You are on page 1of 55

KAPİTALİZM VEŞİZ0FRENI1 GÖÇEBEBİLİMİ İNCELEMESİ: SAVAŞ MAKİNASI GILLES DELEUZE FELIX GUATTARI BİN YAYLA

Türkçesi: Ali Akay BAĞLAM Bağlam Yayınları / 29 İnceleme - Araştırma / 9 Birinci Basım : Temmuz 1990 İSBN: 975-7696-10-2 975-7696-11-0 Capîtalisme et Schîzoprenie Mille Plateaux'dan 'TraitĞ de Nomadologie' adlı bölümün çevirisi. (Edition de Minuit, 1980) Kapak : Siyah Kalem, Göçebe Kampından detay Dizgi : Ayyıldız Matbaası Baskı : Erenler Matbaası BAĞLAM YAYINCILIK Ankara Cd. 13/1 34410 Cağaloğlu - İST. Tel : 513 59 68 ÇEVİRENİN ÖNSÖZÜ Gilles Deleuze'ün, Felix Guattarj ile yaptığı Kapitalizm ve Şizofreni çalışmasının bir bölümünü Türkçeye çevirmek istedik. Deleuze'ün göçebe zihniyetinin, örneklerle sunulduğu bu çalışmada, devletlerle sa-vaş makinası arasındaki ilişki gösterilmiştir. Savaş makinası adının belirttiği gibi savaşı değil, «savaşmamayı» içerir. Önemli gibi duran savaş makinasınm merkezkaç kuvveti ve hız ile olan ilişkisidir: «Ağırlık merkezi, gravitas, devletin tözüdür.» Bu devletin hızı bilmediğinden dolayı değil, ama onun hareketin en hızlısının pürtüklü olan bu mekanda bir noktadan başka bir noktaya giderek, görece bir «deri değiştirmesi» karakteri haline gelmek için, kaygan mekanı işgal eden devingenin saltık durumunda olmaktan çıkmasına ihtiyacı olduğun* dandır.» Celeritas savaş makinasınm kaygan mekanı katetmesidir. Devletlerin ise pürtüklü mekanlar kurdukları doğrudur. Deleuze ve Guattari için kaygan mekan go oyunudur. Taşlar arasında bir hiyerarşi yoktur. Halbuki satranç oyununda her piyonun yeri ve oyun biçimi belli olduğu gibi, vezirin, atın yönleri de önceden belirlenmiştir. Devletler savaş makinasınm dışarısındadır ve savaş makînasını kendilerine çekerler. Ondan bir ordu, polis, asker, işçi oluşturmaya çalışırlar. Göçebebilimi adını verdikleri bilim göçebelerin buluşudur ve devletler bunları kullanmışlardır. Tıpkı göçebe düşünürleri olan bilim adamlarının devlet memuru konumuna indirilip devletin amaçlan için çalıştırılmaları gibi bir şeydir bu: «İş gücünü yerleşikleştirmek, saptamak, iş akımının devinimini kurallaştırmak, ona kanal ve su yollan ayırmak, örgüt anlamında loncalar oluşturmak ve gerisi için, zoraki, emek gücünü çağırmak bu yerlerde (angarya) veya yoksulların rçinden (yardımseverlik atölyelerinde) işe almak-bu daima bedenin göçebeliğini ve çete serserilerini yenmeyi kendine hedef edinen devletin ilk işlerinden biri olmuştur.» Deleuze ve Guattari devletlerin «ideolojileriyle karıştırılmaması gereken nooloji'yi sunarlar. Nooloji düşüncenin imgesine verilen addır. Düşüncenin tarihî olarak araştırılmasıdır. Nooloji'nin hızı ve çabukluğuna karşı ideoloji ağır ve merkezîdir. Düşünürler arasından en hareket-illerinden Nietzsche karşı düşüncelerini sunan filozoftur. Deleuze ve Guattari'nin ilk olarak 1972'de yayımlanan L'Anti-Oedipe (Anti-Oidipus) kitabı, 1968 sonrasının Marx, ıFreud ikilisinin (Marcuse) yeniden düzenlenmesi olmuştur. Ama Deleuze bu kitapta ne Marx'ı Marx, ne de Freud'ü Freud olarak ele alır. Aralarına bir göçebe düşünürü katar: Nietzsche. Marx ve Freud, Nietzsche'nin bakış açısından okunmaya girişilir. Ve zaten Guattari, Lacan ile kopan psîkanalistlerden biridir, Deleuze ise 1962'den beri Nietzsche'ci bir düşünürdür (G. Deleuze, Nietzsche et la philosophie, P.U.F., Paris 1962). Yaptığımız çeviri, birinci cildinin adı Anti-Oidîpus olan Kapitalizm ve Şizofrenî'nin ikinci cildi olan Mille Plateauoc (Bin yayla) kitabından bir bölümü içerir: Göçebebilimi incelemesi. Kapitalizm ve Şizofreni arasındaki bağ şudur: Psikanaliz de Kapitalizm de bunalımların sistemidir. Bunalımlar sayesinde yaşarlar. Luc-rece'in demiş olduğu gibi, «İktidarların hastalıklı kişilere ihtiyaçları vardır ki, bunlar hastalıklarını sağlıklı kişilere geçirebilsinler» söylemi Kapitalizm için de Psikanaliz için de geçerlidir. Yani Kapitalizm bunalımları ve çelişkileri sonucu yıkılacaktır tezi burada bir duvara toslar (kâr yüzdelerinin düşüş eğilimi). Asla kimse çelişkiden ölmedi. Deleuze ve Guattari için

kapitalizm çelişkilerinden yıkılmaz, tersine çelişki ve bunalımları sayesinde kendini yeniler ve aşar. Bunalımlar sayesinde yaşamını sürdürür. Tıpkı psikanalizin de bunalımlı insanlara gereksinimi olması gibidir bu. Sistemin dışında kalan ise şizofrenidir. Deleuze ve Guattari «Göçebebilmi incelemesi» bölümünde göçebe-bilminin evrimsel olmadığını, epistemolojik olarak (Clastres) gösterirler. Bu Kuhn'un paradigmaları veya Foucauît'nun episteme'sine benzetilebilir. Aralarında hiyerarşi yoktur, ne de evrimsellik vardır .Clastres'-dan yola çıkarak devletin savaş makinasının dışında olduğu epistemolojik olarak gösterilir. «Savaş makinası göçebelerin buluşudur» ve askeri kurumlardan farklıdır. Bu tarihî olarak sorunlaştırılır ve incelenir. Savaş makinası bir göçebe varlığını gerektirir ve göçebelerin nu-marasal bir örgütlenme biçimi vardır. Sayılayıcı sayı göçebelerin örgütlenme biçimidir. Bu fethedilen kaygan mekanın doğasından kaynaklanır. Böylece «sayı özne haline gelir.» «Sayı ne hesaplama, ne de ölçme aracıdır, o bir yer değiştirme aracıdır. Devletlerin geometrileri vardır. Bu geometri kulelerle, kalelerle pürtüklü mekanı ortaya çıkarır. Onlar, yüzler ve binler sisteminin, onbaşı, yüzbaşı, binbaşısı göçebelerin buluşudur.» Bozkırlarda Cengiz Han kendi büyük bileşimini oluşturduğu zaman, soydaşlarını numaralayarak örgütler ve soydaş grubun savaşçıları şifrelerle ve şeflere tabii tutulurlar {onluklar, yüzlükler, binlikler). Devletin sayıları, sayılayıcı sayı değildir; onların ritimleri resmi geçit ritimleridir. Göçebebiliminin yersiz-yurdsuzlaşmaîarının eylemine karşı devletlerin yerineyurduna sokma, kodlama mekanizmaları vardır. En özgün, çağdaş filozoflardan biri olarak tanınan G. Deleuze'ün Türk diline aktarılmasında bazı zorluklar ortaya çıkmaktadır. Foucault fgibi Deleuze ve Guattari de dilbiliminin ve sözdiziminin baskıcı etkisinden uzaklaşan «şizofrenik» bir yazıyı ortaya atarlar: çünkü şizofrenler .kapitalist sistemin dışında duran ve sisteme boyun eğmeyenlerdir; buradan şizofrenlerin devrimci oldukları gibi bir şey algılanmamalıdır, çünkü onlar da belirli çizgileri izleyebilirler. Şizofrenlerin göçebebilîmi ve kaygan mekanlarla bağları, yaratıcı olduklarında ortaya çıkabilecektir. Aynca Deleuze'ün dostu, F. Châtelet'nin anısına 1987'de College International de Philosophie'de yaptığı konuşmanın metni de bu yıl (1988) Minuit Yayınlannca yayımlandı. Bu metnin Türkçesinî de ortaya çıkarıp, göçebebiîimiyle birleştirdik. Çünkü bu kadar kısa ve özgün bir metnin tek başına yayınlanma zorluğu başgösterecekti. Böylece yukarıdaki metinle göçebebiliminin (ilgisini de göstermek istedik, iki metin de aynı düşüncenin (Tekil düşüncenin) yansıtılmasıdır. Ve ikisi de göçebe düşüncesinin fikridir. Chatelet de Deleuze ile aynı Üniversitede derslerini verdi ve iFoucault ile birlikte Paris VIII Vincennes Üniversitesinin Felsefe bölümünün kuruluşunda ön planda rol aldı. Foucault'nun daha sonra Paris Vlll'i bırakmasına karşın Deleuze ve Chatelet bu Üniversiteyi hiç bir zaman terk etmediler (*). Ali Akay, Paris, 27 Kasım 1988 (*) Bu üniversitenin tarihinde bir yıkım ve bir göç söz konusudur. İlk olarak 1968 sonrası Vincennes Ormanlarında kurulan üniversite 1980 yılmda Paris Belediye Başkanı J. Chirac'm arzusuyla belediyenin alanı olarak hukukî bir konuma sahip olduğundan, buldozerlerle ve balyoz darbeleriyle bir kaç saatte yıkıldı. Üniversite Saint-Denis banliyösüne göç etmek zorunda kaldı. Bu «uzun yürüyüş» üniversitenin konumunu ve ismini de değiştirdi. Buna rağmen eski Vincennes'liler hâlâ ona Sa-intDenîs'deki Vincennes Üniversitesi adını vermekteler. Kapakta niçin 'Siyah Kalem"? Deleuze ve Guattari'nin ortak olarak yazdıkları kitaplarda önemli olan 'yazar'ın ortadan kaldırılması, anonimanın ön plana çıkmasıdır. Kimin neyi yazdığı belli olmadan, özne, yazar olmadan, birey olmadan bir «özneisellik sürecine» girebilmek, bu işte M.Ş. Ipşiroğlu'nun «Siyah Kalem ressamları» adını verdiği «kimliği belli olmayan» bir sanatçılar grubunu belirtmesinden gelmektedir. Göçebe kampının göcebebilîmiyle bir münasebeti olduğu kadar, «Siyah Kalem ressamlarının» anonimliğî de Deleuze ve Guattari'nin düşüncesine tam oturmaktadır. Deleuze ve Guattari'nin kendilerine 'üstâd' diyemeyecekleri, her türlü iktidardan kaçmaları gibi siyah kalemlerin de «kendilerine 'üstâd* diyecekleri düşünülemez.» (1) «Ostâd Mehmet Siyah Kalem» adının da «bu eserleri yapanın imzasını» taşımaktan çok, «tek bir ustanın eserleri olmadığını» da belirtir Ipşiroğlu. Deleuze ve Guattari de Proust'un «anlatan kişi» olarak yazarlıktan kurtulduğunu belirtirler; Proust'un kitabında da, zaman unsuru önemliyse, bu, her gerçeğin aslında bir zaman gerçeği olmasından dolayıdır. İşte burada Proust "filozofi ile bir ilişkiye girer." (2) Yazının bir hızı olduğu gibi dilbiliminin ve sözdiziminin bir ideolojisi vardır. Önemli olan dili bozmak, «dili mayınlamak», «kendi dilinde yabancı olmaksa», biz de Türkçemizin bozukluğunun ya da «mahvoî-musluğunun» tartışmalarına girmektense, hızlı bir şekilde dilimizi kat-edip, ondan yabancı bîr dil oluşturmaya çalıştığımızda ancak dilin altında, onun aşkınlığı altında ezilmeden kendi içkinlik planlarımızı oluşturabiliriz. Alî Akay (1) M.Ş. İpşiroğlu, İslamda Resim, Türkiye İş Bankası Kültür Yay., Sanat dizisi: 14, 1973, s. 63.

(2) G. Deleuze, Proust et les sîgnes P.U.F. 1964, s. 115, Araştırma, yani Geçmiş Zaman Peşinde. 8 Chatelet'nin anısına: Perüdes'den Verdi'ye François Chatelet'nin felsefesi. (*) G. Deleuze Châtelet daima kendini bir usçu olarak tanımlamıştır, ama hangi usçuluk? Marx'a, Hegel'e ve Platon'a başvururdurur. Her şeyden önce, ve buna rağmen Châtelet Aristocudur, öyleyse onu bir Aziz Thomas'dan ayıran nedir? Şüphesiz tanrıyı itme biçimi, ve her türlü aşkınlık. Bütün aşkınlıklar, öbür dünyaya duyulan bütün inançlar, o bunlara «işe burnunu sokanlar* adını verir. Ondan daha önce böyle sakin bir tanrıtanımaz olmadı, tabiî ki Nietzsche hariç. Sakin tanrıtanımazlıktan, Tanrı'nın bir sorun olmamasını, Tanrı'nın varlığını veya, hatta onun ölümünün sorun olmadığını sanmayalım, tersine kazanılmış koşulların hakiki sorunları doğurduğunu anlayalım. Bundan başka alçak gönüllülük yoktur. Asla felsefe böyle salt içkin bir alana daha kuvvetle yerleşmedi. Bizim felsefe jargonumuzda, her türlü açıklamanın kaynağı ve üstün bir gerçek olarak konulan bir il(*) Bu metin F. Châtelefnin anısına yapılan bir kollokyumu kapatan konuşmanın metnidir. (Ç.N.). keye aşkınlık deriz. Sözcük hoş ve gündelik. Başkasının işine burnunu sokanlar, küçük veya büyük bir grubun liderinden Amerika Birleşik Devletleri'ııin Cumhurbaşkanına kadar, psikiyatristten genel müdüre kadar, bunlar aşkınlık darbeleriyle işgörürler, tıpkı bir sokak şarapçısının kırmızı şarap darbeleriyle iş görmesi gibi bir şey. Ortaçağ Tanrı sı derin bilimsel başlığından ve gücünden bir şey kaybetmeden dağıldı: Bilim, işçi sınıfı, vatan, ilerleme, sağlık, emniyet, demokrasi, sosyalizm - liste çok uzayabilir. Bunlar hep o Tanrı'dan arta kalanlardır. Bu aşkınlıklar onun yerini aldılar. (Orada hâlihazırda beklediğini söylemek yeterlidir). Onlar mahvetme ve örgütleme görevlerini çiğ bir vahşetle yürütürler (Les annees de demolition, s. 263) (F. Châtelet'nin yıkım yılları kitabı). İçkinlik, içkinlik alanı, Eyleın-Kuvvet ilişkisinde belirir. Bu iki kavram yalnızca beraber varolabilirler, birbirlerinden ayrılamazlar. Châtelet, işte bu nedenden dolayı Aristo'cudur. Ve öncelikle kuvvet için bir hayranlık duyar: İnsan kuvvetlidir, İnsan maddedir... «Politik iktidar beni kesinlikle çekmemiştir. Karşı-iktidar iktidarın karşısı, benim gözümde tuzaktır. Beni ilgilendiren kuvvettir, iktidarı da iktidar yapan zaten budur. Halbuki kuvvet, kesinlikle söylemek gerekirse, her birisidir. Yapabildiğimi yapmaktan - «haber aldığım» burada ve burada kuvvetin kapılması mekanizmalarım anlamak ve maskesini indirmek için, kuvvetimi belli etmekten haz duyarım. Belki de kuvvet tadımı geliştirmek, bunu benim için de canlı kılmak ve etrafımda bir kuvveti uyandırmak ve uyanık tutmak için. Kuvvet, buna özgürlük de denir.» CChronique des idees perdues, s 218) (F. Châtelet, Kaybolan Yılların Güncesi). 10 Nasıl eyleme geçmek ve bu kuvvetin eylemi hangisidir? Eylem akıldır. Anlayalım ki, akıl bir yeti değildir, ama bir süreçtir ve bir maddeyi biçimlendirmeyi veya kuvveti güçlendirmeyi içerir. Akim bir çoğulluğu vardır; çünkü maddeyi düşünmek için hiç bir motifimiz yoktur, ne de tek olan eylemimiz vardır. Herhangi bir çoklukta, bir bütünde, her seferinde belli bir maddede insani ilişkileri kurduğumuzda bir usçuluk sureci yaratır ve tanımlarız. Eylemin kendisi, ilişki olarak daima siyasidir. Bu sitede olabilir, ama benim içimde, başka gruplarda, küçük gruplarda da olabilir, sadece benim içimde de. Psikoloji veya tek kabul edilebilmen psikoloji bir siyasettir, çünkü kendimle insanî ilişkiler, her zaman, lâzımdır. Psikoloji değil, İdenin bir siyaseti vardır. Metafizik değil, varlığın siyaseti vardır. Bilim değil maddenin siyaseti, çünkü insanın kendisi maddeyle doludur. Hatta hastalık bile, yemlemediği vakit, «yönetilmesi» gereken bir şeydir ve zorunlu olarak insanî ilişkileri buna yerleştirmek lâ-zjmdır. Ya da sesli bir madde : Gam veya bir gam (müzikte) bu madde öyle ki, kuvvetini güııcelleştirsin ve kendisi insanî olsun diye, insanî ilişkileri içeren bir usçuluk surecidir. Marx bu anlamda duyu organlarını çözümlemekteydi ve onlarca insan-doğa içkinliğini göstermekteydi : kulak, sesli nesne müzikal olduğu zaman insanileşir. Kılgıları ve kılgıyı, insanın eylemini veya oluşunu içeren birçok usçuluk sürecinin bütünüdür bu. Bu açıdan bir jenerik veya tarihî bakış alışınca, bir insanî bütünlük var mı yok mu bilemiyoruz. Salt bir kuvvetin, eylemden ayrı olduğu bizi hayran bırakacak insanî bir madde var mıdır? Bizde, bunun tersi olmadan, özgürlük olamaz : Demin Châtelet «kopma»dan bahsetmekteydi. Herhalde, bu, kuvvetin kapalı bir eylemi, onu gerçekleştirmeye kabil olan ey11 leme karşıt olmalı. Aklın tersi olmaktan çok onun bir «öbüryüzü», bir kısıtlama, bir yabancılaşma, ama insanî ilişki yokmuşcasma sanki, insanî ilişkinin kendisine içkin veya içeriden bir ilişki, insana ait bir insansız-lık : İnsanın insanı yenmeye veya insana yenilmeye çalıştığı bir güç olan özgürlük. Kuvvet pathos'tur, yani edilgenliktir, algılamadır, ama algılama öncelikle darbe alma, darbe vurma kuvvetidir .tuhaf bir dayanıklılık. Şüphesiz her seferinde efendilerin eylemi olan hakimiyet sistemlerinin tarihi yapılabilir; ama bu yedikleri tekmeler adına tekme atmak iştahı olmadan bir hiçtir. Spinoza'nın

söylemiş olduğu gibi insanlar sanki özgürlük için mücadele edermişcesine hizmetkârlıkları için mücadele etmektedirler. Öyle ki, tekme atılsın veya yenilsin, iktidar insanın doğal varlığının edilgenliği olmadan insanın sosyal varlığının eylemi olamaz. Châtelet'nin Claude Simon'da izlerini bulduğu toprak ve savaş bütünlüğü. Yahut Marksizm ki, o asla tarihî insanın eylemini, onun çifti olmadan doğal varlığın edilgenliğinden ayırmanuştır : «Akıl ve ussuzluğu, bu Marx'ın temasının kendisi olduğu gibi, bizimkidir de... İnsanlığın toprağına bağlı, effektif edilgenliğin eleştirisinin bilimi olmak ister. İnsan ölümlü olduğu için ölmez (yalancı olduğundan dolayı da yalan söylemez) ne de «sevgi» olduğu için aşık olur : İnsan ölür, çünkü hayvan yerine konulur; çünkü öldürülür. Tarihî materyalizm bu olguları bize anımsatır ve Marx Kapital'de belli bir dönemde -ayrıca çok belirgin bir dönemde- edilgenliğin olgusunu veren bir dönemde yönden çözümleme mekanizmalarını sağlayan yöntemin belli ana hatlarını ortaya çıkarmıştır» (Questions, Objectîons, s. 115) (F. Châtelet, Soru ve İtirazlar). 12 Châtelet'de daimi olarak, en azından dünyanın bir ümitsizliği için, müthiş nezaket dolu Pathos'a ait değerler yok mudur? Eğer insanlar kendi aralarında birbirlerini yıkıma uğratıyorlarsa, belki de kendi kendisinin kuyusunu kazmak yeğlenebilir; hem de romanesk ve hatta güzel koşullarda. Fitzgerald «Tüm yaşam tabiî ki bir yıkım sürecidir» diyordu. Bu «tabiî ki» bir içkinlik belirtisidir: İnsanın kendisinin insanlık dışı olan bir ilişkisi. Châtelet'nin tek romanı olan 'Yıkım Yılları' (Les annees de demolîtion) Fitzgeraldiyan bir ilhama, felâketin bir zerafetine eşlik eder. Ölünse bile, müzik gibi muhteşem bir öğede ölümün denemesini, arzunun yerine, yatırıma koymak niye yapılmasın? Bu psikanalizin değil, ama siyasetin uğraşıdır. Bir kimseyi veya bir topluluğu katedebileıı bu yıkım vektörünü kayda almak gerekir, Atina veya Perikles. Perîkîes, Châtelet'nin ilk kitabı olmuştur. Châtelet'ye göre Perikles bir kahramanın veya büyük bir adamın imgesi olarak kalmıştır : «Edilgenliğinde» bile, veya demokrasinin yokolması olan Perikles'in kaybmda ve hatta bu şüphe verici vektörü takip ettiğinde bile... Pathos'un ikinci bir değeri daha vardır, nezaket. Başından beri aklın bir eyleminin başlangıcı, insanlar arası ilişkilerin bir eskizi olan gerçekte olan Yunan nezaketi. İnsan ilişkileri bir ölçüyle, siteyi değerlendiren mekanın örgütüyle başlar, insanlar arasındaki geometrik olan, hiyerarşik olmayan tam bir mesafenin kurulması sanatı, darbe vurmamak veya almamak için, ne çok yakın ne de çok uzak olmak. İnsanların birbirleriyle karşı]aşmalarından bir rit, işin içinde biraz şizofreni de olsa bir içkinlik riti yapmak. Vernant'-uı ve Genet'nin bize hatırlatmış oldukları, Eski Yunanlıların bize öğretmiş oldukları gibi, kurulu bir merkeze çivilenip kalmamak ve özgür insanlarca gerçek13 leştirilen değiş tokuş edilebilen ve simetrik ilişkiler kimilerini örgütleyebilmek için insanın kendisiyle birlikte bir merkezi taşıyabilme kabiliyetine sahip olmak. Belki de dünyanm ümitsiz durumundan kurtulmanın yeterli yolu budur: Gitgide nazik insan sayısı azalmaktadır, halbuki en az iki nazik insan lâzımdır ki bir ilişki kurulabilsin. F. Châtelet'nin aşırı nezaketi de pat-hos'un üçüncü bir değeri için bir maskeydi ve buna sıcak bir iyi dileklilik adı verilebilir. Buna rağmen hatta bu değer, bu kalite Châtelet'ye atfedilse bile, bu ad da uygun değildir : Ama bir kalite veya bir değerden çok buna düşüncenin düzenlenmesi, eylemi denilebilir. Bu şunu içerir : Birinin kendinde veya kendisinin dışında, usçuluk sürecini yerleştirmeye nasıl kabil olacağını bilmemek. Şüphesiz neye ihtiyacı vardır, yıkımdan çıkmak için hangi yönteme başvurmalıdır? Büyük bir ihtimalle hepimiz bir yıkım süreci içinde doğuyoruz, ama hiç bir şansı kaçırmamalıyız. Mutlak akıl diye bir şey veya tamamen bir usçuluk yoktur. Kişilere gruplara, dönemlere, yerlere göre çok değişik, ayrışık usçuluk süreçleri vardır. Bunlar ölü doğmakta, kaymakta, çıkmazlara saplanmaktadırlar, ama başka yerlerde yeniden ortaya çıkarlar ve buralarda yeni ölçülerle, yeni ritimlerle ve tavırlarla işlerler. Usçuluk süreçlerinin çokluğu gerek epistemolojik (Koyre, Bachelard, Canguilhem) gerekse sosyo-politik (Max Weber) çözümlemelerin nesnesi oldular. Ve Foucault son kitaplarında bu çokluğu yeni bir etik projesini oluşturacak oları insan ilişkilerinin çözümlemesine doğru yönlendirdi. Foucault, buna «öznelsellik süreçleri» adını vermekteydi: İnsan kendi kendisiyle kurduğu ilişkilerde yabancılaşma veya özgürleşme konumlarında duran bir akim tarihî kırıklığını, yol değiştirmelerini, sapmalarını gösteriyordu. Ve bunun için daimî bir ak14 İm mucizesini, her türlü sefil mucizeyi bulmak için değil, ama sadece başkalarının bambaşka tarzlarda ve koşullarda onları izleyecekleri bir sürü usçulaşma süreçlerinin belki de birincisini oluşturan diagnostiği yapmak için, Foucault eski Yunanlılara kadar uzanmak zorunda kaldı. Foucault, Yunan sitesini yeni bir mekanın örgütlemesi olarak değil, ama özgür insanlar veya vatandaşlar arası rakip olarak tanımlanabilecek insanî ilişkiler olarak belirtiyordu (siyasette olduğu gibi, sevgide, jimnastikte, hukukta...) : Bir öznelselliğiıı ve usçuluğun uzantısında özgür insan, kendi kendini, ancak ilkede, yönetmeye kabil olduğu zaman diğerlerini yönetmeye kabildir. Kurucu eylem olarak nitele-

Ama kendinin bulduğu. 2 17 tur. «Tekillik» bireysel olan değildir. gizil içinde en çok tekilliği belirleyen eğri çizgidir. Perikles'den aynlan olaylar başka süreçlerde. Süreçlerin çokluğu yerine sanki şiddet söylemin içinde yuvasını kurup. akla bir aşkmlığa ve bu aklın ahlâkının bozulmasına yol açar ve Flaton'dan beri diğerini çiftleştirir. bir kişi olmayı gerektirmeyecek bir şeyin genişletilmesi». tıpkı aklın ve onun sürecinin ölüm üzerindeki bir zaferi gibi. olay. Bir birey herhangi biri de olsa bir tekillik alanının kendisidir. ne de «evrensel» de olanları boğan ve onlardan basit anlar oluşturan kavramdır. Bu en dolu görünüş biçimini üretmek için atılan zarların işlemidir. her türlü eylem Perikles'çidir ve «Perikles'çi bir eylemden ortaya çıkan. Atina ebedî bir akim olayı değil. ama kırık bir zincirde tekil bir olay olarak sunabileceğimiz tamamen Yunanlı eylemi veya sürü budur. tersine insana has bir insanlık dişiliğin konuşulduğu söylem oldu : Kendi usçuluk sürecinde. ancak Perikles'in yapmış olduğu işlemi yeniden ele almaşım bilirsek tarihçi olabiliriz. komşuluklar örüp. bir karardır. Hegel'den etkilendim.yemeyeceğimiz. Châtelet için de uslaşma tarihî ve siyasî bir süreçtir ve Atina'da ilk olarak başgösterdiği gibi kaybını da. Şans oyunları nasıl bir akıl eyleminde alındı. bu hep demokratik oluşlara karşı çevrilmiştir. Buna tarihî de denilebilir. Bir grubun. Ve şüphesiz Châtelet kendi hesabına bu nedenden dolayı Yunan sitesinden yola çıkmakta ve burada bir çıkış noktası bulmaktaydı. her duygusal ruhu hasta edebilecek tarihi dönemlerden birinde yaşadım. bu kesişmenin adına hakkıyla Perikles denebilen. 16 bir kimsenin. ama akılda sadece ve sadece insanî bir yeti. bu nesnellik zorunluluğu yüzünden mesafe koymak zorunda kalır. gizil. Châtelet usçu bir görgülcülük (emprisme) veya çoğul ve görgülcü bir usçuluk geliştirir. Bu tekillik alanı uzatılabilecek ortak-biçimleri ortaya çıkarmak için komşusunda ve kendi üzerinde ele alındığında özel bir ad kazanabilir. yani en dolu veya en zengin bütüne taşımaktır. Bu ne «yaşanmış» olan ki. Aktif oluş veya gücü güncelleştirmek buna denir: Konu olan yaşamdan ve yaşamm uzatılmasından yola çıkar. bu süreci ortaya koymak söyleme aittir ve bu bazı motiflerin etkisi sadece bir oluşumda ve bazı olayların yararına mümkündür. bir karar verme tekilliğidir ve iletişim. veya daha doğrusu gizi]İlklerin belli bir maddeye yerleştirilmesidir. Böylece. yokoluşunu da tanımıştır. Châtelet uzun süre Eric Weü'in derin etkisiyle.. (papaz. ama geçici bir usçuluk sürecinin tekil bir olayı olmakla daha büyük bir paralellik kazanmıştır.» «Çoğul bir bütün veya bir çoğulluk gibi indirgene-mezcesine görgülün ağırlığı ortaya çıkar. Maddenin öneminden bağımsız bir şekilde görgül veya şimdiki zamanın tarihi adı verilecek olan. bir toplumun siyasî haritasını çizmek birbirlerinden çok ayn şeyler değildir : Önemli olan bir tekilliği. «Görgül» adını verdiği öncelikle olumsuz bir biçimde iki ilkeye bağlıdır : Soyut hiç bir şeyi açıklamaz. «olay beraberliği» yaratmak amacıyla. tekilliktir. başka şekilde olay haline gelmişlerdir.. İşte üç olgu. bir noktadan diğer bir noktaya giden onca insanî ilişkiyi ören «genişleme» eylemidir. bir sapmayı işaret eden kainatın sonuna gereksinme. Tarihin doğuşu (Naissance de Fhistoire). evrensel hiç olmamıştır tek olan tekil. imparatorluk memuru) ama buna ait olan uslaşma sürecinde ortaya çıkan ve bunlara bağlı olduğunda da (örneğin şans oyunları). bu kendinde tekilliklere haz duyar ve onları yalnız bir şekilde ayn bırakır. içdüşünme evrenselliklerine bunlarla karşı çıkar. Adalet fikri Châtelet'ye Yunan sitesini tanımlatıyordu. Bunu Châtelet'nin kendisi söylemektedir : Küçük burjuva bir eğitim gördüm. komşusununkine kadar. Bu aynı «burnunu sokma». Böylece Foucault ile çakıştı. ama tarihçinin yaptığı anlamında değil ki. bir kerede hepsi için üretilecek akim tüm insanlık dışı veya şiddet darbesinde birleşecek aklın temel yabancılaşması. uzatmaktır. siyasetsiz yalnız ve saklı bekleyen tekilliklerin kesişmesi olmadan tarihçi olamayız. kısaca çoğul bir bütün. «görünüşte hiç alakasız gibi duruyor. insanın sonunun bir yetisini bulduğumuzda hâlâ teolojik bir aşkmlık içindeyizdir. Bunu bir tarihçiymiş gibi yapabiliriz: Örneğin Atina tarihi: Ama. Hegel'ci ve Pla-ton'cu bir modeli takib ederek. İster Atina'da isterse odamda olsun. Ve ikisini de evrensel akıl doktrini itmektedir: ideal bir sitenin ütopik gereksinimini anımsatmak veya hukukî olarak evrensel bir devlet ki. birleştiren yaşamdan başkası yokSavaş Makinası F. Bunun teş15 hisini Platon da yapmıştır. benim için. Görgül. Hukukî olarak tek ve evrensel bir akıl olarak düşündüğümüzde Châtelet'nin «burnunu sokmak» adını verdiği metafizik bir nezaketsizliğe düşeriz. belli bir durumu içerendir. onun önemini yapan Châtelet'nin Platon ve Hegel'den çok Tüsidid'e yakın bir logos'un veya söylemin imgesini kurmasıdır. ama geçmiş gibi kabul edilen bir nesnenin (konunun) şimdiki zaman tarihi olarak kurulmasıdır. açıklanması gereken soyuttur. bu içinde bulunduğum alan görgüldür ve bu . ona bir sürü yönlendirme yaparmış gibi şiddete karşı duran söylemin ikiliğini dikeriz. çünkü bu yaşanan şimdiki zamandan başka tarihî bir ölümsüzlük yoktur. söylem ve şiddet karşıtlığına inandı. kimse bunu Châtelet'-den iyi göstermedi. sadece diğer kavramlarla olan ayrımında değil. Châtelet buna «karar» adını verir ve tüm felsefesi bir karar felsefesidir.

önceden belirli olmayan kesişmelerle yönlenir. Bunun dışmda her şey yaşamın içkinliğinde atlayan tekil aklın eylemidir. Onda iki karakter buluyordu: Müzik bize ne zamanı ne de ebediliği verir. «Böyle bir insanın imgesini kurmak mümkün olsaydı». evrensel bir devletin vatandaşı. 1905 ve Şubat 1917 Rus müdahaleleri benim gözümde doğal eylemlerin tipleridir. ama bu hareketi yapmaktır. patlayan.yaşanana tabiî ki karşıttır -temel olmayan bir doğallıkla. karar aklın eylemleridir. aktif oluştur. 1789* da Fransa'daki devrimci eylemler ve ahlâki ve fizikî sefaletinin doğurduğu başkaldırmalar. s. ne de yaşanmışı doğrular. eylemde bulunmayı yeğledi. Müzik ona en müthiş bir karar olarak gözüküyordu. başkalarıyla karışan. insani ilişkiyi kurmaktır. Pizarre.» CChroniqu© des idees perdues. Ve Châtelet'nin müzik üzerine yazdığı sayfalar müthiştir. Eğer Châtelet derinden derine Aristo'cuysa. genelde. felaketler. s. Zorbalar saygısız güçlerini buralara sokar dururlar ki. kendi içine kapanan. karar vermektir. Kısaca. ama kuru kum üzerinde yüzermiş gibi hareket etti ve olduğu yerde koşarmış gibi durdu. Böylece de öldürmeler baş-gösterir ve kurumlar yeniden ortaya çıkar. Verdi'ydi. Karar vermek hareket etmek istemek değildir. Müzik sanatının iki görünümü vardır: Biri «genelde ruha atfedilen eylemlerin maddîliğini» ortaya çıkaran sesli moleküllerin dansı gibidir ve kendi sahnesi gibi 20 genişleyen tüm bedenin üstünde hareket eder. yani kısık ateşte kıyımlar ve hizmetkârlaştırma yollan kurulur. halbuki melodi tüm maddeyi taşıyan eylemleri kazanan melodidir: Müzik bir siyasettir. diğeriy-se genelde psikolojiyle ifade edilen etkileri dolaysız olarak üreten bu sesli maddede insanî ilişkilerin kurulması gibidir. çünkü sadece amacına ulaşmak istedi. eğmelerine ve dönüşlerine göre yarattığı mekanda genişler. Evrensel asla ne koştu ne de yüzdü. Ruh olmadan ve aşkınlık olmadan. ama duygulu Aklın eylemini oluşturur. Eğer akıl doğal bir yeti olarak kabul edilirse. Tekillikleri ortaya çıkaran doğal eylemin tersidir ve bu komşulukları çoğaltır. sonunda. Bu operanın tanımıdır. en azından. neşeli ve güzel dinamikler sınırlansın ve onların ellerine geçsin: Onları zorlamak. bu doğal eylem ve zoraki eylem arasındaki ayrıma örnek tarihi bir önem verdiğinden dolayıdır. 237). keşiş Pierre gibi saygısızlarca karar verilen yol19 culuklardan. Eylemde bulunmaktır. ve hatta mümkünse Devlet davası haline getirmek için. İklim ve nüfus hareketleriyle göçmek zorunda kalan halklar. s. çünkü kendine hareket edecek hareketlilikler verir. kendini yok eden. Müziği sürekli evinde dinleyen «sesli bir varlık» olması fikrine karşı çıkıyordu: Müzik eylemin kendisidir. bireyleri eğik noktaları üzerine taşıyan toplumlara ait göç biçimleri tipleridir. Yakınlığımızı sağlar ve onu tekilliklerle doldurur. büyük üzüntüler niceliksel ve niteliksel olarak zoraki eylemlerin doğal eylemler karşısındaki galibiyetlerin anmdan itibaren ortaya çıkmaktadırlar. Şüphesiz Wagner'den bahsetmiyordu. oradan gelen geniş bir mekanı kurarak ilerleyen. 18 271). Usçuluk süreci işte böyle tanımlanır : Bir gücü güncelleştirmek. maddî ve bağıntılı müzik insanın en usçu eylemidir. kendi işlerine çevirmek. bu kendisinin «tekil eylemlerde birbirine girmiş yolların ürünü olarak». Müzik eylem yapar ve bize eylem yaptırır. «tarihî materyalizm». «Bana öyle geliyor ki. bireyselden kollektife ve kollektiften bireysele gider. daha az ölümcüldürler. François Châtelet müziğin yakınında yaşadı durdu. yüzyıldaki ulusal ve işçi müdahaleleri. iki sözcüğün birlikteliğini anlayabiliriz. en azından imgelemde hayalî temsilini kurmak yeterli olurdu. Bize aklın temsil etmek işlevi değil. Söz konusu olan Mozart'tı ve İtalyan Operasıydı. tekillikleri uzatmaktır. ölümcülce olduğu kadar soyut olarak da yeniden başlanana kadar giden evreni etkileyen bir felâkete bile girmeden. Bütün bu anlatımlar eşdeğerli midirler? Somutu anımsatan her filozof her zaman evrenselin soyutlamasında düşünmektense. bir insanî ilişki kurmaktır. çünkü bunlar bize düşüncesinin kendine has sesliliğini son anma kadar vermektedirler. eylemi düşünmektir. 19. bu gücün kendisinin hareketidir. Ayrıca müzik sayesinde. Verdi'de etkiyi belirleyen uyumlardaki vokal uyumluluğun kuvvetini içerir.» CChroni-que des idees perdues). ona bir yol tayin eden soyut düşüncenin «meditasyonundan gelir ve bunu ele almadan evvel doğru düz çizgilerle eylemi yeniden ortaya çıkarmaktan bıkmamaktan gelir: Ayrıca Evrensel olarak kabul edilen bir Akıl'a danışmaz mı. zoraki eylemlere bağlanmış. bir sonuç veren bir aşkmlıktan gelir. yani (sesli) bir maddede insanî ilişkileri kurmak. Châtelet'nin her şeyden çok arzuladığı Verdi'nin Perikles üzerine yaptığı opera olabilirdi. «siyasi olarak eylem yapmaya ihtiyaç kalmazdı. Eylem. Zoraki eylem daima yukarıdan gelir.ve başka bir kayıta bağlı olan kavramsala da karşıttır. çünkü Wagner aşkınlıkla çok uğraşmış. Her hareketin bir usçuluk süreci olmadığı doğrudur. İL Ürben. 225-256). Ne kavramı. hele hiç bir şekilde. Evrensel ve yıkımın evrenselliğine gönül vermişti. Komşulukların keşfedilmesi. tekilliklerin yayılması.» (Questions objections. ama sadece eylemi üretir. . ama gücü güncelleştirme işlevi olduğunu hatırlatır. genişleyen bir süreç olduğundandır. Hareket etmek.» (Les annees de demolition. daima yeniden alman ve yeniden ele alınacak olandı.

25 lirtme mekanik olarak. kendileri egemen bir birlik oluşturur. s: 118-124). Yahut devlet. despot ve kanun yapıcı. ilk kutubuna göre (Varuna. Savaş tanrısı. çatışma mitologiası olmadan : Planlar üzerindeki her özel beti) Georges Dumeziî. hızlı ve ağır korkunç ve kurallaştınl-mış. sanatın emeği. her çeşit kavgayı önleyerek «yakalar» ve «bağlar». o ani büyüsel kapmayla hareket eder. onun hukukundan önce gelen bir şeymiş gibi durur. Şeyin. Aristo'nun an]adığı anlamda. Savaşın bu aygıtın içinde olmadığına dikkat çekilecektir. Bu araş-tınnanm içinde. ani kapma veya alma: .» Onlar bir-iki de iş gören. şiddetli ve sakin. Yahut devlet bir orduya sahip olur. bağlayıcı ve organize edici (örgenleyici). Devlet aygıtından bir kerte yapan ikili eklemlenmedir. birbirlerinin karşıtıdırlar (1). Indra ne bir üçüncüyü oluşturur ne de ikisinden birine indirgenebilir. O değişimin kuvveti ve geçiciliğin fırlaması. s. onun egemenliğinin dışında. Anlaşmaya sadık kalmadığı gibi bağı da çözer. bu ^zıgin öğeleri olan yapay gerçeklikler üretir. hem de 'antitetik'. fikrin epistemolojik. Guiseppe Verdi'nin kahramanlarının birin-Cjj psikolojisine güç ve gerçeklik veren budur. heykelin üç boyutlu bir mekanın tekniği olmadığı gibi. müzik ise tekil konumlarm-çja onları vareder» (Chronique des idees perdııes. savaş tarafından oluşmayan. Önerme I: Bu dışarıdalık öncelikle mitologia. Fakat karşıtlıkları sadece görecelidir. müzikal sanat şu şekilde ayrı durur: g^gisında görüntüyle ilgili olan temsiliyeti dışarıda kakarak ve böylece muhtekir .. aygıta karşı bir makina değerini ta(2) Devlet. destan. Kullandığım eğretilemelerin hepsinin ortak bir hatası vardır: Bunlar müziğin etkisini temsiliyet alanına yerleştirirler. Şüphesiz bu erdeme sahiptir : înce maddeyle hareke genelde ruha atfedilen eylemlerin maddîliğini hissj ^ılmak. Romulus) büyüse! bir başla işler. M itfa-Varuna. Mitra'ya. ağırlığa karşı bir çabukluk. Halbuki. korku. içdüşünsel ve bilimsel psikoloji tü-^g/anr veya tümdengelir. (Nexum ve mutun m. sadece kasları geren ve içorganlan titreten bir şey olduğunda maddî bir anlamı vardır o kadar. bir eser olarak.Devlet savaşçıları değil.. «hem tamamlayıcı. Varuna'dan daha az karşıt değildir (3). Halbuki müzik n© sunar ne de bir şeyi temsil eder. ikili ayrımları dağıtan ve içeriliklik ortamı kuran bir devlet aygıtının en önemli öğeleridir. kin ki. hatta bedenin en derin ufak kısımlarını bile. * Hint-Avrupa mitologialarının çok kesin çözümlemelerinde Georges Dumezil politik egemenliğin veya hükümdarlığın iki başlı olduğunu gösterdi : büyücü-kralın politik egemenliği. dram ve oyunlar tarafından belirlenmiştir.. 22 KAPİTALİZM VE ŞİZOFRENİ BlN YAYLA Göçebebilimi İncelemesi : Savaş Makinası BeHt I: Savaş makinesi Devlet aygıtının dışındadır. Ama bu sadece bir görünüştür. Ölçüye karşı bir öfke.kılgısal ilişkileri aydınlatmaya yaraya bilgilerin sistematik olmayan ve birleşik bir bütünü11^11' niceliksel bir fiziğin projesini düşündüm ^çjlum. insanın ve dünyanın antropolojik.«Müziğin bileşkeni farklı düzeylerde ve derecelerde genişleyerek bir yüzeydeymiş gibi olduğunda eylemcileşir.. ama bu ordu savaşın hukuki bir bütünleşmesini ve askerî bir işlevin örgütlenmesini öngörür (2). müzik de zamanın bir ölçülüleş-mesi veya oyunu değildir. Savaş makinasmm kendisine gelince. köklerini ^çfr^e'de ^u^an ve biraz da praxis olan. ten-sej ihtiras. polisi ve gardiyanları kullanır. akıp giden zamanın. «bağ» ve «anlaşma^ gibi vs. devlet aygıtına indirgenemez. maddenin ve tinin varlıkbilimsel farklı21 llk]alrın ötesinde . ve onların ikisi birden işlevin alanını tüketirler. Romulus ve Numa. Gallimard bağ ve sözleşme üzerine) (bkz. Ourana. çift olarak işlem görür.tasavvur tuzağım aşa-rak tanıma gücü ve hazzı olan güçlere sahip olan oto-ma^Ları kurma işinde çok ileriye gider. Resmin düz yüzeyin bir tekniği olmadığı. Varuna ve Mitra. egemenliğe karşı bir kuvvet. sürü. bir şiddete sahiptir. hızlanan veya duraklayan bir olayın hissini verebilir. sesli nicelikler ve onların bileşiminin çarpışmasını bile. hukukçu-papazm politik egemenliği. arı bir çeşitlilik ve ölçüsüzlük gibidir. yani yarattığının üzerinde değiştir-me taklit etmede. görünüşte bile bunu yapmaz: Yapaylığında müziğin bedenin tüm yüzeyini duygusal kılma özelliği vardır. Ve şüphesiz bu iki kutub terimi terimine. 237 241). Müziğin hiç derin bir etkisi yoktur. kamuya karşı bir giz. ya da Birin bölünmesini alternatif olarak ifade ederler. biri diğerine gerekli ve sonuçta birbirlerine düşman. diğerinin üzerinde aynı özel belirtmeye çağırır. raj ve Brahman. Rex ve flamen. Şüphesiz. Indra. O dışarıdan gelir. tıpkı koyu bir açıklık. bana öyle geliyor ki. devletin silahları yoktur. Aynı ne-denien dolayı Moliere'in dahiyaniliği ona Mozart'ın ver-ğfa müzikal cümleleri önceden düşünemezdi: don Gio-vaEni için Elvira'nm duyduğu ateşli arzu..

«Amaçsız. en az taşla en fazla mekanı doldurmak söz konusudur. bu go'nun özelliğidir: tamamen salt bir strateji. komşu bir yeryurd daha kurarak bu yeriyurdu sağlamlaştırmak. büyük işlerin yapımının örgütleyicisi. Bir piyon. mekanı tutmak. bir piyade eri. Çin imparatoru onu sarayda oynar. açık bir mekana yayılmak. ku-rallaştırılmış. belirsiz bulutlarla dışsal ilişkileri vardır. ikisinin mekanı aynı değildir: satrançta kapalı bir mekanı dağıtmak. Go'nun «kaygan» mekanının karşıtı Satrancın «pürtüklü» mekanı. hiç bir ilgisi olmadan.. gizin insanı Mbidi'nin oğlu marnlamayacak bir şeklide dışarıdan geri gelmek için. İlgili uzamdan ve kısımlar arası ilişkilerden ve bakış açısından satranç oyunu ve go oyunu. kalkışı olmayan. sadece bir savaş tannsıdır. ki bunlar Devlet aygıtının tek bir kısmını oluştururlar: böylece Mars-Tıwaz. piyade eri. onu yersizyurdsuzlaştırmak. çünkü özellikle göçebe halkların yaşam biçimini anlatmak ister. başka yere giderek. onların iç özellikleri yoktur. halbuki go başka türlü hareket eder. Go oyu-nundaysa. Deleuze ve Guattari'nin buldukları Fransızca lügatfarda olmayan bîr sözcüktür. hatta bazen hiç anlaşılmayan bir vahşetin adaleti.. Go'nun piyonları özneleşmemiş bir makinasal düzenlemenin öğeleridir. kadınlarla ve hayvanlarla özellikle başka ilişkilerin şahitidir. Mitra-Varuna. Numa) bir orduya sahip olur. onların hareketlerinin. bir cephe. İlişkilerin haberleşmesi kadar terimlerin ikiliklerini de geçip giden tüm bir kadın-oluş. savaş ma-kiııası başka bir türdendir. herhangi bir noktadan ortaya. ve bu göreceli erkler anlatım öznesinde. oyun kavramlarına göre karşılaştırmak gerekebilir. ama onu hukukî ve kurumsal kurallara sokarak.. yani bir noktadan diğerine gitmek. 26 şır. üvey kızkardeşlerini avcı Mbidi'ye veriyor ve o ona yardım ediyor ve sonra başını alıp gidiyor.F. Aynı şekilde iki şıkta da ilişkiler çok değişik değil midirler? îç ortamlarında satranç taşlan aralarında ikili . Halbuki bir Go piyonunun sadece bir dış ortamı vardır. hukukî bir sözleşme olduğu kadar büyüsel olan bağa karşı çıkan ve onu «çözen» olarak bkz.U. Satranç taşlarının oyunu bir devlet'lilik yahut bir saray oyunudur. Büyüsel-despot bir devlet ve hukukî bir orduyu içeren. her şeyi bir oluş ilişkileri içinde yaşadığına göre. Kasıtlı bir örnek ele alıp.. hesaba katmadan. Yani satranç mekanı kodlar ve kodtan çıkarır (çizikli kılar). Sonunda. varışı. yerli imparator. Ama 28 dışarısını oluşturmak.. sa(4) Savaşçının rolü üzerine. s: 124-132.». başka bir eylem. ama kurumlaşmış bir savaş. basit aritmetik birimleridir ve üçüncü şahıs veya kollektif anonimden başka işlevleri yoktur: «o» ilerler. ne geri güçleri. s: 113. Buna karşm go oyununun piyonları tane tanedir. Mitra-Varıma. yahut yıldızlar burcuyla. P. Göçebelerin çadırlarını kurdukları yeri . Ama kavga çizgisi olmayan bir savaş. kodlanmış. Her bakımdan. Her bir anlatım öznesi gibi göreceli bir erk taşır. «Durumlar» arası ikili ayrılmalarda işlem göreceği yerde. durum veya araya katma işlemlerini yerine getirir. o mekanı yerine yeniden koyar (territorialise) ve onu yersizyurdsuzlaştırır (*). polise karşın namos.) Başka bir adalet. devlet «bağlar ve hepsi o kadar. düşmanının yerini-yurdunu içten patlatıp. aniden fırlamak söz konusudur: hareket bir noktadan diğerine doğru giden değil. ne de cephesi olandır. geri güçleri. değildir. Satranç taşları kodlanır. bazense taranmayan bir acımanın (bağları çözmesine göre. onların nicelikleri verilmiştir. bir kadm.» Diğer kutubuna göre (JVÎitra. bir atlı. O tek başına. kamunun ve polisin insanı. tüm bir yıldızlar burcunu eşsüremli olarak yok edebilir. sebepsiz tıpkı bir mukadderat gibi geliyorlar. 27 dece durumları vardır. «Başkente kadar nasıl geldiklerini anlamanın imkânı yok. Satranç bir savaştır. kendi kendini yersizyurdsuzlaştırmak.» — Luc de Heusch bizi aynı şemaya gönderen bir Bantu mitosunu ortaya çıkarttı: «Nkongolo. Ve Domezil'deki öfkenin çözümlenmesi için de. bir pire. Nkongolo'yu öldürmek için. Zeus. başka bir doğaya sahiptir ve devlet aygıtının kökeninden ayrıdır. satranç oyuncusunun kendisi veya oyunun iç şekilleriyle tasarlanırlar. pastildir. Orta Asya Türklerinde ve Moğolîanndakî «yurd» anlamını taşır. hatta kavgasızdır o. ne de ambarı olan. ne belli geçtiği yeri. savaşçının hayvan-oluşu vardır. 148'den alıntı. halbuki satranç taşı bunu başaramaz (yahut da bunu artsüremli bir şekilde yapabilir). (Mekanda bir yurdtan (*} Yersizyurdsuzlaşma.. halbuki satranç bir göstergebilimdir. Heur et mafheur du guerrîer (Savaşçının Talihi ve Talihsizliği). kendini yadsıyarak. durumlarının ve çarpışmalarının meydana geldiği iç özellikleri ve iç doğaları vardır. patlama. (De-terrîtoriaJisatJon) sözcüğü Fransızca «territoire» sözcüğünden ürer. {3} Dumezil..kavga etmez ve savaş makinası yoktur. devlet aygıtını ve savaş makinasını. başka bir zaman-mekan. bir orduyla ve isterse yeni bir devlet kurmak pahasına. Bu anlamda özel bir anlam taşır. Devletin satrancının karşıtı Go'nuıı Nomos'u. bu bir erkek. piyon. babasının yanına geliyor» (5).) şahitidir (4). Dumezil. ama savaşrn «hukukçu» tannsîdır. Ve bunlara göre. bir fil olabilir. savaşlarıyla bir savaştır. sürekli oluşan bir şeydir. buna rağmen iste ordalar ve her sabah sanki sayıları çoğalmakta. atlı olarak kalır. hukukî «territoire» ülke.bir yönlülük ilişkilerini saklarlar ve aynı şekilde hasımlannınkiyle de : işlevleri yapısalcı değildir. O başka bir adaletin şahitidir.

politik egemenliğin iki kutbu arasında yapısal ilişkiyi özdeştirmeye varan büyük bir tehlike vardır. bu kitapta Luc de Heusch. ama bu arada tuhaf bir kimse kayarak gelir. bu genel durumda. her seferinde devletin başkasının çizgisiyle savaşın kuvvetinin başgöstermesi karıştırılır ve savaş makinasını olumsuz biçimde anlamaktan öteye gidilmez. bazı durumlarda. savaş makinasının kendisinin salt bir dışandanlık biçimi olduğunu düşünebilmek gerekmektedir. dışarıdan gelen bir savaş maki-nasının sessiz fışkırması diye bir şey vardır. Le Rol îvre ou Toriğine de I'Eiat (Sarhoş Kral veya Devletin Kaynağı). başka bir doğadan. ayaklar altına aldığı tanrıça tarafından mahkum edilen.bırakıp. stratejik. çünkü devletin kendisi dışarıdanlıktan başka bir şey değildir. cinayetler ve ahlâksızlıklar bile devlet çizgisinin «iyi» krallara sahip olmasını önleyememiştir. Clausewitz. ama ilk modern devlet adamı. le gelip. başka bir kökten gelmiş olduğu gözükür. HintAvrupa geleneğinde savaşçının üç «günahını» inceler: krala karşı. Hint tanrısı îndra'nın. . şehir görüngüsünden hiç bir şey anlamıyor». s: 136. Ama dışandanlık ortamına yeniden yerleştirilen savaş makinasınııı başka bir türden. doğmakta olan modern devletin adamı Ulysse'e karşı hiç bir şey yapamazlar. Mythe et Epopee (Mitos ve Destan). Siyaset egemenliğinin iki kutbu arasında sıkışmış kalmış olan savaşçı aşılmış. Devletin bakış açısmca savaş adamınm orijinalliği ve onun ayrıksılığı zorunlu olarak olumsuz bir şekilde gözükür: aptallık. çlevlet iktidarının işgalinden apayrı bir «gizli» amaçtan bahsetmekte ve kadınlarla başka bir tip ilişkiye girmektedir) . anında. Burjuva tarihçileri ve Sovyetler Birliği tarihçilerinin bu olumsuz geleneği sürdürüp. 30 tur. fakat buna rağmen devlete ait göreceli olarak ikincil belli bir giz ve belli bir hız da vardır. buna göre onu bu şekilde düşünme alışkanlığını ediniriz: Herşeyi çataîlaştı-ran. kendisine karşı günah işleyen. ya da devlet tarafından kurumlaştırılan kanunların savaş yasalarına ihaneti) (6). Mltra-Varuna. (5) Luc de Heusch. ardından Ajax eski devlet adamı Agamemntın'a karşı bağımsızlıklarını söyleyecek güce hâlâ sahiptirler. yorum yapanlar sık sık bu bağa işaret ettiler. ama düşünmesi kolay gibi gözükmüyor. devletin yaptığı kanunlara karşı (ya kadınların ve erkeklerin üleştirilmesini tehlikeye sokan cinsel karşı çıkma. mahkum edilmiş. Gallimard ilf s: 17-19. sözcüğün sonuna (d) harfi konulduğunda. günah. bu ilk anlamını kaybeder. İskandinav kahramanın. Ajax olmamıştır (8). Aslında savaş makinasınm devlet aygıtına nazaran dışarıdanlığı her yerde ortaya çıkar. Cengiz Han'ın hiç bir şey anlamadığını açıkladıkları olmuştur : «Devletçi görüngüden hiç bir şey anlamıyor. iki eklemlenmenin arasında yerini almış ve birinden diğerine geçmek için ona ihtiyacı varmış gibi görünür. kalleş ve hain. Kullanımlarını değiştirmek ve devletin hukukuna boyun eğdirmek için Achille'in silahlarını ele alan Ulysse olmuştur. ss: 153-159. zorbalık. Saltık savaş akımını bir Fikir gibi kullandığında politikalarının gereklerine göre devletlerin kısmî olarak elde etmeleri ve saltık savaşa nazaran onların aşağı yukan iyi «yöneticiler» olduklarını. Kısaca. Bazen devletin bü-yüsel şiddetiyle bazen ise devletin askeri kurumuyla karışır. Devletin sanki iki başının arasında. Yunan kahramanı Heracles'in durumlarında görülen üç günah incelemesi. Yurt sözcüğü ulusal Devlet anlamına geldiğinden. indirgenemez olduğunu koyar. diplomasî. Dumeziî ekonomik değişiklikleri tutabilecek kahramanın nedenlerini ve tehlikesini inceler. Tulus. başından beri niyetinin savaş makinasını yeniden bulmak ve çizgisini kabul ettirmek olduğunu haber veren Üçüncü Richard (şekilsiz. ama ayrıca «kötü bir kral» ile ilişkiyi. Mbidi'nin ve oğlunun gizli hareketlerine karşın Nkongoîo'nun hareketlerinin kamu karakteri üzerinde ısrarla duruyor: biri halkın önünde yemek yer halbuki diğerleri yemek esnasında gizlenirler. Dumezil. Devletin kendisinin savaş makinası yoktur. savaş makinasmın dış gücünün kendisinin devlet aygıtının başlarından biri veya diğeriyle karışmaya doğru gitmesidir. Savaş makinasmın gizlilikle olan esas ilişkisini hem ilke. onu yalnızca askerî kurum şeklinde ele geçirir ve bu ona sorun çıkarır durur. geleceksiz. Dumezil Roma krallarının çizgilerini zikreder: Romu-lus-Numa ilişkisi her ikisinin de yasal olduğu egemenlik tipleri arasındaki almaşayla ve değişiklikle uzun bir seriyi yeniden titretir. Devletlerin askerî kurumlarına karşı kuşkulan buradan gelmektedir. bir devlet «arasında». çılgınlık. Öyleyse savaş kuvvetiyle beraber bu iki kutbun dinamik ilişkisiyle. başka bir yere çadırlarını kurmaları işlemidir. papaza karşı.. halbuki devlet aygıtı. Hem yer hem de yurd anlamı için yersîzyurdsuzîaş-ma sözcüğünü kullandık. kendi kendine döndürdüğü kendi öfkesine indirilmiş gibi durur. çünkü bu askerî kurum dışarıdan gelen bir savaş makinasının mirasıdır. Hostilius. askerî işlev dahil olmak üzere her şeye ihanet etmek durumundadır ya da hiç bir şey anlamamaktadır. hisseder. Shakespeare'in kralları da anımsa-tabilinir : şiddet. gayri meşruluk.. Söylemesi kolay. Maki-nanm aygıtın dışmda olduğunu söylemek yeterli değildir. Örneğin savaş makinası gizi ve hızı bulmuş(6) Dumezii. yasal. biçimsizlik. Savaşçı. Herakles'in ailesinden Achille. merak verici kimse olarak savaşçının başgöstermesini yeniden üretir (7). Ama dosdoğru olarak ikisinin «arasında» geçici de olsa. hem de sonuç açısından inceleyeceğiz: casusluk. şiddet(7) Dumeziî. muhteşem Tarquin. Starcatherus'un. genellikle model olarak aldığımız bir içeridenlik biçimi oluşturur.

«bu etkinin gücü beni alıp götürür». indir-genemezliğini olumlu kılar : Batılı devlet adamının yahut batılı düşünürün indirgemekten eksik etmediği bu saf dışarıdanlık ortammı genişletmek? Sorun I: Devlet aygıtının oluşumuna sövmek imkânı var mıdır? (yahut onun bir gruptaki eşdeğerine) Önerme II: Savaş makinasmm dışarıdanhğı aynı zamanda etnoloji tarafından da ger-çeklenmiştir (Pierre Clastres'ın anısına saygı) Parça parça ilkel toplumları sık sık devletsiz toplumlar gibi tanımladılar. onda. galip gelen devletin yasallığını şüpheye düşüren devrimci veya canlı güçlere sahip olan. yani hem Agamem-non'a. yaratmaya. 34 makinası indirgenemezliğinin en yüksek noktasının şahitliğini yapar. ve Kleist daha başmdan kaybetmiş durumdadır. aynı hareket içinde mahkum edilmiş. olağanüstü bir hızı onlara ileten salt bir dışandanlık ortamında şiddetli olarak izdüşürülmüş olmak için bir «özne»nin içeridenliğinden kopanlmışlardır : aşk ve kin. ki Kleist bunun ilk bulucusudur. bunlar savaş silahlandır. içeridenlik biçiminde alınan bir içerik değildir. Önlerine gelen her şeyi yerle bir ederler. alınmıştır ve o yeni biçimlere bürünür. şekil değiştirir. Kleist'in kişisel formülü işte budur : hiç bir içeridenlik. Clastres'ın tezlerinin ilk önemi evrimci bir konutu (postulat) kırmasıdır. giz ve Savaş Makinası F. dışarıdanlığını. köpekler). devletsiz kadm-haîk Amazonların tarafına geçmiştir. O devletin meydana getirilen ekonomik bir gelişmenin . Achille savaş Biakinasıyla birleşmekten veya Penthesilee'y© aşık olmaktan kendini alamaz. Achil-le kendisinin benzeriyle. kendi halkının ortak yasasını çiğnemeden savaşın tutkulu ilişkisine giremez. bu toplumlarca. yani ayrı duran iktidar organlarının olmadığı toplumlar. Ve giz. Çünkü. Fakat devlet aygıtının oluşmasını mümkün ve kaçınılmaz kılan siyasî farklılaşmaların düzeyine veya ekonomik gelişme derecesine. onun savaş makinası haydutluktan öteye geçmez. bu sürü yasasına göre. 32 vah. hayvan-oluşudur (ayı. Kohlhaas'a gelince. hem ayrılısı hem mahkûm edilmiş savaş insanının bu durumunu Kieist'ten daha iyi gösteren olmamıştır. Rüyalar bile (Hamburg prensinin. Aynı şekilde duygular mancınığın gücünü. Penthesilee'de. hız. yahut da kendisine sırtını dönerek ikili bir intihar makinası oluş. ölmeye. Go oyuncusu. Etkinin yersizyursuzlaşma hızı. düşünmeye yarayan ma-kinalarda yayılmakta mıdır? Savaş makinası. Kleist'e göre ihtiyar bunaklardır. Goethe ve Hegel. Ama. bunlar duygu değildir. Kle-ist tüm eseri boyunca bir savaş makinasının türküsünü söyler ve devlet aygıtını. dalbudak sarmalar ve ara istasyon sistemi tarafından dışandan-laşmıştırlar. çünkü Penthesileu de onunla birlikte. Gaüimard. Tam savaş makinasmın yok olduğu.Aynı zamanda. Katatoni. Ama Hamburg prensi sadece bir düş içinde yaşamaktadır ve devletin yasasma uymadan zafer kazandığı için mahkûm edilmiştir. Şüphesiz Arminius ordularla ve ittifaklarla İmparatorluk düzeniyle ilişkiyi kesen Germen savaş makinasını haber verir ve sonsuza dek Roma Devleti'nin karşısına dikilir. Achille başından beri kuvvetten yoksundur. tersine onun kendisi biçim olur ve daima kendisinin dışında dışandanlık biçimiyle özdeşir. Ben. hareketleri ve heyecanlı duygulan öznesizleştirilmiş bir kimseden başka bir şey değilim. erişilmediği sonucuna varıldı : böylece de ilkeller bu kadar «karışık» bir aygıtı «anlamadılar» dendi. bu «benim için çok kuvvetli bir etkidir» ve gürültüsüz gök panltısı. karşı karşıya gelin Ve anlamı tam belli olmayan savaşta.adaletleri ve dinleri. hem de Ulysee'e ihanet eder. düşmanını «seçmek» ve onunla karşı karşıya gelmek veya ikili ayrımlar yapmak yasaktır. yalnız bir erkek veya bir kadın için bir yazgı mıdır? Devlet üzerine düşünürlerden Goethe ve Hegel. Penthesilee'nin rüyalan) savaş makinasına ait olan dış zincirlenmeler. ama belli edilmek üzere çok hızlı bir hareket yapan Japon güreşçisi. buna rağmen niçin en tuhaf modem zaman andan yanadır? Çünkü eserin öğeleri. fakat etkidir. Atılan yüzükler. Kleist'de çok Doğu bulunur : biteviye kımıldamayan. İskitlerden gelen Amazonlar. Üç Öfke. zamana yeni bir ritim. Modern sanatta görülen bir çok şey Kleist'den gelmedir. aşkları sadece savaşçı biçiminde örgütlenmiş savaş makinası. Kleistln edebiyatta bulmuş olduğu herşeye egemen olan bu dışandanlık öğesi. savaş makinasının karşısına yerleştirir. daha başmdan beri kaybedilmiş kavgada. 3 33 etkidir de ondan (9). ölmek pahasına da olsa. iki devlet «arasından» yıldırım gibi geçip fırlarlar ortaya. Yunan ve Tru(8) Ajax ve Sophokîes tragediası üzenne. Etkiler bedeni ok gibi geçerler-. sevmeye. Buna rağmen hâlâ Yunan devletinin mensubudur. devlet tarafından yenilgiye uğratıldığı anda savaş (9) Kleist üzerine yayınlanmamış bir incelemesinde Mathîeu Cani-ere'in analiz ettiği temalar. Bu etkiler o ölçüde savaşçının kadın-oluşu. sonsuz katatoniler ve baygınlıklar sürekliliği ve hızlandırmalar yahut gürültüsüz gök parıltıları verecektir. öznelliği kalmayan dondurulmuş katatoniler ve çılgın konuşmalar. Devlet yükseldikçe seçenekte (alternatifte) kalmak. Penthesilee'yle. Jean Starobinski'nîn incelemesine bkz. böyle bir makinanın yazgısı mıdır : yahut devlet aygıtının disiplini altına alınmış ve onun askeri organı haline girmek. Starobinski Devlet savaş sorunlarını açıklar ve anlatır. Kleist'i bir canavarmış gibi görmektedirler..

uyumak için birlikte kalmazlar.«Aileye katılmıyorum. iki veya üç üyeyle eşleşmiştir. aynı zamanda anlayamadıkları bu canavarın meydana çıkışını öngörmek ve ona sövmek gibi gizil endişesi olmayan bu ilkel toplumların. ama sonra birbirlerinden ayrılırlar ve yemek yemek. bu yüzden. Kibarlar âlemine mensup kümeler çetelere yakındır ve sosyal gruplarda olduğu gibi iktidar merkezlerine gönderme yapmaktan çok. bu onların devletin bir öğesi olmalarını ve grupların birleşmesini önler. La socîete contre TEtat (Devlete Karşr Toplum). Genelde. ama içkin ilişkilerin bir dokusu yararına kalıcı iktidarların yerleştirilmesini yasaklayan karışık bir mekanizmadır (12). grubun arzularının önsezisinden başka kuralı olmayan. 177 : ihtiyaca göre. devleti de üretmez. ama tersine devleti önleyen ve ona söven sosyal bir durum olduğu gösterilir. yadsınma tehlikesi taşır. Bir devlet aygıtının oluşumuna sövmek. prestij yaymayla yürürlüğe girerler. Örneğin. Bu mekanizmalar ince. ki ya-salcılar Orleans ailesiyle görüşmesi yüzünden ona sitem ediyorlardı. şöyle söyler. oradan kalkıp gitmek üzere çeteyi terk etmek zorunda kalacaklardır (11). «ittifak» çerçevesinde onları tutandır. gerçekten böyle mi olduklarını sorgular. Bazı sürü ve topluluk görüngülerinde görülebilir bu. Libre I ve H'de. öyleyse. Böylece Clastres en önemli önermeyi ters yüz ederek. köksap tipleri gruplardır. çeteler iktidar organları yoğunlaşan ağaçvari tiplere karşın. Mafia 37 Bu mekanizmaları anlayabilmek için sürüden veya çeteden daha az örgütlenen ve kısıtlı sosyal bir biçim ortaya çıkaran evrimci bakış açısından vazgeçmek gerekir. haydut çeteleri yahut kibarlar alemi çeteleri de dahil olmak üzere.. (11) Jacques Meunier. Mintıit. ittifak halinde olduklarım da beraberinde sürüklerler. Bir şefin devlet adamı olabilmesi için özel kurumların varlığı gereklidir. 36 durumu olduğu sonucuna varılmaz.ürünü olduğu tezine şüpheyle bakmakla kalmaz. Bu tezin önemi öncelikle kollektif yasaklama mekanizmaları üzerine dikkat çekmesidir. Clastres. Bogota'nın ufak çocuklarının çetesi üzerine yazısında. çeteler. s. ayrıca ve özellikle çetenin her ferdi bir. Ama devlet şeflerin varlığıyla tanımlanamaz. Clastres ilkel savaşçı toplumlarda devletin oluşumuna karşı yönlendirilen en emin mekanizma olarak şefi gösterir: Yani savaş grubun parçalanmasmı ve bölünmesini önler ve savaşın kendisi. (Aynı şekilde Mauss «potlatch» kavramında zenginliğinin yoğunlaşmasını önleyen mekanizmayı gösterir). öyle ki. hem kibarlar alemine mensup hem dandy. «diğer çocuk-îar karışık utandırma ve sessizlik oyunlarıyla. Hobbes da devletin savaşa karşı olduğunu görmüştür. değiş tokuştan gelmekten uzak olan savaş değiş tokuşu kısıtlayandır. Eugâne Sue. Jacques Meunier. sürüye katılıyorum». şefle çıkan bir anlaşmazlık sırasmda bunlar tek başlarına gitmezler. Savaş devlete karşıdır ve devleti olanaksız kılar. Hayvan sürülerinde bile. onun çeteyi terk etmek zorunda olduğu fikrine inandırırlar onu». veya bir lidere benzer ve her zaman yandaşları tarafından terkedilme. Payot Yayınevi. kendine saklamaktır. Meunier eski ufaklığın alın yazısmın ne ölçüde uzlaşma halinde olduğunun altını çizer : sadece sağlık yüzünden değil. liderin sağlam bir iktidar kuramını önleyen üç araç sayar : çetenin üyeleri toplanırlar ve ortak çalma çırpma eylemlerini ortak bir ganimette sürdürürler.. ama «mafîa» içine de pek iyi giremezler. dahası. Ama. inandırmadan başka aracı olmayan. şeflik (sistem) en kuvvetli olanı önermeyen. ama bir şefin devlet adamı olmasmı önlemek için yaygın ortak mekanizmalara da ihtiyaç yok değildir. ("aynlmaya şantaj") s. Disiplinin savaş makinasına has olduğu . (Proust sosyal değerler ve kibarlar alemi değerleri arasındaki bu ilintisizliği göstermiştir). «şiddetin kazıbîlimi» ve «vahşi savaşçının talihsizliği. tüm devlet aygıtından biçimsel olarak farklı olan yahut merkezi toplumlarda yapısallaşarak eşdeğeri olan savaş makinasmm değişime uğramasıdır. böyle 35 bir oluşumu olanaksız kılmak onların açık bilincini aşsa da. iktidar organlarının saklanması veya sürekliliğiyle tanımlanır. Sövücü veya koruyucu mekanizmalar şefliğin içindedir ve sosyal bedenden ayrı bir aygıtta kristalleşmesini önlemektedirler. Hele devlet tarafından hiç mi hiç açıklanamaz : başarısızlığı cezalandırmak için bile değil. iktidarsız prestij dolu bir ölüme ve yalnızlığa sürükleyen başarılarının birikimi sürecinde alınmıştır (10). Sürüler. 159. İnsanların en gelişmişlerinde «sosyallik» biçimine karşı «kibarlar âlemine mensup» biçim karşıt olarak konulabilir. şüphesiz ilkel toplumların şefleri var mıdır. prestijinden başka kurumlaşmış bir ordusu olmayan şefin durumunu betimler : şef bir iktidar adamından çok bir yıldıza. Lattes Vay. İlkel savaş devletten ortaya çıkmadığı gibi. bir takım ilkel sosyal mekanizmaların nesnesi olacaktır. kurnazca olabilir ve mikro-mekanizmalar gibi işlev görebilirler. Sonuçta yaygın bir yaş sının vardır ve buna göre çete mensupları on beş yaşma doğru zorunlu olarak. Bu son metinde Cîastres ilkel toplumdaki savaşçının alın yazısının portresini yapar ve iktidarın yoğunlaşmasını önleyen mekanizmayı çözümler. bunların gidişi tüm çeteyi tıkayabilir. Les gamins de Bogota (Bogota Piçleri). Savaşın bir doğa (10) Pierre Clastres. Devletin endişesi. Doğal hukuktan yana olduğunu söyleyebilir: Aynı şekilde.

tamamen bir kenara atılmalıdır. bir yandan devlet oîuş(f3) Clastres. İlgili kamu işlevlerinin örgütlenmesini. Aslında. tersine devlettir. (*) Ayrıksı kişi: Örneğin Tann'nın üç uknumu vardrr Tannbifminde (Ç.. 38 masını çelişkiye sokan savaşçının en önemli disiplinsizliğini. Fakat. çok hîyerarşîkleşmiş. evrim varsayımıyla ilgi kesilmez.S. artık-ürünün oluşmasmı büyük bayındırlık işlerinin girişimini olanaklı kılan.söylenmeyecek şüphesiz : disiplin devletin onları kendine edindiğinde ortaya çıkan orduların zorunlu karakteridir. Onun ötesinden sonrasındaki silinmeyen kopmayr (kesintiyi) tamamen değiştirerek kayda geçirdi. Bunlar. Buradan itibaren Pierre Clastres kopma'yı kazıyor : ilkel denilen devlete karşı toplumlarla. sorunu genişlete genişlete. Clastres'in bu soruna vermiş olduğu çözümlerden daha iyisini ön-yargılamak. Tupi Guarani Peygamberliği) Seuii Yay. La domînance socîafe chez îes prîmates. niçin ve nasıl devlet oluştu? Niçin devlet bu zaferi kazandı? Pierre Clastres. tamamen sosyal bir gerçeğe bağlıydı ve bir evrim. Bu iki önermenin geçerli olduğuna inanıyoruz. ve aynı şekilde savaşçı makinanm olaylara bağlı zıvanadan çıkması (?). Öyleyse iki terim arasındaki kesintiyi kazıyarak. Bernstein. çünkü zaman Tarih olmaya başladı. Peygamberliğin olaylara bağlı rolü üzerine.» Bu başgöstermeyi anlamak için Clastres öncelikle demografik bîr öğeyî anımsattı fakat «ekonomik determinizmin yerine demografik bîr determinizm getirmeye kalkmayı düşünmeden. onun mükemmel ve çok iyi biçimlenmiş olduğu söylenmeli. daha iyi olduğunu söyleyemeyeceğimiz başka kurallara uyar. sonra başka türlü korkunç bir iktidar üretecek olan bir şekilde peygamberliğin dolaysız rolü. onun savaşın bir sonucu olmasından daha tatmin edici değildir. Temmuz 1978. Bir savaş makinasınm devlete karşı yönlendirildiğini. anı bir değişinim (mütasyon) oluyordu. Ur devletinin varsayımı . Çok eski bir şema vardır: <Klanlardan İmparatorluklara» . Anlaşılana göre. bu doğa durumu salt bir kavram olacağına. Ama hiç bir şey bu yönde bir evrimisi varlığını bize göstermi3ror. Biçimsel dışarıdanlıktan gerçek bir bağımsızlık oluşturuyordu.. diğer yandan is<? devlete karşı toplumlar devlete sövmek ve ortaya çıkmasına engel olmak için çok kesin mekanizmalara s^hip olu-yordular. 39 onların nasıl oluştuklarını görmek olanaksız hale geliyor. Devletin yerinde baş-gösterivermesi tıpkı bir üstün yetenek darbesi gibi olan Athena'nın doğuşudur. tabii ki. Her halükarda savaşın bir devlet üretmesi yahut da galiplerin. La terre şans mal. terk etmeye değgin sürekli bir şantajı canlandırırlar.»... Buna rağmen bu tezin bizi tatmin etmemesini sağlayan nedir? Devletin ne üretim ilişkilerinin gelişmesiyle ne de politik güçlerin farklılaşmasıyla açıklanabileceğini gösteren Clastres'ı izliyoruz. savaş makinası. O ilkel toplumlardan kendi kendine yeterli bir bütün. 91. Gallimard. birçok İmparatorluk buluypri&r. savaş rnakinasının güncel veya gelecekteki devlet biçimine karşı yönlendirildiğine göre. devletin nasıl açıklanacağını pek göremiyoruz. şüphesiz. I. Çocuk çeteleri üzerine Amado'nun romanına bkz. Clastres tıpkı La Boetie'de olduğu gibi. Capıfaines des Sables (Kumların Kaptanları). Çünkü. çünkü çeteler ve klanla Impa-ratorluk-Krallıklardan az örgütlü değillerdir. Devleti anlamak için politik ve ekonomik güçlerin gelişmesi. sorunu çözme yollarını kaybetti (13). devletin oluşçocuk îçin çok merkezileşmiş.) * f 40 muş olarak ansıdın fırlıyor. le pro-phetîsme tupî guarani. (Devlete Karşı Toplum). ilkel toplumların «vahşi» düzenlemelerinden çok göçebe «barbar» savaşçılarının düzenlemelerinde gerçekleşmiştir. (Acısız Toprak. olanaksızdır. devlet aniden. Fakat. isterse diyalektiğe başvursun. 170. (İlkellerde Sosyal Baskınlık) Rechersche No. yani çetelere kendi kendilerine yeterlilik ve devletten daha canava-rımsı veya mucizevî bir şekil vererek. Heiene Ciastres'in kitabına başvurulur. ya oluşumunu başından beri sövmüş olduğu gizil devletlere karşı ya da yıkımlarını önerdiği güncel devletlere karşı yönlendirildiğini gösterdiğinde Clastres'i yeniden izliyoruz. (Bu nokta üzerine çok ısrar ediyordu). (12) Bkz. yendiklerine yeni bir kanunu zorunlu kıldığı bir savaşın sonucu olan devletin üretilmesi. bir gelişim olacağına. bir uknun (hipostaz) (*) yapmaya doğru gitmekteydi. Onun öngördüğüyle. Yönetilenler ve yönetenler ayrımını olanaklı kılan da odur. fakat savaş makinası. 178). Clastres'a göre. veyahut hiç beklenmeyen bir biçimde önce «şeflere» karşı olan. Devletin daima varolduğu. Kazıbilimcile** Yeni buluşlar yaptıkça. hiyerarşinin sorgulanmasını. çok fazla iktidar organları özerine eğilmiştir (s. bir kere daha. Bu nedenle de evrimci kalmaktaydı ve kendini doğa durumuna bağlı hissediyordu. canavanmsı denilen devletli toplumlar arasında.N. fakat birbirlerine zincirlenmelerinde bata var. «istekli bir hizmetkârlık» sorunuyla yanıp tutuşuyor : mütebcssiıu ve istenç dışı savaştan ortaya çıkmayan bir hizmetkârlığı insanlar nasıl arzu ettiler veya istediler? Hani devlete karşı bir mekanizmaları vardı : öyleyse. İmparatorluk biçiminde meydana çıkıvermiştir ve gelişimci öğelere gönderimde bulunmaz. «Devletin başgösterme-si Uygarlar ve Vahşiler arasındaki büyük topolojk paylaşmayı oîus-turdu. s.

doğrulanmış gibi gözüküyor. Hem tarihini izlemenin çok güç olduğu hem de sınıflamanın zor olduğu bir bilim işlemi veya bilim cinsi vardır. Clinamen. bağımsızlık terimlerinde değil. yani antik atom kuramı akımlarından ayn tutulamaz. Fakat en önen^isi. Dış&rısı aynı anda iki yönde durur : devletlere nazaran çok geniş bir özerklik sahibi olan ve belli bir anda tüı# oecumene'e (evrensel -dini anlam41 da-) dağılmış olan büyük dünyasal makinalar (örneğin «büyük ticaret şirketleri» tipindeki örgütler. Devlet-biçimi içeridenlik biçimi olarak daima kamu bilgisine hitap ederek. öncelikle. kenarda kalanların. Ama egemenlik içine aldığı. içeridenliği ve dışarıdanlığı. 43 kendisini bir model yapmak ve bir kopyanın ikinci karakterini oluşturmamak için «paradoks»tur. peygam-bercilik vb. bugün. dini yaratıcılıklarda. rekabet ve birliktelik varolma terimlerinde düşünmek lâzımdır. bunun tam tersi olan varsayımdır : yani devletiı* kendisi daima dışansıyla ilişki halindeydi ve bu ilişkinin dışında onu düşünebilmek mümkün değildir. her zaman olduğu gibi tüm sosyal alanlarda yok değildir. «Bir noktadan diğerine en yakın yol» olduğu tanımlanan düz çizgili Arşimet geometrisinde olan prediferansiyel hesap da bir eğrinin uzunluğunu tanımlamanın amacından başka bir şey değildir. Ama tarih tarafından kurulan yasal veya kraliyetçi anlamında «bilimler» de değildir. Bunlar geleneksel kabullenmeleri sürdüren teknikler değildir. hem de Mac Luhan'ın betimlemiş olduğu yeni klancı bir toplumun yeni-ilkelliğinde bize sunar. bunu dışlamak ve ona sövmek için yapmaktaydı. özellikle gelişmekte olan imgeleri. Çağdaş dünya bu iki yönde. devletin iktidar organlarına karşı parça parça toplumların haklarını doğrulamaya devam eden azınlıkların yerel mekanizmaları.» İlkel toplumların büyük İmparatorluk devletleriyle ilişkide olup. dünyasal örgütlerden daha az önemli olmayan çetelerin devlete indirgenemez bir biçim sunmalarıdır ve bu dışarıdanlık biçimi yaygın ve çok biçimli. akım gerçeğin kendisidir veya dopdolu dayanağıdır. iyi denetlenmemiş alanlarda ve çevrede yaşadıklarını düşünemiyoruz. Mic-hel Serres'in yeni bir kitabmda göstermiş olduğu gibi. bunların hepsi veya hiçbiri değildir (Devletli toplumlar veya devletsiz toplumlar) ama dışarısının ve içerisinin toplumları vardır. yahut dinsel bir oluşum çeteler tarafından işler. devlet tarafından ikincil olarak edinilmeye bırakılan tüm akımlarda ve akışlarda varlığını gösterir. daima birbirleriyle ilgili sürekli bir alanda. «devlet insanlığın en eski zamanlarına kadar gidiyor. hem de mesihçilik. dördüncüsü. Halbuki. Platon. atomun en ufak açıda düz çizgiden ayrılmasıdır. gibi hareketler. 2 — Sabit olana. Hem de kısmî olarak bunlar birbirlerine bile kanşabilirler. bilimin hidrolik bir modeli vardır. tersine atomculukta atomun meşhur açılımı böyle ayrışık bir modeli ayrışıklık içinde oluşta veya geçişte sunmaktaydı» Clina-men en ufak bir açı olarak bir eğik ve düz çizgi. teknolojik buluşlarda. bir korsan yahut yağma çetesidir. rahatça kutuplarının sınırında tanınabilen değişiklikler süresince kendisine özdeş ve kendi kendini yeniden üretmeye yatkındır. ama o büyük bir bilimin adına. Savaş makina-sı hem sanayici buluşlarda. Bu yasadan çok değişik bir «nomos»tur. (Maske takmış bir devlet mümkün değildir) . Minuit yayınlan. bize diğerleri ile zincirlenmiş gibi gelmektedir. 3 — Sırmalı (maden kırığı) veya laminaryalı (deniz yosunlu) akışta bir düz çizgiden onun paraleline . «tüketici» paradoksal bir modeldir. ebediliğe. Ama savaş makinasmm dışarıdaniık biçimi kendi değişmelerinde varolmasını öngörür. bir bilimin karakteri şunlardır : 1 — Akışkanlıkları özel bir şok gibi kabul edecek katıların bir kuramı yerine. bunun izini hem Lucrece'den Demokritos'a atom fiziğinde hem de Arşimet geometrisinde bulabiliriz (14). Oluşun (14) Michel Serres. La naîssunce de la physîque dans le tevte de Lucrece Fleuves et turibulences. devlete karşı dikilen veya devletlerden kurtulanlarmdakindeki dışarıdanlığı da betimler. Bu yönler. ama aynı zamanda çetelerin. zorunlu olarak bir savaş makinasmın biçimi gibi ortaya çıkar. yani devletler arası ilişkilere indirgenemez. eğik ve teğet arasında bir anlam taşımakta ve atomun ilk hareketinin eğiğini oluşturmaktadır. Böylece ayrıksın. yahut sanayileşmiş yapılar. özdeşe. Aynı alan içeridenliğini devletlerde gösterdiği gibi. İmparatorlukları büyük makinalan. Birbirini izleyen üç noktayı ilk ortaya çıkaran Serres'dir. Önerme III: Savaş makinasmın dışarıdanlığı bir «göçebe» veya «azınlık bilimi»nin varlığını ve sürekliliğini hissettirmeye bırakan epistemoloji tarafından da gösterilmiştir. oturaklılığa karşıt olan bir ayrışıklık ve oluş modelidir. üzerinde yerel olarak kendine edindiği ölçüde hüküm sürebilin Hem evrensel devlet yoktur. İslâmiyet. örneğin bir ticarî örgüt birçok işinde ve yolunun bir bölümünde. hem evrenseldinsel dünyevi makinaların yanında. Timee'de bu olasılığı anımsatmaktaydı. Devlet egemenlik demektir. Bu bir geçiştir veya en azından bir tüketme. Devitin yasaları. Hıristiyanlık gi-~bi dini oluşumlar). krallıkları ve çeteleri devlete özdeş aygıtları ve değişken 42 savaş makinalarını. hem de devletlerin dış&r*81 «dış politikaya» indirgenemez. «Burada ortaya çıkan.

yani bu bir savaş makinasıdır. (. ne tümdengelimle. bu özden çok. 120. bunlara gelen etkilerin işlevlerine göre. «sezgisel*» veya «kurucu» ki. vektoryel) arasındaki fark budur : birinde «hesap yapılmadan mekan işgal edilir». (15) Müziğin mekan zamanını i>u şekilde ayıran Boulez'dir : pürtûkiil 44 4 — Sonunda model problematiktir (sorunsaldır). Gonthier. bu bilimde yaratma ve üretmedir. bu her zaman bel-îi olabilir. en azmdan izdüşümlerden ve hava çevrintilerindeıı ayn tutulamazlar. daha güzel olan bir «olayı» belirleyen işlemleri vardır : bir kare dördüllemeden bağımsız varolamaz. Matematik bu şiddet tarafından geçilmekten eksik olmayacaktır ve örneğin belitsel öğe probîematik akımla karşı karşıya gelecektir.» 46 ğı ve tersine. yani göçebebiliminin -bilgini» iki ateş arasında. halbuki kaygan mekan için kesinti veya fark «istenilen her yerde» yapılabilir. imparatoıiukçu veya kraliyetçi bilimlerden çok farklı olduğu söylenecektir. Halbuki teorem akılların düzeyindedir. : «Arşimet ile yaratıcı serbest araştırma olan geometrinin devrinin nasıl tamamlanmış olduğunu biliyoruz. Daha üstün olduğu söylenen kraliyetçi bilimin analitik geometriden pratik bir bağımlılık yap- . s. küp birimleriyle ölçülmeden bir küp olamaz. Roma Devletî Batı'nın geometrik emperyalizmini kurdu. kısımlar. (17) Vrilio. Pürtüklü mekanla (metreli) kaygan mekan (topolojik veya projektif. Bir cinsten türlere ne belirli ayrımlarla. doğrultulmadan bir düz çizgi varolamaz.. Penser la musique d'aujourd'hui (Bugün Müziği Düşünmek). kendine edindiği sınırlardaki sorunlar bunlardır. problem «engelin aşılmasıdır». kesip çıkarmalar. Roma Devleti tarafından yenilgiye uğratılan Arşimet bir sembol olacaktır (17). 45 Bu Arşirnet bilimi yahut bilimin bu tip anlayışı özellikle savaş makinasma bağlıdır : problemata'ların kendileri t savaş makinalarıdır ve bunlar eğik planlardan geçişlerden. göçebebi-limden kendine edinebildiğini alıkoyar. onu esinlendiren ve doyuran savaş makinasmm ateşiyle akıl düzenini ona zorla kabul ettiren devletin ateşi arasında kalmıştır sanki. oldukça kısıtlayarak ölçülü (metrik) ve sivil kurallara boyun eğmeden ve sosyal alan boyunca savaş makina^ma sonuçlarını geliştirmesini yasaklamadan. Gabriel Marcel'in söylemiş olduğunun tersine problem bir «engel» değildir. yahut töresel olarak karşı çıkılacak. akım-şeylerin açık bir mekanda kendilerinin dağıttıkları hava çevrintisel bir modeldir. göçebebilimin devlet bilimi üzerinde bir baskı uyguladıBoulignard. önceden yapılan bir atılımdır.. s. O kadar ki. «Problem öğenin» bir parçasını en mümkün olana indirgediği ve «teorem-ögenin» yerine bunu koyduğu zaman büyük bilimin engellemeye çalıştığı hareket olur» (16). Savaş makinasınm devlet aygıtını sollayan bir soyut bilgiden çok değişik biçimde bir soyut bilgide. d'enseignement Superieur. bu göçebe bilim devlet biliminin koşulları ve zorlamaları tarafından yasaklanacak. savaş makinasınm bu boyutunu kendine edinemez (bu açıdan Vauban (*). gerisini gayet kısıtlı bir reçete haline sokar ve bunda gerçek bilimsel bir konum bırakmaz veya en basit şekliyle göçebilimini yasaklar. eğri b|r plan üzerinde hava çevrintisinin (kasırga) ve sarmalların oluşumuna doğru gidilir. en önemlisi. katılmalar. mekanda ölçü hem kurallı hem de kuraldışı olabilir. Le dedin des absolus mathematice-logiques (Mantık-Ma-tematik Saltıkların Çöküşü) Ed. Turba veya Turbo'dan yeni atom sürülerinden veya çetelerinden büyük hava çev-rintisi organlarına. Arşimet'in yeniden ele alınması gibidir ve Arşimet'inkine benzer bir yenilgiye uğrar). devlet biliminin göçebebiliminin verilerini değiştirip. L'insecuıite du territoire (Alanın Güvensizliği].doğru gidilemez artık. en azından her seklin. «yolu kapanacaktır». eğik planları ve izdüşümleri her dönemde harekete geçiren «kastrametrasyon» için doğrudur bu: devlet göçebebiliminin yerini belirleyerek. baskıya alır. bunlar bütün teorematiğin ve belitselîiğin (ak-siyomatiğin) çok değişik problemlerin hesabının değerini verirler: Bkz. Burada geçişin her türlü şekil değiştirmesi. Formalizasyon tarzmca bu iki bilim arasındaki fark gö-çebebiliminin buluşlarını egemenlikçi biçimiyle baskıya alan devletin bilimi olmasıdır. izdüşümünde olduğu söylenecektir. Teorematik değildir : izdüşümler. En küçük açı için en büyük eğinim. diğerinde ise «işgal etmek için hesap yapılır» (15). Mühendis denilen kişi (ve özellikle askeri mühendis) çeşitli değerleriyle bu durumu gösterir. şekiller kabul edilirler. Böylece. (16) Eski Yunan geometrisi bu iki kutbun karşıtlığı tarafından geçilmiştir. bunlar teorematik ve problematiktir ve birincisinin zaferiyle çe-îişkî sona ermiştir. Model katı ve çizgisel şeyler için kapalı bir mekanda dağılma yerine. ne de özelliklerinin ortaya çıktığı değişmez özlerle gidilir. ama eğrili açılımdan (sapmadan) . 95-107. kontrol ederek. Göçebe biçimli tüm bilimin dışarıdarılıkçı olarak geliştiği. başka bir maddeye dönüşmesi söz konusudur. Eukleides (Öklid)'in öğelerinin birinci kitabı üzerine yorumlarında (Desclee de Brouwer'in yeni basımı) Proclus iki kutub arasındaki farkı inceler ve Speusippe-Menechme karşıtlığıyia bunu süsler. geometrik yaratıcılığı yok ederek. devlet bilimi. bir soruna onu şartlandıran ve çözmeye çalışan kazalarla gidilir.) Bir Romalı askerin kîlıcj gelenek denilen ipi kesip attı. Kamp sanatı için. Dahası. sorun etkileyicidir ve değişimcilerden ayrı tutulamaz.

sonsuzcasına küçük. Desargues.g. Daima daha uzaklara. Halbuki. Bu iki bilim arasında. biri 12. Virilio'nun göstermiş olduğu gibi. Devletin büyük matematikçileri ona daha kapalı bir konum vermeye çalıştılar. s. mekanın kendisinin pürtüklü ve ölçülü olmasını. ritim ve ölçü asla birbirlerine kanştınlmamıştır. N. çünkü hidrolik sorununun önemini düşünmeden atomculuk ve Demokrit'i anımsar ve çünkü ritimden bedensel biçimin «ikincil derecede özelleşenini ortaya çıkartmıştır. U. XIV.. hava çevıintisini engelleyen kıyılara. Perronet vb. Bu bakımdan. deniz savaş makiııasınm özel konumlu bir sorunudur. genelde îki mekan modeli arasındaki fark önemli değildir: «Akdeniz havzasında su eksiktir ve iktidan elinde bulunduran da. Sık sık bu metin olduğu gibi kabul edilmiştir. kraliyetçi bilim onda uysal bir uzlaşma değeri yahut iyi kurulmuş bir yapıntı değeri tanımaktan öteye gitmedi.F. bu devlet bilimi ve savaş makinasının göçebebilimi arasındaki bu karşıtlık veya daha doğrusu bu sınırda kalan gerilim. bir noktadan diğerine doğru giden yerel harekette olduğu gibi yapacağına. Bu açıdan Alembert-Bernoulii kar-şrtlığım inceler. 48 kısıtlamadan politik veya sosyal görünüşlerini baskı altına almadan kullanamaz. yani sıvı bir maddenin kaygan bir mekanın biçimine gönderen ölçüsüz bir ritim de vardır. Çünkü bizce ritimin dalgaların hareketiyle hiç bir ilgisi olmadığı ve daha özel olarak «düzenliliği ölçülü» bir hareketin biçimini belirlediği söylenir. aynı anda tüm noktaları etki altına almayı içerir.. ölçülü bir ritim vardır. (Ç. Carnot. Menechome.» Savaş Makinası F. (19) Demokrit. Arşi-nıet. 'Fleet in being' sorunu. Bunun anlamı bizce tuhaftır. geçiş. Ve eğer atomcu Demokrit kesinkes ritmi biçim anlammda kullanan biriyse atom biçimlerinin öncelikle. Monge. Anne Querrien'in çalışmaları bu iki anı bulmak için çok yararlıdır. Ama bu fark sadece nicelik farkı . s: 324. a. (20) Halbuki. Poııcelet. ak-çalayan da zorunlu akımı kabul etmeyen bu hava çevrintisi olduğuna göre. 4 49 yüzyılda gotik kiliselerin yapılmasıyla. mekanı tutan bir hareket üretmeyi. Bernoulli. akışkanın katıya bağlı olmasını ve akımın paralel laminaryacı parçalarla yürürlüğe girmesini zorla kabul ettiren. 105. deniz. Problemes de Hnguîstique generale (Gene! Dilbilimin Sorunları). Bir hareketin bir noktadan başka bir noktaya gitmesini. hava gibi kaygan mekanların çalkantılarının en kesin şartlarında oluşturduğunu unutmamak gerekir. yani göçebe ve dinamik tüm kavramları elemek şartıyla buna giriştiler ve sıra sayıları için kullanılan or-dinal ve statik sivil kuralları ona zorla kabul ettirdiler (bu açıdan Carnot'nun tam belli olmayan konumu) . kanallara... denizin üstünde konulur. ama tam anlamıyla sürekli değişim.: bu bilginlerin özel konumlarının anlaşılması için her seferinde bir hayat hikayesi gereklidir. Lille'e. yani etkisi herhangi bir noktadan fışkırabilen kasır-gamsı bir hareketle açık mekanı işgal etmek görevi budur. Vauban. ama bir akımın akışkanlığına gönderimde bulunan. Onu «gotik bir hipotez» olarak suçladılar.U. yüzyıllarda köprülerin kurulmasıyla ilgilidir. savaş makinasının ve göçebebiliminin hidrolik modeli kaygan bir mekanda hava çevrintile-riyle yayılmayı.). oluş kavramlan(*) Sebastien Le Prestre de Vauban (1633-1707) yıllan arasında yaşamış Fransız mareşalidir. kavramın ortaya çıkış noktası üzerine yapılan yeni incelemeler bize ye-terliymiş gibi görünmezler. daha yükseklere. ama soyut bir sembollülüğün kuvvetine doğru olmaktan çok trans-uzamcı veya trans sezgisel (süreklilik) bir hayalgücüne doğru aşılmıştır. suların fati-hiyle anlaşılmaz (. (20) Bkz. ve 19. roman kiliselerinden daha yüksek ve daha uzun kiliseler inşa etmek istencinden ayrılamaz bu.. diğeriyse 18. «dilbilimsel anlamında ritim kavramı». Namus'a seferler düzenlemiştir (1607 ve 1692). Bu hidrolik model için de doğrudur: çünkü şüphesiz devletin kendisinin hidrolik (su mühendisliği) bir bilime ihtiyacı vardır (bir imparatorlukta hidrolik çalışmalarm önemini kapsayan Wittfogel'in tezleri üzerine yeniden dönmeye gerek yoktur). Louis'nin politikasını eleştirmesi yüzünden kralın saygısını yitirmiştir.) 47 nı. Poncelet üzenne Brunschvieg'-in yorumlarına dayanılacaktır. Diferansiyel hesap için de doğrudur bu: diferansiyel hesap uzun zaman boyunca bilimsellik dışı bir konum taşıdı.) askeri makinanın ve dalgalı cisimlerin ustası» : Arşimet'în büyük kişiliği buradan gelmektedir.e. (18) Monge ve özellikle Poncelet ile duygusal veya uzamsal pürtülkü mekan temsiliyetinin sınırlan aşılmıştır. Kıyıların arasmdaki ırmağın akışına veya pürtüklü bir mekanın biçimine gönderimde bulunan düzenli. su yollarına hidrolik gücü buyruk altına almak ihtiyacı olan devlet olduğuna göre bu çok değişik bir biçimde olmaktadır. (21) Kısaca gotik. (19) Michel Serres. Clinamen'in özgürlük gibi duran ve akçaîamamn öz gibi duran fiziki dünyası bu yüzdendir. Bilimsel kuramla anlaşılmaz. Kaygan mekan. ritim üzerine. Devletin bilimi onlan baskı altına almadan. Benvenîste. ayrışıklık. bazı değişik anlarda ve seviyelerde bulunur. Fransız sınırlarının bir çoğunun sağlamîaştı-nlmasına çalışmış bir genel komiserdir. (Matematik Felsefenin Devreleri. 375.mak istediği izdüşümcü ve betimleyici geometri için de doğrudur bu (Poncelet ve Monge'un «bilgin» olarak çok yanlı durumları da buradan gelir) (18). yer (magnae res).

Öklid'in teorematik bilimi düşünülür : sayılar ve denklemler.değildir. Raouf Verges.. genel «tuhaf toplantılar» düzenlemekteydi. Oysa taşlarm boyu bir taraftan düzlem sınırı olarak yerde bile işleyen bir izdüşümü planından. mahkûm eder. şüphesiz. Oeuvres (Eserleri). yüzyıldaki şaşırtıcı bir matematikçi olan Desargues ile ve onun geçici durağıyla karşılaşılır. bunlardan biri bu azınlık veya işlevci geometrinin yasaklanmasını içerir. oylumları (hacimleri) ve yüzeyleri örgütîeyebilen akılcı bir biçim olur. müsveddeler. ama ayrıca 17. bu göçebebiliminin hareketini ciddi bir şekilde denetlemek ihtiyacını duymakla kalmaz. betimle-yici ve izdüşümcü. kubbenin indirilmesini. Cerfî. ama dahası. ürerler. diğer taraf-tansa oylumlu taşların değişikliğe sokulmasının veya birbirini izleyen yaklaşıklığın serisinden (dik açı şeklinde yontma) ayrı tutulamaz. Devenir fonctionnaîre ou İe travai! de TEtat (Memur Oimak veya Devîetîn İşi). Arşimedçi işlevsel bir geometrinin özelliğini savunur. şüphesiz şartlar çok değişmiştir. çırakların «kompanyon» sisteminin her türlü motifini ki. panolarca biçimin. Kubbe artık bir biçim değil. Taştan yakalamaya müsait itim güçlerini meydana getirmek için. Kraliyet bilimi veya devlet bilimi taşların boylarını. destana göre. Tru-valı Grain önce «öğrenmeye başlayan birinin çizmesine olanak veren işlevsel hareketin bir mantığını. yüzyılda köprüler konusunda. (bu panolar. bütündeki sürekli değişikliği ve hafifliği savunmaktaydı. Fakat Desargues serüveni veya olayı. aynı hikayenin bir yankısını bulduğu zaman haksız mıdır? İş bölümü devlet normlarına göre edindiğine göre. Anne Ouerrîen'in yayınlanmamış çalışmalarına ve bu kitaba başvuruyoruz. 51 direrek kabul eder ve kendine çeker. şantiyeleri yönetmeyi. Kraliyet bilimi perspektifi sadece statik olarak. Fakat. roman ise kısmi bir pürtüklü mekanın işgal edilmesi gibidir (ki orada kubbe paralel ayak direklerinin yan yana koyulusuna bağlıdır). çabukça vazgeçer. O halde soruna gelelim: kollektif bir beden nedir? Ve şüphesiz bu devletin büyük bedenleri (cisimleri) bir taraftan bir işlemin veya bir iktidarın monopolünde hazır olan. 50 mekanda içice girmekte olan oylumları kesmeyi ve çizginin sayıyı itmesini sağlamayı anımsatır» (22). Anne Querrien 18. taşları dik açıyla yontmanın tersidir). (23) Desergues.. ama taşlanıl sürekli değişkenliğinin bir çizgisi olmuştur. Fakat bu girişim hemen ilkeci karşıtlıklarla çarpıştı ve sık sık yapılan bir uygulamaya göre Perronet'yi okulun müdürü yapan devlet onun deneyine taç giydirmediğine göre. doğrulanır ve yol katedilir. Ed. araç tarafından «itilmiş» olarak. Kendine benzeyen birçok insanlarda olduğu gibi Desargues da çok az yazmıştır. Tüm bu Arşimet geometrisi en büyük anlatıma sahip olur. daha uzun ve daha yüksek kubbeler inşa etmek için işe yarar olan yüksekliktir. tıpkı «çok zormuş» gibi. Perronet Doğudan edinilmiş yumuşak bir modelden esinlenmekteydi : köprü akarsuyun gidişine önlem koymalıydı veya onu tıkamak zorundaydı. nitelik farkını da belirtir : madde-biçim statik ilişkisi. Bu bilimin karakterlerini belirleyen denklemlerin yokluğundan çok onların rastlaııtısallıklarının değişik rolleri olması bu yüzdendir. Oysa Desargues Paris Parlamentosunca mahkum edilmiştir. onun tüm gezingen ve öristik (araştırmanın kurallarını ortaya çıkaran) yetkinliğini kaldıran merkezi bir kara deliğe boyun eğ(22) Bkz. ve mateolojiden çok nıa-tegrafi olan azınlık bilimi olarak tanımlanan. sonra ise (2!) Anne Ouerrien. gotik ustaların çıraklarının ortaklaşa başlarına gelenin aynısıdır. Çalışmayı oturtmak için. «bir planla bir koni (huni) nin karşılaşma olaylarına zarar projesi müsveddesi». çünkü iki uca aile modelini ve devlet modelini ulaştırırlar ve kendileri . halbuki köprüler ortak dinamik ve etken bir deneyimin maddesi olmakta devam etmiştir. çünkü Kilise. Les iflumînes de Tart Royal (Büyük Kraliyetçî Sanatın Ustaları). ona kralın sekreteri karşı çıkmıştır. Monge ve Poncelet'nm «modern geometrinin kurucusu» olması üzerine yazmış olduğu metni). yaptıkları çalışmaların gittikçe normalleştiğini gösterir (24). nesneleri ve inşaat yerlerini kendisi seçmek ihtimamını Temple tarikatı şövalyelerine bırakır. Trudaine evinde özgür. laik devlet kraliyetçi biçiminde şövalyelerin kendilerine sırtını döner. orada. taslaklar bırakmıştır: «Karanlıklar dersi». Julliard.. bu deneyi yasaklamaktaydı. Bu sanki gotik kaygan bir mekanın. Bu köprünün ağırlığına. Tüm köprüler ve yollar okulunun tarihi ki bize nasıl bu «eski ve yolcu biçimin» yerini Madenler 52 Okuluna. Onların aile ile özel bir ilişkileri vardır. kamu çalışmalarına bıraktığını. inşaatları denetim altına almayı. ve aynı zamanda. «taşların kesilişi projesinin müsveddesi». sayının ve ölçünün sabit modelinin önceliğini oluşturan şartlarda kabul edebilir ve kendine çekebilir. İmparatorluk biçiminde. Temsil edilmez. Maddeyi örgütleyen tamamen muhteşem şekillerin yerine denklemler en ufak niteliksel bir hesapta. halbuki yaşamında çok önemli eylemlerde etkin olmuştur ve daima olay-sorunları üzerine toplanmış projeler. düzenli ve kalın kemer ayaklannca pürtüklü mekanına karşı kemer ayaklarının süreksizliğini ve incelemesini. diğer tarafta ise temsilcilerini yerel olarak dağıtan hiyerarşik ve farklılaşmış organizmadır. Onun yoldaşı. Ama köprüler ve yolların hareketlerinin tümünde yollar tamamen merkezileştirilmiş bir yönetimin işidir. ataç-güç dinamik ilişkisine doğru kayar. Leiber (Michel Charles'ın Desargues île süreklilik taşıyan.. Bernard de Clairvaux. onun perspektif pratikleri yasaklanmıştır (23). duvarcı-papaz.

sabit bir özdür. bu bedenin çoğunda bir şemaya uymayan ve eyleme giren bir şey vardır. fakat göçebe bir mekanda kasır-gamsı bir bedenin kuvvetine gönderen bir şey vardır. s. köprüler inşa etmek gibi belirli düzenlemelerde. devletin kendine göre önceden hareket ettirmek istediği bir savaş makinası vardır (25). Halbuki şehirlilik bedenin tininde bir iktidar boyutu oluşturur ve onu «otokrasi»ye verir. özünde doğru olmayan). Bedenin tininin ve askeri kökünün anımsatılması mı gerekir? Önemli olan «askerî olan değil. İbn Haldun bedeviliğe (budun olarak değil de yaşam biçimi olarak) karşı yerleşmeyi veya şehirleşmeyi koyar. karşı çıkar.» (25) «Colbert lobisi»nin sorunu üzerine bkz. doğalarının incelenmek zorunda kalınan karışık bir konumu vardır. halbuki diğer şıkta gizlilik yerini ünün zorunluluğuna bırakır. Aile. herhangi bir ailenin elverişliliğine göre. tüm değişirlikleri. Bu sadece özelliklerinin korunması demek değildir..) Teorematik bir şekil sabit bir özdür. (Orada «Polis bizimle. çiftçileri veya kahyaları gibi yaşarlar. Üçüncü olarak ve özellikle. kiliseler. Bu tözler duygun şeylerden ayrıldıkları gibi imparatorlukçu. Arapların içinde veya Hintlilerin içinde ilerlermiş gibi durur. Kasım 1975.. La Muqaddima. devlete karşı tavrı tam belli olmayan ve devletin kendi etkisine almak istediği sorunlar vardır ve sonucu ne olursa olsun. Her seferinde kutub-larm ve eğilimlerin hareketlerinin.» îbn Haldun göçebe savaş makinasmı şöyle tanımlamıştı: aileler veya soysop ve bedenin tini.sonunda ne olacağı belli olmayan bir operakomik. yeniden örgütlenirler. öyle ki bir soykötüğü bir aileden diğerine göre. İkinci olarak. Bir bilini. onlara rağmen. Bir devlet organizması içinde yerini belirleyen ailenin kamusal ürünü değildir. göçebe bir ihtiras. sonra yeniden oradan çıkıp. Daire organik. Savaş makinası ailelerle.) Husserl tam belli olmayan morfolojik tözlere seslenen bir foto-geometrinin varlığından bahseder. Örneğin çok eski bir lobi sorunu. ayrıcalıklar isteyerek. Ve oradan arap sosyalizminin adı ortaya çıkacaktır. 53 mektedir. bazen hiç beklenmedik biçimlerde savaş makinasına eşdeğer kollektif bedenlerin daima azınlıkları veya püskülleri olduğunu söylemek istiyoruz.. Bir organizma gibi devletin kendi bedenleriyle sorunları olduğu ve bu bedenlerin... artıp ve kesilip çıkartmaları. işlevlerini yerine getirmek için yapılır : bu bakış açısından alacak olursak devlet sadece devletin isteklerini yerine getirmek maaşlılara yahut devletin emirlerinin modelini yerine getirmek zorunda olanlara inşa etmek çağrısında bulunur.» diye bağırırlar bile.) Devlet şantiye halinde değil. hem daireden hem de yuvarlaklaşmış şeylerden ayrı bir öze sahiptir o (bir vazo. Bir yüzbaşı alayı gerekliliklerini subaylar alayı tarafından veya assubaylar örgütünce değerlendirir. yuvarlak tuzluk . (İbn Haldun klan şefinin «iktidarsızlığı». sanki noterler alayı. An-nales Dergisi. bedevi soysopları ^bir beden tini» oluştururlar ve ona sanki yeni bir boyutmüş gibi iştirak ederler : buna Assabya veya İştirak denir. etkili çevresi olan bir grup. ne de yerel bir temsiliyete gönderim(26) Ibn Haldun. 54 de bulunan vardır. o uçucudur halbuki ruh ağırdır. bir teknik kurmak gibi yahut müzik yapmak gibi yahut da yargılamak gibi. devlet kurmaya zorunlu olmaması üzerine ısrar eder). Tin daha mükemmel bir şey değildir. taşan bir şeye açılmak zorunda kaldığı kısa bir devrimci an. Bu eserin en önemli temalarından biri «bedenîn tini»nin sosyolojik sorunu ve onun anlamının belirsizliğidir. Dessert ve Journet. Proto-geometrinin kendisi olan bu tözleri işleyecek bilim evsiz ve yurt-suzluk anlamını taşıyarak belirlenmez : ne duygun şeyler gibi doğru ne de ideal tözler gibi doğru olabilir. hizmetçileri. buna bir savaş bedeninde ünlü olmayı bekleyen soykütüğüne değgin hareketliliğin veya danışmanın gizli erdemi veya kuvveti denir (26).. 26-27 : «Devlet iflas eden deneyin üzerine mî kurulur? (. belli bir anda. bir ağırlık merkezidir. ama ilk şıkta. ideal. ona destek olacağı yerde çetenin yönünü tayin eder. Aniden.. başka bir dinamizm. Bu karşıtlığın tüm yönleri arasında kamusal ve gizli arasındaki ters ilişki vardır : devletin şehirlisinin reklamına karşı savaş makînasmm bir gizliliği vardır. bir beden de bir organizmaya indirgenemedi Anne Ouerrien. Aynı zamanda devlete başka modeller de sunar.. Bir ekip sosyal olarak inşa etmek için değil. Böyle olmakla beraber. bunun tersidir geçerli olan. savaş makinası olarak ortaya çıkmak çok karikatürümsü hatta çok şekilsizleştirilmis bir tutum olur. dayanışma gizli «ün»den ortaya çıkar.. deney yapan bir atılış devri hep çıkagelmektedir. halbuki şehirli karakteri soysoptan salt olmayan hem de sabit ve ıkatı olan bir şey ortaya çıkarır : bir kutubtan diğerine doğru dayanışmanın yönü değişikliğe uğrar. Ve şüphesiz modern bir devletin büyük cisimlerini arap kabileleriymiş gibi kabul etmek çok zordur. Nasıl bir bedenin tini organizmanın ruhuna indirgenemez. akışkm. en fazla ^agnatik» danışmayı gerçekleştirmeyi başarandır.«büyük ailenin» görevlileri. kraliyetçi veya idealist tözlerden de ayrılırlar. fakat onun uzaktan gelen göçebe köküdür. ama yuvarlak tam belli olma55 yan. devletinki ile olan ilişkisinden çok değişik bir ilişkiye girer. Hachette. Orada ne organik bir ik-üdarın tekeline. ama onun değişiklikleri. şekilsizlikleri. onun şantiyeleri hareket halinde olmalıdır. bedevilik soysop-lann ve onların soykütüğünün hem saltıklığını hem de değişikliğini oynat*. güneş. yani göçebeler veya yersizyurtsuzlar. botanikte «şemsiye» denilen çiçek durumu. fakat doğrusuz ve buna rağmen sert olabilir («rastlantıya göre değil. bir tekerlek.

tahtacı. Boyun eğmek zorunda kaldığı baskıyı ve içinde «tutunduğu» birbiri içine geçmiş eylemleri anlamak için göçebebiliminin kendine özgü karakterlerini belirlemek gereklidir. yuvarlağın dairenin «şeması» olması şekliyle Kant'da) göçebebilimm (27) Husseri'in bellibaşlı metinleri îdees I «Fikirler I». 56 indirgenemezliğinin çok doğru bir değer biçilmesiîiiıı farkına varılmaktadır. Sorun belirsizdir ve buna rağmen kesin olarak bir bilimin sorunu olduğundan Salinon denilen şeyi yorumlayan Michel Serres'in formülüne gönderimde bulunuyoruz: «O serttir. ne kadar sık yolculuk ettiklerini anımsatmak yeter. devletin işine gelmeyen etken ve edilgen (hareketlilik ve grev) bir kuvvete sahip olarak. Vrin Yayınevi. Belirsiz özlerin şeylerden bedensellik olan bir şeyden daha fazla bir belirlilik meydana getirdikleri ve bedenin tinini bile içerdikleri söylenecektir (27). Yalnızca nitelikli bir emeğe ihtiyaç duyulduğu söylenmeyecek : Emeğin niteliksizliğine. tersine onlardan kendine sıkı sıkıya bağlı. bir protogeometri görmektedir ve salt bir bilim görmemektedir? Her geçiş tamamen belirsiz olana ait olduğu halde niçin sınırda olan bir geçişin salt özüne bağlı kalmak zorundadır? Orada biçimsel olarak birbirinden farklı iki bilimin kavramları vardır ve varlık-bilimsel olarak da belirsiz veya göçebe bilimin içeriğini kraliyetçi bir bilimin kendine almasından vazgeçemediği tek ve aynı eylemler birbirlerinin içine geçmiş olarak vardır. nitelikten yoksunluğuna ihtiyaç vardır. Fakat niçin Husserl orada bir çeşit aracı. Devlet ideal daireleri üretir ve yenidenüretir durur. Galiîmarcl Yay. Kraliyetçi bilimlerde olduğu kadar gö-çebebilimlerinde de bir «plan» m varlığı söz konusudur. Gotik kompanyo-nun toprağının planına karşın. örgüt anlamında loncalar oluşturmak ve gerisi için. doğrusuzdur. Bileşim veya dayanıklılık planma karşın oluşumun örgütlenmesinin bir başka planı vardır. eğer devlet sürekli olarak göçebe ve azınlık bilimlerini baskı altına alırsa. Hatta sürekli hareket halindeki bir sınırdan başka bir şeye bel bağlamaz.F. pratik-bilim. Eğer gotik örneğine dönersek bu kompanyonîanıı orada veya burada kilı57 se nışa ederken. ama bu aynı şekilde yapılmaz. Ve özellikle göçebebilimiıı pratik veya basit bir teknik olmadığı. Bachelard'ın kitabı bilimde yaratıcılığın rolünü ve doğrusuziuğun kuvvetini oluşturan yol ve yöntemin incelemesinin en önemlisi olarak kalacaktır: «Aşağı yukarı) bilginin üzerine deneme». zoraki emek gücünü çağırmak bu yerlerde (angarya) veya yoksulların içinden (yardımseverlik atölyelerinde) işe almak bu daima bedenin göçebeliğini ve çete serseriliğini yenmeyi kendine hedef edinen devletin ilk işlerinden biri olmuştur. göçebe bedenlerle veya demirci. ama devletin normları58 karşı çıkan işbölümünü içerdiği içindir. tipindeki yollara değgin bedenlerle sorunları olduğu bilinen bir şeydir. İş gücünü yerleşikleştirmek. belirsiz ve böyle olmasına rağmen kesin. şantiye dışındaki mimarın kağıt üstünde yaptığı ölçülü-metrik planı vardır. Devletin bunlara verdiği yanıt ise. ama devletin emirlerini yerine getirmekten veya onları yeniden üretmekten başka bir şey yapmayanların bütün kuvvetini çekip almaya yeten bir organ oluşturur. Dördülleştiri-len taşların boylarına karşın yeniden üretmeye yarayan bir modelin fışkırmasını içeren panoların boyu vardır. 74. devletin kendisinin doğurduğu münevverlerin bedeniyle devletin hâlâ zorluklarla karşılaşması da önlenemez. çizginin işlcvci geometrisine karşı gelirse. ama aynı zamanda bir devlet adamının veya devletin yanında yer alan kişinin ya-sallığınuı önceliği ve kraliyetçi bilimi oluşturanın endişesi görülür. ama içinde ilişkilerin sorununun konulduğu ve kraliyetçi bilimin bakış açısından bambaşka bir şekilde çözüldüğü bilimsel bir alana kayıldığına göre. Devlet münevverlerine veya kavramalarına bir erk bırakmaz. sorunsal şekiller oluştururlar. şantiylerde çalışarak. Kra-liyetçi bilim biçimi için hazırlanmış bir madde ve de madde için örgütlenmiş bir biçimi içeren «hylemorphi-que» (hilemorfik) bir modelden ayrı . P. HusseıTde (ve de tersi olarak. ve L'origine de la geometrîe «Geometrinin Kökü»dür. bilimdışı veya bilimöncesi bir bekinme meydana gelir. ve yine orada göçebe bir bilim kraliyetçi bilimin içeriğini kaçırır durur. 125-138). 29). Farklılık dışsal değildir: Bir bilimin veya bir bilim kavramının sosyal alanın örgütlenmesine katılış biçimi ve özellikle bir işbölümü biçimini buraya sokma biçimi bu bilimin kendisinin bir bölümünü oluşturmaktadır. Devletin daima «kompanyonaj»larla. başka olduğundan dolayıdır. saptamak.U. iş akımının devinimini kurallaştırmak. ne de alıştırılan veya buyü-sel karakterleri yüzündendir. teknik-bilinı ilişkileri pek anlaşılamaz. ona kanal ye su yolları ayırmak. Bu sadece metrik bir doğru olabilir» (Fiziğin ortaya çıkışı. Bu iş bölümünün daha azyapıldığından dolayı değil. Ama bu politik ve göçebe ihtiraslarını değerlendiren. şantiyelerin işlerini yönetmek ve «yönetenler ve yönetilenler» farklılığı üzerine kopya edilmiş kuramsalın ve pratiğin.veya mercimek şeklinde. düşten başka bir yerde özerkliği olmayan. belirsiz özlere. (Der-rida'nm çok önemli yorumuyla s. el işçisinin ve kafa işçisinin en büyük ayrımının hepsini işbölümünün tüm bölgelerine geçirmek olmuştur. bunun nedeni ne bilimlerin mükemmel veya gerçek olan içeriklerinden. duvarcı vb. Göçebebiliminin emekle ilişkisi kraliyetçi bilimin ilişkilerine sahip değildir. Ne zaman bu önceliğe bağlı kalınsa gö-çebebilimden bilimüstü. s. Doğru olmayan doğru kesin olamaz. s. Her şeye rağmen. ama yuvarlak yapmak için bir savaş makinasına ihtiyaç vardır.

Bu anlamda evrensel çekim iki beden arasında ikili-tekyanlılık çağrışımını kurallayan tüm kanunun kanunu olacaktır. ama paraleller öncelikle evrensel yer çekimine bağlıdırlar ve bu mekanı dolduracak sanılan bir cismin tüm öğeleri üzerine ağırlığın işlediği güçleri Eskimoların besin olarak yararlandıkları. Her şeye rağmen bu yasal modelin güçleri. compars kraliyetçi bilimden ödünç alınmış yasal veya coğrulanımş modeldirler. güçlerin oyununu bilmediğinden dolayı değildir bu. bir göçebebiliminin öğesi olarak maddebiçimden çok alet-güce gönderimde bulunur. Kimya bile ağırlığın kavramının kavramsal bir özümlenebilişinin sayesinde kraliyetçi bir bilim haline gelecektir. fakat yerinde çizgilerden de ayrılamamaktadır (bu yerindelik anlatımın maddesini oluşturmaktadır). tüm diğer boyutlarda biçimlenebilen. Kanunların araştırmasını. Tam olarak değişkenlerden sabitleri çıkarmak konu değil. o sadece tekillikler taşır. kurutulmuşunu hekimlerin bazı yollan genişletmekte kullandıkları bir deniz yosunu (Ç. Tîmee'deki metninde kısa bır süre Oluş'un yeniden üretilmelerin veya kopmaların sadece kaçınılmaz karakterleri olduğunu düşünmekle kalmıyor. Olaylarla veya vakalarla bireyselleşmeleri işleve koyarlar ve biçimin ve maddenin bileşkeni gibi «nesne» lerle işleve girmezler. ama bunu madde-bi-Çim ikiliğinden almaz (ikili-tekyönlülüklerin rastlaş-malarıvla bile olsa). Bağımsız bir boyut kuran. her ne zaman bilim yeni bir alan bulacak olur. Lfır. bunlar artık eksiksiz olanlardır. îki noktanın yatay mesafesi için bir kıyas biçimi oluşturur. Bilim-tekiıik ilişkilerinin. (29) Platofi. sonra el işçisi-kafa işçisi halinde bölünen toplumdan. yani bağdaşıklaş-mamıştır. bu. İşte bu yüzden dolayı göçebebilim için. model ve yeniden üretilmesi ortadan kakmak zorunda kalacağı glb'i yeniden üretim ve model kavramlarının kendileri anlamlarını kaybedeceklerdir. Bu başka bir emek ve emek etrafında sosyal alanın örgütüdür Platon'un Timee adlı kitabında yapmış olduğu gibi ki bilimsel modeli karıştırmamak gerekmektedir (29) Birine compars diğerine dispars denmektedir. Göçebebilimin anlatımın ve içeriğin birleşmesine aniden kendisini daha yakın hissetmesi ve bu iki terimin hem biçim hem madde olması daha doğru gözükmektedir. her türlü biçimin anlatımın yanında yer almasıdır. (Bu tekillikler içeriğin biçimini oluştururlar).. P. bölünüp dağıtılmasıyla. içermektedir (denklemler) Değişkenin değişmez bir biçimi değişmezin değişir bir maddesi. bambaşka bir kavramı ortaya çıkar. Bağdaşık mekan kesinlikle kaygan mekan değildir. bunu ağırlık alanı biçimi üzerine biçimlendirmeye çalışacaktır. O bedenlerin düşüşüyle. Bunun karakterlerini veren. tam tersine pürtük-lü bir mekanın biçimidir. belirsiz özler vakalardan başka bir şey değildir. bu sabitler sadece değişkealer arası ilişkiler bile olsa. kendisini düşünene ve etken biçimde anlatmak zorunda olduklarına eşdeğerdir»). Bu hipotezi sadece ortaya çıkarmak için anımsıyor ve eğer Oluş bir modelse sad3Ce modelin eşi ve kopyası. onun kendisinin tek biçim ve özdeş ile yanşan bir model olduğunu da düşünüyor. Böylece sanat olduğu kadar teknik olarak kendini gösteren bir bilim açısından iş bolümü tamamıyle geçerlidir. bu şemailin önce yönetilen-yöneten.). sık sık gösterildi. (Bkz. Cismi döndürdükleri vakit (ağırlık merkezi) veyahut ortak yönleri değiştirildiği vakit değişmez kalaiı paralellerin tüm bu güçlerinin sonucunun uygu-lanma noktası budur. Bu compars'a değgin bağdaşık mekanda çok iyi izlenebilir. 60 Genel bir biçim. sabitleri ortaya çıkarmayı. Bu bakımdan nomos ve logos arasında nomos ve kanun arasında. yaşamdan veya teknikten çok. cebir biçimine indirgeneme-yen değişik denklemlerdir ve bunlar kendi hesaplarına değişkenin duygusal sezgisinden ayrı tutulamazlar. Dayanağın ve süslemelerin dinamik bir şekilde zincirlenmesinin diyalektik madde-biçimin yerini aldığı göçebe sanatının genel karakteri düşünüldüğünde bu konuma ait bir fikir edinebilmekteyiz. anlatılabiienin düzenindedir». Ama dispars. *biçim emir veren insana. Kısacası .U. oluşturacakları yerde maddenin tekilliklerini yakalarlar veya belirlerler. 61 re bağlıdır.dıvıdu et sa genese psyco-biologique (Fiziko-Biyolojik Oluşum ve Birey). yerini alır (28). Ve anlatım daha biçimsel değildir. Bu biçim-nıadde şemasına Simondan dinamik bir şemayla karşı çıkar. burada. heryerde iletişime girmeye yetkin. s.N.F. tüm maddenin içeriğin yanında yer alması. akım olanın laminar-yacı P) akışıyla pürtüklüdür. her yönde mekanı pürtüklü kılabilen paralel dikeylikler bunlardır ve oradan itibaren mekanı bağdaşık kılarlar. bu bambaşka bir şemadır. denk olmayanlardır. Öklidçi mekan paralellerin meşhur konutuna bağlıdır. Daha doğrusu maddenin tekilliklerinin birleşmesiyle anlatım çizgilerinin birleşmesi oaşgösterir ve zoraki veya doğal birleşmeler düzeyin59 de.tutulamaz. hilemorfik şemayı kuran budur. ama değişkenlerin kendilerini sürekli değişkenlik durumuna koymaktr önemli olan Eğer hâlâ denklem kaldıysa. nasıl ortaya çıktığı. madde bir sistemin enerji şartlarına veya tekillik güçlerine bağlıdır. kanunun hâlâ «çok ahlaklı bir tad arkası» olduğu anlamına gelen bir karşıtlık vardır. maddenin paralel parçalara. Göreceğimiz gibi. (28) Gîlbert Simondon bu hilemorfik şerranm ve onun sosyal olasılık-larmın eleştirisini ve çözümlemesini çok ileriye götürmüştür : (emir verdiği zaman : «biçim. Binanın ayaklannın mekanıdır. madde asla hazırlanmamıştır. 42-56. öyleyse.

bu mesafeye yerleştirir. Hızın genelde bir hareketin sadece soyut karakterinde olmasa da ve ağırlık veya düşüş çizgisinde çok az da olsa ayrılan bir değişkende canlandığı doğru olsa da. ölçüsüz çokluklar. diğeri dalganın tümdenci bir kuramı olarak. Gravitas veya celerî-tast ağır ve hızlı. orada bile termik alanın ne ölçüde ağırlık merkezi alanından ayrıldığı veya tersine ona eklendiğini bilmek bambaşka bîr sorundur. diğer güçlerin ağırlığını yakaladıklarından veya çekime karşı çıktıklarından dolayı değildir. bu kesinkes ölçülü adı verilen çoklukları. örneğin kimyasal 62 denklemler karakterini değiştiren elektiriklere ek getirerek gerçekleşir (30). ama hızlılık. karşıtlık hem bilimsel hem de nicelikseldir. ona bağlı değilseler. 65. ağırlığı ve hızlılığı karşı karşıya getirdiğimizde orada niceliksel bir karşıtlık hatta mitolojik bir yapı bile görülmemelidir (her ne kadar Du(30) Yani. Ama. (Anne Ouerrîen) 63 mezil bu karşıtlığın mitolojik önemini gösterdiyse de ve özellikle devlet aygıtının doğal «ağuiığı» nın işlevine göre. ağırlıkla. s. Bu anlamda. 84 Bu iki tip biimi veya bilimsel girişimi birbirlerine karşıt olarak kaymak gerekir: Biri «yenidenüretmeyi». Bilim adamları sadece metafizik (fizikötesi) bir endişe yüzünden değil. birbirleri arasındaki başatlığın belli bir rolünü oynar. hatta birincinin hızı ve ikincinin gecikmesi ne olursa olsun. bağdaşık ve merkezileşmiş bir mekanın tabanı olarak gözükmektedir. Bu tüm bilimin içeridenlik biçimidir. diğeriyse «izlemeyi» içermektedir. ama nitelikli hareketin iki ayrı tipidir. Kimya kesin bir ilerleme yaptığında. Biri yenidenüre-timindeki yinelemeninki ve yeniden yinelemeninki. diğeriyse yollara değgin olanmki olmalıdır. ama ayrıca bilimsel bir endişe yüzünden 19. görselden daha dokunsal veya elle yapılan bir mekandır. alternatif terimlerinde Michel Serres en iyi formülü sunar: «Biri yolların genel kuramı. ışığı. onun özellikle bir hızı olduğu söy-lenmeyecektir. Bu değme.. Eğer ona karşı çıkmak için gitmedikleri doğruysa ve bir o kadar oradan da gelmiyorlarsa. niteliksel karşıtlıkları nicelikselleşen belirli bir bilimsel rolü oynamaz. çabukluk. durum tabii kî daha da karmaşıktır ve ağırlık tek başat modelin karakteri değildir: Sıcaklık ağırlığa eklenir (kimyada yanma ağırlığa bağlıdır/. hatta onlara karşı çıkmasa bile. kaygan mekanın kendisini çizen kasırgamsı bir durum edinecek bir hareket için kullanılacaklardır. Tipik bir örneği Monge verir: «özel hır fiziğin uğraştığı» bedenîn değişkenlerinin etkisine «elektriği. Bu alan bir «fazlayı» veya bir «artışı» doğrular ve kendisini bu artışa. hızlı-yavaş. No*nos veya dispars bambaşkadır. Kaygan alan işte bu en ufak mesafenin olduğu alandır: Ve sadece sonsuza dek komşu noktalar arasında ve komşuluğun birleştirme yolunun her türlü belirli yoldan bağımsız olduğu bir bağdaşıklığı vardır. Öklid'in pürtüklü mekanının olduğu gibi. yüzyılda tüm güçlerin ağırlık güçlerine indirgenebileceğin! veya daha doğrusu ona evrensel bir değer veren (tüm değişkenler için sabit bir ilişki). seyyar bilimlerin tümüdür herhalde. Kaygan mekanın ne su yolu ne de kanalları vardır. Monge çok daha sonra bütün bu alanları genel fiziğe bağlamıştır. Bu mekanda akım -madde paralel kısımlara bölünmez ve hareket noktaları arası tek-ikiyönlü ilişkilerde algılanmaya ke adini bırakmaz artık. indirgenemez bir alan olarak doğrulanır. Her seferinde. ama ağırlık kanununa göre sonsuza dek düşen bir yavaşlık söz konusu olacaktır. Ama hızın en basit özenli incelemelerinin daha o zamandan dikey düşüş ile eğrili hareket arasındaki farklılığa karıştığına veya daha genel olarak düz çizgiyle eğri arasmdaki farklılığa «cîi-namen»in farklılık biçimlerinde veya en ufak mesafede. en ufak artışa karıştığına dikkat çekilecektir. nesne veya biçim kavramından çok daha önemli bir kavram yapan koşullarda. bu her zaman bağların ağırlıklarının gücüne başka tip bir bağlama ekleyerek. bir alan bilime açıldığında. Ağır mekanı pürtüklü kılan ve bir noktadan diğerine doğru giden îaminaıyacı bir hareket olacaktır.yerçekiminin gücü la-minaryacı. ağırlık-çabukluk. (31) Michel Serres. devlet aygıtma göre olsa bile).. ufak harekteli değme. büyüklükleri durumlara nazaran bağımsız olan ve noktalar ve birimler sayesinde ifade edilen ağaçvarilikleri koşullar (bir nokta-dan diğerine giden hareket). fizik iki bilime indirgenir» (31). Yavaş ve hızlı hareketin niceliksel dereceleri değildir. ama «değişkenlik etkilerinin daima ek olaylarının şahidiyse-ler. Yola değgin olanı kolayca tekniğin bir koşuluna veya bilimin doğrulanmasına indirgenir.) çekim biçimine indirgenebilinip indirgenemeyeceğini kendi kendilerine sormaktaydılar. ve . bu alan öncelikle yer çekimine ve çekim güçlerinin modeline. en aza indirilen bir hareket için ve o hareketten itibaren kaygan bir mekana yerleşen. çokluğun değişik bir tipiyle birleşmiştir: Mekanı hesaplamadan ve sadece «onun üzerinde giderek seyredilebilinen» mekanı işgal eden köksapsal. bu yollara değgin. Karışımları ve bileşkeleri ne olursa olsun. merkezinden kopmuş. ikili bir tekyönlülük veren (her seferinde ikiden fazla olmayan. Bir alan ki. Ama bu aslmda öyle olmaz : izlemek yenidenüretmekle aynı şey değildir. pürtüklü. Bunlar kendilerinin dışındaki mekanın bir noktası tarafından gözlenen izlemeye yanıt vermezler: böylece seslerin veya renklerin sistemi Öklidçi mekanın tersidir. Bırakılan ve hız ne olursa olsun düşen bir bedenden. o kaygan mekan ayrışıktır. sıcaklığı getirmekle başlar. ama bilime ortak-ya-yıcı bir koşulun ve iki modelin karışımını ve ayrımını kurallayan ve onların alternatiflerinin. ağır-hafif. yer değiştirmeyle uğraşmaktaydı. diğer yanda genel fizik enginlikle.

) yeriniyurdunu genişletebilirsin . Bu seyyar bilimlerin usdışı. böylece akışın yönünü tanırsın. böylelikle ona tekniğin veya bilimin yasal sisteminde azınlık bir yer önerilir. «İlk bitkine dön ve orada. zorunlu olarak seyyar bir biçimdir? Bu örneklere. Yağmur tahıl tanelerini uzağa taşımış olsa gerek. Kraliyetçi yenidenüretilen bilimlerde içeridenlikleşmeye kendini bırakmayan yola değgin veya seyyar bilimlerin akımıyla. 67 me için yaptıkları şeydir. 5 65 re ise yersizyurdsuzlaşma süreci alanın kendisine yayılır ve onu oluşturur. ölçüsüz bir çokluk daima çevrilebilir ve zorunlu olarak «bir compars»da çevrilebilir kılınacaktır: Temel işlemle. bir akım her zaman varolmuştur. Kullanılamayacak kadar eskidiği vakit böyle bir duruma girerler. sabit bir görüş noktasının sürekliliğini içerir: Kıyının üzerindeki akışa bakmak. Öyleyse. 43-47. Pherbe du diabîe et la petite fumee. Böyle bir şeye olanakları bile olmaz. aynı görüngülerin üremesi için pür-tüklü ve merkezi ağırlıkçı bir mekan yeterlidir. çokluğu göz önüne alarak.. belli bir yöndeki îaminaryalı bir akımın akışını seyretmeyi bıraktığımızda ve kasırgamsı bir akım tarafından almıp götürüldüğümüzde. bir vektör alanı.. kaygan mekanı çizmeye. Hermann Yay. Daha iyi bir şey değil.. Her seferinde seyyar sürecin ve girişimin kendi modellerine başvurulduğunda. her kaygan mekanın bir noktasına teğet değerek geçen yeterli boyutların sayışma sahip olan Öklidçı bir mekan konur ve yeniden konur ve bu temel işlemle «yolun el yordamıyla aranıp taranmasında» onu izle(32) Castaneda. akım vektörlerin paralelliğini dışlayan kasırgamsı ve eğrili şekilli havasını bulur. «boyutların sayısının yeterli olduğu Öklidçi bir mekanda dolması gibi» bir çokluk dikkate alınır. bir alanda. değişkenler sabitlikleri çekip alacağımız yerde. Ve bu toprağın yönüyle aynı değildir: Yasal modele göre. ve tamir etmeye sınırlamışlardır. onlarla ittifaka girmekten bıkmayanlann seyyar bir bilgin tipi vardır. Ve devletin bilimadamlarının mücadele etmekten. Örneğin: Niçin ilkel madenbilimi..yenidenüretmek için asla izleme yapılmaz. ama seyyar bir modele göSavaş Makinası-F. veya onları kendi bünyelerine almaktan ve-yg. Bu iki modelin yarışında asıl ortaya çıkan göçebe veya seyyar bilimlerin bilimi ne bir iktidarı elş geçirmek için ne de özerk bir geliş(33) Albert Lautman açıkça Riemann'm mekanlarının. Bunların ikisinin arasında meydana gelen bitkiler senindir. 23-24. hep izlemek zorunda kalırız. maddenin akımını izlemeye. bu yönde senin bitkinden en uzakta olanını ara. Ama seyyar girişimlerin ve süreçlerin zorunlu olarak pür-tüklü bir mekana gönderildiği. büyü dolu girişimlerle daha içli dışlı olduğundan dolayı değildir. oradan itibaren fau çokluk üzerinde el yordamıyla bir çokluğun aranıp taranması yerine. 66 meye devam etmek yerine. kraliyetçi bilimler bir sürü papazlık ve büyü işleriyle kaplıdır. Les schemas de structure «Yapının Şemaları». Ve ayrıca. s. Bu logos'un veya kanunun nomos üzerinde göstermiş olduğu zaferdir. yeniden ye-rimiziyurdumuzu buluruz. işlemin karışıklığı yenmesi gerekli olan direnişin şahitidir. örneğin nasıl Öklidçi bir kesişmeyi kabul ettiğini. Suyun kazdığı çukuru izle. Ama izlemek yenidenüretimin ülküsünden başka bir şeydir. Genel kuralda. kesinliği ne olursa olsun.. öyle ki. bu noktadan itibaren dere gibi suyun alçısının nasıl olduğunu dikkatlice izle. yenidenüretmenin ülküsü her zaman ve her yerde kraliyetçi bilime dahil olmuştur ve kanun'un kesin sabit biçimi serbestleştiren onca değiş-kenmiş gibi duran zamanın ve yerin ayrımlarıyla uğraşır: Eğer aynı koşullar sağlanırsa yahut değişken görüngüler ve değişik koşullar arasındaki aynı sabit ilişki kurulursa. noktalar tekikiyönlülüğün dışladıkları tüm tekilliklerin konumlarını yeniden bulurlar. Her şey gerçeğin kendisiyle karışan dalgalanmaların nesnelliğinin bölgesinde alınır. 160. yenidenüretimin pürtüklü ve bağdaşlık mekanına dalması gibi. Yenidenüretmek. «yakınlaşmış bilgisi» kendisini çözemeyeceği sorunlardan çok sorun . Bkz. İnceliği. iki vektörün paralelliği yeniden ortaya sokulur (33). Bir maddenin veya daha doğrusu bir aletin «tekilliklerinin» arayışında ve bir biçimin icadında olmadığımızda. onları modellerinden alan kraliyetçi bir bilim tarafından şekillendirildiğî ve maddelerin kraliyetçi bilim modellerine indirildiği ve onun modelinin sadece «uygulaaımlı bilim» veya «teknik» adı altında bırakıldığı ölçüde bu doğrudur. çünkü tüm işlemlerini sezginin ve inşaatın duygusallık koşullarına. Daha sonra (. Tümdengelimin. s. Şeytanın Otu ve Küçük Duman. bir görüş noktası üzerinde sabit ilişkilerin tümüne göre. (32) O kadar «kaza» gibi (sorun) yayılan tekilliklerin olduğu vektörün alanındaki akımı izlemeyi içeren yola değgin. sabit olarak iki komşu vektörün paralelliğinin tanımlanabileceğini gösterdi. ama işte. kaygan mekan bağdaşık ve pürtüklü olmaya olanak vermeyen değme özelliklerini yeniden kazanır. ama başka bir şeydir. giz. kaygan bir mekan. onların sürekli değişimine atıldığımızda. seyyar bilimler vardır. her şeye rağmen kanallar sayesinde bir noktadan diğerine gitmenin söz konusu olduğu ve akım parçalar halinde kesilebilir olduğu (hatta bunlar tekil noktalar olsalar bile) söylenerek karşı çıkılabilir. tümevarımın. aşağı yukarı göçebe konum taşıyan demircilerle iletişimde olan. yenidenüretilenin dışmda.. çabukluk alanına girmek için ağırlık merkezinin gücünden kurtulduğumuzda.

Bunlar Dumezil'e göre egemenliğin görünüşieridir: Despotun veya ihtiyar deniz kurdunun «bü-yüsei-dinsel sözü. t •} Düşüncenin imgesinin araştırılmasıdır (Ç. tüm bir organon'u sabit-leştirdiği söylenir. Les Maitres de verîte dans la Grece archaique. sitenin diyaioğunun-sözü». aralarında bir sürü aracı ve tefeci olduğundan dolayı ve birinin diğerini hazırladığından dolayı diğerinin birinciyi kullanmasından ve kendisine saklamasmdan dolayıdır ve birbirlerini tamamlayıcı ve birbirlerine karşıt olduklarından dolayı değildir bu. kanalları. Düşüncenin devlet aygıtının modelinden ödünç alınmış olduğu ve bu modele uygun olduğu söylenir ve bunun sonuçları. Bu kategorik. bir kuruluşun etkinliğini oluşturarak meydana gelen doğrudüşünmenin bir İmperium'u (muthos) (*). Ama.bu bakımdan dolayı hemencecik açılamayacak derecede büyük güçlüklerle karşılaşırlar ve bunları... her seferinde (*) Kuruluş söylencesi (Ç. bütün işlemleri sezgisel koşullardan koparıp. ama bunun bilimsel çözümü tersine kraliyetçi bilime ve onun sorunu olanı kendi teorematik aygıtından ve iş örgütlerinden geçirerek.çıkaran duygusal ve sezgisel değerlere bağlı kılar. Ama.Problematik onun tek modeli olur. Tüm girişimlerine rağmen. «ikisinin arasında» ve dışarıdan oluşan. Ama söz konusu olan bir çeviriden çok bir kuruluştur: Bu nedenden dolayı seyyar bilimlerin savundukları bu kuruluş ve onu sunma olanakları ortada yoktur.. kuramsal devlet normlarının parçalarını oluştursa da. imgeye bağlı kalınarak. Maspero M. inşaatlar yerde kurularak. yüzyılın sonunda Orleans ve Beauvais Kiliseleri çökerler ve denetim hesapları seyyar bilimin inşaatları üzerine işlemesinde güçlük ortaya çıkar. ilişkiyle veya bağlılıkla. Demek ki tüm düşünceyi kaplayan «nooloji» biliminin özel nesnesi olacak ve düşüncede devlet-biçimini oluşturacak düşüncenin bir imgesi vardır. 69 çimin kendisinin sorunudur.). önceden değiştirmesinin biçimine bağlıdır. Detienne düşüncenin bu iki kutbunu açıklığa çıkarmıştır. Ve bu nedenden dolayı. onsuz fizik kanunları mekanın özel noktalarına bağlı kalmak zorunda kalacaktır. Çok fazla biçimci olarak yargılanan düşüncelerin içeriğinin eleştirildiği görülür. bir işlem sayesinde çözmeye çalışırlar. soru. bu ki çözümü bilimdışı ve ortak eylemlerin tümüne gönderecektir. seyyar bilimler hesap olanaklarını çabucacık aşarlar. Yunan düşüncesinin en 70 . onlardan gerçek özünlü kavramlar veya «kategoriler» yapmaktır. Ayrıca Bouiıgand'ın temasma gönderimde bulunacaktır: «Problem» ve «gene! sentez» matematiğin iki öğesi ikilîliğini belli bîr karıştıkla etki alanına girerek geliştireceklerdir ki. orada genel sentez her seferinde «kategorileri» sabitleştirir. başka bir şey söz konusu olmuştur. imgenin dışında saklanan bir olay olması da dışlanamaz (35). güvenlik. sadece sezginin koyduğu sorunları biçimsel olarak çözmeye bilimsel olanağı olan akıl ve sezgi gibidir. Seyyar mekanları bağdaşıklık me-kanıyla çiftleştirmek zorunluluğu buradan doğmuştur. koordinatlar ele geçirilemez. İşte böylece bir imge tam olarak egemenliğin iki kutbuna gönderimde bulunan iki başa sahiptir: Büyülü bir kapma meydana getirerek. Halbuki kraliyetçi bilimden başka bilimin özerk88 ligini veya kavramlarının aygıtını tammlayacak kadar ölçülü kuvvete sahip bilim yoktur (deneysel bilim de dahil olmak üzere). kategoriler olmadan sorunun genel bir çözümü olmaz. ve bir kuruluşun cezasını taşıyarak hukukî ve yasal bir örgüt oluşturarak sözleşme veya anlaşmayla hareket ederek meydana glen özgür tinlerin bir Cumhuriyeti (logos).N. organları. Kraliyetçi bilime onun belitsel ve teo-rematik iktidarına ait olansa.). kavramsal aygıtına. yeniden bir yerineyurduna dönmeyi içermektedir. öncelikle bi(34) Bergson'a göre akıi-sezgi ilişkileri çok karışıktır ve daimî bir iç-lidışlıhk ilişkisi içindedir.Yenidenüretimin mekanını taşan ek mekanın içine yerleşirler. Bu titizliklerden bazıları «güvenlik» terimlerine çevrilir: 12. canlılıkla. fakat onu yalnızca maddeyi takip edebilecek bir insanlığın niteliksel eylemlerine bırakmakla yetinmesi gibidir. Bu tıpkı. dahası. (34) Sorun II : Düşünceyi devlet modelinden çıkarmanın bir yolu var mıdır? Önerme IV: Savaş makinasmın dışarıdanlığı sonunda Nooloji (*) tarafından tanıklandı. Ama birinden diğerine geçmek için bambaşka bir doğaya sahip bir olayın meydana gelmesi. Bu iki bilimin birbirlerini etkiledikleri alanda seyyar bilimler sorunları bulmakla yetinir. deneyler açık havada yapılarak. Ve eğer bu iki baş titreşimdeyseler. yolları.. su yollarını.N. (Eski Yunan'da Gerçeğin Sahibi Efendiler). siyasal ülküymüş gibi. su götürmez aygıt olmaksızın farklılık işlemleri bir görüngünün evrimini takip etmek zorunda kalacaktır. Sorunun çözümleri özerk olmayan bir takım eylemlerden oluşması lâzımdır sanki. Le dedin des absolus mat* h£matico-Iogîques (Mantıksal Matematik Mutlakhğm Çöküşü). Ama. Bkz. Bu iki baş birbirleriyle düşüncenin klasik imgesinde titreşimsel girişimde bulunanlardır : «Prensinin üstün bir varlık olacağı tinlerin bir Cumhuriyeti». (35) Marcel Detienne. bu bilimde yersizyurdsuzlaşma.. sabit modellerde onları yükselterek. biraz Bergson'daki akim.

Servius et la Fortune (Servius (kral) ve Talih) s. çünkü kabul edip boyun eğdikçe efendi olacaksınız. Modern adı verilen felsefede ve akılcı. Hegel'cilerin herkesin en aza indirgediği bir iştirak olmaksızın bu akılcı-usun varolamayacağı şeklinde yanıtı vardır. çünkü yalnızca. Ve şüphesiz. düşüncenin içinde gelişecek çok özlü bir şey kazanır: Tüm bir rızayla yapılan sözleşme. Gallimard Yayınevi ve Eric Weil Hege! ve Devlet: Politik Felseft». bilge. Modern devletlerde. Ve onunla daha nice yarışanlar ve görev üstlenmek isteyenler vardır. . ayrıca Detienne bu evrimi veya geçişi emniyete aîan savaşçıların özgül iki grubu arasına da bunu sokmaktadır.g. 72 kezî olan tüm yetilerinin birliği saltlığa taşınmış devletin sözleşmesidir. içeridenlik biçimi veya ilkesi olarak kuruluş koşuludur. Bir bakıma. Ama devlet burada kârsız değildir. Devlet» biçimi düşüncenin bir imgesiyle esinlendiğinden beri herşey belli kurallar içine girdi. yine büyüsel bir dönüşle bu rolü üstlenmiştir. yani devleti evrensel hukuka yükseltmek. hem teknik-akılcı hem de Insanî-akılcı olarak. işte. Orada düşüncenin ne kazanmış olduğu görülür: Kendisinde asla olmayan bir ağırlık. Devletlerin özelliği basit bir olgudan daha fazla bir şeydir. bunun hiç bir öneminin olmadığı ve düşüncenin gülmek için ağırlığından başka.. her şeyin kendi cezasıyla veya yetkenliğiyle varolma havasını oluşturan bir merkez. De-tîenne. karıştığma göre bu de-ğiş-tokuş analitik bir önermedir (36).bize gerçeğin bir impeıium'undan ve tinlerin bir Cumhuriyetinden bahsedildiğinde bunun basit bir eğretileme olmadığı çok doğrudur. Ortak sağduyuyu cogito'nun mer(36) ifesmî politik felsefede canlı kalan sağcı bir Hegel'cilik vardır ve bu devletin ve düşüncenin yazgısını sağlamlaştırır. İdeolojiyle karıştırılmaması gereken nooloji. imgenin kendisi değişik çerçevelere bürünmüştür: Daima filozof olarak gösterilmedi ve çizilmedi ve hep böyle çizilmeyecek. usun oluşu olması gibi. Kojeve. modern adı verilen devlette. Böylece sanki egemen bey dünyada tektir ve tüm evrenselliği kapsamaktadır ve güncel ve gelecekteki öznelerle işini görmekten başka yapacak bir şeyi kalmamıştır. tek biçimin cezasını almak daha az ilginç değildir. Bilgelik ve Tiriînhk. Bugün de psikanaliz Cogitatio universalis rolünde. düşüncenin imgesinin ve onun tarihîliğinin araştırılmasıdır. 17. Du-mezil. devletten çtkarıhp çıkarılmadığıdır. filozofların. düşüncenin de> onlaım özdeşliğini düşünmesi durumunda. Felsefenin kuruluş rolünü kendine gösterdiğinden beri yerleşik iktidarlan şükranla andı ve ke>ndi yetilerinin öğretisini devlet iktidarının organlarına geçirdi durdu. ve gelecekte olabilecek ahlaksızlıkları yahut başarısızlıkları için de bu aynı şey olacaktır.. Hegel'den Max We-ber'e §M ve modern devlet ilişkileri üzerine. a. her şey öznenin ve yargı organının etrafmda dönmektedir Özne ile yargı arasındaki ayınım. devlet dahil olmak üzere.. s. Eğer zaten en eski devletlerde bile varolan bu akılcılığın. Devlet biçimi. yerini almıştır (Cumhuriyete düşüncenin laik bir modelini vermek istediklerinde) . 64 ve bkz. fizikçi. Devlet düşünceye bir içeridenlik biçimi verir. bunun yeni temsilcileridir. 71 gütlenmesi olarak tanımlanacaktır: İnsan topluluğunun yalnız aMakî veya içe dayanan özelliği vardır (Bir halkın tini) ve aynı zamanda bu insan topluluğunun örgütü evrensel bir uyumluluğu kapsar (Mutlak tin). Büyülü bir işlevden akılcı bir işleve gidilir. Bu özellikle Hegel'cilik tarafından gerçekleştirilmiş ve yerinden de alınmış olan Kant'in büyük «eleştiri» işlemi olmuştur. devlet için düşünceye dayanmak ve ondan evrensel. örneğin Durkheim ve onun öğrencileri (yandaşları) sosyologlar. Ama borunun aslı -akılcı-usun biçiminin ona zorunlu olarak «us» vermek içtin. ama düşünce de bu içeridenliğe evrensel bir biçim verir: «Dün-yasa] bir örgütün amacı özgür ve özgül devletlerin içeririnde usçu bireylerin gönlünü hoş etmektir». bu biçimin değişikliklere uğramasına göre. filozof. Bu düşüncenin katman olarak. bir ağırlığı olmadığı söylenebilir.e. Eğer düşünce için devlet üzerine dayanmak ilginçse. ama usun gerçekleştirilmesi. filozofun bir devlet memuru veya bir kamu profesörü olmasında şaşılacak bir şey yoktur. Hep kabul ediniz. aslında. yöneticilerin kendilerinin optîmum'u olduğuna karşı çıkılırsa. salt akla boyun eğecek. devlet gerçekleştirmek zorundadır. Artık ne dışarıda kalan kuvvetli örgütlere ne yabancı çetelere ihtiyaç kalır: Doğal duruma gönderimde bulunan baş-kaldıran öznelerle devletin kendi biçimine gönderimde bulunan ve onunla sözleşme halindeki özneler arasında tek ilkesi bölmek olan devlet kalmıştır. yani kendi kendinizi kabul Edeceksiniz. Bunun rövanşı için. sofist) bu kutuplara göre yerlerini almakla kalmazlar. çünkü hukukî olarak modern devlet bir insan topluluğunun akılcı ve usçu örönemli kişileri (şair. Yalnızca düşünce hukukî anlamda evrensel bir devlet yapısını icad edebilir. kanunun düşüncesiymiş gibi. Vrin Yayınevi. tüm bir düşünce gelişti. Şair eski imparatorlukçu devlete nazaran imgenin terbiyecisi rolünü taşımıştır (37). Us ile devlet arasmda tuhaf bir alış-veriş üretimidir bu. Kant kötü kullanımları işlevci bir şükranla anmak için eleştiri yapmaktan bıkmadı. hukuk devletiyle olgu devletinin. Ama o da zaten bunu istemektedir ■ En az bizden daha iyi düşündüğüne göre ve herzaman yeni memurlarını doğurduğuna göre ve insanlar düşünceyi ne kadar az ciddiye alırlarsa o kadar devletin (37) Attik şairin «egemenliğin memuru» olarak rolü üzerine bkz.

Ve düşünce için bu tip bir dışarıdanlık biçimi içeridenlik biçimine simetrik değildir. ama okun bir yere saplanmasından medet umar. Onlara düşünceyi bir süreç ve bir dava olarak karşı çıkarır. ve bu halkın gelmesini bekleyen. devletin karşıtıdır. isterse küçük imkanlarla olsun ve onun abide veya. «Eklemlenmeyen sesleri karıştırıyorum. süreksiz gözükmeler. İmgeleri yıkarlar. Savaş makinasmın sorunu yol üstündeki konaklama hanlarının sorunudur. bozkır veya çöldür. bir düşünce adamı olmayı.).73* istediği şekilde düşüneceklerine göre. tuhaf bir anti-platoncu diyalog. Belki Nietzsche'nin Eğitimci Schopenhauer düşüncenin imgesine karşı ve onun devletle olan ilişkisine karşı verilen en büyük eleştiri değil midir? Herşeye rağmen «özel düşünür» anlatımın bu içeridenliği üzerinde pahalılandığına göre. Tersine. dilin denetimi. Hegelci adalet vb. bizi taşımakta olan halkın yüzündendir. düşünce kendisini ciddiye almamanızı düşler. kabul edilebilecek bir yeni-^denüretime olanak yoktur. Düşünceyi dışarısıyla ani bir ilişkiye koymak.. 76 elektrik dolu salt bir şiddetin bedenin içine yerleşmesi gibidir. bu imgeyi ve onun kopyalarını.. anımsayan. Schopenbauer educateur (Eğitimci SchopenhauerJ. Bunlar kamu profesörüne karşı. olan. yalnızca anlatım çizgilerini ortaya çıkararak. kısaca düşünceden bir savaş makinası ortaya çıkarmak yöntemleri Nietzsche'-den beri kesin olarak incelenebilen tuhaf bir girişimdir (vecize. En azından içeridenlik odaklan arasındaki farkta veya iki kutup arasında simetri yoktur. Paris. «Bu son gücün bizde eksikliği. Zen'in kaygan mekanında ok bir noktadan diğerine doğru gitmez. düşüncenin biçim kurmaktaki olanaksızlığında yaşayabileceğini anlattığı Jacques Ri-viere'e yazmış olduğu mektuplarda Artaud'nun metni.. düşlemedi? Halbuki nooloji karşı düşüncelerle karşılaşır ve bunların eylemleri şiddet doludur. özel bir düşünürün eylemleridir: Kierkegaard. bu tıpkı bir generalin savaş makinasında yapması gereken yöntemdir. Ve ikinci olarak da Kleist'ın metni. hâl ve şartların. «Doğa insanlıkta felsefeyi bir ok 75 gibi fırlatır. Herkesi eşit kılmak zorunda kalsalar da küçücük bir kısmı etkilerler. in-termezzilere.. üstelik de rastlantının denetiminin. düşünceyi bir adalete. ayrıca etkilerin denetimi. örneğin. merkezi içeriden-ligini ele vermiştir. onu hiç hesaplamadan işgal etmesini bilir ve onun için yönteme. binlerce defa hata yapar ve onda bir gücenme yaratır (. salt bir dışarıdanlıkta. atasözlerinden çok farklıdır.» Düşüncenin tümü şimdiden bir kabiledir. sözün. Maurice Blanchot ve düşüncenin dışandanlık biçimi üzerine: La pensee du dehors. çünkü harflerin cumhuriyetinde atasözleri devletin organik bir eylemi veya hükümdarın yargısı gibidir. doğru ve gerçek modeline bağlı kılan hertür-lü olanağı mahveden bir güçtür (kartezyen gerçek. .. 7. 74 layan. evrenselleştiri-lemeyen tekilliklerin işlevlerine ve içeridenleştirileme-yen koşullara göre.. onun ne imgesi. halbuki söz konusu olanın «Dışarısının bir düşüncesi» olduğuna göre. ama herhangi bir noktaya gönderilmek üzere olan bir noktada toplanacaktır ve oku atanla hedef arasında yer değişikliği yapacaktır. böylece de etkilenen bu küçük kısım sanatçıların ve filozofların cephanelerine koydukları güce yanıt vermez. o tatmin edici bir anlatım değildir (38). Critique dergisi. Cogitatio Universalis'in pürtüklü mekanının «yöntemidir» ve bir noktadan diğerine izlenmesi gereken bir yolu çizer. Sonuçta hangi devlet adamı bu mümkünü olmayan küçük şeyi. tıpkı çölde olduğu gibi şimdiden ipini gelecek olan bir halka bağ(38) Foucault'nun çözümlemesine bkz. Ama dışandanlık biçimi düşünceyi öyle kaygan bir mekana yerleştirir ki. (Dışarısının Düşüncesi).. Haziran sayısı.. nişan almaz. Nietzsche veya hatta Chestov. Başka bir nedenden dolayı da «özel düşünür» pek iyi bir ifade değildir: Çünkü eğer bu karşı-düşüncenin salt bir yalnızlığa şahit olduğu doğru olsa da. Oturdukları her yerde. ama vecize dışarıdan gelen yeni bir gücün anlamını. Ama düşüncenin dışarıdanlık biçimi-güç ona daima dı-şandan gelmektedir veya son güç n.. yeniden açılmalara ihtiyaç vardır. şu anda eksikliğini duysa da. ne modeli. diğerinin de daha anlamadan nöbet değiştirmiş olduğu kız kardeşinin ve erkek kardeşinin bir antidiyaloğu : Kleist buna Gemüt düşüncesi der. sadece bu halkla varolabi-len bir tekbaşmalıktır bu.) sanatçılar ve filozoflar imkanları dahilinde amaçlarının bilgeliği için mükemmel birer kanıt oluştursalar da doğanın sonucuna karşı birer kanıttırlar. kuvvettir-devlet aygıtından esinlenmiş imgeye karşıt olacak bambaşka bir imge değildir. Kantçı doğru. ama yalnızca yollara. Böylece.» (39) Düşüncenin gerçekten bir pathos Cbiranti-logos ve bir anti-muthos) olduğu anlamda. 1966. s. mimarilik sorunu yoktur. çevresel olarak.. tarih boyunca hareketli varolmak. içlendirici. orada birinin bilmeden söylediği. «konuşmakta olan gelişen düşüncelerin kurulması üzerine» : Kleist bu metinde kavramın bir denetim aracı olarak. Bu popüler dayanağı aramaktayız. modeli ve yenidenüretimlerini. Düşünce tıpkı bir vampir gibidir. Model bir şehrin yerine nöbet değiştiren seyyar bir halk. iki metinin varlığını düşünüyoruz. yahut da (39) Nîetzsche. ne de yapılacak bir kopyası vardır. Düşüncenin merkezi bir yıkımından başlayarak işlemini bir alette. onu kullanacak veya onu işgal etmek zorunda olan son bir gücü sürekli bekler). özellikle. bu çok dolu bir yalnızlıktır.

yoga gibi tüm diğer faşizmleri başka türlü harekete geçiren Doğu kutbunun bir fantazma olmaması için nasıl davranmalı? Fantazmalardan kurtulmak için seyahat etmek şüphesiz yeterli değildir ve tabiî ki söylencesel veya gerçek bir geçmişi anarak ırkçılıktan kurtulmak mümkün değildir. kadının düşünce-oluşu bu şekilde yapılmalıdır: Gemüt kendisini denetlemeye bırakmaz ve bir savaş makinası mı kurar? Bir bakanlık olarak kabul edilmiş olmak yerine bir halka hitap eden bir düşünce.R. ama bir hukuk devletindeki gri üstünlüğü veya harfler cumhuriyetinde kendini gizli bir prens olarak ifade eden N. Piç ve kanşık-kan ırkın gerçek adlarıdır. kendilerini çete sayanlar) ve ortam-mekan (Doğu. kendi dilinde bir yabancı olmak ve sözü kendine çekmek ve «dünyaya anlaşılmaz bir şey getirmiş olmak» için bunu yapmak. Riviere bir devlet adamı değil. kolaylaşır. Gallimard Yay. .) bir zenci... tersine ele geçirme sisteminin ona verdiği arı olmamakla tanımlanır. bir coğrafi-mekansal konum.F. bir etkisel konum. bir sürü kopyası çıkarılıp başka yere konanlar ve tüm yapay kekemelikler için.. başka tip budur. İşte dışarıdanlık biçimi. şu veya bu düzeyde. işler düzelecek. ırk bulunması gereken. Bundan böyle başka türlü hareket eden.. Dilin denetimine ihtiyaç duymamak. 79 Belit II: Savaş makinası (Devlet aygıtının dışında ve askeri kurumdan ayrı olarak) göçebelerin icadıdır. çalışınız. bunların içinde en beteridir.. Bu bakımdan. Bu eserin Fransızca'dan yayınlanmayan ikinci kısmının adı «Poetry and Tribe»dir. Bu konu üzerine Rimbaud söylenecek olanı söylemiştir: Her zaman aşağı ırktan oldum (. şu veya bu anda. paylama ve nasihatlar veren bir devlet adamının imgesi veya gölgesinin bulunması bir rastlantı mıdır? Jacques Riviere. (41) Kenneth VVhite. bizim için Varlığı ikna eden ilke olarak Özne (40) İmperiıım ve Cumhuriyet. Ama işin daha kötüsüne daha gelmedik: Onlara değer biçen.) çok uzaktan gelen bir ırka mensubum. Düşüncenin klasik imgesi ve zihinsel mekanın pur-tüklenmesi belli bir evrensellik ister. göçebe savaş makinasının üç konumu vardır. tersine tekil bir ırkın arzusunu duyar. Birinden diğerine. zihinsel bir mekanda yerini bulan gerçek ve hakikât cinsleri. 78 Bu şekilde sanki her gücün ve her yaratılanın mümkün olan bir aşağılıklık tarafından rastlanırmış gibi ve bu girişimle birarada varolan derin çokanlamlılığı ve tehlikeleri görmemiz mümkündür.. eksiksiz. bir aritmetik veya cebiri konum. tersine deniz veya bozkır veya çöl gibi kaygan mekanda. Öznenin ve Varlığın ikili görüş açısı bakımından «Evrensel bir yöntem» yönünde olanlar işte bunlardır. bir ırk arı olmasıyla tanımlanmaz. ikili bir oluştur. bir hayvanım. kız ve erkek kardeşler arası ilişki. duraklarla işleyen olmak. düşünürün kadın -oluşu.. onları kurtaran olgusal karışımlar ne olurlarsa olsunlar ayrışım ölçütleri kolaydır. Çünkü tüm düşünce bir Bütünün temsiliyeti ve bir Öznenin yüklemi değil bir oluş. tıpkı ırkın onu kateden ve dolduran bir kabilenin kurulmasıyla var olması gibi.. başat ırk yoktur. zen. Irkkabile sadece maruz kaldığı bir baskı adına ve ezilen bir ırk düzeyinde mümkündür: yalnızca aşağı. çetelerin ve Doğu'nun zifaf gecesi^ nasıl tamamen göçebe bir düşünceden esinlendiğini ve bunun İngiliz Edebiyatını da nasıl beraberinde sürüklediğini ve Amerikan Edebiyatını da bu modele göre kuracağını gösterdi (41). ufuksuz bir ortamda kendisini yayar.) Tüm ebedîliğin aşağı ırkına meıı-sub oldum. bir imge kurmak yerine. Artaud'ya yanıt vermekte çekinmiyor: Çalışınız. Doğu ise taklit edilecek olan değildir: Doğu kaygan mekanın kurulmasıyla vardır. diğerinden çok daha tuzağa düşürücü kopyası çekilecek bir modelden esinlenmek ve Ar77 taud'nun ve Kleist'in sonuçta bir anıt haline koyulması. «Ortam» olarak tanımlanan kaygan mekan ve «kabile» olarak tanımlanan ırk arasında kurulan tam. İçinde toplanan Varlığın ufkunda evrensel bir özne yerine. Le Nomadîsme Intellectuel (Aydın Göçebeliği). CNouvelle Revue Française. azınlık ırk vardır. ve bütünleyici bir küme üzerine kurulmaz. bu tip bir imgeyi iten göçebe düşünceyi ıralamak (karakterize etmek). bir yönteme ulaşacaksınız ve hukuken (co-gitatio universalis) düşündüğünüzü ifade etmeyi başaracaksınız. heryeri kaplayan ufak veya varlığın son kuruluşu olan bütünlük. Zaman kazanmak ve sonra belki de beklemek veya vazgeçmek. (. bir teorem veya töz-düşünce yerine bir sorun-düşünce. Gobi Çölü. başat ve kendi içinde toplayan faşizme yahut da aristokratlığa. iç bir biçimde kabul edilmek yerine dış güçlerle alınan bir düşünce. mikro-faşizmdeki mezheplere ve folklora dönüştürmemek için neler yapmalı? Ve karate. edebiyat bölümü) de son adam da değil. Yani göçebe düşünce evrensel bir şekilde düşünen bir özne ihtiyacını duymaz. atalarını İskandinavyalıydılar.. (40) Jaspers'in Descartes (Alcan Yayınevi) adı altındaki bir metni bu görüş açısını geliştirir ve sonuçlarını kabul eder. Doğu.gereksiz yerlerde koşuntuları (Apposition: Belirten durumda olmak üzere bir isme başka bir ismin koşulması) da kullanıyorum». Gerçekte iki «evrensellik» le işlemini sürdürür.» Aynı şekilde.) simetrik olmayan tamamlayıcılığı üzerinde önemle durdu: White bu tuhaf bileşkenin. pürtüklü. bir vaka. orada bir devlet adamı. Çünkü: bir ırk temasını ırkçılığa.. Ama orada. (. Ken-neth White yakın bir tarihte bu ırk-kabile (çeteler. «belli bir neticeyi» sabitleştirmek isteyen. Ne zaman bir «düşünür» ok atmaya kalksa.) işte armalaşmış plajın üstündeyim (. çölde bir kabile.

(44) E. yün göçebe yaşamına bütünlüğü verir. dağıtımı belirler. noktalar) . vb. s. daha önce düşünülmemiş olsa da.onların çok farklı koşulları ve nedenleri yoktur (örneğin Muhammed'e. yumuşak madde.» Otlamak (Nemo) bölüşmeye gönderimde bulunmaz. (. katatoni (katılıp kalma) ve acelecilik. W. Histoîre de la racine (Kökün Tarihi) «Nem» eski Yunanda. toplanma. Kırsal anlamında hayvanların dağıtımı sınırsız bir mekanda yapılır ve toprağın bölüşümünü içermez: «Çobanlık mesleği. göçebe gitmeyendir. . paylaşılmayan mekanda ne sınır vardır ne de bu mekan çitle çevrilir. Göçebenin dağıtan yaptığı yer kaygan mekandır. İkinci olarak.) Oturma yeri bir yurda bağlı değildir. Klîncksieck.. Mahomet â Medine (Medine'de Muhammed). bu Kleist'm çizgileri tamamen göçefoe-ninkiîerdir. kısımların iletişiminin kurallarını kurarak. Göçmenler birçok bakımlardan birbirleriyle karışabilirler veya ortak bir bütün oluşturabilirler. tabanları yukan bir şekilde çöker. iletişifrısiz bir mekanda insanları (yahut hayvanları) dağıtır. Ama sorun göçebe yaşamında sadece netice veya ilke olanıdır. bir noktadan başka bir noktaya gider. oturma. Ve Solon'dan itibaren Nomos hukuk ve yasa iikeieri. kımıldadığı zamanki kadar oturmamıştır (Bedevi dört nala. (Thesmoi ve Dike). nomos'un yeri olarak etraf ve kanunlarla yönetilen şehir veya polîs arasında bîr airnaşık vardır. hayvanları üleştirmek anSavaş Makinası . istepin veya çölün kesiştiği bu kaygan mekana yapışır ve bu meydan okumaya yanıt olarak göçebeliği bulur (45). birbirleri üzerinden kayarlar. S 81 yük bir mekan farkı vardır: Yerleşiklerin mekanı duvarlarla. bu mekanı tutar ve göçebenin sadece bu şekilde bir yurd mevhumu vardır. çünkü göçmen bir noktadan başka bir noktaya gider. onları belirleyen yollara. no-mos sonunda kanunu belirler.. hareket ile tanımlamak da yanlış mı olacaktır... 107. ama o oturmuştur. Mekanı mekana bırakır. dağıtım biçimi olduğundan dolayı. İlk olarak. Göçebe göçmen değildir. insanlara kapalı bir mekanı dağıtan yerleşik insanın yolunun işlevine sahip değildir. Halbuki göçebe olgunun zorunluluğunun ve neticesi(42) Ânny Miiovanoff. mekanı pürtüklüdür. Nomos buğulu bir bütünün kavramıdır: Bu anlamda tıpkı bir ülkenin arkası. «durağan süreç». Solon devrinde tarım sorunu ön plana çıktığında bambaşka bir kelime hazinesiyle ifade edilir. geçici yeri bellemeyen.. Göçebeyi. Göçebenin sonsuz bir sabrı vardır ve beklemesini bilir.Önerme V: Göçebe varoluş zorunlu olarak mekanda savaş makinasının koşullarını gerçekleştirir. bozkır. Bu Ibn Haldun'da görülen almaşığa benzer: Hadara yani şehirli île nomos olarak Badîya arasında (bü şehir değil.F. (. o.. Göçebenin yaşamı bir intermezzodur. göçebenin yolu istediği kadar koşu yerini veya geleneksel yollan izlemiş olsun. (. {45} Toynbee. keçi kılından veya yünden bir alanı kurar. (. bir dağın yamacı veya bir şehrin etrafındaki belirsiz bir açık alan gibi kanuna ve kente karşı çıkar («ya nomos. Ayrıca hız ve hareketi de birbirinden ayırlamım taşır.iî belirlemeye başlayacaktır. noktalan hiç unutmaz (su noktası. herkese payını dağıtarak. Watt. oturur. eğerinin üstünde diz-leıt feerine.) Böylece.» 80 nin durumuna göre bir noktadan başka bir noktaya gider : İlkesel olarak. Tabii ki göçebe kımıldar.. arasında olan tüm dayanağı eline geçirir ve tam bir yön-müş gibi bir özerklikten haz duyar. Su noktası terkedilmek üzere vardır ve her nokta bir konak yeridir ve sadece konak yeri olarak vardır. 293. «denge yiğitliği marifeti»). hatta bu ikinci nokta belirli olmasa da.. ama orada veya burada yerleştirmek. «Nem» kökü iki sözcük birbirlerine bağlı olsa da bölüşümü değil. Ama bu dağıtım çok özeldir. halbuki göçebenin mekanı yalnızca çizgilerle işaretlenmiş kaygan mekandır. süreç olarak durak. ss. Göçebenin bir yurdu vardır. Çölün şeritleri bile taklit edilemeyen bir ses çıkarıp. Galiîmard. yayîa. Kımıldamazlık ve hız. yerleşiklerin tersine. çitlerle. ama orada . noktalar yolu belirlese bile. Bunun yanında göçmen şeküsizleşnüş ve nankör ortamı terk eder. bağlı kalırlar. ya da polis (kent)») (44) Öyleyse üçüncü yerde çok bü|43) Bkz.M. ayrıca. Medine'de iştirak edenlerin hicrî veya göçmenlik yeminiyle bedevi veya göçebe yemini arasında bir seçenekleri vardı) (43). sonra yasalarla özîeşecek-tir. Göçebenin yolu tam tersidir. açık tanımlanmamış. göçebe işgal ettiği. Bir yol daima iki nokta arasındadır. Laroche.. 185-210: «Sınırlan aşmak için değil. çitler arasındaki yollarla çevrilidir. gitmek istemeyendir. «La seconde peau du nomade» (Göçebenin İkinci Derisi) Nouvelles Litteraîres. ormanın geriye doğru çekildiği. geleneksel bir yolu izler. 27 Temmuz 1978: «Larbaâ göçebeleri.) Yünün çok biçimliliği. ama kasaba. öyle ki. Homer devrinde toprağın bölüşülmesiyle ilgili değildir. dağ veya çöî anîammr taşır). Sahra'nın kenarındakiler (Cezayir'de) genelde yol anlamına geîen frkjâ sözcüğünü çadırın dayanak kazıklarının bağlarını kuvvetlendirmeye yarayan örülmüş ipleri belirlemek için kullanırlar. noktalar onun için bir yolun uğrak yerleridir. Katettikleri mekanı ele geçirmeyi reddederek. Toynbee göçebenin kımıldamaz biri olduğunu önerdiğinde aslında haklıdır. göçebe işgal eder. L'Hîstoîre (Tarih).) Göçebe katettiği mekanın figüründe değH. Öncelikle onun dağıtımı. Daha önce. yollarının temsiliyetinde durur.Payot Yayınevi. Oturduğu yerin öğeleri bile onları hareketlendiren yolun işlevine göre düşünülmüştür (42).

her sefer kemiren ve her yöne doğru büyümeye yatkın kaygan mekan neredeyse. Kum çölleri buzullarla aynı terimlerde betimlenir: Hiç bir çizgi yeri ve göğü birbirinden ayıramaz. ama törpü veya set) gelişimini önleyen veya frenleyen yahut kısıtlayıp. seyahat sırasında sıralanmış değişik etapların düzeninde bir kamp yerinden başka kamp yerine. sınırlara bölünebilen ve ortak bir şekilde meydana gelen parçalarında kısıtlanmıştır bu mekan. göçebe mekan sınırsızlaştınlmış değildir. tersine. (48) Thesiger. yani bir hızı olduğu söylenecektir. ikisinin de dokunma nitelikleri). göçebe de oradadır. Hubac göçebeliğin iklimlerin evrensel değişkenlikleri ile açıklanmayacağını (bu göçmenliğe gönderim83 de bulunur). Göçebe. ve çeşitli yönlendirmeleri yerel işlemlerin serisinde doğurduğu mutlaktadır: çöl. yanyana konulmuş ve parçalanmış bir şekilde yol alırlar. toptan olana sağlam ve oturmuş bir merkez vermesi yüzündendir. dışarıya koyan. Göçebe mutlak yerelde. deniz. bir bölgeden başka bir bölgeye geçilen göreceli toptan mekana ait değildir. Aynı anda kısıtlayan ve kısıtlanan pürtüklü mekandır. La renaissance du livre. bu dokunsal veya daha doğrusu «kapma» (46) Bkz. orada. tersine hız indirgenmez kısımlarının (atomların) çevrintisel (kasır-gamsı) bir kaygan mekanı dolduran veya işgal eden ve herhangi bir noktadan ortaya çıkabilen bir bedenin mutlak karakterini oluşturur. mülk rejimi gibi bir şeyle oluşan toprakla bir bağı vardır. hız şiddetlendiriridir. Toprağın üzerinde oluşan. yerel-leşmiş yeri bellileşmiştir. Bir yerde mutlak olanı ortaya çıkarmak dinin çok genel bir karakteri değil midir (daha sonra onu yenidenüreten imgeleri değil. Yönlerin farklılığı ve değişmesi köksap tipli bir haritacı-kğı yönlendiren kaygan mekanların esas çizgisidir. görüş sahası kısıtlıdır ve buna rağmen nesnelerin veya noktaların üzerlerine dayanmayan.. yerel yağmurların durumunu inceler ve bu yolun yönlendirilmesindeki değişiklikleri belirleyen hareketli ve geçici köksapsal (rhizomatique) bitkilere sahip olur (48). görece olarak toptan olan mekandır: Sabit yönlerin bağlandığı yb birinin diğerine göre yönlendirildiği. çölü sabit yerlerde olduğu gibi sadece vahalara sahip olmakla kalmaz. Kum. öyle ki. ara-mesafe olmadığı gibi ne bir perspektif. Le desert des deserts. basit bir yer haline girer. (Çöllerin Çölü). onun kendisi bir yerde ortaya çıktığında. yolu olmadığı gibi tabii ki bir alanı olsa da toprağı yoktur. bozkır. ve bir noktadan diğer bir noktaya gider. yeniden yerineyurduna dönmenin göçmende olduğu gibi sonradan veya yerleşikte olduğu gibi başka bir yer üzerine yapılmadı-ğındandır (gerçekte yerleşiğin Devlet aygıtı. Burada toprağın kendisi yersizyurdsuzlaşır. Göçebe yersizyurdsuzlaşmanın bir vektörüdür. bozkır veya çöl gibi kaygan mekanların toptancı rollerine daha önce dikkat çekilmiş(49) Bkz. ormanın çekildiği ve istepin ve çölün ilerlediği yerde bile. kum veya karların dalgalanmaları. öyle ki. Les Nomades (Göçebeler). Hareket genişleyendir. okyanus. (Rüzgâr. hız yavaş olabilir veya kımıldamaz olabilir. (Göreceli hareketsiz* ama yerinde şiddet dolu bir şekilde yapılan tinsel yolculukları aldırabilmesi şaşırtıcı olmamalıdır: Bunlar göçebeliğin içindedirler). ss. ne de çevre vardır. çevrintisel veya dönüm hareketi özellikle onun savaş makinasına aittir. Yönü ve yönlendirilmesi sürekli değişip duran yerel işlemlerin serileriyle çölü çöle. ama bu ortaya çıkışın dalgasını ve yasallığını taşımak üzere) ? Dinin kutsal yeri karanlık bir ncmos'u iten esas bir merkezdir. Emperaire şöyle yazar: «Genelde bir yol edinmezler. 155-171-225. kendisinin «içerdiği» kaygan mekanın bütünüdür. kısıtlayıcı olan (sınır değil. buzul. Her etapta katetme süresini ve onu belirleyen yönlendirmelerin sırasıyla değişikliklerinin tadına varırlar» Les nomodes de la mer (Deniz Göçebeleri. göçebe bu yerleri genişletir. 225). Toprak: görece ve tümel hareketinde yersiz-yurdsuzlaşmaz. onun yeniden yeriniyurdunu bulması bile yersizyurdsuzluğu üzerinde yapılmaktadır. GaNimard. Toprak toprak olmaktan çıkar ve sadece bir dayanak. Etkisi altında kalsa da göçebe. s. (47? Deniz veya takımadalar göçebeleri üzerine J. göçebenin çölü oluşturmasından çok çölün göçebeyi oluşturduğu anlamda. Plon. s. toprakla olan ilişki yersizyurdsuz-luktan geçer.sabitleşmek ve kendisini îyî hissetmek için i step© atılırlar. bozkırı da bozkıra katar (47). ama belli yerlerde yersizyurdsuzlaşır. 84 mekanında ve görünenden çok işitilen vardır (49). ama buna rağmen o hızdır. anlaşma olarak sadece göçebenin bir mutlak hareketi. bu onun hız olduğunu göstermez.) Göçebe için.» 82 mak gerekir: Hareket çabuk olabilir. gösterilenin yerel olduğu mutlakta. Eğer göçebeye yersizyurdsuz denilirse. Toronto) buzulların iki . VVilfred Thesiger'in kum çölünün ve Edmund Carpenter'in (Eskimo. 26-29 (Hubac göçebe ile göçmeni karıştırsa bile). Göçebe buralarda yaşar. Tek tanrılı dinlerde. Hareket «tek» olarak kabul edilen bir bedenin görece karakterini belirler.. «yerel iklimlerin yatağından çıkmalarıyla» açıklanacağını söylediğinde haklıdır (46). Bu yönde göçebenin bir noktası. Pierre Hubac. ama varlıkların ve ilişki bütünlüklerinin üzerlerine dayanan muhteşem bir topoloji vardır. kum melodisi veya bozkırın kırılması. göçebe orada toprağını bulur. bir noktadan başka bir noktaya. Kısaca. Dinin mutlak olanını kapsayan esas bir ufuktur.

mutlak bu yerde ortaya çıkmaz. Gautier. bir şefin arzusuna göre modem bir ordu gibi canlandırdığımız Haçlıların ordusudur. kurulmuş yönlerin değişikliği haçlı fikrinin kendisinin içerdiği şeydir (52). ama yerel işlemlerin sonsuz sürekliliğindedir. 86 (ökümen) veya tinsel bir din devleti üzerine düşürülen izdüşümü eğiliminin derinliklerinde bile tektanrılı din ne püskülsüzdür ne de çeşitli anlamlar taşır ve isterse imparatorluk devleti olsun. Dinin bu modeli ev-rensere taşımak. dinin tözünden çok düşe aittir. Bu bakış açısının karşıtlığında durulursa göçebelerin din için iyi bir alan oluşturmadığı görülecektir. yolların. Bu kesin olarak tüm değişkenleri ve etkenleri içinde taşıyan değişen. s. Yer gerçekten kısıtlı değildir. Ama Haçlı seferlerini salt yolundan döndürmesi gereken politik veya ticarî ekonomik etkenleri veya açgözlülüğü anımsatmak da hatalı olacaktır. şeylerin tuhaf bir şekilde dönmesiyle ikincilerin sahip olduğundan sonsuza dek çok bir şekilde birincilerle ölçüştürürler (Devlete Karşı Toplum. dinin dinî kişisine karşı. Ve Karailer beraberlerinde şaşırtıcı yerlileri getirebildiğine göre. peygamberimsi makîna gayet iyi işlemektedir (. bir impeıium teşkil etmek kuvveti olsa bile. görme verilerinin ikincil karakteri. 85 tir. . durakların. 267-316. İslam'ın ve Muhammed'in dininin bu şekildeki dönüşümünü yakaladıkları ve gerçek bir tin bedeni kurdukları sık sık söylenmiştir: Georges Bataille'ın formülüne göre. orada bir değişimin çok özel bir intibak devresinin olanağına sahip olduğu için. Göçebe.. Albin Michel yayınevi. Halbuki göçebe için soru bambaşkadır ve başka bir şekilde ortaya konur. özel-le.F. Göçebelerle uğraşmış olan evrensel dinlerin -Musa. Kısaca. bu anlamda. yerin veya mutlak olanın çift olması yönlendirilmiş ve merkezileşti-rilmiş bir evrenselde veya bir bütünde değil. Göçmeni ona eşlik eden bir göçebeyle veya oluş halindeki gizil bir göçebeyle sollar. haçlılar buna rağmen. dinî savaş makinası istediği kadar göçmen hareketini ve kurumunun ülküsünü kayırsınlar... 185). Kralın devletli kişisine. Doğmakta olan müslümanlık bile hicir veya göçmen temalarını göçebe temasından çok daha ön plana almıştır ve berberi veya arap göçebelerini belli bir asıl dinden ayrılmaya sürüklemişlerdir (Haricilik) (50). ama kısıtlanmamış yerle karışır. din-göçebelik açısında basit bir karşıtlık tamamlayıcı değildir. Muhammed ve nestoryen mezhep sapkınlığı ile hıristiyanlıkta. Bu savaş makinasınm bir öğesi olan ve bu makinanın motoru olan kutsal savaş fikri dindir. peygamber bir savaş makinası haline giren veya böyle bir makinanın yanından geçen hareketi çizer.muhteşem betimlemelerinde: Rüzgârlar ve işitilen. yön değiştirmelerin hepsinin değişikliklerinin nasıl Haçlı seferlerinin bir parçası olduğunu göstermesidir: «Bir Napolyon'un. diğer yanda ve onlara karsı peygamberler. «doğmakta olan İslam askerî bir kuruma indirgenmiş olan bir toplumdur. dokunsal nitelikler. Le passe'de I'Afrîque du nord. La chretiente et Hdee des Croîsades (Hıristiyanlık ve Haçlı Seferleri Fikri). yapmaktadır. Herşeye rağmen. Çünkü tüm evrensel (50) E. Bütün bunlara rağmen din bir savaş makinası haline geldiği zaman mutlak bir yersizyurdsuzlaşma-Eun veya göçebeliğin muhteşem bir yükünü hareketlendirir ve özgürlüğe kavuşturur. Peygamberler ise istedikleri kadar göçebe hayatım lanetlesinler. Göçebelerde mutlak'm bir anlamı vardır ama bu tekil bir tanrıtanımazlıktır. Payot Yay. sabit bir şekilde yönlendirilmeden ayrı tutulamazlar. kraliyetçi bilim olarak astronomiye olan ilgisizlikleri izlerin ve bir azınlık biliminin değişik nitelikleri. Gerçekte bu dinler olgu devletinin yokluğunda bile hukuk imparatorluğu devletinden.) Şeflere karşı peygamberlerin isyankâr eylemleri. onlar bir yerleşiklik ülküsüyle yanıp tutuşurlar ve göçmen kısımlara göçerlerden daha fazla seslenirler. göçmen ve yerleşik arasmdaki ayn-mın gerekli olduğu kadar olgunun karıştırılmasını da de genelleştirilebilir: «Bir yanda şefler. s.» Bu Batı'nın İslan^a karşı duyduğu antipatiyi doğrulamak için kullandığı taktiktir. savaşçı insanda daima papaza karşı yahut tanrıya karşı bir başkaldırı vardır. Böyle bir ordu nereye gittiğini bilir. Haçlı fikri dinden bir savaş makinası yapar yapmaz aynı anda buna ait göçebeliği kullanır ve yaratır. sonunda da Devlet-biçimine karşı mutlak devlet düşüyle sırtını döner (51). 14. devletlerin bir dışarısına. Haçlı seferleri tarihî yönlerin en şaşılacak değişikliklerinin birbirini izlemesiyle katedilmiştir: Erişilmesi gereken bir merkez olarak kutsal topraklara yönelmenin zarureti sık sık bir bahaneymiş gibi görünmektedir.bu açıdan hep soı unları olmuştur ve dikkaf alı bir ahlaksızlık adını verdikleri şeyle karşılaşmışlardır. din istediği kadar dünyanın merkeziymiş gibi kutsal toprakların işgalinin yönünü kutsal savaşla alan. bir devletin ülkücü sınırlarını bile taşar. Kuzey Afrika'nın Geçmişi. Göçebelerin belirsiz ve kelimesi kelimesine gezgin bir «tektanrılüdan» vardır ve seyyar ateşle yetinirler. genelde. Louis'nin mutlak bir edilgenlikte yürüyen bir diplomatik kabinesi. Ve bunu daha belirsiz bir alana sokmak için. tinsel hatta fiziki yeniden yerineyurdunadön-meyle özgül yersizyurdsuzlaşmayı ödüllendirsin. tamamen hıristiyan bir serüvene giriştiler. Ve bu ters yüz edilC51) Bu bakımdan Clastres'm yerli peygamberliği için söylediği belki 87 me. din devlet aygıtının bir parçasıdır ve bu her iki şekilde de «bağ» ve «anlaşma» veya «ittifak» şekillerinde işler. din mutlak'a inanır. (52) Paul Alphandery'nin klasik kitabının en ilginç temalarından biri.

etrafını sarma . farklı ve iletişimsiz bir gücü. Tıpkı diğer haçlı orduları gibi Konstantinopolis'in fethinin nedeni. Ama diğer fikir. 219: «Doğu'da ormansızlaştırmak denilene Batı'da toprağın dinfendîriimesi adı verilir. gerekliliği ve dinî bir karakteri olduğu kesindir» (2. Gustom and Conflîct in Africa (Afrika'da Gelenek ve Çekişme) Oxford. Bkz. ağacı ve odunu ormandan çekip çıkarma sanatı. ki odun elde etmek veya odun kesmek için en büyük güçlükler burada çıkmaktadır. bölüm VII ve s. uygunluk karışımlanyla içeriden değişikliğe uğrar. cild. vaha-çö! gizliliğinden daha kuvvetli çıktı. mümkün olduğu kadar ona bir iletişim rolünü veren veya tersine ormanı bir yandan kemirip diğer yandan da ekilmiş toprakları kazanarak içeri giren bir «kenar» gibi. Mouton Yay. bağımsız hale giren ağaçvarîliği. fakat devletlerin ne aynı tip gelişmeleri ne de aynı şekilde teşkilatlanma biçimleri vardır.» 90 değişikliklerine gönderimde bulunduğu gibi bu Batılı bir şeyi oluşturur. orman ve ormanın içindeki ağaçsız alanlar. 108-121. tarlalardan. Devletlerin hep aynı tip bileşkeleri vardır. Doğu'da bileşkelerin birbirlerinden daha çok ayrılmış. Farklılıkların daha meraklı bir tarihi Haçlı ordusunun daha gerçek ve başka ıbir imgesini kabul eder. o da «her devletin kendi içinde varlığının en önemli momentlerini taşımasıdır». belli sayıdaki bu biçim bileştireni içerir: Orman . Armand Collm.F.) Bu ordu hiç bir şeyin rastlantıya bırakılmadığı. Maurfce Lombard. ama bu biçimin kımıldamaz oluşunu bozmamaktadır. tanın emeğine bağlı ve yerleşik gıdaya bağlı hayvancılık. 88 engellemez. Devletin «değişme» fikri herhalde Batılı bir şey. Devletler yalnız insanlardan oluşmazlar. Hegel'in politik felsefesinde bir gerçek varsa. Giucksmann'm çözümlemeleri tarafından. 334-339 ('Niçin Avrupa'da da Çin'de değil'). kabul edemeyiz (özellikle dinin yararına). yerleşiklerin denetiminden büyük bir kısımda kaçan hayvancılık. Ama «arasında» gelişmesine karşı çıkan. s. s. Afrika'nın ve Amerika'nın büyük imparatorlukları bileşkeleri arasında büyük mesafeler olan ve kaygan mekanlara giren mekanlarla karşı karşıya gelirler (nomos kır haline gelmez ve kır şehirlerle ilişki halinde değildir. Fermand Braudel.yanlış yöne doğrulduğunda. Afrika için doğrulanmıştır. ticarî açıdan kır . daha az yapışık oldukları gözlemlenir. isyan ile hareket edecektir. hem biçimsel bir değişmezlik hem de sürekli bir başkaldırı. s. bir yıkıma izdüşürdüğü kadar da devrim Doğulu bir şeydir de (54) Yani Doğu'nun. L'Expression europeenne du XM au XV 2 siecle. tarla sürmek ve ağaç dikmek yerine «bahçecilik ve pirinç ekme» tipi tarım kültürü. tabii ki varmayacağız. onu sınırlayan iki kenarın kaygan mekan tarafından denetlenmesi anlamına gelir. Göçebe veya kaygan mekan iki pürtüklü mekan arasındadır: Ağırlık dikeyleriyle ormanın mekanı.şehir (polis-nomos) iletişimi bütünü. hayvancılık göçebelerin uğraşıdır vb. bahçelerden.U. kır-şehir ilişkisinin iletişiminde tutmayan ve oradan çok daha esnek bir ticaretin ortaya çıkması (53) devlet-biçimlnin Doğu'da olması gibi bir sonuca. bunu bilerek yapar. hanedan değişiklikleriyle doludur. devletin «yıkılması» Doğu'ya ve göçebe savaş . meta yerini alan hayvanlardan da oluşurlar. Espaces et reseaıoc du haut Moyen Age. Göçebeleri yenen yerleşiklerin genel davasını. doğrulayacak. sonra çiftçilere doğru koşarlar. Göçebeler önce odunculara ve dağcılara sırtlarmı dönerler. Haçlı ordusu özgürce ve hatta bazen anarşi içinde canlı bir ordudur (. devrim yoluyla değiştirmeyi mümkün kılmıştır. yerleşiklerin beraberlerinde götürdükleri yerel göçebeliğin soluğunu ve göçmenleri sollamasını kale almadan. Bu savaş makinası bütünleştirme yolu üzerine kurulabilir ve yalnızca hanedan değişikliği.) : Doğu devletinin göçebe savaş ma-kinasıyla dolaysız yüzleşmesi söz konusudur. 76) Alphandery kutsal toprağın özgürlüğe kavuşması fikrinin yanısıra belli bir noktada kâfire karşı mücadele fikrinin erkenden oluştuğunu göstermektedir.. halbuki göçebe olarak düşü ve köleliği kaldırmanın dcğru olduğunu bulan göçebe savaş makinasıdır.tarla açma. Devletin (53) Doğu-Batı kıyaslaması Ortaçağ'dan beri (Kapitalizm niçin başka yerde değil de Batı'da çıktı? sorusuna bağlı olarak) çağdaş tarihçilere güzel çözümler esinlendirdiler. Tersine yerine göre daha gerekli kılar. egemen merkezlerin Doğu'dan Batı'ya doğru kaymasının en derîn nedeni demek oluyor ki coğrafî bir nedendir. Cîvîlisatâon ma-terîelle et Capitalîsme (Maddî Uygarlık ve Kapitalizm).. P. bunlar hayvan gücünden ve et gıda maddesinden yoksun kalırlar. Tersine bileşkelerin birbirleri içine geçmişliği Doğu'da devletbiçimini. öyle ki. Batılı varlıklar kendi pürtüklü mekanlarında kendile(54) Marx'ın Asya'daki «despotik oluşumlar» üzerine yaptığı incelemeler. ama devletin yıkılmasına. odunlardan. Tarihçiler Batı'nm Doğu'ya karşı zaferinin nedenlerini sorguladıklarında genelde Doğu'yıı gözden düşürücü şu karakterleri sıralarlar: Tarla açma yerine ormanın ormansızlaştırılması. Tersine kaçış vektörleriyle çalışılmış değişik bileşkeleri yakalamak ve birleştirmek için çok daha sıkı bir aygıt gerekmektedir. genelleşmiş paralellikleriyle ve çevreyi sarmasıyla tarım mekanı. Tüm devletlerde bir bileşke bütünlüğü vardır. Orada devlet-biçiminin dışarısı veya diğer yüzü gibi bir şey vardır -ama hangi anlamda? Bu göreli ve bütüncü mekanda olduğu gibi.tarım. Devrim fikrinin kendisinin belirsiz olduğu doğrudur. bu da hepsini bir arada tutabilmek içüı daha kımıldamaz büyük bir Biçimi ortaya çıkarmıştır: Asyagil veya Afrikalı «despotik» oluşumlar sürekli başkaldırmalarla. Pierre Chanu.

Hız veya mutlak hareket kanunsuz değildir.ILF. dolaşımları kurallaştı-ran. s. Ağırlık merkezi. bu da göçebelik gücünün bakış açısıdır. denetim hareketi ve karayolları denetimi sorunu olduğu sonucuna varıyor. birer eylem olarak. Devlet. Ve ne zaman devlete karşı bir hareket olur. Edition Galîîee s. Devlet savaş makinasına görece bir hareket biçimi vermeden. aynı zamanda onu yersizyurdsuzlaşmış bir şekilde tanımlar. isyankâr ve düşman kaygan bir mekanda bir savaş makinası hâlini alırlar. Foucault daha önce denizin üstündeki hastahaneler ve hapishaneler üzerine yaptığı çözümlemelerde bunun nasıl hem işlem hem de filître vazifesi gördüğünü göstermiştir. isyan. Bu 14. bunlar çok değişiktirler ve çok zor uzaklaşırlar. Classes loborîeuses et classes dangereuses) (Çalışan Sınıflar ve Tehlikeli Sınıflar). Louis Chevalier. hayvanlar. (Virilkr sokağa «hakim olmak» denen devrimci veya isyancı temanın önemini anımsatır). 91 rini daha emin hissederler ve oradan itibaren bileşke^ lerini yerinde tutabilmek için enlemlere sahip olurlar. kendilerinden ayrı tutmaz. Viriiio'nun tezinin önemi ortaya çıkmaktadır (56). Bu son açıdan proleter Batı dünyasında göçebenin mirasçısı gibi gözükmektedir. Virilio burada ası! sorunun kapatılmalar değil. belli yönlere doğru giden sabit yollara da mı ihtiyaç vardır? Paul Virilio «devlet politikasının iktidarının polis olduğunu. eylemi göreceleştiren. bu her devletin hayatî uğraşıdır. gerilla veya devrim. Ve dolaylı yoldan göçmenler davranışlarını aldıkları veya harekete geçirdikleri zaman sadece dolaylı bir şekilde göçmenlerle yüzleşirler (55). ama onun hareketin en hızlısının pürtüklü olan bu mekanda bir noktadan başka bir noktaya giderek görece bir «deri değiştirmesi» karakteri haline gelmek için. göçmen sürülerinin içeri sızma kuvvetine insanlar. yy. Bu bakımdan. hızın «eşanlamlısı» olan mutlak hızı buldukları içindir bu. ama özellikle 19. Yalnızca göçebeliği yenmek değil. onu kendine edinmemiştir: Böyyapılan da gözardı edemeyiz. ama göçmenleri denetlemek ve daha genel bir şekilde tüm bir «dışarısı» üzerine dini evrenselliği kateden akımların tümünün üzerine bir hukuk bölgesinin değerini vermektir. her çeşit akım üzerinde bir yakalama sürecini. 135-137 (56) Pauî Virîlio. aslında. Devletin en önemli görevlerinden biri de hüküm sürdüğü alanın mekanını pürtüklü hale getirmek veya kaygan mekanları pürtüklü mekanın hizmetinde bir iletişim aracıymış gibi kullanmaktır. Göçmenler savaş makinası oluşturup duruyorlarsa. yy burjuvazisi göçebeyi ve proleteri aynı kabul eder ve Paris'i göçebeler tarafından işgal edilmiş bir şehir düşünür. sonuna doğru ve denizcilikte ve gemi tekniklerindeki üstünlüklerine raş-men Çin'in basma gelen serüvendi. parayı veya sermayeleri vb. kendi ticaret filolarının büyük deniz mekanında. İstendiği kadar iki fikir devrimin sürekli etapları olarak sunulsun. Dahası nesnelerin ve öznelerin görece hareketlerini en ufak detaylarıyla ölçen. bu emek gücünün bakış açısıdır. orayı dolduran savaş makinasmmkilerdir. Les învasîons. s. Tersine ne zaman bir devlet kendi iç mekanım veya komşu mekanları pürtüklü kılmazsa o zaman «devleti kateden» bu akımlar. (İşgaller İkinci Hamle) P. Surveîlfer et Pursîr (Gözaltında Tutmak ve Cezalandırmak) ss. kaygan mekanı işgal eden devingenin saltık durumunda olmaktan çıkmasına ihtiyacı olduğundandır. 602-604. (hatta orada diğer devletler kendi pürtüklü mekanlarını kaydırsalar bile). Dolaşımın kurallaştırıldığı ve üzerinde oluştuğu dış akımlardan bağımsız «kent» düşünülemeyeceği gibi» belli bîr mimari 92 Bu devletin hızı bilmediğinden dolayı değil. Marx bile proleteri sadece yabancılaşmış emek gücü olarak sunmakla kalmaz. devlete karşı yönlendirilmiş. 21-22 ve devamı. Lucfen Musset. yüzyıldaki sosyalist ve anarşist akımların karşıtlıklarının sonucudur. polis yani karayolları denetimi ve kentin kapılarının. zorunlu olarak. Örneğin Danimarkalıların üç «kısım» çözümlemesi. Bunu 'Ç mekanları sayesinde başarırlar. 145-147 93 lece. (Bkz.F. Batı proletaryasının kendisi iki türlü kabul edilmiştir: Hem devlet aygıtını değiştirecek ve iktidarı ele geçirecek. ama hem de devletin varlığına bir son vermek isteyecek veya arzulayacak. ama bunun kanunları nomos'-un yasalarıdır. gümrüklerinin ve ihsanlarının baraj olduğunu. devletin tözüdür. disiplinsizlik. Vitesse et Polîtique (Hız ve Siyaset). kasırgamsı mutlak eylemi kırmak. bir savaş makinasınm yeniden canlandığı mekanda kaygan mekanmış gibi duran veya bir kaygan mekanın yeniden oluşturulmasıyla yeni göçebe bir gizil-liğin ortaya çıktığı söylenecektir.makinasmın koşullarına gönderimde bulunmaktadır. . Anarşistler Doğu'dan gelme bir göçebelik temalarını anımsamakla kalmazlar. gravitas. halkları metaları veya ticareti. fe second assauî. oradaki gösteri ve eylem budur. genişlemekte olan kaygan mekanın yasalarıdır. Bkz. mülkler v<? kitlelerin kayıp gidişine filitre teşkil ettiğini gösterdiğinde. ikna edici veya yolların bekçisi olarak devlet vardır: Bu açıdan mühendisin rolü.G. örneğin hareketin kuruluşunu uzanışını ve çözümlenişini mümkün kılan kuleler gerçek değiştiricilerdir. hızları sınırlayan. (55) Bkz. Bu anlamda devletin yanıtı taşkınlığa uğratacak her türlü tehlikeye karşı mekanı pürtüklü kılmak olur. devlet hareketi böler. bunlar 19. yeniden toplayıp değiştirmekten veya hızı kurallaştırmaktan bıkmaz. hareketi düzenleyen kale modeliyle göçebeleri yakalar. gözetle-yici. Yayınevi. L. yapabildiği her yerde.

. den ele alır. binlerce sayısız miktarlar. dinamik etkilerinin sürekliliğinin denetiminden doğmuştur. orada askerî bir teşkilâtın önyargısının yapılması mümkündür. Bizim için zorluk çıkaran tek nokta bize göre çok değişik olan üç hızı Virilio'nun aynı saymış olmasıdır: 1) devrimci veya göçebe hızlar (isyan. Ordu numaralı örgütlenme ilkesini kullanmadan oluşamaz. Akdeniz tekniklerini. fleet in being zaman ve mekanda yönü beüî olmayan bir yer değiştirmeyi icad etmiştir (. Sayılar bağdaşım işlev değişikliklerine uğrayabilirler. mümkündür bugün (. beîH bir öğede fzin verilmiş hareketlerin niceliklerinden. görece hızların şiddetle yükselmesi. 305-314 v@ Ckam. Virilio'nun belirtmiş olduğu gibi deniz bir noktadan diğerine gidilen değil. Sadece kaygan olandan pûrtüklü olan mekana gitmekle kalmaz. askerî. kurallaştırılmış. bugün. (Vitesse et politique.. irandeî.) Bu yeni şiddet fikrî çarpışmadan değil.) stratejik denizaltı hîç bîr yere gitmek zorunda değildir.. Ve bu modern strateji yeni kaygan alan olan havaya. ne zaman bunlara rastlansa. enerji kanşımlanndan geçen ve devlet aygıtım aşan örgüte sahip dünyasal bir savaş makinası olduğu doğrudur. Batı'nın egemenliğinin nedenlerinden biri de.) Söz konusu olan kıtanın katedil-mesî değil.kendisine karşı korsanlarla yapılan ititfakta görüldü. görece eylemlerle. öyle ki. çünkü her hangi bir noktadan nerede olursa olsun. pürtükliî mekanın üzerinde kayganlık oluşturur. 3) evrensel silahlanma veya topyekün savaşın dünyasal örgütlenmesi tarafından eski haline konulan hızlar (fleet în being'den nükleer stratejiye). Böylece. m* 288-308 94 reket veya kaygan bir mekanın oluşmasıyla neticelendi. ss. gerilla). (.. tüm bir su yolları ve hidrolik hareketiyle. sayı ile örgütlenme sistemini ilk kullananlardır ve Musa topye-fcün göçte olan halkına bu sistemi uyguladığı zaman. pürtüklü mekanda.. başka bir noktaya ulaşmak. bir savaş makinasmı oluşturmak üzere . 2) devlet aygıtınca ikna edilmiş. bölümlerden. 95 Önerme VI: Göçebenin varlığı zorunlu olarak biı savaş makinasının numarasal öğelerini içermektedir. sabit yollarla değişmez yönleriyle. denizden getirilerek. bu kaynatası göçebe Jetho Queııien'in nasihatlan üzerine. aynı zamanda tüm kaygan mekanlar arasında. yerle bağımlı olarak değiştirilmeye çalışılan yerdir.. Ama. Durum söylediğimizden de daha karışıktır. Bunu kaygan mekanın ve dışarıdanlık biçiminin dayanılmaz devrimci bir gönül eğilimi olmadığını. (58} Vîrîlîo fleet in belng ve tarihî sonuçlarını tanımlıyor: «fleet îrt beîng. îknâ edici ve kapıcı devlet eylemi görece kılmakla kalmaz.) mutfak dairesel yolculuğun gerçekleştirilmesi v« durmak bilmez yolculuk. Bu bir nicelik sorunu değil.. herhangi bîr zaman ve herhangi bir yerde düşmanı vurabilen görünmez bîr deniz filosunun sürekli varlığıdır (. 132-133) Virilio'nun metinleri bu açıdan büyük bir yenilik ve önem taşımaktadır. İnsanların numaralı örgütlenmeleri -bu tuhaf düşünce özellikle göçebelere aittir. strateji güçlerin uygulanım noktasının seçimiyse.. hidrolik modeldir. savaş makinasıyla bu sayı arasında mutlaka bir ilinti vardır. ama cisimlerin eşitsiz niteliklerinden. öğelerini «sayılar kitabının» betimlediği gibi. ona mutlak hareketi de verir. en erken pür-tüklü kılınmaya uğraşılan. Çin savaş makinasıyla olan ticaretin ilişkisini kuvvetlendiren ticaretine büyük bir kısıtlama getirmek ve buna hareketsizlik politikasıyla karşılık vermekten başka bir şey yapamadı (57). iletişimi sağlayacaktır^ ve ayrıca da tüm dünya bir deniz veya bir çöl olarak kabul edilecektir. Bunlar her şeye rağmen onun kendi analizleriyle bu ayrımları mümkün kılmaktadır. tersine kurumların veya aJıştırmaların somut koşullarında karşılıklı eylemleri takip ederek tekilcesins yön değiştirdiğini belirtmek için söylüyoruz (örneğin topyekûn bir savaşın ve halk savaşının yöntemlerini alması budur) (58). işgal eden göçebeler Hikoslardır. Virilio bu grupları arasındaki karşılıklı ilişki nedeniyle bir sayıyor ve genelde hızın «faşist» bir karakterini ele veriyor. bambaşka stratejilere girebilirler. elde edilmiş hızlar (karayollarının denetimi). s.. bu noktaların. Bkz. ama herhangi bir noktadan tüm bir mekanı tutan fleet in being'in oluştuğu yer olacaktır: Mekanı pûrtüklü kılmak yerine sürekli hareket eden yersizyurdsuzlaşmanm vektörüyle işgal edilecektir bu deniz. kaygan mekanı yeniden oluşturur. Ticaret filoları Çin'e karşı döndüler. Onlar.) Lenin'in düşünmüş olduğu gibi. Bu yeni göçebeliğin aynı zamanda devletier-arası sanayi... Atlantik Okyanusunu ekleyerek.. artık coğrafî stratejik dayanak noktalan olmadıklarını kabul etmek zorundayız. mutlak bir ha(57) Çin ve Arap gemiciliği üzerine başarısızlıklarının nedenleri ve bu sorunun önemi için «Doğu-Batı dosyası». Deniz belkî de en ana kaygan mekan. Mısır'da galip gelen. deniz. Ordunun askerlerini yersizyurdsuzlaştırma biçimi bu değil midir? Ordular birimlerden. Bu uğraş hiç beklenmedik bir sonuca ulaşmıştır : görece hareketlerin çokluğu.) Coğrafî yerelîeme stratejik değerini kesin olarak kaybetmiş görünümündedir ve tersine bu değer vektörünün yerinin belli olmasına. bölüklerden kurulmuştur. bir şehirden diğerine bir kıyıdan başka bîr kıyıya katedilme-dir. ama teşkilâtlanma veya birleştirme sorunudur. yüzler.Tüm ordular bu ondalık gruplarını kabul etmektedirler. aynı anda savaş makinasını kendine çeker ve bunun ilkesini yeniçünkü ne kalkışı ne de varışı vardır (.. görünmeyen bîr yerden denîzî tutmakla yetinir (. sürekli hareket halindeki bîr vektöre atfedilmiştir». Kuzey teknikleriyle birleştirmek ve denizi Devlet aygıtlarmca pürtüklü kılan kuvveti bulmasıdır.

aritmetiktir: Bunu göçebelerin aritmetik veya cebir yaptıklarından dolayı değil. Fakat toprak bir kayıt aracı. Servius et la Fortune (Servius (Kral) ve Talih). sayım ve nüfus sayımı bileşimli üç işlemle. Bu şüphesiz modern devletlerde ve eski arkaik imparatorluk devletlerinde aynı şey değildir. Aritmetiğin. yüksek niceliklerin kullanımındaki dev-let ordularında koyacaktır. Her zaman sayı maddeyi denetleyip ona hakim olmaya. İki şıkta da (ve devletin iki kutbunu takip ederek) coğrafî belirlenmenin yerine geçen toprağın üstkodlanması gibi bir şey vardır.3. yani devletin zaman-mekân çerçevesine bağlı-kılmıştır . önü ve arkası simetrik ve değişebilir ilişkilere göre geliştirmektedirler. nesne olmasından dolayı bir yersizyurdsuzlaşmadan da bahsedilebilir. Ama Vernant'ın Pîatoncu site ülküsü üzerine öne sürmüş olduğu gibi. Sayılayıcı sayı. ya da yeni topluluğu oluşturan özel insanların mülkü durumuna girer. Mülkiyet kesinlikle insanın toprakla yersiz-yursuzlaşma ilkesine girmesidir: Mülkiyet ya soydaş Savaş îliokması . ilkel adını verdiğimiz toplumları tanımlamaya yarayan örgüt biçimidir. Maisonneuve. Neo-p!atoncu veya pıtagorascı sayı kavramlar bağdaşık enginlikten farklı bir tip astronomi-imparatorluk mekanlarını kavramaktadırlar ve sayının bağımlılığını korumaktadırlar: Bunlar. Sık sık yurd ilkesinin başat olduğu söylenir. Klan soydaşlığı özellikle eylem halindeldL kurulan veya sonuçlara ve görevlere göre değişebilen parçalardır. demografik ve ekonomi-politik tabanda tüm bir sosyal hesap vb. Hatta ondan egemenliğin üçüncü kutbunu oluşturmaya kadar götürüyor: bkz. sayının (59) Jean-Pierre Vernant özellikle Yunan sitesiyle bağdaşık geometrîseî enginlik ilişkisini incelemiştir (Yunanlılarda Söylence ve Düşünce. bir özerklik veya bir bağımsızlık şartlarını sayının orada bulabileceğine inanmamaktayız. Devletin bu aritmetik öğesi özgün iktidarını herhangi bir maddenin işlenmesinde bulur: Hammadde. toprağın ve sayının hepsinin onları üstkodla-yan geometrik bir enginlikte veya astronomi mekanındaki anlamından alınmıştır. Yalnızca mümkünlük koşullarını oluşturan göçebeliğe ve savaş makinasmı oluşturan gerçekleşme (60) Dumezil politik egemenliğin en eski şekillerinde aritmetik öğenin rolü üzerinde duruyor. Devletli toplumlardaysa her şey daha değişiktir. aritmetiğin ve cebirin göçebe duramlu bir dünyada ortaya çıktığından dolayı söylemekteyiz. Ama.harekete geçmiştir: Logos'a karşı bir nomos karşıtlığını içerdiğinden dolayı. Nomos öncelikle numaralıdır. Devletin ölçülmüş büyüklüklere sayıyı bağlayan yersiz-yurdsuzlaşma veya yurt ilkesi (üstkodlama işlemini gören gittikçe ölçüyü ön plana çıkaran) vardır. En önemli neden modern devletin biçimleri sosyal tekniğin ve matematik biliminin sınırında ortaya çıkan hesaplamaların tümünü kullanmadan gelişmemiştir (emeğin örgütlenmesi. halbuki modern devletler (Eski Yunan sitelerinden beri) bağdaşık bir «extensio»yu içkin bir merkezde eşit parçalara bölünebilir bir şekilde. cilt : 1. eylemlerince değişimlerini denetlemeye yaramıştır. 99 koşullarına gönderimde bulunur. yerliyurdlu ve numaralı örgütlenme biçimi. Gallimard. Ve şüphesiz yeni soydaş yaratılmalarında veya soydaş belirlenmelerinde sayının önemli bir rolü vardır. soydaşların. ilk planda oluşan «yurdsal» bir örgütlenme parçaların. fakat savaş makinası sayı-layıcı sayıları ufak niteliksellikle işleme . Gelişmesinin tüm etkilerini bulmuş olsa bile. birini veya diğerini maddeye bağlı kılar. Toprağın da. 98 daima devlet aygıtlarında belirleyici bir rolleri olmuştur: Seçim. ama salt olarak kabul edildikleri vakit bile. imparatorluk bürokrasilerinde bile bu böyle olmuştur ve böyledir. işlenmiş nesnelerin ikinci maddesi veya insan nüfusu tarafından oluşturulmuş son madde. Şimdiye kadar üç insan örgütü biliyoruz: Soydaş.ya imparatorluk mekanına ya modern devlet yayılmacılığına (60). soydaşların dinamiğinin öncelikle kayıtlı olduğu bir maddedir: Toprağın üzerine kayıt edenler ve sayı ile bir çeşit «geodegie» (Coğrafî belirleme) kuranlar soydaşlardır. toprağm soydaşlarla birleşerek etken maddenin öğesi olacağma. bir sayı. sayının mekana daha az boyun eğmiş olması gibi bir şey yoktur. Ama geometrik ve astronomi modelleri birbirlerine sıkı fıkı olarak karışmakla kalmazlar. Sorun eski imparatorluklara nazaran veya klasik siteleriır oluşumları öncesine nazaran daha karışıktır. Çünkü boy parçalan klan parçalarından daha önemlidir.F. kısım). bu nedenle tam anlamıyla «sayıîayıcı» olmaktan çok «ülküsel» sayılardır. Yani eski devletler derinlemesine ve seviyelerde farklılaşmış mekanlarda ve tepede bir «spa-tium»u sararlar. herbirinin politik genişlemede veya İmparatorluk mekanında ortaya çıkan numaralı kuvvete sayıların ve soydaşların boyun eğmelerini içerirler (59).' ve Le troîsieme souverain (Üçüncü Egemenlik). 7 97 topluluğunun tasarrufuna konulan devletin malını oluşturur. soydaşların hâlâ önemli bir konumu vardır ve sayılar onlara göre gelişmektedirler. Sorunu diğer maddelerle ilişkide.). Şüphesizdir ki. Yunan geometrisine Arap veya Hint aritmetiği ile karşı çıkılır. yani özerk aritmetik örgütü ne üst bir soyutlama derecesi. ne de çok yüksek nicelikleri içerir. Soydaş örgütlenme. Herşeye rağmen bu aritmetik öğe bir maddeyi örgütleme rolüne sahiptir ve bu nedenle de iki ana kutuba.

insanların numaralı örgütü şüphesiz ki soydaşlannınkinden veya devletlerinkinden daha korkunç değildir. Aritmetik bileşim bir yandan seçim yaparken. kulağı kirişte olanı yanıltarak. Savaş veya göçebe sayıîayıcı sayının ilk karakteri şudur: O daima karmaşıktır. bunu düşünmeye bile artık gerek kalmaz ve ayakları kendiliğinden ölçülmez bir ritmi takip ederek hareket eder gibi gözükür» (63). Ama bu doğru olamaz. kesinlikle. (Musa bunun deneyimini tüm sonuçlan ne olursa olsun. Tüm Fremen'ler gibi bu yürüyüşün sanatında yetiştirilir. s. mekanı bölüşmek veya kendisine dağıtmak yerine mekanda birşeyleri dağıttığı zamandan beri. 100 bağlı kalmamıştır. . (Bu geometrinin devletin ordularında ve yerleşiklerin kuvvetlendirilmesinde önemi vardır. fakat numaralı örgüt olarak. ama hâlâ taşmmaz karakterini taşıyan çadır değildir: «Ateş yurt üzerinde başarı kazanmıştır. İnsanları numaralara sahip olarak kabul etmek. (62) Savaş makinasmda sayıyı ve yönü birbirlerine bağlayan en derin ve en eski metinlerden birine bakınız : Memoîres hSstorîques de Sa-Ma-Tslen (Se-Ma-Ts'ien Hatıraları). menkul. çöl veya bozkırda yön değiştirmenin düzenini yerine getirmek için yönünü başka yerlerde bulur. özerk. ne de ölçme aracıdır. yayacaktır). her yerde nicelik. «Çölün doğal yankılarını taklit eden kırık ritme göre. Göçebe numaralı birim seyyar bir artıştır. «sonsuz-nokta». Öyleyse sorun hangisinin iyi ve kötü olduğu degıl. yön düzenleyici. O kadar şartlanmıştır ki. mekanm metreye değgin bağımsız oluşundan çok daha bağımsızdır. s. Aslında. ama özgünlüğünün sorunu olmaktadır. diplomatik yollar vb. Yalnızca coğrafî yönlerle dinamik bir ilişki içindedir: Ölçülü veya boyutlu değil. devlet aygıtına bir çeşit varlığı ve makinayı karşı çıkaracak. Sayı. Les enfants de düne. Sayı böylece özne haline gelir. Pürtüklü mekanda geometrisel taşmmaz mallar yerine kaygan mekanda taşınır olanlarıdır. Dahası. ama buna rağmen generallere acı yenilgiler tattırırlar) (61). «bedenin tinini» oluşturur ve gizliliği ve de gizli olanın devamını yaratır (strateji. sa-yuayıc] sayı: Savaş makinası göçebe örgütünün gerekli sonucudur. Savaş makinasında krali-yetçi bilim olan geometrinin daha az önemi vardır. Sayı her seferinde kaygan bir mekanı doldurduğunda ve orada pürtüklü mekanı ölçmek yerine özne olarak geliştirdiğinde ilke haline gelir. Mînuit Yay. 223.. zorunlu olarak. «sıkı düzene yakınlaşma» vb. Ahenkli veya ölçülü değildir: Yalnızca devletin ordularında ve disiplin için ve resmi-geçit için.. insanın kurallı gürültülerini. Göçebe örgütü erimezcesine aritmetik ve yön göstericidir. ahenkli değildir. Göçebe varoluşunda ve savaş makinasıyla sayı şifre olmak için sayılmaktan annır ve böylece. ama görmüş olduğumuz gibi. yön belirleyici bir sayıdır. (Semeîotike. onlar. istatistik öğesi olarak sayının kullanımı devletin sayılı sayısına aittir. Kaygan mekan. sol: Numaralı şef aynı zamanda sağm veya solun da şefidir (62). 293-297). yaprakları yolunan ağaçlar gibi veya modelleştirilen ve kesilen geometri şekilleri gıM kabul etmekten daha kötü bir şey değildir. azmlıkçı bir geometri ve işlem gören bir şeydir.koyar. «çoğu!» ve «olağan dağılım». ritimli. (Kum Tepeleri Çocukları) Laffont yayınevi. İnsanların yalnızca «numara» olarak yersizyurdsuzlaştıkları. (63) Frank Herbert. Sayılayıcı sayıyı tanımlamak için Julia Kriste-va'nırt sunduğu karakterlere gönderim yapılacaktır : «düzenveriş». 225-226 «Geometri öğesi». her seferinde. Toplandırıcı dünya soydaşlıkla ve yurdlarla olduğu kadar numaralama ile de işlemini yurutur. Sayılayıcı sayı hem soydaşların kodlarına. ilerler. hem devletin yurdunu veya yersizyurdsuzlaşmasını ve hem de soydaşların yurdlarını kateden bir yersizyurdsuzlaş-mayı çizecektir. Her seterinde sayıların karmaşıklığı.). kurnazlık. Devlet biçimlerinin ve ormancı soydaşlarının olasılıklarını kaybettikleri yerlerde bulur. Editions Leroux (Bu kitap Hunlarm göçebe örgütleri üzerinedir). 101 Şifreli. bu çok çabuk eleştirilmiştir. pusu kurmak. soydaşlardan savaş makinasma ve göçebelik alanına girenleri çekip alacaktır. ama kendisi hesaba katılmadan işgal edilen kaygan mekanın somut doğasından kaynaklanır. numaralı örgütte yığılmış veya askerî toplumu ele vererek. şüphesiz. Sayı devingen olarak işgal edendir. sağ.Onun kendisi kaygan mekanda yer değiştirip ilerleyendir.» Sayılayıcı sayı metreye değgin boyutlara veya metreye değgin belirlemelere (61) Cîausevvitz geometrinin. taktikte ve stratejide. onları devlet aygıtına karşı yönlendirecek. geometrik bir şeydir. yüzler ve her yerde yön. bu sayılar ortaya çıkarlar. ikincil rolü üzerinde durur : De la guerre (Savaş Üzerine). numara olarak. Sayılayıcı sayı ritimlidir. Ve buradan itibaren sayılanmış sayı veya devlet sayıları gibi kesinlikle bağ102 daşıklaşmış büyük nicelikleri içermez. sayılayıcı sayıya ait değildir. Sayının mekana nazaran bağımsızlığı soyutlama yapmaktan gelmez. hem de devletin üstkodlamaları-na karşıttır. s. diğer yandan ise. ahenkli yürüyüş yapılmaktadır. o bir yer değiştirme aracıdır. Korkunçluğa korkunçluk. yani eklemlenmistir. fakat kocaman-lığuı etkisini incecik eklemlenmesinde üretir. Numaralı örgütün özgünlüğü göçebe varlık biçiminden ve savaşmakinasının işlevinden gelir. casusluk. Sayı ne hesaplama.

ama aynca (64) Vfadimirstov. Bozkırlarda Cengiz Han kendi büyük bileşimini oluşturduğu zaman. nicelikselden bağımsız olarak. biri arabayı kullanırken diğeri ok atar. kralın etrafmdakîlerini «trust» Franklarda oluştuğu rejimden ödünç almıştır. Sayı özel bir beden kurmadan sosyal beden numaralılaşamaz. Öyleyse numaralı bileşim veya savlayıcı sayı bir çok iş] emi içerir. ve formül bazı silahların düzenlendiği veya hayvanlara ve insanlara eklemlendiği ölçüde daha da karmaşıklaşır. Her düzenleme bu stratejik görünüşü ve lojistik görünüşü taşır. Jahova'nınkinden çok göçebelerin etkisinde kalarak büyük çöl bileşimini kurduğunda. Savaş ma-kinasında bu ikili sırayı izleyerek onuı iktidarını tanımlar : artık iktidar parçalara. her kabileyi numaralayarak sayar. sakson rejiminden. Temel aritmetik birim öyleyse düzenleme birimidir: Örneğin ok-at-insan. (Bu bizi lojistiğin esas görünüşüne getirir). Bunun kazayla meydana gelmiş bir görüngü olmadığını . Aslında. soydaşlarını numaralayarak örgütler. bu yedek ye-ni-doğanlar kabileler tarafından verileı vergi şeklinde yeniden satın alınacaklardır. Ama ayrıca her aritmetik soydaş grubundan küçük bir insan topluluğunu.yani özgür bir mekanda ayrışıklık dağıtımı tarafından üretilir. sayının özerkliğini şartlayan bir işlem olduğunu sanıyoruz: Sayının bedeninin karşısında sayının bir bedenine bağlı olması gerekir. iki ek işlemi takip ederek. 2x1X2=1. Her ikisi de savaş sayılarının eklemlenme bilimini oluştururlar. ve her soydaş grubun savaşçıları şifrelere ve şeflere tabii tutulurlar (onluklar ve onbaşılar. Sayılayıcı sayı aynı anda bir çok temele bağlıdır. zorunlu olarak silahlara. Savaş makinası tu ikili sıra olmadan iş göremez: Hem numaralı bileşmin soydaş örgütünün yerini alması gerekmekte. sosyal bedenin aritmetikleştirümesinin karşıJdgı kendisinin aritmetik olduğu özel ayırdedici bir bedenin . ki bu Sayının bedenini veya kutsal sandığın özel konrucularını oluşturmaktadır ve kabileler arasmda Leviter yeni doğanlardan deha az kalabalık olduğuna gön.. bağlıdır. Ma/sonneuve Yayınevi. Birim ne kadar küçük olursa olsun eklemlenmiştir. Halbıki göçebe varlığında er büyük orjinallik ve yenilik çeren işlem bu sonuncusudur. bu ilkeyi bırakmazlar (10 sayısının «temelinin» esas olmasına rağmen). top anan bütünle iletişim halindeki bütünün yerine bir laşkasının konması işlemi (özel kurmay bedeni).Kalkış bütünlüğünün aritmetikleşti-riîraesi (ssydaşlar). binlerin kurulması). Biri diğeri olmadan olamaz: İkincisinin daha büyük bir kuvvet taşıdığı idîi yersizyurdsuzlaşma.. Antrustîon (64). ne de devlet örgütü çevresindeki bu mücadelenin önbiçimîenmesidir : bu savış makinasuım kendine has ve onun özel iktidarına ve «şefin» kuvvetinin özel sınırına has bir gerilimdir.numaralı bileşim yeni ilkeyi değerli klmak için soydaşları üst üste dizer. Öyle bir noktada ki. Devlet orduları bile büyük sayılarla uğraştıkları anda. Musa. binlikler ve binbaşılar) . merkezlerin gelecekteki sesverişlerine ve parkaların üstkod-lanmalanna değil. çekip alman aşağı )ütünler (onların. Kableler ve Musa'nın Levitteri arasında. Romalı lejyon sayılarla eklemlenmiş bir sayıdır. sayılayıcı sayının daha gizli ikinci bir karakteri vardır: Her yerde savaş makinası tuhaf bir yanıt 103 sürecini veya aritmetik ikilemeyi sanki simetrik ve eşit olmayan iki sıra üzerinde işleme sokarmış gibi sunar. aynı sorun devlet ordularında yeniden oluşacaktır. yani savaşçıların bilimlerinin bileşimlerinin arasında-kilere aittir. Sayıdaki rolleri >zel bir kabileye aktarı acaktır. bağlı olduğu bir kanun kurar ve bu yeni doğanlar daha küçük oliuklarmdan. insan zincirlerini birbirine bağlayan Hoplit reformu. yüzlükler ve yüzbaşılar. Ama diğer yandan da sanki soydaş-bedenin yeni numaralı bileşimi bedenin kendisinin numaralı bir oluşumu olmadan başarılı olamazmış gibi. Le regime socıaf cfes Mongols (MoğoIJann oo&yaî Rejîmî). Ayrıca dış aritmetik ilişkileri veya bir kabilenin veya bir soydaşlığın üyeleri arasmda savaşçıların oranını tanımlayan sayıdaki içerikleri. htm de devletin yurtsal örgütüne sövmesi gerekmektecir. Levitler kabilesine. kendi özel koruyucu grubunu oluşturmak üzere çeker alır. Bir yandan soydaşlar veya kabileler nunaralı olarak örgütlenmişler ve değiştirilip yeniden düzenlenmişlerdir. stoktakileri. böylece iki atlı ve iki kişilik at arabasında. Vladimirstov'un kullandığı terimi «an-turstions». 104 yeni doğanların hukukî olarak Jahova'?a. merkezlere. yedekleri geri planda bekleyenleri hayvanların ve insanların bakımını da hesaba katmak gerekir mi? Lojistik.ama savaş makinasının esasını oluşturan. İskitlerin zaferini meydana getiren formüle göre 1X1X1. insanlar her soydaş gruptan özel numaralı bir beden oluşturmak için çekilip alınmışlardır. yahut meşhur iki kayışlı kalkan. komiserler ve kurmayların dinamik bir oluşumu vardır. mesajcılar. Karmakarışık veya eklemlenmiş sayı yalnızca insanları meydana getirmekle kalmaz. Cengiz'in «noyaı»ları ve «an-trustion»]arı arasmda iktidar mücadeeleri veya şiddetli çekişmeler buradan ortaya çıkmışlırdır. hayvanlara ve taşıma araçlarına da çeki düzen verir. öyle ki parçalar hareketli hale gelirler ve geometrik şekiller kımıldarlar ve değişmeye hazır olurlar. yüzlerin. Ama. yani diplomatlar. sayının ikileşmesi gerekir. sıvaş makinası 105 devlet tarafından edinilmediğinde. stratejinin iç ilişkilerine savaş ma-kinasmdan daha az ait olmayan dış ilişkiler sanatıdır. o anda. Eski özelliklerini edinmek isteyen soydaşların protestoları artık bu değildir. ama sayının bu iç ilşkilerine.

106 i İM ri dönüş. «Göçebeler. diplomatlar. çocuk kaçıranlar» kökünde önemli bir konu değil mi? Özellikle son durumda. mülkiyetler arası bağımlılık ilişkilerinin kendisi özel olan bir mülkiyet haline girmiştir (vasal-lık veya gerçek malikâneler). Burjuva veya Sovyet tarihçileri olsun (Grousset veya Vladimiristov). savaş makina-sında iktidarın belli öğesi olarak nasıl özel bedenin kurumlaşması daha iyi gözükmektedir. politik. Göçebelerin tarihi olmadığı doğrudur. yabancıların. ya da orduyu oluşturan. çünkü onların sadece coğrafyaları vardır.66). ne şehirden ne de yıktıkları yahut işgal ettikleri devletlerden bir şey anlayan. kölelerle. Devlet-biçimine söven ^e soydaşlarla ilgiyi kesen kendilerine has bileşimleri. Böylece göçebelerin her türlü metafizik. aynı nedenlerden dolayı iki akım orduda birleşmiş değildir. Bu savaş makinasına tamamen askeri bir ulam (askeri demokrasi ulamı) ve göçebeliğe tamamen yerleşik bir ulam (kategori) uygulamaya çalıştı (feodalite ulamı). Bu devletlerin kullanmaktan bıkmadıkları. devletleri. silahlarını ve politik nasihatlarım imparatorluk devletinden almaları fikri. etken karakterleriyle tanımlanan ve cahillikle tanımlanamayan bir savaş makinasmın ve bir göçebe örgütünün adı olduğundan ayrı. 2 — Rehinelerin işine yarayan her soydaşın temsilcileriyle (yeni-doğanlar: Bu daha çok Asyagil durumun veya Cengiz Han'ın durumudur) . Rene Pottîer. İmparatorluk memurlarının oluşması. metalurjik veya teknolojik buluştan arındığı genelleşmiş bir eleştiriye seyirci kalındı. EnadenJer (Ötekiler). Bkz. bu özel bedeni bir çok şekilde düzeltmek mümkündür : 1 — Bir soydaşlılıkla veya hakimiyeti bu soydaşlıktan itibaren anlamlanan ayrıcalıklı bir kabileyle (levitlerle Musa'nın durumu budur) . eğer çok kuvvetli bir metal teknikleri olmasaydı savaşları nasıl kazandıklarını anlamak iyice güç olurdu: Göçebelerin tekniklerini. lojisyenler ve bazen de demircilerdir. ama iki ayrı kaynaktan itibaren kaynaşmışlardır. her şeye rağmen kabul edilecek gibi değildir. savaş makinasım ele geçirir (eleroi veya sahte malikâneler). Onlara özel okullar ve kurumlar gerekir. Bunlar «komiserler». ne tarımdan. (. Yani savaş makinasmm ve göçebe varlığının iki şeye aynı anda sövmesi gerekmektedir: Soydaş aristokrasiye bir ge(65) İlginç bîr durum da Tuareg'lerde demircilerin özel kurumu olacaktır. kendi hesaplarına kullanacakları. tıpkı zavallı bir insani-yetmiş gibi kabul ettiler. bu savaş makinasmın kendine has bir buluşudur. onu tanınmaz kılan yahut kurmay bürokratik bir biçimde onu yeniden kazanacağı veyahut çok özel bedenin tek-nokratik biçiminde veya devlete direndikleri kadar devlete hizmet vermeye devam eden «bedenin tinleri» biçiminde veya hizmet ettikleri kadar devleti kazıklayan komiserler gibi. inançlı ve asker olacak olan olduğu gibi devlete ve soydaşlara nazaran yersizyurdsuzlaş-mış bir durumda kalandır. veya başka dinden gelenlerle (bu da zaten Frank kölelerin durumudur ama özellikle bu «askerî kölelerin özgül sosyolojik kategorisinden esinlenen İslâm'ın durumudur: Bozkırların veya Kafkasların kökünden çıkıp gelen köleler sultan tarafından satm alınmış Mısır Memlukları veya hıristi-yan toplumlarından gelme Osmanlı yeniçerilerinin durumu) (65). tarih devletlerin zaferiyle yazılır oldu ve tek 107 bir tarih meydana çıktı. Tam tersine yalnızca nomos ile değerlenen bir şifrenin numaralı bu özel bedenin nesnel gerekliliği ve varlığıyla mümkün olan savaşçı şefin kaprisiyle açıklanabilir. tarihçiler göçebeleri hiç bir şeyden anlamayan. ne aldırmadıkları tekniklerden. strateji yapanlar. asker olması için köle doğmuş olması gerektir. 1945-1946. Hem böyle bir savaş makinasına ait bir oluş hem de bir yersizyurdsuzlaşma vardır: Özel beden ve özellikle ya-bancı-kâfirköle. kaçırılıp getirilenlerin kökünde göçebe olan iktidar soydaş aristokrasi mensuplarının iktidarından ve devlet memurununkilerden çok farklıdır. yayımlayıcılar. yabancılarla. Çünkü kölelerin. bu Enadenlerin fcökeni ya Sudanlı köleler ya da Sahra'daki Yahudi kolonfannki. İnançlı olması için kâfir doğmuş olması lâzımdır. Tarih göçebeleri azletmekten başka bir şey yapmadı. ama bu iki sistem de herhangi bir devletle içice girmiş bir orduyu öngörürler (yani feodalite için Karoîenj devri toprak reformu). yahut da Saint-Louis'nin savaşçılarından gelenler olacaktır.oluşumuysa. o kadar ki. Her şeyin karışmasını sağlayan devletin kendisinin köleleri yüksek memur olarak kullanmayı istemesi: Görüleceği gibi. «Tuareg'lerde sahralı metal elsanatçılan» Metaller ve Uygarlıklardan. ama ayrıca da. Nagel Yayınevi. Askeri demokrasiye yöne108 vazgeçilen veya verilen topraklar kadar bu işten kârlı çıkanların borçlarının tesbiti için de sayı «mülkî» . Her iki durumda da (66) Feodal karater askeri demokrasiden daha az asken bir sistem değildir. Gryazndv (Güney Sibirya)..Ya imparatorlukçu bir devlet savaşçılarına memuriyet toprakları dağıtarak. Ama bu iki varsayım da bir yurt ilkesini öngörür. 3 — Toplumun dışmda kalan tamamen ayrı öğelerle. Ama. şehirleri nasıl yıkmaya kalktıklarını anlamak çok güç olurdu. casuslar. özgün mekanları. «Sultanın kaprisiyle» açıklanamazlar bunlar. Göçebelerin yenilgisi öyledir ki.

tamame^ı sosyal bir ilkenin özerkliğini belirleyen «menkul» bir vergi sistemi ve bir yurt düzeni bulmuşlardır. o kadar o aletin kendisi ya sadece benzetmeyle ya da gizil bir silah olarak iş görmektedir. Ve Moğolların. Payot yayınevi. fırlatılan veya fırlatılmış silahlar olarak diğerlerinin arasında bir cins oluşturdukları doğrudur. 109 vurucu silahlar her iki taraf için de geçerlidir. Ordu hemen karşılık verip püskürtmek için. 23. L'infîuence de l'armement sur I'histoire (Silahlanmanın Tarihteki Etkisi). (Silahların fırlatma karakteri buradan gelir) Savaş makinası hıza has bir vektör ortaya çıkarır o kadar ki. fakat kesinlikle . Hayvancılık ve hayvan eğitimi ne ü( *) Dromokrasi hız bilimidir ve Paul Virl'o'nun yöntemidir. Bir «ekosistemden» bahsetmek mümkündür. fakat örgütün feodalleşmesi parçalandığı anda veya fethettikleri İmparatorlukla bütünleştiği anda. sadece yıkım gücüne değil. Fakat. iç ayrılıkların varolduğunu sanıyoruz. öyle ki. (ÇN) (**) Sitenin yasaları. Atış silahlarının kesinkes konuşulduğunda. düşmanı olur) Savaş makinasının avcı göçebelerin bir icadı olması şaşırtıcı değildir. Ama bu dışsal ayrım teknik bir nesnenin ikincil uygulamalarını açıklasa da. ileri doğru fırlatıldığı andır. 111 kel avla ne de yerleşiklerin hayvanları evcilleştirmele-riyle karşılaştırılabilinir. ama bir şıkta merkezkaç diğer şıktaysa merkezîdir.hız ve hareketle ayın tin ilişkileri yoktur. Eski Yunan diîinden Bat! dillerine girmiştir. Belli bir mesafedeki maddeyi bir denge durumuna getirmek veya onu bir içeridenlik biçimine sokmak için alet bu maddeyi hazırlar. Bir alet ne kadar fırlatılırsa ve fırlatılan bir mekanizma taşırsa.vergi örgütünün buyruğuna girmiştir. s. Aynı zamanda bitkisel ve hayvansal şekillerin evrimsel serisidir. yani mantıksal. «Çağlar boyunca. ama el silahları bile elin ve kolun alete göre başka bir kullanımını gerektirir. Buna rağmen bu ayrılıklar tam olarak içsel olmasa da. vergi ve toprak düzeyinde. Ve şüphesiz göçebe savaşçıların. (Ç. «sorun» kavramının kendisi bir savaş makinasma gönderimde bulunmaktadır.Orada sistemler arası karışıklık veya bileşiklik olabilir. iki grup arasında genel bir değişirlik kurmayı engellemez.N. Kısacası feodalite veya askerî demokrasi. ama tersine avlanan hayvanın gücünü kendisine edindiğinde savaş ilişki sinden başka bir ilişki içinde hemcinsiyle ilişkiye gir eliğinde.Ya silah-alet değişebilirliğmin ve ayrımının alanında gelişir. Silah «atışbilimidir». kavramsal ve hatta birbirlerine çok yakın dursalar da. Bu yalnızca iş aletleri ve savaş aletlerinin belirliliklerini değiş-tokuş ettikleri çıkış noktasında bulunmaz: Aynı makinasal filom (*) her ikisini de kateder gözükmektedir. Silah-hız birlikteliği üzerinde jsrarla duran yine Paul Virilio'nun esas bulduğu şey budur ■ silah hızı icad eder veya hızın buluşu silahı icad et mistir. Önerme VII: Göçebe varlığı «etki» olarak savaş makinasmın silahlarına sahiptir. aletlerin ve silahların içsel ayrımını öne sürmek çok güç gibi durmaktadır. göçebelerin numarasal bileşimini açıklamaktan çok uzak olup. ne denirse densin. İşgal ettikleri yerleşiklerin topraklarında doğru veya yanlış malikânelerde örgütlendiklerini göstermektedir. bozkırlarda göçebe feodalitesinden bahseden Vladimirstov'dur. F. îlk yaklaşımda silahların izdüşümü ile ayrıcalıklı bir bağları vardır. Tersine alet daha içe dönüktür.). insan diğer hemcinsi ne avcının hayvanla ilişkisi tipinde bir ilişkiyi uyguladığında savaş ortaya çıkmaz. Çünkü savaşın avdan ortaya çıkmadığı kadar avın kendisinden de silahların varedilmediği kesindir. ortaya çıkar (artık avı değil. başında. ya da daha önceden oluş turulmuş ve ayrımlanmış silahları kendi amacına kul lanır. Ve de aletler başka amaçlara kullandıkları veya içlerinde taşıdıkları fırlatıcı mekanizmaları değerlendirir dururlar. botanikte kullanılan bir sözcüktür. böylece de savaş ma kınası ne niceliksel bir arttırmaya ne de korunman bir gösterişe indirgenebilir). (*} Filom. Uzaktan hareket etmek her iki du(67) J.. ama göçebe sisteminin özelliği orada yayılan ve yer değiştiren sayılarla toprağı ve bu göçebelerin iç ilişkileriyle vergiyi sınırlamış olmasıdır. bu ortaya çıkar. sayının özel bedeni ile numarasa! bedeni arasındaki ilişki içinde işe karışmaktadır). (Ç.. aletin kullanılmak veya yenmek üzere orada olduğu söylenebilir (hemen yanıt vermek savaş maki naşının yaratıcı ve acil etkenidir. fasulye kılçığı vb. (Örnekçe Musa'da bile vergi. gibi). Kullanımlarına göre aletler ve silahlar her zaman ayrı tutulabilirler (insanları mahvetmek veya ürünleri üretmek). kaçmak veya icad etmek durumun dayken. aletlerin ve silahların «yönsemevle (temayülen) (aşağı yukarı). Bitkilerin liflerini belirler (Kılçık. Virilio'nun söylediği gibi. Fuffer. Leroi-Gourhan'm tanımlamış olduğu Urken. İkinci olarak.NJ. ama «dromokra sı» n (nomos) (••) olan özel bir isme ihtiyacı olur Diğer avantajları yanında bu fikir savaş ve av arasında yeni tıp bir farklılık ortaya çıkarır. büyük buluşlar yaptıkları. Fırlatılan veya fırlayabilen her şey öncelikle bir silahtır ve esas an ileriye itildiği. göçebe örgütünün ve savaş makinasmın bu sorunları kestikleri doğrudur. tarım aletleriyle savaş aletlerinin eş oldukları herhalde doğrudur» (67). yerleşik rejimlerde ondan ne kaldığını göstermektedirler. 110 rum için de söz konusudur.

motor fikrini so-yutlaştırarak onu kendi kendisine uygular. Fakat savaşlarda o derece önemli olan. ağırlıkla eylemini sürdüren neticeli bir gücün uygulama noktasının göreceli yer değiştirmesidir. avcı sistematik bir öldürme ile vahşi hayvansallığm hareketini durdurmayı amaçlar. ama «ata binme savaşçının ilk fırlatma gücünü oluşturur. «eşcinsel bir düello» ilişkisine girmesini sağlar.Hızın silahın bir kısmını oluşturduğu gibi. fırlatıcı olarak hızı ve taşımayı. dahası. 1914 savaşının önce nasıl ofansif bir savaş olarak.. emek ve serbest hareket modelidir. bu hız öncelikle avlanan hayvana gönderimde bulunduğu avda oluşmamakta-dır. fakat avlanan hayvanların şiddetininkidir. At. belki de niteliksel modeller aramak yerine. L'inffuence de I'armement sur Ifıîstofre. savaş makinası hız kadar ağırlık merkezi ve bir tip ağırlık taşır (ağır ve hafif ayrımı. iş makinasında icad edilenden çok farklı bir savaş ma-kinası icadının etkinliği burada yatar. Sorun bu da değil Sorun bağımsız veya özgür değişkenleşen hız (68) Vînlio. «avcının avı aşan».. hayvan eğitimcisi onu saklamaya (başlar) ve eğitim sayesinde. Devrik itirazlar daha da karışıktır. İlk bakışta savaş makinası tanımlanır.fırlatılan. savaşçı hayvandan. ama özgür vektörde başgöstermeden taşıma veya taşıma aracı olarak kalacaktır. ata binmeden önce ve at biniciliğinden önce var mıydı? sorusunu ortaya çıkarır. «Kan akıtmak. Ata binmede. Ama Virîîio'nun kendisi. hareketin niceliklerini ele almaya yatkın olunduğundan mıdır? Ülkücü iki motor modeli. özellikle karşı güçlerin dengelenebildikleri bir pür-tüklü mekanı düzenleyerek gönderimde bulunurlar. yani şiddetin tutumluluğudur (. Av fikrini düşmanına uygulayarak genelleştirmem.. askeri ve silahın kendisini kımüdamazlığa mahkum eden bu fırlatılanın özelliklerinde soyutlandığı da baş-gösterebilir (1914 savaşındaki kımıldattıazlık böyle olmuştur). yani bunu sonsuz ve kalıcı kılmak gerekçesini kurar. . Serbest harekette noktalanmamış bir mekanı mutlak olarak işgal etmek için bedenin öğelerinin ağırlıktan (69) J. Savaşa yeniden bir hız vermek toplan çoğaltarak mümkün olabilir. «taşıma veya semer». Birincisine göre. kinetik enerjide. savaşmak için ayaklarını yere basan insanları yalnızca taşıdığında savaş makinasına -ait olmaz. misilli helikopter tankın ateşine yanıt veriyordu vs.F. her halükarda.. 8 113 sanları sinilen yerden çıkararak harekete kaygan bir mekan verecektir (69). Fuller. ata binme varolabilir. ani ölüm. tank toprak üzerinde kaygan veya denizci mekanı yeniden oluşturuyordu ve «toprak üstü savaşa gemi taktiği koyuyordu». 112 vektörünün ortaya çıkmasmm savaş makinası tarafından içerilmesi sorunudur. Bu savaş makinası.) Halbuki avda. dinlenme ve gerilim karşıtlığı). İki karşı çıkma birden aynı anda meydana gelir. s. ilk silah sistemidir» (68). çünkü top mermilerinin açtıkları delikler savaş meydanını çok kullanışsızlaştırıyordu. Genel kuralda. atom hızı saklanır ama proteinleri saklanmaz (motor ve atın eti değil) (. Emekte önemli olan «bir» (ağırlık noktası) olarak kabul edilen bir beden üzerinde. savaş makinası hayvan eğitimiyle tüm bir şiddet tutumluluğu. ileriye doğru sallanan bir sisteme bağlıdır. cevabı hemen yapıştırmak aynı kimseden aynı kimseye doğru gitmiyordu : tank top atışma karşı yanıt veriyordu. etkisinde tüketilmez ve iki an arasında yolunu sürdürür (hareketli bir süreklilik fikri). ama onun yenmek için direniş hareketleri yoktur ve hareketli bedenin kendisinin üzerinde iş görür. hayvancılık olarak yer değiştirmeyi bize ayrı şeylermiş gibi verir. halbuki karşı atağa kalkmak bir aceleciliği veya dengeyi bozan bir hız değişikliğini içermektedir: Hız-vektörü üzerinde işlemlerin tümünü yeniden toparlayacak olan tanktır ve yine tank silahları ve inSavaş Makinası . F. Ama bu kendi kendine karşr çevrilir ve hareketsizliği zorunlu kılar. Serbest hareket de ana nedendir. halbuki ikinci bakış ortak alana gönderimde bulunur. Hızın bir fırlatmada kurşun veya havan topu mermisi. Bu vektörün • ata binmeye ihtiyaç duymadan bir piyade ordusunda oluşturulduğudur. katılıp kalmalar (katatoni) ve hareketsizlikler veya «zamanlama» görüngülerinin nasıl.) şiddet tutumluluğu ne avcmmki ne de hayvan bakıcısınmkidir. Bunun yanında. Ama güçlerin dengelenmesi bir direniş görüngüsüdür. «Yolcunun Metapsikozu». örneğin. 155. korunma ve saldırma simetrisizliği. İsterse taşımanın eylem üzerinde hareketi olsa bile. topçu ateşî üzerine kurulduğunu gösterir. İngilizlerin ve general FuHer'in varmış oldukları sonuç belliydi: Bu tankı içeriyordu : «yer gemisi».» Teknolojik motor bu yönü geliştirecektir. Herşeye rağmen Virilîo avdan savaşa dolaysız bir geçişi gösteriyor: «Dişi hayvan kullanması».. şiddetin sonsuza dek kullanımının tersidir. Traverses no: 8. Hayvan-oluşun savaş makinasında oluşu buradan kaynaklanmaktadır. Emek direnişlerle karşılaşan ana nedendir ve dışarısı üzerinde işlem görmekte tüketilmekte yahut etkisinde harcanmaktadır ve her an yenilenmek zorundadır. Ve diğer durumlarda devlet aygıtlarının savaş makinasına kendilerinin sahip çıkmalarının koşullarına. bir av modelinden çok motor fikrini ödünç almıştır. Savaş makinası taşımayla değil eylemle tanımlanır. bazı durumlarda salt bir hız bileşimine gönderimde bulunmasmı göstermek kolay olacaktır. at binicisi harekete yön vererek ve hızına hız katarak harekete ortak olur. Her seferinde bir şiddetle işlem görmek ya da «her sefer için bir şiddet» oluşturmak yerine. Ama. aletin de bir kısmını oluşturduğu görülür ve hız savaş makinasına ait değildir.

diğer silahlar-sa. ve göçebeliğin genel koşullarına veya daha sonra feodalite'-nin yerleşik silahlarına göre aynı etkileri göstermez. ve gücün yer değiştirmesini içerirler. . Sorunlar ve Karşı Çıkmalar). öz-devingendi. «gerçek-etki. Martia! Gueroult'nun tebliği «Dinamik ve Leibnizcî metafizik» Les Beiles Lettres. alet. Öyle ki. Emeği belirleyen alet değildir. aynı işleme sahip olmadıkları başka bağdaşımlarda vardır (71). sadece sonuçtur. Teknik öğeye nazaran birincil olan makinadır: Teknik makinanın kendisinin belli öğeler bütününden oluşmasını değil. Silah. biçimsel-etki» vb. kendine has olan düzenlemede alet soyut olarak daha «hızlı» ve soyut olarak silah «daha ağır» olsa da bu iki tip düzenlemede yalnızca bir aynım belirtmek istiyoruz. Bunun dışında. yer değiştirme. her teknolojik ilke olan teknik bir öğenin soyut kaldığını öngören bir düzenlemeye gönderme yapmadıkça belirsiz kaldığını gösterir. bir geçiş harcamasına ki. kullanımının genişlemesinin. Sık sık bir savaşın içinde bulunduğu savaş örgütünden bağımsız olamadığı söylendi. 116 üne gönderimde bulunmaz.hız sistemine bağlıdır. harcamayı ve direnişi öngörür. Alet emeği öngörür. Silahlar ve aletler birer sonuçtur. bağlıdır. Kısacası.N. ağırlık. halbuki silah sadece zamanda ve mekanda güç gösterisini veya alıştırmasını. Silah gökten zembille inmez ve tabiî ki üretimi. Sanki silah devingendi. güç açısından. anlaşılmasının vb. 55. s. Örneğin. yer değiştirmeyi. Mızrak ve kılıç. 119 ve 222-224. bronz devrinden beri varolduğu gibi. Alet esasen bir doğuşa. hızın kendisinin bir «silah sistemi» olduğu söylenebilir). Ve diğer yanda. Heryerde silah sistemini oluşturan bir düzenlemedir. ama o kadar da aletler bir emek modeline gönderimde bulunuyor gibi dururlar. emek modelini gerçekleştiren aletler değil.) (70) Bu iki modeiin genel ayrımı üzerine: «emek-serbest hareket». ayrıca. Alet ağırlık koşullanna bağlı kaldığı halde silahın hız-vektöründen ayn tutulamayacağını söylediğimizde. Bkz. aletin göreceli hareketini oluşturur ama kasırgamsı bir mekan işgal biçimi. Onlann iç karakterleri vardır (ama öz karakterleri değil) (*) bunlar içinde alınan birbiri ardına dizili düzenlemelere gönderimde bulunurlar. bunların hepsi yasalarını emekte bulurlar. bu at-üzengi-insan düzenlemesi değişikliğe uğrar. (Bu anlamda. ve dahası. içerir. Ama. «hoplitik» silahlar yalnızca savaş ma-kinasının değişinimi olarak piyade askerler tarafından varoldu: Bu sıradaki tek bu düzenleme tarafından yaratılan silah iki kollu bir kalkandır-. teknik öğenin hangisi olduğunu. «gücü kendinde saklayan gücütüketen güç». Düzenlemeler aracılığıyla filom seçenekte bulunur. Emek. doğru olan bunun tersidir. niteler ve hatta teknik öğeler bulur. Bir noktadan diğer bir noktaya düz çizgisel yer değiştirme. problemes et controverses (Piyade. ilk topçu silahlarını bir kenara bırakan çekiç ve orak ve bıçağı ve kargıyı uzatan at-insan hep düzenlemeyle vardır. Üzengi. Aletlerin karşısında onlara karşı çıkjacak büyülü bir kuvveti silahlara ödünç vermek de boşunadır: Silah ve alet kesinlikle aynı alanı tanımlayan aynı yasalara boyun eğerler.114 kurtuldukları biçim budur. içsel olan belli bir denge kurmak zorundadır (Ç. içermez (70).mekanda ve zamanda sadece devingen sayıdan başkasına gönderimde bulunmadığı zaman veya hız yerdeğiştirmeye eklendiği zağlan. Serbest hareket modelini gerçekleştiren silahların içinde bulunanlar ve onların fizikî varlıklan değildir. yükseklikağırlık sistemine bağlıdır. ama aynı doğaya. sosyal veya kollektif makinanın kendisini tanımlar. yoni bir mızrak tipi ve yeni silahları beraberinde getirir. vermiş olduğumuz gerçek veya anatanımı kapsadığı ölçüde emekle alet arasındaki bağ kesinlikle kabul edilemez. belli bir anda. dışa karşı konulan bir çarpışmayı. serbest harekete bağlı olarak. ama serbest hareket modeline gönderimde bulunur. Silahlar ve kullanımları serbest hareket modeline gönderimde bulunur gibidirler. La phalange. kendi sırası geldiğinde yeni bir in-san-at düzenlemesi ortaya çıkarır. Halbuki alet için durum aynıdır: Orada da herşey bir emek örgütüne ve eşya. aletlerden veya silahlardan bahsedilmez. hayvan ve insan arasındaki {71} Marcel Detîenne. bir yerdeğişi-mine. Silahın özgünlüğünü -bu özgünlük sadece gücün kendisi kabul edildiği zaman belirir. sürekli hareketli . silahlar da tam belli olarak nedenin yenilenmesini. daha önceden vardır. bir etkinin içinde yoklusu veya harcanışı. ne olduğunu belirleyecek olan makinasal düzenlemedir. tamamlanmış olduğu öngörülür. bu silahların biçimsel nedeni olan «savaş ma-kınası» düzenlemesidir. emek koşullarının. Ama bu yön silahın ve aletin ortak noktalarına gönderimde bulunur. Bu anlamda silahların ve aletlerin yalnızca dışsal bir şekilde birbirlerinden ayrılamayacaklarını Ye buna rağmen içsel farklılık karakterlerinin 115 olmadığını söylemekteyiz. Somut olarak bir silah emek mode(*) Özünde dış koşullardan bir bağımsızlık söz konusudur. halbuki alet olgunlaşmıştı. ama aletin biçimsel nedeni olarak «emek makinası» düzenlemesi gerçekleştirilir. Genelde kollektif ve makinasal düzenlemenin teknik öge üzerindeki birinciliği aletler için olduğu kadar silahlar için de geçerlidir. silahın saltık hareketini oluşturur. öngördükleri düzenlemeler ve bunlarda girdikleri şekiller tanımlanmadan önce.

tüm bir ağırlığı içerir. yapmamayı öğrenmek savaş makinasına aittir : savaşçının «yapma-mak». toprağın üçlü almaşık ekime bağlı olmaya başladığı ve ekonominin ortaklaşa yapıldığı bir bütünde varolabilmektedir. gücün bir tutumluluğunu ve yer değişikliklerini. Bu Braudel'in şu şekilde sonuçlandırmasına olanak vermiştir: «Bu açıklamanın aleti sonuçtur. Savaşa değgin sanatların ağırlık merkezini ve onun yer değiştirme kurallarını anımsadıkları doğrudur. Tutkular düzenlemeye göre değişen arzu gerçekleştirmeleridir: Bu ne aynı adalet. Civilisatiort Materîeile et Capitalisme (Maddi Uygarlık ve Kapitalizm) s. Etkiler silahların fırlatıcı olduğu kadar fırla-tıcıdırlar. salt katılıp kalma hız-vektö-rünün birer parçasıdır ve hareketin taşlaşmasını eylemin taş gibi olmasına bileştiren bu vektör üzerine taşınırlar. ani katılıp kalmaları (katatoni) en iyi uyarlayan Kleist olmuştur: Öyleyse 119 bize teknik öğenin silah oluşuna. Bir savaş makinasının en yüksek hızıyla askıda kalmaları. Bu «emekçi biçimi» gibi duygunun tutku verici rejimidir. bunlar kendindeki değişkenliğe. Mouton Yay. geri kalan. aynı zamanda tutku öğenin etki-oluşuna gözlemcilik yapmak kalmıştır (Penthesüee denklemi). vatandaşın eğitimini. askerin öğretimini yakınlaştırmaya doğru yönelir. Savaşa değgin sanatlar daima hızlı silahları ve öncelikle (mutlak) zihin hızını buyruk altma aldılar. Braudel. yerini grubun eşcinsel Eros'una bırakır. buna yalnızca söylenceler şahit olmakla kalmazlar. neden değildir». hâlâ. köylü-asker olayını hazırlayacak olan piyade düzenlemesin-deki insan-insan ilişkilerine bıraktığı durumlardan biridir: Savaşın tüm bir Eros'u değişikliğe uğrar. Ayrıca savaşa değgin sanatlar (arts ınar-tiaux) bir devlet işiymiş gibi bir kod dilemezler mi. kibar ve şövalye romanları da şahit olurlar. sırasıyla ortak düzenlemelere bağlıdırlar. Sadece makina-laşmış. Bu insanın attan indiği ve hayvan-insan ilişkisinin yerini asker-vatandaş.» s. Ama. Bir koddan çıkartma hareketi savaş makinasmı kateder. orada hiç bir amacın olmadığı boşluğun kayganlığında gerçekleşenler : Hücum. devlet her (72) Üzengi ve saban üzerine bkz. halbuki duygu her zaman direnen. ama yollar etkinin o kadar da yoludurlar.Eski Yunanda savaş sorunları. Detienne savaş ma-kinası ile arzu arasmdaki değişinimden ve diğerlerinin tüm bir tersyüz edilmesinden bağımsız olmayan Yunan piyadesini gösterdi. (aleti öğrenmeme diye bir şey yoktur. halkının yoğunluğuna göre değişen. her düzenlemenin bir arzu düzenlemesi olduğu da doğrudur. ne aynı vahşet. Silahla etkici bir ilişki mevcuttur. Silahlar birer etkidir. Ama. yer değiştiren bir heyecandır. Mouton Yay. Böylece saban özgün alet olarak yalnızca 'uzatılmış* açık alanların hakim olduğu öküzün at tarafından çekim hayvanı olarak değiştirildiği. saban ve tarla çapası. Yoklukta değil boşlukta gerçekleşenler. Lynn White Junior. Arzunun doğal veya kendiliğinden bir belirlenmeyle hiç bir ilgisi yoktur. düzenlenmekte olan arzu vardır. ancak varolabilirler. bayılıp ayılmaları. verimlilik gibi düzenleme kavramları ortaya koyduğu tutkuların dışında değil. hem de hareketsiz sanatlar oldular. ama kara saban ile farklı karakterini belirlemeyen. 128 118 seferinde savaş makinasına el koyduğunda. arzuların düzenlemeyi oluşturdukları kadar. Duygu maddenin ve düzenlenişin bir değerlendirmesini. savaş makinasının rejimi etkilerin rejimidir. öznenin kullanmaması. onun sadece yokluğu doldurulur). özgünlüğünü ortaya çıkarmayan başka düzenlemelerin kenanndadır (72). Etki heyecanın başlaması. Ayrıca toprağı kazmaya yarayan sopa. Etki bu uçları kateder. kullanmamak da öğrenilir. atlı binicinin hayvanla cinselleşen Eros'u. 134 117 değişik düzenlemelere bağlıdır. şeklin bir anlamını ve onun gelişmelerini. Şövalye eğerinin üzerinde uyur ve bir ok gibi fırlar. mutlak hareketsizlik. yanıt verme (püskürtme) ve düşünme «kaybolan beden» (73). buna benzer bir hareket belirtir: . bu yollar üzerinde silahları kullanmak kadar. bunlara arzu bileşikleri denir. soru kendilerince kabul edilen emek ve savaş düzenlemelerinin öncelikle değişik düzenlerin tutkularını harekete geçirdiklerini bilmektir. dai(73) Savaşa değgin incelemeler yolların hâlâ ağırlığa boyun* eğdiğini anımsatırlar. Kleist'ın «Kuklalar Tiyatrosu» herhalde Batı yazınmsn kendiliğinden en Doğulu metnidir. Usçuluk. Daha önce saban varolabilir. yolların sonucunun daha oluşmamış olduğundan dolayıdır. sanki etkinin kuvveti ve kültürü düzenlemenin gerçek amacıdır. Emek rejimi öznenin oluşumunun bağlı olduğu Biçimin gelişiminden ve örgütlenmesinden ayrı tutulamaz. emekçinin oluşumunu. ne de aynı acıma biçimidir. dinlendirilmeye bırakılan tarlanın zamanına. öğeler arası hızların bileşimine ve hızlara gönderimde bulunmaktan başka bir şey yapmazlar. Göstergeler ve aletler arasında. halbuki üst-kodlama aleti bir emek örgütüne ve devlete bağlı kılar. ama hareket şarkıları. ama böylece de bunlar hem askıda kalan. Bölüm I ve II. Düzenlemeler tutku vericidir. yanıt vermesidir. Ortaçağ Teknolojisi ve Sosyal Değişimler. Ne kadar uzaktan birbirlerine girseler de o kadar. halbuki duygular aletler gibi içlerine alıcıdırlar. onun da arzuları oluşturduğu ölçüde. etkilerse birer silah. Bu. «Bir bakıma teknik sosyal olanın ve zihinserin içindedir. Buna göre. silah ise sadece geçici bir alettir Yapmamak. devletin alanı içindedirler ve ortak alanda başka bir doğanın mutlak hareketlerini çevirirler. Ve şüphesizdir ki. düzenlenmiş.

bu altın ve gümüş plakalar ve mücevherler mobilya olan küçük nesneleri içerirler (süs eşyaları). onların tam olarak ne olduklarını bilmiyoruz. du Cercle d'art. Emek olması için yapılan işin devlet aygıtı tarafından ve işin göstergebiliminin yazı tarafından kapılmış olması gerekir. bir yazı yazmazlar. Emeğin örgütünün . altını kızülaştırarak. Aslında özellikle: 1) Üretim veya bağımlı olma markaları olan imzalar. gerçekten söylemek gerekirse pek işlemiyordu ve savaşçının durumu da aynı şekildeydi. Yazıya dönersek. Alün ve gümüş bambaşka işlevlere sahip olurlar. Yalnızca bir kuvvet başka türlü. silah mücevherlerle esaslı bir ilişki içindedir.) İskit sanatı yabancılara ayrılmış ticareti hem bir kenara atan. hatta yazıya hiç bir şekilde boyun eğmeyen soyutlama kuvveti olsalar bile. Yazıdan çok süslü bir metin yazmak için kullanılmıştır. yani yazının vekilidir. düzçizgili bir süsleme sanatı oluşturur (75). Ed. bu devlet ve emekle olan ilişkide ortaya çıkar (76). direnme. ama bu maddeler üzerinde varolan bir yazının yazılması anlamını taşımaktan öteye gitmez. Ama bizce mücevhercilik «barbar» veya göçebe sanatı olmuştur denildiğinde ve bu azınlık sanat eserlerini gördüğümüzde bir şeylerin ruhumuzda kıpırdanmaya başladığını duyarız. İsa'dan önce dördüncü ve üçüncü yüzyıla doğru Karadeniz'in İskit sanatı şekillerin bir şematizasyonuna doğru yönelir ve ondan bir proto-yazı yapmaktan çok. kuyumculuktaki telkari işlere. (Herkül'ün başardığı işler krala boyun eğmeyi gerektiriyordu) Yurttan soyutlanıp. Harcanan güç ve emek ne olursa olsun. hem taşınması kolaydır. anlaşılmazlar bunlar (tüm savaşın söylencesi gümüşde varlığını sürdürdüğü kadar. alet-im düzenlemesinin kaynaşması buradan geçer. ama toprağın sadece bir yer olduğu. Paul Peiliot. ama aynı zamanda da im beden üzerine kayıtlanmaya başlar ve hareketsiz nesnel bir madde üzerine yayılır. Yani aleti tanımlayan emek modeli devlet aygıtına aittir. 1925. s. örneğin ne basit resimli bir ideografi ne de daha ileri olan komşularının kullandıkları yazı ile yarışmaya konulacak heceli bir yazıya ihtiyaçları olacaktır. hem de onlar kımıldayan nesnelere aittirler. hatta yerin bile olmadığı. Bu plakalar kendileri hareketli ve kımıldar olan nesneler üzerinde salt hız göstergeleri çizimini oluştururlar. Seyyar demirci kuyumculuğu silaha götürdüğü gibi silah da kuyumcuya gider. orada etken bir öğedir de). Altın koşum takımlarına. Kuyumculuk. Moğolların gizli tarihînden bize gelen iki çeviriden biri Çinceden çevirilmiş. L'art barbare scythe (İskit Barbar Sanatı). savaşçının kıyafeti121 ne.. ama silahlarla. Mücevherler o kadar ikincil uygulamalara maruz kalmışlardır ki.. mücevhercilik süs sanatı hatta süslemek. silahın sapına aittirler bu plakalar : Bir kere kullanılan şeyi bile süslerler. 185 . kuyumculuk öğelerine ufak menkul nesnelere bağlı olduğu söylenir.Ağırlık merkezinin düzçizgisel yerdeğiştirmesi daha «mekaniktir» ve ağırlığı tanımayan ve tîni içeren daha «giz dolu» bir şeye gönderir. diğe-riyse Çin karakterli fonetik (sesbilgisel) bir suretten çevrilmiştir. 120 ma düzenlemeye göre olan esaslı bir ilişki vardır. «Kuyumculukta» ki telkari işler ve altın renkli veya gümüş renkli elbiseler yetkinlikleriyle bir barbar kuyumculuk sanatıdır (. Mücevherler silahlara eşdeğer olan hız-vektörü üzerine taşman etkilerdir. şüphesiz. Mücevherler. Silah için durum bambaşkadır. kılıcın kılıfına. (75) Georges Charrieres. Madde-biçim ilişkisiyle oluşmaz. renklere ışık hızını verirler. Asia Majör. nesne olarak toprağa taşındığında teknik öğe alet haline gelmektedir. onlar salt devingenliğe gönderilen harcama. dilleri fonetik suretini sunsalar da yerleşik komşu impara-torluklarmkini almaya bile ihtiyaçları yoktur (74). dayanağın bile devingen olduğu kadar motiflere sahip oldukları dayanak-motiflerle biryerden bir-yere giderler. ve ağırlık koşullarıyla emeğe gönderilmeyen özgür hareketlerdir. hem de kullanan savaşçı ve göçebe ekonomiye bağlı olarak dekoratif ve lüks bir görünüşe doğru meyillenmiştir. Yazı değerini ikinci devrinde edinir. örneğin okun ucunu bile süslerler. Ama kesinlikle runik yazının ilk döneminde çok zayıf bir iletişim gücü ve etkisiz bir kamu işlevi vardır. İlkel toplumun insanının yaptığı işler çok kurallar ve baskı altında da olsa.}razı imleri. Gümüşten beyaz bir ısılı oluşturarak. orada İsa'dan sonra dokuzuncu yüzyılda Danimarka reformuyla anıtlardaki yazılar olarak belirir. göçebelerin yazıya ihtiyaçları yoktur. «pek işe yaramayan bir buluş ve tam doğmamış bir şekle sahiptir». Barbarîa(74) Bkz. çünkü menşeğinde özellikle mücevherlere. Les Systemes d'ecriture en usage chez les anciens Mongols (Eski MoğoIIarda Kullanılan Yazı Sistemleri). onlara bağlı anlatım ifadelerini madde olmayan savaş makinasmın göçebe payı olmadan. 2) Sevgi ve savaş mesajları taşıyan duygusal etkili bir göstergebilimi söz konusudur. Moğollar Uygur yazısını Siriyak alfabesini kullanırlarmış (Tibetliler Uygur yazısının fonetik kuramını yapacaklardır). düzenlenmiştir. En bulanık olanı runik (*) yazının durumudur. Gizli karakteri yüzünden onun büyücü yazısı olduğu söylendi. Bu tokalar. metal plakalar veya hatta silahlar üzerine işlenebilir. 122 rın sahip olmaya veya kesin bir kod yaratmaya hiç mi hiç ihtiyaçları olmayacaktır.

Ama yatay-tarihî bir biçim eski söylencelere karşı kendisini koruması gerektiği kadar. silahlar ve aletler başka değişim düzenlemelerinde değillerse başka ittifak ilişkilerine girmeleri de mümkündür. her durumda bir köken aramak da sorun değildir. diğer yandan da askeri beraberinde. ama vakitsiz gelen) : seyyar işçi ve göçebe savaşçı. Hun tahta sarayı. Topun tarihinde Hüs savaşları sırasmda Zisca'nın taşınır top(77) Göçebe savaş makinasında bir mutfak ve bir mimari vardır. en azından beş açıdan böyledir bu : anlam (fırlatma. fazla attir. emek ve bağımsız hareket arasında ödünç . vektör. havacı ve yeraltı teknisyenleri ortaya çıkarlar.A. Daha şimdiden kara bir karikatür onları solluyor. çizgi kavramı üzerine hiç bir ^ey kalmamıştır). ona yeniden rastlanır». hem de bir sürü çokanlamlılıklar taşıyarak: Bunlar şiddetin işe yaramazlığını bilenlerdir. Ama bu sorun değildir. halbuki müzik ve uyuşturucunun göçebe savaş makinası tarafına koyulan farklılık belirtileri vardır (77). ordularını disipline sokarak. Introduction â la runologie (Runik Yazıya Giriş). Şüphesiz savaş insanmdan daha demode hiç bir şey yoktur: Uzun zamandan beri başka bir kişiliğe büründü. ama yeniden kurulmak üzere olan savaş makinasıyla bitişik komşu olanlar da bunlardır. Ama buna rağmen. Jünger'in çözümlemelerinin niteliklerini kaybetmiş olduklannı sanmıyoruz : çizgi çizmek veya aynı anlama gelen çizgiyi geçmek. onun bir portresini çizdiğinde. duygu etki kaynaşması devrimlerin ve halk savaşlarının önemli bir anını oluşturur. bir öge şekilsel olarak bir düzenlemeye diğer bir düzenlemeden daha. aşmak. Aubier. anlatım (im-mücevher). nasılsa çizgi ayrım çizgisini geçerek çizilebilmektedir (78). Heidegger'in düşüncelerinde. 125 işçiler de yeniden ortaya çıkıyorlar. Emeğe inanmayan. Ve bu belirtilere. Aşağı yukan dünyanın düzenine ait olan denizaltı. Herşey çokanlamlıdır. Silahın ve aletin ortak kaçış çizgisi: Salt bir mümkün-lük. Teknolojik özgürlük ve etken direniş makinası. ama bu yerleşik biçimli şeklinden ayıran «bir belirti» altında gerçekleşir.. o artık asker. arzu duyan veya tutkulu mekan (etkiduygu). Jönger kitabında en net olarak nasyonal-sosyalizme karşı çıkıyor ve Der Ârbeîter'deki belirtileri geilştiriyor: etken kaçış olarak 'çizginin kavramı ve bu eski asker ve modern işçinin figürlerinin arasından geçiyor. Ama bu çokanlamlılıklarla Jün-ger yatay-tarihi olarak «başkaldıran» bir yandan işçiyi.. Gerilla ve devlet aygıtı. 124 lan silahlandırıp. asker-işçi. (76) Bkz.. ama yeni düzenlemeler için başkaları tarafından kullanmaya yarayan. Aletin emekten bağımsız harekete geçen şizofrenik tadı. (Paskalya geleneği göçebedir). Bu hem karşılık verme (püskürtme) hem de direniştir. Savaşçı insan köylülerle veya işçilerle ittifaka girebilir.(*) Eski Germen ve İskandinav harflerine değgin olan (Ç. «hem bir silah anyonun» ve «bir alet anyorum» denilen ortak bir kaçış çizgisine taşıyarak. silahın ise. Traite du rebelle (Başkaldıranm İncelenmesi). ve I.I. imlerin. ikisini de başka bir düzenlemede. ne ebedî. model (eylem-özgür emek). ama buna rağmen edinilmesi kolay olan gizil eylemler ve bilgi yüklerini istenç dışı olarak bulan ve toplayan bunlardır. C. bir savaş makinasına aittir mutfak: Örneğin Yeniçerilerin toplantı merkezinde bir kazanları. ortak bir alanda bulunması fikrine karşı çakılabilir. ama yeniden kurulmak üzere olan emek makinasıyla bitişik komşu olan (78) Jönger. Bourgois Yay. bir değişinim (mütasyon).N. külahlarında tahta bir mutfak kaşığı vardır. köylüye veya işçiye aittir. Lucien Musset. Hatta mimarinin ve mutfağın devlet aygıtıyla kaynaşmakta olduğu söylenecektir. bu oruç tutmayı içeren bir mutfaktır. ama özellikle savaş makinasını yeniden ortaya koymak emekçiye.. emeği temel bilim haline getirerek.içine alma). 123 I Aletlerin. Söz konusu olan düzenlemelere tanıklık etmektir yani farklılık belirtilerini bulmaktır.B. Göçebe mutfağma gelince. Ve şüphesiz devlet aygıtı. Kaçak da olsa.M. köylüler önemli bir salma getirmişlerdir. çok basık başlayan bir mekanın kurulmasından ortaya çıkmaktadır. devrimci ve etken püskürtmeleri yeniden yaratan savaş makinasıyla komşu olanlardır. savaş insanlan yeniden ortaya çıkıyorlar. önceden yapılmış şekilsizliklere karşı da kendini koruması gerekir. başka bir yazgıya doğru sürüklüyor (Jünger'e atfedilmesine rağmen. paralı asker veya hareketli askerî eğitmen ve teknokrat veya yaylaya çıkan çözümleme yapan. yatay tarihî bir düzenlemenin yeni şekildir onlar (ne tarihî. yani kendi belirtilerini zorla kabul ettirerek. göçebe mimarisi çadırdan ortaya çıkmıştır. Örneğin Eskimo iglosu. öküz arabalarıyla hareket eden kuleler kurduğunda. işçinin kendisiyse bir sürü kötü serüven yaşadı. en uç tehlikenin içinde zaman temel noktalarına kadar titrediğinde. silahların.). mücevherlerin her yerde. farklılık belirtilerine göre. «Söylenceyi yeniden feth etmek için geriye dönülmez. silah-alet. Silahları ve aletlerinin aynmını belirleyen farklılık bir yöntemdir. Yerleşik sanat üzerindeki etkisi kubbe ve yarı-kub-belerden ve özellikle tıpkı çadırda olduğu gibi. mutfakla ilgili rütbeleri. rejimleri tek şekle koymaya doğru yönelir. Eski söylenceleri veya eski biçimleri yeniden canlandırıyorlar. Savaşa değgin sanatlar ve yeni teknikler sadece yeni bir tip savaşçı ve işçi kitlelerini birleştirmek olanağı ile değerlidirler. Fakat. onu barış durumunda sulh yapmaya geçiren şizofrenik bir tadı vardır. (hızağırlık).

zaten İskitlerin kılıcı yaratamayacaklarını eklemekte eksik kalmıyor. Mazahri'nin mükemmel makalesi: «Çelik kılıca karşı demir kılıç». neyin göçebelere. yeniliklerle meta çağlan belirir. ama teknolojik özellikleri ve sosyal bir yasadışılıkları vardır onların. Teknolojik öğeleri (eğer. Ve bu hız düzenlemesinin ardında. içinde eriyip gittikleri İmparatorluklara ait olduğunun ayrımını yapmak çok güçtür. Top'un icadıyla. hafif ve ağır silah almaşası (İskit tipi. Ve dahası: Deneme potasındaki çelik öncelikle madencilerin buluşu olmasına rağmen niçin onun zorunlu olarak im-paratorlukçulann veya yerleşiklerin mülkünde olduğu söylenmektedir? Bu madencilerin zorunlu olarak devlet aygıtı tarafından denetlendiği öngörülür. koşum takımı. strateji veya bileşim bakımın126 dan. İkinci bir Malezya buluşu pistonun şüphesiz hava basıncı ve uygulamaları üzerinde önemii bir etkisi olmuştur. (Hititlerin) demirden kılıcı küçük atom bombalanyla kıyas edile-bilinir. en iyi yorum yapan bile. kökü şaşırtıcı olan geniş teknolojik soyda bile bazen benzerlik kurar: Sıcak 127 Tabiî ki her durum bir tartışma konusudur: Örneğin üzengi üzerine büyük tartışmalar (80). Sonunda tartışmaları bu derece . ona bir dirsek çıkarlar. feth ettikleri. silah-hayvan-insan ve ok-at-insan düzenlemeleridir. (81) Bkz. Göçebelerin bulduklan şey. fakat sırrı bildiren madenciler vardır. yapılmışlardır. yayma tamamen buluş çizgisine aittir. ilk olarak Ts'inlerin ve Han'ların Çin İmparatorluğu kılıcı icad etti. Kılıç örneğinde ki. Mouton Yayınevi. ne de bir devlet aygıtına tam olarak bağlıdırlar. üzengi. (79) Lynn White göçebelerin buluş gücüne inanmasına rağmen. Sarmat tipi) ve ortak şekilleri yapılabilir. bazen şeyler önce gelebilirler.. yüzden ve ince uzun dövülmüş demir kılıcın dinamik mekanından başka bir mekanı kapsamaktadır: Arapların daha sonra edinecekleri İran ve Hindistan'a bunu getiren İskitler olmuştur. niçin İmparatorluk ordusundan kaçan askerler bu gizli sırrı İskitlere öğretsinler? Ve eğer iskitler kullanmaya kabiliyetleri yoksa ve bundan hiç bir şey anlamazlarsa «gizli sırrı vermek» ne anlama gelebilir? Asker kaçaklarının sırtı kalınmış. 112-113): «Böylece Orta-çağ'ın sonundan geçerek modern zamanların başına kadar. çok değişik bir mücadele için. ilk olarak İskitler bunun altmda ezildiler. Ama bu zorunlu olarak onlan kullanmasını bilmenin hatası değildir: Göçebe gelenekleri canlı kalan Türk ordusu büyük bir ateşli silah gücü ve yeni bir mekan geliştirmekle kalmazlar. Eğer top göçebelerin bir sınırını belirtiyorsa. Ama resmî eski Çin hava ve türbinden geçirme Malezya'dan gelmiştir (Ortaçağ Teknolojisi ve Sosyal Değişiklikler. Bö-îüm.) bakımından. s. Eritilmiş çelik. Bozkır silahlarının hemen hemen kesin bir dönem sıralaması. bir çelik kılıç daha yapılamaz. bkz. Sırrı ele veren asker kaçakları diye bir şey yoktur. Bunlar denetim altında olsalar bile ne kendileri tanı tamına göçebedirler. Ama beyaz silahlar için ve hatta top için şu veya bu teknolojik soyda daima bir göçebeye rastlandığı hâlâ geçerlidir (79).alınmalar hep iki anlamda. eğik yönlü boy kılıcı. Aslında olduğu gibi. aynı zamanda da ilk kurbandılar. Sorun III: Göçbeler silahlarını nasıl icat ederler veya bulurlar? Önerme VIII: Metalürjinin kendisi göçebelikle zorunlu olarak elbirliği eden bir akımı oluşturur. saçak vardır ki. neyin ilişkide bulundukları. Bu örnekte modern tarihçilerin ve kazıbilimcileri-nin rastladıkları güçlükleri belirtmek için bir neden var. ama daha karakteristik olarak hafif topları arabaların ve korsan gemilerinin hareketli oluşumlanna çok daha yakışırlar. Büyük İmparatorluk ordusu ve savaş makinası arasında o kadar kaynaşma veya aracılık. bu örnekte olgular yeterince imparatorlukçu bir kökten bahsediyorlar. eğer yeniden üretmeye ve değişik koşullarda çelik kılıcı ortaya çıkarmaya ve kılıcı başka düzenlemelere geçirmeye yetenek yoksa. 128 anlatımına göre. ama buna rağmen göçebelerin izini yok edemez. Bir sır ile atom bombası yapılmaz. Ve bu insanlar çelik kullanımını ve yayılmasını mümkün kılmışlardır: Bambaşka bir «ihanet» sistemi. Eğer İskitler kılıcı yayanlarsa ve kılıcı Hintlilere Perslere ve Araplara ta-şıdılarsa. nallama. Üretme. barut-lu topun hızlıhğıyla hakh çıkmıştır ve ateşli silahların bulunmasıyla göçebelerin yaratıcı rolünün yokolduğu sonucuna varılır. genelde eğik ve güdük edilmiş. tekniğin ve bilimin bazı büyük şekillerinden biri teknik bir etki zinciri Malezya'nın ormanlarına kadar gidebilir. Çünkü onlar zavallı birer göçebeydiler ve deneme potasmdaki çelik zorunlu olarak yerleşiklerden gelmeliydi. savunma ve saldırma silahlan bakımından savaşçıların getirdikleri buluşlar bozkır halklarının sosyal. Yukarıdaki karşı çıkışlarımız bu makalenin öneminden bir şey kaybetmesine yetmez. Kılıç örneği tipiktir ve üzengiye karşm şüphesizlik içindedir. (80) Üzenginin özellikle karışık sorunu için. J. Bronzdan yapılmış sapı delikli Hykos'lanıı baltası. yani eritilmiş çeliğin veya deneme potasının tekelini elinde tutan Çin İmparatorluğu (81). önemli parasal bir yatırım gerektiğinden ve bunu yalnızca devlet aygıtı gibi bir şeyin başarabilme olanağından dolayıdır. politik ve ekonomik rejimlerinden çok daha az tanınmaktadır. Ânnales 1958. Lynn White. (ticarî şehirler bile buna yeterli olamamışlardır) .

teknolojik gelişimin yeterince özümlenememiş bir kavram eksikliği olmasındandır. istekle yapılan çizgiler 9ibi başka araçlarla yapılmış metal üzerindeki kakmalarla süslemeleri belirler 131 bölmeden. şu veya bu işlemi mümkün kılan veya şu veya bu işlemden türeyen niceliklerin değişirliği (örneğin Sümer'de arıtma derecelerine ve ortaya çıktıkları yerlere göre. renk vb. örneğin karbonun kimyası onu seçen. bir maden üzerinde gerçekleştirilen işlemlerin değişirliği. Ama bir filomdan diğerine uzatılabilinen tekillikler düzeyine yerleşmek ve ikisini birden bileştirmek mümkündür. aynlan ve sayımı yapılan 12 bakış çeşidi) (82). örgütleyen. Böyle bir tekillik filomun böğrüne gömülür. elmas (diament) anlamına gelen. onların anlatım belirlilikleri çok farklıdır.F. (83) Mazaherî. burada ve şimdi. işlem gören ve anlatım dolu akım yapay olduğu kadar doğaldır da: O tıpkı insanın ve doğanın birliği gibidir. onu şu düzeyde veya bu düzeyde. Doğal veya yapay olarak aynı yöne doğru biçimlenerek (dayanıklılık) -katman katman yığılmış. damasquînage Damas'dan gelmektedir ve Çeliğe taban tarzında su vermeyi taklit eden. bu işlemlere ve tekniklere uygun düşen. tek tek üretilmiştir. (Şu veya bu görüşe göre teknolojik süreklilik veya gelişim ve onun değişik genişlemesini kim tanımlar?) . saplanmak yerine budağına göre. sonra ardarda karbonun azaltma işlemine gönderimde bulunan ikinci bir tekillik. Demirden yapılmış kılıç bambaşka tekilliklere gönderimde bulunur. Çünkü madencilik özellikle bir çok değişir çizgiden ayn tutuSavas Makînasf . elmas kadar katı kılan eritilmiş çeliğin işlemesini belirler ve bu çelikte üretilen çizgileri seman madeninin kristalleşmesiyle belirler («gerçek da-mas hiç bir zaman Roma İktidarı altında kalmamış olan merkezlerde yapılırdı») Ama diğer yanda.). dökülmüş ve suya batırılmıştır ve havada soğutulmamıştır. Le travai! du metal au pays de Sümer au temos de la IH'e dynastie d'Ur (Üçüncü Ur Hanedanlığı Zamanında Sümerler Ûİ-kesinde Metal'in İşlenişi). Birçok veya tek gösterilebilir anlatım çizgileri üzerinde tekillikleri yöneştiren ve yöneşen işlemler tarafından uzatılabilinen tekillikler bütünü önünde olduğu her sefer teknolojik bir gelişmeden veya makinasal bir fi-lom'dan bahsetmek mümkündür. yandan. madenciliğin bir bilim olduğunu söylemek hiç bir işe yaramaz. 130 şekilde. ama Yunanca veya Pers sözcüğünden. seçilmiş-akımiar üzerinden alman belirtilerin ve tekilliklerin tümüne düzenleme denecektir: Bu anlamda bir düzenleme gerçek bir buluştur. minerallerin ve madenî orantıların değişir-ligi. Hor filomun teknik öğeye arzu ilişkisini belirleyen belirtiler ve nicelikleri. iki farklı filom belirlemek gereklidir: Böylece özellikle bıçaktan türemiş olan demir kılıç için ve çelik bıçaktan türemiş olan çelik kılıç için. kakmalarla süslenerek elde edilmiştir (83). anlatım belirtileri ve tekillik taşıyıcısı. bunlar fikirsel olarak süreklidirler: devinim-madde akımı. kesme. Eğer aynı şeyde veya değişik maddelerde tekillikler veya işlemler ay-' rıına uğrarlarsa. Les Belles Lettres. sertlik olmakla kalmayan ve onunla uyum sağlayan anlatım belirtileri. düzenlemeler filom'u seçik ayrılmış parçalara bölerler ve makinasal filom hepsini boydan boya kateder. örgütlenmiş. tekillikleri ve işlemleri vardır (Çelik kılıcın etkileri demir kılıcınkilerle aynı değildir).güçleştiren (karşı çıkılan üzengi örneğinde olduğu kadar kesin çelik kılıç örneğinde de) göçebeler üzerine yalnızca önyargılar yüzünden değil. gerçekleşemez. karışımların doğal veya doğal olmayan değişirliği. Aynı anda. değişik düzeyli anlatım belirtileri veya etkileyici nicelikler (katılık. öyle ki. kendisini farklılaştırmadan. çünkü demir kılıç dövülmüştür. Tüm bu değişirlikler iki büyük başlık altında iki gruba ayrılabilir: Değişik düzenli tekillikler veya zaman-mekansal vakalar ve değişim veya şekilsizleşme (şekil değiştirme) süreci olarak oraya bağlanan işlemler. örneğin her yerde ve her zaman bir maddenin kaynama ısısı. Çelik kılıç örneğine dönelim: Yüksek ısıda demirin erimesi olan birinci. karşısından hücum ettiğine göre. sürekli değişimdeki madde akımı. herhangi bir anda. seri halinde üretilmemiştir. Bu. Özellikle çeliğe taban tarzında su vermek Damas'tan gelmemiştir (damassage). Her şeye rağmen çok değişik çeşitli soyların aynını yapılacaktır: Bazıları filom-genetik değişik kültürlerin ve çağların düzenlemeleri tarafmdan . geçebilecektir. bulan böyle bir düzenleme tarafından yüzeye çıkarılacaktır ve bununla filomun bütünü veya bir kısmı. ağırlık. bu anlamda çelik kılıcın ve demir kılıcın iki ayrı tek-nofojik gelişime gönderimde bulunduğunu gösterir. En azından tek filom-genetik ve makina-sal filom gelişimi vardır. isterse birinden diğerino gitmek yahut ikisinde birden varolma pahasına olsun. Düzenlemeler akımı veya filom'u daha az farklı bulmazlar. ss. Düzenlemeler «kültürleri» ve hatta «çağları» oluşturan çok geniş bütünlerle kümelenebilirler. eritil-memiştir. herhangi bir yerden. eritilmiş çeliğin iç yapısından sonuçlanan kristalleşmeyle çizilen dalgaların olduğu kadar resimlerin de çizilmesini pekiştiren cila. 9 129 lamaz: Meteor taşlarının ve doğal katkısız madenlerin değişirliği. hatta anlatım resimleri başka (82) Henri Limet. Fakat aynı zamanda da. bir o kadar değişik filom'a bölerler ve devinim-madde-nin fikirsel sürekliliğine seçilmiş süreksizlikleri sokarlar. Sabit yasaları buldu diye. 33-40. tekilliğin güncelleşmesini içerir.

ikisi arasında belirsiz bir özdeşlik yaptığı ölçüde. düzenlemeyi beraberinde taşıyan ve onu dışarıya doğru açan.. söz konusu olan tahtayı ve tahtanın üzerinde olanı bir maddeye bir biçimi zorunlu kılmak yerine. «kurulan şey şekilsel öz» «şeyden ortaya çıkan sabit özler-özel-likler» yerleşik ilişkisinden ayrı tutulan ve tam belli olmayan bedensel özü oluşturan etki-olaylann seyyar bir çifti vardır. yani tam doğru olmayan seyyar ama buna rağmen kesin bölgeyi bulup. duy. olay biçimlerinden. değirmen taşı. ortak kılman. 133 (maddîlik) ortaya çıkarırlar. yeraltı sistemi olan filomun gelişimci reaksiyonunun ve filom üzerindeki düzenle132 melerin seçici eyleminin hatırda tutulması gerekmektedir. bu devinim-maddeyi.. Simondon'un önerdiği bazı ayrımlar Husserl'iıı ayrımlarına yakınlaştırılabilinir.) üretilen artı veya eksiye elverişli. Her şeye rağmen. ama aynı çağın ve kültürünkünde. hareket eder gibi. kesip çıkarma. biçimsel özün maddesinden ortaya çıkan esaslı özelliklere yeğin-leştirici (întensif) değişken etkileri eklemek gerekir ki. Maddeyi şu veya bu biçime bağlı kılan ve tersine biçimden ortaya çıkmış şu esaslı özel134 ligi maddenin içinde gerçekleştiren yasalar olduğuna göre. hem dayanıklı bir tahta. birinden diğer bir düzenlemeye geçen. Öyleyse. bu modele bütünlüğünü sağlayan yasanın fikridir. seçilen. bu akım-maddeyi bu düzenlemelere giren ve çıkan değişiklik halindeki maddeyi nasıl tanımlamalı? Bu kat-manlıktan çıkmış yersizyurdsuzlaşmış bir maddedir. Husserl tam belli olmayan özden.). Ama özerk olduğu zaman ve şeyler ve düşünceler arasında önce kendisi yayıldığında. akılda kalan belirtilere ve tekilliklere göre yapılır (84). bazen ise tersine bunu mümkün kılmaktadırlar: Örneğin aşağı yukarı gözenekli ve hem elastik. Bu tam belli olmayan özlerin biçimsel özlerden.büyük mesafeleri atlayacaktır (ağız tüfeğinden topa? değirmenden pervaneye? kazandan motöre?) bazılarıysa ontogenetik olanlar. genelde bir gecikmeyle bir öğeyi geçirebilirler (örneğin.. onları sabit ölçülü ve biçimsel özlerden ayırdığında düşünceye kesin bir adım attrrtmıştır. Gilbert Simondon bilinen seriler üzerinde bir teknik çizginin mutlak kökler sorununu veya teknik bir özün yaratılması sorununu yeniden ele almıştır: Teknik Nesnelerin Varlık Biçiminden {Du model© d? exîstence des objest technkjues). Husserl tam belli olmayan ve maddî özlerin bölgesini. bunlar bazen işlemin sonucudurlar.. çünkü Simondon bağdaşık olarak kabul edilen bir maddeyi ve sabit bir biçimi varsayarak. Hayatî atılım? Leroi-Gourhan genelde biyolojik gelişim üzerinde teknik gelişimin modelini veren teknolojik bir vitalizmde çok uzaklara gitmiştir: Anlatım belirtileri ve tüm bir tekillik dolu olan Evrensel meyil.. Ne farkedilen kurulan duygusal bir şeyle.. Öyleyse.. s. kurulmuş şeylerden daha az farklı olmadığını gördük. Yuvarlak şematik veya tam belli olmayan yuvarlakımsı. s. geometrik olmaktan çok.. Diğer yandan. bu enerji-maddeyi. topolojiyi eklemek gerekir: Örneğin tahta tellerin değişik burulmaları ve dalgalanmaları ki. Ve şüphesiz ki. ağırlık. Ama Simondon hilemorfik modelin gerçekleşecek ve etken birçok nesneyi bir kenarda bıraktığını gösterir.. torna. bu da herbiri tarafmdan bulunan. biçim-maddenin teknolojik yetersizliğini haber verir. Teknik düzenlemeleri yaratan değişim halinde makinasal bir filom vardır. bunlardan birinin içinden açıklığa kavuşturan biçimler gibi olan ve şekli bozma süreciyle birleşen vakaları ve tekillikleri taşıyan. Milîeu et techniques (Ortam ve Teknikler) Albîn Michel. bunların üzerinde kenarları çatlayan işlem düzenlenir. Bir yandan şekillenebilir veya şekillenmiş maddeye devinim halindeki enerjiyi tüm bir özdekliği. Teknolojik bir çizgi onun bir filom üzerinde çizilmesine göre veya düzenlemelerde kayda geçirilmesine göre çok değişmektedir ve bu ikisi birbirlerinden ayrı tutulamaz. 356. sertlik. tekerlek. ne de aklî biçimsel özle karışmayan bir bedensellik (84) Leroî-Gourhan. içe doğru genişleyen veya anlatım niceliklerinden ayrı tutulamaz. şeyler ve düşünceler arasındaki ilişkide yepyeni bir yenilik kurmak için. Bunlar buğulu bütünleri oluştururlar. bir düzenlemenin içindedirler ve değişik öğelerini birbirlerine bağlarlar. Bu bedenselliğin iki karakteri vardır. duyarlı şeyler ile dairenin kavramsal özü arasındaki bir öz değil midir? Gerçekte yuvarlak yalnızca etki-eşik olarak (ne yassı ne de sivri) ve de sımr-süreç olarak (yuvarlaklaştırmak) duyarlı şeyler ve teknik öğeler boyunca vardır. Aubier Yay. Maddeye özelliklerini zorunlu olarak veren yeterli bir . halbuki düzenlemeler değişik filomlar yaratırlar. çıkrık. 41 ve devamı.Bir yandan bu bedensellik geçişlerden.diğer yandan ise bedensellik değişik etkilerin biçimlerine göre (dayanıklılık. onu farklılaştıran veya ışınlarını kıran teknik ve iç ortamları kateder. katılma. renk. tarım düzenlemelerinde yaygınlık kazanan atın demir nalı). Böylece bir düzenlemeden çıkan. yahut doğası çok değişik bir düzenlemede. en azından durum değişikliklerinden. şekil bozma süreçlerinden veya kendisi tam olarak doğru olmayan mekan-zamanlarda iş görerek çalışan değişim süreçlerinden. Bize öyle geliyor ki. işlemleri ve bir maddeselliği izlemektir: Yasalara boyun eğmiş bir maddeden çok nomos'a sahip bir maddeselliğe hitap edilir. ayrı tutulamaz (izdüşümü. duygusal olanla özsel olan arasında biraz Kant'çı bir şemada olduğu gibi bir çeşit 'ikisi ara-sındalık' yapmaya meyillidir. aracı olabilmektedir. birleşen.

ticaret akım-lannm bir varış ve kalkış noktasına boyun eğdikleri 137 ölçüde tüccar seyyar yolcu durumuna girer (gidip aramak -onu getirmek. etkileri oluşturan maddî anlatım belirtilerine hitap edilir. mevsimlere göre veya toprağın veriminin azalmasına göre topraklarını değiştirirler. o dolambaçlı bir yol çizer ve artık bu dolambaçlı yolun akımını izlemeye başlar. Ve özellikle ikincil yola girmeler vardır: Bu kez zorunlu olarak ortaya çıksalar bile başka bir «koşuldan» ortaya çıkanlar vardır. çünkü bu zaten sorudur ama asıl soru orada kaybedilenin) hangi sevgi olduğunu bilmektir. hilemorfîk modele Simondon'un yüzlediği maddenin ve biçimin herbirinin kendi bölgesinde. sadece sonuç yolunda yola değgin bir kişidir veya tüm toprak yolu veya kır yolu tükendiğinde ve yönün o derece genişlediği ki. Şüphesiz araştırılan ve izlenen madde-akımı değildir. üç şıkta ilk kavram aynı değildir (kaygan mekan. bulmak ve bulunan tahtanın (85) Döküm-kalıbı çeşitlenme ilişkisi üzerine ve devinim-madde bir dökümün sakladığı veya verdiği çeşitlenme işleminin esasının biçimi üzerine bkz. madde akımı izleyen kişi olarak tanımlayabiliriz. Halbuki karışım yalnızca kendini ürettiği ve o biçim altında ve o düzende üretildiği zaman sadece ayrı kavramlardan itibaren bu karışımı yargılayabiliriz. Bununla beraber. ne yola değgin. gerçekte. Ama bu izleme biçimi çok genel bir sürecin çok özel bir an'ıdır. eksiksiz olanlar). Simondon. ama orman yeniden oluşana. Bundan çok tabiî sonuçlar ortaya çıkmaktadır: Yani bu akım-madde sadece izlenebilir. Göçmen. Seyyar yolcu demek ki. yola değgin olmaktır. s. bir akımdır. Kaygan mekanlarda konulan zorunlulukların sayesinde yola değgini veya seyyar yolculuk ve göçebelik arasındaki olgu karışımları ne olursa olsun. ama örneğin pazarın kurulduğu ikincil bir yola düşmek diye bir şey vardır. Simondon hîlemorfik şemanın erkinin teknolojik işleme değil. s. bir yanıt verebilir (yersizyurdsuzlaşma). Örneğin. Daima şu tanım üzerine düşünmeliyiz: Makinasal filom. maddeseliiğin değişme gücünü sabit bir maddeye ve sabit bir biçime uygulayan yasalara taşımak mümkündür. Çünkü el sanatçısı başka bir biçimde-kini de izlemek zorundadır. yani madde boyunca maddeselliğini yayan tüm bir kendine has mekan. başka bir şeydir. sürekli değişim durumlarından değişkenleri koparmayı içeren sapma gerçekleştirilmeden olmayacaktır. daima. Yahut da tahtayı bulduğu yerden. . Şüphesiz yeniden yapılabilir olanı izlemeyi içeren bir işlemdir bu: Rendeleyen bir el sanatçısı tahtayı ve tahtanın oluklarını yer değiştirmeden izler. biçim boyunca belirtilerini iten tüm kendine has bir sayı üzerine kurulmuştur. akımlar dolambaçlı yolun dışına çıkmaya başladığı zaman o yola değgin kişi haline gelir. Göçebenin birinci belirtmesi. tahtayı arayıp. getirmek: Tüccar ters yönden gelerek yolun bir kısmını üstlendiği için el sanatçısmın kendisi tüm yolu katetmek zorunda kalmaz. Ama el sanatçısı madenleri araştırdığı ölçüde bir bütün oluşturur ve maden araştırıcısını. madde-akım-dönme). anlatım belirtileri ve tekillikleri taşıyan maddedir. Ama bu sabit noktaları ve değişmez ilişkileri çıkarmak için. ama bunun emeğin sosyal modeline ait olduğunu çok iyi göstermektedir (s. satmaksatın almak) . Kısaca. madde-akım ve özellikle madenidir veya metaliktir? Orada da yalnızca ayrım kavramı madeni veya yola değgin kişi arasmda. Öyleyse değişkenlerin dengesi bozulur ve devinimmaddeye içkin olmaktan çıkan denklemlerin doğası bile değişir (denklemsel olmayanlar. bu yapay veya doğal maddeselliktir ve ikisi birden devinim-akım değişiklik halinde. Böyle bir 135 tercümenin yasal olup olmadığı soru değildir. ve dahası . O seyyar yolcudur. anımsattığımız örnekler Husserl'e ve Simondon'a göre metallere olduğu kadar tahtaya veya kile de aittir. Hîlemorfik şemanın eleştirisi «aracı ve orta bir boyutun bölümünün. Birbirlerine karışmışlıkları ne olursa olsun bir akım ile bir dolambaçlı yol arasmda büyük fark vardır. köşesinde tanımlanmış iki terim olarak nasıl birleştikleri belli olmayan iki yarım zincirin uçları olarak bir döküm ilişkisi altında sürekli olarak değişken çeşitlenmenin yakalanamadığım kabul etmek olmuştur (85). 136 oluklarının istenildiği gibi olmasını sağlamak.. bir alan akımını ikincil olarak izleyebilir. Ama. yaylaya çıkan ister köylü. Ve göçebe ne seyyar yolcu. Bu eylem halindeki bir sezgidir. daha önce gelen için de sorudan ayrıldık: Niçin makinasal filom. toprak dinlenene. yani tahtanın bulunduğu yere gidip.biçime değil.dışalım-dışsatım. Tabiî ki bu modelden yola çıkarsak bir modele bunu «tercüme etmek» daima mümkündür: Böylece. Seyyar yolcu bir akımı izlemez. 28-50 («Döküm sürekli değişken ve sürekli bir şekHde kalıbını ortaya çıkarmaktır». gördüğümüz gibi. aranan tahtayı bulmak zorundadır. Öyleyse el sanatçısmı makinasal filomu. Buna rağmen. 47-50). madde ve biçim arasındaki «varlık» üzerine enerji dolu ve moleküler üzerine. isterse bu yol gittikçe geniş-leye dursun. kaygan bir mekanı tutması ve feth etmesidir: Bu açıdan dolayı göçmen olarak tanımlanır (öz). tüccarı ve el sanatçısını ayrı tutan örgüt el sanatçısını bir «emekçi» haline koymak için onu sakatlar. 42). mevsim düzelene kadar. Maddenin akımını izlemek demek sey-yarlaşmak demektir. o terkettiği noktaya başmdan beri dönmek üzere öncelikle bir yön çizildiğine göre. ister hayvan bakıcısı olsun. birincil özel bağı göstererek. ne de sonuçta öyle olsa bile göçmen olarak tanımlanır. bu akım maddenin akımı olmasa bile izlenen.

Metal ne bir şey. bunlardan biri işlem için hazırlanan maddeyi oluşturur. Madencilikte olduğu kadar madde ve biçim asla daha sert olmadılar. madde olarak. Daha genel olarak. enerji dolu bir mad-desellik hazırlanan maddeyi aşar ve bir biçim değiştirme veya nitelikli değişiklik bu biçimi de aşar (86). onun çözümlenmesi tarihî değildir ve elektronik durumlara hitap etmeyi yeğler. diğerî sonradır: dövme ve su verme nesnesini oluşturanlardır. çünkü bir işlemin sonunu belirleyen cisimleşmiş şekil. loncalar. Şeklin ortaya çıkması görünür bir şekilde bir anda değil. tanınmaz kılınmış veyahut saklı olan veya yeniden üzeri kapatılmış olan bu maddi dirim-selliktir. Ve bitirmek için madenciliğin yeniden eritmek ve külçe-biçimini veren maddeyi yeniden kullanma olanağı vardır : maddenin tarihi ne bir me-tayla ne bir stokla karışan çok özel bir biçimden ayn tutulamaz. Birinci ve ilk yola çıkan el sanatçısıdır. eşiklerin birbiri ardınalığını belirleyen sabit bir düzende. Gor-doıı Ghilde'ın göstermiş olduğu gibi. ama pozitif tarihe de önem verilmelidir: örneğin müzikal şeklin gelişmesinde «bakırın» rolü veya elektronik müzikte «metalik sentezdin oluşumu (Richard Pinhas). o yerin altının adamıdır. 140 muhteşem fikri madenciliğin sezgisi. biçimlenecek bir cisme nazaran bir değişikliği ifade eder. 59). Ama tarihî olarak madencilikten geçmeyen elektronik olamaz. Yahut da kalıba dökülen veya eritilen çelik ardarda bir karbonsuzlaştırma serisine maruz kalır. Çünkü her şey sanki metal veya madde işlemlerde veya başka maddelerde saklıymış veya onîarm içine karışmış bazı şeyleri bilince yükseltip. bu kafa ise araştırıcı veya seyyardır. diğeriyse şekli cisimleştirir (örneğin 138 kil ve döküm kalıbı). bu yalnızca maden dövmenin gürültüsü nedeniyle değil. otlar. Sular. ne de sepetçidir. maddenin hayatî konumudur. Makinasal filom madenciliğe değgindir veya onun en azmdan metalik bir kafası vardır. (gizli cemaatlar. s. (Birey. Kısaca metalin ve madenciliğin gün yüzüne çıkardığı maddeye has bir yaşam ve bu böyle olduğundan. biri önce. ne de bir organizmadır. fakat tüm maddede bedenselliğe içkin kuvvet üzerine ve ona eşlik eden bedenin tini üzerine oturmuştur. madenci ilk uzmanlaşmış zanaatçıdır ve böylelikle bir sanat bedeni oluşturur. Metal tüm maddelerin taşıyıcısıdır. ne de hayvan yetiştiricisidir. Bunun dışında her türlü işlem iki eşik arasmdaymışca-sma yapılır. ama iki sanatı birden kateden eğilim yüzündendir. ne tarımcı köylü. Halbuki madencilikte işlemler eşikler arasında dururlar. Hilemorf ik model buradan genel değerini ortaya çıkarır. Bu ne toprak adamı ne de yeryüzünün insanıdır. Eğer madencilik müzikle gerçek bir ilişki halindeyse. su ve sürü akımları da yok mudur? Şimdi bu sorulara yanıt vermek daha kolaylaşmıştır. «belirsiz» veya madenin görüngübilimi bilimidir. bunu zorla kabul ettirirmişcesine oluşmaktadır. metali izleyen aslında nesne üretimidir. Neticede. madenciliğe ait her türlü maddede birlikte genişlemesi diye bir şey vardır. değişik maddelerin ötesinde değerlenmesi yüzündendir: Genişleyen bir kromatizm hem müziği hem de madenciliği içinde taşır. ama organsız bir bedendir. ama her yerde metal vardır. Simondon'un madenciliğe duyduğu saygı buradan gelir: «Madencilik sadece hüemorfik şema aracılığıyla düşünmeye bırakılmaz. paranın değeri de buradan gelmektedir. «Kuzeye değgin veya gotik çizgi». Bu zanaat mensubu salt üretkenlik olan madde-akımı izleyen kişidir: Yani mineral olan ve hayvani ve de bitkisel olmayan. metalin her maddede. Ne de ikincil olarak zanaat işleriyle uğraşan çömlekçi. yeni bir işleme hizmet verir. Pan-metalciliğin ifade ettiği gibi. . Öyle ki. maddenin sürekli değişikliğinin. müzisyenmadenci ilk «değiştirendir» (87). Her şey metal değildir. Ama el sanatçısı (zanaatçı) ne avcıdır. ama birçok sürekli işlemde yerine gelir. Veya kalıba dökme diye bir şey vardır.devinim halindeki maddeleri veya filomları ortaya çıkaran ot. Organik olmayan bir yaşamın (87) Yalnızca söylenenlere önem verilmekle kalınmamalıdır. 139 sürekli bir gelişmenin şekli budur.buradan Worringer bile tamamen bir barbar düşüncesi oluşturuyordu (88). çünkü yeraltımn madde-akımını izler. maddelerin değişikliğini dolduracak sürekli bir değişikliğin maddesi budur. Madenci-zanaatçı seyyardır. demir dövme ve çeliğe su verme aslında şeklin ortaya çıkışı adı verilene dek. öncelikle bu bedeni saran metalik ve madenî bir çizgidir. Ve düşünce taştan çok metal ile doğmaktadır: Madenciliğin kendisi bir azınlık bilimidir. yani şüphesiz bu her yerde varolan. Jung'un tahmin ettiği gibi madenciliğin simya ile ilişkisi metalin simgesel değeriyle ve onun organik bir tin ile uyumluluğu üzerine oturmamıştı. kompanyonlar) (*). ama buna rağmen şekillerin ardarda gelmesinin yerini dolduracak (86) Simondon madenî sorunlar için özellikle bir çekicilik duymaz. buluşudur . ayn tutulan şekillerin ötesinde. ormanlar. Metal salt bir üretkenliktir öyle ki. şeklin sürekli gelişmesinin. ama hilemorfik bir model tarafından ayrılmış. Böylece demire su vermek şeklin dökümünün ötesinde maden dövmeye bağlanır. niteliksel değişimin şeklinin ortaya çıkması kesinlikle farkedilemez. Madencilik madde-akımın düşüncesi veya bilincidir ve metal bu bilincin karşılıklı bağlantısıdır. madenci bir bakıma döküm kalıbının içerisinde işlem görmektedir. hayvanlar bile mineral öğelerle ve tuzla kaplıdırlar. «indirgenen» madeni fikir hazırlanan maddeye nazaran bir maddeselliğin ikili özgürlüğe kavuşmasını.

Altay'da ve Kafkasya*da durum nedir? İspanya'da ve Kuzey Afrika'da? Madenler bir akımın karışımının veya kaçışının köküdür. 75. «Yalnız bu hayat klasik dünyada olduğu gibî organik değildir (. bugün. ki bu gotik mimarinin canlı bir cebirini haber veren hareketin içinde doğal olmayan duygularımızı sırasıyla zorlayan bu hareketin bir pratiği vardır» (Gotik Sanat.Worringer gotik sanatı geometrik «ilkel» fakat sonra «canlı» kılan çizgisiyle tanımlar.petrol sorunlarında. dağlara yaklaşmak gerekir ve madenlerin denetimi sorunu daima göçebeler halkının sebeplenmesini sağlar. Les metaux dans l'ancien monde duVeau XI.Şüphesiz madenci diğeriyle ilişki içindedir. (L'Europa prehistorique). sîdcle Mouton yayınları.) canlı hale giren bu geometride. orada birçok halklar savaşsınlar veyahut madenlerin denetimi için şöyle veya böyle görünen bir şeyler ayarlansın. Ama nedenleri bu şekilde kabul edilmiştir. her türlü maden kaygan mekanlarla ilintili bir kaçış çizgisidir . ihtiyaç ve sanat yüzünden mağara . tıpkı metalin kendisinin aşağı yukarı yarı-yeraltı evi. madenci eklemlenir. öyleyse. bunun eşdeğerleri bulunabilir. Tarih ve kazıbilimi bu madenlerin denetimi sorunu üzerine daima tuhafçasına bir şekilde ölçülü kalmışlardır. gizli bir sömürü ve ya barbarlar ve göçebe akımlarıyla. Griaule'un değişik anlatımlarını incelemiş olduğu doğan mitolojisi bu madencinin kabul ettiği veya törelerini çaldığı ve «bünyesinde» sakladığı ilişkiyi belirleyebilir. Sadece madenî araştırma yolculukları ve savaşları vardır demekle yetinil-mez. Demircinin hem saygı gördüğü hem irkildiği. Bir şehirden diğerine yol katederek mesleklerini icra ederler (Ç. göçebelerle ve yerleşiklerle değişik etkileşim ilişkilerine giren biri olarak değerlendirmek gerekir. Payot Yay. ne de «Çin sınırından Batı bölgelerine kadar gelen göçebelerin Avrasya atölyelerinin bir sentezini». bu yerlerde bir barınakta otururmuş gibi durur. s. yerleşiklerde ve göçebelerle ve kendisiyle girdiği simetrik olmayan ilişki ve demircinin özgüllüğü bu sekide kabul edilir. demircinin icat ettiği (madeni etki) etki tipi.N. Sık sık diğerlerinin demirciye karşı göstermiş oldukları tepkinin nasıl olduğu sorulur : duyguya ait. (Odun kömürünün toplanması. Kuvvetli maden örgütüne sahip olan İmparatorluklarda. ne de göçebe olanın kaygan mekanıdır. yolcudur. Kendi mekanında yeraltı kaygan mekanının yüzeyini. atölyeler. (Tıpkı İspanya kalayı gibi). tarımla ilişkisi yalnızca ürettiği aletlerle değil. demirciyi öncelikle kendisinin. çokyönlü-lüğe ait her türlü yüzeyselliğe düşülür. oralarda bir evi olabilir. Fakat emeğinde. bir delik veya bir mağaranın şeklinin olduğu gibidir. 255). Hatta onlara sahip olan bir İmparatorluk tarafından gayet güzel bir şekilde denetlenseler bile (Çin İmparatorluğu'nun.). (5 yy'dan II inci yy. Demircinin bir çadırı olabilir. Göçebe ve yerleşik demirciler yoktur. öteki olarak ve öteki olması özelliğiyle.'a Eski Dünya'da Madenler) s. Roma İmparatorluğumun durumu) . Kendilerinin kullandıkları demircilerle. göçebelerde hor görülür ve yerleşiklerdeyse saygı görür (91). bu maden merkezleriyle göçebelerin ne tip bir ilişki içinde olduklarını daha iyi bilmek veya ilişkide oldukları veyahut da kesinlikle madenle uğraşan onlarla komşuların ilişkilerini saptamak gerekir. mitolojilerin (söylencelerin) ve etnolojinin iyi bir yöntemi diye bir şey yoktur. Demircinin.. ama edindiği veya gaspettiğî yiyeceklerledir de. Onlar doğal olarak mağara adamı değillerdir. Ayrıca hareket halinde tüm bir politikayı da içerir ki orada devletler bir dışandanlığm (89) Bu Childe'in en önemli tezlerinden biridir. Demirci seyyardır. madenin olmadığı görülür. Birçok metal külçe halinde oraya çok uzaklardan getirilmiştir. bunların tarihte eşdeğerleri yoktur. Tarih Öncesi Avrupa. 141 yerleşik tarım topluluklarının köylüleriyle de bu toplulukları üst-kodlayan İmparatorluğun gökyüzüne değgin memurlarıyla ilişki içindedir: Aslında yaşamak için onlara ihtiyacı vardır. taşımacılık). Böyle karmaşık bir durum yalnızca kuvvetli bir İmparatorluk bürokrasisini ve kurulan uzak ticaret şebekelerini içermekle kalmaz. 69-70). Ortadoğu'da bronz yapımına çok gerekli olan kalay eksikliği vardır. ne de «eski dünyanın madencilik merkeziyle ilişki halinde olan tarih-öncesinden beri varolan göçebe halklarını» anımsatmak yeterlidir (90). pürtüklü mekanın toprağına bağladığına göre göçebelerle ilişkisi vardır: İmparatorluk içinde tarım yapılan alivyonlu vadilerde maden yoktur. geçinmek için İmparatorluğun tarım stokuna bağlıdır (89).: Madenci geçimini tarım artığından aîan ilk uzmanlaşmış zanaatçıdır. 142 mücadelesini versinler. (*) Kompanyon teşkilâtı Fransa'daki zenaatçı teşkilâtıdır. Mithosların incelenmesi ve hatta demircilerin konumu üzerine yapılan etnografik incelemeler bile bizi bu siyasî sorunlardan uzaklaştırır. Demirci için diğerlerinin duygularını araştırmadan evvel. Bu bakımdan. gerekli kömürü sağlayabilsin. O (88) W. ormancılarla ilişki içindedir ve kısmî olarak onlara bağlıdır : atölyesini orman yakınlarında kurmak zorundadır ki. ya da köylü başkaldırmalarıyla (isyanlarıyla). çölleri geçmek. 143 aşağılanıp hor görülmesinden bahsedilir. yani yeraltındakilerle veya gökyüzündekilerle. çok önemli.. hem de demircinin (90) Maurice Lombard. Bu bakımdan özellikle önemli olan demircinin oturduğu yerin biçimidir: Onun mekanı ne yerleşik olanın pürtüklü.

W.) Savaş Makinası-F. Cline'in klasik araştırması. Fakat bu araştırmalar pek netice vermediler. yaylaya çıkan orman adamlarıyla. hangisinin admı saklamak lâzımdır? Tarih öncesi Avrupa göçebelerin madenci bir kolundan ayrılmış gibi duran bozkırlardan gelmiş savaş baltaları olan-halklar tarafından katedilmiştir ve Andaluzya'-dan (*) çıkmış çanak-vazolu halklar tarafmdan kat-edilen Kampaniform insanlar megalitik tarımdan kopmuş bir koldur (94). bir kez Doğu İmparatorluğu'nun aygıtmda bırakılan ve kapılan bir kimse olarak. Jules Bfoch. «ürkek» olduğu kadar neticeler de belirsizdir ve P. Les Tziganes (Çingeneler). mekanı kaygan tutmak yerine delmek. belirsiz tözünden ortaya çıkar. Bu melez madenci. Revue de geopraphie humaine et d'ethnologîe.. Histofre de I'Aart. madencinin iki(93) Elie Faure. 146 bir nesil oluşturmaktadır (95). 10 145 li ihaneti veya ikili hırsızlığı. Yatıştırılmış Avrupa-nın Savaşçıları. General Series in Anthropology.madenciyi varsayar ve maden-araşürıcısı ona metali getirecek olan tüccara gönderimde bulunur.. 47-54. Payot Yay. P. Bloch kesinlikle mağara adamının oturduğu yere göre yerleşîk-göçebe ayrımının ikincil kaldığını göstermektedir. topraktan bir kaşar peyniri oluşturmak. 38. galeriler oyulmuş yontulmuş duvarlar. Elie Faure'un muhteşem bir metni Hin(91) Demircinin sosyal konumu detaylı bir çözümlemenin nesnesini oluşturur. Onun diğerleriyle olan ilişkisi kendi iç seyyarlığından. J. s. Madencinin göçebelerle ve yerleşiklerle tutturduğu ilişki ayrıca diğer madencilerle olan ilişkilerinden de geçmektedir (96). hem de hayvan yetiştiricisinden ayrı olan. Grev filminin imgesi (*). dağların eşiğinde. Tüccarları. «Le forgeron en Afrique nofre» (Kara Afrika'da Demirci). her yerinden bu mekanı delik deşik eden madenleri elinde bulunduranlar onlar mıdır? Demirci. Endişeli tüm bir halkın isyan ettiği delikli mekanı büyüterek ve tıpkı her tarafın mayınlanmış olduğu bir mekanda olduğu gibi. özellikle Afrika için: Bkz. ölürler. üç veya dört yüzyıl sonra dağı aşmış olarak çok uzak yerlerden yeryüzüne çıkarlar. Dağları tırmanmak yerine delmek. çünkü onların nesli çok basitleştirilmiştir. göçebelerde göçebe. { ♦) Eisenstein'in filmi (Ç. çünkü iki kez varolur. her yönden kazılmışlardır sanki. «Mining and Metalurgy in Negro Africa». orada yaşarlar. Griaule'un söylediği gibi. yani organik olmayan hayatın dirimsel şekillerini doğurarak. (Kara Afrika'da Madencilik ve Metalcilik). Metalik Hindistan. Böylece hepsi granitin içine girerler. Gordon Childe zorunlu olarak iki olduğunu gösterir. öyle ki onu şekilsiz arzularlar. yerleşiklerde ya-rıyerleşik değildir. Ortaçağ) Le livre de poche. ikinci kez ise çok daha hareketli ve özgür bir kimse olarak Ege havzasmda varolur. bir karışım. günlerce karıştırılmış şatafatlılıklar veya doğal ayak direkleri. Onların ardından içi oyulmuş kayalar. Daha öncelikle kendisiyle ikili çift oluşturur : bir melez. Misyonerleri) ve bkz.N. yerleşiklerde yerleşik değildir veya göçebelerde yarı-göçebe. hoş veya korkunç onbinlerce figür kalır (. delik deşik bir mekan icat etmesiyle. Ciement'-în tablolarının gösterdiği gibi birbirine karışırlar bunlar. işçi çok uzaklarda da olsa maden araştırıcısı . . bir değişiklik çizgisi oluşturan hareketli atölyeler zinciri düşünmek gerekir. L'Europe prehistorique. 1948. Tuhaf halklar. L'art medîeval (Sanatın Tarihî.) (94) Bu halklar ve onların gizleri için Gordon Childe'm çözümlemelerine bakrnız. (92) Bkz. zorunlu olarak yerleşiklerle ve göçebelerle ilişki halindedir (ve daha birçoklarıyla. Bizim Avrupai mekanımızı mekan oluşturan. «onayıcı». Kabil'in işareti yeraltının dokunaklı ve bedensel işaretidir. Ve Pierre Cle-ment.. gölge altında doğarlar. yola değgin olanın seyyar işareti. bunun tersinden değil.U. (Bölüm VII. o hem yerleşiğin mekanının pürtüklü toprağını hem de göçebenin kaygan mekanının toprağını.ISI. granitten bir şedde rastlarlar. s. imparatorluğun madencisi. herbiri deliğinden çıkar. dolikosefal ve bi-rekisefaller. dogon demirci bir «salt olmayan» değildir. madencinin hem tanm emekçisinden. bunların hiç birine takılmadan kateder. halbuki onun kendisi ikiz: (*) Güney İspanya bölgesi (Ç. Şekilden belli bir ülkünün olum-lanmasmı beklemezler.) Burada insan hiçliğine ve gücüne kavgasız boyun eğilir. onların cehennem trenlerini anımsatır. Dahası. 144 distan'ın seyyar halklarının mekanı delerek ve bu deliklere uygun muhteşem şekillerin.). 1937. salt olanlarla evlenmez. birbirlerine oğul vermişlerdir. sevişirler.F. metal her parçasmda işlenmiştir ve külçe-biçimi herbirini kateder: Ayrı tutulmuş parçalar tahayyül etmekten çok delikten deliğe bir galeri. ikiz bir oluşum. ama bir «karışımdır» ve karışmış olduğu için dış evlenmeler yapar. çünkü anımsanan ilkeler farklı «hor gören tepki». Şekilsizlikten brüt olarak onu çeker alırlar.. L'Aube de la cîvilîsatî-on europeenne (Avrupa Uygarlığının Belirtisi). tüm Avrupa. Halbuki bir kısmı diğerinden her bir kısmı kendi özel bağlamına getirerek ayrı tutmak olanaksızdır. Tarihin derinliklerinden hortlayan bu madenci halka Kabil'inkiler mi Quatiler mi demeli. birbirlerine karışmışlardır. toprağı pürtüklü kılmak yerine kazıp araştırmak.adamı olmuşlardır (92). Kendi özgüllüğünde seyyar olmasıyla. kayanın kazılarını ve gölgenin çökertmelerini kullanırlar» (93). «Deniz kenarında.

kaygan mekanla ve pürtüklü mekanla iletişime girer. XXXIII. s. kaçış çizgilerini yükseltirler. biri barbar gotik. gerillanın geliş(97) Gerilla üzerine en önemli metinlerden bîrî T. bu sorunları sırasıyla dikkate almak gerekir. dökülüp başkalarıyla birleşmeleriyle. «kurucu». 147 soyut çizginin iki ayrı anlatım olduğunu söylüyordu. Le Renard pâle (Soluk Tilki} İnstitut d'<§thnologie. 376. halbuki gerilla açıklayıcı bir şekilde savaşmamayı sunmaktadır. Bu . Harbetmeme üzerine bir deneme (Essal sur la non-bataîlle) Yakın zamanda harp kavramına geri dönüş taktik nükleer silahların gelişmesi gibi teknik öğelerle açıklanmakla da 149 mesi içeride ve dışarıda «dayanak noktası» ile ilintili olan harbin şekillerinde. Buna rağmen. bölüm ve «gerilla bilimi». «manevra» ile «harp» arasında geleneksel bir ayrım (Bkz. Britannlca Ansiklopedisi. yahut da ani bir karşı koymanın ters-hızıdır (97). Penser la guerre. saplarıyla. İlk soru harp sorunudur ve aslında iki şıkkın ayrılmasını beraberinde getirir. anlatım çizgilerini bir kodda veya bir şekilde alırlar. daha yeni olarak. Ardarda üç soruna rastlayacağız: harp bir savaş nesnesi midir? Ama dahası: Savaş savaş makinasının 148 nesnesi midir? Ve sonuçta. yerleşik düzenlemeler ve devlet aygıtları filomu kapan bir işleme girerler. (96) Forbes'un kitabı. Dieterlen. bu aynı şekilde olmaz ve iki iletişim arasında bir simetri yoktur. Fakat diğer tarafta. harbin arandığı ve savaş makinası tarafından özellikle kaçınıldığı şık. savaşın kendisinin savaş makinasmın nesnesi olup olmadığı sorulur.alet ve silah yapıcısı ve hem yerleşiklerle hem de göçebelerle iletişim halinde olanıdır. Ama gerçekten konuşmak gerekirse (Foche ile yücelen bir kavrama göre) harbi nesne olarak alır gibi görünen savaştır. Bu iki şık hücum ve müdafa ile kesinlikle kesişmez. şekillerini ve bir anı içerir. Payot Yayınevi. Clausewitz (Savaşı Düşünmek. yeraltı geçişleriyle. Uzmanlaşma demir çağı ile daha da karışık bir hale girer ve göçebe-seyyar-yerleşik üleştirmeleri hemezamanh (simültane) olarak çeşitlenirler. harp ve harbetmemenin savaşın nesnesinin çifti olduğu söylenebilir. Herşeye rağmen savaşın eylem savaşı olarak ve topyekûn savaş olarak gelişmesi hücumda olduğu kadar müdafada da harp kavramını sorun haline getirir : harp etmemek şimşek hızının bir hücumunun hızını ifade edermiş gibi görünmektedir. 2) Eylem savaşı harbin önemini ve rolünü sorun haline koyma biçimi (daha o zamandan Mareşal Saxe ve Napolyon savaşlarında harp üzerine tartışma konusu olan soru). diğeri klasik organik. Raymond Âron. Ama. şüphesiz. bu bir çeşit atlamalarıyla. söküp çıkartıcı. delikleri beraberce çınlatırlar. Neticede. nesne teriminden gelmektedir. CIausewitz). «demirci» (blacksmith). cilt.ANLATIM_________ Delikli mekan (makînasal filom veya akım-madde) Seyyar Madencilik kaygan mekan Göçebe savaş makinası Önerme IX: Savaşın nesnesi zorunlu olarak harp değildir ve savaş zorunlu olarak savaş makinasmın nesnesi değildir. 122-131. Lawrence'mkidir (Les sept pSJlers) (Yedi Dayanak Noktası). Belit III: Göçebe savaş makinası seyyar madenciliğin yola değgin olanının bağlantılı içeriğinin biçimi gibi olan anlatım biçimi gibidir. hatta şıkkı çoğaltsak bile. hem de mineral çağında madenci tiplerinin çözümlenmesini yapar: «Madenci. JÇERİK ------:-----. Delik deşik mekanın kendisiyle. ve G. Fakat. bu dîssüazîf bir rol oynar ve konvansiyonel güçlerin yalnızca «manevra» veya «test etme» gücü kalır. geri dönüşleriyle. s. Metallurgy in Antiquity (Antik Çağ'da Madencilik) Brill Yay. «metalci» (vvhitesmith). ne müdafaayla ve ne de savaş savaşıyla ve gerilla savaşıyla kesişmeyen bir ölçüte göre. Hem madenciliğin değişik çağlarını. Göçebe düzenlemelerinin ve savaş makinası tarafmda. har-betmemenin yalnızca gerillaya bağlı olmayan bir tarihi vardır: 1) Savaş kuramında. Harbetmemenin De Gaulle'cü kavramı ve Gay Brossolet. teknolojik işlemi emek modeline uydururlar. Burada filomun hem zamanlı olarak iki değişik bağı olduğu söylenmiş olabilir: Daima göçebe mekanına bağlı olduğu halde yerleşiklerin mekanıyla bitişiktir. Ve bu anlamda veya diğer bir anlamında gerilla ve savaşın birbirleririnden yöntem aldıkları doğrudur (örneğin yeryüzü gerillalarının deniz savaşmdan eşindikleri sık sık söylendi). nükleer silahlar adına harbin eleştirisi. Gerilla bilimi «Foche'-un tersi gibi» sunulur ve harbetmemek kavramını geliştirir. hangi ölçüde savaş maki-nası devlet aygıtının 'nesnesi' olabilir? İlk iki sorunun belirsizliği. makinasal filom veya madeni çizgi her türlü düzenlemeden geçer: madde-hareketten daha çok yersizyurdsuzlaşmış hiç bir şey yoktur. çizgileriyle ve delikleriyle bir köksaptır. Griaule. Ne hücumla. Bkz. Bu nedenle soruyu iterek.E. bitişmelere tüm bir kavuşmanın ağaçvârî rejimini zorla kabul ettirirler. Estetik alanında Worringer (95) M. 3) Sonunda. ama üçüncüye nazaran bağımlılıklarını içerirler. Gallimard I. Tersine diğer yanda. hatta savaş ve harp zorunlu olarak (bazı koşullar altında) buradan ortaya çıksalar bile. maden-araştırmacısı.

(Örneğin çapulculuk savaşın özel bir şekli olacağı yerde başka bir nesne olmalıdır). yani ondan amaçlarına ve galibiyetine ve ölçülerine uygun bir şey meydana getirecektir? (aske-/rî kurum. Bu el koyma (kendine edinme) işlemi tarihî olarak o kadar çeşitlidir ki. devlet aygıtı savaş makinasınm kendine edinmeye başla152 dığmdan itibaren. Fakat devlet olayı hemen anlayıve-rir. Halbuki. bu savaş makinasmm pozitif nesneye karşı çıkan güçlere (çizikli) şehirlere ve devletlere çarptığından dolayıdır: Bundan böyle savaş makinasmın düşmanı olarak devlet. savaş makinasınsm «eki» olduğu söylenecektir. Bu. Böyle bir şeyin paradoks dolu karakterini yakalamak için savın tümünü gözden geçirmek gerekecektir: 1) Savaş makinası ilk hedefi savaş bile olmayan. veya ordu adı savaş makinasınm kendisi değil. Kuvvetli oldukları halde eski devletlerin ani yokolmalarınm tuhaf nedenleri içinden. ona sadece ikinci hedefi ek veya sentetik olan. Savaşın düşman güçlerinin ele geçirilmesi veya yok edilmesini sunduğu ölçüde (ister harbederek ister harbetmeden) savaş makinasmın nesnesi zorunlu olarak savaş değildir. sonra belki de en uç noktalara binmelidir ( yoketmek için yapılan savaş). ordunun devlet tarafından edinildiği şekle verilen addır). ama Musa da şüphe eden ve böyle bir ekin açınlamasınm üzerine geri çekilir. savaşın savaş makinasıyla ilişkisi zorunludur. savaş makinası savaşı ilk ve dolaysız hedef olarak almaya başlar ve «analitik» bir nesne halinde gözükmeye başlar (ve savaş harbi (savaşma) bir hedef olarak almaya yönelir). şehir. yani karşısına çıkan şehirleri ve devlet-biçimlerini yoket-mek. savaşın. ne de nesnesi olduğu. ama savaşta (yahut harbetmemede) kesinlikle harbe verilen role bağlı siyasî incelemeleri de içerir. Evrensel tarih açısından en büyük sorulardan biri şu olacaktır: Devlet nasıl savaş makinasmı kendine edinecektir. Bu savaş makinası daha o zamandan beri. bu savaş makinası işlevini ve doğasmı değiştirir. göçebelerden gelen eniştesinin örgütüyle bir savaş makinası kurmaya başlamasıdır. Öyleyse yahudi halkı şüpheyi tanır ve fazla güçlü olamamaktan çekinir. göçebelerin bir icadıdır. örneğin. devlet-biçimini yıkmak.3) Ama. savaş makinası savaşı hedeflemeye başlar ve savaş devletin amaçlarına boyun eğer. Eğer savaş zorunlu olarak burada ortaya çıkıyorsa. devletleri katetmek zorundadır. Öyleyse savaş sorunu. Çölü. 150 ardına gelmesini içerir. tersine buraları doldurmak gerekir. bir devletin diğer bir devleti yıkmaya çalıştığı ve ona amaçlarını kabul ettirmeye çalıştığı gibi tanımlayacaktır. savaş makinası göçebelerin bir buluşudur. savaş herhangi bir şiddet olarak. Musa'nın serüveninde olduğu gibi olacaktır: Mısır devletinden çıkıp çöle atılarak. bu mekanın yerini değiştiren ve insanlara bağlı hale getirendir: îşte tek gerçek etken nesnesi budur (no-mos). En eski devletlerin savaş makinalarına sahip olmadıkları görülür ve baskı bekinmeler üzerine kurulur (bu polis 151 ve gardiyanları içerir). çünkü savaş ma-kinası tözünde kaygan mekanı bu mekan ile feth eden. olan aslmda bunun tam tersidir.-çünkü artık göçebelere ve devleti yıkmaya uğraşanlara karşı yön alacak veya devletler arası ilişkileri. Ama daha genel olarak gördük ki. Musa ufak ufak ve an an savaşın bir makinasının zorunlu eki olduğunun farkına vanr. ama ona eşlik ettiği veya zorunlu olarak onu tamamladığı söylenecektir-. Kısaca. Kant gibi konuşmak gerekirse. Atilla'nın veya Cengiz Han'ın serüveni olumlu ve olumsuz nesnelerin birbiri kalmaz. bozkırı boşaltmaktan çok. çünkü savaş şehirleri. göçebe veya dışarıdan gelen bir savaş makinası-nın işe karışmasının varolduğunun tahmini yapılabilir. ama daha savaşı kendisine hedef edinmemiştir. Doğruların makinasıdır. Musa değil. Öncelikle savaş yapanlar devletler değillerdir: Şüphesiz. Savaş makinası işte burada savaş olur: Devletin güçlerini yoket-mek. doğanın evrenselliğinde bulunan bir görüngü değildir. göçebe yahudilerin eski geçmişinin esinlenmesiyle. Hatta bu ekin sıkıntılı dizilişinin açmlamasmda alındığı bile vâki olabilir. savaş makinası için ek nesne veya göçebe savaş makinasmm sentetiği olduğundan dolayı savaş onun kendisi için kararsızlıkla karşılaşır ve devlet aygıtı tersine savaşı ele geçirir ve böylece savaş makina-sını göçebelere karşı çevirir. Ve Josue savaşı üstüne alır. sırasıyla geri itilir ve devlet aygıtı-savaş makinası ilişkisine boyun eğer. bu göçebe savaş makinası eski devletlere karşı çıkar ve onları yokeder.kesinlikle açık değildir. Göçebenin kararsızlığı daima efsanevî bir şekilde sunulmuştur: Katedilen ve^ feth edilen toprakları ne . fakat aynı zamanda «sentetiktir» denilecektir (Sentez için Yahova lâzımdır). çünkü oraya öncelikle casuslar göndermek zorundadır (silahlı inceleme). Ve son olarak. birçok sorun arasında ayrım yapmak gerekir. işte. savaşın veya savaş makinasmın ne koşulu. 2) Devlet savaş makinasını kendine edindiği zaman. yıkmak için belirlendiği anlamda. savaş makinasının tam devlet tarafından edinildiği sırada. kent ve devletçi görüngü vardır ve amacı onları yoketmektir. Fakat savaş devletlerin asıl hedefi değildir. Birincisi işlemin olanaklılığmı içerir: İşte savaşm. Derrida gibi konuşmak gerekirse. Aristo gibi konuşmak gerekirse.

Askerlere veya ailelere toprak dağıtımı sorunu bütün devletlerde vardır ve bunun önemli bîr rolü içerdiği bilinir. sanayii altyapısıyla vb. (bu şekillerde mühendislerin işlemleri ve rolleri) bir rol oynadığı «alanın yeniden düzenlenmesinin» işlemine göre yeniden örgütlenmedir (99). feih edilen İmparatorluklarla göçebelerin bütünleşmesi kalmıştır: Göçebelerin boyun eğdikleri kaçınılmaz tehlike. ama diğerlerini unutmamak üzere. Bu Pax Mongolica'nın harikası olmuştur. Timurlenk en uç örnek olacaktır. 155 bu amaçları taşır ve ilerleyerek kayıtsız şartsız teriminden uçlara dek yakınlaşmaya meyillidirler. devletin amaçları mutlak savaşa nazaran iyi veya kötü «ileticidirler». Ve bu arada devletin bayındırlık işleri (98) Timurlenk ve Cengiz Han'ın esas ayrımları için Bkz. ama hem de kaleleriyle. devletin amaçlarına boyun eğmiş olan gerçek savaşlardır. Payot Yayınlan.R. göçebelerin devletlere karşı çevirdikleri savaş makinasmda olduğu kadar bir tehlike teşkil edebilir. ama sınırlanan koşullara daha yakın olarak yaklaşır ve sadece «ordunun gözetiminin» basitliğine kadar gidebilir») (100). feodalitede bu malikanenin ana birimi olacaktır. s. Claire Preux.S. En geçerli veya en genel ayrım belki de şu olacaktır : sadece savaş* makinasımn «gruplaşması» mı veya daha doğru söylemek gerekirse «ele geçirilmesi» mi söz konusudur? Savaş makinasımn devlet aygıtı tarafından kapılması aslında iki yoldan olur. incelemektedir. savaşçı toplumu hi-yerarşik gruplara ayırmak (dışarıdan gelen veya içeriden ortaya çıkan) veyahut tersine tüm sivil topluma ait kurallara göre oluşturmak. 3) Hakikî savaşlar iki kutub arasında oynarlar. 463. zorunlu olarak savaş makinasımn alanlaşma-sını verir. Savaş makinasını göçebelere karşı çevirmek en azmdan devlete. ya153 rarsız ve bir o kadar da ağır devlet aygıtmı dikmek zorunda kalan yine Timurlenk'tir (98). Ama başka bir tehlike daha vardır. Öğeleri birbirlerine bağlı yatay tarihî. stratejik iletişimleriyle. onun tam karşıtı olmuştur: Göçebelere karşı dönen muhteşem savaş makinasını kuran Timurlenk'tir. Ama daha o zaman tüm dünyada «sahte malikanelerin» temeli olmuştur ve özellikle Yunan uygarlığında Cleros ve Clerouquie'nin sahte-malikaneîeri. lojistik yapısıyla. Özel bir şekilde. Rene Gro usset. tersine.yapmalı? Onları çöle.N. yani çok çeşitli şekillere bürünebilen iç veya «sömürgeci» toprakların insanı. sınırlı savaş «daha az» değildir. Bkz. salt fikir düşmanın soyut bir . devlet aygıtının esas görüşlerine bağlı değişik verileri dikkate almak gerekir : alan.: Bu kollokyum özellikle vergi durumunu. bozkıra veya otlaklara mı terketmeli? Yahut dolaysız olarak onları kullanmaya yetkin devlet aygıtına mı bırakmak. Editions C. L'Empîre des steppes (Bozkır İmparatorlukları). bize çok önemliymiş gibi gözükmektedir. ekonomik veya siyasî olarak incelemeksizin ve başka bir tanımı olmadığı varsayılan düşmanı yenmek veya «yoketmek»). uzun zaman dayanmışlardır ve İmparatorluk merkezlerine boyun eğen bozkırlar boyunca tüm bir kaygan mekanı ellerinde tutabilmişlerdir. Ve orada da bir formülden diğerine geçme ve bağlama. bunlann her ikisi de devletin siyasetine bağlıdır : topyekûn savaşa dek gidebilen yoketme savaşı (yoketme (99) Bkz. Üçüncü tip sorun elde etme şekillerini içerir. çünkü. ikinci tip bir sorun savaş makinasımn ele geçirilişinin somut koşullarını içerir: Aynı topraktan olanlar mı paralı askerler mi? Meslekten ordu mu veya askerlik yoklaması ordusu mu? Özel güçler mi veya millî askere alma mı? Bu formüllerin hepsinin aynı değeri olmadığı gibi. emek veya kamu işleri. 154 bölümü. isterse bunlar uzun bir süre sonra. fikirsel olarak Clausewitz'in ölçütlerinden başka ölçütlerin olanağı sayesinde hakikî savaşlarla. ve her ne olursa olsun bunun gerçekleşmesini denemelerde şart haline tetirirler. bu arada. ordunun belirli bir rol oynamakla kalmadığı. L'âconomie royaie des Lagîdes (Lagit'lerde Kraliyet İktisadı). tüm toplumun veya bir kısmının boyun eğdiği sivil vergi çeşidini belirlerler. Bu savın tümünü Clausewitz'in formülüyle karşılaştırmamıza izin verilsin: «Savaş. 2) Veri olanlar. Ama vergi rejimleri. İlk olarak. ama oradan bu makin anm elde edilişinin boş biçimmiş gibi varolan. kayıtsız şartsız deneyde verilmeyen fikir olarak savaşın salt bir kavramı vardır (sosyal. bu da savaş makinasını ele geçirdiği sırada devleti tehdit eden tehlikedir (Tüm devletler bu tehlikenin ağırlığını ve bu el koymanm beraberinde getirdiklerini hissederler). siyaset ilişkilerinin başka şekillerdeki sürekliliğidir». örneğin Cengiz Han'a bağlı olanlar işgal edilen imparatorluklarla kısmî olarak bütünleşirken. tarihî. o Cengiz Han'ın takipçisi değil. ayrıca aralarında her türlü bileşim de mümkündür. Bu bakımdan. hem hizmetlerin doğasını hem de ordunun kendi bakımını sağlamak için. Geriye devlet aygıtı tarafından savaş makinasına el koyusun en güçlü etkenlerinden biri.. vergi geliri konuları. 495-496. Askeri bir kurumun veya ordunun ortaya çıkması.. s. bu aygıtın yeni hanedanları haline gelseler bile? Vadesi aşağı yukarı uzun vadeli. Bruxelles. Antik Dünyada Vergi ve Ordular (Armees et fîscalîte dans le monde Antîque). mutlak savaş ayrımı. kuramsal ve pratik bir bütünden ortaya çıkan bu formül bilinmektedir: 1) Mutlak savaş.

s. soyut olarak güncel olmayan ve gerçek bir şey olan göçebelerdir ve bu bir çok nedenden dolayı: İlk olarak. halbuki Clausewitz daha hâlâ ordulara ve dış politikaya önem vermekteydi: Clausevvitz'in bazı metinlerine karşın bu eleştiri genelde gerçektir. Ve bu uç savm Raymond Aron tarafından yorumu: Penser la guerre Cla-usewıtz. Ama daha doğrusu kendi tarafında devletin savaş makina-suıı kendine edinme fırsatını ve bu tersyüz edilmiş ma-kinannı dolaysız nesnesi savaşla çarpışma imkânını bulmadan (buradan göçebenin devletle bütünleşmesi daha başından. bu biçimi yıkmaya karşı olarak gelişen ve icat edilen. doğru olacaktır. bu bir fikirdir ve salt fikir kavramını elde tutmak gerekir. Topyekûn savaşın kendisi ondan daha korku verici bir .-Önce faşizminkini ki.şekilde yok edilmesi olmayacak. tüm halkı ve ekonomisini aldığında ortaya çıkar. Sorun. Napolyon savaş kod-Jarı topyekûn savaşın öğelerini hızlandıran bir dönüm noktasıdır. seferberlik vb. Ed. hem de savaşa maruz kalan» halk haline getirmektir (101). değişken sermayenin yatırımınıysa ahlâkî ve fizikî «hem savaşı yapan. taşımacılık. Topyekûn savaşın devletin siyasi emellerine boyun eğdiği ve devlet aygıtı tarafından savaş makinasmın ele geçirilmesini en yüksek derecedeki koşullarda geliştirdiği. iletişim. bunlar daha o zamandan beri savaş makinası üzerinde hareket etmektedirler. tereddüt buradan kaynaklanmaktadır. Ele geçirme işleminin ters döndüğü veya ona karşıt olabilen ve karşıt olarak kalabilen kısımlardan başka bir şey olmayan savaş makinasmı yeniden oluşturanın ve onu serbest bırakmaya çalışanların devletler olduğu söylenecektir. (Savaşa Dair) özellikle VII. kitap. Virilio. devletlerden «meydana gelen» bu dünyasal savaş makinası ardarda iki figür sunar. Ama aynı zamanda ele geçirilen savaş makinasmın amacı topyekûn savaş olduğu zaman ve bu düzeydeki bir bütünün tüm koşullarda amaç ve sonuç çelişkisine kadar gidebilen yeni ilişkilere girdikleri de doğrudur. olguda göçebeliğin verileri göçmenliğin. hatta kavramın aralığında bile olsa. isterse bu savaş makinası göçebelerce gerçekleştirilsin. Öyle ki. yola değgin olanın. fakat yoketme merkez olarak düşman (101) Ludendorff (Topyekûn Savaş). ama amacın kendisi sınırsız olur. fakat nesnesi savaş olmayan bir savaş makinasının fikri olacaktır ve bu savaşla ek veya gizil bir şekilde sentetik bir ilişki saklayacaktır. savaş makinasının ele geçirilmesidir. kendine has nesneleriyle nomos'un mekanı ve kompozisyonuyla fikrin icadı olacaktır. bu eleştiriyi Lenin'de ve bazı marksîstlerde görmek mümkündür. faşizm taslaktan başka bir şey değildir ve faşizm-sonra(102) J. 156 la ek olacak sentetik bir ilişkiyi gerçekleştirir. cilt. s. tersine fikre uygun bir içerik. Savaşta «iç politikaya» ve «halka» gittikçe daha fazla önem veren gelişmeyi dikkate alır. Bu ikili yatırımın sadece belli. özellikle 'niçin ikinci cins savaşlar'. Hatta bunlar iç politikadan ve halktan Ludendorffun anlayışından bambaşka bir anlam çıkarsalar da. kavramın arılığını pek bozmayan ama daima karışık veya cinslerin bileşimi olan nesneleri oraya sokan yolculuğun verileriyle karışır. De la güerre. Aslmda topyekûn savaş sadece yoketme savaşı değildir. Üç bakış açısı bakımından devletleri gelişmeye zorlayan da aynı tarihî meyildir: Kastlaşma biçimlerini tam manasıyla ele geçirme biçimlerine çevirmek. IFIammarion. birikim ve yoğunlaşma görüngüleri ortaya çıkarlar: Bkz. İkinci olarak. «sınırlı savaşın büyük döneminde (1640-1740) «topyekûn savaşı» belirlemesi gereken yatırım. Bir bakıma. göçebe savaş makinası. devlete karşı verilen mücadeleden beri. çünkü görmüş olduğumuz gibi.U. yatırım. göçebe savaş makinası zorunlu olarak devlet-biçimine. Alsatia. bazense kayıtsız şartsız savaş fikrini gerçekleştirmeye doğru gittiğini gösterdiği zaman ki. demek ki savaşın ortaya çıkarılmasından çok. göçebeliği kateden bir vektör olarak ortaya çıkar) bu sentetik bağı veya ek nesneyi gerçekleştiremez. Devlet savaş makinasını ele geçirdiği zaman onu kendi «siyasî» emellerine bağlı kılar ve ona savaş denilen dolaysız nesneyi sunar. Clausewitz'in bazen devletlerin siyasi amaçlarla şartlanmış savaşın topyekûn savaş olduğunu. 139. La guerre et le progres humaın (Savaş ve Beşerî İlerleme). Clausewitz'de olduğu gibi. Bazı yazarlar derinlemesine proletaryanın askerîkökünü ve özellikle sanayide olduğu kadar denizcilikte gösterdiler: Bunun için bkz. araç-gereç-lerle sanayiye ve savaş ekonomisine sokup. öyleyse. savaş(100) Clausewitz. Halbuki. o kendisinden başka hiç bir amacı olmayan sınırsız bir savaş eylemini oluşturur. 86-87. sınırlı savaşa ait koşullarda oluşması kapitalist eğilimin topyekûn savaşı geliştirmesini dayanılmaz kılan karakteridir (102). 158 sı figürü hayatta kalabilmenin veya terörün barışı olarak kendisine dolaysızcasına barışı nesne olarak alan bir savaş makinasının figürüdür. toprağı çepeçevre sarmayı arzulayan bir kaygan mekanı yeniden düzenler. sınırlı savaşı topyekûn savaş biçimine çevirmek ve amaçla nesnenin arasındaki ilişkiyi değiştirmek. bize hakikî savaşlar arasından biri olarak gözükmeyecek. Halbuki devletin savaşmı topyekûn savaşa dönüştüren faktörler kapitalizme sıkı sıkıya bağlıdır: Söz konusu olan sabit sermayenin yatırımını. Şimdi savaş makina-sı denetlemeyi. 157 devleti veya düşman orduyu almakla kalmayıp. aslında sonuç tamamen siyasidir ve devlet tarafından bu şekilde belirlenmiştir. 50-51. !. P. Nef'in gösterdiği gibi. Aslında fikir olarak. Vitesse et polîtique.

değişinimci makinalan belirleyen beklenmedik insiyatifleri yeniden yaratır dururlar. En korkunç yerel savaşları kendi parçalanymış gibi canlandırdığını veya canlı kıldığım gördük. 15-16. neticeyi yüklenen. yani yaratıcı bir kaçış çizgisini. bozguncu düzenin vb. millî savunmanın resmî veya gayrı-resmî metinlerinden daha şimdiden özümlenmiştir. halk savaşları ve devrimci mücadeleler bu töze uygunsalar. Essai sur la non-batailîe.. Eğer gerilla. Fakat töze uygun olarak gizli olanlar göçebeler değildir: Artistik. İşte burada Clausewitz'in formülü ters dönmektedir. yeni bir toprak için yollarını kazan ve yaşayan kaygan Savaş Makinası . ama «herhangi birinin bu yeni düşman» olabileceğini gördük. Ama bu savaş makinası daha başından beri onu diğer kutupla birleştiren iki taraflı olarak sunulup. s. yüklenir ve devlet artık bu yeni makina tarafından ele geçirilen araçlar veya nesnelerden başka bir şey değildir. devrimci. savaşı. ne de başka bir rejimi yeni bir düşman tipi olarak seçtiğini. Bu ikinci kutbu izleyerek. kuvveti ne olursa olsun. oluşan veyahut egemenlik ve örgütlenme planında dönen dayanıklılık planı ister iki çizgi veya iki plan arasındaki iletişini olsun. devletleri yeniden ele geçiren ve gittikçe siyasi işlevleri kabullenen savaş maki-nasını yeniden ortaya çıkaran devletlerin gerçek eylemlerini izlemek gerekir (103).. faşist ölümden daha korku verici olabilen bir barışı kendine nesne olarak sunduğunu gördük. gittikçe kuvvetlenen bir şekilde kurulduğunu gördük. iki defa değil bir kez gafil avlanabilen kontr-ge(103) Bu faşizmin «aşılması» için ve topyekûn savaş için ve Clause-vvitz'in formülünün ters çevrilmesinin yeni noktası üzerine. beklenmedik karşı çıkışların olanaklarını. Bu iki kutub arasında. 11 161 mekanlara değer kazandırır. iki çeşit savaş makinasmda çarpışan niceliklerin açılamayan karakterlerinin sorusudur. hatta ve özellikle ölüm açısından büyük bir fark vardır: Yıkım çizgisinde dönüp duran veyahut yaratıcı kaçış çizgisi. diğerinden birşeyleri ödünç alsın daima göze çarpan şudur: Toprağı kapamak ve çevrelemek için en kötü dünyasal savaş makinası kaygan bir mekanı yeniden oluşturur. Vriîio'nur* bütün çözümlemelerine bkz. uluslararası hukukun. Bu bütün savaş makiııasmın tözünü tanımladığı sırada..barış biçimine doğru gidilerek. «ideolojik» bir eylem belki de bir dayanıklılık planı. Ama toprak kendine has yersizyurdsuzlaşma kuvvetlerine. Savaş makinası en ufak «niceliklerle» kendine nesne olarak savaşı değil. Soru niceliklerinki değil. kaygan bir yer değiştirme mekanını bir filomla bağıntılı olarak çizdiği ölçüde gizil bir savaş makinası olabilir. kaçış çizgilerine. çünkü siyasöt savaşın başka amaçlarla bir devamını oluşturur diyebilmek için. Dünyasal savaş makinasının tıpkı bir bilim-kurgu anlatımında olduğu gibi. kendi amaçları için kullandıklarında. isterse herbiri diğeriyle beslenedursun. bölüm. dünyasal düzeni alıp. diğer kutba doğru yönelse de bu sadece onun bu şekilde icad edilmiş olduğunu tarihî olarak göstermenin endişesi yüzündendir. parça parça olsa da. topyekûn savaş. Özellikle I. halkçı. ama iki kutba göre. yani sabit sermaye (materyal ve zenginlikler) ve insanî değişken sermayeyi. Buna rağmen devletin veya dünyanın savaş makinasmm koşullarım. 159 rillanm öğelerini yücelttiğini gördük. siyasî. törel. Halbuki burada alındığı her biçimde. azınlıkçı.. tözü sadece «ek» olduğundan çok daha gerekli bir nesne olarak almalarından dolayıdır: En azından organik olmayan yeni sosyal ilişkiler olsa bile aynı anda başka bir şey yaratmak koşuluyla savaş yapabilirler. devletlerin bu dünyasal parçaları elan düzeni dünyanın ufkuymuş gibi fırlatıp atsa da.) iktisadî. Önemli olan ilk kuramsal öğe olan savaş makinasmm çok değişik anlam taşımasıdır ve aslmda savaş makînasının savaşla son derece değişik bağları vardır.F. Savaş makinası kendisi üzerine neticeyi. aşılmıştır. Makinayı ele geçiren ve savaştan kendine iş . Bu karakterler bütününü tamamlayan göçebe değildir. Beiitseİ kavram olan «herhangi bir düşman» polis ve hukuk alanının.» çağırılmayan maddî baltalayıcı veya çok şekle bürüne-biîen insanî Kaçak (104). ama yaratıcı kaçış çizgisinin izini ve bu kaygan mekanın kompozisyonunu aldığında diğer kutub bize topyekûnmuş gibi gözükür. göçebeyi tanımlayandır. L'insĞcurite du temtoîre (Alanın Güvensizliği). Savaş makinasının iki ayrı kutbunu tanımlamaya çalıştık : birincisine göre savaş makinası savaşı nesne olarak alır ve onu evrenin en uç sınırlarına dek uzatabilen yıkım çizgisini biçimlendirir. savaş bu makinayla (104) Guy Brosseiet. bilimsel.. Savaş makinası tek biçimde tanımlanamaz ve yükselen güçlerin niceliğinden çok başka şeyleri içermektedir. ama devlete karşı ve devletler tarafından ifade edilen dünyasal belite karşı yönelen ek ve sentetik nesnesiyle de karşılaşır. dünyasal örgütlenmede.. gerçek harekete göre devletlerin savaş makinasmı ele geçirip. Herhangi bir düşmanm tanımı bunun şahididir. Göçebelerde böyle bir savaş makinasınm icadını bulduğumuzu sandık. yönlendirici ve daima hazır (. azınlıkların savaşları. ama yalnızca. sınırlı savaş. bu makinayı ele geçiren devletlerin tüm şartlarını temsil eder. «çok biçimli. 160 rastlaşır.. savaş makinasının öngördüğü tözü temsil etmez. Şüphesiz bugünkü durum ümitsizdir. kendine ne yeni bir devleti. şu ya da bu anlamda sözcükler ağıza alınabilirmiş gibi sözcükleri ters çevirmek yeterli değildir.

bağımsızlık. Guatrari'yî ve diğer dostlarını. ordusu ve iktidarı vardır Bunlar dışarıdan olan savaş makınasından bir ıçerıdenlık oluştururlar Devlet egemenlik demektir ve savaş makınasını içme aldığı olçude hukum sürebilir Devlet ideolojisini yüklenen kamu profesörlerine karşı nooloji özel düşünürlerin eylemidir Kierkegaard. ne modeli. İkili olarak düşüncenin nasıl ileriye götürüldüğünü gösteren bu kitapta diyalog iki kişi arasında sahtedir. devletin ise savaş makınasını ele geçirdikten sonra ondan oluşturduğu polisleri. söz sayesinde. koksap. onların zaten başından beri varolduklarını (Ur Devleti) ve bunun yanında devlete karşı olan toplumların da devletsiz toplumlar olduklarını belirtirler Göçebenin hızı ve noolojisi. devletle birlikte vardır. örgütlenme biçimlen vardır Devletin kamusal reklamına karşı göçebelerin gizlen. oluşlarım sorunu coğrafyadır. şimdiki zamana aittir. Belleği kaybetmek: bloklar ortaya çıkarmak gerekir Bloklar anonimdir. Manc'cı «AsyagiU formasyonu yeniden gündemdedir. ayrı bir işlevleri. Foucault'nun Maurıce Blanchot için söylemiş olduğu gibi Düşünceden bir savaş makınası ortaya çıkarmak budur Burada düşünce bir vampir gibidir. Kendi kendine yeterlilik. Nietzsche "bozkır veya çöllerde" otururlar Onlar "dışarısının düşüncesini1 ortaya çıkarırlar. onun ne imgesi. Devlet yazı sayesinde varolmaz. . otarşi. Devlet an-îambilimsel olarak imleyeni ve üst-kodlayam oluşturur. GILLES DELEUZE CLAIRE PARNET DİYALOGLAR Diyaloglar Debuze'ün Claire Parnet ile gerçekleştidiği anonim bir yazıdır. Tüm bu tartışmalar sosyal tarihe yeni bir boyut kazandırmakta ve yeni eleştirilere açılmaktadırlar.. yersızyurdsuzlaşma. Deleuze Parnet'yî. çokluklar. Devleti yapan üretim biçimi değildir. Hep iki kutupluluk vardır ve herşey ikisinin arasında geçer. Eir kadm-oluş veya bir hayvan-oluş cinsiyetlerin ve türlerin farkından çok daha önemlidir. bellek geçmişe değil. Fou-cault'yu. eski Yunan şehir devîet-toplum ilişkilerini devletin «kapma» aygıtı açısından incelerler. ilkel komünlerin önceden varlığı. herbırı birer şiddet alanını oluşturur. devletlerin ideolojilerine ve ağırlıklarına karşı konulur Aslında göçebeler devletli toplumlardan geri olmadıkları gibi. Diyalog iki kişî arasında değil.. çizgiler arasında.ve nesne oluşturan aygıtlara karşı savaş makinaları oluşurlar: Egemenlik veya kapma aygıtlarının büyük kesişmelerine karşı savaş makinaları zincirlemelere önem verirler. Parnet Deleuze'ü anlatırken yazarlar ortadan kalkarlar. Bu bir oluştur Tarih unutulur. Her zaman şimdiki zamanda işev görür. Tarihi evrimcilik sorgulanır. etnologların düşünden başka bir şey değildir. Bu yüzden ekonomik bir evrimcilik olanaksızdır: «Avcı-hayvan yetiştirici-tanmcı-sanayici» bir evrimin kollarını oluşturmazlar. KAPİTALİZM VE ŞİZOFRENİ 1 GÖÇEBEBİLİMİ İNCELEMESİ: SAVAŞ MAKİNASI GILLES DELEUZE FELIX GUATTARI Göçebebilimi İncelemesi'nde Deleuze ve Guattarı devletlerin bir evrim sonucu ortaya çıkmadıklarını. devrimin geçmişi veya geleceğinden daha önemlidir. tersine devlet üretimden bir biçim oluşturur. dil sayesinde varolur. bölümler arasında yahut kısımlar arasındadır. ne de yapılacak bir kopyası vardır Bu düşünce devletin "purtuklu mekanına" karşı 'kaygan mekanın" oluşturulmasıdır Oluşlar. Çünkü komünler. as* hnda. Makina-sal bir hizmetçileştirme sistem! geçerlidir. Bir devrîmci-oluş. 162 GILLES DELEUZE FELIX GUATTARI KAPİTALİZM VE ŞİZOFRENİ 2 BİN YAYLA Kapma Aygıtı Bu kitapta yine Dumezil'in tezlerinden yola çıkan Deleuze ve Guattari eski Hint-Avrupa mitologialarında.