh 16,(1405)) Bu rivayette, mut’a nikahının Ömer zamanında yasaklandığının tahdis edilmesi açık bir çelişkidir. Bu itibarla uydurdukları rivayetin aslı yoktur. 533... Yezid İbn Hürmüz’den demiştir ki:

379

Necdetü’l-Harûri, İbn Abbas’a (bir mektup) yazarak ona “Kadınlar Resûlullah (s.a)’le birlikte savaşa katılırlar mıydı? Resûlullah (s.a.) onlara (ganimetten) bir pay ayırır mıydı?"diye sordu. (Yezid b. Hürmüz rivayetine devam ederek şunları) söyledi: İbn Abbas’ın Necdet’e (gönderdiği) mektubunu ben (bizzat kendi ellerimle ve şu şekilde) yazdım:" Kadınlar da Resûlullah (s.a.)’la birlikte savaşa katılırlardı. (Ganimetlerden) pay (ayırmaç)a gelince (işte bu) yoktu, fakat anlara razh verilirdi. (Ebû Dâvûd K.el-Cihâd (15), Bâb (4) H.2728 C.10 S.339 Şamil) Bu rivayette kadınlara ganimetten bir pay verilmediğini ancak harçlık şeklinde bir miktar mal verildiğini tahdis ettiler. 534-......... Haşrec b. Ziyad’ın baba annesi (Ümmü Ziyad elEşçiyye)nden demiştir ki; kendisi Resûlullah (s.a.) ile birlikte (Hayber savaşına katılan) altı kadının altıncısı olarak Hayber savaşına çıkmıştır. (Hz. Ümmü Ziyad sözlerine) şöyle devam etti: Bizim de erkeklerle birlikte savaşa çıktığımız haber olarak Resûlullah (s.a.)’e erişince bize (emir) gönderip (yanına çağırdı) Biz de (emre uyup huzuruna) vardık. Kendisinde öfke (alametleri) gördük. (Bu savaşa) -”Kiminle ve kimin izniyle çıktınız?"dedi. Biz de “Ey Allah’ın Rasûlü), biz yün eğirerek (savaşa) çıktık. Bununla Allah yolunda hizmet edeceğiz. Ayrıca bizim yanımızda yaraları (tedavi) için (birtakım) ilaçlar da var. (ganimetlerden) hisse alırız (halka buğday ve arpadan yapılmış) sevk (denilen bir şurup) içiririz" dedik. (bu hadisi Hz. Ümmü Ziyad’dan naklen Haşrec, sözlerine devam ederek şunları) söyledi (Bu konuşmadan sonra) “Kadınlar kalktılar"(gittiler, Hz. Ümmü Ziyad sözlerine devam ederek bana) “Allah, peygamberine Hayber’i(n kapılarını) açınca bize de çekekler gibi (ganimetten) pay verdi."dedi. Ben de ona: “Ey nineciğim (Hz. Peygamberin size verdiği) bu şey ne idi?"dedim. “Hurma"(idi) diye cevap verdi. (Ebû Dâvud, K.el-Cihâd (15), Bâb 141 C.10 H.2729 S.340 Şamil)

380

Bu rivayette ise, kadınların da erkekler gibi ganimetten pay aldıklarını tahdis etmeleri, evvel ki rivayetle çelişkilidir. FAL VE GAYB İLE İLGİLİ UYDURDUKLARI RİVAYET ÖRNEKLERİ 535- Mu’âviye İbnu’l-Hakem es-Sülemi (radıyallahu anh) anlatıyor: “Ben Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) ile birlikte namaz kılıyordum. Derken cemaatten bir şahıs hapşırdı. Ben: “Yerhamükallah dedim. Cemaattekiler bana bed bed baktılar. Bunun üzerine (kızıp): “Vay başıma gelen, niye bana böyle bakıyorsunuz?"dedim. Bu sefer ellerini dizlerine vurarak beni susturmak istediler. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) namazı bitirince (bana iyi davrandı), annem babam O’na fedâ olsun, ben O’ndan, ne önce ne de sonra, ondan daha iyi öğreten bir muallim görmedim. Allah’a yemin olsun O beni ne azarladı, ne dövdü, ne de betimi yaktı; sadece: “Namaz da insan kelamından (dünyevi) bir söz münasip değildir, ona uygun olan söz, tesbih, tekbir ve Kur’an kıraatidir!"dedi. Ben: “Ey Allah’ın Resûlü, dedim, ben câhiliyeden daha yeni çıkmış birisiyim. Allah bize İslâm’ı lütfetti ama bizde öyleleri var ki, hâlâ kâhinlere geliyorlar, (bu hususta ne tavsiye edersiniz?)"dedim. “Sen onlara gitme!"buyurdu. Ben tekrar: “Bizde (kuşun uçuşuna vs.ye bakarak) uğursuzluk çıkaranlar da var?"dedim. Cevaben:

381

“Bu (uğursuzluk zannı) kalplerinde mevcut olan bir (kuruntu)dur. Sakın onları (gayelerine gitmekten) alıkoymasın!"dedi. Ben: “Bizde, kuma hatlar çizerek fala bakanlar da var?"dedim. Şu açıklamayı yaptı: “Peygamberlerden biri de (kuma) çizgi çizerdi. Kim çizgisini onun çizgisine uygun düşürürse isabet eder!"buyurdu.............. (K.S. 2710 C.9 S.6 Akçağ, alıntıları: Müslim, Mesâcid 33,(537); Ebû Dâvud, Salât 171,(930,931); Nesâi Sev 20,(3,14,18)) Görüldüğü gibi, tahdis etmiş oldukları rivayette kuşların uçuşundan mana çıkarmak, kahine yani falcıya gitmek yasaklanmışken, kişinin kum falı açmak suretiyle, kendisi için veya başkaları için kahinlik yapmasına ruhsat vermişlerdir. Hem de bu öyle bir ruhsat veriş ki, güya bir peygamber de kum falı yapıyor muşta kimin çizgisi onun çizgisine uygun düşerse imiş o şahıs isabet edecekmiş. Bur da kuma çizgi çizip fal açıyor diye iddia ettikleri peygamber ise peygamberimiz Muhammed’dir, zira bulunduğu çağda onunla birlikte yaşayan başka peygamber yoktur. Bu ise peygambere büyük bir iftiradır. Ayrıca bu durum ise, İslam dininde yasak olan bir hususa tenkit yöneltip, aynı hususu başka bir yoldan yutturma çabasıdır. Böyle bir yutturmanın şeytani bir tuzak olduğu açıktır. Kahinlik veya falcılık gaybı görme veya bilme iddiasıdır. Bu ise Kur’an’a uymayan bir husustur. Bu konuda Kur’an’dan örnek verecek olursam, mealen: - De ki: “Size va’dedilen şey yakın mıdır, yoksa Rab’im onun için uzun bir süre mi koyacaktır bilmiyorum." 72/25 - O, gaybı bilendir. Kendi görünmez bilgisini kimseye göstermez. 72/26

382

s. 33/63 Gaybı görmenin manası kumda çizgiler çizmek olmadığı gibi. Bu itibarla peygamberin şahıslara gidin kum falı açarak gaybten haber verin demesi imkansızdır. Ve (Allah). Ve bu gösterme olayı da gaybın tamamıyla ilgili değildir. Ne bilirsin. 72/28 Bu ayet meallerinden anlaşılacağı gibi.(Böyle yapar) ki onların. Allah gaybına kimseyi muttali kılmaz.. (gaybı görmelerine razı olduğu resûllerin) önüne ve arkasına gözetleyiciler koyar. Resûllük iddia etmesi ile eş anlamlıdır. onların yanında bulunan her şeyi (bilgisiyle) kuşatmıştır. Örneğin: Gayb bilgilerinden olan kıyametin saatini resûllerde bilemezler.İnsanlar sana (kıyametin) zamanını soruyorlar. kahinlik v. ancak görmelerine razı olduğu resûllere gösterir. 72/27 . Bu durumun ola bilmesi için namaz kılan cemaatin namazdayken bir birlerinin yüzünü görmeleri gerekir. Güya cemaatle namaz kılınırken hapşıran kişiye. gibi hususlar dahil olmak üzere gaybı gördüğünü iddia etmesi. Yerhamükallah diyen şahsa cemaat bed bed bakmış ve onu susturmak için de ellerini dizlerine vurmaya başlamışlar. Cemaatle namaz kılan şahıslar ise namazdayken bir birlerinin yüzünü veya bakışlarını 383 . Bir insanın herhangi bir surette.Ancak (görmelerine) razı olduğu resûllere gösterir. Çünkü O. Kur’an’dan mealen: . Rab’lerinin kendilerine verdiği emirleri duyurduklarını bilsin. belki de zamanı yakındır. gaybı bildiğini iddia eden bir şahıs aynı zamanda resûllükte iddia etmiş olmaktadır. her şeyi bir bir saymıştır. Rivayetin uydurma olduğu şu şekilde de anlaşıla bilir. Böyle bir durum her kum falı açanı resûl kabul etmesi manasına gelir ki bu saçma ve İslam dininde yeri olmayan bir iddiadır. De ki: Onun bilgisi Allah’ın yanındadır.

Müslim. Nesâi..S. peygamber zamanında namaz kılan bir kimse. Sonra Hz. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm vefat edince insanlar namaza durunca hiçbirisinin nazarı (bakışı) alnını koyduğu yerden ileri geçmezdi.. bu iddiaları ve erkeklerin ellerini dizlerine vurarak el çırptıkları iddiası şu rivayetleriyle de çelişkilidir: 536..9 S. Bu devirde insanların nazarı kıbleden dışarı çıkmazdı. kadınların ellerini çırpmasına. Amaçlarının falcılığı teşvik etmek rivayetlerinden anlamak mümkündür: olduğunu şu 539-." (K.21 Akçağ. alıntısı: İbn-i Mace 1036. başka bir kimsenin görmüyor ve evvelki rivayetlerde de erkeklerin namazda el çırpmadıklarını söylemeleri tahdis etmiş oldukları rivayetle çelişkilidir.156 Akçağ.Ebû Hüreyre (radıyallahu anhümâ) anlatıyor: Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Tesbih erkeklere..S.. Ebû Bekr vefat etti. Salât 173. Hz. 2721 C. 6506 C.11-12)) 537. Ebû Dâvud. alıntısı: İbn-i Mace 1034. el çırpma kadınlara mahsustur.(422).17 S. Salât 106.(939)."(K.göremezler.. alıntıları: Buhari.Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ın zevce’i pâklerinden Ümmü Seleme Bintü Ebi Ümeyye radıyallahu anhâ anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm zamanında insanlar namaza durdukları vakit hiç kimsenin nazarı (bakışı) ayaklarını bastığı yerden ileri geçmezdi. Sehv 16.. 6298 C. Ebû Hureyre (R) şöyle demiştir: Peygamber (S): 384 .45 Akçağ. Hz. insanlar sağa sola bakmaya başladı. Amel fi’s-Salât 5. Ömer devri geldi.17 S.S.(3. Osman halife olunca fitne başladı.) Bu rivayete göre." (K. erkeklerin de “sübhanallah!" demesine ruhsat tanıdı..) 538.İbnu Ömer radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm namazda (ihtiyaç halinde).

o da Enes(R)’ten tahdis etti ki.) 540-..70 S.“Herhangi birinizin işiteceği sâlih kelimedir (yâni iyi bir sözdür)"buyurdu. Tıyere nin hayırlısı faldır" buyurdu. sonra (şöyle) demiştir: “Ben Rasûlullah (s." (Ebû Dâvud. Bu da..) Peygamberin faldan hoşlandığını söylemeleri asıl niyetlerini ortaya koymaya yeterli bir husustur.derken işittim.. Bir sahâbi: ..) Bu rivayette kişinin ölürken üzerinde bulunan elbiselerle diriltileceğini rivayet ettiler..5778 C. uğursuz fal) yoktur. Bize Hişâm ed-Destevâi.-”(İslâm’da) tıyere (yaramaz.a. (Buhâri Kitâbu’t-Tıbb H.11 H. Rasûlullah: . bu rivayeti uyduranların dünyadaki maddi varlıklarını ahrete taşıma 385 . K.. CENAZELER UYDURMUŞ ÖRNEKLER VE KABİRLER KONUSUNDA OLDUKLARI RİVAYETLERİNDEN 541-. El-Cenâiz (20).. (kişi) ölürken üzerinde bulunan elbiseler içerisinde diriltilir. Ebû Said el-Hudri’den (rivayet edildiğine göre kendisine ölüm yaklaşınca yani elbiseler isteyip onları giymiş.71 S.12 44 Fal Bâbı Ötüken.)’i.12 44 Fal Bâbı Ötüken.484 Şamil. İyi ve güzel kelime olan fal. Katâde’den....3114 S. bir çok maddi yönden dünya da fakir yaşamış Müslümanlarda eski elbiselerle dirilecek demektir. Böylece Firavun ve Karun gibi dünyada maddi varlık sahibi olmuş kimseler süslü elbiselerle. (Buhâri Kitâbu’t-Tıbb H.. benim hoşuma gider" buyurmuştur. Bab 13-14 C.Fal nedir yâ Rasûlullah? dedi. Peygamber (S): “İslâm’da advâ ve tüyere inancı yoktur.5777 C..

Muğire radıyallahu anh anlatıyor: aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Resûlullah “Binekli. İbn Abbâs (R) şöyle demiştir: Rasûlullah (S) bir hutbe yaptı da: . Ebû Dâvud. (K. yine onu iâde edeceğiz.4348 C..S.“Ey insanlar! Şüphesiz sizler (kıyâmet gününde) Allah’ın huzûruna yalınayaklılar.. evvel ki rivayetle çelişkilidir.15 S.56.. Karun ve Heman gibilerini değil.Hz. kitâpların sahifelerini dürüp büker gibi düreceğiz..(4180)) 544...) İlk yaratışa nasıl başladıksa. üzerimize hakk bir va’d olarak. Cenâiz 42.. Allah ahrette cennet ehlini süsler. cenazenin ardından yürür.55.. (21/104) Ve şöyle devam etti: .147 S......hasretlerinin bir belirtisidir. alıntıları: Tirmizi.) Bu rivayette. mülk bir imtihan vasıtasıdır ve dünya malı dünyada kalır. 542-.s. mahşerde çıplak v...(1031). Cenâiz 49. (va’dettiğimimizi) yaparız. Dünyada mal.. Bir kısım binekliler gördü. Cenâiz 55..9 Ötüken. ..“Kıyamet günü yarattıklarından ilk elbise giydirilecek olan kişi İbrâhim’dir. olarak toplanacağımızı rivayet etmeleri. (4. Sevbân radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm bir cenazeye katılmıştı.. “(binerek cenazeye teşyi etmekten) utanmıyor musunuz? Allah’ın melekleri yaya olsunlar da siz hayvanların sırtında 386 . çıplaklar ve erlik yerleriniz sünnetsiz olarak toplanacaksınız" buyurdu. yaya ise dilediği yerden. 543.56).270 Akçağ. Bundan sonra şu âyeti okudu: “(O günü biz göğü. 5452 C. Firavun... (Buhâri Kitâbu’t-Tefsir H. Biz. Nesâi.

6445C.233)) Bu rivayette ise. Nesâi.15 S. alıntıları: Müslim. Cenâiz 48. alıntıları: Tirmizi. 546.(3228).Hz.(971). Cenâiz 96.S.) 547/A. alıntısı: İbn-i Mace 1502.S.15 S. üzerlerine yatardı.Hz. Cenâiz 34.17 S. Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Birinizin bir kor üzerine oturup oradan da bedenini yakması.(4."(K. 547.122 Akçağ. değil mezarların üzerine oturmak. Namazda dört kere tekbir getirdi. 545.296 Akçağ. kendisi için bir kabrin üzerine oturmaktan daha hayırlıdır.Hz. Ali radıyallahu anh’tan anlatıldığına göre kabirlere dayanır.olun (olacak şey değil)!" buyurdular.95)) Bu rivayette kabirler üzerine oturulamayacağını tahdis ettiler. Sonra selam verdi ve 387 .297 Akçağ. Osman İbnu Affân radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm Osman İbnu Maz’ûn üzerine cenaze namazı kıldırdı. 5453 C.(1012).(1. Cenâiz 28. 5483 C. 5484 C." (K.El-Heceri rahimehullah anlatıyor: “Resûlullah’ın sahabisi olan Abdullah İbnu Ebi Evfa ile birlikte. Ben safların muhtelif yerlerinden cemaatin onu uyarmak üzere “sübhanallah" dediklerini işittim. Dördüncüden sonra (selam vermeyip) biraz durdu.S."(K. Ebû Dâvud.15 S. alıntısı: Muvatta.S. Ebû Dâvud.(3177)) Bu rivayette binekli olarak cenaze teşyi edilemeyeceğini rivayet etmeleri. Abdullah dört kere tekbir getirdi. Cenâiz 77. onun bir kızının cenaze namazını kıldım. (K.271 Akçağ. evvelki rivayette bineklinin cenaze teşyiine katılabileceği yolundaki rivayetleriyle çelişkilidir. Cenâiz 105. üzerlerine yatılabileceğini tahdis etmeleri evvelki rivayetleriyle çelişkilidir.

) Bu rivayette ise cenaze namazında beş kere tekbir getirilebileceğini söylemeleri evvelki rivayetle çelişkilidir. Ancak Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm dört kere tekbir getirir. 548.. 6447 C..Kesir İbnu Abdillah’ın dedesi. Katâde şöyle demiştir: Bize Enes ibn Mâlik (R). “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ın (cenaze namazında) 5 kere tekbir getirdiğini söylemiştir. Peygamber düşman bir kavme gâlip olunca onun açık bir sâhasında üç gece kalmak âdetinde idi.." dedi. Ebû Talha’dan şöyle zikretti: Peygamber (S) Bedir günü harb sonunda Kureyş şeriflerinden yirmi dört kişinin cesetlerinin bir araya toplanmasını emretti de.. Yol ağırlığı deveye yüklenip bağlandı. Nihâyet peygamber. Bunun üzerine: “Hayır bunu yapmayacağım. devesinin getirilmesini emretti. alıntısı İbn-i Mace 1503.) Bu iki rivayette. 549-. sonra bir müddet durup Allah’ın söylemesini dilediği bir şeyler söyler.17 S.." (K. sonra da selam verirdi. bunlar Bedir kuyularından pis ve pis şeyleri içine alan bir kuyuya atıldılar.17 S.123 Akçağ. Sonra Peygamber yürüdü."(K. öldürülen Kureyş ileri gelenlerinin atıldıkları kuyunun bir tarafında durdu da onları kendi adlarıyla ve babalarının adlarıyla şöyle çağırmaya başladı: 388 .S. cenaze namazında dört kereden fazla tekbir getirilemeyeceğini rivayet ettiler.. Sahabeler birbirlerine: -Herhalde Peygamber bâzı ihtiyâcı için gitmektedir sanıyoruz dediler.122 Akçağ. Bedir harbinin üçüncü günü olunca da Peygamber. sahabeleri de kendisinin ardı sıra yürüdüler. 6446 C. alıntısı: İbn-i Mace 1506..S..dedi ki: “Siz benim beş kere tekbir getireceğimi mi zannediyorsunuz?" Cemaat: “Evet bundan korktuk" dediler..

azâb etmek ve kaçırdıkları fırsatlara yanmaları.. cennet 70. itâatiniz sizleri sevindirir miydi? (Ey öldürülenler!) Biz Rabb’imizin bize va’dettiğini nusret ve zaferi muhakkak sûrette gerçek bulduk. benim söylemekte olduğum sözleri sizler onlardan iyi işitir değilsiniz" buyurdu.. yakınları da ondan ayrılınca-ki o.97.“Muhammed’in nefsi elinde olan Allah’a yemin ederim ki.S.(4. geri dönenlerin ayak seslerini işitir. 87. Allah’ın takdir ettiği 389 . 5500 C..98).. Enes radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Kul kabrine konulup..“Yâ Fulân oğlu Fulân.. yâ Fulân oğlu Fulân! Siz Allah’a ve Resûlü’ne itâat etmiş olsaydınız. (K.) Bu rivayetlerde ölülerin duyduğunu iddia etmişlerdir... Bedir kuyusundaki cesetlere Peygamber’in hitâbesini işittirecek derecede hayât vermiştir. Katade bu hususun Bedirde katledilen müşrik önderlerinin pişmanlık duymaları için.(3231)... Cenâiz 68.. Müslim. Ebû Dâvud. Cenâiz 110.8 Bâb 7 S.37273718..309-310 Akçağ. Ötüken) 550. Kitâbu2l. Ayrıca rivayetler kendi aralarında.Mağazi H. Nesâi. Katade’nin tevilinden dolayı çelişkilidirler..Hz. küçültmek.. Cenâiz 70.. 27 C.15 S. Râvi Ebû Talha dedi ki: Umer: .. (Buhâri. Siz de (bâtıl) rabbinizin va’dettiği nusret ve zaferi gerçek buldunuz mu?"buyurdu. Tirmizi..(2870).. Bunun üzerine Rasûlullah (S): .(1071 -Ebu Hüreyre’den-.Yâ Rasûlullah! Kendilerinde ruhları bulunmayan şu cesetlere ne söylüyorsun? dedi. Cenâiz 78. alıntıları: Buhari.. yaptıkları zulümlere pişmânlık duymaları için. demiştir. Katâde: Allah onları ayıplamak.

39/42 .Sen ölülere duyuramazsın. 551. Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için ibretler vardır.özel bir durum olduğunu söylemiştir diye iddia etmelerine rağmen. Uyuyan her kişi uykuyu bilir." (K. 27/80 Bu itibarla tahdis etmiş oldukları rivayetler Kur’an’la çelişkili olup aslı yoktur.(2755)) 390 . (O. Ayrıca her iki rivayet Kur’an ile çelişkilidir. Buna rağmen Aleyhissalâtu vesselâm’ı gördükleri zaman ayağa kalkmazlardı.O’dur ki. dolayısıyla ölülerde uykudaki insan gibi dünyadan hiçbir ses duymazlar. Çünkü O’nun bundan hoşlanmadığını biliyorlardı. sonra ölümüne hükmettiğini tutar. 3318 C.Allah öldükleri sırada canları alır. duyuyorsa uyanmış demektir.115 Akçağ. Kur’an’dan başka örnek verecek olursak.S. mealen: . geceleyin sizi öldürür. dünyada) yaptıklarınızı size haber verecektir. Enes (radıyallahu anh) anlatıyor:”Ashab’a Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)’dan sevgili kimse yoktu. Ayrıca. Sonuncu rivayette duyma işinin tüm ölüler için genel bir durum olduğunu söylemeleri açık bir çelişkidir. Edeb 13. Uyanmadığı müddetçe dünyadan hiçbir ses duymaz.Hz. Sonra dönüşünüz O’nadır.10 S. ötekilerini de belli bir süreye kadar (bedenlerine) gönderir. sonra belirlenmiş süre geçirilip tamamlansın diye gündüzün sizi diriltir. alıntısı: Tirmizi. gündüzün ne işlediğinizi bilir. Bu hususta Kur’an’dan mealen: . Bu ölü için diriliş demektir. ölmeyenleri de uykularında. arkalarını dönmüş kaçarken sağırlara da çağrıyı işittiremezsin. 6/60 Görüldüğü gibi. ölümle uyku aynı şeydir.

Tirmizi. hatta peygamber için dahi ayağa kalkılmaması gerektiği ve peygamberin kendisi için yapılacak böyle bir hareketten hoşlanmayacağını tahdis ettiler."(K.... böyle bir hareketin iyi bir hareket olmadığını. “Yabancıların birbirlerini büyüklemek için ayağa kalkmaları gibi ayağa kalkmayın!" buyurdu. İbnu Âmir’e: “Otur. Edeb 165..1236 Bâb 48 Ötüken. İbnu’z-Zübeyr oturdu (kalkmadı). elinde de bir âsa (değnek) vardı...3 S.116 Akçağ. (Buhâri. Peygamber (S) hemen o cenâze için ayağa kalktı... Muâviye Radıyallahu anh.10 S. Cenâzenin ardından giden kimse ise.." (K. Buna rağmen şu rivayetleri de tahdis ettiler: 554-.... Bize Yahyâ ibn Ebi Kesir. Biz ayağa kalktık.) 555-.. Peygamber (S): “Bir cenâze gördüğünüz zamân hemen ayağa kalkınız... 3319 C. Muâviye radıyallahu anh. Câbir ibn Abdillah şöyle demiştir: bir kere yanımızdan bir cenâze geçmişti.. alıntısı: Ebû Dâvud.S..Ebû Ümame (radıyallahu anh) anlatıyor: Bir gün Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) yanımıza geldi. Ebû Seleme ibn Abdirrahmân’dan.. Edeb 13.(5229). Kitâbu’l-Cenâiz H. zira Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)’ın: “İnsanların kendisi için ayağa kalkmalarından hoşlanan kimse ateşteki yerini hazırlasın" buyurduğunu işittim" dedi..69 C..552.(5230)) 553.. o da Ebû Said el-Hudri(R)’den tahdis etti. Hz.116 Akçağ.S. cenâze konuluncaya kadar oturmasın" buyurmuştur. bir kimsenin bir başka şahıs için ayağa kalkmasının peygamber tarafından yasaklanmış olduğunu. İbnu’z-Zübeyr ve İbnu Âmir (radıyallahu anhüm)’in yanlarına geldi.. Biz de ona uyarak ayağa kalktık ve: 391 .10 S. alıntısı: Ebû Dâvud.(2756)) Vermiş oldukları üç rivayette... Edeb 165.. 3320 C.Ebu Miczel rahimehullah anlatıyor: “Hz.

(970). 557 Hz. demişlerdir." (K..71 C..Peygamberin (S)’in yanından bir Yahûdi cenâzesi geçmişti de Peygamber hemen ayağa kalkmıştı... Bunun üzerine Sehl ile Kays: . üzerine oturulmasını..3 S. Tirmizi.1237 Bâb 49 Ötüken.(1052). Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: 392 . üzerine bina yapılmasını. Kaadisiyye mevkiinde oturuyorlardı.88)) 558.. Câbir radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm kabrin kireçlenmesini... Cenâiz 58.3226).1238-1239 Bâb 49 Ötüken.. Bundan öte bu rivayeti uyduranların kimden yana sevgi beslediklerinin açık belirtisidir.70 C. dedik. üzerine yazı yazılmasını ve ayakla basılmasını yasakladı.(3225.. Cenâiz 76.S. Bize Amr İbnu Murre tahdis edip şöyle dedi: Ben Abdurrahmân İbn Ebi Leylâ’dan işittim.86.) 556-.. . Şöyle dedi: Sehl ibn Huneyf ile Kays ibn Sa’d. Sehl ile Kays hemen ayağa kalktılar. Cenâiz 94. bu ârazilerin halkından. 5470 C.Hz. denildi. buna rağmen ölen kafirler de insandır onların cenazesi önünde ayağa kalkılması gerekir iddiasında bulunmaları ve bu yönde rivayet tahdis etmeleri açık bir çelişkidir.285 Akçağ. denilmişti de Peygamber (S): “Bu da (yaşayıp ölen) bir insan değil mi?" diye cevap vermişti. Bunun üzerine Peygamber’e de: Bu bir Yahûdi cenâzesidir. (Buhâri.3 S.15 S..Yâ Rasûlullah! Bu bir Yahûdi cenâzesidir. (Buhâri. Cenâiz 96.“Bir cenâze gördüğünüz zaman hemen ayağa kalkınız" buyurdu..(4.. . yâni zimmet ehlindendir. Ebû Dâvud. Nesâi. alıntıları: Müslim.. Ora halkı bunların yanından bir cenâze geçirdiler.. Kitâbu’l-Cenâiz H. Kendilerine: Bu cenâze.) Peygamberin önünde dahi ayağa kalkılmaz diye tahdiste bulunup. Kitâbu’l-Cenâiz H.

6476 C. üzüntüsünden gözlerine perde inen Yusuf Peygamberin babası hakkındadır. gel.“Allah kabirleri çok ziyaret eden kadınlara ve kabirlerin üzerine mescitler yapanlara. değil kadınlar. alıntısı: İbn-i Mace 1574. Kur’an’dan mealen: . çocuğu veya yakını ölen kadına. Bunlardan bazısı da. 393 . (Acısını) yutkunuyordu. Bu ise duygusal ve hassas olan kadınlar hakkında ileri sürülen ve aslı olmayan çok ağır bir yaptırımdır."(K. 12/84 Bu ayet meali. Bu hususta. 5477 C.S.S. Cenâiz 61.141 Akçağ.Ebû Mâlik el-Eş’ari radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Yas tutmak cahiliye işlerinden biridir. kandiller takanlara da lanet etsin. erkekler dahi üzülürler ve bu gayet doğal bir durumdur.17 S. cehennem alevinden de bir gömlek biçer. 6481 C. 1581 ) Kadınları İslamiyetken soğutmak gayretiyle çok miktarda yalan rivayetler uydurmuşlardır. üzüntülü durumdan dolayı Allah’a isyan etmek yasaktır. alıntısı: İbn-i Mace." (K.Hassân İbnu Sâbit radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm kabirleri ziyaret eden kadınlara lânet etti. tam senin gelme zamanındır)!" dedi ve tasadan gözleri ağardı.) 559.17 S. alıntısı: Tirmizi.15 S. Yas tutan kadın. mezarlığa giderse veya üzülürse lanete uğrayacağı ve cehennemlik olacağı yolunda uydurmuş oldukları rivayetlerdir. Allah Teâla hazretleri.139 Akçağ. oğlu Yusuf Peygamberin kaybolması üzerine.) 560.Ve yüzünü onlardan öteye çevirdi de: “Ey Yûsuf üzerindeki tasam (gel." (K. İslam dininde bazı durumlarda üzülmek yasak değildir.S. tevbe etmeden ölürse. ona katrandan bir elbise.291 Akçağ. Bazı durumlar var ki.

"dediler (ve bir mescid yaptılar). Ma’bed iken Rasûlullah (s. 561. Allah’ın (öldükten sonra diriltme) va’dinin gerçek olduğunu ve kıyametin mutlaka geleceğini. Ayette tasvip olayı vardır. Bu itibarla uydurdukları rivayetlerin aslı yoktur. Mahzuru olması halinde ilk sahabelerin bu olayı yapmalarının mümkün görülmemesidir. onda asla şüphe olmadığını bilsinler.. 18/21 Mealini yazmış olduğum bu ayet Eshabı Kehf hakkındadır.) (in bulunduğu Medine’)ye hicret edince (Rasûlullah’ın kendisine “İsmin nedir?"diye sorması üzerine “Zalim" cevabını veren (Bunun üzerine Rasûl-ü Ekremden) “Hayır sen Beşir’sin" cevabını alan Rasûlullah (s. Yapılmaz diye iddiada bulunmalarına gelince. o sırada kendi aralarında onların durumlarını tartışıyorlardı: “Onların üstüne bir bina yapın! dediler.)’ın azatlı kölelerinden (rivâyet olunmuştur). Cahiliye devrinde ismi zalim b. Allah bunu belirtecekti. bu konuda örnek verecek olursak. Peygamber aleyhissalâtu vesselâmın. Neticede mescid yapılmasını isteyenlerin galip gelmiştir.a) ile birlikte yürürken (bir ara Rasûl-ü Ekrem) müşriklerin kabirleri üzerine uğradı da üç defa “Bunlar daha önce çok hayır(lar)la karşılaştılar (da ondan yüz 394 . Mezarının Medine’de Mescid de yapılmış olmasıdır. Kur’an’dan mealen: .(Nasıl onları uyutup sonra uyandırdıksa yine) böylece onları (bâzı insanlara) buldurduk ki.s.a. fakat bu hususta Kur’an’da herhangi bir yasaklama olmadığı gibi... Eğer bina veya mescid yapılması hususu yasak veya mahzurlu olsaydı. Dedi ki: Ben Rasûlullah (s. Onların işine galip gelenler (onların durumlarını iyi bilenler veya onların işini başarıya ulaştırıp tevhidi yerleştirenler) “Mutlaka onların üstüne bir mescid yapacağız.a. Rab’leri onları daha iyi bilir. Onların durumunu tartışan bir grup onların üzerine bir bina yapılmasını istiyorlardı. Diğer bir hususta. (Bunlar).Kabirler üzerinde bina veya Mescid v.

İbn Mâce. El-Cenâiz 820) Bab 72-74 S. El-Cenkiz (20) Bab 72-74 H.Gerçekten kul kabre konulup da kendisinden uzaklaşıp gittikleri sırada onların ayakkabılarının seslerini işitir. cenâiz 70. mahzurlu olan şeyi tasvip manasında rivayetle örnek göstermek çelişkidir. (Ebû Dâvûd.) tanıyınca (hemen) onları çıkarıp attı.87. Bir de baktık ki ayağında ayakkabıları ile kabirler arasında gezinen bir adam karşımıza çıkıverdi. K. yazık sana (çabuk) ayakkabılarını (ayağından çıkarıp) at.) (şöyle) buyurmuştur: “." 395 .a.)’dan (bir) bakış (onlara doğru) bir süre devam etti. cenâiz 107.."buyurdu. Nesâi. sibt (denilen tabaklanmış sığır köselesin)den yapılmış ayakkabı giyen kimse.134 Şamil.3231 Şamil. Sonra Müslümanların kabirlerine uğradı ve “Bunlar da çok hayırlara eriştiler" buyurdu.) Madem ki. Müslim. Bu itibarla bu iki rivayet birbirleriyle çelişkili olup aslı yoktur. (Ebû Dâvûd.a. cenâiz 68. mezarlıkta ayakkabı giyilmiyorsa. Sonra Rasûlullah (s. dirinin ağlaması sebebiyle azap edilir. Ebû Dâvud. cenâiz 46.a.çevirdiler)"buyurdu. diğer rivayet edenler: Buhâri. 563. sünne 24. cenâiz 108. Diriler “Ey koruyucu! Ey giydirici! Ey yardımcı! Ey sığınak!"gibi (hitaplarla ölüye seslendikçe) ölü kıskıvrak tutulup çekilir ve: “Sen böyle misin? Sen böyle misin? denilir. Enes İbn Malik’den (rivayet edildiğine göre) Peygamber (s. diğer rivayet edenler: Nesâi.3230 C.136 H. “mezar ehli“. K. Adam Rasûlullah (s.Ebu Musa el-Eş’ari radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Ölüye. Bunun üzerine (Rasûlullah ona) “Ey.) Bu rivayete göre kabirler arasında ayakkabıyla gezinilemeyeceğini rivayet ettiler.. Buna rağmen şu rivayeti tahdis ettiler: 562-.12 S. olmayan ayakkabıların sesini nasıl işittiler veya mahzurlu olmasına rağmen giyiliyorsa.

Peygambere bir iftira ve büyük bir zülümdür: Hiç kimsenin başkasının günahından sorumlu olamayacağı konusunda. Yoksa sen Ebu Musa’nın Rasûlullah’a iftira ettiğini mi sanıyorsun? Veya benim Ebû Musa hakkında yalan söylediğimi mi zannediyorsun?" dedi.Yoksa kendisine haber mi verilmedi: Mûsa’nın sahifesinde (yazılı) olan? 53/36 . hadis konusunda burasıdır. her şeyin Rabb’i iken ben O’ndan başka Rab mi arayayım? Herkesin kazandığı yalnız kendisine aittir.145 Akçağ.17 S. Bir tarafta Kur’an ayeti. Peygamber Kur’an’a aykırı sözler söylemiştir demeleri ise. İşte din açısından. alıntısı: İbn-i Mace 1594 ) Uydurmuş oldukları bu rivayette. 6488 C." (K. Sonra dünüşünüz Rabb’inizedir. Kur’an’dan örnek verecek olursam. mealen: . rivayetlerinin doğruluğuna veya yanlışlığına ölçü olamayacağını vurgulamayı amaçlamışlardır. Zira böyle bir durumda bütün yalanları ortaya çıkmış olacaktır. Kur’an’ın.Râvi Esid der ki: “(Ben. Ebu Musa radıyallahu anh’ın aleyhissalâtu vesselâm’dan anlattığını aktarıyorum.De ki: “Allah. Hiçbir şekilde rivayetlerinin Kur’an ölçüsüne vurulmasına tahammül edemezler." 6/164 . bir tarafta da sen bana yalancımı demek istiyorsun sözü. bunu işitince) “Sübhanallah! Allah Teâla hazretleri “Birinin günahını bir başkasına yüklemez" buyurmadı mı!"dedim.S. Musa İbnu Ebi Musa: “Yazık sana! Ben sana. bir başkasının (günah) yükünü taşımaz. Kendi (günah) yükünü taşıyan hiç kimse. (O) ayrılığa düştüğünüz gerçeği size haber verecektir. yolların ayrıldığı nokta.Ve çok vefâlı İbrâhim’in (sahifesinde yazılı olan şu gerçekler): 53/37 396 .

10 S. alıntıları: Ebû Dâvud.İnsana çalışmasından başka bir şey yoktur. 3494 C. Ebû Dâvud der ki: Budâ’a kuyusunu ridam ile bizzat takdir ettim. Bana “Hayır" dedi. (ne yapalım.317 Akçağ.) 397 .S.317 Akçağ.(1. TEMİZLİK KONUSUNDA UYDURMUŞ OLDUKLARI BAZI RİVAYET ÖRNEKLERİ: Elbise ve Beden temizliğinin. Suyun en çok olduğu durumda kasıklara kadâr çıkar" dedi. Buna rağmen. C. Tirmizi. su almaya devam edelim mi?)"diye sordular.Ebu Sa’idi’l-Hudri radıyallahu “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’a: anh anlatıyor: “Ey Allah’ın Resûlü! Biz senin için Budâ’a kuyusundan su alıyoruz. Üzerine ridâmı gerdim. “Avret mahallinin (dizinin) altına düşer" dedi. bu konuda tiksindirici iftiralarda bulunmuşlardır. Tahâret 49.10 S.. onu hiçbir şey kirletmez. insan pislikleri atılıyor. Sonra ridâmı ölçtüm. Nesâi. “Azaldığı zaman?"dedim." (K. Miyâh 2.(66). Ebû Dâvud der ki: “Kuteybe İbnu Said’i işittim. Bahçenin kapısını bana açan kimseye: “Kuyunun süre gelen yapısı hiç değiştirildi mi?"diye sordum. 53/38 . Ebû Dâvud’un metnidir. Tahâret 34.174)) “Bu." (K. Kuyunun içindeki suyun rengini değişmiş gördüm. başkasının günah yükünü yüklenmez. halbuki onun içerisine (ölmüş) köpeklerin leşleri. Kuyunun genişliği altı zirâ idi.Ki hiçbir günahkâr.(66). Peygamberin Kur’an’a aykırı söz söylemeyeceği açıktır. 53/39 Rivayetleri Kur’an’a aykırı olduğu gibi. kadınların hayız bezleri. Örneğin: 564. Şu cevabı verdi: “Su temizdir. İslam dininde ki önemi büyüktür.S.

Bu iddialarına rağmen sistemleri gereği bu rivayetlerine ters düşecek rivayetlerde uydurmuşlardır. Suyu hiçbir şeyin kirletemeyeceğini iddia etmeleri temizliğin inkarı demektir. Nesâi. (1. Miyah 3.S. (63.S.Abdurrahmân İbnu Hasane radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm. Tahâret 97. Ebu Dâvud.(67). yedi kere su ile yıkanmasına bağlıdır. Tahâret 26. Vudû 33. yasaklaması sebebiyle kabrinde azâba uğradı. elinde kalkan gibi bir şey olduğu halde bize doğru geldi ve onu yere bıraktı. Yanımızdakilerden biri: "(Resûlullah’a) bakın.64. Tirmizi Tahâret 50. (279). Sonra onun gerisine çömelip ona doğru küçük abdest bozdu.(517.Hz. Tahâret 33. alıntıları: Ebû Dâvud. köpek banmışsa." (K.10 S. 398 . Kendisine çöl bir arazide bulunan bir sudan ve ona uğrayan hayvan ve vahşilerden soruluyordu.İbnu Ömer radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ı dinledim. Müslim. bıçakla idrarın değdiği yeri kazıyorlardı. Muvatta Tahâret 35.(1. alıntıları: Ebû Dâvud.10 S.(22). 3495 C.10 S. İbnu Mâce. Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Bir kaba.175).518)) Kulle veya Cerra testi demektir. Nesâi. Bu adam.565.320 Akçağ.(1. tıpkı kadınlar gibi abdest bozuyor" dedi. 3523 C. Tahâret 11. 3555 C. örneğin: 566. Aleyhissalâtu vesselâm bu sözü işitmişti.373-374 Akçağ. Bundan amaçları öbür rivayetlerinde olduğu gibi. “Beni İsrâil’in arkadaşının başına geleni işitmedin mi" dedi ve devam etti: “Onlara idrar bulaşınca. alıntıları: Buhari.65)." (K. Arkadaşları onları bu tatbikattan yasakladı. temizlik konusunda da Müslümanları kargaşaya sürüklemek istemeleridir. hatta bunların ilki toprakla olmalıdır. Şöyle cevap verdi: “Eğer su iki kulle miktarında olursa pislik taşımaz!" (K. Tahâret 75.34).351 Akçağ. onun temizlenmesi.26.28)) 567.S.

Ancak bir kedi gelerek üzerinden yedi. kadınların hayız bezleri gibi şeylerin pisletmediklerini. Aişe radıyallahu anhâ. onu hiçbir şeyin kirletemeyeceğini iddia ederken.Dâvud İbnu Sâlih İbni Dinâr et-Temmâr. sizin için tuttuklarını yiyin ve üzerine Allah’ın adını anın. elimdekini koymamı işâret etti.353 Akçağ. Gelince Hz.10 S. Aişe radıyallahu anhâ’ya bir miktar yemekle gönderdi. Nesâi. mealen: .(71. ilki toprakla olmak üzere yedi defa yıkanması gerektiğini iddia etmek açık bir çelişkidir. Şüphesiz Allah.Tahâret 37. Hz. 468.176. Bu hususta yalan söylediklerine dair Kur’an’dan örnek verecek olursam. Fakat bıldırcın avlayan köpeğin ağzı necistir.Sana kendilerine neyin helal kılındığını soruyorlar. köpek leşleri. Tahâret 38. alıntısı: Ebû Dâvud. 5/4 399 . Allah’ın size öğrettiğinden öğreterek yetiştirdiğiniz avcı hayvanların. “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ın kedinin artığıyla abdest aldığını gördüm. kedinin yediği yerden yemeği (bir miktar) yedi. Hz. o sizi çokça dolaşan birisidir" demişti.177)) Bir taraftan iki testi miktarı suyu bile. Tahâret 68. insan pislikleri. Tirmizi." (K. lağım faresi yakalayan kedinin ağzı temizdir. Diğer taraftan idrarın değdiği yeri bıçakla kazımanın gerektiğini ve av hayvanı olarak tuttuğu av yenen köpeğin ağzını bandığı kabın.(91).72. Bana. Miyâh 7.(1. hesabı çabuk görendir. Sonra da şu açıklamayı yaptı: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselam: “Kedi necis değildir.S. suyun temiz olduğunu.3526 C. Ben ayrıca. namazdan çıkınca. De ki: “Size iyi ve temiz şeyler helal kılındı. annesinden anlatıyor: “Efendim beni.73). Allah’tan korkun. Aişe’yi namaz kılıyor buldum.(76)) İddia ettiklerine göre. (Ben de bıraktım).

yada kız çocuğuna ait olmuş fark eden nedir ki. 570. O kadar ki. temizlik yönünden fark iddia ediyorlar. gölgelerine abdest bozanlardır!" (K. yollara veya gölgeliklere abdest bozanların lanetleneceklerini iddia etmeleri çelişkidir. onları diri diri toprağa gömen zihniyetin eseri asılsız bir iddiadır. alıntısı: Ebû Dâvud. İzârını da bana ver yıkayayım!"dedi. Cevaben: “Kız çocuğunun idrarı olsa yıkanırdı. 569. köpeğin ağzı temiz olduğu gibi.S. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ın kucağında idi.336 Akçağ. kedinin de ağzı temizdir. 571.(25)) İnsanların kullandıkları iki testi miktarı suya pisliğin zarar vermediğini tahdis etmeleriyle.) küçük abdestini bir şişe içerisine 400 . Tahâret 14.S. Ali’nin oğlu Hasan radıyallahu anhümâ. ha erkek çocuğuna ait olmuş. Ashab: “İki lânet de nedir? diye sorunca. 3507 C. Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm iki lanetten korkun buyurdular.Yalnız şunu belirteyim ki: Bir pisliğe bulaşmadığı müddetçe. elbisesine akıttı. (375)) İdrar idrardır. Tahâret 68. Bu rivayet kız çocuğuna düşman olup." (K. ancak erkek çocuğun idrarı su ile çilemek suretiyle temizlenir!" buyurdular.(269).363 Akçağ. Ben atılıp: “Ey Allah’ın Resûlü (yeni) bir elbise giy. Tahâret 137.Hz.Lübâde Bintu’l-Hâris anlatıyor: “Hz. 3538 C.10 S. Ebû Dâvud. alıntıları: Müslim.Ebu Vâil’den gelen bir rivâyet şöyle: “Ebu Musa radıyallahu anh küçük abdest (bozma) hususunda çok titiz davranır (üzerine sıyrıntı değmemesi için âzami gayreti gösterirdi.10 S. açıkladılar: “İnsanların yollarına abdest bozanla.

(1.(12).(3. Hayz 100.364. Mezâlim 27.S.. . Aleyhissalâtu vesselâm: “Meytenin yenmesi haramdır!" buyurdular. 573. (K. (K. Tahâret 24.373 Akçağ. 3553 C.. istifâdesi câiz değildir)"dediler." (K. 3549 C.25)) 572. Sayd 401 . Oradakiler: “Ama bu meytedir (leştir. Müslim..369-370 Akçağ.S. adam kirlenen derisini bıçakla kazırdı" derdi.10 S. sakın onu tasdik etmeyin. alıntıları: Buhari.Hz.61. Müslim.60. “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’la bir beraberliğimizi hatırlıyorum.10 S...10 S.bozar ve: “Beni İsrâil’den birinin bedenine sidik değecek olsa. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ın ayakta bevlettiğini söylerse.365).İbnu Abbâs radıyallahu anhümâ anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm. Büyû 101. Tahâret 25. Zekât 61. “Bunun derisinden faydalanmıyor musunuz?"buyurdular. tıpkı sizden birinin ayakta bevletmesi gibi durup ayakta bevletti.104.S.103. alıntıları: Buhari. ölmüş (ve terkedilmiş) bir koyuna rastlamıştı.(13). Zebâih 30.. Tahâret 9. daima çömelerek abdest bozardı. alıntıları: Tirmizi. 3531 C..” Bir başka rivâyette: “Bunun derisini alıp debbağlı yarak istifâde etmiyor musunuz?"demiştir.26)) Yukarıdaki iki rivayetin bir birleriyle çelişkili oldukları açıktır. O. Nesâi. (Bunu işiten) Huzeyfe radıyallahu anh dedi ki: “Arkadaşınızın titizliği bu kadar ileri götürmemesini tercih ederim. Nesâi. (363. Beraber yürüyorduk.357 Akçağ. Derken bir kavmin bir duvar gerisindeki küllüğüne rastladık. Ben. Aişe radıyallahu anhâ’dan rivâyete göre şöyle derdi: “Size kim.. Tahâret 8. Vudû 62.. Muvatta.

a) “Bunun (bu şiddetli azabı duyduğum) için (üç defa) başıma (saçıma) düşman oldum" der ve saçını tıraş ederdi.) Evvelki rivayette hiçbir kıl dibi yıkanmadan bırakılamaz diye tahdis etmişken.(7. Cübeyr b. Libâs 41. (Ebû Dâvûd. ayrıca: İbn Mâce.) Rasûlullah (s.448 Şamil..239 C.432 Şamil.(1727).a.249 C.) 574. Üç avuç suyun değil insan vücudunu yıkamaya yeterli 402 .. (Ebû Dâvud. 4128). .S. Libâs 7. Bâb 98 H. taharet 106. ölümünden bir ay önce Cüheyne kabilesine şöyle yazdı: “Meytenin ne deri ne de sinirinden istifade etmeyin. (4127. K. K. Libâs 7. libâs 42. Fera’ ve’lAtire 10.” Ali (r. Rasûlullah (s. Ali (r. Mut’im’den rivâyet edildi ki: Sahabe-i Kirâm (r..(1729).(4120.1 S.4121).98). Tirmizi. Bâb 97 H.a. “Kim kıl dibi kadar bir yeri yıkamayıp cünüp bırakırsa ona (terk edilen yere veya bu yeri yıkamayıp terk eden kişiye) şöyle böyle (veya şu kadar süre) azap edilir. ) 576-.a.359 Akçağ.) şöyle buyurmuştur.. Nesâi. 575. Nesâi.172) ..(2. Fera’ ve’l-Atire 9.175)) Yukarıdaki iki rivayetin bir birleriyle çelişkili oldukları açıktır. alıntıları: Ebû Dâvud.) her iki ile de göstererek “Bakın ben başıma üç defa (üç avuç) dökerim" buyurdu. Tirmizi. 3534 C.10 S.a.)’den rivayet edildiğine göre.Abdullah İbnu Ukeym radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm.a. Rasûlullah (s. ." (K.171.16.1 S.)’ın yanında cünüplükten dolayı yıkanmaktan bahsettiler.(7.Taharet (1).Taharet (1). Ebû Dâvud. sonra ki rivayette cünüplükten yıkanmak için üç avuç suyun yeterli olacağını tahdis etmeleri çelişkidir.

. İslam dinine göre cennete gitmenin yolu ancak fakirlikle mümkündür denmesi halinde bunu diyenlerin amacı insanları fakirlikle korkutmak suretiyle İslam dininden uzaklaştırmaya çalışmaktır. cennet ahâlisinin çoğunun fakirler olduğunu gördüm. Demek ki mal bir imtihan vasıtasıdır... fakirde kazanabilir veya kaybedebilir. Bize Ebû Recâ’.gelmesi. Çeşitli gelir guruplarının olması.. Cehenneme de baktım. malından dolayı günah işler ve cehennemi hak eder.. Kimi fakirde vardır. fakirliğinden dolayı Allah’a isyan eder o da cehennemi hak eder. Bu imtihanı zenginde.) 403 . Peygamber (S): “Ben (mi’râc gecesi) cennete baktım da. EKONOMİ KONUSUNDA UYDURMUŞ OLDUKLARI RİVAYET ÖRNEKLERİ Bir toplumda. İslam Dininde yıkanmanın manası bu değildir. fakirler ve orta halliler olabilir. Allah’ın kendilerine de vermiş olduğu nimetlere şükrederlerse onlarda sevap kazanırlar. Fakir olan Müslüman kimselerde sabreder ve Allah’a isyan etmeyip. Diğer taraftan.... zenginler. bir çok insanın yalnız saçını dahi ıslatmaya yeterli gelmez. Kimi zengin vardır.. Kitâbu Bed’i’l-Halk H. çocukların bile anlayabileceği gerçek manada yıkanmadır. iş yaptıranla iş yapanların bulunması üretim için gereklidir. sadaka ve zekatlarını veriyor ve Allah’a şükrediyorlarsa.. Eğer maddi varlık sahibi olan Müslümanlar helal yollardan kazanç sağlıyorlarsa. Cehennemdekilerin çoğunu da kadınlar gördüm" buyurmuştur.3051 Bâb 67 Ötüken. Bir toplumda fakirliği övmek suretiyle o toplumun çalışmasına mani olmak ise o toplumun çökmesini arzulayan kimselerin işidir. sevap kazanır ve mallarından dolayı kötülenmezler. Şimdi bu konuda uydurmuş oldukları rivayetlerinden örnekler verecek olursam: 577-. İmran ibn Huseyn’dan tahdis etti ki.51 S.. (Buhâri.

Ancak. bunu üç kere tekrar etti. Bu konuda Kur’an’dan mealen: .578. (2351)) Peygamberi sevmekle fakirliğin hiçbir ilgisi olmadığı gibi.7 S. Zühd 37. müminlere nefislerinden daha yakındır. bir kişinin çıkıp peygambere seni seviyorum demesini ve bunu istisnai bir olaymış gibi göstermeleri ile fakirlikle ilişkilendirmelerinin İslam dininde yeri yoktur.S. Allah’ın kitabında böyle yazılıdır. böyle bir kimsenin Allah yanında bir değeri olamaz.2078 C. hedeflerine koşan selden daha süratli gelir. 2072 C. Adam: “Vallahi ben seni seviyorum!"deyip. Allah’ın Kitabında."(K. alıntısı: Tirmizi. cennete zenginlerden beş yüz yıl önce girerler. alıntısı: Tirmizi. Ebû Hureyre (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Fukaralar. (2354)) 579. Onun zevceleri de (müminlerin) analarıdır.7 S.Abdullah İbnu Muğattel radıyallahu anh anlatıyor: “Bir adam gelerek “Ey Allah’ın Resûlü! Ben seni seviyorum" dedi. Müslümanları peygamberi sevmekten engelleme çabasıdır. Zühd 36. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) bunun üzerine adama: “Eğer beni seversen.Hz. Bu (Allah’ın indinde) yarım gündür. Peygamberi sevmeyeni Allah’ta sevmediği gibi. S.S. Bundan dolayı.446 Akçağ. akraba da birbirine diğer müminlerden ve muhacirlerden daha yakındır.Peygamber. İslam dininde peygamberi sevmek zorunlu bir olaydır." (K. dostlarınıza iyilik etmeniz müstesnadır. Müslümanların peygamberi sevme olayı istisnai bir olay değildir. 33/6 404 .453 Akçağ. Çünkü beni sevene fakirlik. fakirlik için bir zırh hazırla. Resûlullah: “Ne söylediğine dikkat et!"diye cevap verdi. Bu iddia.

Fakat bunlara göre fakirlik Müslüman ın hayat boyu iddialı olmalıdır. Kim de bana inanmaz ve beni tasdik etmezse malını ve evladını çok kıl. kazandığınız mallar. Hatta bu konuda Peygamberin duada bulunmuş olduğunu tahdis etmektedirler.S. sana kavuşmayı sevdir ve ölümünü çabuklaştır. ve her ne getirmiş isem onun senin yüce katından olduğunu ve hak olduğunu bilirse.17 S. Şüphesiz (Allah(ın lûtfu) geniştir. alıntısı: İbn-i Mace 4133. 2/268 Dünyada Müslüman. Resûlünden ve O’nun yolunda cihâd etmekten sevimli ise o halde Allah emrini getirinceye kadar gözetleyin (başınıza gelecekleri göreceksiniz)! Allah. size Allah’tan. dünya imtihan yeridir.Sakafi radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Ey Allah’ım! Kim bana inanır..De ki: “Eğer babalarınız. hısım akrabânız. ve size çirkin şeyleri yapmayı emreder. Fakirlikle kimin korkuttuğuna dair Kur’an’dan örnek verecek olursam.Amr İbnu es. kardeşleriniz. ömrünü de uzat. hoşlandığınız meskenler. 9/24 Görüldüğü Müminler. fakir de olabilir zengin de. az evlat ver.573 Akçağ. oğullarınız. ona az mal. örneğin: 580.) 405 . Peygamberi sevmekle fakirliğin hiçbir ilgisi olmadığı gibi. Peygamber kimseyi bu şekilde fakirlikle korkutmaz. eşleriniz. yoldan çıkmış topluluğu (doğru) yola iletmez. bütün akrabalarından ve mallarından daha fazla sevmek zorundadırlar. mealen: . Peygamberi kendi nefisleri dahil. ona." (K. 7258 C. Allah ise size kendi tarafından bağışlama ve lütuf vadediyor. (O) bilendir. beni tasdik eder.Şeytan sizi fakirlikle korkutur. düşmesinden korktuğunuz ticâret(iniz).

7173 C. Biri gayret yönüyle diğerinden fazlaydı. “Evet!"dediler. bir müddet sonra yine çıktı. alıntısı İbn-i Mace 3925. Halk: “Ey Allah’ın Resûlü!" Bu zat (din için) çalışmada öbüründen daha gayretli idi ve şehit de oldu. adam benim için geri geldi ve: “Sen dön. ondan sonra bir yıl daha yaşadı.) 406 . Öbürü.517 Akçağ 1993. Bu gayretli olanı. İkisi beraber Müslüman olmuştu. şöyle ki: 581. uzun yaşayan müminler daha iyidirler diye tahdiste bulunmuşlardır. şehit olana da (içeri girme) izni verdi.<<220>>. Örnekte belirttiğim gibi. Sonra o da öldü. bir gazveye iştirak etti ve şehit oldu. Sabah olunca Talha bu rüyayı halka anlattı. Allah’a kavuşmayı sevme ile kamufle ederek. Cennetten biri çıktı ve o iki kişiden sonradan ölene (cennete girmesi için) izin verdi. Ama cennete öbürü ondan evvel girdi" dediler. Aynı vazifeli zat.S.Talha İbnu Ubeydullah radıyallahu anh anlatıyor: “Beli (kabilesinden) iki kişi Aleyhissalâtu vesselâm’ın yanına geldiler. Aleyhissalâtu vesselâm: “Ve o ramazan idrak edip oruç tutmadı mı. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm: “Şu halde ikisinin arasında bulunan mesâfe gök ile yer arasındaki mesafeden fazladır!"buyurdular. Herkes bu rüya(da şehit olan zâtın sonradan cennete girmesine) şaştı. (K. Bu. Bunun üzerine Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm: “Berikisi ondan sonra bir yıl hayatta kalmadı mı?"dedi. bir yıl boyu şu şu kadar namaz kılmadı mı?"Halk yine: “Evet!"deyince. (Dinledikten sonra) Aleyhissalâtu vesselâm:"Burada şaşacak ne var?"buyurdular.17 S.” Talha (devamla) der ki: “Ben rüyamda gördüm ki: “Ben cennetin kapısının yanındaydım. Resûlullah’a kadar ulaştı. Müminlere felaket dilerken bu tahdislerini unutu verdiler. senin cennete girme vaktin henüz gelmedi!"dedi. rüyayı ona anlattılar. Sonra.Halbuki daha önce 220. Bir de baktım ki yanımda o iki zat vardır.

Orası ne güzel bir konak ve ne güzel bir makamdır. Allah’ı severler. Allah’a kavuşmayı isterler. Tahdis etmiş oldukları rivayette aslında Mümin düşmanlığı yapmaktadırlar. Mümin kimseler. 25/73 . boş laf (konuşanlar)a rastladıklarında vakar ile (oradan) geçip giderler.Ve onlar ki: “Rabb’imiz.Ve onlar ki kendilerine Rab’lerinin âyetleri hatırlatıldığı zaman. güya Peygamber aleyhissalâtu vesselâm.Onlar ki yalan şahitlik etmezler. Bu konuda Kur’an’dan mealen: . 25/74 . 25/76 Demek ki Müminler dünya hayatında. Allah’tan gözler sevinci. Allah’ın rızasını kazanarak. Uzun ömür isterken ise amaçları şehitliği hafife almak istediklerindendir. 25/72 .İşte onlar. bir kimse bir başka kimseye. gönüller açan eşler ve çocuklar isterler ve bu dua öyle bir duadır ki. Müslümanlara saldırı olduğu açıkça anlaşılır. öyle ki."derler. Kısa ömür isterken Müminlerin yok olmasını arzulamaktadırlar. sana az mal az evlat versin canını da çabuk alsın derse bu dostça bir davranış olarak yorumlanamaz. 407 . Allah’tan Müminler için az mal az evlat ve çabuk ölüm istemiş. Allah. sabretmelerine karşılık cennetin en yüksek makamlarıyla mükâfatlandırılacaklar. Allah tarafından övülmüştür. Muhakkak ki. orada hürmet ve selâmla karşılanacaklardır. Kafirlere de çok mal. onlara karşı sağır ve kör davranmazlar. 25/75 . bize gözler sevinci (gönüller açan) eşler ve çocuklar lûtf eyle ve bizi (senin azâbından) korunanlara önder yap. çok evlat ve uzun ömür istemiş. İddia ettiklerine göre.Orada ebedi kalacaklardır.İki rivayet arasındaki çelişki düşünüldüğünde asıl amaçlarının. Fakat bunun manası dünya hayatında Allah’tan az mal az evlat ve çabuk ölüm istemek değildir.

7 S.. Allah’ın dünya hayatında verdiği nimetleri red etmek değildir. zenginlerden kırk bahar önce girecekler. âhirette de güzellik ver." Hz.444 Akçağ.) şöyle buyururken dinledim: 408 . Ey Aişe! Fakirleri sev ve onları (rivâyet meclisine) yaklaştır. Enes (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) şöyle dua etmişti: Allah’ım. 2071 C." (K.Hz. Allah sana ihsan ettiği gibi. Kıyamet günü de miskinler zümresiyle birlikte haşret. bize dünyâda da güzellik ver. Ey Aişe! Fakiri.İşte onların.(2353)) 583-. beni miskin olarak yaşat. fakat bunun yolu. yarım hurma ile de olsa boş çevirme. Nüfeyr el-Hadrami’den rivayet olunduğuna göre kendisi Ebu’d-Derdâ’yı şöyle derken işitmiştir: Ben Rasûlullah’ı (s. dedi. tâ ki Kıyâmet günü Allah da sana yaklaşsın.. kazandıklarından (alacakları) bir payları vardır. Müslümanları fakirliğe teşvik etmek için uydurmuş oldukları rivayetlerinden örnekler vermeye devam edecek olursam: 582. Cübeyr b. 28/77 Şimdi. Zühd 37. hesabı çabuk görendir. sen de (insanlara) iyilik et. onlar cennete. bizi ateş azabından koru!"der. .Allah’ın sana verdiğinden (O’nun yolunda harcayarak) ahiret yurdunu iste. miskin olarak ruhumu kabzet. Yeryüzünde bozgunculuğu arzulama.S.Onlardan kimi de: “Rabbımız.Allah’ın rızasını kazanıp cennete girmek dünya hayatından daha iyidir. Bu konuda Kur’an’dan mealen: . alıntısı: Tirmizi. Aişe (radıyallahu anhâ) atılarak sordu: “Niçin ey Allah’ın Resûlü?)" “Çünkü. ama dünyadan da nasibini unutma. Allah. 2/202 . 2/201 .a. Şüphesiz ki Allah bozguncuları sevmez.

Bâb 70 C. alıntısı: Tirmizi. Dördüncü yatak şeytanadır. Nesâi 82.7 S. zayıflarınız sebebiyle yardıma ve rızka mahzar kılınıyorsunuz. (2037)) 585.135): Müslim.Katâde İbnu Nu’mân (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Allah bir kulu sevdimi. Tirmizi.44 Akçağ. Tirmizi.. 4855 C.90 Akçağ. S.S.S. Zira sizler." (K. Çünkü siz zayıflarınız(ın duası bereketi) ile rızıklandırılır ve yardım edilirsiniz. Şöyle buyurdular: “Kişinin kendisi için bir yatak. (2084)) 587. alıntısı: Tirmizi. K."(K. cihâd 24. 2076 C.246 Akçağ. (2594). (6. 1972 C. kadın için bir yatak.2594 Şamil. Tıp 1.10 S.S.el-Cihâd (15).) 584. veresiye yiyecek 409 . Cihâd 43. Nesâi. alıntıları: Ebû Dâvud.Hz. onu dünyâdan korur.14 S.Hz. katıksız ekmek ve su. Cihâd 24. misafir için bir yatak lazımdır." (Ebû Dâvûd. alıntıları: Ebû Dâvud. Libas 41.Hz.“Bana zayıfları çağırınız (da ben onların yüzü suyu hürmetine Allah’dan düşmanlara karşı zafer dileyeyim).15 s." (K. Cabir radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’a (evde bulunması gereken) yataklar zikredilmişti. (4142). (1702). Zühd 30. Cihâd 43. Aişe (radıyallahu anhâ) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) bir yahudiden.450 Akçağ. Osman radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Ademoğlunun şu üç şey dışında (temel) hakkı yoktur: İkamet edeceği bir ev. 45-46)) 588.Ebû Hureyre (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Bana zayıflarınızı arayın. ayrıca: Nesâi. avretini örteceği bir elbise." (K. Cihâd 77. Libas 45.S.(6.97 H. 5301 C.(2342)) 586.. Tıpkı sizden birinin hastasına suyu yasaklaması gibi.

) 590.8 S. alıntıları: Buhâri.303)) 589." (K.6747 C. (vücudunun açık olan) yan taraflarında izler bırakmıştı.87. Rehin olarak zırhını verdi. Nesâi. Müslim.satın aldı.İbnu Mes’ud (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)’ın yanına girmiştim.S.(2378)) 591.6 İstikraz 1. alıntısı: İbn-i Mace. bir miktar zahire mukabili rehine bırakmış olarak vefat etti. 24. bir ağacın altında gölgelenip sonra terk edip giden yolcunun misali gibidir."(K.(7.303 Akçağ. Musâk3at 124.33. Enes (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) yarın için hiçbir şey biriktirmezdi.7 S. Zühd 44. “Ey Allah’ın Resûlü dedim. Büyû 14.S. 2069 C.442 Akçağ. Hasır. Büyû 58. onun sertliğine karşı sizi korusa!” “Ben kim. Bir elbiseye yama vurmadan eskimiş addetme. Zühd 38.244 Akçağ. Sakın zenginlerle sohbet arkadaşlığı etme.S." (K.Esma Bintu Yezid (radıyallahu anhâ) anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm.."(K."(K. Libâs 38. sana bir yaygı temin etsek de hasırın üstüne sersek.38. (1781).S. Dünya ile benim misâlim.8 Akçağ. Cihâd 89. alıntısı: Tirmizi. zırhını bir yahudinin yanında.17 S. dünya kim.5. Meğâzi 85.7 S.S.294 Akçağ. 592. 1970 C. alıntısı: Tirmizi.88. alıntısı: Tirmizi.Hz. Rehn 2.7 S. 2176 C. Onu bir hasır örgünün üzerinde uyumuş buldum. (1603). 2001 C.(2363)) 410 . Silm 5.Hz. Aişe (radıyallahu anhâ) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “(Ey Aişe! Cennette) benimle olman seni mesrur edecekse sana dünyadan bir yolcunun azığı kadarı kifâyet etmelidir.288.

İbnu Abbâs radıyallahu anhıma anlatıyor: “Fâlûzeci ilk işitmem şöyle oldu: “Cebrail aleyhissalâm Rasûlullah’a gelip: “Ümmetine yeryüzü açılacak. Tirmizi. Cebrail aleyhisselâm: “Yağ ve balı karıştırıp yapılan helva" diye açıklamıştır." (K. Sehl: “Rasulûllah aleyhissalâtu vesselâm vefat edinceye kadar. O zaman onlara dünyalık bol bol akacak. Öylesine akacak ki fâlûzeç bile yiyecekler" dedi. alıntısı İbn-i Mace 3340. yorganın üstünden elimin altında hissettim.Ebû Bürde İbnu Ebi Mûsa el-Eş’âri anlatıyor: “Hz. (1733)) 594. hararetini." (K." (K. “Aleyhissalâtu vesselâm vefat edinceye kadar elek görmedim" dedi.) 595. (2080).S. 411 .17 S.S. (4036). “Biz onu üflerdik.593. Ben tekrar: “Resûlullah zamanında ashabın eleği var mıydı? Dedim. 6983 C. “Ey Allah’ın Resûlü! Hararetiniz çok fazla!"dedim. Elimi üzerine koydum.422 Akçağ. Bana yamalı bir giysi ve kaba bir izar çıkardı ve “Resûlullah aleyhissalâtu vesselam şu iki (parça)nın içinde vefat etti!"dedi. 5297.17 S. Kalan (kepek)leri de su ile yumuşatıp yoğururduk" cevabını verdi. içindeki kepekten uçan uçardı. Libas 10. beyaz ekmek görmedim" dedi. 6986 C. Libâs 8. Aişe radıyallahu Anka’nın yanına girdim. Bunun üzerine Aleyhissalâtu vesselâm: “Fâlûzeç nedir?"diye sormuş.S.) 596. Ebû Dâvud. alıntısı: İbn-i Mace 3332. Libâs 35.Ebu Hâzım anlatıyor: “Ben Sehl İbnu Sa’d radıyallahu anh’a: “Sen has undan yapılmış beyaz ekmek gördün mü? diye sormuştum. “Öyleyse elenmemiş arpa ekmeğini nasıl yiyiyordunuz?" dedim. Resûlullah bu haber karşısında hıçkıra hıçkıra ağlamıştır.Ebu Sa’idi’l-Hudri radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm hasta yatmakta iken yanına girdim.424 Akçağ.

" 412 . “Ey Allah’ın Resûlü! çekerler?"dedim.“Biz (peygamberler) böyleyiz.17 S. Beni ağlatan Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ın bir ahdidir. Enes radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm hastalanmıştı." Sa’d: “Resûlullah size ne ahdetmişti?"diye sordu. Selman radıyallahu anh şu cevabı verdi: “Ben şu iki şeyden biri için ağlamıyorum: “Ben ne bir dünya düşkünlüğü ne de ahiret gafleti sebebiyle ağlıyor değilim. kendisini örten abadan başka bir şey bulunamaz. bir şeye yöneldiğin zaman niyetinden Allah’tan kork. Sa’d: “Niye ağlıyorsun? Ey kardeşim. alıntısı: İbn-i Mace 4024. (hak) taksim ettiğin zaman taksiminden. O bana bir husus ahdetmişti. böyle değil mi (diye ağlamasını abes kılan bir kısım faziletleri hatırlattı). Hangi insanlar en çok bela “Peygamberler!"buyurdular.Hz. sen Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’a arkadaşlık etmedin mi? Şöyle değil mi. “Sonra sâlihler! Buyurdular ve açıkladılar: Onlardan biri fakirliğe öylesine müptelâ olur ki. “Ey Allah’ın Resûlü! Sonra kimler?"dedim. 7211 C." (K. sizin bollukla sevindiğiniz gibi fakirlikle sevinirler. Onlar.S. Belalar bize katmerli gelir. Sa’d İbnu Ebi Vakk’as geçmiş olsun ziyaretine gitti.) 597. Ben kendimi bu haddi aşmış görüyorum. ey Sa’d! Hüküm verdiğin zaman hükmünden. Selmân: “Aleyhissalâtu vesselâm bana: “Birinize dünyalık olarak bir yolcunun azığı kadarı yeterli" diye ahdetmişti. Yanına varınca Selman’ı ağlıyor buldu.542 Akçağ. şimdi kendimi o ahdi tecavüz etmiş görüyorum. buna mukabil ücretleri de katmerli verilir" buyurdular. Sana gelince.

onları yedi gök olarak düzenledi. Peygamber dahi hasır üzerinde isteyerek yatıyormuş (Ö. yeryüzünde ne varsa hepsini sizin için yarattı. kıyamet günü de yalnız onlarındır. Müslümanların yağ ve balı karıştırarak yemeleri ağlanacak bir durummuş (Ö. Evinde bulunduracağı yatak sayısı üçten fazla olmamalı (Ö.17 S. dünya hayatında inananlarındır." (K.588-589). 7244 C. bu konuda da yalan söyledikleri kolayca anlaşılır.563564 Akçağ. alıntısı: İbn-i Mace 4104.De ki: “Allah’ın.593).Ravilerden Sâbit der ki: “Selman radıyallahu anh’ın vefat ettiğinde geriye nafaka olarak sadece yirmi küsur dirhemlik bir mal bıraktığı haberi bana geldi. Mealen: .S. güzel elbiseler)inizi (üzerinize alın. Bunlarla çelişkili olarak işlerine geldiği zaman kullanmak üzere metotları gereği başka rivayetleri de mevcuttur. israf edenleri sevmez. Ve daha bunlara benzer başka rivayetleri vardır. her şeyi bilir. çünkü O. sonra göğe yöneldi. mal edinmeyle ilgili olarak Kur’an’dan örnekler verecek olursam. Mescide gidildiğinde insanlar güzel süslü 413 . bilen bir topluluk için ayetleri böyle açıklıyoruz. 7/32 İnsanlar yeryüzünde ne varsa hepsinden meşru olarak istifade edebilir. Kaba izar ve yamalı giysi giyermiş (Ö. kulları için çıkardığı süsü ve güzel rızıkları kim haram etti?"De ki: “O. Müslüman’a yolcunun azığı kadarı yeterliymiş (Ö.590). fakirliği övücü ve fakirliğe teşvik edici bir çok başka rivayetlerde mevcuttur. yiyin için. “İşte biz. ve yarın için hiçbir şey biriktirmezmiş (Ö.596).586). Fakirlik salih insanlara has bir şeymiş (Ö. İddia ettiklerine göre bir Müslüman kuru ekmek ve suyla idare etmeli (Örnek 585).) Ve bunlar gibi. her mesci(de gidişiniz)de süs(lü. 2/29 .O ki.Ey Adem oğulları. 7/31 . Bu rivayetlerinden örnekler vermeden önce. fakat israf etmeyin.595).597).592). Vefat ettiği zaman zırhı yiyecek karşılığında bir yahudide rehinmiş (Ö. O.

34/18 . İstediği mülkte kendisinden sonra hiç kimseye nasip olmayacak seviyede olmasıdır. Süleyman peygambere büyük bir mülk vermişti. sensin o çok lütfeden. fakirlik içinde yaşayan ve bir lokma ekmeğe muhtaç kimseler olarak rivayetlerde belirtilmişlerdir. Ve onlara şöyle cevap verilmiştir. Allah. bunların arasını uzat da daha uzun mesâfelere gidelim). Süsü ve Güzel rızıkları Müminlere haram edenler. içinde bereketler yarattığımız memleketler arasında (birinden diğeri) görünen şehirler var ettik ve bunlar arasında yürümeyi takdir ettik: “Oralarda geceleri. bu konuda Kur’an’dan mealen: . Kendilerine nimet verilmişken. çirkin göstermek suretiyle haram olduğunu iddia edenler Kur’an’da tehdit edilmişlerdir. kıyamet günü de yalnız onlarındır. Sadece israf men edilmiştir. bana benden sonra hiç kimseye nasip olmayan bir mülk (hükümdarlık ve mal) ver. peygamber olmakla. bunun zorlukla değiştirilmesini isteyen kimseler hakkında Kur’an’da şöyle denmiştir." dediler ve kendilerine zulmettiler. seferimizin arasını uzaklaştır (şehirlerimiz birbirine çok yakın. hal bu ki. rivayetlerde olduğu gibi men etmeye çalışanlar.“Rabb’imiz.” Müminlere örnek olsun diye özellikle peygamberler devamlı acı çeken. duasını kabul ederek ona istediği mülkü verdi. “Bu nimetler. beni affet.elbiselerini giymeye davet edilmişlerdir. Kur’an’la çelişkilidir.“Rabb’im dedi. gündüzleri (ne zaman isterseniz) korkusuzca gezin. dünya hayatında Müminlerindir. sen!" 38/35 Ve Allah. (Örnek 596 da olduğu gibi). (dolaşın)"(dedik). mealen: . Hal böyle olunca. mal. Biz 414 . Süleyman peygamber.Onlarla. onları bu güzel şeylerde. Çünkü. taktir edilir ki mahzuru olacak bir mülkü Allah’tan istemez. mülk konusunda mülk edinmeyi kötüleyici ve fakirliği övücü olarak tahdis ettikleri rivayetler.

2977).O. Ebû Dâvud. Rasûlullah vefat ettiği zaman Hz. Ebu Bekr radıyallahu anhümâ’ya gönderip miras hisselerini talep ettirmek istediler. O zaman ben onlara: “Rasûlullah aleyhissalâtu vesselâm: “Bize varis olunmaz. 34/19 Bu olay Seben’de oturanlar hakkında vuku bulmuştur. Rabb’inin kulu Zekeriyâ’ya rahmetini anıştır. (insanlar arasında söylenen) efsanelere çevirdik. 19/2 . Bıldırcın eti varken. diğer bir ifadeyle nimete karşı nankörlük etmiş oluyorlardı. Hal böyle olunca Peygamberin Allah’tan fakirlik ve miskinlik istemiş olduğu yolunda iddiada bulunmak. bıraktığımız sadakadır!" demedi mi (nasıl miras talep edebiliriz?) dedim (ve onları bu niyetten vazgeçirdim.Bu. onlar ise bu güvenlikli ve kolay seyahatlerinin zorlaştırılmasını Allah’tan istemişlerdir.(1758). Şöyle ki.346 Akçağ. Bu iddia Kur’an’a aykırıdır. Kur’an’dan mealen: . Ferâiz 3. 598. Ve onları darmadağın ettik. Harâc 19. Allah’tan zorluk değil kolaylık istemelidir. 4750 C. peygamberlerin miras bırakamayacaklarını iddia etmişlerdir. Zira insan Allah’a muhtaçtır. Ve Allah onların bu yerinde olmayan isteklerinden dolayı onları darmadağın etti.Hz. Osman’ı Hz.13 S. Bu ise büyük bir yanlıştı. Aişe radıyallahu anhâ anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ın hanımları. Şüphesiz bunda. öyle ki insanlar arasında ibretle söylenen efsaneler oldular. Cihâd 51.(2976. Müslim. İslam diniyle bağdaşmayan boş bir iddiadır. nimeti ret etmiş oluyorlardı. Rabb’ine gizli bir seslenişle yalvarmıştı: 19/3 415 . Allah’tan mercimek istemek Müslümanların yapacağı uygun bir hareket değildir.S. sabreden. Bu rivayette. şükreden herkes için ibretler vardır. Allah onlara güvenlik içerisinde ve kolayca seyahat edebilecekleri.de onları. birbirlerine yakın güzel şehirler ihsan etmiş. alıntıları: Buhâri.)"(K.

Hattâb’ı şöyle söylerken işittim: . (Ebû Dâvûd. (Kendi kendime) “bir gün Ebû Bekr’i geçersem işte bugün geçerim" dedim ve malımın yarısını getirdim. Resûlullah (s.a. onu beğendiğin bir insan yap. 599-. . Ben de: . baş. Rabb’im.) 416 ." 19/6 .Resûlullah (s.(Allah buyurdu): “Ey Zekeriyyâ. ihtiyarlık aleviyle tutuştu. sonra Resûlullah (s.)" 19/7 Görüldüğü gibi peygamberler miras bırakmaktadır.1678 S.): “-Ailene ne bıraktın?"dedi.)’den.. Eslem (r.310-311 Şamil. Rabb’im. Daha önce hiç kimseyi adaş yapmadık (ondan önce kimseye bu adı vermedik. O da: .) O’na: “-Ailene ne bıraktın?"dedi. ben. adı Yahya’dır.a. ayrıca: Tirmizi. bu itibarla tahdis etmiş oldukları rivayet uydurmadır.ez-zekât (9). beni istediğimden mahrûm etmedin). (Ne olur) katından bana yerime geçecek bir veli lütfet.Rabb’im.. Bu (emir) bende mal bulunan bir zamana rastladı.Doğrusu ben arkamdan yerime geçecek yakınlar(ımın iyi hareket etmeyeceklerin)den korktum. dedim..Bundan sonra seninle hiçbir şeyde asla yarışmam. karım da kısır.a. men âkıp 16. demiştir ki: Ömer b.Onlara Allah ve Resûlünü bıraktım dedi.Bab 41 H. sana duâ ile hiçbir zaman bahtsız olmadım (her dua ettikçe kabûl buyurdun. Ebû Bekir de malının hepsini getirdi.“Ki (o) bana ve Yakûb oğullarına mirasçı olsun. biz sana bir oğul müjdeleriz.a.Bu kadarını dedim. . demişti. (O’na).) bir gün bize sadaka vermemizi emretti." 19/5 . K." 19/4 . bende kemik gevşedi.

(Selam verince) acele ile cemaati yarıp evine girdi.Sa’id İbnu’l-Müseyyeb anlatıyor: “Hz. İsti’zân 36." (K.10 Akçağ. Şöyle ki. Libâs 52.Ukbe İbnu’l-Hâris (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) bize ikindi namazı kıldırmış idi. Amel fi’s-Salât 18. onu Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) attı" dedi.7 S. Zekât 20. Beni alıkoyacağından korktum ve hemen gidip dağıttım. Eğer iman eder ve sakınırsanız. 47/36 Servetlerle ilgili olarak kendi kendi aralarında çelişkili bazı hadis örnekleri: 601.İbnu Abbas (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) bir adamın elinde altından bir yüzük gördü.84)) Malların tamamının bağışlanması yolunda uydurmuş oldukları bu rivayetler. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) gidince adama: Yüzüğünü al (başka sûrette) ondan faydalan" dediler. 2178 C. alıntıları: Buhari. sizden mallarınızın tamamını istemez.600. Ömer Süheyl (radıyallahu anhımâ)’e: “Niye parmağında altın yüzük 417 ."(K. 104 (3. Halk onun bu telâş esinden hayrete düşmüştü. O: “Hayır! Vallahi ebediyen almayacağım. Kur’an’a aykırıdır. Peygamber şu açıklamayı yaptı): “Yanımda kalan bir kısım altın vardı (namazda) onu hatırladım. alıntısı: Müslim. O. mealen: . 2096 C.S.8 S. Allah size mükafatlarınızı verir. Nesâi.471 Akçağ. Ezân 155. Gelince. (halkın merakını yüzlerinden anlayan Hz.Dünya hayatı ancak bir oyun ve oyalanmadır.S. Onu çıkarıp attı ve: “Biriniz tutup ateşten bir parçayı alıp eline koyuyor!"buyurdu.(2090)) 602. Ancak geri dönmesi gecikmedi.

Ömer: “O da kimmiş?"dedi." (K.(2909).S.7 S. Ferâiz 15." (K. 4711 C. ama ayıplamadı" deyince. 605.301 Akçağ. Çünkü o. tek bir avuçla. Ebû Dâvud.) 418 . ona galebe çalınmaz). ağzı kapalı ise çalkalamaya gerek yok.Üsâme İbnu Zeyd radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Müslüman kimse kâfir kimseye varis olamaz: kâfir de Müslüman’a varis olamaz.Ebu’l-Esved ed-Düeli anlatıyor: “Hz.İbnu Ömer radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm yüzükoyun yatarak dudaklarımızla su içmemizi yasakladı.7015 C. Süheyb: “Resûlullah!" cevabını verdi.13 S. Bu (avuç). (8.(2912. 4706 C. kadehi atmış ve: “Öf! Bu dünya ile beraberdir!" demiştir. Hz.(1614). Ferâiz 10.(2108)) 604. 2098 C. Müslim. alıntıları: Buhâri. Beriki: “Onu senden daha hayırlı olan da gördü.S. Keza. avuçlayarak içmemizi de yasakladı ve buyurdu ki: “Sakın sizden kimse köpeklerin içtiği gibi suyu dudaklarıyla içmesin! Allah’ın gazabına uğrayan kavim gibi tek eliyle de içmesin.17 S.164. Ferâiz 26. Onun Müslüman oğluna da mirastan pay verdi ve dedi ki: “İslâm (galebe çalar. Hz. Suyu çalkalamadıkça geceleyin de içmesin. Ferâiz 1. Ferâiz 10.909-310 Akçağ.436 Akçağ. İsa aleyhisselâmın kabı idi. Zinet 42.472 Akçağ. alıntısı: Nesâi.S. alıntısı: İbn-i Mace 3431. tevazu düşünerek eliyle içerse Allah parmakları adedince kendisine sevap yazar.görüyorum? Dedi.S.2913)) İki rivayet bir birleriyle çelişkilidir. Tirmizi." (K. artar eksilmez. alıntısı: Ebû Dâvud. Mu’az’a bir yahudinin miras meselesi getirildi. Kim kapla içmeye muktedir olduğu halde." (K.13 S.165)) 603.

kendisini ateşe götürecek şeyi çoğaltmış olur" buyurdu... -Nufeyli bir diğer rivâyette bunun yerine “varlığıyla beraber dilenmek uygun olmayan zenginliğin miktarı nedir? dedi -.S. kendisi bundan faydalanmasın! Muhakkak buna mukabil o Müslüman için bir sadaka sevâbı olmuştur”. Ebû Umâme el-Bâhili (R) bir keresinde bir demir saban ve zirâat âletinden bir şey gördü de hemen şöyle dedi: Ben Rasûlullah (S)’tan işittim.." (K......2152 H. diğer taraftan kötülemeleri bir çelişkidir. (Buhâri.. hakirlik) girdirilir”. (Buhâri..... bir ağaç diker yâhud ekin eker de bunların hiçbirinden bir kuş yâhud bir insan yâhud bir hayvan yesin de. Enes (R) dedi ki: Rasûlullah (S): şöyle buyurdu: “Hiçbir Müslüman yoktur ki..) 608-. Kitâbu’l-Muzara’a Bab 1 C.2 Bab 1 Ötüken.. demiştir ki:. dedi.. H ve yine bize Abdurrahmân ibnu’lMübârek tahdis edip şöyle dedi. (suyu) onunla içerdi.... alıntısı: İbn-i Mace 3435. cam bir bardağı vardı.5 S. Nüfeyli bir diğer rivayette (“ateş" sözü yerine) “cehennemin kor ateşi”. Enes’ten tahdis etti. o eve muhakkak bir zelillik (horluk..İbnu Abbâs radıyallahu anhüma anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ın....606... 419 .1 Ötüken. Bize Ebû Avâne.) İki rivayet bir biriyle çelişkilidir.Ya Rasûlullah! Kişiye yetecek malın miktarı nedir? Dediler..7016 C. El-Hanzeliyye’den..2151 H. “-Kimin yanında kendisine yetecek malı olduğu halde dilenirse...5 S. .Bize Kuteybe ibnu Said tahdis edip şöyle dedi: Bize Ebû Avâne tahdis etti.. Kitâbu’l-Muzâra’a C... Sehl b...437 Akçağ. Oradakiler: .) Bir taraftan ziraatçılığı överken.17 S.. 609-. şöyle buyuruyordu: “Bu âlet bir âilenin evine girerse. 607..

fakat o kebap yemeyi kabûl etmeyip: ...)’den." (K."buyurdu.ez-Zekât (9). alıntıları: Tirmizi. .) O zamanlar için at üzerinde gelse dahi demelerinin manası bu zaman için.1665 Şamil. İsra 5.. Ebû Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’a bir et parçası getirilmişti. 611-.“Ona öğle ve akşam yemeğinde yetecek miktardır" buyurdu.3953 C.a. demiştir ki: Resûlullah (s.5507 H..6 S. İbnu Mace.... o da Ebû Hureyre(R)’den tahdis etti ki.12 S. “Onu bir gün bir gece veya bir gece bir gün doyuracak yiyeceğinin olmasıdır" dedi ve bize bunu zikredilen bu sözlerle kısa olarak rivayet etti. (Ebû Dâvûd.) 611/A.251-252 H. Ali (r. Enbiya 3. dilencinin hakkı vardır.. (Buhâri. özel arabasıyla gelse dahi manasındadır.191 Akçağ.. Aleyhissalâtu vesselâm budu severdi. Et’ime 34.) 610-. K.6 S.. Bize İbnu Ebi Zi’b. K.Hz.Rasûlullah (S) şu dünyâdan arpa ekmeği ile karnı doymadan çıkıp gitti.(3307). Ebû Hureyre bir kerre önlerinde kebap yapılmış bir koyun bulunan bir cemâate uğramıştı. Bâb 24 C. Bu bud gelince hemen ondan ısırarak yedi. Hüseyin b.) 420 . Said el...40 Ötüken.S.. Buhari. Et’ime 28..): “-At üzerinde gelse bile. Tefsir.a.(1838). Onlar Ebû Hureyre’yi kebap yemeğe davet etmişler... Müslim. İman 327. (Ebû Dâvûd. -Nufeyli bir diğer rivayette bunun yerine.296 H. Bu açıdan düşünüldüğünde iki rivayet arasındaki çelişki kolayca görülür.1629 Şamil. Kendisine bunun bud kısmı sunuldu.11 S..Makburi’den. Kitâbu’l-Et’ime Bâb 23 C.ez-Zekât (9). demiştir. Bâb 33 C.

2 S.) 613. demiştir.... alıntıları: Buhari.43 Ötüken..12 Bab 24 S. Kitâbu’lEt’ime C. o da Peygamber’in zevcesi Âişe (R)’den tahdis etti ki. (Buhâri. telbine onun üzerine döküldü. o şöyle demiştir: Bir ev halkından birisinin vefâtı üzerine ta’ziye için kadınları topladıkları... karnına cehennem ateşi dolduruyor demektir. süt un ve balın karıştırılmasıyla yapılan “Telbine" helvasıdır... yağ ve balın karıştırılmasıyla yapılan helvadır. Tahdis ettikleri diğer bir rivayette Peygamberin telbine helvasının yenmesini tavsiye ettiğini tahdis etmişlerdir.. Şöyle ki: 612-.Daha önce. Bu da fâluzeç helvasının yenmesi aleyhinde tahdis etmiş oldukları rivayetle çelişki teşkil eder.) 614.. Peygamberin.. ümmetinin “Fâlûzeç" denen tatlıdan yiyeceklerini duyunca. Sonra Âişe: . 595. 421 . yalnız hâne halkı ve hısımları kaldıklarında Âişe emretti: Bir çömlek içinde telbine bulamacı pişirildi..465 Akçağ..5508 H. Ukayl’den..(2065). İbnu Mace.Ümmü Seleme (radıyallahu anha) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Gümüş kaptan su içen... Fâluzec. Enes ibn Mâlik(R)’ten: Peygamber(S)’in su bardağı kırıldı akabinde kırık yerine gümüşten bir bardak edindi dediğini tahdis etti. Sonra tirit yapılıp.144 C.S. sonra dağıldıkları.. Bu helvanın diğer bir çeşidi. Eşribe 17 (3413)) Müslim’in diğer bir rivayetinde şöyle denir: “Kim altın veya gümüş bir kaptan içerse... Eşribe 28... Müslim Libas 1.Haydi bundan yiyiniz! Çünkü ben Rasûlullah (S)’tan “Telbine hastanın kalbine rahatlık verir... Örnekte yazmış olduğum rivayette. hıçkıra hıçkıra ağladığını rivayet ettiklerini yazmıştım. Bize el-Leys."(Karnına cehennem ateşi dolduruyor demektir. o da Urve’den.... o da İbn Şihâb’dan... hüznün bir kısmını da giderir" buyururken işittim.." (K.

Kitâbu’l.2735 Ötüken. (Buhâri.6 H..18 Ötüken.... Sonra bundan geri kalanı da Allah yolunda gazâ hazırlığı olarak silaha ve atlara harcar idi. Medine’den sürgün edilen bir Yahudi kabilesi idi. (Buhâri... bu bir çelişki teşkil etmektedir.. Ayrıca takip etmiş oldukları çelişkiler metoduna da uymaktadır..... (Buhâri. beyaz katırından. tahdis etmiş oldukları bazı rivayetlerde Peygamberin külliyetli miktarda mal varlığına sahip olduğunu.. Rasûlullah âilesi halkının bir senelik nafakasını bundan harcar idi. Olması hesabıyla 63600 gr. Kitâbu’l-Cihâd ve’s-Siyer Bab 79 S. Fakirliği öven rivayetleriyle halka fakirliği tavsiye ederken. zırhı bir Yahudi’nin yanında otuz sa’ ölçeği arpaya karşılık rehin edilmiş bulunduğu halde vefat ettiğini tahdis etmişlerdi. Bu kabilenin tüm malları peygamberin emrine tahsis edilmişti diye rivayette bulunup. diğer taraftan.2726 C.) Hal bu ki.6 S.. Allah’ın kendi Resûlü’ne fey olarak tahdis ettiği şeylerdendir..Râvi Âsım el-Ahvel: Ben bu kadehi gördüm ve (teberruken içine su koyup) ondan su içtim.. bir de (sağlığında) sadaka yaptığı Fedek arâzisinden başka bir 422 . sahabelerden de yüz binlik servete sahip olanların bulunduğunu rivayet ettiler.116 Ötüken.. Bu sebeple Benû’n-Nadir malları hususi olarak Resûlullah’a ait olmuş idi. (Müminlerin anası Cuveyriye’nin kardeşi) Amr ibnu’l-Hâris (R): Peygamber (S) silâhından.. 616-.. Bunlar Müslümanların at sürerek.) Peygamberin.Cihad Hadis 127 C. deveye binerek (harb ile) elde ettikleri ganimetlerden değildir..2895 H. Örneğin: 615-.. demiştir..6 S. Arpa karşılığı bir Yahudi’nin yanında rehindi demeleri bir çelişkidir. servetlerini meşrulaştırmak içinde servetleri öven rivayetler tahdis etmişlerdir.. peygamber vefat ettiğinde zırhı otuz sa’ yani bir sa’nın 2120 gr.) Beni Nadir. Kitâbu’lHumus Bâb 5 C. Umer İbnu’l-Hattâb (R) şöyle demiştir: Benû’n-Nadir malları.

....şey geriye bırakmadı.) Fedek arazisi de.....Mağazi Bâb 58 C..) Peygamberin maddi zenginlik sahibi de olduğuna dair. demiştir.. 617.. .6 S.... dediler. Buna sahip olan bir kimse için arpa ekmeğine karnı doymamış muhtaç bir kimse olarak bahsedilmesi gülünçtür..Dilenciyi azarlama... (Buhâri.... Kur’an’dan delil gösterecek olursam.4026 H.2731 Bâb 85 H...123 Ötüken...“Ey Ensâr cemâati! Ben sizleri yolu şaşırmışlar bulup da Allah benim delâletimle sizlere hidâyet vermedi mi? Ben sizleri fırka fırka bölünmüş hâlde bulup da.Seni fakir bulup zengin etmedi mi? 93/8 .9 S. demiştir:.. 93/9 . Kitâbu’l-Cih3ad ve’s-Siyer C. (Buhâri.. Abdullah ibn Zeyd ibn Âsım şöyle Rasûlullah onlara (Ensâr’a) hitap edip şöyle buyurdu: .330 Ötüken.... hurmalığı olan ve gelir getiren meşhur bir arazi... 93/5 .Allah ve Rasûlü en çok ihsân edicidir. Kitabu’l. Ensâr . mealen: . 93/10 423 ..Rabb’in sana verecek ve sen râzı olacaksın.Seni şaşırmış bulup yola iletmedi mi? 93/7 ..O seni yetim bulup barındırmadı mı? 93/6 ...Öyleyse sakın yetimi ezme. Allah benim Medine’ye hicretimle sizleri birbirlerinizle birleştirmedi mi? Ben sizleri fakir hâlde bulup da Allah benim yüzümden sizleri zengin kılmadı mı?” Rasûlullah bu soruların Rasûlullah’a karşı: her birini sordukça...

..195 Akçağ. Ölünceye kadar da arazi elinde kaldı..İmam Mâlik anlatıyor: “Bana ulaştığına göre. 5384 C. korunmayı sembolize eden zırhı konu etmeleri manidardır. Hz. orada çalışmaları ve ekincilik yapmaları ve arâziden çıkacak mahsûlün yarısı onların olması şartı üzere.. Hayber Yahudileri’ne verdi.. Sa’d İbnu Mes’ud radıyallahu anhüm de bu çeşitten muzâra’a akdi yapmışlardı.) 424 . 93/11 Bu itibarla.15 S. 5383 C. Ebu Ca’fer’den naklen diyor ki: “Medine’de muhacir aileden hiçbiri yoktur ki. ARAZI VE ARSALAR HAKKINDA UYDURMUŞ OLDUKLARI RIVAYETLERDEN ÖRNEKLER 618. demiştir..Kays İbnu Müslim.712)) 619. bu araziyi uzun müddet babamın elinde kaldığı için bizim malımız sanıyordum.2542 H.. Müzâra’a 8 (bab başlığı olarak kaydedilmiştir)) 620. Hem de rehin konusuna.. alıntısı: Buhari..Rabb’inin nimetini anlat. (Buhâri.S.. Hayber arâzisini. üçte veya dörtte bir pay ile ziraatçılık yapmasın. Rivayette şu ziyade de var: “Ebu Bekr ailesi. peygamberin zırhını arpa karşılığı rehin verdiği ve vefat ettiğinde zırhının rehinde olduğu konusundaki rivayetleri uydurma olup aslı yoktur. Ali ailesi ve İbnu Sirin ailesi de.. Hz.S. Abdullah ibn Umer (R): Rasûlullah (S). Osman’ın ailesi. alıntısı: Muvatta..8 Ötüken.. Oğlu dedi ki: “Ben. el-Kâsım (İbnu Muhammed) ve Urve’den de benzer rivayet mevcuttur." (K.. Kitâbu’şŞurut Bab 5 C. Abdurrahmân İbnu Avf radıyallahu anh bir tarlayı kiraladı. Ali.6 S. Kirâu’l-Arz 4 (2. Babam öleceği sırada tarlanın bize ait olmadığını söyledi ve tarlanın kirasından ödenmesi gereken bir miktar borcun altın veya gümüş olarak ödenmesini emretti.195 Akçağ. Hz." (K..15 S. Ömer ailesi.

(7." 425 .44.S.49)) Bu rivayette. Onları: “Biz arazimizi üçte bir veya dörtte bir veya yarıya kiraya verelim dediler bunun üzerine Aleyhissalâtu vesselâm: “Kimin arazisi varsa bizzat eksin veya kardeşine bağışlasın. alıntıları: Buhari. ne ücret mukabili versin ne de kiraya versin!"buyurdular. dörtte bir ve kuru hurma ve arpadan vasklarla ücretlendiriyoruz" dedim. Ebû Dâvud." (K. gümüş ve ürün karşılığında kiraya verilebileceğini tahdis ettiler. Nesâi. 5385 C.(3394). Cabir radıyallahu anh anlatıyor: “Bizden bazı kimselerin ihtiyaçlarından fazla arazileri vardı. Büyû 32.Hz. arazilerin altın. bunun üzerine (Aleyhissalâtu vesselâm): “Öyle yapmayın! Araziyi ya kendiniz ekin veya ektirin veya (kimseye vermeyip) sahip olun!"buyurdular. Muzâra’a 18.Râfi’ İbnu Hadic radıyallahu anh anlatıyor: “Yanıma Züheyr geldi ve bana: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm bize faydalı bir şeyi yasakladı" dedi.197 Akçağ. (1548). Müzâra’a 45. Böylece kiraya verilebileceği hususundaki rivayetleriyle çelişkiye düşmüş oldular. Ben: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm her ne söyledi ise.15 S. mutlaka haktır!" dedim.Görüldüğü gibi. Ben de: “Biz onu.” Rafi der ki: “Ben de: “(Baş üstüne!) dinlemek ve itaat etmek (borcumuzdur!)"dedim. ancak boşta olsa elde tutulabileceğini rivayet ettiler. Buna rağmen şu şekilde rivayetlerde bulundular: 621. arazilerin kiraya verilemeyeceğini. 622. Büyû’ 114. 19: Müslim. “Muhâkala’yı (tarla kiralamasını) nasıl yaptığımızı sordu.

5389 C. Müzâra’a 18. Büyû’92.38)) Bu rivayette ise.200 Akçağ. Şöyle ki: 623.S. hibe edilmelidir demeleri bir çelişkidir. bu şekilde fazla arazisi olan kimse.15 S.36. 5390 C. Müslim. 426 . alıntıları: Buhâri.“ (kiralamak). ancak kullanmadığı fazla araziyi bir kardeşine ki burada herhangi bir mümin kastedilmektedir. üçte bir veya dörtte karşılığında almaktır." (K. bunun tam aksine hiçbir ücret alınamaz. araziyi bir ücret karşılığında ne satabilir.(1536). (K. Hadic’ten rivayet edildiğine göre. Câbir radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Muhâbereyi terk etmeyen. O bir araziyi ekmişti. (3406)) 625-.(K. nede kiraya verebilir. alıntısı: Ebû Dâvud. Nesâi..15 S. çelişkiler nedeniyle kesin bir şekilde arazi hukukunun nasıl olması gerektiği anlaşılamaz. Müzâra’a 45. Büyû’34. tarlayı sularken kendisine Rasûlullah (s.S.15 S.199 Akçağ.a. alıntısı: Ebû Dâvud. Allah ve Resûlü ile savaş ilan etsin.Zeyd İbnu Sâbit radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm muhâbereyi yasakladı. Hibe 35. Muhâbere. bağışlamalıdır diye tahdiste bulundular.S. evvelki rivayetin aksine olarak fazla arazinin elde boş olarak tutulamayacağını.. Râfi’ b.200 Akçağ. tahdis etmiş oldukları rivayetlerden.) uğrayıp: “-Ekin kimin.(3407)) 624. arazi altın gümüş ve ürün karşılığı kiraya verilebilir derken. Hele tahdis etmiş oldukları bazı rivayetlerde ürün karşılığında tarlanın kiralanmasını ribaya (faize) benzetmişlerdir. (7. 5387 C. Zira. Büyû’ 34.Hz. Bu itibarla. tarlayı yarı. tarla kimin?"diye sordu.

463 H. Râvi der ki: “Ömer bu araziyi fakirlere.3402 Şamil.. -Bir rivayette misafirlere de denmiştir. Ömer radıyallahu anh araziyi tasadduk etti ve aslının satılamayacağını ve satın alınamayacağını. K. Arazi üzerinde yarıcılığın Ribâ olduğunu tahdis etmelerine rağmen.Tohumum ve emeğim karşılığında benim ekinim. Bu tarla için bana ne emir buyurursunuz?"diye sordu. Allah yolunda harcamalara ve yolculara bağışladı.el-Büyû’ (22) Bab 31 C.a. yarıcılığa verdiğini tahdis etmeleri peygambere saygısızlıktır.S.Onun işlerini üzerine alanın maruf üzere yemesinde veya bir dostuna yedirmesinde bir beis yoktur ki.) Bu itibarla tahdis etmiş oldukları rivayetler bir birleriyle çelişkilidirler. Aleyhissalâtu vesselâm: “Dilersen onun aslını (Allah için) hapset ve (gelirini) tasadduk et!"buyurdular. akrabalara. Bunun üzerine Rasûlullah (s." (K. (Bunu tasadduk etmesini emreden bir rüyayı üst üste üç gün görmesi üzerine) Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’a gelerek: “Ey Allah’ın Resûlü! Ben Hayber’de bir tarlaya sahip oldum. Bunun üzerine Hz. yarısı da filan oğullarının. yarısı benim. Ömer radıyallahu anh Hayber’de (ganimetten) bir arazi sahibi oldu. karşılığını verdi.İbnu Ömer radıyallahu anhüma anlatıyor: “Hz. malı kendisine sermaye yapmasın . kölelere.): “-Ribâ muamelesi yaptınız.Râfi’: . araziyi sahibine ver.12 S. sen de ücretini al" buyurdu. 427 . vâris olunamayacağını söyledi. (Ebû Dâvûd. Şimdiye kadar yanımca böylesine değerli bir arazim hiç olmadı. 626. Hayber arazisini yahudilere. Peygamberin.

Ahkâm 36. alıntıları: Buhari. ancak gelirlerinden istifade edilebileceğini iddia etmişlerdir. Şurût 19. alışverişi helâl. Oysa Allah. farz edelim ki bir camiye ait kiraya verilen beş adet dükkan veya bir bahçe olmuş olsun. Zira. Nasıl ki. Ahbâs 1. özellikle gayri menkullerin. orada ebedi kalacaklardır. İmân 33. Ebû Dâvud. şahıslar aleyhlerine olmadan gerektiğinde fayda sağlamak için gayri menkullerini satabiliyorlarsa vakıf malları da bundan değişik değildir. Müslim.5809 C. Cami içinde durum bundan farklı değildir. Nesâi. Bu. Kim tekrar (faize) dönerse onlar ateş halkıdır.278-279 Akçağ.s. Vasiyyet 15. hayır işlerine tahsis edilmiş olan herhangi bir mal veya önceden alım satıma konu olmuş bir gayrimenkul gerektiğinde hayır işlerine sarf edilmek üzere alınıp satılabilir.230). dükkanları veya bahçeyi satmayın. Kıyamete kadar alınıp satılamayacağını. 2/275 Bu itibarla alışveriş durdurulamaz.(2396)) Bu rivayette. Vesâya 28. Vakfı tanımlarken de. 428 . vakfedilen herhangi bir iktisadi kıymetin. Sadakât 4. örneğin: Arazi. Herhangi bir nedenle cami yıkılacak olsa veya köklü bir şekilde tamir edilmesine ihtiyaç olduğunda biri çıkıp diyebilirmi ki. Kime Rabbi’nden bir öğüt gelir de (o öğüte uyarak faizden) vazgeçerse.(1375). evimiz yıkıldığında. İbnu Mâce. sahip olduğumuz bir bahçeyi satıp evimizi inşa etmeyiz. (1632).16 S. (6. dükkan ev v.Faiz yiyenler. Tirmizi. arazinin vakf edilebileceğini ve bunun iyi bir şey olduğunu iddia etmişlerdir. geçmişte olan kendisinindir ve işi Allah’a kalmıştır (Allah’ın onu affetmesi umulur). onların: “Alışveriş de faiz gibidir. Bu ise Kur’an’a uymamaktadır. Hangi birimiz. Örneğin. faizi haram kılmıştır. Allah alım satımı helal etmiştir. ancak şeytanın dokunup çarptığı kimsenin kalktığı gibi kalkarlar."demelerinden ötürüdür. Vesâya 13. bahçe. cami yıkık vaziyette kalsın desin de bu önerisi doğru ve faydalı kabul edilsin.(2878). Bu hususta Kur’an’dan mealen: .

zira cami satışında ibadete mani olma durumu vardır. Allah’ın adının anılmasına engel olan ve onların harâb olmasına çalışandan daha zâlim kim vardır? Bunların oralara korka korka girmesi gerekir (başka türlü girmeğe hakları yoktur. Allah’ın mescitlerini yıkmak. (Örnek 618) b) Arazilerde yarıcılık yapılabilir. fakirlere tahsis edilmiş bir gayrimenkul içinde. Zira. (Örnek 621) ç) Ekilmeye araziler elde boş olarak tutulmayıp ücretsiz olarak bağışlanmalıdır. yukarıda vermiş olduğum örneklerde görüldüğü gibi özet olarak şu iddialarda bulunmuşlardır. fakat arazi boş olarak elde tutulabilir. altın ve gümüş karşılığında kiraya verilebilir. Hangi birimiz sahip olduğumuz bir gayri menkulü veya bir menkulü. satış gerektiğinde satış yapılabilir.Satılamayacak olan caminin kendisidir. insanların açlıktan çok zor duruma düşmelerini seyredip vakıf malı elde tutmak mı doğrudur? Yoksa satıp acilen ihtiyaçlarını karşılamak mı. çoluk çocuğumuz açlıktan ölüm tehlikesiyle karşı karşıya iken satıp ihtiyaçlarını karşılamayız veya onlara gerekli ilaçları almayız? Araziler konusunda. Bu konuda Kur’an’dan mealen: . (Örnek 622) d) Yarıcılık ribadır (faizdir).) bunlar için dünyâda rezillik. (Örnek 619-620) c) Arazilerde yarıcılık yapılamaz. âhirette de büyük azab vardır.Allah’ın mescitlerinde. Örneğin: Herhangi bir kıtlık durumunda. ne ücret karşılığı satılabilir. (Örnek 623-624-625) 429 . a) Araziler. Bu şekildeki araziler. yok etmek ve içinde ibadet edilmesini engellemek büyük bir zülümdür. Bundan dolayı. 2/114 Diğer taraftan. nede kiraya verile bilir. camilerin muhafaza edilmesi ve içinde ibadet edilmeye uygun şekilde muhafaza edilmesi esastır.

emek ve sermaye şahsa ait ve şahsın tasarrufundadır. diğer taraftan bunun riba (faiz) olduğunun tahdis edilmesi izah edilebilir bir durum değildir. Yani. Orman ne ise Arsa. Ancak devlet denetiminde ihtiyacı olan başka kimselerin istifadesine terk etmesi gerekir. Hava. Deniz. toprağın durumu da odur. Bunların üzerinde mülkiyet olarak ancak kullanım hakkı vardır. Bir taraftan yarıcılık yapılabilir derken. dağ ve su kaynaklarının tamamı yer altı ve yerüstü tabii servetler enfaldir. Şahsi emek verdiği bu şeylerin olayı devam ettiği müddetçe başkası bu şahsın yapmış olduğu. konut v. meğer ki kendisi izin vermiş olsun veya istifadesine verilmiş olmasının başlangıcında kendisine bu şartla verilmiş olsun. Mülkiyet bakımından. en fal üstündeki tesislerini enfalden ayırmadan satma hakkına sahiptir. Şahıs enfali 430 . Arazi veya arsa üzerine bağ. (Örnek 626) Bu örneklerin kendi aralarında çelişki ihtiva ettikleri açıktır.e) Arazi vakf edilebilir. bahçe.s. örneğin: konutu üzerine konut. bahçe veya konut yapılmışsa şahıs olarak kişi ancak bağ. emek ve masraf yapılmış olan bina veya bağ ve bahçenin ihtiva ettiği bitkiler ve araziyi ıslah eden şeylerdir. Enfâl den kendisine kullanım hakkı verilmiş olan kimseler. Kullanım olayı bitmişse daha önce kullanmış olan şahıs bunları ne satabilir ne kiraya verebilir nede bağışlaya bilir. enfâl devlete ait ve devletin tasarrufunda. nın sahibidir. Zira bunlar enfâl den istifade de emek ve masrafın zayi olmaması için gerekli olan hususlardır. en fal üzerine bir emek veya masraf yaparak tesis icra ettiklerinde. bina yapmışsa bina halinde v.s. Arazi veya dağ olsun. bahçesi üzerine bahçe yapamaz. satabilir. Göl. bunların hepsi devlet mülkiyetinde olup ancak devlet denetiminde kullanılabilir. Miras bırakmada da durum aynıdır. Satış durumunda aslında satılan arsa veya arazi v. o zam yapılabilir.s. Arsa ve araziler mülkiyet bakımından değişik bir durum arz etmektedirler. İle ilgili enfâl olmayıp. örneğin bağ yapmışsa bağ halinde. Akarsu. Toprak.

Bir kimse tüplere doldurduğu havayı satabilir fakat açık havayı satamaz. İslam devlet başkanının ve dolayısıyla şuranın da gözetimi altında olan bir husustur. fakat üzerinde eseri olmayan ve istifadeden vaz geçtiği tarla veya arsayı sahiplenip satamaz. Aksi takdirde zarara uğramış olacaktır. bağışlaya bilir veya miras bırakabilir. Örneğin arsa her ne kadar enfal olup kendisinin mülkiyetinde değil. miras bırakamaz. tasarruf hakkı devlete aittir. Toprak ve arazide bunun gibi düşünülmelidir. Zira. Ve toprak öyle bir olaydır ki. Kendisinden istifade imkanı varken boş bırakılan her bir avuç toprak hem ülke için. ve kendisine devlet tarafından verilmiş kullanım hakkını artık değerlendirmeyecekse yani enfal öz şekli halinde ise artık şahıs bunun üzerinde tasarruf yapamaz. devletin mülkiyetinde ise de. boş 431 . Bu da keyfi olmayıp. karşılıksız terk etmek zorundadır. Bu istifade hakkı devlet denetiminde olup. bir kimse bütün havayı bir seferde çekip ciğerlerine doldurmuş olsun ve salmasın. Örneğin: Bir kimse denizde gemi yüzdürdüğünde kullanım hakkı geminin işgal ettiği yerdir. şahıs nefes aldığında ciğerlerine doldurmuş olduğu havayı kullanım mülkiyeti hakkına sahiptir. saldığında da bu kullanım hakkı ondan istifade eden başka kimseye ait olur. üzerine inşa ettiği veya satın aldığı bir apartman dairesini enfalden koparmadan satabilir. gemisini çektiğinde diğer bir kimse aynı şekilde istifade edebilir. enfalin kullanımını belirttiğim gibi ancak devlet denetler. Bu itibarla istifade hakkı kullanılırken diğer insanlarda düşünülmelidir. enfal üzerinde şahsın. inşa ettiği binayı veya bahçeyi bozmadan satabilir. Bu duruma havayı örnek gösterecek olursak.satamaz veya başkasına devir edemez. farz edelim ki. devlet tarafından tüm vatanın istifadesine uygun şekilde kullanılır. hem de kendisinden gelir sağlayacak fertler için bir kayıptır. Toprak ve arazide bunun gibi düşünülmelidir. bunun manası Allah’ın takdiri hariç tüm insanların ölümü demektir. ancak enfal üzerinde ürettiği şeyler üzerinde tasarruf yapabilir. tesisi şeklinde hiçbir eseri kalmamışsa.

Ve bu araziler çoğunlukla el sürülemez kutsal araziler olarak asırlarca boş bırakılmaktadır. toprağı işlemek bu üç grupla sınırlı olmuş olmaktadır. Fayda kaybını önlemek için adaletli bir şekilde denetim görevini yürütmelidir. direk şahsa. kendisini işleyecek olanlara ya kiraya verilmekte. Hal bu ki. Örneğin: Halkın istifadesinden koparmak suretiyle. Toprağın boş bırakılması durumunda ise sağlanacak bütün fayda kökten yok olduğu gibi. onu işlemelerine set çekmek devletin ana görevi değildir. Hele toprağa vakıf diye kutsiyet atfedilmesi çok ilginçtir. örneğin. İnşaatlarda da durum bundan farklı değildir. Devlet. fakat toprağı insanlardan ayırıp. Halk çalışkan olmasına rağmen devletlerin bozuk ve yanlış toprak politikaları erozyon suretiyle toprak tahribatının ana nedenini teşkil eder. devlet arazisi. hatta devlet başkanlığı makamına bağlı olarak asli şekilde sahiplenmek devletin ana görevidir. yada yarıcılık yapılmakta veya boş bırakılmaktadır. 432 . Örneğin. şahsa verilen herhangi bir şey kendi öğretilerinde dahi vakıf olmayıp hediyedir. toprağı. Her yıl erozyon suretiyle ülkeleri terk eden muazzam miktarda güzel topraklar bunun örneğidir. Kira veya yarıcılık veya durumunda toprağı işleyenlere yük getirilmek suretiyle ziraatta ilerlemeleri engellenmektedir. Bu tür araziler dahi alınıp satılamaz mallar kapsamında değerlendirilmektedir. kendisini hor kullananları veya boş bırakanları terk eder.bırakılmak suretiyle terk edilirse veya hor kullanılırsa. Toprak. Çoğu zaman toprağın erozyona gitmesine halkın tembel olması yol açmıyor. Çoğunlukla vakıf diye telakkileri uydurdukları rivayetleri de aşarak. Allah için hayra tahsis edilmiş bir toprak parçası olmayıp. tapulu şahıs arazisi ve vakıf arazisi şeklinde el konduğunda. fertlere toprağı işleme hürriyeti vermek suretiyle topraktan elde edilebilecek azami faydanın elde edilmesine ortam sağlamalıdır. tapuyu elinde bulunduranlar tarafından. bir şeyhe vakfetme şeklindedir. tapulu şahıs arazilerinde veya vakıf arazilerinde şu hususlar ortaya çıkmaktadır. bazen arsa fiyatı üzerinde yapılan inşaatın maliyetini aşmaktadır. toprağın erozyona gitmesine sebep olmaktadır. Toprağı denetlemek.

hava. araziler. Resûlullah’ın bunları sahiplenmesi gibi. emek eseri bitmişse alınıp satılamazlar. arsalar. maden ve toprak üzerinde alıp satmak üzere ferdi hak iddia edemez. Bunlar. madenler ve bunlar gibi olan şeylerin tümüdür. gerekse emek olarak çalışma yaptıkları şeylerin sahibidirler. Halk bunlar üzerindeki emeklerinin sahibidirler.Demin bahsettiğim gibi. De ki: “Enfâl”. İslam devlet başkanları bunları sahiplenirler. hava su. İslam Devlet sisteminin bir parçası olarak mülkiyeti muhafaza etmek üzere devlet başkanına aittir. Allah’tan sakının ve aranızı düzeltin. üzerinde gerek sermaye olarak. başkalarına ne vakıf nede hibe edemezler. fakat bu sahiplenme kullanımlarını halka yasaklayan bir sahiplenme değildir. meralar. Eğer enfâl üzerinde müsaade almış şahısların çalışmaya dayalı eserleri varsa. Hatta üzerlerindeki emeklerine dayalı haklarını 433 . insan emeğiyle birleşmemiş ve Allah’ın kullarına emekleri dışında açıktan vermiş olduğu mallardır. Emek vermediği su. 8/1 “Enfâl" hiçbir şekilde. ovalar. dağlar.Sana “Enfâl" hakkında sormaktadırlar. Allah’a ve Resûlüne itaat edin. eserin satılmasıyla kullanım hakkı başkasına devredilebilir. kendi aralarında alıp satmalarını engelleyen bir sahiplenmedir. Bu hususta Kur’an’dan örnek verecek olursak. Bunların asılları Allah’a ait ve Devlet İdaresi dahilinde. Özetleyecek olursam insan ancak çalışması üzerinde hak iddia edebilir. Mülk olarak fertlerin sahiplenip. boş bırakamazlar. Eğer kullanmayacaklarsa ve üzerinde emeğe dayalı eserleri de yoksa bunları alıp satamazlar. Eğer mümin kişiler iseniz. Allah’a ve Resûlüne âittir. Kişiler enfal malların değil. mealen: . İhtiyaç sahiplerine. enfal malları devlet dışında şahıslar aslen sahiplenemeyeceği için. bu eserlerden dolayı. enfal malları şahısların vakfetmesi de söz konusu değildir. devlet başkanlığınca ücretsiz olarak istifade edilmek üzere verilir.

Enfâl’in tamamı. mutlaka Allah’a. yetimlere. eğer Allah’a ve (hak ile bâtılın) ayrıldığı gün.s. İsim olarak ta. yoksullara ve yolculara âittir. 21/105 . yeryüzünde ne varsa hepsini sizin için yarattı. Kur’an’dan mealen: .Andolsun Zikir’den sonra Zebur’da da: “Yeryüzünü iyi kullarım vâris olacaktır" diye yazmıştık. yoksullara ve yolculara âittir. aletler v. hısımlara. Allah’a ve Resûlüne aittir. Kimi yazarlar Enfâl’i harp ganimeti olarak izah etmişlerdir. sonra göğe yöneldi.satmayıp terk etmişlerse. (bize) kulluk eden bir kavim için bir mesâj vardır.Şunu bilin ki. Allah her şeye kadirdir.Yeryüzünü size boyun eğdiren O’dur. Dönüş ancak O’nadır. Kur’an’dan mealen: . “Enfâl" de. ikisi aynı şey değildir. 2/29 . (savaşta) ganimet olarak aldığınız bir şeyin beşte biri. 67/15 .(Allah). onları yedi gök olarak düzenledi. başkaları bunları sahiplenip kullanabilir. hısımlara. Resûlüne.İşte bunda. her şeyi bilir. Halbuki harp ganimetlerinin hususiyeti ve bölüşümü ayrıdır. Allah’a. yetimlere. O. 8/41 Ganimetlerde. Resûlüne. yeri mahlûkat (yaratıklar) için koymuştur. parasal şeyler. 21/106 434 . 55/10 . Şu halde yerin omuzlarında (üzerinde) dolaşın ve Allah’ın rızkından yiyin. Halbuki. Kullanım hakkı ve istifade ile ilgili olarak. ganimetlerin beşte biri. Harp ganimetleri savaş meydanında elde edilen. gibi menfaatlerdir.O ki. iki topluluğun karşılaştığı (Bedir) günü kulumuza indirdiğimiz (âyetler)e iman etmişseniz. enfâl ve ganimet ayrı tanımlanmışlardır.

dolayısıyla Allah’ın kitabı Kur’an esastır. Kur’an’dan mealen: . İslam idare sisteminde. hem de başkalarının din olarak bize söylediklerinde Kur’an ölçüsü esastır.Elif lâm râ. 12/1 435 . toplum mirası olarak tüm toplumda kullanmaları gerekli olanlara ücretsiz kullanılmak üzere. İslami bir işlem olarak kabul edilemez. Peygamber zamanında olsun veya diğer zamanlarda olsun İslam devlet başkanının Şûrâ ile müşaverede yani danışmada bulunması esastır. ayrıca bu öğreti hiçbir şahsın veya zümrenin tekelinde de değildir. İslam devlet başkanları bu görevi yüklenir. açık ve kesin manalara dayalıdır. Kur’an’a dayalı olarak. müminlere danışmadan iş yapmazlar. Fakat devlet başkanları kendi başlarına. Tebliğ ettikleri vahyin kendisidir. tam. Bunlar apaçık Kitâb’ın âyetleridir. Zira devlet işleri yürütülürken. Ve unutulmamalıdır ki dini ancak ve ancak Allah koyar ve din olarak Allah ne indirmişse Kur’an içerisinde noksansız mevcuttur. Kur’an ölçüsü. Peygamberler din tebliği hususunda masumdurlar yani Allah tarafından yanlış tebliğ yapmaktan korunmuşlardır. Peygamber olmadığı çağlarda. Allah’ın razı olacağı şekilde. Peygamber. onların dışında olan bizler ise bu vahye göre dinimizi öğrenir ve öğretiriz. Kur’an’a aykırı hiçbir işlem. Böylece mülkiyetin toplumdaki şahıslara geçmesi önlenmiş olmaktadır. adaletle mülkü idare eder. yeryüzünün enfâl ile ilgili kısmının mirası tek tek şahıslara mal edilmek üzere bölüştürülmeyip. Hem kendi söylediklerimizde. gizli öğreti yani batini manalara dayalı olmayıp. eksiklik ihtiva etmediği gibi. bizler hatadan korunmuş olmadığımızdan öğrettiklerimizin Kur’an’a uygun olup olmadığı veya hata yapıp yapmadığımız Kur’an ölçüsüne göre dikkate alınmalıdır. mülkiyeti Allah’a ve Peygambere aittir. Herhangi bir şeyde ihtilafa düşülmesi halinde hüküm vermek Allah’a mahsustur.İşte. yani.

öyleyse sen de dini yalnız kendisine hâlis kılarak Allah’a kulluk et." 39/13 .çevrenden dağılır. Öyleyse onlar(ın kusurların) dan geç.Şüphesiz ki Kur’an en doğru yola iletir." 39/14 . tartışmaya her şeyden daha çok düşkündür. dini yalnız Allah’a hâlis kılarak O’na ibadet etmem emredildi. katı yürekli olsaydın. 18/54 . giderlerdi.Allah’ın dininden başkasını mı arıyorlar? Oysa göklerde ve yerde olanların hepsi. 39/2 . iyi davranışlarda bulunan müminlere. 3/83 Şura konusunda Kur’an’dan mealen: ." 39/11 .. Eğer kaba. artık Allah’a dayan.Allah’ın rahmeti sebebiyledir ki: sen onlara yumuşak davrandın.Andolsun biz bu Kur’an’da insanlara her çeşit misâli türlü biçimlerde anlattık. bir kere de azmettin mi.“De ki: “Ben Rabb’ime isyan edersem büyük bir günün azâbından korkarım. O’na teslim olmuştur ve O’na döndürülüp götürüleceklerdir.De ki: “Bana. 12/2 .De ki: “Ben dinimi yalnız Allah’a hâlis kılarak O’na ibadet ediyorum. onlar için mağfiret dile. kendileri için büyük bir mükâfat olduğunu müjdeler. (Umuma ait) işler hakkında onlara danış. 3/159 436 .“Ve bana müslümanların ilki olmam emredildi." 39/12 . çünkü Allah kendisine dayanıp güvenenleri sever.Biz onu Arapça bir Kur’an olarak indirdik ki anlayasınız. ister istemez. Ama insan. 19/9 .Biz bu Kitâbı sana hak ile indirdik.

. ne bağış ve vakfetme. bağışladıkları andan itibaren. 42/10 İnsanın hak talebi konusunda ise. Ayrıca. İşte Rabb’im Allah budur. Kur’an’dan mealen: İnsana çalışmasından başka bir şey yoktur. 53/39 Ayetini göstere biliriz. Zira enfâl devlet denetiminde. bağışlanan şey bağışı alanın mal varlığına geçer. kendilerine ait olan mal varlıklarından hayır işlerine sarf edebilirler bunda ihtilaf yoktur. (şûrâ) iledir. Kendilerine verdiğimiz rızıktan (hayır için) harcarlar. nede tabii servetleri malvarlığına katarak kökten sahiplenme vardır. 42/38 İhtilaf olması halinde ihtilafların hallinde. ayrıca enfâl ne bağışlanabilir nede vakfedilebilir. devlet başkanının tasarrufu altında bütün vatandaşların ortak kullanımı ve istifadesi içindir. bağışlayanın hiçbir ilgisi kalmaz. O’na dayandım. namazı kılarlar. O’na yöneldim. ancak satılamaz kaydıyla şartlı bağışta bulunamazlar. dolayısıyla İslam dininde başkalarının çalışması üzerine kurulu olarak. İnsan çalışmak suretiyle ne üretmişse esas itibarıyla kendisinin olanda odur. müslüman kimseler. yukarıda meali yazılı bu ayet. ne toprak ağalığı. Bağışlayanın ne ticareti engellemeye hakkı 437 . aksi takdirde bağışlanan değerlerin ekonomik kullanımına set çekilmiş olur. ne arsa parsellemeciliğiyle satış yapıp menfaat sağlamak. bütün bu gibi işlemler İslam dinine göre geçersizdir. Kur’an’dan mealen: . ne yarıcılık. Bundan dolayı enfâl kullanım hakkı dışında sahiplenemez.(Cennetlikler) Rab’lerinin çağrısına gelirler. İşleri aralarında danışma. hem dünyada hem de ahirette insanın hak talebi konusunda esastır. Allah’ın Kitabı esastır.Ayrılığa düştüğünüz herhangi bir şeyde hüküm vermek. Allah’a âittir.

vardır. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm şöyle buyurdular: “Müslümanlar üç şeyde ortaktırlar: Su.Oturulmayan. bağışladığı şeyde azami ekonomik fayda sağlanmasını engellemeye hakkı vardır. 17/26 .Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ın muhacir ashabından bir adamın anlattığına göre. Bundan dolayı da işlenebilecekken toprakta boş bırakılamayacağı gibi. Bu konuda Kur’an’dan mealen: . Allah sizin açıkladığınızı da gizlediğinizi de çok iyi bilir. Ekonomik değerlerin zayi edilmesi ve onlardan gelecek faydanın engellenmesi.Akraba hakkını. fakat onlarda sizin için fayda olan evlere girmenizde size bir günah yoktur. Kur’an’dan mealen: . Sakın saçıp savurarak bozgunculuk etme. Zira İslam dininde israfa yer yoktur. sahiplerince terk edilmiş ekonomik değerlerden Müslümanlar serbestçe istifade edebilirler. (3477)) 438 .14 S.S. Bu itibarla şartlı bağış olarak telakki ettikleri vakıf olayı İslam dininde yoktur. Rabbi ne karşı nankördür. 5182 C. İslam dininde kabul edilemez. Şeytan ise. alıntısı: Ebû Dâvud. yolcu hakkını ver. 24/29 Kendisinden ihtiyaç olunan bir fayda sağlanabilecekken terk edilmesine rağmen istifade edilmesi engellenen bir imkan israf edilmiş demektir." (K. nede koyduğu şartlarla. Örneğin terk edilmiş şahıs malları zayi edilmeyerek başkalarının istifade etmesine serbest bırakılmıştır. 1/27 Rivayetlerden örnekler vermeye devam edecek olursam: 627.516 Akçağ.Çünkü israf edenler şeytanların kardeşleridir. Büyû’ 62. yoksul hakkını. ot ve ateş.

Esmer İbnu Mudarris radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Bir müslümanın henüz ulaşamadığı (ot. Şöyle ki: 629.S. Kişiler bunları şahsi mülkiyetlerine alamazlar. ticareti. (3071)) Burada.s."bunun üzerine halk çıkıp (mubah şeyleri sahiplenmek maksadıyla) birbirleriyle hızlıca (sınır) işaretleme yarışına girdiler. arazi v. toprak. Daha öncede belirttiğim gibi. Said b.Resûlullah’a atfen: “Samimi olan memlûk köle için iki ecir vardır. 628. su. diğer bir ifadeyle bunlar müslümanların ortak mallarıdırlar. inşaat işlerini ve hatta fertlerin hür olmalarını kötüleyici veya düşük gösterici rivayetler uydurmuşlardır. müslümanlar suları. alıntısı: Ebû Dâvud. hac ve anneme iyi muamele (emri) olmasa memlûk (köle) olduğum halde ölmek isterdim. Bununla da yetinmeyerek İslam toplumunu iktisaden çökertmek için o günkü ekonominin temellerinden olan.Bu rivayete göre. üzerinde ferdi mülkiyeti kabul etmeleri evvelki rivayetleriyle çelişkilidir. odun.517 Akçağ. Ebû Hureyre’nin nefsi yed-i kudretinde olan Allah’a yemin ederim ki. su (toprak) gibi bir şeye önce ulaşan kimse ona sahip olur. deve yetiştiriciliğini. 5183 C. (Müslim’in Rivayetleri." (K."demiştir. İmâret 36."buyurdular.14 S. mera. Sönmez Neşriyat Cilt 8 44/267 ) 439 . annesinin sohbetinde bulunduğu için ölünceye kadar hacc etmemiştir. Allah yolunda cihâd. İslam toplumunu zayıf düşürmek için fakirliği övücü birçok hadis uydurmuşlardır. ziraatı. El-Müseyyeb: “duyduğumuza göre Ebû Hureyre. meraları ve ateşi ortak olarak kullanırlar.

Çarşı Pazarı güçlü olmayan bir toplum mahvolmaya aday bir toplumdur. Allah’ın hacc konusunda koyduğu farzı hiçe sayarak.... Dediklerinden. annesini İlâh mı edinmişti. Zira sanayi ile ve diğer üretim araçlarının gelişmesi için. Mardâ 19. bu gelir kesildiği anda üreticilerin toplum için verimli üretim yapmaları imkansız hale gelir ve yok olurlar.3 S.. Enes (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Nafaka için harcananın hepsi Allah yolunda harcanmış gibidir. Temenni 6.175 Akçağ.. bir gerekçeyle Hacca karşı çıkmaları İslam dininde Kur’an’ı reddetme ve Allah’a şirk koşma demektir. Mesâcid 288.21 Akçağ.. (671)) Bu rivayette Müslümanları çarşı Pazardan soğutup uzaklaştırmak amaçlanmıştır.. Müslim. Nesâi.(2681). 630. alıntıları: Buhari.S.3 S. alıntısı: Tirmizi. kelimenin tam manasıyla anlaşılan budur.Ebu Hüreyre’den naklen:Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular: “Allah’ın en çok sevdiği yerler mescitlerdir.. Zikr 12. üretilen malların iyi bir şekilde Pazarlanması şarttır.404 C. Habbâb’ı kendisine ait bir duvarı inşâ ederken görmüştük de şöyle buyurmuştu: “Müslüman harcadığı her şey için sevâba erer. Kıyamet 41. alıntısı: Müslim.Hz. (2484)) 632. bina için harcanan müstesna. 211 C.176 Akçağ. ancak şu inşaat işi hâriç”. bunda hayır yoktur”. Ebû Hureyre diye uydurdukları hayali kimse.3-4)) 440 . (4.Bu rivayette dediklerine göre köle olmak sevinilecek ve arzu edilecek bir şeydir. Rikâk 7. 403 C.. Ayrıca anneyle sohbet gibi. Allah’ın en ziyade nefret ettiği yerler de çarşı ve Pazarlardır. üretim yapmayan ve bu üretimini Pazarlayamayan bir toplum ayakta kalamaz. Cenâiz 2.Kays İbnu Ebi Hâzm (radıyallahu anh) anlatıyor. (K. (K." (K.3 S..S. bütün üretim aşamaları Pazarlamadan gelen gelirle beslenirler...S. Da’avât 30. 631.

Buna sağlam bir akıl ve sağlam bir bünye ve doğru bir düzen eklendiğinde insan başarısı büyük bir desteğe sahip olmuş olur.Ebu Ümame radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ın saban ve diğer bir ziraat aleti görünce: “bunun girdiği bir eve.8 S.16 S. Rivayet uydurmacıları insana fayda veren bütün bu olanakları İslam toplumundan yok etmek için çaba harcamışlardır. toplum olarak beslenmek nasıl mümkün olur." (K. hayvan beslemeye ve ziraata karşı çıktılar.Berâ (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Koyun ağıllarında namaz kılın. Allah mutlaka zillet (hor görülme. Ziraat zillet değil. çöl ortamında 441 . 5953 C.Bu rivayetlerde müslümanlar bina yapmaktan soğutulmak istenmiştir. ziraatı de kötülemekten çekinmemişlerdir. alıntısı: Buhari.S. şöyle ki: 633. Tıpkı iyi bir bitkinin kendisine uygun bir toprak ve iklimde gürleştiği gibi insan başarısı da gürleşir. alıntısı: Ebû Dâvud. Hars 2. Bina yapmaya. Salât 25. bir toplum bunları yapmasa daha ne kalır ki? Aslında bunların bu gibi sözleri rivayet uydurmacılığının da ötesinde birer hezeyandır. 634. koyunu övmeleri koyun üreticiliğini teşvik için değildir. İnsan başarısının en önemli temellerinde bir tanesi rahat yaşam ortamı ve yaşama kalitesidir.423 Akçağ. zira onlar şeytanlardır.) Ziraatın yapılmadığı memleketlerde." (K. zenginlik ve refah sebebidir. iyi bir giyim ve kaliteli bir yiyecek insan çalışmasını destekleyen en önemli şeylerdendir.S. alçalma) de sokar!"dediğini işittim.536 Akçağ. 2696 C. Arap coğrafyasında o tarihte ekonominin ve hayvansal gıdanın temelinde olan Deveye şeytan demek suretiyle kötülemeye giriştikleri gibi. Deve damlarında namaz kılmayın. İyi bir barınak.(493)) Bu rivayetlerinde Deveye şeytan deyip. Zira koyunlar mübarek (hayvanlar)dır.

O. Gerekçe de. 442 . Peygamber (s. denizin altında ateş varmışta.Vallahi borcunu ödeyinceye veya bir kefil getirinceye kadar senden ayrılmam dedi. .458-459 H.a.2489 Şamil.) o paraya kefil oldu. ateşin altıda da deniz vardır. 45/12 635-. Bunun üzerine Hz.. denizden gemicilik yoluyla sağlanabilecek bütün ekonomik faydalar engellenmek istenmiştir. Bu kutupta yaşayan bir eskimoya ren geyiği şeytandır. tâ ki gemiler onun içinde emri ile akıp gitsin ki. siz O’nun kereminden (nasibinizi) arayasınız da şükredesiniz.) Rasûlullah (s.. Bu konuda Kur’an’dan mealen: . (Bütün bunlar) Allah’ın lûtfunu aramanız ve O’na şükretmeniz içindir. demiştir: “-Hacca gidecek veya umre yapacak olan kimse ile Allah yolunda savaşacak olan kimsenin dışında hiçbir kimse deniz nakliyat araçlarına binemez. Bâb 9 C. Görüyorsun ki gemiler. deve mübarek hayvandır onu yetiştir demeye benzer. o ortamda zor yetiştirile bilen koyun yetiştiriciliğine teşvik içindir.Allah’tır denizi size boyun eğdirdi. 16/14 . Allah Kur’an’da denizden istifade etmemizin. ateşin altın da deniz varmış gibi. İbn Abbas (r. Rasûlullah’ın va’d ettiği zamanda geldi. ipe sapa gelmez sözlerle.anhüma)’dan şöyle rivayet edilmiştir: Bir adam on dinar alacaklı olduğu borçlusunun peşine takılıp: . Amr (r. Borçlu.yetiştirilmesi kolay olan deveden vaz geçirip.) Burada da. Abdullah b. Halbuki. 634/A-. denizi yara yara akıp gitmektedir.el-Cihâd (15).. (Ebû Dâvûd. O’na şükretmemiz gereken iyi bir şey olduğunu bildirmiştir. Çünkü denizin altında ateş.) şöyle buyurdu.a. denizi de (hizmetinize) râm etti ki ondan taptaze et yiyesiniz ve ondan giyeceğiniz süsler çıkarasınız..9 S.a. K.

): “-Bizim ona ihtiyacımız yok. fertleri ekonomik olarak mahvettiği gibi. peygamberin ödediği oluyor da. adam madenden çıkardığı altınla borcunu dahi ödeyemez diye rivayette bulunmuşlardır. borçlunu yerine borcunu ödedi. (Ebû Dâvud. Bir kimse sahip olduğu kölesinden maddi fayda sağlayabilmek için bir çok masraf yapmak zorunda olduğu 443 . Peygamberin ödediğini iddia ettikleri altınlar da madenden çıkarılmış altından değil de. ayrıca İbn Mâce.Madenden dedi. Öyle ki. o dönemde hatta bu dönemde akla gelebilecek en temel ekonomik uğraşlar kötülenerek müslümanların bunlardan uzaklaştırılmaları amaçlanmıştır. ekonomik hürriyetlerini ve dolayısıyla refahlarını kaybettiklerinden görüntü itibariyle hür fakat aslında köleleşmiş olarak yaşamlarını sürdürürler. sadaka 9. Rasûlullah (s. Bu öyle büyük bir felakettir ki. H.a."buyurup. ağaçta yetişmiş altın mıdır ki.) Burada da. 3328 C.a) adama: “. bunda hayır da yok. insanlık tarihinde gerek fertleri ve gerekse toplumları sömürmenin en büyük araçlarından biri olmuştur.12 S. FAİZ VE ALIM-SATIM KONUSUNDA UYDURMUŞ OLDUKLARI RIVAYETLERDEN ÖRNEKLER VERECEK OLURSAM. adamın ödediği maden gerekçesiyle olmuyor? Görüldüğü gibi. müslümanların maden işlemeleri engellenmek istenmiştir. Ülke maliyeleri dahi faiz tuzağına yakalandıklarında büyük darbeler almakta ve çoğunlukla çökmektedirler.Bu altını nereden buldun?"diye sordu.el-büyû’(22) Bab 2 Şamil.Rasûlullah (s.319-320 K. Çökmedikleri süre içerisinde de. Adam: . ŞÖYLE KI: Faiz.

Ekonomik köleler için ise böyle bir yük yoktur.) kendilerine aittir. 2/278 . eğer inanıyorsanız faizden (henüz almayıp) geri kalan kısmı bırakın (almayın). faiz alıyorsanız Mümin değilsiniz manasındadır. faizin fiyatlara yansıtılması suretiyle ödeyici duruma düşmektedirler. bunalıma sokup güçlerini tüketmek için de yaptıkları en doğru davranışlarını kötüler. Hiçbir surette faizle mal almayan kimseler dahi. Bu korkunç olay Kur’an’da şiddetle yasaklanmıştır.Ey iman edenler. onun ana gıdası fakirlerin. faiz nedeniyle maddi güçlerini tükettiklerinden. O öyle bir felakettir ki. Böylece ne zulmedersiniz ne de zulmedilirsiniz. faiz yiyenler. Bu konuda imanlı olmanın şartı. peki faiz nedir? Hangi 444 . en ufak itirazlarında dahi onları nankörlükle suçlar. Eğer müminseniz faiz almayın denmesinin manası. Allah’tan korkun. Hal böyle olunca. fakirin almış olduğu kuru ekmeğin fiyatı içine dahi sinebilmektedir. sadakaları artırır. 2/276 Görüldüğü gibi. ekonomik efendilerine karşı koyacak direnme güçleri de tükenmektedir. tevbe edip faiz almamaktır. Ekonomik efendileri onlardan haksız yere hedeflediği alacağını alabilmek için. faizi mahveder.gibi. hastalıkta ve yaşlılıkta da kölesi için katlanması gereken giderleri vardır. zavallıların. 2/279 .Allah. Eğer tevbe edip dönüş yaparsanız ana malınız sizindir. hiçbir günahkar kafiri sevmez. zayıfların sefalet ve gözyaşlarıdır. Bu şekilde tevbe edenler ana malları (faize verdikleri ana sermayeleri. Bu hususta Kur’an’dan mealen: . Faiz bir zulüm canavarı gibidir. Allah ve Resûlü ile savaşa girdiğinizi bilin.Eğer yapmassanız. onlar sıfır masrafla kendi elleriyle kendilerini sömürtürler. Allah ve Peygambere savaş ilan eden ve Mümin olmayan kafirler olarak tanımlanmışlardır. Allah.

Bundan dolayı bu olaylar faiz olayından çok farklıdır. Faiz: Bir iktisadi kıymetin el değiştirmesi nedeniyle aynı kıymette ve artık bir değerle birlikte geri alınması şartıyla bir zaman satışı olayıdır. Zira zaman süresi arttıkça faizde artmaktadır ve ana malın hiçbir surette evsaf değeri eksilmemektedir. kiralanan mallar. faize verilen şey üzerinden alınan faiz. parayla birlikte sahip olunan her çeşit iktisadi kıymeti. sadece veriliş süresi dikkate alınarak hesaplanıp alınmaktadır. örneğin: bir vasıtada yer kiraladığımızda hem vasıtada yolculuk hizmeti elde edilmekte hem de vasıta yıpranmaktadır. AlışVerişte insanların yararını bir hizmet söz konusu olduğu gibi. Ayrıca faiz ticari kâr’a da benzememektedir. Faiz işlemi olayında fiyat.işlemler faiz olarak tanımlanır. zaman satışı da söz konusu değildir. zarar edebilme riski de mevcuttur. yani ana sermayeyi kapsamaktadır. Parasal değer olarak ifade edecek olursak. Bu da. Bunun malların kiralanmasından farkı. 445 . Zira bu olay bir otobüste yolculuk için bilet alma olayından çok farklıdır. Böylece faiz faize verilen şey vasıtasıyla bir zaman satışı olayı olmuş olmaktadır. halbuki durum hiçte öyle değildir. yüz lira değerinde buğday verip bir müddet sonra aynı kalite veya değişik kalitede yüz elli liralık buğday alma arsında fark yok manasındadır. Bu na göre birisine 100 lira verip belli bir süre sonra 150 lira almayla. Faiz olayında ise. İnsanlar genelde faizi başkalarına verilen bir paranın bir süre sonra daha fazla olarak geri alınması şeklinde tanımlamışlardır. Alış-Verişlerde satış fiyatı= maliyet art Kâr veya Zarar şeklinde teşekkül etmesine rağmen. Bir ev kiraladığımızda hem evi yıpratmakta hem de ikamet hizmeti elde etmekteyiz bu gibi olaylarda kira kiralanan malı yıpratmanın ve hizmet elde etmenin karşılığıdır. Mallar konu edilmiştir. İslam dininde ise zaman alınıp satılan bir değer değildir. halbuki faizle verilen paralar ve diğer maddi değerlerde yıpranma ve hizmet üretimi söz konusu değildir. bir çuval buğday verip aynı kalitede bir buçuk çuval alma arasında fark yoktur. Mâl artı zaman satışı şeklinde teşekkül etmektedir. Kur’an’da tek başına para değil.

. Bunun üzerine Peygamber (S): . Ondan iki sâ’ ölçeğini bunun bir sâ’ ölçeği ile değiştirdim...Yanında (dinârları dirhemle) bozabilecek kimse var mı? Diye sordu...Yanımızda ergin nevi’den hurma vardı.... Peygamber.. (Buhâri Kitâbu’l-Vekâle C.. sakın böyle yapma!. Bilâl: ..“Eyvah. Cennetle müjdelenenlerden olan Talha (R): 446 .5 S.. eyvah! Bu ribânın kendisidir. Fakat iyi hurma satın almak istediğinde âdi hurmayı ayrıca sat. 636-... bu rivayetle ters düşen şu rivayeti de tahdis etmişlerdir...12 Ötüken. halbuki peşin trampalarda zaman satışı unsuru olmadığından bu işlem kesinlikle ribâ olarak tanımlanamaz. o da Mâlik ibn Evs’ten tahdis ediyordu. Bu itibarla bu rivayetin aslı olmadığı gibi... dedi. Bilâl’e: .. 637-...Rivayetleri ele alarak konuyu işlediğimde aynı manada olmak üzere faiz kelimesini kullanmayıp “Ribâ" kelimesini kullanacağım. Amr ibnu Dinâr bu hadisi ez-Zuhri’den.. Ebû Said el-Hudri (R) şöyle demiştir: (Bir kerresinde) Bilâl Peygamber’e berni denilen en iyi cins hurma getirdi. Bu Mâlik ibn Evs bir sahâbi meclisine gelip: . sonra parası ile bu iyi hurmayı satın al" buyurdu.2143-2144 H.) Bu rivayette trampa ribâ olarak tanımlanmıştır.. Bunu Peygamber’e yedirmek için yaptım dedi...Bu hurma neredendir?"dedi.

4 S.. İbn Abbâs (R) şöyle demiştir: Peygamber (S) Medine’ye geldiğinde. Kitâbu’s-Selem C. Ancak iki tarafın birbirine ‘Ha al.. Medineliler selem sûretiyle iki sene ve üç sene vadeli hurma alışverişi yapıyorlardı.. Arpayı arpa ile satmak da ribâdır. (Buhâri. bilinen bir müddete kadar olarak yapsın" buyurdu. demiş (ve böylece hadisin kuvvet ve katiliğini temin etmiş)tir. ha ver’ diyerek.84 Ötüken. Böylece iki rivayetin çelişkili oldukları açıktır.1969 H.. kendisi Umer ibnu’l-Hattâb’dan işitmiştir. Buğdayı buğdayla tebdil (değiştirme)de ribâdır.5 S. Ancak iki tarafın bir birine ‘Ha al.. Ez-Zuhri şöyle dedi: Bana Mâlik ibn Evs haber verdi ki.. miktar ve süre’nin belli 447 .. Râvi Sufyân ibn Uyeyne: Bu hadis bizim ez-Zuhri’den ezberlediğimiz hadistir ki. dedi..2 Bab 2 Ötüken ) Bu tür rivayetlerde selem yani para peşin. ancak ‘Ha al...2073 H. Rasûlullah (S)’ın şöyle buyurduğunu haber veriyordu: “Altını altın ile satma ve değiştirme ribâdır... (Buhâri.. ha ver’ diye peşin alıp vermeleri müstesnâdır. ha ver’ denilmesi müstesnâdır”. Kitâb’l-Buyû C. bilinen tartıda olarak bilinen bir müddete değin akdetsin" buyurdu.Ben varım... Peygamber: “Kim herhangi bir şeyde selef sûretiyle alışveriş yaparsa bilinen ölçekte. içinde hiçbir kelime ziyâde yoktur. diye tahdis etti. Ancak ‘Ha al. Umer ibnu’l-Hattâb (R).. ha ver’ denilmesi hâli müstesnâdır. Hurmayı hurma ile satmak da ribâdır... elden ele peşin verip almış olmaları hâli müstesnâdır. mal sonra teslim edilmek üzere yapılan alışverişin.. Bizim hazinecimiz Gâbe ormanından gelince paranı bozayım... 638-. Bize Ali ibnu Abdillah tahdis edip şöyle dedi: Bize supyan ibn Uyeyne tahdis edip şöyle dedi: Bana İbnu Ebi Necih: “Bilinen bir ölçekte.

daha önce belirttiğim gibi. vadeli sattıkları malın peşin fiyatını altın veya gümüş rayicine göre tespit edebilirler. İslam dininde vadeli satış yasak değildir. bu kimse 3 aylık zaman süresini 50 lira mukabilinde satmış demektir. Yani bu olayda malın teslimi peşin.)’ın (şöyle) buyurduğu rivayet edilmiştir: “-Bir satış içinde iki satış yapan kişiye ya daha ucuz olanı veya ribâ vardır." (Ebû Dâvud. Bir kimse peşin para vererek ileride teslim almak üzere mal siparişi verebilir. bedeli sonra tahsil edilen satıştır.. peşin fiyatı 100 lira. bir satışa ilişkin olarak zaman satışı yapılırsa yani zaman üzerinden farklı fiyat alınırsa bu işlem ribâ olayıdır. Bir kimse malını sattığında. riba olayının meydana gelmemesi için satıcı şahsın vadeli satışta da peşin olan 100 lirayı kabul etmesi gerekir. vadeli fiyatını ise. Örneğin:Bir araba siparişi verildiğinde. Fakat 100 lira yerine mal geç teslim alınacak diye daha düşük bir bedel.549 H.a. Fakat bu alışverişin meşru olması için verilen peşin paranın verildiği günde talep edilen malın o günkü peşin piyasa fiyatı ayarında olması gerekir.12 S. Rasûlullah (s. Zaman satışı söz konusu olduğundan yapılan işlem ribâ olayıdır.)’den.a. Yani bir malın peşin fiyatı 100 liraysa ve bu beş gram altına denk 448 . 639-. örneğin 3 ay sonra parayı alacaksa 150 lira derse.el-İcâra (22) C. Enflâsyonist düzenlerde paranın kıymeti sürekli düşüş göstermesi dolayısıyla satıcının da zarar görmemesi için bu ortamda işlem yapan satıcılar. paranın peşin verilmesi dolayısıyla 25 lira karşılığı geç teslimi temsil eden zaman dilimi satılmış demektir. Ebû Hüreyre (r. K.olması halinde meşru olduğunu tahdis etmişlerdir. fakat vade süresine fiyat koyup zamanı satmak yasaktır. sipariş verildiği gün araba fiyatı 100 liraysa ve geç teslime rağmen yine peşin olarak 100 lira verilmişse alım satım meşrudur..3461 Şamil) Bu rivayet vadeli mal satışıyla ilgilidir. örneğin 75 lira verildiğinde.

Beyan Yayınları. Zira bu fark malla ilişkili olarak zaman satışını temsil etmektedir. alıntısı: Ebû Dâvud. vadeli satışta da yine ancak servetine beş gram altın alacak kadar tahsilatta buluna bilir. Muvatta. Buna rağmen fiyatlara narh konamayacağı hususunda şu rivayeti tahdis ettiler. 641.3 S.224 H. Arkadan bir başkası gelerek: (Ortalık pahalandı eşyaların) fiyatını bize siz tespit ediverin" diye talepte bulununca bu sefer: “Hayır rızkı bollaştırıp. bizler için eşyalara fiyat tespit ediver" diye müracaatta bulundu. 375. Pazara uğramıştı.Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: “Bir adam gelerek: “Ey Allah’ın Resûlü. fakat vadeli satıyorum diye beş gram yerine altı gram altına denk gelecek tutarda para alırsa. Ben hiçbir kimseye zulmetmemiş olarak Allah’a kavuşmak istiyorum" cevabını verdi”.153 Akçağ. 376 C. Malı peşin satsaydı bir kuyumcuya gidip beş gram altın alarak servetine ekliye bilirdi. Büyû 51.geliyorsa o malın peşin fiyatı beş gram altın olmuş olur.57) Bu rivayetlerde fiyatlara narh konulabileceğini. hatta bu öyle bir narhtır ki fiyat indirimine dahi manidir. Orada Hâtıb İbnu Ebi Belte’ya uğradı. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm): “Hayır fiyat koymayayım (rızka bolluk vermesi için) Allah’a dua edeyim" cevabını verdi. darlaştıran Allah’tır.65). Büyû 57.(3450)) 449 . Hatibin (ucuz fiyatla) kuru üzüm sattığını görünce: “Ya fiyatı diğerlerinin seviyesine yükseltirsin yahut Pazarımızdan gidersin" diye ihtar etti." (K. Muvatta C.S. Beş gram altını aşmamak şartıyla istediği kadar vade yapabilir.3 S. (K. Belirli bir vade ile verilen nakit karşılığında alınan farkın ribâ olduğu ise fazla izah yapmaya ihtiyaç göstermeyecek derecede açıktır. 640.İbnu’l-Müseyyeb’ten naklen: Ömer (radıyallahu anh).S. bir gramlık altın farkı ribâdır. Hz.(2.

şehirliyi... içinde hile olan bütün yanlış işlerde olduğu gibi tabi ki iyi bir olay değildir. (göçebenin malını) göçebe adına satmaktan nehyetti...... Ebu Hüreyre (R) şöyle dedi: Rasûlullah (S).. Sonra Mezkûr (fakir düşüp. Peygamber (S) de köleyi aldı da: 450 ..90 Ötüken...) Mal satış komisyonculuğunu mahzurlu bir işlem olarak göstermeleri uygun değildir ve piyasa şartlarını bilmeyen çiftçilerin veya göçebelerin mallarını değerinde satabilmeleri için faydalı bir uygulamadır. kendisine âit olan bir köleyi müdebbir olarak (yâni ölümünden sonra sen hürsün diyerek) âzâd etmişti. kölenin bedeline) muhtâç oldu. Buna rağmen şu rivayeti tahdis ettiler: 643-....4 S.. fahiş karla satmak. Fakat bu rivayette açık arttırma yani müzayede müşteriyi kandırma sayılıp yasak bir işlem olarak tanımlanmıştır. İslam da mal alım satımı serbesttir... Hiçbir hileye sapmamak kaydıyla. Ve: “Müşteri kandırıp kızıştırmayınız!"buyurdu. onun talâkını istemez" buyurdu. Kitâb’l-Buyû C. Câbir ibn Abdillah (R)’ten (şöyle demiştir): (Azra oğulları’ndan Ebû Mezkûr adında sahâbi) bir kimse.İki rivayetin çelişkili olduğu aşikardır.... (Buhâri.. Nitekim köylü veya göçebelerin mallarını sattıklarında genel olarak tercihleri yaygın bir şekilde bu yöndedir. Hale indirdikleri mallarını komisyoncu vasıtasıyla satmayı tercih ederler. Kardeşinin evlenme Pazarlığı aleyhine evlenme Pazarlığına girişmez...1974 H. Haksızlık yapmadan serbest piyasa koşullarında alışveriş yapılır. (İffetli) hiçbir kadın da (beşer) kardeşi bulunan bir kadının çanağındaki nimeti kendi kabına doldurmak için... kara borsacılık yapmak... Örneğin.. 642. Yine Rasûlullah: Hiçbir kimse (beşer) kardeşinin alışverişi aleyhine alışveriş etmez. fiyat tekelleri kurmak serbest piyasa şartlarını bozan hilelerdendir. Müşteriyi kandırmak için kızıştırmak.

Siz onları râzı edin. Mu’âz (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) beni Yemen’e gönderdi ve bana: “Her otuz sığırdan bir erkek veya dişi buzağı (tebi’a). Bu açıdan da rivayetin aslı yoktur. Rasûlullah da kölenin bu bedelini Ebû Mezkûr’a verdi."(K.25." (K.2053 C. onları iyi karşılayın.(5.26).7 S. Kitâbu’l-Buyû C.. alıntısı: Ebû Dâvud.359 Akçağ. ZEKÂT KONUSUNDA UYDURMUŞ RİVAYETLERDEN ÖRNEKLER OLDUKLARI 644.(1576. Metnin lafzı Tirmizi’ye aittir. her bir buluğa eren şahıstan bir dinar veya o değerde muâfiri (adındaki bir giyecek) almamı" emretti. Geldikleri zaman.7 S.1578). her kırktan bir müsinne. Zulmederlerse bu da onların aleyhlerinedir.Câbir İbnu Atik (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Size bir grup sevimsiz atlılar gelecek.S. Zekât 5. 2018 C. (Buhâri.398 Akçağ. Nesâi. Ayrıca. zekât 5. Zekâtınızın kemâli onların rızâsına bağlıdır. Zekât 8.4 S. 91 Ötüken.S. Ebû Dâvud.“Bunu benden kim satın almak ister?"dedi (yâni müzayedeye arz etti).1975 H. Zekât 4. 645. Onlarla talep ettikleri şeylerin arasından çekilin.(623). (Müzâyede neticesinde) Nuaym ibnu Abdillah o köleyi şöyle şöyle dirhemle satın aldı.(1588)) Zekât memurlarını sevimsiz kimseler olarak tanımlamaları aslı olmayan uydurma bir rivayettir.) Bu rivayette ise müzayedeli yani açık arttırmalı satışın meşru görülmesi evvelki rivayetle çelişki teşkil eder.) 451 .Hz. köleye azatlık tanınması bir sadaka olayıdır ve mahiyeti ne olursa olsun verilen bir sadaka mal varlığından çıkmış demektir tekrar geri alınamaz. Adalet ederlerse bu kendi lehlerinedir. (Öyle ise onları râzı edin ki) sizlere dua etsinler. alıntıları: Tirmizi.

Hz. Zekât 11. alıntısı: İbni Mace 1815) 647-. (yerden çıkan mahsullerden) şu beş şeyden zekat verilmesini teşri buyurdu: “Buğday. Ebu Bekr (radıyallahu anh).Sâlim.At ve köle zekâtından (sizi) affettim.Amr İbnu Şu’ayb an ebihi an ceddihi radıyallahu anhüma anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm.a..(1814)) 649. ölünceye kadar onunla amel etti.15.Her bulûğa ermiş kişiden bir dinar alınması şeklinde yapılmış olan rivayet zengin fakir ayırımı yapılmadığından uydurmadır.2040 C.184 Akçağ. Her kırk dirhemden bir dirhem. sığırdan da bir sığır al. K. Sonra Hz. hurma. alıntıları: Ebû Dâvud. deveden erkek veya dişi bir deve (ba’ir) al. 646. İbnu Mâce.17 S.. . babası Abdullah İbnu Ömer’den naklen anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) (mallardan alınması gereken) zekâtların miktarını belirten bir kitap yazmıştı. Ali (r. Hz. İbn Mâce.S. Zekâtın alınmasında yaş değil maddi zenginlik esastır. İki yüze ulaşınca onda beş dirhem (zekât) vardır.a.6558 C. arpa. üzüm ve darı.) 648. Bunlarsa İslam dininde kafa vergisi olduğunu iddia etmişlerdir." (K.6 H. zekat 3..7 S. Nesâi.ez_Zekât (9).1574 Şamil. yüz doksan dirhemde (zekât olarak) bir şey yoktur. Ömer 452 . Âmillerine göndermeden vefat etti. Bu iddiada bulunanlar Kur’an’ı hiç anlamamış olan kimselerdirler. Binaenaleyh gümüşün zekâtını veriniz. zekât 4. Bâb 5 C.(1599).)den. Mu’az (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) Yemen’e gönderirken kendisine demiştir ki: (Zekât olarak) hububattan hububât al. demiştir ki: Resûlullah (s..S. Zekât 15.) şöyle buyurdu: “. davardan koyun al. Önerdikleri şey zülümdür ve Allah zülüm emretmez. diğer rivayet edenler: Tirmizi. (Ebû Dâvûd." (K.387 Akçağ. zekât 18. Resûlullah onu kılıncına yakın olarak asmıştı.

201’e ulaşınca 300 koyuna kadar zekâtı 3 koyundur. 453 . 10 devenin zekâtı 2 koyundur. 13. 25’e ulaştı mı 35’e kadar.(radıyallahu anh)de ölünceye kadar onunla amel etti. zekât 2 ibnetu lebûn’dur. 76’ya ulaştı mı 90’a kadar. zekât bir hıkka’dır. KOYUNA GELİNCE 12. 14. 15. 36’ya ulaştı mı 45’e kadar. 16. 61’e ulaştı mı 75’e kadar. 46’ya ulaştı mı 60’a kadar. Deve 120’den fazla ise zekât her elliye bir hıkka. zekât bir bintu mehâz’dır. Zekât korkusuyla müctemi (birleşik) olanlar ayrılmaz. zekât bir ceza’a’dır. zekât 2 hıkka’dır. 91’e ulaştı mı 120’e kadar. 300’ü aştı mı her 100 koyuna bir koyun zekât düşer. müteferrik (ayrı) olanlar da birleştirilmez. 40’a ulaşınca 120 koyuna kadar zekâtı 1 koyundur. 20 devenin zekâtı 4 koyundur. Bu kitapta şunlar yazılı idi: DEVELER 5 devenin zekâtı 1 koyundur. her kırka bir ibnetu lebûn gerekir. 15 devenin zekâtı 3 koyundur. 121’e ulaşınca 200 koyuna kadar zekâtı 2 koyundur. yüzden aşağıda kalan küsûrata zekat düşmez. zekât bir ibnu lebûn’dur.

İbnu Mes’ûd (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Her otuz sığır için erkek veya dişi bir tebi’ zekât verilir.357-358 Akçağ. alıntısı: İbnu Mace (1792)) 652.1570).1569. her yirmi dinar ve daha fazlası için yarım dinar (zekât) alırdı.Amr İbnu Şu’ayb. Her kırk sığır için de bir müsinne zekat verilir. (1798)) 650. Aişe radıyallahu anhâ anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ın: “Üzerinden bir yıl geçmedikçe. Zekat 5. 2017 C.17 S. 6551 C.17 S. 19.17. koyunlar üç sınıfa ayrılır: Üçte biri kötü.s."(K. Aişe radıyallahu anhumâ’nın anlattığına göre: “Rasûlullah aleyhissalâtu vesselâm. alıntıları: Tirmizi. (1568. an ebihi an ceddihi tarikinden anlatıyor:“Rasûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)’a bir kadın.İbnu Ömer ve Hz. üçte biri de vasat.S. 18.S. Kadın: “Hayır!"diye cevap verdi. İbnu Mâce. her ikisi de adalet üzere birbirlerine müracaat ederler."(K. İki ortağın malından alınan zekâtta. Zühri der ki: “Zekâtı almak üzere memur geldiği vakit. "Zühri.S. beraberinde bir kızı olduğu halde geldi. “Bunların zekâtını verdin mi?"diye:(Rasûlullah aleyhissalâtu vesselâm) kadına sordu.180 Akçağ.Hz. alıntısı: Tirmizi. bir malda zekât yoktur" dediğini işittim. altından kalın iki bilezik vardı.2016 C.17 S. Zekât memuru zekât payını vesat kısmından alır.180 Akçağ.(622)) 651.(621). Kızın elinde.7 S. Zekât 9. çok yaşlı ve ayıplı olan hayvan alınmaz.358 Akçağ." (K."(K. Resûlullah: 454 .6552 C. Ebû Dâvud. Zekât 4. sığırdan bahsetmez. Zekât olarak. üçte biri iyi. alıntısı: İbnu Mace 1791) 653. Zekât 4.

Tirmizi. olsa bunlarda zekâta tabi değil. Nesâi. Fakir zengin ayırımı yapmaksızın zekâtı her buluğa eren 455 .Nâfi. bilezikleri derhal çıkarıp Resûlullah’ın önüne bıraktı ve: “Bunlar Allah ve Resûlüne aittir! Dedi.S. hele pamuk.(1563). alıntıları: Ebû Dâvut.363 Akçağ. Hurma. buğday. portakal. (5. zekâtla ilgili olarak tahdis etmiş oldukları rivayetlerin ana esaslarını ihtiva etmektedirler. Sığır. servetini bunların dışındaki mallara yatırsa hiç zekât vermeye bilir. deve.7 S.7 S. kamyon ve diğer nakil vasıtaları. Zekât 12.S. gibi sınai ürünlerden bahsetmemeleri çok ilginçtir. Kadınların ziynet olarak taktıkları altınlarında zekâta tabi olup olmadıkları konusunda ihtilaflıdırlar. fakat bu ziynetler için zekât vermezdi. incileri ve diğer kıymetli taşları olması halinde bunlardan hiç zekât vermeye bilir."(K.365 Akçağ. üzüm. Diğer taraftan. Bu rivayetlerde zekâta esas olmak üzere fertlerin mali varlıklarını esas almayıp bazı mal çeşitlerini esas almışlardır. bir kimsenin altın ve gümüş dışında çuvallarla elması. Zekât 11. alım satıma konu mallardan ne oranda zekât verileceği konusu meçhuldür. Bir kimsenin at sürüleri. onları sana ateşten iki bilezik yapması seni memnûn eder mi?"dedi. İbnu Ömer (radıyallahu anhümâ)’den anlatıyor: “İbnu Ömer.“Kıyamet günü Allah’ın. keten. kızlarını ve câriyelerini altınla tezyin eder. Bunun üzerine kadın.(1.s. gemiler.250)) Zekâtla ilgili olmak üzere yazdım on bir rivayet örneği. alıntısı: Muvatta. hurma ve darı (mısır) dışında ki tüm zirai ürünler. zümrütleri. Şöyle ki. zekâta esas olarak konu ettikleri mallara sahip değil de. yüzlerce katırı v. apartman daireleri. 2022 C. arpa. örneğin. fabrikalar. Zekât 19.38). Antep fıstığı ve tüm sebzeler ve akla gelebilecek binlerce ürün zekâta tabi değildir. buğday üzüm ve darı ile. 2025 C. elma.(637)) 654. Öyle ki bir kimse çok büyük bir mali varlığa sahip olsa dahi. arpa. koyun ve altın gümüş cinsinden paralar ve külçe oranları için bir zekât oranı belirlemiş olmalarına rağmen. otobüs. zekât 3."(K.

Mal verileceği belirtilmiş.s. namazı kıldı. onlar üzerinde çalışan memurlara. Zira veriliş yerleri değişiklik ihtiva ettiği gibi veriliş amaçları da aynı değildir. borçlulara. Allah’tan bir farz olarak ancak fakirlere. yetimlere. Zekât ve belirtilen kimselere mal verilmesi 456 . yolda kalmışlara. Kullandıkları diğer bir metotta zekâtla sadakaları aynı şeymiş gibi özdeşleştirerek. 2/177 Dikkat edilirse. mala olan sevgisine rağmen. Allah yoluna ve yolcuya mahsustur. o (kimsenin iyiliği)dir ki.Sadakalar. meleklere. kölelik altında bulunanlara. Andlaşma yaptıkları zaman andlaşmaları yerine getirenler. mealen: . hastalık ve savaş zamanlarında sabredenler. kitâba ve peygamberlere inandı. Asıl iyilik. zekât bundan ayrı farklılık göstermekte midir? Kur’an’dan mealen: . hikmet sahibidir. yoksullara. kalpleri (İslam’a) ısındırılacak olanlara. burada da yakınlara. buna rağmen zekât ayrı olarak şart koşulmuştur. zekât kavramına karşı yapmış oldukları bir saldırıdır. yakınlara. Allah’a. sıkıntı.şahıstan bir dinar alınır şeklinde tanımlayıp kelle vergisi haline sokmaları İslam dininde kabul edilebilecek bir şey değildir. zekâttan kaçmış olacaklardır. zekât ve sadakalar. yetimlere. Zekâta tabi olmak üzere üç-beş mal çeşidini sayarak diğer tüm servet ve malları zekât dışı bırakmaları. Hal bu ki. Peki. Allah bilendir. düşkünlere. âhiret gününe. dilencilere ve boyunduruk altında bulunan (köle ve esir)lere mal verdi. (Allah’ın azabından) korunanlarda onlardır. düşkünlere v. işte doğru olanlar onlardır. ikisi de farz olmalarına rağmen aynı şey değildirler. 9/60 Görüldüğü gibi. sadakaları zekâtın yerine koymak suretiyle zekat verilmesini engelleme çabasına girmeleridir. sadakalar farz olup ne için ve nerelere verileceği belirtilmiştir. zekâtı verdi. Zira böylece çok yüklü servet ve mal varlığına sahip olan kimseler bu yoldan zekât vermeyip. Kur’an’dan örnek verecek olursam.Yüzlerinizi doğu ve batı tarafına çevirmeniz iyilik değildir.

buruna burun. kulağa kulak. Kim Allah’ın indirdiği ile hükmetmezse işte onlar zalimlerdir. Yine sana (sadaka olarak)ne vereceklerini soruyorlar. 5/45 Maddi sadakalarda. İslam devletinin toplamış olduğu vergilerdir. İslam devletinin ihtiyaç duyduğu birçok harcamalar zekât vergisiyle karşılanır. 2/271 Ayrıca sadakalar bazen mal verme şeklinde değil de. göze göz. infak miktarının ölçüsü. halbuki zekât malla yerine getirilen bir durumdur. hem de faydalar vardır. memurlar tarafından toplanıp ihtiyaç sahiplerine ve gereken yerlere dağıtıla bilir. Allah yaptıklarınızı duyar. örneğin mescit yapımı ve imarı gibi veya İslam dininin tebliği gibi konularda yapılan harcamalardır. Şöyle ki. Kur’an’dan mealen: . Zekât ayrı bir kavram olarak belirtilmiştir. fakat günahları faydalarından daha büyüktür.aynı şey olmadığından.Sadakaları açıktan verseniz ne güzel! Eğer onları gizleyerek fakirlere verirseniz bu. Kur’an’dan mealen: . bundan da sadaka ve zekâtın farklı şeyler olduğu kolayca anlaşılır.Onda (Tevrat’ta) onlara: cana can. (onlara)de ki: İkisinde de insanlar için hem büyük günâh.Sana içkiyi ve kumarı soruyorlar. sizin için daha iyidir ve sizin günahlarınızdan bir kısmını kapatır. De ki: İhtiyaçtan fazlasını 457 . Kur’an’dan mealen: . Sadakalar bizzat çıkaran şahıslar tarafından gizli ve açık verilebileceği gibi. herhangi bir suçu bağışlama şeklinde de maddi durum dışında yapılabilir. dişe diş ve yaralara karşılık kısas (ödeşme) yazdık. sadakalar belirtilmiş olan ihtiyaç sahiplerine ve Allah yolunda. Zekât ise. Kim bunu (kısası) tasadduk (sadaka ederekbağışlarsa) kendisi için o kefâret olur.

dünya ve ahiret işlerini iyice düşünesiniz diye ayetleri böyle açıklar. siz Peygamber ile gizli konuşacağınız zaman bu gizli konuşmanızdan önce bir sadaka verin. arpa. Ve iddia ettikleri gibi. tüm zirai ürünlerden ve mallardan verilir. Zekâtın sadakalardan ayrı bir farz olduğuna dair. Kendinizin göz yummadan alamayacağınız bayağı şeyleri infak için seçmeyiniz. İslam devleti bu vergiyle memurlarına maaş öder ve gerekli harcamaları yapar. cimrilik yapmadan ve kendimizi unutmadan kolayımıza gelen miktardır. tadı birbirinden farklı hurma ve ekinleri. çeşidi değildir. müsrifleri sevmez. Bu hususta Kur’an’dan mealen: .Çardaklı ve çardaksız bahçeleri. 6/141 .Ey iman edenler. Veriliş miktarı.Ey müminler! Kazandıklarınızın ve sizin için yerden bitirdiğimiz şeylerin iyilerinden infak (hayra harcayınız)ediniz. Kur’an’dan iki örnek daha verecek olursam. esirgeyendir. övülmüştür. hurma. meyvesinden yiyin. İşte Allah. tüm mallardan. birbirine benzeyen ve benzemeyen zeytin ve narı yaratan O’dur. 2/267 Görüldüğü gibi. Bu sizin için daha temizdir. kimler tarafından kimlere ve nasıl ve ne miktarda verileceği Kur’an’da açıktır. üzüm ve darıdan verilmez. zira Allah. servet türünden maddi güçtür. israf da etmeyin.(veya cimrilik yapmadan ve kendinizi unutmadan kolayınıza geleni). sadakalar bir farz olarak. servetin kendisidir. ürün veya mal olarak ta verilebilir. 2/219 Sadakalar da. mealen: . Her biri meyve verdiği zaman. Her ikisinde de ana hareket noktası. Hasad günü (zekât ve sadaka) hakkını verin. Allah bağışlayan. 58/12 458 . zekâtta para olarak verilebileceği gibi. Zekâtta yine farz olarak müminler tarafında. Biliniz ki Allah zengindir. yalnız buğday. İslam devleti için ödenen vergidir.

zekât ayrı bir kavram olarak belirtilmiştir. tank ve uçak gibi daha pahalı şeyler gereklidir. bundan asırlarca önce ordu teşkili için bir at. koyun ve nakit para için yüzde şu kadar verilir diyerek. örneğin: şu maldan yüzde şu kadar verilir diye Kur’an’da oran belirtilmemiştir. Allah yaptıklarınızı haber alandır. Allah’a Resûlüne itaat edin. cimrilik yapmadan. saydıkları birkaç çeşit tarım ürününden ne kadar zekât verilmesi konusunda da çeşit sayarak değinememektedirler. sığır. zekât için farz olmasına rağmen ne kadar. Artık namazı kılın. Fakat bu mallardan özellikle zekât için yüzde kaç verilmesi gerektiği rivayetçiler tarafından konu edilmiştir. Kur’an’a noksanlık atfetmek suretiyle. kıtlıkta ve tabii afet zamanlarında alınacak zekât aynı olmaz.s. Kur‘an’da zekât için sabit bir yüzdelik oranın belirtilmemiş olması. başka bir ifadeyle hangi oranda verilmesi gerektiğini. servetleri teşkil eden unsurlarda değişkendir. deve. Zira ihtiyaçlar değişken olduğu gibi. kendimizi de ihmal etmeden kolayımıza geldiği şekilde sadaka verilmesi gerektiğini Kur’an’a dayalı olarak belirtmiştim. olması gereken normal bir durumdur. bu gün için bunların yerini doldurmak için. Bu hususu öne süren rivayetçiler. Müminlerin tüm mal varlıkları zekat ve sadakaya konu teşkil eder. Değişken ihtiyaçlara ve değişken servet çeşitlerine sabit oranlı zekât uygun olmaz. 58/13 Belirli bir konuda sadakaya Allah tarafından muafiyet verilmesine rağmen. Sadaka için. Allah da sizi (bundan) affetti (sadaka vermeden konuşabilirsiniz). bu rivayetlerimiz olmasa zekât konusu meçhul kalacaktı demektedirler. Bolluk zamanında alınan zekâtla. zekâtı verin. savaş zamanında. Ve binlerce çeşit malı zekattan muaf tuttukları gibi. bir kılıç v. Bu da konum olarak ikisinin ayrı olduğunu gösterir.. Bundan 459 . gibi şeyler yeterli vasıta teşkil ederdi. Fakat.Gizli konuşmanızdan önce sadaka vermenizden korktunuz mu? Çünkü yapmadınız. Çağlar içerisinde de zekât ihtiyacı farklılık gösterir.

zira uyku şekli esas teşkil ediyorsa. rivayetçilerin zannettiği gibi.466 Akçağ.(376).) den. Zekât İslam devletinin idamesi için gerekli olan masrafların kaynağıdır. ihtiyar mı. keçi olayı ötesinde. Ali (r. Görüldüğü gibi zekât olayı.a.) şöyle buyurduğu rivâyet edilmiştir: “Dübürün bağı gözlerdir.3675 C.) Bu iki rivayetin çelişkili oldukları aşikardır.1 S.a. Enes (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah’ın ashabı uyurlar.(78)) 656-. alıntıları: Müslim.Tahâre (1).. . Hayz 125. bir devlet olayıdır.dolayıdır ki günün şartlarına göre ne kadar ve ne sürede zekât verilmesi gerektiği günün şartları dikkate alınarak.203 Şamil.366 H. bir buğday. sonra ab dest almadan namaz kılarlardı: (Enes’ten bunu rivayet eden) Kat’ade’ye: “Bu sözü Enes’ten bizzat işittin mi? diye sormuştu: “Vallahi evet!"diye te’yid etti. Bab 80 C.." (K. Hz. gastriti var mı yok mu hatta yediği yemek söz Konusu olur. müminlere mümkün mertebe yumuşak şartlar da ne az ne de çok olmamak üzere İslam Devlet başkanı ve İslam şurası tayin eder. Ebû Dâvud. K. darı. Başka rivayetlerde oturarak uyuyanın ab destinin bozulmadığı tahdis edilmişse de bu dahi çelişkiyi ortadan kaldırmaz.10 S. İslam devletinin ihtiyaçlarının karşılanması ve sürdürülmesi için bir gerekliliktir. Tahâret 58. Tirmizi.S.Hz. Tahdis ettikleri rivayet şudur: 460 . Rasûlullah’ın (s. Kur’an’da zekât için sabit bir oran verilmemiş olması bir noksanlık değil. Kim uyursa ab dest alsın. Tahâret 80. ayrıca İbni Mace tahâre 62. ABDEST VE GUSÜL KONUSUNDA OLDUKLARI RİVAYET ÖRNEKLERİ UYDURMUŞ 655. o zaman uyuyan kimsenin genç mi." (Ebû Dâvûd. koyun. Bu da gösteriyor ki. (200).

) 659 Hz. Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Ses ve koku olmadıkça ab dest alınmaz. salat 192.. tah3are 114. Ebû Dâvud tahâre 67..10 S. Aişe (radıyallahu anhâ) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) kadınlarından birini öptü.Abdullah İbni Mes’ud radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm (bir gün) horlayıncaya kadar uyudu.99. Peygamber oturur iken olmuştur. Hemmâm ibn Münebbihten haber verdi ki.) 658. tahâre 74.. tahâre 56. Müslim." (K. hayz 98.6143 C. Taharet bölümü 475. 5.” 461 .657..447 Akçağ. alıntısı: İbni Mace. sonra dönüp namaza gitti.) 660.595 Akçağ. Ebû Hureyre (R)’den şöyle derken işitmiştir: Resûlullah (S): “Kendisinde hades meydana gelen kimsenin namâzı. hades nedir?" diye sordu.16 S.. buyû. vudû 4. 3652 C.1 S.. Tirmizi.Hz. (K..S. abdest tazelemedi." (K.İbnu Abbâs Mes’ud radıyallahu anhümâ anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ın o uykusu. İbn Mâce.288 H. Kitâbu’l-Vudû Bab 2 C. Taharet bölümü 476.. Hadramevt ahâlisinden bir kimse: “Ya Ebâ Hureyre.595 Akçağ.S. 661.1 Ötüken.. Nesâi... kabaları arasında bir yel hissetse ses işitmedikçe veya koku duymadıkça dışarı çıkmasın. Bize Ma’mer. kendisi yani Hz. alıntısı: İbni Mace..34.6142 C. rivayet edenler: Buhari. (Buhari.S. bu rivayette ses olmasa da abdestin bozulacağının rivayet edilmesi bir çelişkidir. o kimse ab dest almadıkça kabûl olunmaz" buyurdu.” Bir rivâyette şöyle gelmiştir: “Biriniz mescitte iken. Sonra kalkıp namaz kıldı.16 S.) Evvelki rivayette ses ve koku olmadıkça abdestin bozulmayacağı rivayet edilmesine rağmen. Ebû Hureyre: “Sessiz veyâ sesli yel" cevabını verdi.

461 Akçağ.10 S. 663.3668 C.S.İbnu Ömer (radıyallahu anhümâ)’in şöyle dediği rivayet edilmiştir: “Erkeğin hanımını öpmesi ve ona eliyle dokunması hep mülamese (değme) sayılır.S. (1. diğerinde öpmek veya elle dokunmanın abdesti bozduğu rivayet edilmiştir.101). Bununda kasıtlı olduğu aşikardır. alıntıları: Muvatta.Urve rahimehullah der ki: “Kendisine: “Bu sizden başka hanımı olmamalı!"dedim.(1. alıntıları: Ebû Dâvud. Urve’ye peygamberin kendisini öptüğünü ve abdest almadığını tahdis etmeleri. Öyleyse kim hanımını öperse veya eliyle dokunursa ab dest alması gerekir. Tirmizi.183).463 Akçağ. Bu metin tirmizinindir.Talk İbnu Ali (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)’ın yanına geldik. alıntıları: Ebû Dâvud." (K. Bu gibi hususları peygamber neden erkek sahabelere şahsiyet ortaya koymadan. 3671 C."Bu rivayetin bir benzeri İbnu Me’sud’dan gelmiştir. kendisinden bir parça değilmidir?"(K. “Ey Allah’ın Resûlü! dedi. kişi abdest aldıktan sonra zekerine değerse ne gerekir (abdesti bozulur mu.S. Tahâret 69. Birinde kişi hanımını öperse abdest bozulmaz denmişken. Hz.(502)) 662. (K.10 S. Aişe gülmekle cevap verdi.(1. Tahâret 71. Tahâret 121. İbnu Mâce.43)) Görüldüğü gibi bu iki rivayet çelişkilidir. daha önce örneklerini verdiğim gibi çoğunlukla peygamberin eşlerinden erkeklere söylendiği şeklinde rivayet etmişlerdir. 462 . Bu gibi rivayetleri.(182. örneğin: kişi eşini öperse abdest alması gerekmez şeklinde söylemesinde. Tahâret 64. Peygamberin hane halkına saygısızlık içermektedir.461 Akçağ. Sanki o bir bedevi idi. Ayrıca Aişe’nin.104).10 S. Tahâret 120. bozulmaz mı?)"Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) şu cevabı verdi: “O. (Biz huzurlarında iken) bir adam geldi.3669 C.

" (K.464 Akçağ. (Kazayı hâcet yapınca) abdest alırdı. erkek zekerine dokunursa abdest alması gerekmez derken.Ebu Ubeyde İbnu Muhammed İbni Ammâr İbni Yâsir anlatıyor: “Câbir İbnu Abdillah (radıyallahu anh)’a mest üzerine meshetme hususunda sordum.(1. Ebû Dâvud. Ben de O’na su taşırdım.S. “Ey kardeşimin oğlu.42). Taharet 118.100)) Önceki rivayette.Ebû Dâvut’un rivayetinde şöyle gelmiştir: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) ihtiyacı için (araziye) çıkardı.(82.3698 C. Tahâret 58.75. Muvatta. Bilal (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) mestleri ve örtüsü üzerine meshetti. bu rivayette gerekir demeleri bir çelişkidir. kendisine sarık üzerine meshetmekten sorulmuştu.(275). 667. 3696) 666. Şu cevabı verdi: 463 .81)) Bu rivayetlerde abdest alırken sarık. Nesâi.10 S." (K.84). Tahâret 59. örtü ve botlar üzerine mesh (eli ıslatıp silme) yapılabileceğini tahdis ettiler.664.10 S. Bunun üzerine sarık üzerine meshetme hakkında sordum: “Saça meshet!"diye cevap verdi. Bu sırada sarığı ve “bot”ları üzerine meshederdi.10 S. 665. bu sünnettir" buyurdu.S. alıntısı: Tirmizi.3672 C.S.96 (1. Tahâret 75.3697 C. alıntıları: Müslim.Büsre Bintu Saffan (radıyallahu anhâ) anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Zekerine değen abdest almadıkça namaz kılmasın.487-488 Akçağ. Tirmizi. Tahâret 75.488 Akçağ.S. Ebû Dâvud.(101).Hz.(1.(153). Tahâret 70. Tahâret 86." (K. Câbir radıyallahu anh’ten anlatıldığına göre. Nesâi. alıntıları: Tirmizi Tah3aret 61.(181).83. Tahâret 84.(102)) 668.Hz." (K.

669. Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) ile birlikte seyahatlerde bulunmuştur!"dedi. (97.3709 C. (1.Şüreyh İbnu Hâni anlatıyor: “Hz. Bana: “Sana Ebu Talib’in oğlu (Hz. Tahâret 38. 464 . mesh müddetinin süresiz olduğunu aşağıdaki rivayetlerde tahdis ettiler. (K. (K.(1. Zira o.419 Akçağ.494 Akçağ. Tahâret 86. İbnu Mâce.S. mesh müddetinin yolcu için üç gün üç gece. Şu cevabı verdi: “Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm). alıntıları: Müslim. mestin alt kısmının silinip silinmeyeceği hususu çelişkilidir. Tahâret 99.84).98).494 Akçağ. Bunun üzerine gidip ona sordum.3609 C. Aişe (radıyallahu anhâ)’ye mest üzerine meshetmekten sormaya geldim.3705 C.” Tirmizi’nin bir başka rivayetinde de böyle denmiştir. alıntıları: Tirmizi 72.S.3704 C. Ebû Dâvud. Nesâi.S.Ebû Dâvud’un rivayetinde şöyle gelmiştir: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) mestlerin sırtlarına meshederdi."(K.35)) Bu rivayetlerde ise. olmaz. Ali) (radıyallahu anh)’yi tavsiye ederim. 671. Tahâret 85.10 S.73. mukim için de bir gün bir gece tuttu. alıntısı: Muvatta.165).(161. mukim için de bir gün bir gece olarak rivayet ettiler. sarık üzerine mesh yapılamayacağını söylemeleri. Nesâi. Buna rağmen bu rivayetle çelişkili olarak.S.10 S. git ona sor. Tahâret 63.10 S.(552)) Bu rivayette.496 Akçağ.(1. evvelki rivayetleriyle çelişkilidir. Tahâret 63.“Hayır. su ile saça değilmelidir!" (K.10 S.(276).Muğire (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) mestin üst ve aşağı kısımlarını meshederdi. alıntısı: Tirmizi ) 670. (mesh müddetini) yolcu için üç gün üç gece tuttu.62)) Yukarıda ki rivayetlerde.

Bu. Buna çelişkili olarak şu tür rivayetlerde bulundular: 674.105.S.”İki gün!"buyurdular.(1.672.(79). Tahâret 122. Tahâret 58. Çünkü ben Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm)’ın “Ateşte pişen şeyler yiyince abdest alın" dediğini işittim. Ona. alıntıları: Müslim. Ben tekrar: “Bir gün mü? Dedim. (532).106). Hayz 90.472 Akçağ."(K. Ebû Dâvud Bab 61 K. “Evet! Dilediğin kadar!"buyurdular. Ben tekrar: “İki gün (olsa)?"dedim. abdest almadı. alıntısı. Nesâi. Tirmizi. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) ile birlikte her iki kıbleye namaz kılan ilklerdendir.anlatıyor: “Bir gün Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)’a gelerek sordum: “Ey Allah’ın Resulü! Mestlerin üzerine meshedeyim mi?” “Evet!"buyurdular. Ben tekrar: “Üç gün (olsa)?"dedim.Ebu Hüreyre (Radıyallahu anh)’den nakledildiğine göre." 465 .3681 C. Ebû Dâvud.(194). Ebu Hüreyre mescit de abdest alırken yanına Abdullah İbnu Kârız gelir."(K. Ebu Hüreyre şu açıklamayı yapar: “Bir keş (kurumuş çökelek) parçası yedim. Müslim’in lafzıdır. Aişe’den buna benzer rivâyet mevcuttur.497 Akçağ.) Bu rivayette ateşte pişen şeyler yiyince abdest alınması gerektiğini rivayet ettiler.İbnu Abbâs (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) koyun budu yedi ve namaz kıldı. “Bir gün!"buyurdular.Tahâre (158)) 673. Tahâret 76. 3711 C.S.Ubey İbnu İmâre (Radıyallahu anh)-ki bu Sahâbi. Müslim’de Hz.10 S.10 S. bu sebeple abdest alıyorum.

Ensâri: “Evet ey Allah’ın resulü! deyince: “Acele ettirilir veya inzal olmasan gusletmen gerekmez. Ebû Dâvud. Ebû Dâvud. 3736 C. Sadece abdest gerekir" buyurdular. Muvatta. (187). Et’ime 18. hemde 466 . Tahâret 75.25). Aleyhissalâtu vesselâm: “Herhalde sana acele ettirdik?"buyurdu. (K. (354). Tahâret 84.525 Akçağ.10 S. 3735 C. Nesâi.10 S. Tahâret 91.10 S.S. abdest tazelemedi" denmiştir. Müslim ve Ebû Dâvud. Vudû 34.474 Akçağ. Hayz 91. Tahâret 132. Müslim’in bir rivayetinde: “Budu kemirdi.(1. (217). Nesâi.S.Nesai’nin Ebu Eyyub (radıyallahu anh)’den kaydettiği bir de Resulullah: Resûlullah: “Su..Müslim’in bir diğer rivayetinde: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm): “Suyu (yıkanmayı). Bu rivayetleri yazmadan önce şunu belirteyim ki. tahdis etmiş oldukları bu rivayet hem peygambere karşı hem sahabeye karşı. sudan dolayıdır" buyurmuştur. alıntıları: Buhari.3737 C.S. (K.525 ) 677. Tahâret 123. (1. alıntıları: Buhari."(K. buna rağmen kargaşa çıkarmak için çelişkili olarak şu rivayetlerde bulundular. Hayz 81-83. Müslim.Ebu Sa’id (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) Ensâr’dan birine adam göndererek. su (meninin gelmesi) gerekir" buyurdu" denmiştir. Müslim.10 S. yanına çağırttı. alıntıları: Buhari.115)) Bu tür rivayetlerle meni gelmeden gusül gerekmez diye tahdiste bulundular.525 Akçağ.108)) 675. Vudû 50.S. sonra namaz kıldı. 3686 C. (K.Buhari’nin bir başka rivayetinde: Tencereden eliyle etli kemik aldı" denmiştir.) 676.(1. (343-345).

alıntıları: Ebû Davud. Bu rivayet sahabelere karşıda saygısızlıktır. Peygamberin bu şekilde müstehcen senaryolarla dini anlatmayacağı gibi.3733 C.215). (K.” Bir rivâyette de şu ziyade var:.(348). sudan gerekir" hükmü İslam’ın bidayetinde bir ruhsattı. Nesâi. İbni Mace.111). şu şekilde bir ara rivayet uydurmuşlardır: 679. Müslim Hayz 87. Gusl 28.Übey İbnu Ka’b (radıyallahu anh) anlatıyor: “Su. Sonra bundan nehyedildi. alıntıları Buhari.(110. "Übey ilave tender ki: “Su.S. İbnu Mâce. Ebû Dâvud. Bu çelişki konusunda çok sıkıştırılmış olacaklardır ki.526 Akçağ..3738 C. sahabeler müşahhas örnekler olmadan sözle anlatılan öğretileri anlamayacak kimseler değildirler. Müslim.10 S.10 S. (214. (1. 45.” Ebu Dâvud’un rivayetinde dört uzvu kelimesinden sonra".sahabelere karşı bir saygısızlıktır. gusül vacip olur" denmiştir.110. Tirmizi. Tahâret 84. Tahâret 129. hiç bir sahabenin şahsına karşı seni acele mi ettirdik gibisinden ifadelerde bulunmaz. Tahâret 81. Ebû Dâvud Tahâret 84. zira peygamber büyük bir ahlaka sahipti. Aksi takdirde söz anlatımı olan Kur’an’ı nasıl anladılar? 678. bu rivayetle evvelki rivayet çelişkilidir. Muvatta. (1.S. hitana (sünnet mahalli) hitanı kavuşursa. (Kaynak tafsilatları K.(610)) Görüldüğü gibi. Tahâret 111." (K. (216).S.46). Tahâret 71.523 Akçağ.. sudan gerekir" hükmü ihtilam hakkında muteberdir... İnzal olmasa bile.Ebu Hüreyre (radıyallahu anhâ) anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Erkek kadının dört uzvu arasana çöker ve kadına mübâşeret ederse gusül vacib olur.3734 ci rivayetten: Buhari.111)) 467 .

10 S. “Şu evlerin yönlerini (kapılarını) mescidden çeviriniz" buyurdu ve (hucre-i saadetine) girdi.anhâ)’nın şöyle dediği rivayet edilmiştir.) 681. Ali (radıyallahu anhâ) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)..) (Mescide) gelip.Güya bu rivayetle durumu idare etmeye çalışmışlardır.550 Akçağ. Âişe (r. alıntıları: Ebû Dâvut. 682." (K.a. cenabetli kimsenin Kur’an okuyabileceğini söylemeleri bir çelişkidir. . 468 ."(K.548 Akçağ. Tahâret 111. cünüp olmadıkça her halimizde bize Kur’an okutup talim ederdi. bizimle et yerdi.3772 C.Hz. 683-. Kadının dört uzvundan bahsetmeleri nerde. O cünüp kimsenin Kur’an okumasında bir beis görmezdi. kendileri hakkında bir ruhsat inmesini umarak bir şey yapmadılar (evlerinin kapılarını çevirmediler.İbnu Abbâs (radıyallahu anhumâ)’dan rivayet edildiğine göre.S. Nesâi. Tahâret 171.S." (K. alıntısı: Buhâri. evvelki rivayetin aksine olarak. Tahâret 91.10 S.S..) Bu rivayetlerine göre kişi cenabetli olmamak şartıyla abdest siz Kur’an okuyabilir ve okutabilir.144. Cenabet halinden başka hiçbir şey O’nunla Kur’an arasına perde olmazdı. Hayz 7 ) Bu rivayette. Resûlullah (s.548 Akçağ.3771 C.Nesâi’nin bir başka rivayetinde şöyle gelmiştir: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) helâdan çıkınca Kur’an okur.(1. Tirmizi.10 S.(146).) Bir müddet sonra Resûlullah aleyhisselâm onlar(ın yanına) tekrar çıktı ve. Ashâbı Kirâmın evlerinin kapıları Mescide açılmış bir halde ikin. Ashab. 3773 C. işi rüyayla izah etmeleri nerde? 680. (229). alıntıları: aşağıdaki rivayette.

Tahâre 126.Tahâre (1). “Mescitten seccâdeyi alıver. pencereleri mescit yönündeyse ve pencereden cünüp halde bakıyorsa. K. hayz 11-13.261 Şamil. tahâre 101. (Ebû Dâvud. bir insanın cünüp olmasıyla evinin kapı yönünün hiçbir ilgisi olamaz."dedi.232 Şamil.. Bunun üzerine: . Bu ise evvelki rivayetlerde bu konuda tahdis edilen ruhsatlarla çelişkilidir. ayrıca: Müslim. 685. hayz 18 ) Bu rivayette ise evvelki rivayetle hayz konusunda çelişkiye düştüklerini görmüş oluruz.411-412 H. (r.465 H.. K.Câbir İbnu Semure (radıyallahu anh) anlatıyor: Bir adam “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)’a gelerek: “Koyun eti sebebiyle abdest alayım mı?"diye sordu. Bâb 103 C. bu tür şeyler saçma olduğundan uzatmak istemiyorum. Zira hayızlının mescide girebileceğini tahdis etmişlerdir. veya sokaktan geçiyorsa durum ne olacak. Adam bunun üzerine: 469 .1 S. Nesâi. (Ebû Dâvûd. ayrıca: İbni Mâce.. Tirmizi. .1 S. Ayrıca rivayet mantıksızlıklarla doludur.“Şu evlerin (kapılarını) çeviriniz.) Bu rivayette hayız ve cünüp olanların mescide giremeyeceğini.Bâb 92 C. Çünkü ben. 684-. anhâ)!dan demiştir ki: “Resûlullah (Sallallahu aleyhi vesellem) bana. “Dilersen abdest al. mescidi hayız ve cünüp (olan)lara helâl görmüyorum" buyurdu. “Ben hayızlıyım" dedim. hatta evlerinin kapılı yönlerinin mescit yönünde açılamayacağını tahdis ettiler.“Senin hayızın elinde değildir" buyurdu.Tahâre (1). dilemezsen alma!"diye cevap verdi. tahâre 176.

Aksine tuvaletten gelmiş olmayla ilgisi vardır. bunlar şeytanı pişirip yediklerini mi zannediyorlar ne kolay iş ve ne saçma iddialar.599 Akçağ. Bu itibarla uydurma olup aslı yoktur.. Tekrar sordu: “Pekala. “Evet.a) abdest alırken gördüm. Hayz 97. deve sütünü içince abdest alın. deve ağıllarında namaz kılayım mı?” “Hayır!"buyurdu Aleyhissalâtu vesselâm.a): 470 . hatırlanacağı üzere daha önce vermiş olduğum rivayet örneğinde. alıntısı: İbni Mace 496. Deve hakkında bu şekilde rivayette bulunmalarının nedeni. sonra ayaklarını topuklarına kadar yıkadı" daha sonra da Hz.3688 C.S. alıntısı: Müslim. Ebû İshâk’ın rivayetine göre: Ebû Hayye.) Abdest almanın hiçbir yemek yeme veya içmeyle ilgisi yoktur. 650 C. deve eti sebebiyle abdest al!"cevabını verdi.(360)) 686. .Üsayd İbnu Hudayr (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Koyun sütünü içince abdest almayın..16 S.477 Akçağ. demiş ve her abdest organını üçer kere yıkadığını nakletmiş ve demiştir ki: “Sonra başına mesh etti. 687-. Ali (r."(K." (K.“Deve eti sebebiyle abdest alayım mı?"diye “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) bu sefer: sordu.10 S. deve için şeytan demişlerdi.S. Adam tekrar: “Koyun ağıllarında namaz kılayım mı?"diye bir başka sual sordu: “Evet!"cevabını aldı. Ben Ali’yi (r.

S. Bu ise. O şöyle demiştir: Gittiğimiz yolculukların birinde Peygamber (S) geride kalmıştı da sonra bize yetişmiş idi..İbnu Abbâs (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Namaza kalktığın vakit abdesti mükemmel yap..215 H. O sırada namâz vakti gelmişti. 688. tahâre 44. alıntısı: İbni Mace 447.. Bu ise Kur’an’a aykırıdır.“Resûlü Ekrem (s.48. Ayaklarımızı mesh eder gibi. K.S. zira Kur’an’da abdest alırken ayakların mesh edilmesi gerektiği 471 .116 Şamil.95. 6135 C.) 689.591 Akçağ.. (Buhâri. abdest aldı ve ayaklarını üçer sefer yıkadı.1 S.a.) Bu rivayette de ayakların mesh (ıslak elle silme) edilmeyip yıkanması gerektiği şeklinde tahdiste bulunmuşlardır." (K. Kitâbu’l-İlm Bab 3 C." (K.589 Akçağ. 690-..Tahâre (1). zira Kur’an’a göre abdest alırken ayaklar yıkanmaz mesh edilir.) Bu iki rivayette de. (Ebû Dâvud. Bab 51 H.Mikdâm İbnu Ma’dikerp radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm). abdest alırken ayakların mesh edilmesi bir tarafa. ayrıca: Nesâi.. Ebû Bişr’den. Tirmizi. Kur’an’a aykırıdır. alıntısı: İbni Mace 457. 6131 C. o da Yûsuf ibn Mâhek’den. (Bu cümleden olarak) suyu ayak ve el parmaklarının arasına iyice ulaştır.)’in abdest alışını size göstermek istedim de. Peygamber bu hâli görünce en yüksek sesiyle iki yâhud üç kere: “Cehennem’de yanacak ökçelere yazık!"diye nidâ etti.94....16 S. abdest alırken ayakların muhakkak yıkanması gerektiğini tahdis ettiler.16 S.. az su ile yıkamağa başladık... tahâre 93.2 Ötüken ) Bu rivayetlerde ise. Biz de abdest alıyorduk. Bize Ebû Avâne.. o da Abdullah ibn Amr(R)’den tahdis etti. ayaklarını tam değil de az suyla mesh eder gibi yıkayanların ökçeleri cehennemde yanmak suretiyle azab göreceklerini tahdis ettiler.

Abdest ve Gusül konusunda Kur'an'dan örnek verecek olursam. mealen: . temiz toprağa teyemmüm edin. 4/43 472 .Ey iman edenler! Siz sarhoş iken -ne söylediğinizi bilinceye. ve başlarınızı meshedin (ıslak elle silin). durumun hiçte iddia ettikleri gibi olmadığı kolayca anlaşılabilir. Hal bu ki. ve ayaklarınızı da topuklara kadar. Örnek olsun diye sadece otuz civarında rivayeti konu ettim. Abdest ve Gusülle ilgili olarak uydurmuş oldukları rivayetlerden bazı örnekler verdim. Ve vermiş olduğum bu örneklerden başka.cünüp iken de -yolcu olan müstesna. Görüldüğü gibi rivayetler kendi aralarında çelişkili olduğu gibi. şükredesiniz. Şöyle ki. dinle ilgili bütün konular andan kolayca anlaşılabilir.gusül edinceye kadar namaza yaklaşmayın. fakat sizi temizlemek ve size olan nimetini tamamlamak istiyor ki. Ayaklarını mesh etmeyip.bildirilmiştir. yahut sizden biriniz ayak yolundan gelirse. Allah’ın Kur’an’daki emrine aykırı olarak yıkayanların kesinlikle abdesti yoktur. yahut kadınlara dokunup da (bu durumlarda) su bulamamışsanız o zaman temiz bir toprakla teyemmüm edin: Yüzlerinize ve ellerinize sürün. Kur'an o kadar net ve açık bir kitaptır ki. Eğer cünüp iseniz temizlenin (yıkanın). Yüzlerinizi ve ellerinizi onunla meshedin. Ve eğer hasta iseniz veya yolcu iseniz veya biriniz tuvaletten gelmişse. bu konuda epeyce tutarsız ve çelişkili rivayetleri vardır. Allah’ın emrine karşı çıkılarak farzlar ifa edilemez. Kur’an’la bağdaşmayan bir çok hususlar ihtiva etmektedirler. 5/6 . Ve iddia ediyorlar ki bu rivayetleri olmasa ne abdest ne de gusül konusu Kur'an'dan anlaşılamazmış. yada kadınlara dokunmuş ve su bulamamışsanız.Ey iman edenler! Namaza dur(mak iste)diğiniz zaman yüzlerinizi yıkayın ve ellerinizi dirseklere kadar. Şüphesiz Allah çok affedici ve bağışlayıcıdır. Allah size güçlük çıkarmak istemiyor. Eğer hasta veyâ bir yolculuk üzerinde bulunursanız.

Nasıl ki suyu hastalıktan dolayı kullanamadığımız da teyemmüm etmemize müsaade edilmişse. ayaklarında aynen baş gibi meshedileceği manasındadır. Örneğin: Ahmet'e selam söyle. Birinci grupta olan yüz ve ellerin yıkanması gerekir. ellerinizi de dirseklere kadar ifadesi. Abdest ve Gusül ile ilgili durum bu şekildedir.Kur'an'a göre. örneğin: başın da veya ayaklarına da bir yaradan dolayı sargı bezi olabilir. abdestle ilgili organlarımız dört tanedir. Birinci grup yüz ve dirseklere kadar eller. Zira. Eğer ki ayaklarını yıkamaya bir ihtiyacın varsa veya yıkayıp serinlemek istiyorsan abdest almadan önce veya sonra istersen sabunla yıka ve bunu abdest alıyorum diye yapma. ikinci grup baş ve topuklara kadar ayaklar. Meğer ki kişinin suyun Mesih ile ıslaklığını değdirmeye zorunlu bir manisi olmuş olsun. Abdestin geçerli olması için Kur'an'a uygunluk şarttır. Sakın bu daha iyidir deyip. bu durumda sargı bezinin üstünden silebilir. bunlarda iki gruba ayrılmaktadır. ayaklarınızı da topuklara kadar denmesi. sarık veya ayakkabı üzerine mesh etmek ayakları veya başı meshetmek manasında değildir. ellerinde dirseklere kadar yıkanacağı manasındadır. İkinci grupta olan baş ve ayaklarda mesh edilecektir. Ve unutma ki dini ancak ve ancak Allah koyar ve Allah'ın koyduğu din Kur'an'da mevcuttur. Örneğin yağlı boyacılar gibi. Yüzlerinizi yıkayın. ellerinizi de dirseklere kadar denmesi bunu ifade eder. zira Allah hiçbir nefse yüklenemeyeceği yükü yüklemez. Her şeyin en iyisini ve en doğrusunu Allah bilir. Bazı mesleklerde cildin üzeri mesleki bir maddeyle örtülebilir. Bundan da kolayca anlaşıldığı gibi. Ali'ye de dediğimizde nasıl ki Ali'ye de selam ettiğimiz hemen anlaşılabiliyorsa. mecburiyet karşısında ona göre kıyas yapılabilir. bu durumda sözünü Allah'ın sözü önüne geçirmiş olursun. Zira aynı şekilde başınızı mesh edin. mesh edeceğin yerde ayaklarını yıkamaya kalkışma. abdestin geçerli olması için muhakkak ayaklarını Kur'an'da emredildiği gibi mesh etmelisin ve mesh ettiğin de başın ve ayakların olmalı. bu durumda imkan ölçüsünde cilt yıkanır 473 . Kur'an'da yüzlerinizi yıkayın.

bu su bulunmama durumu kullanamamayı da içeren bir ruhsattır.) Kadınlara dokunulmuşsa. küçük bir çocuğa sorarak öğrenebilir. Zira biz onlara yıkanın dediğimizde ne dediğimizi gayet iyi anlıyorlar. Bunun için iftira yollu. Bahsedilen zorluklar ve Gusül veya abdest gerektiren Şartlar şunlardır. Eğer bu konuda tereddüdü olan varsa.dolayısıyla boya deyen yerin üstü çıkarılamayan boya ile birlikte yıkanır veya meshedilen organsa meshedilir. Yolculuk durumu (su kullanmaya mani bir yolculuk). yoksa su kullanmaya mani bir durum yoksa. Teyemmüm ise. vücudun yıkanması olayıdır. bazı zorluklarla karşılaştığımızda kolaylık olmak üzere Allah tarafından verilmiş bir ruhsat (müsaade)dir. Cenabetli olma durumunda yıkanılmak suretiyle temizlenme emredilmiştir. Gusül gerektiren şart. Cünüp olunmuşsa. Bu durumda istenen yıkanma ise kolayca bilinebilen. hareket ederek rivayetlerde iddia ettikleri gibi yıkanmayı tatbiki olarak erkekler tarafından Aişe’ye yaptırma rivayetleri tahdis etmek gerekmiyor. Bu hususların meydana gelmesi halinde eğer su bulamamışsa ki. Teyemmüm şartları: Hastalık durumu (su kullanmaya mani bir hastalık). hem yıkanma ve hem de abdest yerine geçerli olup. Kur’an’da belirtildiği gibi. durum 474 . Abdest gerektiren şartlar: Tuvaletten gelinmişse (ihtiyaç için gidilmesi halinde.

Şartlar arasında hastalığın bulunması zorluk olması durumu ile ilgilidir. önceden teyemmüm almış olan kimsenin teyemmümü. su bulunduğu manasında değildir. el teması veya öpme 475 . Peki. bir kısmı nikah düşen erkek veya kadın cildinin bir birine dokunması olarak anlamaktadır. tedavinin esasını teşkil eder. zira bu hususlar tuvalet ihtiyacı kapsamında değildir. kadınlara dokunmayı cinsel birleşme olarak kabul edenler. Ancak. Kur'an'da suyun bulunması veya hastalıkla yolculuğun bitmesi halinde teyemmümün iptal ve iadesi bize emredilmemiştir. kendi aralarında ki bir çok ihtilaf konusundan biride budur. Örneğin hastalık nedeniyle su kullanamıyorsak veya bizi hasta edebilecek soğuk su veya haşlayabilecek kaynar su. bu husus ehli sünnetin kendi aralarında da değişik anlaşılmaktadır. Zira. Cenabetlik durumu inzal olsun veya olmasın cinsel birleşmeyle veya cinsel birleşme olmamasına rağmen ihtilam ile meydana gelen bir olaydır. tuvalet ihtiyacının giderilmesiyle ilgili bir olaydır. Kadınlara dokunma olayına gelince. Bir kısmı bunu cinsel birleşme olarak kabul ederken. diğer hususlar da bundan dolayı imkansızlık durumu olarak anlaşılmalıdır. yani cenabetli olan kimse yıkanacak. Veya yıkanmaya mani teşkil etmeyen bir hastalık durumunda örneğin: Bazı hastalıklarda kaplıcalarda yıkanmak. Sesli veya sessiz yellenmek abdesti bozmaz. cenabetli olmayan kimse. şartların normale dönmesi halinde geçerliliğini yitirmez. Veya yolcu olmasına rağmen yıkanma imkanı sağlayabileceği bir otelde ikamet eden kimse su bulamama durumunda olan kimse değildir. yeniden yıkanmak veya abdest için yeniden yıkanmayı veya abdest almayı gerektirecek durumların olması lazımdır. zira bunlar için tuvalete gitmek bir ihtiyaç değildir.gereği olarak yıkanma veya abdest alma gereklidir. Bundan dolayıdır ki. gerekli olduğunda abdest alacaktır. hem de kulana biliyorsak durum ne olacaktır? Bu durumda teyemmümle birleşmiş olan iki husus birbirinden ayrılmaktadır. Tuvaletten gelinmesi halinde abdest alınması hususu. su bulunmuşsa yani suyu hem elde etmiş.

yani meni veya orgazm olayı da olmamışsa sadece abdest gerekir. kaleme.(Ey Muhammed!) Sana. El ele dokunmak veya öpmek dokunma olduğu gibi. Bu şekilde ihtilafa düşmelerinin nedeni ise. Örneğin: Şafii mezhebine bağlı olan kimseler. kadınlara dokunmayı sadece bir hususu anlatan bir ifade olarak anlamalarından dolayıdır. cinsel temasta dokunmadır.durumunda abdestin bozulmadığını iddia ederler. Dokunma "Lems" kelimesinin kapsadığı manalarla ilgili olarak Kur'an'dan örnek verecek olursam. Ve kadınla erkek arasındaki dokunma olayı bu safhada kaldığında. masaya. halbuki bu kelime her iki hususu da kapsamaktadır. şöyle ki. yani "dokunmayı" tokalaşma veya öpme şeklinde anlayanlar bu durumların olması halinde abdestin bozulacağını iddia ederler. kağıda yazılı bir kitap indirmiş olsaydık ve onlar da o kitaba elleriyle dokunsalardı. Diğerleri ise. Hal böyle olunca durum kolayca anlaşıla bilir. fakat Hanefi mezhebi bağlıları ise bu gibi durumlar da abdest almaya gerek görmezler. 6/7 Mealini vermiş olduğum ayette dokunma "Lems" kelimesiyle ifade edilmiş olup. Mealen: . 476 . Dokunma olayı cinsel birleşmeyi ihtiva ediyorsa bu duruma göre yıkanmak gereklidir. Cinsel birleşmeyi ihtiva etmiyorsa. bunun apaçık sihir olduğunu söylerlerdi. veya herhangi bir şeye elimiz değdiğinde bu "Lems" yani dokunma olduğu gibi. bur da kitaba elle dokunma durumunu ifade etmektedir. elleri bir kadın eline değdiğinde abdest almayı gerekli görürler. Dolayısıyla. sadece el ele değme veya öpme veya elbise üzerinden olsa dahi oynaşma ve vücudun hissedilmesi durumunda meni veya orgazm olayı meydana gelmemişse bu lemse yani dokunma olayı sadece abdest almayı gerektiren bir olaydır. yine de küfredenler. kadın ve erkeğin el ele bir birbirlerine dokunma veya elbise üzerinden dahi olsa birbirlerinin vücudunu hissederek cinsel ilgi gösterip dokunmaları durumu da "Lems" olayıdır.

Mü'min kişi eğer tuvaletten gelmişse veya cinsel birleşme yapmadan kadınlara dokunmuşsa ve inzal olmamışsa sadece abdest alması gerekir. Böylece iddet beklemek. veya ateşte pişmiş olan şeylerin yenmesi durumunda abdest almak gerektiği veya kişi zekerine dokunmuş olsa abdest alması gerektiği veya deve eti ve deve sütü konusunda yapmış oldukları iddia ve rivayetler. veya ayakların meshe dilmeyip yıkanması gerektiği. Mü'min kişi yıkanmalıdır. onların üzerinde sayacağınız bir iddet hakkınız yoktur. inzal olmasa dahi cünüp olmuştur. Diğer taraftan. iddet bekleme durumundan bahsedilmeyecekti. zengin kendi gücüne göre. "Lems" kelimesi ile ifade edilen dokunma olayı cinsel birleşmeyi ifade etmektedir. henüz onlara dokunmadan boşarsanız. "Lems" kelimesiyle ifade edilen "dokunma" hem cinsel birleşmeyi hem cilt dokunmasını ifade eder. Demek ki abdest ve gusül Kur'an'da açıkça belirtilmiştir. Abdest için iki husus vardır. Hemen müt'alarını verin (Mehir kesilmişse. bir erkeğin elini kadın eline değdirmesinden daha değişik bir durum olduğu açıktır. aslı olmayan ve Kur'an'a uymayan boş iddialardır.. Zaten kendileri de bu gibi rivayetlerin tersini de 477 . Olayın meydana geliş kapsamına göre abdest alınır. erkekle kadının cinsel birleşme yapmaları halinde. eli dar olanda kendi gücüne göre vermeli) ve onları güzellikle serbest bırakın. uyku ve (sesli veya sessiz) yellenme gibi durumların abdest bozduğu. 33/49 Mealini yazmış olduğum ayette.Ey iman edenler! mü'min kadınları nikâhlayıp da. Abdestin nasıl alınması gerektiğinden ise daha önce bahsetmiştim. Böyle bir olayın ise. yada yıkanılır. Zira böyle olmasaydı. olmadığını anlamak içindir. kadının hamile kalmış olup. Veya rüyasını nedeniyle inzal olmuşsa veya cinsel birleşme yapmadan inzal olmuşsa bu hususlar cünüplük kapsamı içinde olup. Kişi cinsel birleşme yapmışsa. Böylece anlaşılmış olur ki. abdest alırken çizme veya ayakkabı üzerine mesh edilebileceği.

Onların bu rivayetlerini ciddiye alıp namaz kılmaya kalkışan bir kimse büyük bir şaşkınlık içinde ne yapacağını bilemez hale gelir. o rivayete aykırı başka rivayetlerle engellenmiş duruma döşer. Müslümanların yalnızca Kur'an'ı esas alarak nasıl namaz kılacaklarını bilemeyecekleri iddiasıdır. Zira bir rivayeti uygulayayım derken.İbnu Abbâs (radıyallahu anhüm) anlatıyor: “Allah. Kur'an'ın abdest ve gusül öğretisi nerede. başka bir ifadeyle küfrün ta kendisidir. Hiç kimse bunların bu öğretilerine uyarak ne abdest alabilir nede ne zaman cünüplükten yıkanması gerektiğini bilebilir. Ve bu zıtlar ancak insanları şaşkınlığa ve ne yapacaklarını bilmezliğe sürüklemeye sebep olmaktan başka bir işe yaramaz. Kur’an’ı inkar etmek demektir. Zira rivayetler olmazsa biz şu hususu bu hususu Kur’an’dan bilemezdik demeleri Kur’an yetersizdir manasına gelmektedir. dolayısıyla da rivayetlerin bilinmesinin şart olduğunu söylemektedirler. Zira onlar.229 478 . kendilerince. Bunların bu çelişkili iddiaları nerede. hatta bugün fiili olarak tatbik edilmekte olan namaz olayıyla uyuşmadığını görmüş oluruz. Bu iddialarıyla. Kur'an'dan namaz kılmanın anlaşılamayacağını iddia ile. Kur’an’nın yetersiz olduğunu açıkça ifade etmiş olurlar. RAKAT SAYILARIYLA İLGİLİ RİVAYETLERİNDEN ÖRNEKLER: 691. Bu iddia ise Kur’an ayetlerini red ile. namazı peygamberin diliyle hazarda dört. seferde iki. Zaten istedikleri de budur.2332 C.rivayet ederek kendi iddiaların da çelişkiye düşmüşlerdir. Hal bu ki. Zira zıtları iddia etmişlerdir. eğer ki rivayetler olmamış olsaydı. NAMAZ KONUSUNDA RİVAYET ÖRNEKLERİ UYDURMUŞ OLDUKLARI İddialarının en başta geleni. tahdis etmiş oldukları rivayetleri incelediğimizde çelişkilerle dolu olduklarını. korku halinde bir rekat olarak farz kılmıştır."(K.8 S.S.

şöyle dedi: Muâz ibn Cebel Peygamber’in maiyetinde namâz kılar. fettânsın" yâhud “Fâtin oldun. Taksir 1.8 S. alıntıları: Buhari. Nesâi. Salât 270. O şöyle demiştir: Ben Câbir ibn Abdillah’tan işittim.2333 C. şöyle demiştir): Muâz ibn Cebel Peygamber’le berâber namâzı kılar.Akçağ. Muâz onun hakkında fenâ söyler gibi oldu.(1198). Amr ibn Dinâr: Ben o iki sûrenin 479 .225)) Görüldüğü gibi. Amr’dan tahdis etti.Aişe (radıyallahu anhâ) anlatıyor: “Allah namazı (ilk defa) farz ettiği zaman iki rekat olarak farz etmişti. hazerde yani yolculukta olmayıp ikamet yerinde bulunan kimse için namazın dört rekat farz olduğunu tahdis ettiler. Muvatta. Salât 3."(K. Salât 287. Salâtu’l-Müsafirin 2. Müslim. Nesâi. ve Mufassal bölümün ortasından iki sûre ile (kıldırmasını) emretti. Menâkıbu’l-Ensâr 47. o da Câbir ibn Abdillah’tan tahdis etti (O.(1247). kendi kavmine imâmlık ederdi.Bize Müslim ibn İbrahim tahdis edip. Kasru’s-Salât 8. (1. Sâlat 1. şöyle dedi.119)) . Sonra onu hazar için (dörde) tamamladı. Salât 5. o zaman akşam namazının farzını üç rekat ve sabah namazının farzını iki rekat olarak kılmalarını nasıl izah ediyorlar.146). ondan sonra döner de kendi kavmine imamlık ederdi.(3. Ebû Dâvud. Ebû Dâvud. Bize Şu’be Amr’dan. Bir defasında yatsıyı kıldırdı da el-Bakara Sûresi’nden başlayarak okumağa kalktı. alıntıları: Müslim. (1.118. Taksiru’s-salât 5. fâtin oldun" buyurdu. Yolcu namazı ilk farz edildiği şekilde sabit tutuldu. Bu i ş Peygamber’e ulaşınca üç defa: “Fettânsın. Cemâatten biri ayrıldı. ondan sonra döner. (685). 692.(687). Rivayetleri ve fiili uygulamaları bir birleriyle çelişmektedir. fettânsın. Buhâri şöyle dedi: Ve bana Muhammed ibn Beşşâr tahdis edip şöyle dedi: Bize Gunder tahdis edip şöyle dedi: Bize Şu’be.230 Akçağ.S. 693. Eğer ki iddia ettikleri gibi ise.

Şâfiiler ile Hambeliler ise buna tecviz yani sahih (geçerli) görürüler. . Yukarda ki rivayette imam olan namazı mükerrer kılabilir diye rivayet ettiler. demiştir ki. (Buhâri.hangi sûreler olduğunu hâtırımda tutamadım.a.2 S. Başka bir rivayetlerinde. 480 . bir tanesinin nafile sayılacağını iddia ettilerse de bu sefer kendi aralarında ihtilaf ve büyük görüş ayrılıkları meydana geldi. Şöyle ki: Bu meselede Hanefiler ve Malikiler ile diğerleri arasında büyük görüş ayrılıkları vardır.. Ubâde b. sekiz rekat kılına bilir demekle her vaktin farzının dört rekat olduğu yolunda yapmış oldukları evvelki rivayetlerle çelişkiye düşmüş oldular. Delillerinden biri bu konuda Muâz ibni Cebel hakkında tahdis ettikleri rivayettir. demiştir. Böylece bir farz namaz dört rekatsa. onlarla da kılayım mı? dedi. Nebi (s.92 Ötüken. İşte o zaman siz. farz kılan kimsenin nâfile kılana iktidası sahih (geçerli) değildir derler.a. Şöyle ki: 694-. Es-Sâmit (r.Resûlullah (s. “İstersen evet" buyurdu. Durumu idare etmek için. aynı günde cemaat fertlerinin de bir vaktin namazını mükerrer kılabileceğine dair rivayetleri vardı. namazları vaktinde kılınız!" Bir adam: . Onlar. farz namazın aynı günde birden fazla..a. meşgûliyetleri kendilerini (Efdal) vakti geçinceye kadar namazlarını vakitlerin(de edâ)dan alıkoyan emirler âmir olacak.) şöyle buyurdu: “Benden sonra size.)den.) Görüldüğü gibi.). Kitâbu’l-Ezân C.727 H. bu rivayetlerine çelişkili olarak.Ya Resûlullah. imam olmak suretiyle kılınabileceğini tahdis ettiler. .

Mahcen hâla yerindeydi.2 S.. “Herkesle beraber namaz kılmana mâni olan şey nedir. (2. Hz.) “Böyle yapmayınız. Sizden biri evinde namazı kılıp sonra da imamı namaz kılmamış bir halde bulursa onunla birlikte namaz kılsın. .S.a) namazını bitirince bir de ne görsün. Efendimiz: ben âilemle namazımı “Mescide geldiğin zaman namaza kalkılırsa kılmış bile olsan cemaatle birlikte sen de kıl!" (K.168 Akçağ. (Ebû Dâvûd.(1. "İstersen. babası (Mahcen) Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)’ın meclisinde idi. onlarla beraber kılayım mı? Dedi. o gençken Resûlullah (s. Resûlullah (s. Yezid b. İmâmet 53. Resûlullah’a getirildiler. imâme 54. El-Esved'den.Salât (2). Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) kalktı. ancak kılmıştım!"dedi.Süfyân (rivayetinde) dedi ki (adam). “Biz evimizde kıldık dediler.179 H.): “Sizi bizimle namaz kalmaktan men eden şey nedir?"buyurdu. Bunun üzerine onları çağırt(t)dı.9 S. Bunun üzerine Resûlullah (s. Adamlar. evet" buyurdu. (Ebû Dâvûd. onlar titreyerek. 2840 C.2 S.575 Şamil.a.411 H. .. alıntıları: Muvatta.112)) 481 .132). namaz kıldı ve döndü. ayrıca: Tirmizi. Mahcen: “Elbette müslümanım. Bâb 56 C.433 Şamil.a. Nesâi. rivayet edilmiştir ki.Bişr İbnu Mahcen babasınadan anlattığına göre.a. Salâtu’l-Cemâ’a 8. Resûlullah da.Namaza onlarla birlikte yetişirsem. O sırada namaz için ezan okundu.) 696. sâlat 49.) 695-. sen Müslüman değil misin? Diye sordu. Bâb 10 C. Peygamber (s. Nesâi. Çünkü o (imamla beraber kılacağı namaz) kendisi için kefaret olur" buyurdu. K.)'le beraber namaz kıldı. iki kişi mescidin bir köşesinde namaz kılmayıp oturuyorlar. K. Sâlat (2).

.9 S.169170 Akçağ. (2.. İmâmet 56. K.S. fakat yine de bu iki rivayetin tam tersi olan bir rivayeti aynı şahıs adına. şöyle ki: 699. Meymûne’nin mevlâsı Süleyman b.Böylece." (K.579 Şamil.(579). bir adam kendisine sordu: 482 .İbnu Ömer (radıyallahu anhümâ)’nın anlattığına göre. ısrarla bir vaktin farz namazının mükerrer kılınabileceğini rivayet ettiler.a. demiştir ki. Yesâr’dan. alıntıları: Ebû Dâvud. yani İbnu Ömer adına tahdis etmekten çekinmediler.145 H. Zira böyle yapmakla gerçeğin ne olduğunu insanların öğrenmesine mani olmayı.2 S. Bakınız İbnu Ömer adına. (Ebû Dâvûd.Salât (2).Onlarla birlikte namaz kılmıyor musun?"dedim. Resûlullah (s.Belât’a İbn Ömer’in yanına geldim. Salât 58. İbn Ömer’e: .)’ı. Buna rağmen bu rivayetleriyle çelişkili olarak şu rivayetleri tahdis ettiler: 697-..Süleyman Mevlâ Meymûne’nin İbnu Ömer (radıyallahu anhümâ)’den naklettiğine göre. . onları şaşkın hale getirmeyi amaçlamaktadırlar. Yoksa yazdıklarının tamamıyla farkında olmadıklarından değil. Böyle yapmaları metotları icabıdır. . "Bir namazı bir günde iki defa kılmayınız" buyururken işittim.) 698.Ben namazımı kıldım. Bâb 57 C. Onlar (Belatlılar) namaz kılıyorlardı. İbnu Ömer şunu anlatmıştır: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Bir günde aynı namazı iki sefer kılmayın. 2842 C. dedi.114)) İbnu Ömer adına naklettikleri bu iki rivayetle bu konuda evvelce örneğini yazmış olduğum rivayetlerini inkar ettiler. Nesâi. yukarıda yazmış olduğum iki rivayeti tahdis ettiler.

Salâtu’l_Cemâ’a 9.S. onunla da namaz kılayım mı?” “Evet!"deyince adam tekrar sordu: “Peki. Ebu İshâk’a: “şikayetiniz öğle vaktinde miydi?"diye sordu. hedefledikleri konularda insanları şaşkınlığa sürükleyip ne yapacaklarını bilmez hale getirip. bunlardan hangisini (farz olan) namazım yapayım?” "Bu senin elinde mi? dedi. İslam dini konularında kargaşa meydana getirmektir. (yani ortalık kılınmasından mı?" diye sordum.271-272 Akçağ. onları asıl ilgilendiren.169 Akçağ. (1.S. dilediğini (asıl farz olan) namazın yerine sayar! (K.2380 S. O yine: çok sıcakken) “Evet!"dedi." (K. Daha önce belirttiğim gibi. bunların ayrılığa düşmelerine asıl sebebin bu çelişkili uydurma rivayetler olduğu görülür. Şimdi namazla ilgili olarak uydurmuş oldukları rivayetlerden örnekler vermeğe devem edecek olursam: 700.“Ben evde namazımı kılıp sonra da imamla namaza yetişiyorum.247)) 483 . bu Allah’a kalmıştır.9 S.(619). Nesâi. Öbürü: “Evet!"dedi.133)) Görüldüğü gibi. Ve İslam dini adı altında meydana gelmiş bütün rivayetçi gruplara bakıldığında. alıntıları: Müslim Mesâcid 189. Mevâkit 2. İbnu Ömer’den aynı konuda bir birlerine ters rivayetler uydurmak onlar için gayet sıradan bir şeydir.(1. alıntısı: Muvatta. 2841 C. Ben: “Vakit girer girmez. ancak şikayetimizi dinlemedi: Züheyr.Habbâb (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)’a (secde edilen) yerin sıcaklığından şikayet ettik.

Sâlat 273. Buna rağmen bu rivayetlerine çelişkili olarak şu rivayeti tahdis ettiler: 702. öğle sıcağının. Müslim. (353). 2393 C. (402).Ebû Hureyre (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Hararet şiddetlenince namazı (vakit) biraz serinleyince kılın. 484 . 2399 C. Mesâcid 64. Vükût 28. Sâlat 262. Tirmizi. alıntıları: Buhari. (1. (1. 703. Mevâkit 9. İbnu Mace.272 Akçağ. alıntıları: Ebû Dâvud.282 Akçağ. Bed’ü’l-Halk 10. (1. İmâmet 57.248-249)) Bu rivayet evvelki rivayetlerle çelişkilidir. seferi dahi olsa namaz kılmaya mani olmadığını. Ezân 42.Enes (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Akşam yemeği hazırlanmış ise. Enes (radıyallahu anh): “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) (yolculuk sırasında) bir yere inecek olsa. Salât 4. Nesâi. Çünkü.701. (157). gün ortasında olsa da!" (K. öğleyi kılmadan orayı terk etmezdi" demişti. (1205). 2381 C. Mevâkit 5." (K. (557). alıntıları: Buhari.248)) Bu iki rivayette. muhakkak serinliği beklemeden namazı kılmak gerektiğini rivayet ettiler. Hemde yemeği aceleye getirmemek gerektiğini söylediler.S.8 S. dedi Enes.287 Akçağ. Tirmizi. Yemeğinizi aceleye de getirmeyin. yemeğe namazdan önce başlayın. Salât 7. (2." (K. (615).Hz.8 S.S. Nesâi.111)) Yukarıdaki rivayette yemek için namaz tehir (geciktirile) bilir diye rivayet ettiler. Mevâkit 3.8 S. Salât 4. Mesâcid 180.16). Et’ime 58. Ebû Dâvud. (677).S. Muvatta. şiddetli hararet cehennemden bir kabarmadır. Nesâi. Müslim. Bir adam sordu: “Yani gün ortasında olsa da mı?” “Evet.

İftitah 110.704.S. Salât 190.S.204). Sehv 70. (255). Ezân 83. Salât 191.84.372 Akçağ. Tirmizi.8 S.8 S. (2.375 Akçağ. (858-868)) Rivayet ettiler ki.8 S.Nesâi’nin rivayetinde şöyle gelmiştir: anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) namaza girdiği zaman ellerini kaldırırdı ve iki rekat arasında kalktığı zaman aynı şekilde ellerini iki omuzunun hizasına kaldırırdı.121. (3. 2489 C.8 S. (3758)) Burada ise öbür rivayetlerinin aksine. (390).75.Allame (rahimehullah) anlatıyor: “Size Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)’ın namazıyla namaz kıldırayım mı?"dedi ve namaz kıldırdı. Bu namazda ellerini bir kere iftitah tekbiri sırasında kaldırdı. (748). Sonra (namazdan çıkıncaya kadar) başka kaldırmadı. 124. alıntısı: Ebû Dâvud. İkâmet 15. 2403 C. Et’ime. 2492 C. Sal3at 117. Tirmizi.76. yemek için namazın tehir edilemeyeceğini tahdis ettiler. başka kaldırmadı. (752)) Bu iki rivayette ise evvelki rivayetin aksine iftitah tekbiri hariç. Nesâi.3.722. Nesâi.62)) 707.122). Salât 16.743). çelişkili olarak. Ebû Dâvud. namaza başlarken ve iki rekat arasında elleri iki omuz hizasına kaldırmak gereklidir.Berâ (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)’ı iftitah tekbiri alırken gördüm. ellerin kaldırılmayacağını tahdis etmeleri bir çelişkidir. alıntıları: Ebû Dâvud. (1. Sâlat 119. Müslim.(721. 188.741. alıntısı: Ebû Dâvud. Ellerini kulaklarına yakın kaldırmıştı. 706. Câbir (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Yemek veya bir başka şey için namazınızı tehir etmeyin. alıntıları: Buhari.86. (1.S. Muvatta.2." (K.376 Akçağ. 485 .289 Akçağ. İbnu Mâce. İftitah 1. 705." (K.S.195).(253).85.(2. 2490 C. Salât 119.77)." (K. (K.Hz. Salât 22. (257). 10.

Salât 124. Bid’atten sakın!"dedi. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm). Müslim. Salât 181.İbnu Abbâs (radıyallahu anhüma) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) kıraat ını bismillehirrahmanirrahim ile başlatıyordu. Bana: “Oğulcuğum. Nesâi.S. (1. (399). bizden ve kainattaki her şeyden daha büyük Olduğunu ifade etmek içindir. Enes (radıyallahu anh) anlatıyor: “Ben. Onun için kimilerinin elleri omuzlara kadar kaldırmak lazım yok omuzlara kadar kaldırmak lazım veya bir sefer kaldırmak lazım veya birden fazla kaldırmak lazım demelerinin konuyla pek bir ilgisi yoktur. Ben Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)’ın ashabından her kimle karşılaştı isem. Allah’u ekber deyip ellerimizi kaldırmamızın manası. (bu yaptığın) bir bid’attir. 2528 C.22. Ezân 89. İbnu Mâce.Ebû Bekr. Ebû Bekir’le. 486 . İkâmet 4. Hz.133-135). Osman’la (radıyallahu anhüm) namaz kıldım.8 S. Onu sen de okuma. 2527 C. Babam sözlerine şöyle devam etmişti: “Ben Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)’la. Salât 182. Onlardan hiçbirinin bismillahirrahmanirrahim’i okuduklarını işitmedim. Tirmizi." (K. Babam işitti. Osman (radıyallahu anhüm) ile birlikte namaz kıldım. işaret diliyle.400 Akçağ. (813. Onlardan hiç birinin bunu (besmelenin okunacağını) okuduklarını işitmedim. Ebû Dâvud. Ömer’le. alıntısı: Tirmizi. (246). 708.400 Akçağ. Allah’ın. Hz.8 S.İbnu Abdillah İbni Muzaffer (rahimehullah) anlatıyor: “Ben (namazda) bismillahirrahmanirrahim’i okumuştum.İftitah tekbirinde. (K. Muvatta. Salât 50. Ömer. alıntıları: Buhâri. Salât 30. Hz.S. (2.815)) 710.Hz. Hz. Hz.81). (247)). (781). İftitah 21. Hz. hepsinin de bid’atten nefret ettiği kadar bir başka şeyden nefret etmediğini gördüm. Yani el kaldırmakla Kainatı işaret etmiş oluyoruz. 709.

Bu iddiaları Kur’an’a uymamaktadır. Besmelede. Allah’ın adıyla başlamamız şarttır.8 S. dolayısıyla günah kazandığı iddia edilebilsin. Bu konuda Kur’an’dan mealen: 487 . şöyle ki Kur’an okumaya başladığımızda. alıntıları: Tirmizi.S. Namaz’da besmelenin okunamayacağını. örneğin: Namazda Bakara Sûresinin son iki ayetini okuyarak başlamamız halinde veya Haşr Sûresi 21. Nesâi. Bunlardan bir tanesi. Buna rağmen bu rivayetin aksine olarak. Allah’ın adını anmaktan başka bir şey değildir. ayrıca bir sûrenin başından değil de ortalarından veya sonlarından başlamakta aynı şekilde durumu değiştirmez. Zira. <709. Ayetten başlayarak okuduğumuzda şeytanın şerrinden Allah’a sığınıp. (244). diğeri de Allah’ın adıyla okumaya başlamaktır. Bu duruma göre.135)) < 708.2529 C. Böyle bir iddiayı ancak Allah’ın adını duymaya tahammül edemeyen kimseler iddia ederler. Allah’ın adını anmanın da bit’adı mı olurmuş? Nasıl olur da bir Mümin namaz kılarken Allah’a sığınmak İçin bismillahirrahmanirrahim okumasın veya okuduğunda namazı geçersiz olsun veya bid’ad işlediği. İftitâh 22.401 Akçağ." (K.> ve < 710. okunmasının bid’ad olduğunu iddia etmeleri çok ibret vericidir. ayrıca.> örnekte görüldüğü gibi. Kur’an okumaya başlamanın iki şartı vardır.Sadece “Elhamdülillahi rabbi’l-âlemin"de. Peygamberin namazda Kur’an okumaya bismillahirrahmanirrahim ile başladığını rivayet ettiler. Kur’an okumaya başlamanın namazda veya namaz’ın dışında olması bu durumu değiştirmez. (2. şeytanın şerrinden Allah’a sığınmak. Kur’an okumaya nereden başlanırsa başlanılsın durum aynıdır. Allah bize Kur’an’dan kolayımıza geleni okuyabileceğimizi bildirmiştir.> örneklerde görüldüğü gibi namazda bismillahirrahmanirrahim okunamayacağını tahdis etmelerinin çelişki olması hususu bir yana. Salât 180.

Kur’an oku(mak iste)diğin zaman kovulmuş şeytandan Allah’a sığın (Eûzu Billâhi Mineşşeytâni’r-racim. sen namaz kılmadın!"buyurdu. Allah’tan mağfiret dileyin. de).Rabb’in. 96/1 711. O halde Kur’an’dan kolayınıza geleni okuyun. yeryüzünde gezip Allah’ın lutrunu arayan başka kimseler ve Allah yolunda savaşan daha başka kimseler bulunacağını bilmektedir. zekâtı verin ve Allah’a güzel bir borç verin. hafif bir şekilde (yani rükünleri. Şüphesiz Allah çok bağışlayan. Sonra namazı tamamlayıp Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)’a selem verdi: Efendimiz: “Üzerine olsun. zira sen namaz kılmadın!"dedi adam bu şekilde iki veya üç sefer aynı şeyi taptı. O sizin (gece ve gündüz saatlerinizi) hesâbedemiyeceğinizi (gece satlerinde kalkamayacağınızı) bildiği için sizi affetti. çok esirgeyendir. Aleyhissâlatu vesselâm selamına mukabele etti ve: “Dön namaz kıl. 73/23 .. Namaza durup. Resûlullah’a selam verdi. Adam döndü (tekrar) namaz kılıp geldi. Geceyi ve gündüzü Allah takdir etmektedir. Allah. senin gecenin üçte ikisinden daha azında. Ancak git namaz kıl.Rifâ’a İbnu Râfi (radıyallahu anh) anlatıyor: “Biz mescid de iken bedevi kılıklı bir adam çıkageldi. içinizden hastalar. Allah katında verdiğinizden daha hayırlı ve mükâfatça daha büyük bulacaksınız. tesbihleri kısa tutarak) namaz kıldı.Yaratan Rabb’in adıyla oku. Seninle berâber bulunanlardan bir topluluk da (böyle yapıyor). Kendiniz için verdiğiniz hayırları. yarısında ve üçte birinde kalk(ıp namaz kıl)dığını biliyor. Onun için Kur’an’dan kolayınıza geleni okuyun. 16/98 . her seferinde aleyhissalâtu vesselâm: 488 . Namazı kılın.

167. sonra secdeye git ve secde hâlinde itidâle er. tehlil getir. Zira (bu söze göre).S. hata da yaparım. Sonra kalk ve kıyam halinde itidâle er. Adam sonuncu sefer: “Ben bir insanım isabet de ederim. Bana (hatamı) göster. ikâmet getir (namaza dur). Aleyhissalâtu vesselâm: “Tamam.” Râvi der ki: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)’ın bu sonuncu sözü Ashab’a önceki: (Dön. yoksa bir 489 . Nasıl ki daha önceki örneklerde görüldüğü gibi. sayılanlardan bir eksiklik yapan kimsenin namazında eksiklik oluyor ve fakat tamamı heba olmuyordu. yoksa Allah’a hamlet. namaz kıl. belirgin) olarak dikkati çeken husus.(2.“Dön namaz kıl. Salât 226. İftitah 105.2658 C. Bundan bir şey) eksik bırakırsan namazını eksilttin demektir. Namaza kalkınca önce Allah’ın sana emrettiği şekilde ab dest al. besmele okunmasına karşı çıkmış idilerse. Nesâi. Rükû halinde itminâna er (azaların rükûda mûtedil halde bir müddet dursun). sonra kalk. Ebû Dâvud.8 S. (857-861). zira sen namaz kılmadın!"dedi. Sonra (ezan okuyarak) şahâdet getir. İşte bu (söylen)enleri yaparsan namazını mükemmel (kılmış olursun. Ezberinde Kur’an varsa oku. zira sen namaz kılmadın!) sözünden daha kolay (ve rahatlatıcı) oldu. alıntıları: Tirmizi. sonra otur ve bir müddet oturuş vaziyetinde dur. Halk korktu ve namazı hafif kılan kimsenin namaz kılmamış sayılması herkese pek ağır geldi. doğruyu öğret!"dedi.504-505 Akçağ. namazda.193). Namazda Kur’an okunmaya bileceğini iddia etmeleri.225)) Bu rivayette bariz (açık. sonra rükûya git. Ezberinde Kur’an varsa oku." (K.(2. (302). tekbir getir. Salât 148. burada da müslümanları namazda Kur’an okumaktan uzaklaştırmayı amaçlamaktadırlar.

Nesâi..) kendisine gönderileni tebliğle memur idi.127 C. Üç özelliğin dışında bizi diğer insanlardan ayırmadı: 1. 2. Kur’an’dan bir kısa süre ezberleyebilir. abestir de. Bunun üzerine İbn Abbâs’a.a. buna rağmen ezberinde Kur’an varsa oku denir mi? Ezan ve kameti ezberleye bilen. İçimizden bir genç dedi ki: Sor (bakalım) İbn Abbâs’a Peygamber (s. asla!"diye cevap verdi. 3. imamın 490 . Sadaka yemememizi. (Ebû Dâvûd.salât (2). Bunun manası hiç kimsenin öğle ve ikindi namazlarında Kur’an okumaması gerektiği demektir. Hele söz arasında konuyla hiç ilgisi olmayan “Eşeği ata çekmemek gerekir sözü" gerçeği ifade etmediği gibi. Yoksa kişiye Ezan ve Kamet okuması gerektiği bildirilir de. ayrıca: Tirmizi. peygamberin öğle ve ikindi namazlarında asla Kur’an okumadığını tahdis ettiler. cihâd 23. Böylece beş vakit farz namazın iki vaktinde Kur’an ile Namazın arasını ayırmış oldular. Câbir radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm: “Kim imama uymuş ise.şey olmaz demeye getirmeleri bundandır.. .258 H. Böylece imam olsun cemaat olsun bu farz namazlarında Kur’an okumak iddialarına göre yasak olmuş olur. Şimdi bu rivayetlerinden birkaç örnek daha verirsem: 712-. Eşeği ata çekmememizi emretti" dedi. “Belki de içinden okuyordu" denildi.a. Bu da dikkat çekici ayrı bir çelişkidir. Abdullah b. Übeydillah dedi ki: Beni Haşim gençlerinden oluşan bir toplulukla beraber İbn Abbâs’ın yanına vardım.808 Şamil. “hayır. K. hayl 10. O da “Tuh sana bu birincisi (olan hiç okumamak)dan daha fena! (Çünkü) O (s. tahâre 105. 713.) öğle ve ikindi namazlarında (Kur’an) okuyor muydu? (O genç bu soruyu sorunca İbn Abbâs. Bâb 126.Hz.3 S.) Bu rivayette. Bize abdesti güzelce almamızı.

yalnız başına nafile namaz kılan kimsenin Kur’an okumadan namaz kılması gerektiği. bundan dolayı kargaşa çıkarmak amaçlı aykırı rivayetleri de vardır.)’in sağlığında) ayakta ve otururken dua ederek rükû ve secdede iken de. Aleyhissalâtu vesselâm’a her namazda kıraat var mı?"diye sormuştu da Aleyhissalâtu vesselâmdan “Evet!"cevabını almıştı.17 S.kıraatı onun da kıraatidir" buyurdular. Abdillah’dan demiştir ki: Biz (Peygamber (s. (Ebû Dâvûd. imama uyarak namaz kılan kimsenin hiç Kur’an okumaması gerektiğini zira imamın. şöyle ki: 715. İmama uyarak namaz kılan kimse hiç Kur’an okumaz. Öğle ve ikindi namazlarında İmam ve Cemaat ve gerekse kişi tek başına namaz kıldığında hiç Kur’an okumaması gerektiğini rivayet ettiklerini görürüz. Câbir b.) 491 . cemaat açısından namazla Kur’an’ın arasını ayırdılar. Böylece farz namazın kılındığı beş vakitte de."(K.135 C. namazda Kur’an okunmasına mani olmak için. ayrıca nafile namazlarda namazı yalnız kılan kimsenin de hiç Kur’an okumadan tesbih ederek namaz kılması gerektiği tahdis ve iddia ettiler. 714-. Bu konudaki iddialarını özetlersek.Salât (2)..) Böylece bu iki rivayette de. o da şu cevabı vermiştir: “Bir adam. K.21 Akçağ.302 H. 6244 C. Bunun üzerine cemaatten biri de: “Bu vacip oldu" demişti. Bâb 134. onun yerine Kur’an okuduğunu. .3 S. 6243 C..S. Fakat zannedilmesin ki bu rivayetlerinde sabittirler. İmam hariç cemaatten hiç kimsenin namazda Kur’an okumamsı gerektiğini iddia ettiler.S.833 Şamil. tesbih ederek nâfile namaz kılardık. alıntısı: İbni Mace 842.a. alıntısı: İbni Mace 850. böyle bir şey onların yöntemlerine aykırıdır.17 S." (K.) Bu rivayette de.Ebu’d-Derdâ radıyallahu anh’ın anlattığına göre: “Bir adam kendisine: “Namazda imam okurken ona uyan kimse de Kur’an’dan okur mu?"diye sormuş.21 Akçağ.

8 S.404 Akçağ. . Muvatta Namaz 39. K. Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) uyurdular ki: “Kim Fâtiha-i şerife sûresini okumadan namaz kılarsa bilsin ki bu namaz nâkıstır. okunmaması konusunda da uydurmuş oldukları rivayetler.(1.) Böylece her namazda Kur’an okunur demekle evvelki rivayetleriyle çelişkiye düşmüş olmaktadırlar.bu sözü üç kere tekrarladı.. Salât 233.)’in bize duyurduğunu biz de sizlere duyuruyoruz. ... (K.) 718-. Peygamber (s. K. Salât (2).a.. Şu cevabı verdi: “Yine de içinden oku. ayrıca: Buhâri. Ebû Said (el-Hudri) (r. demiştir ki: Biz (namazda) Fatiha ile (beraber Kur’an’dan) kolay(kımıza) geleni okumakla emr olunduk. Bâb 131.271 H. Bâb 131.(313)) 492 .132.84). ayrıca: Müslim.3 S.a. Ebû Dâvud.Salât (2). maksatları konusunda çok ibret vericidir.8 S. İbn Mâce. 2531 C.Hz. Salât 4/38.S.) şöyle demiştir: Her namazda Kur’an okunur. alıntıları: Muvatta.S..Hz. Bâb 124. şöyle ki: 717..407 Akçağ.Salât (2). iftitâh 31. Tirmizi.818 Şamil. imamın arkasında bulunmadığı takdirde namaz kılmış sayılmaz.821. Müslim salât 44-46.. Salât 38. (Ebû Dâvud.3 S..54.. ezân 104.. İkâme 11. Namazda Fatiha Sûresinin okunup. K.. Bizden gizlediğini biz de sizden gizliyoruz.125 C..797 Şamil.. Câbir (radıyallahu anh) demiştir ki: “Kim Fâtiha’yı okumadan bir rekat namaz kılarsa. (Ebû Dâvûd.716-.)’den.) 719. 2535 C. Nesâi.a.. Atâ b.132 H. Ebi Rebâh’dan rivâte göre Ebû Hüreyre (r." (K." Ebu Hüreyre (radıyallahu anh)’ye: “Biz imamın arkasında bulunuyorsak (ne yapalım)? Diye sorulmuştu..eksiktir. C...

ve Hel etâ alâ’l-insâni hinun mine’d-dehr surelerini okurdu.170)) Böylece namazda kıraat konusunda iç içe çelişkili rivayetler zinciri meydana getirmişlerdir. Aişe (radıyallahu anhâ) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm). Yine Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) cum’a namazında Cum’a ve Münâfikûn surelerini okurdu. şöyle ki: 720. alıntıları: Müslim. Cum’a 38." (K. Salât 218. sabah namazında Eliflâm-mim Tenzil.Hz. İftitah 47. namazda Kur’an okunmayabilir. 722.(3.424 Akçağ. öğle ve ikindi namazlarında hiç okunmaz. Bir taraftan.8 S. Diğer taraftan.İbnu Ömer (radıyallahu anhümâ) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm). Tirmizi. Cum’a 64. başka sûreler okuduğunu tahdis ettiler. nafile namazlarda hiç okunmaz.111). Bu rivayetlerini dikkate alan bir şahıs Kıraat konusunda namaz da ne yapacağını bilemez.Bu rivayetlere göre.S.S. Fatiha sûresinin her namazda okunması mecburidir derken başka rivayetlerde Fatiha suresinin okunması mecburi değildir diye bilmektedirler. 2557 C.İbnu Abbas (radıyallahu anhüma) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) cum’a günü.8 S." (K. (2. Şimdi bütün bu çelişkili rivayetler karşısında kişi namazda Kur’an kıraatıyla ilgili nasıl karar verebilir? Şimdi namaz konusunda ki rivayetlerini örneklendirmeye devam edecek olursam. Hal bu ki. Peygamberin namazda Fatiha sûresini okumayıp. 2544 C. alıntısı: Nesâi.159)) 721. İftitâh 67.416 Akçağ.(1074). diğer bazı rivayetlerinde. içerisinde secde âyeti olan sûreyi 493 .(520). Nesâi. her namazda Kur’an okumak mecburidir. A’raf suresiyle akşamı kılardı. Fatiha sûresi okunmayan namaz noksan veya geçersizdir. Salât 375.(879). Ebû Dâvud. İmam okur cemaatte okur. Sureyi ikiye bölerek her iki rek’atte bir parçasını okurdu. (2. es-Secde. İmam okur cemaat okumaz.

2770 C.9 S. Ve kendisinin Resûlullah (Sallallahu aleyhi vesellem)’e Necm sûresini okuduğunu fakat (peygamberin) secde etmediğini söylemiş.66 Akçağ.Ebu Temimeti’l-Hüceymi anlatıyor: “Ben sabah namazından sonra vaaz’u nasihat ediyordum.9 S. Sonra dönüp: “Ben Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)’ın arkasında namaz kıldım." (K. Hz. Sabit’ten naklen: “Hiçbir namazda imam ile kırâat yoktur" demiş. Osman (radıyallahu anhüm) ile de namaz kıldım. alıntıları: Buhari. (ayetler geldikçe) secde ederdi. alıntısı: Ebu Dâvud. (1411.S. (1415)) Bu rivayette ise sabah namazından sabah güneş doğuncaya kadar secde ayeti okunduğunda secde yapılamayacağını rivayet ettiler. Salât 333. (K.3 Sönmez Neşriyat. 724.Zeyd b.1412. Mesacid 103.(575). 106/1688 C.S. Müslim. Mesâcid 106. biz de secde ederdik. Salât 335. Böylece bir evvel ki rivayette yapmış oldukları genellemeden istisna yaparak bazı vakitlerde secde ayeti okunduğunda secde yapılmaz dediler. Müslim. Ama ben O’nu dinlemedim. Ebû Dâvud.S. 723." (K. Hz. Öyle ki (izdiham sebebiyle) namaz dışı vakitlerde alnımızı koyacak secde yeri bulamadığımız olurdu. Ebû Dâvud.(577).8. Buhari. bu esnada secde (ayeti okuyor ve secde) ediyordum. Sücudu’l-Kur’ân 6. 2763 C. O üç sefer yasaklamayı tekrarladı.. alıntıları. Sücûdu’l-Kur’ân 9.) 725. İbnu Ömer (radıyallahu anhümâ) beni yasakladı. Ebu Bekr.68 Akçağ.9 S. 494 . Onların hiçbiri güneş doğuncaya kadar secde yapmazlardı" dedi.12. Ömer ve Hz. (Müslim.89 Akçağ.1413)) Bu rivayette secde ayeti okunduğunda secde yapılması gerektiği rivayet ettiler. 2766 C.Zeyd İbnu Sâbit (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)’a Vennecmi sûresini okudum. bunda secde etmedi.okur.

2800 C. alıntısı: Ebû Dâvud.. vakti çıktıktan sonra kılınan namazın makbul olmadığını.S.Salât 329. Nesâi. (576). vakit söz konusu olmadan genelleme yaparak. hürriyetine kavuşturduğu köleyi (tekrar) köle edinen kimse. Allah(ü Teâla) onların namazlarını kabul etmez: Kendisini istemeyen bir topluluğa imamlık eden kimse.İbnu Amr İbnu’l-Âs (radıyallahu anhümâ) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Üç kişi vardır. Salât 404. Şöyle ki: 495 . namazı sonra (yani vakti geçtikten sonra) kılan kimse.a. Bu ise çelişki ve tutarsızlıktır.593 Şamil.. mevâkit 149. (1404). Allah onların namazını kabul etmez: Kendisini sevmeyen kimselere imam olan.2 S.9 S. K. İbn Mâce.)’in rivâyet ettiğine göre Resûlullah (s. İftitâh 50. Tirmizi. ayrıca: Tirmizi. Bu ise gerek kaza namazıyla ve gerekse namazların birleştirilmesiyle ilgili olarak bu günkü uygulamalarına aykırı olduğu gibi. 726. secde ayeti okunduğunda secde etmenin gerekli olmadığını iddia ettiler. İkâme 431." (Ebû Dâvûd." (K. Zira her iki hususta namazın vaktinden çıkmasıyla yani kılınması gereken vakti dışında kılınmasıyla ilgilidir.(593)) 727-. Abdullah b.129-130 Akçağ. Ömer (r. Namaza arkadan gelen.a. Köleyi azad ettikten sonra tekrar köle kılan.) (şöyle) buyurmuştur: “Üç kişi vardır ki. yani vakti çıktıktan sonra gelen. .438-439 H. diğer bir ifadeyle kaza namazı diye bir şey olmadığını ve namazların birleştirilemeyeceğini tahdis ettiler. Sâlat 63.Salât (2).) Yukarıda ki rivayetlerine göre. Bâb 62 C. (2.160)) Bu rivayetlerde ise. namazların birleştirilebileceği konusunda ki rivayetleriyle de çelişkilidir. içinde secde ayeti bulunan Necm Sûresi okunduğunda Peygamberin secde etmediğini rivayet etmekle.

) dedi ki: . sefer.S. .. Şöyle ki: 729-. alıntısı: Buhari. Tirmizi. Mâlik dedi ki: “Ben bunun yağmur hakkında olduğunu zannediyorum.İbn Mâce. Fakat bu bile mevcut çelişkiyi ortadan kaldırmaz.” 496 . ayrıca: Müslim. aziz ve celil olan Allah’ın size verdiği bir sadakadır.a.Ömer b. Abdullah b. O’nın sadakasını alınız" buyurdu." (K. Zira başka rivayetlerde.374 H.4 S.) korku ve sefer olmaksızın öğle ile ikindiyi ve akşamla yatsıyı bir arada kıldı. akşam ile yatsıyı da birleştirirdi. Taksiru’s-Salât 1.ikâme 73.728. Ömer (r.238 Akçağ. Ya’lâ b. Bu çelişkiden bahsedildiğinde seferi olma durumu bir istisnadır deyip bahane uydura bilirler. .)’den sordum.a.) Bu rivayette namazların seferi halde iken birleştirileceğini rivayet etmeleri. önceki rivayetle çelişkilidir. (Ebû Dâvûd. Bâb 1 C.. 2912 C.) 730-..a. Ümeyye’den. korku veya başka bir zorluk olmadan namazların cem edilebileceğini yani birleştirilebileceğini tahdis ettiler. tefsiru sûre (4). Taksiru’s-Salât 13. demiştir ki: .Salâtu’sSefer (4). “-Bu.1199 Şamil. demiştir ki: -Resûlullah (s. K. “Aziz ve celil olan Allah sadece “Eğer kâfirlerin size fenalık yapacağından korkarsanız" dediği ve (bugün) bu (korku) da kalmadığı halde insanların (yolculukta) namazı kısaltmalarını nasıl buluyorsunuz?"dedim. müsâfirun 4..Senin hayret ettiğin şeye ben de hayret ettim de bunu Resûlullah (s. Abbâs’tan.İbnu Abbas (radıyallahu anhümâ) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) yolcu halinde iken öğle ve ikindiyi birleştirirdi. Nesâi.9 S. Hattâb’a.

Bâb 5 C 4 S.397 H.Ebû Dâvud dedi ki: Bu hadisin benzerini Ebû’z-Zübeyr b. Namazı geciktirmekten başka bir şey olmayan.a. Nesâi.mevâkit 47.) Görüldüğü gibi.Resûlullah (s. K.a. Tirmizi mevakit 24.1211 Şamil. İbn Abbâs’a Resûlullah (s.İbnu Abbâs (radıyallahu anhümâ) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) Medine’den Mekke’ye gitmek üzere yola çıktı. K. bu şekilde evvel ki rivayetle çelişkiye düştükleri gibi. (Ebû Dâvûd. ayrıca: Müslim.a.) Her ne kadar bu rivayette.1210 Şamil. müsafirin 54. mevâkit 24.’ın bununla neyi kastettiği sorulunca: . demiştir ki: . hiçbir şarta bağlı olmayan aşağıda ki rivayetle de çelişkiye düşmüşlerdir. İbn Abbas (r. Seleme ile Kürretü’bnü Halid de rivâyet etmiştir.Salâtu’s-Sefer (4).Salâtu’s-Sefer (4). namazların birleştirilmesi suretiyle geciktirilmesinin uygun olduğunu tahdis ve iddia etmektedirler. . (Ebû’zZübeyr) dedi ki: . mevakit 47. ayrıca: Müslim..(Bu hâdise) Tebûk seferine çıktığımızda oldu. müsâfirin 54. Nesâi. diye cevap verdi. bir taraftan namazı geciktirenin namazını Allah kabul etmez derken. Yolda namazı ikişer ikişer (yani kasrederek) 497 . Bu açık bir çelişki ve tutarsızlıktır. Tirmizi. Şöyle ki: 731-.Ümmetine kolaylık getirmeyi murad etti.)’den.393 H. (Ebû Dâvûd. 732.) korku ve yağmur olmaksızın Medine’de öğle ile ikindiyi ve akşam ile yatsıyı cem etti (ikisini bir arada kıldı). Bâb 5 C.. Rabbülâlemin’den başka hiçbir şeyden korkmuyordu. yağmur tahmini ve veya sefere çıkma gibi sözlerle istisnalar getirmeye çalışmışlarsa da.4 S.

S. Ebû Dâvud.Yeryüzünde sefere çıktığınız zaman inkâr edenlerin size bir kötülük yapmalarından korkarsanız.(3. Muhakkak ki kâfirler. Salâtu’l-Müsâfirin 12.(3. Taksiru’s-Salât 1. Zira namaz ancak bir tehlike mevcutken kısaltıla bilir. Nesâi.Hz.229 Akçağ alıntıları: Buhari."(K. Salatu’lMüsâfirin 15. Medine’ye dönünceye kadar hep böyle yaptı.(691).(548). alıntıları: Tirmizi.(1201)) 734. Salât 279.(547). seferi durumda ve ikamet edilen memleket haricinde uzun bir süre kalınsa dahi namazın kısaltıla bileceğini rivayet ettiler. alıntıları: Müslim.üç fersah mesafeyi dışarı çıktı mı iki rekat kılar. tehlike olmaması halinde bile.9 S. Tirmizi. Meğâzi 52. Nesâi.kıldı.227 Akçağ.S. sizin açık düşmanınızdır. 4/101 498 ." (K." (K.bu ise Kur’an’a aykırıdır.(693).121)) Bu üç rivayette.Enes (radıyallahu anh)’in anlattığına göre kendisinden kasru’s-salât yani namazın kısaltılması hakkında sorulmuştu. Salât 271. Bu hususta Kur’an’dan mealen: .” Enes’e: “Mekke’de ne kadar kaldınız?"diye sorulmuştu: “Orada on gün kaldık" dedi. Efendimiz yolda namazları ikişer ikişer kılıyordu. Salât 392.S.9 S.228 Akçağ.2900 C. Müslim. Salât 391.(1233). namazı kısaltmanızda size bir günah yoktur.2899 C. Taksiru’s-Salât 4. Ebû Dâvud. 2897 C. Enes (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) ile birlikte Mekke’ye gitmek üzere Medine’den çıktık. Şöyle cevap verdi: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) üç millik mesafeyi veya -Şu’be’nin şekkine (zannına) göre . Taksir 1.9 S.117)) 733.

Namaz konusuyla ilgili olarak <691. Şu cevabı verdi: “Ey Aişe güzel yaptın!"buyurdu ve işimde beni kınamadı" dedi.S.(3."Bunun ifade ettiği mana her ne şekilde olursa olsun seferi (yolculuk) durumdayken namazı kısaltmak mecburi olur demektir. annem babam sana feda olsun." (K. alıntısı:Nesâi.246 Akçağ. sen yedin ben oruç tuttum. 499 . Bu itibarla uydurmuş oldukları rivayetler Kur’an’a uymamaktadır.122)) Böylece seferi (yolcu) namazlarının iki rekat olarak kılınmasının farz olduğunu inkar ettiler. Medine’ye gelince: “Ey Allah’ın Resûlü. Aişe (radıyallahu anhâ) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) ile birlikte umre yapmak üzere Medine’den Mekke’ye doğru yola çıktık.Görüldüğü gibi.183)) 736. Fıtır (Ramazan) bayramında kılınan namaz iki rek’attir. bu rivayetleriyle çelişkili olan bir diğer rivayetleriyle karşılaştırırsak: 735.111).Hz. korku halinde de bir rekat olarak farz kılmıştır. 2334 C. kısaltma yoktur.S. (ne dersiniz?)" dedim.29922 C.8 S." (K.(3. Bununla ilgili olarak bir örnek daha verip. alıntısı: Nesâi.231 Akçağ. Cum’a 37.9 S.(3. cum’a namazı da iki rek’attir. seferde. Sen kısa kıldın.(3.Hz. namazın kısaltıla bilmesi için kâfirlerden gelebilecek bir tehlikenin mevcut olması şarttır.118). sefer namazı iki rek’attir. İdeyn 11. ben tam kıldım. Taksir 1. iddiaları şu idi: “Allah namazı peygamberimizin diliyle hazerde dört.> örnekte bahsettiğim gibi seferi durumda mamazı kısaltmanın ruhsat değil farz olduğunu iddia etmişlerdi.Taksiru’sSalât4. Bunlar Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)’ın lisanı üzere tamamdır. Ömer (radıyallahu anh) anlatıyor: “Kurban bayramında kılınan namaz iki rek’attir.

. nâfile namâzı kılardı.S.17 Ötüken.. alıntıları: Ebû Dâvud.. Ve yine deve üzerinde vitir namâzını da edâ ederdi. Salât 43. nâfile namâzı kılar gördüm.. 739. İbnu Şihâb’dan tahdis etti." (K...Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) demiştir ki: “(Kur’an) her bir namazda okunur.2570 C. Abdullah ibnu Umer şöyle demiştir: Resûlullah (S) de binit devesi üzerinde.. Ezân 104... şöyle dedi: Ben Peygamber (S) ile birlikte yolculuk ettim. Hangilerini de gizlemişse biz de size gizliyoruz. Ve leys şöyle dedi: Bana Yûnus (ibn Yezid). İftitâh 58.3 S. bineği hangi cihete yönelirse o cihete doğru.3 S. binek üzerinde farz namâzı kılmazdı. Salât 129. aldırmazdı.(737).. Müslim. (Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) bize hangilerini işittirmişse biz de size işittiriyoruz.. Nesâi. (Buhari. O’nun seferde nâfile kılar olduğunu görmedim..) Bu iki rivayetin bir birleriyle çelişkili olduğu açıktır.. dedi.. Buhari..163).433 Akçağ.(2. yüzü hangi cihete yönelik olursa olsun.) 738-.. Ebvâbu Taksiri’s-Salât Bab 11 C.. bunda yüzü hangi cihete olursa olsun.20 Ötüken.1066 H... Hafs ibnu âsım tahdis edip şöyle demiştir: İbnu Umer (R) sefere çıktı da. Âmir İbnu Raba (R) haber verip şöyle demiştir: Ben Resûlullah (S)’ı binek deve üzerinde. Zikri yüce olan Allah da: (mealen) (= Muhakkak Allah Elçisi’nde size güzel bir örnek vardır)"(el-Ahzâb: 21) buyurdu... ikincisinde kılınmaz demeleri bir çelişkidir. (396)) 500 .. Eb-vâbu Taksiri’s-Salât Bab 9 C.1063-1064 H. Şu kadar var ki Rasûlullah.737-. O şöyle demiştir: Sâlim: Abdullah ibn Umer yolcu iken geceleyin binek hayvanı üzerinde nâfile namâzı kılardı. (Buhâri. Ve Rasûlullah bunu farz olan namâzda yapmaz idi.8 S. birincisinde yolculukta nafile namaz kılınır denmesine rağmen.

Namazında pek bağırma. Müslim.S. namaz beklediği müddetçe namaz kılıyor gibidir. evinden çıkarken sadece mescid gayesiyle çıkmıştır. Bu ise Kur’an’a aykırıdır.9 S.) 501 . Mesacid 16. Salât 272.De ki: “İster Allah diye çağırın. Hangisiyle çağırırsanız. Müslim. ayrı kılınan namazdan yirmi yedi derece üstündür." (K." (K. sonra mescide gider. ikisi arasında bir yol tutulur. zira namazda ses yükseltilmez gizlenmezde. alıntıları: Buhari. Bu hususta Kur’an’dan mealen: . (559). pek de (sesini) gizleme. Salât 272 (649). Cum’a 2. Salât 245.2779 C.Bu rivayetlerinde namaz kılınırken gizli okuma olduğunu iddia ettiler. Ezân 30. namaz gahında olduğu müddetçe melekler ona rahmet okumaya devem ederler ve şöyle derler: “Ey Rabbimiz buna rahmet et.S.(330). alıntıları: Buhari. (788)) 741. 740. Tirmizi. Bu sırada attığı her adım sebebiyle bir derece yükseltilir. ister Rahmân diye çağırın. 17/110 Tahdis etmiş oldukları rivayetin Kur’an’a aykırı olduğu açıktır. Ezan 30. Ebû Dâvud. İbnu Mâce. bu ikisinin arasında bir yol tut.101 Akçağ.9 S. Salât 49.” Sizden herkes. âb dest alınca güzel bir ab dest alır. merhamet buyur. nihâyet en güzel isimler O’nundur.2778 C. Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Kişinin cemaatle kıldığı namazın sevabı evinde ve çarşıda (iş yerinde) kıldığı namazından yirmi beş kat fazladır. Namazı kıldı mı. bir günahı affedilir. Şöyle ki.101 Akçağ.Hz.Sahiheyn’in İbnu Ömer (radıyallahu anh)’den kaydettiği bir diğer rivayette şöyle denmiştir: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Cemâatle kılınan namaz.

Kadınların teşkil ettikleri safların en hayırlısı en son saftır. bu rivayette namazın cemaatle kılınması için teşkil edilen saflar hakkında. Salât 98. kadınların teşkil ettiği ilk saf konusunda “şerli" ifadesini kullanmaları çok ağır bir ifade ve ithamdır. 742. en kötüsü en öndekidir. zira namaz için teşkil edilmiş bir saf hakkında.145 Akçağ. güya secde eden Müslüman erkeklerin secdede iken avretleri görünüyormuş da." (K. İmâmet 32. Daha öncede belirttiğim gibi. En kötüsü en son saftır. Nasihat maskesi altında tahdis etmiş oldukları hakaret içerikli rivayet şudur: 743. Ayrıca ithamdır. ikinci rivayette yirmi yedi kat olarak bildirmeleri bil çelişkidir. namaz kılan kadınlar secdeden daha evvel başlarını kaldırdıklarında onların avretlerini görüyorlarmış. alıntıları: Müslim.(440). Salât 132.93)) Önceki iki rivayette çelişkili de olsa cemaatle kılınan namazın faziletlerinden bahsederlerken. Ebû Dâvud.S. Tirmizi. sevap kazanma bir tarafa şerli demekle günahkarlar safı tanımını getirmişlerdir. kadınlara diyordu ki: 502 . Bu ise İslam cemaatine itham ve aynı zamanda iftiradır. (678). C. erkeklerin teşkil ettiği son saf ile.9 S. Nesâi.Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Erkeklerin teşkil ettiği safların en hayırlısı birinci saftır. (2. asıl metinde kullanılan sözcük “şerli" sözcüğüdür ve bu ağır bir ifadedir. zira bu iki safta ki erkek ve bayanların saf olarak aynı hizada arka arkaya bulunmaları hususunda “şerli" ifadesiyle uygunsuz hareketler yapıldığını iddia etmek istemektedirler.Aynı husus hakkında birinci rivayette yirmi beş kat sevap tahdis etmelerine rağmen.Esmâ Bintu Ebi Bekr (radıyallahu anhümâ) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)’ı işittim.(224). bu saf konusuyla ilgili olarak. Salât 166. tahdis etmiş oldukları bir rivayette.

9 S. şu şu âyetleri okumayı terk ettiniz!" dedi.718). (K. erkekler başlarını kaldırıncaya kadar başını yerinden kaldırmasın. Onu ben kılıyorum.. (Namazdan sonra. “Ey Allah’ın Resûlü..77.S.. 747.) 746." (Müslim. Aişe (radıyallahu anhâ) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) kuşluk (duhâ) namazını her kılışında mutlaka ben de kıldım.Müsevver İbnu Yezid el-Mâliki (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) namazda (cehri olarak) kıraatte bulunuyordu. Muvatta.77/2052 Sönmez Neşriyat.4 H.9 S..S. 3016 C.(1292. Resûlullah: “Niye bana hatırlatmadın? Buyurdular.Aişe’den naklen: “Resûlullah (Sallallahu aleyhi vesellem) duhâ namazını dört rekat kılar. C. (851)) Yaptıkları saldırı gayet açıktır..” 503 .Hz. Teheccüd 5.78-79/2052 Sönmez Neşriyat.. Şimdi diğer çelişkili rivayetlerine bakalım: 744. Kasru’s-Salât 29. böylece erkeklerin avretlerini görmekten korunmuş olur.“Sizden kim Allah’a ve ahiret gününe iman ediyorsa.. (717. cemaatten) bir adam. Salât 301. Salât 146.. alıntısı: Ebû Dâvud..2835 C..164 Akçağ. Müsafirun 75.(152-153).326 Akçağ." (K. bir kısım okumayı terk etti.1293). Savm 35.Aişe’den naklen: “Ben Resûlullah (Sallallahu aleyhi vesellem) in duhâ nafilelerini kıldığını hiç görmedim.4 H.152)) Bu üç rivayetin üçü de Aişe’den tahdis edilmiş ve çelişkili oldukları açıktır.) 745.. Allah’ın dilediği kadar da ziyade ederdi. Nesâi. Ebu Dâvud. (Müslim C. Müslim.32. alıntıları: Buhari.(4.

biz onu okuduğumuz zaman.9 S.(Resûlüm!) onu (vahyi) çarçabuk almak içn dilini kımıldatma.(903)) İki çelişkili rivayet. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) bunları ne gizli ne de aleni olarak seferde ve hazerde hiç terk etmedi: Sabahtan 504 .Hz. onun okunuşunu takip et. K..O halde. Salât 164.2838 C. Allah’ın desteklemesi ile Peygamberin Kur’an’ı unutarak yanış okuması mümkün değildir. 749. 75/17 . (K.) 748. Ben onların nesh edildiğini zannetmiştim. Diğer bir hususta."(Ebû Dâvud. Ali (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Ey Ali namazda (takılırsa) imamı açmâ! (hatırlatma).Hz.167 Akçağ.9 S. Kur’an’dan mealen: . 2839 C. toplamak (senin kalbine yerleştirmek) ve onu okutmak bize aittir. 75/18 . Aişe (radıyallahu anhâ) anlatıyor: “İki namaz var ki. Peygamberin Kur’an’ı unutarak hatalı okuduğunu iddia etmeleridir.167 Akçağ. 75/19 Görüldüğü gibi tahdis etmiş oldukları rivayet Kur’an’a uymamaktadır.S.(907). Salât 163. alıntısı: Ebû Dâvud.S. İkinci rivayette aynı durumun olması halinde hatırlatmamak gerekir demeleri. Bu ise Kur’an’a uymayan bir iddiadır. 75/16 . çelişkili olmasının yanında ilginçtir..Sonra şüphen olasın ki.Şüphesiz onu. ikisi de Ebû Dâvud’tan. onu açıklamak da bize aittir. birincisinde imama namazda Kur’an okurken yanılırsa veya takılır ise okuyamazsa cemaat ona hatırlatmalıdır derken.Bir rivayette şu ziyade gelmiştir: “(Adam).

S. (881).(835).9 S. İbnu Ömer. Cum’a 67. Ebu Dâvud. Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Sizden biri Cumayı kıldı mı.286 Akçağ. adamı bundan men etti ve: “Cum’a’yı dört mü kılıyorsun?"dedi. alıntıları: Müslim." (K.280 Akçağ. Salât 244.2966 C.(1131." (K. Müsafirin 302. Enes’ten ikindiden sonra kılınacak nafile namaz hakkında sordum" dedi ki: “Hz.önce iki rekat.9 S. Müslim.251. Ömer. alıntıları: Buhari.Nâfi merhum anlatıyor: “İbnu Ömer (Radıyallahu anhümâ)." (K. ondan sora dört rek’at kılsın.2932 C. Resûlullah devrinde güneş battıktan sonra akşam namazından önce kılardık.) Bu rivayette Cuma namazından sonra dört rekat kılınması gerektiğini rivayet ettiler.(3. Kıyâmu’l-Leyl 56. Salât 290. 752. Biz iki rek’ati. Mevâkitu’s-Salât 36. (1253).(836)) Bu rivayette ise ikindiden sonra kılınamayacağını söylemeleri bir çelişkidir.73. Cuma günü bir adamın Cumayı kılarken durduğu yerden hiç kımıldamaksızın iki rek’at daha kılmaya devam ettiğini görmüştü.S.Hz. Mevâkitu’s-Salât 33.260 Akçağ. ikindiden sonra nafile kılanların ellerine (sopayla) vururdu. Nesâi. Salât 376.2976 C.Muhtar İbnu Fulful anlatıyor: “Hz. Salâtu’l-Müsâfirin 300.(1. Bizi bunu kılarken efendimiz görürdü de ne emrederdi ne de nehye derdi. İkindiden sonra iki rekat.S. 750. alıntısı: Müslim.252)) Bu rivayette ikindiden sonra iki rekat nafile kılınacağını tahdis ettiler.281). cum’a günü evinde iki rekat kılar ve etrafındakilere: 505 . Ebû Dâvud. nafile namaz 751. Tirmizi.9 S.

S. iki rek’at daha kılardı. Salât 376. 754. Ayrıca Cuma namazından sonra dört rekattan fazla namaz kılınamayacağı yolunda ki rivayetleriyle de çelişkilidir.2978 C. Teheccüd 25.1128). Cum’a 70.2980 C.2979 S. Tirmizi. Bu durumun sebebi nedir? Diye kendisinden sorulmuştu: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) böyle yapardı" dedi.44.9 S. O sizin için kızıl deve sürülerinden daha hayırlıdır. Medine’de olunca da Cumâ’yı kılar sonra evine döner." (K. seferdeyken namazın kısaltılması gerektiği yolunda ki rivayetleriyle çelişkilidir. İşte bu namaz vitirdir. başka namaz kılınmaması gerektiğini tahdis etmeleri bir çelişkidir. Ebu Dâvud. alıntıları: Buhari.522). 753. Salât 244. Cum’a 42.Atâ anlatıyor: “İbnu Ömer (radıyallahu anhümâ) Mekke’de Cumayı kıldı mı ilerler iki rek’at daha kılardı. Tirmizi.287 Akçağ.1131).(882). Müslim. Cuma 39.Hârice İbnu Huzafe (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Allah size (öyle) bir namazla imdât etti ki.9 S.(521." (K.(523)) Bu rivayette.“Resûlullah böyle kılardı!"derdi.Büreyde (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Vitr namazı haktır.113)) Bu rivayette ise Cuma’dan sonra evde kılınacak iki rekat hariç. Kim bunu kılmazsa bizden değildir. (1130.289 Akçağ.(3.S.29. seferi durumdayken Cuma namazından sonra altı rekat namaz kılınacağını tahdis etmeleri ise.287 Akçağ. Salât 337. alıntıları: Ebu Dâvud. sonra biraz daha ilerler dört rek’at daha kılardı.(1419)) 755.(1127. Salât 244." (K. bunu mescide kılmazdı.S." 506 . Salât 376. Allah onu sizin için yatsı namazı ile şafağın sökmesi arasına koydu."Bunu Efendimiz üç kere tekrar etti. alıntısı: Ebu Dâvud.

Bu hem de öyle bir mecburiyettir ki. 507 .(1424). Zira vitir namazıyla birlikte farz namaz vakitleri altıya çıkmaktadır. (3.(463).S.245)) Bu rivayette vitir namazının üç rekat olduğunu tahdis ettiler. Dedi ki: “Birinci rek’atte Sebbih isme Rabbeke’l-a’layı ikinci rek’atte Kulyâeyyühâ’l-kâfirun suresini. Salât 339. alıntısı: İbni Mace 1403. alıntıları: Ebu Dâvud.S. Bu iddia namazın beş vakit olarak farz olduğu yolunda tahdis etmiş oldukları bütün rivayetlere çelişkili olduğu gibi. Nesâi. Tirmizi. Kim de bunu vaktinde kılmaya etmezse katımda onun için hiçbir ahid yoktur. bu gün beş vakit olarak yapılan uygulamaya da uymamaktadır.2990 C. Namazın beş vakit olarak farz olduğuna dair tahdis etmiş oldukları bir rivayet örneği verecek olursam: 756. bunu kılmayan Peygamberden değildir. Salât 332.101 Akçağ.(K.244.(452)) Yatsı namazı ile şafağın sökmesi arasında Vitir namazının farz olduğunu rivayet ettiler. (1418).2989 C. Salât 340.Abdülaziz İbnu Cüreye anlatıyor: “Hz.48.) Bu itibarla namazın kaç vakit farz olduğu konusunda çelişkili oldukları açıktır.S.9 S. Kıyamu’l-Leyl 47.295 Akçağ.295 Akçağ.Ebu Katâde İbnu Rıb’i anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Allah-u Zülcelal hazretleri buyurdu ki: “Senin ümmetine beş vakit namazı farz kıldım ve kim bunu vaktinde kılmaya devam ederse onu cennete koyacağım diye katımda ahidde bulundum. alıntıları: Ebu Dâvud. üçüncü rek’atte de Kulhüvallahü ahad ve Muavvizateyn’i okurdu. Salât 336.17 S." (K.9 S. 757. Aişe (radıyallahu anhâ) Resûlullah ne ile vitir namazı kılardı? diye sorduk.6407 C." (K. Tirmizi. diğer bir ifadeyle Müslüman değildir iddiasında bulundular.

758- Ümmü Seleme (radıyallahu anhâ) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) on üç rekat kılarak vitir yapardı. İhtiyarlayıp zayıflayınca yedi rekat vitir yaptı." (K.S. 2986 C.9 S.293 Akçağ, alıntıları: Tirmizi, Salât 336,(458); Nesâi, Kıyamu’l-Leyl 30,40,45, (3,237,243)) Bu rivayette vitir namazının üç rekatten fazla olduğunu söylemeleri evvelki rivayetle çelişkilidir. Ayrıca her iki rivayette vitir namazının tek rekatlı kılınması lazım geldiğini iddia etmeleri, gece ve gündüz kılınacak bütün namazların ikişer ikişer kılınması yolunda tahdis etmiş oldukları rivayetlerle de çelişkilidir. Şöyle ki: 759- Fadl İbnu’l-Abbâs (radıyallahu anhümâ) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Namaz ikişer ikişer kılınır. Her iki rek’atte bir teşehhüd vardır. Namazda huşu duyulur (tazarruda bulunulur), temeskün (tezelzül) izhar edilir. Ellerini kaldırırsın." şöyle de dedi: “Ellerini, içleri kendi yüzüne dönük olarak Rabbine kaldırır. İstediklerini (ısrarla tekrarla söyleyerek) istersin: “Ya Rabbi! Ya Rabbi! Ya Rabbi!............." Kim bunu yapmazsa namazı eksiktir." (K.S. 2663 C.8 S.509 Akçağ, alıntısı: Tirmizi, Salât 283, (385)) 760- Hz Aişe (radıyallahu anhâ) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) vitrin ilk iki rek’atinde selam vermezdi." (K.S.2998 C.9 S.300 Akçağ, alıntısı: Nesâi, Kıyamu’l-leyl 36,(3,235)) 761- İbnu Ömer (radıyallahu anhümâ) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) vitrin iki rek’atinde selam verirdi. Öyle ki (o sırada) bazı ihtiyaçları için emirde bulunurdu." (K.S. H.2999 C.9 S.300 Akçağ, alıntıları: Buhari, Vitr 1, Muvatta, Salâtu’l-Leyl 20,(1,125)) İki rekat arasında selam konusunda iki rivayet çelişkilidir.

508

762- . ... İbn Abbâs (r.a.)dan; demiştir ki: - Allah Teâlâ Peygamberimizin diliyle namazı size hazerde dört, seferde iki ve korku halinde de bir rekat olarak farz kıldı. (Ebu Dâvud, K.Salâtu’s-Sefer (4), Bâb 18 C.4 S.477 H.1247 Şamil, ayrıca: Müslim, müsâfirin 5.) Bu rivayette korku namazının bir rekat olduğunu tahdis ettiler. 763-. ... Ebu Bekr (r.a.)’den; demiştir ki: - Peygamber (s.a.) korkulu bir anda öğle namazı kıldırdı. (Cemaatin) bir kısmı arkasında, bir kısmı da düşman karşısında saf tutturdu. (Önce arkasındakilere) iki rekat kıldırdıktan sonra selâm verdi. Kendisiyle birlikte namaz kılanlar gidip (düşman karşısında duran) arkadaşlarının yerine durdular. Sonra onlar gelip (Resûlullah’ın) arkasında namaza durdular, onlara da iki rekat namaz kıldırdı. Sonra selam verdi. Böylece Resûlullah (s.a) dört, ashabı ise iki rekat (namaz kılmış) oldu. el-Hasen (el-Basri) de böyle fetvâ verdi. Ebû Dâvud dedi ki: Akşam namazı da yine böyledir. İmam için altı, cemaat için üçer rekat (kılınır).) Ebû Davud dedi ki: Bu hadisi aynı şekilde Yahyâ b. Ebi Kesir de Ebû Seleme ve Câbir vasıtasıyla Peygamber (s.a.)’den rivâyet etti. Süleyman el-Yeşkuri de aynı şekilde; “Câbir’den o da Peygamber (s.a.)’den" diye rivâyet etti. (Ebu Dâvud, K.Salâtu’s-Sefer (4), Bâb 19 C.4 H.1248 S.478-479 Şamil, ayrıca; Nesâi, havf 23-27.) Bu rivayette korku namazının akşam namazı için üç ve diğer vakitler için iki rekat olduğunu söylemeleri evvelki rivayetle çelişkilidir. Zira korku namazını bir rekat olduğunu söylemişlerdi.

509

764- ... Ebû Hüreyre’den (rivayet olunduğuna göre); Resûlullah (s.a.) Necaşi(nin ölümü)nü o gün halka haber verdi. Sonra cemaati musallaya çıkarıp onları saf düzenine soktu. Dört tekbir al(arak cenaze namazını kıldır)dı. (Ebu Dâvud, K.el-Cengiz (20) Bab 56-58 H.3204 Şamil, ayrıca: Buhari, cenâiz 4,5,61,65; menakıb’ül-ensar 38; Müslim, cenâiz 27,72,76,103; İbn Mace, cenâiz 33. Bu rivayette gıyaben Necaşi için cenaze namazı kılındığını tahdis ettiler. Dolayısıyla ölen Müslümanlar için gıyaben cenaze namazı kılınabileceğini iddia ettiler. 765- Sahiheyn ve Nesâi’de gelen bir diğer rivayette şöyle denir: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) Necâşi’nin ölüm haberini öldüğü günde haber verdi ve: “Kardeşiniz için (Allah’tan) mağfiret talep edin!"dedi ve başka bir şey söylemedi." (K.S. 3059 C.9 S.369 Akçağ, alıntıları: Cenâiz 4,55,61,65; Menakibu’l-Ensar 38; Müslim, Cenâiz 62,63,(951); Ebu Dâvud, Cenâiz 62(3204); Tirmizi, Cenâiz 37,(1022); Nesâi, Cenâiz 76,(4,72)) Bu rivayette Necaşi’nin cenaze namazını gıyabında kılınmadığını, dolayısıyla Müslümanların gıyaben cenaze namazının kılınmayacağını tahdis etmeleri evvelki rivayetle çelişkilidir. 766- İbnu Abbâs (radıyallahu anhümâ)’ın anlattığına göre, bir cenaze üzerine namaz kılmış ve namazda Fâtiha’yı okumuştur. Bu hususta kendisine (niye onu okuduğu) sorulunca: “Bu, sünnettendir!"diye cevap vermiştir."(K.S. 3062 C.9 S.372 Akçağ, alıntıları: Buhari, Cenâiz 66; Ebu Dâvud, Cenâiz 59,(3198); Tirmizi, Cenâiz 39,(1026); Nesâi, cenâiz 77,(4,74,75)) Bu rivayette cenaze namazı okunabileceğini tahdis ettiler. kılındığında, Kur’an

510

767- Hz. Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Ölü üzerine namaz kıldınız mı ona ihlasla dua edin." (K.S.3064 C.9 S.373 Akçağ, alıntıları: Ebu Dâvud, Cenâiz 60,(3199); İbnu Mâce, Cenâiz 23,(1497)) 768- Nâfi rahimehullah anlatıyor: “İbnu Ömer, cenâze için kılınan namazda kıraate yer vermezdi." (K.S. 3063 C.9 S.373 Akçağ, alıntısı: Muvatta, Cenâiz 19,(1,225)) Bu iki rivayette, cenaze üzerine kılınan namazda kıraat (Kur’an okuma) olmadığını sadece ölü için Allah’a dua edileceğini tahdis etmeleri evvelki rivayetle çelişkilidir. 769- Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Kim cenaze namazını mescidin içinde kılarsa kendisine (bir sevap) yoktur." -bir nüshada- “aleyhinde bir şey yoktur." (K.S.3077 C.9 S.382 Akçağ, alıntısı: Ebu Dâvud, Cenâiz 54,(3191)) Bu rivayette kendi içinde çelişkilidir. Aleyhine bir şey yoktur deme ile, kendisine sevap yoktur denmesi çelişkilidir. Aleyhine bir şey yoktur sevap kazanmayı, kendisine bir şey yoktur sevap kazanmamayı ifade etmektedir, bu iki ifade bir birlerine terstir. 770-............... Câbir ibn Abdillah (R) şöyle demiştir: Peygamber (S) Uhud şehidlerinden ikişe kişiyi bir örtü (yâni bir kabir) içinde birleştiriyordu. Sonra: “Hangisi Kur’ân’ı daha çok öğrenmiştir?"diye soruyordu. Bu çift şehitlerden biri kendisine işâret edilince, onu kabirdeki lahdin içine önce koyuyordu. Ve sonra: “Ben bu mucâhidler üzerine (yâni hayâtlarını Allah yolunda fedâ ettiklerine) kıyâmet günü bir şâhidim" buyurdu ve şehitlerin kendi kanları içinde, yıkanmadıkları ve üzerlerine namâz da kılınmadığı hâlde gömülmelerini emretti. (Buhari, Kitâbu’l-Cenâiz C.3 S.1266 H.99 Ötüken.)

511

Bu rivayette Uhud şehitleri örnek gösterilerek, şehitler üzerine cenaze namazı kılınamayacağını tahdis ettiler. 771-............ Ukbe ibn Âmir(R)’den (o şöyle demiştir): Peygamber (S) bir gün çıkıp Uhud şehitlerine cenâze üzerine kıldığı namâzı gibi namâz kıldı.............. (Buhâri, Kitâbu’lCenâiz C.3 S.1266 H.100 Ötüken.) 772- Ukbe İbnu âmir (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) Uhud şehitleri için sekiz yıl sonra, sanki dirilerle(de) ölülerle(de) vedalaşıyormuşçasına cenaze namazı kıldı." (K.S. 3081 C.9 S.385 Akçağ, alıntıları: Ebu Dâvud, Cenâiz 75, (3223,3224); Nesâi, Cenâiz 61,(3,61,62)) Bu rivayetlerde ise, Uhud şehitleri için daha sonra hatta aradan sekiz sene geçtikten sonra cenaze namazı kılındığını tahdis etmeleri bir çelişkidir. Cenaze namazı Müslüman ölüye ve katledilenlere rahmet etmesi için Allah’a yapılan bir duadır, bunu sekiz sene geciktirmenin bir mantığı yoktur. 773- Ebu Berze el-Eslemi (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) yatsıdan önce uyumayı, sonra da konuşmayı mekruh addederdi." (K.S.3102 C.9 S.413 Akçağ, alıntıları: Buhari, Mevâkit 23; Müslim, Mesâcid 237, (647); Ebu Dâvud, Salât 3,(398); Tirmizi, Salât 125.) 774- Hz. Ömer (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm), Hz. Ebu Bekir (radıyallahu anh) ve yanlarında ben de bulunduğum halde müslümanların meselelerini (konuşmak için) gece geç vakte kadar uyanık kalırdı." (K.S. 3103 C.9 S.414 Akçağ, alıntısı: Tirmizi, Salât 126.) İki rivayet çelişkilidir, birincisinde yatsı namazından sonra konuşmak mekruhtur demelerine rağmen, ikincisinde Peygamberin gece geç vakitlere kadar konuştuğunu tahdis etmişlerdir.

512

775- Osman İbnu Ebi’l-As (radıyallahu anh) anlatıyor: “Ey Allah’ın Resûlü dedim, şeytan benimle namazımın ve kıraatimin arasına girip kıraatimi iltibas etmeme sebep oluyor, (ne yapayım?) Aleyhissalâtu vesselâm bana şu cevabı verdi: “Bu Hınzıp denen bir şeytandır. Bunun geldiğini hissettin mi ondan Allah’a sığın. Sol tarafına üç kere tükür!” (Osman İbnu Ebi’l-As) der ki: “Ben bunu yaptım, Allah Teâla Hazretleri onu benden giderdi." (K.S. 3106 C.9 S.415 Akçağ, alıntısı: Müslim, Selâm 68,(2203)) Şeytanın vesvesesinden korunmak için, Allah’a sığınmak hem doğru hem de iyi bir şeydir. Fakat bu iyi vasiyetle beraber, sol tarafa üç kere tükürülmesinin fayda getireceğini iddia etmeleri, namaz kılanların arasına fitne ve fesad sokmak içindir. Cami’de, cemaat saf bağlayarak namaz kılmaktadır. Cemaatten birinin sol tarafına dönüp, o tarafta kendisine bitişik şahsa doğru tükürmesi hiçte hoş bir hareket olmadığı gibi, kavga etmelerine ve tartışmalarına neden olur. 776- Hz. Câbir anlatıyor “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Benim mescidimde kılınacak bir namaz, onun dışındaki mescitlerde kılınan bin namazdan efdaldir. Ancak Mescid-i Haram hariç. Zira Mescid-i Haram’da kılınan bir namaz, diğer mescitlerde kılınan yüz bin namazdan efdaldir." (K.S. 6408 C.17 S.101 Akçağ, alıntısı: İbni Mace 1397.) Bu rivayete göre, Peygamberin mescidinde kılınan bir namazın, Mescidi Haram hariç, diğer bütün mescitlerde kılınacak bin namazdan daha hayırlı olduğunu, dolayısıyla Mescidi Aksa’da kılınacak bir namazdan da bin defa hayırlı olduğunu tahdis ettiler. Buna rağmen şu rivayeti de çelişkili olarak tahdis ettiler: 777- Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)’ın azadlısı Meymune radıyallahu anhâ anlatıyor: “Ey Allah’ın Resulü

513

Bize Beytü’l-Makdis hakkında fetva ver!"demiştim. Şöyle buyurdular: “Orası mahşer (yani kıyamet günü insanların toplanacağı) ve menşer (herkesin defterlerinin neşredileceği) yeridir. Oraya gidin ve içinde namaz kılın. Çünkü orada kılınacak tek namaz kendi dışındaki yerlerde kılınacak bin namaz gibidir. (K.S. 6409 C.17 S.102 Akçağ, alıntısı: İbnu Mace 1407.) Böylece Mescidi Aksa’da kılınacak bir namazın, Peygamber mescidinde ve hatta Kabe’de kılınacak bin namaz gibi olduğunu iddia ettiler. Bu ise açık bir çelişkidir. 778-................ Seyf şöyle demiştir: Ben Mücâhid’den işittim, o şöyle dedi. İbn Umer’in yanına gelindi de, ona: İşte şu Rasûlullah, o Ka’be’ye girdi, denildi. Bunun üzerine İbn Umer şöyle dedi: Peygamber (S) dışarıya çıkmış olduğu hâlde, ben hemen oraya girdim ve Bilâl’i Ka’be kapısının iki sövesi arasında ayakta buldum. Ve hemen Bilâl’e sorup: Peygamber Ka’be içinde namâz kıldı mı? Dedim, Bilâl: Evet, kapıdan giren kimsenin sol tarafına düşen iki direk arasında iki rek’at namâz kıldı, sonra dışarıya ve Ka’be’nin yüzü -kapısı- karşısında (yâni İbrâhim makaamında) iki rek’at kıldı, dedi. (Buhari, Kitâbu’s-Salât C.1 S.485 H.47 Ötüken.) Bu rivayette Ka’be’nin içinde Peygamberin namaz kıldığını, dolayısıyla Ka’be’nin içinde namaz kılınabileceğini tahdis ettiler. 779-............... Bize İbnu Curayc, Atâ’dan haber verdi: O şöyle demiştir: Ben İbn Abbâs’tan işittim, o şöyle dedi: Peygamber (S) Ka’be’ye girdiği zamân, onun bütün nâhiyelerinde (yâni cihetlerinde) duâ etti ve oradan çıkıncaya kadar namâz kılmadı. Dışarıya çıkınca Ka’be’nin önünde iki rek’at kıldı. Ve: “Kıble işte budur" dedi.(Buhâri, Kitâbu’sSalât C.1 S.486 H.48 Ötüken.) Bu rivayette ise, evvelki rivayetin aksine, Peygamberin Kabe’nin içinde namaz kılmadığını, kıblenin Kabe’nın

514

dışında olduğu belirttiğini, dolayısıyla Kab’nin içinde namaz kılınamayacağını tahdis etmeleri bir çelişkidir. 780-.............. İbn Şihâb şöyle demiştir: Bana Atâ ibnu Yezid el-Cunde’i haber verdi. O Ebû Said el-Hudri (R)’den şöyle derken işitmiştir: Ben Resûlullah (S)’tan işittim: “Sabâh namâzından sonra güneş yükselinceye kadar hiçbir namâz olmaz; ikindi namâzından sonra da güneş kayboluncaya kadar namâz olmaz" buyuruyordu. (Buhâri, Kitâbu Mevâkiti’s-Salât C.2 S.641 H.62 Ötüken.) Bu rivayette ikindi namazından sonra güneş batıncaya kadar namaz kılınamayacağını tahdis ettiler. 781-............. Bize Ubeyde ibnu Humeyd tahdis edip şöyle dedi: Bana Abdulaziz ibnu’ Rufey’ tahdis edip, şöyle dedi: Ben Abdullah ibnu’z-Zubeyr (R)’i gördüm. O fecr namâzından sonra tavâf eder, sonra da iki rek’at namâz kılardı. Râvi Abdulaziz dedi ki: Ben Abdullah ibn’z-Zubeyr’i gördüm, ikindiden sonra iki rek’at namâz kılardı ve Âişe’nin kendisine Peygamber’in bu iki rek’atı kılmadan evine girmediğini tahdis ettiğini haber verdi. (Buhari, Kitâbu’lHacc C.4 S.1559 H.110 Ötüken.) Bu rivayette ise ikindi namazından sonra kılınabileceğini rivayet etmeleri bir çelişkidir. namaz

782-. ... Ebû Seleme b. Abdirrahman’ın Ebû Hureyre (r.a)’den rivayet ettiğine göre; Peygamber (s.a.) öğle namazını kıldırıp iki rekatte selâm vermiş. Kendisine: - Namaz kısaltıldı mı? denilince, iki rekat daha namaz kılmış, sonra da iki defa secde etmiştir. (Ebu Dâvud, K.Salât (2), Bâb 188,189 C.4 S.74 H.1014 Şamil, ayrıca: Buhari, sehv 3; Nesâi, sehv 23.) Bu rivayette Peygamberin namaz kılarken raketlerde yanıldığını ve bundan dolayı sehv secdesi yaptığını iddia

515

etmişlerdir. Anlatmak istedikleri şey, bir kimse namaz kılarken yanılırsa muhakkak sehv secdesi etmesinin gerekli olduğudur. Buna rağmen bu rivayetin zıttı olan şu rivayeti tahdis ettiler. 783-. ... Sa’id el-Makburi’nin Ebû Hureyre (r.a)’den rivâyet ettiğine göre: Peygamber (s.a.) (dört rekatlı) bir farz namazın ikinci rekatından (sonra namazdan) ayrıldı. Bir adam kendisine: - Ya Resûlullah, namaz kısaldı mı, yoksa unuttun mu? dedi. Efendimiz: “-Bunların hiç biri olmadı" buyurdu. Bunun üzerine cemaat: - Bunu yaptın (namazı eksik kıldın) ya Resûlullah! dediler. Bu sefer Peygamber diğer iki rekâti de kılıp (namazdan) ayrıldı ve sehv secdelerini yapmadı................ (Ebû Dâvud, K.Salât (2), Bâb 188, 189 C.4 S.75 H.1015 Şamil.) Görüldüğü gibi bu rivayet evvelki rivayetle çelişkilidir. 784-. ... Ebû Said el-Hudri (r.a.)den; demiştir ki: - Bir bayram günü Mervân minberi (musallaya) çıkarıp (üzerinde) namazdan önce hutbe okumaya başladı. Bir adam kalktı ve; - Ey Mervan, sünnete muhâlefet ettin. Bayram günü minberi çıkardın, halbuki o çıkarmazdı. Hutbeye de namazdan önce başladın, dedi. Ebû Said el-Hudri; - Bu kim? diye sordu. - Falan oğlu falan, dediler.

516

- Bu adam üzerine düşeni yaptı. Ben Resûlullah (s.a.)’in, “Bir kötülük gören kimse, eğer onu eli ile değiştirebilirse eli ile değiştirsin. Buna gücü yetmezse, dili ile değiştirsin. Onu da yapamazsa, kalbi ile (buğz etsin). Ancak bu, imanın en zayıfıdır" buyurduğunu işittim dedi. (Ebû Dâvud, K.Salât (2), Bâb 239,242 H.1140 Şamil, ayrıca: İbn Mâce, ikâme 155, fiten 20.) Bu rivayette bayram namazı için okunacak hutbenin namazdan sonra olduğunu, ayrıca bayram namazı hutbesinin minber üzerinde okunamayacağını, böyle yapılması halinde bunun bir kötülük olduğunu tahdis ettiler. Bilindiği gibi, minber hutbelerde cemaatin hutbeyi iyi işitmesi için üzerine çıkılan yüksekçe yerdir. Amaç cemaate iyice duyurmak olup, bundan ayrı olarak mimberin tahdis edildiği gibi özel bir durumu yoktur. Hal böyle olunca minbere çıkılması Müslümanların faydasına olduktan sonra güzel bir hareket olup, hiçbir surette kötülük olarak tanımlanamaz. İfadelerine dikkat edildiğinde esas amaçlarının hutbe okuyan kimsenin minbere çıkması veya çıkmaması değildir. Asıl amaçları konu olmaması lazım gelen şeyleri konu edip, esas konu olması gereken şeylerden insanların dikkatlerini uzaklaştırmaktır, çelişkili hadis uydurmaları yanında kullandıkları bir metotta budur, kitabın başında da belirttiğim gibi bu amaçlarını gerçekleştirmek için rast gele sözler üreterek değil bir ekip çalışması yapmışlardır. Böylece insanları uğraşmamaları gereken boş konularla veya tartışmamaları gereken konularda tartışır vaziyete getirip zamanlarını boşa harcamayı ve asıl ilgilenmeleri gereken konulardan uzaklaştırmayı hedefledikleri gibi, İslam diniyle ilgili ana konularda kavramlarla ilgili bir çok çelişkili rivayet uydurmak suretiyle şaşkın hale getirmek istemişlerdir. Bütün bunları yaparken de Kitabın başında örneklerini verdiğim gibi, bol bol hakaret içerikli rivayetlerde uydurmuşlardır.

517

Zamanı boşa harcatma rivayetleri açısından bakıldığında, hadis külliyatında birçok hadis bulmak mümkündür. Bu açıdan değerlendirerek konu başlığı açmak istemedim, zira böyle bir durumda çalışma konusu çok uzayacaktı. Bu tür rivayetlerden tanıtma amaçlı birkaç örnek verirsem; şöyle ki: “Biriniz uykudan uyandığı zaman üç kere sümkürsün, zira şeytan, burnun içinde geceler." (K.S.3628) “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm zamanında mescidte ekmek ve et yerdik." (K.S.6968) “Kim keleri (kertenkele) ilk darbede öldürürse yüz sevap kazanır. İkinci vuruşta öldürürse daha az kazanır. Üçüncü vuruşta ise bundan az sevep kazanır." (K.S. 4948) “Biriniz ayakkabı giyince sağdan başlasın, çıkarırken de soldan başlasın (ya ikisini birlikte giysin, ya ikisini birlikte çıkarsın." (K.S.5252) “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm giyinmesini yasakladı." (5255) kişinin ayakta

“Kişinin oturduğu zaman, ayakkabılarını çıkarıp (sol) yanına koyması sünnettir." (K.S.5256) (hacamat konusunda) “Salı günü kan günüdür, o günde bir saat vardır kan durmaz." (K.S.4017) “İhramlı reyhan koklayabilir, aynaya bakabilir. Yediği zeytinyağı ve tereyağı ile tedâvi olabilir." (K.S. 1222) “Hz Aişe (radıyallahu anhâ)’yi ihramlı iken bedenini kaşıyan kimse hakkında soru sorulunca dinlemiştir. Hz. Aişe şu cevabı verir: “Evet, kaşınsın ve şiddetle kaşınsın..." (K.S.1257) Kur’an’ı anlayanlar bilirler ki, Kur’an bu konulardan çok daha başka konularla ilgilidir.

518

Kaldığım yerden devam edecek olursam, minber hadisiyle ilgili olarak şu şekilde çelişkili rivayet uydurmuşlardır: 785-. ... Câbir b. Abdillah (r.a)’den; demiştir ki: - Peygamber (s.a.) ramazan bayramı günü kalkıp önce namaz kıldırdı, sonra da cemaate hitâbede bulundu. Hutbeyi bitirince inip kadınların yanına geldi............... (Ebû Dâvud, K. Salât (2), B3ab 239, 241 C.4 S.270 H.1141 Şamil.) Bu rivayette, Peygamberin hutbe için minbere çıktığı açıktır. Zira inmek için bir yere çıkmış olmak lazımdır, bu rivayette de hutbeden sonra indi ifadesini kullandıklarına göre, minbere çıkmış olduğunu tahdis etmiş olmaktadırlar, bu ise evvelki rivayetleriyle çelişkilidir. 786-. ... Âişe (r.anhâ)dan rivayet edildiğine göre: Resûlullah (s.a.) Ramazan ve Kurban bayramlarında birinci rekâtte yedi, ikinci rekâtte de beş defa tekbir alırdı. (Ebû Dâvud, K.Salât (2), Bâb 242, 245 C.4 S.281 H.1149 Şamil, ayrıca: İbn Mâce, ikame 156.) Bu rivayette, bayram namazlarında, birinci rekatte yedi, ikinci rekatte de beş defa tekbir alınması gerektiğini tahdis ettiler. 787-. ... Ubû Hüreyre’nin meclis arkadaşı Ebû Aişe’nin dediğine göre; Said b. El-âs, Ebû Mûsa el-Eş’ari ve Huzeyfe b. El- Yemân’a, Resûlullah (s.a.)’in kurban ve ramazan bayramlarında nasıl tekbir aldığını sordu. Ebû Mûsa şu cevabı verdi: - Cenâze namazındaki tekbir gibi dört defa tekbir alırdı. Bunun üzerine Huzeyfe: - (Ebû Mûsâ) doğru söyledi, dedi.

519

1153 Şamil.a.. demiştir ki: . 788-.Peygamber (s.a)’den rivâyet edildiğine göre. ayrıca:Tirmizi. Bâb 247..) Bu rivayette ise. “Bu (bu konuşma olurken) ben de Said b.” Ebû Âişe. 250 C. İbn Mâce. (Ebû Dâvûd. (Ebû Dâvûd. . (Ebû Dâvûd. K. Bâb 246.a.) sabah namazından önceki iki rekatı (o kadar) kısa bir zamanda kılardı (ki) ben (kendi kendime) 520 ... gidiş geliş yolunun ayrı ayrı olması gerektiği tahdis edilmişken. bayram namazlarında dört defa tekbir alınması gerektiği yolundaki iddiaları. K.) 789-. Bekr b. 245 C.295 H. 249 C.. bu tür boş ve İslamın ilgili olmayan konularla insanları oyalamaya çalıştıklarına dikkat edilmesi gerekir. Mübaşir el-Ensâri’den şöyle dediği rivâyet edilmiştir: . Cuma 37.) ile birlikte namaz kılar yine Bethân vadisinden evlerimize dönerdik.4 S.1156 Şamil. K.a. Bâb 242.285 H. Birinci rivayette. ikinci rivayette aynı olması gerektiği yolunda tahdiste bulunmuşlardır. evvelki rivayetleriyle çelişkilidir. ikâme 162. Âişe (r.) Görüldüğü gibi. El-âs’ın yanında idim" der. .Salât (2). namaza gidiş geliş yolunun nasıl olması gerektiği konusunda dahi ihtilaf meydana getirmeye çalışmışlardır. .Salât (2). İbn Ömer (r.Salât (2).Bunun üzerine Ebû Mûsâ şöyle dedi: “Ben Basra’da (vali) iken aynen bu şekilde tekbir alırdım..) bayram günü (namaza) bir yoldan gider. 790-.1158 Şamil. Peygamber (s.Ramazan ve kurban bayramı günleri Resûlullah’ın ashabı ile birlikte Bethân vadisi yoluyla musallâya gider.4 S. başka bir yoldan dönerdi.anhâ)’dan.4 S.293 H. İki rivayet bir birleriyle çelişkili olduğu gibi. Resûlullah (s.

a. Bâb 3 C.)’den rivayet edildiğine göre. farz namaz için vaktin daralmasına rağmen Peygamberin sabah namazının sünnetini acele etmeden uzun 521 . (bir süre sonra) dışarı çıkıp da halka namazı kıldırınca Bilâl. Aişe peygamberin bu namazda Fatiha sûresini okuyup okumadığı konusunda tereddüde düşmüştür. (Ebû Dâvûd. iftitâh. teheccüd 28.)’e sabah namazı (vaktinin girdiği)ni haber vermek için gelince Hz. Bunun üzerine Bilâl (r. (Ebû Dâvud. yine de bu iki rekatı en güzel ve en kısa şekilde kılardım" diye cevap verdi.a.) Bu rivayette peygamberin. Bunun üzerine (Resûlullah Sallallahu aleyhi ve Sellem de): “-Ben sabah namazının iki rekat sünnetini kılmıştım (da o yüzden geciktim)"cevabını vermiş. "-Eğer ben sabaha bundan daha da çok girmiş olsaydım. 40. öyle ki. bunun üzerine Bilâl kalkıp Peygamber (s.4 S.Salâtu’t-Tatavvu’ (5). Âişe’nin bir şeyler sorarak kendisini tamamen sabah girinceye kadar oyaladığını ve (Resûl-i Ekrem’in de) dışarı çıkmakta yavaş davrandığını kendisine haber vermiş.a. Bâb 3 C.Salâtu’t-Tatavvu’ (5).a. sen iyice sabaha girmiştin? deyince. K. Bilâl (r. Müslim.502 Şamil.a.)’e sabah(ın girdiğini) haber vermiş ve hemen arkasından haberini yine tekrarlamışsa da Resûlullah (s. Bilâl (r.1257 Şamil. artık iyiden iyiye sabaha girmiş.“acaba bu iki rekatte Ummül’-Kur’an’ı (Fâtiha Sûresi kasd edilmektedir) okudun mu ki?"derdim. müsâfirin 92. sabah namazının sünnetini çok çabuk kıldığı rivayet edilmiştir.a. Nesai.) dışarı çıkmamış.): . 791-. ayrıca: Buhari. K. .) Bu rivayette ise.4 S. salâtu’l-leyl 30.(Ama) Ey Allah’ın Resûlü. Âişe Bilâl’e bir şeyler sorarak aydınlık iyice belirinceye kadar oyalamış.. Muvatta’.505 H.) bir gün Resûlullah (s..

(Ebû Dâvud der ki: Ben (bu hadisi) Ya’kub b.) oturmak için ayrılan bir yerde onun cenaze namazını kıldı.a.12 S..el-Cenaiz (20) Bab 49-50 C. el-Ka’ka’a okudum.3187 Şamil) Bu rivayette. El-Behiyy (Abdullah b...)’e kadar ulaştırdı(ğı merfu bir hadiste Hz. İbrahim’in vefat ettiği yaşı on sekiz aylıktan. dolayısıyla çocukların cenaze namazının kılınmayacağını tahdis ettiler. düşük üzerine dahi cenaze namazı kılınması gerektiğini söylemişlerdir.. Beşşar) dedi ki: Peygamber (s. K.uzadıya kıldığını tahdis ettiler.3188 Şamil.el-Cenaiz (20) Bab 48-49 C. yetmiş güne indirilip. Resûlullah (s." (Ebû Dâvud. Peygamber Efendimiz şöyle) buyurur: 522 . K. Şöyle ki: 794-. Hatta tahdis etmiş oldukları bir rivayette.a..a. 793-.. evvelki rivayetle çelişkili olarak. bu ise evvelki rivayetle çelişkilidir. 792-. O sırada kendisine): “İbnü’l Mübarek size Ata’dan (naklen) Peygamber (s. Peygamberin cenaze namazını kıldığını.)den (demiştir) ki: “Peygamber (s. dolayısıyla bebek ve çocukların cenaze namazının kılınmasının gerekli olduğunu tahdis etmişlerdir.a.) onun cenaze namazını kılmadı. öyle ki sabah namazının sünnetinin en kısa şekli neredeyse sabahı bulduracak kadar uzun kılınmalıymış.) Bu rivayette ise. Ziyad (ın) Peygamber (s. Aişe (r.12 S. Peygamberin on sekiz aylıkken ölen oğlu İbrahim’in cenaze namazını kılmadığını.a.a.59-60 H.a.)’in oğlu İbrahim on sekiz aylıkken öldü de Resûlullah (s.)’in oğlu İbrahim vefat edince. (Ebû Dâvûd.cevabını verdi).58 H.)’in yetmiş günlük iken (ölen) oğlu İbrahim’in cenaze namazını kıldığını haber verdi mi?"diye soruldu (da-evet..

cenâiz 55. 56. K. Nesai.el-Cenaiz (20) Bab 46-47 C. cenazenin önünde yürünemeyeceğini tahdis etmişlerdir. Peygamber (s. Böyle yürümekle) eğer (ölen kimse) hayırlı (birisiyse) onu hayra (eriştirmekte) acele etmiş olunur.el-Cenaiz (207) Bab 44-45 C.12 S. Düşük üzerine namaz kılınır anne ve babası için de (Allah’dan) mağfiret ve rahmet istenir. (Önce) dört 523 . gitsin). gerçi şu anda işlemekte olduğum namaz konusuyla ilgili değildir. Ebû Seleme b. (kendisi) arkadan giden değildir. Cenaze arkasından gidilendir.“Binitli. yaya ise (cenazenin) önünden ve arkasından ona yakın olarak sağından ve (ya) solundan yürüyebilir.47 H.Ramazanda Resûlullah (s. Abdirrhmân’dan rivayet edildiğine göre kendisine.)’in eşi Âişe (r.) Ayrıca bu rivayette..) Görüldüğü gibi.)’e cenazeyle yürümeyi sorduk. ayrıca: Tirmizi.. cenâiz 15..anhâ)’ya.a.)’in namazı nasıldı? diye sormuş.3180 Şamil.) ne Ramazanda ne de Ramazanın dışında (geceleri) on bir rekatten fazla (nâfile) kılmazdı.a. . 795-. 59.a. Eğer böyle değilse (varsın) cehennem halkı (bizden biran önce) uzak(laşıp." (Ebû Dâvûd. . 796-. fakat çelişkili olarak tahdis etmiş oldukları rivayeti yazmakta ibret olması bakımından fayda vardır.12 S. O da şu cevabı vermiş: . (Ebû Dâvud.Resûlullah (s. (Cenazenin) önünden giden onunla beraber bulunmuş olmaz. İbn Mes’ud demiştir ki: Peygamber (s. şöyle buyurdu: “-Koşmanın altında (mutedil bir surette yürür. K. cenâiz 27.. ayrıca: Tirmizi. İbn Mace. evvelki rivayetin aksine.52 H. yaya olan kimsenin cenazenin önünde yürüyebileceğini tahdis ettiler. cenazenin arkasında yürür.a.3184 Şamil. cenâiz 42.

sunra üç rekat (daha) kılardı. eğer ben uyanık olursam benimle konuşurdu.a.. ayrıca: Tirmizi.) şöyle buyurdu: “-Biriniz sabah (namazın)dan önce iki rekat (sünnet)i kılınca sağ tarafına yatıp uzansın. müsâfirin 125.. Bu uygulamalarını da. mevâkit 194. Buna müteâkib iki rekatlık kısa bir namaz kıldıktan sonra namaza çıkardı.. sonra dört rekat (daha) kılardı. Âişe (r.”.a.. Ebû Hüreyre (r.) Bu rivayet bu günkü uygulamaya uymamaktadır....a.Salâtu’t-Tatavvu’ (5). iki rekat namaz kıldıktan sonra müezzin gelip sabah namazı vaktinin girdiğini kendisine haber verinceye kadar yatardı. demiştir ki: Resûlullah (s. ayrıca: Buhari. . 797-.5 S. Ben: . uyur olursam. Tirmizi.. K. (o da): “-Ey Âişe benim gözlerim uyur.. Yezid b. (Ebû Dâvûd."(MalikBeyhaki) rivayetine bağlamaktadırlar.. Muvatta.7 H. vitri kılmadan önce uyuyor musun? dedim. terâvih 1. K.. (Ebû Dâvud..)den.."buyurdu. Bâb 4 C. beni uyandırır.. Nesâi. Onların da güzelliğinden ve uzunluğundan hiç sorma.. örneğin: Hanefi mezhebi bağlıları teravih namazını yirmi rekat olarak kılmaktadırlar.1341 Şamil..) 798-.anhâ. salatu’l-leyl 3... Bâb 26 H. salât 208.Salâtu’t- 524 .) gece namazını kıldıktan sonra. Rûman’dan naklettikleri: “Ömer zamanında müslümanlar vitirle beraber yirmi üç rekât namaz kılarlardı (Ramazanda). Artık onların güzelliğinden uzunluğundan hiç sorma. Salâtu’t-Tatavvu’ (5).Ey Allah’ın Resûlü.)’den.. kıyâmü’l-leyl 38. K. (demiştir) ki: -Resûlullah (s. Müslim.. fakat kalbim uyumaz..... (Ebû Dâvud..1261 Şamil.rekat namaz kılardı.

Bu itibarla iki rivayet bir birleriyle çelişkilidir.)’den. Müslim. Allah’tan başka ilâh olmadığına ve kendisinin O’nun kulu ve Resûlü olduğuna şahâdet etti. (Ebû Dâvûd. ayrıca: Buhari.Âişe (r. Sonra bize önceki namazlarındaki en uzun secdesi gibi secde ettirdi.a. “Haydi mescide gidelim. Tennûme bitkisi gibi oluncaya kadar karardı. Resûlullah (s. Bizi daha önceki namazlarındaki en uzun kıyâmı gibi kıyâmda tuttu. müsâfirin 133. sabah namazına kalkan bir kimsenin uzanıp yatması halinde büyük olasılıkla uyuyup namazı kaçıracağı olayıdır. halbuki ikinci rivayette tahdis ettiklerine göre.a. Diğer bir hususta.. Bir de gördük ki Resûlullah (s. Diğer rekatte de aynen bunun gibi yaptı. . Peygamber iki rekatlık sünnet kıldıktan sonra sağ tarafına yatıp uzanmadan hemen namaza çıkmıştır. Birimiz arkadaşına. Daha sonra kalkıp Allah’a hamd ve senâ etti. Güneşin açılması ikinci rekatteki oturuşuna denk geldi. 800-..343-344 H.) Bu rivayette.Salâtu’l-İstiskâ (3). (Burada da) sesini işitmedik. Vallahi güneşin şu hali. Cünüp (r. 799-.a. K.. Sesini işitmiyorduk.) da ümmeti hakkında yeni bir şey meydana getirecek" dedi ve koşarak gittik. teheccüd 26. demiştir ki: . bundan da niçin böyle bir rivayet uydurdukları kolayca anlaşılır.12 H. . Resûlullah (s.4 S.) Birinci rivayette..Ben ve Ensârdan bir çocuk hedeflerimize ok atarken güneş bakanın gözünde iki veya üç mızrak kadar olunca. Resûlullah zamanında güneş tutulması olduğunu ve Resûlullah’ın güneş tutulması namazını gizli okuyuşla kıldırdığını tahdis ettiler.1262 Şamil.5 S.Tatavvu’ (5). Efendimiz öne geçip namaz kıldırdı.1184 Şamil. sabah namazından önce iki rekat sünnet kıldıktan sonra sağ tarafa yatıp uzanmanın gerekli olduğunu söylemişlerdir.a.anhâ)’den rivâyet edildiğine göre. Bâb 4 C. Bâb 4 C. Semure b.) mescide çıkmış. Sonra selam verdi.) (Küsûf namazında) kıraati uzun tutmuş ve açıktan 525 .

Gerçi bunu sık sık yapmışlardır. güneş tutulması namazını yaklaşık dört saat süreyle kılmıştır.Salâtu’lİstiskâ (3).Salâtu’l-İstiskâ (3). Zira Bakara ve Âl-i İmran sureleri yaklaşık dört cüzdür ve ikisinin okunuşu dört saat kadar bir süreyi kapsar. bir evvelki rivayette güneş tutulması namazında kıraatin sesli olduğunu yine Aişe’den nakletmişlerdi. K. Böylece aynı kişiden iki çelişik rivayet tahdis etmiş oldular. Bakara sûresi (kadarı)nı okuduğunu zannettim.1187 Şamil.. demektedirler.) zamanında güneş tutuldu.Sonra iki defa secde yaptı. bundan anlaşılan güya kıraat gizli yapılmıştır. (Ebû Dâvud. Âl-i İmran Sûresi (kadarı)nı okuduğunu zannettim.5.351 H. (Kıyamdaki) kıraatini tahmin ettim. Dünyayla Güneş arasına Ay girdiğinden. Rivayeti Aişe’den nakletmektedirler ve Aişe namazın çok uzun sürmesinden bu iki sûreyi Peygamberin okuduğunu tahmin ettim demiş. Aişe Peygamberden hangi sûreleri okuduğunu kolayca sorabilecekken niçin tahminde bulunsun. 801-. Kaldı ki. .) Bu rivayette iddia ettiklerine göre.19.)den.a. sonra kalkıp kıraati yine uzattı. Rasûlullah. Bâb 5 C. Hal bu ki. küsûf namazı sesli okunarak kılınmıştır demeleri bir çelişkidir.anhâ. Âişe (r. Onun buradaki okuyuşunu da tahmin ettim.350 H.. kusuf 3. gölge olan yerde Güneş görünmeyeceğinden o mıntıkada Güneş 526 . kusuf 4.4 S.(sesli) okumuştur. Müslim. Râvi hadisi sevk edip şöyle devem etti: . ayrıca: Buhâri.) Bu rivayette evvelki rivayetin aksine. (demiştir) ki: -Resûlullah (s. (Ebû Dâvûd. Bunun üzerine Peygamber (mescide) çıkıp cemaate namaz kıldırdı.1188 Şamil. Ay’ın gölgesi Dünya üzerine düşerek.4 S. Güneş tutulması olayında. (Bu namazda) kıyâma durdu. Bâb 5 C. K.

sonra yine okudu ve rükû’a vardı. .tutulması meydana gelmiş olur. Âişe’den onun da Peygamber (s.anhumâ)... Resûlullah (s. Bâb 4 C. güneş tutulması namazında. Peygamberin zararsız bir olayı. 803-. müthiş bir felaketmiş gibi halkın gözünde büyüttüğü iddiası da Peygambere yapılmış bir iftiradır.1182 Şamil.) güneş tutulduğunda namazı kıldı.Salâtu’l-İstiskâ (3). 804-.342 H.) Bu rivayette.4 S..) in güneş tutulduğunda namaz kıldığını haber verirdi. . Efendimiz cemaate namaz kıldırarak uzun sûrelerden birini okudu ve beş defa rükû yaptı. demiştir. Bâb 4 C.341 H. . Sonra rükû’ yaptı sonra yine okudu ve yine rükû’ yaptı. Ubeyy b. (Ebû Dâvud. (Ebû Dâvud. Bu namazda(Kur’an’dan) okudu. 802-. ayrıca: Müslim..)’den rivâyet ettiği hadis gibi Resûlullah (s.) Bu rivayette ise her rekatte dört rükû yapılır dediler. her rekatte iki rükû yapılır dediler.a.) zamanında güneş tutuldu. Abbâs (r. . İkinci rekati de aynen böyle kıldı. Bâb 4 C.a. K.) 527 . İbn Abbâs (r. (Ebû Dâvud. sonra tekrar okuyup rükû’ yaptı. İki kere secde etti ve ikinci kalkıp yine uzunlardan bir sûre okudu ve yine beş defa rükû yaptı.Resûlullah (s..Resûlullah (s..4 S.a. iki kere secde etti. sonra güneşin tutulması açılıncaya kadar duâ ederek olduğu halde kıbleye karşı oturdu.Salâtu’l-İstiskâ (3).1181 Şamil. Ka’b (r. Daha sonra da secdeye kapandı.)’den demiştir ki: .a. Hz.1183 Şamil.Salâtu’l-İstiskâ (3).a. K. iki rekat namaz kıldığını bildirdi. K.a. (Abdullah) Urve’nin.)’in her rekatta iki rükû’ olmak üzere. Abdullah b.4 S.anhumâ). Bu tehlikesiz bir olay olduğu gibi dört saatlik Güneş tutulması olayı iddiası ilgisi olmayan abartılı bir iddiadır. istiskâ 19.340 H.

İbn Ömer (r. (Ebû Dâvûd.5 S. Ubeydullah b.) geceleyin on üç rekat namaz kılardı. K. Bâb 11 C. En son rekatta oturup selâm verinceye kadar bu beş (rekat)’in hiçbirinde oturmazdı. (Bazan) rüzgar şiddetlenirdi de kıyâmetin (kopacağı) korkusuyla mescide koşardık.Salâtu’l-İstiskâ (3). Âişe (r. Mâlik zamanında (şiddetli) bir karanlık oldu. Nadr.. Tirmizi..) şöyle buyurmuştur: “Gece ve gündüz namazı ikişer ikişerdir. .)den.a.Bu rivayette ise her rekatte beş defa rükû etti demeleri ile üç rivayet birbirleriyle çelişkili olmuş olur. Salâtu’t-Tatavvu’ (5). Peygamber zamanında ne Güneş tutulması nede benzeri bir tabiat hadisesi olmamıştır demeleri ibret verici bir durum olduğu gibi..) Bu rivayette uzun uzadıya tahdis ettikleri Güneş tutulması ve Güneş tutulması namazı rivayetlerini söyleyen kendileri değilmiş gibi.Allah korusun.360 H. K.81 H. . ne derece ciddiyetten uzak olduklarının da bir göstergesidir.1338 Şamil. (demiştir) ki: -Resûlullah (s. dedim.4 S. 528 . Salâtu’t-Tatavvu’ (5). (Ebû Dâvûd.a.a.. 806-.5 S.a. Bâb 13 C.1196 Şamil.) 807-. ayrıca: Müslim.1295 Şamil.Enes b. 805-. müsafirin 123.anhâ..) zamanında böyle bir şey başınıza gelir miydi?. . Bunun üzerine Enes’e gelip: . K. Bâb 26 C." (Ebû Dâvûd. babası (Nadr)’ın şöyle dediğini rivâyet etmiştir: .. . 126. vitr 2.167 H. Bunlardan beş rekat ile vitr yapardı.)’den rivâyet edildiğine göre Peygamber (s. karşılığını verdi.Ya Ebâ Hamze Resûlullah (s.

Sonra öteki taifeye de iki rekat kıldırmış. ayrıca: Buhâri. Ebû Ma’mer’den.811 Şamil.Bunu nasıl anlıyordunuz? dedik. ikâme 7. (687).a. (1247). .96. (Müslim. İbn Mâce.97. Bu suretle..Ayrıca: Tirmizi.a. salât 166. demiştir ki: Biz Habbab’a. Ebû Dâvûd. alıntıları: Müslim. . ikâme.4 Hadis 312 (2339) Sönmez Neşriyat. 809. Salât 287.8 S.S.Evet. fakat her iki taifeye ikişer rekât kıldırmış.) öğle ve ikindi namazlarında Kur’an okur muydu. (3. 810-. 35. . İbn Mâce. namazı peygamberimizin diliyle hazerde dört. Resûlullahın peş peşe beş rekat vitir namazı kıldığını tahdis ettiler. Biz. 206. korku halinde de bir rek’at olarak farz kılmıştır. Bâb 124. salatu’l-leyl 7.) Birinci rivayette hiç oturmadan ve ara vermeden.Peygamber (s. 116. Resûlullah (Sallallahu aleyhi vesellem) dört rekât namaz kılmış.299 Şamil.İbni Abbâs (radıyallahu anhümâ) anlatıyor: “Allah.3 S. Nesai. (Ebû Dâvud. Nesâi. ezân 91.Salât (2). Taksir 1. İkinci rivayette gece ve gündüz namazlarının ikişer ikişer rekatle kılınması gerektiğini rivayet etmeleri bir çelişkidir. . O da: .Cabir’den naklen: Resûlullah (Sallallahu aleyhi vesellem) ile birlikte korku namazı kılmış (şöyle ki) Resûlullah (Sallallahu aleyhi vesellem) iki taifeden (birine) iki rekat namaz kıldırmış. kıyâmü’l-leyl 26.119)) . ikinci rivayette iki rekattir demeleri bir çelişkidir. 125 C. 808.) 529 .Hz. Peygamber (s. Muvattâ. seferde iki. Salât 5.)’in sakalının hareket etmesinden. C.247 H.118. dedi." (K. 2332 C.108..) Birinci rivayette korku namazı bir rekattir demelerine rağmen. diye cevab verdi. K. diye sorduk.

Resûlullah (Sallallahu aleyhi vesellem) buyurdular ki: “Sâlih olsun.)’den. Ebû Hüreyre (r. böylece ancak Peygamberin Kur’an okuduğunu. zira dua ediyor da olabilir.. Bu rivayetten asıl amaçları hem kendilerini ciddiye alan kimselerle alay etmek. hal böyleyken cemaat bilmeden nasıl namaz kılıyordu da bir şahıstan sormak ihtiyacını duydular.440 H. demiştir ki. hem de Peygamberin dinle ilgili olsa dahi kendisine soru sorulamayacak geçimsiz bir kimse olduğunu iddia etmektir.. K.594 Şamil.Bu rivayete göre. Sakal yalnız Kur’an okurken hareket etmez. fâcir olsun hatta büyük günah işlemiş de olsa her müslümanın arkasında farz namazı (cemaatle kılmak) vâciptir. Bâb 63." (Ebû Dâvûd.2 S. sakalının hareket etmesinden anladılar.a. 530 . 811-. dini tebliği hakkıyla yerine getirmiştir.) Bu rivayeti uydurmaktan amaçları. güya. Peygamberden sorup öğrenmek varken neden böyle bir yönteme baş vurulmuş olsun. Kaldı ki namaz her Müslüman üzerine farzdır. Peygamber onların bu iddialarından münezzeh olduğu gibi. Bu rivayeti okuyan kişi zanneder ki. bundan dolayı söyledikleri bu iddia Peygamberin öğle ve ikindi namazlarında Kur’an okumuş olduğunun delili olamaz. doğru bir tahmin olmasa da. Diğer bir hususta. Krallık yapan diktatörleri ve yöneticilerini müslümanlara önder yapmaktır. bir kimse dua etse sakalı olması halinde sakalı hareket eder. zulümler yapmalarına. Bu itibarla Peygambere ve Müminlere saldırı amacıyla uydurulmuş bu rivayetin aslı yoktur. Zira bu gibi kimseler tarih içerisinde büyük günahlar işleyen Fâcir kimseler olmalarına. . Peygamberin öğle ve ikindi namazlarında Kur’an okuduğunun delili bu namazları kılarken sakalının hareket etmesiymiş.Salât (2).64 C. Müslüman inancı taşımamalarına rağmen kendilerini Müslüman tanıtarak. Peygamber Ay’da namaz kılıyordu da dünyadan ona teleskop ile bakıyorlardı.

Allah nezrinde erkeğin kadına. dini çalışmalarda önder olduğundan. Hayat mücadelesi yönünden erkekler kadınlardan fiziksel olarak daha güçlü oldukları için ailenin geçim yükü erkeğe yüklenmiştir ve aile reisliği ona verilmiştir. fâcir günahkar yöneticilerin imamlığını sağlamak için olduğunu.2 S. bir kadın bir erkekten çok daha takvalı olabilir ve böylece Allah nezrinde derecesi daha üstün olur. kadının erkeğe bir üstünlüğü yoktur. ayrıca İbn Mâce. üstünlük konusunda ölçü takvadır. İslam dininde herkesin kendi gücüne göre yük yüklenmesi önemlidir. ikâme 78. 441 Şamil. halkı aldatmak ve tahtlarını sağlamlaştırmak için gerekli görüp istemekteydiler.Câbir’ den rivayet etmiş oldukları hadiste: “Sakın bir kadın bir erkeğe ve bir a’rabi (bedevi) bir muhâcire (şehire yerleşen kimseye) bir fâcir bir Mü’mine imam olmasın.Cezâ günü oraya girerler. 82/15 Uydurmuş oldukları rivayetlerinin. yeryüzünde bozgunculuk yapanlar gibi mi tutacağız? Yoksa (Allah’ın azâbından) korunanları fâcirler (yolda olmayanlar) gibi mi tutacağız. Cuma namazında imamlık yapmayı. Şöyle ki: .İyiler mutlaka nimet içindedirler. 82/14 . 82/13 .) İslam dininde derece üstünlüğü yönünden. İmam aynı zamanda. inanıp iyi işler yapanları.özellikle Cuma günleri. 531 . Halbu ki Kur’an’da bu gibi kimselerin cehennemlik oldukları bildirilmiştir. imamlık yükü İslam dininde erkeğe verilmiştir. 38/28 ." (Ebû Dâvud şerhinde C. halktan kimseler için olmadığını çelişkili olarak tahdis ettikleri şu rivayetten anlamak mümkündür: 812.Fâcirler de yakıcı ateş içindedirler.Yoksa biz.

öbür rivayetleriyle çelişkiye düşmüşlerdir. 49/13 813. Arab olmayanın araba bir üstünlüğü yoktur.Ey insanlar. 532 . Müsafirin 291 (729). Takva ile ilgili olarak. İkisi öğleden sonra. Muvatta. biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizi tanımanız için sizi milletlere ve kabilelere ayırdık. İkisi akşamdan sonra. arab olmayana.434)) 814.113).166). köylünün şehirliye.119). keza iki rek’at cum’adan sonra. Tirmizi. alıntıları: Buhari. Cum’a 39.S. 34. Allah bilendir haber alandır.9 S.(882). iki rek’at sonra. iki rek’at yatsıdan sonra namaz kıldım.(433.(3. Allah yanında en üstün olanınız (Allah’ın buyrukları dışına çıkmaktan) en çok korunanınızdır. Müslim. Nesâi. Akşam ve yatsı(dan sonrakiler evinde idi. şehirlinin köylüye.Hz. Teheccüd 29.25. Aişe (radıyallahu anhâ) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Sünnette gelen on iki Rek’ate kim devam ederse Allah ona cennette bir ev bina eder.İbnu Ömer (radıyallahu anhümâ) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) ile birlikte iki rek’at öğleden evvel. Ebû Dâvud. Bu on iki rek’atin: Dördü öğleden önce. Cum’a 71. İkisi yatsıdan sonra.(1552). iki rek’at akşamdan sonra. Arabın.259 Akçağ. Salât 220. Salât 290." (K. Kur’an’dan mealen: .İmamlık yönünden.(1. 69. İkâmet 64. Bu açıdan rivayetleri uydurmadır. 2930 C. (2. Cum’a 43. “Fâcir bir Mümine imam olmasın" sözleriyle de.

" (K. K. Âişe (r.Hz Aişe (radıyallahu anhâ) anlatıyor: “İki namaz var ki. 533 . Ali (radıyallahu anhâ) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) sabah ve ikindi hariç her namazın arkasından iki rek’at (nafile) namaz kılardı. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) bunları ne gizli ne de aleni olarak seferde ve hazerde hiç terk etmedi: Sabahtan önce iki rek’at. akşamdan sonra evinde iki rekat ve yatsıdan sonra iki rekat kılardı. İkâmet 100.anhâ’dan..(1.262 Akçağ. (1253).9 S. alıntısı: Ebû Dâvud.a. (Ebû Dâvûd.s. Tirrmizi.(835).) öğle namazından önceki dört (rekat)’la sabah namazında önceki iki rekati terk etmezdi.9 S.251.. 2931 C.274-275 Akçağ. Müslim. Nesâi. 2956 C. alıntıları: Ebû Dâvud.)’den rivâyet edildiğine göre. Bâb 1 C.(3.428). 2955.(3. S3alât 206.S.S.260 Akçağ." (K.(414). Cumadan sonra (evine) dönünceye kadar namaz kılmazdı (evine dönünce) iki rekat kılardı.498 H. demiştir ki: . (Ebû Dâvud.) öğle namazından önce iki rekat. (K. 2939 C.(3.260). öğleden sonra da dört (rek’at nafile) kılarsa. Salât 290. müsâfirin 104. Kıyâmu’l-Leyl 56.) 815.1252 Şamil. Salâtu’l-Müsâfirin 300. Nesâi. Resûlullah (s. Mevâkitu’s-Salât 36. Ebû Dâvud.9 S.Peygamber (s. (427. Ömer (r. ..9 S. Salât 296(1269). Salât 299. 2933 C. alıntıları: Tirmizi. Salât 317. Müslim. alıntıları: Buhari.252)) 816.4 S. Abdullah b. Kıyâmu’l-Leyl 67.265)) 818-.S. Kıyamu’l-Leyl 66.Salâtu’t-Tatavvu’ (5).a.Hz. teheccüd 29. öğle namazından sonra dört rekat." (K. ikindiden sonra iki rek’at.(1275)) 817. (1142). Allah onu ateşe haram eder. ikâme 64.İkisi de sabahtan önce.Ümmü Habibe (radıyallahu anhâ) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: Kim öğleden önce dört.260 Akçağ. . Mevâkitu’s-Salât 33. 73. İbnu Mâce. Nesâi. ayrıca: Buhari.281).) 819-.a. Nesâi..

) 534 . iki rekat (de orada) kıl" dedi.48 Akçağ. 201.İbnu Abbâs radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm hazer namazını ve sefer namazını farz kılmıştır.. ikâme 95. Peygamber (s.5 S. Biz hazarda farzdan önce ve sonra sünnet kılardık. İbn Mâce. Bâb 9 C.Salâtu’t-Tatavvu’ (5). teheccüd 34. ayrıca: Tirmizi. Bâb 8 C. (Ebû Dâvûd.Salâtu’t-Tatavvu’ (5).30 Şamil. Cuma 69.Salât (2). ayrıca: Buhari. “Cumadan sonra namaz kılacak olan kimse dört rekat kılsın.” Süheyl şöyle dedi: Babam bana.a. .. ayrıca: Müslim.29 Şamil.) 821-. “yavrum..) 820-. 6306 C.. mevâkit’us-salât.a. Bâb 2 C. kıyâmu’l-leyl 56.) ikindi namazından önce iki rekat(lık bir namaz) kılardı. .4 S.253 H. K.S. İbn Ömer (r. K..1131 Şamil. (K. Nesâi.5 S.500 Şamil. ikame 109.) şöyle buyurdu: İbnu’s-Sabbâh’ın rivayetine göre. alıntısı: İbni Mace 1072.)’den. K.) 823-. Bâb 236. demiştir ki: Resûlullah (s.a. Seferde de farzdan önce ve sonra sünnet kılardık..Cumayı kıldığınızda arkasından dört rekat de (nâfile) kılınız.a.)’den. .) 822. (Ebû Dâvûd. Ebû Hüreyre (r.238 C. İbni Mâce.” İbn Yûnus’un rivayetine göre ise Efendimizin beyânı şu şekildedir: “.a)’den rivayet edildiğine göre.K.17 S. Ali (r.Salâtu’t-Tatavvu’ (5). (Ebû Dâvud. demiştir ki: Resûlullah (Sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: “-İkindinin farzından önce dört rekat (namaz) kılan kimseye Allah rahmet etsin. eğer câmide iki rekat kılar sonra da eve gidersen. Tirmizi Cuma 24.4 S.

814. Rivayette önce dört rekat olarak tahdis etmişlerdir. konuyu uzatmamak için yüz otuz üç örnekle yetindim. Rivayetlerden yüz otuz üç örnek seçerek namaz konusunda neler tahdis ettiklerini aralarındaki çelişkileri. Bu örnekler bile rivayetleri dikkate alacak bir kimsenin çelişki ve tutarsızlıklarından dolayı namaz kılmayı öğrenemeyeceği açıktır. Peygamber ise farzı koyan değil.Farz namazların sünnetleriyle ilgili olmak üzere on bir rivayet yazdım. sonra dört rekat. bunlar incelendiğinde aralarında bir çok çelişki görmek mümkündür. Örneğin: Farz namazlar için hazerde (ikamet edilen yerde) dört rekattir diye tahdis ediyorlar. sonra dört rekat. Peygamberin namazı farz kıldığını söylemeleri ise İslam dinine ters düşen bir durumdur. ve bunun gibi birçok çelişkili 535 . 813. hal böyle olunca akşam farzını üç ve sabah namazı farzını iki rekat olarak kılmayı neyle izah ediyorlar? Zira uygulama ile rivayetler çelişmektedir. Rivayette önce dört. farzı yerine getirmekle mükellef kimsedir. sonra iki rakat. ses tonunun nasıl olması gerektiği. 819. dini ancak ve ancak Allah koyar. Rivayette önce iki. 822 nci örnekte. Kur’an’a ve bugün kılınmakta olan namaza aykırı yönlerini yeri geldikçe göstermeye çalıştım. şöyle ki: Öğle namazı için. tekbir getirip getirilmeyeceği. hatta Bismillehirrahmanirrahim dahi denip denemeyeceği çelişkili rivayetlerden dolayı meçhuldür. Diğer vakitler arasıdaki çelişkiler de bu şekilde sıralanarak görülebilir. Zira namazı Allah farz kılar. 817. Tenkide konu olabilecek rivayetleri yalnız bunlardan ibaret değildir. İslam dininde Allah’tan başka hiç kimse din koyamaz. Rivayette önce iki. Böylece hangi farz namazın kaç rekat sünneti olduğunu ve ne zaman kılınacağını kesin olarak bilmek imkansız hale gelmiş olur. Rivayette önce dört sonra iki rekat. 818. Rivayette sonra iki rekat. Diğer taraftan namaz kılarken Kur’an okunup okunmayacağı. 816. Böylece iç içe çelişkiler meydana gelmiştir.

namaz kılma şekli Kur’an’da belirsizmiş. bir Mümin. Ayrıca bu övgü. sizin için daha hayırlıdır. namaz Kur’an’da bütün hususiyetleriyle açıktır. tesbih. Peki bir Mümin Allah’ı nasıl anar. tahmid. İsteyerek ve severek Allah’ı övmek gereklidir. Bu da. çelişkili durumu göstermek açısından. Zira onlara göre. bu yönüyle. Allah’ı anarken neler söyler diye düşündüğümüzde. 536 . Cuma günü salat (namaz) için ezan okunduğunda ezanı duyan Mümin kimselerin salat davetinden anlayacağı şey. Böylece salat kelimesinin kapsadığı mana. Görüldüğü gibi verdiğim rivayet örnekleri. tekbir gibi güzel sözlerdir. bunun Kur’an’da ki Allah’ı övgü ifadelerini esas alan bir övgü anışı olduğunu görürüz. bunun için öncelikle "Salat" kelimesinin ne anlama geldiğinin bilinmesine ihtiyaç vardır. alışverişi (işi gücü) bırakın. 62/9 Bu ifadelerden anlaşılacağı gibi. Şöyle ki: KUR’AN’A GÖRE NAMAZ Kur’an’ı esas alarak namazın ne olduğunu anlatırsak konu kolayca anlaşılır. anlamak isteyen bir kimse için ibret vericidirler. Bu husus ta Kur’an’dan mealen: . Yoksa. Allah’ı zikretmeğe yani anmaya davet edildiğidir.rivayetleri mevcuttur. kabul edilin yani sevap kazandıran bir salat olması için. namaz ancak rivayetlerle öğrenilirmiş. Eğer bilirseniz bu. Allah için söz konusu olunca keyfi olmayıp Kur’an öğretisini esas alarak yapılan bir övgü olmalıdır.Ey iman edenler! Cuma günü salat (namaz) için çağrıldığı(nız) zaman Allah’ı anmağa (zikretmeğe) koşun. rivayetler olmamış olsaydı biz namazın nasıl kılınacağını bilemezdik. Aslında namazı Kur’an’dan anlamamalarına neden olan husus Kur’an’ı anlayamamalarıdır. Hal böyle olmasına rağmen iddia ediyorlar ki.

s. kudüm v. nasıl ki bugün bile bazı kimseler. zirâ. Allah bir kimseye salat ederse o 537 . Zira.Allah için salat ederken. kendi icat ettikleri bir usülle. Ve Kur’an öğretisine göre “Salat" kelimesi “Övgü" manasına gelmiş olur. bizi sana teslim olanlar yap. ıslık çalmadan ve el çırpmadan başka bir şey değildi. usullerini göstermek Allah’a aittir. bilensin. Çalıp raks ederek Allah’ı zikrettiklerini. şüphesiz sen işitensin. Bu konuda Kur’an’dan mealen: . Allah yanında kabul görmeyen sapmalardır.İbrâhim. tövbeleri kabûl eden. ibadet yollarını. bunlarda ıslık çalıp el çırpmayı Allah’a salat etme zannediyorlardı. 87/14 . “O halde küfrünüzden dolayı azabı tadın. Allah öğretmezse Peygamberler dahi.“Rabb’imiz. sen!" 2/128 Görüldüğü gibi. 8/35 Kafirler. övdüklerini zan ediyorlarsa. Allah adının anılmasının gerekli olduğuyla ilgili olarak Kur’an’dan mealen: . bizden kâbul buyur. İsmâil’le berâber Ev’in (Kabe’nin) temellerini yükseltiyor: “Rabb’imiz. neslimizden de teslim olan bir ümmet çıkar. tef. tövbemizi kabûl et. O’na salat ettiklerini zannediyorlardı. salatlar. Bu hususta Kur’an’dan mealen: .Onların Beyt(ullah) yanındaki salatları da. 87/15 Kur’an öğretisi esas alınmadan yapılacak zikirler." 2/127 . dümbelek. Kabe’nin yanında el çırparak ve ıslık çalarak Allah’ı övdüklerini.Rabb’inin adını zikredip salat kılan.Doğrusu mutluluğa ermiştir arınan. Allah’a nasıl ibadet edeceklerini ve O’nu nasıl övüp salat edeceklerini bilemezler. çok merhametli olan ancak sensin. bize ibadet yollarımızı göster. Bütün bu hareketler Allah tarafından kabul görmeyen reddedilmiş ve yapanlarını azaba götüren hareketlerdir.

87/14 .Rabb’inin adını anıp salât kılan. Salat kelimesi öyle bir kavramdır ki. Benden başka İlâh yoktur. kul için Allah’ın razı olduğu şekilde salat edince onu övmüş. dolayısıyla sevmiş ve ona merhamet etmiş demektir. ey iman edenler siz de Ona salât edin ve tam bir teslimiyetle selam edin. 9/103 .kimseyi övmüş.(Şüphesiz) Allah ve Melekleri Peygambere salât ederler. Allah’ı sevmiş olması ve sevep kazanması için salatında gaflet içinde olmaması gerekir. kendileri için yakın dereceler(e vesile)dir.Onların mallarından bir miktar sadaka al ki onunla onları arındırıp temizleyesin ve onlar üzerine salât (duâ) et. Allah’ı sevmiş. Kul. Bana ibadet et ve beni anmak için salât (namaz) kıl.Kitab’dan sana vahye dileni oku ve salât (namaz) kıl. Kul. Allah onları rahmetinin içine sokacaktır. Allah’tan kullara. 20/14 . O müminlere karşı çok merhametlidir. övmüş ve yüceltmiş olur.O (Allah)dır ki.Bedevi Araplardan kimi de vardır ki Allah’a ve âhiret gününe inanır. sevmiş ve Allah’tan affını istemiş olur. (Allah) böylece sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak istemektedir.Doğrusu mutluluğa ermiştir arınan. verdiğini Allah’a yakın dereceler kazanmağa ve Resûlün salavatını (duâlarını) almaya vesile sayar. çünkü salât (zikir ve namaz). 538 . Zatı ve Melekleri size salât ederler. Allah işitendir bilendir.Gerçek şudur ki ben Allah’ım. Allah’a hakkıyla salat edince. çünkü senin salavatların (duâların) onlar için bir sükûnettir. kötü ve iğrenç şeylerden vaz geçirir. 33/43 . esirgeyendir. kullardan Allah’a ve kullardan. kullar üzerine olabilir. 87/15 . Bu hususta Kur’an’dan mealen: . 9/99 . Gerçekten o (verdikleri). 33/56 . Muhakkak ki Allah bağışlayan.

tüm noksanlıklardan münezzehi yet (kusursuzluk) manasına gelen “Sûbhan" kelimesi veya her şeyden müstağni. Allah ona iyilik versin gibi dualı sözler söylenir. övgü kavramıdır. abit. Bu itibarla. 2/152 Demek oluyor ki. Bu konuda Kur’an’dan bir örnek verecek olursam. Allah’tan kullara yapılan zikirde. Allah. Zira. Bu gibi ifadeler Allah’a salat edilirken söylenir. Bu itibarla da anlaşılmış olur ki. Allah’a layık olacak şekilde. beni zikredin (anın)ki. kullara layık olacak şekildedir. liyakatı dikkate alıp.Allah’ı anmak. Edile bilir. kullar için. Örneğin: Kullar övülürken hiçbir zaman kainat üstü manasında olmak üzere “Ekber" yani en büyük kelimesi. salât Allah’ın layık olduğu şekilde Allah’a ve Kulların layık olduğu şekilde kullara yapılır. Kişi bunlara layıksa meşrudur. bana şükredin. mealen: . Peygambere ve Müminlere salât etmektedir.O halde. Yoksa salt olarak beş vakit kılınan “Namaz" şeklinde anlaşılıp özdeşleştirilirse ters neticelere varılır. Ve bunda tevhide aykırı bir husus yoktur. (fakat) nankörlük etmeyin. 29/45 Demek oluyor ki. bunlar “Mümin" olan kullardır. kullardan Allah’a yapılan zikir. bir dua. azaplandırmasın veya hastaysa Allah şifa versin. elbette daha büyüktür. çok iyi. Allah’tan kullara ki. cennete koysun. Haşa bu Allah’ın onlara ibadet ettiği manasında değildir. Allah’ta kulları zikreder. Allah’ın rızasına layık. kullar Allah’ı. zira bir kimsenin söylemiş olduğu güzel sözler onun adına anılıp tekrarlandığında. kullardan Allah’a olabildiği gibi. haddi aşmamak şartıyla “salât" kullardan kullara. Allah. her şeyin O’na muhtaç olduğu manasına gelen “Samed" gibi kelimeler kullara salât edilirken kullanılmaz. salât kavramı bir anma. cenaze üzerine salât edilirken hiçbir zaman Kur’an okunmaz. ben de sizi zikredeyim. ne yaptığınızı bilir. nasıl ki o 539 . Örneğin. Ancak onlara övgü ve rahmet ettiği manasındadır. takvalı. Allah ondan razı olsun. ayet meallerinde görüldüğü gibi.

o kabul edilen şeye secde yapılırsa şirk olayı işlenmiş olur. Zira. bu ilâh kabul edilmiş olan şey. Diğer önemli bir hususta secde olayıdır. nede mezarının başında ve nede gıyabında Kur’an okunmaz. sonra size şekil verdik. Ancak Allah için yapılan salatlar ibadet kavramına girmektedir. canlı veya ölü bir insan. Kimileri secdeyi ibadetle özdeş (aynı) sayıp o şekilde anlamaktadırlar.Sizi yarattık. Allah’tan başka. yalnız İblis etmedi. Ancak. Secde de kullar arasındaki üstünlüğü belirtmek bakımından. zira Allah’a yapılan salatlar. isterse. örneğin: “En büyük kelimesini" kullandığımızda. secdeyi doğru anlamış olmak manasında değildir. zikretme ve Allah’a salat etme manasındadır. Ve tabiidir ki ölünün bu sözlere layık olması diğer bir husustur. olsun fark etmez. ancak ölü için övücü sözler söylenir ve onun için Allah’tan rahmet istenir. hepsi secde ettiler. Allah’tan başkasını İlâh kabul ederek. bu şekildeki bir anlayış.şahıs anılıp övülüyorsa. dağların en büyüğü falan dağ diyebiliyorsak ve bu şirk olmuyorsa. Ve ölü üzerine yapılan salât’a hiçbir zaman “Cenaze namazı" denmez. Bu kullar için kullanılamaz. Kur’an’da. Fakat. bir taş v. salt olarak. Böylece anlaşılmış olur ki. Ölüye salât ediyoruz diye hiçbir zaman ne cenazenin başında. Allah’ı övme. Bu hususta Kur’an’dan mealen: . salât kelimesi kullanıldığı her hususta ibadet veya Namaz manasında değildir. sonra da meleklere: “Adem’e secde edin!"dedik. ağaçların en büyüğü falan ağaç. o secde edenlerden olmadı. zira “Namaz" kelimesinin Türkçedeki karşılığı “ibadet”tir. kullardan kullara yapıldığında şirk olmaz. Allah’a has olan zikirlerdir. nasıl ki cins belirlemek suretiyle.s. 7/11 540 . Allah’ın sözü olduğundan. Kur’an okumak. Allah’tan başkası için en büyük sözcüğünü kullandığımızda bu şirk oluyorsa.

O. orada büyüklük taslamak senin haddin değildir. beni zindandan çıkardı. güneşi ve ayı gördüm. secde olayı Allahtan başka herhangi bir şeyi İlâh kabul etmemek şartıyla kullardan. önceden (gördüğüm) rüyânın yorumudur. Rabb’im onu gerçek yaptı. ondan hayırlıyım. dilediği şeyi çok ince düzenler. kullara yapıldığında şirk olmayıp. sizi de çölden getirdi.Hani bir zaman Yûsuf babasına: “Babacığım demişti. Çık.Ana-babasını tahtın üstüne çıkardı ve hepsi onun için secdeye kapandılar (Yusuf): “Babacığım. karşısındakini İlâh görmemek şartıyla ibadet manasında olmayıp.(Allah) buyurdu: “Sana emrettiğim zaman seni secde etmekten alıkoyan nedir?" (İblis): “Ben. insana apaçık bir düşmandır! 12/5 .(Babası Yakub): “Yavrum. dedi. kullar arasında secde. dedi. Yine bu konuda Kur’an’dan mealen: . Çünkü şeytan. bana iyilik etti. her şeyi yerli yerince yapandır. bunların bana secde ettiklerini gördüm." (demişti). onu çamurdan yarattın. zira kullar arasında. Kur’an öğretisine göre. ben (rüyâda) on bir gezegen." 12/100 Görüldüğü gibi. Kulların bir birlerine secde etmeleri hiçbir zaman Allah’ın en üstün olduğu gerçeğini değiştirmez. Beni ateşten yarattın. kendisine secde edilende ister istemez Allah’a secde ettiğinden Allah’ın en üstün olduğu gerçeği değiştirilemez. dedi. işte bu. rüyanı kardeşlerine anlatma sonra sana bir tuzak kurarlar. bir üstünlük kabulü olayıdır. zirâ şeytan.(Allah) buyurdu: “Öyle ise oradan in. 541 . (her tedbiri) bilen. bir birlerinden üstünlük manasındadır. benimle kardeşlerimin arasına fitne soktuktan sonra O. Gerçekten Rabb’im. 12/4 ." 7/12 . secde edende.. çünkü sen aşağılıklardansın!" 7/13 Görüldüğü gibi.

Salât. el öpme olayında. bunu boş yere yaratmadın. “Namaz" konusuna gelecek olursak. Kur’an’dan mealen: . bu düşüncesinden veya kabulünden dolayı şirke girmiş olur. Yoksa yapmış olduğu hareketin kendisinden değil. gölgelerine kadar ister istemez Allah’a secde etmektedir. bizi ateş azabından koru!" 3/191 Görüldüğü gibi. Bu hususta Kur’an’dan mealen: .Ancak. ayakta ve oturarak ve yan üzerine yatılmış iken serbest olarak Allah’ı zikreder edebiliriz. kendisinin zikredilmesini yani anılmasını durum olarak. gafillerden olma! 7/205 542 . zira kendisi de.Rabb’ini içinden yalvararak ve korkarak yüksek olmayan bir sesle sabah akşam an. 13/15 Bu günkü toplumlarda.Onlar ayakta ve yanları üzerine yatarken Allah’ı anarlar. şöylece izah edebiliriz: Allah. kendisine secde ettiği şeyde. Gölgeleri de sabah akşam (uzayıp) kısalarak O’na secde etmektedirler. bu hareketleri bir çeşit secdeden başka bir şey değildir. Allah’tan başka herhangi bir şeye İlâh’lık atfedip ona secde eden. kullar arasında yaygın olarak yapılan secde olayına örnek verecek olursak. beli kurallı ve kuralsız olmak üzere iki şekilde emretmektedir. Öyle ki. sen yücesin. karşısındakini kendisinden üstün tanıyarak elini öpen kimseler bu el öpme işiyle kalmayıp çoğunlukla alınlarını öptükleri elin üstüne değdirirler. Kur’an’dan mealen: . öptüğü ele alnını değdiren kimseleri göstere biliriz. zikir ve secde olayını böylece izah ettikten sonra. göklerin ve yerin yaratılışı üzerinde düşünürler: “Rabb’imiz (derler). Zikirde ses tonu ile ilgili olarak.Göklerde ve yerde olanların hepsi ister istemez Allah’a secde ederler. Kuralsız olanına örnek verecek olursak.

İslam’da.De ki: “İster Allah diye çağırın ister Rahman diye çağırın. işi yaygaraya verip. Bu konuda Kur’an’dan mealen: . 17/110 Zaman ve Miktar olarak da zikir. 33/41 .Sabah ve Akşam O’nu tesbih edin. 76/25 . zira bazıları iddia ediyorlar ki.Demek oluyor ki. Allah’ı zikretmek İslam dininde çok önemli bir yer tutar. bağıra. halbuki böyle bir durum olmayıp.Ey iman edenler! Allah’ı çok zikredin. çağıra zikir yapmak yoktur. batmadan önce. Zira her ortam ve her şahsın durumu aynı değildir. fakat bu zikir olayı 543 . Allah’ın herhangi bir adıyla yapılması arasında da fark yoktur. Kur’an’dan mealen: .Gecenin bir kısmında ve secdelerin arkasından O’nu tesbih et. nihayet en güzel isimler O’nundur. 50/39 . 50/40 Görüldüğü gibi. Allah dua eden o kimseye her istediğini verecekmiş. Allah kendisini çok zikretmemizi emretmiş olup. Allah’ın ismi azam diye. bu ikisi arasında bir yol tut. Allah’ı kuvvetli anmanın manası bağırmak çağırmak değildir. Ve zikrin. diğer isimlerinden daha büyük bir ismi vardır. 52/49 (Ey Muhammed) onların dediklerine sabret ve Rabbini övgü ile an: güneş doğmadan. Sâlatında pek bağırma. Ses tonu orta olmalıdır. zikretmede sayısal bir sınır koymamıştır. bir kimse Allah’a bu isimle dua ettiğinde güya. 33/42 . Allah adı ile zikir yapıldığında. Allah’ın bütün isimleri büyüktür ve kişi layıksa Allah o kişinin duasını kabul eder. içtenlikle ve çok anıştır. Hangisiyle çağırırsanız.Gecenin bir kısmında ve yıldızların dönüp gittiği sırada (yâni sabah vaktinde) de O’nu tesbih et. pek de (sesini) gizleme.Sabah akşam Rabb’inin adını an.

çünkü O. her mesci(de gidişiniz)de süs(lü. öylesine bir şekilde de yapılmamalıdır.s. Türkçede “Namaz" olarak tarif edilen salât şeklinde ise kişi bir takım hususları yerine getirmek zorundadır ve bunlar Kur’an’da belirtilmişlerdir. Ayetlerin meallerini yazmak suretiyle bunları şu şekilde sıralayabiliriz: 1. ab destsiz olabildiği gibi. sabreden erkekler ve sabreden kadınlar. Allah’ı anmakla yatışır.kafadan savma.Pislikten kaçın. Pozisyonlarda olabilir. 13/28 Bu şekilde. 7/31 . 33/35 .Müslüman erkekler ve Müslüman kadınlar. serbest ve saygılı bir şekilde yapılan zikir.Elbiseni temizle. (İşte) Allah bunlar için mağfiret ve büyük bir mükâfat hazırlamıştır. doğru erkekler ve doğru kadınlar. salât kavramı içinde olup. ayakta. yiyin için. oruç tutan erkekler ve oruç tutan kadınlar. yan üstü uzanmış. ırzlarını koruyan erkekler ve (ırzlarını) koruyan kadınlar. oturarak v. Allah’ı çok zikreden erkekler ve zikreden kadınlar.Onlar ki. Zikrin önemi konusunda. güzel elbiseler)inizi (üzerinize) alın. Kurallı olup. kişi bu zikri yaparken. sadaka veren erkekler ve sadaka veren kadınlar. iman etmişlerdir ve kalpleri. tâate devam eden erkekler ve tâate devâm eden kadınlar. ayrca kıbleye yönelmiş olması da gerekmez. mümin erkekler ve mümin kadınlar. isrâf edenleri sevmez. 74/4 .Kıyafet ile ilgili olarak Kur’an’dan mealen: . Kur’an’dan mealen: . fakat isrâf etmeyin.Ey Âdem oğulları. (gönülden Allah’a) saygılı erkekler ve (gönülden Allah’a) saygılı kadınlar. Mümin kişi. 74/5 544 . Allah’ı çok zikretmeye gayret göstermelidir.

Kabe’ye yönelmek Allah’a yönelmiş olmanın bir sembolü olarak. Allah Peygamberimizin beklentisini gerçekleştirerek. bir yönün herhangi başka bir yönden farkı yoktur. biz senin yüzünü göğe doğru çevirip durduğunu (gökten haber beklediğini) görüyoruz. (Merak etme) elbette seni. Nerede olursanız yüzlerinizi o yöne çevirin. 2. Yoksa.Kıble ile ilgili olarak. istediği yerleri kıble olarak tain ederek Müminlere bildirir. Peygamberimiz gelmeden önce Mescidi Aksa kıble olduğundan Peygamberimiz zamanında ilk sıralarda Peygamberimiz ve Sahabeler haliyle kıble olarak Mescidi Aksa’ya yöneliyorlardı. razı olacağın bir kıbleye döndüreceğiz. Peygamberimiz kıblenin değiştirilmesini arzu ediyordu. Allah Kabe’nin içinde olmaktan münezzehtir. (Bundan böyle) yüzünü Mescid-i Harâm tarafına çevir. 2/115 . Allah tarafından farz kılınmıştır.Abdest ve Gusül ile ilgili olarak: Bu “Abdest" bölümünde anlattım. O (her şeyi) bilendir. Allah’ın zatı için.(Ey Muhammed). İslam dini bir bütündür. Bu konuda Kur’an’dan mealen: . imkan ölçüsünde güzel ve temiz elbiseler giyilecek. kıble olmasını farz kıldı.Doğu da.İnsanlardan bazı beyinsizler: “Onları üzerinde bulundukları kıbleden çeviren nedir?"diyecekler. O. batı da Allah’ındır. Kur’an’dan mealen: . 3. Kabe’nin." 2/142 545 . Müminlerin tek bir kıbleye yönelmesini isteyen Allah. dilediğini doğru yola iletir. pislikten kaçınılacak. bunun Rabb’leri tarafından bir gerçek olduğunu bilirler.Buna göre. 2/144 Namazda. yoksa. Kitâb verilenler. Nereye dönerseniz Allah’ın yüzü (zatı) oradadır. Şüphesiz Allah’(ın rahmeti ve nimeti) geniştir. Allah onların yaptıklarından habersiz değildir. De ki: “Doğu da batı da Allah’ındır.

huzûrunda gönülden boyun büküp divan duranları. 3/43 Görüldüğü gibi. gönülden bağlılık ve saygı ile Allah’ın huzûruna ayakta (divan) durun.Namazları ve orta namazı koruyun.De ki: “Rabbim bana adâleti emretti. gecelerini Rablerine secde ederek ve kıyâm ederek (kıyâmen) geçirirler.Namazda nasıl durulacağı konusunda. Her mescid de yüzlerinizi O’na doğrultun ve dini yalnız kendisine has kılarak O’na yalvarın." 25/64 546 ." 7/29 4. Allah’ın huzurunda olmanın gereği olarak. İlkin sizi yarattığı gibi (yine O’na) döneceksiniz. secde et ve rükû edenlerle birlikte rükû et. ayakta (kaimin) duranlar. Kur’an’dan mealen: . 2/238 .Onlar ki. 3/17 . 5.Melekler ona (Zekeriya’ya) nida ettiler ve o ayakta (kaim) olup mihrapta salât (namaz) kılıyordu. Namaz da duruş şekli.Bir zamanlar İbrâhim’e Beyt (Ka’be’n)in yerini açıklamış (ve ona emretmiş)tik: “Bana hiçbir şeyi ortak koşma ve tavaf edenler. rükû’ ve secde edenler için evimi temizle. yüksek bir saygı içeren divan durma başka bir ifadeyle ihtirâm duruşu olayıdır." 22/26 . Allah için (mallarını) harcayanları ve seherlerde istiğfar edenleri (Allah’tan bağışlanmalarını dileyenleri Allah. Kur’an’dan mealen: . Allah’tan bir kelimeyi doğrulayıcı. görmektedir). efendi.. Rabb’ine divan dur. doğru olanları. nefsine hâkim ve iyilerden bir peygamber olacak Yahyâ’ı müjdeler.Kıyam ile ilgili olarak.“Ey Meryem." 3/39 .Sabredenleri. dediler ki: “Allah sana.

Kur’an’dan mealen: . Rabb’inize ibadet edin. korku namazından sonra) Namazı bitirdiğiniz zaman ayakta. başı ve beli eğerek bükülmek demektir. ibadete kapananlar.Secde ile ilgili olarak. namaz için ayağa kalkmak demektir. Kur’an’dan mealen: .Biz Beyt’i (Kâbe’yi) insanlara toplantı ve güven yeri yaptık. 2/125 8. kulun kendi küçüklüğünü ve güçsüzlüğünü itiraf için.“Ey Meryem. İbrâhim ve İsmâil’e: “Tavaf edenler. Kur’an’dan mealen: . Rabb’ine divan dur. Bu kavram. 7. Allah’ın azameti ve büyüklüğü karşısında.Ey iman edenler rükû’ edin secde edin." 3/43 Rükû.Ku’ûd (oturma) ile ilgili olarak. Siz de İbrahim’in makamından bir namaz yeri edinin (orada namaz kılın). Allah’a saygı da ve tazimde bulunmak amacıyla namazda ayakta durmak.(Savaş Halindeyken.Rükû ile ilgili olarak. gönülden bağlılık ve saygı ile Allah’ın huzûruna ayakta (divan) durun (kûmu) 2/238 Kıyâm kavramı. 6. rükû ve secde edenler için Ev’imi temizleyin!"diye emretmiştik. dikilmek. 53/62 . doğrulmak" gibi manalara gelir. namazla ilgili olunca. namazda sırtı yere paralel oluncaya kadar boynunu öne doğru eğmesidir. oturarak ve yanlarınız üzerine (uzanarak) Allah’ı anın.Namazları ve orta namazı koruyun. güvene kavuştunuzmu namazı (tam) 547 . kelime olarak “ayaklar üzerinde durmak. Namazda. hayır işleyin ki kurtuluşa eresiniz.. secde et ve rükû edenlerle beraber rükû et .Hay de Allah’a secde edin ve O’na ibadet edin. 22/77 .

Benden başka İlâh yoktur. fakat istenirse ayrı ayrı bölümler halinde tekrar namaz kılınabilir.Rabb’inin adını zikredip (anıp) namaz (salat) kılan. Yani namaz kılınırken neler söylemeli. Çünkü namaz. göklerin ve yerin yaratılışı üzerinde düşünürler: “Rabb’imiz (derler). bu sizin için daha hayırlıdır.“Gerçek şudur ki ben Allah’ım. Bu hususta. bunu boş yere yaratmadın. ne okumalı ve ses tonuyla. diğer isimlerinden daha yüce olan özel bir 548 .Doğrusu felâh’a ermiştir arınan: 87/14 . Bu anma olayında Allah’ın hangi adı anılırsa anılsın arada fark yoktur. Bu hususların yanında ayrıca. namaz bittikten sonra yapılan bir harekettir." 20/14 . müminlere vakti belli olarak farz kılınmıştır.Ey iman edenler! Cuma günü namaz için seslenildiğinde. Her oturuştan sonra tekrar namaza başlandığında bu yeniden başlama demektir. namaz kılmanın içeriğinde oturma yoktur. Oturmayla namazdan çıkılmış demektir. Kur’an’dan mealen: . 4/103 . 87/15 Görüldüğü gibi. oturarak ve yanları üzerine yatarken Allah’ı anarlar. 62/9 . Sen yücesin. alışverişi bırakarak Allah’ın zikrine koşun.Onlar ayakta. Yani bazılarının iddia ettiği ve rivayetlerde ifadesini bulan. Namazla ilgili olarak Ku’ûd yani oturma. namazda Allah’ın adı anılacaktır. Bana ibadet et ve bani anmak için namaz kıl. Namaz kılarken. Allah’ın gizli olup.kılın. oturulması halinde namaz bitmiş veya ara verilmiş demektir. oturmadan önce kılınan namazdan ayrı bir başlamadır. kişisel nefsi durum nasıl olmalıdır. Eğer bilirseniz. bizi ateş azabından koru!" 3/191 Görüldüğü gibi. namazda sözle ifade olayı vardır.

salattaki ses tonuyla ilgilidir. Salatında pek bağırma. O. Mütekebbirdir. 87/1 . mülkte ortağı olmayan. Muhakkak ki.ismi azamı yoktur. 17/110 Mealini yazmış olduğum ayette belirtilmiş olan diğer bir hususta. 15/98 ."(Allah’u ekber de. 56/74 .O. Selâm. O’nu şânına lâyık bir şekilde tekbir et.Rabb’inin yüce adını tesbih et (O’nun eksikliklerden uzak olduğunu an). 110/3 549 . 17/111 Allah’u Ekber: Allah en büyüktür . öyle Allah’tır ki O’ndan başka İlâh yoktur.De ki: “Hamd. Aziz.O halde yüce Rabbının adıyla tesbih et. Allah’ın bütün isimleri ismi azamdır.Sen Rabb’ini hamd ile tesbih et (O’nu övecek sözlerle an. Kur’an’dan mealen: . Melik. Kuddûs. Cebbâr. Mümin. 74/3 . âcizlik sebebiyle bir yardımcıya da ihtiyacı bulunmayan Allah’a mahsustur. 59/23 . ister Rahman diye çağırın. nihayet en güzel isimler O’nundur. Allah. Müheymin. Hangisiyle çağırısanız. çocuk edinmeyen. Bu hususta. bu ikisi arasında bir yol tut.De ki: “İster Allah diye çağırın. subhânallahi velhamdulillâh de) ve secde edenlerden ol. onların (müşriklerin) ortak koştukları şeylerden münezzehtir. Ve O’ndan mağfiret dile. Zikr konusuna devam edecek olursak: .Rabb’ini hamd ile tesbih et. tövbeleri kabul edendir.Rabb’ini tekbir et. pek de (sesini) gizleme.

(Namazda Kur’an okunduğundan gece namazı. mecâzen Kur’an okuma ile ifade edildiği burada da görülmektedir). 29/45 550 . Çünkü fecir Kur’an’ı.Kitab’dan sana vahye dileni oku ve namaz kıl. çünkü namaz. 73/20 . Şüphesiz Allah çok bağışlayan. kıraat. yeryüzünde gezip Allah’ın lûtfunu arayan başka kimseler ve Allah yolunda savaşan başka insanlar bulunacağını bilmektedir. Allah katında verdiğinizden daha hayırlı ve mükâfatça daha büyük bulacaksınız. elbette en büyük (ibadet)tir. ne yaptığınızı bilir.Rabb’in. 17/78 Fecir: Tan yerinin ağarması. secde. Namazla ilgili olduğu belli olacak şekilde. Allah. tesbih. senin gecenin üçte ikisinden daha azında. O sizin (gece ve gündüz saatlerinizi) hesap edemeyeceğinizi (gece saatlerinde kalkamayacağınızı) bildiği için sizi affetti. O halde Kur’an’dan kolayınıza geleni okuyun (ne miktar kolayınıza gelirse o kadar gece namazı kılın. Onun için Kur’an’da namaza. kötü ve iğrenç şeylerden vaz geçirir.. çok esirgeyendir. Allah’ı anmak. Arap dilinde bir şeyin parçasının ismi. zekâtı verin ve Allah’a güzel bir borç verin. kendinizi zorlamayın. Kur’an’dan mealen: . şahidli (müşahedeli) dir.Güneşin (ufukta aşağı) kaymasından gecenin kararmasına (yatsı vaktine) kadar namaz kıl ve fecrin Kur’an’ın(ı. yarısında ve üçte birinde kalk(ıp namaz kıl)dığını biliyor. Onun için Kur’an’dan kolayınıza geldiği kadar okuyun. rükû. tüme verilir. Kendiniz için verdiğiniz hayırları. içinizden hastalar. Senin le berâber bulunanlardan bir topluluk da (böyle yapıyor). Allah takdir etmektedir. Namazı kılın. Allah’tan mağfiret dileyin. Allah. dua ve zikir denilmiştir.geceyi ve gündüzü. fecir namazını) da (unutma).

Allah için saâlat etmek Müminler için keyfi bir olay olmayıp.(Savaş halindeyken) Namazı kıldıktan sonra ayakta iken. 7/29 . zira salât (namaz).Bu ayet meallerinde de namazda Kur’an okunması gerektiği görülür. Allah’ı zikretme (anma). Namazda ki sözlü ifadelerin. İlkin sizi yarattığı gibi (yine O’na) döneceksiniz. Allah için yapılacak salâtın kurallı ve kuralsız olmak üzere iki şekilde olduğunu ve kurallı olanına Türkçe de “Namaz" dendiğini ifade etmiştim. müminlere vakitli olarak farz kılınmıştır. Bu hususu dikkate alarak.Ey iman edenler! Sabrederek ve Salât ile (Allah’tan) yardım dileyin. salâtın hangi vakitlerde ve ne kadar yapılması gerektiği konusunda Kur’an’dan örnekler verecek olursak. Ne var ki bu. otururken ve yanlarının üzerine yatarken Allah’ı anın. Namazda dua edilmesi gerektiği konusunda. 551 . Vaktin çıkması halinde kaza etme olayı da yoktur. her secde yerinde yüzünüzü (kıbleye) çevirin ve dini kendisine hâs kılarak yalnız O’na yalvarın.De ki: “Rabbim bana adaleti emretti. 4/103 Salat vakitleri belirtilmiş olarak Müminlere farz kılınmıştır. Salâttan Kur’an’da bahsedilirken “kada”. mealen: . “salli”. Bundan anlaşılır ki. belirli vakitlerde yapılması zorunludur. Kur’an’dan mealen: . Kur’an okuma ve dua etme olduğu anlaşılır. huşû duyanların dışındakilere şüphesiz çok zordur.Sabrederek ve salât ile (Allah’tan) yardım dileyin. şüphesiz Allah sabredenlerle beraberdir. korkudan kurtulup emniyete kavuşunca Namazı (tam) kılın. 2/45 Yazmış olduğum ayet meallerinde de görüldüğü gibi. Hatırlanacağı üzere. 2/153 .

yanlar üzerine yatılmışken. 76/26 . sucud" edin. güneşin doğmasından ve batmasından önce Rabb’ini hamd ile tesbih et. gece saatlerinden bir kısmında ve gündüzün taraflarında (iki ucun)da O’nu tesbih et ki memnûn olasın.Gecenin bir bölümünde O’na secde et ve gecenin uzun bir bölümünde O’nu tesbih et. Bu şekilde ifade edilmeyişte yalnızca zikir emredilmişse bu da serbest olarak. 20/130 . 30/17 . kıbleye yönelin. Allah’ı çok anın ki kurtuluşa eresiniz. yürken yapılan salât anlaşılmış olur. batmadan önce.Sabah akşam Rabb’inin adını an. beraber kılın ifadeleriyle Kurallı olan salât yani “Namaz" olduğu açıkça anlaşılır. otururken. 30/18 . O’na mahsustur. 50/39 .Namaz (Cuma namazı) kılındıktan sonra yeryüzüne dağılın ve Allah’ın lutfundan (nasibinizi) arayın.Göklerde ve yerde. 62/10 552 .Onların dediklerine sabret. öğleye erdiğiniz zaman da hamd.“kıyam”. 50/40 . gafillerden olma! 7/205 . ayakta.Akşama girerken ve sabah ererken Allah’ı tesbih (etmeniz gerekir). Serbestçe yapılan salâtla ilgili olarak Kur’an’dan mealen: . “ruku”. günün sonunda da. yüksek olmayan bir sesle sabah akşam an.Gecenin bir kısmında ve yıldızların dönüp gittiği sırada (yani batış vaktinde)de O’nu tesbih et. 76/25 .Onların dediklerine sabret ve Rabbini övgü ile an: güneş doğmadan. 52/49 .Rabb’ini içinden yalvararak ve korkarak.Gecenin bir kısmında ve secdelerin arkasında O’nu tesbih et.

bu da orta namazın hangisi olduğu konusunda öne sürmüş oldukları iddialardır. Mealen: . Basit gibi görünen bu hataları. Allah için yapılan salâvatların serbest ve kurallı olmak üzere ikiye ayrıldığını. Şöyle ki. kurallı olarak kılınan ve Türkçede “Namaz" diye ifadesini bulan salâta hasredilmiştir. ayette kastedilen esas manaya çok önemli bir şekilde ters düşmektedir. kimisi “Sabah" namazıdır derken. Bunu anlatmadan önce.Salavatları koruyun ve orta salâtı ve huşu içinde Allah’a kıyama durun. halen piyasada mevcut. diğer bir kısmı da günün ortasında kılınan “Öğle" namazıdır iddiasında bulunmuşlardır.Namazları ve orta namazı koruyun. sucud. İddialarına kanıt olarak İbni Abbas’tan rivayet öne sürmektedirler. bu yanlış anlamadan dolayı işledikleri bir ikinci hataya değinmem gerekir. Zira ayette bahsedilen salâvatların tamamı. 2/238 Ayet mealinin bu şekilde yazılması ise çok hatalıdır. Öğle namazı olduğunu iddia edenlerde karşıt olarak İbni Ömer’den rivayet öne sürerek. baktığım meallerde benim yazdığım şekilde değil de şu şekilde yazmaktadırlar. halbuki durum hiçte öyle değildir. 2/238 Yukarıda mealini yazmış olduğum Bakara Sûresi 238 ci Ayetinin mealini. gönülden bağlılık ve saygı ile Allah’ın huzûruna durun. Şöyle ki: Daha önce. diğer bir ifadeyle orta sürede. kıyam. Bununla ilgili olarak. fakat büyük çoğunluk “İkindi" namazı olduğunu iddia etmişlerdir. iddialarının doğruluğunu ispatlamaya çalışmışlardır. ruku. Diğer serbest salâtın ise uzunca bir süre yapılması emredilmiştir.76 (İnsan) 26 ve 62 (Cuma) 10 Ayetleri meallerinde dikkat edilirse kurallı salât yani Namazın bir miktar. gibi hususlarla birlikte salât emredildiğinde kurallı olan veya 553 . Kur’an’dan mealen: .

Değil. herhangi bir farz namazın gün içindeki konumu olmayıp farz namazların gün içerisinde her birinin vakti içerisinde Orta bir zaman süresi kapsayacak şekilde kılınması gerektiği hususudur. Allah için çok salavat emredildiğinde çokluğu belirtecek herhangi bir sayı verilmemişse ve bu husus Müminlerin zihinlerinde ki ortak kanaatine bırakılmışsa. ne kadar süreyle kılınacağı yani “Namaz kılma süresiyle ilgilidir. Bunun gibi zaman çağları ve ortamlar içerisinde tehlikesizce kılınabilir zaman dilimi içerisinde her gün belli vakitlerde olmak üzere “Ortalama makul bir zaman süresinin Namaz ibadeti için ayrılması Müminler üzerine farzdır. diğer taraftan Namazın dışında yapılan salâvatların çokça yapılması gerektiğini Cuma sûresi 10 ve İnsan sûresi 76 da görmüştük. aynı şekilde vakit olarak orta derecede namaz kılınması Müminlerin ortak kanaatine bırakılmıştır. İş böyle olunca. Namazın hangi vakitteki konumuyla yani Akşam mı. Orta Namazın Manası tüm farz namazlar olmaktadır.s. İşte. salât bunlardan bağımsız emredildiğinde ise Kur’an’da örneği olduğu şekilde pozisyon ve konum olarak uygun bir şekilde serbestçe Allah’ı zikretmenin anlaşılması gerektiğini Kur’an’a dayalı olarak belirtmiştim. Örneğin Kur’an’da. dolayısıyla “Orta" namazdan kasıt. böyle olması da normaldir.başka bir ifadeyle “Namaz" anlaşılması gerektiğini. zira bütün tehlikeler doz olarak aynı değildir ve kısaltma tehlikenin dozuyla ilgilidir. 554 . “Salâvatları koruyun" diye emredildiğinde genel olarak salâvatların korunması. tehlike anında namazın kısaltıla bileceğine değinilmiş olup ne kadar süre kısaltma yapılacağı belirtilmemiştir. “Orta" ifadesiyle vurgulanan. Orta salât ve huşulu kıyamın emredildiği kısım ise yalnız “Namazla" ilgili olan kısımdır. İkindimi V. Nasıl ki. Bakara sûresi 238 de tek husustan bahsedilmeyip her iki husustan bahsedilmektedir." yani farz namaz kılındığında normal şartlarda az bir vakitte değil de orta bir vakit kapsayacak kadar namaz kılmanın farz olduğunu.

bu günkü fiili uygulamalarla da çelişmektedirler. O zaman. hatta aynı şahıs tek bir rekat kılsa dahi. bu Kur’an’da insanlara her türlü misali verdik. 39/28 555 . kıldığı bu bir rekat bir saat süreceğinden öbürünün kıldığı dört rekatten zaman süresi olarak kat kat fazla kılmış olur. her ne zaman Kur’an İslam dini için yeterlidir dendiğinde. rivayetler olmadan İslam dini için yeterli değildir. Kur’an’da “Vusta" kelimesinden anlaşılması gereken “Orta zaman süresi" olarak verilmiş olmasına rağmen. bütün misaller mevcuttur. en evvel söyledikleri şeylerin başında. Öğle Namazı dört rekattır v.Andolsun ki biz. Bu konu da Kur’an’dan mealen: . Allah’ı tesbih edip zikrettiğinde üçer defa tesbih ederse namazını on dakikada tamamlayabilir. Kur’an’a dolaylı veya dolaysız olarak noksanlık atfetmeleri Kur’an’ı inkar etmekten başka bir şet değildir. Zira Kur’an’da noksanlık olmadığı gibi. 39/27 .Böylece Namaz kılma süresinin. bundan dolayı Kur’an. Öbür şahıs ise her rekatta bir cüz okuyup. Kaldı ki. örneklerini verdiğim rivayetlerde görüldüğü gibi bu konuda da uydurdukları rivayetler bir birleriyle çelişkili oldukları gibi. Bir tanesi her rekatta Fatiha sûresi ile kısa bir sûre okuyup. Hal bu ki.s. namazlara rekat sayısı belirtmek suretiyle sınır koymalarının ve rivayetler iddia etmelerinin ne manası vardır. bunlar rivayetlere dayalı tüm mezheplerdir. Ehli sünnet mezhepleri ki. Şöyle ki. rekat sayısı iddiasında bulunmalarının zaman olarak namaz kılma süresi ile ilgili pek bir önemi yoktur. Kur’an’da Sabah namazı iki rekattır. İkindi namazını dört rekat kılan iki kişiyi ele alalım. öğüt alsınlar diye.Hiçbir eğri tarafı olmayan (apaçık) Arapça bir Kur’an indirdik ki sakınsınlar. rivayetlere uymak zorunludur iddiasında bulunmaktadırlar. Allah’ı tesbih edip zikrettiğinde ellişer defa zikrederse namazını ancak dört saatte tamamlaya bilir. Şeklinde bir bilgi yoktur.

Mü’tezileye ve fukaranın çoğuna göre bu. Ahirete ve kitaba inanmamakla birlikte. aklen câizdir. 30/59 Evet. Bu konuda o kadar hassastırlar ki.) 556 .İşte Allah. o şahsı zındıklıkla yani."derler. Zira kendi ağızlarıyla derler ki eğer Kur’an’a uygunluk aransa." (Ahmed İbn-i Hanbel. Kurân’a uymak gerekli değildir sözü inançlarının en önde gelen köklerinden biridir. rivayetlerin tamamına yakını ortadan kalkacaktır. din olarak kabul ettikleri hurafelerle dolu bozuk yolarının değiştirilmesidir. bu konuda şöyle diyor: “Şâfii’den naklolunan iki kavilden birine göre Sünnetin Kur’an’la neshi câiz değildir. sayfa 238 Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları 1987 Ankara. kim kendilerine. onların kaygıları Ayetleri öğrenip Kur’an’a tabi olmak değil. Yazan Osman Keskioğlu. Kitabın başlarında belirttiğim gibi. Ve bu söz etrafında ittifak etmişlerdir."(İmam Şafii.) “Usulcülerden Âmidi.Andolsun biz bu Kur’an’da insanlara her çeşit misâli getirip anlattık. Eş’arilere. şer’an vâki olmuştur. bilmeyenlerin kalblerini böyle mühürler. Onlara bir ayet getirdiğin zaman inkar edenler: “Siz iptalcilerden (gittiğimiz yolu değiştirenlerden) başka bir şey değilsiniz. Yazan Prof. Şöyle ki: "İbni Kayyım. küfrünü gizleyip iman izhar etmekle yani münafıklıkla suçlarlar. sayfa 247 Hilal Yayınları 1984 Ankara. El-İhkam fi Usûli’l-Ahkâm adlı eserinde. rivayetlerin Kur’an ayetlerini nesh yani iptal edebileceğini iddia ettiklerini belirtmiştim. Peygamber Aleyhisselamın sünnetleri reddolunacak olursa. Muhammed Ebu Zehra. Kur’an dışında söylenen sözlerin İslam Dinine uygun olması için. o zaman sünnetlerin çoğu reddolunur ve sünnet batıl olur.. önde gelen önderlerinin tamamı. 30/58 . Ahmet’in (Ahmed İbn-i Hanbel) ve Şafii’nin görüşlerini destekleyerek şöyle der: Eğer bir kimsenin kitabın zahirinden anlayışına göre Hz. Kur’an’a uygun olması gerekir derse.

Muhammed Ebu Zehra.) “Hanefilere göre. sayfa 284 Hilâl Yayınları 1984 Ankara. mutlakını takyid ve zahirdeki ihtimali tercih mertebesine yükselir. Prof. Şafiilerde v. örneğini vermediğim ve Kur’an’a aykırı pek çok diğer rivayetlerinde de durum aynıdır." dir. aksine bu sünnetlerinin Kur’an’ı iptal edebileceğini söylerler.. İsmail Hakkı Ünal. Namaz için rekat sayısı koyanlarda da durum aynı olduğu gibi. Kabul edilmekle. Şiilerde. evveliyetle umumunu tahsis. sayfa 242 Hilal Yayınları 1984 Ankara. Kur’an’a aykırı bütün rivayetlerinde Kur’an 557 . Şatıbi sünnetin Kur’an’a hakim olmasını şöyle açıklar: Ulemaya göre sünnet. (Ahmed İbn-i Hanbel. Örneğini vermiş olduğum ve Kur’an’a aykırı olan rivayetlerinde de durum yine aynı olduğu gibi.) Sünnet diye tahdis ettikleri rivayetlerin Kur’an ayetlerini iptal edebileceği konusunda tüm rivayet mezhepleri ittifak halindedirler.Mütevatir ve meşhur haberle Kur’an ayetlerinin neshi (iptali) caizdir (uygundur). Vehhabilerde.kitab (Kur’an) hakim değil. Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları Ankara 1994. Örneğin: Kur’an’da olmamasına rağmen zina eden evli kadın ve erkeğin recm edileceği.. sayfa 213.) “Malik’e (İmam Malik) göre mütevatir. Yazan Prof. abdest alırken ayaklarını mesh yani silmeyip yıkayanlar.Kur’an karşısında batıl duruma düşecek uydurma sünnetlerini Kur’an’ın iptal edemeyeceğini. kitaba hakimdir." (İmam Malik. Kur’an’ın bu konudaki hükmünü rivayetlerle nesh yani iptal ederler. onun ahkamını takrir eder. Muhammed Ebu Zehra." (İmam Ebu Hanifenin Hadis anlayışı ve Hanefi Mezhebinin Hadis Metodu. Kur’an’ı nesheden bir mertebede olduğundan. Yazan Dr. Kitabın (Kur’an’ın) neshi (iptal edilmesi) şu kayıtlara bağlıdır: a.s. şöyle ki: “Ahmet’e (Ahmed İbn-i Hanbel) göre sünnet beyan bakımından Kur’an’a hâkim sayılır.

dinlerini de bu bozuk ve Kur’an’a uymayan rivayetlere uydurmuşlardır. Bu ise Kur’an’da öğretilen İslam Dini açısından kabul edilebilir bir durum değildir. Kur’an’da Namaz vakitlerinin verilmemiş olduğu iddiasıdır. bu hadisin mevzu (uydurma) ve Nebiye (s. Rivayetler Kur’an’a uygun olmalıdır diyenleri şiddetle reddederek “zındık" olmakla suçlarlar. sayfa 23 Pınar Yayınları. Kur’an İslam dininin rehber ve ölçüsüdür diyenler zındık. Böylece onlara göre Kur’an’a uyanlar “zındık" uymayanlar ise “Mümin ve Müslümandırlar." Bu değerlendirme gerçekten ilginç olduğu kadar ibret verici bir durum teşkil etmektedir. Yapmış oldukları iddiaları şudur: “Sünnetin teşride müstakil olamayacağını söyleyenlerin rivayet ettiği hadise gelince. Yazan. iddialarına göre Mümin olmuş olmaktadır.ayetlerini iptal etme gayreti yürüttükleri gibi." (Sünnetin Etrafınfaki Şüpheler. rivayetler ehline göre. o da şudur: “Benden size bir hadis ulaşınca onu Allah’ın kitabına arz ediniz. Salât konusuna dönecek olursam. Muhammed Tahir Hekim.v. Mayıs 1985.) iftira olduğunu zındıkların amaç ve arzuları gereğince şeriatı saptırmaktan ibaret olan kötü niyetlerine varmak için uydurduklarını açığa çıkarmışlardır. rivayetler Kur’an ayetlerini iptal ederler. aykırı olanı da terkediniz" Hadis eleştiricileri ve alimleri.a. Bir iddiaları da. zira Kur’an’da Namaz Vakitleri mevcuttur.) Görüldüğü gibi. Ona uygun olanı alınız. Bu iddiaları ise batıl bir iddiadır. Kur’an’a uymak ve O’nu ölçü kabul etmek olmaz. bu konuda Kur’an’dan mealen: 558 . Mümin kimseler değildirler ve Kur’an’ın apaçık düşmanıdırlar. Kur’an ayetleri rivayetleri iptal edemezler ve rivayetlere ölçü olamazlar diyenler. Kur’an’a karşı bu ve bu gibi iddialarda bulunanlar.

iki ayrı namaz değil tek namazdırlar.. 559 . zira 17 İsrâ 78 de İkindi namazı için güneşin batıya yönelmesi gerektiği bildirilmiştir. ortanın diğer tarafında kılınması gereken namazın yerine geçmez.Gündüzün iki tarafında ve gecenin (gündüze) yakın saatlerinde salâta (namaza) kıyam kıl. Gün ortası iki namazı bir birinden ayırmada kesin sınırdır. Bura da ki çok önemli olan husus gün ortasının bu iki namazı ayıran bir sınır olmasıdır. “Duha-Kuşluk namazıdır. Taraf ise herhangi bir şeyin ortası dışında ki yanlarıdır. kılma zamanı olarak Kur’an’a uymamaktadır. Ve böylece gün ortasının diğer tarafındaki namaz kılınmamış olur. Bu ibret alanlara bir öğüttür. Bu vakitlerin ikisi gündüzün iki tarafında ve ikisi de gecenin gündüze yakın saatlerindedir. Gündüze ait olan vakitler için taraf kelimesi kullanılmıştır. çünkü iyilikler kötülükleri giderir. bu vakitte ikindi namazı için ezan okunmasına birkaç dakika kala kişi öğle namazını kılabilmekte ve birkaç dakika sonra ikindi için ezan okunduğunda da ikindi namazını kılabilmektedir. Buna göre. bu duruma göre kaç kere ve kaç rekat kılınmış olursa olsun kılınan yalnız ikindi namazı olmuş olur. İkindi namazı gündüzün bir tarafında. Kısacası. Örneğin. bugün gün ortasında kılmış oldukları ve Öğle namazı olarak isimlendirilen namaz. bugün için mevsime göre saat dörtte ikindi namazı kılınmakta. Böylece günün iki tarafındaki bu iki namaz için belirgin bir zaman mesafesi olmuş olur. 11/114 Mealini yazmış olduğum 11 Hûd Sûresi 114 te. Bu iki namaz geniş bir vakitte kılınmakla beraber. farz olan Öğle namazı değil. gün ortasının bir tarafında ne kadar çok namaz kılınmış olursa olsun. bu sınır ince bir hat olarak değil de biraz mesafeli düşünülmelidir. dört namaz vaktinin zamanı belirtilmiştir. böylece iki namaz kısa bir arayla gün ortasının bir tarafında birleşe bilmektedir. böyle değil de araya saatler girse dahi iki namaz günün bir tarafında kılındığında. Böylece gündüzün her iki tarafında namaz kılınması farz olmuş olur. gündüzün diğer tarafında farz olan namaz Kuşluk namazıdır.

cariye)ler. Gecenin gündüze biri “Akşam" diğeri de “Fecir"(tan vakti) zamanı olmak üzere iki yakın vakti vardır.Güneşin batıya yönelmesinden. ellerinizin altında bulunan (köleler. Böylece 11 Hûd 114 te dört farz namaz vaktinin zamanı kesin olarak belirtilmiştir. Yatsı namazının vakti ile ilgili olarak Kur’an’dan mealen: . gecenin kararmasına (yatsı vaktine) kadar salâta (namaza) kıyam et. Ayette Yatsı namazının vakti olarak gecenin ilk karanlığının çökmesi verilmiştir. Akşam ve Yatsı namazı ile Fecir (sabah) namazlarıdır. Her namazın vakti kendisine aittir.Diğer iki namaz ise. Kılınma zamanının devam süresi Fecir namazına kadar olmayıp. nafile olarak kılınan teheccüd namazı vakti girmeden önceki vakittir. Kur’an’dan mealen: . hem kendisiyle Yatsı namazı arasında bu uyku ile bir zaman mesafesi var olduğu gibi. 17/78 Mealini yazmış olduğum. Yatsı namazıyla teheccüd namazı vakti birleşmez. Çünkü fecrin Kur’an’ı (namazı) şahidlidir. ve sizden henüz erginliğe ermemiş (çocuk)lar. Böylece bu iki Namazın vakti bugün kılınan Akşam ve Sabah vakti namazlarının kılınma zamanına denk düşmektedir.Ey müminler. ve fecrin (sabah namazı) Kur’an’ını da(kıl). Üç vakitte (odalarınıza girebilmek için) izin istesinler: Sabah 560 . 17 İsrâ 78 ayetinde de dört namazın vakti verilmiştir. Teheccüd namazı yatıp uyuduktan sonra kalkıp kılınan bir namaz olduğundan. teheccüd namazı vakti teheccüd namazına aittir. Bunlar Güneşin batıya kaymasından gecenin kararmasına kadar olan İkindi. Yatsı namazı vaktinin yatma saatine kadar olduğuyla ilgili olarak. yatma vaktine kadardır. normalde en geç. gecenin gündüze yakın vakitlerinde kılınmaları emredilmiştir.

öğleden sonra elbiselerinizi çıkar(ıp yat)acağınız vakit ve yatsı namazından sonra. izin almadan içeri girmelerinden dolayı) ne size. Allah ayetlerini size böyle açıklar. ondan sonra gündüz uyumayan şahısların. Bu da makul vakit olmalıdır. hikmet sahibidir. “Allah rızası için falan vaktin dört rekât farzını kıbleye yönelik olarak bana uyan cemaate kıldırmaya yahut uydum hazır olan imama" demediği gibi"“edâ olarak. niyeti asla diliyle telaffuz etmezdi. cariye ve çocukların. namaz için sözlü olarak niyet emredilmediği gibi. “kaza olarak" 561 . birbirinizin yanına girip çıkarsınız. Yani bir kimse çıkıp ta ikindi namazının kapsadığı vakitte başka bir namazı kılmaya niyet edemez. (Onlar sizin) yanınızda dolaşırlar. Her namazın vakti yalnız kendisine aittir. Zira o vakit içinde kılınacak tüm namazlar. Bu konuda ehli sünnet ileri gelenlerinden örnek verecek olursam: İbn Kayyim El-Cevziyye şöyle demektedir: “(Peygamber) Namaza kalkıldığında “Allah’u ekber" derdi. Namazlarda söz ile niyet etme diye bir şey yoktur ve tüm kılınan namazlar iftitah tekbiri ile başladığından hangi namazın kılındığını belirleyen ölçü o namazın kılınma vaktinin kapsadığı zaman dilimidir. Allah bilendir. Ehli sünnetinde hiçbir hadis rivayetinde de namaza kalkıldığında sözlü niyet edilecek diye bir rivayet mevcut değildir. Bunların dışında (köle. ne de onlara bir günah yoktur. gün ortasında yatılan kısa uyku hariç. kalben niyet ise sadece bir yönelişten ibarettir ve insanın namaz kıldığında ister istemez içinden geçen bir düşünce olayıdır. Kur’an’a göre farz namazlar beş vakit olup. Örneğin: Sabah namazına kalkıp. Bunlar sizin üstünüzü açabileceğiniz üç vakittir. üstün açılabileceği yatma vaktidir. 24/58 Görüldüğü gibi. Bundan önce hiçbir şey söylemez. Kur’an’da.namazından önce. Böylece. yatsı namazından sonra ki vakit. genelde gece uyku basma vakti olarak kolayca anlaşılır. o namaza ait vaktin varlığından dolayı yalnız o vaktin namazına aittir. kılınma zamanları kesin olarak bellidir.

Zira nafile namazların da kendilerine ait vakitleri olup. O zaman da. Müsned veya mürsel olarak kesinlikle bir kelime bile rivayet edilmeyen bidat tır. nasılsa her vaktin rekat sayısı belli ve sınırlı olduğundan niyet ederken rekat sayısını söylemeye gerek olmamıştır.) İmam Rabbani niyet hakkında şöyle demektedir: “Rasûlullah’tan sahih. ister zayıf. ister Müsned. ister mürsel bir senedle olsun Peygamberden (s. fakat konu ehli sünnet tarafından kabul edildiğinden bu kadarla yetiniyorum.1 186. Örneğin: İkindi namazı kılındığında kişi isterse dört rekat farz ve dört rekat sünnet kılıyorum diyerek namaz kılmış olsun vakit ikindi namazı vakti olduğundan sünnet diye kıldığı namazda o vaktin farz namazından başka bir şey değildir. Orta bir zaman dilimi 562 .a. vakit çıkmadan tekrar namaz kılındığında rekat sayısı artacağından ilk kılınan namaz niyetiyle tekrar kılınan namazın rekat sayısından dolayı çelişki meydana gelecektir. Bir vakit rekat sayısıyla sınırlanırsa. Bu on bid’atın hiçbir kelimesini. Abdullah Yıldız “Namaz Bir Tevhid Eylemi" sayfa 72 Pınar Yayınları 1991. Anlaşılacağı üzere farz namazlarda olsun nafile namazlarda olsun rekat belirtip sınırlama yapma olayı yoktur. ister sahih. İftitah tekbirinden önce niyet etmek yok ise. vakitten dolayı namaz o vaktin namazı olmuş olur. kişi o zaman falanca namazı kaç rekat kılacağını ne zaman söyleyecektir? Onun için ifade ettiğim gibi hangi vaktin içinde namaz kılınıyorsa. Bu düşünce şundan yanlıştır.) hiç kimse nakletmemiştir. (Zâdu’l-Meâd Cilt 1 Sayfa 187 İklim Yayınları 1988. bunlar farz namazlara ait vakitlerin dışındaki vakitlerdir. Hatta O’nun ashabından herhangi birinin bunlardan birini söylediği bile nakledilmemiştir. Namazla ilgili olarak yapılan rekat sayısı iddialarının uydurma olduğu kendiliğinden ortaya çıkmaktadır." (İmam Rabbani C.ve “vaktin farzını kılıyorum" sözlerini de söylemezdi. Alıntı. Mektup. Akla şöyle bir düşünce de gelmezsin. zayıf. Yazan: İbn Kayyim El-Cevziyye.) Bu örnekleri daha da çoğaltmak mümkündür.

zira fazla namaz kıldığından dolayı hiçbir namazı kabul olmuş olmamaktadır. yoksa ne kadar çok namaz kılınıp secde edilirse bu Allah’a yaklaşmak için çok iyi olan bir şeydir. Kur’an’dan mealen: . Allah. ya o(kul) doğru yolda olur.Gördün mü. Orta bir zaman süresi içerisinde namaz kılınması farz olan süredir. yüz çevirirse? (O zaman bu yaptığı kendisi için iyi mi olur?) 96/13 563 . Bu ise çarpık ve boş bir iddiadır.içinde farz namazların kılınması mecburiyeti vardır. Bu husus üstü kapalı olarak namaza ve dolayısıyla Allah’a secde etmeye mani olmaktan başka bir şey değildir. secde sayısını da sınırlamış olmaktadırlar. 96/11 . bu sınırı koyan rivayetçilerdir. Bunun ise günahı çok büyüktür. ikindi namazı farzını dört rekat kılanlar sevap kazanmış. iki. bundan dolayı dörtten fazla namaz kılmak Allah’ın emrini ihlal değildir. dini kim koyuyorsa ki. Rekat sayısı iddiasına göre. bu konudaki değerlendirmeyi de O’ yapacak tır.Gördün mü şu men edeni: 96/9 . Rivayet tabileri rekat sayısına sınırlama getirmekle. Aksi takdirde.Namaz kılarken bir kulu (namazdan)? 96/10 . dart diye bir rekat sınırı koymamıştır. ya bu(adam. üç. Allah’tır. uygulanmadığında onların dini ihlal olmuş olur. hakkı) yalanlar. Netice itibariyle.Gördün mü. Fakat dört rekat olayına uyup ondan daha az namaz kılanlar cennetlik olmuş olurlar.Yâhut kötülüklerden sakınmayı emrederse? 96/12 . Allah’tan başka hiç kimsenin din koyma yetkisi yoktur. Kur’an’nın İslam dini öğretisiyle bağdaşmayan şöyle bir durum meydana gelir. fakat sekiz dokuz rekat kılanlar ise dört rekat sayısını ihlal ettiklerinden günaha girmiş olmaktadırlar. Böylece diğerlerine göre çok namaz kılanlar cehennemlik olmuş olur.

(Namaza kalkarlar). (dâima kendisini) gördüğünü bilmiyor mu (o)? 96/14 . kendilerine hatırlatıldığı zaman derhal secdeye kapanırlar. 96/15 . (olmaz böyle şey).Bizim ayetlerimize o kimseler inanırlar ki onlar. 32/16 Günün her saatinde. Rab’lerini överek tesbih ederler.Allah’ın. sana mahsus bir nâfile namaz kılmak üzere uyan. gecelerini Rab’lerine secde ederek (O’nun huzûrunda) ayakta geçirirler. (Allah’a) secde et ve yakınlaş! 96/19 Nafile namaz vakitleriyle ilgili olarak Kur’an’dan mealen: . Bir kimse yatsı namazını orta bir zaman süresi içerisinde kıla bileceği gibi. övülmüş bir makama ulaştırır. korkarak ve umarak Rab’lerine duâ ederler ve kendilerine verdiğimiz rızıktan (hayır için) harcarlar. belki böylece Rabb’in seni. günahkâr perçem(den)! 96/16 .. kendilerine ait zaman dilimi içerisinde istendiği kadar namaz kılınabilir.Gecenin bir kısmında.Hayır. 25/64 . Zira ortalama bir vakit süresi içinde Yatsı namazı veya başka bir farz namazı kılmak.Biz de zebânileri çağırırız. 17/79 .O zaman (o gitsin) d